Yapay Zekâ Çağında Sosyal Öğrenme Teorisine Dayalı Usta–Çırak Metoduyla Avukatlık Eğitimi

YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA SOSYAL ÖĞRENME TEORİSİNE DAYALI USTAÇIRAK METODUYLA AVUKATLIK EĞİTİMİ – Avukat Fahrettin Kayhan

Bilişim çağından sonra son yıllarda yapay zekâ çağından bahsedilir olmuştur. Yapay zekâ verileri benzeri görülmemiş hızlarda işleme ve analiz etme yeteneğiyle hukuk meslekleri de dâhil olmak üzere birçok endüstriyi dönüştürerek çeşitli sektörlerde sıçrama yaratmıştır. Yapay zekânın hukuk sektörüne entegrasyonu, sadece hizmet süreçlerini değil, aynı zamanda hukuk profesyonellerinin, müvekkillerin ve yargı organlarının deneyimlerini dönüştürüyor. Yapay zekâ sözleşme incelemelerine yardımcı olmaktan hukuki araştırmalara kadar, değerli bir araç olduğunu kanıtlamıştır. Hatta yapay zekânın hukuk mesleklerinin yerini alacağı, avukatlık ve yargıçlık başta olmak üzere hukuk mesleklerinin tarihe karışacağı endişesi sıklıkla dile getirilir olmuştur. Orta vadede bu öngörü imkân dâhilinde olsa bile, yapay zekânın insan avukatların yerini tamamen alacağı fikri şimdilik gerçekçi bir tahmin olmaktan uzaktır.

Hiç kuşkusuz yapay zekâ; hukuka erişimin artırılması, hukuki danışmanlık hizmetlerinin kapsam ve hızının artması ve maliyetinin düşmesi, hukuki belge ve sözleşmelerin hazırlanması, davaların analizi ve strateji geliştirme, mahkeme kararlarının tahmin edilmesi gibi birçok konuda hukukçulara destek olmaktadır. Ancak, hukuk mesleği, kişileri yargı organları önünde savunmak, insan gereksinimlerini anlamak ve karmaşık kişilerarası etkileşimde rol almak gibi temelde beşeri sorunlarla ilgilidir. Yapay zekâ, hukuk profesyonellerine birçok yönden yardımcı olabilirken, insan dokunuşunun yerini alamaz. Hukuk mesleklerinde üstlenilen roller, yapay zekânın şimdilik sağlayamayacağı bir düzeyde insan etkileşimi ve duygusal zekâ gerektirir.

Hal böyle olmakla birlikte, içinde bulunduğumuz çağda hukukçuların yapay zekâyı rakip olarak görmeyip, ondan bir yardımcı olarak etkin olarak yararlanmaları bir zorunluluktur. Yenilikleri benimsemekte geride kalanlar, yeniliği geç benimseyenler sistem dışı kalmaya mahkûm olacaklardır. Yapay zekâ, hukuk profesyonellerine ve öğrencilere yönelik eğitim materyallerini kişiselleştirerek en güncel hukuki gelişmeler ve mevzuat değişikliklerine erişimi hızlandırmaktadır. Bu, sürekli öğrenme sürecini destekleyerek hukuk pratiğine uyum sağlamayı kolaylaştırıyor. Bu nedenle yapay zekâ, hukuk eğitiminde de vazgeçilmez bir araçtır.

Yapay zekânın avukatlık eğitimine sağladığı en önemli katkı, öğrenme süreçlerini bireyselleştirme kapasitesidir. Öğrenci, bu süreçte kendi hızında ilerleyebilir ve anlık geri bildirim alabilir. Ayrıca karmaşık hukuki meselelerde farklı bakış açılarını görme imkânı bulabilir. Bunun yanında, yapay zekâ destekli analiz araçları öğrencilerin karşılaştırmalı hukuk perspektifi geliştirmesine de katkı sunabilir. Farklı hukuk sistemlerine ilişkin metinlere hızlı erişim, küresel hukuk pratiğine uyum açısından önemlidir. Ancak bu eğitim fırsatları, öğrencinin pasif tüketiciye dönüşmemesi koşuluyla anlam kazanır. Eğitim sürecinde temel amaç, teknolojiyi kullanabilen ama teknolojiye bağımlı olmayan hukukçular yetiştirmektir.

Yapay zekâ çağında meslekte “ustalık” da tartışılır olmuştur. Hukuksal enformasyonun ve teknolojinin ışık hızında değiştiği bu dünyada, ustalığın kıdemle ölçülemeyeceği bir dönüşümü yaşıyoruz. Değil yapay zekâyı kullanmak, UYAP portalını bile etkin olarak kullanamayan, çağdaş araştırma araçlarından yararlanmasını bilmeyen kıdemli bir avukat, avukatlık eğitiminde ne kadar ‘usta’ olarak nitelenebilir? Teknolojiyi etkin kullanamayan avukat, çok erken yaşlanacak ve sistem dışı kalacaktır. Yapay zekâ çağında tecrübenin anlam ve değeri de değişmiştir. Tecrübe, büyük ölçüde yeniliklere uyum becerisi ile ilintili hale gelmiştir. Geldiğimiz noktada çağa uyum sağlamış, teknolojiden etkin şekilde yararlanan beş yıllık bir avukat, otuz yıllık bir avukattan daha tecrübeli sayılabilir. Yenilikleri takip etmeyen bir avukatın bilgileri birkaç yıl içinde eskiyecek ve avukat sistem dışı kalacaktır.

Avukatlık eğitimi, yalnızca hukuki bilginin aktarımından ibaret olmayıp; mesleki reflekslerin kazandırılması, etik değerlerin içselleştirilmesi ve stratejik düşünme becerisinin geliştirilmesini de kapsayan çok boyutlu bir süreçtir. Bu yönüyle avukatlık eğitimi, tarihsel olarak usta–çırak modeli üzerine inşa edilmiştir. Yapay zekânın hukuk alanında giderek daha fazla kullanılması ise bu modelin geçerliliğini yitirdiği değil, aksine yeniden tanımlanması gerektiği gerçeğini ortaya koymaktadır.

Yapay zekâ destekli araçlar; hukuki araştırma, içtihat taraması, metin analizi ve belge hazırlama gibi alanlarda hız ve verimlilik sağlamaktadır. Ancak bu araçların avukatlık eğitiminde etkin ve sağlıklı biçimde kullanılabilmesi, usta–çırak ilişkisinin merkezde tutulmasına bağlıdır. Zira yapay zekâ, hukuki bilgiye erişimi kolaylaştırsa da, hukuki muhakeme, mesleki sezgi ve etik değerlendirme yetisini tek başına kazandıramaz.

Usta–çırak modeli içerisinde yapay zekânın en işlevsel kullanımı, yardımcı ve tamamlayıcı bir rol üstlenmesiyle mümkündür. Eğitim sürecinde çırak (stajyer avukat), dosyayı öncelikle kendisi incelemeli; olay, delil ve hukuki sorun ayrımını yaparak ilk değerlendirmesini oluşturmalıdır. Yapay zekâ bu aşamada, dosyanın özetlenmesi, benzer içtihatların bulunması ve olası hukuki risklerin işaretlenmesi gibi destekleyici işlevler görebilir. Ancak bu çıktılar, ustanın rehberliği ve denetimi olmaksızın kesin doğru olarak kabul edilmemelidir.

Dilekçe yazımı eğitimi bakımından da benzer bir yaklaşım benimsenmelidir. Yapay zekânın doğrudan dilekçe yazan bir araç olarak kullanılması, çırak açısından eğitici olmaktan ziyade köreltici bir etki yaratabilir. Etik ve pedagojik açıdan doğru olan yöntem; çırağın dilekçeyi bizzat kaleme alması, yapay zekâdan yalnızca dil, sistematik ve alternatif argümanlar konusunda destek alması, nihai değerlendirme ve yönlendirmenin ise usta tarafından yapılmasıdır. Bu sayede çırak, yalnızca “nasıl yazıldığını” değil, “neden o şekilde yazılması gerektiğini” öğrenir.

Hukuki araştırma ve içtihat çalışmaları bakımından yapay zekâ, geniş veri havuzlarını kısa sürede tarayabilme avantajı sunmaktadır. Ancak hangi içtihadın somut olay bakımından anlamlı olduğu, hangi kararın uygulamada karşılık bulacağı ve hangi argümanın stratejik olarak öne çıkarılması gerektiği gibi hususlar, ancak ustanın deneyimiyle öğretilebilir. Bu noktada usta–çırak etkileşimi, yapay zekâ çıktılarının eleştirel süzgeçten geçirilmesini sağlayan temel mekanizmadır.

Yapay zekâ çağında modern usta–çırak ilişkisinin bir diğer önemli boyutu, birlikte öğrenme ve tersine mentörlük sürecidir. Genç avukatların ve stajyerlerin teknolojik araçlara daha hızlı adapte olabilmesi, kıdemli avukatların ise mesleki deneyim, strateji ve etik konularda derin bilgiye sahip olması, karşılıklı bilgi paylaşımını zorunlu kılmaktadır. Bu durum, klasik tek yönlü eğitim anlayışından farklı olarak, usta ve çırağın birlikte geliştiği dinamik bir modeli ortaya çıkarmaktadır.

Sonuç olarak, yapay zekâ çağında avukatlık eğitiminde usta–çırak modelinin terk edilmesi değil, yapay zekâ araçlarıyla güçlendirilmesi gerekmektedir. Yapay zekâ, eğitimin öznesi değil; ustanın rehberliğinde kullanılan bir araçtır. Mesleki sorumluluğun devredilemezliği, insan denetimi ve etik ilkeler korunarak kullanılan yapay zekâ, avukatlık eğitimini niteliksel olarak ileri taşıyabilecek önemli bir imkân sunmaktadır.

Teknolojik gelişmelere rağmen usta–çırak metodu halen değerli ve geçerli bir eğitim modelidir. Model çırağa, yapay zekânın henüz veremeyeceği, mesleki refleks kazandırır, etik ve meslek kültürü aktarımı sağlar, stratejik düşünmeyi öğretir ve gerçek dünyaya adaptasyonu hızlandırır.

Ustaçırak Etkileşiminde Birlikte Öğrenme Süreci (Tersine Mentörlük Uygulaması)

Yapay zekâ çağında usta–çırak etkileşimi, ustanın çırağı yetiştirdiği tek yanlı bir etkileme olmaktan çıkmıştır. Yapay zekânın imkânlarından da yararlanarak birlikte öğrenme yöntemlerinin geliştirilmesi bir zorunluluktur. 38 yıllık bir avukat olarak yapay zekâ ile ilgili teknik bilgileri 2 yıllık ve 4 yıllık kıdemi olan üstatlarımdan öğrendim. Stajyerlerimden öğrenmeye de devam edeceğim. Yazıhanemizde öğrenci stajı yapan Ekin Ozan Özşahin ve Merve Erbaş meslektaşlarımla yapay zekâdan etkin bir şekilde yararlanma konusunda fikir birliğine vardık. Bu konuda öğrendiklerimizi karşılıklı olarak paylaşacağız. Önceliğimiz “yapay zekâ okuryazarlığımızı” geliştirmek. Ama çalışmalarımızda araştırma ve analiz süreçlerimizi tamamen yapay zekâya devretmek gibi bir niyetimiz kesinlikle yok. Çalışmalarımızda “Yapay zekânın İnsan denetimli kullanımı” ilkesiyle hareket edeceğiz.

Günün Sonunda

Stajyerlerimize Konya Barosu avukatlarından Avukat Ahmet Kerem ÇAKIN üstadımızın Avukatlar İçin Yapay Zekâ ile Dilekçe Yazımı adlı Seçkin Yayıncılık’tan çıkan kitabı birlikte çalışmak üzere armağan ettik.

İlgili Konular

Daha Fazla

    Geçen Hafta Popüler

    İstiklal Mahkemesi Kararı: İskilipli Atıf Hoca

    İstiklal Mahkemesi Kararı: İskilipli Atıf Hoca İskilipli Atıf Hoca'nın Ankara...

    Misak-ı Milli Kararları

    Misak-ı Milli, Milli Misak, Milli Yemin ve Ulusal Ant...

    Milletvekili Seçilme Yeterliliği

    Milletvekili Seçilme Yeterliliği için sahip olunması gereken şartlar Anayasa'nın...

    İran İslam Cumhuriyeti Anayasası

    İran İslam Cumhuriyeti Anayasası, 3 Aralık 1979 tarihinde yapılan...

    Öldürülen Hukukçular

    Öldürülen Hukukçular Cumhuriyet Savcısı Nihat Gerçek Tokat’ın Niksar ilçesinin Cumhuriyet Savcısı...

    Popular Categories