Ziya Paşa, bu bendinde Osmanlı yönetimindeki yozlaşmayı, yöneticilerin halka zulmetmesini, yargıdaki tarafgirliği, rüşveti ve ikiyüzlülüğü sert bir dille eleştirmiştir. Şair, adaletin tarafsızlık, dürüstlük ve vicdan ilkelerine dayanması gerektiğini vurgulamış; hâkimin aynı davada taraf, tanık veya yürütücü konumuna düşmesini adaletin inkârı olarak nitelemiştir. Rüşvetle elde edilen serveti ahlaken değersiz saymış, insan olmanın ölçüsünü ise başkalarının acılarını paylaşmak, kötü niyetten uzak durmak ve kişi kendi çıkarı söz konusu olduğunda dahi adaletle hareket etmek şeklinde tanımlamıştır. Toplumsal yozlaşmayı anlattığı bu ünlü eserinde, büyük rüşvet alan güçlü kişilerin el üstünde tutulduğunu, küçük hırsızların ise cezalandırıldığını hür bir dille hicretmiştir.
TERKÎB-İ BEND
Gadr ede reâyâsına vâlî-i eyâlet,
Bir eyalet valisi (yönetici), yönetimi altındaki halka zulmederse,
Dünyâda vü ukbâda ne zillet ne rezâlet.
Bu, dünyada da ahirette de büyük bir alçaklık ve rezalettir.
Lâyık mıdır insân olana vakt-i kazâda,
Hüküm verme zamanında gerçek bir insana yakışır mı,
Hak zâhir iken bâtıla hükm ile imâlet?
Hakikat apaçık ortadayken hükmü bâtıla (haksızlığa) çevirmek?
Kâdı ola da’vâcı vü muhzır dahî şâhid,
Hâkim aynı zamanda davacı, mübaşir ve şahit olursa,
Ol mahkemenin hükmüne derler mi adâlet?
O mahkemenin verdiği hükme adalet denilebilir mi?
Ey mürtekib-i har bu ne zillet ki çekersin,
Ey rüşvet alan eşek! Bu nasıl bir alçaklıktır ki katlanıyorsun,
Birkaç guruşa müddet-i ömrünce hacâlet.
Birkaç kuruş uğruna ömrün boyunca utanç çekiyorsun.
Lâ’net ola ol mâle ki tahsîline ânın,
Lanet olsun öyle mala ki onu kazanırken,
Yâ dîn ola yâ ırz u yâ nâmûs ola âlet.
Ya din, ya iffet ya da namus araç edilmiş olsun.
Âdem olanın hayr olur âdemlere kasdı,
Gerçek insanın amacı insanlara iyilik etmektir.
İnsanlığa insanda budur işte delâlet.
İnsanda insanlığın en açık göstergesi işte budur.
İnsan ona derler ki ede kalb-i rakîki,
İnsan denilen kimse, yumuşak ve merhametli bir kalbe sahip olandır.
Âlâm-ı benî-nev’ ile kesb-i melâlet.
Bütün insanlığın acılarıyla kederlenen kişidir.
Âdem ona derler ki garazdan ola sâlim,
İnsan denilen kimse, kin ve kötü niyetten uzak olandır.
Nefsinde dahî eyleye icrâ-yı adâlet.
Kendi nefsi söz konusu olduğunda bile adaletle davranandır.
Sâdık görünür kisvede erbâb-ı hıyânet,
Hainler dış görünüşte sadık insanlar gibi görünebilir.
Mürşid sanılır vehlede ashâb-ı dalâlet.
Sapkın kimseler bile bir an için doğru yolu gösteren kimseler sanılabilir.
Ekser kişinin sûretine sîreti uymaz,
Çoğu insanın dış görünüşü, gerçek karakteriyle uyuşmaz.
Yâ Rab! Bu ne hikmettir, İlâhî! Bu ne hâlet!
Allah’ım! Bu nasıl bir hikmet, bu nasıl bir hâldir!
Ümmîd-i vefâ eyleme her şahs-ı dagalde,
Her sahtekâr kişiden vefa bekleme.
Çok hâcıların çıktı haçı zîr-i bagalde.
Nice hacı görünen kimselerin koltuğunun altından haç çıktı; yani göründükleri gibi olmadıkları ortaya çıktı.