CEZA MUHAKEMESİNDE SAVUNMANIN ONTOLOJİSİ VE ONTOLOJİK YALNIZLIĞI / Avukat Fahrettin KAYHAN
- Savunmanın Ontolojisi: Ceza Yargılamasında Varlık Sorunu
Ceza yargılamasında savunma genellikle bir hak, bir mesleki faaliyet veya bir prosedür unsuru olarak ele alınır. Oysa savunma yalnızca normatif bir hak değil, aynı zamanda ontolojik bir konumdur. Savunma, ceza yargılamasının varlık yapısında belirli bir rolü yerine getiren, sistemin epistemolojik dengesini sağlayan ve hakikat iddiasını sınayan bir aktördür.
Ceza yargılamasının ontolojik yapısı üç temel özne etrafında şekillenir:
-
- Devlet (savcı ve yargı)
- Sanık
- Savunma
Bu üçlü yapı içinde savunma, diğer iki aktörden farklı bir konuma sahiptir. Savcı ve hâkim devletin kurumsal gücünü temsil ederken, savunma bireyin ontolojik temsilidir. Savunma bu anlamda yalnızca bir meslek değil, devlet karşısında bireyin varoluşunu temsil eden bir kurumsal figürdür.
Savunmanın ontolojisi bu nedenle şu soruyla ilgilidir: Savunma ceza yargılamasında neden vardır?
Bu sorunun üç temel cevabı vardır.
1.1. Epistemolojik Fonksiyon
Savunma, ceza yargılamasında hakikat üretim mekanizmasının zorunlu bir unsurudur. Savunma olmadan yargılama tek taraflı bir bilgi üretimine dönüşür.
Savunmanın epistemolojik rolü şudur:
-
- Delilleri sorgulamak
- Anlatıyı kırmak
- Alternatif hakikat ihtimallerini görünür kılmak
Bu nedenle savunma, hakikatin değil, hakikat ihtimalinin temsilcisidir.
1.2. İktidar Dengesi Fonksiyonu
Ceza yargılaması aynı zamanda bir iktidar alanıdır. Devletin cezalandırma gücü karşısında savunma, iktidarın sınırlandırılmasını sağlar.
Bu bağlamda savunma:
-
- Devlet gücüne karşı karşı iktidar üretir
- Yargısal otoritenin sınırlarını görünür kılar
- Yargılamayı monolojik olmaktan çıkarır
Savunma bu anlamda yalnızca hukuki değil, aynı zamanda politik bir kurumdur.
1.3. Varoluşsal Temsil Fonksiyonu
Savunma, sanığın yalnızca hukuki değil varoluşsal temsilidir.
Sanık çoğu zaman:
-
- korku içindedir
- dil kuramaz
- anlatısını kuramaz
Savunma avukatı bu noktada sanığın:
-
- sesidir
- anlatıcısıdır
- varoluşsal temsilcisidir
Bu nedenle savunma, ceza yargılamasında insanın ontolojik temsilidir.
- Savunmanın Ontolojik Yalnızlığı
Savunmanın ontolojisinin en belirgin özelliği ontolojik yalnızlıktır.
Savunma, ceza yargılamasında çoğu zaman yapısal olarak yalnızdır.
Bu yalnızlığın üç kaynağı vardır.
2.1. Kurumsal Yalnızlık
Ceza yargılamasında savcı ve hâkim farklı kurumsal yapılara ait olsalar da aynı sistemin parçalarıdır.
-
- Aynı bürokratik kültürü paylaşırlar
- Aynı mesleki habitusa sahiptirler
- Benzer eğitim süreçlerinden geçerler
Savunma ise bu sistemin dış aktörüdür.
Bu nedenle savunma çoğu zaman:
-
- kurumsal olarak dışarıdadır
- mahkeme kültürünün parçası değildir
- sistem tarafından potansiyel bir rahatsızlık olarak algılanır
Savunma bu nedenle yargı alanının yabancısıdır.
2.2. Epistemolojik Yalnızlık
Ceza yargılamasında çoğu zaman bir hakikat anlatısı oluşur.
Bu anlatı genellikle şu kaynaklardan beslenir:
-
- soruşturma dosyası
- kolluk anlatısı
- iddia makamının teorisi
Savunma bu anlatıya karşı alternatif bir anlatı üretir.
Ancak çoğu zaman:
-
- hâkimin zihninde erken kanaat oluşmuştur
- deliller tek yönlü yorumlanmaktadır
- savunma anlatısı marjinalleştirilmektedir
Bu durumda savunma hakim anlatıya karşı tek başına kalır.
Bu durum savunmanın epistemolojik yalnızlığıdır.
2.3. Psikolojik Yalnızlık
Savunma avukatının yalnızlığı yalnızca kurumsal değildir; aynı zamanda psikolojiktir.
Özellikle ağır ceza davalarında savunma avukatı çoğu zaman:
-
-
toplumun suçlu gördüğü bir kişiyi savunur
-
medya baskısı ile karşılaşır
-
mahkemenin örtük direnciyle mücadele eder
-
Bu nedenle savunma avukatı çoğu zaman etik bir yalnızlık yaşar. Savunma avukatının en temel sorusu şudur: “Herkes mahkûm etmek isterken, ben neden savunuyorum?” Bu sorunun cevabı savunmanın ontolojisinde gizlidir. Savunma masumiyeti değil, adil yargılamayı savunur.
-
Ontolojik Yalnızlık ve Savunmanın Gücü
Paradoksal olarak savunmanın gücü tam da bu yalnızlıktan doğar.
Savunma:
-
-
- çoğunluğun sesi değildir
- iktidarın sesi değildir
- mahkemenin sesi değildir
-
Savunma azınlığın sesidir.
Bu nedenle büyük savunmalar çoğu zaman şu özellikleri taşır:
-
- Yalnızdır
- Dirençlidir
- Rahatsız edicidir
Savunma mahkemenin konfor alanını bozar.
Bu nedenle savunma çoğu zaman yargısal konfor alanının düşmanıdır.
- Ontolojik Yalnızlık ve Büyük Savunmalar
Tarihteki büyük savunmaların çoğu bu ontolojik yalnızlık içinde ortaya çıkmıştır.
Savunma avukatı çoğu zaman:
-
-
- Sistemin karşısında tek başınadır
- Anlatı çoğunluğuna karşıdır
- Mahkemenin epistemolojisini zorlar
-
Bu nedenle büyük savunmaların ortak özelliği şudur:
Savunma yalnız kalmayı göze alır. Savunma avukatı şunu bilir: “Savunma çoğu zaman mahkemenin değil, tarihin huzurunda yapılır.”
- Sonuç: Savunmanın Ontolojik Misyonu
Savunmanın ontolojik misyonu üç temel ilkeye dayanır:
-
- Hakikat iddiasını sınamak
- Devlet iktidarını dengelemek
- Bireyin varoluşunu temsil etmek
Bu nedenle savunma, ceza yargılamasında yalnızca bir meslek değil, bir özgürlük kurumudur. Savunmanın ontolojik yalnızlığı ise bir zayıflık değil, tam tersine savunmanın etik gücünün kaynağıdır.
Çünkü savunma çoğu zaman şu pozisyondadır:
-
- Devlete karşı birey
- çoğunluğa karşı azınlık
- kesin kanaate karşı makul şüphe
Savunma bu nedenle ceza yargılamasında şu ilkenin temsilcisidir: “Hiç kimse savunmasız yargılanamaz.”