Sıkıyönetim veya tarihsel kullanımıyla örfî idare, savaş, ayaklanma, yaygın şiddet hareketleri veya kamu düzeninin ciddi biçimde bozulduğu olağanüstü durumlarda uygulanan özel yönetim ve hukuk rejimini ifade etmektedir. Sıkıyönetim ilanı, sıkıyönetim komutanlığı, askerî makamların yetkileri, sıkıyönetim mahkemeleri, askerî yargı, temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamalar ve bu rejime ilişkin hukuki düzenlemelerle ilgili kavramlar farklı dönem ve ülkelerde farklı biçimlerde uygulanmıştır. Olağanüstü hâlden farklı olarak sıkıyönetimde belirli yetkiler askerî makamlara verilmekte ve bazı dönemlerde sıkıyönetim mahkemeleri gibi özel yargı kurumları oluşturulabilmektedir. Osmanlı hukukunda örfî idare, 1876 Kanûn-ı Esâsî ile anayasal bir çerçeveye kavuşmuş; 1877 tarihli İdâre-i Örfiyye Kararnâmesi ve sonraki düzenlemelerle geliştirilmiştir. Türkiye’de Cumhuriyet döneminde sıkıyönetim 1925’ten 1987’ye kadar farklı tarihlerde; ayaklanma, toplumsal olaylar, savaş koşulları, darbe ve darbe girişimleri ile yaygın şiddet hareketleri gibi çeşitli gerekçelerle uygulanmıştır. Sıkıyönetimin hukuki çerçevesi 1940 tarihli 3832 sayılı Örfî İdare Kanunu ve 1971 tarihli 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu başta olmak üzere çeşitli anayasal ve yasal düzenlemelerle belirlenmiş; sıkıyönetim dönemlerine ilişkin kanunlar, kararnameler, sıkıyönetim komutanlıkları, mahkemeler, askerî yargı kararları, uygulamalar ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemeler Türkiye’nin hukuk tarihinde önemli bir yer tutmuştur. Sıkıyönetim rejimi 2017 anayasa değişikliğiyle Anayasa’dan çıkarılmış, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu ise 2018 yılında yürürlükten kaldırılmıştır.
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.