1. Bilgiye Erişim 2. Bireyler ve Topluma Karşı Sorumluluklar 3. Mahremiyet-Gizlilik ve Şeffaflık 4. Açık Erişim ve Telif Hakları 5. Tarafsızlık-Dürüstlük ve Profesyonel Beceriler 6. Meslektaş ve İşveren/Çalışan İlişkisi
Giriş
Etik Kuralları ve Profesyonel Yönetim Şekli, kütüphanecilere ve diğer bilişim çalışanlarına rehberlik etmek amacıyla hazırlanan bir dizi etik önerilerden oluşmaktadır. Ayrıca bu öneriler, Kütüphanelerin ve Bilişim Derneklerinin kendi kurallarını oluşturma ya da mevcut kurallarını gözden geçirmelerine de yardımcı olmak için hazırlanmıştır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanlarının yönerge oluşturabileceği ve ikilemlerle başa çıkabileceği ilkeler üzerine düşünmeyi teşvik etmek,
Profesyonel öz farkındalığı geliştirmek,
Genel olarak topluma ve kullanıcılara şeffaflık olgusunu sağlamak.
Bu kurallar; mevcut kuralları değiştirmek ya da profesyonel kurumların kendi kurallarını araştırma, işbirliği ve benzeri yollardan oluşturma yükümlülüğünü ortadan kaldırmak amacıyla hazırlanmamıştır. Sunulan kurallarda tam bir uzlaşı eklenmemektedir.
Kurallar şu inanç doğrultusunda hazırlanmıştır: Kütüphanecilik, özünde etik bir aktivite olup bilişim alanında çalışan profesyoneller için değer zenginliği yaklaşımını içermektedir. Son yüzyıllarda artış gösteren toplumsal karmaşıklıkla birlikte önemini arttıran düşünce ve bilgi paylaşma ihtiyacı, kütüphanecilere ve kütüphanecilik uygulamasına mantıksal temeller sağlamaktadır. Modern toplum içinde bilgi kurumları ve profesyonellerin rolü -ki bu kategoriye kütüphaneler ve kütüphaneciler de dahildir – bilginin kayıt altına alınması, kullanıcıya sunulması ve bilgiye erişimin sağlanması gibi hizmetleri en üst düzeyde tutmaktır.
Sosyal, kültürel ve ekonomik refah olguları doğrultusunda bilgi hizmeti oldukça önemli bir yer tutmakta ve bu durum kütüphanecilerin üzerine sosyal sorumluluklar yüklemektedir.
Ayrıca, bilgi ve düşünce paylaşımının gerekliliğine olan bu inanç, bilgi haklarının tanınmasını da içermektedir. Birleşmiş Milletler Evrensel İnsan Hakları Beyannamesinde(1948) belirtildiği gibi, insan hakları fikri hepimizin diğer insanların insanlığını tanıma ve insan haklarına saygı göstermemizi gerektirmektedir.
Özellikle, 19. maddenin belirttiği gibi bütün insanların ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim gibi temel hakları bulunmaktadır.
19. madde “bütün insanların, herhangi bir medya aracı kullanarak ve ulusal sınırlara bakılmaksızın bilgi ve fikirlere erişme ve onları paylaşma” hakkını açıkça ortaya koymaktadır. Bu madde, ayrıca kütüphaneciler ve modern kütüphanecilik için mantıksal bir temel oluşturmaktadır.
IFLA’nın manifestolar, dokümanlar, beyanlar halinde bulunan oldukça uzun listesi, enformatik unsurlarla çalışma kavrayışını genişletmektedir. Bu çalışmada ima edilen alt fikir, bilgi haklarının meslek ve toplum için oldukça önemli olduğu vurgusudur.
Bilgi hakları üzerine yapılan bu vurgu, kütüphanecileri ve diğer bilişim çalışanlarını ilgili kanun hakkında prensipler oluşturmaya ve uygun olan hallerde kanunların uygulanması ve içeriklerinin geliştirilmesi lehine destek vermeye yönlendirmelidir.
Giriş kısmında taslağı çizilen etik kuralların maddeleri profesyonellerin ne tür bir yol izleyeceğini belirleyen bir dizi öneriden oluşmaktadır. IFLA, bu temel prensiplerin herhangi bir kuralın odağında yer almasını önemserken, bazı özel kuralların belli toplumlara ve sanal topluluklara göre değişiklik gösterebileceği gerçeğini de göz ardı etmez.
Etik davranmak, nasıl tüm profesyoneller için bir zorunluluk ise kural oluşturmak da mesleki kuruluşların temel görevlerinden biridir. Tüm bu nedenlerden dolayı, IFLA; kütüphaneciler, bilişim çalışanları ve IFLA’ya üye bütün kuruluşlar için IFLA Etik Kurallarını önermektedir.
1. Bilgiye Erişim
Kütüphanecilerin ve diğer bilişim çalışanlarının temel görevi, kişisel gelişim, eğitim, kültürel zenginleşme, eğlence, ekonomik ktivite ve demokratik katılımın yaygınlaştırılması hususlarında bilginin erişilebilir olmasını sağlamaktır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, devletler, hükümetler, dini ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla bilgiye ve fikirlere erişimi sansür yoluyla engelleyen yaptırımları reddeder.
Topluma hizmet sunan kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, dermelerine erişim sağlayabilecek her yolu sağlamalı ve hizmetlerini kullanıcıya ücretsiz sunma yollarını aramalıdır. Üyelik ve yönetim ücretlerinin kaçınılmaz olduğu durumlarda, ücretler mümkün olduğu kadar alt seviyede tutulmalı ve sosyal olarak dezavantajlı konumda bulunan bireyleri dışlamayacak pratik sonuçlar üretmelidir.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, dermelerinin ve hizmetlerinin varlığını muhtemel kullanıcılara duyurmalı ve kullanıcıları teşvik etmelidir.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, materyale erişmeyi sağlayan en etkili yolları kullanmalıdır. Kütüphaneciler, bu amaçla kütüphanelerin web sitelerini ve diğer bilgi kurumlarının veri tabanlarını uluslararası erişilebilirlik standartları doğrultusunda tarayabilmeli ve bilgiye erişebilmenin bazı engellerle kısıtlanıp kısıtlanmadığını kesinleştirmelidir.
2. Bireyler ve Topluma Karşı Sorumluluklar
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, katılımı teşvik etmek ve ayrım yapılmasını ortadan kaldırmak için yaş, vatandaşlık statüsü, politik görüş, fiziksel ve zihinsel yetenek, cinsiyet, eğitim, gelir, medeni hal, ırk, din ve cinsel eğilim vb. farklılıkları gözetmeksizin eşit hizmet sunmakla yükümlüdür.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, bir ülkenin azınlık dillerine ve azınlıkların kendi dillerinde olan bilgiye erişebilmeleri hakkına saygı duymalıdır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, içeriği kullanıcıların ihtiyacı olan bilgilere kolayca erişebileceği şekilde düzenlemelidir. Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, kullanıcıların bilgi arama sürecine yardımcı ve destek olmalıdır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, kullanıcıların okuma becerilerini geliştirecek hizmetler sunmalıdır. Bilgiyi tanımlama, yerini belirleme, değerlendirme, kullanma ve iletme gibi bilgi okuryazarlığı konusunda teşvik edici olmalıdır. Ayrıca kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, intihal ve benzeri bilgi suiistimallerini önlemek için etik bilgi kullanımını özendirmelidir.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, küçük yaşta olan kullanıcıların korunması hususuna saygı göstermeli, bu saygının erişkin kullanıcılarının hakları üzerinde olumsuz bir etki bırakmamasına da dikkat etmelidir.
3. Mahremiyet-Gizlilik ve Şeffaflık
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, bireyler ve kurumlar arasında paylaşılan, kişiye özel bilgilerin korunması hususunda duyarlı olmalıdır.
Kütüphane ve kullanıcı arasındaki ilişki belli bir gizlilik politikası üzerine kuruludur ve bu yüzden kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, özgün işlemin ötesinde kişisel bilgilerin paylaşılmaması konusunda gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, hükümetlerin, yönetimlerin ve şirketlerin toplumun incelemesine açık olması için şeffaflık olgusunu desteklemelidir. Ayrıca, yanlış yönetim, yozlaşma ve suç gibi unsurların ortaya çıkarılmasının toplumun çıkarına olduğunu kabul etmelidir.
4. Açık Erişim ve Telif Hakları
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, herhangi bir medya aracı ya da formatında bulunan bilgi ve fikirlere erişimin en uygun yolunu sağlamakla yükümlüdür. Bu yol, açık erişim, açık kaynak ve açık lisansların prensiplerine destek vermekten geçmektedir.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, kullanıcıların bilgiye adil, hızlı, ekonomik ve etkili bir şekilde ulaşımını sağlama amacı gütmelidir. Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, kütüphaneler için uygulanan telif hakkı kısıtlamaları ve istisnai durumlar için profesyonel görev bilincinin farkında olmalıdır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, yazarların, yayıncıların ve telif hakkı ile korunan eser sahiplerinin ortaklarıdır. Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, yazarların telif haklarını tanımalı ve bu hakların güvence altına alınması konusunda sorumluluk sahibi olmalıdır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, telif hakları kanunlarından ve lisanslarından dolayı oluşabilecek gereksiz engelleme çabalarına, kullanıcılar adına müdahale etmeli ve bilginin özgürce ulaşımını en üst düzeyde tutmak için çabalamalıdır. Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, hükümetleri, telif haklarını koruma altına almak için teşvik etmeli ve hak sahipleri arasında – bireysel ve kurumsal taraflar- dengeyi gözetmeli ve onlara tıpkı kütüphaneler gibi hizmet vermelidir.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, telif hakkı koşullarının sınırlı olmasını ve kamuya mal olmuş bilgi(lerin) yine kamu erişimine açık ve ücretsiz olması gerektiğini savunur.
5. Tarafsızlık-Dürüstlük ve Profesyonel Beceriler
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, derme oluşturmada, dermeye erişim ve hizmet konularında tarafsız bir yaklaşım göstermelidir. Tarafsızlık, derme oluşturulurken her türlü ön yargıdan arınmış olmayı gerektirir; bu da bilgiye erişimin herkese tarafsız bir şekilde sağlanması demektir.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, bilginin seçimi, sağlanması, dağılımı ve organizasyonu gibi hizmetler için yönergelerini oluşturmalıdır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, sahip oldukları kişisel görüşleri ve profesyonel görevlerinin arasındaki farkları ayırt etmekle yükümlüdür. Kişisel çıkarlarını asla tarafsızlık ilkesini hiçe sayarak ön plana çıkarmamalıdır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, kullanıcılara yönelik tarafsızlık ilkesine sadık kaldıkları sürece iş yerlerinde özgür ifade haklarına sahiptir.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, kütüphaneciliği doğrudan ilgilendiren kütüphane materyallerinin sağlanması, kütüphane ve yönetim görevlerine atama ve finans konularında olabilecek yolsuzluklara karşı tepki göstermelidir.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, kendi bilgi ve becerilerini genişleterek meslekte uzmanlığa ulaşma konusunda çaba göstermelidir. Hizmette en üst standartlar kalitesini hedeflemeli ve mesleğin olumlu yöndeki ününe katkı sağlamalıdır.
6. Meslektaş ve İşveren/Çalışan İlişkisi
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, birbirlerine dürüstlük ve saygı çerçevelerinde davranmalıdır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, yaş, vatandaşlık, politik eğilim, fiziksel zihinsel beceri, cinsiyet, medeni durum, ırk, din ve cinsel eğilim gibi farklılıkların işe almaya etki ettiği ayrımcı durumlara karşı durmalıdır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, benzer işlere sahip kadın ve erkeklerin eşit maaş ve özendirme/promosyon haklarına sahip olmaları gerçeğini desteklemelidir.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, meslektaşları ile bilgi ve tecrübelerini paylaşmalı ve mesleğe yeni başlayan meslektaşlarının yeteneklerini geliştirmeleri için onlara yol göstermelidir. Ayrıca mesleki kurumun aktivitelerine katkıda bulunmaları ve araştırmayayın gibi mesleki konularda katılımcı olmalıdır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, mesleki profesyonellik ve etik davranış gibi kurallarla ün kazanmalı, meslektaşlarına adil olmayan yollardan üstünlük sağlama çabasına başvurmamalıdır.
Muhasebeci ve Mali Müşavirlerin Uyacakları Etik İlkeler, Resmi Gazetenin 19 Ekim 2007 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik, 8 Nisan 2018 tarihinde yayınlanan resmi gazetede yayınlanan yönetmelik ile değiştirilmiştir. Her iki metin de birlikte sunulmaktadır.
Türkiye Serbest Muhasebeci Malî Müşavirler ve Yeminli Malî Müşavirler Odaları Birliğinden:
SERBEST MUHASEBECİLER, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER
VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN MESLEKİ FAALİYETLERİNDE
UYACAKLARI ETİK İLKELER HAKKINDA YÖNETMELİK
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; tüm üyeleri en üst derecede meslekî bilgiye sahip, sosyal sorumluluk bilinci olan, etik değerlere bağlı, rekabet anlayışı daha kaliteli hizmet sunumu biçiminde oluşmuş, güvenilir ve saygın bir meslek mensupları kitlesi oluşturmak hedefine ulaşmak için muhasebe meslek mensuplarının meslekî ilişkilerinde uymaları gereken asgari etik ilkeleri belirlemektir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Malî Müşavirlik ve Yeminli Malî Müşavirlik Kanununa göre bir meslek unvanına sahip olan, bağımsız veya bağımlı olarak çalışan tüm meslek mensupları ile bunların oluşturduğu şirketlerin faaliyetleri bu Yönetmelik kapsamındadır. Kapsama dâhil meslek mensupları ile bunların oluşturduğu şirketlerin faaliyetlerinde uyacakları etik ilkeler bu Yönetmeliğin “Serbest Muhasebeciler, Serbest Muhasebeci Malî Müşavirler ve Yeminli Malî Müşavirlerin Meslekî Faaliyetlerinde Uyacakları Etik İlkeler” başlıklı ekinde yer almaktadır.
Dayanak
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Malî Müşavirlik ve Yeminli Malî Müşavirlik Kanununun 50 nci maddesi hükmüne dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Bağımlı Çalışan Meslek Mensubu: Bir iş sahibine ücret karşılığı hizmet veren meslek mensubunu,
b) Bağımsız Çalışan Meslek Mensubu: Çalışanlar listesine kayıtlı meslek mensubu ile bunların kurdukları ortaklık bürolarını ve şirketleri,
c) Denetim Müşterisi: Finansal tabloları denetlenen müşteriyi,
ç) Denetim Sözleşmesi: Bağımsız çalışan meslek mensubunun finansal tabloların, finansal raporlama standartlarına uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığı ile ilgili görüş bildirdiği güvence sağlama amaçlı sözleşmeyi,
d) Finansal Çıkar: Bir işletmenin alacaklılık veya ortaklık hakkı temsil eden menkul kıymetleri ile ilgili bir çıkar ve böyle bir çıkarı elde etme hak ve yükümlülüğünü,
e) Firma: Meslek mensupları veya bunların kurduğu şirketleri,
f) Güvence Sağlama Sözleşmesi: Bağımsız çalışan meslek mensubunun, denetim ve diğer konularda güvence sağlamak isteyen müşterisinin sorumluluğunda olan bir konu hakkında, belirlenmiş uygun bir kritere göre değerlendirme yapması ve hedef kullanıcılara güvence sunması amacıyla düzenlenen sözleşmeyi,
g) Güvence Sağlama Sözleşmesi Ekibi:
1) Denetim ve diğer konularda güvence sağlama amaçlı sözleşmelerde, sözleşme ekibinin tüm üyelerini,
2) Güvence sağlama sözleşmesinin sonucunu doğrudan etkileyebilecek firma içindeki diğer kişileri,
h) Güvence Sağlama Sözleşmesi Müşterisi (Sorumlu taraf): Sözleşmeye konu olan olaydan sorumlu olan kişi ya da kişiler veya temsilcileri,
ı) Kanun: 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Malî Müşavirlik ve Yeminli Malî Müşavirlik Kanununu,
i) Meslek Mensubu: Bağımlı veya bağımsız olarak çalışan Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Malî Müşavir ve Yeminli Malî Müşaviri,
j) Meslekî Hizmet: Muhasebe, denetim, vergi, yönetim danışmanlığı, finansal yönetim hizmetleri gibi muhasebe mesleği ile ilgili yetenek gerektiren hizmetleri,
k) Mevcut Meslek Mensubu: Bir müşterinin denetim işini veya muhasebe, vergi, danışmanlık ya da benzeri meslekî hizmetlerini yürütmekte olan bağımsız meslek mensubunu,
l) Sözleşme Ekibi: Bir sözleşme ile ilgili görev alan tüm firma personelini (sözleşme ile ilgili olarak bağlantı kurulan tüm uzmanlar da bu ekibe dâhildir),
m) Sözleşme Ortağı: Firma içinde belli bir sözleşme ve hazırlanan rapor ile ilgili olarak sorumlu olan ortak ya da kişileri,
n) Şarta Bağlı Ücret: Sunulan bir hizmetin veya bir işlemin sonucuna göre sonradan hesaplanan ücreti,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Etik Komitesi ve Son Hükümler
Etik Komitesinin teşekkülü
MADDE 5 – (1) Etik Komitesi, meslek mensupları arasından Türkiye Serbest Muhasebeci Malî Müşavirler ve Yeminli Malî Müşavirler Odaları Birliği Yönetim Kurulu tarafından atanacak biri Başkan, biri Başkan Yardımcısı olmak üzere en az yedi en fazla 11 üyeden oluşur. Üyelerin görev süresi iki yıldır. Herhangi bir nedenle üyeliğin boşalması halinde aynı usulle yeni üye ataması yapılır. Yeni atanan üye kalan süreyi tamamlamak üzere göreve başlar.
Etik Komitesinin toplantısı
MADDE 6 – (1) Etik Komitesi düzenli olarak yılda altı kez toplanır. Komite başkanı veya Türkiye Serbest Muhasebeci Malî Müşavirler ve Yeminli Malî Müşavirler Odaları Birliği Yönetim Kurulu gerekli gördüğü takdirde Etik Komitesini toplantıyla çağırabilir.
Etik Komitesinin görevleri
MADDE 7 – (1) Etik Komitesinin görevi; bu Yönetmelikle ilgili değişiklik önerileri ile yorum, sirküler ve benzeri konularda çalışmalar yaparak Yönetim Kuruluna sunmaktır.
Yürürlük
MADDE 8 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 9 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Serbest Muhasebeci Malî Müşavirler Odaları ve Yeminli Malî Müşavirler Odaları Birliği Yönetim Kurulu yürütür.
Ek-1
SERBEST MUHASEBECİLER, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER
VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN MESLEKİ FAALİYETLERİNDE
UYACAKLARI ETİK İLKELER
GİRİŞ
(1) Meslek mensubunun belirleyici özelliklerinden biri kamu yararına uygun hareket etme sorumluluğudur. Bu sorumluluğun yerine getirilebilmesi için meslek mensubunun bu Yönetmelikle getirilen etik ilkelerine uyması gerekmektedir.
(2) Etik ilkeler üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm tüm meslek mensuplarının uyması gereken temel etik ilkelerini ve bu ilkelerin uygulanması için gereken kavramsal çerçeveyi sunmaktadır. Kavramsal çerçeve; meslek mensuplarının temel ilkelere uyum ile ilgili tehditleri belirlemeleri, bu tehditleri ortadan kaldırmak veya kabul edilebilir bir düzeye indirgemek için koruyucu önlemleri almaları için gerekli bir rehberdir.
(3) İkinci ve üçüncü bölümler kavramsal çerçevenin belirli özel durumlarda nasıl uygulanacağını ortaya koymaktadır. İkinci bölüm bağımsız çalışan meslek mensupları, üçüncü bölüm ise bağımlı çalışanlar için geçerli ilke ve durumları içermektedir.
BİRİNCİ KISIM
Tüm Meslek Mensuplarının Uyacakları Temel Etik İlkeleri
BİRİNCİ BÖLÜM
İlkelerin Genel Uygulanış Biçimi
Temel etik ilkeleri
MADDE 1 – (1) Tüm meslek mensuplarının uyması gereken zorunlu temel etik ilkeleri aşağıda sunulmuştur.
a) Dürüstlük: Meslek mensuplarının tüm meslekî ve iş ilişkilerinde doğru sözlü ve dürüst davranmalarıdır.
b) Tarafsızlık: Yanlı veya önyargılı davranarak; üçüncü kişilerin haksız ve uygunsuz biçimde yaptıkları baskıların meslek mensuplarının meslekî kararlarını etkilememesi veya engellememesidir.
c) Meslekî Yeterlilik ve Özen: Meslek mensubunun meslekî faaliyetlerini yerine getirirken teknik ve meslekî standartlara uygun olarak, özen ve gayret içinde davranmasıdır.
ç) Gizlilik: Meslek mensubunun meslekî ilişkileri sonucunda elde ettiği bilgileri açıklamasını gerektirecek bir hak veya görevi olmadıkça üçüncü kişi veya gruplara açıklamaması ve bu bilgilerin meslek mensubunun veya üçüncü kişilerin çıkarları için kullanılmamasıdır.
d) Meslekî Davranış: Meslek mensubunun mevcut yasa ve yönetmeliklere uymasını ve mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü davranıştan kaçınmasını ifade etmektedir.
Kavramsal çerçeve
MADDE 2 – (1) Meslek mensuplarının içinde bulunduğu koşullar temel etik ilkelerine uymakla ilgili birtakım tehditlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu tür davranış, durum veya ilişki tehdit olarak adlandırılır. Tehdit oluşturacak bütün durumları tanımlamak ve tehdidi hafifletecek uygun davranışı belirleyebilmek mümkün değildir. Ayrıca, iş ilişkilerinin yapısının sürekli olarak değişmesi sonucu yeni tehditler ortaya çıkabilir. Bu nedenle meslek mensubunun temel etik ilkelere uymaya yönelik tehditleri belirlemesi ve değerlendirmesini gerektiren bir kavramsal çerçevenin hazırlanması kamu yararına olacaktır. Bu düzenleme, etik ilkelere uymaya yönelik tehditlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve yanıtlanmasında meslek mensubuna yardımcı olacak bir çerçeve sunmaktadır. Saptanan tehditlerin önemsiz olmadığı durumlarda, meslek mensubu bunları ortadan kaldıracak veya kabul edilebilir bir düzeye indirecek önlemleri uygulamalıdır.
(2) Herhangi bir tehdit söz konusu olduğunda meslek mensubu, bu tehdidi ortadan kaldıracak koşul veya ilişkileri biliyor veya bilmesi bekleniyorsa, tehdidi ortadan kaldırma yükümlülüğü vardır.
(3) Meslek mensubu bir tehdidin önemini değerlendirirken hem niteliksel hem de niceliksel faktörleri dikkate almalıdır. Bağımsız çalışan meslek mensubu uygun önlemleri alamıyorsa, belirli bir hizmetin ifasını azaltmalı veya sona erdirmeli, bağımlı çalışan meslek mensubu işveren işletmedeki görevinden istifa etmelidir.
(4) Meslek mensubu bu etik ilkelerden birisini istemeyerek ihlal edebilir. Bu tür bir ihlal tespit edildiğinde kısa sürede düzeltilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır.
(5) Etik ilkelerin ikinci ve üçüncü bölümlerinde kavramsal çerçevenin uygulama biçimini açıklayıcı örnekler yer almaktadır. Bu örnekler temel etik ilkelerine uyma konusunda tehdit yaratabilecek tüm şartların tam listesi değildir. Kavramsal çerçeveyi her bir meslek mensubunun karşılaştığı özel durumlara uygulanması gerekir.
Tehditler
MADDE 3 – (1) Temel etik ilkelerine yönelik çok sayıda tehdit oluşabilir. Bu tehditlerin çoğu aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir.
a) Kişisel Çıkar Tehditleri: Meslek mensubunun kendisinin veya yakın ailesinden bir üyenin finansal veya diğer çıkarları sonucu ortaya çıkabilecek tehditlerdir.
b) Yeniden Değerlendirme Tehditleri: Daha önceden alınmış bir kararın o karardan sorumlu meslek mensubu tarafından yeniden değerlendirilmesi nedeniyle oluşan tehditlerdir.
c) Taraf Tutma Tehditleri: Meslek mensubunun bir durum ya da fikri, tarafsızlığını tehlikeye düşürecek bir noktaya taşıması sonucu oluşan tehditlerdir.
ç) Yakınlık Tehditleri: Üçüncü kişilerle kurulan yakın ilişkiler sonucu, meslek mensubunun bu kişilerin çıkarlarına uygun olacak şekilde davranması sonucu ortaya çıkabilecek tehditlerdir.
d) Yıldırma Amaçlı Tehditler: Meslek mensubunun gerçek veya hissedilen tehditler nedeniyle tarafsız davranmaktan kaçınmaya zorlanması (yıldırılması) sonucu ortaya çıkabilecek tehditlerdir.
Tehditlere karşı önlemler
MADDE 4 – (1) Tehditleri ortadan kaldıran veya kabul edilebilir bir düzeye indiren önlemler iki büyük gruba ayrılmaktadır.
a) Mevzuat ile oluşturulabilecek önlemler: Bu önlemlere verilebilecek örnekler aşağıda belirtilmiştir:
1) Mesleğe giriş için gerekli eğitim, meslekî eğitim (staj) ve tecrübe gereksinimleri,
2) Sürekli meslekî gelişim gereksinimleri,
3) Kurumsal yönetim gereksinimleri,
4) Meslekî standartlar,
5) Meslekî veya düzenleyici izleme ve disiplin prosedürleri,
6) Meslek mensubu tarafından üretilen rapor, sonuç, iletişim ve bilgilerin yasal yetkili üçüncü bir kurum tarafından dış kontrolden geçirilmesi.
b) İş çevresinden sağlanacak önlemler.
Etik Çatışmanın Çözümlenmesi
MADDE 5 – (1) Meslek mensupları, temel etik ilkelerinin uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklardan kaynaklanan çatışmaları bu düzenlemede yer alan temel etik ilkeleri esas alarak çözüme kavuşturmalıdır. Bu etik çatışmaların çözümlenmesi için oluşturulan formel ya da enformel çözüm sürecinde, meslek mensubunun ilgili verileri, çatışma konusu ile ilgili etik sorunları ve etik ilkeleri, yerleşik iç süreçleri ve alternatif hareket biçimlerini dikkate alarak temel etik ilkelerle uygun hareket biçimini belirlemesi gerekecektir. Eğer sorun hala çözümlenemez ise, meslek mensubu firma içindeki veya işveren işletmedeki diğer uygun kişilerden yardım isteyebilir. Herhangi bir konu işletme ile veya işletme içinde bir etik çatışma içeriyorsa, meslek mensubu Yönetim Kurulu veya Denetim Komitesi gibi işletmenin yönetiminden sorumlu organlarla görüşmeler yapmalıdır. Bir etik çatışma sorunu çözümlenemez ise, meslek mensubu bağlı olduğu meslek odasından meslekî öneriler alabilir. İlgili tüm seçenekleri değerlendirdikten sonra, etik çatışma hala çözümlenemiyorsa, meslek mensubu çatışmayı yaratan konu ile ilgisini sürdürmeyi reddedebilir. Meslek mensubu, şartlar çerçevesinde, sözleşme ekibinden ya da belirli bir görevden çekilmeye karar verebilir veya sözleşmeyle, firmasıyla veya işverenle ilişkisini tümüyle kesebilir.
İKİNCİ BÖLÜM
Dürüstlük
MADDE 6 – (1) Dürüstlük ilkesi, tüm meslek mensuplarına meslekî ilişkilerinde doğru ve güvenilir olma yükümlülüğü getirmektedir. Dürüstlük ilkesi ayrıca adil davranmayı ve açık sözlülüğü ifade etmektedir.
MADDE 7 – (1) Meslek mensubu, herhangi bir bilginin önemli bir hata ya da yanıltıcı biçimde hazırlanmış veya gizlenmiş ifadeler içerdiğini düşünüyorsa, bu tür bilgiyi veya bu bilgiyle hazırlanmış bir rapor, haber veya sonucu dikkate almamalıdır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Tarafsızlık
MADDE 8 – (1) Tarafsızlık ilkesi, tüm meslek mensuplarına, yanlı olma, çıkar çatışması veya üçüncü kişilerin uygunsuz biçimdeki baskı ve etkileri nedeniyle meslekî kararlarından ödün vermeme sorumluluğunu yüklemektedir.
MADDE 9 – (1) Meslek mensupları tarafsızlıklarını olumsuz yönde etkileyebilecek durumlara maruz kalabilir. Bu tür durum ve baskıları tanımlamak veya öngörmek her zaman olası değildir. Dolayısıyla, meslek mensuplarının tarafsızlıklarını etkileyebilecek ortam ve ilişkilerden kaçınmaları gereklidir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Meslekî Yeterlilik ve Özen
MADDE 10 – (1) Meslekî yeterlilik ve özen ilkesi, meslek mensubuna müşteriler veya işverenlere etkin bir hizmet sunmak için gerekli meslekî bilgi ve beceri düzeyine sahip olmak ve hizmet sunarken teknik ve meslekî standartlara uygun olarak özenli davranmak sorumluluğunu getirmektedir.
MADDE 11 – (1) Meslekî yeterlilik iki aşamada ele alınabilir:
a) Meslekî yeterliliğin elde edilmesi: Meslekî yeterliliğin elde edilmesi, Kanun’da belirtilen mesleğe giriş şartlarının sağlanmasını gerektirmektedir.
b) Meslekî yeterliliğin korunması: meslekî konuların, meslek hayatıyla ilgili ulusal ve uluslararası gelişmelerin sürekli olarak izlenmesini ve anlaşılmasını gerekli kılar. Bu bağlamda, meslek içi eğitim programları meslek mensubunun, meslekî çevrede etkin olarak faaliyette bulunmasına elverişli olanakları sağlar.
(2) Meslekî özen, meslekî hizmetlerin yerine getirilmesinde dikkatli, derinlemesine ve zaman esasına göre hareket edilmesini öngörür.
(3) Meslek mensubu, kendi otoritesi altında çalışanların da uygun meslekî eğitim almalarını ve gözetim altında tutulmalarını sağlamalıdır.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Gizlilik
MADDE 12 – (1) Gizlilik ilkesi, meslek mensubuna müşterisi ya da işveren ile ilgili edindiği bilgilerin gizliliğini koruma sorumluluğu yüklemektedir. Bu ilke uyarınca meslek mensubunun;
a) Yasal veya meslekî bir açıklama zorunluluğu ya da yetkisi olmadıkça veya yetkili makam bilgiyi açıklama yetkisi vermedikçe meslekî ilişkisi sonucu elde edilmiş bilgiyi müşteri veya işveren dışındaki kişilere açıklamaması,
b) Meslekî ilişkisi sonucu elde edilen gizli bilgiyi kişisel çıkar uğruna ya da üçüncü kişilerin yararına kullanmaması ya da kullanıyor izlenimi bırakmaması gerekmektedir.
MADDE 13 – (1) Meslek mensubunun gizlilik sorumluluğu müşteri ya da işveren ile ilişkisi sona erdiği zaman bile devam eder.
(2) Meslek mensubu, kendi kontrolü altında çalışan elemanların ve danışmanlık veya tavsiye hizmeti aldığı diğer meslek mensuplarının veya üçüncü kişilerin gizlilik ilkesinin gereklerine saygı göstermelerini sağlamakla yükümlüdür.
MADDE 14 – (1) Meslek mensubunun aşağıda belirtilen koşulların varlığı durumunda, sahip olduğu gizli bilgileri açıklaması gerekli veya uygun olabilir:
a) Kanun veya müşteri ya da işveren izni ile yapılan açıklama,
b) Kanun gereği açıklama istenilmesi. Kanun gereği yapılacak açıklamalar verilebilecek örnekler şunlar olabilir:
1) Yasal süreç esnasında belge veya diğer kanıtları sağlamak amacıyla açıklama yapmak,
2) Kanuna aykırı bir durumu ortaya çıkarmak için ilgili kamu otoritesine açıklama yapmak,
c) Kanunun yasaklanmadığı hallerde, meslekî bir görev ya da hak dâhilinde açıklama yapmak.
1) Bir meslek odasının veya meslek örgütünün kalite raporuna veri sağlamak.
2) Bir meslek odasının, meslek örgütünün veya düzenleyici bir organın yürüttüğü araştırma veya soruşturmaya veri sağlamak.
3) Yasal bir süreçte meslek mensubunun meslekî çıkarlarını korumak amacıyla açıklama yapması.
4) Muhasebe ve/veya denetim standartlarını ve etik gerekliliklerini karşılamak amacıyla açıklama yapmak.
MADDE 15 – (1) Gizli bir bilgiyi açıklama kararı verecek bir meslek mensubunun aşağıdaki noktaları dikkate alması gereklidir:
a) Bir bilginin müşterinin veya işverenin onayı dâhilinde açıklanması durumunda ilgili tüm tarafların (üçüncü kişi ve gruplar da dâhil olmak üzere) çıkarlarının zarar görüp görmeyeceği,
b) Açıklanacak bilgilerin tamamının uygun ve doğrulanmış bilgiler olup olmadığı (koşullar gereği meslek mensubu tamamlanmamış veya doğrulanmamış bilgilere sahip ise açıklamanın kapsamı hakkında meslekî yargısını kullanmalıdır).
c) Bilginin kime ve hangi yöntemle verileceği (meslek mensubunun, bilginin verileceği grubun ya da kişinin doğru grup veya kişi olduğu konusunda tatmin olması gereklidir).
ALTINCI BÖLÜM
Meslekî Davranış
MADDE 16 – (1) Meslekî davranış ilkesi, meslek mensuplarına, mesleğin itibarını zedeleyecek davranışlardan kaçınma ve ilgili kanun ve düzenlemelere uyma yükümlülüğünü getirmektedir. Mesleğin itibarını zedeleyecek davranışlar tüm gerekli bilgilere sahip üçüncü kişi ya da grup tarafından da, mesleğin adını olumsuz etkileyeceği düşünülen davranışları kapsar.
MADDE 17 – (1) Meslek mensubu kendisinin ve işinin tanıtımını yaparken mesleğe zarar vermemelidir. Meslek mensubu;
a) Dürüst ve güvenilir olmalı;
b) Sunduğu hizmetler, sahip olduğu özellik ve iş tecrübeleri ile ilgili abartılı iddialarda bulunmamalı;
c) Diğer meslek mensuplarına yönelik doğrulanmamış karşılaştırmalar ve küçültücü göndermeler (atıflar) yapmamalıdır.
İKİNCİ KISIM
Bağımsız Çalışan Meslek Mensuplarının Uyacakları Etik İlkeler
BİRİNCİ BÖLÜM
Giriş
MADDE 18 – (1) Etik ilkelerin bu bölümünde birinci kısımda sunulan kavramsal çerçevenin bağımsız çalışan meslek mensuplarına uygulanış biçimi açıklanacaktır. İzleyen kısımlarda bağımsız çalışan meslek mensupları için etik ilkelerine uyum konusunda tehdit yaratabilecek koşullara ait örnekler sunulmaktadır. Ancak, sunulan örnekler olası durumların tamamını temsil etmemektedir. Bu nedenle meslek mensubundan beklenen, birinci kısımda açıklanan kavramsal çerçevenin, karşılaşılan özel durum veya koşullara uygulanması olacaktır.
MADDE 19 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu dürüstlüğe, tarafsızlığa ve mesleğin adına zarar verebilecek ve sonucunda meslekî hizmetlerin yerine getirilmesi ile bağdaşmayacak herhangi bir iş ya da faaliyete katılmamalıdır.
MADDE 20 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubunun karşılaşabileceği potansiyel tehditler birinci kısımda açıklanmıştır. Bu tehditlerin özellikleri ve önem dereceleri meslek mensubunun sunduğu hizmetlerin yöneltildiği müşteri gruplarına göre farklılaşabilir (Örneğin finansal tablo denetimi müşterisi, finansal tablo denetimi dışında güvence sağlama sözleşme müşterisi veya güvence amaçlı olmayan müşteri gibi).
MADDE 21 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu için kişisel çıkar tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek bazı örnekler şunlar olabilir:
a) Müşterisinden finansal çıkarı olması veya müşteri ile ortak bir finansal çıkarı paylaşması,
b) Tek bir müşteriden alınacak toplam ücrete aşırı bağlılık.
c) Müşteri ile yakın iş ilişkisi kurmak.
ç) Müşteriyi kaybetme olasılığını dikkate alma.
d) Müşteri tarafından istihdam edilme olasılığı.
e) Güvence sağlama sözleşmesi ile ilgili şarta bağlı ücretler.
f) Güvence sağlama müşterisinden veya yöneticilerden borç alınması ya da güvence sağlama müşterisine/yöneticilerine borç verilmesi.
MADDE 22 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu için tekrar değerlendirme tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek bazı örnekler şunlar olabilir:
a) Bağımsız çalışan meslek mensubunun yaptığı bir işin tekrar değerlendirilmesi sırasında önemli bir hatanın tespit edilmesi.
b) Bir finansal sistemin tasarım ve uygulamasına katıldıktan sonra sistemin işleyişi hakkında rapor verilmesi,
c) Bir sözleşmenin esas konusu olan kayıtların üretilmesinde kullanılan ilk verilerin bağımsız çalışan meslek mensubu tarafından hazırlamış olması.
ç) Güvence sağlama sözleşmesi ekibinin bir üyesinin daha önceden o müşterinin çalışanı olması.
d) Güvence sağlama sözleşmesi ekibinin bir üyesinin halen veya yakın geçmişte müşteri tarafından sözleşmenin esas konusu üzerinde doğrudan ve önemli bir etki yaratabilecek bir pozisyonda istihdam edilmiş olması.
e) Bir müşteriye güvence sağlama sözleşmesinin esas konusunu doğrudan etkileyen bir hizmet sunulması.
MADDE 23 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu için taraf tutma tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek bazı örnekler şunlar olabilir:
a) Borsaya kote olan finansal tablo denetimi müşterisinin kurucu hisse senedini almak.
b) Üçüncü taraflarla ilgili hukuki itilaf ve anlaşmazlıklarda güvence sağlama sözleşme müşterisi adına taraf olmak.
MADDE 24 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu için yakınlık tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek bazı örnekler şunlar olabilir:
a) Sözleşme ekibinin bir üyesinin, müşteri işletmenin bir yöneticisi veya memuru ile yakın veya birinci derece ailevi ilişkiye sahip olması.
b) Sözleşme ekibinin bir üyesinin, müşteri işletme ile yapılan sözleşmenin esas konusu üzerinde doğrudan ve önemli etki yapabilecek bir çalışanı ile yakın ya da birinci derece ailevi ilişkisinin olması.
c) Firmanın eski bir ortağının, müşterinin yöneticisi veya sözleşme konusu üzerinde direkt ve önemli bir etki yapabilecek çalışanı olması.
ç) Değeri önemsiz olanlar hariç, bir müşteriden hediye veya ayrıcalıklı hizmet alınması,
d) Üst düzey personel ile güvence sağlama müşterisi arasında uzun süreli arkadaşlık ilişkisinin olması.
MADDE 25 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu için yıldırma tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek bazı örnekler şunlar olabilir:
a) Müşteri sözleşmesi ile ilgili olarak azledilme veya görevi başkasına verme ile tehdit edilmek.
b) Daha düşük ücret ödenmesi için sunulan hizmetin kapsamının uygunsuz bir biçimde azaltılması yönünde baskıya maruz kalmak.
MADDE 26 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubunun maruz kalabileceği temel ilkelere uyumla ilgili bazı özel tehditler sınıflandırılamayabilir. Ancak meslek mensubu iş ilişkilerinde bu tür tehditlere karşı her zaman dikkatli ve uyanık olmalıdır.
MADDE 27 – (1) Tehditlerin ortadan kaldırılması veya kabul edilebilir bir düzeye indirilmesi için alınabilecek önlemler genel olarak iki gruba ayrılabilir.
a) Meslek, mevzuat veya düzenlemeler ile oluşturulabilecek önlemler.
b) İş çevresinden sağlanacak önlemler.
(2) Meslek mevzuatı veya düzenlemeleri ile oluşturulan önlemler, temel etik ilkelerine ilişkin bu düzenlemenin Birinci Kısım-Birinci Bölüm 4 üncü maddesinde açıklanmıştır.
MADDE 28 – (1) İş çevresinden sağlanabilecek önlemler farklı koşul veya durumlara göre çeşitlilik gösterir. Bu tür önlemler firmaya veya sözleşmeye bağlı olarak oluşturulabilir. Meslek mensubu belirli bir tehditle nasıl başa çıkacağına karar vermelidir. Bu kararın verilmesinde meslek mensubu ortaya çıkabilecek tehdit hakkında gerekli tüm bilgilere sahip olan üçüncü kişi ya da grupların, verilen kararları nasıl değerlendireceğini de dikkate almalıdır. Bu değerlendirme; tehdidin önem derecesi, sözleşmenin niteliği ve firmanın yapısı gibi faktörlerden etkilenecektir.
MADDE 29 – İş çevresinde firma çapında alınabilecek önlemler şunlar olabilir:
a) Firmanın temel etik ilkelere uyumun önemini vurgulamak.
b) Güvence sağlama sözleşmesi ekibinin kamu çıkarına uygun hareket edeceği yönünde bir beklentinin oluşmasını sağlamak.
c) Sözleşmelerde kalite kontrolü uygulanması ve izlenmesini sağlayacak politika ve süreçler.
ç) Tehditlerin belirlenmesi, bu tehditlerin önem derecesinin değerlendirilmesi, önemsiz olanlar dışındaki tehditleri ortadan kaldıracak veya kabul edilebilir düzeye indirecek önlemlerin belirlenmesi ve uygulanmasına ilişkin belgeye dayalı politikalar.
d) Güvence sağlama sözleşmelerini kullanan firmalar için bağımsızlığa yönelik tehditlerin ve bu tehditlerin önem derecesinin belirlenmesi, tehditleri (önemsiz olanlar dışındaki) yok edecek veya kabul edilebilir düzeye indirecek önlemlerin değerlendirilmesi ve uygulanmasına yönelik belgeye dayalı bağımsızlık politikaları.
e) Temel etik ilkelere uyum gerektiren belgeye dayalı iç politika ve süreçler.
f) Firma veya sözleşme ekibi üyeleri ve müşteriler arasındaki çıkar ilişkilerinin belirlenmesini sağlayacak politika ve süreçler.
g) Tek bir müşteriden elde edilen gelirin izlenmesi ve gerektiğinde bu gelire olan bağımlılığın yönetilmesini sağlayacak politika ve süreçler.
ğ) Sözleşme ekibinin üyesi olmayan kişilerin sözleşmenin sonucunu uygunsuz bir biçimde etkilemesini engelleyecek politika ve süreçler üretmek.
h) Tüm ortaklar ve meslekî kadroya firmanın uyguladığı politika ve süreçlerle ile ilgili düzenli bilgi sağlamak ve eğitim vermek.
ı) Firmanın kalite güvence sisteminin yeterliliğinin denetlenmesinden sorumlu olacak üst yönetimden bir kişiyi görevlendirilmek.
i) Politika ve süreçlere uyumun sağlanabilmesi için gerekli disiplin mekanizmasını kurmak.
j) Firma personelinin temel etik ilkelere uyum hakkında kendilerini ilgilendiren herhangi bir konuyla ilgili olarak üst yönetimle iletişim kurmalarını teşvik edici ve yetki verici yayımlanmış politika ve süreçler yaratmak.
k) Güvence sağlama sözleşmesi müşterisine aynı zamanda güvence sağlamaya yönelik olmayan başka bir hizmet sunulmasında farklı ortakların ve sözleşme ekiplerinin ve ayrı raporlama zincirlerinin kullanılmasını sağlamak.
l) Güvence sağlama sözleşmesi müşterisine hizmet veren ortakları ve meslekî kadroyu bağımsız olmalarının zorunlu olduğu konusunda bilgilendirmek ve yönlendirmek.
MADDE 30 – (1) İş çevresindeki sözleşmeye özgü önlemler ise şunlar olabilir.
a) Başka bir meslek mensubunun yapılan işi gözden geçirmesi veya gerekiyorsa tavsiyelerde bulunmasını sağlamak.
b) Bağımsız bir üçüncü gruba danışmak (örneğin, bağımsız yöneticilerden oluşan bir komite, mesleği düzenleyici bir organ veya başka bir meslek mensubu).
c) Etik konuların, müşterinin yönteminden sorumlu kişilerle tartışmak.
ç) Müşteri yönetimine sunulan hizmetlerin özellikleri ve talep edilen ücretle ilgili açıklama yapmak.
d) Sözleşme konusu hizmetin bir kısmının başka bir firma tarafından ifa edilmesi veya yeniden yerine getirilmesini sağlamak.
e) Üst düzey güvence sağlama sözleşmesi ekibini rotasyona tabi tutmak.
MADDE 31 – (1) Sözleşmenin özelliğine bağlı olarak, bağımsız çalışan meslek mensubu, müşterisinin aldığı önlemlere de güvenebilir. Ancak, tehditlerin kabul edilebilir düzeye indirilmesinde sadece bu tür önlemlere güvenilmesi mümkün değildir.
MADDE 32 – (1) Müşterinin sistem ve süreçlerindeki önlemler şunlar olabilir:
a) Müşterinin yönetim kararlarını alacak personelinin deneyimli ve işinin ehli, kıdemli çalışanlar olması,
b) Müşterinin firmanın hizmetleri ile ilgili olarak uygun gözetim ve iletişimi sağlayacak kurumsal yönetişim yapısının mevcut olması.
İKİNCİ BÖLÜM
Meslekî Atamalar
Müşteri kabulü
MADDE 33 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu yeni bir müşteriyi kabul etmeden önce, bu tür bir iş kabulünün temel etik ilkelere yönelik bir tehdit yaratmayacağından emin olmalıdır. Müşteri ile ilgili (sahipleri, yönetimi ve faaliyetleri) bazı kuşkulu noktalar dürüstlük veya meslekî davranış ilkelerine yönelik tehdit oluşturabilir.
(2) Müşterinin yasadışı faaliyetler içinde bulunması (para aklama gibi), dürüst olmaması veya tartışmalı finansal raporlama uygulamaları temel etik ilkeleri tehdit eden müşteri ile ilgili konulardır.
(3) Bu tür tehditlerin önemi değerlendirilmeli ve önemsiz olanlar dışındaki tehditleri ortadan kaldırmaya veya azaltmaya yönelik önlemler alınmalıdır.
(4) Alınabilecek uygun önlemler; müşterinin kendisi, sahipleri, yöneticileri ve faaliyetleri ile ilgili bilginin ve anlayışın geliştirilmesi, iç kontrolün veya kurumsal yönetimin geliştirilmesi yönünde müşteri taahhüdü sağlanmalıdır.
(5) Tehditlerin kabul edilebilir bir düzeye indirilememesi durumunda meslek mensubu müşteriyi kabul etmekten kaçınmalıdır.
(6) Müşteri kabulü ile ilgili kararlarda yenilenen sözleşmeler periyodik olarak gözden geçirilmelidir.
Sözleşme kabulü
MADDE 34 – (1) Bağımsız çalışan bir meslek mensubu sadece bağımsız meslek mensuplarının yapabileceği hizmetleri vermeyi kabul etmelidir. Meslek mensubu, belirli bir müşteri sözleşmesini kabul etmeden önce, kabulün temel etik ilkelere yönelik bir tehdit yaratıp yaratmayacağını dikkate almalıdır. Örneğin; sözleşme ekibinin sözleşme şartlarını yerine getirecek gerekli yeterliliğe sahip olmaması, meslekî yeterlilik ve özen ilkesine yönelik kişisel çıkar tehdidi yaratacaktır.
(2) Meslek mensubunun söz konusu tehditleri ortadan kaldırmak veya kabul edilebilir bir düzeye indirmek için alabileceği önlemler şunlar olabilir:
a) Müşterinin yaptığı işin özelliği, faaliyetlerinin karmaşıklığı, sözleşmenin özel şartları, sunulacak hizmetin özelliği, amacı ve yapısı ile ilgili yeterli bir bilgiye sahip olmak,
b) Kullanılacak düzenleme veya raporlama usulleri ile ilgili deneyim sahibi olmak,
c) Gerekli yeterliliğe sahip personeli atamak,
ç) Gerekli olduğunda uzman kullanmak,
d) Sözleşmeyi gerçekçi bir zaman diliminde yerine getirmek,
e) Sözleşmeleri, sadece yerine getirilebilirse kabul edilmesini sağlamaya yönelik kalite güvence sistemi geliştirmek.
Meslekî atamalardaki değişiklikler
MADDE 35 – (1) Başka bir meslek mensubunun yerine geçmesi istenen veya o anda başka bir meslek mensubu tarafından yerine getirilen bir sözleşme için teklif vermeyi düşünen bir meslek mensubu, sözleşmeyi kabul etmemesini gerektiren, temel etik ilkelere yönelik tehditler gibi, nedenler olup olmadığını belirlemelidir. Örneğin; bir meslek mensubunun, bir sözleşmeyi kabul etmeden önce, konuyla ilgili tüm gerçekleri bilmemesi meslekî yeterlilik ve özen ilkesini tehdit edebilir.
(2) Söz konusu tehditlerin önemi değerlendirilmelidir. Bu amaçla mevcut meslek mensubu ile doğrudan iletişim kurularak, önerilen değişim ile ilgili tüm gerçeklerin ortaya konulması ve böylece meslek mensubunun sözleşmenin kabul edilmesinin uygun olup olmayacağına karar vermesi sağlanır.
(3) Mevcut meslek mensubu gizlilik ilkesine uymakla yükümlüdür. Dolayısıyla mevcut meslek mensubunun işi alması önerilen meslek mensubuyla müşterisi konusunda yapabileceği görüşmenin kapsamı müşterisinin izin vermesine ya da bu tür bir iletişime izin veren yasal ya da etik gerekliliklere bağlı olacaktır (Bu gereklilikler Kısım 1 Bölüm 5’de yer almaktadır).
(4) Belirlenen tehditlerden açıkça önemsiz olanlar dışındakiler için önlem alınması gereklidir. Alınabilecek önlemler şunlar olabilir.
a) Mevcut meslek mensubuyla müşterinin işleri hakkında tümüyle ve özgürce konuşmak,
b) İş teklif edilen meslek mensubunun karar vermeden önce, mevcut meslek mensubundan, bilmesi gereken gerçeklerle ilgili bilgi istemek.
(5) Önlemlerin uygulanmasına rağmen, mevcut tehditler ortadan kaldırılamıyor veya kabul edilebilir bir düzeye indirilemiyorsa, meslek mensubu, mevcut verilerden tatmin olmadıkça, sözleşmenin kabulünden kaçınmalıdır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Çıkar Çatışmaları
MADDE 36 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu çıkar çatışmasına neden olabilecek durumları belirlemeye çalışmalıdır. Bu tür durumlar temel etik ilkelere uyulması konusunda sakıncalara neden olabilir. Örneğin, bir meslek mensubunun müşterisinin rakibiyle ortak bir yatırım veya bir anlaşma yapması tarafsızlık ilkesini tehdit edebilir. Aynı zamanda, meslek mensubunun çıkar çatışması içinde olan müşterilere hizmet sunması tarafsızlık veya gizlilik ilkesine yönelik tehdit yaratabilir.
(2) Bağımsız çalışan meslek mensubu her türlü tehdidin önemini değerlendirmelidir. Değerlendirme; meslek mensubunun bir müşteriyi kabul etmeden önce, potansiyel müşterisiyle arasında herhangi bir tehdit yaratabilecek çıkar ilişkisinin olup olmadığının tespit edilmesine dayanır. Önemsiz olanlar dışındaki tehditleri yok etmek veya kabul edilebilir düzeye indirmek için gerekli önlemler alınmalıdır.
MADDE 37 – (1) Çatışmaya neden olan koşullara bağlı olarak, meslek mensubu tarafından alınması gereken önlemler şunlardır:
a) Firmanın çıkar çatışması yaratabilecek faaliyetleri ile ilgili olarak müşteriye bilgi verilmesi ve onayının alınması,
b) Meslek mensubunun çıkar çatışması içinde olan iki ya da daha fazla müşteri için hizmet vermesi durumunda, durum hakkında ilgili tüm taraflara bilgi verilmesi ve onaylarının alınması,
c) Bağımsız çalışan meslek mensubunun hiçbir müşteriye özel hizmet sunmadığı konusunda müşteriye bilgi verilmesi ve onayının alınması,
ç) Farklı sözleşme ekiplerinin kullanılması,
d) Bilgiye ulaşımı engelleyen süreçler oluşturulması,
e) Güvenlik ve gizlilikle ilgili konularda sözleşme ekipleri için rehberler hazırlanması,
f) Firma ortakları ve çalışanları tarafından imzalanan gizlilik anlaşmaları yapılması.
MADDE 38 – (1) Bir çıkar çatışması tarafsızlık, gizlilik ve meslekî davranış da dâhil olmak üzere temel ilkelerden bir veya birkaçını tehdit ediyorsa ve bu tehditler sayılan önlemlerin uygulanmasıyla yok edilemiyor veya kabul edilebilir bir düzeye indirilemiyorsa, meslek mensubu belirli bir sözleşmenin kabul edilmesinin uygun olmayacağı veya çatışma yaratan sözleşmelerden vazgeçilmesi gerektiği sonucunu çıkarmalıdır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
İkincil Görüşler
MADDE 39 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubundan müşterisi olmayan bir işletme adına, muhasebe, denetim, raporlama veya diğer standartların uygulanması konusunda ikincil görüş sağlaması istendiği durumlar, temel etik ilkelere uyumla ilgili tehditlere neden olabilir. Örneğin, meslek mensubunun ikincil görüşü mevcut meslek mensubuna sunulan aynı veri setine dayanmaz ise veya yetersiz kanıta dayanırsa, meslekî yeterlilik ve özen ilkesine yönelik tehdit oluşturabilir.
(2) Bu türde bir görüş istenen meslek mensubu, tehdidin önemini değerlendirmeli, bunu ortadan kaldıracak veya kabul edilebilir düzeye indirecek önlemleri almalıdır. Bu tür önlemler, müşteriden izin alınarak mevcut meslek mensubu ile görüşülmesi, herhangi bir görüşle ilgili sınırlamaların müşteri ile görüşülmesi ve mevcut meslek mensubuna bu görüşün bir kopyasının sunulması şeklinde gerçekleştirilebilir.
(3) İkincil görüş isteyen müşteri mevcut meslek mensubu ile iletişim kurmasına izin vermiyorsa, bağımsız çalışan meslek mensubunun tüm koşulları dikkate alarak görüş bildirmenin uygun olup olmayacağına karar vermesi gereklidir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Ücretler ve Diğer Gelirler
MADDE 40 – (1) Meslek mensubu, sunduğu hizmete göre uygun gördüğü bir ücreti talep edebilir. Bir meslek mensubunun diğerine göre daha düşük ücret talep etmesi kendi içinde etik olmayan bir davranış değildir. Bununla birlikte, talep edilen ücret düzeyi nedeniyle temel etik ilkelere uymaya yönelik tehditler ortaya çıkabilir. Örneğin, belirli bir hizmetin yerine getirilmesi için talep edilen ücret düzeyinin çok düşük olması meslek mensubunun hizmeti uygun teknik ve meslekî standartlara göre yerine getirmesini güçleştirecekse, meslekî yeterlilik ve özen ilkesine yönelik kişisel çıkar tehditleri ortaya çıkabilir. Bu nedenle; meslek mensupları sundukları hizmetler için uygun ücret düzeyini belirlemede serbest olmakla birlikte bu ücret, Birlik tarafından belirlenmiş ve ilan edilmiş asgari ücret düzeyinin altında olamaz.
MADDE 41 – (1) Bu tür tehditlerin önemi, talep edilen ücretin düzeyine ve karşılığında sunulan hizmet gibi faktörlere bağlı olacaktır. Bu tür tehditler için alınabilecek önlemler şunlar olabilir:
a) Müşterinin sunulacak hizmetlerin kapsamı karşılığında talep edilen ücretin hangi temele göre belirlendiği hususunda bilgilendirilmesi,
b) Görev için uygun süre ve kalifiye personel tahsis edilmesi.
MADDE 42 – (1) Güvence sağlamaya yönelik sözleşmelerin bazı türlerinde şarta bağlı ücret geniş ölçüde kullanılmaktadır. Ancak, bu tür ücretler temel etik ilkelere yönelik tehditlere, örneğin tarafsızlık ilkesine yönelik kişisel çıkar tehdidine neden olabilir. Bu tür tehditlerin önem derecesi sözleşmenin özelliğine, olası ücret aralığına ve hizmetin sonucunun bağımsız bir üçüncü grup tarafından incelenip incelenmeyeceğine bağlı olacaktır.
(2) Bu tür tehditler değerlendirilmeli ve önemli kabul edilenler için önlemler alınmalıdır. Alınabilecek önlemlerden bazıları şöyle sıralanabilir:
a) Müşteriyle ücret esaslarını gösteren ön anlaşma yapılması,
b) Bağımsız çalışan meslek mensubunun sunduğu işin ve ücretlendirme esaslarının hedeflenen kullanıcılara açıklanması,
c) Kalite kontrol politika ve süreçleri,
ç) Meslek mensubunun sunduğu hizmetin, tarafsız üçüncü bir grup tarafından incelenmesi.
MADDE 43 – (1) Belirli durumlarda meslek mensubu bir müşteri ile ilgili olarak müşteri gönderme bedeli veya komisyon alabilir. Örneğin, meslek mensubunun belirli bir hizmeti sağlayamaması ve müşterisini başka bir meslek mensubuna göndermesi sonucu ücret alması veya bir malın ya da hizmetin bir müşteriye satılması ile ilgili olarak (örneğin yazılım paketi) üçüncü bir gruptan komisyon alması bu durumlara örnek olarak verilebilir.
(2) Bu tür ücret veya komisyonların kabul edilmesi tarafsızlık ve meslekî yeterlilik ve özen ilkelerine yönelik kişisel çıkar tehditleri yaratabilecektir ve meslek mensubunun bu tür ücretleri ya da komisyonları alması veya ödemesi uygun değildir.
ALTINCI BÖLÜM
Meslekî Hizmetlerin Pazarlanması
MADDE 44 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu reklam yapma veya diğer pazarlama yöntemleri ile yeni iş veya müşteri aradığında, temel etik ilkelere uyum konusunda potansiyel tehditler ortaya çıkabilir. Örneğin, meslek mensubunun başarılarını veya sunduğu hizmetlerin pazarlaması, meslekî davranış ilkesinin prensipleriyle ters düşecek biçimde yapılırsa, bu ilkeye yönelik kişisel çıkar tehditleri ortaya çıkabilir.
MADDE 45 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu meslekî hizmetlerin pazarlamasında mesleğin itibarını zedelememelidir. Bağımsız çalışan meslek mensubu doğru ve dürüst olmalı ve
a) Sunduğu hizmetler, sahip olduğu özellikler ve iş tecrübesiyle ilgili abartılı iddialarda bulunmamalı veya
b) Diğer meslek mensuplarının hizmetleri ile ilgili asılsız karşılaştırmalar ve küçültücü atıflar yapmamalıdır.
(2) Bağımsız meslek mensupları, meslekî hizmetlerinin tanıtımı konusunda Haksız Rekabet ve Reklam Yasağı Hakkında Yönetmelik hükümlerine uyar.
YEDİNCİ BÖLÜM
Hediyeler ve Ağırlama
MADDE 46 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubuna veya bir yakın aile üyesine bir müşteri tarafından hediye teklif edilebilir. Bu tür bir hediye temel etik ilkelerine yönelik tehditlere yol açabilir. Örneğin, müşteriden bir hediye kabul edilmesi objektiflik ilkesine yönelik kişisel çıkar tehdidi oluştururken, bu tür tekliflerin kamu tarafından bilinmesi durumunda tarafsızlık ilkesine yönelik yıldırma tehdidi oluşacaktır.
(2) Bu tür tehditlerin önem düzeyi hediye teklifinin özelliğine, değerine ve teklifin arkasındaki amaca bağlı olacaktır. Yapılan hediye teklifi bu teklifi bilen ve gerekli tüm bilgilere sahip üçüncü bir grup tarafından önemsiz olarak kabul ediliyorsa, bu durumda meslek mensubu teklifin bilgi edinme veya karar alıcıyı etkileme gibi bir niyetle yapılmadığı, iş hayatına özgü normal bir hareket olduğu ve temel etik ilkelerine yönelik bir tehdit oluşturmadığı sonucuna varılabilir.
(3) Oluşan tehditlerin önemli olarak görüldüğü durumlarda bu tehditleri ortadan kaldırmak veya kabul edilebilir bir düzeye indirmek için gerekli önlemler alınmalı ve uygulanmalıdır. Alınan önlemlere rağmen tehdit yok edilemiyor veya kabul edilebilir bir düzeye indirilemiyorsa, meslek mensubu bu tür bir hediye teklifini kabul etmemelidir.
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Müşteri Varlıklarının Muhafazası
MADDE 47 – (1) Yasal olarak izin verilmediği sürece bağımsız çalışan meslek mensubu, müşterisine ait para veya diğer varlıkları, emanet olarak alamaz.
(2) Müşteri varlıklarının muhafazası, temel etik ilkelere yönelik tehditler yaratır. Örneğin, meslekî davranış ve objektiflik ilkelerine yönelik kişisel çıkar tehdidi oluşturur.
(3) Bağımsız çalışan meslek mensupları, müşterilerine ait para ve diğer varlıkların emanet olarak alınmasını yasaklayan 26/10/1996 tarih ve 22535 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mecburi Meslek Kararına uymak zorundadır.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Tüm Hizmetlerde Tarafsızlık
MADDE 48 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu, herhangi bir hizmet sunarken, müşteri, yönetici veya çalışanları ile olan ilişkilerinin tarafsızlık temel ilkesine yönelik tehdit oluşturmamasına dikkat etmelidir. Örneğin; ailevi veya kişisel bir ilişki ya da yakın bir iş ilişkisi tarafsızlık ilkesine yönelik yakınlık tehdidi oluşturabilir.
MADDE 49 – (1) Güvence sağlamaya yönelik bir hizmet sunan meslek mensubu güvence sağlama sözleşmesi müşterisinden bağımsız olmalıdır. Meslek mensubunun fikren ve görünüş itibarıyla bağımsız olması; yanlılık, çıkar çatışması yaşamadan veya başkalarının uygunsuz etkilerine maruz kalmadan görüş açıklayabilmesine olanak sağlar. Kısım 10, bağımsız çalışan meslek mensubunun güvence sağlama sözleşmesi hizmeti sunarken ihtiyaç duyacağı bağımsızlık gereksinimlerine yönelik özel bir rehber sunmaktadır.
MADDE 50 – (1) Meslek mensubunun sunduğu herhangi bir hizmette tarafsızlığa yönelik tehditlerin varlığı, sözleşmenin belirli şartlarına ve yapılan işin özelliğine bağlı olacaktır.
(2) Bağımsız çalışan meslek mensubu belirlenen tehditleri değerlendirmeli ve önemsiz olanlar dışındaki tehditleri yok edecek veya kabul edilebilir bir düzeye indirecek önlemler almalıdır. Bu önlemlerden bazıları aşağıda sunulmuştur:
a) Sözleşme ekibinden çekilme,
b) Gözetim süreçleri,
c) Tehdide neden olan finansal veya iş ilişkisinin ortadan kaldırılması,
ç) Konunun, firma içindeki daha üst yönetim düzeylerinde tartışılması,
d) Konunun, müşterinin yönetiminden sorumlu kişilerle tartışılması.
ONUNCU BÖLÜM
Güvence Sağlama Amaçlı Sözleşmeler, Bağımsızlık ve Sözleşme Dönemi
MADDE 51 – (1) Güvence sağlama amaçlı sözleşmeler kamu çıkarını ilgilendirdiği için güvence sağlama sözleşmesini yürüten ekibin, firmaların kararlarından ve güvence sağlama müşterisinden (sorumlu taraf) bağımsız olmaları, bu Yönetmeliğin temel gerekliliklerinden bir tanesidir.
(2) Güvence sağlama amaçlı sözleşmeler, hedef kullanıcıların sözleşmenin esas konusunun belli bir kriteregöre değerlendirilmesi yoluyla ulaşılan sonuca duydukları güvenin arttırılması amacıyla tasarlanır.
(3) Güvence sağlama sözleşmeleri, Türkiye Denetim Standartları Kurulu tarafından yayımlanan standartlara göre, yoksa Uluslararası Güvence ve Denetim Standartları Kurulu tarafından yayınlanan Güvence Sağlama Amaçlı Sözleşmeler Uluslararası Çerçevesine göre düzenlenecektir. Bu çerçeve güvence sağlama amaçlı sözleşmelerin amaç ve unsurlarını açıklamaktadır.
MADDE 52 – (1) Güvence sağlama sözleşmeleri aşağıdaki bileşenlerden herhangi birisini içerebilir:
a) Malî ya da malî olmayan hususları içeren birçok konuda yapılan raporlamalar,
b) Yüksek ya da orta düzeyde güvence sağlaması öngörülen sözleşmeler,
c) Doğrudan raporlama ve tasdik işleri,
ç) İç ve dış raporlama sözleşmeleri,
d) Özel sektör ve kamu sektöründeki sözleşmeler.
MADDE 53 – (1) Bağımsızlık ilkesi; fikren bağımsızlık ve görünümde bağımsızlık olarak ikiye ayrılır. Fikren bağımsızlık, meslekî kararın dış etkilerden bağımsız olarak verilmesi, meslek mensubunun dürüstlük, tarafsızlık ve meslekî şüphecilik içinde davranmasıdır. Görünümde bağımsızlık ise, gerekli tüm bilgilere sahip, uygulanan önlemleri bilen üçüncü bir grup tarafından da firmanın ve sözleşme ekibinin dürüstlük, tarafsızlık ve meslekî şüpheciliğinin onaylanmasını ifade etmektedir.
MADDE 54 – (1) Güvence sağlama sözleşmesi ekipleri ve firmalar birinci kısımda açıklanan kavramsal çerçeve yaklaşımını, bağımsızlıkla ilgili belirli durumlara uygulamalıdır. Firma, güvence sağlama sözleşmesi ekibiyle, güvence sağlama müşterisi arasındaki ilişkilerin belirlenmesinin yanı sıra sözleşme ekibi ya da müşteriler dışındaki kişilerin de bağımsızlığa tehdit oluşturup oluşturmadığını dikkate almalıdır.
MADDE 55 – (1) Güvence sağlama sözleşmeleri beyana dayalı ya da doğrudan raporlama biçiminde olabilir. Her iki durumda da üç farklı grubun varlığı söz konusudur. Bağımsız çalışan meslek mensubu, güvence sağlama sözleşmesi müşterisi (sorumlu taraf) ve hedef kullanıcılar.
(2) Meslek mensubu hedef kullanıcıya, sorumlu tarafın sorumluluğunda olan konuyla ilgili güvence sağlar. Sorumlu taraf, sözleşmeye konusundan sorumlu olan kişiler veya temsilciler olabilir. Örneğin yönetim; malî tabloların hazırlanmasından ve iç kontrolün kurulmasından sorumludur. Hedef kullanıcı ise; meslek mensubu tarafından kendisine belirli bir kullanım ve amaç için rapor hazırlanan kişi veya kişilerdir.
MADDE 56 – (1) Bağımsızlığa yönelik tehditler ve alınabilecek önlemler her bir güvence sağlama sözleşmesinin özelliğine göre (finansal tablo denetimi sözleşmesi veya başka bir çeşit güvence sağlama amaçlı sözleşme olması) değişir.
(2) Finansal tablo denetimi sözleşmelerinde hem fikren hem de görünümde bağımsızlık oldukça önemlidir. Bu tür sözleşmelerde, sözleşme ekibinin ve firmanın finansal tabloları denetlenen müşteriden bağımsız olması gerekmektedir. Bu tür bir bağımsızlık, sözleşme ekibinin üyeleri ve müşteri işletmenin malî tablolar üzerinde doğrudan ve önemli etki yapabilecek yönetici ve çalışanları arasındaki belirli ilişkilere sınırlama getirilmesini gerektirir.
(3) Finansal tablo denetimi dışındaki diğer beyana dayalı güvence sağlama sözleşmelerinde sözleşme ekibi üyelerinin ve firmanın, güvence sağlama müşterisinden bağımsız olması gerekmektedir. Bu tür bir bağımsızlık, sözleşme ekibi üyeleri ile müşterinin sözleşme konusu ile ilgili bilgisi üzerinde doğrudan etki yapabilecek müşterinin yönetici ve çalışanları arasındaki belirli ilişkilere sınırlama getirilmesini gerektirir.
MADDE 57 – (1) Bu bölümün amacı;
a) Bağımsızlığa yönelik tehditlerin tespiti,
b) Bu tehditlerden önemsiz olanlarının belirlenmesi ve
c) Önemsiz olmayan tehditler için uygun önlemlerin neler olduğunun saptanması ve uygulanmasıdır.
(2) Bir tehdidin kabul edilebilir bir düzeye indirilmesi için alınabilecek bir önlemin olmadığı durumlarda tehdidi oluşturan faaliyetlere son verilmesi ya da güven sağlama sözleşmesinin kabul edilmemesi gerekmektedir.
MADDE 58 – (1) Bağımsızlığa yönelik tehditlerin ortadan kaldırılması veya kabul edilebilir düzeye indirilmesinde kullanılacak önlemlerin belirlenmesinde meslek mensubunun meslekî yargısı kullanılmaktadır. Bağımsızlığa yönelik tehditlerin çok yoğun ve önemli olduğu bazı örneklerde alınabilecek tek önlem tehdidi doğuran faaliyetin ortadan kaldırılması veya sözleşmenin kabul edilmemesidir.
(2) Bağımsızlığa yönelik tehditlerin mevcut olduğu durumlarda, firma güvence sağlama amaçlı sözleşmeyi kabul etme kararı verirse, bu kararın belgelenmesi gereklidir. Bu belgelemede saptanan tehdit ve uygulanan önlemler tanımlanmalıdır.
(3) Bağımsızlığa yönelik tehditlerin ve alınacak önlemlerin değerlendirilmesi, kamu çıkarını dikkate almaktadır. Bazı işletmeler, faaliyetleri, büyüklükleri ve şirket statüleri gereği çok sayıda hissedara sahip olmaları nedeniyle kamu çıkarı için çok önemli olabilirler. Bu tür işletmelere verilebilecek örnekler borsaya kota işletmeler, kredi kuruluşları, sigorta işletmeleri ve emeklilik fonları olabilir.
MADDE 59 – (1) Sözleşme dönemi süresince, güvence sağlama sözleşmesi ekibi ve firma, güvence sağlama sözleşmesi müşterisinden bağımsız olmalıdır. Sözleşme dönemi, sözleşme ekibinin güvence hizmetlerini yerine getirmeye başlamasıyla başlar ve güvence raporunun yayınlanmasıyla son bulur.
MADDE 60 – (1) Finansal tablo denetimi sözleşmelerinde, sözleşme dönemine finansal tabloların kapsadığı dönem de dâhil edilmektedir. Bir işletme, finansal tablolarının kapsadığı dönem sırasında veya sonrasında finansal tablo denetimi müşterisi olursa, firma aşağıdaki koşulların mevcudiyeti halinde bağımsızlığa yönelik bir tehdit yaratıp yaratmayacağını dikkate almalıdır:
a) Finansal tabloların kapsadığı dönem sırasında veya sonrasında, ancak finansal tablo denetimi sözleşmesinin kabulünden önce firma ile denetim müşterisi arasındaki finansal ilişkiler veya iş ilişkileri,
b) Denetim müşterisine daha önceden sunulan hizmetler. Benzer biçimde, finansal tablo denetim sözleşmesi olmayan güvence sağlama amaçlı sözleşmelerde firma; müşteri ile olan önceki ilişki veya hizmetlerinin, bağımsızlığa tehdit yaratıp yaratmayacağını dikkate almalıdır.
MADDE 61 – (1) Finansal tablo denetimi müşterisine finansal tabloların kapsadığı süre esnasında veya sonrasında ancak finansal tablo denetimi ile ilgili hizmetin başlamasından önce güvence sağlama amaçlı olmayan bir hizmet sunulmuş ise, bu hizmetin ifası denetim sözleşmesi süresince yasaklanmalı ve bağımsızlığa yönelik tehditler göz önüne alınmalıdır. Önemli olarak değerlendirilen tehditler için alınabilecek önlemler şunlar olabilir:
a) Güvence sağlama amaçlı olmayan hizmetlerin sağlanması ile ilgili bağımsızlık konularının, müşterinin yönetişimden sorumlu gruplarla (denetim komitesi gibi) tartışılması,
b) Güvence sağlama amaçlı olmayan hizmetlerin sonuçları için müşterinin sorumluluk onayının alınması,
c) Güvence sağlama amaçlı olmayan hizmet sunumunda görev alan firma personelinin finansal tablo denetimi hizmetinde görev almaması.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Bağımlı Çalışan Meslek Mensuplarının Uyacakları Etik İlkeler
BİRİNCİ BÖLÜM
Giriş, Tehdit ve Önlemler
MADDE 62 – (1) Yönetmeliğin bu Kısmında, Birinci Kısmında açıklanan kavramsal çerçevenin bağımlı çalışan meslek mensupları tarafından nasıl uygulanacağını açıklamaktadır.
(2) Kamunun yanı sıra yatırımcılar, kredi verenler, işverenler ve iş dünyasının diğer kesimleri bağımlı çalışan meslek mensuplarının hizmetlerine ihtiyaç duyarlar. Bağımlı çalışan meslek mensupları hem çalıştıkları işletmelerin hem de üçüncü kişilerin ihtiyaç duyduğu finansal ve diğer tür bilgilerin hazırlanması ve raporlanmasından tek başlarına ve ortak biçimde sorumlu olabilirler. Meslek mensupları ayrıca, etkin bir finans yönetimi ve mesleğe yönelik farklı konularda uzman tavsiyesi sağlamaktan da sorumlu olabilirler.
(3) Bağımlı çalışan meslek mensubu maaşlı bir işgören, bir ortak, yönetici, işletmenin sahibi ve aynı zamanda yöneticisi veya bir gönüllü olabilir. Meslek mensubunun işveren işletme ile ilişkisinin yasal biçimi, uyması gereken etik sorumlulukları üzerinde bir etki yapmamaktadır.
(4) Bağımlı çalışan meslek mensubunun işveren işletmenin yasal amaçlarını ileriye götürmek gibi bir sorumluluğu bulunmaktadır. Bu Yönetmelik bağımlı çalışan meslek mensubunun bu sorumluluğunu yerine getirmesini engellemeyi hedeflememekte, bunun yerine, temel etik ilkelere uyum konusunda çatışma yaratabilecek durum ve koşulları dikkate almaktadır.
(5) Bağımlı çalışan meslek mensubu genelde bir işletmede üst düzey bir pozisyona sahiptir. İşletme içinde pozisyonu ne kadar üst düzeyde ise, uygulama ve davranışları etkileyebilme fırsatı da o kadar fazla olacaktır. Bu nedenle, bağımlı çalışan meslek mensubunun işveren işletme içinde üst yönetimin etik konulardaki hassasiyetini vurgulayan etik temelli bir kültürün oluşmasını desteklemesi beklenmektedir.
(6) İlerleyen kısımlarda sunulan örnekler bağımlı çalışan meslek mensubunun temel etik ilkelerine uyum konusunda karşılaşabileceği durumlarla ilgilidir. Ancak, meslek mensubunun sadece bu örneklere uyması yeterli değildir. Bunun yanı sıra kavramsal çerçevenin karşılaşılan özel durumlara uygulanması gerekmektedir.
MADDE 63 – (1) Temel etik ilkelere yönelik tehditler Yönetmeliğin birinci kısmında açıklanmıştır.
(2) Bağımlı çalışan meslek mensubu için kişisel çıkar tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek örneklerden bazıları şunlar olabilir:
a) Finansal çıkar, krediler ve garantiler,
b) Şirket varlıklarının uygunsuz biçimde kişisel amaçlar için kullanımı,
c) İstihdam güvenliği ile ilgili endişeler,
ç) İşveren dışından gelen ticari baskılar.
MADDE 64 – (1) Yeniden değerlendirme tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek örneklerden bazıları işletme kararlarının ve verilerinin, bu kararları veren veya verileri hazırlayan meslek mensupları tarafından incelenmesi ve değerlendirilmesi olabilir.
MADDE 65 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensupları, işverenin hedef ve amaçlarını gerçekleştirmek için çalışırken, hatalı ya da yanıltıcı olmaması kaydıyla çalıştıkları işletmelerin durumlarını daha iyi gösterecek ifadeler kullanabilirler. Bu tür hareketler genellikle taraf tutma tehdidi yaratmamaktadır.
MADDE 66 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubu için yakınlık tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek örneklerden bazıları şunlar olabilir:
a) Bağımlı çalışan meslek mensubunun finansal ya da finansal olmayan raporlama, işlemlerini veya iş kararlarını etkileyecek bir pozisyonda olması veya bu meslek mensubunun birinci derece veya yakın aile üyelerinin bu etkiden fayda sağlayabilecek bir konumda bulunması,
b) Meslekî kararlarını etkileyen taraflarla uzun süreli ilişki,
c) Değeri açıkça önemsiz olmadıkça, bir hediye veya ayrıcalıklı hizmet kabul edilmesi.
MADDE 67 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubu için yıldırma tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek örneklerden bazıları şunlar olabilir:
a) Bir muhasebe politikasının uygulanması veya finansal bilgilerin raporlanma biçimi ile ilgili bir anlaşmazlık sebebiyle bağımlı çalışan meslek mensubunun veya birinci derece/yakın bir aile üyesinin işten çıkarılması veya işinin değiştirilmesi ile tehdit edilmesi,
b) Karar verme sürecini etkilemeye yönelik baskın kişilikli bireyler.
MADDE 68 – (1) Sayılan tehditlerin ortadan kaldırılması veya kabul edilebilir bir düzeye indirilmesine yönelik önlemlerden meslek, mevzuat ve düzenlemelerle ilgili önlemler, Birinci Kısımda açıklanmıştır.
MADDE 69 – (1) İş çevresinde alınabilecek önlemlere verilebilecek örnekler şunlar olabilir:
a) İşverenin şirket gözetim ve kontrol yapıları,
b) İşverenin etik ve davranış programları,
c) İşverenin işe alma sürecinde kalifiye eleman istihdamının öneminin vurgulanması,
ç) Güçlü iç kontrol uygulamaları,
d) Uygun disiplin süreçleri,
e) Etik davranışın önemini vurgulayan ve çalışanların da aynı şekilde davranmasını bekleyen liderlik biçimi,
f) İşgören performans kalitesinin izlenmesi veya uygulanmasına yönelik politika ve süreçler,
g) İşverenin politika ve süreçleri konusunda tüm çalışanlarla zamanlı iletişim sağlanması ve eğitim verilmesi,
ğ) İşletmedeki işgörenlerin herhangi bir cezalandırılma korkusu duymadan, etik konular ile ilgili herhangi bir soru veya sorunlarını üst yönetimle paylaşmalarını destekleyen politika veya süreçler,
h) Bağımlı çalışan meslek mensubu, işletme içinde etik olmayan davranışların sürekli olarak devam edeceğine inanıyorsa, yasal tavsiye almayı düşünebilir. Tüm önlemlerin faydasız olduğu ve tehditlerin ortadan kaldırılamadığı bu tür olağanüstü durumlarda, bağımlı çalışan meslek mensubu işveren işletmeden istifa etmesinin uygun olacağına karar verebilir.
İKİNCİ BÖLÜM
Potansiyel Çıkarlar
MADDE 70 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubunun işverene karşı sorumluluklarının temel etik ilkelere uymakla ilgili meslekî yükümlülükleriyle çatıştığı durumlar olabilir. Normal koşullarda, bağımlı çalışan meslek mensubu işverenin koyduğu yasal ve etik amaçları ve bu amaçlar ışığında belirlenen kural ve süreçleri desteklemelidir. Bununla birlikte, temel etik ilkelere yönelik tehditler belirlendiğinde, meslek mensubu bu duruma yönelik bir tepki verebilmelidir.
MADDE 71 – (1) İşverene karşı sorumlulukları nedeniyle, meslek mensubu temel etik ilkelerini doğrudan veya dolaylı olarak tehdit edecek biçimde hareket etme baskısı altında kalabilir. Bu tür baskılar açık veya örtülü biçimde olabilir. Baskı bir gözetmenden, bir yöneticiden veya işletme içindeki başka bir kişiden gelebilir. Meslek mensubunun karşılaşabileceği baskılar aşağıdaki konularla ilgili olacaktır:
a) Kanun veya düzenlemelere karşı gelecek biçimde hareket etmek,
b) Teknik ve meslekî standartlara karşı gelecek biçimde hareket etmek,
c) Yasal ve etik olmayan kazanç yönetimi stratejileri oluşturmak,
ç) İşverenin denetçilerine veya düzenleyici kuruluşlara yalan söylemek veya kasıtlı olarak yanlış yöne sevk etmek,
d) Finansal veya finansal olmayan raporlama faaliyetlerinde gerçekleri önemli ölçüde yanlış sunan işlemler yapmak veya bunlarla ilgili olmak,
e) Finansal tablolar, vergi beyannameleri veya diğer yasal yükümlülüklerde sermaye piyasasını düzenleyici kuruluşların istediği raporlarla ilişkili olarak yapılan ve gerçeklerin önemli ölçüde yanlış olduğu, finansal veya finansal olmayan raporlama işlemleri yapmak ve bu tür raporlarla ilgili olmak.
MADDE 72 – (1) Bu tür baskılar nedeniyle ortaya çıkacak tehditleri (yıldırma tehditleri gibi) değerlendirilmeli ve önemli kabul edilen tehditleri ortadan kaldırmaya veya kabul edilebilir bir düzeye indirmeye yönelik önlemler belirlenmeli ve uygulanmalıdır. Alınabilecek önlemlerden bazıları şunlar olabilir:
a) İşletme içinden, bağımsız bir meslekî danışmandan veya meslek örgütünden tavsiye almak,
b) Yasal tavsiyeler almak,
c) İşletmede formel bir anlaşmazlık çözüm sürecinin mevcut olması.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Bilginin Hazırlanması ve Raporlanması
MADDE 73 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensupları, kamuya açıklanan veya işveren içindeki veya dışındaki gruplar tarafından kullanılacak bilgilerin hazırlanması ve raporlanmasında sıklıkla görev alırlar. Bu tür raporlar tahminler ve bütçeler, finansal tablolar, yönetim analizleri ile finansal tablo denetiminin bir parçası olarak denetçiye sunulan yönetim temsil mektubu gibi finansal veya yönetim bilgileri içeren raporlar olabilir. Meslek mensubu bu tür bilginin hazırlanmasında ve sunulmasında dürüst olmalı ve geçerli meslekî standartlara ve finansal raporlama standartlarına uygun olarak hareket etmelidir.
MADDE 74 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubu dışarıdan gelen veya kendisine kişisel kazanç sağlama amaçlı baskılar sonucu yanıltıcı bilgi üretmek durumunda kalırsa temel etik ilkelerine yönelik tehditler (örneğin, tarafsızlık ilkesi veya meslekî yeterlilik ve özen ilkesine yönelik kişisel çıkar veya yıldırma tehdidi) ortaya çıkabilir.
(2) Söz konusu tehditlerin önemi, baskının kaynağı ve bilginin hatalı olma derecesine bağlı olacaktır. Tehditleri değerlendirilmeli ve açıkça önemsiz olanlar dışındaki tehditlerin ortadan kaldırılması veya kabul edilebilir bir düzeye indirilmesi için gerekli önlemler alınmalıdır. Alınabilecek önlemlerden bir tanesi işletme içinde üst düzey yetkililere (örneğin denetim komitesi veya meslek örgütüne) danışmak olabilir.
(3) Tehdidin makul bir düzeye indirilmesi mümkün olmadığında, meslek mensubu yanıltıcı olan bilgilerle ilişkisini sürdürmeyi reddedebilir. Yanıltıcı bilgi sunumunun önemli derecede ve sürekli olduğu durumlarda bağımlı çalışan meslek mensubunun Birinci Kısım ve Birinci Bölümünde yer alan Önlemler başlığındaki ilkeler ışığında ilgili otoritelere, durumu bildirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bağımlı çalışan meslek mensubu aynı zamanda yasal tavsiye alabilir veya istifa edebilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Yeterli Uzmanlık Bilgisi ile Hareket Etme
MADDE 75 – (1) Temel etik ilkelerden meslekî yeterlilik ve özen ilkesi, bağımlı çalışan meslek mensubunun sadece yeterli eğitim ve deneyimi olan konularla ilgili görevler üstlenmesi gerektiğini belirtmektedir. Meslek mensubu sahip olduğu deneyim veya uzmanlık düzeyi ile ilgili işverenine yanıltıcı bilgi vermemeli ve gerektiğinde uzman tavsiye ve desteğine başvurmaktan kaçınmamalıdır.
MADDE 76 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubunun görevlerini uygun meslekî yeterlilik ve özen içinde yerine getirmesini tehdit eden durumlara verilebilecek örnekler şunlar olabilir:
a) Görevlerin uygun şekilde yerine getirilmesi için yeterli zaman verilmemesi,
b) Görevlerin uygun şekilde yerine getirilmesi için gerekli bilgilerin eksik, yetersiz veya sınırlı olması,
c) Yetersiz deneyim ve eğitim,
ç) Görevlerin yerine getirilmesinde kullanılacak kaynakların yetersizliği.
MADDE 77 – (1) Bu tehditlerin önemi; bağımlı çalışan meslek mensubunun başkaları ile birlikte çalışma derecesi, işletme içindeki kıdem durumu ve işe uygulanan gözetim ve inceleme düzeyi gibi faktörlere bağlı olacaktır. Sözkonusu tehditlerden önemli kabul edilenleri için uygun önlemler alınmalıdır. Alınabilecek önlemlerden bazıları şunlar olabilir:
a) İlave danışmanlık veya eğitim sağlanması,
b) Görevlerin yerine getirilmesi için yeterli zamanın garanti edilmesi,
c) Konuyla ilgili uzmanlığa sahip bir kişiden destek alınması,
ç) Uygun olduğunda işletme içindeki üstlerden, bağımsız uzmanlardan veya meslek örgütünden danışmanlık sağlanması.
MADDE 78 – (1) Tehditler ortadan kaldırılamıyor veya kabul edilebilir bir düzeye indirilemiyorsa bağımlı meslek mensubu kuşku duyduğu bu görevleri yerine getirmeyi kabul etmeyebilir. Böyle bir durumda bu kararına ilişkin nedenleri açıklamalıdır.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Finansal Çıkarlar
MADDE 79 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubunun kendisi veya yakını ya da birinci dereceden bir aile üyesinin temel etik ilkeleri tehdit eden finansal çıkarları bulunabilir. Örneğin, finansal kazanç elde etmek amacı ile fiyata duyarlı bilgilerin manipüle edilme isteği, tarafsızlık veya gizliliğe yönelik kişisel çıkar tehdidi yaratabilir. Kişisel çıkar tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek önlemlerden bazıları şunlar olabilir:
a) Meslek mensubunun veya birinci dereceden yakın aile üyesinin işveren işletmede doğrudan veya dolaylı bir finansal çıkarı olması ve bu çıkarın değerinin bağımlı meslek mensubunun verdiği kararlardan doğrudan etkilenebilmesi,
b) Meslek mensubunun kâr üzerinden prim alması ve bu primin değerinin meslek mensubunun verdiği kararlardan doğrudan etkilenmesi,
c) İşverenin ana sözleşmesinde bağımlı çalışan meslek mensubunun kârdan pay almasına hak sağlayan maddeler olması.
MADDE 80 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubu bir tehdidin önemini değerlendirirken finansal çıkarın önem düzeyine ve doğrudan veya dolaylı bir çıkar oluşuna göre bir değerlendirme yapmalıdır.
MADDE 81 – (1) Saptanan tehditlerin, açıkça önemsiz olanlarının dışındakiler için alınabilecek önlemlerden bazıları şunlar olabilir:
a) Üst yönetimin alacağı ücreti belirlemek üzere yönetimden bağımsız bir komite oluşturulmak,
b) Gerekli olduğunda işletmedeki üstlere danışmak,
c) Gerekli olduğunda işletmenin yönetişimden sorumlu taraflara veya meslek örgütüne danışmak,
ç) İç ve dış denetim süreçleri,
d) Etik konularla ilgili güncel eğitimler verilmesi ve içeriden öğrenenlerin ticaretini önleyen yasal sınırlamalar.
MADDE 82 – (1) Bağımsız çalışan bir meslek mensubu bilgileri manipüle edemez ve gizli bilgileri kişisel çıkarı için kullanamaz.
ALTINCI BÖLÜM
Teşvikler
MADDE 83 – (1) Bağımlı çalışan bir meslek mensubuna veya birinci derece ya da yakın aile üyesine teşvik teklif edilebilir. Teşvikler; hediyeler, ağırlama, ayrıcalıklı davranış gibi çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir.
MADDE 84 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubuna teşvik teklif edilmesi temel etik ilkelere yönelik tehdit yaratabilir. Meslek mensuba ya da yakın bir aile üyesine bir teşvik sunulduğunda, durum çok dikkatli biçimde ele alınmalıdır. Bir teşvik, meslek mensubunun faaliyet veya kararlarını etkileme, yasal veya dürüst olmayan davranışları teşvik etme veya gizli bilgileri ele geçirme gibi amaçlarla yapılmış ise tarafsızlık ve gizlilik ilkelerine yönelik kişisel çıkar tehdidi oluşacaktır. Bu tür bir teşvik teklifinin kabul edilmesi ise tarafsızlık veya gizlilik tehdidi yaratacaktır. Teşvikin kabul edilmesinin ardından, teşvikinin kamuya açıklanması ve meslek mensubunun veya ailesinin adına leke düşürülmesine yönelik ilave tehditler de gelebilecektir.
(2) Bu tür tehditlerin önemi teşvikin özelliğine, değerine ve arkasındaki niyete bağlı olacaktır. Konuyla ilgili tüm bilgilere sahip üçüncü bir kişi sunulan teşviki önemsiz olarak değerlendirmekteyse, bu durumda bağımlı çalışan meslek mensubu temel etik ilkelere yönelik önemli bir tehdit oluşmadığına karar verebilir.
MADDE 85 – (1) Değerlendirilen tehditlerden önemli kabul edilenler için önlem alınmalıdır. Tehditler ortadan kaldırılamıyor veya kabul edilebilir bir düzeye indirilemiyor ise meslek mensubu teşviki kabul etmemelidir. Temel etik ilkelerine yönelik gerçek tehditler sadece teşvikin kabul edilmesinden kaynaklanmamaktadır. Bazen sadece teşvik teklifinin yapılmış olması bile ilave önlemlerin alınmasını gerektirebilir. Bağımlı çalışan meslek mensubu bu tür tekliflerin taşıdığı riski değerlendirmeli ve aşağıdaki önlemlerin alınıp alınmaması gerektiğine karar vermelidir:
a) Bu tür teklifler yapıldığında, hemen üst yönetime veya işverenin yönetişimden sorumlu olanlara bilgi verilmesi,
b) Meslek örgütüne veya teklifi yapan kişinin işverenine teklifle ilgili bilgi verilmesi ancak böyle bir adım atılmadan önce yasal tavsiye alınması,
c) Bu tür teklifleri alabilecek pozisyonda bulunan birinci derece veya yakın aile üyelerine tehditler ve önlemler hakkında bilgi verilmesi,
ç) Meslek mensubunun birinci derece veya yakın aile üyelerinin işveren işletmenin rakipleri ya da potansiyel tedarikçileri tarafından istihdam edilmeleri ile ilgili üst yönetime bilgi verilmesi.
MADDE 86 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubu başka bir bireyin ya da işletmenin haklarını geri plana itmek, karar alma sürecini etkilemek veya gizli bilgileri ele geçirmek gibi amaçlarla teşvik teklifi yapma baskısı altında kalabilir.
(2) Bu tür baskılar işletme içinden bir üst ya da meslektaştan veya işletme dışından gelebilir.
(3) Bu tür durumlara karşı dikkatli olunmalıdır.
MADDE 87 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubu üçüncü bir grubun meslekî kararını uygunsuz biçimde etkileyecek bir teşvik vermeyi teklif edemez.
MADDE 88 – (1) Etik olmayan bir teşvik verilmesi yönündeki baskılar işveren işletme içinden geliyorsa, bağımlı çalışan meslek mensubu, Yönetmeliğin birinci kısmındaki etik çatışmanın çözümlenmesiyle ilgili kısma uygun davranmalıdır.
YÖNETMELİKTE YAPILAN DEĞİŞİKLİK
Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinden:
SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ
MÜŞAVİRLERİN MESLEKİ FAALİYETLERİNDE UYACAKLARI
ETİK İLKELER HAKKINDA YÖNETMELİKTE
DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA
DAİR YÖNETMELİK
MADDE 1 – 19/10/2007 tarihli ve 26675 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirlerin Mesleki Faaliyetlerinde Uyacakları Etik İlkeler Hakkında Yönetmeliğin ikinci bölümünün başlığı “Etik Kurulu ve Son Hükümler” olarak değiştirilmiştir.
MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin başlığı “Etik Kurulunun teşekkülü” olarak, aynı maddenin birinci fıkrasında yer alan “Komitesi” ibaresi “Kurulu” olarak, “iki yıldır.” ibaresi “TÜRMOB Yönetim Kurulunun görev süresi ile sınırlı olmak üzere üç yıldır.” olarak değiştirilmiş, “Başkan Yardımcısı” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve biri Sekreter” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin başlığı “Etik Kurulunun toplantısı” olarak, aynı maddenin birinci fıkrasında yer alan “Komitesi” ibaresi “Kurulu” olarak, “yılda altı” ibaresi “ayda en az bir” olarak, “Komite” ibaresi “Kurul” olarak, “Komitesini” ibaresi “Kurulunu” olarak değiştirilmiştir.
MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Etik Kurulunun görev ve yetkileri
MADDE 7 – (1) Etik Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:
a) Etik ilke ve uygulamalarına ilişkin tebliğ, sirküler ve benzerlerinin taslaklarını hazırlamak, bu konularda Yönetim Kuruluna sunulmak üzere çalışmalar yapmak,
b) Mesleki etiğin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için eğitim programları hazırlamak, projeler üretmek, çalışmalar yapmak; bu konularda bilimsel toplantı, kongre, sempozyum ve panel gibi etkinliklerin düzenlenmesi için Yönetim Kuruluna önerilerde bulunmak,
c) Meslekte etik kültürünü yerleştirmek üzere çalışmalar yapmak veya yaptırmak ve bu konularda yapılacak çalışmalara destek olmak,
ç) Meslek mensuplarının uymaları gereken etik davranış ilkelerinin ihlal edildiği iddiasıyla odalardan yapılacak başvurular üzerine gerekli inceleme ve araştırmaları yaparak sonuçlarını Birlik Yönetim Kurulu aracılığıyla ilgili odalara bildirmek.”
MADDE 5 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 6 – Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği Yönetim Kurulu yürütür.
Şehir Plancıları Odası Mesleki Etik Kural ve İlkeleri
Şehir Plancıları Odası Mesleki Etik Kural ve İlkeleri, odanın 12.04.2014 tarihinde yapılan 28. Olağan Genel Kurulunda kabul edilmiştir. Mesleki Etik Kural ve İlkeler‘in içeriği aynen kalmak koşuluyla, “Ana Metin” olarak kabul edilmesine, bu amaçla dönem içerisinde sürekli görev yapacak olan, yeni bir komisyon oluşturulması için Yönetim Kuruluna yetki ve görev verilmesine ve komisyonun dönem içerisinde bu metni geliştirmek ve tartıştırmak üzere çalışma yapmasına, dönem sonunda oluşturulacak yeni metnin, genel kurulun onayına sunulmasına, bu doğrultuda çalışma yapmak üzere Yönetim Kurulunun görevlendirilmesine karar verilmiştir.
Şehir Plancıları Odası Mesleki Etik Kural ve İlkeleri
MESLEKİ ETİK KURAL ve İLKELER
Etik Kural ve İlkeler Kılavuzu ile, kamusal yararların ve kamusallıkların üretilmesine yönelik planlama mesleğinin, tarihsel ve bilimsel olarak oluşmuş kültür ve değerlerinin ve ahlaki ilkelerinin biraraya getirilmesi ve meslek üyeleri arasında bağlayıcı bir metne dönüştürülmesi amaçlanmaktadır.
Bu metin, kent ve bölge planlama mesleğini yürütenlerin, mesleki bilgi ve deneyimlerinin ilgili karar çevresine taşınması sürecinde üstlenecekleri sorumluluklara ilişkin etik kural ve yönlendirici ilkeler yanı sıra, belediyeler, il özel idareleri, bakanlıklar ve ilgili kamu kurum ve kuruluşları, kooperatifler, özel sektör ve siyasal çevreye karşı bağımsız konumlarını koruyabilmelerine katkıda bulunmak amacıyla geliştirilmektedir.
Halka Hizmet; Toplumun Esenliği ve Kuşaklar Ötesi Yararların Gözetilmesi
1. Kent ve bölge planlama, yerleşme sistemleri ve yerleşmelerin bütününe ilişkin, tutarlı ve akılcı, bilimsel ve sanatsal temellere dayanan, estetik ve kamusal yararları sağlayan, toplumsal, ekonomik ve mekansal yapı, korunması gerekli doğal varlıklar ve kültürel miras, altyapı, kullanım, ulaşım, ekolojik denge, yapılaşma, açık alanlar, sosyal ve teknik donatı alanlarına ilişkin düzenlerin kurulmasıdır.
Kent ve bölge planlama, temel olarak mekansal boyutlu, uzun erimli, toplumsal yararlara yönelik düzenlemelerden oluşan stratejik bir kamu hizmetidir. Kent plancıları mesleklerini yürütürken, kamu hizmeti ve yararı, topluma ve halka hizmet bilinci ile hareket ederler. Plancılar, tüm mesleki etkinliklerini bu temel kavramlarla gerekçelendirmek zorundadırlar.
2. Kent ve bölge plancıları sağlıklı, risklerden arındırılmış güvenli toplumsal ve fiziksel çevreler yaratmak, bunu yaparken doğal ve tarihsel çevreyi korumak, toplumun doğal çevre ile sağlıklı ilişkisini sürdürebilir kılmak, belirli bir kesiminin değil tüm toplumun esenliğini ve uzun erimli ve kuşaklar ötesi yararları gözetmek, toplumsal gereksinmeleri doğru ve gerçekçi bir biçimde saptamak zorundadırlar.
Planlama sürecinin doğru yönlendirilmesi, kamusal yararlara bağlılık, karar çevresi karşısında mesleki bağımsızlığın korunması
3. Kent ve bölge planlama süreci, plancının teknik bilgi ve birikimi ile katıldığı, katılımcı ve kolektif/anonim bir süreç olsa da, plancıların bu süreci doğru yönlendirmek sorumluluğu bulunmaktadır. Bu yönlendirme, mesleki doğruların ve ilkelerinin karar çevresine karşı savunulması ve tutum alınması anlamına gelir.
4. Kent ve bölge plancıları ister kamu ister özel kesiminde çalışıyor olsunlar isterse kamu adına planlama işlerini üstleniyor olsunlar, karar çevresine karşı mesleki bağımsızlıklarını sürdürmelidirler.
5. Plancılar, yürüttükleri planlama işlerinde işveren ve karar çevresinin eğilim ve isteklerine, işi veren idarenin yetki ve sorumluluğuna sığınamaz. Plancıların, planlamalarını bilimsel yöntemlerle kamusal yararlar, planlama esasları ve şehircilik ilkeleri açısından gerekçelendirmek yükümlülükleri bulunmaktadır. Planlama ile ilgili konularda, siyasi karar çevresi seçmenlerine ne kadar sorumlu ise plancılar da meslek topluluğuna, mesleğin tarihsel birikim ve deneyimine, kamusal ortama ve hepsinden de önemlisi gelecek kuşaklara karşı sorumlukları bulunmaktadır.
6. Karar çevresinin istek ve eğilimleri, plancılara, kent planlamanın tarihsel olarak ürettiği ve yasal çerçevede de yerini bulmuş ilke ve kuralları istediği gibi yorumlama hakkını vermez; planlanacak bölge ve yerleşmelerin geçmiş planlama deneyimlerinin irdelenmesi, katılımcı yöntemlerle elde edilecek bilgi ve sonuçların değerlendirilerek karar çevresinin önüne koyulması zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.
Topluma ve mesleğe saygı
7. Kent ve bölge plancıları, ister doğrudan mesleki uygulamanın içinde olsunlar isterse kent planlama mesleğinin öğretiminde görev alıyor olsunlar, planlama düşüncesinin ve mesleğinin toplumun gözündeki yerini, saygınlığını zedelemeye yönelik etkinlik ve davranış içinde olamazlar.
8. Kent ve bölge plancıları, toplumun gerçek ve nesnel gereksinmelerinden hareket etmek zorundadırlar. Plancılar, toplumsal gereksinmelerin ötesinde, gereğinden fazla alanın gelişmeye açılmasına, bu nedenle de, kamu kaynaklarının israfı, yanlış yönlendirilmesine ve verimsiz kaynak tahsislerine yol açan, yerleşmelerin ana planlama düzenlerini bozucu planlama etkinliğinde bulunmaktan kaçınmalı; görevli oldukları durumlarda, işveren konumundaki kuruluşları ve yönetimleri, bu yönde kararlara yönlendirmemeli, tersi yönde eğilim gösteren yönetim organlarını uyarmalı ve Oda`ya bilgi vermelidir.
9. Şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı biçimde, yerleşmelerin yapılaşmış alanlar ve sosyal donatı alanları düzenini bozucu değişikliklerin ilgili organlarca onaylanmış olması, teknik bilgi ve birikimin mesleki ahlak ve değerlere aykırı biçimde kullanılamaması kuralını ortadan kaldırmaz.
10. Plancılar, kentlerin bölünmesine ve toplumsal eşitsizliklerin derinleşmesine, toplumlumsal-mekansal ayrımcılığa, kentsel merkezlerin niteliksizleşmesine ve kamusal mekanın çöküşüne yol açan, kentsel mekanların tarihselliğini, kamusallığını ve yaşanabilirliğini yok eden uygulamalara katkıda bulunmamalıdırlar.
11. Plancılar kentlerin parçalarını bütünleştirmeye, hem toplumsal hem de mekansal anlamda bütünleştirici kentsel omurgalar oluşturmaya, ortak bağlamlar yaratmaya, ortak mekanları güçlendirmeye yönelmelidir.
12. Kent ve bölge plancıları, Şehir Plancıları Odası`nın ve TMMOB`ye bağlı diğer meslek odalarının kamusal hizmet ve yarar üretilmesine, adil ve dürüst bir mesleki ortamın oluşturulmasına yönelik etkinliklerini sekteye uğratacak ve zayıflatacak, meslektaşlarının veya diğer meslek üyelerinin mesleki onur ve şerefini zedeleyecek faaliyetler içinde olamazlar.
13. Plancıların, doğrudan yer almadıkları bir planlama sürecinin sonunda elde edilen plan ya da projeye, -maddi çıkar sağlansın ya da sağlanmasın- mesleki yetkinlik belgelerini/diplomalarını kullandırarak imza koymaları meslek etiği ile bağdaşmaz.
Kamu yararı – özel mülkiyet ilişkisinde sorumluluklar; özel mülkiyet hakları karşısında tarafsızlık
14. İster kamu idareleri tarafından isterse kamu adına özel kesimce yürütülsün planlama kamu adına yapılan bir etkinlik olup tek tek bireylerin yararlarının üstünde bir yarar kavramına dayanır. Özel mülkiyetin kamusal yarar amacıyla sınırlanabileceği ilkesi, bireysel özel mülkiyet haklarına göre kamusal yarar kavramını öne çıkarır. Bu genel ilke planlamanın sınırlarını ve olanaklarını belirlemektedir.
Bu nedenle, planlama işini üstlenen meslektaşların kamu adına bu görevi yürütürken bireysel yarar/özel mülk yararlarını öne çıkaran ilişkilere girmeleri meslek ahlakına aykırıdır.
15. Teknik bilgiyi elinde bulunduran plancılar, üstlendikleri planlama işleri devam ederken, hakkında planlama, gelişme ve imar kararları verecekleri planlama bölgesi içinde bu bilgileri kullanarak kendilerine, yakınlarına ya da akrabalarına gayrimenkul edinmeleri meslek ahlakı ile bağdaşmaz. Plancılar, kamusal yararların bireysel yararlara üstünlüğüne dayanan düzenleme görevini kamu adına üstleniyor olmaları nedeniyle mülk sahiplerine göre üstün konumdadırlar. Plancıların, bu göreli üstün konumlarından yararlanarak planlama alanında planlama süreci devam ederken mülk edinme yoluna gitmeleri, mülk sahipleri arasında haksız ve adil olmayan koşullara yol açacaktır.
16. Meslek üyeleri, yürüttükleri planlama hizmetinin karşılığı olarak, meslek örgütünün tabi olduğu yasa ve yönetmelikler ve Oda Tüzüğü`nde tanımlananların dışında bir karşılık (örneğin hizmet karşılığı olarak taşınmaz) kabul edemezler. Bu durum, nesnel olarak kamuyu temsil eden plancıların tarafsız konumlarını ortadan kaldıracak, planlanan bölge içinde bireysel çıkarlarını kamusal yarar ve kamu hizmeti görevlerinin önüne geçirecektir.
Bilimsel temele dayanma, diğer disiplinlerin bilgisinden yararlanma, kapsamlı ve bütüncül yaklaşma sorumluluğu
17. Kent ve bölge planlama mesleğini yürütenler, planlama ile ilişkili bilimsel verilerden yararlanmak ve gelişmeleri dikkatle izlemek ve planlama çalışmaları sırasında bilimsel ve teknik gelişme ve birikimlere dayanmak zorundadırlar.
18. Kent ve bölge plancıları, farklı uzmanlık alanlarında üretilen bilgi ve kararları (toprak, su, orman, jeolojik yapı verileri, iklim, koruma kararları vb) planladıkları yerleşmenin sorunları çerçevesinde irdelemelidirler. Bu temel girdileri dikkate almaksızın plan kararı üretilmesi planlama mesleğinin etik ve yasal kurallarına uymayacaktır.
19. Plancıların, planlama alanını besleyen diğer alanların bilgisinden yararlanma zorunlulukları vardır. Ancak bu zorunluluk, plancıların kendi uzmanlık ve yetki alanlarının ötesinde sorumluluk üstlenmeye girişmelerine izin vermez.
20. Kent ve bölge plancıları, planlama işlerini yürütürken bilgiyi gizleyerek görmezden gelemezler, bilgiyi tahrif edemezler ve ilişkili tüm bilimsel bilgiyi planlama sürecine girdi oluşturacak şekilde yansıtmak yükümlülüğündedirler.
21. Planlar ve planlama raporları ayrılmaz bir bütün olup, plancılar planlama raporlarında, geçmiş planlama deneyim ve bilgilerine ve farklı uzman kurum ve kuruluş görüşlerine kaynak göstererek başvurmak durumundadırlar. Geçmiş planlama deneyiminde bulunan meslektaşlarının görüşlerini almak zorundadırlar. Planlama raporlarında kaynak gösterilmeksizin bilgi aktarmacılığı ya da intihal yapılması kabul edilemez. Söz konusu raporun planlama raporu olması ahlaki sorunu hafifletmez. Planlama raporlarında, planlamaya temel olan diğer uzmanlık görüşlerinin ve planlama deneyim ve bilgisinin kaynağının gösterilmesi, ilgili uzmanlıkların, kurum ve kuruluşların görüş ve bilgisinin kayıt altına alınması açısından zorunludur.
22. Kentlerin parçalarına, korunacak alanlarına, merkezlerine ve alt merkezlerine vb ilişkin mevzi planlama çalışmalarında, kentin bütünü ve bölgesel bağlam ile ilişki kurulmaksızın ve irdelemeler yapılmaksızın planlama kararları üretilmesi meslek etiği ile uyuşmayacaktır.
Risklerin ve belirsizliklerin giderilmesi sorumluluğu
23. Plancılar, planlanacak alanları ilgilendiren doğal ve tarihi çevreye ilişkin koruma kararlarını ve potansiyellerini, yerleşilebilirlik olanaklarını ve sınırlamalarını, riskli alanları gerçekçi bir biçimde belirlemelidir. Plancılar bütün bu alanlara ilişkin farklı uzmanlık alanlarının ürettiği bilgileri planlama çerçevesine katmak zorundadırlar. Bu verilerin dikkate alınmaması, önemsizleştirilmesi veya diğer veriler ile karşılıklı ilişkilendirilmesi yapılmaksızın planlama kararları üretilmesi meslek etiğine ve yasal kurallara aykırıdır.
Plancılar riskler ve belirsizlikler yaratmamalıdırlar; tersine her türlü yerleşme riskleri ve belirsizlikleri gideren çözümleri, risklerden sakınım olanaklarını sistematik bir eylem planı haline getirerek toplumun ve karar çevresinin önüne koymak ve tüm toplumun güvenli yaşayabileceği risksiz bölgeler, çevreler, kırsal ve kentsel yerleşmeler planlamakla yükümlüdürler.
Planlama sürecinde halkın katılımının sağlanması sorumluluğu
24. Plancılar yasal çerçevenin olanaklarına dayanarak mümkün olan her durumda ve ölçekte halkın (planlama alanında yaşayan, çalışan ve iş yapanların) gereksinmeleri, beklentileri ve düşüncelerini özgürce aktarabilecek katılım ve yerel sahiplilik modelleri kurgulamak ve bunu planlama hizmetini talep eden kuruluşlara sunmak durumundadır. Halk katılımı yöntemlerini çeşitlendirerek zenginleştirmek yoluyla halkın temsilcilerinin hazırlık, planlama, uygulama ve denetim süreçlerine katılımı konusunda çaba göstermesi beklenmektedir.
Kamusal kaynakların korunması ve geliştirilmesi sorumluluğu
25. Plancılar, kamu malları ve kaynaklarının kullanımında, koruma ilkesinden taviz veremezler, kamusal kaynakların geliştirilmesine katkıda bulunmalıdırlar.
26. Kent ve bölge plancılarının, tarihsel ve doğal varlıkların ve çevrenin korunması gereklerinden ve hedeflerinden vazgeçmeksizin, halkın ve toplumun refahını artırmak ve kamusal ortak kullanım ve mekanları geliştirmek yükümlülükleri bulunmaktadır. Kent plancıları, kentsel gelişmenin planlanmasında, tarihsel birikim ve değerlerin korunmasından vazgeçmeksizin gelişme olanaklarını araştırmak ve karar çevresinin ve toplumun önüne koymakla yükümlüdürler.
27. Plancılar, planlama alanındaki korunmaya değer yapılar, mekanlar, kültürel varlıklar gibi somut ve somut olmayan kültürel mirası ortaya çıkarmak ve gelecek kuşaklara taşımak sorumluluğu ile hareket ederler. Bu değerlerin henüz tescil edilmemiş olması plancıların bu sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
28. Plancılar kamu yararı amaçlı planlama hizmetini yürütürken yasal sistemin kuralları ve koşulları içinde hareket etmek zorundadırlar. Plancı üstlendiği işi yaparken, ya da bu işi alırken, işin yasal kurallara uygunluğunu araştırmak, uygunsuzluk durumunda işvereni uyarmak ve Oda`ya haber vermek zorundadır. Kent ve bölge plancılarının kendi alanlarıyla ilgili yasal çerçeveyi doğru değerlendirme ve meslek etkinliğini bu çerçeve içinde geliştirme sorumlulukları bulunmaktadır.
Meslek Odasını üstlenilen planlama hizmeti hakkında doğru bilgilendirme sorumluluğu
29. Kent ve bölge plancıları üstlendikleri planlama işlerine ilişkin bilgiyi (örnek olarak planlama işinin niteliği ve kapsamı, planlanacak alanın büyüklüğü vb) Mesleki Denetim Uygulamasını yürüten organ olarak Meslek Odasından gizleyemezler.
Ev ve Süs Hayvanları Satışına Dair Yönetmelik, “Ev ve Süs Hayvanlarının Üretim, Satış, Barınma ve Eğitim Yerleri Hakkında Yönetmelik” adıyla Resmi Gazetenin 08.10.2011 tarihli sayısında yayınlanmıştır. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununa paralel bir düzenleme olan Ev ve Süs Hayvanları Satışına Dair Yönetmelik için yetkili bakanlık Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığıdır.
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; ev ve süs hayvanlarının üretildikleri, alınıp satıldıkları, barındırıldıkları ve eğitim gördükleri yerlerin gerekli teknik ve sağlık şartları ile açılma, çalışma ve denetlenmelerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, gerçek ve tüzel kişiler tarafından ev ve süs hayvanları için açılacak olan üretim, satış ve eğitim yerleri ile belli süreler barındırılacağı yerleri kapsar.
(2) Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlar için yerel yönetimler tarafından açılan bakımevleri ile hiçbir kazanç ve menfaat sağlamamak kaydıyla sadece insanî ve vicdanî amaçlarla sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlara bakan veya bakmak isteyen ve 24/6/2004 tarihli ve 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununda öngörülen şartları taşıyan gerçek ve tüzel kişilerin açacağı bakımevlerini kapsamaz.
Dayanak
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 9/3/1954 tarihli ve 6343 sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanun ile 11/6/2010 tarihli ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununa dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen,
a) Amfibik hayvan: Karada ve suda hareket ve yaşam yeteneğine sahip hayvanı,
b) Bakanlık: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığını,
c) Barınma yeri: Ev ve süs hayvanlarının, geçici süreler için barındırıldıkları konukevi, pansiyon ve otel gibi yerleri,
ç) Çalışma izin belgesi: İl müdürlüğü tarafından kuruluş izni verilmiş üretim, satış, barınma ve eğitim yerlerinin faaliyete geçmesi için verilen belgeyi,
d) Denetim elemanı: Bu Yönetmelikte belirtilen denetimleri yapmaya ve kabahat teşkil eden fiilleri işleyenler hakkında işlem yapmaya, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı ve/veya mahallin en büyük mülki idare amirince görevlendirilen veteriner hekim personeli,
e) Dezenfeksiyon: Hastalık yapıcı mikroorganizmaların fiziki, kimyevi yöntemler ve ultraviyole ışınları ile yok edilmesi işlemini,
f) Eğitim sertifikası: 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununa göre, ev ve süs hayvanı satış yeri sahibi veya sorumlu yöneticilerinin, yerel yönetimler tarafından düzenlenen eğitim programına katılarak, almakla yükümlü oldukları belgeyi,
g) Eğitim yeri: Hayvan sahibinin isteği veya ilgili makamların gerekli görmesi durumunda, hayvanların itaat, tuvalet terbiyesi, hırçın hayvanların sakinleştirilmesi, koruma, bekçilik, sportif ve avcılık gibi özelliklerin kazandırılması amacıyla, veteriner hekim denetiminde faaliyet gösteren yerleri,
ğ) Ev ve süs hayvanı: Sahiplerinin ya da sahipleri adına sorumluluğunu almış kişilerin yanında bulunan, üçüncü bir şahsa satışı ya da devredilmesi amaçlanmayan arılar, kabuklu hayvanlar, suda yaşayan hayvanlar ve kümes hayvanları hariç olmak üzere, omurgasızlar, amfibik hayvanlar, köpek, kedi, gelincik, süs balıkları, sürüngen, kemirgen, evcil tavşan ve tüm kuşları,
h) Genel Müdürlük: Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğünü,
ı) Hizmet içi eğitim belgesi: Ev ve süs hayvanları üretim, satış, barınma ve eğitim yerlerinde görev alacak olan veteriner hekimlerin, bölge veteriner hekimler odaları tarafından yapılan bilgilendirme eğitimine katılması suretiyle aldıkları belgeyi,
i) İl müdürlüğü: İl gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüklerini,
j) İş yeri: Ev ve süs hayvanlarının üretildikleri, alınıp satıldıkları, geçici süreler barındıkları ve eğitildikleri il müdürlüğünce çalışma izni verilen yerleri,
k) İş yeri veteriner hekimi: Ev ve süs hayvanları üretim, satış, barınma ve eğitim yerleri ile buralardaki hayvanların her türlü hijyenik ve sağlık sorunları ile koruyucu önlem ve aşılamalardan sorumlu veteriner hekimi,
l) Kimlik belgesi: Hayvan için düzenlenmiş içerisinde hayvana ve sahibine ait bilgileri içeren Bakanlıkça belirlenen belgeyi,
m) Kuruluş izni: Kurulacak yer ve projelerinin uygun görülmesi durumunda işyeri kurulması için il müdürlüğü tarafından verilen izni,
n) Satış yeri: Ev ve süs hayvanlarının satıldığı yerleri,
o) Üretim belgesi: İl müdürlüğü tarafından çalışma izni almış üretim yerlerinde üretilen hayvanlar için düzenlenen belgeyi,
ö) Üretim yeri: Ev ve süs hayvanlarının türlerine uygun ihtiyaçları sağlanarak, hayvan sağlığı ve hayvan refahı başta olmak üzere ilgili mevzuat çerçevesinde üretildikleri yerleri,
p) Veteriner sağlık ürünleri: Veteriner tıbbî ürünleri ile tıbbî olmayan veteriner ürünlerini,
r) Yer seçim komisyonu: İş yeri kurulacak yerlere uygunluk onayı veren Bakanlık hayvan sağlığı, yetiştiriciliği ve su ürünleri şube müdürü, Orman ve Su İşleri Bakanlığı il müdürlüğü ve ilgili belediye başkanlığından konuyla ilgili bir temsilciden oluşacak üç kişilik bir komisyonu,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Müracaat ve İzin İşlemleri
Kuruluş izni almak için gerekli belgeler
MADDE 5 – (1) İş yeri açmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler bir dilekçe ile aşağıdaki bilgi ve belgeleri eksiksiz tamamlayarak il müdürlüğüne müracaat etmeleri gerekir.
a) Bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 Başvuru Dilekçesine uygun olarak işyeri sahibi tarafından doldurulmuş başvuru dilekçesi,
b) İş yerinin, yerleşim yeri ve çevresine ait bilgileri gösteren teknik resim kurallarına göre hazırlanmış vaziyet ya da hâlihazır planı,
c) İş yerinin tüm bölümleri ve ne amaçla kullanıldığını gösterir, teknik resim kurallarına göre hazırlanmış bir adet plan örneği ve adresi,
ç) Bağlı bulunduğu belediyeden su kullanma belgesi; şehir şebeke suyu bulunmayan yerlerde içme ve kullanma suyu temin projesi ile resmi kurumlarca usulüne uygun olarak alınmış su numunelerinin bakteriyolojik ve kimyasal analiz sonuçlarını gösterir rapor; derin kuyulardan suyun temin edilmesi halinde ise, Devlet Su İşlerinden alınacak kuyu suyu kullanma belgesi ve analiz raporu,
d)(Değişik:RG4/4/2012-28254) Tüzel kişiler için, ticaret unvanı, kayıtlıolunan ticaret sicil memurluğunun adı ve ticaret sicil numarasıbeyanı (Şirket ana sözleşmesi Ticaret Sicil Gazetesinde 1/10/2003 tarihinden önce yayınlanmışsa Ticaret Sicil Gazetesinin aslı veya kurumca onaylıörneği), imza sirkülerinin aslı veya kurumca onaylı sureti ve yönetim kurulu kararı.
(2) Birinci fıkrada belirtilen bilgi ve belgeler, il müdürlüğü hayvan sağlığı, yetiştiriciliği ve su ürünleri şubesince incelenir. Belgelerin uygun bulunması halinde; yer seçim komisyonu tarafından yerinde inceleme yapılır. Yer seçim raporuna ait esaslar Bakanlıkça belirlenir.
(3) Yer seçim raporuna göre uygun bulunan yerlere, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-2 Kuruluş İzin Belgesi’ne uygun olarak Kuruluş izni verilir. Kuruluş izni üç ay için geçerlidir. Bu süre içinde iş yerlerini hazır hale getiremeyenlere, Bakanlıkça uygun görüldüğü takdirde, üç ay daha ek süre verilebilir. Ancak, ilave süre uzatımı yapılamaz.
Çalışma izni almak için gerekli belgeler
MADDE 6 – (1) İş yeri açacak gerçek ve tüzel kişiler, çalışma izni alabilmek için ekinde aşağıdaki belgelerin yer aldığı bir dilekçe ile il müdürlüğüne müracaat ederler.
a) Muayenehane, poliklinik veya hayvan hastanelerinde çalışan ve hizmet içi eğitim belgesi olan veteriner hekimle yapılmış en az bir yıllık bölge veteriner hekimler odası onaylı noter tasdikli veteriner hekim sözleşmesi,
b) Eğitim yerlerinde görev yapacak uzman eğitimcinin çalışma izni verecek kurumca onaylı uzmanlık belgesinin aslı veya il müdürlüğünce onaylı fotokopisi,
c) Satış yerleri için 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununa göre yerel yönetimler tarafından düzenlenen eğitim sertifikasının aslı veya il müdürlüğünce onaylı fotokopisi,
ç) (Değişik:RG-3/4/2012-28253) Belediyeden alınmış işyeri ruhsatının il müdürlüğünce onaylı fotokopisi.
(2) Başvuru, il müdürlüğü hayvan sağlığı, yetiştiriciliği ve su ürünleri şubesi müdürlüğünce incelenir. Belgelerin uygun bulunması halinde; mahallinde yapılan inceleme sonunda bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-3 İş Yeri Açma Raporu düzenlenir. İş yeri açma raporuna istinaden mevzuata uygun bulunan yerlere, mülki idare amirinin onayı alındıktan sonra il müdürlüğünce çalışma izni verilir. Gerçek ve tüzel kişiler adına, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-4 İş Yeri Çalışma İzin Belgesi düzenlenir. Çalışma izni verilmiş iş yerlerine ait bilgiler bölge veteriner hekimler odasına bir yazı ile bildirilir.
Çalışma iznine ilişkin genel şartlar
MADDE 7 – (1) Çalışma izni verilmesi için iş yerlerinde aşağıdaki asgari teknik ve sağlık şartlarının bulunması zorunludur.
a) İş yerleri, insan gıdası imal edilen iş yerlerini olumsuz etkileyecek mesafelere kurulamaz.
b) İş yeri zemini ve duvarları kolay yıkanabilen ve dezenfekte edilebilen su geçirmez açık renkli fayans, mermer veya benzeri bir malzeme ile kaplanır.
c) İş yeri zemini eğimli olur ve zeminde kanalizasyon veya fosseptiğe bağlı ızgaralı veya sifonlu yer süzgeci bulundurulur.
ç) İş yerlerinde, şehir şebekesine bağlı su tesisatı veya bu amaca yönelik yeterli kapasitede su deposu bulundurulur.
d) Zeminin ve duvarların temizlik ve dezenfeksiyonu için basınçlı su, musluk ve hortum düzeneği bulundurulur.
e) Hayvanları rahatsız edecek kadar güçlü veya yetersiz aydınlatma ile hayvanları doğrudan etkileyecek ışıklandırma yapılamaz.
f) İş yerlerinin dışarıya açılan pencere kanatları her türlü haşerenin girmesini engelleyecek tarzda kapatılır.
g) İş yerinin havasını, iklim, hayvan sayısı ve hayvan türü gibi koşullara bağlı olarak temizleyebilen havalandırma tesisatı bulundurulur.
ğ) Kafes ve ekipmanlar ile malzemeler, dezenfektanlara dayanıklı, paslanmaz ve kolay temizlenebilir malzemeden yapılır.
h) İş yeri, hastalık yapan mikroorganizmalara ve parazitlere karşı haftada bir olmak üzere, hastalık şüphesi durumu ile gerekli görülen zamanlarda da dezenfekte edilir.
ı) Her kafeste barındırılan hayvan türüne uygun yemlik, suluk ve altlık bulundurulur. Kafes, suluk ve yemlik gibi malzemeler her gün ve her hayvan değişiminden önce temizlenip dezenfekte edilir. Altlıklar her gün, gerekli durumlarda daha sık ve hayvan değişimlerinde mutlaka değiştirilir ve her değiştirilmede kafes dezenfekte edilir.
i) Hayvanların yaşam alanları ve standartlarının minimum ölçüleri, Bakanlıkça belirlenir.
j) Hayvanların türüne özgü şartlarda bakılması, beslenmesi ve barındırılması sağlanır.
k) İş yerlerinde bulunan hayvanlar ayrı ayrı kafes veya bölümlerde bulundurulur. Aynı türden dahi olsa, birbirine zarar verebilecek hayvanlar bir arada tutulamaz.
l) İş yerlerinde bulunan hayvanların, türü, ırkı, yaşı ve diğer bilgilerini içeren etiketler, hayvanın tutulduğu ünite ya da kafes üzerine asılır.
m) İş yerlerinde çevreye rahatsızlık verecek hayvan seslerinin veya kötü kokunun yayılmaması için gerekli önlemler alınır.
n) Temizlik artıkları, kullanılmış altlıklar ve dışkılar, dayanıklı, ağzı bağlanabilen naylon torbalar içinde muhafaza edilir ve işyeri dışına bırakılamaz.
o) İş yerinde ölen hayvanlar, işyeri veteriner hekimine bildirilir. Ölen hayvanlar tıbbi atık torbalarına konularak, uygun şartlarda muhafaza edilip, usulüne uygun şekilde bertaraf edilir.
ö) Bu Yönetmeliğe tabi iş yerlerinde, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununa tabi ihbarı mecburi bir hastalık çıktığında, veteriner hekim durumu en ivedi şekilde resmi makamlara haber vermek ve yetkililerce alınacak yasal tedbirleri uygulamakla yükümlüdür.
p) Bu Yönetmeliğe tabi iş yerlerinde bulunan hayvanlar, salgın hayvan hastalığı şüphesi durumunda il veya ilçe müdürlükleri tarafından sahiplerinin sorumluluğunda karantinaya aldırılır. Karantina süresince yapılan her türlü masraflar işyeri sahibine aittir.
r) İş yerlerinde ürün satışı yapılacak ise, ürünler zeminden en az 10 cm yükseklikte, hayvanların temas edemeyeceği, kolay temizlenebilir raflarda satışa sunulur.
s) İş yerlerinde hasta, yaralı veya sakat hayvanlar ayrı bir bölümde barındırılır.
ş) Altlık malzemesi, kuru, emici özellikte ve tozsuz olur.
t) İş yerinde, Bakanlıkça satışına izin verilen veteriner sağlık ürünleri bulundurulabilir. İş yerleri, bu ürünlerin bulunması ile ilgili usul ve esaslara uymak zorundadır.
u) İş yeri sahibi, iş yerine bu Yönetmelikte belirtilen şartları sağlamaktan sorumludur.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Üretim ve Satış Yerleri
Kedi ve köpek üretim yerleri
MADDE 8 – (1) Kedi ve köpek üretim yerlerinin, aşağıdaki özelliklere sahip olması zorunludur.
a) Üretim yerlerinde; idari büro, veteriner hekim odası, duş, depo, tuvalet ve hayvan karantina ünitesi, hayvanların yiyeceklerinin hazırlandığı bölüm, temizlik ünitesi, kapalı ve açık gezdirme alanı bulunur.
b) Tüm açık bölümler rüzgar yönüne dönük olmayacak şekilde yapılır.
c) Kapalı bölümlerde, hayvanlara güneş ışığı gelebilecek büyüklükte, dışarıdan kemirgen, sinek ve benzeri haşerenin girmesine engel olacak tel ile kapatılmış pencereler bulunur.
ç) Toprak zeminli gezdirme alanları bulunur.
d) Hayvanların barındığı açık ve kapalı bölümlerin zemini ve duvarları, yıkanabilir ve dezenfekte edilebilir malzeme ile kaplanır.
e) Hayvanların yatabileceği ırklarına ve boyutlarına uygun, yerden en az 10 cm yükseklikte platformlar bulunur.
f) Üretim yerlerinde, diğer ünitelerden bağımsız, kapalı bir bölümde hayvanın ırkına uygun boyutta doğum ünitesi ve karantina ünitesi bulunur.
g) Üretim ünitelerinin kapalı bölümlerinin çatısı izolasyonlu uygun bir çatı malzemesi, açık alandaki kafesli bölümün yarısı yağmur ve güneşi engelleyen bir çatı malzemesi ile kapatılır.
ğ) Tüm kafeslerde, dezenfekte edilebilir su ve mama kapları bulundurulur.
h) Üretim yerlerinde hayvanlar ayrı ayrı bölümlerde bulundurulur.
ı) Üretim yerine koyulan hayvanların türü, ırkı, yaşı ve diğer bilgileri, ıslanmaz pvc gibi bir muhafaza ile her bir ünite üzerinde görünen bir yere asılır.
i) Kedi üretim yerinin içine, kedilerin yatabilmesi için yatak, yüksekliklere tırmanabilmesi ve oyun oynayabilmesi için oyun ve tırmanma platformları ve benzeri malzemeler konulur.
j) Üretim yerlerinde kimliklendirilmiş kedi ve köpek yavrularına, Bakanlık tarafından belirlenen zamanlarda aşı ve iç-dış parazit ilaçlaması yapılır. En son yapılan aşılama tarihi üzerinden on beş gün geçmiş yavrular satış yerine gönderilir.
Kemirgen ve evcil tavşan üretim yerleri
MADDE 9 – (1) Kemirgen üretim yerlerinin, aşağıdaki özelliklere sahip olması zorunludur.
a) Üretim yerlerinde; veteriner hekim odası, duş, depo, tuvalet, hayvan karantina ünitesi, üretim üniteleri, hayvanların yiyeceklerinin hazırlandığı bölüm ve temizlik ünitesi bulunur.
b) Üretim için kafesler zeminden ve tavandan 30 cm uzaklıkta ve kafes düzenekleri arasında koridor şeklinde en az 100 cm mesafe bulundurulur.
c) Yeterli havalandırma sağlanır. Bölüm ısı, ses ve ışık yalıtımına uygun şekilde düzenlenir. Ayrıca insekt ve rodentlerin içeri girmesini engelleyecek önlemler alınır.
ç) Üretim yerindeki hayvan odaları türün ihtiyaçlarına uygun olarak yapılır.
d) Giriş bölümlerinde dezenfektan ya da antibakteriyel paspaslar kullanılır.
e) Hayvanlar türlerine uygun odalarda ve kafeslerde barındırılır.
f) Odaların zemin ve duvarları darbelere dayanıklı, su geçirmez, dezenfektan ve yüzey temizleyicilerine dayanıklı materyalden yapılır.
g) Kapılarda gözlem pencereleri bulundurulabilir ve bu pencereler ışık geçirmeyecek şekilde kapatılır.
ğ) Hayvanlara ait yiyecek, içecek, ilaç ve diğer malzemeler hayvanların bulunduğu odalarda depolanmaz.
h) Hayvanlara kafes içerisinde güvenli bir ortam sağlanır.
ı) Hayvanların yem ve suya sürekli ulaşabilmesi sağlanır.
i) Kafeslerin kenar, köşe ve birleşim yerleri yuvarlatılmış ve aşınmaya dayanıklı malzemeden yapılır.
j) Farelerin barındırıldıkları kafes kapaklarının tel aralığı 6 mm, ratların 12 mm’den daha geniş olamaz.
Kuş üretim yerleri
MADDE 10 – (1) Kuş üretim yerlerinin, aşağıdaki özelliklere sahip olması zorunludur.
a) Üretim yerlerinde; veteriner hekim odası, duş, depo, tuvalet, hayvan karantina ünitesi, üretim üniteleri, hayvanların yiyeceklerinin hazırlandığı bölüm ve temizlik ünitesi bulunur.
b) Üretim için kafesler zeminden ve tavandan 30 cm uzaklıkta ve kafes düzenekleri arasında koridor şeklinde en az 100 cm mesafe bulunur.
Süs balıkları, sürüngen ve diğer hayvanların üretim yerleri
MADDE 11 – (1) Süs balıkları, sürüngen ve diğer hayvanların üretim yerlerinde, 7 nci maddede belirtilen şartlara uyulması zorunludur.
Ev ve süs hayvanı satışı
MADDE 12 – (1) Ev ve süs hayvanlarının satışında, aşağıdaki hususlara uyulması esastır.
a) Ev ve süs hayvanı satışları, sahipsiz hayvanların bulundukları barınaklarda, üretim yerlerinde ve yer seçim komisyonu tarafından uygun görülen yerlerde yapılır.
b) Kimliklendirilmiş kedi ve köpek yavrularına Bakanlık tarafından talimatla belirtilen zamanlarda aşı ve iç-dış parazit ilaçlaması yapılır. En son yapılan aşılama tarihi üzerinden on beş gün geçmiş yavruların satışı yapılabilir.
c) İthali yasak hayvanların satışı yasaktır.
ç) Onaltı yaşından küçük kişilere ev ve süs hayvanı satılamaz.
d) Müşterilerin kafeste bulunan hayvanlara direk teması ve ulaşmasını önleyecek gerekli tedbirler alınır.
e) Satış yerinde gebe veya yeni doğum yapmış hayvanlar ile tüylenmemiş kanatlı yavruları ve iki aylıktan küçük kedi ve köpek yavrusu bulundurulamaz.
f) Satış yerindeki tüm hayvanlara periyodik aşılar, iç ve dış parazit ilaçlar işyeri veteriner hekimi tarafından bir program dahilinde gününde yapılarak kayıt defterine işlenir.
g) Hayvan satış yerlerindeki hayvanların türü, ırkı, yaşı ve diğer bilgilerini içeren etiketler hayvanın bulunduğu ünite ya da kafes üzerine asılır.
ğ) Çevreden ve doğadan alınan veya izinli kuruluştan alınmayan hayvanların satışı yapılamaz.
h) Yuvadan erken alınmış veya tüylenmesini tamamlamamış yavru kuşlar satışa sunulmaz.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Barınma ve Eğitim Yerleri
Kedi ve köpek barınma ve eğitim yeri
MADDE 13 – (1) Hayvanların barınma ve eğitim yerlerinde aşağıdaki şartlara uyulması zorunludur.
a) Aynı arazi içinde idari büro, veteriner hekim odası, personel odası, duş, depo, tuvalet, hayvan karantina ünitesi, hayvanların yiyeceklerinin hazırlandığı mutfak ünitesi, temizlik ünitesi, kapalı ve açık gezdirme alanı ile bunlara ek olarak kapalı ve açık eğitim yeri bulundurulur.
b) Barınma ve eğitim yerlerinin kurulacağı alan, hayvan sayısına ve hayvan türleri için verilecek minimum ölçülere göre belirlenir. Hayvan türleri için verilecek minimum ölçüler, Bakanlıkça belirlenir.
c) Hayvanların gezdirileceği gezdirme alanlarının zemini toprak olur.
ç) Hayvanların barındığı yerlerin zemini, duvarları ve diğer kullanılabilen malzemelerin yıkanabilir ve dezenfekte edilebilir nitelikte olması şarttır. Barınma yerlerine bitişik egzersiz alanlarının kenarları en az 150 cm yüksekliğinde duvarla, ön ve üst kısımları ise paslanmaz kafes telle kapatılır.
d) Hayvanların yatacağı yerlerde hayvanın türüne uygun altlıklar kullanılır.
e) Kapalı bölümlerin çatısı izolasyonlu uygun bir çatı malzemesi ile kaplanır.
f) Kolay temizlenebilir su ve mama kapları bulundurulur.
g) Barınma ve eğitim yerlerine bırakılan hayvanların yiyecek ihtiyaçları hayvan sahibi tarafından veya iş yerince temin edilir. Yiyeceğin kimin tarafından karşılanacağı ve özellikleri hayvan teslim tutanağında belirlenir.
ğ) Barınma ve eğitim yerlerine iki aylıktan küçük ve aşısı tamamlanmamış yavru köpekler kabul edilemez.
h) Barınma ve eğitim yerlerine kabul edilecek hayvanların aşı ve parazit ilaçlamalarının yapılmış olması şarttır.
ı) Eğitim yerlerinde, hayvanlara hangi eğitimin verileceği bir tutanağa yazılır. Bu tutanak eğitim yeri sorumlusu ve/veya sahibi ile hayvan sahibi tarafından imzalanır.
i) Barınma ve eğitim yerlerine bırakılan hayvanların hastalanması durumunda, hayvan sahibine bilgi verilerek tedavisi yapılır. Hayvan sahibine ulaşılamıyorsa işyeri veteriner hekiminin kararı uygulanır. Masraflar hasta hayvan sahibi tarafından karşılanır.
j) Barınma ve eğitim yerlerine bırakılan hayvanın ölmesi durumunda hayvan sahibine bilgi verilir ve talep etmesi halinde masraflar kendisine ait olmak üzere resmi kurumlarda otopsi ve laboratuvar analizleri yaptırılabilir.
k) Hayvan eğitim yerlerinde yeterli sayıda eğitim uzmanı ve bakıcı istihdam edilir.
l) Yabancı uyruklu eğitim uzmanlarına ait eğitimci belgelerinin resmi makamlara onaylatılması şarttır.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Kayıt, Kapatma ve Denetime İlişkin Hükümler
Hayvanların kimliklendirilmesi ve kayıt altına alınması
MADDE 14 – (1) İş yerlerinde bulundurulan hayvanların kimliklendirilmesi ve kayıt altına alınması zorunludur. Hayvanlara ait kimliklendirme işlemlerine dair esaslar Bakanlıkça belirlenir.
(2) İş yerlerinde bulunan ve iki aylık olan kedi ve köpek yavruları, veteriner hekim denetiminde kimliklendirilir.
(3) Kedi ve köpek üretim ve satış yerlerinde bulunan her bir hayvan için ayrı ayrı kimlik belgesi tanzim edilir. Kimlik belgesine ait vasıf ve şartlar Bakanlıkça belirlenir.
İş yerinde tutulacak kayıtlar
MADDE 15 – (1) İş yerlerinde, ithal edilmiş hayvanlar için ithal edildiklerini gösteren gümrük belgelerinin, sağlık ve orijin sertifikalarının birer suretinin bulundurulması zorunludur.
(2) Üretim ve satış yerleri ile barınma ve eğitim yerlerinde bulunan hayvanlar, kayıt defterine işlenerek kayıt altına alınır.
(3) Satılan her hayvan için hayvan satış belgesi doldurulur. Hayvan satış belgesi iki nüsha halinde düzenlenerek bir nüshası hayvan sahibine verilir.
(4) Barınma ve eğitim yerlerinde bulunan hayvanlar için, hayvan teslim tutanağının bulunması şarttır. Teslim tutanaklarında hayvana, hayvanı teslim edene ve teslim alana ait bilgiler bulunur.
(5) İş yerlerinde denetim tutanağına göre denetim yapılır. Yapılan denetim sonucu tespit edilen konular denetim defterine kaydedilir.
(6) İş yerlerinde yapılan dezenfeksiyon işlemleri dezenfeksiyon defterine işlenir.
(7) Üretim yerlerinde üretilen hayvanlar için üretim belgesi düzenlenir.
(8) Barınma ve eğitim yerlerine getirilen hayvanlar için, taraflarca taahhütname düzenlenebilir.
(9) Bu Yönetmelik hükümlerine göre iş yerlerinde bulundurulması gereken defterlerin her bir sayfasının, il müdürlüğü (Değişik ibare:RG-16/11/2011-28114)hayvan sağlığı, yetiştiriciliği ve su ürünleri şubesi müdürlüğüne numaralandırılarak, mühürletilmesi ve onaylatılması şarttır.
(10) İş yeri sahibi ya da sorumluları, çalışmaları ile ilgili faaliyet raporlarını altı ayda bir il/ilçe müdürlüğüne bildirir.
Denetim
MADDE 16 – (1) İş yerlerinin denetimleri, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile bu Kanuna dayanılarak çıkarılan alt düzenleyici işlemlere uyulup uyulmadığı yönüyle ve yılda en az bir kez olmak üzere iki denetim elemanı tarafından yapılır. Denetim elemanları, denetim sonunda tespit edilen hususları denetim defterine kaydedip, denetim tutanağını iki nüsha halinde hazırlar. Tutanağın bir nüshasını iş yeri sahibine ya da iş yeri veteriner hekimine verir.
(2) İş yeri veteriner hekimi, meslek icrası yönünden kayıtlı oldukları bölge veteriner hekimleri odası tarafından, 13/9/2006 tarihli ve 26288 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Uygulama Yönetmeliği kapsamında denetime tabi tutulur.
Veteriner hekim istihdamı
MADDE 17 – (1) Bu Yönetmelik kapsamında kurulan, iş yerlerinde veteriner hekim istihdamı zorunludur.
(2) Veteriner hekimlik hizmetleri kamuda çalışanlar hariç, muayenehane, poliklinik veya hayvan hastanesinde görevli veteriner hekimler tarafından verilir.
(3) İş yeri veteriner hekiminin çalışma gün ve saatleri ile alacağı ücret bölge veteriner hekimler odası tarafından belirlenir. Belirlenen şartların, veteriner hekim ve iş yeri sahibi arasında yapılacak sözleşmede bulunması zorunludur.
(4) İş yeri sahibi, iş yeri veteriner hekiminin görevlerini yerine getirmesinde kullanacağı araç, gereç ve personel dahil her türlü imkanı sağlamak zorundadır.
(5) İş yeri veteriner hekimi işten ayrılmak istediği takdirde; bu isteğini bir ay önceden işyeri sahibine, Bakanlık il veya ilçe müdürlüğüne ve bağlı bulunduğu veteriner hekimler odasına bir dilekçe ile bildirmek zorundadır.
(6) İşveren, iş yeri veteriner hekiminin işine son vermek istemesi halinde, bir ay önceden veteriner hekime, veteriner hekimin bağlı bulunduğu veteriner hekimler odasına ve Bakanlık il veya ilçe müdürlüğüne bildirmek ve yeni bir işyeri veteriner hekimi istihdam edilene kadar bir önceki veteriner hekimle çalışmak zorundadır.
(7) İş yeri veteriner hekiminin bu Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket etmesi halinde, ilgili husus bölge veteriner hekimler odasına bir yazı ile bildirilir.
İş yeri veteriner hekiminin görev ve sorumlulukları
MADDE 18 – (1) İş yeri veteriner hekiminin görev ve sorumlulukları aşağıda belirtilmiştir.
a) İş yeri veteriner hekimi, bu Yönetmelikte belirlenen tüm görev ve sorumluluklarında, mesleki hizmete yönelik mevzuata, bağlı bulunduğu veteriner hekimler odasının almış olduğu kararlara ve tüm mesleki etik kurallara uymak zorundadır.
b) İş yeri veteriner hekimi, işyerlerinin sağlık ve teknik yönünden mevzuata uygun bir şekilde faaliyet göstermesinden; iş yerine sağlıklı hayvanların kabul edilip uygun şartlarda alınıp satılmasından; iş yerlerindeki hayvanların tür ve cinslerine göre aşılama ve ilaçlamalarının yapılmasından ve buradaki alet ve malzemelerin temizlik ve dezenfeksiyonlarının yaptırılmasından; atık ve artıklarının çevre ve toplum sağlığına zarar vermesini önleyecek tedbirlerin alınmasından işveren ile birlikte sorumludur.
c) İş yeri veteriner hekimi, iş yerine gelen ve satılan hayvanların miktarları, geliş ve çıkış tarihleri, tür ve cinslerine göre aşılama, ilaçlama tarihleri gibi kayıtları tutar. Kendilerine bildirilen zaman ve şekilde il veya ilçe müdürlüklerine gerekli bilgileri verir.
ç) İş yeri veteriner hekimi, iş yerlerini amacı dışında muayene, tedavi, ilaç ve aşı uygulaması gibi amaçlarla kullanamaz.
d) İş yerlerinde, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununa göre ihbarı mecburi bir hastalık çıktığında, işyeri veteriner hekimi durumu en ivedi vasıta ile resmi makamlara haber vermek ve ilgililerce alınacak yasal tedbirleri uygulamakla yükümlüdür.
e) İş yerinde ölen hayvanların ölüm nedeni, iş yeri veteriner hekimi tarafından kayıt defterine işlenir. Varsa yapılan tahlil, uygulanan tedavi ve laboratuvar teşhisleri rapor halinde deftere işlenip iş yerinde muhafaza edilir.
Kapatma, değişiklik ve ilaveler
MADDE 19 – (1) Çalışma izni almış hayvan üretim, satış, barınma ve eğitim yerlerinde, Bakanlığın müsaadesi olmadan herhangi bir değişiklik veya ilave yapılamaz. Verilen çalışma izni, gerçek veya tüzel kişiler için olup, üzerinde yazılı olan adres için geçerlidir. Bunlardan herhangi birinin değişmesi halinde çalışma izni geçerliliğini kaybeder. Çalışma izninde belirtilen sahip veya unvanın değişmesi hallerinde, durum en az bir ay önceden bir dilekçe ile il müdürlüğüne bildirilir. Dilekçeye, değişikliklerle ilgili bilgi ve belgeler ile çalışma izninin aslı eklenir. Bakanlık il müdürlüğü çalışma izni üzerinde gerekli düzeltmeyi yapar veya yeniden çalışma izin belgesi düzenler.
(2) Çalışma izin belgesinin kaybolması veya okunamayacak şekilde tahrip olması halinde, gazete ilanı veya tahrip olmuş çalışma izin belgesinin aslı, bir dilekçeye eklenerek il müdürlüğüne müracaat edilir. Bakanlık il müdürlüğünün uygun görmesi halinde yeniden eski tarih ve sayı ile gerekli açıklama yapılarak çalışma izin belgesi düzenlenir.
(3) Bu Yönetmeliğe tabi iş yeri faaliyetinin sahibi tarafından durdurulması veya kapatılması hallerinde, bu durum bir ay öncesinden bir yazı ile il müdürlüğüne bildirilir.
ALTINCI BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
İdari yaptırımlar
MADDE 20 – (1) Bu Yönetmelikte belirtilen hükümlere aykırılık halinde 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre işlem yapılır.
Geçiş hükümleri
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce, ruhsatlı (Mülga ibare:RG-12/11/2011-28110) (…) olarak faaliyet gösteren iş yeri sahipleri, 31/12/2012 tarihine kadar bu Yönetmeliğe uygun olarak çalışma izni almak zorundadır.
Yürürlük
MADDE 21 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 22 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür.
İnsanlar Üzerinde Yapılan Tıbbi Araştırmalarla İlgili Etik İlkeler, Dünya Tıp Birliğinin 1964 yılında Helsinki’de yapmış olduğu toplantıda alınması nedeniyle Helsinki Bildirgesi olarak bilinmektedir.
Dünya Tıp Birliği Kongresi 1964
Dünya Tıp Birliği’nin 18. Genel Kurulunda (Helsinki, Finlandiya, Haziran1964 ) benimsenmiş, 29. Genel Kurulunda (Tokyo, Japonya, Ekim 1975), 35. Genel Kurulunda (Venedik, İtalya, Ekim 1983), 41. Genel Kurulunda (Hong Kong, Eylül 1989), 48. Genel Kurulunda (Somerset West, Güney Afrika Cumhuriyeti, Ekim 1996), 52. Genel Kurulunda (Edinburgh, İskoçya, Ekim 2000) 53. Genel Kurulunda (Washington 2002-29. maddeye açıklama notu ilave edilmiştir.) 55. Genel Kurulunda (Tokyo 2004-30. maddeye açıklama notu ilave edilmiştir.) 59. Genel Kurulunda (Seul, Ekim 2008) ve 64. Genel Kurulunda (Fortaleza, 2013) geliştirilmiştir.
Dünya Tıp Birliği
İnsanlar Üzerinde Yapılan Tıbbi Araştırmalarla İlgili Etik İlkeler
Giriş
1. Dünya Tıp Birliği, insanlardan elde edilen ve kime ait olduğu belirlenebilen materyal veya veriler üzerinde yapılan araştırmalar da dahil olmak üzere, gönüllülerin yer aldığı tıbbi araştırmalar için etik ilkeler olarak Helsinki Bildirgesi’ni geliştirmiştir.
Bildirge bir bütün olarak ele alınmalı ve içerdiği maddeler, ilgili bütün diğer maddeler göz önünde bulundurularak uygulanmalıdır.
2. Bildirge, Dünya Tıp Birliği’nin göreviyle tutarlı olarak en başta hekimlere yöneliktir. Dünya Tıp Birliği, gönüllüler üzerinde yapılan tıbbi araştırmalarda yer alan diğer tarafları da bu ilkeleri benimsemeye teşvik etmektedir.
Genel İlkeler
3. Dünya Tıp Birliği’nin Cenevre Bildirgesi “Hastamın sağlığı benim ilk önceliğimdir” cümlesiyle hekimi bağlar ve Uluslararası Tıp Etiği Kodu “Tıbbi hizmetleri verirken, hekimin yalnızca hastanın yararına göre davranması gerektiği”ni bildirir.
4. Hekimin görevi, üzerinde tıbbi araştırma yapılan gönüllüler de dahil olmak üzere, insan sağlığını, esenliğini ve haklarını korumak ve geliştirmektir. Hekimin bilgisi ve vicdanı bu görevin yerine getirilmesine adanmıştır.
5. Tıbbi ilerlemeler, en sonunda insanlar üzerinde yapılan çalışmaları da içermek zorunda olan araştırmalara dayanır.
6. Gönüllüler üzerindeki tıbbi araştırmaların birincil amacı; hastalıkların nedenlerini, gelişimini ve etkilerini anlamak, koruyucu, tanı koyucu ve tedavi edici girişimleri (metotlar, prosedürler ve tedaviler) geliştirmektir. Kanıtlanmış en iyi girişimler bile güvenlilik, etkililik, verimlilik, erişilebilirlik ve kalite açısından, yapılacak araştırmalarla sürekli olarak değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
7. Tıbbi araştırma, üzerinde araştırma yapılan tüm gönüllülere saygıyı destekleyen ve temin eden, onların sağlığını ve haklarını koruyan etik standartlara tabidir.
8. Tıbbı araştırmanın birincil amacı yeni bilgi üretmek olduğu halde, bu amaç araştırmaya katılan gönüllülerin bireysel haklarından ve çıkarlarından asla üstün tutulamaz.
9. Gönüllülerin yaşamını, sağlığını, onurunu, bütünlüğünü, kendisi ile ilgili karar verme hakkını, mahremiyetini ve kişisel bilgilerinin gizliliğini korumak, tıbbi araştırmalarda yer alan hekimlerin görevidir. Gönüllüleri koruma sorumluluğu her zaman hekim veya diğer sağlık mesleği uzmanına aittir ve olur vermiş olsalar bile asla gönüllülere ait değildir.
10. Hekimler, gönüllüler üzerindeki araştırmalar konusunda kendi ülkelerinde yürürlükte olan etik, yasal ve düzenleyici kurallar ile standartların yanı sıra, geçerli uluslararası kural ve standartları da göz önünde bulundurmak zorundadır. Hiçbir ulusal veya uluslararası etik, yasal veya düzenleyici kural, bu bildirgede bulunan ve gönüllülerin korunmasına yönelik olan herhangi bir hükmü zayıflatamamalı veya ortadan kaldıramamalıdır.
12. Gönüllüler üzerindeki tıbbi araştırmalar, yalnızca etik ve bilimsel açıdan uygun eğitime, yetiştirmeye ve niteliklere sahip bireyler tarafından yürütülmelidir. Hastalar veya sağlıklı gönüllüler üzerindeki araştırmalar, yetkin ve uygun niteliklere sahip bir hekim veya diğer bir sağlık mesleği uzmanı gözetiminde yapılmalıdır.
13. Tıbbi araştırmalarda yeterince temsil edilmeyen gruplara, araştırmaya katılım konusunda uygun erişim sağlanmalıdır.
14. Tıbbi araştırma ile sağlık hizmetini birlikte yürüten hekimler, ancak bunun koruyucu, tanısal veya tedavi edici yönden değerli olabileceği durumlarda ve gönüllü olacak hastaların sağlığının bu durumdan olumsuz etkilenmeyeceği konusunda makul gerekçelere sahip olmaları halinde, hastalarını araştırmalarına dahil etmelidir.
15. Bir araştırmada yer almaları nedeniyle zarar gören gönüllülere uygun tazminat ve tedavi temin edilmek zorundadır.
Riskler, Sakıncalar ve Yararlar
16. Tıbbi uygulamalarda ve tıbbi araştırmalarda, girişimlerin çoğu riskler ve sakıncalar içermektedir.
Gönüllüler üzerindeki tıbbi araştırmalar, yalnızca amacın taşıdığı önem gönüllülerin maruz kalacakları risklere ve sakıncalara ağır bastığında yapılmalıdır.
17. İnsanlar üzerindeki her tıbbi araştırma öncesinde, araştırmaya katılan bireylere veya gruplara yönelik öngörülebilir riskler ve sakıncalar; kendilerinin ve araştırma konusu olan durumdan etkilenen diğer bireylerin veya grupların göreceği tahmin edilebilen faydayla karşılaştırılarak dikkatli bir biçimde değerlendirilmelidir.
Riskleri en düşük düzeyde tutacak önlemler alınmalıdır. Riskler, araştırmacı tarafından sürekli olarak izlenmeli, değerlendirilmeli ve kayıt altına alınmalıdır.
18. Hekimler, risklerin yeterince değerlendirildiğinden ve tatmin edici bir şekilde bunlarla baş edilebileceğinden emin olmadıkça, gönüllüler üzerindeki araştırmalarda yer almamalıdır. Hekimler, saptanan riskler yararlardan daha fazla olduğunda veya olumlu ve yararlı sonuçlara ilişkin kesin kanıtlara ulaşıldığında, araştırmayı derhal sona erdirmelidirler.
Risklerin potansiyel yararlara ağır bastığı görüldüğünde veya kesin sonuçlara ilişkin yeterli kanıt elde edildiğinde; hekimler çalışmaya devam etmeyi, çalışmayı değiştirmeyi veya hemen durdurmayı değerlendirmelidir.
İstismara Açık Gruplar ve Bireyler
19. Bazı gruplar ve bireyler özellikle istismara açıktır, bu grup ve kişilerin istismar edilme veya ek zarar görme olasılıkları daha fazla olabilir.
İstismara açık tüm gruplara ve bireylere, özel olarak düşünülmüş koruma sağlanmalıdır.
20. İstismara açık bir grup üzerindeki tıbbi araştırmalar, yalnızca söz konusu grubun sağlık gereksinimlerine ve önceliklerine yanıt verir özellikte olmaları ve istismara açık olmayan başka bir grup üzerinde yürütülemeyecek olmaları halinde kabul edilebilir. Ek olarak, bu grup araştırmadan elde edilen bilgilerden, uygulamalardan veya girişimlerden yarar görmelidir.
Bilimsel Gereklilikler ve Araştırma Protokolleri
21. Gönüllüler üzerindeki tıbbi araştırmalar; genel olarak kabul edilmiş bilimsel ilkelere uygun olmalı, kapsamlı bilimsel literatür bilgisini, ilgili diğer bilgi kaynaklarını, yeterli laboratuvar ve uygun hayvan deneylerini temel almalıdır. Araştırmalarda kullanılan hayvanların iyilik haline saygılı olunmalıdır.
22. Gönüllüler üzerinde yapılacak bütün araştırmaların tasarım ve uygulaması, araştırma protokolünde açık bir şekilde tanımlanmalı ve gerekçelendirilmelidir.
Protokol, dikkate alınan etik düşüncelere ilişkin bir beyan içermeli ve bu bildirgede öngörülen ilkelerin nasıl ele alınacağını belirtmelidir. Protokol; finansmanı, destekleyiciyi/destekleyicileri, kurumsal bağları, olası çıkar çatışmalarını, gönüllülere sunulan teşvikleri ve araştırmaya katılmaları sonucu zarar görebilecek gönüllülerin tedavi edilmesi ve/veya tazmin edilmesine ilişkin hükümleri içermelidir.
Protokol, gönüllülerin araştırma sürecinde gördüğü tedavilere araştırmadan sonra da devam edebilmeleri veya diğer uygun tedavi veya faydalara erişimleri konusundaki düzenlemeleri tanımlamalıdır.
Klinik çalışmalarda protokol, ayrıca, çalışma sonrası sağlanacak olanaklarla ilgili uygun düzenlemeleri de tanımlamak zorundadır.
Araştırma Etik Kurulları
23. Araştırma protokolü, çalışma başlamadan önce değerlendirme, yorum, rehberlik ve onay için ilgili araştırma etik kuruluna sunulmalıdır. Bu kurul, işleyişinde saydam olmak; araştırmacı, destekleyici ve diğer unsurlardan bağımsız olmak ve gerekli nitelikleri taşımak zorundadır. Kurul, araştırmanın yapıldığı ülke veya ülkelerin yasa ve yönetmeliklerinin yanı sıra, geçerli uluslararası kural ve standartları dikkate almalı, ancak bunlar bu bildirgede gönüllülerin korunmasına yönelik olarak öngörülen herhangi bir koruma hükmünü zayıflatmamalı veya yok saymamalıdır.
Etik Kurulun sürdürülmekte olan çalışmaları izleme hakkı olmalıdır. Araştırmacılar izleme bilgilerini, özellikle de herhangi bir ciddi advers olayla ilgili bilgileri kurula sunmak zorundadır. Kurul tarafından değerlendirilmedikçe ve onay verilmedikçe protokolde hiçbir değişiklik yapılamaz.
Çalışma bittikten sonra, araştırmacılar, çalışmanın bulgularını ve sonuçlarını içeren bir nihai raporu etik kurula sunmak zorundadır.
Mahremiyet ve Gizlilik
24. Araştırmaya katılan gönüllülerin mahremiyetinin ve kişisel bilgilerinin gizliliğini korumak için her türlü önlemin alınması gerekir.
Bilgilendirilmiş Olur
25. Bilgilendirilmiş olur verme yetisine sahip bireylerin araştırmaya katılımları gönüllü olmalıdır. Her ne kadar aile üyelerine veya toplum liderlerine danışmak uygun görülse de, bilgilendirilmiş olur verme yetisine sahip hiçbir birey, serbest iradesi ile kabul etmedikçe hiçbir araştırma çalışmasına dahil edilemez.
26. Bilgilendirilmiş olur verme yetisine sahip bireyler üzerinde yapılacak bir araştırmada her gönüllü adayının; benimsenen amaçlar, yöntemler, finansman kaynakları, bütün olası çıkar çatışmaları, araştırmacının kurumsal bağları, araştırmadan beklenen yararlar, olası tehlikeler, araştırmanın vereceği rahatsızlıklar, çalışma sonrası sağlanacak olanaklar ve çalışmanın diğer ilgili yönleri hakkında yeterince bilgilendirilmesi zorunludur. Gönüllü adayının; araştırmaya katılmama ya da hiçbir yaptırıma maruz kalmadan, herhangi bir zamanda katılım olurunu geri çekme hakkına sahip olduğu konusunda bilgilendirilmesi zorunludur. Gönüllü adaylarının özgül bilgi gereksinimlerinin yanı sıra bilgi verme konusunda kullanılan yöntemlere de özel dikkat gösterilmelidir.
Gönüllü adayının bu bilgileri anlaması temin edildikten sonra hekim veya uygun niteliklere sahip başka bir birey, tercihen yazılı olarak, gönüllünün serbest iradesiyle verilmiş bilgilendirilmiş olurunu almak zorundadır. Eğer, onay yazılı olarak alınamıyor ise; gönüllü olurunun, tanık huzurunda resmi olarak belgelenmesi zorunludur.
Tüm tıbbi araştırma gönüllülerine, çalışmanın genel sonuçları ve bulguları hakkında bilgilendirilme seçeneği sunulmalıdır.
27. Bir araştırma için bilgilendirilmiş gönüllü oluru alınırken, hekim, kendisiyle gönüllü arasında bir bağımlılık ilişkisi olup olmadığı veya baskı altında olur verilip verilmediği konusunda özellikle dikkatli olmak zorundadır. Böyle bir durum söz konusu olduğunda, bilgilendirilmiş gönüllü olurunun; tamamen bu konunun dışında olan ve konu hakkında iyi bilgilendirilmiş bir kişi tarafından alınması zorunludur.
28. Bilgilendirilmiş olur verme yetisine sahip olmayan bir gönüllü adayı söz konusu olduğunda, hekim bu kişinin kanunî temsilcisinden olur almak zorundadır. Bu bireyler; ilgili araştırmanın gönüllü adayı tarafından temsil edilen bir grubun sağlığını ilerlettiği, bilgilendirilmiş olur verme yetisine sahip gönüllülerle gerçekleştirilemediği ve araştırmanın gönüllüye sadece en az derecede risk ve sakınca getirdiği durumlar dışında, kendilerine fayda sağlaması ihtimali olmayan bir araştırmaya dahil edilemez.
29. Bilgilendirilmiş olur verme yetisine sahip olmayan bir gönüllü adayı, araştırmaya katılma kararı hususunda olur verebiliyorsa; hekim, kanunî temsilcinin onayına ek olarak gönüllünün olurunu da almak zorundadır.
Gönüllü adayı ret kararı vermiş ise buna saygı duyulmalıdır.
30. Bilinci yerinde olmayan hastalar gibi fiziksel veya zihinsel olarak olur verme yetisi bulunmayan gönüllü içerecek bir araştırma, ancak bilgilendirilmiş gönüllü oluru vermeyi engelleyen fiziksel veya zihinsel koşulun araştırma popülasyonunun zorunlu bir karakteristik özelliği olması durumunda yapılabilir. Hekim bu durumlarda kanunî temsilcinin bilgilendirilmiş gönüllü olurunu almak zorundadır. Eğer böyle bir temsilci mevcut değilse ve araştırma ertelenemiyorsa; bilgilendirilmiş gönüllü oluru vermelerini engelleyen durumda olan gönüllüleri araştırmaya dahil etmenin özel gerekçelerinin araştırma protokolünde belirtilmiş olması ve bunun bir araştırma etik kurulu tarafından onaylanmış olması kaydıyla araştırma, bilgilendirilmiş gönüllü oluru olmadan devam edebilir. Araştırmada kalmaya ilişkin olur, gönüllüden veya kanunî temsilcisinden mümkün olan en kısa sürede alınmak zorundadır.
31. Hekim, tıbbi bakımın hangi yönlerinin araştırma ile ilgili olduğu konusunda hastayı tam olarak bilgilendirmek zorundadır. Hastanın, bir çalışmaya katılmayı reddetmesi veya hastanın çalışmadan çekilme kararı alması, hekim hasta ilişkisini asla olumsuz etkilememesi zorunludur.
32. Biyo-bankalarda veya benzeri depolama yerlerinde bulundurulan materyal veya veriler gibi kime ait olduğu belirlenebilen materyal veya verilerin kullanılacağı bir tıbbi araştırma için hekim; verilerin toplanması, analizi, saklanması ve/veya yeniden kullanımı konusunda onay almak zorundadır. Bu onayın elde edilmesinin söz konusu araştırma için olanaksız olduğu veya pratik olmadığı istisnai durumlar olabilir. Bu durumlarda araştırma, yalnızca bir araştırma etik kurulunun değerlendirme ve onayından sonra yapılabilir.
Plasebo Kullanımı
33. Yeni bir girişimin; yararları, riskleri, sakınca ve etkililiği, aşağıdaki durumlar dışında, kullanılmakta olan kanıtlanmış en iyi girişim(ler)le karşılaştırılarak denenmelidir:
Mevcut kanıtlanmış yöntemin olmadığı durumlarda plasebo kullanımı veya hiçbir girişimde bulunulmaması kabul edilebilir;
veya,
Kanıtlanmış en iyi yöntemden daha az etkili bir girişimde bulunmanın veya plasebo kullanmanın veya hiçbir girişimde bulunmamanın, bir girişimin etkililiğini veya güvenliliğini saptamak için gerekli olduğuna dair reddedilemez ve bilimsel açıdan sağlam yöntemsel gerekçeler bulunduğunda ve kanıtlanmış en iyi yöntemden daha az etkili girişim uygulanacak veya plasebo verilecek veya hiçbir girişimde bulunulmayacak hastaların, kanıtlanmış en iyi girişimin uygulanmamasına bağlı olarak, ilave ciddi veya geri dönüşsüz zarara uğramayacak olmaları halinde.
Bu seçeneğin istismar edilmesinden kaçınmak için azami dikkat gösterilmelidir.
Çalışma Sonrası Sağlanacak Olanaklar
34. Klinik bir deneme öncesinde; destekleyiciler, araştırmacılar ve ev sahibi ülke hükümetleri, tüm katılımcıların deneme sırasında yararlı olduğu saptanan girişimlere araştırma sonrasında da erişmelerini sağlayacak düzenlemeler yapmalıdır. Bu bilginin bilgilendirilmiş olur alma sürecinde katılımcılara da açıklanması zorunludur.
Araştırmaların Kayıt Edilmesi, Bulguların Yayımlanması ve Yaygınlaştırılması
35. İnsanlar üzerinde yapılacak her araştırma, ilk gönüllü araştırmaya dahil edilmeden önce kamuya açık bir veritabanına kaydedilmelidir.
36. Araştırmacılar, yazarlar, destekleyiciler, editörler ve yayıncıların tümünün araştırma sonuçlarının yayımlanmasına ve yaygınlaştırılmasına ilişkin etik yükümlülükleri bulunmaktadır. Araştırmacıların, gönüllüler üzerinde yürüttükleri çalışmanın sonuçlarını toplumsal kullanıma sunma görevi bulunmaktadır ve yazarlar, raporlarının doğru ve eksiksiz olmasından sorumludurlar. İlgili tüm taraflar, kabul edilmiş etik raporlama kılavuzlarına bağlı kalmalıdırlar. Araştırmadan elde edilmiş olumsuz ve yetersiz sonuçlar da, olumlu sonuçlar gibi, yayımlanmak veya başka yollarla topluma duyurulmak zorundadır. Finansman kaynakları, kurumsal bağlar ve çıkar çatışmaları yayında beyan edilmek zorundadır. Bu Bildirgede yer alan ilkelere uymayan araştırma bildirileri yayına kabul edilmemelidir.
Klinik Uygulamalarda Kanıtlanmamış Girişimlerin Kullanımı
37. Bir hastalığın tedavisinde kanıtlanmış girişimler mevcut değilse veya bilinen diğer girişimler etkisiz olmuşsa; hekim, hayat kurtarma, sağlığı düzeltme veya acıyı hafifletme konusunda işe yarayacağı kanaatinde olursa uzman görüşüne başvurmak ve hastadan veya yasal temsilcisinden bilgilendirilmiş olur almak kaydıyla, kanıtlanmamış bir girişimi hastaya uygulayabilir. Bundan sonra, bu girişim, güvenlilik ve etkililik açısından araştırma konusu yapılmalıdır. Bütün vakalarda, yeni bilgilerin kayıt edilmesi zorunludur ve bu bilgiler, uygun olduğu durumlarda, kamuya açık hale getirilmelidir.
Genel Seçimler Hakkında Bilinmesi Gerekenler, Yüksek Seçim Kurulunun resmi internet sitesinde detaylı şekilde açıklanmaktadır. Yüksek seçim Kurulu seçimlerin ilanından seçim sonuçlarının kesin olarak açıklanmasına kadar geçecek tüm süreçlerde karşılaşılabilecek soru ve sorunlara cevap vermektedir.
Not: “Nerede Oy Kullanacağım” bölümü sadece seçim dönemlerinde kullanıma sunulmaktadır.
Yurt İçi Seçmen kütüğünde kayıtlı olup olmadığımı nasıl öğrenebilirim?
Seçmen kütüğüne kayıtlı olup olmadığınızı, kayıtlı iseniz hangi adres ile kayıtlı olduğunuzu www.ysk.gov.tr internet sayfamızın “Yurt İçi Seçmen Sorgulama” bölümünden veya mobil cihazınızdan Yüksek Seçim Kuruluna ait “Seçmen Sorgulama” uygulamasını indirerek gerekli bilgileri ve resim doğrulama alanına verilen karakterleri girerek sorgulayabilirsiniz.
Genel seçimlerde, seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin, sandık atama işlemi ile nerede oy vereceğinin belirlenmesinden sonra ilçe seçim kurullarınca; her seçmen için hangi seçim çevresi ve bölgesinde, kaç numaralı sandıkta oy vereceğini gösterir belge (seçmen bilgi kâğıdı) genellikle seçimlerden 21 gün önce gönderilmeye başlanır. Seçmen bilgi kâğıdı kendisine ulaşmayan seçmenler, YSK internet sitesinin “Nerede Oy Kullanacağım”bölümünden sorgulama yaparak Seçmen Bilgi Kağıdının dökümünü alabilirler.
Seçmen kütüğü; adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi bilgileri esas alınarak Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek usul ve esaslara göre her yıl yeniden düzenlenir, sürekli bilgi toplama ile her seçim döneminde güncelleştirilir. Bu nedenle seçmen kütüğüne kayıt olmak için ikametgahınızın bağlı olduğu ilçe nüfus müdürlüğüne giderek “Adres Beyan Formu” (Form A) doldurmanız yeterli olacaktır.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğünden görme ve ortopedik engelli vatandaşların listesi alınarak Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce SEÇSİS’e işlenmektedir.
Seçmen Kütüğünde engelli kaydı bulunmayan görme ve ortopedik engelli seçmenler “Engelli Beyan Formunu”doldurarak yerleşim yeri adresinin bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna veya ilçe seçim kuruluna iletilmek üzere bağlı bulunduğu muhtarlığa veya doğrudan Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğüne iletebilirler.
Engelli seçmenlerin, seçim dönemlerinde binaların giriş katlarında oylarını rahatlıkla kullanabilmeleri için, seçmen kütüğündeki kayıtlarında “Engelli” kutusunun işaretli olması gerekmektedir.
Yüksek Seçim Kurulu’nun 07.03.2011 gün ve 2011/158 sayılı kararı ile Seçmen Kütüğünün Güncelleştirilmesi Usul ve Esaslarını gösterir 140/I sayılı genelgenin 7. maddesinin (c) bendine göre öğrenci olup, seçmen niteliği taşıyan ve öğrenim gördükleri yerleşim birimlerinde oy kullanmak isteyen öğrenciler (askeri öğrenciler hariç), öğrenim gördükleri okuldan, o okulun öğrencisi olduğunu belirten ve yurt müdürlüğünden ise o yurtta kaldığını belirten belgeyi almalıdır. Bu belgelerle yurdun bulunduğu bölgenin İlçe Nüfus Müdürlüğüne bizzat başvurması gerekmektedir. İlçe nüfus müdürlüğünden alacakları adres değişikliğinin uygunluğuna ilişkin belge ve eklerini ilçe seçim kurulu başkanlığına teslim ederek seçmen kütüğüne kayıt yaptırabilirler.
a) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 405, 406 ve 407. maddelerindeki sebeplerle haklarında kısıtlama kararı kesinleşenler (4721 sayılı Kanun’un yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca, haklarında kısıtlılık kararı verilenlere ilişkin listenin, vesayet ad defterleri ve UYAP kayıtları esas alınmak suretiyle hazırlanıp gönderilmesinin ilçe seçim kurullarınca vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemelerinden istenmesi ve SEÇSİS’e girilmesi gerekmektedir.),
b) Seçmen niteliğine sahip Türk vatandaşlarından MERNİS Adres Kayıt Sistemi’nde yer almayanlar 5490 sayılı Kanun’un 50. maddesi hükmü gereği askı süresi içinde “Adres Beyan Formu”nu (Form A) doldurmadıkları sürece,
c) İzinli olsalar bile silahaltında bulunan er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler (yedek subay öğrencileri dâhil),
d) Taksirli suçlar dışında, kasıtlı suçlardan cezaevinde bulunan hükümlüler,
Haklarında kısıtlılık kararı kalkmış seçmenler, ilgili mahkeme kararını yerleşim yerinin bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna götürerek başvurması halinde seçmenlik durumlarını güncelleyebilirler.
Seçmenler, nüfus müdürlüğüne devamlı olarak oturduklarını bildirdikleri yerleşim yeri adresinde oylarını kullanmak zorundadır. Askı süresi içinde adres değişikliğini yapmayan seçmenler kayıtlı oldukları sandık dışında oylarını kullanamazlar.
Askerden terhis olanların bilgileri, normal şartlarda Yüksek Seçim Kurulu’nca ASAL’ dan alınmakta ve oy kullanabilir hale getirilmektedir. Ancak seçim dönemine rastlayan terhislerde askıya yetişememekte ve silâhaltında gözükmektedir. Bu durumda olanlar, terhis belgesi ile birlikte yerleşim yeri itibariyle bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna başvurarak seçmenlik kaydını güncelleyebilirler.
298 sayılı Kanunun 79.maddesi gereğince; “Oy verme günü, her ne suretle olursa olsun, ispirtolu içki satılması, içkili yerlerle umumi mahallerde her çeşit ispirtolu içki satılması, verilmesi, içilmesi yasaktır. Oy verme günü, bütün umumi eğlence yerleri oy verme süresince kapalı kalır. Eğlence yeri niteliğine haiz lokantalarda yalnız yemek verilir. Oy verme günü, emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse, köy, kasaba ve şehirlerde silah taşıyamaz.”
Yüksek Seçim Kurulunun 23.05.2008 tarih ve 180 sayılı genelge gereği kimlik ve adres bilgisi talebinde bulunan kurum ve kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişilerin başvurularına cevap verilmemektedir. Bu konudaki taleplerin 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu hükümleri çerçevesinde İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden temin edilmesi gerekmektedir.
Oy verme işlemi sırasında Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan nüfus cüzdanı veya pasaport ile kimlik tespiti yapılır. Seçmenin nüfus cüzdanında veya pasaportunda, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası yer almıyorsa numaranın yer aldığı ek bir kimlik belgesinin veya temsilciliklerce verilmiş seçmeni tanıtacak nitelikte Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan nüfus kayıt örneğinin ibrazı gereklidir.
Bu şekilde kimliğini ispata yarayan belge ibraz edemeyen seçmene oy kullandırmaz.
Seçim tarihi itibariyle 18 yaşını doldurmuş ve yurt dışı seçmen kütüğünde kaydı bulunan her Türk vatandaşı oy kullanabilir.
Kesinleşmiş mahkeme kararına göre kısıtlı olan seçmenler, İzinli olsalar bile silâhaltında bulunan er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler (yedek subay öğrencileri dâhil) oy kullanamazlar. Türk vatandaşlığını kaybedenler Yurt dışı seçmen kütüğüne yazılamazlar.
Aşağıda yazılı olanlar oy kullanamazlar
1. Silâhaltında bulunan erler, onbaşılar ve kıta çavuşları (her ne sebeple olursa olsun, izinli bulunanlar da bu hükme tabidir),
2. Askeri öğrenciler,
3. Ceza infaz kurumlarında hükümlü olarak bulunanlar.
Yurt Dışı Seçmen Kütüğüne kayıtlı olup olmadığınızı, kayıtlı iseniz kayıtlı olduğunuz yeri (kayıtlı olduğunuz dış temsilciliği), www.ysk.gov.tr adresindeki “Yurt Dışı Seçmen Sorgulama” bölümünden gerekli bilgileri girerek sorgulayabilirsiniz.
Seçmen niteliğine sahip ve yerleşim yeri yurt dışı olmasına rağmen,
Yurt dışı seçmen kütüğünde ismi bulunmayanlar,
Kayıtlarında düzeltme yapmak isteyenler veya
Yerleşim yeri değişikliği yapmak isteyen seçmenler;
Yurt dışında iseniz,
a) Dış temsilcilikler aracılığı ile;
En yakın yurt dışı temsilciliğine nüfus cüzdanları ile başvurarak “Adres Beyan Formu” (Form B) doldurup imza karşılığı teslim etmeleri veya,
Söz konusu formun internetten çıktısını alarak doldurup imzalamak ve forma nüfus cüzdanı fotokopisini eklemek suretiyle en yakın yurt dışı temsilciğine posta ile göndermeleri gerekmektedir.
b) Dış temsilcilik bulunmaması halinde;
“Adres Beyan Formu” (Form B) nun internetten çıktısını alarak doldurup imzalamak ve forma nüfus cüzdanı fotokopisini eklemek suretiyle kayıtlı oldukları yerin nüfus müdürlüğüne posta ile göndermeleri gerekmektedir.
Yurt içinde iseniz;
Yurt içi adresinizin bağlı bulunduğu nüfus müdürlüğüne başvurarak ve pasaportunuzu ibraz ederek Adres Beyan Formu (Form B) doldurmanız gerekmektedir.
18 yaşını dolduran ve yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı olan seçmenler dış temsilciliklerde ve gümrük kapılarında oy kullanabilir.
Dış temsilciliklerde; Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenler oy verme günlerinde Yüksek Seçim Kurulunca sandık kurulmasına karar verilen herhangi bir temsilcilikte veya bağlı bulunduğu temsilcilikte oy kullanabilirler.
Gümrük kağılarında; Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenler oy verme günlerinde Yüksek Seçim Kurulunca ilan edilen herhangi bir gümrük kapısında oy kullanabilirler.
Seçmenler; temsilciliklerde sandık kurulacak yerlerin adresleri ve hangi tarih aralıklarında oy kullanılacakları bilgisi ile gümrük kapıları bilgisine Yurt Dışı Seçmen Sorgulama adresinden erişebilirler.
Seçmen oy vermek için geldiğinde sandık kurulu başkanı, seçmenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan nüfus cüzdanından veya pasaportundan kimliğini tespit eder. Seçim Bilişim Sistemi (SEÇSİS) üzerinden Yurt Dışı Seçmen Kütüğüne kayıtlı olup olmadığını ve başka bir yerde oy kullanıp kullanmadığını kontrol eder. Oy kullanmadığı anlaşılan seçmen, sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olan oy pusulası ve oy zarfıyla EVET veya TERCİH yazılı mührü alarak oyunu kullanmak üzere kapalı oy verme yerine girer. Oyunu kullanan seçmene çizelgede isminin bulunduğu yer imzalattırılır, ayrıca SEÇSİS sistemi üzerinden oy kullandı olarak işaretlenir.
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, 09.05.2012 tarihinde kabul edilen 6304 sayılı Kanun gereği, Yurt Dışı Seçmen Kütüğüne kayıtlı olmaları halinde, Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde, 09.05.2013 tarihinden sonra yapılan Milletvekili Genel Seçimi, Halkoylaması ve Cumhurbaşkanı seçimlerinde yurt dışı temsilciliklerde kurulacak sandıklarda ve Yüksek Seçim Kurulunca ilan edilen gümrük kapılarında oy kullanabilmektedir.
Yurt dışından gelen oylar Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun gözetimi ve denetimi altında açık olarak sayılır ve tutanak altına alınır. 298 sayılı Kanunun 20/A maddesi 11. fıkrası ile bu görev Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna verilmiştir.
Oylar, yurt dışı ilçe seçim kurulu tarafından belirlenen bir mekanda oy verme günü saat 17.00’dan sonra sayılmaya başlar.
www.ysk.gov.tr internet sitesinin “Sandık Sonuçları Paylaşım Sistemi (SSPS)” bölümünde 2009 yılından bugüne kadar yapılan seçimlerin sonuçları sandık-muhtarlık-ilçe-il bazında yayımlanmaktadır. Yüksek Seçim Kurulunun Seçim Arşivi sayfasından seçimlere ait ilçe seçim kurulları tarafından oluşturulan birleştirme tutanaklarına ulaşılabilir.
Sandık Kurulunun Toplanması, Yapacağı İşlemler ve Alınacak Tedbirler, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.
Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun 7062 kanun numarası ile 30.11.2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiş, 12 Aralık 2017 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
YSK, yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca seçilir.
Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam ve Tanımlar
Amaç ve kapsam
MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; Yüksek Seçim Kurulunun kuruluşu, teşkilatı, görev ve yetkileri ile çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.
b) Başkanvekili: Yüksek Seçim Kurulu Başkanvekilini,
c) Kurul: Yüksek Seçim Kurulunu,
ç) Üye: Yüksek Seçim Kurulu üyesini, ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Kurulun Bağımsızlığı, Oluşumu ve Görevleri
Kurulun bağımsızlığı ve tarafsızlığı
MADDE 3- (1) Kurul, görevlerini yerine getirirken ve yetkilerini kullanırken bağımsız ve tarafsızdır. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi Kurula emir ve talimat veremez.
Kurulun oluşumu
MADDE 4- (1) Kurul, yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından gizli oyla ve üye tamsayılarının salt çoğunluğuyla seçilir.
(2) Üyelerin görev süresi altı yıldır. Süresi biten üye yeniden seçilebilir.
(3) Başkan ve Başkanvekili, Kurul üyeleri arasından gizli oyla ve üye tamsayısının salt çoğunluğuyla seçilir.
(4) Başkan ve Başkanvekili seçimi yapıldıktan sonra, Yargıtay ve Danıştaydan seçilmiş üyeler arasından ad çekme ile ikişer yedek üye belirlenir. Başkan ve Başkanvekili ad çekmeye girmezler.
(5) Kurulun görev süresi biten üyeleri yerine, yenilerinin belirlenmesi için üç yılda bir ocak ayının ikinci yarısında seçim yapılır ve üyelerin görev süresi, seçilme tarihlerine bakılmaksızın bu ayın son gününden itibaren hesaplanır. Yeni üyelerin tamamının seçilmelerine kadar eski üyeler görevlerine devam ederler. Her yenileme seçiminden sonra dördüncü fıkrada öngörülen usule göre yedek üyeler belirlenir.
(6) Başkan veya Başkanvekilinin Kurul üyeliğinden ayrılmadan görevlerini bırakmaları hâlinde, bu görevler için seçim yapılır. Başkan veya Başkanvekilliğinden ayrılan üye, bu göreve yeni seçilen üyenin yerini alır.
(7) Başkan veya Başkanvekilinin Kurul üyeliğinden ayrılmış olması durumunda önce üye seçimi yapılır. Seçilen yeni üyenin de katılımıyla Başkan veya Başkanvekili seçimi yapıldıktan sonra, bu seçimin sonucuna ve altıncı fıkranın ikinci cümlesinde belirtilen esasa göre yeni üyenin yeri belirlenir.
(8) Kurul üyelerinin görev süresi dolmadan herhangi bir sebeple üyeliklerinin sona ermesi hâlinde, bu üyelerin yerine yeni üye seçimi yapılır.
(9) Yedinci ve sekizinci fıkralar uyarınca yeni seçilen üye, yerine seçildiği Başkan, Başkanvekili veya üyenin görev süresini tamamlar.
(10) Başkan ve Başkanvekili, görevleri süresince; üyeler ise ihtiyaç duyulması hâlinde Kurulca belirlenen süre zarfında kurumlarından izinli sayılırlar. Ancak kurumlarındaki aylık, ödenek ve her türlü zam ve tazminatlar ile diğer özlük haklarından aynen yararlanmaya devam ederler.
Karar verme usulü
MADDE 5- (1) Kurul, kararlarını salt çoğunlukla verir. Oyların eşitliği hâlinde Başkanın bulunduğu tarafın görüşü doğrultusunda karar verilmiş olur.
(2) Kurulun prensip kararları on beş gün içerisinde Resmî Gazete’de yayımlanır; seçime ilişkin diğer kararları ise Kurulun resmî internet sitesinde yayımlanır.
Kurulun görev ve yetkileri
MADDE 6- (1) Kurulun görev ve yetkileri şunlardır:
a) Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili bütün işlemleri yapmak veya yaptırmak, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikâyet ve itirazları incelemek ve kesin olarak karara bağlamak.
b) Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını kabul etmek.
c) Cumhurbaşkanı seçimi tutanaklarını kabul etmek ve seçilen Cumhurbaşkanı adına seçildiğine dair tutanak düzenlemek.
ç) Seçmen kütüğünün oluşturulması, güncellenmesi, yönetilmesi ve denetimine ilişkin usul ve esasları belirlemek.
d) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin konular ile görev, yetki ve sorumluluk alanına giren hususlarda prensip kararları almak ve diğer düzenlemeleri yapmak.
e) Seçim sürecinde, seçmenlerin hak ve yükümlülükleri ile seçim iş ve işlemlerinin anlatılması amacıyla radyo ve televizyonlarda zorunlu yayın kapsamında yayınlanmak üzere tanıtım programları hazırlamak veya hazırlatmak.
f) Seçmen kütüğünün önemi ve düzenlenme yöntemleri ile seçmenlerin görev ve sorumlulukları hakkında tanıtım programlarıyla vatandaşları bilgilendirmek.
g) Engelli seçmenlerin oy kullanmalarını kolaylaştıracak her türlü tedbiri almak.
ğ) Yurt dışındaki seçmenlerin oy kullanmalarını kolaylaştıracak tedbirleri almak.
h) Görev alanıyla ilgili konularda yurt içinde ve yurt dışında bulunan kuruluşlarla iş birliği yapmak.
ı) Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Teşkilat ve Personel
Teşkilat
MADDE 7- (1) Kurul teşkilatı, merkez ve taşra birimlerinden oluşur.
(2) Merkez teşkilatı; Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü, Seçim Hizmetleri Genel Müdürlüğü, İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığı, Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı ve Özel Kalem Müdürlüğünden oluşur.
(3) Taşra teşkilatı; ilçe ve yurt dışı ilçe seçim kurullarına bağlı seçim müdürlüklerinden oluşur. Kurul, gerekli görülen illerde, il seçim kuruluna bağlı seçim müdürlüğü kurabilir.
Başkan
MADDE 8- (1) Başkan, Kurulun genel yönetim ve temsilinden sorumludur. Bu sorumluluk; Kurul çalışmalarının düzenlenmesi, yürütülmesi, değerlendirilmesi ve gerektiğinde kamuoyuna duyurulması görev ve yetkilerini kapsar.
(2) Başkanın görev ve yetkileri şunlardır:
a) Kurulun toplantı gündemini belirlemek ve Kurul toplantılarına başkanlık etmek.
b) Kurul kararlarının yerine getirilmesini sağlamak.
c) Genel müdür, genel müdür yardımcısı ve daire başkanları ile diğer personeli atamak.
ç) Kurulun görev alanına giren konularda yapılacak düzenlemelerin hazırlanması amacıyla gerektiğinde komisyon kurulmasını Kurula teklif etmek.
d) Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek.
(3) Başkan, yetkilerinden bir kısmını yazılı olarak Başkanvekiline devredebilir.
(4) Başkana, yokluğunda Başkanvekili, onun da yokluğunda en yaşlı üye vekâlet eder.
Hizmet birimleri ve görevleri
MADDE 9- (1) Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) Seçmen kütüğünü oluşturmak ve güncellemek.
b) Seçmen kütüğünün oluşturulması ve güncel tutulması için ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri tüm kamu kurum ve kuruluşlarından temin etmek.
c) Seçmenleri eksiksiz belirlemek ve mükerrer seçmen kaydını önlemek.
ç) Seçmenin kolay, doğru ve hızlı oy vermesini sağlamak.
f) Kurul kararlarının gereklerini yerine getirmek.
g) Kurulun bilgi işlem hizmetlerini yürütmek.
ğ) Kurulun bilişim sisteminin işletimi ve bakımını yapmak veya yaptırmak, teknolojik yenilikler doğrultusunda geliştirilmesine yönelik politika ve ilkeleri belirlemek.
h) Bilgi güvenliği ve güvenilirliği konusunda gerekli önlemleri almak.
ı) Kurulca belirlenecek ilkeler doğrultusunda ihtiyaç duyulan yıllık programları hazırlamak ve Kurulun onayına sunmak.
i) Kurulca belirlenen ilke ve yöntemler çerçevesinde belirli aralıklarla seçmen kütüğünü denetlemek.
j) Seçmenlerin hak ve yükümlülükleri ile seçim iş ve işlemlerinin anlatılması amacıyla tanıtım programları hazırlamak veya hazırlatmak.
k) Seçime yönelik eğitim faaliyetlerini planlamak ve yürütmek.
l) Kurulca onaylanan programa uygun olarak, üç aylık raporlarla çalışmalarını Kurula sunmak.
m) Kanunlarda gösterilen veya Başkan tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek.
(2) Seçim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) Yurt içi ve yurt dışı seçim iş ve işlemlerine ilişkin hazırlıkları yapmak ve seçim çalışmalarını yürütmek.
b) Kurul kararlarının gereklerini yerine getirmek.
c) Kurulun yazışmalarını yapmak.
ç) Seçim araç ve gereçlerine ilişkin iş ve işlemleri yürütmek.
d)10/12/2003tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümleri çerçevesinde kiralama ve satın alma işlerini yürütmek; temizlik, güvenlik, aydınlatma, ısınma, onarım, taşıma ve benzeri hizmetleri yapmak veya yaptırmak.
e) Taşınır ve taşınmazlara ilişkin işlemleri ilgili mevzuat çerçevesinde yürütmek.
f) Genel evrak ve arşiv faaliyetlerini düzenlemek ve yürütmek.
g) Sivil savunma ve seferberlik hizmetlerini planlamak ve yürütmek.
ğ) Kanunlarda gösterilen veya Başkan tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek.
(3) İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) Personelin atama, nakil, performans, terfi, disiplin, emeklilik ve benzeri özlük işlemlerini yürütmek.
b) Personelin eğitim planını hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmek.
c) Kurulun personel politikası ve planlaması ile insan kaynakları sisteminin geliştirilmesi ve performans ölçütlerinin oluşturulması konusunda çalışmalar yapmak ve tekliflerde bulunmak.
ç) Kanunlarda gösterilen veya Başkan tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek.
(4) Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) 5018 sayılı Kanun ile22/12/2005tarihli ve 5436 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 15 inci maddesinde ve diğer mevzuatla mali hizmetleri yürüten birimlere verilen görevleri yapmak.
b) Başkan tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek.
Personele ilişkin hükümler
MADDE 10- (1) Kurul personeli, bu Kanunda yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabidir. Kurulda 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası uyarınca sözleşmeli ve seçimlerle ilgili hizmetleri yürütmek üzere aynı maddenin (C) fıkrası uyarınca geçici personel çalıştırılabilir.
(2) Kurul merkez teşkilatında, 657 sayılı Kanunun ek 41 inci maddesi çerçevesinde seçim uzmanı ve seçim uzman yardımcısı istihdam edilebilir.
(3) Seçim müdürü ve seçim müdür yardımcıları, Kurul personeli arasında yapılacak veya yaptırılacak yazılı ve sözlü sınav sonucuna göre Başkan tarafından atanır.
(4) Seçim müdürü ve seçim müdür yardımcılığına atanacaklarda, hukuk fakültesi veya siyasal bilgiler, idari bilimler, iktisat ve maliye alanlarında en az dört yıllık yükseköğrenim yapmış veya bunlara denkliği kabul edilmiş yabancı öğretim kurumlarından mezun olma şartı aranır.
(5) Kurul kadrolarına ilk defa atanacak diğer personel Kamu Personel Seçme Sınavında, yönetmelikte belirlenen puan türünde asgari puanı almış olanlar arasından, yapılacak sözlü ve gerektiğinde uygulamalı sınav sonucuna göre Başkan tarafından atanır. Sınava, ilan edilecek kadro sayısının beş katına kadar aday çağrılır.
(6) Kurulda görev yapan 657 sayılı Kanuna tabi personel, Başkanın teklifi üzerine, yılı merkezî yönetim bütçe kanunundaki atama izni sınırına tabi olmaksızın mükteseplerine uygun olarak Adalet Bakanlığınca, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı kadrolarına atanabilir.
(7) Seçim müdürü ve seçim müdür yardımcıları, nüfusa kayıtlı oldukları ilçelerde görev yapamazlar; geçici görevde geçen süreler de dâhil aynı yerde altı yıldan fazla çalışamazlar. Ancak bu süreyi dolduranlar, ihtiyaç duyulması hâlinde Başkanın kararıyla en fazla bir yıl daha aynı yerde çalışabilirler.
(8) Seçim müdürü ve seçim müdür yardımcılarının görev süreleri bölge esasına göre belirlenir. Bölgeler ile bu bölgelerde geçirilecek süreler, coğrafi şartlar ile sosyal ve ekonomik imkânlar dikkate alınarak Kurulca belirlenir.
(9) İlçe seçim kurulu başkanı, ihtiyaç duyulması hâlinde seçim müdürlüğünde görevli personelin, o yerdeki adalet hizmetlerinde kadrolarına uygun görevlerde geçici olarak çalıştırılmasına müsaade edebilir.
(10) Seçim kurulu başkanları kendilerine bağlı seçim müdürü ve diğer personelin disiplin amiridir. Kurul merkezinde, tüm personel için disiplin kurulu oluşturulur.
(11) Başkan ile il ve ilçe seçim kurulu başkanları, Kurulun belirleyeceği ilkeler çerçevesinde; hâkimler, Cumhuriyet savcıları, vali ve kaymakamlar, asker kişiler, kolluk amir ve memurları hariç kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri ve iktisadi devlet teşekküllerindeki bütün memur, işçi ve hizmetlileri seçim iş ve işlemlerinde görevlendirebilir, bunlar dışında da gerekli gördüğü kimseleri çalıştırabilir.
(12) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin hususlar Kurul tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Yönetim, denetim ve giderler
MADDE 11- (1) İl ve ilçe seçim müdürlükleri, seçim kurulu başkanlarınca bu Kanun ile 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde yönetilir.
(2) Seçim müdürlükleri, seçim kurulu başkanlarınca yılda en az bir defa denetlenir. Bu denetim, geçen bir yıllık işlemlere şamil olmak üzere her yıl ocak ayı içinde yapılır. Denetim sonucunda düzenlenecek raporların bir örneği seçim müdürlüklerinde saklanır, bir örneği de en geç o ayın sonuna kadar Kurul Başkanlığına gönderilir.
(3) Seçim müdürlükleri, seçim kurulu başkanları tarafından ve seçim iş ve işlemleri dışında Kurulun görüşü alınmak suretiyle Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenen usul ve esaslara göre adalet müfettişleri vasıtasıyla denetlenir.
(4) Kurul merkez ve taşra teşkilatının giderleri ile her türlü seçim giderleri, 298 sayılı Kanunun 181 inci maddesi uyarınca karşılanır.
Değişiklik yapılan ve yürürlükten kaldırılan hükümler ile atıflar
MADDE 12- (1) 657 sayılı Kanunun;
a) 36ncımaddesinin “Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendine “Adalet Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Seçim Uzman Yardımcıları,” ibaresi ve “Adalet Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Seçim Uzmanlığına,” ibaresi,
b) 152ncimaddesinin “A- Özel Hizmet Tazminatı” bölümünün (ğ) bendine “Savunma Sanayii Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Seçim Uzmanları,” ibaresi,
c) Eki (I) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin “I – Genel İdare Hizmetleri Sınıfı” bölümünün (g) bendine “Adalet Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Seçim Uzmanları,” ibaresi,
eklenmiştir.
(2) 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesinin birinci fıkrasına “Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yüksek Seçim Kurulu,” ibaresi eklenmiştir.
(3) 5/1/1961 tarihli ve 237 sayılı Taşıt Kanununa ekli (1) sayılı cetvelde yer alan “Danıştay Başkanı” satırından sonra gelmek üzere aşağıdaki satır eklenmiştir.
“Yüksek Seçim Kurulu Başkanı 1 ” 5 ” ”
(4) 298 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin başlığı “Tanımlar:” şeklinde ve 30 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan “İlçe seçmen kütük büroları ve il seçim kurulları” ibaresi “Seçim müdürlükleri” şeklinde değiştirilmiştir.
(5) 298 sayılı Kanunun 181 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Seçmen Kütüğü Genel Müdürüne devredebilir, Genel Müdürün de diğer görevlilere devretmesine izin verebilir.” ibaresi “devredebilir.” şeklinde değiştirilmiştir.
(6) 298 sayılı Kanunun 11 inci, 12 nci, 13 üncü maddeleri, 28 inci maddesinin (A) fıkrası, 29 uncu maddesi, 30 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hariç diğer fıkraları ve 31 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
(7) Mevzuatta 298 sayılı Kanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümlerine yapılan atıflar, bu Kanunun ilgili hükümlerine yapılmış sayılır.
(8) Ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar iptal edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığına ait bölümden çıkarılmış, ekli (2) ve (3) sayılı listelerde yer alan kadrolar ihdas edilerek anılan cetvelin Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığına ait bölümüne eklenmiştir.
Geçiş hükümleri
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Mevcut Başkan ve Başkanvekili ile üyeler kalan görev sürelerini tamamlar. 2016 yılında yapılan yenileme seçimiyle seçilen üyelerin yerine, 2022 yılı Ocak ayında yenileme seçimi yapılır.
(2) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelik ve düzenleyici işlemler Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç bir yıl içinde, 10 uncu madde uyarınca çıkarılması öngörülen atama ve nakile ilişkin yönetmelik ise en geç iki ay içinde çıkarılır. Yeni yönetmelik ve düzenleyici işlemler yürürlüğe girinceye kadar, mevcut düzenleyici işlemlerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
(3) Genel müdür, genel müdür yardımcısı, daire başkanı ve bilgi işlem merkezi müdürü kadrolarında bulunanların görevi bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sona erer. Bu tarihten itibaren en geç on beş gün içinde, görevleri sona eren personel arasından mevcut veya ihdas edilen kadrolara Başkan tarafından atama yapılabilir. Ataması yapılmayan personel aynı süre içinde Başkan tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Bu personel Devlet Personel Başkanlığınca 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 22 ncimaddesinin ikinci, üçüncü ve altıncı fıkralarında belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilir ve altıncı fıkrada belirtilen üç yıllık süre bildirim tarihinden itibaren başlar. Personel, nakledildiği kurumda göreve başlayıncaya kadar Kurul bünyesinde çalışmaya devam eder ve bu kişilerin her türlü sosyal ve mali hakları Kurul tarafından ödenmeye devam olunur.
(4) Üçüncü fıkra uyarınca nakledilen personele ilişkin kadrolar, Devlet Personel Başkanlığınca kamu kurum ve kuruluşlarına nakledildikleri tarih itibarıyla diğer kanunlardaki hükümlere bakılmaksızın ve başka bir işleme gerek kalmaksızın ihdas ve tahsis edilmiş sayılır. İhdas edilmiş sayılan memur kadroları, 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki cetvellerin ilgili bölümüne eklenmiş sayılır. Atama işlemi yapılan personele ilişkin bilgiler ve bu bilgilerdeki değişiklikler en geç on beş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirilir.
(5) Kurulun teşkilat yapısı bu Kanun esaslarına göre yeniden düzenleninceye kadar, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevcut olan kadroların kullanımına devam olunur. Bu Kanuna göre yeniden düzenleme ve atamalar yapılıncaya kadar teşkilatın değişen veya yeniden kurulan birimlerine verilen görevler, daha önce bu görevleri yapmakta olan birimler tarafından yerine getirilir.
(6) Seçim müdürü ve seçim müdür yardımcılığı kadrolarına 10 uncu madde hükümlerine göre öncelikle görevde yükselme suretiyle atama yapılır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bu kadrolara beş yıl süreyle, 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde sayılan şartlara ek olarak 10 uncu maddenin dördüncü fıkrasındaki şartları taşıyan ve imzalanacak protokole göre Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından yapılan yazılı sınavda başarılı olanlar arasından, yapılacak sözlü sınav sonucuna göre Başkan tarafından atama yapılabilir. Ancak bir takvim yılı içinde bu fıkra uyarınca açıktan yapılacak atamalar, bu kadrolara görevde yükselme suretiyle yapılan atamaların üç katını geçemez.
(7) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte seçim müdürü kadrosunda bulunanlar, 10 uncu maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen öğrenim şartı aranmaksızın görevlerine devam ederler.
(8) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte nüfusa kayıtlı oldukları ilçelerde görev yapan seçim müdürleri ile bulundukları yerde altı yıldan fazla görev yapmış seçim müdürleri, ilgili yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç bir ay içinde, 10 uncu madde hükümlerine uygun olarak bölgeler arası yer değiştirme suretiyle atamaya tabi tutulurlar.
(9) Kurulun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında görev yapan ve sınavın yapıldığı yılın ocak ayının birinci günü itibarıyla kırk beş yaşını doldurmamış personel, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren açılacak ilk seçim uzman yardımcılığı sınavına diğer şartları taşımaları kaydıyla girebilir.
(10) Yüksek Seçim Kuruluna ait kadrolara, bu Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren üç yıl süreyle 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 7 nci maddesi ile yılı merkezî yönetim bütçe kanunundaki atama sınırlamalarına tabi olmaksızın atama yapılabilir.
Yürürlük
MADDE 13- (1) Bu Kanunun;
a) 10 uncu maddesinin birinci veonbirincifıkraları ile 12 nci maddesinin altıncı fıkrasının 298 sayılı Kanunun 31 inci maddesini yürürlükten kaldıran hükmü 1/1/2018 tarihinde,
b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 14- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Gelir İdaresi Başkanlığı Etik Kurallar Bildirgesi, Maliye Bakanlığına bağlı olarak çalışan kurumun mükelleflere karşı davranışlarını ve kültürünü yansıtan, kamu personelinin uyması gereken normları belirleyen, kurum bünyesinde çalışan personelin uymakla yükümlü olduğu ilan edilen etik kurallardır.
Gelir İdaresi Başkanlığı Etik Kurallar Bildirgesi
Mükelleflerimize ve vatandaşlarımıza Başkanlık olarak kamu hizmeti sunmanın bilinciyle, görevlerimizi sürekli gelişim, katılımcılık, saydamlık, tarafsızlık, kamu yararını gözetmek ve beyana güveni esas almak suretiyle yerine getireceğiz.
Başkanlığımızın kuruluş amaç, misyon ve vizyonuna uygun hizmet edeceğiz.
Mükelleflerimizin vergi ile ilgili yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde her türlü kolaylığı sağlayacağız ve bunu hızlı, esnek ve verimli bir şekilde yerine getireceğiz.
Yaptığımız işlemlerde ve gerçekleştirdiğimiz düzenlemelerde vergi kanunlarının adil, mevzuata uygun olarak, güven duygusunu zedelemeden, tarafsız ve rekabeti koruyucu bir şekilde uygulanmasını esas alacağız.
Hizmetin ifası esnasında mükelleflerimiz ile meslektaşlarımıza nazik ve saygılı davranacağız, gereken ilgiyi göstereceğiz.
Çalışanlarımızdan etik davranış ilkeleriyle bağdaşmayan veya yasadışı iş ve eylemlerde bulunmalarının talep edilmesi halinde durumu yetkili makamlara bildireceğiz.
Hediye almama ve menfaat sağlamama hususunda gereken hassasiyeti göstereceğiz.
4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanuna göre yapılan başvuruların en kısa sürede ilgili birimlere ulaştırılmasını ve cevaplandırılmasını sağlayacağız.
Mükelleflerimizin şahsi ve gizli bilgilerine saygılı olacağız. Bu bilgileri Vergi Usul Kanunu ve uluslararası anlaşmaların öngördüğü haller dışında açıklamayacağız ve kullanmayacağız.
İnsan hak ve özgürlüklerine aykırı veya kısıtlayıcı muamele ile fırsat eşitliğini engelleyici davranış ve uygulamalarda bulunmayacağız.
Kamu görevine ilişkin sahip olduğumuz, gizli bilgi ve belgeleri özel çıkar sağlamak amacıyla kullanmayacağız.
Yetkilerimizi kullanırken, mükelleflerimizin güven duygusunu zedeleyecek, şüphe yaratacak ve adalet duygusuna zarar verecek davranışlardan ve çıkar çatışmalarından kaçınacak; sunduğumuz hizmeti her türlü kişisel menfaatin üzerinde tutacağız.
Personelimize etik davranışlar konusunda rehberlik ederek, eğitim ve bilgilendirme konusunda çalışmalar yaparak, yasal ve idari düzenlemeleri uygulayarak mükelleflerimizin hak ettiği standartlara uygun hizmet sunacağız.
Kamu malları ve kaynaklarının kamusal amaçlar ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılmasını sağlayacağız. Savurganlıktan kaçınacağız.
Görevimizi yerine getirirken yetkilerimizi aşacak nitelikte Başkanlığımızı bağlayıcı açıklama ve taahhütte bulunmayacağız.
Hizmetlerin yerine getirilmesinde hesap verebilir, kamusal denetime her zaman açık ve hazır olacağız.
Sağlık Bakanlığı Etik Beyannamesi, kurumsal davranış biçimlerini belirleyen ve bakanlık bünyesinde çalışan personelin uymakla yükümlü olduğu ilan edilen kurallardır.
Sağlık Bakanlığı Etik Beyannamesi
FAALİYETLERLE İLGİLİ OLARAK;
Seffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik vazgeçilmez ilkedir.
Kanunlara, hukuk kurallarına ve mevzuata uyum esastır.
Tarafsızlık ilkesi ve eşit yaklaşım gözetilir.
Ayrımcılık (cinsiyet, dil, din, ırk, mezhep vb.) yapılmaz.
Ahlak kuralları ve toplumsal değer yargılar korunur.
Ülkenin çıkarları ve kamu yararı doğrultusunda hareket edilir ve
Vatandaşın ihtiyaçları ve memnuniyeti gözetilir.
Kaynakların etkili, ekonomik ve verimli olması esastır.
Sürdürülebilirlik, devamlılık ve güncellik önemsenir ve gözetilir.
Kalitenin sürekli yükseltilmesi hedeflenir.
Evrensellik, değişime ve yeniliğe açıklık desteklenir ve vazgeçilmezdir.
Kişisel bilgilerin gizliliği sağlanır.
İlişkilerde saygı, güven, nezaket, hoşgörü ve yardımseverlik esastır.
Doğru, güvenilir ve zamanında bilgi akışı ve iletişim sağlanır.
Kurallar ve tanımlar herkes tarafından anlaşılacak ve yoruma açık olmayacak şekilde tutarlı, açık ve yazılıdır.
Belirlenen standartlar ile süreçlere uygunluk ve tutarlılık esastır.
ÇALIŞANLARLA İLGİLİ OLARAK;
“Ben” odaklı düşünülmez ve davranılmaz.
Çalışanlar birbirlerine önyargılı yaklaşmaz.
Çalışanların kişisel gelişimi ve eğitimi önemlidir.
Faaliyetlerde ve kararlarda katılımcılık ve paylaşımcı yaklaşımlar izlenir.
Ekip çalışması ön planda tutulur ve desteklenir.
Bireysel yaratıcılık ve inisiyatif kullanımı desteklenir.
Kariyer gelişiminde ve terfilerde liyakat ilkesine uyum esastır.
Çalışma ortamının ve koşullarının uygunluğu ve kalitesi önemsenir.
Çalışanlar kişisel sorumluluklarını bilir ve gereğini yerine getirir.
Çalışanlar mesai saatlerini etkili ve verimli kullanır.
Engelli çalışanlara yönelik çalışma koşullarının uygunluğu gözetilir.
YÖNETİMLE İLGİLİ OLARAK;
Yolsuzluklar , çıkar çatışmaları, kişisel ve özel menfaatler önlenir.
Çalışanların performanslarını artırıcı çalışmalar yapılır.
Çalışanların yaşam standartlarının iyileştirilmesi önemsenir.
Her durumda çalışanların fizyolojik ve psikolojik olarak olumsuz etkilenmemesi önemsenir.
Çalışanlara yönelik motivasyon artırıcı sosyal etkinlikler kurum kültürünün bir parçasıdır.
Çalışanların performansına yönelik ödüllendirme sistemi uygulanır.
Çalışanların performanslarının değerlendirilmesinde objektif kriterler kullanılır.
Kurum kültürünün sürekli değişime açık ve çağdaş bir yapıda geliştirilmesine çalışılır.
Yöneticiler çalışanlara yaptıkları işlerde destek verir ve sorumluluğunu paylaşır.
Hataların ve eksikliklerin giderilmesi konusunda yapıcı yaklaşım gösterilir.
Düşüncelerin ve sorunların rahatça söylenebildiği ve dikkate alındığı ortamlar sağlanır.
Yöneticiler ile çalışanlar arasında iletişim desteklenir.
Yönetimde hakkaniyet ilkesi ve adil yaklaşım gözetilir.
“Doğru işe doğru insan” ilkesi uygulanır.
Yetki devri ve inisiyatif kullanımı desteklenir.
Yöneticilerin kendisine bağlı çalışanları doğru tanıması esastır.
Dış baskılar dikkate alınmaz.
Çalışanların ikilemde bırakılmaması esastır.
Aristo Yayınevi, hukuk alanında tüketiciye daha kaliteli ve daha ucuz kitaplar sunmayı hedefleyen bir yayınevidir.
Aristo Yayınevi, yaptığı mesleki yayınlar çerçevesinde 200’nin üzerinde eseri okuyucu ile buluşturmuştur. Hukuk telif eserleri yanında sınav hazırlık ve test kitapları da yayınevi tarafından basılmaktadır. Genel kültür kitapları, yabancı dil kitapları ve iş sağlığı ve güvenliği kitapları yayınevinin diğer çalışma alanlarıdır.
Aristo Yaynevi
Hukuk Yayıncılığı sektörüne yeni bir anlayış ve perspektif kazandırmayı amaçladığını açıklayan Yayınevi, sektördeki yayıncı-eser sahibi arasındaki eser sahibi aleyhine kötü şartları eser sahibi lehine düzeltmeyi amaçladığını ve yayıncılık sektörünün kurallarını değiştirmeyi hedeflediğini ilan etmektedir.
Hukukfuar
Aristo Yayınevi tarafından online satış mağazası olarak kurulan Hukukfuar, Aristo tarafından basılan kitapların yanı sıra diğer yayınevlerinin eserlerini de satışa sunmaktadır. Hukukfuar, online hukuk kitabı satan sitelerden farklı bir model ile yola çıkmış ve sanal kitap fuarı olarak kurgulanmıştır.
Hukukfuar sitesi, kampanyalı kitaplar ve imzalı kitaplar sunmaktadır. Hukukfuar editörleri tarafından seçilen, güncel ve zengin içerikli kitaplar sitede indirimli fiyatlarla okuyucuya sunulmaktadır. Siparişler stok durumuna bağlı; 1-5 iş günü içerisinde kargo şirketine teslim edilmektedir. Site içerisinde, imzalı hukuk kitapları, kampanyalı hukuk kitapları ve kelepir hukuk kitapları standları bulunmaktadır.
Hukukfuar, hukukçulara yönelik olarak ofis malzemeleri ve koleksiyonları satışa sunmaktadır.
Yayınevi, Tüketici Hukuku Enstitüsü tarafından desteklenmekte, Hukukfuar.com ise Aristo Yayınevi kuruluşu olarak faaliyet yürütmektedir.
Tüketici Hukuku Enstitüsü tarafından düzenlenen kongre ve sempozyumlara ilişkin tebliğler Aristo yayınevi tarafından basılmaktadır.
Yayınevi, Bakırköy Şubesini Bakırköy Adalet Sarayı içinde hizmete açmıştır. Yayınevi, online bir hizmet olarak Dilekçe Veri Bankasın hizmete sokmuş ve çeşitli dilekçe modüllerini satışa sunmuştur.
Aristo Yayınevi ve Hukukfuar, hukuk alanında eğitim programları, paneller ve konferanslar düzenlemektedir.
Aristo Yayınevi-Dilekçe Örnekleri
Yayınevi ve Hukukfar, E-Mail Listesine dahil olan okuyucularını periyodik olarak bilgilendirmekte, yeni çıkan kitaplar ve kampanyalar hakkında müşterilerini sürekli bilgilendirmektedir.
Aristo Yayınevi ve Hukukfuar
FİRMA UNVANI
Enstitü Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti.
ADRESİ
İcadiye Mahallesi Sıvacı Ferhat Sok. No:9 Adalet Köşkü Üsküdar- İstanbul 34664
Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi
ILO 77 No’lu Gençlerin Tıbbi Muayenesi (Sanayi) Sözleşmesi, Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından 19 Eylül 1946 tarihinde kabul edilmiş, Türkiye tarafından 16.08.1983 tarihli ve 2878 sayılı kanun ile kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 18.08.1983 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Sözleşme, kamusal veya özel sınai işyerlerinde veya bu işyerleriyle ilgili işlerde çalıştırılan veya çalışılan çocuklar ve gençlere uygulanmak üzere kabul edilmiştir.
ILO Kabul Tarihi: 19 Eylül 1946 Kanun Tarih ve Sayısı: 16.08.1983 / 2878 Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 18.08.1983 / 18139 Bakanlar Kurulu Kararı Tarih ve Sayısı: 11.07.1984 / 84-8284 Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 15.08.1984 / 18490
Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından Montreal’e davet edilerek, orada 19 Eylül 1946 tarihinde Yirmi Dokuzuncu toplantısını yapan, Milletlerarası Çalişma Teşkilatı Genel Konferansı, Toplantı gündeminin üçüncü maddesini teşkil eden çocukların ve gençlerin sanayide istihdama elverişlilikleri ile ilgili sağlık muayenesine tabi tutulmaları hakkında bazı tekliflerin kabulüne ve bu tekliflerin bazılarının uluslararası bir sözleşme haline gelmesine karar vererek, bin dokuz yüz kırk altı yılı Ekim ayının işbu dokuzuncu günü, Gençlerin Sanayide Sağlık Muayenesine tabi tutulmalarına dair 1946 Sözleşmesi şeklinde adlandırılacak olan aşağıdaki Sözleşmeyi kabul eder.
BÖLÜM I
GENEL HÜKÜMLER
MADDE 1
Bu Sözleşme, kamusal veya özel sınai işyerlerinde veya bu işyerleriyle ilgili işlerde çalıştırılan veya çalışılan çocuklarla gençlere uygulanır.
Bu Sözleşmenin uygulanmasında:
a. Maden ve taş ocakları ile her türlü madddenin topraktan çıkarılmasıyla ilgili işyerleri,
b. Maddelerin imal ve tadil edildiği, temizlendiği, onarıldığı, süslendiği, tamamlandığı, satış için hazırlandığı işyerleriyle, gemi yapımı, elektrik ve genel olarak her türlü itici güç üretme, tahvil ve iletme işleri dahil, maddelerin şekillerinin değiştirildiği işyerleri,
c. Yapım, onarım, bakım, değişim ve yıkım işleri dahil bina yapımı ve bayındırlık işleriyle ilgili müesseseler ,
d. Dok, rıhtım, iskele, antrepo ve uçak alanlarında eşyanın elle taşınması dahil, kara, demir yolu, nehir, kanal ve göllerde veya hava yolu ile yapılan insan ve eşya nakliyatıyla uğraşan müesseseler,<Sanayi işyerlerinden> sayılır.
Yetkili makam, bir taraftan sanayi ve diğer taraftan tarım, ticaret ve sanayiden sayılmayan diğer işler arasındaki hududu tayin eder.
MADDE 2
Çocuklar ve 18 yaşından aşağı olan gençler, ancak çalıştırılacakları, işe elverişli oldukları esaslı bir sağlık muayenesi sonucunda kabul edildiği takdirde, sınai bir müessese tarafından işe alınabilirler.
İşe elverişliliği tayin ile ilgili sağlık muayenesi, yetkili makamca tensip edilmiş kalifiye bir hekim tarafından yapılacak bir sağlık belgesi ile yahut çalışma iznine veya karnesine kaydedilmek suretiyle tevsik olunur.
İşe elverişliliği tayin yönünden sağlık muayenesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından sorumlu bulunan makam tarafından bir grup halinde tasnif edilen ve sağlıkla ilgili benzer tehlikeler arz eden belirli bir iş veya meslek grupları için verilebilecektir.
Milli mevzuat işe elverişliliği tevsik eden belgeyi tanzimle yükümlü yetkili makamı tayin edecek ve bu belgenin tanzim ve verilme usul ve şartlarını belirleyecektir.
MADDE 3
Çocukların ve gençlerin işe elverişli bulunup bulunmadıkları, on sekiz yaşına kadar sürdürülen bir sağlık kontrolüne tabi tutulmalarını gerektirecektir.
18 yaşından küçük bir çocuğun yahut gencin sürekli olarak çalıştırılması, ancak bir yılı geçmeyen aralıklarla sağlık muayenesinin yenilenmesi şartına bağlı olabilecektir.
Milli Güvenlik Konseyi (S. sayısı 636)
Milli mevzuatın :
a. İşin arz ettiği tehlikelerle ve çocuğun yahut gencin evvelki muayenelerle açıklanmış bulunan sağlık durumu ile ilgili kontrolün tesirli olmasını sağlamak için, ya sağlık muayenesinin hangi özel şartlar dahilinde yıllık muayeneye ilaveten yapılması yahut daha sık olarak yenilenmesi gerektiğini öngörmesini, yahut,
b. Sağlık muayenesinin istisnai durumlarda yenilenmesinde yetkili makamı görevli kılmasını gerektirecektir.
MADDE 4
Sağlık bakımından büyük tehlikeler arz eden mesleklerde işe elverişliliği tesbit etmek bakımından sağlık muayenesi ve bu muayenenin yenilenmesi en az yirmi beş yaşına kadar yapılmalıdır.
Milli mevzuatın, işe elverişiliği tayin bakımından sağlık muayenesinin en az yirmi bir yaşına kadar yapılmasına matuf işleri veya iş kategorilerini ya tayin etmesi veya tayin etme yetkisini uygun bir makama tevdii gerekecektir.
MADDE 5
Yukarıdaki maddelerde öngörülen gerekli sağlık muayenelerinin çocuklar, gençler veyahut aileleri için hiçbir masrafı gerektirmemelidir.
MADDE 6
İşe elverişsizlikleri veya bedeni eksiklik ve aksaklıkların bulunduğu sağlık muayenesince tesbit edilen çocuklarla gençlerin yeniden yönetilmesi ve yeniden bedeni ve mesleki intibakı için yetkili makam tarafından gerekli her türlü tedbir alınacaktır.
Bu tedbirlerin nitelik ve kapsamı yetkili makamca tesbit olunacak; bu amaçla konuyla ilgili çalışma, eğitim, sosyal ve sıhhi servisler arasında bir işbirliği kurulması ve bu tedbirlerin uygulanması için bu servisler arasında tesirli irtibatın idame ettirilmesi gerekecektir.
a. Milli mevzuat, işe elverişliliği açıkça kabul edilmemiş olan çocukları gençlere:
b. Bitiminde genç işçinin yeni bir muayeneye tabi tutulacağı bir devre için geçerli, geçici iş permilleri yahut sağlık belgeleri:
c. Özel mahiyette çalıştırma şartları koyan permiler yahut belgeler verilmesini zorunlu kılabilecektir.
MADDE 7
İşverenin, mevzuat ile konulacak hükme göre, işe elverişliliğe aykırı bir cihet bulunmadığını tevsik eden sağlık karnesini yahut çalışma permisini veya karnesini dosyalayarak bunu iş teftişi sırasında tetkike amade tutması gerekecektir.
Milli mevzuat, bu Sözleşmenin sıkı bir şekilde uygulanmasını sağlayabilecek diğer denetim metotlarını tayin eder.
BÖLÜM II
BAZI ÜLKELER İÇİN ÖZEL HÜKÜMLER
MADDE 8
Bir üye ülkenin toprakları, nüfusunun dağınıklığı yahut gelişme seviyesi bakımından bu Sözleşme hükümlerinin yetkili makamca uygulanmasına imkan görülmediği geniş bölgeleri ihtiva ettiği hallerde, bu makam, söz konusu bölgeleri ya genel bir şekilde yahut bazı müesseseler veya bazı işler hakkında gerekli gördüğü istisnalarla Sözleşmeyi uygulamaktan muaf tutulabilir.
Her üye Milletlerarası Çalışma Teşkilatı statüsünün 22 nci maddesi gereğince bu Sözleşmenin uygulanması hakkında vereceği ilk yıllık raporda bu madde hükümlerine başvurmayı tasarladığı herhangi bir bölgeyi belirtmelidir. Sonradan hiçbir üye bu suretle belirtilmiş olduğu bölgelerden başka bölgeler dışında bu madde hükümlerine başvuramaz.
Bu madde hükümlerine başvuran her üye, daha sonraki yıllık raporlarında hangi bölgeler için bu hükümlere başvurmak hakkından vazgeçtiğini belirtmeilidir.
MADDE 9
Bu Sözleşmenin onaylanmasını mümkün kılan mevzuatın kabul edildiği tarihten önce, çocukların ve gençlerin sanayide çalıştırılmaya elverişliliklerini tayin bakımından sağlık muayenesiyle ilgili mevzuatı olmayan her üye, onaylama belgesine ek bir beyan ile 2 nci ve 3 ncü maddelerde öngörülen on sekiz yaş yerine hiçbir şekilde on altı yaştan aşağı olmamak üzere yirmi bir yaştan aşağı bir yaş haddi koyabilir.
Böyle bir beyanda bulunmuş olan her üye, onu, daha sonraki bir beyan ile her zaman iptal edebilir.
Hakkında bu maddenin 1 inci paragrafına uygun suretle yapılmış bir beyan yürürlükte olan her üye, her yıl, bu Sözleşmenin uygulanmasıyla ilgili yıllık raporunda Sözleşme hükümlerinin tam olarak uygulanması yolunda ne ölçüde ilerleme gerçekleştirildiğini belirtmelidir.
MADDE 10
a. Bu Sözleşmenin 1 inci Bölümünün hükümleri, bu maddede öngörülen hüküm değişikliklerle Hindistan’a uygulanır.
b. Söz konusu hükümler, Hindistan mevzuatının uygulamaya yetkili kıldığı bütün topraklarda uygulanır.
c. <Sınai müessese> kavramı aşağıdakileri kapsar:
<Hindistan Fabrika Kanunu> kapsamına giren fabrikalar,
<Hindistan Maden Ocakları Kanunu> kapsamına giren maden ocakları,
Demiryolları
Çocukların çalıştırılması hakkındaki 1938 tarihli kanun kapsamına giren bütün işler.
d. 2 nci ve 3ncü maddeler çocuklara ve onaltı yaşından aşağı olan gençlere uygulanır.
e. 4 üncü maddedeki <ondokuz yaş> ibaresi, <yirmibir yaş>ın yerine kullanılacaktır.
f. 6 ıncı maddenin 1 inci ve 2 nci paragrafları Hindistan’a uygulanmaz.
Bu maddenin 1 inci paragrafındaki hükümler aşağıdaki usulle tadil edilebilecektir:
a. Milletlerarası Çalışma Konferansı, konunun gündeminde bulunduğu herhangi bir toplantıda üçte iki çoğunlukla, bu maddenin 1 inci paragrafı hakkında tadil tasarıları kabul edebilir.
b. Böyle bir tadil tasarısı, konferans toplantısının kapanmasından itibaren bir yıllık yahut olağanüstü durumlarda, 18 aylık bir müddet içinde Hindistan’da bu tadil tasarısını kanun haline getirmek yahut başka yoldan tedbirler almak maksadıyla konu itibariyle yetkisi dahiline giren makama yahut makamlara sunulur.
c. Hindistan,yetkili makamın yahut makamların olurunu aldığı takdirde; tadilini, kesin onaylama belgesini tescil edilmek üzere, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderir.
d. Hindistan tarafından onaylanan böyle bir tadil tasarısı, bu Sözleşmenin tadili olarak yürürlüğe girer.
BÖLÜM III
Son Hükümler
MADDE 11
Bu Sözleşmenin hiçbir hükmü, onda derpiş olunanlardan daha elverişli şartlar sağlayan hiçbir kanun, karar, adet yahut işverenlerle işçiler arasındaki mevcut anlaşma hükümlerine halel getiremez.
MADDE 12
Bu Sözleşmenin kesin onama belgeleri, tescil edilmek üzere Milletlerarası Çalışma Müdürüne gönderilir.
MADDE 13
Bu Sözleşme, ancak onaylama belgesi Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü tarafından tescil edilen Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerini bağlar.
Sözleşme, iki üyenin onaylama belgelerinin Genel Müdür tarafından tescilinden itibaren 12 ay sonra yürürlüğe girer.
Bundan sonra, bu Sözleşme her üye hakkında kendisinin onaylama belgesinin tescilinden itibaren 12 ay geçince yürürlüğe girer.
MADDE 14
Bu Sözleşmeyi onaylayan her üye, onu, ilk yürürlüğe giriş tarihinden itibaren on yıl geçtikten sonra Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne yollayacağı ve bu Müdürün tescil edeceği bir ihbarname ile feshedilebilir. Fesih tescil tarihinden bir yıl sonra geçerli olur.
Bu Sözleşmeyi onayıp da onu bundan evvelki fıkrada yazılı on yıllık mühletin geçmesinden itibaren bir yıl zarfında, bu madde gereğince feshetmek hakkını kullanmayan her üye, yeniden on yıllık bir müddet için bağlanmış olacak ve bundan sonra bu Sözleşmeyi her on yıllık devre bitince, bu madde de öngörülen şartlar içinde feshedilebilecektir.
MADDE 15
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü Teşkilat üyeleri tarafından kendisine bildirilen bütün onaylama ve fesihlerin tescil edildiklerini Milletlerarası Çalışma Teşkilatının bütün üyelerine yazıyla bildirir.
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, kendisine gönderilen ikinci onaylama belgesinin tescil edildiğini,Teşkilat üyelerine yazıyla bildirirken bu Sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih hakkında Teşkilat üyelerinin dikkatini çeker.
MADDE 16
Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Müdürü yukarıdaki maddeler gereğince tescil etmiş olduğu bütün onaylama ve fesihlerle ilgili ayrıntılı bilgileri Birleşmiş Milletler Andlaşmasının 102 nci maddesi uyarınca tescil edilmek üzere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterişne tevdi eder.
MADDE 17
Bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden itibaren her on yıllık bir devre sonunda Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu, bu Sözleşmenin uygulanması hakkındaki bir raporu genel Konferansa sunar ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi keyfiyetinin Konferans gündemine konulması lüzumu hakkında karar verir.
MADDE 18
Konferansın bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen ve yeni bir Sözleşme kabul etmesi halinde ve yeni Sözleşme başka hükümleri ihtiva etmediği takdirde;
Tadil edici yeni sözleşmenin her üye tarafından onaylanması keyfiyeti, yukarıdaki 14 üncü madde nazara alınmaksızın tadil edici yeni Sözleşmenin yürürlüğe girmiş olması kayıt ve şartıyla, bu Sözleşmenin derhal ve doğrudan doğruya feshini gerektirecektir.
Tadil edici yeni Sözleşmenin yürürlüğe girme tarihinden itibaren, bu Sözleşme üyelerin onaylamasına artık açık bulundurulmayacaktır.
Bu Sözleşme, onu onaylayıp da tadil edici Sözleşmeyi onaylamamış bulunan üyeler için, herhalde şimdiki şekil ve muhtevası ile geçerli olmakta devam edecektir.
MADDE 19
Bu Sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinlerinin her ikisi de aynı şekilde geçerlidir.
Türkiye, ILO tarafından kabul edilmiş olan sözleşmelerden 59 adetini onaylamıştır. Sekiz adet temel sözleşmenin tamamı, yönetişim sözleşmelerinden öncelikli olan dört sözleşmeden üçünü, 177 teknik sözleşmeden 48’i onaylanmıştır. Türkiye tarafından onaylanan 59 Sözleşmeden 55’i yürürlüktedir, 4 Sözleşmeye karşı çıkılmıştır.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu 2863 kanun numarası ile 21.07.983 tarihinde kabul edilmiş ve 23.07.1983 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra bir takım değişiklikler yapılmıştır. Anayasa Mahkemesinin 13/10/2012 tarihli kararıyla, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 65’inci maddesinin (a) ve (b) fıkralarının iptaline hükmedilmesi nedeniyle kanunda değişiklikler yapılmış, Kanunun 7, 8, ve 65. maddelerinde yapılan değişiklikler 11.10.2013 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Şile-Ocaklı Ada Kalesi
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu
BİRİNCİ BÖLÜM: GENEL HÜKÜMLER
AMAÇ:
Madde 1 – Bu Kanunun amacı; korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili tanımları belirlemek, yapılacak işlem ve faaliyetleri düzenlemek, bu konuda gerekli ilke ve uygulama kararlarını alacak teşkilatın kuruluş ve görevlerini tespit etmektir.
KAPSAM:
Madde 2 – Bu Kanun; korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hususları ve bunlarla ilgili gerçek ve tüzelkişilerin görev ve sorumluluklarını kapsar.
TANIMLAR VE KISALTMALAR:
Madde 3 – Bu Kanunda geçen tanımlar ve kısaltmalar şunlardır:
a) Tanımlar:
(1) “Kültür varlıkları”; tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklardır.
(2) “Tabiat varlıkları”; jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli, yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan değerlerdir.
(3) “Sit”; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır.
(4) “Koruma”; ve “Korunma”; taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarında muhafaza, bakım, onarım, restorasyon, fonksiyon değiştirme işlemleri; taşınır kültür varlıklarında ise muhafaza, bakım, onarım ve restorasyon işleridir.
(5) “Korunma alanı”; taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının muhafazaları veya tarihi çevre içinde korunmalarında etkinlik taşıyan korunması zorunlu olan alandır.
(6) (Değişik alt bent: 17/06/1987 – 3386/1 md.) “Değerlendirme”; kültür ve tabiat varlıklarının teşhiri, tanzimi, kullanılması ve bilimsel yöntemlerle tanıtılmasıdır.
b) (Değişik alt bent: 17/06/1987 – 3386/1 md.) Kısaltmalar:
(1) “Bakanlık”; Kültür ve Turizm Bakanlığını,
(2) “Koruma Yüksek Kurulu”; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunu,
(3) “Koruma Kurulu”; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunu,
ifade eder.
HABER VERME ZORUNLULUĞU:
Madde 4 – Taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını bulanlar, malik oldukları veya kullandıkları arazinin içinde kültür ve tabiat varlığı bulunduğunu bilenler veya yeni haberdar olan malik ve zilyetler, bunu en geç üç gün içinde, en yakın müze müdürlüğüne veya köyde muhtara veya diğer yerlerde mülki idare amirlerine bildirmeye mecburdurlar.
Bu gibi varlıklar, askeri garnizonlar ve yasak bölgeler içinde bulunursa, usulüne uygun olarak üst komutanlıklara bildirilir.
Böyle bir ihbarı alan muhtar, mülki amir veya bu gibi varlıklardan doğrudan doğruya haberdar olan ilgili makamlar, bunların muhafaza ve güvenlikleri için gerekli tedbirleri alırlar. Muhtar, aynı gün alınan tedbirlerle birlikte durumu en yakın mülki amire; mülki amir ve diğer makamlar ise on gün içinde, yazı ile Kültür ve Turizm Bakanlığına ve en yakın müze müdürlüğüne bildirir.
İhbar alan Bakanlık ve müze müdürü bu Kanun hükümlerine göre, en kısa zamanda gerekli işlemleri yapar.
DEVLET MALI NİTELİĞİ:
Madde 5 – Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir.
Özel nitelikleri dolayısıyla ayrı statüye tabi tutulan mazbut ve mülhak vakıf malları bu hükmün dışındadır.
İKİNCİ BÖLÜM: KORUNMASI GEREKLİ TAŞINMAZ KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI
KORUNMASI GEREKLİ TAŞINMAZ KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI:
Madde 6 – Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları şunlardır:
a) Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar,
b) Belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar,
c) Sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür varlıkları,
d) Milli tarihimizdeki önlemleri sebebiyle zaman kavramı ve tescil söz konusu olmaksızın Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda büyük tarihi olaylara sahne olmuş binalar ve tesbit edilecek alanlar ile Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından kullanılmış evler.
Ancak, Koruma Kurullarınca mimari, tarihi, estetik, arkeolojik ve diğer önem ve özellikleri bakımından korunması gerekli bulunmadığı karar altına alınan taşınmazlar, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı sayılmazlar.
Kaya mezarlıkları, yazılı, resimli ve kabartmalı kayalar, resimli mağaralar, höyükler, tümülüsler, ören yerleri, akropol ve nekropoller; kale, hisar, burç, sur, tarihi kışla, tabya ve isihkamlar ile bunlarda bulunan sabit silahlar; harabeler, kervansaraylar, han, hamam ve medreseler; kümbet, türbe ve kitabeler, köprüler, su kemerleri, su yolları, sarnıç ve kuyular; tarihi yol kalıntıları, mesafe taşları, eski sınırları belirten delikli taşlar, dikili taşlar; sunaklar, tersaneler, rıhtımlar; tarihi saraylar, köşkler, evler, yalılar ve konaklar; camiler, mescitler, musallalar, namazgahlar; çeşme ve sebiller; imarethane, darphane, şifahane, muvakkithane, simkeşhane, tekke ve zaviyeler; mezarlıklar, hazireler, arastalar, bedestenler, kapalı çarşılar, sandukalar, siteller, sinagoklar, bazilikalar, kiliseler, manastırlar; külliyeler, eski anıt ve duvar kalıntıları; freskler, kabartmalar, mozaikler ve benzeri taşınmazlar; taşınmaz kültür varlığı örneklerindendir.
Tarihi mağaralar, kaya sığınakları; özellik gösteren ağaç ve ağaç toplulukları ile benzerleri; taşınmaz tabiat varlığı örneklerindendir.
TESPİT VE TESCİL:
Madde 7 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/2 md.)
Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının tespiti Bakanlıkça doğrudan doğruya veya diğer ilgili kurum ve kuruluşların uzmanlarının yardımlarından faydalanılarak yapılır.
Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir.
Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma kurulu kararı ile tescil olunur.
Tespit ve tescil ile ilgili usuller, esaslar ve kıstaslar yönetmelikte belirtilir.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde veya denetiminde bulunan mazbut ve mülhak vakıflara ait taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları, gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan cami, türbe, kervansaray, medrese han, hamam, mescit, zaviye, sebil, mevlevihane, çeşme ve benzeri korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının tespiti, envarterlenmesi Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapılır.
Tescil kararlarının ilanı, tebliği ve tapu kütüğüne işlenmesi ile ilgili hususlar yönetmelikle düzenlenir.
KORUNMA ALANI İLE İLGİLİ KARAR ALMA YETKİSİ:
Madde 8 – Yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tesbiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir. Koruma Kurullarının kararına 61 inci maddenin ikinci fıkrasına göre itiraz edilebilir.
Korunma alanlarının tespitinde, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunması, görünümlerinin ve çevreleri ile uyumlarının muhafazası için yeteri kadar korunma alanına sahip olmaları dikkate alınır. Bu hususlarla ilgili esaslar. Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikte belirtilir.
İZİNSİZ MÜDAHALE VE KULLANMA YASAĞI:
Madde 9 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/3 md.)
Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarında, her çeşit inşai ve fiziki müdahalede bulunmak, bunları yeniden kullanıma açmak veya kullanımlarını değiştirmek yasaktır. Onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, kazı veya benzeri işler inşai ve fiziki müdahale sayılır.
YETKİ VE YÖNTEM:
Madde 10 – Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin idare ve kontrolünde bulunan kültür ve tabiat varlıklarının korunması, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca yerine getirilir. Bu korunmanın sağlanmasında, gerektiğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığının teknik yardımı ve işbirliği sağlanır.
Milli Savunma Bakanlığının idare ve denetiminde veya sınır boyu ve yasak bölgede bulunan kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi, Milli Savunma Bakanlığınca yerine getirilir. Bu korunmanın sağlanması, Milli Savunma Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında düzenlenecek protokol esaslarına göre yürütülür.
(Değişik fıkra: 17/06/1987 – 3386/4 md.) Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde veya denetiminde bulunan mazbut ve mülhak vakıflara ait taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan cami, türbe, kervansaray, medrese, han, hamam, mescit, zaviye, mevlevihane, çeşme ve benzeri kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi koruma kurulları kararı alındıktan sonra, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yürütülür.
Diğer kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyetinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunma ve değerlendirilmesi, bu Kanun hükümlerine uygun olarak kendileri tarafından sağlanır.
Kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyetinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması, bu kuruluşların bütçelerine her yıl bu maksatla konacak ödeneklerle yapılır.
Bu hizmetlerin yerine getirilebilmesi için, Kültür ve Turizm Bakanlığı Bütçesine her yıl yeteri kadar ödenek konur.
Kültür ve Turizm Bakanlığınca kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla, vakıf kurulabilir.
(Ek fıkra: 17/06/1987 – 3386/4 md.) Araştırma, kazı ve sondaj yapılan alanların korunması ve değerlendirilmesi Bakanlığa aittir.
HAK VE SORUMLULUK:
Madde 11 – Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının malikleri bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm Bakanlığının bu Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece, bu Kanunun bu konuda maliklere tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanırlar. Ancak, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanları, zilyedlik yoluyla iktisap edilemez.
Malikler bu varlıkların üzerindeki mülkiyet haklarının tabii icabı olan ve bu Kanunun hükümlerine aykırı bulunmayan bütün yetkilerini kullanabilirler.
Bu Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülkleri, usulüne göre kamulaştırılır. Mazbut veya mülhak vakıf varlıkları bu hükme tabi değildir.
Kültür ve Turizm Bakanlığının uygun görmesi ile, Vakıflar Genel Müdürlüğü, il özel idareleri, belediyeler ve diğer kamu kurum ve kuruluşları, yukarıda sözü geçen maliklere lüzum görülen hallerde, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının koruma, bakım ve onarımlarına, teknik eleman ve ödenekleri ile yardımda bulunabilirler.
KORUNMASI GEREKLİ TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARININ ONARIMINA
KATKI FONU:
Madde 12 – Özel hukuka tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının; korunması, bakım ve onarımı için Kültür ve Turizm Bakanlığınca ayni, nakdi ve teknik yardım yapılır ve kredi verilir.
(Mülga fıkra: 21/02/2001 – 4629 S.K./6. md.)
(Mülga fıkra: 21/02/2001 – 4629 S.K./6. md.)
(Değişik fıkra: 21/02/2001 – 4629 S.K./6. md.) Kültür Bakanlığınca yapılacak ayni, nakdi ve teknik yardımlar ve verilecek kredilere ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir. Kredi geri dönüşleri Kültür Bakanlığınca takip edilir ve bütçeye gelir yazılır.
DEVİR YASAĞI:
Madde 13 – Hazineye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait olup, usulüne göre tescil ve ilan olunan, her çeşit korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ile bunlara ait korunma sınırları dahilindeki taşınmazlar, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni olmadan, gerçek ve tüzelkişilere satılamaz, hibe edilemez.
KULLANMA:
Madde 14 – Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının intifa haklarının, belirli sürelerle kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere, Devlet dairelerine, kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu menfaatine yararlı milli derneklere bırakılması veya gerçek ve tüzelkişilere kiraya verilmesi, Kültür ve Turizm Bakanlığının iznine tabidir.
Anılan varlıklardan, Vakıflar Genel Müdürlüğünün yönetim ve denetiminde bulunan mazbut ve mülhak vakıflarla, 7044 sayılı Aslında Vakıf Olan Tarihi ve Mimari Kıymeti Haiz Eski Eserlerin Vakıflar Umum Müdürlüğüne Devrine Dair Kanunla yönetimi Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilen vakıf mallarının kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere, Devlet dairelerine, kamu kurum ve kuruluşlarına ve kamu yararına çalışan milli derneklere, belirli sürelerle, intifa haklarının bırakılması veya gerçek ve tüzelkişilerce karakterine uygun kullanılmak şartı ile kiraya verilmesi, Vakıflar Genel Müdürlüğünün yetkisindedir.
Yukarıda belirlenen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını kullananlar, bunların bakım, onarım ve restorasyon işlerini bu Kanunda belirlenen esaslara göre yapmak ve bunun için gerekli masrafları karşılamakla yükümlüdürler.
KAMULAŞTIRMA:
Madde 15 – Taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları, aşağıda belirlenen esaslara göre kamulaştırılır:
a) Kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerle mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanları Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak programlara uygun olarak kamulaştırılır. Bu maksat için, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konur.
(Ek fıkra: 17/06/1987 – 3386/5 md.) Koruma amaçlı imar planında kültürel araçlara ayrılan tescilli yapıların, bu amaçla onarılıp değerlendirilmesi kaydıyla koruma kurullarının kararı ve Bakanlığın tasdiki ile belediyelerce kamulaştırılması yapılabilir. Maksadına uygun kamulaştırma yapılmadığı tespit edildiği takdirde yetkisi geri alınır.
b) Menşei vakıf olup da çeşitli sebeplerle kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetine geçen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve bunların korunma alanlarının kamulaştırılmaları, Vakıflar Genel Müdürlüğüce yapılır. Bu maksat için Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesine yeteri kadar ödenek konur.
c) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanları, imar planında yola, otoparka, yeşil sahaya rastlıyorsa bunların belediyelerce; sair kamu kurum ve kuruluşlarının bakım ve onarım ile görevli oldukları veya kullandıkları bu gibi kültür varlıklarının korunma olanlarının ise, bu kurum ve kuruluşlarca, kamulaştırılması esastır.
d) Kamulaştırmalarda bedel takdirinde, taşınmaz kültür varlıklarının eskilik, enderlik ve sanat değeri dikkate alınmaz.
e) (Değişik bent: 17/06/1987 – 3386/5 md.) Kamulaştırma işlemleri, bu Kanun hükümleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerine göre yapılır.
f) (Ek bent: 17/06/1987 – 3386/5 md.) Sit alanı olması nedeni ile kesin inşaat yasağı getirilmiş korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parseller, malikinin başvurusu üzerine bir başka arazisi ile değiştirilebilir. Üzerinde bina, tesis var ise, malikinin başvurusu üzerine rayiç bedeli 2942 sayılı Kanunun 11 inci maddesi hükümlerine göre belirlenerek ödeme yapılır.
Bu hükümle ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
RUHSATSIZ YAPI YASAĞI:
Madde 16 – Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanlarında ruhsatsız olarak inşaat yapmak yasaktır. Buralarda ruhsatsız olarak yapılacak inşaatlar ile, koruma amaçlı imar planlarında, plana; sitlerde, sit şartlarına aykırı olarak inşa edilen yapılar hakkında imar mevzuatına göre işlem yapılır.
SİT GEÇİŞ DÖNEMİ – KORUMA AMAÇLI İMAR PLANI – KISMİ PLAN DEĞİŞİKLİĞİ:
Madde 17 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/6 md.)
Bir alanın koruma kurulunca sit olarak ilanı, bu alandaki imar planı uygulanmasını durdurur.(…) Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar, koruma kurulu tarafından bir ay içinde geçiş dönemi yapı şartları belirlenir. İlgili valilikler ve belediyeler anılan koruma amaçlı imar planını en geç bir yıl içinde koruma kuruluna değerlendirmek üzere vermek zorundadırlar.
Koruma kurulunca uygun görülecek, belediye veya valilikçe, onaylanan koruma amaçlı imar planının yürürlüğe girmesi ile geçiş dönemi yapı şartları ayrıca karar almaya gerek kalmadan kalkar.
Koruma amaçlı imar planlarının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları bakımından kısmen değiştirilmesi; ilgili kuruluşlarca gerekli görüldüğü ve bu hususta koruma kurulu kararı alındığı takdirde, koruma kurulu ilgili belediyeye ve ayrıca ilgili kurum ve kuruluşlara yazı ile bildirir.
Değişiklik teklifi bu tebligattan sonra en geç bir ay içinde belediye meclisince karara bağlanır. Bu süre içinde gereken karar alınmadığı takdirde belediye meclisi kararına lüzum kalmaksızın koruma kurullarınca karara bağlanan hususlarda değişiklik teklifi kesinleşir.
Belediyeler plan hazırlık safhasında gerektiğinde Bakanlıktan teknik yardım isteyebilirler.
YAPI ESASLARI:
Madde 18 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/7 md.)
Korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının gruplandırılması, maliklerinin müracaat tarihinden itibaren üç ay içinde koruma kurulunca yapılır. Gruplandırılan taşınmaz kültür varlıkları, tapu kütüğünün beyanlar hanesine kaydedilir. Gruplandırma yapılmadıkça, onarım ve yapı esasları belirlenemez.
Mahalli idareler, taşınmaz kültür varlığı parselinde, ek veya eklenti suretiyle yapılacak veya yeni inşa edilecek yapılara ait koruma kurulunca verilen kararlarda veya onaylanmış kültür varlığı projelerinde değişiklik yapamazlar. Ancak, inşa edilecek yapının fen ve sağlık şartlarının mevzuata uygunluğunu kontrol ederler.
Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı parselleri, taşınmaz kültür varlıklarının maliyetine tesir edecek şekil ve surette ayrılamaz ve birleştirilemez.
MALİKLERİN İZİN VERME YÜKÜMLÜLÜĞÜ:
Madde 19 – Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının malikleri, Kültür ve Turizm Bakanlığınca görevlendirilmiş uzmanlara, gerektiği zaman, varlığın kontrolü, incelenmesi, harita, plan ve rölevesinin yapılması, fotoğraflarının çekilmesi, kalıplarının çıkarılması için izin vermeye ve gereken kolaylığı göstermeye mecburdurlar. Ancak, görevliler konut dokunulmazlığı ve aile mahremiyetini ihlal etmeyecek tarzda faaliyetlerini yürütürler.
TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARININ NAKLİ:
Madde 20 – Taşınmaz kültür varlıkları ve parçalarının, bulundukları yerlerde korunmaları
esastır. Ancak, bu taşınmaz kültür varlıklarının başka bir yere nakli zorunluluğu varsa veya özellikleri itibariyle nakli gerekli ise, Koruma Kurullarının uygun görüşü ve gereken emniyet tedbirleri alınmak suretiyle Kültür ve Turizm Bakanlığınca istenilen yere nakledilebilir. Kültür varlığının nakli dolayısıyla taşınmazın maliki bir zarara maruz kalmışsa, Kültür ve Turizm Bakanlığınca oluşturulacak bir komisyonun tespit edeceği tazminat zarar görene ödenir.
İSTİSNALAR VE MUAFİYETLER:
Madde 21 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/8 md.)
Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bakım, onarım, restorasyon, değerlendirme, muhafaza ve nakil işleri ile bu maksatla hazırlanacak projelerin yapılması ve arkeolojik, kazılarda kullanılacak aletlerin alımı hakkında 2886 sayılı Devlet İhale Kanunun ile 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu uygulanmaz.
Birinci fıkranın uygulanmasına dair usul ve esaslar bir yönetmelikle belirlenir.
Tapu kütüğüne “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” kaydı konulmuş olan ve I inci ve II nci grup olarak gruplandırılmış bulunan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerine kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parseller her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
Kültür varlıklarının korunması maksadıyla tespit, proje, bakım, onarım, restorasyon ve kazı ile müzelerin güvenliği için kullanılmak şartıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Milli Savunma Bakanlığı, Bakanlıkça ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce dışardan getirilecek her türlü araç, gereç, makine, teknik malzeme ve kimyevi maddeler ile altın ve gümüş varak, her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
Koruma kurulları kararına uygun olarak bu taşınmaz kültür varlıklarında yapılan onarım ve inşaat işleri Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınacak vergi, harç ve harcamalara katılma paylarından müstesnadır.
Madde 22 – (Mülga madde: 17/06/1987 – 3386/18 md.)
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: KORUNMASI GEREKLİ TAŞINIR KÜLTÜR VE TABİAT
VARLIKLARI
KORUNMASI GEREKLİ TAŞINIR KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI:
Madde 23 – Korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıkları şunlardır:
a) (Değişik bent: 17/06/1987 – 3386/9 md.) Jeolojik, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait, jeoloji, antropoloji, prehistorya, arkeoloji ve sanat tarihi açılarından belge değeri taşıyan ve ait oldukları dönemin sosyal, kültürel, teknik ve ilmi özellikleri ile seviyesini yansıtan her türlü kültür ve tabiat varlıkları;
Her çeşit hayvan ve bitki fosilleri, insan iskeletleri, çakmak taşları (sleks), volkan camları (obsidyen), kemik veya madeni her türlü aletler, çini, seramik, benzeri kab ve kacaklar, heykeller, figürinler, tabletler, kesici, koruyucu ve vurucu silahlar, putlar (ikon), cam eşyalar, süs eşyaları (hülliyat), yüzük taşları, küpeler, iğneler, askılar, mühürler, bilezik ve benzerleri, maskeler, taçlar (diadem), deri, bez, papirus, parşümen veya maden üzerine yazılı veya tasvirli belgeler, tartı araçları, sikkeler, damgalı veya yazılı levhalar, yazma veya tezhipli kitaplar, minyatürler, sanat değerine haiz gravür, yağlıboya veya suluboya tablolar, muhallefat (religue’ler), nişanlar, madalyalar, çini, toprak, cam, ağaç, kumaş ve benzeri taşınır eşyalar ve bunların parçaları,
Halkın sosyal heyetini yansıtan, insan yapısı araç ve gereçler dahil, bilim, din ve mihaniki sanatlarla ilgili etnografik nitelikteki kültür varlıkları.
Osmanlı Padişahlarından Abdülmecit, Abdülaziz, V. Murat, II. Abdülhamit, V.Mehmet Reşat ve Vahidettin ve aynı çağdaki sikkeler, bu Kanuna göre tescile tabi olmaksızın yurt içinde alınıp satılabilirler.
Bu madde kararına girmeyen sikkeler bu Kanunun genel hükümlerine tabidir.
b) Milli tarihimizdeki önemleri sebebiyle, Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna ait tarihi değer taşıyan belge ve eşyalar, Mustafa Kemal ATATÜRK’e ait zati eşya, evrak, kitap, yazı ve benzeri taşınırlar.
YÖNETİM VE GÖZETİM:
Madde 24 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/10 md.)
Devlet malı niteliğini taşıyan korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıklarının Devlet elinde ve müzelerde bulundurulması ve bunların korunup değerlendirilmeleri Devlete aittir. Bu gibi varlıklardan gerçek ve tüzelkişilerin ellerinde bulunanlar, değeri ödenerek Bakanlık tarafından satın alınabilir. 23 üncü maddenin (a) bendinde belirtilen etnografik mahiyetteki kültür varlıklarının yurt içinde alımı, satımı ve devri serbesttir. Alımı, satımı serbest bırakılacak etnoğrafik eserlerin hangi devirlere ait olacağı ve diğer nitelikleri ile kayıt ve tescil şartları bir yönetmelikle belirlenir.
Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi ve Atatürk’e ait korunması gerekli taşınır kültür varlıkları, Bakanlık, Milli Savunma Bakanlığı veya Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nca satın alınabilir.
Ancak, bu tip eserlerden her ne suretle olursa olsun yurt dışına çıkarılacakların kontrolü, Bakanlığa bağlı müzelerce yapılabileceği gibi bazı gümrük çıkış kapılarında bulundurulacak ihtisas elemanlarınca da yapılabilir. Hangi kapılarda ihtisas elemanı bulundurulacağı bir yönetmelikte belirlenir.
Yapılan kontrol sonunda bu tip eserlerden yurt dışına çıkmasında sakınca görülenler tespit edilerek değerlendirilmeleri yurt içinde yapılmak şartıyla, sahiplerine iade edilirler.
Bu maddede belirtilen ve alım, satımı serbest bırakılan eserlerde Devletin rüçhan hakkı mahfuzdur.
MÜZELERE ALINMA:
Madde 25 – Dördüncü maddeye göre Kültür ve Turizm Bakanlığına bildirilen taşınır kültür ve tabiat varlıkları ile 23 üncü maddede belirlenen korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıkları, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bilimsel esaslara göre tasnif ve tescile tabi tutulurlar. Bunlardan Devlet müzelerinde bulunması gerekli görülenler, usulüne uygun olarak müzelere alınırlar.
Korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıklarının tasnifi, tescili ve müzelere alınmaları ile ilgili kıstaslar, usuller ve esaslar yönetmelikte belirlenir.
Türk askeri tarihini ilgilendiren her türlü silah ve malzemenin bulundukları veya ihbar edildikleri yerde, tarihi niteliklerinin araştırılması, incelenmesi ve değerlendirilmesi Genelkurmay Başkanlığınca yapılır.
Tasnif ve tescil dışı bırakılan ve müzelere alınması gerekli görülmeyenler, sahiplerine bir belge ile iade olunurlar. Belge ile iade olunan kültür varlıkları üzerinde, sahipleri her türlü tasarrufta bulunabilirler. Bir yıl içinde sahipleri tarafından alınmayanlar, müzelerde saklanabilir veya usulüne uygun olarak Devletçe satılabilir.
MÜZE, ÖZEL MÜZE VE KOLEKSİYONCULUK:
Madde 26 – Bu Kanunun kapsamına giren kültür ve tabiat varlıklarına ait müzelerin kurulması, geliştirilmesi Kültür ve Turizm Bakanlığının görevlerindendir.
Bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzelkişilerle vakıflar, Kültür ve Turizm Bakanlığından izin almak şartıyla, kendi hizmet konularının veya amaçlarının gerçekleştirilmesi için her çeşit kültür varlığından oluşan koleksiyonlar meydana getirebilir ve müzeler kurabilirler. Ancak, gerçek ve tüzelkişilerle vakıflar tarafından kurulacak müzelerin faaliyet konuları ve alanları, yapılacak başvuruda beyan olunan istekleri değerlendirerek, Kültür ve Turizm Bakanlığınca verilecek izin belgesinde belirlenir.
Gerçek ve tüzelkişilerce kurulacak müzeler, Kültür ve Turizm Bakanlığının izin belgesinde belirlenen konu alanlarına inhisar etmek şartı ile, taşınır kültür varlığı bulundurabilir ve teşhir edebilirler. Bu müzeler de, taşınır kültür varlıklarının korunması hususunda Devlet müzeleri statüsündedirler.
Anılan müzelerin kuruluş amacı, görevi ve yönetim şekil ve şartları ile, gözetim ve denetimi yönetmelikle belirlenir.
Devlet müzeleri içerisinde özel bir ihtisas ve araştırma müzeleri olan askeri müzelerin kurulması, yaşatılması, malzemenin ve uğraş konularının tayin ve tespiti Genelkurmay Başkanlığına aittir. Bu müzelerin görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma düzenleri, Milli Savunma Bakanlığının, Kültür ve Turizm Bakanlığıyla birlikte hazırlayacağı bir yönetmelikte belirtilir.
Gerçek ve tüzelkişiler, Kültür ve Turizm Bakanlığınca verilecek izin belgesiyle korunması gerekli taşınır kültür varlıklarından oluşan koleksiyonlar meydana getirebilirler.
Koleksiyoncular faaliyetlerini, Kültür ve Turizm Bakanlığına bildirmek ve yönetmelik gereğince, taşınır kültür varlıklarını envanter defterine kaydetmek zorundadırlar.
Koleksiyoncular, ilgili müzeye tescil ettirerek, koleksiyonlarındaki her türlü eseri onbeş gün önce Kültür ve Turizm Bakanlığına haber vermek şartı ile kendi aralarında değiştirebilir veya satabilirler. Satın almada öncelik Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir.
KÜLTÜR VARLIĞI TİCARETİ:
Madde 27 – Yirmibeşinci madde gereğince tasnif ve tescil dışı bırakılan ve Devlet müzelerine alınması gerekli görülmeyen taşınır kültür varlıklarının ticareti, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni ile yapılır.
Bu ticareti yapmak isteyenler, Kültür ve Turizm Bakanlığından ruhsatname almak zorundadırlar. Bu ruhsatnameler üç yıl için geçerlidir. Bu sürenin bitiminden bir ay önce ruhsatname yenilenebilir. Bu Kanun hükümlerine aykırı hareket edenlerin ruhsatnameleri, süresine bakılmaksızın iptal edilir.
İKAMETGAHINI TİCARETHANE OLARAK GÖSTERME YASAĞI:
Madde 28 – Kültür varlığı ticareti yapanlar belli bir ticaret yeri göstermek mecburiyetindedir. Ancak, ikametgahlarını hiçbir zaman, ticarethane veya depo olarak gösteremezler.
TİCARETHANE VE DEPOLARIN KONTROLÜ:
Madde 29 – Kültür varlığı ticareti yapanların işyerleri ve depoları yönetmelikte belirlenen esaslar dahilinde Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerince denetlenir.
HABER VERME ZORUNLULUĞU:
Madde 30 – Kamu kurumu ve kuruluşları (Belediyeler ve il özel idareleri dahil, vakıflar, gerçek ve tüzelkişiler satacakları eşya ve terekeler arasında bulunan veya yapacakları müzayedelerdeki satışlara konu olan taşınır kültür ve tabiat varlıkları ile koleksiyonları, önce Devlet müzelerine haber vermeye ve göstermeye mecburdurlar. Kültür ve Turizm Bakanlığı, kültür ve tabiat varlıklarından meydana getirilen koleksiyonları kuracağı komisyonun takdir edeceği bedel üzerinden satın alabilir. Bunlardan hazineye intikal etmiş olup da müze koleksiyonlarına girmesi lüzumlu görülenler, Devlet Ayniyat Yönetmeliği hükümlerine göre Kültür ve Turizm Bakanlığına devrolunurlar.
Birinci fıkrada sözü edilen, kamu kurumu ve kuruluşları, vakıflar, gerçek ve tüzelkişiler satacakları veya ve terekeler arasında bulunan veya yapacakları müzayedelerdeki satışlara konu olan askeri tarihimize ait kültür varlıkları ile silah ve askeri malzeme koleksiyonlarını Genelkurmay Başkanlığına haber vermeye ve göstermeye mecburdurlar. Bu kültür varlıklarından hazineye intikal etmiş olup askeri müzelerin koleksiyonlarına girmesi lüzumlu görülenler Devlet Ayniyat Yönetmeliği hükümlerine göre Milli Savunma Bakanlığına devrolunurlar.
Madde 31 – (Mülga madde: 17/06/1987 – 3386/18 md.)
YURT DIŞINA ÇIKARMA YASAĞI:
Madde 32 – Yurt içinde korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıkları yurt dışına çıkarılamaz. Ancak, milli çıkarlarımız dikkate alınarak, bunların hertürlü hasar, zarar, tehdit veya tecavüz ihtimaline karşı, gideceği ülke makamlarından teminat almak ve sigortalanmak şartı ile, yurt dışında geçici olarak sergilendikten sonra geri getirilmelerine; Kültür ve Turizm Bakanlığınca teşkil edilecek yükseköğretim kurumlarının Arkeoloji ve Sanat Tarihi bilim dallarının başkanlarından oluşan bilim kurulunun kararı ve Kültür ve Turizm Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca karar verilir.
Türkiye’deki kordiplomatik mensupları, Türkiye’ye girişlerinde beyan ederek beraberlerinde getirdikleri yabancı kökenli kültür varlıklarını, çıkışlarında beraberlerinde götürebilirler.
Yurt dışına geçici olarak sergilenmek üzere kültür ve tabiat varlıkları gönderilmesi esasları ile, Türkiye’deki kordiplamatik mensuplarına beraberlerinde getirdikleri bu tür varlıkların giriş ve çıkışlarında yapılacak işlemler, istenecek belgeler ve ilgili diğer hususlar Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığının birlikte düzenleyecekleri yönetmelikte belirtilir.
YURT DIŞINDAN GETİRME:
Madde 33 – Yurt dışından kültür varlığı getirmek serbesttir.
KOPYA ÇIKARMA:
Madde 34 – Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı ören yerleri ve müzelerdeki taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının öğretim, eğitim, bilimsel araştırma ve tanıtma amacı ile fotoğraflarının ve filmlerinin çekilmesi, mulaj ve kopyalarının çıkartılması Kültür ve Turizm Bakanlığının iznine bağlıdır.
Bu hususlarla ilgili esaslar, yönetmelikte tespit olunur.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: ARAŞTIRMA, SONDAJ, KAZI VE DEFİNE ARAMA
ARAŞTIRMA, SONDAJ VE KAZI İZNİ:
Madde 35 – Bu kanun hükümlerine tabi, taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını meydana çıkarmak üzere, araştırma, sondaj ve kazı yapma hakkı, sadece Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir.
Bilimsel ve mali yeterliği Kültür ve Turizm Bakanlığınca takdir ve kabul olunan Türk ve yabancı heyet ve kurumlara araştırma izni, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından; sondaj ve kazı yapma izni Kültür ve Turizm Bakanlığının teklifi üzerine, Bakanlar Kurulu kararı ile verilir, Kültür ve Turizm Bakanlığı elemanları veya bu Bakanlıkça görevlendirilecek Türk bilim adamları tarafından yapılacak araştırma, sondaj ve kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığının iznine bağlıdır. Askeri yasak bölgelerde yapılacak araştırma, sondaj ve kazı için gerekli ruhsatname, Genelkurmay Başkanlığının iznini müteakip, sözü geçen heyet ve kurumların göstereceği uzmanlar adına düzenlenir. Kültür ve Turizm Bakanlığınca haklı görülebilecek sebep olmadıkça heyet ve kurumlar ruhsatnamedeki üyelerini değiştiremezler.
Su altında korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu bölgeler, ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılarak Kültür ve Turizm Bakanlığınca tespit edilir ve Bakanlar Kurulu kararı ile yayımlanır. Bu bölgelerde, sportif amaçlı dalış yapmak yasaktır, ikinci fıkra hükümlerine göre izin almak şartıyla araştırma ve kazı yapılabilir.
MALİKLERİN MÜLKLERİ İÇİNDE YAPILACAK KAZILAR:
Madde 36 – Taşınmaz kültür varlığı sahiplerinin kendi mülkleri içinde kültür varlığı aramak maksadı ile araştırma, sondaj ve kazı yapmaları da bu Kanunun 35 ve 41 inci maddeleri hükümlerine tabidir.
KAZI İZNİNDE USUL:
Madde 37 – Aynı kazı heyetine veya şahsa, aynı süre içinde Kültür ve Turizm Bakanlığınca yapılan kurtarma kazıları dışında, birden fazla yerde kazı ve sondaj izni verilemez. İzin verilmesi, araştırma, sondaj ve kazının yapılması, elde edilecek kültür ve tabiat varlıklarının muhafaza şartları, bu eserler üzerinde araştırma, sondaj, ve kazı sahiplerine tanınacak diğer haklar bir yönetmelikte tespit olunur.
KAZI İZNİNİN DEVREDİLMEYECEĞİ:
Madde 38 – Türk ve yabancı bilim kurumlarına veya onların adına hareket eden kişilere verilen kazı ve sondaj ruhsatnameleri ile araştırma izni, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni olmadan devredilemez. Bu iş için bir başkası tevkil olunamaz.
ARAŞTIRMA, SONDAJ VE KAZI İZNİNİN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ:
Madde 39 – Kültür ve Turizm Bakanlığınca kabul edilen haklı bir sebep gösterilmeden, ruhsatname tarihinden itibaren, en çok altı ay içinde başlanılmayan araştırma, kazı ve sondajlara ait izin ve ruhsatnameler, hükümsüz sayılır. Araştırma, sondaj ve kazı çalışmaları, makul bir sebep gösterilmeksizin iki aydan fazla tatil edilemez. Bu süreyi geciktirenlerin izin ve ruhsatnameleri iptal edilmiş sayılır. Ayrıca, bu Kanun hükümlerine aykırı hareket edenlerin ruhsatnameleri iptal edilir ve bu gibilere, daha sonra izin ve ruhsat verilmez.
ARAŞTIRMA, SONDAJ VE KAZI İZNİNDE SÜRE:
Madde 40 – Kazı ve sondaj ruhsatnameleri ile araştırma izni bir yıl için geçerlidir. Ruhsatname ve izin süresinin sonunda heyet başkanı kazıya, sondaj ve araştırmaya devam edildiğini, yazılı olarak bildirdiği takdirde, bu hak her yıl müracaat şartı ile gelecek yıllarda da müracaatçı için saklı tutulur.
KAZIDAN ÇIKAN ESERLERİN MÜZELERE NAKLİ:
Madde 41 – Kazılarda meydana çıkan bütün taşınır kültür ve tabiat varlıkları, kazı yapan heyet ve kurumlar tarafından her yıl yapılan kazı sonunda Kültür ve Turizm Bakanlığının göstereceği Devlet müzesine naklolunur. Kazı ve sondaj araştırmalarında elde edilen insan ve hayvan iskeletleri ile bütün fosiller, Kültür ve Turizm Bakanlığınca uygun görüldüğü takdirde, tabiat tarihi müzeleri ile üniversitelere veya ilgili diğer Türk bilim kurumlarına verilebilir. Ayrıca, kazı ve sondaj araştırmalarında elde edilen askeri tarihle ilgili her türlü taşınır kültür varlığı, Genelkurmay Başkanlığının uygun görüşü ile, Kültür ve Turizm Bakanlığınca askeri müzelere devredilir.
ZARAR VERMEDE TAZMİNAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ:
Madde 42 – Kazı ve sondaj izni alanlar, bu çalışmayı sahipli arazide yaptıkları takdirde, kazı, sondaj ve araştırma bölgesindeki arazi sahiplerinin zararlarını tazmin ile yükümlüdürler, Arazi sahipleri Kültür ve Turizm Bakanlığının oluşturacağı komisyonca takdir edilecek tazminat karşılığında, kazı ve sondaj veya araştırmaya izin vermeye mecburdurlar.
Bu gibi yerler, gerektiğinde Kültür ve Turizm Bakanlığınca kamulaştırılabilir. Yabancı bilim kurumlarınca yapılan kazılarda, bu kamulaştırmanın bedeli kazı sahipleri tarafından ödenir. Hazine adına tescil edilecek yerin kamulaştırma bedelinin takdirinde genel kamulaştırma hükümleri uygulanır. Bu madde gereğince ödenecek tazminat ve kamulaştırma bedellerinin takdirinde, kazı, sondaj ve araştırma faaliyetlerinden önce, mevcut kültür ve tabiat varlıklarının eskilik, enderlik ve sanat değeri ile, bu faaliyetler sonucu bulunan kültür varlıklarının değeri, dikkate alınmaz.
YAYIM HAKKI:
Madde 43 – Kazı, sondaj ve araştırmalarda, meydana çıkacak olan varlıkların yayım hakkı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, kazı, sondaj ve araştırma izni alan heyet ve kurumlar adına, kazı, sondaj ve araştırmayı fiilen idare edenlere aittir. Kazı başkanları, her kazı dönemi sonunda, Kültür ve Turizm Bakanlığına bilimsel bir rapor vermekle yükümlüdürler. Kazının bitiminden itibaren, kazı dönemi çalışmalarına ait bilimsel raporlarını en geç iki yıl, nihai bilimsel raporlarını ise beş yıl içinde yayımlamayan kazı heyetlerinin kazı, sondaj ve araştırmalarda buldukları kültür ve tabiat varlıkları üzerindeki her türlü yayım hakkı Kültür ve Turizm Bakanlığına geçer.
Kültür ve Turizm Bakanlığı adına yapılan kazı, sondaj ve araştırmalara ait bilimsel raporlar, kazı başkanlığınca, yayımlanacak şekilde hazırlanır. Kültür ve Turizm Bakanlığı bunlardan gerekli görülenleri yayımlar.
Kültür ve Turizm Bakanlığınca uygun görülecek mazeretler dışında, yukarıda açıklanan süre içinde son raporlarını yayımlamamış bulunan heyet ve kişilere yeni bir kazı için ruhsatname verilmez.
GİDERLER:
Madde 44 – Kazı, sondaj ve araştırma yapılan saha ile, kazı, sondaj ve araştırmadan çıkan kültür varlıklarının yerinde korunmasını sağlamak maksadıyla, kazı yerinde geçici olarak çalıştırılacak bekçilerin ücret ve masrafları ile kazı yerinin eski haline getirilmesinin gerektirdiği giderleri karşılamak, kazı sırasında meydana gelebilecek zararları tazmin ve bunlarla ilgili bütün giderler, düzenlenecek yönetmeliğe göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ruhsat verme veya süre uzatma sırasında, kazı sahiplerinden tahsil edilerek emaneten mal sandığına yatırılan paralardan ödenir. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından finanse edilen konularda, gider karşılıklarının mal sandığına yatırılması zorunlu değildir.
KORUNMA VE ÇEVRE DÜZENLEMESİ:
Madde 45 – Kültür ve Turizm Bakanlığının izni ile yapılan kazılarda ortaya çıkan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bakım, onarım ve çevre düzenlemeleri ile taşınır kültür ve tabiat varlıklarının bakım ve onarımları kazı başkanlığınca yapılır.
ARAŞTIRMA, KAZI VE SONDAJLARIN GEÇİCİ OLARAK VEYA TAMAMEN DURDURULMASI:
Madde 46 – Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak yapılan kazı, sondaj ve araştırmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığınca geçici olarak veya tamamen durdurulur.
TESİSLERİN DEVRİ:
Madde 47 – Heyet ve kurumlar adına, kazı, sondaj ve araştırma yapan şahıslar tarafından, işe başlamak için veya çalışmaların devamı sırasında muhtelif şekillerde satın alınan veya inşa edilen depo, lojman ve benzeri tesisler ve malzeme, kazının sonunda bedelsiz olarak, Kültür ve Turizm Bakanlığına devrolunur. Bu tesislerin kullanış şekillerinin tayinine Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilidir.
ARAŞTIRMA, KAZI VE SONDAJDA GÖREVLENDİRİLENLER:
Madde 48 – Yabancı heyet ve kurumlar tarafından yapılan araştırma, kazı ve sondajlarda Kültür ve Turizm Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü uzmanlarından bir veya birkaç temsilci bulunur. Türk heyet ve kurumlarınca yapılan araştırma, kazı ve sondajlara Kültür ve Turizm Bakanlığı adına yetkili bir uzman katılır. Temsilci ve uzmanların seçimi ve görevleri, yönetmelikle belirlenir.
Türk heyet ve kurumlarınca yapılan kazılara katılacak Kültür ve Turizm Bakanlığı uzmanlarının yol masrafları, yevmiyeleri ve zaruri giderleri, 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre Kültür ve Turizm Bakanlığınca ödenir.
Yabancı kurum ve heyetler tarafından yapılan araştırma, kazı ve sondajlarda görevlendirilecek Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcilerine ödenecek olan yol masrafları, yevmiye, temsil ödeneği ve su altı dalış tazminatı, kazı başkanlığından Kültür ve Turizm Bakanlığınca peşinen tahsil edilip bir Devlet bankasına yatırılır. Temsil ödeneğinin miktarı, her yıl Kültür ve Turizm Bakanlığınca tayin edilir.
ARAŞTIRMA, KAZI VE SONDAJ İZİN YASAĞI:
Madde 49 – Türkiye’deki elçilik ve konsolosluklar mensuplarına, araştırma, kazı ve sondaj izni verilmez.
DEFİNE ARAMA:
Madde 50 – Define aramak isteyenlere, bu Kanunun 6 ncı maddesinde korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı olarak belirtilen yerler ile tespit ve tescil edilen sit alanları ve mezarlıklar dışında, Kültür ve Turizm Bakanlığınca define arama ruhsatnamesi verilebilir.
Define aramak isteyenlere aynı süre içinde birden fazla yerde arama izni verilemez. Define arama izni, başkalarına devredilemez. Bu iş için bir başkası tevkil olunamaz.
Define aramada, Kültür ve Turizm Bakanlığından ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarından temsilci olarak gönderileceklerin yolluk ve yevmiyeleri ile zaruri giderleri arayıcı tarafından karşılanır. Bu iş için gerekli olan ödenek, Bakanlıkça, define arayıcısından peşinen tahsil edilip bir Devlet bankasına yatırılır.
Arama ruhsatının verilmesi, define arayıcıdan istenecek belgeler, aramanın yapılması, çıkan defineden arayıcıya tanınacak haklar, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının birlikte düzenleyeceği yönetmelikte belirtilir.
BEŞİNCİ BÖLÜM: KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA YÜKSEK
KURULU İLE KORUMA KURULLARI
KURULUŞ, GÖREV, YETKİ VE ÇALIŞMA ŞEKLİ:
Madde 51 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/11 md.)
Yurtiçinde bulunan ve bu Kanun kapsamına giren korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hizmetlerin bilimsel esaslara göre yürütülmesini sağlamak üzere, Bakanlığa bağlı “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu” ile Bakanlıkça belirlenecek bölgelerde “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları” kurulur.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır;
a) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve restorasyonuyla ilgili işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek,
b) Koruma kurulları arasında gerekli koordinasyonu sağlamak,
c) Uygulamada doğan genel sorunları değerlendirerek görüş vermek suretiyle,
Bakanlığa yardımcı olmak.
Koruma Yüksek Kurulu yılda en az iki defa toplanır. Bakanlık gerekli gördüğünde kurulu olağanüstü toplantıya çağırır.
Koruma Yüksek Kurulu salt çoğunlukla toplanır, toplantıya katılan üyelerin en az dörtte üçünün oyları ile karar verir.
Koruma Yüksek Kurulunun çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar bir yönetmelikle düzenlenir.
Madde 52 – (Mülga madde: 17/06/1987 – 3386/18 md.)
KORUMA YÜKSEK KURULU ÜYELİĞİ:
Madde 53 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/12 md.)
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu aşağıda belirtilen üyelerden oluşur.
Üyeler;
(1) Bakanlık Müsteşarı,
(2) Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı,
(3) Bakanlığın ilgili Müsteşar Yardımcısı,
(4) Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürü,
(5) Turizm Genel Müdürü,
(6) Bayındırlık ve İskan Bakanlığının İlgili Genel Müdürü veya yardımcısı,
(7) Orman Genel Müdürü veya Yardımcısı,
(8) Vakıflar Genel Müdürü veya Yardımcısı,
(9) Koruma kurulları başkanlarından Bakanlıkça seçilecek altı üye.
Koruma Yüksek Kurulunun başkanı, Bakanlık Müsteşarıdır.
Müsteşar bulunmadığı zaman yardımcısı Kurula başkanlık eder.
TEMSİLCİ ÜYELERİN NİTELİKLERİ
Madde 54 – Koruma Yüksek Kurulunun temsilci üyelerinin, yükseköğretim görmüş olmaları ve 53 üncü maddede belirlenen bilim dallarından biri veya birkaçında tanınmış ve bu alanlarda çalışmalar yapmış, tercihan yurt içinde veya yurt dışında yayımlanmış eserler vermiş olmaları şartı aranır.
KORUMA YÜKSEK KURULU VE KORUMA KURULU ÜYELİĞİNİN SONA ERMESİ, SÜRESİ VE HUZUR HAKKI:
Madde 55 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/13 md.)
Koruma Yüksek Kurulu ve koruma kurullarındaki tabii üyelerin üyelikleri, kurumlarındaki görevleri süresince devam eder. Koruma kurullarının Yükseköğretim Kurumu tarafından seçilen üyelerinin üyelikleri 5 yıl sürelidir. Bu üyeler iki dönemi aşmamak şartıyla yeniden seçilebilirler.
Koruma Yüksek Kurulu ve koruma kurulları üyeleri Bakanın lüzum görmesi halinde kurumlarınca değiştirilebilir.
Üyelikleri sona eren, ölen, istifa eden, hastalık ve görev gereği hariç, bir yıl içinde Koruma Yüksek Kurulunun iki, Koruma Kurulunun dört toplantısına katılmayan veya bir yıldan fazla süre ile yurt dışına giden temsilci üyelerin yerine yeni üye seçilir.
Kurul üyelerine Maliye ve Gümrük Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça tespit edilecek miktarda huzur hakkı ödenir.
Madde 56 – (Mülga madde: 17/06/1987 – 3386/18 md.)
KORUMA KURULLARININ GÖREV, YETKİ VE ÇALIŞMA ŞEKLİ:
Madde 57 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/14 md.)
Koruma kurulları, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde olmak kaydıyla aşağıdaki işleri yapmakla görevli ve yetkilidir.
a) Bakanlıkça tespit edilen veya ettirilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının tescilini yapmak,
b) Korunması gerekli kültür varlıklarının gruplandırılmasını yapmak,
c) Sit alanlarının tescilinden itibaren bir ay içinde geçiş dönemi yapı şartlarını belirlemek,
d) Koruma amaçlı imar planları ile bunların her türlü değişikliklerini inceleyip onamak,
e) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının koruma alanlarının tespitini yapmak,
f) Korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarından özelliklerini kaybetmiş olanlarının tescil kaydını kaldırmak,
g) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile ilgili uygulamaya yönelik kararlar almak.
Kamu kurum ve kuruluşları (belediyeler dahil) ile gerçek ve tüzel kişiler, koruma kurullarının kararlarına uymak zorundadırlar.
Koruma kurullarının başkan ve başkan yardımcıları, üyeler arasından kurulca seçilir. Başkanın yokluğunda kurula başkan yardımcısı başkanlık eder.
Koruma kurullarının çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar bir yönetmelikle belirlenir.
KORUMA KURULLARININ OLUŞUMU:
Madde 58 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/15 md.)
Koruma Kurulları aşağıda belirtilen üyelerden oluşur;
a) Arkeoloji, sanat tarihi, müzecilik, mimari ve şehir plancılığı konularında uzmanlaşmış kişiler arasından Bakanlıkça seçilecek üç temsilci,
b) Yükseköğretim Kurulunca, kurumlarının arkeoloji, sanat tarihi, mimarlık, şehircilik bilim dallarından aynı daldan olmamak üzere iki öğretim üyesi,
c) Görüşülecek konu, belediye sınırları içinde ise ilgili belediye başkanı veya teknik temsilcisi, dışında ise ilgili valilikçe seçilecek teknik temsilci,
d) Görüşülecek konu, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile ilgili ise Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünden iki teknik temsilci,
e) Görüşülecek konu, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile ilgili ise Vakıflar bölge müdürü veya teknik temsilcisi,
f) Görüşülecek konu, Orman Genel Müdürlüğü ile ilgili ise konuyla ilgili teknik temsilci.
Ayrıca kurula oy hakkı olmamak kaydıyla danışman uzman çağırılabilir.
Madde 59 – (Mülga madde: 17/06/1987 – 3386/18 md.)
Madde 60 – (Mülga madde: 17/06/1987 – 3386/18 md.)
Madde 61 – (Mülga madde: 17/06/1987 – 3386/18 md.)
KURUL ÜYELERİNİN YOLLUK VE GÜNDELİKLERİ:
Madde 62 – Koruma Yüksek Kurulu ve Koruma Kurulları üyelerinden umumi harcırah hükümlerine tabi bulunanların kurul toplantıları için memuriyet mahalleri dışındaki seyahatlerinde yol giderleri ve gündelik, tabii üyelere mensup oldukları kurumlarınca; diğer üyelere, Kültür ve Turizm Bakanlığınca ödenir.
KURULLARLA İLGİLİ YÖNETMELİK:
Madde 63 – Yüksek Kurul ile Bölge Kurullarının görev, yetki ve sorumlulukları ile bu Kurulların kendi aralarındaki ve Kültür ve Turizm Bakanlığıyla olan ilişkileri bir yönetmelikle düzenlenir.
ALTINCI BÖLÜM: İKRAMİYE VE CEZALAR
KÜLTÜR VARLIKLARINI BULANLARA VERİLECEK İKRAMİYE:
Madde 64 – Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer üstünde, yer altında ve su altında bulunan taşınır kültür varlıklarını 4 üncü maddede yazılı makam ve mercilere, aynı maddede yazılı süreler içerisinde haber verenlere:
a) Bulunan varlık, bunların mülkü içinde ise bu Kanunun 24 üncü ve 25 inci maddeleri uygulanır. Ayrıca ikramiye verilmez.
b) Bulunan varlık başkasının mülkü içinde ise Kültür ve Turizm Bakanlığınca varlığın değeri dikkate alınarak, takdir olunacak bedelin %80’i ikramiye olarak bulan ile mülk sahibi arasında yarı yarıya paylaştırılır.
c) Kültür varlığı Devlete ait arazide bulunmuş ise, takdir olunacak bedelin %40’ı bulana ikramiye olarak verilir.
d) Nerede bulunursa bulunsun haber verilen kültür varlığı korunması gerekli nitelikte olmadığı takdirde haber verenlere bu Kanunun 25 inci maddesindeki işlem uygulanır. Ayrıca ikramiye verilmez.
e) Nerede olursa olsun yeni bulunup da 4 üncü maddede yazılı süreler içinde haber verilmediğinden dolayı gizlenmiş sayılan kültür varlıklarını haber verenler ile, bunları yakalayan kamu görevlilerine, 1905 sayılı “Menkul ve Gayrimenkul Emval ile Bunların İntifa Haklarının ve Daimi Vergilerin Mektumlarını Haber verenlere Verilecek İkramiyelere Dair Kanun”da taşınır mallar için gösterilen oranlar dahilinde tespit edilen bedel ikramiye olarak verilir.
f) Yukarıdaki fıkralardan herhangi biri uyarınca kültür varlıklarını bulan, haber veren veya yakalayan kişiler birden fazla ise verilecek ikramiyeler bunlar arasında eşit olarak paylaştırılır.
g) Yukarda belirtilen ikramiyelerin tahakkuk ve tediyesine ait işlemler Maliye ve Kültür ve Turizm bakanlıklarınca birlikte hazırlanacak yönetmelik esaslarına göre yapılır.
CEZALAR:
Madde 65 – Bu Kanunun 9 uncu maddesine aykırı hareket edenler:
a) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarara uğramalarına kasten sebebiyet verenler iki yıldan beş yıla kadar ağır hapis ve ellibin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar.
Bu fiiller korunması gerekli kültür ve tabiat varlığını yurt dışına kaçırmak maksadıyla işlenmiş ise yukarıda belirtilen cezalar bir kat artırılır.
b) Sit şartlarına ve korunma planlarında, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurullarınca belirlenen alanlarda öngörülen şartlara aykırı izinsiz inşaat yapan veya yaptıranlar bir yıldan üç yıla kadar ağır hapis ve ellibin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar.
c) Bu Kanunda belirli usuller dışında usulsüz yıkma veya imar izni verenler iki yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası, ayrıca ellibin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar.
USULSÜZ BELGE VERENLER, İLAN VE TEBLİGAT YAPANLAR:
Madde 66 – Bu Kanunun 16 ncı maddesinde yer alan yasaklara aykırı olarak belge verenler, suç diğer kanunlarda daha ağır bir cezayı gerektirmediği hallerde, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmibeşbin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezası ile; bu Kanunun 7 nci maddesinde yer alan ilan veya tebligatı bilerek, süresinde usulüne uygun yapmayanlar ise, üç aydan bir yıla kadar hapis, beşbin liradan otuzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar.
HABER VERME SORUMLULUĞUNA – KÜLTÜR VARLIĞI TİCARETİNE VE İKAMETGAHI TİCARETHANE OLARAK GÖSTERME YASAĞINA AYKIRI HAREKET EDENLER:
Madde 67 – Bu Kanunun 4, 27, 28 inci maddelerine aykırı hareket edenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmibeşbin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar.
YURT DIŞINA ÇIKARMA YASAĞINA AYKIRI HAREKET EDENLER:
Madde 68 – Bu Kanunun 32 nci maddesinin birinci fıkrasına aykırı davrananlara, beş yıldan on yıla kadar ağır hapis, yüzbin liradan üçyüzbin liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.
Ayrıca kültür ve tabiat varlığına el konularak müzeye teslim edilir.
Bu fiillerin işlenmesi sırasında kullanılan her türlü eşya ve araçlara el konulur. Kamu kuruluşlarına ait eşya ve araçlar bu hükmün dışındadır.
TETKİK VE KONTROLE MUHALEFET:
Madde 69 – Bu Kanunun 29 uncu maddesinde yer alan tetkik ve kontrolle muhalefet edenler ile 41 inci maddede yer alan nakil işlerine aykırı hareket edenler altı aydan bir yıla kadar hapis ve yirmibeşbin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar.
ÖZEL MÜLKİYETE KONU OLANLAR:
Madde 70 – Bu Kanunun 24 üncü maddesine aykırı hareket edenler bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmibeşbin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar.
KAZI, SONDAJ VE ARAŞTIRMAYA İLİŞKİN HÜKÜMLERE AYKIRI HAREKET:
Madde 71 – Bu Kanunun 38, 42 ve 43 üncü maddelerine aykırı hareket edenler ellibin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar.
KAMU PERSONELİNE İLİŞKİN KARARLAR:
Madde 72 – Bu Kanunun uygulanmasında, görevli kamu personeli hakkında yapılacak iş ve işlemler ve alınacak her türlü kararlar ve bu kararlara karşı yapılacak itirazlar, öncelikle incelenir ve sonuçlandırılır.
ÖZEL MÜZE VE KOLEKSİYONCULARA İLİŞKİN HÜKÜMLERE AYKIRI HAREKET:
Madde 73 – Bu Kanunun 26, 30 ve 31 inci maddelerine aykırı davrananlara, suç daha ağır bir cezayı gerektirmiyorsa üç aydan bir yıla kadar hapis ve yirmibeşbin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezası verilir.
İZİNSİZ ARAŞTIRMA, KAZI VE SONDAJ YAPANLAR:
Madde 74 – Ruhsatsız sondaj ve kazı yapanlara, iki yıldan beş yıla kadar ağır hapis ve ellibin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezası; izinsiz define araştıranlara da bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis ve yirmibeşbin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezası; izinsiz araştırma yapanlara ellibin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezası verilir. Bu fiilleri yurt dışına kültür varlıklarını kaçırma amacıyla yaptıkları anlaşılanlar ve bu fiili işleyenler kültür varlıklarının korunmasında görevli kişiler ise bu maddede yazılı cezanın iki katı verilir. Bu kişilerin ellerinde bulunan kültür varlıkları, bedel ödemeksizin alınıp, ilgili müzelere teslim edilir.
CEZALARIN ARTIRILMASI:
Madde 75 – Türk Ceza Kanununun ikinci kitap, onuncu babının 1 inci ve 2 nci fasıllarında yazılı suçların konusu bu Kanunun kapsamına giren kültür varlıkları ise, muayyen olan ceza üçte birinden az olmamak üzere, iki katına kadar artırılarak hükmolunur.
YEDİNCİ BÖLÜM: DİĞER HÜKÜMLER
YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILAN KANUNLAR:
Madde 76 – 28/02/1960 tarih ve 7463 sayılı “Hususi Şahıslara Ait Eski Eserlerle Tarihi Abidelerin istimlaki Hakkında Kanun”; 25/04/1973 tarih ve 1710 sayılı “Eski Eserler Kanunu”; 02/07/1951 tarih ve 5805 sayılı “Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Teşkiline ve Vazifelerine Dair Kanun” ile 18/06/1973 tarih ve 1741 sayılı “Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Teşkiline ve Vazifelerine Dair 2 Temmuz 1951 tarihli ve 5805 sayılı Kanunda Bazı Değişiklikler Yapılması Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılmıştır.
EK VE GEÇİCİ MADDELER
Ek Madde 1 –
Bu Kanunun 6, 8, 20, 65 inci maddelerinde geçen “Yüksek Kurul, bölge kurulları”, “Koruma kurulları”; 54, 62 nci maddelerinde geçen “Yüksek Kurul”,”Koruma Yüksek Kurulu”; “Bölge Kurulu”, “koruma kurulları”; 54 üncü maddede geçen “Yüksek Kurul”, “Koruma Yüksek Kurulu” olarak değiştirilmiştir.
Geçici Madde 1 – Bu Kanunun 7 nci maddesine göre tespit ve tescil işlemleri yapılırken, 19 uncu yüzyıl sonuna kadar olan döneme ait taşınmaz kültür varlıklarının malikleri, bunların korunmalarına gerek olmadığının tespitini Kültür ve Turizm Bakanlığından isteyebilirler. Kültür ve Turizm Bakanlığı yönetmeliğe uygun bilgileri içeren bu başvuruları, görevlendirdiği uzmanlara incelettirerek, en geç üç ay içinde, Yüksek Kurula iletir. Yüksek Kurul en geç altı ay içinde konuyu inceleyip karara bağlar.
Geçici Madde 2 – Gerçek ve tüzelkişiler, koleksiyoncular, bu Kanuna göre çıkarılacak yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde, ellerinde bulunan korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıklarını, menşe göstermeksizin, 24 ve 25 inci maddelere göre Devlet müzelerine satabilir veya envanter defterlerine kayıt ederek en yakın müzeye onaylatmaları şartıyla Kanunun 24 üncü maddesi hükmünden yararlanabilirler.
Geçici Madde 3 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/17 md.)
Bu Kanunla kurulması öngörülen kurullar teşkil edilinceye kadar, mevcut kurullar görevine devam ederler.
Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren dört ay içerisinde çıkarılacak yönetmelikler düzenleninceye kadar mevcut yönetmeliklerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.
Geçici Madde 4 – (Mülga madde: 17/06/1987 – 3386/18 md.)
Geçici Madde 5 – Bu Kanunda belirtilen yönetmelikler, Kanunun yayımlanmasından itibaren en geç altı ay içinde hazırlanarak yürürlüğe konur.
Bu yönetmelikler Resmi Gazetede yayımlanır.
Geçici Madde 6 – Genel Kadro Kanunu çıkıncaya kadar, bölge kurulları için bu Kanuna ekli bulunan kadro cetveli uygulanır.
YÜRÜRLÜK:
Madde 77 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
YÜRÜTME:
Madde 78 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Bilgi Edinme Hakkı Kanunu 4982 sayılı kanun numarası ile 09.10.2003 tarihinde kabul edilmiş ve Resmi Gazetenin 24.10.2003 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bilgi Edinme Hakkı, Kanun ile getirilmiş modern haklardandır. Kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen yasal düzenleme ülkemizde henüz yenidir. Resmi devlet kurumları başta olmak üzere belli kurumsal standartları yerine getiren özel sektör firmalarının bile meslek sırrı ve kişisel bilgi harici genel konularda açıklama yapılmasını istedikleri her türlü ürün ve hizmet esaslı konuyla ilgili olarak kişilerin, kurumların tüzel kişilikleriyle muhatap olabilmelerini sağlayan, ilgili kanun kapsamında ücretsiz verilen hizmettir. Kamu kurumlarının yasa kapsamında vereceği bilgiler zorunlu olup istenen bilgilerin verilmemesi cezai sorumluluk gerektirmektedir.
MADDE 1.- Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.
Kapsam
MADDE 2.- Bu Kanun; kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinde uygulanır.
1.11.1984 tarihli ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun hükümleri saklıdır.
Tanımlar
MADDE 3.- Bu Kanunda geçen;
a) Kurum ve kuruluş: Bu Kanunun 2 nci maddesinde geçen ve kapsama dahil olan bilgi edinme başvurusu yapılacak bütün makam ve mercileri,
b) Başvuru sahibi: Bu Kanun kapsamında bilgi edinme hakkını kullanarak kurum ve kuruluşlara başvuran gerçek ve tüzel kişileri,
c) Bilgi: Kurum ve kuruluşların sahip oldukları kayıtlarda yer alan bu Kanun kapsamındaki her türlü veriyi,
d) Belge: Kurum ve kuruluşların sahip oldukları bu Kanun kapsamındaki yazılı, basılı veya çoğaltılmış dosya, evrak, kitap, dergi, broşür, etüt, mektup, program, talimat, kroki, plân, film, fotoğraf, teyp ve video kaseti, harita, elektronik ortamda kaydedilen her türlü bilgi, haber ve veri taşıyıcılarını,
e) Bilgi veya belgeye erişim: İstenen bilgi veya belgenin niteliğine göre, kurum ve kuruluşlarca, başvuru sahibine söz konusu bilgi veya belgenin bir kopyasının verilmesini, kopya verilmesinin mümkün olmadığı hâllerde, başvuru sahibinin bilgi veya belgenin aslını inceleyerek not almasına veya içeriğini görmesine veya işitmesine izin verilmesini,
f) Kurul: Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunu,
İfade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Bilgi Edinme Hakkı ve Bilgi Verme Yükümlülüğü
Bilgi edinme hakkı
MADDE 4.- Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir.
Türkiye’de ikamet eden yabancılar ile Türkiye’de faaliyette bulunan yabancı tüzel kişiler, isteyecekleri bilgi kendileriyle veya faaliyet alanlarıyla ilgili olmak kaydıyla ve karşılıklılık ilkesi çerçevesinde, bu Kanun hükümlerinden yararlanırlar.
Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülükleri saklıdır.
Bilgi verme yükümlülüğü
MADDE 5.- Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.
Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Bilgi Edinme Başvurusu
Başvuru usulü
MADDE 6.- Bilgi edinme başvurusu, başvuru sahibinin adı ve soyadı, imzası, oturma yeri veya iş adresini, başvuru sahibi tüzel kişi ise tüzel kişinin unvanı ve adresi ile yetkili kişinin imzasını ve yetki belgesini içeren dilekçe ile istenen bilgi veya belgenin bulunduğu kurum veya kuruluşa yapılır. Bu başvuru, kişinin kimliğinin ve imzasının veya yazının kimden neşet ettiğinin tespitine yarayacak başka bilgilerin yasal olarak belirlenebilir olması kaydıyla elektronik ortamda veya diğer iletişim araçlarıyla da yapılabilir.
Dilekçede, istenen bilgi veya belgeler açıkça belirtilir.
İstenecek bilgi veya belgenin niteliği
MADDE 7.- Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır.
Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler.
İstenen bilgi veya belge, başvurulan kurum ve kuruluştan başka bir yerde bulunuyorsa, başvuru dilekçesi bu kurum ve kuruluşa gönderilir ve durum ilgiliye yazılı olarak bildirilir.
Yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler
MADDE 8.- Kurum ve kuruluşlarca yayımlanmış veya yayın, broşür, ilân ve benzeri yollarla kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler, bilgi edinme başvurularına konu olamaz. Ancak, yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgelerin ne şekilde, ne zaman ve nerede yayımlandığı veya açıklandığı başvurana bildirilir.
Gizli bilgileri ayırarak bilgi veya belge verme
MADDE 9.- İstenen bilgi veya belgelerde, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler ile açıklanabilir nitelikte olanlar birlikte bulunuyor ve bunlar birbirlerinden ayrılabiliyorsa, söz konusu bilgi veya belge, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler çıkarıldıktan sonra başvuranın bilgisine sunulur. Ayırma gerekçesi başvurana yazılı olarak bildirilir.
Bilgi veya belgeye erişim
MADDE 10.- Kurum ve kuruluşlar, başvuru sahibine istenen belgenin onaylı bir kopyasını verirler.
Bilgi veya belgenin niteliği gereği kopyasının verilmesinin mümkün olmadığı veya kopya çıkarılmasının aslına zarar vereceği hâllerde, kurum ve kuruluşlar ilgilinin;
a) Yazılı veya basılı belgeler için, söz konusu belgenin aslını incelemesi ve not alabilmesini,
b) Ses kaydı şeklindeki bilgi veya belgelerde bunları dinleyebilmesini,
c) Görüntü kaydı şeklindeki bilgi veya belgelerde bunları izleyebilmesini,
Sağlarlar.
Bilgi veya belgenin yukarıda belirtilenlerden farklı bir şekilde elde edilmesi mümkün ise, belgeye zarar vermemek koşuluyla bu olanak sağlanır.
Başvurunun yapıldığı kurum ve kuruluş, erişimine olanak sağladığı bilgi veya belgeler için başvuru sahibinden erişimin gerektirdiği maliyet tutarı kadar bir ücreti bütçeye gelir kaydedilmek üzere tahsil edebilir.
Bilgi veya belgeye erişim süreleri
MADDE 11.- Kurum ve kuruluşlar, başvuru üzerine istenen bilgi veya belgeye erişimi onbeş iş günü içinde sağlarlar. Ancak istenen bilgi veya belgenin, başvurulan kurum ve kuruluş içindeki başka bir birimden sağlanması; başvuru ile ilgili olarak bir başka kurum ve kuruluşun görüşünün alınmasının gerekmesi veya başvuru içeriğinin birden fazla kurum ve kuruluşu ilgilendirmesi durumlarında bilgi veya belgeye erişim otuz iş günü içinde sağlanır. Bu durumda, sürenin uzatılması ve bunun gerekçesi başvuru sahibine yazılı olarak ve onbeş iş günlük sürenin bitiminden önce bildirilir.
10 uncu maddede belirtilen bilgi veya belgelere erişim için gereken maliyet tutarının idare tarafından başvuru sahibine bildirilmesiyle onbeş iş günlük süre kesilir. Başvuru sahibi onbeş iş günü içinde ücreti ödemezse talebinden vazgeçmiş sayılır.
Başvuruların cevaplandırılması
MADDE 12.- Kurum ve kuruluşlar, bilgi edinme başvurularıyla ilgili cevaplarını yazılı olarak veya elektronik ortamda başvuru sahibine bildirirler. Başvurunun reddedilmesi hâlinde bu kararın gerekçesi ve buna karşı başvuru yolları belirtilir.
İtiraz usulü
MADDE 13.- Bilgi edinme istemi 16 ve 17 nci maddelerde öngörülen sebeplerle reddedilen başvuru sahibi, yargı yoluna başvurmadan önce kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde Kurula itiraz edebilir. Kurul, bu konudaki kararını otuz iş günü içinde verir. Kurum ve kuruluşlar, Kurulun istediği her türlü bilgi veya belgeyi onbeş iş günü içinde vermekle yükümlüdürler.
MADDE 14.- Bilgi edinme başvurusuyla ilgili yapılacak itirazlar üzerine, 16 ve 17 nci maddelerde öngörülen sebeplere dayanılarak verilen kararları incelemek ve kurum ve kuruluşlar için bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin olarak kararlar vermek üzere; Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu oluşturulmuştur.
Kurul; birer üyesi Yargıtay ve Danıştay genel kurullarının kendi kurumları içinden önerecekleri ikişer aday, birer üyesi ceza hukuku, idare hukuku ve anayasa hukuku alanlarında profesör veya doçent unvanına sahip kişiler, bir üyesi Türkiye Barolar Birliğinin baro başkanı seçilme yeterliliğine sahip kişiler içinden göstereceği iki aday, iki üyesi en az genel müdür düzeyinde görev yapmakta olanlar ve bir üyesi de Adalet Bakanının önerisi üzerine bu Bakanlıkta idarî görevlerde çalışan hâkimler arasından Bakanlar Kurulunca seçilecek dokuz üyeden oluşur.
Kurul Başkanı, kurul üyelerince kendi aralarından seçilir.
Kurul, en az ayda bir defa veya ihtiyaç duyulduğu her zaman Başkanın çağrısı üzerine toplanır.
Kurul üyelerinin görev süreleri dört yıldır. Görev süresi sona erenler yeniden seçilebilirler. Görev süresi dolmadan görevinden ayrılan üyenin yerine aynı usule göre seçilen üye, yerine seçildiği üyenin görev süresini tamamlar. Yeni seçilen Kurul göreve başlayıncaya kadar önceki Kurul görevine devam eder.
Kurul üyelerine 10.2.1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla fiilen görev yaptıkları her gün için uhdesinde kamu görevi bulunanlara (1000), uhdesinde kamu görevi bulunmayanlara ise (2000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir. Bu ödemelerde damga vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz.
Kurul, belirleyeceği konularda komisyonlar ve çalışma grupları kurabilir; ayrıca gerekli gördüğü takdirde, ilgili bakanlık ile diğer kurum ve kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerini bilgi almak üzere toplantılarına katılmaya davet edebilir.
Kurulun sekretarya hizmetleri Başbakanlık tarafından yerine getirilir.
Kurulun görev ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Başbakanlıkça hazırlanarak yürürlüğe konulacak bir yönetmelikle düzenlenir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Bilgi Edinme Hakkının Sınırları
Yargı denetimi dışında kalan işlemler
MADDE 15.- Yargı denetimi dışında kalan idarî işlemlerden kişinin çalışma hayatını ve mesleki onurunu etkileyecek nitelikte olanlar, bu Kanun kapsamına dahildir. Bu şekilde sağlanan bilgi edinme hakkı işlemin yargı denetimine açılması sonucunu doğurmaz.
Devlet sırrına ilişkin bilgi veya belgeler
MADDE 16.- Açıklanması hâlinde Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, millî savunmasına ve millî güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla Devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.
Ülkenin ekonomik çıkarlarına ilişkin bilgi veya belgeler
MADDE 17.- Açıklanması ya da zamanından önce açıklanması hâlinde, ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar verecek veya haksız rekabet ve kazanca sebep olacak bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.
İstihbarata ilişkin bilgi veya belgeler
MADDE 18.- Sivil ve askerî istihbarat birimlerinin görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.
Ancak, bu bilgi ve belgeler kişilerin çalışma hayatını ve meslek onurunu etkileyecek nitelikte ise, istihbarata ilişkin bilgi ve belgeler bilgi edinme hakkı kapsamı içindedir.
İdarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler
MADDE 19.- Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;
a)Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak,
b) Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak,
c)Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek,
d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek,
Bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.
Adlî soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler
MADDE 20.- Açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;
a) Suç işlenmesine yol açacak,
b) Suçların önlenmesi ve soruşturulması ya da suçluların kanunî yollarla yakalanıp kovuşturulmasını tehlikeye düşürecek,
c) Yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleyecek,
d) Hakkında dava açılmış bir kişinin adil yargılanma hakkını ihlâl edecek,
Nitelikteki bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.
4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6.1.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve diğer özel kanun hükümleri saklıdır.
Özel hayatın gizliliği
MADDE 21.- Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.
Kamu yararının gerektirdiği hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir.
Haberleşmenin gizliliği
MADDE 22.- Haberleşmenin gizliliği esasını ihlâl edecek bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.
Ticarî sır
MADDE 23.- Kanunlarda ticarî sır olarak nitelenen bilgi veya belgeler ile, kurum ve kuruluşlar tarafından gerçek veya tüzel kişilerden gizli kalması kaydıyla sağlanan ticarî ve malî bilgiler, bu Kanun kapsamı dışındadır.
Fikir ve sanat eserleri
MADDE 24.- Fikir ve sanat eserlerine ilişkin olarak yapılacak bilgi edinme başvuruları hakkında ilgili kanun hükümleri uygulanır.
Kurum içi düzenlemeler
MADDE 25.- Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.
Kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyeler
MADDE 26.- Kurum ve kuruluşların faaliyetlerini yürütmek üzere, elde ettikleri görüş, bilgi notu, teklif ve tavsiye niteliğindeki bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluş tarafından aksi kararlaştırılmadıkça bilgi edinme hakkı kapsamındadır.
Bilimsel, kültürel, istatistik, teknik, tıbbî, malî, hukukî ve benzeri uzmanlık alanlarında yasal olarak görüş verme yükümlülüğü bulunan kişi, birim ya da kurumların görüşleri, kurum ve kuruluşların alacakları kararlara esas teşkil etmesi kaydıyla bilgi edinme istemlerine açıktır.
Tavsiye ve mütalaa talepleri
MADDE 27.- Tavsiye ve mütalaa talepleri bu Kanun kapsamı dışındadır.
Gizliliği kaldırılan bilgi veya belgeler
MADDE 28.- Gizliliği kaldırılmış olan bilgi veya belgeler, bu Kanunda belirtilen diğer istisnalar kapsamına girmiyor ise, bilgi edinme başvurularına açık hâle gelir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Ceza hükümleri
MADDE 29.- Bu Kanunun uygulanmasında ihmâli, kusuru veya kastı bulunan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında, işledikleri fiillerin genel hükümler çerçevesinde ceza kovuşturması gerektirmesi hususu saklı kalmak kaydıyla, tâbi oldukları mevzuatta yer alan disiplin cezaları uygulanır.
Bu Kanunla erişilen bilgi ve belgeler ticarî amaçla çoğaltılamaz ve kullanılamaz.
Rapor düzenlenmesi
MADDE 30.- Kurum ve kuruluşlar, bir önceki yıla ait olmak üzere;
a) Kendilerine yapılan bilgi edinme başvurularının sayısını,
b) Olumlu cevaplanarak bilgi veya belgelere erişim sağlanan başvuru sayısını,
c) Reddedilen başvuru sayısı ve bunların dağılımını gösterir istatistik bilgileri,
d) Gizli ya da sır niteliğindeki bilgiler çıkarılarak ya da bu nitelikteki bilgiler ayrılarak bilgi veya belgelere erişim sağlanan başvuru sayısını,
e) Başvurunun reddedilmesi üzerine itiraz edilen başvuru sayısı ile bunların sonuçlarını,
Gösterir bir rapor hazırlayarak, bu raporları her yıl Şubat ayının sonuna kadar Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna gönderirler. Bağlı, ilgili ve ilişkili kamu kurum ve kuruluşları raporlarını bağlı, ilgili ya da ilişkili oldukları bakanlık vasıtasıyla iletirler. Kurul, hazırlayacağı genel raporu, söz konusu kurum ve kuruluşların raporları ile birlikte her yıl Nisan ayının sonuna kadar Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderir. Bu raporlar takip eden iki ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca kamuoyuna açıklanır.
Yönetmelik
MADDE 31.- Bu Kanunun uygulanması ile ilgili esas ve usullerin belirlenmesine ilişkin yönetmelik, Kanunun yayımını takip eden altı ay içinde Başbakanlık tarafından hazırlanarak Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulur.
Yürürlük
MADDE 32.- Bu Kanun yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 33.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Cumhuriyetin İlanını ve öncesindeki olayları Mustafa Kemal Atatürk Nutuk’un ilgili bölümünde detaylıca anlatmaktadır. Nutuk’un ilgili bölümü ve Anayasa değişikliği bir arada aşağıda sunulmaktadır. Atatürk, Nutuk’un 11. bölümünde yapılan değişikliğe dair hükümleri de tek tek açıklamaktadır.
Yemek yenirken; “Yarın cumhuriyet ilan edeceğiz!” dedim.
Orada bulunan arkadaşlar, hemen düşünceme katıldılar. Yemeği bıraktık. Hemen o dakikada nasıl davranılacağı üzerinde kısa bir program saptadım ve arkadaşları görevlendirdim.
Düzenlediğim programın ve verdiğim yönergenin uygulanışını göreceksiniz.
Baylar, görüyorsunuz ki cumhuriyet ilanına karar vermek için Ankara’da bulunan bütün arkadaşlarımı çağırmaya ve onlarla görüşüp tartışmaya gerek ve gereksinme görmedim. Çünkü, onların öteden beri ve doğal olarak bu konuda benim gibi düşündüklerinden kuşkum yoktu. Oysa, o sırada Ankara da bulunmayan kimi kişiler hiçbir yetkileri yokken, düşünce ve olurları alınmadan cumhuriyetin ilan edilmiş olmasını, gücenme ve ayrılma nedeni saydılar.
Cumhuriyetin Kuruluşuna İlişkin Yasa Tasarısını İsmet Paşa İle Hazırladık
O gece birlikte bulunduğumuz arkadaşlar erkenden ayrıldılar. Yalnız İsmet Paşa Çankaya’da konuk idi. Onunla yalnız kaldıktan sonra, bir yasa tasarısı hazırladık. Bu tasarıda 20 Ocak 1921 günlü Anayasanın devlet biçimini saptayan maddelerini şöylece değiştirmiştim:
Birinci maddenin sonuna: “Türkiye Devletinin hükümet biçimi cumhuriyettir.” cümlesini ekledim.
Üçüncü maddeyi şöyle değiştirdim: “Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisince yönetilir. Meclis, hükümetin yönetim kollarını bakanlar kurulu aracılığı ile yönetir.”
Bundan başka, Anayasanın temel maddelerinden olan 8’inci ve 9’uncu maddeleri de, değiştirilerek ve açıklığa kavuşturularak şu maddeler yazıldı:
“Madde – Türkiye Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca ve kendi üyeleri arasından bir seçim dönemi için seçilir. Başkanlık görevi, yeni Cumhurbaşkanının seçilmesine değin sürer. Eski başkan yeniden seçilebilir.”
“Madde – Türkiye Cumhurbaşkanı, Devletin Başkanıdır. Bu kimliği ile gerekli gördükçe Meclise ve Bakanlar Kuruluna başkanlık eder.”
“Madde – Cumhurbaşkanı, başbakanı Meclis üyeleri arasından seçer. Öbür bakanları da başbakan, yine Meclis üyeleri arasından seçtikten sonra hepsini Cumhurbaşkanı Meclisin onayına sunar. Meclis toplantı halinde değilse, onaylama Meclisin toplantısına bırakılır.”
Bu maddelere komisyonda ve Mecliste, din ve dille ilgili, bildiğiniz bir madde de eklenmiştir.
26 No’lu ILO Asgari Ücret Belirleme Yöntemi Sözleşmesi 30 Mayıs 1928 tarihinde ILO tarafından kabul edilmiş, Türkiye tarafından 25 Haziran 1973 tarihinde onaylanmış, Resmi Gazetenin 03 Temmuz 1973 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
ILO Kabul Tarihi: 30 Mayıs 1928 Kanun Tarih ve Sayısı: 25 Haziran 1973 / 1769 Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 3 Temmuz 1973 / 14583 Bakanlar Kurulu Kararı Tarih ve Sayısı: 1 Temmuz 1974 / 7- 8585 Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 2 Eylül 1974 / 14994
26 No’lu ILO Asgari Ücret Belirleme Yöntemi Sözleşmesi
Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Yönetim kurulu tarafından Cenevre’ye davet edilerek orada 30 Mayıs 1928 tarihinde onbirinci toplantısını yapan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel konferansı,
Toplantı gündeminin birinci maddesini teşkil eden asgari ücret tesbit usulleri ihdasına dair muhtelif tekliflerin kabulünü ve, bu tekliflerin bir Milletlerarası Sözleşme şeklini almasını kararlaştırdıktan sonra:
Bin dokuz yüz yirmi sekiz yılı Haziran ayının işbu onaltıncı günü, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Statüsü hükümlerine uygun olarak, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerince onaylanmak üzere, asgari ücret tesbit usulleri ihdasına dair 1928 tarihli Sözleşme şeklinde adlandırılacak olan aşağıdaki Sözleşmeyi kabul eder.
MADDE 1
Milletlerarası Çalışma Teşkilatının bu Sözleşmeyi onaylayan her üye devleti, toplu sözleşme yoluyla veya başka bir yolla etkili bir ücret tesbiti usulünün bulunmadığı veya o ücretlerin istisnai şekilde düşük olduğu işlerde veya işlerin bölümlerinde (özellikle evde yapılan işlerde) asgari ücret tesbitine imkan veren usulleri ihdas veya muhafazayı taahhüt eder.
Bu Sözleşme uyarınca “İşler” deyimi imalat ve ticaret işlerini kapsar.
MADDE 2
Bu Sözleşmeyi onaylayan bir üye belirli bir iş veya işin bölümü için, varsa söz konusu iş veya işin bölümüyle ilgili işveren ve işçi teşekküllerine danıştıktan sonra 1 inci maddede öngörülen asgari ücretlerin tesbit usullerinin hangi işlere veya işlerin bölümlerine ve özellikle evde yapılan işlerin veya bölümlerinin hangilerine uygulanacağına karar vermekte serbesttir.
MADDE 3
Sözleşmeyi onaylayan her üye, asgari ücretlerin tesbit usullerini ve bunların uygulama şekillerini tayinde serbesttir.
Ancak:
Bir işe ve ya işin belirli bir bölümüne asgari ücret tesbit usullerinin uygulanmasından önce, ilgili işveren ve işçi temsilcilerine, varsa onlara ait teşekküllerin temsilcileri de dahil olmak üzere, yetkili makam tarafından meslekleri veya görevleri itibari ile kendilerine başvurulması uygun görülen vasıfta bütün kimselere danışılacaktır.
İlgili işveren ve işçiler milli mevzuatın tayin edeceği şekilde ve ölçüde fakat herhalde eşit sayıda ve şartlarla asgari ücret tesbit usullerinin uygulanmasına katılacaklardır.
Tesbit edilen asgari ücretlere, ilgili işveren ve işçiler uymak zorunda olacak, gerek ferdi anlaşmayla gerekse, yetkili makamın genel veya özel izni hariç, toplu sözleşmeyle, bir indirme yapamıyacaklardır.
MADDE 4
Sözleşmeyi onaylayan her üye, bir yandan ilgili işveren ve işçilerin yürürlükteki asgari ücretlerden haberdar olması ve öte yandan fiilen ödenen ücretlerin uygulanacak asgari miktarların altına düşmemesi için, bir kontrol ve müeyyide sistemi ihdas etmek suretiyle gerekli tedbirleri alacaktır.
Her işçi, uygulanması gereken asgari ücret miktarlarının altında bir ücret ödenmesi halinde milli mevzuatla tesbit edilecek bir süre içerisinde, mahkeme veya diğer kanuni bir yolla kendisine borçlu kalınan meblağı talep hakkına sahip olacaktır.
MADDE 5
Sözleşmeyi onaylayan her üye, her yıl Milletlerarası Çalışma Bürosuna, asgari ücret tesbit usullerinin uygulandığı işlerin veya işlerin bölümlerinin bir listesini ihtiva eden ve bu usullerin uygulama şekil ve sonuçlarını gösterir genel bir rapor verecektir. Bu rapor, asgari ücret tesbit usul ve şekillerine tabi işçilerin yaklaşık olarak adedini, tesbit edilen asgari ücretin miktarlarını ve icabında asgari ücretle ilgili en önemli tedbirleri kısaca belirtecektir.
MADDE 6
Bu Sözleşmenin Milletlerarası Çalışma Teşkilatı statüsünde öngörülen şartlar içinde resmen onaylandığına dair belgeler Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecek ve onun tarafından tescil edilecektir.
MADDE 7
Bu Sözleşme ancak onaylama belgeleri Milletlerarası Çalışma Bürosu tarafından tescil edilmiş olan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerini bağlayacaktır.
Bu Sözleşme, iki üyenin onaylama belgesi Genel Müdür tarafından tescil edildiği tarihten on iki ay sonra yürürlüğe girecektir.
Daha sonra bu sözleşme, onu onaylayan her üye için onaylama belgesi tescil edildiği tarihten on iki ay sonra yürürlüğe girecektir.
MADDE 8
Milletlerarası Çalışma Teşkilatının iki üyesinin onaylama belgeleri Milletlerarası Çalışma Bürosunda tescil edilmesini müteakip, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, keyfiyeti Milletlerarası Çalışma Teşkilatının bütün üyelerine tebliğ edecektir. Genel Müdür Teşkilatının bütün diğer üyeleri tarafından daha sonra bildirilmiş olan onaylamalara ait tesciller için de aynı şekilde tebligat yapacaktır.
MADDE 9
Bu Sözleşmeyi onaylayan her üye, onu ilk yürürlüğe giriş tarihinden itibaren on yıllık bir devre geçtikten sonra, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürlüğüne göndereceği ve onun tescil edeceği bir ihbarname ile feshedebilir. Fesih, Milletlerarası Çalışma Bürosunda tescilden ancak bir yıl sonra muteber olur.
Bu Sözleşmeyi onaylamış olup da, onu, bundan evvelki paragrafta sözü edilen on yıllık devrenin bitiminden itibaren bir yıl zarfında bu maddede öngörüldüğü şekilde feshetme ihtiyarını kullanmayan her üye, yeniden beş yıllık bir müddet için bağlanmış olacak ve bundan sonra bu Sözleşmeyi her beş yıllık devre bitince bu madde de öngörülen şartlar içinde feshedebilecektir.
MADDE 10
Gerekli gördüğü her defasında, Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu bu Sözleşmenin uygulanması hakkındaki bir raporu Genel konferansa sunacak ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi keyfiyetinin konferans gündemine konulması lazım gelip gelmediği hakkında karar verecektir.
MADDE 11
Bu Sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinleri aynı şekilde muteberdir.
Türkiye, ILO tarafından kabul edilmiş olan sözleşmelerden 59 adetini onaylamıştır. Sekiz adet temel sözleşmenin tamamı, yönetişim sözleşmelerinden öncelikli olan dört sözleşmeden üçünü, 177 teknik sözleşmeden 48’i onaylanmıştır. Türkiye tarafından onaylanan 59 Sözleşmeden 55’i yürürlüktedir, 4 Sözleşmeye karşı çıkılmıştır.
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ile faaliyete başlayan Kamu Denetçiliği Kurumu-Ombudsmanlık, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası gereğince kurulmuş olan Anayasal bir kurumdur. Kuruma özel kuruluş kanunu olan 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu kurumun çalışma ve işleyişini düzenlemektedir.
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu 6328 sayılı kanun numarası 14.6.2012 tarihinde kabul edilmiş ve 29 Haziran 2012 Tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı; kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere Kamu Denetçiliği Kurumunu oluşturmaktır.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Kanun; Kamu Denetçiliği Kurumunun kuruluş, görev ve çalışma usullerine ilişkin ilkeler ile Kamu Başdenetçisi ve kamu denetçilerinin niteliklerine, seçimlerine, özlük haklarına ve Kurum personelinin atanmaları ile özlük haklarına ilişkin hükümleri kapsar.
Tanımlar
MADDE 3 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Başdenetçi: Kamu Başdenetçisini,
b) Başdenetçilik: Kamu Denetçiliği Kurumu Başdenetçiliğini,
c) Başkanlık: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığını,
ç) Denetçi: Kamu denetçisini,
d) Genel Kurul: Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunu,
e) İdare: Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarını, mahallî idareleri, mahallî idarelerin bağlı idarelerini, mahallî idare birliklerini, döner sermayeli kuruluşları, kanunlarla kurulan fonları, kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüslerini, sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait kuruluşlar ile bunlara bağlı ortaklıklar ve müesseseleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını, kamu hizmeti yürüten özel hukuk tüzel kişilerini,
f) Komisyon: Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyonu,
g) Kurum: Kamu Denetçiliği Kurumunu,
ifade eder.
(2) Komisyonun Başkanı, Başkanvekili, Sözcüsü ve Kâtibi; Dilekçe Komisyonunun Başkanı, Başkanvekili, Sözcüsü ve Kâtibidir.
İKİNCİ BÖLÜM
Kuruluş, Görev ve Çalışma İlkeleri
Kuruluş
MADDE 4 – (1) Bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı, kamu tüzel kişiliğini haiz, özel bütçeli ve merkezi Ankara’da bulunan Kamu Denetçiliği Kurumu kurulmuştur.
(2) Kurum, Başdenetçilik ve Genel Sekreterlikten oluşur.
(3) Kurumda, bir Başdenetçi ve beş denetçi ile Genel Sekreter ve diğer personel görev yapar.
(4) Kurum, gerekli gördüğü yerlerde büro açabilir.
Kurumun görevi
MADDE 5 – (1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.
(2) Ancak;
a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler,
b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler,
c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar,
ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri,
Kurumun görev alanı dışındadır.
Başdenetçilik
MADDE 6 – (1) Başdenetçilik; Başdenetçi ve denetçilerden oluşur.
(2) Kurum, Başdenetçi tarafından yönetilir ve temsil edilir.
Başdenetçinin ve denetçilerin görevleri
MADDE 7 – (1) Başdenetçinin görevleri şunlardır:
a) Kuruma gelen şikâyetleri incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmak.
b) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikleri hazırlamak.
c) Yıllık raporu hazırlamak.
ç) Yıllık raporu beklemeksizin gerek gördüğü konularda özel rapor hazırlamak.
d) Raporları kamuoyuna duyurmak.
e) Yokluğunda kendisine vekâlet edecek denetçiyi belirlemek.
f) Birisi kadın ve çocuk hakları alanında görevlendirilmek üzere, denetçiler arasındaki iş bölümünü düzenlemek.
g) Genel Sekreteri ve diğer personeli atamak.
ğ) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.
(2) Denetçilerin görevleri şunlardır:
a) Bu Kanunda verilen görevlerin yapılmasında Başdenetçiye yardımcı olmak.
b) Başdenetçi tarafından verilen görevleri yapmak.
Çalışma ilkeleri
MADDE 8 – (1) Başdenetçi, denetçiler arasında iş birliğini sağlar ve bunların uyumlu çalışmasını gözetir.
(2) Denetçiler, Başdenetçi tarafından görevlendirildikleri konu veya alanlarda tek başlarına çalışır ve önerilerini Başdenetçiye sunarlar.
(3) Kurum, faaliyetlerinde elektronik ortam ve iletişim araçlarının kullanılmasını gözetir.
(4) Denetçilerin Başdenetçi tarafından görevlendirilecekleri konu veya alanlara ve aralarındaki iş bölümüne ilişkin ilkeler yönetmelikle belirlenir.
Genel Sekreterliğin oluşumu ve görevleri
MADDE 9 – (1) Genel Sekreterlik; Kurumun idari ve mali işleriyle sekretarya hizmetlerini yerine getirir. Genel Sekreterlikte Genel Sekreter ve diğer idari personel görev yapar.
(2) Genel Sekreterliğin görevleri şunlardır:
a) Kurumun büro işlemini yürütmek.
b) Personelin şahsi dosyalarını tutmak.
c) Kurumun arşiv hizmetlerini yürütmek.
ç) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 22/12/2005 tarihli ve 5436 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 15 inci maddesi ve diğer mevzuatla mali hizmetler birimi ve strateji geliştirme birimlerine verilen görevleri yapmak.
d) Personelin izin ve emeklilik işlemlerini yürütmek.
e) Kurumda çalışan personelin özlük işleri ile sağlık ve sosyal hizmet faaliyetlerini yürütmek.
f) Kurumun görev alanıyla ilgili hususlarda bilişim sisteminin kullanılmasını sağlamak.
g) Kanunlarla verilen veya Başdenetçilik tarafından verilen diğer işleri yapmak.
Başdenetçi ve denetçilerin nitelikleri
MADDE 10 – (1) Başdenetçi veya denetçi seçilebilmek için aşağıdaki şartlar aranır:
a) Türk vatandaşı olmak.
b) Seçimin yapıldığı tarihte Başdenetçi için elli, denetçi için kırk yaşını doldurmuş olmak.
c) Tercihen hukuk, siyasal bilgiler, iktisadi ve idarî bilimler, iktisat ve işletme fakültelerinden olmak üzere dört yıllık eğitim veren fakültelerden veya bunlara denkliği kabul edilmiş yurt içi veya yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak.
ç) Kamu kurum ve kuruluşlarında, uluslararası kuruluşlarda, sivil toplum kuruluşlarında veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında ya da özel sektörde toplamda en az on yıl çalışmış olmak.
d) Kamu haklarından yasaklı olmamak.
e) Başvuru sırasında herhangi bir siyasi partiye üye olmamak.
f) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı hapis cezasına ya da affa uğramış olsa veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olsa bile Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının birinci kısmının bir ve ikinci bölümündeki suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları ile yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlardan veya zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.
Adaylık ve seçim
MADDE 11 – (1) Başdenetçi veya denetçilerden birinin görev süresinin bitmesinden doksan gün önce, bu görevlerin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde ise sona erme tarihinden itibaren onbeş gün içinde durum, Kurum tarafından Başkanlığa bildirilir.
(2) Başkanlık tarafından ilân edilen başvuru süresi içinde, 10 uncu maddede yazılı nitelikleri taşıyanlardan, Başdenetçi veya denetçi aday adayı olmak isteyenler Başkanlığa başvuruda bulunurlar.
(3) Komisyon, Başdenetçi seçiminde başvuruda bulunan aday adayları arasından üç adayı, başvuru süresinin bittiği tarihten itibaren onbeş gün içinde belirleyerek Genel Kurula sunulmak üzere Başkanlığa bildirir.
(4) Genel Kurul, bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde, Başdenetçi seçimlerine başlar. Başdenetçi gizli oyla seçilir.
(5) Başdenetçi, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile seçilir. Birinci oylamada bu çoğunluk sağlanamadığı takdirde ikinci oylamaya geçilir. İkinci oylamada da üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun oyu aranır. Bu oylamada üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu sağlanamadığı takdirde üçüncü oylamaya geçilir ve üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyunu alan aday seçilmiş sayılır. Üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır. Dördüncü oylamada karar yeter sayısı olmak şartıyla en fazla oy alan aday seçilmiş olur.
(6) Komisyon tarafından oluşturulacak alt komisyon, başvuruda bulunan aday adayları arasından, seçilecek denetçi sayısının üç katı kadar adayı, başvuru süresinin bittiği tarihten itibaren onbeş gün içinde belirler ve Komisyona sunar. Komisyon sonraki onbeş gün içinde denetçi seçimlerini yapar. Denetçiler, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile seçilir.
Birinci oylamada bu çoğunluk sağlanamadığı takdirde ikinci oylamaya geçilir.
İkinci oylamada da üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun oyu aranır. Bu oylamada üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu sağlanamadığı takdirde üçüncü oylamaya geçilir ve üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyunu alan aday seçilmiş olur.
Üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde en çok oy alan adaylardan, seçilecek aday sayısının iki katı kadar aday ile seçime gidilir.
Dördüncü oylamada karar yeter sayısı olmak şartıyla en fazla oy alan aday seçilmiş olur. Birden fazla denetçi seçimi yapılacağı durumlarda adaylar için birleşik oy pusulası düzenlenir. Adayların adlarının karşısındaki özel yer işaretlenmek suretiyle oy kullanılır. Seçilecek denetçilerin sayısından fazla verilen oylar geçersiz sayılır.
(7) Seçimler, Kurumun Başkanlığa başvuruda bulunduğu tarihten itibaren en geç doksan gün içinde sonuçlandırılır.
(8) Bu maddede yer alan süreler, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde olması veya araverme sırasında işlemez.
Bağımsızlık ve tarafsızlık
MADDE 12 – (1) Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Başdenetçiye ve denetçilere görevleriyle ilgili olarak emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.
(2) Başdenetçi ve denetçiler, görevlerini yerine getirirken tarafsızlık ilkesine uygun davranmak zorundadır.
Andiçme
MADDE 13 – (1) Görevlerine başlarken Başdenetçi Genel Kurulda, denetçiler ise Komisyonda aşağıdaki şekilde andiçerler:
“Görevimi tam bir tarafsızlık, dürüstlük, hakkaniyet ve adalet anlayışı içinde yerine getireceğime, namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”
Görev süresi
MADDE 14 – (1) Başdenetçi ve denetçilerin görev süreleri dört yıldır.
(2) İstifa, ölüm veya görevden alınma gibi herhangi bir nedenle süresi bitmeden görevinden ayrılan Başdenetçiveya denetçinin yerine yeni seçilen Başdenetçi veya denetçinin görev süresi de dört yıldır.
(3) Bir dönem Başdenetçi veya denetçi olarak görev yapan bir kimse sadece bir dönem daha Başdenetçi veya denetçi seçilebilir.
(4) Başdenetçi veya denetçiliğe seçilenlerin görev yaptıkları sürede eski görevleriyle olan ilişikleri kesilir. Ancak kamu görevlisiyken Başdenetçiliğe veya denetçiliğe seçilenler, memuriyete giriş şartlarını kaybetme dışındaki herhangi bir nedenle görevlerinin sona ermesi, görevden ayrılma isteğinde bulunması veya görev sürelerinin dolması durumunda, otuz gün içinde eski kurumlarına başvurmaları hâlinde, atamaya yetkili makamlar tarafından otuz gün içinde mükteseplerine uygun bir kadroya atanırlar. Yüksek mahkeme üyeliğinden seçilenlerden görevi sona erenler, herhangi bir işleme gerek olmaksızın ve boş kadro şartı aranmaksızın, geldikleri yüksek mahkeme üyeliği görevine geri dönerler ve boşalan ilk üye kadrosu kendilerine tahsis olunur. Belirtilen atama yapılırken Başdenetçi veya denetçilerin Kurumda geçirdikleri süreler makam veya hâkim sınıfından olup da yüksek hâkimlik tazminatını almaya başladıktan sonra seçilenler için yüksek hâkimlik tazminatı ödenmesini gerektiren görevlerde geçmiş olarak değerlendirilir. Bu hükümler, akademik unvanların kazanılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla üniversitelerden gelen personel hakkında da uygulanır. Mükteseplerine uygun bir kadroya atamaları gerçekleşinceye kadar süresi dolması sebebiyle görevi sona eren Başdenetçi ve denetçilere almakta oldukları aylık ücret ile sosyal hak ve yardımların Kurum tarafından ödenmesine devam olunur. Mükteseplerine uygun kadrolara atananlara, atama yapıldığı tarih itibarıyla Kurum tarafından ödemede bulunulmasına son verilir.
Görevden alınma ve görevin sona ermesi
MADDE 15 – (1) Başdenetçinin veya denetçilerin 10 uncu maddede sayılan nitelikleri taşımadıklarının sonradan anlaşılması veya bu nitelikleri seçildikten sonra kaybetmeleri hâlinde, durumun Komisyon tarafından tespit edilmesini takiben Başdenetçinin görevinin sona ermesine Genel Kurul tarafından görüşmesiz olarak; denetçilerin görevinin sona ermesine ise Komisyon tarafından karar verilir.
(2) Seçilmeye engel bir suçtan dolayı kesin hüküm giyen veya kısıtlanan Başdenetçi hakkındaki kesinleşmiş mahkeme kararının Genel Kurulun; denetçi hakkındaki kesinleşmiş mahkeme kararının Komisyonun bilgisine sunulmasıyla Başdenetçi veya denetçi sıfatı sona erer.
Başdenetçi ve denetçilerin mali ve sosyal hakları
MADDE 16 – (1) Başdenetçiye Başbakanlık Müsteşarı; denetçilere Başbakanlık müsteşar yardımcıları için belirlenen her türlü ödemeler dâhil mali haklar tutarında aylık ücret ödenir. Başbakanlık Müsteşarı ve müsteşar yardımcılarına ödenenlerden, vergi ve diğer kesintilere tabi olmayanlar bu Kanuna göre de vergi ve diğer kesintilere tabi olmaz. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer mevzuat uyarınca Başbakanlık Müsteşarının yararlanmış olduğu sosyal hak ve yardımlardan Başdenetçi, Başbakanlık müsteşar yardımcılarının yararlanmış olduğu sosyal hak ve yardımlardan da denetçiler aynı esas ve usuller çerçevesinde yararlanır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kuruma Başvuru ve Yapılacak İşlemler
Başvuru ve usulü
MADDE 17 – (1) Kuruma, gerçek ve tüzel kişiler başvurabilirler. Başvuru sahibinin talebi üzerine başvuru gizli tutulur.
(2) Başvuru; başvuru sahibinin adı ve soyadı, imzası, yerleşim yeri veya iş adresini ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için vatandaşlık kimlik numarasını, yabancılar için pasaport numarasını, başvuru sahibi tüzel kişi ise tüzel kişinin unvanı ve yerleşim yeri ile yetkili kişinin imzasını, varsa, merkezi tüzel kişilik numarasını ve yetki belgesini içeren Türkçe dilekçe ile yapılır. Bu başvuru, yönetmelikte belirlenen şartlara uyulmak kaydıyla elektronik ortamda veya diğer iletişim araçlarıyla da yapılabilir.
(3) Yapılan başvurulardan;
a) Belli bir konuyu içermeyenler,
b) Yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin olanlar,
c) İkinci fıkrada belirtilen şartları taşımayanlar,
ç) Sebepleri, konusu ve tarafları aynı olanlar ile daha önce sonuçlandırılanlar,
incelenmez.
(4) Kuruma başvuruda bulunulabilmesi için, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda öngörülen idari başvuru yolları ile özel kanunlarda yer alan zorunlu idari başvuru yollarının tüketilmesi gereklidir. İdari başvuru yolları tüketilmeden yapılan başvurular ilgili kuruma gönderilir. Ancak Kurum, telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ihtimali bulunan hâllerde, idari başvuru yolları tüketilmese dahi başvuruları kabul edebilir.
(5) Kuruma, illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar aracılığıyla da başvurulabilir.
(6) Başvurulardan herhangi bir ücret alınmaz.
(7) Kuruma, dördüncü fıkra uyarınca yapılacak başvuruya idare tarafından verilecek cevabın tebliği tarihinden, idare başvuruya altmış gün içinde cevap vermediği takdirde bu sürenin bitmesinden itibaren altı ay içinde başvurulabilir. Başvuru tarihi, dilekçenin Kuruma, valilik veya kaymakamlıklara verildiği, diğer hâllerde başvurunun Kuruma ulaştığı tarihtir.
(8) Dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur.
Bilgi ve belge istenmesi
MADDE 18 – (1) Kurumun inceleme ve araştırma konusu ile ilgili olarak istediği bilgi ve belgelerin, bu isteğin tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde verilmesi zorunludur. Bu süre içinde istenen bilgi ve belgeleri haklı bir neden olmaksızın vermeyenler hakkında Başdenetçi veya denetçinin başvurusu üzerine ilgili merci soruşturma açar.
(2) Devlet sırrı veya ticari sır niteliğindeki bilgi ve belgeler, yetkili mercilerin en üst makam veya kurulunca gerekçesi belirtilmek suretiyle verilmeyebilir. Ancak, Devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgeler Başdenetçi veya görevlendireceği denetçi tarafından yerinde incelenebilir.
Bilirkişi görevlendirilmesi ve tanık dinlenmesi
MADDE 19 – (1) İnceleme ve araştırma konusu ile ilgili olarak Başdenetçi veya denetçiler bilirkişi görevlendirebilir.
(2) 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri saklı kalmak üzere, bilirkişi olarak görevlendirilen kamu görevlilerine her inceleme ve araştırma konusu için (1.000), diğer kişilere her inceleme ve araştırma konusu için (2.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmemek üzere görevlendirmeyi yapanın kararı ile bilirkişi ücreti ödenir. Bu ödemeler, damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz.
(3) İnceleme ve araştırma konusu ile ilgili olarak Başdenetçi, denetçiler veya uzmanlar tanık ya da ilgili kişileri dinleyebilir.
İnceleme ve araştırma
MADDE 20 – (1) Kurum, inceleme ve araştırmasını başvuru tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.
(2) Kurum, inceleme ve araştırma sonucunu ve varsa önerilerini ilgili mercie ve başvurana bildirir. Kurum, başvurana, işleme karşı başvuru yollarını, başvuru süresini ve başvurulacak makamı da gösterir.
(3) İlgili merci, Kurumun önerileri doğrultusunda tesis ettiği işlemi veya Kurumun önerdiği çözümü uygulanabilir nitelikte görmediği takdirde bunun gerekçesini otuz gün içinde Kuruma bildirir.
Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması
MADDE 21 – (1) Başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar.
(2) Başvurunun Kurum tarafından yerinde görülerek kabul edilmesi hâlinde; ilgili merci Kurumun önerisi üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis etmez veya eylemde bulunmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlar.
(3) Kurumun, inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde de durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlar.
Raporlar
MADDE 22 – (1) Kurum, her takvim yılı sonunda yürütülen faaliyetleri ve önerileri kapsayan bir rapor hazırlayarak Komisyona sunar. Komisyon, bu raporu araverme ve tatil dönemleri hariç olmak üzere iki ay içinde görüşüp kendi kanaat ve görüşlerini de içerecek şekilde özetleyerek Genel Kurula sunulmak üzere hazırladığı raporu Başkanlığa gönderir. Komisyonun raporu Genel Kurulda ivedilikle görüşülür.
(2) Kurumun yıllık raporu, ayrıca Resmî Gazetede yayımlanmak suretiyle kamuoyuna duyurulur.
(3) Kurum; açıklanmasında fayda gördüğü hususları yıllık raporu beklemeksizin her zaman kamuoyuna duyurabilir.
Açıklama yapma yetkisi
MADDE 23 – (1) Kurumun faaliyetleri hakkında açıklama yapmaya Başdenetçi veya görevlendireceği denetçi yetkilidir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Personele İlişkin Hükümler
Personelin atanması
MADDE 24 – (1) Genel Sekreter, en az dört yıllık yükseköğretim kurumu mezunu, Devlet Memurları Kanununa tabi görevlerde on yıl hizmeti bulunan ve aynı Kanunun 48 inci maddesinde yazılı şartlara sahip olanlar arasından Başdenetçi tarafından atanır.
(2) Diğer personel Başdenetçi tarafından atanır.
Kamu denetçiliği uzman yardımcılığı
MADDE 25 – (1) Kamu denetçiliği uzman yardımcılığına atanabilmek için, Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde sayılan genel şartlar yanında aşağıdaki nitelikler de aranır:
a) Dört yıllık eğitim veren fakültelerden veya bunlara denkliği kabul edilmiş yurt içi veya yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak.
b) Yapılacak giriş sınavında başarılı olmak.
c) Sınavın yapıldığı yılın ocak ayının ilk günü itibarıyla otuzbeş yaşını doldurmamış olmak.
Kamu denetçiliği uzmanlığı
MADDE 26 – (1) 25 inci maddeye göre kamu denetçiliği uzman yardımcılığına atananlar, en az üç yıl çalışmak kaydıyla açılacak yeterlik sınavına girmeye hak kazanırlar. Sınavda başarılı olanlar, Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavında en az (C) düzeyinde puan veya uluslararası kabul görmüş yabancı dil seviye tespit sınavlarından bu puana denk puan almış olmak şartıyla kamu denetçiliği uzmanı unvanını alırlar. Sınavda başarılı olamayanlar, istekleri hâlinde Kurumunda veya Devlet Personel Başkanlığınca diğer kamu kurum ve kuruluşlarında uygun kadrolara atanırlar.
(2) Kamu denetçiliği uzman yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri ve yeterlik sınavının şekli ile kamu denetçiliği uzman ve uzman yardımcılarının görev, yetki ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir.
Personele uygulanacak hükümler ile personelin mali ve sosyal hakları
MADDE 27 – (1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Kurum personeli hakkında Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır.
(2) Genel Sekretere Başbakanlıktaki genel müdürlere uygulanan mali ve sosyal hak ve yardımlara ilişkin hükümler uygulanır.
(3) Kamu denetçiliği uzmanlarına aynı derecede bulunan Başbakanlık uzmanları, kamu denetçiliği uzman yardımcılarına Başbakanlık uzman yardımcıları ve Kurumun diğer personeline ise Başbakanlıkta aynı unvanlı ve aynı dereceli kadrolarda çalışanlara uygulanan mali ve sosyal hak ve yardımlara ilişkin hükümler uygulanır. Başbakanlıkta emsali personele ödenenlerden vergi ve diğer kesintilere tabi olmayanlar bu maddeye göre de vergi ve diğer kesintilere tabi olmaz.
Kamu kurum ve kuruluşlarındaki personelin görevlendirilmesi
MADDE 28 – (1) Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde, sosyal güvenlik kurumlarında, mahallî idarelerde, mahallî idarelerin bağlı idarelerinde, mahallî idare birliklerinde, döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlarda, sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait kuruluşlarda, kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunlara bağlı ortaklıklar ve müesseselerde çalışanlar, kurumlarının izni ile uzmanlık gerektiren işlerde görevlendirilebilirler. Bu şekilde yapılan görevlendirmenin süresi altı ayı geçemez. Ancak ihtiyaç hâlinde bu süre üç ay daha uzatılabilir. Kurumun bu konudaki talepleri, ilgili kurum ve kuruluşlarca öncelikle sonuçlandırılır. Bu şekilde görevlendirilen personel, kurumlarından aylıklı izinli sayılır. Bu personelin izinli oldukları sürece memuriyetleri ile ilgileri ve özlük hakları devam ettiği gibi, bu süreler yükselme ve emekliliklerinde de hesaba katılır ve yükselmeleri başkaca bir işleme gerek duyulmadan süresinde yapılır.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Çeşitli Hükümler
Bütçe
MADDE 29 – (1) Kurumun gelirleri şunlardır:
a) Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesinden alınacak Hazine yardımı.
b) Diğer gelirler.
(2) Kurum bütçesinden bu Kanun kapsamındaki görevlerin gerçekleştirilmesine ilişkin giderler yapılır.
Yasaklar
MADDE 30 – (1) Başdenetçi, denetçiler, Genel Sekreter, kamu denetçiliği uzman ve uzman yardımcıları ile diğer personel, siyasi partilere üye olamazlar; herhangi bir siyasî parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef alan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayırımı yapamazlar; görevleri sebebiyle herhangi bir şekilde öğrendikleri mesleki veya ticari sırları görevlerinden ayrılmış olsalar bile açıklayamazlar, kendilerinin veya başkalarının yararına kullanamazlar.
(2) Başdenetçi, denetçiler, Genel Sekreter, kamu denetçiliği uzman ve uzman yardımcıları; kendilerinin, eşlerinin ve üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan ve kayın hısımlarının şikâyetlerini inceleyemezler.
(3) Başdenetçi, denetçiler, Genel Sekreter, kamu denetçiliği uzman ve uzman yardımcıları ile diğer personel, bu görevleri süresince resmî veya özel hiçbir görev alamazlar, ticaretle uğraşamazlar. Bilimsel yayınlarda bulunma, görevleri veya meslekleri ile ilgili olarak davet edildikleri ulusal veya uluslararası kongre, konferans ve benzeri toplantılara katılma, derneklerde üyelik ve kâr amacı gütmeyen kooperatiflerde ortaklık hâlinde bu madde hükümleri uygulanmaz.
Başdenetçi veya denetçiler hakkında ceza soruşturması ve kovuşturması usulü
MADDE 31 – (1) Başdenetçi ve denetçilerin görevleri sebebiyle bir suç işledikleri öne sürüldüğü takdirde haklarında ceza soruşturması ve kovuşturması yapılabilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının iznine bağlıdır. İzin verilmesi veya verilmemesine ilişkin karara karşı itiraz mercii, Danıştayın ilgili dairesidir.
(2) Başdenetçi ve denetçiler hakkındaki soruşturma Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yapılır. Açılacak kamu davası, Yargıtayın ilgili ceza dairesinde görülür. Temyiz mercii, Yargıtay Ceza Genel Kuruludur.
(3) Bu maddede hüküm bulunmayan hususlarda 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.
(4) Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara ilişkin suçüstü hâli genel hükümlere tabidir.
Genel Sekreter ve personel hakkında ceza soruşturması ve kovuşturması usulü
MADDE 32 – (1) Genel Sekreter, kamu denetçiliği uzman ve uzman yardımcılarının görevleri sebebiyle bir suç işledikleri öne sürüldüğü takdirde ceza soruşturması ve kovuşturması yapılabilmesi Başdenetçinin iznine bağlıdır. İzin verilmesi veya verilmemesine ilişkin karara karşı itiraz mercii Ankara Bölge İdare Mahkemesidir.
(2) Genel Sekreter, kamu denetçiliği uzman ve uzman yardımcıları ile diğer personel hakkındaki soruşturma, suçun işlendiği yer Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Açılacak kamu davası aynı yer mahkemesinde görülür.
(3) Bu maddede hüküm bulunmayan hususlarda, Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.
(4) Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara ilişkin suçüstü hâli genel hükümlere tabidir.
Emeklilik
MADDE 33 – (1) Başdenetçi, denetçiler, Genel Sekreter, kamu denetçiliği uzman ve uzman yardımcıları ile diğer personel, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılır. Başdenetçi ve denetçilerin sigorta primine esas kazanç tutarları, Başdenetçi için Başbakanlık Müsteşarı, denetçiler için Başbakanlık müsteşar yardımcıları esas alınarak belirlenir. Bu görevleri sırasında 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına girenlerin bu görevde geçen süreleri makam tazminatı ile temsil tazminatı ödenmesi gereken süre olarak değerlendirilir ve emeklilik yönünden Başdenetçi Başbakanlık Müsteşarı, denetçiler Başbakanlık müsteşar yardımcıları için belirlenmiş olan ek gösterge, makam tazminatı ile temsil tazminatından aynı usul ve esaslara göre yararlandırılır.
(2) Sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden emekli aylığı almakta olanlardan Başdenetçi ve denetçi seçilenlerin, istekleri hâlinde emekli aylıkları kesilir ve 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında yeniden sigortalı sayılır. Bu şekilde emekli aylıklarını kestirmek suretiyle yeniden sigorta primi ödeyenlerin görev sürelerinin bitiminde emekli aylıkları genel hükümlere göre yeniden belirlenir.
(3) Başdenetçi ve denetçiler hakkında 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası ile 5510 sayılı Kanunda yer alan yaş haddine ilişkin hükümler uygulanmaz.
Kadrolar
MADDE 34 – (1) Ekli listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvele Kamu Denetçiliği Kurumu bölümü olarak eklenmiştir.
Değişiklik yapılan hükümler
MADDE 35 – (1) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinin “Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendine “Yüksek Kurum Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Kamu Denetçiliği Uzman Yardımcıları,” ibaresi ve “Yüksek Kurum Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Kamu Denetçiliği Uzmanlığına,” ibaresi eklenmiştir.
(2) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (II) sayılı cetvelin “B) Özel Bütçeli Diğer İdareler” bölümünün Anayasa Mahkemesince iptal edilen 34 üncü sırası “34) Kamu Denetçiliği Kurumu” olarak yeniden düzenlenmiştir.
(3) 5/1/1961 tarihli ve 237 sayılı Taşıt Kanununun eki (2) sayılı cetvele “Başbakanlık Müsteşarlıkları” satırından sonra gelmek üzere aşağıdaki satır eklenmiştir.
“Kamu Başdenetçisi 1 er ” 5 ” ”
Geçiş hükümleri
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Başdenetçi ve denetçilerin seçimi ile Kamu Denetçiliği Kurumu kurulur.
(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten onbeş gün sonra Başkanlık tarafından Başdenetçi ve denetçi seçimi için aday adaylığı başvuru süreci başlatılır ve 11 inci maddede öngörülen usule uyularak seçim sonuçlandırılır.
(3) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dokuz ay içinde yürürlüğe konulur.
(4) Başdenetçi ve denetçilerin seçimi tamamlandıktan sonra Başdenetçi tarafından doksan gün içinde; bir defaya mahsus olmak ve ekli listede yer alan Kamu Denetçiliği Uzmanı unvanlı serbest kadro adedinin yüzde ellisini geçmemek üzere, 25 inci ve 26 ncı maddelerdeki şartlar aranmaksızın, doktora yapmış üniversite öğretim elemanları veya kamu kurum ve kuruluşlarında görevli olup, mesleğe özel yarışma sınavı ile girilen ve belirli süreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterlik sınavı sonunda atanmış olanlardan kamu denetçiliği uzmanı olarak atama yapılabilir. Kamu denetçiliği uzmanı olarak atanacakların mesleklerinde en az beş yıllık deneyime sahip olmaları gerekir.
(5) Bu Kanun hükümleri, mahallî idarelerin eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışları hakkında, bu Kanunun bütün hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten bir yıl sonra uygulanmaya başlanır.
Yürürlük
MADDE 36 – (1) Bu Kanunun 17 nci maddesi yayımı tarihinden dokuz ay sonra, diğer maddeleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 37 – (1) Bu Kanun hükümlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Bakanlar Kurulu yürütür.
Kamu Denetçiliği Kurumu-Ombudsmanlık ve İlişkili Uluslararası Sözleşmeler
İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu 6570 sayılı kanun olarak 20.11.2014 tarihinde yürürlüğe girmiş ve 29 Kasım 2014 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yasa ile kurulan İstanbul Tahkim Merkezinin vermiş olduğu hakem kararları nihai ve bağlayıcı olup, dünyanın her yerinde icra edilme gücüne sahiptir.
İstanbul Tahkim Merkezi, herhangi bir üyelik şartı aramadan hem Türkiye’deki hem dünyadaki ticari aktörler arasında olan uyuşmazlıkların çözümlenmesi için hizmet veren, bağımız, tarafsız ve özerk bir kurumdur. İstanbul Tahkim Merkezi Tahkim ve Arabuluculuk Kuralları, 26.10.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Tahkim, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların hakem adı verilen kişiler aracılığı ile nihai olarak çözülmesi olup taraflar aralarında sözleşme ile ya da İstanbul Tahkim Merkezi (İSTAC)’ne başvurularak gerçekleştirilebilmektedir.
6570 Sayılı İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu
Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, yabancılık unsuru taşıyanlar da dahil olmak üzere uyuşmazlıkların tahkim veya alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle çözülmesini sağlamak üzere İstanbul Tahkim Merkezinin kurulması ile Merkezin teşkilat ve faaliyetlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Kuruluş
MADDE 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasını sağlamak ve Kanunla kendisine verilen görevleri yerine getirmek üzere tüzel kişiliği haiz, özel hukuk hükümlerine tabi İstanbul Tahkim Merkezi kurulmuştur.
Tanımlar
MADDE 3 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Merkez:İstanbul Tahkim Merkezini,
b) Tahkim Divanı:İlgisine göre MillîTahkim Divanı veya Milletlerarası Tahkim Divanını,
ifade eder.
Merkezin görevleri
MADDE 4 – (1) Merkezin görevleri şunlardır:
a) Tahkim ve alternatif uyuşmazlıkçözüm yöntemlerine ilişkin kurallarıbelirlemek ve hizmetlerin yürütülmesini sağ
b) Tahkim ve alternatif uyuşmazlıkçözüm yöntemleriyle ilgili tanıtım ve yayın yapmak, bu konudaki bilimselçalışmaları teşvik etmek, desteklemek, gerçekleştirmek, yurt içi ve yurt dışındaki ilgili kişi ve kurumlarla iş birliği yapmak.
Teşkilat
MADDE 5 – (1) Merkez; Genel Kurul, Yönetim Kurulu, Denetçi, Danışma Kurulu, Millî ve MilletlerarasıTahkim divanları ile Genel Sekreterlikten oluşur.
Genel Kurul
MADDE 6 – (1) Genel Kurul, mesleğinde en az on yıl tecrübeye sahip olanlar arasından;
a) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin ticaret ve sanayi odalarından iki, ticaret odalarından bir, deniz ticaret odalarından bir, sanayi odalarından bir ve ticaret borsalarından bir olmaküzere seçeceği toplam altı,
b) Baro başkanlarının baroya kayıtlıavukatlar arasından seçeceği dört,
c) Yükseköğretim Kurulunun tahkim konusunda tecrübeliöğretimüyeleri arasından seçeceği üç,
ç) Türkiye İhracatçılar Meclisinin seçeceği iki,
d) Adalet Bakanlığının idari görevdeçalışan birinci sınıf hâkimler arasından seçeceği bir,
e) Türkiye Bankalar Birliğinin seçeceği bir,
f) Türkiye Katılım BankalarıBirliğinin seçeceği bir,
g) Sermaye PiyasasıKurulunun seçeceği bir,
ğ) Borsa İstanbul Anonim Şirketinin seçeceği bir,
h) Türkiye Esnaf ve SanatkârlarıKonfederasyonunun seçeceği bir,
ı) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun seçeceği bir,
i) Türkiye Sermaye PiyasalarıBirliğinin seçeceği bir,
j) En fazlaüyeye sahip işçi ve işveren sendikalarıkonfederasyonlarından birer,
temsilci olmak üzere toplam yirmi beş üyeden oluşur. Bu temsilciler, yukarıda sayılan kurumların yönetim organları tarafından seçilir. Üyelerin seçildikleri kurumdaki görevleri devam eder. Baro başkanları kontenjanından seçilecek temsilcilerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Barolar Birliği tarafından adayların bildirildiği tarihten itibaren on gün içinde Birlik tarafından belirlenen yer ve zamanda baro başkanları tarafından seçim yapılır. Her bir baro başkanının bir oy kullanabileceği bu seçimde, en fazla oy alan dört aday üye seçilmiş sayılır.
(2) Genel Kurul üyeleri dört yıl için seçilir. Süresi dolan üye yeniden seçilebilir. Üyeliğin herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde, bu üyenin kalan süresini tamamlamak üzere aynı kontenjandan seçim yapılır.
Genel Kurulun görevleri ve çalışma usulü
MADDE 7 – (1) Genel Kurulun görevleri şunlardır:
a) Yönetim Kurulu ve Danışma Kuruluüyeleri ile denetçileri seç
b) Yönetim Kurulu faaliyet raporu ve bilançosu ile Denetçi raporunu inceleyip Yönetim Kurulunun ibrasıhakkında karar vermek.
c) Yönetim Kurulu tarafından hazırlanan, tahkim ve alternatif uyuşmazlıkçözüm yöntemlerine ilişkin uygulanacak kurallar ile Merkezin işleyişine ilişkin usul ve esaslarıiçeren düzenlemeleri ve bütçeyi inceleyip onaylamak.
ç) Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Danışma Kurulu üyeleri ile denetçilerin huzur hakkı, ücret ve masraflarınıbelirlemek.
(2) Genel Kurul yılda bir kez ekim ayında toplanır. Yönetim Kurulu Başkanı veya Denetçi, gerektiği takdirde Genel Kurulu toplantıya çağırabilir.
(3) Genel Kurul, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar alır.
Yönetim Kurulu ve çalışma usulü
MADDE 8 – (1) Yönetim Kurulu, Genel Kurulun kendi üyeleri arasından dört yıl için seçtiği beş asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Süresi dolan Yönetim Kurulu üyeleri yeniden seçilebilir. En az üç asıl ve iki yedek üyenin hukuk fakültesi mezunu olması zorunludur. Yönetim Kurulu, hukuk fakültesi mezunu üyeleri arasından bir Başkan seçer.
(2) Yönetim Kurulu en az üç üyenin katılımıyla toplanır ve üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar alır. Yönetim Kurulu, toplantılarını elektronik ortamda da yapabilir.
(3) Yönetim Kurulu üyeliğinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, birinci fıkra nazara alınarak seçimle belirlenen sıraya göre yedek üye kalan süreyi tamamlar.
(4) Yönetim Kurulu üyelerinin görevi, yeni Yönetim Kurulu oluşuncaya kadar devam eder.
(5) Toplantılara mazeretsiz olarak art arda iki kez veya bir yıl içinde üç kez katılmayan Yönetim Kurulu üyesinin görevi kendiliğinden sona erer.
Yönetim Kurulu ve Başkanın görevleri
MADDE 9 – (1) Merkezin icra organı olan Yönetim Kurulunun görevleri şunlardır:
a) Tahkim ve alternatif uyuşmazlıkçözüm yöntemlerine ilişkin uygulanacak kurallar ile Merkezin işleyişine ilişkin usul ve esaslarıiçeren düzenleme taslaklarını hazırlayıp Danışma Kurulunun görüşünü aldıktan sonra Genel Kurulun onayına sunmak.
b) Bilanço ve faaliyet raporunu hazırlayıp Genel Kurulun ibrasına sunmak.
c) Gelecek yıla ait bütçeyi hazırlayıp Genel Kurulun onayına sunmak.
ç) Hakem ücret ve Merkez hizmet bedel tarifelerini hazırlayarak Genel Kurulun onayına sunmak.
(2) Merkezin idare ve temsili Başkana aittir. Başkan, yokluğunda görevlerini yapmak üzere bir Yönetim Kurulu üyesini görevlendirir.
Denetçi
MADDE 10 – (1) Genel Kurul, üyeleri arasından ya da dışarıdan üçten fazla olmamak üzere bir veya birden fazla kişiyi dört yıl için denetçi olarak seçer. Denetçinin görevinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde kalan süreyi tamamlamak üzere bir yedek denetçi seçilir.
(2) Denetçi, Yönetim Kurulunun yıllık faaliyetlerini denetleyerek Genel Kurula sunmak üzere bir rapor hazırlar. Birden fazla denetçi bulunması hâlinde rapor müştereken hazırlanır.
Danışma Kurulu
MADDE 11 – (1) Danışma Kurulu, Merkezin amaçları çerçevesinde bilgi ve görüşlerinden yararlanılmak üzere tahkim veya alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri konusunda en az beş yıllık tecrübeye sahip on beş üyeden oluşur. Danışma Kurulu üyeleri, Yönetim Kurulunun teklifi üzerine Genel Kurul tarafından dört yıl için seçilir.
(2) Yönetim Kurulu, gerekli gördüğü hâllerde Danışma Kurulunun görüşüne başvurur.
(3) Danışma Kurulu, Yönetim Kurulunun çağrısı üzerine yılda en az bir kez toplanır ve görüşüne başvurulan konularda rapor hazırlayarak Yönetim Kuruluna sunar.
Millî Tahkim Divanı ve Milletlerarası Tahkim Divanı
MADDE 12 – (1) Merkez bünyesinde ayrı ayrı Millî Tahkim Divanı ve Milletlerarası Tahkim Divanıoluşturulur. Tahkim divanlarında, Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Sekreter doğal üye olup, ayrıca Yönetim Kurulu tarafından mesleğinde en az on yıl tecrübeye sahip hukukçular arasından seçilecek üçer üye yer alır. Yönetim Kurulu tarafından seçilen Tahkim Divanı üyelerinin görev süresi beş yıldır.
(2) Tahkim Divanı başkanları, Divan üyeleri tarafından üye tam sayısının salt çoğunluğuyla seçilir.
(3) Tahkim Divanı, Divan Başkanının başkanlığında en az üç üyenin katılımıyla toplanır ve toplantıya katılanların çoğunluğuyla karar alır; oyların eşitliği hâlinde Divan Başkanının oyu doğrultusunda karar alınmış sayılır. Tahkim Divanı kararlarına karşı taraflar kararın kendilerine tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren Divana itiraz edebilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
(4) Tahkim Divanı, toplantılarını elektronik ortamda da yapabilir ve karar alabilir.
(5) Tahkim Divanı üyeliğinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, bu üyenin görev süresini tamamlamak üzere yeni üye seçilir.
(6) Tahkim Divanı, Merkezin belirlediği Tahkim kurallarında öngörülen görevleri yerine getirir.
Genel Sekreterlik
MADDE 13 – (1) Genel Sekreterlik; Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcısı ve yeteri kadar personelden oluşur.
(2) Genel Sekreter ve Genel Sekreter Yardımcısı mesleğinde en az on yıl tecrübeye sahip hukukçular arasından Yönetim Kurulu tarafından seçilir.
(3) Merkezde tahkim yargılamasına ilişkin işler ile diğer işleri görmek üzere Genel Sekreterin nezaretinde yeteri kadar büro personeli çalıştırılır.
(4) Genel Sekreter ve Genel Sekreter Yardımcısı, tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine ilişkin uygulanacak kurallar ile Merkezin işleyişine ilişkin usul ve esasları içeren düzenlemelerde belirlenen görevleri yerine getirir ve Merkezin idari işlerinin yürütülmesinden sorumludur.
(5) Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcısı ve büro personeli 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabidir.
Yasaklılık ve gizlilik
MADDE 14 – (1) Danışma Kurulu üyeleri dışındaki Merkez organlarının üyeleri ile çalışanları, görev süreleri boyunca Merkez bünyesinde hakemlik veya arabuluculuk yapamazlar. Ancak, tarafların anlaşmalarıyla bu kişilerin hakemlik veya arabuluculuk yapması mümkündür.
(2) Merkez organlarının üyeleri ile çalışanları, görevleri dolayısıyla öğreneceği sırlar ile taraflar ve üçüncükişilere ait her türlü bilgileri, görevleri sona erse dahi hiçbir kişi ve kuruluşa açıklayamaz, kendisi veya başkasıyararına kullanamaz; tarafların yazılı izni olmaksızın görevi gereği edindiği bilgi ve belgelere dayanarak beyan ve yayınlarda bulunamaz.
Merkezin gelir ve giderleri
MADDE 15 – (1) Merkezin gelirleri aşağıdaki kaynaklardan oluşur:
a) Merkez tarafındanücretli olarak sunulan hizmetler karşılığında elde edilecek gelirler
b) Yönetim Kurulu tarafından hazırlanan ve Genel Kurul tarafından tasdik edilen bütçenin gelirlerle karşılanamayan kısmıiçin temsilci sayısıesas alınarak belirlenen orana göre, baroya kayıtlı avukatlar arasından seçilen üyeler için Türkiye Barolar Birliğince, diğer üyeler için temsilci seçen kuruluşlarca tahsis edilen paylar
(2) Birinci fıkranın (b) bendi hükmü Adalet Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu tarafından seçilecek üyeler için uygulanmaz.
(3) Merkez, görevlerinin ifası için gereken harcamaları yapma yetkisine sahiptir.
Uygulanacak hükümler
MADDE 16 – (1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk MedenîKanunu ile 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu hükümleri uygulanır.
Geçiş hükümleri
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Merkezin Yönetim Kurulu oluşturuluncaya kadar geçecek süre içindeki tüm destek hizmetleri Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından yürütülür.
(2) Bu Kanunun 6 ncı maddesinde belirtilen kurum ve kuruluşlarca, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde Merkezin Genel Kurulunda görev yapacak temsilciler Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine bildirilir. Temsilcilerin bildirilmesinden itibaren iki ay içinde Genel Kurul ilk toplantısını yapar. Genel Kurulun ilk toplantı tarihi, Genel Kurul üyeleri bakımından dört yıllık görev süresinin başlangıcı olarak kabul edilir.
(3) Tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine ilişkin uygulanacak kurallar ile Merkezin işleyişine ilişkin usul ve esasları içeren düzenlemeler, Yönetim Kurulunun seçilmesinden itibaren altı ay içinde Merkez tarafından hazırlanır ve yürürlüğe konulur.
(4) Merkezin faaliyetlerini yürütebilmesi için ilk iki yıl bütçesi Başbakanlık bütçesinden karşılanır.
Yürürlük
MADDE 17 – (1) Bu Kanun 1/1/2015 tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 18 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. 28/11/2014
İstanbul Tahkim Merkezi Kanununa göre, İstanbul Tahkim Merkezi’nin tüzel kişiliği bulunmaktadır ve teşkilat yapısı, Genel Kurul, Yönetim Kurulu, Denetçi, Danışma Kurulu, Milli ve Milletlerarası Tahkim Divanları ile Sekreterya’dan oluşmaktadır. 6570 sayılı kanunda bu teşkilat yapısı ayrıntılı şekilde açıklanmıştır.
İstanbul Tahkim Merkezi’nde taraflar, uzman hakem veya hakemleri serbestçe seçebilmektedirler. Devlet yargılamasından farklı olarak dava aleni değildir ve tahkimle ilgisi olmayan kişilerin uyuşmazlık ve uyuşmazlığın neticesi hakkında bilgi sahibi olması yasaktır. Kararların mahkeme kararları gibi yayınlanma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Türkiye UNCITRAL Model Kanunu uyarınca hazırlanmış 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu ile 1958 tarihli New York Sözleşmesi ve 1961 tarihli Cenevre-Avrupa Sözleşmesi’ne taraf olmasından, milletlerarası tahkimi de gerçekleştirebilmektedir.
İstanbul Tahkim Merkezi (İSTAC)’nde dava açmak için, tahkim talebi veya dava dilekçesi Sekretarya’ya sunulmaktadır.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 20 Temmuz 1982 tarihinde, 2809 Sayılı Kanun ile kurulmuştur. Fakülte, 3 Kasım 1982 tarihinde öğretime başlamış, Göztepe Kampüsünde başlayan öğretim faaliyeti, 1984 yılından itibaren Haydarpaşa Kampüsüne taşınmıştır ve halen eğitim burada sürdürülmektedir. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin kurucu dekanı Prof. Dr. Ergun Önen’dir.
Marmara Hukuk Haydarpaşa Tarihi Binası-Osmanlı Dönemi
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğretim süresi dört yıldır ve I. ve II. öğretim olmak üzere ikili öğretim yapılmaktadır. Mevcut öğrenci sayısı yıllara ve dönemlere göre değişim göstermekle birlikte toplam öğrenci sayısı 4.000 ile 5.000 aralığında seyretmektedir.
Prof.Dr. Mehmet AKMAN
Fakültede 2018 yılı itibariyle 28 profesör görev yapmakta ve tahmini olarak 4600 civarında öğrenci eğitim görmektedir.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, ÖSYM tarafından yapılan YGS ve LYS sınavları ile öğrenci almaktadır. Dikey Geçiş Sınavı ve MÜYÖS sınavları yanında yatay geçiş yoluyla da fakülteye kayıt yaptırılabilmektedir. Denklik için YÖK tarafından gönderilen öğrencilerden gerekli şartları taşıyanlar da Fakültemize kabul edilmektedir. Marmara Üniversitesi öğrencilerinden YAP ve ÇAP için başvuran ve yerleştirilen öğrencilerin, Fakülte Yönetim Kurulu tarafından kabul edilen özel öğrencilerin, ERASMUS, FARABİ ve MEVLANA programları ile yurt içi ve yurt dışındaki üniversitelerden gelen ve bu üniversitelere giden öğrencilerin yüksek öğrenim hareketliliği de fakülte tarafından takip edilmektedir.
Marmara Hukuk Yeşillikler İçinde bir ortama sahiptir
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Prof. Dr. Ergun Özen, Prof. Dr. Fehim Üçışık, Prof. Dr. Bülent Tahiroğlu, Prof. Dr. Mehmet Omağ, Prof. Dr. Osman Gökhan ve Prof. Dr. Mehmet Emin Artuk dekan olarak görev yapmıştır. Mevcut Prof. Dr. Serap Helvacı’nın ardından göreve gelen Prof.Dr. Mehmet AKMAN’dır.
Dekan-Prof.Dr.Serap.HELVACI
Fakültefe, Akademik Gelişim Birimi bulunmaktadır ve Literatür Taraması Eğitimi, YDS Hazırlık Kursu, Akademik İngilizce Konuşma Kursu ve TOEFL Hazırlık Kursu gibi eğitimler verilmektedir.
Hukuk Fakültesi, Marmara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Programı ile entegre edilmiş durumdadır.
Fakültede İngilizce yazılmış bilimsel makalelerin ya da kitap bölümlerinin, uluslararası yayın platformlarına gönderilmeden önce ilgili bilimsel alanda ana dili İngilizce olan uzmanlar tarafından dil ve anlatım bakımından son düzeltmelerinin yapılmasını ve yayın adayının yayınlanacak platformun şekil şartlarına göre biçimlendirilmesini içeren son kontrol ve okuma hizmeti olan ENAGO hizmeti verilmektedir.
Fakülte, birçok ulusal ve uluslararası kuruluşla bilimsel işbirliği yapmaktadır.
Erasmus, Farabi ve Mevlana öğrenci değişim programları öğrencilerin hizmetindedir.
Fakültede kariyer merkezi koordinatörlüğü bulunmakta ve öğrencilerin mezuniyet sonrası yaşama hazırlanması amaçlanmaktadır.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin Önceki Dekanları
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi (MÜHF-HAD), Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin süreli yayınıdır ve 1986 yılından itibaren yayın hayatındadır. MÜHF- HAD, hakemli bir dergidir ve yılda en az iki sayı yayınlanmaktadır. Dergi, Hukuk Fakültesi Dekanlığı bünyesinde oluşturulan Yayın Komisyonu tarafından faaliyetlerini yürütmekte, temel ilgi alanı olarak bilimsel araştırmaların yayınlanmasını amaçlamakta ve hakemli, süreli ve akademik yayın yapmakta, Adalet Yayınevi tarafından basılmaktadır. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi TÜBİTAK – ULAKBİM tarafından taranmakta, açık erişimli dergi statüsünde bulunmaktadır.
Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği-RATEM, radyo televizyon yayıncılığının sorunlarına kalıcı çözümler üretmek ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndan kaynaklanan hakların takibini ve korunmasını sağlamak için meslek birliği statüsünde 2001 yılında kurulmuştur.
Ratem, Korsanla Mücadeleye önem vermektedir.
Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği-RATEM, hedeflerini gerçekleştirmek için radyo televizyon yayıncılarını aynı çatı altında birleştirmiş, ulusal, bölgesel ve yerel yayıncıların desteğini alarak tüm yayıncılık sektörüne yönelik çözümler üretmiştir.
Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği-RATEM, Türkiye’de, Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna karasal ortamda yayın yapmak üzere lisans başvurusunda bulunan 23 ulusal, 16 bölgesel ve 213 yerel olmak üzere toplam 252 televizyon kuruluşu ve 36 ulusal, 102 bölgesel ve 952 yerel olmak üzere 1090 radyo kuruluşundan 800’ün üzerindeki yayıncıyı bünyesinde toplamaktadır.
Ratem Faaliyetleri
Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği-RATEM, Korsanla Mücadele amaçlı, Kültür ve Turizm Bakanlığının desteği ile yürüttüğü “Aklıma Bir Fikir Geldi” yarışması ile üniversiteler arası İletişim Fikirleri Yarışması Ödülleri dağıtmaktadır.
Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği bünyesinde Mesleki Yeterlilik Sertifika Merkezi bulunmaktadır. Mesleki Yeterlilik Kurumu ile işbirliği içinde, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen “Sayısal Yayıncılıkta Teknik Eğitim Sınav Merkezlerinin Kurulması Projesi”ni yürütmektedir. Projenin amacı; sayısal yayıncılığa geçişteki süreçte sektördeki meslek standartlarının belirlenmesi ve bu mesleklere yönelik sınav merkezlerinin oluşturularak sektördeki insan kaynağının sertifikalandırılmasının sağlanmasıdır.
Medya sektöründeki yayıncı ve içerik sağlayıcı kuruluşların insan kaynağına dönük eğitim ihtiyacını gidermek amacıyla RATEM bünyesinde Akademi kurulmuştur. Akademi, yeni medya olanaklarını, teknolojik evrimi ve yaratıcılık sürecine yönelik yönlendirmeleri de içinde barındıran eğitim ve mesleki gelişim hizmetleri sunmaktadır. RATEM Akademi Eğitim Programları, medya çalışanlarının ve sektörde istihdam imkanı arayanların eğitim ihtiyaçlarını seviyelerine uygun şekilde gidermeye çalışmaktadır.
Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği-RATEM, kurmuş olduğu dijital kütüphane ile Radyo Kütüphanesi ve Televizyon Kütüphanesi oluşturmuştur.
Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği-RATEM, Medya ve Demokrasi etkinlikleri yapmakta, radyo ve televizyonların demokratik ilkelere uyum konusunda ortak anlayışla hareket etmelerini teşvik etmektedir.
Ratem tarafından uluslararası çapta İstanbul Film Televizyon Forumları düzenlenmektedir.
Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları ve Arabuluculuk Hakkında Yazılmış Kitaplar
Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları ve Arabuluculuk Hakkında Yazılmış Kitaplar listesinde hakemlik, tahkim, arabuluculuk, uzlaştırma, müzakere, milletlerarası usul hukuku, uluslararası uygulamalar ve diğer benzer konularda yazılmış eserler bulunmaktadır.
Prof. Dr. Köksal Bayraktar, 1941 yılında Bandırma’da doğmuş, 1961 yılında Galatasaray Lisesi’nden mezun olmuş, 1965 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirerek aynı Fakültede ceza hukuku alanında asistan olarak akademisyenliğe başlamıştır. Bayraktar, 1971 yılında doktorasını tamamlayarak hukuk doktoru, 1975 yılında doçent ve 1981 yılında da profesör olmuştur.
Prof. Dr. Bayraktar, 1999 yılında Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim kadrosuna girmiş, 2005-2007 yılları arasında aynı Fakültenin Dekanlığını yapmıştır.
Bayraktar adına uzun yıllar akademisyenlik ve yöneticilik yaptığı Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından “Profesör Doktor Köksal Bayraktar’a Armağan” isimli yapıt 2010 yılında hazırlanarak basılmıştır.
Bayraktar, 2008’de emekliliğinden sonra Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne geçmiştir ve halen bu Fakültede lisans ve yüksek lisans öğretiminde ceza hukuku dersleri vermektedir.
Bayraktar, Galatasaray Eğitim Vakfı ikinci Başkanlığını da yürütmektedir.
Eserleri
Prof. Dr. Bayraktar, akademik hayatında birçok kitap ve bilimsel çalışma yapmış, “Hekimin Tedavi Nedeni ile Cezai Sorumluluğu”, “Suç İşlemeye Tahrik”, “Siyasal Suç”, “Doğum Kontrolünün Ortaya Koyduğu Hukuki Problemler ve Çözüm Yolları”, “Ceza Özel Hukuku-Kişilere Karşı Suçlar”, “Ceza Özel Hukuku-Uluslararası Suçlar”, ”Türk Hukuk Bibliyografyası”, “İçtihatlar Külliyatı”, “Basın Hukuku”, “Siyasal Suç”, “Hukukun Üstünlüğü” isimleri ile eserler yazmıştır. Köksal Bayraktar, Feridun Yenisey’in çevirisin yaptığı “Almanya Federal Cumhuriyeti Ceza Hukukuna Giriş” isimli esere Türk Ceza Hukukuna İlişkin Açıklamalar başlığı ile katkıda bulunmuştur.
Prof. Dr. Bayraktar, Güncel Hukuk Dergisinde her ay sürekli makaleler yazmakta ve bu derginin Yayın Yönetmenliğini yapmaktadır.
Prof. Dr. Bayraktar 2014 yılında yazmış olduğu Hukukun Üstünlüğü isimli eserinde, ceza hukuku alanında yaşamış olduğu deneyimleri hukuki ve felsefi olarak bir araya getirmiş, kişi hak ve özgürlüklerini temel alarak düşünce, toplantı ve gösteri yürüyüşü, basın ve bilim özgürlüklerini uygulamadaki yeri ile birlikte analiz etmiştir. Ceza Hukukunun ve Ceza Yargılamasının önemli sorunlarını masaya yatıran Bayraktar, dinin ceza kanununa etkisi, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, tutukluluk ve bilirkişilik gibi konuları irdelemiş, güncel sorunlarla ilgili bilimsel görüşlerini bu kitapta yansıtmıştır. Hukukun Üstünlüğü isimli kitap, toplumsal sorunlara hukuki çerçeveden bakmak ve çözüm konusunda arayışlara girmek isteyenler için önemli başvuru kitabı olmuştur.
Faaliyette olan siyasi partiler 22.03.2018 tarihi itibari ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ilan edilmiş olan tam listedir. Toplam 86 parti siyasal yaşamına devam etmektedir. Son kurulan parti Ötüken Birliği Partisi’dir ve 20.12.2017 tarihinde kurulmuştur. Daha önce kapatıldıktan sonra yeniden açılan partiler istisna tutulduğunda resmi olarak en eski parti Demokrat Parti’dir ve 23.06.1983 tarihinde kurulmuştur. İlgili partinin linkine gidildiğinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sunulan parti tüzüklerine ulaşılabilmektedir.
Resmi Gazete Tarihi: 16.11.1997 Resmi Gazete Sayısı: 23172
Birinci Bölüm Genel Hükümler
Amaç
Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile düzenlenen eser sahibinin haklarına komşu hak sahiplerinin sınırlarının korunması ve belirlenmesi, bir hak sahiplerinin birbirleri ve eser sahipleri ile olan ilişkilerinin düzenlenmesidir.
Kapsam
Madde 2- Bu Yönetmelik eser sahibinin maddi ve manevi haklarına halel getirmemek şartıyla fikir ve sanat eserlerini özgün biçimde icra eden, yorumlayan, icracı sanatçılarla, bu icrayı ya da sesleri ilk kez tespit eden ses taşıyıcısı yapımcıları ve radyo ve televizyon kuruluşlarının eser sahibinin haklarına komşu haklarının düzenlenmesine ilişkin ilke ve esasları kapsar.
Hukuki Dayanak
Madde 3- Bu Yönetmelik, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 7/6/1995 tarihli ve 4110 sayılı Kanunla eklenen Ek 3 üncü maddesine ve 26/10/1961 tarihinde Roma’da imzalanan İcracı Sanatçılar, Fonogram Yapımcıları ve Yayın Kuruluşlarının Korunmasına Dair Roma Sözleşmesi’ne dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
Madde 4- Bu Yönetmelikte geçen deyimlerden :
a) Komşu hak : Eser sahibinin haklarına zarar vermeden ve onun rızası ile bir eseri özgün biçimde icra eden veya icrasına katılan, bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden, yayınlayan gerçek ve tüzel kişilerin münhasıran sahip oldukları ; icrayı tespit etme, çoğaltma, kiralama, telli-telsiz her türlü araçla yayınlama ve kamuya açık yerlerde temsil suretiyle bundan faydalanma haklarını,
b) İcracı sanatçı : Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişileri,
c) Ses taşıyıcısı yapımcısı : Sözlü ya da sözsüz tüm seslerin ilk tespitini yapan, bu durumun hukuksal sorumluluğunu üstlenen gerçek ya da tüzel kişiyi,
d) Yayın kuruluşları : Radyo ve televizyon kuruluşlarını,
e) Tespit : Seslerin maddi bir araç üzerine herhangi bir yöntemle algılanabilmesini, çoğaltılabilmesini ya da başka bir yoldan kamuya iletilmesini sağlayacak biçimde kaydedilmesini.
f) Ses taşıyıcısı : Bir icranın seslerin ya da elektronik bir yöntemle eserlerin üzerine tespit edildiği her türlü aracı,
g) Yayın : Seslerin ya da görüntülerin ya da her ikisinin toplumun yararlanacağı şekilde radyo ve televizyon araçlarıyla telli ya da telsiz olarak kamuya sunulmasını,
h) Anında yayın : Bir yayın kuruluşunun yapmış olduğu yayının diğer bir yayın kuruluşu tarafından aynı anda yayınlamasını,
i) Kiralama : Üzerine seslerin ya da görüntülerin ya da her ikisinin kaydedildiği maddi araçların bir kopyasının ticari amaçla belli bir süre için ücret karşılığında zilyetliğinin el değiştirmesini, ifade eder.
Sınır
Madde 5- Komşu haklar, eser sahiplerinin maddi ve manevi haklarına zarar veremez. Komşu hak sahipleri bu haklarını kullanırken, eser sahibinin haklarını sınırlandıramazlar.
İkinci Bölüm İcracı Sanatçıların Hakları
Hakkın Niteliği
Madde 6- İcracı sanatçının icra ettiği eser üzerindeki İcradan doğan hakları herhangi bir şekilde sanatçının topluma yansıyan kişiliğini zedeleyecek biçimde kullanılamaz.
İcracı Sanatçının İzni
Madde 7- Aşağıdaki durumlarda icracı sanatçının;
a) Daha önce tespit edilmemiş icralarının tespiti,
b) Ticari amaçla çoğaltılmış icralarının kopyalarının kiraya verilebilmesi,
c) İlk tespiti izinsiz yapılan icraların çoğaltılması,
d) Çoğaltma izni verdiği tespitin amaç dışında çoğaltılması,
e) Ticari amaçla kamuya sunulan bir tespitten yapılmayan veya bir radyo ve televizyon yayını icraların, radyo ve televizyon kuruluşları tarafından yayınlanması için yazılı izni gereklidir.
Sözleşme Yapılması Durumu
Madde 8- Bir icracı sanatçı ile yapımcı arasında yapılan sözleşmeyle çoğaltma, kiralama, icranın telli ve telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da temsili yolu ile faydalanma hakkı uygun bir bedel karşılığında yapımcıya devredilmişse, icracı ve yorumcu sanatçıların yazılı izni aranmaz. Ancak, bu haklardan belli bir kısmının yapımcıya devredilmesi halinde, devredilmeyen hakların kullanımı söz konusu olduğunda bunlar için icracı sanatçılarla eser sahibinin yazılı izninin alınması gereklidir.
İcracı sanatçıların icralarını iş ve hizmetten doğan sorumluluklarından dolayı yapmaları ve yapılan bu icra sonunda elde edilen tespit iş ve hizmet dışında kullanılmak istenildiği takdirde bu kullanımın şartları işveren ya da iş sahibiyle icracı sanatçılar arasında yapılacak sözleşme ile belirlenir.
Koro, Orkestra ve Sahne Eserlerinin İcrasından Doğan Hakların Devri
Madde 9- Koro, orkestra ve sahne eserlerinin icrasını tespit etme, bu tespiti çoğaltma, kiralama, icranın telli-telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da temsili suretiyle faydalanma hakkının devrinde yalnız şefin izni yeterlidir.
Sanatçıların Adının Belirtilmesi
Madde 10- İcracı sanatçılar, koro ve orkestralarda şef ve solistler, tiyatro gruplarında şeflik yapan veya başrol oynayan aktörler işaret, resim ve ses nakline yarayan araçlarda adlarının belirtilmesini isteme hakkına sahiptirler.
Birden Fazla İcracı Sanatçı
Madde 11- Bir sanat eseri birden fazla icracı sanatçı tarafından icra ediliyorsa ve ortaya çıkan eser de kısımlara ayrılabiliyorsa, bu sanatçılardan her biri vücuda getirdiği kısmın sahibi sayılır. Şayet icra edilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, bu yapımın sahibi onu vücuda getirenlerin birliğidir. Ortaya çıkan ortak yapım ile ilgili tüm hakların kullanımında birbirlerinin haklarına öncelikle riayet etmek zorundadırlar. İcracı sanatçılar hakların korunmasında ortak hareket edebilirler ya da içlerinden birisine yetki verebilirler. İcracı sanatçılardan biri, birlikte yapılacak bir muameleye muhik bir sebep olmaksızın müsaade etmezse, bu müsaade mahkemece verilebilir. İcracı sanatçılardan her biri birlik menfaatlerine tecavüz edildiği takdirde tek başına hareket edebilir.
Üçüncü Bölüm Ses Taşıyıcısı Yapımcılarının Hakları
Yapımcının Yazılı İzni
Madde 12- Aşağıdaki durumlarda ses taşıyıcısı yapımcısından yazılı izin alınması zorunludur.
a) Tespit edilen seslerin doğrudan ya da dolaylı olarak çoğaltılabilmesi,
b) Bu ses taşıyıcısı kopyalarının kiralanması,
c) Ticari dolaşıma konmuş ses taşıyıcılarının radyo ve televizyon kuruluşları ya da başka kuruluşlar tarafından yayınlanması ya da kamuya açık yerlerde temsil edilmesi.
Yapımcıların Haklarını Kullanması
Madde 13- Ses taşıyıcısı yapımcıları haklarını 5846 sayılı Kanun ile genel hükümler çerçevesinde kullanılabilirler.
Gelir Üzerinden Talep
Madde 14- İcracı bir sanatçının icrasının tespit edildiği ses taşıyıcısı, herhangi bir şekilde ticari amaçlarla kamuya arz edildiği takdirde, ses taşıyıcısı yapımcısı icracı sanatçıdan elde edilen gelirin bir bölümünü genel hükümler çerçevesinde talep edebilir.
Yeniden Yayın
Madde 15- Bir icranın ya da temsilin radyo ve televizyon ile yeniden yayınlanabilmesi için icracı sanatçılarla ses taşıyıcısı yapımcılarının izni gerekli değildir. Ancak, yeniden yayın yapan kuruluşun bu kişilere bir ücret ödemesi gereklidir.
Dördüncü Bölüm Yayın Kuruluşlarının Hakları
Yayın Kuruluşlarının Hakları
Madde 16- Yayın kuruluşları:
a) Herhangi bir konuda yayın üretme,
b) Yayınlarını tekrar yayınlama,
c) Yayınlarını başka bir yer ve araçlarla topluma gösterebilme,
d) Kendi yayınlarının bütününü veya bir kısmını fonogram, videogram veya veri taşıyıcılarına kaydetme bu kayıtları çoğaltma,
e) Yayınlarının çoğaltılmış kopyalarını satışa sunma, satma veya başka yollardan dağıtımını yapma haklarına sahiptir.
Yayın Kuruluşlarının Yazılı İzni
Madde 17- Aşağıdaki durumlarda :
a) Bir tespit izinsiz olarak yapılmışsa, bu tespiti izleyen yayınların tümünün ya da bir kısmının çoğaltılması,
b) Yayınlarının başka yayın kuruluşları tarafından aynı anda ya da yeniden telli ya da telsiz olarak yayınlanması,
c) Yayınlarının başka kişi ya da kuruluşlar tarafından girişi ücretli olan yerlerde toplumun istifadesine sunulması,
İçin, söz konusu yayının ilk olarak hazırlayan ya da gösterime sunan yayın kuruluşundan yazılı izin alınması zorunludur.
Kısmi Çoğaltma
Madde 18- Bir yayının tümü üzerindeki hakları zedelemeyecek biçimde haber verme ya da bilgilendirme amacıyla bir kısmının çoğaltılarak yayınlarda kullanılması izne tabi değildir.
Sözleşmeye Uyma
Madde 19- Yayın kuruluşları haklarını yapımcılar, eser sahipleri ve icracı sanatçılarla yaptıkları sözleşmelere uygun olarak kullanırlar.
Beşinci Bölüm Ortak ve Son Hükümler
Yabancılar İçin Uygulama
Madde 20- Bu Yönetmelik hükümleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslar arası anlaşma hükümlerine göre korunan icracı sanatçılar, yapımcılar ve yayın kuruluşlarına aşağıdaki durumlarda uygulanır.
a) İcracı Sanatçılar Bakımından;
1) İcranın sözleşmeye taraf devlet topraklarında yapılmış olması,
2) İcranın vatandaşlık kriteri, tespit kriteri ve yayın kriteri açılarından korunan bir ses taşıyıcısına kaydedilmiş olması,
b) Ses Taşıyıcısı Yapımcıları Bakımından;
1) Ses taşıyıcısı yapımcısının sözleşmeye taraf devletin vatandaşı olması,
2) Sesin ilk defa sözleşmeye taraf diğer bir devlet toprağı üzerinde tespit edilmiş olması,
3) Ses taşıyıcısının ilk defa sözleşmeye taraf diğer bir devlet toprağında yayınlanmış olması,
c) Yayın Kuruluşları Bakımından;
1) Yayın kuruluşunun yönetim veya iş merkezinin sözleşmeye taraf başka bir devlet toprağı üzerinde olması,
2) Yayının sözleşmeye taraf başka bir devlet toprağı üzerinde bulunan bir vericiden aktarılması.
Koruma Süresi
Madde 21- İcracı sanatçıların hakları, icranın tespitinin ilk yayınlandığı tarihten başlayarak 70 yıl devam eder. İcra yayınlanmamışsa, bu süre icranın ilk aleniyet kazanmasıyla başlar.
Yapımcıların hakları, ses taşıyıcılarının ilk yayınlandığı tarihten başlayarak 70 yıl devam eder.
Radyo ve televizyon kuruluşlarının hakları programın ilk yayınlandığı tarihten başlayarak 70 yıl devam eder.
Koruma Yolları;
Madde 22- Komşu hak sahipleri eser sahipleri gibi tecavüz ref’i , tecavüzün men’i ve tazminat davası haklarından faydalanabilirler.
Hakların Devir ve İntikali:
Madde 23- Komşu hak sahiplerinin haklarının devir ve intikali, 5846 sayılı kanun ile genel hükümler çerçevesinde yürütülür.
İstisnalar;
Madde 24- Komşu hak sahibinin iznini gerektirmeyen haller şunlardır:
a) Aile çevresinde gerçekleştirilen özel ve ücretsiz icralar,
b) Özel kullanım için hazırlanmış ve herhangi bir ortak kullanım amacı taşımayan çoğaltmalar ve evde yapılan kayıtlar,
c) Eserin tanıtımı ya da bilimsel araştırmalar amacıyla yapılan analizler ve kısa tespitler,
d) Güncel bilgilendirme amaçlı olarak toplantılarda yapılan sunuşlar ve konuşmalar,
e) Yayın kuruluşlarının haber verme ve bilgilendirme amaçlı kullanımı,
f) Eser sahibinin ve komşu hak sahibinin şeref, itibar ve kişilik haklarını zedelemeyecek, türünün kurallarına uyan parodi ve karikatürler,
g) Fikir ve sanat eserlerinin kamu düzeni, eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ya da röportaj amacıyla kazanç amacı güdülmeden icra edilmesi.
Yürürlük:
Madde 25- Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme:
Madde 26- Bu Yönetmelik hükümlerini Kültür Bakanlığı yürütür.
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan düzenleme sonunda Bakanlar Kurulunca onaylanarak güzel sanatlar sahasında faaliyet göstermek üzere 1986 yılında kurulan ilk Meslek Birliğidir. GESAM, Türkiye’nin bu sahadaki tek resmi, yasal ve yetkili Meslek Birliğidir. GESAM, kendi alanında tek Meslek Birliğidir ve başka birlik kurulamamaktadır.
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-Gesam
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM, üyelerinin yetki verdiği eserlerin telif haklarını takip etmekte, telif ücretlerini tahsil etmekte ve dağıtımını yapmaktadır.
Kurum Yapısı
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan çalışma çerçevesinde; Fikir ve Sanat Eserleri Kanununu çerçevesinde kurulmuştur. Birliğin merkezi Ankara’dadır ve Adana ve Antalya’da şubeleri bulunmaktadır. GESAM’ın 55 ilde temsilcileri bulunmaktadır.
Yönetim Kurulu, Haysiyet Kurulu, Denetleme Kurulu ve Teknik Bilim Kurulu Başkan ve Üyeleri, yetkili organ olarak görevlendirilmiştir.
GESAM bünyesinde, Bilişim ve Yayın Kurulu, Bandrol ve Kültürel Etkinlikler Kurulu, Uluslar arası İlişkiler Kurulu ile Toplu Hak Yönetimi ve Ortak Telif Kurulu bulunmaktadır.
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM Yönetim Kurulu Başkanı 2018 yılı itibariyle Prof.Dr. Osman Altıntaş’tır.
Amaç ve Vizyon
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM’ın amaçları, üyelerin telif haklarını korumak, telif hakları ile ilgili kanun, yönetmelik hazırlıklarında yetkililere yardım etmek, sanatçıların görüşlerini, düşüncelerini ilgili kuruluşlara bildirmek, telif haklarından doğacak uyuşmazlıklarda arabulucu olmaktır. Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliğinin diğer amaçları, problemlerin çözümüne yardım etmek, mahkemelerde gerekirse birlik avukatları vasıtası ile üyelerin davalarını takip etmek, toplanan telif ücretlerinin dağıtımına yardımcı olmak, Türk sanatının ve kültürünün gelişmesine katkısı olacak faaliyetleri desteklemek, sanatçılara maddi ve manevi destekler sağlamak ve devlet kurumları ile sanatçı ilişkilerinin gelişmesine katkıda bulunmaktır.
Gesam, Korsana karşı mücadele yürütmektedir.
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM Faaliyetleri
GESAM; sanatçılarının eser tanıtımları için ortamlar hazırlamakta, yurt içi ve dışında etkinlik yapmak isteyen üyelerine yardım etmekte, sanatçılar için dinlenme tesisleri, lokaller açarak sanatçıları, sıcak samimi bir atmosferde bir araya getirmekte, katalog, broşür gibi yayın organları çıkararak telif haklarını tanıtmakta, sanatın ve kültürün gelişmesine katkıda bulunmaktadır.
GESAM, sanat gösterileri, sergiler, sempozyumlar, konferans, seminer ve bienaller düzenlemekte, çeşitli yarışmalar açarak ödüller dağıtmakta, Türk sanatını ve sanatçıları desteklemekte, yurt içi ve yurt dışında kamu kuruluşları ile işbirliğinde bulunmaktadır.
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM, telif haklarının takibini yapmakta, gerektiğinde dava açmakta, uluslararası yarışmalardan birliğe intikal edenleri üyelerine ve sanatçılara duyurmakta, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ücretsiz tahsis edilecek kontenjanları üyelerine kullandırmakta, süreli yayın organları çıkarmakta, sanat kitapları, kartpostallar, yıllıklar, takvimler yayınlamaktadır.
GESAM 30. Yıl
Birliğin Sanata Katkıları
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM sanatçıları tanıtan kitaplar ve filmler hazırlamakta, GESAM Ödülleri vermekte, açılan yarışmaların jürilerinin tespitine yardımcı olmakta, üyelerine jürilerde görevler vermektedir.
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM, sanatçıların sergi açmalarına yardımcı olmakta, devletin sanat politikasının tespitinde ilgililere fikir ve görüşler bildirmekte, teknik yardımlar yapmaktadır.
Birlik, Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerine bilirkişi olarak katkı sağlamakta, yasa dışı kopyalama eser üretimi, korsan baskı ve çoğaltım konularında İl Bandrol Denetim Komisyonları için üye tayin etmekte, Telif Hakları Genel Müdürlüğü’nün bir şubesi gibi çalışmakta, telif ile ilgili konuları bu çerçevede üyelerine iletmekte, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nün etkinlik ve yarışmalarına ait şartname ve bilgileri üyelerine duyurmaktadır.
Birlik, üniversitelerde Telif Haklarının seçmeli ders olarak okutulması için çalışmalar yürütmektedir.
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM Şubeleri ve Üyelik
Üyelik talebi ulaştıktan istenen formlar doldurularak GESAM’a gönderilmekte, üye giriş aidatı yatırılmakta, üyelik talebi ayda bir defa yapılan toplantılarda değerlendirilmekte ve karara bağlanmaktadır. Yıllık aidatların aksatmadan ödenmesi üyeliğin devamı için şarttır. Aidat ödemeden ve yazılı başvuru olmadan istifa etmek mümkün değildir.
Birlik her türlü üyesine eşit hizmet götürmekle yükümlüdür. GESAM Genel Kurulu iki yılda bir Ankara’da yapılmakta, şubeler ise genel kurullarını kendi illerinde iki yılda bir yapmaktadır.
Üyelik, şubeler aracılığı ile yapılabilmekte, şube olmayan illerde temsilciler yoluyla GESAM ile bağlantı kurulabilmektedir.
Profesör Doktor Feridun Yenisey, 17.09.1944 tarihinde doğmuştur. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 1971 yılında, doktora derecesini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Kürsüsünde 1978 yılında tamamlamış ve yardımcı doçent olmuştur. 1983 yılında doçent, 1989 yılında Profesör olmuştur.
Türk Ceza Hukuku Derneği derneği üyesi olan Feridun Yenisey Bahçeşehir Üniversitesi Global Hukuk Programları Merkezi (IGUL) Kurucusu ve Direktörüdür.
Prof. Yenisey,Marmara Üniversitesi İnsan hakları, Ceza Hukuku ve Kriminoloji Araştırma Merkezinin Kuruculuğunu ve Direktörlüğünü yapmıştır.
Marmara Üniversitesi Senato üyeliğini 1991-1997 yılları arasında sürdüren Yenisey Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığı (1991-1992) ve Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Vekil Dekanlığı yürütmüştür.
Prof. Dr. Feridun Yenisey, 2015 yılında Türkiye Hukuk Sitesi tarafından Yılın En Aktif Hukukçusu ödülüne layık görülmüştür.
Yılın En Aktif Hukukçusu Ödül Takdimi
Prof. Dr. Feridun Yenisey, Ceza Muhakemesi Hukuku alanında duayen bir hukukçu olup Amerikan Hukuk Sistemi ve Kanada Hukuk Sistemine vakıf bir akademisyendir. Mukayeseli Hukuk alanında yoğun çalışmaları bulunmaktadır.
Yenisey, 2007 yılında Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanununda yapılan değişiklikleri hazırlamıştır.
Prof. Dr. FeridunYenisey’in Eserleri
Prof. Dr. Feridun Yenisey, Ceza Hukuku Külliyatı, Ceza Muhakemesi Hukuku, Uluslararası Ceza Divanı, Strafgesetzbuch (StGB) – Alman Ce za Kanunu, eKanunlar TCK, CMK, CGİK, Alman Ceza Hukukuna Giriş, Türk Ceza Kanunu, Kolluk Görevleri Açısından TCK – CMK Semineri ve 5681 sayılı Kanunla Değişen Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Mukayeseli Hukukta Arama, İfade Alma ve Hukuka Aykırı Deliller, Çapraz Sorgu Teknikleri, Yeni Ceza Adalet Sistemi, Ceza Muhakemesi Hukukunda Uzlaşma, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, International Encylopedia of Laws, Ceza Muhakemesinin Soruşturma Evresine Katılan Kişiler için CMK Cep Kitabı, Ceza Muhakemesinde Uzlaşma Rehberi ve Arabulucuk Mevuzatı, Ceza Adalet Sistemi Mevzuatı, Açıklamalı Ceza Muhakemesi Kanunu isimleri ile yayınlanmış eserleri bulunmaktadır.
Prof. Dr. Feridun Yenisey’in Ceza Muhakemesi Hukuku Başvuru Kitabı isimli kitap 2017 yılında basılmıştır.
Fikri Sınai Haklar Alanındaki Meslek Birlikleri ; Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında, fikir ve sanat eseri sahipleri ile bağlantılı hak sahiplerinin ve süreli olmayan yayınları çoğaltan veya yayanların ortak çıkarlarını korumak için yasalar çerçevesinde kurulmaktadır. Fikri Sınai Haklar Alanındaki Meslek Birlikleri faaliyet izni almak için Kültür ve Turizm Bakanlığına başvurmak zorundadır.
Fikri Sınai Haklar Alanındaki Meslek Birlikleri, kanun ile belirlenmiş hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere kurulmaktadır. Türkiye’de 2018 yılı itibari ile kurulmuş 27 meslek birliği ve 1 federasyon bulunmaktadır.
Birlikler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Fikir ve Sanat Eseri Sahipleri ile Bağlantılı Hak Sahipleri Meslek Birlikleri ve Federasyonları Hakkında Tüzük hükümlerine göre kurulmaktadır.
Meslek Birliği Federasyonları, tüzük ve tip statüde belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde aynı alanda kurulmuş en az iki meslek birliği tarafından kurulabilmekte, aynı alanda birden fazla federasyon kurulamamaktadır. Meslek birlikleri ve federasyonlar özel hukuk hükümlerine tabi olan tüzel kişilerdir. Birlikler dernek, vakıf yada kamu kurumu statüsünde değildir.
Kuruluş Şartı
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine göre eser sahibi olan kişiler, bağlantılı hak sahipleri ve süreli olmayan yayınları çoğaltan veya yayanlar, birden fazla meslek birliği kurabilirler.
Meslek Birliği kuracak eser sahipleri ve icracı sanatçılar zorunlu organların asıl üye sayısının dört katı kadar üye ile kurulabilir.
Fikri Sınai Haklar Alanındaki Meslek Birlikleri kuracak yapımcılar ve radyo-televizyon kuruluşları zorunlu organların asıl üye sayısının iki katı kadar üye ile kurulabilmektedir.
Mevcut bir meslek birliği varken aynı alanda başka bir meslek birliğinin kurulabilmesi için, aynı alanda kurulmuş olan ve en fazla üyesi olan meslek birliğinin üye tam sayısının üçte biri kadar üyenin kurucu olması gerekmektedir.
Fikri Sınai Haklar Alanındaki Meslek Birlikleri kuruluş başvurularında, birliğin adı, merkezi, adresi, kurucuların ad ve soyadlarıyla Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaraları, doğum yerleri ve doğum tarihleri, meslek veya sanatları, uyrukları, ikametgahları belirtilmektedir. Tüzel kişi olan kurucular, ticaret sicil kaydı ve vergi numarası, yayın kuruluşları için de Radyo-Televizyon Üst Kurulu kaydı sunmaktadır.
Kuruluş bildirisi, birlik tüzüğü ve kurucuların kanunen aranan niteliklerinde eksiklik olmadığı takdirde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından faaliyet izni verilmekte, birlikler bu izin verilmeden faaliyette bulunamamaktadır.
Meslek Birliği Kurulabilecek Alanlar
Eser Sahipleri Sınıfında; İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri, Musiki Eseri Sahipleri, Güzel Sanat Eseri Sahipleri, İşlenme ve Derleme Eser Sahipleri ve Sinema Eseri Sahipleri meslek birliği kurabilirler.
Bağlantılı hak sahipleri bakımından; İcracı Sanatçılar, Fonogram Yapımcıları, Radyo-Televizyon Kuruluşları ve Filmlerin İlk Tespitini Gerçekleştiren Yapımcılar meslek birliği kurabilirler.
Süreli olmayan yayınları çoğaltan ve yayan yayımcılar da meslek birliği kurabilir.
Meslek Birliğinin Yetkisi
Fikri Sınai Haklar Alanındaki Meslek Birlikleri, umuma açık mahallerde; eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanım ve/veya iletiminin yapılabilmesi bakımından, hak sahiplerinden veya üyesi olduğu meslek birliklerinden sözleşme yaparak izin almak zorundadır.
Radyo Televizyon Kuruluşları, uydu ve kablolu yayın kuruluşları ile mevcut veya ileride bulunacak teknik imkânlardan yararlanarak yayın veya iletim yapacak kuruluşlar, yayınlarında kullanacakları eser, icra, fonogram ve yapımlar için ilgili alanda kurulmuş olan meslek birlikleri ile sözleşme yaparak izin almak zorundadır. Bu sözleşmelerin yapılması, izinlerin verilmesi ve yasal hakların takibi ilgili meslek birliği tarafından yapılmaktadır.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun sözleşmelerin yapılabilmesi bakımından eser, icra, fonogram, yapım ve yayınları kullanan veya ileten umuma açık mahaller; mahallin bulunduğu bölgenin özelliği, mahallin nitelik ve niceliği, fikri mülkiyete konu eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların mahalde sunulan ürün ve hizmetin ayrılmaz bir parçası ve ürün veya hizmete katkısı olup olmadığı ve benzeri hususlar dikkate alınmak suretiyle; radyo televizyon kuruluşları da Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun sınıflandırması doğrultusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Eser, İcra, Yapım Ve Yayınların Kullanılması ve/veya İletilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ile sınıflandırılmıştır. Ayrıca tüm ülke çapında bölgesel kriterler oluşturulmuştur.
Umuma Açık Mahaller
Umum açık mahaldeki kullanım veya iletimin hizmete katkısı veya hizmetin ayrılmaz parça olup olmadığı mahallin türünü etkilemektedir.
Bu sınıflar, Konaklama Tesisleri, Yeme, İçme ve Eğlence Tesisleri, Sağlık ve Spor Merkezleri, Gösteri Alanları ve Merkezleri, Rekreasyon Tesisleri, Özel Tesisler, Ticaret Merkezleri, Eğitim ve Öğretim Kurumlarının Ticari Amaçla Kullanılan Dinlence, Terminaller , Sinema, ve Gösteri Yerleri ile 50 metrekareden büyük umuma açık diğer mahaller olarak sınıflandırılmıştır.
Konaklama Tesisleri, oteller, tatil köyleri, moteller, apart oteller, hosteller, pansiyonlar, kampingler ve belediye belgeli tesislerdir.
Yeme, içme ve eğlence tesisleri; lokantalar, restoranlar, kafeler, eğlence yerleri, gece klüpleri, diskotekler, pavyonlar, gazinolar, barlar, tavernalar ve kabareler olarak tanımlanmıştır.
Sağlık ve Spor Merkezleri; spor merkezleri, termal turizmi tesisleri, sağlık, rehabilitasyon ve bakım tesisleri, havuzlar, golf tesisleri, dağ evi, spor ve avcılık tesisleri ve temalı plaj tesisleri olarak tanımlanmıştır.
Gösteri Alanları ve Merkezleri; tören ve şenlik alanları, müsabaka alanları, gösteri alan ve merkezleri, balo salonları, sinema, tiyatro, operet v.b. merkezleri, fuar ve festival alan ve merkezleri, konser alan ve merkezleri, sirkler ve lunaparklar ile stadyumlar olarak tanımlanmıştır.
Rekreasyon Tesisleri, tatil merkezleri, eğlence merkezleri, temalı parklar, günübirlik tesisleri, kırsal turizm tesisleri, yüzer tesisler, kış sporları ve kayak merkezleri mekanik tesisleri olarak tanımlanmıştır.
Öze Tesisler; turizm kompleksleri, mola noktaları ve özel belgeli diğer tesislerdir.
Ticaret Merkezleri ise alışveriş merkezleri, marketler ve mağazalar olarak belirlemiştir.
Ücretlendirme
Fikri Sınai Haklar Alanındaki Meslek Birlikleri, faaliyet gösterdikleri sektörlerde; yapılan sınıflandırmaya bağlı olarak eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanımından ve/veya iletiminden kaynaklanan ödemelere ilişkin tarifeleri her yıl tespit etmektedirler. Meslek birlikleri ile umuma açık mahaller ve radyo televizyon kuruluşları arasındaki sözleşmeler, bu tarife bedelleri veya taraflarca yapılabilecek müzakereler sonucu belirlenecek bedeller üzerinden yapılmaktadır.
Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği-SİNEBİR, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 42. maddesi gereğince kurulmuş bir meslek birliğidir. Sinebir, yasadan aldığı yetki ve sorumluluk ile üyelerin fikri hak ihlali karşısında hakkını korumak, gerekli yasal önlemleri almak, fikri ve takip işlemlerini yapmak, resmi veözel kurum ve kişiler nezdinde üyelerini temsil etmek üzere hareket etmektedir.
Meslek Birliği, ”Fikir ve Sanat Eseri Sahipleri ile Bağlantılı Hak Sahipleri Meslek Birlikleri ve Federasyonları Hakkında Tüzük’ün 7 inci maddesi uyarınca “sinema eserleri” alanında faaliyet göstermektedir. Birlik idari ve mali yönden Bakanlığın denetimine tabidir.
Sinebir YK Başkanı İsmail Güneş
Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği-SİNEBİR, sinema ve sanat alanındaki tüm üretimlerin ve yaratımların geliştirilmesi, toplumsal düzeyde sinema eserlerinin yaygınlaştırılması, yaratım ürünü eserlerin mali ve manevi haklara saygı içinde kullanılması, izlenmesi, satın alınması için telif hakkına saygı ve telif hakkı konusunda bilgi ve bilinç oluşumunun gerekliliğinden hareketle bir meslek birliğidir.
Birlik, üyelerine ait eserlerin ve yayınlarının kullanılmasını izlemek ve izinsiz kullananlar için gerekli girişimlerde bulunmakla yükümlüdür.
“Fikir ve Sanat Eseri Sahipleri ile Bağlantılı Hak Sahipleri Meslek Birlikleri ve Federasyonları Hakkında Tüzük”te ön görülen nitelikleri taşıyan herkes Birliğe üye olabilir. Üyeler, Tüzüğün 13 üncü ve 14 üncü maddelerinde ön görülen kısıtlamalar dışında eşit haklara sahiptirler. Bu Birliğe üye olanlar, Tüzük gereğince aynı alanda faaliyet gösteren başka bir Birliğe üye olamazlar.
Birliğe üye olanlar, haklarının idaresini verdikleri eserlerin bir örneğini, çoğaltılamayanların diğer fiziki ortamlara yüklenmiş biçimlerini, Birlikçe hazırlanan bildirime bağlı olarak tesis edilecek arşiv için Birliğe vermek zorundadır.
Birlik Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü ve Telif Hakları Genel Müdürlüğü ile yakın işbirliği içinde çalışmaktadır.
Birlik, Türk Sinemasında Asistanlık Eğitim Atölyesi programını hizmete sunmuş ve birçok eğitim ve atölye çalışması yapmıştır.
Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SİNEBİR)’in 11 Ocak 2016 tarihinden itibaren başkanı İsmail Güneş’tir. Birliğin üyeleri arasında Reyis Çelik, Osman Sınav, Attila Candemir, Yeşim Ustaoğlu, Sadullan Şentürk, Ezel Akay, Kani Şavata, Sermiyan Midyat, Mahsun Kırmızıgül, Tomris Giritloğlu, Murad Çobanoğlu ve Kudret Sabancı gibi ünlü isimler bulunmaktadır.
Rekabet Dergisi, Rekabet Kurumu tarafından çıkarılmadır ve yayın hayatına 2000 yılında başlamıştır. Rekabet Dergisi, altı ayda bir yayımlanmaktadır ve hakemli bir dergidir. Dergi, EBSCO, Tübitak Ulakbim ve ASOS Index veri tabanlarında dizinlenmektedir.
Rekabet Dergisi’nde, rekabet hukuku, rekabet politikası ve sanayi iktisadı alanlarındaki Türkçe veya İngilizce özgün makalelere, vaka yorumları ve benzeri görüşler ile haberlere yer verilmektedir.
Rekabet Dergisi’nde yayımlanacak her bir yazı karşılığında yazarına telif ücreti olarak 750,00 TL ödenmekte olduğu hususu kurumun resmi internet sitesinden ilan edilmiştir.
Yazısı yayınlanan yazarlara 10 adet dergi ücretsiz olarak gönderilmektedir.
Yayınlanacak yazıların daha önce başka bir yerde yayımlanmamış veya yayımlanmak üzere gönderilmemiş olması gerekmekte, gönderilen yazılar, editörler tarafından, içerik ve “Makale Yazım Kuralları” başlığı altında belirtilen kurallara uygunluk bakımından değerlendirilmektedir.
Editör incelemesinden geçen yazılar yazarın ismi gizlenerek, konu hakkında uzman iki hakeme gönderilmekte, hakemlerden gelecek raporlar doğrultusunda yazının basılmasına, reddedilmesine veya yazardan düzeltme istenmesine karar verilmekte, gerekli durumlarda üçüncü bir hakemin görüşüne başvurulmaktadır.
Rekabet Dergisinin Yönetim Yeri ve merkezi Ankara’dadır.
Rekabet Dergisini çıkaran Rekabet Kurumu
Rekabet Dergisini çıkaran Rekabet Kurumu, Anayasanın 167’nci maddesi gereğince tekelleşmeyi ve kartelleşmeyi önleme görevini yerine getirmekte, 1982 Anayasasının kendisine verdiği görevleri 1994 yılında çıkarılan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunu kapsamında yerine getirmektedir.
Rekabet Kanunu’nun temel amacı; kartellerin ve teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem veya teşebbüs birliği karar ve eylemleri yoluyla ortaya çıkacak diğer rekabet kısıtlamalarının yasaklanması, herhangi bir piyasada hakim durumda olan bir teşebbüsün bu hakimiyetini kötüye kullanmasının engellenmesi ve bazı birleşme ve devralma işlemlerinin denetlenerek yeni tekeller yaratılmasının önüne geçilmesidir.
Rekabet Kurumu, piyasadaki rekabeti bozan, engelleyen ya da kısıtlayan teşebbüsleri cezalandırmakta, piyasalarda tekelleşmenin önüne geçmekte, kamunun terk ettiği alanlarda tekelleşmeye engel olmakta, piyasalardaki rekabeti olumsuz yönde etkileyecek ya da kısıtlayacak nitelikteki çeşitli kanunlar ve düzenlemelerle ilgili olarak ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına görüşler göndererek piyasalarda rekabet koşullarının hakim kılınmasını sağlamakta, mal ve hizmet piyasalarının serbest ve sağlıklı bir rekabet ortamı içinde oluşmasını ve gelişmesini sağlamaya çalışmaktadır. Rekabet Kurumunun görevi mal ve hizmet piyasalarındaki rekabetçi sürecin tehdit edilmesini engellemektedir.
Rekabet Dergisi ve Kurum hakkında daha detaylı bilgi almak için resmi linke TIKLAYINIZ
İstiklal Mahkemelerinde Mahkum Olanlar Hakkında Genel Af, Affı Umumi Hakkında Kanun adıyla 3527 Sayılı Kanun numarasıyla ve 29.06.1938 tarihinde çıkarılmıştır. Kanun 16 Temmuz 1938 tarihinde resmi gazetede yayınlanmıştır.
Birinci Dünya Savaşından yenik çıkan Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918 tarihinde imzaladığı, koşulları çok ağır olan Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla fiilen egemenliğini yitirmiş, toprakları paylaşılmaya başlanmıştır. Osmanlı Devleti yerine sınırları 28 Ocak 1920’de Osmanlı Mebusan Meclisince kabul edilen Misak–ı Milli kararı ile belirlenmiş, tam bağımsızlığı hedef alan, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başlatılan Kurtuluş Savaşı esnasında kurtuluş hareketini baltalamaya yönelik dernekler kurulmuş, iç ayaklanmalar çıkartılmıştır. Tüm bu engellemelere karşın Milli Mücadele başarıya ulaşmış, bu başarı 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile sonuçlanmıştır.
150’likler ve 3527 Sayılı Af Kanunu-Son Posta Gazetesi
Lozan Barış Antlaşmasına ek olarak taraf devletlerce kabul edilen ve açıklanan, 1914 – 1922 yılları arasında işlenen savaş suçlarına ilişkin umumi af beyannamesine ek protokolde Türk Devleti bu genel aftan 150 kişiyi muaf tutacağını beyan etmiştir. Türk hükümeti Lozan Antlaşması yükümlülükleri uyarınca 26 Aralık 1923 ve 16 Nisan 1924 tarihlerinde iki defa genel af kanunu çıkartmış, 150 kişiyi bu kanunlardan muaf tutmuştur. Bu kişilerin isimleri 01 Haziran 1924 tarihli 544 numaralı hükümet kararnamesi ile belirlenmiş, 28 Mayıs 1927 tarihli 1064 sayılı yasa ile bu kişiler vatandaşlıktan çıkartılmıştır. Bu kişiler 29 Haziran 1938 tarihli 3527 sayılı af kanunu ile affedilmiştir. Bu 150 kişinin bazıları aftan önce ölmüş, bazıları yurtdışında kalmaya devam etmiş, bazıları da Türkiye’ye geri dönmüştür.
Lozan Barış Antlaşması ile öngörülen, genel aftan muaf tutulan ,150’liklerin vatandaşlıktan çıkarılması ve daha sonra bunların affedilmesine ilişkin olarak Dr. Albay Necip Yılmaz tarafından “150’likler ve 3527 Sayılı Af Kanunu” ismi ile doktora tezi yazılmıştır.
İstiklal Mahkemelerinde Mahkum Olanlar Hakkında Genel Af-3527 Sayılı Kanun
İstiklal Mahkemelerinde Mahkum Olanlar Hakkında Genel Af-3527 Sayılı Kanunun Orijinal Metni
Madde 1 — İstiklal mahkemeler i kararı ile mahkum edilmiş olanlar affedilmişlerdir.
Bu af, infaz edilmemiş cezalarla mahkumiyetler infaz olunanlar hakkında bütün hukuki ve fer’i netayiç ve tesiratına şamildir .
Madde 2 — Lozanda akdolunan 24/7/192 3 tarihli umumî af beyanname ve protokolunda mevzuubahis yüz elli kişilik listede isimleri yazılı şahıslar affolunmuşlardır.
Şu kadar ki, bu şahıslara, mesbuk memuriyetlerinden dolayı tekaüd maaşı tahsis edilmez ve bu şahıslar kanunun mer’iyete girdiği tarihten itibaren sekiz sene müddetle Türk Ceza Kanununun 20 nci maddesile
diğer kanunlara göre âmme hizmetlerinden sayılan işlerde kullanılmazlar ve bulunamazlar.
Bu kanunun mer’iyetinden evvel 1064 sayılı kanunun hükümlerinden doğan bütün hukukî netice ve muameleler mahfuzdur.
Madde 3 — 25 eylül 1339 tarih ve 347 ve 26 mayıs 1926 tarih ve 854 sayılı kanunlara göre teşekkül etmiş olan Heyeti Mahsusalarca haklarında bir daha Devlet hizmetlerinde istihdam edilmemelerine karar verilen eşhasın ve 24 mayıs 1928 tarih ve 1289 sayılı kanunla Âlî karar heyeti ve 26 teşrinievvel 1933 tarih ve 2330 sayılı kanunun 12 nci maddesi mucibince Devlet Şûrası Mülkiye Dairesi taraflarından tedkik ve tasdik edilenler de dahi l olmak üzere verilmiş olan kararlar refedilmiştir.
Ancak bu suretle haklarındaki kararlar refedilmiş olanlar bu kanunun mer’iyetinden itibaren iki sene müddetle maaşlı memur olarak istihdam edilemezler .
Madde 4 — Birinci ve üçüncü maddeler hükmünden istifade edenler hakkında Hâkimler ve Memurin Kanunlarile bunlara müzeyyel kanunlara ve sair hususî kanunlara göre yapılmış ve yapılacak olan bütün inzibatî muamelelere ve askerlikten tard ve ihraç cezalarına ve askerî nisbetelerinin kesilmesi kararlarına affın ve refi hükmünün şümulü yoktur.
Madde 5 — Birinci ve ikinci maddelerde yazılı af ve refi hükümlerinden müstefid olan şahıslar lüzum görülürse İcra Vekilleri Heyeti kararı ile vatandaşlıktan iskat edilebilirler.
Madde 6 — 28 mayıs 1927 tarih ve 1064 sayılı kanun ilga edilmiştir .
Madde 7 — B u kanu n neşri tarihinde n muteberdir.
Madde 8 — Bu kanunun hükümlerini icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur .
Prof. Dr. B. Bahadır Erdem, 1987 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuş, 1992 yılında yayınladığı teziyle İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Bölümünden Yüksek Lisans Derecesini, 1998 yılında yazdığı doktora teziyle İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Bölümünden Doktora unvanını almıştır.
Akademik Kariyeri
Prof. Dr. B. Bahadır Erdem, 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devletler Özel Hukuku Anabilim Dalında Yardımcı Doçent olarak çalışmaya başlamış, 2004 yılında da aynı Anabilim Dalına Doçent olarak atanmış ve 2009 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Özel Hukuk Anabilim Dalında Profesör olmuş ve aynı üniversitede çalışmaya devam etmiştir.
Bahadır Erdem, 27.11.2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un, tüm hazırlık çalışmalarında bulunmuş ve Adalet Bakanlığı Komisyonu Üyesi Kanun’un kabul edilmesine kadar aktif görev yapmıştır.
Mesleki Kariyeri
Prof. Dr. B. Bahadır Erdem 2004–2010 yıllarında Türkiye’deki üniversiteleri temsilen Türk Patent Enstitüsü Yönetim Kurulu üyeliği görevini yürütmüştür.
Profesör Erdem, Özel Hukukun Uyumlaştırılmasına İlişkin Uluslararası Enstitü’nün (UNIDROIT) Yönetim Konseyine seçilen Türkiye’nin ilk resmi üyesidir.
Prof. Erdem, hâlihazırda Aile Hukuku Derneği’nin başkanlık görevini yürütmektedir.
Bahadır Erdem, uzmanlık alanına giren konularda avukatlık, milli ve milletlerarası tahkim alanında hakemlik, arabuluculuk, danışmanlık ve bilirkişilik de yapmaktadır. Prof. Erdem, birçok ICC tahkim mahkemesinde hakemlik yapmış ve yapmaktadır.
Bahadır Erdem, Erdem/Erdem Hukuk Bürosunun kurucu ortağıdır ve İstanbul Barosu‘na kayıtlıdır.
Prof. Dr. Erdem hukukun çeşitli alanlarında, akademik ve pratiğe yönelik birçok makale kaleme almıştır. Eserlerinin büyük bir bölümü tanınmış uluslararası ve milli hukuk dergilerinde yayınlanmıştır. Erdem, ayrıca bilimsel ve pratiğe dönük çeşitli kitaplar yazmıştır.
Erdem, uluslararası özel hukuk ve kanunlar ihtilafı konuları başta olmak üzere milletlerarası tahkim, arabuluculuk, uluslararası ticari sözleşmeler, fikri mülkiyet hukuku, yabancı mahkeme ve hakem kararlarının tanınması ve tenfizi ile uluslararası çocuk kaçırma ihtilâfları, yatırım uyuşmazlıkları, doğrudan yabancı yatırımlar, vatandaşlık ve yabancılar hukuku alanlarında yüksek uzmanlığa sahiptir.
Bahadır Erdem, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde milletlerarası özel hukuk, kanunlar ihtilafı, uluslar arası bireysel davalar, uluslar arası fikri mülkiyet hukuku, Türk Vatandaşlık hukuku ve yabancılar hukuku dersleri vermektedir.
Sivil Toplum Çalışmaları
Bahadır Erdem, birçok kamu kurum ve kuruluşu ile sivil toplum kuruluşlarında görev almış ve almaktadır. Erdem, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Tahkim Divanı Üyeliği, İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) Danışma Kurulu Üyeliği, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Münasebetler Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü, European Law Institute ve UNIDROIT Bünyesinde Yürütülen “From Transnational Principles to European Rules of Civil Procedure” Projesinde Danışmanlık, Türk Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği, Türk Eğitim Vakfı Mütevelli Heyeti Üyeliği, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Eğitim Öğretim ve Yardımlaşma Vakfı Mütevelli Heyeti Üyeliği, Melek Yatırımcılar Derneği Kuruculuğu ve Yönetim Kurulu Üyeliği, Çocuğum Olmadan Asla Platformu Kuruculuğu ve Malatya Eğitim ve Öğretim Vakfı Üyeliği yapmıştır.
Erdem, aynı zamanda Türk Eğitim Vakfı mütevelli heyeti üyesidir ve Melek Yatırımcılar Derneği yönetim kurulu üyeliğini de sürdürmektedir.
Prof. Dr. B. Bahadır Erdem’in yayınlamış olduğu eserleri
Türk Milletlerarası Usul Hukukunda Tebligat, Türkiye’den Yurt Dışına – Yurt Dışından Türkiye’ye Yapılacak Tebligat, Patent Hakkının Korunmasına ve Patent Hakkına İlişkin Sözleşmelere Uygulanacak Hukuk, Fikrî Hukukta Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisi, Milletlerarası Özel Hukuk Sözleşmeleri, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, Avrupa’da Devletler Özel Hukuku ve Yeni Türk Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un Borçlar ve Ticaret Hukukuna İlişkin Hükümleri, Türk Vatandaşlık Hukuku, Milletlerarası Özel Hukuk, Uluslararası Ticari Tahkim ve Lex Mercatoria,
Makaleleri, Sunum, Bildiri ve Tebliğleri
Prof. Dr. B. Bahadır Erdem, birçok ulusal ve uluslararası sempozyum panel ve seminere katılmış; “Yabancıların Taşınmaz Mal Tasarrufu, Fikri Hakların Korunmasına Uygulanacak Hukuk, Yabancı Aile Hukukuna İlişkin Mahkeme Kararlarının Tanınma ve Tenfizi, Lisans Sözleşmesine Uygulanacak Hukuk, Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine İlişkin Sözleşme Kapsamında Çocuk Hakları, Aile Hukuku’na İlişkin Kararlarda Tanıma ve Tenfiz, Türk Vatandaşlık Kanunu Tasarısı, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, Türk Üniversitelerin müfredatına sınai mülkiyet eğitiminin dahil edilmesi için planlamalar, Vatandaşlık Kanunu Tasarısında Evlilik Yolu ile Türk Vatandaşlığının Kazanılması,Akdi Borç İlişkilerine Uygulanacak Hukuk, 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’da Düzenlenen Sözleşmeden Doğan Borç İlişkilerinde Uygulanacak Hukuk, Çocuk Haklarının Korunması, Uluslararası Çocuk Kaçırma Sözleşmesi Kapsamında Çocuk Hakları, Uluslararası Tebligat Sorunları ve Uluslararası Çocuk Kaçırma, İnsan Hakları ve Anayasa, Fikri Haklar ile Koruma Altına Alınan Fikri Yaratılma Süreci: İnnovasyon, Çok Vatandaşlığa Sahip Türk Vatandaşlarının Ad ve Soyadı, Fikri Hakların Korunmasına ve Fikri Hakların Devrine İlişkin Sözleşmelere Uygulanacak Hukuk; Yabancılık Unsuru Taşıyan Sözleşmelere İlişkin Esaslar ve Karşılaşılan Sorunlar, Milletlerarası Satış Sözleşmelerinde Incoterms 2010 Kuralları, Uluslararası Hukuk ve Adli Yardımlaşma, Uluslararası Hukuk Tebligat İşlemleri, Uluslar arası Hukukta Çocukların Kaçırılması ve Alıkonulması, Anayasada Vatandaşlık Kavramı, Türk Kanunlar İhtilafı Kuralları’na Göre Satış Sözleşmelerine Uygulanacak Hukuk, Türk Hukukunda Milletlerarası Çocuk Kaçırma Mevzuatına Bakış ve Çözümlenmesi Gereken Konular, MÖHUK’ta Akdi Borç İlişkilerine Uygulanacak Hukuk; Türk Milletlerarası Tahkim Hukukunda LexMercatoria, Arbitration Cost Under the Turkish Arbitration Law, Aile içi İlişkilerde Sorunlar ve Çözüm Arayışları, The Legal Globalization, Sosyal Ağlarda Hak İhlalleri ve Sorumluluk,Tahkim Öncesinde Başvurulacak Çözüm Yolları ve Tahkim Anlaşmasına Etkisi, Türk Hukukunda Uluslararası Çocuk Kaçırma Davaları, İnsan Hakları Bazında Mültecilere Hukuki ve Sosyal Yaklaşım, Uluslararası Çocuk Kaçırma Uyuşmazlıklarından Doğan Davalar, Toplumda Kadına Karşı Şiddet, Tahkim Uygulamaları” başlıkları ile sunum ve bildiriler yayınlamıştır.
Bahadır Erdem, mezuniyet öncesinde her yıl öğrencilerini kendi bütçesi ile toplu şekilde tiyatroya götürmesi ile bilinmektedir.
Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2008 yılında Bakanlar Kurulunun aldığı gerçekleşmiştir. Fakülte 2008-2009 akademik yılında öğretime başlamış ve ilk mezunlarını 2013 yılında vermiştir. Fakülte merkez binası İstanbul Anadolu yakasında, Kadıköy’ün Acıbadem semtindedir.
Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi, hedefini, modern yaşamın gereklerini doğru algılayacak, Cumhuriyet’in ve hukuk devletinin temel ilkelerini benimsemiş, ulusal hukukumuzu ve hukukun evrensel kurallarını özümsemiş, hukuk kurallarını farklı boyutlarıyla doğru yorumlayabilecek nitelikli hukukçular yetiştirmek olarak açıklamıştır.
Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesinin öğretim dili Türkçedir. Öğrenciler, hukuk fakültesinin birinci sınıfına hazırlık sınıfı olmaksızın doğrudan başlamaktadır. Akademisyen olmak yada uluslararası örgütlerde ve uluslararası hizmet veren avukatlık bürolarında çalışmak hedefinde olan öğrenciler için isteğe bağlı olarak İngilizce Hazırlık Eğitimi alma imkanı bulunmaktadır.
Fakülte, ders programında, temel hukuk derslerine ilaveten “İnsan Hakları ve Bireysel Başvuru”, “Türk Demokrasi Tarihi”, “Tüketici Hukuku”, “Fikri Sınai Mülkiyet Hukuku”, “Avukatlık Hukuku”, “Sermaye Piyasası Hukuku”, “Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları” ve “Sigorta Hukuku” benzeri uzmanlık dersleri bulunmaktadır.
Fakültede, öğrenciler için kurgusal dava yarışmaları ve sanal mahkeme ortamında hukuki sorunları tartışma ve çözme olanakları sunulmaktadır. Öğrenciler, Barolar tarafından organize edilen üniversiteler arası kurgusal dava yarışmalarına hazırlanmaktadır.
Doğuş Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde kamu hukuku ve özel hukuk alanlarında tezli ve tezsiz yüksek lisans programları bulunmaktadır. Fakülte, öğrencilerine yüksek lisans programları ve kişisel gelişim seminerleri ile uzmanlaşma imkanı sunmaktadır.
Üniversite ve Fakültede ‘Kişisel Gelişim Seminerleri’ başlığı ile öğrencilere dönük seminer ve eğitim çalışmaları yapılmaktadır. Hukuk Fakültesi öğrencileri, yargıç ve savcılarla, akademisyenlerle ve avukatlarla tanışma ve mesleki gelişimlerini planlama imkanına sahip olmaktadır.
Kamu İhale Kurumu ve Tüketici Hukuku Enstitüsü Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi ev sahipliğinde eğitim seminerleri ve sertifika programları gerçekleştirmektedir.
Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi, ERASMUS Programı çerçevesinde öğrencilerin anlaşmalı Avrupa Üniversitelerinde öğrenim görmesine imkan sağlamaktadır.
Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
Fakülte, Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisini çıkarmakta, öğrencilerin akademik standartlarda yazı yazması teşvik edilmektedir. Dergi, her yıl bir sayısını mezunlarının akademik yazılarına ayırmayı ve böylece mezunlarımızla bağını koparmamayı hedeflemektedir.
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW)’nin resmi adı ‘Organisation for the Prohibition of Chemical Weapons’ şeklindedir.
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) merkezi Hollanda’nın Lahey kentindedir.
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü Merkez Binası-Lahey
Örgütün Amacı
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW), kimyasal silah kullanımı yasaklayan Kimyasal Silahlar Sözleşmesini imzalayan ülkelerin bu kurallara uygun davranmasını ve sözleşmenin uygulanmasını denetlemektedir.
Kitle imha silahlarının 21. yüzyılda sonsuza kadar ortadan kaldırılması için hazırlanan Kimyasal Silahlar Sözleşmesi, sözleşme hükümlerinin etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamak amacıyla uygulama ve denetim mekanizması oluşturmuştur.
Kimyasal Silahların Önlenmesi Sözleşmesi (CWC) Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü (OPCW) tarafından uygulanmakta ve yönetilmektedir. Örgüt Birleşmiş Milletler denetiminde göreve başlamıştır ancak Birleşmiş Milletler’in bir organı değildir. Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası örgütlerle yakın işbirlikleri kurmaktadır. Örgütün merkezi Hollanda’nın Lahey kentindedir ve üye sayısı 192’yi geçmiş olup imza atmayan az sayıda ülke kalmıştır.
Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü (OPCW), kimyasal silahların taraf devletlerce geliştirilmesini, üretilmesini, satışını, stoklanmasını ve kullanılmasını engellemek ve kimyasal silahların imhasını yürütmekle görevlidir.
Büyükelçi Ahmet Üzümcü Lahey’deki Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü (OPCW) başkanlığına 2010 yılında seçilmiştir. Ahmet Üzümcü başkanlığındaki örgüt, Birleşmiş Milletler ile işbirliği çerçevesinde Suriye’nin kimyasal silahlarının imhasına ilişkin çalışmalar yürütmüş, bu çalışmalarından dolayı 2013 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştür.
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) Organları ve Başkanı
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW), üç ana organdan oluşmaktadır. Bu organlardan birincisi Taraf Devletler Konferansı’dır. Ülkeler konferanslarda bir daimi temsilcisi ya da bir Büyükelçi ile temsil edilmektedir. Konferans yılda en az bir kere toplanmaktadır. İkinci organ, Yürütme Konseyi’dir ve Taraf Devletler Konferansı tarafından 2 yıllığına seçilen 41 üyeden oluşmaktadır. Yürütme Konseyi, örgüt politikasını oluşturan esas organdır ve yılda en az 5 defa toplanarak Konferans tarafından belirlenen stratejiye uygun aksiyonu yürütmektedir. Örgütün üçüncü organı Teknik Sekretarya’dır ve yürütülecek denetimleri organize ederek her türlü yardımı temin etmekle yükümlüdür. Sekretarya, denetimlerin tüm taraf devletlerde sözleşmeye uygun standartlarla yürütülmesine yardımcı olmaktadır.
Fernando Arias, Aralık 2017’de Taraf Devletler Konferansı tarafından OPCW Başkanlığına atanmış, dört yıllık görev süresine 25 Temmuz 2018’de başlamıştır.
Fernando Arias
Örgüt, Taraf Devletler Konferans tarafından seçilen Genel Direktör tarafından yönetilmektedir. örgütün ilk direktörü olan José Bustani 1997-202 yılları arasında ve Rogelio Pfirter 2002-2010 yılları arasında görev yapmıştır.
Örgüt direktörlüğüne 2010 yılında Türkiye’den Ahmet Üzümcü seçilmiştir. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun olan Üzümcü Suriye ve İsrail’de Büyükelçilik yapmış, 2002-2004 yıllarında NATO nezdinde Türkiye daimi temsilciliği ve 2004-2006 yıllarında Dışişleri Bakanlığı Müsteşar yardımcılığı ve 2006-2010 yıllarında Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi nezdinde Türkiye daimi temsilciliği görevini yaptıktan sonra Konferans tarafından Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü Genel Direktörlüğü görevine seçilmiştir.
Türkiye Gazetecilik Hak ve Sorumluluk Bildirgesi Gazeteciler Cemiyet tarafından kabul edilmiş prensiplerdir.
GİRİŞ:
Aşağıda tanımı yapıldığı üzere her gazeteci ve basın – yayın organı, gazetecinin haklarını savunmalı ve meslek ilkelerine uymalı, uyulmasını gözetmelidir. Basın – yayın organlarında, gazeteci olmadıkları halde çeşitli biçimlerde gazetecilik faaliyetine katılanlar ile dışarıdan Türkiye’ ye ve Türkiye’ den dışarıya dönük yayın yapanlar da bu sorumluluklar kapsamındadır. Basın yayın organları yöneticileri; genel yayın yönetmeni yahut müdürü, yazı işleri müdürleri yahut sorumlu müdürler, sıfatları ne olursa olsun, kuruluşlarında görevli gazeteciler ile yayınların meslek ilkelerine uygun olmasını gözetir.Gazetecinin hakları, halkın haber alma hakkının ve ifade özgürlüğünün; meslek ilkeleri ise dürüst ve doğru iletişimin temelidir. Meslek ilkeleri gazetecinin ve basın – yayın organlarının öz denetimini öngörür ve değerlendirme mercii öncelikle vicdanlardır.
A. İnsan ve yurttaş hakkı
Herkes, bilgi edinme ve haber alma, özgür düşünce, ifade ve serbest eleştiri hakkına sahiptir. Düşünce ve ifade özgürlüğünün kullanılmasının başlıca yolu olan basın ve yayın özgürlüğü temel insan haklarındandır. Bu hakların demokratik hukuk devletinde anayasal güvence altında olması esastır.
B. Gazeteci tanımı
Düzenli bir şekilde, günlük yahut süreli bir yazılı, görüntülü, sesli elektronik veya dijital basın ve yayın organında, kadrolu, sözleşmeli ya da telif karşılığı, haber alma, işleme, iletme veya görüş, fikir belirtme görevi üstlenen ve asıl işi ile başlıca geçim kaynağı bu olup, çalıştığı işletme ile ilgili yasalar karşısındaki konumu bu tanıma uygun olanlar gazetecidir. Basın ve yayın alanındaki her işletme, çalıştırdıkları gazetecileri, yasaların gazetecilere tanıdığı haklardan yararlandırmak zorundadır.
C. Gazetecinin sorumluluğu
Gazeteci, basın özgürlüğünü, halkın doğru haber alma, bilgi edinme hakkı adına dürüst biçimde kullanır. Bu amaçla her türlü sansür ve otosansürle mücadele etmeli, halkı da bu yönde bilgilendirmelidir. Gazetecinin halka karşı sorumluluğu, başta işverenine ve kamu otoritelerine karşı olmak üzere, öteki tüm sorumluluklardan önce gelir. Bilgi ve haber ile özgür düşünce, herhangi bir ticari mal ve hizmetten farklı olarak toplumsal bir nitelik taşır.
Gazeteci, ilettiği haber ve bilginin sorumluluğunu üstlenir ve paylaşır. Gazetecinin özgürlüğünün içeriğini ve sınırlarını, öncelikle sorumlulukları ile meslek ilkeleri belirler.
D. Gazetecinin hakları
1. Gazeteci tüm bilgi kaynaklarına serbestçe ulaşma ve kamu yaşamını belirleyen, halkı ilgilendiren tüm olayları izleme, araştırma hakkına sahiptir. Gazetecinin karşısına çıkarılacak gizlilik ve sır gibi engeller kamusal işlerde yasaya, özel işlerde açık ve ikna edici gerekçelere sahip olmalıdır.
2. Gazeteci, çalıştığı basın ve yayın organının kendisiyle yaptığı sözleşmede de kaydedilmiş olması gereken temel çizgisini dikkate alır. O temel çizgi dışındaki ve onunla çelişen veya orada açıkça belirtilmemiş olan tüm telkin, öneri, istek ve talimatları reddetme hakkına sahiptir.
3. Gazeteci, inanmadığı bir görüşü savunmaya veya meslek ilkelerine aykırı bir iş yapmaya zorlanamaz.
4. Gazeteciler, özellikle de yazı işleri çalışanları, basın – yayın işletmesinin işleyişini belirleyen, etkileyen önemli kararlardan haberdar edilmeli ve gereğinde kararların alınmasına katılmalıdır.
5. İşlevi ve sorumlulukları ışığında, gazeteciler örgütlenme hakkının yanı sıra görevinin maddi ve manevi güvencesini sağlayan kişisel sözleşme yapma hakkına sahiptir. Gazeteci ekonomik bağımsızlığını garanti eden toplumsal rolüne ve emeği ile yeteneğine uygun bir ücret almalıdır.
6. Gazeteci, kaynakların gizliliği ilkesi uyarınca, kaynağını açıklamaya ve tanıklık yapmaya zorlanamaz. Kaynağ izin verdiği taktirde gizlilik ortadan kalkabilir. Kaynağı tarafından açıkça yanıltıldığı durumlarda gazeteci kaynağını açıklayabilir.
E. Gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri
1. Halkın bilgi edinme hakkı uyarınca, gazeteci, kendi açısından sonuçları ne olursa olsun, gerçeklere ve doğrulara saygı duymak ve uymak zorundadır.
2. Gazeteci; bilgi ve haber alma, yorum yapma ve eleştirme özgürlüklerini ne pahasına olursa olsun savunur.
3. Gazeteci; başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur. Milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, dil, din, sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmadan tüm ulusların, tüm halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını tanır. İnsanlar, topluluklar ve uluslar arasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır. Bir ulusun, bir topluluğun ve bireylerin kültürel değerlerini ve inançlarını (veya inançsızlığını) doğrudan saldırı konusu yapamaz. Gazeteci; her türden şiddeti haklı gösterici, özendirici ve kışkırtan yayın yapamaz.
4. Gazeteci; kaynağını bilmediği bilgi ve haberleri yayınlamaz; kaynak açık olmadığında, yayınlamaya karar verdiği durumlarda da kamuoyuna gerekli uyarıları yapmak zorundadır.
5. Gazeteci; temel bilgileri yok edemez, görmezlikten gelemez ve metinlerle belgeleri değiştiremez, tahrif edemez. Yanlış, yanıltıcı ve tahrif edilmiş yayın malzemesi kullanmaktan uzak durur.
6. Gazeteci, bilgi, haber, fotoğraf, görüntü, ses, belge elde etmek için yanıltıcı yöntemler kullanamaz.
7. Gazeteci, kamuya mal olmuş bir şahsiyet bile olsa, halkın haber alma, bilgilenme hakkıyla doğrudan bağlantılı olmayan hiç bir amaç için, izin verilmedikçe özel yaşamın gizliliği ilkesini ihlal edemez.
8. Gazeteci, yayınlanmış her yanlışı en kısa sürede düzeltmekle yükümlüdür. Gazeteci, istismar edilmemesi, kötüye kullanılmaması ve kabul edilebilir boyutlar ile biçimde yapılması kaydıyla, cevap hakkına saygılı olmalıdır.
9. Gazeteci, kendisine güvenilerek verilmiş bilgilerin, belgelerin kaynaklarını, kendileri izin vermediği sürece, mesleki gizlilik ilkesi uyarınca, hiç bir şekilde açıklamaz.
10. Gazeteci, çalıntı, iftira, hakaret, lekeleme, saptırma, manipülasyon, söylenti, dedikodu ve dayanaksız suçlamalardan kesinlikle uzak durur.
11. Gazeteci, bir bilginin, haberin yayını ya da yayınlanmaması karşılığı hiçbir maddi veya manevi avantajın peşinde olamaz. Gazeteci, devlet başkanından milletvekiline, iş adamından bürokratına kadar haber kaynağı olarak da kabul edilen kişi ve kurumlarla iletişimini ve ilişkisini meslek ilkelerini gözeterek yürütür.
12. Gazeteci, mesleğini, reklamcılıkla, halkla ilişkilerle veya propagandacılıkla karıştıramaz. İlan – reklam kaynaklarından herhangi bir telkin, tavsiye alamaz, maddi çıkar sağlayamaz.
13. Gazeteci, hangi konuda olursa olsun, elde ettiği bilgileri geniş biçimde yayın konusu yapmadan kendi yararına kullanamaz. Mesleğini, ne şekilde olursa olsun, (yasaların ve yönetmeliklerin kendisine tanıdığı hakların dışında) ayrıcalıklar kazanmak amacıyla kullanamaz.
14. Gazeteci, her ne amaçla olursa olsun, tehdit ve şantaj gibi yollara başvurmaz. Gazeteci bu şekilde baskılara da karşı koyar.
15. Gazeteci her türlü baskıyı reddeder ve çalıştığı basın – yayın organındaki yöneticileri dışında kimseden işiyle ilgili talimat alamaz.
16. Gazeteci sıfatını taşımayı hak eden herkes meslek ilkelerine en yüksek seviyede uymayı taahhüt eder. Ülkesindeki yasalara saygılı olmakla birlikte, hükümet ve benzeri kurumların müdahalelerine kapalıdır. Mesleki olarak yalnızca meslektaşlarının ve kamuoyunun değerlendirmeleri ile bağımsız yargı organlarının kararlarını dikkate alır.
17. Gazeteci, devleti yönetenlerin belirlediği ulusal ve uluslararası politikalar konularında önyargılara değil, halkın haber alma hakkına dayanır. Onu mesleğin temel ilkeleri ve özgürlükçü demokrasi kaygıları yönlendirir.
GAZETECİNİN DOĞRU DAVRANIŞ KURALLARI
Haber-Yorum: Haber ile yorum ve görüş ayrımı açık yapılmalı, okurun ve izleyicinin neyin haber, neyin yorum olduğunu kolayca seçebilmesi sağlanmalıdır.
Fotoğraf – Görüntü: Fotoğraf ve görüntünün güncel olup olmadığı açık biçimde belirtilmeli, canlandırma görüntülerde de bu, izleyicinin fark edebileceği biçimde ifade edilmelidir.
Haber – İlan (Reklam): Haber ve yorum metinleri veya görüntüleri ile İlan – reklam amaçlı metinlerin ayrımı hiç bir karışıklığa yer bırakmayacak ölçüde yapılmalıdır.
Yargı: Hazırlık soruşturması sırasında soruşturmayı zaafa uğratıcı, yönlendirici biçimde haber ve yorumdan kaçınılmalıdır. Yargılama sürecinde de haberler her türlü ön yargıdan uzak ve kesinlikle doğruluğundan emin olunarak sunulmalıdır. Gazeteci yargı sürecinde taraf olmamalıdır. Yargı kararı kesinleşmedikçe, bir sanık suçlu ilan edilmemelidir. Haberlerde ve yorumlarda suçluymuş gibi değerlendirmeler yapılmamalıdır.
Çocuk: Çocuklarla ilgili suçlarda ve cinsel saldırılarda sanık, tanık ya da mağdur (maktul) olsun, 18 yaşından küçüklerin açık isimleri ve fotoğrafları yayınlanmamalıdır. Çocuğun kişiliğini ve davranışlarını etkileyebilecek durumlarda, gazeteci, bir aile büyüğünün veya çocuktan sorumlu bir başkasının izni olmaksızın çocukla röportaj yapmamalı veya görüntüsünü almaya çalışmamalıdır.
Cinsel saldırılar: Cinsel saldırı mağdurlarının fotoğrafları, görüntüleri veya kimlikleri, açık kamu yararı olmadıkça yayınlanmamalıdır.
Kimlik veya özel durum: Açık kamu yararı olmadıkça ve olayla doğrudan ilgisi, bağlantısı bulunmadıkça, bir insanın davranışı veya işlediği suç, onun ırkına, milliyetine, dinine, cinsiyetine, cinsel eğilimine, hastalığına veya fiziksel, zihinsel özürlü olup olmamasına dayandırılmamalıdır. Kişinin bu özel durumu, alay, hakaret, önyargı konusu yapılmamalıdır.
Sağlık: Sağlık konusunda sansasyondan kaçınmalı, insanları umutsuzluk veya sahte umut verecek yayın yapılmamalıdır. Tıbbi alandaki araştırmalar kesinleşmiş sonnuçlar gibi yayınlanmamalıdır. İlaç tavsiyesinde mutlaka uzmana danışılmalıdır. Hastanelerde araştırmalar yapan, bilgi ve görüntü almaya çalışan gazeteci, kimliğini belirtmeli ve girilmesi yasak bölümlere ancak yetkililerin izniyle girmelidir. Yetkilinin, hastanın veya yakınının izni olmaksızın hastane ve benzeri kurumlarda hiç bir yolla ses ve görüntü alınmamalıdır.
Hediye: Yayın Öncesi kararlarla ve yayınlarla ilgili ön yargı, kuşku yaratacak her cinsten kişisel hediye ve maddi menfaat reddedilmelidir.
Müessese Çıkarı: Gazetecinin bir basın – yayın organındaki işlevini “Hak ve Sorumluluk Bildirgesi” ndeki hakları, sorumlulukları ve görevleri belirler. Gazeteci, bu mesleki çerçeve ile yayın organının çizgisi dışında, müessese çıkarı söz konusu olsa dahi, hiçbir faaliyete gönüllü olarak veya zorla katılmamalıdır.
Özeleştiri: Gazeteci ile basın – yayın organları, tekzip ve cevap hakkı gibi zorunlulukların dışında da, yanlışları düzeltmeli ve özleştiri yapmalıdırlar.
Taraf olma: Gazeteci ve yayın organı, her ne nedenle ve her ne biçimde olursa olsun, taraf oldukları bir olaydaki konumlarını kamuoyuna açıkça belirtmelidir. Yayın organı yahut yorumcu, siyasi, ekonomik ve toplumsal tercihlerinin doğrultusunda yayın yapabilir. Bu durumda bu tavır açıkça ortaya konulmalı, ayrıca yorum ile haber – olay ayrımı kesin biçimde yapılmalıdır.
Özel hayat: Asıl olan kamu yararıdır. Özel hayatın gizliliğinin geçersiz sayılabileceği başlıca durumlar şöyle sıralanabilir:
a) Büyük bir suç yahut yolsuzluk üstüne araştırma ve yayın.
b) Toplumu kötü etkileyici bir tutumla ilgili araştırma ve yayın.
c) Toplumun güvenliğinin veya sağlığının korunması.
d) İlgili kişinin sözleri yahut eylemleri sonucu halkın yanılmasının, yanıltılmasının veya yanlış yapmasının engellenmesi.
Bu durumlarda dahi, özel hayatın kamuya açılan kesiti mutlaka konuyla doğrudan ilgili olmalı veya ilgili kişinin özel hayatının onun kamusal faaliyetini de etkileyip etkilemediği gözetilmelidir.
Bilgi-Belge: Doğrudan kamu yararı olmadıkça, sahibinin izni dışında belge, fotoğraf, ses yahut görüntü alınmamalıdır. Kamu yararı söz konusu olduğunda dahi, yukarıdakilerin başka hiçbir şekilde elde edilmeyeceğine kesin kanaat getirilmiş olması gerekir.
Haber için para: Gazeteci belge veya görüntü sağlamak amacıyla, bir suçla ilgili sanık, tanık veya onların yakınlarına para teklif etmemeli ve vermemelidir.
Sarsıcı durumlarda: Üzüntü, sıkıntı, tehlike, yıkım, felaket ya da şok halindeki insanlar söz konusu olduğunda gazetecinin olaya yaklaşımı ve araştırması insani olmalı ve gizliliklere uyularak duygu sömürüsünden kaçınılmalıdır.
Suçlu yakınları: Gazeteci, sanıkların ve suçluların akrabalarını, yakınlarını, olayla ilgileri olmadıkça veya olayın doğru anlaşılması için gereği bulunmadıkça teşhir etmemelidir.
İntihar olayları: İntihar olayları hakkında haber çerçevesini aşan ve okuyucu veya izleyiciyi etki altında bırakacak nitelikte ve genişlikte yayın yapılmamalıdır. Olayı gösteren fotoğraf, resim veya film yayınlanmamalıdır.
Ekonomik, mali bilgi: Yasalarla yasaklanmış olmasa dahi, gazeteci elde ettiği ekonomik – mali bilgileri geniş biçimde yayınlanmadan önce kendisinin yahut yakınlarının çıkarları için kullanmamalıdır. Gazeteci, kendisinde ve yakınlarında bulunan hisse senedi ve benzeri mali araçlar konusunda, yayın organındaki sorumluları bu menkul kıymet sahipliği hakkında doğru bilgilendirmediği sürece yayın yapmamalıdır. Gazeteci, hakkında haber ve yorum yazdığı ya da yazmayı tasarladığı taşınır ve taşınmaz kıymetlerin doğrudan veya dolaylı alım satımını yapmamalıdır.
Ambargo: Önceden görme – Off the record:
Gazeteci, kendi çabasıyla elde etmedikçe, bir kaynağın verdiği bilgi veya belgenin yayınlanma tarihi konusundaki isteğe uymalıdır. Gazeteci, röportaj, haber, yorum veya görüntü, yayın şekli ne olursa olsun, hazırlığını yayın organındaki sorumlular dışında, kaynağı da dahil kimseye denetlettirmekle yükümlü değildir.Gazeteci, açıklanmaması kaydıyla (off the record) verilen bilgiyi ve sarfedilen sözleri yayınlamamalıdır.
Rekabet: Gazeteci, rekabet nedeniyle de olsa, bir başka gazeteciye bilinçli ve açık, mesleki zarar vermekten kaçmalıdır. Bir meslektaşının yayınını engelleyici davranışlarda bulunmamalıdır.
Kaynak gösterme: Gazeteci, başta haber ajansları olmak üzere, bir meslektaşının ve herhangi bir yayının sunduğu bilgileri kullandığında mutlaka kaynağı belirtmelidir.
Gazeteci olmayanlar: Bir yayın organında, sürekli veya zaman zaman, gazetecilik kapsamına giren alanlarda faaliyet gösterenlerin asıl sıfatları, asli işleri uygun şekilde belirtilmeli, kamuoyu onların temel konumu hakkında bilgilendirilmelidir.
Özdeşleşme: Gazeteci, uzmanlık alanı ne olursa olsun öncelikle gazetecidir. Polis muhabiri, polis veya sözcüsü, spor muhabiri kulüp yöneticisi veya sözcüsü, herhangi bir partiden sorumlu muhabir onun üyesi veya sözcüsü gibi davranmamalı ve bu yönde, yayın yapmamalıdır.
Kişisel Verileri Koruma Kurulu Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik
Kişisel Verileri Koruma Kurumu
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmelik Kişisel Verileri Koruma Kurulunun çalışma usul ve esaslarını, görevlerini, yetkilerini ve sorumluluklarını belirlemek için hazırlanmıştır.
Dayanak
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 22 nci ve 23 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Başkan: Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanını,
b) Kanun: 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununu,
c) Kurul: Kişisel Verileri Koruma Kurulunu,
ç) Kurum: Kişisel Verileri Koruma Kurumunu,
d) Üye: Kişisel Verileri Koruma Kurulu üyesini,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Kişisel Verileri Koruma Kurulu
Kurul
MADDE 4 – (1) Kurul, Kurumun karar organıdır. Kurul; biri Başkan, biri İkinci Başkan olmak üzere toplam dokuz üyeden oluşur.
(2) Kurulun beş üyesi Türkiye Büyük Millet Meclisi, iki üyesi Cumhurbaşkanı, iki üyesi Bakanlar Kurulu tarafından seçilir.
(3) Kurul, Kanunla ve diğer mevzuatla verilen görev ve yetkilerini kendi sorumluluğu altında, bağımsız olarak yerine getirir ve kullanır. Görev alanına giren konularla ilgili olarak hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Kurula emir ve talimat veremez, tavsiye veya telkinde bulunamaz.
Başkan
MADDE 5 – (1) Kurumun en üst yöneticisi olan Başkan, Kurumun genel yönetim ve temsili ile Kurul tarafından alınan kararların yürütülmesinden sorumludur.
(2) Başkan ve İkinci Başkan Kurul tarafından ayrı ayrı seçilir. Seçimde aday gösterilmez. Seçimin gizli veya açık oylamayla yapılacağı Kurulca kararlaştırılır. Sonuç bir tutanakla belirtilir ve toplantıya katılan Kurul üyelerince imzalanır.
(3) Başkanın izin, hastalık, yurt dışı görev ve diğer nedenlerle yokluğunda İkinci Başkan, Başkana vekaleteder.
Üyeler
MADDE 6 – (1) Kurul üyelerinin görev süresi dört yıldır. Süresi biten üye yeniden seçilebilir. Görev süresi dolmadan herhangi bir sebeple görevi sona eren üyenin yerine seçilen kişi, yerine seçildiği üyenin kalan süresini tamamlar.
(2) Kurul üyelerinin süreleri dolmadan herhangi bir nedenle görevlerine son verilemez. Kurul üyelerinin;
a) Seçilmek için gereken şartları taşımadıklarının sonradan anlaşılması,
b) Görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlardan dolayı haklarında verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesi,
c) Görevlerini yerine getiremeyeceklerinin sağlık kurulu raporuyla kesin olarak tespit edilmesi,
ç) Görevlerine izinsiz, mazeretsiz ve kesintisiz olarak on beş gün ya da bir yılda toplam otuz gün süreyle devam etmediklerinin tespit edilmesi,
d) Bir ay içinde izinsiz ve mazeretsiz olarak toplam üç, bir yıl içinde toplam on Kurul toplantısına katılmadıklarının tespit edilmesi,
hâllerinde Kurul kararıyla üyelikleri sona erer.
Kurulun görev ve yetkileri
MADDE 7 – (1) Kurulun görev ve yetkileri şunlardır:
a) Kişisel verilerin, temel hak ve özgürlüklere uygun şekilde işlenmesini sağlamak.
b) Kişisel verilerle ilgili haklarının ihlal edildiğini ileri sürenlerin şikâyetlerini karara bağlamak.
c) Şikâyet üzerine veya ihlal iddiasını öğrenmesi durumunda resen görev alanına giren konularda kişisel verilerin kanunlara uygun olarak işlenip işlenmediğini incelemek ve gerektiğinde bu konuda geçici önlemler almak.
ç) Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri belirlemek amacıyla düzenleyici işlem yapmak.
d) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi için alınması gereken yeterli önlemleri belirlemek.
e) Veri Sorumluları Sicilinin tutulmasını sağlamak.
f) Kişisel verilerin silinmesine, yok edilmesine veya anonim hâle getirilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek.
g) Kurulun görev alanı ile Kurumun işleyişine ilişkin konularda gerekli düzenleyici işlemleri yapmak.
ğ) Veri sorumlusunun ve temsilcisinin görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin düzenleyici işlem yapmak.
h) Yurt dışına veri aktarılabilmesi için yeterli korumaya sahip olan ve olmayan ülkeleri belirleyip ilan etmek.
ı) Kişisel verilerin korunması, işlenmesi ve güvenliği ile ilgili sektörel uygulama esaslarını belirlemek ve akreditasyon, sertifikasyon, eğitim ile rehberlik konularında usul ve esasları belirlemek.
i) Kişisel verilerin korunması ile ilgili yurt içi ve yurt dışı projeler yapmak ve yaptırmak.
j) Kişisel verilerin korunması konusunda kurum ve kuruluşları bilgilendirmek, kamuoyuna yönelik farkındalıkfaaliyetleri gerçekleştirmek.
k) Ücret tarifeleri ile ilgili çalışmalar yapmak.
l) Üniversiteler ve ilgili diğer yurt içi ve yurt dışı kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyon çalışmaları yürütmek.
m) Kanunda öngörülen idari yaptırımlara karar vermek.
n) Diğer kurum ve kuruluşlarca hazırlanan ve kişisel verilere ilişkin hüküm içeren mevzuat taslakları hakkında görüş bildirmek.
o) Kurumun; stratejik planını karara bağlamak, amaç ve hedeflerini, hizmet kalite standartlarını ve performans kriterlerini belirlemek.
ö) Kurumun stratejik planı ile amaç ve hedeflerine uygun olarak hazırlanan bütçe teklifini görüşmek ve karara bağlamak.
p) Kurumun performansı, mali durumu, yıllık faaliyetleri ve ihtiyaç duyulan konular hakkında hazırlanan rapor taslaklarını onaylamak ve yayımlamak.
MADDE 8 – (1) Kurul toplantı gündemleri; Başkan tarafından belirlenir.
(2) Gündem ve gündemdeki konulara ilişkin karar taslakları, karar için gerekli dokümanlar ile Kurumun görüş ve önerileri, toplantı tarihinden en az 3 gün önce İnceleme Dairesi Başkanlığı tarafından üyelere dağıtılır.
(3) Bir toplantıda, gündem maddelerinin görüşülmesi süre nedeniyle bitirilemezse; görüşülemeyen maddeler herhangi bir işleme gerek kalmaksızın bir sonraki toplantı gündemine dahil edilir.
Toplantı ve karar yeter sayısı
MADDE 9 – (1) Kurul, Başkan dâhil en az altı üye ile toplanır.
(2) Kurul, Başkanın belirleyeceği tarihte toplanır. Başkan gereken hâllerde Kurulu olağanüstü toplantıya çağırabilir.
(3) Üyelerin bütün toplantılarda bulunmaları esastır.
(4) Toplantıya katılamayacak olan üyeler, geçerli mazeretlerini yazılı olarak Başkanlığa bildirirler.
(5) Kurul, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar alır. Kurul üyeleri çekimser oy kullanamaz.
(6) Toplantılar esas itibariyle Kurum merkezinde yapılır. İhtiyaç duyulması halinde Kurulca, Kurum merkezi dışındaki yerlerde de toplantı yapılabilmesine karar verilebilir.
(7) Toplantıların fiziki olarak yapılması esas olmakla birlikte ihtiyaç duyulması ve Başkanın uygun görmesi halinde gerekli güvenlik önlemleri alınarak elektronik ortamda toplantı yapılabilir ya da elektronik yollarla toplantıya katılım sağlanabilir.
Görüşmelerde usul ve oylama
MADDE 10 – (1) Kararlar, müzakere yapılarak alınır. Konular gündemdeki sıralarına göre görüşülür.
(2) Başkan, gündem maddelerinin görüşülmesinde sıra dâhilinde Kurul üyelerine söz verir. Konu üzerinde görüşmeler tamamlandıktan sonra gündem maddesi oya sunulur.
(3) Kararlar, kabul veya ret için el kaldırmak suretiyle işaretle oylanır.
(4) Kurul kararları toplantı bitiminde tutanak altına alınır.
(5) Kurul üyeleri; kendilerini, üçüncü dereceye kadar kan ve ikinci dereceye kadar kayın hısımlarını, evlatlıklarını ve aralarındaki evlilik bağı kalkmış olsa bile eşlerini ilgilendiren konularla ilgili toplantı ve oylamaya katılamaz. Bu durum karar metninde ayrıca belirtilir.
Görüşmelerin gizliliği ve toplantılara katılabilecek olanlar
MADDE 11 – (1) Aksi kararlaştırılmadıkça, Kurul toplantılarındaki görüşmeler gizlidir. Kurul toplantılarına, Başkan ve üyeler ile görüşme tutanaklarını düzenlemekle görevli personel dışında hiç kimse katılamaz. Ancak, Başkan tarafından, ihtiyaç duyulması halinde taraflar, kişiler veya temsilciler Kurul toplantısına davet edilebilir. Ancak Kurul kararları toplantıya dışarıdan katılanların yanında alınmaz.
Karar
MADDE 12 – (1) Toplantıda görüşülen gündem maddelerine ilişkin alınan kararlar tutanakla tespit edilir.
(2) Karar tutanağı toplantı esnasında toplantıya katılan tüm üyeler tarafından imzalanır.
(3) Kanunda belirtilen süreler saklı kalmak üzere, Kurul kararı, alındığı toplantı tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde gerekçeleri, varsa karşı oy gerekçeleri ile birlikte yazılır.
(4) Toplantıya katıldığı halde Kurul kararlarını süresi içinde mazeretsiz olarak imzalamayan Kurul üyeleri, ilgili toplantı tutanağındaki beyanları doğrultusunda oy kullanmış sayılır.
(5) Kurul toplantısında alınan her bir kararın yazıldığı son sayfa, toplantıya katılan üyelerin isimleri yazılmak suretiyle üyelerce imzalanır, önceki sayfalar ise imzalanır veya paraflanır.
(6) Toplantı ve karar numaraları, her yıl birden başlar ve o yılın sonuna kadar sıra numarasını takip eder.
Kararlarda bulunması gereken hususlar
MADDE 13 – (1) Şikâyet üzerine veya ihlal iddiasının öğrenilmesi durumunda resen yapılan inceleme sonucu verilen kararlar aşağıdaki hususları ihtiva eder:
a) Karar veren Kurul üyelerinin ad ve soyadları.
b) İnceleme ve araştırmayı yapanların ad ve soyadları.
c) Tarafların adı, soyadı ve unvanları ile adresleri ve sıfatları.
ç) Tarafların iddia ve beyanlarının özeti.
d) İddia ve beyanların değerlendirilmesi.
e) Kararın hukuki dayanağı.
f) Sonuç.
g) Varsa karşı oy gerekçeleri.
(2) Diğer kararlar aşağıdaki hususları ihtiva eder:
a) Karar veren Kurul üyelerinin ad ve soyadları.
b) Kararın konusu ve hukuki dayanağı.
c) Sonuç.
ç) Varsa karşı oy gerekçeleri.
Kararların saklanması
MADDE 14 – (1) Kararlar İnceleme Dairesi Başkanlığı tarafından dosyalanır. Kararların onaylı örnekleri ilgili birimlere gönderilir.
(2) Birimlere gönderilecek onaylı karar örneklerinde karşı oy gerekçeleri bulunmaz.
(3) Karar örneklerinin aslına uygunluğu İnceleme Dairesi Başkanlığı tarafından onaylanır.
Kararların açıklanması ve yayımlanması
MADDE 15 – (1) Kurul, gerekli gördüğü kararları kamuya duyurur.
(2) Kurul kararları, yazımın tamamlanmasının ardından ilgili taraflara bildirilir.
(3) Toplantılarda görüşülen konular ve alınan kararlar hakkında basın ve yayın organlarına ancak Başkan tarafından açıklama yapılabilir.
Komisyon çalışmaları
MADDE 16 – (1) Kurulda görüşülüp, kararlaştırılması gereken konuların ön incelemesini yapıp, daha ayrıntılı bir kapsam ve derinlikte Kurula sunmak üzere, üyelerden oluşan ihtisas komisyonu veya çalışma grupları Kurul kararıyla kurulabilir. Söz konusu komisyon veya çalışma gruplarında Kurul kararıyla Kurum personeli görevlendirilebilir.
Sır saklama
MADDE 17 – (1) Kurul üyeleriyle, Başkan tarafından ihtiyaç duyulması halinde Kurul toplantısına ya da hazırlık çalışmalarına katılanlar, çalışmaları sırasında ilgililere ve üçüncü kişilere ait öğrendikleri sırları bu konuda kanunen yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklayamazlar ve kendi yararlarına kullanamazlar. Bu yükümlülük görevden ayrılmalarından sonra da devam eder.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Düzenleme yetkisi
MADDE 18 – (1) Bu Yönetmelikte yer almayan ya da açıklık bulunmayan konularda ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde karar vermeye, uygulamayı düzenlemeye ve yönlendirmeye Kurul yetkilidir.
Yürürlük
MADDE 19 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 20 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Başkan yürütür.
Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) Telif Hakları Andlaşması Resmi Gazetenin 14.05.2008 tarihli ve 26876 nolu sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Dünya Fikri Mülkiyet Hakları Örgütü (WIPO) tarafından 20 Aralık 1996 tarihinde kabul edilen;
1–2/5/2007 tarihli ve 5646 sayılı Kanunla katılmamız uygun bulunan ekli “WIPO İcralar ve Fonogramlar Andlaşması”na,
2–2/5/2007 tarihli ve 5647 sayılı Kanunla katılmamız uygun bulunan ekli “WIPO Telif Hakları Andlaşması”na katılmamız; Dışişleri Bakanlığının 8/4/2008 tarihli ve HUMŞ/397 sayılı yazısı üzerine, 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 28/4/2008 tarihinde kararlaştırılmıştır.
GİRİŞ
Âkit Taraflar,
Edebiyat ve sanat eserleri sahiplerinin haklarının mümkün olduğunca etkili ve aynı tarzda korunmasını devam ettirmeyi ve geliştirmeyi isteyerek,
Yeni uluslararası kuralların sunulması ve yeni ekonomik, toplumsal, kültürel ve teknolojik gelişmelerin oluşturduğu sorulara yeterli çözümlerin sağlanması amacıyla mevcut belirli kuralların yorumlarına açıklık getirilmesi ihtiyacını bilerek,
Edebiyat ve sanat eserlerinin yaratılması ve kullanımına ilişkin bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişim ve birleşiminin güçlü etkisini bilerek,
Edebiyat ve sanat alanındaki yaratıcılığın özendirilmesinde telif haklarının korunmasının ehemmiyetini vurgulayarak,
Bern Sözleşmesinde yansıtıldığı üzere, eser sahiplerinin hakları ile daha büyük kamu çıkarları arasında, özellikle eğitim, araştırma ve bilgiye erişim konularında, dengenin sürdürülmesi ihtiyacını bilerek,
Aşağıdaki hususlar üzerinde anlaşmışlardır.
MADDE 1
Bern Sözleşmesi ile İlişki
(1) Bu Andlaşma, Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına Dair Bern Sözleşmesince oluşturulan Birliğin üyesi olan Âkit Taraflar bakımından, anılan Sözleşmenin 20 nci maddesi anlamında özel bir andlaşmadır. Bu Andlaşma, Bern Sözleşmesi dışındaki andlaşmalarla hiçbir şekilde bağlantı olmayacaktır ve diğer andlaşmalarda düzenlenen haklar ve yükümlülüklere halel getirmeyecektir.
(2) Bu Andlaşmadaki hiçbir hüküm, Âkit Tarafların, Edebiyat ve Sanat Eserlerinin korunmasına ilişkin Bern Sözleşmesi altında birbirine karşı mevcut olan yükümlülüklerini ortadan kaldırmamaktadır.
(3) Burada “Bern Sözleşmesi” ifadesi ile Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına ilişkin Bern Sözleşmesi’nin 24 Temmuz 1971 tarihli Paris Metni ifade edilmektedir.
(4) Âkit Taraflar, Bern Sözleşmesi’nin 1 ila 21 inci maddeleri ile Ek’de öngörülen hükümlere uyacaklardır.
MADDE 2
Telif Hakları Koruma Kapsamı
Telif hakkının korunması, düşünceleri, yöntemleri, uygulama esaslarını ya da matematiksel kavramları değil, ifadeleri kapsar.
MADDE 3
Bern Sözleşmesi’nin 2 ila 6 ncı Maddelerinin Uygulanması
Âkit Taraflar, gereken şekilde, bu Andlaşma ile öngörülen korumayı sağlamak üzere, Bern Sözleşmesinin 2 ila 6 ncı madde hükümlerini uygulayacaklardır.
MADDE 4
Bilgisayar Programları
Bilgisayar programları, Bern Sözleşmesi’nin 2 nci maddesi anlamında edebiyat eseri olarak korunur. Öngörülen koruma, hangi koşul ya da biçimle ifade edilirse edilsin bilgisayar programlarına uygulanacaktır.
MADDE 5
Veri Derleme (Veri Tabanı)
Hangi biçimde olursa olsun, içeriğinin seçimi ya da düzenlenmesi fikri bir yaratıcılık içeren veri ya da diğer öğelerin derlenmesi, yaratıcı düşünce olarak korunur. Bu koruma, derleme içindeki veri ya da materyaller üzerindeki mevcut telif haklarına halel getirmeyecektir ve veri ya da materyaller için genişletilmeyecektir.
MADDE 6
Yayma Hakkı
(1) Edebiyat ve sanat eserlerinin sahipleri, eserlerinin özgün nüshaları ya da kopyalarının satılması ya da sahipliğinin el değiştirmesi yoluyla topluma sunulmasına izin verme hususunda münhasıran hak sahibidir.
(2) Bu Andlaşmadaki hiçbir hüküm, Âkit Tarafların (1) inci paragrafta öngörülen eser sahibinin izni ile eserin özgün nüshası ya da kopyası üzerindeki sahipliğin, ilk satışı ya da el değiştirmesinden sonra, son bulması koşullarını düzenleme yetkisini etkilemeyecektir.
MADDE 7
Kiralama Hakkı
(1) (i) Bilgisayar programlarının,
(ii) Sinema eserlerinin ve
(iii) Âkit Tarafların ulusal yasalarında tanımlandığı şekliyle fonogramlara tespit edilmiş
eserlerin, sahipleri, eserlerinin özgün nüshaları ya da kopyalarının toplumda ticari nitelikte kamuya kiralanmasına izin verme hususunda münhasıran hak sahibidir.
(2) Aşağıdaki hallerde;
(i) Bilgisayar programları ile ilgili olarak, programın kendisi kiralamanın ana unsurunu oluşturmadığında ve
(ii) Sinema eserleri ile ilgili olarak, bu gibi ticari kiralama ile eserler üzerindeki münhasır çoğaltma hakkına maddi şekilde zarar vermeyen geniş miktarda kopyalanmasına yol açmadığında,
(1) inci paragraf uygulanmaz.
(3) (1) inci paragraf hükümlerine rağmen, 15 Nisan 1994 tarihinde, fonogramların içerdiği eserlerin kopyalarının kiralanması karşılığında eser sahiplerine hakkaniyetli bir ücret sistemi uygulayan ve uygulamakta olan Âkit bir taraf, fonogramların içerdiği eserlerin ticari olarak kiralanması, eser sahiplerinin münhasır çoğaltma hakkına maddi şekilde zarar vermedikçe, bu sistemi muhafaza edebilir.
MADDE 8
Kamuya İletim Hakkı
Bern Sözleşmesi’nin 11 (1) (ii), 11 Mükerrer (1) (i) ve (ii), 11 ikinci mükerrer (1) (ii) ve 14 (1) (ii) ve 14 mükerrer (1) maddeleri, hükümleri haleldar edilmeksizin, edebiyat ve sanat eserleri sahipleri, eserlerinin telli ya da telsiz ortamda, toplum üyelerinin kendileri tarafından seçilen bir yer ve zamanda bu eserlerden kişisel olarak yararlanacak biçimde topluma iletilmesine izin verme hususunda münhasıran hak sahibidir.
MADDE 9
Fotoğrafik Eserlerin Koruma Süresi
Âkit Taraflar, fotoğraf eserleri ile ilgili olarak, Bern Sözleşmesinin 7 (4) maddesi hükümlerini uygulamayacaklardır.
MADDE 10
Sınırlamalar ve İstisnalar
(1) Akit Taraflar, ulusal mevzuatlarında, bu Andlaşma ile edebiyat ve sanat eserleri sahiplerine tanınan haklarda, eserin olağan kullanımını engellemeyecek ve eser sahibinin meşru haklarına zarar vermeyecek bazı özel durumlarda, sınırlamalar ya da istisnalar sağlayabilir.
(2) Akit Taraflar, Bern Sözleşmesini uyguladıkları sırada, eserin olağan kullanımını engellemeyecek ve eser sahibinin meşru yararlarına zarar vermeyecek bazı özel durumlar için haklara getirilen sınırlamalar ya da istisnalar öngörebilir.
MADDE 11
Teknolojik Tedbirlere İlişkin Yükümlülükler
Akit Taraflar, ilgili eser sahiplerine yetki veya kanunla izin verilmeyen fiillerin gerçekleştirilmesini kısıtlayan ve bu Anlaşma ve Bern Sözleşmesi ile kendilerine tanınan haklar çerçevesinde eser sahiplerince kullanılan etkin teknolojik yöntemlerin etkisiz hale getirilmesine karşı uygun yasal koruma ve etkin yasal yaptırımlar öngöreceklerdir.
MADDE 12
Hak Yönetim Bilgilerine İlişkin Yükümlülükler
(1) Akit Taraflar, bu Andlaşma veya Bern Sözleşmesi ile öngörülen herhangi bir hakkın ihlalinin mümkün kılındığını, kolaylaştırıldığını veya saklandığını düşündürecek geçerli sebeplerle aşağıdaki fiilleri bilerek işleyenlere karşı veya hukuki tedbirlere tabi olanlar için yeterli ve etkin yasal tedbirler öngöreceklerdir.
(i) Yetkisiz olarak elektronik hak yönetim bilgilerini değiştirmek ya da ortadan kaldırmak,
(ii) Elektronik hak yönetim bilgilerinin izinsiz değiştirildiği ya da ortadan kaldırıldığı bilinen, eserleri veya eser nüshalarını yetkisiz olarak dağıtmak, dağıtmak üzere ithal etmek, radyo ve televizyonla yayınlamak ya da topluma iletmek,
(2) Bu maddede geçen “Hak yönetim bilgisi” ifadesi, bilgi öğelerinden herhangi biri eser nüshası üzerinde olduğunda veya eserin topluma iletimine bağlı olarak görüldüğünde eser, eser sahibi, eser üzerindeki herhangi bir hakkın sahibi veya eserin kullanımına ilişkin süreler ve koşullar hakkındaki bilgiler ve bu bilgileri temsil eden tüm sayı ya da kodları tanımlayan bilgiler anlamına gelmektedir.
MADDE 13
Uygulama Zamanı
Akit Taraflar, bu Andlaşma ile öngörülen korumanın tamamı ile ilgili olarak Bern Sözleşmesinin 18 inci maddesi hükümlerini uygulayacaktır.
MADDE 14
Hakların Uygulanmasına İlişkin Hükümler
(1) Akit Taraflar, bu Andlaşmanın uygulanmasını sağlayacak gerekli önlemleri kendi hukuk sistemlerine uygun olarak almayı taahhüt ederler.
(2) Akit Taraflar, bu Andlaşma ile öngörülen korumanın herhangi bir şekilde ihlaline karşı ihlalleri önleyecek ve gelecekte olabilecek ihlallerde caydırıcılık sağlayacak özgün tedbirler içeren etkin eylemlere imkan veren uygulama prosedürlerinin kendi kanunlarında bulunmasını sağlayacaklardır.
MADDE 15
Meclis
(1) (a) Akit Taraflar bir Meclis kuracaklardır.
(b) Her Akit Taraf, yardımcı delegeler, danışmanlar ve uzmanların yardımcı olabileceği bir delege ile temsil edilecektir.
(c) Her temsilcinin harcaması, temsilcileri atayan Akit Tarafça karşılanacaktır. Meclis, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun yürürlükteki uygulamasına uygun olarak gelişmekte olan bir ülke olarak kabul edilen ya da pazar ekonomisine geçiş dönemi içinde bulunan Akit Tarafların temsilcilerinin katılmasını kolaylaştırmak amacıyla parasal yardımda bulunulmasını Dünya Fikri Mülkiyet Örgütünden (Bundan böyle WIPO olarak anılacaktır.) talep edebilir.
(2) (a) Meclis, bu Andlaşmanın sürekliliği ve gelişimi ile işlemesi ve uygulanmasına ilişkin hususlar üzerinde görev yapacaktır.
(b) Meclis, bu Andlaşmaya bazı hükümetlerarası kuruluşların katılımı ile ilgili olarak 17 (2) madde hükümleri ile kendisine verilen görevi yerine getirecektir.
(c) Meclis, bu Andlaşmanın gözden geçirilmesi amacıyla bir diplomatik konferans üzerinde karara varacak ve böyle bir konferansın hazırlanması için WIPO Genel Müdürüne gerekli talimatı verecektir.
(3) (a) Her Akit Taraf ülke bir oya sahip olacak ve oyu yalnızca kendi adına kullanacaktır.
(b) Hükümetlerarası bir organizasyon niteliğine sahip her Akit Taraf, bu Andlaşmaya taraf olan devletler sayısına eşit oy sayısı ile üyesi bulunan devletler adına oylamaya katılabilir. Bu gibi hükümetlerarası kuruluşlar, üyesi olan devletler kendi oy haklarını kullanmak istediklerinde ya da tersi bir durumda oylamaya katılamazlar.
(4) Meclis, WIPO Genel Müdürünün çağrısı üzerine her iki yılda bir olağan toplantısını yapacaktır.
(5) Meclis, olağan toplantıların çağrı esasları, toplantı için gerekli çoğunluk miktarı ve bu Andlaşma hükümlerine uygun olarak çeşitli konularda alınacak kararlar için çoğunluk miktarını belirleyen kendi çalışma esas ve yöntemlerini düzenleyecektir.
MADDE 16
Uluslararası Büro
WIPO’nun Uluslararası Bürosu, bu Andlaşma ile ilgili idari görevleri yürütür.
MADDE 17
Bu Andlaşmaya Taraf Olabilme Ehliyeti
(1) WIPO üyesi her devlet bu Andlaşmaya taraf olabilir.
(2) Meclis, bu Andlaşmada öngörülen hususlar ile ilgili olarak mevzuatının, üyesi bulunan bütün devletleri bağlayıcı bir mevzuatı olduğunu ve kendi iç prosedürüne uygun şekilde bu Andlaşmaya taraf olma konusunda tamamen yetkilendirilmiş olduğunu bildiren hükümetlerarası her kuruluşun bu Andlaşmaya taraf olarak kabul edilmesini kararlaştırabilir.
(3) Bu Andlaşmayı onaylayan Diplomatik Konferans sırasında önceki bentte belirtildiği gibi bildirimde bulunan Avrupa Topluluğu, Andlaşmaya taraf olabilir.
MADDE 18
Andlaşmaya Göre Haklar ve Yükümlülükler
Bu Andlaşmada ifade edilen aksine hükümler dışında her Akit Taraf bu Andlaşmada öngörülen haklardan yararlanacak ve yükümlülükleri yerine getirecektir.
MADDE 19
Andlaşmanın İmzalanması
Bu Andlaşma 31 Aralık 1997 tarihine kadar WIPO ve Avrupa Topluluğu’na üye her devletin imzasına açık olacaktır.
MADDE 20
Andlaşmanın Yürürlüğe Girmesi
Bu Andlaşma, otuz devletin onama ya da katılma belgelerini WIPO Genel Müdürüne sundukları tarihi izleyen tarihten üç ay sonra yürürlüğe girecektir.
MADDE 21
Andlaşmaya Taraf Olabilme Tarihi
Bu Andlaşma:
(i) Andlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay geçmesi ile 20 nci maddede belirtilen otuz devleti,
(ii) Belgelerini WIPO Genel Müdürüne tevdi ettikleri tarihten üç ay geçmesi ile diğer devletleri,
(iii) Onama ya da katılma belgesinin, 20 nci maddeye uygun olarak bu Andlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra verilmesi ya da Andlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten önce tevdi edilmesi halinde bu Andlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay sonra Avrupa Topluluğunu,
(iv) Bu Andlaşmaya taraf olmasının kabul edilmesi üzerine katılma belgesinin tevdi edildiği tarihten itibaren üç ay geçmesi ile diğer hükümetlerarası kuruluşları bağlar.
MADDE 22
Andlaşmaya Çekince İleri Sürülemez
Bu Andlaşmaya hiçbir çekince kabul edilmeyecektir.
MADDE 23
Andlaşmanın Feshi
Bu Andlaşmayı, herhangi bir Akit Taraf WIPO Genel Müdürüne yapacağı bir bildirim ile feshedebilir. Fesih, WIPO Genel Müdürünün bildirimi aldığı tarihten bir yıl sonra yürürlüğe girecektir.
MADDE 24
Andlaşmanın Dili
(1) Bu Andlaşma, İngiliz, Arap, Çin, Fransız, Rus ve İspanyol dillerinde, bütün dillerdeki metinler aynı derecede geçerli olmak üzere tek, özgün bir nüsha halinde imzalanmıştır.
(2) İlgili bir tarafın isteği üzerine, WIPO Genel Müdürü, bütün ilgili taraflara danıştıktan sonra, (1) inci paragrafta belirtilen diller dışında herhangi bir dilde resmi bir metin hazırlayacaktır. Bu paragraf çerçevesinde “ilgili taraf” ifadesinden sözkonusu resmi dillerden bir veya birkaçına sahip her WIPO üyesi devleti, Avrupa Topluluğunu, bu resmi dillerden birine sahip olduğu takdirde bu Andlaşmaya taraf olabilecek herhangi bir hükümetlerarası kuruluş anlaşılır.
Cogito Dergisi, Yapı Kredi Kültür Yayınları tarafından çıkarılmaktadır. Yapı Kredi Yayınları (YKY) 1945 yılında “Doğan Kardeş” dergisi ve diğer yayınlarıyla başladığı yayıncılıkta edebiyat, sanat ve felsefeye öncelik vermiş, kitapları ve süreli yayınlarıyla ön plana çıkmıştır. Dünya edebiyatı, sanatı ve felsefesi yayınevinin ilgi alanındadır. Yayınevi, 1974 yılında “Sanat Dünyamız” dergisini çıkarmış, 1988’den sonra kendini sürekli yenilemiş; 1986 yılında “Yapı Kredi Economic Review” dergisini çıkmaya başlamıştır.
Yayınevi, 1988 yılında Yapı Kredi Yayınları (YKY) adıyla yayıncılık yapmaya başlamış ve yayınlamış olduğu binlerce kitabın yanında nihayet Cogito Dergisini yayınlamaya başlamıştır.
Cogito kelimesi toplumda yaygın olarak bilinmemesine karşın “düşün” anlamına gelen sade bir kelimedir. Türkçede yaygın bir şekilde kullanılan ve “Düşünüyorum, öyleyse varım” anlamına gelen “Cogito; ergo sum” René Descartes’a ait olan ve Batı rasyonalizminin çıkış noktası olan önemli bir felsefi sözdür.
Cogito 1. Sayısı-Laikik
Cogito Dergisi, Yapı kredi yayınları tarafından 1994 yılından beri üç ayda bir yayımlanan ve takipçi kitlesine ulaştırdığı her sayısında özel bir konuyu kapsamlı bir dosyaya çevirerek geniş bir şekilde irdeleyen; Türkiye’nin fikir ve felsefe hayatına önemli katkıları olan düşünce dergisidir. Cogito Dergisi, yayınlandığı dönemde satılması yanında tıpkı bir kitap gibi sürekli satış halinde olan bir dergidir.
Cogito Dergisi, 1994 yılında “Laiklik” özel sayısıyla yayın hayatına başlamıştır. Her sayısı tekrar baskılar periyodik yayına sahip düşünce dergisi olarak yayımlanmakta ve düşünce hayatımızdaki saygın yerini halen korumaktadır.
Eski Sayılar ve Konuları
Cogito Dergisi, yayınlarına Aşk başlığı altındaki ilk sayısı ile başlamıştır. Sonraki sayılarda, Şiddet, Kent ve Kültürü, Mayıs 68, Yüz Yılın Psikanalizi, Cogito, Öyleyse Descartes, Bizans, Osmanlılar Özel Sayısı, Selçuklular, Nietzsche: Kayıp Bir Kıta, Wittgenstein: Sessizliğin Grameri, Adorno: Kitle-Melankoli-Felsefe, Yeni İstanbul, Kan-damardan, Şiir, Ölüm: Bir Topografya, Avrupa’yı Düşünmek, Çer-Çöp, Sonsuzluğun Sınırında: Immanuel Kant, Derrida: Yaşamı Yeniden Düşünürken, Ten: Derinden, Ezoterizm, Freud ve Kültür, Melankoli, Bellek: Öncesiz-Sonrasız, Fanatizm: Ya Bizdensin Ya Öteki, Walter Benjamin, Tragedya, İnsan Giyinir, Paul Ricœur, İroni, Feminizm, Turist: Modern Çağın Seyyahı?, Kaos ve Karmaşıklık: Düzenli Düzensizlik; Darwin Devrimi: Evrim, Dünya Gözüyle Futbol, Heidegger: Varlığın Çobanı, Cinsel Yönelimler ve Queer Kuram, Sivil İtaatsizlik, Tuhaflık ve Yaratıcılık, Tarihyazıcılığı, Dostluk, Michel Foucault, Nörobilim ve Felsefe, Aristoteles Özel Sayısı; Siyaset Felsefesi, Pierre Bourdieu, Aristotelesçilik, Annelik, Felsefede Hayvan Sorusu, Cogito Söyleşileri, Tasarım Ne Bekler?,Nancy ve Felsefe’de Eros, Mekân ve Siyaset, Gilles Deleuze: Ortadan Başlamak, Kötülük, Yaralanabilirlik, Maurice Merleau-Ponty ve Hermeneutik kapak başlıkları ile çıkmıştır.
Houston Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Amerika Birleşik Devletlerinin en büyük ve en seçkin okullarından biridir. Fakülte Houston, Texas’tadır. Houston, ülkenin en büyük iş ve ticaret merkezlerinden biridir. Kent, dünyanın en büyük sağlık ve tıbbi kompleksine ev sahipliği yapmaktadır. Fortune 500 listesine giren birçok şirketin merkezi Houston’dadır.
Fakültede halihazırda 43 hukuk profesörü görev yapmaktadır. Profesörler dışında yaklaşık 120 öğretim görevlisi eğitim hizmeti vermektedir.
Houston Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Amerika Birleşik Devletlerindeki yaklaşık 200 hukuk fakültesinin en üst sıralarında yer almaktadır. Fakülte ABD’de “En İyi 20” listesine girmektedir.
Fakülte, 2001 yılından bu yana sekiz öğretim üyesi başarı ödülü almıştır.
Fakültenin yaklaşık 15.000 mezunu bulunmaktadır ve hukuk mesleğinde yüksek başarı elde ettikleri kabul edilmektedir.
Hukuk Kütüphanesi, 570.000 ciltten fazla kitap içermektedir, elektronik ve geleneksel kaynakların geniş bir koleksiyonu kütüphanede bulunmaktadır.
Okulun, Fikri Mülkiyet, Ceza Hukuku, Çevre, Enerji ve Tabii Kaynaklar Hukuku ve Sağlık Hukunda önemli başarıları bulunmakta olup, Uygulama Klinikleri, Kriminoloji Laboratuvarları, Tüketici Hukuku Kliniği, Göçmen ve Mülteci Hukuku ve Arabuluculuk Hukuku Merkezleri bulunmaktadır.
Hukuk Fakültesi, uluslararası hukuk ve eğitim topluluklarıyla güçlü bağlantıları olan global bir okuldur. Fakültenin uluslararası etkinlikleri bulunmakta olup fakülte öğretim üyelerinin yabancı dergilerdeki yayınları ve uluslararası sempozyumlara ve konferanslara katılımları okulu dünya sıralamasında da ilk sıralara taşımaktadır.
Legal Yayıncılık, Avukat Lütfürrahman Başöz ve Avukat Ramazan Çakmakcı tarafından 2001 yılında kurulmuştur. Legal, avukat, hakim, savcı, akademisyen ve öğrencilerden oluşan hukukçuların ihtiyaçlarına yönelik yayıncılık yapmakta, yalnızca hukuk alanında faaliyet göstermektedir. Legal, hukukçuların ihtiyaçlarına ilişkin çözümler üretmeyi amaçlamış ve kuruluş amacını hukuka katkı olarak belirlemiştir.
Legal Yayıncılık, araştırma, tez, mevzuat, ders, uygulama ve doktrin içerikli kitaplar yayınlamak yanında hukuki seminer, sempozyum ve paneller düzenlemekte, hukukçulara yönelik etkinlikler tertip etmekte ve makale yarışmaları açmaktadır. Şirketin kuruluşundan beri yönetim ve ortaklık yapısı aynı şekilde devam etmektedir.
Legal Kitabevi, bir ilke imza atarak hukuk dünyasındaki süreli ve süresiz tüm yayınları bir araya getirmiş, tarafından aranan ya da erişilemeyen her türlü hukuk eseri hukukçular ve öğrencilerle buluşturmayı hedeflemiş, 5000’in üzerindekikitap okuyucunun hizmetine sunulmuştur.
Legal Yayıncılık, Aile Hukuku, Anayasa Hukuku, Armağanlar, Asker Polis Silah ve Askeri Yargı Hukuku, Avrupa Birliği Hukuku, Avukatlık Hakimlik Savcılık ve Noterlik Hukuku, Bankacılık Hukuku, Basın Yayın İletişim Hukuku, Belediye Hukuku, Bilişim ve İnternet Hukuku, Borçlar Hukuku, Ceza Hukuku, Ceza Muhakemesi Hukuku, Çocuk Hukuku,Deniz Ticaret ve Deniz Hukuku, Dernekler ve Vakıflar Hukuku, Ders Kitapları,Dış Ticaret ve Gümrük Hukuku, Eşya Hukuku, Felsefe- Felsefe Tarihi- Sosyoloji, Fikir ve Sanat Eserleri Marka Patent Tasarım Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, Hukuka Giriş, Temel Hukuk, İcra İflas Hukuku, İdare Hukuku, İktisat ve İşletme, İmar İnşaat Tapu ve Kadastro Hukuku, İnsan Hakları Hukuku, İş Hukuku, Kampanyalar, Kamu İhale Hukuku, Kamulaştırma Hukuku, Kat Mülkiyeti ve Kira Hukuku, Kıymetli Evrak Hukuku, Kişiler Hukuku, Medeni Hukuk, Medeni Usul Hukuku, Memurların İdari ve Cezai Hukuku, Mevzuat Kitapları, Milletlerarası Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku, Miras Hukuku, Orman ve Mera Hukuku, Rekabet Hukuku, Sağlık Gıda Çevre ve Turizm Hukuku, Sermaye Piyasası Borsa Finans, Sigorta Hukuku, Siyaset Demokrasi Seçim Hukuku, Sosyal Bilimler, Sosyal Güvenlik Hukuku, Sözlük, Spor Hukuku, Şirketler Hukuku, Tahkim Hukuku, Taşıma Hukuku, Tazminat ve Sorumluluk Hukuku, Tebligat Hukuku, Tıp Hukuku, Ticaret Hukuku, Tüketici Hukuku, Vergi Muhasebe Mali Hukuk ve Yabancı Dilde Hukuk Yayınları olmak üzere yaklaşık 450 kitabı yayına hazırlamıştır.
Legal Yayıncılık, yaklaşık 350 kitabı E-kitap olarak okuyucunun hizmetine sunmakta, yayınladığı akademik ve uygulamaya yönelik hakemli hukuk dergileri ve Legalbank isimli elektronik hukuk bilgi bankası ile hizmet vermektedir.
Legal Yayınevi’nden satın alınan e-kitap ve e-dergiler Adobe DRM koruması altında okuyucuya sunulmakta, bilgisayarda, tablette ve telefonunda okunabilmektedir.
Legal Yayıncılık, kendi bünyesinde Hukuk Dergileri çıkardığı gibi çeşitli Hukuk Fakülteleri, Enstitü ve Kuruluşlar tarafından çıkarılmakta olan dergileri de yayına hazırlamakta, basımını yapmakta yada dağıtımını yapmaktadır. Bu kapsamda, Anayasa Hukuku Dergisi, Banka ve Finans Hukuku Dergisi, Fikri ve Sınai Haklar Dergisi, Hukuk ve Adalet Eleştirel Hukuk Dergisi, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, İş Hukukuna ve Sosyal Güvenlik Hukukuna İlişkin Yargı Kararları ve İncelemeleri Dergisi, Legal Hukuk Dergisi, Mali Hukuk Dergisi, Medeni Usul ve İcra ve İflas Hukuku Dergisi, Regesta Ticaret Hukuku Dergisi, Tıp Hukuku Dergisi, Uluslararası Ticaret ve Tahkim Hukuku Dergisi, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, İdare Hukuku ve İlimler Dergisi, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi ve Deniz Hukuku Dergisi Legal Yayıncılık tarafından basılmakta yada yayınlanmaktadır. Dergilerin önemli bir bölümü E-Dergi olarak da satılmakta, bazı dergilerin abonelik sistemi Legal tarafından yürütülmektedir.
Legal Yayıncılık, Yargı Kararları ve Mevzuat Bankasını hukukçuların hizmetine sunmuştur. Legalbank, güncel ve geçmişe yönelik tüm hukuki belgelere internet üzerinden erişebilmeyi sağlayan bir elektronik hukuk bankasıdır ve www.legalbank.net internet sitesi üzerinden online olarak erişilebilmektedir. Legalbank, Yüksek Mahkeme Kararı, Mevzuat, Dilekçe ve Belge Örnekleri, Gerekçeler vb. bilgi ve belgeler içermektedir ve her sabah Resmi Gazete doğrultusunda sistemin güncellendiği beyan edilmiştir.
İletişim: Bahariye Cad. No: 63 D. 6 Kadıköy- İstanbul Tel: 0216 449 04 85 Faks: 0216 449 04 87 legal@legal.com.tr
Adana Barosu’nun kuruluşunun gerçek tarihine dair resmi belge ve arşiv (Adalet Bakanlığı Arşiv ve Basın Yayın Dairesi, Adana Valiliği ve Adana Barosu) kayıtlarında bulunmakla birlikte değişik kaynaklardan elde edilen bilgilere göre; Adana Barosu’nun kuruluşunun Cumhuriyetin ilanı tarihi olan 1923 olduğu kabul edilmiştir. Kurulduğu yıllardan itibaren, adalet ve savunma mekanizmasını temsil eden önemli kurumlardan birisi olarak varlığını sürdürmektedir. Cumhuriyet ilan edilmeden önce de, Yağ Cami civarında mevcut bir Kadı Evi bulunduğu bilinmektedir. Adana Barosu’nun ilk başkanı, 1923 ve 1926 yılları arasında görev yapmış olan Av. Ziya Bey’dir.
Adana Baro Başkanı Veli KüçükAvukat Ziya Bey – Adana Barosu İlk Başkanı
Bu Kadı Evlerinde İslami esaslara ve dini inançlara göre yargılama yapıldığı, Kadıların hakim olarak görev yaptığı ve savunma erkini de dava vekillerinin üstlendiği bilinmektedir. Yağ Cami civarında şu anda yıkılmış olan Tuz Hanı ve Gön Hanında dava vekillerinin yazıhanelerinin bulunduğu ve bu yazıhanelerin 1950’li yıllara kadar devam ettiği kayıtlarda görülmektedir.
Adana Barosu’nun gelişimi Adana Adliyelerinin ve Adana kentinin gelişmesine paralellik arz etmektedir. 90 yıl önce Adana kentinin nüfusu 30 bin civarındayken ortalama 30-40 avukat görev yaparken 1950’li yıllarda Adana nüfusu 300 bine ulaşmış, yeni bir adliye binası yapılması kaçınılmaz olmuş, 1946 yılında şimdi anıtsal bir yapı olan eski adliye binasının yapımına başlanmış ve 1948 yılında o devrin en ihtişamlı binası olarak kabul edilen adliye sarayı içerisinde, Adana Barosu birlikte gelişmiş ve 2000’li yıllarda kent nüfusu 2 milyona ulaşmış ve avukat sayısı da 1200 olmuştur, Halihazırda avukat sayısı 2500 civarındadır. Baronun Yumurtalık, Kozan, Ceyhan, Pozantı’ ilçelerinde baro temsilcilikleri ve baro tarafından görevlendirilmiş temsilci avukatlar bulunmaktadır.
Adana Barosu Başkanları Listesi:
Av. Ziya Bey: 1923-1926
Av. Sait Bey: 1926-1928
Av. Abdurrahman Ali Özler: 1928-1931
Av. İlhami Dinçel: 1931-1934
Av. Fevzi Oldaç: 1935-1941
Av. Şerafettin Kerimoğlu: 1941-1944
Av. M. Cemal Ergin: 1944-1950
Av. Hüsamettin Yenier: 1951-1956
Av. Kamil Tekerek: 1956-1962
Av. Turan Arun: 1962-1964
Av. İbrahim Günay: 1964-1980
Av. Necmettin Üstünalp: 1980-1983
Av. Mahmut Eroğlu: 1983-1985
Av. Muzaffer Terliksiz: 1985-1988
Av. Anibal Akdamar: 1988-1990
Av. Aydın Coşar: 1990-1994
Av. İbrahim Yenice: 1994-1996
Av. Ziya Yergök: 1996-2000
Av. Necati Erdem: 2000-2004
Av. İsmet Altuğ: 2004-2006
Av. İbrahim Gazioğlu: 2006-2008
Av. Aziz Erbek: 2008-2012
Av. Mengücek Gazi Çıtırık 2012-2016 Av. Veli Küçük 2016-
Freedom House (Özgürlük Evi), merkezi Amerika Birleşik Devletlerinin başkenti Washington, D.C.’de olan ve başka ülkelerde de şubeleri bulunan, çeşitli ülkelerdeki ofislerinde 120’den fazla uzman ve aktivistin çalıştığı, kar amacı gütmeyen, hükumet dışı bir düşünce kuruluşu ve sivil toplum kuruluşudur.
Freedom House kurucularından Eleanor Roosevelt
Freedom House’un Kuruluşu
Freedom House, 1941 yılında, aralarında Wendell Willkie, Eleanor Roosevelt, George Field, Dorothy Thompson ve Herbert Bayard Swope’in bulunduğu bir grup düşünür ve aktivist tarafından kurulmuştur. Kurucular, gazeteciler, iş dünyası, işçi liderleri, akademisyenler ve eski hükumet yetkilileri gibi çeşitli gruplardan oluşmuştur. Kuruluşun ilk liderleri arasında 1940 yılında ABD Başkan Adayı olan olan Wendell Willkie ve onu destekleyen Eleanor Roosevelt vardır.
Freedom House, Nazi tehdidine karşı bir fikir olarak ortaya çıkmış, İkinci Dünya Savaşından sonra özgürlük karşıtı devlet yada güçlere karşı mücadele etmiştir.
Örgüt, demokrasinin yayılmasının totaliter ideolojilere karşı en iyi silah olduğuna inanmış; dünya çapında özgürlüğün genişletilerek insan haklarının ve sivil özgürlüklerin güçlendirilmesi misyonunu benimsemiştir.
Freedom House’un Kuruluşu Faaliyetleri
Freedom House, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde Atlantik İttifakını, Marshall Planını ve NATO benzeri politika ve kurumları desteklemiştir.
Freedom House’un ilk liderlerinden Eleanor Roosevelt’in önderliğinde hazırlanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi BM Genel Kurulunda 10 Aralık 1948 tarihinde kabul edilmiştir.
Freedom House, McCarthy Dönemi olarak bilinen ve antikomünizm faaliyeti sırasında büyük düşünce özgürlüğü ihlallerinin ve cadı avının yaşandığı 1950’li yıllarda bu düşünce ile savaşmış, ırkçılıkla mücadele etmiş, eşitlik düşüncesinin savunucusu olmuştur. Kuruluş, siyahi insanların hakları için mücadele etmiş, ırkların eşitliğini savunmuş, bu mücadele içinde Martin Luther King, Siyahi İnsanların Gelişmesi İçin Ulusal Birlik hareketi içinde önemli bir liderlik yürütmüştür.
Freedom House 1970’li yıllarda, dünyanın birçok yerindeki özgürlük sorunları ve baskıcı rejimler, askeri cuntalar ve antidemokratik hareketlerle ilgilenmeye başlamış, kriz alanlarında araştırma, analiz ve özgürlük savunuculuğuna ilişkin programlar yürütmüştür. Kuruluş, 1973 yılından itibaren tüm dünyayı kapsayan, politik haklar ve sivil özgürlükler yıllık araştırması yaparak yayınlamaya başlamıştır.
2017 Dünya Özgürlük haritası
Freedom House, 2010 yılında küresel anlamda insan haklarını geliştirmek için bir eylem planı geliştirmek üzere dünya çapındaki insan hakları savunucularını bir araya getirerek zirve düzenlemiş, zirveye ABD Başkanı Barack Obama, politikacılar, medya dünyası, düşünce kuruluşu temsilcileri, üniversitelerden, STK’lardan katılım olmuş; katılımcılar kendi ülkelerindeki insan hakları sorunlarını bu zirvede dile getirmişlerdir.
Freedom House (Özgürlük Evi) Raporları
Kuruluş her yıl düzenli olarak tüm dünya ülkelerini kapsayan insan hakları raporları yayınlamakta ve ilan etmektedir. Yıllık raporlar sosyal bilimciler tarafından tasarlanan bir metodoloji ile hazırlanmakta; dünyadaki her ülkeyi bir dizi temel özgürlük göstergesine göre analiz etmekte ve değerlendirmektedir.
Freedom House raporları dünya ülkelerinin kamuoyuna, gazetecilere ve yöneticilere ülkelerin özgürlük haritasını inceleyerek insan haklarının gelişimine dair bakış açısı sağlamaktadır.
Freedom House, özgürlüklerle ilgili istatistik ve anketlerini zamanla çeşitlendirmiş; Basın Özgürlüğü, yolsuzluk ve şeffaflık, Kadın Hakları, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve internet özgürlüğü gibi konularda spesifik araştırmalar yaparak yayınlamaya başlamıştır.
Freedom House’ın 2017 yılı için düzenlediği anket ve raporlarda; bir takım demokratik devletlerde popülist ve milliyetçi güçlerin önemli kazanımlar elde ettiği belirtilmiştir. Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinin ise en kötü puanlara sahip olduğu açıklanmıştır.
2017 sonuçlarına göre, Tunus ve Amerika Birleşik Devletleri., Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Fransa, Macaristan, Polonya, Sırbistan, Güney Afrika, Güney Kore, İspanya dahil olmak üzere bazı ülkelerde siyasi haklar ve sivil özgürlükler alanında bazı olumsuz gelişmeler olduğuna işaret edilmiştir.
Değerlendirilen 195 ülkeden 87’si (yüzde 45) özgür, 59’u (yüzde 30) kısmen özgür ve 49’u (yüzde 25) özgür olmayan gruptadır.
Prof.Dr. Kemal Gözler, 1966 yılında Yeniçiftlik’te doğmuş, 1983 yılında Çanakkale Biga Lisesini bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde lisans eğitimine başlamış 1987 yılında fakülteyi bitirerek Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Ana bilim dalında yüksek lisans yapmıştır. Fransızca ve İngilizce bilmektedir.
Doktora Tezi
Prof.Dr. Kemal Gözler, doktora öğrenimini Kamu Hukuku alanında Bordeaux Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 1992-1995 yıllarında “Jürinin Tebrikleriyle Çok Onur Verici Derecede” tamamlamıştır. Gözler, daha sonra baskısı da yapılan “Le pouvoir de révision constitutionnelle” isimli doktora teziyle doktora unvanını alarakBordeaux’tan dönmüş ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Genel Kamu Hukuku Anabilim dalında Araştırma Görevlisi olarak akademik kariyerine başlamıştır.
Gözler, 1997-2000 yıllarında Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünde yardımcı doçent olarak; 2000-2004 yıllarında ise aynı fakültede doçent olarak görev almıştır.
Kemal Gözler, 2004-2007 yıllarında Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesinde doçent olarak görev yaptıktan sonra 2007 de profesör olmuş; Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesine atanmış, 2016 yılında emekli öğretim üyeliğinden olmuştur.
Prof.Dr. Kemal Gözler, 1999 yılında Türk Sosyal Bilimler Derneği tarafından “Hukukun Genel Teorisine Giriş: Hukuk Normlarının Geçerliliği ve Yorumu Sorunu” isimli eseri nedeniyle “Genç Sosyal Bilimciler Birincilik Ödülü” almıştır.
Gözler, 2001 yılında ODTÜ Mustafa N. Parlar Araştırma Teşvik Ödülünü kazanmıştır. Gözler, 2009 Yılında TÜBA Üniversite Ders Kitapları Telif Eser Ödülüne “İdare Hukuku Dersleri Kitabı” nedeniyle ve 2011 Yılı TÜBA Üniversite Ders Kitapları Telif Eser Ödülüne “Anayasa Hukukunun Genel Esasları Kitabı” nedeniyle layık görülmüştür.
Prof. Dr. Kemal Gözler, “Türk Anayasa Hukuku Sitesi” (www.anayasa.gen.tr) nin kurucusu ve Nisan 2004’ten itibaren editörüdür. Gözler ayrıca, “Türk İdare Hukuku Sitesi” (www.idare.gen.tr) nin kurucusu ve Nisan 2004’ten itibaren editörüdür.
Gözler, “Le pouvoir de révision constitutionnelle,Villeneuve d’Ascq”, “Hukukun Genel Teorisine Giriş: Hukuk Normlarının Geçerliliği ve Yorumu Sorunu”, “Hukuka Giriş”, “Kurucu İktidar”, “Türk Anayasaları”, “Anayasa Hukukunun Metodolojisi”, “Pouvoir constituant”, “Anayasa Normlarının Geçerliliği Sorunu”, “Hukuk Eğitiminde Sınavla”, “Kanun Hükmünde Kararnamelerin Hukuki Rejimi”, “Türk Anayasa Hukuku Dersleri”, “Türk Anayasa Hukuku”, “Cumhurbaşkanı – Hükûmet Çatışması: Cumhurbaşkanı Kararnameleri İmzalamayı Reddedebilir mi?”, “Devlet Başkanları: Bir Karşılaştırmalı Anayasa Hukuku İncelemesi”, “Anayasa Değişikliği Gerekli mi? 1982 Anayasası İçin Bir Savunma”, “Anayasa Hukukuna Giriş: Genel Esaslar ve Türk Anayasa Hukuku”, “Les villages pomaks de Lofça aux XVe et XVI siècles d’après les tahrir defters ottomans”, “İdare Hukukuna Giriş”, “İdare Hukuku Dersleri”, “İdare Hukuku”, “Yeniçiftlik Beldesi: Tarihi, Ekonomisi, Sosyal ve Kültürel Yapısı”, “Genel Hukuk Bilgisi (Meslek Yüksekokulları İçin)”, “Hukukun Temel Kavramları”, “Devletin Genel Teorisi”, “Anayasa Hukukunun Genel Esaslarına Giriş”, “Türk Anayasa Hukukuna Giriş”, “Judicial Review of Constitutional Amendments: A Comparative Study”, “Kısa Anayasa Hukuku”, “Anayasa Hukukunun Genel Esasları: Ders Kitabı”, “Anayasa Hukukunun Genel Teorisi”, “Kısa İdare Hukuku”, “Ramazan Çağlayan’ın İdare Hukuku ve İdarî Yargılama Hukuku İsimli Kitabı Hakkında Eleştiriler”, “Ramazan Çağlayan’ın İdarî Yargılama Hukuku İsimli Kitabı Hakkında Eleştiriler”, “Örnekleriyle Usûlsüz Alıntı Sorunu: Adnan Küçük, Ahmet Nohutçu, Bilal Canatan, Nevzat Sönmez, Ali Rıza Çoban, Serdar Özgüldür, Fatih Dikici ve Diğerlerinin Kitapları Hakkında Eleştiriler”,”Elveda Anayasa: 16 Nisan 2017’de Oylayacağımız Anayasa Değişikliği Hakkında Eleştiriler”, “Referandumdan Önce, Referandumdan Sonra: 16 Nisan 2017 Referandumu ve Bu Referandumda Oylanan Anayasa Değişikliği Hakkında Yazılar”, “İnsan Hakları Hukuku”, “İnsan Hakları Hukukuna Giriş”, “Mahalli İdareler Hukuku”, ve “Mahalli İdareler Hukukuna Giriş” isimli eserlerini Türk hukuk dünyasına armağan etmiştir.
Gözler’in, Serap Yazıcı ve Fuat Keyman ile birlikte kaleme aldıkları “Ergun Özbudun’a Armağan/Essays in Honor of Ergun Özbudun” isimli eseri Yetkin Yayınları tarafından 2008 yılında basılmıştır.
Avrupa’nın En İyi 25 Hukuk Fakültesi sıralaması, dünya üniversitelerini ve üniversitelere bağlı fakülteleri objektif kriterlere göre değerlendiren QS tarafından oluşturulmaktadır.
Üniversiteler arası sıralama her yıl QS World University Rankings tarafından oluşturulurken farklı konularda ölçütler baz alınmakta ve puanlama sistemi uygulanmaktadır.
Kriterler arasında araştırma, inovasyon, sosyal sorumluluk, özel kriterler, üniversiteye kayıtlı öğrenci sayısı, dünya çapında tanınırlık, fakültenin geçmişi, üniversitede görevli akademisyenler tarafından yayınlanmış makale sayısı ve akademik kadro gibi konular bulunmaktadır.
Avrupa’nın En İyi 25 Hukuk Fakültesinin 11 tanesi İngiltere’de bulunmaktadır. Türkiye’den hiçbir hukuk fakültesi sıralamada yer almamaktadır.
Avrupa’nın En İyi 25 Hukuk Fakültesi
Hukuk Fakültesi
Ülke
University of Cambridge
İngiltere
University of Oxford
İngiltere
London School of Economics and Political Science (LSE)
İngiltere
UCL (University College London
İngiltere
King’s College London
İngiltere
The University of Edinburgh
İngiltere
Université Paris 1 Panthéon-Sorbonne
Fransa
Leiden University
Hollanda
Queen Mary University of London
İngiltere
KU Leuven
Belçika
Humboldt-Universität zu Berlin
Almanya
Durham University
İngiltere
University of Amsterdam
Hollanda
Ludwig-Maximilians-Universität München
Almanya
European University Institute
İtalya
Lomonosov Moscow State University
Rusya
Maastricht University
Hollanda
Ruprecht-Karls-Universität Heidelberg
Almanya
Sapienza University of Rome
İtalya
Sciences Po
Fransa
The University of Manchester
İngiltere
University of Nottingham
İngiltere
The University of Warwick
İngiltere
The University of Dublin
İrlanda
Universidad Autónoma de Madrid
İspanya
Oxford Üniversitesi Kütüphanesi
Fakülteler arasındaki derecelendirmeler, bir çok faktörü göz önünde bulundurarak, fakülteyi dünya çapında bir eğitim kurumu haline getiren özellikler birlikte değerlendirilerek yapılmaktadır.
Göstergeler arasında, akademisyenler arasında araştırma kalitesinin değerlendirilmesi, üretkenlik, yayınlanmış bilimsel makale sayısı, yayınlanan makalelere diğer akademisyenler tarafından yapılan atıf ve referans sayısı, fakülteye ve akademisyenlere verilen ödüller bulunmaktadır. Eğitim disiplini ve akreditasyonlar kaliteyi artıran faktörlerdendir.
Kalite değerlendirmelerinde, öğrenci geri bildirimleri, ulusal öğrenci anketleri, kariyer destek hizmeti, mezunların çalışma ve iş bulma oranı, öğrenci sayısı ile akademisyen sayısının birbirlerine oranı önem taşımaktadır.
Fakültelerdeki öğrencilerin personele oranı, yabancı öğrenci oranı, Erasmus gibi değişim programlarının bulunup bulunmaması, değişim programlarına katılan öğrenci sayısı ve oranı, diğer üniversite ve hukuk fakülteleri ile kurulan uluslararası ortaklıkların sayısı ve işbirliğinin niteliği dikkate alınmaktadır.
Hukuk Fakültelerinde bulunan spor tesisleri, bilişim hizmetleri, okul kütüphanesinin olup olmaması, kütüphanedeki kitap sayısı, sağlık imkanları ve öğrenci kulüp ve toplulukları diğer göstergelerdir.
Hukuk Fakültelerinde, online ve çevrim içi hizmetlerin bulunup bulunmaması, sosyal sorumluluklara katılım, çevre ve insan haklarına karşı duyarlılık ve farkındalık projeleri dikkate alınmaktadır. Fakültenin, yenilikçi olması ve yenilikçi fikirleri desteklemesi, öğrenciler ve akademisyenler tarafından geliştirilen proje ve programları dikkate alması önem kazanmaktadır.
Hukuk fakültelerinde, düzenlenen konser ve sergi sayısı, alınan kültürel ödüller, kültür ve sanat yatırımları da kalite sıralamasında dikkate alınan kriterlerdir.
Öğrencilerin burs imkanı, engellilerin eğitime erişim imkanı, toplumsal cinsiyet eşitliği, cinsiyet dengesi ve düşük gelirli öğrencilere yapılan sosyal yardımlar diğer objektif kriterlerdir.
Tullia d’Aragona, 1510 yılında doğmuş ve 1556 yılında ölmüş olan İtalyan filozoftur. İyi bir eğitim alan İtalyan filozof Tullia d’Aragona, ünlü “Aşkın Sonsuzluğu Üstüne Diyalog” isimli eserinde Platoncu bir yaklaşım ile sonsuz aşk üzerine düşüncelerini dile getirmiştir. Cadı ve fahişe olduğu gibi suçlamalar ile karşı karşıya kalmış fakat bu gerekçeyle yargılanmamış yada zulme uğramamıştır.
Yaşamı boyunca, zamanının en iyi kadın yazar, şair ve filozoflarından biri olarak görülmüştür. Dönemindeki ve ardılları olan ünlü erkek filozoflardan birçoğunu etkileyen Tullia’nın çalışmaları, kadınların erkeklerle eşit olmasını sağlamıştır. Şöhreti ve başarısı onu Rönesans’ın önemli şairlerinden biri haline getirmiştir. Yaptığı çalışmalar, yazdıkları ve edebi yetenekleri sayesinde dönemin adamlar ve ünlü şairlerle arkadaşlık etme fırsatını yakalamıştır.
Tullia, 30 yaşındayken Venedik’e taşınmış ve burada şair Bernardo Tasso ile arkadaşlık etmiştir.
Tullia d’Aragona, “Aşkın Sonsuzluğu Hakkında Diyaloglar” isimli eserini 1547 yılında yazmıştır. Neo-Platoncu bir kadının cinsel ve duygusal özerk iddiası olarak başlangıçta İtalya’nın Venedik kentinde yayınlanan bu roman, Rinaldina Russell ve Bruce Merry tarafından 1997’de İngilizce olarak tercüme edilmiştir. Bu felsefe kitabı, türünün ilk örneğidir. Bu çalışma, Rönesans’ın yükselişi sırasında kadınlara kısmi bir özgürlük alanı sağlanmasının ve kadınların elde ettiği bu küçük özerkliğin var olduğu dönemde ortaya çıkabilmiştir.
Erken dönem İtalya Rönesansının yazarlarından olan ve 1418 –1466 yıllarında Venedik’te yaşayan İsotta Nogarola‘dan sonra İtalya’da ortaya çıkan en önemli düşünürlerdendir.
Tullia’nın yaşamı boyunca, her türlü şehvetli deneyimlerin kutsal sayıldığı düşünülüyordu ancak Tulia, çalışmalarında tüm cinsel güçlerin kontrol edilemez ve kusursuz olduğunu ve manevi ihtiyaçlarla birleştirildiğinde ahlaksız sevgiyi yarattığını savunuyordu.Aşkın onurlu olabilmesi için, bu esere göre, hem erkeklerin hem de dişilerin, vücutlarının ve ruhlarının cinsel ve manevi isteklerini kabul etmeleri ile mümkündür.Tullia, kadınları hem cinsel nitelikleri hem de akıllarıyla erkeklerle eşit seviyede tutmakta ve erkek kadın eşitliğini savunmaktadır. Bu anlamda Avrupa Aydınlanması öncesi önemli düşünürlerdendir.
Tullia d’Aragona, Venedik ve Floransa’dan sonra doğmuş olduğu şehir olan Roma’ya dönmüş ve 1556’da Roma’da ölmüştür. Ölümünden sonra, eserleri 1552, 1694, 1864, 1912, 1974, 1975 ve 1980 yıllarında İtalyanca olarak yayınlanmıştır.
Tullia d’Aragona’nın çalışmaları, Chicago Üniversitesi’nden “Erken Modern Avrupa’daki Diğer Sesler” başlığı ile ele alınmıştır.
Rönesans dönemi kadın yazarlarından olan Tullia d’Aragona’nın metinleri, kadınların özgürleşmesinin tarihçelerinden sayılmaktadır.
Hukuk Fakülteleri Öğrenci ve Profesör Sayılarına göre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi en çok profesör istihdam eden fakültedir.
Hukuk Fakülteleri Öğrenci ve Profesör Sayıları, Türkiye Cumhuriyetinde eğitim ve öğretime devam eden devlet ve vakıf üniversitelerinde görev yapan profesör sayıları ile fakültelerde eğitim alan öğrenci sayılarının 28.03.2018 tarihi itibari ile Yüksek Öğretim Kurumu verilerine göre tablo halinde derlenmesi ile oluşturulmuştur.
Hukuk Fakülteleri Öğrenci ve Profesör Sayıları zaman ve eğitim dönemine göre değişkenlik arz etmektedir. Tabloya göre bünyesinde en çok profesör istihdam eden fakülte Türkiye’nin en eski hukuk fakültelerinden olan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesidir.
Hukuk Fakülteleri Öğrenci ve Profesör Sayılarına göre Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrenci başına en çok profesör düşen fakültelerdendir
Hukuk Fakülteleri arasında profesör başına en çok öğrenci düşen fakülte Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi olup 1 profesörün görev yaptığı fakültede 1896 öğrenci bulunmaktadır. Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 1 profesör ve 1188 öğrenci, Karadeniz Teknik Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 1 profesör ve 1086 öğrenci, Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 1 profesör ve 1044 öğrenci bulunmaktadır.
Öğrenci başına en çok profesör düşen okullardan Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde 9 profesör ve 296 öğrenci bulunmakta, Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 8 profesör ve 332 öğrenci bulunmaktadır.
Tablo, Yükseköğretim Bilgi Sisteminden 28.03.2018 tarihli verilere göre hazırlanmıştır. YÖK sisteminde bilgisi bulunmayan fakültelerin bilgileri ilgili fakültelerin resmi internet sitelerinden derlenmiştir.
Avrupa Konseyi Medeni Hukuk Meselelerinde Arabuluculuk Konusunda Tavsiye Kararı
Medeni Hukuk Meselelerinde Arabuluculuk Konusunda Rec(2002) 10 Sayılı Tavsiye Kararı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesince Bakan Vekillerinin 18 Eylül 2002 tarihli 808.toplantısında kabul edilmiştir.
Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Statüsü’nün 15.b. maddesinin hükümleri uyarınca; Adli yargıya alternatif oluşturan ihtilaf çözme yollarının geliştirilmesini memnuniyetle karşılayarak ve böyle yolların kullanımı halinde teminatlar sağlayan kuralların arzu edilir olduğunu kabul ederek;
Her yargı alanının kendine has özellikleri olduğunu göz ardı etmeden, ihtilafları çözme yöntemlerini iyileştirmeye yönelik çabaları sürdürmenin gerekli olduğunu vurgulayarak;
Bir arabulucunun, taraflara, uyuşmazlık konusu olan meseleler üzerinde görüşmeleri ve kendi ortak kararlarına varmaları konusunda yardımcı olduğu bir süreç olan arabuluculuk için belirli kurallar koymanın faydalarına inanarak;
Uygun durumlarda, medeni hukuk meselelerinde arabuluculuğun faydalarını kabul ederek;
Hukukun diğer dallarında arabuluculuğu düzenleme ihtiyacının farkında olarak;
Aile arabuluculuğu ile ilgili Tavsiye Kararı No. R (98)1’i, cezai meselelerde arabuluculuk ile ilgili Tavsiye Kararı No. R(99)19’u ve idari makamlar ile özel taraflar arasındaki uyuşmazlıkların yargı yoluyla çözümlenmesine alternatifler ile ilgili Tavsiye Kararı Rec(2001)9’u ve Avrupa Konseyi sathında ve ulusal seviyede yürütülen diğer faaliyetlerin ve araştırmaların sonuçlarını göz önüne alarak;
Özellikle, Avrupa Adalet Bakanları tarafından, 8-9 Haziran 2000 tarihinde Londra’da düzenlenen 23. Konferans’ta kabul edilen “21.Yüzyılda adaletin dağıtılması” ile ilgili 1 No.lu kararı ve özellikle Avrupa Adalet Bakanlarının, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesini, Avrupa Birliği ile işbirliği halinde, uygun olan durumlarda, mahkeme dışı ihtilaf çözümü süreçlerinin kullanılmasını teşvik eden bir çalışma programını hazırlamaya davet etmesini göz önüne alarak;
Arabuluculuğun teşvik edilmesinde mahkemelerin rolünün öneminin farkında olarak; Arabuluculuğun, mahkemelerin iş yükünün ve ihtilafların azalmasına yardımcı olmasına rağmen; etkili, adil ve kolaylıkla erişilebilen bir adli sistemin yerine geçemeyeceğini belirterek:
A. Üye devletlerin hükumetlerine:
i. Uygun olduğunda, medeni hukuk meselelerinde arabuluculuğun kullanımını kolaylaştırmalarını;
ii. Aşağıda belirtilen “Medeni hukuk meselelerinde arabuluculuk ile ilgili yol gösterici ilkeler”in tedricen uygulanması için gerekli gördükleri tüm tedbirleri, duruma göre, almalarını veya takviye etmelerini tavsiye eder.
Medeni Hukuk meselelerinde arabuluculuk ile igili yol gösterici ilkeler
I. Arabuluculuğun tanımı
Bu Tavsiye Kararı’nda, “arabuluculuk”, tarafların, bir veya daha fazla arabulucunun yardımı ile, bir anlaşmaya varmak için ihtilaf konusu meseleler üzerinde görüşme yaptıkları bir ihtilaf çözüm sürecini ifade eder.
II. Uygulamanın kapsamı
Bu Tavsiye Kararı, medeni hukuk meseleleri için geçerlidir. Bu Tavsiye Kararı’nda, “medeni hukuk meseleleri”; ticaret hukuku, tüketici hukuku ve iş hukuku kaynaklı meseleler de dahil olmak üzere medeni haklar ve yükümlülüklerle ilgili meseleleri ifade eder. İdare hukuku ve ceza hukuku meseleleri kapsam dışındadır. Bu Tavsiye Kararı, aile arabuluculuğu ile ilgili
Tavsiye Kararı No. R(98)1’in hükümleri saklı kalmak üzere geçerlidir.
III. Arabuluculuğun teşekkülü
Devletler, medeni hukuk meselelerinde arabuluculuğu, kamu veya özel sektör vasıtasıyla, en uygun şekilde kurmakta ve teşkilatlandırmakta serbesttirler.
Arabuluculuk, mahkeme süreçlerinin içinde veya dışında gerçekleştirilebilir.
Taraflar arabuluculuktan yararlansa bile, tarafların haklarının korunması için nihai teminatı teşkil ettiği için yargı yoluna başvuru mümkün olmalıdır.
Devletler, arabuluculuk sistemini kurarken, süre sınırlamasına olan ihtiyaç ve böyle sürelerin etkileri ile, hızlı ve kolayca erişilebilir arabuluculuk süreçlerinin teşvik edilmesi arasında bir denge kurmalıdırlar.
Devletler, arabuluculuğu kurarken, (i) gereksiz gecikmelere ve (ii) arabuluculuğun bir geciktirme taktiği olarak kullanılmasına yol açmaktan kaçınmaya dikkat etmelidirler. Arabuluculuk, özellikle, adli süreçlerin tek başına yetersiz kaldığı ve özellikle maliyetleri nedeniyle taraflar için daha az uygun olduğu durumlarda veya taraflar arasında diyaloğun veya temasların sürdürülmesine ihtiyaç duyulan durumlarda yararlı olabilir.
Devletler, tamamen veya kısmen ücretsiz arabuluculuk imkanı sunma veya özellikle taraflardan birinin menfaatlerinin özel koruma gerektirmesi halinde arabuluculuk için hukuki yardım sunma fırsatını gözden kaçırmamalıdırlar.
Arabuluculuğun maliyetleri olması halinde, bunlar makul ve söz konusu meselenin önemi ve arabulucu tarafından yapılan işin miktarı ile orantılı olmalıdır.
IV. Arabuluculuk süreci
Devletler, ihtilafları arabulucuya havale etme anlaşmalarının hangilerinin, tarafların dava haklarını ne kadar kısıtlayacağını değerlendirmelidir.
Arabulucular, bağımsız ve tarafsız olarak hareket etmeli ve arabuluculuk süreci esnasında, “silahların eşitliği” ilkesine uyulmasını temin etmelidirler. Arabulucunun, taraflara bir çözüm dayatma yetkisi yoktur.
Arabuluculuk sürecine ilişkin bilgiler gizlidir ve taraflarca kararlaştırılmadıkça veya iç hukuk izin vermedikçe, sonradan kullanılamaz.
Arabuluculuk süreçlerinde, taraflara, sözkonusu meseleleri ve ihtilafın diğer muhtemel çözümlerini düşünmelerine yetecek zaman verilmelidir.
V. Arabulucuların eğitimi ve sorumluluğu
Devletler, uluslararası meselelerle ilgilenen arabulucuları da içerecek şekilde arabulucuların seçimi, sorumlulukları, eğitimi ve yeterliliği ile ilgili uygun standartların kabul edilmesine yönelik tedbirler almalıdırlar.
VI. Arabuluculukta varılan anlaşmalar
Anlaşmanın konusunu, kapsamını ve sonuçlarını tespit etmek için, her arabuluculuk sürecinin sonunda, bir yazılı belge düzenlenmelidir ve bu belge düzenlendikten sonra ve imzalanmadan önce, taraflara, düşünmeleri için, tarafların üzerinde anlaştığı sınırlı bir süre tanınmalıdır.
Arabulucular, varılan anlaşmaların etkilerini ve taraflardan birinin veya her ikisinin anlaşmayı uygulamaya koymak istemesi halinde atılması gereken adımları taraflara bildirmelidirler.
Böyle anlaşmalar, kamu düzenine aykırı olmamalıdır.
VII. Arabuluculuk ile ilgili bilgiler
Devletler, medeni hukuk ihtilafları olan kişilere ve halka, arabuluculuk konusunda genel bilgiler vermelidirler.
Devletler, medeni hukuk meselelerindeki arabuluculuk hakkında, diğer hususların yanı sıra, arabuluculuğun maliyetlerini ve etkililiğini içeren ayrıntılı bilgileri toplamalı ve yaymalıdırlar.
Fertlerin, telefon, yazışma veya e-posta gibi yollarla, arabuluculuk hakkında tarafsız tavsiye ve bilgiler alabileceği bir bölgesel ve/veya yerel merkezler ağını, ulusal hukuka ve teamüle uygun olarak kurmak için adımlar atılmalıdır.
Devletler, adaletin işlemesi ile uğraşan profesyonellere, medeni hukuk meselelerinde arabuluculuk ile ilgili bilgiler vermelidirler.
VIII. Uluslararası hususlar
Devletler, uluslararası bir unsur içeren meselelerin çözümünde arabuluculuğun kullanılmasını teşvik edecek mekanizmaların kurulmasını desteklemelidirler.
Devletler, uluslararası arabuluculuğun kullanımını kolaylaştırmak amacıyla, medeni hukuk meselelerinde arabuluculuk ile ilgili mevcut kurumlar arasında işbirliğini teşvik etmelidirler.
Bu Tavsiye Kararı’nın takibinde, Avrupa Konseyi ile Avrupa Birliği arasında işbirliğini teşvik etmek ve özellikle, bu Tavsiye Kararı’nda bahsedilen konular ile ilgili olarak devletlerdeki kanunlara ve süreçlere ilişkin bilgileri bir internet sitesi vasıtasıyla yaymak için; ve Avrupa Birliği’ni, Avrupa Topluluğu seviyesinde kurallar hazırlanırken, bu Tavsiye Kararı’nın hükümlerini tamamlamaya veya güçlendirmeye veya burada yer alan ilkelerin uygulanmasını kolaylaştırıcı hükümler getirmeye teşvik etmek için,
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne, bu Tavsiye Kararını, Avrupa Birliğinin yetkili makamlarına iletmesi talimatını verir.
Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilmiş ve Ocak 1951’de yürürlüğe girmiştir. Sözleşmeye taraf ülkeler, soykırım suçunu önlemek ve cezalandırmakla yükümlüdürler.
9 Aralık 1948 tarihinde Paris’te toplanan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 260 A (III) sayılı Kararıyla kabul edilip, imza, onay ve katılıma açılmıştır.
Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, 13. maddeye uygun olarak 12 Ocak 1951 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Türkiye sözleşmeyi 23 Mart 1950’de onaylamış, 5630 Sayılı Onay Kanunu 29 Mart 1950 gün ve 7469 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.
Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi
9 Aralık 1948
Sözleşmeci Taraflar, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 11 Aralık 1946 tarihli ve 96(I) sayılı kararında soykırımın, Birleşmiş Milletlerin ruhuna ve amaçlarına aykırı olan ve uygar dünya tarafından lanetlenen, uluslararası hukuka göre bir suç olarak beyan edilmesini dikkate alarak, tarihin her döneminde soykırımın insanlık için büyük kayıplar meydana getirdiğini kabul ederek, insanlığı bu tür bir iğrenç musibetten kurtarmak için uluslararası işbirliğinin gerekli olduğuna kanaat getirerek, aşağıdaki hükümlerde anlaşmışlardır:
Madde 1
Sözleşmeci Devletler, ister barış zamanında isterse savaş zamanında işlensin, önlemeyi ve cezalandırmayı taahhüt ettikleri soykırımın uluslararası hukuka göre bir suç olduğunu teyit eder.
Bu Sözleşme bakımından, ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden her hangi biri, soykırım suçunu oluşturur.
a) Gruba mensup olanların öldürülmesi;
b) Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi;
c) Grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak, yaşam şartlarını kasten değiştirmek;
d) Grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;
e) Gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletmek;
Madde 3
Aşağıdaki eylemler cezalandırılır:
a) Soykırımda bulunmak;
b) Soykırımda bulunulması için işbirliği yapmak;
c) Soykırımda bulunulmasını doğrudan ve aleni surette kışkırtmak;
d) Soykırımda bulunmaya teşebbüs etmek;
e) Soykırıma iştirak etmek;
Madde 4
Soykırım suçunu veya üçüncü maddede gösterilen fiillerden birini işleyenler, anayasaya göre yetkili yöneticiler veya kamu görevlileri veya özel kişiler de olsa cezalandırılır.
Madde 5
Sözleşmeci Devletler, bu Sözleşmenin hükümlerine etkililik kazındırmak, ve özellikle soykırımdan veya üçüncü madde belirtilen fiillerden suçlu bulunan kimselere etkili cezalar verilmesini sağlamak için, kendi Anayasalarında öngörülen usule uygun olarak gerekli mevzuatı çıkarmayı taahhüt eder.
Madde 6
Soykırım fiilini veya Üçüncü maddede belirtilen fiillerden birini işlediğine dair hakkında suç isnadı bulunan kimseler, suçun işlendiği ülkedeki Devletin yetkili bir mahkemesi, veya yargılama yetkisini kabul etmiş olan Sözleşmeci Devletler bakımından yargılama yetkisine sahip bulunan uluslararası bir ceza mahkemesi tarafından yargılanır.
Madde 7
Soykırım fiili ve Üçüncü maddede belirtilen diğer fiiller, suçluların iadesi bakımından siyasal suçlar olarak kabul edilmez.
Sözleşmeci Devletler bu tür olaylarda kendi yasalarına ve yürürlükteki sözleşmelere göre suçluları iade etmeyi üstlenir.
Madde 8
Sözleşmeci Devletlerden her hangi biri, soykırım fillerinin veya Üçüncü maddede belirtilen her hangi bir fiilin önlenmesi ve sona erdirilmesi için gerekli gördükleri takdirde, Birleşmiş Milletlerin yetkili organlarından, Birleşmiş Milletler Şartı’na göre harekete geçmesini isteyebilir.
Madde 9
Sözleşmeci Devletler arasında, bu Sözleşmenin yorumlanması, uygulanması veya yerine getirilmesi ve ayrıca soykırım fillerinden veya Üçüncü maddede belirtilen fiillerin her hangi birinden bir Devletin sorumluluğu ile ilgili olarak çıkan uyuşmazlıklar, uyuşmazlığın taraflarından birinin talebi üzerine Uluslararası Adalet Divanı önüne götürülür.
Madde 10
Bu Sözleşmenin eşit ölçüde geçerli olan Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca metinleri 9 Aralık 1948 tarihini taşır.
Madde 11
Bu Sözleşme 31 Aralık 1949 tarihine kadar Birleşmiş Milletler Üyelerinin ve Üye olmayıp da Genel Kurul tarafından bu Sözleşmeyi imzalamaya davet edilen Devletlerin imzasına açıktır.
Bu Sözleşme onaylanır, ve onay belgeleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine tevdi edilir.
Bu Sözleşmeye 1 Ocak 1950 tarihinden sonra Birleşmiş Milletler Üyeleri ile Üye olmayıp da yukarıda belirtildiği gibi davet edilen Devletler katılabilir. Katılma belgeleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine tevdi edilir.
Madde 12
Bir Sözleşmeci Taraf her hangi bir zamanda, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine hitaben göndereceği bir bildirimle, bu Sözleşmenin uygulanmasını, bu Sözleşmeci Tarafın dış ilişkileri bakımından sorumlu olduğu ülke veya ülkeler bakımından genişletebilir.
Madde 13
İlk yirmi onay veya katılma belgesinin tevdi edilmesinin tamamlandığı gün, Genel Sekreter bir tutanak düzenler ve bunun bir kopyasını Birleşmiş Milletlerin bütün Üyelerine ve on birinci maddede belirtilen Üye olmayan Devletlere iletir.
Bu Sözleşme, yirminci onay veya katılma belgesinin tevdi edilmesini izleyen doksanıncı gün yürürlüğe girer.
Daha sonraki bir tarihte tevdi edilen bir onay veya katılma belgesi, bu onay veya katılma belgesinin tevdi tarihini izleyen doksanıncı gün yürürlüğe girer.
Madde 14
Bu Sözleşme yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on yıl süreyle yürürlükte kalır.
Bundan sonraki beş yıllarda, bu sürelerin bitiminden en az altı ay önce çıkma beyanında bulunmamış Sözleşmeci Devletler bakımından yürürlükte kalmaya devam eder.
Çıkma, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine hitaben gönderilecek yazılı bir bildirimle yürürlük kazanır.
Madde 15
Sözleşmeden çıkmalar nedeniyle bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin sayısı on altının altına düşerse, Sözleşme bu çıkma bildirimlerinden en sonuncusunun yürürlük kazandığı tarihten itibaren yürürlükten kalkar.
Madde 16
Sözleşmeci Taraflar Genel Sekretere hitaben gönderecekleri yazılı bir bildirim vasıtasıyla her zaman bu Sözleşmede değişiklik yapılmasını talep edebilirler.
Genel Kurul, böyle bir talep karşısında yapılması gereken işleme karar verilir.
Madde 17
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bütün Birleşmiş Milletler Üyelerini ve on birinci maddede belirtilen üye olmayan Devletleri aşağıdaki konularda bilgilendirir:
a) On birinci maddeye göre alınan imzalar, onaylar ve katılmalar;
b) On ikinci maddeye göre alınan bildirimler;
c) On üçüncü madde gereğince Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarih;
d) On dördüncü maddeye göre alınan çekilme bildirimleri;
e) On beşinci maddeye göre Sözleşmenin yürürlükten kalkması;
f) On altıncı maddeye göre alınan bildirimler;
Madde 18
Bu Sözleşmenin orijinal metni Birleşmiş Milletler arşivinde saklanır.
Sözleşmenin onaylı bir örneği, Birleşmiş Milletler Üyelerine ve on birinci maddede belirtilen üye olmayan Devletlerin her birine iletilir.
Madde 19
Bu Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarih Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından kayda geçirilir.
İşkencenin ve İnsanlık Dışı ya da Küçültücü Ceza Veya Muamelenin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi
Sözleşme Metni ve Açıklayıcı RaporAvrupa Antlaşmaları Serisi (ETS)- No. 126.
1 (ETS No. 151) ve 2 (ETS No. 152) No’lu Protokol hükümlerine
göre değiştirilmiş olan metin 1 Mart 2002’de yürürlüğe girmiştir.
Aşağıda imzaları bulunan Avrupa Konseyi üyesi Devletler,İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleşme hükümlerini dikkate alarak;
aynı Sözleşmenin, ‘hiç kimse işkenceye veya gayriinsani veya küçültücü ceza veya
muameleye tabi tutulmayacaktır’ şeklindeki 3 üncü maddesini hatırda tutarak;
3. Madde ihlalinin mağdurları olduklarını iddia eden kişilerle ilgili olarak bu Sözleşmede öngörülen mekanizmanın işlemekte olduğunu kaydederek;
hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerin işkence ve gayriinsani ya da küçültücü ceza veya muameleye karşı korunmalarının, ziyaretlere dayanan, önleyici nitelikte, adli olmayan yollarla kuvvetlendirilebileceğine kani olarak; aşağıdaki gibi anlaşmalardır:
Bölüm I
Madde 1
İşkencenin ve Gayrıinsani ya da Küçültücü Ceza veya Muamelenin Önlenmesi için bir Avrupa Komitesi teşkil olunacaktır (bundan sonra ‘Komite’ olarak anılacaktır). Komite, ziyaretler yapmak suretiyle, hürriyetinden yoksun bırakılan kişilere yapılan muameleyi, gerekli ise bu gibi kişilerin işkence ve gayrıinsani ya da küçültücü ceza veya muameleden korunmalarının kuvvetlendirilmesi amacıyla inceleyecektir.
Madde 2
Herbir Taraf, bu Sözleşmeye uygun olarak, yetkili olduğu ve bir kamu makamı tarafından hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerin bulunduğu herhangi bir yere ziyaretler yapılmasına izin verecektir.
Madde 3
Bu Sözleşmenin uygulanmasında, Komite ve ilgili Tarafın yetkili milli makamları birbirleriyle işbirliği yapacaktır.
Bölüm II
Madde 4
1. Komite, Tarafların sayısına eşit sayıda üyelerden oluşacaktır.2.Komite üyeleri, Sözleşmenin kapsadığı alanlarda insan hakları konusunda yetkileriyle tanınan veya mesleki deneyimi olan yüksek ahlaki karaktere sahip olan kişiler arasından seçilecektir.3. Komite’nin iki üyesi aynı devletin vatandaşı olmayacaktır.4. Üyeler kendi kişisel sıfatları ile görev yapacaklar, bağımsız ve tarafsız olacaklar ve Komiteye etkin şekilde hizmet vermeye hazır olacaklardır.Madde 5 ¹
1. Komite üyeleri, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Bürosu tarafından hazırlanacak isim listesinden Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından mutlak çoğunlukla seçilecektir; tarafların Parlamenter Meclisteki milli heyetleri, asgari ikisi kendi vatandaşı olan, üç aday gösterecektir.
Komiteye Avrupa Konseyi üyesi olmayan bir ülkeden üye seçileceği zaman Parlamenter Meclis Bürosu o devletin meclisini asgari ikisi kendi vatandaşı olan üç aday göstermeye davet edecektir. Bakanlar Komitesi tarafından seçim söz konusu taraf ile istişareyi takiben gerçekleştirilecektir.
2. Arızi olarak boşalan üyelikler için aynı usul takip edilecektir.
3. Komite üyeleri dört yıllık süre için seçilecektir. Üyeler iki defa yeniden seçilebilirler. Bununla birlikte, ilk seçimde seçilen üyelerden üçünün süresi, iki yıl sonunda bitecektir. Görev süreleri ilk iki yıllık süre sonunda bitecek üyeler, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından, ilk seçimin tamamlanmasından hemen sonra kura ile tayin olunacaktır.
4. Komite’nin üyelerinin yarısının mümkün olduğu kadar her iki yılda bir yenilenmesini sağlamak için, Bakanlar Komitesi herhangi bir seçimden önce, seçilecek bir ya da daha fazla üyenin görev süresinin, altıdan fazla ve ikiden az olmamak kaydıyla dört yıldan farklı olması yönünde karar verebilir.
5. Birden fazla görev süresinin söz konusu olduğu ve Bakanlar Komitesi’nin önceki paragrafı uyguladığı durumlarda, görev sürelerinin tahsisi hemen seçimin ardından Genel Sekreter tarafından yapılacak çekiliş ile belirlenecektir.
Madde 6
1. Komite gizli olarak toplanacaktır. Toplantı için yeterli üye sayısı Komite üyelerinin çoğunluğuna eşit olacaktır. Komite kararları, 10 uncu maddenin 2nci paragrafı saklı kalmak kaydiyle, mevcut üyelerin çoğunluğu ile alınacaktır.
2. Komite, çalışma tüzüğünü kendi hazırlayacaktır.
3. Komitenin Sekretarya hizmetleri Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından sağlanacaktır.
Bölüm III
Madde 7
1. Komite, 2nci maddede belirtilen yerleri ziyaretler düzenleyecektir. Devreyi ziyaretlerden ayrı olarak; Komite şartların gerektirmekte olduğunu gördüğü taktirde, bu nitelikte başka ziyaretler de düzenleyebilir.2. Genel bir kural olarak, ziyaretler en az iki Komite üyesi tarafından yapılacaktır. Komite, gerekli gördüğü taktirde, uzmanlardan ve tercümanlardan yararlanacaktır.Madde 8
1. Komite, ilgili Taraf Hükümetine ziyaret yapma niyetini bildirecektir. Bu
bildirimden sonra Komite, 2nci maddede belirtilen herhangi bir yeri, herhangi bir zamanda ziyaret edebilir.2. Taraf ülke, Komiteye görevini ifa etmesi için aşağıdaki kolaylıkları sağlayacaktır:
a) Ülkesine giriş ve kısıtlama olmaksızın seyahat hakkı;
b) Hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerin bulundukları yerler hakkındaki tüm bilgilerin sağlanması;
c) Hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerin bulunduğu her türlü yere, buralarda kısıtlama olmadan dolaşma hakkı dahil olmak üzere, sınırsız giriş;
d) İlgili tarafın elinde olup da, Komite’nin görevini yapması için gerekli olan diğer bilgilerin sağlanması. Bu gibi bilgilerin istenmesinde, Komite, milli hukuk ve mesleki ahlakın uygulanabilir kurallarını dikkate alacaktır.3. Komite, hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerle özel olarak görüşebilir.
4. Komite, ilgili bilgi verebileceğine inandığı herhangi bir kişi ile serbestçe muhabere edebilir.
5. Komite, gerekiyorsa, ilgili tarafın yetkili makamlarına gözlemlerini derhal bildirebilir.
Madde 9
1. İstisnai şartlarda, ilgili Tarafın yetkili makamları, Komite tarafından teklif olunan belirli bir ziyaret yerine veya ziyaret zamanına karşı Komiteye girişimde bulunabilirler. Bu gibi girişimler, yalnızca, milli savunma, kamu güvenliği, kişilerin hürriyetlerinden yoksun bırakıldıkları yerlerde ciddi karışıklık, bir kişinin sağlık durumu veya ciddi bir suça taalluk eden acil bir sorgulamanın yürütülüyor olması gerekçeleriyle yapılabilir.
2. Bu gibi girişimleri takiben, Komite ve ilgili Taraf, durumu açıklığa kavuşturmak ve Komite’nin görevini süratle yerine getirmesini sağlayacak düzenlemeler üzerinde mutabık kalmak üzere hemen yekdiğeri ile danışmalara girişecektir. Bu düzenlemeler, Komite’nin ziyaret etmeyi önerdiği herhangi bir şahsın başka bir yere nakledilmesini kapsayabilir. Ziyaret yapılıncaya kadar ilgili Taraf, Komite’ye alakalı kişi hakkında bilgi sağlayacaktır.
Madde 10
1. Her ziyaretten sonra Komite, ilgili Tarafın sunabileceği gözlemleri de dikkate alarak, ziyaret sırasında tespit ettiği vakıalar hakkında bir rapor düzenleyecektir. Komite, gerekli gördüğü taktirde tavsiyelerine de yer verebileceği raporunu ilgili Tarafa gönderecektir. Komite, ilgili Taraf ile, hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerin daha iyi korunmaları konusunda gerekli ise önerilerde bulunmak maksadıyla, danışmalarda bulunabilir.
2. İlgili Taraf işbirliği yapmadığı, ya da Komite’nin tavsiyeleri ışığında durumun iyileştirilmesini reddettiği taktirde, Komite, ilgili Tarafa görüşlerini bildirme imkanının verilmesini müteakip, üyelerinin üçte-iki çoğunluğu ile, konu hakkında kamuya bir açıklama yapılmasına karar verebilir.
Madde 11
1. Komite tarafından ziyaret ile ilgili olarak toplanan bilgiler, Komite raporu ve ilgili Taraf ile danışmalar gizli olacaktır.
2. Komite, ilgili Tarafın talep etmesi halinde, ilgili tarafın yorumları ile birlikte raporunu yayınlayacaktır.
3. Bununla birlikte, ilgili şahsın açık rızası olmaksızın hiçbir şahsi bilgi yayınlanmayacaktır.
Madde 12
Komite, 11inci maddede yer alan gizlilik kurallarına bağlı olarak, her yıl faaliyetleri konusunda Bakanlar Komitesine bir genel rapor sunacak, bu rapor Parlamenter Meclise ve Sözleşmeye taraf olup Avrupa Konseyi üyesi olmayan devletlere de gönderilecek ve kamuya açıklanacaktır.
Madde 13
Komite üyeleri, Komiteye yardım eden uzman ve diğer şahıslar, görevleri sırasında ve görevleri sona ermesini müteakip, görevlerinin yerine getirilmesi sırasında edindikleri bilgilerin ve öğrendikleri vakıaların gizliliğini muhafaza etmekle yükümlüdürler.
Madde 14
1. Komiteye yardım eden kişilerin isimleri, 8inci maddenin 1inci paragrafı gereğince yapılacak bildirimde belirtilecektir.
2. Uzmanlar, Komitenin talimatı ve yetkisi altında faaliyet göstereceklerdir. Bunlar, bu Sözleşmenin kapsadığı alanlarda özellikle bilgi ve deneyim sahibi olacaklar ve Komite üyeleri gibi aynı şekilde bağımsızlık, tarafsızlık ve hizmete hazır bulunma kurallarıyla bağlı olacaklardır.
3. Bir Taraf, istisnai olarak, Komiteye yardım eden herhangi bir uzman veya başka bir şahsın, ülkesinde bir yere yapılacak ziyarette yer almasına müsaade edilmeyebileceğini beyan edebilir.
Bölüm IV
Madde 15
Herbir Taraf, Hükümetine yapılacak bildirimleri almaya yetkili merciin ve tayin edebileceği herhangi bir irtibat görevlisinin isim ve adresini Komiteye bildirecektir.
Madde 16
Komite, Komite üyeleri ve 7nci maddenin 2nci paragrafında atıf yapılan uzmanlar, bu Sözleşmenin Ek’inde yer alan ayrıcalık ve bağışıklıklardan yararlanacaklardır.
Madde 17
1. Bu Sözleşme, hürriyetinden yoksun bırakılan kişiler için daha fazla koruma sağlayan iç mevzuat veya uluslar arası herhangi bir anlaşma hükmüne zarar vermeyecektir.
2. Bu sözleşmenin hiçbir hükmü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi organlarının yetkilerini veya bu Sözleşme gereğince Taraflarca üstlenilen yükümlülükleri sınırlar veya bunlardan sapmaya imkan verir şekilde yorumlanamaz.
3. Komite, 12 Ağustos 1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri ve buna bağlı 8 Haziran 1977 tarihli Ek Protokoller uyarınca, himayeci Devlet veya Uluslararası Kızılhaç Komitesi temsilci veya delegelerinin müessir şekilde düzenli olarak ziyaret ettikleri yerleri ziyaret etmeyecektir.
Bölüm V
Madde 18
1. Sözleşme, Avrupa Konseyine üye devletlerin imzasına açık olacaktır. Sözleşme, onaylama kabul veya tasvibe tabi olacaktır. Onaylama, kabul veya tasvip belgeleri Avrupa Konseyi Genel Sekreterine tevdi olunacaktır.2. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Avrupa Konseyi üyesi olmayan herhangi bir devleti Sözleşme’ye katılmaya davet edebilir.
Madde 19
1. Bu Sözleşme, 18inci madde hükmüne uygun olarak yedi Avrupa Konseyi üyesi devletin Sözleşme ile bağlı olduklarına dair rızalarını beyan ettikleri tarihi takip eden üç aylık sürenin dolmasını izleyen ayın birinci günü yürürlüğe girecektir.
2. Bu Sözleşme ile bağlı olduğuna dair rızasını sonradan beyan eden herhangi bir devletle ilgili olarak, Sözleşme, onaylama, kabul, tasvip veya katılım belgesinin tevdii tarihini takip eden üç aylık sürenin dolmasını izleyen ayın birinci günü yürürlüğe girecektir.
Madde 20
1. Herhangi bir devlet, imzalama sırasında ve onaylama, kabul veya tasvib belgesini tevdi ederken Sözleşmenin uygulanacağı toprağı veya toprakları belirleyecektir.
2. Herhangi bir devlet, daha sonraki bir tarihte Avrupa Konseyi Genel Sekreterine hitaben yapacağı bir beyan ile, bu Sözleşmenin uygulanmasını, beyanında belirlediği diğer herhangi bir toprağa teşmil edebilir. Bu toprak ile ilgili olarak Sözleşme, böyle bir beyanın Genel Sekreter tarafından alındığı tarihi takip eden üç aylık sürenin dolmasını izleyen ayın birinci günü yürürlüğe girecektir.
3. Bundan önceki iki paragraf uyarınca yapılmış herhangi bir beyan, bu beyanda zikredilen herhangi bir toprak ile ilgili olarak, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine hitaben yapılacak bir bildirim ile geri alınabilir. Geri almak, böyle bir bildirimin Genel Sekreter tarafından alındığı tarihi takip eden üç aylık sürenin dolmasını izleyen ayın birinci günü geçerli olacaktır.
¹ 1 (ETS No. 151) No’lu Protokol hükümlerine göre değiştirilmiş olan metin.Madde 21
Bu Sözleşme hükümleri ile ilgili olarak çekince konulamaz.Madde 22
1. Herhangi bir Taraf, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine göndereceği bir bildirim ile Sözleşmenin feshini ihbar edebilir.2. Böyle bir ihbar, beyanın Genel Sekreter tarafından alındığı tarihi takip eden oniki aylık sürenin dolmasını izleyen ayın birinci günü geçerli olacaktır.Madde 23
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Avrupa Konseyine üye devletlere ve Avrupa Konseyi üyesi olmayıp Sözleşmeye taraf olan devletlere:
a) Her imza işlemini,
b)Her onaylama, kabul, tasvib veya katılım belgesinin tevdi edilmesini,
c) Bu Sözleşmenin 19uncu ve 20nci maddelerine uygun olarak yürürlüğe girdiği her tarihi,
d) Sözleşmenin 8inci ve 10uncu maddelerine uygun olarak yapılan işlem hariç olmak üzere, bu Sözleşmeyi ilgilendiren herhangi bir işlem, bildirim veya yazışmayı bildirecektir.
Yukarıdaki hükümleri kabul zımnında gereği gibi yetkili kılınmış aşağıda imzaları bulunanlar işbu Sözleşmeyi imzalamışlardır.
Avrupa Konseyi arşivlerinde saklanacak olan işbu Sözleşme, İngilizce ve Fransızca olarak ve her iki metin de aynı derecede geçerli olmak üzere, tek nüsha halinde 26 Kasım 1987 tarihinde Strasbourg’da düzenlenmiştir. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Avrupa Konseyine üye devletlerin her birine bu Sözleşmenin aslına uygun suretlerini tevdi edecektir.
EK
Ayrıcalık ve Bağışıklıklar
(Madde 16)
1. Bu ekin maksadı bakımından, Komite üyelerine yapılan atıflar, 7 nci maddenin 2nci paragrafında söz konusu olan uzmanlara da şamil olacak şekilde anlaşılacaktır.
2. Komite üyeleri, görevlerinin ifası sırasında ve görevlerini yerine getirirken yaptıkları seyahatlerde aşağıdaki ayrıcalık ve bağışıklıklardan yararlanırlar:
a) Şahsi tutuklanma veya gözaltına alınma ve şahsi bagajlara el konmasından bağışıklık ve resmi sıfatları ile sarfettikleri yazılı veya sözlü ifadeleri ve her türlü fiilleri bakımından her türlü adli takibattan bağışıklık;
b) İkamet ettikleri ülkelerden çıkış ve bu ülkelere dönüş, görev ifa ettikleri ülkelere giriş ve bu ülkelerden çıkış sırasında hareket serbestileri üzerindeki her türlü kısıtlamadan ve görevlerini yaparken ziyaret ettikleri veya geçtikleri ülkelerde yabancıların tabi oldukları tescil işlemlerinden bağışıklık.
3. Komite üyeleri, fonksiyonlarının ifası ile ilgili seyahatleri sırasında gümrük ve döviz denetim işlemleri bakımından aşağıdaki kolaylıklardan yararlandırılacaklardır:
a) Kendi hükümetlerince, geçici resmi görev ile yurt dışına seyahat eden yüksek seviyeli yetkililere tanınan kolaylıklar;
b) Diğer Tarafların hükümetlerince, yabancı hükümetlerin geçici resmi görevlisi olan temsilcilerine tanınan kolaylıklar.
4. Komitenin belge ve evrakına, Komitenin işi ile ilgili olduğu sürece dokunulamaz.
Komitenin resmi yazışmaları ve diğer muhaberatı engellenemez veya sansüre tabi tutulamaz.
5. Komite üyeleri için tam bir konuşma özgürlüğü ve görevlerinin ifasında tam bir bağımsızlık temin etmek amacıyla, söz konusu kişilerin görevleri sona ermiş olsa dahi, görevlerinin ifası sırasındaki sözlü veya yazılı ifadeleri ve her türlü fiilleri bakımından adli takibattan bağışık tutulurlar.
6. Ayrıcalık ve bağışıklıklar, Komite üyelerine kendi şahsi çıkarları için değil, görevlerinin bağımsız biçimde ifasını güvence altına almak üzere tanınmıştır. Sadece Komite, üyelerine tanınmış olan bağışıklıklarını kaldırmaya yetkilidir. Komite, üyelerinden birinin bağışıklığından bunun adaleti engelleyici olduğu kanaatine vardığı herhangi bir halde ve bağışıklıktan, bunun tanınma maksadına zarar vermeden kaldırılabileceği hallerde, kaldırma hakkına sahiptir ve aynı zamanda bununla yükümlüdür.
Not: Bu metin Avrupa İşkencenin ve İnsanlıkdışı veya Onurkırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi’nin resmi web sayfasından (www.cpt.coe.int) alınmıştır.
Birleşmiş Milletler (United Nations) tabiri ilk olarak Franklin D. Roosevelt tarafından II. Dünya Savaşı sırasında müttefik ülkeler için kullanılmıştır. Birleşmiş Milletler fikri 1943 yılında Moskova, Tahran ve Kahire’de müttefiklerin toplantıları sırasında çıkmış olup Fransa, Çin, Birleşik Krallık, ABD, SSCB’nin temsilciliğiyle oluşmuştur. Kuruluş amacı, dünya barışını ve güvenliğini korumak, uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak, adalet, güvenlik, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği tüm ülkelere sağlamaktır.
Birleşmiş Milletler, İkinci Dünya Savaşının sonunda savaşın galipleri tarafından, ülkeler arasındaki anlaşmazlığı ortadan kaldırarak ileride meydana gelebilecek ve kendi güvenliklerini tehdit edebilecek bir savaşın önüne geçebilmek ve barışı sağlayabilmek amacıyla 24 Ekim 1945 tarihinde kurulmuş, 50 ülkenin temsilcileri, San Francisco Konferansı’nda bir araya gelerek 111 maddeden oluşan Antlaşma’ya son şeklini vermiş, antlaşma oy birliği ile kabul edilmiş ve ertesi gün imzalanmıştır.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres
Birleşmiş Milletler’in merkezi New York’tadır ve örgütün üye sayısı 193’tür. Birleşmiş Milletler Antlaşması, kuvvet kullanılmasını evrensel düzeyde yasaklayan ilk antlaşmadır. Örgütün idari bölümleri, Genel Kurul, Güvenlik Konseyi, Ekonomik ve Sosyal Konsey, Yönetim Konseyi, Genel Sekreterlik ve Uluslararası Adalet Divanıdır.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri en üst düzey kişidir. Genel Sekreterlik, Birleşmiş Milletler’in diğer organlarının çalışmaları için gerekli ortamı ve eş güdümü sağlamakta, program ve politikaları uygulamakta, barış ve güvenliği bozucu olaylar hakkında raporlar hazırlayarak Güvenlik Konseyi’ne sunmakta, Uluslararası Adalet Divanı dışındaki organlar tarafından verilen görevleri yapmaktadır.
Birleşmiş Milletlerin kuruluşundan itibaren Trygve Lie 1946-1952 arasında, Dag Hammarskjöld 1953-1961 arasında, Sithu U Thant 1961-1971 arasında, Kurt Waldheim 1972-1981 arasında Javier Pérez de Cuéllar 1982-1991 arasında, Boutros Boutros-Ghali 1992-1996 arasında, Kofi Annan 1997-2006 arasında, Ban Ki-mun 2007-2016 arasında görev yapmıştır. Mevcut genel sekreter Portekiz uyruklu António Guterres’tir
Güvenlik Konseyi on beş ülkeden oluşmakta olup, bu üyelerden beşi daimi üye statüsündedir ve mutlak veto yetkisine sahiptir. Veto yetkisine sahip ülkeler ABD, Rusya, Çin, Birleşik Krallık ve Fransa’dır. Güvenlik Konseyinin karar alabilmesi için dokuz üyenin kararı onaylaması gerekmekte ve daimi üyelerden herhangi birisinin veto yetkisini kullanmaması gerekmektedir. Güvenlik Konseyi karar alırken daimi üyelerden birinin oylamaya katılmaması kararın veto edildiği anlamına gelmemekte, çekimser oy da aynı sonucu doğurmaktadır.
Genel Kurul’un görevleri; silahsızlanma ve silah denetimi konusunda önerilerde bulunmak., barış ve güvenliği etkileyecek görüşmeler yapmak, her konuda önerilerde bulunmak ve ülkeler arasındaki iyi ilişkileri bozucu sorunların, barışçıl yollarla çözümü için önerilerde bulunmaktır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, siyasal olarak yürütme organıdır ve daimi üyeler olan ABD, Çin, İngiltere, Fransa ve Rusya’nın veto hakkı bulunmaktadır. On geçici üye coğrafi denge esasına göre iki yıllık bir süreç için seçilmektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin görevleri, Birleşmiş Milletler’in amaç ve ilkelerine uygun biçimde barış ve güvenliği korumak, uluslararası bir anlaşmazlığa yol açabilecek her türlü çekişmeli durumu soruşturmak, uluslararasında çekişmeli konularda anlaşma koşullarını önermek, silahlanmayı denetleyecek planlar hazırlamak, barışa karşı bir tehlike veya saldırı olup olmadığını araştırarak, izlenecek yolu önermek ve saldırganlara karşı askeri birlikler kurularak önlemler almaktır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine bağlı kuruluşlar, Ticaret ve Kalkınma Konferansı, Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Mülteciler Yüksek Komiseri Ofisi (UNHCR), Dünya Gıda Konseyi, Dünya Gıda Programı, Eğitim ve Araştırma Enstitüsü, Kalkınma Programı (UNDP), Silahsızlanma Araştırmaları Enstitüsü, Sinaî Kalkınma Örgütü (UNIDO), Çevre Sorunları Programı, Birleşmiş Milletler Üniversitesi, Birleşmiş Milletler Özel Fonu, Sosyal Kalkınma Araştırma Enstitüsü, Kadının İlerlemesi İçin Uluslararası Araştırma ve Eğitim Enstitüsü ve Uluslararası Arama Kurtarma Danışma Grubu’dur.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü
Birleşmiş Milletlere bağlı kuruluşlardan, Gıda ve Tarım Örgütü 1945 yılında, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu 1957 yılında, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü 1947 yılında, Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu 1977 yılında, Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) 1919 yılında, Uluslararası Denizcilik Örgütü 1948 yılında, Uluslararası Para Fonu 1945 yılında, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği 1947 yılında, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü 1946 yılında, Birleşmiş Milletler Endüstriyel Gelişme Örgütü 1967 yılında, Dünya Turizm Örgütü 1974 yılında, Dünya Posta Birliği 1947 yılında, Dünya Bankası 1945 yılında, Dünya Gıda Programı 1963 yılında, Dünya Sağlık Örgütü 1948 yılında, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü 1974 yılında ve Dünya Meteoroloji Örgütü 1950 yılında kurulmuştur.
Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi Genel Kurul tarafından seçilen 54 üyeden oluşmakta, ekonomik ve sosyal çalışmalarını yürütmekte ve uluslararası ekonomik, sosyal, kültürel konularda raporlar hazırlamaktadır.
Birleşmiş Milletler’in yargı organı Uluslararası Adalet Divanıdır. Ülkeler, istedikleri davayı Adalet Divanı’na götürebilmektedir. Uluslararası Adalet Divanı, Hollanda’nın Lahey’ kentindedir.
Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Antlaşması aşağıda sunulmaktadır.
Cumhuriyet Devrimleri, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti kurup yeni devlet sistemini tüm dünyaya ilan ettikten sonra seri bir şekilde yaptığı yasal reformların adıdır. Eski devlet sisteminden ayrı ve medeni bir devlet sistemini amaçlayan devrimler sayesinde Türkiye Devleti ve ülkesi sahip olduğu olanaklarla laik, çağdaş ve demokratik bir devlet olmayı amaçlamıştır. Atatürk’ün yaptığı bu inkılaplar, siyasal, hukuk, eğitim ve kültür, ekonomik ve toplumsal alanda yeniden yapılandırılmış bir çok mevzuatı içerir.
Atatürk ilke ve İnkılaplarının en önemlisi Cumhuriyetin ilanıdır. Cumhuriyet, seçilmiş başkanın idaresi altında bulunan devlet ve halk hakimiyetine dayanan devlet şekli anlamına gelmektedir. Cumhuriyet rejiminde egemenlik bir kişi, zümre veya guruba ait değildir, egemenlik toplumun bütün kesimlerine aittir ve tüm yurttaşlar, kadın ve erkekler eşittir.
Atatürk, demokratik cumhuriyeti benimsemiştir. Cumhuriyet, 1923 yılında o dönemde adı Teşkilatı Esasiye Kanunu olan 1921 Anayasasına eklenmiştir ve anayasanın birinci maddesidir. Anayasada Cumhuriyetin nitelikleri belirtilmiştir ve Türkiye Cumhuriyetinin, hükumet şekli Cumhuriyettir.
Cumhurbaşkanı milletvekilleri tarafından bir dönemlik seçilecektir, Cumhurbaşkanının görev süresi 4 yıldır, Cumhurbaşkanının ikinci kez seçilebilmesi mümkündür, Başbakan, Cumhurbaşkanı tarafından milletvekilleri arasından seçilecektir, Bakanlar ise Başbakan tarafından meclis üyeleri arasından seçilip, Cumhurbaşkanınca meclis onayına sunulacaktır.
Yönetmelik, yasa ile kurulmuş kamu kurum ve kuruluşlarının çalışma yöntemini ve kurallarını belirleyen, ilgili kurum ve kuruluşta çalışanların uyacakları kurallar bütününe verilen isimdir. Bakanlar Kurulu, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerince kendi görev alanlarını ilgilendiren kanun ve tüzük hükümlerinin nasıl uygulanacağını göstermek amacıyla çıkarılan düzenleyici idari işlemdir. Tüzel kişiliği bulunmayan bir kamu kuruluşunun Anayasanın ilgili maddesinde tanımlanmış hali ile yönetmelik çıkarmaya yetkisi bulunmamaktadır, tüzel kişiliği olmayan kuruluşlar bağlı bulundukları kuruluş yada bakanlığa hazırladıkları yönetmeliği sunarak yayınlanmasını sağlayabilirler.
Yönetmelik; tüzüğe, kanuna ve Anayasa’ya aykırı olamaz. Yönetmeliğin konusu kanunların ve tüzüklerin uygulanmasının sağlamak olduğundan daha alt bir norm olan yönetmelik kanun ve tüzüklere aykırı hüküm içermemelidir. Tüzüklerin çıkarılması için öncesinde Danıştay‘ın incelemesinden geçirilmesi şart olmasına rağmen yönetmelikler için böyle bir şart bulunmamaktadır.
Yönetmelikler, idari işlem niteliğinde olduğundan “idarenin her türlü eylem ve işlemi yargı denetimine tabidir” kuralı gereğince idari yargılama kapsamında denetlenmektedir. Yönetmeliklerin iptali Danıştay’da açılacak olan dava ile mümkündür.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 124. maddesine göre Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilir. Resmi Gazete’de yayınlanması gerekli olan yönetmelikler kanunda belirtilmek zorundadır. Anayasa hükmü gereğince çıkarılan bu yönetmeliklere “Uygulama Yönetmeliği” denmektedir. Birçok kanun metninde çıkarılacak yönetmelikten bahsedilerek, kanun uygulamasının çıkartılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmekte, ilgili bakanlık, müdürlük, kurum, üniversite yada diğer kurumlar tarafından bu yönetmeliğin çıkartılması yasal olarak zorunlu tutulmaktadır. Yasa ile zorunlu tutulmayan durumlarda ve kurumların gerekli gördükleri konularda da zaman zaman yönetmelik çıkartılabilir, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri mevcut yönetmelikleri değiştirilebilir yada değişen koşullara göre mevcut yönetmelik kaldırılarak yenisi çıkarılabilir.
İdari kurumların kamusal faaliyetlerini düzenleyen yada personeline ilişkin kuralları belirleyen diğer yönetmeliklere Adi Yönetmelik denilmektedir. Uygulama Yönetmeliklerinin aksine adi yönetmeliklerin tamamının Resmi Gazete’de yayınlanmasına gerek bulunmamakta, personeli ilgilendiren yönetmelikler Resmi Gazetede yayınlanmamakta, tüm vatandaşları ilgilendirenlerin ve genele hitap eden yönetmelikler yayınlanmaktadır. Milli güvenlik ile ilgili olan ve gizlilik derecesi taşıyan yönetmelikler yayımlanmamaktadır. Bir yönetmeliğin Resmi Gazetede yayımlanıp yayımlanmaması gerektiğine karar verecek olan makam Başbakanlıktır.