| 1951 Tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Sözleşme | 1951 Convention relating to the Status of refugees |
| Vatansızlığın Azaltılmasına İlişkin 1961 Sözleşmesi | 1961 Convention on the Reduction of Statelessness |
| davanın düşmesi | abatement of an action |
| 1967 New York Protokolü | 1967 New York Protocolü |
| suça yataklık etmek | abetting a crime |
| insan kaçırma | abduction |
| duruşmanın alenî yapılmaması | absence of a public hearing |
| mutlak biçimde zorunlu | absolutely necessary |
| mutlak haklar | absolute rights |
| benimsemek, benimsetmek, uyum sağlamak, toplum tarafından kabul edilmek | absorption |
| istismar, suiistimal | abuse |
| hızlandırılmış usuller, hızlandırılmış prosedür | accelerated procedures |
| kabul etmek | accede |
| dilekçe hakkının kötüye kullanılması | abuse of the right of petition |
| mahkemeye erişim | access to court |
| access to information bilgiye erişim | access to relevant files ilgili dosyalara erişim |
| accessibility erişilebilirlik | Accession Partnership Document (APD): Katılım ortaklığı belgesi |
| accord: anlaşma | acculturation: kültürel uyum |
| acquittal at first instance ilk derece mahkemesinde beraat | Acquis of the EU in the field of Justice and Home Affairs: Adalet ve İç İşleri Alanında AB Müktesebatı |
| Acquis of the Union and its Member States: AB ve AB Üye Devletleri için Geçerli Olan Müktesebat | action for damages uğranılan zarar için dava açmak |
| Action on the Rights of Children: Çocuk Haklarına İlişkin Eylem | adequate facilities yeterli kolaylıklar |
| adequate time yeterli zaman | adjourn the case davayı ertelemek |
| adjudication: karar verme/hüküm | adjudicator: karar mercii |
| admission:kabul, girme müsaadesi, bir ülkeye kabul | administrative detention idari gözaltı |
| administrative practice idari uygulama | administrative proceedings idari davalar |
| admissibility criteria kabul edilirlik/edilebilirlik kriteri | admissible/ility/decision kabul edilir/lik kararı, |
| admit (evidence) (delil) kabul etmek | adoption: evlat edinme, benimseme, karar verme |
| adoption of a judgment (mahkemenin) bir kararı vermesi/kabulü | adversarial trial/adversarial hearing tarafların hazır olduğu duruşma |
| additional (annexed) protocol: katma protokol | adultery:zina |
| affidavit of support: destek beyannamesi | after conviction mahkumiyet sonrası |
| age of criminal responsibility cezaî sorumluluk yaşı | aggravating factors: ağırlaştırıcı etkenler |
| agreement: anlaşma | aim amaç |
| aiding a crime: suça yataklık etmek | alien: yabancı, yabancı uyruklu |
| alienate temlik | allegation iddia, itham, isnat |
| allowance tazminat | alternative civil service alternatif sivil hizmet |
| allocation: yer tayini | amnesia: bellek kaybı |
| Amnesty International: Uluslararası Af Örgütü | amount to persecution: zulüm teşkil etmek |
| appeal on a point of law yasal bir sorun temelinde temyiz | appellant temyiz eden/temyize giden |
| applicability uygulanabilirlik | applicable provisions uygulanabilir hükümler |
| applicant: başvuru sahibi | application for release from detention tutulmanın/gözaltının sona ermesi için başvuru |
| apprehension tutuklama | applicant’s circumstances: başvuru sahibinin içinde bulunduğu durum |
| apprehend: gözaltına almak, alıkoymak, tutuklamak | arrival: varış |
| arbitrary: keyfi | arbitrariness keyfî/haksız eylem/işlem |
| arbitrary action keyfi hareket | arbitrary arrest/detention keyfi yakalama/gözaltına alma |
| arbitrary deprivation of liberty özgürlüğün keyfî biçimde kısıtlanması | arguable claim (belli delillerle) savunulabilir iddia |
| arrest yakalama, tutuklama | arrest warrant tutuklama/yakalama emri |
| assault: saldırı, taciz | Association for Solidarity with Refugees: Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der) |
| Association of Solidarity with Asylum Seekers and Migrants (ASAM): Sığınmacı ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) | assimilation: asimilasyon |
| asylum:sığınma, iltica | asylum claim: sığınma talebi |
| asylum policy: sığınma politikası, iltica politikası | asylum request: sığınma talebi |
| asylum seeker: Sığınmacı, ilticacı, sığınma başvurusu yapan | at stake: tehlikede, şansa bağlı |
| attribute: atfetmek | await: gözetim |
| award compensation/ damages tazminat vermek/tazminata hükmetmek | back-ground paper: bilgi notu |
| bailiff: mübaşir | basic criminal court: ceza mahkemesi |
| benefit of the doubt: şüphenin başvuru sahibi lehine yorumlanması | best practices: en iyi uygulamalar |
| bilateral (agreement) : ikili (anlaşma) | biased: taraflı |
| bill of indictment: iddianame | biometrics: biyometrik |
| binding judgement: bağlayıcı karar | birth certificate: doğum belgesi |
| bogus asylum seeker: sahte sığınmacı | border control: sınır kontrolü |
| bona fide (Latince): iyi niyet | bona fide applicant: iyi niyetli başvuru sahibi |
| bona fide refugees: iyi niyetli mülteciler, bona fide mülteciler, gerçek mülteciler | bondage: esaret |
| bonded labour: borçlandırarak çalıştırma | brain drain: beyin göçü |
| brain gain: beyin gücü kazanım | bringing before competent (legal) authority: yetkili (yasal) makama sunmak |
| buffer zone: tampon bölge | burden of proof: ispat yükümlülüğü |
| burden sharing: yük paylaşımı | capacity building: kapasite oluşturmak |
| carrier liability: taşıyıcı(nın) sorumluluğu | caseload: dosya yükü |
| cautionary decision: tedbir kararı | certificate of identity: kimlik belgesi |
| cessation: sona ermek, mülteci statüsünün sona ermesi | cessation clause: mülteci statüsünün sona erdirilmesine ilişkin hükümler |
| chain deportation: zincirleme sınır dışı | checkpoint: kontrol noktası |
| child: çocuk | child adoption: çocuk evlat edinme |
| child exploitation: çocuklara yönelik sömürü/istismar | child labour: çocuk işçiliği |
| circular migration: dairesel göç | circumstantial or personal details: ikincil ya da kişisel detaylar |
| claim: ifade, talep, iddia | clandestine migration: gizli göç |
| coercion: zorlama | commentary: yorum |
| Commission: Komisyon | Commission Decision: Komisyon Kararı |
| Commission Directive: Komisyon Direktifi | Commission proposal: Komisyon tasarısı |
| Commission Recommendation: Komisyon Tavsiye Kararı | Commission Regulation: Komisyon Tüzüğü |
| Commissioner: Komisyon üyesi, komiser | Common European asylum and immigration policies: Ortak Avrupa İltica ve Göç politikaları |
| Common European Asylum System (CEAS): Ortak Avrupa İltica Sistemi | common minimum standards: ortak asgari standartlar |
| common territory: ortak topraklar | Community Law: Topluluk Hukuku (Avrupa) |
| companion: kılavuz kitap, yoldaş, eşlik eden | complementary forms of protection: tamamlayıcı koruma çeşitleri |
| concerted action: ortak eylem | Conclusion on Countries in which there is generally no serious risk of persecution: Genel olarak ciddi bir zulüm riskinin bulunmadığı ülkeler hakkında karar |
| Conclusion on Registration of Refugees and Asylum Seekers: Mültecilerin ve Sığınmacıların Kayıt Edilmesine dair karar | confiscation: el koyma |
| conscientious objection: Vicdani ret | conscientious objector: Vicdani retçi |
| constitution: anayasa | constitute safe country of origin: güvenli menşe ülke teşkil etmek |
| Constitutional Court: Anayasa Mahkemesi | consular functions: konsolosluk işlemleri |
| consular officers: konsolosluk memurları | consular protection: konsolosluk koruması |
| contracting countries: taraf devletler | contractual obligations: akitten (sözleşmeden) doğan yükümlülükler |
| contravene (something): uyuşmamak, çatışmak | covenant: akit, anlaşma |
| Convention determining the state responsible for examining applications for asylum lodged in one of the member states of the European communities: Avrupa topluluğu üye devletlerinin birinde yapılan iltica başvurularına incelemekle sorumlu devletin belirlenmesine yönelik sözleşme | Convention on the Elimination of All Forms of Discrimination Against Women (CEDAW): Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılmasına dair Sözleşme |
| convention refugees: sözleşme mültecileri, devletçe tanınan mülteciler | Cooperation Framework Agreement: İşbirliği Çerçeve Anlaşması |
| corrode: aşındırmak, çürütmek | cosmetic: göstermelik |
| Council of Ministers: Bakanlar Konseyi | Council Resolution on Minimum Guarantees for Asylum Procedures: İltica Prosedürünün Asgari Teminatlarına İlişkin Konsey Kararı |
| counterfeiting: sahtecilik | country in which a person is habitually resident: bir kişinin ikamet ettiği ülke |
| country of destination: Hedef ülke, Varış ülkesi | country of emigration: Göç veren ülke |
| country of first asylum: ilk iltica veya sığınma ülkesi | country of origin: menşe ülke |
| country operation plans: ülke operasyon planları | court of peace: sulh ceza mahkemesi |
| credibility: inanılırlık | credibility assessment: inandırıcılığın değerlendirilmesi |
| criminal court of first instance: İlk derece ceza mahkemesi, asliye ceza mahkemesi | criminal court of peace: sulh mahkemesi |
| cultural orientation: kültürel oryantasyon | custodial prison: nezarethane |
| custody: vesayet, velayet | customary international law: uluslararası teamül hukuku |
| customary law: teamül hukuku | de facto (latince): gerçekte (fiilen) var olan |
| de facto partner: de facto eş | de facto protection: de facto koruma |
| de facto statelessness: | de facto refugees: fiilen mülteciler, de facto mülteciler |
| debt bondage: borç esareti | deception: kandırmak, yanıltma, aldatma |
| Declaration of States Parties: Taraf Devletler Beyannamesi | decree law: kanun hükmünde kararname |
| defendant: davalı | degrading treatment: küçük düşürücü muamele |
| dejure (latince): hak olarak ya da hukuken mevcut olan | dejure recognition: hukuken tanınma |
| deliberate deception or abuse of asylum procedures: iltica prosedürlerinde kasıtlı hile ya da ihlal | dependent: bakmakla yükümlü olduğu kişi |
| deport: sınır dışı etme | deportation: sınır dışı etme |
| derivative applicant: ikincil başvuru sahibi | derogation: aykırılık, istisnai uygulama |
| destination country: Varış ülkesi, Hedef ülke | detain: tutma, göz altına alma |
| detention: gözaltı, gözetim altı | detention house/center: gözaltı merkezi |
| determination: belirleme | determining authority: belirleyici merci |
| deterrent: caydırıcı | diaspora: diaspora |
| diplomatic asylum: diplomatik iltica | diplomatic protection: diplomatik koruma |
| discrimination: ayrımcılık | disembarkation: karaya çıkarma |
| displaced: yerinden edilmiş | dispose of: kurtulmak |
| documented migrant: kayıtlı/belgeli göçmen | documented migrant worker: kayıtlı/belgeli göçmen işçi |
| domestic remedies are exhausted: iç hukuk yolu tükenmiş | domestic violence: aile içi şiddet |
| domicile: ikametgah, daimi ikametgah yeri | draft office: askerlik şubesi |
| drafter: taslağı hazırlayan kişiler | due process: adil yargılama süreci |
| Dublin Convention: Dublin Sözleşmesi | durable solutions: kalıcı çözümler |
| economic migrant: ekonomik göçmen | eligibility: (mülteci statüsüne) uygunluk |
| Emergency legislation Acil Durum Mevzuatı | emigration : muhaceret |
| encouraging a crime: suça yataklık etmek | entry stamp: giriş damgası |
| environmental migrant: çevresel göçmen | environmental refugee: çevresel mülteci, iklim mültecisi |
| epitome: somut örnek | epitomize: somut örneği olmak |
| escort: refakatçi | EU Acquis on asylum: AB İltica Müktesebatı |
| EU Justice and Home Affairs Commission: AB Adalet ve İçişleri Komisyonu | EURODAC Convention: EURODAC Sözleşmesi |
| European Convention for the Protection of Human Rights and Fundamental Freedoms: İnsan Hakları ve Temel özgürlüklerin korunmasına ilişin Avrupa Sözleşmesi (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) | European Court of Human Rights (ECHR): Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi |
| European Court of Justice (ECJ): Avrupa Adalet Divanı | European Police Office: Avrupa Polis Bürosu |
| European Refugee Fund: Avrupa Mülteci Fonu | ex officio remedy: resen çözüm |
| exacerbate: ağırlaştırmak, kötüleştirmek | examination, appeal and review of applications: Başvuruların incelenmesi, temyizi ve yeniden gözden geçirilmesi |
| examine an application in substance: başvurunun dayanağına ilişkin incelenmesi | exchange: mübadele |
| exclusion clause: mülteci statüsü dışında bırakan hükümler | EXCOM (the executive committee) : Yürütme Komitesi (EXCOM) |
| exhaustion of local remedies: yerel çözümlerin tüketilmesi | exit visa: çıkış vizesi |
| expel: sınır dışı etmek | exploitation: istismar, suiistimal |
| expulsion: sınır dışı etme | expulsion order: sınır dışı etme emri |
| external border management: dış sınır yönetimi | external processing of asylum seekers: sığınmacıların dışarıda değerlendirilmesi |
| extradite: iade | extradition: suçluların iadesi |
| extra-procedural cases: prosedür dışı dosyalar | facilitator: kolaylaştırıcı, angaje eden |
| facilitation : kolaylaştırıcılık | facilitated migration: kolaylaştırılmış göç |
| false document: sahte belge | family reunification: aile birleştirmesi |
| family members: aile üyeleri | family unity and reunification: aile birliği ve aile birleştirmesi |
| female genital mutilation: kız çocuklarının sünneti | file charges: suç ithamı |
| first asylum principle: ilk sığınma ilkesi | flee: kaçmak |
| forced displacement: zorla yerinden edilme | forced labour: zorla çalıştırmak |
| forced military service: zorla askerlik yapmak | forced prostitution: zorla fuhuş |
| forced prostitution or sexual exploitation: zorla alıkoyarak fuhuş ya da cinsel istismar | forcible return: zorla dönüş |
| foreigners department: yabancılar şubesi | forged documents: sahte dokümanlar |
| forgery: sahtecilik | fraud: hile |
| fraudulent documents: sahte dokümanlar | freedom for expression, conscious and religion: düşünce, vicdan ve din özgürlüğü |
| freedom of movement: hareket özgürlüğü/dolaşım serbestisi | front line area assembly: ileri toplama merkezi |
| gender: toplumsal cinsiyet | gender based persecution: toplumsal cinsiyete dayalı zulüm |
| General Directorate of Security: Emniyet Genel Müdürlüğü | Geneva Refugee Convention: Cenevre Mülteci Sözleşmesi (Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi) |
| genuine and stable marriage: gerçek ve istikrarlı evlilik | geographic limitation: coğrafi çekince, coğrafi sınırlama |
| geographic reservation: coğrafi çekince, coğrafi sınırlama | gestate: gebe olmak |
| gestation: gebelik | global consultations: küresel istişareler |
| good will: iyi niyet | granting refugee status: mülteci statüsünün verilmesi |
| grounds of inadmissibility: kabul edilmeme nedenleri | group determination: grup olarak mülteci statüsü belirleme |
| guardian: vasi | guardian by nature: veli |
| guardianship: vesayet, velayet | guesthouse: misafirhane |
| guideline: kılavuz ilke | habeas corpus (Latince): Alıkoyma veya tutmanın yasallığının mahkemece incelenmesi, ihzar emri |
| hearing: duruşma | Helsinki Citizens Assembly (hCa):Helsinki Yurttaşlar Derneği (hYd) |
| High Commissioner: Yüksek Komiser | High Level Working Group: Üst Düzey Çalışma Grubu |
| host community: ev sahibi toplum | host country: ev sahibi ülke |
| host third country: ev sahibi üçüncü ülke | Human Resource Development Foundation: İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı |
| human rights: insan hakları | Human Rights Agenda Association (HRAA): İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD) |
| Human Rights Association (HRA): İnsan Hakları Derneği (İHD) | human smuggling: insan kaçakçılığı |
| human trafficking: insan ticareti | humanitarian principles: insancıl ilkeler |
| humanitarian law: insancıl hukuk | humanitarian clause: insani yardıma ilişkin madde |
| humanitarian partners: insani ortaklar, insani yardım temin eden ortaklar | identity document: kimlik belgesi |
| illegal employment: yasadışı çalışma | illegal entry: yasadışı giriş |
| illegal immigrants: yasadışı göçmen | immigration: göç |
| immigrant: göçmen | immigration officer: göçmen işleri yetkilisi |
| immigration status: göçmen statüsü | immigration zone: göç bölgesi |
| impending expulsion measure: inceleme aşamasında olan sınır dışı etme kararı | implementing measure: uygulama tedbiri |
| implementing provisions: uygulama hükümleri | in the best interest of children: çocuğun yüksek yararına |
| inalienable: devredilemez | inclusion clause: mülteci statüsü kazanılmasına ilişkin hükümler |
| independent claimant (IC): başvuru sahibi | independent review authority: bağımsız gözden geçirme mercii |
| individual cases: münferit (bireysel) dosya | individual determination procedure: münferit belirleme prosedürü |
| individuals fleeing from their country: kendi ülkesinden kaçan bireyler | individuals suffering persecution: |
| individual migration: bireysel göç | injunction: ihtiyati tedbir |
| influx: kitlesel akın | information campaign: bilgilendirme kampanyası |
| inhuman treatment: gayri insani muamele | inland camps: ülke içi kamplar |
| instrument: belge, araç | integration: entegrasyon |
| intention: kasıt | interception: durdurma, müdahale etme |
| intergovernmental organizations: hükümetler arası kuruluşlar (örgütler) | internal displacement: ülkesinde yerinden edilme |
| internal flight alternative: dahili kaçış alternatifi | internal migration: iç göç |
| internally displaced persons (IDPs): ülkesinde yerinden edilmiş kişiler (IDP) | international criminal law: uluslararası ceza hukuku |
| international protection: uluslararası koruma | international refugee law: uluslararası mülteci hukuku |
| interview: görüşme | International Catholic Migration commission (ICMC): Uluslararası Katolik Muhacerat (Göç) Örgütü |
| International Criminal Court: Uluslararası Ceza Mahkemesi | International Organization for Migration (IOM): Uluslararası Göç Örgütü |
| International Refugee Organization (IRO): Uluslararası Mülteci Örgütü | investigation judge: tetkik hakimi |
| involuntary repatriation: istek dışı geri dönüş | irregular migrant: düzensiz göçmen |
| irregular migration: düzensiz göç | irregular movers: düzensiz yer değiştirenler |
| irregular or secondary movements: düzensiz ya da ikincil hareketler | Joint Actions: Ortak Eylemler |
| judicial and extrajudicial documents: hukuki ve hukuki olmayan dokümanlar | judicial courts: yargı mahkemeleri |
| judicial review: mahkeme kararı | judicial stage: yargı yolu |
| jurisdiction: yargı yetkisi | jurisprudence: içtihat |
| jus cogens (latince): Münferit tarafların iradesine bakılmaksızın, bağlayıcılığı bakımından mutlak olan hukuk kuralı. | Justice and Home Affairs Council: Adalet ve İçişleri Konseyi |
| juvenile courts: çocuk mahkemeleri | kidnapping: insan kaçırma |
| Law of nations: milletler hukuku | Law on Settlement:İskân Kanunu |
| Law on the Prevention and Prosecution of Smuggling: Kaçakçılığın Men ve Takibine İlişkin Kanun | Law Related to Residence and Travel of Foreigners in Turkey: Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun |
| lawful: yasal | lawful admission: yasal giriş |
| Legal Affairs and Citizens Rights Committee: Hukuki İşler ve Vatandaş Hakları Komitesi | legal counselling: hukuki danışmanlık |
| legal protection: yasal koruma | legal remedy: hukuki çözüm |
| legalization: yasallaştırma | legitimate: meşru |
| Lesepase (laissez-passer): Resmi seyahatler için BM tarafından kendi çalışanlarına verilen bir seyahat belgesi | letter and spirit of the law: kanunların lafzı ve ruhu |
| leverage: kaldıraç etkisi | liaison magistrate: irtibat memuru |
| liaison officer: irtibat görevlisi | lifting the geographic limitation: coğrafi çekincenin kaldırılması |
| lineage: soy | long-term migrant: uzun vadeli göçmen |
| loss of nationality: vatandaşlığın kaybedilmesi | mala fide (Latince): kötü niyetle, yanıltma veya aldatma taşıyan. |
| mandate: himaye, görev, görev yetkisi | mandate refugees: BMMYK’nın tanıdığı mülteciler |
| manifestly unfounded claims: açıkça dayanaksız veya mesnetsiz talepler | marginalization: marjinalleşme |
| marriage of convenience: evlenme kolaylığı | massive influx: kitlesel sığınma |
| means of proof: ispat araçları | membership of a particular social group: belli bir sosyal gruba mensup olmak |
| migrant: göçmen | migrants for settlement: Yerleşim amacıyla gelen göçmenler |
| migrant smuggling: göçmen kaçakçılığı, insan kaçakçılığı | military courts: askeri mahkemeler |
| ministers for immigration: göçten sorumlu bakanlar | minors: reşit olmamış çocuklar |
| mixed agreement: karma anlaşma | National Action Plan: Ulusal Eylem Planı |
| national territory: Ülke toprakları | national treatment: ulusal muamele |
| nationality: tabiiyet | naturalization: vatandaşlığa alınma |
| naturalized citizen: sonradan vatandaşlığa kabul edilen kimse | net migration: net göç |
| neutrality: tarafsızlık | no fly zone: uçuşa kapalı bölge |
| non-admission: (ülkeye) kabul edilmeme | non-convention refugees: sözleşme dışı mülteciler |
| non-discriminatory : ayrımcı olmayan | non-national: vatandaş olmayan kişiler |
| non-refoulement: non-refoulement, zulüm riski taşıyan yere geri göndermeme | non-state actors: devlet dışı aktörler |
| notification: tebliğ etmek | oath: yemin |
| Office of High Commissioner for Refugees: Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) | Official Journal: Resmi Gazete |
| ombudsman: ombudsman (Vatandaşların devlet kurumları hakkındaki şikayetlerini almak, araştırmak ve bildirmekle görevlendirilen yetkili) | operational issues: operasyonel konular |
| organized crime: organize suç | Palermo Protocols: Palermo Protokolleri |
| Passport Law: Pasaport Kanunu | penal sanctioning: cezai müeyyide |
| pending: inceleme sürecindeki | pending cases: inceleme aşamasında olan dosyalar, devam eden dava/dosyalar |
| people of concern: ilgi alanındaki kişiler | persecution: zulüm |
| persona non grata (Latince): “İstenmeyen kişi”. İstenmeyen veya arzu edilmeyen kişi. Diplomatik bağlamda, ev sahibi ülke tarafından reddedilen kişi. | phone counselling: telefonla danışmanlık |
| plenipotentiary: tam yetkili temsilci | plight: kötü veya ciddi durum |
| policy: politika | population displacement: nüfüsun yerinden edilmesi |
| population flows: nüfus akışları/hareketleri | poverty migrant: yoksulluğa bağlı göçme |
| practitioner: uygulayıcı | preliminary ruling: ön karar |
| present further representation: ilave beyanda bulunma | presentation of the fact by the applicant: sahibinin (başvurucunun) gerekçesini sunması |
| prevention of refugee situation: mülteci krizinin önlenmesi | prima facie (Latince): varışta |
| prima facie refugees: varışta mülteciler, prima facie mülteciler | principle claimant: asıl başvuru sahibi |
| principle of non-discrimination: ayrımcılık yapmama ilkesi | principle of non-refoulement: non-refoulement veya geri göndermeme ilkesi |
| principle of proportionality: orantılılık İlkesi | principle of suspensive effect of the appeal: temyizin geçici durdurma ektisi |
| pro bono (Latince): Kamu yararı için, ücretsiz | procedures at first instance: ilk mülakat prosedürleri |
| procedures of appeal: itiraz usulleri | processing applications: başvuruların değerlendirilmesi, başvuruların işleme konulması |
| prosecution: kavuşturma | protection of persons fleeing persecution: zulümden kaçanların korunması |
| prototype: kendi türünde ilk, prototip | protracted refugee: sürüncemede bırakılan mülteciler |
| public international law: devletler umumi hukuku | push back: geri itme |
| qualification directive: (kimin mülteci olacağı konusunda) nitelik yönergesi | qualified majority: nitelikli çoğunluk |
| quasi-judicial: yargı, yargısal | ratification: onaylama |
| re-admission: geri kabul | readmission agreement: geri kabul anlaşması |
| reasons in fact and law: hakiki ve hukuki nedenler | receive refugee: mülteci kabul etmek |
| receiving country: göç alan ülke, kabul eden ülke | reception centres: kabul merkezleri |
| recognition: kabul, tanıma | recommendation: tavsiye kararı |
| refoulement: geri gönderme, refoulement | refugee: mülteci |
| refugee admission centre: mülteci kabul merkezi | Refugee Convention: Mülteci Sözleşmesi |
| refugee generating countries: mülteci üreten ülkeler | refugee obligations: mültecilerin yükümlülükleri |
| refugee outflow: kitlesel kaçış | refugee producing countries: mülteci üreten ülkeler |
| refugee protection: mültecilerin korunması | refugee receiving country: mülteci kabul eden ülke |
| refugee reception centre: mülteci kabul merkezi | refugee status determination procedure (RSD procedure): mülteci statüsü belirleme prosedürü |
| refugees sur place: yerinde mülteciler | regional administrative courts: il idare mahkemesi |
| reinforcing a community development approach: toplumsal gelişim yaklaşımının güçlendirilmesi | reintegration: topluma yeniden kazandırma, yeniden bütünleşme |
| rejected cases: reddedilen dosyalar | relaxed visa regime: hafifletilmiş vize işlemleri |
| relief-substitution strategy: rahatlatıcı stratejiler | removal: gönderme |
| repatriate: kendi memleketine geri gönderilen kimse | repatriation: geri dönüş |
| repression: baskı | repression of minorities: azınlıklara uygulanan baskı |
| resettlement: (yeniden) yerleştirme | resettlement country: yerleştirme ülkesi |
| resettlement in a third country: üçüncü ülkeye yerleştirme | residence permit: ikamet veya oturma izni |
| Resolution on Manifestly Unfounded Applications for Asylum: Dayanaksız İltica Başvurularına İlişkin Karar | response mechanisms: müdahale mekanizmaları |
| restitution: mülkiyetin iadesi | return: iade, geri dönüş |
| revocation: iptal, fesih | right to education: eğitim görme hakkı |
| right to work: çalışma hakkı | right to access to fair and impartial tribunal: adil ve tarafsız yargılanma hakkına erişim |
| right to an effective remedy: etkin bir çözüme başvurma hakkı | right to appeal: temyiz hakkı |
| right to be issued identification and travel documents: kimlik ve seyahat belgesi alabilme hakkı | right to effective remedy before a national authority: ulusal bir yetkili nezrinde etkin bir çözüme başvurma hakkı |
| right to reject at the border: sınırda reddetme hakkı | right to seek asylum: sığınma hakkı |
| Romans: Romanlar, Çingeneler | route: güzergah |
| safe third country: güvenli üçüncü ülke | safe third country notion: güvenli üçüncü ülke kavramı |
| safeguard: koruyucu tedbir | satellite city: uydu kent |
| Schengen Implementation Agreement: Schengen Uygulama Anlaşması | screening: tarama |
| second instance decision: ikinci inceleme kararı | self reliance: kendi kedine yeterlilik |
| separated children: ailelerinden ayrı düşmüş çocuklar | Settlement Law: İskan Kanunu |
| sexual abuse: cinsel istismar | sexual orientation: cinsel yönelim |
| sexual violence: cinsel şiddet | shelter: barınacak yer, barınma yeri, sığınma evi |
| simple offence: adi suç | simplified procedures: sadeleştirilmiş prosedürler |
| Single European Act: Tek Avrupa Senedi | single head of household: tek ebeveynli aile, anne ve babanın ikisinin birden mevcut olmadığı aileler |
| spontaneous migration: spontane /kendiliğinden gelişen göç | state of origin: menşei devlet |
| stateless persons: vatansız kişiler | statelessness: vatansızlık |
| status determination: statü belirleme | statute: tüzük |
| statutory refugees: Sözleşme öncesi mülteciler (1951 Sözleşmesi öncesi yasalarla tanınan mülteciler) | stay permit: kalış izni |
| subsequent application: müteakip başvuru | subsidiary protection: ikincil koruma, tamamlayıcı koruma |
| substance of an asylum seeker’s claim: sığınma talebinin dayanağı | substantive application: bağımsız başvuru |
| substitute: vekil, temsilci | supreme administrative court: yüksek idare mahkemesi |
| sur place refugees: yerinde mülteciler, nedenleri ülkeleri dışındayken oluşmuş mülteciler | surveillance: takip aşaması |
| suspensive effects: taliki etkiler | temporary asylum: geçici sığınma |
| temporary humanitarian evacuation programme: geçici insani tahliye programı | temporary protection: geçici koruma |
| temporary protection status: geçici koruma statüsü | termination of stay: kalış süresinin sona ermesi |
| territorial asylum: ülkesel sığınma | territorial jurisdiction: ülkesel yargı yetkisi |
| territory of States: ülke toprakları | third country: üçüncü ülke |
| third country national: üçüncü ülke vatandaşı | to be an object of persecution: zulüm mağduru olmak, zulme maruz kalmak |
| trafficker: tacir (insan ticareti yapan kişi) | trafficking children for the purpose of prostitution or sexual abuse: fuhuş, cinsel sömürü amaçlı çocuk kaçakçılığı |
| trafficking in human beings: insan ticareti | Treaty of Amsterdam: Amsterdam Antlaşması |
| Treaty of European Communities: Avrupa Toplulukları Anlaşması | trustee: kayyım |
| Turkish Asylum Regulation: Türk İltica Yönetmeliği | ultra vires (Latince): yetkili olmayan |
| UN Convention against torture, and other cruel inhuman or degrading treatment or punishment:İşkence ve Diğer Zalimce, Gayriinsani veya Küçük Düşürücü Muamele ya da Cezalandırmaya Karşı BM Sözleşmesi | UN Convention against trans-boundary organized crime: BM Sınır Aşan Organize Suçla Mücadele Sözleşmesi |
| UN Convention on the Rights of Children: Çocuk Haklarına Dair BM Sözleşmesi | UN Declaration on Territorial Asylum: BM Ülkesel Sığınma Bildirisi |
| UN General Assembly: BM Genel Kurulu | United Nations High Commissioner for Refugees (UNHCR): Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) |
| unaccompanied children: refakatsiz çocuklar | unaccompanied minors (UAM): reşit olmayan refakatsiz çocuklar |
| underdevelopment: az gelişmişlik | underground asylum: yer altı iltica |
| undocumented migration: belgelendirilmemiş (belgesiz) göç hareketleri | unfounded application: dayanaksız başvuru |
| unfounded fear of persecution: danayaksız zulüm korkusu | unlawful entry: Yasal olmayan giriş |
| uprooted: yerinden edilmiş | voluntary repatriation: gönüllü geri dönüş |
| voluntary return: gönüllü geri dönüş | well founded fear of persecution: haklı zulüm korkusu |
| well-founded application: haklı başvuru | withdrawal of refugee status: mülteci statüsünün geri çekilmesi |
| witness: şahit, şahit olmak |
Hukuk Ansiklopedisi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.