Hukuk Devleti, devletin bütün organlarının ve kamu makamlarının hukukla bağlı olduğu, kamu gücünün keyfî kullanılmasının hukuk kuralları ve yargısal denetim yoluyla sınırlandırıldığı, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı ve herkesin hukuk önünde eşit kabul edildiği devlet düzenidir. Hukuk devleti anlayışında devlet, kanunlara uymakla birlikte, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve hukuki güvenliği kendi faaliyetleri bakımından da güvence altına almakla yükümlü olan bir hukuk düzenidir. Hukuk devletinin temel unsurları arasında kanunilik, kuvvetler ayrılığı, temel hak ve özgürlüklerin korunması, kanun önünde eşitlik, hukuki güvenlik ve belirlilik, bağımsız ve tarafsız yargı, adil yargılanma, etkili hak arama yolları ve idarenin yargısal denetimi yer almaktadır. Bu ilkeler, kamu makamlarının yetkilerinin sınırlarını belirlerken bireylerin devlet karşısındaki hak ve özgürlüklerini de güvence altına almaktadır. Hukuk devleti düşüncesi, anayasacılık, kuvvetler ayrılığı, insan hakları ve hukukun üstünlüğü anlayışlarıyla tarihsel ve kuramsal bir ilişki içinde gelişmiştir. Bu nedenle hukuk devleti yalnızca mevcut kanunların uygulanmasını değil, kanun koyucunun, yürütmenin ve idarenin de hukukla sınırlandırılmasını ifade etmektedir. Hukuk kurallarının önceden bilinebilir, genel ve uygulanabilir olması; benzer durumlara benzer kuralların uygulanması ve uyuşmazlıkların bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından adil biçimde karara bağlanması bu anlayışın temel güvencelerindendir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası‘nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin “demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” olduğu hükme bağlanmıştır. Bu nedenle hukuk devleti ilkesi, Türkiye’de yalnızca siyasal veya felsefi bir ideal değil, anayasal bir devlet niteliği ve bağlayıcı bir hukuk ilkesi olarak kabul edilmektedir.
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.