CASE METHOD İLE AVUKAT ADAYINDA MÜDAFİ/AVUKAT BAKIŞ AÇISI KAZANDIRMA EĞİTİMİ (Stajyerin Bir Günü) / Avukat Fahrettin KAYHAN
Bu makalede “Aktif ve Uygulamalı Bir Eğitim Modeli Olarak Avukat Eğitiminde Usta-Çırak Metodu” başlıklı makalemizde açıkladığımız esaslar çerçevesinde yazıhanemizde avukatlık ön stajı yapan Ekin Ozan Özşahin ve Merve Erbaş ile 04.02.2026 tarihinde yaptığımız bir günlük çalışmanın bir kısmının özetini sunacağız[i]. Bu çalışma case method ve fırsat eğitimi konseptinde planlanmış ve uygulanmıştır.
Küreselleşen Dünyada Nasıl Bir Avukat Olmak İstiyoruz?
Mesaiye stajyerlerimizle Kemal Gözler hocamızın “Küreselleşme Sürecinde Türkiye’de Hukuk Eğitimi” başlıklı makalesini etüt ederek başladık. Gözler, bu makalesinde Küreselleşme sürecinde ülkemizde ihtiyaç duyulan “hukukçu tipi”ni tanımlar ve bu hukukçu tipine duyulan ihtiyacı bir örnek olay üzerinden açıklar[ii]. Olay şöyle:
BursaRay Davası Örneği: İhtiyaç duyulan hukukçu tipindeki değişimi bir örnekle açıklayalım: Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Bursa hafif raylı sistem birinci aşama yapım projesi inşaatını yapan firmalar arasında 1997 yılında imzalanan sözleşmede, uyuşmazlıkların çözümü konusunda tahkim usûlü öngörülmüştü. Üstelik yapılan tahkim sözleşmesinde tahkim yeri olarak Lahey ve uygulanacak hukuk olarak da Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) kuralları belirlenmişti. 26 Mart 2003 tarihinde yüklenici firma olan GÜRİŞ İnşaat A.Ş., BursaRay’ın birinci etap inşaatı sırasında aralarında proje bedelleri de olmak üzere 28 başlıkta bazı anlaşmazlıklar olduğunu ileri sürerek, tahkim yoluna başvurmuştur[1]. 2003 yılında oluşan hakem heyeti, 2005 yılı Aralık ayında tahkim davasını sonuçlandırmıştır. Neticede tahkim heyeti, Bursa Büyükşehir Belediyesinin GÜRİŞ’e 9,5 milyon Euro ödemesine hükmetmiştir[2]. GÜRİŞ, Bursa Büyükşehir belediyesi aleyhine daha başka tahkim başvurularında da bulunmuştur. Belediyeden istediği tazminat toplamı 40 milyon Euro’yu (s.3023) bulmaktadır[3]. Belediye ilk başta tahkim heyeti karşısında savunma yapmak için kendi hukuk müşavirini göndermiştir. Ancak daha sonra, pek muhtemelen, bu işin klasik hukuk eğitimiyle yetişmiş bir hukukçuyla halledilemeyeceğini anladığından, Pieter Tubbergen isimli Hollandalı bir avukatı tutmuştur[4]. Hemen belirtelim ki böyle büyük bir davada, hakem ücretleri, avukatlık ücretleri ve yargılama giderleri yüzbin dolarla ifade edilir.
İşte böylesine bir küreselleşme sürecinde hukuk fakültelerimiz, Bursa Büyükşehir Belediyesinin böyle büyük bir davasında, Hollanda’dan avukat tutmak yerine Türkiye’den avukat tutabileceği hukukçuları yetiştirmelidirler.
Stajyerlerimize bizim 20. Yüzyıl “klasik tipte” hukukçu olduğumuz, klasik tipte hukukçu olarak kendilerine verebileceğimiz avukatlık eğitiminin gerekli ama sınırlı olacağı 21. Yüzyılın ihtiyaçlarına cevap veren “yeni hukukçu tipi” olmadığımız ve bu nedenle rol modellik işlevimizin sınırlı olacağı anlatılmış ve hangi tipte hukukçu olmak istedikleri konusunda düşünmeleri talep edilmiştir. Stajyerlere yeni hukukçu tipinin, klasik hukukçu tipinin donanımlarına sahip olması gerektiği, ancak bunun yeterli olmayacağı anlatılmıştır.
Müdafi/ Avukat Bakış Açısı
Stajyerlerimize, öğleden sonra yazıhanemize misafir olarak gelecek olan Merhum Ceren Damar hocamızın babası Mustafa Damar hocamızın mülakatına hazırlık olarak “Müdafi Kimdir, Ne İş Yapar?” adlı makale[iii] ile “Müdafi – Sanık Etkileşiminde Yalan ve Hakikat” adlı makalelerimizi[iv] okumaları aralarında tartışmaları talep edilmiştir. Bu söyleşiye hazırlık olarak stajyerlerden daha önceden en az 50’şer soru hazırlamaları istenmiştir.
Mustafa Damar Hocamızla Söyleşi

Merhum Ceren Damar Hocamızın babası Mustafa Damar Hocamız büromuzu şereflendirdi. Eğitim şehidi Ceren Damar hocamızın katilinin yargılandığı dava dosyası ve yargılama sürecinde sanığın avukatlığını üstlenen Av. Arb. Prof. Dr. Vahit Bıçak’ın Ceren Damar’ın hatırasına hakaret suçunda yargılandığı dava üzerine, savunmanın sınırları, savunma dokunulmazlığı, müdafinin savunmada dikkat etmesi gereken konular ve eğitim sistemi üzerine çok yararlı bir söyleşi yaptık. Mutafa Hocamız, dava süreçleriyle ilgili olarak stajyerlerimizin sorularını cevapladı.
Geri Bildirim
Mustafa Damar Hocamızı yolcu ettikten sonra stajyerlerimizden bugünkü eğitimleriyle ilgili kısa bir geri bildirim yazısı talep edildi.
Ekin Ozan Özşahin geri bildirim yazısı şöyle:
Mustafa Damar hocamızın konuşması son derece metanetiydi. Sadece olaya değil aynı zamanda süreçlere, hukuki duruma ve diğer etkenlere hâkimdi. O kadar acı yaşamış olmasına rağmen tek taraflı olaya yaklaşmıyor hala cezai uyuşmazlığın öznelerine saygı duyuyordu. Sürecin aksaklığı ve kusurlarına rağmen muhakemenin süjelerine küsmemişti. Sanığın savunma hakkına dair sözü beni şaşırttı. Çünkü ben her şekilde bu kişinin savunmaya layık olmayacağı yönünde klasik bir tepki beklemiştim.
Sorunlara geniş bir perspektiften bakmayı da öğrendim. Hocamızın aynı zamanda bana mağdur tarafından cezai uyuşmazlığı ele alabilmeyi gösterdi. Sanığın perspektifi ve onu merkezine koyan sistem içerisinde (ceza muhakemesinde katılan gelmese dahi sanığın gelmemesi mümkün değil gibi birtakım muhakeme normlarını baz alarak söylüyorum.) mağdur tarafın süründürüldüğünü görmüş oldum. Sistemin eksikliği, suçluyu koruyan muhakeme kabullerini biliyordum. Buna karşı da penoloji bilimine ihtiyaç duyulduğunu görüyordum. Hocamız bu konudaki görüşümü pekiştirdi. Topluma mal olmuş dosyalarda yazıp çizerken herhangi bir dosya gibi değerlendirmemek gerektiğini, toplum, mağdur ve sanık üçlemesini her zaman akılda bulundurmayı ve dengeyi bu yönde korumayı öğrendim.
Merve Erbaş’n geri bildirim yazısı ise şöyle:
2019 yılında gerçekleşen Ceren Damar olayı, ben henüz lisedeyken gerçekleşmiş ve medyada bir hayli duyulmuştu. İçimde burukluk oluşturan bu hadise yaşandığı zamanlar henüz hukuk fakültesi öğrencisi değildim, ancak hukuk okumak istiyordum. Yıllar sonra bir hukuk fakültesi öğrencisi olarak bu davayı bilinen ve bilinmeyen yanlarıyla öğrenmek, akabinde bu davadaki müdafinin savunması nedeniyle yargılandığı Av. Arb. Prof. Dr. Vahit Bıçak davasını okumak ve eleştirmek benim için fakülte hayatımdaki en büyük şanslardan biri oldu.
Bu davanın ilgimi çekmesi ve Fahrettin beyin yönlendirmeleri sonrasında Vahit bıçak hakkında yaptığımız araştırmaların ardından bugün Fahrettin Bey’in ofisinde akademisyen Ceren Damar’ın babası Mustafa Damar hocamızı ağırlama şansına sahip olduk. Bizlere Av. Arb. Prof. Dr. Vahit Bıçak davasında yaşananları davanın bir tarafı olarak aktardı. Kendisiyle gerçekleştirdiğimiz sohbette dava hakkında bilmediğimiz detayları vermenin yanı sıra, davanın medyaya yansıyan yönlerini de bizimle paylaşma gayretinde bulundu. Fiziki olarak duruşmaları takip edemesem de davayı okumuş biri olarak görüşlerini dinlemek olaya bakışımı bir kaç noktada değiştirdi. Özellikle Av. Arb. Prof. Dr. Vahit Bıçak’ın savunmasından ötürü ceza aldığı dava hakkında medyada yazılanların okuyucunun zihninde ne şekilde yer edinebileceğini sorguladım. Bu davada avukatın -Mustafa Hocamızın da tabiriyle- müdafinin davanın tarafıymışçasına tavır takınmayacak savunma yapması gerektiği çıkarımında bulundum. Bu dava Fahrettin beyin de dediği gibi hukuk fakültelerinde örnek olarak anlatılması gereken davalardan biri. Bir avukatın sınırlarını, sınırsızlıklarını ve meslek etiğini fazlaca göz önüne süren bir dava.
Mustafa Bey tüm bunların yanında bir Hoca olarak da karşımızdaydı. Kendisi çocuk gelişim alanında üniversitede ders veren bir hocamız. Eğitim konusunda çok değerli görüşlere ve eleştirilere sahip. Aynı zamanda bize de içinde bulunduğumuz eğitim sistemini ve ceza davalarındaki ıslah kavramını sorgulatan bir görüşme oldu. Hakkını aramanın adeta uzun ince bir yol sayıldığı bu günlerde, metanetli bir duruş sergileyerek davasının peşinden giden bir baba gördüm. Eminim ki bu bilinçli babanın Ceren damar gibi bir akademisyenin yetişmesinde katkısı çok olmuştur.
Günün Sonu

Stajyerlerimizle dolu dolu bir çalışmanın ardından bu günün anısına stajyerlerimizden Ekin Ozan Özşahin’e “Bozkurt-Lotus Davasında Türk-Fransız Müdafaları” adlı Türk Ocakları Matbaasında Osmanlıca harflerle basılmış eseri ve Cemil Kavukçu’nun “Uzak Noktalara Doğru” adlı öykü kitabını; stajyerimiz Merve Erbaş’a ise Avukat Suat Tahsin Türk’ün “Müdafaa: Dumlupınar-Naboland Davasında” adlı eser ile Cemil Kavukçu’nun “Angelacoma’nın Duvarları” adlı öykü kitabını armağan ettik.
[i] Fahrettin Kayhan, “Aktif ve Uygulamalı Bir Eğitim Modeli Olarak Avukat Eğitiminde Usta-Çırak Metodu”
[ii] Kemal Gözler, “Küreselleşme Sürecinde Türkiye’de Hukuk Eğitimi”
[iii] Fahrettin Kayhan, “Müdafi Kimdir, Ne İş Yapar?”
[iv] Fahrettin Kayhan, “Müdafi – Sanık Etkileşiminde Yalan ve Hakikat”

