Sör William Wallace, 23 Ağustos 1305’te Londra’da yargılanarak aynı gün İngiltere Kralı I. Edward’ın emriyle idam edilen İskoç şövalyesi ve İskoç bağımsızlığının en önemli sembollerinden biridir.
William Wallace’ın Yargılanması: Egemenlik, Tabiiyet ve Savaş Hukuku
İskoç şövalye William Wallace, İngiltere Kralı I. Edward tarafından vatana ihanetle suçlanarak yargılandı ve ölüm cezasına çarptırıldı. Edward I, 18 Ağustos 1305’te Wallace’ın yargılanması için özel bir komisyon oluşturdu. Beş kişi yargıç olarak görevlendirildi: John de Segrave, Peter Malory, Ralph de Sandwich, John de Bakewell ve Londra Belediye Başkanı John le Blound. Westminster Hall’daki yargılama bu görevlendirilen kişiler önünde yapıldı.
Mahkeme biçimsel olarak bir yargı organı niteliğindeydi; ancak bağımsız bir yargı makamı değildi. Kralın otoritesi altında oluşturulan Bu özel bir komisyonun üyelerini doğrudan Edward I görevlendirmişti. İngiliz Parlamentosu’nun tarih sayfası, ortaçağdaki bu tür vatana ihanet davalarında hüküm ve ölüm cezasının çoğu zaman önceden belirlenmiş olduğunu belirtmektedir.
Edward, duruşma sırasında salonun güney ucundaki bir bankta oturmuş ve defne yapraklarından bir taç takmıştı.
Wallace’ın “vatan hainliği” (treason) suçlamasıyla yargılanması, dönemin İngiliz hukuku açısından tartışmalı bir nitelik taşımaktadır. Wallace, İngiltere Kralı I. Edward’a hiçbir zaman sadakat yemini etmediğini ve dolayısıyla Edward’a karşı ihanet etmiş sayılamayacağını savunmuştur. Wallace, “Edward’a karşı hain olamam; çünkü onun uyruğu değildim / ona sadakat yemini etmedim” diyordu. İngiliz makamlarının cevabı ise esasen Edward’ın İskoçya üzerinde egemenlik kurduğu ve İskoçların onun hükmüne tabi olduğu varsayımına dayanıyordu. Buna rağmen bu itiraz kabul edilmemiş ve Wallace vatana ihanetten suçlu bulunarak ölüm cezasına mahkûm edilmiştir.
İdamı ve Teşhiri
Wallace, dönemin en ağır infaz biçimlerinden biri olan asılma, sürüklenme ve dörde bölünme cezasına çarptırıldı. İnfaz sırasında at tarafından sürüklendi, ardından asıldı; ölmek üzereyken indirildi. Daha sonra bağırsakları çıkarıldı, kafası gövdesinden ayrıldı ve vücudu dört parçaya bölündü.
İnfazın ardından Wallace’ın kafası Londra Köprüsü’nde, vücudunun parçaları ise Newcastle, Berwick, Stirling ve Perth’te ayrı ayrı sergilendi. Bu teşhir, kraliyet otoritesini göstermek ve İskoç bağımsızlık hareketine katılabilecek kişilere gözdağı vermek amacı taşıyordu.
İskoç Bağımsızlığının Sembolü
Wallace, ölümünden sonra İskoç bağımsızlığının sembol isimlerinden biri hâline geldi. Sıradan bir suçlu ya da asi değildi. Kendi ülkesini savunan bir liderdi.
Hayatı ve mücadelesi çok sayıda edebî esere ve filme konu oldu; özellikle 1995 yapımı Braveheart (Cesur Yürek) filmiyle dünya çapında tanındı.
https://www.youtube.com/watch?v=1NJO0jxBtMo
Hukuk Ansiklopedisi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.