Ana Sayfa Blog Sayfa 51

Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi

0
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Ege Üniversitesi Hukuk Fakültesi olarak kurulmuştur.

Ege Üniversitesinde bir Hukuk Fakültesi kurma düşüncesi, Kurucu Rektör Ord. Prof. Dr. Muhiddin EREL zamanında 1959 yıllarında başlamıştır. Üniversitede Hukuk Fakültesi’ni kurma girişimleri İkinci Rektör, Prof. Dr. Mustafa ULUÖZ ve sonraki rektörler tarafından da devam ettirilmiştir. Ege Üniversitesi Senatosunun, üniversitenin gelişimini planlama konusunda kurduğu komisyonun raporu 1966 ‘da görüşülmüş ancak Hukuk Fakültesi kurulması mümkün olmamıştır.

Prof. Dr. İsmet KÖKTÜRK ve Prof. Kemal KARHAN’ın, Hukuk Fakültesi kurulması için senatonun 1969’da önerge üzerine Rektör Prof. Dr. M. ULUÖZ başkanlığında bir komisyon kurulmuştur. Senatonun 1971 oturumunda da Hukuk Fakültesi açılması kararı sonuçsuz kalmıştır.

Rektör yardımcısı Prof. Dr. Mahmut BİRSEL’in Hukuk Fakültesi açılması için verdiği 1973 tarihli önergesi ile yeni bir komisyon kurulmuş, bu komisyonun raporu, senatonun 1975 tarihli oturumunda görüşülerek Hukuk Fakültesi açılma teklifi kabul edilmiş ve üst makamlara sunulacak gerekçeyi hazırlamak üzere Prof. Dr. Yusuf VARDAR başkanlığında Prof. Dr. Mahmut BİRSEL, Prof. Dr. Cengiz PINAR, Prof. Dr. İrfan BAŞTUĞ ve Prof. Dr. Kudret AYİTER’den oluşan bir komisyon kurulmasına karar verilmiş, çalışmalar devam etmiş, Ege Üniversitesi Senatosu 1977 tarihinde Hukuk Fakültesinin açılması yönünde karar vermiştir.

İzmir’de Mithatpaşa Caddesi Karataş Semtinde Kız Lisesi’nin Karşısında ve deniz kenarında özel yüksek okul binası olarak inşa edilen, daha sonra Adliye ve Devlet Güvenlik Mahkemesi olarak kullanılan 178 nolu binanın ilk üç atını Ege Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü ,Hukuk Fakültesine tahsis etmiştir. Fakülte 15 Kasım 1978 tarihinde sade bir törenle öğretime açılmıştır.

İlk Öğretim Kadrosu

Fakülteye tahsis edilen kadrolarda Prof. Dr. Mahmut BİRSEL, Prof. Dr. Hüseyin TİMUR, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Kemal OĞUZMAN ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Kudret AYİTER yer almış ve fakülte kurulu oluşturulmuştur. İlk fakülte kurulunda Prof. Dr. Muhiddin ALAM dekan, Prof. Dr. Şükrü POSTACIOĞLU ile Prof. Dr. İrfan BAŞTUĞ da senato üyesi olarak seçilmiş, Hukuk Fakültesinde,  Hukuk Tarihi ve Roma Hukuku, Medeni Hukuk,Ticaret Hukuku, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku, Medeni Usul Hukuku ve İcra İflas Hukuku, Anayasa ve İdare Hukuku ve Ceza Hukuku ve Devletler Hukuku kürsüleri açılmıştır.

 

Üniversiteleri ve bağlı kuruluşlarını yeniden düzenleyen 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 20 Temmuz 1982 tarihinde yürürlüğe girmesi ile Ege Üniversitesi ikiye bölünmüş ve Hukuk Fakültesi yeni kurulan Dokuz Eylül Üniversitesine bağlanmıştır. Böylece Ege Üniversitesi yaklaşık yirmi yıllık bir uğraş sonunda sahip olduğu Hukuk Fakültesi’nden yoksun kalmıştır. Bu dönemde Prof. Muhittin ALAM  14.04.1978–21.04.1981 tarihleri arasında ve Prof. Dr. Turhan T. YÜCE 21.04.1981 – 20.07.1982 tarihleri arasında dekanlık yapmıştır.

 

Abuzer KENDİGELEN

0

07 Temmuz 1964 tarihinde Gümüşhane’de doğdu. İlk ve orta öğrenimimi Gümüşhane’de tamamladı. 1981 yılında Gümüşhane Lisesi’ni birincilikle bitirdi.

Aynı yıl kazandığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1985 yılında birincilikle mezun oldu.

1986 yılında İ.Ü. Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı’na Araştırma Görevlisi olarak atandı.

1985 yılında İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde başladığı Yüksek Lisans eğitimini, 1987 yılında oybirliği ile kabul edilen “Kollektif Ortaklığın Anonim Ortaklığa Dönüştürülmesi” konulu tez ile bitirdi.

Bunu takiben kaydolduğu doktora programının seminer ve derslerini 1988 yılında tamamladı ve Şubat 1989’da girdiği doktora yeterlilik sınavını oybirliği ile başardı. Doktora tezine ilişkin çalışmaların bir bölümünü, 1990-1992 yılları arasında Alman Akademik Mübadele Kurumu’ndan (DAAD – Deutscher Akademischer Austauschdienst) kazandığı burs sayesinde, Münih Ludwig Maximillians Üniversitesi, Ticaret – Ekonomi ve İş Hukuku Enstitüsü’nde sürdürdü. Doktora çalışmasını 13 Nisan 1994 tarihinde savunduğu ve oybirliği ile kabul edilen “Anonim Ortaklık Payı Üzerinde İntifa Hakkı” konulu doktora tezi ile tamamladı.

1995’ten sonra da, özellikle yaz aylarında Almanya ve İsviçre’nin çeşitli üniversitelerinde bilimsel araştırmalar yaptı ve “Anonim Ortaklıkta Yönetime Katılma Haklarında İmtiyaz” konulu çalışmayı (doçentlik takdim tezini) hazırladı. Aralık 1999’daki sınav sonrasında Doçent unvanını kazandı ve Ağustos 2000’de Doçentlik kadrosuna atandı. 2004 yılında kaleme aldığı “Çek Hukuku” başlıklı monografik çalışmanın ardından, 2005 yılında İ.Ü. Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalına “Profesör” olarak atandı.

1995 yılında İ.Ü. Hukuk Fakültesi’ne yardımcı doçent olarak atandıktan itibaren, İ.Ü. Hukuk Fakültesinin yanı sıra, Adalet Yüksek Okulu ile İktisat Fakültesi ve Siyasal Bilgiler Fakültesinde Ticaret Hukuku (Ticari İşletme Hukuku / Kıymetli Evrak Hukuku ve Şirketler Hukuku; ayrıca Rekabet Hukuku) dersleri verdi. Ayrıca İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde açılan Özel Hukuk yüksek lisans ve doktora programında dersler verdi ve yüksek lisans ile doktora tezlerinde jüri üyesi, danışman olarak görev yaptı. Danışmanlığında toplamda yirminin üzerinde yüksek lisans ve doktora tezi hazırlanmış ve savunularak, başarılı bulunmuştur.

1999-2000 öğretim yılında iki dönem dekan yardımcılığı görevinde bulundu. 2004-2005 yıllarında Fakülte ve Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. Mart 2010 tarihinden buyana yeniden Fakülte Yönetim Kurulu üyesi olarak görevlendirildi. Ayrıca 2010-2017 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Etik Kurulu kurucu üyesi ve başkan yardımcısı olarak görev yaptı.

Kendigelen, 2016 yılında “sosyal bilimler alanı temsilcisi” olarak İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu üyeliği ile yeni kurulan İstanbul Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Etik Kurulu Başkanlığına getirilmiş, 2017 yılında ise İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanı olmuştur.

Hâlen İ.Ü. Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalında Anabilim Dalı Başkanı olarak görevini devam ettirmektedir.

Almanca bilmektedir. Evli ve üç kız babasıdır.

Avrupa Parlamentosu

0

Avrupa Parlamentosu, AB kurumları içinde doğrudan halk tarafından seçilen organdır. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin vatandaşları olan Avrupa vatandaşları beş yılda bir yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kullanabilirler. Son Parlamento seçimi 2014 yılında yapıldı. Parlamento, bugün için Avrupa Birliği’ne üye 28 devletin toplamda 751 temsilcisinden oluşuyor. Bu rakam, 750 üye ve bir Başkanı içeriyor. Hangi üye devletin kaç parlamenter ile temsil edileceği üye devletlerin nüfuslarına göre tespit edilir.

Avrupa Parlamentosu, üye devlet vatandaşlarının demokratik menfaatlerini ve siyasi görüşlerini temsil eden bir organdır. Bundan dolayı, Avrupa Parlamentosu’nda üyeler ülkelerine göre değil, siyasi görüşlerine göre grup oluştururlar. Parlamenterler ülkelerini değil, kendilerine oy veren Avrupa vatandaşlarının siyasi görüşlerini temsil ederler. Avrupa Parlamentosu’nda, bugün için 8 siyasi parti grubu ve bağımsız üyeler yer almaktadır.

Parlamento Genel Kurulu kural olarak Strazburg’da toplanır. Parlamento’nun siyasi grupları ve komiteleri Brüksel’de toplanır, sekretaryası ise Lüksemburg’dadır. Parlamento’ya görüşülmek üzere gelen konular öncelikle farklı görev alanlarına sahip 24 adet komiteden konuyla ilgili olanında tartışılır ve ulaşılan sonuç, bir raporla Genel Kurul’a sunulur. Genel Kurul’daki görüşmeler de bu çerçevede yapılır.

Parlamento, Konsey ile birlikte yasama yetkisini paylaşır. Üye devletleri bağlayacak hukuki düzenlemelerin kabul edilebilmesi genel kural olara hem Avrupa Parlamentosu ve hem de Konsey’in onayı ile mümkün olur. Bazı konularda ise sadece danışma organı niteliğindedir, görüşleri bağlayıcılık taşımaz. Bu alanların en önemlisi dış politika konularıdır. Avrupa Birliği bütçesini Konsey ile birlikte yapan Avrupa Parlamentosu’nun diğer Avrupa Birliği kurumları üzerinde siyasi denetim yetkisi vardır. Parlamento Komisyon’a sözlü ve yazılı soru sorabilir, soruşturma komiteleri kurabilir, şikayet dilekçesi kabul edebilir, Komisyonu güvensizlik oyuyla ve 2/3 çoğunlukla heyet halinde istifaya zorlayabilir. Komisyon Başkanı’nın ve heyet halinde Komisyon’un göreve atanmasında da güvenoyu aranır. Avrupa Ombudsmanı’nın atanması ve sunduğu raporlar aracılığıyla da Birliğin kurumları üzerindeki denetim yetkisini kullanabilir.

Parlamentonun resmi sayfasına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

 

6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Kanun

0

KANUN NUMARASI : 6136

KABUL TARİHİ : 10.07.1953

  MADDE 1 – (Değişik: 12/6/1979 – 2249/2. md.) Ateşli silahlarla mermilerinin ve bıçaklarla salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletlerin memlekete sokulması, yapılması, satılması, satın alınması, taşınması veya bulundurulması bu kanun hükümlerine tabidir.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Download [570.56 KB]

MADDE 2 – (Değişik: 23/6/1981 – 2478/1. md.) (Değişik: 12/5/1988 – 3448/1. md.) Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Mili İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığının ihtiyaçları ile Savunma Sanayii Geliştirme Ve Destekleme İdaresi Başkanlığınca, kamu kurumlarına ve bu Kanuna göre silah taşımaya hak kazanmış hakiki şahısların uygun görülen taleplerini karşılamak için yurt dışından yapılacak alımlar ve 6551 Sayılı Barut ve Patlayıcı Maddelerle Silah ve Teferruatı ve Av Malzemesinin İnhisardan Çıkarılması Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, ateşli silahlarla mermilerinin ve bıçaklarla salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan sair suç aletlerinin ülkeye sokulması yasaktır.

 

 Ancak; Bu hükmün uygulanmasında Ek 4 ncü maddeye bakınız.

A)Tek bir silaha ve bu silahın mermilerine mahsus olmak üzere;

1.Memleketimizde akredite olup diplomatik ayrıcalık ve bağışıklıklardan yararlanan kişilerin, (karşılıklı olmak koşuluyla)

2.Memleketimizdeki yabancı elçilik ve konsolosluklarda görevli olup da diplomatik ayrıcalık ve bağışıklıklardan yararlanmayan kişilerden gerek görüldüğü için Dışişleri Bakanlığınca öneriler ve İçişleri Bakanlığınca uygun görülenlerin, (karşılıklı olmak ve saptanan belirli tiplerden bulunmak koşulu ile)

 B)Resmi görevle yurtdışına giden kişilerden, gittikleri yabancı ülkenin Devlet veya Hükümet Başkanları ya da Hükümet üyeleri yahut Genelkurmay Başkanları veya Kuvvet Komutanları tarafından veya hükümetleri adına, kendilerine silah ve mermi armağan edilenlerin, (silahın ve merminin armağan olarak verildiğinin belgelenmesi koşulu ile ve gümrük vergi ve resmi ödenmeksizin)

C)Memuriyetleri devamınca bir defaya ve tek bir silaha mahsus olmak üzere, Dış Temsilciliklerimizde elçi sınıfında olanlar ile konsolosların ve daimi görevlerde bulunan subaylarla güvenlik memurlarının,

Getirdikleri silah ve mermisinin yurda sokulmasına izin verilir.

(üçüncü ve dördüncü fıkralar Mülga: 22/11/1990-3684/6. md.) Yurt dışına kıt’a ile gönderilen subay ve astsubayların kimlik kartlarında kayıtlı silahları için yurda girişlerinde izin şartı aranmaz.

(Altıncı fıkra Mülga:22/11/1990-3684/6 md.)

MADDE 3 –  (Değişik: 12/6/1979-2249/4. md.) Memleket içinde ateşli silahlarla mermilerinin yapılması, Türkiye’de Harp Silah ve Mühimmatı yapan hususi sanayii müesseselerinin kontrolü hakkındaki 3763, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu hakkındaki 5591 ve Barut ve Patlayıcı Maddelerle Silah ve Teferruatı ve Av Malzemesinin İnhisardan Çıkarılması Hakkındaki 6551 Sayılı Kanunların hükümlerine tabidir.

 

MADDE – 4 (Değişik: 12/6/1979-2249/5. md.) Ülke içinde kama, hançer, saldırma, şişli baston, sustalı çakı, pala, kılıç, kasatura, süngü, sivri uçlu ve oluklu bıçaklar, topuz, topuzlu kamçı, boğma teli veya zinciri, muşta ile salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel nitelikteki benzeri aletlerin yapımı yasaktır.

Bunlardan bir sanat veya mesleğin icrası için kullanılması zorunlu bulunanların yapımına İçişleri Bakanlığınca yapılacak bir yönetmelikte belirlenen kurallara göre izin verilir.

(Değişik fıkralar: 23/6/1981-2478/2. md.) Yalnız sporda kullanılan yivli ateşsiz silahlar ve mermileri ile yivsiz av tüfekleri ve mermilerinin, ev gereçlerinden olan veya tababet, sanayii, tarım, spor için kullanılan aletlerle bir meslek veya sanatın icrası için gerekli bıçak, şiş, raspa ve benzerlerinin kullanılması, bu Kanun hükümlerine tabi değildir.

Avda veya sporda kullanılan her nevi ateşli yivli silahlar  bu Kanunun 7 nci maddesine göre ruhsata tabidir.

 

MADDE 5 – (Değişik:12/6/1979-2249/6.md.)Yurda sokulması ve yapımı yasaklanan ve 4 ncü maddenin 1 nci fıkrası kapsamına giren bıçak ve aletlerin satılması, satın alınması, taşınması ve bulundurulması yasaktır.

Bir sanat veya mesleğin icrası için kullanılmasına 4 ncü maddeye göre izin verilen bıçaklar bu yasağın dışındadır.

 

MADDE 6 – (Değişik: 22/11/1990-3684/1. md.) Bu kanun kapsamına giren silahlar için verilen taşıma ve bulundurma ruhsatları yenileme harcı alınmak şartı ile beş yıl için geçerlidir. Ruhsatların veriliş sebeplerinin ortadan kalkması halinde ruhsat sahibi durumu ruhsatı veren makama altı ay içinde bildirmekle yükümlüdür. Aksine hareket edenlere bir daha silah ruhsatı verilmez.

Ancak, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Hükümet üyeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Kuvvet Komutanları, Jandarma Genel Komutanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Başbakanlık ile İçişleri Bakanlığı Müsteşarları, Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Müsteşarı, Emniyet Genel Müdürü ve Sahil Güvenlik Komutanı ve bu görevlerde bulunmuş olanların ruhsatlarında süre kaydı aranmaz.

Ruhsata bağlanmış silahlara ait yerli ve yabancı menşeili mermiler için ayrıca ruhsat aranmaz. Bu ruhsatlar mermiler için de geçerlidir.

Silah taşıma ruhsatları nereden verilmiş olursa olsun Ek 1 nci maddede sayılan yerler dışında geçerlidir.

Birden fazla silaha sahip olanlardan bu Kanun hükümlerine göre durumları silah taşımaya uygun olanlara istekleri halinde, mevcut silahlarının hepsi için ayrı ayrı taşıma ruhsatı verilir.

Ruhsatların renk, şekil, muhtevası ile diğer hususlar Yönetmelikte belirlenir.

 

MADDE 7 – (Değişik:23/6/1981- 2478/3. md.) Ateşli silahlar ancak;

1.(Değişik:26/11/1986-3323/1. md.)  Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar, Yasama organı üyeleri ile bu görevlerde bulunmuş olanlar,

2.Özel Kanunlarına göre silah taşıma yetkisine sahip bulunanlar,

3.Bakanlar Kurulu Kararı ile silah taşıyabileceklerine karar verilen Devlet, Belediye, Özel idare ve kamu iktisadi teşebbüsleri memur ve mensupları,

  1. A) (Değişik: 27/02/2000-4534/1) Mahkeme kararı ile ya da haklarında verilen mahkumiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinden tart  ve ihraç edilenler, rütbesinin geri alınmasına hükmolunanlar ile 926 Sayılı Kanunun 50 nci maddesinin (c) bendi, 3269 Sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 3466 Sayılı Kanunun 15 nci maddesi uyarınca disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebi ile ayırma işlemine tabu tutulanlar, 3269 Sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca başarısız görülenler ile 3466 Sayılı Kanunun 13 ve 16 ncı maddeleri uyarınca ilişikleri kesilenler veya 1402 Sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca emekli edilenler hariç olmak üzere emekli subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar ile mecburi hizmetini tamamlayarak istifa etmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan subay, astsubay ve uzman jandarmalar ve en az on yıl görev yapıp sözleşmelerinin uzatılmaması sonucu  veya kendi isteği ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan uzman erbaşlar,

B)Disiplin kurulları veya mahkeme kararı ile meslekten veya devlet memurluğundan çıkarılanlar yada haklarında verilen mahkumiyet kararı sonucu memuriyetle ilişiği kesilenler veya sicilen ya da 1402 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince emekli edilenler hariç olmak üzere,

  1. a) Vali, Vali Muavini, Kaymakam ve Bucak Müdürlüğünden veya mülki idare amirliği hizmetlerinden,
  2. b) Hakim, C.Savcısı ve C.Savcı Yardımcısı ile bu meslekten sayılanlardan,
  3. c) Emniyet hizmetleri sınıfına dahil kadrolarda çalışan personelden ,
  4. d) MİT hizmetleri mensuplarından,  Emekli olanlar
  5. Bakanlar Kurulunca çıkarılacak Yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanlar,

Taşıyabilirler veya mesken ya da işyerinde bulundurabilirler.

(Değişik: 27/02/2000-4534/1) 4 numaralı bendin (A) alt bendinden istifade edenler ilgili Kuvvet Komutanlıkları veya Jandarma Genel Komutanlığının kayıtlarına geçmek ve bu makamlarca verilen belgelere işlenmek şartıyla ateşli silah taşıyabilirler veya bulundurabilirler.  Bu şekilde düzenlenen belgeler, taşıma veya bulundurma izin belgesi yerine geçer.

1, 2, 3 ve 4 numaralı bentlerde sayılan kişilerin taşıyacakları veya bulunduracakları ateşli silahların taşınmasına veya bulundurmasına yetki veren kayıt ve belgeler harca tabi değildir.

1, 2, 3 ve 4 numaralı bentlerde sayılan kişilere ait silahlar hariç olmak üzere mesken veya işyerinde bulundurulmasına izin verilen ateşli silahlar için bulundurma vesikası düzenlenirken yürürlükteki Harçlar Kanunu hükümlerine göre bir defaya mahsus olmak üzere harç alınır.

Silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esaslar Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikte düzenlenir.

(Değişik: 27/02/2000-4534/1) Ateşli silahlarla işlenen cürümlerden hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlara (bu maddenin birinci  fıkrasının 1 numaralı bendinde sayılanlar hariç); affa uğramış olsalar bile hiçbir suretle ateşli silah taşıma ya da bulundurma izni verilemez.

 

MADDE 8 – Lüzum görülen mıntıkalarda Vekille Heyeti kararı ile Valiler tarafından halka silah bulundurma ve taşıma müsaadesi verilebileceği gibi toplu silah aranması da yapılabilir.

 

MADDE 9 – Ateşli silah taşımak müsaadesine haiz olanlar, bu silahları resmi ruhsatı haiz bulunanlardan başkasına satamayacakları gibi muvakkaten de olsa başkalarına veremezler.

Silah bulundurma ve taşıma ruhsatına haiz olan kimsenin bu silahla suç işlenmesi veya silahın muhafazasındaki ihmal ve kusuru neticesi başkaları tarafından bir suç işlenmesi veya intihar ve intihara teşebbüs edilmesi halinde silah vesikası geriye alınır ve bir daha bulundurma ve taşıma izni verilmez.

 

MADDE 10 – (Değişik :23/6/1981-2478/4. md.) Mahkemelerce zoralımına karar verilen veya güvenlik kuvvetlerince herhangi bir şekilde ele geçirilen ateşli silahlarla mermiler ve bıçaklar bir tutanak karşılığı Milli Savunma Bakanlığı emrine  verilir.

Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, MİT Müsteşarlığı ve Gümrük ve Muhafaza Genel Müdürlüğünün ihtiyaçları bu silah ve mermilerden öncelikle karşılanır.

(Değişik:27/02/2000-4534/2. md.) Birinci fıkra gereğince Milli Savunma Bakanlığı emrine verilen ateşli silahlardan, Türk Silahlı Kuvvetleri ile ikinci fıkrada belirtilen kurumların ihtiyaçları karşılandıktan sonra artan miktardan bir kısmını, özel kanunlarına göre silah taşıma yetkisine haiz olan veya Bakanlar Kurulu Kararı ile silah taşımalarına ve zati silah edinmelerine izin verilen kişilere bir adet olmak üzere bedel takdiri sureti ile Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu aracılığı ile satmaya Milli Savunma Bakanlığı yetkilidir.

(Ek fıkra:9/1/1985-3147/1. md.) Emniyet Genel Müdürlüğünce zati silah edinmelerine izin verilen polisler, bu silahlardan tabanca niteliğinde olanlarını, takdir olunan bedellerinin yarısı bir bedelle ve bir adet olarak satın almada, öncelik hakkına sahiptirler.

(Beşinci fıkra Mülga:22/11/190-3684/6. md.)

 

MADDE 11 – (Değişik:23/6/1981-2478/5. md.)  Hatıra teşkil eden veya antika olan ateşli silahlar bıçakların bulundurulmasına izin verilmesi zorunludur.

Ancak, görevleri nedeni ile devletçe verilen veya kendilerince bu amaçla temin edilen ve bu görevleri sona erdikten sonra meskenlerinde kalan veya kanuni yakınlarına intikal eden kılıç, meç ve benzeri aletler için izin belgesi aranmaz.

Antika olan ateşli silahlar ve bıçaklar için verilen izin bunların yalnız sahibine bırakılması veya nakline müsaadeyi tazammun edip üste taşımaya cevaz vermez. Antika olan ateşli silahlarla bıçakların izin vesikaları ile birlikte satışı serbesttir.

Bu kanunun uygulanmasında hatıra silah deyimi:

a)Yurt içinde ve yurt dışında yabancı Devlet veya hükümet başkanları ya da hükümet üyeleri tarafından ya da hükümet adına kendilerine hediye edilip, hediye edildiği usulüne göre belgelenmiş olan,

b)Devlet Başkanı, Başbakan veya Genelkurmay Başkanı tarafından hediye edilen ve hediye edildiği belgelendirilen,

c)6136, 6768, 1308 ve 2313 sayılı Kanunların geçici maddeleri ile belirlenen süreler içinde başvurularak vesikaları alınmış olması koşulu ile,

1.Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi azalarına zafer hatırası olarak verilen veya mirasçılarına intikal eden muayyen alameti havi bulunan,

2.İstiklal Savaşından önceki savaşlarda yanlarında kalan veya mirasçılarına intikal ettiği belgelendirilen,

3.İstiklal Savaşına katılan subay ve erat ile cephe gerisinde ulvi maksadın husulü için gayret gösterenlerin ellerinde kaldığı veya mirasçılarına intikal ettiği tespit olunan,

4.İstiklal Savaşında cephe Komutanları tarafından hizmetlerine karşılık hatıra olarak verildiği veya mirasçılarına intikal ettiği tespit edilen,

Ateşli veya ateşsiz silah ve bıçakları ifade eder.

Bu maddenin dördüncü fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki silahların satışı yapılamaz.

Antika silah deyimi; eskiden kalma, değerli belli bir özelliği olan, benzerlerine az rastlanan ve artık imal edilmeyen ateşli, ateşsiz silah ve bıçakları ifade eder. Silahın antika olup olmadığı çıkarılacak yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslara göre tespit olunur.

 

MADDE 12 – (Değişik:12/6/1979-2249/7. md.) Her kim bu Kanunun kapsamına giren ateşli silahlarla bunlara ait mermileri Ülkeye sokar veya sokmaya kalkışır veya bunların Ülkeye sokulmasına aracılık eder veya bunları Türkiye’de Harp Silah ve Mühimmatı Yapan Hususi Sanayii Müesseselerinin Kontrolü Hakkındaki 3763 ve Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Hakkındaki 5591 Sayılı Kanunların hükümleri dışında Ülkede yapar veya bu suretle Ülkeye sokulmuş ve Ülkede yapılmış olan ateşli silahları veya mermileri bir yerden diğer bir yere taşır veya yollar veya taşımaya bilerek aracılık eder, satar veya satmaya aracılık ederse veya bu amaçla bulundurursa beş yıldan sekiz yıla kadar ağır hapis  ve on beş bin liradan altmış bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.

Üçüncü fıkradaki hal dışında iki veya daha çok kişinin toplu olarak birinci fıkrada yazılı suçları işlemeleri halinde sekiz yıldan on iki yıla kadar ağır hapis ve yirmi beş bin liradan yetmiş beş bin liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.

(Değişik 3 ve 4 ncü fıkra:23/6/1981-2478/6. md.) Birinci fıkradaki eylemleri işlemek amacıyla teşekkül kuranlarla yönetenler veya teşekküle mensup olanlar tarafından sözü geçen fıkrada yazılı suçlar işlenirse failler hakkında on yıldan on beş yıla kadar ağır hapis ve elli bin liradan yüz bin liraya kadar ağır para cezası hükmolunur. Bu fıkrada yazılı teşekkül, iki veya daha fazla kimsenin birlikte cürüm işlemek amacı etrafında birleşmesi ile oluşur.

Ateşli silahın tüfek veya (…) Bu fıkrada yer alan “mermi yatağı dahil kapasitesi 10 adetten fazla tabanca veya” ibaresi, 22/11/1990 tarihli ve 3684 sayılı Kanunun altıncı maddesi ile madde metninden çıkarılmıştır…seri ateşli kısa sürede çok sayıda ve etkili biçimde mermi atabilen tam otomatik veya dürbünlü tüfek veya dürbünlü tabanca veya bu fıkrada sayılanların benzerleri olması ya da bu niteliği taşımayan ateşli silahlar veya her türlü mermilerin miktar bakımından vahim olması halinde yukarıdaki fıkralarla yazlı cezalar yarı oranında arttırılarak hükmolunur.

Dördüncü fıkrada niteliği belirtilen ateşli silahlar ile benzerlerinin miktar bakımından vahim olması halinde 1, 2 ve 3 ncü fıkralarda yazılı cezalar bir kat arttırılarak hükmolunur.

Ateşli silahlar ile mermiler ve bunların yapımında veya taşınmasında bilerek kullanılan her türlü araç ve gereçlerin başkasına ait  olsa ve başka amaçla kullanılmak  üzere verilmiş bulunsa bile zoralımına hükmolunur. …..Bu hükmün  uygulanmasında ek 5 nci maddeye bankız.

 

MADDE 13 – (Değişik: 12/6/1979-2249/8. md.) Bu kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üç bin liradan beş bin liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.

Ateşli silahın, bu Kanunun 12 nci maddesinin 4 ncü fıkrasında sayılanlardan olması ya da silah veya mermilerin sayı veya nitelik  bakımından vahim olması halinde beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve yirmi beş bin liradan az olmamak üzere ağır para cezası hükmolunur.

Bu kanunun 12 nci maddesinin 4 ncü fıkrasında sayılanlar dışındaki ateşli silahın bir adet olması ve mutat sayıdaki mermilerinin ev veya iş yerinde bulundurulması halinde verilecek ceza bir yıldan iki yıla kadar hapis ve beş yüz liradan iki bin liraya kadar ağır para cezasıdır.

Ateşli silahlara ait mermilerin pek az sayıda bulundurulmasının veya taşınmasının mahkemece vahim olarak takdir edilmemesi durumunda hükmolunacak ceza bir aydan altı aya kadar hapis ve beşyüz liradan iki bin liraya kadar ağır para cezasıdır (1)

 

MADDE 14 – (Değişik:12/6/1979-2249/9. md.) Her kim, bu kanun hükümlerine aykırı olarak 4 ncü maddede yazılı olan bıçak veya başkaca aletler yahut benzerlerini ülkeye sokar, sokmaya kalkışır veya bunların ülkeye sokulmasına aracılık eder veya bunları Ülkede yapar veya bir yerden diğer bir yere taşır veya yollar veya taşımaya aracılık ederse iki yıldan dört yıla kadar hapis ve on bin liradan yirmi beş bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır. Az vahim hallerde hükmolunacak ceza yarı oranında indirilir.

(Değişik:23/6/1981-2478/7 md.) Birinci fıkradaki eylemleri işlemek amacı ile teşekkül kuranlar ile yönetenler veya teşekküle mensup olanlar tarafından sözü geçen fıkrada yazılı suçlar işlenirse failler hakkında beş yıldan on yıla kadar hapis ve elli bin liradan az olmamak üzere ağır para cezası hükmolunur. Bu maddede yazılı teşekkül, iki veya daha fazla kimsenin birlikte cürüm işlemek amacı etrafında birleşmesi ile oluşur.

İkinci fıkradaki hal dışında iki veya daha çok kişinin toplu olarak birinci fıkrada yazılı suçları işlemeleri halinde dört yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmi beş bin liradan az olmamak üzere ağır para cezası hükmolunur.

Bu madde kapsamına giren bıçak ve başkaca aletlerin veya benzerlerinin miktar bakımından vahim olması halinde yukarıdaki fıkralara göre hükmolunacak cezalar yarı oranında arttırılır.

Bıçak veya başkaca aletlerin veya benzerleri ile bunların yapımında veya taşınmasında bilerek kullanılan her türlü araç ve gereçleri, başkasına ait olsa ve başka amaçla kullanılmak üzere verilmiş bulunsa bile zoralımına hükmolunur.

 

MADDE 15 – (Değişik:12/6/1979-2249/10. md.) Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak 4 ncü maddede yazılı olan bıçak veya diğer aletleri veya benzerlerini satanlar, satmaya aracılık edenler, satın alanlar, taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis ve üç bin liradan on bin liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.

Bu madde kapsamına giren bıçak veya diğer aletlerin veya benzerlerinin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde yukarıdaki fıkraya göre hükmolunacak cezalar yarıdan bir katına kadar arttırılır.

Bu kanunun 4 ncü maddesine göre yapımına izin verilen bıçakları veya diğer aletleri veya benzerlerini kullanma amacı dışında satanlar, satmaya aracılık edenler, satın alanlar, taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında birinci fıkradaki; o bıçak veya diğer aletlerin veya benzerlerinin sayı ve nitelik bakımından vahim olması halinde de ikinci fıkradaki cezalar hükmolunur.

 

MADDE 16 – (Değişik:12/6/1979-2249/11. md.) Bu Kanunun kapsamına giren suçlarda Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair 1918 Sayılı Kanun hükümleri uygulanmaz.

 

EK MADDE 1 – (Ek: 30/6/1970-1308/7. md.; Değişik:22/11/1990-3684/2. md.)

A)Duruşmalarda, mahkeme salonlarında, hastanelerin psikiyatri bölümlerinde, akıl hastanelerinde, ceza ve tutukevleri ile her türlü ıslah ve infaz kurumlarında veya bunların eklentilerinde,

  1. B) Öğrencilerin toplu olarak oturdukları yurtlarda, eğitim ve öğrenim kurumlarında, siyasi partilerin açık hava ve kapalı yer toplantılarında,  izinli veya izinsiz yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, sendikalarda, derneklerde veya bunlara yönetim ve yapı olarak doğrudan doğruya bağlantılı olan yerlerde veya bunların toplantı ve kongrelerinde, her türlü spor karşılaşma veya yarışmalarının yapıldığı yerlerde, Kanuna uygun veya Kanuna aykırı olarak grev ve lokavt yapılmakta olan iş yerlerinde,

C)Türkiye Büyük Millet Meclisi ana binaları ile Meclis Başkanlığınca belirlenen yerlerde, Ateşli silahlar taşınamaz.

Yukarıda sayılan yerlerde bu Kanuna aykırı olarak ateşli silahları veya bunların mermilerini 4 ncü maddede yazılı olar bıçakları veya sair aletlerin veya benzerlerinin veya Türk Ceza Kanununun 264 ncü maddesinde yazılı olanları taşıyan veya bulunduranlar hakkında ilgili Kanunlarda belli edilen cezaların iki katı hükmolunur.

(A) ve (B) bentlerinde sayılan yerlerde 7 nci maddenin 1,2,3, ve 4 numaralı bentlerinde belirtilen kişiler ile bu yerlerin güvenliği için görevli bulunan Polis ve Jandarma personeli, (C) bendinde sayılan yerlerde ise yalnız bu yerlerin güvenliği ile görevli bulunan Polis, Jandarma  ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Muhafız Taburu personeli silahlarını taşıyabilirler.

(A), (B) ve (C) bentlerinde sayılan yerlere silahla giren veya buralarda silah taşıyan kişiler eylemleri başka bir cezayı gerektirmiyorsa iki yüz bin liradan beş milyon liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır, ayrıca silah ruhsatları bulundurmaya çevrilir ve kendilerine bir daha taşıma ruhsatı verilmez.

 

EK MADDE 2 – (Değişik 12/6/1979-2249/13. md.) Bu kanunda yazılı suçları işleyenler hakkında soruşturma ve kovuşturmalar, 3005 Sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Hakkındaki Kanunun birinci maddesinin (a) bendindeki yer ve aynı Kanunun dördüncü maddesinde yazılı zaman kayıtlarına bakılmaksızın sözü edilen kanun hükümlerine göre yapılır.

(Değişik:23/6/1981-2478/8. md.) Bu kanuna göre işlenen suçun, 3005 Sayılı kanun hükümlerine tabi olmayan veya anılan Kanuna tabi olup da fiili imkansızlık nedeni ile suçüstü hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmayan başka bir suçla işlenmesi hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.

 

EK MADDE  3 – (Ek: 12/6/1979-2249/13 md.; Mülga:10/10/1980-2313/2. md.)

 

EK MADDE 4 – (Ek:23/6/1981-2478/9. md.) Kara Avcılığı Kanunu esaslarına göre izin alıp turist olarak avcılık yapmak ya da Gençli ve Spor Bakanlığınca tertip olunacak atıcılık yarışmalarına katılmak üzere yurda gelen yabancılar beraberlerinde getirdikleri miktarı Yönetmelikle belirtilen yivli ve yivsiz av tüfekleri ile nişan tüfek ve tabancalarını ve bunların aksamı ile mermilerini gümrük makamlarına beyan etmek ve giriş kapısı emniyet makamlarından izin almak koşuluyla geçici olarak yurda sokabilirler.

Antlaşmalarla yurdumuza görevli olarak gelen yabancılar ile bilimsel araştırmalar yapmak amacıyla  gelen kişiler de beraberlerinde getirecekleri yivli veya yivsiz av tüfekleri ve aksamı ile mermilerini İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünden izin almak ve Gümrük makamlarına beyan etmek şartıyla yurda sokabilirler.

Yukarıdaki fıkralara göre yurda sokulmasına izin verilen silah aksamı ve mermileri ilgili kişilerin pasaportuna kaydolunur. Bu kayıt silah, aksamı ve mermileri için taşıma izin vesikası yerine geçer. Yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak getirilen yivli veya yivsiz av tüfekleri, nişan tüfek ve tabancaları ve bunlara ait aksam ile sarfedilmeyen mermilerin ülkemiz terkedilirken yolcu beraberinde yurt dışına çıkarılması zorunludur.

 

EK MADDE 5 – (Ek: 23/6/1981-2478/9. md.) Bu Kanunun 12 ve 13 ncü maddelerine aykırı eylemleri; top, havan, roketatar, uçak savar, tank savar, ağır ve hafif makineli tüfekler ve benzeri askeri amaçlı savaş silahları ve mermilerine ilişkin olduğu takdirde anılan maddelere göre hükmedilecek cezalar bir kat arttırılır.

 

EK MADDE 6 – (Ek-12/5/1988-3448/2. md.; Değişik:22/11/1990-3684/3. md.) Milli İstihbarat Teşkilatının demirbaş silahları, yedek parça ve mermileri ile teşkilat mensuplarının yurt içinden temin edecekleri veya yurt dışına gittiklerinde bir defaya mahsus olmak üzere gümrük vergi, resim ve harçlarının ödemek suretiyle getirecekleri zati silah ve mermilerin yurda sokulmasına dair usul ve esaslar İçişleri Bakanlığının görüşü alınarak Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından hazırlanıp Başbakanca onaylanan yönetmelikle belirtilir. Bu Yönetmelik Resmi Gazetede yayımlanmaz.

EK MADDE 7 – (Ek:12/5/1988-3448/2. md.; Değişik 22/11/1990-3684/4. md.) Silah ruhsatı almasına mani hali bulunmayan her Türk vatandaşı bulundurmak maksadıyla silah satın alabilir.  Bulundurma ruhsatı mesken ya da işyerinde bulundurmak üzere iki şekilde verilir. Bulundurma ruhsatlı silahların bir yerden başka bir yere nakli için mahallin en büyük mülki amirinin vereceği nakil belgesi gereklidir. Bu belge atış poligonlarına gidiş ve dönüş içinde geçerlidir. Ancak, silah nakil belgesinde belirtilen gün ve güzergah haricinde silah. Mesken veya işyeri dışına çıkarılamaz.

Savunma Sanayii Müsteşarlığı Kanunen yurda girmesinde sakınca bulunmayan silah ve mermileri ithal eder veya bir kamu kuruluşuna ithal ettirir. Bu silahlar bu Kanuna göre silah taşımaya veya bulundurmaya hak kazanmış kişilere satılır veya bir kamu kuruluşuna sattırılır.

Satış şekli bedeli, satışı yapan kurum veya kuruluşa ödenecek komisyon ücreti, satıştan sağlanacak gelirin dağıtımı, kullanış biçimi ve bunlarla ilgili diğer hususlar adı geçen idarenin görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca hazırlanıp Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak Yönetmelikte belirlenir.

Gençlik ve Spor Müdürlüğünce belirlenecek ihtiyaç miktarına göre, sırf sporda kullanılan nişan tüfek ve tabancaları ile bunlara ait mermiler İçişleri Bakanlığınca izin verilmek ve kontrol edilmek şartıyla adı geçen Genel Müdürlükçe ithal olunabilir. Bu şekilde ithal olunan silah ve mermileri anılan Genel Müdürlüğün demirbaşına kayıt edilir. Bu silahların satış ve devri yapılamaz.

 

EK MADDE 8 – (Ek:12/5/1988-3448/2. md. Değişik Birinci fıkra : 29/8/1996-4178/6. md. Değişik:27/2/2000-4534/3. md.) Milli Savunma Bakanlığınca temin edilen tabanca ve mermiler, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde subay, astsubay ve uzman jandarma çavuşlara; Emniyet Genel Müdürlüğünce temin edilen tabanca ve mermiler, emniyet hizmetleri sınıfı personeli ile Emniyet Genel Müdürlüğünün merkez ve taşra ünitelerinde istihdam edilen çarşı ve mahalle bekçilerine, görevlerinde kullanmak üzere bedeli mukabili zati demirbaş silah olarak satılır. Satılan silahların; ayrılma, ihraç ve benzeri sebeplerle geri alınma usul ve esasları ile satılma şekil ve şartları, zayi, hasar, onarım, kadro standardı dışı bırakılması, eğitim ve görevde kullanılan mermilerin bedelli veya bedelsiz temini ve diğer hususlar, çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.

Bu Kanuna göre yapılan satışlardan elde edilen Türk Lirası ve döviz karşılığı, bütçenin (B) işaretli cetveline gelir ve Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesinin özel tertibine ödenek kaydolunur.

Bu suretle elde edilen gelirin yıl içinde harcanmayan miktarları ertesi yıla devredilir ve özel tertipte yer alan bu ödenek Genel Müdürlükçe silah ve mermi ile yedek parça alımında kullanılır.

Bu silahlar ile ilgili muameleler her türlü vergi, resim, harç ve resmi kuruluşlara ait ardiye ücretinden muaftır.

Bu silahlar ve mermilerin satın alınması için gelecek yıllara taahhütlere girişmeye Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir.

EK MADDE 9 – (Ek:12/5/1988-3448/2.md.) Emniyet Genel Müdürlüğü kadrolarında Emniyet Genel Müdürü, il emniyet müdürü, daire başkanı ve genel müdür yardımcısı, teftiş kurulu başkanı olarak vazifeli olup da, meslekten çıkarma veya memuriyetten ihraç sebebi dışında, istifa, kurumlar arası nakil veya emeklilik sebebi ile ayrılanlar da Ek 8 nci maddedeki satış hükümlerinden aynen istifade ederler.

 

EK MADDE 10- (Ek:12/5/1988-3448/2. md.) Standart dışı olanlar hariç, demirbaşa kayıtlı ve halen personele zimmetli tabancalar bu personele satılır.

Standart dışı silahlar İçişleri Bakanlığınca tespit edilecek esaslar çerçevesinde Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yurt içinde veya yurt dışında serbest piyasada satılır. Bu satışlara ait işlemler 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu ve 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi değildir.

Birinci ve ikinci fıkralara göre satışlardan elde edilen gelirler Ek 8 nci madde esaslarına göre kullanılır.

 

EK MADDE 11 – (Ek:22/11/1990-3684/5. md.) Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne bağlı Türkiye Atıcılık ve Avcılık Federasyonu ile diğer kamu kuruluşlarının sahip oldukları atış poligonları dışında, özel şahısların trap-skeet, atış alanı ile tabanca ve tüfek atış poligonu açması İçişleri Bakanlığının iznine tabidir. Bu gibi yerlerde kullanılacak silah ve fişeklere ait hususlar Yönetmelikle belirlenir.

 

GEÇİCİ MADDE 1 – Bu Kanunun şümulüne giren  ateşli silahlarla mermilerinin müsaadesiz elerinde bulunduranlardan Kanunun meriyete girdiği tarihten itibaren altı ay içinde taşıma ve bulundurma için izin vesikası almayanlar veya izin vesikasına haiz olanlara devretmeyenler veya kendilerine izin vesikası verilmeyenler bu silah ve mermileri makbuz mukabilinde zabıta makamlarına teslime mecburdurlar.

2637 Sayılı kanun hükümlerine tevfikan izin vesikası verilmiş olup da müddetleri henüz bitmemiş olanlar bu Kanunun meriyete girdiği tarihten itibaren yukarıdaki müddet içinde izin almadıkları veya kendilerine vesika verilmediği takdirde ellerindeki vesikalar hükümsüzdür.

 

GEÇİCİ MADDE 2 –  Her nevi bıçak imal ve satışı mutat meslek ve sanat ittihaz etmiş olanlar, ellerinde bu Kanuna göre men edilmiş bıçak ve benzerleri bulunduğu takdirde, bunları hükümetçe tespit edilecek müddet zarfında bir beyanname ile mahallin en büyük mülkiye amirine bildirmeye mecburdurlar.

Bunlardan 4 ncü maddenin ikinci fıkrasında gösterilen işlerde kullanılmaya elverişli olanlar damgalanarak sahibine iade olunur ve diğerleri maliyet bedelleri ödenerek teslim alınır.

Yukarıdaki fıkra hükmü mahfuz kalmak üzere ellerinde bu Kanunla men edilen bıçak ve benzerlerini bulunduranlar bu Kanunun meriyete girdiği tarihten itibaren altı ay içinde mahalli zabıta makamlarına teslime mecburdurlar.

 

GEÇİCİ MADDE 3 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte meslek ve sanat erbabı tarafından kullanılmakta olup 4 ncü maddede imalı izne bağlı olan bıçaklar ilgililerin üç ay içinde müracaatı üzerine mahalli zabıtaca damgalanır.

 

GEÇİCİ MADDE 4 – (Ek:4/7/1956-6768/2. md.) 6136 Sayılı Kanunun geçici 1 ve 2 nci maddelerinde yazılı izin ve vesikaları zamanında almayanlarla zabıta makamlarına teslim etmeyenler ve bu sebeple ellerinde vesikasız ateşli silahlarla mermilerini ve mezkur Kanuna göre  men edilmiş bıçak ve benzerlerini bulunduranlar bu Kanunun neşri tarihinden itibaren 6 ay zarfında mezkur silah ve mermilerle bıçak ve benzerlerinin makbuz mukabilinde zabıta makamlarına teslime veya vesika almaya mecburdurlar.

 

GEÇİCİ MADDE 5 – (Ek:4/7/1956-6768/2. md.; Değişik:11/2/1957-6910/1. md.) 6136 Sayılı Kanunun mer’iyete girdiği tarih ile 6768 Sayılı Kanunun 6 aylık intikal müddetinin hitamı olan 11/1/1957 tarihi arasında ateşli silahlarla bunlara ait mermileri ve kanunen memnu bıçak ve benzerlerini bulunduranlarla taşıyanlar hakkında takibat yapılamaz. Hükmolunan cezalar icra ve infaz edilmez ve kanuni neticeleri ortadan kalkar.

 

GEÇİCİ MADDE 6 – (Ek:30/6/1970-1308/8. md.) Bu Kanunun 1 nci maddesi ile 6136 Sayılı Kanun hükümleri kapsamına alınan yivli av tüfeklerini ellerinde bulunduranlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 ay içinde mahallin en büyük mülkiye amirine teslime mecburdurlar.

6136 Sayılı Kanunun 7 ve 11 nci madde hükümlerine göre taşıma veya bulundurma için izin alanların yivli av tüfekleri taşıma ve bulundurma belgesine bağlanarak sahibine iade olunur. Diğerleri, gerçek karşılıkları ödenerek devletçe satın alınır.

 

GEÇİCİ MADDE 7 – (Ek:12/6/1979-2249/14. md.)  Bu Kanunun 4 ncü maddesi hükümleri kapsamına alınan topuz, topuzlu kamçı, boğucu tel veya zinciri, muşta ile salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel nitelikte bulunan benzeri aletleri ellerinde bulunduranlar bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde, mahalli zabıta makamlarına teslime zorunludurlar.

 

GEÇİCİ MADDE – 8 (Ek:2/7/1992-3831/1. md.) 6136 Sayılı Kanun kapsamına giren ruhsata bağlanmamış ateşli silahlar ve mermiler ile 765 Sayılı Türk Ceza Kanununda belirtilen dinamit, bomba veya benzeri yakıcı, yıkıcı veya öldürücü alet veya her türlü patlayıcı maddeyi bulunduranlar; bunları, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içinde mülki amirlere teslim ettikleri takdirde haklarında takibat yapılmaz. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kendiliğinden Kanunda sayılan silah ve aletleri teslim edenler hakkında yapılan tahkikatlar düşer.

Birinci fıkraya göre mülki makamlara teslim edilen silah ve patlayıcı maddeler ile diğer aletler devlet malı sayılarak, ilgili mülki makamlarca bir tutanak karşılığında İçişleri Bakanlığı emrine verilir.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar bir yönetmelik ile tespit edilir.

 

GEÇİCİ MADDE 9 – (Ek:29/8/1996-4178/7. md.) Bakanlar Kurulunun tespit edeceği illerde 442 Sayılı Köy Kanunun 74 ncü maddesine göre, mülki amirlerce gönüllü korucu olarak tespit edilen kişiler ile halen geçici köy korucusu olarak görev yapanlar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 45 gün içinde (Değişik:14/1/1998-4321/1-2. madde ile 4/9/1996 tarihinde itibaren uygulanmak üzere 90 gün olarak değiştirilmiştir. )  ellerinde bulundurdukları tabanca, makineli tabanca veya hafif makineli tüfek sınıfından silahların mülki makamlara teslim ettikleri takdirde haklarında takibat yapılmaz ve isteyenlere yukarıda belirtilen tabanca ve tüfek sınıfından birer adet olmak üzere ve harçsız olarak menşeilerine bakılmaksızın Valilerce taşıma veya bulundurma ruhsatı düzenlenebilir. Bu şekilde ruhsata bağlanan silahlar, veraset yoluyla intikal dışında devir veya hibe edilemez, satılamaz, gerekli görüldüğünde Bakanlar Kurulunca toplatılmasına karar verilebilir. Gönüllü korucu ve geçici köy koruculuğu görevine son verilenlerin ruhsatları iptal edilebilir. Ruhsatları iptal edilen veya toplatılmasına karar verilen silahlar, devlet malı sayılarak mülki makamlarca bir tutanak karşılığında İçişleri Bakanlığına teslim edilir. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ateşli silahlarla bunlara ait mermilerin ve Kanunen memnu bıçak ve benzerlerini bulunduran veya taşıyan gönüllü korucu ve geçici köy korucuları hakkında bu fiillerden dolayı takibat yapılmaz. Hükmolunan cezalan icra ve infaz edilemez ve Kanuni neticeleri ortadan kalkar. Taşıma ve bulundurma ruhsatlarının verileceği kişiler, bu uygulamaya dair diğer hususlar, İçişleri Bakanlığı tarafından  çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir.

 

EK GEÇİCİ MADDE 1 – (Ek:10/10/1980-2313/3. md.) Yürürlükten kaldırılan Ek 3 ncü maddeye göre tabanca taşıma yetkisine haiz bulunanların bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içinde yetkili mercilere başvurmaları halinde 6136 Sayılı Kanunun 7 nci maddesinin 3 numaralı bendi hükümlerine göre kendilerine taşıma veya bulundurma izin belgesi verebilir.

Taşıma veya bulundurma vesikasına bağlanamayan tabancalar sıkıyönetim Komutanlıklarıyla mahalli, mülki veya askeri makamlara teslim edilir.

Bu şekilde teslim alınan silahların Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumunca tespit  olunacak bedelleri devletçe sahiplerine ödenir.

EK GEÇİCİ MADDE 2 – (Ek:23/6/1981-2478/10. md.) 6136 Sayılı Kanunun kapsamına alınan ve özellikle İçişleri ve Gençlik ve Spor Bakanlıklarınca müştereken çıkarılacak yönetmelikte belirlenecek sporda kullanılan evvelce ruhsata tabi olmayan ateşli yivli silahları ellerinde bulunduranlar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde müracaat ederek 7 nci madde esaslarına  göre ruhsat almaya mecburdurlar.

 

EK GEÇİCİ MADDE 3 – (Ek:16/6/1983-2848/2. md.) 6136 Sayılı Kanunun hükümlerine aykırı biçimde edinildiği halde yetkili mercilerden 23/6/1981 tarihine kadar herhangi bir şekilde ruhsat veya vesika almak, kimliğe yazdırmak veya ilgisine göre Kuvvet Komutanlıkları ya da Jandarma Genel Komutanlığı silah defter ve kayıtlarına kaydettirmek suretiyle taşınan veya bulundurulan silahların kayıtlarındaki nitelik ve numaralarına uygunluğunun anlaşılması halinde bu silahların 7 nci madde kapsamına giren sahiplerine söz konusu madde esaslarına göre yeniden silah taşıma veya bulundurma izni verilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen şekilde silah taşıma veya bulundurma vesikasına haiz olup da 7 nci madde kapsamına girmemeleri nedeni ile kendilerine taşıma veya bulundurma izin vesikası verilmeyenlerin mevcut izin vesikaları iptal edilmiştir. İzin vesikaları bu suretle iptal edilenler yapılacak tebliğden itibaren üç ay içinde silahlarını teslim ettikleri takdirde hakkında takibat yapılmaz. Bu kişilere ait silah ve mermiler 6136 Sayılı Kanunun 10 ncu maddesi ve 1176 Sayılı Kanunun uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili makamlarca bir tutanak karşılığında Milli Savunma Bakanlığı emrine verilir.

 

MADDE 17 –Bu kanun 15 Ağustos 1953 tarihinden itibaren meridir.

 

MADDE 18 – Bu Kanunu İcra Vekilleri Heyeti yürütür.

 10/7/1953 TARİHLİ VE 6136 SAYILI ANA KANUNA İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER

 I)22/11/1990 tarihli ve 3684 Sayılı Kanunun geçici maddesi:

GEÇİCİ MADDE 1 –İstiklal Savaşı gazilerinin halen hayatta olanlarının yanlarında kalan veya savaşlarda şehit düşenlerden veya sonradan vefat edenlerden varislerine intikal etmiş bulunan 1923 yılı ve bu yıldan önce imal edilmiş her türlü ateşli silah, bıçak, kama ve kılıçlar için bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde beyan edilmek suretiyle, herhangi bir belge aranmaksızın ruhsat verilir.  1923 yılından sonra imal edildiği Kriminal Polis Laboratuarlarınca tespit edilen silahlar müsadere edilir. Ancak, sahipleri hakkında herhangi bir kanuni işlem yapılmaz.

Birinci fıkrada bahsedilenlerden bu Kanunun yürürlük tarihinde önce haklarında 6136 Sayılı Kanuna muhalefet suçundan takibata başlanmış olanlar hakkında takibatlar durdurulur. Mahkumiyet kararları ile müsadere kararları infaz edilmez ve infaz edilmiş olanlar dahil Kanuni sonuçları ortadan kalkar. Müsadere edilmiş olup da halen muhafaza edilen takibata esas olan silahları kendilerine iade edilir. Mahkumiyet hükümlerine ait sicil varakaları adli sicilden çıkarılır.

 

Türk Ceza Hukuku Derneği

0
Türk Ceza Hukuku Derneği

Türk Ceza Hukuku Derneği Türkiye’nin önde gelen ceza hukukçuları tarafından 2002 yılına kurulmuştur. Kurucu üyeleri arasında Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer, Prof. Dr. Duygun Yarsuvat, Prof. Dr. Köksal Bayraktar, Prof. Dr. Uğur Alacakaptan gibi önemli isimler bulunmaktadır.

Kurucu başkanı Sulhi Dönmezer’dir.

Türkiye’nin Avrupa Birliği‘ne girme süreci içinde Türk Ceza Hukukunun evrensel boyutta gelişimini incelemek, doktrin ve uygulamaları izleyerek Türkiye’nin bu alandaki düzeyini yükseltmek, Türk Ceza Hukuku bilimine ve uygulamasına katkıda bulunmak amacıyla kurulmuştur.

Dernek, dünyadaki benzer derneklerle işbirliği yapmakta, uluslararası bilimsel toplantılara katılarak görüş bildirmekte, fikir alışverişlerinden doğan görüşleri periyodik yayınlarla kamuoyuna duyurmaktadır.

Türk Ceza Hukuku Derneğinin amacı; Ceza Hukuku doktrin ve uygulamalarını izlemek, Ceza Hukukunun ulusal ve uluslararası alanlardaki gelişimini incelemek, gelecekteki Ceza Hukuku araştırmalarını öngörmek suretiyle Türkiye’nin bilimsel alandaki düzeyini yükseltmek ve Türk Ceza Hukuku bilimine ve uygulamasına katkılarda bulunmaktır.

Küçük Ve Hafif Silahlar Yasa dışı Ticaretinin Önlenmesi Ve Yok Edilmesi İle İlgili Birleşmiş Milletler Eylem Programının Yürürlüğe Girmesi İle İlgili Türkiye Ulusal Raporu

0

Dışişleri Bakanlığı, Küçük Ve Hafif Silahlar Yasa dışı Ticaretinin Önlenmesi Ve Yok Edilmesi İle İlgili Birleşmiş Milletler Eylem Programının Yürürlüğe Girmesi İle İlgili Türkiye Ulusal Raporu

I. GİRİŞ

Küçük ve hafif silahların aşırı ve dengeyi bozacak biçimde birikimi ve kontrolsüz yayılması birçok ülkede küresel, bölgesel ve ulusal barış ve güvenliğin yanında sosyal ve ekonomik gelişim adına tehlike oluşturmaktadır.

Türkiye küçük ve hafif silahların yasadışı ticaretinin önlenmesi ve yok edilmesi ile ilgili gerekli adımları atmakla kalmayıp bu konuda bölgesel ve küresel dayanışmayı da desteklemektedir. Türkiye BM bünyesinde sürdürülen 1997 yılındaki Devlet Eksperleri Panelinin küçük silahlar ile ilgili tavsiyeleri, konuyla ilgili Genel Kurul önergeleri ve Genel Sekreterin raporları gibi çalışmaları desteklemiştir. Türkiye ayrıca 2001 BM konferansının “Küçük Ve Hafif Silahlar Yasadışı Ticaretinin Önlenmesi Ve Yok Edilmesi İle İlgili Birleşmiş Milletler Eylem Programı”nın uyarlanmasını kabul etmiştir. Türkiye bu Eylem programının uygulanmasının küresel barış ve istikrara somut bir katkıda bulunacağına inanmaktadır.

1996 yılında Türkiye Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı huzurunda (AGİT) belirli küçük silahların türlerinin de belirtildiği bir resmi silah kayıt defteri tutulması ile ilgili bir taslak önerge sundu. Bu KHS konusunun AGİT gündemine getirildiği ilk sefer idi. Bu bağlamda Türkiye AGİT Güvenlik İşbirliği Forumunda (AGİF) yapılan ve Ekim 2000’de KHS hakkında OGİT Belgesinin uygulanmasıyla sonuçlanan müzakerelere aktif olarak katıldı. Ülkeleri ilk defa çeşitli durumlarla ilgili Bilgilendirme yapmaya tabi tutan bu Belge KHS’lerin uluslararası kontrolünde önemli bir yapıtaşıdır. Türkiye bu Belgenin tamamen uygulanmasına büyük önem vermektedir.

Türkiye KHS’lerin terörist örgütlerin elinde birikmesinden büyük zarar görmüştür. Terörist örgütlere karşı yapılan operasyonlarda 47,423 uzun namlulu silah, 41,958 tabanca, 79,810 bomba ve patlayıcı madde ve 4,710,448 parça cephane ele geçirilmiştir. El konulan, yakalanan ve fazlalık KHS’lerin imha edilmesi Türkiye’nin çabalarının temel amaçlarından biridir.

Türkiye’nin etrafı KHS’lerin atmasının ve birikiminin istikrarsızlık riski potansiyeli oluşturacak ülkelerle çevrilidir.

Bölgedeki var olan anlaşmazlıklar ve devam eden silah satışları KHS’lerin yaygınlaşması için uygun bir ortam oluşturmuştur. PKK, KONGRA-GEL ve diğer terör örgütleri de bu istikrarsızlıktan kendi hunharca amaçları için faydalanmaktadır.

Türkiye bölgede KHS’lerin denetimsizce yayılmasını önleyecek olan istikrarın sağlanmasına büyük önem vermektedir.

II. ULUSAL KOORDİNASYON OFİSİ VE İLETİŞİM DETAYLARI

Politik rehberlik ve KHS’lerin Yasadışı Ticaretinin Önlenmesi Ve Yok Edilmesini İzleme ulusal Koordinasyon Ofisi detayları aşağıdadır:

http://www.mfa.gov.tr/silahlarin-kontrolu-ve-silahsizlanma.tr.mfaT.C. Dışişleri Bakanlığı
Silahsızlanma, Silahların Kontrolü ve AGİT Genel Müdür Yardımcılığı

III. ULUSAL MEVZUAT, YÖNETMELİK VE İDARİ USULLER
1. Üretimin Kontrolü ile ilgili idari usuller
a) İzin ve yetki veren merciler

Türkiye’de 3 Temmuz 2004 tarihli 5204 no.lu “Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun” küçük ve hafif silâh üretimi için izin verilmesine ilişkin esas ve usulleri düzenlemektedir. 5204 no.lu kanuna göre KHS’ler de dahil olmak üzere silâh, üretecek kuruluşların kurulması Millî Savunma Bakanlığının iznine bağlıdır. Ayrıca bu tür silahlar üretecek olan kurulu firmalar da bu izne tabidir. Harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalar ve patlayıcı maddeleri üretecek kuruluşların Millî Savunma Bakanlığına ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığına ve de ulusal ticaret kanunlarına istinaden ilgili Ticaret Odalarına başvurmaları gereklidir.

b) İzinlerin ve yetkilerin verilmesi

Millî Savunma Bakanlığı her yıl “Denetime tabi harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalar ve patlayıcı maddelere ilişkin” Wassenaar Anlaşması mühimmat listesini de kapsayan listeyi inceler. Bu denetim listesi, her yıl ocak ayında 5201 no.lu kanuna istinaden resmi gazetede yayınlanır. Bu denetim listesinde yayınlanan herhangi bir malzemeyi üretmek için Millî Savunma Bakanlığının izni gereklidir.

Yukarıda belirtilen kanun kapsamında bu tür silah üreticilerinin her mali yılın sonunda imal ettikleri harp araç ve gereçleri, silâh, mühimmat ve patlayıcı madde cinsleri ile stoklarını Millî Savunma Bakanlığına bildirmek zorundadır.

c) İzin almak için gereken koşul ve şartlar

Millî Savunma Bakanlığı Sağlık ve Çevre ve Orman Bakanlığına danışarak ve işbirliği yaparak özel kuruluşların silah üretim, stoklama ve satış tesisleri kurma taleplerine onay verecek yetkili makamdır. Söz konusu kuruluşlar ancak bu aşamalardan sonra bu tesisleri inşa etme iznini alırlar.

Bir tesiste KHS üretimi yapmak için üretim izin Belgesi almak şarttır. Üretim izni almak isteyen kuruluşlar yazılı bir başvuru yapmak zorundadırlar. Kabulü uygun görülen başvurularda ikinci bir görüş olarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığının görüşü de alınır. Sanayi ve Ticaret Bakanlığının görüşü de uygun olduğu şeklinde ise üretim tesisleri Millî Savunma Bakanlığı denetim ekibi tarafından denetime tabi tutulur. Tesisin 5202 no.lu “Savunma Sanayi Güvenliği Kanunu”nda belirtilen Tesis Güvenlik Belgesi almaya uygun olması gereklidir. Söz konusu denetimde aşağıdakiler teftiş edilir:

· Üretim hatlarında kullanılan malzeme ve tanımlanan kapasite raporu ile makine parkına konulan makineler

· Üretimin araştırma ve geliştirme amaçlı bir izinle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği

· Üretim esnasında tesiste herhangi bir kritik alt sistemin bulunup bulunmadığı

· “üretim akış şeması” aracılığıyla üretimin izlenmesi

· Tüm elektronik ürünlerin ve de teknolojik gelişmelerden ötürü tüm bilgisayar ortamında geliştirilen yazılımların incelenmesi

Bu denetim ve inceleme sonrasında koşul ve şartlara uygun yatırımcıya Üretim İzin Belgesi verilir.

d) İzin ve yetkilerin askıya alınması, yeniden incelenmesi, yenilenmesi ve iptali

– Üretici iflas ederse veya tasfiye talebinde bulunursa

– Tesisin sahipleri ya da idaresi değişirse

– Ana üretim tesisinin yeri veya adresi değişirse

– Personel trafiği izinde belirtilen limiti aşarsa

– Üreticinin tesislere girişi sürekli ya da geçici olarak yasaklanmışsa

– Şirketin izin alan kurum ile ilişkisi değişirse (yabancı bir ana şirket ile yapılan izin anlaşması altında silah üretimi yapılırsa

– Üreticinin herhangi bir yükümlülüğünü ihlal ettiğinin Millî Savunma Bakanlığı organları tarafından yapılan periyodik denetimler esnasında ortaya çıkması sonucunda

– Üretici üretimin herhangi bir aşamasında yükümlülüklerini yerine getiremediği takdirde ( Mücbir sebepler söz konusuysa bu paragraf geçerli olmayacaktır)

– Millî Savunma Bakanlığı tesisteki güvenlik sisteminin etkinliğini yitirdiğine ikna olmuşsa izin ve yetkilerin askıya alınması, yeniden incelenmesi, yenilenmesi ve iptali söz konusu olabilir.

e) Mevcut koşullara uygunluğun kontrolünün yapılması

Millî Savunma Bakanlığından üretim izni alan firmaların kayıtları bakanlıkta tutulur. Bu firmalar önceden haber verilerek veya verilmeden izin şartlarına uyup uymadıklarını konrtol etmek için her yıl en az iki defa denetime tabii tutulur. İzin süreleri dolduktan sonra eğer gereken teftişlerden sonra onay alınmışsa izinleri yenilenir.

f) KHS yönetim usullerinin ihlali durumunda uygulanacak cezalar

5201 no.lu kanunun hükümlerini ihlal edenler ihlalin türüne göre iki aydan beş yıla kadar hapis cezasına çarptırılırlar.

2. KHS’lerin işaretlemesi, kayıtlarının tutulması ve izlerinin sürülmesi

5202 no.lu Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında kanuna istinaden KHS’lerin markalanması Millî Savunma Bakanlığının iznine tabidir.

Küçük ve hafif silahlar hakkında AGİT belgesinin hükümlerin uygulanması amacıyla Millî Savunma Bakanlığı işaretleme standartları ile ilgili bir yönetmelik hazırlayarak ilgili idari makamlara ve ulusal silah üreticilerine dağıtmıştır. AGİT Belgesine uygun olarak hazırlanan bu yönetmeliğe göre Türkiye’de 30 Haziran 2001 tarihinden sonra üretilen tüm KHS’ler izlerinin sürülebilmesi için üretim yerinde işaretlenecektir. İşaretleme namlunun türüne göre kapak takımında ve gövde çerçevesinde veya namlu, kapak takımı ve gövde çerçevesinde kolaylıkla görülebilecek biçimde yapılmalıdır. Türkiye için “T” harfini, üreticinin Millî Savunma Bakanlığı tarafından her bir üreticiye verile logosunu, üretim yılını ve seri numarasını kapsar. Ayrıca Millî Savunma Bakanlığı tarafından her bir üreticiye bir üretim kodu verilir. Bu kodlardan almak için şirketlerin Millî Savunma Bakanlığına başvurması gerekmektedir.

Üretim yılının son iki basamağı silahın üzerinde belirtilmelidir. Örneğin 2001 yılı için “01”, 2004 yılı için “04” kullanılır. Seri numarası üretici tarafından her bir KHS’ye verilir. Aynı firmanın ürettiği her bir silah türüne farklı bir seri numarası verilir. Rakamlardan önce A, B, C, D, E, F, G, H, J, K, L, M,N, P, R, S, T, U, V, Y, Z harfleri kullanılır. Rakamlar 00001’de başlar ve 99999’da biter. A99999 seri numarasından sonra B00001 gelir. İşaretleme kolay görülebilmesi için pantograf, pres veya lazer baskı kullanarak 0,2-0,3 mm derinlikte yapılır.

Ele geçirilen veya el konulan küçük silahlar ele geçiren veya el koyan idari makam tarafından benzeri olmayan bir işaretle işaretlenir. Üretim tarihi yerine ele geçirilme veya el konma tarihi işaretlenir.

AGİT belgesi Taraf Devletlerin stok kümelerindeki işaretlenmemiş KHS’leri imha etmelerini ya da kullanılma ya da ihraç edilme durumlarında işaretlenmelerini zorunlu kılmaktadır. Bu Millî Savunma Bakanlığı tarafından da bu yöntem uygulanmaktadır. İşaretlendirilmemiş silahların işaretlendirilmesi konusundaki usuller sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Kanuna istinaden “Kişisel Silahlara el konulması hakkındaki yönetmelikte detaylı olarak belirtilmektedir.

Ulusal hukuki usuller Türkiye sınırları içinde geçerlidir. Ulusal sınırlar dışında üretilen KHS şu an itibariyle bulunmamaktadır.

İşaretlere dair bilgiler bilgisayar veri tabanlarında tutulmaktadır. 5201 nolu kanuna istinaden KHS üretimi yapan firmaların verileri periyodik olarak Millî Savunma Bakanlığı tarafından kontrol edilmektedir.

Stoklama yönetimi ve güvenlik ile ilgili idari usuller
a) Stoklama yerlerinin özellikleri

KHS ve ilgili mühimmat üreten Devlet Kurum ve işletmeleri, kişiler ve tüzel kişiler ve de KHS hakkındaki gizli bilgiler, evraklar, projeler, ekipman ve ilgili teknoloji 5202 no.lu 3 temmuz 2004 tarihli “Savunma Sanayi Güvenliği Kanunu”na tabidir.

5202 no.lu kanuna göre Millî Savunma Bakanlığı Savunma Sanayi Milli Güvenlik merciidir.

Yukarıda bahsedilen kurum ve kuruluşlarda çalışan tüm elemanların “Kişi Güvenlik Belgesi” ve her mekân/binanın “Tesis Güvenlik Belgesi” bulunmalıdır. Bu belgeler Millî Savunma Bakanlığı tarafından verilir.

KHS ile ilgili aktivitelerde bulunan kurum ve işletmeler, kişiler ve tüzel kişiler tesislerinde 5188 sayılı 2 Temmuz 2004 tarihli “Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun”a uyacak şekilde fiziksel güvenlik önlemleri almalıdırlar.

Mekânı, çevreyi, iklimi, üretim türünü, olası riskleri ve teknolojik kısmını göz önünde bulundurarak Millî Savunma Bakanlığı ek önlem kararı alabilir. Mekân/Binalar düzenli olarak kontrol edilir ve güvenlik keşiflerine istinaden güvenlik önlemleri ile ilgili gerekli değişiklikler yapılır.

b) Fiziksel güvenlik önlemleri

Çift kilit sitemi, demir parmaklıklı pencereler, yüksek beton oranlı sütunlar ve de depolar çevresinde çift demirli parmaklıklar ile odalarda mühürlü kapılar zorunludur. Depolar betondan yapılmalı, alarm, davetsiz misafirler için tespit sistemi ve izleme kameraları olmalıdır. Ayrıca etkili dış aydınlatma sistemleri, güvenlik devriye ve köpekleri ve benzeri güvenlik önlemleri gereklidir.

Silahlar, mühimmat, yedek parçalar ve patlayıcı maddeler ayrı ayrı depolanmalıdır.

c) Giriş kontrol önlemleri

Sadece sınırlı sayıda geçerli giriş hakkı olan personel KHS ile ilgili tesislere alınmalıdır. Bu tür alanların anahtarları sadece yetkili personelde bulunmalıdır. Hiçbir personelin hem KHS’lere hem de ilgili mühimmat depolarına giriş anahtarı bulunmamalıdır.

d) Envanter yönetimi ve muhasebe kontrol usulleri

KHS depoları ile ilgili detaylı kayıtlar bilgisayar veritabanlarında tutulmaktadır ve periyodik olarak kontrol edilip güncellenmektedir. Kayıp ve hırsızlık durumları hemen bildirilmeli ve gerekli hukuki işlemler yapılmalıdır.

5202 no.lu kanuna göre KHS ile ilgili mahaller Millî Savunma Bakanlığı tarafından Sanayi ve Ticaret Bakanlığının eşliğinde her yıl kontrol edilmelidir. Haber verilmeden “anlık kontroller” de uygulanmaktadır.

e) Acil durumlarda güvenlik önlemleri

Acil durumlar için gerekli planlar önceden hazırlanır. Bu planlara göre periyodik tatbikler düzenlenir. Acil durumlar konusunda özel eğitimli ekipler oluşturulur. Acil durulmada gereken korunmanın sağlanması için fiziksel güvenlik önlemleri uygulanır.

f) Nakil esnasında güvenliği maksimuma çıkarma amaçlı usuller

Mevcut mevzuata göre KHS ve ilgili bilgileri, evrakları ve ekipmanı sağlayan ve alanlar sevkıyat esnasında özel güvenlik önlemleri almalıdırlar. Sevkıyat planları Millî Savunma Bakanlığı tarafından onaylanmalıdır.

Güvenlik sebeplerinden dolayı KHS ve ilgili mühimmat ayrı ayrı taşınır.

g) Üretim alanlarının teftişi

KHS üretilen, depolanan veya gizli bilgi, evrak, proje ve ekipman bulunan mekanları ziyaret etmek isteyen Türk vatandaşları ve yabancılar Millî Savunma Bakanlığına öngörülen ziyaret tarihinden 21 gün önce başvuruda bulunmalıdır. Ziyaret ancak Bakanlığın onayı ile gerçekleşebilir.

h) Personele KHS stok mekânları/binaları ile ilgi güvenlik eğitimi

Personel göreve atanmadan önce KHS stoklama mekanları içinde güvenlik, envanter yönetimi ve kayıt tutulması ilgili yönetmelikler, davranış ve usuller hakkında eğitim alırlar. Personel ayrıca acil durumlarda ne yapılması gerektiği ile ilgili de eğitim alır.

i) Güvenlikle ilgili yükümlülüklerin ihlalinde uygulanacak cezalar

5188 no.lu kanunda tanımlanan fiziksel güvenlik önlemlerinin tesislerde uygulanmaması halinde kanunun 19. ve 20. maddelerinde belirtilen cezai hükümler geçerlidir.

5202 no.lu kanuna istinaden gizli bilginin muhafaza ve nakli esnasında gerekli fiziksel ve güvenlik önlemlerini almayan kişiler, izin verilmemiş bir ziyarete sebebiyet verenler bu davranışları herhangi başka bir suç teşkil etmediği takdirde 6 aydan bir yıla kadar hapis cezasına çarptırılırlar.

4. Aracılık Faaliyetleri Üzerinde Ulusal Kontrol Sağlanması
a) Lisanslama koşulları, kriterleri ve prosedürüne ilişkin hususlar

“Silah satışında aracılık yapma” ifadesi, Türkiye Cumhuriyeti yasalarında ayrı bir faaliyet olarak yer almıyor olsa da, “aracılık etme” ve “aracı” ifadeleri hem 818 sayılı (Yükümlülükler Kanunu) hem de 6762 sayılı (Ticaret Kanunu) TC Yasaları’nda yer almaktadır. 6762 no’lu Yasa’ya göre aracı, ticari kanuna tabi taraflar arasında, bu taraflarla herhangi bir bağı olmaksızın, aracılık eden ve karşılıklı olarak taraflara mali fayda sağlamak için aralarında ticari sözleşmeler yapan ve bunları yürürlüğe sokan kişi veya kişileri ifade etmektedir. Bununla birlikte 818 no’lu Yasa, ‘aracılık etmek’ kavramını, taraflar arasında karşılık mali fayda sağlayacak ticari sözleşmelerin yapılması ve yürürlüğe konması ve bu sözleşmelere ilişkin koşulların belirlenmesi faaliyetlerinden oluşan bir fiil olarak tanımlamaktadır.

Halihazırda Türkiye silah satışında aracılık faaliyetlerinin kontrol edilmesine ilişkin belirli bir yasaya sahip değildir. 5201 sayılı Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Yönetmelik ve ilgili diğer düzenlemeler, silah, cephane ve diğer harp mühimmatlarının üretimi, ithalatı, ihracatı ve iç piyasada satışını düzenlemektedir.

Silah, cephane ve diğer harp mühimmatlarının üretimi, ithalatı, ihracatı ve iç piyasada satışını yapan, Türk yargısına tabi ulusal ve yabancı şirketler ve/veya kişiler, bu faaliyetlerini 5202 sayılı Savunma Sanayi Güvenliği Kanunu’nda belirtilen hükümlere göre yürütürler. Bu bağlamda, Türk gümrüklerinden geçen tüm silah, cephane ve diğer harp mühimmatlarının ihracatı, yürürlükteki ilgili Türk yasalarına bağlı olarak, ön kayıt, son kullanım/kullanıcı garantileri, lisanslama prosedürleri ve nihai olarak ihracat lisansına tabidir.

Ayrıca tüm ateşli silahların, bunlara ait kurşunların, bıçakların ve özel olarak saldırı ve savunma amaçlı olarak kullanılacak diğer tüm özel araçların ülkeye ithali, üretimi, alım-satımı, taşınması ve bulundurulması, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un hükümlerine tabidir. 6136 sayılı Kanun’un 12. Maddesi’ne göre, bu kanunun kapsamına giren ateşli silahlar ve bunların kurşunlarını ülkeye sokan veya sokmak isteyen veya bu amaç için aracılık eden, söz konusu silahları üreten veya bu amaç için ülkeye getirilmiş silahları taşıyan veya ülke içinde üretilmiş bu tip silahları ülke sınırları içinde bir yerden başka bir yere taşıyan, bu silahların taşınmasına, satışına veya bulundurulması aracılık eden kişiler, silah ve mühimmat kaçakçılığı suçuyla yargılanacaklardır. Ateşli silahlar ve bunlara ait mühimmatlara ek olarak 6136 sayılı Kanun, top, havan topu, roket rampası, uçaksavar, tanksavar, makineli tüfekler ve hafif makineli tüfekler v.b. askeri amaçlı mühimmatları da kapsamaktadır. Buna bağlı olarak, kaçakçılık ve buna ilişkin cezalar, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Yasası’nca öngörülmektedir.

5201 sayılı Kanun’un ilgili maddesi gereğince, Milli Güvenlik Bakanlığı her yıl Resmi Gazete’de yayınlanan ‘Kontrole Tâbi Tutulacak Harp Araç ve Gereçleri ile Silâh, Mühimmat ve Bunlara Ait Yedek Parçalar, Askerî Patlayıcı Maddeler, Bunlara Ait Teknolojilere İlişkin Listeyi’ açıklamaktadır. Listede yer alan ürünlerin dış ticareti ve ihracatında üretici veya aracı olarak yer alan şirketler, denetim ve lisanslama düzenleme ve prosedürlerine tabidirler.

Genel olarak, aracılık faaliyeti, söz konusu mühimmatların Türkiye’den ihracı veya yeniden ihracı ile sınırlı olmak kaydıyla, yukarıda açıklanan ihracat denetim yasaları, kuralları ve düzenlemeleri ile denetlenmektedir.

b) Kontrollerin Hayata Geçirilmesi

Ateşli silahlara ilişkin 6136 sayılı Kanun, yukarıda belirtilenlerin yanı sıra, yasaklı silah ve mühimmatların devrini, satışını veya satışının düzenlenmesi faaliyetini de yasa dışı kılmaktadır (eğer söz konusu faaliyet veya faaliyetler, ihracat denetim rejimlerinin ilgili listelerinde belirtilen ürünlerin kontrolünü sağlayan 5201 sayılı Kanun’un hükümlerine aykırı olarak gerçekleştirilmişse). Bu Yasaya göre, söz konusu silahları ve bunların mühimmatlarını Türkiye’ye kaçak olarak sokan veya buna girişimde bulunan veya yardımcı olan, 5201 sayılı Yasanın hükümlerine aykırı olarak üreten veya yasadışı yollarla getirilmiş veya üretilmiş ateşli silahları, Türkiye sınırları içinde 3. şahıslara devreden, gönderen veya satan veya bu suçları işleyen kişilere isteyerek yardım eden veya yasadışı ateşli silahları taşıyan kişilere, 8 yıla varan hapis cezaları verilmekte olup, eğer söz konusu suç organize olarak işlenmişse verilen ceza 12 yıla kadar çıkmaktadır.

21 Mart 2007 tarihinde kabul edilen 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Yasası da, küçük ve hafif silahların ticaretinde yer alan kişilere hapis veya para cezası öngören hükümler içermektedir.

Türk ceza yargılaması sistemi, Türk vatandaşları için ulusal yargılamanın Türkiye sınırları dışında da uygulanmasını sağlamaktadır. “Silah ticaretinde aracılık”, belirli bir uygulama olarak düzenlenmediği için Türkiye’de, silah ticaretinde aracılık etmeye ilişkin özel bir yasa bulunmamaktadır. Ancak mevcut yasaların kapsamı, silah ticaretinde aracılık etme faaliyetini düzenleyen ve denetleyen gerekli yasal dayanakları ortaya koymakta olup, mevcut yasal çerçeve etkin bir denetim ve lisanslama sisteminin uygulanmasına imkan vermektedir.

5. Ulusal Yasalar ve İhracat/İthalat Denetleme Politikaları
a) Ulusal ihracat politikası:

Türkiye, bölgesel ve global düzeyde barış ve istikrarın sağlanması ve güçlendirilmesine yönelik tüm çabalara tam destek vermektedir. Türkiye’nin genelde silah ihracatında benimsediği politika, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası organizasyonların belirledikleri uluslararası normları ve diğer birçok uluslararası antlaşma, sözleşme, usul ve düzenlemeleri gözetmektir. Türkiye, çok taraflı ihracat kontrol rejimlerine taraf bir ülkedir.

b) İhracat lisanslama mercii ve prosedürü:

Türkiye’de, küçük ve hafif silahlara ilişkin ihracat prosedürleri, 5201 sayılı Harp Araç ve Gereçleri ile Silâh, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun ile belirlenmiştir. Bu Kanuna göre, ihracat lisansı vermeye yetkili mercii, Milli Savunma Bakanlığı’dır. Buna bağlı olarak, Milli Savunma Bakanlığı’nın verdiği lisans olmadan, söz konusu silahların ihracatı yapılamaz.

İhracat lisansı uygulamasına ilişkin prosedür, yapılacak olan işlemin siyasi yönlerini Dışişleri Bakanlığı’na ve teknik yönlerini Genelkurmay Başkanlığı’na danışan Milli Güvenlik Bakanlığı’nca uygulanmaktadır.

5201 sayılı Yasa gereğince denetime tabi ekipmanlar için ön lisans verilmesine ilişkin direktif yürürlüğe konmuştur. Bu direktif, her yıl Resmi Gazete’de yayınlanan listede belirtilen silah, mühimmat ve teçhizat için ihracat lisansı verilmesine ilişkin prosedürü açıklamaktadır.

c) İhracat lisansı almak için gerekli koşullar:

Küçük ve hafif silahların ihracatı için başvuran şirketlere, 5202 sayılı Savunma Sanayi Güvenliği Kanunu’na göre Üretim İzni verilmelidir. Bu şirketler ve/veya kuruluşlar, Milli Savunma Bakanlığı’na, ihraç edecekleri materyalin tür ve adedinin ve alıcının kimlik ve adresinin belirtildiği bir başvuru mektubu göndermek zorundadırlar.

İhracatçı kuruluşlar, Milli Savunma Bakanlığı’na, ayrıca ihraç edilecek malın alıcı tarafından belirtilen amaçlar doğrultusunda kullanılacağını garanti eden ve malın gönderileceği ülkenin Milli Güvenlik Mercii tarafından imzalı ve mühürlü orijinal son kullanıcı sertifikasını göndermek zorundadırlar. Son kullanıcı sertifikası ile birlikte, satış sözleşmesi, satış ücreti, ürün adedi ve gönderi planı da Bakanlığa iletilmelidir.

Milli Savunma Bakanlığı, ihracat talebini detaylı bir şekilde inceledikten sonra, ilgili talep hakkında Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’na danışır. Kurumlar arası bu değerlendirme sürecinin ardından Milli Güvenlik Bakanlığı, bir ay içerisinde ilgili kuruluşu, aldığı karar hakkında bilgilendirir.

Söz konusu ürünün ihracatının uygun bulunması halinde, ihracat lisansı ilgili şirkete verilir. Bu aşamadan sonra ilgili prosedürler, İhracat Düzenlemesi’ne ilişkin prensipler doğrultusunda, Dışişleri Müsteşarlığı tarafından yürütülür.

Ayrıca, şirket tarafından ihraç edilen ürünlere ilişkin bilgiler, her üç ayda bir Milli Savunma Bakanlığı’na iletilmek zorundadır.

İhracat lisansı verilen şirkete ait kayıtlar, Milli Savunma Bakanlığı tarafından saklanır. Söz konusu şirket, ihracatı yapılan ürünün adedindeki ve/veya alıcılardaki değişiklikleri, söz konusu değişikliğin gerçekleşmesinden itibaren bir ay içinde Milli Savunma Bakanlığı’na bildirmekle sorumludur.

Türkiye’de yürürlükte olan ihracat kontrol kuralları ve denetlemelerine göre şirketler, silah, mühimmat ve diğer harp materyalleri dahil olmak üzere listelenen her bir ürünün ihracatı için ayrı bir lisans almak durumundadırlar. Blok lisans uygulaması mevcut değildir. Tüm uygulamalar, yukarıda sıralanan gerekli belgelerde belirtilen bilgiler dikkate alınarak ve aşağıda belirtilen siyasi ve askeri faktörler göz önünde bulundurularak, duruma göre değerlendirilir:

– ürünün ihraç edileceği ülkenin, BM tarafından uygulanan herhangi bir yaptırım veya ambargoya tabi olup olmadığı,

– Türkiye’nin taraf olduğu ihracat kontrol düzenlemelerinin, söz konusu ihracat işlemine izin verip vermediği ve

– söz konusu ihracat işleminin, bölgesel veya global güvenlik ve istikrar üzerindeki etkileri.

– Önceden onaylanmış silah ve ilgili teçhizatın ihracatı, Bakanlar Kurulu’nca askıya alınabilir.

d) Denetim:

Yukarıda belirtilen Yasa doğrultusunda, ihracatı Milli Güvenlik Bakanlığı’nın iznine tabi tüm savunma gereçlerini içeren liste, her yıl gözden geçirilir ve Resmi Gazete’de yayınlanır. Bu düzenleme gereğince söz konusu materyallerin ihracatı, beş devlet kurumu tarafından sıkıca denetlenir: Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Gümrük Müsteşarlığı.

Dış Ticaret Müsteşarlığı, İhracatçı Birlikleri aracılığıyla, tüm ihracat uygulamalarının kayıt altına alınmasından sorumludur. Eğer Milli Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan listede belirtilen herhangi bir savunma teçhizatının İhracatçı Birlikleri tarafından fark edilmesi halinde, kayıt altına alma süreci içerisinde, ihracat lisansının alınabilmesi için ilgili uygulamalar Milli Savunma Bakanlığı’na yönlendirilir.

İhracat denetimlerinde Gümrük Müsteşarlığı’nın rolüne gelecek olursak, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’na göre, gümrük idaresinin modernizasyonu projesi bağlamında Gümrük Otomasyon Sistemi 2002 yılının Ekim ayında tamamlanarak uygulamaya konmuştur. Bu sistemde, malları kategorilere ayırıp fiziki gümrük kontrol merkezlerine yönlendiren bir yapı kurulmuştur. Bu yapıya bağlı olarak risk analizi çalışmaları, Gümrük Müsteşarlığı tarafından başlatılmıştır. Risk analizi ve hedeflemesi teknikleri kullanılarak, gümrük denetimleri daha etkili ve hızlı hale getirilmiştir çünkü kontroller doğrudan, yüksek risk içeren işlem ve/veya mallara odaklandırılmaktadır. Yüksek riskli mallar, fiziki kontrole tabi tutuldukları “kırmızı hatta” yönlendirilmektedir. Düşük riskli mallar ise, detaylı bir belge kontrolü için “sarı hatta” yönlendirilmektedir. Bu çerçevede, geleneksel silahların ihracatında fiziki kontroller, sadece mallar için verilen izin bazında veya söz konusu izni veren kurum nezdinde değil, aynı zamanda yapılan risk analizinin sonuçları bağlamında belirlenmektedir. Doğal olarak, gümrük idaresinin, ihracat sırasında mallar üzerinde fiziki kontrol yapmak üzere, ilgili yasalardan kaynaklanan hakları saklıdır. Ayrıca, ihracat mallarına ilişkin gümrük işlemleri sırasında, dış ticaret, gümrük ve kaçakçılıkla mücadele ile ilgili yasalarda belirtilen hükümler ihlal edilirse Gümrük Müsteşarlığı, söz konusu yasalarda belirtilen ilgili cezai hüküm ve yaptırımları uygular.

İhracat kayıtları, hem dijital ortamda hem de yazılı dosyalarda saklanır. Dosyalamaya ilişkin yönetmelik gereğince, verilen lisanslara ait belgeler 5 yıllık bir süre boyunca saklanır.

e) Son kullanıcı sertifikası

Küçük ve hafif silahların ihracatı için “son kullanıcı sertifikası” gereklidir. Bu koşul, ihraç edilmiş küçük ve hafif silahların üçüncü şahıslara devri için de geçerlidir. Son kullanıcı sertifikaları, ayrıca, göndericinin (ihracat yapan şirketin), son kullanıcının ve hükümetin taahhütlerini içermektedir.

f) Yasaların ihlali halinde uygulanacak olan prosedür:

Yasa dışı ihracat uygulamalarında, söz konusu yasaları ihlal eden kurum veya kişiler, 5201 sayılı Yasa gereğince hapis veya para cezasına çarptırılırlar.

g) İthalat lisansı veren mercii ve lisans verme prosedürü:

Kontrol Listesi’nde belirtilen silah, mühimmat ve ilgili teçhizatların ithalatı, yalnızca Milli Savunma Bakanlığı veya Milli Savunma Bakanlığı’nın yetkilendirdiği şirket veya kurumlarca yapılabilir.

6. Küçük ve hafif silahların imha edilmesinde uygulanan yasal prosedürler

“Kişisel Silahların Toplanması Hakkında Yönetmelik” gereğince, küçük ve hafif silahların imha edilmesinde kullanılan başlıca yöntem, “parçalamaktır”. Parçalanan kısımlar, hammaddelerine göre tasnif edilir ve daha sonra fırında yakılır. Bakalit ve tahta kısımlar, tekrar kullanılamayacakları için imha edilir.

İmha edilen küçük ve hafif silahlara ilişkin kayıtlar, imha işleminin gerçekleştiği askeri tesiste saklanır

Yukarıda açıklanan parçalama yöntemi, ele geçirilen silahların imhasında da kullanılır. 2007 yılında, 864 adet uzun namlulu tüfek, 120 adet tabanca, 1.334 adet bomba ve patlayıcı ve 79.324 adet mühimmata el konmuştur.

Türkiye’de ihtiyaç fazlası küçük ve hafif silah bulunmamaktadır. Küçük ve hafif silahların küçük parçalarının imhası da, yukarıda açıklanan yöntemle gerçekleştirilmektedir. Hafif ve küçük silahların imhası, toplum önünde gerçekleştirilmemektedir.

Şu ana kadar Türkiye, hafif ve küçük silahların imhasında herhangi bir teknik yardım talebinde bulunmamış veya herhangi bir yardım almamıştır.

IV. ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ:
1. OSCE:

Türkiye, 1996 yılında, OSCE’ye, belirli bazı küçük silah kategorilerini dahil edecek şekilde bir silah kayıt sistemi oluşturmak için bir öneri taslağı sundu. Bu, küçük ve hafif silahlar konusunun OSCE’nin gündemine ilk kez olarak getirilişiydi. Türkiye, OSCE’nin 1999 yılı İstanbul Zirvesi’nde küçük ve hafif silahlar problemini tanımlamak için hızlı ve güçlü bir şekilde hareket etmek ihtiyacına ilişkin üye devletler arasında fikir birliği bulunduğunu görmekten memnun oldu. Türkiye, daha sonradan küçük ve hafif silahlara ilişkin OSCE belgesinin 2000 yılının Ekim ayında kabulüyle sonuçlanan Güvenlik İşbirliği Forumu’ndaki (FSC) tartışmalara aktif olarak katkıda bulundu.

OSCE Belgesi çerçevesinde Türkiye, küçük ve hafif silahlara ve bunların ihracat ve ithalatına ilişkin yasal düzenleme ve uygulamalarına ilişkin bilgileri, OSCE’ye üye devletlerle paylaşmaktadır. Bu bağlamda, ele geçirilen ve imha edilen küçük ve hafif silahların sayısı ve modellerine ilişkin en güncel bilgiler, 2007 yılında OSCE’ye sunulmuştur.

Türkiye, küçük ve hafif silahlara ilişkin OSCE Belgesini mümkün olan en üst düzeyde hayata geçirmek hedefiyle ve Organizasyon’un gündemini, uluslararası toplumun gündemine paralel bir şekilde güncel tutmak amacıyla, OSCE organizasyonu içerisinde üstlenilen görevi aktif olarak desteklemektedir. Böylece Türkiye, Küçük ve Hafif Silahlara İlişkin OSCE En İyi Uygulama Kitapçığı’nın hazırlanmasında görev aldı. Türkiye, ayrıca, “Küçük ve Hafif Silahlar ile Konvansiyonel Mühimmat Depolama Bölgesi Hakkında Mevcut ve Planlanan Projelerin Teknik, İdari ve Mali Etkilerine İlişkin FCA Çalıştayı” başlığı altında Viyana’da, 2008 yılının Şubat ayında gerçekleşen en son etkinlik bağlamında, Konvansiyonel Mühimmat Depolama Bölgeleri için 2003 yılı OSCE Belgesi’nin benimsenmesini sağlayan inisiyatife yardımcı sponsor olarak destek verdi.

2. Wassenaar Anlaşması:

Türkiye, konvansiyonel silahların ve çift-kullanımlı malzeme ve teknolojilerin ihracatı üzerindeki kontrollere ilişkin Wassenaar Anlaşması’nın (WA) kurucu bir üyesi ve aktif bir katılımcısıdır. Türkiye, küçük ve hafif silahları WA’da yeni bir raporlama kategorisi içerisinde tasnif etme çabalarını desteklemektedir.

3. NATO:

Türkiye, Küçük ve Hafif Silahlar ile Mayın Tesiri Hakkındaki NATO/EAPC (Avrupa-Atlantik Ortaklık Konseyi) Geçici Çalışma Konseyi’nin çalışmalarına ve küçük ve hafif silahlara ilişkin diğer NATO/PfP (Barış için Ortaklık) faaliyetlerine aktif olarak katılmaktadır. Bu çerçevede, Türkiye, Ukrayna’daki büyük miktarlardaki mühimmat ve hafif ve küçük silahların emniyetli bir şekilde imhası ile ilgili olarak Savuna Reformuna İlişkin Ortak Çalışma Grubu’na mali destek sağlamıştır.

4. SECI:

Türkiye, ayrıca, Bükreş’te bulunan ve amacı, diğer hususlarla birlikte, küçük ve hafif silahlar ile patlayıcı kaçakçılığını önlemek olan Güneydoğu Avrupa Ortak İnisiyatifi (SECI) Sınırlar Arası Suçlarla Mücadele Bölgesel Merkezi’nin faaliyetlerine de destek olmaktadır. Bu merkezde Türkiye’nin görevlendirdiği iki uzman bulunmaktadır. Türkiye’nin Ulusal SECI İletişim Noktası, Gümrük Müsteşarlığı bünyesindeki Gümrük Muhafaza Genel Müdürlüğü’dür.

V. KÜÇÜK VE HAFİF SİLAHLARA İLİŞKİN MESELELERDE SİVİL TOPLUMUN
KATILIMI:

Türkiye’de, küçük ve hafif silahlara ilişkin meselelerle ilgilenen sivil toplum kuruluşları mevcuttur. Türkiye’de bu alanda kayıtlı olan en aktif sivil toplum kuruluşu, “Umut Vakfı”dır. (www.umut.org.tr).

VI. TÜRKİYE’NİN BM FAALİYET PROGRAMININ İLERİ DÜZEYDE
UYGULANMASINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ:

Küçük ve hafif silahların yasadışı ticareti üzerinde etkin bir kontrol sağlamak için önce BM’de “küçük ve hafif silahlar” ifadesinin tanımı üzerinde fikir birliğine varılmalıdır. Türkiye, söz konusu ifadenin tanımına mühimmat, patlayıcı ve el bombalarının dahil edilmesi gerektiğine inanmaktadır.

Türkiye, daha etkin uluslararası denetim için konvansiyonel silah ticaretinde şeffaflık ihtiyacını ön plana çıkarmaktadır. Türkiye, BM Konvansiyonel Silah Kaydına küçük ve hafif silahların dahil edilmesini ve bu alanda bilgi paylaşımının genişlemesini memnuniyetle karşılamaktadır. Türkiye, ayrıca, OSCE ve Wassenaar Sözleşmesi çerçevesinde benzer inisiyatiflerin benimsenmesini desteklemektedir.

Bu çerçevede, Türkiye, küçük ve hafif silahların ticareti hakkında bilgi paylaşımının zorunlu kılınmasını da desteklemektedir. Ayrıca, ihracat lisanslarının reddi, böyle bir bilgi paylaşımında raporlama kategorilerinden biri olarak da değerlendirilebilir. Ulusal düzeyde, gümrük görevlileri ve güvenlik güçleri Faaliyet Programı’nın uygulanmasında önemli bir rol oynamaktadırlar. Etkin bir kontrol mekanizması oluşturabilmek için, kurumsal bilgi alışverişi ve eğitim programları aracılığıyla, gümrük yetkilileri ve güvenlik güçleri arasında küçük ve hafif silahlara ilişkin bölgesel işbirliği geliştirilmelidir. Küçük ve hafif silahlara ilişkin kayıtlar, mümkün olabildiğince uzun bir süre saklanmalıdır; BM üyesi bir devlet tarafından talep edilmesi halinde söz konusu kayıtlar, resmi kanallardan paylaşılmalıdır.

Küçük ve hafif silah üreticileri, ihracatçıları, aracıları, taşıyıcıları, ithalatçıları ve son kullanıcılarının faaliyetlerini izlemek ve kontrol etmek, küçük ve hafif silahların yasadışı ticaretini önlemek açısından gereklidir.

Bazı kişi ve şirketler, uluslararası denetim rejimleri ve ulusal bazda yasal mevzuatlardaki boşluklardan faydalanmaktadırlar. Küçük ve hafif silahlara ilişkin uluslararası ve bölgesel bazda yasal mevzuatların uyumlu hale getirilmesi, hiç şüphesiz, devletler arasındaki yasal boşlukların kaçakçılar tarafından suiistimal edilmesini önlemede ileriye dönük önemli bir adım olacaktır. Bu çerçevede, Türkiye, bölgesel ve global düzeyde uygulanabilir son kullanıcı sertifika sistemi ile bir bilgi paylaşımı ve onay mekanizması geliştirmek amacıyla bir fizibilite çalışması yapılmasının faydalı olacağına inanmaktadır.

Türkiye, ayrıca, küçük ve hafif silahların işaretlenmesi amacıyla uluslararası düzeyde kabul görecek bir yöntemin hayata geçirilmesinin gerekliliğine her zaman inanmıştır.

Ülkelerin küçük ve hafif silah stoklarının etkin yönetimi ve fiziki güvenliğini sağlama ihtiyaçları için ülkelere yardım etmek amacıyla uluslararası ve bölgesel işbirliği teşvik edilmelidir. Ele geçirilen veya ihtiyaç fazlası hafif ve küçük silahlar, uluslararası kabul gören standartlarda ve bağışçı ülkelerin, uluslararası organizasyonların ve sivil toplum örgütlerinin teknik ve mali yardımlarıyla imha edilmelidir.

Küçük ve hafif silahların yasadışı ticaretiyle mücadele ile ilgili işbirliği planları ve bilgi paylaşımları, bölgesel ve karşılıklı güven ortamı içerisinde ve emniyet sağlayıcı tedbirler çerçevesinde hayata geçirilmelidir.

VII. SONUÇ:

Konuya, küçük ve hafif silahların yasadışı ticareti ile terör, organize suçlar ve uyuşturucu ticareti arasındaki yakın ilişki ve küçük ve hafif silahların yaygınlaşmasının sosyal ve ekonomik gelişme üzerindeki olumsuz etkileri açısından bakacak olursak, uluslararası toplum sürekli olarak meseleye hakim olmalı ve bu problemle başa çıkabilmek için yenilikçi stratejiler geliştirmekten geri kalmamalıdır. Bu stratejiler kapsamlı olmalı ve silahların üretiminden ihtiyaç fazlası olanların imhasına kadar yasadışı silah ticareti ve silahların yaygınlaşmasına ilişkin tüm unsurları içermelidir.

Türkiye, küçük ve hafif silahların yasadışı ticareti ile mücadele edilmesi ve bu meselenin kökten çözümünün sağlanması amacıyla, BM bünyesindeki, uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi ve gerekirse, hukuki veya siyasi açıdan bağlayıcı ilave koşul ve kuralların benimsenmesi ve uygulanmasının teşvik edilmesi çabalarına aktif olarak katkıda bulunmaya devam edecektir. Nisan 2008

http://www.mfa.gov.tr/silahlarin-kontrolu-ve-silahsizlanma.tr.mfa

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi

0
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Fakülte, 20 Temmuz 1982 tarihinde, 41 sayılı Yüksek Öğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile kurulmuştur. Fakülte, 1983-1984 Eğitim ve öğretim yılında öğretime başlamıştır. Konya merkezde küçük bir binada başlayan öğretim faaliyeti daha sonra kampüs yerleşkesinde devam etmiştir. 2002 yılından bu yana da ki binasında öğretimini sürdürmektedir.

Fakültenin kurucu dekanı Prof.Dr.Burhan GÜRDOĞAN `dır. Fakültede Kamu Hukuku ve Özel Hukuk olmak üzere iki bölüm bulunmaktadır. Fakülte, 2011-2012 Eğitim ve Öğretim yılı sonunda 7705 mezun vermiştir.

Mevcut dekan PROF.DR. MUSTAFA AVCI’dır.

Kurum, misyon olarak, yasal mevzuat çerçevesinde, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetinin temel değerlerine bağlı, yüksek adalet duygusuna sahip, hukuk kültürüne katkı sağlayacak yeni nesiller yetiştirmeyi hedeflemektedir. Hukukun ve hukukun üstünlüğü ile insan haklarına saygıyı kendine şiar edinen hukukçular yetiştirmek hedeflenmektedir. 

Fakülte, T.C. Adalet Bakanlığının açtığı Hakimlik ve Savcılık sınavlarında mezunlarının başarılı olduğunu ifade etmektedir. Fakülte mezunları 2011 yılında yapılan sınavlarda ikinci sırada yer almıştır. 2012 yılında yapılan sınavda sınavı kazanan 500 adayın 76 sı Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur.

2010 yılında TÜSİAD ın düzenlemiş olduğu geleneksel En İyi Genç Hukukçu Ödülü Vergi Hukuku alanında Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3.sınıf öğrencisi İsmet YURTERİ’ye verilmiştir. 

Her yıl Çağa Hukuk Vakfı tarafından düzenlenen yarışmada Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr. Ümit Süleyman ÜSTÜN Nasıl Vergi Denetimi ve Vergi Yasası adlı çalışması ile Çağa Hukuk birincilik ödülünü almıştır.

Fakülte kütüphanesinde yaklaşık 15.000 kitap ve 42 süreli yayın bulunmaktadır.

 

Dünya Tıp Birliği Helsinki Bildirgesi

0

Dünya Tıp Birliği Helsinki Bildirgesi, Dünya Tıp Birliği’nin Helsinki’de yapılan 18. genel kurulunda benimsenmiş, daha sonra yapılan genel kurullarda güncellenmiştir.

İnsan Denekleri Üzerindeki Tıbbi Araştırmalarda Etik İlkeler 

Dünya Tıp Birliği’nin 18. genel kurulunda (Helsinki, Finlandiya, Haziran 1964) benimsenmiş, 29. (Tokyo, Japonya, Ekim 1975), 35. (Venedik, İtalya, Ekim 1983), 41. (Hong Kong, Eylül 1989), 48. (Somerset West, Güney Afrika Cumhuriyeti, Ekim 1996), 52. (Edinburgh, İskoçya, Ekim 2000) genel kurullarında geliştirilmiş,  Washington 2002 genel kurulunda 29. Maddeye  ve Tokyo 2004 genel kurulunda 30. maddeye  açıklama notu ilave edilmiştir.

  1. Dünya Tıp Birliği, insan deneklerinin yer aldığı tıbbi araştırmalarda görev alan hekim ve diğer kişilere rehberlik edecek etik ilkeler olarak Helsinki Bildirgesi’ni geliştirmiştir. İnsan deneklerini içeren araştırmalara insandan elde edilen kime ait olduğunu belli olan materyal ya da veriler de dahildir.
  2. Hekimin ödevi insan sağlığını korumak ve geliştirmektir. Hekimin bilgi ve vicdanı bu görevin yerine getirilmesine adanmıştır.
  3. Dünya Tıp Birliği’nin Cenevre Bildirgesi “Hastamın sağlığı benim ilk önceliğimdir” cümlesiyle hekimi bağlar ve Uluslararası Tıp Etiği Kodu “Hastanın fiziksel ve mental koşullarını zayıflatabilecek etkilere sahip tıbbi hizmetleri verirken, hekimin yalnızca hastanın menfaatine göre davranması gerektiğini” duyurur.
  4. Tıbbi ilerlemeler, en nihayetinde kısmen insanlar üzerindeki deneylere dayanan araştırmaları temel almaktadır.
  5. İnsanlar üzerindeki tıbbi araştırmalarda insan deneklerinin sağlığı, bilim ve toplumun menfaatinden önce gelmelidir.
  6. İnsan denekleri üzerindeki tıbbi araştırmaların birinci amacı profilaktik, diagnostik ve terapötik işlemleri geliştirmenin yanında hastalıkların etiyoloji ve patogenezini anlamaktır. Kanıtlanmış en iyi profilaktik, diagnostik ve terapötik yöntemler bile etkinlik, verimlilik, erişilebilirlik ve kalite açısından araştırmalara sürekli olarak tabi tutulmalıdır.
  7. Güncel tıp uygulamaları ve tıbbi araştırmalardaki profilaktik, diagnostik ve terapötik işlemlerin pek çoğu külfet ve riskler içermektedir.
  8. Bir tıbbi araştırma, insana saygıyı teşvik eden, onun haklarını ve sağlığını koruyan etik standartlara tabidir. Bazı araştırma grupları istismara açıktır ve özel korunmaya ihtiyaçları vardır. Ekonomik ya da tıbbi yönde dezavantajlı olanların özel ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır. Keza, kendi başlarına onam ya da ret veremeyenlere; baskı altında onam verme durumundakilere; araştırmadan kişisel olarak yarar görmeyeceklere; aynı anda tedavi ve araştırmaya tabi tutulacak olanlara özel dikkat gerekir.
  9. Araştırmacılar, kendi ülkelerindeki insanlar üzerindeki araştırmalar için geçerli etik, yasa ve düzenlemelerin yanısıra uygulanabilen uluslararası kurallardan da haberdar olmalıdırlar. İnsan deneklerinin korunması için bu bildirgede ileri sürülenlerin hiçbir ulusal etik, yasa ya da düzenleme tarafından ortadan kaldırılmasına ya da zayıflatılmasına izin verilmemesi gerekir.

TÜM TIBBİ ARAŞTIRMALARDA TEMEL İLKELER

  1. Tıbbi araştırmalarda insan deneklerinin yaşamını, sağlığını, mahremiyetini ve onurunu korumak hekimin ödevidir.
  2. İnsan denekleri üzerindeki tıbbi araştırmalar genel bilimsel ilkelere uygun olmalı; bilimsel literatürün ve diğer ilgili bilgi kaynaklarının tam olarak bilinmesi ile yeterli laboratuvar ve uygun olduğunda hayvan deneylerine dayanmalıdır.
  3. Çevreyi etkileyebilecek araştırmaların yürütülmesinde yeterince dikkatli olunmalı ve araştırma için kullanılacak hayvanların sağlığına saygı gösterilmesidir.
  4. İnsan denekleri üzerindeki her deneysel prosedürün tasarımı ve çalışmanın nasıl uygulanacağı deney protokolünde açık bir şekilde formüle edilmesi gerekir. Bu protokol değerlendirme, yorum, rehberlik ve uygun bulduğunda onay vermek için özel olarak atanmış; araştırmacıdan, sponsordan ya da istenmeyen başka etkilerden uzak bir etik inceleme kuruluna sunulmalıdır. Bu bağımsız kurul araştırma deneylerinin yapıldığı ülkenin yasa ve düzenlemeleri ile uyum halinde olmalıdır. Kurul, sürdürülmekte olan denemeleri izleme hakkına sahiptir. Araştırmacılar, izlemedeki bilgileri, özellikle ciddi olumsuz gelişmeleri bu kurula bildirmekle yükümlüdürler. Araştırmacının aynı zamanda inceleme için mali kaynakları, sponsorları, bağlı olduğu kurum ile diğer sağlanan çıkarların ve denekleri teşvikle ilgili bilgileri de kurula sunması gerekir.
  5. Araştırma protokolünde, her zaman, ilgili görünen etik ifadelerin açıklanması ve bu bildirgede dile getirilen ilkelere uyumlu olunduğunun belirtilmesi gerekir.
  6. İnsan denekleri üzerindeki tıbbi araştırmalar yalnızca, bilimsel kalifiye kişiler ile klinik yönünden yeterliliği tam tıbbi bir elemanın gözetiminde yürütülmelidir. İnsan deneklerine karşı sorumluluk her zaman tıbben kalifiye elemanda olmalı ve asla, onam vermiş olsa bile araştırma deneğine bırakılmamalıdır.
  7. İnsanlar üzerindeki her tıbbi araştırma projesinin risk ve rahatsızlık ile denek ya da diğerleri için tahmin edilen risk ve yararların dikkatle karşılaştırılması yapılmalıdır. Bu, sağlıklı gönüllülerin tıbbi araştırmalara katılımını engellemez. Tüm çalışma dizaynının herkese açık olması gerekir.
  8. Hekimler, risklerin yeterince değerlendirildiğinden ve tatmin edici bir şekilde baş edilebileceğinden emin olmadıkça insan denekleri üzerindeki araştırma projelerin katılmaktan kaçınmalıdırlar. Hekimler, saptanan risklerin yarardan daha fazla olduğunda ya da pozitif ve yararlı sonuçlara ilişkin kesin kanıtların varlığında araştırmayı sona erdirmelidirler.
  9. İnsan denekleri üzerindeki araştırma projeleri, yalnızca, hedeflenen yararın denekte yaratacağı risk ve rahatsızlıklardan ağır basacağı zaman gerçekleştirilmelidir. Bu durum, deneklerin sağlıklı gönüllüler olduğunda özellikle önemlidir.
  10. Tıbbi araştırma, yalnızca, araştırmanın uygulandığı grubun araştırma sonuçlarından yarar göreceğine ilişkin makul bir olasılık varsa haklı bir nedene sahiptir.
  11. Denekler, araştırma projesine gönüllü ve aydınlatılmış (bilgilendirilmiş) olarak katılmalıdırlar.
  12. Araştırmaki deneğin, maddi-manevi bütünlüğünün korunması hakkına her zaman saygı gösterilmelidir. Deneğin mahremiyetine saygı, hasta bilgilerinin gizliliği, çalışmanın deneğin fiziki ve mental bütünlüğü ile kişiliğine etkisini en aza indirmek için her türlü önlemin alınması gerekir.
  13. İnsanlar üzerindeki bir araştırmada, her potansiyel denek amaçları, yöntemleri, fon kaynakları, olası çıkar çatışmaları, araştırmacının kurumsal ilişkileri, beklenen yararlar, çalışmanın riskleri ve vereceği rahatsızlıklar hakkında yeterince bilgilendirilmiş olmalıdır. Denek, çalışmaya katılmama ya da hiçbir yaptırıma maruz kalmadan, herhangi bir zamanda, katılım onamını geri çekme hakkına sahip olduğu konusunda bilgilendirilmelidir. Denek bu bilgileri anladıktan sonra hekimin, tercihan yazılı olarak, deneğin, iradesiyle verilmiş aydınlatılmış onamını (informed consent) alması gerekir. Eğer, onam yazılı alınamaz ise yazılı olmayan onam tanık huzurunda resmi olarak kayda geçirilmelidir.
  14. Araştırma projesi için aydınlatılmış onam alınırken, hekim, kendisiyle deneğin bağımlılık yaratan ilişkide olup olmadığı ya da baskı altında onam verip vermediği konusunda özellikle dikkatli olmalıdır. Böyle bir durum söz konusu olduğunda, aydınlatılmış onam araştırmada yer almayan ve tamamen bu konunun dışında olan, konu hakkında iyi bilgilendirilmiş bir hekim tarafından alınmalıdır.
  15. Yasal olarak yetersiz (incompetent), fiziksel ya da mental olarak onam vermekten yoksun ya da reşit olmayan küçük araştırma denekleri için araştırmacı, aydınlatılmış onamı yasanın öngördüğü doğrultuda yasal temsilciden almalıdır. Bu gruplar araştırmaya, ancak, araştırma temsil edilen popülasyonun sağlığını korumak için gerekiyorsa ve bu araştırma bunlar yerine yasal olarak yetkili kişiler üzerinde yapılamıyorsa dahil edilebilirler.
  16. Yasal olarak yetersiz (incompetent) kabul edilen bir denek, örneğin reşit olmayan bir çocuk araştırmaya katılmaya onaylama (assent) verebilir ise araştırmacı yasal temsilcinin onamına ek olarak ondan da onaylama da almalıdır.
  17. Vekil ya da ön onam dahil olmak üzere, aydınlatılmış onam almanın mümkün olmadığı, kişiler üzerindeki araştırma yalnızca aydınlatılmış onam almayı engelleyen fiziksel/mental koşullar araştırma grubunun kaçınılmaz özelliği ise yapılmalıdır. Araştırma deneklerinin aydınlatılmış onam verememelerinin özel nedeni etik kurulun onayı ve değerlendirmesi için deney protokolünde belirtilmelidir. Protokol, araştırmada kalmaya ilişkin onamının en kısa sürede kişiden ya da yasal temsilciden alınacağını belirtmelidir.
  18. Hem yazarların hem de yayımcıların etik yükümlülükleri bulunmaktadır. Araştırma sonuçlarının yayımlanmasında araştırmacılar sonuçların doğruluğunu koruma mecburiyetindedirler. Negatif sonuçlar da yayımlanmalı ya da herhangi bir şekilde halka duyurulmalıdır. Fon kaynakları, kurumsal bağlantılar ve olası çıkar çatışmaları yayında bildirilmelidir. Bu bildirgede yer alan ilkelere uymayan deney bildirileri yayına kabul edilmemelidir.

TIBBİ BAKIMLA BİRLEŞİK TIBBİ ARAŞTIRMALARA İLİŞKİN EK İLKELER

  1. Hekim, araştırmayı ancak potansiyel profilaktik, diagnostik ve terapötik değerleri yönünden haklı bulunabildiği ölçüde tıbbi araştırmayı tıbbi bakımla birleştirebilir. Tıbbi araştırma, tıbbi bakımla birleştiği zaman araştırma deneği olan hastayı korumak için ek standartlar uygulanmalıdır.
  2. Yeni yöntemin yararları, riskleri, rahatsızlıklar ve etkilerinin kullanılmakta olan en iyi profilaktik, diagnostik ve terapötik yöntemler karşılaştırarak denenmesi gerekir. Bu, kanıtlanmış profilaktik, diagnostik ya da terapötik yöntemlerin bulunmadığı çalışmalarda plasebo kullanımını ya da tedavisiz bırakmayı dışlamamaktadır. (Bkz. Dipnot)
  3. Çalışmanın sonunda çalışmaya katılan her hastaya çalışma ile saptanmış, kanıtlanmış en iyi profilaktik, diagnostik ve terapötik yöntemden yararlanabilmesi garanti edilmelidir. (Bkz. Dipnot)
  4. Hekim, tıbbi bakımın hangi yönlerinin araştırma ile ilgili olduğu konusunda hastayı tam olarak bilgilendirmelidir. Hastanın, bir çalışmaya katılmayı reddetmesi asla hekim-hasta ilişkisini etkilememelidir.
  5. Bir hastanın tedavisinde kanıtlanmış profilaktik, diagnostik ve terapötik yöntemler mevcut değil ya da etkin değilse; kendi kanaati hayat kurtarma, sağlığı düzeltme ya da acıyı hafifletme şeklinde ise hastadan aydınlatılmış onam alarak, kanıtlanmamış ya da yeni bir profilaktik, diagnostik ve terapötik tedbirleri kullanma konusunda hekim serbest olmalıdır. Mümkün olduğunda, bu tedbirlerin, güvenlik ve etkinliğini değerlendirmek için tasarlanmış araştırmanın nesnesi yapılması gerekir. Bütün vakalarda, yeni bilgiler kayıt edilmeli uygun olduğunda yayımlanmalıdır. Bu bildirgenin ilgili diğer rehber-kurallarına uyulmalıdır.

Dipnot:

DÜNYA TIP BİRLİĞİ HELSİNKİ BİLDİRGESİ 29. MADDESİNİN AÇIKLAMA NOTU

(Washington-2002)

Dünya Tıp Birliği bu vesile ile plasebo-kontrollü denemelerin kullanımında ileri düzey bakım yapılması ve genel olarak bu yöntem kanıtlanmış mevcut tedavinin bulunmadığında kullanılmasını tekrar teyit etmektedir. Bununla beraber, kanıtlanmış bir tedavi mevcut olsa bile plasebo-kontrollü denemeler aşağıdaki koşullarda etik yönden kabul edilebilir:

– Bir profilaktik, diagnostik ya da terapötik yöntemin, güvenilirliği ve etkinliliğini belirlemek için gerekli, zorunlu ve bilimsel olarak doğru metodolojik nedenlerle kullanımında; ya da

– Profilaktik, diagnostik ya da terapötik yöntem, çok önemli olmayan ve plasebo alan hastanın ciddi ek bir riske ya da dönüşü olmayan bir zarara uğratmadığı durumlarda araştırılmalıdır.

Helsinki Bildirgesi’nin bütün diğer koşullarına, özellikle uygun etik ve bilimsel incelemeler için, bağlı kalınmalıdır.

DÜNYA TIP BİRLİĞİ HELSİNKİ BİLDİRGESİ  30. MADDESİ ÜZERİNE AÇIKLAMA NOTU

(Tokyo-2004)

Dünya Tıp Birliği bu vesile ile, yararlı olarak tanımlanan profilaktik, diagnostik ve terapötik  prosedürlere veya  diğer uygun bakım şekillerine deneme-sonrasında katılımcıların ulaşabilmesi işlemlerinin,  çalışmanın planlanması aşamasında  tanımlanması gerekliliğini  tekrar onaylar.

Etik değerlendirme kurulunun, değerlendirme sırasında göz önünde bulundurabilmesi için, deneme-sonrası düzenlemelerin veya  diğer bakım şekillerinin çalışma protokolünde tanımlanmış olması gerekir.

Profesör

0

Profesör, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununa göre, en yüksek düzeydeki akademik unvana sahip öğretim üyesi kişilere verilen unvandır.

Latince Professor’ün karşılığı olarak Türkçeye girmiştir. “Bir sanat ya da bilim dalında en yüksek düzeyde uzman” anlamına gelen; uzun yazım biçimi “profesör” bir unvan olarak ilk kez 1706 yılında, kısa yazım biçimi “prof.” ise 1838 yılında kullanılmaya başlanmıştır.

Kanunen belli süreyi doldurmuş, bilimsel güç ve öğretim yeteneği sabit olmuş doçentler arasından başvurma üzerine seçilerek tayin edilir.

Profesör olabilmek için şartlar:

  • En az beş yıl üniversitelerde doçentlik yapmış olmak veya doçent unvanını ka­zandıktan sonra yedi yıl, uzmanlığıyla il­gili işte çalışmış olmak.
  • Bilimsel değerini ve öğretim yeteneğini doçent olduktan sonraki çalışmaları ve yayımlarıyla tanıtmış olmak.

Yukarıda yazılı şartları yerine getiren do­çentlere, başvurmaları üzerine fakülte pro­fesörler kurulunun kararı ve üniversite se­natosunun onayı ile bir kadroya bağlı ol­maksızın üniversite profesörü unvanı verilir. Kadro varsa, profesör kadrosuna girer ve bu kadrodan maaş alarak profesörlere ait bütün haklardan yararlanır. Kadrosuz pro­fesör olan kimseler maaşlarını doçentlik kadrosundan alırlar. Fakat bunun dışında kadrolu profesörlerin bütün hak ve yetki­lerine sahiptirler.

Pek çok ülkede aynı adla anılan Profesör unvanı İngiltere’deki ‘Chair’ ve ‘Reader’ unvanlarına denk düşmektedir. Kürsüsüz Profesör gibi bir unvan da kullanılmakla birlikte, bunun İngiliz akademik unvanlar sıralamasındaki ‘Reader’a karşılık geldiği söylenebilir.

İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi

0
İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi

İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2001 yılında öğretime başlayan İzmir’in ve Ege Bölgesi’nin ilk vakıf üniversitesi olan İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin yedi fakültesinden biridir.

Bakanlar Kurulu’nun 12.07.2010 tarihli ve 2010/723 sayılı kararı ile kurulan İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne Mayıs/2012’de öğretime başlama izni verilmiştir.

Kurucu Dekan olarak  Prof. Dr. Huriye Kubilay ‘dır.

Hukuk Fakültesi, özellikle “yabancı dile ağırlık veren” bir hukuk eğitimi vermeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle, yabancı dil ve araştırma yöntemlerine ilişkin, tüm hukuk eğitimi süresince görülecek “İngilizce Akademik Beceriler” derslerine programda yer verilmiştir. Bunun yanı sıra öğrencilerimizin gene ikinci bir yabancı dile (Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Rusça, Yunanca, Japonca, Portekizce, Çince ve Arapça), sekiz yarıyıl boyunca derslerini seçerek ikinci bir yabancı dili öğrenmeleri mümkündür.

İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin yurt dışındaki 92 Üniversite ile ERASMUS programı anlaşması, 27 üniversite ile akademik işbirliği protokolü bulunmaktadır. Öğrenciler, eğitimleri süresince ERASMUS Programı çerçevesinde eğitimlerinin bir bölümünü yurt dışında sürdürebilmektedir. Hukuk Fakültesi, öğrencilerini teorik bilgi ile donatmanın yanı sıra, uygulamaya yönelik bir hukuk eğitimi vermeyi amaçlamaktadır. Öğrencilerin eğitim boyunca“staj” yapmaları ve uygulamayı öğrenmeleri amaçlanmaktadır. ECTS (AKTS) Etiketini alan ilk Türk vakıf üniversitesi olan İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde, ilk lisans mezunlarının verildiği 2004–2005 öğretim yılından itibaren mezun olan tüm öğrencilere diplomalarıyla beraber “Diploma Eki Etiketi-Diploma Supplement Label” (DS) verilmektedir. İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim programı da bu Programın bir parçası olarak, Bologna sürecine uygun olarak hazırlanmış olup, öğrenciler, uluslararası hukuk akreditasyonuna sahip bir Hukuk Fakültesinden mezun olma olanağına sahiptirler.

Öğrenciler ve araştırmacıların kampüs dışından veritabanlarına ve elektronik dergilere ulaşmaları mümkündür. Gün ve gece boyunca açık olan kütüphane okuma salonunun her noktasından kablosuz ağ aracılığıyla internet erişimi sağlanmaktadır.

İzmir Ekonomi Üniversitesi, bilişim hizmetleri sayesinde kendilerini ilgilendiren önemli bilgilere doğrudan ulaşabilmekte, gerekli işlemleri yapabilmektedirler.

Öğrenciler, İzmir Ekonomi Üniversitesi bünyesindeki elliyi aşkın öğrenci kulüplerinde, bedensel, zihinsel, kültürel, sanatsal ilgi ve yeteneklerini geliştirebilmektedirler.

 

743 Nolu Medeni Kanun

0

TÜRK KANUNU MEDENİSİNİN YÜRÜRLÜKTEN
KALDIRILMIŞ HÜKÜMLERİ

RESMİ GAZETEDE YAYINLANMIŞ OSMANLICA METİN İÇİN TIKLAYINIZ
Kanun Numarası : 743
Kabul Tarihi : 17/2/1926
Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 4/4/1926 Sayı: 339
Yayımlandığı Düstur : Tertip: 3 Cilt: 7 Sayfa: 237
1 – 15/6/1938 tarih ve 3453 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri.
(Madde numaraları: 88)
Madde 88– (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
Erkek onsekiz ve kadın onyedi yaşını ikmal etmedikçe evlenemez.
Şu kadar ki hakim, fevkalade hallerde ve pek mühim bir sebebe mebni onbeş yaşını ikmal etmiş olan erkek ve
kadının evlenmesine müsaade edebilir. Ana ve baba ve vasi de dinlenir.
2 – 9/3/1954 tarih ve 6333 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri.
(Madde numaraları: 639)
Madde 639– (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
b) Fevkalade müruru zaman:
Madde 639 – Tapu sicilinde mukayyet olmayan bir gayrimenkulü nizasız ve fasılasız yirmi sene müddetle ve malik
sıfatı ile yedinde bulundurmuş olan kimse o gayrimenkulün kendi mülkü olmak üzere tescili talebinde bulunabilir.
Tapu sicilinden maliki kim olduğu anlaşılamayan veya yirmi sene evvel vefat etmiş yahut gaipliğine hüküm verilmiş
bir kimsenin uhdesinde mukayyet olan bir gayrimenkulü aynı şerait altında yedinde bulunduran kimse dahi o gayrimenkulün,
mülkü olmak üzere tescilini talep edebilir. Tescil ancak hakimin emriyle olur.
3 – 29/6/1956 tarih ve 6763 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri.
(Madde numaraları: 920)
Madde 920 fıkra iki – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
Bu tahditler tapu siciline şerh verilmekle gayrimenkul üzerinde sonradan iktisap olunan rehin sahiplerine karşı
dermeyan olunabilir.
4 – 23/11/1960 tarih ve 138 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri.
(Madde numaraları: 679)
Madde 679– (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
Kaynak, arzın mütemmim bir cüzü olup mülkiyeti, kaynadıkları toprağın mülkiyeti ile beraber iktisap olunur.
Başkasının arzındaki kaynaklardan istifade irtifak hakkı olarak tapu siciline kayıt ile tesis olunur.
Yer altındaki sular kaynaklar gibidir.
1300
5 – 13/7/1967 tarih ve 903 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri.
(Madde numaraları: 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81.)
Madde 73– (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
Tesis
(A) TESİS:
I. Umumiyet itibariyle:
Madde 73 – Tesis, bir malın muayyen bir maksada tahsisidir.
Madde 74 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
II. Tesisin şekli:
Madde 74 – Tesis, resmi bir senetle yahut vasiyet tarikı ile vücut bulur.
Tesisin mahkeme siciline kaydı, tesis senedi müeddasına ve tesisi teftiş kendisine ait olan makamın talimatına göre
icra olunur.
Bu kayıt tesisi idare edeceklerin isimlerini gösterir.
Madde 75 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
III. Mirasçıların ve alacaklıların dava hakkı:
Madde 75 – Hibede olduğu gibi, tesis edenin mirasçıları ve alacaklıları tarafından, tesise itiraz olunabilir.
Madde 76 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
(B) TESİSİN TEŞKİLİ:
Madde 76 – Tesis senedinde tesisin uzuvları ve sureti idaresi gösterilir.
Bunlar kafi derecede gösterilmemiş olursa tesisi teftiş kendisine ait olan makam tarafından lazımgelen tedbirler
yapılır.
Tesisi, gayesine göre teşkil etmek mümkün olamazsa tesis eden itiraz etmedikçe veya tesis senedinde hilafına sarih
bir hüküm bulunmadıkça tesisin malları teftiş makamı tarafından mümkün mertebe gayece aynı olan diğer bir tesise tahsis ve
teslim olunur.
Madde 77 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
(C) TEFTİŞ:
Madde 77 – Tesis; gayesine göre Devlet, vilayet, belediye ve köyden hangisine taallük ediyorsa onun
teftişine tabidir.
Teftiş makamı, tesis mallarının gayesine muvafık surette sarfına nezaret eder.
Madde 78 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
(D) TADİL:
I. Teşkilatın tebdili:
Madde 78 – İcra Vekilleri Heyeti, teftiş makamının teklifi üzerine tesisin idare heyetinin tahriri mütalaasını aldıktan
sonra mallarını muhafaza veya gayesini idame için kat’i ihtiyaç bulunduğu halde teşkilatını tebdil edebilir.
1301
Madde 79 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
II. Gayenin tebdili:
Madde 79 – Tesisteki gayenin mahiyet ve şumulü; tesis ile tesis edenin arzusu arasındaki tevafuku açıktan açığa izale
edecek derecede tebeddül etmiş olursa İcra Vekilleri Heyeti; teftiş makamının teklifi üzerine tesisin idare heyetinin tahriri
mütalaasını aldıktan sonra, gayesini tebdil edebilir. Tesisin gayesini tehlikeye koyan vezaif ve şeraitin ilga veya tebdili dahi
aynı hükümlere tabidir.
Madde 80 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
(H) AİLE TESİSLERİ VE DİYANİ TESİSLER:
Madde 80 – Hukuku amme ahkamı mahfuz kalmak üzere aile tesisleri ve ibadete müteallik bir hizmetin ifası için
münhasıran diyani olan tesisler teftiş ve murakabeye tabi değildir. Mezkür tesislerin hukuku hususiyeye müteallik
ihtilaflarının mercii halli, mahkemedir.
(V) FESİH:
I. Kanunen ve hakimin karariyle:
Gayesi gayrikabili husul bir hale gelen tesis, kendiliğinden münfesih olur.
Gayesi kanuna yahut adabı umumiyeye muhalif olduğu takdirde tesis, hakim tarafından fesholunur.
Madde 81 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
II. Dava hakkı ve kaydın terkini:
Madde 81 – Tesisin feshini, teftiş makamı veya her alakadar talep edebilir.
Fesih, terkini kayıt için memuruna tebliğ olunur.
6 – 13/2/1973 tarih ve 1659 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri.
(Madde numaraları: 453)
Madde 453 fıkra üç – (13/7/1967 tarih ve 903 sayılı Kanunun hükmüdür.)
Ancak vakfın gelirinin % 20 si kendisine bırakılan mahfuz hisseli mirasçılar tenkis davası açamazlar.
7 – 21/5/1981 tarih ve E. 1980/29, K. 1981/22 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı ile iptal edilmiş hükümlerin
metinleri. (Madde numaraları: 310)
Madde 310 fıkra iki – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
Münasebeti cinsiye zamanında, müddeaaleyh evli ise; hakim, babalığa hükmedemez.
8 – 16/6/1983 tarih ve 2846 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri.
(Madde numaraları: 253)
Madde 253 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
Evlat edinme hakkı en az kırk yaşında olup ta nesebi sahih, füruu bulunmayanlara münhasırdır. Evlat edinen
kimsenin evlatlıktan en az onsekiz yaş büyük olması şarttır.
1302
9 – 16/4/1986 tarih ve 3276 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri.
(Madde numaraları: Geçici Madde)
(İşlenemeyen hükümlerde yeralan) Geçici Madde – (16/6/1983 tarih ve 2846 sayılı Kanunun hükmüdür.)
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mümeyyiz olmayan küçükleri birlikte evlat edinmiş olanlar, Kanunun
yürürlüğünü izleyen bir yıl içinde, ilgili mercilere başvurmak suretiyle yukarıdaki hükümlerin kendileri hakkında da
uygulanmasını isteyebilirler. Ancak, bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihte reşit ve mümeyyiz olan evlatlıklar ile ilgili olarak bu
madde esaslarına göre yapılacak uygulamada evlatlıkların da muvafakatları aranır.
10 – 4/5/1988 tarih ve 3444 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri.
(Madde numaraları: 24, 94, 96, 134,137, 142, 144, 145.)
Madde 24 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
2 – Dava hakkı:
Madde 24 – Şahsi menfaatlerinde haksız tecavüze uğrayan kimse, hakimden tecavüzün menini talep edebilir.
Maddi veya manevi tazminat namiyle muayyen bir meblağ davası ancak kanunun tayin ettiği halde ikame olunur.
Madde 94 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
Gaipliğine hükmolunan kimsenin kocası veya karısı; hakim, evliliğin feshine hükmetmedikçe evlenemez.
Gaibin karı veya kocası evliliğin feshini gaiplik davasiyle birlikte talep edebileceği gibi ayrıca da dava edebilir.
Boşanma hakkındaki usul burada dahi caridir.
Madde 96 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
Boşanma ile birbirinden ayrılmış olan karı ve koca, hakim tarafından tayin olunan memnuiyet müddeti içinde, tekrar
evlenemez.
Karı ve koca birbirleriyle evlenmek isterlerse, bu müddet hakim tarafından kısaltılabilir.
Madde 134 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
VI. İmtizaçsızlık:
Madde 134 – Aralarında müşterek hayatın çekilmez bir hale gelmesini mucip olacak derecede şiddetli bir geçimsizlik
başgösterdiği takdirde karı kocadan her biri, boşanma davasında bulunabilir.
Eğer geçimsizlik, iki taraftan birine daha ziyade kabili isnat ise boşanma davasını ikame hakkı ancak diğer tarafa
aittir.
Madde 137 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
III. Muvakkat tedbirler:
Madde 137 – Hakim, davanın ikamesini mütaakıp lazım gelen ve bilhassa kadının iskan ve infakına ve karı kocanın
mali münasebetlerine ve çocukların muhafazasına mütaallik muvakkat tedbirleri ittihaz eder.
1303
Madde 142 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
Boşanma hükmünde kabahatli olan tarafın yeniden evlenememesi için hakim, bir seneden az ve iki seneden fazla
olmamak üzere bir müddet tayin eder.
Hakim tarafından hükmedilen ayrılığın müddeti buna mahsubedilir.
Madde 144 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
2 – Nafaka:
Madde 144 – Kabahatsız olan karı yahut koca, boşanma neticesi olarak büyük bir yoksulluğa düşerse, diğeri
boşanmaya sebebiyet vermemiş olsa dahi kudreti ile mütenasip bir surette bir sene müddetle nafaka itasına mahküm
edilebilir.
Madde 145 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
3 – İrat:
Madde 145 – Bir mukavele veya hüküm ile kendisine maddi ve manevi tazminat veya nafaka olarak bir irat tahsis
edilmiş olan karı veya koca, yeniden evlenirse bu irat kat’olunur. Yoksulluğu sebebiyle kendisine nafaka tayin edilmiş olan
karı veya kocanın yoksulluğu zail olmuş veya hissolunacak derecede azalmış ise, borçlunun talebi üzerine nafaka kat veya
tenzil olunur. Borçlunun mali kudreti nafaka miktarına nazaran azaldığı surette dahi aynı hüküm caridir.
11 – 4/7/1988 tarih ve 336 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılmış veya değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri.
(Madde numaraları: 36) (1)
Madde 36 fıkra iki – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
Yabancı memleketlerdeki Türkiye mümessillerine, İcra Vekilleri Heyetince nüfus memurluğu salahiyeti verilebilir.
12 – 29/11/1990 tarih ve E: 1990/30, K: 1990/31 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı ile iptal edilmiş hükümlerin
metinleri. (Madde numarası : 159.)
Madde 159 – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
(c) KARININ MESLEK VEYA SANATI :
Karı koca mallarını idare için hangi usulü kabul etmiş olursa olsun karı, kocanın sarahaten veya zımnen müsaadesi ile
bir iş veya sanat ile iştigal edebilir.
Kocanın izinden imtinaı halinde, karı, kendisinin bir iş veya bir sanat ile iştigal etmesi birliğin veya bütün ailenin
menfaati icabı olduğunu ispat ederse bu izin, hakim tarafından verilebilir. Koca, karısını bir iş veya sanat ile iştigalden
menettiği takdirde keyfiyet katibi adil marifetiyle ilan edilmedikçe hüsnü niyet sahibi üçüncü şahıslara karşı hüküm ifade
etmez.
13 – 14/5/1997 tarih ve 4248 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış veya değiştirilmiş olan hükümlerin metinleri.
(Madde numaraları: 153)
Madde 153 fıkra bir – (17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükmüdür.)
Karı, kocasının aile ismini taşır.
——————————
(1) 4/7/1988 tarih ve 336 sayılı KHK, 7/2/1990 tarih ve 3612 sayılı Kanun ile aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
1304
14 – 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Kanun ile bütün ek ve değişiklikleri yürürlükten kaldırılan 17/2/1926 tarihli ve 743
sayılı “Türk Kanunu Medenisi”nin tam metni
1304-1
TÜRK KANUNU MEDENİSİ (1)
Kanun Numarası : 743
Kabul Tarihi : 17/2/1926
Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 4/4/1926 Sayı : 339
Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 7 Sayfa : 237
BAŞLANGlÇ
(A) KANUNU MEDENİNİN TATBİKİ :
Madde 1 – Kanun, lafziyle veya ruhiyle temas ettiği bütün meselelerde mer’idir. Hakkında kanuni bir hüküm
bulunmıyan meselede hakim örf ve adete göre, örfü adet dahi yok ise kendisi vazıı kanun olsaydı bu meseleye dair nasıl bir
kaide vazedecek idiyse ona göre hükmeder.
Hakim hükümlerinde, ilmi içtihatlardan ve kazai kararlardan istifade eder.
(B) MEDENİ HAKLARIN ŞÜMULÜ :
I – Umumi vazifeler :
Madde 2 – Herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada hüsnüniyet kaidelerine riayetle mükelleftir.
Bir hakkın sırf gayri izrar eden suiistimalini kanun himaye etmez.
hibe – bağışlama mebi – satılan
vahip – bağışlıyan icar – kira
mevhubüleh – bağışlanan icare – kiralama
mali mevhup – bağışlanılan mucir – kiralıyan
beyi – satım müstecir – kiracı
şira – alım mecur – kiralanan
müşteri – alıcı ecir – işçi
bayi – satıcı bedeli icar – kira karşılığı
II – Hüsnü niyet :
Madde 3 – Bir hakkın doğumu için kanunen hüsnü niyet şart kılınan hallerde asil olan, onun vücududur. Ancak, icabı
hale göre kendisinden beklenen ihtimamı sarfetmiyen kimse hüsnü niyet iddiasında bulunamaz.
III – Hakimin takdiri :
Madde 4 – Kanun takdir hakkı verdiği ve icabı hale yahut muhik sebeplere nazaran hüküm vermekle mükellef
tuttuğu hususlarda hakim, hak ve nasfetle hükmeder.
(C) BORÇLARIN UMUMİ KAİDELERİ :
Madde 5 – Akitlerin inikadına ve hükümlerine ve sukutu sebeplerine taallük eden borçlar kısmında beyan olunan
umumi kaideler medeni hukukun diğer kısımlarında dahi caridir.
——————————
(1) 18/4/1929 tarihli ve 1424 sayılı Kanunun 343. maddesine göre aşağıda yazılı olan ve bu Kanunda kullanılan istilah ve tabirler yerine
aşağıdaki kelime ve tabirler geçmiştir.
1304-2
(D) BEYYİNE :
I – Beyyine külfeti :
Madde 6 – Kanun, hilafını emretmedikçe tarafeynden her biri müddeasını ispata mecburdur.
II – Resmi sicil ve senetler :
Madde 7 – Resmi sicil ve senetlerin doğru olmadığı sabit oluncaya kadar münderecatı ile amel olunur. Bu
münderecatın doğru olmadığını ispat, bir şekil mahsusa bağlı değildir.
BİRİNCİ KİTAP
Şahsın Hukuku
BİRİNCİ BAP
Hakiki şahıslar
BİRİNCİ FASIL
Şahsiyet
(A) ŞAHSİYET:
I – Medeni haklardan istifade :
Madde 8 – Her şahıs medeni haklardan istifade eder. Binaenaleyh kanun dairesinde haklara ve borçlara ehil olmakta
herkes müsavidir.
II – Medeni hakların kullanılması :
1 – Mevzuu
Madde 9 – Medeni hakları kullanmağa salahiyettar olan kimse iktisaba da iltizama da ehildir.
2 – Şartları
a) Umumiyet itibariyle
Madde 10 – Mümeyyiz olan reşit, medeni hakları kullanmağa salahiyettardır.
b) Rüşt
Madde 11 – Rüşt, on sekiz yaşın ikmaliyle başlar. Evlenme, kişiyi reşit kılar.
c) Kazai rüşt
Madde 12 – On beş yaşını ikmal eden küçük, kendi rızası ve ana ve babasının muvafakatı ile mahkemei asliyece
mezun kılınabilir.Vesayet altında ise, vasi de dinlenir.
d) Temyiz kudreti
Madde 13 – Yaşının küçüklüğü sebebiyle yahut akıl hastalığı veya akıl zayıflığı veya sarhoşluk ve bunlara benzer
sebeplerden biriyle makul surette hareket etmek iktidarından mahrum olmayan her şahıs, Kanunu Medenice mümeyyizdir.
III – Medeni hakları kullanmağa ehliyetsizlik :
1 – Umumiyet itibariyle :
Madde 14 – Mümeyyiz olmayan ile küçükler ve mahcurlar medeni hakları kullanmak salahiyetinden mahrumdurlar.
1304-3
2 – Temyiz kudretini haiz olmamak:
Madde 15 – Mümeyyiz olmayan şahsın tasarrufu, hukuki bir hüküm ifade etmez. Kanunda muayyen istisnalar
bakidir.
3 – Temyiz kudretini haiz küçük veya mahcur:
Madde 16 – Mümeyyiz bulunan küçükler ile mahcurlar, kanuni mümessillerinin rızaları olmadıkça bizzat kendi
tasarruflariyle iltizam edemezler. Ivazsız iktisapta ve münhasıran şahsa merbut hakları kullanmakta bu rızaya muhtaç
değillerdir. Haksız fiillerinden mütevellit zararlardan mesuldurlar.
IV – Hısımlık ve sıhri hısımlık :
1 – Kan hısımlığı:
Madde 17 – Hısımlığın derecesi, nesillerin adedi ile taayyün eder.Birbirinin sulbünden gelenler arasındaki hısımlık
usul ve füru hısımlığı ve birbirinin sulbünden gelmeyip te müşterek bir sulpten gelenler arasındaki hısımlık civar hısımlığıdır.
2 – Sıhrî hısımlık:
Madde 18 – Karı ve kocadan her birinin kan hısımları diğerinin aynı derece sıhrî hısımları olur.
Evlenmenin zevaliyle, sıhri hısımlık zail olmaz.
V – İkametgah :
1 – Tarifi:
Madde 19 – Bir kimsenin ikametgahı, yerleşmek niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda birden ziyade
ikametgahı olamaz.
Bu fıkranın hükmü, ticari ve sınai müesseseler hakkında cari değildir.
2 – İkametgahın değiştirilmesi :
Madde 20 – Bir ikametgahın değişmesi, yenisinin ittihazına mütevakkıftır. Bir kimsenin evvelce bir ikametgahı
mevcut olduğu tayin edilemediği veyahut memaliki ecnebiyedeki ikametgahını terketmekle beraber Türkiyede henüz yeni bir
ikametgaha sahip olmadığı takdirde elyevm sakin olduğu mahalle, ikametgahı nazariyle bakılır.
3 – Kanuni ikametgah:
Madde 21 – Kocanın ikametgahı karının ve ana ve babanın ikametgahı velayetleri altındaki çocuğun ve mahkemenin
bulunduğu yer vesayet altındaki kimsenin ikametgahı addolunur.
İkametgahı belli olmayan kimsenin karısı, veya kocasından ayrı yaşamağa mezun olan kadın kendisine ayrı bir
ikametgah ittihaz edebilir.
4 – Müesseselerde bulunmak:
Madde 22 – Mektebe devam için bir yerde bulunmak veya bir terbiye müessesesine, bir hastaneye ve darülacezeye
ve bir ceza müessesesine konulmak ikametgah ittihazını tazammun etmez.
(B) ŞAHSİYETİN HİMAYESİ:
I – Umumiyet itibariyle:
1 – Devir ve takyit yasağı ve istisnaları(1)
Madde 23 – Kimse, medeni haklardan ve onları kullanmaktan kısmen olsun feragat edemez.
——————————
(1) Madde başlığı, 14/11/1990 tarih ve 3678 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
1304-4
Kimse, hürriyetini ferağ edemediği gibi kanuna veya adabı umumiyeye mugayir surette takyit dahi edemez.
(Ek : 14/11/1990 – 3678/1 md.) Ancak, yazılı rıza üzerine insan kökenli biyolojik maddelerin alınması, aşılanması ve
nakli mümkündür. Şu kadar ki, biyolojik madde verme borcu altına giren kimse aleyhine ifa talebinde bulunulamayacağı gibi
maddi ve manevi tazminat davası da açılamaz.
2. Tecavüz halinde
a) İlke
Madde 24 – (Değişik: 4/5/1988 – 3444/1. md.)
Hukuka aykırı olarak şahsiyet hakkına tecavüz edilen kişi, hakimden, tecavüzde bulunanlara karşı korunmasını
isteyebilir.
Şahsiyet hakkı ihlal edilenin rızasına veya üstün nitelikte bir özel ya da kamu yararına veya kanunun verdiği bir
yetkiye dayanmayan her tecavüz hukuka aykırıdır.
b) Dava hakları
Madde 24/a – (Ek: 4/5/1988 – 3444/1. md.)
Şahsiyet hakkı hukuka aykırı olarak tecavüze uğrayan veya bir tecavüz tehlikesi karşısında bulunan kişi, tecavüze son
verilmesini veya tecavüz tehlikesinin önlenmesini talep edebileceği gibi, sona ermesine rağmen etkisi devam eden tecavüzün
hukuka aykırılığının tespitini ve gerekiyorsa kararın yayınlanmasını ya da üçüncü kişilere bildirilmesini talep edebilir.
Maddi ve manevi tazminat davaları açma hakkı ile birlikte bu tecavüzden elde edilen kazançları vekaletsiz iş görme
hükümleri uyarınca talep etme hakkı saklıdır.
Manevi tazminat talebi karşı tarafça kabul edilmedikçe devredilemez ancak miras yoluyla intikal eder.
Davacı şahsiyet haklarının himayesi için kendi ikametgahı veya davalının ikametgahı mahkemesinde de dava
açabilir.
Davacı aynı zamanda maddi ve manevi tazminat ile vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca tecavüzden elde edilen
kazancın kendisine verilmesini birlikte talep etmiş ise, bu davaları da kendi ikametgahı mahkemesinde de açabilir.
II – İsim üzerindeki hak:
1 – İsmin himayesi:
Madde 25 – İsmi ihtilafa mahal veren kimse, hakimden hakkının tanınmasını talep edebilir. İsmi gasbolunmasiyle
mutazarrır olan kimse, bunun menini ve taksir vukuu takdirinde maddi tazminat talebi hakkına halel gelmemek üzere maruz
kaldığı haksızlığın mahiyeti icabediyorsa manevi tazminat namiyle bir meblağ itasını da talep edebilir.
2 – İsmin değişmesi:
Madde 26 – Muhik sebeplerden binaen bir kimse isminin değiştirilmesini isteyebilir. İsmin değişmesi nüfus siciline
kayıt ve ilan olunur.
Şahsın ismi değişmekle ahvali değişmez.
Bir ismin değişmesinden mutazarrır olan kimse ıttıla gününden itibaren bir sene içinde tebdil kararına itiraz edebilir.
(C) ŞAHSİYETİN BAŞLANGICI VE SONU :
I – Doğum ve ölüm :
Madde 27 – Şahsiyet, çocuğun sağ olarak tamamiyle doğduğu andan başlar ve ölüm ile nihayet bulur.
Çocuk sağ doğmak şartiyle ana rahmine düştüğü andan itibaren medeni haklarından istifade eder.
II – Sağlığın ve ölümün ispatı:
1 – Beyyine külfeti:
Madde 28 – Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin vücudunu yahut öldüğünü yahut muayyen bir zamanda veya
diğer bir şahsın vefatında sağ bulunduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispata mecburdur.
Hangisinin evvel veya sonra öldüğünü tayin mümkün olmaksızın ölenler, bir anda ölmüş sayılırlar.
1304-5
2 – Ahvali şahsiye beyyineleri:
a) Umumiyet itibariyle :
Madde 29 – Doğum ve ölüm nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur. Nüfus sicilinde kayıt bulunmaz veya mevcut
kaydın doğru olmadığı tahakkuk ederse keyfiyet her hangi bir delil ile ispat olunabilir.
(Ek: 4/5/1988 – 3444/2. md.) Doğumdan sonra meydana gelen cinsiyet değişikliğinin asgari sağlık kurulu raporu ile
belgelendirilmesi halinde nüfus sicilinde gerekli düzeltme yapılır. Bu konuda açılacak davalarda cinsiyeti değiştirilen kişi
evli ise, eşe de husumet yöneltilir ve aynı mahkeme, varsa ortak çocukların velayetinin kime verileceğini de tayin eder,
cinsiyet değişikliği kararının kesinleştiği tarihte, evlilik kendiliğinden son bulur.
b) Ölüme karine:
Madde 30 – Ölüsü bulunamıyan bir kimse ölümüne muhakkak nazariyle bakılmağı icab-edecek ahval içinde
kaybolmuş ise o kimse hakikaten ölmüş addolunur.
III – Gaiplik kararı :
1 – Umumiyet itibariyle:
Madde 31 – Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya çoktanberi kendisinden haber alınamıyan bir kimsenin ölümü pek
muhtemel görünürse, hakları ölüme muallak kimselerin talebi hakim gaipliğe karar verebilir.
Salahiyettar hakim gaibin Türkiyedeki son ikametgahı hakimdir; Eğer gaip Türkiyede asla ikamet etmemiş ise nüfus
sicilinde mukayyet bulunduğu ve bu kayıt yoksa pederinin mukayyet olduğu mahallin hakimidir.
2 – Usulü muhakeme:
Madde 32 – Gaiplik kararı talep olunabilmek için, ölüm tehlikesinden en aşağı bir sene yahut gaibin son haberinden
beş sene geçmiş olmak lazımdır.
Hakim, gaip hakkında malümatı olan kimseler muayyen bir müddet içinde malümatlarını bildirmek için usulü
dairesinde ilan edilen bir tebliğ ile davet eder. Bu müddet birinci ilan tarihinden itibaren en aşağı bir senedir
3 – Talebin sukutu:
Madde 33 – Kaybolan kimse, ilan müddeti bitmeden meydana çıkar veya kendisinden haber alınır yahut öldüğü tarih
tebeyyün ederse gaiplik talebi sakit olur.
4 – Hükmü:
Madde 34 – İlan semeresiz kaldığı takdirde hakim, gaiplik kararını verir. Ölüme mütaallik haklar, tıpkı gaibin ölümü
tebeyyün etmiş gibi kullanılır. Gaiplik kararı ölüm tehlikesi yahut son haber gününden itibaren hüküm ifade eder.
İKİNCİ FASIL
Ahvali şahsiye sicil kayıtları
(A) UMUMİYET İTİBARİYLE :
I – Sicil :
Madde 35 – Ahvali şahsiye, buna mahsus sicil kayıtları ile taayyün eder.
Bu sicillin nasıl tutulacağı ve kanunun emreylediği beyanların nasıl ve kimler tarafından yapılacağı, nizamnamesine
tabidir.
II – Memurlar :
Madde 36 – Ahvali şahsiye sicilleri, her halde Devletçe mansup memurları tarafından tutulur. Ahvali şahsiye
kayıtlarını tutmak ve suretlerini vermek bu memurlara mahsustur.
1304-6
(Değişik : 4/7/1988 – KHK – 336/1 md.; Aynen kabul: 7/2/1990 – 3612/6 md.) Yabancı memleketlerdeki Türkiye
temsilcilerine, Dışişleri Bakanlığının teklifi, İçişleri Bakanlığının katılması ve Başbakanın onayı ile nüfus memurluğu yetkisi
verilebilir.
III – Mesuliyet :
Madde 37 – Ahvali şahsiyeyi kayıtla mükellef nüfus memurları, kendilerinin ve maiyetlerinin kusurlarından ileri
gelen zarardan şahsan mesuldürler.
IV – Tashih :
Madde 38 – Hakimin hükmü olmadıkça ahvali şahsiye sicillinin hiç bir kaydı tashih edilemez.
(B) DOĞUM SİCİLLİ :
I – Doğumun bildirilmesi :
Madde 39 – Her doğum bir ay içinde nüfus memuruna bildirilir. Anası babası belli olmayan bir çocuk bulan kimse,
çocuğu Hükümete teslim eder.
II – Tadile uğrayan kayıtlar:
Madde 40 – Ahvali şahsiyede vukua gelen değişmeler ezcümle evlenme haricinde doğan bir çocuğun babası
tarafından tanınması, hakimin babalığa hükmetmesi, nesebin tashihi, evlatlık edinme veya bulunmuş bir çocuğun nesebi
taayyün etmek hususlarından ileri gelen tebeddüller alakadarların talebi veya resmi bir iş’ar üzerine sicilde ait olduğu künye
kenarına yazılır.
(C) ÖLÜM SİCİLLİ :
I – Ölümün bildirilmesi :
Madde 41 – Her ölüm ve bulunan her ölü, nihayet on gün içinde nüfus memuruna bildirilir.
II – Ölüsü bulunmayan :
Madde 42 – Bir kimse ölümüne muhakkak nazariyle bakılmağı icabedecek haller içinde kaybolursa, ölüsü
bulunmamış bile olsa mahallinin en büyük mülkiye memurunun emriyle künyesine ölmüş kaydı düşürülebilir. Bununla
beraber her alakadar, kaybolan kimsenin ölü veya sağ olduğunun hakim tarafından hükmedilmesini talep edebilir.
III – Gaiplik kararı :
Madde 43 – Gaiplik kararı hakimin iş’arı ile ölüm sicilline kaydolunur.
IV – Kayıtların tashihi :
Madde 44 – Sicille düşürülen bir kaydın doğru olmadığı anlaşılmak veya hüviyeti meçhul diye kaydedilen bir
kimsenin hüviyeti tayin olunmak veya gaiplik kararı feshedilmek sebepleri ile zaruri olan sicil tashihleri, künyesinin kenarına
şerh verilmek suretiyle icra edilir.
İKİNCİ BAP
Hükmi şahıslar
BİRİNCİ FASIL
Umumi hükümler
(A) HÜKMİ ŞAHSİYET :
Madde 45 – Başlı başına mevcudiyeti haiz olmak üzere teşekkül eden cemiyet ve şirketler ile kendilerine has bir
mevcudiyeti ve muayyen bir gayesi bulunan müesseseler, sicillerine kayıtlarını icra ettirmekle şahsiyet iktisabederler.
Gayeleri kanuna ve ahlaka mugayir olan cemiyet ve şirketler ve müesseseler şahsiyet iktisabedemez.
(B) MEDENİ HAKLARDAN İSTİFADE :
Madde 46 – Hükmi şahıslar; cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış icabı olarak ancak insana has olanlardan maada bütün
hakları iktisap ve borçları iltizam edebilirler.
1304-7
(C) MEDENİ HAKLARI KULLANMAK SALAHİYETİ :
I – Şartları :
Madde 47 – Hükmi şahısların medeni hakları kullanmağa salahiyeti, kanuna ve nizamnamelerine göre bu husus için
muktazi uzuvlara malik olmalariyle başlar.
II- Kullanmak tarzı :
Madde 48 – Hükmi şahsın iradesi, uzuvları vasıtasiyle ifade olunur. Uzuvlar; hukuki tasarrufları veya diğer herhangi
fiilleri ile hükmi şahsı ilzam ederler. Uzuvların irtikabettiği kusurlar şahsan kendilerini dahi mesul kılar.
(D) İKAMETGAH :
Madde 49 – Hükmi şahsın ikametgahı, nizamnamesinde hilafına hükümler bulunmadıkça muamelelerinin tedvir
olunduğu mahaldir.
(E) ŞAHSİYETİN ZEVALİ :
I – Malların tahsisi :
Madde 50 – Zeval bulan hükmi şahsın malları kanunda, nizamnamesinde veya tesis senedinde hilafına hükümler
bulunmaz yahut salahiyettar uzvu hilafına karar vermiş olmazsa gayesinin taalluk ettiği hukuku amme müesseselerine intikal
eder. Bu malların evvelki ciheti tahsisi mümkün mertebe muhafaza edilir. Gayesi kanuna veya adaba umumiyeye mugayir
olduğu için hakim tarafından feshedilen hükmi şahsiyetlerin malları, hilafına dair olan şartlara bakılmaksızın hukuku amme
müessesesine intikal eder.
II – Tasfiye :
Madde 51 – Hükmi şahsın malları, kooperatif şirketlere tatbik edilen hükümlere tevfikan tasfiye olunur.
(F) HUKUKU AMME MÜESSESELERİNE VE ŞİRKETLERE DAİR HÜKÜMLERİN MAHFUZİYETİ :
Madde 52 – Hukuku amme müesseseleri, Hukuku Amme Kanunlarına tabidir. İktisadi bir gaye takip eden
cemiyetler, şirketler hakkındaki hükümlere tabidir.
İKİNCİ FASIL
Cemiyetler
(A) CEMİYET NASIL TEŞEKKÜL EDER
I – Cemiyet teşkilatı :
Madde 53 – Siyasi, dini, ilmi, bedii, hayri cemiyetler ile eğlence ve idman cemiyetleri ve asıl gayesi iktisadı olmıyan
diğer cemiyetler; nizamnamelerinde cemiyet olarak teşekkül arzusunu izhar etmekle şahsiyet iktisabederler.
Her cemiyetin bir nizamnamesi vardır. Bu nizamname cemiyetin gayesi ve varidat membaları ve teşkilatı hakkında
lüzumu olan hükümleri ihtiva eder.
II – Tescil :
Madde 54 – Nizamnamesi müessisleri tarafından kabul edilmiş ve idare heyetini teşkil etmiş olan her cemiyet,
kendisini sicille kaydettirebilir.
Gayesine erişmek için ticari şekilde icrayı sanat eden bir cemiyet, kendisini sicille kaydettirmekle mükelleftir.
Kayıt talebine, nizamname ile idare heyetini teşkil edenlerin bir listesi raptedilir.
III – Şahsiyeti olmayan cemiyetler :
Madde 55 – Şahsiyet iktisabetmesi kanunen mümkün olmıyan yahut henüz şahsiyet iktisabetmemiş bulunan bir
cemiyet, adi şirket hükmündedir.
1304-8
IV – Cemiyet ile nizamnamenin kanun ile münasebeti :
Madde 56 – Cemiyetin nizamnamesinde cemiyetin teşkilatına ve azasiyle münasebetine dair hükümler yok ise
aşağıdaki maddeler tatbik olunur.
Nizamname, kanunen tatbikleri mecburi olan kaidelerden ayrılamaz.
(B) TEŞKİLAT :
I – Heyeti umumiye :
1 – Vazife ve davet :
Madde 57 – Heyeti umumiye cemiyetin en yüksek merciidir; İdare heyetinin veya müdürünün daveti üzerine içtima
eder. Davet nizamname ile muayyen halde yapılır. Bundan başka azadan beşte biri isterse, heyeti umumiyenin behemehal
davet edilmesi kanunen lazım gelir.
2 – Selahiyet :
Madde 58 – Heyeti umumiye, azanın kabul ve ihracı hakkında karar verir; idare heyetini intihabeder ve cemiyetin
diğer bir uzvuna tevdi edilmemiş olan işleri tesviye eyler.
Heyeti umumiye cemiyetin diğer uzuvlarını teftiş eder. Mukavele ile haiz oldukları haklara halel gelmeksizin onları
her zaman azledebilir.
Muhik sebepler için azil salahiyeti, heyeti umumiyenin kanuni bir hakkıdır.
3 – Kararlar :
a) Şekli :
Madde 59 – Cemiyet kararlarını heyeti umumiye halinde verir.
Bütün azanın tahriren iltihak ettiği bir teklif, heyeti umumiye kararı gibidir.
b) Rey hakkı ve ekseriyet :
Madde 60 – Cemiyetin her azası, heyeti umumiyede aynı rey hakkını haizdir. Kararlar hazır olan azanın ekseriyeti
arasiyle verilir.
Nizamname, sarahaten müsait olmadıkça ruzname haricinde karar verilemez.
c) Rey hakkından mahrumiyet :
Madde 61 – Bir cemiyet azası kendisi veya karı ve kocası yahut usul ve füruu ile cemiyet arasındaki bir işe veya
davaya dair ittihazı lazım gelen kararlarda rey veremez.
II – İdare Heyeti :
Madde 62 – İdare heyeti, cemiyetin işlerini görmek ve nizamnameye tevfikan onu temsil eylemek hak ve vazifesini
haizdir.
(C) AZALAR :
I – Azalığa girmek ve çıkmak :
Madde 63 – Cemiyet her zaman yeni aza kabul edebilir. Her aza, altı ay evvel istifa arzusunu bildirmek şartiyle
cemiyetten çıkmak hakkını haizdir.
II – İştirak hissesi :
Madde 64 – İştirak hissesi, cemiyetin nizamnamesiyle muayyendir. Nizamnamede tayin edilmemiş ise cemiyetin
gayesi ve borçlarının tediyesi için muktezi masrafları cemiyet azası mütesaviyen verirler.
III – İhraç :
Madde 65 – Nizamname, azadan birinin cemiyetten çıkarılmasını mucip esbabı tayin edebileceği gibi sebep beyan
olunmaksızın ihraç müsaadesini dahi verebilir. Her iki takdirde ihraç aleyhine ikamei dava olunamaz.
Nizamnamede, ihraca dair bir hüküm mevcut değil ise ihraç ancak cemiyet karariyle muhik sebeplere müsteniden
olabilir.
1304-9
IV – Cemiyetten çıkmanın veya çıkarılmanın hükmü :
Madde 66 – Cemiyetten çıkan veya çıkarılan aza cemiyetin mallarında bir güna hak iddia edemez; azalıkta
bulundukları müddete ait iştirak hissesini vermeğe mecburdur.
V – Cemiyetin gayesini vikaye :
Madde 67 – Hiç bir aza, cemiyetin gayesini tebdil eden kararı kabule icbar edilemez.
VI – Azanın hukukunu vikaye :
Madde 68 – Azadan her biri kanuna veya cemiyetin nizamnamesine uygun olmayıp ta kendi muvafakatine iktiran
etmemiş bulunan bir karar aleyhine ona ıttıladan itibaren bir ay içinde; mahkemeye müracaatla itiraz etmeğe kanunen
salahiyettardır.
(D) FESİH VE FESİH KARARI :
Madde 69 – Cemiyet, kendisini feshe her zaman karar verebilir.
I – Bihakkın infisah :
1 – Cemiyetin karariyle :
2 – Kanunen :
Madde 70 – Cemiyet, hali acze düşer veya idare heyetinin nizamnameye tevfikan teşkiline imkan kalmazsa,
kendiliğinden münfesih olur.
3 – Hakim tarafından fesih
Madde 71 – Bir cemiyetin gayesi kanuna, yahut adabı umumiyeye mugayir olursa , müddeiumumilik makamının
veya bir alakadarın talebi üzerine, o cemiyet fesholunur.
II – Kaydın terkini :
Madde 72 – Eğer cemiyet sicille kaydolunmuş ise fesih ve infisah keyfiyeti, idare heyeti yahut hakim tarafından
terkini kayıt için memuruna tebliğ olunur.
ÜÇÜNCÜ FASIL
VAKIF –
(1) (2)
A) Kuruluş :
I – Genel Olarak :
Madde 73 – (Değişik: 13/7/1967 – 903/1 md.)
Vakıf, başlıbaşına mevcudiyeti haiz olmak üzere, bir malın belli bir gayeye tahsisidir.
Bir mamelekin bütünü veya gerçekleşmiş veya gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik değeri olan
haklar vakfedilebilir.
II – Vakfın Şekli :
Madde 74 – (Değişik: 13/7/1967 – 903/1 md.)
Vakıf, resmi senetle veya vasiyet yolu ile kurulur ve vakfedenin ikametgahı asliye mahkemesi nezdinde tutulan sicile
tescil ile tüzel kişilik kazanır. Mahkeme, tescil hususunu Vakıflar Genel Müdürlüğündeki merkezi sicile kaydolunmak üzere
resen tebliğ eder.
Kanuna, ahlaka ve adaba veya milli menfaatlere aykırı olan veya siyasi düşünce veya belli bir ırk veya cemaat
mensuplarını desteklemek gayesi ile kurulmuş olan vakıfların tesciline karar verilemez.
—————————
(1) 13/7/1967 tarihli ve 903 sayılı Kanunun 3. maddesiyle, Türk Medeni Kanununun 73. ve müteakip maddelerinde yer alan müesseseyi
ifade etmek üzere kullanılan (tesis) kelimesi yerine, (vakıf) kelimesi ikame edilmiştir.
(2) Bu fasıldaki hükümlerin uygulanmasında ek 1 ve 2 nci maddelere bakınız.
1304-10
Tescil kararının tebliği tarihinden itibaren, Vakıflar Genel Müdürlüğü, iki ay içinde bu karara karşı temyiz yoluna
başvurabilir.
Merkezi sicile kaydedilen vakıf, Resmi Gazete ile ilan edilir.
Tescilin tarzı, kimler tarafından yaptırılacağı ve sicillerin ne suretle tutulacağı, ilanın muhtevası ve ne suretle
yapılacağı tüzük ile tayin edilir.
Bir vakfın tescili ile birlikte vakfedilen malların mülkiyeti ve haklar vakfa intikal eder.
Mahkeme, vakfedilen gayrimenkulün vakıf tüzel kişiliği adına tescilini resen ve derhal tapu idaresine bildirir.
III – Vakıf Senedinin Muhtevası :
Madde 75 – (Değişik : 13/7/1967 – 903/1 md.)
Vakıf senedinde, vakfın gayesi, uzuvları, bu gayeye tahsis edilen mallar ve haklar, vakfın teşkilatı, ikametgahı ve
ismi gösterilir.
IV – Mirasçıların ve alacaklıların dava hakkı :
Madde 76 – (Değişik : 13/7/1967 – 903/1 md.)
Bağışlamada olduğu gibi vakfedenin mirasçıları ve alacaklıları tarafından vakfa itiraz olunabilir.
B) Vakfın teşkilatı :
I – Genellikle :
Madde 77 – (Değişik: 13/7/1967 – 903/1 md.)
Vakfın bir idare uzvunun bulunması mecburidir. Vakfeden bundan başka lüzumlu göreceği diğer uzuvları, vakıf
senedinde gösterebilir.
Vakıf senedinde vakfın uzuvları, idare sureti ve temsil tarzı kafi derecede gösterilmemiş olur veya sonradan bir
imkansızlık doğarsa teftiş makamı bunları vakfedene tamamlattırır. Vakfedenin ölümü veya bu tamamlamayı yapamıyacak
bir durumda bulunması halinde, teftiş makamı noksanların ikmali için düşüncesi ile birlikte mahkemeye müracaat eder.
74 üncü maddenin ikinci fıkrası gereğince vakfın tescili yahut vakfın gayesine göre teşkili mümkün olmadığı veya
vakfa tahsis edilen mallar gayenin tahakkukuna yetmediği takdirde, vakfeden itiraz etmedikçe veya vakıf senedinde aksine
açık bir hüküm bulunmadıkça; vakfedilmiş mallar mahkeme tarafından, teftiş makamının mütalaası alınarak, mümkün
mertebe gayece aynı olan bir vakfa tahsis olunur.
Bu hususlarda yetkili mahkeme, vakfedenin ikametgahı asliye mahkemesidir.
II – İstihdam Edilenlere ve İşçilere Yardım Vakıfları :
Madde 77/A – (Ek : 13/7/1967 – 903/1 md.)
Türk Ticaret Kanununun 468 inci maddesi gereğince kurulan istihdam edilenler ve işçilere yardım vakıfları ayrıca
aşağıdaki hükümlere tabidirler.
Vakfın uzuvları, faydalananlara, vakfın teşkilatı, faaliyeti ve mali durumu hakkında gerekli bilgiyi vermeye
mecburdurlar.
İstihdam edilenler ve işçiler vakfa aidat ödedikleri takdirde, en az bu ödemeleri nispetinde idareye iştirak ederler.
Mümkün olduğu nispette personel arasından gösterilecek temsilcileri bizzat seçerler.
İstihdam edilenler ve işçilerin ödemelerine tekabül ettiği nispette, kaideten, vakfın mamelekinin istihdam edene karşı
bir alacaktan ibaret olması yalnız bu alacağın temin edilmiş olması halinde caizdir.
1304-11
Faydalananlar vakfa aidat ödedikleri veya vakfı düzenliyen hükümler onlara edayı talep hususunda bir hak bahşettiği
takdirde, vakfın edalarını dava yoliyle talebedebilirler.
C) Teftiş :
Madde 78 – (Değişik: 13/7/1967 – 903/1 md.)
Vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğünün teftişine tabidir.
Teftiş makamı, vakıf senedi hükümlerinin yerine getirilip getirilmediğini, vakıf malların gayeye uygun surette ve
tarzda idare ve sarf edilip edilmediğini denetler.
Teftişin tarzı ve nasıl yapılacağı, neticeleri ve bu kanuna göre kurulmuş olsun veya olmasın bilcümle vakıfların,
Vakıflar Genel Müdürlüğüne ödiyecekleri teftiş ve denetleme masraflarına katılma payı, safi gelirin yüzde beşini geçmemek
üzere, tüzük ile belli edilir.
D) İdare ve gayede değişiklik, malların değiştirilmesi :
I – İdarenin değiştirilmesi :
Madde 79 – (Değişik: 13/7/1967-903/1 md.)
Vakfın mallarının muhafaza veya gayesini devam ettirmek için kesin ihtiyaç bulunduğu halde yetkili asliye
mahkemesi, idare uzvunun teklifi üzerine, teftiş makamının yazılı düşüncesini aldıktan sonra vakfın idare şeklini
değiştirebilir.
Yetkili asliye mahkemesi, teftiş makamının tüzükte gösterilen sebeplere dayanarak yapacağı müracaat üzerine
duruşma yaparak idare edenleri işten uzaklaştırabilir ve vakıf senedinde ayrı bir hüküm yoksa yenisini seçebilir. İstihdam
edilenlere ve işçilere yardım vakıflarında vakıf senedinin, faydalananların vakıftan faydalanma şartlarına ve idareye
iştiraklerine dair hükümlerinde yapılacak değişiklikler, vakıf senedinde bu hususta yetkili olduğu belirtilen uzvun kararı
üzerine, teftiş makamının yazılı düşüncesi alındıktan sonra asliye mahkemesi tarafından kararlaştırılır.
Bu kanunda gösterilen yetkili merciler dışında bir kişi veya kuruluşun vakfın idaresinde doğrudan doğruya veya
dolaylı olarak müdahale etmesi halinde, bu müdahaleye yer veren veya göz yuman, idare edenler, yukardaki fıkra hükmü
gereğince her halde işten uzaklaştırılır ve yerlerine yenileri seçilir.
II – Gayenin değiştirilmesi :
Madde 80 – (Değişik: 13/7/1967 – 903/1 md.)
Vakfın asıl gayesinin mahiyet ve şümulü vakfedenin arzusuna açıktan açığa uymıyacak derecede değişmiş olursa,
yetkili asliye mahkemesi idare uzvunun veya teftiş makamının müracaatı üzerine duruşma yaparak vakfın gayesini
değiştirebilir.
Gayeyi tehlikeye koyan mükellefiyet ve şartların kaldırılması veya değiştirilmesi de aynı hükme tabidir.
III – Malların değiştirilmesi :
Madde 80/A – (Ek: 13/7/1967 – 903/1 md.)
Geliri giderini karşılamıyan veya kıymetine uygun gelir getirmeyen vakfın malları, daha yararlı her hangi bir mal
veya para ile değiştirilebilir. Bu değiştirmeye, teftiş makamının teklifi üzerine idare uzvunun düşüncesi alındıktan sonra
yetkili asliye mahkemesi karar verir.
1304-12
E) Vakfın gelirleri ve iktisap :
Madde 81 – (Değişik: 13/7/1967 – 903/1 md.)
Vakfın gelirleri ile yapılan iktisaplar veya hükmi tahsislerle temellük edilen mal ve haklar, vakıf senedinde yazılı
mallara ilave edilerek her takvim yılı başında teftiş makamına bildirilir.
Vakıf idare uzuvları, her takvim yılı başındaki mali durumu münasip vasıta ile ilan veya neşretmeye ve siciline tescil
ettirmeye mecburdur.
F) Vakfın nihayete ermesi :
Madde 81/A – (Ek: 13/7/1967 – 903/1 md.)
Gayesinin tahakkuku imkansız hale gelen vakıf kendiliğinden dağılmış olur.
Keyfiyet idare uzvu tarafından sicile tescil ettirilir.
Gayesi 74 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı hale gelen vakıf yetkili asliye mahkemesi tarafından, teftiş
makamının müracaatı üzerine, taraflar çağırılıp duruşma yapılarak kararla dağıtılır ve sicile bildirilir.
Zilyetlikle iktisap yasağı :
Madde 81/B – (Ek: 13/7/1967 – 903/1 md.)
Vakıfların malları üzerinde zilyetlik yolu ile iktisap hükümleri tatbik olunmaz.
İKİNCİ KİTAP
Aile Hukuku
BİRİNCİ KISIM
Karı Koca
ÜÇÜNCÜ BAP
Evlenme
BİRİNCİ FASIL
Nişanlanma
(A) NİŞANLANMA :
Madde 82 – Nişanlanma, evlenmek vadiyle olur.
Nişanlanma, kanuni mümessilleri tarafından muvaffakat edilmedikçe küçük veya mahcuru ilzam etmez.
(B) HÜKÜMLERİ :
I – Evlenmek için dava hakkının bulunmaması :
Madde 83 – (Değişik: 14/11/1990 – 3678/2 md.)
Nişanlılık evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez.
Evlenmeden kaçınma hali için öngörülen cayma tazminatı veya ceza şartı dava edilemez; ancak yapılan ödemeler de
geri istenemez.
II – Nişanı bozmanın neticesi :
1 – Maddi tazminat :
Madde 84 – Nişanlılardan biri, muhik bir sebep yok iken nişanı bozduğu veya iki taraftan birine atfedilecek bir kusur
yüzünden nişan bozulduğu takdirde taksiri olan taraf; diğer tarafa, ana ve babasına veya bu hususta onlar gibi hareket eden
sair kimselere hüsnü niyet ile ve nikahın icra olunacağı kanaati ile ihtiyar ettikleri masarife mukabil münasip bir tazminat
vermeğe mecburdur.
2 – Manevi tazminat :
Madde 85 – Bir taraf kendi kusuru olmaksızın nişanın bozulmasından şahsen fahiş bir surette
mutazarrır olmuş ise, hakim onun zararı manevisini telafi için
1304-13
münasip bir tazminat hükmedebilir. Manevi tazminat davası, mirasçıya intikal etmez; şu kadarki, miras açıldığı zaman iddia
kabul edilmiş veya dava ikame olunmuş ise mirasçılara intikal eder.
III – Hediyelerin iadesi :
Madde 86 – (Değişik: 14/11/1990 – 3678/3 md.)
Nişan bozulur veya nişanlılardan biri ölür veya gaipliğine karar verilirse nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın
ya da onlar gibi hareket edenlerin diğer nişanlıya vermiş oldukları mutad dışı hediyeler verenler tarafından geri istenebilir.
Hediye aynen mevcut değil ise, karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre iade edilir.
IV – Müruru zaman :
Madde 87 – Nişanlanmaktan mütevellit davalar, nişanın bozulduğu tarihten itibaren bir sene sonra sakıt olur.
İKİNCİ FASIL
Evlenmeye ehliyet ve maniler
(A) EHLİYET ŞARTLARI :
I – Yaş :
Madde 88 – (Değişik: 15/6/1938 – 3453/1 md.)
Erkek on yedi, kadın on beş yaşını ikmal etmedikçe evlenemez.
Şu kadar ki hakim, fevkalade hallerde ve pek mühim bir sebebe mebni on beş yaşını ikmal etmiş olan bir erkeğin
veya on dört yaşını bitirmiş olan bir kadının evlenmesine müsaade edebilir. Karardan önce ana, baba veya vasinin dinlenmesi
şarttır.
II – Mümeyyiz :
Madde 89 – Evlenmeye, yalnız mümeyyiz olanlar ehildir. Akıl hastalıklarından birine müptela olan kimse asla
evlenemez.
III – Kanuni mümessillerin rızası :
1 – Küçükler hakkında :
Madde 90 – Küçük, ana ve babasının veya vasisinin rızası olmadıkça evlenemez. Evlenmenin ilanı esnasında ana ve
babadan yalnız biri velayeti haiz ise onun rızası kafidir.
2 – Mahcurlar hakkında :
Madde 91 – Mahcur, vasisinin rızası olmadıkça evlenemez.
Vasinin imtinaı takdirinde mahcur mahkemeye müracaat edebilir.
(B) MANİLER :
I – Hısımlık :
Madde 92 – Aşağıdaki kimseler arasında evlenmek memnudur:
1 – Nesep sahih olsun olmasın usul ve füru arasında, ana baba bir veya baba bir yahut ana bir kardeşler arasında, bir
kimse ile amuca, dayı, hala ve teyzesi arasında.
2 – Sıhriyet hısımlığını tevlit etmiş olan evlenme feshedilmiş veya vefat yahut boşanma ile zail olmuş ise bile karı ile
kocanın usul ve füruu ve koca ile karının usul ve füruu arasında,
3 – Evlatlık ile evlatlık edinen ve bunlardan biriyle diğerinin koca veya karısı arasında.
1304-14
II – Evvelki evlenme :
1 – Alelıtlak zevalinin ispatı :
a) Umumiyet itibariyle :
Madde 93 – Tekrar evlenmek isteyen kimse, vefat veya boşanma ile yahut butlan hükmü ile evliliğinin zail olduğunu
ispata mecburdur.
b) Gaiplik halinde :
Madde 94 – (Değişik : 4/5/1988 – 3444/3 md.)
Gaipliğine hükmolunan kimsenin kocası veya karısı evlilik feshedilmedikçe evlenemez.
Gaibin karı veya kocası ya gaiplik davası ile birlikte evliliğin feshini ister ya da gaiplik kararı verilip de nüfusa tescil
edilmiş ise nüfus idaresine müracaat ile evliliğin feshinin tescilini talep eder. Bu tescil evliliğin feshinin tüm neticelerini hasıl
eder.
Evliliğin feshinin gaiplik davası ile birlikte talep edilmesi halinde boşanma hakkındaki usul burada dahi caridir.
2 – Müddetler :
a) Kadın için :
Madde 95 – Kocasının vefatı veya boşanma sebebiyle dul kalan yahut evliliğinin butlanına hükmedilen kadın;
vefattan, boşanmadan veya butlan hükmünden itibaren üç yüz gün geçmedikçe tekrar evlenemez. Doğurmakla müddet biter.
Kadının gebe kalması mümkün olmadığı veya boşanma ile ayrılmış olan karı ve koca tekrar birbirleriyle evlenmek
istedikleri taktirde, hakim bu müddeti kısaltabilir.
b) Boşanan kadın için :
Madde 96 – (Mülga: 4/5/1988-3444/9 md.)
ÜÇÜNCÜ FASIL
Evlenme ilanı ve akdi
(A) İLAN : (1)
I – Evlenme kararını beyanın tarzı :
Madde 97 – Birbiriyle evlenecek erkek ve kadın, evlenme kararlarını, belediye reisine veya reisin evlenme işlerine
memur ettiği belediye dairesindeki vekiline ve köylerde ihtiyar heyetine beyan edince, bu karar ilan olunur. İlan müddeti
onbeş gündür.
Bu beyan, kendileri tarafından şifahen yapıldığı gibi imzaları musaddak olmak şartiyle tahriren de olur.
İlan için müracaat eden evlenecek erkek ve kadından her biri, hüviyet cüzdanını ve iktiza ediyorsa ana ve baba veya
vasilerinin tahriri rızalarını ve karı veya kocanın vefat vesikasını yahut butlan ve boşanma ilamını belediye veya ihtiyar
heyetine tevdie mecburdur.
II – Beyan ve ilanın mercii :
Madde 98 – Beyan için evlenecek erkeğin ikametgahı belediyesine müracaat olunur.
Evlenecek erkek; ikametgahı ecnebi memlekette olan bir Türk ise, beyan için sicillinde mukayyet bulunduğu ve bu
kayıt yok ise, pederinin mukayyet olduğu yerin belediyesine müracaat olunabilir.
——————————
(1) Bu kanunun, evlenme ilanı ve akdine ilişkin 97-111 inci maddelerinin 15/11/1984 tarihli ve 3080 sayılı kanuna aykırı hükümleri, aynı
kanunun 6. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
1304-15
İlan; hem iki tarafın ikametgahlarında hem sicillinde mukayyet bulundukları ve bu kayıt yok ise pederlerinin
mukayyet olduğu mahalde, belediyeler tarafından yapılır.
III – İlan talebinin reddi :
Madde 99 – Beyan, usulü dairesinde yapılmaz veya evlenecek erkek ve kadından biri evlenmeye ehil olmazsa
yahut evlenme için bir mani bulunursa ilan talebi reddolunur.
(B) İTİRAZ :
I – İtiraz hakkı :
Madde 100 – Alakadar olan her kimse evlenecek erkek ve kadından birinin evlenmeye ehil olmadığı veya evlenmek
için kanuni bir mani bulunduğu iddiasiyle ilan müddeti içinde evlenmenin akdine itiraz edebilir.
İtiraz, ilanı yapan belediyelerden her hangi birine tahriren vukubulur. Ehliyetsizlik veya kanuni bir mani bulunduğu
iddiasına müstenit olmayan itirazlar, belediye reisi veya vekilince yahut ihtiyar heyetlerince nazara alınmaz.
II – Resen itiraz :
Madde 101 – Mutlak butlan sebeplerinden birinin vücudu halinde, müddeiumumilik makamı evlenmenin akdine
resen itiraz ile mükelleftir.
III- Usulü muhakeme :
1 – İtirazın tebliği :
Madde 102 – İlan talebi kendisine vakı olan belediye reis veya vekili yahut ihtiyar heyeti; itirazı, ilan müddetinin
hitamında evlenecek erkek ve kadından her birine derhal tebliğ eder. Bunlardan biri itirazın haksızlığını iddia ederse itiraz
sahibi keyfiyetten hemen haberdar edilir.
2 – Dava :
Madde 103 – İtiraz sahibi itirazında israr ederse, ilan talebinin vakı olduğu mahal hakimi huzurunda evlenmenin
menini dava edebilir.
3 – Müddetler :
Madde 104 – İtiraz ve haksızlığını iddia hususlariyle, evlenmenin men’i davasının her birinin müddeti on gündür.
Bu müddet; itiraz için ilan gününden, haksızlık iddiası için itirazın evlenecek erkek ve kadına tebliği gününden, ve
evlenmenin men’i davası için itiraz sahibinin haksızlık iddiasından haberdar edildiği günden itibaren başlar.
(C) EVLENME AKDİ :
I – Şartları :
1 – Ahvali şahsiye memurları:
Madde 105 – İlan talebi kendisine vakı olan belediyenin reisi yahut evlenme işlerine memur ettiği vekili veya ihtiyar
heyeti, itiraz eden bulunmazsa, evlenecek erkek ve kadının talebi ile evlenmeyi akit veya ilanın icra olunduğuna dair bir
vesika itası ile mükelleftir.
Evlenmenin men’i davası ikame edilmediği veya reddedildiği takdirde dahi hüküm böyledir. İlan vesikası,
evleneceklere vesika tarihinden itibaren altı ay içinde Türkiye’nin her tarafında belediye reislerinin yahut reislerin evlenme
işlerine memur ettiği vekillerinin huzurunda evlenebilmek salahiyetini verir.
1304-16
2 – Memurun imtinaı :
Madde 106 – Evlenmenin akdi için kendisine müracaat edilen belediye reisi yahut evlenme işlerine memur ettiği
vekil veya ihtiyar heyeti, ilanın icrasına mani bir sebep görürse akdi icradan imtina ile mükelleftir. Üzerinden altı ay geçen
ilanın hükmü kalmaz.
3 – Akdin ilansız icrası :
Madde 107 – Evleneceklerden biri hasta olur ve kanuni müddetlere riayet halinde evlenmenin akdine imkan
kalmamasından da korkulursa, belediyeye ve ihtiyar heyetine sulh mahkemesi tarafından müddetleri azaltmak hatta
evlenmeyi ilansız akdetmek için, müsaade olunabilir.
II – Evlenme merasimi :
1 – Aleniyet :
Madde 108 – Evlenme; Reşit iki şahit muvacehesinde belediye dairesinde veya heyeti ihtiyariyede, belediye reisi
veya reisin evlenme işlerine memur ettiği vekili veya muhtar tarafından alenen akdolunur. Evleneceklerden birinin belediye
veya heyeti ihtiyariyeye gelemiyecek derecede hastalığı tabip raporiyle tebeyyün ederse, evlenme başka bir yerde dahi
akdolunabilir.
2 – Merasimin şekli :
Madde 109 – Evlendirmeye memur olanlar evleneceklerden her birine, birbirleriyle evlenmek isteyip istemediklerini
sorar; muvafakat cevapları üzerine evlenmenin her ikisinin rızasiyle kanunen akdedilmiş olduğunu beyan eder.
III – Evlenme kağıdı ve dini merasim :
Madde 110 – Evlendirme memuru merasimin hitamı üzerine derhal karı ve kocaya bir evlenme kağıdı verir. Evlenme
kağıdı ibraz edilmeden, evlenmenin dini merasimi yapılamaz. Bununla beraber evlenmenin tamamiyeti dini merasimin
icrasına mütevakkıf değildir.
(D) NİZAMNAMELER :
Madde 111 – İlan ve evlenme merasimine ve evlenme sicillerine dair hükümler nizamname ile muayyendir.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Batıl olan evlenmeler
(A) MUTLAK BUTLAN SEBEPLERİ :
I – Şartları :
Madde 112 – Aşağıdaki hallerde evlenme batıldır :
1 – Karı kocadan biri evlenme merasiminin icrası zamanında evli ise,
2 – Karı kocadan biri evlenme merasiminin icrası zamanında bir akıl hastalığı veya daimi bir sebep neticesi
mümeyyiz değilse,
3 – Karı koca arasında kanunen memnu bir derecede kan veya sıhriyet hısımlığı varsa.
II – Dava Hakkı :
Madde 113 – Butlan davası müddeiumumi tarafından resen ikame olunur. Alakadarlardan her biri dahi butlan
davasını ikame edebilir.
III – Dava hakkının tahdidi veya nez’i :
Madde 114 – Zail olan bir evlenmenin butlanı resen dava olunamaz. Fakat alakadarlardan her biri butlanı hüküm
altına aldırabilir.
1304-17
Mümeyyiz olmamanın veya bir akıl hastalığı ile malüliyetin zevali halinde, evlenmenin butlanı ancak karı veya koca
tarafından dava olunabilir.
Evli iken yine evlenen bir kimsenin bu evlenmesine butlan hükmü verilmeden evvel, vefat ve sair sebeplerle evvelki
evlenme zail olmuş olur ve yeni evlenmede de diğer taraf hüsnü niyet sahibi bulunursa butlana hükmolunamaz.
(B) NİSBİ BUTLAN :
I – Karı kocadan birinin dava hakkı :
1 – Temyiz kudretinden mahrumiyet :
Madde 115 – Evlenme merasiminin icrası zamanında geçici bir sebeple temyiz kudretinden mahrum bulunmuş olan
karı ve koca, evlenmenin feshini dava edebilir.
2 – Hata :
Madde 116 – Aşağıdaki hallerde karı kocadan biri evlenmenin feshini dava edebilir :
1 – Evlenmeği hiç istemediği yahut karı veya kocası olan şahıs ile evlenmeği kasdetmediği halde hataen evlenmeye
rızası olduğunu beyan etmiş ise,
2 – Karı veya kocasında bulunmaması onunla birlikte yaşamağı kendisi için çekilmez bir hale koyacak derecede
ehemmiyetli bir vasıf hakkında hataya düşerek evlenmiş ise.
3 – Hile :
Madde 117 – Aşağıdaki hallerde karı kocadan biri evlenmenin feshini dava edebilir :
1 – Karı veya koca diğerinin namus ve haysiyeti hakkında gerek bizzat onun tarafından, gerek onun malümatı ile
üçüncü bir şahıs tarafından iğfal edilerek akde razı olmuş ise,
2 – Davacının veya neslinin sıhhatı için vahim bir tehlike arzeden bir hastalık kendisinden gizlenmiş ise.
4 – Tehdit :
Madde 118 – Kendisinin veya yakini olan bir kimsenin hayat ve sıhhat veya namusuna karşı vahim ve o zamanda
mevcut veya karip bir tehlike tehdidi altında evlenen karı veya koca, evlenmenin feshini dava edebilir.
5 – Müruru zaman :
Madde 119 – Fesih davası, hak sahibinin fesih sebebine vukufu veya tehdidin zevali gününden itibaren altı ay ve her
halde evlenmeden itibaren beş sene sonra müruru zamana uğrar.
II – Ana ve baba veya vasinin fesih davası :
Madde 120 – Evlenmeleri ana ve babalarının veya vasilerinin iznine mütevakkıf olanlar, bu izni almaksızın
evlenirlerse, ana ve baba veya vasi feshi dava edebilir.
Evlenmenin feshine hükmolunmazdan evvel karı koca, ana ve baba veya vasinin iznine muhtaç olmaktan kurtulur
veya karı gebe kalırsa evlenme fesholunamaz.
(C) BUTLANI MUCİP OLMAYAN NOKSANLAR :
I – Evlatlık rabıtası :
Madde 121 – Evlatlık edinme sebebiyle evlenmeleri kanunen memnu olan kimselerin, evlenmesi fesholunamaz.
Evlenme ile, evlatlık hükmü kalmaz.
1304-18
II – Müddetlere riayetsizlik :
Madde 122 – Kanuni ve kazai müddetler içinde evlenmesi memnu olan kimsenin bu müddetler geçmezden evvel
tekrar evlenmiş olması, evlenmenin feshine sebep olamaz.
III – Şekil noksanı :
Madde 123 – Belediye reisi veya vekili veya köylerde ihtiyar heyeti huzurunda akdedilmiş olan evlenme, kanuni
şekillere riayet edilmemiş olması sebebi ile fesholunamaz.
(D) BUTLAN KARARI :
I – Umumiyet itibariyle :
Madde 124 – Evlenmenin butlanı, ancak hakimin karariyle hüküm ifade eder.
Evlenme, mutlak bir butlan ile malül olsa bile hakimin kararına kadar sahih bir evlenmenin bütün hükümlerini
haizdir.
II – Butlanın hükümleri :
1 – Çocuklar :
Madde 125 – Feshine hükmolunan bir evlenmeden doğan çocukların nesebi, baba ve anaları hüsnü niyet sahibi
olmasalar bile sahihtir.
Çocuklar ile ana ve baba arasındaki haklar ve borçlar, boşanma hükümlerine tabidir.
2 – Karı, koca :
Madde 126 – Hüsnü niyetle evlenen kadın, feshine hükmedilmiş olsa bile evlenme ile iktisab ettiği vaziyeti
muhafaza eder; fakat evlenmeden evvelki aile ismini tekrar alır.
Karı koca emvalinin tasfiyesi karı veya koca tarafından talep olunan maddi veya manevi tazminat ve nafaka;
boşanmadaki hükümlere tabidir.
(H) MİRASÇILARIN HAKKI :
Madde 127 – Evlenmedeki fesih davası mirasçılara intikal etmez. Ancak ikame edilmiş davaya mirasçılar devam
edebilirler.
(V) SALAHİYET VE USULÜ MUHAKEME :
Madde 128 – Evliliğin feshi davasında salahiyet ve usulü muhakeme boşanmadaki hükümlere tabidir.
DÖRDÜNCÜ BAP
Boşanma
(A) BOŞANMA SEBEPLERİ :
I – Zina :
Madde 129 – Karı kocadan her biri, diğerinin zina etmesi sebebiyle boşanma davasında bulunabilir. Davaya hakkı
olan karı veya kocanın, boşanılma sebebine muttali olduğu günden itibaren altı ay ve her halde zinanın vukuu tarihinden
itibaren beş sene geçmesiyle boşanma davası sakıt olur.
Af halinde dava mesmu olmaz.
II – Cana kast, pek fena muameleler :
Madde 130 – Karı kocadan her biri, diğeri tarafından hayatına kasdedilmesi veya kendisine pek fena muamelede
bulunulması sebebiyle boşanma davası ikame edebilir.
1304-19
Davaya hakkı olan karı veya kocanın, sebebine muttali olduğu günden itibaren altı ay ve her halde mezkür sebebin
vukuundan beş sene geçmesiyle boşanma davası sakıt olur.
Af halinde dava mesmu olmaz.
III – Cürüm ve haysiyetsizlik :
Madde 131 – Karı kocadan her biri, terzil edici bir cürüm işleyen yahut kendisiyle birlikte yaşamağı çekilmez bir
hale koyacak derecede haysiyetsiz bir hayat süren diğeri aleyhine her zaman boşanma davası ikame edebilir.
IV – Terk :
Madde 132 – Karı kocadan biri, evlenmenin kendisine tahmil ettiği vazifeleri ifa etmemek maksadiyle diğerini
terkettiği veya muhik bir sebep olmaksızın evine dönmediği takdirde, ayrılık en az üç ay sürmüş ve devam etmekte bulunmuş
ise diğeri boşanma davasında bulunabilir. Davaya hakkı olan tarafın talebi ile hakim, diğer tarafa bir ay zarfında evine avdet
etmesini ihtar eder. Bu ihtar icabında ilan tarikiyle yapılır. Şu kadar ki boşanma davasını ikame için muayyen müddetin ikinci
ayı hitam bulmadıkça ihtar talebinde bulunulamaz ve ihtar vukuunda bir ay bitmeden dava ikame olunamaz.
V – Akıl hastalığı :
Madde 133 – Karı kocadan biri üç senedenberi devam eden bir akıl hastalığına düçar olup ta bu hastalık müşterek
hayatın devamını diğer taraf için çekilmez hale koymuş ve şifası kabil olmadığı dahi ehli hibre tarafından tasdik edilmiş
bulunursa o taraf, her zaman boşanma davasında bulunabilir.
VI – Evlilik birliğinin sarsılması veya müşterek hayatın yeniden kurulamaması
Madde 134 – (Değişik: 4/5/1988 – 3444/4. md.)
Evlilik birliği, müşterek hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa
eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır.
Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar
bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik
birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerin
serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul
edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini nazara alarak bu anlaşmada gerekli
gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde 150 nci
maddenin (3) numaralı bendi hükmü uygulanmaz.
Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği
tarihten itibaren üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun müşterek hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden birinin
talebi üzerine boşanmaya karar verilir.
(B) DAVA :
I – Mevzuu :
Madde 135 – Boşanma davasını ikameye hakkı olan taraf; dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir.
II – Salahiyet :
Madde 136 – Salahiyettar hakim davacının ikametgahı hakimidir.
1304-20
III – Geçici tedbirler :
Madde 137 – (Değişik: 4/5/1988 – 3444/5. md.)
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına,
infakına, karı koca mallarının yönetimine ve çocukların bakımına dair geçici tedbirleri kendiliğinden alır.
(C) HÜKÜM :
I – Boşanma veya ayrılık :
Madde 138 – Boşanma sebeplerinden biri sabit olunca hakim, ya boşanmaya veya ayrılığa hüküm ile mükelleftir.
Dava yalnız ayrılığa dair ise, boşanmaya hükmolunamaz. Dava boşanmaya dair olup karı kocanın barışmaları ihtimali
bulunduğu takdirde, ayrılığa hükmedilebilir.
II – Ayrılık müddeti :
Madde 139 – Ayrılığa bir seneden üç seneye kadar bir müddet için hükmedilir. Tayin olunan müddetin hitamında
tefrik kendiliğinden nihayet bulur. Fakat karı koca bu müddet içinde barışmamışlarsa, iki taraftan her biri boşanma talebinde
bulunabilir.
III – Ayrılığın hitamında verilecek hüküm :
Madde 140 – Ayrılık hükmünde muayyen müddetin hitamında bu hükme esas olan hadiseler münhasıran talibin
aleyhine bulunmadıkça karı kocadan yalnız birisi tarafından talebedilmiş olsa bile, boşanmaya hükmedilir.
Bununla beraber diğer taraf müşterek hayata avdetten imtina ederse, ayrılık hükmüne esas olan hadiseler münhasıran
talip aleyhine olsa bile, yine boşanmaya hükmolunur.
Hüküm, ayrılık davasının muhakemesi esnasında tahakkuk eden ve ayrılıktan sonra hadis olan ahval nazara alınmak
suretiyle verilir.
IV – Boşanan Kadının Kişisel Durumu(1)
Madde 141 – (Değişik: 14/11/1990 – 3678/4 md.)
Boşanan kadın evlenme ile kazandığı kişisel durumu korur, ancak; bekarlık soyadını yeniden alır. Şayet boşandığı
kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği sabit olursa, talebi üzerine
hakim, kocasının soyadını taşımasına izin verir.
Koca, şartların değişmesi halinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.
V – Memnuiyet müddeti :
Madde 142 – (Mülga: 4/5/1988 – 3444/9. md.)
VI – Boşanma halinde tazminat :
1 – Maddi ve manevi :
Madde 143 – Mevcut ve hatta muntazar bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kabahatsız karı veya kocanın,
kabahatli olan taraftan münasip maddi bir tazminat talebine hakkı vardır.
Bundan başka boşanmaya sebebiyet vermiş olan hadiseler kabahatsiz karı veya kocanın şahsi menfaatlerini ağır bir
surette haleldar etmiş ise, hakim manevi tazminat namiyle muayyen bir meblağ dahi hükmedebilir.
2 – Yoksulluk nafakası :
Madde 144 – (Değişik: 4/5/1988 – 3444/6. md.)
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru daha ağır olmamak şartıyla geçimi için diğer eşten mali gücü
oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Ancak, erkeğin kadından yoksulluk nafakası isteyebilmesi için, kadının hali refahta
bulunması gerekir.
Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
——————————
(1) Madde başlığı, 14/11/1990 tarih ve 3678 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
1304-21
3. Tazminat ve nafakanın ödenme şekli
Madde 145 – (Değişik: 4/5/1988-3444/7. md.)
Maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irad şeklinde ödenmesine karar
verilebilir.
Manevi tazminata irad şeklinde hükmedilemez.
Sözleşme veya hüküm ile kendisine maddi tazminat veya nafaka olarak bir irad tahsis edilmiş eşin yoksulluğunun zail
olması, haysiyetsiz hayat sürmesi, bir evlenme akdi olmadan fiilen karı koca gibi yaşaması, yeniden evlenmesi veya eşlerden
birinin ölmesi halinde, aksi, taraflarca kararlaştırılmadıkça bu irad kesilir.
İrad şeklinde maddi tazminat veya nafakayı gerektiren sebep ortadan kalkar ya da önemli ölçüde azalır veya
borçlunun mali gücü önemli ölçüde eksilirse iradın indirilmesine veya kaldırılmasına karar verilebileceği gibi değişen
durumlara göre ve hakkaniyet gerektiriyorsa iradın artırılması da istenebilir.
VII – Malların tasfiyesi :
1 – Boşanma halinde:
Madde 146 – Karı koca, mallarının idaresi hakkında hangi usulü kabul etmiş olursa olsun boşanma vukuunda her biri
kendi şahsi emvalini geri alır. Husule gelmiş olan ziyade, kabul ettikleri usulün hükümlerine tevfikan aralarında taksim
olunur. Zuhur eden noksan, karısı tarafından sebebiyet verildiğini ispat etmedikçe kocaya aittir.
Boşanan karı koca, birbirinin kanuni mirasçısı olamaz ve evlenme mukavelesi ile veya boşanmadan evvel yapılmış
ölüme bağlı bir tasarruf ile temin olunan menfaatleri zayi eder.
2 – Ayrılık halinde :
Madde 147 – Ayrılık vukuunda hakim ayrılığın müddetine, karı ve kocanın vaziyetlerine göre mallarının idaresi
hakkında kabul ettikleri usulün feshini veya ipkasını emreder. Fakat karı ve kocadan biri tarafından talep vukuunda hakim
mallarını ayırmakla mükelleftir.
VIII – Ana ve babanın hukuku :
1 – Hakimin takdir hakkı :
Madde 148 – Boşanma veya ayrılık vukuunda hakim, ana ve babayı dinledikten sonra hakkı velayetin kullanılmasına
ve ana ve baba ile çocuklar arasındaki şahsi münasebetlere dair iktiza eden tedbirleri ittihaz eyler.
Çocuk kendisine tevdi edilmemiş olan taraf, kudretine göre onun infak ve terbiye masraflarına iştirak ile mükelleftir;
Çocuk ile icabı hale muvafık surette şahsi münasebatta bulunmak hakkını da haizdir.
2 – Yeni hadiseler :
Madde 149 – Ana veya babanın başkasiyle evlenmesi, başka bir yere gitmesi, ölümü gibi bir halin tahaddüsünde
hakim, resen veya ana ve babadan birinin talebi üzerine hadisenin iktiza ettirdiği tedbirleri ittihaz eyler.
(D) BOŞANMA VE USULÜ MUHAKEMESİ :
Madde 150 – Boşanma ve ayrılık davalarında, hakim, aşağıdaki kaidelere riayetle mükelleftir:
1 – Hakim, boşanma veya ayrılık için sebep gösterilen hadiseleri mevcudiyetlerine vicdanen kani olmadıkça sabit
addedemez.
2 – Bu hadiseler hakkında gerek resen gerek iki tarafın talebi ile yemin teklif olunamıyacağı gibi yemin makamına
kaim beyanatta bulunulması dahi istenilemez.
3 – İki tarafın bu bapta sebkedecek her türlü ikrarları dahi hakimi takyit etmez.
4 – Hakim beyyinatı serbestçe takdir eder.
5 – Boşanma veya ayrılığın fer’i hükümlerine dair iki taraf arasında akdedilen mukavelat, hakimin tasdikına iktiran
etmedikçe muteber olmaz.
1304-22
BEŞİNCİ BAP
Evlenmenin Umumi Hükümleri
(A)HAKLAR VE VAZİFELER:
I – Karı ve kocanın:
Madde 151 – Evlenme merasiminin icrasiyle, evlilik birliği vücut bulur.
Karı koca yekdiğerine karşı bu birliğin saadetini müttehhiden temin ve çocukların iaşe ve terbiyesine beraberce
ihtimam etmek hususlarını iltizam etmiş olurlar.
Karı koca, birbirine sadakat ve müzaharetle mükelleftir.
II. Kocanın :
Madde 152 – Koca, birliğin reisidir.
Evin intihabı karı ve çocukların münasip veçhile iaşesi, ona aittir.
III. Karının :
Madde 153 – (Değişik birinci fıkra: 14/5/1997 – 4248/1 md.) Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak
evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuru ile kocasının soyadı önünde önceki soyadını
da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir.
Kadın, müşterek saadeti temin hususunda gücü yettiği kadar kocasının muavin ve müşaviridir. Eve, kadın bakar.
(B) BİRLİĞİN TEMSİLİ :
I. Koca tarafından:
Madde 154 – Birliği koca temsil eder. Mallarını idare hususunda karı koca hangi usulü kabul etmiş olursa olsun
koca, tasarruflarından şahsen mesul olur.
II. Karı tarafından :
1 – Hakları :
a) Mevzuu :
Madde 155 – Evin daimi ihtiyaçları için koca gibi kadın dahi birliği temsil hakkını haizdir. Karının üçüncü şahıslar
tarafından malüm olabilecek surette salahiyetini tecavüz etmeyen tasarruflarından koca mesuldür.
b) Nezi :
Madde 156 – Karı, Kanunen haiz olduğu temsil salahiyetini sui istimal eder yahut kullanmaktan aciz olursa koca, bu
salahiyeti kendisinden tamamen veya kısmen nezedebilir.
Bu nezi katibi adil marifetiyle ilan edilmedikçe hüsnü niyet sahibi üçüncü şahıslara karşı hüküm ifade etmez.
c) Salahiyetin iadesi :
Madde 157 – Hakim, karının talebi üzerine nez’in sebepsiz olduğunu isbat etmesi şartiyle salahiyetini iade eder.
Nezi ilan edilmiş ise iade kararı dahi ilan olunur.
2 – Salahiyetin tevsii :
Madde 158 – Koca sarahaten veya zımnen izin vermedikçe karı, kanunen haiz olduğu temsil salahiyetini, tecavüz
edemez.
(C) KARININ MESLEK VEYA SANATI :
Madde 159 – (İptal: Ana. Mah.nin 29/11/1990 tarih ve E. 1990/30, K. 1990/31 sayılı kararıyla,)
(D) HUSUMET EHLİYETİ :
Madde 160 – Karı ve koca, mallarını idare için hangi usulü kabul etmiş olursa olsun karı husumet ehliyetini haizdir.
Şu kadar ki emvali şahsiyesi hakkında üçüncü şahıslar ile mütehaddis davalarda karıyı, koca temsil ile mükelleftir.
1304-23
(H) BİRLİĞİN SIYANETİ :
I. Umumiyet itibariyle :
Madde 161 – Karı kocadan biri; aile vazifelerini ihmal eder yahut diğerini tehlikeye, hacalete veya zarara maruz
bırakırsa müteessir olan taraf hakimin müdahalesini talep edebilir.
Hakim, kabahatli olan tarafa vazifelerini ihtar eder ve bu ihtar semeresiz kalırsa birliğin menafiini sıyaneten kanunda
muayyen tedbirler ittihaz eyler.
II. Müşterek hayatın tatili :
Madde 162 – Karı kocadan her biri, müşterek hayatın devamı yüzünden, sıhhati, şöhreti veya işinin terakkisi ciddi
surette tehlikeye düştüğü müddetce ayrı bir mesken edinebilirler.
Boşanma veya ayrılık davası ikame edildikten sonra karı kocadan her biri, dava devam ettikçe, diğerinden ayrı
yaşamak hakkını haizdir.
Karı kocadan biri talebeder ve ayrı yaşamak keyfiyeti haklı olursa, hakim hangisi tarafından diğerinin iaşesi için ne
miktar muavenette bulunulacağını tayin eder.
III. Karı kocanın borçlularına ait tedbirler :
Madde 163 – Koca aile vazifelerini ihmal ederse karı kocanın mallarını idare hususunda kabul ettikleri usul ne olursa
olsun hakim, karı ve kocanın borçlularına borçlarının tamamını veya bir kısmını karıya ödemelerini emreder.
IV. Kazai tedbirlerin müddeti :
Madde 164 – Hakim tarafından alınan tedbirler, sebeplerinin zevali halinde karı kocadan birinin talebi ile refolunur.
V. Cebri icra :
1 – Umumi kaideler :
Madde 165 – Karı koca, evlenmenin devamı müddetince kanunen muayyen haller haricinde yekdiğerine karşı cebri
icra talebinde bulunamaz.
Kanunen cebri icra caiz olan hallerde dahi karı kocadan birinin diğer taraf yüzünden uğradığı ziyan o taraf hakkında
iflas veya semeresiz kalan hacizde cari mahrumiyetleri müstelzim olmaz.
2 – İstisnalar :
a) Karı kocadan biri borçlu ise :
Madde 166 – Karı kocadan biri aleyhine bir üçüncü şahıs tarafından icra takibatına başlanmış olursa, diğeri kendi
hakkından dolayı hacze veya iflas masasına iştirak edebilir.
b) Karı kocadan biri alacaklı ise :
Madde 167 – Karı veya kocadan biri haciz suretiyle takibata düçar olup da malları borcunu ifaya kafi gelmediği
takdirde, diğerindeki alacakları muacceliyet kesbeder ve haczedilebilir.
Karı kocadan birinin iflası halinde diğerindeki alacakları iflas masasına dahil olunur.
c) Mal ayrılığı ile iaşe bedellerinin tahsili halinde :
Madde 168 – Kanuni veya kazai mal ayrılığının tenfizi için her zaman cebri icra talep olunabilir. Hakim karariyle
karı kocadan birine iaşe için muayyen muavenet miktarının tahsili hakkında dahi bu hüküm tatbik olunur.
1304-24
(V) KARI KOCA ARASINDAKİ HUKUKİ MUAMELELER VE KOCA LEHİNE İCRA OLUNAN
MUAMELELER:
Madde 169 – Karı koca arasında her nevi hukuki tasarruf caizdir. Karının şahsi mallarına veya mal ortaklığı usulüne
tabi mallara dair karı koca arasındaki hukuki tasarruflar, sulh hakimi tarafından tasdik olunmadıkça muteber olmaz.
Koca menfaatine olarak karı tarafından üçüncü şahsa karşı iltizam olunan borçlar için dahi hüküm böyledir.
ALTINCI BAP
Esaslar
BİRİNCİ FASIL
Karı koca mallarının idaresi
(A) KANUNİ USUL :
Madde 170 – Karı koca, evlenme mukavelenamesi ile kanunda muayyen diğer usullerden birini kabul etmedikleri
takdirde veya kabul edipte kanunda gösterilen sebeplerden birinin hüdusu halinde, aralarında mal ayrılığı cereyan eder.
(B) AKDİ USUL :
I. Usul intihabı :
Madde 171 – Evlenme mukavelesi evlenme merasiminden evvel veya sonra yapılabilir. İki taraf, mukavelelerinde bu
kanunda gösterilen usullerden birini kabule mecburdurlar. Evlenmeden sonra yapılan mukavele karı kocanın malları üzerinde
başkalarının haiz olduğu hakları ihlal edemez.
II. İki tarafın ehliyeti :
Madde 172 – Evlenme mukavelesini akit veya tadil yahut feshetmek isteyen kimsenin, temyiz kudretini haiz olması
şarttır. Küçük ile mahcurun kanuni mümessilleri tarafından mezun kılınmaları lazımdır.
III. Evlenme mukavelesinin şekli :
Madde 173 – Evlenme mukavelesinin akdi veya tadili ve feshi resmi şekilde olmak ve iki taraf ile kanuni
mümessilleri tarafından imza edilmek lazımdır.
Evliliğin devamı sırasında yapılan evlenme mukaveleleri mahkemenin de tasvibine iktiran etmek lazımdır.
Evlenme mukavelesi, tesciline mütaallik hükümler dairesinde iki taraftan başkasına karşı müessir olur.
(C) FEVKALADE USUL :
I. Akdi usulün kendiliğinden mal ayrılığına inkılabı :
Madde 174 – Karı koca, mukavele ile başka bir usul kabul etmiş olsalar bile birinin iflasından müflisin veya diğer
tarafın alacaklıları zarar gördükleri surette mal ayrılığı usulü tatbik olunur.
II. Akdi usulün hakimin hükmiyle mal ayrılığına inkılabı :
1 – Karının talebi üzerine :
Madde 175 – Karı koca, mukavele ile başka bir usul kabul etmiş olsalar bile karının talebi üzerine aşağıdaki hallerde
mal ayrılığına hükmolunur :
1 – Koca karısının ve çocuklarının infak ve iaşesini ihmal ederse,
2 – Karının şahsi malları için istediği teminatı vermezse.
1304-25
3 – Kocanın veya mal ortaklığı usulünde ortaklığın borç ödemekten aczi sabit olursa.
2 – Kocanın talebi üzerine:
Madde 176 – Karı koca, mukavele ile başka bir usul kabul etmiş olsalar bile kocanın talebi üzerine aşağıdaki hallerde
mal ayrılığına hükmolunur :
1 – Karının borcunu ödemekten aczi sabit olursa.
2 – Ortaklığa veya birliğe giren mallar üzerinde koca tarafından yapılabilmesi kanuna veya akde göre kadının iznine
bağlı olan tasarruflar için karı sebep olmaksızın muvafakattan imtina ederse.
3 – Karı, şahsi malları için teminat isterse.
3 – Alacaklıların talebi ile :
Madde 177 – Karı kocadan biri aleyhinde yapılan hacizde zarar gören alacaklıların talebi üzerine mal ayrılığına
hükmolunur.
III. Mal ayrılığının mebdei :
Madde 178 – İflastan dolayı yapılan mal ayrılığı, borç ödemekten aciz olmanın sübutiyle başlar ve iflas kararından
sonra karı ve kocanın miras sebebiyle veya diğer bir suretle kazandıkları mallar ayrılık usulüne tabi olur.
Mahkemenin mal ayrılığına dair olan ilamının hükmü mal ayrılığının talep edildiği günden başlar.
İflas veya hüküm neticesi olan mal ayrılığı tescil edilmek üzere katibi adile doğrudan doğruya tebliğ olunur.
IV. Mal ayrılığının hitamı :
Madde 179 – İflas ile veya haciz halinde zarar dolayısiyle mal ayrılığı borçlu olan karı veya koca tarafından yalnız
alacaklıların alakası kesilmekle nihayet bulmaz.
Şukadarki hakim, karı kocadan birinin talebi üzerine kendilerinin tabi olduğu eski usulün iadesine karar verebilir. Ve
bu karar tescil edilmek üzere katibi adle doğrudan doğruya tebliğ olunur.
(D) USULÜN TEBEDDÜLÜ :
I. Alacaklıların haklarının tesiri :
Madde 180 – Karı koca arasında vukubulan tasfiye muameleleri ve mevcut usuldeki tebeddüller karı veya kocadan
birinin veya ortaklığın alacaklılarını, üzerlerinden haklarını alabilecekleri mallardan mahrum bırakamaz.
Bu kabil mallar kendisine geçen karı veya koca, alacaklıların alacaklarını şahsan ödemeğe mecburdur; şu kadar ki
kendisine geçen malların matluba kifayet etmediğini ispat ederse fazlasından beri olur.
Kocanın İflas masasına veya aleyhine yapılan hacze iştirakinden dolayı karının elde ettiği mal hakkında aynı
zamanda kendisinin de alacaklısı olmadıkça kocanın alacaklıları dava edemezler:
II. Mal ayrılığı halinde tasfiye :
Madde 181 – Karı koca, mukavele ile başka bir usul kabul etmiş olup ta evliliğin devamı esnasında akit veya diğer
bir sebeple mal ayrılığı vukuunda alacaklıların hakları mahfuz kalmak şartiyle karı kocadan her biri kendi mallarını geri alır.
1304-26
Mal ayrılığından evvel husule gelmiş olan ziyade, mevcut usule göre aralarında taksim olunur; vukua gelen noksan,
karısının sebebiyet verdiğini ispat etmedikçe kocaya aittir. Karı tasfiye sırasında kocanın tasarrufunda kalan malları için dahi
teminat talep edebilir.
(H) MAHFUZ MALLAR :
I. Tesis :
1 – Umumiyet itibariyle :
Madde 182 – Karı koca arasında mal ortaklığı veya birliği cari olduğu takdirde her iki tarafın ortaklık veya birlikten
hariç kalacak malları evlenme mukavelesi ile veya kanun ile ve üçüncü şahıs tarafından yapılan teberrularda teberru edenin
arzusu ile taayyün eder. Bu suretle hariç kalan mallara mahfuz mallar denir. Karı kocadan birinin mahfuz miras hissesi
mahfuz malları arasına konulamaz.
2 – Kanunun hükmü ile :
Madde 183 – Aşağıdaki mallar kanunen mahfuz mallardandır:
1 – Karı kocadan her birinin zati eşyası.
2 – Karının iş veya sanatının icrasına yarayan malları.
3 – Karının ev işleri haricindeki çalışmasının mahsulü.
II. Hükümleri :
Madde 184 – Mahfuz mallar, karının aile masraflarına iştiraki hususunda mal ayrılığı hükümlerine tabidir.
III. İspat :
Madde 185 – Karı kocadan biri, bir malın mahfuz mallardan olduğunu iddia ettiği surette davasını ispata mecburdur.
İKİNCİ FASIL
Mal ayrılığı
(A) MÜLKİYET, İDARE, İNTİFA HAKLARI :
Madde 186 – Karı kocadan her birinin bütün mallarının mülkiyet ve idare ve intifa haklarını muhafaza etmesine, mal
ayrılığı denir.
Karı, mallarının idaresini kocasına bırakmış olduğu takdirde evliliğin devamı müddetince hesap sormaktan vaz
geçtiği ve mallarının bütün gelirini ev masrafına karşı kocasına bıraktığı farzolunur.
Karı, kocasına bıraktığı idare hakkını her zaman geri alabilir ve geri almak hakkını iskat etmesi muteber değildir.
(B) BORÇLAR :
I. Umumiyet itibariyle :
Madde 187 – Mal ayrılığı usulünde koca, evlenmeden evvelki borçlarından ve evliliğin devamı sırasında gerek
kendisi gerek evlilik birliğinin mümessili sıfatiyle edilen borçlardan şahsan mesuldür.
Karı, borcunu ödemekten aciz kalan kocası veya kendisi tarafından aile masrafları için edilen borçlardan mesuldür.
II. Haciz halinde :
Madde 188 – Karı, mallarının idaresini kocasına bırakmış olsa bile ne kocasının iflasında ne de kocası aleyhinde
konulan hacizde kendi alacaklarından dolayı hiç bir imtiyaz iddiasında bulunamaz.
1304-27
III. Gelir ve kazanç :
Madde 189 – Karı kocadan her birinin mallarının geliri ve kendi kazançları, kendisine aittir.
(C) KARI KOCANIN MASRAFA İŞTİRAKİ :
Madde 190 – Koca, karısının münasip bir derecede aile masrafına iştirakini isteyebilir. İştirakin miktarında ihtilaf
ederlerse her biri iştirak miktarının tesbit edilmesini, mahkemeden isteyebilir.
Karının bu suretle iştiraki kocanın hiç bir vakitte iade ve tazmin mükellefiyetini icabetmez.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Mal birliği
(A) MÜLKİYET :
I. Birliğe dahil mallar :
Madde 191 – Karı koca, evlilik mukavelesiyle mal birliği usulünü kabul edebilirler. Bu usul kabul edildiği takdirde,
evlilik mukavelesinde birliğe dahil olmayacakları tasrih edilenler müstesna olmak üzere evlenme zamanında her birinin malik
olduğu ve evliliğin devamı sırasında iktisap eylediği bütün mallar birliğe dahil olur.
II. Birliğe ithali caiz olmıyan mallar :
Teberru tarikiyle iktisab edilmiş olup ta birlikten hariç kalması teberru edenin arzusu muktezası olan yahut kanunen
mahfuz mallardan addedilen mallar, birliğe ithal edilemez.
III. Karı kocanın şahsi malları :
Madde 192 – Birliğe dahil olup ta evlenme zamanında karının malı bulunan yahut evliliğin devamı sırasında miras
veya ıvazsız iktisap tariklerinden biriyle kendisine intikal eden malların mülkiyeti, karıya aittir. Bu mallara, karının şahsi
malları denir. Koca, kendi şahsi mallarının ve karının şahsi malları hariç olmak üzere birliğe dahil diğer bütün malların
mülkiyetine sahiptir. Mahfuz mallara mütaallik hükümler müstesna olmak üzere karısının geliri edası lazım olduğu tarihten
ve şahsi mallarının tabii hasılatı toplandıkları zamandan itibaren kocasının mülkü olur.
IV. Beyyineler :
Madde 193 – Bir malın karının şahsi mallarından olduğunu iddia eden karı veya koca, davasını ispata mecburdur.
Evliliğin devamı sırasında karının şahsi mallarını istibdal suretiyle iktisabedilen mallar, karının şahsi malı olur.
V. Müfredat defteri :
1 – Şekli, kuvvei ispatiyesi :
Madde 194 – Karı ve koca, her zaman şahsi mallarının katibi adil marifetiyle bir defterinin yazılmasını isteyebilirler.
Şahsi mallarının birliğe dahil oldukları tarihten itibaren altı ay zarfında tutulmuş olan resmi defter, hilafı sabit olmadıkça
muteberdir.
2 – Kıymet takdirinin hükmü :
Madde 195 – Tutulan defter, şahsi malların takdir olunan kıymetlerini de ihtiva ediyor ise bu mallarda veya
kıymetlerinde vukua gelen zamanı mucip noksanların karı ve koca arasında karşılıklı tazmininde bu kıymetler esas tutulur.
1304-28
(B) İDARE VE İNTİFA VE TASARRUF SALAHİYETİ :
I. İdare :
Madde 196 – Birliğe giren malları koca idare eder ve idare masrafı kendisine ait olur.
Karı ancak evlilik birliğini temsildeki salahiyeti nisbetinde idare hakkını haizdir.
II. İntifa :
Madde 197 – Koca, karısının şahsi mallarından intifa hakkını haiz ve bu cihetten ayniyle bir intifa hakkı sahibi gibi
mesuldür.
Resmi müfredat defteri ile kıymet takdir edilmiş olması bu mesuliyeti artırmaz. Karının parası, misliyattan olan diğer
malları ve hamile muharrer esham ve senetleri kocanın mülkiyetine geçer ve koca bunların kıymetini borçlu olur.
III. Birliğe dahil mallarda tasarruf hakkı :
1 – Kocanın :
Madde 198 – Koca, kendi mülkiyetine geçmemiş olan karıya ait şahsi mallarda alelade idari muamelat müstesna
olmak üzere karısının rızası olmaksızın tasarruf edemez. Şu kadar ki rızanın verilmediğini bilenler veya bilmesi lazım
gelenler yahut kadına aidiyetini herkesin anlayabileceği mallar üzerinde vakı tasarrufta alakadar olanlar müstesna olmak
üzere bu rıza üçüncü şahıslar lehine mevcut addolunur.
2 – Karının :
a) Umumiyet itibariyle :
Madde 199 – Karı, Birliği temsildeki salahiyeti nisbetinde birliğe dahil olan mallarda tasarruf edebilir.
b) Mirasın reddi :
Madde 200 – Kadın, bir mirası ancak kocasının rızasiyle reddedebilir. Koca, razı olmazsa karı sulh mahkemesine
müracaat edebilir.
(C) KARIYA TEMİNAT İTASI :
Madde 201 – Koca, karısının şahsi mallarının ne halde bulunduğuna dair kendisinden her zaman isteyebileceği
izahatı vermekle mükelleftir.
Karı, bu mallar hakkında her zaman kocasından teminat talep edebilir.
Kocanın borcunu ödemekten aczi tahakkuk eder veya iflasına hükmolunursa aczin tahakkuku veya hükmün suduru
tarihinden evvelki altı ay içinde karıya verilen teminatın iptali, alacaklılar tarafından talep olunabilir.
(D) BORÇLAR :
I. Kocanın mesuliyeti :
Madde 202 – Koca, atideki borçlardan mesuldür :
1 – Kendisinin evlenmeden evvelki borçlarından.
2 – Kendisinin, evliliğin devamı sırasındaki borçlarından.
3 – Karı tarafından evlilik birliğinin mümessili sıfatiyle edilen borçlardan.
II. Karının mesuliyeti :
1 – Bütün emvaliyle :
Madde 203 – Mal birliği usulünün kocaya verdiği haklar nazarı itibara alınmaksızın karı, atideki borçlardan bütün
mallariyle mesuldür.
1 – Kendisinin evlenmeden evvelki borçlarından.
2 – Kocasının rızasiyle ettiği borçlar ile kocası lehinde sulh hakiminin tasvibi ile ettiği borçlardan.
1304-29
3 – Meslek veya sanatın mutad üzere icrasından mütevellit borçlardan.
4 – Kendisine isabet etmiş bir mirasa terettüp eden borçlardan.
5 – Haksız fiillerinden mütevellit borçlardan.
Karı, müşterek aile masrafları için kocası veya kendisi tarafından edilen borçlardan ancak kocanın borcunu
ödemekten aczi halinde mesul olur.
2 – Mahfuz mallariyle :
Madde 204 – Karı evliliğin devamı sırasında ve evliliğin zevalinden sonra atideki borçlardan ancak mahfuz
mallarının kıymeti nisbetinde mesuldür :
1 – Yalnız mahfuz mallarından mesul olmak üzere ettiği borçlardan.
2 – Kocasının rızası olmaksızın ettiği borçlardan.
3 – Birliği temsil hususundaki salahiyetini tecavüz ederek ettiği borçlardan.
Bigayri hakkın mal edinmeden mütevellit dava hakkı mahfuzdur.
(H) ALINANI NAKDEN YERİNE KOYMAK MÜKELLEFİYETİ :
I. İsteme zamanı :
Madde 205 – Karı kocadan birinin şahsi mallarına terettüp eden her hangi bir borç, diğerinin şahsi malları ile
ödenmiş olduğu takdirde bu suretle alınan miktar yerine konur.
Alınan miktarın yerine konulması, kanunen muayyen müstesnalardan maada ahvalde ancak mal birliğinin hitamından
sonra talep edilebilir.
Karının mahfuz mallarına terettüp eden borçlar mal birliğine dahil mallar üzerinden veya mal birliğine dahil mallara
terettüp eden borçlar koca veya karının mahfuz malları üzerinden ödendiği takdirde alınan miktarın yerine konulması talebi,
evliliğin devamı esnasında dahi kabildir.
II. Kocanın iflası ve mallarının haczi :
1 – Karının hakkı :
Madde 206 – Kocanın iflası veya mallarının haczi halinde karı, iflas masasına veya hacze iştirak ederek kendi şahsi
mallarında veya kıymetlerinde vukua gelen zamanı mucip noksanların nakden yerine konmasını talep edebilir. Kocanın
karısındaki alacakları karının matlubundan tenzil edilir.
Karı, şahsi mallarından aynen mevcut olanları malik sıfatiyle istirdat eder.
2 – İmtiyaz :
Madde 207 – Şahsi mallarının yarısını elde edemeyen veya yarısı derecesinde teminata sahip olmayan karı, bu
yarıdan noksan kalan miktar nisbetinde mümtazdır.
Bu imtiyazın ahara devri ve imtiyazdan bazı alacaklılar lehine feragat, batıldır.
(V) MAL BİRLİĞİNİN HİTAMI :
I. Karının vefatı sebebiyle:
Madde 208 – Karının vefatında şahsi malları kocanın miras hakkı mahfuz olmak üzere mirasçılarına intikal eder.
Koca, karısının şahsi mallarında vukubulmuş olan zamanı mucip noksanları, karısındaki alacaklarının mahsubunu
icra ettikten sonra, mirasçılara ödemekle mükelleftir.
II. Kocanın vefatı sebebiyle :
Madde 209 – Kocanın vefatında karı, mevcut şahsi mallarını istirdat eder. Vukua gelmiş olan zamanı mucip
noksanları mirasçılara tazmin ettirir.
1304-30
III. Ziyade ve noksan :
Madde 210 – İki taraf, şahsi mallarının tefrikinden sonra fazla bir şey kalırsa bu ziyadenin üçte biri karıya veya
füruuna ve mütebaki dahi koca veya mirasçılarına ait olur.
Birliğe dahil olan mallarda vukua gelen noksan, karı tarafından sebebiyet verildiği ispat edilmedikçe koca veya
mirasçılarına ait olur.
Evlenme mukavelenamesinde, ziyade ve noksan hakkında başka bir taksim sureti kabul olunabilir.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Mal ortaklığı
(A) MAL ORTAKLIĞI :
I. Ortaklığa girmesi caiz olmıyan mallar :
II. Umumi iştirak :
III. Ortaklığa giren mallar :
Madde 211 – Karı Koca, evlenme mukavelesiyle mal ortaklığı usulünü kabul edebilirler.
Bu usulde karı ve koca, mal ortaklığına giren mallara ve gelirlere şayian sahip olur ve hiç biri hissesinde mustakilen
tasarruf edemez.
Teberru tarikiyle iktisab edilmiş olup ta mal ortaklığından hariç kalması teberru edenin arzusu muktezası olan yahut
kanunen mahfuz mallardan addedilen mallar, ortaklığa ithal edilemez.
Karı kocanın bütün mallarına ve gelirlerine şamil olan mal ortaklığı usulüne, umumi mal ortaklığı usulü denilir.
Bir malın ortaklığa dahil olmadığını iddia eden karı veya koca, davasını ispata mecburdur.
IV. İdare ve tasarruf :
1 – İdare :
Madde 212 – Mal ortaklığına giren malların idaresi kocaya aittir. İdare masrafı bu mallardan ödenir. Karı, evlilik
birliğini temsildeki salahiyeti nisbetinde idare hakkını haizdir.
2 – Mal ortaklığında tasarruf :
A) Umumiyet itibariyle :
Madde 213 – Karı ve koca, alelade idari muamelat müstesna olmak üzere ortaklığa giren mallar üzerinde ancak
müştereken veya yekdiğerinin rızası ile tasarruf edebilir. Şukadar ki rızanın verilmediğini bilenler veya bilmesi lazım gelenler
yahut ortaklığa dahil olduğu herkesin anlayabileceği mallar üzerinde vaki tasarrufta alakadar olanlar müstesna olmak üzere
bu rıza, üçüncü şahıs lehine mevcut addolunur.
B) Miras reddi :
Madde 214 – Karı kocadan biri evliliğin devamı sırasında, diğerinin rızası olmaksızın bir mirası red edemez. Bu rıza
kendisine verilmeyen taraf, sulh hakimine müracaat edebilir.
V. Borçlar :
1 – Kocanın mesuliyeti :
Madde 215 – Koca, aşağıdaki borçlardan gerek şahsen gerek ortaklığa giren mallar ile mesuldür.
1304-31
1 – Karı kocanın evlenmeden evvelki borçlarından.
2 – Karı tarafından birlik mümessili sıfatı ile edilen borçlardan.
3 – Evliliğin devamı sırasında kendisi tarafından edilen borçlarla karı tarafından ortaklığa ait olmak üzere edilen sair
bütün borçlardan.
2 – Karının mesuliyeti :
A) Kendi malları ve mal ortaklığına giren mallar ile :
Madde 216 – Karı, aşağıdaki borçlardan gerek şahsen gerek ortaklığa giren mallar ile mesuldür:
1 – Evlenmeden evvelki borçlardan.
2 – Kocanın rızasiyle ettiği borçlarla kocası lehine sulh hakiminin tasvibi ile ettiği borçlardan.
3 – Meslek veya sanatının mutad üzere icrasından mütevellit borçlardan.
4 – Kendisine isabet etmiş bir mirasa terettüp eden borçlardan.
5 – Haksız fiillerinden mütevellit borçlardan.
Karı, müşterek aile masrafları için kocası veya kendisi tarafından edilen borçlardan ancak ortaklık malları bunları
ödemeğe kafi gelmediği takdirde mesul olur.
Karı, ortaklığa giren mallara müterettip diğer borçlardan şahsen mesul değildir.
B) Mahfuz mallariyle :
Madde 217 – Karı, evliliğin devamı esnasında ve evliliğin zevalinden sonra atideki borçlardan ancak mahfuz
mallarının kıymeti nisbetinde mesul olur.
1 – Yalnız mahfuz mallarından mesul olmak üzere ettiği borçlardan.
2 – Kocasının rızası olmaksızın ettiği borçlardan.
3 – Birliğin temsildeki salahiyetini tecavüz ederek yapdığı borçlardan.
Bigayrihakkin mal edinmeden mütevellit dava hakkı mahfuzdur.
3 – İcra takibatı :
Madde 218 – Ortaklığa terettüp eden borçlardan dolayı ortaklığın devamı esnasında yapılacak her türlü icra takibatı
kocaya karşı vukubulmak lazımdır.
VI. Alınanı nakden yerine koyma mükellefiyeti :
1 – Umumiyet itibariyle :
Madde 219 – Mal ortaklığına terettüp eden bir borcu ödemek için bu mallardan alınan meblağın yerine konmasını,
karı koca yekdiğerinden hiç bir zaman talebedemez.
Mal ortaklığına terettüp eden bir borcun mahfuz mallardan veya mahfuz mallara terettüp eden borcun ortaklık
mallarından ödenmesi halinde alınan paranın yerine konması evliliğin devamı esnasında dahi istenebilir.
2 – Karının alacağı :
Madde 220 – Karı, kocanın iflasından veya ortaklık malları üzerine haciz vaz edildiği takdirde; şahsi mallarının
nakden baliğ olduğu miktarı isteyebilir.
Karının bu alacağının, yarısı mümtazdır.
Bu imtiyazın, başkasına devri ve imtiyazdan bazı alacaklılar lehine feragat, batıldır.
VII. Mal ortaklığının hitamı :
1 – Taksim :
A) Kanuni taksim :
Madde 221 – Karı kocadan birinin vefatında ortaklık mallarının yarısı, hayatta kalan karı veya kocaya intikal eder.
Diğer yarısı, hayatta kalan karı veya kocanın miras hakları baki olmak üzere ölenin mirasçılarına geçer.
1304-32
Hayatta kalıpta mirastan mahrum bulunan karı veya kocanın, ortaklık mallarından iddia edebileceği hak; boşanma
halinde haiz olduğu hakları tecavüz edemez.
B) Mukavele mucibince taksim :
Madde 222 – Karı koca evlilik mukavelesinde yarı yarıya taksim yerine, başka bir taksim tarzı kabul edebilirler.
Diğerinden evvel vefat eden karı veya kocanın füruu, hini vefatta mevcut ortaklık mallarının dörtte birinden hiç bir veçhile
mahrum edilemez.
2 – Karı ve kocadan sağ kalanın mesuliyeti :
Madde 223 – Karısının vefatından sonra hayatta kalan koca, ortaklık mallarına terettüp eden borçlardan şahsan mesul
kalır.
Kocasının vefatında hayatta kalan karı, ortaklık mallarındaki hissesini red etmekle ortaklık mallarına terettüp edipte
şahsen dahi mesul olmadığı ortaklık borçlarından, beri olur. Kabul halinde, karı mesul olmakla beraber aldığı malların
alacaklılara tediyeye kafi gelmediğini ispat ettiği nisbette mesuliyetten, beri olabilir.
3 – Şahsi malların tahsisi :
Madde 224 – Hayatta kalan karı veya koca, kendi tarafından ortaklığa ithal edilen malların mahsubu hissesinden icra
edilmek üzere, kendisine tahsisini isteyebilir.
(B) ORTAKLIĞIN UZATILMASI :
I. Şartları :
Madde 225 – Hayatta kalan karı veya koca, müteveffadan olan çocuklariyle birlikte ortaklığa devam edebilir.
Çocuklar, küçük iseler ortaklığın devamı için sulh hakiminin tasvibi lazımdır. Ortaklığın devamı halinde miras hakları,
ortaklığın hitamına kadar kullanılamaz.
II. Uzatılan ortaklık malları :
Madde 226 – Uzatılan ortaklık, esasen ortaklığa dahil mallardan başka; mahfuz malları müstesna olmak üzere, iki
tarafın gelir ve kazançlarını dahi ihtiva eder.
Uzatılan ortaklık sırasında hayatta kalan karı veya kocaya veya çocuklara, miras veya ıvazsız iktisap tariklerinden
biriyle intikal eden mallar; hilafına bir hüküm bulunmadıkça, mahfuz mallardan addolunur.
Ortaklık azası arasında dahi, karı koca arasındaki hükümler dairesinde cebri icra, caiz değildir.
III. İdare ve temsil :
Madde 227 – Uzatılan ortaklık, çocuklar küçük ise hayatta kalan karı veya koca tarafından idare ve temsil olunur;
çocuklar reşit ise hilafına mukavele yapılabilir.
IV. Fesih :
1 – Ortaklığın alakadarlar tarafından feshi:
Madde 228 – Hayatta kalan karı veya koca, uzatılan ortaklığı her zaman fesh edebilir.
Reşit olan çocuklar dahi münferiden veya cümlesi birlikte her zaman ortaklıktan çıkabilir. Ortaklıktan çıkmak
salahiyeti, küçük çocuklar namına sulh hakimi tarafından kullanılır.
1304-33
2 – Kendiliğinden infisah :
Madde 229 – Uzatılan ortaklık aşağıdaki hallerde kendiliğinden bozulur.
1 – Hayatta kalan karı veya kocanın ölümü veya evlenmesi ile.
2 – Hayatta kalankarı veya kocanın veya çocukların iflası ile.
Çocuklardan yalnız birinin iflası halinde diğer alakadarlar onun ortaklıktan çıkarılmasını isteyebilirler.
Babanın iflası veya ortaklık malları üzerine haciz vaz’ı halinde, çocuklar, ölmüş olan analarının hakkını
kullanabilirler.
3 – Hakimin karariyle fesih :
Madde 230 – Karı veya koca yahut çocuklardan biri aleyhine konulan hacizde, zarara uğrayan alacaklı, hakimden
ortaklığın feshine karar verilmesini isteyebilir. Talep, çocuklardan birinin alacaklısı tarafından vaki olduğu takdirde diğer
alakadarlar o çocuğun ortaklıktan çıkarılmasını isteyebilirler.
4 – Bir çocuğun evlenmesi veya vefatı sebebiyle fesih :
Madde 231 – Çocuklardan biri evlenirse, diğer alakadarlar onun ortaklıktan çıkarılmasını istiyebilir.
Çocuklardan biri vefat ederse, diğer alakadarlar onun füruunun ortaklıktan çıkarılmasını isteyebilirler. Füruu
olmaksızın vefat eden çocuğun hissesi, ortaklıkta dahil olmayan mirasçıların hakları mahfuz kalmak şartiyle, ortaklık malları
arasında kalır.
5 – Taksim veya tasfiye :
Madde 232 – Temdit olunan ortaklığın hitamı veya çocuklardan birinin ortaklıktan çıkarılması hallerinde taksim
veya çıkarılan çocuğun haklarının tasfiyesi, ortaklığın hitamı veya çocuğun çıkarıldığı anda mevcut olan mallar üzerinden
icra olunur.
Hayatta kalan karı veya koca, çocukların hissesi üzerinde miras haklarını muhafaza eder. Tasfiye ve taksim, münasip
olmayan bir zamanda yapılamaz.
(C) MAHDUT ORTAKLIK :
I. Mal ayrılığı şartiyle :
Madde 233 – Karı koca, evlenme mukavelesiyle bazı malların bilhassa gayri menkullerin ortaklıktan çıkarılmasını
şart ederek mahdut bir mal ortaklığı usulü kabul edebilirler.
II. Müktesep mallara münhasır ortaklık :
1 – Şumulü :
Madde 234 – Karı koca, ortaklığa dahil olacak malların; yalnız evliliğin devamı esnasında iki taraf şahsi mallarının
ve bunlardan birinin istibdali suretiyle elde edecekleri malların hasılatiyle kocanın yine evliliğin devamı esnasında ıvazsız
olmayan her türlü kazancından ve kadının kanunen mahfuz mallarından bulunmayan bu kabil kazançlarından teşekkül
etmesini, evlenme mukavelelerinde, kabul edebilirler. Bu mallara müktesep mallar denir.
2 – Taksim :
Madde 235 – Mahdut ortaklığın hitamında ortaklık mallarında husule gelmiş bir ziyade var ise, bu ziyade, karı koca
veya mirasçıları arasında yarı yarıya taksim olunur. Noksan vukua geldiğinde, karı tarafından sebebiyet verildiği ispat
edilmedikçe koca veya mirasçılarına ait olur. Evlenme mukavelesinde, ziyade veya noksan hakkında başka bir taksim sureti
kabul olunabilir.
1304-34
(D) CİHAZ USULÜ :
Madde 236 – Karı koca evlenme mukavelesiyle cihaz usulünü kabul edebilirler. Bu usul, karının kendi mallarının bir
kısmını aile masrafına medar olmak üzere kocasına terk etmesinden ibarettir.
Cihaz olarak karının kocasına terk ettiği malların mal ortaklığı usulüne göre müşterek mal olacağı veya koca cihazın
mülkiyetine dahi mustakil olarak malik bulunacağı evlenme mukavelesinde tasrih edilmiş olmadıkça cihaz ittihaz olunan
mallar hakkında, mal birliği usulünde karının şahsi mallarının tabi olduğu hükümler cari olur.
BEŞİNCİ FASIL
Karı koca malları hakkındaki usule dair sicil
(A) TESCİLİN HÜKÜMLERİ :
Madde 237 – Evlenme mukaveleleri ve karı koca arasındaki usule müteallik mahkeme kararlariyle ortaklık mallarına
veya karının şahsi mallarına dair aralarında yapacakları mukaveleler katibi adile tescil ve ilan ettirilmiş olmadıkça üçüncü
şahsa karşı hüküm ifade etmez. Bu hususta karı kocanın mirasçıları üçüncü şahıstan madut değildir.
(B) TESCİL :
I. Mevzuu :
Madde 238 – Evlenme mukavelesinin muhtevi olduğu maddelerden, üçüncü şahsa karşı hüküm ifade etmesi karı
koca için mültezem olanları, tescil olunur. Kanun hilafını emir etmiş veya evlenme mukavelesinde mukavelenin tescil
edilememesi sarahaten kabul edilmiş olmadıkça, karı kocadan herbiri, tescili isteyebilirler.
II. Mahal :
Madde 239 – Tescil, kocanın ikametgahı katibi adilliğince icra edilir. Koca, ikametgahını tebdil ettiği takdirde,
tebdilden itibaren üç ay zarfında, bu yeni ikametgahta dahi tescilin tecdidi lazımdır.
İkametgahın tebeddülünden itibaren üç ay geçince, eski tescilin hükmü kalmaz.
(C) SİCİLLİN TUTULMASI :
Madde 240 – Katibiadil, evlenme mukavelelerini ve karı koca mallarının idaresine taalluku olup tescili lazımgelen
kanunen muayyen kararları ve mukaveleleri hususi bir sicille kayıt ile mükelleftir. Bu sicil, aleni olup herkes kendisine
muktazi kayıtların musaddak bir suretini meccanen isteyebilir. Evlenme mukavelesinin ilanında yalnız, karı kocanın kabul
ettikleri usulün, hangi usul olduğunu, beyan ile iktifa olunur.
İKİNCİ KISIM
Hısımlar
YEDİNCİ BAP
Nesebi Sahih Çocuklar
BİRİNCİ FASIL
Nesebin sıhhatı
(A) NESEBİN SIHHATINDA KARİNE :
Madde 241 – Evlilik mevcut iken veya zevalinden itibaren üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası, kocadır. Bu
müddet geçdikten sonra, asıl olan, doğan çocuğun nesebi sahih addolunmamaktır.
1304-35
(B) NESEBİ RET:
I. Koca tarafından :
1 – Müddet
Madde 242 – Koca, doğduğuna muttali olduğu günden itibaren bir ay içinde çocuğu reddedebilir. Ret davası, çocuk
ile anası aleyhine ikame olunur.
2 – Evlilik mevcut iken doğan çocuk
Madde 243 – Koca, evlendikten en az yüz seksen gün sonra doğan çocuğun kendisinden olması ihtimali
bulunmadığını ispat etmedikçe çocuğu reddedemez.
3 – Evlenmeden evvel veya ayrılıktan sonra ana rahmine düşen çocuk :
Madde 244 – Çocuğun, evlenme akdinden itibaren yüz seksen günden az bir müddette doğduğu yahut kadının gebe
kaldığı zamanda kocasından ayrılığına hükmedilmiş olduğu tebeyyün ederse; koca, ret davasında başka beyyine ikamesine
mecbur değildir.
Şukadar ki, kadının gebe kaldığı zaman kocasiyle birlikte ikametinin tahakkuku halinde asl olan, yine nesebin
sıhhatıdır.
II. Diğer alakadarlar :
Madde 245 – Ret müddetinin mürurundan evvel kocanın vefat etmesi veya temyiz kudretinden mahrum olması yahut
bulunduğu yerin bilinmemesi veya herhangi bir sebepten dolayı çocuğun doğumundan haberdar edilememesi halinde,
çocukla birlikte mirasçı veya çocuk sebebi ile mirastan mahrum olanlar, doğuma ıttılaları tarihinden itibaren bir ay içinde ret
davasını ikame edebilirler.
Kadın; evlenmeden evvel gebe kaldığı takdirde; koca tanımış olsa bile müddeiumumi, onun babası olması ihtimali
bulunmadığını dava ve ispat edebilir.
(C) RET HAKKININ SUKUTU :
Madde 246 – Koca, sarahaten veya delaleten çocuğu tanıdıktan yahut bu bapta muayyen müddet geçtikten sonra, ret
davası edemez. Şukadar ki çocuğu tanımak veya müddetinde reddetmemek hususunda iğfal olunduğunu iddia ve ispat
edebilir.
Bu hallerde, iğfale ıttıla tarihinden itibaren ret için, yeniden bir aylık müddet başlar.
Kezalik ret davasının müddeti içinde ikame edilmemesi muhik bir sebepten ileri gelmiş ise müddetin geçmesine
bakılmaksızın dava mesmu olur.
İKİNCİ FASIL
Nesebin tashihi
(A) EVLENME İLE TASHİH :
I. Şartları :
Madde 247 – Evlilik haricinde doğan çocukların nesebi, ana babanın birbirleriyle evlenmesiyle, kendiliğinden sahih
olur.
II. Beyan :
Madde 248 – Ana baba, doğan çocuklarını ikametgahlarının bulunduğu veya evlendikleri mahal nüfus memuruna
ihbara mecburdur bu ihbar, akit ile birlikte veya heman akitten sonra yapılır. İhbarın yapılmaması nesebin sahih olmasına
mani değildir.
(B) HAKİMİN HÜKMÜ İLE :
I. Şartları
Madde 249 – Birbirleri ile evlenmeyi vadedipte birinin vefatı veya evlenme ehliyetinin zevali sebebiyle evlenemeyen
ana babadan doğan çocukların nesebi, diğerinin talebi veya çocuğun müracaatı üzerine, hakim tarafından tahsis olunur.
Ancak çocuk reşit ise tashih talebi rızası alınmadıkça mesmu olmaz. Çocuğun vefatından sonra müracaat hakkı füruuna
intikal eder.
1304-36
II. Salahiyet :
Madde 250 – Nesebin tashihi için salahiyetdar olan hakim, davacının ikametgahı hakimidir.
Hakim, tashih talebini hukuku ammenin sıyaneti için nüfus memuruna tebliğe mecburdur.
(C) BUTLAN DAVASI :
Madde 251 – Ana babanın kanuni mirasçıları ile müddeiumumi, nesebin tashihine muttali oldukları günden itibaren
üç ay içinde itiraz edebilirler. Çocuğun, o ana ve babadan olmadığını ispat, davacılara aittir. İtiraz davasının mercii tashih
kararının verildiği mahal veya ana ve babanın ikametgahı hakimdir.
(D) TASHİHİN HÜKMÜ :
Madde 252 – Nesebi tashih edilen çocuk, ana ve babasına ve onların hısımlarına karşı ayniyle nesebi sahih olan
çocuğun hukukunu haizdir; nesebi sahih füruu dahi tashihten müstefit olur. Tashih, hem ana babanın mukayyet olduğu hem
çocuğun doğduğu mahallin nüfus memuruna tebliğ edilir.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Evlat edinme
A. Evlat edinme şartları
I. Evlat edinen için :
Madde 253 – (Değişik : 16/6/1983 – 2846/1 md.)
Evlat edinme hakkı en az otuzbeş yaşında olup da nesebi sahih füruu bulunmayanlara münhasırdır. Evlat edinen
kimsenin evlatlıktan en az onsekiz yaş büyük olması şarttır.
II.Evlatlık için :
Madde 254 – Mümeyyiz olan kimse, rızası olmadıkça, evlatlığa alınamaz. Ana babanın veya hakimin muvafakatı
alınmadıkça mahcur ile küçük, mümeyyiz bile olsalar, evlatlığa alınamazlar.
a) Rıza şartının aranmaması
Madde 254/a – (Ek : 14/11/1990 – 3678/5 md.)
Kim olduğu veya nerede bulunduğu uzun süreden beri bilinmeyen ya da sürekli temyiz kudretinden yoksun bulunan
ana veya babanın rızası aranmaz.
Velayetin kaldırılmasını gerektirecek ölçüde çocuğu ile ilgisiz olan ana veya baba için de aynı hüküm uygulanır.
III. Karı koca hakkında :
Madde 255 – (Değişik: 14/11/1990 – 3678/6 md.)
Eşlerden birinin evlat edinmesi veya evlatlık olması diğerinin rızasına bağlıdır. Devamlı olarak temyiz kudretinden
mahrum eşin rızası aranmaz. Bu halde hakim temyiz kudretinden mahrum eşin kanuni mümessilini dinler, haklı sebeplerin
varlığı halinde talebin kabulüne karar verir.
Bir kimsenin iki kişi tarafından beraberce evlatlığa alınabilmesi ancak karı koca için mümkündür.
(B) ŞEKİL :
Madde 256 – (Değişik: 14/11/1990 – 3678/7 md.)
Evlat edinme, evlat edinenin oturduğu yer sulh hakiminin izni üzerine yapılacak resmi bir senetle olur ve evlat
edinme doğum kütüğüne yazılır.
Hakim evlat edinmeye izin vermeden önce, duruma göre gerekli görebileceği her türlü soruşturmayı kendiliğinden
yapar.
Tarafların belirttikleri sebebi haklı bulmadıkça, hakim , evlat edinmeye izin vermez.
1304-37
(C) AKDİN HÜKMÜ :
Madde 257 – Evlatlık, kendisini evlatlığa alanın aile ismini taşır ve onun mirasçısı olur. Asıl ailesindeki
mirasçılığa da halel gelmez. Ana babaya ait hak ve vazifeler, evlat edinen kimseye geçer. Evlat edinme akdinden evvel
yapılmış resmi bir senet ile, nesebi sahih çocukların mirasçılık hakkına ve ana babanın çocukların malları üzerindeki
haklarına dair olan mevaddı kanuniyeye muhalif hükümler kabul edilebilir.
(Ek Fıkralar: 16/6/1983 – 2846/2 md.)
Karı koca tarafından birlikte evlat edinilen ve mümeyyiz olmayan küçüklerin nüfus kaydında ana baba adı olarak,
evlat edinen karı kocanın adları yazılır.
Evlatlığın, miras ve başka haklarının halele uğramaması, aile bağlarının devam etmesi için evlatlığın naklen geldiği
aile kütüğü ile evlat edinenin aile kütüğü arasında her türlü bağ kurulur. Ayrıca her iki nüfus kütüğüne evlatlıkla ilgili resmi
senedin tarih ve sayısı da kaydedilir.
Evlatlığın, reşit olduktan sonra asıl ana babasının ismini kullanma hakkı saklıdır.
Evlat edinme ile ilgili kayıtlar mahkeme kararı olmadıkça veya evlatlık istemedikçe hiçbir şekilde açıklanamaz.
(D) REFİ :
Madde 258 – Evlatlık mukavelesi hakkındaki kaidelere riayet şartiyle, evlatlık rabıtası, iki tarafın rızasiyle her zaman
kaldırılabilir. Evlatlık rabıtası, muhik sebeplere istinat halinde evlatlığın ve mirasından mahrum bırakacak bir hal hüdusunda
evlatlık edinen kimsenin talebi üzerine, hakim tarafından dahi refedilir.
Ref’i, evlatlık rabıtasının istikbale ait bütün hükümlerini izale eder ve kat’idir.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Nesep sıhhatinin umumi hükümleri
(A) İSİM VE VATANDAŞLIK HAKKI :
Madde 259 – Nesebi sahih olan çocuk, babasının ismini taşır ve onun vatandaşlık haklarına malik olur.
(B) KARŞILIKLI VAZİFELER :
Madde 260 – Ana baba ve çocuk, yekdiğere karşı aile menfaatinin istilzam ettiği muavenet ve riayete mecburdur.
(C) ÇOCUKLARIN İAŞE VE TERBİYE MASRAFLARI :
Madde 261 – Çocuğun iaşe ve terbiyesine muktazi masraflar, kendilerinin mallarını idare hususunda kabul ettikleri
usule göre, ana babaya terettüp eder. Ana baba zarurette bulunduğu veya çocuk fevkalade masrafı mucip olduğu takdirde
yahut istisnai her hangi bir sebebin vücudu halinde hakim, çocuğun mallarından kendisinin iaşe ve terbiyesine medar olacak
muayyen bir miktarın sarfı için, ana ve babaya izin verebilir.
BEŞİNCİ FASIL
Velayet
(A) UMUMİYET İTİBARİYLE :
I. Şartları :
Madde 262 – Çocuk, küçük iken ana ve babasının velayeti altındadır; kanuni sebep olmadıkça, ana ve babadan
alınamaz. Hakim, vasi tayinine lüzum görmedikçe hacredilen çocukları dahi, ana ve babanın velayetine tabidirler.
II. Velayeti icra hakkı :
Madde 263 – Evlilik mevcut iken, ana ve baba, velayeti beraberce icra ederler. Anlaşamazlarsa, babanın reyi
muteberdir.
1304-38
(B) VELAYETİN ŞÜMULÜ :
I. Umumiyet itibariyle :
Madde 264 – Karı kocadan birinin vefatı halinde, velayet, sağ kalana ve boşanma halinde çocukların tevdi olunduğu
tarafa, ait olur.
Çocuk, ana ve babasına riayete mecburdur. Ana ve baba, kudretlerine göre çocuğu yetiştirmekle ve çocuk alil veya
aklı zayıf ise haline münasip bir terbiye vermekle mükelleftirler.
Çocuğun adını, ana ve babası kor.
II. Mesleki terbiye :
Madde 265 – Ana ve baba, çocuğun mesleki terbiyesini sevk ve idare eder ve mümkün mertebe kuvvet ve
kabiliyetini ve arzularını nazara alır.
III. Dini terbiye :
Madde 266 – Çocuğun dini terbiyesini tayin ana babaya aittir.
Ana babanın bu husustaki hürriyetini tahdit edecek her türlü mukavele muteber değildir.
Reşit, dinini intihapta hürdür.
IV. Tedip hakkı :
Madde 267 – Ana baba, çocuklarını tedip hakkına maliktir.
V. Temsil :
1 – Üçüncü şahıslara karşı :
a) Ebeveyn tarafından :
Madde 268 – Ana ve baba, velayeti icra hakkını haiz oldukları nisbette çocuklarının kanuni mümessilidirler. Bu
sıfatla hareketlerinde hakimin reyine ihtiyaçları yoktur.
b) Çocuğun ehliyeti :
Madde 269 – Velayet altındaki çocuk, ehliyet itibariyle vesayet altındaki kimse gibidir. Vesayet altında bulunan
kimsenin idari muamelata iştiraki müstesna olmak üzere vasi marifetiyle temsile mütaallik hükümler, veli hakkında da tatbik
olunur.
Bir borç iltizam eden çocuk kendi malından ödemekte mükelleftir. Bu hususta ana ve babanın; çocuğun malları
üzerinde haiz oldukları idare ve intifa haklarına bakılmaz.
2 – Aileye karşı :
a) Çocukların tasarrufu :
Madde 270 – Velayet altındaki çocuk, mümeyyiz ise, ana va babanın rizasiyle aile namına hareket edebilir. Bu
takdirde çocuk kendisi mesul olmayıp ana ve baba mallarını idare hususunda kabul ettikleri usule göre ilzam olunur.
b) Çocukla ana ve baba arasında vakı hukuki tasarruflar :
Madde 271 – Çocuk ile baba veya ana arasında yahut ana ve babanın nefine olarak çocuk ile üçüncü şahıs arasında
yapılacak her hangi bir tasarrufta çocuk, borç iltizam etmiş olursa bir kayyımın iştiraki ve hakimin tasdiki lazımdır.
(C) HAKİMİN MÜDAHALESİ :
I. Himaye tedbirleri :
Madde 272 – Ana ve baba, vazifelerini ifa etmedikleri takdirde hakim, çocuğun himayesi için muktazi tedbirleri
ittihaz ile mükelleftir.
1304-39
II. Çocukların yerleştirilmesi :
Madde 273 – Çocuğun, bedeni veya fikri tekamülü tehlikede bulunur veya çocuk manen metruk bir halde kalırsa
hakim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile nezdine veya bir müesseseye yerleştirebilir. Çocuk, şirretliği hasebiyle ana ve
babanın emirlerine karşı gelmekte temerrüt ederse; müessir başka bir ıslah çaresi bulunmadığı takdirde, aynı tedbirler, ana
babanın talebi üzerine hakim tarafından ittihaz edilir. Bu tedbirlerin iltizam ettiği masarif – ana baba ile çocuk tediyeden aciz
iseler – Devletçe tesviye olunur. Nafakaya mütaallik hükümler bakidir.
III. Velayet hakkının nez’i :
1 – Velayetin ifa edilmemesi halinde :
Madde 274 – Velayeti ifadan aciz veya mahcur olan yahut nüfuzunu ağır surette sui istimal eden veya fahiş ihmalde
bulunan ana ve babadan, hakim, velayet hakkını nez edebilir.
Ana ve babadan velayet nez olununca, çocuğa, bir vasi tayin olunur. Nez’in hükmü, ileride doğacak çocuklara
şamildir.
2 – Baba veya ana tekrar evlenirse :
Madde 275 – Velayeti haiz olan ana ve baba, yeniden evlenirse; icap ettiği halde çocuğa bir vasi tayin edilir. Karı
kocadan birinin, vasi nasbı caizdir.
IV. Velayet hakkının iadesi :
Madde 276 – Nezi sebebi zail olduğu surette hakim, doğrudan doğruya veya talepleri üzerine, ana ve babaya velayeti
iade ile mükelleftir.
Nez’i tarihinden itibaren bir sene geçmedikçe, velayet, iade edilemez.
(D) NEZİ HALİNDE ANA VE BABANIN VAZİFELERİ :
Madde 277 – Velayeti nezedilen ana ve baba, çocuğun iaşe ve terbiye masraflarını, evvelce olduğu gibi tesviye ile
mükelleftir. Bu masraflar – ana ve baba ile çocuk tediyeden aciz iseler – Devletçe tesviye olunur. Nafakaya mütaallik
hükümler bakidir.
ALTINCI FASIL
Çocuk malları
(A) İDARE :
I.Umumiyetle :
Madde 278 – Ana baba, velayetleri devam ettikçe çocuğun mallarını idare ederler. Hesap ve Teminat vermezler. Ana
babanın vazifelerini yapmadıkları takdirde, hakim müdahale eder.
II. Evliliğin zevalinden sonra :
Madde 279 – Evliliğin zevalinden sonra velayeti haiz olan karı veya koca, hakime çocuğun mali vaziyetini gösterir
bir müfredat defteri vermeğe ve servetinde ve keyfiyeti tenmiyesinde ehemmiyetli bir tebeddül husule geldiği takdirde, onu
da, bildirmeğe mecburdur.
(B) İSTİFADE HAKKI :
I. Şartları :
Madde 280 – Ana babanın velayeti, taksirleri hasebiyle, kendilerinden nez olunmadıkça; rüştüne kadar çocuğun
emvalinden intifa hakları vardır.
1304-40
II. Gelirin sarfı :
Madde 281 – Çocuğun geliri, evvel emirde kendi infak ve terbiyesine sarfolunur; fazlası, karı kocadan hangisi aile
masrafiyle mükellef ise ona ait olur.
(C) SERBEST MALLAR :
I. İstifade hakkından hariç mallar :
Madde 282 – İntifa hakkı, faize verilmek veya tasarruf sandıklarından biriktirilmek yahut ana baba intifa edememek
şartiyle çocuğa hibe edilen mallara şamil olmaz.
Bu kabil malların idaresi, vahip tarafından hini hibede hilafı şart edilmedikçe; ana babadan alınamaz.
II. Kazanç idare ve istifade hakları :
1 – Kazanç :
Madde 283 – Küçüğün kazancı, yanlarında yaşadıkça, ana babaya aittir. Ananın babanın rızası ile aile haricinde
yaşayan çocuk, onlara karşı olan borçlarına halel gelmemek üzere, kazancında dilediği veçhile tasarruf edebilir.
2 – Meslek ve sanat için verilen mal :
Madde 284 – Bir meslek veya sanat için, ana baba tarafından çocuğa, malından verilen kısmın idaresi ve ondan
istifade hakkı, çocuğundur.
(D) HAKİMİN MÜDAHALESİ :
I. Teminat tedbirleri :
Madde 285 – Ana baba, idare ve intifa haklarının kendilerine yüklettiği vazifeleri yapmadıkları surette; hakim,
çocuğun menfaatini muhafaza için, muktazi tedbirleri ittihaz eder.
Çocuğun malları tehlikeye düşerse hakim, vasiler üzerinde haiz olduğu murakabeyi ana baba hakkında tatbik veya
onlardan teminat talep ve çocuğun menfaatini korumak için kayyım da tayin edebilir.
II. Velayet hakkının nez’i halinde :
Madde 286 – Ana baba, çocuğun malları üzerindeki haklarından; ancak velayetlerinin nez’i halinde, mahrum
edilebilir. Velayetin nez’i, ana babanın taksirleri yüzünden olmamış ise; çocuğun infak ve terbiyesine kifayet edecek
miktardan fazlasında, intifa hakları bakidir.
(H) İDARE HAKKININ ZEVALİ :
I. Teslim :
Madde 287 – Ana babanın idare hakkının zevalinde, mallar; reşit olan çocuğa veya vasisine, hesap görülerek teslim
olunur.
II. Mesuliyet :
Madde 288 – Ana baba çocuğun mallarını iadede intifa hakkı sabibi gibi mesuldür; hüsnü niyetle sattıkları malların
semenini verirler.
Ana baba, çocuğun malından anın menfaati için, salahiyetleri dairesinde yaptıkları masrafı zamin olmazlar.
III. Çocuğun imtiyaz hakkı :
Madde 289 – Çocuğun, haciz veya iflas tarikiyle takip edilen ana babadaki alacağı mümtazdır.
1304-41
SEKİZİNCİ BAP
Nesebi Sahih Olmayan Çocuk
(A) SAHİH OLMAYAN NESEP :
Madde 290 – Nesebi sahih olmayan çocuğun anası, doğuran kadındır. Babası, tanıma veya bir hüküm ile tahakkuk
eder.
(B) TANIMA :
I. Şartları ve Şekli :
Madde 291 – Evlilik haricinde doğan çocuk babası tarafından veya babasının vefatı veya temyiz kudretinden daimi
mahrumiyeti halinde babasının babası tarafından, tanınabilir.
Tanıma, resmi senet veya ölüme bağlı tasarrufla olur. Keyfiyet, tanınan kimsenin mukayyet bulunduğu mahallin
nüfus memuruna bildirilir.
II. Memnuiyet :
Madde 292 – Birbirleriyle evlenmeleri memnu olanlardan veya evli (…)(1) kadınların zinasından doğan çocuk,
tanınamaz.
III. Refi :
1 – Ana veya çocuğun itirazı :
Madde 293 – Ana veya çocuk ve çocuğun vefatı halinde füruu, tanıyanın baba veya büyük baba olmadığı veya
tanıma çocuk hakkında zararlı bulunduğu iddiasiyle, ıttılalarından itibaren üç ay içinde hakime itiraz edebilirler.
Ahvali şahsiye memuru tanıyana yahut anın mirasçılarına itirazı bildirir. Bunlar üç ay içinde mahalli mahkemesine
müracaatla, itirazın reddini isteyebilir.
2 – Üçüncü şahsın itirazı :
Madde 294 – Gerek hazine gerek her hangi bir alakadar, ıttıla tarihinden itibaren üç ay içinde salahiyettar ahvali
şahsiye memurunun bulunduğu mahal mahkemesinde; tanıma keyfiyetine itiraz edebilir. Muterizler, tanıyan kimsenin
çocuğun baba veya babasının babası olmadığını veya tanımanın kanunen memnu bulunduğunu ispat mecburiyetindedirler.
(C) BABALIK DAVASI :
Madde 295 – Evlilik haricinde doğan çocuğun anası, babanın hükmen tayini için ikamei dava edebilir. Çocuk ta bu
hakkı haizdir. Dava, baba veya mirasçıları aleyhine ikame olunur.
I. Dava hakkı :
II. Müddet :
Madde 296 – Dava, çocuk doğmadan evvel veya doğduğundan itibaren nihayet bir sene içinde ikame olunur.
III. Mevzuu :
Madde 297 – Dava; ana ve çocuk lehine babanın nakdi tediyatta bulunması talebine dair olabileceği gibi, kanunun
tayin ettiği hususlarda, bu taleple birlikte veya ayrıca, babalığın ahvali şahsiyeye mütaallik bütün netayiciye hükmen tayinine
dair de, olabilir.
Çocuk, babası tarafından tanınmış veya ölü doğmuş veya hükümden evvel ölmüş olsa bile; ana nakdi tediyat
davasında bulunabilir. Çocuk baba tarafından tanınmış veya babalık hükmü lahık olmuş ise velayetten mütevellit borçların
edası çocuğa yapılması lazımgelen tediyat yerine kaim olur.
——————————
(1) Bu aradaki “..erkek ve ..” şeklindeki ibare Anayasa Mahkemesi’nin 28/2/1991 tarih, E. 1990/15, K. 1991/5 sayılı kararı ile iptal
edilmiştir.
1304-42
IV. Kayyım tayini :
Madde 298 – Mahkeme, evlilik haricinde bir doğumdan haberdar olduğu veya böyle bir gebelik ana tarafından
kendisine haber verildiği takdirde; çocuğun menfaatlerini sıyanet etmek üzere, hemen bir kayyım tayin eder. Babalık davası
bittiği veya ikamesi için muayyen müddet geçtiği takdirde mahkeme, çocuğun ana veya babanın velayeti altında
bırakılmasını faydalı görmezse kayyım yerine bir vasi nasbeyler.
1 – Salahiyet :
a) Umumi salahiyet :
Madde 299 – Babalık davası müddeniin doğum zamanında Türkiye’deki ikametgahının bulunduğu mahal
mahkemesinde ikame edilebileceği gibi müddeaaleyhin dava zamanındaki ikametgahının bulunduğu mahal mahkemesinde
dahi ikame olunabilir. Babalığın hükmen tayini maksadiyle vakı olan dava, menfaatlerini sıyanet edebilmesi için hakim
tarafından doğrudan doğruya müddeaaleyhin ikametgahındaki hazine memuruna tebliğ olunur.
b) Sicil kaydının bulunduğu mahal salahiyeti :
Madde 300 – Ana ve çocuğun ikametgahı Türkiye haricinde olup ta aleyhine babalık davası ikame olunan Türk de
ecnebi bir memlekette sakin ise, dava anın Türkiye’de mukayyet olduğu mahal mahkemesi huzurunda ikame olunabilir.
2 – Karine :
Madde 301 – Doğumdan evvel üç yüzüncü gün ile yüz sekseninci gün arasında müddeaaleyhin, çocuğun anasiyle
münasebeti cinsiyede bulunduğunun sübutu; babalığa, karine teşkil eder. Müddeaaleyhin babalığı hakkında ciddi şüpheler
uyandıracak hallerin vücudu takdirinde, karineye itibar yoktur.
3 – Ananın kusuru :
Madde 302 – Ananın, gebe kaldığı zaman iffetsizlikle meluf olduğu sabit olursa; babalık davası, reddolunur.
4 – Evli ana :
Madde 303 – Ana, gebe kaldığı zaman evli idiyse; babalık davası, ancak çocuğun nesebi sahih olmadığına hakim
hükmettikten sonra ikame edilebilir. Bu takdirde babalık davasının ikamesi için muayyen müddet, nesebin sahih olmadığı
hakkındaki hükmün sudurundan itibaren başlar.
V. Hüküm :
1 – Ana lehine :
a) Maddi tazminat :
Madde 304 – Babalık davası sabit olduğu takdirde ana lehine aşağıdaki tazminata hükmedilir:
1 – Doğurma masrafları.
2 – En aşağı doğumdan evvelki dört hafta ile sonraki dört haftanın iaşe masrafları.
3 – Gebeliğin ve doğurmanın sebep olduğu diğer masraflar.
b) Manevi tazminat :
Madde 305 – Baba, anaya münasebeti cinsiyeden evvel, evlenmek vadetmiş veya onunla münasebeti cinsiyesi
kanuni bir cürüm yahut onun üzerindeki nüfuzunu sui istimal teşkil eylemiş veya münasebeti cinsiye zamanında ana henüz
küçük idiyse; ana için manevi bir tazminat karşılığı olarak, bir meblağ hükmolunabilir.
1304-43
2 – Çocuk lehine tediyat :
a) Nafaka :
Madde 306 – Babalık davasının sübutu halinde, hakim, ana ve babanın içtimai vaziyetlerine göre çocuğa bir nafaka
bağlar.
Babanın tediyesiyle mükellef tutulacağı nafaka, her halde çocuğun iaşe ve terbiyesine muktazi masraflara adilane bir
iştirak teşkil edecek miktarda olmalıdır.
Nafaka, çocuk on sekiz yaşını bitirinceye kadar ve hakimin tayin edeceği zamanlarda peşin olarak verilir.
Ana, açıktan açığa çocuğun menfaatine mugayir şartlar altında davadan sulh olmuş veya ikamesinden feragat etmiş
ise; çocuk için, dava hakkı, yine bakidir.
b) Yeni hadiseler :
Madde 307 – Ahval ehemmiyetli surette değişmiş ise nafakanın miktarına dair olan karar, iki taraftan birinin istidası
üzerine tadil olunabilir. İçtimai vaziyete göre, kafi derecede şahsi geliri olduğu gün, çocuğun nafakası kesilebilir.
3 – Teminat :
Madde 308 – Ana, zarurette olur ve müddeaaleyhin baba olduğuna karine bulunursa doğurma ve çocuğu üç ay iaşe
için melhuz masraflara karşı hükümden evvel teminat göstermeğe meddeaaleyh mecbur tutulabilir. Ananın hakları, zıya
tehlikesinde bulunduğu ispat edilememiş olsa dahi, yine böyledir.
4 – Çocukların borçları :
Madde 309 – Baba aleyhindeki haklar, mirasçılara karşı da kullanılabilir. Bununla beraber mirasçılar, çocuğun
tanınması halinde mirasçı sıfatı ile alabileceği miktardan fazla bir şey itası ile, mükellef olmazlar.
VI. Babalığa hüküm :
Madde 310 – Müddeaaleyh, anaya evlenme vadettiği veya münasebeti cinsiye bir cürüm veya nüfuzu sui istimal
teşkil eylediği takdirde; müddeinin talebi üzerine hakim, onun babalığına hükmeder.
(İkinci fıkra iptal: Ana. Mah. 21/5/1981 – E. 1980/29. K. 1981/22 sayılı kararı ile)
(D) HÜKÜMLER :
I. Anaya ve çocuğa karşı:
Madde 311 – Evlilik haricindeki doğumda anasına kalan çocuk, anasının aile ismini taşıdığı ve onun vatandaşlık
hakkını iktisap ettiği gibi gerek anasına gerek anasının hısımlarına karşı sahih olmayan nesep üzerine terettüp eden hak ve
vazifelere dahi sahiptir.
Ananın borçları ise tıpkı nesebi sahih çocuğa karşı olan borçları gibidir. Mahkeme, velayeti anaya verebilir.
II. Babaya ve çocuğa karşı:
Madde 312 – Babaya nisbeti babalık hükmü ile veya tanınmak suretiyle taayyün eden çocuk, babanın aile ismini taşır
ve onun vatandaşlık hakkını iktisap eder. Babasının ve anasının ailelerine karşı sahih olmayan nesep üzerine terettüp eden
hak ve vazifelere dahi sahip olur. Babanın borçları ise tıpkı nesebi sahih çocuğa karşı olan borçları gibidir. Mahkeme,
velayeti baba veya anaya verebilir.
III. Velayetin taksimi :
Madde 313 – Çocuk, babanın velayeti altında ise ana, çocukla icabı hale göre şahsi münasebetleri idame hakkını
haizdir. Mahkeme, doğrudan doğruya veya ananın talebi üzerine; çocuğun, muayyen bir yaşa kadar ananın ve bu yaştan sonra
babanın velayeti altında kalmasını emredebilir.
1304-44
IV. Çocuğun malları üzerindeki haklar :
Madde 314 – Velayetin baba veya anaya tevdii halinde mahkeme, çocuğun malları üzerindeki haklarını da tayin
eder.
DOKUZUNCU BAP
Aile
BİRİNCİ FASIL
Nafaka
(A) BORÇLULAR:
Madde 315 – Herkes, yardım etmediği surette zarurete düşecek olan usul ve füruuna ve erkek ve kız kardeşlerine
muavenet ile mükelleftir.
(B) MUAVENET TALEBİ:
Madde 316 – Nafaka davası, bununla mükellef olanlar hakkında, mirastaki tertip sırasiyle ittihaz edilir. Dava,
davacının geçinmesi için muktazi ve diğer tarafın geliri ile mütenasip, bir muavenet talebinden ibaret olur.
Erkek ve kız kardeşler, hali refahta bulunmadıkça kendilerinden nafaka istenemez. Dava, nafaka istemek hakkına
malik olan kimse tarafından veya o kimse resmi bir müessesede infak olunuyor ise o müessese yahut müessesenin tabi olduğu
idare tarafından mükellefin ikametgahı mahkemesinde ikame olunur.
(C) ANA VE BABASI BELLİSİZ ÇOCUKLARIN İAŞESİ:
Madde 317 – Ana ve babası belli olmayan çocuk, belediyelerce infak olunur. Ailesi zuhur ederse belediye, nafaka ile
mükellef olan hısımlardan nafaka için edilen masrafı isteyebilir.
İKİNCİ FASIL
Ev reisliği
(A) EV REİSLİĞİ:
Madde 318 – Aile halinde yaşayan mütaaddit kimseler üzerinde ev reisliği, kanuna veya akte veya örfe göre, reis
olan kimseye aittir.
Reislik hakkı, kan veya sıhri hısım sıfatiyle yahut işçi, çırak, amelede olduğu gibi bir akit sebebiyle birlikte
yaşayanların kaffesi üzerinde caridir.
(B) HÜKÜMLERİ:
I. Umumi kaideleri:
Madde 319 – Birlikte yaşayan kimseler, evin kaidelerine tabidir; bu kaidelerde her birinin menfaati adilane bir
surette gözetilmiş olmak lazımdır.
Birlikte yaşayan kimselerden her biri bilhassa talim ve terbiyeleri sanatları yahut dini ihtiyaçları için muktazi
hürriyetten istifade ederler.
Evin reisi, birlikte yaşayanların evdeki eşyasını, kendi eşyasına karşı göstereceği aynı ihtimam ile muhafaza etmek ve
emniyet altında bulundurmakla mükelleftir.
II. Mesuliyet:
Madde 320 – Evin reisi, riyaseti altında bulunan küçüğün, mahcurun yahut dimağ hastalığı veya akıl zayıflığı ile
malül olan kimsenin yaptığı zarardan mutad veçhile ve ahvalin muktazi bulunduğu dikkatle ana nezaret ettiğini isbat
etmedikçe mesuldür.
1304-45
Evin reisi ev halkından akıl hastalığı veya akıl zayıflığı ile malül olanların bizzat kendilerini veya başkalarını
tehlikeye veya zarara düşürmemeleri hususunda lazımgelen tedbirleri ittihaz ile mükelleftir. Lüzumu halinde bu tedbirlerin
ittihazı için keyfiyeti zabıtaya haber verir.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Aile malları
(A) ÇOCUKLARIN ALACAĞI :
Madde 321 – Ana ve baba ile birlikte yaşayan ve ıvazından sarahaten feragat etmeksizin kendi sayını veya varidatını
aileye tahsis eden reşit evlat, bu tahsisinden dolayı; ana ve babasından, aleyhlerine vakı hacze iştirak veya iflasları halinde
masaya müracaat tarikiyle, bir hak talep edebilir. İhtilaf halinde, hakim, iddianın haklı olmadığını ve miktarını serbestçe
takdir eder.
(B) AİLE VAKFI :
Madde 322 – Aile efradının talim ve terbiyesine, teçhiz veya muavenetine ve bunlara mümasil gayelere muktazi
masarifin tediyesi için; eşhas veya miras hukukuna dair olan hükümlere tevfikan aile vakıfları tesis edilebilir.
Bir malın veya bir hakkın devir ve ferağ edilememek üzere bir aileye tahsisine ve aile efradı arasında tarzı intikaline
dair her türlü tasarruf memnudur. Bu tarzda tasarruf, tesisat ihdası fikriyle dahi mezcolunamaz.
(C) AİLE ŞİRKET EMVALİ :
I. Teşekkülü
1 – Şartları :
Madde 323 – Hısımlar, terekedeki hisselerinin tamamını veya bir kısmını bırakmak veya ortaya diğer mallar koymak
suretiyle aralarında, şirketi emval tesis edebilir.
2 – Şekli:
Madde 324 – Bütün şeriklerin veya mümessillerinin imzalarını havi resmi bir senede raptedilmedikçe, mal ortaklığı,
tesis edilmiş olmaz.
II. Müddet :
Madde 325 – Mal ortaklığı, muayyen veya gayri muayyen bir müddet için olabilir. Müddet, muayyen olmadığı
takdirde; ortaklardan her biri, altı ay evvel ihbar edilmek şartiyle şirketle alakasını kesebilir. Şirket, zirai bir işe dair olduğu
takdirde; ihbardan sonra geçmesi lazımgelen müddet, mahalli örfe göre, o iş için muktazi ziraat mevsiminden ibarettir.
III. Hükmü :
1 – Şirketin işletilmesi:
Madde 326 – Şerikler, şirketi elbirliğiyle işletirler. Hilafına bir şart olmadıkça her biri şirkette müsavi derecede hak
sahibidir.
Şirket devam ettiği müddetçe şerikler, hisselerini talebedemiyecekleri gibi hisselerinde tasarruf dahi edemezler.
2 – İdare ve temsil :
a) Umumiyet itibariyle :
Madde 327 – Şirket Bütün azasının elbirliğiyle idare olunur. Azadan her biri diğerlerinin iştiraki olmaksızın mutat
olan idari tasarruflarda bulunabilir.
1304-46
b) Müdürlerin salâhiyeti:
Madde 328 – Aza, içlerinden birini şirkete müdür tayin edebilirler. Müdür, şirkete mütaallik bütün tasarruflarda onu
temsil ve işletme umurunu idare eder.
Şirketi kimin temsil edeceği, siciline kaydedilmiş olmadıkça; diğer şeriklerin temsil hakkından mahrumiyetleri iddası,
hüsnü niyet sahibi üçüncü şahıslara karşı dermeyan edilemez.
3 – Müşterek mallar ve şahsi mallar:
Madde 329 – Şirkete dahil olan mallar, şeriklerin müşterek mülküdür. Şerikler borçlardan müteselsilen mesuldürler.
Şeriklerden birinin şirkete koymadığı veya şirket esnasında miras tarikiyle yahut her hangi bir suretle ıvazsız iktisap ettiği
mallar, hilafına şart olmadıkça şirket emvalinden sayılmaz.
IV. Şirketin feshi:
1 – Sebepleri :
Madde 330 – Aşağıdaki hallerde şirket nihayet bulur:
1 – Bütün şeriklerin muvafakati ile yahut ihbar tarikiyle.
2 – Şirketin devamı için muayyen müddet hitam bulmuş ve zımnen temdit vakı olmamış ise,
3 – Şeriklerden birinin hissesi icra vasıtasiyle haczedilerek satıldığı takdirde.
4 – Şeriklerden birinin iflası halinde.
5 – Şeriklerden birinin muhik sebeplere müstenit talebi ile.
2 – İhbar, tediyeden aciz, evlenme :
Madde 331 – İhbar tarikiyle şeriklerden biri şirketten ayrıldığı veya şeriklerden birinin iflasına hüküm sadır olduğu
yahut haczedilmiş olan hissenin satılması talebedildiği takdirde, diğer, şerikler; işbu şerikin hukukunu tasfiye veya
alacaklılarının alakasını katettikten sonra kendi aralarında, şirketi idame edebilirler.
Evlenen şerik, evvelce ihbara mecbur olmaksızın şirketteki hukukunun tasfiyesini talebedebilir.
3 – Vefat:
Madde 332 – Şeriklerden birinin vefatı halinde, mirasçıları, şirket emval azasından değil iseler ancak murislerine ait
hukukun tasfiyesini talep edebilirler.
Müteveffa, mirasçı olarak füru bırakmış ise bunlar, diğer şeriklerin muvafakati ile; onun yerine, şirkete girebilirler.
4 – Taksim :
Madde 333 – Şirket mallarının taksimi veya ayrılan bir şerikin hissesinin tasfiyesi, şirketin hitamını mucip olan
sebebin tahaddüsü zamanında şirket mallarının bulunduğu hale göre icra edilir.
Taksim ve tasfiye, müsait olmıyan bir zamanda talep olunamaz.
V. Hissei temettü şartiyle şirket :
1 – Mevzuu:
Madde 334 – Şerikler, aralarında yapacakları mukavele ile şirketin işletilmesini ve temsilini diğer şeriklerden her
birine hasılatı safiyeden senevi muayyen bir hisse vermek üzere; içlerinden yalnız birine tevdi edebilirler.
Bu hisse, hilafına şart olmadıkça, şirket mallarının münasip derecede uzun bir devredeki hasılatının vasati miktarına
göre ve işleten şerikin ihtiyar ettiği mesai ve sarfiyatı nazarı itibara alınarak adilane bir surette tesbit olunur.
1304-47
2 – Fesih :
Madde 335 – Şirketin işletme ve temsilini deruhte eden şerik, müşterek malları gereği gibi işletmediği veya
şeriklerine karşı taahhütlerini ifa etmediği takdirde şeriklerin, şirketin feshini talebe hakları vardır.
Şeriklerden her biri, muhik sebeplere istinat ile işletme ve temsili deruhte eden şerikin idaresine iştirak ile, tereke
taksimindeki hükümler nazarı dikkate alınmak üzere; müşterek mallardan istifade hakkına teşrikini, hakimden istiyebilir.
Bununla beraber, şeriklerin elbirliğiyle işlettikleri şirketi emvale dair olan kaideler; temettüe iştirak suretiyle olan
şirketi envalde dahi caridir.
(D) AİLE YURDU :
Madde 336 – Aşağıdaki maddeler hükmüne tevfikan aile yurtları tesisi caizdir.
I. Yurt tesisi:
1 – Şartları:
Madde 337 – Ziraat veya sanayie tahsis edilmiş olan bir gayrimenkul ve müştemilatiyle beraber meskenler aşağıdaki
şartlar dairesinde aile yurdu ittihaz edilebilir.
Aile yurdu ittihaz olunan gayrimenkulün büyüklüğü, bir ailenin iaşesine veya ikametine muktazi dereceden fazla
olamaz; gayrimenkulün üzerinde ayni haklar bulunması ve mülk sahibinin mütebaki servetinin derecesi, haizi tesir değildir.
Mahkemenin, muhik sebeplere istinat ile muvakkat bir zaman için vereceği müsaade müstesna olmak üzere, mülk
sahibi veya ailesi yurt ittihaz edilen gayrimenkulü ve gayrimenkulün tahsis edildiği sanatı bizzat işletmeğe yahut meskende
bizzat ikamete mecburdur.
2 – Tesis usulü:
a) Resmi ilan:
Madde 338 – Aile yurdu tesis etmek istiyen kimse, alacaklıların ve alelıtlak tesisten zarar görmeleri melhuz olanların
iki ay zarfında itirazlarını dermeyan etmelerini evvel emirde mahkeme marifetiyle resmen ilan ettirir. Mahkeme, yurt ittihaz
edilecek mesken veya diğer gayri menkul kendilerine teminat gösterilmiş olan alacaklılara, keyfiyeti sureti mahsusada tebliğ
eder.
b) Başkalarının hakları:
Madde 339 – İlan müddeti içinde, üçüncü şahıslar tarafından itiraz olunmadığı yahut vuku bulan itirazın haksızlığı
anlaşıldığı takdirde; mesken veya diğer gayri menkul, yurt ittihazı için muktazi kanuni şartları cami ise, tesise müsaade
olunur.
Müddet içinde itiraz eden alacaklıların alakalarının kesildiği isbat edilmedikçe tesise müsaade edilmez.
Borç, itiraz eden alacaklı lehine müeccel olsa bile aile yurdu tesis etmek istiyen borçlu, hemen ödeyebilir.
c) Sicille kayıt:
Madde 340 – Mahkemenin tesis müsaadesi tapu siciline kayit ile resmen ilan olunmadıkça aile yurdu, kurulmuş
olmaz.
II. Hükmü:
1 – Tasarruf hakkının tahdidi:
Madde 341 – Yurt ittihaz olunan mesken veya diğer gayrı menkul, teminat gösterilemez. Sahibi onu ahare ferağ
edemiyeceği gibi kiraya da veremez.
1304-48
Yurt ve müştemilatı, mahkeme marifetiyle idare hakkı mahfuz kalmak şartiyle kabili haciz değildir.
2 – Hısımların hakkı:
Madde 342 – Muhtaç olan ve kabullerine mani bulunmayan usul ve füruunu ve erkek ve kız kardeşlerini yurda kabul
etmesi için, mahkeme, mal sahibini cebredebilir.
3 – Mal sahibinin borcunu ödemekten aczi:
Madde 343 – Mal sahibinin, borcunu ödemekten aczi tahakkuk ettiği takdirde alacaklılar, mahkemeye müracaat
ederek yurdun tahsis edildiği gayeye halel gelmemek şartiyle; yurt ittihaz edilen mesken veya diğer gayrimenkulü, kendi
hesaplarına idare etmek üzere bir müdüre, tevdi ettirebilirler.
Alacaklılar, borcu ödemekten acze dair ellerinde bulunan vesikaların tarihi sırasiyle ve iflastaki tertibe göre haklarını
alırlar.
III. İlga:
1 – Ölüm dolayısiyle:
Madde 344 – Ölüme bağlı bir tasarrufla mirasçılara geçmesi kendi tarafından şart kılınmış olmadıkça, mal sahibinin
ölümünden sonra, aile yurdu devam edemez.
Böyle bir şart yok ise, mal sahibi ölünce; tapu sicilindeki kayıt, terkin edilir.
2 – Mal sahibinin sağlığında:
Madde 345 – Mal sahibi, sağlığında yurdu ilga edebilir. Bunun için mal sahibinin, tapu sicilindeki kaydı terkin
ettirmek üzere, bir istida ile mahkemeye müracaat etmesi lazımdır. İstida mahkemece ilan olunur. İstidanın ilanı tarihinden
itibaren iki ay içinde itiraz edilmediği veya edilen itirazın haksızlığı anlaşıldığı takdirde, kaydın terkinine müsaade edilir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Vesayet
ONUNCU BAP
Vesayet Teşkilatı
BİRİNCİ FASIL
Vesayet uzuvları
(A) UZUVLAR:
Madde 346 – Vesayet uzuvları, vesayet daireleri ve vasiler ve kayyımlardan ibarettir.
(B) VESAYET DAİRELERİ:
I. Umumi vesayet:
Madde 347 – Vesayet daireleri, sulh mahkemesi ile mahkemei asliyedir.
II. Hususi vesayet:
1 – Cevaz ve şartları:
Madde 348 – Vesayet altındaki kimsenin menfaati ve hususiyle bir şirketin veya sınai bir teşebbüsün devamı
icabeylediği takdirde vesayet, müstesna olarak aileye tevdi olunabilir.
Bu suretle vesayet makamının hak ve vazifeleri ve mesuliyeti, bir aile meclisine intikal eder.
1304-49
2 – Teşekkülü
Madde 349 – Vesayet altındaki kimsenin yakın kan veya sıhri hısımlarından iki reşidin veya bunlardan biri karı ve
kocasının talebi üzerine mahkemei asliye, aile vesayetine müsaade edebilir.
3 – Aile meclisi
Madde 350 – Aile meclisi vesayet altındaki kimsenin, vasiliğe ehil olan kan veya sıhri hısımlarından en aşağı üç
kişiden terekküp eder ve mahkemei asliye tarafından, dört sene için, teşkil olunur.
Karı veya koca, aile meclisine aza olabilir.
4 – Maddi teminat
Madde 351 – Aile meclisi azası, vazifelerini müstekimane ifa edeceklerine dair maddi teminat verirler. Aile vesayeti,
ancak bu şart ile tesis olunabilir.
5 – Hususi vesayetin ref’i:
Madde 352 – Mahkemei asliye vesayeti her zaman aileden ref edebilir.
(C) VASİ VE KAYYIM:
Madde 353 – Vasi, vesayet altındaki küçüğün ve mahcurun şahsına takayyüt ve mallarını idare ve medeni
tasarruflarda onu temsil eder.
Kayyım, bir malın idaresi veya muayyen bir iş için nasbolunur.
Kanunda hilafına sarahat olmadıkça vasiye ait hükümler, kayyım hakkında da caridir.
İKİNCİ FASIL
Vesayeti müstelzim haller
(A) KÜÇÜKLÜK:
Madde 354 – Velayet altında bulunmayan her küçüğe, bir vasi nasbolunur. Nüfus, adliye ve idare memurları resmi
muameleleri dolayısiyle muttali oldukları vesayeti müstelzim böyle bir hali; sulh mahkemesine hemen ihbar ile
mükelleftirler.
(B) HACİR:
I. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı:
Madde 355 – Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebi ile işlerini görmekten aciz veya daimi muavenet ve takayyüde
muhtaç olan yahut başkasının emniyetini tehdit eden her reşit için, bir vasi nasbolunur. Adliye ve idare memurları, resmi
muameleleri dolayısiyle muttali oldukları hacri müstelzim halleri, sulh mahkemesine hemen ihbar ile mükelleftirler.
II. İsraf, ayyaşlık, sui hal ve sui idare :
Madde 356 – İsrafı, ayyaşlığı, sui hal ve sui idaresiyle kendisini veya ailesini zarurete maruz bırakan veya daimi
muavenet ve takayyüde muhtaç olan yahut başkasının emniyetini tehdit eden her reşit için; bir vasi nasbolunur.
III. Hapis :
Madde 357 – Bir sene veya daha ziyade hürriyeti salip bir ceza ile mahküm olan her reşit için, bir vasi nasbolunur.
Hükmü icraya memur daire, mahkümun cezasını görmeğe başladığını; sulh mahkemesine, hemen ihbar ile mükelleftir.
IV. İhtiyari hacir:
Madde 358 – İhtiyarlığı, maluliyeti veya tecrübesizliği sebebiyle işlerini gereği gibi görmekten aciz olduğunu ispat
eden her reşit, vesayet altına alınmasını talep edebilir.
1304-50
(C) İSTİMA:
I. Ehli hibre:
Madde 359 – İsraf, ayyaşlık, sui hal veya sui idare sebebi ile bir kimsenin hacrine; ancak kendisinin istimaından
sonra, hükmolunabilir.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebi ile hacir hükmü, ancak ehli hibre raporu üzerine verilebilir. Evvel emirde
hastanın istimaı faydalı olup olmadığı raporda bilhassa tasrih olunur.
II. İlan:
Madde 360 – Kaziyei muhakeme halini alan hacir hükmü derhal mahcurun hem doğduğu hem de ikametgahının
bulunduğu yerde resmen en aşağı bir defa ilan olunur.
Akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya ayyaşlık sebebi ile hacredilen kimsenin bir müessesede bulundurulduğu müddetçe
ilanın tehirine; mahkemei asliye, müstesna olarak müsaade edebilir. Hüsnü niyet sabibi üçüncü şahıslar hakkında hacir
hükmünün tesiri ilandan başlar.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Vesayet işlerinde salahiyet
(A) SALAHİYETTAR MAKAM :
Madde 361 – Vesayet işlerinde salahiyet, küçüğün veya mahcurun ikametgahındaki vesayet dairelerine aittir.
(B) İKAMETGAHIN DEĞİŞMESİ :
Madde 362 – Sulh mahkemesinin izni olmadıkça, vesayet altındaki kimse, ikametgahını değiştiremez. İkametgah
değiştirildiğinde, salahiyet, yeni ikametgahın vesayet dairelerine geçer; bu suretle hacir, yeni ikametgahta ilan edilir.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Vasi tayini
(A) VASİNİN ŞAHSI:
I. Umumiyet itibariyle :
Madde 363 – Sulh mahkemesi, vesayet işlerini görmeğe ehil olan bir reşidi, vasi tayin eder. Kendilerine verilen
vazifeyi birlikte veya her birerleri kendilerine ayrılan vazifeleri ayrı ayrı yapmak üzere sulh mahkemesi icabı hale göre birden
ziyade vasi tayin edebilir. Bununla beraber, bir vesayetin birlikte idaresi; rızaları olmadıkça, birden ziyade kimseye
yükletilemez.
II. Hısımlarla karı ve kocanın rüçhan hakkı:
Madde 364 – Muhik sebepler olmadıkça, sulh mahkemesi, vasiliğe kasırın yakın kan veya sıhri hısımlarından bu
vazifeye ehil olan birini yahut karısını veya kocasını tercihan tayin eder. Alakadarların şahsi münasebetleri ve
ikametgahlarının yakınlığı gözetilir.
III. Vasi imtihabında arzular :
Madde 365 – Muhik sebepler mani olmadıkça, sulh mahkemesi, vasiliğe baba veya ananın yahut kasırın gösterdiği
kimseyi tayin eder.
1304-51
IV. Vesayeti kabul mükellefiyeti :
Madde 366 – Küçüğün veya mahcurun erkek hısımları ve kocası ve bir de vesayet mıntıkası dahilinde sakin ve
medeni ve siyasi hakları haiz diğer erkekler vesayet vazifesini kabul ile mükelleftirler. Aile meclisi tarafından tayin edilen
vasi için, böyle bir mükellefiyet yoktur.
V. Mazeretler :
Madde 367 – Aşağıdaki kimseler vasilikten itizar edebilirler :
1 – Altmış yaşını bitirmiş olanlar.
2 – Malüliyetten dolayı vesayeti güçlük ile yapacak olanlar.
3 – Dörtten fazla çocuğun velisi bulunanlar.
4 – Uhdesinde iki vesayet bulunan veya işi aşkın bir vesayeti olanlar.
5 – Mebuslar, vekiller ve temyiz mahkemesi reis ve azaları.
VI. Vesayete mani sebepler :
Madde 368 – Aşağıdaki kimseler vasi olamazlar:
1 – Vesayet altında bulunanlar.
2 – Medeni ve siyasi haklardan mahrum veya suihal sahibi olanlar.
3 – Menfaatleri kasırın menfaatleri ile zıt olan veya onunla düşmanlığı olanlar.
4 – Alakadar vesayet daireleri hakimleri.
(B) TAYİN USULÜ :
I. Tayin :
Madde 369 – Sulh mahkemesi, vasi tayinini müstelzim hallerde, hemen tayine mecburdur. İcabında, küçüğün rüşde
vüsulünden evvel de hacir muamelesi yapılabilir.
Reşit olan evlat hacredildikte, vesayet altına alınacak yerde, aslolan, velayet altına konulmaktır.
II. Muvakkat tedbirler :
Madde 370 – Vasinin tayininden evvel bazı işlerin görülmesi zaruri ise, sulh mahkemesi, lazımgelen tedbirleri yapar.
Hususiyle hacredilecek kimseyi medeni haklarını kullanmaktan muvakkaten men ve ona bir mümessil tayin edebilir; bu karar
ilan olunur.
III. Tebliğ ve ilan :
Madde 371 – Vesayete tayin edildiği, vasiye derhal tahriren tebliğ edilir; tayin, hacir hükmü ile birlikte hem doğduğu
hem ikametgahının bulunduğu yerlerde resmen ilan olunur.
IV. İtizar ve itiraz :
1 – Vesayet makamının vazifesi:
Madde 372 – Tayini kendisine tebliğ edildiği günden itibaren on gün içinde, vasi, kanuni mazeretlerini beyan ile
itizar edebilir.
Bundan başka her alakadar, muttali olduğu günden itibaren on gün içinde tayinin kanuna mugayir olduğundan bahisle
itiraz edebilir.
Sulh Mahkemesi, itizarı veya itirazı kabul ederse yeniden bir vasi tayin eder; kabul etmediği halde bir karar vermek
üzere keyfiyeti raporla mahkemei asliyeye gönderir.
1304-52
2 – Muvakkat idare:
Madde 373 – Vesayetten itizar etmiş veya vesayetine itiraz edilmiş olan vasi, yerine diğeri gelinceye kadar vazifesini
yapmağa mecburdur.
3 – Karar:
Madde 374 – Mahkemei asliye, kararını vasiye ve sulh mahkemesine tebliğ eder. Vasi mazur görülmüş ise sulh
mahkemesi, derhal yeni bir vasi tayin eder.
V. Devir ve teslim :
Madde 375 – Tayin kat’ileşince sulh mahkemesi marifetiyle vasiye devir ve teslim muamelesi yapılır.
BEŞİNCİ FASIL
Kayyımlık
(A) TAYİN SEBEPLERİ:
I. Temsil:
Madde 376 – Sulh mahkemesi, aşağıdaki hallerde ve kanunun tayin ettiği diğer yerlerde alakadarının istidası üzerine
veya doğrudan doğruya kayyım tayin eder:
1 – Reşit olan bir kimse hastalık veya gaip olmak ile yahut bunlara benzer sebeplerden biriyle müstacel bir işini
bizzat yapamadığı gibi bir mümessil tayinine de muktedir olamazsa.
2 – Bir işte kanuni mümessilin menfaati ile küçüğün veya mahcurun menfaati birbirine zıt olursa.
3 – Kanuni mümessilin bir manii zuhur ederse.
II. Malların idaresi:
1– Kanuni kayyım:
Madde 377 – Sulh mahkemesi; idaresi kimseye ait olmayan mallar için muktazi tedbirleri ittihaza, hususile atideki
hallerde kayyım tayinine mecburdur:
1 – Bir kimse uzun müddettenberi gaip olupta bulunduğu yer, belli olmazsa.
2 – Bir kimse malını bizzat idareye veya bunun için bir vekil tayinine muktedir olmayıp ta kendisine bir vasi tayinine
de mahal yok ise.
3 – Bir terekede ölüme bağlı haklar henüz taayyün etmemiş bulunur veya ceninin menfaati için lüzum görülürse.
4 – Bir cemiyetin veya tesisin teşkilatı eksik olur ve başka suretle de idaresi temin edilmemiş bulunur ise.
5 – Bir hayır iş veya umumi menfaat için halktan toplanan paraların idare ve sureti sarfı temin edilmemiş ise.
2 – İhtiyari kayyım :
Madde 378 – Kendisinde ihtiyari hacir sebeplerinden biri bulunan reşit için, talebi üzerine, bir kayyım tayin
edilebilir.
III. Mahdut ehliyet :
Madde 379 – Hacrine kafi sebep bulunmamakla beraber medeni haklarını kullanmak salahiyetinden kısmen mahrum
edilmesi menfaati iktizasından bulunan reşide aşağıdaki işlerinde reyi alınmak üzere bir müşavir tayin olunur:
1304-53
1 – Husumet ve sulh.
2 – Gayrimenkulün alım satımı ve onlar üzerinde rehin ve sair ayni bir hak tesisi.
3 – Kıymetli evrak alım satımı ve terhini.
4 – Alelade idare ihtiyaçları haricinde inşaat.
5 – Ödünç verme ve alma.
6 – Sermayeyi almak.
7 – Hibe.
8 – Kambiyo taahhütleri altına girmek.
9 – Kefalet.
Bu suretle medeni haklarını kullanmak salahiyetinden kısmen mahrum edilen kimse gelirinde dilediği veçhile tasarruf
hakkı baki kalmak üzere mallarını idare hakkından dahi mahrum edilebilir.
(B) SALAHİYETTAR MAKAM:
Madde 380 – Kayyım, Kayyımlık altına alınacak kimsenin ikametgahı sulh mahkemesi tarafından tayin olunur.
Malların idaresiyle mükellef olan kayyım, o malların en büyük kısmı nerede idare ediliyor veya temsil edilen kimsenin
hissesine nerede isabet etmiş bulunuyorsa, oranın sulh mahkemesi tarafından tayin olunur.
(C) TAYİN :
Madde 381 – Vasi tayininde usul ne ise, kayyım hakkında da odur. Sulh mahkemesi, muvafık görmezse kayyım
tayinini ilan etmez.
ON BİRİNCİ BAP
Vesayetin İdaresi
BİRİNCİ FASIL
Vasinin vazifeleri
(A) VAZİFEYE BAŞLAMAK:
I. Defter:
Madde 382 – Vasi, vazifesine başlarken sulh mahkemesinin bir mümessili hazır bulunduğu halde, vesayet altındaki
kimsenin mallarının defterini yapar.
Vesayet altındaki kimse, temyiz kudretini haiz ve imkan da mevcut ise defter yapılırken hazır bulundurulur.
Mahkemei asliye, icabında vasinin ve sulh mahkemesinin teklifi üzerine defterin resmi surette yapılmasını emreder. Bu
muamele alacaklılara karşı mirası kabul halinde tanzim edilen resmi defter hükmünde olur.
II. Kıymetli eşyanın hıfzı:
Madde 383 – Vesayet altındaki kimsenin, mallarını idare hususunda bir mahzuru yoksa; senetler, kıymetli eşya,
mühim vesikalar ve buna mümasil sair şeyler sulh mahkemesinin murakabesi altında emin bir mahalle konulur.
III. Menkulün satışı:
Madde 384 – Vesayet altındaki kimsenin menfaati icap ettiği takdirde bundan evvelki maddede beyan olunanlardan
maada menkul eşya, sulh mahkemesinin talimatı dairesinde aleni müzayede ile yahut iki tarafın rızasiyle satılır.
Vesayet altındaki kimsenin ailesi veya kendisi için kıymeti mahsusası bulunan şeyler, mecburiyet olmadıkça
satılmaz.
1304-54
IV. Nukut :
1 – Tenmiyesi:
Madde 385 – Vasinin, vesayeti altındaki kimse için sarfına lüzum görmediği nukut; derhal, sulh mahkemesi veya
hükümetçe tayin edilmiş olan mali bir müesseseye faiz mukabilinde ikraz edilir. Vasi, bir aydan fazla nemasız bıraktığı
nukudun faizini ödemeğe mecburdur.
2 – Tahvil:
Madde 386 – Kafi derecede teminatı bulunmayan alacaklar, sağlam alacağa tahvil olunur. Tahvil muamelesi vesayet
altındaki kimsenin menfaatine en muvafık bir zamanda yapılır.
V. Mali ve ticari teşebbüsler :
Madde 387 – Vesayet altındaki kimsenin malları, sınai ve ticari ve sair teşebbüsleri de ihtiva ediyorsa; sulh
mahkemesi, bunların tasfiyesi veya idamesi için lazımgelen talimatı ita eder.
VI. Gayri menkul:
Madde 388 – Gayrimenkul mallar, sulh mahkemesinin izniyle satılır. Sulh mahkemesi, vesayet altındaki kimsenin
menfaati icap etmedikçe bey’e mezuniyet vermez. Satış aleni müzayede ile olur ve ihale sulh mahkemesi tarafından tasdik
edilmek lazımdır; mezkür makamın gecikmeksizin bir karar vermesi icap eder.
Satış, mahkemei asliyenin tasvibi ile müstesna olarak iki tarafın rızasiyle yapılabilir.
(B) İTİNA VE TEMSİL :
I. İtina:
1 – Küçükler:
Madde 389 – Vasi, küçüğün infak ve terbiyesine itina eder. Bu hususta vesayet dairelerinin müdahale haklarına
mütedair hükümler baki kalmak şartiyle vasi, ana ve babaya ait salahiyeti kullanır.
2 – Mahcurlar :
Madde 390 – Vasi, mahcuru himaye ve şahsi muamelelerinde ona müzaheret ve icabı halinde bir müesseseye
konulmasını temin eder.
II. Temsil:
1 – Umumi:
Madde 391 – Vesayet dairelerinin müdahale haklarına mütedair hükümler baki kalmak şartiyle vasi, bütün
tasarruflarında küçüğü temsil eder.
2 – Memnu tasarruflar:
Madde 392 – Vasi, vesayeti altındaki kimsenin malını hibe veya vakfedemiyeceği gibi onun hesabına kefalet de
yapamaz.
3 – Vesayet altındaki kimsenin reyi alınmak:
Madde 393 – Temyiz kudretini haiz olupta en aşağı on altı yaşında bulunan vesayet altındaki kimsenin mallarını
idareye müteallik mühim tasarruflarda, mümkün oldukça, reyi alınır.
Vesayet altındaki kimsenin bu reyi, vasiyi, mesuliyetten kurtaramaz.
1304-55
4 – Küçüğün tasarrufu:
A) İcazet:
Madde 394 – Vesayete tabi ve temyize muktedir kimse vasinin sarih veya zımni muvafakati ile yahut lahik olacak
icazeti ile bir borcu iltizam veya bir haktan feragat edebilir.
Diğer tarafın bizzat tayin edeceği veya hakime tayin ettireceği münasip bir müddet zarfında, vasi icazet vermezse, o
tasarruf hükümsüz kalır.
B) İcazetin fıkdani:
Madde 395 – Vasi tarafından icazet verilmezse akitlerden herbiri, verdiğini geri isteyebilir. Şukadar ki vesayete tabi
kimse ancak intifa eylediği miktar veya iade zamanına kadar mallarında hasıl olan ziyade nisbetinde yahut suiniyetle elden
çıkardığı miktar ile mesuldür.
Vesayet altındaki kimse hakikata muhalif olarak kendini ehil göstermiş ise, bu yüzden başkasına iras eylediği zararı
zamin olur.
5 – Vesayet altındaki kimselerin meslek ve sanatı:
Madde 396 – Kendisine sulh mahkemesi tarafından bir meslek veya sanatla iştigale sarahaten veya zımnen izin
verilen vesayet altındaki kimse, bu sanat ve mesleğin zaruriyatından olan her tasarrufu yapabilir ve bu tasarruflarından dolayı
bütün servetiyle mesuldür.
(C) MALLARIN İDARESİ:
I. Vasinin vazifeleri hesap :
Madde 397 – Vasi, vesayeti altındaki kimsenin mallarını müdebbir bir müdür gibi idare eder.
Vasi, sulh mahkemesinin tayin eylediği zamanlarda ve hiç olmazsa senede bir kere mahkemeye arzetmek üzere hesap
tutmağa mecburdur. Temyiz kudretini haiz ve en aşağı on altı yaşında bulunan vesayet altındaki kimse, mümkün oldukça
hesabın rüyetinde bulundurulur.
II.Vesayet altındaki kimseye bırakılmış mallar :
Madde 398 – Vesayet altındaki kimse, kendi tasarrufuna bırakılan mallar ile vasisinin izniyle çalışarak kazandığı
malları bizzat idare etmek hakkını haizdir.
(D) VASİLİK MÜDDETİ:
Madde 399 – Vesayet, kaideten dört sene için tevcih olunur. Dört senenin hitamında vasi, vesayetten itizar edebilir.
(H) VASİNİN ÜCRETİ:
Madde 400 – Vasinin, vesayet altındaki kimsenin malından ücret almağa hakkı vardır. Bu ücret, her bir hesap
müddeti için vasinin sarf ettiği emeğe ve vesayeti altındaki kimsenin gelirine göre sulh mahkemesi tarafından takdir olunur.
İKİNCİ FASIL
Kayyımın vazifeleri
(A) KAYYIMLIĞIN MAHİYETİ:
Madde 401 – Menfaatleri için kendilerine bir kayyım tayin edilen kimseler, kanuni müşavirin iştirakine dair olan
hükümlere halel gelmemek üzere medeni haklarını kullanmak salahiyetini muhafaza eder.
1304-56
Kayyımlığın müddeti ve kayyıma verilecek ücret miktarı; sulh mahkemesince tayin olunur.
(B) KAYYIMLIĞIN MEVZUU:
I. Hususi kayyımlık:
Madde 402 – Muayyen bir iş için tayin edilen kayyım, o işi sulh mahkemesinin talimatı dairesinde ifa eder.
II. Malların İdaresi :
Madde 403 – Malların nezaretine veya idaresine memur edilen kayyım, ancak iktiza eden idari ve tahaffuzi
tasarruflerde bulunabilir.
Kayyımın diğer tedbirlere tevessül edebilmesi temsil edilen kimsenin muvafakatine ve muvafakat itasına ehil değil
ise sulh mahkemesinin müsaadesine bağlıdır.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Vesayet dairelerinin müdahale hakları
(A) ŞİKAYET:
Madde 404 – Temyiz kudretini haiz olan, vesayet altındaki kimse ve herhangi bir alakadar, vasinin tasarrufu
aleyhine, sulh mahkemesine şikayet edebilir.
Sulh mahkemesinin kararına karşı tebliğden itibaren on gün içinde mahkemei asliyeye itiraz edilebilir.
(B) İZİN:
I. Sulh mahkemesi tarafından:
Madde 405 – Aşağıdaki hususlarda sulh mahkemesinin izni lazımdır:
1 – Gayrimenkulün alım satımı ve terhini ve sair ayni bir hak tesisi.
2 – Alelade işletme ve idare ihtiyaçları haricinde menkulatın alım satımı.
3 – Alelade idare ihtiyaçları haricinde inşaat.
4 – Ödünç verme ve alma.
5 – Kambiyo taahhütleri altına girmek.
6 – Bir seneden fazla müddetle arazi ve üç seneden veya ondan fazla müddetle akar icar ve isticarı.
7 – Vesayet altında bulunan kimsenin bir sanat veya meslek ile iştigaline müsaade.
8 – Vasi tarafından heman yapılması lazımgelen muvakkat tedbirler müstesna olmak üzere husumet, sulh, tahkim ve
konkordato akdi.
9 – Evlenme mukavelesi akdi ve miras taksimi.
10 – Borç ödemekten aciz beyanı.
11 – Vesayet altında bulunan kimsenin hayatı üzerine sigorta akdi.
12 – Çıraklık mukavelesi akdi.
13 – Vesayet altındaki kimsenin bir terbiye veya muavenet müessesesine konulması.
14 – Vesayet altında bulunan kimseye yeni bir ikametgah ittihazı.
II. Mahkemei asliye tarafından:
Madde 406 – Aşağıdaki hususlarda sulh mahkemesinin kararı alındıktan sonra mahkemei asliyenin dahi müsaadesi
lazımdır:
1 – Vesayet altındaki kimsenin evlatlık olması veya başka birini evlat edinmesi.
1304-57
2 – Vatandaşlık hakkını iktisap veya ondan feragat.
3 – İktisadi bir teşebbüsün iktisabı veya tasfiyesi ve vesayet altındaki kimsenin şahsi mesuliyetini veya mühim bir
sermaye tahsisini icabettiren bir şirkete girmesi.
4 – Kaydıhayat ile maaş veya irat itasına veya kaydıhayat ile infaka dair mukaveleler akdi.
5 – Miras kabul veya reddi veya bir miras mukavelesi akdi.
6 – Küçüğün mezun kılınması.
7 – Vasi ile vesayet altında bulunan kimse arasında akdolunan mukavelelerin tasdikı.
(C) RAPOR VE HESAPLARIN TETKİKİ:
Madde 407 – Sulh Mahkemesi, Vasinin muayyen zamanlarda verdiği rapor ve hesapları tetkik ve lüzum görürse
ikmal ve tashihini emir eder.
Sulh Mahkemesi, rapor ve hesapları kabul veya ret ve icabında vesayet altındaki kimsenin menfaatinin iktiza ettiği
tedbirleri ittihaz eyler.
(D) İZNİN BULUNMAMASI:
Madde 408 – Sulh Mahkemesinin kanunen muktazi müsaadesi alınmadan yapılan tasarrufun vesayet altındaki
kimseye karşı hükmü; böyle bir kimsenin, vasisinin muvafakati olmaksızın yaptığı tasarrufun hükmü gibidir.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Vesayet uzuvlarının mesuliyeti
(A) UMUMİYET İTİBARİYLE :
I. Vasi :
II. Vesayet idarelerinin mesuliyeti :
Madde 409 – Vasi ve vesayet daireleri, vazifelerinin ifasında müdebbir bir müdür gibi hareketle mükelleftirler ve
kasit veya ihmal ile sebebiyet verdikleri zararlardan mes’uldürler.
III. Hazinenin mesuliyeti :
Madde 410 – Vasi veya vesayet daireleri tarafından ödenemeyen zararları hazine, tazmin eder.
(B) MESULİYET ŞARTLARI:
I. Azalar arasında :
Madde 411 – Vesayet dairelerinin mesul olan herbir azası, kusurundan mütevellit olmadığını ispat etmedikçe, vaki
zararı tazmin ile mükellef ve herbiri hissesiyle mesuldür.
II. Muhtelif vesayet uzuvları arasında :
Madde 412 – Vasi ve sulh hakimi, zararı tazminden birlikte mesul oldukları takdirde sulh hakimi vasinin
ödeyemediği zarar miktarını tazmin ile mükelleftir.
Mahkemei asliye heyeti, sulh hakimi ile birlikte mesul oldukları surette sulh hakiminin ödeyemediği zarar miktarını
tazmin ile mükelleftirler. Hileden tevellüt eden bir zararı tazmin ile mükellef olan kimseler doğrudan doğruya ve müteselsilen
mesuldür.
1304-58
(C) MESULİYET DAVASININ MERCİİ RÜYETİ :
Madde 413 – Vasi ve vesayet dairelerinin azası ile hazine aleyhindeki tazminat davaları alelade zarar ve ziyan
davalarını rüyet eden mahkemede ikame olunur ve mahkemei asliye heyetinin alakadar oldukları tazminat davaları en yakın
diğer bir mahkemei asliyeye gönderilir. Bu mesuliyet davasının rüyeti, idari makamlarca tahkikatı evveliye icrasına
mütevakkıf değildir.
ON İKİNCİ BAP
Vesayetin hitamı
BİRİNCİ FASIL
Küçüklük ve hacır hallerinin hitamı
(A) KÜÇÜKLER HAKKINDA :
Madde 414 – Küçük üzerindeki vesayet, rüşt veya hakimin rüşt kararı ile nihayet bulur. Mahkemei asliye, rüşde
karar verir iken vesayetin hitamı gününü tesbit ve kararını resmen ilan eder.
(B) MAHKÜMLAR HAKKINDA :
Madde 415 – Hürriyeti salip bir cezaya mahküm olan kimse üzerindeki vesayet, hapsin hitamiyle nihayet bulur.
Muvakkaten veya bir şart ile serbest bırakılmış olan mahpus vesayet altında kalır.
(C) DİĞER VESAYETE TABİ KİMSELER HAKKINDA :
I. Vesayetin ref’i şartları :
Madde 416 – Sair eşhas üzerindeki vesayet, mahkemei asliye tarafından ref ile nihayet bulur. Hacir sebebi zail
olunca mahkemei asliye hacri ref ile mükelleftir.
Mahcur ile alakadarlardan herbiri, hacrin refini talep edebilir.
II. Usul :
1 – İlan :
Madde 417 – Hacir ilan edilmiş ise ref’i dahi ilan olunur. Medeni hakları kullanmak salahiyetinin avdeti, bu ilanın
icrasına mütevakkıf değildir.
2 – Akıl hastalığı halinde :
Madde 418 – Akıl hastalığından veya akıl zaifliğinden dolayı verilmiş olan hacir kararının ref’i, hacir için bir sebep
kalmadığını mübeyyin ehlivukuf raporuna mütevakkıftır.
3 – İsraf, ayyaşlık, suiidare halinde:
Madde 419 – İsraf, ayyaşlık, suihal veya sui idare sebebiyle mahcur olan kimseler hacir altına alınmasını mucip
fiilden dolayı en aşağı bir sene içinde bir güna şikayete meydan vermemiş ise bu baptaki hacrin ref’ini talebedebilir.
4 – İhtiyari hacir halinde :
Madde 420 – Vesayet altındaki kimsenin kendi istidası üzerine verilmiş olan hacir kararı, ancak bu hacre esas olan
sebebin zevaliyle ref olunabilir.
(D) KAYYIMIN VESAYETİ :
I. Mutlak surette hitam :
Madde 421 – Kayyımın vesayeti, tayin edilmiş olduğu işlerin hitamiyle nihayet bulur.
1304-59
Bir malın idaresine müteallik vesayet, kayyımın tayinini mucip sebebin zevaliyle ve kayyımın vazifesinden affiyle
nihayet bulur. Kanuni müşavire mahsus vesayet, mahkemei asliyenin karariyle nihayet bulur. Mahcuriyetin ref’i hakkındaki
kaideler burada da caridir.
II. İlan :
Madde 422 – Kayyımın tayini ilan edilmiş bulunduğu veya sulh hakimi muvafık gördüğü takdirde bu baptaki
vesayetin hitamı resmen ilan olunur.
İKİNCİ FASIL
Vasilik sıfatının zevali
(A) MEDENİ HAKLARI KULLANMAK SALAHİYETİNİN ZIYAI VE VEFAT:
Madde 423 – Vasilik sıfatı, vasinin vefatı veya medeni haklarını kullanmaktan mahrumiyeti ile hitam bulur.
(B) VESAYET MÜDDETİNİN TEMDİT EDİLMEMESİ:
I. Tayin devresinin hitamı:
Madde 424 – Vasilik sıfatı, temdit edilmediği takdirde; müddetin bitmesiyle hitam bulur.
II. Ehliyetsizlik veya mazeret:
Madde 425 – Vasi, ehliyete mani veya vasilikle telifi gayri kabil bir sebebin hudusunda, istifa ile mükelleftir. Kanuni
bir itizar sebebi tahaddüs etse bile, fevkalade bir hal olmadıkça vasi, müddetinin hitamından evvel istifa edemez.
III. İdareye devam :
Madde 426 – Vasi, halefi işe başlayıncaya kadar zaruri olan idari tasarrufları ifa ile mükelleftir.
(C) AZİL :
I. Sebepleri :
Madde 427 – Vasinin, vasiliğe gayri layık bir hali anlaşılır veya vazifesini ifada sui istimali veya fahiş bir ihmali
görülürse mahkemei asliye tarafından azlolunur. Borcunu ödemekten aciz kalan vasi hakkında da hüküm böyledir. Sulh
hakimi, vesayet altındaki kimsenin menfaatlerini tehlikede gördüğü anda; vazifesini gereği gibi ifa edemiyen vasinin başka
bir kusuru olmasa bile, vazifesine nihayet verebilir.
II. Azil usulü :
1 – İstida üzerine ve resen:
Madde 428 – Temyiz kudretini haiz vesayet altındaki kimse ve alakadarlardan her biri, vasinin azlini talebedebilirler.
Azli mucip bir sebebin vücuduna diğer bir suretle muttali olan sulh hakimi vasiyi azle tevessül ile mükelleftir.
2 – Tahkikat ve inzibati selahiyet:
Madde 429 – Mahkemei asliye, ancak tahkikat icrasından ve vasiyi istimadan sonra azle karar verebilir. Hafif
yolsuzluklarda, sulh mahkemesi vasiye sadece azline tevessül olunacağını ihtar ve onu nihayet yirmi beş lira cezayi nakdiye
mahküm edebilir.
1304-60
3 – Muvakkat tedbirler:
Madde 430 – Teahhürde tehlike varsa sulh mahkemesi, vasiye muvakkaten işten el çektirebilir; icabında tevkif ve
mallarını haciz ettirebilir.
4 – Sair tedbirler :
Madde 431 – Sulh mahkemesi, azle tevessül ve inzibati cezadan maada, vesayet altındaki kimsenin menfaatı için
muktazi tedbirleri de ittihaz ile mükelleftir.
5 – Şikayet :
Madde 432 – Sulh mahkemesinin kararı aleyhinde, mahkemei asliyeye itiraz olunabilir.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Vesayetin hitamı üzerine terettüp eden hükümler
(A) HESABI KATİ VE MALLARIN TESLİMİ :
Madde 433 – Vesayeti hitam bulan vasi; idaresine ait raporu ve hesabı katiyi sulh hakimine tevdie ve malları, vesayet
altındaki kimsenin veya mirasçılarının yahut yeni vasinin emrine amade bulundurmağa mecburdur.
(B) RAPOR VE HESABIN TETKİKİ :
Madde 434 – Bu raporla hesabı kati, muayyen zamanlarda verilen raporlar ve hesaplar hakkındaki usule göre sulh
hakimi tarafından tetkik ve tasdik edilir.
(C) VASİNİN VESAYETİNE HİTAM VERİLMESİ :
Madde 435 – Raporla hesabı kati tasdik olunduktan ve vesayet altındaki kimse veya mirasçıları yahut yeni vasi
mallara vazıyed ettikten sonra sulh mahkemesi vasinin vazifesine hitam verir. Hesabı kati; vesayet altındaki kimsenin
mirasçılarına veya yeni vasiye mesuliyet davası hakkındaki hükümlere nazarı dikkatleri celbolunarak tebliğ edilir.
Bu tebliğ ile beraber vasinin vazifesine hitam verildiğine veya hesabı katinin kabul edildiğine dair ittihaz olunan
kararda, bildirilir.
(D) MESULİYET DAVASI :
I. Adi müruru zaman :
Madde 436 – Vasinin mesuliyetine veya vesayet daireleri azasının doğrudan doğruya mesuliyetlerine müteallik
davalarda müruru zaman müddeti hesabı katinin tevdiinden itibaren bir senedir.
Doğrudan doğruya tazmin ile mükellef olmayıp da yalnız zararın ödenemiyen miktariyle mesul olan vesayet daireleri
azası ve hazine aleyhindeki davaların müruru zamanı, birinci derecede mesul olanların zararı ödiyemiyecekleri tahakkuk
ettiği tarihten itibaren bir senedir.
Vesayet altındaki kimse, vesayetten kurtulmadıkça vesayet daireleri azası ile Hazine aleyhinde, müruru zaman ceryan
etmez.
II. Fevkalade müruru zaman :
Madde 437 – Hesap sehvine müteallik yahut adi müruru zaman müddetinin iptidarından mukaddem
bilinmesi mümkün olmıyan bir sebebe müstenit mesuliyet daval arı, davaya sebebiyet veren hadisenin meydana
çıktığı günden itibaren, bir sene mürur ettikten sonra, istima olunmaz. Her halde adi müruru zamanın
iptidasından itibaren on sene sonra dava hakkı sakıt olur. Cürümden madut bir fiilden
1304-61
dolayı ikame olunacak mesuliyet davasında, eğer hukuku umumiye davasının müruru zaman müddeti hukuku şahsiye
davasındaki müddetten fazla ise; müruru zaman hukuku umumiye davası müddetine tabidir.
(H) VESAYET ALTINDAKİ KİMSENİN İMTİYAZI:
Madde 438 – Vesayet altındaki kimsenin, vasi veya vesayet daireleri azası zimmetindeki alacağı, imtiyazlı alacaktır.
ÜÇÜNCÜ KİTAP
Miras
BİRİNCİ KISIM
Mirasçılar
ON ÜÇÜNCÜ BAP
Kanuni mirasçılar
(A) HISIMLAR :
I. Füru :
Madde 439 – Birinci derecede mirasçılar, müteveffanın füruudur.
Çocuklar, müsavat üzere mirasçıdır.
Müteveffadan evvel vefat etmiş çocuklar, her tabakada halefiyet tarikiyle mirasçı olan füruları tarafından temsil
olunurlar.
II. Baba ve ana :
Madde 440 – Füruu olmıyan müteveffanın mirasçısı, baba ve anasıdır. Bunlar müsavat üzere mirasçıdırlar.
Müteveffadan evvel vefat etmiş olan baba ve ana, her tabakada halefiyat tarikiyle mirasçı olan füruları tarafından
temsil olunurlar. Bir tarafta hiç bir mirasçı bulunmadığı takdirde bütün miras diğer tarafın mirasçılarına intikal eder.
III. Büyük baba ve büyük ana :
Madde 441 – Füruu, baba ve anası ve bunların füruu bulunmaksızın vefat eden kimsenin mirasçısı, büyük baba ve
büyük anasıdır. Bunlar, müsavat üzere mirasçıdırlar.
(Değişik:14/11/1990 – 3678/8 md.) Miras bırakandan evvel vefat etmiş olan büyükbaba ve büyükana, sağ kalan eş
bulunmadığı takdirde, her tabakada halefiyet yoluyla mirasçı olan füruları tarafından temsil olunur.
Baba veya ana tarafından olan büyük baba veya büyük anadan biri, füruu olmaksızın vefat ettiği halde hissesi aynı
taraftaki mirasçılara intikal eder.
Baba veya ana tarafından olan büyük baba ve büyük ana, füru bırakmaksızın vefat ettikleri halde; bütün miras, diğer
taraftaki mirasçılara intikal eder.
IV. Büyük baba ve büyük ananın baba anaları :
Madde 442 -(Mülga : 14/11/1990 – 3678/31 md.)
1304-62
V. Sahih olmayan nesepte miras :
Madde 443 – (Değişik: 14/11/1990 – 3678/9 md.)
Nesebi sahih olmayan hısımlar, nesebi sahih hısımlar gibi mirasçılık hakkını haizdir.(1)
(B) SAĞ KALAN EŞ: (2)
I. Hakkı :
Madde 444 – (Değişik: 14/11/1990 – 3678/10 md.)
Sağ kalan eş, birlikte bulunduğu mirasçılara göre miras bırakana aşağıdaki oranlarda mirasçı olur.
1. Miras bırakanın füruu ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte biri,
2. Miras bırakanın ana ve baba veya bunların füruu ile birlikte mirasçı olursa mirasın yarısı,
3. Miras bırakanın büyükbaba veya büyükanaları ile birlikte mirasçı olursa mirasın dörtte üçü,
Bunlar da yoksa mirasın tümü eşe kalır.
Sağ kalan eşin büyükbaba ve büyükanalarla birlikte mirasçı olması durumunda; baba veya ana tarafından olan
büyükbaba veya büyükanadan biri vefat etmiş ise hissesi aynı taraftaki büyükbaba veya büyükanaya, bir taraftaki büyükbaba
ve büyükananın vefat etmiş olması halinde ise bunların hissesi diğer tarafa intikal eder.
II. İntifa hakkının irada tahvili ve teminat:
Madde 445 – (Mülga : 14/11/1990 – 3678/31 md.)
III. Diğer mirasçılara teminat itası :
Madde 446 – (Mülga: 14/11/1990 – 3678/31 md.)
(C) EVLATLIĞA ALINAN ÇOCUK:
Madde 447 – Evlatlık ve füruu, kendisini evlat edinen kimseye; nesebi sahih füruu gibi mirasçı olurlar.
Evlat edinen bir kimse ve hısımları, evlatlığa mirasçı olmazlar.
(D) HAZİNE:
Madde 448 – (Değişik: 14/11/1990 – 3678/11 md.)
Mirasçı bırakmaksızın vefat eden kimsenin mirası Devlete intikal eder.
ON DÖRDÜNCÜ BAP
Ölüme bağlı tasarruflar
BİRİNCİ FASIL
Tasarrufa ehliyet
(A) VESAYET İLE :
Madde 449 – On beş yaşını bitiren ve temyiz kudretini haiz olan kimse, kanunun tayin ettiği hudut ve şekiller
dahilinde, vasiyet tarikiyle mallarında tasarruf edebilir.
(B) MİRAS MUKAVELESİ :
Madde 450 – Miras mukavelesi, yapabilmek için, yapanın reşit olması şarttır.
——————————
(1) Bu maddenin bazı hükümleri daha evvel Anayasa Mahkemesinin 11/9/1987 tarih ve E.1987/1, K.1987/18 sayılı Kararı ile iptal edilmiş
olup yapılan son değişiklik metne işlenmiştir.
(2) Bu madde başlığı, 14/11/1990 tarih ve 3678 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle değiştirilmiş olup metne işlenmiştir.
1304-63
(C) BATIL TASARRUFLAR :
Madde 451 – Hata, hile, tehdit veya cebir tesiri altında yapılan ölüme bağlı tasarruflar batıldır. Şu kadar ki bu
tasarrufları yapan kimse hataya veya hileye vakıf olduğu, yahut tehdit veya cebrin tesirinden kurtulduğu tarihten itibaren bir
sene içinde rücu etmediği takdirde mezkür tasarruflar, sahih addolunur.
Tasarrufu yapan kimse, şahsı veya şey’i tayin ederken açık bir hataya düşmüş ise kendisinin hakiki arzusunu katiyetle
tayin mümkün olduğu takdirde; hatalı tasarruf, bu arzuya göre tashih olunur.
İKİNCİ FASIL
Tasarruf nisabı
(A) TASARRUF NİSABI :
I. Şümulü :
Madde 452 – Füruu, baba ve anası, erkek ve kız kardeşi yahut karısı veya kocası sağ iken vefat eden murisin ölüme
bağlı tasarrufları, bu kimselerin mahfuz hisseleri miktarından fazla olan mallarında muteberdir.
Bu mirasçılardan kimse bulunmazsa, muris, bütün mirasta tasarruf edebilir.
II. Mahfuz hisse :
Madde 453 – (Değişik: 14/11/1990 – 3678/12 md.)
Mahfuz hisse aşağıdaki miktarlardan ibarettir.
1. Füru için kanuni miras hakkının dörtte üçü,
2. Ana ve babadan her biri için kanuni miras hakkının yarısı,
3. Kardeşlerden herbiri için kanuni miras hakkının dörtte biri,
4. Sağ kalan eş için, füruu ile birlikte mirasçı olması halinde kanuni miras hakkının tümü, diğer hallerde kanuni miras
hakkının yarısı.
Gelirinin yarısından fazlası kamu görevi niteliğindeki işlerin yapımına bırakılarak vakıf kurulmasında mahfuz hisse,
yukarıda gösterilen hisselerin üçte iki oranındadır.
Genel ve katma bütçeye dahil kurum ve kuruluşlarla, il özel idarelerine, belediyelere, Kanunla kurulan fonlara, kamu
yararına çalışan derneklere ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğinde işlere harcayan vakıflara yapılan ölüme
bağlı tasarruflar ve hibelerde yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.
III. Tasarruf nisabının hesabı :
1 – Borçların tenzili :
Madde 454 – Tasarruf nisabı, terekenin vefat günündeki haline göre hesap olunur.
Müteveffanın borçları, cenaze masrafı, terekeyi mühürlemek ve defter tutma masrafları, müteveffa ile bir arada
yaşayan kimselerin bir aylık iaşe masrafı; terekeden tenzil olunur.
2 – Ölüme bağlı olmayan teberrular :
Madde 455 – Müteveffanın ölüme bağlı olmayarak vakı tenkısa tabi teberruları, tasarruf nisabının hesabı için,
terekeye zam olunur.
3 – Ölüme karşı sigortalar:
Madde 456 – Müteveffa tarafından, vefatı halinde tediye edilmek üzere kendi namına ve üçüncü şahıs lehine
akdedilen veya kendi namına akdedilip te hayatta vaki veya ölüme bağlı bir tasarruf ile bir üçüncü şahıs lehine devir yahut
müteveffanın hayatında ıvazsız ahara temlik olunan sigortalar ancak vefat anındaki iştira kıymetleri ile terekeye dahil olur.
1304-64
(B) MİRAS HAKKINDAN İSKAT :
I. Sebepleri :
Madde 457 – Aşağıdaki hallerde mahfuz hisseli mirasçılar, murisin ölüme bağlı tasarrufu ile mirastan iskat edilebilir:
1 – Murisine veya yakınlarından birine karşı ağır bir cürüm ika ederse.
2 – Murisine veya ailesine karşı kanunen mükellef olduğu vazifeleri ifada büyük bir kusur irtikap eylerse.
II – Hükümleri :
Madde 458 – Miras hakkından iskat olunan kimse, terekeden hisse talep edemiyeceği gibi tenkis davası dahi açamaz.
Müteveffa tarafından diğer suretle tasarruf vaki olmamış ise; iskat edilen kimse, müteveffadan evvel ölmüş gibi, hissesi
müteveffanın kanuni mirasçıları arasında taksim olunur. Miras hakkından iskat edilen kimsenin füruları o kimse
müteveffadan evvel ölmüş gibi mahfuz hisselerini isteyebilirler.
III. Beyyine Külfeti :
Madde 459 – Miras hakkından iskatın muteber olması için müteveffa tarafından iskatı amir olan tasarrufta, sebebin
beyan edilmiş olması lazımdır.
İskat edilen kimse tarafından itiraz vukuunda bu beyanın doğruluğunu ispat külfetini, iskattan müstefit olan mirasçıya
veya lehine vasiyet yapılan kimseye aittir. Bu beyyine, ikame edilememiş veya iskatın sebebi beyan olunmamış ise
müteveffanın arzuları, iskatın sebebi hakkında aşikar bir hatanın neticesi olmadıkça; tasarruf nisabı miktarında infaz olunur.
IV. Acz sebebi ile miras hakkından iskat :
Madde 460 – Müteveffa, borcunu, ödeyecek malı bulunmadığı icra vesikasiyle tahakkuk eden füruundan her hangi
birini, mahfuz hissesinin yarısından mahrum edebilir. Ancak müteveffanın, bu yarıyı, iskat edilen füruunun doğmuş ve
doğacak çocuklarına tahsis etmesi şarttır. Miras açıldığı zaman icra vesikasının hükmü mürtefi olmuş yahut böyle bir vesika
olup ta ihtiva ettiği borcun miktarı miras hakkının yarısından fazla bulunmamış ise mahrum edilenin talebi ile; iskat,
keenlemyekün olur.
ÜÇÜNCÜ FASIL :
Ölüme bağlı tasarrufun muhtelif suretleri
(A) UMUMİYETLE TASARRUF :
Madde 461 – Vasiyet veya miras mukavelesi, tasarruf nisabı dahilinde müteveffanın malik olduğu şeyin tamamını
veya bir kısmını ihtiva edebilir.
1304-65
(B) MÜKELLEFİYETLER, ŞARTLAR :
Madde 462 – Muris vasiyetinde veya miras mukavelenamesinde bazı mükellefiyetler ve şartlar koyabilir. Miras
mukavelenamesinin veya vasiyetin infazından itibaren alakadarlardan her biri bu mükellefiyetlerin ve şartların icrasını
isteyebilir.
Kanuna yahut adabı umumiyeye mugayir şart ve mükellefiyetleri ihtiva eden tasarruf, batıldır. Faydasız veya yalnız
başkalarını iz’aç için kullanılan şartlar ve mükellefiyetler lağıvdır.
(C) MİRASÇI NASBI :
Madde 463 – Muris, terekenin tamamı yahut şayi bir cüzü için bir veya bir kaç kimseleri mirasçı nasbedebilir.
Terekenin tamamı veya şayi bir cüzünü almak üzere bir şahsı tayin eden her tasarruf, mirasçı nasbı hükmündedir.
(D) MUAYYEN BİR MALDA TASARRUF :
I. Mevzuu :
Madde 464 – Bir kimse, ölüme bağlı bir tasarrufla, diğer kimseye; mirasçı nasbını tazammun etmeyen muayyen
teberrularda bulunabilir. Tasarrufu yapan kimse, muayyen bir malını yahut terekesinin tamamen veya kısmen intifa hakkını
vasiyet edebildiği gibi malların kıymeti üzerinden bir üçüncü şahıs lehine bir şey verilmesini veya yapılmasını yahut o şahsın
bir borçtan tahlisini mirasçıya veya lehine vasiyet yapılana tahmil edebilir. Bu suretle muayyen olan mala mütaallik bir
vasiyeti ifa mükellefiyeti kendisine tahmil edilen mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimse, o mal terekede zuhur etmediği
takdirde; tasarruftan hilafı anlaşılmadıkça, mükellefiyetten beri olur.
II. Teslim :
Madde 465 – Vasiyet olunan mal, hasar ve zevaidiyle ve gayrin hakkiyle meşgul veya ondan hali olarak, mirasın
açıldığı gün ne halde ise o suretle teslim olunur.
Vasiyet olunan malı ifa ile mükellef olan kimse, mirasın açıldığı günden itibaren vukubulan sarfiyat ve hasarat için
başkasının işlerini görene ait hak ve borçları haizdir.
III. Tenkis :
Madde 466 – Tereke mevcudunu veya vasiyeti ifa ile mükellef kimseye edilen teberru miktarını veya tasarruf
nisabını tecavüz eden vasiyetlerin mütenasiben tenkisi talep olunabilir.
Vasiyeti ifa mükellefiyeti kendisine tahmil edilen kimse, mirasçılığı veya lehine vakı teberruu ret yahut müteveffadan
evvel vefat veya mahrumiyetine karar sudur etse bile, vasiyet tenfiz olunur. Kanuni veya mansup mirasçı, mirası reddetmiş
olsa bile kendi lehine vasiyet edilen şeyi talep edebilir.
(H) ALELADE İKAME :
Madde 467 – Tasarrufu yapan kimse mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimsenin kendisinden evvel vefatı veya
bunlardan biri tarafından ret vukuu halinde miras yahut vasiyet olunan muayyen mal kendilerine intikal etmek üzere bir veya
bir kaç şahıs tayin edebilir.
(V) FEVKALADE İKAME :
I. Namzet tayini :
Madde 468 – Tasarrufu yapan kimse nasbettiği mirasçıya, mirası bir üçüncü şahsa nakletmek mükellefiyetini tahmil
edebilir. Bu üçüncü şahsa, namzet denir. Tasarrufu yapan kimse, aynı mükellefiyeti namzede tahmil edemez.
Bu kaideler, muayyen mal vasıyetinde dahi caridir.
1304-66
II. Namzede intikal :
Madde 469 – Tasarrufta, hilafına sarahat bulunmadıkça; miras naklile mükellef mirasçının vefatiyle, namzede intikal
eder. Tasarrufta bir müddet tayin edilip te nakil mükellefiyeti olan mirasçı müddetin hitamından evvel vefat ederse; miras
teminat vermek şartiyle mirasçılarına intikal eder. Her hangi sebepten dolayı mirasın namzede intikali mümkün olmadığı
takdirde mükellefin mirasçıları, kati surette mirasa sahip olur.
III. Teminat :
Madde 470 – Nakil ile mükellef mirasçıya intikal eden mirasın, mahkemei asliye tarafından, defteri yapılır.
Tasarrufta, hilafına sarahat bulunmadığı takdirde; tarafından teminat verilmedikçe, miras mükellefe teslim edilmez. Nakli
lazım gelen miras meyanında gayri menkul bulunduğu takdirde, bunun tapu sicilindeki kaydine nakil mükellefiyetinin şerh
verilmesi teminat yerine geçer. Nakil ile mükellef mirasçı teminat göstermediği yahut namzedin hukukunu tehlikeye koyacak
tasarruflarda bulunduğu takdirde mirasın idaresi doğrudan doğruya mahkemei asliyece temin edilir.
IV. Fevkalade ikamenin hükümleri :
1 – Nakil mükellefiyeti hakkında :
Madde 471 – Nakil ile mükellef mirasçı, her hangi mansup bir mirasçı gibi, mirası iktisap eder.
Namzet de, nakil ile ona malik olur.
2 – Namzet hakkında :
Madde 472 – Namzet, teslim için muayyen zamanın hululünde hayatta bulunduğu takdirde; nakil ile mükellef olanın
yerine geçer. Namzet, daha evvel vefat etmiş olursa tasarrufta hilafına şart olmadıkça; nakli lazımgelen malları, nakil ile
mükellef mirasçı sureti katiyede iktisap eder. Nakil ile mükellef mirasçının tasarrufu yapan kimseden evvel vefatı yahut
mirası reddi veya mirastan mahrumiyeti halinde mallar doğrudan doğruya namzede intikal eder.
(Z) VAKIF :
Madde 473 – Tasarruf nisabının tamamı yahut bir kısmı vakıf olunabilir.
(H) MİRAS MUKAVELELERİ :
I. Mirasçı nasbı ve muayyen bir şeyi vasiyet :
Madde 474 – Bir kimse, yaptığı miras mukavelesiyle mirasını veya muayyen bir malını, mukavele yaptığı kimseye
veya başkasına bırakmağı tahhüt edebilir. O kimse mallarında eskisi gibi tasarruf eder. Şukadar ki miras mukavelesinden
münbais taahhüdatiyle telifi kabil olmıyan teberrua ve ölüme bağlı tasarrufa itiraz olunabilir.
II. Feragat mukavelesi :
1 – Şumulü :
Madde 475 – Bir kimse, mirasçılarından biri ile ıvazlı veya ıvazsız, mirasçılıktan feragat mukavelesi yapabilir. Bu
suretle Feragat eden kimse, mirasçı sıfatını zayi eder.
Feragat mukavelesi ıvazlı olduğu takdirde hilafı şart edilmedikçe feragat eden kimsenin füruuna da müessir olur.
1304-67
2 – Feragatın hükümsüzlüğü :
Madde 476 – Mukavelede feragat eden, kimse yerine nasp edilen mirasçının her hangi bir sebeple mirasçılığı zail
olursa; feragat keenlemyekün olur. Şahıs tayin etmeksizin alelıtlak diğer mirasçılar lehine yapılan feragat ancak en yakın asıl
müşterekin füruuna hamlolunup daha uzak mirasçılara asla şamil olmaz.
3 – Terekedeki alacaklıların hakkı :
Madde 477 – Tereke açıldığı zamanda borcu mevcudundan ziyade olupta mirasçılar tarafından tediye edilmediği
takdirde feragat eden kimse ve mirasçıları feragat mukavelesi mucibince muteveffadan, vefatından evvelki son beş sene
zarfında almış oldukları ıvazdan veya onun hasılatından elyevm yedlerinde bulunan miktar nispetinde alacaklılara karşı
mesuldürler.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Ölüme bağlı tasarrufların şekilleri
(A) VASİYET:
I. Vasiyetin şekilleri:
1 – Umumiyet itibariyle:
Madde 478 – Vasiyet, resmi senet ile veya vasiyet eden kimsenin el yazısiyle yapılabileceği gibi şifahen dahi
yapılabilir.
2 – Resmi vasiyet:
a) Tanzimi:
Madde 479 – Resmi vasiyet senedi; iki şahit huzurunda sulh hakimi katibiadil yahut kanunen bu husus ile tavzif
edilen memur tarafından tanzim edilir.
b) Takrir ve tanzimde memurun vazifesi:
Madde 480 – Vasiyet eden kimse, arzularını resmi memura takrir edip onun tarafından yazıldıktan veya
yazdırıldıktan sonra okuması için kendisine verilir. Vasiyetname, vasiyet eden kimse tarafından kıraet ve imza olunduktan
sonra resmi memur tarafından, tarihi yazılarak imzalanır.
c) İşhat ve şahitlerin vazifesi :
Madde 481 – Vasiyetnameye tarih ve imza konulunca vasiyet eden kimse, vasiyetnameyi okuduğunu ve
vasiyetnamenin son arzularını muhtevi olduğunu resmi memur huzurunda iki şahide beyan eder. Şahitler; bu beyanatın
huzurlarında vukuuna ve o kimseyi tasarrufa ehil gördüklerine dair vasiyetname altına verecekleri şerhi imza ederler.
Vasiyet eden kimse, vasiyetname münderecatını şahitlere bildirmiyebilir.
d) Okuyup yazamıyan vasiyetçi:
Madde 482 – Vasiyet eden kimse vasiyetnameyi okuyamaz ve imza edemez ise resmi memur şahitler huzurunda
vasiyetnameyi kendisine okur.
Vasiyetçi vasiyetnamenin son arzularını muhtevi olduğunu beyan eyler. Bu takdirde şahitler vasiyetçinin beyanatı,
huzurlarında vakı olduğuna ve onu tasarrufa ehil gördüklerine dair şerh vermekle iktifa etmeyip vasiyetnamenin kendi
huzurlarında resmi memur tarafından vasiyetçiye okunduğunu dahi tahrir ve imza ederler.
1304-68
h) Vasiyetnameye iştirak :
Madde 483 – Medeni hakları kullanmak selahiyetini haiz olmıyanlar veya bir ceza mahkemesince siyasi ve medeni
haklardan iskatına karar verilenler veya okuma ve yazma bilmiyenlerle vasiyetçinin karı veya kocası, usul ve füruu, erkek ve
kızkardeşleri ve bu kimselerden her birinin karı ve kocası resmi bir memur veya şahit sıfatı ile, vasiyetname tanzimine iştirak
edemezler.
v) Vasiyetnamenin hıfzı:
Madde 484 – Vasiyetnameyi tanzim eden sulh hakimi, katibi adil veya memur; aslını veya musaddak suretini hıfzile
mükelleftir.
3 – El yazısı ile vasiyetname:
Madde 485 – Vasiyetçinin, bizzat tanzim ettiği vasiyetname; baştan aşağı kadar tanzim edildiği mahal, sene, ay ve
gün dahi dahil olduğu halde bizzat kendi el yazısiyle yazılmış ve imza edilmiş olmak lazımdır. Bu suretle tanzim edilmiş olan
vasiyetname açık veya kapalı olarak hıfzedilmek üzere sulh hakimine veya katibi adil veya memura tevdi olunur.
4 – Şifahi şekil:
a) Son arzular:
Madde 486 – Ölüm tehlikesi, münakalatın inkıtaı, bulaşık hastalık harp gibi fevkalade hallerden dolayı vasiyetçi
resmi veya kendi el yazısiyle vasiyetname tanzim edemez ise; vasiyetini, şifahi tarzda yapabilir.
Şifahi tarzda vasiyet, vasiyetçinin son arzularını iki şahide takrir ve takriri veçhile bir vasiyetname yazmaları veya
yazdırmaları hususunu onlara tahmil etmesinden ibarettir. Resmi vasiyetlere şahadet için mevzu ehliyet şartları, işbu şahitler
hakkında da caridir.
b) Tesbit ve tevdi:
Madde 487 – Vasiyet, kendilerine takrir edilen şahitlerden biri takriri vakıı ve mahalli ve vukuunu ve sene ve ay ve
gün tarihlerini hemen yazıp imzalar ve diğer şahide imzalattırır. Bu suretle yazılan vasiyetnameyi, şahitler ikisi birlikte
oldukları halde vakit geçirmeksizin bir mahkemeye vererek; işbu vasiyetnamenin vasiyete ehil gördükleri vasiyetçi tarafından
kendilerine şifahen takrir edildiğini ve takririn ahvali fevkaladede vuku bulduğunu hakim huzurunda beyan ederler. Şahitler,
vasiyetçinin takririni yazıp tevdi edecekleri yerde şifahen ve yukarıdaki beyanlar şeklinde hakime arzederek bir zabıtname
şeklinde dahi tesbit ettirilebilir.
Vasiyetçi, vazife başında bir asker ise mülazım rütbesinde veya daha büyük rütbeli bir zabit, mahkeme makamına
kaim olabilir.
c) Şifahi vasiyetin hükümsüzlüğü:
Madde 488 – Vasiyetçi için vasiyetname tanzim etmek veya ettirmek imkanının husulünden itibaren bir ay geçmiş
olursa şifahi vasiyetin hükmü kalmaz.
II. Rücu ve ilga:
1 – Rücu:
Madde 489 – Vasiyetçi vasiyet için kanunda muayyen şekillerden biri ile vasiyetinden her zaman rücu edebilir. Rücu
tamamen olduğu gibi kısmen de olabilir.
2 – Vasiyetnamenin zayi olması:
Madde 490 – Vasiyetname kazaen veya diğer bir kimsenin kusuru ile zayi olur ve münderecatının ayniyle ve
tamamiyle tesbiti mümkün olmazsa artık, vasiyete itibar olunmaz. Tazminat talebi hakkı mahfuzdur.
1304-69
3 – Vasiyetlerin taaddüdü:
Madde 491 – Muahhar tarihli vasiyet mukaddem tarihli vasiyetten sarahaten rücuu ihtiva etmiyorsa sonraki
vasiyetin hükümlerinden sarahaten evvelkini ikmal ve itmam etmiyenleri, evvelki vasiyet makamına kaim olurlar. Bir
kimsenin muayyen bir mal hakkındaki vasiyetinin sonradan yaptığı tasarrufla telifi kabil olmazsa, hükümsüz olur.
(B) MİRAS MUKAVELESİ:
I. Şekli:
Madde 492 – Miras mukavelesi, resmi vasiyet şeklinde tanzim edilmiş olmadıkça muteber değildir.
Her iki taraf arzularını aynı zamanda resmi memura beyan ve tanzim olunan mukavelenameyi memur muvacehesinde
ve iki şahit huzurunda imza ederler.
II. Fesih:
1 – Sağ olanlar arasında:
a) Mukavele ile yahut vasiyetname şekliyle:
Madde 493 – Miras mukavelesi, akitlerin tahriri mukavelesiyle her zaman fesh olunabilir.
Mukavele, mirasçı nasbına veya muayyen bir şeyin vasiyetine dair olupta mansup mirasçı veya lehine vasiyet
yapılan kimse , tasarruf yapan kimseye karşı mirastan mahrumiyeti mucip bir harekette bulunduğu takdirde o kimse,
mukaveleyi yalnız başına fesih edebilir. Bu fesih, vasiyetnameler için kanunen muayyen olan şekillerden biriyle yapılır.
b) Diğer tarafın feshi:
Madde 494 – Bir miras mukavelesi mucibince tasarrufu yapan kimsenin hayatında muayyen mal veya menfaat
talebi salahiyetini haiz olan kimse, o mal veya menfaat kendisine verilmediği veya temin edilmediği takdirde, borçlar
hakkındaki hükümlere tevfikan, mukaveleyi feshedebilir.
2 – Mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimsenin daha evvel vefatı:
Madde 495 – Mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimsenin tasarrufu yapan kimseden evvel vefatı halinde miras
mukavelesi münfesih olur. Şu kadar ki hilafına sarahat bulunmadıkça, müteveffanın mirasçıları, mukavelename mucibince
murislerinden almış olduğu ıvazdan veya hasılatından vefat zamanında yedinde bulunan miktarı, o kimseden istiyebilirler.
(C) TASARRUF NİSABININ TAHDİDİ:
Madde 496 – Vasiyet veya miras mukavelesi ile yapılan teberrüler, teberrü edenin ölüme bağlı tasarruflarda
bulunmak hususundaki serbestisi sonradan tahdide uğramış olsa bile, fesih edilemeyip, yalnız tenkise tabidir.
BEŞİNCİ FASIL
Vasiyeti tenfiz memuru
(A) TENFİZ MEMURUNUN TAYİNİ:
Madde 497 – Vasiyetçi, son arzularını tenfiz için, medeni haklarını kullanmak salahiyetini haiz bir veya bir kaç
kimseyi vasiyet tarikiyle memur edebilir. Bu memur, kendisine tefviz edilen vazifeden doğrudan doğruya haberdar edilir ve
haberin vusulü tarihinden itibaren on beş gün içinde kabul veya reddedebilir. Şu kadar ki sükütu kabul addolunur ve hizmeti
mükabilinde münasıp bir ücret taleb edebilir.
1304-70
(B) SALAHİYETİN ŞÜMULÜ:
Madde 498 – Vasiyetçi tarafından hak ve vazifeleri tayin edilmemiş olan tenfiz memuru , mirası resmen idareye
memur kimsenin hak ve vazifelerini haiz olur.
Tenfiz memuru, müteveffanın arzusunu yerine getirmek ve hususiyle terekeyi idare, borçları tediye ve muayyen bir
mala mütaallik vasiyetleri icra ve vasiyetçinin emirlerine veya kanuna göre terekeyi taksim ile mükelleftir. Mütaaddit tenfiz
memurları, bir akit ile tevkil edilen müteaddit vekillerin salahiyetine haizdirler.
ALTINCI FASIL
Müteveffa tarafından yapılan tasarrufların iptal ve tenkisi
(A) İPTAL DAVASI:
I. Ehliyetsizlik, kanuna veya adabı umumiyeye mugayeret:
Madde 499 – Aşağıdaki hallerde, ölüme bağlı tasarruflar iptal olunabilir:
1 – Tasarrufun, tasarruf anında ehliyeti haiz olmayan bir kimse tarafından yapılması.
2 – Hata ya hile veya tehdit yahut cebir tesiri ile yapılması.
3 – Gerek doğrudan doğruya, gerek muhtevi olduğu şartlar itibariyle kanuna muhalif veya ahlaka mugayir olması.
İptal davası mirasçılardan biri tarafından ikame olunabileceği gibi lehine vasiyet yapılan alakadarlar tarafından dahi
ikame olunabilir.
II. Şekil noksanı:
Madde 500 – Şekle ait noksanı bulunan tasarruflar, iptal olunur.
Şekle ait noksan, vasiyetnamenin tanzimine iştirak edenlere veya aileleri efradından birine teberru yapılmaktan ibaret
ise, yalnız o teberru iptal olunur.
İptal davası, tasarrufa ehliyet hakkında tatbik olunan kaidelere tabidir.
III. Müruru zaman
Madde 501 – İptal davası, müddeinin tasarrufa ve butlanın sebebine muttali olduğu günden itibaren bir sene ve her
halde vasiyetnamenin açılması tarihinden itibaren beş sene geçmekle müruru zamana uğrar. Tasarrufun butlanı gerek kanuna
muhalefet ve adabı umumiyeye mugayeretten gerek ademi ehliyetten neşet etsin; sui niyet sahibi olan müddeaaleyhe karşı
iptal davası, ancak otuz senenin geçmesiyle sakıt olur.
Butlan, defi tarikiyle her zaman dermeyan olunabilir.
(B) TENKIS DAVASI:
I. Şartları:
1 – Umumi surette:
Madde 502 – Mahfuz hisselerinin baliğ olduğu miktarı alamıyan mirasçılar, tasarruf nisabını tecavüz eden teberruun
tenkisini dava edebilirler.
Müteveffanın, hilafını kasdettiği tasarruftan anlaşılmadıkça kanuni mirasçıların hisselerine dair tasarrufta mevcut
hükümler, alalade taksim kaideleri gibi telakki olunur.
2 – Mahfuz hisseli mirasçılar lehine teberrular:
Madde 503 – Mahfuz hisseli mütaaddit mirasçılara ölüme bağlı tasarruf tarikı ile yapılan ve tasarruf nisabını tecavüz
eden teberrular, bu mirasçılardan herbirine mahfuz hissesinden fazla düşen miktarlarla mütenasip olarak tenkise tabidir
1304-71
3 – Bir mirasçının alacaklılarının hakları:
Madde 504 – Mahfuz hissesine tecavüz edilen mirasçıya ait tenkis davası; iflas halinde masasına ve borcu
ödemekten aczi takdirinde miras açıldığı zaman acze dair icra vesikasını hamil bulunan alacaklılarına; alacakları nisbetinde
intikal eder. Bunlar tarafından ihtar edildiği halde mirasçı davayı ikame etmemiş ise onun hakkında mer’i müddet zarfında
kendi namlarına dava ikame edebilirler.
Miras hakkı iskat olunan mirasçı, iskata itiraz etmediği takdirde dahi hüküm bu veçhiledir.
II. Tenkısın hükümleri:
1 – Umumi surette:
Madde 505 – Tasarrufu yapan kimsenin, hilafını kasdettiği tasarruftan anlaşılmadıkça, mirasçı nasbolunan veya
kendilerine diğer bir surette teberru edilen kimselere ait hisseler, mütenasiben tenkise tabidir.
Muayyen şeyleri teslim mükellefiyetiyle mukayyet olarak yapılan teberrular tenkise tabi oldukları takdirde, tasarrufu
yapan kimsenin hilafını kasdettiği anlaşılmadıkça; kendisine teberru vaki olan kimse, teslimi ile mükellef olduğu muayyen
şeylerin dahi mütenasiben tenkisini talep edebilir.
2 – Muayyen bir şeyin vasiyeti:
Madde 506 – Kıymetine noksan gelmeksizin taksimi kabil olmayan muayyen bir mal vasiyet edilip te işbu vasiyet
tenkise tabi olursa; lehine vasiyet yapılan kimse, dilerse tasarruf nisabı miktarını nakden alır dilerse tenkisi lazımgelen
miktarın kıymetini verip o malı talep eder.
3 – Ölüme bağlı olmayan teberrular:
a) Envaı:
Madde 507 – Aşağıdaki tasarruflar, ölüme bağlı teberrular gibi tenkise tabidir.
1 – İadeye tabi olmamak üzere miras hissesine mahsuben cihaz, teessüs masrafı yahut mal terki şeklinde vaki ölüme
bağlı olmayan teberrular.
2 – Miras haklarının berveçhi peşin tasfiyesi maksadiyle yapılan teberrular.
3 – Hibe edenin, kayıtsız ve şartsız rücua hakkı olan hibeler ile adet üzere verilen hediyeler müstesna olarak,
vefatından evvelki bir sene içinde yapılmış hibeler.
4 – Mahfuz hisse kaidelerini bertaraf etmek kasdiyle yapıldığı aşikar olan temlikler.
b) Geri verilecek miktar :
Madde 508 – Kendisine tenkise tabi bir teberru yapılmış olan kimse, hüsnü niyet sahibi ise yalnız mirasın açıldığı
gün o teberru veya hasılatından elinde kalan miktarı geri vermekle mükelleftir. Miras mukavelesiyle teberrua nail olan kimse,
tenkise maruz kalırsa, murise ıvaz olarak verdiği şeyden tenkis ile mütenasip miktarı geri isteyebilir.
4 – Ölüme karşı sigortalar :
Madde 509 – Mütevveffa tarafından vefatı halinde tediye edilmek üzere kendi namına ve başkası lehine akdedilen
veya kendi namına akdedilip te hayatta vaki veya ölüme bağlı bir tasarruf ile başkasına devir yahut müteveffanın hayatında
ıvazsız ahara temlik olunan sigortalar, iştıra kıymetleri nisbetinde tenkise tabidir.
1304-72
5 – İntifa hakkı veya irat teberruları hakkında:
Madde 510 – Temadisi tahmin edilebilen müddetlerine nazaran sermayeye tahvilleri halinde tasarruf nisabını tecavüz
edecek miktara baliğ bir intifa hakkı veya irat ile terekesini mukayyet kılan murisin, mirasçıları; bu intifa hakkını ve iradı
haddi layikına tenkis ettirmek yahut tasarruf nisabı miktarını vererek mirasını kayıttan kurtarmakta, muhayyerdir.
6 – Fevkalade ikame halinde :
Madde 511 – Mirası bir namzede nakletmeğe salahiyeti olan bir mirasçı nasbına dair tasarruf; mirasçının mahfuz
hissesine taalluk ettiği nisbette, batıldır.
III. Tenkiste tertip:
Madde 512 – Tenkis, mahfuz hisse tamam oluncaya kadar evvel emirde ölüme bağlı tasarruflardan ve kafi gelmediği
takdirde en son tarihli olandan başlıyarak en evvel vakı olana doğru çıkmak şartiyle, ölüme bağlı olmayan teberrular
üzerinden icra edilir.
IV. Müruru zaman:
Madde 513 – Tenkis davası, mirasçılar mahfuz hisselerine tecavüz edildiğini öğrendikleri günden itibaren bir sene ve
her halde vasiyetnameler hakkında açıldıkları tarihten, diğer tasarruflar hakkında mirasın açılmasından itibaren beş sene
geçmesiyle sakıt olur. Bir tasarrufun iptali bir diğerini ihya ediyorsa, müruru zaman müddetleri ancak butlan kararının suduru
tarihinden itibaren cereyan eder.
Tenkis iddiası, defan her zaman dermeyan olunabilir.
YEDİNCİ FASIL
Miras mukavelenamesinden mütehaddis davalar
(A) MURİS HAYATTA İKEN MALLARININ TESLİMİNE MÜTAALLİK HÜKÜMLER:
Madde 514 – Murisin miras mukavelenamesiyle hayatında mallarını teslim eylediği mirasçı, terekede alakadar
kimseleri usulü dairesinde davet ile defterini yaptırabilir. Muris, mallarının hepsini temlik etmemiş yahut yeniden bazı mallar
iktisap eylemiş ise hilafı şart edilmiş olmadıkça miras mukavelesi hayat halinde olunan miktara, masruf olur.
Miras mukavelesinden mütehaddis hak ve borçlar, hilafı şart edilmemiş ise, hayatta iken vukubulan teminat
nisbetinde, mansup mirasçının mirasçılarına intikal eder.
(B) TENKİS VE GERİ VERME:
I. Tenkis:
II. Geri verme:
Madde 515 – Mirastan feragat eden mirasçıya, murisin hayatında teslim eylediği mallar tasarruf nisabını mütecaviz
ise; diğer mirasçılar tenkisini talep edebilirler. Bu takdirde ancak mirasçının mahfuz hissesine tecavüz eden miktar, tenkise
tabidir. Mirastan feragat eden kimseye hayatta vukubulan teslimatın mahsubu, miras hükümlerinin iade kaidelerine tevfik
olunur.
(C) MUHAYYERLİK :
Madde 516 – Mirasçılıktan feragat eden mirasçı tenkis dolayısiyle muristen hayatta iken teslim ettiği miktarın
tamamını veya bir kısmını geri vermeğe mecbur olursa muhayyerdir; dilerse tenkisi icabeden miktarı geriye verir, dilerse
vukubulan teslimatın mecmuunu iade ile asla feragat etmemiş gibi mirasa iştirak eder.
1304-73
İKİNCİ KISIM
Miras
ON BEŞİNCİ BAP
Mirasın açılması
(A) AÇILMA SEBEBİ:
Madde 517 – Miras, ölüm ile açılır. Murisin ölümüne bağlı olmayan teberru ve taksimleri, mirasa alakaları
noktasından mirasın açıldığı gündeki haline göre takdir edilir.
(B) MİRASIN AÇlLDIĞI MAHAL VE MUHAKEME MERCİİ:
Madde 518 – Miras, bilcümle malları şamil olmak üzere müteveffanın son ikametgahı mahkemesinde açılır. Ölüme
bağlı tasarruflarda, iptal veya tenkis ve mirasın taksimi ve miras sebebi ile istihkak davaları bu mahkemede görülür.
(C) AÇlLMA HÜKÜMLERİ:
I. Ehliyet:
1 – Medeni haklardan istifade :
Madde 519 – Ehil olmayanlardan başka herkes, kanuni mirasçı olabildiği gibi vasiyet ve miras mukavelesi ile de
mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimse olabilir. Hükmi şahsiyeti haiz olmayan bir cemaata muayyen bir gaye için
vukubulan teberrular, o gayenin temini şartiyle cemaatı teşkil eden kimselere ait olur. Bu suretle gayenin temini kabil olmazsa o
teberru, tesis addolunur.
2 – Mahrumiyet :
a) Sebepleri:
Madde 520 – Aşağıdaki kimseler, mirasçı olamıyacakları gibi ölüme bağlı tasarruflarda mirasçı veya lehine vasiyet
yapılan kimse olamazlar:
1 – Kasden ve haksız yere müteveffayı öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenler.
2 – Kasden ve haksız yere muteveffayı ölüme bağlı bir tasarrufta bulunamıyacak bir hale getirenler.
3 – Hile veya tehdit yahut cebir ile müteveffayı ölüme bağlı bir tasarrufta bulunmağa veya böyle bir tasarrufu
feshetmeğe sevkedenler veya bu hususta mani olanlar.
4 – Müteveffanın artık bir daha yeniden yapamıyacağı bir hal ve zamanda ölümüne bağlı bir tasarrufunu kasden ve
haksız yere gizleyenler veya bozanlar. Af ile, mahrumiyet kalmaz.
b) Fürular hakkındaki hükümleri:
Madde 521 – Mahrumiyet, şahsidir. Mirastan mahrum olan kimsenin füruları, murisinden evvel vefat eden kimsenin
füruları gibi mirasa müstehak olurlar.
II. Hayatta olmak şartı:
1 – Mirasçılar:
Madde 522 – Mirasçı olabilmek için murisin vefatında mirasçılığa ehil olarak sağ olmak lazımdır. Miras açıldıktan
sonra vefat eden mirasçının hakkı kendi mirasçılarına intikal eder.
2 – Lehine vasiyet yapılan:
Madde 523 – Kendisine muayyen bir mal vasiyet olunan kimse, vasiyetçinin vefatında mirasa ehil olarak sağ ise o
mala müstahak olur. Bu kimse vasiyetçiden evvel vefat etmiş olursa hilafı vasiyeti ihtiva eden tasarruftan anlaşılmadıkça
vasiyet olunan mal, terekeye rücu eder.
1304-74
3 – Ana rahmindeki çocuklar:
Madde 524 – Cenin, sağ olarak doğarsa mirasçı olur. Ölü doğan çocuk mirasçı olamaz.
4 – Fevkalade ikame:
Madde 525 – Miras açıldığı zaman henüz mevcut olmıyan bir kimseyi terekenin tamamı veya bir kısmı veya
terekede dahil muayyen bir mal için namzet tayin etmek caizdir. Bu takdirde nakil ile mükellef olan mirasçı veya lehine
vasiyet yapılan kimse, müteveffa tarafından tayin edilmemiş ise bu sıfat, kanuni mirasçıya aittir.
(D) GAİPLİK HÜKMÜ:
I. Gaibin mirası:
1 – Mirasa vaz’ıyed ve teminat iraesi:
Madde 526 – Bir kimsenin gaipliğine hükmedilmiş ise mirasçısı veya mirastan müstefit olacak diğer kimse, mirasa
vaz’ıyed etmezden evvel icabı takdirinde; mevrus malı bizzat gaibe veya kendilerine müreccah olan hak sahiplerine iade
edeceklerine dair teminat göstermeğe mecburdurlar. Bu teminat, gaiplik hükmü ölüm tehlikesi içinde gaip olmaktan naşi ise
beş sene ve çoktanberi haber alınamamaktan mütevellit ise on beş sene ve her halde azami olarak gaibin yüz yaşına vasıl
olacağı zaman için gösterilir. Bu beş senenin başlangıcı, mirasa vaz’ıyed edildiği günden ve on beş seneninki gaipten alınan
son haber tarihinden başlar.
2 – Geri vermek mükellefiyeti:
Madde 527 – Mirasa vaz’ıyed edenler, mevrus malı, gaip olan kimse zuhur ettiği takdirde; kendisine yahut vaziyed
edenlere müreccah hakkı olduğunu ispat eden kimseye, iade ile mükelleftirler. Her iki halde zilyedliğe dair olan hükümler
caridir.
Vaz’ıyed edenler, hüsnü niyet sahibi iseler, kendilerine müreccah olan kimselere karşı iade mükellefiyetleri miras
sebebi ile istihkak davası için muayyen olan müruru zaman müddetine münhasırdır.
II. Bir gaibin mirastaki hakkı:
Madde 528 – Mirasın açıldığı gün hayat ve mematı ispat edilemiyen gaip mirasçının hissesi, mahkeme tarafından
resmen idare ettirilir. Bu gaip murisin ölümünde hayat halinde olmasa idi hissesi kimlere düşecek idiyse, onlar ölüm tehlikesi
içinde vukubulan gaybubet halinde hadisenin vukuu tarihinden itibaren bir sene ve çoktanberi haber alınamamak halinde
alınan son haber tarihinden itibaren beş sene sonra; hakime müracaatla gaipliğe hüküm itasiyle o hisseye vaz’ıyed etmelerine
müsaade olunmasını talep edebilirler. Gaipliğine hükmolunan kimsenin terekesine mirasçılarının veya mirasından müstefit
olacak kimselerin vaz’ıyed etmelerine dair hükümler, işbu hissenin tesliminde dahi caridir.
III. Gaibin aynı zamanda mirasçı ve muris olması:
Madde 529 – Bir gaibin, mirasçıları onun mallarına vaz’ıyed müsaadesini istihsal ettikten sonra o gaibe bir miras
intikal ettiği takdirde bu mirasın kanunen kendilerine teslim edilmesi lazımgelenler, ayrıca bir gaiplik hükmü istihsaline
mecbur olmaksızın teslim talebinde bulunabilir. Eğer gaiplik kararını daha evvel bunlar istihsal etmiş ise, işbu karar
bilmukabele gaibin mirasçıları hakkında müessir olur.
1304-75
IV. Hazinenin talebi ile:
Madde 530 – Hayat ve mematı belli olmayıp ta malları on senedenberi mahkeme marifetiyle idare edilen yahut
mallarını bu suretle idaresi on seneden aşağı olmakla beraber yüz yaşını ikmal etmiş olan kimsenin gaipliğine, hazinenin
talebi üzerine hükmolunur.
Gaipliğe hüküm için lazım olan ilan müddeti zarfında hiç bir hak sahibi zuhur etmezse, bu mallar hazineye intikal
eder. Bu takdirde hazine mirasa vaz’iyed edenler hakkındaki hükümlere tevfikan gerek gaibe gerek müreccah hak sahiplerine
karşı mesul olur.
ON ALTINCI BAP
Mirasın hükümleri
BİRİNCİ FASIL
İhtiyati tedbirler
(A) UMUMİ TEDBİRLER:
Madde 531 – Müteveffanın son ikametgahı sulh hakimi , terekenin muhafazası ve hak sahiplerine vüsulünü temin
için lazımgelen tedbirleri doğrudan doğruya yapmağa mecburdur. Bu tedbirler bilhassa kanunda muayyen hallerde terekeyi
mühürlemek, deftere geçirmek, doğrudan doğruya idare ve vasiyetnameleri açmak gibi şeylerdir.
Müteveffa ikametgahının gayrı bir mahalde vefat ederse bu mahal sulh hakimi, müteveffanın ikametgahı sulh
hakimine keyfiyeti haber vermekle beraber kendi dairesindeki malların muhafazası için lazımgelen tedbiri yapar.
(B) MÜHÜRLEMEK , DEFTER TUTMA:
(C) MÜFREDAT DEFTERİ :
Madde 532 – Aşağıdaki sebeplerden birinin tahakkukunda sulh hakimi terekeyi mühürler ve defterini yapar:
1 – Mirasçılardan biri vesayet altına alınmış ise veya alınması icap ediyorsa.
2 – Vekili olmayan bir mirasçının gaybubeti halinde.
3 – Mirasçılardan ve alakadarlardan birinin talebi üzerine.
Defteri yapma muamelesi, tarihi vefattan itibaren bir ay içinde ikmal olunur.
(D) TEREKENİN RESMEN İDARESİ:
I. Umumi surette :
Madde 533 – Aşağıdaki hallerde sulh hakimi mirasın doğrudan doğruya idaresini emreder:
1 – Vekil tayin etmeden gaybubet eden mirasçının menfaati istilzam ediyorsa onun hissesi hakkında.
2 – Mirasa istihkak iddia edenlerden hiç biri sıfatını teyit edecek delil göstermediği yahut mirasçı bulunup
bulunmadığı şüpheli olduğu takdirde tereke hakkında.
3 – Müteveffanın bütün mirasçıları malüm olmazsa kezalik tereke hakkında.
4 – Kanunen muayyen olan diğer hallerde.
Müteveffa, vasiyetinin icrasına birisini memur etmiş ise mirasın idaresi bu memura havale edilir.
1304-76
Vesayet altındaki kimsenin vefatı halinde terekesi, hilafına bir hüküm olmadıkça, vasi tarafından idare edilir.
II. Mirasçılar meçhul ise :
Madde 534 – Sulh hakimince, müteveffanın mirasçısı bulunup bulunmadığı tahakkuk etmez yahut mirasçılarının
adedi tayyün edemezse; üç ay içinde sıfatlarını beyan etmek üzere alakadarlar, ilanla davet edilir.
Bu müddet içinde sulh hakimine hiç bir müracaat vaki olmaz ve mirasçıların mevcudiyeti sabit olmazsa, miras,
hazineye intikal eder. Bununla beraber miras sebebi ile istihkak davası hakkı mahfuzdur.
(H) VASİYETNAMENİN AÇILMASI:
I. Tevdi borcu :
Madde 535 – Vefat zamanında çıkan vasiyetname butlanını istilzam eden bir nakisa ile malül görülse bile hemen
sulh mahkemesine verilir.
Vasiyetnameyi tanzim veya hıfzeden daire veya hıfzı deruhte eden veya müteveffanın evrakı arasında bulan her şahıs,
bu borcu ifa ile mükelleftir.
Sulh hakimi, vasiyetnamenin kendisine tevdiini mütaakip kanuni mirasçıların emvale muvakkaten vaziyed etmelerine
müsaade yahut resmen idaresini emreder. Mümkün ise alakadarlar, dinlenir.
II. Müddet ve davet:
Madde 536 – Sulh mahkemesi; vasiyetnameyi, tesellüm ettiği tarihten itibaren nihayet bir ay içinde açar.
Vasiyetname açılırken malüm olan mirasçılar davet edilir.
Mütaveffa, mütaaddit vasiyetnameler bırakmış ise hepsi son ikametgahı sulh mahkemesine verilir ve orada açılır.
III. Alakadarlara tebliğ :
Madde 537 – Mirasta hak sahibi olanların her birine masrafı terekeye ait olmak üzere vasiyetnameden kendilerine
taalluk eden kısımların resmi bir sureti, hakim tarafından tebliğ edilir.
Vasiyetnamede kendilerine mütaallik hükümler bulunup ta ikametgahı malüm olmayanlar, resmi bir ilan ile
keyfiyetten haberdar edilir.
IV. Malların itası :
Madde 538 – Vasiyetnamede mirasçı nasbedilmiş olup ta hakları kanuni mirasçılar yahut tarihi mukaddem bir
tasarruf ile lehlerine teberru vaki olanlar tarafından sarahaten itiraza uğramayan kimseler, tebliğ tarihinden itibaren bir ay
geçtikten sonra mirasçılık sıfatları hakkında ellerine resmi bir vesika verilmesini, sulh hakiminden isteyebilirler. Her nevi
butlan ve miras sebebi ile istihkak davaları hakkı mahfuzdur.
İKİNCİ FASIL
Mirası iktisap
(A) İKTİSAP:
I. Mirasçılar:
Madde 539 – Miras açılınca, mirasçılar onun tamamına sahip olurlar. Kanunda açıkça yazılı haller müstesna olmak
üzere, mütevaffanın alacakları ve bilcümle hakları ve zilyed bulunduğu malları, mirasçılarına intikal eder ve bu mirasçılar
müteveffanın borçlarından şahsan mesul olurlar.
1304-77
Mansup mirasçıların iktisabı, kendilerini nasbeden muteveffanın vefatından başlar. Kanuni mirasçılar, zilyedlik
hükümlerine tevfikan mansup mirasçıların hisselerini teslime mecburdurlar.
II. İntifa hakkı sahipleri:
Madde 540 – (Mülga : 14/11/1990 – 3678/31 md.)
III. Lehine muayyen şey vasiyet edilen kimse:
1 – İktisap:
Madde 541 – Kendisine muayyen bir şey vasiyet edilen kimse, bu vasiyeti ifa ile mükellef olan varsa ona, yoksa
kanuni ve mansup mirasçılara karşı dava ikamesi hakkına maliktir. Bu hak davası, vasiyetçinin hilafını kasdettiği
vasiyetnameden anlaşılmadıkça vasiyet olunan şeyi teslim ile mükellef olan kimsenin mirası kabul ettiği veya reddedebilmek
hakkının sakıt olduğu tarihten başlar. Lehine vasiyet yapılana karşı kendilerine terettüp eden borçları ifa etmeyen mirasçılar
aleyhine, vasiyet edilen muayyen şeylerin tesellümü davası ikame edileceği gibi vasiyet olunan şey her hangi bir tasarrufu
icra ise maddi tazminat davası dahi ikame olunabilir.
2 – Mevzuu:
Madde 542 – Müteveffa tasarrufunda hilafını tasrih etmedikçe intifa hakkına veya irada veya muayyen müddetlerde
tediye yapılmasına dair olan vasiyetler, ayni haklar ve borçların hükümlerine tabidir.
Vasiyet olunan şey, müteveffanın kendi ölümüne karşı akdettiği bir sigortanın bedeli ise; lehine vasiyet yapılan kimse
hukukunu doğrudan doğruya sigortacıdan dava edebilir.
3 – Alacaklıların hakları:
Madde 543 – Müteveffanın alacaklılarının hakları, kendilerine muayyen şey vasiyet olunan kimselerin haklarına
takaddüm eder.
Mirası kayıtsız ve şartsız kabul eden mirascının şahsi alacaklıları, müteveffanın alacaklıları gibi hukuku haiz olur.
4 – Tenkis:
Madde 544 – Vasiyet olunan şeyleri teslimden sonra evvelce malumları olmayan tereke borcunu ödeyen mirasçılar,
vasiyet olunan şeylerden tenkis edebilecekleri miktarları;lehine vasiyet yapılanlardan mütenasiben geri alabilirler. Şu kadar ki
lehine vasiyet yapılanlar istirdat davasının ikame edildiği günde vasiyet olunan şeyden veya hasılatından ellerinde kalan
miktardan fazlası ile, mutalip olmazlar.
(B) RET:
I. Hakiki ret veya hükmi ret:
1 – Ret salahiyeti :
Madde 545 – Kanuni ve mansup mirasçılar, mirası reddedebilirler. Müteveffanın vefatı anında terekenin borca
müstağrak olduğu şayi veya sabit olursa, miras reddedilmiş olur.
2 – Müddet :
a) Umumi müddet:
Madde 546 – Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu müddet, kanuni mirasçı için mirasçılığa sonradan muttali
olduğunu ispat edemediği takdirde murisin vefatından haberdar olduğu günden ve mansup mirasçı için lehindeki tasarrufun
kendisine resmen bildirildiği tarihten başlar.
1304-78
b) İhtiyati defteri tutmada mebde:
Madde 547 – Tereke, ihtiyati bir tedbir olarak deftere geçirilmiş ise, ret müddeti bütün mirasçılar için deftere
geçirilmenin hitam bulduğu sulh mahkemesince kendilerine bildirildiği günden başlar.
3 – Ret hakkının intikali :
Madde 548 – Mirası reddetmeden vefat eden mirasçının ret hakkı, kendi mirasçısına intikal eder. Bu takdirde bu
mirasçının ret müddeti birinci mirasın kendi murisine intikaline muttali olduğu günden başlar. Şu kadar ki kendi murisinin
mirasına karşı haiz olduğu ret müddeti münkazi olmadan, hitam bulmaz. Reddedilen miras evvelce hakkı olmayan bir
mirasçıya intikal ederse bu mirasçı için müddet, mirasın reddine muttali olduğu günden başlar.
4 – Reddin şekli :
Madde 549 – Mirası reddeden mirasçının, keyfiyeti sulh mahkemesine tahriren veya şifahen beyan etmesi lazımdır.
Bu ret,kayıtsız ve şartsız olmalıdır.
Sulh mahkemesi, reddi tescil eder.
II. Ret hakkından mahrumiyet:
Madde 550 – Müddeti içinde reddetmiyen mirasçı, kayıtsız ve şartsız iktisab etmiş mirascı olur. Müddet hitamından
evvel alelade idarenin ve mirasa ait işleri idamenin istilzam etmediği bir muameleyi yapan ve terekeden bir malı zimmetine
geçiren veya ketmeden mirasçı, mirası reddetmek hakkından mahrumdur.
III. Reddeden mirasçının hissesi :
Madde 551 – Ölüme bağlı bir tasarrufta bulunmaksızın vefat eden kimsenin mirasçılarından biri, mirası reddederse
bunun hissesi murisin vefatında hayatta değil imiş gibi diğer mirasçılara intikal eder.
Ölüme bağlı bir tasarruf bulunupta, hilafına bir kaydı ihtiva etmediği takdirde mirası reddeden mansup mirasçının
hissesi, müteveffanın en yakın kanuni mirasçısına, intikal eder.
IV. En yakın bütün mirasçıların reddi :
1 – Umumiyetle :
Madde 552 – En yakın kanuni mirasçıların cümlesi tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince karı kocadan
sağ olana tebliğ olunur.Ve onun tarafından ancak bir ay içinde miras kabul olunabilir.
2 – Karı kocadan sağ kalanın hakkı :
Madde 553 – Miras füruların cümlesi tarafından reddedilmiş ise, ret keyfiyeti sulh mahkemesince karı kocadan sağ
olana tebliğ olunur ve onun tarafından ancak bir ay içinde miras kabul olunabilir.
3 – Madun derece lehine :
Madde 554 – Mirası reddeden mirasçılar, kendilerini velyeden derecedeki mirasçıların tasfiyeden evvel mirası kabul
veya reddetmeye davet olunmalarını talep edebilirler. Böyle bir talep vukuunda, ret keyfiyeti o mirasçılara resmen tebliğ
edilir ve bir ay zarfında hiç birinin kabul etmemesi, mirasın onlar tarafından dahi reddi, hükmünde olur.
V. Müddetin temdidi :
Madde 555 – Sulh Mahkemesi, muhik bir sebep mevcut ise mansup veya kanuni mirasçıların ret müddetini temdit
veya yeni bir müddet tayin edebilir.
1304-79
VI. Vasiyet olunan muayyen şeyin reddi :
Madde 556 – Vasiyet olunan muayyen şey reddolunduğu takdirde, vasiyetçinin tasarrufundan hilafı anlaşılmadıkça;
vasiyet olunan şey, onu ifa ile mükellef olan kimsenin olur.
VII. Reddeden mirasçının alacaklılarını himaye:
Madde 557 – Mevcudu borcuna yetmiyen mirasçı, alacaklılarını izrar kaydiyle mirası reddederse: alacakları ve iflas
takdirinde masası, kendilerine teminat verilmedikçe bu redde karşı üç ay müddet zarfında itiraz edebilirler. Reddin iptaline
hüküm olunursa miras resmen tasfiye olunur. Bu suretle tasfiye edilen mirastan mirasçının hissesine bir şey isabet ederse
bundan evvela redde itiraz eden alacaklıların saniyen diğer alacaklıların alacakları tesviye olunur. Artarsa, ret lehine vaki
olan mirasçıya ait olur.
VIII. Ret halinde mesuliyet:
Madde 558 – Mevcudu borcuna yetmiyen terekenin alacaklıları, müteveffadan, vefatından evvelki son beş sene
zarfında mirasın taksiminde iadeye tabi bir mal almış ve mirası reddetmiş olan mirasçı aleyhine istirdat davası ikame
edebilirler. Evlenme esnasında adet üzere verilen yahut terbiye ve talim için sarf olunan şeylerin istirdadını hiç bir suretle
dava edemezler. Hüsnüniyet sahibi olan mirasçılar, aldıkları malın veya hasılatının ancak ellerinde kalan miktariyle mesul
olurlar.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Defter tutma talebi
(A) ŞARTLARI:
Madde 559 – Mirası reddetmek hakkını haiz olan her mirasçı, defter tutma talebinde bulunabilir. Bu talep, mirası ret
için muayyen olan müddetin cerayanından itibaren bir ay içinde, ret hakkındaki hükümlere göre yapılır. Defter tutma için
mirasçılardan yalnız birinin talebi kafidir.
(B) DEFTER TUTMA MUAMELESİ:
I. Deftere geçecek şeyler:
Madde 560 – Defter, sulh mahkemesince yapılır ve mirasın mevcudiyle alacak ve borç müfredatı ve her malın takdir
olunacak kıymeti yazılır. Müteveffanın mirası hakkında malümatı olan alakadarlar, sulh mahkemesince talep vukuunda
malümat vermeğe mecburdurlar. Makbul bir sebebe müstenid olmaksızın malümat vermekten imtina edenler, bu yüzden
tevellüt edecek zararı tazmin ile mükelleftirler. Hususiyle mirasçılar, terekenin kendilerince malüm olan borcunu haber
vermeğe mecburdurlar.
II. İlan tarikiyle davet:
Madde 561 – Sulh mahkemesi, müteveffanın alacaklılariyle borçlularını,muayyen bir müddet zarfında alacaklarını ve
borçlarını kayıt ve beyana davet için,ilan suretiyle,tebligatta bulunur ve bu davete icabet etmemenin neticeleri hakkında
alacaklıların nazarı dikkatini celbeder. Davet, kefalet sebebi ile alacaklı olanlarada şamildir.
İşbu müddet, ilk ilandan itibaren en aşağı bir aydır.
III. Doğrudan doğruya defter tutma :
Madde 562 – Resmi kayıtlardan yahut müteveffanın evrakından anlaşılan alacak ve borçlar doğrudan doğruya
deftere geçirilir ve keyfiyet alacaklılara ve borçlulara bildirilir.
1304-80
IV. Defter tutmanın nihayeti, tetkiki, masrafı :
Madde 563 – Muayyen müddetin hitamında defter tutma muamelesine nihayet verilir.Tutulan defter, alakadarlar
tarafından tetkik olunabilir.Tetkik için tayin olunacak müddet en aşağı bir aydır. Defter tutma masrafı terekeden ödenir.
Yetişmezse, defter tutmayı talep eden mirasçı tarafından verilir.
(C) DEFTER TUTMA ESNASINDA MİRASÇILARIN VAZİYETİ :
I. İdare:
Madde 564 – Defter tutma muamelesinin devamı müddetince, ancak terahisi tereke hakkında zararı mucip olan idari
tasarruflar yapılabilir.Müteveffaya ait işlerin, mirasçılardan biri tarafından görülmesine sulh mahkemesince müsaade edilirse,
diğer mirasçılar teminat isteyebilirler.
II. İcrai takibat, müruru zaman ve dava :
Madde 565 – Defter tutma muamelesinin devamı müddetince terekenin borçları hakkında icraca takibat yapılamaz ve
bu hususta müruru zaman işlemez.
Müstacel mevad müstesna olmak üzere, ikame edilmiş bulunan davalar talik olunur. Yeniden dava ikame olunamaz.
(D) MİRASÇILARI KARAR İTTİHAZINA DAVET :
I. Müddet :
Madde 566 – Defter tutma muamelesine nihayet verildikten sonra mirascılardan her biri bir ay zarfında ret veya
kabul hususunda bir karar ittihazına davet edilir. Sulh Mahkemesi yeniden kıymet takdiri veya ihtilafın halli gibi hususlarda
halin icabına göre işbu müddeti artırabilir.
II. Mirasçının ret ve kabul hakkındaki beyanatı:
Madde 567 – Mirasçılardan her biri, muayyen müddet içinde mirası redde veya tutulan defter mucibince veya mutlak
surette kabule yahut resmi tasfiye talebine salahiyettardır. Süküt, tutulan defter mucibince kabul sayılır.
III. Defter tutma mucibince kabulün hükmü :
1 – Deftere nazaran mesuliyet :
Madde 568 – Tutulan defter mucibince kabul halinde tereke, defterde yazılı borçlar ile beraber mirasçıya intikal eder
ve bu intikalin hükmü mirasın açıldığı günden başlar. Bu takdirde mirasçı defterde yazılı borçları gerek mirastan, gerek şahsi
mallarından ödemeye mecburdur.
2 – Defter tutma haricinde mesuliyet:
Madde 569 – Alacaklarını vaktiyle yazdırmayan alacaklılar, mirasçıyı ne şahsan nede terekeye izafetle takip
edemezler. Şukadar ki makbul bir özür sebebiyle alacaklarını kayıt ettirmemiş veya kayıt için müracaat ettiği halde her
nasılsa alacağı kayıt olunamamış olan alacaklıya karşı, mirasçı, yalnız mirastan kendisine düşen miktar ile mesuldür.Mamafi
alacak mukabilinde müteveffadan rehin veya teminat almış bulunan alacaklı, her halde matlubunu rehin veya teminattan istifa
edebilir.
(H) KEFALET SEBEBİYLE MESULİYET :
Madde 570 – Muteveffanın kefalet sebebiyle olan borçları, defter tutma esnasında ayrıca kayıt
edilir.Mirasçılar,defteri tutulan mirası mutlak olarak kabul etmiş olsalar bile; murisin bu kabil borçlarından, ancak tereke
borcunun iflas hükümlerine göre tasfiyesi halinde kefaleten alacaklı olanlara düşecek miktar nisbetinde, mesul olurlar.
1304-81
(V) HAZİNEYE İNTİKAL EDEN MİRASIN HÜKMÜ :
Madde 571 – Hazineye intikal eden mirasın, usulü dairesinde doğrudan doğruya defteri tutulur.
Hazine, terekenin borcundan ancak kendisine intikal eden mallar nispetinde mesul olur.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Resmi tasfiye
(A) ŞARTLARI :
I. Mirasçılardan birinin talebi :
Madde 572 – Mirasçı, mirası ret veya tutulan defter mucibince kabul edeceği yerde resmi tasfiye talebinde
bulunabilir.
Bu talep, diğer bir mirasçının mirası mutlak olarak kabulü halinde mesmu olmaz. Resmi tasfiye halinde mirasçılar,
terekenin borçlarından mesul değillerdir.
II. Alacaklıların talebi üzerine :
Madde 573 – Alacaklarını istifa edemiyeceklerinden ciddi sebeplere binaen endişe eden müteveffanın alacaklıları,
müracaatla haklarını alamaz veya teminat istihsal edemezse; murisin vefatı tarihinden yahut vasiyetnamenin açılmasından
itibaren üç ay zarfında terekenin resmen tasfiyesini talebedebilirler.
Kendilerine muayyen şey vasiyet olunan kimseler, bu gibi hallerde dahi haklarının muhafazası için ihtiyati tedbirler
talebine mezundurlar.
(B) USUL :
I. İdare:
Madde 574 – Resmi tasfiye, sulh hakimi tarafından icra olunur. Hakim bu vazifenin ifasına bir veya müteaddit
kimseleri memur edebilir.
Resmi tasfiye, ilan ile tebliğ üzerine yapılan defter tutma ile başlar. Tasfiye memuru sulh hakiminin murakabesi
altında bulunur ve mirasçılar bu memur tarafından fiil mevkiine konmuş veya konmak üzere bulunmuş olan tedbirler
aleyhine sulh hakimine şikayet edebilirler.
II. Alelade tasfiye :
Madde 575 – Resmi tasfiye, müteveffanın işlerinin tesviyesi ve borçlarının ifası, alacaklarının tahsili ve muayyen
şeylere dair vasiyetin mevcuda göre ifası ve icabında hak ve taahhütlerinin mahkemece tesbiti ve mallarının paraya tahvili
hususlarını ihtiva eder. Mirasçılar, pazarlık şartiyle uyuşamazlarsa müteveffanın gayri menkul malları müzayede ile satılır.
Mirasçılar, tasfiye için lüzumlu olmıyan eşya ve nukudun tamamen veya kısmen kendilerine tevdiini, tasfiye esnasında talep
edebilirler.
III. İflas usulü ile tasfiye :
Madde 576 – Mevcudu borcuna yetişmiyen terekenin tasfiyesi, mahkemece, iflas kaidesine göre yapılır.
BEŞİNCİ FASIL
Miras sebebiyle istihkak davası
(A) MİRAS SEBEBİYLE İSTİHKAK DAVASININ ŞARTLARI :
Madde 577 – Terekeye veya bir kısmına vazıyed edenlere karşı kanuni veya mansup mirasçı sıfatı ile racih bir hakka
malik olduğuna zahip olan kimse, miras sebebi ile istihkak davasında bulunabilir.Hakim davacının talebi üzerine hakkının
muhafazası için iktiza eden tedbirleri ittihaz eyler.Bu tedbirler, teminat itası veya tapu kaydine şerh verilmesi gibi şeylerdir.
1304-82
(B) İSTİHKAK DAVASININ HÜKMÜ:
Madde 578 – Miras sebebi ile istihkak davası sabit oldukta, hasım yedinde bulunan malı zilyetlik kaidelerine göre
davacıya verir. Hasım bu davalarda iktisap müruru zaman def’inde bulunamaz.
(C) MÜRURU ZAMAN :
Madde 579 – Hüsnü niyet sahibi zilyede karşı miras sebebi ile istihkak davasının müruru zaman müddeti, davacının
kendi hakkının racih olduğuna ve hasmının zilyet bulunduğuna ıttılaından itibaren bir sene ve her halde murisin vefatından
veya vasiyetnamenin açılmasından itibaren on senedir. Suiniyet sahibi zilyetlere karşı müruru zaman müddeti otuz senedir.
(D) KENDİSİNE MUAYYEN BİR ŞEY VASİYET EDİLENİN İSTİHKAK DAVASI:
Madde 580 – Kendisine muayyen birşey vasiyet olunan kimsenin ikame edeceği istihkak davasının müruru zaman
müddeti, teberrüden haberdar edildiği günden ve ihbar zamanında henüz ifası lazım olmıyan teberrülerde ifanın lüzumu
tarihinden itibaren on senedir.
ON YEDİNCİ BAP
Taksim
BİRİNCİ FASIL
Terekenin taksiminden evvelki hali
(A) İNTİKALİN HÜKÜMLERİ :
I.Miras şirketi:
Madde 581 – Mirasçı birden ziyade ise, terekedeki haklar ve borçlar taksime kadar müşa kalır.Tereke mirasçıların
mülkü olup, mukavele veya kanun ile muayyen temsil ve idare hakları mahfuz kalmak üzere mirasçılar, bunda müştereken
tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin talebi üzerine hakim, taksimin icrasına kadar miras şirketine bir mümessil tayin
edebilir.
II.Mirasçıların mesuliyeti:
Madde 582 – Mirasçılar, müteveffanın borcundan müteselsilen mesuldürler.
(B) TAKSİM DAVASI:
Madde 583 – Mukavele veya kanun mucibince şuyuu idameye mecbur olmıyan her mirasçı dilediği zaman terekenin
taksimini isteyebilir.Tasfiyenin derhal icrası malın kıymetine ehemmiyetli bir noksan iras edecek ise hakim mirasçılardan
birinin talebi üzerine terekenin veya bir kısmının taksimini ileriye bırakabilir.
Mirasçılardan biri borcunu edadan aciz olduğu takdirde diğerleri, tereke açılır açılmaz haklarının muhafazası için
icabeden tedbirin ittihazını istiyebilirler.
(C) TAKSİMİN TEHİRİ:
Madde 584 – Mirasçılar arasında cenin varsa, taksim, doğmasına bırakılır. Anası nafakaya muhtaç ise bu müddet
içinde müşa mallardan istifade hakkına malik olur.
İştirak halinde mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştürülmesi
Madde 584/a – (Ek: 14/11/1990 – 3678/13 md.)
Mirasçılardan biri terekeye dahil malların tamamı veya bir kısmı üzerindeki iştirak halinde mülkiyetin müşterek
mülkiyete dönüştürülmesini talep ettiği takdirde hakim, diğer mirasçılara tebliğ yaparak tayin edeceği süre içinde onları,
itirazları varsa bildirmeye davet eder.
İştirak halinde mülkiyetin o mal üzerinde devamını haklı kılacak bir itiraz ileri sürülmediği veya mirasçılardan biri,
tayin edilen süre içinde taksim davası açmadığı takdirde o mal üzerindeki iştirak halinde mülkiyetin müşterek mülkiyete
dönüşmesine karar verilir.
Terekeye dahil diğer hakların ve alacakların paylar oranında bölünmesi hususunda
da yukarıdaki hükümler uygalanır.
(D) YAŞAYANLARIN HAKKI:
Madde 585 – Müteveffanın vefatı zamanında yanında bulunup onun tarafından beslenegelen mirasçılar, murislerinin
hayatında olduğu gibi bir ay daha terekeden infak ve iaşe edilmelerini istiyebilirler.
1304-83
İKİNCİ FASIL
Taksimin nasıl yapılacağı
(A) TAKSİMİN UMUMİ HÜKÜMLERİ:
Madde 586 – Kanuni mirasçılar gerek kendi aralarında gerek mansup mirasçılar ile birlikte mirası aynı kaidelere
göre taksim ederler.Taksimin nasıl yapılacağı tayin ve tesbit edilmemiş ise, mirasçılar, terekeyi diledikleri gibi taksim
edebilirler.
Terekeye ait bir mala zilyet veya müteveffaya borçlu bulunan mirasçı, taksim esnasında bu hususa dair vazıh
malümat vermekle mükelleftir.
B) TAKSİM KAİDELERİ:
I. Müteveffanın şartları:
Madde 587 – Muris, vasiyetname veya miras mukavelesi ile taksimin nasıl yapılacağına ve hisselerin teşkiline
müteallik kaideler koyabilir.
Hisseler arasında, muris tarafından ihlali kast edilmemiş olan müsavatı icabında temin hususu mahfuz kalmak
şartiyle; mirasçılar, işbu kaidelere riayetle mükelleftir.
Vasiyetnamede veya miras mukavelesinde hilafı şart kılınmadıkça; terekeden bir malın mirasçılardan birine tahsisi,
vasiyet hükmünde tutulmayıp, taksimin icrası suretini beyana hamlolunur.
II. Mahkemenin borçlu bir mirasçı makamına kaim olması:
Madde 588 – Bir mirasçıya düşen hisseyi temellük veya haczeden yahut o mirasçı aleyhine borcunu ödemekten acze
dair icra vesikası istihsal eyliyen alacaklı, hakimin mirasçı yerine kaim olan taksimine iştirakini, isteyebilir.
(C) TAKSİMİN TARZI:
I. Mirasçıların hukukça müsavatı :
Madde 589 – Hilafına bir hüküm bulunmadıkça, mirasçılar tereke mallarında aynı hukuku haizdirler.
Mirasçılar, müteveffa ile beyinlerindeki münasebetlere müteallik olup taksimin müsavat ve adalet dairesinde icrasına
yarıyan her türlü malümatı birbirine vermekle mükelleftirler.
Mirasçılardan her biri, borçların taksiminden evvel tediyesini veya teminata bağlanmasını istiyebilir.
II. Hisselerin teşkili:
Madde 590 – Hisseler, mirasçılardan sağ olanlar ile istihlaf edilenlerin adedince teşkil olunur. Mirasçılar
uyuşamazlarsa, içlerinden herhangi biri, hisselerin mahkemece teşkil edilmesini talep edebilir. Hisselerin teşkilinde mahkeme
mahalli adetleri, mirasçıların hal ve şanlarını ve ekseriyetin arzularını nazarı itibara alır. Hisselerin tahsisi, mirasçıların kendi
aralarında uyuşmasiyle olur. Bu mümkün olmazsa, kur’a çekilir.
III. Bazı tereke mallarının tahsisi veya satılması:
Madde 591 – Kıymetlerine ehemmiyetli bir noksan arız olmaksızın taksimi kabil olmıyan mal, mirasçılardan birine
tahsis olunur. Taksim veya tahsisinde mirasçıların uyuşamadıkları mallar satılıp bedeli taksim edilir. Mirasçılar ittifak
edemezlerse sulh hakimi müzayedenin umumi olmasına veya mirasçıların arasında icrasına karar verir.
1304-84
(D) BAZI EŞYANIN TAKSİMİNE MÜTAALLİK KAİDELER :
I. Kül teşkil eden eşya, aile evrakı, hatıralar :
Madde 592 – Mirasçılardan birinin muhalefeti halinde, asıl ve maksat itibariyle bir kül teşkil eden eşya, taksim
edilemez. Mirasçılardan birinin muhalefeti halinde, aile evrakı ve hatıra teşkil eden eşya satılamaz. Mirasçılar arasında ihtilaf
vukuunda, sulh hakimi, bu gibi eşyanın satılmasına yahut mahalli adetlere ve adet mevcut değilse mirasçıların hal ve
şanlarına nazaran hissesinden mahsup edilmek üzere mirasçılardan birine tahsisine karar verebilir.
II. Mirasçıdaki alacağın mahsubu:
Madde 593 – Müteveffanın mirasçılardan birindeki alacağı, o mirasçının hissesinden mahsup edilir.
III. Teminat gösterilen tereke malları :
Madde 594 – Hissesine merhun mal isabet eden mirasçı, mukabili olan borcu ödemekle mükelleftir.
IV. Gayrimenkuller:
1 – Ayırma :
2 – Tahsis :
a) Kıymet takdiri :
Madde 595 – Gayri menkul mallar, mirasçıya taksim zamanındaki kıymetleriyle verilir.
b) Kıymet takdirinde usul :
Madde 596 – Mirasçılar bir gayri menkulün kıymetinde ittifak edemezlerse o kıymet kati surette resmi muhamminler
tarafından takdir olunur.
V. Ziraat işleri :
1 – Taksimden istisna :
Madde 597 – Terekede iktisadi bir vahdet halinde işletilmekte olan zirai mallar bulunursa bunların kaffesi,
mirasçılardan işletmeğe muktedir olduğu anlaşılan talibine, tahsis edilir. Mirasçı bu ziraat işine yarıyan malzemenin, aletlerin
ve hayvanların dahi kendisine tahsis edilmesini isteyebilir. Tahsis edilen malların mecmuu için, tek bir kıymet takdir edilir.
2 – Tahsisin hangi mirasçıya ait olacağı :
Madde 598 – Mirasçılardan birinin tahsise itirazı veya taliplerin birden fazla olması takdirinde hakim, mahalli
adetleri ve adet yok ise mirasçıların hal ve şanını nazarı dikkate alarak tahsis hakkında karar verir ve bey’i yahut taksimini
emreder. İşletme hususunu bizzat üzerine almak isteyen mirasçı bütün malların tercihan kendisine tahsis olunmasını talep
edebilir.
Müteveffanın oğullarından hiç biri, işletme hususunu bizzat üzerine almak istemezse kızları veya bunların kocaları
işletmeğe muktedir olmak şartiyle malların kendilerine tahsisini isteyebilirler.
3 – Mirasın aile şirket emvali halinde idaresi :
a) Talep hakkı:
Madde 599 – Kendisine iktisadi bir vahdet halinde işletilmekte olan zirai mallar tahsis edilen mirasçı, diğer
mirasçıların hisselerinin bedelini ödemek için zirai gayrimenkullerin üzerlerinde evvelce mevcut teminat hukuku dahil
olduğu halde dörtte üçünden fazlasını teminat göstermek mecburiyetinde kalırsa, taksimin talikını talep edebilir.
1304-85
Bu takdirde mirasçılar, hissei temettü şartiyle müesses bir aile şirketi emvali teşkil etmiş olurlar.
b) Şirketi emvalin feshi :
Madde 600 – Kendisine iktisadi bir vahdet halinde işletilmekte olan zirai mallar tahsis edilen mirasçı, diğer
mirasçıların hisselerinin bedelini mallarını fazla miktarda borç altına koymadan ödeyebilecek bir hale gelirse; mirasçılardan
her biri, şirketi emvalin feshini ve hissenin ödenmesini isteyebilir.
Mallar kendisine tahsis edilen mirasçı dahi, hilafına mukavele yoksa şirketi her zaman feshedebilir.
4 – Diğer hisselerin nasıl tediye olunacağı :
Madde 601 – Mallar kendisine tahsis edilen mirasçı, taksimin tehirini isteyecek olursa diğer mirasçılar, şirketi
emvale girmek mecburiyetinde olmayıp, hisselerinin tahsis olunan gayrimenkul ile temin edilmiş bir alacak şeklinde
kendilerine teslimini talep edebilirler.
IV. Mülhak sınai mallar :
Madde 602 – İktisadi bir vahdet halinde işletilmekte olan zirai mallara mülhak sınai mallar varsa, hepsi birlikte
mirasçılardan işletmeğe ehil olan talibine tahsis olunur.
Bu sınai malların kıymeti, ayrıca takdir ve mirasçının hissesinden mahsup edilir.
Mirasçılardan birinin tahsise itirazı veya taliplerin birden fazla olması takdirinde, hakim, mirasçıların hal ve şanını
nazarı dikkate alarak tahsis hakkında karar verir veya bey’i yahut taksimi emreder.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Mirasta iade
(A) İADE BORCU :
Madde 603 – Kanuni mirasçılar, miras hissesine mahsuben müteveffanın sağlığında almış oldukları bütün teberruları,
terekeye iade ile birbirlerine karşı mükelleftirler.
Müteveffa tarafından hilafına açıkça bir teberru yapılmış olmadıkça füru lehinde bahşedilen cihaz, tesis masrafı
borçtan ibra suretiyle ve bu kabilden sair suretlerle bahşedilen menfaatler iadeye tabidir.
(B) EHLİYETSiZLİK VEYA RED HALİNDE İADE:
Madde 604 – Mirasçılardan biri, mirasın açılmasından evvel veya sonra mirasçılık hakkını gaip ettiği takdirde; ona
terettüp eden iade mükellefiyeti hissesini alanlara geçer.
Feri kendi eline geçmemiş olsa bile aslına yapılan teberruları iade ile mükelleftir.
(C) ŞARTLARI:
I. İade veya mahsup :
1 – Muhayyerlik :
Madde 605 – İade ile mükellef olan mirasçı muhayyerdir, dilerse aldığı malın aynını iade eder, dilerse hissesinden
fazla olsa bile kıymetini mahsup ettirir. Müteveffanın bu esasa muhalif tasarrufları ve tenkis davalarına müteferri haklar
mahfuzdur.
1304-86
II. Miras hissesinden fazla olan teberrular :
Madde 606 – İadeye tabii teberruların miktarı, iade ile mükellef mirasçının miras hissesinin baliğ olduğu kıymetten
ziyade olup ta; bu ziyadenin mirasçıya kalmasının müteveffaca maksut olduğu isbat edilirse, tenkis davası hakkı mahfuz
kalmak üzere ziyadenin iadesi lazım gelmez. Fürulara evlenirken mutad derecede verilen eşya ile yapılan sarfiyatın iadeye
tabi olmaması, asıldır.
III. Hesabın nasıl yapılacağı :
Madde 607 – İadede, teberru olunan şeylerin mirasın açıldığı gündeki kıymetleri ve daha evvel satılmış olanların
satış fiatları esas olur. Hasılat ve sarfiyattan zamanı mucip olarak ayne veya kıymete arız olan noksanlardan dolayı mirasçılar,
zilyedin haklarına malik ve borçları ile mükelleftirler.
(D) TALİM VE TERBİYE MASRAFI:
Madde 608 – Muris tarafından hilafı kasdedilmiş olduğu ispat edilmedikçe çocukların terbiye ve tahsilleri için
yapılmış olan masarifin ancak mutad olan miktardan fazlası iade olunur.
Murisin vefatında henüz terbiye ve talimleri ikmal edilmemiş olan veya malül bulunan çocuklara taksim esnasında
münasip bir tazminat verilir.
(H) MUTAT HEDİYELER:
Madde 609 – Mutat; olan hediyeler, iadeye tabi değildir.
(V) AİLE İÇİN YAPILAN FEDAKARLIĞA KARŞI TAZMİNAT:
Madde 610 – Ana baba ile birlikte yaşayan ve ivazından sarahaten feragat etmeksizin kendi sayını veya varidatını
aileye tahsis etmiş olan reşit evlat, taksim esnasında münasip bir tazminat isteyebilir.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Taksimin hitamı ve hükümleri
(A) TAKSİMİN HİTAMI:
I. Taksim mukavelesi :
Madde 611 – Hisselerin teşkil ve kabzını yahut taksim mukavalesinin akdini mütaakip, taksim; mirasçılar için lüzum
ifade eder.
Taksim mukavelesi, yazılı olmadıkça muteber olmaz.
II. Miras hisseleri hakkında mukavele :
Madde 612 – Miras haklarının temlikine mütaallik mirasçıların birbirleriyle akdedeceği mukaveleler ile hayatta
bulunan ana yahut babanın müteveffa karı ve kocasından olan çocuklariyle bu çocuklara müteveffadan isabet eden hissenin
temlikine mütaallik akdedecekleri mukavelenin, yazılı olması şarttır. Mirasçılardan biriyle hissesinin temlikine dair üçüncü
bir şahıs arasında akdedilmiş olan mukavele üçüncü şahsa, taksime müdahale hakkı vermez. Üçüncü şahsın hakkı, ancak
temlik eden mirasçıya ayrılan hissenin talebine münhasırdır.
III. Henüz açılmamış bir miras hakkındaki mukaveleler :
Madde 613 – Bir kimsenin sağlığında mirasçılardan birinin diğer mirasçılar veya üçüncü bir şahıs ile o kimsenin
mirası hakkında ve kendi iştirak ve muvafakatı olmaksızın yaptığı mukaveleler batıl ve hükümsüzdür. Böyle bir mukavele
mucibince vukubulan teslimat geri istenebilir.
1304-87
(B) MİRASÇILARIN BİRBİRİNE KARŞI MESULİYETİ:
I. Mesuliyetten mütevellit borçlar :
Madde 614 – Taksimden sonra mirasçılar, her birinin hissesine düşen mallar için beyi hükümleri mucibince
yekdiğerinin zaminidirler. Mirasçılar, aralarında taksim ettikleri alacakların mevcudiyetini birbirlerine karşı zamin oldukları
gibi borsaya kabul edilmiş olan kıymetli evrak müstesna olmak üzere bu alacaklar taksimde ne miktar için mahsup edilmişler
ise o miktar hakkında borçluların tediyeye iktidarlarından dahi mütekabilen alelade kefiller gibi mesuldürler. Zamin olanlara
karşı dava hakkı, taksimin hitamından ve taksimden sonra ödenmesi lazım matluplar için bu lüzum tarihinden itibaren bir
sene geçmekle müruru zamana uğrar.
II. Taksimin feshi:
Madde 615 – Mukaveleler hangi sebeplerle fesholunabilirse, taksim dahi aynı sebeplerle fesih olunabilir.
(C) ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARA KARŞI MESULİYET:
I. Teselsül:
Madde 616 – Alacaklı, alacağının inkısamına veya nakline sarahaten veya zımnen razı olmadıkça mirasçılar
taksimden sonra dahi terekenin borçlarından müteselsilen ve bütün malları ile mesuldürler. Şu kadar ki beş sene geçince
teselsül kalmaz. Bu müddet, taksimin hitamından ve taksimden sonra ödenmesi lazım matluplar için lüzum tarihinden başlar.
II. Rücu hakkı:
Madde 617 – Ödenmesi kendisine tahmil edilmiş olmayan bir borcu yahut bir borcun ödemesini deruhte ettiği
miktarından fazlasını, ödeyen mirasçı diğer mirasçılara rücu hakkını haizdir. Bu hak, evvel emirde taksim esnasında borcu
ödemeyi deruhte etmiş olan mirasçılara karşı kullanılır. Bundan başka hilafına şart olmadıkça, her biri, hisseleri nisbetinde
terekenin borçlarını ödemekle mükelleftirler.
DÖRDÜNCÜ KİTAP
Ayni haklar
BİRİNCİ KISIM
Mülkiyet
ON SEKİZİNCİ BAP
Umumi Hükümler
(A) MÜLKİYET HAKKININ UNSURLARI:
Madde 618 – Bir şeye malik olan kimse, o şeyde kanun dairesinde dilediği gibi tasarruf etmek hakkını haizdir; haksız
olarak o şeye vaziyed eden herhangi bir kimseye karşı istihkak davası ikame ve her nevi müdahaleyi menedebilir.
(B) MÜLKİYET HAKKININ ŞÜMULÜ:
I. Mütemmim cüzler:
Madde 619 – Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütün mütemmim cüzlerine de malik olur. Mahalli örfe göre bir
şeyin esaslı bir unsurunu teşkil eden o şey telef veya tahrip yahut tağyir edilmedikçe ondan ayrılması kabil olmıyan cüzler o
şeyin mütemmim cüzleridir.
1304-88
II. Tabii semereler:
Madde 620 – Bir şeye malik olan kimse,o şeyin tabii semerelerine de maliktir. Bir şeyin muayyen zamanlarda hasıl
ettiği ve örfün o şeyden sureti tahsisine göre istihsalini tecviz eylediği mahsuller, o şeyin tabii semereleridir.Tabii semereler,
ayrılıncaya kadar asıl şeyin mütemmim cüzleridir.
III. Teferruat :
1 – Tarif :
Madde 621 – Bir şeye ait yapılacak temliki tasarruflarda o şeyin istisna olunmayan teferruatı dahil olur. Mahalli örfe
veya malikin sarih arzusuna göre bir şeyin işletilmesi veya muhafazası veya ondan istifade olunması için daimi bir tarzda
tahsis olunan ve kullanmakta o şeye tabi kılınan veya takılan veya onunla birleştirilen menkul eşya asıl şeyin teferruatıdır.
Asıl şeyden muvakkat bir zaman için ayrılmakla teferruattan olmak sıfatı zail olmaz.
2 – Müstesnası :
Madde 622 – Asıl şeye zilyet bulunan kimsenin kullanmasına muvakkaten tahsis edilen veya ancak o kimsenin
istihlak etmesi için muhassas veya asıl şeyin hususi mahiyetine yabancı olan yahut o şey ile muhafaza için veya beyi veya
icar edilmek maksadiyle birleştirilen menkul eşya teferruat sıfatını alamaz.
(C) BİRDEN ZİYADE KİMSELERİN BİR ŞEY ÜZERİNDE MÜLKİYETİ :
I. Müşterek mülkiyet :
1 – Hissedarlar arasındaki münasebetler :
Madde 623 – Birden ziyade kimseler şayian bir şeye malik olur ve hisseleri bilfiil taksim edilmemiş bulunursa onlar,
o şeyin hissedarıdırlar.
Hissedarların şayi hisseleri birbirine müsavi olmak asıldır.
Hissedarlardan her biri kendi hissesi hakkında malik hak ve mükellefiyetlerini haiz olup hissesini temlik veya terhin
edebilir. Alacaklıları da bu hisseyi haczettirebilirler.
2 – İdari tasarruflar :
Madde 624 – Hilafına mukavale olmadıkça, hissedarlar müşterek mülklerini biliştirak idare ederler.
Ekseriyet hilafına karar vermedikçe hissedarlardan her biri, ufak tefek tamirat ile ziraat işleri gibi alelade idari
tasarrufları icraya ehildir.
Ziraat usulünün değiştirilmesi, büyük tamirat icrası gibi daha ziyade mühim olan idari tasarruflar, müşterek mülkün
yarısından fazlasına malik olan ve adet itibariyle de ekseriyeti teşkil eden hissedarların reyleri içtima etmedikçe yapılamaz.
3 – Temliki tasarruflar :
Madde 625 – Hissedarlardan her biri, müşterek menfaatler için diğer hisedarları temsil edebilir ve diğer hissedarların
hakları ile kabili tevfik oldukça müşterek şeyden istifade eder ve onu kullanır.
Müşterek mülkü temlik etmek, onun üzerinde aynı bir hak tesis eylemek ve onun intifa tarzını değiştirmek için bu
bapta bilittifak başka bir kaide kabul edilmediği takdirde bütün hissedarların muvafakati şarttır.
4 – Masraflara ve mükellefiyetlere iştirak :
Madde 626 – Müşterek mülkiyete terettüp eden veya müşterek mülkiyeti takyit eyliyen idari masraflar, vergiler ve
sair mükellefiyetler hilafına hüküm yoksa hisseleri nispetinde bütün hissedarlara ait olur.
1304-89
Hissedarlardan biri hissesinden fazla tediyeyatta bulunursa bu fazla ile hisseleri nispetinde diğer hissedarlara rücu
eder.
Hissedarlıktan çıkarılma
Madde 626/a – (Ek : 14/11/1990 – 3678/14 md.)
Kendi tutum ve davranışları veya malın kullanılmasını bıraktığı ya da fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin tutum ve
davranışları ile diğer hissedarların tümüne veya bir kısmına karşı olan yükümlülüklerini ağır surette ihlal eden hissedar, bu
yüzden onlar için müşterek mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale getirmişse mahkeme kararıyla hissedarlıktan
çıkarılabilir.
Davanın açılması, aksine bir anlaşma yoksa, hissedarların hem hisse hem de sayı bakımından çoğunlukla karar
vermelerine bağlıdır.
Hakim, çıkarma talebini haklı gördüğü takdirde,çıkarılacak hissedarın hissesini karşılayacak kısmı maldan ayırmak
mümkün ise bu ayırmayı yaparak ayrılan parçanın müşterek mülkiyetten çıkarılana tahsisine karar verir.
Aynen ayırımı mümkün bulunmayan maldaki hissenin dava tarihindeki değeri ile kendilerine devrini isteyen hissedar
veya hissedarlar bunu hissedarlıktan çıkarma talebi ile birlikte istemek zorundadırlar. Hakim, hükmünden önce re’sen tayin
edeceği münasip bir mehil içinde hisse değerinin tediye veya tevdiine karar verir. Davanın kabulü halinde hissenin talep eden
adına tesciline hükmolunur.
Hisseyi karşılayacak kısmın maldan aynen ayrılması mümkün olmaz ve bu hisseye talip olan hissedar bulunmazsa
hakim, davalıya hissesini temlik etmesi için bir süre tayin eder ve bu süre içinde temlik edilmeyen hissenin açık artırma ile
satışına karar verir. Satış kararı cebri icra yoluyla paraya çevirmeye dair hükümler uyarınca yerine getirilir.
Diğer hak sahiplerinin çıkarılması
Madde 626/b – (Ek:14/11/1990 – 3678/15 md.)
Bir hissedarın çıkarılmasına dair hükümler, kıyas yoluyla intifa veya diğer bir ayni hak veya tapuya şerh edilmiş kira
gibi şahsi hak sahibine de uygulanır. Şu kadar ki, devri caiz olmayan hakkın uygun bir tazminat karşılığında sona ermesine
karar verilir.
5 – Müşterek mülkiyetin nihayeti:
a) Taksim davası:
Madde 627 – Hukuki bir tasarruf mucibince yahut müşterek mülkün devamlı bir maksada tahsis edilmiş olması
hasebiyle şuyuu idame mükellefiyeti olmadıkça hissedarlardan her biri, taksim istiyebilir. Taksim hakkı, hukuki bir tasarrufla
on seneden fazla bir müddet için bertaraf edilemez. Taksim, münasip olmıyan bir zamanda yaptırılamaz.
b) Taksimin nasıl yapılacağı :
Madde 628 – Müşterek mülkiyet; aynen taksim ile nihayet bulacağı gibi bedeli hissedarlar arasında tevzi olunmak
üzere pazarlık veya müzayede suretiyle beyi ile ve hissedarlardan biri veya bir kaçı tarafından diğerlerine ait hisselerin
iktisabiyle de nihayet bulur.
Hissederlar taksimin nasıl yapılacağında ittifak edemedikleri takdirde müşterek mülkün kıymetine ehemmiyetli bir
noksan arız olmaksızın taksimi kabil ise, hakim aynen taksimi ve kabil değil ise hissedarlar beyninde veya umum arasında
müzayede ile satılmasını emreder.
Aynen taksiminde hisselerin teadülü temin edilemezse ivaz ilavesiyle tadil olunur.
1304-90
II. İştirak halinde mülkiyet:
1. Sebepleri:
Madde 629 – Kanun mucibince veya bir mukavele ile iştirak teşkil eden kimseler bir şeye malik olursa her birinin
hakkı o şeyin tamamına sari olur.
2 – Hükümleri:
Madde 630 – Şeriklerin hak ve vazifeleri iştiraki tevlit eden kanun veya mukavele hükümleri ile muayendir.
Hilafına bir hüküm olmadığı halde şeriklerin hakları ve hususiyle malik oldukları şeyde tasarruf salahiyetleri ancak
ittifak ile verecekleri karar mucibince kullanılabilir. İştirak devam ettiği müddetçe taksim ve şayi cüzde tasarruf caiz değildir.
3 – İştirak halindeki mülkiyetin nihayeti:
Madde 631 – İştirak halinde mülkiyet, o mülkün temliki veya iştirakin zevaliyle nihayet bulur. Bu suretle taksim,
hilafına hüküm bulunmadıkça müşterek mülkiyet hükümlerine göre yapılır.
ON DOKUZUNCU BAP
Gayri menkul mülkiyeti
BİRİNCİ FASIL
Gayrimenkul mülkiyetinin mevzuu, iktisabı, izaası
(A) GAYRİMENKUL MÜLKİYETİNİN MEVZUU:
Madde 632 – Gayrimenkul mülkiyetinin mevzuu, yerinde sabit olan şeylerdir. Bu kanuna göre aşağıdaki şeyler gayri
menkuldür:
1 – Arazi,
2 – Tapu sicilinde müstakil ve daimi olmak üzere ayrıca kaydedilen haklar,
3 – Madenler.
(B) GAYRİMENKUL MÜLKİYETİNİN İKTİSABI:
I. Tescil:
Madde 633 – Gayrimenkul mülkiyetini iktisap için tapu siciline kayıt, şarttır. Bununla beraber işgal, miras, istimlak,
cebri icra tarikleriyle veya mahkeme ilamı ile bir gayrimenkulü iktisabeden kimse tescilden evvel dahi ona malik olur.
Fakat tescil merasimi ikmal edilmedikçe temliki tasarrufta bulunamaz.
II. İktisap tarikleri :
1 – Mülkiyeti nakleden akitler:
Madde 634 – Mülkiyeti nakleden akitler resmi şekilde yapılmadıkça muteber olmazlar. Ölüme bağlı tasarruflarla
evlenme mukaveleleri kendilerine mahsus şekillere tabidir.
2 – İşgal:
Madde 635 – Tapu siciline göre sahipsiz bir şey haline geldiği anlaşılmıyan müseccel bir gayrimenkul, işgal
tarikiyle iktisap olunamaz.
Müseccel olmıyan bir arzın işgali sahipsiz şeylere dair olan hükümlere tabidir.
3 – Yeni arazi teşekkülü:
Madde 636 – Sahipsiz yerlerde birikmek, dolmak ve kaymak veya umuma ait suların mecra veya seviyeleri
değişmek gibi bir suretle teşekkül edip kendisinden istifade mümkün olan arazi Devletin mülkü olur.
Bu suretle kendisine ait bir gayrimenkulden ayrılan parçaların vücudunu ispat eden kimse onları istirdat edebilir.
4 – Arazinin kayması:
Madde 637 – Arazinin yerinden kayması hududun tadilini icabetmez. Bu suretle bir gayrimenkul üzerine geçmiş olan
toprak ve saire hakkında enkaza ve ihtilata dair olan hükümler tatbik olunur.
1304-91
5 – Müruru zaman:
a) Adi müruru zaman:
Madde 638 – Muhik bir sebep yok iken tapu sicillinde uhdesine malik sıfatı ile mukayyet bulunan bir gayrimenkulü
fasılasız ve nizasız on sene müddetle ve hüsnü niyetle yedinde bulunduran kimsenin o gayrimenkulün üzerindeki hakkına
itiraz olunamaz.
b) Fevkalade müruruzaman:
Madde 639 – (Değişik : 9/3/1954 – 6333/1 md.) Tapu sicilinde mukayyet olmıyan bir gayrimenkulü nizasız ve
fasılasız 20 sene müddetle ve malik sıfatiyle yedinde bulundurmuş olan kimse o gayrimenkulün kendi mülkü olmak üzere
tescili talebinde bulunabilir.
Tapu sicilinde maliki kim olduğu anlaşılamıyan veya 20 sene evvel vefat etmiş yahut gaipliğine hüküm verilmiş bir
kimsenin uhdesinde mukayyet olan bir gayrimenkulü aynı şerait altında yedinde bulunduran kimse dahi o gayrimenkulün,
mülkü olmak üzere tescilini talep edebilir.
Tescil davası Hazine ve ilgili amme hükmi şahsiyeti aleyhine açılır ve mahkemece gazete ile ve ayrıca mahallinde
münasip vasıtalarla en az 3 defa ilan olunur.
Son ilandan itibaren 3 ay içinde bir itiraz davası açılmaz veya açılıp da reddedilir ve iddia sabit olursa tescile karar
verilir; karara gayrimenkulün haritası veya ebatlı krokisi eklenir.
Hususi kanun hükümleri mahfuzdur.
c) Müddetler :
Müddetin hesabı, inkıtaı – tatili :
Madde 640 – Yukarki maddelerde beyan olunan iktisabı müruru zaman müddetinin gerek hesabında gerek inkıta ve
tatilinde, ancak müruru zamanında cari olan hükümler tatbik olunur.
6 – Sahipsiz şeyler ve umuma ait mallar :
Madde 641 – Sahipsiz şeyler ile menfaati umuma ait olan mallar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Hilafı sabit
olmadıkça menfaatı umuma ait sular ile ziraate elverişli olmıyan yerler, kayalar, tepeler, dağlar ve onlardan çıkan kaynaklar
kimsenin mülkü değildir. Sahipsiz şeylerin ihraz ve işgali, yollar ve meydanlar, akar sular ile yatakları gibi menfaati umuma
ait malların işletilmesi ve kullanılması hakkında ahkamı mahsusa vazolunur.
III. Tescili talep hakkı :
Madde 642 – Bir şeye temellük etmek hakkını hibe gibi bir sebeple iktisap etmiş olan kimse tescil muamelesinin
icrasını malikinden talep edebilir. İmtina halinde mülkiyetin kendisine aidiyetine karar verilmesini hakimden istiyebilir.
İhraz ve işgal, intikal, istimlak cebri icra ve mahkeme ilamiyle bir gayrimenkulün mülkiyetini iktisap eden kimse;
doğrudan doğruya tescil muamelesini yaptırabilir.
Karı koca malları hakkındaki usul icabı olarak vuku bulan mülkiyet tebeddülleri sicilli mahsusuna kayıt ve ilan
edilmesini müteakip resen tapu siciline de kaydolunur.
(C) GAYRİMENKUL MÜLKİYETİN İZAASI :
Madde 643 – Gayrimenkulün mülkiyeti, sicil kaydının terkini veya gayrimenkulün tamamiyle ziyaı halinde zail olur.
Menfaati amme için yapılan istimlak halinde mülkiyetin ne vakit zail olacağı kanunu mahsusla muayyendir.
İKİNCİ FASIL
Gayri menkul mülkiyetin hükümleri
(A) GAYRİMENKUL MÜLKİYETİN ŞÜMULÜ :
I. Umumiyetle :
Madde 644 – Bir arza malik olmak, onu kullanmakta faydalı olacak derecede altına ve üstüne malik olmağı
tazammun eder.
Kanuni takyitler müstesna olmak üzere bu mülkiyet, yapılan ve dikilen şeyleri ve kaynakları dahi şamil olur.
1304-92
II. Sınır :
1 – Gayrimenkulün tahdidi :
Madde 645 – Gayrimenkulün sınırı plan ve arz üzerine konulan işaretler ile tayin olunur.
Plandaki sınır ile arz üzerindeki sınır birbirini tutmazsa asıl olan plandaki sınırdır.
2 – Tahdit borcu :
Madde 646 – Sınırı belli olmıyan araziye malik olan kimse komşusunun talebi üzerine gerek planın tashihi gerek arz
üzerine işaretler konulması suretiyle sınırın tayini için diğerine yardım etmeğe mecburdur.
3 – Tahdit eden şeylerin hükmü :
Madde 647 – Duvar, çit, parmaklık gibi iki gayrimenkulü birbirinden ayıran şeylerin mülkiyetinde asıl olan; her iki
komşu arasında müşterek olmaktır.
III. Arsa üzerine inşaat :
1 – Arsa ve levazım :
a) Mülkiyet :
Madde 648 – Bir kimse başkasının inşaat levazımiyle kendi arsası üzerine yahut kendi levazımiyle başkasının arsası
üzerine bina yapmış olsa bu levazım, arsanın mütemmim cüzü olur. Şu kadar ki levazım, malikin rızası olmaksızın alınıp
kullanılmış ise kal’i fahiş bir zararı müeddi olmadıkça maliki onu kali ile istirdadını talebedebilir ve masarifi arsa sahibine ait
olur. Eğer bina arsa sahibinin rızası olmaksızın levazım sahibi tarafından yapılmış ise kal’i fahiş bir zararı müeddi olmadıkça
arsa sahibi kal’ini istiyebilir ve masarifi levazım sahibine ait olur.
b) Tazminat :
Madde 649 – Ebniye kalolunmadığı takdirde arsa sahibi inşaat levazımına mukabil muhik bir tazminat vermeğe
mecburdur. Arsa sahibi inşaatı suiniyetle yapmış ise diğer tarafın bütün zararını tazmin ile mahküm edilebilir.
Eğer bina levazım sahibi tarafından suiniyetle yapılmış ise arsa sahibinin levazım için vereceği tazminat levazımın en
az kıymetini geçmiyebilir.
c) Bina sahibinin arsayı temellük edebilmesi :
Madde 650 – Binanın kıymeti açıkça arsanın kıymetinden ziyade ise hüsnüniyetle hareket eden levazım sahibi muhik
bir tazminat mukabilinde mecmuunun mülkiyetinin kendisine verilmesini istiyebilir.
2 – Başkasının arsasına tecavüz eden inşaat :
Madde 651 – Yanındaki arsaya tecavüz etmiş olan inşaat ve imalat bunları yapan kimsenin o arsa üzerinde ayni bir
hakkı varsa, bunlar o kimsenin arsasının mütemmim cüzü olur ve tecavüz eden kısmı irtifak hakkı olmak üzere tapu siciline
kaydedilir. Bundan mutazarrır olan arsa sahibi tecavüze muttali olduğu tarihten itibaren on beş gün içinde itiraz etmemiş ise
inşaat hüsnüniyetle yapıldığı ve icabı hal müsait bulunduğu takdirde inşaatı yapan kimse muhik bir tazminat mukabilinde
tecavüz ettiği mahal üzerinde kendisine ayni bir hak verilmesini veya o mahal mülkiyetinin kendisine aidiyetinin tanınmasını
istiyebilir.
3 – Üst hakkı:
Madde 652 – Bir arsanın altında veya üstünde yapılan yahut onunla devamlı bir surette birleştirilen inşaat ve imalat
tapu siciline irtifak hakkı diye tescil edilmek üzere başka bir malikin mülkü olabilir.
Bir evin muhtelif katları, üst hakkı teşkiline mevzu olamaz.
4 – Mecralar :
Madde 653 – Elektrik, gaz, su gibi şeylerin mecraları hangi arz için tesis olunmuşlar ise onun
haricinde bulunmuş olsa bile hilafına bir hüküm olmadıkça onlar hangi sınai teşebbüsün eseri iseler onun
teferruatı ve sahibinin mülkü nazariy-
1304-93
le bakılır. Bu mecraları tesis hakkı, komşuluk münasebetlerine müteallik hükümler icabından olmadığı takdirde irtifak
hakkına müsteniden tesis edilmiş olmadıkça başkasının arsasını ayni bir hakla takyit etmiş olmaz. Eğer mecra açıkta değilse
irtifak hakkı, tapu siciline kaydolunmakla tesis olunur; açıkta ise irtifak hakkı mecranın yapılmasiyle teessüs etmiş olur.
5 – Menkul inşaat :
Madde 654 – Temelli kalmak maksadı olmaksızın başkasının arsası üzerine yapılan kulübe ve baraka gibi hafif
binalar, inşa edenin mülkü olur ve tapu siciline kaydolunmaz.
6 – Dikilen şeyler :
Madde 655 – Bir kimse başkasının fidanını kendi tarlasına yahut kendi fidanını başkasının tarlasına dikerse alakadar
olan kimseler başkasının levazımı ile kendi arsasında veya kendi levazımı ile başkasının arsasına bina yapmak veya menkul
bir inşaatta bulunmak hallerinde alakadar kimselerin haklarını haiz ve borçları ile mükelleftirler. Ağaçlar ve ormanlar
üzerinde üst hakkı tesisi memnudur.
IV. Malikin mesuliyeti :
Madde 656 – Bir malikin hakkını tecavüz etmesinden dolayı bir zarara uğrayan veya uğramak tehlikesinde bulunan
kimse eski halin iadesini veya tehlikenin izalesi için lazım gelen tedbirlerin yapılmasını talep edebilir ve uğradığı zarar ve
ziyanı ayrıca tazmin ettirebilir.
(B) GAYRİMENKUL MÜLKİYETİN TAKYİTLERİ :
I. Umumiyetle :
Madde 657 – Mülkiyetin kanuni takyitleri tapu siciline kayde hacet olmaksızın muteber olur. Bu takyitler; ancak
resmi bir senedle ve tapu siciline kayıt ile ilga veya tadil olunabilir. Ammenin menfaati için vazolunan takyitler tadil ve ilga
olunamaz.
II. Mülkiyet hakkının takyitleri :
1 – Şuf’a :
a) Mukaveleden mütevellit şuf’a :
Madde 658 – Mukaveleden mütevellit şuf’a hakkı; tapu siciline şerh verildiği surette bu şerhte tayin olunan müddet
zarfında ve sicilde gösterilen şartlar dairesinde her hangi bir malike karşı dermiyan olunabilir.
Sicilde şart gösterilmemiş ise gayrimenkulün müddeaaleyhe satışındaki şarta itibar olunur. Meşfu satıldıkta bayi
keyfiyeti şefia haber vermeğe mecburdur.
Şefiin bey’e ıttılaı gününden itibaren bir ay ve herhalde sicille şerh verildiği tarihten itibaren on sene geçmekle şuf’a
hakkı sakıt olur.
b) Kanuni şuf’a hakkı :
Madde 659 – Bir gayrimenkulün hissedarları onun şayi bir hissesini satın alan üçüncü şahsa karşı kanuni şuf’a
hakkını haizdir.
2 – İştira, vefa hakları :
Madde 660 – Mukaveleden mütevellit iştira ve vefa hakları tapu siciline şerh verildiği surette bu şerhte gösterilen
müddet içinde gayrimenkulün her hangi malikine karşı dermeyan olunabilir.
Bu haklar her halde şerh tarihinden itibaren on sene geçmekle sakıt olur.
1304-94
III. Komşu hakkı :
1 – Mülki kullanma :
Madde 661 – Bir kimse mülkünü kullanırken hele sınai işler yaparken komşusuna zarar verecek her türlü
taşkınlıklardan çekinmeğe mecburdur.
Hususiyle mazarat veren ve gayri menkulün mevki ve mahiyetine ve mahalli örfe göre komşu arasında hoş
görülebilecek dereceyi geçen gürültüler ve sarsıntılar yapmak ve duman ve kurum ve rahatsızlık veren sair toz, boğu, koku
çıkartmak memnudur.
2 – Hafriyat ve inşaat :
a) Kaidesi :
Madde 662 – Bir mülk sahibi, hafriyat ve inşaatta bulunurken komşusunu arsasına zarar vererek veya zarara maruz
bırakarak veya üzerlerindeki mebaniyi tehlikeye koyarak, izrar edemez.
Komşuluk kaidelerine muhalif olarak yapılan inşaatta başkasının arazisine tecavüz halindeki hükümler tatbik olunur.
b) Hafriyat ve inşaatın ebadı :
Madde 663 – Yapılacak hafriyat ve inşaatın ebadında gayrimenkul sahiplerinin riayete mecbur oldukları hükümler,
hususi kanunlar ile muayyendir.
3 – Ağaç dal ve köklerinin başkasının mülküne geçmesi:
a) Kaide :
Madde 664 – Bir ağacın dalları ve kökleri komşunun mülküne geçipte zarar verdiği ve komşunun talebi üzerine
münasip bir müddet içinde ağaç sahibi bunları kaldırmadığı takdirde komşunun o dal ve kökleri kesip enkazını zaptetmeğe
salahiyeti vardır.
Ağaç dallarının kendi ebniye ve ekinleri üzerine geçmesine müsamaha eden kimsenin işbu dallarda yetişen meyveleri
temellüke hakkı vardır.
Bu hükümler, komşu ormanlar hakkında cereyan etmez.
b) Dikilecek şeye göre riayeti icap eden hükümler :
Madde 665 – Gayrimenkulün ve dikilecek şeylerin nevilerine göre sahiplerinin dikmek hususunda riayete mecbur
oldukları hükümler, kanunu mahsus ile tayin olunur.
4 – Kendi kendine akan suların cereyanı :
Madde 666 – Bir gayrimenkulün sahibi, üst taraftaki gayrimenkulde kendi kendine akan suları hususiyle kar, yağmur
ve tutulmamış kaynak sularını kendi mülküne kabule mecburdur. Komşuların hiç biri diğerinin zararına bu cereyana mani
olamaz.
Bir gayrimenkulün aşağısında bulunan diğer gayrimenkule akan ve ona lazım olan suyunu yukarıki gayrimenkul
sahibi kendisine lazım olan dereceden ziyade mülkünde tutamaz.
5 – Kurutma :
Madde 667 – Bir bataklığın suyu ötedenberi alt taraftaki tarlaya akagelmekte ise sahibinin onu kurutmak için
yapacağı ameliyattan neşet eden suları alt taraftaki tarla sahibi kabule mecburdur. Aşağıdaki tarlaya bundan bir zarar gelecek
ise sahibi tarlasının içinden geçmek üzere su yolları tesisini bataklık sahibinden isteyebilir. Tesis masrafı bataklık sahibine
aittir.
1304-95
6 – Su yolu ve gaz ve elektrik borularının geçirilmesi :
a) Bunlara karşı müsamaha borcu :
Madde 668 – Gayrimenkul sahipleri yapılacak zarar tamamiyle ve peşin tazmin olunmak şartiyle mülkünün altından
veya üstünden su yolu ve gaz ve elektrik boruları geçirilmesine, bunların başka yerden geçirilmeleri imkansız olur veya çok
fazla masrafı mucip bulunur ise, müsaade etmeğe mecburdur.
Bu tesisat, sabibinin talebi üzerine masrafı kendisine ait olmak şartiyle tapu sicilline kaydolunur.
b) Üzerine tesisat yapılacak arsa sahibinin menfaatlerinin muhafazası:
Madde 669 – Bu tesisat mülkünden geçen kimse, menfaatinin munsıfane nazara alınmasını talep edebilir; fevkalade
ahvalde ve tesisat gayrimenkulün üstünde ise üzerine tesisat yapılacak münasip bir kısmının kendi zararını tamamiyle telafi
edecek bir ivaz mukabilinde alınmasını isteyebilir.
c) Yeni hadiseler:
Madde 670 – Ahval değişirse gayrimenkulün sahibi menfaati icabı olarak işbu tesisatın naklini isteyebilir. Nakil
masrafı kaideten diğer tarafa aittir. Şu kadar ki maslahat icap ediyorsa hakim gayrimenkul sahibinin münasip miktarda nakil
masrafına iştirakini tensip eder.
7 – Mürur hakkı:
a) Lüzumlu geçit:
Madde 671 – Tarikı amme çıkmak için kafi bir yolu bulunmayan gayrimenkul sahibi tam bir ivaz mukabilinde
komşularından kendisine geçmek için munasip bir yerin terkini talep edebilir. Bu hak mülklerin ve onlara giden yolların
evvelki hallerine göre bu yolun nereden geçmesi lazımgeliyorsa oranın malikine ve icabında bu yolun açılmasından en az
mutazarrır olan kimseye karşı kullanılır. Bu yolun tayininde iki tarafın menfaatleri gözetilir.
b) Mürur hakkının tescili:
Madde 672 – Daimi olarak tesis olunan mürur hakkının tapu sicilline kaydı lazımdır.
8 – Hail:
Madde 673 – Müşterek haller hakkındaki hükümlere halel gelmemek üzere her malik kendi arzının hailini kendi
yapar. Araziye hail koymak mecburiyeti ve bunun nasıl konacağı kanunu mahsus ile tayin olunur.
9 – Komşuluk için lüzumlu olan şeylerin icrası:
Madde 674 – Komşuluk haklarının kullanılması için lüzumu olan işlerin yapılması her birinin menfaati nisbetinde
arz sahiplerinin uhdesine terettüp eder.
IV. Başkasının arazisine girmek:
1 – Orman ve mer’a:
Madde 675 – Kanunen menedilmedikçe örf ve adete göre herkes başkasının orman ve mer’asına girebilir ve mantar
ve ufak tefek yabani meyveleri toplayıp temellük edebilir. Av avlamak ve balık tutmak için başkasının arazisine girmek
hakkındaki hükümler kanunu mahsus ile tayin olunur.
2 – Düşen şeylerin alınması:
Madde 676 – Su, rüzgar, çığ veya diğer tabii kuvvetler vasıtasiyle veya her hangi bir suretle bir mal bir kimsenin
arsasına düşer veya hayvan girer ve arı ve tavuk ve balıklar göçerse arz sahibi bunların aranılıp tutulması için sahiplerine
müsaade etmeğe mecburdur. Bu yüzden hasıl olan zarar için arz sahibinin tazminat istemeğe ve tazminatı alıncaya kadar
bunları hapsetmeğe hakkı vardır.
1304-96
3 – Zaruri sebepler:
Madde 677 – Bir kimse vukuu kuvvetle melhuz bulunan bir zararı yahut ani bir tehlikeyi kendisinden veya
diğerinden ancak başkasının mülküne tecavüzle defedebilirse, zarar veya tehlike tecavüzden münbais hasardan büyük olmak
şartiyle mülk sahibi bu tecavüze tahammüle mecburdur. Mülk sahibi bu tecavüzden mutazarrır olmuş ise muhik bir tazminat
talep edebilir.
V. Toprağın ıslahı:
Madde 678 – Toprağın ve su yollarının ıslahı, bataklıkların kurutulması, orman yetiştirilmesi, yol açılması, orman ve
köy arazisi parçalarının birleştirilmesi gibi şeyler ancak mütaaddit maliklerin iştirakiyle yapılır bunun için arsaların
yarısından fazlasına malik bulunan ve adetçe maliklerin üçte ikisini teşkil eden kimseler tarafından karar verilmek lazımdır.
Bu karara diğerleri ittibaa mecburdurlar.
(C) KAYNAKLAR :
I. Mülkiyet ve irtifak hakkı:
Madde 679 – (Değişik : 23/11/1960-138/1 md.)
Kaynak, arzın mütemmim bir cüz’ü olup mülkiyeti, kaynadıkları toprağın mülkiyeti ile beraber iktisabolunur.
Başkasının arzındaki kaynaklardan istifade, irtifak hakkı olarak, tapu siciline kayıt ile tesis olunur.
Yeraltı suları,genel olarak, menfaati umuma ait sulardandır.Bir arza malik olmak, onun altındaki suya malik olmayı
tazammun etmez.
Yeraltı sularından arz maliklerinin istifade şekli ve bunun derecesi, mahsus kanunlarında gösterilir.
II. Kesilen kaynaklar:
1 – Tazminat :
Madde 680 – Ehemmiyetli bir surette intifa edilmekte veya intifa maksadiyle suyu biriktirilmekte olan kaynakları
kısmen olsun keserek yahut hafriyat ve inşaat ve ameliyat icrasiyle telvis ederek sahibine veya onda hakkı olana zarar iras
eden kimse tazminat itasiyle mahküm edilebilir. Zarar kast ve ihmal eseri değil ise veya mutazarrırın hatasına isnadi kabil ise
hakim, tazminat itası lazımgelip gelmiyeceğini takdir ve icabında keyfiyetini ve miktarını tayin eyler.
2 – Kaynakların evvelki halinin iadesi:
Madde 681 – Bir gayrimenkulün işletilmesi veya süknası veya su tedariki için lazım olan kaynaklar kesildiği veya
telvis edildiği takdirde mümkün olduğu kadar evvelki halin iadesi talep olunabilir. Maslahat iktiza etmedikçe diğer yerlerde
evvelki halin iadesi talep edilemez.
III. Müşterek kaynaklar:
Madde 682 – Yekdiğerine civar olan mütaaddit kaynaklar muhtelif kimselere ait olmakla beraber suları aynı
kaynaktan teşa’up ederek bir mecmua teşkil ettikleri takdirde her mutasarrıf kaynakların müştereken tutularak suyun evvelki
istifadeleri nisbetinde beyinlerinde tevziini isteyebilir.
Hak sahipleri müşterek tesisat masraflarını menfaatleri nisbetinde deruhte ederler. Birinin mümanaatı halinde hak
sahiplerinden her biri diğer kaynaklardaki su azalacak olsa bile kendi kaynağındaki suyun zapt ve icrası için lazımgelen
ameliyatı yapabilir ve bu ameliyat sebebi ile kendi kaynağına gelen suyun miktarı tezayüt etmiş ise ancak bu tezayüt
nisbetinde tazminat itasına mecbur olur.
1304-97
IV. Lüzumlu suların cebri temellükü :
Madde 683 – Kendi evine veya arzına lazım olan suyu bir takım ameliyat icra ve fahiş masarif ihtiyar etmedikçe
tedarik edemiyen kimse tam bir tazminat mukabilinde komşusunun ihtiyacı olmayan suyu kendisine fariğ olmasını talep
edebilir. Bu hususta başlıca su sahibinin menfaatleri gözetilir. Yeni haller zuhurunda yapılmış olan şeylerin tadili talep
olunabilir.
V. İstimlak :
1 – Kaynaklar :
Madde 684 – Kendisine hiç bir faydası olmayan yahut kıymetleri ile gayri mütenasip bir faydası olan kaynak ve
çeşme yahut ırmak sahibi ammenin menfaati için diğer kaynak ve çeşmelere su tedariki ve suya mütaallik sair teşebbüsler
için tam bir tazminat mukabilinde kendi kaynak ve çeşmesini veya ırmağını terke mecburdur. Bu tazminat suyun bir kısmının
mutasarrıfına terkedilmesinden ibaret te olabilir.
2 – Arz :
Madde 685 – Ammenin menfaati için bir kaynağın havalisinde bulunan arazinin, kaynağı telvisten men zımmında,
lüzumu derecede istimlaki talep olunabilir.
YİRMİNCİ BAP
Menkul Mülkiyeti
(A) MENKUL MÜLKİYETİNİN MEVZUU:
Madde 686 – Menkul mülkiyetinin mevzuu, bir yerden diğer yere nakledilebilen eşya ile gayrimenkul mülkiyetinde
dahil olmayan ve temellüke salih bulunan tabii kuvvetlerdir.
(B) İKTİSAP TARİKLERİ :
I. Teslim:
1 – Zilyedliğin nakli :
Madde 687 – Menkulde mülkiyetin intikali için teslim lazımdır. Bir kimse bir menkulü hüsnü niyetle ve malik olmak
üzere tesellüm ettikte mülkiyetini iktisap etmiş olur. Velevki intikali yapan kimse o menkulün sahibi olmasın. Zilyedlik
hükümlerinin cereyanından itibaren mülkiyet sabit olur.
2 – Mülkiyeti muhafaza mukavelesi :
a) Umumiyetle :
Madde 688 – Başkasına naklettiği mülkiyeti nakilin uhdesinde hıfz için yapılan mukaveleler ancak menkulü alan
kimsenin ikametgahındaki katibi adil tarafından tasdik ve sicilli mahsusuna kaydedilmiş ise muteber olur.
Hayvanlar hakkında bu suretle mukavele yapılması memnudur.
b) Taksit ile bey’i :
Madde 689 – Taksit ile mal satan kimse mülkiyeti muhafaza mukavelesine istinat ile sattığı malın iadesini ancak
almış olduğu taksitlerden malın kullanılmakla eskimesinden mütevellit tazminat ve münasip bir ücret miktarını tenzil ederek
mütebakiyi geriye vermek şartiyle talep edebilir.
3 – Hükmen teslim :
Madde 690 – Başkasını izrar veya teminat ahkamını ihlal kasdiyle bir menkulü temlik eden kimse onu hususi bir
sebeple yedinde alıkorsa mülkiyetin intikali üçüncü şahıs hakkında muteber olmaz. Bu kasdin takdiri hakimi müfevvazdır.
1304-98
II. İhraz :
1 – Sahipsiz eşya :
Madde 691 – Sahipsiz bir malı ihraz eden kimse ona malik olur.
2 – Kaçmış hayvanlar:
Madde 692 – Tutulan bir av kaçtıkta sahibi tekrar tutmak için hemen aramağa koyulmazsa o hayvan sahipsiz olur.
Ehlileştirilen bir hayvan tekrar kati surette vahşileşirse sahipsiz olur.
Yalnız başkasının mülküne uçmakla arı oğulu sahipsiz olmaz.
III. Lükata :
1 – İlan ve arama :
Madde 693 – Kaybolan bir malı bulan kimse sahibine haber vermeğe mecburdur.
Sahibini bilmiyorsa zabıta memurlarından birine haber vermeğe veya keyfiyeti münasip bir surette ilan etmeğe
mecburdur.
Bulunan malın kıymeti bir liradan fazla ise her halde zabıta memurlarından birine haber vermek lazımdır. Meskün bir
evde veya umumi daire ve müesseselerde kayıp bir mal bulan kimse onu ev sahibine veya müstecirine yahut o daire ve
müesseseleri muhafaza ve nezaret eden kimselere vermeğe mecburdur.
2 – Lükatanın hıfzı ve müzayede ile satılması :
Madde 694 – Lükata, layikı veçhile hıfzolunmalıdır. Lükatanın hıfzı külfeti mucip olur veya az zamanda bozulan
şeylerden bulunur yahut bir seneden fazla zabıta memurlarının yanında kalırsa müzayede ile satılır. Müzayededen evvel
münasip bir suretle ilan edilmek lazımdır. Bedeli müzayede, lükatanın yerine kaim olur.
3 – Lükataya malikiyet, iade :
Madde 695 – İlandan veya zabıta memuruna ihbardan itibaren beş sene içinde sahibi çıkmadığı takdirde lükatayı
bulan kimse, vazifesini yapmış ise ona malik olur.
Lükata sahibine iade olundukta bulan kimse bütün masrafını almakla beraber münasip bir ikramiyeye müstahak olur.
Lükata meskün bir evde veya umumi bir daire ve müessesede bulunup ta ev sahibine veya müstecire yahut o daire ve
müesseseyi muhafaza edene verilmiş ise bunlar, bulan kimsenin yerine kaim olurlar. Ancak ikramiyeye müstahak olmazlar.
4 – Define:
Madde 696 – Keşiflerinden çok zaman evvel gömülmüş veya saklanmış olduğu ve artık maliki bulunmadığı
muhakkak görülen kıymetli şeyler define addolunur.
Define, içine gömüldüğü veya saklandığı gayrimenkul veya menkulün sahibinin mülkü olur.
İlmi bir kıymeti haiz olan eşyaya mütaallik hükümler mahfuzdur.
Defineyi keşfeden kıymetinin yarısını tecavüz etmemek üzere hakkaniyete muvafık bir ikramiye talep edebilir.
5 – Fenni bir kıymeti haiz eşya :
Madde 697 – Kimsenin mülkü olmayıp ta mühim ve ilmi kıymeti haiz bulunan tabii eşyayı nadire ile antikalar
hazinenin mülkü olur. Gayrimenkulünde bu gibi eşya bulunan kimseler düçar olacakları zarar ve ziyanın tamamiyle tazmini
mukabilinde lazımgelen hafriyat için müsaade itasına mecburdur.
1304-99
Keşfeden kimse ve keşfedilen şey define ise bulunduğu yerin sahibi o şeyin kıymetini tecavüz etmemek üzere
münasip bir ikramiye isteyebilirler.
IV. Enkaz :
Madde 698 – Lükata hakkındaki hükümler, su, rüzgar, çiğ veya diğer tabii kuvvetler vasıtasiyle veya herhangi bir
suretle başkasının eline geçen şeyler ve hayvanlar hakkında da mer’idir. Bir kimsenin arı ile meşgul kovanına uçan başkasının
arıları tazminat vermeğe mahal olmaksızın kovan sahibinin olur.
V. Hukuki tağyir :
Madde 699 – Bir kimse malik olmadığı bir şeyi işlemiş veya tağyir etmiş olup ta amelin kıymeti o şeyin kıymetinden
fazla ise yeni şey amilin ve aksi takdirde malikin olur. Amil hüsnü niyetle hareket etmemiş ise amelinin kıymeti o şeyin
kıymetinden fazla olduğu takdirde hakim, yeni şeyin mülkiyetini evvelki malike bırakabilir.
Tazminat ve sebepsiz mal edinmeden mütevellit dava hakları mahfuzdur.
VI. İki malın birbiriyle karışma veya birleşmesi :
Madde 700 – Muhtelif kimselerin malları ehemmiyetli bir surette tahrip edilmeksizin yahut fahiş bir say ve masraf
yapılmaksızın ayırt edilemiyecek bir derecede karışmış veya birleşmiş olursa alakadarlar halitayı terkip eden malların
karışma veya birleşme zamanındaki kıymetleri nisbetinde hissedar olurlar.
Karışan veya birleşen mallardan biri diğerinin teferruatı kabilinden olursa halitanın mülkiyeti aslın malikine ait olur.
Tazminat ve sebepsiz mal edinmeden mütevellit dava hakları mahfuzdur.
VII. İktisabi müruru zaman :
Madde 701 – Başkasının menkul bir malını nizasız ve fasılasız mülkümdür diye ve hüsnü niyetle beş sene yedinde
bulunduran kimse o mala müruru zaman sebebiyle malik olur. Zilyedin ihtiyarı olmaksızın bir mal üzerindeki yedi munkati
olmakla müruru zaman inkıtaa uğramaz. Elverirki o malı, senesi içinde ele geçirmiş veya o müddet içinde yed davası ikame
etmiş olsun.
Alacak müruru zamanı hakkındaki hükümler, iktisabi müruru zaman müddetinin hesabında ve inkıta ve tatilinde dahi
caridir.
(C) MENKUL MÜLKİYETİNİN ZIYAI :
Madde 702 – Menkulün mülkiyeti sahibi tarafından terkedilmedikçe veya başkası tarafından iktisap olunmadıkça
yalnız yedin inkıtaı ile zayi olmaz.
İKİNCİ KISIM
Mülkiyetin gayri ayni haklar
YİRMİ BİRİNCİ BAP
İrtifak hakkı ve gayri menkul mükellefiyeti
BİRİNCİ FASIL
Gayrimenkule müteallik irtifak hakkı
(A) İRTİFAK HAKKININ MEVZUU:
Madde 703 – İrtifak hakkı bir gayrimenkul üzerine diğer bir gayrimenkulün lehine tahmil edilen bir külfettir ki
tahmil edilen gayrimenkulün sahibini; irtifak hakkına malik olan kimse tarafından kullanılmağa ait bazı tasarruflara rıza
göstermeğe veya mülkiyete has olan bazı hakların kullanılmasından içtinap etmeğe mecbur kılar.
Bir şey yapmak borcu başlı başına irtifak hakkını teşkil edemeyip ancak ona feri olarak raptedilebilir.
1304-100
(B) İRTİFAK HAKKININ TESİSİ :
I. Tesis :
1 – Tescil :
Madde 704 – İrtifak hakkının tesisi için tapu siciline kayıt lazımdır. Hilafına sarahat bulunmadıkça mülkiyet
hakkındaki hükümler irtifak hakkının iktisap ve tescilinde dahi caridir. İrtifak hakkının tesis olunduğu gayrimenkulün müruru
zaman ile iktisabı ne gibi şeraite tabi ise irtifak hakkı dahi o şerait dairesinde iktisap olunur.
2 – Akit :
Madde 705 – İrtifak hakkını tesis için yapılan akit resmi olmadıkça muteber değildir.
3 – Kendi gayri menkulüne irtifak hakkı :
Madde 706 – Bir kimse malik olduğu iki gayrimenkulden biri lehine diğeri üzerine irtifak hakkı tesis edebilir.
II. İrtifak hakkının sakıt olması :
1 – Umumiyetle :
Madde 707 – İrtifak hakkı sicildeki kaydın terkini veya alakadar iki gayrimenkulden birinin büsbütün zayi olmasiyle
sakıt olur.
2 – Gayrimenkullerin bir kimsenin mülkünde birleşmesi :
Madde 708 – İrtifak hakkında alakadar olan gayrimenkuller bir kimsenin mülkünde birleşirlerse o kimse irtifak
hakkını terkin ettirebilir.
Terkin edilmedikçe irtifak hakkı bir ayni hak olmak üzere devam eder.
3 – Kazai terkin :
Madde 709 – İrtifak hakkı temin edildiği menfaatleri büsbütün kaybetmiş ise kendisine külfet tahmil edilen
gayrimenkulün sahibi bu hakkın terkinini istiyebilir.
Mucip olduğu külfete göre pek az menfaat temin eden irtifak hakkının dahi tazminat mukabilinde tamamen veya
kısmen terkini talep olunabilir.
(C) İRTİFAK HAKKININ HÜKÜMLERİ :
I. Şumulü :
1 – Umumiyetle :
Madde 710 – İrtifak hakkının sahibi hakkını muhafaza ve ondan istifade için iktiza eden bütün tedbirleri ittihaz
edebilir ve hakkını ancak tahmil edilen gayrimenkulün sahibine en az zarar verecek tarzda kullanır.
Tahmil edilen gayrimenkulün sahibi irtifak hakkının kullanılmasını hiç bir suretle men edemiyeceği gibi işkal dahi
edemez.
2 – Sicil kaydına göre şümulün tayini :
Madde 711 – İrtifaktan mütevellit hakları ve borçları tayin hususunda, tapu sicilindeki kayıtlara itibar olunur.
İrtifak hakkının şümulü, tapu sicilindeki hudut dahilinde gerek menşei gerek uzun müddettenberi nizasız ve hüsnü
niyetle ne tarzda kullanılagelmiş ise ona göre tayin olunur.
3 – İstifade eden gayrimenkulün yeni ihtiyaçları :
Madde 712 – İrtifak hakkından istifade eden gayrimenkulün yeni ihtiyaçları, irtifakın tahmil ettiği külfetin
ağırlaştırılmasını icap etmez.
1304-101
I. Muhafaza masarifi :
Madde 713 – İrtifak hakkına malik olan kimse, hakkını kullanmakta lazım olan şeyleri yapmakla mükelleftir.
Yapılacak şeyler tahmil edilen gayrimenkul sahibine de faydalı ise, masrafı menfaatlerine göre aralarında taksim olunur.
III. Tadilat :
1 – İrtifak hakkının taalluk ettiği yerin değiştirilmesi :
Madde 714 – İrtifak hakkı, tesis olunduğu gayrimenkulün bir kısım üzerinde ise; tahmil edilen gayrimenkul sahibi,
menfaati olduğu ve masrafını da deruhte ettiği takdirde; gayrimenkulün o hakkın kullanılmasını işkal etmiyecek bir yerine,
naklini isteyebilir. Bu salahiyet, irtifak hakkının tesis olunduğu mahal tapu sicilinde kaydolunmuş olsa bile yine
kullanılabilir.
Komşuluğa mütaallik hükümler, mecraların bir yerden diğer yere naklinde dahi caridir.
2 – Taksim :
a) İrtifak hakkından istifade eden gayrimenkulün taksimi :
Madde 715 – İrtifak hakkından istifade eden gayrimenkul taksim olundukta asıl olan, irtifak hakkının her kısım için
devamıdır. Şu kadar ki bu haktan fiilen yalnız bir kısım istifade edebiliyorsa tahmil edilen gayrimenkul sabibi, irtifak
hakkının, diğer kısımlardan terkinini talep edebilir. Tapu idaresi bu talebi, irtifak hakkı sahibine tebliğ eder ve bir ay içinde
itiraz olunmazsa terkini yapar.
b) İrtifak hakkiyle mukayyet olan gayrimenkulün taksimi :
Madde 716 – Tahmil edilen gayrimenkul taksim olundukta, asıl olan, irtifak hakkının her kısımda devamıdır. Şu
kadar ki irtifak hakkı, fiilen bir kısım üzerinde kullanılmaz veya kullanılamaz ise o kısmın sahibi irtifak hakkının kendi
mülkünden terkin olunmasını talep edebilir. Tapu idaresi, bu talebi irtifak hakkı sahibine tebliğ eder ve bir ay içinde itiraz
olunmazsa terkini yapar.
İKİNCİ FASIL
İrtifak hakkının diğer nevileri ve hususiyle intifa hakkı
(A) İNTİFA HAKKI :
I. Mevzuu :
Madde 717 – İntifa hakkı, menkul ve gayrimenkuller ile haklar ve bir mamelek üzerine tesis olunabilir. Hilafına
sarahat bulunmadıkça, sahibine, üzerine tesis olunduğu şeyden tamamiyle istifade etmek hakkını bahşeyler.
II. İntifa hakkının tesisi :
1 – Umumiyetle :
Madde 718 – Menkul ve alacak üzerindeki intifa hakkı, menkulün intifa edecek kimseye teslimi ve alacağın devriyle;
ve gayrimenkul mallardaki intifa hakkı da, tapu siciline kayıt ile teessüs eder. Hilafına bir kayıt bulunmadıkça, mülkiyete dair
hükümler menkul ve gayrimenkul intifa haklarının iktisabında ve tescilinde tatbik olunur.
2 – Kanuni intifa hakkı :
Madde 719 – Gayrimenkul üzerindeki kanuni intifa hakkı tapu sicilline kaydedilmemiş olsa bile ona muttali olanlara
karşı dermeyan olunabilir.
Tescil yapılmış ise, herkese karşı dermeyan olunur.
1304-102
III. İntifaın sukutu :
1 – Sukutun sebepleri :
Madde 720 – İntifa hakkı, üzerinde tesis olunduğu şeyin büsbütün ziyaiyle ve gayrimenkul üzerinde tesis olunup ta
tescili icap ediyorsa sicillindeki kaydının terkini ile, sakıt olur.
Müddetin hitamı ve intifa hakkı sahibinin vazgeçmesi ve vefatı gibi sukut sebepleri, gayrimenkul mallar üzerinde
intifaa müteallik maddelerde; gayrimenkul sahibine, yalnız sicil kaydının terkinini talep etmek, salahiyetini verir.
Kanuni intifa hakkı, sebebinin zevali ile zail olur.
2 – İntifaın müddeti :
Madde 721 – İntifa hakkı, intifa sahibinin vefatiyle ve intifa eden şahıs hükmi ise infisahı ile sakıt olur. Şu kadar ki
hükmi şahsın intifa hakkı yüz seneden fazla devam edemez.
3 – İntifa hakkının taalluk ettiği şeyin bedeli :
Madde 722 – Mal sahibi, büsbütün harap olan malı tekrar yapmağa mecbur değildir. Tekrar yaparsa intifa hakkı
avdet eder. İntifa hakkı, sigorta ve ammenin menfaati için istimlak gibi hallerde; hakkın taalluk ettiği şeyin makamına kaim
olan bedele, intikal eder.
4 – İade :
a) Mükellefiyet :
Madde 723 – İntifa hakkı nihayet bulur bulmaz zilyed malı sahibine iadeye mecburdur.
b) Mesuliyet :
Madde 724 – İntifa hakkı sahibi, zararın kendi hatası olmaksızın vaki olduğunu ispat edemezse; intifa olunan şeyin
telef ve ziyanından yahut kıymetine noksan gelmesinden mesul ve intifa hakkını tecavüz ederek istihlak ettiği şeyleri tazmin
etmeğe mecburdur; Fakat malın adet üzere kullanılmasından mütevellit kıymet noksanından dolayı, tazminat ile mükellef
değildir.
c) Masraf :
Madde 725 – İntifa hakkı sahibi mecburiyet olmaksızın masraf yapmış yahut yeni imalat vücuda getirmiş ise intifaın
hitamında, başkasının işlerini idareye mahsus hükümlere tevfikan tazminat isteyebilir ve malikin tazminden imtina ettiği
tesisatı, malı eski haline iade etmek şartiyle söküp alabilir.
5 – Tazminat müruru zamanı :
Madde 726 – Malikin intifa edilen şeyde yapılan tebeddüllerden ve kıymet noksanından ve intifa eden kimsenin de
yaptığı masraflardan ve vazettiği tesisatı söküp almak salahiyetinden mütevellit hakları, malın iadesinden itibaren bir sene
geçmekle sakıt olur.
IV. İntifaın hükümleri :
1 – İntifa hakkı :
a) Umumiyetle :
Madde 727 – İntifa hakkı sahibi; zilyedlik, kullanmak ve istifade haklarına malik olup intifa edilen malın idaresi de
kendisine aittir. İntifa hakkı sahibinin, haklarını kullanırken iyi bir idarenin icabettiği hükümlere riayet etmesi lazımdır.
b) Tabii semereler :
Madde 728 – Malın intifa müddeti içinde kemale eren tabii semereleri, intifa hakkı sahibinindir.
1304-103
Zeriyatı icra eden malik veya intifa hakkı sahibi, mahsulü olan kimseden, mahsulün kıymetini tecavüz etmemek üzere
münasip tazminat isteyebilir.
Malın semere ve mahsul kabilinden olmayan mütemmim cüzleri, malikindir.
c) Faiz :
Madde 729 – İntifa hakkı tahmil edilen sermayenin faizleri ile taksite bağlı olan diğer varidatı, müeccel dahi olsa
intifaın başladığı günden nihayet bulduğu güne kadar, intifa hakkı sahibine aittir.
d) İntifa hakkının ferağı :
Madde 730 – Zata mahsus olmayan intifa hakkı, bir başkasına ferağ edilebilir. Bu takdirde malik, haklarını doğrudan
doğruya mefruğunlehe karşı kullanabilir.
2 – Malikin hakkı :
a) Nezaret :
Madde 731 – Malik, intifa edilen şeyin haksız veya mahiyetine mugayir kullanılmasına mani olabilir.
b) Teminat istemek hakkı :
Madde 732 – Hakları tehlikede olduğunu ispat eden malik, intifa hakkı sahibinden teminat isteyebilir. İntifa hakkı,
istihlaki kabil bir şeye veya kıymetli evraka taalluk ediyorsa tehlikeyi ispat ve malı teslim etmeksizin dahi bu teminatı talep
edebilir. İntifa hakkı kıymetli evraka taalluk ettiği halde bu evrakın depo edilmesi kafidir.
c) Hibe ve kanuni intifalarda teminat :
Madde 733 – İntifa hakkını muhafaza şartiyle bir malı hibe eden kimseden, teminat talep edilemez. Kanuni
intifalarda teminat vermek mecburiyeti, ahkamı mahsusaya tabidir.
d) Teminat vermemenin neticeleri :
Madde 734 – İntifa hakkı sahibi, kendisine verilen kafi bir mühlet içinde teminat vermez veya malikin men’i hilafına
haksız kullanmakta devam ederse, hakim başka bir tarz takarrür edinceye kadar intifa eden kimsenin yedini refederek malı,
bir kayyıma tevdi eder.
3 – Defter tutma :
Madde 735 – Malik ve intifa hakkı sahibi, masraf müşterek olmak üzere intifa edilen malların resmi bir defterinin
tutulmasını her zaman talep edebilirler.
4 – İntifa hakkı sahibinin borçları :
a) İntifa olunan şeyin muhafazası mükellefiyeti :
Madde 736 – İntifa hakkı sahibi, malı olduğu gibi muhafazaya ve bakımına lazım olan adi tamir ve termimleri
kendisi yapmaya mecburdur.
İntifa edilen şeyin muhafazası daha ehemmiyetli ameliyata yahut diğer tedbirlere ihtiyaç gösteriyorsa intifa hakkı
sahibi, malike haber verip, bunların yapılmasına müsaade etmekle mükelleftir.
Malik, lazımgelen şeyleri yapmazsa; intifa hakkı sahibi, bunları malikin hesabına kendisi yapabilir.
b) Muhafaza masrafları vergi ve sair mükellefiyetler :
Madde 737 – İntifa edilen şeyin, adi muhafaza masrafiyle işletme masraflarını ve o şeyin karşılık teşkil ettiği borçlar
var ise bunların faizlerini; intifa eden kimse, ödemeğe mecbur olduğu gibi vergisini ve bu neviden sair borçlarını ödemekle
de mükelleftir.
1304-104
Bütün mükellefiyetler intifa devam ettiği nispette mevcuttur.
Eğer vergi ve diğer bu neviden sair borçlar intifa edilen şeyin maliki tarafından ödenmiş ise, intifa eden kimse,
yukarıda gösterilen nisbette tazmin ile mükelleftir.
Bunlardan maada mükellefiyetler malike terettüp eder. Şu kadar ki intifa eden kimse bu mükellefiyetlerin ifası için
lazım olan parayı ivazsız olarak kendisine ödünç vermeğe muvafakat etmezse, malik, bu paranın tedariki için intifa edilen
şeyi nakde tahvil edebilir.
c) Bir mamelekin borçlarının faizi :
Madde 738 – Bir mamelekin intifa hakkına malik olan kimse, bu mameleki takyit eden borçların faizlerini ödemekle
mükelleftir. Fakat, ahval müsait olduğu takdirde, bu mükellefiyetten beri tutulmasını isteyebilir. Bu halde kendi istifade
hakkı, borçların tediyesinden artan miktara iner.
d) Sigorta :
Madde 739 – Mahalli örfe göre, iyi bir idare icabından oldukça; intifa hakkı sahibi, intifa ettiği şeyi, malikin
menfaatine olarak yangın ve diğer tehlikelere karşı sigorta ettirmekle mükelleftir. Sigorta primlerini, istifade hakkı devam
ettikçe, tediye eder. Bu mükellefiyet, intifa edilen şey, evvelce sigorta ettirilmiş olduğu halde de mevcuttur.
V. İntifaa ait hususi haller :
1 – Gayrimenkuller :
a) Semereler :
Madde 740 – Bir gayrimenkulden intifa hakkına sahip olan kimse, İstifadenin fahiş derecede olmamasına ihtimam ile
mükelleftir.
İstihkakından fazla alınan semereler, malike ait olur.
b) İntifa edilen şeyin tahsis olunduğu cihet :
Madde 741 – İntifa hakkı sahibi, intifa edilen şeyin tahsis edilmiş bulunduğu ciheti, malike ehemmiyetli bir zararı
mucip olacak surette değiştiremez. Hususiyle üzerinde intifa hakkı bulunan şeyin ne şeklini değiştirebilir ne de onu esaslı bir
surette tadil edebilir; gayrimenkulün tahsis edilmiş bulunduğu cihette esaslı tadilatı mucip olmadığı hallerde bile malike
haber vermeksizin taş, kis ve turp ocakları açamıyacağı gibi buna benzer diğer imalatta da bulunamaz.
c) Ormanlar :
Madde 742 – Bir ormanda intifa hakkına sahip olan kimse, o ormandan münasip bir tertip dairesinde istifade edebilir.
Malik ile intifa hakkı sahibi, ormanın işletme tertibi tanzim edilirken kendi haklarının gözetilmesini isteyebilirler.
Fırtına, kar, yangın, haşeratın istilası gibi sebepler tesiriyle alelade istifadenin iktiza ettiği dereceden mühim bir
nisbette fazla ağaç kesilmiş ise, bundan sonra orman, bu zararı tedricen telafi edecek surette işletilir yahut ormanın işletme
tertibi yeni ahval tevfik edilir.
Alelade istifadenin iktiza ettiği dereceden fazla kesilmiş olan ağaçların bedeli, faize yatırılır ve gelir noksanını
tamamlamağa tahsis edilir.
d) Madenler :
Madde 743 – Madenler gibi, toprağın mütemmim cüzüleri çıkarılmak suretiyle istifade edilen şeylerden intifa hakkı,
ormanlardan intifaa dair olan hükümlere tabidir.
1304-105
Kullanmak :
2 – İstihlak suretiyle vukubulan veya kıymetleri takdir edilen şeyler :
Madde 744 – Hilafına hüküm bulunmadıkça, kullanılması istihlak suretiyle vukubulan şeylerin mülkiyeti, intifa
edene ait olur. İntifa eden bunların intifaın başladığı gündeki kıymetleri ile borçlu olur.
Hilafi tasrih edilmediği halde intifa hakkı sahibi, kıymetleri takdir edilerek kendisine teslim edilen sair menkullerde,
dilediği gibi tasarruf edebilir ve bu hakkını kullandığı halde onların kıymetleri ile borçlu olur.
Haklarında tasarruf icra edilmiş olan eşya; zirai işletme levazımı, hayvan sürüleri ve ticari emtea kabilinden ise intifa
hakkı sahibi, aynı cins ve neviden eşya vererek, borcunu ödeyebilir.
3 – Alacak :
a) İstifadenin şumulü :
Madde 745 – Bir alacak üzerindeki intifa hakkı, onun gelirine temellük hakkı verir. Tediye mutalebesi ve intifa
hakkına tabi olan kıymetli evraka ait bütün temellüki tasarruflar, malik ve intifa eden kimseler tarafından müştereken
yapılmak lazımdır.
Borçlu, tesviye için ikisine birden müracaat eder.
Alacak, tehlikeye düştüğü takdirde iyi bir idarenin icabettiği tedbirlere tevessül etmek için, malik ile intifa edenden
herbiri, diğerinin iştirakini isteyebilir.
b) Tediye ve tenmiye :
Madde 746 – Malik ile intifa hakkı sahibinden yalnız birine ödemeye mezun edilmemiş olan borçlu, borcunu ya her
ikisine birden tediye veya katibiadile tevdi etmekle mükelleftir.
Tediye olunan şey ezcümle ödenen sermaye üzerinde intifa edenin, istifade hakkı vardır. Malik ve intifa eden,
sermayelerin emin ve faizli eshama yatırılmasını isteyebilirler.
c) Alacakların temlikini istemek hakkı :
Madde 747 – İntifa başladığından itibaren üç ay içinde intifa eden kimse, üzerine hakkı taallük eden alacakların ve
kıymetli evrakın kendisine temlik edilmesini isteyebilir. Temlik vaki olunca, alacak ve kıymetli evrakın devri zamanındaki
kıymetleri ile malike karşı borçlu olur ve malik, istemekten fariğ olmadıkça, bunlar için teminat vermeğe mecbur olur.
Eğer malik, teminat istemek hakkından feragat etmemiş ise; devir, teminatın itasından sonra yapılır.
(B) SÜKNA HAKKI :
I. Umumiyetle:
Madde 748 – Sükna hakkı, bir evde oturmak yahut onun bir kısmını işgal etmek hakkıdır. Bu hak, ahare temlik
edilemez ve mirasçıya intikal etmez.
Kanunda hilafı yazılı olmadıkça intifa hakkına dair olan hükümler, sükna hakkındada caridir.
II. Sükna hakkına şümulü :
Madde 749 – Sükna hakkının şümulü, umumiyetle bu hak sahibinin şahsi ihtiyaçlarına göre takdir olunur.
Şahsına münhasır olduğu sarahaten beyan edilmiş olmadıkça hak sahibi, hakkının taallük ettiği gayrimenkulde ailesi
ve evi halkiyle birlikte oturmak salahiyetine haizdir. Bir binanın yalnız bir kısmında sükna hakkına sahip olan kimse, o
binanın müştereken kullanmağa mahsus olan mahallerinden istifade edebilir.
1304-106
III. Mükellefiyetler :
Madde 750 – Sükna hakkına sahip olan kimse, ev veya apartmanın tamamından müstakilen istifade salahiyetini haiz
ise; adi tamirat gibi, muhafazaya mütaallik masrafları yapmakla mükelleftir.
Sükna hakkı, malik ile müştereken kullanılmakta ise muhafaza masrafları, malike terettüp eder.
(C) ÜST HAKKI
I.Konu ve tapu kütüğüne kayıt
Madde 751 – (Değişik: 14/11/1990 – 3678/16 md.)
Malik, üçüncü kişiye, gayrimenkulünün altında veya üstünde yapı yapmak veya mevcut bir yapıyı muhafaza etmek
yetkisini veren bir irtifak hakkı kurabilir.
Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bu hak başkasına devredilebilir ve mirasçılara geçer.
Üst hakkı, müstakil ve daimi nitelikte ise, üst hakkı sahibinin talebi üzerine tapu kütüğüne gayrimenkul olarak
kaydedilir. Üst hakkı en az yirmi yıl için tesis edilmişse sürekli nitelikte sayılır.
II. Kapsamı ve hükümleri
Madde 751/a – (Ek : 14/11/1990 – 3678/17 md.)
Üst hakkının tesisine ilişkin resmi senette üst hakkının kapsamı, hükümleri, özellikle yapının konumu, şekli, niteliği,
boyutları, tahsis amacı ve üzerinde yapı bulunmayan alandan faydalanmaya ait hususlar yer alır. Bu sözleşme hükümleri üst
hakkını ve yüklü gayrimenkulü iktisap eden herkes için bağlayıcıdır.
III. Sürenin sona ermesinin sonuçları
1. Yapı mülkiyetinin malike geçmesi
Madde 751/b – (Ek: 14/11/1990 – 3678/18 md.)
Üst hakkının süresi sona erince mevcut yapılar gayrimenkulün mütemmim cüzü olur ve malikine kalır.
Üst hakkı tapu kütüğüne ayrı bir gayrimenkul olarak kaydedilmişse, sürenin sonunda bu sahife kapatılır. Ayrı bir
gayrimenkul olarak kaydedilen üst hakkı üzerinde mevcut rehin hakları, diğer bütün hak, takyit ve yükümlülükler de
sahifenin kapatılmasıyla birlikte sona erer. 751/c maddesi hükmü saklıdır.
2. Tazminat
Madde 751/c – (Ek: 14/11/1990 – 3678/19 md.)
Gayrimenkul maliki, aksi kararlaştırılmadıkça, kendisine kalan yapılar için üst hakkı sahibine bir tazminat ödemez.
Bir tazminat ödenmesi kararlaştırılmışsa, tazminatın miktarı ve hesaplanış tarzı belirlenir. Ödenmesi kararlaştırılan tazminat
üst hakkı kendileri için rehnedilmiş alacaklıların kalan alacaklarının teminatını teşkil eder ve rızaları olmaksızın üst hakkı
sahibine ödenemez.
Kararlaştırılan tazminat ödenmez veya teminat altına alınmazsa üst hakkı sahibi veya bu hak kendisine rehnedilmiş
olan alacaklı, tazminat alacağına teminat olmak üzere, terkin edilen üst hakkı yerine aynı derecede ve sırada bir ipoteğin
tescilini isteyebilir.
Bu ipoteğin tescilinin üst hakkının sona ermesinden itibaren üç ay içinde yapılması gerekir.
1304-107
3. Diğer hükümler
Madde 751/d – (Ek : 14/11/1990 – 3678/20 md.)
Gayrimenkul malikine kalan yapılar nedeniyle üst hakkı sahibine bir tazminat ödenmesi kararlaştırılmış ise,
tazminatın miktarına ve hesaplanış tarzına, üst hakkı süresinin sonunda gayrimenkulün eski haline getirilmesine ilişkin
hükümler resmi senette yer alır. Bu hükümler üst hakkını ve yükümlü gayrimenkulü iktisap eden herkes için bağlayıcıdır.
IV. Süresinden önce devir talebi
I. Şartları
Madde 751/e – (Ek: 14/11/1990 – 3678/21 md.)
Üst hakkı sahibi bu haktan doğan yetkilerinin sınırını ağır şekilde aşar veya sözleşmeden doğan borçlarını önemli
ölçüde ihlal ederse, malik, üst hakkının ona bağlı bütün hak ve yükümlülükleri ile birlikte süresinden önce kendisine devrini
isteyebilir.
2. Hakkın kullanılması
Madde 751/f – (Ek : 14/11/1990 – 3678/22 md.)
Malik üst hakkının devrini kendisine geçecek yapılar için uygun bir tazminat ödeme kaydıyla talep edebilir. Üst hakkı
sahibinin kusuru tazminatın belirlenmesinde indirim sebebi olarak gözönüne alınabilir.
Üst hakkının malike devri, tazminatın ödenmesine veya bu tazminatın teminat altına alınmış olmasına bağlıdır.
3. Diğer haller
Madde 751/g – (Ek: 14/11/1990 – 3678/23 md.)
Devri isteme hakkının kullanılmasına dair hükümler, malikin üst hakkının vaktinden evvel sona erdirme veya üst
hakkı sahibinin borçlarını ihlal etmesi sebebiyle devri isteme hakkı saklı tuttuğu hallerde de uygulanır.
V. Üst hakkı iradınının teminatı
1. İpotek kurulmasını istemek hakkı
Madde 751/h – (Ek : 14/11/1990 – 3678/24 md.)
Malik üst hakkı karşılığı olarak irad tarzında borçlanılan edaların azami üç yıllık miktarının tapu kütüğüne
gayrimenkul olarak kayıtlı üst hakkını takyid eden ipotekle teminat altına alınmasını halen üst hakkı sahibi olan kimseden
talep edebilir.
İradın her yıl için eşit olarak belirlenmemesi halinde bu kanuni ipoteğin tescili iradın eşit olarak dağıtılmasında üç
yıla düşecek miktarı için yapılabilir.
2. Tescil
Madde 751/i – (Ek: 14/11/1990-3678/25 md.)
İpotek, üst hakkının süresi içerisinde her zaman tescil edilebilir ve icra yolu ile satışta terkin olunmaz.
Yapı alacaklıları ipoteğinin kurulmasına dair hükümler kıyasen burada da uygulanır.
VI. Sürenin üst sınırı
Madde 751/j – (Ek : 14/11/1990-3678/26 md.)
Üst hakkı, müstakil bir hak olarak yüz yıldan daha fazla bir süre için kurulamaz.
Üst hakkı her zaman kurulması için öngörülen şekle uyularak azami bir yüz yıl daha uzatılabilir. Ancak bu konuda
önceden verilen her türlü taahhüt geçersizdir.
1304-108
(D) BİR BAŞKASININ ARSASINDA BULUNAN KAYNAK ÜZERİNDEKİ HAK :
Madde 752 – Başkasının arsasındaki kaynak üzerinde hakkı bulunan kimse, bu arsa malikini, suyun alınması veya
akıtılması için muktazi müsaadeyi vermeye icbar edebilir. Hilafına mukavele olmadıkça, bu hak başkasına temlik edilebilir
ve mirasçıya intikal eder.
Eğer bu hak, müstakil ve daimi bir mahiyeti haiz ise tapu sicilline gayrimenkul olarak kaydedilebilir.
(H) DİĞER İRTİFAK HAKLARI :
Madde 753 – Malik, herhangi bir kimseye veya bir cemaat lehine kendi arsası üzerinde nişan talimi veya mürur gibi
muayyen bir istifadeye mütehammil olmak şartiyle; diğer irtifak hakları tesis edebilir.
Hilafına mukavele olmadıkça bu haklar başkasına temlik olunamaz ve bunların şümulu hak sahibinin adi
ihtiyaçlarına göre takdir olunur.
İrtifak haklarına dahil olan hükümler, bunlarda dahi caridir.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Gayrimenkul mükellefiyeti
(A) GAYRİMENKUL MÜKELLEFİYETİNİN MEVZUU :
Madde 754 – Gayrimenkul mükellefiyeti, bir gayrimenkul malikinin; mülkü dolayısiyle, o gayrimenkul karşılık
olmak üzere, diğer bir kimse lehine bir şey yapmağa veya vermeğe mecbur tutulmasıdır.
Bu mükellefiyet, diğer bir gayrimenkule malik olan kimse lehine de, mülkiyeti dolayısiyle tesis olunabilir.
İrat senetleri ve hukuku ammeye müteallik gayrimenkul mükellefiyetleri müstesna olmak üzere verilecek ve
yapılacak şeylerin, takyit edilen gayrimenkulün mahiyeti ile münasebeti yahut istifade edecek gayrimenkulün işletilme
ihtiyaçları ile alakası bulunmak lazımdır.
(B) TESİS VE SUKUT :
I. Tesis :
1 – İktisap ve tescil :
Madde 755 – Gayrimenkul mükellefiyetinin tesisi için, tapu siciline kaydı lazımdır. Sicil kaydında mükellefiyetin
kıymeti olmak üzere Türk parası olarak muayyen bir miktar gösterilir. Eğer mükellefiyet muayyen zamanlarda bir şey
yapmak veya vermekten ibaret olursa diğer bir surette takdir edilmediği halde mükellefiyetin kıymeti beher sene verilecek
veya yapılacak şeylerin yirmi misline müsavi addolunur. Hilafına hüküm bulunmadıkça, gayrimenkul mükellefiyetlerinin
iktisap ve tescili, gayrimenkul mülkiyeti hakkındaki hükümlere tabidir.
2 – Hukuku ammeye müteallik gayrimenkul mükellefiyet :
Madde 756 – Hukuku ammeye müteallik gayrimenkul mükellefiyeti, hilafına hüküm bulunmadıkça tescile tabi
değildir.
Kanun, bir şahsa yalnız bir gayrimenkul mükellefiyeti tesisini istemek hakkını bahşettiği takdirde; bu mükellefiyet,
ancak tescil ile teessüs eder.
1304-109
3 – Teminat kastiyle yapılan gayrimenkul mükellefiyeti :
Madde 757 – İrad senedine müteallik hükümler, bir alacağın teminatı olmak üzere tesis edilen gayrimenkul
mükellefiyetinde de caridir.
II. Sukut sebepleri :
1 – Umumiyetle :
Madde 758 – Gayrimenkul mükellefiyeti, sicil kaydının terkini ve takyit edilen gayrimenkulün büsbütün zayi olması
ile sakit olur.
Feragat ve iştira gibi sukut sebeplerinden biri bulunduğu halde takyit edilen gayrimenkulun maliki, sicildeki kaydın
terkinine muvafakat etmesini, alacaklıdan istemek hakkını haiz olur.
2 – İştira :
a) Alacaklının iştirayı istemek hakkı :
Madde 759 – Alacaklı, bir mukavele ile mezun olduğu takdirde ve bundan başka aşağıdaki hallerde malikten,
gayrimenkul mükellefiyetini satın almasını isteyebilir :
1 – Takyit edilen gayrimenkul, alacaklının haklarını mühim tehlikeye maruz kılacak surette taksim edilmiş ise.
2 – Malik, gayrimenkulünün kıymetini, mukabilinde teminat vermeksizin tenkis eder ise.
3 – Malik, birbiri ardınca üç sene yapmağa veya vermeğe mecbur olduğu şeyleri yapmamış veya vermemiş ise.
b) Takyit edilen gayrimenkul malikinin iştirayı istemek hakkı:
Madde 760 – Takyit edilen gayrimenkul maliki, bir mukavele ile mezun olduğu takdirde ve bundan başka aşağıdaki
hallerde iştira talebinde bulunabilir:
1 – Gayrimenkul mükellefiyetini tesis eden akdin hükümlerine diğer taraf riayet etmez ise.
2 – İştirası kabil olmamak üzere veya otuz seneden fazla bir müddet için tesis edilmiş olsa bile mükellefiyetin
teessüsünden itibaren otuz sene geçmiş ise otuz sene geçdikten sonra iştira selahiyetini kullanabilmek için borçlu alacaklıya
bunu her halde bir sene evvel ihbar ile mükelleftir.
Müebbet bir irtifak hakkına merbut olmak üzere tesis edilen gayrimenkul mükellefiyeti, iştira edilemez.
c) İştira bedeli:
Madde 761 – Hakiki kıymetin daha az olduğunu ispat etmek salahiyeti baki kalmak şartiyle; iştira, gayrimenkul
mükellefiyetinin kıymeti olmak üzere tapu sicilinde mukayyet olan meblağ mukabilinde, icra edilir.
3 – Müruru zaman:
Madde 762 – Gayrimenkul mükellefiyetinde müruru zaman cari olmaz. Yapılacak ve verilecek şeylerden
muacceliyet iktisap edenler, takyit edilen gayrimenkul malikinin şahsi borcu olduğundan itibaren, müruru zamana tabi
olurlar.
(C) HÜKÜMLER :
I. Alacaklının hakkı :
Madde 763 – Gayrimenkul mükellefiyeti, borçluya karşı şahsi bir alacak husule getirmeyip ancak takyit edilen
gayrimenkulün kıymeti üzerinden istifa edilmek hakkını verir. Verilecek ve yapılacak şey muaccel olduğu tarihten itibaren
üç sene sonra şahsi borç olur ve artık takyit edilen gayrimenkul, bu borcun karşılığı olmaktan çıkar.
1304-110
II. Borcun mahiyeti :
Madde 764 – Takyit edilen gayrimenkulün maliki, değiştiği takdirde yeni malik başka bir muameleye hacet
kalmaksızın, gayrimenkul mükellefiyetinin mevzuuna dahil şeylerle borçlu olur. Takyit edilen gayrimenkulün taksimi irat
senetlerinde ne gibi hükümler vücude getirir ise gayrimenkul mükellefiyeti hakkında da aynı hükümler husule getirir.
YİRMİ İKİNCİ BAP
Gayrimenkul rehni
BİRİNCİ FASIL
Umumi hükümler
(A) ŞARTLAR :
I. Gayrimenkul rehinin şekilleri :
Madde 765 – Gayrimenkul rehni, ipotek veya ipotekli borç senedi ve irat senedi şeklinde tesis olunabilir. Bundan
başka her hangi bir şekilde gayrimenkul rehni, memnudur.
II. Temin edilen alacak :
1 – Resülmal :
Madde 766 – Gayrimenkul rehin, ancak muayyen bir alacak için miktarı Türk parasiyle gösterilerek tesis olunabilir.
Alacağın miktarı muayyen değilse, gayrimenkulün azami ne miktar için teminat teşkil edeceği, her iki tarafça tesbit olunur.
(Ek: 14/11/1990 – 3678/27 md.) 766/a maddesi hükümleri saklıdır.
Yabancı para üzerinden rehin tesisi
Madde 766/a – (Ek: 14/11/1990 – 3678/28 md.)
Yabancı para üzerinden gayrimenkul rehni tesisi, vadesi 5 yıl ve daha fazla olan dış kaynaklı krediler için
mümkündür. Bu halde, her derecenin ifade ettiği miktar, rehin konusu alacağın tespit edildiği para türü üzerinden gösterilir.
Ancak aynı derecede birden fazla para türü kullanılarak rehin tesis edilemez.
Yabancı para ile tesis edilmiş rehne ait bir derecenin boşalması halinde, yerine, tescil edileceği tarihdeki karşılığı
Türk parası veya yabancı diğer bir para üzerinden rehin tesis edilebilir. Türk parası ile tesis edilmiş bir rehne ait derecenin
boşalması halinde ise, yerine tescil edileceği tarihdeki karşılığı yabancı para üzerinden rehin tesis edilebilir.
Yabancı veya Türk parası karşılıklarının hesabında hesap günündeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının döviz
alış kuru esas alınır. Rehin haklarının hangi yabancı para üzerinden tesis edilebileceği Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığınca
belirlenir.
2 – Faiz :
Madde 767 – Mürabaha hakkındaki hükümler mahfuz olmak üzere her iki taraf faiz miktarını serbestçe tayin
edebilirler.
III. Rehnin mevzuu :
1 – Hangi gayrimenkuller rehin olarak tesis olunabilir?
Madde 768 – Bir gayrimenkulün rehni, ancak tapuda müseccel olmasına bağlıdır.
1304-111
2 – Merhunun tayini:
a) Gayrimenkul bir ise:
Madde 769 – Rehnin tesisi zamanında rehin ile takyit olunan gayrimenkul, tahsisen tayin edilmek lazımgelir. Taksim
keyfiyeti tapu sicilinde gösterilmiş olmadıkça bir gayrimenkulün parçaları rehin ile takyit olunamaz.
b) Gayrimenkul birden ziyade ise:
Madde 770 – Birden ziyade gayrimenkul, aynı malike veya müştereken ve müteselsilen borçlu olan kimselere ait
olduğu takdirde; aynı alacak için, rehin edilebilir. Aynı alacak için birden ziyade gayrimenkul üzerinde rehin tesis olunan
diğer bütün hallerde, gayrimenkullerden herbiri bu alacağın muayyen bir hissesi için takyit edilmek iktiza eder. Hilafına
mukavele olmadıkça teminatın tevzii, muhtelif gayrimenkullerin kıymeti ile mütenasip olmak lazımgelir.
(B) TESİS VE SUKUT:
I. Tesis:
1 – Tescil:
Madde 771 – Gayrimenkul rehni, tapu siciline kayıt ile tesis olunur. Kanunen tayin olunan istisnalar mahfuzdur.
Gayrimenkul rehne müteallik akit, ancak resmi şekilde yapıldığı surette muteber olur.
2 – Gayrimenkul birden ziyade kimselere ait ise :
Madde 772 – Bir gayrimenkulün hissedarlarından herbiri, kendi hissesini, rehin hakkı ile takyit edebilir.
Fakat, iştirak halindeki mülkiyette, gayrimenkulün rehni; ancak tamamı, iştirake dahil olanların cümlesi namına
takyit edilmek suretiyle sahih olur.
II. Sukut :
Madde 773 – Gayrimenkul rehni, kaydın terkini ve gayrimenkulün tamamen ziyaiyle sakit olur.
Umumi menfaat için istimlak halinde, rehnin sukutu, kanunu mahsusuna bağlıdır.
III. Parçaların birleştirilmesi halinde:
1 – Teminatın başka araziye geçmesi:
Madde 774 – Hükümet eliyle veya hükümetin nezareti altında muhtelif arazi parçaları birleştirildiği surette o
parçaları takyit eden rehinler, sıralarını muhafaza ederek, mukabillerinde alınan araziye geçer.
Muhtelif alacaklara karşı merhun bulunan veya bazıları merhun olmayan birden ziyade parça yerine kaim arazinin
tamamı, mümkünse evvelki sıralarını muhafaza etmek suretiyle o parçaların üzerindeki rehinler ile takyit edilmiş olur.
2 – Borçlunun iştira hakkı:
Madde 775 – Parçaların birleştirilmesi nihayet buluncaya kadar borçlu tediyeden üç ay evvel haber vermek şartiyle
bunların üzerindeki rehin haklarını satın alabilir.
3 – Nakdi tazminat:
Madde 776 – Rehin hakları ile mukayyet olan bir gayrimenkul için tazminat tediye edilmiş olduğu takdirde tazminat,
alacaklılar arasında sıralarına göre ve aynı sırada iseler alacakları nisbetinde tevzi olunur. Tazminat, temin edilen alacağın
yirmide birinden fazla olduğu veya yeni gayrimenkul alacak için teminat teşkil etmediği surette alacaklıların muvafakati
olmaksızın borçluya verilemez.
1304-112
(C) HÜKÜMLERİ:
I. Alacaklının hakkının şümulü:
Madde 777 – Gayrimenkul rehini, mütemmim cüzülerine ve teferruatına şamil olur.
Makine veya otel mefruşatı gibi rehin senedinde sarahaten teferruat olarak gösterilen ve tapu sicilinde zikrolunan
şeyler, kanunen teferruattan sayılamıyacağı ispat edilmedikçe, teferruattan addedilir. Teferruat üzerinde üçüncü şahsa ait
haklar mahfuzdur.
II. Kiralar:
Madde 778 – Kiraya verilmiş bir gayrimenkulü takyit eden rehin, merhunun nakde tahvili için alacaklı tarafından
başlayan takibattan veya borçlunun iflasına hükümden nakde tahvil zamanına kadar geçen müddete ait kiralara da şamil olur.
Bu hak, kiracıya karşı ancak takibatın kendisine tebliğinden veya iflasın ilanından sonra dermeyan olunabilir.
Vadesi hülul etmeyen kiraya müteallik olarak malik tarafından icra olunan hukuki tasarruflar veya bu kiralar üzerine
başka alacaklılar tarafından konulan hacizler, kiranın muacceliyet kesbetmesinden evvel, rehnin nakde tahvili için takibatta
bulunan alacaklı hakkında muteber değildir.
III. Müruru zamanın cereyan etmemesi:
Madde 779 – Gayrimenkul bir rehnin tescili, alacak hakkında müruru zamanın cereyanına mani olur.
IV. Teminat:
1 – Gayrimenkulün kıymetinin tenkisine karşı tedbirler:
a) Muhafaza tedbirleri:
Madde 780 – Malik tarafından, merhunun kıymetini düşürecek bir fiil veya ihmal vukuunda; alacaklı, hakimden
borçluya lazımgelen tenbihatın yapılmasını istiyebilir.
Alacaklı, lazım olan tedbirleri ittihaz etmek üzere hakim tarafından mezun kılınabileceği gibi teehhürde tehlike
mevcut olduğu surette bu tedbirleri kendiliğinden ittihaza da salahiyeti vardır. Bu hususdaki masrafları malik, kendisine
borçlu olur. Alacaklı bu masraflar için tescile hacet olmıyarak gayrimenkul üzerinde diğer müseccel mükellefiyetlere rüçhanlı
rehin hakkını haizdir.
b) Teminat ve evvelki halin tesisi:
Madde 781 – Gayrimenkulün kıymetinin tenezzülü halinde, alacaklı, borçlusundan teminat veya evelki halin tesisini
istiyebilir.
Alacaklı, kıymetin tenezzülü tehlikesi mevcut olduğu takdirde dahi teminat istiyebilir.
Borçlu, hakim tarafından verilen mühlet içinde teminat vermediği veya evvelki hali tesis etmediği surette, alacaklı,
borçtan teminat noksanına tekabül edecek bir miktar tediyesini talebeder.
2 – Malikin kusuru olmaksızın rehnin kıymetten düşmesi:
Madde 782 – Merhunun kıymeti, malikin kusuru olmaksızın tenezzül e derse alacaklı ancak malikin
aldığı tazminat nispetinde kendisinden teminat veya ted iyat istiyebilir. Bununla beraber alacaklı
kıymetin tenezzülüne mani olacak veya bu
1304-113
tenezzülü izale edecek tedbirler yapabilir. Alacaklı, bu yoldaki masraflar için tescile hacet olmıyarak gayri menkul üzerinde
diğer müseccel mükellefiyetlere rüçhanlı bir rehin hakkını haizdir. Fakat malik, bu masraflardan dolayı şahsen mesul olmaz.
3 – Malikin merhunattan bazı parçaları mülkünden çıkarması :
Madde 783 – Malik rehin ile takyit edilmiş olan gayri menkulün temin edildiği alacağın yirmide birinden az kıymeti
olan bir parçasını mülkünden çıkarır ise; alacaklı kendisine alelhesap bu parçanın kıymeti ile mütenasip bir miktar tediyede
bulunulduğu veya gayrimenkulün kalan kısmı kafi bir teminat teşkil ettiği takdirde o parça üzerindeki rehinin fekkinden,
imtina edemez.
V. Sonradan tesis edilen ayni haklar:
Madde 784 – Malikin, merhun olan gayrimenkulü başka ayni haklarla takyit etmek salahiyetinden feragati muteber
değildir. Alacaklının gayrimenkul üzerindeki rehin hakkı, o gayrimenkulün üzerinde müsaadesi olmaksızın sonradan tesis
edilen bütün irtifak haklarına ve gayri menkul mükellefiyetlerine takaddüm eder. Merhun nakde tahvil edilirken evvelki
alacaklıyı izrar eden bu haklar, terkin olunur.
Evvelki alacaklının talebi ile irtifak haklarının veya gayri menkul mükellefiyetlerinin terkini halinde bu hakların
sahipleri merhunun nakde tahvilinde alacakları sonradan kaydolunan alacaklılara karşı, haklarının kıymetini o nakitten istifa
etmekte, rüçhanı haizdirler.
VI. İpotek derecesi:
1 – Hükümler :
Madde 785 – Gayri menkul rehin edilirken hangi ipotek derecesine kaydedilirse o derecenin ifade ettiği kuvvetle
teminat teşkil eder. Rehin hakları, kendilerine takaddüm edecek meblağ miktarı kayitte irae edilmek şartiyle ikinci veya her
hangi bir derecede olmak üzere tesis edilebilir.
2 – Tertip :
Madde 786 – Bir gayri menkul üzerinde muhtelif derecede rehinler tesis olunursa bunlardan birinin terkini, alacaklıyı
serbest kalan dereceye geçirmez. Malik, terkin olunan rehnin yerine bir diğerini tesis edebilir.
Sonradan gelen alacaklılara serbest derecelerden istifade etmek hakkını veren mukavelelerin muteber olması, tapu
siciline o yolda şerh verilmelerine bağlıdır.
3 – Boş dereceler :
Madde 787 – Bir rehin hakkı muahhar bir sırada olarak tesis olunduğu ve ona tekaddüm eden başka rehinler mevcut
olmadığı veya borçlu mukaddem bir rehin senedini kullanmadığı, yahut mukaddem alacak kaydolunmuş meblağ miktarına
vasıl olmadığı takdirde; nakte tahvili halinde gayrimenkulün semeni, boş dereceler nazarı itibara alınmaksızın, sıralarına göre
teminatlı alacaklılara verilir.
VII. Rehin nasıl nakde tahvil olunur :
Madde 788 – Borçlu, borçlarını ödemediği surette alacaklı gayrimenkulün semeninden alacağını istifa eder. Borçlu,
borcunu tediye etmediği surette alacaklıya gayrimenkulü temellük etmek salahiyeti veren her türlü mukavele batıldır. Aynı
alacak için birden ziyade gayri menkul üzerinde rehin tesis edilmiş ise alacaklı bunların aynı zamanda satılmasını talep
etmeğe mecburdur. Bununla beraber icra memuru, ancak bey’i zaruri olanlarını satar.
1304-114
1 – Satış bedelinin tevzii :
Madde 789 – Gayrimenkulün satış bedeli, alacaklılar arasında sıralarına göre tevzi olunur.
Aynı sırada olan alacaklılar, bedele, alacakları nisbetinde iştirak ederler.
2 – Teminatın şumulü :
Madde 790 – Gayrimenkul rehni, alacaklıya şunları temin eder:
1 – Resülmali.
2 – Takip masrafları ve geçen günlerin faizleri.
3 – İflasın açıldığı veya gayri menkulün satılması talep edildiği zamanda vadeleri hulül etmiş bulunan üç senelik
faizler ile son vadeden itibaren cereyan eden faizler.
Evvelce tayin edilmiş olan faiz miktarı sonradan gelen alacaklıların zararına olarak yüzde beşten fazlaya çıkarılamaz.
3 – Masraflar için teminat :
Madde 791 – Gayri menkulün muhafazası veya malik hesabına sigorta ücretleri tediye için alacaklının yaptığı
masraflar, tıpkı alacağı gibi teminatlıdır.
VIII. Arazinin ıslahı neticesinde rehin hakkı :
1 – Sıra :
Madde 792 – Hükümet marifetiyle icra olunan ıslahat neticesinde arazinin kıymeti arttığı surette malik, hissesine
isabet eden masraflar için bu araziyi, bu masraflar bedelinde kendisine ikraz eden alacaklı lehine olarak bir rehin hakkı ile
takyit edebilirler. Bu hak sicile kaydolunur. Ve o arazi üzerinde mukayyet bütün mükellefiyetlere takaddüm eder.
Fakat Hükümet, bu ıslahat masrafına iştirak etmemiş ise; malik arazisini masraflarının en çok üçte ikisi için rehin
hakkı ile takyit edebilir.
2 – Alacağın ve rehnin sukutu :
Madde 793 – Devletin yardımı olmaksızın icra edilen arazi ıslahatında masraf hisselerine karşılık olarak kaydolunan
borç, resülmalin yüzde beşinden az olmamak üzere senevi taksitlerle ödenir. Rehin hakkı gerek alacak gerek senevi taksitler
hakkında bunların muaccel oldukları tarihten itibaren üç sene sonra sakıt olur. Sonra gelen alacaklılar, sıralarına göre ileri
geçerler.
IX. Sigorta tazminatı :
Madde 794 – Muacceliyet kesbeden sigorta tazminatı ancak gayri menkul üzerinde rehin hakkını haiz olan bütün
alacaklıların rızasiyle, malike verilebilir.
Bununla beraber işbu tazminat rehin ile mukayyet olan gayri menkulün evvelki haline iadesi için kafi bir teminat
mukabilinde, malike tediye edilir.
Yangına karşı, sigorta hakkındaki hükümler mahfuzdur.
X. Alacaklının temsili :
Madde 795 – Müstacelen bir karar ittihazı lazım gelip te bizzat müdahalesi kanunen icabeden alacaklının ismi
veya ikametgahı meçhul olduğu hallerde borçlunun veya diğer alakadarların talebi üzerine sulh hakimi o alacaklıya, bir
kayyım tayin edebilir.
1304-115
İKİNCİ FASIL
İpotek
(A) GAYESİ VE MAHİYETİ:
Madde 796 – Halen mevcut veya ileride vücut bulacak yahut vücut bulması muhtemel olan her hangi bir alacağın
temini için, ipotek tesis olunabilir
Bu suretle takyit edilen gayri menkul, borçlunun kendi mülkü olmak lazım değildir.
(B) TESİS VE SUKUT:
I. Tesis:
Madde 797 – Temin ettiği alacak miktarı gayri muayyen veya mütehavvil olsa bile; tesis olunan ipotek, tapu
sicillinde sabit bir derece işgal eder ve temin olunan alacakta ne gibi bir tahavvül vakı olursa olsun, tescildeki sırasını
muhafaza eyler.
Tapu memuru, tesis olunan ipotek hakkında alacaklının talebi üzerine kendisine bir suret verir. Bu suret kıymetli
evraktan madut olmayıp ancak tescilin vukuunu ispata medar olur. Mukavelenamenin üzerine tescil keyfiyetinin şerh ve
tasdik edilmesi, suret makamına kaim olur.
II. Alacağın sukutu:
1 – Kaydın terkini:
Madde 798 – Takyit edilmiş olan gayri menkulün maliki, alacağın sukutu halinde, tapu sicilindeki kaydın terkinini
alacaklıdan istiyebilir.
2 – Şahsen mesul olmıyan malikin hakkı:
Madde 799 – Başkasının alacağı için üzerinde ipotek tesis edilen gayrimenkulün, maliki borçlu hakkındaki şartlara
göre borcu itfa edip gayrimenkulünü rehinden kurtarabilir ve iskat ettiği borç için alacaklının yerine kaim olur.
3 – İpotekten kurtarma:
a) Şartları ve usulü:
Madde 800 – Kıymetinden fazla bir borç ile takyit edilmiş olan bir gayrimenkulü, o borçtan şahsen mesul olmıyan
bir kimse iktisap ederse takibat başlamadan evvel satış bedelini ve ıvazsız temellükte gayrimenkul için takdir ettiği kıymeti
alacaklılara tediye ederek, o gayrimenkulü ipotekten kurtarabilir.
Bu kimse,gayrimenkulü ipotekten kurtaracağını altı ay evvel tahriren alacaklılara ihbar eder ve teklif ettiği para
alacaklılar arasında sıralarına göre tevzi olunur.
b) Müzayede:
Madde 801 – Alacaklılar, gayri menkulü iktisap eden kimsenin bu baptaki teklifi kendilerine tebliğ ettiği günden
itibaren bir ay içinde masraflarını peşin vererek rehnin aleni müzayedesini, talep edebilir. Bu müzayedenin, ilandan sonra ve
talebin vuku bulduğu günden itibaren ikinci ay içinde yapılması lazımdır.
Müzayede bedeli, teklif edilen meblağdan fazla olduğu takdirde bu bedel alacaklılar arasında tevzi edilir. Müzayede
masrafı, müzayede bedelinin teklif olunan meblağdan fazla olması halinde teklif sahibine ve aksi takdirde müzayedeyi istiyen
alacaklıya ait olur.
4 – İhbar:
Madde 802 – İpotekle takyit edilmiş olan gayrimenkulün maliki, borçtan şahsen mesul değil ise alacaklının tediye
talebi kendisine karşı muteber olmak için borçlu ile kendisine de tebliğ edilmek lazımdır.
1304-116
İPOTEĞİN HÜKMÜ:
I. Mülkiyet ve rehin:
1 – Temlik:
Madde 803 – İpotekle takyit edilmiş olan bir gayri menkulün ahare temliki, hilafına mukavele olmadıkça borçlunun
borcunda ve teminatında tahavvül husule getirmez. Lakin yeni malik, borcu kabul ettiği takdirde eğer alacaklı hakkını evvelki
borçluya karşı muhafaza ettiğini senesi içinde tahriren beyan etmemiş ise evvelki borçlu, borcundan kurtulur.
2 – Gayrimenkulün taksimi:
Madde 804 – İpotekle takyit edilmiş gayrimenkulün bir kısmı, yahut aynı malikin bu suretle mukayyet müteaddit
gayri menkullerden birisi, ahare temlik yahut gayri menkul taksim edilirse; hilafına bir mukavele bulunmadıkça, teminat her
kısmın kendi kıymetine göre mütenasiben tevzi olunur. Bu tevzii kabul etmiyen alacaklı, tevziin kesbi katiyet ettiği tarihten
itibaren bir ay içinde alacağının bir sene zarfında ödenmesini istiyebilir.
Gayri menkulü iktisap edenler borçtan kendi parçalarına düşen hisseyi kabul ettikleri takdirde eğer alacaklı, hakkını
evvelki borçluya karşı muhafaza ettiğini senesi içinde tahriren beyan etmemiş ise, evvelki borçlu borcundan kurtulur.
3 – Alacaklıya ihbar:
Madde 805 – Gayri menkulü iktisap eden kimsenin borcu kabul ettiği tapu memuru tarafından alacaklıya ihbar edilir.
Alacaklının beyanda bulunması için senelik müddet, bu ihbardan itibaren cereyan eder.
II. Alacağın temliki:
Madde 806 – İpotekle temin edilmiş olan bir alacağın temliki sahih olmak için, tescili şart değildir.
(D) KANUNİ İPOTEKLER:
I. Tescil edildiği halde:
1 – Şartları:
Madde 807 – Aşağıdaki kimseler, kanuni bir ipoteğin tescilini isteyebilirler:
1 – Sattığı gayrimenkul üzerinde semeni temin için bayi.
2 – Taksimden münbais matlubat için, evvelce beyinlerinde müşterek olan gayrimenkul üzerinde mirasçılar ve
hissedarlar.
3 – Bir gayrimenkul üzerindeki inşaat yahut ameliyatta malzeme vererek veya vermiyerek çalışmış olmaları
hasebiyle malik veya müteahhit zimmetinde tahakkuk eden alacakları için o gayri menkul üzerinde bu müteahhit ve işçiler.
Kanunun bu suretle kendilerine ipotek hakkı tanıdığı kimselerin evvelce yapılmış bir mukavele ile işbu haklarından
feragatleri, muteber değildir.
2 – Bayi, mirasçı ve hissedarlar:
Madde 808 – Bayiin, mirasçının ve hissedarın kanuni ipotek hakkı mülkiyetin naklinden sonra üç ay zarfında tescil
olunmak lazımdır.
3 – İşçiler ve mütaahhitler :
a) Tescil :
Madde 809 – İşçilerin ve mütaahhitlerin ipotek hakkı işin icrasını iltizam ettikleri günden itibaren tapu siciline
kaydolunabilir. Tescil nihayet işlerin hitamını velyeden üç ay içinde istenebilir. Bu tescil, alacak, malik tarafından kabul
edilmiş veya mahkemece hüküm altına alınmış ise yapılabilir. Malik bir alacaklıya kafi teminat verirse tescil talep olunamaz.
1304-117
b) Sıra:
Madde 810 – İşçilerin ve mütaahhitlerin haiz oldukları kanuni ipotek hakkı ayrı ayrı ve muhtelif tarihlerde tescil
edilmiş olsa bile bunlar alacaklarını istifa hususunda müsavi hakka maliktirler.
c) İmtiyaz:
Madde 811 – Rehin nakde tahvil edildiği zaman işçiler ve mütaahhitler bütün alacaklarını istifa edememek suretiyle
zarara uğrarlarsa; bu zararın vukuunu evvelden bilen veya bilmesi lazımgelen mukaddem sıradaki alacaklılar, hisselerine
düşen miktarın mecmuundan arsanın kıymetine isabet eden miktar tenzil edildikten sonra mütebakisinden vaki olan zararı
tazmin ile mükellef olur. Evvelki sırada bulunan alacaklı, gayri menkul rehin senedini başkasına temlik etmiş ise işçinin ve
mütaahhidin temlik sebebiyle mahrum kaldıkları miktardan mesul olur. İşe başlanıldığı, alakadarın ihbarı üzerine tapu
siciline işaret edilince; tescil müddetinin hitamına kadar, o gayrimenkulde ipotekten başka bir şekilde teminat tescil edilemez.
ÜÇÜNCÜ FASIL
İpotekli borç senedi ve irat senedi
(A) İPOTEKLİ BORÇ SENEDİ:
I. Gayesi ve mahiyeti:
Madde 812 – İpotekli borç senedi, gayrimenkul rehinle temin olunmuş şahsi bir alacaktır.
II. Kıymet takdiri:
Madde 813 – İpotekli borç senedinin tesisi için gayrimenkulün tapu idaresi marifetiyle kıymetinin resmen takdir
edilmiş olması lazımdır. İpotekli borç senedi, takdir edilmiş olan kıymeti mütecaviz miktar için tesis olunamaz.
III. Feshin ihbarı:
Madde 814 – Hilafı şart edilmemiş ise ipotekli borç senedinin feshi, faiz tediyesi için mutad olan günden en aşağı altı
ay evvel alacaklı ve borçlu tarafından ihbar olunabilir.
IV. Malikin vaziyeti :
Madde 815 – Başkasının borcu için gayrimenkulü rehin edilmiş olan malik hakkında da, ipotek hükümleri tatbik
olunur.
Başkasının borcu için gayrimenkulü rehin edilmiş olan malik alacaklıya karşı borçlunun haiz olduğu bütün defileri
dermeyan edebilir.
V. Temlik, taksim :
Madde 816 – İpotekli borç senedi ile teminat teşkil eden gayrimenkulün temlik ve taksimi üzerine terettüp eden
hükümler, ipotek hakkındaki kaidelere tabidir.
(B) İRAT SENEDİ :
I. Mahiyeti ve gayesi :
Madde 817 – İrad senedi, bir gayrimenkul üzerine gayrimenkul mükellefiyeti olarak tesis olunan bir alacaktır. İrat
senediyle ancak zirai gayrimenkuller, evler ve üzerine bina inşa edilecek arsalar takyit olunabilir.
İrat senedi, şahsi bir borç tevlit etmez ve alacağın cihetini de ihtiva eylemez.
II. İrat senedi resülmalinin azami miktarı:
Madde 818 – Zirai gayrimenkulü takyit eden irat senedinin resülmali, arzın irat kıymetinin üçte ikisine bina
kıymetinin yarısının ilavesinden hasıl olan miktarı tecavüz edemez. Şehirlerdeki gayrimenkulleri takyit eden irat senedinin
resülmali, o gayrimenkullerin irat kıymetlerine arsa ve bina kıymetlerinin zammından hasıl olan yekünun yarısının beşte
üçünü tecavüz edemez. Bu kıymetlerin tapu idaresi marifetiyle resmen takdir ettirilmesi lazımdır.
1304-118
III. Hazinenin mesuliyeti:
Madde 819 – Kıymetlerin lazımgelen ihtimam ile takdir edilmemesinden, hazine mesuldür. Hazine kusuru olan
memurlara rücu edebilir.
IV. İştira hakkı:
Madde 820 – İrat senedi ile takyit edilmiş olan gayrimenkulün maliki, her iki taraf, altı seneden daha uzun bir
müddet için feshedilmemesini mukavele etmiş olsalar bile beher altı senelik devrenin hitamından bir sene evvel haber vermek
şartiyle bu senedi, iştira hakkını haizdir. İrat senedi ile alacaklı olan, ancak kanunen muayyen hallerde alacağın tediyesini
isteyebilir.
V. Borç ve mülkiyet:
Madde 821 – İrat senedi ile takyit edilmiş gayrimenkule malik olan kimse, o senedin borçlusu olur.
Gayrimenkulü iktisabeden kimse başka hiç bir muameleye hacet kalmaksızın irat senedindeki alacağın borçlusu olup
o güne kadar ona malik bulunan, borcundan beri olur. Gayrimenkul, irat senedinin faizlerine karşılık olmaktan çıktığı tarihten
itibaren, o faizler malikin şahsi borcu olur.
VI. Taksim:
Madde 822 – İrat senediyle takyit edilmiş olan gayrimenkul taksim edildikte her parçaya malik olan kimse senetteki
alacağı borçlanır.
İpotekle takyit edilmiş olan gayrimenkulün taksimi hakkındaki kaideler bu muhtelif parçalar üzerine tevzi edilen
borçlara da tatbik olunur.
İrat senedinin malikler tarafından iştirasına alacaklı talip olduğu halde bir sene zarfında bu iştirayı yapmaları
lüzumunu borçların tevzii katiyet kesbettiği tarihten itibaren nihayet bir ay içinde kendilerine ihbar etmeğe mecburdur.
(C) MÜŞTEREK HÜKÜMLER:
Madde 823 – İpotekli borç senedi ve irat senedi, ne bir şartı ne de mukabilinde bir şey itası kaydını ihtiva edemez.
I. Tesis:
1 – Alacağın mahiyeti:
2 – Borç ile münasebeti:
Madde 824 – İpotekli borç senedi yahut irat senedi tesis olunduğunda tesisin sebebini teşkil eden borç, akdi tecdit
suretiyle iskat edilmiş olur.
Hilafına bir mukavele yapılmış olursa bu mukavele ancak akitler ve hüsnü niyet sahibi olmayan üçüncü şahıslar
hakkında muteberdir.
3 – Tescil ve senet:
a) Senedin lüzumu:
Madde 825 – Tapu siciline kaydedilen her bir borç senedi veya irat senedi için tapu memuru tarafından bir senet
verilir.
Tescil muamelesi üzerine senedin tanziminden mukaddem dahi kanuni hükümler terettüp eder.
b) Senedin tanzimi:
Madde 826 – İpotekli borç senedi tapu memuru tarafından tanzim olunur. Senetler tapu memuru ile salahiyettar
hakimin imzasını havi olmak lazımdır.
Senetler, alacaklıya yahut onun vekiline ancak borçlunun ve takyit edilen gayrimenkul malikinin rızasiyle verilebilir.
1304-119
c) Senedin şekli :
Madde 827 – İpotekli borç senedinin ve irat senedinin şekilleri nizamnamei mahsus ile tayin olunur.
4 – Alacaklının tayini:
a) Tanzim edilirken:
Madde 828 – İpotekli borç senedi ve irat senedi nama veya hamile muharrer olur. Bunlar gayrimenkul malikinin
namına da tanzim olunabilir.
b) Vekil suretiyle :
Madde 829 – İpotekli borç senedi veya irat senedi tesis olundukta tediyatı icra ve ahz, tebligatı kabul, teminatın
tenkisine muvafakat ve umumiyetle alacaklının ve borçlunun ve malikinin hukukunu tam bir ihtimam ve bir bitaraflık ile
muhafaza mükellefiyetlerini haiz olmak üzere bir vekil tayin olunabilir.
Vekilin ismi tapu siciline ve rehin senedine kaydolunur. Vekalet, hitam bulduğu takdirde eğer alakadarlar ittifak
edemezlerse hakim icap eden tedbirleri ittihaz eyler.
5 – Tediye mahalli :
Madde 830 – Rehin senedi hilafını tayin etmediği takdirde senet, hamile muharrer olsa dahi borçlu bütün tediyatını
alacaklının ikametgahında yapmağa mecburdur. Alacaklının ikametgahı malüm olmaz yahut borçlunun zararına olarak tebdil
edilirse borçlu tediyatını kendi yahut alacaklının evvelki ikametgahındaki tapu dairesine yatırmak suretiyle borcundan
kurtulabilir. Senedin faiz kuponları varsa, faiz tediyatı, kuponu ibraz edene yapılır.
6 – Alacağın temlikinden sonra tediye:
Madde 831 – Alacağın temliki halinde borçlu kendisine bu temlik hakkında bir ihbar vaki olmadıkça senet hamile
muharrer olsa dahi kuponsuz olan faiz ve senevi taksitlerini evvelki alacaklıya tediye edebilir.
Bununla beraber resülmalin tamamı veya bir kısmı her halde ancak tediye zamanında alacaklı olduğu tahakkuk eden
kimseye ödenmiş ise muteber olur.
II. Alacağın sukutu:
1 – Alacaklının mevcut olmaması halinde :
Madde 832 – Alacaklı mevcut olmadığı yahut olup ta rehinden feragat ettiği takdirde borçlu tapu sicilindeki kaydı
terkin veya ipka ettirmekte muhtardır. Borçlu, senedi yeniden tedavül ettirebilir.
2 – Terkin:
Madde 833 – İpotekli borç senedi ile irat senedinin kaydı bilmuvafaka senet iptal edilmeden veya hakim tarafından
hükümsüzlüğüne karar verilmeden evvel tapu sicilinden terkin olunamaz.
III. Alacaklının hakları:
I – Hüsnü niyetin himayesi:
a) Sicil hakkında:
Madde 834 – Tapu sicilinin ipotekli borç veya irat senedine taalluk eden münderecatına hüsnü niyetle istinat etmiş
olan her şahıs hakkında, sicil metni muteberdir.
b) Senet hakkında:
Madde 835 – Usulüne muvafık surette tanzim edilen ipotekli borç senedi ve irat senedi münderecatına hüsnü niyetle
istinat etmiş olan her şahış hakkında, bu senetlerin metni muteberdir.
1304-120
c) Senedin tescil ile münasebeti:
Madde 836 – Metinleri sicil kaydına mutabık olmayan veya sicil kaydı bulunmayan ipotekli borç senedi ile irat
senetleri hakkında, tapu sicil kaydına itibar olunur. Bu senetleri hüsnü niyetle iktisap etmiş olan kimse tapu sicilli hakkında
muayyen hükümler dairesinde düçar olduğu zararın tazminini isteyebilir.
2 – Alacaklının haklarını kullanması:
Madde 837 – Bir ipotekli borç senedinin veya irat senedinin ihtiva ettiği alacak gerek hamile gerek nama muharrer
olsun senet ile birlikte olmaksızın temlik ve terhin edilemez ve o alacakta diğer her hangi bir surette tasarruf olunamaz.
Senedin hükümsüzlüğüne karar verildiği veya senet henüz tanzim olunmadığı hallerde alacağı iddia etmek hakkı,
mahfuzdur.
3 – Temlik:
Madde 838 – İpotekli borç senedinin veya irat senedinin ihtiva ettiği alacağın temliki için senedin teslimi şarttır.
Senet, nama muharrer ise temlik keyfiyetinin senede işaret edilmesi ve iktisap edenin isminin yazılması da lazımdır.
IV. İptal kararı :
1 – Ziya halinde :
Madde 839 – Bir senet veya faiz kuponu zayi olmuş yahut borcu iskat niyeti ile olmaksızın imha edilmiş ise
alacaklı, senedin hükümsüzlüğüne karar verilerek bedelinin ödenmesini yahut borç henüz muacceliyet kesbetmemiş ise yeni
bir senet veya kupon itasını, hakimden istiyebilir.
Senedin hükümsüzlüğüne, hamile muharrer senetler için muayyen usule tevfikan, karar verilir. İtiraz müddeti bir
senedir. Borçlu dahi bedeli ödenildiği halde ibraz edilemiyen senedin hükümsüzlüğüne karar verilmesini aynı veçhile
talebetmek hakkını haizdir.
2 – Alacaklının ilan ile davet edilmesi:
Madde 840 – İpotekli borç senedi ile alacaklı olan kimse on seneden beri meydanda olmaz ve bu müddet zarfında hiç
bir faiz talep edilmemiş bulunursa takyit edilen gayri menkul maliki, gaiplik kararına dair hükümlere tevfikan, alacaklıyı ilan
tarikiyle yapılacak bir tebliğ ile davet etmesini, hakimden istiyebilir. Alacaklı kendisini bildirmez ve yapılan tahkikattan
ağlep bir ihtimale göre alacağın kalmadığı anlaşılır ise hakim senedin hükümsüzlüğüne ve tapu sicilindeki derecenin boş
bırakılmasına karar verir.
V. Borçlunun defileri:
Madde 841 – Borçlu, ancak tescilden veya senetten mütevellit olan defilerle mutalebede bulunan alacaklıya karşı
şahsen haiz olduğu defileri dermeyan edebilir.
VI. Tediye:
Madde 842 – Alacaklı borcun, tamamen tediyesi halinde borçlunun talebi üzerine senedi iptal edilmemiş olarak
kendisine teslime mecburdur.
VII. Hukuki münasebette değişiklik:
Madde 843 – Borca karşı alelhesap tediyatta bulunulması, yahut borcun tahfifi, yahut gayri menkul üzerindeki
takyidin fekki gibi bir suretle tadilat icra edildiği takdirde borçlu bu tadilatı tapu siciline kaydettirmek hakkını haizdir. Tapu
memuru, bu tadilatı senede işaret etmeğe mecburdur. Bu tescil yapılmadığı halde; senevi taksit şeklinde vakı olan tediyeler
müstesna olmak üzere vuku bulan tadilat, senedi hüsnü niyetle iktisap etmiş olan kimseye karşı dermeyan olunamaz.
1304-121
DÖRDÜNCÜ FASIL
Gayrimenkul karşılık gösterilerek senet ihracı
(A) GAYRİMENKUL KARŞILIKLI SENEDAT:
Madde 844 – Nama veya hamile muharrer olan tahviller, aşağıdaki şekillerde bir gayrimenkul rehni ile temin
edilebilir.
1 – İstikrazın tamamı için bir ipotek veya ipotekli borç senedi tesis ve borçlu ile alacaklıların cümlesini birden temsil
edecek bir mümessil tayini;
2 – İhracı deruhte eden müessese lehine istikrazın mecmuu için bir gayri menkul rehini tesis ve böyle bir rehin ile
temin edilmiş olan alacağın tahvilat sahipleri lehine takyidi.
(B) TERTİP HALİNDE ÇIKARILAN İPOTEKLİ BORÇ SENETLERİ VE İRAT SENETLERİ:
I. Umumi Hükümler:
Madde 845 – Tertip halinde ihraç olunan ipotekli borç senetleri ile irat senetleri aşağıdaki maddelerin hükümleri
mahfuz kalmak üzere bu senetler hakkındaki umumi kaidelere tabidir.
II. Senetlerin mahiyeti:
Madde 846 – Bu fasılda bahsolunan senetler on lira veya onun her hangi bir adetle madrubu kadar lira için tanzim
edilir. Bunlarda birer sıra numarası bulunur ve hepsi aynı ibare ile yazılır. Gayri menkulün maliki, senetleri kendi
çıkarmıyorsa bu işi üzerine alan müessese alacaklılarla borçlunun mümessili olmak üzere tayin ve tasrih olunur.
III. İtfa:
Madde 847 – Borçlu muayyen vadelerde faizden başka tertibin itfası için resülmalden bir kısmının dahi tediyesini
taahhüt edebilir. Senelik itfa, muayyen bir miktar senedin bedelinin tediyesini tazammun etmek lazımdır.
IV. Tescil:
Madde 848 – Senetler, kaç adet olduğu zikredilerek tapuca tescil olunur. İstikrazın mecmuu için bir tescil muamelesi
yapılır. Senedin miktarı az ise ayrı ayrı tescil olunabilir.
V. Senetlerin hükümleri:
1 – Mutavassıt müessese :
Madde 849 – Senetleri çıkaran müessese alacaklıların ve borçlunun müşterek mümessilleri olsa da ihraç sırasında
kendisine böyle bir selahiyet verilmiş olmadıkça borçlunun taahhütlerini ifa edemez.
2 – Tediye:
a) İtfa planı:
Madde 850 – Senetlerin bedelleri; ihraç sırasında kararlaştırılmış veya verilen salahiyet dairesinde mutavassıt
müessese tarafından tanzim edilmiş olan itfa planına tevfikan, ödenir. Ödenen senet iptal edilir. Hilafına mukavele yok ise
gayri menkulün karşılık tutulduğu tahvillerin hepsi buna müteferri borçlar itfa edilip bütün kuponlarla birlikte iptal
edilmedikçe yahut kalan kuponların bedelleri yatırılmadıkça tapu sicilindeki kayıt terkin edilemez.
b) Murakabe :
Madde 851 – Gayri menkulün maliki yahut ihraç işini üzerine alan müessese mukarrer itfa planına tevfikan kur’a
usulünü tatbik ve ödenen senetleri iptal etmekle mükelleftir.
1304-122
Bu muameleler, irat senetlerine taallük ettiği takdirde Hükümetçe murakabe edilir.
c) Tediyatın tahsisi lazım gelen cihet :
Madde 852 – Bütün tediyat, vukularını takibeden kur’a zamanındaki borcun itfasına tahsis olunur.
YİRMİ ÜÇÜNCÜ BAP
Menkul rehini
BİRİNCİ FASIL
Teslimi meşrut şekilde rehin ve hapis hakkı
(A) TESLİMİ MEŞRUT REHİN :
I. Rehnin akdi :
1 – Alacaklının zilyedliği :
Madde 853 – Kanunen muayyen istisnalar haricinde bir menkul, ancak teslimi meşrut şekilde rehin edilebilir. Bir
menkulü hüsnü niyetle rehin olarak kabul eden kimse o menkul üzerinde rahinin tasarruf hakkı bulunmasa da rehin hakkını
iktisap eder. Şu kadar ki üçüncü şahısların mukaddem zilyetlikten mütevellit hakları mahfuzdur. Rahin, merhunu fiilen ve
hasren kendi yedinde bulundurdukça; mürtehin için rehin hakkı sabit olmaz.
2 – Hayvan rehni:
Madde 854 – Merkezlerinin bulunduğu mahallin hükümeti mülkiyesi tarafından bu gibi muamelatta bulunmak
hakkını istihsal etmiş olan itibar müesseseleri ile kooperatif şirketleri, alacaklarını temin etmek için umumi bir secilde kayit
ve icra memuruna ihbar suretiyle hayvan üzerine kabzeylemeksizin rehin tesis edebilirler.
3 – Merhun üzerinde müahhar rehin tesisi:
Madde 855 – Merhunun maliki, merhun üzerinde müahhar bir rehin tesis edebilir. Bunun için rehini kabzetmiş olan
alacaklıya ihbarname göndermesi ve bu ihbarnamede; alacağı tesviye edilince, merhunu diğer alacaklıya teslim etmesi
lüzumunu beyan eylemesi muktazidir.
4 – Mürtehinin merhunu rehin etmesi:
Madde 856 – Mürtehin, rahinin rızası olmadıkça merhunu başkasına rehin edemez.
II. Sukut:
1 – Zilyedliğin zayi edilmesi:
Madde 857 – Mürtehin, merhun üzerindeki zilyedliğini ve merhuna vaziyet eden üçüncü şahıslardan mutalebe
salahiyetini zayi edince, rehni sakıt olur. Rahin mürtehinin rızasiyle merhun üzerinde fiilen yedini idame ettikçe rehnin
hükümleri muallak kalır.
2 – Rehnin iadesi:
Madde 858 – Mürtehinin, merhun üzerindeki hakları tediye ile ve başka bir sebeple sakıt olunca; merhunu, hak
sahibine iade etmesi lazımdır. Mürtehin, alacağını tamamen istifa etmedikçe merhunu veya bir kısmını iada etmekle mükellef
tutulamaz.
3 – Mürtehinin mesuliyeti :
Madde 859 – Mürtehin, merhunun telef ve zıyaından ve kıymetine noksan gelmesinden mesuldür. Meğer ki bu halin
kendi kusuru olmaksızın vukua geldiğini ispat etsin. Mürtehin merhunu hotbehot satar yahut rehnederse bu yüzden vukua
gelen bütün zararı zamin olur.
1304-123
III. Rehnin hükümleri:
1 – Mürtehinin hakları:
Madde 860 – Alakası kesilmemiş olan mürtehin alacağını merhunun nakde tahvilinden hasıl olan meblağdan istifa
etmek hakkına maliktir. Rehin, alacaklıya resülmal ve mukavele edilen faizle takibat ve muhakeme masraflarını ve geçmiş
gün faizlerini temin eder.
2 – Rehnin şumulü:
Madde 861 – Rehin, merhunun hem aslını hem teferruatını takyit eder. Hilafına mukavele olmadıkça, merhunun tabii
semereleri o merhunun mütemmim cüzleri olmak halinden çıkınca mürtehinin bunları malike iade etmesi lazımdır. Rehin,
merhunun satıldığı zamanda mütemmim cüzlerini teşkil eden semereleri de şamil olur.
3 – Mürtehinin sırası :
Madde 862 – Menkul, birden ziyade kimselere rehin edilmiş ise bunlar, alacaklarını rehin tarihi sırasiyle istifa
ederler.
4 – Mürtehinin merhuna malik olamaması :
Madde 863 – Borcun vadesinde ödenmemesi takdirinde mürtehinin merhuna malik olmasını tazammun eden her şart,
batıldır.
(B) HAPİS HAKKI :
1. Şartları :
Madde 864 – Borçlunun rızasiyle menkul eşyasına yahut kıymetli evrakına zilyed olan alacaklı, muaccel ve bu eşya
ve evrakla tabii bir irtibatı bulunan alacağını istifa edinceye kadar; bunları, yedinde hapsetmek hakkını haizdir.
Bu irtibat, tacirler hakkında zilyedlik ve alacağın beyinlerindeki ticari münasebetlerinden tevellüt etmiş olması
halinde mevcut addolunur. Hapis hakkı, alacaklı tarafından hüsnü niyetle kabzedilmiş olmak şartiyle borçlunun malik
olmadığı eşyayı da şamil olur. Bununla beraber üçüncü şahısların evvelki zilyedliklerinden mütevellit hakları mahfuzdur.
II. İstisnalar:
Madde 865 – Mahiyetleri itibariyle nakde tahvili kabil olmayan şeyler üzerinde hapis hakkı, kullanılamaz. Gerek
alacaklının iltizam ettiği bir borç ile gerek teslim zamanında veya daha evvel borçlunun verdiği talimat ile gerek ammenin
intizamı ile telifi kabil değil ise hapis hakkı vücut bulmaz.
III. Borcunu ödemekten aciz halinde :
Madde 866 – Borçlu; borcunu ödemekten aciz olduğu halde alacaklı henüz alacağı muaccel olmasa bile onun temini
için hapis hakkını kullanabilir. Borcunu ödemekten aciz keyfiyeti eşyanın tesliminden sonra tahakkuk eder veya alacaklının
ıttılaına vasıl olursa alacaklı o eşyanın muayyen bir surette kullanılmasına dair önceden bir borç iltizam etmiş veya borçlunun
bu bapta verilmiş bir talimatı bulunmuş olsa bile hapis hakkını kullanabilir.
IV. Hükümleri :
Madde 867 – Alacağı tediye edilmeyen veya kafi teminat istihsal etmeyen alacaklı, borçluya evvelce ihbar ettikten
sonra teslimi meşrut rehin hükümlerinde olduğu gibi hapsettiği şeyin nakde tahvilini talep edebilir.
Hapsolunan şeyler, nama muharrer senedattan ibaret olursa icra dairesi veya iflas masası memurları nakde tahvil için
lüzumu olan muameleleri borçlu makamına kaim olarak ifa ederler.
1304-124
İKİNCİ FASIL
Alacak üzerinde rehin hakkı ve diğer haklar
(A) UMUMİ HÜKÜMLER :
Madde 868 – Alacaklar ve sair temliki kabil olan haklar üzerinde rehin tesis edilebilir. Hilafına hüküm olmadıkça,
bunlar hakkında teslimi meşrut rehin hükümleri cari olur.
(B) REHİNİN TESİSİ :
I. Senetli senetsiz alacaklar üzerinde:
Madde 869 – Bir senet ile tesbit edilmiş olmayan yahut senede raptedilen alacakların rehin edilmesi tahriren olur ve
senede raptedilenlerde, senedin teslimi de şarttır.
Rahin ve mürtehin, rehni üçüncü şahıs olan borçluya ihbar edebilirler. Diğer hakların rehin edilmesi bunların devri
için muayyen şekillere riayet edilmek şartiyle tahriren, olur.
II. Kıymetli evrak üzerinde :
Madde 870 – Hamile muharrer senetler sadece mürtehine teslim edilmek suretiyle rehnedilir. Diğer kıymetli evrakın
rehnedilmesi bunlar emre muharrer ise cirosu yapılarak ve nama muharrer ise devri icra edilerek senedin mürtehine teslimi ile
olur.
III. Emtiayı temsil eden evrak ile Varant:
Madde 871 – Emtia temsil eden evrakın, teslimi meşrut şekilde rehin edilmesi; o eşya üzerinde rehin hakkını hasıl
eder. Emtia temsil eden senetten müstakil olarak hususi bir rehin senedi (varant) tanzim edildiği halde asıl senet üzerinde
temin edilen meblağ ile vade işaret edilmek şartiyle varantın rehin edilmesi emtianın teslimi meşrut şekilde, rehne muadil
olur.
IV. Merhun alacağın yeniden rehin edilmesi:
Madde 872 – Merhun bir alacak üzerinde müahhar bir rehin tesisi, ancak merhun alacak sahibinin yahut yeni
mürtehinin keyfiyeti birinci mürtehine tahriren bildirmesi ile muteber olur.
(C) HÜKÜMLERİ:
I. Alacaklının hakkının şümulü :
Madde 873 – Faiz getiren yahut temettü hissesi gibi muayyen zamanlarda gelir hasıl eden alacaklar üzerindeki rehin,
hilafına mukavele olmadıkça vadeleri evvelce hulül etmiş olanlara sari olmayıp ondan sonra verilecek şeylere şamil olur.
Alacağın bu teferruatı ayrı senetlere merbut ise, hilafına mukavele olmadıkça ve kanuna muvafık surette ayrıca rehin
edilmedikçe; asıl rehinde dahil olmazlar.
II. Merhun hisse senetlerinin temsili:
Madde 874 – Bir şirketin merhun hisse senetlerini şirketin heyeti umumiyesinde mürtehin temsil etmeyip, o senedin
sahibi temsil eder.
III. İdare ve tediye:
Madde 875 – İyi bir idarenin iktiza ettiği tedbirlerden olduğu halde rehin edilmiş alacağın sahibi bu alacağı mutalebe
edebildiği gibi tahsil de edebilir ve mürtehin olan alacaklı tarafından bu tedbirleri yapmağa icbar dahi edilebilir. Rehinden
haberdar edilen borçlu, borcunu alacaklısiyle mürtehinden hiç birine diğerinin rızası olmaksızın ödeyemez. İttifak
edemedikleri halde borcunu resmi bir mevkie yatırmağa mecburdur.
1304-125
ÜÇÜNCÜ FASIL
Rehin mukabilinde ikraz ile meşgul olanlar
(A) REHİN MUKABİLİ İKRAZ MÜESSESELERİ:
I. İzin:
Madde 876 – Hiç bir kimse, Hükümetin izni olmadıkça rehin mukabilinde ödünç para vermek sanatını icra edemez.
II. Müddet:
Madde 877 – İzin, hususi müesseselere ancak mahdut bir zaman için verilir. Müddet bitince yenilenmesi caizdir.
Rehin mukabilinde ödünç para vermek sanatını yapanlar, kanuni vazifelerini gözetmiyorlarsa kendilerine verilen izin geri
alınabilir.
(B) REHİN MUKABİLİ İKRAZ :
I. Tesis:
Madde 878 – Merhunu bir makbuz mukabilinde teslim etmekle rehin hakkı vücut bulur.
II.Hükmü:
1 – Merhunun satılması:
Madde 879 – Ödünç para, vadesinde ödenmezse mukriz borcunu ödemesini evvelce resmen ihtar ettikten sonra,
merhunu icra dairesi vasıtasiyle sattırır. Borçlu mukrize karşı şahsen mesul olmaz.
2 – Artık para üzerindeki hak:
Madde 880 – Satış bedelinin borçtan artık kalanı borç alana aittir. Borçlu müteaddit mukaveleli borçlar altında ise
artık kalanın hesabında bu borçlar cemedilebilir.
Borç alanın artık para üzerindeki hakkı, beş sene geçmekle sakıt olur.
III. Borcun ödenmesi:
1 – Merhunu kurtarmak hakkı:
Madde 881 – Merhun satılıncaya kadar makbuz geri verilerek, rehinden kurtarılabilir. Eğer makbuz ibraz edilemezse
borç muaccel olduğu takdirde hakkını ispat eden kimse yine rehni kurtarabilir.
Mukriz, merhunun iadesi için makbuzun geri verilmesini şart etmiş olsa bile borç muacceliyet kesbettiği tarihten
itibaren altı ay geçmiş ise müstakrız merhunu kurtarmak hakkını kullanabilir.
2 – Mukrizin hakları:
Madde 882 – Merhun, hangi ay içinde kurtarılırsa mukrizin o aya ait faizin tamamını istemeğe hakkı vardır. Mukriz,
makbuzu kim geri verirse merhunu ona iade etmek hakkını sureti mahsusada muhafaza etmiş ise; o makbuzu hamilinin buna
hakkı olmayarak eline geçirdiğini bilmedikçe yahut bilmesi lazım gelmedikçe, bu hakkını kullanabilir.
(C) BEY’İBİLVEFA MUAMELESİ İLE MEŞGUL OLANLAR:
Madde 883 – Bey’ibilvefa muamelesini sanat ittihaz edenler, rehin mukabili ödünç para verenler hükmündedir.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Rehinli tahvilat
(A) REHİNLİ TAHVİLATIN MAHİYETİ :
Madde 884 – Gayrimenkul üzerine ikraz muamelesi yapan müesseselerden Hükümetçe tayin edilenler; hususi bir
rehin akdi ve teslim mükellefiyeti olmasa bile malik oldukları gayrimenkul rehin senetleriyle muamelatı cariyelerinden
mütehassıl matlubat teminat teşkil etmek üzere; rehinli tahvilat ihraç edebilirler.
1304-126
(B) ŞEKİL :
Madde 885 – Alacaklılar rehinli tahvilatın tediyesini mutalebe edemezler. Tahvilat ya hamile veya nama muharrer
olur ve hamile muharrer kuponları bulunur.
(C) REHİNLİ TAHVİLAT İÇİN MÜSAADE :
Madde 886 – Rehinli tahvilat ihraç etmek isteyen müesseseler Hükümetten izin almağa mecburdurlar.
Tahvilatın ne gibi şerait altında ihraç olunabileceği ve ihraç müesseselerinin tafsilatına ait hükümler kanunu mahsus
ile tayin olunur.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Zilyedlik ve tapu sicilli
YİRMİ DÖRDÜNCÜ BAP
Zilyedlik
(A) TARİF VE ŞEKLİ :
I. Tarif:
Madde 887 – Bir şey üzerinde fiilen tasarruf sahibi olan kimse o şeyin zilyedidir. İrtifak hakkı ile gayrimenkul
mükellefiyetinden mütevellit haklarda zilyedlik, bu hakların bilfiil kullanılmasından ibarettir.
II. Asli ve fer’i zilyedlik :
Madde 888 – Zilyed, bir irtifak yahut irtihan hakkı yahut şahsi bir hak teffiz etmek için bir şeyi başkasına teslim
ettiği takdirde bunların ikisi de zilyedliğe malik olur. Bir şeyde malik sıfatı ile zilyed olanlar şeyin aslen zilyedleri ve
diğerleri fer’an zilyedleridir.
III. Muvakkat inkıta:
Madde 889 – Zilyedliğin kullanılması muvakkat bazı hallerden dolayı mümteni yahut münkati olursa, zilyedlik izaa
edilmiş olmaz.
(B) ZİLYEDLİĞİN NAKLİ :
I. Hazır olan kimseler arasında :
Madde 890 – Zilyedlik, şeyin aynını veya onu iktisap edenin yedi iktidarına geçirecek vesaiti teslim ile intikal eder.
Bir şeyi evvelki zilyedin rızasiyle iktisap edenin iktidarı dairesine geçmekle, zilyedliğin nakli, tamam olur.
II. Gaipler arasında :
Madde 891 – Gaipler arasında zilyedliğin nakli, bir şeyin iktisap edene veya mümessiline teslimi ile tamam olur.
III. Zilyedliğin teslimsiz iktisabı :
Madde 892 – Bir üçüncü şahıs veya temlik eden hususi bir sebebe binaen zilyed olmakta devam ederse zilyedlik
teslim olmaksızın iktisap olunabilir.
Zilyed olmakta devam eden üçüncü şahıs, temlik eden kimse tarafından haberdar edilmedikçe zilyedliğin intikali ona
karşı hüküm ifade etmez.
Üçüncü şahıs, temlik edene karşı ne gibi sebeplerden dolayı teslimden imtina edebiliyorsa aynı sebeplerden dolayı
iktisap edene karşı da teslimden imtina edebilir.
IV. Emtiayı temsil eden senetler :
Madde 893 – Bir antrepoya yahut bir nakliyeciye tevdi edilmiş olan emtiayı temsil eden kıymetli evrakın teslimi, o
emtianın teslimi demektir. Bununla beraber kıymetli evrakı hüsnü niyetle iktisap eden kimse ile emtiayı hüsnü niyetle iktisap
eden kimse arasında bir ihtilaf zuhur ettiği takdirde emtia iktisap eden kimse tercih olunur.
1304-127
(C) ZİLYEDLİĞİN ŞÜMULÜ:
I. Zilyedliğin himayesi:
1 – Müdafaa hakkı:
Madde 894 – Zilyed, bütün gasp ve tecavüz fiillerini kuvvet kullanarak defetmek hakkını haizdir.
Şiddetle veya hafiyen kendisinden alınan o şeyi, gayrimenkul ise gasıbı kovarak ve menkul ise cürmü meşhut halinde
tutulan veya kaçarken yakalananın tamamiyle elinden alarak istirdat edebilir.
Zilyed, halin haklı göstermediği cebir ve şiddet kullanmaktan içtinap etmekle mükelleftir,
2 – Yedin iadesi:
Madde 895 – Gayrın zilyed bulunduğu bir şeyi gasbeden kimse o şey üzerinde terciha şayan bir hakka sahip
olduğunu iddia etse bile onu iade ile mükellef olur. Eğer müddeaaleyh o şeyi müddeiden almayı mucip ve terciha şayan bir
hakka sahip olduğunu derhal ispat ederse red lazım gelmez. Zilyedin davası gerek o şeyin istirdadına, gerek zararın tazminine
dair olur.
3 – Zilyedliğin ihlalinden mütevellit dava :
Madde 896 – Bir şeye zilyed bulunan kimsenin zilyedliği tecavüze uğradığı halde; tecavüz eden, o şey üzerinde bir
hak iddia etse bile zilyed onun aleyhinde dava ikame edebilir. Dava tecavüzün refine, sebebinin menine ve zararın tazminine
dair olur.
4 – Dava hakkından mahrumiyet ve müruru zaman :
Madde 897 – Zilyed, gasp ve tecavüz fiillerine ve hakkına tecavüz eden kimse olduğuna vakıf olur olmaz istirdadı
veya tecavüzün menini iddia etmediği halde, dava hakkından mahrum olur. Zilyed, tecavüzü ve tecavüz edeni daha geç
öğrenmiş olsa bile gasp veya tecavüzün vukuu gününden itibaren bir sene geçmekle dava; müruru zamana uğrar.
II. Hakkın himayesi:
1 – Mülkiyet karinesi:
Madde 898 – Menkul bir şeyin zilyedi onun maliki addolunur. Evvelki zilyedler dahi zilyedliklerinin devamı
müddetince o şeyin maliki addolunur.
2 – Zilyedlik halinde karine:
Madde 899 – Bir menkule malikiyet arzusu ile olmıyarak zilyed bulunan kimse onu hüsnü niyetle kendisinden aldığı
kimsenin mülkiyet karinesine istinat edebilir.
Bir kimse şahsi, yahut mülkiyetten gayri aynı bir hakka müsteniden menkul bir şeyin zilyedi ise o hakkın
mevcudiyeti asıldır. Fakat bu karineyi zilyed o şeyi kendisine vermiş olan kimseye karşı dermeyan edemez.
3 – Zilyed aleyhindeki dava:
Madde 900 – Bir menkulün zilyedi, aleyhinde ikame edilen bütün davalara karşı terciha şayan bir hakkın sahibi
olduğunu dermeyan edebilir. Gasp ve tecavüz fiillerine dair olan hükümler bakidir.
4 – Tasarruf hakkı ve istihkak davası:
a) Tevdi edilmiş eşya:
Madde 901 – Bir menkulün, emin sıfatı ile zilyedi olan kimseden hüsnü niyetle mülkiyeti veya aynı her hangi bir
hakkı iktisap olunursa o kimsede bu tasarrufları icra mezuniyeti olmasa bile, iktisap muteber addolunur.
1304-128
b) Gaip veya sirkat edilen eşya:
Madde 902 – Yedinden sirkat olunan veya kendisi tarafından gaip edilen veya rızası olmaksızın diğer her hangi bir
suretle elinden alınan bir menkulün zilyedi beş sene müddet zarfında istihkak davası ikame edebilir. Fakat bu menkul aleni
bir müzayedede veya pazarda veya ona mümasil eşya satan bir tacirden iktisap olunmuş ise hüsnü niyetle hareket eden birinci
ve sonraki müktesipler aleyhine istihkak davası ancak birinci semenin iadesi şartiyle ikame olunabilir ve red hususunda da
hüsnü niyetle zilyed olan kimsenin hukukuna mütaallik hükümler tatbik olunur.
c) Para ve hamile muharrer senetler:
Madde 903 – Zilyedin rızası olmaksızın elinden alınan parayı ve hamile muharrer senetleri, hüsnü niyetle iktisap
etmiş olan kimse aleyhinde istihkak davası ikame olunamaz.
d) Sui niyet halinde:
Madde 904 – Bir menkule sui niyetle zilyed olan kimse her zaman evvelki zilyed tarafından iadeye icbar olunabilir.
Bununla beraber evvelki zilyedin iktisabı hüsnü niyetle vukubulmamış ise bu zilyed kendisinden sonraki hiç bir zilyed
aleyhine istihkak davası ikame edemez.
5 – Gayrimenkule dair karine:
Madde 905 – Tapu siciline kaydedilmiş olan gayrimenkuller için hak karinesine istinat etmek ve zilyedlik davaları
ikame eylemek salahiyeti ancak kendi lehine tescil vaki olan kimseye ait olur. Bununla beraber gayrimenkul bilfiil kendi
iktidarı dahilinde bulunan kimse, gasp ve tecavüz sebebi ile dava ikame edebilir.
III. Mesuliyet :
1 – Hüsnü niyetle zilyedlik:
a) İstifade:
Madde 906 – Hüsnü niyetle zilyed olduğu şeyden mevcudiyetine kani olduğu hakkına muvafık surette istifade eden
kimse, o şeyi iade ile mükellef tutulduğu kimseye karşı bu yüzden hiç bir tazminat itasına mecbur olmaz.
Hüsnü niyetle zilyed olan kimse, gerek ziyadan gerek hasardan mesul değildir.
b) Tazminat :
Madde 907 – Bir şeye hüsnü niyetle zilyed bulunan kimse o şeyin reddini isteyen müddeiden yapmış olduğu zaruri
ve faydalı sarfiyatın iadesini talep ve tediye zamanına kadar o şeyi hapsedebilir. Diğer sarfiyattan dolayı tazminat iddiasında
bulunamaz. Fakat müddei, kıymetlerinin tazminine talip olmadıkça zilyed kendi tarafından asıl şey ile birleştirilen ve zararsız
ayrılması mümkün olan ziyadeleri refedebilir.
Zilyedin elde ettiği semereler kendi sarfiyatı dolayısiyle olan alacaklarına mahsup edilir.
2 – Sui niyetle zilyed olan kimse :
Madde 908 – Bir şeye sui niyetle zilyed olan kimse o şeyi hak sahibine iade etmekle beraber haksız alakoymuş
olmasından mütevellit zararları ve elde ettiği veya elde etmeği ihmal eylediği semereleri tazmin ile de mükelleftir. Hak sahibi
için de yapılması zaruri olan sarfiyatı haricindeki masrafları, isteyemez ve yedinde bulunan şeyin geri iadesi lazım geldiğini
bilmediği müddetçe ancak kendi kusuriyle vukubulan zararlardan mesul olur.
1304-129
IV. Müruru zaman:
Madde 909 – Müruru zamandan istifade etmek hakkına malik olan zilyed, bu haktan istifade salahiyetine malik olan
evvelki zilyedin zilyedliği müddetini kendi müddetine zam edebilir.
YİRMİ BEŞİNCİ BAP
Tapu sicilli
(A) TEŞKİLAT:
I. Tapu sicilli:
1 – Umumi hükümler:
Madde 910 – Tapu sicilli gayrimenkuller üzerindeki hakların hallerini gösterir.
Tapu sicillinin nümunesi ve nasıl tutulacağı nizamnamei mahsus ile muayyendir.
2 – Kayıt:
a) Mukayyet gayrimenkuller:
Madde 911 – Aşağıdakiler tapu sicilline gayrimenkul olarak kaydedilir:
1 – Arazi.
2 – Gayrimenkul üzerinde müstakil ve daimi olmak üzere müesses haklar.
3 – Madenler.
Müstakil ve daimi hakların nasıl kaydolunacağı nizamnamei mahsus ile muayyendir.
b) Sicille mukayyet olmayan gayrimenkuller:
Madde 912 – Kimsenin hususi mülkiyetinde bulunmayan ve ammenin kullanmasına tahsis edilen gayrimenkuller,
onlara mütaallik ve tescili muktazi ayni bir hak olmadıkça, tescile tabi değildir.
Sicille mukayyet bir gayrimenkul, kaydı lazımgelmeyen bir gayrimenkule tahavvül ettikte; kaydı sicilden çıkarılır.
3 – Taksim:
a) Birleştirme :
Madde 913 – Bir gayrimenkulün taksimi yahut birden ziyade gayrimenkullerin birleştirilmesi halinde nasıl muamele
yapılacağı nizamnamei mahsus ile muayyendir.
II. Tapu sicillinin tutulması:
1 – Mıntakalar :
a) Salahiyet :
Madde 914 – Her gayrimenkul, bulunduğu mıntakanın sicilline kaydedilir.
b) Mütaaddit mıntakalarda bulunan bir gayrimenkul tescili:
Madde 915 – Mütaaddit mıntakalarda bulunan bir gayrimenkul, diğer mıntakalar sicillerinde mukayyet olduğu
gösterilmek şartiyle her mıntakadaki sicille ayrı ayrı kaydolunur.
Ayni hak tesis eden tesciller ve tescil talepleri, gayrimenkulün büyük kısmının bulunduğu mıntaka sicilline
kaydedilir. Bu sicille vaki tesciller tapu memuru tarafından diğer mıntaka memurlarına bildirilir.
2 – Tapu daireleri teşkilatı:
Madde 916 – Tapu dairelerinin teşkilatı, ahkamı mahsusasına tabidir.
III. Memurlar:
1 – Mesuliyet:
Madde 917 – Hazine, tapu sicillerinin tutulmasından mütevellit bütün zararlardan mesuldür.
1304-130
Hazine, bu zararlar kendi kusurundan mütevellit memurlara aledderecat rücu etmek hakkını haizdir.
(B) TESCİL:
I. Tescili lazım haklar:
1 – Mülkiyet ve ayni haklar:
Madde 918 – Aşağıdaki haklar tapu sicilline kaydolunur:
1 – Mülkiyet.
2 – İrtifak hakları ve gayrimenkul mükellefiyetler.
3 – Rehin hakları.
2 – Sicille şerh vermek:
a) Şahsi haklar:
Madde 919 – Mukaveleden mütevellit şuf’a ve iştira ve vefa hakları ve icar ve isticar gibi şahsi haklar kanunun
sarahaten tayin ettiği hallerde tapu sicilline şerh verilebilir.
Bunlar tapuya şerh verilmekle o gayrimenkul üzerinde sonradan iktisap edilen hak sahiplerine karşı dermeyan
olunabilir.
b) Temlik hakkının tahditleri:
Madde 920 – Aşağıdaki sebeplerle bazı gayrimenkulleri temlik hakkına karşı yapılan tahditler tapu sicilline şerh
verilebilir.
1 – Münaziünfih hakların muhafazası veya icrai iddia zımnında müttehaz resmi kararlar.
2 – Haciz, iflas ilanı, konkordato ile verilen mehil.
3 – Bir aile yurdu tesisi ve mirası namzede nakil ile mükellef mirasçı nasbı gibi tapu sicilline şerh verilmesine
kanunun müsaade ettiği hukuki tasarruflar.
(Değişik: 29/6/1956 – 6763/41 md.) Bu tasarruf tahditleri, tapu sicilline şerh verilmekle gayrimenkul üzerinde
sonradan iktisap olunan her nevi hakların sahiplerine karşı dermeyan olunabilir.
c) Muvakkat tescil:
Madde 921 – Aşağıdaki kimseler tarafından tapu sicilline muvakkaten şerh verilmesi talep olunabilir.
1 – Ayni bir hak iddiasında bulunanlar.
2 – Hakkını müspet vesikalarının noksanlarını sonradan ikmal etmesine kanunen müsaade olunanlar.
Muvakkat şerh vermek alakadarların muvafakatiyle ve mahkemece verilen bir hüküm mucibince icra edilir.
Muvakkaten şerh verilen hak sonradan tahakkuk ettiği takdirde şerh tarihinden itibaren hüküm ifade eder. Hakim seri
usulü muhakeme dairesinde yapılacak muhakemeden sonra hüküm verir ve iade olunan hakkın vücuduna kanaat hasıl ederse
muvakkat şerhe müsaade eder ve bu şerhin müddetini ve hükümlerini tayin eder ve icabı halinde iddiasını mahkemece ispat
etmesi için kendisine bir mehil verir.
II. Tescilin şartları:
1 – Talep:
a) Tescil için:
Madde 922 – Tescil, mevzuunun taallük ettiği gayri menkul malikinin tahriri bir beyanına müsteniden icra olunur.
İktisab eden kimse kanuna, kazıyei muhakemeye yahut buna muadil bir vesikaya istinat etmekte ise; bu beyana hacet
yoktur.
1304-131
b) Terkin için :
Madde 923 – Tapu sicillerine vakı olacak tescillerin terkin veya tadili taallük ettikleri gayrimenkulün sahibinin
tahriri beyaniyle olur.
Hak sahiplerinin sicille vazedecekleri imza, bu beyan yerine kaim olabilir.
2 – İspat ve tevsik :
a) Sıhhat :
Madde 924 – Tapu sicili üzerinde tescil, tadil, terkin gibi muameleler ancak talibin temliki tasarruf hakkı ve bu
muamelelerin müstenit olduğu sebep sabit olduktan sonra icra edilebilir. Talip tapu sicilinde mukayyet olan kimsenin kendisi
olduğunu veya onun mümessili bulunduğunu ispat etmekle temliki tasarruf hakkını tevsik etmiş olur.
Tescil veya tadil veya terkini mucip olan sebep dahi bunları iktiza eden hukuki tasarrufların muteber olması için
kanunen meşrut olan şekillere riayet edildiği ispat edilmekle tahakkuk eder.
b) Vesaikin ikmali :
Madde 925 – İspat ve tevsik edilmiyen her talep, reddolunur.Bununla beraber eğer tescil, tadil veya kaydin terkinini
mucip olan sebep mevcut olup ta buna ait vesaikin noksanının ikmale ihtiyaç bulunursa talip, malikin muvafakatiyle veya
hakimin kararına binaen sicile muvakkaten şerh verdirilir.
III. Tescilin tarzı :
1 – Umumiyet itibariyle :
Madde 926 – Tesciller, talep ve beyan sırasiyle yapılır. Alakadarların talebi ile bütün tescillerin birer sureti
kendilerine verilir.
Tescilin ve terkinin ve suretlerin şekli, nizamnamei mahsus ile muayyendir.
IV. Tebliğ mecburiyeti :
Madde 927 – Tapu sicili memuru, alakadarlar haberdar edilmeksizin yapılan muameleleri kendilerine tebliğ ile
mükelleftir. Bu muamelelere karşı yapılacak itiraz müddeti, alakadarlara vuku bulan tebliğ tarihinden başlar.
(C) TAPU SİCİLLİNİN ALENİYETİ :
Madde 928 – Tapu sicili alenidir. Alakası olduğunu ispat eden herkes, kendisince ehemmiyeti olan başlıca sayfaların
evrakı müsbitesiyle birlikte tapu sicili memurlarından biri huzurunda kendisine irae edilmesini yahut bunların birer suretinin
verilmesini istiyebilir. Kimse tapu sicilinde mukayyet olan bir keyfiyetin kendisine meçhul olduğu yolunda bir iddia
dermeyan edemez.
(D) HÜKÜMLERİ :
I. Tescil yapılmamanın hükümleri :
Madde 929 – Teessüsü için kanunen tapu siciline tescili lazımgelen her hak bu tescil olmadıkça bir aynı hak olarak
mevcut olmaz. Bir hakkın şumulü, tescil dairesinde evrakı müsbite ile veya diğer bir tarzda tayin edilebilir.
II. Tescilin hükümleri :
1 – Umumiyetle :
Madde 930 – Ayni haklar, tescil ile doğar ve sıra ve tarihlerini tescil kaydına göre alır.
Kanunen lazımgelen evrakı müsbite, talebe raptedilmiş ve muvakkaten şerh verilmesi halinde vesaikin noksanı,
zamanında ikmal edilmiş olmak şartiyle tescilin hükmü kayıt tarihine irca olunur.
1304-132
2 – Hüsnü niyet sahibi üçüncü şahıslara karşı:
Madde 931 – Tapu sicilindeki kayde hüsnü niyetle istinat ederek mülkiyet veya diğer bir ayni hakkı iktisap eden
kimsenin, bu iktisabı muteber olur.
3 – Suiniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı:
Madde 932 – Bir ayni hak tapu siciline yolsuz olarak kaydedilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi lazımgelen üçüncü
şahıs bu tescile istinat edemez. Yolsuz tescil; haksız veya lüzum ifade etmiyen hukuki bir tasarruf mucibince yapılan
tescildir. Böyle bir tescilden dolayı bir ayni hakkı ihlal edilen kimse doğrudan doğruya suiniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı
tescilin yolsuzluğunu iddia edebilir.
(H) TERKİN VE TADİL:
I. Yolsuz tescil:
Madde 933 – Haklı bir sebep olmaksızın yapılan bir tescil veya tescilin tadil veya terkini ile ayni hakları haleldar
olan kimse, kaydın terkinini veya tadilini istiyebilir. Hüsnü niyet sahibi üçüncü şahsın tescil ile iktisap ettiği haklar ve zarar
ziyan iddiaları bakidir.
II. Ayni hakkın sukutu :
Madde 934 – Bir ayni hakkın sukutu ile tescil her türlü hukuki kıymetini kaybettiği takdirde mükellef olan malik,
terkin talebinde bulunabilir.
Tapu sicil memuru bu talebi is’af ettiği takdirde her alakadar, otuz gün içinde terkin aleyhine, hakime müracaat
edebilir.
Tapu sicil memuru resen bir hakkın sukut edip etmediği hakkında tahkikat icra ederek bir karar verilmesini
mahkemeden talebe ve verilecek karar üzerine kaydi terkine selahiyettardır.
III. Tashih:
1 – Adi hata:
Madde 935 – Alakadarlar tahriren muvafakatlerini beyan etmedikleri halde mahkeme kararı olmadıkça tapu sicil
memuru, hiç bir tashih icra edemez.
Tashih, eski tescilin terkini ve yeni bir tescilin icrası suretiyle dahi yapılabilir. Adi yazı hataları, nizamnamei
mahsusunda muayyen usul mucibince resen tashih edilir.
Vergi muafiyeti:
Ek Madde 1 – (13/7/1967 – 903 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi hükmü olup, ek maddeye çevrilerek teselsül
için numaralandırılmıştır.)
Bakanlar Kurulunca, gelirlerinin en az % 80 ini, nevi itibariyle genel, özel ve katma bütçeli idareler bütçeleri içinde
yer alan bir hizmetin veya hizmetlerin yerine getirilmesini istihdaf etmek üzere tahsisan kurulacağı kabul edilen vakıflara,
tahsis edilen miktar için, vergi muafiyeti tanınabilir.
Ek Madde 2 – (13/7/1967 – 903 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (N) bendi hükmü olup ek maddeye çevrilerek
numarası teselsül ettirilmiştir.)
4 üncü maddeye göre verilmiş olan Bakanlar Kurulu kararına rağmen vakfın herhangi bir sebeple tescili mümkün
olmaz ise (F) ve (G) fıkralarına göre alınmıyan damga vergisi ve harçlar, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki
Kanuna uyularak tahsil olunur. (1)
——————————
(1) Bu hükümde sözü edilen 4 üncü madde, 13/7/1967 tarih ve 903 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi olup, mevzuatın tek metin haline
getirilmesi çalışmaları sırasında 17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Ana Kanuna “ek madde 1” olarak eklenmiştir.
1304-133
Tüzük Hazırlanması:
Ek Madde 3 – (13/7/1967-903 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi hükmü olup ek maddeye çevrilerek numarası
teselsül ettirilmiştir.)
Bu kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde, Vakıflar Genel Müdürlüğünce, ilgili Bakanlıkların da
düşünceleri alınarak, bu kanunun uygulanmasını düzenlemek üzere bir tüzük hazırlanır.
Madde 936 – Bu kanun, neşri tarihinden altı ay sonra mer’idir.
Madde 937 – Bu kanunun hükümlerini icraya, İcra Vekilleri Heyeti memurdur.
*
* *
17/2/1926 TARİHLİ VE 743 SAYILI ANA KANUNA İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER
1 – 13/7/1967 tarihli ve 903 sayılı Kanunun geçici maddesi:
Vakıf kayıtlarının devri:
Geçici Madde – Ekim 1926 tarihinden sonra kurulmuş vakıflara ait mahkemeler nezdindeki tescil kayıt defter ve
evrakının sureti, bu kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde Vakıflar Genel Müdürlüğüne merkezi sicile kaydı
için devredilir. Ve adı geçen vakıflar hakkında da bundan böyle bu kanun hükümleri tatbik olunur.
2 – 16/6/1983 tarihli ve 2846 sayılı Kanunun geçici maddesi:
Geçici madde (Değişik: 16/4/1986-3276/1 md.)
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mümeyyiz olmayan küçükleri birlikte evlat edinmiş olanlar Kanunun
yürürlük tarihini takip eden 5 yıl içinde ilgili mercilere başvurmak suretiyle yukarıdaki hükümlerin kendileri hakkında da
uygulanmasını isteyebilirler. Ancak, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte reşit ve mümeyyiz olan evlatlıklar ile ilgili olarak
bu madde esaslarına göre yapılacak uygulamada evlatlıkların da muvafakatları aranır.
3 – 4/5/1988 tarih ve 3444 sayılı Kanunun geçici maddeleri:
Geçici Madde 1. – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce;
a) Açılan boşanma davaları devam etmekte olanlar,
b) Açılan boşanma davaları karara bağlanmış olmakla birlikte henüz kesinleşmemiş olanlar,
c) Açılan boşanma davaları reddedilmiş ve bu karar kesinleşmiş olmakla birlikte, kesinleşme tarihinden itibaren
henüz üç yıl geçmemiş olanlar,
d) Boşanma davası açmamış olanlar,
Boşanma sebeplerinden birine dayalı olarak (a), (b) ve (c) bentlerindeki hallerde üç yıl, (d) bendindeki halde beş yıl
fiilen ayrı kalmış ve eşleriyle aralarında müşterek hayat yeniden kurulamamış ise, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren altı ay içinde başvurmaları halinde mahkemece boşanma kararı verilir.
Geçici Madde 2. – Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce Türk Kanunu Medenisinin 142 nci maddesine göre
verilmiş olan evlenme memnuiyetine dair kararlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren hüküm ifade etmez.
1304-134
743 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN
YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE
Kanun Yürürlüğe
No. Farklı tarihte Yürürlüğe giren Maddeler giriş tarihi
______ ____________________________________ __________

3453 — 28/6/1938
6333 — 17/3/1954
6763 — 1/1/1957
138 — 28/11/1960
903 4. ve 5. maddeler 1/3/1968
Diğer Maddeler 24/7/1967
1659 — 21/2/1973
2846 — 18/6/1983
3080 — 21/11/1984
3276 — 25/4/1986
3444 — 12/5/1988
KHK/336 — 5/8/1988
3612 — 16/2/1990
3678 — 23/11/1990
4248 — 22/5/1997

Cumhuriyet İnkılapları

1
Cumhuriyet Devrimleri

Cumhuriyet İnkılapları, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti kurup yeni devlet sistemini tüm dünyaya ilan ettikten sonra seri bir şekilde yaptığı yasal reformların adıdır. Eski devlet sisteminden ayrı ve medeni bir devlet sistemini amaçlayan devrimler sayesinde Türkiye Devleti ve ülkesi sahip olduğu olanaklarla laik, çağdaş ve demokratik bir devlet olmayı amaçlamıştır. Atatürk’ün yaptığı bu inkılaplar, siyasal, hukuk, eğitim ve kültür, ekonomik ve toplumsal alanda yeniden yapılandırılmış bir çok mevzuatı içerir.

Atatürk ilke ve İnkılaplarının en önemlisi Cumhuriyetin ilanıdır. Cumhuriyet, seçilmiş başkanın idaresi altında bulunan devlet ve halk hakimiyetine dayanan devlet şekli anlamına gelmektedir. Cumhuriyet rejiminde egemenlik bir kişi, zümre veya guruba ait değildir, egemenlik toplumun bütün kesimlerine aittir ve tüm yurttaşlar, kadın ve erkekler eşittir.

Atatürk, demokratik cumhuriyeti benimsemiştir. Cumhuriyet, 1923 yılında o dönemde adı Teşkilatı Esasiye Kanunu olan  1921 Anayasasına eklenmiştir ve anayasanın birinci maddesidir. Anayasada Cumhuriyetin nitelikleri belirtilmiştir ve Türkiye Cumhuriyetinin, hükumet şekli Cumhuriyettir.

Cumhurbaşkanı milletvekilleri tarafından bir dönemlik seçilecektir, Cumhurbaşkanının görev süresi 4 yıldır, Cumhurbaşkanının ikinci kez seçilebilmesi mümkündür, Başbakan, Cumhurbaşkanı tarafından milletvekilleri arasından seçilecektir, Bakanlar ise Başbakan tarafından meclis üyeleri arasından seçilip, Cumhurbaşkanınca meclis onayına sunulacaktır.

Atatürk Nutuk Okurken
İnkılapların kronolojik olarak sıralaması

ANKARA BAROSU BAŞKANLARI

0
Hakan Canduran

Av. Salih SIRRI
1878 – 1936

Av. İ.Rauf AYAŞLI
1924 – 1932
1935 – 1939

Av. Mustafa K. OLGUN
1932 – 1934

Av. Cemal H. GÖRKMEN
1934 – 1935

Av. Hayrullah ÖZBUDUN
1939 – 1945

 


Av. Emin H. ERGÜN
1945 – 1946

Av. Saim DORA
1946 – 1956

Av. Asım RUACAN
1956 – 1958

Av. Saffet Nezihi BÖLÜKBAŞI
1958 – 1960
1964 – 1966

Av. Muhittin KILIÇ
1960 – 1961

 


Av. Mehmet NOMER
1961 – 1964

Av. Oktay ÇUBUKGİL
1966 – 1968

Av. Rahmi MAĞAT
1968 – 1970

Av. Atila SAV
1970-1971

Av. Kemal SARI İBRAHİMOĞLU 1971-1972

 


Av. Yekta Güngör ÖZDEN
1972-1974

Av. Nejat OĞUZ 1974-1976

Av. Teoman EVREN
1976-1978

Av. Sabahattin ARDIÇOĞLU
1978-1980

Av. Muammer AKSOY
1980-1984

 


Av. Önder SAV 1984-1985

Av. Mahir Can ILICAK
1985-1988

Av.Dr.Erzan Erzurumluoğlu
1988-1990

Av.Özdemir ÖZOK
1990-1992

Av.Erdal MERDOL 1992-1994

 


Av.Tuncay ALEMDAROĞLU 1994-1996

Av.Ünsal
TOKER
1996-1998

Av.Hakkı SÜHA OKAY
1998-2000

Av.Sadık ERDOĞAN 2000-2002

Av.Semih GÜNER
2002-2004

 


Av.Vedat Ahsen COŞAR
2004-2010

Av. Metin FEYZİOĞLU
2010- 2013

Av. Sema AKSOY
2013- 2014

Av. Hakan CANDURAN
2014- …

Basın Kanunu

0

Basın Kanunu

Kanun No: 5187    Kabul Tarihi : 9.6.2004

Amaç ve kapsam

MADDE 1. — Bu Kanunun amacı, basın özgürlüğünü ve bu özgürlüğün kullanımını düzenlemektir.

Bu Kanun basılmış eserlerin basımı ve yayımını kapsar.

Tanımlar

MADDE 2. — Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Basılmış eser: Yayımlanmak üzere her türlü basım araçları ile basılan veya diğer araçlarla çoğaltılan yazı, resim ve benzeri eserler ile haber ajansı yayınlarını,

b) Yayım: Basılmış eserin herhangi bir şekilde kamuya sunulmasını,

c) Süreli yayın: Belli aralıklarla yayımlanan gazete, dergi gibi basılmış eserler ile haber ajansları yayınlarını,

d) Yaygın süreli yayın: Tek bir basın-yayın kuruluşu tarafından aynı isimle basılan ve her coğrafi bölgede en az bir ilde olmak üzere, ülkenin en az yüzde yetmişinde yayımlanan süreli yayın ile haber ajanslarının yayınlarını,

e) Bölgesel süreli yayın: Tek bir basın-yayın kuruluşu tarafından basılan ve en az üç komşu ilde veya en az bir coğrafi bölgede yayımlanan süreli yayını,

f) Yerel süreli yayın: Tek bir yerleşim biriminde yayımlanan süreli yayınlar ile haftada bir veya daha uzun aralıklarla yayımlanan yaygın ve bölgesel yayınları,

g) Yayın türü: Süreli yayınların yaygın, bölgesel ve yerel yayın türlerinden hangisinin kapsamında olduğunu,

h) Süresiz yayın: Belli aralıklarla yayımlanmayan kitap, armağan gibi basılmış eserleri,

ı) Eser sahibi: Süreli veya süresiz yayının içeriğini oluşturan yazıyı veya haberi yazanı, çevireni veya resmi ya da karikatürü yapanı,

j) Yayımcı: Bir eseri basılmış eser durumuna getirip yayımlayan gerçek veya tüzel kişiyi,

k) Basımcı: Bir eseri basım araçları ile basan veya diğer araçlarla çoğaltan gerçek veya tüzel kişiyi,

l) Tüzel kişi temsilcisi: Yayın sahibi veya yayımcının tüzel kişi olması halinde bu tüzel kişiliğin yetkili organı tarafından, yöneticiler arasından belirlenen gerçek kişiyi veya kamu kurum ve kuruluşlarınca belirlenen gerçek kişiyi,

İfade eder.

Basın özgürlüğü

MADDE 3. — Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.

Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir.

Zorunlu bilgiler

MADDE 4. — Her basılmış eserde, basıldığı yer ve tarih, basımcının ve varsa yayımcının adları, varsa ticarî unvanları ve işyeri adresleri gösterilir. İlân, tarife, sirküler ve benzerleri hakkında bu hüküm uygulanmaz.

Haber ajansı yayınları hariç her türlü süreli yayında, ayrıca yönetim yeri, sahibinin, varsa temsilcisinin, sorumlu müdürün adları ve yayının türü gösterilir.

Sorumlu müdür

MADDE 5. — Her süreli yayının bir sorumlu müdürü bulunur. Sorumlu müdür, birden fazla ise her birinin sorumlu olduğu bölüm belirtilir.

Sorumlu müdür olabilmek için;

a) Onsekiz yaşını bitirmiş olmak,

b) Türkiye’de yerleşim yeri sahibi olmak ve devamlı oturmak,

c) En az ortaöğretim veya dengi bir eğitim kurumundan mezun olmak,

d) Kısıtlı veya kamu hizmetlerinden yasaklı olmamak,

e) Yüz kızartıcı suçlardan mahkûm olmamak,

f) T.C. vatandaşı olmayanlar için karşılıklılık koşulu aramak,

Gerekir.

Sorumlu müdürün Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olması halinde sorumlu müdürlüğü üstlenmek üzere müdür yardımcısı tayin edilir. Sorumlu müdür için bu Kanunda yer alan hükümler, sorumluluğu üstlenen yardımcı için de geçerlidir.

Süreli yayın sahibi

MADDE 6. — Gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşları süreli yayın sahibi olabilirler.

Süreli yayın sahibinin onsekiz yaşından küçük veya kısıtlı olması halinde kanunî temsilcisi, tüzel kişi olması halinde ise tüzel kişi temsilcisi hakkında da 5 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartlar aranır.

Beyanname verilmesi

MADDE 7. — Süreli yayınların çıkarılması için, kaydedilmek üzere yönetim yerinin bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığına bir beyanname verilmesi yeterlidir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen kayıtlar alenidir.

Kayıt için verilen ve yayın sahibi, sahibin küçük veya tüzel kişi olması halinde temsilcisi ile sorumlu müdür tarafından imzalanan beyannamede yayının adı ve mahiyeti, hangi aralıklarla yayımlanacağı, yönetim yeri, sahibinin, varsa temsilcisinin, sorumlu müdürün ad ve adresleri ile yayının türü gösterilir.

Beyannameye, 5 inci ve 6 ncı maddelerde yazılı şartların varlığını gösteren belgeler ile yayın sahibi tüzel kişi ise tüzüğünün veya ana sözleşmesinin veya vakıf senedinin bir sureti eklenir.

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından beyanname ve eklerinin teslim edildiğini gösteren bir alındı belgesi verilir.

Beyannamenin incelenmesi

MADDE 8. — Beyannamenin ve eklerinin gerekli veya gerçek bilgileri içermemesi veya yayın sahibinin veya temsilcisinin veya sorumlu müdürün 5 inci ve 6 ncı maddelerde yazılı şartlara sahip olmaması halinde, Cumhuriyet Başsavcılığı beyannamenin verilmesinden itibaren iki hafta içinde eksikliğin giderilmesini veya gerçeğe aykırı bilgilerin düzeltilmesini yayın sahibinden ister. Bu istemin tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde yerine getirilmemesi halinde, Cumhuriyet Başsavcılığı yayımın durdurulmasını asliye ceza mahkemesinden talep eder. Mahkeme en geç iki hafta içinde karar verir. Bu karara karşı acele itiraz yoluna başvurulabilir.

Beyanname içeriğinde meydana gelen her değişiklik, iki hafta içinde, gerekli belgelerle birlikte yeni bir beyanname ile aynı makama bildirilir.

Birinci fıkra hükmü, değişikliğe ilişkin beyannameler hakkında da uygulanır.

Sorumlu müdürün bu görevden ayrılması halinde, yenisi tayin edilinceye kadar sorumluluk yayın sahibine veya temsilcisine aittir.

Süreli yayın sahibinin hakkını kaybetmesi

MADDE 9. — Süreli yayın sahibinin beyanname verdiği tarihten itibaren bir sene içinde süreli yayın yayımlanmaz veya yayımlandıktan sonra yayıma üç yıl müddetle ara verilirse beyanname hükümsüz kalır ve sağladığı hak ortadan kalkar.

556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri saklıdır. Ancak, bu Kanunun yürürlük tarihinde 5680 sayılı Basın Kanunu gereği mevkute neşredenler, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereği mevkute neşretmekten alıkonulamazlar.

Teslim yükümlülüğü

MADDE 10. — Basımcı, bastığı her türlü yayının imzalı iki nüshasını, dağıtım veya yayımın yapıldığı gün, mahallin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim etmekle yükümlüdür.

Bu yükümlülük, basılmış eserin içerik ve biçim yönünden herhangi bir değişikliği içeren daha sonraki basımları ile tıpkı basımları için de geçerlidir.

Basımcıya bu yükümlülüğünü yerine getirdiğine dair bir alındı belgesi verilir.

Cezai sorumluluk

MADDE 11. — Basılmış eserler yoluyla işlenen suç yayım anında oluşur.

Süreli yayınlar ve süresiz yayınlar yoluyla işlenen suçlardan eser sahibi sorumludur.

Süreli yayınlarda eser sahibinin belli olmaması veya yayım sırasında ceza ehliyetine sahip bulunmaması ya da yurt dışında bulunması nedeniyle Türkiye’de yargılanamaması veya verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkûm olduğu cezaya etki etmemesi hallerinde, sorumlu müdür ve yayın yönetmeni, genel yayın yönetmeni, editör, basın danışmanı gibi sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili sorumlu olur. Ancak bu eserin sorumlu müdürün ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilinin karşı çıkmasına rağmen yayımlanması halinde, bundan doğan sorumluluk yayımlatana aittir.

Süresiz yayınlarda eser sahibinin belli olmaması veya yayım sırasında ceza ehliyetine sahip bulunmaması ya da yurt dışında olması nedeniyle Türkiye’de yargılanamaması veya verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkûm olduğu cezaya etki etmemesi hallerinde yayımcı; yayımcının belli olmaması veya basım sırasında ceza ehliyetine sahip bulunmaması ya da yurt dışında olması nedeniyle Türkiye’de yargılanamaması hallerinde ise basımcı sorumlu olur.

Yukarıdaki hükümler, süreli yayınlar ve süresiz yayınlar için bu Kanunda aranan şartlara uyulmaksızın yapılan yayınlar hakkında da uygulanır.

Haber kaynağı

MADDE 12. — Süreli yayın sahibi, sorumlu müdür ve eser sahibi, bilgi ve belge dahil her türlü haber kaynaklarını açıklamaya ve bu konuda tanıklık yapmaya zorlanamaz.

Hukukî sorumluluk

MADDE 13. — Basılmış eserler yoluyla işlenen fiillerden doğan maddî ve manevî zararlardan dolayı süreli yayınlarda, eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi, süresiz yayınlarda ise eser sahibi ile yayımcı, yayımcının belli olmaması halinde ise basımcı müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Bu hüküm, süreli veya süreli olmayan yayınlarda yayın sahibi, marka veya lisans sahibi, kiralayan, işleten veya herhangi bir sıfatla yayımlayan, yayımcı gibi hareket eden gerçek veya tüzel kişiler hakkında da uygulanır. Tüzel kişi şirketse, anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı, diğer şirketlerde en üst yönetici, şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Zararı doğuran fiilin işlenmesinden sonra yayının her ne surette olursa olsun devredilmesi, başka bir yayınla birleştirilmesi veya sahibi olan gerçek veya tüzel kişinin herhangi bir surette değişmesi halinde, yayını devir alan, birleşen ve her ne surette olursa olsun yayın sahibi gibi hareket eden gerçek ve tüzel kişiler ve anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı, diğer şirketlerde üst yönetici, bu fiil nedeniyle hükmedilecek tazminattan birinci ve ikinci fıkrada sayılanlarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Düzeltme ve cevap

MADDE 14. — Süreli yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlâl edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdür hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorundadır.

Düzeltme ve cevapta, buna neden olan eser belirtilir. Düzeltme ve cevap, ilgili yazıdan uzun olamaz. Düzeltme ve cevaba neden olan eserin yirmi satırdan az yazı veya resim veya karikatür olması hallerinde düzeltme ve cevap otuz satırı geçemez.

Süreli yayının birden fazla yerde basılması halinde, düzeltme ve cevap yazısı, düzeltme ve cevap hakkının kullanılmasına sebebiyet veren eserin yayımlandığı bütün baskılarda yayımlanır.

Düzeltme ve cevabın birinci fıkrada belirlenen süreler içinde yayımlanmaması halinde yayım için tanınan sürenin bitiminden itibaren, birinci fıkra hükümlerine aykırı şekilde yayımlanması halinde ise yayım tarihinden itibaren onbeş gün içinde cevap ve düzeltme talep eden kişi, bulunduğu yer sulh ceza hâkiminden yayımın yapılmasına veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu istemi üç gün içerisinde, duruşma yapmaksızın, karara bağlar.

Sulh ceza hâkiminin kararına karşı acele itiraz yoluna gidilebilir. Yetkili makam üç gün içinde itirazı inceleyerek karar verir. Yetkili makamın kararı kesindir.

Düzeltme ve cevabın yayımlanmasına hâkim tarafından karar verilmesi halinde, birinci fıkradaki süreler, sulh ceza hâkiminin kararına itiraz edilmemişse kararın kesinleştiği tarihten, itiraz edilmişse yetkili makamın kararının tebliği tarihinden itibaren başlar.

Düzeltme ve cevap hakkına sahip olan kişinin ölmesi halinde bu hak, mirasçılardan biri tarafından kullanılabilir. Bu durumda, birinci fıkradaki iki aylık düzeltme ve cevap hakkı süresine bir ay ilave edilir.

Zorunlu bilgileri göstermeme

MADDE 15. — 4 üncü maddeye göre basılmış eserlerde gösterilmesi öngörülen hususların gösterilmemesi veya gerçeğe aykırı olarak gösterilmesi halinde, süreli yayınlarda sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili, süresiz yayınlarda yayımcı ve adını ve adresini göstermeyen veya yanlış gösteren basımcı beşyüzmilyon liradan yirmimilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu ceza, bölgesel süreli yayınlarda ikimilyar liradan, yaygın süreli yayınlarda beşmilyar liradan az olamaz.

Durdurulan yayının yayımına devam etme

MADDE 16. — 8 inci maddeye göre mahkeme kararıyla durdurulan yayına, usulüne uygun beyanname vermeden veya değişiklikleri bildirmeden devam edilmesi halinde yayın sahibi, sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili birmilyar liradan onbeş milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu ceza, bölgesel süreli yayınlarda beşmilyar liradan, yaygın süreli yayınlarda onmilyar liradan az olamaz.

Teslim yükümlülüğüne uymama

MADDE 17. — 10 uncu maddeye göre teslim yükümlülüğünü yerine getirmeyen basımcı, üçyüzmilyon liradan birmilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır.

Düzeltme ve cevabın yayımlanmaması

MADDE 18. — Düzeltme ve cevabın yayımlanmasına ilişkin kesinleşmiş hâkim kararlarına uymayan sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili onmilyar liradan yüzellimilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Ağır para cezası, bölgesel süreli yayınlarda yirmimilyar liradan, yaygın süreli yayınlarda ellimilyar liradan az olamaz.

Sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili hakkında verilen ağır para cezasının ödenmesinden yayın sahibi, sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili ile birlikte müteselsilen sorumludur.

Düzeltme ve cevap yazısının yayımlanmaması veya 14 üncü maddenin birinci fıkrasında belirtilen şartlara uyulmaksızın yayımlanması hallerinde hâkim ayrıca, masraflar yayın sahibi tarafından karşılanmak üzere, bu yazının tirajı yüzbinin üzerinde olan iki gazetede ilân şeklinde yayımlanmasına da karar verir.

Yargıyı etkileme

MADDE 19. — Hazırlık soruşturmasının başlamasından takipsizlik kararı verilmesine veya kamu davasının açılmasına kadar geçen süre içerisinde, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme işlemlerinin ve soruşturma ile ilgili diğer belgelerin içeriğini yayımlayan kimse, ikimilyar liradan ellimilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu ceza, bölgesel süreli yayınlarda onmilyar liradan, yaygın süreli yayınlarda yirmimilyar liradan az olamaz.

Görülmekte olan bir dava kesin kararla sonuçlanıncaya kadar, bu dava ile ilgili hâkim veya mahkeme işlemleri hakkında mütalaa yayımlayan kişiler hakkında da birinci fıkrada yer alan cezalar uygulanır.

Cinsel saldırı, cinayet ve intihara özendirme

MADDE 20. — Cinsel saldırı, cinayet ve intihar olayları hakkında, haber vermenin sınırlarını aşan ve okuyucuyu bu tür fiillere özendirebilecek nitelikte olan yazı ve resim yayımlayanlar birmilyar liradan yirmimilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu ceza bölgesel süreli yayınlarda ikimilyar liradan, yaygın süreli yayınlarda onmilyar liradan az olamaz.

Kimliğin açıklanmaması

MADDE 21. — Süreli yayınlarda;

a) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununa göre evlenmeleri yasaklanmış olan kimseler arasındaki cinsel ilişkiyle ilgili haberlerde bu kişilerin,

b) 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 414, 415, 416, 421, 423, 429, 430, 435 ve 436 ncı maddelerinde yazılı cürümlere ilişkin haberlerde mağdurların,

c) Onsekiz yaşından küçük olan suç faili veya mağdurlarının,

Kimliklerini açıklayacak ya da tanınmalarına yol açacak şekilde yayın yapanlar birmilyar liradan yirmimilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu ceza bölgesel süreli yayınlarda ikimilyar liradan, yaygın süreli yayınlarda onmilyar liradan az olamaz.

Basılmış eserleri engelleme, tahrip ve bozma

MADDE 22. — Kanuna uygun olarak basılmış eserleri, bunların yayımını veya dağıtımını veya satışını önlemek amacıyla tahrip eden veya bozan kimse, fiili daha ağır bir suç teşkil etmediği takdirde, bir yıla kadar hapis ve birmilyar liradan beşmilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır.

Kanunun aradığı şartlara uyulmasına rağmen süreli ve süresiz yayınların basılmasını, yayımını, dağıtımını veya satışını şiddet veya tehditle engelleyen kimse, fiili daha ağır bir suç teşkil etmediği takdirde, iki yıla kadar hapis ve ikimilyar liradan onmilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır.

Yukarıdaki fıkralarda öngörülen fiiller, umumi mahalde veya matbaanın veya umuma satış yapan veya dağıtım yapan yerlerde birden fazla kişi tarafından işlendiği takdirde verilecek ceza yarıya kadar artırılır.

Süreli yayınların dağıtımı

MADDE 23. — Süreli yayınların dağıtımını yapan kişiler, kendilerinden dağıtımı istenen yayınları, dağıtımını yaptıkları diğer yayınlar için aldıkları satış fiyatı, tiraj ve sayfa sayısına göre belirlenen dağıtım ücretini aşmayacak bir bedel karşılığında, dağıtmakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğe aykırı davrananlar, dağıtımından kaçındıkları yayının toplam bedelinin on misli ağır para cezasıyla cezalandırılırlar.

Süreli yayınları perakende olarak satışa sunan gerçek veya tüzel kişiler, aynı anda diledikleri kadar dağıtım şirketiyle anlaşıp diledikleri yayınları satabilirler. Hiç kimse, bu kişilere, rakip yayınları satmama yükümlülüğü getiremez ve bu yayınları satmama koşuluna bağlı olan veya bu sonucu doğuracak edimlerde bulunamaz.

Yeniden yayım

MADDE 24. — Bir süreli yayında yayımlanmış haber, yazı ve resimleri kaynak göstermeksizin yeniden yayımlayanlar beşmilyar liradan onmilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar.

Bu eserleri, yeniden yayım hakkı saklı tutulmuş olmasına rağmen, süreli yayın sahibinin izni olmadan yeniden yayımlayanlar yirmimilyar liradan kırkmilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar.

El koyma, dağıtım ve satış yasağı

MADDE 25. — Soruşturma için sübut vasıtası olarak her türlü basılmış eserin en fazla üç adedine Cumhuriyet savcısı, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kolluk el koyabilir.

Soruşturma veya kovuşturmanın başlatılmış olması şartıyla 25.7.1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda, Anayasanın 174 üncü maddesinde yer alan inkılap kanunlarında, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 146 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, 153 üncü maddesinin birinci ve dördüncü fıkralarında, 155 inci maddesinde, 311 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, 312 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarında, 312/a maddesinde ve 12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin ikinci ve beşinci fıkralarında öngörülen suçlarla ilgili olarak basılmış eserlerin tamamına hâkim kararıyla el konulabilir.

Hangi dilde olursa olsun Türkiye dışında basılan süreli veya süresiz yayın ve gazetelerin ikinci fıkrada belirtilen suçları içerdiklerine dair kuvvetli delil bulunması halinde, bunların Türkiye’de dağıtılması veya satışa sunulması, Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine sulh ceza hâkiminin kararı ile yasaklanabilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Başsavcılığının kararı yeterlidir. Bu karar en geç yirmidört saat içinde hâkimin onayına sunulur. Kırksekiz saat içinde hâkim tarafından onaylanmaması halinde Cumhuriyet Başsavcılığının kararı hükümsüz kalır.

Yukarıdaki fıkra uyarınca yasaklanmış yayın veya gazeteleri bilerek dağıtanlar veya satışa sunanlar bu yayınlar yoluyla işlenen suçlardan eser sahibi gibi sorumludurlar.

Dava süreleri

MADDE 26. — Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanunda öngörülen diğer suçlarla ilgili ceza davalarının günlük süreli yayınlar yönünden iki ay, diğer basılmış eserler yönünden dört ay içinde açılması zorunludur.

Bu süreler basılmış eserlerin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği tarihten başlar. Basılmış eserlerin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilmemesi halinde yukarıdaki sürelerin başlama tarihi, suçu oluşturan fiilin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından öğrenildiği tarihtir. Ancak bu süreler, Türk Ceza Kanununun dava zamanaşımına ilişkin maddesinde öngörülen süreleri aşamaz.

Sorumlu müdürün ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilinin karşı çıkmasına rağmen yayımlatıldığı iddia edilen eserden dolayı yayımlatan aleyhine açılacak dava yönünden süre, sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili hakkında verilecek beraat kararının kesinleşmesinden itibaren başlar.

Sorumlu müdürün yayımlanan eserin sahibini bildirmesi durumunda, eser sahibi aleyhine açılacak davada süre, bildirim tarihinden itibaren başlar.

Kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda dava açma süreleri, suç için kanunun öngördüğü dava zamanaşımı süresini aşmamak şartıyla, suçun işlendiğinin öğrenildiği tarihten başlar.

Kamu davasının açılması izin veya karar alınmasına bağlı olan suçlarda, izin veya karar için gerekli başvurunun yapılmasıyla dava açma süresi durur. Durma süresi iki ayı geçemez.

Görevli mahkemeler ve yargılama usulü

MADDE 27. — Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanunda öngörülen diğer suçlardan dolayı açılan davalardan, ağır ceza işlerinden olanlar ağır ceza mahkemelerinde, diğerleri asliye ceza mahkemelerinde görülür.

Bir yerde ağır ceza veya asliye ceza mahkemesinin birden fazla dairesi bulunması halinde bu davalar iki numaralı mahkemede görülür.

Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanunda öngörülen diğer suçlara ilişkin davalar acele işlerden sayılır.

Hürriyeti bağlayıcı cezaya çevirme yasağı

MADDE 28. — 18 inci ve 22 nci maddelerdeki suçlar dışında bu Kanunda öngörülen suçlar için hükmedilen para cezaları, hürriyeti bağlayıcı cezaya çevrilemez.

Tebligat

MADDE 29. — Süreli yayının yönetim yeri, tebligat işlemleri yönünden, yayın sahibinin ve temsilcisinin, görevi devam ettiği sürece sorumlu müdürün yerleşim yeri sayılır.

Yürürlükten kaldırılan hükümler

MADDE 30. — 15.7.1950 tarihli ve 5680 sayılı Basın Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.

GEÇİCİ MADDE 1. — Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yayımlanmakta olan süreli yayınların sahibi, sorumlu müdürü, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde yayınlarının türünü yönetim yerinin bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmek zorundadır. Bu süre içerisinde bildirim yükümlülüğüne uyulmaması halinde yayın sahibi, sorumlu müdür, beşyüzmilyon liradan yirmimilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu ceza bölgesel süreli yayınlarda ikimilyar liradan, yaygın süreli yayınlarda beşmilyar liradan az olamaz.

GEÇİCİ MADDE 2. — Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kamu kurum ve kuruluşlarınca yayımlanmakta olan süreli yayınların temsilcisi ve sorumlu müdürleri, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde süreli yayının basım ve yayımını bu Kanunda öngörülen hükümlere uygun hale getirirler.

Yürürlük

MADDE 31. — Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 32. — Bu Kanun hüküm

Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun

0

Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun

Kabul Tarihi : 10.6.2004

Kanun No. 5188

Genel Hükümler

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç

MADDE 1. — Bu Kanunun amacı, kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyetteki özel güvenlik hizmetlerinin yerine getirilmesine ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.

Kapsam

MADDE 2. — Bu Kanun, özel güvenlik izninin verilmesine, bu hizmeti yerine getirecek kişi ve kuruluşların ruhsatlandırılmasına ve denetlenmesine ilişkin hususları kapsar.

Özel güvenlik izni

MADDE 3. — Kişilerin silahlı personel tarafından korunması, kurum ve kuruluşlar bünyesinde özel güvenlik birimi kurulması veya güvenlik hizmetinin şirketlere gördürülmesi özel güvenlik komisyonunun kararı üzerine valinin iznine bağlıdır. Toplantı, konser, sahne gösterileri ve benzeri etkinliklerde; para veya değerli eşya nakli gibi geçici veya acil hallerde, komisyon kararı aranmaksızın, vali tarafından özel güvenlik izni verilebilir.

Kişi ve kuruluşların talebi üzerine, koruma ve güvenlik ihtiyacı dikkate alınarak, güvenlik hizmetinin istihdam edilecek personel eliyle sağlanmasına, kurum ve kuruluşlar bünyesinde özel güvenlik birimi kurulmasına ya da bu hizmetin güvenlik şirketlerine gördürülmesine izin verilir. Bir kuruluş bünyesinde özel güvenlik birimi kurulmuş olması, ihtiyaç duyulduğunda ayrıca güvenlik şirketlerine hizmet gördürülmesine mani değildir.

Komisyon, koruma ve güvenlik hizmetini yerine getirecek personelin, bulundurulabilecek veya taşınabilecek silah ve teçhizatın azamî miktarını ve niteliğini, gerekli hallerde diğer fizikî ve aletli güvenlik tedbirlerini belirlemeye yetkilidir. Havalimanı ve liman gibi yerlerde alınacak güvenlik tedbirlerine ilişkin uluslararası yükümlülükler saklıdır.

Geçici haller dışındaki özel güvenlik uygulaması, en az bir ay önce başvurulması şartıyla komisyonun kararı ve valinin onayı ile sona erdirilebilir.

Özel güvenlik komisyonu

MADDE 4. — Özel güvenlik komisyonu, bu Kanunda belirtilen özel güvenlikle ilgili kararları almak üzere valinin görevlendireceği bir vali yardımcısının başkanlığında, il emniyet müdürlüğü, il jandarma komutanlığı, ticaret odası başkanlığı, sanayi odası başkanlığı temsilcisinden oluşur. Sanayi odasının bulunmadığı illerde komisyona ticaret ve sanayi odası başkanlığının temsilcisi katılır. Özel güvenlik izni verilmesi ya da bu uygulamanın kaldırılması için başvuran kişi ya da kuruluşun temsilcisi ilgili komisyon toplantısına üye olarak katılır. Komisyon, kararlarını oy çokluğu ile alır; oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu taraf çoğunluk sayılır; çekimser oy kullanılamaz.

Özel güvenlik şirketleri

MADDE 5. — Şirketlerin özel güvenlik alanında faaliyette bulunması İçişleri Bakanlığının iznine tâbidir. Faaliyet izni verilebilmesi için şirket hisselerinin nama yazılı olması ve faaliyet alanının münhasıran koruma ve güvenlik hizmeti olması zorunludur. Özel güvenlik şirketleri, şubelerini bir ay içinde Bakanlığa ve ilgili valiliğe yazılı olarak; hisse devirlerini bir ay içinde Bakanlığa bildirirler.

Yabancı kişilerin özel güvenlik şirketi kurabilmesi ve yabancı şirketlerin Türkiye’de özel güvenlik hizmeti verebilmesi mütekabiliyet esasına tâbidir.

Özel güvenlik şirketlerinin kurucu ve yöneticilerinde bu Kanunun 10 uncu maddesinin (a) ve (d) bentlerinde belirtilen şartlar aranır. Yöneticilerin ayrıca dört yıllık yüksek okul mezunu olmaları, Kanunun 10 uncu maddesinin (e) bendinde belirtilen şartı taşımaları ve 14 üncü maddesinde belirtilen özel güvenlik temel eğitimini başarıyla tamamlamış olmaları gerekir.

Kurucu ve yöneticilerde aranan şartların kaybedilmesi halinde iki ay içinde eksiklik giderilmediği veya bu kurucu ve yöneticiler değiştirilmediği takdirde faaliyet izni iptal edilir.

Bu şirketler tarafından üçüncü kişi, kurum ve kuruluşlara sağlanacak koruma ve güvenlik hizmetleri, hizmetin başlamasından en geç bir hafta önce ilgili valiliğe yazılı olarak bildirilir. Acil ve geçici nitelikteki koruma ve güvenlik hizmetlerinde süre kaydı aranmaz.

Ek önlemler

MADDE 6. — Mülkî idare amirleri havalimanı, liman, gümrük, gar ve istasyon gibi yerler ile spor müsabakalarının, sahne gösterilerinin ve benzeri etkinliklerin yapıldığı yerlerdeki özel güvenlik tedbirlerini denetlemeye ve kamu güvenliğinin gerektirdiği hallerde ek önlemler aldırmaya yetkilidir.

Kamu güvenliğinin sağlanması yönünden 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ile vali ve kaymakamlara verilen yetkiler saklıdır. Bu yetkilerin kullanılması durumunda özel güvenlik birimi ve özel güvenlik personeli mülkî idare amirinin ve genel kolluk amirinin emirlerini yerine getirmek zorundadır.

İKİNCİ BÖLÜM

Özel Güvenlik Görevlileri

Özel güvenlik görevlilerinin yetkileri

MADDE 7. — Özel güvenlik görevlilerinin yetkileri şunlardır:

a) Koruma ve güvenliğini sağladıkları alanlara girmek isteyenleri duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle arama, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme.

b) Toplantı, konser, spor müsabakası, sahne gösterileri ve benzeri etkinlikler ile cenaze ve düğün törenlerinde kimlik sorma, duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle arama, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme.

c) 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 127 nci maddesine göre yakalama ve yakalama nedeniyle orantılı arama.

d) Görev alanında, haklarında yakalama, tutuklama veya mahkûmiyet kararı bulunan kişileri yakalama ve arama.

e) Yangın, deprem gibi tabiî afet durumlarında ve imdat istenmesi halinde görev alanındaki işyeri ve konutlara girme.

f) Hava meydanı, liman, gar, istasyon ve terminal gibi toplu ulaşım tesislerinde kimlik sorma, duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle arama, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme.

g) Genel kolluk kuvvetlerine derhal bildirmek şartıyla, aramalar sırasında suç teşkil eden veya delil olabilecek ya da suç teşkil etmemekle birlikte tehlike doğurabilecek eşyayı emanete alma.

h) Terk edilmiş ve bulunmuş eşyayı emanete alma.

ı) Kişinin vücudu veya sağlığı bakımından mevcut bir tehlikeden korunması amacıyla yakalama.

j) Olay yerini ve delilleri koruma, bu amaçla Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 157 nci maddesine göre yakalama.

k) Türk Medeni Kanununun 981 inci maddesine, Borçlar Kanununun 52 nci maddesine, Türk Ceza Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerine göre zor kullanma.

Silah bulundurma ve taşıma yetkisi

MADDE 8. — Hangi koruma ve güvenlik hizmeti için ne miktar ve özellikte ateşli silah bulundurulabileceği komisyon tarafından belirlenir.

Ancak eğitim ve öğretim kurumlarında, sağlık tesislerinde, talih oyunları işletmelerinde, içkili yerlerde silahlı özel güvenlik görevlisi çalıştırılmasına izin verilmez. Özel güvenlik görevlileri, özel toplantılarda, spor müsabakalarında, sahne gösterileri ve benzeri etkinliklerde silahlı olarak görev yapamazlar.

Koruma ve güvenlik hizmetinde kullanılacak silah ve teçhizat, ilgili kişi veya kuruluş tarafından temin edilir. Özel güvenlik şirketleri ateşli silah alamaz ve bulunduramazlar. Ancak özel güvenlik şirketlerine, para ve değerli eşya nakli, geçici süreli koruma ve güvenlik hizmetlerinde kullanılmak üzere, özel güvenlik eğitimi veren kurumlara, silah eğitiminde kullanılmak üzere, komisyonun kararı ve valinin onayı ile silah alma, kullanma ve taşıma izni verilebilir.

Görev alanı

MADDE 9. — Bu görevliler 7 nci maddede sayılan yetkileri sadece görevli oldukları süre içinde ve görev alanlarında kullanabilirler.

Özel güvenlik görevlileri silahlarını görev alanı dışına çıkaramazlar. İşlenmiş bir suçun sanığı veya suç işleyeceğinden kuvvetle şüphe edilen kişinin takibi, dışarıdan yapılan saldırılara karşı tedbir alınması, para ve değerli eşya nakli, kişi koruma ve cenaze töreni gibi güzergâh ifade eden durumlarda güzergâh boyu görev alanı sayılır. Görev alanı, zorunlu hallerde Komisyon kararıyla genişletilebilir.

Zor kullanma ve yakalama yetkilerinin kullanılmasını gerektiren olaylar en seri vasıtayla yetkili genel kolluğa bildirilir; yakalanan kişi ve zapt edilen eşya genel kolluğa teslim edilir.

Özel güvenlik görevlilerinde aranacak şartlar

MADDE 10. — Özel güvenlik görevlilerinde aşağıdaki şartlar aranır:

a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak.

b) En az lise veya dengi okul mezunu olmak.

c) 18 yaşını doldurmuş ol

d) Taksirli suçlar hariç olmak üzere, ağır hapis veya altı aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsa bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, emniyeti suiistimal, sahtecilik, hileli iflas veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, laf atma, sarkıntılık, ırza tasallut, ırza geçme, kız, kadın veya çocuk kaçırma ve alıkoyma, fuhşa teşvik, fuhuş için aracılık, uyuşturucu madde kullanma, uyuşturucu madde kaçakçılığı suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak.

e) Kamu haklarından yasaklı olmamak.

f) Görevin yapılmasına engel olabilecek vücut ve akıl hastalığı ile özürlü bulunmamak.

g) 14 üncü maddede belirtilen özel güvenlik temel eğitimini başarıyla tamamlamış olmak.

Çalışma izni

MADDE 11. — Özel güvenlik görevlisi olarak istihdam edilecekler ile özel güvenlik şirketlerinde ve özel güvenlik eğitimi verecek kurumlarda yönetici olarak çalışacaklar hakkında valilikçe güvenlik soruşturması yapılır. Soruşturma sonucu olumlu olanlara, bu Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen özel güvenlik temel eğitimini başarıyla bitirmiş olmak şartıyla, valilikçe beş yıl süreli çalışma izni verilir. Ateşli silah taşımayacak özel güvenlik görevlileri hakkında sadece arşiv araştırması yapılır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması bir ay içinde tamamlanır.

Göreve başlayan özel güvenlik görevlileri işveren tarafından onbeş gün içinde valiliğe bildirilir.

Çalışma izninin yenilenebilmesi için, güvenlik soruşturmasının olumlu olması ve Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen özel güvenlik yenileme eğitiminin başarıyla tamamlanmış olması zorunludur.

Özel güvenlik görevlilerinde aranan şartlardan herhangi birisinin kaybedilmesi halinde çalışma izni iptal edilir.

Genel kolluk kuvvetinden emekli olanlar ile en az beş yıl fiilen bu görevde çalıştıktan sonra kendi istekleriyle görevinden ayrılmış olanlarda, görevlerinden ayrıldıkları tarihten itibaren beş yıl süreyle özel güvenlik temel eğitimi şartı aranmaz.

Kimlik

MADDE 12. — Özel güvenlik görevlilerine valilikçe kimlik kartı verilir. Kimlik kartında görevlinin adı ve soyadı ile silahlı ya da silahsız olduğu belirtilir.

Kimlik kartı görev alanı ve süresi içerisinde herkes tarafından görülebilecek şekilde yakaya takılır. Üzerinde kimlik kartı olmayan özel güvenlik görevlileri Kanunun 7 nci maddesinde sayılan yetkileri kullanamazlar.

Herhangi bir sebeple görevinden ayrılan özel güvenlik görevlileri işveren tarafından onbeş gün içinde valiliğe bildirilir.

Kıyafet

MADDE 13. — Özel güvenlik görevlileri görev alanı içinde ve süresince üniforma giyerler. Görevin ve işyerinin özelliği nedeniyle gerekli görülen hallerde sivil kıyafetle görev yapılmasına komisyon izin verebilir.

Eğitim

MADDE 14. — Özel güvenlik temel eğitimi teorik ve pratik eğitim ile silah eğitiminden oluşmak üzere yüzyirmi ders saatinden; yenileme eğitimi altmış ders saatinden az olmamak üzere düzenlenir. Halen bünyesinde güvenlik fakültesi veya meslek yüksek okulu bulunan ve bünyesinde güvenlik bölümleri (fakülte veya meslek yüksek okulu) açabilecek olan üniversitelerin bu bölümlerinden mezun olanlarda beş yıl süreyle silah eğitimi hariç özel güvenlik temel eğitimi şartı aranmaz.

Özel güvenlik eğitimi ücreti karşılığında İçişleri Bakanlığınca verilebileceği gibi, Bakanlığın izni ile özel eğitim kurumlarınca da verilebilir. Özel güvenlik eğitimi verecek kurumların kurucu ve yöneticilerinde 5 inci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen şartlar aranır.

Özel güvenlik eğitiminin niteliği, müfredatı, eğiticilerde ve eğitim merkezlerinde aranacak şartlar ile eğitim sonucu yeterliliğin belirlenmesine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir.

Tazminat

MADDE 15. — Bu Kanunda yazılı görevleri yerine getirirken yaralanan, sakatlanan özel güvenlik görevlilerine veya ölen özel güvenlik görevlisinin kanunî mirasçılarına, iş sözleşmesinde veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen miktar ve esaslar çerçevesinde tazminat ödenir. Ancak, genel hükümlere göre daha yüksek miktarda tazminat ödenmesine mahkemelerce hükmedilmesi halinde, iş sözleşmesine veya toplu iş sözleşmesine dayanılarak ödenen tutarlar mahsup edilir.

Birinci fıkra hükümleri gereğince ödenecek tazminat, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında ödenmesi gerekecek diğer tazminatlarla ilişkilendirilmez.

Kamu kurum ve kuruluşlarında bu Kanunda yazılı görevleri yerine getirirken yaralanan, sakatlanan özel güvenlik görevlilerine veya ölen özel güvenlik görevlilerinin kanunî mirasçılarına; iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi veya 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinde belirtilen tazminat miktarlarından hangisi yüksek ise o miktar ödenir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Yasaklar ve Ceza Hükümleri

Görev dışında çalıştırma yasağı

MADDE 16. — Özel güvenlik personeli, Kanunda belirtilen koruma ve güvenlik hizmetleri dışında başka bir işte çalıştırılamaz.

Grev yasağı

MADDE 17. — Özel güvenlik personeli greve katılamaz.

Görevden uzaklaştırma yasağı

MADDE 18. — Özel güvenlik görevlileri lokavt dolayısıyla işten uzaklaştırılamaz.

Adlî suçlar ve cezalar

MADDE 19. — Bu Kanunda öngörülen adlî suçlar ve cezalar şunlardır:

a) Bu Kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen özel güvenlik iznini almadan özel güvenlik görevlisi istihdam eden kişilere veya kuruluşların yöneticilerine altı aya kadar hapis ve altımilyar lira ağır para cezası verilir.

b) Bu Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen faaliyet iznini almadan özel güvenlik faaliyetinde bulunan şirketlerin kurucu ve yöneticilerine, bu Kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen izni almadan özel güvenlik birimi oluşturan kurum ve kuruluşların yöneticilerine, bu Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen izni almadan özel güvenlik eğitimi veren kurum ve kuruluşların yöneticilerine bir yıla kadar hapis ve yirmimilyar lira ağır para cezası Bu şekilde cezalandırılan kişiler, özel güvenlik şirketlerinde ve özel güvenlik eğitimi veren kurumlarda kurucu ve yönetici olamazlar.

c) Bu Kanunun 11 inci maddesine göre çalışma izni verilmeyen kişileri özel güvenlik görevlisi olarak istihdam eden kişi, kurum, kuruluş veya şirketlere, çalıştırdıkları her kişi için üçmilyar lira ağır para cezası verilir. Bu kişiler silahlı olarak çalıştırılmış ise altı aya kadar hapis ve çalıştırılan her kişi için altımilyar lira ağır para cezası verilir.

d) BuKanunun 21 inci maddesinde belirtilen özel güvenlik malî sorumluluk sigortasını yaptırmadan özel güvenlik görevlisi istihdam eden kişi; kurum, kuruluş veya şirketlerin yöneticilerine istihdam ettikleri her kişi için üçmilyar lira ağır para cezası verilir.

e) Bu Kanunda belirtilen faaliyet iznini almadan özel güvenlik hizmeti veya özel güvenlik eğitimi verdiğini ilân eden veya reklam yapan kişi; kurum, kuruluş veya şirketlerin yöneticilerine altı aya kadar hapis ve onmilyar lira ağır para cezası verilir.

İdarî suçlar ve cezalar

MADDE 20. — Bu Kanunda öngörülen idarî suç ve para cezaları şunlardır:

a) Diğer kişi, kurum ve kuruluşlara sağlanacak özel güvenlik hizmetini 5 inci maddede belirtilen süre içinde ilgili valiliğe bildirmeyen özel güvenlik şirketlerine her bildirim için birmilyar lira idarî para cezası verilir.

b) 6 ncı madde uyarınca mülkî idare amirlerince istenen ilave tedbirleri almayan kişi; kurum, kuruluş veya şirketlerin yöneticilerine ikimilyar lira idarî para cezası verilir.

c) 17 nci maddede belirtilen grev yasağına uymayan, ateşli silahını bu Kanuna aykırı veya görev alanı dışında kullanan veya özel güvenlik kimlik kartını başkasına kullandıran özel güvenlik görevlisine birmilyar lira idarî para cezası verilir ve bu kişilerin çalışma izniiptal edilir. Bu kişiler bir daha özel güvenlik görevlisi olamazlar.

d) 22 nci madde gereğince tespit edilip giderilmesi istenen eksiklikleri gidermeyen kişi; kurum, kuruluş veya şirketlerin yöneticilerine ikimilyar lira idarî para cezası verilir.

e) Özel güvenlik görevlisini koruma ve güvenlik hizmetleri dışında başka bir işte çalıştıran kişi, kurum ve kuruluşlara her eylemleri için birmilyar lira idarî para cezası verilir.

f) 11 inci maddenin ikinci fıkrası ile 12 nci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen bildirimleri süresinde yerine getirmeyenlere birmilyar lira idarî para cezası verilir.

Bu maddede öngörülen idarî para cezaları o yerin en büyük mülkî amiri tarafından verilir. Verilen para cezalarına dair kararlar ilgililere 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz, verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz. İtiraz, zaruret görülmeyen hâllerde, evrak üzerinden inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır. İtiraz üzerine verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine başvurulabilir. Bölge idare mahkemesinin verdiği kararlar kesindir. Bu Kanuna göre verilen idarî para cezaları, ilgili valilik veya kaymakamlığın bildirimi üzerine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre Maliye Bakanlığınca tahsil olunur.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Çeşitli Hükümler

Özel güvenlik malî sorumluluk sigortası

MADDE 21. — Özel hukuk kişileri ve özel güvenlik şirketleri, istihdam ettikleri özel güvenlik görevlilerinin üçüncü kişilere verecekleri zararların tazmini amacıyla özel güvenlik malî sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır. Özel güvenlik malî sorumluluk sigortasına ilişkin esas ve usuller Hazine Müsteşarlığınca belirlenir.

Bu maddede öngörülen özel güvenlik malî sorumluluk sigortası, Türkiye’de ilgili branşta çalışmaya yetkili olan sigorta şirketleri tarafından yapılır. Bu sigorta şirketleri özel güvenlik malî sorumluluk sigortasını yapmakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğe uymayan sigorta şirketlerine Hazine Müsteşarlığınca sekizmilyar lira idarî para cezası verilir. Bu para cezasının tahsilinde ve cezaya itiraz usulünde 20 nci maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.

Denetim

MADDE 22. — İçişleri Bakanlığı ve valilikler özel güvenlik hizmetleri kapsamında, özel güvenlik birimlerini, özel güvenlik şirketlerini ve özel güvenlik eğitimi veren kurumları denetlemeye yetkilidir. Denetimin mahiyeti, kapsamı, usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.

Denetim sonucu tespit edilen eksikliklerin ilgili kişi, kurum, kuruluş ve şirketlerce verilen süre içinde giderilmesi zorunludur.

Amacı dışında faaliyet gösterdiği veya suç kaynağına dönüştüğü tespit edilen şirketlerin ve özel eğitim kurumlarının faaliyet izni iptal edilir. Bu şekilde faaliyet izni iptal edilen şirketlerin veya kurumların, kurucu ve yöneticileri, özel güvenlik şirketlerinde ve özel güvenlik eğitimi veren kurumlarda kurucu ve yönetici olamazlar.

Ceza uygulaması

MADDE 23. — Özel güvenlik görevlileri Türk Ceza Kanununun uygulanmasında memur sayılır.

Bunlara karşı görevleri sebebiyle suç işleyenler Devlet memurları aleyhine suç işlemiş gibi cezalandırılır.

Ruhsat harcı

MADDE 24. — Özel güvenlik şirketlerine ve özel güvenlik eğitimi verecek kurumlara faaliyet izni verilmesi için onmilyar lira, özel güvenlik görevlilerine çalışma izni verilmesi için ikiyüzmilyon lira ruhsat harcı alınır ve bu harç mal sandığına yatırılır.

Yeniden değerleme oranının uygulanması

MADDE 25. — Bu Kanunun 19 uncu maddesinde belirtilen ağır para cezaları, 20 nci maddesinde belirtilen idarî para cezaları, 21 inci maddesinde belirtilen idarî para cezası, 24 üncü maddesinde belirtilen ruhsat harçlarına ilişkin miktarlar her yıl 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme oranına göre artırılır.

Yönetmelik

MADDE 26. — Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelik, İçişleri Bakanlığınca bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde çıkarılır.

Yürürlükten kaldırılan kanun

MADDE 27. — 22.7.1981 tarihli ve 2495 sayılı Bazı Kurum ve Kuruluşların Korunması ve Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.

GEÇİCİ MADDE 1. — Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte 2495 sayılı Kanuna göre kurulmuş olan özel güvenlik teşkilâtlarına özel güvenlik izni, özel güvenlik görevlilerine de beş yıl süreyle çalışma izni verilmiş sayılır.

Yürürlük

MADDE 28. — Bu Kanunun 19 ve 20 nci maddeleri Kanunun yayımı tarihinden itibaren dokuz ay sonra, diğer maddeleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 29. — Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

25/6/2004

—— • ——

Hukuk Eğitiminde Erasmus Programı

0

Hukuk Eğitiminde Erasmus Programı, tüm fayda ve avantajlarına karşın diğer bölümlerde okuyanlara nazaran cazip bulunmamaktadır. Hukuk eğitimi özü ve niteliği itibari ile ülkesel özellikler taşıması, fark derslerinin çok olması, ülkeden ülkeye ders ve içerik farklılığı olması gibi sebeplerle erasmusa daha az uygundur. Ülkelerin hukuk sistemleri arasındaki farklılıkların adalet ve yargı sistemlerinde ve doğal olarak hukuk eğitimlerinde de farklılıklar meydana getirmesi nedeniyle oldukça zor bir eğitim olan hukuk fakültesi zamanında öğrencilerin Erasmus’u tercih etmeleri eğitim hayatını kısmen zorlaştırabilir. Eğitim sürelerini yada okulu uzatma ihtimali olan Erasmus, hiçbir eğitimle elde edilemeyecek tecrübeleri sağlaması bakımından isse çok faydalıdır. Erasmus’a katılmak hukuk örencilerine  global bir vizyon kazandırması, AB ülkelerindeki hukuk eğitimlerinde yeknesaklığa katkı sağlaması, insan hakları, ticari hukuk, bilgi teknolojileri hukuku, fikri sınai hukuk gibi evrensel özellik göstermeye başlayan hukuk alanlarında öğrencilerin ortak nosyon edinmeleri bakımından çok faydalıdır. Tüm bu faktörleri göz önüne alarak hukuk programı çerçevesinde Erasmus yapmak isteyen öğrencilerin son seneyi beklemeden erken bir sınıfta programa katılması faydalı olacaktır.

Avukatlık Kanunu

0

Avukatlık Kanunu, 1136 Kanun numarası ile ve 1969 yılında yürürlüğe girmiştir. Kanun daha sonra birçok değişikliğe uğramıştır. Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.

Yasaya göre avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını, her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.

Created by Readiris, Copyright IRIS 2005

07 Nisan 1969 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 13168

Kanun No: 1136

Kabul Tarih: 19 Mart 1969

BİRİNCİ KISIM
Avukatlık ve Avukat
Avukatlığın mahiyeti:

Madde 1 – Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir.

(Değişik : 2/5/2001 – 4667/1 md.) Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.

Avukatlığın amacı:
Madde 2 – (Değişik birinci fıkra : 2/5/2001 – 4667/2 md.)

Avukatlığın amacı; hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.

Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.

(Değişik : 2/5/2001 – 4667/2 md.) Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.

İKİNCİ KISIM
Avukatlık Mesleğine Kabul

Avukatlığa kabul şartları:

Madde 3 – (Değişik: 30/1/1979 – 2178/1 md.)

Avukatlık mesleğine kabul edilebilmek için :

a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,

b) Türk hukuk fakültelerinden birinden mezun olmak veya yabancı memleket hukuk fakültesinden mezun olup da Türkiye hukuk fakülteleri programlarına göre noksan kalan derslerden başarılı sınav vermiş bulunmak,

c) Avukatlık stajını tamamlayarak staj bitim belgesi almış bulunmak,

d) (Ek : 2/5/2001 – 4667/3 md.; Mülga: 28/11/2006-5558/1 md.) (1)

e) Levhasına yazılmak istenen baro bölgesinde ikametgahı bulunmak,

f) Bu Kanuna göre avukatlığa engel bir hali olmamak gerekir.(2)

İstisnalar:

Madde 4 – (Değişik: 2/5/2001 – 4667/4 md.)

Adli, idari ve askeri yargı hakimlik ve savcılıklarında, Anayasa Mahkemesi raportörlüklerinde, Danıştay üyeliklerinde, üniversiteye bağlı fakültelerin hukuk bilimi dersleri dalında profesörlük, doçentlik, yardımcı doçentlik görevlerinde dört yıl, kamu kurum ve kuruluşlarının hukuk müşavirliği görevinde on yıl süre ile hizmet etmiş olanlarda 3 üncü maddenin (c) ve (d) bentlerinde yazılı koşullar aranmaz.

Türk vatandaşları ve Türk uyruğuna kabul olunanlardan yabancı hukuk fakültelerinden mezun olup da, geldikleri yerde dört yıl süreyle mahkemelerin her derecesinde hakimlik, savcılık veya avukatlık yapmış ve avukatlığı meslek edinmiş bulunanlar, 3 üncü maddenin (b) bendinde yazılı olduğu biçimde Türk hukuk fakülteleri programlarına göre noksan kalan derslerden usulüne uygun olarak yapılan sınavlarda başarı göstermiş ve ayrıca Türkçe’yi iyi bilir oldukları da bir sınavla anlaşılmış olmak kaydıyla, 3 üncü maddenin (c) ve (d) bentlerinde yazılı koşulların dışında tutulurlar.

Birinci ve ikinci fıkrada gösterilenlerin baro levhasına yazılmasında, 17 nci maddenin (1) ve (2) numaralı bentlerinde yazılı belgelerden başka sicil özetlerinin onanmış bir örneğinin de verilmesi gereklidir.

Avukatlığa kabulde engeller: (3)
Madde 5 – 

Aşağıda  yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur :

a) (Değişik : 23/1/2008-5728/326 md.) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…) (3) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak,

b) (Değişik: 22/1/1986 – 3256/2 md.) Kesinleşmiş bir disiplin kararı sonucunda hakim, memur veya avukat olma niteliğini kaybetmiş olmak,

c) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 28/2/2013 tarihli ve E.: 2012/116, K.: 2013/32 sayılı Kararı ile.)

d) Avukatlık mesleği ile birleşemiyen bir işle uğraşmak,

e) Mahkeme kararı ile kısıtlanmış olmak,

f) İflas etmiş olup da itibarı iade edilmemiş bulunmak (Taksiratlı ve hileli müfgisler itibarları iade edilmiş olsa dahi kabul olunmazlar),

g) Hakkında aciz vesikası verilmiş olup da bunu kaldırmamış bulunmak,

h) Avukatlığı sürekli olarak gereği gibi yapmaya engel vücut veya akılca malul olmak.

(Değişik: 2/5/2001 – 4667/5 md.) Birinci fıkranın (a) bendinde sayılan yüz kazırtıcı suçlardan biri ile hüküm giymiş olanların cezası ertelenmiş, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmezler.

——————————

(1) 28/11/2006 tarihli ve 5558 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle düzenlenen bu hüküm, Anayasa Mahkemesi’nin 15/10/2009 tarihli ve E.: 2007/16, K.: 2009/147 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.

(2) Bu maddeye, 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanunla, (d) bendi eklenmiş, varolan (d) ve (e) bendleri, sırasıyla (e) ve (f) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.

(3) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan  “… milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, … ” bölümü, Anayasa Mahkemesi’nin 25/2/2010 tarihli ve E.: 2008/17, K.: 2010/44 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.

Devamı için tıklayınız 

Şirketlerin İnternet Sitesi Açma Zorunluluğu

0

Türk Ticaret Kanunu gereğince denetime tabi olan sermaye şirketleri, kuruluşlarının ticaret siciline tescili tarihinden itibaren üç ayı içinde bir resmi internet sitesi açmak ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına özgülemek zorundadır.

İnternet sitesinde yayımlanacak içerikler, bu Kanunda belli bir süre belirtilmiş ise bu süre içinde, belirtilmemiş ise içeriğin dayandığı işlemin veya olgunun gerçekleştiği tarihten, tescil veya ilana bağlandığı durumlarda ise tescil veya ilanın yapıldığı tarihten itibaren beş gün içinde şirketin kuruluşundan internet sitesi açılıncaya kadar geçen sürede yayımlanması gereken içerikler de bu sitenin açıldığı tarihte siteye konulur. Birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklere uyulmaması, ilgili kararların iptal edilmesinin sebebini oluşturur, Kanuna aykırılığın tüm sonuçlarının doğmasına yol açar ve kusuru bulunan yöneticiler ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna neden olur. Cezai hükümler saklıdır. İnternet sitesinin bilgi toplumu hizmetlerine ayrılmış bölümü herkesin erişimine açıktır. Erişim hakkının kullanılması, ilgili olmak veya menfaati bulunmak gibi kayıtlarla sınırlandırılamayacağı gibi herhangi bir şarta da bağlanamaz. Bu ilkenin ihlali hâlinde herkes engelin kaldırılması davasını açabilir. İnternet sitesinin bu maddenin amaçlarına özgülenmiş kısmında yayımlanan içeriğin başına tarih ve parantez içinde “yönlendirilmiş mesaj” ibaresi konulur. Bu ibare ancak bu Kanuna ve bu fıkrada anılan yönetmeliğe uyulmak suretiyle değiştirilebilir. Özgülenen kısımda yer alan bir mesajın, yönlendirildiği karinedir. Sitenin, bir numara altında tescili ve ilgili diğer hususlar Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından bir yönetmelikle düzenlenir. Bu Kanun ve ilgili diğer kanunlarda veya idari düzenlemelerde daha uzun bir süre öngörülmedikçe, şirketin internet sitesine konulan bir içerik, üzerinde bulunan tarihten itibaren altı ay süreyle internet sitesinde kalır, aksi halde konulmamış sayılır. İnternet sitesiyle ilgili olarak bu Kanunun ilgili maddelerinde ve bu maddede öngörülen düzenlemeler denetime tabi olmayan sermaye şirketleri hakkında uygulanmaz.

The Star Chamber

0
The Star Chamber

Yönetmen     : Peter Hyams

Yıl                    : 1983

Oyuncular    :Michael Douglas, Hal Holbrook, Yaphet Kotto, Sharon Gless, James Sikking, Joe Regalbuto, Don Calfa, John DiSanti, Otis Day, Jack Kehoe, Larry Hankin, Dick Anthony Williams, Margie Impert, Dana Gladstone, David Proval

Türler            : Dram, Gizem, Gerilim

Görmeye Alışkın Olduğumuz Olayları Hatırlatacak Son Derece Sürükleyici Ve Gerçekçi Bir Macera!Genç bir yargıç olan Steve Hardin mahkeme salonunda, kurnaz avukatların kanundaki boşluklardan yararlanması sayesinde azılı suçluların serbest kaldığını görür ve bu nedenle vicdanıyla savaşmak zorunda kalır. Ta ki “The Star Chamber” adında kendi adalet anlayışlarıyla kararlar veren güçlü bir toplulukla karşılaşana dek. Topluluk en üst düzey gizlilikte, kapalı kapılar ardında yapılan toplantılar sonucunda suçları kendi uygun gördüğü şekilde cezalandırmaktadır. Yardımcı rollerde Hal Holbrook’un oynadığı “The Star Chamber” size günümüz manşetlerinde görmeye alışkın oluduğumuz olayları hatırlatacak son derce sürükleyici ve gerçekçi bir macera.

Erasmus Programı

0

Erasmus Programı, yüksek öğretim  arasındaki işbirliğini teşvik etmeye yönelik Avrupa Birliği programıdır. Erasmus‘un amacı Avrupa’da yüksek öğretimin kalitesini artırmak ve Avrupa projeksiyonuna güç katmaktır.

Yüksek öğretim kurumlarının birbirleri ile ortak projeler üretip hayata geçirmeleri ve kısa süreli öğrenci ve personel değişimi yapabilmeleri için karşılıksız mali destek sağlanmaktadır.

Yüksek öğretim sistemini iş dünyasının gereksinimlerine uygun olarak geliştirmek ve üniversite mezunlarının iş dünyasında istihdam olanaklarını artırmak için; yüksek öğretim kurumları ile iş dünyası arasındaki ilişki ve işbirliğini artırmak hedeflenmektedir. Erasmus programı, yabancı dil öğrenme programı, burs programı yada diploma programı değildir.

Erasmus programı, üniversiteler arasında ülkeler arası işbirliğini teşvik ederek; öğrencilerin ve eğitimcilerin Avrupa’da karşılıklı değişimini sağlayarak; programa katılan ülkelerdeki çalışmaların ve alınan derecelerin akademik olarak tanınması ve şeffaflığın gelişmesine katkıda bulunarak bu amacı gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Daha kaliteli yüksek öğretim sunan Avrupa’da mezunlar daha donanımlı, iş dünyasının beklentilerine daha fazla cevap veren bireyler olacaklardır.

Program 2012 yılı itibariyle 3 milyon öğrencinin Erasmus öğrencisi olmasını hedeflemektedir. Avrupa Birliği üyesi 29 ülke, Avrupa Ekonomik Alanı üyesi İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ve Avrupa Birliğine aday ülkeler olan Türkiye ile birlik üyesi olmayan İsviçre yüksek öğretim kurumlarının işbirliğine açıktır. Avrupa’da 2000’den fazla yüksek öğretim kurumu Erasmus programına katılabilmektedir.

Ülkelerin ilgili resmi kurumlarınca yüksek öğretim kurumu olarak kabul edilen üniversite, enstitü, akademi ve benzeri kurumlar, Avrupa Komisyonu Eğitim ve Kültür Genel Müdürlüğü’nün ilgili birimi olan Komisyon Yürütme Ajansı’na (The Education, Audiovisiual and Culture Executive Agency – EACEA) başvurarak Erasmus Üniversite Beyannamesi – EÜB (Erasmus University Charter – EUC) almaya hak kazandıkları takdirde, bu kurumların öğrenci ve personeli Erasmus programından faydalanabilir. Öğrenci staj hareketliliği gerçekleştirmek isteyen kurumların Genişletilmiş EÜB (Extended EUC) alması gerekmektedir.

Hukuk Eğitiminde Erasmus Programı 

Erasmus Programı tüm fayda ve avantajlarına karşın diğer bölümlerde okuyanlara nazaran hukuk bölümünde eğitim gören öğrenciler cazip görünmemektedir. Hukuk eğitimi özü ve niteliği itibari ile ülkesel özellikler taşıması, fark derslerinin çok olması, ülkeden ülkeye ders ve içerik farklılığı olması gibi sebeplerle erasmusa daha az uygundur.

Ülkelerin hukuk sistemleri arasındaki farklılıkların adalet ve yargı sistemlerinde ve doğal olarak hukuk eğitimlerinde de farklılıklar meydana getirmesi nedeniyle oldukça zor bir eğitim olan hukuk fakültesi zamanında öğrencilerin Erasmus’u tercih etmeleri eğitim hayatını kısmen zorlaştırabilir. Eğitim sürelerini yada okulu uzatma ihtimali olan Erasmus, hiçbir eğitimle elde edilemeyecek tecrübeleri sağlaması bakımından isse çok faydalıdır.

Program, Erasmus’a katılmak hukuk örencilerine global bir vizyon kazandırması ve AB ülkelerindeki hukuk eğitimlerinde yeknesaklığa katkı sağlaması açısından önemlidir. Ayrıca, insan hakları, ticari hukuk, bilgi teknolojileri hukuku, fikri sınai hukuk gibi evrensel özellik göstermeye başlayan hukuk alanları çoğalmakta; öğrencilerin ortak nosyon edinmeleri bakımından programın önemi  artmaktadır.

Tüm bu faktörleri göz önüne alarak hukuk programı çerçevesinde; Erasmus yapmak isteyen öğrencilerin son seneyi beklemeden erken bir sınıfta programa katılması faydalı olacaktır.

Haluk Kabaalioğlu

0
Halûk KABAALİOĞLU
Halûk KABAALİOĞLU

Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirip önce New York’ta Columbia ve sonra Brüksel Üniversitelerinden yüksek lisans diplomaları almıştır.

Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Pensilvanya, Virginia ve Floransa Avrupa üniversitelerinde çalışmıştır. Yurt dışında 60’tan fazla üniversitede ders ve konferans vermiştir.


Kabaalioğlu, ABD’de SEALS Hukuk Fakülteleri Birliği Uluslararası Komisyonu üyesi seçilmiş, 2009-2015 yıllarında Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği (ELFA) Yönetim Kurulu Başkanlığı ve yardımcılığı görevlerinde bulunmuştur. ALS Amerikan Hukuk Fakülteleri Birliği yıllık genel kurul toplantılarına konuşmacı olarak davet edilen Kabaalioğlu, İktisadi Kalkınma Vakfı’nda 7 yıl başkanlık görevini yürütmüştür.

Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 15 yıl süreye dekanlık görevini yürütmüştür ve çok önemli bilimsel çalışmalara imza atmıştır.  Avrupa’da 92 hukuk fakültesi ile Erasmus anlaşması imzalayan Kabaalioğlu, Rusya’da Moskova, Ivanova, Samara ve Kazan Üniversiteleri, Çin’de Nankei, Beijing Foreign Studies, Renmin ve Schenzen’de Peking University Transnational Law School ile işbirliği anlaşmaları yapmıştır. Üniversitede Konfüçyüs Enstitüsü kurulmasını sağlamıştır. Dekanlığını yürüttüğü fakültenin mezunları Harvard, Columbia, Stanford, Duke üniversiteleri, Washington College of Law, Loyola gibi üniversitelerde yüksek lisans derecesi almış, bir bölümü New York Barosu sınavlarını kazanarak bu ülkede avukatlık yapmıştır. Yeditepe Üniversitesi Hukuk öğrencileri için Washington College of Law’da yaz okulları düzenlemiştir.

Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi

0

Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 15 Kasım 2010 tarih ve 27760 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2010/1074 sayılı Bakanlar Kurulu kararına dayalı olarak kurulmuştur. Fakülte, Esentepe Kampüsü içerisinde yer almaktadır.

Kamu hukuku ve Özel Hukuk bölümleri ve bunlara ait toplam on altı ana bilim dalının kurulması Yüksek Öğrenim Yürütme Kurulunun 03.02.2011 tarihli ve 5476 sayılı kararı doğrultusunda kabul edilmiştir.

Fakültede sanal adliye ve duruşma salonları oluşturulmuştur.

Fakülte geniş bir alt yapı donanımına; dinamik ve özverili akademik ve idari kadroya, araç ve mekâna sahip bulunmaktadır. Bologna sürecinin gerekli kıldığı bir yapılanma esası çerçevesinde ders programları hazırlanmış ve böylelikle Avrupa hukuk fakülteleriyle uyum sağlanması yoluna gidilmiştir. Ders programında klasik kamu ve özel hukuk alanlarının yanı sıra küreselleşmenin beraberinde getirmiş olduğu yeni hukuk alanlarına da yer verilmiştir.

Fakülte, modern teknolojilerle donatılmış amfilere sahip olup bünyesinde şu an itibarıyla bir profesör, on bir yardımcı doçent, yirmi sekiz araştırma görevlisi olmak üzere toplam kırk öğretim elemanı ve idari hizmetleri yürütmek üzere altı idari personel görev yapmaktadır.

Fakültede Prof.Dr. Halil Kalabalık  12.10.2011 – 22.07.2016 tarihleri aralığında  Prof.Dr. Muzaffer Elmas 28.07-.2016 – 07.04.2017 tarihleri aralığında ve Prof.Dr. Ömer Anayurt 30.11.2010-17.03.2011 tarihleri aralığında dekan olarak görev yapmıştır.

Fakülte, misyonunu “Öğrencilerin evrensel hukuk ilkelerini özümseyen; doğal hukuku rehber edinen, adalet insanı olarak her durum ve koşulda nesnel ve yansızlığını korumasını bilen; insan onurunu her şeyin üzerinde tutan, hukuku totaliter ve otoriter düşünce ve anlayışların Truva atı olarak değil özgürlüğün bekçisi olarak gören; farklılıklara saygılı, hukuk normlarının da beslendiği etik ve estetik değerlere bağlı bireyler olarak mezun olmalarını sağlamaktır.” olarak açıklamıştır.

Fakülte, vizyonunu “Diğer hukuk fakülteleriyle rekabet edebilen, uluslararası alanda akredite olmuş; farklılıklar ve özgünlükleriyle her alanda ön plana çıkan, mezunlarının tercih edilebildiği, okullarının ismini her daim onur ve gururla taşıdığı bir fakülte ve giderek bir “Hukuk Ekolü” olabilmek.” olarak açıklamıştır.

Ercan AKYİĞİT

0
Ercan AKYİĞİT
Ercan AKYİĞİT

Ercan AKYİĞİTProf. Dr. Ercan Akyiğit hukuk lisans eğitimini 1982-1986 yıllarında, yüksek lisans eğitimini 1987-1989 yıllarında ve doktora eğitimini de 1990-1994 yıllarında tamamlamıştır. 1987-1995 yılları arasında İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Mühendisliği Fakültesinde araştırma görevlisi olarak çalışmıştır. Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Ana bilim Dalındaki bilimsel faaliyetlerinin akabinde Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü İş Hukuku Anabilim Dalında yardımcı doçent ve doçent olarak görevine devam etmiştir. Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölümü İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalında öğretim üyeliği ve bölüm başkanlığı yapmıştır.

Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde 2000-2002 yıllarında vekil dekan olarak görev yapmıştır.

Prof. Dr. Ercan Akyiğit  Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi olarak hizmet vermektedir.

Prof. Dr. Ercan Akyiğit  2015 yılından itibaren Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanı olarak görev yapmaktadır.

Kitapları: 
Borçlar Hukuku/Genel Hükümler (2015), AKYİĞİT ERCAN, Sakarya Kitabevi, Basım sayısı:4,
Türkçe(Ders Kitabı), (Yayın No: 1529552)
Toplu İş Hukuku El Kitabı (2015), AKYİĞİT ERCAN, Seçkin Yayıncılık, Basım sayısı:1, Türkçe (Bilimsel  Kitap), (Yayın No: 1529553)
İş Hukuku (2014), AKYİĞİT ERCAN, Seçkin Yayıncılık, Basım sayısı:10, Türkçe(Bilimsel Kitap),
(Yayın No: 1529551)
İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunda Alt işverenlik (2013), AKYİĞİT ERCAN, Seçkin Yayıncılık, Basım sayısı:2, Türkçe(Bilimsel Kitap), (Yayın No: 1529549)
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda Kira Sözleşmesi (2013)., AKYİĞİT ERCAN, Seçkin Yayıncılık, Basım sayısı:1, Türkçe(Bilimsel Kitap), (Yayın No: 1529550)
Borçlar Hukuku (2010)., AKYİĞİT ERCAN, Sakarya Kitabevi, Türkçe(Ders Kitabı), (Yayın No:
1529554)
4857 sy. İş Kanunu’nda İdari Para Cezaları (2005)., AKYİĞİT ERCAN, Sakarya Kitabevi, Basım sayısı:2, Türkçe(Bilimsel Kitap), (Yayın No: 1529548)
4857 sy. İş Kanunu’nda İdari Para Cezaları (2005)., AKYİĞİT ERCAN, Sakarya Kitabevi, Basım sayısı:1, Türkçe(Bilimsel Kitap), (Yayın No: 1529547)
Hukuk ve Sanat, Bölüm adı:(Sanatçıların İş ve Sosyal Güvenlik Hukukundaki Konumu) (2016)., 1. AKYİĞİT ERCAN, Seçkin Yyaıncılık , Editör:Yener Ünver-Özlem Ynerer Çakmut, Basım sayısı:1, Sayfa Sayısı 171, ISBN:9789750236587, Türkçe(Bilimsel Kitap), (Yayın No: 2826434)

Türk Ceza Kanunu

0
Türk Ceza Kanunu

Türk Ceza Kanunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 29 Eylül 2004’te kabul edilmiştir. Kanun, 12 Ekim 2004’te Resmî Gazete‘de yayımlanmış ve 1 Haziran 2005’te yürürlüğe girmiş ve eski kanunu yürürlükten kaldırmıştır. 

Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi

0
Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2000 – 2001 öğretim yılında faaliyete başlamıştır. Türk pozitif hukukunun yanı sıra evrensel hukuk ilkelerini ve karşılaştırmalı hukuku da bilen, en az bir yabancı dili çalışma dili olarak kullanabilme becerisine sahip, üstün nitelikli genç hukukçular yetiştirmeyi amaçlamaktadır.

Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi, hem Türk hukuku hem de uluslararası hukuk ve karşılaştırmalı hukuk sistemleri konusunda dünya standartlarında iddialı bir eğitim kurumu olmayı ölçü kabul etmektedir.

Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Erasmus programı çerçevesinde Avrupa’da hukuk fakülteleri ile ilişkiler kurmakta, sömestr itibarı ile öğrenci ve öğretim üyesi değişimleri gerçekleştirmektedir. Amerikan hukuk fakülteleri ile anlaşmalar yapmakta, öğrencilerin mesleki İngilizce dil deneyimlerinin arttırılmasını ve yabancı hukuku belirli ölçüde öğrenmelerini hedeflemektedir. Anlaşmalı olduğu hukuk fakültelerinde alınan derslere programlarında geçerlilik tanımakta, fakülte uluslararası hukuk eğitimine entegre edilmektedir. Öğrenciler dilerlerse Berlin Kampüsünde eğitimlerine devam edebilmektedir. Mezunlar, Avrupa ve Amerika’nın önde gelen hukuk fakültelerinde yüksek lisans ve doktora programlarına kabul edilmektedirler.

Bahçeşehir ile Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi birçok alanda ortak çalışma yürütmektedir. İki üniversitenin hukuk fakülteleri arasında ortak araştırma, öğrenci değişimi, misafir akademisyen çalışmaları da bulunmaktadır. Ceza Muhakemesi Kanununun, Cumhuriyet Savcısı – Polis arasındaki ilişkiyi düzenleyen hükümleri ile Suç mağdurlarına tanınan hakların nasıl uygulandığına yönelik araştırmalar bu çalışmaların bir kısmını oluşturuyor. Çalışmalar kapsamında Prof. Dr. Feridun Yenisey, Harvard Üniversitesi’nde Türk Ceza Muhakemesi Hukuku üzerine konferanslar vermiştir. Aynı doğrultuda, Harvard’dan Prof. Phil Heyman da Bahçeşehir Üniversitesi’nde derslere katılıştır.

 

 

Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi

0
Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2008 yılında eğitim-öğretime başlamıştır. Fakülte kampüsü Taksim- Beyoğlu’ndadır.

Hukuk Fakültesi, modern yaşamın gereklerini doğru algılayacak, hukuksal kurum ve kuralları farklı boyutlarıyla yorumlayabilecek, hukuk devleti kurallarını ve Cumhuriyet’in temel ilkelerini benimseyerek karşılaşılan hukuksal sorunlara en uygun çözüm yollarını geliştirebilecek, ulusal hukuk sistemimizin yanı sıra, hukukun evrensel kurallarını özümsemiş, yurt içinde veya yurt dışında çeşitli alanlarda görev üstlenebilecek nitelikli hukukçular yetiştirmeyi amaçlayarak kurulmuştur.

Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi eğitim dili Türkçedir. İngilizce hazırlık eğitimi isteğe bağlıdır.

Fakültede 2020 yılı itibariyle beş profesör görev yapmaktadır. Öğrenci sayısının 1.500 civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Fakültedeki eğitimin, teorik derslerin ve uygulamalı derslerin yanı sıra uluslararası ve ulusal düzeyde sempozyumlar, seminerler ve konferanslar gibi bilimsel toplantılar düzenlemekte, düzenlenen bilimsel toplantılarla, öğrenciler kariyerlerinin temelini oluşturacak düşünme metotlarını kazanmakta, iş hayatında faydasını görecek bağlantılar kurmaktadır.

Öğrenciler, ders dışı aktivitelere yönlendirilmekte, öğrenci kulüp faaliyetlerinin yanı sıra, adliyeler ve meslek örgütleriyle işbirliği yoluyla faaliyetler tertip edilmektedir.

Fakültenin dekanı Prof. Dr. Ali Necip ORTAN’dır. Fakülte kurulu, Prof. Dr. M. Fikret GEZGİN, Prof. Dr. Tekin MEMİŞ, Prof. Dr. İlhami SÖYLER, Doç. Dr. Ebru KARAMAN, Doç. Dr. Mete Özgür FALCIOĞLU, Dr. Öğr. Üyesi Kenan DÜLGER ve Dr. Öğr. Üyesi Mehmet BAĞCI’dan oluşmaktadır.

Beykent Üniversitesi, çift anadalı başarı ile tamamlayan öğrencilere o dala ait lisans diploması, yandal eğitimini başarı ile tamamlayan öğrencilere de o dal ile ilgili bir sertifika vermektedir.

Türk Borçlar Kanunu

0
818 sayılı Borçlar Kanunu 1926 yılından beri uygulanmaktadır. Kanunun sosyal, toplumsal, teknolojik gelişmeler karşısında köklü biçimde değiştirilmesi ihtiyacı doğmuştur. Adalet Bakanlığınca bu amaçla kurulmuş olan Borçlar Kanunu Komisyonu yaklaşık sekiz yıllık bir süreçte Türk Borçlar Kanunu Tasarısı nı hazırlamıştır. Türk Borçlar Kanunu Tasarısı, tarihinde yasalaşmıştır sayılı Türk Borçlar Kanunu, 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecektir. TBK.da, 818 sayılı Kanunun yapısı ve sistematiği korunmuştur.Kanunun dili mümkün olduğunca arılaştırılmıştır. Ancak madde numaraları korunmamıştır.

Türk Borçlar Kanunu 6098 kanun numarası ile 11 Ocak 2011’de TBMM’de kabul edilmiştir. Türk Borçlar Kanunu, borçlar hukuku alanındaki kuralları içeren başlıca kanundur.

818 sayılı Borçlar Kanunu 1926 yılından beri uygulanmaktadır. Kanunun sosyal, toplumsal, teknolojik gelişmeler karşısında köklü biçimde değiştirilmesi ihtiyacı doğmuştur. Adalet Bakanlığınca bu amaçla kurulmuş olan Borçlar Kanunu Komisyonu yaklaşık sekiz yıllık bir süreçte Türk Borçlar Kanunu Tasarısını hazırlamıştır.

Yeni Türk Borçlar Kanunu 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.  TBK’da, 818 sayılı Kanunun yapısı ve sistematiği korunmuştur. Kanunun dili mümkün olduğunca arılaştırılmıştır. Ancak madde numaraları korunmamıştır.

Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasası

0
Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasası

Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasası

Giriş

 Parlamenter kurul 23 Mayıs 1949 tarihinde Bonn şehrinde yaptığı açık bir oturumda, 8 Mayıs 1949 tarihinde Parlamenter Kurul tarafından Federal Almanya Cumhuriyeti için kabul edilen Anayasanın, 1949 Mayısının 16. Haftası ile 22. Haftası arasında Alman Eyaletlerinin üçte ikisini oluşturan halk temsilcileri tarafından kabul edildiğini tespit etmiştir. Bu tespit sonucunda, başkanları tarafından temsil edilen Parlamenter Kurul Anayasayı tamamlamış ve ilân etmiştir.

Anayasanın 145’inci maddesinin üçüncü fıkrası doğrultusunda Federasyonun Resmi Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

 Önsöz

Tanrı ve insanlar karşısındaki sorumluluğunun bilincinde olan, birleşmiş bir Avrupa’nın eşit haklara sahip bir üyesi olarak, dünya barışına hizmet etmek emeliyle beslenerek özgü iradesiyle hareket eden Alman Milleti, kendi Anayasa yapma yetkisine dayanarak, işbu Anayasayı kabul etmiştir.

Kendi kaderini tayin haklarını serbestçe kullanan, Baden-Württemberg, Bavyera, Berlin, Brandenburg, Bremen, Hamburg, Hessen, Mecklenburg-Vorpommern, Alt Saksonya, Kuzey Ren Vestfalya, Ren-Palatina, Saarland, Saksonya, Saksonya-Anhalt, Schleswig-Holstein ve Thüringen eyaletlerindeki Almanlar, Almanya’nın birliğini ve özgürlüğünü tamamlamışlardır. Böylece bu Anayasa bütün Alman milleti için geçerlidir.

  1. Temel Haklar

 Madde 1. İnsanın onur ve haysiyetinin korunması

(1) İnsanın onur ve haysiyeti dokunulmazdır. Tüm devlet erki ona saygı göstermek ve onu korumakla yükümlüdür.

(2) Alman Milleti, bu nedenle dokunulmaz ve devredilmez insan haklarını, yeryüzünde her insan topluluğunun, barışın ve adaletin temeli olarak kabul eder.

(3) Aşağıda belirlenen temel haklar, yasama, yürütme ve yargı organlarını doğrudan doğruya bağlar.

Madde 2. Yaşam hakkı, kişiliğin korunması, kişi özgürlüğü

(1) Herkes başkalarının haklarını ihlal etmemek, Anayasal düzene veya ahlak kurallarına aykırı düşmemek koşuluyla, kişiliğini serbestçe geliştirme hakkına sahiptir.

(2) Herkes, yaşam ve beden bütünlüğünün korunma hakkına sahiptir. Kişi özgürlüğüne dokunulamaz. Bu haklar, ancak bir yasaya dayanarak sınırlandırılabilir.

Madde 3. Yasa önünde eşitlik; ayırım yasağı

(1) Bütün insanlar yasa önünde eşittirler.

(2) Erkek ve kadınlar eşit haklara sahiptirler. Devlet, kadın ve erkeklerin eşitliğinin gerçekten sağlanmasını özendirir ve varılan dezavantajların giderilmesi için çaba gösterir.

(3) Cinsiyeti, soyu, ırkı, dili, yurdu ve kökeni, inancı, dini veya siyasi görüşleri dolayısıyla hiç kimse mağdur edilemez ve hiç kimseye imtiyaz tanınamaz. Hiç kimse özür ve sakatlığından dolayı mağdur edilemez.

Madde 4. Din, vicdan ve inanç özgürlüğü; askerlik hizmetinin reddi

(1) Din ve vicdan özgürlüğü ile din ve dünyevi inanç özgürlüğüne dokunulamaz.

(2) Dinin rahatsız edilmeden uygulanması güvence altındadır.

(3) Hiç kimse, vicdanına aykırı olarak, silahlı savaş hizmetine zorlanamaz. Konunun ayrıntıları federal yasayla düzenlenir.

Madde 5. Düşünce ve basın özgürlüğü; sanat ve bilim özgürlüğü

(1) Herkesin, düşüncesini söz, yazı ve resimle serbestçe açıklayıp yayma ve herkese açık olan kaynaklardan, hiçbir engel uğramadan, bilgi edinme hakkı vardır. Basın özgürlüğü ile radyo ve film aracılığıyla haber verme özgürlüğü güvence altındadır. Sansür uygulanamaz.

(2) Bu haklar, genel yasaların hükümleri, gençliğin korunması hakkındaki yasa hükümleri ve kişisel şeref hakları ile sınırlıdır.

(3) Sanat ve bilim, araştırma ve öğretim serbesttir. Öğretim özgürlüğü Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz.

Madde 6. Evlilik, aile ve evlilik dışı çocuklar

(1) Evlilik ve aile, devlet düzeninin özel koruması altındadır.

(2) Çocukların bakım ve eğitimi, ana ve babanın doğal hakkı ve en önde gelen yükümlülüğüdür. Devlet toplumu, onların bu görevi yerine getirmelerini gözetir.

(3) Velilerin iradesine aykırı olarak çocukları ailelerinden ayırmak, ancak bir yasaya dayanarak ve velilerin yükümlülüklerini yerine getirmemeleri veya başka nedenlerle çocukların bakımsız kalmaları durumunda olanaklıdır.

(4) Her anne, toplumun koruma ve himayesini isteme hakkına sahiptir.

(5) Evlilik dışı çocuklara, yasa yoluyla bedeni ve manevi gelişmeleri ve toplum içindeki konumları bakımından, evlilik içi çocuklarla eşit koşullar sağlanır.

Madde 7. Okul rejimi

(1) Bütün okul rejimi devletin denetimi altındadır.

(2) Çocukların din dersine katılıp katılmayacaklarına karar vermek, velilerin hakkıdır.

 (3) Din dersi, mezhepsiz okullar dışındaki kamu okullarında olağan derslerdendir. Din dersi, devletin denetim hakkına zarar vermeyecek şekilde, dinsel toplulukların temel ilkeleriyle uygunluk içinde verilir. Hiçbir öğretmen, iradesine aykırı olarak din dersi vermeye zorlanamaz.

(4) Özel okul açma hakkı güvence altındadır. Kamu okullarının yerine geçmek üzere özel okullar, devletin izniyle kurulurlar ve eyalet yasalarına tabiidirler. Eğitim hedefleri, donatım ve öğretim kadrosunun bilimsel yöntemlerle yetiştirilmesi bakımından kamu okullarından geri kalmadıkça ve öğrencilerin anne ve babalarının varlık durumlarına göre ayıklanmasına yol açmadıkça, özel okullar açılmasına izin verilir. Öğretmenlerin ekonomik ve yasal durumlarının yeterli derecede güvencesi sağlanmadıkça, izin verilmez.

(5) Özel bir ilkokul açılmasına ancak, eğitim idaresince, bunda özel bir pedagojik yarar bulunduğunun kabul edilmesi veya velilerin başvurusu üzerine, bölge okulu, dini veya dünyevi mezhep okulu olarak kurulmak istenip bu çeşit bir okul o belediye ile köy sınırları içinde bulunmuyorsa, izin verilebilir.

(6) Hazırlık okulları kaldırılmıştır.

Madde 8. Toplanma özgürlüğü

(1) Bütün Almanlar, önceden bildirimde bulunmadan ve izin almaksızın sükunet içinde ve silahsız olarak toplanma hakkına sahiptir.

(2) Açık havada yapılan toplantılar için, bu hak yasayla veya bir yasaya dayanarak sınırlandırılabilir.

Madde 9. Birleşme özgürlüğü; toplu iş sözleşmesi

(1) Bütün Almanlar dernek kurma hakkına sahiptir.

(2) Amaç ve etkinlikleri ceza yasalarına aykırı olan, Anayasa düzenine veya halkların anlaşması düşüncesine karşı yönelen dernekler yasaktır.

(3) Çalışma koşullarını ve ekonomik koşulları korumak ve geliştirmek için sendika kurma hakkı herkes ve bütün meslekler için güvence altındadır. Bu hakkı sınırlamayı veya ona engel olmayı amaç edinen anlaşmalar batıldır ve bunlara yönelik önlem ve işlemler hukuka aykırıdır. 12a, 35f. 2 ve 3, 8a-f. 4 ve 91’inci maddelere göre alınan önlemler, çalışma koşullarını ve ekonomik koşulları korumak ve geliştirmek için birinci cümle anlamındaki sendikalar tarafından sürdürülen iş mücadelelerine yönelik olamaz.

Madde 10. Mektup, posta ve telekomünikasyon gizliliği

(1) Mektup ile posta ve telefon haberleşmelerinin gizliliğine dokunulamaz.

(2) Bu haklar, ancak bir yasaya dayanarak sınırlandırılabilir. Bu hakların sınırlandırılması özgürlükçü demokratik temel düzeni veya Federasyon veya bir eyaletin varlık ve güvenliğini koruma amacını güttüğü takdirde, yasada, sınırlamaların ilgiliye bildirilmemesi ve denetimin hukuk yolu yerine Parlamento tarafından tayin edilen organ ve yardımcı organlarca yerine getirilebileceğini belirtilebilir.

Madde 11. Dolaşım özgürlüğü

(1) Bütün Almanlar, Federasyonun topraklarının tamamında dolaşım özgürlüğüne sahiptir.

(2) Bu hak ancak, yaşam kaynaklarının yetersiz olması ve bundan dolayı topluma olağanüstü yükler gelmesi durumunda, Federasyon veya bir eyaletin varlığını veya özgürlükçü demokratik temel düzenini tehdit eden bir tehlikenin savuşturulması, salgın hastalık tehlikesi, doğal afetler veya olağanüstü kazalar, gençliğin sefaletten veya suç işlemesinden korunması halleri için bir yasayla veya bir yasaya dayanarak sınırlandırılabilir.

Madde 12. Meslek özgürlüğü

(1) Bütün Almanlar mesleklerini, iş ve eğitim yerlerini serbestçe seçmek hakkına sahiptir. Mesleğin icrası, yasayla veya bir yasaya dayanarak düzenlenebilir.

(2) Hiç kimse, öteden beri genel ve herkes için eşit olan bir kamu hizmet yükümlülüğünün çerçevesi dışında bir iş yapmaya zorlanamaz.

(3) Zorla çalıştırma ancak mahkemece verilmiş özgürlüğü kısıtlayıcı bir ceza dolayısıyla olanaklıdır.

Madde 12a. Askerlik ve diğer hizmet yükümlülükleri

(1) 18 yaşlarını bitirmiş olan erkekler silahlı kuvvetlerde, federal sınır muhafızlığında veya sivil savunma birliklerinde hizmet altına alınabilirler.

(2) Vicdani nedenlerle silahlı savaş hizmeti yapmak istemeyen kimse, onun yerine bir yedek hizmet altına alınabilir. Yedek hizmet süresi, askerlik hizmetinin süresini geçemez. Bunun ayrıntıları, vicdan özgürlüğünü ihlal etmeksizin, silahlı kuvvetler ve federal sınır muhafızlığı birlikleri ile ilgili olmayan bir yedek hizmet olanağını öngören bir yasa ile düzenlenir.

(3) Bir ve ikinci fıkralara göre hizmeti çağrılmayan yükümlüler, savaş halinde, bir yasayla veya bir yasaya dayanarak, sivil halkın korunması dahil olmak üzere, savunma amacıyla sivil hizmetlerde çalıştırılabilirler. Kamu hizmetleri çerçevesinde, ancak emniyet görevlerinin veya yalnızca kamu görevlileriyle ifa olunabilecek olan kamu görevleri dolayısıyla yükümlü tutulabilir. birinci cümleye göre iş ilişkileri, silahlı kuvvetlerin iaşesi alanında veya kamu yönetimi çerçevesinde kurulabilir. Yükümlülerin sivil halkın iaşesi alanında çalıştırılması, ancak sivil halkın yaşamsal gereksinmelerini karşılamak veya korunmasını sağlamak amacıyla mümkündür.

(4) Savaş halinde, sivil sağlık ve şifa düzeninde veya yerleşik askeri hastane örgütünde sivil hizmetlerinin gönüllülerce sağlanamaması durumunda, onsekiz’inci yaşlarını bitirip ellibeş’inci yaşlarını henüz bitirmemiş olan kadınlar yasayla veya bir yasaya dayanarak bu çeşit hizmetlere çağrılabilirler. Ancak, hiçbir şekilde silah altında hizmetle yükümlü tutulmazlar.

(5) Savaş halinden önceki zaman için, üçüncü fıkrada öngörülen yükümlülükler, yalnız madde 80a’nın birinci fıkrası hükmüne uygun olarak düzenlenebilir. Üçüncü fıkrada öngörülen ve özel bilgi veya beceriklilik gerektiren hizmetlere hazırlanmak için yasayla veya bir yasaya dayanarak eğitim kurslarına katılma yükümlülüğü getirilebilir. Bu durumda birinci cümle hükmü uygulanmaz.

(6) Savaş halinde üçüncü fıkranın ikinci cümlesinde sayılan alanlarda işgücü gereksinimi gönüllülerle karşılanamazsa, bu gereksinimin giderilmesi için, Almanların bir mesleğin icrasından veya işyerinden vazgeçme özgürlüğü, bir yasayla veya bir yasaya dayanarak sınırlandırılabilir. Savaş halinden önceki zaman için, beşinci fıkranın birinci cümlesi kıyasen uygulanır.

Madde 13. Konut dokunulmazlığı

(1) Konuta dokunulamaz.

(2) Aramalar, ancak yargıç kararı, gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda yasaların öngördüğü diğer organların kararı üzerine ve yalnız yasalarda yazılı şekilde yapılabilir.

(3) Bir kimsenin, yasada özel hüküm ile belirlenmiş gayet ağır suç işlediği kuşkusunu uyandıran belirli vakıalar oluştuğu durumunda ve durumun araştırılması olağanüstü zorluklarla karşılaşıyor veya başarıya varılması mümkün görülmüyorsa, suçun kovuşturulması amacıyla, mahkeme kararı ile konutun gözlenmesi için dinleme cihazlarının kullanılmasına izin verilebilir. İşbu önlemin icrası, belli bir süre ile sınırlandırılır. Karar, üç yargıçlı bir mahkeme heyeti tarafından verilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, karar tek yargıç tarafından da verilebilir.

(4) Kamu güvenliğine yönelik baş gösteren ağır tehlikeleri, özellikle genel bir tehlikeyi veya ölüm tehlikesini savuşturmak amacıyla, konutların gözetlenmesinde teknik araçlar ancak yargıç kararıyla kullanılabilir. Bu önlem, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ve yargıç kararı derhal telafi edilmek şartıyla, yasayla belirlenen başka bir organ tarafından da emredilebilir.

(5) Teknik araçlar, yalnızca konutlarda görevli olan kişilerin korunması için öngörülüyorsa, önlem yasayla belirlenen bir organ tarafından emredilebilir. Bu sırada elde edilen bilgiler diğer amaçlarla ancak önlemin yasallığı yargıç tarafından tespit edilmesi şartıyla ve sadece cezai kovuşturma ve kamu düzeninin korunması amacıyla değerlendirilebilir; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yargıç kararı derhal telafi edilir.

(6) Federal Hükümet, Federal Meclise her yıl, 3. fıkraya, Federasyonun görev ve yetki alanına sınırlı olarak 4. fıkraya ve yargıç denetimi gerektirdiği derece ile sınırlı olarak 5. fıkraya dayalı teknik araçların kullanımı hakkında bilgi verir. Federal Meclis tarafından seçilen bir kurul, bu rapora dayanarak parlamenter denetimde bulunur. Eyaletler eşdeğer bir parlamenter denetimi sağlarlar.

(7) Bunun dışında müdahale ve sınırlamalar ancak, genel bir tehlikeye veya bir kimsenin yaşamını tehdit eden bir tehlikeye karşı önlem almak, bir yasaya dayanmak şartıyla kamu güvenliği ve düzenini tehdit eden tehlikelere karşı önlem almak, özellikle konut kıtlığının giderilmesi, salgınlara karşı savaşma veya gençleri kötü yollara düşmelerinden korumak amacıyla mümkündür.

Madde 14. Mülkiyet, miras hakkı ve kamulaştırma

(1) Mülkiyet ve miras hakları güvence altındadır. Bu hakların kapsam ve sınırları yasalarla belirlenir.

(2) Mülkiyet yükümlülük doğurur. Mülkiyet hakkının kullanımı aynı zamanda toplumun yararına hizmet etmelidir.

(3) Kamulaştırma, ancak toplumun yararı için olanaklıdır. Kamulaştırma yalnız tazminatın biçim ve ölçüsünü düzenleyen bir yasayla veya bir yasaya dayanarak yapılabilir. Tazminat, toplumun ve ilgililerin yararları adaletli bir biçimde denkleştirilerek belirlenir. Tazminatın miktarı üzerinde anlaşmazlık halinde, adli yargıya kanun yolları açıktır.

Madde 15. Toplumsallaştırma

Toprak ve arazi, doğal kaynaklar ve üretim araçları, toplumsallaştırma amacıyla, tazminatın biçim ve ölçüsünü belirleyen bir yasayla, kolektif mülkiyet veya kamu ekonomisinin diğer şekillerine dönüştürülebilir. Tazminat konusunda 14’üncü maddenin üçüncü fıkrasının üç ve dördüncü cümleleri kıyasen uygulanır.

Madde 16. Vatandaşlıktan çıkarılma, yabancı ülkelere iade

(1) Alman vatandaşlığı geri alınamaz. Vatandaşlık, ilgili kişinin arzusuna aykırı olarak vatansız kalmaması şartıyla, ancak bir yasaya dayanarak kaybettirilebilir.

(2) Hiçbir Alman yabancı bir devlete iade edilemez. Bu kuraldan farklı hukuk devleti ilkelerini gözetmek koşuluyla, Avrupa Birliğinin bir üye devletine veya uluslararası bir mahkemeye iadeler yasa ile düzenlenebilir.

Madde 16a. Sığınma hakkı

(1) Siyasi nedenlerle kovuşturulanlar, sığınma hakkına sahiptir.

(2) Avrupa Birliğinin bir üye devletinden veya Mültecilerin Hakları Hakkında Antlaşmanın ve Avrupa İnsan Hak ve Özgürlüklerin Korunması Hakkında Sözleşmenin fiilen uygulandığı üçüncü bir devletten giriş yapan kimse birinci fıkradan yararlanamaz. Birinci cümlenin koşullarını yerine getiren Avrupa Birliği dışındaki devletler Federal Konsey tarafından onaylanmış bir yasayla belirlenir. Birinci cümlede belirtilen hallerde, oturumu sona erdiren işlemler kanun yollarına başvurulara bakılmaksızın uygulanabilir.

(3) Federal Konseyin onayını gerektiren bir yasa ile hukuk düzenlerine, hukukların uygulanmasına ve genel siyasi koşullarına göre siyasi kovuşturma, insanlık dışı veya aşağılayıcı ceza veya işlemler olmadığı konusunda sakınca bulunmayan devletler belirlenebilir. Böyle bir devletten gelen yabancı, siyasi kovuşturmaya uğradığını gösteren olgular sunmadığı sürece, kendisinin siyasi kovuşturmaya uğramadığı varsayılır.

(4) Oturumu sona erdiren işlemlerin yürütülmesi, üçüncü fıkrada yazılan veya açıkça asılsız olan veya sayılan hallerde, mahkeme tarafından ancak işlemin yasallığı konusunda ciddi kuşkuların bulunduğu halde durdurulabilir; incelemenin kapsamı kısıtlanabilir ve geciken iddia ve savunmalar göz önünde tutulmayabilir. Ayrıntılar yasa tarafından belirlenir.

(5) Avrupa Birliği üye devletlerinin kendi aralarında ve üçüncü devletlerle akdedilen ve sığınma istemlerinin incelenmesi ile sığınma kararlarının karşılıklı tanınması konusunda yetki ve görevleri düzenleyen sözleşmeler, Mültecilerin Hakları Hakkında Antlaşmanın ve Avrupa İnsan Hak ve Özgürlüklerin Korunması Hakkında Sözleşmenin yükümlülükleri göz önünde bulundurulmak ve bunların taraf devletlerde fiilen uygulanması kaydıyla, bir ila dördüncü fıkralar aykırı sayılmaz.

Madde 17. Dilekçe hakkı

Herkes, tek başına veya başkalarıyla birlikte toplu olarak, yetkili makamlara veya yasama meclislerine, yazılı olarak dilek ve şikayette bulunma hakkına sahiptir.

Madde 17a. Savunma alanında sınırlandırmalar

(1) Askerlik ve yedek hizmetler hakkındaki yasalar, silahlı kuvvetler ve yedek hizmetler mensuplarının askerlik veya yedek hizmetleri süresince, düşüncelerini söz, yazı ve resimle serbestçe açıklama ve yayma hakkı (madde 5, fıkra 1, cümle 1, ilk yarı cümle), toplanma özgürlüğü (madde 8) ve dilekçe hakkının (madde17) başkalarıyla toplu olarak kullanılmasını sınırlayabilir.

(2) Sivil halkın korunması dahil ulusal savunma hakkındaki yasalar, dolaşım özgürlüğünü (madde 11) ve konut dokunulmazlığını (madde 13) sınırlayabilir.

Madde 18. Temel hakların kaybettirilmesi

Düşünceleri açıklama özgürlüğünü, özellikle basın özgürlüğünü (madde 5, fıkra 1), eğitim özgürlüğünü (madde 5 fıkra 3), toplanma özgürlüğünü (madde 8), birleşme özgürlüğünü (madde 9), mektup, posta ve telefon haberleşmelerinin gizliliğini (madde 10), mülkiyet hakkını (madde 14) veya sığınma hakkını (madde 16a), özgür demokratik temel düzene karşı mücadele amacıyla kötüye kullanan kimsenin, işbu temel hakları kaybettirilir. Hakkın kaybettirilmesine ve bunun kapsamına Federal Anayasa Mahkemesi karar verir.

Madde 19. Temel hakların sınırlandırılması ve özü

(1) Bu Anayasaya göre, bir temel hakkın bir yasayla veya bir yasaya dayanarak sınırlandırılması halinde, bu yasanın olaya sınırlı olmayıp genel nitelikte olması şarttır.

(2) Bir temel hakkın özüne hiçbir sebeple dokunulamaz.

(3) Yerli tüzel kişiler de, nitelikleri gereği uygulanabildiği ölçüde temel haklardan yararlanırlar.

(4) Bir kamu erki tarafından hakları ihlal edilmiş olan herhangi bir şahsa yargı yolu açıktır. Diğer yargı yolların yetki ve görevleri saklı olmak üzere, adli yargı yolu izlenir. Onuncu maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi hükmü saklıdır.

  1. Federasyon ve Eyaletler

 

Madde 20. Devletin ana ilkeleri; direnme hakkı

(1) Almanya Federal Cumhuriyeti, demokratik ve sosyal bir Federal Devlettir.

(2) Egemenlik tümüyle halkındır. Halk, egemenliğini, seçimler ve oylamalar aracılığıyla ve yasama, yürütme ve yargı yetkileriyle donanmış özel organlar eliyle kullanır.

(3) Yasama, anayasal düzene, yürütme ve yargı organları ise yasa ve hukuka bağlıdırlar.

(4) Bu Anayasa düzenini ortadan kaldırmak isteyen herkese karşı, başka bir çözümün bulunmaması halinde, bütün Almanlar direniş hakkına sahiptir.

Madde 20a. Doğal yaşam kaynaklarının ve hayvanların korunması

Gelecek kuşaklara karşı da sorumlu olan devlet, doğal yaşam kaynaklarını anayasal düzenin çerçevesinde yasamayla, yasalara ve hukuka uygun olarak yürütme ve yargı organlar aracılığı ile korur.

Madde 21. Siyasi partiler

(1) Siyasi partiler, halkın siyasi iradesinin oluşumuna katılırlar. Kurulmaları serbesttir. İç düzenlerinin demokratik ilkelere uygun olması şarttır. Maddi kaynakları ve harcamaları ile malvarlıkları hakkında kamu önünde hesap vermek zorundadırlar.

(2) Amaçlarına ve taraftarlarının tutumuna göre, özgür ve demokratik temel düzeni zedelemek veya ortadan kaldırmak veya Alman Federal Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye sokmak eğilimini gösteren siyasi partiler, Anayasaya aykırıdırlar. Anayasaya aykırılık hakkında Federal Anayasa Mahkemesi karar verir.

(3) Konunun ayrıntılarını federal yasalarla düzenlenir.

Madde 22. Federal Başkent–Federal Bayrak

(1) Federal Almanya Cumhuriyeti’nin başkenti Berlin’dir. Devletin tümünün bu başkentte temsil edilmesi Federasyonun görevidir. Konunun ayrıntıları federal yasa ile düzenlenir.

(2) Federasyonun bayrağı, siyah-kırmızı-altın sarısı renklerinden oluşur.

Madde 23. Avrupa Birliği–Temel Hakların Korunması–Talilik İlkesi

(1) Birleşmiş bir Avrupa’nın gerçekleşmesi için Federal Almanya Cumhuriyeti, demokratik hukuk devleti ilkeleri, sosyal ve federatif esaslara ve yetki ikamesi ilkesine bağlı olan ve bu Anayasaya benzer bir şekilde temel hakların korunmasını sağlayan Avrupa Birliğinin gelişmesinde katkıda bulunur. Federasyon bunun için, Federal Konseyce onaylanan bir yasayla egemenlik haklarını devredebilir. Avrupa Birliğinin kurulması ve onun anlaşma esasları ve benzer kurallar bu Anayasayı değiştirecek veya Anayasaya ilâve getirecek nitelikte ise, Anayasanın 79’uncu maddesinin iki ve üçüncü fıkraları uygulanır.

(1a) Avrupa Birliğinin talilik ilkesine aykırı olarak yasama erkini ihlali nedeniyle, Federal Meclis ve Federal Konseyin Avrupa Birliği Adalet Divanı önünde dava açma hakkı vardır. Federal Meclis, üyelerinin dörtte birinin bu konudaki başvurusu halinde buna yükümlüdür. Federal Konseyin onayını gerektiren Kanun aracılığı ile Federal Meclise ve Federal Konseye Avrupa Birliği’nin sözleşmesel esasları dahilinde verilen hakların yerine getirilebilmesi için, 42’nci maddenin ikinci fıkrasının birinci cümlesi ve 52’nci maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesindeki istisnalara müsaade edilebilir.

(2) Avrupa Birliğinin işlerine Federal Meclis ve Federal Konsey tarafından temsilen Eyaletler katılırlar. Federal Hükümet, Federal Meclisi ve Federal Konseyi en kısa zamanda kapsamlı olarak bilgilendirir.

(3) Federal Hükümet, Avrupa Birliğinin hukuk koyma işlemlerine katılmadan önce, Federal Meclise görüşünü sunmak için fırsat tanır. Federal Hükümet, görüşmelerde Federal Meclisin görüşlerini dikkate alır. Ayrıntıları bir yasa düzenler.

(4) Federal Konsey, devlet içinde benzer işlemlere katılması zorunlu olacak ise veya eyaletlerin yetkisi söz konusu ise, Federasyonun iradesinin oluşmasına iştirak ettirilir.

(5) Federal Hükümet, Federasyonun inhisari yetkilere sahip olduğu bir alanda eyaletlerin menfaatlerinin söz konusu veya Federasyonun yasa koyma yetkisine sahip olduğu takdirde Federal Konseyin görüşünü göz önüne alır. Eğer eyaletlerin yasa koyma yetkisi, makamlarının kurulması veya idari işlemleri ağırlıklı olarak söz konusu olursa, Federasyonun iradesinin oluşmasında Federal Konseyin görüşü özellikle göz önüne alınır; ancak devlet genelinde Federasyonun sorumluluğu korunur. Federasyonun harcamalarını yükseltebilecek veya gelirlerini azaltabilecek işlerde, Federal Hükümetin onayı gereklidir.

(6) Eğer eyaletlerin inhisari yasa koyma yetkileri ağırlıklı olarak söz konusu ise, Federal Almanya Cumhuriyetine Avrupa Birliğinin üye devleti olarak ait olan hakların kullanılmasını, Federasyonun, Federal Konsey tarafından belirlenen eyaletlerin bir temsilcisine devretmesi gereklidir. Hakların kullanılması Federal Hükümetin katılımı ve onunla uzlaşarak icra edilir; ancak devlet genelinde Federasyonun sorumluluğu korunur.

(7) Dört-altıncı fıkraların ayrıntılarını Federal Konseyin onayını gerektiren bir yasa düzenler.

Madde 24. Egemenlik haklarının devri; Kolektif güvenlik sistemine katılma

(1) Federasyon, egemenlik haklarını, devletlerarası kuruluşlara yasayla devredebilir.

(1a) Devlet yetkilerinin kullanımı ve devlet görevlerinin yerine getirilmesi eyaletlere ait olduğu takdirde, eyaletler sınır komşuluk kuruluşlarına, Federal Hükümetin onayı ile egemenlik haklar devredebilirler.

(2) Federasyon, barışın korunması için, karşılıklı olarak kolektif güvenliği sağlayan bir kuruluşa katılabilir; bu halde, Avrupa’da ve dünya halkları arasında barışçı ve sürekli bir düzeni sağlamak ve güvence altına almaya yönelik egemenlik haklarını sınırlandırmaları kabul eder.

(3) Federasyon, devletlerarası uyuşmazlıkların çözümü için, genel, kapsamlı, mecburi, uluslararası tahkimi kuran anlaşmalara katılacaktır.

Madde 25. Federal hukuk ve devletler hukuku

Devletler hukukunun genel kuralları, federal hukukun ayrılmaz parçasıdır. Bu kurallar, yasalardan üstündür ve Federasyonun topraklarında oturanlar için doğrudan hak ve yükümlülükleri doğururlar.

Madde 26. Saldırı savaşı yasağı

(1) Halkların bir arada barış içinde yaşamalarını engellemek, özellikle bir saldırı savaşını hazırlamak eğilimindeki eylemler ve bu amaçla yapılan hareketler, Anayasaya aykırıdır. Bu eylemlerin cezalandırılması öngörülür.

(2) Savaşmak için kullanılan silahların üretilmesi, nakledilmesi ve pazarlanması, Federal Hükümetin iznine bağlıdır. Konunun ayrıntıları federal yasayla düzenlenir.

Madde 27. Ticaret filosu

Alman ticaret gemilerinin tümü bir ticaret filosu meydana getirir.

Madde 28. Eyalet Anayasalarının Federal Anayasaya uygunluğu; yerel idarenin esasları

(1) Eyaletlerdeki anayasal düzen, bu Anayasada belirlenen cumhuriyetçi, demokratik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine uygun olmak zorundadır. Eyaletlerde, ilçe ve belediye ile köylerde genel, doğrudan, serbest, eşit ve gizli oylamaya dayanan bir seçimle oluşturulan ve halkı temsil eden kurumlar bulundurulur. Yerel seçimlerde Avrupa Birliğine üye olan bir devletin yurttaşları, Avrupa Topluluğunun yasaları uyarınca seçme ve seçilme hakkına sahiptirler. Kasabalarda seçilen organın yerini kasaba meclisi alabilir.

(2) Belediye ve köylerine, yasaların çerçevesi içerisinde, kendi sorumluklarının temelinde yerel topluluğun tüm işlerini düzenleme hakkı verilmelidir. Belediye ve köy birlikleri de, kendi yasal görev ve yetki çerçeveleri içinde, yasalara uygun olarak yerel yönetim hakkına sahiptirler. Yerel yönetimin güvence altına alınması onun mali sorumluluğunun temellerini de kapsar; bu temellere, belediye ile köylerin matrah belirleme hakkı sahip olup ekonomik gücüne bağlı olan bir vergi kaynağı dahildir.

(3) Federasyon, eyaletlerin anayasal düzeninin, temel haklara ve bir ve ikinci fıkra hükümlerine uygunluğunu sağlar.

Madde 29. Federasyon topraklarının yeniden düzenlenmesi

(1) Federasyonun toprak ve sınırları, eyaletlerin kendilerine düşen görevleri, büyüklük ve güçlerine göre, gerektiği şekilde yerine getirebilmelerini sağlamak için, yeniden düzenlenebilir. Yeni düzenlemelerde, hemşerilik bağları, tarihi ve kültürel ilişkiler ile çevre düzeni ve eyalet planlamasının gerekleri göz önünde tutulur.

(2) Federal toprak ve sınırlarının yeniden düzenlenmesi için önlemler halk oylamasıyla tasdik edilen bir federal yasa ile yapılır. İlgili eyaletler dinlenir.

(3) Halk oylaması, yeni eyalete veya sınırları yeniden çizilen bir eyalete topraklarını veya bölge kısımları verecek olan eyaletlerde (ilgili eyaletler) yapılır. Oylama, ilgili eyaletlerin mevcut durumunun olduğu gibi kalması veya yeni eyaletin veya sınırları yeniden çizilen eyaletin oluşmasına yönelik soruyla yapılır. Yeni veya sınırları yeniden çizilen bir eyaletin oluşması için gerekli halk oylaması, eğer onun gelecekteki bölgesinde ve ilgili bir eyaletin ile eyalet aidiyetinin aynı anlamda değişeceği eyalet bölgesi veya bölge kısımlarının her birinde bir çoğunluk değişikliği onaylarsa kabul edilmiş olur. Eğer ilgili bir eyaletin bölgesinde bir çoğunluk değişikliği reddederse, halk oylaması reddedilmiş olur; ancak, eyalet aidiyeti değişecek olan bölge kısmında üçte iki bir çoğunluk değişikliği onaylayıp ilgili eyaletin tümünde üçte iki bir çoğunluk değişikliği reddetmiyorsa, oylama kabul edilmiş sayılır.

(4) Kısımları çeşitli eyaletlere yayılan tek bir yerleşim ve ekonomik bölgesinde en az bir milyon nüfus mevcut ise, bu nüfusun federal seçimlere katılma hakkı olanların onda biri, bu alanın beraberce eyalet aidiyetinin oluşturulmasını halk istemi ile talep ediyorsa, o zaman federal yasa ile iki yıl içinde ya eyalet aidiyetinin değiştirilmesi ikinci fıkraya göre belirlenir veya ilgili eyaletlerde referandum düzenlenir.

(5) Referandum, yasada önerilen eyalet aidiyeti değişiminin onay bulup bulmadığını saptamaya yöneliktir. Yasa, referanduma çeşitli, ancak ikiden fazla öneri sunamaz. Eğer, bir çoğunluk önerilen eyalet aidiyeti değişimini onaylıyorsa, o zaman federal yasa ile iki sene içinde eyalet aidiyetinin ikinci fıkraya göre değişip değişmeyeceği belirlenir. Referanduma sunulan öneri üçüncü fıkranın üç ve dördüncü cümlelerine göre bir onay bulursa, referandumun düzenlenmesinden sonra iki sene içerisinde önerilen eyaletin kurulması için bir federal yasa çıkarılır; bu yasanın halk oylamasıyla onanması gerekmez.

(6) Kamu oylamasındaki ve referandumdaki çoğunluk, federal Parlamento seçimlerine katılma ehliyeti olanların en az dörtte birini kapsamak koşuluyla, kullanılan oyların çoğunluğudur. Ayrıca, halk oylamasının, halk isteminin ve referandumun ayrıntıları bir federal yasayla düzenlenir; bu yasa halk istemlerinin beş sene zarfında tekrarlanamayacağını da öngörebilir.

(7) Eğer eyalet aidiyeti değişecek bölgenin nüfusu 50.000 den fazla değilse, eyaletlerin toprak varlıklarının diğer değişiklikleri, ilgili eyaletlerin devlet anlaşmalarıyla veya Federal Konseyin onayı ile bir federal yasayla yapılabilir. Ayrıntıları, Federal Konseyin ve ayrıca Federal Meclisin çoğunluğunun onayı ile bir federal yasa ile düzenlenir. Bu yasada, ilgili belediye ile köy ve ilçelerin dinlenmesini öngörülür.

(8) Eyaletler, kendilerinin kapsamına giren toprakları veya bölge kısımlarını iki ila yedinci fıkralarda yazılan hükümlerden farklı olarak devlet antlaşmalarıyla düzenleyebilirler. İlgili belediye ile köy ve ilçeler dinlenir. Devlet antlaşmasının, ilgili her eyalette halk oylamasıyla onanması gerekir. Devlet antlaşması eyaletlerin bölgelerinin kısımlarına ait ise, onama bu bölgelerin kısımlarındaki halk oylamalarına indirgenebilir; beşinci cümlenin ikinci tümcesi uygulanmaz. Halk oylamasının sonucunu kullanılan oyların en az Federal Meclis seçimine katılma hakkı olanların dörtte birini kapsayan çoğunluğu belirler; ayrıntıları federal yasayla düzenlenir. Devlet antlaşması Federal Meclisin onayını gerektirir.

Madde 30. Eyaletlerin yetki ve görevleri

Anayasadaki özel hükümler saklı kalmak üzere, devlet yetkilerinin kullanılması ve görevlerinin yerine getirilmesi eyaletlere aittir.

Madde 31. Federal hukukun üstünlüğü

Federal hukuk, eyalet hukukunu bozar.

Madde 32. Dış ilişkiler

(1) Yabancı devletlerle ilişkilerin düzenlenmesi Federasyona aittir.

(2) Bir eyaletin özel durumuna ilişkin bir anlaşmanın akdedilmesinden önce, o eyaletin görüşü gecikmeden alınır.

(3) Eyaletler, yasama yetkileri dairesinde, Federal Hükümetin onayıyla, yabancı devletlerle antlaşma yapabilirler.

Madde 33. Yurttaşlık haklarında eşitlik; memurların durumu

(1) Her Alman, her eyalette, yurttaş olarak, eşit hak ve yükümlülüklere sahiptir.

(2) Her Alman, ehliyet ve mesleki yeteneğine göre, eşit olarak kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir.

(3) Medeni ve siyasal haklardan yararlanma, kamu hizmetlerine alınma, kamu hizmetlerinde kazanılan haklar, ilgilinin dini inancına bağlı değildir. Hiç kimse, bir mezhebin üyesi olduğu veya olmadığı için veya felsefi görüşü yüzünden mağdur edilemez.

(4) Egemenlik hak ve yetkilerinin yerine getirilmesi, esas itibariyle, daimî bir görev olarak idari iş ve sadakat ilişkisinde bulunan kamu görevlilerine bırakılır.

(5) Kamu hizmetleri hukuku, memurluğun gelenek ve âdetlerini göz önüne alınarak düzenlenir ve geliştirilir.

Madde 34. Kamu hizmetinden doğan yükümlülüklerin ihlalinde idari sorumluluk

Kamu hizmeti ile görevlendirilmiş bir kimsenin, üçüncü bir şahsa karşı, görevinden doğan bir yükümlülüğü ihlal etmesi halinde, sorumluluk ilke olarak, devlete veya hizmetinde bulunduğu kuruluşa aittir. Kast veya ağır ihmal hallerinde, idarenin rücu hakkı saklıdır. Tazminat ve rücu haklarının kullanılması için adli yargı yolu kapatılamaz.

Madde 35. Adli ve idari yardım; olağanüstü hal yardımı

(1) Federasyon ve eyaletlerin bütün makamları, karşılıklı olarak birbirlerine adli ve idari yardımda bulunurlar.

(2) Kamu güvenliğinin veya düzeninin korunması veya yeniden oluşturulması için her eyalet, olağanüstü hallerde polisini desteklemek üzere federal sınır muhafız birliklerinin kuvvetleri ile kuruluş ve araçlarıyla yardımını isteyebilir; eyalet polisinin bu yardım olmadan görevini yapamayacağı veya ancak aşırı güçlükle yapabileceği şarttır. Doğal bir afette veya çok ağır bir kazada, bir eyalet diğer eyaletlerin polis kuvvetlerini, diğer idarelerin, federal sınır muhafızlığının ve silahlı kuvvetlerin birliklerini ve araçlarını yardıma çağırabilir.

(3) Doğal afet veya kazanın birden fazla eyaletin topraklarını tehdit etmesi halinde, etkili bir mücadele için gerekli oldukça, Federal Hükümet eyalet hükümetlerine talimatta bulunarak polis kuvvetlerini diğer eyaletlerin hizmetine vermelerini emredebilir ve federal sınır muhafızlığı ve silahlı kuvvetlerin birliklerini polis güçlerini desteklemeğe gönderebilir. Birinci cümleye göre Federal Hükümetin aldığı önlemler, Federal Konseyin isteğiyle her zaman, diğer hallerde tehlikenin giderilmesinden sonra gecikmeden kaldırılır.

Madde 36. Federal idarenin görevlileri

(1) Yüksek federal makamların memurları, her eyaletten uygun bir oranda istihdam edilir. Federal makamlarda görevli diğer memurlar, genel kural olarak çalıştırıldıkları eyaletten alınır.

(2) Askerlik ile ilgili yasalar, Federasyonun eyaletlere bölünmesini ve hemşehriliğin özelliklerini göz önünde tutmalıdır.

Madde 37. Federasyonun yaptırım hakkı

(1) Bir eyalet, kendisine Anayasa veya diğer bir federal yasayla verilmiş olan yükümlülükleri yerine getirmediği takdirde, Federal Hükümet, Federal Konseyin onayıyla federal yaptırım hakkını kullanarak, eyaletin yükümlülüklerini yerine getirmesi için gerekli önlemleri alır.

(2) Federal yaptırım hakkının kullanmasında, Federal Hükümet veya temsilcisi bütün eyaletlere ve onların makamlarına emir vermek yetkisine sahiptir.

III. Federal Meclis

 

Madde 38 Seçimler

(1) Alman Federal Meclisin milletvekilleri genel, doğrudan, serbest, eşit ve gizli oyla seçilirler. Onlar, bütün halkın temsilcisi olup, kendilerine verilen temsil yetkisi ve talimatlarla bağlı olmayıp yalnız vicdanlarına karşı sorumludurlar.

(2) 18 yaşını bitiren seçme, reşitlik yaşını bitiren seçilme hakkına sahiptir.

(3) Konunun ayrıntıları federal yasayla düzenlenir.

Madde 39. Toplanma ve görev süresi

(1) Federal Meclis, aşağıdaki hükümler saklı kalmak üzere, dört yıl için seçilir. Görev süresi, yeni Federal Meclisin toplanmasıyla sona erer. Yeni seçim, seçim döneminin başlangıcından en erken 46 ay içinde, en geç de 48 ay sonra yapılır. Federal Meclisin feshi durumunda, yeni seçim 60 gün içinde yapılır.

(2) Federal Meclis, en geç seçimden sonraki otuzuncu günde toplanır.

(3) Federal Meclis, oturumlarının kapatılma ve yeniden açılma zamanını kendisi kararlaştırır. Federal Meclis Başkanı, meclisi daha erken toplantıya çağırabilir. Meclis Başkanı, üyelerin üçte birinin, Federal Cumhurbaşkanının veya Federal Başbakanın istemi üzerine, bu çağrıyı yapmakla yükümlüdür.

Madde 40. Başkan, iç tüzük

(1) Federal Meclis, başkanını, başkan yardımcılarını ve kâtiplerini seçer. Kendi iç tüzüğünü yapar.

(2) Başkan, Federal Meclis binalarında, idare ve kolluk görevlerini yerine getirir. Kendisinin izni olmaksızın, Federal Meclis binalarında arama veya elkoyma yapılamaz.

Madde 41. Seçimlerin denetimi

(1) Seçimlerin denetimi Federal Meclisine aittir. Meclis, bir Milletvekilinin üyelik sıfatını kaybetmesi konusunda da karar verir.

(2) Federal Meclisin kararına karşı Federal Anayasa Mahkemesine itiraz edilebilir.

(3) Konunun ayrıntılarını federal yasayla düzenlenir.

Madde 42. Görüşmeler, çoğunluk ilkesi

(1) Federal Meclisin görüşmeleri herkese açıktır. Üyelerden onda birinin veya Federal Hükümetin isteğiyle, üçte iki çoğunlukla oturumun gizli yapılmasına karar verilebilir. Bu istek, gizli oturumda karara bağlanır.

(2) Anayasada aksi hüküm bulunmadıkça, Federal Meclisin kararları verilen oyların çoğunluğu ile alınır. İçtüzük, Federal Meclis tarafından yapılacak oylamalar hakkında istisnalar öngörebilir.

(3) Federal Meclisin ve komisyonlarının açık oturumları hakkında gerçeğe uygun haberlerin yayınlanması hiçbir sorumluluğu doğurmaz.

Madde 43. Federal Hükümet ve Federal Konseyin üyelerinin hazır bulunması

(1) Federal Meclis ve komisyonları, toplantılarında Federal Hükümetin her üyesinin hazır bulunmasını isteyebilirler.

(2) Federal Konsey ve Federal Hükümet üyelerinin veya temsilcilerinin Federal Meclis ve komisyonlarının tüm oturumlarına serbestçe katılabilirler ve her zaman konuşma hakları vardır.

Madde 44. Soruşturma komisyonları

(1) Federal Meclis kendiliğinden veya üyelerinin dörtte birinin isteği üzerine zorunlu olarak, açık oturumda gerekli delilleri toplamakla görevli bir soruşturma komisyonu kurabilir. Soruşturma komisyonunun toplantılarının gizli yapılmasına karar verilebilir.

(2) Delillerin toplanmasına, ceza muhakemeleri usulü hükümleri kıyasen uygulanır. Mektup, posta ve telefon haberleşmelerinin gizliliği saklıdır.

(3) Mahkemeler ve idari makamlar, adlî ve idari yardımla yükümlüdürler.

(4) Soruşturma komisyonlarının kararları mahkemelerde görüşülmez. Mahkemeler, soruşturmaya konu teşkil eden olayların değerlendirilmesinde ve muhakemesinde serbesttirler.

Madde 45. Avrupa Birliği işleri komisyonu

Federal Meclis, Avrupa Birliğinin işleri için bir komisyon kurar. Federal Meclis, bu komisyonu 23 uyarınca Federal Meclisin Federal Hükümet’e karşı olan haklarını yerine getirmesi için yetkilendirebilir. Aynı şekilde, Avrupa Birliğine ait sözleşmesel esaslarla verilen hakları yerine getirmesi için de yetkilendirebilir.

Madde 45a. Dışişleri ve ulusal savunma komisyonları

(1) Federal Meclis, dışişleri ve ulusal savunma için birer komisyon kurar.

(2) Ulusal savunma komisyonu, aynı zamanda bir soruşturma komisyonunun haklarına da sahiptir; üyelerinin dörtte biri istediğinde, bir olayı soruşturma konusu yapmak zorundadır.

(3) 44’üncü maddenin birinci fıkrası ulusal savunma konusunda uygulanmaz.

Madde 45b. Federal savunma ombudsmanı

Temel hakların korunması ve Federal Meclisin parlamenter denetim işleminde yardımcı organ olarak bir Federal savunma ombudsmanı atanır. Konunun ayrıntıları bir federal yasayla düzenlenir.

Madde 45c. Dilekçe komisyonu

(1) Federal Meclis, 17’nci madde gereğince Federal Meclise verilen dilekçe ve şikayetleri incelemekle yükümlü olan bir komisyon kurar.

(2) Komisyonun, şikayetleri gözden geçirme yetkilerini bir federal yasayla düzenlenir.

Madde 45d. Parlamenter Denetim Kurulu

(1) Federal Meclis, Federasyonun İstihbarat Teşkilatı (Bundesnachrichtendienst) faaliyetlerini denetlemek için bir kurul atar.

(2) Konunun ayrıntıları bir federal yasayla düzenlenir.

Madde 46. Dokunulmazlık

(1) Bir milletvekili aleyhine, hiçbir zaman, Federal Meclis veya onun komisyonlarından birinde verdiği oy veya açıkladığı bir düşüncesinden dolayı, adli veya disiplin yönünden kovuşturma yapılamaz ve kendisi Federal Meclis dışında bir başka şekilde hesap vermeye çağrılamaz. Bu hüküm, sövmeli hakaretlere uygulanmaz.

(2) Bir Milletvekili suçüstü halinde veya ertesi gün tutuklanmış olmadıkça, cezayı gerektiren bir eylemden dolayı ancak Federal Meclisin izniyle hesap vermeye çağrılabilir veya tutuklanabilir.

(3) Bunun dışında, bir milletvekilinin kişisel özgürlüğün her türlü sınırlandırılması veya 18’inci maddeye göre aleyhinde bir işlem yapılabilmesi için de Federal Meclisin izni aranır.

(4) Bir milletvekili hakkındaki her türlü ceza davası, 18’inci maddeye göre aleyhinde yapılan her çeşit işlem ve her tutuklama ve kişisel özgürlüğünün sınırlandırılması önlemi, Federal Meclisin istemesi üzerine ertelenir.

Madde 47. Tanıklıktan çekinme hakkı

Milletvekillerinin, kendilerine milletvekilliği sıfatı dolayısıyla veya kendilerinin bu sıfatlarıyla bilgi verdikleri kişiler ve verilen bilgiler konusunda tanıklıktan çekinme hakları vardır. Tanıklıktan çekinmenin sınırları çerçevesinde belgelere el koymak da yasaktır.

Madde 48. Milletvekillerinin hakları

(1) Federal Meclise seçilmek için aday olan herkesin, seçim hazırlığı için gerekli olan izni isteme hakkı vardır.

(2) Hiç kimsenin milletvekilliği görevini kabul ve yerine getirmesine engel olunamaz. Bu nedenle bir iş sözleşmesinin feshi veya işe son vermek yasaktır.

(3) Milletvekillerinin bağımsızlıklarını sağlayacak uygun bir ödenek istemeye hakları vardır. Kendileri, devletin bütün ulaştırma araçlarından karşılıksız faydalanmak hakkına sahiptirler. Konunun ayrıntılarını federal yasayla düzenlenir.

Madde 49. (kaldırılmıştır.)

 

 

  1. Federal Konsey

 

Madde 50. Görev

Eyaletler, Federal Konsey aracılığıyla, Federasyonun yasama ve idaresine ve Avrupa Birliğinin işlerine katılırlar.

Madde 51. Kuruluş

(1) Federal Konsey, eyalet hükümetlerinin atayıp görevden alabildikleri üyelerinden oluşur. Bunlar, kendi hükümetlerinin diğer üyelerince de temsil olunabilirler.

(2) Her eyaletin en azından üç, nüfusu iki milyondan fazla olan eyaletlerin dört, nüfusu altı milyondan fazla olanların beş, nüfusu yedi milyondan fazla olanların ise altı oyu vardır.

(3) Her eyalet sahip olduğu oy sayısı kadar üye gönderebilir. Bir eyaletin oyları ancak tek yönde ve yalnız hazır olan üyeler veya onların temsilcileri aracılığıyla kullanılabilir.

Madde 52. Başkan; iç tüzük; toplantılar; Avrupa Kamarası

(1) Federal Konsey, bir yıl için kendi başkanını seçer.

(2) Federal Konseyi başkan toplantıya çağırır; en az iki eyaletin temsilcisi veya Federal Hükümet istediğinde, bu çağrıyı yapmakla yükümlüdür.

(3) Federal Konsey, kararlarını oy sayısının salt çoğunluğu ile alır. Kendi iç tüzüğünü yapar. Toplantıları herkese açıktır. Oturumun gizliliğine karar verilebilir.

(3 a) Federal Konsey, Avrupa Birliğinin işleri için bir Avrupa Kamarası kurabilir; bunun kararları Federal Konseyin kararları sayılır; eyaletlere ait yeknesak biçimde verilmesi gereken oyların sayısı 51’inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenir.

(4) Federal Konseyin komisyonlarına diğer üyeler veya eyalet hükümetlerinin görevlileri katılabilir.

Madde 53. Federal Hükümetin katılması

Federal Hükümet üyeleri, Federal Konseyin ve komisyonlarının görüşmelerine katılmak hakkına sahip olup istek üzerine de bunlara katılmak zorundadırlar. Her zaman konuşma hakları vardır. Federal Hükümet işlerinin gidişi hakkında Federal Konseye sürekli bilgi vermekle yükümlüdür.

IVa. Ortak Komisyon

 

Madde 53a. Kuruluş

(1) Ortak komisyon, üçte ikisi Federal Meclis milletvekillerinden ve üçte biri Federal Konsey üyelerinden oluşur. Milletvekilleri, Federal Meclis tarafından parti gruplarının kuvveti oranında belirlenir; bunlar Federal Hükümete mensup olamazlar. Her eyalet, kendi seçtiği Federal Konseyin bir  üyesi aracılığıyla temsil edilir; bu üyeler talimatlara bağlı değildirler. Ortak Komisyonun kurulması ve çalışma şekli, Federal Meclisin kabul ve Federal Konseyin onayını gerektiren bir iç tüzükle düzenlenir.

(2) Federal Hükümetin, ortak komisyona ulusal savunma hakkındaki programları konusunda bilgi vermesi zorunludur. Federal Meclis ve komisyonlarının 43’üncü maddenin birinci fıkrasında yazılan hakları saklıdır.

  1. Federal Cumhurbaşkanı

 

Madde 54. Federasyon Kongresi tarafından seçim

(1) Federal Cumhurbaşkanı, Federasyon Kongresi tarafından görüşmesiz olarak seçilir. Federal Meclis seçimlerinde oy hakkı olan ve 40 yaşını doldurmuş bulunan her Alman Cumhurbaşkanı seçilebilir.

(2) Federal Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Federal Cumhurbaşkanı bu sürenin bitiminde bir defaya mahsus kalmak şartıyla tekrar seçilebilir.

(3) Federasyon Kongresi, Federal Meclis üyelerinden ve toplam aynı sayıda eyalet Parlamentolarının nispi seçim sistemine göre seçecekleri üyelerden oluşur.

(4) Federasyon Kongresi en geç, Federal Cumhurbaşkanının görev süresinin sona ermesinden otuz gün önce ve görevin daha önce sona ermesi halinde, bu tarihten başlayarak en geç otuz gün sonra toplanır. Federasyon Kongresi, Federal Meclis Başkanı tarafından toplantıya çağrılır.

(5) Seçim döneminin sonunda Federal Meclisin ilk toplantısıyla birlikte dördüncü fıkranın birinci cümlesindeki süre işlemeye başlar.

(6) Federasyon Kongresi üyelerinin çoğunluğunun oyunu alan aday seçilir. İlk iki turda hiçbir aday bu çoğunluğu sağlayamamışsa, bunlardan sonraki turda en çok oy elde eden aday seçilmiş olur.

(7) Konunun ayrıntıları federal yasayla düzenlenir.

Madde 55. Uyuşmazlıklar

(1) Federal Cumhurbaşkanı, Federasyon veya bir eyaletin hükümetine veya yasama ile görevli bir organına üye olamaz.

(2) Federal Cumhurbaşkanı, hiçbir ücretli görevi, sanat veya mesleği icra edemez ve kâr gayesi güden bir işletmenin ne yönetimine ne de denetim kuruluna katılamaz.

Madde 56. Görev andı

Federal Cumhurbaşkanı, görevine başlarken, Federal Meclis ve Federal Konsey üyelerinin birleşik toplantısı önünde aşağıdaki şekilde and içer:

“Gücümü Alman ulusunun mutluluğuna adayacağıma, onun refahını arttıracağıma, ona gelebilecek zararları önleyeceğime, Anayasaya ve federal yasalara saygı gösterip, onları savunacağıma, yükümlülüklerimi titizlikle yerine getireceğime ve herkese karşı adaletli davranacağıma and içerim.

Tanrı bana yardımcı olsun!”

Yemin, dini bir ifade kullanmaksızın da yapılabilir.

Madde 57. Cumhurbaşkanına vekalet

Federal Cumhurbaşkanının bir engeli çıkması veya başkanlığın süresinden önce boş kalması halinde, yetkileri Federal Konsey Başkanınca kullanılır.

Madde 58. Tasdik

Federal Cumhurbaşkanının karar ve işlemlerinin geçerli olabilmesi için, Federal Başbakan veya yetkili Federal Bakanca tasdiken imza edilmesi gerekir. Federal Başbakanın ataması ve görevden alınması, 63’üncü maddeye göre Federal Meclisin feshi ve 69’uncu maddenin üçüncü fıkrasında öngörülen talep bunun dışındadır.

Madde 59. Uluslararası temsil yetkisi

(1) Federasyonu uluslararası planda Federal Cumhurbaşkanı temsil eder. Yabancı devletlerle Federasyon adına anlaşmalar akdeder. Elçilerin itimatnamelerini ve kendilerini kabul eder.

(2) Federasyonun siyasal ilişkilerini düzenleyen veya federal yasamaya ait hususları ilgilendiren antlaşmalar, federal yasaları kabule yetkili organların, federal bir yasayla onayını veya iştirakini gerektirir. İdari mahiyetteki anlaşmalar bakımından, federal idareye ilişkin hükümler kıyasen uygulanır.

Madde 59a. (kaldırılmıştır)

Madde 60. Federal memur ve subayların atanması; af yetkisi

(1) Federal Cumhurbaşkanı, aksine bir yasa hükmü olmadıkça federal yargıçları, federal memurları, subay ve astsubayları atar ve görevden alır.

(2) Federal Cumhurbaşkanı, münferit hallerde Federasyon adına özel af hakkını kullanır.

(3) Kendisi bu yetkileri başka makamlara devredebilir.

(4) 46’ncı maddenin 2, 3 ve 4’üncü fıkraları Federal Cumhurbaşkanı hakkında da kıyasen uygulanır.

Madde 61. Federal Cumhurbaşkanına karşı dava

(1) Federal Meclis veya Federal Konsey, Anayasayı veya diğer bir federal yasayı kasten ihlal ettiği gerekçesiyle, Federal Cumhurbaşkanını Federal Anayasa Mahkemesi önünde dava edebilirler. Davanın açılması talebinde bulunmak için, Federal Meclis üyelerinin en az dörtte biri veya Federal Konseyindeki oyların en az dörtte biri zorunludur. Davanın açılması kararı, Federal Meclis üyelerinin veya Federal Konseyindeki oyların en az üçte ikisiyle verilir. Davada temsil görevini dava eden yasama meclisinin bir temsilcisi yerine getirir.

(2) Federal Anayasa Mahkemesi, Federal Cumhurbaşkanını Anayasayı veya diğer bir federal yasayı kasten ihlal etmekten suçlu bulduğu takdirde, Federal Cumhurbaşkanının görevini kaybettirebilir. Federal Anayasa Mahkemesi, davanın açılmasından sonra, Federal Cumhurbaşkanının görevini yerine getirmesini durdurabilir.

  1. Federal Hükümet

 

Madde 62. Kuruluş

Federal Hükümet, Federal Başbakan ve Federal Bakanlardan oluşur.

Madde 63. Federal Başbakanın seçimi, Federal Meclisin feshi

(1) Federal Başbakan, Federal Cumhurbaşkanının önerisi üzerine Federal Meclis tarafından görüşmesiz olarak seçilir.

(2) Federal Meclis üyelerinin oylarının çoğunluğunu elde eden aday seçilir. Seçimi kazanan aday, Federal Cumhurbaşkanınca atanır.

(3) Önerilen aday seçilmediği takdirde, Federal Meclis, oylamadan sonraki 14 gün içinde, üyelerinin salt çoğunluğuyla bir Federal Başbakan seçebilir.

(4) Bu süre içinde bir seçim yapılamamışsa, derhal yeni bir seçim turu yapılır ve bunda oyların çoğunluğunu alan aday seçilmiş olur. Seçilen aday, Federal Meclis üyelerinin çoğunluğunun oylarını elde etmişse, Federal Cumhurbaşkanı seçimden sonraki yedi gün içinde onu atar. Seçilen aday bu çoğunluğu sağlayamamış ise, Federal Cumhurbaşkanı yedi gün içinde ya onu atar ya da Federal Meclisi fesheder.

Madde 64. Federal bakanların atanması

(1) Federal Bakanlar, Federal Başbakanın önerisi üzerine, Federal Cumhurbaşkanınca atanır ve görevden alınırlar.

(2) Federal Başbakan ve Bakanlar, göreve başlarlarken, Federal Meclis önünde, 56’ncı  maddede öngörülen andı içerler.

Madde 65. Sorumluluğun dağılımı

Federal Başbakan, siyasetin yönergesini tespit eder ve bunun sorumluluğunu yüklenir. Bu yönerge içerisinde, her Federal Bakan kendisinin çalışma alanını, kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak yönetir. Federal Bakanların aralarındaki görüş ayrılıkları konusunda Federal Hükümet karar verir. Federal Başbakan hükümet işlerini, Federal Hükümetçe kabul edilmiş ve Federal Cumhurbaşkanınca onaylanmış bir iç tüzüğe göre yönetir.

Madde 65a. Silahlı kuvvetlere kumanda yetkisi

Federal Savunma Bakanının, Silahlı Kuvvetler üzerinde emir ve kumanda yetkisi vardır.

Madde 66. Ek görev yasağı

Federal Başbakan ve Bakanlar, diğer bir ücretli görev, sanat ve meslek icra edemezler; kâr amacı güden bir işletmenin yönetim kuruluna ve Federal Meclisin onayı olmayan hallerde de denetim kuruluna katılamazlar.

Madde 67. Güvensizlik oyu

(1) Federal Meclis, Federal Başbakana güvensizlik oyunu ancak, üyelerinin salt çoğunluğuyla ona bir halef seçmek ve Federal Cumhurbaşkanından onun görevden azlını istemek suretiyle verebilir. Federal Cumhurbaşkanı bu isteğe uyar ve seçileni atar.

(2) Oylama, önergenin verilmesinden en az kırksekiz saat sonra yapılır.

Madde 68 Güvenoyu, Federal Meclisin feshi

(1) Federal Başbakanın kendisine güvenoyu verilmesi hakkındaki önergesi Federal Meclis üyelerinin çoğunluğunun oylarıyla kabul edilmemişse, Federal Cumhurbaşkanı, Federal Başbakanın önerisi üzerine, 21 gün içinde Federal Meclisi feshedebilir. Federal Meclisin, üyelerinin çoğunluğuyla yeni bir Federal Başbakanı seçtiği durumda, fesih hakkı düşer.

(2) Oylama, önergenin verilmesinden en az kırk sekiz saat sonra yapılır.

Madde 69. Başbakan yardımcısı, hükümetin görev süresi

(1) Federal Başbakan, Federal Bakanlardan birini, Başbakan Yardımcısı olarak atar.

(2) Federal Başbakanın veya bir Federal Bakanın görevi, her halde yeni Federal Meclisin toplanmasıyla sona erer; bunun dışında Federal Bakanın görevi, Federal Başbakanın görevinin diğer nedenlerle sona ermesi halinde de sona erer.

(3) Federal Başbakan, Federal Cumhurbaşkanının isteği üzerine, Federal Bakanlar ise Federal Başbakan veya Federal Cumhurbaşkanının isteği üzerine kendilerine bir halef atanana kadar görevlerine devam ederler.

VII. Federasyonun Yasama Yetkisi

 

Madde 70. Federasyon ve eyaletlerin yasama yetki ve görevleri

(1) Eyaletler, bu Anayasanın Federasyona yasama yetkisi tanımadığı sürece, yasama yetkisine sahiptirler.

(2) Federasyonun ile eyaletlerin yetki ve görevlerinin sınırlanması, bu Anayasanın inhisarı yasama ve yarışan yasama hakkındaki hükümlerine göre yapılır.

Madde 71. Federasyonun inhisari yasama yetkisi

Federasyonun inhisari yasama alanına giren konularda eyaletlerin, ancak federal bir yasanın kendilerine açıkça izin vermesi halinde ve o yasanın öngördüğü ölçüde yasama yetkileri vardır.

Madde 72. Federasyonun yarışan yasama yetkisi

(1) Yarışan yasama alanına giren konularda, Federasyonun kendi yasama hakkını yasa ile kullanmadığı hallerde ve ölçüde, eyaletlerin yasama yetkilerine sahiptir.

(2) 74’üncü maddenin birinci fıkrasının 4, 7, 11, 13, 15, 19a, 20, 22, 25 ve 26 numaralı bentlerine ilişkin alanlarda Federasyon, yasama yetkisine, ancak Federasyon topraklarında eşdeğer yaşam koşullarının sağlanması veya hukuki ve ekonomik birliğin muhafazası bir federal düzenlemeyi yüksek devlet yararının gerektirdiği hallerde ve ölçüde sahiptir.

(3) Federasyonun, kendi yasama yetkisini kullanması halinde eyaletler Kanun aracılığı ile şu konularda aykırı düzenlemeler yapabilirler:

  1. Av rejimi (Av ruhsatına ilişkin rejim hariç olmak üzere);
  2. Doğanın ve doğal güzelliklerin bakımı ve korunması (doğanın korunmasına ilişkin genel ilkeler ve hayvan türlerinin korunması veya denizin doğasının korunmasına ilişkin hak hariç olmak üzere);
  3. Arazilerin taksimi;
  4. Çevre düzeni;
  5. Suların idaresi (kimyasal madde ve tesislere ilişkin düzenlemeler hariç);
  6. Yüksek öğretime kabul ve yüksek öğretim diploması. Bu alanlardaki federal yasalar, Federal Konseyin onayı ile aksi kararlaştırılmadıkça en erken ilanlarından itibaren altı ay sonra yürürlüğe girerler. Birinci cümleye ilişkin alanda federal hukuk ile eyalet hukuku arasında sonraki Kanun öncelik taşıyacaktır.

(4) Federal yasa ile ikinci fıkraya göre yapılan bir düzenlemenin gerekliliği ortadan kalktığı halinde, federal bir yasa ile bu düzenlemenin yerine, eyalet hukukunun geçebileceği belirlenebilir.

Madde 73. İnhisari yasama konuları

(1) Federasyonun, aşağıdaki konularda inhisari yasama yetkisine sahiptir:

  1. Dışişleri, sivil halkın korunması dahil ulusal savunma işleri;
  2. Federasyon vatandaşlığı,
  3. Seyahat özgürlüğü, pasaport işleri, mesken bildirme ve hüviyet işleri, iç (Almanya’ya) ve dış (Almanya’dan) göç, suçluların iadesi;
  4. Değişik şekilleriyle para rejimi, ölçü ve tartı rejimi ile zaman biriminin tespiti;
  5. Gümrük ve ticaret birliği, ticaret ve deniz taşımacılığı hakkındaki antlaşmalar, malların serbest dolaşımı, gümrük ve sınır muhafazası dahil olmak üzere yabancı devletlerle ticaret ve ödeme trafiği;

5a. Alman kültür varlıklarının yurtdışına çıkarılmasına karşı korunması;

  1. Hava ulaşımı;

6a. Bütünüyle veya çoğunluğuyla Federasyonun mülkiyetinde olan demir yolları ulaşımı (federal demir yolları); federal demir yollarının altyapısının yapımı, bakımı, işletmesi ile altyapısının kullanım harç ve ücretlerinin toplanması;

  1. Posta ve telekomünikasyon işleri;
  2. Federasyon ve Federasyona doğrudan doğruya bağlı kamu tüzel kişilerindeki görevlilerin hukuki statüleri;
  3. Sınai hakların korunması, telif ve yayın hakkı;

9a. Uluslararası terörizme ilişkin tehlikelere karşı Federal Kriminal Emniyet Dairesi aracılığı ile eyaletler üstü bir tehlikenin mevcudiyeti halinde, hangi Eyalet Emniyet Müdürlüğünün yetkili olduğu belirlenemiyorsa veya en yüksek eyalet makamının görevi devir için talepte bulunması halinde;

  1. Federasyon ve eyaletlerin işbirliği:
  2. a) Sivil polis konusunda,
  3. b) Özgür demokratik düzenin, Federasyonun veya bir eyaletin varlığının veya güvenliğinin korunmasında (Anayasanın korunması) ve
  4. c) Federal Almanya Cumhuriyetinin dışişlerindeki çıkarlarının, şiddet uygulayarak veya buna yönelik hazırlık eylemleriyle tehlikeye sokacak Federasyon topraklarındaki hareketlere karşı korunmasında ayrıca federal bir sivil polis örgütünün kurulması ve suçlulukla uluslararası mücadelede;
  5. Federal amaçlarla istatistik yapılması.
  6. Silah ve patlayıcı madde rejimi;
  7. Savaş malullerine, savaş mağdurlarının ailelerine ve eski savaş esirlerine yardım;
  8. Atom enerjisinin barışçı amaçlarla üretilmesi ve kullanılması, bu amaçla tesisler kurma ve işletme, atom enerjisinin dışarıya sızması veya iyonlayan ışınlardan doğacak tehlikelere karşı korunmak veya radyoaktif maddeleri ortadan kaldırmak.

(2) Birinci fıkranın 9a numaralı bendine göre çıkartılacak yasalar Federal Konseyin onayını gerektir.

Madde 74. Yarışan yasama konuları

(1) Yarışan yasama görev ve yetkisi aşağıdaki konuları kapsar:

  1. Medeni hukuk, ceza hukuku, adliye örgütü, yargılama usulü (tutukluluk hali rejimi hariç olmak üzere), baro, noterlik ve hukuk danışmanlığı;
  2. Nüfus sicili işleri;
  3. Dernekler hukuku;
  4. Yabancıların ikamet ve yerleşme rejimi;

4a. (kaldırılmıştır)

  1. (kaldırılmıştır)
  2. Mülteci ve sürgün sorunları;
  3. Kamu sosyal rejimi (bakım evleri rejimi hariç);
  4. (kaldırılmıştır)
  5. Savaş zararları ve tazminatı;
  6. Askeri mezarlıklar, savaşın öteki kurbanlarıyla şiddet rejim kurbanlarının mezarları;
  7. Ekonominin hukuku (maden, sanayi, enerji, esnaf ve sanatkârların işleri, ticaret, banka ve borsa rejimi, özel hukuk sigorta rejimi); dükkanların kapanış saatleri ile restoranlara, oyun ve kumar yerlerine, kişilerin sergilenmesi, fuarlara, sergilere ve pazar yerlerine ilişkin düzenlemeler hariç

11a. (kaldırılmıştır)

  1. İşletme teşkilatı hukuku dahil olmak üzere iş hukuku, iş güvenliği ve iş bulma ve de işsizlik sigortası dahil olmak üzere sosyal sigortalar;
  2. Tahsil ve çıraklık burslarının düzenlenmesi ve bilimsel araştırmanın teşviki;
  3. 73 ve 74’üncü maddelerde öngörülen konularda kamulaştırma hukuku;
  4. Emlak ve arazinin, doğal kaynaklar ve üretim araçlarının kolektif mülkiyet veya kamu ekonomisinin diğer şekillerine dönüştürülmesi;
  5. İktisadi kudretin kötüye kullanılmasının önlenmesi;
  6. Tarım ve orman üretiminin geliştirilmesi (parsellerin yeniden düzenlenmesine ilişkin rejim dışında), beslenmeyi sağlayacak önlemler, tarım ve orman ürünlerinin ithal ve ihracı, açık deniz ve kıyı balıkçılığı ve sahillerin korunması;
  7. Şehir planlaması kapsamındaki gayrimenkul alım ve satımı, toprak hukuku (belediye ile köy alt şerefiye rejimi dışında) ve sükna parası rejimi, eski borçlara ilişkin yardım rejimi, konut inşasına ait prim/taksit rejimi, maden işçilerine ait konut inşası ve madencilere ait yerleşme yeri rejimleri;
  8. İnsan ve hayvanlarda oluşan ve kamu sağlığını tehdit eden veya bulaşıcı hastalıklara karşı önlemler; tıbbi mesleklere ve tedavi alanında, diğer meslek ve faaliyetlerde ruhsat rejimi; eczacılığa ait düzenleme, tıbbi müstahzarat ve ilaçlarla, tedavi araçları, uyuşturucu ve zehirli maddelerin ticareti;

19a. Hastanelerin iktisadi durumlarının güvence altına alınması ve hastane tarifelerinin düzenlenmesi;

  1. Bunları oluşturan hayvanlar da dahil olmak üzere ilişkin yiyecek maddelerine ilişkin rejim, keyif verici maddelere ilişkin rejim, gereksinme maddeleri, hayvan yemleri ve tarım ve orman bitki ve tohum ticaretinin korunması, ağaç ve bitkilerin hastalık ve parazitlere karşı korunması ile hayvanların korunması;
  2. Açık deniz ve kıyı gemiciliği, deniz trafik işaretleri, iç sularda gemicilik, meteoroloji hizmeti, genel ulaşıma hizmet eden deniz yolları ve nehir yolları;
  3. Karayolu trafiği, motorlu taşıtlar rejimi, uzak ulaşım kara yollarının yapımı ve bakımı, araçlardan kamu yollarının kullanılmasında alınacak harç ve bedellerin toplanması ve dağılımı;
  4. Teleferik dışında, federal sayılmayan diğer demiryolları ulaşımı;
  5. Artık sanayi, havanın korunması ve gürültüye karşı mücadele (davranışa bağlı sesten koruma hariç);
  6. Devlet sorumluluğu;
  7. İnsan yaşamının tıbbi olarak istihsali, gen enformasyonlarının araştırılması ve yapay değiştirilmesi ile organ, doku ve hücre aktarımı.
  8. Eyaletlere, belediyelere ve kamu hukukun diğer tüzel kişilerinde çalışan memurların, yine eyaletlerdeki hakimlerin statü hakları, meslek kolu, ücret ve bakım hariç olmak üzere;
  9. Av rejimi;
  10. Doğanın ve doğal güzelliklerin bakımı ve korunması;
  11. Arazi taksimi;
  12. Çevre düzeni;
  13. Suların idaresi;
  14. Yüksek öğretime kabul ve yüksek öğretim diploması.

(2) Birinci fıkranın 25 numaralı bendine göre çıkarılacak yasalar Federal Konseyin onayını gerektirir.

Madde 74a. (kaldırılmıştır)

Madde 75. (kaldırılmıştır)

Madde 76. Yasa tasarıları

(1) Yasa tasarıları Federal Meclise, Federal Hükümet, Federal Meclis üyelerince veya Federal Konsey tarafından sunulur.

(2) Federal Hükümetin yasa tasarıları önce Federal Konseye sunulur. Federal Konsey, altı hafta içerisinde tasarılar hakkında görüşünü bildirebilir. Federal Konsey, önemli bir nedenden dolayı, özellikle tasarının kapsamı itibariyle, sürenin uzatılmasını isterse, süre dokuz haftaya kadar çıkar. Federal Hükümet, Federal Konseye ivedi olarak nitelendirerek sunduğu bir tasarıyı, Federal Konseyin görüşü çıkmamış olsa bile, üç hafta sonra veya Federal Konsey 3. cümleye göre istemde bulunmuşsa, altı hafta sonra Federal Meclise gönderebilir; Federal Hükümet, Federal Konseyin görüşünü, bildirilmesinden sonra, derhal Federal Meclise ulaştırır. Bu Anayasayı değiştirmeye ve 23 veya 24’üncü maddelere göre egemenlik haklarının devriyle ilgili tasarılar için görüş bildirme süresi dokuz haftadır; dördüncü cümle uygulanmaz.

(3) Federal Konseyin yasa tasarıları, Federal Hükümetçe altı hafta içinde Federal Meclise sunulur. Hükümet bunu yaparken, kural olarak, kendi görüşünü de sunar. Federal Hükümet, önemli bir nedenden dolayı, özellikle tasarının kapsamı itibariyle, sürenin uzatılmasını isterse, süre dokuz haftaya kadar çıkar. Federal Konseyin ivedi olarak nitelendirerek sunduğu bir tasarı için bu süre üç hafta, Federal Hükümet üçüncü cümleye göre istemde bulunmuşsa, altı haftadır. Bu Anayasayı değiştirmeye ve 23 veya 24’üncü maddelere göre egemenlik haklarının devrine yönelik tasarılar için görüş bildirme süresi dokuz haftadır; dördüncü cümle uygulanmaz. Federal Meclis tasarıyı uygun bir süre içinde görüşür ve karara bağlar.

Madde 77. Yasama süreci, arabuluculuk komisyonu, Federal Konseyin itirazı

(1) Federal yasalar, Federal Meclis tarafından kabul edilir. Yasalar, kabullerinden sonra Federal Meclis Başkanınca hemen Federal Konseye gönderilir.

(2) Federal Konsey, yasa metninin kendisine ulaşmasını izleyen üç hafta içinde, tasarıyı birlikte görüşmek amacıyla, Federal Meclis ve Federal Konsey üyelerinden kurulu bir komisyonun toplanmasını isteyebilir. Bu komisyonun kuruluş ve çalışma şeklini, Federal Meclisin kabul ettiği ve Federal Konseyin onayına bir iç tüzük düzenler. Federal Konseyin bu komisyona gönderilen üyeleri talimatlarla bağlı değildir. Federal Konseyin onayını gerektiren yasalar için, Federal Meclis ve Federal hükümet de bu komisyonun toplanmasını isteyebilirler. Komisyonun kabul edilen yasa metninde bir değişiklik yapılmasını teklif etmesi halinde Federal Meclis, yasayı yeniden karara bağlar.

(2a) Bir yasa Federal Konseyin onayını gerektiriyorsa, eğer ikinci fıkranın birinci cümlesine göre bir istemde bulunulmamış veya arabuluculuk işlemi yasanın değiştirilmesi için bir öneri olmadan sona ermiş ise, Federal Konsey uygun bir zaman içinde yasayı onaylayıp onaylamayacağına karar verir.

(3) Bir yasa Federal Konseyin onayını gerektirmeyip ikinci fıkrada öngörülen işlem sona ermişse Federal Konsey, Federal Meclis tarafından kabul edilmiş bir yasaya karşı iki hafta içinde itiraz edebilir. İtiraz süresi ikinci fıkranın son cümlesinde yazılan halde, Federal Meclisin yeniden kabul ettiği yasa metninin alınmasıyla, diğer bütün hallerde, ikinci fıkrada öngörülen komisyon başkanının komisyon önündeki işlemin bittiğini bildirmesiyle başlar.

(4) İtiraz, Federal Konseyde oy çokluğuyla kararlaştırılmış ise, Federal Meclis üyelerinin oy çokluğuyla alacakları bir kararla reddedilebilir. İtirazın, Federal Konseyde en az oyların üçte iki çoğunluğuyla kararlaştırılmış ise, Federal Meclis tarafından reddedilebilmesi, üçte iki çoğunluğa veya en azından kendi üye sayısının çoğunluğuna bağlıdır.

Madde 78. Federal yasaların kesinleşme koşulları

Federal Meclis tarafından kabul edilen bir yasa, Federal Konseyin onayı, 77’nci maddenin ikinci fıkrası gereğince bir istekte bulunmaması, aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki süre içinde itirazda bulunmaması veya itirazını geri alması veya bu itirazın Federal Meclis tarafından reddedilmesi halinde kesinleşir.

Madde 79. Anayasanın değiştirilmesi

(1) Anayasa, ancak kendisinin sözünü açıkça değiştiren veya tamamlayan bir yasayla değiştirilebilir. Barış akdini veya barış akdi hazırlıklarını veya bir işgal rejiminin ortadan kaldırılmasını konu alan veya Federal Cumhuriyetin savunmasına hizmet eden uluslararası anlaşmalarda, Anayasa hükümlerinin bu anlaşmaların akdine ve yürürlüğe konulmasına karşı olmadığını belirtmek için, bu açıklığı getirmekle yetinen bir ekin Anayasa metnine ilavesi yeter.

(2) Böyle bir yasa, Federal Meclis üyelerinin üçte ikisinin onayına ve Federal Konsey oylarının üçte ikisine bağlıdır.

(3) Federasyonun eyaletlere bölünmesine, eyaletlerin yasamaya esasen katılmaları ilkesine veya 1 ve 20’nci maddelerde yazılı esaslara ilişkin bir Anayasa değişikliği yasaktır.

Madde 80. Tüzüklerin kabulü

(1) Federal Hükümete, federal bir bakana veya eyalet hükümetlerine, yasayla tüzük çıkarma yetkisi verilebilir. Yasada, verilen yetkinin konusu, amaç ve kapsamı belirtilir. Tüzükte, hukuki dayanak açıklanır. Yasada, yetkinin devri öngörülmüş ise, işbu devir tüzükle olur.

(2) Federal Hükümetin veya bir federal bakanın, posta ve telekomünikasyon tesislerinden yararlanılması ile harç tarifelerinin esaslarını, federal devlet demiryollarının tesislerinin kullanılması ile ilgili ücretlerin esaslarını, demiryollarının yapımı ve işletilmesini düzenleyen tüzükleri ve Federal Konseyin onayına bağlı olan veya eyaletlerin Federasyon tarafından kendilerine verilen görev çerçevesinde veya kendi görev ve yetkileri dahilinde uygulanacak olan bir federal yasaya dayanarak çıkartılan tüzükler Federal Konseyin onayına bağlıdır.

(3) Federal Konsey, kendi onayını gerektiren konularda, Federal Hükümete tüzük çıkartması için tasarılar sunabilir.

(4) Eyalet hükümetlere, yasayla veya federal yasalara dayanarak tüzük çıkartma yetkisi verildiği takdirde, eyaletler ilgili konuları yasalarla da düzenleyebilir.

Madde 80a. Olağanüstü hal

(1) Sivil halkın korunması da dahil olmak üzere ulusal savunma hakkında bu Anayasa veya federal bir yasada, ilgili hükümlerin yalnız bu maddeye uygun olarak kullanılabileceği belirtilmişse, bunların ulusal savunma hali dışında uygulanması, ancak Federal Meclisin olağanüstü hal ilan etmesiyle veya uygulamayı özellikle onaylamasıyla mümkündür. Olağanüstü hal ilanı veya 12a maddenin beşinci fıkrasının birinci cümlesi ve altıncı fıkranın ikinci cümlesindeki durumlarda özel onay, verilen oyların üçte iki çoğunluğuna bağlıdır.

(2) Birinci fıkraya dayanarak konulan hukuki hükümlere göre alınan önlemler, Federal Meclisin isteği üzerine kaldırılır.

(3) Birinci fıkra dışında anılan hukuki hükümler, bir ittifak sözleşmesinin çerçevesinde uluslararası bir organ tarafından Federal Hükümetin onayıyla alınan bir karara dayanarak uygulanabilir. Bu fıkraya göre alınan önlemler, Federal Meclisin üyelerinin çoğunluluğunun isteği üzere kaldırılır.

Madde 81. Yasama tıkanıklığı

(1) 68’inci maddede yazılan halde Federal Meclis feshedilmiyorsa, Federal Cumhurbaşkanı, Federal Hükümetin istemi ile Federal Konseyin onayıyla, Federal Hükümet tarafından ivedi olarak nitelendirilmiş olunmasına rağmen Federal Meclis tarafından reddedilen bir yasa tasarısı hakkında yasama tıkanıklığını ilan edebilir. Bu hüküm, Federal Başbakanın yasa tasarısını 68’inci maddede öngörülen istemiyle bağlamasına rağmen tasarının reddedilmesi halinde de uygulanır.

(2) Yasama tıkanıklığı ilanına rağmen, Federal Meclis, yasa tasarısını yeniden ret veya Federal Hükümetçe kabul edilemez bir içerikle kabul ediyorsa, yasa Federal Konseyin onayı üzere kabul edilmiş sayılır. Bu hüküm, tasarının Federal Meclise yeniden gönderilmesinden başlayarak dört hafta içinde kabul edilmemesi halinde de uygulanır.

(3) Bir Federal Başbakanın görevi süresince Federal Meclis tarafından reddedilmiş diğer yasa tasarıları da yasama tıkanıklığı ilanını izleyen altı aylık süre içinde bir ve ikinci fıkralar gereğince çıkartılabilir. Bu süre geçtikten sonra aynı Federal Başbakanın görev döneminde yeni yasama tıkanıklığı ilan edilemez.

(4) Anayasa, ikinci fıkra gereğince kabul edilen bir yasayla değiştirilemez, bütünüyle veya kısmen yürürlükten kaldırılamaz ve ertelenemez.

Madde 82. Yasaların ilanı ve yürürlüğe girmeleri

(1) Bu Anayasanın hükümlerine göre kabul edilen yasalar, Federal Cumhurbaşkanınca imzalanıp tasdik edilir ve Federasyon Resmi Gazetesi’nde ilan edilir. Tüzükler, çıkaran makam tarafından imzalayıp tasdik edilir ve            -yasada aksine bir hüküm yoksa- Federasyon Resmi Gazetesi’nde ilan edilir.

(2) Her yasa ve her tüzük kural olarak yürürlüğe giriş tarihini belirtir. Böyle bir kayıt yoksa, yasa veya tüzük Federasyon Resmi Gazetesi’nin yayınlanmasını izleyen ondört günün geçmesiyle yürürlüğe girer.

VIII. Federal Yasaların Uygulanması ve Federal İdare

 

Madde 83. Yasaların eyaletlerin tarafından uygulanması

Bu Anayasada aksine bir hüküm bulunmadıkça veya izin verilmedikçe, federal yasalar eyaletler tarafından kendi işleri olarak yürütülür.

Madde 84. Eyalet idaresi ve Federasyon nezareti

(1) Eyaletlerin federal yasaları öz işleri olarak yürüttükleri durumda, idare örgütünün ve idari usullerin düzenlenmesi kendilerine aittir. Federal yasalarda aksine bir hüküm bulunmadıkça, eyaletler aksi düzenlemeler yapabilirler. Bir eyaletin ikinci cümle anlamında aksi bir düzenleme yapması durumunda, söz konusu eyalette bu maddeye dayanan resmi makamların ve idari usulün yapılandırılmasına ilişkin sonraki federal yasa düzenlemeleri, aksi Federal Konseyin onayı ile kararlaştırılmadıkça, en erken ilanlarından itibaren 6 ay sonra yürürlüğe gireceklerdir. 72’nci maddenin üçüncü fıkrasının üçüncü cümlesi aynı şekilde geçerlidir. İstisnai durumlarda Federasyon özel bir ihtiyacın varlığı halinde federasyon çapında, eyaletler bakımından herhangi bir ayrık düzenleme imkanı olmaksızın idari usule ilişkin düzenlemeler getirebilir. Bu tarz yasalar Federal Konseyin onayına sunulur. Federal yasalar yolu ile belediyelere ve köylere (belediye ile köy birliklerine) görev yüklenemez.

(2) Federal Hükümet, Federal Konseyin onayıyla, genel idari hükümler koyabilir.

(3) Federal Hükümet, eyaletlerin, federal yasaları yürürlükteki hukuka uygun olarak uygulayıp uygulamadıklarını gözetir. Bu amaçla eyaletlerin en yüksek makamlarına görevli gönderebilir; en yüksek eyalet makamının izniyle, -bunun verilmemesi halinde ise- Federal Konseyin onayıyla, alt makamlara da görevli gönderebilir.

(4) Federal Yasaların eyaletlerde uygulanmasıyla ilgili olarak Federal Hükümetin tespit ettiği eksiklikler giderilmediği takdirde, Federal Konsey, Federal Hükümetin veya eyaletin isteği üzerine, o eyaletin hukuku ihlal edip etmediğine karar verir. Federal Konseyin kararına karşı Federal Anayasa Mahkemesine başvurulabilir.

(5) Federal Hükümete, Federal Konseyin onayını gerektiren federal bir yasayla, federal yasaların uygulanması için, özel durumları düzenlemek üzere talimat verme yetkisi tanınabilir. Talimatlar, Federal Hükümetin durumu ivedi nitelendirmedikçe, en yüksek eyalet makamlarına verilir.

Madde 85. Federasyon adına yasaların uygulanması

(1) Eyaletlerin federal yasaları Federasyon adına uygulamaları konusunda, Federal Konseyce onaylanmış federal yasalar aksini belirlemedikçe, idari makamların örgütlenmesi eyaletlerine aittir. Federal yasalar yolu ile belediyelere ve köylere (belediye ile köy birliklerine) görev yüklenemez.

(2) Federal Hükümet, Federal Konseyin onayıyla, genel idari kurallar koyabilir. Memur ve sözleşmeli görevlilerin eğitimi, tekdüzen düzenler. Orta dereceli makamların yöneticileri onun onayı ile atanırlar.

(3) Eyalet makamları, yetkili en üst federal makamların talimatlarına tabidirler. Talimatlar, Federal Hükümetin ivedi olarak nitelendirmedikçe, eyaletin en yüksek makamlarına verilir; talimatların yerine getirilmesi eyaletin en yüksek makamlarına aittir.

(4) Federasyonun nezaret hakkı, icranın yasallığını ve amaca uygunluğunu kapsar. Federal Hükümet, bu amaçla rapor verilmesini, dosyaların gönderilmesini isteyebilir ve tüm makamlara temsilci gönderebilir.

Madde 86. Federal idare

Federasyonun, yasaları federal idare aracılığıyla veya Federasyona doğrudan doğruya bağlı kamu tüzel kişiler veya kamu kurumları aracılığıyla uygulaması halinde Federal Hükümet, yasada özel hüküm getirilmedikçe, genel idari kurallar koyabilir. Yasa aksini söylemedikçe, idari örgütün kuruluşunu sağlar.

Madde 87. Federal idarenin konuları

(1) Dışişleri, federal maliyet idaresi ile 89’uncu madde çerçevesinde federal su yolları ve deniz taşımacılığı, kendi altyapısı ile donatılmış federal idare tarafından yürütülür. Federal yasayla, federal sınır muhafızlığı makamları ile polis istihbarat ve haber hizmetlerini, Anayasayı koruma maksadıyla bilgi ve gerekli belgeleri toplama hizmetlerini ve Federal Almanya Cumhuriyetinin dış menfaatlerini şiddet uygulayarak veya buna yönelik hazırlık eylemleriyle tehlikeye düşüren faaliyetlerine karşı koruma hizmetlerini veren merkezler oluşturulabilir.

(2) Yetki alanları bir eyaletin bölgesini aşan sosyal sigorta kurumları, Federasyona doğrudan doğruya bağlı kamu tüzel kişiler olarak yönetilir. Yetki alanları bir eyaletin bölgesini aşıp üç eyaletten fazlasını kapsamayan sosyal sigorta kurumları ise, birinci cümleden farklı olarak, ilgili eyaletlerin aralarından birine nezaret hakkı tanıması koşuluyla doğrudan doğruya eyaletlere bağlı kamu tüzel kişiler olarak yönetilir.

(3) Bunların dışında, yasama yetkisinin Federasyona ait olduğu konularda, federal bir yasayla bağımsız yüksek federal makamlar ve Federasyona doğrudan doğruya bağlı yeni kamu tüzel kişiler ve kamu hukuku kurumları kurulabilir. Yasama yetkisinin kendisine ait olduğu konularda Federasyona yeni görevler düştüğü takdirde, ivedi gereksinme halinde Federasyon, Federal Konseyin ve Federal Meclis üyelerinin çoğunluğunun onayıyla, kendisine bağlı orta ve alt dereceli idareler kurabilir.

Madde 87a. Silahlı güçler

(1) Federasyon, ulusal savunma için silahlı güçler kurar. Silahlı güçlerin sayısı ve kuruluşunun ana çizgileri bütçe planında gösterilir.

(2) Silahlı güçler ulusal savunma görevi dışında ancak Anayasanın açıkça öngörmesi halinde kullanılabilir.

(3) Silahlı güçler, ulusal savunma hali ve olağanüstü halde, savunma görevinin yerine getirilmesi için gerekli olduğu ölçüde, sivillerin can ve mal güvenliğinin korunması ve trafiğin yönetilmesiyle ilgili görevler üstlenebilir. Ayrıca, ulusal savunma hali ve olağanüstü halde silahlı güçler emniyet güçlerini desteklemek üzere sivil nesnelerin korunmasıyla görevlendirilebilir; silahlı güçler bu halde, yetkili makamlarla işbirliği yaparlar.

(4) Federasyonun veya bir eyaletin varlığını veya özgürlükçü demokratik temel düzenini tehdit eden bir tehlikenin savuşturulması amacıyla, Federal Hükümet 91’inci maddenin ikinci fıkrasındaki koşulların gerçekleşmesi ve polis güçleriyle federal sınır muhafızlığı birliklerinin yetmemesi halinde, sivil nesnelerin korunması ve örgütlü ve askeri silahlarla donatılmış isyancılarla mücadele etmek amacıyla, polis ve federal sınır muhafızlığı birliklerini desteklemek üzere silahlı güçleri görevlendirebilir. Federal Meclis veya Federal Konseyin isteği üzerine silahlı güçlerin görevlendirilmesi durdurulur.

Madde 87b. Silahlı güçlerin idaresi

(1) Federal savunma idaresi, kendi idari altyapısı olan federal idare olarak yürütülür. Federal savunma idaresi, silahlı güçlerin personel işlerinin görevlerini karşılar ve araç gereç ihtiyaçlarının doğrudan doğruya giderilmesini sağlar. Sakatların infak ve iaşesi ile inşaat işleri görevleri, federal savunma idaresine, ancak Federal Konseyin onayını gerektiren federal bir yasayla devredilebilir. Ayrıca federal savunma idaresine, üçüncü kişilerin haklarına müdahale yetkisi veren yasalar Federal Konseyin onayına bağlıdır; ancak bu hüküm, personel işleri hakkındaki yasalara uygulanmaz.

(2) Bunun dışında, yedek askerlik rejimi ve sivil halkın korunması dahil ulusal savunma hakkındaki federal yasalar, Federal Konseyin onayıyla, kendilerinin tümüyle veya kısmen Federasyona ait idare birimleri aracılığıyla veya Federasyon adına eyaletler tarafından yürütüleceğini öngörebilir. Bu tür yasaların Federasyon adına eyaletler tarafından yürütüldüğü takdirde, bu yasalar, Federal Konseyin onayıyla, 85’inci madde gereğince Federal Hükümete ve yetkili en yüksek federal makamlara ait olan yetkilerin tamamen veya kısmen Federasyonun üst makamlarına devredilebileceğini öngörebilir; bu bağlamda, bu makamların 85’inci maddenin ikinci fıkrasının birinci cümlesi gereğince koyabilecekleri genel idari kurallar konusunda Federal Konseyin onayına gerek olmadığı da öngörülebilir.

Madde 87c. Atom enerjisinin üretimi ve ondan faydalanma

73’üncü maddenin birinci fıkrasının ondördüncü bendine göre kabul edilen yasalar, Federal Konseyin onayıyla, Federasyon adına eyaletlerce uygulanabileceklerini öngörebilirler.

Madde 87d. Hava trafiği idaresi

(1) Hava trafiği idaresi, Federasyona ait idare birimleri tarafından işletilir. Hava seyrüsefer güvenliği ilişkin emniyeti sağlama görevi, Avrupa Birliği Hukukuna göre ruhsat verilmiş olan yabancı Hava seyrüsefer güvenliği organizasyonları tarafından da yerine getirilebilir. Konunun ayrıntıları bir federal yasayla düzenlenir.

(2) Hava trafiği idaresinin görevleri, Federal Konseyin onayına bağlı bir federal yasayla Federasyon adına yürütülmek üzere eyaletlere devredilebilir.

Madde 87e. Federal demiryollarının idaresi

(1) Federasyonun demir yolları idaresi, Federasyona ait idare birimleri tarafından yürütülür. Demir yolları idaresinin görevleri eyaletlere kendi işleri olarak federal bir yasa ile devredilebilir.

(2) Federasyon, demir yolları idaresinin, federal demir yollarının alanların dışındaki ve kendisine federal yasayla devredilen görevleri üstlenir.

(3) Federal demir yolları özel tüzelkişiliğine sahip iktisadi teşebbüsler tarafından işlenir. İşbu iktisadi teşebbüsler, demir yollarının altyapısının yapımını, bakımını ve işletmesini sağladığı takdirde, Federasyonun mülkiyetindedir. ikinci cümlede yer alan teşebbüslerin Federasyona ait hisselerinin satışı bir yasaya dayanarak yapılır; bu teşebbüslerin hisselerinin çoğunluğu Federasyona ait kalır. Ayrıntılar federal bir yasayla düzenlenir.

(4) Federasyon, federal demir yollarının ray ağının genişletilmesi ve bakımında ve işbu ray ağında banliyö hat seferleri dışında sunulan trafik hizmetlerinde kamu yararı ve özellikle ulaşım ihtiyaçları gereksinmelerine dikkat edilmesini temin eder. Ayrıntılar federal bir yasayla düzenlenir.

(5) 1 ilâ 4’üncü maddelere dayanan yasalar, Federal Konseyin onayına bağlıdır. Ayrıca, federasyonun demiryolları teşebbüslerinin tasfiyesini, birleştirilmesini ve bölmesini, federal demir yollarının ray sistemlerinin üçüncü şahıslara devrini ve federal demir yollarının ray sistemlerinin ortadan kaldırılmasını düzenleyen ile banliyö hat seferlerini etkileyen yasalar Federal Konseyin onayına bağlıdır.

Madde 87f. Posta ve iletişim rejimi

(1) Federasyon, Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasanın çerçevesinde, posta ve iletişim rejiminde tüm bölgeleri kapsayan uygun ve yeterli hizmetlerin sunulmasını temin eder.

(2) Birinci fıkra anlamındaki hizmetler, Federal Alman Postasının özel sermayesinden ayrılan teşebbüs ve bu hizmetleri sunan diğer teşebbüsler özel sektör hizmetleri olarak sunulur. Posta ve iletişim alanındaki egemenlik görevleri Federasyona ait idare birimleri tarafından yerine getirilir.

(3) Federasyon, birinci fıkranın ikinci cümlesi saklı kalmak üzere, Federal Alman Postasının özel sermayesinden ayrılan teşebbüslerle ilgili belirli görevleri Federasyona bağlı bir kamu kurumu tarafından, federal bir yasa çerçevesinde yerine getirir.

Madde 88. Federal Merkez Bankası

Federasyon tarafından, para ve banknot bankası olarak Federal Merkez Bankası kurulur. Federal Merkez Bankasının görev ve yetkileri, Avrupa Birliği çerçevesinde bağımsız ve öncelikle fiyat istikrarını güvence altına almakla yükümlü olan Avrupa Merkez Bankasına devredilebilir.

Madde 89. Federal su yolları

(1) Eski İmparatorluğun su yolları, Federasyonun mülkiyetindedir.

(2) Federasyon, federal su yollarını kendi makamları aracılığıyla işletir. Federasyon, yasayla kendisine verilen, eyalet sahasını aşan iç sulardaki seyrüsefer konusunda devlet görevlerini ve deniz seyrüseferi konusunda görevleri yerine getirir. Federasyon, bir eyaletin talebi üzerine, işbu eyaletin sahasında bulunan federal su yollarının idaresini Federasyon adına işletmek üzere devredebilir. Su yolu birden fazla eyaletin sahasında bulunduğu takdirde, Federasyon, ilgili eyaletlerin teklif ettikleri eyaleti işletmeyle görevlendirebilir.

(3) Su yollarının idaresi, genişletilmesi ve inşaatında, eyalet kültürünün ve su ekonomisinin ihtiyaçları eyaletlerle anlaşma içinde temin edilir.

Madde 90. Federal karayolları

(1) Eski İmparatorluğun otobanları ve karayolları Federasyonun mülkiyetindedir.

(2) Eyaletler veya eyalet hukukuna göre yetkili yerel idareler, federal otobanları ve diğer federal yolları Federasyon adına idare ederler.

(3) Federasyon, bir eyaletin talebi üzerine, bu eyaletin sahasında bulunan federal otobanların ve diğer federal karayollarının idaresini üstlenebilir.

Madde 91. Federasyonun veya bir eyaletin varlığını tehdit eden bir tehlikenin savuşturulması

(1) Federasyon veya bir eyaletin varlığını veya özgürlükçü demokratik temel düzenini tehdit eden bir tehlikenin savuşturulması için bir eyalet, diğer eyaletlerin güvenlik güçleri ile diğer idarelerin ve federal sınır muhafızlığının birlik ve araçlarının yardımını isteyebilir.

(2) Tehlikenin bulunduğu eyaletin tehlikeyle mücadeleye hazır veya muktedir olamaması halinde, Federal Hükümet, bu eyalet ve diğer eyaletlerin güvenlik güçlerini kendi emri altına alabileceği gibi, federal sınır muhafızlığı birliklerini de kullanabilir. Bu önlem, tehlikenin sona ermesinden sonra, ayrıca Federal Konseyin isteği üzerine her zaman kaldırılır. Tehlikenin birden fazla eyaletin sahasını kapsaması halinde, etkili mücadele için gerekli olduğu sürece, Federal Hükümet, eyalet hükümetlerine talimat verebilir. bir ve ikinci cümle hükümleri saklıdır.

VIIIa. Ortak Görevler

Madde 91a. Ortak görevler hakkında ayrıntılı hükümler

(1) Aşağıdaki konularda, bu görevlerin toplumun tümü için önemli ve Federasyonun katılması yaşam koşullarının iyileştirilmesi için gerekli olduğu takdirde, eyaletlerin bu görevleri yerine getirmelerinde Federasyon, eyaletlerle işbirliği yapar (ortak görevler):

  1. Bölgesel ekonominin altyapısının ıslahı;
  2. Tarımsal altyapının ve kıyıların korunmasının ıslahı.

(2) Ortak görevler ve koordinasyona ilişkin ayrıntılar, Federal Konsey tarafından onaylanmış federal bir yasayla ayrıntılı olarak belirlenir.

(3) Birinci fıkranın bir numaralı bendindeki hallerde, her eyaletteki giderlerin yarısı Federasyona yüklenir. Birinci fıkranın iki numaralı bendindeki hallerde ise, giderlerin en azından yarısı Federasyona yüklenir; eyaletlerin payları eşit olarak tespit edilir. Konunun ayrıntıları yasayla düzenlenir. Ödeneğin hazır bulundurulması Federasyon ve eyaletlerin bütçelerindeki tespitlere bırakılır.

(4) (kaldırılmıştır)

(5) (kaldırılmıştır)

Madde 91b. Federasyonun ve eyaletlerin eğitim planlaması ve araştırma konularında işbirliği

(1) Federasyon ve eyaletler, aralarında yaptıkları anlaşmalara dayanarak, bölge üstü önemde bulunan aşağıdaki konuların desteklenmesi için işbirliği yapabilirler:

  1. Yüksek okullar dışında bilimsel araştırmaya ilişkin tesis ve projeler;
  2. Yüksek okullarda bilim ve araştırmaya ilişkin projeler;
  3. Yüksek okullarda büyük araçları da kapsayan araştırma tesisleri. birinci cümlenin iki numaralı bendine ilişkin anlaşmalar tüm eyaletlerin onayını gerektirmektedir.

(2) Federasyon ve eyaletler, uluslararası mikyasta eğitim rejiminin verimliliğini tespite yönelik anlaşmalarla ve bu konulara ilişkin rapor ve tavsiyelerle işbirliği içine girebilirler.

(3) Giderlerin üstlenilmesi anlaşmada düzenlenecektir.

Madde 91c. Bilişim teknolojisine ilişkin sistemler

(1) Federasyon ve eyaletler, görevlerinin yerine getirilebilmesi için gerekli bilişim teknolojisine ilişkin sistemlerin planlanması, kurulması ve faaliyete geçirilmesi için işbirliği yapabilirler.

(2) Federasyon ve eyaletler, yapacakları anlaşmalar ile aralarındaki bilişim teknolojisine ilişkin sistemlerin iletişimi için gerekli olan standartları ve emniyet gereklerini tespit edebilirler. Birinci cümleye göre kurulan işbirliğinin temelleri hakkındaki anlaşmalar, bazı konularda içerik ve kapsam olarak belirlenmiş bazı görevlerin ayrıntılarının düzenlenmesi konularında, federasyon ve eyaletler için anlaşmada belirli bir çoğunluğun onayı ile yürürlüğe girebileceğini düzenleyebilirler. Bu tür anlaşmalar Federal Meclis ile katılan eyaletlere ait eyalet meclislerinin onayını gerektirdikleri gibi, anlaşmaların fesih hakkından önceden feragat caiz değildir. Bu anlaşmalar masrafların karşılanması konusunu da düzenlerler.

(3) Eyaletler buna ek olarak bilişim teknolojisine ilişkin sistemlerin ortak olarak işletilmesini ve bunun için gerekli tesislerin kurulması konusunda anlaşabilirler.

(4) Federasyon, federasyonun ve eyaletlerin bilişim teknolojisine ilişkin ağlarının birleştirilmesi için bir bağlantı ağı kuracaktır. Bu bağlantı ağının kurulması ve işletilmesi konusundaki ayrıntılar Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasayla düzenlenir.

Madde 91d. Verimliliğin karşılaştırılması

Federasyon ve eyaletler, idarelerine ait verimliliklerin tespiti ve geliştirilmesi konusunda mukayese çalışmaları yapabilir ve buna ilişkin sonuçları yayınlayabilirler.

Madde 91e. İş arayanlara ilişkin teminat konusunda işbirliği

(1) İş arayanlara ait teminata ilişkin alanda federal yasaların uygulanması konusunda federasyon ve eyaletler veya eyalet hukukuna göre yetkili olan belediye ile köy ve belediye ile köy birlikleri, kural olarak ortak tesislerin kurulması konusunda birlikte hareket ederler.

(2) Federasyon, başvuru üzerine ve o eyaletin en yüksek makamının izni ile sınırlı sayıda belediye ile köy ve belediye ile köy birliklerine, birinci fıkrada yer alan görevleri yalnız başlarına yerine getirmeleri için müsaade edebilir. Birinci fıkra uyarınca yapılan yasaların uygulanması kapsamında görevlerin Federasyon tarafından yerine getirilmesi söz konusu ise, bu halde idari giderler de dâhil olmak üzere gerekli giderler federasyon tarafından karşılanacaktır.

(3) Konunun ayrıntıları Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasayla düzenlenir.

 

  1. Yargı

Madde 92. Yargı

Yargı yetkisi yargıçlara aittir; bu yetki, Federal Anayasa Mahkemesi, bu Anayasada öngörülen federal mahkemeler ve eyaletlerin mahkemeleri aracılığıyla kullanılır.

Madde 93. Federal Anayasa Mahkemesi

(1) Federal Anayasa Mahkemesi, aşağıdaki konularda karar verir:

  1. Bir yüksek federal organın veya bu Anayasa veya bir yüksek federal organın tüzüğü tarafından özgü haklarla donatılmış diğer tarafların hak ve yükümlülüklerinin kapsamı konusundaki uyuşmazlıklar dolayısıyla bu Anayasanın yorumu hakkında;
  2. Federal Hükümetin, bir eyalet hükümetinin veya Federal Meclis üyelerinin dörtte birinin isteği üzerine, Federal hukuk veya eyalet hukukunun asli veya şekli bakımından bu Anayasaya veya eyalet hukukunun sair federal hukuka uygunluğu konusundaki görüş ayrılıkları veya kuşku halinde;

2a. Federal Konseyin, bir eyalet hükümetinin veya Parlamentosunun başvurusu üzerine, bir yasanın 72’nci maddenin ikinci fıkrasının varsayımlarına uyup uymadığına;

  1. Federasyon ve eyaletlerin hak ve yükümlülükleri, özellikle federal hukukun Federasyon adına eyaletlerce yürütülmesi ve Federasyon nezaretinin uygulanmasından çıkan görüş ayrılıkları konusunda;
  2. Federasyonla eyaletler arasında, eyaletlerin kendi aralarında veya başka bir yasa yolu bulunmadığı takdirde bir eyalet içinde çıkan kamu hukuku uyuşmazlıkları konusunda;

4a. Kamu makamlarınca kendi temel haklarından birinin veya 20’nci maddenin dördüncü fıkrasında, 33, 38, 101, 103 ve 104. maddelerde temin edilmiş haklarından birisinin ihlal edildiğini iddia eden herkesin yaptığı Anayasa şikayeti konusunda;

4b. Belediye ile köy ve belediye ile köy birliklerinin 28’inci maddeye göre sahip oldukları özerklik haklarının bir yasayla ihlal edilmesi halinde yapacakları Anayasa şikayetleri konusunda; şöyle ki, bu hakkı ihlal eden eyalet yasaları hakkında ancak eyalet anayasa mahkemesine şikayette bulunulamadığı takdirde Federal Anayasa Mahkemesine başvurulabilir.

  1. Bu Anayasada öngörülen diğer hallerde.

(2) Anayasa Mahkemesi bunlara ek olarak Federal Konseyin, bir eyalet meclisinin veya Parlamentosunun başvurusu üzerine, 72’nci maddenin dördüncü fıkrasında yer alan durumlarda 72’nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca federal bir düzenleme gerekliliğinin olup olmadığı veya 125a maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan durumlarda federal hukukun artık çıkartılamayabileceği konularında karar verir. Düzenleme gerekliliğinin bulunmadığına veya federal hukukun artık çıkartılamayacağına ilişkin tespit, 72’nci maddenin dördüncü fıkrası veya 125a maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca federal bir yasanın yerine geçer. Birinci cümledeki başvuru ancak, bir kanun tasarısının 72’nci maddenin dördüncü fıkrası veya              125a maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi doğrultusunda Federal Mecliste geri çevrilmiş olması halinde veya söz konusu tasarı üzerine bir yıl içinde görüşülmemiş veya karar verilmemiş olması halinde ya da bu doğrultuda bir kanun tasarısının Federal Konseyde geri çevrilmiş olması halinde mümkündür.

(3) Federal Anayasa Mahkemesi, ayrıca federal yasaların kendisini yetkili kıldıkları diğer hallerde faaliyete geçer.

Madde 94. Federal Anayasa Mahkemesinin kuruluşu ve usulü

(1) Federal Anayasa Mahkemesi, Federal yargıçlar ve diğer üyelerden oluşur. Federal Anayasa Mahkemesi üyelerinin yarısı Federal Meclis, diğer yarısı da Federal Konsey tarafından seçilir. Üyeler, Federal Meclise, Federal Konseye, Federal Hükümete veya bir eyaletin buna benzer organlarına üye olmaz.

(2) Federal bir yasa, Anayasa Mahkemesinin kuruluş ve yargılama usulünü düzenler ve kararlarının hangi hallerde yasa gücünde olacağını belirtir. Yasa, Anayasa şikayetini bütün yasa yollarının tükenmesine bağlayabilir ve kabulü için özel bir usul öngörebilir.

Madde 95. Federasyonun yüksek mahkemeleri, Ortak Daire

(1) Federasyon adli, idari, vergi, iş ve sosyal yargı kısımları için, en yüksek mahkemeler olarak Federal Temyiz Mahkemesi, Federal İdare Mahkemesi, Federal Vergi Mahkemesi, Federal iş Mahkemesi ve Federal Sosyal Mahkemesini kurar.

(2) Bu mahkemelere yargıçların atanmasına, yetkili Federal Bakan, ilgili yargı kısmının konusunda yetkili eyalet bakanlarından ve aynı sayıda Federal Meclis tarafından seçilen üyelerden oluşan bir yargıçlar seçim komisyonu ile birlikte karar verir.

(3) Yargı içtihatlarının birleştirilmesini sağlamak üzere birinci fıkrada sayılan mahkemelerden bir Ortak Daire kurulacaktır. Konunun ayrıntılarını federal bir yasayla düzenlenir.

Madde 96. Federasyonun diğer mahkemeleri

(1) Federasyon, sınai hakların korunması için bir federal mahkeme kurabilir.

(2) Federasyon, silahlı güçler için askeri ceza mahkemelerini federal mahkeme olarak kurabilir. Bu mahkemeler, ancak ulusal savunma halinde ve yalnız yabancı ülkelere gönderilmiş veya savaş gemilerine bindirilmiş silahlı güçler üyeleri hakkında ceza kovuşturmasını yapabilir. Konunun ayrıntılarını federal bir yasayla düzenlenir. Bu mahkemeler, Federal Adalet Bakanlığının görev alanına bağlıdır; bunların asıl üyeleri, yargıçlık yeterliğine sahip olmalıdırlar.

(3) Bir ve ikinci fıkralarda sayılan mahkemelerin üst mahkemesi, Federal Temyiz Mahkemesidir.

(4) Federasyon, kendisine kamu görevleri dolayı bağlı olan görevliler için, disiplin ve şikayet işleri için federal mahkemeler kurabilir.

(5) 26’ncı maddenin birinci fıkrasındaki konularda ve devletin güvenliğinin korunmasıyla ilgili ceza davaları için, Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasa, eyalet mahkemelerinin Federasyon adına yargı yetkisini kullanmalarını öngörebilir.

Madde 97. Yargıçların bağımsızlığı

(1) Yargıçlar bağımsızdırlar ve ancak yasaya bağlıdırlar.

(2) Kesin ve asıl görevli olarak kadroya atanan yargıçlar görev sürelerinin sona ermeden ve arzularına aykırı olarak ancak mahkeme kararıyla ve ancak yasaların öngördüğü neden ve şekillerle azledilebilir veya sürekli veya geçici olarak işten el çektirilebilir, başka bir yere atanabilir veya emekliye ayrılabilirler. Yasa, yaşam boyu atanmış yargıçların emekliye ayrılacakları yaş sınırını tespit eder. Mahkemelerin kuruluş veya yargı çevresinin değiştirilmesi halinde, yargıçlar, maaşları kesintisiz verilmek koşuluyla, başka bir mahkemeye atanabilir veya görevden alınabilirler.

Madde 98. Federasyon ve eyaletlerde yargıçların hukuki statüsü

(1) Federal yargıçların hukuki statüsü özel bir federal yasayla düzenlenir.

(2) Federal bir yargıcın görev sırasında veya dışında, Anayasanın temel ilkelerine veya bir eyaletin anayasal düzenine aykırı hareket etmesi halinde, Federal Meclisin başvurusu üzerine, Anayasa Mahkemesi üçte iki çoğunlukla onun başka bir göreve atanmasına veya emekliye sevkine karar verebilir. Kasıtlı bir ihlal halinde azle karar verilebilir.

(3) Eyaletlerdeki yargıçların hukuki statüleri, 74’üncü maddenin birinci fıkrasının yirmiyedi numaralı bendi aksini öngörmediği müddetçe özel eyalet yasalarıyla düzenlenir.

(4) Eyaletler, eyaletlerdeki yargıçların atamalarını, eyalet adalet bakanının bir yargıçlar seçim komisyonu ile ortaklaşa kararlaştıracağını belirtebilir.

(5) Eyaletler, eyalet yargıçları için ikinci fıkraya uygun bir hüküm koyabilirler. Yürürlükteki eyalet anayasa hükümleri saklıdır. Bir yargıç hakkında kamu davasının açılması konusunda verilecek karar Federal Anayasa Mahkemesine aittir.

Madde 99. Eyaletlerde anayasa uyuşmazlıkları

Bir eyalet yasası, eyalet içindeki anayasa uyuşmazlıkları hakkında karar vermeyi Federal Anayasa Mahkemesine, eyalet hukukunun uygulanması söz konusu olan işlerde hüküm vermeyi ise, 95’inci maddenin birinci fıkrasında adı geçen yüksek mahkemelere son karar mercii olarak bırakabilir.

Madde 100. Norm denetimi

(1) Bir mahkeme, geçerli olup olmaması hükme tesir edecek bir yasayı anayasaya aykırı bulursa, davayı geri bırakır, eyalet anayasasına aykırılık halinde, eyaletin anayasa uyuşmazlıkları için yetkili mahkemesine, Federal Anayasaya aykırılık halinde ise Federal Anayasa Mahkemesine, ilgili konuda karar vermek üzere başvurur. Bu hüküm, eyalet hukukunun bu Anayasaya aykırı olması veya bir eyalet yasasının federal bir yasayla bağdaştırılmaması halinde de uygulanır.

(2) Bir davada, devletler hukukunun federal hukukun tamamlayıcı bir parçası olup olmadığının, kişiler için doğrudan doğruya haklar ve yükümlülükler doğurup doğurmadığının (madde 25) kuşkulu olması halinde, mahkemenin Federal Anayasa Mahkemesine karar vermek üzere başvurması zorunludur.

(3) Bir eyaletin anayasa mahkemesinin, Anayasanın yorumunda Federal Anayasa Mahkemesinin veya diğer bir eyalet Anayasa Mahkemesinin görüşünden sapmak istemesi halinde, eyalet Anayasa Mahkemesinin, Federal Anayasa Mahkemesine karar vermek üzere başvurması zorunludur.

Madde 101. İstisnai mahkemelerin kurulması yasağı

(1) İstisnai mahkemeler kurulamaz. Hiç kimse, yasayla tabii olduğu yargıçtan başka bir yargıç önüne çıkarılamaz.

(2) Özel konular için mahkemeler ancak bir yasayla kurulabilir.

Madde 102. Ölüm cezasının kaldırılması

Ölüm cezası kaldırılmıştır.

Madde 103. Sanığın temel hakları

(1) Herkes, mahkemede, yasal usule göre dinlenmek hakkına sahiptir.

(2) Bir eylem, ancak işlenmesinden önce cezası yasayla belirlendiği takdirde cezalandırılabilir.

(3) Hiç kimse, genel ceza yasalarına göre, aynı eylemden dolayı, birden fazla cezalandırılamaz.

Madde 104. Özgürlüklerin kısıtlanmasında hakların güvencesi

(1) Kişinin özgürlüğü, ancak usulüne uygun olarak çıkarılmış bir yasayla ve o yasada öngörülen şekillere uymak suretiyle kısıtlanabilir. Tutuklanan kişilere ne ruhi ne de bedeni kötü davranışta bulunulamaz.

(2) Özgürlüğün kısıtlanmasına ve bunun süresine ancak mahkeme karar verebilir. Mahkeme kararına dayanmayan her çeşit özgür kısıtlanmasında derhal bir mahkeme kararı alınmalıdır. Polis, kendi yetkisine dayanarak, hiç kimseyi, yakaladığı günün bitiminden sonra göz altında tutamaz. Konunun ayrıntıları yasayla düzenlenir.

(3) Cezalandırılmasını gerektiren bir eylem şüphesiyle geçici olarak yakalanan herkes, en geç yakalanmasını izleyen gün yargıç önüne çıkarılıp yargıç tarafından kendisine yakalanma nedenlerini bildirilir, sorgudan çekilir ve itirazları için kendisine fırsat verilir. Yargıç, ilgiliyi gerekçeli bir tutuklama emriyle tutuklar veya serbest bırakır.

(4) Özgürlüğün kısıtlanması ve süresi konusundaki her mahkeme kararından, tutuklananın ailesi ferdinden birisi veya güvendiği bir kişi derhal haberdar edilir.

  1. Mali Rejim

 

Madde 104a. Giderlerin dağılımı, mali yardımlar

(1) Bu Anayasa aksini kararlaştırmış olmadıkça, Federasyon ve eyaletlerden her biri, görevlerinin ifa edilmesi için gerekli olan giderleri üzerine alır.

(2) Eyaletler Federasyon adına hareket ettiklerinden doğan giderleri Federasyon yüklenir.

(3) Nakit ödemeler öngören ve eyaletler tarafından uygulanan federal yasalar, nakit ödemelerin tamamen veya kısmen Federasyon tarafından karşılanacağını öngörebilir. Giderlerin yarısını veya daha fazlasını Federasyona yükleyen bir yasa, Federasyon adına uygulanır.

(4) Eyaletlerin üçüncü kişilere karşı parasal edimlerin, para ile ölçülebilir ayni edimlerin veya hizmet edimlerinin yerine getirilmesine ilişkin olarak yükümlülüklerinin kaynağını oluşturan ve eyaletler tarafından kendi iç meselesi veya üçüncü fıkranın ikinci cümlesi uyarınca federasyon adına uygulanan federal yasalar; eyaletler tarafından karşılanması gereken giderler doğurmakta ise, Federal Konseyin onayına sunulur.

(5) Federasyon ve eyaletler kendi idari kuruluşlarının giderlerini kendi üzerlerine alırlar ve idarenin düzenli olarak işlemesinden birbirlerine karşı sorumludurlar. Konunun ayrıntıları Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasayla düzenlenir.

(6) Federasyon ve eyaletler, Almanya’nın devletler üstü ve devletler hukukuna ilişkin yükümlülük ihlallerine ilişkin sonuçları devlet içi yetki ve görev dağılımı uyarınca paylaşacaklardır. Avrupa Birliğinin devletlerarası mali ayarlamalarının maliyetlerini de Federasyon ve Eyaletler 15’e 85’ oranlama ile paylaşacaklardır. Eyaletlerin tümü bu hallerde hep birlikte, eyaletlerin tamamına düşen paydan yüzde 35’lik payı karşılayacak; toplam borçtan yüzde 50’lik payı ise bu borca yol açan eyaletler, daha önceden alınan kaynağın miktarına göre karşılayacaklardır. Ayrıntılar, Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasayla düzenlenir.

Madde 104b. Yatırımlar için mali yardımlar

(1) Anayasanın kendisine yasama yetkisi verdiği alanlarda Federasyon, eyalet ve belediye ile köylerin (belediye ile köy birliklerinin) çok önemli yatırımları için, eyaletlere gerekli mali yardımlarda bulunabilir. Bu yardımlar;

  1. Genel iktisadi dengedeki aksaklıkların giderilmesi veya
  2. Federasyonun topraklarındaki iktisadi güçteki denge farklılıkların giderilmesi veya
  3. İktisadi gelişmenin teşviki amacıyla yapılabilir. Birinci cümlenin aksine olarak Federasyon, devletin kontrolü dışına çıkan ve devletin mali durumunu önemli ölçüde olumsuz etkileyen doğal afet veya olağanüstü acil durum hallerinde, herhangi bir kanun koyma yetkisi olmadan da mali yardımda bulunabilir.

(2) Konunun ayrıntıları ve özellikle destek olunacak yatırımların çeşitleri Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasayla veya bütçe yasasına dayanan idari anlaşma yoluyla düzenlenir. Kaynaklar süreli olarak tasarrufa sunulacak ve kullanımları düzenli zaman aralıkları ile denetlenecektir. Mali yardımlar, sürenin başından sonuna doğru azalan yıllık tutarlar şeklinde verilir.

(3) Federal Meclis, Federal Hükümet ve Federal Konsey, başvuru halinde, tedbirlerin yürütülmesi ve hedeflenen iyileşmeler konusunda bilgi vermekle yükümlüdür.

Madde 105. Vergide yasama yetkisi

(1) Gümrük ve mali tekeller konusunda inhisari yasama yetkisi Federasyona aittir.

(2) Vergilerin gelirlerinin tamamen veya kısmen kendisine ait olması veya 72’nci maddenin ikinci fıkrasındaki koşulların bulunması halinde, işbu vergiler konusunda Federasyonun yarışan yasama yetkisi vardır.

(2 a) Eyaletler, bölgesel federal yasayla düzenlenen vergilerle aynı cinsten olmayan tüketim ve sarf vergileri konusunda yasama yetkisine sahiptirler. Aynı şekilde gayrimenkul alım vergisinde vergi oranını belirleme yetkisine sahiptirler.

(3) Gelirleri tamamen veya kısmen eyaletlere ve belediye ile köylere (belediye ile köy birliklerine) ait olan vergiler konusundaki federal yasalar, Federal Konseyin onayına bağlıdır.

Madde 106. Vergi gelirlerinin dağılımı

(1) Mali tekellerin ve aşağıdaki vergilerin gelirleri Federasyona aittir:

  1. Gümrükler;
  2. İkinci fıkraya göre eyaletlere, üçüncü fıkraya göre Federasyon ve eyaletlere ortaklaşa veya altıncı fıkraya göre belediye ile köylere ait olmadığı takdirde tüketim vergileri;
  3. Karayollarında eşya taşıma vergileri; motorlu taşıt vergileri ve motorlu ulaşım araçlarından alınan sair trafik vergileri,
  4. Sermaye dolaşım vergileri, sigorta ve poliçe vergileri;
  5. Bir defa ödenmek üzere konan varlık vergileri ve eyaletler arası mali yüklerin dengeleştirilmesi için konan vergiler;
  6. Gelir ve kurumlar vergisini tamamlayan ek vergi;
  7. Avrupa Topluluğu çerçevesinde konan vergiler;

(2) Aşağıdaki vergilerin gelirleri eyaletlere aittir:

  1. Varlık vergisi;
  2. Veraset vergileri;
  3. Birinci fıkraya göre Federasyona veya üçüncü fıkraya göre Federasyon ve eyaletlere ortaklaşa ait olmadığı takdirde dolaşım vergileri;
  4. Bira vergisi;
  5. Kumarhane vergisi.

(3) Beşinci fıkra gereğince gelir vergisinin gelirleri ve 5a fıkrasının gereğince katma değer vergisinin gelirleri belediye ile köylere tahsis edilmedikçe, gelir vergisi, kurumlar vergisi ve katma değer vergisinin gelirleri ortaklaşa Federasyon ve eyaletlere aittir (ortak vergiler). Gelir vergisi ve kurumlar vergisinin gelirleri Federasyon ve eyaletler arasında yarı yarıya bölüşülür. Federasyon ve eyaletlerin katma değer vergisindeki payları, Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasayla tespit edilir. Bu tespit aşağıdaki ilkelere göre yapılır:

  1. Cari gelirlerin çerçevesinde, Federasyon ve eyaletler eşit olarak kendilerine düşen gerekli giderlerinin karşılanma hakkına sahiptirler. Bu bağlamda, giderlerin miktarı bir kaç yıllık mali bir planlama gözetilerek hesaplanır.
  2. Federasyon ve eyaletlerin mali yüklerin karşılama ihtiyaçları, adil bir dengenin kurulması, vergi yükümlülerin haddinden fazla yük altında bırakılmaması ve Federasyon topraklarındaki yaşam koşullarının yeknesaklığı sağlamak suretiyle ayarlanır. Ayrıca, Federasyon ve eyaletlerin katma değer vergisindeki paylarının tespitinde, 1 Ocak 1996 tarihinden itibaren çocukların gelir vergi mevzuatında dikkate alınması dolayı eyaletlerin uğradıkları vergi kayıpları da gözetilir. Ayrıntıları
  3. Cümle gereğince federal bir yasayla düzenlenir.

(4) Federasyon ve eyaletlerin gelir ve giderleri arasındaki orantı hissedilir biçimde değiştiği takdirde, Federasyon ve eyaletlerin katma değer vergisindeki payları yeniden tespit edilir; bu bağlamda, üçüncü fıkranın beşinci cümlesi gereğince katma değer vergisindeki payların tespitine dahil edilen vergi kayıpları dikkate alınmaz. Federal bir yasayla eyaletlere ek giderler yüklendiği veya gelirlerin kesildiği takdirde, bu fazla yük, kısa bir süreyle sınırlı olmak üzere, Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasayla Federasyonun bazı mali kaynaklarının havalesiyle giderilebilir. Yasada, havale miktarının tespiti ve eyaletlere dağıtım ilkeleri düzenlenir.

(5) Belediye ile köylere gelir vergisi gelirlerinden bir pay düşer; bu pay eyaletler tarafından belediyelere, nüfuslarının gelir vergisi ödemeleri ölçüde aktarılır. Konunun ayrıntıları, Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasayla düzenlenir. Yasa, belediyelerin, kendi payları için tarh kurallarını tespit edeceğini öngörebilir.

(5a) Belediye ile köyler, 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren katma değer vergisinden pay alırlar. Pay, eyaletler tarafından belediye ve köylere ekonomi ve yere göre tespit edilen bir ölçüye dayanarak iletilir. Ayrıntılar, Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasayla düzenlenir.

(6) Arazi ve ticari işletme vergilerinin gelirleri belediye ve köylere, bölgesel tüketim ve sarf vergilerinin gelirleri belediye ile köylere veya eyalet yasalarındaki ölçüler oranında belediye ile köy birliklerine aittir. Belediye ile köylere, yasalar çerçevesinde gerçek vergilerin tarh kurallarını tespit etme hakkı verilir. Bir eyalette belediye veya köy idaresi bulunmadığı takdirde, arazi ve ticari işletme vergileri ve bölgesel tüketim ve sarf vergilerinin gelirleri eyalete aittir. Federasyon ve eyaletler, ticari işletme vergisi gelirlerinin taksimine katılabilirler. Taksimin ayrıntılarını, Federal Konseyin onayını gerektiren federal yasayla düzenlenir. Eyalet yasalarındaki ölçüler oranında, arazi ve ticari işletme vergileri ile gelir vergisi ve katma değer vergilerindeki belediye ile köy payları, taksim işlemlerine esas olarak alınabilir.

(7) Ortak vergilerin gelirinin tümünden, eyaletlerin payından belediye ile köy ve belediye ile köy birliklerine, eyalet yasaları tarafından tespit edilen belirli bir yüzde aktarılır. Ayrıca eyalet yasaları, eyalet vergilerinin gelirinden belediye ile köylerin (belediye ile köy birliklerinin) paylarını ve miktarını tespit ederler.

(8) Federasyonun, münferit eyaletler veya belediye ile köylerde (belediye ile köy birlikleri) kendilerinin giderlerini arttıracak veya gelirlerini azaltacak özel tesislerin kurulmasına sebep vermesi dolayı eyaletler veya belediye ile köylere (belediye ile köy birliklerine) düşen olağandışı yüklerin kendileri tarafından karşılanması beklenemiyorsa, Federasyon gerekli denkleştirmeyi sağlar. Bu tesislerin kuruluşuyla ilgili olarak üçüncü kişiler tarafından ödenen tazminatlar ve bu eyalet veya belediye ile köylerin edindikleri mali menfaatler denkleştirmede göz önünde tutulur.

(9) Eyaletlerin bu maddedeki anlamda gelir ve giderleri, belediye ile köylerin (belediye ile köy birliklerinin) gider ve gelirlerini de ifade eder.

Madde 106a. Kamu banliyö ulaşımı

1 Ocak 1996 tarihinden itibaren kamu banliyö ulaşımı için, Federasyonun vergi gelirlerinden bir tutar eyaletlere ayrılır. Ayrıntılar, Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasayla düzenlenir. Birinci cümledeki tutar, 107’nci maddenin ikinci fıkrasında öngörülen mali denkleştirmede dikkate alınmaz.

Madde 106b. Motorlu taşıt vergisinde eyaletlere ait pay

1 Temmuz 2009 tarihinden itibaren motorlu taşıt vergisinin Federasyona devredilmesi nedeniyle Federasyonun vergi gelirlerinden bir tutar eyaletlere ayrılır. Ayrıntılar, Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasayla düzenlenir.

Madde 107. Vergi gelirlerinin dağıtımı – eyaletler arası mali denkleştirme – ek tahsisler

(1) Eyalet vergilerinin geliri ve gelir vergisi ve kurumlar vergisi gelirlerindeki eyaletler payı, kendi bölgelerinde maliye idarelerince tahsil edilen oranda ilgili eyaletlere aittir (yerel gelir). Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasa, kurumlar ve ücretten gelir vergileri için sınırlanma ve yerel gelirin paylaştırılmasının şekil ve kapsamı konusunda ayrıntılı hükümler koyar. Yasa, diğer vergiler için de sınırlanma ve yerel gelirin paylaştırılmasının şekil ve kapsamı konusunda da hükümler koyabilir. Katma değer vergisinin gelirindeki eyaletler payı, ilgili eyaletlere nüfusları oranında aittir; bununla beraber eyalet vergilerinden, gelir ve kurumlar vergilerinden ve madde 106b’de düzenlenen vergilerden gelen gelirin en fazla dörtte birine kadar bir bölümü, Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasayla, kişi başına diğer eyaletler ortalamasının altında gelir edinen eyaletler için ek pay olarak öngörülebilir. Gayrimenkul alım vergisinde buna vergi gücü de dahil edilir.

(2) Yasayla, eyaletlerin farklı mali güçlerinin dengelenmesi sağlanır; bu bağlamda belediye ile köylerin (belediye ve köy birliklerinin) mali güç ve gereksinmeleri de göz önüne alınır. Dengeleme isteyebilecek durumunda olan eyaletlerin talepleri ile dengeleme yükümlüsü olan eyaletlerin yükümlülüklerinin koşulları ve dengeleme tutarlarının ölçü ve oranları yasayla düzenlenir. Yasa, Federasyonun kendi olanaklarından, zayıf eyaletlere genel mali gereksinmelerinin karşılanması için ek yardımlarda bulunabileceğini de belirtebilir.

Madde 108. Federal ve eyalet maliye idaresi–vergi mahkemeleri

(1) Gümrükler, mali tekeller, federal yasayla düzenlenen ithal katma değer vergisi dahil tüketim vergileri, 1 Temmuz 2009 tarihinden itibaren motorlu taşıt vergileri ve motorlu ulaşım araçlarından alınan sair trafik vergiler ile Avrupa Toplulukları çerçevesindeki vergiler federal mali makamlarca yönetilir. Bu makamların kuruluşu federal bir yasayla düzenlenir. Orta dereceli makamların yöneticileri eyalet hükümetleriyle anlaşılarak atanırlar.

(2) Diğer vergi işleri eyalet mali makamlarınca yürütülür. Bu makamların kuruluşu ve görevlilerinin yeknesak eğitimi, Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasayla düzenlenebilir. Orta dereceli makamların yöneticileri, Federal hükümetle anlaşılarak atanırlar.

(3) Gelirleri tamamen veya kısmen Federasyona ait olan vergi işlerine bakan eyalet mali makamları, Federasyon adına hareket ederler. 85’inci maddenin üç ve dördüncü fıkraları, Federal Maliye Bakanının Federal Hükümetin yerinin alması koşuluyla uygulanır.

(4) Vergilerin idaresinde, vergi yasalarının ifasının esaslı şekilde kolaylaştırılması veya iyileştirilmesi amacıyla, federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasa, federal maliye idaresi ile eyalet maliye idaresi arasında bir işbirliğini veya birinci fıkradaki vergi işlerine eyalet mali makamları ve diğer vergi işlerine Federasyon mali makamlarının bakmasını öngörebilir. Sadece belediye ve köylere (belediye ve köy birliklerine) iletilecek olan vergilerde, eyalet mali makamlarına ait olan idare yetkileri tamamen veya kısmen belediye ve köylere (belediye ve köy birliklerine) devredilebilir.

(5) Federal mali makamlarınca uygulanacak usuller, federal bir yasayla düzenlenir. Eyalet mali makamları ve dördüncü fıkranın ikinci cümlesindeki hallerde belediye ve köyler (belediye ve köy birlikleri) tarafından uygulanacak usuller ise, Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasayla düzenlenir.

(6) Vergi yargısı, federal bir yasayla yeknesak olarak düzenlenir.

(7) Federal Hükümet, vergi idaresi eyalet mali makamlarına veya belediye ile köylere (belediye ve köy birliklerine) ait bulunduğu ölçüde Federal Konseyin onayını almak şartıyla, genel idari hükümler çıkartabilir.

Madde 109. Federasyon ve eyaletlerde bütçe yönetimi

(1) Federasyon ve eyaletler, bütçe rejimlerinde özerk olup birbirlerine bağlı değildirler.

(2) Federal Almanya Cumhuriyetinin Avrupa Birliği’nin, kuruluş antlaşmasının 104’üncü maddesi uyarınca bütçe disiplininin yerine getirilmesine ilişkin düzenlenen hukuki işlemlerden doğan yükümlülükleri, Federasyon ve eyaletler tarafından birlikte yerine getirilecektir.

(3) Federasyon ve eyaletlerin bütçeleri, kural olarak kredilerden oluşan gelirler hariç olmak üzere denkleştirilmelidir. Federasyon ve eyaletler, normal durumun aksine oluşan konjonktür gelişimlerinin etkilerini simetrik olarak dikkate alacak düzenlemeler ile devletin kontrolü dışına çıkan ve devletin mali durumunu önemli ölçüde olumsuz etkileyen doğal afet veya olağanüstü acil durum halleri nedeniyle oluşan iniş ve çıkışları göz önüne alacak istisnai düzenlemeler, yapabilir. İstisnai bir düzenleme halinde, buna uygun bir geri ödeme düzenlemesi de yapılmalıdır. Federasyonun bütçesi konusundaki ayrıntılı düzenleme, madde 115 çerçevesinde kredi gelirlerinin nominal gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 0,35’ini aşmaması halinde birinci cümleye uygun olarak yapılmış sayılır. Eyaletlerin bütçesi konusundaki ayrıntılı düzenleme, kredi gelirlerine izin verilmemesi halinde birinci cümleye uygun olarak yapılmış sayılarak, eyaletler tarafından kendi anayasal yetkileri çerçevesinde yapılacaktır.

(4) Federal Konseyin onayına bağlı ve Federasyon ve eyaletler için aynı derecede geçerli olan federal bir yasayla, bütçe hukuku, konjonktürü gözeten bütçe uygulanması ve birden fazla yılı kapsayan mali planlar konusunda temel ilkeler tespit edilebilir.

(5) Avrupa Birliği’nin Birliğin kuruluşuna ilişkin antlaşmanın 104’üncü maddesi uyarınca bütçe disiplininin yerine getirilmesine ilişkin yaptırımlar, Federasyon ve eyaletler tarafından 65’e yüzde 35 şeklinde üstlenilecektir.

Madde 109a. Bütçe için acil durum halleri

Bütçe acil durumlarını önlemek için federal bir yasa, Federal Konseyin de onayına bağlı olarak, aşağıdaki düzenlemeleri yapar:

  1. Federasyon ve eyaletlerin bütçe ekonomisinin ortak bir kurul aracılığı ile sürekli olarak denetlenmesi (İstikrarlılık Kurulu),
  2. Tehdit eden bir bütçe acil durumumun tespit edilebilmesinin şartları ve buna ilişkin prosedür,
  3. Bu durumu engellemek için onarım programlarının oluşturulması ve bunların uygulanması için gerekli ilkeler. İstikrarlılık kurulunun kararları ve bu kararların dayanağı olan danışma belgeleri kamuya duyurulmalıdır.

Madde 110. Federasyonun bütçe planlaması

(1) Federasyonun bütün gelir ve giderleri bütçede gösterilir. Federal işletmelerde ve özel mallarda yalnız gelir ve giderler gösterilebilir. Bütçe, gelir ve giderler bakımından denkleştirilir.

(2) Bütçe, bir veya birkaç hesap yılı için yıllara göre bölünerek, ilk hesap yılının başlamasından önce bütçe yasasıyla tespit edilir. Bütçe planının bazı kısımlarının farklı dönemler için geçerli olup yıllara göre bölünebileceği öngörülebilir.

(3) İkinci fıkranın birinci cümlesine göre hükümet tarafından hazırlanan yasa tasarıları ile bütçe yasasının ve bütçe planının değiştirilmesine ilişkin tasarılar, aynı anda Federal Konseye ve Federal Meclise sunulur; Federal Konsey, tasarılar hakkında altı haftalık bir süre içinde, değişiklik tasarılarında ise üç hafta içinde görüşünü bildirebilir.

(4) Bütçe yasasına, ancak yasanın kabul edildiği dönemle sınırlı olarak, Federasyonun gelir ve giderleri konusunda hükümler konulabilir. Bütçe yasası, hükümlerinin yalnız gelecek bütçe yasasının ilanıyla veya 115’inci maddeye göre yetki verilmesi halinde, daha sonraki bir tarihte yürürlükten kalkacağını öngörebilir.

Madde 111. Bütçenin tespitine kadar giderler

(1) Bir hesap yılının kapanmasından önce, gelecek yıl için bütçe planının yasayla tespit edilmemişse, Federal Hükümet, yasanın yürürlüğe girmesine kadar aşağıdaki gerekli harcamaları yapabilir:

  1. a) Yasalara göre kurulan kurumların işlenmesini ve yasayla kararlaştırılan önlem ve işlemlerin yerine getirilmesini sağlamak için;
  2. b) Federasyonun hukuki yükümlülüklerini yerine getirmek için,
  3. c) Önceki bir yılın bütçesinde ödenekler kabul edilmiş olduğu takdirde, inşaat işlerini, tedarik ve sair hizmetleri devam ettirmek veya bu amaçla yardımları sürdürmek için;

(2) Birinci fıkrada sayılan giderler, özel yasalara dayanan gelirler, vergiler, resimler ve diğer kaynaklardan veya işletme ihtiyatlarından elde edilen gelirlerle karşılanamadığı takdirde, Federal Hükümet, ekonominin yönetilmesinin devamlılığı sağlamak için gerekli olan ve önceki bütçenin dörtte birini geçmeyen parayı kredi yoluyla temin eder.

Madde 112. Bütçeyi aşan harcamalar

Plan üstü ve plan dışı harcamalar, Federal Maliye Bakanının iznine bağlıdır. Bu izin, ancak önceden öngörülemeyen ve kaçınılmaz bir gereksinme dolayısıyla verilebilir. Konunun ayrıntılarını federal bir yasayla düzenlenir.

Madde 113. Ödenek arttırılması; yeni ödenekler

(1) Federal Hükümetçe teklif edilen bütçe planındaki giderleri arttıran veya yeni giderler gerektiren veya gelecekte yeni giderler öngören yasalar, Federal Hükümetin onayına bağlıdır. Aynı hüküm, gelir azalmasına neden olan veya gelecekte buna sebep verecek yasalar için de uygulanır. Federal Hükümet, Federal Meclisten bu gibi yasaların görüşülmesine ara verilmesini isteyebilir. Bu halde, Federal Hükümet, görüşünü altı hafta içinde Federal Meclise bildirir.

(2) Federal Hükümet, Federal Meclisin, yasayı kabul etmesinden sonraki dört hafta içinde yeniden karar almasını isteyebilir.

(3) Yasanın 78’inci maddeye göre kabul edilmiş olması halinde, Federal Hükümet, ancak önceden birinci fıkranın üç ve dördüncü cümlelerine veya ikinci fıkraya göre gerekli işleme girişmek koşuluyla ve ancak altı hafta içinde onayını vermesini reddedebilir. Bu sürenin bitiminde, onayı verilmiş sayılır.

Madde 114. Hesap verme, Sayıştay

(1) Federal Maliye Bakanı, Federal Hükümetin ibrası için Federal Meclis ve Federal Konseye bütün gelirler ve giderler, hazinenin malları ve borçları konusunda arkadan gelen mali yıl içinde hesap vermek zorundadır.

(2) Üyeleri yargıç bağımsızlığına sahip olan Federal Sayıştay, hesap ve bütçenin iktisadi yerindeliği ve usule uygunluğunu denetler. Federal Hükümet ile Federal Meclis ve Federal Konseye her yıl rapor verir. Federal Sayıştayın diğer yetkileri federal bir yasayla düzenlenir.

Madde 115. Krediler

(1) Kredilerin alınması ile gelecek mali yıllarda giderlere sebep verebilecek kefaletler, garantiler veya diğer teminatların üstlenmesi, federal bir yasayla verilen ve miktar itibariyle belirli veya belirlenebilir bir yetkiye bağlıdır.

(2) Gelirler ve giderler, kural olarak kredilerden oluşan gelirler hariç olmak üzere denkleştirilmelidir. Kredi gelirlerinin nominal gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 0,35’ini aşmaması halinde, bu kurala uyulmuştur. Buna ek olarak normal durumun aksine oluşan konjonktür gelişimlerinin etkileri nedeniyle oluşan iniş ve çıkışlar bütçede simetrik olarak dikkate alınmalıdır. Bir, iki ve üçüncü cümlelerde düzenlenen caiz olan kredi üst sınırının üzerindeki fiili kredi alımları bir kontrol hesabında tutulacak; bunların nominal gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 1,5’lik eşik değerini aşması halinde, bu krediler konjonktüre uygun olarak iade edilecektir. Ayrıntılar, özellikle finansal işlemlerden kaynaklanan gelir ve giderlerin düzenlenmesi, konjonktür gelişiminin göz önüne alınarak ve konjonktür düzenleme prosedürü esas alınarak yıllık net kredi alımlarında üst sınırın tespiti; caiz olan üst sınırın üzerindeki fi ili kredi alımlarının kontrolü ve denkleştirilmesi konuları Federal bir yasa ile düzenlenir. Devletin kontrolü dışına çıkan ve devletin mali durumunu önemli ölçüde olumsuz etkileyen doğal afet veya olağanüstü acil durum hallerinde, bu kredi üst sınırları Federal Meclis üyelerinin çoğunluğunun verdiği bir karar ile aşılabilir. Bu karar geri ödeme planını da içermelidir. Altıncı cümle uyarınca alınan kredilerin geri ödenmesi makul bir süre içinde yapılmalıdır.

Xa. Savunma Hali

 

Madde 115a. Savunma halinin tespiti

(1) Federasyon toprakları silahlı bir saldırıya uğradığını veya böyle bir saldırının pek yakın olduğunu (savunma hali) Federal Meclis Federal Konseyin onayıyla tespit eder. Bu tespit, Federal Hükümetin önerisi üzerine ve verilen oyların üçte iki çoğunluğunu ve en az Federal Meclisin üyelerinin çoğunluğuyla yapılır.

(2) Durumun şüpheye yer vermeden derhal hareket edilmesini gerektirmesi ve Federal Meclisin tam zamanında toplanmasında aşılmaz engellerin bulunması veya karar için yeter sayının bulunamaması hallerinde bu tespiti, verilen oyların üçte ikisinin çoğunluğuyla ve en az üyelerinin çoğunluğuyla, Ortak Komisyon yapar.

(3) Tespit, Federal Cumhurbaşkanınca, 82’nci madde gereğince Federasyonun Resmi Gazetesi’nde ilan edilir. Bunun zamanında mümkün olmaması halinde, ilan başka bir yer ve şekilde yapılabilir; ancak bu ilan, koşullar izin verir etmez, Federasyon Resmi Gazetesi’nde yapılır.

(4) Federasyon topraklarının silahlı bir saldırıya uğraması ve yetkili Federasyon organlarının birinci fıkranın birinci cümlesi gereğince durumu tespit edecek halde olamamaları halinde, bu tespit, saldırının başladığı anda yapılmış ve ilan edilmiş sayılır. Federal Cumhurbaşkanı, koşullar izin verir etmez, bu anı ilan eder.

(5) Savunma halinin tespitinin ilan edilmesinden sonra, Federasyon topraklarına silahlı saldırı olursa, Federal Cumhurbaşkanı, Federal Meclisin onayıyla, savunma halinin varlığı konusunda uluslararası hukuka ilişkin açıklamalarda bulunabilir. İkinci fıkrada yazılan durumlarda, Federal Meclisin yerine Ortak Komisyon geçer.

Madde 115b. Savunma halinde kumanda yetkisi

Savunma halinin ilanıyla birlikte, silahlı güçler üzerindeki emir ve kumanda yetkisi Federal Başbakana geçer.

Madde 115c. Savunma halinde Federasyonun yasama yetkisi

(1) Federasyon, savunma halinde, eyaletlerin yasama yetkisine giren konularda da yarışan yasama yetkisine sahiptir. Bu yasalar Federal Konseyin onayına bağlıdır.

(2) Savunma halinin koşulların gerektirdiği ölçüde, federal bir yasayla:

  1. Kamulaştırmalarda tazminat geçici olarak, 14’üncü maddenin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinden farklı olarak düzenlenebilir;
  2. Özgürlük kısıtlamalarında 104’üncü maddenin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesi ve üçüncü fıkrasının birinci cümlesinden farklı olarak, bir yargıcın normal zamanlardaki sürede harekete geçemediği halinde, dört günü geçmeyen bir süre belirlenebilir.

(3) Mevcut veya her an başlayabilecek bir saldırıya karşı savunmanın gerektirdiği ölçüde, Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasayla, Federasyon ve eyaletlerin idare ve mali rejimleri, VIII, VIIIa ve X bölümlerden farklı olarak düzenlenebilir; ancak o halde, eyaletler, belediye ve köylerin ile belediye ve köy birliklerinin yaşama yetenekleri özellikle mali açıdan korunur.

(4) Bir ve ikinci fıkranın bir numaralı bendine göre kabul edilen federal yasalar, uygulamalarına hazırlık olmak üzere, savunma halinin ilanından önce de uygulanabilir.

Madde 115d. Savunma halinde kısaltılmış yasama usulü

(1) Savunma halinde, Federasyonun yasama usulüne, 76’ncı maddenin ikinci fıkrası, 77’nci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ve iki ilâ dördüncü fıkraları , 78’inci madde ve 82’nci maddenin birinci fıkralarından farklı olarak, iki ve üçüncü fıkraların hükümleri uygulanır.

(2) Federal Hükümetin ivedi olarak nitelendirdiği yasa tasarıları, Federal Meclise ile Federal Konseye aynı zamanda gönderilir. Federal Meclis ve Federal Konsey bu tasarıları derhal birlikte görüşürler. Federal Konseyin onayına bağlı bir yasa tasarısının kesinleşmesi, onun oylarının çoğunluğuna bağlıdır. Konunun ayrıntıları Federal Meclis tarafından kararlaştırılan ve Federal Konseyin onayını gerektiren bir iç tüzük ile düzenlenir.

(3) Yasalar madde 115a’nın üçüncü fıkrasının cümlesine uygun olarak ilan edilir.

Madde 115e. Ortak Komisyonun durumu ve görevleri

(1) Ortak Komisyon, savunma halinde, verilen oyların üçte iki çoğunluğuyla ve en az üyelerinin çoğunluğuyla Federal Meclisin vaktinde toplanmasını olanaksız kılan engeller bulunduğunu veya yetersayısı olmadığını tespit ederse, Ortak Komisyon, Federal Meclis ve Federal Konseyin yerine geçer ve onların yetki ve haklarını birlikte kullanır.

(2) Anayasa, Ortak Komisyonun bir yasasıyla ne değiştirilebilir, ne de tamamen veya kısmen yürürlükten kaldırılabilir. Ortak Komisyon, 23’üncü maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 24’üncü maddenin birinci fıkrası ve 29’uncu maddeye göre yasa kabul etmez.

Madde 115f. Savunma halinde Federal Hükümetin olağanüstü yetkileri

(1) Federal Hükümet, savunma halinde ve koşullar gerektirdiği takdirde:

  1. Federal sınır muhafızlığı güçlerini Federasyonun topraklarının tamamında kullanabilir;
  2. Federal idareden başka, eyalet hükümetlerine ve ivedi nitelendirdiği durumlarda eyalet idari makamlarına emir verebilir ve bu yetkiyi eyalet hükümetlerinin kendileri tarafından görevlendirilecek üyelerine devredebilir.

(2) Birinci fıkraya göre alınacak önlemler hakkında Federal Meclis, Federal Konsey ve Ortak Komisyona derhal bilgi verilir.

Madde 115g. Savunma halinde Federal Anayasa Mahkemesinin statüsü ve görevleri

Federal Anayasa Mahkemesinin ve yargıçlarının anayasal statüleri ve anayasal görevlerini yerine getirmeleri sınırlandırılamaz. Federal Anayasa Mahkemesi hakkındaki yasa, Ortak Komisyonun bir yasasıyla, ancak Federal Anayasa Mahkemesinin görüşüne göre de, bu mahkemenin işlerliğinin sağlanması için gerekli olduğu ölçüde değiştirilebilir. Federal Anayasa Mahkemesi, böyle bir yasanın kabulüne kadar mahkemenin işlerliğinin sağlanması için gerekli önlemleri alır. Federal Anayasa Mahkemesi iki ve üçüncü cümlelere göre kararlarını, hazır bulunan yargıçların çoğunluğuyla alır.

Madde 115 h. Savunma halinde seçim ve görev süreleri

(1) Federal Meclis ve eyalet meclislerinin savunma hali sırasında dolan seçim süreleri, savunma halinin bitiminden altı ay sonra sona erer. Federal Cumhurbaşkanının görev süresi savunma hali sırasında usulen bitiyorsa veya Federal Cumhurbaşkanının görevi savunma hali sırasında Federal Konsey Başkanına geçmişse, işbu görev savaş halinin bitiminden dokuz ay sonra sona erer. Savunma hali sırasında görev süresini dolduran bir Federal Anayasa Mahkemesi üyesinin görev süresi, savunma halinin bitiminden altı ay sonra sona erer.

(2) Federal Başbakanın Ortak Komisyon tarafından yeniden seçilmesi gerekiyorsa, Ortak Komisyon, üyelerinin çoğunluğuyla yeni bir Federal Başbakan seçer; Federal Cumhurbaşkanı Ortak Komisyona bu konuda öneride bulunur. Ortak Komisyon, ancak Federal Başbakana kendi üyelerinin üçte iki çoğunluğuyla bir halef seçmek suretiyle güvensizlik oyu verebilir.

(3) Savunma halinin devamı süresince Federal Meclis feshedilemez.

Madde 115 i. Eyalet hükümetlerinin olağanüstü yetkileri

(1) Federasyonun yetkili organları tehlikenin önlenmesi için gerekli tedbirleri alacak durumda bulunmazlarsa ve Federasyonun münferit bölgelerinde durumun kaçınılmaksızın derhal ve bağımsız olarak harekete geçilmesini gerektirmesi halinde, eyalet hükümetleri veya bunlar tarafından belirtilen makamlar veya temsilcileri, kendi yetki çevrelerinde madde 115f’nin birinci fıkrasındaki anlamda önlem alabilirler.

(2) Birinci fıkraya göre alınan önlemler, Federal Hükümet tarafından ve, eyalet makamlarını ve alt dereceli federal makamları ilgilendiren hususlarda, eyaletlerin başbakanları tarafından her zaman kaldırılabilirler.

Madde 115 k. Olağanüstü yasalar ve tüzüklerin yürürlüğü

(1) 115c, 115e, 115g maddelerine göre kabul edilen yasalar ve bu yasalara dayanarak çıkarılan tüzükler, yürürlükte bulundukları sürece, kendilerine aykırı olan hukuku uygulama dışı bırakırlar. Bu hüküm, 115c, 115e ve 115g maddelerine göre önceden kabul edilmiş hükümlere karşı geçerli değildir.

(2) Ortak Komisyonun kabul ettiği yasalar ve bu yasalara dayanarak çıkarılan tüzükler, savunma halinin sona ermesinden altı ay sonra yürürlükten kalkarlar.

(3) 91a, 91b, 104a, 106 ve 107’nci maddelerden farklı hükümler içeren yasalar, en fazla savunma halinin bitimini izleyen ikinci mali yılın sonuna kadar yürürlükte kalırlar; bunlar, savunma halinin sona ermesinden sonra, Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasayla VIIIa ve X. Bölümlerdeki maddelere uyan hükümlere dönüştürebilirler.

Madde 115l. Olağanüstü yasaların yürürlükten kaldırılması, savunma halinin sona ermesi ve barış anlaşması

(1) Federal Meclis, Federal Konseyin onayıyla Ortak Komisyon tarafından kabul edilen yasaları her zaman yürürlükten kaldırabilir. Federal Konsey, Federal Meclisin bu konuda karar vermesini isteyebilir. Ortak Komisyonun veya Federal Hükümetin tehlikenin savuşturulması için almış olduğu diğer önlemler, Federal Meclis ve Federal Konseyin kararlarıyla kaldırılır.

(2) Federal Meclis, Federal Konseyin onayıyla, Federal Cumhurbaşkanınca ilan edilecek olan bir kararla, her zaman savunma halinin sona ermiş olduğunu açıklayabilir. Federal Konsey, Federal Meclisin bu konuda karar vermesini isteyebilir. İlan anındaki koşullar ortadan kalkar kalkmaz, savunma halinin sona erdiği açıklanması zorunludur.

(3) Barış akdine federal yasayla karar verilir.

  1. Geçici ve Son Hükümler

 

Madde 116. Alman vatandaşlığı

(1) Bu Anayasadaki anlamda Alman, diğer yasal düzenlemeler saklı kalmak üzere, Alman vatandaşlığına sahip olanlar veya Alman soyundan olup 31 Aralık l937 tarihindeki Alman İmparatorluğu sınırları içinde kabul edilmiş olan mülteci veya sürgün edilenler ile bunların eşi veya füru.

(2) 30 Ocak l933 ve 8 Mayıs l945 tarihleri arasında siyasi, ırkî veya dinî nedenlerle vatandaşlıktan çıkarılanlar ve bunların füru, başvuruları üzerine tekrar vatandaşlılığa alınırlar. Bunlar, 8 Mayıs l945’den sonra Almanya’da yerleştikleri ve aksine bir istekte bulunmadıkları takdirde vatandaşlıktan çıkarılmış sayılmazlar.

Madde 117. 3 ve 11’inci maddeler hakkında geçici hükümler

(1) Üçüncü maddenin ikinci fıkrasına aykırı olan yasalar, Anayasanın hükümlerine uygun hale getirilinceye, ancak en geç 31 Mart l953 tarihine kadar geçerlidir.

(2) Halen mevcut olan konut kısıtlığı dolayısıyla dolaşım özgürlüğünü sınırlandıran yasalar, federal bir yasayla kaldırılıncaya kadar yürürlükte kalırlar.

Madde 118. Güney – Batının yeniden şekillendirilmesi

Baden, Württemberg-Baden ve Württemberg-Hohenzollern eyaletlerini kapsayan bölgelerin yeniden düzenlenmesi, 29’uncu madde hükümlerinden farklı olarak ilgili memleketlerin uzlaşmasıyla yapılabilir. Bir anlaşmaya varılmadığı takdirde, yeniden düzenleme halkın sorulmasını öngören federal bir yasayla düzenlenir.

Madde 118a. Berlin ve Brandenburg eyaletlerinin yeniden düzenlenmesi

Berlin ve Brandenburg eyaletlerini kapsayan bölgelerin yeniden düzenlenmesi, 29’uncu madde hükümlerinden farklı olarak, seçimlere katılma yetkisi olanların katılımıyla iki eyaletin anlaşmasıyla yapılabilir.

Madde 119. Mülteci ve sürgün edilenler

Mülteci ve sürgün edilenler konularında Federal Hükümet, federal bir yasa çıkarılıncaya kadar, özellikle bunların eyaletlere dağıtımı konusunda, Federal Konseyin onayına bağlı yasa kuvvetinde kararname çıkarabilir. Ayrıca özel durumlarda Federal Hükümete münferit emirler verme yetkisi verilebilir. Emirler, gecikmesinde sakınca bulunmayan durumlar dışında eyaletlerin en yüksek makamlarına verilir.

Madde 120. İşgal masrafları ve savaştan kaynaklanan yükler

(1) İşgal masrafları ve savaş sonucu olan diğer iç ve dış yükler, federal yasalardaki ayrıntılı hükümlere dayanarak Federasyon tarafından karşılanır. Savaşın sonucu olan bu yüklerin 1 Ekim l969 tarihine kadar federal yasalarla düzenlendiği ölçüde, Federasyon ve eyaletler bu yasalara uyularak masrafları aralarındaki oranda karşılarlar. Federal yasalarla düzenlenmemiş ve bundan sonra da düzenlenmeyecek savaştan kaynaklanan yüklerin masrafları, eyaletler, belediye ve köyler (belediye ve köy birlikleri) veya eyalet veya belediye ve köy görevlerini ifa eden diğer makamlar tarafından 1 Ekim 1965 tarihine kadar karşılanmış ise, Federasyon, bu tarihten sonra dahi, bu çeşit masrafları karşılamakla yükümlü değildir. Federasyon, işsizlik sigortası ve işsizlik yardımı dahil sosyal sigorta yüklerine yardımda bulunur. Savaş sonucu olan yüklerin bu fıkra ile Federasyon ve eyaletlere taksiminde, savaş sonucu doğan tazminat iddiaları konusundaki yasal hükümleri saklı tutulmuştur.

(2) Federasyonun masrafları karşıladığı anda, gelirler Federasyona intikal eder.

Madde 120a. Yükümlülüklerin denkleştirilmesi

(1) Yükümlülüklerin denkleştirilmesi hakkındaki yasaların, Federal Konseyin onayıyla denkleştirme edimleri konusunda kısmen Federasyon, kısmen de eyaletler tarafından uygulanacağını, 85’inci maddeye göre Federasyon ve Federasyonun yetkili üst makamlarına ait olan yetkilerin tamamen veya kısmen Federal Tesviye İdaresine devredilebileceğini belirtebilir. Federal Tesviye İdaresi bu yetkilerin kullanılmasında Federal Konseyin onayına muhtaç değildir. Talimatlarını, acil durumlar hariç eyaletlerin üst makamlarına (eyalet tesviye idarelerine) verir.

(2) 87’nci maddenin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi hükmü saklıdır.

Madde 121. «Üyelerin çoğunluğu» kavramı

Bu Anayasada kullanılan Federal Meclis ve Federasyon Kongresi üyelerinin çoğunluğu kavramıyla, yasal üye sayılarının çoğunluğu ifade edilir.

Madde 122. Yasama yetkilerinin yetkili organlara geçişi

(1) Federal Meclisin ilk toplanmasından itibaren yasalar, yalnız bu Anayasada tanınmış olan yasama organları tarafından kabul edilebilir.

(2) Yetkileri birinci fıkraya göre sona eren yasa koyucu ve yasamaya müşavir olarak katılan kuruluşlar, bu andan itibaren feshedilmiş sayılır.

Madde 123. Anayasa öncesi hukuk ve devlet sözleşmeleri

(1) Federal Meclisin ilk toplanmasında yürürlükte bulunan hukuk, Anayasaya aykırı olmadığı sürece yürürlükte kalır.

(2) Alman İmparatorluğu tarafından akdedilmiş olup, bu Anayasaya göre eyalet yasama organlarının yetkisine giren konulara ilişkin devletlerarası sözleşmeler, genel hukuk ilkelerine göre geçerli oldukları takdirde, ilgililerin bütün hak ve itirazları saklı kalmak koşuluyla bu Anayasaya göre yetkili organlar tarafından yeni devletlerarası sözleşmeler akdedilinceye veya ihtiva ettikleri hükümlere göre başka türlü sona erinceye kadar geçerlidirler.

Madde 124. İnhisari yasama konusundaki Anayasa öncesi hukuk

Federasyonun inhisari yasama konularına ilişkin yasalar, yürürlük alanlarında federal hukuk olur.

Madde 125. Yarışan yasama konusundaki Anayasa öncesi hukuk

Federasyonun yarışan yasama konularına ilişkin yasalar;

  1. Bir veya birden fazla işgal bölgelerinde aynı şekilde geçerli olduğu,
  2. 8 Mayıs l945 tarihinden sonra değiştirilen önceki İmparatorluk hukuku bahse konu olduğu takdirde, kendi yürürlük alanında federal hukuk olur.

Madde 125a. 15.11.1994 tarihinden önceki Federal hukukun geçerliliği

(1) Federal hukuk olarak çıkartılmış, ancak 74’üncü maddenin birinci fıkrasının değiştirilmesinden veya 84’üncü maddenin birinci fıkrasının yedinci cümlesi, 85’inci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi veya 105’inci maddenin 2a. fıkrasının ikinci cümlesinin eklenmesi ya da 74a ve 75’inci maddelerinin ya da 98’inci maddenin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin iptali nedeniyle artık federal hukuk olarak çıkartılamayacak hukuk, Federal hukuk olarak geçerliliğini sürdürür. Ancak, bu hukukun yerini eyalet hukuku alabilir.

(2) 72’nci maddenin ikinci fıkrasının 15 Kasım 1994 tarihine kadar geçerli olan metnine dayanarak çıkartılmış olan ve fakat 72’nci maddenin ikinci fıkrası nedeniyle artık federal hukuk olarak çıkartılamayacak hukuk, federal hukuk olarak geçerliliğini sürdürür. Bu hukukun yerini eyalet hukukunun alabileceği, federal bir yasayla belirlenebilir.

(3) Eyalet hukuku olarak çıkartılmış ve fakat 73’üncü maddenin değiştirilmesi nedeniyle artık eyalet hukuku olarak olarak çıkartılamayacak hukuk, eyalet hukuku olarak geçerliliğini sürdürür. Bu hukukun yerini federal hukuk alabilir.

Madde 125b. Çerçeve kanunlarının yürürlüğü

(1) 75’inci madde 1 Eylül 2006 tarihine kadar geçerli olan metne bağlı olarak çıkartılmış olup bundan böyle federasyon hukuku olarak çıkartılabilecek olan düzenlemeler federasyon hukuku olarak geçerli olmaya devam edecektir. Bu çerçevede eyaletlerin yasama erkine ilişkin yetki ve görevleri aynı şekilde kalacaktır. 72’nci maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde belirtilen alanlarda eyaletler bu düzenlemelere aykırı düzenlemeler getirebilirler, 72’nci maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlede iki, beş ve altı numaralı bentlerdeki alanlarda bu durum, Federasyonun 1 Eylül 2006 tarihinden itibaren yasama yetkisini kullanması halinde ve fakat iki ve beş numaralı bentlerdeki hallerde en geç 1 Ocak 2010 tarihinde, altı numaralı bentdeki hallerde ise en geç                  1 Ağustos 2008 tarihinde gerçekleşebilecektir.

(2) Federal yasalarla 84’üncü maddenin birinci fıkrası uyarınca                1 Eylül 2006 tarihinden önce geçerli olan metne bağlı olarak çıkartılan düzenlemelere eyaletler aykırı düzenlemeler getirebilirler; 31 Aralık 2008 tarihine kadar idari usullere ilişkin düzenlemelerden ise, sadece 1 Eylül 2006 tarihinden itibaren söz konusu federal yasada idari usullere ilişkin düzenlemelerin değiştirilmiş olması halinde aykırı düzenlemelerin getirilmesi mümkündür.

Madde 125 c. Ortak görevler alanındaki düzenlemelerin devamı

(1) 91a maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ve birinci fıkrasının bir numaralı bendi bağlamında 1 Eylül 2006 tarihine kadar geçerli olan metne bağlı olarak çıkartılan düzenlemeler, 31 Aralık 2006 tarihine kadar geçerli olarak kalacaktır.

(2) 104a maddesinin dördüncü fıkrasının 1 Eylül 2006 tarihine kadar geçerli olan metnine bağlı olarak belediye ulaşım ve trafiğinin finanse edilmesi ve sosyal oturma yeri sağlama yardımlarına ilişkin çıkartılmış düzenlemeler,    31 Aralık 2006 tarihine kadar geçerliliklerini korurlar. Belediye trafiğinin finansmanı konusunda, Belediye Ulaşım ve Trafiğinin Finansmanı Kanununun 6’ncı maddesinin birinci fıkrası doğrultusunda özel bazı programlar veya 104a maddesinin dördüncü fıkrası bağlamında 1 Eylül 2006 tarihine kadar geçerli olan sair düzenlemeler, yürürlükten kaldırılmaları daha önceki bir tarihe alınmamışsa 31 Aralık 2019 tarihine kadar geçerli olarak kalırlar.

Madde 126. Anayasa öncesi hukukun geçerliği konusundaki görüş ayrılığı

Anayasa öncesi hukukun federal hukuk olarak geçerliliği konusundaki uyuşmazlıkları Federal Anayasa Mahkemesi çözer.

Madde 127. Birleşik Ekonomi Bölgesi hukuku

Federal Hükümet, 124 veya 125’inci maddelere göre, federal hukuk olarak geçerli kaldığı sürece Birleşik Ekonomi Bölgesinin idare hukukunu, ilgili eyalet hükümetlerinin onayıyla bu Anayasanın ilanından itibaren bir yıl içinde Baden, Büyük-Berlin, Ren-Palatina ve Württemberg-Hohenzollern eyaletlerinde yürürlüğe koyabilir.

Madde 128. Talimat haklarının devamı

Geçerliğini koruyan hukukun, 84’üncü maddenin beşinci fıkrası manasında talimat hakkı öngördüğü takdirde, bu haklar yasayla değiştirilinceye kadar yürürlükte kalırlar.

Madde 129. Yetkilerin geçerliği

(1) Federal hukuk olarak geçerliğini koruyan hükümlerle, tüzük ve yönetmelik çıkarmaya veya genel idari hükümler koymaya ile idari tasarruflarda bulunmaya verilen yetkiler bundan böyle yetkili makamlara intikal eder. Kuşkulu durumlarda Federal Konseyin görüşü alarak Federal Hükümet karar verir; işbu karar yayımlanır.

(2) Eyalet hukuku olarak geçerliğini koruyan hükümlerle verilen yetkiler eyalet hukukuna göre yetkili makamlar tarafından kullanılır.

(3) Bir ve ikinci fıkralar manasındaki hükümlerin kendilerini değiştirme veya tamamlama veya yasaların yerine geçebilecek hüküm koyma yetkisi verdikleri takdirde, bu yetkiler sona ermiş sayılır.

(4) Bir ve ikinci fıkra hükümleri, artık geçerli olmayan yasalara veya mevcut olmayan kuruluşlara atıfta bulunan hükümlere de uygulanır.

Madde 130. Kamu kuruluşları

(1) Eyalet hukukuna veya eyaletler arası sözleşmelere dayanmayan idare organları ve sair idare ve adliye kuruluşları, Güney-Batı Alman Demiryolları İşletme Birliği ve Fransız işgal bölgesindeki Posta ve Telekomünikasyon İdaresi yönetim kurulu, Federal Hükümete bağlıdır. Federal Hükümet, Federal Konseyin onayıyla, geçiş, fesih ve tasfiyelerini düzenler.

(2) Bu kuruluşlarda çalışan personelin en yüksek disiplin amiri yetkili Federal Bakandır.

(3) Eyaletlere doğrudan doğruya bağlı olmayan ve eyaletler arası sözleşmelere istinat etmeyen kamu tüzel kişiler ve kamu hukuku kurumları, yetkili federal idarenin denetimine bağlıdır.

Madde 131. Eski kamu görevlileri

Mülteci ve sürgün edilenler de dahil, 8 Mayıs 1945 tarihinde kamu görevlerinden memur hukuku veya toplu sözleşme hukukundan başka nedenlerle azledilenlerden hiç veya önceki durumlarıyla mütenasiben çalıştırılamayanların hukuki statüleri federal yasayla düzenlenir. Aynı hüküm, mülteci ve sürgün edilenler dahil 8 Mayıs 1945 tarihinde emeklilik hakları mevcut iken, memur veya toplu sözleşme hukuku nedenleri dışında hiç veya durumlarıyla mütenasiben emeklilik haklarından yararlanamayan kişiler hakkında da uygulanır. Federal yasanın yürürlüğe girmesine kadar eyaletler hukukundaki aksine hükümler saklı kalmak kaydıyla, talepte bulunulamaz.

Madde 132. Bazı memur haklarının kaldırılması

(1) Bu Anayasanın yürürlüğe girdiği anda kaydı yaşam koşuluyla atanmış olan memur ve yargıçlar, görevleri için gerekli kişilik ve yeteneklerden yoksun oldukları takdirde, Federal Meclisin ilk toplanmasından itibaren altı ay içinde emekliye sevk edilebilirler, işten el çektirilebilirler veya daha düşük gelirli bir göreve atanabilirler. Bu hüküm, sözleşmelerinin feshedilemeyen görevliler hakkında da uygulanır. Sözleşmelerinin feshi mümkün olan görevlilere toplu sözleşme hükümlerinden fazla olan feshi ihbar süreleri, aynı süre içinde kaldırılabilir.

(2) Bu hüküm, haklarında “Nasyonal Sosyalizm ve Militarizm’den Kurtuluş” hakkındaki hükümler uygulanmayan veya Nasyonal Sosyalizm’de takibe uğramış olan kamu görevlilerine, kişiliklerinde herhangi bir önemli neden bulunmaması kaydıyla, uygulanmaz.

(3) İlgililere 19’uncu maddenin dördüncü fıkrası gereğince yasa yolu açıktır.

(4) Konunun ayrıntıları Federal Hükümetçe hazırlanan ve Federal Konseyin onayına bağlı bir kararnameyle düzenlenir.

Madde 133. Birleşik Ekonomi Alanı, halefiyet

Federasyon, Birleşik Ekonomik alanın idaresinin hak ve yükümlülüklerini üzerine alır.

Madde 134. İmparatorluğun malvarlığının halefiyeti

(1) İmparatorluk malvarlığı, ilke olarak Federasyona intikal eder.

(2) Bu malvarlığının başlangıçtaki amacına göre öncelikle ve bu Anayasaya göre Federasyonun idari görevleri alanına girmeyen idari görevler için öngörülen malvarlığı, parasız olarak bundan böyle ilgili kuruluşlara ve, bu Anayasaya göre eyaletler tarafından yalnız geçici değil ifa edilecek idari görevlere hizmet ettiği takdirde, eyaletlere devredilir. Federasyon diğer malvarlıkları da eyaletlere devredebilir.

(3) Eyaletler ile belediye ve köyler (belediye ve köy birlikleri) tarafından parasız olarak İmparatorluk emrine verilmiş olan malvarlığı, Federasyonun kendi idari görevleri için ona ihtiyacı olmaması halinde, tekrar eyalet ile belediye ve köylere (belediye ve köy birliklerine) geçer.

(4) Konunun ayrıntılarını Federal Konseyin onayın bağlı federal bir yasayla düzenlenir.

Madde 135. Eski eyalet ve kurumların malvarlığı

(1) 8 Mayıs l945 tarihinden sonra bu Anayasanın yürürlüğe girmesine kadar bir bölgenin bir eyalete aidiyeti değişmişse, bu bölgedeki önceki eyaletin malvarlığı, bu bölgenin şimdi ait olduğu eyalete geçer.

(2) Artık mevcut olmayan eyaletlerin ve diğer kamu tüzel kişiler ve kamu kurumlarının malvarlığı, başlangıçtaki amaçlarına göre öncelikle idari hizmetler için kullanıldığı takdirde veya halen yalnız geçici değil öncellikle idari hizmetler için kullanıldığı takdirde, bundan böyle bu hizmetleri ifa eden eyaletlere, kamu tüzel kişilere ve kamu kurumlarına intikal eder.

(3) Artık mevcut olmayan eyaletlerin gayrimenkul malvarlığı, birinci fıkrada yazılan anlamda zaten malvarlığı sayılmayan mütemmim cüzleriyle birlikte bu gayrimenkulün bulunduğu eyalete intikal eder.

(4) Federasyonun ağır basan bir menfaati veya bir bölgenin özel menfaati gerektirirse, federal bir yasayla bir-üçüncü fıkralardan farklı kurallar konulabilir.

(5) Halefiyet ve tasfiye işlemleri, 1 Ocak l952 tarihine kadar ilgili eyaletler veya kamu tüzel kişiler ve kamu hukuku kurumları arasında anlaşma yoluyla halledilemediği takdirde, Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasayla düzenlenir.

(6) Eski Prusya eyaletinin özel hukuk işletmelerindeki hisseleri Federasyona intikal eder. Konunun ayrıntılarını farklı hükümler de koyabilecek federal yasayla düzenlenir.

(7) Bir-üçüncü fıkralara göre, bir eyalete veya kamu tüzel kişilerine veya kamu kurumlarına ait olacak bir malvarlığı üzerinde sonradan hakkı olanlar tarafından bir eyalet yasasına istinaden veya diğer bir şekilde Anayasanın yürürlüğe girmesinden önce tasarrufta bulunulmuş olunması halinde malvarlığın intikali tasarruftan önce vuku bulmuş sayılır.

Madde 135a. İmparatorluğun, eski Prusya ve Alman Demokratik Cumhuriyetinin yükümlülükleri

(1) 134’üncü maddenin dördüncü fıkrası ve 135’inci maddenin beşinci fıkralarıyla saklı tutulan Federasyonun yasama yetkisiyle, aşağıdaki yükümlülüklerin hiç veya kısmen ifa olunmayacağı kararlaştırılabilir:

  1. İmparatorluğun yükümlülükleriyle eski Prusya’nın ve artık mevcut olmayan diğer kamu tüzel kişiler ve kamu kurumlarının yükümlülükleri;
  2. Federasyon veya diğer kamu tüzel kişiler ve kamu hukuku kurumlarının 89, 93, 134 ve 135’inci maddelerde öngörülen malvarlığının intikaline ilişkin yükümlülükleriyle, bu hak sahiplerinin birinci bentte açıklanan hak sahiplerinin tasarruflarından doğan yükümlülükleri;
  3. Eyalet ile belediye ve köylerin (belediye ve köy birlikleri) 1 Ağustos 1945 tarihinden önce işgal güçlerinin emirlerini yerine getirmelerinden üzere veya İmparatorluğa ait olan veya İmparatorluk tarafından kendilerine devredilen idari görevleri çerçevesinde harbin neden olduğu bir zaruret halinin giderilmesi için aldıkları önlemlerden doğan yükümlülükleri.

(2) Birinci fıkra, hem Alman Demokratik Cumhuriyetinin veya onun organlarının yükümlülüklerine, hem de Alman Demokratik Cumhuriyetinin malvarlıklarının Federasyona, eyaletler ile belediye ve köylere geçmesiyle bağlantılı olan Federasyonun veya başka kamu tüzel kişiliklerinin ve kamu kurumlarının yükümlülüklerine ve Alman Demokratik Cumhuriyetinin veya organlarının tasarruflarından doğan yükümlüklere de uygulanır.

Madde 136. Federal Konseyin ilk toplantısı

(1) Federal Konsey ilk kez Federal Meclisin ilk toplandığı günde toplanır.

(2) Federal Cumhurbaşkanın yetkileri, Federal Cumhurbaşkanının seçilmesine kadara Federal Konsey Başkanı tarafından kullanılır. Ancak, Federal Meclisi feshetmek hakkı ona ait değildir.

Madde 137. Memurların seçilebilmeleri

(1) Memurların, kamu görevlilerinin, muvazzaf ve süreli askerlerin ile yargıçların Federasyon, eyaletler ve belediye ile köylerde seçilebilmeleri yasayla sınırlandırılabilir.

(2) İlk Federal Meclisin, ilk Federasyon Kongresinin ve Federal Cumhuriyetin ilk Federal Cumhurbaşkanının seçimi, Parlamenter Kurul tarafından kabul edilecek bir seçim yasasına göre yapılır.

(3) 41’inci maddenin ikinci fıkrası gereğince Federal Anayasa Mahkemesine ait olan yetki, onun kuruluşuna kadar kendi iç tüzüğüne göre karar veren Birleşik Ekonomi Alanı Alman Yüksek Mahkemesi tarafından kullanılır.

Madde 138. Güney Almanya Noterlikleri

Baden, Bayern, Württemberg-Baden ve Württemberg-Hohenzollern eyaletlerinde mevcut olan noterliklerin kuruluşundaki değişiklikler, bu eyaletler hükümetlerinin onayına bağlıdır.

Madde 139. Nasyonal Sosyalizm ve militarizmden arınma hükümleri

«Alman halkının Nasyonal Sosyalizm ve Militarizm’den Arınması» hakkındaki hükümler, bu Anayasanın hükümlerine aykırı sayılmaz.

Madde 140. Weimar Anayasasının bazı maddelerinin geçerliliği

11 Ağustos 1919 tarihli Alman Anayasasının 136, 137, 138, 139 ve 141’inci maddeleri hükümleri, bu Anayasanın bir parçasıdır.

Madde 141. Din dersi, «Bremen maddesi»

7’nci maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi hükmü, 1 Ocak l949 tarihinde konusunu başka bir şekilde düzenlemiş bulunan eyalette uygulanmaz.

Madde 142. Eyalet anayasalarındaki temel haklar

Bu Anayasanın 1-18’inci maddelerine uygun olarak temel hakları güvence altına alan eyalet anayasalarının hükümleri, 31’inci madde hükmüne bakılmaksızın yürürlükte kalırlar.

Madde 142a. (kaldırılmıştır)

Madde 143. Eski Alman Demokratik Cumhuriyetinin bölgesi için geçici hukuk

(1) Birleşme Antlaşmasının 3’üncü maddesinde adı geçen bölgedeki hukuk, en fazla 31 Aralık 1992 tarihine kadar, farklı durum ve koşullar yüzünden Anayasa düzenine tamamen uyum sağlanamadığı sürece bu Anayasanın hükümlerinden ayrılabilir. Ayrılıklar 19’uncu maddenin ikinci fıkrasına aykırı olamazlar ve 79’uncu maddenin üçüncü fıkrasında yazılan ilkelere uymak zorundadırlar.

(2) II, VIII, VIIIa, IX, X ve XI. bölümlerden ayrılıklar en fazla               31 Aralık 1995 tarihine kadar yürürlükte kalabilir.

(3) Bir ve ikinci fıkraya bakılmaksızın Birleşme Antlaşmasının 41’inci maddesi ve bunun yürütülmesine yönelik düzenlemeler, bu antlaşmanın 3’üncü maddesinde tabir edilen bölgedeki mülkiyete yapılan müdahalelerin geri alınamayacağını öngörüldükleri takdirde geçerliliğini korurlar.

Madde 143a. Federal Demiryollarının özelleştirilmesi

(1) Federasyona bağlı idarece yürütülen Federal Demiryollarının iktisadi teşekküllere dönüştürülmesinden kaynaklanan tüm işlerde, Federasyon inhisari yasama yetkisine sahiptir. Madde 87e’nin beşinci fıkrası kıyasen uygulanır. Federasyon Demiryollarının memurları yasa yoluyla, hukuksal konumları ve kamu işverenin sorumluluğu saklı kalmak kaydıyla, özel hukukla düzenlenmiş Federasyon Demiryollarında göreve getirilebilirler.

(2) Birinci fıkraya göre çıkarılan yasalar Federasyon uygular.

(3) Şimdiye kadarki Federasyon Demiryollarının banliyö tren hatları alanındaki görevlerinin 31 Aralık 1995 tarihine kadar yerine getirilmesi Federasyonun işidir. Bu, tren trafik idaresinin benzer görevleri için de geçerlidir. Ayrıntıları, Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasayla düzenlenir.

Madde 143b. Federal Alman Posta’nın şekil değişimi

(1) Federal Alman Postası’nın özel malvarlığı, federal bir yasa ölçüsünde özel hukuk konumundaki teşebbüslere dönüştürülecektir. Bu konuyla ilgili tüm işlerde, Federasyon inhisari yasama yetkisine sahiptir.

(2) Nev’i değişmeden önce Federasyona ait olan inhisari yetkiler, geçici bir dönem için federal yasayla Federal Alman Postası Telekom ve Federal Alman Postası Posta Hizmetleri işletmelerinden doğan teşebbüslere verilebilir. Federasyon, Federal Alman Postası Posta Hizmetleri’nin halef teşebbüsünde tuttuğunu sermaye çoğunluğunu, yasanın yürürlüğe girmesinden en erken beş sene sonra elden çıkartabilir. Bunun için Federal Konseyin onayına bağlı federal bir yasa gereklidir.

(3) Federal Alman Postasındaki görevli memurlar, hukuk konumlarının ve kamu işvereninin sorumluluğunun saklı kalmak kaydıyla özel teşebbüslerde çalıştırılırlar. Teşebbüsler kamu işveren yetkilerini uygularlar. Ayrıntıları federal bir yasa düzenler.

Madde 143c. Ortak görevlerin kaldırılmasına ilişkin tazmin tutarları

(1) Yüksek okulların ve üniversite hastanelerinin büyütülmesi veya inşası, eğitim planlaması gibi ortak görevlerin kaldırılmasına, yine belediyelerin ulaşım ve trafiğinin iyileştirilmesine ilişkin finansal yardımın kaldırılmasına ve toplu konut yardımına ilişkin olarak Federasyonun finansman payının şartlı olarak kalkmasına binaen eyaletlere; 1 Ocak 2007 tarihinden 31 Aralık 2019 tarihine kadar Federasyon bütçesinden yıllık tutarlar verilecektir. 31 Aralık 2013 tarihine kadar bu tutarlar, Federasyonun 2000 ila 2008 yılları arasındaki referans dönemindeki finansman payının ortalamasından hesaplanacaktır.

(2) Birinci fıkrada yer alan tutarlar 31 Aralık 2013 tarihine kadar aşağıdaki şekilde taksim edilecektir:

  1. Yıllık sabit tutar olarak ve miktarları, her bir eyaletin 2000 ve 2003 yılları arasındaki dönemleri arası ortalama payına göre hesaplanarak;
  2. Her biri şimdiye kadarki karma finansmanda yer alan görev alanındaki amaca bağlı olarak.

(3) Federasyon ve eyaletler 2013 yılının sonuna kadar, birinci fıkra uyarınca görevlerin yerine getirilmesi konusunda eyaletlere verilecek ödeneklere ait tutarların hangi yükseklikte olmasının uygun ve gerekli olduğu konusunu kontrol edeceklerdir. 1 Ocak 2014 tarihinden itibaren birinci fıkrada yer alan ödeneklerin ikinci fıkranın iki numaralı bentte öngörülen amaca bağlı olması şartı ortadan kalkacaktır; bununla birlikte ödeneklerin hacminin yatırımın amacına yönelik olması şartı devam edecektir. Dayanışma Paktı II’yi dayanak alan anlaşmalar saklı kalmaktadır.

(4) Konunun ayrıntılarını Federal Konseyin onayını gerektiren bir yasa düzenler.

Madde 143d. Konsolidasyon yardımları çerçevesinde geçiş dönemi hükümleri

(1) 109 ve 115’inci maddelerinin 31 Temmuz 2009 tarihinden önce geçerli olan halleri son olarak 2010 bütçe yılı için uygulanacaklardır. 109 ve 115’inci maddelerinin 1 Ağustos 2009 tarihinden itibaren geçerli olacak olan halleri ilk olarak 2011 bütçe yılı için uygulama alanı bulacak, 31 Aralık 2010 tarihinde mevcut olan ve daha önceden hazırlanan özel malvarlıkları için verilmiş kredi yetkilendirilmeleri bundan mahfuzdur. Eyaletler, 1 Ocak 2011 ila 31 Aralık 2019 tarihleri arasında, yürürlükteki eyalet hukuku düzenlemeleri çerçevesinde 109’uncu maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen yönergenin aksine davranabilir. Eyaletlerin bütçeleri, 2020 bütçe yılında 109’uncu maddenin üçüncü fıkrasının beşinci cümlesi düzenlenen yönergeyi yerine getirilebilecek konuma getirilmelidir. Federasyon, 1 Ocak 2011 ila                   31 Aralık 2015 tarihleri arasında 115’inci maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen yönergenin aksine davranabilir. Mevcut olan açığın kapatılması ile 2011 bütçe yılında başlanacaktır. Yıllık bütçeler, 2016 bütçe yılında 115’inci maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen yönergeyi yerine getirilebilecek konuma getirilmelidir; ayrıntılar federal bir yasayla düzenlenecektir.

(2) 109’uncu maddenin üçüncü fıkrasındaki yönergenin 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren yerine getirilmesine yardımcı olmak için, Berlin, Bremen, Saarland, Saksyonya-Anhalt ve SchleswigXI. Holstein eyaletlerine 2011 ila 2019 yılları arası dönemde Federasyonun bütçesinden toplamda yıllık 800 Milyon Euro tutarında konsolidasyon yardımı yapılabilir. Bu toplam tutardan 300 Milyon Euro Bremen’e 260 Milyon Euro Saarland’a; Berlin Saksonya-Anhalt ve Schleswig-Holstein’a 80’er Milyon Euro düşmektedir. Bu yardımlar, Federal Konseyin onayını gerektiren bir Federal yasadan kaynağını bulan bir idari sözleşme esasa alınarak yapılacaktır. Bu yardımların yapılması,            2020 yılının sonuna kadar finansal açıkların tamamen kapatılması şartına bağlıdır. Ayrıntılar, özellikle finansal açığın yıllık olarak kapatılmasına ilişkin prosedür; finansal açığın kapatılmasının İstikrarlılık Kurulu aracılığı ile denetlenmesi ve açığın kapatılması için uyulması gereken prosedüre uyulmamasının sonuçları, Federal Konseyin onayını gerektiren bir Federal yasa ve bir idari sözleşme ile düzenlenecektir. Olağanüstü bir bütçe acil durumu nedeniyle, konsolidasyon yardımları ve iyileştirme yardımları aynı anda yapılması mümkün değildir.

(3) Konsolidasyon yardımlarının yapılması nedeniyle oluşan finans yükü, Federasyon ve eyaletler tarafından yarı yarıya paylaşılacaktır; ki, eyaletler, bu ödemeleri kendilerine tahsis edilen katma değer vergisi gelirlerinden yapacaklardır. Ayrıntılar, Federal Konseyin onayını gerektiren bir Federal yasa ile düzenlenecektir.

Madde 144. Anayasanın onaylanması

(1) Bu Anayasa, kendisinin ilk önce yürürlüğe gireceği eyaletlerin üçte ikisinin yasama organlarınca kabul edilmelidir.

(2) 23’üncü maddede sayılan eyaletlerde veya bu eyaletlerin bir bölgesinde bu Anayasanın uygulanmasının sınırlamaya tabi olması halinde, eyalet veya eyaletin ilgili kısmı, 38’inci maddeye göre Federal Millet Meclis ve 50’nci maddeye göre de Federal Konseye temsilci göndermek hakkına sahiptir.

Madde 145. Anayasanın ilanı

(1) Parlamenter Kurul, açık oturumda Büyük Berlin temsilcilerinin de katılmalarıyla bu Anayasanın kabul edildiğini tespit ederek, imzalar ve ilan eder.

(2) Bu Anayasa, ilan edildiği günün sonuyla yürürlüğe girer.

(3) Anayasa, Federasyonun Resmi Gazetesi’nde yayınlanır.

Madde 146. Anayasanın geçerlilik süresi

Almanya’nın birleşmesini ve özgürlüğünü tamamlamasından sonra, bütün Alman halkı için geçerli olan bu Anayasa, Alman halkının serbest iradesiyle kabul edeceği bir Anayasanın yürürlüğe girdiği günde geçerliliğini kaybeder.   11 Ağustos 1919 Tarihli Alman İmparatorluğu Anayasası’ndan alıntı (Weimar Anayasası)

Din ve dini cemaatler

 

Madde 136.

(1) Medeni ve siyasi hak ve ödevler, ne din özgürlüğünün icrasına bağlıdır ne de bu nedenle kısıtlanabilirler.

(2) Medeni ve siyasi haklardan yararlanma ve kamu görevlerine giriş dini inanca bağlı değildir.

(3) Hiç kimse dini inancını açıklamakla yükümlü değildir. Resmi makamlar ancak, kişi için hak ve ödevlerin icrası veya yasayla öngörülen bir istatistik’in yapılması gerektirdiği ölçüde, dini bir kuruma üyelik konusunda soru sorma hakkına sahiptir.

(4) Hiç kimse bir kilise ibadetine veya törenine veya dini bir ibadete katılmaya veya dini bir yemin şeklini kullanmaya zorlanamaz.

Madde 137.

(1) Devlet kilisesi yoktur.

(2) Dini topluluklar kurma hakkı güvence altına alınır. Dini toplulukların İmparatorluk toprakları içinde birleşmeleri, hiçbir sınırlandırmaya tabi değildir.

(3) Her dini topluluk, kendi işlerini, herkes için geçerli olan yasaların çerçevesinde bağımsız olarak düzenler ve yönetir. Görevlilerini, devlet veya belediye ve köylerin katılımı olmaksızın belirler.

(4) Dini topluluklar, medeni hukukun genel hükümlerine göre hukuki ehliyet kazanırlar.

(5) Halen kamu tüzel kişi niteliğinde olan dini topluluklar, bu hüviyetlerini muhafaza ederler. Kuruluş ve üye sayılarına göre devamlılık gösteren diğer dini topluluklara da istekleri üzerine aynı haklar tanınır. Kamu tüzel kişi niteliğindeki dini toplulukların bir birlik kurmaları halinde, bu birlik de kamu tüzel kişi sayılır.

(6) Kamu tüzel kişi niteliğindeki dini topluluklar, bölgesel vergi listeleri üzerinden, eyalet hukukunun tespit ettiği koşullar çerçevesinde vergi toplamak yetkisine sahiptirler. 11 Ağustos 1919 Tarihli Alman İmparatorluğu Anayasası’ndan alıntı.

(7) Belirli bir dünya görüşüne ortaklaşa hizmet etmeyi kendilerine amaç edinmiş birlikler dini topluluklara eşit sayılırlar.

(8) Bu hükümlerin uygulanmasının yeni hükümler konulmasını gerektirmesi halinde, bu yetki eyalet yasama organlarına aittir.

Madde 138.

Devletin yasaya, sözleşmelere veya diğer hukuki tasarruflara dayanarak dini topluluklara yaptığı yardımlar konusu, eyalet yasama organlarının yetkisine geçer. İmparatorluk, bu konuda temel hükümler koyar. Dini cemaat ve derneklerin mülkiyet ve diğer hakları, onların diyanet, öğretim ve hayırsever amaçlara hizmet eden kuruluş ve vakıfları ve diğer varlıkları güvence altına alınır.

Madde 139.

Pazar ve devletçe kabul edilmiş diğer tatil günleri, bedeni ve ruhi dinlenme günleri olarak, yasayla korunmakta devam edecektir.

Madde 140.

Ordu mensuplarına, dini görevlerinin yerine getirmeleri için yeterli vakit ayrılır.

Madde 141.

Orduda, hastanelerde, cezaevlerinde ve diğer kamu kuruluşlarında ibadet ve maneviyat takviyesine gereksinme olduğu ölçüde, dini topluluklara, gerekli dini işlemlerin yapılması hususunda izin verilmelidir. Bu arada her türlü zorlamadan kaçınılmalıdır.

Fransa Anayasası

0
Fransa Anayasası

Fransa Anayasası

Başlangıç

Fransız halkı, 1789 Beyannamesinde tanımlanan, 1946 Anayasasının başlangıç kısmında teyit edilip tamamlanan insan haklarına ve milli egemenlik ilkelerine, aynı şekilde 2004 Çevre Şartında belirtilen hak ve ödevlere bağlılığını ihtişamla ilân eder.

Bu ilkeler ve hakların kendi kaderlerini serbestçe belirlemeleri esası gereğince Cumhuriyet, kendisine katılma iradesini beyan eden denizaşırı ülkelere özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ortak idealine dayanan ve bu ülkelerin demokratik gelişmelerini sağlayacak yeni kurumlar sunar.

 

Madde 1.

Fransa, bölünmez, laik, demokratik sosyal bir Cumhuriyettir. Köken, ırk veya din ayrımı yapmaksızın, tüm vatandaşların yasa önünde eşitliğini garanti eder. Her inanca saygılıdır. İdari yapısı yerinden yönetim esasına dayanır.

Kadınlar ve erkeklerin seçimle gelinen görev ve mevkilerin yanı sıra mesleki konumlara ve sosyal sorumluluklara eşit şekilde erişebilmeleri, kanunla teşvik edilir.

Başlık I.

Egemenlik

Madde 2.

Cumhuriyetin dili Fransızca’dır.

Ulusal simge mavi, beyaz ve kırmızı renklerden oluşan üç renkli bayraktır.

Ulusal Marş Marsillaise’dir.

Cumhuriyetin veciz ifadesi “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşliktir”.

Cumhuriyetin ilkesi; “Halkın, halk tarafından ve halk için yönetimidir.”

Madde 3.

Ulusal egemenlik halka aittir, bunu temsilcileri aracılığıyla ve halkoylaması yoluyla kullanır.

Halkın hiçbir kesimi veya hiçbir fert egemenliğin kullanılmasını kendisine mal edemez.

Anayasada öngörülen koşullar dâhilinde, seçimler tek dereceli veya iki dereceli olabilir. Fakat, daima genel, eşit ve gizlidir.

Yasanın belirlediği koşullar çerçevesinde, reşit olan, medeni ve siyasal haklarını kullanabilen kadın-erkek her Fransız vatandaşı seçmendir.

Madde 4.

Siyasal parti ve siyasal guruplar oy vermenin tecellisine katkıda bulunurlar. Bunlar, serbestçe kurulu ve serbestçe faaliyette bulunurlar. Ulusal egemenlik ve demokrasi ilkelerine saygı göstermek zorundadırlar.

Şartları yasayla belirlenen, 1’inci maddenin ikinci fıkrasında belirlenen ilkenin uygulanmasına da katkıda bulunurlar.

Farklı fikirlerin ifade edilebilmesi ve siyasal partilerin ve siyasal grupların Ulusun demokratik hayatına eşit şekilde katılabilmesi kanunlarla garanti edilir.

Başlık II.

Cumhurbaşkanı

Madde 5.

Cumhurbaşkanı Anayasaya saygı duyulmasını gözetir. Hakemlik yetkisine dayanarak, kamu güçlerinin düzenli çalışmasını sağladığı gibi devletin devamlılığını temin eder.

Ulusal bağımsızlığın, ülkenin bütünlüğünün ve antlaşmalara saygının garantörüdür.

Madde 6.

Cumhurbaşkanı beş yıl için, tek dereceli genel seçimle seçilir.

Hiçbir kimse ardı ardına iki dönem Cumhurbaşkanlığı görevini yürütemez.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin özel koşullar organik bir yasa ile belirlenir.

Madde 7.

Cumhurbaşkanı, kullanılan oyların salt çoğunluğu ile seçilir. Oylamanın ilk turunda bu çoğunluk sağlanamazsa, seçimleri izleyen ondördüncü gün ikinci tura gidilir. Bu ikinci tura, sadece, daha az şanslı adayların da çekilmesinden sonra, ilk turda en çok oy alan iki aday katılabilir.

Oy verme Hükümetin çağrısı ile başlar.

Yeni Cumhurbaşkanının seçimi, görevdeki Cumhurbaşkanının yetkilerinin sonra ermesinden en az yirmi, en fazla otuzbeş gün önce yapılır.

Cumhurbaşkanlığının herhangi bir nedenle boşalması ya da Anayasa Konseyi tarafından belirlenen bir engelin ortaya çıkması halinde, aşağıdaki 11 ve 12’nci maddelerde öngörülenler hariç, Cumhurbaşkanının görevleri geçici olarak Senato Başkanı tarafından, onun da engelli olması halinde Hükümetçe yerine getirilir.

Boşalma halinde ya da Anayasa Konseyince göreve kesin engelin varlığı beyan edilince, yeni Cumhurbaşkanı seçimi için oy verme, Anayasa Konseyince saptanacak mücbir sebepler dışında, boşalmanın meydana gelindiğinin ya da engelin kesin nitelikte olduğunun ilânından en az yirmi, en fazla otuzbeş gün sonra yapılır.

Adaylıkların konulması için belirlenen son tarihten otuz günden az bir süre önce adaylığını açıkça ilân etmiş olan bir kişi bu tarihten önceki yedi gün içinde ölür ya da engelli hale gelmiş olursa, Anayasa Konseyi seçimin ertelenmesine karar verebilir.

Seçimlerin birinci turundan önce, adaylardan biri ölür ya da engelli hale gelirse, Anayasa Konseyi seçimlerin ertelenmesine karar verir.

Birinci turda en avantajlı durumda olan iki adaydan birinin, adaylıktan çekilmeler olmadan önce ölümü yahut engelli hale gelmesi durumunda Anayasa Konseyi, seçim işlemlerinin tümünün yeniden yapılacağını beyan eder; İkinci tura kalan adaydan birinin ölmesi ya da engelli duruma gelmesi halinde de aynı şekilde hareket edilir.

Her durumda aşağıdaki 61’inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen yahut yukarıdaki 6’ncı maddede söz edilen organik yasada aday göstermek için öngörülen koşullar çerçevesinde, adaylık için Anayasa Konseyine başvurulur.

Anayasa Konseyinin karar tarihinden otuzbeş günden fazla bir zaman sonra oylama yapılmazsa Anayasa Konseyi, üçüncü ve beşinci fıkralarda öngörülen süreleri uzatabilir. Bu fıkra hükümlerinin uygulanması, seçimin, görevdeki Cumhurbaşkanının yetkilerinin sona ermesinden sonraki bir tarihe ertelenmesi sonucunu doğurursa mevcut Cumhurbaşkanı; yeni Cumhurbaşkanının ilân edildiği tarihe kadar görevde kalır.

Cumhurbaşkanlığı makamının boşaldığı ya da Cumhurbaşkanının engellilik halinin kesinliğinin ilân edilmesi ile halefinin seçimi arasındaki süreç içinde Anayasanın 49, 50 ve 89’uncu maddeleri uygulanmaz.

Madde 8.

Cumhurbaşkanı Başbakanı atar. Başbakan tarafından Hükümetin istifasının sunulması üzerine görevine son verir.

Başbakanın önerisi üzerine Hükümetin diğer üyelerini tayin eder ve bunların görevine son verir.

Madde 9.

Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kuruluna başkanlık eder.

Madde 10.

Cumhurbaşkanı, kesin olarak kabul edilmiş olan yasaları, Hükümete sunulmalarını takip eden onbeş gün içinde ilân eder.

Bu sürenin bitmesinden önce, yasanın ya da bazı maddelerinin yeniden müzakere edilmesini Parlamentodan isteyebilir. Bu yeniden müzakere istemi reddolunamaz.

Madde 11.

Cumhurbaşkanı, Hükümetin Parlamentonun toplantı dönemi boyunca yaptığı ya da her iki Meclisin ortaklaşa yapmış oldukları ve Resmi Gazete’de yayınlanan teklifleri, kamu mercilerinin teşkilatlandırılması yasa tasarılarını, kamunun sosyal, ekonomik ve siyasal reformuna ilişkin tasarıları, aynı şekilde kamu hizmetlerine ilişkin, Anayasaya aykırı olmaksızın kurumların işleyişi üzerinde etki yapabilecek bir antlaşmanın onaylanması için izin verilmesine ilişkin her yasa tasarısını referanduma sunabilir.

Referandumun, bir Hükümet Tasarısı üzerine gerçekleşmesi durumunda, Hükümetin her iki Meclis önünde gerçekleştireceği deklarasyonu yine her iki Meclis nezdinde gerçekleştirilecek müzakereleri takip edecektir.

Madde 11.*

Cumhurbaşkanı, Hükümetin Parlamentonun toplantı dönemi boyunca yaptığı ya da her iki Meclisin ortaklaşa yapmış oldukları ve Resmi Gazete’de yayınlanan teklifleri, kamu mercilerinin teşkilatlandırılması yasa tasarılarını, kamunun sosyal, ekonomik ve siyasal reformuna ilişkin tasarıları, aynı şekilde kamu hizmetlerine ilişkin, Anayasaya aykırı olmaksızın kurumların işleyişi üzerinde etki yapabilecek bir antlaşmanın onaylanması için izin verilmesine ilişkin her yasa tasarısını referanduma sunabilir.

Referandumun, bir Hükümet Tasarısı üzerine gerçekleşmesi durumunda, Hükümetin her iki Meclis önünde gerçekleştireceği deklarasyonu yine her iki Meclis nezdinde gerçekleştirilecek müzakereleri takip edecektir.

İlk fıkrada belirtilen konularla ilgili olarak gerçekleştirilecek bir referandum, Parlamento Üyelerinin beşte birinin seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin onda birinin desteğiyle sunacakları teklif üzerine, gerçekleştirilebilir. Bu teklif, Parlamento Üyeleri Tarafından Getirilen Kanun Teklifi şeklinde olacak ve bir yıldan az süre içinde çıkartılmış bir yasa hükmünün iptali için uygulanmaz.

Referandumun yapılma şartları ve Anayasa Konseyinin bir önceki fıkra hükümlerine uygunluğunu incelerken bağlı olacağı şartlar bir organik yasa ile düzenlenir.

Parlamento Üyeleri Tarafından Getirilen Kanun Teklifi her iki Meclis tarafından organik yasada belirtilen süre içinde müzakere edilmezse, Cumhurbaşkanı bu kanun teklifini referanduma sunar.

Fransız halkı referandumda Parlamento Üyeleri Tarafından Getirilen Kanun Teklifinin lehine oy kullanmazsa, referandum tarihini takip eden iki yıllık dönemin sonuna kadar aynı konuda yeni bir referandum teklifi yapılamaz.

Referandum, yasa tasarısının ya da Parlamento Üyeleri Tarafından Getirilen Kanun Teklifinin kabulü şeklinde sonuçlanırsa, Cumhurbaşkanı bunu referandumun sonuçlanmasından itibaren onbeş gün içinde ilân eder.

Madde 12.

Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Meclis Başkanlarının görüşünü aldıktan sonra Millet Meclisini feshedebilir.

Fesihten en az yirmi, en çok kırk gün sonra genel seçimler yapılır.

Millet Meclisi, seçimini izleyen ikinci Perşembe günü kendiliğinden toplanır. Bu toplantı olağan dönemler için öngörülen süreçler dışında yapılırsa kendiliğinden onbeş günlük yeni bir dönem başlar.

Bu seçimi izleyen yıl içinde yeni bir fesih yapılamaz.

Madde 13.

Cumhurbaşkanı Bakanlar Kurulunda görüşülen kararname ve kararları imzalar.

Devletin sivil ve askeri görevlilerinin atamasını yapar.

Danıştay üyeleri, Legion d’Honneur Büyük Şansölyesi, Büyükelçiler ve fevkalade elçiler, Sayıştay Üyeleri, Valiler, Hükümetin 74’üncü maddede düzenlenen denizaşırı ülkelerdeki ve Yeni Kaledonya’daki temsilcileri, yüksek rütbeli subaylar, akademi rektörleri, merkezi idarelerin yöneticilerinin atanması Bakanlar Kurulunca yapılır.

Bakanlar Kurulunca atama yapılacak diğer görevler ve Cumhurbaşkanının atama yetkisinin onun adına başkasına devrine ilişkin koşullar bir organik yasa ile düzenlenir.

Ulusun hakların ve özgürlüklerinin, ya da ekonomik ve sosyal hayatının teminat altına alınmasının ehemmiyeti sebebiyle atama yetkisinin, her bir Meclisteki ilgili daimi komisyonlarla birlikte kamuoyunun görüşü alınarak kullanılacağı, üçüncü fıkrada belirtilenlerin haricindeki diğer görevler veya unvanlar bir organik yasa ile tanımlanır. Her iki komisyonun aleyhte kullandıkları oy toplamı iki komisyonun kullandığı toplam oy sayısının beşte üçüne eşit olduğu hallerde, Cumhurbaşkanı tarafından atama yapılmaz. Bu komisyonlar, ilgili görev veya unvanlara göre kanunlar tarafından belirlenir.

Madde 14.

Cumhurbaşkanı, yabancı ülkelere gönderilen büyükelçi ve fevkalade elçilere güven belgesi verir, yabancı büyükelçi ve fevkalade elçilerin güven belgesini kabul eder.

Madde 15.

Cumhurbaşkanı, silahlı kuvvetlerin başıdır. Milli Savunma Yüksek Kurul ve Komitelerine başkanlık eder.

Madde 16.

Cumhuriyetin kurumları, milletin bağımsızlığı, ülkesinin bütünlüğü veya uluslararası taahhütlerin yerine getirilmesi ciddi ve ani biçimde tehdit edildiği ve anayasal kamu güçlerinin düzenli işleyişi bozulduğu zaman Cumhurbaşkanı, Başbakanın, Meclis Başkanlarının ve Anayasa Konseyinin resmi görüşlerini aldıktan sonra, bu şartların gerektirdiği önlemleri alır.

Durumu bir açıklamayla milletin bilgisine sunar.

Bu önlemler anayasal kamu güçlerine en kısa süreler içinde görevlerini yerine getirmek olanaklarını sağlama iradesinden kaynaklanmalıdır. Bu konularda Anayasa Konseyinin görüşü alınır.

Parlamento kendiliğinden toplanır.

Millet Meclisi, olağanüstü yetkilerini kullandığı süre içinde feshedilemez.

Bu olağanüstü yetkilerin kullanılmasından otuz gün sonra, konu, Millet Meclisi Başkanı, Senato Başkanı, Millet Meclisinin altmış üyesi, ya da altmış senatör tarafından bu fıkrada belirtilen şartların hâlâ devam edip etmediğinin belirlenmesi maksadıyla, Anayasa Konseyine havale edebilir. Anayasa Konseyi kararını en kısa süre içerisinde halka açıklar. Anayasa Konseyi bu incelemeyi resen gerçekleştirir ve kararını, olağanüstü yetkilerin kullanılmaya başlandığı tarihten altmış gün sonra, ya da bu tarihten sonra herhangi bir tarihte aynı şekilde verir.

Madde 17.

Cumhurbaşkanı bireysel af yetkisine sahiptir.

Madde 18.

Cumhurbaşkanı, Parlamentonun iki Meclisi ile ilişkilerini gönderdiği ve hiçbir tartışmaya yer vermeyen mesajlarla sağlar.

Cumhurbaşkanı, bu amaçla bileşik oturumda toplanan Parlamentoya hitap edebilir. Cumhurbaşkanının Parlamentoya hitaben yapacağı beyanlar, kendisinin yokluğunda, oylanmaksızın Parlamento tarafından tartışılır.

Parlamento, normal dönem dışında bu amaçla özel olarak toplanır.

Madde 19.

Cumhurbaşkanının, 8’inci maddenin birinci fıkrası, 11, 12, 16, 18, 54 ve 61’inci maddelerde öngörülenler dışındaki işlemleri, Başbakan ve gerektiğinde ilgili bakanlar tarafından imzalanır.

Başlık III.

Hükümet

 Madde 20.

Hükümet, milli politikayı belirler ve yürütür.

İdareden ve silahlı kuvvetlerden yararlanır.

49 ve 50’nci maddelerde öngörülen usul ve şartlar dâhilinde, Parlamento önünde sorumludur.

Madde 21.

Başbakan, Hükümetin faaliyetlerini yönetir. Ulusal savunmadan sorumludur. Yasaların uygulanmasını sağlar. 13’üncü madde hükümleri saklı kalmak üzere, düzenleme yetkisini kullanır ve sivil ve askeri görevlere atamalar yapar.

Yetkilerinden bazılarını bakanlara devredebilir.

Gerektiğinde, 15’inci maddede sözü edilen kurul ve komitelere Cumhurbaşkanına vekâleten başkanlık eder.

İstisnai hallerde Cumhurbaşkanının açıkça verdiği yetkiye dayanarak ve belirli bir gündem için bakanlar kuruluna, Cumhurbaşkanına vekâleten başkanlık eder.

Madde 22.

Başbakanın kararları gerektiğinde bunları uygulamakla yükümlü bakanlarca imzalanır.

Madde 23.

Hükümet üyeliği görevleri, her türlü milletvekilliği, ulusal nitelikteki hiçbir mesleki temsilcilik ve hiçbir kamusal görev ya da hiçbir mesleki faaliyetle bağdaşmaz.

Bu gibi görev, faaliyet ve vekâletlerin asıl sahiplerinin yerine kimler tarafından yerine getirileceğine ilişkin şartlar bir organik yasa ile saptanır.

Parlamento üyelerine vekalet, 25’inci madde hükümlerine uygun biçimde olur.

 

Başlık IV.

Parlamento

 Madde 24.

Parlamento yasalar çıkartır. Hükümetin faaliyetlerini izler. Kamusal politikaları değerlendirir.

Parlamento, Millet Meclisi ve Senatodan oluşur.

Azami beşyüzyetmişyedi üyeden oluşan Millet Meclisinin üyeleri tek dereceli seçimle seçilirler.

Azami üçyüzkırksekiz üyeden oluşan Senatonun üyeleri iki dereceli seçimle seçilir. Senato, ülkedeki yerel yönetimlerin temsilini sağlar.

Fransa dışında yerleşmiş Fransız vatandaşları Millet Meclisinde ve Senatoda temsil edilirler.

Madde 25.

Her iki Meclisin yetki süreleri, üyelerinin sayısı, ödenekleri, seçilme şartları, seçilemezlik durumları ve yapamayacakları görevler bir organik yasa ile belirlenir.

Yasa aynı şekilde, boşalma halinde milletvekili veya senatörlere, ait oldukları Meclisin yenilenmesine kadar vekâlet edecek kişilerin seçimine ilişkin koşulları da saptar.

Oluşumu, teşkilat ve çalışma esasları bir kanunla düzenlenecek olan bağımsız bir komisyon, Millet Meclisi seçimlerine ilişkin seçim çevrelerinin tanımlanması, ya da Millet Meclisi ya da Senatodaki koltuk dağılımının değiştirilmesine ilişkin olarak Hükümetin ya da milletvekillerinin vermiş oldukları kanun teklifi hakkında kamuoyuna görüşünü açıklar.

Madde 26.

Parlamentonun hiçbir üyesi, görevini ifa ederken ileri sürdüğü fikirlerden ve kullandığı oylardan dolayı kovuşturulamaz, aranamaz, tutuklanamaz ve yargılanamaz.

Parlamentonun hiçbir üyesi, suç ve kabahatlerinden dolayı, ait olduğu Meclisin izni olmaksızın, tutuklanamaz, hürriyetini kaldırıcı veya sınırlandırıcı tedbirlere tabi tutulamaz. Ancak ağır cezalık suç veya suçüstü hali yahut kesin mahkûmiyet durumlarında bu izin gerekli değildir.

Parlamentonun bir üyesi hakkındaki kovuşturma, tutuklama yahut hürriyetini kaldırıcı veya sınırlandırıcı tedbirler, ait olduğu Meclisin kararıyla Meclisin toplantı dönemi sonuna kadar ertelenir.

İlgili Meclis gerektiğinde, yukarıdaki fıkranın uygulanmasına yönelik olarak ek bir oturum için kendiliğinden toplanır.

Madde 27.

Hiçbir Meclis üyesi hiçbir emredici vekâlete bağlı olmaksızın seçilirler.

Parlamento üyelerinin oy hakkı kişiseldir.

Vekâleten oy vermeye bir organik yasa ile istisnai olarak izin verilebilir. Bu durumda birden fazla vekâlet kabul edilemez.

Madde 28.

Parlamento olağan toplantı dönemi için kendiliğinden toplanır. Bu olağan toplantı dönemi Ekim ayının ilk iş gününde başlayıp Haziran ayının son iş gününde sona erer.

Her Meclisin olağan toplantı dönemince bağlı olduğu oturum günü sayısı yüzyirmi günü geçemez. Oturum haftalarını her Meclis kendisi belirler.

İlgili Meclisin Başkanının görüşünü almak kaydıyla, Başbakanca veya her Meclis üyelerinin çoğunluğunca oturumun kapatılması gününün uzatılmasına karar verilebilir.

Oturum günleri ve saatleri her Meclisin kendi İçtüzüğü ile belirlenir.

Madde 29.

Parlamento, Başbakan ya da Millet Meclisinin üyelerinin çoğunluğunun istemi üzerine olağanüstü olarak ve belirli bir gündemle toplanır.

Parlamento, Millet Meclisi üyelerinin istemiyle olağanüstü toplandığında, Parlamento bu toplantının, toplantı gündeminin sona ermesi üzerine, ya da toplantı tarihinden itibaren azami 12 gün sonra, hangisi daha önce gerçekleşmiş ise o tarihte kapanmasına karar verir.

Kapanma kararını izleyen ayın sona ermesinden önce yeni bir toplantı yapılması sadece Başbakan tarafından istenebilir.

Madde 30.

Parlamentonun kendiliğinden toplandığı haller dışında, olağanüstü toplantılar Cumhurbaşkanı kararı ile açılır ve kapanır.

Madde 31.

Hükümet üyeleri her iki Meclisin toplantılarına katılırlar. İstedikleri takdirde konuşma yaparlar.

Hükümet komiserlerinin yardımını isteyebilirler.

Madde 32.

Millet Meclisi Başkanı bir yasama dönemi için seçilir. Senato Başkanı her kısmi yenilemeden sonra seçilir.

Madde 33.

Her iki Meclisin oturumları alenidir. Görüşmelerle ilgili tutanağın tamamı Resmi Gazete’de yayımlanır.

Meclislerin her biri, Başbakanın ya da üyelerinin onda birinin istemi üzerine gizli oturum yapabilir.

Başlık V.

Parlamento ve Hükümet Arasındaki İlişkiler

 Madde 34.

Yasalar, aşağıda belirtilen konulara ilişkin kuralları belirler;

− Medeni haklar, kamusal özgürlüklerin kullanılması için vatandaşlara tanınan temel güvenceler; basın özgürlüğü, çeşitliliği ve bağımsızlığı; Milli savunma nedeniyle vatandaşların kişilik ve mallarına getirilen yükümlülükler;

− Tabiiyet, kişilerin hal ve ehliyetleri, evlilik rejimleri, veraset ve karşılıksız kazandırmalar;

− Cürüm ve suçların tayini ve bunlara uygulanacak cezalar, ceza usulü, af, yeni yargı düzeninin ihdası ve yargı üyelerinin statüsü;

− Her türlü vergilerin matrah, oran ve tahsil biçimleri; para basımı rejimi.

Yasalar, aynı şekilde şu konuları da belirler;

− Parlamento, yerel meclislerin ve yurtdışında yerleşik Fransız vatandaşlarının temsil edildiği meclislerin seçim rejimi ve yanı sıra mahalli idarelerin özel meclislerinin üyelerinin seçimle atandıkları görevler ve unvanlar;

− Kamu kurumlarının kategorilerinin ihdası;

− Devletin sivil ve askeri memurlarına tanınan temel güvenceler;

− Teşebbüslerin millileştirilmesi, kamu sektörü teşebbüslerine ait mülkiyetin özel sektöre devri.

Yasalar, şu konularda temel ilkeleri belirler;

− Milli savunmanın genel teşkilatlanması;

− Mahalli idarelerin serbest yönetimi, yetki ve kaynakları;

− Öğrenim;

− Çevrenin korunması;

− Mülkiyet rejimi; ayni haklar, medeni ve ticari borçlar;

− Çalışma, sendika ve sosyal güvenlik hakkı.

Mali yasalar, bir organik yasada belirlenen şartlar ve istisnalar çerçevesinde, Devletin kaynak ve yükümlülüklerini belirler.

Sosyal güvenlik finansmanı yasaları, gelir tahminlerini hesaba katarak, mali dengelerin genel şartlarını belirler, bir organik yasada öngörülecek özel şartlar ve istisnalar çerçevesinde harcama amaçlarını saptar.

Program yasaları, Devletin ekonomik ve sosyal faaliyetlerinin amaçlarını belirler.

Kamu maliyesine ilişkin çok yıllı kılavuzlar program yasalarıyla hazırlanır. Bu kılavuzlar kamu yönetiminde hesap dengesinin sağlanması hedefine katkı yaparlar.

İş bu madde hükümleri, bir organik yasa ile açıklanır ve tamamlanır.

Madde 34-1.

Parlamentonun Meclisleri organik yasada düzenlenen şartlara göre karar alabilirler.

Kabulü veya reddi Hükümet nezdinde güven oylaması niteliğinde olan yahut Hükümet için kesin emir içeren bir kanun taslağı kabul edilemez ve gündeme alınamaz.

Madde 35.

Savaş ilânına parlamento izin verir.

Hükümet, silahlı kuvvetlerin yurtdışına yapacakları müdahale hakkında, söz konusu müdahalenin başlangıcından en geç üç gün sonra Parlamentoya bu kararını bildirir. Hükümet, bilgilendirmesinde söz konusu müdahalenin hedeflerini ayrıntılarıyla açıklar. Bu bilgilendirmeyi müzakereler takip eder. Müzakereler sonrasında oylama yapılmaz.

Söz konusu müdahalenin süresi dört ayı aşarsa Hükümet, yetkinin uzatımı için Parlamentoya müracaat eder. Millet Meclisinin konu hakkında son kararı vermesini talep edebilir.

Parlamento dört aylık sürenin sonunda oturumda değil ise, kararını bir sonraki oturumda açıklar.

Madde 36.

Sıkıyönetime Bakanlar Kurulu karar verir.

Sıkıyönetimin 12 günü aşması ancak Parlamentonun iznine bağlıdır.

Madde 37.

Yasa kapsamına girmeyen diğer konular tüzük niteliğindedir.

Bu konulara ilişkin yasa biçimindeki metinler, Danıştay’ın görüşü alınarak çıkarılacak kararnamelerle değiştirilebilir. Bu metinlerden, Anayasanın yürürlüğe girmesinden sonra çıkarılacak olanların kararname ile değiştirilebilmesi, bunların önceki fıkra gereğince tüzük niteliğinde olduğunun Anayasa Konseyince ilân edilmesine bağlıdır.

Madde 37-1.

Yasa ve tüzükler, belli bir amaç ve süre ile sınırlı olarak, deneme amaçlı uygulamalara imkan tanıyan düzenlemeleri de içerebilir.

Madde 38.

Hükümet, programını uygulamak için, sınırlı bir süre için, normalde yasanın düzenleme alanına giren önlemleri kararname ile almak konusunda Parlamentodan izin isteyebilir.

Kararnameler, Danıştay’ın görüşü alındıktan sonra Bakanlar Kurulunca çıkarılır. Yayınlandıkları tarihte yürürlüğe girerler fakat onanmalarına ilişkin yasa tasarısı, yetki veren yasanın öngördüğü tarihten önce Parlamentoya sunulmazsa geçersiz hale gelir. Kararnameler ancak açık şartlarla onanabilir.

Bu maddenin birinci fıkrasında öngörülen sürenin geçmesinden sonra, kararnameler ancak yasama alanına giren konuları düzenleyen yasalarla değiştirilebilir.

Madde 39.

Yasa teklifi, Başbakan ve Parlamento üyeleri tarafından verilebilir.

Yasa tasarıları, Danıştay’ın görüşü alındıktan sonra Bakanlar Kurulunda müzakere edilir ve iki Meclisten birinin başkanlık kuruluna verilir. Mali yasalar ve sosyal güvenliğin finansmanına ilişkin yasa tasarıları önce Millet Meclisine sunulur. 44’üncü maddenin ilk fıkrası saklı kalmak üzere, mahalli idareler teşkilatlarının temel konularına ilişkin yasa tasarıları önce Senatoya sunulur.

Hükümetin yasa teklifleri organik yasanın belirlediği şartlara göre Millet Meclisi veya Senatonun görüşme takvimine alınırlar.

Hükümet yasa teklifinin gönderildiği ilk Meclisin Başkanlık Divanı bu yasa teklifinde organik yasada belirtilen kurallara uyulmadığını beyan ederse, Hükümetin hazırladığı yasa teklifi müzakere gündemine alınmayabilir. Başkanlık Divanı ve Hükümet arasında fikir ayrılığının bulunması halinde, ilgili Meclis Başkanı veya Başbakan konuyu Anayasa Konseyine havale edebilir. Anayasa Konseyi sekiz gün içinde kararını açıklar.

Millet Meclisi ya da Senato Başkanı, kanun teklifini Meclise tevdi eden üyenin itirazı bulunmadıkça, ilgili Meclisin bir üyesi tarafından o Meclise sunulan bir yasa teklifini kanunda belirtilen şartlara uygun olarak, komisyonda görüşülmeye başlanmadan önce, görüş için Danıştay’a sunabilir.

Madde 40.

Parlamento üyeleri tarafından getirilen kanun teklifleri, kabul edilmeleri durumunda kamusal kaynakların azalması, yeni bir kamusal yükümlülük yaratılması ya da böyle bir yükümlülüğün ağırlaştırılması sonucunu doğurabilecek teklif ve değişiklikler kabul edilemez.

Madde 41.

Meclislerdeki görüşmeler sırasında, Parlamento üyesi tarafından yapılan teklif ya da değişikliğin yasa alanını ilgilendirmediği yahut 38’inci madde gereğince verilmiş bir yetkiye aykırı olduğu ortaya çıkarsa, Hükümet bunların kabul edilmemesini isteyebilir.

Hükümet ile ilgili Meclisin Başkanı arasında anlaşmazlık çıkarsa, bunlardan birinin istemi üzerine Anayasa Konseyince sekiz gün içinde bu konuda karar verilir.

Madde 42.

Hükümet ya da Parlamento üyeleri tarafından hazırlanan yasa tasarılarının genel kuruldaki müzakeresi, 43’üncü maddeye göre, bunların ilk verildikleri tasarıların komisyondan geçen, ya da, tasarı metninin komisyondan geçememesi halinde, Meclise sunulan metin üzerinde yapılır.

Yukarıdaki hükme rağmen, Anayasa Değişiklik Teklifleri, Mali Yasa Teklifleri ve Sosyal Güvenlik Finansman Yasa Tekliflerinin genel kurulda görüşülmesi sırasında, yasa teklifinin ilk olarak sunulduğu Meclisteki ilk okuması sırasında Hükümetçe sunulan ilk metin, müteakip okumalarda ise diğer Meclisin gönderdiği metin müzakere edilir.

Hükümet ya da Parlamento üyeleri tarafından verilen yasa teklifi ancak, sunulduğu ilk Meclisin Genel Kurulunda, müzakere gündemine alındığı tarihten sonraki altı haftalık sürenin sonunda, ikinci Meclisin Genel Kurulunda ise Meclise sunulduğu tarihten sonraki dört haftalık sürenin sonunda müzakere edilir.

45’inci maddede belirtilen şartlara göre ivedi müzakere usulünün uygulandığı hallerde, önceki fıkra hükümleri uygulanmaz. Mali Yasa Teklifleri, Sosyal Güvenlik Finansman Yasa Teklifleri ya da olağanüstü hallere ilişkin yasa teklifleri için de önceki fıkra hükümleri uygulanmaz.

Madde 43.

Hükümet ve Parlamento üyeleri tarafından sunulan yasa tasarısı her iki Mecliste de sayıları sekiz ile sınırlanmış olan daimi komisyonlardan birine gönderilir.

Hükümet ve Parlamento üyeleri tarafından sunulan yasa tasarı ve teklifleri, Hükümetin ya da konuyu görüşen Meclisin isteği üzerine, incelenmek için, o konuda özel olarak oluşturulmuş komisyonlara gönderilir.

Madde 44.

Hükümetin ve Parlamento üyelerinin değişiklik teklif etme hakları vardır. Bu hak, organik yasada düzenlenen çerçevede, Meclislerin İçtüzüğünde belirtilen şartlara uygun olarak, genel kurulda ya da komite toplantısı sırasında kullanılabilir.

Görüşme açılınca, Hükümet evvelce komisyona gönderilmemiş olan her değişikliğin incelenmesine karşı çıkabilir.

Konuyu görüşen Meclis, Hükümetin istediği takdirde, görüşülmekte olan metnin tamamı ya da bir kısmı hakkında Hükümetin önerdiği ya da kabul ettiği değişiklikleri bir tek oylama ile karara bağlar.

Madde 45.

Tüm yasa tasarı ve teklifleri Parlamentonun her iki Meclisinde, bir birini takip ederek ve tek bir metnin kabulü amacıyla incelenir. 40 ve 41’inci madde kapsamındaki uygulamalar saklı kalmak kaydıyla, Meclis müzakere takvimine alınmış ya da Meclise sevk edilmiş olan metinle dolaylı yoldan dahi olsa bağlantılı değişiklik metinlerinin birinci görüşme sırasında sunulması kabul edilebilir.

İki Meclis arasındaki anlaşmazlık sonucu bir yasa tasarı ya da teklifi her iki Meclisçe, iki görüşmeden sonra da kabul edilmezse, ya da bunlardan birinin tek görüşmesinden sonra Hükümet ivedilik isteminde bulunursa Başbakan, yasa tasarısının veya teklifinin her bir Meclis tarafından bir kez görüşülmesinden sonra, her iki Meclisten eşit üyenin katıldığı ve tartışma konusu edilen hükümlerle ilgili bir metin hazırlayıp sunma ile görevli karma bir komisyon toplanmasını isteyebilir.

Karma komisyonca hazırlanan metin Hükümet tarafından, iki Meclisin onayına sunulabilir. Hükümetin uygun görmediği hiçbir değişiklik kabul edilemez.

Karma komisyon ortak bir metin hazırlayamazsa ya da hazırladığı metin önceki fıkrada öngörülen koşullara uyulmadan kabul edilmişse Hükümet, Millet Meclisinde ve Senatoda yapılacak yeni bir görüşmeden sonra, Millet Meclisinden konuyu kesin olarak karara bağlamasını isteyebilir. Bu durumda, Millet Meclisi karma komisyonunca müzakere edilen metni yahut kendisi tarafından kabul edilip de Senatoca bir ya da birçok değişiklikle kabul edilmiş olan metni yeniden ele alabilir.

Madde 46.

Anayasanın organik yasa olarak nitelediği yasalar, aşağıdaki şartlara uygun olarak, değiştirilir yahut oylanarak kabul edilir.

Yasa tasarı ya da teklifi, her iki Meclis tarafından, 42’inci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen süre dolmadan görüşülemez ve oylanamaz. Yukarıdaki bu hükme rağmen, 45’inci maddede belirtilen şartlara uygun olarak ivedi müzakere usulü uygulanacak ise, yasa tasarısı veya teklifi verildiği ilk Meclis tarafından verilişinden on beş gün geçmeden görüşülemez.

45’inci maddede öngörülen usul uygulanabilir. Ancak, iki Meclisin anlaşamaması halinde, yasa metninin Millet Meclisince son görüşmede kabul edilebilmesi, bu Meclis üye sayısının salt çoğunluğu ile mümkündür.

Senato ile ilgili organik yasalar her iki Meclis tarafından aynı zamanda oylanır.

Organik yasalar, ancak bunların anayasaya uygunluğu Anayasa Konseyi tarafından açıklandıktan sonra yayınlanabilir.

Madde 47.

Parlamento, mali yasa tasarılarını bir organik yasada öngörülen şartlar dâhilinde oylayarak kabul eder.

Millet Meclisi, kendisine verilen bir yasa tasarısını, verilişinden itibaren kırk gün geçmesine rağmen ilk görüşmeyi yapıp karara bağlayamazsa, Hükümet Senatoya başvurur. Senato onbeş gün içinde bir karar vermek zorundadır. Bundan sonra 45’inci maddede öngörülen koşullara göre hareket edilir.

Parlamento, yetmiş gün içinde bir karara varamazsa, yasa tasarısındaki hükümler kararname ile yürürlüğe konulabilir.

Bütçenin uygulanması ile ilgili olarak gelir kaynakları ve giderlerin uygulanması ile ilgili mali yasalar, bu uygulama başlamadan önce yayınlanmak üzere zamanında verilmezse, Hükümet, acil olarak Parlamentoya başvurarak vergi tahsilâtı için izin ister ve kararname yoluyla bütçede oylanıp kabul edilen hizmetler için ödenek belirler.

Bu maddede sözü edilen süreler, parlamentonun toplantı da olmadığı durumlarda işlemez.

Madde 47-1.

Parlamento, sosyal güvenlik finansmanı ile ilgili yasa tasarılarını, bir organik yasa ile belirlenecek şartlar çerçevesinde oylar ve kabul eder.

Millet Meclisi, tasarının verildiği tarihten itibaren yirmi gün içinde ilk oturumu yaparak karar vermez ise, Hükümet Senatoya başvurur ve Senato  onbeş gün içinde bir karar vermek zorundadır. Bundan sonra 45’inci maddede belirlenen usule göre hareket edilir.

Şayet Parlamento elli gün içinde bir karar vermez ise, tasarı düzenlemeleri bir kararname ile yürürlüğe konabilir.

Bu fıkrada öngörülen süreler, Parlamentonun toplantı dönemi dışında ve her iki Meclis için 28’inci maddenin ikinci fıkrasına uygun olarak oturum yapmama kararı alınan haftalar süresince işlemez.

Madde 47-2.

Sayıştay, Hükümetin faaliyetlerinin denetiminde Parlamentoya yardımcı olur. Sayıştay, sosyal güvenlik finansmanı yasalarının uygulanmasının denetiminin yanı sıra kamu politikalarının değerlendirilmesinde Hükümete ve Parlamentoya yardımcı olur. Sayıştay, kamuya açık raporlar marifetiyle halkın bilgilendirilmesine katkıda bulunur.

Merkezi idarelerin hesapları yasalara uygun ve doğru olmalıdır. Hesaplar, söz konusu idarelerin yönetim, varlık ve mali durumlarının sonuçlarını doğru ve açık şekilde sergiler.

Madde 48.

28’inci maddenin son üç fıkrasının uygulanması hariç, Meclislerin gündemi Meclislerce belirlenir.

Aylık oturumların ilk iki haftasında, öncelikle ve Hükümetin saptadığı sıraya göre, Hükümet tarafından verilen yasa tasarıları ve Hükümetin kabul ettiği yasa teklifleri görüşülür.

Ayrıca, Maliye yasa teklifleri, Sosyal Güvenliğin finansmanına ilişkin yasa teklifleri ve aşağıdaki hükümlere tabi olarak, diğer Meclisin en az altı hafta önce sunacağı diğer yasa metinlerinin yanı sıra olağanüstü hallerle ilgili yasa teklifleri ve 35’inci maddede anılan yetki talepleri, Hükümetin talebi üzerine, öncelikli olarak Meclisin gündemine alınır.

Parlamentonun bir toplantısı, öncelikle ve Meclislerin belirleyeceği sırada, Hükümetin faaliyetlerinin denetimi ile kamu politikalarının değerlendirilmesine tahsis olunur.

Ayda en az bir oturum da öncelikle, ilgili Mecliste grubu bulunan muhalefet partilerinin yanı sıra azınlık gruplarının girişimiyle, her iki Meclisin belirlediği gündeme ayrılır.

Parlamentonun haftada en az bir toplantısı, öncelikle Parlamento üyelerinin soruları ile Hükümetin cevaplarına tahsis olunur.

Madde 49.

Başbakan, Bakanlar Kurulunda görüşüldükten sonra, bir Hükümet programı veya gerektiğinde genel politika ile ilgili bir beyannamesi dolayısıyla Millet Meclisi önünde Hükümetin sorumluluğu konusunu ortaya atabilir.

Millet Meclisi, Hükümetin sorumluluğunu gensoru önergesi oylaması yöntemiyle tartışma konusu edebilir. Böyle bir önergenin görüşülebilmesi için Millet Meclisi üyelerinin en az onda biri tarafından imzalanması gerekir. Önergenin verilmesinden sonra kırksekiz saat geçmedikçe oylama yapılamaz. Gensoru önergesinin kabulünde, Meclisi oluşturan üyelerin çoğunluğunun lehteki oylarının sayımı yapılır. Aşağıdaki fıkrada öngörülen haller dışında, bir milletvekili, aynı olağan toplantı döneminde üçten fazla, aynı olağanüstü toplantı döneminde de birden fazla gensoru önergesi veremez.

Başbakan, Bakanlar Kurulunun görüşünü aldıktan sonra, bir metnin oylaması ile ilgili olarak Parlamentoya karşı Hükümetin sorumluluğunu ortaya koyabilir. Bu takdirde, metin kabul edilmiş sayılır. Ancak, bir gensoru önergesi verilmesi ve verilişini izleyen yirmidört saat içinde önceki fıkrada öngörülen biçimde kabul edilmesi hali bundan müstesnadır. Ayrıca, Başbakan her oturumda bir diğer yasa tasarısı veya teklifi için de bu usulü kullanabilir.

Başbakan, bir genel politika beyannamesinin onanmasını Senatodan isteyebilir.

 Madde 50.

Millet Meclisi bir gensoru önergesini kabul ettiği, Hükümetin programını veya genel politikaya ilişkin beyannamesini onaylamadığı takdirde Başbakan, Hükümetin istifasını Cumhurbaşkanına sunar.

Madde 50-1.

Hükümet, Meclislerin herhangi biri önünde, belirli bir konu hakkında kendi inisiyatifiyle ya da madde 51-1’de belirtilen şartlarla bir Parlamento grubunun talebi üzerine, bir beyanda bulunur. Bu beyanı müzakereler takip eder. Hükümetin istemesi halinde müzakerelerden sonra konu, güvenoyuna konu edilmeksizin oya sunulabilir.

Madde 51.

Olağan ve olağanüstü toplantı dönemlerinin sona ermesi, gerektiğinde 49’uncu maddenin uygulanabilmesi için ertelenebilir. Bu amaçla, re’sen ek oturumlar düzenlenir.

Madde 51-1.

Mecliste ihdas edilmiş Parlamento gruplarının hakları Meclislerin kendi İçtüzükleriyle düzenlenir. Meclis İçtüzüğü ilgili Mecliste ihdas edilen muhalefet gruplarının yanı sıra azınlık gruplarının da özel haklarını tanır.

Madde 51-2.

24’üncü maddenin ilk fıkrasında düzenlenen denetim ve değerlendirme görevlerinin yerine getirilmesi için, her Meclis bünyesinde, bir kanunla belirlenecek şartlara göre bilgi toplamak amacıyla araştırma komisyonları kurulabilir.

Bu araştırma komisyonlarının teşkilatı ve çalışma esasları kanunlarla düzenlenir. Komisyonların kurulma şartları her Meclisin kendi İçtüzüğüyle düzenlenir.

Başlık VI.

Uluslararası Sözleşme ve Anlaşmalar

 Madde 52.

Cumhurbaşkanı anlaşmaları müzakere ve tasdik eder.

Tasdikine sunulması gerekmeyen tüm uluslararası anlaşmaların müzakeresi hakkında kendisine bilgi verilir.

Madde 53.

Barış sözleşmeleri, ticaret sözleşmeleri, uluslararası teşkilatlara ilişkin, Devletin mali sorumluluğuna matuf, yasama niteliğindeki düzenlemeleri değiştiren, kişilerin durumlarına ilişkin, toprak terki, değişimi yahut ilhakını öngören uluslararası sözleşme ya da anlaşmalar, ancak bir yasa ile onaylanır ve tasdik edilir.

Bu tür sözleşme ve anlaşmalar ancak kabul ve tasdik edildikten sonra sonuç doğururlar.

Hiçbir toprak terki, değişimi ve ilhakı, ilgili halkın rızası olmadan geçerlilik kazanmaz.

Madde 53-1.

Devlet, Avrupa Devletleri ile sığınma konusundakine benzer anlaşmalar, insan temel hak ve özgürlüklerinin korunmasına ilişkin anlaşmalar, onlara sundukları sığınma taleplerinin belirlenmesi için karşılıklı yetkilerini belirleyen anlaşmalar imzalayabilir.

Bununla birlikte, talep, anlaşmalar gereğince yetkileri dâhilinde değilse, Devlet otoriteleri, özgürlükten yana tavırları nedeniyle zulme uğrayan yahut başka bir sebeple Fransa’nın korumasını talep eden tüm yabancılara sığınma hakkı vermeye her zaman yetkilidir.

Madde 53-2.

Devlet, 18 Temmuz 1998’de imzalanan sözleşmede öngörülen koşullar çerçevesinde Uluslararası Ceza Mahkemesinin yargılama yetkisini tanıyabilir.

Madde 54.

Anayasa Konseyi, Cumhurbaşkanı, Başbakan, her iki Meclisten birinin Başkan yahut altmış milletvekili veya altmış senatör tarafından başvurulması üzerine, uluslararası bir taahhüdün anayasaya aykırı bir hüküm taşıdığını beyan ederse, bu uluslararası anlaşmanın tasdik ya da onaylanması ancak anayasanın değiştirilmesinden sonra mümkün olur.

Madde 55.

Usulüne uygun biçimde tasdik ve onaylanan sözleşme ve anlaşmalar, bu sözleşme ve anlaşmaların diğer tarafça da uygulanması koşuluyla, yayınlandıkları andan itibaren yasalardan üstün bir nitelik kazanırlar.

Başlık VII.

Anayasa Konseyi

 Madde 56.

Anayasa Konseyi dokuz üyeden oluşur, görev süreleri dokuz yıldır ve bu süre uzatılamaz. Üyelerin üçte biri her üç yılda bir yenilenir. Üyelerden üçü Cumhurbaşkanı, üçü Millet Meclisi Başkanı, üçü de Senato Başkanı tarafından atanır.

Yukarıda sözü edilen dokuz üyeden başka, eski Cumhurbaşkanları Anayasa Konseyinin kaydı hayat şartıyla doğal üyesidirler.

Başkan, Cumhurbaşkanı tarafından atanır. Eşitlik halinde, Başkanın oyunun bulunduğu tarafa üstünlük tanınır.

Madde 56.*

Anayasa Konseyi dokuz üyeden oluşur, görev süreleri dokuz yıldır ve bu süre uzatılamaz. Üyelerin üçte biri her üç yılda bir yenilenir. Üyelerden üçü Cumhurbaşkanı, üçü Millet Meclisi başkanı, üçü de Senato başkanı tarafından atanır. Bu atamalarda 13’üncü maddenin son fıkrasında belirtilen usul uygulanır. Meclis Başkanlarınca yapılan atamalar sadece görüşünü almak maksadıyla ilgili Meclisteki daimi komiteye sunulur.

Yukarıda sözü edilen dokuz üyeden başka, eski Cumhurbaşkanları Anayasa Konseyinin kaydı hayat şartıyla doğal üyesidirler.

Başkan, Cumhurbaşkanı tarafından atanır. Eşitlik halinde, başkanın oyunun bulunduğu tarafa üstünlük tanınır.

Madde 57.

Anayasa Konseyi üyeliği görevi, bakanlık ve Parlamento üyeliği görevleriyle bağdaşmaz. Diğer bağdaşmazlıklar bir organik yasa ile belirlenir.

Madde 58.

Anayasa Konseyi, Cumhurbaşkanı seçiminin usulüne uygun olarak yapılmasına nezaret eder.

Şikâyetleri inceler ve oylama sonuçlarını ilân eder.

Madde 59.

Anayasa Konseyi, itiraz halinde milletvekili ve senatör seçimlerinin usulüne uygunluğu hakkında karar verir.

Madde 60.

Anayasa Konseyi, 11 ve 89’uncu maddelerde ve XV. başlıkta öngörülen referandum işlemlerinin, usulüne uygun yapılıp yapılmadığını gözetir ve sonuçlarını ilân eder.

Madde 61.

Organik yasalar ilân edilmeden, 11’inci maddede anılan Parlamento üyelerinin sunacakları yasa teklifleri referanduma sunulmadan, Parlamento Meclisleri İçtüzükleri uygulamaya konulmadan önce Anayasa Konseyine sunulmak zorundadır. Konsey bunların Anayasaya uygunluğu hakkında karar verir.

Aynı amaçla, yasalar, yayımlanmadan önce Cumhurbaşkanı, Başbakan, Millet Meclisi ve Senato Başkanları ya da altmış milletvekili veya altmış senatör tarafından Anayasa Konseyine gönderilebilirler.

Yukarıdaki iki fıkrada öngörülen hallerde Anayasa Konseyi, bir ay içinde karar verir. Bununla beraber acil durumlarda ve Hükümetin isteği üzerine bu süre sekiz güne indirilebilir.

Bütün bu hallerde, Anayasa Konseyine başvuru, yayın süresini durdurur.

Madde 61-1.*

Derdest bir dava sırasında bir yasa hükmünün Anayasal hak ve özgürlükleri ihlal ettiği iddiası ortaya atılır ise, bu iddia Danıştay, ya da Yargıtay tarafından süresi içinde Anayasa Konseyine havale edilir.

Mevcut madde hükmünün uygulanmasına ilişkin şartlar bir organik yasayla düzenlenir.

Madde 62.

61’inci maddeye dayalı olarak Anayasaya aykırılığı tespit edilen bir hüküm, yayınlanmaz ve uygulanmaya konulmaz.

Madde 61-1’e dayalı olarak Anayasaya aykırılığı tespit edilen bir hüküm, Anayasa Konseyinin bu kararının yayımlandığı tarihten, ya da bu kararda belirtilen müteakip bir başka tarihten itibaren yürürlükten kalkar. Bu hükmün doğurduğu sonuçlara itiraza ilişkin şartlar ve itiraz süreleri Anayasa Konseyi tarafından belirlenir.

Anayasa Konseyinin kararlarına karşı başvuru yolları kapalıdır. Bu kararlar, bütün kamusal güçleri, idare ve adli otoriteleri ve tüm kamusal erkleri bağlar.

Madde 63.

Anayasa Konseyinin kuruluş ve görevleri, uygulanacak usul ve özellikle itirazların kabulüne ilişkin süreler bir organik yasa ile düzenlenir.

Başlık VIII.

Yargı

 Madde 64.

Cumhurbaşkanı yargı erkinin bağımsızlığının garantörüdür.

Kendisine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yardım eder.

Hâkimlerin statüsü bir organik yasa ile düzenlenir.

Hâkimler azledilemezler.

Madde 65.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna, Cumhurbaşkanı başkanlık eder. Adalet Bakanı hukuken başkan yardımcısıdır. Cumhurbaşkanına vekâlet edebilir.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, biri hâkimler konusunda, diğeri savcılar konusunda yetkili iki daireden oluşur.

Hâkimler konusunda yetkili daire, Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı dışında, beş hâkim, bir savcı, Danıştay tarafından seçilen bir Danıştay üyesi, her biri Cumhurbaşkanı, Millet Meclisi Başkanı ve Senato Başkanı tarafından, parlamento ve adliyeye mensup olmayanlar arasından seçilen üç kişiden oluşur.

Savcılar konusunda yetkili olan daire, Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı dışında, beş savcı ve bir hâkim, bir Danıştay üyesi ve önceki fıkraya göre belirlenecek üç seçkin kişiden oluşur.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun hâkimler konusunda yetkili dairesi, hâkimlerin Yargıtay’a, İstinaf Mahkemesi ilk başkanlığına, asliye hukuk mahkemesi başkanlığına atanması konusunda önerilerde bulunur. Diğer hâkimleri ise kendi görüşüne uygun olarak atar.

Hâkimlerin disiplin kurulu olarak kararlar verir. Bu durumda kurula Yargıtay Birinci Başkanı başkanlık eder.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun savcılar hakkında yetkili dairesi, ataması Bakanlar Kurulunca yapılanlar dışında, savcıların atanması ile ilgili olarak görüş bildirir.

Savcılarla ilgili olarak disiplin yaptırımları hakkında görüş bildirir. Bu durumda kurula, Yargıtay Başsavcısı başkanlık eder.

Söz konusu bu maddenin uygulanmasına ilişkin şartlar bir organik yasa ile belirlenir.

Madde 65.*

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, biri hâkimler konusunda, diğeri savcılar konusunda yetkili iki daireden oluşur.

Hâkimler konusunda yetkili daireye Yargıtay Birinci Başkanı başkanlık eder. Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı dışında, beş hâkim, bir savcı, Danıştay tarafından seçilen bir Danıştay üyesi, mesleğine faal olarak devam eden bir avukat ve yanı sıra parlamento ve adliyeye mensup olmayanlar arasından seçilen altı yetkin kişiden oluşur. Cumhurbaşkanı, Millet Meclisi Başkanı ve Senato Başkanının her biri söz konusu altı seçkin kişiden ikisini atar. Bu yetkin ve seçkin kişilerin atanmasında 13’üncü maddenin son fıkrasında belirtilen usul uygulanır. Her bir Meclis Başkanı tarafından yapılan bu atamalar sadece görüşünü almak maksadıyla ilgili Meclisteki daimi komiteye sunulur.

Savcılar konusunda yetkili olan daireye Yargıtay Başsavcısı başkanlık eder. Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı dışında, beş savcı ve bir hâkim, bir Danıştay üyesi ve mesleğine faal olarak devam eden bir avukat ve yanı sıra ikinci fıkraya göre belirlenecek altı seçkin kişiden oluşur.

Hâkimler ve Savalar Yüksek Kurulunun hâkimler konusunda yetkili dairesi, hâkimlerin Yargıtay’a, İstinaf Mahkemesi ilk başkanlığına, asliye hukuk mahkemesi başkanlığına atanması konusunda önerilerde bulunur. Diğer hâkimleri ise kendi görüşüne uygun olarak atar.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun savcılar hakkında yetkili dairesi savcıların atanması ile ilgili olarak görüş bildirir.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun hâkimler hakkında yetkili dairesi hâkimlerin disiplin kurulu olarak kararlar verir. Bu durumda kurul, ikinci fıkrada belirtilen üyelerin yanı sıra savcılar hakkında yetkili daire üyesi hâkimden oluşur.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun savcılar hakkında yetkili dairesi savcılarla ilgili olarak disiplin yaptırımları hakkında görüş bildirir. Bu durumda kurul, üçüncü fıkrada belirtilen üyelerin yanı sıra hâkimler hakkında yetkili daire üyesi savcıdan oluşur.

64’üncü maddenin uygulanmasına ilişkin olarak Cumhurbaşkanı tarafından yapılacak görüş talebini karşılamak için Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurul şeklinde toplanır. Genel Kurul şeklinde toplanan kurul ayrıca, hâkimlerin salahiyetleriyle ilgili ya da Adalet Bakanının kendisine yönelteceği adaletin işleyişiyle ilgili her türlü soru hakkında da görüş bildirir. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun Genel Kurulu ikinci fıkrada anılan beş hâkimden üçünü, üçüncü fıkrada anılan beş savcıdan üçünü ve ayrıca Danıştay üyesini, mesleğini faal olarak sürdüren bir avukatı ve ikinci fıkrada anılan yetkin altı kişiden oluşur. Yargıtay Birinci Başkanı Genel Kurula başkanlık eder. Yargıtay Birinci Başkanının yokluğunda kendisine bu mahkemenin Başsavcısı vekâlet edebilir.

Adalet Bakanı, disiplinle ilgili konular hariç, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun her iki dairesindeki tüm toplantılara katılabilir.

Yargılamayı bekleyen bir kişi organik yasada belirtilen şartlara göre, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna müracaat edebilir.

Söz konusu bu maddenin uygulanmasına ilişkin şartlar bir organik yasa ile belirlenir.

Madde 66.

Kimse keyfi olarak tutuklanamaz.

Bireysel özgürlüklerin koruyucusu olan yargı erki, yasada öngörülen koşullara uygun olarak bu ilkeye riayet edilmesini temin eder.

Madde 66-1.

Hiç kimse hakkında ölüm cezasına hükmedilemez.

Başlık IX.

Yüksek Adalet Divanı

 Madde 67.

Cumhurbaşkanı, 53-2 ve 68’inci madde hükümleri müstesna, görevlerini yerine getirirken yaptığı işlemlerden dolayı sorumlu tutulmaz.

Cumhurbaşkanı görev süresince hiçbir Fransız hukuk mahkemesi ya da idari merci önünde tanıklık etmeye zorlanamaz, hiçbir hukuk davasına konu edilemez ya da suçlamalara, kovuşturma ya da soruşturmaya tabi tutulamaz. Cumhurbaşkanının görev süresi boyunca hiçbir hak düşürücü süre işlemez.

Cumhurbaşkanının görev süresi boyunca ertelenmiş dava ve kovuşturmaların tamamı Cumhurbaşkanının görev süresinin sona ermesini takiben bir ay içinde yeniden açılır ya da Cumhurbaşkanı aleyhine başlatılır.

Madde 68.

Cumhurbaşkanı, görevini sürdürmesiyle açıkça bağdaşmayacak şekilde görevlerini ihlal etmesi haricinde, hiçbir gerekçeyle görev süresi içinde görevden alınamaz. Cumhurbaşkanının görevden alınma kararı Yüce Divan olarak toplanan Millet Meclisi tarafından alınır.

Millet Meclisinin Yüce Divan şeklinde toplanması yönünde Parlamento Meclislerinden birinde kabul edilen teklif derhal diğer Meclise sunulur. Diğer Meclis kararını teklifin kendisine sunulduğu tarihten itibaren onbeş gün içinde alacaktır.

Millet Meclisi Başkanı Yüce Divana başkanlık eder. Millet Meclisi, Cumhurbaşkanının görevden alınmasına ilişkin kararını, gizli oyla, bir ay içinde verir. Bu karar derhal yürürlüğe girer.

Bu madde uyarınca alınacak kararların ilgili Meclisin, ya da Yüce Divan üyelerinin tam sayısının üçte ikisinin çoğunluğuyla alınması zorunludur. Vekâleten oy kullanılmasına izin verilmez. Sadece görevden alınmanın, ya da Meclisin Yüce Divan olarak toplanması lehinde kullanılan oylar dikkate alınır.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin esaslar bir organik yasa ile düzenlenir.

Başlık X.

Hükümet Üyelerinin Cezai Sorumluluğu

 Madde 68-1.

Hükümet üyeleri, görevlerini icra ederlerken eylemlerinden ve işledikleri anda suç ve kabahat niteliğindeki eylemlerinden dolayı ceza bakımından sorumludurlar.

Hükümet üyeleri, Devlet Adalet Divanında yargılanırlar.

Devlet Adalet Divanı, suç ve kabahatlerin tanımlanması ve aynı şekilde cezaların tespitinde yasadan çıkan sonuçlarla bağlıdır.

Madde 68-2.

Devlet Adalet Divanı on-beş yargıçtan oluşur. Oniki parlamenter, Millet Meclisi ve Senatodan eşit sayıda olmak üzere, her genel ve kısmi yenilemeden sonra, kendi içinden seçilir. Üç yargıç da Yargıtay’dan seçilir ve bunlardan birisi, Devlet Adalet Divanına başkanlık eder.

Hükümet üyelerinden birisinin, görevlerini yaparken işledikleri suç ya da kabahatten dolayı zarar gördüğünü ileri süren herkes şikâyetini dilekçe ile komisyona iletebilir.

Komisyon, bu şikâyeti ret eder, ya da Devlet Adalet Divanına gönderilmek üzere Yargıtay Başsavcısına iletir.

Yargıtay Başsavcısı, dilekçe komisyonunun uygun görüşü üzerine, Devlet Adalet Divanına iletebilir.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin esaslar bir organik yasa ile düzenlenir.

Madde 68-3.

Bu başlığın hükümleri yürürlüğe girmesinden önce işlenen fiillere de uygulanır.

Başlık XI.

Ekonomik, Sosyal ve Çevre Konseyi

 Madde 69.

Ekonomik, Sosyal ve Çevre Konseyi Hükümetin istemi üzerine, kendisine sunulan yasa, kararname ve karar tasarıları ile yasa teklifleri hakkında görüşünü bildirir.

Ekonomik, Sosyal ve Çevre Konseyinin bir üyesi, Konseye sunulmuş olan tasarı ve teklifler hakkındaki Konsey görüşünü Parlamento Meclislerine açıklamak üzere yine Konsey tarafından görevlendirilebilir.

Madde 69.*

Ekonomik, Sosyal ve Çevre Konseyi Hükümetin istemi üzerine, kendisine sunulan yasa, kararname ve karar tasarıları ile yasa teklifleri hakkında görüşünü bildirir.

Ekonomik, Sosyal ve Çevre Konseyinin bir üyesi, Konseye sunulmuş olan tasarı ve teklifler hakkındaki Konsey görüşünü parlamento Meclislerine açıklamak üzere yine Konsey tarafından görevlendirilebilir.

Bir organik yasada belirtilen şekilde düzenlenecek bir dilekçe ile Ekonomik, Sosyal ve Çevre Konseyine başvuru yapılabilir. Konsey, dilekçeyi inceledikten sonra, ilgili işlemlere ilişkin teklifini Hükümete ve Parlamentoya bildirir.

Madde 70.

Hükümet, Ekonomik, Sosyal ve Çevre Konseyine, ekonomik, sosyal, ya da çevresel nitelikli her türlü sorun hakkında danışabilir. Hükümet ayrıca, kamu maliyesine ilişkin yıllara sari esasları belirleyen program yasa teklifleri için de Konseye danışabilir. Ekonomik, sosyal, ya da çevresel nitelikteki her türlü plan, ya da program yasa teklifi görüş için Konseye sunulur.

Madde 71.

Azami ikiyüzotuzüç üyeden oluşan Ekonomik, Sosyal ve Çevre Konseyinin oluşumu ve görevine ilişkin kurallar bir organik yasa ile belirlenir.

Başlık XI A.

Hakların Koruyucusu (Kamu Başdenetçisi)

 Madde 71-1.*

Kamu Başdenetçisi, merkezi idarenin, mahalli idarelerin, kamu tüzel kişiliklerinin yanı sıra kamu hizmeti veren tüm kurum ve kuruluşların, ya da organik yasa kapsamında yer alan tüm kurum ve kuruluşların anayasal haklar ve özgürlüklere saygılı hareket etmelerini sağlar.

Bir kamu hizmet kuruluşunun, ya da yukarıda birinci fıkrada anılan kurumun faaliyetleri sebebiyle haklarının ihlal edildiği kanaatinde olan herkes, organik kanunda belirtilen usule uygun olarak Kamu Başdenetçisine müracaat edebilir.

Kamu Başdenetçisinin çalışma esasları ve yetkileri bir organik yasa ile düzenlenir. Kamu Başdenetçisinin belirli yetkilerinin icrası sırasında üçüncü şahıslardan ne şekilde yardım alabileceği de bu organik yasa ile düzenlenir.

Kamu Başdenetçisi, 13’üncü maddenin son fıkrasında belirtilen usul takip edilerek Cumhurbaşkanı tarafından altı yıllığına atanır. Kamu Başdenetçisinin görev süresi uzatılamaz. Bu görev, bakanlık ve parlamento üyeliği görevleriyle bağdaşmaz. Diğer bağdaşmazlıklar bir organik yasa ile belirlenir.

Kamu Başdenetçisi işlemlerinden dolayı Cumhurbaşkanına ve Parlamentoya karşı sorumludur.

Başlık XII.

Mahalli İdareler

 Madde 72.

Ülkedeki mahalli idareler, belediyeler, iller, bölgeler, özel statülü idareler ve 74’üncü maddede düzenlenen deniz-aşırı idarelerden oluşur. Bu fıkrada belirtilen yerel yönetimlerin biri veya bir kaçı yerine, gerektiğinde, başka bir mahalli idare yasayla kurulabilir.

Mahalli idareler, kendi düzeylerinde en iyi şekilde yerine getirilebilecek yetkilerinin tamamı için gereken kararları alabilirler.

Mahalli idareler, yasada öngörülen şartlar çerçevesinde, seçilmiş Meclislerince serbest biçimde yönetilirler. Görevlerini yapabilmek için düzenleyici işlem yapma yetkisine de sahiptirler.

Mahalli idareler veya mahalli idare birlikleri, anayasal olarak korunan bir hak veya kamu özgürlüğünün kullanımının temel koşullarının söz konusu olması dışında, bir organik yasayla belirlenecek şartlar dâhilinde, yasa ya da tüzüğün öngördüğü durumlarda belli bir konu ve süre ile sınırlı olarak bir deneme uygulaması için, yetkilerinin icrasını düzenleyen yasa yahut tüzük hükümleri dışına çıkabilirler.

Hiçbir mahalli idare, bir diğeri üzerinde vesayet yetkisi kullanamaz. Bununla birlikte, bir yetkinin kullanımı, birden fazla mahalli idarenin bir araya gelmesini gerektirdiğinde, bunlardan birine yahut birliklerden birine, ortak işlemlerin koşullarını düzenlemesine yasayla izin verilebilir.

Ülkedeki tüm mahalli idarelerde yer alan ve Hükümet üyelerinin her birini temsil eden Devlet temsilcisi, ulusal çıkarları korumak, idari denetimleri yapmak ve yasalara uygun davranılmasını sağlamakla görevlidir.

Madde 72-1.

Her bir mahalli idare seçmenlerinin, dilekçeler düzenleyerek, o mahalli idarenin yetkisi dâhilinde olan bir sorunun, bu idarenin müzakere oturumunun gündemine alınmasını talep etme koşulları bir yasayla belirlenir.

Bir mahalli idarenin yetkisine giren işlem ya da karar tasarıları, bir organik yasayla belirlenecek şartlar dâhilinde, o mahalli idarenin önerisiyle, referandum yoluyla bu idarenin seçmenlerinin kararına sunulabilir.

Özel statülü bir mahalli idare oluşturulmak veya onun yetkileri değiştirilmek istenildiğinde, bu hal ilgili idarelerin kayıtlı seçmenlerinin görüşü alınarak bir yasayla gerçekleştirilebilir. Yerel yönetimlerin sınırlarının değiştirilmesi, yasayla belirlenen şartlar dâhilinde, seçmenlerin görüşüne başvurularak gerçekleştirilebilir.

Madde 72-2.

Mahalli idareler, yasayla belirlenen şartlar çerçevesinde, serbestçe tasarruf edebilecekleri gelirlere sahiptirler.

Her türlü vergi gelirlerinin tamamını veya bir kısmını alabilirler. Yasanın belirlediği sınırlar içinde, mahalli idarelere, vergilerin matrah ve oranının tespitine yasayla izin verilebilir.

Vergi gelirleri ve öz kaynaklar, her yerel yönetim kategorisi için, gelirlerinin tamamı içinde önemli bir bölümünü teşkil eder. Bu kuralın gerçekleştirilmesi koşulları bir organik yasayla belirlenir.

Devlet ile mahalli idareler arasındaki yetki aktarımları, bu uygulamalara ayrılmış kaynakların, eşdeğer bir şekilde tahsisi ile birlikte gerçekleştirilir. Mahalli idarelerin harcamalarının artması sonucunu doğuran her yeni yetki ihdasında veya genişlemesinde, yasayla belirlenmiş kaynaklarla birlikte yapılır.

Mahalli idareler arasında eşitliği sağlayacak, mali kaynakların adil paylaşılmasına yönelik hükümler bir yasayla öngörülür.

Madde 72-3.

Devlet; deniz-aşırı halkları, Fransız halkı içinde, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ortak ideali doğrultusunda tanır.

Guadeloupe, Guyane, Martinique, Reu-nion, Mayotte, Saint Pierr-et- Miquelon, Waillis ve Fatuna adaları ve Fransız Polynesie’, deniz aşırı bölge ve il yönetimleri ve 73’üncü maddenin son fıkrasının uygulanması ile oluşturulacak mahalli idareler için 73’üncü madde, diğer idareler için de 74’üncü madde hükümleri uygulanır.

Yeni Kaledonya’nın statüsü XIII. Başlıkta düzenlenmiştir.

Fransa Güneyi ve Antartikası Bölgeleri ve Clipperton’nun özel teşkilatı ve yasama rejimleri yasayla belirlenir.

Madde 72-4.

72-3’üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen idarelerden biri veya hepsine ilişkin değişiklik, yine 73 ve 74’üncü maddelerde öngörülen rejimlerden birinden diğerine şeklinde yapılacak her türlü değişiklik, aşağıdaki fıkrada öngörülen şartlara uygun olarak alınmış ilgili idare kararı yahut ilgili idare seçmenlerinin muvafakati olmadan gerçekleştirilemez. Bu rejim değişikliği bir organik yasayla yapılır.

Cumhurbaşkanı, Hükümetin ve iki Meclisin birlikte Resmi Gazete’de yayınlanan önerisi üzerine, bir deniz-aşırı mahalli idarenin teşkilat biçimi, yetkileri veya yasama rejimi konusunda o mahalli idarenin seçmenlerinin görüşüne başvurulmasına karar verebilir. Bu başvuru önceki fıkrada öngörülen bir değişiklikle ilgili olduğunda ve Hükümetin önerisi üzerine organize edildiğinde, her iki Meclis önünde müzakereyi takip eden bir deklarasyon şeklinde yapılır.

Madde 73.

Deniz-aşırı illerde ve bölgelerde yasalar ve tüzükler doğrudan uygulanır. Bu idarelerin kendine özgü özelliklerine ve zorluklarına bağlı olarak bazı uyarlamalar yapılabilir.

Söz konusu bu uyarlamalara, yasayla onlara verilmiş yetkilerde ve bu yetkilerin uygulanması konularında, bu idareler tarafından karar verilir.

Özel nitelikleri göz önünde bulundurmak için, birinci fıkraya aykırı olarak, bu maddede düzenlenen mahalli idarelere, yasa alanına giren sınırlı sayıdaki konularda yasayla, kendi topraklarında uygulanabilir kurallar koyma yetkisi verilebilir.

Bu kurallar, vatandaşlık, medeni haklar, kamu özgürlüklerinin güvenceleri, kişilerin durumları ve ehliyetleri, adli teşkilat, ceza hukuku, ceza usulü, dış politika, savunma, kamu düzeni ve kamu güvenliği, para, kredi ve kambiyo rejimi veya seçim hukuku ile ilgili olamaz. Sayılan bu durumlar bir organik yasa ile belirtilir ve tamamlanır.

İlk iki fıkrada öngörülen düzenlemeler Reunion İl ve Bölge Yerel Yönetiminde uygulanmaz.

İkinci ve üçüncü fıkrada öngörülen yetkilendirmelere, bir organik yasanın öngördüğü şartlar ve kayıtlar çerçevesinde, ilgili idarenin talebi üzerine karar verilir. Bir kamu özgürlüğünün kullanılışının temel şartları veya anayasal olarak korunan bir hak söz konusu olduğunda, söz konusu yetkilendirmeler bu alanlara müdahale edemez.

Deniz-aşırı bir bölgenin ya da ilin yerine başka bir idarenin yahut bu iki idare için tek bir karar organının yasayla kurulması, 72-4’üncü maddenin ikinci fıkrasında öngörülen usullerle bu idarelerin yetki çevresinde kayıtlı seçmenlerin muvafakati alınmadan gerçekleştirilemez.

Madde 73.*

Deniz-aşırı illerde ve bölgelerde yasalar ve tüzükler doğrudan uygulanır. Bu idarelerin kendine özgü özelliklerine ve zorluklarına bağlı olarak bazı uyarlamalar yapılabilir.

Bu idarelere tanınan yetkilerin uygulanması konularında yapılacak bu uyarlamalara, yasayla, ya da tüzükle bu yönde yetkilendirilmiş olmaları kaydıyla bu idareler tarafından karar verilir.

Özel nitelikleri göz önünde bulundurmak için, birinci fıkraya aykırı olarak, bu maddede düzenlenen mahalli idarelere, yasa, ya da tüzük alanına giren sınırlı sayıdaki konularda yasayla, ya da tüzükle, kendi topraklarında uygulanabilir kurallar koyma yetkisi verilebilir.

Bu kurallar, vatandaşlık, medeni haklar, kamu özgürlüklerinin güvenceleri, kişilerin durumları ve ehliyetleri, adli teşkilat, ceza hukuku, ceza usulü, dış politika, savunma, kamu düzeni ve kamu güvenliği, para, kredi ve kambiyo rejimi veya seçim hukuku ile ilgili olamaz. Sayılan bu durumlar bir organik yasa ile belirtilir ve tamamlanır.

İlk iki fıkrada öngörülen düzenlemeler Reunion İl ve Bölge Yerel Yönetiminde uygulanmaz.

İkinci ve üçüncü fıkrada öngörülen yetkilendirmelere, bir organik yasanın öngördüğü şartlar ve kayıtlar çerçevesinde, ilgili idarenin talebi üzerine karar verilir. Bir kamu özgürlüğünün kullanılışının temel şartları veya anayasal olarak korunan bir hak söz konusu olduğunda, söz konusu yetkilendirmeler bu alanlara müdahale edemez.

Deniz-aşırı bir bölgenin ya da ilin yerine başka bir idarenin yahut bu iki idare için tek bir karar organının yasayla kurulması, 72-4’üncü maddenin ikinci fıkrasında öngörülen usullerle bu idarelerin yetki çevresinde kayıtlı seçmenlerin muvafakati alınmadan gerçekleştirilemez.

Madde 74.

Bu maddede düzenlenen deniz-aşırı idarelere, her birisinin Devlet içindeki özel çıkarlarını dikkate alan bir statü tanınır.

Bu statü, karar organının görüşü alındıktan sonra kabul edilen bir organik yasayla belirlenir. Bu yasada şunlar düzenlenir;

− Yasa ve tüzüklerin buralarda uygulanabilme koşulları;

− Bu idarelerin yetkileri: 73’üncü maddenin dördüncü fıkrasında sayılan konularda Devlet yetkilerinin aktarımı dışında, yetki aktarmaları, gerektiğinde bir organik yasayla açıklanan ve tamamlanan kayıtlar çerçevesinde yapılır;

− İdarelerin kuruluş, görev ve teşkilatı ile karar organının seçim şekli;

− Bu idareye özgü düzenlemeleri içeren yasa tasarı ve teklifleri yahut karar veya kararname tasarılarının, yine yetkileri ile ilgili konularda imzaladıkları uluslararası anlaşmaların tasdik ve onayına ilişkin kurumların görüşünün alınması koşulları;

Bu organik yasa, özel statüde kabul edilen idarelerle ilgili olarak şu hususları da düzenler;

− Yasa alanına giren konuların uygulanması hususundaki yetkiler söz konusu olduğunda, karar organının işlemlerinin bazıları üzerinde Danıştay’ın gerçekleştireceği özel yargısal denetim;

− Yerel yönetimin statüsünün yürürlüğe girmesini sağlayan yasanın, öncelikle yerel yönetimlere verdiği ve Anayasa Konseyi’nin de yerel yönetimin yetki alanında olduğunu belirlediği konularda, karar organının yayınlanmış bir yasayı değiştirebilmesi;

− İstihdamın artırılması, bir mesleki faaliyetin icrası için yerleşme ve toprak mülkiyetinin korunması gibi yerel zorunlulukların gerektirdiği halkın lehine olan tedbirlerin yerel yönetimlerce alınabilmesi;

− Yerel idarenin, merkezi idarenin denetimi altında, kendisine ait yetkilerin kullanımında, düzenlenen güvencelere saygı, kamu özgürlüklerinin tüm ülke düzeyinde gerçekleştirilmesine iştirak etmesi.

Bu madde kapsamında yer alan mahalli idarelerin özel teşkilatlarını düzenleyen diğer esaslar, bunların karar organlarına danışıldıktan sonra, bir kanun ile düzenlenir ve değiştirilir.

Madde 74-1.

74’üncü maddede anılan deniz-aşırı idareler ve Yeni Kaledonya’da Hükümet, Devletin yetki alanında kalan konularda gerekli uyarlamaları yapmak suretiyle, anavatan Fransa’da yürürlükte olan yasa niteliğindeki düzenlemeleri, yasanın ilgili hükümler bakımından bu usulün kullanımını açık şekilde yasaklamamış olması kaydıyla, bir kararname ile genişletebilir, ya da ilgili idarenin özel teşkilatının tabi olduğu yasal hükümler üzerinde gerekli uyarlamaları gerçekleştirebilir.

Bu kararnameler, ilgili karar organının ve Danıştay’ın görüşü alındıktan sonra çıkarılabilir. Bu kararnameler yayını anında yürürlüğe girer. Yayınlanmasını takip eden on sekiz ay (Fransızca orijinalinde ay ifadesi geçmektedir.) içinde Parlamento tarafından onaylanmaz ise geçersiz hale gelir.

Madde 75.

34’üncü maddede işaret edilen yegâne medeni statü olan olağan medeni statüye sahip olmayan ülke vatandaşları, reddetmedikleri sürece kişisel statülerini muhafaza ederler.

Madde 75-1.

Bölgesel diller Fransa’nın mirasının bir parçasıdırlar.

Başlık XIII.

Yeni Kaledonya’ya İlişkin Geçici Hükümler

 Madde 76.

Yeni Kaledonya halkı, 31 Aralık 1998’den önce, 5 Mayıs 1998 tarihinde Noumea’da imzalanıp, 27 Mayıs 1998’de Fransız Cumhuriyeti Resmi Gazete’sinde yayımlanan anlaşma hükümlerini oylamaya davet edilmişlerdir.

9 Kasım 1998 tarih ve 88-1028 sayılı Yasanın 2’nci maddesinde belirlenen şartları taşıyan kişiler oylamaya katılabileceklerdir.

Seçimin organizesine ilişkin gerekli tedbirler, Danıştay’ın görüşü alındıktan ve Bakanlar Kurulunda müzakere edildikten sonra alınacaktır.

Madde 77.

Anılan anlaşmanın 76’ncı maddede öngörülen oylama ile kabul edilmesinden sonra, Yeni Kaledonya’nın anlaşmada öngörülen ilkelere uygun olarak ve bu anlaşmanın uygulanması için gerekli olan şekilde kalkınmasını teminen Yeni Kaledeonya’nın karar organına danışıldıktan sonra kabul edilen bir organik yasa ile aşağıda belirtilen hususlar düzenlenmektedir;

− Yeni Kaledonya’nın kurumlarına kesin biçimde devredilecek devlet yetkileri, bunların kademelenmesi, devir şekilleri ve bunlardan doğacak mali sorumlulukların paylaşımı;

− Yeni Kaledonya’nın kurumlarının görev ve teşkilat kuralları, özellikle karar organının bazı işlemlerinin yayınlanmadan önce Anayasa Konseyine sunulmasına ilişkin koşullar;

− Vatandaşlığa, seçim sistemine, kamu görevine, örfi hukukta tanımlandığı şekliyle medeni statüye ilişkin kurallar;

− Yeni Kaledonya halkının, egemenliğin kullanımına katılma konusundaki seçimlerin şartları ve süre sınırları;

76’ncı maddede anılan anlaşmanın yürürlüğü için gerekli diğer tedbirler bir yasayla belirlenir.

Yeni Kaledonya’nın ve illerinin karar organının üyelerini seçmek üzere oy kullanmaya davet edilen seçmenlere ait seçmen kütüğünün hazırlanabilmesi maksadıyla, bu Anayasanın 76’ncı maddesinde ve Yeni Kaledonya Hakkında  19 Mart 1999 tarih ve 99-209 sayılı Kanunun 188 ve 189’uncu maddelerinde anılan Anlaşmada atıf yapılan liste, bu Anayasanın 76’ncı maddesinde anılan oylama için hazırlanan ve oy kullanmak için aranan şartları taşımayanları da içeren bir listedir.

78 ila 86’ncı maddeler arasında kalan maddeler yürürlükten kaldırılmıştır.

  

Başlık XIV.

Fransızca Konuşan Ülkeler ve Birlik Anlaşmaları

 Madde 87.

Devlet, müşterek dili Fransızca olan Devletler ve halklarıyla dayanışmayı ve işbirliğini geliştirmeye dönük çabalarda yer alır.

Madde 88.

Devlet, medeniyetlerini geliştirmek için bir araya gelmek isteyen devletlerle katılım anlaşmaları imzalayabilir.

Başlık XV.

Avrupa Toplulukları ve Avrupa Birliği

Avrupa Birliği*

 Madde 88-1.

Devlet, bazı yetkilerini ortak kullanmak üzere, yaptıkları anlaşma gereğince, serbestçe katılan devletlerce oluşturulan Avrupa Birliğine ve Avrupa Topluluklarına katılır.

Devlet, Avrupa Birliği Kurucu Antlaşması ve Avrupa Topluluğu Kurucu Antlaşmasında değişiklik yapan, 13 Aralık 2007 tarihinde imzalanan Lizbon Antlaşmasında belirtilen şartlarla Avrupa Birliğine katılabilir.

Madde 88-1.*

Fransa Cumhuriyeti, bu yetkilerin 13 Aralık 2007 tarihinde imzalanan Lizbon Antlaşması ile ihdas sebebiyle, Avrupa Birliği Kurucu Antlaşması ve Avrupa Birliğinin İşleyişi Hakkındaki Antlaşma gereğince, bazı yetkilerini ortaklaşa kullanmayı kabul eden devletlerin serbestçe katılımından oluşan Avrupa birliğine katılır.

Madde 88-2.

Fransa, mütekabiliyet kaydıyla ve 7 Şubat 1992’de imzalanan Tek Avrupa Anlaşmasında öngörülen özel koşullara göre, Avrupa Ekonomik ve Para Birliği kurumuna gerekli yetkileri devretmeye muvafakat eder.

Aynı kayıt ve 2 Ekim l997’de imzalanan Antlaşma ile değişik Avrupa Birliği Kurucu Antlaşmasının hükümlerine göre, malların ve kişilerin serbest dolaşımına ilişkin kuralların belirlenmesi için gerekli yetkilerini devretmeyi kabul edebilir.

Avrupa Birliği Anlaşmasının temeli üzerinde alınan kararların uygulanması çerçevesinde Avrupa tutuklama kararlarının uygulanmasına ilişkin kurallar yasayla belirlenir.

Madde 88-2.*

Avrupa Birliği kurumları tarafından alınan kararlar çerçevesinde Avrupa tutuklama kararlarının uygulanmasına ilişkin kurallar yasayla belirlenir.

Madde 88-3.

Mütekabiliyet kaydıyla ve 7 Şubat 1992’de imzalanan Avrupa Tek Antlaşmasında öngörülen özel şartlar çerçevesinde, Fransa’da oturan Birlik vatandaşlarına yerel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı tanınabilir. Bu vatandaşlar belediye başkanlığı ve başkan yardımcılığı görevi üstlenemezler, senato seçmenliğine ve senato seçimlerine katılamazlar. Her iki Meclis tarafından aynı hükümlerle onaylanan bir organik yasa, bu fıkranın uygulanma koşullarını belirler.

Madde 88-4.

Hükümet, yasa niteliğindeki düzenlemeleri içeren Avrupa Birliği ve Avrupa Toplulukları yasa tasarıları veya tekliflerini, Avrupa Birliği Konseyine sunulur sunulmaz Millet Meclisine ve Senatoya sunar. Hükümet ayrıca bir Avrupa Birliği Kurumu tarafından hazırlanan diğer tasarları veya teklifleri de bunlara sunabilir.

Her iki Meclisin İçtüzüğünde belirlenen usullere göre, önceki fıkrada belirtilen, tasarı, teklif veya dokümanlar gerektiğinde toplantı dönemi dışında da oylanabilir.

Her bir Meclis bünyesinde Avrupa Birliğiyle ilişkilerden sorumlu bir komisyon kurulur.

Madde 88-4.*

Hükümet, yasa niteliğindeki düzenlemeleri içeren Avrupa Birliği ve Avrupa Toplulukları yasa tasarıları veya tekliflerini ve yanı sıra diğer kanun tasarısı ve tekliflerini, Avrupa Birliği Konseyine sunulur sunulmaz Millet Meclisine ve Senatoya sunar.

Her iki Meclisin tüzüğünde belirlenen usullere göre, önceki fıkrada belirtilen, tasarı, teklif veya dokümanlar gerektiğinde toplantı dönemi dışında da oylanabilir.

Her bir Meclis bünyesinde Avrupa Birliğiyle ilişkilerden sorumlu bir komisyon kurulur.

Madde 88-5.

Avrupa Topluluklarına ve Avrupa Birliğine bir devletin katılımına ilişkin anlaşmanın onaylanmasına yetki veren tüm yasa teklifleri Cumhurbaşkanınca referanduma sunulur.

Yukarıdaki hükme rağmen, Parlamento, her bir Meclisin üye tam sayısının beşte üçü çoğunlukla kabul edeceği benzer içerikli bir önergeyi kabul etmek suretiyle, bu yasa teklifinin 89’uncu maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen usule göre yasalaşmasına izin verebilir.

Madde 88-5.*

Avrupa Birliğine bir devletin katılımına ilişkin anlaşmanın onaylanmasına yetki veren tüm yasa teklifleri Cumhurbaşkanınca referanduma sunulur.

Yukarıdaki hükme rağmen, Parlamento, her bir Meclisin üye tam sayısının beşte üçü çoğunlukla kabul edeceği benzer içerikli bir önergeyi kabul etmek suretiyle, bu yasa teklifinin 89’uncu maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen usule göre yasalaşmasına izin verebilir.

Madde 88-6.*

Millet Meclisi ve Senato, subsidiarity ilkesi gereğince, Avrupa Birliği yasa taşanlarının uygunluğu üzerinde gerekli görüşlerini bildirebilirler. Söz konusu bu görüş ilgili Meclis başkanlığınca, Avrupa Parlamentosu başkanlığına, Avrupa Birliği Komisyonu ve Konseyi başkanlığına gönderilir. Hükümete de bilgi verilir.

Her Meclis, subsidiarity ilkesinin ihlali gerekçesiyle, Avrupa Birliği yasalarına karşı, Avrupa Birliği Adalet Divanında dava açabilir. Bu davalar, Avrupa Birliği Adalet Divanına Hükümet tarafından havale edilir.

Yukarıdaki hükme rağmen, bu amaçla, kararlar, her Meclisin İçtüzüğünde belirlenen müzakere ve ivedilik şartlarına göre, gerektiğinde toplantı dönemi dışında da, oylanabilir. Altmış Millet Meclisi üyesinin, ya da altmış senatörün talebi halinde bu davalar mecburi olacaktır.

Madde 88-7.*

Bir önergenin, Millet Meclisi ve Senato tarafından aynı şekilde kabul edilmesi durumunda Parlamento, anlaşmalarla ilgili olarak basit değiştirme usulü kapsamında, ya da Avrupa Birliği Kurucu Anlaşması ve Avrupa Birliğinin İşleyişi Hakkında Anlaşma’da düzenlenen hukuk işlerinde adli işbirliği kapsamında tanımlanan hallerde, 13 Aralık 2007 tarihinde imzalanan Lizbon Anlaşması’nın Avrupa Birliği’ne ait yasal düzenlemelerin kabul edilmesine ilişkin kurallarda getirilen her türlü değişikliğe itiraz edebilir.

 

Başlık XVI.

Anayasa Değişiklikleri

 Madde 89.

Anayasayı değiştirme girişiminde bulunma yetkisi Başbakanın teklifi üzerine Cumhurbaşkanına ve Parlamento üyelerine aittir.

Değiştirme tasarı ya da teklifi 42’nci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen mühlet içinde görüşülmeli ve her iki Meclis tarafından de aynı hükümlerle kabul edilmelidir. Değişiklik, referandumla onaylandıktan sonra kesinlik kazanır.

Bununla birlikte, Cumhurbaşkanı, değişiklik tasarısını Kongre iki Meclis halinde toplantıya çağrılan parlamentoya sunmaya karar verirse bu tasarı referanduma sunulmaz; bu takdirde, değişiklik tasarısının onaylanması, Kongrede kullanılan oyların beşte üçünün çoğunluğu ile mümkündür. Kongrenin Başkanlık Divanı, Millet Meclisinin Başkanlık Divanıdır.

Ülkenin bütünlüğüne zarar verecek hiçbir değişiklik usulüne girişilemez ve böyle bir usul sürdürülemez.

Hükümetin Cumhuriyet niteliği değişiklik konusu yapılamaz.

Başlık XVII.

(Mülga)

  ÇEVRE ŞARTI

 Fransız Halkı;

Doğal kaynakların ve doğal dengelerin insanlığın görünümünü zorunlu kıldığı;

Mevcut insanlığın ve gelecek kuşakların doğal çevrelerinden koparılamayacağı;

Çevrenin tüm insanlığın ortak varlığı olduğu;

İnsanoğlunun gittikçe yaşam şartları ve kendi gelişimi üzerinde etki yaptığı;

Biyolojik çeşitlilik, kişinin gelişimi ve insan topluluklarının ilerleyişi, bazı üretim ve tüketim maddeleri ve doğal kaynakların aşırı tüketilmesi nedeniyle etkilendiği;

Çevrenin korunmasının, Ulusun diğer temel değerleri ile aynı nitelikte ele alınması gerektiği;

Sürdürülebilir bir gelişmeyi sağlamak için, mevcut ihtiyaçların karşılanmasına yönelik tercihlerin, gelecek kuşakların ve diğer halkların ihtiyaçlarını karşılamasını tehlikeye atmaması;

Gerekçelerinden yola çıkarak,

Kabul eder;

Madde 1.

Herkes dengeli ve sağlığa saygılı bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Madde 2.

Herkes çevrenin korunmasına ve iyileştirilmesine katkıda bulunmak zorundadır.

Madde 3.

Herkes, yasanın belirlediği şartlar dâhilinde, çevreye yönelik zararların önlenmesi veya en azından zararlı sonuçların azaltılması ile yükümlüdür.

Madde 4.

Herkes, yasanın belirlediği şartlar dâhilinde, çevreye verdiği zararların giderilmesine iştirak etme yükümlülüğü altındadır.

Madde 5.

Bilimsel bilgi olarak kesin olmamakla birlikte, çevrede geri dönülemez ve ciddi bir biçimde etkileyebilecek bir zarar meydana geldiğinde, kamu otoriteleri, önleyici tedbirlerin alınması ilkesine saygı göstererek ve kendi yetki alanlarına giren konularda, risklerin değerlendirilmesi usulünün gerçekleştirilmesini, zararın önlenebilmesi için gerekli ve zararla orantılı geçici tedbirlerin alınmasını sağlarlar.

Madde 6.

Kamu politikaları, sürdürülebilir kalkınmayı destekler. Bu amaçla, çevrenin değerinin bilinmesi ve çevrenin korunması ile ekonomik kalkınma ve sosyal gelişmeyi bağdaştırmak zorundadır.

Madde 7.

Herkes, yasanın belirlediği sınırlar ve şartlar dâhilinde, kamu otoritelerinin elindeki çevreye ilişkin bilgilere ulaşma hakkına ve çevre üzerinde etki doğurabilecek kamusal zararların hazırlık aşamalarına katılma hakkına sahiptir.

Madde 8.

Çevre eğitimi ve bilgisi, bu Şart’ta belirlenen hakların ve ödevlerin uygulanmasına katkıda bulunur.

Madde 9.

Araştırma ve yenilik, çevrenin değerinin artırılmasına ve çevrenin korunmasına katkı sağlar.

Madde 10.

Bu Şart, Fransa’nın uluslararası ve Avrupa Birliğine yönelik faaliyetlerinin ilham kaynağıdır.

Avrupa Komisyonu

0

Avrupa Komisyonu, yasama sürecini başlatan, ayrıca Birliğin yürütme organı olarak AB müktesebatını, bütçeyi ve programları uygulamaktan ve idari denetimden sorumlu kurumdur. Avrupa Komisyonu, her bir üye devletten bir kişinin yer aldığı 28 üyeden oluşur. Bu kişilere “komiser” adı verilir. Her Komiser bir veya daha fazla AB politikasının yürütülmesinden sorumludur. Komisyon adeta bir Bakanlar Kurulu gibi faaliyet gösterir. Komisyon’da komiserlerin yanı sıra, Avrupa Birliği görevlilerinden oluşan 25.000 kişilik bir idari teşkilat da mevcuttur.

Komisyon bünyesinde, herhangi bir konuda idari düzenlemelerin yapıldığı idari yönetim birimleri olan Genel Müdürlükler bulunur. Her Genel Müdürlük, çalışmalarının siyasi ve yönetim sorumluluğunu üstlenen Komisere karşı sorumlu bir Genel Müdür tarafından yönetilir. Genel Müdürlükler müdürlüklere (direktörlük), müdürlükler bölüm ya da birimlere, bölüm ya da birimler ise, masa şefliklerine ayrılmıştır. Her masada, masanın ilgili konusuna uygun sayıda uzman bulunur.

Komisyon başkanı Avrupa Birliği Zirvesi tarafından belirlenir ve ataması Avrupa Parlamentosu’nun onayı ile yapılır. Komisyon başkan yardımcılarından biri de AB’nin dış politikasını yürütmekten sorumlu Birlik Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisidir.

Komisyon Başkanı’nın Zirve tarafından, Avrupa Parlamentosu seçimleri dikkate alınmak ve danışmalar yapılmak suretiyle nitelikli çoğunlukla belirlenmesi ve Parlamento’ya sunulması gerekmekte olup, Başkan adayı, Parlamento üyelerinin çoğunluğu tarafından seçilecektir. Komisyon Başkanı’nın, Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve diğer tüm komiserler ile birlikte heyet halinde Parlamento’nun onayına sunulması ve Zirve tarafından nitelikli çoğunlukla atanması gerekir.

Komisyon üyeleri ise üye devletlerin göstereceği adayların arasından Komisyon Başkanı tarafından seçilecek, bu seçimin ardından Zirve tarafından nitelikli çoğunlukla ve Komisyon Başkanı’nın onayını da alarak atanan “Birlik Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi” de dâhil olmak üzere Komisyon’un tamamı heyet halinde Avrupa Parlamentosu’nun onayına sunulacaktır. Gerekli güvenoyunun teminini takiben Komisyon, Zirve tarafından nitelikli çoğunluk ile atanır. Komiserlerin görev süresi 5 yıldır ve bu süre yenilenebilir.

Komiserler Avrupa Birliği üyesi devletlerin vatandaşları olmalarına ve bu devletler tarafından atanmalarına karşın kendi ülkelerinin menfaatlerini değil Birliğin genel menfaatlerini korumak durumundadır. Komisyon, sorumluluklarını yerine getirirken bağımsız hareket eder ve üye devletlerden ya da herhangi bir kurumdan veya makamdan talimat almaz.

Komisyon, görev süresi boyunca üye devlet hükümetlerince görevden alınamaz. Avrupa Parlamentosu’nun da komiserleri tek tek görevden alma yetkisi bulunmamakla birlikte, güvensizlik oyu ile Komisyon’u heyet halinde görevden alması mümkündür.

Komisyon’un merkezi Brüksel’dedir. Avrupa Birliği üyesi devletlerden bağımsız bir niteliğe sahip olan Komisyon, Birliğin yürütme organı konumundadır. Bu doğrultuda Birliğin bütçesini ve politikalarını uygulayan Komisyon, AB hukukunun uygulanmasının idari bakımdan gözetilmesi görevini de üstlenmiştir. AB hukukunu ihlal ettiği iddiasıyla üye devletleri Avrupa Birliği Adalet Divanı önünde dava edebilir. Komisyon’un bir diğer önemli görevi ise yasama organını oluşturan Avrupa Parlamentosu ve Konsey’e sunduğu yasama ya da karar önerileri ile yasama sürecini başlatmasıdır.

 

Türkiye Felsefe Kurumu

0
Ioanna Kucuradi
Türkiye Felsefe Kurumu 1974 yılında kuruldu. Kuruluş amaçları, kişinin yaşamında ve kamu hayatında felsefi bilgiye olan ihtiyacın farkına varılmasına katkıda bulunmak, Türkiye’de felsefeyi dört duvarın dışına çıkararak toplumsal işlevini görmesine yardımcı olmak, uluslararası çalışmalar yapmak ve Türkiye’de yapılan çalışmaları dünya düzeyinde tanıtmak gibi amaçlardır.
Bu amaçları gerçekleştirmek için Kurum, 1974’ten bu yana ulusal ve uluslararası seminerler düzenlemekte, çeşitli aralıklarla felsefe eğitimiyle ilgili toplantılar gerçekleştirmekte ve yayın yapmaktadır. Kurumun 1994 yılına kadar yaptığı çalışmaların bir dökümü, Arslan Kaynardağ’ın Türkiye’de Felsefenin Kurumsallaşması ve Türkiye Felsefe Kurumu  başlıklı kitabında bulunabilir.
Kurum, Bakanlar Kurulunun 28.10.1997 tarihli kararıyla, kamu yararına çalışan dernekler arasında yerini almıştır.
Kurumun İstanbul Komitesi 1989 yılından beri aralıksız olarak, İstanbul Sonbahar Seminerlerini düzenlemektedir.
Türkiye Felsefe Kurumu 1979 yılından beri, UNESCO’ya bağlı Felsefe ve İnsan Bilimleri Konseyi’ne üye 13 Federasyondan biri olan Uluslararası Felsefe Kuruluşları Federasyonunun (FISP) üyesidir. Bu üyeliğiyle, uluslararası felsefe çalışmalarının fildişi kuledençıkmalarına önemli katkılarda bulunmuş ve Türkiye’nin uluslararası felsefe dünyasında yerini almasını sağlamıştır. Bu çalışmalar sayesinde Kurum, 2003 yılında, FISP tarafından beş yılda bir düzenlenen Dünya Felsefe Kongrelerinin yirmibirincisine evsahipliği yapmıştır. Bu kongreye 90 ülkeden yaklaşık 2700 kişi katılmıştır.
Kurum 1993 yılından beri Ulusal Felsefe Olimpiyatlarını düzenlemekte ve bu yarışmada birincilik ve ikincilik kazananları Uluslararası Felsefe Olimpiyatlarına  katılmasını sağlamaktadır.
İstanbul’da 1994 yılından beri yılda iki toplantı düzenleyen Sivil Toplum Kuruluşları Hareketini başlatan beş kuruluştan biridir.
Institut International de Philosophie (IIP, Paris) tarafından yayımlanan Bibliographie de Philosophie’ye Türkiye’de Felsefe alanında yayımlanan telif ve çeviri eserlerini tanıtmaktadır.
Kurum, bir çeviri dizisi (iki dilli), bir Türk Felsefesi (Simurg) dizisi, bir konferanslar dizisi ve başka kitaplar yayınlamaktadır. Bugüne kadar 29 kitap ve 1994 – 1999 yılları arasında yılda üç defa çıkan Türkiye Felsefe Kurumu Bülteni’ni yayımlamıştır.
Kurumun bir İstanbul Komitesi ve dört birimi –Çocuklar İçin Felsefe, Hukuk Felsefesi, Bioetik ve Fenomenoloji Birimleri–  vardır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

0

Kanun No.: 2709        Kabul Tarihi: 7.11.1982

BAŞLANGIÇ

Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;

Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;

Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;

Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;

(Değişik: 3/10/2001-4709/1 md.) Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;

Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;

Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve  “Yurtta sulh, cihanda sulh” arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;

FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,

TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.

BİRİNCİ KISIM

Genel Esaslar

I. Devletin şekli

MADDE 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

II. Cumhuriyetin nitelikleri

MADDE 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti

MADDE 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.

Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.

Başkenti Ankara’dır.

IV. Değiştirilemeyecek hükümler

MADDE 4- Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

V. Devletin temel amaç ve görevleri

MADDE 5- Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.

VI. Egemenlik

MADDE 6- Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.

Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.

Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.

VII. Yasama yetkisi

MADDE 7- Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.

VIII. Yürütme yetkisi ve görevi

MADDE 8- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)2

Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.

IX. Yargı yetkisi

MADDE 9- (Değişik: 16/4/2017-6771/1 md.) Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.

X. Kanun önünde eşitlik

MADDE 10- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

(Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 12/9/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.3

XI. Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü

MADDE 11- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.

İKİNCİ KISIM

Temel Haklar ve Ödevler

BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Hükümler

I.  Temel hak ve hürriyetlerin niteliği

MADDE 12- Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.

Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.

II. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması

MADDE 13- (Değişik: 3/10/2001-4709/2 md.)

Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.

III.  Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması

MADDE 14- (Değişik: 3/10/2001-4709/3 md.)

Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.

Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.

Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.

IV. Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması

MADDE 15- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)4

Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

(Değişik: 7/5/2004-5170/2 md.) Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.

V. Yabancıların durumu

MADDE 16- Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir.

İKİNCİ BÖLÜM

Kişinin Hakları ve Ödevleri

I. Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı

MADDE 17- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)5

Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.

(Değişik: 7/5/2004-5170/3 md.) Meşrû müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.

II. Zorla çalıştırma yasağı

MADDE 18- Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.

Şekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz.

III. Kişi hürriyeti ve güvenliği

MADDE 19- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)6

Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.

Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/4 md.) Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal, sıkıyönetim ve savaş hallerinde uzatılabilir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/4 md.) Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı, yakınlarına derhal bildirilir.

Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.

Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/4 md.) Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.

IV. Özel hayatın gizliliği ve korunmasıA. Özel hayatın gizliliğiMADDE 20- Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Mülga cümle: 3/10/2001-4709/5 md.)

(Değişik: 3/10/2001-4709/5 md.) Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.

B. Konut dokunulmazlığı

MADDE 21- (Değişik: 3/10/2001-4709/6 md.)

Kimsenin konutuna dokunulamaz. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.

C. Haberleşme hürriyeti

MADDE 22- (Değişik: 3/10/2001-4709/7 md.)

Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.

V. Yerleşme ve seyahat hürriyeti

MADDE 23- Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.

Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;

Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;

Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/8 md.; Değişik: 12/9/2010-5982/3 md.) Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.

Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.

VI. Din ve vicdan hürriyeti

MADDE 24- Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.

14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir.

Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.

Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.

Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.

VII. Düşünce ve kanaat hürriyeti

MADDE 25- Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.

Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

VIII. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti

MADDE 26- Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/9 md.) Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün  korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

(Mülga: 3/10/2001-4709/9 md.)

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/9 md.) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.

IX. Bilim ve sanat hürriyeti

MADDE 27- Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.

Yayma hakkı, Anayasanın 1 inci, 2 nci ve 3 üncü maddeleri hükümlerinin değiştirilmesini sağlamak amacıyla kullanılamaz.

Bu madde hükmü yabancı yayınların ülkeye girmesi ve dağıtımının kanunla düzenlenmesine engel değildir.

X. Basın ve yayımla ilgili hükümler

A. Basın hürriyeti

MADDE 28- Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.

(Mülga: 3/10/2001-4709/10 md.)

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır.

Devletin iç ve dış güvenliğini, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü tehdit eden veya suç işlemeye ya da ayaklanma veya isyana teşvik eder nitelikte olan veya Devlete ait gizli bilgilere ilişkin bulunan her türlü haber veya yazıyı, yazanlar veya bastıranlar veya aynı amaçla, basanlar, başkasına verenler, bu suçlara ait kanun hükümleri uyarınca sorumlu olurlar. Tedbir yolu ile dağıtım hâkim kararıyla; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle önlenebilir. Dağıtımı önleyen yetkili merci, bu kararını en geç yirmidört saat içinde yetkili hâkime bildirir. Yetkili hâkim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa, dağıtımı önleme kararı hükümsüz sayılır.

Yargılama görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi için, kanunla belirtilecek sınırlar içinde, hâkim tarafından verilen kararlar saklı kalmak üzere, olaylar hakkında yayım yasağı konamaz.

Süreli veya süresiz yayınlar, kanunun gösterdiği suçların soruşturma veya kovuşturmasına geçilmiş olması hallerinde hâkim kararıyla; Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel ahlâkın korunması ve suçların önlenmesi bakımından gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle toplatılabilir. Toplatma kararı veren yetkili merci, bu kararını en geç yirmidört saat içinde yetkili hâkime bildirir; hâkim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa, toplatma kararı hükümsüz sayılır.

Süreli veya süresiz yayınların suç soruşturma veya kovuşturması sebebiyle zapt ve müsaderesinde genel hükümler uygulanır.

Türkiye’de yayımlanan süreli yayınlar, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyetin temel ilkelerine, millî güvenliğe ve genel ahlâka aykırı yayımlardan mahkûm olma halinde, mahkeme kararıyla geçici olarak kapatılabilir. Kapatılan süreli yayının açıkça devamı niteliğini taşıyan her türlü yayın yasaktır; bunlar hâkim kararıyla toplatılır.

B. Süreli ve süresiz yayın hakkı

MADDE 29- Süreli veya süresiz yayın önceden izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.

Süreli yayın çıkarabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve belgelerin, kanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir. Bu bilgi ve belgelerin kanuna aykırılığının tespiti halinde yetkili merci, yayının durdurulması için mahkemeye başvurur.

Süreli yayınların çıkarılması, yayım şartları, malî kaynakları ve gazetecilik mesleği ile ilgili esaslar kanunla düzenlenir. Kanun, haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, malî ve teknik şartlar koyamaz.

Süreli yayınlar, Devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin veya bunlara bağlı kurumların araç ve imkânlarından eşitlik esasına göre yararlanır.

C. Basın araçlarının korunması

MADDE 30- (Değişik: 7/5/2004-5170/4 md.)

Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçları, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez veya işletilmekten alıkonulamaz.

D. Kamu tüzelkişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme araçlarından yararlanma hakkı

MADDE 31- Kişiler ve siyasî partiler, kamu tüzelkişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme ve yayım araçlarından yararlanma hakkına sahiptir. Bu yararlanmanın şartları ve usulleri kanunla düzenlenir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/11 md.) Kanun, millî güvenlik, kamu düzeni, genel ahlâk ve sağlığın korunması sebepleri dışında, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşmasını engelleyici kayıtlar koyamaz.

E. Düzeltme ve cevap hakkı

MADDE 32- Düzeltme ve cevap hakkı, ancak kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması veya kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve kanunla düzenlenir.

Düzeltme ve cevap yayımlanmazsa, yayımlanmasının gerekip gerekmediğine hâkim tarafından ilgilinin müracaat tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde karar verilir.

XI. Toplantı hak ve hürriyetleri

A. Dernek kurma hürriyeti

MADDE 33- (Değişik: 23/7/1995-4121/2 md.; 3/10/2001-4709/12 md.)

Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir.

Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz.

Dernek kurma hürriyeti ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.

Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.

Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak, millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla bir merci, derneği faaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, bu idarî karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.

Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devlet memurlarına kanunla sınırlamalar getirilmesine engel değildir.

Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır.

B. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı

MADDE 34- (Değişik: 3/10/2001-4709/13 md.)

Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,  millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.

XII. Mülkiyet hakkı

MADDE 35- Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.

XIII.  Hakların korunması ile ilgili hükümler

A. Hak arama hürriyeti

MADDE 36- (Değişik: 3/10/2001-4709/14 md.) Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.

B. Kanunî hâkim güvencesi

MADDE 37- Hiç kimse kanunen tabî olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.

Bir kimseyi kanunen tabî olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.

C. Suç ve cezalara ilişkin esaslar

MADDE 38- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.

Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.

Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.

Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.

(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md.) Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.

Ceza sorumluluğu şahsîdir.

(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md.) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.

(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md.) (Mülga: 7/5/2004-5170/5 md.)

(Değişik: 7/5/2004-5170/5 md.) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.

İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.

(Değişik: 7/5/2004-5170/5 md.) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

XIV. İspat hakkı

MADDE 39- Kamu görev ve hizmetinde bulunanlara karşı, bu görev ve hizmetin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılan isnatlardan dolayı açılan hakaret davalarında, sanık, isnadın doğruluğunu ispat hakkına sahiptir. Bunun dışındaki hallerde ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikâyetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.

XV. Temel hak ve hürriyetlerin korunması

MADDE 40- Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/16 md.) Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.

Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler

I. Ailenin korunması ve çocuk hakları7

MADDE 41- (Değişik: 3/10/2001-4709/17 md.) Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/4 md.) Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/4 md.) Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.

II. Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi

MADDE 42- Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.

Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.

Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.

Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz.

İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.

Özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar, Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak, kanunla düzenlenir.

(Ek fıkra: 9/2/2008-5735/2 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 5/6/2008 tarihli ve E.: 2008/16, K.: 2008/116 sayılı Kararı ile)

Devlet, maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.

Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa olsun engellenemez.

Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tabi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletlerarası andlaşma hükümleri saklıdır.

III. Kamu yararı

A. Kıyılardan yararlanma

MADDE 43- Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.

Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.

Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir.

B. Toprak mülkiyeti

MADDE 44- Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. Kanun, bu amaçla, değişik tarım bölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini tespit edebilir. Topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlanması, üretimin düşürülmesi, ormanların küçülmesi ve diğer toprak ve yeraltı servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz.

Bu amaçla dağıtılan topraklar bölünemez, miras hükümleri dışında başkalarına devredilemez ve ancak dağıtılan çiftçilerle mirasçıları tarafından işletilebilir. Bu şartların kaybı halinde, dağıtılan toprağın Devletçe geri alınmasına ilişkin esaslar kanunla düzenlenir.

C. Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması

MADDE 45- Devlet, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır.

Devlet, bitkisel ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri alır.

D. Kamulaştırma

MADDE 46- (Değişik: 3/10/2001-4709/18 md.)

Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.

Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.

Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.

İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.

E. Devletleştirme ve özelleştirme8

MADDE 47- Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler, kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde devletleştirilebilir.

Devletleştirme gerçek karşılığı üzerinden yapılır. Gerçek karşılığın hesaplanma tarzı ve usulleri kanunla düzenlenir.

(Ek fıkra: 13/8/1999-4446/1 md.) Devletin, kamu iktisadî teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir.

(Ek fıkra: 13/8/1999-4446/1 md.) Devlet, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişileri tarafından yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veya tüzelkişilere yaptırılabileceği veya devredilebileceği kanunla belirlenir.

IV. Çalışma ve sözleşme hürriyeti

MADDE 48- Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.

Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.

V.  Çalışma ile ilgili hükümler

A. Çalışma hakkı ve ödevi

MADDE 49- Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/19 md.) Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.

(Mülga: 3/10/2001-4709/19 md.)

B. Çalışma şartları ve dinlenme hakkı

MADDE 50- Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.

Küçükler ve kadınlar ile bedenî ve ruhî yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar.

Dinlenmek, çalışanların hakkıdır.

Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.

C. Sendika kurma hakkı

MADDE 51- (Değişik: 3/10/2001-4709/20 md.)

Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.

Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.

Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.

(Mülga: 12/9/2010-5982/5 md.)

İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir.

Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz.

D. Sendikal faaliyet

MADDE 52- (Mülga: 23/7/1995- 4121/3 md.)

VI. Toplu iş sözleşmesi, grev hakkı ve lokavt

A. Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı9

MADDE 53- İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.

Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.

(Ek fıkra: 23/7/1995-4121/4 md.) (Mülga: 12/9/2010-5982/6 md.)

(Mülga: 12/9/2010-5982/6 md.)

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/6 md.) Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/6 md.) Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/6 md.) Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.

B. Grev hakkı ve lokavt

MADDE 54- Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir.

Grev hakkı ve lokavt iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz.

(Mülga: 12/9/2010-5982/7 md.)

Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla düzenlenir.

Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Yüksek Hakem Kurulunun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.

Yüksek hakem kurulunun kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir.

(Mülga: 12/9/2010-5982/7 md.)

Greve katılmayanların işyerinde çalışmaları, greve katılanlar tarafından hiçbir şekilde engellenemez.

VII. Ücrette adalet sağlanması

MADDE 55- Ücret emeğin karşılığıdır.

Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır.

(Değişik: 3/10/2001-4709/21 md.) Asgarî ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da gözönünde bulundurulur.

VIII. Sağlık, çevre ve konut

A. Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması

MADDE 56- Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.

Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.

Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.

Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.

B. Konut hakkı

MADDE 57- Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler.

IX. Gençlik ve spor

A. Gençliğin korunması

MADDE 58- Devlet, istiklâl ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır.

Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.

B. Sporun geliştirilmesi ve tahkim10

MADDE 59- Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder.

Devlet başarılı sporcuyu korur.

(Ek fıkra: 17/3/2011-6214/1 md.) Spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabilir. Tahkim kurulu kararları kesin olup bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamaz.

X. Sosyal güvenlik hakları

A. Sosyal güvenlik hakkı

MADDE 60- Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.

Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.

B. Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler

MADDE 61- Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar.

Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır.

Yaşlılar, Devletçe korunur. Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir.

Devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri alır.

Bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kurar veya kurdurur.

C. Yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşları

MADDE 62- Devlet, yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının aile birliğinin, çocuklarının eğitiminin, kültürel ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliklerinin sağlanması, anavatanla bağlarının korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı olunması için gereken tedbirleri alır.

XI. Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması

MADDE 63- Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır.

Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetler kanunla düzenlenir.

XII.  Sanatın ve sanatçının korunması

MADDE 64- Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.

XIII. Devletin iktisadî ve sosyal ödevlerinin sınırları11

MADDE 65- (Değişik: 3/10/2001-4709/22 md.)

Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Siyasî Haklar ve Ödevler

I. Türk vatandaşlığı

MADDE 66- Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.

Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. (Mülga cümle: 3/10/2001-4709/23 md.)

Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir.

Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.

Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.

II. Seçme, seçilme ve siyasî faaliyette bulunma hakları

MADDE 67- Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.

(Değişik: 23/7/1995-4121/5 md.) Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. Ancak, yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının oy hakkını kullanabilmeleri amacıyla kanun, uygulanabilir tedbirleri belirler.

(Değişik: 17/5/1987 – 3361/1 md.; 23/7/1995-4121/5 md.) Onsekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma haklarına sahiptir.

Bu hakların kullanılması kanunla düzenlenir.

(Değişik: 23/7/1995-4121/5 md.; 3/10/2001-4709/24 md.) Silah altında bulunan er ve erbaşlar ile askerî öğrenciler, taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler oy kullanamazlar. Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde oy kullanılması ve oyların sayım ve dökümünde seçim emniyeti açısından alınması gerekli tedbirler Yüksek Seçim Kurulu tarafından tespit edilir ve görevli hâkimin yerinde yönetim ve denetimi altında yapılır.

(Ek fıkra: 23/7/1995-4121/5 md.) Seçim kanunları, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak biçimde düzenlenir.

(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/24 md.) Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.

III. Siyasî partilerle ilgili hükümler

A. Parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma12

MADDE 68- (Değişik: 23/7/1995-4121/6 md.)

Vatandaşlar, siyasî parti kurma ve usulüne göre partilere girme ve partilerden ayrılma hakkına sahiptir. Parti üyesi olabilmek için onsekiz yaşını doldurmuş olmak gerekir.

Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.

Siyasî partiler önceden izin almadan kurulurlar ve Anayasa ve kanun hükümleri içerisinde faaliyetlerini sürdürürler.

Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.

Hâkimler ve savcılar, Sayıştay dahil yüksek yargı organları mensupları, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri, yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, Silahlı Kuvvetler mensupları ile yükseköğretim öncesi öğrencileri siyasî partilere üye olamazlar.

Yükseköğretim elemanlarının siyasî partilere üye olmaları ancak kanunla düzenlenebilir. Kanun bu elemanların, siyasî partilerin merkez organları dışında kalan parti görevi almalarına cevaz veremez ve parti üyesi yükseköğretim elemanlarının yükseköğretim kurumlarında uyacakları esasları belirler.

Yükseköğretim öğrencilerinin siyasî partilere üye olabilmelerine ilişkin esaslar kanunla düzenlenir.

Siyasî partilere, Devlet, yeterli düzeyde ve hakça malî yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının ve bağışların tabi olduğu esaslar kanunla düzenlenir.

B. Siyasî partilerin uyacakları esaslar

MADDE 69- (Değişik: 23/7/1995-4121/7 md.)

Siyasî partilerin faaliyetleri, parti içi düzenlemeleri ve çalışmaları demokrasi ilkelerine uygun olur. Bu ilkelerin uygulanması kanunla düzenlenir.

Siyasî partiler, ticarî faaliyetlere girişemezler.

Siyasî partilerin gelir ve giderlerinin amaçlarına uygun olması gereklidir. Bu kuralın uygulanması kanunla düzenlenir. Anayasa Mahkemesince siyasî partilerin mal edinimleri ile gelir ve giderlerinin kanuna uygunluğunun tespiti, bu hususun denetim yöntemleri ve aykırılık halinde uygulanacak yaptırımlar kanunda gösterilir. Anayasa Mahkemesi, bu denetim görevini yerine getirirken Sayıştaydan yardım sağlar. Anayasa Mahkemesinin bu denetim sonunda vereceği kararlar kesindir.

Siyasî partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanır.

Bir siyasî partinin tüzüğü ve programının 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde temelli kapatma kararı verilir.

Bir siyasî partinin 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi halinde karar verilir. (Ek cümle: 3/10/2001-4709/25 md.) Bir siyasî parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.

(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/25 md.) Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki fıkralara göre temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasî partinin Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebilir.

Temelli kapatılan bir parti bir başka ad altında kurulamaz.

Bir siyasî partinin temelli kapatılmasına beyan veya faaliyetleriyle sebep olan kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmî Gazetede gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamazlar.

Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzelkişilerden maddî yardım alan siyasî partiler temelli olarak kapatılır.

(Değişik: 3/10/2001-4709/25 md.) Siyasî partilerin kuruluş ve çalışmaları, denetlenmeleri, kapatılmaları ya da Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmaları ile siyasî partilerin ve adayların seçim harcamaları ve usulleri yukarıdaki esaslar çerçevesinde kanunla düzenlenir.

IV. Kamu hizmetlerine girme hakkı

A. Hizmete girme

MADDE 70- Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir.

Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.

B. Mal bildirimi

MADDE 71- Kamu hizmetine girenlerin mal bildiriminde bulunmaları ve bu bildirimlerin tekrarlanma süreleri kanunla düzenlenir. Yasama ve yürütme organlarında görev alanlar, bundan istisna edilemez.

V. Vatan hizmeti

MADDE 72- Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir.

VI. Vergi ödevi

MADDE 73- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)13

Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.

Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.

VII. Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı14

MADDE 74- (Değişik: 3/10/2001-4709/26 md.) Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/26 md.) Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.

(Mülga: 12/9/2010-5982/8 md.)

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/8 md.) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/8 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/8 md.) Kamu Başdenetçisi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gizli oyla dört yıl için seçilir. İlk iki oylamada üye tamsayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır; dördüncü oylamada en fazla oy alan aday seçilmiş olur.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/8 md.) Bu maddede sayılan hakların kullanılma biçimi, Kamu Denetçiliği Kurumunun kuruluşu, görevi, çalışması, inceleme sonucunda yapacağı işlemler ile Kamu Başdenetçisi ve kamu denetçilerinin nitelikleri, seçimi ve özlük haklarına ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

ÜÇÜNCÜ KISIM

Cumhuriyetin Temel Organları

BİRİNCİ BÖLÜM

Yasama

I. Türkiye Büyük Millet Meclisi

A. Kuruluşu

MADDE 75- (Değişik: 17/5/1987 – 3361/2 md.; 23/7/1995- 4121/8 md.; 16/4/2017-6771/2 md.)15

Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen beşyüzelli milletvekilinden oluşur.

B. Milletvekili seçilme yeterliliği

MADDE 76- (Değişik: 13/10/2006-5551/1 md.; 16/4/2017-6771/3 md.) Onsekiz yaşını dolduran her Türk milletvekili seçilebilir.

(Değişik: 27/12/2002-4777/1 md.; 16/4/2017-6771/3 md.) En az ilkokul mezunu olmayanlar, kısıtlılar, askerlikle ilişiği olanlar, kamu hizmetinden yasaklılar, taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar; zimmet, ihtilâs, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler.

Hâkimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri ve Silahlı Kuvvetler mensupları, görevlerinden çekilmedikçe, aday olamazlar ve milletvekili seçilemezler.

C. Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçim dönemi

MADDE 77- (Değişik: 21/10/2007-5678/1 md.; 16/4/2017-6771/4 md.)16

Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçimleri dört yılda bir yapılır.

Meclis, bu süre dolmadan seçimin yenilenmesine karar verebileceği gibi, Anayasada belirtilen şartlar altında Cumhurbaşkanınca verilecek karara göre de seçimler yenilenir. Süresi biten milletvekili yeniden seçilebilir.

Yenilenmesine karar verilen Meclisin yetkileri, yeni Meclisin seçilmesine kadar sürer.

D. Seçimlerin geriye bırakılması ve ara seçimler17

MADDE 78- Savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkân görülmezse, Türkiye Büyük Millet Meclisi, seçimlerin bir yıl geriye bırakılmasına karar verebilir.

Geri bırakma sebebi ortadan kalkmamışsa, erteleme kararındaki usule göre bu işlem tekrarlanabilir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde, ara seçime gidilir. Ara seçim, her seçim döneminde bir defa yapılır ve genel seçimden otuz ay geçmedikçe ara seçime gidilemez. Ancak, boşalan üyeliklerin sayısı, üye tamsayısının yüzde beşini bulduğu hallerde, ara seçimlerinin üç ay içinde yapılmasına karar verilir.

Genel seçimlere bir yıl kala, ara seçimi yapılamaz.

(Ek fıkra: 27/12/2002-4777/2 md.) Yukarıda yazılı hallerden ayrı olarak, bir ilin veya seçim çevresinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden doksan günden sonraki ilk Pazar günü ara seçim yapılır. Bu fıkra gereği yapılacak seçimlerde Anayasanın 127 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uygulanmaz.

E. Seçimlerin genel yönetim ve denetimi

MADDE 79- Seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır.

(Değişik: 21/10/2007-5678/2 md.) Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını ve Cumhurbaşkanlığı seçimi tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kurulunundur. Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.

Yüksek Seçim Kurulunun ve diğer seçim kurullarının görev ve yetkileri kanunla düzenlenir.

Yüksek Seçim Kurulu yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğunun gizli oyu ile seçilir. Bu üyeler, salt çoğunluk ve gizli oyla aralarından bir başkan ve bir başkanvekili seçerler.

Yüksek Seçim Kuruluna Yargıtay ve Danıştaydan seçilmiş üyeler arasından ad çekme ile ikişer yedek üye ayrılır. Yüksek Seçim Kurulu Başkanı ve Başkanvekili ad çekmeye girmezler.

(Değişik: 21/10/2007-5678/2 md.) Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halkoyuna sunulması, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi işlemlerinin genel yönetim ve denetimi de milletvekili seçimlerinde uygulanan hükümlere göre olur.

F. Üyelikle ilgili hükümler

1. Milletin temsili

MADDE 80- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler.

2. Andiçme

MADDE 81- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler:

“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”

3. Üyelikle bağdaşmayan işler

MADDE 82- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)18

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Devlet ve diğer kamu tüzelkişilerinde ve bunlara bağlı kuruluşlarda; Devletin veya diğer kamu tüzelkişilerinin doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak katıldığı teşebbüs ve ortaklıklarda; özel gelir kaynakları ve özel imkânları kanunla sağlanmış kamu yararına çalışan derneklerin ve Devletten yardım sağlayan ve vergi muafiyeti olan vakıfların, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalar ve bunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev alamazlar, vekili olamazlar, herhangi bir taahhüt işini doğrudan veya dolaylı olarak kabul edemezler, temsilcilik ve hakemlik yapamazlar.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, yürütme organının teklif, inha, atama veya onamasına bağlı resmî veya özel herhangi bir işle görevlendirilemezler. Bir üyenin belli konuda ve altı ayı aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca verilecek geçici bir görevi kabul etmesi, Meclisin kararına bağlıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği ile bağdaşmayan diğer görev ve işler kanunla düzenlenir.

4. Yasama dokunulmazlığı

MADDE 83- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisce başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.

Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam, durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi hakkında, seçiminden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır; üyelik süresince zamanaşımı işlemez.

Tekrar seçilen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma, Meclisin yeniden dokunulmazlığını kaldırmasına bağlıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siyasî parti gruplarınca, yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.

5. Milletvekilliğinin düşmesi 19

MADDE 84- (Değişik: 23/7/1995- 4121/9 md.)

İstifa eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesi, istifanın geçerli olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanınca tespit edildikten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca kararlaştırılır.

Milletvekilliğinin kesin hüküm giyme veya kısıtlanma halinde düşmesi, bu husustaki kesin mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle olur.

82 nci maddeye göre milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir görev veya hizmeti sürdürmekte ısrar eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesine, yetkili komisyonun bu durumu tespit eden raporu üzerine Genel Kurul gizli oyla karar verir.

Meclis çalışmalarına özürsüz veya izinsiz olarak bir ay içerisinde toplam beş birleşim günü katılmayan milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesine, durumun Meclis Başkanlık Divanınca tespit edilmesi üzerine, Genel Kurulca üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyuyla karar verilebilir.

(Mülga: 12/9/2010-5982/9 md.)

6. İptal istemi

MADDE 85- (Değişik: 23/7/1995- 4121/10 md.)

Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine 84 üncü maddenin birinci, üçüncü veya dördüncü fıkralarına göre karar verilmiş olması hallerinde, Meclis GenelKurulu kararının alındığı tarihten başlayarak yedi gün içerisinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın, Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini onbeş gün içerisinde kesin karara bağlar.

7. Ödenek ve yolluklar

MADDE 86- (Değişik: 21/11/2001-4720/1 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ödenek, yolluk ve emeklilik işlemleri kanunla düzenlenir. Ödeneğin aylık tutarı en yüksek Devlet memurunun almakta olduğu miktarı, yolluk da ödenek miktarının yarısını aşamaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ile bunların emeklileri T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilirler ve üyeliği sona erenlerin istekleri halinde ilgileri devam eder.

(Değişik: 21/11/2001-4720/1 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine ödenecek ödenek ve yolluklar, kendilerine T.C. Emekli Sandığı tarafından bağlanan emekli aylığı ve benzeri ödemelerin kesilmesini gerektirmez.

Ödenek ve yollukların en çok üç aylığı önceden ödenebilir.

II. Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri

A. Genel olarak

MADDE 87- (Değişik: 3/10/2001-4709/28 md.; 7/5/2004-5170/6 md.; 16/4/2017-6771/5 md.20)

Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek; bütçe ve kesinhesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.

B. Kanunların teklif edilmesi ve görüşülmesi

MADDE 88- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)21

Kanun teklif etmeye Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri yetkilidir.

Kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esasları İçtüzükle düzenlenir.

C. Kanunların Cumhurbaşkanınca yayımlanması

MADDE 89- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)22

Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilen kanunları onbeş gün içinde yayımlar.

(Değişik: 3/10/2001-4709/29 md.) Yayımlanmasını kısmen veya tamamen uygun bulmadığı kanunları, bir daha görüşülmek üzere, bu hususta gösterdiği gerekçe ile birlikte aynı süre içinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir. Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulunmama durumunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi sadece uygun bulunmayan maddeleri görüşebilir. Bütçe kanunları bu hükme tâbi değildir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, geri gönderilen kanunu aynen kabul ederse, kanun Cumhurbaşkanınca yayımlanır; Meclis, geri gönderilen kanunda yeni bir değişiklik yaparsa, Cumhurbaşkanı değiştirilen kanunu tekrar Meclise geri gönderebilir.

Anayasa değişikliklerine ilişkin hükümler saklıdır.

D. Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma

MADDE 90- Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.

Ekonomik, ticarî veya teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi bir yılı aşmayan andlaşmalar, Devlet Maliyesi bakımından bir yüklenme getirmemek, kişi hallerine ve Türklerin yabancı memleketlerdeki mülkiyet haklarına dokunmamak şartıyla, yayımlanma ile yürürlüğe konabilir. Bu takdirde bu andlaşmalar, yayımlarından başlayarak iki ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgisine sunulur.

Milletlerarası bir andlaşmaya dayanan uygulama andlaşmaları ile kanunun verdiği yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticarî, teknik veya idarî andlaşmaların Türkiye Büyük Millet Meclisince uygun bulunması zorunluğu yoktur; ancak, bu fıkraya göre yapılan ekonomik, ticarî veya özel kişilerin haklarını ilgilendiren andlaşmalar, yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz.

Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır.

Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.

E. Kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verme

MADDE 91- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)23

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez.

Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir.

Bakanlar Kurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama döneminin bitmesi, belli süre için verilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz.

Kanun hükmünde kararnamenin, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından süre bitiminden önce onaylanması sırasında, yetkinin son bulduğu veya süre bitimine kadar devam ettiği de belirtilir.

Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanının Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarmasına ilişkin hükümler saklıdır.

Kanun hükmünde kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir.

Kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.

Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler, Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle ve ivedilikle görüşülür.

Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayan kararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilen kararnameler bu kararın Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte, yürürlükten kalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, bu değişikliklerin Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer.

F. Savaş hali ilânı ve silahlı kuvvet kullanılmasına izin verme

MADDE 92- Milletlerarası hukukun meşrû saydığı hallerde savaş hali ilânına ve Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası andlaşmaların veya milletlerarası nezaket kurallarının gerektirdiği haller dışında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına izin verme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinindir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde veya ara vermede iken ülkenin ani bir silahlı saldırıya uğraması ve bu sebeple silahlı kuvvet kullanılmasına derhal karar verilmesinin kaçınılmaz olması halinde Cumhurbaşkanı da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verebilir.

III. Türkiye Büyük Millet Meclisinin faaliyetleri ile ilgili hükümler

A. Toplanma ve tatil

MADDE 93- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)24

(Değişik: 23/7/1995-4121/11 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisi, her yıl Ekim ayının ilk günü kendiliğinden toplanır.

Meclis, bir yasama yılında en çok üç ay tatil yapabilir; ara verme veya tatil sırasında, doğrudan doğruya veya Bakanlar Kurulunun istemi üzerine, Cumhurbaşkanınca toplantıya çağrılır.

Meclis Başkanı da doğrudan doğruya veya üyelerin beşte birinin yazılı istemi üzerine, Meclisi toplantıya çağırır.

Ara verme veya tatil sırasında toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisinde, öncelikle bu toplantıyı gerektiren konu görüşülmeden ara verme veya tatile devam edilemez.

B. Başkanlık Divanı

MADDE 94- Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanı, Meclis üyeleri arasından seçilen Meclis Başkanı, Başkanvekilleri, Kâtip Üyeler ve İdare Amirlerinden oluşur.

Başkanlık Divanı, Meclisteki siyasî parti gruplarının üye sayısı oranında Divana katılmalarını sağlayacak şekilde kurulur. Siyasî parti grupları Başkanlık için aday gösteremezler.

(Değişik: 12/9/2010-5982/10 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı için, bir yasama döneminde iki seçim yapılır. İlk seçilenlerin görev süresi iki yıldır, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi ise o yasama döneminin sonuna kadar devam eder.

(Değişik: 3/10/2001-4709/30 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan adayları, Meclis üyeleri içinden, Meclisin toplandığı günden itibaren beş gün içinde, Başkanlık Divanına bildirilir, Başkan seçimi gizli oyla yapılır. İlk iki oylamada üye tamsayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır; dördüncü oylamada en fazla oy alan üye, Başkan seçilmiş olur. Başkan seçimi, aday gösterme süresinin bitiminden itibaren, beş gün içinde tamamlanır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekillerinin, Kâtip Üyelerinin ve İdare Amirlerinin adedi, seçim nisabı, oylama sayısı ve usulleri, Meclis İçtüzüğünde belirlenir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasî partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine; görevlerinin gereği olan haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar; Başkan ve oturumu yöneten Başkanvekili oy kullanamazlar.

C. İçtüzük, siyasî parti grupları ve kolluk işleri

MADDE 95– Türkiye Büyük Millet Meclisi, çalışmalarını, kendi yaptığı İçtüzük hükümlerine göre yürütür.

İçtüzük hükümleri, siyasî parti gruplarının, Meclisin bütün faaliyetlerine üye sayısı oranında katılmalarını sağlayacak yolda düzenlenir. Siyasî parti grupları, en az yirmi üyeden meydana gelir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütün bina, tesis, eklenti ve arazisinde kolluk ve yönetim hizmetleri Meclis Başkanlığı eliyle düzenlenir ve yürütülür. Emniyet ve diğer kolluk hizmetleri için yeteri kadar kuvvet ilgili makamlarca Meclis Başkanlığına tahsis edilir.

D. Toplantı ve karar yeter sayısı

MADDE 96- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)25

(Değişik: 21/10/2007-5678/3 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisi, yapacağı seçimler dahil bütün işlerinde üye tamsayısının en az üçte biri ile toplanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasada başkaca bir hüküm yoksa toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz.

Bakanlar Kurulu üyeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin katılamadıkları oturumlarında, kendileri yerine oy kullanmak üzere bir bakana yetki verebilirler. Ancak bir bakan kendi oyu ile birlikte en çok iki oy kullanabilir.

E. Görüşmelerin açıklığı ve yayımlanması

MADDE 97- Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulundaki görüşmeler açıktır ve tutanak dergisinde tam olarak yayımlanır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzük hükümlerine göre kapalı oturumlar yapabilir, bu oturumlardaki görüşmelerin yayımı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararına bağlıdır.

Meclisteki açık görüşmelerin, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisce başkaca bir karar alınmadıkça, her türlü vasıta ile yayımı serbesttir.

IV. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgi edinme ve denetim yolları

A. Genel olarak

MADDE 98- (Değişik: 16/4/2017-6771/6 md.)26

Türkiye Büyük Millet Meclisi soru, Meclis araştırması, genel görüşme, gensoru ve Meclis soruşturması yollarıyla denetleme yetkisini kullanır.

Soru, Bakanlar Kurulu adına, sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere Başbakan veya bakanlardan bilgi istemekten ibarettir.

Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinilmek için yapılan incelemeden ibarettir.

Genel görüşme, toplumu ve Devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesidir.

Soru, Meclis araştırması ve genel görüşme ile ilgili önergelerin verilme şekli, içeriği ve kapsamı ile cevaplandırılma, görüşme ve araştırma yöntemleri Meclis İçtüzüğü ile düzenlenir.

B. Gensoru

MADDE 99- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)27

Gensoru önergesi, bir siyasî parti grubu adına veya en az yirmi milletvekilinin imzasıyla verilir.

Gensoru önergesi, verilişinden sonraki üç gün içinde bastırılarak üyelere dağıtılır; dağıtılmasından itibaren on gün içinde gündeme alınıp alınmayacağı görüşülür. Bu görüşmede, ancak önerge sahiplerinden biri, siyasî parti grupları adına birer milletvekili, Bakanlar Kurulu adına Başbakan veya bir bakan konuşabilir.

Gündeme alma kararıyla birlikte, gensorunun görüşülme günü de belli edilir; ancak gensorunun görüşülmesi, gündeme alma kararının verildiği tarihten başlayarak iki gün geçmedikçe yapılamaz ve yedi günden sonraya bırakılamaz.

Gensoru görüşmeleri sırasında üyelerin veya grupların verecekleri gerekçeli güvensizlik önergeleri veya Bakanlar Kurulunun güven isteği, bir tam gün geçtikten sonra oylanır.

Bakanlar Kurulunun veya bir bakanın düşürülebilmesi, üye tamsayısının salt çoğunluğuyla olur; oylamada yalnız güvensizlik oyları sayılır.

Meclis çalışmalarının dengeli olarak yürütülmesi amacına ve yukarıdaki ilkelere uygun olmak kaydıyla gensoru ile ilgili diğer hususlar İçtüzükte belirlenir.

C. Meclis soruşturması

MADDE 100- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)28

(Değişik: 3/10/2001-4709/31 md.) Başbakan veya bakanlar hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az onda birinin vereceği önerge ile, soruşturma açılması istenebilir. Meclis, bu istemi en geç bir ay içinde görüşür ve gizli oyla karara bağlar.

Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasî partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak onbeş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclise sunar. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona iki aylık yeni ve kesin bir süre verilir. (Ek cümle: 3/10/2001-4709/31 md.) Bu süre içinde raporun Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına teslimi zorunludur.

(Değişik: 3/10/2001-4709/31 md.) Rapor Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde dağıtılır, dağıtımından itibaren on gün içinde görüşülür ve gerek görüldüğü takdirde ilgilinin Yüce Divana sevkine karar verilir. Yüce Divana sevk kararı ancak üye tamsayısının salt çoğunluğunun gizli oyuyla alınır.

Meclisteki siyasî parti gruplarında, Meclis soruşturması ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.

İKİNCİ BÖLÜM

Yürütme

I. Cumhurbaşkanı

A. Nitelikleri ve tarafsızlığı

MADDE 101- (Değişik: 21/10/2007-5678/4 md.; 16/4/2017-6771/7 md.29)

Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından, halk tarafından seçilir.

Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.

Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri içinden veya Meclis dışından aday gösterilebilmesi yirmi milletvekilinin yazılı teklifi ile mümkündür. Ayrıca, en son yapılan milletvekili genel seçimlerinde geçerli oylar toplamı birlikte hesaplandığında yüzde onu geçen siyasî partiler ortak aday gösterebilir.

(Değişik: 16/4/2017-6771/7,18 md.) Cumhurbaşkanı seçilenin, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.

B. Seçimi

MADDE 102- (Değişik: 21/10/2007-5678/5 md.) (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)30

Cumhurbaşkanı seçimi, Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından önceki altmış gün içinde; makamın herhangi bir sebeple boşalması halinde ise boşalmayı takip eden altmış gün içinde tamamlanır.

Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış bulunan iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur.

İkinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin ölümü veya seçilme yeterliğini kaybetmesi halinde; ikinci oylama, boşalan adaylığın birinci oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi suretiyle yapılır. İkinci oylamaya tek adayın kalması halinde, bu oylama referandum şeklinde yapılır. Aday, geçerli oyların çoğunluğunu aldığı takdirde Cumhurbaşkanı seçilmiş olur.

Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar görev süresi dolan Cumhurbaşkanının görevi devam eder.

Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin usûl ve esaslar kanunla düzenlenir.

C. Andiçmesi

MADDE 103- Cumhurbaşkanı, görevine başlarken Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde aşağıdaki şekilde andiçer:

“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”

D. Görev ve yetkileri

MADDE 104- (Değişik: 16/4/2017-6771/8 md.)31

Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.

Bu amaçlarla Anayasanın ilgili maddelerinde gösterilen şartlara uyarak yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır:

a) Yasama ile ilgili olanlar:

Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapmak,

Türkiye Büyük Millet Meclisini gerektiğinde toplantıya çağırmak,

Kanunları yayımlamak,

Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri göndermek,

Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunmak,

Kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün, tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesi ile Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmak,

Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek,

b) Yürütme alanına ilişkin olanlar:

Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek,

Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve görevlerine son vermek,

Gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek veya Bakanlar Kurulunu başkanlığı altında toplantıya çağırmak,

Yabancı devletlere Türk Devletinin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek,

Milletlerarası andlaşmaları onaylamak ve yayımlamak,

Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil etmek,

Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar vermek,

Genelkurmay Başkanını atamak,

Millî Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırmak,

Millî Güvenlik Kuruluna Başkanlık etmek,

Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilân etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak,

Kararnameleri imzalamak,

Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak,

Devlet Denetleme Kurulunun üyelerini ve Başkanını atamak,

Devlet Denetleme Kuruluna inceleme, araştırma ve denetleme yaptırtmak,

Yükseköğretim Kurulu üyelerini seçmek,

Üniversite rektörlerini seçmek,

c)  Yargı ile ilgili olanlar:

Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Askerî Yargıtay üyelerini, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek.

Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.

E.  Sorumluluk ve sorumsuzluk hali

MADDE 105- (Değişik: 16/4/2017-6771/9 md.)32

Cumhurbaşkanının, Anayasa ve diğer kanunlarda Başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek olmaksızın tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararları, Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır; bu kararlardan Başbakan ve ilgili bakan sorumludur.

Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi dahil, yargı mercilerine başvurulamaz.

Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır.

F. Cumhurbaşkanına vekillik etme

MADDE 106- (Değişik: 16/4/2017-6771/10 md.)33

Cumhurbaşkanının hastalık ve yurt dışına çıkma gibi sebeplerle geçici olarak görevinden ayrılması hallerinde, görevine dönmesine kadar, ölüm, çekilme veya başka bir sebeple Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması halinde de yenisi seçilinceye kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cumhurbaşkanlığına vekillik eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır.

G. Cumhurbaşkanı Genel Sekreterliği

MADDE 107- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)34

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinin kuruluşu, teşkilat ve çalışma esasları, personel atama işlemleri Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenir.

H. Devlet Denetleme Kurulu

MADDE 108- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)35

İdarenin hukuka uygunluğunun, düzenli ve verimli şekilde yürütülmesinin ve geliştirilmesinin sağlanması amacıyla, Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulan Devlet Denetleme Kurulu, Cumhurbaşkanının isteği üzerine, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında ve sermayesinin yarısından fazlasına bu kurum ve kuruluşların katıldığı her türlü kuruluşta, kamu kurumu niteliğinde olan meslek kuruluşlarında, her düzeydeki işçi ve işveren meslek kuruluşlarında, kamuya yararlı derneklerle vakıflarda, her türlü inceleme, araştırma ve denetlemeleri yapar.

Silahlı Kuvvetler ve yargı organları, Devlet Denetleme Kurulunun görev alanı dışındadır.

Devlet Denetleme Kurulunun üyeleri ve üyeleri içinden Başkanı, kanunda belirlenen nitelikteki kişiler arasından, Cumhurbaşkanınca atanır.

Devlet Denetleme Kurulunun işleyişi, üyelerinin görev süresi ve diğer özlük işleri, kanunla düzenlenir.

II. Bakanlar Kurulu

A. Kuruluş

MADDE 109- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)36

Bakanlar Kurulu, Başbakan ve bakanlardan kurulur.

Başbakan, Cumhurbaşkanınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından atanır.

Bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya milletvekili seçilme yeterliğine sahip olanlar arasından Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkanınca atanır; gerektiğinde Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanınca görevlerine son verilir.

B. Göreve başlama ve güvenoyu

MADDE 110- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)37

Bakanlar Kurulunun listesi tam olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde ise toplantıya çağrılır.

Bakanlar Kurulunun programı, kuruluşundan en geç bir hafta içinde Başbakan veya bir bakan tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisinde okunur ve güvenoyuna başvurulur. Güvenoyu için görüşmeler, programın okunmasından iki tam gün geçtikten sonra başlar ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçtikten sonra oylama yapılır.

C.  Görev sırasında güvenoyu

MADDE 111- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)38

Başbakan, gerekli görürse, Bakanlar Kurulunda görüştükten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisinden güven isteyebilir.

Güven istemi, Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirilmesinden bir tam gün geçmedikçe görüşülemez ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçmedikçe oya konulamaz.

Güven istemi, ancak üye tamsayısının salt çoğunluğuyla reddedilebilir.

D. Görev ve siyasî sorumluluk

MADDE 112- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)39

Başbakan, Bakanlar Kurulunun başkanı olarak, Bakanlıklar arasında işbirliğini sağlar ve hükümetin genel siyasetinin yürütülmesini gözetir. Bakanlar Kurulu, bu siyasetin yürütülmesinden birlikte sorumludur.

Her bakan, Başbakana karşı sorumlu olup ayrıca kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden de sorumludur.

Başbakan, bakanların görevlerinin Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirilmesini gözetmek ve düzeltici önlemleri almakla yükümlüdür.

Bakanlar Kurulu üyelerinden milletvekili olmayanlar; 81 inci maddede yazılı şekilde Millet Meclisi önünde andiçerler ve bakan sıfatını taşıdıkları sürece milletvekillerinin tâbi oldukları kayıt ve şartlara uyarlar ve yasama dokunulmazlığına sahip bulunurlar. Bunlar Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri gibi ödenek ve yolluk alırlar.

E. Bakanlıkların kurulması ve bakanlar

MADDE 113- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)40

Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri, yetkileri ve teşkilatı kanunla düzenlenir.

Açık olan bakanlıklarla izinli veya özürlü olan bir bakana, diğer bir bakan geçici olarak vekillik eder. Ancak, bir bakan birden fazlasına vekillik edemez.

Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı ile Yüce Divana verilen bir bakan bakanlıktan düşer. Başbakanın Yüce Divana sevki halinde hükümet istifa etmiş sayılır.

Herhangi bir sebeple boşalan bakanlığa en geç onbeş gün içinde atama yapılır.

F. Seçimlerde geçici Bakanlar Kurulu

MADDE 114- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)41

(Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

116 ncı madde gereğince seçimlerin yenilenmesine karar verildiğinde Bakanlar Kurulu çekilir ve Cumhurbaşkanı geçici Bakanlar Kurulunu kurmak üzere bir Başbakan atar.

Geçici Bakanlar Kuruluna, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanları Türkiye Büyük Millet Meclisindeki veya Meclis dışındaki bağımsızlardan olmak üzere, siyasî parti gruplarından, oranlarına göre üye alınır.

(Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

(Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

(Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

(Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

G. Tüzükler

MADDE 115- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)42

Bakanlar Kurulu, kanunun uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak ve Danıştayın incelemesinden geçirilmek şartıyla tüzükler çıkarabilir.

Tüzükler, Cumhurbaşkanınca imzalanır ve kanunlar gibi yayımlanır.

H. Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin Cumhurbaşkanınca yenilenmesi

MADDE 116- (Değişik: 16/4/2017-6771/11 md.)43

Bakanlar Kurulunun, 110 uncu maddede belirtilen güvenoyunu alamaması ve 99 uncu veya 111 inci maddeler uyarınca güvensizlik oyuyla düşürülmesi hallerinde; kırkbeş gün içinde yeni Bakanlar Kurulu kurulamadığı veya kurulduğu halde güvenoyu alamadığı takdirde Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına danışarak, seçimlerin yenilenmesine karar verebilir.

Başbakanın güvensizlik oyu ile düşürülmeden istifa etmesi üzerine kırkbeş gün içinde veya yeni seçilen Türkiye Büyük Millet Meclisinde Başkanlık Divanı seçiminden sonra yine kırkbeş gün içinde Bakanlar Kurulunun kurulamaması hallerinde de Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verebilir.

Yenilenme kararı Resmî Gazetede yayımlanır ve seçime gidilir.

İ. Millî Savunma

1. Başkomutanlık ve Genelkurmay Başkanlığı

MADDE 117- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)44

Başkomutanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevî varlığından ayrılamaz ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur.

Millî güvenliğin sağlanmasından ve Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı, Bakanlar Kurulu sorumludur.

Genelkurmay Başkanı; Silahlı Kuvvetlerin komutanı olup, savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanlığı namına yerine getirir.

Genelkurmay Başkanı, Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine, Cumhurbaşkanınca atanır; görev ve yetkileri kanunla düzenlenir. Genelkurmay Başkanı, bu görev ve yetkilerinden dolayı Başbakana karşı sorumludur.

Millî Savunma Bakanlığının, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları ile görev ilişkileri ve yetki alanı kanunla düzenlenir.

2. Millî Güvenlik Kurulu

MADDE 118- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)45

(Değişik: 3/10/2001-4709/32 md.) Millî Güvenlik Kurulu; Cumhurbaşkanının başkanlığında, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Başbakan yardımcıları, Adalet, Millî Savunma, İçişleri, Dışişleri Bakanları, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ve Jandarma Genel Komutanından kurulur.

Gündemin özelliğine göre Kurul toplantılarına ilgili bakan ve kişiler çağrılıp görüşleri alınabilir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/32 md.) Millî Güvenlik Kurulu; Devletin millî güvenlik siyasetinin tayini, tespiti ve uygulanması ile ilgili alınan tavsiye kararları ve gerekli koordinasyonun sağlanması konusundaki görüşlerini Bakanlar Kuruluna bildirir. Kurulun, Devletin varlığı ve bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği, toplumun huzur ve güvenliğinin korunması hususunda alınmasını zorunlu gördüğü tedbirlere ait kararlar Bakanlar Kurulunca değerlendirilir.

Millî Güvenlik Kurulunun gündemi; Başbakan ve Genelkurmay Başkanının önerileri dikkate alınarak Cumhurbaşkanınca düzenlenir.

Cumhurbaşkanı katılamadığı zamanlar Millî Güvenlik Kurulu Başbakanın başkanlığında toplanır.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)46 Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin teşkilatı ve görevleri kanunla düzenlenir.

III. Olağanüstü yönetim usulleri

A. Olağanüstü haller

1. Tabiî afet ve ağır ekonomik bunalım sebebiyle olağanüstü hal ilânı

MADDE 119- (Değişik: 16/4/2017-6771/12 md.)47

Tabiî afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir.

2. Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması sebepleriyle olağanüstü hal ilânı

MADDE 120- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)48

Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddî belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Milli Güvenlik Kurulunun da görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir.

3. Olağanüstü hallerle ilgili düzenleme

MADDE 121- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)49

Anayasanın 119 ve 120 nci maddeleri uyarınca olağanüstü hal ilânına karar verilmesi durumunda, bu karar Resmî Gazetede yayımlanır ve hemen Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağırılır. Meclis, olağanüstü hal süresini değiştirebilir, Bakanlar Kurulunun istemi üzerine, her defasında dört ayı geçmemek üzere, süreyi uzatabilir veya olağanüstü hali kaldırabilir.

119 uncu madde uyarınca ilân edilen olağanüstü hallerde vatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile olağanüstü hallerin her türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, Anayasanın 15 inci maddesindeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya nasıl durdurulacağı, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl ve ne suretle alınacağı, kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceği, görevlilerin durumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağı ve olağanüstü yönetim usulleri, Olağanüstü Hal Kanununda düzenlenir.

Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisce onaylanmasına ilişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir.

B. Sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hali

MADDE 122- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)50

Anayasanın tanıdığı hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelen ve olağanüstü hal ilânını gerektiren hallerden daha vahim şiddet hareketlerinin yaygınlaşması veya savaş hali, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, ayaklanma olması veya vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanın veya ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması sebepleriyle, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Millî Güvenlik Kurulunun da görüşünü aldıktan sonra, süresi altı ayı aşmamak üzere yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde sıkıyönetim ilân edebilir. Bu karar, derhal Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi toplantı halinde değilse hemen toplantıya çağırılır. Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekli gördüğü takdirde sıkıyönetim süresini kısaltabilir, uzatabilir veya sıkıyönetimi kaldırabilir.

Sıkıyönetim süresinde, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu sıkıyönetim halinin gerekli kıldığı konularda kanun hükmünde kararname çıkarabilir.

Bu kararnameler Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. Bunların Meclisce onaylanmasına ilişkin süre ve usul İçtüzükte belirlenir.

Sıkıyönetimin her defasında dört ayı aşmamak üzere uzatılması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararına bağlıdır. Savaş hallerinde bu dört aylık süre aranmaz.

Sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hallerinde hangi hükümlerin uygulanacağı ve işlemlerin nasıl yürütüleceği, idare ile olan ilişkileri, hürriyetlerin nasıl kısıtlanacağı veya durdurulacağı ve savaş veya savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi halinde vatandaşlar için getirilecek yükümlülükler kanunla düzenlenir.

Sıkıyönetim komutanları Genelkurmay Başkanlığına bağlı olarak görev yaparlar.

IV. İdare

A. İdarenin esasları

1. İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği

MADDE 123- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)51

İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.

İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır.

Kamu tüzelkişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur.

2. Yönetmelikler

MADDE 124- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)52

Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.

Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir.

B. Yargı yolu

MADDE 125- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)53

İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek cümleler: 13/8/1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.

Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askerî Şûranın kararları yargı denetimi dışındadır. (Ek cümle: 12/9/2010-5982/11 md.) Ancak, Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır.

İdarî işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar.

(Değişik: 12/9/2010-5982/11 md.) Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.

İdarî işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.

Kanun, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim, seferberlik ve savaş halinde ayrıca millî güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir.

İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.

C. İdarenin kuruluşu

1. Merkezî idare

MADDE 126- Türkiye, merkezî idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır.

İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır.

Kamu hizmetlerinin görülmesinde verim ve uyum sağlamak amacıyla, birden çok ili içine alan merkezî idare teşkilatı kurulabilir. Bu teşkilatın görev ve yetkileri kanunla düzenlenir.

2. Mahallî idareler

MADDE 127- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)54

Mahallî idareler; il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.

Mahallî idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir.

(Değişik: 23/7/1995-4121/12 md.) Mahallî idarelerin seçimleri, 67 nci maddedeki esaslara göre beş yılda bir yapılır. (Mülga cümle: 16/4/2017-6771/16 md.) Kanun, büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimleri getirebilir.

Mahallî idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını kazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve kaybetmeleri, konusundaki denetim yargı yolu ile olur. Ancak, görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahallî idare organları veya bu organların üyelerini, İçişleri Bakanı, geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar uzaklaştırabilir.

Merkezî idare, mahallî idareler üzerinde, mahallî hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idarî vesayet yetkisine sahiptir.

Mahallî idarelerin belirli kamu hizmetlerinin görülmesi amacı ile, kendi aralarında Bakanlar Kurulunun izni ile birlik kurmaları, görevleri, yetkileri, maliye ve kolluk işleri ve merkezî idare ile karşılıklı bağ ve ilgileri kanunla düzenlenir. Bu idarelere, görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır.

D. Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler

1. Genel ilkeler

MADDE 128- Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.

Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. (Ek cümle: 12/9/2010-5982/12 md.) Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.

Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir.

2. Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence

MADDE 129- Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.

Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.

(Değişik: 12/9/2010-5982/13 md.) Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.

Silahlı Kuvvetler mensupları ile hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır.

Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.

Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idarî merciin iznine bağlıdır.

E. Yükseköğretim kurumları ve üst kuruluşları 

1. Yükseköğretim kurumları

MADDE 130- Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.

Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tâbi yükseköğretim kurumları kurulabilir.

Kanun, üniversitelerin ülke sathına dengeli bir biçimde yayılmasını gözetir.

Üniversiteler ile öğretim üyeleri ve yardımcıları serbestçe her türlü bilimsel araştırma ve yayında bulunabilirler. Ancak, bu yetki, Devletin varlığı ve bağımsızlığı ve milletin ve ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği aleyhinde faaliyette bulunma serbestliği vermez.

Üniversiteler ve bunlara bağlı birimler, Devletin gözetimi ve denetimi altında olup, güvenlik hizmetleri Devletçe sağlanır.

Kanunun belirlediği usul ve esaslara göre; rektörler Cumhurbaşkanınca, dekanlar ise Yükseköğretim Kurulunca seçilir ve atanır.

Üniversite yönetim ve denetim organları ile öğretim elemanları; Yükseköğretim Kurulunun veya üniversitelerin yetkili organlarının dışında kalan makamlarca her ne suretle olursa olsun görevlerinden uzaklaştırılamazlar.

(Değişik: 29/10/2005-5428/1 md.) Üniversitelerin hazırladığı bütçeler; Yükseköğretim Kurulunca tetkik ve onaylandıktan sonra Millî Eğitim Bakanlığına sunulur ve merkezî yönetim bütçesinin bağlı olduğu esaslara uygun olarak işleme tâbi tutularak yürürlüğe konulur ve denetlenir.

Yükseköğretim kurumlarının  kuruluş ve  organları ile işleyişleri ve  bunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları üniversiteler üzerinde Devletin gözetim  ve denetim hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme, üniversitelerin ve öğretim elemanlarının  kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime giriş, devam ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler, disiplin ve ceza işleri, malî işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının  uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim Kuruluna ve üniversitelere Devletin sağladığı malî kaynakların kullanılması kanunla düzenlenir.

Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, malî ve idarî konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tâbidir.

2. Yükseköğretim üst kuruluşları

MADDE 131- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)55

Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim- öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yükseköğretim Kurulu kurulur.

(Değişik: 7/5/2004-5170/8 md.) Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler ve Bakanlar Kurulunca seçilen ve sayıları, nitelikleri, seçilme usulleri kanunla belirlenen adaylar arasından rektörlük ve öğretim üyeliğinde başarılı hizmet yapmış profesörlere öncelik vermek sureti ile Cumhurbaşkanınca atanan üyeler ve Cumhurbaşkanınca doğrudan doğruya seçilen üyelerden kurulur.

Kurulun teşkilatı, görev, yetki, sorumluluğu ve çalışma esasları kanunla düzenlenir.

3. Yükseköğretim kurumlarından özel hükümlere tâbi olanlar

MADDE 132- Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet teşkilatına bağlı yükseköğretim kurumları özel kanunlarının hükümlerine tâbidir.

F. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, radyo ve televizyon kuruluşları ve kamuyla ilişkili haber ajansları56

MADDE 133- (Değişik: 8/7/1993-3913/1 md.)

Radyo ve televizyon istasyonları kurmak ve işletmek kanunla düzenlenecek şartlar çerçevesinde serbesttir.

(Ek fıkra: 21/6/2005-5370/1 md.) Radyo ve televizyon faaliyetlerini düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu dokuz üyeden oluşur. Üyeler, siyasî parti gruplarının üye sayısı oranında belirlenecek üye sayısının ikişer katı olarak gösterecekleri adaylar arasından, her siyasî parti grubuna düşen üye sayısı esas alınmak suretiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca seçilir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kuruluşu, görev ve yetkileri, üyelerinin nitelikleri, seçim usulleri ve görev süreleri kanunla düzenlenir.

Devletçe kamu tüzelkişiliği olarak kurulan tek radyo ve televizyon kurumu ile kamu tüzelkişilerinden yardım gören haber ajanslarının özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı esastır.

G. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu

MADDE 134- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)57

Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılâplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak ve yayınlar yapmak amacıyla; Atatürk’ün manevî himayelerinde, Cumhurbaşkanının gözetim ve desteğinde, Başbakanlığa bağlı; Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezinden oluşan, kamu tüzelkişiliğine sahip “Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu” kurulur.

Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu için Atatürk’ün vasiyetnamesinde belirtilen malî menfaatler saklı olup kendilerine tahsis edilir.

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun; kuruluşu, organları, çalışma usulleri ve özlük işleri ile kuruluşuna dahil kurumlar üzerindeki yetkileri kanunla düzenlenir.

H. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları

MADDE 135- Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir.

Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadî teşebbüslerinde aslî ve sürekli görevlerde çalışanların meslek kuruluşlarına girme mecburiyeti aranmaz.

(Değişik: 23/7/1995-4121/13 md.) Bu meslek kuruluşları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.

(Değişik: 23/7/1995-4121/13 md.) Bu meslek kuruluşları ve üst kuruluşları organlarının seçimlerinde siyasî partiler aday gösteremezler.

(Değişik: 23/7/1995-4121/13 md.) Bu meslek kuruluşları üzerinde Devletin idarî ve malî denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir.

(Değişik: 23/7/1995-4121/13 md.) Amaçları dışında faaliyet gösteren meslek kuruluşlarının sorumlu organlarının görevine, kanunun belirlediği merciin veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine mahkeme kararıyla son verilir ve yerlerine yenileri seçtirilir.

(Değişik: 23/7/1995-4121/13 md.) Ancak, millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla bir merci, meslek kuruluşlarını veya üst kuruluşlarını faaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı, yirmidört saat içerisinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, bu idarî karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.

İ. Diyanet İşleri Başkanlığı

MADDE 136- Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, lâiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir.

J. Kanunsuz emir

MADDE 137- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)58

Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz.

Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.

Askerî hizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Yargı

I. Genel hükümler

A. Mahkemelerin bağımsızlığı

MADDE 138- Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.

Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.

Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.

B. Hâkimlik ve savcılık teminatı

MADDE 139- Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.

Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.

C. Hâkimlik ve savcılık mesleği

MADDE 140- Hâkimler ve savcılar adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları olarak görev yaparlar. Bu görevler meslekten hâkim ve savcılar eliyle yürütülür.

Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.

Hâkim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.

Hâkimler ve savcılar altmışbeş yaşını bitirinceye kadar hizmet görürler; askerî hâkimlerin yaş haddi, yükselme ve emeklilikleri kanunda gösterilir.

Hâkimler ve savcılar, kanunda belirtilenlerden başka, resmî ve özel hiçbir görev alamazlar.

Hâkimler ve savcılar idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar.

Hâkim ve savcı olup da adalet hizmetindeki idarî görevlerde çalışanlar, hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümlere tâbidirler. Bunlar, hâkimler ve savcılara ait esaslar dairesinde sınıflandırılır ve derecelendirilirler, hâkimlere ve savcılara tanınan her türlü haklardan yararlanırlar.

D. Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması

MADDE 141- Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir.

Küçüklerin yargılanması hakkında kanunla özel hükümler konulur.

Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.

Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.

E. Mahkemelerin kuruluşu

MADDE 142- Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.

(Ek fıkra: 16/4/2017-6771/13 md.) Disiplin mahkemeleri dışında askerî mahkemeler kurulamaz. Ancak savaş halinde, asker kişilerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli askerî mahkemeler kurulabilir.

F. Devlet Güvenlik Mahkemeleri

MADDE 143- (Değişik: 18/6/1999-4388/1 md.) (Mülga: 7/5/2004-5170/9 md.)

G. Adalet hizmetlerinin denetimi59

MADDE 144 – (Değişik: 12/9/2010-5982/14 md.)

Adalet hizmetleri ile savcıların idarî görevleri yönünden Adalet Bakanlığınca denetimi, adalet müfettişleri ile hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler; araştırma, inceleme ve soruşturma işlemleri ise adalet müfettişleri eliyle yapılır. Buna ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

H. Askerî yargı

MADDE 145 – (Değişik: 12/9/2010-5982/15 md.) (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

II. Yüksek mahkemeler

A. Anayasa Mahkemesi

1. Kuruluşu

MADDE 146- (Değişik: 12/9/2010-5982/16 md.)

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Anayasa Mahkemesi onbeş üyeden kurulur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak bu seçimde, her boş üyelik için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Cumhurbaşkanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; en az ikisi hukukçu olmak üzere üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay genel kurulları ile Yükseköğretim Kurulundan Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday göstermek için yapılacak seçimlerde, her boş üyelik için, en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır. Baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için yapılacak seçimde en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.60

Anayasa Mahkemesine üye seçilebilmek için, kırkbeş yaşın doldurulmuş olması kaydıyla; yükseköğretim kurumları öğretim üyelerinin profesör veya doçent unvanını kazanmış, avukatların en az yirmi yıl fiilen avukatlık yapmış, üst kademe yöneticilerinin yükseköğrenim görmüş ve en az yirmi yıl kamu hizmetinde fiilen çalışmış, birinci sınıf hâkim ve savcıların adaylık dahil en az yirmi yıl çalışmış olması şarttır.

Anayasa Mahkemesi üyeleri arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve iki başkanvekili seçilir. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.

Anayasa Mahkemesi üyeleri aslî görevleri dışında resmî veya özel hiçbir görev alamazlar.

2. Üyelerin görev süresi ve üyeliğin sona ermesi61

MADDE 147- (Değişik: 12/9/2010-5982/17 md.) Anayasa Mahkemesi üyeleri oniki yıl için seçilirler. Bir kimse iki defa Anayasa Mahkemesi üyesi seçilemez. Anayasa Mahkemesi üyeleri altmışbeş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar. Zorunlu emeklilik yaşından önce görev süresi dolan üyelerin başka bir görevde çalışmaları ve özlük işleri kanunla düzenlenir.

Anayasa Mahkemesi üyeliği, bir üyenin hâkimlik mesleğinden çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymesi halinde kendiliğinden; görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceğinin kesin olarak anlaşılması halinde de, Anayasa Mahkemesi üye tamsayısının salt çoğunluğunun kararı ile sona erer.

3. Görev ve yetkileri

MADDE 148- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)62

(Değişik: 12/9/2010-5982/18 md.) Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler ve bireysel başvuruları karara bağlar. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.

Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz; def’i yoluyla da ileri sürülemez.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/18 md.) Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/18 md.) Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/18 md.) Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

(Değişik: 12/9/2010-5982/18 md.; 16/4/2017-6771/16 md.) Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/18 md.) (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanırlar.

Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili yapar.

(Değişik: 12/9/2010-5982/18 md.) Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilir. Genel Kurulun yeniden inceleme sonucunda verdiği kararlar kesindir.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerine getirir.

4. Çalışma ve yargılama usulü

MADDE 149- (Değişik: 23/7/1995-4121/14 md.; 3/10/2001-4709/33 md.; 12/9/2010-5982/19 md.)

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Anayasa Mahkemesi, iki bölüm ve Genel Kurul halinde çalışır. Bölümler, başkanvekili başkanlığında dört üyenin katılımıyla toplanır. Genel Kurul, Mahkeme Başkanının veya Başkanın belirleyeceği başkanvekilinin başkanlığında en az on üye ile toplanır. Bölümler ve Genel Kurul, kararlarını salt çoğunlukla alır. Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi için komisyonlar oluşturulabilir.

Siyasî partilere ilişkin dava ve başvurulara, iptal ve itiraz davaları ile Yüce Divan sıfatıyla yürütülecek yargılamalara Genel Kurulca bakılır, bireysel başvurular ise bölümlerce karara bağlanır.

Anayasa değişikliğinde iptale, siyasî partilerin kapatılmasına ya da Devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğu şarttır.

Şekil bozukluğuna dayalı iptal davaları Anayasa Mahkemesince öncelikle incelenip karara bağlanır.

Anayasa Mahkemesinin kuruluşu, Genel Kurul ve bölümlerin yargılama usulleri, Başkan, başkanvekilleri ve üyelerin disiplin işleri kanunla; Mahkemenin çalışma esasları, bölüm ve komisyonların oluşumu ve işbölümü kendi yapacağı İçtüzükle düzenlenir.

Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla baktığı davalar dışında kalan işleri dosya üzerinde inceler. Ancak, bireysel başvurularda duruşma yapılmasına karar verilebilir. Mahkeme ayrıca, gerekli gördüğü hallerde sözlü açıklamalarını dinlemek üzere ilgilileri ve konu üzerinde bilgisi olanları çağırabilir ve siyasî partilerin kapatılmasına ilişkin davalarda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından sonra kapatılması istenen siyasî partinin genel başkanlığının veya tayin edeceği bir vekilin savunmasını dinler.

5. İptal davası

MADDE 150- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)63

Kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün veya bunların belirli madde ve hükümlerinin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açabilme hakkı, Cumhurbaşkanına, iktidar ve anamuhalefet partisi Meclis grupları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelere aittir. İktidarda birden fazla siyasi partinin bulunması halinde, iktidar partilerinin dava açma hakkını en fazla üyeye sahip olan parti kullanır.

6. Dava açma süresi

MADDE 151- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)64

Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açma hakkı, iptali istenen kanun, kanun hükmünde kararname veya İçtüzüğün Resmî Gazetede yayımlanmasından başlayarak altmış gün sonra düşer.

7. Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi

MADDE 152- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)65

Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.

Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddî görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır.

Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır.

Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.

8. Anayasa Mahkemesinin kararları

MADDE 153- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)66

Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.

Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.

Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.

İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukukî boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.

İptal kararları geriye yürümez.

Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.

B. Yargıtay

MADDE 154- Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adlî yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Yargıtay üyeleri, birinci sınıfa ayrılmış adlî yargı hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve Savcılar Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir.

Yargıtay Birinci Başkanı, birinci başkanvekilleri ve daire başkanları kendi üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla dört yıl için seçilirler; süresi bitenler yeniden seçilebilirler.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcıvekili, Yargıtay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından gizli oyla belirleyeceği beşer aday arasından Cumhurbaşkanı tarafından dört yıl için seçilirler. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.

Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, Başkan, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyeleri ile Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcıvekilinin nitelikleri ve seçim usulleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.

C. Danıştay

MADDE 155- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)67

Danıştay, idarî mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idarî yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.

(Değişik: 13/8/1999- 4446/3 md.) Danıştay, davaları görmek, Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında iki ay içinde düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarını incelemek, idarî uyuşmazlıkları çözmek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Danıştay üyelerinin dörtte üçü, birinci sınıf idarî yargı hâkim ve savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve Savcılar Kurulu; dörtte biri, nitelikleri kanunda belirtilen görevliler arasından Cumhurbaşkanı; tarafından seçilir.

Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri ve daire başkanları, kendi üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla dört yıl için seçilirler. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.

Danıştayın, kuruluşu, işleyişi, Başkan, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ile üyelerinin nitelikleri ve seçim usulleri, idarî yargının özelliği, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.

D.  Askerî Yargıtay

MADDE 156- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

E. Askerî Yüksek İdare Mahkemesi

MADDE 157- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

F. Uyuşmazlık Mahkemesi

MADDE 158- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Uyuşmazlık Mahkemesi adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkilidir.

Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluşu, üyelerinin nitelikleri ve seçimleri ile işleyişi kanunla düzenlenir. Bu mahkemenin Başkanlığını Anayasa Mahkemesince, kendi üyeleri arasından görevlendirilen üye yapar.

Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır.

III. Hâkimler ve Savcılar Kurulu68

MADDE 159- (Değişik: 12/9/2010-5982/22 md.)

(Değişik: 16/4/2017-6771/14 md.) Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.

(Değişik: 16/4/2017-6771/14 md.) Hâkimler ve Savcılar Kurulu onüç üyeden oluşur; iki daire halinde çalışır.

(Değişik: 16/4/2017-6771/14 md.) Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir. Kurulun, üç üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adlî yargı hâkim ve savcıları arasından, bir üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından Cumhurbaşkanınca; üç üyesi Yargıtay üyeleri, bir üyesi Danıştay üyeleri, üç üyesi nitelikleri kanunda belirtilen yükseköğretim kurumlarının hukuk dallarında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar arasından Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilir. Öğretim üyeleri ile avukatlar arasından seçilen üyelerden, en az birinin öğretim üyesi ve en az birinin de avukat olması zorunludur. Kurulun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilecek üyeliklerine ilişkin başvurular, Meclis Başkanlığına yapılır. Başkanlık, başvuruları Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona gönderir. Komisyon her bir üyelik için üç adayı, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğuyla belirler. Birinci oylamada aday belirleme işleminin sonuçlandırılamaması halinde ikinci oylamada üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu aranır. Bu oylamada da aday belirlenemediği takdirde, her bir üyelik için en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulü ile aday belirleme işlemi tamamlanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Komisyon tarafından belirlenen adaylar arasından, her bir üye için ayrı ayrı gizli oyla seçim yapar. Birinci oylamada üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu; bu oylamada seçimin sonuçlandırılamaması halinde, ikinci oylamada üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu aranır. İkinci oylamada da üye seçilemediği takdirde en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulü ile üye seçimi tamamlanır.69

(Değişik: 16/4/2017-6771/14 md.) Üyeler dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler bir kez daha seçilebilir.

(Değişik: 16/4/2017-6771/14 md.) Kurul üyeliği seçimi, üyelerin görev süresinin dolmasından önceki otuz gün içinde yapılır. Seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan Kurul üyeliğinin boşalması durumunda, boşalmayı takip eden otuz gün içinde, yeni üyelerin seçimi yapılır.70

(Değişik: 16/4/2017-6771/14 md.) Kurulun, Adalet Bakanı ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı dışındaki üyeleri, görevlerinin devamı süresince; kanunda belirlenenler dışında başka bir görev alamazlar veya Kurul tarafından başka bir göreve atanamaz ve seçilemezler.

Kurulun yönetimi ve temsili Kurul Başkanına aittir. Kurul Başkanı dairelerin çalışmalarına katılamaz. Kurul, kendi üyeleri arasından daire başkanlarını ve daire başkanlarından birini de başkanvekili olarak seçer. Başkan, yetkilerinden bir kısmını başkanvekiline devredebilir.

Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.

(Değişik: 16/4/2017-6771/14 md.) Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun ve diğer mevzuata (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanının oluru ile Kurul müfettişlerine yaptırılır. Soruşturma ve inceleme işlemleri, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırılabilir.

Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.

Kurula bağlı Genel Sekreterlik kurulur. Genel Sekreter, birinci sınıf hâkim ve savcılardan Kurulun teklif ettiği üç aday arasından Kurul Başkanı tarafından atanır. Kurul müfettişleri ile Kurulda geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcıları, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Kurula aittir.

Adalet Bakanlığının merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında geçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcılar ile adalet müfettişlerini ve hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçileri, muvafakatlerini alarak atama yetkisi Adalet Bakanına aittir.

Kurul üyelerinin seçimi, dairelerin oluşumu ve işbölümü, Kurulun ve dairelerin görevleri, toplantı ve karar yeter sayıları, çalışma usul ve esasları, dairelerin karar ve işlemlerine karşı yapılacak itirazlar ve bunların incelenmesi usulü ile Genel Sekreterliğin kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir.

IV. Sayıştay

MADDE 160– (Değişik: 29/10/2005-5428/2 md.) Sayıştay, merkezî yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir. Sayıştayın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idarî yargı yoluna başvurulamaz.

Vergi, benzeri malî yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.

(Ek fıkra: 29/10/2005-5428/2 md.) Mahallî idarelerin hesap ve işlemlerinin denetimi ve kesin hükme bağlanması Sayıştay tarafından yapılır.

Sayıştayın kuruluşu, işleyişi, denetim usulleri, mensuplarının nitelikleri, atanmaları, ödev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri ve diğer özlük işleri, Başkan ve üyelerinin teminatı kanunla düzenlenir.

(Mülga: 7/5/2004-5170/10 md.)

DÖRDÜNCÜ KISIM

Malî ve Ekonomik Hükümler

BİRİNCİ BÖLÜM

Malî Hükümler

I. Bütçe

A. Bütçenin hazırlanması ve uygulanması

MADDE 161- (Değişik: 16/4/2017-6771/15 md.)71

Devletin ve kamu iktisadî teşebbüsleri dışındaki kamu tüzelkişilerinin harcamaları, yıllık bütçelerle yapılır.

(Değişik: 29/10/2005-5428/3 md.) Malî yıl başlangıcı ile merkezî yönetim bütçesinin hazırlanması, uygulanması ve kontrolü kanunla düzenlenir.

Kanun, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iş ve hizmetler için özel süre ve usuller koyabilir.

Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz.

B. Bütçenin görüşülmesi

MADDE 162- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)72

(Değişik: 29/10/2005-5428/4 md.) Bakanlar Kurulu, merkezî yönetim bütçe tasarısı ile millî bütçe tahminlerini gösteren raporu, malî yıl başından en az yetmişbeş gün önce, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.

Bütçe tasarıları ve rapor, kırk üyeden kurulu Bütçe Komisyonunda incelenir. Bu komisyonun kuruluşunda, iktidar grubuna veya gruplarına en az yirmibeş üye verilmek şartı ile, siyasî parti gruplarının ve bağımsızların oranlarına göre temsili göz önünde tutulur.

Bütçe Komisyonunun ellibeş gün içinde kabul edeceği metin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülür ve malî yıl başına kadar karara bağlanır.

(Değişik: 29/10/2005-5428/4 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Genel Kurulda, kamu idare bütçeleri hakkında düşüncelerini, her bütçenin tümü üzerindeki görüşmeler sırasında açıklarlar; bölümler ve değişiklik önergeleri, üzerinde ayrıca görüşme yapılmaksızın okunur ve oylanır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, bütçe kanunu tasarılarının Genel Kurulda görüşülmesi sırasında, gider artırıcı veya gelirleri azaltıcı önerilerde bulunamazlar.

C. Bütçelerde değişiklik yapılabilme esasları

MADDE 163- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)73

(Değişik: 29/10/2005-5428/5 md.) Merkezî yönetim bütçesiyle verilen ödenek, harcanabilecek miktarın sınırını gösterir. Harcanabilecek miktar sınırının Bakanlar Kurulu kararıyla aşılabileceğine dair bütçelere hüküm konulamaz. Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname ile bütçede değişiklik yapmak yetkisi verilemez. Carî yıl bütçesindeki ödenek artışını öngören değişiklik tasarılarında ve carî ve ileriki yıl bütçelerine malî yük getirecek nitelikteki kanun tasarı ve tekliflerinde, belirtilen giderleri karşılayabilecek malî kaynak gösterilmesi zorunludur.

D. Kesinhesap

MADDE 164- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)74

Kesinhesap kanunu tasarıları, kanunda daha kısa bir süre kabul edilmemiş ise, ilgili oldukları malî yılın sonundan başlayarak, en geç yedi ay sonra, Bakanlar Kurulunca Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur. Sayıştay, genel uygunluk bildirimini, ilişkin olduğu kesinhesap kanunu tasarısının verilmesinden başlayarak en geç yetmişbeş gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.

Kesinhesap kanunu tasarısı, yeni yıl bütçe kanunu tasarısıyla birlikte Bütçe Komisyonu gündemine alınır. Bütçe Komisyonu, bütçe kanunu tasarısıyla kesinhesap kanunu tasarısını Genel Kurula birlikte sunar, Genel Kurul, kesinhesap kanunu tasarısını, yeni yıl bütçe kanunu tasarısıyla beraber görüşerek karara bağlar.

Kesinhesap kanunu tasarısı ve genel uygunluk bildiriminin Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olması, ilgili yıla ait Sayıştayca sonuçlandırılamamış denetim ve hesap yargılamasını önlemez ve bunların karara bağlandığı anlamına gelmez.

E. Kamu iktisadî teşebbüslerinin denetimi

MADDE 165- Sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya veya dolaylı olarak Devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklıklarının Türkiye Büyük Millet Meclisince denetlenmesi esasları kanunla düzenlenir.

İKİNCİ BÖLÜM

Ekonomik Hükümler

I. Planlama; Ekonomik ve Sosyal Konsey75

MADDE 166- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)76

Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayiin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli şekilde kullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilatı kurmak Devletin görevidir.

Planda millî tasarrufu ve üretimi artırıcı, fiyatlarda istikrar ve dış ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdamı geliştirici tedbirler öngörülür; yatırımlarda toplum yararları ve gerekleri gözetilir; kaynakların verimli şekilde kullanılması hedef alınır. Kalkınma girişimleri, bu plana göre gerçekleştirilir.

Kalkınma planlarının hazırlanmasına, Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmasına, uygulanmasına, değiştirilmesine ve bütünlüğünü bozacak değişikliklerin önlenmesine ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/23 md.) Ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında hükümete istişarî nitelikte görüş bildirmek amacıyla Ekonomik ve Sosyal Konsey kurulur. Ekonomik ve Sosyal Konseyin kuruluş ve işleyişi kanunla düzenlenir.

II. Piyasaların denetimi ve dış ticaretin düzenlenmesi

MADDE 167- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.)77

Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.

Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek malî yükümlülükler koymaya ve bunları kaldırmaya kanunla Bakanlar Kuruluna yetki verilebilir.

III. Tabiî servetlerin ve kaynakların aranması ve işletilmesi

MADDE 168- Tabiî servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir. Hangi tabiî servet ve kaynağın arama ve işletmesinin,  Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir.

IV. Ormanlar ve orman köylüsü

A. Ormanların korunması ve geliştirilmesi

MADDE 169- Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.

Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.

Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasî propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.

Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz.

B. Orman köylüsünün korunması

MADDE 170– Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliğini sağlayıcı tedbirlerle, 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi; bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması; orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisi kanunla düzenlenir.

Devlet, bu halkın işletme araç ve gereçleriyle diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırıcı tedbirleri alır.

Orman içinden nakledilen köyler halkına ait araziler, Devlet ormanı olarak derhal ağaçlandırılır.

V. Kooperatifçiliğin geliştirilmesi

MADDE 171- Devlet, millî ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle üretimin artırılmasını ve tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır.

(Mülga: 23/7/1995-4121/15 md.)

VI.  Tüketiciler ile esnaf ve sanatkârların korunması

A. Tüketicilerin korunması

MADDE 172- Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder.

B. Esnaf ve sanatkârların korunması

MADDE 173- Devlet, esnaf ve sanatkârı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır.

BEŞİNCİ KISIM

Çeşitli Hükümler

I. İnkılâp kanunlarının korunması

MADDE 174- Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılâp kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz:

1. 3 Mart 1340 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu;

2. 25 Teşrinisâni 1341 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisâsı Hakkında Kanun;

3. 30 Teşrinisâni 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun;

4. 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medenî nikâh esası ile aynı kanunun 110 uncu maddesi hükmü;

5. 20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkamın Kabulü Hakkında Kanun;

6. 1 Teşrinisâni 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun;

7. 26 Teşrinisâni 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa Gibi Lâkap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun;

8. 3 Kânunuevvel 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun.

ALTINCI  KISIM

Geçici Hükümler

GEÇİCİ MADDE 1- Anayasanın, halkoylaması sonucu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olarak kabul edildiğinin usulünce ilânı ile birlikte, halkoylaması tarihindeki Millî Güvenlik Konseyi Başkanı ve Devlet Başkanı, Cumhurbaşkanı sıfatını kazanarak, yedi yıllık bir dönem için, Anayasa ile Cumhurbaşkanına tanınan görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır. 18 Eylül 1980 tarihinde Devlet Başkanı olarak içtiği and yürürlükte kalır. Yedi yıllık sürenin sonunda Cumhurbaşkanlığı seçimi Anayasada öngörülen hükümlere göre yapılır.

Cumhurbaşkanı, ilk genel seçimler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp, Başkanlık Divanı oluşuncaya kadar, 12 Aralık 1980 gün ve 2356 sayılı Kanunla teşekkül etmiş olan Millî Güvenlik Konseyinin Başkanlığını da yürütür.

İlk milletvekili genel seçimleri sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp göreve başlayıncaya kadar geçecek süre içinde, Cumhurbaşkanlığının herhangi bir surette boşalması halinde, Millî Güvenlik Konseyinin en kıdemli üyesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp Anayasaya göre yeni Cumhurbaşkanını seçinceye kadar, Cumhurbaşkanına vekâlet eder ve O’nun Anayasadaki bütün görevlerini yerine getirir ve yetkilerini kullanır.

GEÇİCİ MADDE 2- 12 Aralık 1980 gün ve 2356 sayılı Kanunla kuruluşu gösterilen Millî Güvenlik Konseyi, Anayasaya dayalı olarak hazırlanacak  Siyasî Partiler Kanunu ile Seçim  Kanununa göre yapılacak  ilk  genel seçimler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun ve 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanunlara  göre görevlerini devam ettirir.

Anayasanın kabulünden sonra 2356 sayılı Kanunun 3 üncü maddesindeki Millî Güvenlik Konseyi Üyeliklerinden birisinin herhangi bir nedenle boşalması halinde doldurulması usulüne ilişkin hüküm uygulanmaz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp göreve başladıktan sonra, Millî Güvenlik Konseyi, altı yıllık bir süre için Cumhurbaşkanlığı Konseyi haline dönüşür ve Millî Güvenlik Konseyi Üyeleri, Cumhurbaşkanlığı Konseyi Üyesi sıfatını alırlar. Millî Güvenlik Konseyi üyesi olarak 18 Eylül 1980 tarihinde içtikleri and yürürlükte kalır. Cumhurbaşkanlığı Konseyi Üyeleri, Anayasada Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin haiz bulundukları özlük hakları ile dokunulmazlığına sahip olurlar. Altı yıllık süre sonunda Cumhurbaşkanlığı Konseyinin hukukî varlığı sona erer.

Cumhurbaşkanlığı Konseyinin görevleri şunlardır:

a) Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilerek Cumhurbaşkanlığına gönderilen, Anayasada yazılı temel hak ve hürriyetlere ve ödevlere, lâiklik ilkesine, Atatürk inkılâplarının, millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunmasına, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna, milletlerarası andlaşmalara, dış ülkelere silahlı kuvvet gönderilmesine ve yabancı kuvvetlerin Türkiye’ye kabulüne, olağanüstü yönetime, sıkıyönetim ve savaş haline dair kanunlar ile Cumhurbaşkanınca gerekli görülen diğer kanunları Cumhurbaşkanına tanınan onbeş günlük sürenin ilk on günü içinde incelemek;

b) Cumhurbaşkanının istemi ve tespit edeceği süre içinde:

Milletvekili genel seçimlerinin yenilenmesine, olağanüstü yönetim yetkisinin kullanılmasına ve alınacak tedbirlere, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun yönetim ve gözetimine, gençliğin yetiştirilmesine ve Diyanet İşlerinin düzenlenmesine ilişkin konuları incelemek ve görüş bildirmek;

c) Cumhurbaşkanının istemine göre, iç ve dış güvenlik ile gerekli görülen diğer konularda inceleme ve araştırma yapmak ve sonuçlarını Cumhurbaşkanına sunmak.

GEÇİCİ MADDE 3- Anayasaya göre yapılacak ilk milletvekili genel seçimi sonucunda Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp, Başkanlık Divanını oluşturması ile birlikte:

a) 27 Ekim 1980 gün ve 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun,

b) 12 Aralık 1980 gün ve 2356 sayılı Millî Güvenlik Konseyi Hakkında Kanun,

c) 29 Haziran 1981 gün ve 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanun,

Yürürlükten kalkar ve Millî Güvenlik Konseyi ile Danışma Meclisinin hukukî varlıkları sona erer.

GEÇİCİ MADDE 4- (Mülga: 6/9/1987-3361/4 md.)

GEÇİCİ MADDE 5- Yapılacak ilk milletvekili genel seçimi sonucunun Yüksek Seçim Kurulunca ilânını takip eden onuncu gün, Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclisi binasında, saat 15.00’de kendiliğinden toplanır. Bu toplantıya en yaşlı Milletvekili Başkanlık eder. Bu toplantıda milletvekilleri andiçerler.

GEÇİCİ MADDE 6- Anayasaya göre kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisinin toplantı ve çalışmaları için kendi içtüzükleri yapılıncaya kadar, Millet Meclisinin 12 Eylül 1980 tarihinden önce yürürlükte olan İçtüzüğünün, Anayasaya aykırı olmayan hükümleri uygulanır.

GEÇİCİ MADDE 7- İlk milletvekili genel seçimi sonunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp, yeni Bakanlar Kurulu kuruluncaya kadar, iş başında olan Bakanlar Kurulunun görevi devam eder.

GEÇİCİ MADDE 8- Anayasa ile kabul edilmiş olan yeni organ, kurum ve kurulların kuruluş, görev, yetki ve işleyişleri ile ilgili kanunlarla, Anayasada konulması veya değiştirilmesi öngörülen diğer kanunlar, Anayasanın kabulünden başlayarak Kurucu Meclisin görev süresi içerisinde, bu süre içerisinde yetiştirilemeyenler, seçimle gelen Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk toplantısını izleyen bir yıl sonuna kadar çıkartılır.

GEÇİCİ MADDE 9- İlk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanı kurulduktan sonra altı yıllık süre içinde yapılacak Anayasa değişikliklerini Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderebilir. Bu takdirde Türkiye Büyük Millet Meclisinin geri gönderilen Anayasa değişikliği hakkındaki kanunu, aynen kabul edip tekrar Cumhurbaşkanına gönderebilmesi, üye tamsayısının dörtte üç çoğunluğunun oyu ile mümkün olabilir.

GEÇİCİ MADDE 10- Mahallî idare seçimleri en geç Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk toplantısını izleyen bir yıl içinde yapılır.

GEÇİCİ MADDE 11- Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte Anayasa Mahkemesi asıl ve yedek üyesi olanların kadroları ile görevleri devam eder. Bunlardan Anayasa Mahkemesince belli görevlere seçilenlerin bu suretle kazanmış oldukları sıfatları saklı kalır.

Anayasa Mahkemesi asıl üye sayısı onbire ininceye kadar boşalan asıl üye kadrosuna, asıl ve yedek üye sayısı toplamı onbeşe ininceye kadar da boşalan yedek üye kadrosuna seçim yapılmaz. Anayasa Mahkemesinin yeni düzenlemeye intibakı sağlanıncaya kadar asıl üye sayısının onbirden, asıl ve yedek üye sayıları toplamının onbeşden aşağı düşmesi nedeniyle yapılacak seçimlerde bu Anayasanın kabul ettiği esasa ve sıraya uyulur.

Anayasa Mahkemesi asıl üye sayısı onbire ininceye kadar dava ve işlerde 22/4/1962 gün ve 44 sayılı Kanunun öngördüğü toplanma yeter sayısı uygulanır.

GEÇİCİ MADDE 12- 13/5/1981 gün ve 2461 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun geçici 1 inci maddesi uyarınca Yargıtay ve Danıştaydan Kurulun asıl ve yedek üyeliğine; 1730 sayılı Yargıtay Kanununa 25/6/1981 gün ve 2483 sayılı Kanunla eklenen geçici madde uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığı ile Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine; 6/1/1982 gün ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun geçici 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Danıştay Başkanlığına, Başsavcılığına, başkanvekilliklerine ve daire başkanlıklarına, Devlet Başkanınca seçilmiş bulunanlar, seçildikleri dönem için bu görevlerine devam ederler.

6/1/1982 gün ve 2576 sayılı Kanunun geçici maddelerinin idarî mahkemeler Başkan ve üyeliklerine atamalara ilişkin hükümleri de saklıdır.

GEÇİCİ MADDE 13- Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna Yargıtaydan seçilmesi gereken bir asıl ve bir yedek üyenin seçimleri Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihi izleyen yirmi gün içinde yapılır.

Seçilen üyeler göreve başlayıncaya kadar Kurul, toplantı yeter sayısını oluşturacak yedek üyenin katılmasıyla çalışmalarını yapar.

GEÇİCİ MADDE 14- Sendikaların gelirlerini Devlet bankalarında muhafaza etmelerine ilişkin yükümlülükleri, Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde yerine getirilir.

GEÇİCİ MADDE 15- (Değişik: 3/10/2001-4709/34 md.) (Mülga: 12/9/2010-5982/24 md.)

GEÇİCİ MADDE 16- Anayasanın halkoylamasına ilişkin oy verme kütüğünde ve sandık listesinde kaydı ve oy kullanma yeterliği bulunduğu halde hukukî veya fiilî herhangi bir mazereti olmaksızın halkoylamasına katılmayanlar, Anayasanın halkoylamasını takip eden beş yıl içinde yapılacak genel ve ara seçimleri ile mahallî seçimlere ve diğer halkoylamalarına katılamazlar, seçimlerde aday olamazlar.

GEÇİCİ MADDE 17- (Ek: 10/5/2007-5659/1 md.)

Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak ilk genel seçimde, Anayasanın 67 nci maddesinin son fıkrası 10/6/1983 tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun bağımsız adayların birleşik oy pusulasında yer almasına ilişkin hükümleri bakımından uygulanmaz.

GEÇİCİ MADDE 18- (Ek: 12/9/2010-5982/25 md.)

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Anayasa Mahkemesinin mevcut yedek üyeleri asıl üye sıfatını kazanır.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi bir üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun ve bir üyeyi de baro başkanlarının gösterecekleri üçer aday içinden seçer.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapacağı üye seçimi için aday göstermek amacıyla;

a) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde, Sayıştay Başkanı adaylık başvurusunu ilân eder. İlân tarihinden itibaren beş gün içinde adaylar Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren beş gün içinde Sayıştay Genel Kurulunca seçim yapılır. Her Sayıştay üyesinin oy kullanabileceği bu seçimde en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.78

b) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde, Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı adaylık başvurusunu ilân eder. İlân tarihinden itibaren beş gün içinde adaylar Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren beş gün içinde Türkiye Barolar Birliği Başkanlığının ilânında gösterilen yer ve zamanda baro başkanları tarafından seçim yapılır. Her bir baro başkanının oy kullanabileceği bu seçimde, en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.79

c) (a) ve (b) bentleri uyarınca yapılan seçimlerin sonucunda aday gösterilmiş sayılanların isimleri seçimin yapıldığı günü takip eden gün Sayıştay ve Türkiye Barolar Birliği başkanlıklarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bildirilir.

ç) (c) bendi uyarınca yapılan bildirimden itibaren on gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde seçim yapılır. Her boş üyelik için yapılacak seçimde, ilk oylamada üye tamsayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır; ikinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur.

Cumhurbaşkanı, birer üyeyi Yargıtay ve Danıştay kontenjanlarından olan ilk üyeliklerin boşalmasından sonra Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden seçer.

Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday gösteren kurumların halen mevcut üyeleri ile kendi kontenjanlarından seçilmiş yedek üyeler, tamamlama seçiminde göz önünde bulundurulur.

Anayasa Mahkemesinde halen belli görevlere seçilmiş olanların bu sıfatları seçilmiş oldukları sürenin sonuna kadar devam eder. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte üye olanlar yaş haddine kadar görevlerine devam ederler.

Bireysel başvuruya ilişkin gerekli düzenlemeler iki yıl içinde tamamlanır. Uygulama kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bireysel başvurular kabul edilir.

GEÇİCİ MADDE 19– (Ek: 12/9/2010-5982/25 md.)

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde aşağıda belirtilen esas ve usuller dahilinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri seçilir:

a) Cumhurbaşkanı, hâkimlik mesleğine alınmasına engel bir hali olmayan; yükseköğretim kurumlarının hukuk dallarında en az onbeş yıldan beri görev yapan öğretim üyeleri ile meslekte fiilen onbeş yılını doldurmuş avukatlar arasından dört üye seçer.80

b) Yargıtay Genel Kurulu, Yargıtay üyeleri arasından üç asıl ve üç yedek üye seçer. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi gün içinde Yargıtay Birinci Başkanı adaylık başvurusunu ilân eder. İlân tarihinden itibaren yedi gün içinde adaylar Birinci Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren onbeş gün içinde Yargıtay Genel Kurulu seçim yapar. Her Yargıtay üyesinin oy kullanabileceği seçimde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.81

c) Danıştay Genel Kurulu, Danıştay üyeleri arasından iki asıl ve iki yedek üye seçer. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi gün içinde Danıştay Başkanı adaylık başvurusunu ilân eder. İlân tarihinden itibaren yedi gün içinde adaylar Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren onbeş gün içinde Danıştay Genel Kurulu seçim yapar. Her Danıştay üyesinin oy kullanabileceği seçimde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.82

ç) Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulu, kendi üyeleri arasından, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna bir asıl ve bir yedek üye seçer. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi gün içinde Türkiye Adalet Akademisi Başkanı adaylık başvurusunu ilân eder. İlân tarihinden itibaren yedi gün içinde adaylar Başkanlığa başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren onbeş gün içinde Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulu seçim yapar. Her üyenin oy kullanabileceği seçimde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur.83

d) Yedi asıl ve dört yedek üye birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş olan adlî yargı hâkim ve savcıları arasından, adlî yargı hâkim ve savcıları tarafından Yüksek Seçim Kurulunun yönetim ve denetiminde seçilir. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde Yüksek Seçim Kurulu adaylık başvurularını ilân eder. İlân tarihinden itibaren üç gün içinde adaylar Yüksek Seçim Kuruluna başvurur. Başvuru tarihinin sona erdiği günden itibaren iki gün içinde Yüksek Seçim Kurulu adayların başvurularını inceler ve aday listesini belirleyerek ilân eder. Takip eden iki gün içinde bu listeye karşı itiraz edilebilir. İtiraz süresinin sona erdiği günden itibaren iki gün içinde itirazlar incelenir, sonuçlandırılır ve kesin aday listesi ilân edilir. Yüksek Seçim Kurulunun kesin aday listesini ilân ettiği tarihten sonraki ikinci Pazar günü her ilde, il seçim kurulunun yönetim ve denetimi altında yapılacak seçimlerde, o ilde ve ilçelerinde görev yapan hâkim ve savcılar oy kullanır. İl seçim kurulları o ilde oy kullanacak hâkim ve savcıların sayısına göre sandık kurulları oluşturur. Sandık kurullarının işlem, tedbir ve kararlarına karşı yapılan şikâyet ve itirazlar il seçim kurulunca karara bağlanır. Adaylar propaganda yapamazlar; sadece, Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde özgeçmişlerini bu iş için tahsis edilmiş bir internet sitesinde yayımlayabilirler. Seçimlerde en çok oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmiş olur. Kullanılacak oy pusulalarıyla ilgili diğer hususlar Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir. Yüksek Seçim Kurulu, oy pusulalarını kendisi bastırabileceği gibi gerektiğinde uygun göreceği il seçim kurulları vasıtasıyla bastırmaya da yetkilidir. Yapılacak seçimlerde, 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun bu bende aykırı olmayan hükümleri uygulanır.84

e) Üç asıl ve iki yedek üye birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından, idarî yargı hâkim ve savcıları tarafından Yüksek Seçim Kurulunun yönetim ve denetiminde seçilir. Bölge idare mahkemelerinin bulunduğu illerde, il seçim kurulunun yönetim ve denetimi altında yapılacak bu seçimlerde, o bölge idare mahkemesinde ve yargı çevresi içerisinde kalan yerlerde görev yapan idarî yargı hâkim ve savcıları oy kullanır. Bu seçimler hakkında da (d) bendi hükümleri uygulanır.

Birinci fıkranın (a), (ç), (d) ve (e) bentleri uyarınca seçilen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun asıl üyeleri bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki otuzuncu günü takip eden iş günü görevlerine başlarlar.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun Yargıtay ve Danıştaydan gelen asıl ve yedek üyelerinin görevleri, seçilmiş oldukları sürenin sonuna kadar devam eder. Bunlardan, Yargıtaydan gelen üyelerden görev süresini tamamlayanların yerine birinci fıkranın (b) bendi uyarınca seçilenler; Danıştaydan gelen üyelerden görev süresini tamamlayanların yerine birinci fıkranın (c) bendi uyarınca seçilenler, sırayla göreve başlarlar.

Birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri uyarınca seçilen üyelerden, üçüncü fıkra uyarınca göreve başlayanların görev süresi, birinci fıkranın (a), (ç), (d) ve (e) bentleri uyarınca seçilen diğer Kurul üyelerinin görev süresinin bittiği tarihte sona erer.

İlgili kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılıncaya kadar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna seçilen asıl üyeler, Yargıtay daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm malî ve sosyal haklar ile emeklilik hakkından aynen yararlanırlar. Ayrıca, Kurulun Başkanı dışındaki asıl üyelerine, (30000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ek tazminat ödenir.

İlgili kanunlarda düzenleme yapılıncaya kadar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu;

a) Anayasa hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla, yürürlükteki kanun hükümlerine göre Kurul şeklinde çalışır.

b) İkinci fıkra uyarınca asıl üyelerinin göreve başladığı tarihten itibaren bir hafta içinde Adalet Bakanının başkanlığında toplanır ve bir geçici Başkanvekili seçer.

c) En az onbeş üye ile toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar verir.

ç) Sekreterya hizmetleri Adalet Bakanlığı tarafından yürütülür.

Kurul müfettişleri ile adalet müfettişleri atanıncaya kadar, mevcut adalet müfettişleri, Kurul müfettişi ve adalet müfettişi sıfatıyla görev yaparlar.

Bu madde hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılıncaya kadar uygulanır.

GEÇİCİ MADDE 20- (Ek: 20/5/2016-6718/1 md.)

Bu maddenin Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildiği tarihte; soruşturmaya veya soruşturma ya da kovuşturma izni vermeye yetkili mercilerden, Cumhuriyet başsavcılıklarından ve mahkemelerden; Adalet Bakanlığına, Başbakanlığa, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına veya Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığına intikal etmiş yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyaları bulunan milletvekilleri hakkında, bu dosyalar bakımından, Anayasanın 83 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi hükmü uygulanmaz.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren onbeş gün içinde; Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında, Başbakanlıkta ve Adalet Bakanlığında bulunan yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyalar, gereğinin yapılması amacıyla, yetkili merciine iade edilir.

GEÇİCİ MADDE 21- (Ek: 16/4/2017-6771/17 md.)

A) Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi 3/11/2019 tarihinde birlikte yapılır. Seçimin yapılacağı tarihe kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve Cumhurbaşkanının görevi devam eder. Meclisin seçim kararı alması halinde, 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır.

B) Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu Kanunla yapılan değişikliklerin gerektirdiği Meclis İçtüzüğü değişikliği ile diğer kanuni düzenlemeleri yapar. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenleneceği belirtilen değişiklikler ise Cumhurbaşkanının göreve başlama tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Cumhurbaşkanı tarafından düzenlenir.

C) Anayasanın 159 uncu maddesinde yapılan düzenlemeye göre Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyeleri en geç otuz gün içinde seçilirler ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki kırkıncı günü takip eden iş günü görevlerine başlarlar. Başvurular, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yapılır. Başkanlık, başvuruları Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona gönderir. Komisyon on gün içinde her bir üyelik için üç adayı üye tamsayısının üçte iki çoğunluğuyla belirler. Birinci oylamada üçte iki çoğunlukla seçimin sonuçlandırılamaması halinde, ikinci ve üçüncü oylamalar yapılır; bu oylamalarda üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun oyunu alan aday seçilmiş olur. Beşte üç çoğunluğun sağlanamaması halinde üçüncü oylamada en çok oyu almış olan, seçilecek üyelerin iki katı aday arasından ad çekme usulü ile üye belirleme işlemi tamamlanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu aynı usul ve nisapları gözeterek onbeş gün içinde seçimi tamamlar. Mevcut Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri, yeni üyelerin göreve başlayacağı tarihe kadar görevlerine devam eder ve bu süre içinde yürürlükteki Kanun hükümlerine göre çalışır. Yeni üyeler, ilgili kanunda değişiklik yapılıncaya kadar mevcut Kanunun Anayasaya aykırı olmayan hükümleri uyarınca çalışır. Görevi sona eren ve Hâkimler ve Savcılar Kuruluna yeniden seçilmeyen üyelerden, talepleri halinde adli yargı hâkim ve savcıları arasından seçilenler Yargıtay üyeliğine, idari yargı hâkim ve savcıları arasından seçilenler Danıştay üyeliğine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca seçilir; öğretim üyeleri ve avukatlar arasından seçilenler ise Danıştay üyeliğine Cumhurbaşkanınca atanır. Bu şekilde yapılan seçim ve atamalarda boş kadro olup olmadığına bakılmaz, seçilen ve atanan üye sayısı kadar Yargıtay ve Danıştay kadrolarına üye kadrosu ilave edilir.

D) Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesinden Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmiş bulunan kişilerin herhangi bir sebeple görevleri sona erene kadar üyelikleri devam eder.

E) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve askerî mahkemeler kaldırılmıştır.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde; Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından Başkan, Başsavcı, İkinci Başkan ve üyeleri ile diğer askerî hâkimler (yedek subaylar hariç) tercihleri ve müktesepleri dikkate alınarak;

a) Hâkimler ve Savcılar Kurulunca adli veya idari yargıda hâkim veya savcı olarak atanabilirler.

b) Aylık, ek gösterge, ödenek, yargı ödeneği, ek ödeme, malî, sosyal hak ve yardımlar ile diğer hakları yönünden emsali adli veya idari yargıya mensup hâkim ve savcılar, bunların dışındaki hak ve yükümlülükler yönünden ise bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihteki mevzuat hükümleri uygulanmaya devam edilmek suretiyle Millî Savunma Bakanlığınca mevcut sınıflarında, Bakanlık veya Genelkurmay Başkanlığının hukuk hizmetleri kadrolarına atanırlar. Bunlardan, emeklilik hakkını elde edenlerden yaş haddinden önce bu görevlerden kendi istekleriyle ayrılacaklara ödenecek tazminata ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

Kaldırılan askerî yargı mercilerinde görülmekte olan dosyalardan; kanun yolu incelemesi aşamasında olanlar ilgisine göre Yargıtay veya Danıştaya, diğer dosyalar ise ilgisine göre görevli ve yetkili adli veya idari yargı mercilerine dört ay içinde gönderilir.

F) (…)85

G) (…)

H) Anayasanın 67 nci maddesinin son fıkrası hükmü, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra birlikte yapılacak ilk milletvekili genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi bakımından uygulanmaz.

YEDİNCİ KISIM

Son Hükümler

I. Anayasanın değiştirilmesi, seçimlere ve halkoylamasına katılma

MADDE 175- (Değişik: 17/5/1987-3361/3 md.)

Anayasanın değiştirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte biri tarafından yazıyla teklif edilebilir. Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki teklifler Genel Kurulda iki defa görüşülür. Değiştirme teklifinin kabulü Meclisin üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun gizli oyuyla mümkündür.

Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki tekliflerin görüşülmesi ve kabulü, bu maddedeki kayıtlar dışında, kanunların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki hükümlere tâbidir.

Cumhurbaşkanı Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları, bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderebilir. Meclis, geri gönderilen Kanunu, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile aynen kabul ederse Cumhurbaşkanı bu Kanunu halkoyuna sunabilir.

Meclisce üye tamsayısının beşte üçü ile veya üçte ikisinden az oyla kabul edilen Anayasa değişikliği hakkındaki Kanun, Cumhurbaşkanı tarafından Meclise iade edilmediği takdirde halkoyuna sunulmak üzere Resmî Gazetede yayımlanır.

Doğrudan veya Cumhurbaşkanının iadesi üzerine, Meclis üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kabul edilen Anayasa değişikliğine ilişkin kanun veya gerekli görülen maddeleri Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna sunulabilir. Halkoylamasına sunulmayan Anayasa değişikliğine ilişkin Kanun veya ilgili maddeler Resmî Gazetede yayımlanır.

Halkoyuna sunulan Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların yürürlüğe girmesi için, halkoylamasında kullanılan geçerli oyların yarısından çoğunun kabul oyu olması gerekir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların kabulü sırasında, bu Kanunun halkoylamasına sunulması halinde, Anayasanın değiştirilen hükümlerinden, hangilerinin birlikte hangilerinin ayrı ayrı oylanacağını da karara bağlar.

Halkoylamasına, milletvekili genel ve ara seçimlerine ve mahallî genel seçimlere iştiraki temin için, kanunla para cezası dahil gerekli her türlü tedbir alınır.

II. Başlangıç ve kenar başlıklar

MADDE 176- Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmı, Anayasa metnine dahildir.

Madde kenar başlıkları, sadece ilgili oldukları maddelerin konusunu ve maddeler arasındaki sıralama ve bağlantıyı gösterir. Bu başlıklar, Anayasa metninden sayılmaz.

III. Anayasanın yürürlüğe girmesi

MADDE 177- Bu Anayasa, halkoylaması sonucu kabul edilip Resmî Gazetede yayımlanması ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olur ve aşağıda gösterilen istisnalar ile bu istisnaların yürürlüğe girmesine ait hükümler dışında bütünüyle yürürlüğe girer.

a) İKİNCİ KISIM II. Bölümdeki; kişi hürriyeti ve güvenliği, basın ve yayımla ilgili hükümler, toplantı hak ve hürriyetleri,

III. Bölümdeki çalışma ile ilgili hükümler, toplu iş sözleşmesi, grev hakkı ve lokavt ile ilgili hükümler,

Bu hükümler yeni kanunları çıkarıldığında veya mevcut kanunlarda değişiklik yapıldığında ve her halde en geç Türkiye Büyük Millet Meclisi göreve başladığında yürürlüğe girer. Ancak bu hükümler yürürlüğe girinceye kadar mevcut kanunlar ve Millî Güvenlik Konseyinin bildiri ve kararları uygulanır.

b) İKİNCİ KlSIM’daki; siyasî faaliyette bulunma hakları ile siyasî partilerle ilgili hükümler, bunlara dayalı olarak yeniden hazırlanacak Siyasî Partiler Kanununun;

Seçme ve seçilme hakkı ise yine bu hükümlere dayalı olarak hazırlanacak Seçim Kanununun;

Yayımlanması ile yürürlüğe girer.

c) ÜÇÜNCÜ KISIM’daki; yasama ile ilgili hükümler;

Bu hükümler ilk milletvekili genel seçimi sonucunun ilânı ile birlikte yürürlüğe girer. Ancak bu bölümdeki Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkilerine ilişkin hükümleri, 29 Haziran 1981 gün ve 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi göreve başlayıncaya kadar Millî Güvenlik Konseyince yerine getirilir.

d) ÜÇÜNCÜ KISIM’daki; Cumhurbaşkanı başlığı altındaki görev ve yetkileri ile Devlet Denetleme Kurulu, Bakanlar Kurulu başlığı altındaki tüzükler, Millî Savunma, olağanüstü yönetim usulleri, idare başlığı altındaki mahallî idareler ile Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu hariç diğer hükümler ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri hariç yargıya ilişkin bütün hükümler Anayasanın halkoylaması sonucunda kabulünün Resmî Gazetede ilânı ile birlikte yürürlüğe girer. Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kuruluna ait yürürlüğe girmeyen hükümler Türkiye Büyük Millet Meclisinin göreve başlaması ile, mahallî idareler ile Devlet Güvenlik Mahkemelerine ilişkin hükümler ise ilgili kanunların yayımlanması ile yürürlüğe girer.

e) Anayasanın halkoylaması sonucu kabulünün ilânıyla birlikte yürürlüğe girecek hükümleri ve mevcut ve kurulacak kurum, kuruluş ve kurullar için yeniden kanun yapılması veya mevcut kanunlarda değişiklik yapılması gerekiyorsa bunlara ilişkin işlemler mevcut kanunların Anayasaya aykırı olmayan hükümleri veya doğrudan Anayasa hükümleri, Anayasanın 11 inci maddesi gereğince uygulanır.

f) Kesinhesap kanunu tasarılarının görüşülme usulünü düzenleyen 164 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü 1984 yılından itibaren uygulanmaya başlanır.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASINA

İŞLENEMEYEN GEÇİCİ MADDELER

3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanunun geçici maddesi

GEÇİCİ MADDE- A) Bu Kanunun 24 üncü maddesi ile Anayasanın 67 nci maddesine son fıkra olarak eklenen hüküm bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak ilk genel seçimde uygulanmaz.

B) Bu Kanunun 28 inci maddesi ile Anayasanın 87 nci maddesinde yapılan değişiklik, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce, Anayasanın 14 üncü maddesindeki fiilleri işleyenler hakkında uygulanmaz.

27/12/2002 tarihli ve 4777 sayılı Kanunun geçici maddesi

GEÇİCİ MADDE 1– Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 67 nci maddesinin son fıkrası, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 22 nci dönemi içinde yapılacak ilk ara seçimde uygulanmaz.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

Sıra No.

Kanun No.

TBMM’de Kabul Tarihi

Halkoylaması Tarihi

Değiştirilen Maddeler

Resmî Gazete

Tarih – Sayı

1  

3361

 

17/5/1987

67, 75, 175, Geçici 4
(4 değişiklik yapılmıştır.)
18/5/1987 –19464 Mükerrer

6/9/1987

Geçici 486

(1 değişiklik yapılmıştır.)

Halkoylaması Sonucu:

12/9/1987-19572

2 3913 8/7/1993

133
(1 değişiklik yapılmıştır.)
10/7/1993 – 21633
3 4121 23/7/1995

Başlangıç, 33, 52, 53, 67, 68, 69, 75, 84, 85, 93, 127, 135, 149, 171
(15 değişiklik yapılmıştır.)
26/7/1995-22355
4 4388 18/6/1999

143
(1 değişiklik yapılmıştır.)
18/6/1999-23729 Mükerrer
5 4446 13/8/1999

47, 125, 155
(3 değişiklik yapılmıştır.)
14/8/1999-23786
6 4709 3/10/2001

Başlangıç, 13, 14, 19, 20, 21, 22, 23, 26, 28, 31, 33, 34, 36, 38, 40, 41, 46, 49, 51, 55, 65, 66, 67, 69, 74, 87, 89, 94, 100, 118, 149, Geçici 15
(33 değişiklik yapılmıştır.)
17/10/2001-24556

Mükerrer

7 4720 21/11/2001

86
(1 değişiklik yapılmıştır.)
1/12/2001-24600
8 4777 27/12/2002

76, 78
(2 değişiklik yapılmıştır.)
31/12/2002-24980     3. Mükerrer
9 5170 7/5/2004

10, 15, 17, 30, 38, 87, 90, 131, 143, 160
(10 değişiklik yapılmıştır.)
22/5/2004-25469
10 5370 21/6/2005

133
(1 değişiklik yapılmıştır.)
23/6/2005-25854
11 5428 29/10/2005

130, 160, 161, 162, 163
(5 değişiklik yapılmıştır.)
9/11/2005-25988
12 5551 13/10/2006

76
(1 değişiklik yapılmıştır.)
17/10/2006-26322
13 5659 10/5/2007

Yeni Geçici 17
(1 değişiklik yapılmıştır.)
18/5/2007-26526
14 567887 31/5/2007

21/10/2007

77, 79, 96, 101, 102
(5 değişiklik yapılmıştır.)
16/6/2007-26554

Halkoylaması Sonucu:31/10/2007-26686

15 5735 9/2/2008

10, 42
(2 değişiklik yapılmıştır.)
23/2/2008-26796
16 5982 7/5/2010

12/9/2010

10, 20, 23, 41, 51, 53, 54, 74, 84, 94, 125, 128, 129, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 156, 157, 159, 166, Geçici 15, Yeni Geçici 18 ve 19
(26 değişiklik yapılmıştır.)
13/5/2010-27580

Halkoylaması Sonucu:23/9/2010-27708

17 6214 17/3/2011

59
(1 değişiklik yapılmıştır.)
29/3/2011-27889
18 6718 20/5/2016

Yeni Geçici 20
(1 değişiklik yapılmıştır.)
8/6/2016 – 29736
19 6771 21/1/2017   16/4/2017 8, 9, 15, 17, 19, 73, 75, 76, 77, 78, 82, 87, 88, 89, 91 93, 96, 98, 99, 100, 101, 102, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 127, 131, 134, 137, 142, 145, 146, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 161, 162, 163, 164, 166, 167, Yeni Geçici 21
(70 değişiklik yapılmıştır.)

27/4/2017-30050
Mükerrer

* 1982 Anayasasında günümüze kadar 19 defada, toplam 184 değişiklik yapılmıştır.


1 Bu Anayasa; Kurucu Meclis tarafından 18/10/1982’de halkoylamasına sunulmak üzere kabul edilmiş ve 20/10/1982 tarihli ve 17844 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış; 7/11/1982’de halkoylamasına sunulduktan sonra 9/11/1982 tarihli ve 17863 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yeniden yayımlanmıştır.

2 Birinci fıkrada yer alan “ve Bakanlar Kurulu” ibaresi, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile metinden çıkarılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

3 9/2/2008 tarihli ve 5735 sayılı Kanunun 1’inci maddesiyle; bu fıkraya “bütün işlemlerinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında” ibaresi eklenmiş ve bu ibare Anayasa Mahkemesinin 5/6/2008 tarihli ve E.: 2008/16, K.: 2008/116 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. (R.G.: 22/10/2008, 27032)

4 Birinci fıkrada yer alan “, sıkıyönetim” ibaresi, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile madde metninden çıkarılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

5 Dördüncü fıkrada yer alan “, sıkıyönetim” ibaresi, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile madde metninden çıkarılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

6 Beşinci fıkrada yer alan “, sıkıyönetim” ibaresi, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile madde metninden çıkarılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

7 Bu maddenin kenar başlığı, “I. Ailenin korunması” iken, 12/9/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanunun 4’üncü maddesiyle değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

8 Bu maddenin kenar başlığı, “E. Devletleştirme” iken, 13/8/1999 tarihli ve 4446 sayılı Kanunun 1’inci maddesiyle değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

9 Bu maddenin kenar başlığı, “A. Toplu iş sözleşmesi hakkı” iken, 12/9/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanunun 6’ncı maddesiyle değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

10 Bu maddenin kenar başlığı, “B. Sporun geliştirilmesi” iken, 17/3/2011 tarihli ve 6214 sayılı Kanunun 1’inci maddesiyle değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

11 Bu maddenin kenar başlığı, “XIII. Sosyal ve ekonomik hakların sınırı” iken, 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanunun 22’nci maddesiyle değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

12 Bu maddenin kenar başlığı, “A. Parti kurma, partilere girme ve partilerden çıkma” iken, 23/7/1995 tarihli ve 4121 sayılı Kanunun 6’ncı maddesiyle değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

13 Dördüncü fıkrada yer alan “Bakanlar Kuruluna” ibaresi, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile “Cumhurbaşkanına” şeklinde değiştirilmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

14 Bu maddenin kenar başlığı, “VII. Dilekçe hakkı” iken, 12/9/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanunun 8’inci maddesiyle değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

15 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 2’nci maddesi ile değiştirilmiş; değişiklik EK 2’deki yerine işlenmiştir.

16 Bu madde, başlığı ile birlikte 6771 sayılı Kanunun 4’üncü maddesi ile değiştirilmiş; değişiklik EK 2’deki yerine işlenmiştir.

17 Bu maddenin başlığı, “D. Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin geriye bırakılması ve ara seçimleri” iken, 16/4/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesiyle değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

18 İkinci fıkranın ikinci cümlesi, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

19 Bu maddenin kenar başlığı, “5. Üyeliğin düşmesi” iken, 23/7/1995 tarihli ve 4121 sayılı Kanunun 9’uncu maddesiyle değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

20 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 5’inci maddesi ile değiştirilmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

21 Birinci fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu ve” ile ikinci fıkrada yer alan “tasarı ve” ibareleri, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile madde metninden çıkarılmış; değişiklikler EK 1’deki yerlerine işlenmiştir.

22 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile, üçüncü fıkrada yer alan “geri gönderilen kanunu” ibaresinden sonra gelmek üzere “üye tamsayısının salt çoğunluğuyla” ibaresi eklenmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

23 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

24 İkinci fıkrada yer alan “, doğrudan doğruya veya Bakanlar Kurulunun istemi üzerine,” ibaresi, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile madde metninden çıkarılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

25 İkinci fıkra, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

26 Bu madde, kenar başlığı ile birlikte 6771 sayılı Kanunun 6’ncı maddesi ile değiştirilmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

27 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

28 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

29 Bu madde, başlığı ile birlikte 6771 sayılı Kanunun 7’nci maddesi ile değiştirilmiş; değişiklik EK 2’deki yerine işlenmiştir.

30 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 2’deki yerine işlenmiştir.

31 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 8’inci maddesi ile değiştirilmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

32 Bu madde, başlığı ile birlikte 6771 sayılı Kanunun 9’uncu maddesi ile değiştirilmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

33 Bu madde, başlığı ile birlikte 6771 sayılı Kanunun 10’uncu maddesi ile değiştirilmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

34 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

35 Birinci fıkraya “inceleme,” ibaresinden önce gelmek üzere “idari soruşturma,” ibaresi eklenmiş, ikinci fıkrada yer alan “Silahlı Kuvvetler ve” ibaresi madde metninden çıkarılmış, üçüncü fıkrada yer alan “üyeleri ve üyeleri içinden Başkanı, kanunda belirlenen nitelikteki kişiler arasından,” ibaresi “Başkan ve üyeleri” şeklinde ve dördüncü fıkrada yer alan “kanunla” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle” şeklinde değiştirilmiş; değişiklikler EK 1’deki yerlerine işlenmiştir.

36 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

37 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

38 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

39 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

40 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

41 Bu madde,  6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmasına rağmen söz konusu maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarının ilgaları yönünden yürürlük tarihinin “birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının göreve başladığı tarih” olması nedeniyle söz konusu iki fıkra madde metninde korunmuştur.

42 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

43 Bu madde, başlığı ile birlikte 6771 sayılı Kanunun 11’inci maddesi ile değiştirilmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

44 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile; ikinci fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiş, üçüncü fıkranın başına “Cumhurbaşkanınca atanan” ibaresi eklenmiş, dördüncü ve beşinci fıkralar yürürlükten kaldırılmış;  değişiklikler EK 1’deki yerlerine işlenmiştir.

45 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile; birinci fıkrada yer alan “Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Başbakan yardımcıları,” ibaresi “Cumhurbaşkanı yardımcıları,” şeklinde, “Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ve Jandarma Genel Komutanından” ibaresi “Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanlarından” şeklinde, üçüncü fıkrada yer alan “Bakanlar Kuruluna” ibaresi “Cumhurbaşkanına” şeklinde; “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde,  dördüncü fıkrada yer alan “Başbakan” ibaresi “Cumhurbaşkanı yardımcıları” şeklinde,  beşinci fıkrada yer alan “Başbakanın” ibaresi “Cumhurbaşkanı yardımcısının” şeklinde, altıncı fıkrada yer alan “kanunla” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle” şeklinde değiştirilmiş; değişiklikler EK 1’deki yerlerine işlenmiştir.

46 Altıncı fıkrada yer alan “kanunla” ibaresi 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile “Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle” şeklinde değiştirilmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

47 Bu madde, başlığı ile birlikte 6771 sayılı Kanunun 12’nci maddesi ile değiştirilmiş, kenar başlıkları metinden çıkarılmış; değişiklikler EK 1’deki yerlerine işlenmiştir.

48 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

49 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

50 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

51 Üçüncü fıkrada yer alan “ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak” ibaresi, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile “kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle” şeklinde değiştirilmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

52 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile; birinci fıkrada yer alan “Başbakanlık” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde, “tüzüklerin” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin” şeklinde değiştirilmiş;  değişiklikler EK 1’deki yerlerine işlenmiştir.

53 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile; ikinci fıkrada yer alan “Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askerî Şûranın kararları yargı denetimi dışındadır. Ancak,”  ile altıncı fıkrada yer alan “sıkıyönetim,” ibareleri madde metninden çıkarılmış; değişiklikler EK 1’deki yerlerine işlenmiştir.

54 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile; altıncı fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulunun” ibaresi “Cumhurbaşkanının” şeklinde değiştirilmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

55 İkinci fıkrada yer alan “ve Bakanlar Kurulunca” ibaresi, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile “tarafından” şeklinde değiştirilmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

56 Bu maddenin kenar başlığı, “F. Radyo ve Televizyon İdaresi ve kamuyla ilişkili haber ajansları” iken, 8/7/1993 tarihli ve 3913 sayılı Kanunun 1’inci maddesiyle “F. Radyo ve televizyon kuruluşları ve kamuyla ilişkili haber ajansları” şeklinde değiştirilmiş; daha sonra, 21/6/2005 tarihli ve 5370 sayılı Kanunun 1’inci maddesiyle yeniden değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

57 Birinci fıkrada yer alan “Başbakanlığa” ibaresi, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile “Cumhurbaşkanının görevlendireceği bakana” şeklinde değiştirilmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

58 Birinci fıkrada yer alan “tüzük” ibaresi, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi” şeklinde değiştirilmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

59 Bu maddenin kenar başlığı, “G. Hâkim ve savcıların denetimi” iken, 12/9/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanunun 14’üncü maddesiyle değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

60 Bu fıkranın -6771 sayılı Kanun’la değiştirilmeden önceki hâlinde- birinci cümlesindeki, “her boş üyelik için,” ibaresinden sonra gelen “… bir üye ancak bir aday için oy kullanabilir; …” ve ikinci cümlesindeki, “yapılacak seçimde” ibaresinden sonra gelen “… de her bir baro başkanı ancak bir aday için oy kullanabilir ve …” ibareleri Anayasa Mahkemesinin 7/7/2010 tarihli ve E.: 2010/49, K.: 2010/87 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. (R.G.: 1/8/2010 – Mükerrer 27659)

61 Bu maddenin kenar başlığı, “2. Üyeliğin sona ermesi” iken, 12/9/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanunun 17’nci maddesiyle değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

62 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile; birinci fıkrada yer alan “, sıkıyönetim” ibaresi madde metninden çıkarılmış, birinci fıkrada yer alan “kanun hükmünde kararnamelerin” ibareleri “Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin” şeklinde, altıncı fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu üyelerini” ibaresi “Cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları” şeklinde değiştirilmiş; değişiklikler EK 1’deki yerlerine işlenmiştir.

63 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile; birinci fıkrada yer alan “kanun hükmündeki kararnamelerin” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin”, “iktidar ve anamuhalefet partisi Meclis grupları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi” ibaresi, “Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubuna ve” şeklinde değiştirilmiş, fıkranın son cümlesi yürürlükten kaldırılmış; değişiklikler EK 1’deki yerlerine işlenmiştir.

64 Bu maddede yer alan “kanun hükmünde kararname” ibaresi, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi” şeklinde değiştirilmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

65 Birinci fıkrada yer alan “kanun hükmünde kararnamenin” ibaresi, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile “Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin” şeklinde değiştirilmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

66 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile; ikinci fıkrada yer alan “kanun hükmünde kararnamenin” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin”, üçüncü fıkrada yer alan “kanun hükmünde kararname” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi” şeklinde değiştirilmiş; dördüncü fıkrada yer alan “tasarı veya” ibaresi madde metninden çıkarılmış; değişiklikler EK 1’deki yerlerine işlenmiştir.

67 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile; ikinci fıkrada yer alan “Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları,” ile “tüzük tasarılarını incelemek,” ibareleri madde metninden çıkarılmış; değişiklikler EK 1’deki yerlerine işlenmiştir.

68 Bu maddenin kenar başlığı, “III. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu” iken, 16/4/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 14’üncü maddesiyle değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

69Bu fıkranın -6771 sayılı Kanunun 14’üncü maddesi ile değiştirilmeden önceki hâlinde-  üçüncü cümlesindeki, “hukuk,” ibaresinden sonra gelen “… iktisat ve siyasal bilimler …” ve aynı cümledeki “öğretim üyeleri,” ibaresinden sonra gelen “… üst kademe yöneticileri …” ibareleri Anayasa Mahkemesinin 7/7/2010 tarihli ve E.: 2010/49, K.: 2010/87 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. (R.G.: 1/8/2010 – Mükerrer 27659)

70Bu fıkranın -6771 sayılı Kanunun 14’üncü maddesi ile değiştirilmeden önceki hâlinde- birinci cümlesindeki, “her hâkim ve savcının;” ibaresinden sonra gelen “… ancak bir aday için …” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 7/7/2010 tarihli ve E.: 2010/49, K.: 2010/87 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. (R.G.: 1/8/2010 – Mükerrer 27659)

71 Bu madde, başlığı ile birlikte 6771 sayılı Kanunun 15’inci maddesi ile değiştirilmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

72 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

73 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

74 Bu madde, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

75 Bu maddenin kenar başlığı, “I. Planlama” iken, 12/9/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanunun 23’üncü maddesiyle değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

76 Dördüncü fıkrada yer alan “hükümete” ibaresi, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile “Cumhurbaşkanına” şeklinde değiştirilmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

77 İkinci fıkrada yer alan “Bakanlar Kuruluna” ibaresi, 6771 sayılı Kanunun 16’ncı maddesi ile “Cumhurbaşkanına” şeklinde değiştirilmiş; değişiklik EK 1’deki yerine işlenmiştir.

78 Bu bendin son cümlesindeki, “Her Sayıştay üyesinin” ibaresinden sonra gelen “… ancak bir aday için …” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 7/7/2010 tarihli ve E.: 2010/49, K.: 2010/87 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. (R.G.: 1/8/2010 – Mükerrer 27659)

79 Bu bendin son cümlesindeki, “Her bir baro başkanının” ibaresinden sonra gelen “… ancak bir aday için …” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 7/7/2010 tarihli ve E.: 2010/49, K.: 2010/87 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. (R.G.: 1/8/2010 – Mükerrer 27659)

80 Bu bendin birinci cümlesindeki, “hukuk,” ibaresinden sonra gelen “… iktisat ve siyasal bilimler …” ve “öğretim üyeleri,” ibarelerinden sonra gelen “… üst kademe yöneticileri …” ibareleri ile “Cumhurbaşkanı, üst kademe yöneticileri arasından seçeceği Kurul üyesini, bakanlık, müsteşarlık, müsteşar yardımcılığı, valilik, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, kamu kurum ve kuruluşlarında genel müdürlük veya teftiş kurulu başkanlığı görevlerini yapanlar arasından seçer.” şeklindeki ikinci cümle Anayasa Mahkemesinin 7/7/2010 tarihli ve E.: 2010/49, K.: 2010/87 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. (R.G.: 1/8/2010 – Mükerrer 27659)

81 Bu bendin son cümlesindeki, “Her Yargıtay üyesinin” ibaresinden sonra gelen “… sadece bir aday için …” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 7/7/2010 tarihli ve E.: 2010/49, K.: 2010/87 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. (R.G.: 1/8/2010 – Mükerrer 27659)

82 Bu bendin son cümlesindeki, “Her Danıştay üyesinin” ibaresinden sonra gelen “… sadece bir aday için …” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 7/7/2010 tarihli ve E.: 2010/49, K.: 2010/87 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. (R.G.: 1/8/2010 – Mükerrer 27659)

83 Bu bendin son cümlesindeki, “Her üyenin” ibaresinden sonra gelen “… sadece bir aday için …” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 7/7/2010 tarihli ve E.: 2010/49, K.: 2010/87 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. (R.G.: 1/8/2010 – Mükerrer 27659)

84 Bu bentte yer alan “Bu seçimlerde her seçmen sadece bir aday için oy kullanabilir.” şeklindeki onbirinci cümle Anayasa Mahkemesinin 7/7/2010 tarihli ve E.: 2010/49, K.: 2010/87 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. (R.G.: 1/8/2010 – Mükerrer 27659)

85 6771 sayılı Kanunun 17’nci maddesi ile eklenen bu geçici maddenin (F) ve (G) fıkralarının yürürlük tarihinin “birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının göreve başladığı tarih” olması nedeniyle söz konusu fıkralar metne işlenmemiş; EK 1’deki yerlerine işlenmiştir.

86 3361 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinde Anayasanın geçici 4’üncü maddesinin yürürlükten kaldırılması ve bu hükmün halkoylamasına sunulması öngörülmüştür. Yapılan halkoylamasında Anayasanın geçici 4’üncü maddesinin yürürlükten kaldırılması kabul edilmiştir.

87 Halkoylamasına sunulan 5678 sayılı Kanunun 6’ncı maddesiyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına eklenen geçici 18 ve 19’uncu maddeler, 16/10/2007 tarihli ve 5697 sayılı Kanunla halkoylamasına sunulan metinden çıkarılmıştır.

 

EK 1:

 6771 SAYILI KANUN GEREĞİNCE BİRLİKTE YAPILAN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ VE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ SONUCUNDA CUMHURBAŞKANININ GÖREVE BAŞLADIĞI TARİHTE YÜRÜRLÜĞE GİRECEK DEĞİŞİKLİKLER

VIII. Yürütme yetkisi ve görevi

MADDE 8- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.

IV. Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması

MADDE 15- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

(Değişik: 7/5/2004-5170/2 md.) Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.

I. Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı

MADDE 17- Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.

(Değişik: 7/5/2004-5170/3 md.; 16/4/2017-6771/16 md.) Meşrû müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.

III. Kişi hürriyeti ve güvenliği

MADDE 19- Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.

Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/4 md.; 16/4/2017-6771/16 md.) Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal ve savaş hallerinde uzatılabilir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/4 md.) Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı, yakınlarına derhal bildirilir.

Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.

Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/4 md.) Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.

VI. Vergi ödevi

MADDE 73- Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.

Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.

3. Üyelikle bağdaşmayan işler

MADDE 82- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Devlet ve diğer kamu tüzelkişilerinde ve bunlara bağlı kuruluşlarda; Devletin veya diğer kamu tüzelkişilerinin doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak katıldığı teşebbüs ve ortaklıklarda; özel gelir kaynakları ve özel imkânları kanunla sağlanmış kamu yararına çalışan derneklerin ve Devletten yardım sağlayan ve vergi muafiyeti olan vakıfların, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalar ve bunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev alamazlar, vekili olamazlar, herhangi bir taahhüt işini doğrudan veya dolaylı olarak kabul edemezler, temsilcilik ve hakemlik yapamazlar.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, yürütme organının teklif, inha, atama veya onamasına bağlı resmî veya özel herhangi bir işle görevlendirilemezler. (Mülga cümle: 16/4/2017-6771/16 md.)

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği ile bağdaşmayan diğer görev ve işler kanunla düzenlenir.

II. Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri

A. Genel olarak

MADDE 87- (Değişik: 3/10/2001-4709/28 md.; 7/5/2004-5170/6 md.; 16/4/2017-6771/5 md.)

Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; bütçe ve kesinhesap kanun tekliflerini görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.

B. Kanunların teklif edilmesi ve görüşülmesi

MADDE 88- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Kanun teklif etmeye milletvekilleri yetkilidir.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Kanun tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esasları İçtüzükle düzenlenir.

C. Kanunların Cumhurbaşkanınca yayımlanması

MADDE 89- Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilen kanunları onbeş gün içinde yayımlar.

(Değişik: 3/10/2001-4709/29 md.) Yayımlanmasını kısmen veya tamamen uygun bulmadığı kanunları, bir daha görüşülmek üzere, bu hususta gösterdiği gerekçe ile birlikte aynı süre içinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir. Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulunmama durumunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi sadece uygun bulunmayan maddeleri görüşebilir. Bütçe kanunları bu hükme tâbi değildir.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisi, geri gönderilen kanunu üye tamsayısının salt çoğunluğuyla aynen kabul ederse, kanun Cumhurbaşkanınca yayımlanır; Meclis, geri gönderilen kanunda yeni bir değişiklik yaparsa, Cumhurbaşkanı değiştirilen kanunu tekrar Meclise geri gönderebilir.

Anayasa değişikliklerine ilişkin hükümler saklıdır.

E. Kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verme

MADDE 91- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

A. Toplanma ve tatil

MADDE 93- (Değişik: 23/7/1995-4121/11 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisi, her yıl Ekim ayının ilk günü kendiliğinden toplanır.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Meclis, bir yasama yılında en çok üç ay tatil yapabilir; ara verme veya tatil sırasında Cumhurbaşkanınca toplantıya çağrılır.

Meclis Başkanı da doğrudan doğruya veya üyelerin beşte birinin yazılı istemi üzerine, Meclisi toplantıya çağırır.

Ara verme veya tatil sırasında toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisinde, öncelikle bu toplantıyı gerektiren konu görüşülmeden ara verme veya tatile devam edilemez.

D. Toplantı ve karar yeter sayısı

MADDE 96- (Değişik: 21/10/2007-5678/3 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisi, yapacağı seçimler dahil bütün işlerinde üye tamsayısının en az üçte biri ile toplanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasada başkaca bir hüküm yoksa toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz.

(Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

IV. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgi edinme ve denetim yolları1

MADDE 98- (Değişik: 16/4/2017-6771/6 md.)

Türkiye Büyük Millet Meclisi; Meclis araştırması, genel görüşme, Meclis soruşturması ve yazılı soru yollarıyla bilgi edinme ve denetleme yetkisini kullanır.

Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemeden ibarettir.

Genel görüşme, toplumu ve Devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesidir.

Meclis soruşturması, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında 106 ncı maddenin beşinci, altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca yapılan soruşturmadan ibarettir.

Yazılı soru, yazılı olarak en geç onbeş gün içinde cevaplanmak üzere milletvekillerinin, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı olarak soru sormalarından ibarettir.

Meclis araştırması, genel görüşme ve yazılı soru önergelerinin verilme şekli, içeriği ve kapsamı ile araştırma usulleri Meclis İçtüzüğü ile düzenlenir.

B. Gensoru

MADDE 99- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

C. Meclis soruşturması

MADDE 100- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

D. Görev ve yetkileri

MADDE 104- (Değişik: 16/4/2017-6771/8 md.)

Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir.

Cumhurbaşkanı, Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin eder.

Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapar.

Ülkenin iç ve dış siyaseti hakkında Meclise mesaj verir.

Kanunları yayımlar.

Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir.

Kanunların, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde iptal davası açar.

Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanları atar ve görevlerine son verir.

Üst kademe kamu yöneticilerini atar, görevlerine son verir ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenler.

Yabancı devletlere Türkiye Cumhuriyetinin temsilcilerini gönderir, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul eder.

Milletlerarası andlaşmaları onaylar ve yayımlar.

Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunar.

Milli güvenlik politikalarını belirler ve gerekli tedbirleri alır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil eder.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verir.

Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletir veya kaldırır.

Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir.

Cumhurbaşkanı, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilir.

Kararnameler ve yönetmelikler, yayımdan sonraki bir tarih belirlenmemişse, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girer.

Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.

E. Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu2

MADDE 105- (Değişik: 16/4/2017-6771/9 md.)

Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilir. Meclis, önergeyi en geç bir ay içinde görüşür ve üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilir.

Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasi partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her siyasi parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak onbeş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclis Başkanlığına sunar. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona bir aylık yeni ve kesin bir süre verilir.

Rapor Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde dağıtılır, dağıtımından itibaren on gün içinde Genel Kurulda görüşülür. Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tamsayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilir. Yüce Divan yargılaması üç ay içinde tamamlanır, bu sürede tamamlanamazsa bir defaya mahsus olmak üzere üç aylık ek süre verilir, yargılama bu sürede kesin olarak tamamlanır.

Hakkında soruşturma açılmasına karar verilen Cumhurbaşkanı, seçim kararı alamaz.

Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkûm edilen Cumhurbaşkanının görevi sona erer.

Cumhurbaşkanının görevde bulunduğu sürede işlediği iddia edilen suçlar için görevi bittikten sonra da bu madde hükmü uygulanır.

F. Cumhurbaşkanı yardımcıları, Cumhurbaşkanına vekâlet ve bakanlar3

MADDE 106- (Değişik: 16/4/2017-6771/10 md.)

Cumhurbaşkanı, seçildikten sonra bir veya daha fazla Cumhurbaşkanı yardımcısı atayabilir.

Cumhurbaşkanlığı makamının herhangi bir nedenle boşalması halinde, kırkbeş gün içinde Cumhurbaşkanı seçimi yapılır. Yenisi seçilene kadar Cumhurbaşkanı yardımcısı Cumhurbaşkanlığına vekâlet eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır. Genel seçime bir yıl veya daha az kalmışsa Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimi de Cumhurbaşkanı seçimi ile birlikte yenilenir. Genel seçime bir yıldan fazla kalmışsa seçilen Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi seçim tarihine kadar görevine devam eder. Kalan süreyi tamamlayan Cumhurbaşkanı açısından bu süre dönemden sayılmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimlerinin yapılacağı tarihte her iki seçim birlikte yapılır.

Cumhurbaşkanının hastalık ve yurt dışına çıkma gibi sebeplerle geçici olarak görevinden ayrılması hallerinde, Cumhurbaşkanı yardımcısı Cumhurbaşkanına vekâlet eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır.

Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanır ve görevden alınır. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, 81 inci maddede yazılı şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde andiçerler. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan olarak atanırlarsa üyelikleri sona erer.

Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, Cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında görevleriyle ilgili suç işledikleri iddiasıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilir. Meclis, önergeyi en geç bir ay içinde görüşür ve üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilir.

Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasi partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından, her siyasi parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak onbeş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclis Başkanlığına sunar. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona bir aylık yeni ve kesin bir süre verilir.

Rapor Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde dağıtılır ve dağıtımından itibaren on gün içinde Genel Kurulda görüşülür. Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tamsayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilir. Yüce Divan yargılaması üç ay içinde tamamlanır, bu sürede tamamlanamazsa bir defaya mahsus olmak üzere üç aylık ek süre verilir, yargılama bu sürede kesin olarak tamamlanır.

Bu kişilerin görevde bulundukları sürede, görevleriyle ilgili işledikleri iddia edilen suçlar bakımından, görevleri bittikten sonra da beşinci, altıncı ve yedinci fıkra hükümleri uygulanır.

Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkûm edilen Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakanın görevi sona erer.

Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, görevleriyle ilgili olmayan suçlarda yasama dokunulmazlığına ilişkin hükümlerden yararlanır.

Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.

G. Cumhurbaşkanı Genel Sekreterliği

MADDE 107- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

H. Devlet Denetleme Kurulu

MADDE 108- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) İdarenin hukuka uygunluğunun, düzenli ve verimli şekilde yürütülmesinin ve geliştirilmesinin sağlanması amacıyla, Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulan Devlet Denetleme Kurulu, Cumhurbaşkanının isteği üzerine, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında ve sermayesinin yarısından fazlasına bu kurum ve kuruluşların katıldığı her türlü kuruluşta, kamu kurumu niteliğinde olan meslek kuruluşlarında, her düzeydeki işçi ve işveren meslek kuruluşlarında, kamuya yararlı derneklerle vakıflarda, her türlü idari soruşturma, inceleme, araştırma ve denetlemeleri yapar.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Yargı organları, Devlet Denetleme Kurulunun görev alanı dışındadır.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Devlet Denetleme Kurulunun Başkan ve üyeleri, Cumhurbaşkanınca atanır.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Devlet Denetleme Kurulunun işleyişi, üyelerinin görev süresi ve diğer özlük işleri, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.

II. Bakanlar Kurulu

A. Kuruluş

MADDE 109- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

B. Göreve başlama ve güvenoyu

MADDE 110- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

C.  Görev sırasında güvenoyu

MADDE 111- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

D. Görev ve siyasî sorumluluk

MADDE 112- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

E. Bakanlıkların kurulması ve bakanlar

MADDE 113- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

F. Seçimlerde geçici Bakanlar Kurulu

MADDE 114- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

G. Tüzükler

MADDE 115- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

H. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin yenilenmesi4

MADDE 116- (Değişik: 16/4/2017-6771/11 md.)

Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Bu halde Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır.

Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır.

Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir.

Seçimlerinin birlikte yenilenmesine karar verilen Meclisin ve Cumhurbaşkanının yetki ve görevleri, yeni Meclisin ve Cumhurbaşkanının göreve başlamasına kadar devam eder.

Bu şekilde seçilen Meclis ve Cumhurbaşkanının görev süreleri de beş yıldır.

İ. Millî Savunma

1. Başkomutanlık ve Genelkurmay Başkanlığı

MADDE 117- Başkomutanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevî varlığından ayrılamaz ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Millî güvenliğin sağlanmasından ve Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı, Cumhurbaşkanı sorumludur.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Cumhurbaşkanınca atanan Genelkurmay Başkanı; Silahlı Kuvvetlerin komutanı olup, savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanlığı namına yerine getirir.

(Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

(Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

2. Millî Güvenlik Kurulu

MADDE 118- (Değişik: 3/10/2001-4709/32 md.; 16/4/2017-6771/16 md.) Millî Güvenlik Kurulu; Cumhurbaşkanının başkanlığında, Cumhurbaşkanı yardımcıları, Adalet, Millî Savunma, İçişleri, Dışişleri Bakanları, Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava kuvvetleri komutanlarından kurulur.

Gündemin özelliğine göre Kurul toplantılarına ilgili bakan ve kişiler çağrılıp görüşleri alınabilir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/32 md.; 16/4/2017-6771/16 md.) Millî Güvenlik Kurulu; Devletin millî güvenlik siyasetinin tayini, tespiti ve uygulanması ile ilgili alınan tavsiye kararları ve gerekli koordinasyonun sağlanması konusundaki görüşlerini Cumhurbaşkanına bildirir. Kurulun, Devletin varlığı ve bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği, toplumun huzur ve güvenliğinin korunması hususunda alınmasını zorunlu gördüğü tedbirlere ait kararlar Cumhurbaşkanınca değerlendirilir.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Millî Güvenlik Kurulunun gündemi; Cumhurbaşkanı yardımcıları ve Genelkurmay Başkanının önerileri dikkate alınarak Cumhurbaşkanınca düzenlenir.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Cumhurbaşkanı katılamadığı zamanlar Millî Güvenlik Kurulu Cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlığında toplanır.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin teşkilatı ve görevleri Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.

III. Olağanüstü hal yönetimi5

MADDE 119- (Değişik: 16/4/2017-6771/12 md.)

Cumhurbaşkanı; savaş, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, seferberlik, ayaklanma, vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması, anayasal düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerinin ortaya çıkması, şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması, tabiî afet veya tehlikeli salgın hastalık ya da ağır ekonomik bunalımın ortaya çıkması hallerinde yurdun tamamında veya bir bölgesinde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir.

Olağanüstü hal ilanı kararı, verildiği gün Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağırılır; Meclis gerekli gördüğü takdirde olağanüstü halin süresini kısaltabilir, uzatabilir veya olağanüstü hali kaldırabilir.

Cumhurbaşkanının talebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi her defasında dört ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilir. Savaş hallerinde bu dört aylık süre aranmaz.

Olağanüstü hallerde vatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile 15 inci maddedeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya geçici olarak durdurulacağı, hangi hükümlerin uygulanacağı ve işlemlerin nasıl yürütüleceği kanunla düzenlenir.

Olağanüstü hallerde Cumhurbaşkanı, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, 104 üncü maddenin onyedinci fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen sınırlamalara tabi olmaksızın Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Kanun hükmündeki bu kararnameler Resmî Gazetede yayımlanır, aynı gün Meclis onayına sunulur.

Savaş ve mücbir sebeplerle Türkiye Büyük Millet Meclisinin toplanamaması hâli hariç olmak üzere; olağanüstü hal sırasında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri üç ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülür ve karara bağlanır. Aksi halde olağanüstü hallerde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi kendiliğinden yürürlükten kalkar.

2. Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması sebepleriyle olağanüstü hal ilânı

MADDE 120- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

3. Olağanüstü hallerle ilgili düzenleme

MADDE 121- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

B. Sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hali

MADDE 122- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

IV. İdare

A. İdarenin esasları

1. İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği

MADDE 123- İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.

İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Kamu tüzelkişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur.

2. Yönetmelikler

MADDE 124-  (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.

Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir.

B. Yargı yolu

MADDE 125- İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek cümleler: 13/8/1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.

(Ek cümle: 12/9/2010-5982/11 md.) (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır.

İdarî işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar.

(Değişik: 12/9/2010-5982/11 md.) Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.

İdarî işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Kanun, olağanüstü hallerde, seferberlik ve savaş halinde ayrıca millî güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir.

İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.

2. Mahallî idareler

MADDE 127- Mahallî idareler; il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.

Mahallî idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir.

(Değişik: 23/7/1995-4121/12 md.) Mahallî idarelerin seçimleri, 67 nci maddedeki esaslara göre beş yılda bir yapılır. (Mülga cümle: 16/4/2017-6771/16 md.) Kanun, büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimleri getirebilir.

Mahallî idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını kazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve kaybetmeleri, konusundaki denetim yargı yolu ile olur. Ancak, görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahallî idare organları veya bu organların üyelerini, İçişleri Bakanı, geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar uzaklaştırabilir.

Merkezî idare, mahallî idareler üzerinde, mahallî hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idarî vesayet yetkisine sahiptir.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Mahallî idarelerin belirli kamu hizmetlerinin görülmesi amacı ile, kendi aralarında Cumhurbaşkanının izni ile birlik kurmaları, görevleri, yetkileri, maliye ve kolluk işleri ve merkezî idare ile karşılıklı bağ ve ilgileri kanunla düzenlenir. Bu idarelere, görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır.

2. Yükseköğretim üst kuruluşları

MADDE 131- Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim- öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yükseköğretim Kurulu kurulur.

(Değişik: 7/5/2004-5170/8 md.; 16/4/2017-6771/16 md.) Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler tarafından seçilen ve sayıları, nitelikleri, seçilme usulleri kanunla belirlenen adaylar arasından rektörlük ve öğretim üyeliğinde başarılı hizmet yapmış profesörlere öncelik vermek sureti ile Cumhurbaşkanınca atanan üyeler ve Cumhurbaşkanınca doğrudan doğruya seçilen üyelerden kurulur.

Kurulun teşkilatı, görev, yetki, sorumluluğu ve çalışma esasları kanunla düzenlenir.

G. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu

MADDE 134- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılâplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak ve yayınlar yapmak amacıyla; Atatürk’ün manevî himayelerinde, Cumhurbaşkanının gözetim ve desteğinde, Cumhurbaşkanının görevlendireceği bakana bağlı; Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezinden oluşan, kamu tüzelkişiliğine sahip “Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu” kurulur.

Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu için Atatürk’ün vasiyetnamesinde belirtilen malî menfaatler saklı olup kendilerine tahsis edilir.

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun; kuruluşu, organları, çalışma usulleri ve özlük işleri ile kuruluşuna dahil kurumlar üzerindeki yetkileri kanunla düzenlenir.

J. Kanunsuz emir

MADDE 137- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz.

Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.

Askerî hizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır.

3. Görev ve yetkileri

MADDE 148- (Değişik: 12/9/2010-5982/18 md.; 16/4/2017-6771/16 md.) Anayasa Mahkemesi, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler ve bireysel başvuruları karara bağlar. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde ve savaş hallerinde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.

Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz; def’i yoluyla da ileri sürülemez.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/18 md.) Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/18 md.) Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/18 md.) Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

(Değişik: 12/9/2010-5982/18 md.; 16/4/2017-6771/16 md.) Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını, Cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/18 md.) (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanırlar.

Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili yapar.

(Değişik: 12/9/2010-5982/18 md.) Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilir. Genel Kurulun yeniden inceleme sonucunda verdiği kararlar kesindir.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerine getirir.

5. İptal davası

MADDE 150- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün veya bunların belirli madde ve hükümlerinin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açabilme hakkı, Cumhurbaşkanına, Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubuna ve üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelere aittir. (Mülga cümle: 16/4/2017-6771/16 md.)

6. Dava açma süresi

MADDE 151- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açma hakkı, iptali istenen kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya İçtüzüğün Resmî Gazetede yayımlanmasından başlayarak altmış gün sonra düşer.

7. Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi

MADDE 152- (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.

Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddî görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır.

Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır.

Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.

8. Anayasa Mahkemesinin kararları

MADDE 153- Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukukî boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.

İptal kararları geriye yürümez.

Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.

C. Danıştay

MADDE 155- Danıştay, idarî mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idarî yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.

(Değişik: 13/8/1999- 4446/3 md.; 16/4/2017-6771/16 md.) Danıştay, davaları görmek, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında iki ay içinde düşüncesini bildirmek, idarî uyuşmazlıkları çözmek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Danıştay üyelerinin dörtte üçü, birinci sınıf idarî yargı hâkim ve savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve Savcılar Kurulu; dörtte biri, nitelikleri kanunda belirtilen görevliler arasından Cumhurbaşkanı; tarafından seçilir.

Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri ve daire başkanları, kendi üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla dört yıl için seçilirler. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.

Danıştayın, kuruluşu, işleyişi, Başkan, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ile üyelerinin nitelikleri ve seçim usulleri, idarî yargının özelliği, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.

A. Bütçe ve kesinhesap6

MADDE 161- (Değişik: 29/10/2005-5428/3 md.; 16/4/2017-6771/15 md.)

Kamu idarelerinin ve kamu iktisadî teşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamaları yıllık bütçelerle yapılır.

Malî yıl başlangıcı ile merkezi yönetim bütçesinin hazırlanması, uygulanması ve kontrolü ile yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iş ve hizmetler için özel süre ve usuller kanunla düzenlenir. Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz.

Cumhurbaşkanı bütçe kanun teklifini, malî yılbaşından en az yetmişbeş gün önce, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar. Bütçe teklifi Bütçe Komisyonunda görüşülür. Komisyonun ellibeş gün içinde kabul edeceği metin Genel Kurulda görüşülür ve malî yılbaşına kadar karara bağlanır.

Bütçe kanununun süresinde yürürlüğe konulamaması halinde, geçici bütçe kanunu çıkarılır. Geçici bütçe kanununun da çıkarılamaması durumunda, yeni bütçe kanunu kabul edilinceye kadar bir önceki yılın bütçesi yeniden değerleme oranına göre artırılarak uygulanır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Genel Kurulda kamu idare bütçeleri hakkında düşüncelerini her bütçenin görüşülmesi sırasında açıklarlar, gider artırıcı veya gelirleri azaltıcı önerilerde bulunamazlar.

Genel Kurulda kamu idare bütçeleri ile değişiklik önergeleri, üzerinde ayrıca görüşme yapılmaksızın okunur ve oylanır.

Merkezî yönetim bütçesiyle verilen ödenek, harcanabilecek tutarın sınırını gösterir. Harcanabilecek tutarın Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle aşılabileceğine dair bütçe kanununa hüküm konulamaz.

Carî yıl bütçesindeki ödenek artışını öngören değişiklik teklifleri ile carî ve izleyen yılların bütçelerine malî yük getiren tekliflerde, öngörülen giderleri karşılayabilecek malî kaynak gösterilmesi zorunludur.

Merkezî yönetim kesinhesap kanunu teklifi, ilgili olduğu malî yılın sonundan başlayarak en geç altı ay sonra Cumhurbaşkanı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur. Sayıştay genel uygunluk bildirimini, ilişkin olduğu kesinhesap kanun teklifinin verilmesinden başlayarak en geç yetmişbeş gün içinde Meclise sunar.

Kesinhesap kanunu teklifi ve genel uygunluk bildiriminin Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olması, ilgili yıla ait Sayıştayca sonuçlandırılamamış denetim ve hesap yargılamasını önlemez ve bunların karara bağlandığı anlamına gelmez.

Kesinhesap kanunu teklifi, yeni yıl bütçe kanunu teklifiyle birlikte görüşülür ve karara bağlanır.

B. Bütçenin görüşülmesi

MADDE 162- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

C. Bütçelerde değişiklik yapılabilme esasları

MADDE 163- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

D. Kesinhesap

MADDE 164- (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)

I. Planlama; Ekonomik ve Sosyal Konsey7

MADDE 166- Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayiin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli şekilde kullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilatı kurmak Devletin görevidir.

Planda millî tasarrufu ve üretimi artırıcı, fiyatlarda istikrar ve dış ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdamı geliştirici tedbirler öngörülür; yatırımlarda toplum yararları ve gerekleri gözetilir; kaynakların verimli şekilde kullanılması hedef alınır. Kalkınma girişimleri, bu plana göre gerçekleştirilir.

Kalkınma planlarının hazırlanmasına, Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmasına, uygulanmasına, değiştirilmesine ve bütünlüğünü bozacak değişikliklerin önlenmesine ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/23 md.) (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında Cumhurbaşkanına istişarî nitelikte görüş bildirmek amacıyla Ekonomik ve Sosyal Konsey kurulur. Ekonomik ve Sosyal Konseyin kuruluş ve işleyişi kanunla düzenlenir.

II. Piyasaların denetimi ve dış ticaretin düzenlenmesi

MADDE 167- Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.

(Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek malî yükümlülükler koymaya ve bunları kaldırmaya kanunla Cumhurbaşkanına yetki verilebilir.

GEÇİCİ MADDE 21- (Ek: 16/4/2017-6771/17 md.)

A) Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi 3/11/2019 tarihinde birlikte yapılır. Seçimin yapılacağı tarihe kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve Cumhurbaşkanının görevi devam eder. Meclisin seçim kararı alması halinde, 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır.

B) Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu Kanunla yapılan değişikliklerin gerektirdiği Meclis İçtüzüğü değişikliği ile diğer kanuni düzenlemeleri yapar. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenleneceği belirtilen değişiklikler ise Cumhurbaşkanının göreve başlama tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Cumhurbaşkanı tarafından düzenlenir.

C) Anayasanın 159 uncu maddesinde yapılan düzenlemeye göre Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyeleri en geç otuz gün içinde seçilirler ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki kırkıncı günü takip eden iş günü görevlerine başlarlar. Başvurular, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yapılır. Başkanlık, başvuruları Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona gönderir. Komisyon on gün içinde her bir üyelik için üç adayı üye tamsayısının üçte iki çoğunluğuyla belirler. Birinci oylamada üçte iki çoğunlukla seçimin sonuçlandırılamaması halinde, ikinci ve üçüncü oylamalar yapılır; bu oylamalarda üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun oyunu alan aday seçilmiş olur. Beşte üç çoğunluğun sağlanamaması halinde üçüncü oylamada en çok oyu almış olan, seçilecek üyelerin iki katı aday arasından ad çekme usulü ile üye belirleme işlemi tamamlanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu aynı usul ve nisapları gözeterek onbeş gün içinde seçimi tamamlar. Mevcut Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri, yeni üyelerin göreve başlayacağı tarihe kadar görevlerine devam eder ve bu süre içinde yürürlükteki Kanun hükümlerine göre çalışır. Yeni üyeler, ilgili kanunda değişiklik yapılıncaya kadar mevcut Kanunun Anayasaya aykırı olmayan hükümleri uyarınca çalışır. Görevi sona eren ve Hâkimler ve Savcılar Kuruluna yeniden seçilmeyen üyelerden, talepleri halinde adli yargı hâkim ve savcıları arasından seçilenler Yargıtay üyeliğine, idari yargı hâkim ve savcıları arasından seçilenler Danıştay üyeliğine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca seçilir; öğretim üyeleri ve avukatlar arasından seçilenler ise Danıştay üyeliğine Cumhurbaşkanınca atanır. Bu şekilde yapılan seçim ve atamalarda boş kadro olup olmadığına bakılmaz, seçilen ve atanan üye sayısı kadar Yargıtay ve Danıştay kadrolarına üye kadrosu ilave edilir.

D) Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesinden Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmiş bulunan kişilerin herhangi bir sebeple görevleri sona erene kadar üyelikleri devam eder.

E) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve askerî mahkemeler kaldırılmıştır.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde; Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından Başkan, Başsavcı, İkinci Başkan ve üyeleri ile diğer askerî hâkimler (yedek subaylar hariç) tercihleri ve müktesepleri dikkate alınarak;

a) Hâkimler ve Savcılar Kurulunca adli veya idari yargıda hâkim veya savcı olarak atanabilirler.

b) Aylık, ek gösterge, ödenek, yargı ödeneği, ek ödeme, malî, sosyal hak ve yardımlar ile diğer hakları yönünden emsali adli veya idari yargıya mensup hâkim ve savcılar, bunların dışındaki hak ve yükümlülükler yönünden ise bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihteki mevzuat hükümleri uygulanmaya devam edilmek suretiyle Millî Savunma Bakanlığınca mevcut sınıflarında, Bakanlık veya Genelkurmay Başkanlığının hukuk hizmetleri kadrolarına atanırlar. Bunlardan, emeklilik hakkını elde edenlerden yaş haddinden önce bu görevlerden kendi istekleriyle ayrılacaklara ödenecek tazminata ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

Kaldırılan askerî yargı mercilerinde görülmekte olan dosyalardan; kanun yolu incelemesi aşamasında olanlar ilgisine göre Yargıtay veya Danıştaya, diğer dosyalar ise ilgisine göre görevli ve yetkili adli veya idari yargı mercilerine dört ay içinde gönderilir.

F) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler, tüzükler, Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelikler ile diğer düzenleyici işlemler yürürlükten kaldırılmadıkça geçerliliğini sürdürür. Yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler hakkında 152 nci ve 153 üncü maddelerin uygulanmasına devam olunur.

G) Kanunlar ve diğer mevzuat ile Başbakanlık ve Bakanlar Kuruluna verilen yetkiler, ilgili mevzuatta değişiklik yapılıncaya kadar Cumhurbaşkanı tarafından kullanılır.

H) Anayasanın 67 nci maddesinin son fıkrası hükmü, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra birlikte yapılacak ilk milletvekili genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi bakımından uygulanmaz.


1 Bu maddenin “A. Genel olarak” şeklindeki kenar başlığı, 16/4/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 6’ncı maddesi ile metinden çıkarılmıştır.

2 Bu maddenin başlığı, “E. Sorumluluk ve sorumsuzluk hali” iken 16/4/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 9’uncu maddesi ile değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

3 Bu maddenin başlığı, “F. Cumhurbaşkanına vekillik etme” iken 16/4/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 10’uncu maddesi ile değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

4 Bu maddenin başlığı, “H. Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin Cumhurbaşkanınca yenilenmesi” iken 16/4/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 11’inci maddesi ile değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

5 Bu maddenin “III. Olağanüstü yönetim usulleri” ve “A. Olağanüstü haller” şeklindeki kenar başlıkları, 16/4/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 12’nci maddesi ile metinden çıkarılmış; başlığı “1. Tabiî afet ve ağır ekonomik bunalım sebebiyle olağanüstü hal ilânı” iken değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

6 Bu maddenin başlığı, “A. Bütçenin hazırlanması ve uygulanması” iken 16/4/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 15’inci maddesi ile değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

7 Bu maddenin kenar başlığı, “I. Planlama” iken, 12/9/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanunun 23’üncü maddesiyle değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

 

EK 2:

6771 SAYILI KANUN GEREĞİNCE BİRLİKTE YAPILACAK İLK TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ VE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİNE İLİŞKİN TAKVİMİN BAŞLADIĞI TARİHTE YÜRÜRLÜĞE GİRECEK DEĞİŞİKLİKLER

A. Kuruluşu

MADDE 75- (Değişik: 17/5/1987-3361/2 md.; 23/7/1995-4121/8 md.; 16/4/2017-6771/2 md.)

Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen altıyüz milletvekilinden oluşur.

C. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanının seçim dönemi1

MADDE 77- (Değişik: 21/10/2007-5678/1 md.; 16/4/2017-6771/4 md.)

Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır.

Süresi biten milletvekili yeniden seçilebilir.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde birinci oylamada gerekli çoğunluğun sağlanamaması halinde 101 inci maddedeki usule göre ikinci oylama yapılır.

I. Cumhurbaşkanı

A. Adaylık ve seçimi2

MADDE 101- (Değişik: 16/4/2017-6771/7 md.)

Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir.

Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.

Cumhurbaşkanlığına, siyasi parti grupları, en son yapılan genel seçimlerde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde beşini almış olan siyasi partiler ile en az yüzbin seçmen aday gösterebilir.

Cumhurbaşkanı seçilen milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.

Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday, Cumhurbaşkanı seçilir. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday, Cumhurbaşkanı seçilir.

İkinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin herhangi bir nedenle seçime katılmaması halinde; ikinci oylama, boşalan adaylığın birinci oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi suretiyle yapılır. İkinci oylamaya tek adayın kalması halinde, bu oylama referandum şeklinde yapılır. Aday, geçerli oyların salt çoğunluğunu aldığı takdirde Cumhurbaşkanı seçilir. Oylamada, adayın geçerli oyların çoğunluğunu alamaması halinde, sadece Cumhurbaşkanı seçimi yenilenir.

Seçimlerin tamamlanamaması halinde, yenisi göreve başlayıncaya kadar mevcut Cumhurbaşkanının görevi devam eder.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin diğer usul ve esaslar kanunla düzenlenir.

B. Seçimi

MADDE 102- (Değişik: 21/10/2007-5678/5 md.) (Mülga: 16/4/2017-6771/16 md.)


1 Bu maddenin başlığı, “C. Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçim dönemi” iken 16/4/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 4’üncü maddesi ile değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

2 Bu maddenin başlığı, “A. Nitelikleri ve tarafsızlığı” iken 16/4/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 7’nci maddesi ile değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

TBMM Seçimlerinin Yenilenmesi

0

Anayasa’da dört yılda bir gerçekleştirilmesi öngörülen seçimlerin, TBMM veya Cumhurbaşkanının kararıyla bu süre tamamlanmadan yapılması, yani erkene alınmasıdır. TBMM, istediği zaman ve gerekçeli olarak seçimlerin yenilenmesi kararı alabilir. Cumhurbaşkanının seçimleri yenileyebilmesi Anayasa’da belirtilen şartların gerçekleşmesine bağlıdır.

Buna göre Cumhurbaşkanı;

  • Yeni kurulan Bakanlar Kurulunun güvenoyu alamaması ve 45 gün içinde yeni Bakanlar Kurulu kurulamaması veya kurulduğu hâlde güvenoyu alamaması,
  • TBMM’de yapılan gensoru görüşmeleri sırasında milletvekillerinin veya siyasi parti gruplarının verecekleri gerekçeli güvensizlik önergesi üzerine yapılan oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğuyla Bakanlar Kurulunun düşürülmesi ve 45 gün içinde yeni Bakanlar Kurulu kurulamaması veya kurulduğu hâlde güvenoyu alamaması,
  • Görevi devam ederken Başbakanın TBMM’den güven istemesi ancak güvenoyu alamaması üzerine 45 gün içinde yeni Bakanlar Kurulu kurulamaması veya kurulduğu hâlde güvenoyu alamaması,
  • Başbakanın istifa etmesi üzerine 45 gün içinde Bakanlar Kurulunun kurulamaması,
  • Yeni seçilen TBMM’de Başkanlık Divanı seçiminden sonra 45 gün içinde Bakanlar Kurulunun kurulamaması hâllerinde TBMM Başkanı’na danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verebilir (Any. m. 77, 104, 116; İçt. m. 1; 2839 sayılı Kn. m. 8).

Türkiye Büyük Millet Meclisi

0
Anamuhalefet Partisi

İDARİ TEŞKİLAT

1. Kuruluş ve Gelişim

Türkiye Büyük Millet Meclisi İdari Teşkilatı tarafından bugün yürütülmekte olan görevler, Büyük Millet Meclisinin açılış tarihi olan 23.04.1920’den Türkiye Büyük Millet Meclisi Dâhili Nizamnamesi’nin kabul edildiği 02.05.1927 tarihine kadar Meclis-i Mebusan Başkâtipliği tarafından yürütülmüş, bu tarihten itibaren ise Birimin adı Kâtib-i Umumi olarak değiştirilmiştir.

14.06.1934 tarihli ve 2512 sayılı Büyük Millet Meclisi Memurlarının Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun’la bu kez Umumi Kâtiplik olarak düzenlenen Birim, 09.01.1950 tarihli ve 5509 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Memurları Teşkilatı Hakkında Kanun’la, Genel Kâtiplik adı altında yeniden yapılandırılmıştır. 13.10.1983 tarihinde kabul edilen 2919 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği Teşkilat Kanunu’nda ismi Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği olarak belirlenen bu Birim, son olarak 01.12.2011 tarihli ve 6253 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu’yla İdari Teşkilat olarak düzenlenmiştir.

2.Temel İşlev ve Görevleri

Türkiye Büyük Millet Meclisi İdari Teşkilatı, Anayasa ile Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş bulunan yasama yetkisinin yerine getirilmesinde Başkanlık Divanına, komisyonlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine her türlü idari ve teknik bilgi ve belge desteğinin sağlanması amacıyla kurulmuştur.

İdari Teşkilatın bu çerçevede yerine getirmekte olduğu başlıca görevler şunlardır:

a) Genel Kurula, Başkanlık Divanına, komisyonlara, siyasi parti gruplarına ve milletvekillerine her türlü bilgi desteği ile idari ve teknik destek sağlamak.

b) Yasama uzmanları marifetiyle kanun tasarı ve teklifleri ile diğer yasama ve denetim belgelerini inceleyerek komisyonlara bilgi vermek, komisyon raporlarının hazırlanmasına yardımcı olmak ve komisyonların görev alanına giren konularla ilgili araştırma ve incelemeler yapmak.

c) Milletvekilleri için talepleri doğrultusunda kanun teklifi taslağı hazırlamak.

ç) Tutanak, çözümleme ve basım hizmetlerini yürütmek.

d) Komisyonların ve milletvekillerinin her türlü yayın, belge ve bilgi ihtiyacını karşılamak.

e) Cumhurbaşkanının Anayasada belirtilen yasama ile ilgili görevlerinin yerine getirilmesinde ve yetkilerinin kullanılmasında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ile eş güdümü sağlamak.

f) TBMM’nin çalışmaları ile ilgili olarak Başbakanlık ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla eş güdümü sağlamak.

g) TBMM’nin ve İdari Teşkilatın uluslararası kuruluşlarla ilişkilerini ve uluslararası etkinliklerle ilgili iş ve işlemlerini yürütmek.

ğ) TBMM’nin basın ve halkla ilişkiler hizmetlerini yerine getirmek ve TBMM faaliyetlerini çeşitli vasıtalarla kamuoyuna duyurmak.

h) TBMM yönetiminde bulunan saray, köşk ve kasırlar ile bunlara bağlı taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının tespitini, tasnifini, periyodik bakımını, muhafazasını, restorasyonunu ve tanıtımını yapmak.

ı) Evrak ve arşiv hizmetlerini yerine getirmek.

i) TBMM Başkanlığınca ve mevzuatla İdari Teşkilata verilen diğer görevleri yerine getirmek.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri, İdari Teşkilatın üst yöneticisi olup Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına karşı sorumludur. Genel Sekreter, İdari Teşkilatın görevlerini mevzuata, İdari Teşkilatın amaç ve politikaları ile stratejik planına uygun olarak düzenler, yürütür ve hizmet birimleri arasında eş güdümü sağlar.

3.Organizasyon

Türkiye Büyük Millet Meclisi İdari Teşkilatı, doğrudan TBMM Başkanına ve Genel Sekretere bağlı birimler ile Yasama ve Denetim Hizmetlerinden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısına; İdari, Mali ve Teknik Hizmetlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısına; Bilgi ve Bilişim Hizmetlerinden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısına ve Milli Saraylardan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısına bağlı birimlerden meydana gelir.

Özel Kalem Müdürlüğü, TBMM Başkan başmüşavirleri, TBMM Başkan müşavirleri ve Hukuk Hizmetleri Başkanlığı görev yönünden TBMM Başkanına, idari yönden ise Genel Sekretere bağlıdır. Dış İlişkiler ve Protokol Başkanlığı, Strateji Geliştirme Başkanlığı, müşavirler ve iç denetçiler ise doğrudan Genel Sekretere bağlı olarak çalışmaktadır.

ARABULUCULUK KANUNU

0

HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam ve Tanımlar

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesinde uygulanacak usul ve esasları düzenlemektir.

(2) Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır. Şu kadar ki, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir.

Tanımlar

MADDE 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Arabulucu: Arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline kaydedilmiş bulunan gerçek kişiyi,

b) Arabuluculuk: Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemini,

c) Bakanlık: Adalet Bakanlığını,

ç) Daire Başkanlığı: Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulacak Arabuluculuk Daire Başkanlığını,

d) Genel Müdürlük: Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünü,

e) Kurul: Arabuluculuk Kurulunu,

f) Sicil: Arabulucular sicilini,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Arabuluculuğa İlişkin Temel İlkeler

İradi olma ve eşitlik

MADDE 3 – (1) Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler.

(2) Taraflar, gerek arabulucuya başvururken gerekse tüm süreç boyunca eşit haklara sahiptirler.

Gizlilik

MADDE 4 – (1) Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça arabulucu, arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde kendisine sunulan veya diğer bir şekilde elde ettiği bilgi ve belgeler ile diğer kayıtları gizli tutmakla yükümlüdür.

(2) Aksi kararlaştırılmadıkça taraflar da bu konudaki gizliliğe uymak zorundadırlar.

Beyan veya belgelerin kullanılamaması

MADDE 5 – (1) Taraflar, arabulucu veya arabuluculuğa katılanlar da dâhil üçüncü bir kişi, uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk davası açıldığında yahut tahkim yoluna başvurulduğunda, aşağıdaki beyan veya belgeleri delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık yapamaz:

a) Taraflarca yapılan arabuluculuk daveti veya bir tarafın arabuluculuk faaliyetine katılma isteği.

b) Uyuşmazlığın arabuluculuk yolu ile sona erdirilmesi için taraflarca ileri sürülen görüşler ve teklifler.

c) Arabuluculuk faaliyeti esnasında, taraflarca ileri sürülen öneriler veya herhangi bir vakıa veya iddianın kabulü.

ç) Sadece arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla hazırlanan belgeler.

(2) Birinci fıkra hükmü, beyan veya belgenin şekline bakılmaksızın uygulanır.

(3) Birinci fıkrada belirtilen bilgilerin açıklanması mahkeme, hakem veya herhangi bir idari makam tarafından istenemez. Bu beyan veya belgeler, birinci fıkrada öngörülenin aksine, delil olarak sunulmuş olsa dahi hükme esas alınamaz. Ancak, söz konusu bilgiler bir kanun hükmü tarafından emredildiği veya arabuluculuk süreci sonunda varılan anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekli olduğu ölçüde açıklanabilir.

(4) Yukarıdaki fıkralar, arabuluculuğun konusuyla ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, hukuk davası ve tahkimde uygulanır.

(5) Birinci fıkrada belirtilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla, hukuk davası ve tahkimde ileri sürülebilen deliller, sadece arabuluculukta sunulmaları sebebiyle kabul edilemeyecek deliller haline gelmez.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Arabulucuların Hak ve Yükümlülükleri

Unvanın kullanılması

MADDE 6 – (1) Sicile kayıtlı olan arabulucular, arabulucu unvanını ve bu unvanın sağladığı yetkileri kullanma hakkına sahiptirler.

(2) Arabulucu, arabuluculuk faaliyeti sırasında bu unvanını belirtmek zorundadır.

Ücret ve masrafların istenmesi

MADDE 7 – (1) Arabulucu yapmış olduğu faaliyet karşılığı ücret ve masrafları isteme hakkına sahiptir. Arabulucu, ücret ve masraflar için avans da talep edebilir.

(2) Aksi kararlaştırılmadıkça arabulucunun ücreti, faaliyetin sona erdiği tarihte yürürlükte bulunan Arabulucu Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenir ve ücret ile masraf taraflarca eşit olarak karşılanır.

(3) Arabulucu, arabuluculuk sürecine ilişkin olarak belirli kişiler için aracılık yapma veya belirli kişileri tavsiye etmenin karşılığı olarak ücret alamaz. Bu yasağa aykırı işlemler batıldır.

Taraflarla görüşme ve iletişim kurulması

MADDE 8 – (1) Arabulucu, tarafların her biri ile ayrı ayrı veya birlikte görüşebilir ve iletişim kurabilir. Taraflar bu görüşmelere vekilleri aracılığıyla da katılabilirler.

Görevin özenle ve tarafsız biçimde yerine getirilmesi

MADDE 9 – (1) Arabulucu görevini özenle, tarafsız bir biçimde ve şahsen yerine getirir.

(2) Arabulucu olarak görevlendirilen kimse, tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek önemli hâl ve şartların varlığı hâlinde, bu hususta tarafları bilgilendirmekle yükümlüdür. Bu açıklamaya rağmen taraflar, arabulucudan birlikte talep ederlerse, arabulucu bu görevi üstlenebilir yahut üstlenmiş olduğu görevi sürdürebilir.

(3) Arabulucu, taraflar arasında eşitliği gözetmekle yükümlüdür.

(4) Arabulucu, bu sıfatla görev yaptığı uyuşmazlıkla ilgili olarak açılan davada, daha sonra taraflardan birinin avukatı olarak görev üstlenemez.

Reklam yasağı

MADDE 10 – (1) Arabulucuların iş elde etmek için reklam sayılabilecek her türlü teşebbüs ve harekette bulunmaları ve özellikle tabelalarında ve basılı kâğıtlarında arabulucu, avukat ve akademik unvanlarından başka sıfat kullanmaları yasaktır.

Tarafların aydınlatılması

MADDE 11 – (1) Arabulucu, arabuluculuk faaliyetinin başında, tarafları arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında gerektiği gibi aydınlatmakla yükümlüdür.

Aidat ödenmesi

MADDE 12 – (1) Arabuluculardan sicile kayıtlarında giriş aidatı ve her yıl için yıllık aidat alınır.

(2) Giriş aidatı ve yıllık aidatlar genel bütçeye gelir kaydedilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Arabuluculuk Faaliyeti

Arabulucuya başvuru

MADDE 13 – (1) Taraflar dava açılmadan önce veya davanın görülmesi sırasında arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler. Mahkeme de tarafları arabulucuya başvurmak konusunda aydınlatıp, teşvik edebilir.

(2) Aksi kararlaştırılmadıkça taraflardan birinin arabulucuya başvuru teklifine otuz gün içinde olumlu cevap verilmez ise bu teklif reddedilmiş sayılır.

Arabulucunun seçilmesi

MADDE 14 – (1) Başkaca bir usul kararlaştırılmadıkça arabulucu veya arabulucular taraflarca seçilir.

Arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesi

MADDE 15 – (1) Arabulucu, seçildikten sonra tarafları en kısa sürede ilk toplantıya davet eder.

(2) Taraflar, emredici hukuk kurallarına aykırı olmamak kaydıyla arabuluculuk usulünü serbestçe kararlaştırabilirler.

(3) Taraflarca kararlaştırılmamışsa arabulucu; uyuşmazlığın niteliğini, tarafların isteklerini ve uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesi için gereken usul ve esasları göz önüne alarak arabuluculuk faaliyetini yürütür.

(4) Niteliği gereği yargısal bir yetkinin kullanımı olarak sadece hâkim tarafından yapılabilecek işlemler arabulucu tarafından yapılamaz.

(5) Dava açıldıktan sonra tarafların birlikte arabulucuya başvuracaklarını beyan etmeleri hâlinde yargılama, mahkemece üç ayı geçmemek üzere ertelenir. Bu süre, tarafların birlikte başvurusu üzerine üç aya kadar uzatılabilir.

(6) Taraflar arabuluculuk müzakerelerine bizzat veya vekilleri aracılığıyla katılabilirler.

Arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi

MADDE 16 – (1) Arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dava açılmasından sonra arabulucuya başvuru hâlinde ise bu süreç, mahkemenin tarafları arabuluculuğa davetinin taraflarca kabul edilmesi veya tarafların arabulucuya başvurma konusunda anlaşmaya vardıklarını duruşma dışında mahkemeye yazılı olarak beyan ettikleri ya da duruşmada bu beyanlarının tutanağa geçirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

(2) Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.

Arabuluculuğun sona ermesi

MADDE 17 – (1) Aşağıda belirtilen hâllerde arabuluculuk faaliyeti sona erer:

a) Tarafların anlaşmaya varması.

b) Taraflara danışıldıktan sonra arabuluculuk için daha fazla çaba sarf edilmesinin gereksiz olduğunun arabulucu tarafından tespit edilmesi.

c) Taraflardan birinin karşı tarafa veya arabulucuya, arabuluculuk faaliyetinden çekildiğini bildirmesi.

ç) Tarafların anlaşarak arabuluculuk faaliyetini sona erdirmesi.

d) Uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olmadığının veya 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince uzlaşma kapsamına girmeyen bir suçla ilgili olduğunun tespit edilmesi.

(2) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı bir tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu belge, arabulucu, taraflar veya vekillerince imzalanır. Belge taraflar veya vekillerince imzalanmazsa, sebebi belirtilmek suretiyle sadece arabulucu tarafından imzalanır.

(3) Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir. Arabulucu, bu tutanak ve sonuçları konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapar.

(4) Arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi hâlinde, arabulucu, bu faaliyete ilişkin kendisine yapılan bildirimi, tevdi edilen ve elinde bulunan belgeleri, ikinci fıkraya göre düzenlenen tutanağı beş yıl süre ile saklamak zorundadır. Arabulucu, arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlediği son tutanağın bir örneğini arabuluculuk faaliyetinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde Genel Müdürlüğe gönderir.

Tarafların anlaşması

MADDE 18 – (1) Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır.

(2) Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, asıl uyuşmazlık hakkındaki görev ve yetki kurallarına göre belirlenecek olan mahkemeden talep edilebilir. Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda ise anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır.

(3) İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden de yapılabilir. Ancak arabuluculuğa elverişli olan aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda inceleme duruşmalı olarak yapılır. Bu incelemenin kapsamı anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır. Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bunun üzerine verilecek kararlara karşı ilgili tarafından istinaf yoluna gidilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden başka bir resmî işlemde kullanmak isterlerse, damga vergisi de maktu olarak alınır.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Arabulucular Sicili

Arabulucular sicilinin tutulması

MADDE 19 – (1) Daire Başkanlığı, özel hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk yapma yetkisini kazanmış kişilerin sicilini tutar. Bu sicilde yer alan kişilere ilişkin bilgiler, Daire Başkanlığı tarafından elektronik ortamda da duyurulur.

(2) Arabulucular sicilinin tutulmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.

Arabulucular siciline kayıt şartları

MADDE 20 – (1) Sicile kayıt, ilgilinin Daire Başkanlığına yazılı olarak başvurması üzerine yapılır.

(2) Arabulucular siciline kaydedilebilmek için;

a) Türk vatandaşı olmak,

b) Mesleğinde en az beş yıllık kıdeme sahip hukuk fakültesi mezunu olmak,

c) Tam ehliyetli olmak,

ç) Kasten işlenmiş bir suçtan mahkûm olmamak,

d) Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve Bakanlıkça yapılan yazılı ve uygulamalı sınavda başarılı olmak,

gerekir.

(3) Arabulucu, sicile kayıt tarihinden itibaren faaliyetine başlayabilir.

Arabulucular sicilinden silinme

MADDE 21 – (1) Daire Başkanlığı, arabuluculuk için aranan koşulları taşımadığı hâlde sicile kaydedilen veya daha sonra bu koşulları kaybeden arabulucunun kaydını siler.

(2) Daire Başkanlığı, bu Kanunun öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmediğini tespit ettiği arabulucuyu yazılı olarak uyarır; bu uyarıya uyulmaması hâlinde arabulucunun savunmasını aldıktan sonra, gerekirse adının sicilden silinmesini Kuruldan talep eder.

(3) Arabulucu, arabulucular sicilinden kaydının silinmesini her zaman isteyebilir.

ALTINCI BÖLÜM

Arabuluculuk Eğitimi ve Eğitim Kuruluşları

Arabuluculuk eğitimi

MADDE 22 – (1) Arabuluculuk eğitimi, hukuk fakültesinin tamamlanmasından sonra alınan, arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesiyle ilgili temel bilgileri, iletişim teknikleri, müzakere ve uyuşmazlık çözüm yöntemleri ve davranış psikolojisi ile yönetmelikte gösterilecek olan diğer teorik ve pratik bilgileri içeren eğitimi ifade eder.

Eğitim kuruluşlarına izin verilmesi

MADDE 23 – (1) Arabuluculuk eğitimi, bünyesinde hukuk fakültesi bulunan üniversitelerin hukuk fakülteleri, Türkiye Barolar Birliği ve Türkiye Adalet Akademisi tarafından verilir. Bu kuruluşlar Bakanlıktan izin alarak eğitim verebilirler. İzin verilen eğitim kuruluşlarının listesi elektronik ortamda yayımlanır.

(2) İzin için yazılı olarak başvurulur. Bu başvuruda eğitim programı, eğiticilerin sayısı ve uzmanlıkları ile eğitim kuruluşu veya eğitim programının finansman kaynakları hakkında gerekçeli bilgi verilir.

(3) Başvuruda sunulan belgelere dayalı olarak, eğitimin amacına ulaşacağı ve eğitim kuruluşlarında eğitim faaliyetinin devamlılığının sağlanacağı tespit edilirse, ilgili eğitim kuruluşuna en çok üç yıl için geçerli olmak üzere izin verilir.

İzin süresinin uzatılması

MADDE 24 – (1) Sicile kayıtlı olan bir eğitim kuruluşu kayıt süresinin bitiminden en erken bir yıl ve en geç üç ay önce, sicildeki kaydının geçerlilik süresinin uzatılmasını yazılı olarak talep edebilir. Eğitim kuruluşunun 26 ncı maddeye göre sunduğu raporlardan, arabuluculuk eğitiminin başarılı şekilde devam ettiğinin anlaşıldığı ve 27 nci maddede belirtilen sebeplerin bulunmadığı hâllerde, verilmiş bulunan iznin geçerlilik süresi her defasında üç yıl uzatılabilir. Eğitim kuruluşu, süresi içinde yaptığı başvuru hakkında karar verilinceye kadar listede kayıtlı kalır.

Arabuluculuk yetki belgesi

MADDE 25 – (1) Eğitim kuruluşları, eğitimlerini başarıyla tamamlayan kişilere arabuluculuk eğitimini tamamladıklarına dair bir belge verir.

Daire Başkanlığına bilgi verme yükümlülüğü

MADDE 26 – (1) Eğitim kuruluşları, her yıl ocak ayında bir önceki yıl içinde gerçekleştirdikleri eğitim faaliyetinin kapsamı, içeriği ve başarısı konusunda Daire Başkanlığına bir rapor sunar.

Eğitim kuruluşuna verilen iznin iptali

MADDE 27 – (1) Aşağıdaki hâllerde eğitim kuruluşuna verilmiş olan izin, Bakanlığın talebi üzerine Kurul tarafından iptal edilir:

a) İzin verilebilmesi için aranan şartlardan birinin ortadan kalkmış veya mevcut olmadığının tespit edilmiş olması.

b) Eğitimin yeterli şekilde verilememesi.

c) Arabuluculuk yetki belgelerinin düzenlenmesinde sahtecilik veya önemli hatalar yapılması.

ç) 26 ncı maddedeki rapor verme yükümlülüğünün yapılan ihtara rağmen yerine getirilmemesi.

d) Eğitim faaliyetinin devamlılığının sağlanmadığının tespit edilmesi.

YEDİNCİ BÖLÜM

Kuruluş ve Görevler

Kuruluş ve teşkilat

MADDE 28 – (1) Bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek üzere, Genel Müdürlük bünyesinde Daire Başkanlığı kurulur.

(2) Arabuluculuk hizmetlerine ilişkin olarak bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek üzere, Bakanlık bünyesinde Arabuluculuk Kurulu oluşturulur.

Daire Başkanlığı

MADDE 29 – (1) Daire Başkanlığı, bir daire başkanı, yeteri kadar tetkik hâkimi ve diğer personelden oluşur.

Daire Başkanlığının görevleri

MADDE 30 – (1) Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:

a) Arabuluculuk hizmetlerinin düzenli ve verimli olarak yürütülmesini sağlamak.

b) Arabuluculukla ilgili yayın yapmak, bu konudaki bilimsel çalışmaları teşvik etmek ve desteklemek.

c) Kurulun çalışması ile ilgili her türlü karar ve işlemi yürütmek ve görevleri ile ilgili bakanlık, diğer kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan vakıf ve dernekler ile uygun görülen gönüllü gerçek ve tüzel kişilerle işbirliği yapmak.

ç) Arabuluculuk kurumunun tanıtımını yapmak, bu konuda kamuoyunu bilgilendirmek, ulusal ve uluslararası kongre, sempozyum ve seminer gibi bilimsel organizasyonları düzenlemek veya desteklemek.

d) Ülke genelinde arabuluculuk uygulamalarını izlemek, ilgili istatistikleri tutmak ve yayımlamak.

e) Arabuluculuk eğitimi verecek kuruluşlar tarafından bu amaçla yapılan başvuru ile sicildeki kaydın geçerlilik süresinin uzatılması talebinin karara bağlanmasını Bakanlığın onayına sunmak, arabuluculuk eğitimi verecek eğitim kuruluşlarını listelemek ve elektronik ortamda yayımlamak.

f) Arabulucu sicilini tutmak, sicile kayıt taleplerini karara bağlamak, 21 inci maddenin birinci ve üçüncü fıkraları kapsamında arabulucunun sicilden silinmesine karar vermek ve bu sicilde yer alan kişilere ilişkin bilgileri elektronik ortamda duyurmak.

g) Arabulucular tarafından arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanakların kayıtlarını tutmak ve birer örneklerini saklamak.

ğ) Görev alanına giren kanun ve düzenleyici işlemler hakkında inceleme ve araştırma yaparak Genel Müdürlüğe öneride bulunmak.

h) Yıllık faaliyet raporunu ve izleyen yıl faaliyet planını hazırlayarak Kurulun bilgisine sunmak.

ı) Yıllık Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesini hazırlamak.

Kurul

MADDE 31 – (1) Kurul aşağıdaki üyelerden oluşur:

a) Hukuk İşleri Genel Müdürü.

b) Daire Başkanı.

c) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından hukuk mahkemelerinde görev yapmakta olan birinci sınıfa ayrılmış hâkimler arasından seçilecek iki hâkim.

ç) Türkiye Barolar Birliğinden üç temsilci.

d) Türkiye Noterler Birliğinden bir temsilci.

e) Yükseköğretim Kurulu tarafından seçilen özel hukuk alanından bir öğretim üyesi.

f) Adalet Bakanı tarafından seçilecek üç arabulucu.

g) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden bir temsilci.

ğ) Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonundan bir temsilci.

h) Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezi Müdürü.

(2) Başkan ihtiyaca göre Kurul toplantılarına uzman kişileri çağırabilir.

(3) Kurul başkanı Genel Müdürdür. Genel Müdürün bulunmadığı toplantılarda Başkanlık görevi Daire Başkanı tarafından yerine getirilir.

(4) Kurul, mart ve eylül aylarında olmak üzere yılda en az iki kez toplanır. Ayrıca, Başkanın veya en az beş üyenin talebiyle Kurul her zaman toplantıya çağrılabilir.

(5) Kurul üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar alır. Mazeretsiz olarak art arda iki toplantıya katılmayan üyenin üyeliği düşer.

(6) Kurulun Bakanlık dışından görevlendirilen üyelerinin görev süresi üç yıldır. Görev süresi dolan üyeler yeniden görevlendirilebilir.

(7) Başka yerden katılan Kurul üyelerinin gündelik, yol gideri, konaklama ve diğer zorunlu giderleri 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre Bakanlıkça karşılanır.

(8) Kurulun çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir.

Kurulun görevleri

MADDE 32 – (1) Kurulun görevleri şunlardır:

a) Arabuluculuk hizmetlerine ilişkin temel ilkeler ile arabuluculuk meslek kurallarını belirlemek.

b) Arabuluculuk eğitimine ve bu eğitimin sonunda yapılacak olan sınava ilişkin temel ilke ve standartları tespit etmek.

c) Arabulucuların denetimine ilişkin kuralları belirlemek.

ç) Bu Kanuna göre çıkarılması gereken ve Genel Müdürlük tarafından hazırlanan yönetmelik taslaklarına, gerekirse değişiklik yaparak son şeklini vermek.

d) Eğitim kuruluşlarının eğitim izinlerini iptal etmek.

e) 21 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamında arabulucunun sicilden silinmesine karar vermek.

f) Arabulucuların ödeyecekleri sicile kayıt aidatını ve yıllık aidatları tespit etmek.

g) Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesini gerekiyorsa değişiklik yapmak suretiyle onaylamak.

ğ) Daire Başkanlığı tarafından yürütülecek faaliyetlerin etkinliğini artırmak üzere tavsiyelerde bulunmak.

h) Daire Başkanlığının yıllık faaliyet raporu ve plânı hakkında görüş bildirmek.

ı) Daire Başkanlığının faaliyet planında yer alan konularla ilgili kurum ve kuruluşların uygulamaya sağlayabileceği katkıları belirlemek.

SEKİZİNCİ BÖLÜM

Ceza Hükümleri

Gizliliğin ihlali

MADDE 33 – (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesindeki yükümlülüğe aykırı hareket ederek bir kişinin hukuken korunan menfaatinin zarar görmesine neden olan kişi altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.

DOKUZUNCU BÖLÜM

Son ve Geçici Hükümler

Kadrolar

MADDE 34 – (1) Ekli (1) ve (2) sayılı listelerde yer alan kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerin Adalet Bakanlığına ait bölümlerine eklenmiştir.

Değiştirilen hükümler

MADDE 35 – (1) 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine “Hakemlik” ibaresinden sonra gelmek üzere “arabuluculuk,” ibaresi eklenmiştir.

(2) 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun;

a) 137 nci maddesinin birinci fıkrasına “sulhe” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya arabuluculuğa” ibaresi,

b) 140 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına “sulhe” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya arabuluculuğa”, üçüncü fıkrasına “sulh” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya arabuluculuk” ibaresi,

c) 320 nci maddesinin ikinci fıkrasına “tarafları sulhe” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya arabuluculuğa” ibaresi,

eklenmiştir.

Yönetmelikler

MADDE 36 – (1) Arabuluculuk eğitimi verecek kuruluşların denetlenmesi ile eğitimin süresi, içeriği ve standartları, yapılacak olan yazılı ve uygulamalı sınavın ilke ve kurallarının belirlenmesi, arabulucular sicilinin düzenlenmesi ve arabulucularda aranacak koşullar, arabulucuların denetlenmesi ve izlenmesi ile bu Kanunun uygulanmasını gösteren diğer hususlar, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir.

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içinde kuruluş ve teşkilatlanma tamamlanır.

(2) Bu Kanunun 31 inci maddesinde öngörülen kurum ve kuruluşlar, Kurulda görev yapacak temsilcileri Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içinde Genel Müdürlüğe bildirirler. İlk üç yıl için Adalet Bakanı tarafından seçilecek üç arabulucu yerine 31 inci maddenin birinci fıkrasının (ç), (g) ve (ğ) bentlerindeki kurumlar birer fazla temsilci bildirirler.

(3) Arabulucu yerine ilgili kurumlardan bildirilen temsilcilerin Kuruldaki görev süresi bir yıldır. Adalet Bakanlığı tarafından bu sürenin sonunda seçilecek üç arabulucu ismi Kurula bildirilir. Bu şekilde seçimi yapılan arabulucular yerlerine atandıkları Kurul üyelerinin görev sürelerini tamamlarlar.

(4) Birinci fıkrada belirtilen kuruluş ve teşkilatlanmanın tamamlanmasından itibaren üç ay içinde Kurul toplanır. Kurulun ilk toplantı tarihi, Kurul üyeleri bakımından üç yıllık görev süresinin başlangıcı olarak kabul edilir.

GEÇİCİ MADDE 2 – (1) Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler, Kurulun ilk toplantısından itibaren üç ay içinde çıkarılır.

Yürürlük

MADDE 37 – (1) Bu Kanunun;

a) 28 ilâ 32 nci maddeleri ile geçici maddeleri yayımı tarihinde,

b) Diğer hükümleri ise yayımı tarihinden bir yıl sonra,

yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 38 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Dava Hakkı

0

Bireyler arasında, özel hukuk tüzel kişileri arasında yada bunlarla devlet organları arsında ortaya çıkması muhtemel her türlü hukuki sorunun yetki ve bağımsız yargı mercileri tarafından görülmesi garantisi veren Anayasal bir haktır.

Yasaların önceden öngördüğü usul ve esaslara uygun olmak koşuluyla her türlü konu dava konusu edilebilir. Hak arama yolları konusunda zamanında yaptıkları başvurulardan ve açtıkları davalardan sonra yurttaşlara ek külfet getirmek anayasada güvence altına alınan hak arama özgürlüğüne aykırıdır. Görevsiz bir merci yada mahkemeye dahi olsa başvuruda bulunan yurttaşın davası ve müracaatı ilgili merci, makam ve mahkemeye intikal ettirilerek çözümlenmeli ve karara bağlanmalıdır.

Hukuk kültürünün yaygınlaşması ve hakkın teslimi bağlamında yerleşik uygulamaların oluşması dava hakkının doğru ve yerinde kullanımına bağlıdır.

Savunma Hakkı

0

Her birey adil yargılanma ve her türlü iddiaya karşı gerektiğinde vekil ile temsil edilmek suretiyle savunma hakkına sahiptir.

Evrensel bir hak olan savunma hakkı adil yargılanma hakkından ayrı düşünülemez. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Mahkemesinin yargılama yetkisi ile korunma şemsiyesi altına alınmış olan savunma hakkı temel bir insan hakkı olması yanında yaşayan bir sorundur.

Hak arama özgürlüğünün bireyler tarafından sıkı sıkıya takip edilmesi bu hakkın ihlalindeki sorunları da azaltacaktır.

Hak arama yolları konusunda yurttaşlara zamanında yapılmış başvurulardan sonra ek külfet getirmek anayasada güvence altına alınan hak arama özgürlüğüne aykırıdır.

Bilgi Edinme Hakkı

0

Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ile getirilmiş modern haklardandır. Kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen yasal düzenleme ülkemizde henüz yenidir. Resmi devlet kurumları başta olmak üzere belli kurumsal standartları yerine getiren özel sektör firmalarının bile meslek sırrı ve kişisel bilgi harici genel konularda açıklama yapılmasını istedikleri her türlü ürün ve hizmet esaslı konuyla ilgili olarak kişilerin, kurumların tüzel kişilikleriyle muhatap olabilmelerini sağlayan, ilgili kanun kapsamında ücretsiz verilen hizmettir. Kamu kurumlarının yasa kapsamında vereceği bilgiler zorunlu olup istenen bilgilerin verilmemesi cezai sorumluluk gerektirmektedir.

Hayvanları Koruma Kanunu

0

Hayvanları Koruma Kanunu, 24 Haziran 2004 tarihinde 5199 kanun numarası Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilerek 1 Temmuz 2004 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanmıştır.

Türkiye’de hayvan hakları 2004 yılında ilk defa özel yasa ile güvenceye alınmış, tıpkı diğer canlılar gibi hayvanların da yaşama haklarını korumak için yasal müeyyideler konulmuştur. Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği 12 Mayıs 2006 tarihinde çıkarılmıştır.

Hayvanları Koruma Kanunu ve Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği  aşağıda PDF formatında sunulmaktadır.

Atatürk 1930 Turhal

Hayvanları Koruma Kanunu 

Kabul Tarihi : 24.6.2004

Kanun No: 5199 

BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Tanımlar ve İlkeler
Amaç

MADDE 1. — Bu Kanunun amacı; hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamaktır.

Kapsam

MADDE 2. — Bu Kanun, amaç maddesi doğrultusunda yapılacak düzenlemeleri, alınacak önlemleri, sağlanacak eşgüdümü, denetim, sınırlama ve yükümlülükler ile tâbi olunacak cezaî hükümleri kapsar.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

 

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Tanımlar

MADDE 3. — Bu Kanunda geçen terimlerden;

a)Yaşama ortamı: Bir hayvanın veya hayvan topluluğunun doğal olarak yaşadığı yeri,

  1. b) Etoloji: Bir hayvan türünün doğuştan gelen, kendine özgü davranışlarını inceleyen bilim dalını,
  2. c) Ekosistem: Canlıların kendi aralarında ve cansız çevreleriyle ilişkilerini bir düzen içinde yürüttükleri biyolojik, fiziksel ve kimyasal sistemi,
  3. d) Tür: Birbirleriyle çiftleşebilen ve üreme yeteneğine sahip verimli döller verebilen populasyonları,
  4. e) Evcil hayvan: İnsan tarafından kültüre alınmış ve eğitilmiş hayvanları,
  5. f) Sahipsiz hayvan: Barınacak yeri olmayan veya sahibinin ya da koruyucusunun ev ve arazisinin sınırları dışında bulunan ve herhangi bir sahip veya koruyucunun kontrolü ya da doğrudan denetimi altında bulunmayan evcil hayvanları,
  6. g) Güçten düşmüş hayvan: Bulaşıcı ve salgın hayvan hastalıkları haricinde yaşlanma, sakatlanma, yaralanma ve hastalanma gibi çeşitli nedenlerle fizikî olarak iş yapabilme yeteneğini kaybetmiş binek ve yük hayvanlarını,

h)Yabani hayvan: Doğada serbest yaşayan evcilleştirilmemiş ve kültüre alınmamış omurgalı ve omurgasız hayvanları,

ı) Ev ve süs hayvanı: İnsan tarafından özellikle evde, işyerlerinde ya da arazisinde özel zevk ve refakat amacıyla muhafaza edilen veya edilmesi tasarlanan bakımı ve sorumluluğu sahiplerince üstlenilen her türlü hayvanı,

  1. j) Kontrollü hayvan: Bir kişi, kuruluş, kurum ya da tüzel kişilik tarafından sahiplenilen, bakımı, aşıları, periyodik sağlık kontrolleri yapılan işaretlenmiş kayıt altındaki ev ve süs hayvanlarını,
  2. k) Hayvan bakımevi: Hayvanların rehabilite edileceği bir tesisi,
  3. l) Deney: Herhangi bir hayvanın acı, eziyet, üzüntü veya uzun süreli hasara neden olacak deneysel ya da diğer bilimsel amaçlarla kullanılmasını,
  4. m) Deney hayvanı: Deneyde kullanılan ya da kullanılacak olan hayvanı,
  5. n) Kesim hayvanı: Gıda amaçlı kesimi yapılan hayvanları,
  6. o) Bakanlık: Çevre ve Orman Bakanlığını,

İfade eder.

İlkeler

MADDE 4. — Hayvanların korunmasına ve rahat yaşamalarına ilişkin temel ilkeler şunlardır:

  1. a) Bütün hayvanlar eşit doğar ve bu Kanun hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına sahiptir.
  2. b) Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da, sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.
  3. c) Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması için gerekli önlemler alınmalıdır.
  4. d) Hiçbir maddî kazanç ve menfaat amacı gütmeksizin, sadece insanî ve vicdanî sorumluluklarla, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlara bakan veya bakmak isteyen ve bu Kanunda öngörülen koşulları taşıyan gerçek ve tüzel kişilerin teşviki ve bu kapsamda eşgüdüm sağlanması esastır.
  5. e) Nesli yok olma tehlikesi altında bulunan tür ve bunların yaşama ortamlarının korunması esastır.
  6. f) Yabani hayvanların yaşama ortamlarından koparılmaması, doğada serbestçe yaşayan bir hayvanın yakalanıp özgürlükten yoksun bırakılmaması esastır.
  7. g) Hayvanların korunması ve rahat yaşamalarının sağlanmasında; insanlarla diğer hayvanların hijyen, sağlık ve güvenlikleri de dikkate alınmalıdır.
  8. h) Hayvanların türüne özgü şartlarda bakılması, beslenmesi, barındırılma ve taşınması esastır.

ı) Hayvanları taşıyan ve taşıtanlar onları türüne ve özelliğine uygun ortam ve şartlarda taşımalı, taşıma sırasında beslemeli ve bakımını yapmalıdırlar.

  1. j) Yerel yönetimlerin, gönüllü kuruluşlarla işbirliği içerisinde, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması için hayvan bakımevleri ve hastaneler kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlamaları ve eğitim çalışmaları yapmaları esastır.
  2. k) Kontrolsüz üremeyi önlemek amacıyla, toplu yaşanan yerlerde beslenen ve barındırılan kedi ve köpeklerin sahiplerince kısırlaştırılması esastır. Bununla birlikte, söz konusu hayvanlarını yavrulatmak isteyenler, doğacak yavruları belediyece kayıt altına aldırarak bakmakla ve/veya dağıtımını yapmakla yükümlüdür.
İKİNCİ KISIM
Koruma Tedbirleri
BİRİNCİ BÖLÜM
Hayvanların Sahiplenilmesi, Bakımı ve Korunması
Hayvanların sahiplenilmesi ve bakımı

MADDE 5. — Bir hayvanı, bakımının gerektirdiği yaygın eğitim programına katılarak sahiplenen veya ona bakan kişi, hayvanı barındırmak, hayvanın türüne ve üreme yöntemine uygun olan etolojik ihtiyaçlarını temin etmek, sağlığına dikkat etmek, insan, hayvan ve çevre sağlığı açısından gerekli tüm önlemleri almakla yükümlüdür.

Hayvan sahipleri, sahip oldukları hayvanlardan kaynaklanan çevre kirliliğini ve insanlara verilebilecek zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirleri almakla yükümlü olup; zamanında ve yeterli seviyede tedbir alınmamasından kaynaklanan zararları tazmin etmek zorundadırlar.

Ev ve süs hayvanı satan kişiler, bu hayvanların bakımı ve korunması ile ilgili olarak yerel yönetimler tarafından düzenlenen eğitim programlarına katılarak sertifika almakla yükümlüdürler.

Ev ve süs hayvanı ve kontrollü hayvanları bulundurma ve sahiplenme şartları, hayvan bakımı konularında verilecek eğitim ile ilgili usul ve esaslar ile sahiplenilerek bakılan hayvanların çevreye verecekleri zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirler, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile eşgüdüm sağlanmak suretiyle, İçişleri Bakanlığı ve ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Ticarî amaç güdülmeden bilhassa ev ve bahçesi içerisinde bakılan ev ve süs hayvanları sahiplerinin borcundan dolayı haczedilemezler.

Ev ve süs hayvanlarının üretimini ve ticaretini yapanlar, hayvanları sahiplenen ve onu üretmek için seçenler annenin ve yavrularının sağlığını tehlikeye atmamak için gerekli anatomik, fizyolojik ve davranış karakteristikleri ile ilgili önlemleri almakla yükümlüdür.

Ev ve süs hayvanları ile kontrollü hayvanlardan, doğal yaşama ortamlarına tekrar uyum sağlayamayacak durumda olanlar terk edilemez; beslenemeyeceği ve iklimine uyum sağlayamayacağı ortama bırakılamaz. Ancak, yeniden sahiplendirme yapılabilir ya da hayvan bakımevlerine teslim edilebilir.

Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması

MADDE 6. — Sahipsiz ya da güçten düşmüş hayvanların, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanununda öngörülen durumlar dışında öldürülmeleri yasaktır.

Güçten düşmüş hayvanlar ticarî ve gösteri amaçlı veya herhangi bir şekilde binicilik ve taşımacılık amacıyla çalıştırılamaz.

Sahipsiz hayvanların korunması, bakılması ve gözetimi için yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde, yerel yönetimler yetki ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemeler ile çevreye olabilecek olumsuz etkilerini gidermeye yönelik tedbirler, Tarım ve KöyişleriBakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile eşgüdüm sağlanarak, diğer ilgili kuruluşların da görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların en hızlı şekilde yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur. Bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanır. Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır.

Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması ve hayvan bakımevlerinin çalışma usul ve esasları, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Hayvan bakımevleri ve hastanelerin kurulması amacıyla Hazineye ait araziler öncelikle tahsis edilir. Amacı dışında kullanıldığı tespit edilen arazilerin tahsisi iptal edilir.

Hiçbir kazanç ve menfaat sağlamamak kaydıyla sadece insanî ve vicdanî amaçlarla sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlara bakan veya bakmak isteyen ve bu Kanunda öngörülen şartları taşıyan gerçek ve tüzel kişilere; belediyeler, orman idareleri, Maliye Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından, mülkiyeti idarelerde kalmak koşuluyla arazi ve buna ait binalar ve demirbaşlar tahsis edilebilir. Tahsis edilen arazilerin üzerinde amaca uygun tesisler ilgili Bakanlığın/İdarenin izni ile yapılır.

İKİNCİ BÖLÜM
Hayvanlara Müdahaleler
Cerrahi müdahaleler

MADDE 7. — Hayvanlara tıbbî ve cerrahi müdahaleler sadece veteriner hekimler tarafından yapılır.

Kontrolsüz üremenin önlenmesi için, hayvanlara acı vermeden kısırlaştırma müdahaleleri yapılır.

Yasak müdahaleler

MADDE 8. — Bir hayvan neslini yok edecek her türlü müdahale yasaktır.

Hayvanların, yaşadıkları sürece, tıbbî amaçlar dışında organ veya dokularının tümü ya da bir bölümü çıkarılıp alınamaz veya tahrip edilemez.

Ev ve süs hayvanının dış görünüşünü değiştirmeye yönelik veya diğer tedavi edici olmayan kuyruk ve kulak kesilmesi, ses tellerinin alınması ve tırnak ve dişlerinin sökülmesine yönelik cerrahi müdahale yapılması yasaktır. Ancak bu yasaklamalara; bir veteriner hekimin, veteriner hekimliği uygulamaları ile ilgili tıbbî sebepler veya özel bir hayvanın yararı için gerektiğinde tedavi edici olmayan müdahaleyi gerekli görmesi veya üremenin önlenmesi durumlarında izin verilebilir.

Bir hayvana tıbbî amaçlar dışında, onun türüne ve etolojik özelliklerine aykırı hale getirecek şekilde ve dozda hormon ve ilaç vermek, çeşitli maddelerle doping yapmak, hayvanların türlerine has davranış ve fizikî özelliklerini yapay yöntemlerle değiştirmek yasaktır.

Hayvan deneyleri

MADDE 9. — Hayvanlar, bilimsel olmayan teşhis, tedavi ve deneylerde kullanılamazlar.

Tıbbî ve bilimsel deneylerin uygulanması ve deneylerin hayvanları koruyacak şekilde yapılması ve deneylerde kullanılacak hayvanların uygun biçimde bakılması ve barındırılması esastır.

Başkaca bir seçenek olmaması halinde, hayvanlar bilimsel çalışmalarda deney hayvanı olarak kullanılabilir.

Hayvan deneyi yapan kurum ve kuruluşlarda bu deneylerin yapılmasına kendi bünyelerinde kurulmuş ve kurulacak etik kurullar yoluyla izin verilir.

Etik kurulların kuruluşu, çalışma usul ve esasları, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının ve ilgili kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Deney hayvanlarının yetiştirilmesi, beslenmesi, barındırılması, bakılması, deney hayvanı besleyen, tedarik eden ve kullanıcı işletmelerin tescil edilmesi, çalışan personelin nitelikleri, tutulacak kayıtlar, ne tür hayvanların yetiştirileceği ve deney hayvanı besleyen, tedarik eden ve kullanıcı işletmelerin uyacağı esaslar Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Hayvanların Ticareti ve Eğitilmesi
Hayvanların ticareti

MADDE 10. — Satılırken; hayvanların sağlıklarının iyi, barındırıldıkları yerin temiz ve sağlık şartlarına uygun olması zorunludur.

Çiftlik hayvanlarının bakımı, beslenmesi, nakliyesi ve kesimi esnasında hayvanların refahı ve güvenliğinin sağlanması hususundaki düzenlemeler Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Yabani hayvanların ticaretine ilişkin düzenlemeler Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Ev ve süs hayvanlarının üretimini ve ticaretini yapanlar, annenin ve yavrularının sağlığını tehlikeye atmamak için gerekli anatomik, fizyolojik ve davranış karakteristikleri ile ilgili önlemleri almakla yükümlüdür.

Hayvanların ticarî amaçla film çekimi ve reklam için kullanılması ile ilgili hususlar izne tâbidir. Bu izne ait usul ve esaslar ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Bir hayvan; acı, ıstırap ya da zarar görecek şekilde, film çekimi, gösteri, reklam ve benzeri işler için kullanılamaz.

Deney hayvanlarının ithalat ve ihracatı izne tâbidir. Bu izin, Bakanlığın görüşü alınarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca verilir.

Hasta, sakat ve yaşlı durumda bulunan veya iyileşemeyecek derecede ağrısı veya acısı olan bir hayvanı usulüne uygun kesmek ya da ağrısız öldürme amacından başka bir amaçla birine devretmek, satmak veya almak yasaktır.

Eğitim

MADDE 11. — Hayvanlar, doğal kapasitesini veya gücünü aşacak şekilde veya yaralanmasına, gereksiz acı çekmesine, kötü alışkanlıklara özendirilmesine neden olacak yöntemlerle eğitilemez.

Hayvanları başka bir canlı hayvanla dövüştürmek yasaktır. Folklorik amaca yönelik, şiddet içermeyen geleneksel gösteriler, Bakanlığın uygun görüşü alınarak il hayvanları koruma kurullarından izin alınmak suretiyle düzenlenebilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Hayvanların Kesimi, Öldürülmesi ve Yasaklar
Hayvanların kesimi

MADDE 12. — Hayvanların kesilmesi; dini kuralların gerektirdiği özel koşullar dikkate alınarak hayvanı korkutmadan, ürkütmeden, en az acı verecek şekilde, hijyenik kurallara uyularak ve usulüne uygun olarak bir anda yapılır. Hayvanların kesiminin ehliyetli kişilerce yapılması sağlanır.

Dini amaçla kurban kesmek isteyenlerin kurbanlarını dini hükümlere, sağlık şartlarına, çevre temizliğine uygun olarak, hayvana en az acı verecek şekilde bir anda kesimi, kesim yerleri, ehliyetli kesim yapacak kişiler ve ilgili diğer hususlar Bakanlık, kurum ve kuruluşların görüşü alınarak, Diyanet İşleri Başkanlığının bağlı olduğu Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Hayvanların öldürülmesi

MADDE 13. — Kanunî istisnalar ile tıbbî ve bilimsel gerekçeler ve gıda amaçlı olmayan, insan ve çevre sağlığına yönelen önlenemez tehditler bulunan acil durumlar dışında yavrulama, gebelik ve süt anneliği dönemlerinde hayvanlar öldürülemez.

Öldürme işleminden sorumlu kişi ve kuruluşlar, hayvanın kesin olarak öldüğünden emin olunduktan sonra, hayvanın ölüsünü usulüne uygun olarak bertaraf etmek veya ettirmekle yükümlüdürler. Öldürme esas ve usulleri Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Yasaklar
MADDE 14. — Hayvanlarla ilgili yasaklar şunlardır:
  1. a) Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, acımasız ve zalimce işlem yapmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak, bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek.
  2. b) Hayvanları, gücünü aştığı açıkça görülen fiillere zorlamak.
  3. c) Hayvan bakımı eğitimi almamış kişilerce ev ve süs hayvanı satmak.
  4. d) Ev ve süs hayvanlarını onaltı yaşından küçüklere satmak.
  5. e) Hayvanların kesin olarak öldüğü anlaşılmadan, vücutlarına müdahalelerde bulunmak.
  6. f) Kesim hayvanları ve 4915 sayılı Kanun çerçevesinde avlanmasına ve özel üretim çiftliklerinde kesim hayvanı olarak üretimine izin verilen av hayvanları ile ticarete konu yabani hayvanlar dışındaki hayvanları, et ihtiyacı amacıyla kesip ya da öldürüp piyasaya sürmek.
  7. g) Kesim için yetiştirilmiş hayvanlar dışındaki hayvanları ödül, ikramiye ya da prim olarak dağıtmak.
  8. h) Tıbbî gerekçeler hariç hayvanlara ya da onların ana karnındaki yavrularına veya havyar üretimi hariç yumurtalarına zarar verebilecek sunî müdahaleler yapmak, yabancı maddeler vermek.

ı) Hayvanları hasta, gebelik süresinin 2/3’ünü tamamlamış gebe ve yeni ana iken çalıştırmak, uygun olmayan koşullarda barındırmak.

  1. j) Hayvanlarla cinsel ilişkide bulunmak, işkence yapmak.
  2. k) Sağlık nedenleri ile gerekli olmadıkça bir hayvana zor kullanarak yem yedirmek, acı, ıstırap ya da zarar veren yiyecekler ile alkollü içki, sigara, uyuşturucu ve bunun gibi bağımlılık yapan yiyecek veya içecekler vermek.
  3. l) Pitbull Terrier, Japanese Tosa gibi tehlike arz eden hayvanları üretmek; sahiplendirilmesini, ülkemize girişini, satışını ve reklamını yapmak; takas etmek, sergilemek ve hediye etmek.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Hayvan Koruma Yönetimi
BİRİNCİ BÖLÜM
Mahallî Hayvan Koruma Kurulları Teşkilât, Görev ve Sorumluluklar
İl hayvanları koruma kurulu

MADDE 15. — Her ilde il hayvanları koruma kurulu, valinin başkanlığında, sadece hayvanların korunması ve mevcut sorunlar ile çözümlerine yönelik olmak üzere toplanır.

Bu toplantılara;

  1. a) Büyükşehir belediyesi olan illerde büyükşehir belediye başkanları, büyükşehire bağlı ilçe belediye başkanları, büyükşehir olmayan illerde belediye başkanları,
  2. b) İl çevre ve orman müdürü,
  3. c) İl tarım müdürü,
  4. d) İl sağlık müdürü,
  5. e) İl millî eğitim müdürü,
  6. f) İl müftüsü,
  7. g) Belediyelerin veteriner işleri müdürü,
  8. h) Veteriner fakülteleri olan yerlerde fakülte temsilcisi,

ı) Münhasıran hayvanları koruma ile ilgili faaliyet gösteren gönüllü kuruluşlardan valilik takdiri ile seçilecek en çok iki temsilci,

  1. j) İl veya bölge veteriner hekimler odasından bir temsilci,

Katılır.

Kurul başkanı gerekli gördüğü durumlarda konuyla ilgili olarak diğer kurum ve kuruluşlardan yetkili isteyebilir.

İl hayvan koruma kurulu sekretaryasını, il çevre ve orman müdürlüğü yürütür. Kurul, çalışmalarının sonucunu, önemli politika, strateji, uygulama, inceleme ve görüşleri Bakanlığa bildirir. İllerde temsilciliği bulunmayan kuruluş var ise il hayvan koruma kurulları diğer üyelerden oluşur. Kurul, kurul başkanı tarafından toplantıya çağrılır.

İl hayvan koruma kurulunun çalışma esas ve usulleri Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

İl hayvanları koruma kurulunun görevleri

MADDE 16. — Hayvanları koruma kurulu münhasıran hayvanların korunması, sorunların tespiti ve çözümlerini karara bağlamak üzere; av ve yaban hayvanlarının ve yaşama alanlarının korunması ve avcılığın düzenlenmesi hususlarında alınmış olan Merkez Av Komisyonu kararlarını göz önünde bulundurarak;

  1. a) Hayvanların korunması ve kullanılmasında onların yasal temsilciliği niteliği ile bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek,
  2. b) İl sınırları içinde hayvanların korunmasına ilişkin sorunları belirleyip, koruma sorunlarının çözüm tekliflerini içeren yıllık, beş yıllık ve on yıllık plân ve projeler yapmak, yıllık hedef raporları hazırlayıp Bakanlığın uygun görüşüne sunmak, Bakanlığın olumlu görüşünü alarak hayvanların korunması amacıyla her türlü önlemi almak,
  3. c) Hazırlanan uygulama programlarının uygulanmasını sağlamak ve sonuçtan Bakanlığa bilgi vermek,
  4. d) Hayvanların korunması ile ilgili olarak çeşitli kişi, kurum ve kuruluşların il düzeyindeki faaliyetlerini izlemek, yönlendirmek ve bu konuda gerekli eşgüdümü sağlamak,
  5. e) İlde kurulacak olan hayvan bakımevleri ve hayvan hastanelerini desteklemek, geliştirmek ve gerekli önlemleri almak,
  6. f) Yerel hayvan koruma gönüllülerinin müracaatlarını değerlendirmek,
  7. g) Hayvan sevgisi, korunması ve yaşatılması ile ilgili eğitici faaliyetler düzenlemek,
  8. j) Bu Kanuna göre çıkarılacak mevzuatla verilecek görevleri yapmak,

İle görevli ve yükümlüdür.

İKİNCİ BÖLÜM
Denetim ve Hayvan Koruma Gönüllüleri
Denetim

MADDE 17. — Bu Kanun hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi Bakanlığa aittir. Gerektiğinde bu yetki Bakanlıkça mahallin en büyük mülkî amirine yetki devri suretiyle devredilebilir.

Denetim elemanlarının nitelikleri ve denetime ilişkin usul ve esaslar ile kayıt ve izleme sistemi kurma, bildirim yükümlülüğü ile bunları verecekler hakkındaki usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Yerel yönetimler, ev ve süs hayvanları ile sahipsiz hayvanların kayıt altına alınması ile ilgili işlemleri yapmakla yükümlüdürler.

Yerel hayvan koruma görevlilerinin sorumlulukları

MADDE 18. — Özellikle kedi ve köpekler gibi sahipsiz hayvanların kendi mekânlarında, bulundukları bölge ve mahallerde yaşamaları sorumluluğunu üstlenen gönüllü kişilere yerel hayvan koruma görevlisi adı verilir. Bu görevliler, hayvan koruma dernek ve vakıflarına üye ya da bu konuda faydalı hizmetler yapmış kişiler arasından il hayvan koruma kurulu tarafından her yıl için seçilir. Yerel hayvan koruma görevlileri görev anında belgelerini taşımak zorundadır ve bu belgelerin her yıl yenilenmesi gerekir. Olumsuz faaliyetleri tespit edilen kişilerin belgeleri iptal edilir. Yerel hayvan görevlilerinin görev ve sorumluluklarına, bu kişilere verilecek belgelere, bu belgelerin iptaline ve verilecek eğitime ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Yerel hayvan koruma görevlileri; bölge ve mahallerindeki, öncelikle köpekler ve kediler olmak üzere, sahipsiz hayvanların bakımları, aşılarının yapılması, aşılı hayvanların markalanması ve kayıtlarının tutulmasının sağlanması, kısırlaştırılması, saldırgan olanların eğitilmesi ve sahiplendirilmelerinin yapılması için yerel yönetimler tarafından kurulan hayvan bakımevlerine gönderilmesi gibi yapılan tüm faaliyetleri yerel yönetimler ile eşgüdümlü olarak yaparlar.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Hayvanların Korunmasının Desteklenmesi
Mali destek

MADDE 19. — Ev ve süs hayvanlarının korunması amacıyla bakımevleri ve hastaneler kurmak; buralarda bakım, rehabilitasyon, aşılama ve kısırlaştırma gibi faaliyetleri yürütmek için, başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara Bakanlıkça uygun görülen miktarlarda mali destek sağlanır. Bu amaçla Bakanlık bütçesine gerekli ödenek konulur. Bu ödeneğin kullanımına ilişkin esas ve usuller, Maliye Bakanlığının olumlu görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Diğer Hükümler
Eğitici yayınlar

MADDE 20. — Hayvanların korunması ve refahı amacıyla; yaygın ve örgün eğitime yönelik programların yapılması, radyo ve televizyon programlarında bu konuya yer verilmesi esastır. Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu ile özel televizyon kanallarına ait televizyon programlarında ayda en az iki saat, özel radyo kanallarının programlarında ise ayda en az yarım saat eğitici yayınların yapılması zorunludur. Bu yayınların % 20’sinin izlenme ve dinlenme oranı en yüksek saatlerde yapılması esastır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu görev alanına giren hususlarda bu maddenin takibi ile yükümlüdür.

Trafik kazaları

MADDE 21. — Bir hayvana çarpan ve ona zarar veren sürücü, onu en yakın veteriner hekim ya da tedavi ünitesine götürmek veya götürülmesini sağlamak zorundadır.

Hayvanat bahçeleri

MADDE 22. — İşletme sahipleri ve belediyeler hayvanat bahçelerini, doğal yaşama ortamına en uygun şekilde tanzim etmekle ve ettirmekle yükümlüdürler. Hayvanat bahçelerinin kuruluşu ile çalışma usul ve esasları Tarım ve Köyişleri Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Yasak ve izinler

MADDE 23. — Bu Kanun kapsamında olan ev ve süs hayvanlarının ticaretinin yapılması, ithalatı ve ihracatı ile her ne şekilde olursa olsun, ülkeden çıkarılması ve sokulması ile ilgili her türlü izin ve işlemlerde Bakanlığın görüşü alınmak kaydıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkilidir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının ilgili birimlerince, yıl içinde yapılan ithalat ve ihracat ile ilgili bilgiler Bakanlığa bildirilir.

Koruma altına alma

MADDE 24. — Bu Kanunun hayvanları korumaya yönelik hükümlerine aykırı hareket eden ve bu suretle bulundurduğu hayvanların bakımını ciddi şekilde ihmal eden ya da onlara ağrı, acı veya zarar veren kişilerin denetimle yetkili merci tarafından hayvan bulundurması yasaklanır ve hayvanlarına el konulur. Söz konusu hayvan yeniden sahiplendirilir ya da koruma altına alınır.

DÖRDÜNCÜ KISIM
Cezai Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
İdari Para Cezası Verme Yetkisi, Cezalar, Ödeme Süresi, Tahsil ve İtiraz
İdarî para cezası verme yetkisi

MADDE 25. — Bu Kanunda öngörülen idarî para cezaları bu Kanunun 17 nci maddesinde belirtilen denetime yetkili merci tarafından verilir.

İdari para cezalarına itiraz

MADDE 26. — İdarî para cezalarına karşı cezanın tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde idare mahkemesine dava açılabilir. Davanın açılmış olması idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz. Bu konuda idare mahkemelerinin verdiği kararlar kesindir.

İdarî para cezalarının ödenme süresi ve tahsili

MADDE 27. — İdarî para cezalarının ödenme süresi cezanın tebliği tarihinden itibaren otuz gündür.

Ceza vermeye yetkili merciler tarafından, Bakanlıkça bastırılan ve dağıtılan makbuz karşılığında verilen para cezaları, ilgilileri tarafından mahallin en büyük mal memurluğuna yatırılır. Yatırılan paranın % 80’i ilgili belediyeye takip eden ay içinde aktarılır. Bu para, tahsisi mahiyette olup amacı dışında kullanılamaz. Bu Kanuna göre verilecek idarî para cezalarında kullanılacak makbuzların şekli, dağıtımı ve kontrolü ile ilgili esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.

Öngörülen süre içinde ödenmeyen para cezaları, gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.

Cezalar

MADDE 28. — Bu Kanun hükümlerine aykırı davrananlara aşağıdaki cezalar verilir:

  1. a) 4 üncü maddenin (k) bendinin ikinci cümlesi hükmüne aykırı davrananlara, hayvan başına ikiyüzellimilyon lira idarî para cezası.
  2. b) 5 inci maddenin birinci, ikinci, üçüncü ve altıncı fıkralarında öngörülen hayvanların sahiplenilmesi ve bakımı ile ilgili yasaklara ve yükümlülüklere uymayan ve alınması gereken önlemleri almayanlara hayvan başına ellimilyon lira, yedinci fıkrasında öngörülen yükümlülük ve yasaklara uymayanlara hayvan başına yüzellimilyon lira idarî para cezası.
  3. c) 6 ncı maddenin birinci fıkrasına aykırı hareket edenlere hayvan başına beşyüzmilyon lira idarî para cezası.
  4. d) 7 nci maddede yazılan cerrahi amaçlı müdahaleler ile ilgili hükümlere aykırı davrananlara hayvan başına yüzellimilyon lira idarî para cezası.
  5. e) 8 inci maddenin birinci fıkrasında yazılı, bir hayvan neslini yok edecek müdahalede bulunanlara hayvan başına yedibuçukmilyar lira idarî para cezası; ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarına uymayanlara hayvan başına birmilyar lira idarî para cezası.
  6. f) 9 uncu maddede ve çıkarılacak yönetmeliklerinde belirtilen hususlara uymayanlara hayvan başına ikiyüzellimilyon lira; yetkisi olmadığı halde hayvan deneyi yapanlara hayvan başına birmilyar lira idarî para cezası.
  7. g) 10 uncu maddede belirtilen hayvan ticareti izni almayanlara ve bu konudaki yasaklara ve yönetmelik hükümlerine aykırı davrananlara ikimilyarbeşyüzmilyon lira idarî para cezası.
  8. h) 11 inci maddenin birinci fıkrasındaki eğitim ile ilgili yasaklara aykırı davrananlara birmilyarikiyüzellimilyon lira, ikinci fıkrasına aykırı davrananlara hayvan başına birmilyarikiyüzellimilyon lira idarî para cezası.

ı) 12 nci maddenin birinci fıkrasına aykırı hareket edenlere hayvan başına beşyüzmilyon lira; ikinci fıkrasına aykırı hareket edenlere hayvan başına birmilyarikiyüzellimilyon lira idarî para cezası.

  1. j) 13 üncü madde hükümlerine aykırı davrananlara, öldürülen hayvan başına beşyüzmilyon lira idarî para cezası, aykırı davranışların işletmelerce gösterilmesi halinde öldürülen hayvan başına birmilyarikiyüzellimilyon lira idarî para cezası.
  2. k) 14 üncü maddenin (a), (b), (c), (d), (e), (g), (h), (ı), (j) ve (k) bentlerine aykırı davrananlara ikiyüzellimilyon lira idarî para cezası; (f) ve (l) bentlerine aykırı davrananlara hayvan başına ikimilyarbeşyüzmilyon lira idarî para cezası verilir, kesilmiş ve canlı hayvanlara el konulur.
  3. l) RTÜK’ün takibi sonucunda 20 nci maddeye aykırı hareket ettiği tespit edilen ulusal radyo ve televizyon kurum ve kuruluşlarına maddenin ihlal edildiği her ay için beşmilyar lira idarî para cezası.
  4. m) 21 inci maddeye aykırı hareket edenlere hayvan başına ikiyüzellimilyon lira idarî para cezası.
  5. n) 22 nci maddeye uymayanlara, hayvanat bahçelerinde kötü şartlarda barındırdıkları hayvan başına altıyüzmilyon lira idarî para cezası.
  6. o) 23 üncü maddeye aykırı hareket edenlere hayvan başına ikimilyarbeşyüzmilyon lira idarî para cezası.

Bu maddenin (b) bendinde atıfta bulunulan 5 inci maddenin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları ile (o) bendi dışında kalan fiillerin, veteriner hekim, veteriner sağlık teknisyeni, hayvan koruma gönüllüsü, hayvan koruma derneği üyeleri, hayvan koruma vakfı üyeleri, hayvan toplama, gözetim altına alma, bakma, koruma ile görevlendirilmiş olan kişilerce işlenmesi halinde verilecek ceza iki kat artırılarak uygulanır.

Bu maddede yazılı idarî para cezaları, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, o yıl için 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır.

BEŞİNCİ KISIM
Çeşitli, Son ve Geçici Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Çeşitli Hükümler
Birden fazla hükmün ihlâli

MADDE 29. — Bu Kanunda suç olarak öngörülen fiiller başka kanunlara göre de suç ise, en ağır cezayı gerektiren kanun hükümleri uygulanır.

Fiili ile bu Kanunun birden fazla hükmünü ihlal edenlere daha ağır olan ceza verilir.

Fiillerin tekrarı

MADDE 30. — Bu Kanunda, ceza hükmü altına alınmış fiillerin tekrarı halinde para cezaları bir kat, daha fazla tekrarı halinde üç kat artırılarak verilir.

İKİNCİ BÖLÜM
Son ve Geçici Hükümler
Saklı hükümler

MADDE 31. — 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu, 4631 sayılı Hayvan Islahı Kanunu ile 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu hükümleri saklıdır.

GEÇİCİ MADDE 1. — Bu Kanunun 14 üncü maddesinin (l) bendinde belirtilen hayvanlardan, yurda bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sokulmuş olanların sahipleri; üç ay içerisinde hayvan koruma kurullarına bildirimde bulunarak bunları kayıt altına aldırmak; altı ay içerisinde kısırlaştırarak kısırlaştırıldıklarına ilişkin belgeleri il hayvan koruma kurullarına teslim etmek zorundadırlar.

GEÇİCİ MADDE 2. — Bu Kanun gereğince çıkarılması gerekli bulunan yönetmelikler, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde hazırlanır.

Yürürlük

MADDE 32. — Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 33. — Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Çocuklara karşı nafaka mükellefiyetine uygulanacak Kanuna dair Sözleşme

0

Çocuklara karşı nafaka mükellefiyetine uygulanacak Kanuna dair Sözleşme, 24 Ekim 1956 tarihinde La Haye’de kabul edilmiştir.

Türkiye sözleşmeyi 10 Haziran 1970 tarihinde imzalamış ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 9 Eylül 1971 tarihinde kabul edilmiştir. Sözleşmenin onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun Resmî Gazetenin 17 Eylül 1971 tarihli ve 13959 sayılı nüshasında yayınlanmıştır.

Çocuklara karşı nafaka mükellefiyetine uygulanacak Kanuna dair Sözleşme

İşbu Sözleşmeyi imzalayan Devletler,

Çocuklara karşı nafaka yükümlülüğüne uygulanacak kanunla ilgili müşterek hükümler tesis etmek ve,

Bu hükümlerle 24 Ekim 1956 tarihli, Çocuklara Karşı Nafaka Yükümlülüğüne Uygulanacak Kanuna Dair Sözleşme hükümleri arasında ahenk sağlamak arzusunu taşıyarak,

Bu maksatla bir Sözleşme akdetmeyi kararlaştırmışlar ve aşağıdaki hükümlerde mutabık kalmışlardır:

İşbu Sözleşmeyi imza eden devletler:

Çocuklara karşı nafaka mükellefiyetine uygulanacak kanun hakkında müşterek hükümler vazetmek arzusuyla bu mevzuda bir Sözleşme akdine karar vermişler ve aşağıdaki hükümler üzerinde mutabakata varmışlardır:

Madde 1

Çocuğun kimden ve ne nispetle nafaka talep edeceğini, çocuğun mutat meskeninin bulunduğu yer kanunu tespit eder.

Çocuğun mutat meskeninin değişmesi halinde, bu değişmenin vukuundan itibaren yeni mutat meskeninin bulunduğu yer kanunu tatbik olunacaktır.

Bahis konusu kanun, nafaka davasının kimin tarafından açılabileceği ve dava açma süresi hususlarını da düzenler.

“Çocuk” tabirinden, bu Sözleşme mucibince, nesebi sahih, nesebi gayrisahih veya evlat edinilmiş evli olmayan ve 21 yaşını doldurmamış bütün çocuklar anlaşılır.

Madde 2

Birinci madde hükümleri dışında, Akid Devletlerden her biri aşağıdaki hallerde kendi kanununun tatbik olunduğunu ilan edebilir.

a) Müracaat bu devletin bir merciine yapılmışsa,
b) Kendisinden nafaka istenen ve çocuk bu Devlet vatandaşı ise,
c) Kendisinden nafaka istenilen şahsın mutat meskeni bu Devlette bulunmakta ise,

Madde 3

Yukarıdaki hükümlerin aksine olarak, çocuğun mutat meskeninin bulunduğu mahal kanununun, çocuğa nafaka konusunda herhangi bir hak tanınmaması halinde, müracaat edilen makamın uyuşmazlıkla ilgili milli mevzuatının gösterdiği kanun uygulanır.

Madde 4

Bu Sözleşme ile uygulanacağı beyan edilen kanun, ancak tatbikatının müracaat edilen makamın bağlı bulunduğu devletin kamu düzeni ile açıkça kabili telif olmaması halinde bertaraf edebilir.

Madde 5

İşbu Sözleşme civar hısımları arasındaki nafaka ile ilgili münasebetlere uygulanmaz.

Bu Sözleşme, sadece nafaka mükellefiyetleri ile ilgili kanun ihtilaflarını halleder. İşbu Sözleşmenin tatbikatı sonucu alınmış olan kararlar, nesebe ve alacaklı ile borçlu arasındaki ailevi münasebetlere mütaallik olmayacaktır.

Madde 6

İşbu Sözleşme sadece, birinci maddede zikredilen kanunun, Akid Taraflardan birinin kanunu olması hallerinde uygulanır.

Madde 7

İşbu Sözleşme La Haye Devletler Hususi Hukuku Konferansının 8 inci oturumunda temsil edilen ülkelerin imzasına açıktır.

Sözleşme tasdik edilecek ve tasdik belgeleri Hollanda Dışişleri Bakanlığına tevdi olunacaktır.

Tevdi olunan her tasdik belgesi için bir zabıt tanzim edilecek ve bu zaptın tasdikli bir örneği diplomatik bir yolla sözleşmeyi imzalayan devletlere gönderilecektir.

Madde 8

İşbu Sözleşme, 7 inci maddenin 2 nci fıkrasında öngörülen, 4 üncü tasdik belgesinin tevdiini takip eden 60 ncı gün yürürlüğe girecektir.

Bilahare tasdik edilen her devlet için Sözleşme, tasdik belgesinin tevdi tarihini takip eden 60 ncı gün yürürlüğe girecektir.

Madde 9

İşbu Sözleşme Akid Devletlerin anavatan topraklarına bihakkın uygulanır.

Bir Akid Devlet, bu sözleşmenin diğer bütün deniz aşırı topraklarından veya milletlerarası kendisi tarafından tedvir edilen diğer mümasil denizaşırı topraklar da yürürlüğe girmesini arzu ederse, bu husustaki niyetini bir belge ile Hollanda Dışişleri Bakanlığına tebliğ edecektir. Mezkur bakanlık da, her Akid Devlete diplomatik yolla bu tebligatın tasdikli bir örneğini gönderecektir.

Sözleşme 6 ay içinde tebliğe itiraz etmemiş olan devletler, milletlerarası münasebetleri bahis konusu devlet tarafından tedvir olunup kendileri için tebligat yapılmış olan denizaşırı toprak veya topraki çin yürürlüğe girecektir.

Madde 10

Konferansın 8 inci oturumunda temsil edilmemiş olan bu devlet, Hollanda Hükümeti tarafından katılmaya dair bildirimin yapıldığı tarihten 6 aylık bir müddet için Sözleşmeyi tasdik etmiş olan bir veya daha fazla devlet itiraz etmedikçe işbu Sözleşmeye katılabilir. Katılma 7 nci maddenin 2 nci bendinde öngörülen usule tevfikan tahakkuk eder.

Madde 11

Her Akid Devlet işbu Sözleşmeyi imzalar, tasdik eder veya ona katılırken bunun evlat edinilen çocuklara uygulanmama hakkını mahfuz tutabilir.

Madde 12

İşbu Sözleşme, Sözleşmenin 8 inci maddesinin 1 inci bendinde belirtilen tarihten itibaren 5 yıl müddetle muteber olacaktır.

Bu müddet, anlaşmayı sonradan tasdik eden veya katılan ülkeler için de aynı tarihden itibaren işleyecektir.

Feshi ihbar edilmedikçe Sözleşme kendiliğinden 5 yılda bir yenilecektir.

Fesih, müddetinin bitiminden en aşağı altı ay evvel Hollanda Dışişleri Bakanlığına ihbar edilecek ve bakanlık da keyfiyetten diğer bütün Akid Devletlere bilgi vercektir.

Feshi ihbar, denizaşırı topraklara veya 9 uncu maddenin 2 nci bendi uyarınca yapılan tebliğde belirtilen bazı denizaşırı topraklara inhisar edebilir.

Feshi ihbar, ancak onu tebliğ eden devlete karşı hüküm ifade edecektir. Sözleşme diğer Akid
Devletler için yürürlükte kalacaktır.

Bunu teyiden aşağıda imzaları mevcut olup bu hususta kendilerine mahsus selahiyet verilmiş kimseler işbu Sözleşmeyi imzalamışlardır.

La Haye’de, 24 Ekim 1956’de Hollanda Hükümeti arşivine tevdi edilmek üzeer tek nüsha olarak tanzim edilmiş olup, tasdikli bir örneği diplomatik yolla La Haye Devletler Hususi Hukuk Konferansının 8 inci oturumunda temsil edilmiş olan devletlerin her birine olduğu gibi sonradan katılan devletlere de gönderilecektir.

Çocuklara karşı nafaka mükellefiyetine uygulanacak Kanuna dair Sözleşmenin onaylanmasının uygun bulunduğu hakkında Kanun

(Resmî Gazete ile yayımı : 17 . 9 . 1971 – Sayı : 13959)
No. Kabul tarihi  1482 9.9 . 1971

MADDE 1. — 24 Ekim 1956 tarihinde La Hay e ye akdedilen ve 10 Haziran 1970 tarihinde imzalanmış bulunan «Çocuklara karşı nafaka mükellefiyetine uygulanacak kanuna dair Sözleşme» nin
onaylanması uygun bulunmuştur.
MADDE 2. — Bu kanun yayımı tarihinde yiıürlüğe girer.
MADDE 3. — Bu kanunu Bakanlar Kurulu yürütür

Çocuklara karşı nafaka mükellefiyetine uygulanacak Kanuna dair Sözleşmenin onaylanmasının uygun bulunduğu hakkında Kanunun GEREKÇESİ