Çevre Hakkı, bireylerin ve toplumun sağlıklı, dengeli, güvenli ve sürdürülebilir bir çevrede yaşama, çevrenin korunmasını talep etme ve çevreyi olumsuz etkileyen faaliyetlere karşı hukuki güvenceye sahip olma hakkını ifade eden temel bir insan hakkıdır. Klasik hak ve özgürlüklerden farklı olarak yalnızca bireysel değil, aynı zamanda kolektif ve kuşaklar arası (nesiller arası) bir hak niteliği taşımaktadır.
Çevre Hakkı, doğal kaynakların korunmasını, biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesini, hava, su ve toprağın kirletilmemesini, iklim dengesinin gözetilmesini ve çevresel değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasını amaçlamaktadır. Bu hak, devlete çevreyi koruma, geliştirme ve kirlenmesini önleme yönünde pozitif yükümlülükler yüklemekte; bireylere ve özel hukuk tüzel kişilerine ise çevreye zarar vermekten kaçınma ve çevrenin korunmasına katkı sağlama sorumluluğu yüklemektedir. Günümüzde bu hak; sürdürülebilir kalkınma, ihtiyat ilkesi, kirleten öder ilkesi, çevresel etki değerlendirmesi, çevresel adalet ve kamu katılımı gibi çağdaş çevre hukuku ilkeleriyle birlikte değerlendirilmekte; ulusal anayasalarda, uluslararası sözleşmelerde ve insan hakları hukukunda giderek daha güçlü bir koruma alanı bulmaktadır. Özellikle iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve çevre kirliliği gibi küresel sorunlar karşısında çevre hakkı, yalnızca bugünkü bireylerin yaşam kalitesini değil, gelecek kuşakların varlığını ve insanlığın ortak geleceğini güvence altına alan temel haklardan biri olarak kabul edilmektedir.