İstanbul Barosu tarafından 1928 yılı için yayımlanan İstanbul Barosu Ajandasında yer alan elli meslekî-ahlâkî öğüt, avukat ve hukuk tarihi araştırmacısı Tugay Aydın tarafından günümüz hukukçularının istifadesine sunulmuştur.
Öğütler, İstanbul Üniversitesi Sadri Maksudi Arsal Hukuk Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından yayımlanan Türk Hukuk Tarihi Araştırmaları Dergisinin (Journal of Turkish Legal History) 2020 yılı Güz sayısında, (30. sayı) yayımlanan “Türkiye’nin İlk Avukat Ajandası: İstanbul Barosu Ajandası 1928 ve Avukatlara Meslekî-Ahlâkî Öğütler” başlıklı makale aracılığıyla okuyucuyla yeniden buluşturulmuştur.
Tugay Aydın Hakkında: 1992 yılında Ankara’da doğdu. 2015 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajının ardından mesleğe başladı. Stajyer avukat olduğu dönemde, Arap harfleriyle basılmış olan 1924 yılına ait İstanbul barosu levhasını latin harflerine aktararak hukuk camiasına kazandırdı. 2017 yılında İstanbul Barosu Hukuk Tarihi Araştırma Merkezi’nin kurucu üyesi ve ilk genel sekreteri oldu, bu görevi 2021 yılına kadar sürdürdü. Ağırlıklı olarak avukatlık tarihine ilişkin araştırmalar yapmaktadır. Araştırmalarında, Türkiye’de savunma mesleğinin gelişimi, baroların kuruluşu, dönemin avukatları ve nadir bilinen hukuki metinler önemli yer tutmaktadır. Gazeteci, şair, yazar, avukat, muallim ve siyasetçi kimliğiyle tanınan Krikor Zöhrab’ın (1861-1915) Hukuk-ı Ceza isimli eserini 116 yıl sonra arşivlerden bularak yayına hazırlamıştır. Eser, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinin takdim ve katkılarıyla 2025 yılında On İki Levha Yayıncılık tarafından basılmıştır.
İstanbul Barosu tarafından 1928 yılı için avukatlara özel olarak çıkarılan ajanda, Türkiye’nin ilk avukat ajandasıdır. Kapağında “İstanbul Barosu Ajandası 1928” yazan ajanda, 372 sayfadan ibaret olup 1927’de İstanbul Hilal Matbaası’nda basılmıştır. İlkeler, ajandada her cuma gününün sonuna eklenen kısa birer vecizeden oluşmaktadır. Daha sonraki yıllarda yayımlanan avukatlık etik ilkeleriyle benzerlik taşıyan bu öğütlerin tek bir müellifi belirtilmemiştir. İlkelerin, dönemin baro yöneticileri ve avukatları tarafından hazırlandığı anlaşılmaktadır.
Avukatlara Meslekî-Ahlakî Öğütler
1. Avukat, avene-i hak ve adlden oldukça mevcûdun en şerefli şahsiyeti olur.
2. Avukat zulme karşı şedid, adle karşı şâkirdir.
3. Haklı bir dava kazanan avukatın duyduğu hazzın mümâsili yoktur.
4. Avukatın âlet-i tezvir olduğu hakkındaki âmiyâne zihniyeti izâleye sa’y, bilumûm meslektaşlara terettüb eden bir vazifedir.
5. Zümre-i münevverânın ilk safında, ilm-i hukuk ulemâsı olan avukatlar bulunur.
6. Hak ve adle delil ve vasıta olmak kadar mucib-i fahr ne vardır?
7. Avukatın dimağî ve bedenî mesaisini takdir etmemek takdirsizliğin en pest derecesidir.
8. Avukat davayı kaybetmekten değil, ismâ ve ifhâm edememekten teessür duyar.
9. Mevzû-i dava hakkında avukatın yaptığı tetebbuunu şâyin-ı iltifat görmemek kadar ye’s-âver talihsizlik olmaz.
10. Kanunların esaslı hatları içinde hak yolunda yürüyen ve yürüten ve reh-güzârında ışık tutan avukat denilen rehberler, şâyân-ı tebcil mücâhidlerdir.
11. Bir memlekette ki avukat yoktur ve bir davada ki avukat bulunmaz; orada hak ve adlin teminatı ehemmiyetli surette noksanlık irâe eder.
12. Avukat en nazik, en mütevazı, en sabûr ve gayûr ve inde’l-icab en cesur bir adam olmalıdır.
13. Sıfat-ı emanetine halel târi olan avukatın mesleken mevtine hükmolunabilir. Bir avukata yakışmayan en çirkin sıfat şarlatanlıktır.
14. Avukat! Bir davayı dinlerken birinci vazifen ahlak hocalığıdır.
15. Avukatlar mütesânid bir küll teşkil ederler. Çünkü bir yolun yoldaşıdırlar.
16. Bir avukat diğer bir avukatın şahsına müteallik haklarında hasım ve engel olmamalıdır.
17. Avukat hiçbir vakit unutmamalıdır ki karâbet-i meslekiye, râbıta-i tevkilden daha kuvvetlidir.
18. İki avukatın edibâne münakaşası kadar zevk-âver münazara olmaz.
19. Muhakeme salonuna girerken iki muhâsım ve çıkarken iki muhâden olan iki tarafın avukatlarından hiçbirinin maddi bir emel hissiyle diğerinin kalp ve izzet-i nefsini rencide etmeye hak ve selâhiyeti yoktur.
20. Avukat! Kanun sana müzâhir oldukça hiçbir şeyden yılma.
21. Yeis ve fütur, avukatların meçhulü olan kelimeler olmalıdır.
22. Mesleğin bil-kuvve hâiz olduğu hakk-ı ittikârını şahsen ve fiilen de iktisab ve isticlâba sarf-ı mesai etmemek mesleken intihardır.
23. Avukat! Kavs-ı adalet karşısında daima işgal eylediğin o ufak sandalye ve müttekâ, hak yolunda bir minber-i muallâdır.
24. Avukat! Sırtındaki ferve-i sevda, himaye-i hakkın remzidir ve birçok hil’atlerden daha fâhirdir.
25. Bir hakkı iddia veya bir mağduru, bir masumu müdafaa sadedinde avukatın birkaç müdellel ve muknî sözü birçok hitabelerden, mevizelerden daha müfid daha müessir ve daha belîğdir.
26. Avukat, müvekkilinin işinde yalnız iki rehbere güvenir ve itaat eder: Kanun ve vicdan.
27. Avukat! Cübbeni giyerken her türlü hissiyattan tecerrüd etmekle mükellefsin.
28. Avukat! Dünyanın en fedakâr ve müstakim hakimi olan, ta’zime şâyân Türk hakimine ihtiram et. Onun vazifesini teshil eyle, işkâl etme.
29. Adliyede müntehâ-yı merâtib avukatlıktır. En büyük makam-ı adlî olan Temyiz riyâset-i ûlâsından sonra yazıhanedeki avukatlık koltuğu gelir.
30. Müdekkik bir avukat bilgisine güvenmez, daima merci ve mehazları karıştırır.
31. Meslekte teâli arzusunu besleyen avukat Garb hukukunun terakkiyât ve neşriyâtını takip eder.
32. Avukatın manevi gıdası okumak, okumak ve okumaktır.
33. İyi bir avukat, hukuk davalarında ıtnâbın, ziyâde izah ve tafsilin fâide yerine zarar getireceğini müdriktir.
34. Sahifelerce levâyih ve evrâk-ı dava yazmak itiyadında bulunan avukatların, binlerce işler arasında medfun bulunan hükkâm ve bilhassa Temyiz hükkâmına ve kıymetli vakitlerine acımaları lâzım gelir. Halbuki bir lâyihaya iki bend-i mûcez bile kâfidir.
35. Avukat işe müftekir bile olsa kendisine her arz olunan davayı tedkik ve teemmülsüz almaz.
36. Bir avukat için kesret-i deâvi, çok defa tenezzül-i kadrini mücİb olur.
37. Kendisine arzolunan bir davayı avukat evvela şu miheklere vurur ve müvekkilini istintak eder: 1. Davaya ehliyet, 2. Teveccüh-i husumet, 3. Mesmûiyet, 4. Müruruzaman ve merâsim-i mütekaddime, 5. Vazife ve selâhiyet, 6. Ecvibe ve müdâfaat-ı mukaddere. 7. Esbâb-ı sübûtiye.
38. Dava, niyet kağıdı ve piyango bileti değildir ki talihe bırakılsın, candan çalışma ister.
39. Bir avukat için tamahkar olmak ne kadar mezmûm ise ne verirlerse almak da o kadar süflî bir kanaattir.
40. Mahkeme kalemlerinin intizamsızlığından şikayet etmezden evvel yazıhanelerimizdeki evrâk-ı dava ve kuyûdâtı tanzim etmeliyiz.
41. Rekabet-i ticariye ne kadar memduh ise avukatlıkta o kadar makduhtur.
42. İyi bir avukat ale’l-ekser davasını nukât-ı esasiyeden kazanmak ister, noksâni-i eşkâlden değil.
43. Tarafeyni takrib ve sulhe muvaffak olan vekillerin mesaisi, senelerce emek sarfederek hüküm istihsal eden vekillerin mesaisinden daha meşkûrdur.
44. Avukatları üzen, sinirlendiren ne midir? Onu hepiniz bilirsiniz: Koridorlarda intizar. En ziyade meyus eden de adem-i ismâ-ı meram.
45. Şimdi müfti-i mâcin kalmamıştır, inşallah içimizden vekil-i mâcin de çıkmaz.
46. Her yerde vakar, avukat için şiar olmalıdır.
47. İlm-i hukuk bir deryadır. Baştan başa şinâverlikle kat olunamaz. Onun ufak havzlarında seyahat için peydâ-yı iktidar olunabilir. Binâenaleyh münkasim olduğu muhtelif branşlardan birinde karar ihtisası ideal ittihaz etmelidir.
48. Genç rüfekâya en hayırhahâne nasihatimiz, Garb lisanlarından birini elde ermeleridir.
49. Avukata, avukat her nerede tesadüf ederse selam vermeden geçemez.
50. Borçlar Kanunu, vekilleri işçi zümresinden addediyor, iftihar edelim! Çünkü asrımızda en kıymetli ve ehemmiyetli unsur ve bizzat servet, işçiler ve ameledir; biz ise fikir amelesiyiz. Bu, iftiharımızı dü-bâlâ eder.
Hukuk Ansiklopedisi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.