İoanna Kuçuradi, 4 Ekim 1936’da İstanbul’da doğdu. Rum bir ailenin kızı olarak yetişti. Merkez Rum Ortaokulunda ve Zapyon Kız Lisesinde eğitim gördü. 1959’da İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünü bitirdi ve aynı yıl Takiyettin Mengüşoğlu’nun asistanı olarak bölümde göreve başladı. 1965 yılında “Schopenhauer ve Nietzsche’de İnsan Problemi” başlıklı çalışmasıyla doktorasını tamamladı. 1965-1968 yılları arasında Erzurum Atatürk Üniversitesinde görev yaptı. 1970’te doçent, 1978’de profesör oldu.
İstanbul’da yaşadığı yıllarda Türkiye’nin yakın tarihindeki önemli olaylara da tanıklık etti. Varlık Vergisi uygulaması ve 6-7 Eylül Olayları, Kuçuradi’nin gençlik yıllarına denk gelen tarihsel gelişmeler arasında yer aldı.
1969’da Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümünü kurdu ve 2003 yılına kadar bölüm başkanlığını yürüttü. 1997’den itibaren Hacettepe Üniversitesi İnsan Hakları ve Felsefesi Uygulama ve Araştırma Merkezinin müdürlüğünü ve merkez bünyesindeki UNESCO Kürsüsünün başkanlığını yürüttü. Daha sonraki yıllarda Maltepe Üniversitesinde İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi müdürlüğü ve İnsan Hakları Anabilim Dalı başkanlığı görevlerinde bulundu.
Kuçuradi, Türkiye Felsefe Kurumunun kuruluşunda önemli rol oynadı ve uzun yıllar başkanlığını yaptı. Uluslararası Felsefe Kuruluşları Federasyonunun (FISP) yönetim kuruluna 1983’te seçildi; 1988-1998 yılları arasında genel sekreter, 1998-2003 yılları arasında federasyon başkanı olarak görev yaptı. Paris merkezli Uluslararası Felsefe Enstitüsünün (IIP) başkanlığını da 2014-2017 yılları arasında yürüttü.
Ulusal ve uluslararası düzeyde insan hakları alanında da çeşitli görevler üstlendi. Başbakanlık İnsan Hakları Yüksek Danışma Kurulu Başkanlığı ile Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Ulusal Komitesi Başkanlığı görevlerinde bulundu.
Felsefi çalışmalarında insan, değer, etik ve insan hakları konularına ağırlık verdi. Felsefeyi yalnızca felsefe tarihinin incelenmesi olarak değil, insanın ve çağın sorunlarının anlaşılmasında kullanılan bir düşünme alanı olarak ele aldı. Değer sorunları, etik, insan hakları ve insan felsefesi üzerine çalışmalarıyla Türkiye’de felsefe ve insan hakları düşüncesinin gelişimine katkıda bulundu.
2003 yılında İstanbul’da düzenlenen XXI. Dünya Felsefe Kongresinin başkanlığını yaptı. Kongrenin Türkiye’de gerçekleştirilmesi, Kuçuradi’nin FISP başkanlığı dönemindeki çalışmalarının önemli sonuçlarından biri oldu.
Başlıca Eserleri ve Kitapları
- İnsan ve Değerleri
- İnsan Hakları: Kavramları ve Sorunları
- Adaletin Gerektirdiği Hukuk
- Schopenhauer ve İnsan
- Nietzsche ve İnsan
- Etik
- Ahlâk, Etik ve Etikler
- Sanata Felsefeyle Bakmak
- Uludağ Konuşmaları
- Barışın Felsefesi
- İnsan Haklarının Felsefi Temelleri
- Günümüzden Bakınca Kant Etiği
- Evrensel Değer mi Günlük Rol mü?
Hacettepe Üniversitesi kayıtlarında ayrıca Max Scheler ve Nietzsche’de Trajik, Çağın Olayları Arasında ve Yüzyılımızda İnsan Felsefesi Kuçuradi’nin kitapları arasında yer almaktadır.
Kuçuradi, ayrıca Immanuel Kant’ın Pratik Aklın Eleştirisi, Ahlâk Metafiziğinin Temellendirilmesi ve Gelecekte Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe Prolegomena adlı eserlerini Türkçeye kazandırdı; felsefe ve insan hakları alanında çok sayıda makale, bildiri, rapor, derleme ve editörlük çalışması gerçekleştirdi.
Felsefe ve insan hakları alanındaki çalışmaları nedeniyle Goethe Madalyası (1996), çeşitli fahri doktora ve bilim ödülleri ile ulusal ve uluslararası başka ödül ve onurlara layık görüldü. 2003 yılında UNESCO Aristoteles Madalyası ile onurlandırıldı. 2016 yılında Tüyap 35. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarının Onur Yazarı seçildi. 2024 yılında ise Aydın Doğan Ödülü, felsefe ve insan hakları alanındaki çalışmaları nedeniyle Kuçuradi’ye verildi.
İoanna Kuçuradi, 2 Ekim 2026’da 89 yaşında yaşamını yitirdi. Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Kuçuradi’nin cenaze töreni, 90. doğum günü olan 4 Ekim 2026’da uzun yıllar görev yaptığı Maltepe Üniversitesi Mimar Vedat Çakırca Konferans Salonu’nda düzenlenecek törenin ardından Şişli Rum Ortodoks Mezarlığı’na defnedilecektir.
.
Röportaj: http://www.sozcu.com.tr/2016/egitim/prof-ionna-kucuradi-aci-cekmemizin-nedeni-bilgisizlik-1152224/
ESERLERİ
Türk Felsefe Araştırmalarında ve Üniversite Öğretiminde Alman Filozofları
Kitap, Türk felsefe dünyasindaki kimi Alman filozoflari üzerinedir. Arslan Kaynardag, Hitler Almanyasi’ndan Atatürk Türkiyesi’ne gelen bilim adamlarından önemli bir kısmını oluşturan filozofları ve bu gelişle başlayan felsefe alanındaki Türk-Alman işbirliğini; Cemil Akdoğan ise bu filozolardan biriyle gelen neopozitivizmin Türkiye’deki öyküsünü anlatıyor. İoanna Kuçuradi’nin “Nietzsche: Çağı ve Çağımız”, Bedia Akarsu’nun “Max Scheler: İnsan Olma Sorunu”, Yusuf Örnek’in “Bilimde, Felsefede ve Politikada Karl Jaspers” başlıklı yazıları, bu filozofları meslekten olmayan okuyucuya, çağdaş felsefeye olan katkıları bakımından tanıtmayı amaçlıyor
İnsan Haklarının Felsefi Temelleri
Bu kitap, 1980 yılında yapılan, insan haklarına ilişkin bir uluslararası seminerde sunulan bildirilerden oluşuyor. Yirmi yıl sonra, o zaman söylenenleri okuyan için öğretici bir kitap olsa gerek. Dünyada ve Türkiye’de hangi konularda yol alındığını, hangilerinde yerinde sayıldığını görmemize yardımcı olabilecek bir kitaptır.
Philosophy Facing World Problems
Dünya Problemleri Karşısında Felsefe
Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanan bu kitapta, 1980’de düzenlenen, “İnsan Haklarının Felsefî Temelleri” konulu seminerin bir devamı olarak 1986’da, Barış Yılında düzenlenen uluslararası bir seminerde sunulan bildirileri bulacaksınız. Kimi dünya problemlerine düşünülmüş çözüm yolları, yeterli oldu mu? Yoksa, bu düşünülmüş çözüm yolları yeni dünya problemleri mi yarattı? Bu sorular üzerine düşünmek isteyenlerin okumasında yarar olan bir kitap.
Elli Yıllık Deneyimlerin Işığında Türkiye’de ve Dünyada İnsan Hakları
Bu kitap, 1998 yılında, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 50. yılında düzenlenen uluslararası bir konferansta sunulan bildirilerden oluşuyor. İnsan hakları araştırmaları ve tartışmalarının yüzyılımızın sonlarındaki durumunu yansıtan yazılar insan haklarıyla ilgili bazı teorik tartışmalara ve bunların gerçeklikteki yansımalarına ışık tutuyor; aynı zamanda da, yaşanan problemler karşısında, insan hakları araştırmalarını ve eğitimini geliştirme yönlerine ilişkin bazı yeni sorular ve düşünceler getiriyor.
Barışın Felsefesi/ 200. Ölüm Yıldönümünde Kant
Bu kitap iki tür yazıdan olusuyor. Bir kısım yazılar Kant’ın bazı kavramları ile düşünceleri üzerine yoğunlaşıyor, yaygın anlama biçimleriyle hesaplaşıyor veya onlara yeni bir ışık tutuyor ve Kant’ın bu düşüncelerinin yaşamımız için önemi konusunda çıkan sonuçlara işaret ediyor. Bir kısım yazılar da, Kant’ın bu kavramlarına dayanan barış anlayışının gerçekleşebilirliğinin siyasal koşulları –örneğin Völkerbund dediği kuruluş– üzerindeki düşünceleri inceleniyor. Birleşmiş Milletlerin dünya barışını sağlaması söyle dursun, savaşları önleyememesinin bunca tartışıldığı günümüzde, Kant’ın bu konudaki söyledikleri bizlere düşünme malzemesi sağlıyor.
2007 Dünya Felsefe Günü / World Philosophy Day
Bir Dünya Felsefe Gününü ilân etmenin amacı, felsefe eğitimi ve öğretiminin yaşamımıza sağladığı yararlardan başka, felsefe bilgisinin ve felsefe bilgisine dayanarak olan bitene bakmanın kamu yaşamında ve dünya problemlerini ele almada oynayabileceği aydınlatıcı role dikkat çekmektir. İstanbul’da kutlanan Dünya Felsefe Gününün bildirilerini yayımlamakla, bu amacın gerçekleşmesine ek bir katkı yapacağımızı umuyoruz.
Uludağ Konuşmaları
Kitap, İoanna Kuçuradi’nin Uludağ Üniversitesinin Eğitim Fakültesi öğrencilerine yaptığı üç konuşmadan oluşuyor. Temelini yazarın bir bütün olarak felsefe görüşünde bulan bu Konuşmalar, sürekli gündemde bulunan, ama kullananların bunlarla ne kastettikleri pek belli olmayan üç terime; özgürlük, ahlak ve kültüre, anlaşılması ön felsefe bilgisi gerektirmeyen bir dille ışık tutuyor.
Nietzsche ve İnsan
Nietzsche’nin, yüzyirmi-yüzotuz yıl önce, insanlar ve değerlerle, çağı ve çağımızla ilgili söylediklerini doğru anlayabilmek, onun bütün yazdıklarını birbiriyle ilgilerinde okumayı gerektiriyor.
Böyle bir okuma, insanlığa adım attıran düşünce ve kavramların getirildikten çok sonra dünyamızı etkileyebildiğini, bu etkilemenin ise bazı rastlantılara bağlı olduğunu görmemizi olanaklı kılıyor.
Ama böyle bir okuma, aynı zamanda, bir filozofun getirdiği düşünce ve kavramların, bağlantılı oldukları sorunlardan koparılarak ele alındığı zaman, nasıl yanlış anlaşılabildiğini, nasıl ezbere kullanılabildiğini de görmemize yardımcı oluyor; bu da, günümüzün en önemli sorunlarından biri olan ve yaşamın her alanında kendini gösteren kavram kargaşasını dert edinenlerimize, bu kargaşanın nasıl aşılabileceği konusunda bazı ipuçları yakalayabilmeyi sağlıyor.
İnsan ve Değerleri
Aynı insanların, aynı eylemlerin, ayni olayların, aynı durumların farklı şekillerde değerlendirilmesi insan dünyasının bir olgusudur.
Bu olgu kimi düşünürleri “değerlerin göreli olduğunu” ileri sürmeye ve bundan eylemle ilgili sonuçlar çıkarmaya götürmüştür. Kimi filozoflar da bu sava karşı “değişmez, evrensel değerler olduğunu” temellendirmeye çalışmıştır.
Değişik ve değişken dünya görüşlerinin varlığı, ayrıca da aynı konularda değişik ve değişken normların çokluğu olgusu, yüzyılımızda çoğulculuğun bir ideal haline getirilmesine yol açmış; bu çoğulculuk da, yüzyılımızın ikinci yarısında kimi düşünürleri bütün görüşlerin ve normların “eşdeğer” olduğunu ileri sürmeye götürmüştür.
Kitap bu iki yönlü olguyu bir açıklama girişimi, aynı zamanda da değerlendirme fenomenine ve değerlere görelilik-mutlakçılık seçenekleri dışında bir ışık tutma çabasıdır: bunların ne olduğuna ışık tutma çabasıdır.
Etik
Bu Etik 1970’lerin başında ilk yayımlandığı sıralarda, etik sorunlarla uğraşmak bugün olduğu gibi moda değildi. Geçen otuz-otuzbeş yılda etik, felsefede en çok uğraşılan alanlardan biri oldu, çeşitli meslek etikleri dünyada da bizde de bir patlama gösterdi.
Ne var ki, dünyadaki siyasal ve bilimsel gelişmelerin yarattığı gereksinimlerden dolayı, ‘etik’le çok uğraşılmakla birlikte, etiğe bakış değişmemiştir. Etik bugün de bir normlar alanı olarak görülmekte ve ondan, bize yaşarken ne yapmamız gerektiğini söylemesi beklenmektedir. İoanna Kuçuradi’nin Etiği ise, insanların başka insanlarla ve kendileriyle ilişkilerine ve bu ilişkilerde eylemde bulunurken karşılaşılan değer sorunlarına, bu arada da normlara ilişkin sorunlara bir ışık tutma girişimidir. Birkaç yoldan ortaya koymaya çalıştığı şey, yaşarken doğru ya da değerli eylemde bulunabilmenin bir bilgi sorunu olduğu, birkaç çeşitten bilgiye bağlı bir sorun olduğudur.
Schopenhauer ve İnsan
Schopenhauer ve İnsan, özellikle insan-kişi ayırımı üzerinde yapılmış bilimsel bir çalışmadır.
İnsan, toplum teki olarak değil de kişi olarak ele alındığında ve kişi başarıları insan başarılarından ayırd edildiğinde, karşımıza insanin basarı alanlarının yeni değerlendirmeleri çıkıyor. Yaşayan, araştırma ve sanat yapan insan ile, yine yasayan, araştırmada ve sanatta yaratıcı olan kişi arasında bir ayırım yaparak ve cinsini temsil eden insan ile, insana insan adini taşımağa lâyık kılan insan arasındaki farkları göstererek, insan problemine net bir ışık tutuyor bu eser. Günümüzde insan problemi nerelere itilmek isteniyor? İnsan ile kişi görüşü arasındaki ayırımın nerelerine sıkı sıkıya bağlı olan insan probleminin itilmek istendiği farklı yönler, bu eserin okunmasıyla bilinçlenecek bizlerde.
İnsan Hakları Kavramları ve Sorunları
İoanna Kuçuradi insan hakları ve hukuk-devlet-siyaset felsefesi yazılarını bir araya getirdiği bu kitapta, özellikle felsefi bilgiyle temellendirilmiş açık bir insan hakları kavramının önemi üzerinde duruyor. İnsanın değerinin bilgisine dayanan kendi insan hakları kavramından yola çıkarak, insan haklarının korunabilmesi ve ihlallerinin önlenebilmesi için nasıl bir hukuk, devlet ve siyaset anlayışıyla hareket edilmesi gerektiğini tartışıyor. Bu tartışmayı yaparken bir yandan teorik sorunlara diğer yandan da bu teorik sorunların yol açtığı pratik sorunlara değinerek, bunlarla nasıl basa çıkılabileceğine yönelik önerilerde bulunuyor.
Bu kitap, ülkemizde bu alanda gerek teorik gerekse pratik düzeyde iş görenler bakımından önemli bir boşluğu dolduracak niteliktedir.
Çağın Olayları Arasında
Kitap iki ana bölümde toplanan 12 yazıdan oluşuyor. Birinci bölümdeki yazılar, çağın sorunlarına felsefî bilgiyle ve etik değer bilgisiyle eğitilmiş bir gözle bakınca görülenler ortaya konuyor; ikinci bölümde ise felsefede ve felsefe tarihinde “bilimsel” araştırma yapmanın örnekleri veriliyor.
Sanata Felsefeyle Bakmak
Yazarın altı yazısından oluşan bu kitabın ilk, uzun yazısında Max Scheler, Nietzsche ve yazarın trajik olanla ilgili görüşleri ortaya konuyor ve bir tür değerler çatışması olarak görülen trajik, edebiyat eserleriyle örneklendiriliyor.
Diğer yazılarda ise, edebiyat eserlerinin neyi, nasıl gösterdiği sorusu ve bir edebiyat eserini doğru değerlendirmek için izlenecek yol üzerinde duruluyor, bir yazıda ise şiir çevirilerini değerlendirme konusu ele alınıyor ve Homeros’un Türkçe çevirileri değerlendiriliyor.
Kaynak: http://www.tfk.org.tr/tr/yayinlar
Hukuk Ansiklopedisi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.