Sandra Day O’Connor, 26 Mart 1930’da El Paso, Teksas’ta doğdu. Amerikalı hukukçu, siyasetçi ve ABD Yüksek Mahkemesi’nin ilk kadın yargıcıdır. 1981-2006 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi yargıcı olarak görev yaptı ve Mahkeme’ye atanan ilk kadın yargıç oldu. Başkan Ronald Reagan tarafından 19 Ağustos 1981’de aday gösterilen O’Connor’ın adaylığı, Senato tarafından 21 Eylül 1981’de 99-0 oyla, yani oy birliğiyle onaylandı. 25 Eylül 1981’de yemin ederek görevine başladı.
O’Connor çocukluğunun önemli bir bölümünü Arizona’nın güneydoğusunda, Arizona ile New Mexico sınırına yakın, ailesine ait Lazy B adlı büyükbaş hayvan çiftliğinde geçirdi. Çiftliğin bulunduğu bölgedeki eğitim imkânlarının sınırlı olması nedeniyle öğreniminin önemli bir bölümünü El Paso’da sürdürdü. Radford School for Girls’te ve daha sonra Austin High School’da eğitim gördü. 1946’da Stanford Üniversitesi’ne girdi. Ekonomi öğrenimi gördü ve 1950’de magna cum laude derecesiyle mezun oldu.
Ardından Stanford Hukuk Fakültesi’nde hukuk eğitimi aldı. Stanford’un hızlandırılmış programı kapsamında hukuk eğitimini iki yılda tamamlayarak 102 kişilik sınıftan 1952’de üçüncü olarak mezun oldu. Hukuk eğitimi sırasında Stanford Law Review yayın kurulunda görev aldı ve akademik başarı gösteren hukuk öğrencilerinin kabul edildiği Order of the Coif adlı hukuk onur topluluğuna alındı.
O’Connor, hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra kadın hukukçulara yönelik ayrımcı tutumlar nedeniyle özel hukuk bürolarında iş bulmakta zorlandı. Bunun üzerine Kaliforniya’daki San Mateo County savcılık makamında çalıştı ve 1952-1953 yıllarında Deputy County Attorney olarak görev yaptı. Başlangıçta maaş almadan ve kendisine tahsis edilmiş bir büro olmadan çalışmayı kabul etti.
1954-1957 yılları arasında Frankfurt’ta, Amerika Birleşik Devletleri Ordusu’nun Quartermaster Corps bünyesindeki Quartermaster Market Center’da hukuk müşaviri olarak çalıştı. 1957’de Arizona’ya dönerek Phoenix çevresinde özel hukuk alanında çalışmaya başladı. Bu dönemde ailesiyle ilgilendi ve üç çocuğunun yetişmesine önemli ölçüde zaman ayırdı.
O’Connor, 1965’te Arizona Başsavcı Yardımcısı olarak kamu görevine döndü.
1969’da Arizona Eyalet Senatosu’nda ortaya çıkan bir üyelik boşluğunu doldurmak üzere Vali Jack Williams tarafından senatörlüğe atandı. 1970’te ve 1972’de yeniden bu göreve seçildi. 1972’de Arizona Eyalet Senatosu çoğunluk lideri oldu. Böylece Amerika Birleşik Devletleri’nde bir eyalet senatosunun çoğunluk liderliğine gelen ilk kadın oldu. Senatörlüğü sırasında kadınlara karşı ayrımcılık içeren bazı yasal düzenlemelerin değiştirilmesi için mücadele etti. Kadınların çalışma ve mülkiyet haklarını sınırlayan düzenlemelerin değiştirilmesi, kamu makamlarında kadınlara yönelik görev kısıtlamalarının kaldırılması ve aile hukukundaki eşitsizliklerin giderilmesi için çalışmalar yürüttü. Ayrıca kamu yönetimi, eyaletler arası ilişkiler, çevre hukuku ve yargı teşkilatına ilişkin çeşitli yasama faaliyetlerinde bulundu. Çoğunluk liderliği görevini 1974 yılına kadar sürdürdü.
1974’te Maricopa County Superior Court yargıçlığına seçildi ve bu görevde 1979’a kadar kaldı. 1979’da Arizona Valisi Bruce Babbitt tarafından Arizona Court of Appeals yargıçlığına atandı. O’Connor, 1981’de Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi’ne atanana kadar bu görevini sürdürdü.
Başkan Ronald Reagan’ın O’Connor’ı Yüksek Mahkeme’ye aday göstermesi, 1980 başkanlık kampanyası sırasında kadın bir yargıç atama yönündeki vaadiyle de bağlantılıydı. O’Connor’ın adaylığı Senato tarafından 99-0 oyla onaylandı ve O’Connor, Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi tarihinde görev yapan ilk kadın yargıç oldu.
O’Connor, Yüksek Mahkeme’de ölçülü ve pragmatik yargısal yaklaşımıyla tanındı. Özellikle oyların birbirine yakın olduğu davalarda Mahkeme’nin kararını etkileyebilen merkezî bir konumda bulundu. Bu nedenle basında sıklıkla swing vote (belirleyici oy) olarak nitelendirildi. Yargıçlığı döneminde anayasa hukuku, federalizm, eşitlik, seçim hukuku ve temel haklar başta olmak üzere birçok alanda görüş kaleme aldı. O’Connor’ın anayasa hukukundaki etkisinin görüldüğü önemli kararlar arasında Planned Parenthood of Southeastern Pennsylvania v. Casey (1992), New York v. United States (1992), Bush v. Gore (2000) ve Grutter v. Bollinger (2003) bulunmaktadır. Planned Parenthood of Southeastern Pennsylvania v. Casey kararında O’Connor, kürtaj hakkına ilişkin anayasal korumanın temel unsurlarının belirlenmesinde önemli rol oynadı. Karar, devlet tarafından getirilen düzenlemelerin, kadının gebeliği sona erdirme kararına önemli bir engel oluşturup oluşturmadığını belirlemeye yönelik undue burden (aşırı engel) standardını ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır. New York v. United States kararında ise federal hükümetin eyaletlerle ilişkilerine dair anayasal bir içtihadın yaratılmasına katkıda bulundu. Kararda, federal hükümetin eyaletleri belirli bir düzenlemeyi uygulamaya zorlayamayacağına hükmedildi. Bu karar, federal hükümet ile eyaletler arasındaki yetki ilişkileri ve federal yapının korunması bakımından önem taşımaktadır. Grutter v. Bollinger davasında O’Connor, öğrenci kabulünde ırkın tek başına değil, adayların bireysel nitelikleriyle birlikte ve sınırlı biçimde dikkate alınabileceğine karar verdi. Bush v. Gore kararında O’Connor, Florida’daki başkanlık seçimlerinde oyların yeniden sayımına ilişkin uyuşmazlıkta çoğunluk görüşünde yer aldı. Karar, 2000 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçiminin sonucu üzerindeki etkisi nedeniyle Amerikan anayasa ve seçim hukukunun en çok tartışılan kararlarından biri oldu.
O’Connor, 1 Temmuz 2005’te Yüksek Mahkeme’den emekliye ayrılacağını açıkladı. Emeklilik kararında, eşi John Jay O’Connor III’ün Alzheimer hastalığına yakalanmasının da etkili olduğu belirtildi. Samuel Alito’nun O’Connor’ın yerine atanmasının ardından 31 Ocak 2006’da Yüksek Mahkeme’deki görevinden ayrıldı. Böylece Mahkeme’de 24 yılı aşkın süre görev yapmış oldu.
Emekliliğinden sonra yurttaşlık eğitimi ve demokratik katılım alanında çalışmalar yürüttü. Gençlerin anayasal sistem ve yurttaşlık sorumlulukları konusunda eğitim almasını amaçlayan Our Courts girişimini başlattı. Bu girişim daha sonra iCivics adını aldı ve yurttaşlık eğitimi alanında dijital eğitim materyalleri, ders planları ve etkileşimli uygulamalar geliştirdi. iCivics, kendi tarihçesine göre 2009’da O’Connor tarafından kurulmuştur.
2009’da Başkan Barack Obama tarafından Amerika Birleşik Devletleri’nin en yüksek sivil nişanlarından biri olan Presidential Medal of Freedom (Başkanlık Özgürlük Madalyası) ile ödüllendirildi.
O’Connor, 23 Ekim 2018’de yayımladığı açıklamada, erken evrede Alzheimer hastalığı olabileceğini ve demans belirtileri yaşadığını kamuoyuna bildirdi. Aynı açıklamada kamusal yaşamdan çekileceğini belirtti. Sandra Day O’Connor, 1 Aralık 2023’te Phoenix, Arizona’da 93 yaşında hayatını kaybetti.
Sandra Day O’Connor, Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi’nin ilk kadın yargıcı olarak Amerikan anayasa ve hukuk tarihinde kalıcı bir yer edinmiştir. Yaklaşık çeyrek yüzyıllık görev süresinde anayasa hukuku, federalizm, eşitlik, seçim hukuku ve temel haklar alanındaki önemli uyuşmazlıklarda verdiği oylar ve kaleme aldığı görüşlerle Mahkeme içtihatlarının şekillenmesinde belirleyici olmuştur. Ölçülü ve pragmatik yargısal yaklaşımı, özellikle Mahkeme’nin yakın oylarla sonuçlanan davalarında belirleyici olmasını sağlamış ve onu Amerikan hukuk tarihinin en etkili yargıçlarından biri hâline getirmiştir.
Hukuk Ansiklopedisi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.