Hukuk Fakülteleri Raporu, Vasıf İnanç Duygulu tarafından Toplum Çalışmaları Enstitüsü adına hazırlanmıştır.
Resmî kurumlara ait açık erişimli bilgilere dayalı istatistiksel veriler esas alınarak hazırlanan ve 4 Şubat 2026 günü yayımlanan rapor şu başlıklardan oluşmaktadır:
-
- SAYILARLA TÜRKİYE’DE HUKUK EĞİTİMİ
- Yıllara Göre Hukuk Fakültesi Sayısı
- Yıllara Göre Hukuk Fakültesi Öğrencisi Sayısı ve Kontenjanları
- TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA HUKUK MESLEKLERİ
- Yıllara Göre Hukuk Mesleklerindeki Değişim
- Hukuk Mesleklerindeki Enflasyona Karşı Alınan Tedbirler
- HUKUK FAKÜLTELERİNDEKİ ÖĞRETİM ELEMANLARININ İNCELENMESİ
- HUKUK FAKÜLTELERİNİN MERKEZİ SINAV BAŞARILARI
- Adalet Bakanlığı Adli Yargı Sınav Sonuçları
- Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı Sonuçları
- SONUÇ VE ÖNERİLER
- SAYILARLA TÜRKİYE’DE HUKUK EĞİTİMİ
Raporun amacı; Türkiye’de hukuk eğitimindeki niceliksel büyüme ile bunun kalite, akademik yeterlilik ve mesleki istihdam üzerindeki etkilerini istatistiklerle değerlendirmektir. Türkiye’de hukuk fakültelerinin sayısı ve öğrenci kontenjanlarının son 25 yılda büyük oranda artmasına, avukat sayısında rekor artışa ve hukuk fakültelerindeki akademik kadro yetersizliğine özel bir dikkat çekilmiştir.
RAPORUN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
Raporun Sonuç ve Öneriler Bölümü:
Türkiye’de hukuk eğitimi, Cumhuriyet’in ilk 55 yılında sadece iki fakülte (İstanbul ve Ankara Hukuk) ile sınırlı kalmışken, son 57 yılda bu sayı 100’e ulaşmıştır. Özellikle son 25 yıl, bu genişlemenin en yoğun yaşandığı dönemdir; mevcut 89 hukuk fakültesinin 67’si 2001-2026 yılları arasında kurulmuştur. Bu hızlı artış, öğrenci sayılarına da yansımış; 2013’te yaklaşık 55 bin olan toplam öğrenci sayısı, 2018-2019 döneminde 82 bini aşarak %50’ye yakın bir artış göstermiştir. Son yıllarda toplam öğrenci sayısının düşürülmesine yönelik çalışmalar yerinde olmakla beraber yetersiz kalmaktadır. Bu doğrultuda, 2023 yılından itibaren benimsenen kontenjan azaltma politikasına devam edilmesinde fayda bulunmaktadır. Zira Türkiye’de avukat ve hukukçu sayısı hızla artmakta ve ülkemiz Avrupa’daki birçok ülkeyi avukat başına düşen nüfus oranında geride bırakmaktadır. Hukuk Fakültesi için belirlenen tercih barajının kademeli olarak 50 bine kadar çekilmesi düşünülmelidir.
Barajın daha düşük sıralamalara çekilmesine ilaveten, kontenjan azaltma politikasına
vakıf üniversitelerinin de devlet üniversitelerine eş bir şekilde dâhil edilmesi gerekmektedir. Zira 2023 yılından itibaren hukuk fakültesi mezunu sayısındaki olağan dışı artışı yavaşlatmak adına kontenjanlarda ciddi azaltmalara gidilse de, bu politika vakıf üniversiteleri açısından sınırlı kalmıştır. 2023-2025 yılları arasında toplam kontenjanlar %34,17 oranında düşürülmüştür. Ancak bu düşüşün dağılımı dikkat çekicidir: Devlet üniversitelerinin kontenjanları %49 oranında azaltılırken, vakıf üniversitelerindeki düşüş yalnızca %10,1 olmuştur. Bu durum geniş toplum kesimlerinde toplumda hukuk eğitiminin giderek “ücretli” hale geleceğine ve hukuk eğitimindeki toplam kalitenin azalacağına ilişkin kaygılar uyandırma potansiyeline sahiptir.
Niceliksel artışa rağmen, akademik niteliğin aynı hızla gelişemediğini söylemek mümkündür. Türkiye genelindeki 86 hukuk fakültesinde toplam 586 profesör görev yapmaktadır. Ancak bu profesörlerin dağılımı son derece adaletsizdir: Profesörlerin %41’i sadece 10 köklü fakültede toplanmıştır.5 hukuk fakültesinde hiç profesör bulunmazken, 9 fakültede yalnızca bir profesör görev yapmaktadır. Bu sorunun giderilmesi için hukuk fakültelerinin akademik kadrolarına dair standartlar getirilmesi faydalı sonuçlar doğurabilecektir.
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı (HMGS) kapsamındaki temel derslerin kürsüleri birçok
fakültede boştur. Örneğin, 11 fakültenin Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku kürsüsünde, 34 fakültenin ise Hukuk Tarihi kürsüsünde hiçbir öğretim üyesi bulunmamaktadır. Getirilecek standartlarla birlikte bu boşlukların da giderilmesi ve her hukuk fakültesi öğrencisinin gireceği dersleri, dersin uzmanından dinlemesinin temin edilmesi gerekmektedir. Bu boşluklar genellikle başka branşlardan hocalarla veya üniversite dışından görevlendirmelerle doldurulmaya çalışılsa da bunun pratikte ne kadar başarılabildiği büyük bir soru işaretidir.
Eylül 2024’te yapılan ilk HMGS sonuçları, eğitim kalitesindeki farkı net bir şekilde ortaya koymuştur. Devlet üniversitelerinden mezun olanların başarı oranı %47,28 iken, vakıf üniversitesi mezunlarında bu oran %30,07’de kalmıştır. HMGS ve Adli Yargı sınavlarının ortalamasına göre en başarılı kurumlar sırasıyla Ankara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi olmuştur. Öte yandan, zengin akademik kadrosuna rağmen Marmara Üniversitesi’nin her iki sınavda da ilk 30’a girememesi olumsuz bir veri olarak göze çarpmaktadır.
İçeriği ve sorularının kalitesi ayrı bir tartışma konusu olmakla beraber, HMGS’nin yalnız
mevcudiyetinin dahi hukuk meslekleri açısından olumlu sonuçlar verdiği görülmektedir.
HMGS sonrasında stajyer avukatlara verilen ücretler yükselmiş ve mesleğe başlayan hukukçuların asgari bir bilgi seviyesine sahip olması temin edilmiştir. HMGS uygulamasına, ölçme-değerlendirme ilkelerine daha uygun ve daha kaliteli sorularla devam edilmesi, orta ve uzun vadede önerilmektedir
Vasıf İnanç Duygulu Hakkında:
1995 yılında doğan Duygulu, 2019 yılında Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 2023 yılında yüksek lisans tezini “Yasama Organının Geçirdiği Dönüşüm Açısından Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” çalışmasıyla Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Kamu Hukuku Tezli Yüksek Lisans Programı’nda tamamlayan Duygulu, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Doktora Programı’nda doktora çalışmalarını sürdürmektedir. Halen İfade ve Fikir Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı sürdüren Duygulu, Karatekin Üniversitesi Hukuk Bölümü’nde Araştırma görevlisi olarak görev yapmaktadır.
Toplum Çalışmaları Enstitüsü Hakkında:
Toplum Çalışmaları Enstitüsü, Türkiye’nin nitelikli insan kaynağını ülkemizin kronik yahut güncel sorun alanlarına yönelterek politik karar alıcılara rafine çözüm önerileri sunmayı ana kuruluş amacı olarak benimser. Amacına uygun olarak gerçekleştirdiği çalışmalarda, toplumumuzun genel çıkarlarının öncelenmesini esas alır. Bu esas, Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün zaman ve zeminden bağımsız, değişmez ilkesidir. Türkiye’nin potansiyeline uygun atılımlar için yeni jenerasyon zihinleri, fikri üretime teşvik etmek ve bu üretimi ülke birikimimize anlamlı katkılar olarak sunmak ana motivasyon kaynağımızdır.