Tayfun Kahraman Savunması

Tayfun Kahraman tarafından “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla yargılandığı İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 25 Haziran 2019 tarihinde yapılan savunmadır. Gezi davasının ilk duruşmasının ikinci gününde Avukat Can Atalay’ın ardından savunmasına başlayan şehir plancısı ve akademisyen Tayfun Kahraman 25 Nisan 2022 tarihinde 18 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Karar  Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından 28 Eylül 2023’te onanmıştır.

Tayfun Kahraman Savunması

“Ben 2000’li yıllarda şehir plancısı olarak göreve başladım. İlk yaptığım iş meslek odasına kayıt olmaktı. Meslek etiğini korumak adına iş yapacaksam meslek odasına üye olmalıydım.

2010 yılında Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı seçildim. Göreve devam ediyorum.

İddianamede yer alan Kültür ve Tabiat Kanunu’nu en iyi bilenlerdenim Gezi eylemlerinden önce Kültür Bakanlığı’nda çalışıyordum. Eylemlerden sonra aramıza kara kedi girdi. Şimdi Mimar Sinan Üniversitesi’ndeyim.

Bugün iddianamede yer alan Kültür ve Tabiat Varlıkları kanununa muhalefet suçunu en iyi bilenlerden biriyim. Çünkü Kültür ve Turizm Uzmanı olarak beş yıl boyunca Kültür Bakanlığı’nda çalıştım.

Gezi nedeniyle Kültür Bakanlığı ile aramıza kara kedi girince ayrılmak zorunda kaldım Mimar Sinan’da öğretim görevlisi olarak göreve başladım. Kent yönetimi ve şehir planlama tekniği üzerine öğrenci arkadaşlara birikimimi aktarmaya çalışıyorum.

Öğrenci arkadaşlarımın bir kısmı burada ama hocaları meslek nedeniyle bu kürsü olduğundan onların nasıl bir cesaretle mesleğe atılacağını soruyorum.

İddianamede konu Gezi parkı projesinin hukuki talebiyle başlayan ve bir araya gelen kurumların oluşturduğu, Taksim dayanışmasındaki TMMOB ve Şehir Plancıları Şubesi’ndeki görevlerimde bu süreçte yer aldım.

Bir meslek insanı olarak Gezi Parkı ve Taksim Dayanışması nedir? Meslek odası yöneticisi olarak kent merkezinin son yeşil alanlarından birindeki ortaya çıkması muhtemel tahribata karşı süreç başlattık. Son yeşil alanlardan birinin yapılaşmaya karşı çabamız İBB tarafından göz ardı edildi Bu projeden vazgeçmeyip imar planları askıya çıkarıldı.

Bu projeden vazgeçmeyip imar planları askıya çıkarıldı. Yöneticisi olduğum meslek odası tarafından yılda ortalama 20 dava açıyoruz. Gezi de öngöremediğimiz bir şey oldu.

Gezi toplumun vicdanı haline geldi.

Toplumun vicdanı bazı yerlerde kabarıyordu, 1 Mayıs, Tekel, Emek Sineması, kürtaj gibi… Fakat bizlerin orada gördüğü şiddet ve Taksim’in özellikle siyasal simge olma özelliğini de eklerseniz polis şiddetiyle birleşince Gezi ortaya çıktı.

İdarenin nasıl katılımcı yöntem izlemediğini, bu nedenle bizlerin sadece hukuk yollarını ve davayı kullanarak katılım mekanizmasını çalıştırabildiğimiz alanda bizi görmezden gelmeye devam ettiği için de Gezi oldu. Bu süreçte pek çok dava açıldı.

Semt sakinlerinden meslek uzmanları sivil toplumla beraber Taksim ve Gezi Parkı’na sahip çıkılmaya çalışıldı. Taksim Dayanışmasıyla birlikte Haydarpaşa gibi dayanışmalarla bu projelere karşı tutumumuz devam etti.

Kuzey Ormanları gibi bizler dışında semt sakinlerinin de katılımıyla pek çok dayanışma kuruldu.

Taksim Dayanışması 29.02.2012 de deklarasyonla kuruldu.

Taksim Dayanışması’nın o dönemki bileşenleriyle birlikte bir dayanışma ve halkı bilgilendirme faaliyeti başlatılıyor.

İddianamenin komikliği 50 kişi sadece çadırlarda kalıyordu ve 50 kişi üzerinden hükümeti devirmeye varacak kadar büyük bir organizasyon halinde olduğumuzu söylüyor.

Gezi aslında toplumun vicdanının hareketidir!

Gezi, orada parkını yeşilini korumak isteyen, kent mücadelesi vermek isteyenlerin gördüğü ve FETÖ’cülerin yaptığı kesin olan polis şiddetine karşı bir direniştir. Toplum vicdanını birden bire harekete geçirmek kolay değil ama böylesi beş benzemezi bir araya getirip organize edebilecek bir yapı da dünyada yok.

5-6 kişiyle yapılan itirazlar 10 MİLYON insanı sokağa dökebilecek duruma 1 ayda mı gelmiştir? Savcılığın bizi bu kadar mahir görmesini anlamak mümkün değil.

Bizler, anayasayla tanımlanan TMMOB meslek örgütü olan şehir plancısı odası ve diğer meslek odalarıyla kamu adına takip ettiğimiz hukuki süreçlerden bir tanesini o gün gerçekleştirdik. O da 1/5000 koruma amaçlı uygulama alanının tadilatına karşı olmaktı.

İtiraz konusu planlara karşı kamu adına hukuki mücadele sürdürüp kamu yararına kentleşmenin mümkün olduğunun altı çizilmeye çalışıldı. Taksim Dayanışması da bu amaçla oluşmuş yapılardan biridir.

Taksim Dayanışma, tüm dayanışma ve savunmalardan farksızdır ama kamuoyundaki karşılık bulma nedenleri şunlardır:

-Taksim erişim imkânı
-Toplumsal hafızadaki yeri
-STK, meslek örgütleri ve tüm bileşenleriyle muhatap alınacak tek çatı yapı olması
-Tüm Türkiye’nin haberdar olduğu polis şiddeti

Bu nedenle diğer dayanışma ve savunmalardan daha geniş bir etkiye sahip olmuştur. Taksim Dayanışması, yöneticisiz, lidersizdir. Birçok kurumun Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nı korumak üzere altında bir araya geldiği bir çatıdır. Ortak karar alıp uygulanır.

Taksim Dayanışması’n oluşturan 2 meslek odası olan Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası ile TTB’yi de içine alan bu yapı bir koordinasyon değil, bir tercümandır tercümanlık görevini yerine getirmiştir.

Bileşenlerinin düşüncelerini tek bir duyuru altında birleştirerek kamuoyu ile paylaşmıştır.

Taksim Dayanışması temsilcileri olarak bizler de bu görevi yerine getirdik. Taksim Dayanışması’nın üyesi yoktur, bileşenleri vardır.

Bireysel katılım olsa da bireysel değil kurumsal temsiliyetle işler. Yatay ve hiyerarşisiz bir yapı. Anayasa’da tanımlanan ifade ve örgütlenme özgürlüğünü kullanır. Bu anlamda Taksim Dayanışması’nin bu kadar mahir ve muktedir gözükmesi de anlamlıdır.

Taksim Dayanışması’nın bir araya gelmesi sonrasında Taksim’in işgali ile ilgili halkı bilinçlendirmek, insan zincirleri gibi ifade özgürlüğü kapsamındaki faaliyetlere başlandı.

Taksim’de projede yer almayan yaya yolunun açılması ile ilgili Asker Ocağı caddesinde ağaçların kesilmesi engellenmiştir. Yer almayan bir yaya yolunun engellediğimiz için polis müdahalesi ile karşılaştık.

Şantiye şefiyle görüşmek isteyen topluluğa polis biber gazı sıkmış ve fiziksel şiddet uygulamıştır. Hiçbir arbede yokken gelişen şiddetle kalabalık çoğalmış ve İBB tarafından ağaçların başka yere taşındığı açıklanmıştır.

O gün orada olanlar bilir ki o ağaçlar köklerinde kopartıldı başka bir yere gömülme şansı kalmamıştı.

Taksim Dayanışması’nın açıklama yaptığı sırada da polisin tazyikli su ve biber gazıyla müdahale etmiş, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak sonradan FETÖ üyesi olduğunu öğrendiğimiz polisler vatandaşlara eziyet edilmiştir.

Kamuoyu bizlere sahip çıkmış ve milyonlarca insan polis şiddetini protesto etmek için sokağa çıkmış ve Taksim Meydanı yayalaştırma projesine itiraz kitleselleşmiştir. Bunu hiçbir organizasyonunu yaptıramayacağı açıktır.

Bu süreç sonrasında insanlar bize destek olmak için gerek sokağa çıkmış gerekse tencere tava çalmışlardır Din, dil, ırk ve ideolojiden insanın bir araya geldiği eylem karşısında iddianame, sol yumruğun havaya kaldırılması işaretini bizim ortak sembolümüz olduğunu söylemiştir.

Bugün kime sorarsanız sorun alanlarda yapılan işaret farklı değildir. Bunların hepsi tek bir anlama geliyor. O da aslında başkaldırıdır. Hoşnutsuzluklara hayır demektir.

Gezi’yi büyüten unsur destek çağrıları değil, dönemin hükümetin gerilimi yatıştırmaktan uzak açıklamaları olmuştur Gezi Parkı yaşanan olaylarla birlikte kendiliğinden oluşmuştur. Bilinçli bir kurgu değildir.

10 milyon insana ne para yeter ne de organizasyon, iddianame başarısız bir senaryodur. Kusura bakmayın ama hiçbir senarist böyle bir protesto yazamaz.

Taksim Dayanışması aracılığıyla hükümete yönelik altı talep vardır. Bu talepler son derece barışçı, makul ve olayları sonlandırıcı niteliktedir. Ancak kabul edilmemiştir.

O dönem siyasilerin açıklamasının ardından sonradan FETÖ üyesi olduğunu öğreneceğimiz polisin olayları tırmandırması hükümet tarafından soruşturulmak yerine kahramanlık destanı olarak adlandırılmıştır.

Taksim Dayanışması tarafından yapılan açıklamalar demokratik hak talepleri, toplumsal sağduyuya sahip açıklamalardır. Bu taleplerle ilgili darbeye teşebbüs suçlaması geliştirmek akıl dışıdır.”

İlginizi Çekebilir

Popüler Kategoriler