12 Kızgın Öfkeli Adam

12 Öfkeli Adam  (12 Kızgın Adam) / Avukat İhsan Berkhan 

Yönetmen: Sidney Lumet,

Yapım Yılı: 1957

Ülke: ABD

Süre: 96 dk.

Oyuncular: E.G. Marshall, Jack Klugman, John Fiedler, Lee J. Cobb, Martin Balsam, Edward Binns, Jack Warden, Henry Fonda, Joseph Sweeney, Ed Begley, George Voskovec, Robert Webber.

 “12 Öfkeli Adam (12 Angry Men), cinayetle suçlanan bir genç hakkında karar vermek zorunda olan 12 jüri üyesinin dramatik karar sürecini anlatan etkileyici bir film. Latin Amerikalı genç bir adam, babasını öldürdüğü gerekçesiyle cinayetle suçlanır ve bu suçlamalar ciddi kanıtlarla desteklenmektedir. Cinayetin işlendiği odada bulunan bıçak, sanığın kaybettiğini söylediği bıçakla eşleşir. Sanığın savunması zayıf ve tanıklar aleyhine ifade vermiştir. Eğer sanık suçlu bulunursa, idam cezasına çarptırılacaktır. Jüri ilk oylamasında sadece sekiz numaralı jüri üyesi Davis, sanığın suçsuz olduğuna inanmaktadır. Diğer jüri üyelerini ikna etmeye çalışırken, her birinin ‘suçlu’ kararının arkasındaki kişisel motivasyonlar ortaya çıkar. Yabancı düşmanlığı, kanuna aşırı güven, çoğunluğa uyma ve geçmişle hesaplaşma gibi nedenler, jüri üyelerinin kararlarını etkileyen unsurlar olarak öne çıkar. 12 Öfkeli Adam, insan psikolojisinin derinliklerine inen, adalet sistemi ve ön yargılar üzerine güçlü bir yorum sunan, sinema tarihinin en önemli filmlerinden biridir. Bu klasik yapım, izleyicilere hem gerilim dolu anlar yaşatır hem de düşündürücü bir hikaye sunar.“

12 angry men. - avukat ihsan berkhan

Bu kült Film, internette birçok web sitesinden izlenebilir. Filmin Rus versiyonunun çekildiğini de duymuştum ama henüz izlemedim.

Yıllar önce izlemiştim bu filmi, tiyatrosunu da. Bugün uygun bir zamanım vardı, tekrar izlemek istedim ve izledim. “12 kişilik jüride 1 kişinin sanığın suçsuzluğuna  diğerlerini  nasıl ikna ettiği“ şeklinde hafızamda kodlanmış bu filmi bugün izlediğimde evet o bir kişinin sözleri ile, duruşu ile, stratejisi ile belirgin bir yönlendiriciliği olsa da her bir jüri üyesinin ve her bir aşama ve oylamanın da sanık hakkında “suçlu” diyen insanlar üzerinde etkili olduğunu daha net anlamış oldum. Filmi izlememiş olanlara özellikle hukukçulara mutlaka izlemelerini öneririm. İkinci kez izleyecek olanlar da benim gibi daha çok dersler çıkaracaklardır, eminim.

Film, duruşmanın sonunda, hakimin jüri üyelerine yaptığı konuşma ile başlıyor. “Şimdi göreviniz, oturup gerçeklerle yalanları birbirinden ayırmaktır. Bir adam öldü, diğerinin hayatı söz konusu. Herhangi bir mantıki şüpheniz varsa, ne olursa olsun bana  ‘suçlu değil’ kararını iletmenizi; aklınızda bir şüphe yoksa ve kesin olarak sanığı ‘suçlu’ bulursanız da kararınızı iletmenizi istiyorum. Ancak kararınız ne şekilde olursa olsun oybirliği ile olacağını unutmayınız”.

Jüri Sistemi

Jüri üyelerinin müzakere için toplandığı oda çok sıcak, vantilatör çalışmıyor. Camlar açılıyor, sigaralar yakılıyor.  Bir kişi hariç herkes bir an önce oylamayı yapıp, bu sıcak ve bunaltıcı odadan bir an önce çıkmak istiyor. Bir jüri üyesi duruşmanın da avukatlar yüzünden çok uzadığından şikayet ediyor. “Ben bir an önce çocuğu asardım, her şey belli çünkü, uzatmanın anlamı yok” diyor. “bu akşam bowling maçı var, bu işi çabuk halledelim” diyor. Jüri üyelik sırasına göre oturmayı kabul ediyorlar. Oturumun başkanı olan jüri üyesi “kural koymaya  niyetim yok, önce konuyu tartışalım sonra oylamaya geçelim” diyor.

Jüri üyelerinden birisi “Bu çocuk, gözünü bile kırpmadan babasını öldürmüş, hemen oylayalım, daha çabuk biter” diyor. ”Hepimiz suçlu bulursak sanığı elektrikli sandalyeye yollayacaklar” diyor diğeri. Başkan bunun üzerine  kararın 12 ile alınmasını hatırlatarak oylamayı başlatıyor.  Bu birinci oylamada:11 kişi “suçlu”,  1 kişi “ suçlu değil” diyor. “Suçlu” diyenlerin çoğu “suçlu değil” diyene yükleniyor. “Hep bir sorun çıkar zaten”, “Sizce çocuk  masum mu?”. Sanık hakkında suçlu demeyen kişi bu soruyu “bilmiyorum” diye yanıtlıyor. “100 yıl geçse de fikrimi değiştirmeyeceğim” diyor suçlu bulanlardan biri, “Beyzbol maçına  bileti olduğunu söylüyor” diğeri. “Beyzbol maçı saat akşam 8 de, daha 3 saat zamanımız var” diyor, 11 kişiden farklı düşünen  Jüri üyesi ve ekliyor “Bu çocuk hayatı boyunca eziyet görmüş, annesi 9 yaşında iken ölmüş, babası dolandırıcılıktan hapse girince 1,5 yıl yetimhanede kalmış , öfkeli bir çocuk bu”.

Bu arada önyargı, yargılamanın amacı ve ispat, susma hakkı kavramlarını yakından ilgilendiren bir diyalog yaşanıyor iki jüri üyesi arasında; “Bana göre suçlu bu çocuk, aksi halde yargılama olmazdı, aksini de kanıtlayamadılar zaten” diyor biri;  “Sanığın hiç konuşmayabilirdi de. Sanığın suçlu olduğunun kanıtlanması gerekir” diye cevap veriyor 11 kişiye göre farklı düşüneni. “Henüz 18 yaşında ama, işlediği suçun da cezasını çekmesi gerekir” diyor diğeri. “çocuk, sinemadayım demiş ama gören yok, ama çocuğu evlerinin karşısındaki binada oturan kadın görmüş”  deyince 11 kişiden biri, “çocuğa inanmıyorsun ama kadına neden inanıyorsun?” diye soruyor, 11 kişi arasında yer almayan diğeri.

Çocuğu kavga ettiğinde pasif kalan oğluna kızdığını, cüzdanından çıkardığı baba‑oğul birlikte çekilmiş fotoğrafa bakarak anlatan jüri üyesi; oğlu 16 yaşına gelince kendisi ile kavga ettiğini ve oğlunun kendisine  yumruk attığını ve 2 yıldır da kendisi ile görüşmediğini söyleyen Jüri üyesi, “Çocuk suçlu” diyor.  Bir diğeri “gecekonduda doğmuş , bu suçlu olduğunu gösterir” diyor.

Avukatın etkili savunma yapmadığı üzerinde duruluyor bir ara. “cevapları bildiği için soru sormadı, zahmet etmedi” diyor biri. “Böyle bir durumda, çocuğun yerinde ben olsam başka avukat isterdim” diyor diğeri. Özellikle tanıkların yeminli ifade vermesi üzerinde duruyor biri. Sonra, suç aleti bıçak getirtiliyor jüri odasına, itiraz edenlere “herkesin delilleri görmeye hakkı vardır” diyor 11 üye arasında olmayan üye. “Sadece sen suçsuz diyorsun, diğer 11 üye suçlu diyor, kimsenin fikrini değiştiremezsin” diyor bir başkası.  Kapalı oylama teklif ediyor 11 kişi arasında olmayan diğeri, ben bu oylamada “çekimser” kalacağım” diyor. 2. oylama sonucu: 10 üye “suçlu”,  1 üye “suçlu değil”.  Dolayısıyla “konuşmaya devam” kararı çıkıyor.  Oylamada “çekimser kalana  10 üye arasında yer alan biri “iyi bir hayatın olduğu belli, çünkü başkası için mücadele ediyorsun” diyor. “Çocuk suçlu” diyene , oylamada çekimser kalan” peki yargılanan sen olsaydın böyle düşünür müydün?” diye soruyor.

12 (Twelve)

Karşı binada oturan kadının aradan tren geçerken çocuğun babasına “seni öldüreceğim” demesini duyup duyamayacağı;  sol bacağını sürükleyerek yürüyen yaşlı alt komşu olan 2.tanığın hangi sürede kapıya gelebileceği; babasına” seni öldüreceğim” diye bağırarak tüm mahalleye duyuran çocuğun bunu yapıp yapmayacağı…tartışılıyor. “Gerçekten babasının katili olsaydı, üç saat sonra eve döner miydi?” sorusuna da çocuğu “suçlu” görenlerin suç aletini suç mahallinden almak için dönmüş olabileceği şeklinde senaryolar üretiliyor. Açık yapılan 3. oylamada  4 “suçlu değil”, 8 “suçlu” sonucu çıkıyor. Oylamada “suçlu değil” diyen bir üye ile baştan bu yana öfkeli ve kaba bir tutum sergileyen üye arasındaki “nazik” tartışması dikkat çekiyor. “Sen neden naziksin?”, sorusuna “Sen neden-nazik-değilsin?” şeklinde soru ile cevap veriliyor. “Buraya dövüşmek için gelmedik” diyen üye “Ben demokrasinin hep mucizevi bir şey düşünmüşümdür”  diye de ekliyor.

Dördüncü oylamada sonuç yarı yarıya çıkıyor: 6-6.

Beyzbol bileti yanmasın diye düşünen üye “suçlu” yerine “suçlu değil” diye fikir değiştirince, ağır eleştiriye uğruyor. Dördüncü oylamada sonuç “suçlu değil” diyenler lehine değişiyor: 9-3.

“Bu çocuk tehlikeli bir vahşi” diyen başından bu yana fikri değişmeyen üyenin önyargısından vazgeçmesi kolay olmuyor. Fikri değişen bir başka üyeye görüşü değişmeyen üye öfkeyle soruyor; “Senin neyin var?”, cevap aslında gerçeği özetliyor: ”Artık şüphelerim var”.

 “Suçlu” diyen sonuncu üyeye ilk “suçlu değil” diyen üye soruyor; “artık yalnızsın, çocuk neden suçlu, nedenini anlamak istiyoruz”. Cüzdanında iki yıldır görmediği çocuğu ile fotoğrafı olan ve başından bu yana en öfkeli olan üye ”Burada bulunanların hepsi yumuşak kalpli kadınlarmış. Beni hiçbir şeye zorlayamazsınız….” diye bağırıyor ama sonunda ağlamaklı bir şekilde “çocuk suçlu değil” diyor.

Sonuç: 12-0  “Suçlu değil”.

Ölüm ve yaşam arasındaki ince çizgide iki üç saatlik müzakere sonunda ibre yaşamdan yana düştü. Şüphe’nin ve müzakerenin ne büyük bir güç olduğunu anlatan güzel, etkili bir film.

Bu film, suçluluğu kesinleşmeden cezanın infaz edilmemesi, tutukluluğun bir ceza değil tedbir olması, şüpheden sanığın yararlanması ilkesinin, hukukun evrensel değerlerinden biri olduğunu bize bir kez daha hatırlatmış oldu.

On İki Kızgın Adam – 12 Angry Men

İlgili Konular

Daha Fazla

    Geçen Hafta Popüler

    İstiklal Mahkemesi Kararı: İskilipli Atıf Hoca

    İstiklal Mahkemesi Kararı: İskilipli Atıf Hoca İskilipli Atıf Hoca'nın Ankara...

    Misak-ı Milli Kararları

    Misak-ı Milli, Milli Misak, Milli Yemin ve Ulusal Ant...

    İran İslam Cumhuriyeti Anayasası

    İran İslam Cumhuriyeti Anayasası, 3 Aralık 1979 tarihinde yapılan...

    Milletvekili Seçilme Yeterliliği

    Milletvekili Seçilme Yeterliliği için sahip olunması gereken şartlar Anayasa'nın...

    Öldürülen Hukukçular

    Öldürülen Hukukçular Cumhuriyet Savcısı Nihat Gerçek Tokat’ın Niksar ilçesinin Cumhuriyet Savcısı...

    Popular Categories