Asakir-i Mansure-i Muhammediyye Kanunnamesi

Asakir-i Mansure-i Muhammediyye Kanunnamesi

Asakir-i Mansure-i Muhammediyye Kanunnamesi, yeniçeri ocağının kaldırılmasını müteakip oluşturulan Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye ordusunun kuruluş kânûnnâmesidir. 1 Zilhicce 1241 / 7 Temmuz 1826 tarihinde Padişah tarafından ferman buyurularak ilan edilmiştir. Muhammed’in Muzaffer Askerleri anlamına gelmektedir. Teşkilâtın kuruluş tarihi 7 Temmuz 1826 olarak verilmektedir, kânûnnâme bu kuruluş/teşkilatlanma sürecinin belgesidir. Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasının (Vak’a-i Hayriyye) ardından kurulan yeni ordunun; kuruluş gerekçesi, teşkilat yapısı (tertibi), asker sayısı, maaşları (tayinât), eğitimleri, kıyafetleri (şubara ve sonrasında fes), terfi ve emeklilik şartlarını belirleyen temel kurucu belgedir.

Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye Kânûnnâmesi, 4 varaktan ibaret olup Temmuz 1826 (Gurre-i Z 1241) tarihlidir. Islahatı 2. Mahmut gerçekleştirmiştir. Kânûnnâme Asâkir-i Mansûre Muhammediyye ordusunun kuruluş gerekçesi, tertîbi, miktarı, idâresi, istihdâmı, eğitimleri, giyim-kuşamı, teçhizâtı, terfileri, emeklilikleri, sıla ve hac izinleri, maaş ve yiyecekleri ile ilgili bilgi vermektedir.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi Hatt-ı Hümiiyiinlar katalogunda 59106 numara ile kayıtlı bulunan 4 varaktan ibaret, Temmuz 1826 Asakir-i Mansure-i Muhammediyye Kanunnamesinde, (Gurre-i Z 1241) Asakir-i Mansflre ordusunun kuruluş gerekçeleri izah edilmektedir. 1826′ yılına gelinceye kadar Osmanlı Devleti’nin geniş bir coğrafyaya yayılmasında ve hakimiyet sahasını sürekli genişletmesinde yeniçeri ocağının katkısı büyük olmuştur. Bir zamanlar dünyanın en mükemmel ve modern askeri teşkilatına sahip olan Osmanlı ordusunda zuhur eden bozulmalar 1683, 1768 ve 1787 seferlerinde kendini net bir şekilde göstermiştir. Zamanla eski gücünü kaybetmeye ve seferlerde başkansız olmaya başlayan yeniçerileri düzeltme yönünde birçok ıslahat girişimi meydana gelmesine rağmen hepsi de sonuçsuz kalmıştır. Islahı mümkün olmayan yeniçerilerin kaldırılarak yerine “Asakir-i Mansilre-i Muhammediyye” adıyla yeni bir ordu kurulması karalatılmıştır.

Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye yeni ve biraz aceleye getirilmiş bir kuruluş olduğundan 1829’da Rus ordusuna, 1831-1833’te Mısır askerlerine karşı yapılan savaşlarda kendisinden umulanı tam olarak verememişse de yeniçerilerin son zamanlarına göre üstünlüğünü, düzenli Rus ve Mısır kuvvetlerine karşı iki yıl gibi uzunca bir süre karşı koymakla ispatlamıştır

Sultan Abdülmecid döneminde, 14 Haziran 1843’te ordunun ismi Asâkir-i Nizâmiye-i Şâhâne olarak değiştirilmiştir.  Bu tarihten itibaren ordu kısaca Nizamiye Ordusu olarak anılmaya başlanmıştır. Asakir-i Mansure-i Muhammediye, Osmanlı İmparatorluğunun son ordusudur. 1923’te saltanatın kaldırılıp cumhuriyetin ilan edilmesiyle Türk Kara Kuvvetlerine dönüşmüştür.

Fî Gurre-i Z 1241 (THE CODE OF LAWS OF ASÂKIR-I MANSÛRE-I MUHAMMEDIYYE )

Bi-meşiyyet’illâh-i te’âlâ bu dîn-i mubîn ve devlet-i muhammediyyenin ibtidâ-yı zuhûru ve ba’dehû şark ve garbı ihâta etmesi mutlâka şerî’at-ı mutahhara ve seyf-i cihâd sâyesinde olarak saltanat-ı seniyye-i ebediyyü’d-devâma göre cemî’-i zamânda a’dâ-yı dîne mukâbil olacak ‘asâkir-i cihâdiyye ve guzât-ı islâmiyyenin vücûdundan lâ-büdd ve muktezâ olmak mülâbesesiyle mukaddemâ devlet-i ‘aliyyede yeniçeri ocağı tanzîm olunmuş ise de mürûr-ı zamân ile içlerine ‘azîm fesâd karışıp ve vâki’ olan seferlerde bir işe yaramadıklarından mâ’adâ refte refte uygunsuzlukları derecesini aşıp evvelki yararlıkları yaramazlığa ve eski itâ’atleri itâ’atsizliğe mübeddel olarak hiçbir suretle ıslahın çâresi dahî bulunamadığından nihâyet’ül-ümerâ ittifâk-ı ‘âmme ile sahîfe-i ‘âlemden nâm ü nişânları külliyen ref’ ü imhâ olunarak ânın yerine lilâhi’l-hamd ve’lminneh ‘asr-ı bâhir’ün-nasr hazret-i kişver-i güşâ-yı nuhbe-i edvâr u a’sâr ve zât-ı şevket-semât-ı cenâb-ı zıllullâhî min-kabli’llâhi müceddid-i dîn u devlet olduklarına burhân-ı vâzihü’l-âsâr olmak üzere mutlaka a’lâ-yı kelimetu’llâhi’l’ulyâ ve î’fâ-yı farîza-i cihâd ve kazâ niyet-i hâlisesine ibtinâen bu def’a iktizâ-yı kitâb u şerî’at ve icmâ’-ı ‘ulemâ-yı ümmet ve ittifâk-ı kâffe-i hayr u havâhân-ı dîn ü devlet ile müsta’înen bitevfîki’llâh-ı te’âlâ devlet-i ‘aliyye-i ebediyyü’d-devâma ‘asâkir-i mansûre-i muhammediyye ‘unvânıyla müceddiden lüzûmu mürettebe mu’allim ve mütefennin ‘asâkir tertîb ü tahrîrine karar verilerek bir taraftan tahrîr u ta’lîme bede’ olunmuş ise de miktâr-ı tertîb ve sûret-i idâre ve istihdâmları bilinip âna göre hareket etmek lâzım geldiğine binâen bede’-i bismillâhi’l-‘azîm ve hamden ‘alâ-fazlihi’l-‘amîm ve tevessülen burûhâniyyet-i rasûlü’lkerîm şu veçhile vaz’-ı kânûn mesnedim kılınır ki, inşâallah-u te’âlâ bundan böyle gittikçe teksîr etmek ve teksîr ettikçe iktizâsına bakılmak üzere evvel-emirde âsitâne-i şevket-âşiyânede serasker paşa ma’iyyetinde dâimâ mevcût bulunmak üzere on iki bin neferden ibâret bir ordu i’tibâr olunup şöyle ki işbû on iki bin nefer sekiz tertîbe taksîm ile ilâ-nihâye birinci ve ikinci ve üçüncü tertîb ta’bîri itlâk olunmak üzere beher tertîbe birer binbaşıdan sekiz binbaşı ve beher binbaşı ma’iyyetinde sağ ve sol kolağaları ve yüzbaşılar ve onbaşılar ve topçu ve arabacı ve cephâneci başıları ve mülâzım ve neferâtları ve imâmlar ve nefer kâtibleri ve mehterhâne takımı ve mühendis ve hekîm ve cerrah neferâtı mevcût olarak beher tertîbin ma’a zâbitân bin beş yüz yirmi yedi nefer mürettibi olmak üzere bi’l-münâvebe iki binbaşı üçbin elli dört nefer ile derûn-ı İstanbul’da bâb-ı seraskerîde kışlaklarında bulunarak derûn-ı âsitânede bunlar münâvebe ile kolluk bekleyip meselâ bir cesîm kolluğa bir yüzbaşı ta’yîn birle olkolluğa merbût olan küçük kolluklara dahî ânın tarafından onbaşılar ikâmesiyle leylen ve nehâren esvâk ve mahallâtın muhâfazasına ihtimâm ettirile ve diğer altı binbaşı ma’iyyetinde bulunacak dokuz bin bu kadar neferi dahî Davutpaşa ve Üsküdar’da binâlarına şurû’ olunmuş ve olunacak kışlalara iktizâsına göre taksîm olunarak bi’lmünâvebe Üsküdar Kışlasında bulunanlardan Fenerbahçesi’nden Bahr-i Siyâh boğazının Anadolu tarafında vâki’ Fener Kal’ası’na kadar gerek boğaz kal’alarını muhâfaza ve gerek Boğaziçi sevâhilinde bundan akdem yapılan tabyaların bundan böyle ‘adem-i lüzûmuna mebnî terk ü ta’tîliyle fakat karakolhâne sûretinde ibkâ olunacak tabya başındaki kışlaklarda ve mevâki’-i mukteziye-i sâirede ikâme için kifâyet miktârı münâvebe neferâtı tertîb ile mâ’adâsı asıl kışlaklarında ta’lîm ü te’allüme meşgûl olalar ve kezâlik Davutpaşa’da bulunacak binbaşılar dahî neferât-ı mürettebeleriyle Baruthâne’den tâ Bahr-i Siyâh Boğazının Rumeli tarafında vâki’ kılâ’ın nihâyetine kadar gerek kal’alara ve gerek tabyalardan bakiyye kalacak karakolhânelere ve gerek mevâki’-i sâireye iktizâsına göre bi’l-münâvebe ta’yîn olunarak kışlalarında kalanlar ta’lîm ü te’allümlerine iştigâl etmek ve’l-hâsıl bunların sûret-i taksîm ve istihdâmlarında bundan böyle îcâb-ı vakt ü hâle tab’iyyet olunup şu kadar ki işbû sekiz binbaşı ‘ale’d-devâm bir yerde meks olunmaksızın münâvebe ve devr-i dâim sûretiyle kâh kışlalarda ve kâh kolluklar ve boğaz kal’aları ve karakolhâneler ve mevâki’-i sâirede dâimâ münâvebe ve tebeddül sûretiyle nakl ü istihdâm olunarak cümlesi gerek kışlalarında ve gerek kılâ’ ve karakolhânelerde oldukça hem emr-i muhâfazaya ihtimâm ve hem boş durmayarak bir taraftan dahî ta’lîm ü te’allüme iştigâl-i tâm göstereler ve işbû sekiz nefer binbaşının cümlesinin üzerine baş binbaşı ‘unvânıyla zâbit ve rütbesi kapucu başılık râddesinde olmak üzere serasker paşa ve nâzırın intihâbıyla ehliyet ve liyâkati mücerreb bir münâsibi  baş binbaşı nasb u ta’yîn oluna ve nâzırların rütbesi tevcîhât-ı hümâyûn defterinde darbhâne-i ‘âmire nezâreti ile cebehâne nezâreti beyninde olmak üzere mu’allim-i ‘asâkir-i mansûre-i muhammediyye nezâreti diyû kayd oluna ve sâir ocaklar misillü menâsıb-ı dîvâniyyeden olmak üzere bir kâtib nasbı dahî lâzım geleceğinden ol-dahî tevcîhât-ı hümâyûn defterinde masraf-ı şehriyârî kitâbeti ile süvârî mukâbeleciliği beynine kayd olunmak ve cünhası vâki’ olmadıkça ‘azl olunmamak üzere bâ-irâde-i seniyye bir ocak kâtibi nasb ü ta’yîn kılına ve zîrde defter gûne tertîb olunduğu üzere beher binbaşı ma’iyyetinde bir tertîb olmak üzere ma’a zâbitân bin beş yüz yirmi altı nefer olup şöyle ki beher on neferin bir onbaşı ve yüz nefere bir saf itibârıyla on iki saffa on iki yüz (başı) ve altışar saf sağkol ve solkol itibar olunarak üzerlerine ağa-yı yemîn ü yesâr ta’biriyle altı yüzbaşılar ve topçu başı ve arabacı başı ve cebehâneci başı ve beherine mülâzımlar ve çavûşlar ve sancaktarlar ve mehterbaşı ve hekim ve cerrâh ve sâiresi nasb u tahsîs ve her yüzbaşıya ikişer nefer saka tertîbiyle libâsları nefer misillü tanzîm ve fakat meyânına sâde bir kamçı ile temyîz ve neferât-ı merkûme evkât-ı hamseyi cemâ’at ile edâ ve beher safın kışlalarına birer mektep inşâsıyla günde birer nevbet Kur’ân-ı ‘azim’üş-şân ve avâma lâzım olacak miktâr mesâil-i dîniyye ve ilm-i hâllerini ve ba’dehû Birgivî Risâlesi’ni tal’im ü tefhîm zımnında İstanbul Kadısı Efendi ma’rîfetiyle bi’l-imtihân ve bi’l-intihâb zikr olunan beher safa birer münsif imam nasb ü tahrîr olunarak bunların cümlesi bir tertîb i’tibârıyla cümlesinin üzerine binbaşısı zâbit ola ve işbû binbaşılar zikr olunduğu veçhile bin beş yüz yirmi altı neferden ibâret olan bir tertîbin zabt u rabtına me’mûr olup ma’mâ-fîh lede’l-iktizâ ibtidâ-yı su’âl ve cevâpta binbaşılar sağ ve sol kolağalarına ve topçu başı ve arabacı başı ve sâir rüesâya ve sağ ve sol kolağaları dahî zîr-i idârelerinde olan altışar safın yüzbaşılarına âmir ve zâbit olarak yüzbaşılar dahî yüz beş neferden ibaret olan bir safın onbaşılarına ve onbaşılar zîr-i idârelerinde olan dokuzar neferin ale’t-tertîb zâbiti olalar ve zîrde işâret olunduğu üzere zâbitâna ‘alâ-merâtibihim maaşlar ve neferâta dahî mâhiyeler tahsîsiyle işbû tertîb olunan maaş ve mâhiyeler beher mâh otuzar gün hesâbıyla ve aylık sûretiyle verilip şu kadar ki mâhiyelerin sûret-i tahsîsi beher nefere yevmiye altmışar (akçe) hesâbıyla olarak fakat neferâta i’tâsı mâh-be-mâh mâhiye sûretinde uydurula ve binbaşıdan mâ’adâ zâbitân ve neferâta ber-mantûk-ı defter beher sene rûz-ı hazerde birer takım kisve ve birer serhatli yemenisi ve rûz-ı kasımda çizmeler ve sefere me’mûriyetlerinde birer adet yağmurluklar i’tâ oluna ve esliha-i mürettibeleri dahî kezâlik ber-mûceb-i defter zâbitân ma’rifetiyle tevzî’ ü teslîm olunup mürûr-ı eyyâm ile meselâ tüfenk kundağı fersûde olur ise zâbiti atîkini nâzıra getirüp irâe eyledikte ta’mîre muhtâc ise ta’mîr ve cedîden verilmesi lâzım gelir ise ‘atîki alınarak âhar cedîdi yine zâbitân ma’rifetiyle i’tâ kılına ve binbaşıların hîn-i ta’yîninde levnî ve nev’î ma’lûm olmak için yine zîrde muharrer olduğu üzerefakat bir takım libâs verilip ba’dehû iktizâ ettikte libâs-ı mezkûru kendi maaşında tecdîd eyleye ve bunların cümlesine sabahları yalnız nân-ı ‘azîz ve şorba ve akşamları şorba ve yahni ve Cuma ve isneyn geceleri bazen pirinç ve bazen bulgur pilavı verilmekve şorbalar dahî bazen pirinç ve bazen mercimek olmak üzere ta’yînâtları kezâlik zîrde tertîb olunduğu üzere ‘aynen virile ve ibtidâ bir kimesne tüfenk-endâz neferi olup ba’dehû yoluyla ‘ale’t-tertîb eskiyerek onbaşı ve ba’dehû çavûş ve ba’dehû sancaktar ve mülâzım ve yüzbaşı ve ba’dehû kolağası mülâzımı ve ba’dehû saff-ı evvelde ise altı yüzbaşı hükmünde olan ağâ-yı yemîn ve saff-ı sânîde ise ağâ-yı yesâr olup ve ba’dehû işbû sağ ve sol kolağalarından hangisi eski ve mütefennin ise binbaşı ola ve baş binbaşılık münhal oldukta binbaşıların ‘âkil ve kâr-güzâr ve sadâkâtkârlarından biri bi’lintihâb ta’yîn oluna ve tertîb üzere bunların yolu aşılması eskilik i’tibârıyla olup ancak fende mahâreti ve isti’dâdı yok ise aşağıdan erbâb-ı isti’dâdı takdîm câiz ola ve kezâlik ibtidâ bir kimesne topçu neferi olup ba’dehû eskiyerek topçu halîfesi ve top ustası ve ba’dehû çavûş ve ba’dehû topçu başı olup ba’dehû eğer ta’lîm ü te’allümde mâhir ve tefennün ü mahâreti zâhir olur ve mülâzımlardan ve ağâ-yı yemîn ü yesârdan ehakk u elyakk bulunur ise binbaşılık hallinde ol-topçu başı binbaşı olması câiz görüle ve kezâlik bir kimesne top arabacısı ba’dehû arabacı halîfesi ve çavûş ve arabacı başı olmak ve kezâlik ibtidâ bir kimesne cebehâneci neferi olup ba’dehû yoluyla eskiyerek cebehâneci çavûşu ba’dehû cebehâneci başı olmak ve ibtidâ bir kimesne sûrnâzen ve tablzen oldukta eskiyerek yoluyla hangi safta ise mülâzım ve ba’dehû ser-sûrnâzen veyâhut ser-tablzen olup ba’dehû mehter başı olmak üzere bunların cümlesi dahî bervech-i meşrûh yoluyla eskiyerek terfî’ ve eğer mahâret ve isti’dâdı yok ise mâdûnu müsta’id bulundukta takdîm ve isti’dâdda müsâvî bulunur ise eskiliği sebeb-i tercîh addoluna ve işbû on iki safın her birine birer top tertîb ve neferâtı tahsîs kılına ve neferât-ı merkûme leyl ü nehâr kışla ve mahâl-ı me’mûrelerinde mevcûd ve ta’lîm ü te’allümle meşgul olup zâbitâna itâ’at eyleyeler ve neferât-ı merkûmeden birinin töhmeti veyâhut bir gûne maslahatı zuhûrunda onbaşı yüzbaşıya ve yüzbaşı kolağasına ve kolağası binbaşıya ve binbaşı baş binbaşıya ve baş binbaşı dahî iktizâsına göre serasker paşa ve nâzır efendiye ifâde ve teblîğ ederek âdî görülecek maslahat ise nâzır ma’rifetiyle görülüp tedîb îcâb eder şey ise serasker paşa ma’rifetiyle cürm ü kabâhatine göre icrâ kılına ve senede bir def’a vakt-i hazerde vilâyeti karîb mahalde ise altı mâh kadar ve ba’îd mahalde ise sekiz mâh kadar sılaya gidüp sâir işini görüp yine kışlasına gelmek üzere beş neferde birine münâvebe tarîkiyle izin verilmek câiz olup izni müddeti hitâmından evvelce avdet eylemek şartıyla nâzır ve baş binbaşının imzâ ve mühürleri ve kâtibin hattiyle müddet-i musarrah izin tezkiresi verilerek gerek izin tezkiresi ve gerek sâir husûs için bir para harç olunmaya ve zâbitân ve neferâttan iktidârı olanlar vakt-i hazerde hacc-ı şerîfe azîmet murâd eylediklerinde ruhsat i’tâ oluna ve bir müddet rızâ ve ihtiyâriyle hidmet edip sonra firâr eder veyâhut sıla bahânesi ve sâir sebeple izin alıp gidenlerden müddet-i mu’ayyenesi inkızâsında gelip isbât-ı vücûd etmeyen olur ise bu mâkûleler hakkında ığmâz olunmayarak gerek mübâşir ta’yîniyle ve gerek ne veçhile olur ise ‘alâ-eyyü-hâl buldurulup kışlasına ihzâr ile lâzım gelen te’dîbi icrâ oluna ve me’zûnen hacc-ı şerîfe ve sılaya gidüp vaktiyle avdet edenlerin güzeşte yevmiyeleri geldikten sonra tamamca kendülere i’tâ kılınup eğer sılaya gidenler kable’l-‘avdeh mahallinde vefât eder ise işleyen ‘ulûfesi beytülmâle ‘âid olmak üzere hazîne-mânde ola ve bu sûrette ma’a zâbitân bin beş yüz yirmi altı neferden ibâret olan binbaşının askerinin vakt-i hazerde me’zûnlarından mâ’adâsı tamamen mevcûd bulunup beşte birden ziyâdeye sılaya ruhsat verilür ve bir nefer noksan olur ise binbaşı ve kolağası ve yüzbaşı ve onbaşının dördünün birden te’dîbi icrâ oluna ve hacc-ı şerîfe ve sılaya ruhsat maddesi vakt-i hazere mahsûs olup vakt-i seferde hasta olandan mâ’adâ cümlesi sefere ve me’mûr olduğu mahalle eşerek (erişerek) sayf ü şitâda serdâr-ı ekrem ve seraskerma’iyyetinde vesâir vüzerâ ve mîr-mirân velhâsıl her kimin ma’iyyetine me’mûr bulunurlar ise itâ’at ve inkıyâd ile me’mûr oldukları mahalde tamamen mevcûd bulunalar ve işbû sılaya ruhsat maddesi fakat neferât hakkında cârî olup zâbitân hakkında cârî ve câiz olmaya ve sâlifü’z-zikr zâbitân ve neferâttan biri yazıldığı tarihten on iki sene mürûrundan sonra ticâret veyâhud memleketinde çift peydâ idüp zirâat ve hirâsete iştiğâl veyâhud te’ehhül etmek veyâhud vilâyetinde mevrûsu vefât edip tarla ve yetimleri kalıp idârelerine kâdir akraba olmayarak kendinin zarûri gitmesi iktizâ eylemek misillü maslahatla dirliğinden geçip hidmeti terk murâd eyledikte bilâ-maaş meccânen ruhsat i’tâsı câiz olup ancak işbû ta’dâd olunan sûretlerden her hangisi olur ise olsun on iki seneden evvel olduğu halde kat’an tecvîz olunmaya ve neferât-ı mezkûreden ruhsat verilmek iktizâ edenleri ve gerek ba’de’l-izn hitâm-ı müddette gelmeyenleri nâzırları bâ-takrîr Bâb-ı ‘Âlî’ye ifâde edüp ol-veçhile iktizâsı icrâ ve bu veçhile ruhsat verilen veyâhud vefât eden ve tekâ’üd olan (neferâtın) yerine derhâlâharları tahrîr olunarak beher tertîbin neferât-ı mürettibesinden bir neferi noksan kalmamak üzere dâima mükemmel olmasına gayet ihtimâm u i’tinâ oluna ve ‘asâkir-i İslâmiyyenin cemî’-i zamânda ekser uygunsuzluklarına cehâletleri sebep olduğundan neferât-ı merkûme ber-vech-i bâlâ yapılacak mekteplerde külli-yevm birer nevbet dahî ta’lîm-i dîn ü diyânet ve hem cemâ’atle edâ-yı salât eylemelerine imamlar nasb-ı nefs ihtimâm edip bu husûsa cümle zâbitân dahî gereği gibi takayyüd ve ihtimâm eyleyeler ve tahrîr olunacak neferât meçhûlü’l-hâl mühtedî ve furumâye kabîlinden olmamak üzere sinleri on beşinden yirmi beş ve otuz ve dilâver ve bahâdır olduğu sûrette nihâyet kırk yaşına kadar mesâğ olup kırk yaşından ziyâdesine mesâğ olmamak üzere pak ve asil ve tüvâna yiğitlerden hüsn-i rızasıyla tahrîr olunarak ‘ale’d-devâm kışlaklarında ve me’mûr oldukları mahallerde mevcûd bulunup ta’lîm ü te’allüm ile sanâyi’-i harbiyyeyi kemâl üzere tahsîl ve cümlesi saff-ı vâhid hükmüne girmek sûretinde kesb-i tefennün ve mahâret eylemeleri ehemm-i mehâm ve akdem-i merâm olduğuna binâen bu emniyenin bir an akdem kuvveden fi’ile getürülmesine serasker paşa ve nâzır ve sâir rüesâ ve zâbitân ziyâde ikdâm ve bezl-i mechûd eylemeleri cümlesinin farîza-i zimmetleri ola ve ‘asâkir-i mezkûre bundan böyle lede’l-iktizâ sefer ve me’mûriyet zuhûruyla bâlâda mezkûr olduğu üzere serdâr-ı ekrem ve seraskerler ve sâiri ma’iyyetlerine ve kılâ’-ı hâkâniyye muhâfazasına ta’yîn olunduklarında metânet ve şecâ’at ve harb u darb ve muhâfaza husûslarına bezl-i mukadderet eyleyeler ve sayf ü şitâda bir neferi noksan bulunmamak lâzimeden olmağla hîn-i tahrîrlerinde kemâl-i tekayyüd ve ihtimâm ile ta’ahhüd ve kefâlete bağlanup onbaşılar neferâtına ve yüzbaşılar onbaşılara ve kolağaları yüzbaşılara ve binbaşılar kolağalarına kefîl olmak sûretiyle revâbıt-ı kaviyyeye bend olunduktan sonra hilâf-ı nizâm her kimde tekâsül ve kusur zuhûr eder ise derhâl te’dîbleri icrâsına mübâderet ve baş binbaşı ve binbaşılar ve zâbitân-ı sâire mâhiyelü neferâtı hidmetkâr etmeyüp hâricden hidmetkâr kullanmak ve hidmetkâr kisvesi neferât kisvesine müşâbih olmamak husûslarına dikkat oluna kaldı kı vakt-i hazerde hidmeti sıbkat ederek maaşa mutasarrıf olanlar ihtiyâr veyâhud ‘alîl olur ise mutasarrıf olduğu maaşın nısfı ile ve eğer seferde mecrûh olup ‘amelden sâkıt olduğu cerhi iltiyâmından sonra mutahakkık olur ise maaşın sülüsânı veyâhut cerh ve istihkâka göre dahî ziyadecesiyle tekâ’üdlük câiz ola ve kezâlik mâhiyeli neferâttan biri vakt-i hazerde ihtiyâr ve ‘alîl olur ise tamâm-ı mâhiyesiyle ve eğer vakt-i seferde mecrûh olup cerhi iltiyâmından sonra amelden sükûtu mütehakkık olur ise cerh ve istihkâkına göre dahî ziyâdesiyle tekâ’üdlük tevcîhi câiz olup bu vechile gerek zâbitân ve gerek neferâtın verilecek tekâ’üdlükleri ol-kimesnenin vilâyet ve memleketine münâsib mahalde nakit mesâbesinde olan münâsib ve sağ maldan i’tâ olunmak üzere serasker paşa ile nâzırın bi’l-iştirâk Bâb-ı ‘Âlî’ye takdîm edecekleri arzları ibtidâ hekimbaşı efendiye havâle ile ol-kimesnenin cerh u ‘illet ve ‘amelden sükûtu keyfiyeti mu’âyene ve i’lâm olunduktan sonra dîvân-ı sadr-ı a’zamîye çıkarılıp tensîb ü irâde olunduğu sûrette hidmet-i defterîye havâle olunarak takdîm edeceği takrîr ve şürût mûcibince îcâb eden tekâ’üdlüğü iktizâsına göre tevcîh ve senedi tanzîm oluna ve eğer bu misillü tekâ’üdlük verileceklerin maaş ve mâhiyeleri çürük maldan verilmek lâzım gelir ise ‘asâkire fütûru müeddâ ve hilâf-ı rızâ-yı ‘âlî olacağına binâen bu husûsda defterdâr-ı ‘asr bulunanlar bayağı müehhizeye müstahak olalar ve kezâlik tekâ’üdlük maddesinde ricâ ve şefâ’at ve hâtır ü gönüle ri’âyet maddeleri bir vechile câ’iz olmadığına binâen bu husûsda serasker (paşa) ve nâzırlar dahî kemâl-i ittikâ ve mücânebeti der-pîş edeler ve topçu ve arabacı ocakları misillü serasker paşa ve nâzır ma’rifetiyle işbû ‘asâkir-i mansûre-i muhammediyyenin bi’l-cümle ricâl ve zâbitânı intihâb ve şürût ve nizâm-ı mûcibince ‘alâ-merâtibihim nasb olunmak üzere gerek bu husûslara ve gerek sâir mesâlih-i lâzimeye dâir iktizâ eden ‘arzları serasker paşa ile nâzır beraber temhîr edip ikisinin mührü cem’ olmadıkça yalnız birinin mührüyle olan ‘arza i’tibâr olunmaya ve bu makûle ‘arzlar ocak kâtibi hattıyla yazılıp ‘arz için kimesne tarafından bir akçe alınmaya ve bi’l-cümle zâbitân ve ‘asâkirin zabt u rabtı maddesi serasker paşanın uhde-i müstakilesine muhavvel ve ümerâdan ve vikâye-i nizâmına dâir mesâlih ve umûrun rü’yetinde nâzır müstakil olup ma’mâ-fîh cemî’-i umûr ve mesâlih yine ikisinin ittihâd-ı re’y ve tedbîriyle görülmek üzere serasker paşa ile nâzırın uhde-i ittifâk ve ittihâdlarına tefvîz oluna ve mâhiye ve maaş ve masârif ve ta’yînât husûsları dahî kâtib ma’rifetiyle nâzırın yed’inde olmak  üzere vakt-i hazer ve seferde zîrde mestûr ta’yînâtları verilerek kışlaklarında kandil ve mum ve matbah ve sobaları içün hatab ve sâir masârifâtı nâzır ve kâtibi ma’rifetiyle ru’yet olunup başkaca masârif kayd oluna ve işbû tertîb ve tahrîr olunan zâbitân ve neferâtın maaş ve mâhiyeleri içün sâir ocaklar misillü sened i’tâsına hâcet olmayarak serasker paşa ve nâzır ve me’mûrîn-i sâire ma’rifetleriyle yazılan zâbitân ve neferâtın ‘ale’l-esâmî ve ‘ale’l-tertîb tutulacak defteri kalemlere kayd ve mâh-be-mâh bunların maaş ve mâhiyeleri serasker paşa ve nâzır huzûrunda kâtib ve her safın zâbitânı ve me’mûrîn-i sâire hâzır oldukları hâlde her biri ism ü resmiyle defterlere tatbîk olunarak mevcûduna göre maaş ve ulûfeleri yedlerine verilmek üzere .beher mâh yapılacak yoklama defterleri dahî kezâlik kalemlere kayd ü sebt olunup lede’l-iktizâ silsileleri yürüdükte serasker paşa ile nâzır efendinin bi’l-iştirâk Bâb-ı ‘Âlî’ye takdîm edecekleri takrîr kaleme havâle birle kalemden verilecek ilm ü haber vechile tevcîhâtları icrâ oluna ve taşra bir mahalle me’mûr olduklarında mâhiye ve maaşları dersa’âdetten üçer aylık olmak üzere nâzırları ma’rifetiyle ba’de’l-hesâb gönderilüp kezâlik taşraya me’mûr olanların iktizâ eden ta’yînâtlarının mikdâr ve kemmiyeti dahî nâzırları ma’rifetiyle tertîb olunarak tarafından ta’yîn ü terfîk edeceği vekîl-i harç mahallinde ol-ta’yînât-ı mürettibeyi nüzül emîni tarafından vesâir havâle olunan mahalden alup idâre eyleye ve nâzırların işbû mâhiye ve maaş ve ta’yînât ve kisve baha ve masârif-i sâireye dâir serasker paşa ile bi’l-iştirâk takdîm edecekleri takrîr hidmet-i defterîye havâle ile iktizâ eden mebâliğ başmuhâsebeden hesâb olunarak ba’de’t-telhîs cânib-i mîrîden i’tâ ve îfâ olunmak ve bu takdirce başmuhasebe kaleminde buna dâir umûr ve husûsun kitâbetine başmuhâsebe kîsedârı bulunanlar bir akçe harç almamak üzere me’mûr kılınmak ve ‘asâkir-i mezkûreden vefât edenlerin beytü’l-mâlları dahî cânib-i mîrîye âid olmak üzere bunların cümlesini ve nâzır-ı mûmâ-ileyhin iktizâ eden hesâb ve kitâblarını defterdâr-ı ‘asr bulunanlar ru’yet eyleye.

Ber-vech-i bâlâ kaleme alınup ittifâk-ı ârâ ile karar-gîr olan usûl ü nizâm ilâ-mâşâallahu-te’âlâ düstûr’ül-‘amel tutulmak üzere işbû kânûn-nâme-i hümâyûn ve dîvân-ı hümâyûn ve rüûs-ı hümâyûn ve başmuhâsebe kalemlerine kayd ü sebt olunarak bir sûreti dahî serasker paşa ve nâzır efendi taraflarına verilerek sâir iktizâ eden mahallere dahî ilm ü haberleri i’tâ oluna ve nizâmât-ı mezkûre tiz elden îcâb-ı vakt ü hâle tatbîken te’sîs olunduğundan bundan böyle iktizâ-yı usûl ve maslahata göre ba’zı fıkralarının cerh u ta’dîli ve ba’zı mevâddın tenkîs ve ilâvesi dahî câiz ola ve ‘ale’l-husûs taşralardan dahî münâsibi vechile ‘asker tertîb ve tanzîmi lâzimeden olmağla bimennihi-te’âlâ ‘ahd-ı karîbte ânın dahî iktizâsı bi’l-mütâla’a sûret-i icrâsı karar-gîr olduktan sonra işbû kânûn-nâme-i hümâyûna zeyl oluna deyû fî gurre-i Z 241 tarihinde bâlâsı hatt-ı hümâyûn şevket-makrûn-ı şâhâne ile müveşşah şeref-rîz-i südûr olan kânûn-nâme-i hümâyûn dîvân ve rüûs-ı hümâyûn kalemlerine kayd ve darbhâne-i ‘âmireye ‘ilm ü haberi ve ‘atûfetlü serasker paşa hazretleri ve nâzır efendi tarafına sûreti i’ta olunmağla başmuhâsebeye dahî ‘ilm u haber olmak üzere işbû sûret verildi.

 

İlgili Konular

Daha Fazla

    Geçen Hafta Popüler

    İstiklal Mahkemesi Kararı: İskilipli Atıf Hoca

    İstiklal Mahkemesi Kararı: İskilipli Atıf Hoca İskilipli Atıf Hoca'nın Ankara...

    Misak-ı Milli Kararları

    Misak-ı Milli, Milli Misak, Milli Yemin ve Ulusal Ant...

    İran İslam Cumhuriyeti Anayasası

    İran İslam Cumhuriyeti Anayasası, 3 Aralık 1979 tarihinde yapılan...

    Milletvekili Seçilme Yeterliliği

    Milletvekili Seçilme Yeterliliği için sahip olunması gereken şartlar Anayasa'nın...

    Öldürülen Hukukçular

    Öldürülen Hukukçular Cumhuriyet Savcısı Nihat Gerçek Tokat’ın Niksar ilçesinin Cumhuriyet Savcısı...

    Popular Categories