Dünya Doğa Şartı(World Charter for Nature), Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 28 Ekim 1982 tarihli ve 37/7 sayılı kararıyla kabul edilmiş, doğanın korunmasına ilişkin temel ilkeleri ortaya koyan uluslararası bir belgedir. Şart, doğanın korunmasını yalnızca doğal kaynakların kullanımının sınırlandırılmasıyla ele almamış; ekolojik süreçlerin devamlılığı, biyolojik çeşitliliğin muhafazası, doğal sistemlerin bütünlüğü ve insan faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkilerinin denetlenmesi konularını da kapsamına almıştır. Belge, doğayı etkileyen insan davranışlarının yönlendirilmesinde ve değerlendirilmesinde esas alınması gereken koruma ilkelerini açıklamıştır.
1972 tarihli Stockholm Bildirgesi ile benzer ilkeler taşıyan Dünya Doğa Şartı, doğanın korunmasına ilişkin uluslararası yaklaşımı kapsamlı ilkeler çerçevesinde ele almıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 111 kabul ve 1 ret oyuna karşılık 18 çekimser oyla kabul edilmiş; ret oyu Amerika Birleşik Devletleri tarafından kullanılmıştır.
Dünya Doğa Şartı’nın Amacı ve Temel Yaklaşımı
Şart’ın temelinde, insanlığın doğanın bir parçası olduğu ve yaşamın enerji ile besin maddelerinin sağlanmasını güvence altına alan doğal sistemlerin kesintisiz işleyişine bağlı bulunduğu düşüncesi yer almaktadır. Uygarlığın köklerinin doğaya dayandığı; doğanın insan kültürünü şekillendirdiği ve sanatsal ve bilimsel başarıları etkilediği kabul edilmiştir. Doğayla uyum içinde yaşamanın, insanın yaratıcılığını geliştirmesi, dinlenmesi ve boş zamanlarını değerlendirmesi bakımından elverişli koşullar sağladığı vurgulanmıştır. Bunun yanında her yaşam biçiminin kendine özgü olduğu ve insan açısından taşıdığı değerden bağımsız olarak saygıyı hak ettiği belirtilmiştir. Bu yaklaşım, doğanın yalnızca insan ihtiyaçlarını karşılayan bir kaynak olarak görülmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Dünya Doğa Şartı, doğanın korunmasını yalnızca belirli türlerin ve doğal alanların muhafazasıyla sınırlamamış; ekonomik ve toplumsal kalkınma kararlarının da ekolojik sınırlar gözetilerek alınmasını öngörmüştür. Doğal kaynakların yenilenme kapasitesini aşacak biçimde kullanılmaması, toprağın verimliliğinin korunması, su gibi yeniden kullanılabilir kaynakların geri dönüştürülmesi ve yenilenemeyen kaynakların ölçülü biçimde işletilmesi temel ilkeler arasında yer almıştır. Doğaya önemli veya geri döndürülemez zarar verme ihtimali bulunan faaliyetler bakımından önleyici tedbirlerin alınması, çevresel etkilerin önceden değerlendirilmesi ve kirliliğin kaynağında önlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Şart ayrıca, çevresel kararların alınmasına bireylerin katılabilmesini ve çevrenin zarar görmesi hâlinde başvuru yollarına erişebilmesini öngörmüş; doğanın korunmasını devletlerin yanı sıra uluslararası kuruluşların, toplulukların ve bireylerin de ortak sorumluluğu olarak ele almıştır.
Belgede, doğal kaynakların aşırı kullanımının ve doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesinin ekolojik dengeyi ve yaşam biçimlerinin çeşitliliğini tehdit ettiği ifade edilmiştir. Doğadan kalıcı yararlar elde edilmesinin, temel ekolojik süreçlerin ve yaşamı destekleyen sistemlerin devamlılığına bağlı olduğu kabul edilmiştir. Aşırı tüketim, doğal kaynakların kötüye kullanılması ve halklar ile devletler arasında uygun bir ekonomik düzenin kurulamaması sonucunda doğal sistemlerin bozulmasının, uygarlığın ekonomik, sosyal ve siyasal yapısını da olumsuz etkileyebileceği belirtilmiştir. Kıt kaynaklar üzerindeki rekabetin çatışmalara yol açabileceği; doğanın ve doğal kaynakların korunmasının ise adalete ve barışın sürdürülmesine katkıda bulunduğu vurgulanmıştır.
Doğanın Korunması ve Doğal Kaynakların Sürdürülebilir Kullanımı
Dünya Doğa Şartı, doğanın korunmasına ilişkin genel ilkeler çerçevesinde doğal süreçlerin işleyişine zarar verilmemesini, yeryüzündeki genetik çeşitliliğin tehlikeye atılmamasını ve yabani ve evcil yaşam biçimlerinin varlıklarını sürdürebilmeleri için gerekli koşulların korunmasını öngörmüştür. Karasal ve denizel alanların tamamının koruma ilkelerine tabi olması gerektiği belirtilmiş; eşsiz alanlara, farklı ekosistem türlerinin temsili örneklerine ve nadir veya nesli tehlike altındaki türlerin yaşam alanlarına özel koruma sağlanması gerektiği ifade edilmiştir. İnsanların yararlandığı ekosistemlerin ve doğal kaynakların sürdürülebilir verimliliği sağlayacak biçimde yönetilmesi, ancak bu sırada diğer ekosistemlerin ve türlerin bütünlüğünün tehlikeye düşürülmemesi gerektiği kabul edilmiştir. Ayrıca doğanın savaş ve diğer düşmanca faaliyetlerden kaynaklanan tahribata karşı korunması gerektiği vurgulanmıştır.
Şart, ekonomik ve sosyal kalkınma faaliyetlerinin doğanın korunmasından bağımsız değerlendirilemeyeceğini ortaya koymuştur. Karar alma süreçlerinde insan ihtiyaçlarının ancak doğal sistemlerin gerektiği gibi işlemesinin sağlanması ve koruma ilkelerine uyulmasıyla karşılanabileceği kabul edilmiştir. Kalkınma faaliyetlerinin planlanmasında ve uygulanmasında doğanın korunmasının ayrılmaz bir unsur olarak ele alınması gerektiği belirtilmiştir. Ekonomik kalkınma, nüfus artışı ve yaşam standartlarının iyileştirilmesine ilişkin uzun vadeli planların hazırlanmasında, doğal sistemlerin ilgili nüfusların geçimini ve yerleşimini sürdürme kapasitesinin dikkate alınması öngörülmüştür. Bu kapasitenin bilim ve teknoloji aracılığıyla geliştirilebileceği de kabul edilmiştir. Yeryüzündeki alanların farklı kullanım amaçlarına tahsis edilmesinde fiziksel sınırlamaların, biyolojik üretkenliğin, çeşitliliğin ve doğal güzelliğin gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Doğal kaynakların israf edilmeden ve ölçülü biçimde kullanılması, Şart’ın temel yaklaşımlarından biridir. Canlı kaynaklardan doğal yenilenme kapasitelerini aşacak ölçüde yararlanılmaması gerektiği ifade edilmiştir. Toprak verimliliğinin uzun vadede korunması veya artırılması; bunun için toprağın üretkenliğini, organik ayrışma süreçlerini ve erozyonun önlenmesini güvence altına alan önlemlerin alınması öngörülmüştür. Kullanım sırasında tüketilmeyen su dâhil kaynakların yeniden kullanılması veya geri dönüştürülmesi gerektiği belirtilmiştir. Yenilenemeyen kaynakların ise miktarları, tüketim amaçlı ikame edilmelerine ilişkin olanaklar ve bunların çıkarılmasının doğal sistemlerin işleyişiyle uyumu dikkate alınarak ölçülü biçimde kullanılması kabul edilmiştir.
Çevresel Etkilerin Önlenmesi ve Koruma Tedbirleri
Doğa üzerinde etkisi olabilecek faaliyetlerin denetlenmesi ve önemli riskleri veya diğer olumsuz etkileri en aza indiren mevcut en iyi teknolojilerin kullanılması da Şart’ta düzenlenmiştir. Doğaya geri döndürülemez zarar verme olasılığı bulunan faaliyetlerden kaçınılması gerektiği belirtilmiştir. Doğa açısından önemli risk oluşturabilecek faaliyetlerden önce kapsamlı inceleme yapılması; bu faaliyetleri önerenlerin beklenen yararların olası zararlardan daha ağır bastığını göstermesi öngörülmüştür. Olası olumsuz etkilerin bütünüyle anlaşılamadığı durumlarda söz konusu faaliyetlerin yürütülmemesi gerektiği ifade edilmiştir. Doğayı etkileyebilecek faaliyetlerin sonuçlarının önceden değerlendirilmesi ve kalkınma projelerine ilişkin çevresel etki incelemelerinin yeterince erken yapılması gerektiği de kabul edilmiştir. Uygulanmasına karar verilen faaliyetlerin olumsuz etkileri en aza indirecek biçimde planlanması ve yürütülmesi öngörülmüştür. Tarım, otlatma, ormancılık ve balıkçılık uygulamalarının ilgili alanların doğal özelliklerine uygun hâle getirilmesi; insan faaliyetleri nedeniyle bozulmuş alanların ise doğal potansiyelleri ve etkilenen nüfusların refahı gözetilerek iyileştirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Şart’ta kirleticilerin doğal sistemlere bırakılmasının önlenmesi temel bir ilke olarak benimsenmiştir. Bunun mümkün olmadığı durumlarda kirleticilerin kaynağında, mevcut en elverişli ve uygulanabilir yöntemlerle arıtılması gerektiği ifade edilmiştir. Radyoaktif veya zehirli atıkların salınmasını önlemek amacıyla özel önlemler alınması öngörülmüştür. Doğal afetleri, zararlı organizmaların yayılmasını ve hastalıkları önlemeye, denetlemeye veya sınırlandırmaya yönelik tedbirlerin bu sorunların nedenlerini hedef alması ve doğa üzerinde olumsuz yan etkiler yaratmaktan kaçınması gerektiği de belirtilmiştir.
Dünya Doğa Şartı, doğanın korunmasına ilişkin ilkelerin uygulanmasını devletlerin hukuk ve uygulamalarının yanı sıra uluslararası düzeyde de gerekli görmüştür. Doğaya ilişkin bilginin mümkün olan bütün araçlarla geniş kitlelere ulaştırılması, özellikle ekolojik eğitimin genel eğitimin ayrılmaz bir parçası hâline getirilmesi öngörülmüştür. Doğanın korunması için gerekli mali kaynakların, programların ve idari yapıların sağlanması; bilimsel araştırmalar aracılığıyla doğaya ilişkin bilginin artırılması ve bu bilginin herhangi bir kısıtlama olmaksızın yayılması gerektiği belirtilmiştir. Doğal süreçlerin, ekosistemlerin ve türlerin durumunun yakından izlenmesi yoluyla bozulmaların ve tehditlerin erken tespit edilmesi, zamanında müdahale edilmesi ve koruma politikalarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Doğaya zarar veren askerî faaliyetlerden kaçınılması da bu kapsamda düzenlenmiştir.
Uygulama, Uluslararası İş Birliği ve Bireysel Sorumluluk
Belgede doğanın korunması, yalnızca devletlerin sorumluluğuyla sınırlandırılmamıştır. Devletlerin yanı sıra güçleri ölçüsünde diğer kamu makamlarının, uluslararası kuruluşların, bireylerin, grupların ve şirketlerin doğanın korunması için iş birliği yapmaları öngörülmüştür. Bu iş birliğinin ortak faaliyetleri, bilgi alışverişini ve istişareleri kapsaması gerektiği belirtilmiştir. Doğa üzerinde olumsuz etkiler yaratabilecek ürünler ve üretim süreçleri için standartlar belirlenmesi, bu etkilerin değerlendirilmesine yönelik ortak yöntemler oluşturulması ve doğanın korunmasıyla çevrenin muhafazasına ilişkin uygulanabilir uluslararası hukuk hükümlerinin hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca devletlerin, kendi yargı yetkileri veya denetimleri altındaki faaliyetlerin diğer devletlerin sınırları içindeki ya da ulusal yargı yetkisinin ötesindeki doğal sistemlere zarar vermemesini sağlamaları ve bu alanlardaki doğayı korumaları gerektiği kabul edilmiştir. Devletlerin doğal kaynakları üzerindeki egemenlikleri saklı tutulmakla birlikte, Şart’ın hükümlerinin yetkili organlar aracılığıyla ve diğer devletlerle iş birliği içinde uygulanması öngörülmüştür.
Dünya Doğa Şartı’nın önemli yönlerinden biri de halkın çevresel kararlara katılımına ilişkin hükümler içermesidir. Doğanın korunmasına yönelik stratejilerin oluşturulması, ekosistem envanterlerinin hazırlanması ve önerilen politika ve faaliyetlerin doğa üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi, planlamanın temel unsurları arasında sayılmıştır. Bu unsurların, etkili danışma ve katılıma olanak verecek zamanlamayla ve uygun araçlarla kamuoyuna açıklanması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca herkesin, ulusal mevzuatına uygun olarak, çevresini doğrudan ilgilendiren kararların oluşturulmasına bireysel olarak veya başkalarıyla birlikte katılma olanağına sahip olması ve çevresinin zarar görmesi ya da bozulması hâlinde giderim yollarına erişebilmesi öngörülmüştür. Böylece çevresel karar alma süreçlerinde bilgilendirme, danışma ve katılımın önemi uluslararası düzeyde ifade edilmiştir.
Şart, doğanın korunmasını yalnızca kurumsal ve kamusal bir görev olarak ele almamış, bireysel sorumluluğu da vurgulamıştır. Her bireyin Şart’ın hükümlerine uygun davranması; tek başına, başkalarıyla birlikte veya siyasal sürece katılarak belgenin amaçlarının ve gereklerinin yerine getirilmesi için çaba göstermesi gerektiği belirtilmiştir.
Sonuç olarak Dünya Doğa Şartı, doğanın korunmasını ekolojik süreçlerin devamlılığı, biyolojik çeşitliliğin muhafazası, doğal kaynakların ölçülü kullanımı, kalkınma faaliyetlerinin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi, uluslararası iş birliği ve halkın katılımı ilkeleri çerçevesinde ele almıştır. Doğaya ilişkin kararların yalnızca kısa vadeli insan ihtiyaçları temelinde alınmaması, doğal sistemlerin işleyişinin ve gelecek kuşakların yararlarının da gözetilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu yönüyle belge, doğanın korunmasına ilişkin uluslararası yaklaşımın kapsamını genişleten ve çevre politikalarının oluşturulmasında temel ilkeler sunan önemli metinlerden biri olmuştur.
Hukuk Ansiklopedisi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.