Ulpianus, 170 yılında Roma İmparatorluğu sınırları içinde yer alan Suriye’de doğmuş, hukuk eğitimini muhtemelen öncelikle Beyrut’ta, daha sonra Roma’da almıştır. Klasik dönemin en önemli Romalı hukukçularından biri olarak kabul edilmektedir.
Ulpianus III. asrın başlarında imparator Septimius Severus döneminde emperyal idareye girmiş ve İmparator Caracalla’nın yakın çevresinde yer alarak kamusal görevler üstlenmiş, yüksek yargıç olarak görevlendirilmiştir. Constitutio Antoniniana’nın hazırlanmasında etkili olduğu düşünülmektedir. İmparator Caracalla döneminde düzenlenen bu yasal değişikliklerle köklü reformlar yapılmış, imparatorluğun her özgür insanına, kendi sitesinin verdiği haklar saklı kalarak roma vatandaşlığı hakkı tanınmıştır.
Eserleri ve Hukuk Anlayışı
Ulpianus, hukuka radikal yenilikler getirmekten ziyade kendisinden önce yazılmış eserleri derlemesi, yorumlaması ve kendisinden önceki hukukçuların eserlerine eklemeler ve şerhler yapması ile bilinmektedir. Eserleri, Roma Hukukuna ve günümüz modern hukukuna büyük etkide bulunmuştur.
Ulpianus’un hukuki çalışmaları 200’den fazla eseri kapsamaktadır. En önemli eserleri Libri ad Edictum ve Sabinus’un medeni hukuk sistematiği üzerine yazılmış bir şerh olan Libri ad Sabinum’dır. Öğrencilere yönelik bir el kitabı olarak nitelenen “Institutiones”, Praetor Beyannamesi Şerhi, mahkemelerin örgütlenmesi ve olağan dışı usul hakkındaki kitapları ile “Kurallar” derlemesi bu eserlerden sadece bazılarıdır. De officio proconsulis adlı eseri eyalet valilerinin görevleri, yargı teşkilatı ve olağanüstü yargılama usulleri bakımından önem taşımaktadır. Regulae adlı eseri ise hukuk kurallarını sistematik biçimde ele alan çalışmaları arasındadır. Yaşadığı dönemde dağınık halde bulunan hukuk metinlerini en iyi bilen ilk beş hukukçudan biri olarak tanımlanmış ve MS 426 tarihli Atıf Yasası’nda(Lex citationum) görüşlerine başvurulması kararlaştırılan hukukçudan biri olmuştur.
Doğu Roma imparatoru Iustinianus döneminde (527-565) hazırlanan Corpus Iuris Civilis’in en önemli kısımlarından biri olan Digesta’da zikredilen fragmanların yüzde kırkından fazlası Ulpianus’un eserlerinden alınmıştır.
Ulpianus, Aristoteles’ten esinlenen hukuk ve adalet tanımları ile yürürlükteki hukuk kurallarını tutarlı biçimde açıklayıp yorumlaması ile meşhurdur. Ona göre hukuk, adaletin hayata geçirilmesidir. Adalet ona göre, herkese kendisine ait olanı vermeye yönelik sürekli ve ebedi bir iradeye dayanmaktadır. Ulpianus, Digesta’nın 1.1.10.1 bölümünde kendisine atfedil üç buyrukla (praecepta iuris) hukukun temel ilkelerini ortaya koymuştur: honeste vivere (dürüst ve onurlu yaşamak), alterum non laedere (başkasına zarar vermemek) ve suum cuique tribuere (herkese kendisine ait olanı vermek). Roma hukukunun temel düşüncelerini özetleyen bu ilkeler, bireyin davranışlarına, başkalarına karşı sorumluluklarına ve hakların adil biçimde dağıtılmasına ilişkin bir hukuk anlayışını ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, özellikle dürüstlük kuralı, haksız fiil sorumluluğu ve başkasının haklarına saygı gibi modern özel hukuk ilkelerinin felsefi açıdan değerlendirilmesinde önemini korumaktadır.
Ulpianus, hukukçuluk mesleğini yalnızca yürürlükteki kuralları yorumlamakla sınırlı görmemiş; hukukçuları adaleti uygulayan, hakkaniyeti haksızlıktan ve hukuka uygun olanı hukuka aykırı olandan ayıran kişiler olarak tanımlamıştır. Bu yaklaşımıyla hukukçuluğu, adaletin gerçekleştirilmesine ve iyiliğin teşvik edilmesine hizmet eden bir faaliyet olarak değerlendirmiştir.
İmparatorluğun en üst idarî görevine tekabül eden praefectus praetorio görevini yürüttüğü sırada 223 yılında çıkan bir askerî ayaklanma sırasında öldürüldüğü düşünülmektedir.

Hukuk Ansiklopedisi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.