Su Hakkı ve Sulak Alanların Korunması, Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi adıyla imzalanan ve Ramsar Sözleşmesi olarak bilinen sözleşme ile hukuki olarak düzenlenmiştir.

Dünya Su Konseyinin İstanbul’da yaptığı toplantının ve 2009 yılı Dünya Sulak Alanlar Günü’nün ana teması “Sulak Alanlar Bizi Birleştirir”, sloganı da “Akıntıya Karşı-Akıntı Yönünde” olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda 2009 Dünya Sulak Alanlar gününde sulak alanların çevrelerine sağladıkları faydalar, nehir havzalarındaki faaliyetlerin sulak alanları nasıl etkilediği ve daha başarılı havza yönetimi üzerinde durulmuştur. Havzaların korunması ve doğru yönetimi konusunda bilinç oluşturulması da odak noktası olarak belirlenmiştir.
Sulak alanlar, kuşlar için yuva olmanın yanında bulundukları bölgenin su rejimini ve iklimini dengeleyen, tortu ve zehirli maddeleri alıkoyarak ya da besin maddelerini kullanarak suyu temizleyen, balıkçılık, tarım, hayvancılık ve saz üretimi gibi yüksek ekonomik değere ve çok zengin biyolojik çeşitliliğe sahiptirler. Sulak alanlar, yerli ve kıtadan kıtaya göç eden milyonlarca göçmen kuşun okyanusları aşmadan önce yumurtlama, yavru çıkarma ve mevsimlik yaşama yerleri olduğu için, ekolojik açıdan son derece önemli habitatlardır. Sulak alanlar su ekosistemini, su ekosistemi ekosistemi, ekosistemde ekonomiyi destekler.

Türkiye su varlığının ve temiz içme suyu hakkının tüm yurttaşlar için sağlanması, suyun ücretlendirilmesinde insani sınırların aşılmaması, suyun bir meta ve ekonomik kar aracı olmaktan çıkarılması için Anayasa, Yasa, Yönetmelikler ve Uluslararası sözleşmelerle belirlenen standartların korunarak temel insan gereksinimi ve insan hakkı olan suyun korunması gerekmektedir. Akarsular ve göl suları başka havzalara taşınmamalı, doğal bütünlük bozulmamalı, su zenginliği ile övünülen ülkede bütün sular yerinde değerlendirilmeli, su varlıklarını koruyucu ağaçlandırma ve ormanlaştırma faaliyetleri yaygınlaştırılmalıdır. Sanayide kullanılan suların çevreyi kirletmesine izin verilmemeli, kapalı devre su sistemleri yapılmalı, nüfus popülasyonunun yoğun olduğu bölgelerde tasarruf önlemleri alınmalı, atık sular sorunu çözülmeli, çevrenin kirletilmesini önleyici yatırımlar uluslararası standartlara uygun olmalıdır.