İspanyol Halkının Politik Anayasası, 19 Mart 1812 tarihinde ilan edilmiştir. Bugün yürürlükte bulunan İspanya Anayasası İspanyol Halkının Politik Anayasasından ilham alınarak hazırlanmıştır.
İspanyol Halkının Politik Anayasası
Başlangıç Bölümü
Her şeye kadir Tanrı’nın, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un ve toplumun yüksek kanun koyucusu ve yaratıcısının adıyla:
İspanyol ulusunun genel ve olağanüstü Meclis’i son derece gizli inceleme ve müzakerelerden sonra istikrarlı ve sürekli bir ortamda uygulanmasını sağlayacak ihtiyat ve uygun hükümlerle birlikte Monarşinin kadim temel kanunlarının bütün ulusun refahını, bereketini ve zaferini sağlamadaki büyük hedefini layıkıyla gerçekleştireceğine emindir ve devletin adil bir şekilde yönetilmesi ve iyi bir devlet için aşağıdaki politik anayasayı ferman eylemektedir.
Birinci Başlık: İspanyol Ulusu ve İspanyollar
I. Bölüm. İspanyol Ulusu
1.Madde: İspanyol ulusu her iki yarımküredeki İspanyollardan oluşur.
2.Madde: İspanyol ulusu özgür ve bağımsızdır ve hiçbir aile ya da kişinin mirası değildir; olamaz da.
3.Madde: Egemenlik esasen millete aittir ve bu nedenle temel kanunların oluşturulması hakkı da tamamen millete aittir.
4.Madde: Ulus, adil ve akılcı kanunları, sivil özgürlükleri, mülkiyeti ve kendisine mensup tüm bireylerin diğer haklarını korumak ve muhafaza etmek zorundadır.
II. Bölüm. İspanyollar
5.Madde: Aşağıdakiler İspanyoldur:
İspanyol hakimiyetinde ikamet eden ve doğan bütün özgür insanlar ve onların çocukları;
Meclis’ten uyrukluğa kabul edilmiş sertifikası alan yabancılar;
Böyle bir sertifikaya sahip olmamakla birlikte on yıl monarşinin her hangi bir kasabasında yaşayan ve kanunlara göre uyrukluk elde eden yabancılar;
İspanya’da özgürlüğünü elde eden köleler
6. Madde: İyilik ve adalet kadar ülkesini sevmek de bütün İspanyolların en temel yükümlülüklerinden biridir.
7. Madde: Her İspanyol anayasaya sadakatle, kanunlara itaatle ve kurulu otoriteye saygıyla yükümlüdür.
8. Madde: Her İspanyol, aynı şekilde, hiçbir ayrım gözetilmeksizin devletin giderlerine kendi maddi imkanları ile orantılı olarak katkıda bulunmak zorundadır.
9. Madde: Her İspanyol, bunun yanı sıra, kanunlara uygun bir şekilde çağrıda bulunulduğunda, silah kuşanarak anavatanını savunmakla yükümlüdür.
İkinci Başlık
İspanyol Ülkesi, Dini, Hükümeti ve İspanyol Vatandaşları
II. Bölüm
Din
12. Madde: İspanyol ulusunun dini tek doğru din olan Papaya ait Roma Katolik dinidir ve daima da öyle olmaya devam edecektir. Ulus akılcı ve adil kanunlarla onu koruyacaktır ve başka her hangi bir dinin uygulanmasını da yasaklayacaktır.
III. Bölüm
Devlet
13. Madde: Devletin amacı ulusun mutluluğunu sağlamaktır zira politik toplumun tümünün amacı yalnızca kendisini meydana getiren bireylerin refah içinde olmasıdır.
14. Madde: İspanyol ulusunun devleti sınırlı ve saltanata dayalı bir monarşidir.
15. Madde: Kanun yapma erki Meclise ve krala aittir.
16. Madde: Kanunları icra erki krala aittir.
17. Madde: Sivil ve cezai vakalarda kanunların uygulanması erki kanunlara dayalı olarak oluşturulan mahkemelere aittir.
Üçüncü Başlık
Meclis
I. Bölüm. Meclisin Oluşturulma Usulü
27. Madde: Meclis, aşağıda belirlenen çerçeve içinde vatandaşlarca seçilen ve ulusu temsil eden tüm temsilcilerin meclisidir.
28. Madde: Ulusal temsilin temeli her iki yarım kürede de aynıdır.
29. Madde: Bu temel, her iki yakada da aslen İspanyol hakimiyetindeki yerlere ait olan ve 21. Maddedekileri de kapsayacak şekilde Meclis’ten vatandaşlık sertifikası elde eden yerlilerin oluşturduğu nüfustur.
30. Madde: 29. Maddedeki açıklamalara göre oluşan her 70 bin kişilik nüfus başına Meclis’e bir temsilci gönderilecektir.
VII. Bölüm
Meclisin Gücü
31. Md. Meclis aşağıdaki yetkilere sahiptir:
Kanun yapmak ve önermek ve gerektiğinde kanunları değiştirmek ve yorumlamak;
Kraldan, Avusturya prensinden ve kral vekillerinden yemin almak;
Tahta çıkma sırasında meydana gelebilecek her hangi bir şüpheli hak veya olayı çözüme bağlamak;
Kral vekili seçmek ya da anayasa tarafından öngörülmüşse bir krallığın vekilini seçmek ve kraliyet otoritesini temsil edecek vekilin ya da naibin hangi sınırlar içerisinde uygulama yapacağını tespit etmek;
Kamuya açık bir şekilde Avusturya prensini tanımak;
Anayasa tarafından öngörülen küçük kral için bir muhafız atamak;
Özel ticaret anlaşmalarının, sübvansiyon ve savunma anlaşmalarının imzalanmasından önce onamak;
Yabancı askeri güçleri krallığa girişini kabul ya da reddetmek;
Anayasa tarafından oluşturulan Meclis dairelerinin kurulması ya da kaldırılmasına ve devlet dairelerinin kurulmasına ya da kaldırılmasına karar vermek;
Kraliyetin önerisi üzerine kara ve deniz kuvvetlerini yerleştirmek, barış zamanında kurumları hazırlamak, savaşta ise artışları tespit etmek;
Ordu, deniz kuvvetleri ve ulusal askeri güçlerin tüm branşları için nizamnameler yayımlamak;
Kamu yönetiminin harcamalarını tespit etmek;
Yıllık olarak vergileri ve gümrük resmini saptamak;
Gerekli olduğunda ulusal kredi olarak borç almak;
Vergileri illere taksim etmek;
Kamu fonlarındaki değişimin hesabını incelemek ve onaylamak;
Gümrük kapıları ve vergileri oluşturmak;
Kamu mallarının idaresi, korunması ve temliki için gerekli olan şeyleri yerine getirmek;
Paranın ismini, tipini, standardını, ağırlığı ve değerini saptamak;
En doğru ve uygun ağırlık ve ölçü sistemini kabul etmek;
Sanayinin her türünü teşvik etmek ve önündeki engelleri ortadan kaldırmak;
Monarşinin tümünde kamu eğitim-öğretimi için genel bir plan oluşturmak ve Avusturya prensliğinde eğitim için planlanan şeyleri onamak;
Krallığın sağlık teşkilatı ve polisi için hazırlanan genel düzenlemeleri onaylamak;
Basının politik özgürlüğünü korumak;
Bakanların ve diğer kamu görevlilerinin sorumluluklarını etkinleştirmek;
Anayasanın gerekli gördüğü tüm olay ve eylemlerde rıza göstermek veya kabul etmemek.
Dördüncü Başlık
Kral
I. Bölüm. Kralın ve Otoritesinin Dokunulmazlığı
168. Madde: Kralın şahsı kutsaldır, dokunulmazdır ve sorumluluğu yoktur.
169. Madde: Kral “Katolik Majeste” unvanını kullanacaktır.
170. Madde: Kanunları icra etme erki tamamen krala aittir ve otoritesi, anayasa ve kanunlara uygun olmak koşuluyla, yurtiçinde kamu düzeninin korunmasına ve devlet güvenliğinin sağlanmasına vesile olan her şeye şamildir.
173. Madde: Kral, tahta çıktığında ya da yaşı küçükse krallığın hükümetini uhdesine aldığında Meclisin önünde aşağıdaki yemini eder:
‘Tanrı’nın lütfu ile ve İspanyol Monarşisinin anayasasının izniyle ben … (ismi) İspanya Kralı: Tanrı ve İncil-i Şerif adına yemin ederim ki krallıkta başka hiçbir dine müsaade etmeyerek Papalığa ait Roma Katolik dinini koruyacağıma ve muhafaza edeceğime; İspanyol Monarşisinin kanunlarını ve politik anayasasını savunacağıma ve destekleyeceğime; tüm eylemlerimi Monarşinin iyiliği ve refahına yönlendireceğime; Krallığın her hangi bir parçasından vazgeçmeyeceğime-diğerine yeğ tutmayacağıma, bağışlamayacağıma ve üyelikten çıkarmayacağıma; Meclis tarafından kararlaştırılmayan her hangi bir şeyi yapmayacağıma; hiç kimseyi malından mülkünden yoksun bırakmayacağıma ve yukarıdakilerin hepsinden öte bireylerin şahsi özgürlüklerine ve ulusun politik özgürlüğüne saygılı olacağıma; yemin ettiğim şeylerin ya da bir kısmının aleyhine bir eyleme girdiğimde bana boyun eğilmeyebileceğine ve bu eylemlerin hükümsüz ve batıl olacağına yemin ederim. Tanrım yeminimi tutabilmem için bana yardım etsin ve beni korusun; aksi takdirde, beni hesaba çeksim.’
Beşinci Bölüm
Devlet Bakanları
222. Madde: Yedi tane devlet bakanı olabilir.
226. Madde: Anayasaya ve kanunlara karşı gelen yetkileri dışındaki emirlerinden ve bu tip anayasaya ve kanunlara karşı eylemlerinden Kralın affetmemesi halinde Meclise karşı sorumludurlar.
227. Madde: Devlet bakanları her yıl kamu idaresindeki ilgili departmanların harcamalarını tahmin ederler ve kurallara uygun bir şekilde kendi harcamalarının hesabını verirler.
228. Madde: Bakanların sorumlu tutulabilmesi için Meclisin suçlama nedeninin var olduğuna dair bir karar alması gereklidir.
229. Madde: Bu karar alındıktan sonra devlet bakanları geçici olarak görevden alınabilir ve Meclis konu ile ilgili tüm dokümanları yüksek adalet mahkemesine gönderir. Bu mahkeme vaka ile ilgili bilgi sahibi olur ve kanunlara göre karar verir.
230. Madde: Mahkeme bakanların görev süreleri boyunca aldıkları maaşları devredebilir.
Yedinci Bölüm
Danıştay
231. Madde: Danıştay haklarını tam olarak kullanma ehliyetine sahip vatandaşlardan oluşan 40 üyeden meydana gelir. Vatandaşlık sertifikası alsalar bile yabancılar üye olamazlar.
232. Madde: Danıştay üyelerinin aşağıdaki nitelikleri tam olarak karşılamaları gereklidir: yalnızca dört tanesinin kiliseye ait bilgilere sahip olması ve ayrıcalıklı yeteneklerinin olması; iki tanesinin piskopos olması; yalnızca dört tanesinin iyi meziyetlere ve gerekli bilgilere sahip yüksek rütbelilerden oluşması; geriye kalanların ise zeka ve hünerleri ile ayrıcalıklı bir yere sahip olanlardan ve hükümette ya da kamu yönetiminin önemli branşlarında belirli hizmetlerde bulunanlar arasından seçilmiş olmaları gerekir.
233. Madde: Tüm Danıştay üyeleri Meclisin önermesi üzerine kral tarafından atanırlar.
236. Madde: Danıştay kralın tek konseyidir ve bu nedenle özellikle kanunları red ya da kabul etmek, savaş ilan etmek ve barış anlaşmalarına imza atmak olmak üzere önemli devlet meselelerinde Danıştay’a danışmak durumundadır.
241. Madde: Danıştay üyeleri atandıkları zaman Kraldan önce anayasayı destekleyeceklerine, krala sadık olacaklarına, ulusun çıkarlarını gözeteceklerine ve şahsi çıkarlarını gözetmeyeceklerine yemin ederler.
Uluslararası Hukukta Hukukun Genel İlkeleri- Mehmet Emin Büyük
Uluslararası Hukukta Hukukun Genel İlkeleri, Mehmet Emin Büyük tarafından yazılmış bir eserdir. Kitap, On İki Levha Yayınları tarafından okurların beğenisine sunulmuştur.
Uluslararası Adalet Divanı
Uluslararası Hukukta Hukukun Genel İlkeleri isimli kitabın kapağı şu şekildedir:“Uluslararası Daimi Adalet Divanı‘nın kuruluşu, uluslararası hukukun uyuşmazlık çözümünde yeni bir aşamayı temsil etmektedir. Daimi Adalet Divanı Statüsü ile doktrinin gündemine giren ve ciddi ihtilafa konu olan bir yenilik, “medeni milletlerce tanınmış hukukun genel ilkeleri”nin, uluslararası andlaşmalar ve teamülle birlikte, Divanın, önüne gelen uyuşmazlıklarda uygulayacağı hukuk kuralları arasında sayılmış olmasıdır. Uluslararası hukuk teorisinde bu kadar kafa karışıklığı ve tartışma yaratan başka bir konu bulmak zordur. Uluslararası Daimi Adalet Divanı Statüsü’nün hazırlayıcıları, hazırladıkları metne bu ifadeyi eklemekle, tartışmaların da fitilini ateşlemişlerdir. Bu çalışma da Statü’ye eklenmesinden yaklaşık bir asır sonra, Statü’nün hazırlık çalışmaları, bahsi geçen tartışmalar ve bu süre boyunca ortaya çıkan uygulama ışığında, eklenen metni anlama çabasının bir ürünüdür.”
KİTABIN İÇİNDEKİLER
BİRİNCİ BÖLÜM
HUKUKUN GENEL İLKELERİNE İLİŞKİN STATÜ DÜZENLEMESİ VE DÜZENLEMEYE YÖNELİK DOKTRİNDEKİ YAKLAŞIMLAR
I. Hareket Noktası: Uluslararası Daimi Adalet Divanı Statüsü
A. Uluslararası Daimi Adalet Divanı Projesi ve Statünün Hazırlanmasına Yönelik Hazırlıklar
B. Danışma Komitesinin 38. Maddeye İlişkin Görüşmeleri
C. Milletler Cemiyeti Konseyinin Alt Komisyonlarında Yapılan İyileştirmeler ve Statünün Kabulü
D. 1945 San Francisco Konferansı ve Uluslararası Adalet Divanı Statüsünün 38. Maddesi
II. Uluslararası Hukuk Doktrini ve Uygulamasında Hukukun Genel İlkeleriyle İlişkili Meseleler
A. Genel Açıklamalar ve Metot
B. Statü Düzenlemesine Yönelik Olumsuz Eleştiriler
1. Düalist ve İradeci Akımlar ve İç Hukuk İlkelerinin Uluslararası Hukuktaki Yeri
2. Hukukun Genel İlkelerine Katı Monist Yaklaşımın Üç Farklı Görünümü
3. Hukuk Kurallarının Belirlenmesine Yardımcı Araçlar ve Hukukun Genel İlkeleri
4. Hukukun Genel İlkeleri ve ex aequo et bono Uyuşmazlık Çözümü
5. Farklı Milletlerde Ortak Hukuk İlkelerinin Varlığına a priori Reddiye
C. Uluslararası Hukukun Şekli Kaynağı Olarak Hukukun Genel ilkeleri
1. Uluslararası Daimi Adalet Divanı Statüsü Öncesi Uluslararası Tahkim ve Devlet Uygulamaları
2. Hukukun Genel İlkelerinin Özerk Kaynak Olarak Varlığına İlişkin Lehte Görüşler
3. Hukukun Genel İlkelerinin Kökeni
D. Statü Düzenlemesine Olumlu ve Olumsuz Yaklaşımların Değerlendirilmesi
E. Medeni Milletler İfadesinin Anlamı ve Hukukun Genel İlkelerinin Belirlenmesi
1. Statüdeki İfadenin Kolonyal Kökenine Yönelik Eleştiriler
2. İlkelerin Türetileceği Sistemlere Yönelik Ayrımın Gerekliliğine İlişkin Görüşler
3. Genel Hukuk İlkelerinin Belirlenmesinde Karşılaştırmalı Hukuk Çalışması ve Yargı Organlarının Konuya İlişkin Uygulamaları
4. Değerlendirme ve Sonuç
İKİNCİ BÖLÜM
ULUSLARARASI HUKUK UYGULAMASINDA HUKUKUN GENEL İLKELERİ
I. Genel Açıklamalar ve Metot
A. İlkelerin İşlevi
B. Uygulamaya Dair Genel Çerçeve
C. Sınıflandırma ve Plan
II. İyi Niyet ve Hakların Kullanılmasıyla İlişkili İlkeler
A. İyi Niyet ve Andlaşmalar Hukuku
1. Pacta sunt servanda
2. Yürürlüğe Girmeden Önce Andlaşmanın Konu ve Amacını Ortadan Kaldırmama Yükümlülüğü
3. Andlaşmaların Yorumlanması
4. Andlaşmaların Geçersizliği
5. Andlaşmaların Sona Erdirilmesi
B. İyi Niyet ve Hakların Kötüye Kullanılmaması
C. Kazanılmış Haklara Saygı İlkesi
D. Nemo plus juris transferre potest quam ipse habet
III. Uluslararası Sorumluluk Hukukuna İlişkin Genel Hukuk İlkeleri
A. Sorumluluğa İlişkin Genel İlkeler
B. Hukuka Aykırı Fiilin Devlete İsnat Edilmesi
C. Hukuka Aykırılığı Ortadan Kaldıran Haller
D. Uluslararası Sorumluluğun Neticeleri
IV. Yargılamaya ve Yargılama Usulüne İlişkin Genel Hukuk İlkeleri
A. Arbiter nihil extra compromissum facere potest
B. Compétence de la compétence
C. Nemo judex in causa sua
D. Audi alteram partem
E. Jura novit curia
F. Davalarda Delil ve İspat İlkeleri
G. Res judicata
H. Estoppel
V. Hakkaniyet ve ex aqeuo et bono
A. Tarihi Arka Plan ve Statü Düzenlemesi
B. Hakkaniyetin İşlevleri
C. Ex aequo et bono
D. Uluslararası Hukuk Uygulamasında Hakkaniyet
VI. Uluslararası Hukukun Genel İlkeleri
A. Genel Açıklamalar
B. Uygulamadan Muhtelif Örnekler
C. Temel İnsani Mülahazalar
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 1988 yılında yayın hayatına başlamıştır. Dergi, 2000 yılından itibaren hakemli dergi olarak yayınlanmaya başlanmıştır.
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 2005 yılın kadar, yılda 4 sayı halinde yayımlanmış, 13. ciltten itibaren yılda iki sayı halinde çıkarılmaya başlanmıştır. 2015 yılı sonunda derginin 23. Cildi yayımlanmıştır.
Derginin editörlüğü Fakülte akademik personeli tarafından yerine getirilmektedir.
Dergi editörlüğünü 2018 yılı itibariyle Doç. Dr. Ü. Süleyman ÜSTÜN, Yrd. Doç. Dr. Ayşe ARAT ve Yrd. Doç. Dr. Alper Uyumaz yürütmekte olup, editör yardımcıları ise Arş. Gör. Süleyman Emre ZORLU ile Arş.Gör. Kemal ERDOĞAN’dır.
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi yılda iki kez, Temmuz ve Aralık aylarında yayımlanmaktadır. Kamu hukuku, özel hukuk ve mali hukuk alanlardaki makalelerin yanı sıra mahkeme kararları ve içtihatlar da dergide incelenmektedir.
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Yayın Kurulu Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 10 öğretim üyesinden oluşmaktadır. Derginin Danışmanlar Kurulu ise sekiz farklı üniversiteden 14 öğretim üyesidir.
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Yayın Kurulu
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Yayın Kurulunda Prof. Dr. Mustafa AVCI, Prof. Dr. Halûk Hâdi SÜMER, Prof. Dr. Faruk BİLİR, Prof. Dr. Reyhan SUNAY, Doç. Dr. Ümit Süleyman ÜSTÜN, Yrd. Doç. Dr. Murat AKSAN, Yrd. Doç. Dr. Ayşe Arat, Yrd. Doç. Dr. Alper Uyumaz yer almaktadır.
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Danışmanlar Kurulu
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Danışmanlar Kurulu, Prof. Dr. Nizamettin AKTAY (Gazi Ü.), Prof. Dr. Fahrettin ARAL (Ankara Ü.), Prof. Dr. Rıza AYHAN (Gazi Ü.), Prof. Dr. Halûk BURCUOĞLU (İstanbul Ü.), Prof. Dr. Halil CİN (Ufuk Ü.), Prof. Dr. Ali ERTEN (Bilkent Ü.), Prof. Dr. Hamdi MOLLAMAHMUTOĞLU (Gazi Ü.), Prof. Dr. Doğan SOYASLAN (Başkent Ü.), Prof. Dr. Cemal ŞANLI (İstanbul Ü.), Prof. Dr. İlhan ULUSAN (İstanbul Kültür Ü.), Prof. Dr. Hüseyin ÜLGEN (İstanbul Ü.), Prof. Dr. Mehmet ÜNAL (Ankara Ü.), Prof. Dr. Ejder YILMAZ (Ankara Ü.)’dan oluşmaktadır.
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, ULAKBİM Hukuk Veri Tabanında, bu veri tabanının kurulduğu 2010 yılından beri yer almaktadır. Veri tabanının internet adresinde http://dergipark.gov.tr/suhfd 2008 yılı ve sonrasında yayınlanan makalelerin listesine ulaşılabilmektedir.
İnternet sitesinde dergiyle ilgili bilgiler, yazım kuralları ve yayımlanmış makalelerin listesi bulunmaktadır. Derginin ilk sayısından itibaren yayımlanmış tüm makaleleri tam metin halinde erişime açıktır.
Dergide Yayınlanacak Makalelerdeki Standartlar
Dergide, hukuk alanına ilişkin güncel ve özgün makalelerin yer alması amaçlanmakta, hukuk alanına katkı sağlanması hedeflenmektedir. Bilimsel nitelikte hazırlanmış araştırma makalelerine yer verilmektedir. Hukukun tüm alanlarına ilişkin makalelerin yayımlanması mümkündür. Temel bölümleme olarak ise, kamu hukuku, özel hukuk ve mali hukuk şeklinde makaleler tasnif edilebilmektedir. Bunun dışında tez özetlerine de dergide yer verilmektedir. Ayrıca mahkeme kararlarının incelemeleri de dergide yer bulabilmektedir. Fakülte tarafından gerçekleştirilen panel, sempozyum gibi etkinliklerde sunulan tebliğlerin de ayrı bir bildiri kitabında yayımlanmaması halinde, dergide ayrı bir bölümde yayımlanması planlanmaktadır.
Derginin Yayın Dili ve Hakem İncelemesi
Derginin yayın dili Türkçe olmakla birlikte, başka dillerde hazırlanmış makalelere de yer verilebilmektedir. Makalelerde Türkçe ve yabancı dilde özet bulunması zorunlu olup; giriş, ana metin, sonuç ve kaynaklar şeklinde bir sıralamanın yapılması tercih edilmektedir.
Dergi yayın kurallarına uygun olarak hazırlanan makalelerden editörlüğe ulaştırılanlar editörlerce gözden geçirerek konu, bilimsellik ve yayın kuralları açısından denetlemekte; ön düzeltme, ret veya uygunluk kararından birisini vermektedir. Ön düzeltme kararı verilen makale yazarına durum bildirilmekte ve gerekli düzeltmeleri yapması istenmektedir. Makalelerin istenilen formatta hazırlanıp gönderilmesi bu bakımdan büyük önem arz etmektedir. Hakem sürecinin başlatılması için uygun görülen makalelere; gerektiğinde yayın ve danışma kurulunda yer alan öğretim üyelerinin görüşleri de alınarak editör tarafından iki hakem belirlenmektedir. Daha sonra hakemlere yazı yazılarak, makale e-postayla veya elden gönderilmektedir.
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisine gönderilen makalelerin hakem sürecinin en geç üç ay içerisinde tamamlanması arzulanmaktadır. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisinin her sayısı 500 adet basılmakta ve ücretsiz dağıtılmaktadır. Derginin her bir sayısı başta Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi akademik personeli olmak üzere; dergi danışma kurulu üyelerine, Milli Kütüphane’ye, Selçuk Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’ne ve diğer üniversite kütüphaneleri, Selçuk Üniversitesi Bilimsel Dergiler Koordinatörlüğü ile ilgili sayıdaki makale yazarlarına gönderilmektedir.
Telif Hakkı
Makalenin daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış veya yayımlanmak üzere gönderilmemiş olması gerekir. Yazarlara telif hakkı ödenmemektedir. Yazarlar, yayımlanan yazılar üzerinde Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin, her türlü formatta yayımlamak dâhil, tüm yayın haklarına sahip olduğunu kabul ederler.Değerlendirmeye alınan makalelerin daha önce yayınlanıp yayınlanmadığı, kaynakların doğruluğu, ileri sürülen görüşler gibi hususlar açısından sorumluluğu yazara aittir. Yayınlanan makalelerin her türlü telif hakkı ise Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesine aittir.
Süreç Adaleti, Medeni Hak ve Yükümlülüklere İlişkin Davalarda SÜREÇ ADALETİ(Usul Hukuku ve İstinaf Yorumu) adıyla Yargıç Hilmi Şeker tarafından kaleme alınmıştır.
Süreç Adaleti, temelleri 2011 yılında atılan ve 2018 yılı Nisan ayında Beta Yayınları tarafından baskısı yapılmış bir başyapıttır.
Yazar Hilmi Şeker, 2010 yılında basılan Esbab-ı Mucibe‘den-Retoriğe HUKUKTA GEREKÇE ve 2012 yılında basılan İlkeler Işığında Ön İnceleme Kurumu isimli eserlerinden sonra Süreç Adaleti isimli yapıtı ile okuyucunun karşısına çıkmıştır.
Hilmi Şeker, okuyucudan, kantiteye, niceliğe, dile ve kitabın hacmine ilk adımda bakmaması ve eleştirileri erteleyerek, çalışmanın özüne, söylemine ve amacına odaklanmasını istemiş, özün üsluba yönelik eleştirilerin gölgesinde bırakılmamasını talep etmiştir. “Kitabın hacmine yönelik eleştirilerin, okuma ile arası olmayan bir toplumda kitabın okunması önüne dikilen bir başka bariyer ve caydırıcı etki olma olmaması” ve eleştirilerin bir ön yargıya dönüşmemesi yazarın en önemli arzusudur.
Süreç Adaleti, Hukuk Muhakemeleri Kanunu değişikliği ile sisteme entegre olan ön inceleme kurumunu merkeze yerleştirmiştir ve altı yıllık sabır ve uygulamada oluşan birikimi dikkate alarak hazırlanmıştır.
Kendine has bir dil ve söylemle hukuk anlatmayı seçen İstanbul 22. Bölge İdare Mahkemesi başkanı Yazar, kitabın öne çıkan özelliğini şöyle ifade etmektedir.; “…dışarıdaki hukuki metin ve onu yorumlayan yargı kararlarına burnunu sokarak, okuyucuya yerel usul hükümlerini yorumlarken bir başka olasılık üzerine kafa yormanın imkanını hatırlattı.”
Medeni Hak ve Yükümlülüklere İlişkin Davalarda SÜREÇ ADALETİ(Usul Hukuku ve İstinaf Yorumu)
Süreç Adaleti-Beta Yayınları
Kitabın girişinden sonraki ilk bölüm, HMK ve diğer hukuki metinlerdeki usul hukuku ilkelerine ayrılmıştır. Yazar, sosyolojik, felsefi ve etik kurallar olarak nitelediği bu ilke ve temel referansların yargı makamları tarafından doğrudan bir direktif gibi kabul edilmesini savunmuştur.
Kitapta, usul hukukunun kaynakları karşıtlık temelinde referans alınmıştır. Kriz çözümünde başvurulacak etik alternatif çözümler çoğaltılmıştır. Kitap, yargının yavaş davranmasının insan haklarına aykırı olduğunu tespit etmekte, adaletin tecellisini başat amaç saymaktadır. Uygulamadaki usul sorunları ile ön inceleme kurumu arasındaki bağlar incelenmiş, muhakeme ilkeleri ve adil yargılanma gibi temel ilkeler üzerinde dikkatle durulmuştur.
Kitapta usul sorunları, uluslararası hukukun kaynakları takip edilerek özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve diğer kuruluşların içtihat ve temel metinleri ile yerel uygulamalar arasındaki farklar ortaya konulmuştur.
Yazar, uygulamacıları sadece söylenenleri tekrara ve teyide değil, tartışılan her kavram, yöntem, araç ve kavramların arka planını aydınlatarak düşünmeye teşvik etmeyi hedeflemiştir. Şeker, hüküm kurucuları yaptıklarını sorgulamaya zorlamanın gayreti içinde olmuştur.
Hilmi Şeker şu ana kadar 3 önemli eser kaleme almıştır.
Kitap bir uyuşmazlığın hangi yöntem ve araçlarla, nasıl ve ne şekilde çözüleceğine ilişkin sığ bir usul tartışması yerine usulün birden çok anlam ve ilişkisi ya da etik yanı üzerine yoğunlaşmıştır.
Kitap, HMK ve 5235 sayılı yasayı değiştiren 7035 sayılı yasayı, 694 sayılı KHK’nın getirdiği değişiklikleri kendi bakış açısı ile işlemiş; bu değişikliklerin usul hukuku ilkeleri ile uyumluluğunu ve çelişkilerini irdeleyerek kuramsal önermeler getirmiştir.
Süreç Adaleti ve İstinaf Uygulaması
Yazar, kitabında 2016 yılının Temmuz’unda yürürlüğe giren İstinaf Mahkemeleri uygulamanın içinde bulunmanın vermiş olduğu deneyim ve ayrıcalıkla Türkiye’de henüz uygulanmaya başlanan bu sistemin ilk kararlarını da okuyucu için ilk elden analiz etme şansı yakalamıştır. İstinaf uygulaması, muhakemenin yazgısını belirleyen tensip, ara kararı, mazeret gibi usul hukukunun kavramları kitapta yer bulmuştur. Yazarın kendi ifadesiyle Süreç Adaleti; “Teorik bilgilerin sahaya inme ve yansıma biçimini büyüteç altına alıp, hatalı uygulamaları deşifre ederek uygulamayı bu defolarla yüzleşmeye zorlamıştır.”
Medeni Hak ve Yükümlülüklere İlişkin Davalarda SÜREÇ ADALETİ (Usul Hukuku ve İstinaf Yorumu)’nin son bölümü, uygulanmaya başlanan İstinaf Mahkemeleri sistemini, kurumsal kimlik, işleyiş ve içtihatlar bakımından Uluslararası Hukuk uygulamaları ile kıyaslamış; İstanbul BAM. 22 Hukuk Dairesi’nin uygulamalarını da yansıtmıştır. İstinaf mahkemesinin görev tanımı, işleyiş koşulları ve misyonu konu edinilmiş; okuyucuya sınır ötesi uygulamalarla İstanbul 22 HD pratikleri üzerinden Türk uygulamasını kıyaslama imkânı verilmiş, mahkemenin görevini pratikler üzerinden izaha çalışmıştır.
Süreç Adaleti ve Hukukta Gerekçe
Yazar, SÜREÇ ADALETİ isimi eserinde 2010 yılında ilk baskısı yapılan ve 2018 Nisan Ayında Yeditepe Üniversitesi Yayınlarından İkinci Baskısı çıkan Esbab-ı Mucibe’den-Retoriğe HUKUKTA GEREKÇE isimli kitabın ana felsefesine atıflar da yapmış, hukukta gerekçe ile usul hukuku arasında köprü kurmuştur. Gerekçeli karar alma hakkı, öngörülebilir bir yargılamayı isteme hakkı, adil yargılanma hakkı gibi ilkeler süreç adaleti bakımından yeniden değerlendirilmiştir.
Hilmi Şeker’in 2018 yılında İkinci Baskısı Yapılan Hukukta Gerekçe isimli eseri
SÜREÇ ADALETİ, yargılama sonucu kurulan hükmün adilliğinden çok, adil bir hükmün nasıl ve ne şekilde inşa edilmesi gerektiği üzerinde yoğunlaşmaktadır. Hilmi Şeker’e göre usul, nevi şahsına münhasır etik kurallar manzumesi veya damıtılmış etik kuralların türevidir. Bu nedenle adaletli sonuç, ancak ve ancak usule sadakatle mümkündür.
ILO 153 No'lu Karayolları Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişkin Sözleşme
ILO 153 No’lu Karayolları Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişkin Sözleşme, 6 Haziran 1979 tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından kabul edilmiştir. Sözleşme, Türkiye tarafından 15.7.2003 tarihinde 4933 sayılı yasa ile onaylanmış, Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
ILO 153 No’lu Karayolları Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişkin Sözleşme
ILO 153 No’lu Karayolları Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişkin Sözleşme
ILO Kabul Tarihi: 6 Haziran 1979
Kanun Tarih ve Sayısı: 15.7.2003 / 4933
Uluslararası Çalışma Örgütü Yönetim Kurulu tarafından Cenevre’de toplantıya çağrılan ve 6 Haziran 1979 tarihinde toplanan Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansı altmış beşinci oturumunda,
Oturum gündeminin beşinci maddesini oluşturan, karayolu taşımacılığında çalışma ve dinlenme sürelerine ilişkin çeşitli önerilerin kabulüne karar verdikten sonra,
Bu önerilerin uluslararası bir Sözleşme biçimini almasına karar vererek,
Çalışma ve Dinlenme Süreleri (Karayolu Taşımacılığı) Sözleşmesi; 1979 olarak adlandırılacak olan aşağıdaki Sözleşmeyi bin dokuz yüz yetmiş dokuz yılının Haziran ayının bu yirmi yedinci gününde kabul etmiştir:
Madde 1
Bu Sözleşme, üçüncü taraflar için taşımacılık yapan işletmelerin veya kendi adına yük veya yolcu taşıma işleri yapan işletmelerin; ulusal ya da uluslararası karayolu ile yük veya yolcu taşıma işlerinde profesyonel olarak kullanılan motorlu araçlarında ücretli olarak çalışan sürücülere uygulanır.
Bu Sözleşme aksine bir hüküm içermiyor ise; karayolu taşımacılığını meslek edinmiş motorlu araç sahiplerine ve sürücü olarak çalıştıkları zamanlarda onların ücretsiz çalışan aile bireylerine uygulanır.
Madde 2
Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu, aşağıdaki işleri yapan araçlarda çalışan sürücüleri bu Sözleşme hükümlerinin veya bazı hükümlerinin kapsamı dışında tutabilir:
yerel koşullar ve özel teknik çalışma koşuları nedeniyle kent taşımacılığı veya kent taşımacılığının bazı biçimleri,
traktörler veya yerel tarım ve ormancılık faaliyetlerine tahsis edilen diğer araçlar tarafından yapıldığı sürece ve münhasıran bu işletmelerin işleri için kullanılmak kaydıyla, tarım veya ormancılık işletmelerinin taşıma işleri,
hasta ve yaralı taşıma, kurtarma ve tahliye amaçlı taşıma ve itfaiye hizmetlerinin ulaşımı,
polis hizmetleri ve ulusal savunma amaçlı taşıma ve üçüncü taraflar için taşımacılık yapan işletmelerle rekabete girmemek koşuluyla, diğer temel kamu hizmetlerini yerine getirmek amacıyla yapılan taşıma,
taksi ile yapılan taşıma, veya
kullanılan araç türü, araçların yolcu veya yük taşıma kapasitesi, sınırlı güzergahları veya izin verilen azami hız nedeniyle çalışma ve dinlenme sürelerine ilişkin özel düzenleme yapılmasını gerektirmediği öngörülen taşıma işleri.
Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu, bu maddenin 1. paragrafı gereğince, bu Sözleşme hükümlerinin veya bu hükümlerin bazılarının uygulanma kapsamı dışında bırakılan sürücülerin çalışma sürelerine ilişkin uygun standartlar belirler.
Madde 3
Bu Sözleşme hükümlerinin kapsadığı herhangi bir konuda karar alınmadan önce, her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu tarafından temsil yetkisine sahip ilgili işçi ve işveren kuruluşları ile danışmalarda bulunacaktır.
Madde 4
Bu Sözleşmenin uygulanması bakımından “çalışma süreleri” deyimi ücretle çalışan sürücülerin
aracın çalışır durumda olduğu sürede araç kullanarak ve diğer işler yaparak, ve
araçla, yolcuları veya yüküyle ilgili yardımcı işler yaparak geçirdikleri süre anlamına gelir.
Sürücülerin araçta veya işyerinde hazır durumda bekleyip iş yapmaksızın geçen ve fakat diledikleri gibi kullanma serbestliğine sahip olmadıkları süreler, her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşları tarafından, toplu sözleşmeler veya ulusal teamüle uygun diğer yollarla belirlenen ölçüde, çalışma süreleri olarak kabul edilebilir.
Madde 5
Hiçbir sürücünün mola vermeksizin ve devamlı olarak dört saatten fazla araç kullanmasına izin verilmez.
Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu, özel ulusal koşulları dikkate alarak, bu maddenin 1. paragrafında sözü geçen süreyi bir saatten fazla olmamak üzere artırabilir.
Bu maddede sözü geçen molanın uzunluğu ve uygun olduğu takdirde, bu molanın ne şekilde bölünebileceği her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu tarafından belirlenir.
Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu, tarifede öngörülen durmalar veya işin niteliği gereği aralıklarla yapılıyor olması nedeniyle yeterli molaya sahip sürücüler için bu madde hükümlerinin uygulanamayacağı durumları belirler.
Madde 6
Fazla mesai dahil, azami toplam araç kullanma süresi günde dokuz, haftada 48 saati aşamaz.
Bu maddenin 1. paragrafında sözü geçen toplam araç kullanma süreleri her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu tarafından, birkaç günün veya haftanın bir ortalaması olarak hesaplanabilir.
Bu maddenin 1. paragrafında sözü geçen toplam araç kullanma süreleri, taşıma işinin çok güç koşullar altında yapıldığı durumda azaltılır. Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu bu işleri tanımlar ve ilgili sürücülere uygulanacak toplam araç kullanma sürelerini belirler.
Madde 7
Ücretle çalışan her sürücü; bu Sözleşmenin 4 üncü maddesinin 1 inci paragrafında tanımlandığı biçimde beş saatlik sürekli çalışmadan sonra bir molaya hak kazanır.
Bu maddenin 1 inci paragrafında sözü geçen molanın uzunluğu ve uygun olduğu takdirde,; bu molanın ne şekilde bölünebileceği her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu tarafından belirlenir.
Madde 8
Sürücülerin günlük dinlenme süresi; işgününün başlamasından itibaren 24 saatlik bir süre içinde aralıksız asgari on saattir.
Günlük dinlenme süresi, hiçbir şekilde sekiz saatten az olmamak ve bir haftada iki defadan fazla sekiz saate indirilmemek kaydıyla her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu tarafından belirlenecek sürelerin ortalaması olarak hesaplanabilir.
Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu, bu maddenin asgari sürelere ilişkin 1 ve 2 nci paragraf hükümlerine uyulması koşuluyla, yapılan işin yolcu veya yük taşıma işi olmasına ve dinlenme süresinin evde veya başka bir yerde kullanılmasına göre farklı uzunlukta günlük dinlenme süreleri belirleyebilir.
Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu, iki sürücüsü olan araçlar ile bir feribot veya trenden yararlanan araçlar söz konusu olduğunda, günlük dinlenme sürelerinin uzunluğuna ve bu dinlenme sürelerinin kullanılması usulüne ilişkin olarak, bu maddenin 1 ve 2 nci paragraf hükümlerine istisnalar getirebilir.
Aracın ve yükünün güvenliğini sağlayacak gerekli önlemleri almış ise; günlük dinlenme süresini kullanmakta olan sürücüden aracın içinde veya yakınında kalması istenemez.
Madde 9
Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu, işin hayati kısmının yürütülmesi için gerekli oranda olmak kaydıyla
kaza, bozulma, önceden tahmin edilemeyen gecikme, hizmetin durması veya trafik akışının kesintiye uğraması durumlarında ,
mücbir sebep bulunduğunda, ve
kamu yararına olan hizmetlerin görülmesini sağlamak için acil ve istisnai bir zorunluluk olması durumunda,
bu Sözleşmenin 5, 6, 7 ve 8 inci maddelerinde öngörülen günlük dinlenme sürelerinde azaltma yapmaya, araç kullanma ve devamlı çalışma sürelerini uzatmaya geçici istisnalar olarak izin verebilir.
Karayolu taşımacılığının tabi olduğu ulusal ve yerel koşullar bu Sözleşmenin, 5, 6, 7 ve 8 inci maddelerinin tam olarak uygulanmasına imkân vermediği durumlarda, her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu, bu maddelerde öngörülen dinlenme sürelerinde azaltma yapmaya, araç kullanma ve devamlı çalışma sürelerini uzatmaya ve bu Sözleşmenin 1 inci maddesinin 2 nci paragrafı kapsamına giren sürücülere 5, 6 veya 8 inci maddelerin uygulanmasına ilişkin olarak istisnalara izin verebilir. Bu durumda ilgili üye ülke, onay belgesine ekleyeceği bir bildirimle, bu ulusal veya yerel koşulları bu paragraf gereğince izin verdiği uzatma, azaltma veya istisnalarla birlikte tarif eder.
Bu durumdaki herhangi bir üye ülke, Uluslararası Çalışma Örgütü Anasözleşmesinin 22 nci maddesi gereğince göndereceği raporlarda, bu Sözleşmenin 5, 6, 7 ve 8 inci maddelerinin daha dar veya geniş kapsamlı uygulanmasına yönelik olarak kaydedilen gelişmeleri belirtir ve müteakip bir bildirimle bu bildirimi iptal edebilir.
Madde 10
Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu,
bireysel kontrol belgesi düzenler ve bu belgenin verilmesine ilişkin koşulları, içeriğini ve sürücüler tarafından tutulması usulünü belirtir, ve
bu Sözleşmenin 9 uncu maddesi 1 inci paragrafı uyarınca çalışılan sürenin ve bu süreyi gerektiren koşulların bildirim usulünü belirler.
Her işveren,
her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşunca kabul edilen şekle uygun olarak; istihdam ettiği her sürücünün çalışma ve dinlenme sürelerini gösteren bir kayıt tutar, ve
her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşunca belirlenen usule göre, bu kaydı denetim makamlarının incelemesine sunar.
Bu maddenin 1 ve 2 nci paragraflarında söz konusu geleneksel denetim yolları, şayet bazı ulaştırma biçimleri açısından gereklilik arz ediyor ise, her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşunca belirlenen kurallara uygun olarak takograf gibi modern yöntemlerle mümkün olduğunca desteklenir veya ikame edilir.
Madde 11
Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu
işletmelerde ve karayollarında gerçekleştirilecek yeterli bir teftiş sistemi sağlar ve
bu Sözleşme hükümlerinin ihlaline karşı uygun cezalar öngörür.
Madde 12
Toplu sözleşme veya hakem kararları ya da ulusal teamüle uygun başka usul ile yürürlüğe konulduğu durumlar hariç, bu Sözleşme hükümlerine yasa veya diğer mevzuat düzenlemeleriyle işlerlik kazandırılır.
Madde 13
Bu Sözleşme 1939 tarihli Çalışma ve Dinlenme Süreleri (Karayolu Taşımacılığı) Sözleşmesini revize eder.
Madde 14
Bu Sözleşmenin kesin onama belgeleri Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Müdürüne gönderilir ve onun tarafından kaydedilir.
Madde 15
Bu Sözleşme, ancak onama belgeleri Genel Müdür tarafından kaydedilmiş olan Uluslararası Çalışma Örgütü üyelerini bağlar.
Bu Sözleşme iki üyenin onama belgesi Genel Müdür tarafından kaydedildiği tarihten oniki ay sonra yürürlüğe girer.
Daha sonra bu Sözleşme, onu onayan her üye için, onama belgesi kaydedildiği tarihten oniki ay sonra yürürlüğe girer.
Madde 16
Bu Sözleşmeyi onaylayan her üye; onu, ilk yürürlüğe girdiği tarihinden itibaren on yıllık bir süre sonunda, Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Müdürüne göndereceği ve Genel Müdürün kaydedeceği bir belge ile feshedebilir. Fesih, kayıt tarihinden ancak bir yıl sonra geçerli olur.
Bu Sözleşmeyi onamış olup da onu bundan önceki fıkrada sözü edilen on yıllık sürenin bitiminden itibaren bir yıl süresince bu madde gereğince feshetmek seçeneğini kullanmayan her üye yeniden on yıllık, bir süre için bağlanmış olur ve bundan sora bu Sözleşmeyi, her on yıllık süre bitiminde, bu maddenin içerdiği koşullar içinde feshedebilir.
Madde 17
Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Müdürü; Örgüt üyeleri tarafından kendisine bildirilen bütün onama ve fesihlerin kaydedildiğini Uluslararası Çalışma Örgütünün bütün üyelerine duyurur.
Genel Müdür, kendisine gönderilen Sözleşmenin ikinci onama belgesinin kaydedildiğini Örgüt üyelerine duyururken bu Sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih hakkında örgüt üyelerinin dikkatini çeker.
Madde 18
Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Müdürü, yukarıdaki maddeler gereğince, kaydetmiş olduğu bütün onama ve fesihlere ilişkin tam bilgileri, Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 102 nci maddesi uyarınca kaydedilmek üzere; Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine ulaştıracaktır.
Madde 19
Uluslararası Çalışma Örgütü Yönetim Kurulu; gerekli gördüğü zaman bu Sözleşmenin uygulanması hakkındaki bir raporu Genel Konferansa sunar ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi konusunun Konferans gündemine alınması gereği hakkında karar verir.
Madde 20
Konferansın bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir Sözleşme kabul etmesi halinde ve yeni Sözleşme aksini öngörmediği takdirde:
değiştirici yeni Sözleşmenin bir üye tarafından onanması durumu; yukarıdaki 9 uncu madde dikkate alınmaksızın ve değiştirici yeni Sözleşme yürürlüğe girmiş olmak kayıt ve şartı ile, bu Sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini gerektirir.
değiştirici yeni Sözleşmenin yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren bu Sözleşme üyelerin onamasına açık bulundurulamaz.
Bu Sözleşme, onu onayıp da Değiştirici Sözleşmeyi onamamış bulunan üyeler için; her halde şimdiki şekil ve içeriğiyle geçerli olmaya devam eder.
Madde 21
Bu Sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinleri aynı şekilde muteberdir.
Türkiye, ILO tarafından kabul edilmiş olan sözleşmelerden 59 adetini onaylamıştır. Sekiz adet temel sözleşmenin tamamı, yönetişim sözleşmelerinden öncelikli olan dört sözleşmeden üçünü, 177 teknik sözleşmeden 48’i onaylanmıştır. Türkiye tarafından onaylanan 59 Sözleşmeden 55’i yürürlüktedir, 4 Sözleşmeye karşı çıkılmıştır.
Hasta Hak ve Sorumlulukları tıp ve sağlık hukukunun en önemli bölümlerinden biridir. Dünya Tıp Birliği 1996 yılında “Hastaneye Yatırılan Çocukların Hakları Konusunda DTB Bildirgesini” yayınlamıştır. Dünya Tıp Birliği insan denekleri üzerinde tıbbi araştırmalar konusunu içeren “Helsinki Bildirgesi”ni 2002 yılında revize etmiştir. Bu çalışmalar, herkesin insanca sağlık hizmeti alınmasını sağlama amacı gütmektedir. Hasta Hakları Yönetmeliği gereğince hasta hakları uygulamalarının yürütülmesi amacıyla sağlık kurum ve kuruluşları bünyesinde hasta iletişim birimleri oluşturulmuştur.
Hasta Hak ve Sorumlulukları tıp ve sağlık hukukunun en önemli bölümlerinden biridir.
Hasta Hakları
Bilgi edinme hakkı:
Hastanın tıbbi sürecinde;
• Her türlü tıbbi gerçekler,
• Kendisine uygulanacak girişimler ve maddi karşılıkları ile
• Bu girişimlerin risk ve yararları ve uygulanabilecek alternatif tedaviler hakkında bilgi edinme hakkı vardır.
• Hizmet veren sağlık personeli hakkında her türlü kimlik ve mesleki bilgiyi alma ve
• Tedavinin herhangi bir aşamasında ikinci bir görüşü alma hakkı vardır.
Tıbbi bakım ve tedavi hakkı
Her hastanın;
• Irk, dil, din ayrımı gözetmeksizin eşit olarak, saygın bir şekilde sağlık hizmetlerinden yararlanma,
• Sağlık kuruluşunu, hekimini ve diğer sağlık personelini seçebilme ve değiştirebilme,
• Kendisiyle ilgili tıbbi kararlara ve tedavi planına katılma veya tedavi planını reddetme ve
• Tıbbi bakıma her an ulaşabilme hakkı vardır.
Aydınlatılmış onay hakkı
Hastanın;
• Her türlü girişim için bilgilendirilerek onayının alınmasını isteme hakkı vardır.
Mahremiyet ve özel hayata saygı, tıbbi kayıtların saklanması hakkı
Hastanın;
• Tüm bilgilerinin gizlilik esaslarına uyarak saklanmasını isteme,
• Tıbbi kayıtlarının tam ve doğru olarak korunmasını isteme,
• Bu kayıtlara, kendisi veya yetkili kıldığı kişi tarafından istediğinde ulaşabilme hakkı vardır.
Başvuruda bulunma hakkı
Hastanın;
• Kolayca ulaşabileceği,
• Kendisini dinleyen,
• Sorunlarını rahatça ifade edebileceği bir başvuru mekanizmasını hastanede bulma hakkı vardır.
Bunlara karşılık hastanın da yerine getirmesi gereken sorumlulukları mevcuttur.
Hasta Sorumlukları
• Sağlık durumunuz ile ilgili tam ve doğru bilgiyi sağlık personeli ile paylaşmak.
• Tedavi planınız ve/veya bu planın başarı ile tamamlanması için tedaviniz ile ilgili endişe ve sorularınızı sağlık personeli ile paylaşmak.
• Tıbbi bakımınızdan birinci derecede sorumlu kişilerin tedavi planınız ile ilgili tavsiyelerine uymak.
• Tedavi planınızı uygulamadığınız veya reddettiğiniz durumlarda yaşayabilecekleriniz konusunda bilgilendirildikten sonra, bu karara ait sorumluluğu taşımak.
• Hastanede kalış süreniz boyunca hastane kural ve prosedürlerine uymak.
• Verilen her hizmetin maddi bir karşılığı olabileceğini bilmek ve bunu karşılamak.
• Diğer hastaların, çalışanların ve hastane içinde ilişki içinde olduğunuz her bireyin haklarına saygılı olmak.
• Yeni gelişen veya kontrol edemediğiniz bir ağrı ile karşılaştığınızda, doktorunuzu veya hemşirenizi daha etkili bir ağrı yönetimini belirlemek için bilgilendirmek.
Hasta Hakları Yönetmeliği gereğince hasta hakları uygulamalarının yürütülmesi amacıyla sağlık kurum ve kuruluşları bünyesinde hasta iletişim birimleri oluşturulacak ve bu yönetmeliğin hükümleri Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülecektir.
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve İlkeler
Amaç
Madde 1- Bu Yönetmelik; temel insan haklarının sağlık hizmetleri sahasındaki yansıması olan ve başta Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda, diğer mevzuatta ve milletlerarası hukuki metinlerde kabul edilen “hasta hakları”nı somut olarak göstermek ve sağlık hizmeti verilen bütün kurum ve kuruluşlarda ve sağlık kurum ve kuruluşları dışında sağlık hizmeti verilen hallerde, insan haysiyetine yakışır şekilde herkesin “hasta hakları”ndan faydalanabilmesine, hak ihlallerinden korunabilmesine ve gerektiğinde hukuki korunma yollarını fiilen kullanabilmesine dair usül ve esasları düzenlemek amacı ile hazırlanmıştır.
Kapsam
Madde 2- Bu Yönetmelik; sağlık hizmeti verilen resmi ve özel bütün kurum ve kuruluşları, bu kurum ve kuruluşlarda veya bunların dışında hizmete katılan her kademedeki ve unvandaki ilgilileri ve hizmetten faydalanma hakkını haiz olan bütün fertleri kapsar.
Hukuki Dayanak
Madde 3-(Değişik:RG-8/5/2014-28993)
Bu Yönetmelik; 15/5/1987 tarihli ve 3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununa ve 11/10/2011 tarihli ve 663 Sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 nci ve 40 ncı maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
Madde 4- Bu Yönetmelik’te geçen deyimlerden;
a) Bakanlık: Sağlık Bakanlığı’nı,
b) Hasta: Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan kimseyi,
c) Personel: Hizmetin, resmi veya özel sağlık kurumlarında ve kuruluşlarında veya serbest olarak sunulmasına bakılmaksızın, sağlık hizmetinin verilmesine iştirak eden bütün sağlık meslekleri mensuplarını ve sağlık meslekleri mensubu olmasa bile sağlık hizmetinin verilmesine sorumlu olarak iştirak eden kimseleri,
d) (Değişik:RG-8/5/2014-28994) Sağlık kurum ve kuruluşu: Sağlık hizmeti verilen kamu veya özel bütün kurum ve kuruluşları ile tababet icra edilen bütün yerleri,
e) Hasta hakları: Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin, sırf insan olmaları sebebiyle sahip bulundukları ve T.C. Anayasası, milletlerarası andlaşmalar, kanunlar ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan haklarını,
f) (Ek:RG-8/5/2014-28994) Yeterlik: Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan onay verenin önerilen tıbbi müdahalede karşılaşabileceği ya da reddettiğinde doğabilecek sonuçları makul bir şekilde anlama ve değerlendirme yeteneğine sahip olma halini,
g) (Ek:RG-8/5/2014-28994) Tıbbi müdahale: Tıp mesleğini icraya yetkili kişiler tarafından uygulanan, sağlığı koruma, hastalıkların teşhis ve tedavisi için ilgili meslekî yükümlülükler ve standartlara uygun olarak tıbbın sınırları içinde gerçekleştirilen fizikî ve ruhî girişimi,
ğ) (Ek:RG-8/5/2014-28994) Bilgilendirme: Yapılması planlanan her türlü tıbbi müdahale öncesinde müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından kişiye gerekli bilginin verilmesini,
h) (Ek:RG-8/5/2014-28994) Rıza: Kişinin tıbbi müdahaleyi serbest iradesiyle ve bilgilendirilmiş olarak kabul etmesini,
ifade eder.
İlkeler
Madde 5- Sağlık hizmetlerinin sunulmasında aşağıdaki ilkelere uyulması şarttır:
a) Bedeni, ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde yaşama hakkının, en temel insan hakkı olduğu, hizmetin her safhasında daima gözönünde bulundurulur.
b) Herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını haiz olduğu ve hiçbir merci veya kimsenin bu hakkı ortadan kaldırmak yetkisinin olmadığı bilinerek, hastaya insanca muamelede bulunulur.
c) Sağlık hizmetinin verilmesinde, hastaların, ırk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç ve ekonomik ve sosyal durumları ile sair farklılıkları dikkate alınamaz. Sağlık hizmetleri, herkesin kolayca ulaşabileceği şekilde planlanıp düzenlenir.
d) Tıbbi zorunluluklar ve kanunlarda yazılı haller dışında, rızası olmaksızın kişinin vücut bütünlüğüne ve diğer kişilik haklarına dokunulamaz.
e) Kişi, rızası ve Bakanlığın izni olmaksızın tıbbi araştırmalara tabi tutulamaz.
f) Kanun ile müsaade edilen haller ile tıbbi zorunluluklar dışında, hastanın özel hayatının ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
İKİNCİ BÖLÜM
Sağlık Hizmetlerinden Faydalanma Hakkı
Adalet ve Hakkaniyete Uygun Olarak Faydalanma
Madde 6- Hasta, adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlıklı yaşamanın teşvik edilmesine yönelik faaliyetler ve koruyucu sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere, sağlık hizmetlerinden ihtiyaçlarına uygun olarak faydalanma hakkına sahiptir. Bu hak, sağlık hizmeti veren bütün kurum ve kuruluşlar ile sağlık hizmetinde görev alan personelin adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun hizmet verme yükümlülüklerini de içerir.
Bilgi İsteme
Madde 7- Hasta, sağlık hizmetlerinden nasıl faydalanabileceği konusunda bilgi isteyebilir. Bu hak, hangi sağlık kuruluşundan hangi şartlara göre faydalanılabileceğini, sağlık kurum ve kuruluşları tarafından verilen her türlü hizmet ve imkanın neler olduğunu ve müracaat edilen kuruluşta verilen sağlık hizmetlerinden faydalanma usulüne öğrenme haklarını da kapsar.
Bütün sağlık kurum ve kuruluşları, hastayı birinci fıkra uyarınca bilgilendirmek için yeterli teknik donanımı haiz birimi oluşturmak; bu birimde, hastaya kesin ve yeterli bilgi verebilecek nitelik ve ehliyete sahip personeli daimi olarak istihdam etmek ve hastanın ihtiyacı olan birimlere kolayca ulaşabilmesini temin etmek üzere, kuruluşun uygun yerlerinde bilgilendirici tabela, broşür ve işaretler bulundurmak gibi tedbirleri almak zorundadırlar.
Sağlık Kuruluşunu Seçme ve Değiştirme
Madde 8- Hasta; tabi olduğu mevzuatın öngördüğü usül ve şartlara uyulmak kaydı ile, sağlık kurum ve kuruluşunu seçme ve seçtiği sağlık kuruluşunda verilen sağlık hizmetinden faydalanma hakkına sahiptir.
Mevzuat ile belirlenmiş sevk sistemine uygun olmak şartı ile hasta sağlık kuruluşunu değiştirebilir. Ancak, kuruluşu değiştirmenin hayati tehlikeye yol açıp açmayacağı ve hastalığının daha da ağırlaşıp ağırlaşmayacağı hususlarında hastanın tabip tarafından aydınlatılması ve hayati tehlike bakımından sağlık kuruluşunun değiştirilmesinde tıbben sakınca görülmemesi esastır.
Acil vak’alar dışında, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olup da mevzuatın öngördüğü sevk zincirine uymayanlar aradaki ücret farkını kendileri karşılar.
Hastanın sağlık kuruluşunda kalmasında tıbben fayda bulunmayan veya bir başka sağlık kuruluşuna nakli gerekli olan hallerde, durum hastaya veya 15 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen kişilere açıklanır. Nakilden önce, gereken bilgiler nakil talebinde bulunulan veya tıbben uygun görülen sağlık kuruluşuna, sevkeden kuruluş veya mevzuatla belirlenen yetkililerce verilir. Her iki durumda da hizmetin aksamadan ve kesintisiz olarak verilmesi esastır.
Personeli Tanıma, Seçme ve Değiştirme
Madde 9- Hastaya talebi halinde, kendisine sağlık hizmeti verecek veya vermekte olan tabiplerin ve diğer personelin kimlikleri, görev ve unvanları hakkında bilgi verilir.
Mevzuat ile belirlenmiş usüllere uyulmak şartı ile hastanın, kendisine sağlık hizmeti verecek olan personeli serbestçe seçme, tedavisi ile ilgilenen tabibi değiştirme ve başka tabiplerin konsültasyonunu istemek hakkı vardır.
Personeli seçme, tabibi değiştirme ve konsültasyon isteme hakları kullanıldığında, mevzuat ile belirlenen ücret farkı, bu hakları kullanan hasta tarafından karşılanır.
Öncelik Sırasının Belirlenmesini İsteme
Madde 10- Sağlık kuruluşunun hizmet verme imkanlarının yetersiz veya sınırlı olması sebebiyle sağlık hizmeti talebi zamanında karşılanamayan hallerde, hastanın, öncelik hakkının tıbbi kriterlere dayalı ve objektif olarak belirlenmesini istemek hakkı vardır.
Acil ve adli vak’alar ile yaşlılar ve özürlüler hakkında öncelik sırasının belirlenmesinde ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.
Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis, Tedavi ve Bakım
Madde 11- Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir.
Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.
Tıbbi Gereklilikler Dışında Müdahale Yasağı
Madde 12- Teşhis, tedavi veya korunma maksadı olmaksızın, ölüme veya hayati tehlikeye yol açabilecek veya vücut bütünlüğünü ihlal edebilecek veya akli veya bedeni mukavemeti azaltabilecek hiçbir şey yapılamaz ve talep de edilemez.
Ötenazi Yasağı
Madde 13- Ötenazi yasaktır.
Tıbbi gereklerden bahisle veya her ne suretle olursa olsun, hayat hakkından vazgeçilemez. Kendisinin veya bir başkasının talebi olsa dahil, kimsenin hayatına son verilemez.
Tıbbi Özen Gösterilmesi
Madde 14- Personel, hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni gösterir. Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorunludur.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Sağlık Durumu İle İlgili Bilgi Alma Hakkı
Bilgilendirmenin Kapsamı
Madde 15-(Başlığı ile birlikte değişik:RG-8/5/2014-28994)
Hastaya;
a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği,
b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi,
c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri,
ç) Muhtemel komplikasyonları,
d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri,
e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri,
f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri,
g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği,
hususlarında bilgi verilir.
Kayıtları İnceleme
Madde 16- Hasta, sağlık durumu ile ilgili bilgiler bulunan dosyayı ve kayıtları, doğrudan veya vekili veya kanuni temsilcisi vasıtası ile inceleyebilir ve bir suretini alabilir. Bu kayıtlar, sadece hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olanlar tarafından görülebilir.
Kayıtların Düzeltilmesini İsteme
Madde 17- Hasta; sağlık kurum ve kuruluşları nezdinde bulunan kayıtlarında eksik, belirsiz ve hatalı tıbbi ve şahsi bilgilerin tamamlanmasını, açıklanmasını, düzeltilmesini ve nihai sağlık durumu ve şahsi durumuna uygun hale getirilmesini isteyebilir.
Bu hak, hastanın sağlık durumu ile ilgili raporlara itiraz ve aynı veya başka kurum ve kuruluşlarda sağlık durumu hakkında yeni rapor düzenlenmesini isteme haklarını da kapsar.
Bilgi Vermenin Usulü
Madde 18-(Değişik:RG-8/5/2014-28994)
Bilgi, mümkün olduğunca sade şekilde, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden, hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde verilir.
Hasta, tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından tıbbi müdahale konusunda sözlü olarak bilgilendirilir. Bilgilendirme ve tıbbi müdahaleyi yapacak sağlık meslek mensubunun farklı olmasını zorunlu kılan durumlarda, bu duruma ilişkin hastaya açıklama yapılmak suretiyle bilgilendirme yeterliliğine sahip başka bir sağlık meslek mensubu tarafından bilgilendirme yapılabilir.
Hastanın kendisinin bilgilendirilmesi esastır. Hastanın kendisi yerine bir başkasının bilgilendirilmesini talep etmesi halinde, bu talep kişinin imzası ile yazılı olarak kayıt altına alınmak kaydıyla sadece bilgilendirilmesi istenilen kişilere bilgi verilir.
Hasta, aynı şikayeti ile ilgili olarak bir başka hekimden de sağlık durumu hakkında ikinci bir görüş almayı talep edebilir.
Acil durumlar dışında, bilgilendirme hastaya makul süre tanınarak yapılır.
Bilgilendirme uygun ortamda ve hastanın mahremiyeti korunarak yapılır.
Hastanın talebi halinde yapılacak işlemin bedeline ilişkin bilgiler sağlık hizmet sunucusunun ilgili birimleri tarafından verilir.
Bilgi Verilmesi Caiz Olmayan ve Tedbir Alınması Gereken haller
Madde 19- Hastanın manevi yapısı üzerinde fena tesir yapmak suretiyle hastalığın artması ihtimalinin bulunması ve hastalığın seyrinin ve sonucunun vahim görülmesi hallerinde, teşhisin saklanması caizdir.
Hastaya veya yakınlarına, hastanın sağlık durumu hakkında bilgi verilip verilmemesi, yukarıdaki fıkrada belirtilen şartlar çerçevesinde tabibinin takdirine bağlıdır.
Tedavisi olmayan bir teşhis, ancak bir tabip tarafından ve tam bir ihtiyat içinde hastaya hissettirilebilir veya bildirilebilir. Hastanın aksi yönde bir talebinin bulunmaması veya açıklanacağı şahsın önceden belirlenmemesi halinde, böyle bir teşhis ailesine bildirilir.
Bilgi Verilmesini Yasaklama
Madde 20-(Değişik:RG-8/5/2014-28994)
İlgili mevzuat hükümleri ve/veya yetkili mercilerce alınacak tedbirlerin gerektirdiği haller dışında; kişi, sağlık durumu hakkında kendisinin, yakınlarının ya da hiç kimsenin bilgilendirilmemesini talep edebilir. Bu durumda kişinin kararı yazılı olarak alınır. Hasta, bilgi verilmemesi talebini istediği zaman değiştirebilir ve bilgi verilmesini talep edebilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Hasta Haklarının Korunması
Mahremiyete Saygı Gösterilmesi
Madde 21- Hastanın, mahremiyetine saygı gösterilmesi esastır. Hasta mahremiyetinin korunmasını açıkça talep de edebilir. Her türlü tıbbi müdahale, hastanın mahremiyetine saygı gösterilmek suretiyle icra edilir.
Mahremiyete saygı gösterilmesi ve bunu istemek hakkı;
a) Hastanın, sağlık durumu ile ilgili tıbbi değerlendirmelerin gizlilik içerisinde yürütülmesini,
b) Muayenenin, teşhisin, tedavinin ve hasta ile doğrudan teması gerektiren diğer işlemlerin makul bir gizlilik ortamında gerçekleştirilmesini,
c) Tıbben sakınca olmayan hallerde yanında bir yakınının bulunmasına izin verilmesini,
d) Tedavisi ile doğrudan ilgili olmayan kimselerin, tıbbi müdahale sırasında bulunmamasını,
e) Hastalığın mahiyeti gerektirmedikçe hastanın şahsi ve ailevi hayatına müdahale edilmemesini,
f) Sağlık harcamalarının kaynağının gizli tutulmasını, kapsar.
Ölüm olayı, mahremiyetin bozulması hakkını vermez.
Eğitim verilen sağlık kurum ve kuruluşlarında, hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olmayanların tıbbi müdahale sırasında bulunması gerekli ise; önceden veya tedavi sırasında bunun için hastanın ayrıca rızası alınır.
Rıza Olmaksızın Tıbbi Ameliyeye Tabi Tutulmama
Madde 22- Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.
Bir suç işlediği veya buna iştirak ettiği şüphesi altında bulunan kişinin işlediği suçun muhtemel delillerinin, kendisinin veya mağdurun vücudunda olduğu düşünülen hallerde; bu delillerin ortaya çıkarılması için sanığın veya mağdurun tıbbi ameliyeye tabi tutulması, hakimin kararına bağlıdır.
Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde bu ameliye, cumhuriyet savcısının talebi üzerine yapılabilir.
Bilgilerin Gizli Tutulması
Madde 23- Sağlık hizmetinin verilmesi sebebiyle edinilen bilgiler, kanun ile müsaade edilen haller dışında, hiçbir şekilde açıklanamaz.
Kişinin rızasına dayansa bile, kişilik haklarından bütünüyle vazgeçilmesi, bu hakların başkalarına devri veya aşırı şekilde sınırlanması neticesini doğuran hallerde bilginin açıklanması, bunları açıklayanın hukuki sorumluluğunu kaldırmaz.
Hukuki ve ahlaki yönden geçerli ve haklı bir sebebe dayanmaksızın hastaya zarar verme ihtimali bulunan bilginin ifşa edilmesi, personelin ve diğer kimselerin hukuki ve cezai sorumluluğunu da gerektirir.
Araştırma ve eğitim amacı ile yapılan faaliyetlerde de hastanın kimlik bilgileri, rızası olmaksızın açıklanamaz.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Tıbbi Müdahalede Hastanın Rızası
Hastanın Rızası ve İzin
Madde 24- (Değişik:RG-8/5/2014-28994)
Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir. Hasta küçük veya mahcur ise velisinden veya vasisinden izin alınır. Hastanın, velisinin veya vasisinin olmadığı veya hazır bulunamadığı veya hastanın ifade gücünün olmadığı hallerde, bu şart aranmaz.
Kanuni temsilcinin rızasının yeterli olduğu hallerde dahi, anlatılanları anlayabilecekleri ölçüde, küçük veya kısıtlı olan hastanın dinlenmesi suretiyle mümkün olduğu kadar bilgilendirme sürecine ve tedavisi ile ilgili alınacak kararlara katılımı sağlanır.
Sağlık kurum ve kuruluşları tarafından engellilerin durumuna uygun bilgilendirme yapılmasına ve rıza alınmasına yönelik gerekli tedbirler alınır.
Kanuni temsilci tarafından rıza verilmeyen hallerde, müdahalede bulunmak tıbben gerekli ise, velayet ve vesayet altındaki hastaya tıbbi müdahalede bulunulabilmesi; Türk Medeni Kanununun 346 ncı ve 487 inci maddeleri uyarınca mahkeme kararına bağlıdır.
Tıbbi müdahale sırasında isteğini açıklayabilecek durumda bulunmayan bir hastanın, tıbbî müdahale ile ilgili olarak önceden açıklamış olduğu istekleri göz önüne alınır.
Yeterliğin zaman zaman kaybedildiği tekrarlayıcı hastalıklarda, hastadan yeterliği olduğu dönemde onu kaybettiği dönemlere ilişkin yapılacak tıbbi müdahale için rıza vermesi istenebilir.
Hastanın rızasının alınamadığı hayati tehlikesinin bulunduğu ve bilincinin kapalı olduğu acil durumlar ile hastanın bir organının kaybına veya fonksiyonunu ifa edemez hale gelmesine yol açacak durumun varlığı halinde, hastaya tıbbi müdahalede bulunmak rızaya bağlı değildir. Bu durumda hastaya gerekli tıbbi müdahale yapılarak durum kayıt altına alınır. Ancak bu durumda, mümkünse hastanın orada bulunan yakını veya kanuni temsilcisi; mümkün olmadığı takdirde de tıbbi müdahale sonrasında hastanın yakını veya kanuni temsilcisi bilgilendirilir. Ancak hastanın bilinci açıldıktan sonraki tıbbi müdahaleler için hastanın yeterliği ve ifade edebilme gücüne bağlı olarak rıza işlemlerine başvurulur.
Sağlık kurum ve kuruluşlarında yatarak tedavisi tamamlanan hastaya, genel sağlık durumu, ilaçları, kontrol tarihleri diyet ve sonrasında neler yapması gerektiği gibi bilgileri içeren taburcu sonrası tedavi planı sağlık meslek mensubu tarafından sözel olarak anlatılır. Daha sonra bu tedavi planının yer aldığı epikrizin bir nüshası hastaya verilir.
Tedaviyi Reddetme ve Durdurma
Madde 25- Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir. Bu halde, tedavinin uygulanmamasından doğacak sonuçların hastaya veya kanuni temsilcilerine veyahut yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması gerekir.
Bu hakkın kullanılması, hastanın sağlık kuruluşuna tekrar müracaatında hasta aleyhine kullanılamaz.
Rıza Formu
Madde 26-(Başlığı ile birlikte değişik:RG-8/5/2014-28994)
Mevzuatta öngörülen durumlar ile uyuşmazlığa mahal vermesi tıbben muhtemel görülen tıbbi müdahaleler için sağlık kurum ve kuruluşunca 15 inci maddedeki bilgileri içeren rıza formu hazırlanır. Rıza formunda yer alan bilgiler; sözlü olarak hastaya aktarılarak rıza formu hastaya veya kanuni temsilcisine imzalatılır. Rıza formu iki nüsha olarak imza altına alınır ve bir nüshası hastanın dosyasına konulur, diğeri ise hastaya veya kanuni temsilcisine verilir.
Acil durumlarda tıbbi müdahalenin hasta tarafından kabul edilmemesi durumunda, bu beyan imzalı olarak alınır, imzadan imtina etmesi halinde durum tutanak altına alınır. Rıza formu bilgilendirmeyi yapan ve tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından imzalanır. Verilen bilgilerin doğruluğundan ilgili sağlık meslek mensubu sorumludur. Rıza formları arşiv mevzuatına uygun olarak muhafaza edilir.
Alışılmış Olmayan Tedavi Usullerinin Uygulanması
Madde 27- Klinik veya laboratuar muayeneleri sonucunda bilinen klasik tedavi metodlarının hastaya fayda vermeyeceğinin sabit olması ve daha evvel deney hayvanları üzerinde kafi derecede tecrübe edilmek suretiyle faydalı tesirlerinin anlaşılması ve hastanın rızasının bulunması şartları birlikte mevcut olduğunda, bilinen klasik tedavi metodları yerine başka bir tedavi usulü uygulanabilir. Ayrıca, bilinen klasik tedavi metodu dışındaki bir metodun uygulanabilmesi için, hastaya faydalı olacağının ve bu tedavinin bilinen klasik tedavi usullerinden daha elverişsiz sonuç vermeyeceğinin muhtemel olması da şarttır.
Evvelce tecrübe edilmemiş bir tıbbi tedavi ve müdahale usulü, ancak zarar vermeyeceğinin ve hastayı kurtaracağının mutlak olarak öngörülmesi halinde yapılabilir.
Altıncı Bölüm’de yer alan hükümler saklıdır.
Rızanın Şekli ve Geçerliliği
Madde 28- Mevzuatın öngördüğü istisnalar dışında, rıza herhangi bir şekle bağlı değildir.
Hukuka ve ahlaka aykırı olarak alınan rıza hükümsüzdür ve bu şekilde alınan rızaya dayanılarak müdahalede bulunulamaz.
Organ ve Doku Alınmasında Rıza
Madde 29- 18 yaşından küçük ve mümeyyiz olmayanlardan organ ve doku alınamaz. Bu şartları tamam olanlardan teşhis, tedavi ve bilimsel amaçlar ile organ veya doku alınması, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun’un 6 ncı maddesinde öngörülen yazılı şekil şartına tabidir. Ölüden organ ve doku alınma şartı ve cesetlerin bilimsel araştırma için muhafazası hususunda 2238 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi hükümleri saklıdır.
Aile Planlanması Hizmetleri ve Gebeliğin Sona Erdirilmesi
Madde 30- İlgilinin rızası mevcut olsun veya olmasın, Bakanlık tarafından tespit edilmiş olanlar dışındaki ilaç ve araçlar aile planlaması hizmetlerinde kullanılamaz.
Gebeliğin sona erdirilmesi, 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ile öngörülen şartlara tabidir.
Sterilizasyon ve gebeliğin sona erdirilmesi hallerinde, hastanın rızası ile evli ise eşinin de rızası gereklidir.
Rızanın Kapsamı ve Aranmayacağı Haller
Madde 31-(Başlığı ile birlikte değişik:RG-8/5/2014-28994)
Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır.
Hastanın verdiği rıza, tıbbi müdahalenin gerektirdiği sürecin devamı olan ve zorunlu sayılabilecek rutin işlemleri de kapsar.
Tıbbi müdahale, hasta tarafından verilen rızanın sınırları içerisinde olması gerekir.
Hastaya tıbbi müdahalede bulunulurken yapılan işlemin genişletilmesi gereği doğduğunda müdahale genişletilmediği takdirde hastanın bir organının kaybına veya fonksiyonunu ifa edemez hale gelmesine yol açabilecek tıbbi zaruret hâlinde rıza aranmaksızın tıbbi müdahale genişletilebilir.
ALTINCI BÖLÜM
Tıbbi Araştırmalar
Tıbbi Araştırmalarda Rıza
Madde 32- Hiç kimse; Bakanlığın izni ve kendi rızası bulunmaksızın, tecrübe, araştırma veya eğitim amaçlı hiçbir tıbbi müdahale konusu yapılamaz.
Tıbbi araştırmalardan beklenen tıbbi fayda ve toplum menfaati, üzerinde araştırma yapılmasına rıza gösteren gönüllünün hayatından ve vücut bütünlüğünün korunmasından üstün tutulamaz.
Tıbbi araştırmalar, sadece, mevzuata göre araştırmada bulunmayan yetkili ve yeterli tıbbi bilgi ve tecrübeyi haiz olan personel tarafından, mevzuat ile belirlenmiş bulunan yerlerde yürütülür.
Gönüllünün tıbbi araştırmaya rıza göstermiş olması, bu araştırmada görev alan personelin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Gönüllünün Korunması ve Bilgilendirilmesi
Madde 33- Araştırmalarda, gönüllünün sağlığına ve diğer kişilik haklarına zarar verilmemesi için gereken bütün tedbirler alınır. Araştırmanın gönüllüye vereceği muhtemel zararlar önceden tespit edilemediği takdirde; gönüllü, rızası bulunsa dahi, araştırma konusu yapılamaz.
Gönüllü; araştırmanın maksadı, usulü, muhtemel faydaları ve zararları ve araştırmaya iştirak etmekten vazgeçebileceği ve araştırmanın her safhasında başlangıçta verdiği rızayı geri alabileceği hususlarında, önceden yeterince bilgilendirilir.
Rıza Alınmasının Usülü ve Şekli
Madde 34- Tıbbi araştırma hakkında yeterince bilgilendirilmiş olan gönüllünün rızasının maddi veya manevi hiçbir baskı altında olmaksızın, tamamen serbest iradesine dayanılarak alınmasına azami ihtimam gösterilir.
Tıbbi araştırmalarda rıza yazılı şekil şartına tabidir.
Küçüklerin ve Mümeyyiz Olmayanların Durumu
Madde 35- Reşit ve mümeyyiz olmayanlara, kendilerine faydası olmadan, sırf tıbbi araştırma amacı güden tıbbi müdahaleler hiçbir surette tatbik edilemez. Faydaları bulunması şartı ile reşit ve mümeyyiz olmayanlar üzerinde tıbbi araştırma yapılması, velilerinin veya vasilerinin rızasına bağlıdır.
Kanuni temsilci tarafından muvafakat verilmeyen hallerde, 24 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.
İlaç ve Terkiplerin Araştırma Amacıyla Kullanımı
Madde 36- Özel mevzuatına göre izin veya ruhsat alınmış olsa dahi, sırf tıbbi araştırma amacı ile hasta üzerinde kendi rızası ve Bakanlığın izni bulunmaksızın hiçbir ilaç ve terkip kullanılamaz.
İlaç ve terkiplerin tıbbi araştırmada kullanımı, 29/11/1993 tarihli ve 21480 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İlaç Araştırmaları Hakkında Yönetmelik hükümlerine tabidir.
YEDİNCİ BÖLÜM
Diğer Haklar
Güvenliğin Sağlanması
Madde 37- Herkesin, sağlık kurum ve kuruluşlarında güvenlik içinde olmayı bekleme ve bunu istemek hakları vardır.
Bütün sağlık kurum ve kuruluşları, hastaların ve ziyaretçi ve refakatçi gibi yakınlarının can ve mal güvenliklerinin korunması ve sağlanması için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar.
Tutuklu ve hükümlerin sağlık kurum ve kuruluşlarında muhafazaları ile ilgili özel mevzuat hükümleri saklıdır.
Dini Vecibeleri Yerine Getirebilme ve Dini Hizmetlerden Faydalanma
Madde 38- Sağlık kurum ve kuruluşlarının imkanları ölçüsünde hastalara dini vecibelerini serbestçe yerine getirebilmeleri için gereken tedbirler alınır.
Kurum hizmetlerinde aksamalara sebebiyet verilmemek, başkalarını rahatsız etmemek ve personelce düzenlenip yürütülen tıbbi tedaviye hiç bir şekilde müdahalede bulunulmamak şartı ile hastalara dini telkinde bulunmak ve onları manevi yönden desteklemek üzere talepleri halinde, dini inançlarına uygun olan din görevlisi davet edilir. Bunun için, sağlık kurum ve kuruluşlarında uygun zaman ve mekan belirlenir.
İfadeye muktedir olmayıp da dini inancı bilinen ve kimsesiz olan agoni halindeki hastalar için de, talep şartı aranmaksızın, dini inançlarına uygun olan din görevlisi çağrılır.
Bu hakların nasıl ve ne zaman kullanılacağı ve bu konuda alınacak tedbirler, sağlık kuruluşunun çalışma usul ve esaslarını gösteren mevzuatta ayrıca düzenlenir.
İnsani Değerlere Saygı Gösterilmesi ve Ziyaret
Madde 39- Hasta, kişilik değerlerine uygun bir şekilde ve ortamda sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkına sahiptir.
Sağlık hizmetlerinde görev alan bütün personel; hastalara, yakınlarına ve ziyaretçilere güleryüzlü, nazik, şefkatli ve sağlık hizmetleri ile ilgili mevzuat ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde davranmak zorundadır.
Sağlık hizmetlerinin her safhasında, hastalara, onların bedeni ve ruhi durumları dikkate alınarak, hangi işlemin neden ve nasıl yapıldığı, yapılacağı ve bekletilmeleri sözkonusu ise, bekletilmenin sebepleri hususunda gerekli ve yeterli bilgi verilir.
Sağlık kurum ve kuruluşlarında, insan haysiyetine yakışır gereken her türlü hijyenik şartların sağlanması, gürültünün ve rahatsız edici diğer bütün etkenlerin bertaraf edilmesi esastır. Gerektiğinde, bu hususlar hasta tarafından talep konusu yapılabilir.
Hasta ziyaretçilerinin kabul edilmesi, kurum veya kuruluşça belirlenen usul ve esaslara uygun olarak ve hastaların huzur ve sükunlarını bozacak fiil ve tutumlara sebebiyet vermeyecek şekilde gerçekleştirilir ve bu konuda gereken tedbirler alınır.
Refakatçi Bulundurma
Madde 40- Muayene ve tedavi sırasında hastaya yardımcı olmak üzere; mevzuatın ve kurum imkanlarının elverdiği ve hastanın sağlık durumunun gerektirdiği ölçüde, tedaviden sorumlu olan tabibin uygun görmesine bağlı olarak, refakatçi bulundurulması istenebilir.
Bu hakkın nasıl ve ne zaman kullanılacağı ve bu konuda alınacak tedbirler, sağlık kurum ve kuruluşunun çalışma usül ve esaslarını gösteren mevzuata ayrıca düzenlenir.
Hizmetin Sağlık Kurum ve Kuruluşu Dışında Verilmesi
Madde 41- Hastalar, aşağıdaki hallerde sağlık hizmetlerinden bulundukları yerlerde de faydalanabilirler:
a) Koruyucu sağlık hizmetlerinin verilmesinde,
b) Tıbbi sebeplerden dolayı sağlık kuruluşuna bizzat gidilemeyen veya götürülemeyen hallerde,
c) Tabii afetler gibi olağanüstü hallerde.
Hizmetin sağlık kuruluşu dışında verilmesi ile ilgili usul ve esaslar, Bakanlık tarafından ayrıca düzenlenir.
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Sorumluluk ve Hukuki Korunma Yolları
Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı
Madde 42- Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.
Hastanın Uyması Gereken Kurallar
Madde 42/A – (Ek:RG-8/5/2014-28994)
Hasta sağlık hizmeti alırken aşağıdaki kurallara uyar:
a) Başvurduğu sağlık kurum ve kuruluşunun kural ve uygulamalarına uygun davranır ve katılımcı bir yaklaşımla teşhis ve tedavi ekibinin bir parçası olduğu bilinciyle hareket eder.
b) Yakınmalarını, daha önce geçirdiği hastalıkları, gördüğü tedavileri ve tıbbi müdahaleleri, eğer varsa halen kullandığı ilaçları ve sağlığıyla ilgili bilgileri mümkün olduğunca eksiksiz ve doğru olarak verir.
c) Hekim tarafından belirlenen sürelerde kontrole gelmeli ve tedavisinin gidişatı hakkında geri bildirimlerde bulunur.
ç) Randevu tarih ve saatine uyar ve değişiklikleri ilgili yere bildirir.
d) İlgili mevzuata göre öncelik tanınan hastalar ile diğer hastaların ve personelin haklarına saygı gösterir.
e) Personele sözlü ve fiziki saldırıya yönelik davranışlarda bulunmaz.
f) Haklarının ihlal edildiğini düşündüğünde veya sorun yaşadığında hasta iletişim birimine başvurur.
Hasta İletişim Birimleri, Hasta Hakları Kurulları, Sertifikalı Eğitim
Madde 42/B –(Ek:RG-8/5/2014-28994)
Hasta hakları uygulamalarının yürütülmesi amacıyla sağlık kurum ve kuruluşları bünyesinde hasta iletişim birimleri oluşturulur.
İl sağlık müdürlüğü; üniversite hastaneleri, askeri hastaneler ve özel sağlık kurum ve kuruluşları, kamu hastaneleri, ağız diş sağlığı merkezleri, aile sağlığı merkezleri ve toplum sağlığı merkezlerinden gelen başvuruları değerlendirmek, karara bağlamak, öneri sunmak ve düzeltici işlemleri belirlemek üzere Hasta Hakları Kurulu oluşturur.
Kurul, başkan dahil aşağıdaki üyelerden oluşur. İl sağlık müdürü veya müdürlük temsilcisi Kurulun başkanıdır.
Diğer üyeler şunlardır: şikayet edilen personelin varsa bir işyeri sendika temsilcisi, şikayet edilen personelin görev yaptığı kurumun ildeki üst yöneticisi tarafından görevlendirilen bir kurum temsilcisi (üniversite rektörlüğü, Halk Sağlığı Müdürlüğü, Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği), özel sağlık kuruluşlarında ise kuruluşun üst yöneticisi tarafından belirlenen bir temsilci, hasta hakları derneklerinden yoksa tüketici derneklerinden bir temsilci, valilikçe görevlendirilen bir vatandaş.
Birden fazla hasta hakları derneğinin veya tüketici derneğinin başvurması durumunda, dernek temsilcisi il sağlık müdürlüğünce kura yoluyla belirlenir.
İl sağlık müdürlüğü ihtiyaç halinde birden fazla kurul oluşturabilir.
Bu Yönetmelik kapsamında yapılacak sertifikalı eğitimler 4/2/2014 tarihli ve 28903 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı Sertifikalı Eğitim Yönetmeliği hükümlerine tabidir.
Kurulun Görevleri, Çalışma Usul ve Esasları
Madde 42/C –(Ek:RG-8/5/2014-28994)
Kurulun görevleri ile çalışma usul ve esasları şunlardır;
a) Kurul, sağlık kurum ve kuruluşu tarafından yerinde çözülemeyen yazılı ve/veya elektronik başvuruları değerlendirir.
b) Hasta hakları uygulamalarına veya etik ilkelere aykırı davranış sebebiyle kurul tarafından verilen ihlal kararları, ilgili sağlık kurum ve kuruluşuna ve ilgili personele yazılı olarak tebliğ edilir. Son altı ay içerisinde ikiden fazla hak ihlali kararı verilen sağlık meslek mensubu hakkındaki dosya 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 23 üncü maddesinin yedinci fıkrasının (b) bendi hükmüne göre Sağlık Meslekleri Kuruluna gönderilir.
c) Kurul, gerek görürse hasta hakları ihlaline sebep olabilecek uygulamaları inceler ve hasta haklarının geliştirilmesi için öneri ve düzeltici işlem belirlenmesine karar verir. Sağlık kurum ve kuruluşu belirlenen süre içinde gerekli önlemleri alır, girişimlerde bulunur ve yapılan işlem hakkında kurulu bilgilendirir.
ç) Kurul en geç on beş günde bir toplanır. Sekretarya hizmetleri il sağlık müdürlüğü hasta hakları koordinatörlüğünce yürütülür.
d) Kurul, başvurunun kurula ulaştığı tarihten itibaren otuz gün içerisinde başvuru hakkında karar verir.
e) Kurul, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu ile karar alır. Karara itirazı olan üyelerin karşı oy gerekçeleri, kararın altına özet olarak yazılır.
f) Kararlar, üyeler tarafından imzalanarak dosyalanır. Kararlar ilgili sağlık kurum ve kuruluşu ile başvurana bildirilir.
g) Hasta iletişim birimine yapılan başvurular ve kurulda görüşülen dosyalar gizlidir, hiçbir şekilde üçüncü kişilere bilgi verilemez. Bilgi ve dosyalar resmi olarak talep edilmesi kaydıyla idari soruşturma yapan incelemeciye ya da adli mercilere gizliliğe riayet edilerek verilir. Kurul üyeleri gizliliğe riayet etmekle yükümlüdür.
ğ) Kurul gerek gördüğünde ilgilileri kurula davet edebilir.
h) Sivil toplum temsilcisi ve sendika temsilcisi olan üyelerin görev süresi takvim yılıdır. Komisyon üyelerinin görev süresi iki yıldır. Süresi dolan üyeler tekrar görevlendirilebilir. Kurul toplantılarına mazeretsiz olarak üst üste üç defa katılmayan üyenin üyeliği sona erer ve bu kişiler üç yıl süreyle yeniden üye olarak seçilemez. Herhangi bir sebeple boşalan üyelik için kalan süreyi tamamlamak üzere yeni üye seçilir.
ı) Tıbbi hata iddialarına ilişkin başvurular kurul tarafından değerlendirilmez.
İl sağlık müdürlüğünce bu Yönetmelik uygulamalarına aykırı davranışı tespit edilen kurul üyelerinin üyeliğine son verilir ve bunlar beş yıl süreyle yeniden üye olarak seçilemez.
Hasta hakları kurulu kararlarının özeti, şikayet edilen kişi isimlerine yer verilmeksizin il sağlık müdürlüğünün internet sayfasında duyurulur.
Sağlık Kurum ve Kuruluşlarının Sorumluluğu
Madde 43- Hasta haklarının ihlali halinde, personeli istihdam eden kurum ve kuruluş aleyhine maddi veya manevi veyahut hem maddi ve hem de manevi tazminat davası açılabilir.
Ancak, aleyhine dava açılacak merciin kamu kurum ve kuruluşu olması halinde;
a) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12 nci maddesine göre; hakkın bir idari işlem dolayısı ile ihlal edilmesi halinde ilgililer, doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine dava açma süresi içerisinde tam yargı davası açabilirler.
b) Aynı Kanun’un 13 üncü maddesi uyarınca, zarar verici eylemin öğrenildiği tarihten itibaren en geç bir yıl içinde maddi ve manevi tazminat olarak istenilen tazminat miktarı ayrı ayrı gösterilerek idareye müracaat edilmesi ve talebin açıkça veya zımnen reddi halinde kanuni süresi içinde idari yargı mercilerinde dava açılması gerekir.
Devlet Memuru veya Diğer Kamu Görevlisi Personelin Sorumluluğu
Madde 44- Bu Yönetmelik’te gösterilmiş olan hasta haklarının fiilen kullanılmasına mani olan veya bu hakları başka şekilde ihlal eden personelin, cezai, mali ve inzibati sorumluluklarının tamamı veya bunlardan bir kısmı doğabilir.
Birinci fıkrada belirtilen sorumluluklar haricinde, ihlalin durumuna göre, personeli istihdam eden kurum ve kuruluş tarafından personel hakkında uygulanacak idari tedbir ve müeyyideler saklıdır.
Kamu Personelinin Sorumluluğunu Tespit Usulü
Madde 45- Kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personelin, hasta haklarını ihlal eden fiil ve halleri, şikayet halinde veya idarece kendiliğinden tespit edildiğinde, hadisenin takibi, soruşturulması ve gerekir ise müeyyideye bağlanması için doğrudan valiliklerce veyahut Bakanlık veya personelin görevli olduğu kurumlar tarafından müfettiş veya muhakkik görevlendirilir.
Kamu Personeli Hakkındaki Müeyyideler
Madde 46- Hasta haklarının Devlet memuru veya diğer kamu görevlisi personel tarafından ve görevleri sırasında herhangi bir şekilde ihlali halinde uygulanacak müeyyideler aşağıda gösterilmiştir:
a) Kamu görevlisi olan personelin fiilinin niteliğine göre, soruşturmacı tarafından hakkında disiplin cezası teklif edilmiş ise, mevzuatın öngördüğü disiplin cezaları yetkili amir veya kurullarca usulüne göre takdir edilir.
b) Hak ihlali aynı zamanda ceza hukukuna göre suç teşkil ettiği takdirde, memur olan personel hakkında, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre yapılan soruşturma sonucunda lüzum-u muhakeme kararı verilir ise, dosya cumhuriyet başsavcılığı’na gönderilerek ceza davası açılması ve böylece personel hakkında fiiline uygun bulunan cezai müeyyidenin tatbiki sağlanır.
c) Anayasa’nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13 üncü maddesi ve ilgili diğer mevzuat uyarınca, memurların ve diğer kamu görevlilerinin hukuki sorumluluğu doğrudan doğruya memur aleyhine açılacak dava yolu ile gerçekleştirilemez. Dava, 43 üncü maddede gösterilen usule göre, ancak idare aleyhine açılabilir. Bu personelin hukuki sorumluluğunun doğması, idare aleyhine açılacak dava neticesinde tazmin kararı verilmesine bağlıdır.
Kamu görevlisi personelin verdiği zarar, mahkeme kararı üzerine idare tarafından tazmin edildikten sonra, müsebbibi olan sorumlu personele rücu edilir.
d) Kamu görevlisi personelin mesleklerini resmi görevleri dışında serbest olarak icra etmekte iken işledikleri fiillerden dolayı haklarında 47 nci maddeye göre işlem yapılır.
Kamu Görevlisi Olmayan Personelin Sorumluluğu
Madde 47- Hasta haklarının Devlet memuru veya diğer kamu görevlisi olmayan personel tarafından herhangi bir şekilde ihlali halinde uygulanacak müeyyideler aşağıda gösterilmiştir:
a) Kamu görevlisi olmayan personel; hakları ihlal edilen hastanın doğrudan vaki olacak şikayeti üzerine veya bu fiillerin başka şekilde tespiti halinde Bakanlık veya başka kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan bildirim üzerine, bunların özel kanunlara göre kurulmuş olan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları haysiyet divanlarınca disiplin cezaları ile cezalandırılabilir.
b) Kamu görevlisi olmayan personelin hasta haklarını ihlallerinden doğan hukuki sorumlulukları, genel hükümlere göre doğrudan doğruya kendilerine veya bunları çalıştıran kurum ve kuruluşlara karşı veya hem kendilerine ve hem de çalıştıranlara karşı birlikte dava açılarak ileri sürülebilir.
c) Kamu görevlisi olmayan personel hakkında, ceza hukukuna göre suç teşkil eden fiilleri sebebiyle cezai müeyyideler tatbik edilmesi, genel hükümlere göre doğrudan doğruya cumhuriyet savcılıklarına yapılacak ihbar veya şikayet yoluyla gerçekleştirilebilir.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Son Hükümler
Kurum ve Kuruluş Yetkililerinin Görevi
Madde 48- Sağlık kurum ve kuruluşlarının yetkilileri; bu Yönetmelik’te ve diğer mevzuatta belirtilen hasta haklarının lafzına ve ruhuna uygun olarak kullanılabilmesine yardımcı olmak amacı ile bu Yönetmelik’te gösterilen “hasta hakları”nı bir liste, tabela veya broşür haline getirerek, bunları sağlık kurum ve kuruluşunun, hastalar, personel ve ziyaretçiler tarafından kolayca ulaşılıp okunabilecek uygun yerlerinde bulundurmak da dahil olmak üzere, gereken bütün tedbirleri almakla mükellef ve yetkilidir.
Saklı Olan Hükümler
Madde 49- Milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunması maksatları ve kanun hükümleri ile getirilen özel düzenlemeler ve sınırlamalar saklıdır.
Geçiş Hükmü
GEÇİÇİ MADDE 1 – (Ek:RG-8/5/2014-28994)
Sağlık kurum ve kuruluşları bünyesinde bulunan hasta hakları birimleri, en geç üç ay içerisinde hasta iletişim birimine dönüştürülür. Bünyesinde hasta iletişim birimi bulunmayan sağlık kurum ve kuruluşları en geç altı ay içerisinde bu birimi kurar.
İl sağlık müdürlüğü bünyesinde hasta hakları kurulu oluşturuluncaya kadar mevcut hasta hakları kurulları görevine devam eder. Bu maddenin yayımı tarihinden itibaren en geç altı ay içerisinde il sağlık müdürlüğünce kurul oluşturulur. İl sağlık müdürlüğü bünyesinde kurul oluşturulduğu tarihte mevcut hasta hakları kurulu ve üyelerinin görevi sona erer.
Yürürlük
Madde 50- Bu Yönetmelik, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 51- Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Resmi Gazetenin 2 Haziran 2018 tarihli sayısında yayınlanmıştır.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 2 Haziran 2018 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yeni çıkarılan yönetmelik ile 2013 yılında düzenlenen yönetmelik yürürlükten kalkmıştır.
Yönetmeliğin amacı, hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesine ilişkin her türlü arabuluculuk faaliyeti ile arabuluculuğa ilişkin usul ve esasları düzenlemek, Arabuluculuk sisteminin çerçeve kanunu olan 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunununun uygulamasını göstermektir.
İş Uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuğun esaslarını da düzenleyen İş Mahkemeleri Kanunu 2017 çıkarılmıştır. İş Mahkemeleri Kanunu 7036 kanun numarası ile 12.10.2017 tarihinde kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 25.10.2017 tarihli sayısına yayınlanmış ve 01.01.2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. İş Mahkemeleri Kanununa paralel olarak, arabulucuların uzmanlık alanları ve uzmanlığa ilişkin usul ve esaslar Daire Başkanlığı tarafından belirlenmiştir.
Arabuluculuk Kurulu, Türkiye Arabulucular Etik Kurallarını 2017 yılı sonunda düzenleyerek yayınlamıştır. Etik kurallar, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından hazırlanmış, Arabuluculuk Kurulu tarafından gözden geçirilerek kabul edilmiştir.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesine ilişkin her türlü arabuluculuk faaliyeti ile arabuluculuğa ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik; hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesine ilişkin her türlü arabuluculuk faaliyeti, idarenin taraf olduğu özel hukuk uyuşmazlıklarında idarenin temsili, dava şartı olarak düzenlenen arabuluculuk sürecinin usul ve esasları ile arabulucuların eğitimi, arabuluculuk sınavının yapılması, arabulucular sicilinin düzenlenmesi, arabulucuların ve eğitim kuruluşlarının denetlenmesi ile Arabuluculuk Daire Başkanlığı ve Arabuluculuk Kurulunun çalışma usul ve esaslarını kapsar.
Dayanak
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 15 inci maddesinin onuncu fıkrası, 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesi, 31 inci maddesinin sekizinci fıkrası, 36 ncı maddesi ile 12/10/2017 tarihli ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 3 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Adliye arabuluculuk bürosu: Arabuluculuğa başvuranları bilgilendirmek, arabulucuları görevlendirmek ve kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere Bakanlıkça adliyelerde kurulan birimi,
b) Arabulucu: Arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça oluşturulan arabulucular siciline kaydedilmiş gerçek kişiyi,
c) Arabuluculuk: Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve kamu hizmeti olarak yürütülen ihtiyari bir uyuşmazlık çözüm yöntemini,
ç) Arabulucu Bilgi Sistemi: Arabuluculukla ilgili tüm iş ve işlemlerin elektronik ortamda yapılmasını sağlayan bilişim sistemini,
d) Arabuluculuk bürosu: Arabulucunun işlerini yürüttüğü yeri,
e) Bakanlık: Adalet Bakanlığını,
f) Daire Başkanlığı: Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Arabuluculuk Daire Başkanlığını,
g) Eğitim kuruluşları sicili: Arabuluculuk eğitimi verme izni alan eğitim kuruluşlarının kaydedildiği sicili,
ğ) Eğitim modulü: Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan ve eğitim kuruluşlarına arabuluculuk eğitiminde kullanılmak üzere verilen eğitim ve öğretim materyallerini,
h) Elektronik ortam: Bilişim sistemi ve bilişim ağından oluşan toplam ortamı,
ı) Genel Müdürlük: Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünü,
i) İdare: 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan idare ve kurumlar ile 5018 sayılı Kanunda tanımlanan mahalli idareler ve bu idareler tarafından kurulan işletmeleri, özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmelerini, sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları,
j) Kanun: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununu,
k) Komisyon: Arabuluculuk müzakerelerinde idareyi temsil eden komisyonu,
l) Kurul: Arabuluculuk Kurulunu,
m) Sicil: Arabulucular sicilini,
n) Tarife: Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından yıllık olarak hazırlanan ve Kurul tarafından onaylanan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesini,
o) Üst yönetici: Bakanlıklarda müsteşarı, il özel idarelerinde valiyi, belediyelerde belediye başkanını, diğer kamu idarelerinde kendi mevzuatına göre tanımlanan en üst yöneticiyi veya kurulu,
ö) Yazılı sınav: Temel arabuluculuk eğitimini tamamlayanlara Bakanlıkça yapılacak yazılı sınavı,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Arabuluculuğun Temel İlkeleri
İradi olma ve eşitlik
MADDE 5 – (1) Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda tamamen serbest olup, öncelikle uyuşmazlığı arabuluculuk yoluyla sonuçlandırma konusunda anlaşırlar. Taraflar, bu sürecin içine zorla dâhil edilemeyecekleri gibi her aşamada uyuşmazlığı arabuluculuk yoluyla çözmekten de vazgeçebilirler. Ancak dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin özel hükümler saklıdır.
(2) Taraflar, gerek arabulucuya başvururken gerekse süreç boyunca eşit haklara sahiptirler. Taraflardan biri arabuluculuk sürecinin dışında bırakılamayacağı gibi söz hakkı da diğerine göre kısıtlanamaz.
Gizlilik
MADDE 6 – (1) Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça arabulucu, arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde kendisine sunulan veya herhangi bir şekilde elde ettiği bilgi ve belgeler ile diğer kayıtları gizli tutmakla yükümlüdür.
(2) Aksi kararlaştırılmadıkça taraflar, kanuni temsilcileri, avukatları ve görüşmelere katılan diğer kişiler de bu konudaki gizliliğe uymak zorundadır.
(3) Gizlilik kuralına uyma yükümlülüğü, arabulucunun yanında çalışan kişiler, denetim ve gözetimi altında ilgili mevzuat çerçevesinde staj yapanlar, Bakanlık ve Kurul görevlileri yönünden de geçerlidir.
(4) Gizlilik kuralına aykırı hareket eden arabulucunun; hukuki ve cezai sorumluluğu saklı olup, sicilden silinmesine karar verilebilir.
Beyan veya belgelerin kullanılamaması
MADDE 7 – (1) Taraflar, arabulucu veya arabuluculuğa katılanlar da dâhil olmak üzere üçüncü bir kişi, uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk davası açıldığında yahut tahkim yoluna başvurulduğunda, aşağıdaki beyan veya belgeleri delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık yapamaz:
a) Taraflarca yapılan arabuluculuk daveti veya bir tarafın arabuluculuk faaliyetine katılma isteği.
b) Uyuşmazlığın arabuluculuk yolu ile sona erdirilmesi için taraflarca ileri sürülen görüşler ve teklifler.
c) Arabuluculuk faaliyeti esnasında, taraflarca ileri sürülen öneriler veya herhangi bir vakıa veya iddianın kabulü.
ç) Sadece arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla hazırlanan belgeler.
(2) Birinci fıkra hükmü, beyan veya belgenin şekline bakılmaksızın uygulanır.
(3) Birinci fıkrada belirtilen bilgilerin açıklanması mahkeme, hakem veya herhangi bir idari makam tarafından istenemez. Bu beyan veya belgeler, birinci fıkrada öngörülenin aksine, delil olarak sunulmuş olsa dahi hükme esas alınamaz. Ancak, söz konusu bilgiler bir kanun hükmü tarafından emredildiği veya arabuluculuk süreci sonunda varılan anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekli olduğu ölçüde açıklanabilir.
(4) Birinci, ikinci ve üçüncü fıkralar, arabuluculuğun konusuyla ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, hukuk davası ve tahkimde uygulanır.
(5) Birinci fıkrada belirtilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla, hukuk davası ve tahkimde ileri sürülebilen deliller, sadece arabuluculukta sunulmaları sebebiyle kabul edilemeyecek deliller hâline gelmez.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Arabulucuların Hak ve Yükümlülükleri
Unvanın kullanılması
MADDE 8 – (1) Arabulucu unvanını ve bu unvanın sağladığı yetkileri sadece sicile kayıtlı arabulucular kullanabilir. Hukuk uyuşmazlıklarında arabulucular haricinde, her ne nam altında olursa olsun taraflar arasında iletişim ve müzakere sürecini yürütmek üzere bir üçüncü kişi görevlendirilemez.
(2) Arabulucu, arabuluculuk faaliyetine başlamadan önce bu unvanını taraflara bildirmek zorundadır.
(3) Daire Başkanlığı, arabulucuların uzmanlık alanlarını ve uzmanlığa ilişkin usul ve esasları belirler.
Ücret ve masrafların istenmesi
MADDE 9 – (1) Arabulucu yapmış olduğu faaliyet karşılığı ücret ve masrafları isteme hakkına sahiptir. Arabulucu, ücret ve masraflar için avans da talep edebilir.
(2) Arabulucu, arabuluculuk süreci başlamadan önce de arabuluculuk teklifinde bulunan taraf veya taraflardan ücret ve masraflar için avans isteyebilir. Bu fıkra uyarınca alınan ücret arabuluculuk süreci sonunda alınacak arabuluculuk ücretinden mahsup edilir. Arabuluculuk sürecinin başlamaması hâlinde bu ücret iade edilmez. Masraftan kullanılmayan kısım arabuluculuk süreci sonunda iade edilir.
(3) Aksi kararlaştırılmadıkça arabulucunun ücreti, faaliyetin sona erdiği tarihte yürürlükte bulunan Tarifeye göre belirlenir ve ücret ile masraf, taraflarca eşit olarak karşılanır.
(4) Arabulucu, arabuluculuk sürecine ilişkin olarak belirli kişiler için aracılık yapma veya belirli kişileri tavsiye etmenin karşılığı olarak herhangi bir ücret talep edemez. Bu yasağa aykırı olarak tesis edilen işlemler batıldır.
Taraflarla görüşme ve iletişim kurulması
MADDE 10 – (1) Arabulucu, tarafların her biri ile ayrı ayrı veya birlikte görüşebilir. Bu amaçla her türlü iletişim aracını kullanabilir.
(2) Arabulucu, arabuluculuk faaliyetine ilişkin işlem ve eylemlerin doğru uygulandığına dair başlangıcından sona ermesine kadar sürece ilişkin önemli hususları belgelendirir. Belge, arabulucu, taraflar ile varsa tarafların kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır. Belge, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanmaz ise sebebi belirtilmek sureti ile sadece arabulucu tarafından imzalanır.
Görevin özenle ve tarafsız biçimde yerine getirilmesi
MADDE 11 – (1) Arabulucu görevini özenle ve bizzat kendisi yerine getirmek zorunda olup, bu görevini kısmen dahi olsa bir başkasına devredemez.
(2) Arabulucu, arabuluculuk faaliyetini yürütürken tarafsız davranmak zorunda olup, tarafsızlığı hakkında şüpheye yol açacak tutum ve davranışta bulunamaz.
(3) Arabulucu olarak görevlendirilen kimse, tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek önemli hâl ve şartların varlığı veya bu hâl ve şartların sonradan ortaya çıkması hâlinde tarafları bilgilendirmekle yükümlüdür. Bu açıklamaya rağmen taraflar, arabulucudan görevi üstlenmesini birlikte talep ederlerse, arabulucu bu görevi üstlenebilir yahut üstlenmiş olduğu görevi sürdürebilir.
(4) Arabulucu, taraflar arasında eşitliği gözetmekle yükümlüdür.
(5) Arabulucu, bu sıfatla görev yaptığı uyuşmazlık ile ilgili olarak açılan davada, daha sonra taraflardan birinin avukatı olarak görev üstlenemez.
Reklam yasağı
MADDE 12 – (1) Arabulucuların iş elde etmek için reklam sayılabilecek her türlü teşebbüs ve harekette bulunmaları ve özellikle tabelalarında ve basılı kâğıtlarında arabulucu, avukat ve akademik unvan ile sicil numarası haricinde başka sıfat kullanmaları yasaktır.
Tarafların aydınlatılması
MADDE 13 – (1) Arabulucu, arabuluculuk faaliyetinin başında, tarafları arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında, şahsen ve gerektiği gibi aydınlatmakla yükümlüdür.
(2) Arabulucu, arabuluculuk yoluyla çözümlenen hukuki uyuşmazlıklar ve arabuluculuk faaliyeti sonucunda tarafların anlaşmaya varması durumunda düzenlenecek olan anlaşma belgesi ile icra edilebilirliğin nitelik ve hukuki sonuçları hakkında tarafları bilgilendirir.
Aidat ödenmesi
MADDE 14 – (1) Arabuluculardan sicile kayıtlarında giriş aidatı ve her yıl için yıllık aidat alınır. Aidatlar Maliye Bakanlığına ödenir.
(2) Aidatlar, her yıl için Kurul tarafından belirlenir.
(3) Giriş aidatı ve yıllık aidatlar genel bütçeye gelir kaydedilir.
(4) Yıllık aidat her yılın Haziran ayı sonuna kadar ödenir.
İKİNCİ KISIM
Özel Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Arabuluculuk Faaliyeti
Arabulucuya başvuru
MADDE 15 – (1) Taraflar dava açılmadan önce veya davanın görülmesi sırasında arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler. Mahkeme de tarafları arabulucuya başvurmak konusunda; arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında aydınlatıp, arabuluculuk yoluyla uyuşmazlığın çözülmesinin sosyal, ekonomik ve psikolojik açıdan faydalarının olabileceğini hatırlatarak onları teşvik edebilir. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki ön incelemeye ilişkin düzenlemeler saklıdır.
(2) Aksi kararlaştırılmadıkça, taraflardan birinin arabulucuya başvuru teklifine otuz gün içinde olumlu cevap verilmez ise bu teklif reddedilmiş sayılır.
(3) Arabuluculuk ücretini karşılamak için adli yardıma ihtiyaç duyan taraf, adliye arabuluculuk bürosunun bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinin kararıyla adli yardımdan yararlanabilir. Bu konuda 6100 sayılı Kanunun 334 ilâ 340 ıncı maddeleri kıyasen uygulanır.
(4) Üçüncü fıkra kapsamında arabuluculuk hizmeti verilmesi hâlinde arabulucunun ücreti Tarifeye göre belirlenir.
(5) Arabuluculuk sürecinde tarafların avukatlık hizmeti bakımından adli yardımdan yararlanabilmesi hususunda 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 176 ilâ 181 inci maddeleri uygulanır.
Arabulucunun seçilmesi
MADDE 16 – (1) Başkaca bir usul kararlaştırılmadıkça arabulucu veya arabulucular taraflarca seçilir.
Arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesi
MADDE 17 – (1) Arabulucu, seçildikten sonra tarafları en kısa sürede ilk toplantıya davet eder.
(2) Taraflar, emredici hukuk kurallarına aykırı olmamak kaydı ile arabuluculuk usulünü serbestçe kararlaştırabilir.
(3) Taraflarca kararlaştırılmamışsa arabulucu; uyuşmazlığın niteliğini, tarafların isteklerini ve uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesi için gereken usul ve esasları göz önüne alarak arabuluculuk faaliyetini yürütür.
(4) Niteliği gereği yargısal bir yetkinin kullanımı olarak sadece hâkim tarafından yapılabilecek işlemler arabulucu tarafından yapılamaz.
(5) Arabulucu, sürecin yürütülmesi sırasında, taraflara hukuki tavsiyelerde bulunamaz.
(6) Arabulucu, arabuluculuk sürecini yürütürken tarafların temel çıkar ve gereksinimlerini ortaya koymaları ve bu doğrultuda menfaat temelli anlaşma sağlamaları için çaba gösterir. Arabulucu bu aşamada çözüm önerisinde bulunamaz. Ancak tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde arabulucu menfaat temelli bir çözüm önerisinde bulunabilir. Bununla beraber tarafları bir çözüm önerisi ya da öneriler dizisini kabule zorlayamaz. Ancak, taraflardan birinin uyuşmazlığın çözümü bağlamında sunmuş olduğu bir önerinin arabulucu tarafından, diğer tarafa iletilmesi ve onun bu konudaki beyanının alınması bu kapsamda değerlendirilemez.
(7) Dava açıldıktan sonra tarafların birlikte arabulucuya başvuracaklarını beyan etmeleri hâlinde yargılama, mahkemece üç ayı geçmemek üzere ertelenir. Bu süre, tarafların birlikte başvurusu üzerine bir defaya mahsus olmak üzere üç aya kadar uzatılabilir.
(8) Arabuluculuk müzakerelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığı ile katılabilirler. Tarafların açık rızasıyla uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayabilecek uzman kişiler de müzakerelerde hazır bulundurulabilir.
(9) Arabulucular, Arabulucu Bilgi Sistemi üzerinden faaliyetlerini yürütebilirler.
(10) Arabulucular, yargı organları ve elektronik altyapısını tamamlamış kamu kurum ve kuruluşları ile bilgi ve belge alışverişini elektronik ortamda yapabilirler.
İdarenin temsili
MADDE 18 – (1) Arabuluculuk müzakerelerinde idareyi, üst yönetici tarafından belirlenen iki üye ile hukuk birimi amiri veya onun belirleyeceği bir avukat ya da hukuk müşavirinden oluşan komisyon temsil eder. Hukuk biriminin veya kurum avukatının olmadığı hallerde komisyon üyelerinin tamamı üst yönetici tarafından belirlenir. Yedek komisyon üyeleri de aynı usulle seçilir. Komisyon kendisini vekil ile temsil ettiremez.
(2) İdare, arabuluculuk davetlerinin yapılacağı adres, kayıtlı elektronik posta adresi ve telefon numarasını, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içerisinde internet sitesinde yayınlar. Arabulucular görüşmeler kapsamında yapacakları davetlerde öncelikle bu bilgileri esas alır.
(3) Komisyonda 2 yıl süreyle görev yapmak üzere asıl ve yedek üyeler belirlenir. İdare merkezde veya taşra teşkilatlarında komisyonlar kurabilir.
(4) Süresi dolan üye yeniden seçilebilir. Asıl üyenin katılamadığı toplantıya yedek üye katılır. Komisyon kararlarını oy birliği ile alır.
(5) Belirlenen komisyon üyeleri arabuluculuk sürecinde karar alma konusunda tam yetkilidir.
(6) Komisyon, arabuluculuk müzakereleri sonunda gerekçeli bir rapor düzenler ve beş yıl boyunca saklar. Komisyonun sekretarya hizmetlerini yürüten birim tarafından gerekçeli raporların saklanmasına ilişkin gerekli tedbirler alınır.
(7) Komisyon üyeleri, bu madde kapsamındaki görevleri uyarınca aldıkları kararlar ve yaptıkları işlemler nedeniyle görevinin gereklerine aykırı davrandıklarının mahkeme kararıyla tespit edilmesi dışında, mali ve idari yönden sorumlu tutulamazlar.
(8) Komisyon üyelerinin arabuluculuk faaliyeti kapsamında yaptıkları işler ve aldıkları kararlar sebebiyle açılacak tazminat davaları, ancak Devlet aleyhine açılabilir. Devlet ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan üyelere ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder.
(9) Devlet aleyhine tazminat davası açılması hâlinde mahkeme ilgili komisyon üyelerine davayı re’sen ihbar eder.
(10) Komisyonun ve sekretaryasının çalışma usul ve esasları idareler tarafından belirlenir.
(11) Komisyon üyeleri bu madde kapsamındaki görevleri uyarınca ilgili özel ve kamu kurum ve kuruluşları ile sekretarya aracılığıyla yazışma yetkisine sahiptir. Kurum ve kuruluşlar tarafından komisyona ivedi olarak cevap verilir.
(12) İdarelerin taraf olduğu özel hukuk uyuşmazlıklarında, arabuluculuk sürecinde idarenin temsili, anlaşma belgesinin düzenlenmesi ve diğer hususlarda 7036 sayılı Kanun ile bu Yönetmelik hükümleri uygulanır.
Arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi
MADDE 19 – (1) Arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dava açılmasından sonra arabulucuya başvuru hâlinde ise bu süreç, mahkemenin tarafları arabuluculuğa davetinin taraflarca kabul edilmesi veya tarafların arabulucuya başvurma konusunda anlaşmaya vardıklarını duruşma dışında mahkemeye yazılı olarak beyan ettikleri ya da duruşmada bu beyanlarının tutanağa geçirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
(2) Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.
Arabuluculuğun sona ermesi
MADDE 20 – (1) Aşağıda belirtilen hâllerde arabuluculuk faaliyeti sona erer:
a) Tarafların uyuşmazlık konusu üzerinde anlaşmaya varması.
b) Taraflardan birinin karşı tarafa veya arabulucuya, arabuluculuk faaliyetinden çekildiğini bildirmesi.
c) Tarafların anlaşarak arabuluculuk faaliyetini sona erdirmesi.
ç) Taraflara danışıldıktan sonra arabuluculuk için daha fazla çaba sarf edilmesinin gereksiz olduğunun arabulucu tarafından tespit edilmesi.
d) Uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olmadığının tespit edilmesi.
(2) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı son tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu tutanak; arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır. Tutanak; taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanmazsa, sebebi belirtilmek sureti ile sadece arabulucu tarafından imzalanır.
(3) Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir. Arabulucu, bu tutanak ve sonuçları konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapar.
(4) Arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi hâlinde, arabulucu, bu faaliyete ilişkin kendisine yapılan bildirimi, tevdi edilen ve elinde bulunan belgeleri, ikinci fıkraya göre düzenlenen tutanağı beş yıl süre ile saklamak zorundadır. Arabulucu, arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlediği son tutanağın birer örneğini taraflara verir. Tutanağın bir örneğini de arabuluculuk faaliyetinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde Arabulucu Bilgi Sistemi üzerinden Genel Müdürlüğe gönderir.
(5) Arabulucu, arabuluculuk sürecinde hukuki ve fiili sebeplerle görevini yapamayacak hâle gelirse, tarafların üzerinde anlaştığı yeni bir arabulucu ile süreç kaldığı yerden devam ettirilebilir. Önceki yapılan işlemler geçerliliğini korur.
Tarafların anlaşması
MADDE 21 – (1) Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir, anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde, bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır.
(2) Taraflar, arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır.
(3) Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, çekişmesiz yargıya ilişkin yetki hükümleri yanında arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir.
(4) Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir.
(5) İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılır. Ancak arabuluculuğa elverişli olan aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda inceleme duruşmalı olarak yapılır. Bu incelemenin kapsamı anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebrî icraya elverişli olup olmadığı hususları ile sınırlıdır. Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bunun üzerine verilecek kararlara karşı ilgili tarafından istinaf yoluna gidilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden başka bir resmî işlemde kullanmak isterlerse, damga vergisi de maktu olarak alınır.
(6) Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır.
(7) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.
İKİNCİ BÖLÜM
Dava Şartı Olarak Arabuluculuk
Dava şartı olarak arabuluculuk
MADDE 22 – (1) Arabulucuya başvurulmuş olmasının kanunla dava şartı olarak düzenlendiği durumlarda davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.
(2) Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.
(3) Dava dilekçesi içeriğinden açıkça arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde derhal herhangi bir usuli işlem yapılmadan ve duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
Dava şartı olarak arabuluculuğa başvuru
MADDE 23 – (1) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki adliye arabuluculuk bürosuna, adliye arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne yapılır. Adliye arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde, büronun görevini, görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü yerine getirir.
(2) Tarafların ve uyuşmazlık konusunun aynı olduğu durumlarda birden fazla başvuru yapılmış ise, başvurunun hukuki sonuçları bakımından ilk başvuru esas alınır.
(3) Başvuru, dilekçe ile veya bürolarda bulunan formların doldurulması suretiyle yahut elektronik ortamda yapılabilir.
(4) Arabuluculuk başvurusu sırasında başvurandan, uyuşmazlık konusuna ilişkin hususların açıklanması istenir.
Dava şartı olarak arabuluculukta arabulucunun görevlendirilmesi
MADDE 24 – (1) Arabulucu, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanlıklarına bildirilen listeden adliye arabuluculuk bürosu tarafından puanlama yöntemiyle belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde başvuru sırasında anlaşmaları hâlinde taraflar veya tarafların imzasını taşıyan bir tutanakla beraber üzerinde anlaşılan arabulucu, durumu adliye arabuluculuk bürosuna bildirdiğinde bu arabulucu görevlendirilir. Dava şartı olan arabuluculuk ile ilgili uyuşmazlıklarda liste dışında bir arabulucu görevlendirilemez.
(2) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini adliye arabuluculuk bürosuna verir. Adliye arabuluculuk bürosu, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, uyuşmazlık konusuyla sınırlı olmak üzere adliye arabuluculuk bürosu tarafından talep edilen iletişim bilgilerini vermekle yükümlüdür.
(3) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya adliye arabuluculuk bürosu tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya tarafları ve varsa avukatlarını birlikte davet eder. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. Arabulucu taraflara ulaşamaması hâlinde, ulaşmak için hangi yolları denediğini ve hangi sebeplerle ulaşamadığını son tutanakta belirtir.
Dava şartı olarak arabuluculukta arabuluculuk faaliyeti
MADDE 25 – (1) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları, idareler ise oluşturacakları komisyon aracılığıyla katılabilirler. İşverenin adi veya resmi yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir.
(2) Arabulucu adliye arabuluculuk bürosu tarafından görevlendirildikten sonra ilk önce başvuran taraftan başlamak üzere asiller ile ön görüşme yapar, başvurucudan ve diğer taraftan uyuşmazlığın esasını öğrenir. Arabulucu asilleri, arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında aydınlatıp, arabuluculuk yoluyla uyuşmazlığın çözümünün ekonomik, sosyal ve psikolojik faydalarının olduğunu hatırlatarak onları bilgilendirir. Asilleri ilk oturuma varsa vekilleri ile birlikte davet eder.
(3) Arabulucu ilk oturum davetini yaparken toplantı tarihi ve yerinin belirlenmesi konusunda taraflar ile iletişim kurar. Taraflarla yaptığı görüşme sonucunda bir mutabakat sağlanamazsa toplantı tarihini ve yerini kendisi belirler.
(4) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan adliye arabuluculuk bürosunun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle adliye arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhal ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere adliye arabuluculuk bürosuna teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden ivedilikle yapacağı inceleme sonunda yetkili adliye arabuluculuk bürosunu belirleyip kesin olarak karara bağlar ve dosyayı adliye arabuluculuk bürosuna iade eder. Yetki itirazına ilişkin inceleme yapılırken mahkemece atamayı yapan büro değil görevlendirilen arabulucunun listesinde kayıtlı bulunduğu komisyon dikkate alınır.
Mahkeme kararı adliye arabuluculuk bürosu tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara masrafı suçüstü ödeneğinden karşılanmak üzere tebliğ edilir. Yetkisiz adliye arabuluculuk bürosu ayrıca kararı görevlendirdiği arabulucuya bildirir. Arabulucu görevlendirmeyi Arabulucu Bilgi Sistemi üzerinden sonlandırır. Arabulucu bundan önceki yaptığı hizmetler sebebiyle 26 ncı maddenin ikinci fıkrası uyarınca ücrete hak kazanır. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve 27 nci maddenin birinci fıkrasında belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili adliye arabuluculuk bürosuna başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz adliye arabuluculuk bürosuna başvurma tarihi yetkili adliye arabuluculuk bürosuna başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili adliye arabuluculuk bürosu, 24 üncü maddenin birinci fıkrası uyarınca arabulucu görevlendirir.
(5) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. Sürenin sonucunda arabulucu anlaşamama yönünde re’sen son tutanağı düzenler.
(6) Tarafların uyuşmazlık konusunda anlaşmaları veya kısmen anlaşmaları hâlinde süreç anlaşma son tutanağı ile sonuçlandırılır. Bunların haricindeki her durumda taraflar anlaşmamış sayılır ve anlaşmama son tutanağı düzenlenir.
(7) Tarafların arabuluculuk sürecinde ileri sürülen taleplerden bir kısmı üzerinde anlaşmaya varmaları hâlinde, üzerinde anlaşma sağlanan ve sağlanamayan hususlar son tutanakta açıkça belirtilir ve ücret taraflardan aksi kararlaştırılmadıkça eşitçe alınır.
(8) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması, yapılan görüşmeler sonucunda veya kanunda belirtilen süre içerisinde anlaşmaya varılamaması yahut varılması hallerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhal adliye arabuluculuk bürosuna bildirir.
(9) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Arabulucu tarafları ilk toplantıya her türlü iletişim aracıyla davet ettiğini belgelendirir. Arabulucunun düzenlediği belgeler geçerli mazeretin değerlendirilmesinde esas alınır.
Dava şartı olarak arabuluculukta arabuluculuk ücreti ve giderler
MADDE 26 – (1) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda tamamen veya kısmen anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir.
(2) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Bakanlık bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde, Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır.
Bakanlık bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. Dava açılması hâlinde mahkeme tarafından dava öncesi ödenen arabuluculuk ücretlerine ilişkin makbuz dosyaya eklenir. Yargılama giderleri olarak hükmedilen tutar 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilir.
(3) Sürecin sehven kayıt, mükerrer kayıt veya arabuluculuğa elverişli olmama nedeniyle sona erdirilmesi hallerinde arabulucuya ikinci fıkra uyarınca ücret ödenmez.
(4) Bu madde uyarınca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Bakanlık bütçesinden karşılanır. Dava açılması hâlinde mahkeme tarafından, yapılan zorunlu giderlere ilişkin makbuz dosyaya eklenir. Yargılama giderleri olarak hükmedilen tutar 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilir.
(5) Adliye arabuluculuk bürosu tarafından, adliye arabuluculuk bürosu bulunmayan yerde sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü tarafından Bakanlık tarafından ödenen arabuluculuk ücretine ilişkin liste, ödenmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.
(6) Kamu görevlileri tarafından yürütülen arabuluculuk faaliyetleri sonucunda taraflarca anlaşılan ya da Tarifeye göre tahakkuk edecek arabuluculuk ücreti, arabulucunun listesinde yer aldığı komisyona bağlı adliye arabuluculuk bürosu veya adliye arabuluculuk bürosu bulunmayan yerde sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne arabulucu tarafından bildirilir. Taraflar, arabulucu ücretini belirlenen tarihte adliye arabuluculuk bürosu veznesine yatırır. Adliye arabuluculuk bürosu yasal kesintileri yaptıktan sonra arabulucunun bildirmiş olduğu banka hesabına havale eder. Dava şartı olan arabuluculukta anlaşamama hâlinde düzenlenen sarf kararı gereğince ücret Cumhuriyet savcılığınca arabulucunun banka hesabına yatırılır.
Dava şartı olarak arabuluculuğun sürelere etkisi
MADDE 27 – (1) Adliye arabuluculuk bürosuna başvurulmasından, son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede uyuşmazlık konusu hususlarda zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.
Dava şartı olarak arabuluculukta yetki ve atama usulü
MADDE 28 – (1) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren adliye arabuluculuk bürosunun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür.
(2) Seri uyuşmazlıklar, adliye arabuluculuk bürosu tarafından atanan aynı arabulucuya tevdi edilir. Seri uyuşmazlığın sayısı ve puanlama usulü Daire Başkanlığınca belirlenir.
(3) Adliye arabuluculuk bürosunca yapılan atamalarda her dosya için arabulucuya puan verilir, puanlama ve atama usulü ile performans kriterleri Daire Başkanlığı tarafından belirlenir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Arabulucular Sicili
Sicilin tutulması
MADDE 29 – (1) Özel hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk yapma yetkisini kazanmış kişilerin sicilleri, sicil numarası verilmek suretiyle, Daire Başkanlığınca tutulur.
(2) Sicilde kişinin ad ve soyadı, uzmanlık alanı, varsa diğer mesleği, iş adresi ve akademik unvanı gibi şahsi bilgileri yer alır. Bu bilgiler, Daire Başkanlığı internet sitesinde duyurulur.
(3) Arabulucu, sicilde yer alan kendisine ait bilgilerde meydana gelen her türlü değişikliği bir ay içinde varsa belgesi ile birlikte Genel Müdürlüğe bildirmek zorundadır. Bu değişiklikler ile ilgili olarak Daire Başkanlığı tarafından elektronik ortamda gerekli düzeltmeler yapılır.
(4) Daire Başkanlığı, arabulucular hakkında elektronik ortamda şahsi sicil dosyası tutar. Şahsi sicil dosyasına arabulucunun kimliği, öğrenim ve meslek durumu, bildiği yabancı dil, meslekî eserleri ve yazıları, disiplin ve ceza soruşturması ve sonuçları, başka görevlerde geçen hizmet gibi hususlara ilişkin belgeler konulur.
Sicile kayıt olma şartları
MADDE 30 – (1) Sicile kayıt, ilgilinin Daire Başkanlığına Arabulucu Bilgi Sistemi üzerinden başvurması ve şartları taşıdığının anlaşılması üzerine yapılır.
(2) Sicile kaydedilebilmek için;
a) Türk vatandaşı olmak,
b) Mesleğinde en az beş yıllık kıdeme sahip hukuk fakültesi mezunu olmak,
c) Tam ehliyetli olmak,
ç) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak,
d) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak,
e) Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve Bakanlıkça yapılan yazılı sınavda başarılı olmak, gerekir.
(3) İlgili, başvuru sırasında 29 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şahsi bilgilerini içeren belgeler ile bu maddenin ikinci fıkrasındaki şartları taşıdığına dair belgeleri elektronik ortamda iletir.
(4) Başvuru tarihi itibarı ile fiilen avukatlık mesleğini veya bir kamu görevini ifa etmeyen başvuru sahiplerinin, arabuluculuk mesleğini yapmalarına ruhen ve bedenen engel bir hâllerinin bulunmadığını sağlık kuruluşlarından alacakları raporlarla belgelendirmeleri gerekir.
(5) Sicile kayıt için başvuruda bulunan kişi, ikinci fıkranın (b) bendindeki şartı taşıdığını ve dördüncü fıkrada bahsedilen sağlık durumunu düzenlenme tarihi itibarı ile altı aydan daha eski tarihli olmayan belgelerle ispatlamak zorundadır.
(6) İkinci fıkrada sayılan sicile kayıt şartlarını taşıdığı anlaşılan ve belgelerinde eksiklik bulunmayan başvuru sahiplerinin sicile kayıtlarının yapılacağı hususu ile şartları taşımadığı anlaşılan veya verilen bir aylık süreye rağmen eksik belgelerini sunmayan başvuru sahiplerinin sicile kayıtlarının yapılamayacağı hususunda Daire Başkanlığınca başvuru tarihinden veya eksik belgenin ikmalinden itibaren iki ay içinde karar verilir. Bu kararlar ilgilisine de tebliğ edilir. Bu kişiler belge eksikliklerini ikmal ettiklerinde yeniden sicile kayıt için başvuruda bulunabilirler.
(7) Arabulucu, sicile kayıt tarihinden itibaren faaliyetine başlayabilir.
(8) Arabulucu, üçüncü fıkrada sayılan şartlarla ilgili olarak kendisine ait bilgilerde meydana gelen her türlü değişikliği bir ay içinde varsa belgesi ile birlikte Genel Müdürlüğe iletir. Bu değişiklikler ile ilgili olarak Daire Başkanlığı tarafından sicilde ve elektronik ortamda gerekli düzeltmeler yapılır.
(9) Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabulucuları, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Bir arabulucu, en fazla üç komisyon listesine kaydolabilir.
Sicilden silinme
MADDE 31 – (1) Arabuluculuk için aranan koşulları taşımadığı hâlde sicile kaydedilen veya daha sonra bu koşulları kaybeden arabulucunun kaydı Daire Başkanlığınca silinir. Arabulucunun ölümü hâlinde de aynı işlem yapılır.
(2) Daire Başkanlığı, Kanunun öngördüğü yükümlülükleri önemli ölçüde veya sürekli yerine getirmediğini tespit ettiği arabulucuyu yazılı olarak uyarır; uyarıya uyulmaması hâlinde arabulucunun yazılı savunmasını ister. Arabulucu, istemin tebliğinden itibaren on günlük süre içinde savunmasını vermek zorundadır. Tebliğden imtina eden veya bu süre içinde savunmada bulunmayan arabulucu savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. Bu işlemlerden sonra Daire Başkanlığı, gerekirse arabulucunun adının sicilden silinmesini Kuruldan talep eder. Kurul tarafından sicilden silinmeye yönelik bir karar verilirse Daire Başkanlığınca bu karar ilgilisine tebliğ edilir.
(3) Arabulucu, sicilden kaydının silinmesini her zaman isteyebilir. Bu şekilde sicilden kaydı silinenler sınav şartı aranmaksızın diğer şartları haiz ise yeniden sicile kayıt yaptırabilirler.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Eğitim, Sınav ve Denetim
BİRİNCİ BÖLÜM
Arabuluculuk Eğitimi ve Eğitim Kuruluşları
Arabuluculuk eğitimi
MADDE 32 – (1) Arabuluculuk eğitimi, hukuk fakültesi mezunu ve beş yıllık meslekî kıdem kazanmış kişiler tarafından alınan, arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesi ile arabuluculuğun yerine getirilmesi için gerekli olan bilgi ve becerilerin kazanılmasını amaçlayan eğitimi ifade eder.
(2) Arabulucu olacak kişilere altmışsekiz saati teorik ve onaltı saati uygulamalı olmak üzere asgari toplam seksendört saat arabuluculuk eğitimi verilir.
(3) Teorik ve uygulamalı eğitimin verilmesinde, eğitim modulü esas alınır.
(4) Eğitime katılanların, belgeye dayalı ve eğitim kuruluşlarınca kabul edilen haklı bir mazeretleri olmadıkça arabuluculuk eğitimi süresince verilen ders ve çalışmalara katılımları zorunludur. Eğitim kuruluşlarınca, adayların derslere devam durumunu gösteren çizelge düzenlenir ve derslerin 1/12’sine devam etmeyenlerin eğitim programıyla ilişiği kesilir.
(5) Daire Başkanlığı, arabulucuların uzmanlık alanlarını ve uzmanlığa ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.
(6) Arabuluculara, arabuluculuk eğitim izni verilen kuruluşlarca teorik ve uygulamalı, toplam sekiz saatten az olmamak üzere üç yılda bir defa yenileme eğitimi verilir. Arabulucular yenileme eğitimine sicile kaydedildiği tarihten itibaren üçüncü yılın içinde katılmak zorundadır.
(7) Yenileme eğitiminde; arabuluculuğa ilişkin mevzuat ve içtihat değişiklikleri ile arabuluculuk becerilerinin geliştirilmesine yönelik eğitim verilir.
Arabuluculuk eğitimi katılım belgesi
MADDE 33 – (1) Eğitim kuruluşlarınca, eğitimlerini başarı ile tamamlayan kişilere en geç bir ay içinde arabuluculuk eğitimini tamamladıklarına dair katılım belgesi verilir.
Eğitim kuruluşlarına izin verilmesi
MADDE 34 – (1) Arabuluculuk eğitimi üniversitelerin hukuk fakülteleri, Türkiye Barolar Birliği veya Türkiye Adalet Akademisi tarafından verilir. Bu kuruluşlar Bakanlıktan izin alarak eğitim verebilirler. İzin verilen eğitim kuruluşlarının listesi elektronik ortamda yayınlanır.
(2) İzin için yazılı olarak başvurulur. Başvuruda eğitimin içeriğini ve süresini kapsar şekilde eğitim programı, eğiticilerin sayısı, unvanları, uzmanlıkları, yeterlikleri ve eğitim programının finansman kaynakları ile eğitim verilecek mekânlar hakkında gerekçeli ve yeterli bilgilere yer verilir.
(3) Başvuruda sunulan belgelere dayalı olarak, eğitimin amacına ulaşacağı, eğitimin yapılacağı mekânların uygunluğu ve eğitim kuruluşlarında eğitim faaliyetinin devamlılığının sağlanacağı tespit edilirse, ilgili eğitim kuruluşuna en çok üç yıl için geçerli olmak üzere izin verilir. İzin verilen eğitim kuruluşu, eğitim kuruluşları siciline kaydedilir.
(4) İkinci ve üçüncü fıkralarda belirtilen nitelikleri taşımadığı anlaşılan eğitim kuruluşunun başvurusu, başvuru talebinin Bakanlığa ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde incelenerek reddedilir ve karar ilgilisine tebliğ edilir. Bakanlıkça iki ay içinde karar verilemediği takdirde talep reddedilmiş sayılır.
(5) İzin süresi uzatılmayan veya izni iptal edilen eğitim kuruluşu, eğitim kuruluşları sicilinden ve elektronik ortamdaki listeden silinir. Bu eğitim kuruluşuna ait belgeler dosyasında saklanır.
İzin süresinin uzatılması
MADDE 35 – (1) Sicile kayıtlı olan bir eğitim kuruluşu kayıt süresinin bitiminden en erken bir yıl ve en geç üç ay önce, eğitim kuruluşları sicilindeki kaydının geçerlilik süresinin uzatılmasını yazılı olarak talep edebilir. Eğitim kuruluşunun 36 ncı maddeye göre sunduğu raporlardan, arabuluculuk eğitiminin başarılı şekilde devam ettiği ve 37 nci maddede belirtilen sebepler bulunmadığı takdirde, verilmiş bulunan iznin geçerlilik süresi her defasında üç yıl uzatılabilir. Eğitim kuruluşu, süresi içinde yaptığı başvuru hakkında karar verilinceye kadar listede kayıtlı kalır.
(2) İzin süresinin uzatılmasına ilişkin talepler, talebin Bakanlığa ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde incelenerek karara bağlanır ve karar ilgilisine tebliğ edilir.
Daire Başkanlığına bilgi verme yükümlülüğü
MADDE 36 – (1) Eğitim kuruluşları, her yıl ocak ayında bir önceki yıl içinde gerçekleştirdikleri eğitim faaliyetinin kapsamı, içeriği ve başarısı konusunda Daire Başkanlığına bir rapor sunar.
(2) Rapor sunmayan eğitim kuruluşuna yazılı ihtarda bulunularak bir aylık süre verilir. İhtarda, raporun verilen süreye rağmen sunulmaması hâlinde eğitim verme izninin iptal edileceği hususu belirtilir.
Eğitim kuruluşuna verilen iznin iptali
MADDE 37 – (1) Aşağıdaki hâllerde eğitim kuruluşuna verilmiş olan izin, Bakanlığın talebi üzerine Kurul tarafından iptal edilir:
a) İzin verilebilmesi için aranan şartlardan birinin ortadan kalkmış olduğunun veya mevcut olmadığının tespiti.
b) Eğitimin yeterli şekilde verilemediğinin tespiti.
c) Arabuluculuk eğitimi başarı belgesi düzenlenmesinde sahtecilik veya önemli hatalar yapılması.
ç) 36 ncı maddedeki rapor verme yükümlülüğünün yapılan ihtara rağmen yerine getirilmemesi.
d) Eğitim faaliyetinin devamlılığının sağlanmadığının tespiti.
(2) Eğitim kuruluşunun yazılı talebi üzerine Daire Başkanlığınca her zaman eğitim izninin iptaline karar verilebilir.
İKİNCİ BÖLÜM
Sınav İlke ve Kuralları
Sınav
MADDE 38 – (1) Arabuluculuk eğitimini tamamlayanların sicile kayıt olabilmeleri için bu Yönetmeliğe uygun olarak yapılacak yazılı sınavda başarılı olmaları zorunludur.
(2) Başarılı olanların sınav sonuçları, sicile kayıt işlemleri tamamlanıncaya kadar geçerliliğini korur.
Sınavın yeri ve günü
MADDE 39 – (1) Sınav Bakanlık tarafından belirlenen arabulucu ihtiyaç sayısına göre yapılır. Sınavın yapılacağı yer, tarih ve saat Daire Başkanlığınca belirlenir.
(2) Sınavın yeri, tarihi ve saati Genel Müdürlüğün resmî internet sayfasında yayımlanmak suretiyle duyurulur.
Sınavın konusu
MADDE 40 – (1) Sınav, 32 nci madde uyarınca arabuluculuk eğitimi sırasında verilen konuları kapsar.
Sınav işlemlerinin yürütülmesi
MADDE 41 – (1) Daire Başkanlığı sınavla ilgili soruların hazırlattırılması, sınavın ilanı, süresi, sınav tutanaklarının düzenlenmesi ile sınavlara ilişkin diğer işlemlerin yürütülmesini sağlar.
Sınava başvuru
MADDE 42 – (1) Sınava girmek isteyenlerin 30 uncu maddenin ikinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen şartları taşıması ve arabuluculuk eğitimini tamamlaması gerekir.
(2) Sınava başvurular, Arabulucu Bilgi Sistemi üzerinden elektronik imza ya da e-Devlet şifresi kullanmak suretiyle, T.C. kimlik numarasını gösteren belge, adli sicil beyanı veya belgesi, arabuluculuk eğitimini tamamladığını gösteren katılım belgesi, hukuk fakültesi mezunu ve mesleğinde en az beş yıllık kıdeme sahip olduğunu gösterir belgenin son başvuru günü bitimine kadar sisteme yüklenmesi suretiyle yapılır.
(3) Başvuruya ilişkin diğer usul ve esaslar sınav ilanında belirtilir.
Başvurunun incelenmesi
MADDE 43 – (1) Başvuru, ilgilinin sınava girebilme şartlarını taşıyıp taşımadığının tespiti açısından incelenir.
(2) Başvuru sırasında istenen belgeleri sisteme eksik veya hatalı yüklemiş olanların ya da sınava girebilme şartlarını taşımadığı tespit edilenlerin başvuruları reddedilip, bu durum kendilerine bildirilir.
(3) Sınava girebilme şartlarını taşıyanlara ilişkin gerekli bilgiler, sınavı yapacak kuruma iletilir.
Sınavların yapılışı
MADDE 44 – (1) Sınav, klasik veya test usulü şeklinde yapılır.
(2) Bu sınav, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü veya yükseköğretim kurumları arasından Bakanlıkça belirlenecek bir kuruluşa yaptırılabilir.
Sınavda başarı koşulu
MADDE 45 – (1) Sınavda yüz tam puan üzerinden en az yetmiş puan alması koşuluyla en yüksek puan alan adaydan başlamak üzere sınav ilanında belirtilen arabulucu ihtiyaç sayısı kadar aday, sınavda başarılı sayılır. Başarılı sayılan en düşük puanlı adayla aynı puanı alan adaylar da başarılı sayılır.
Sınav sonuçlarının açıklanması ve itiraz
MADDE 46 – (1) Daire Başkanlığı, sınav sonuçlarını, sınav sonuçlarının kendisine intikal ettiği tarihten itibaren bir ay içinde ilan eder.
(2) İlgililer, sınav sonuçlarının ilanından itibaren yedi gün içinde Daire Başkanlığına yazılı olarak itiraz edebilirler.
(3) Daire Başkanlığı tarafından sınav ile ilgili itirazlar sınavı yapan kuruma yedi gün içinde bildirilir. İtiraz sonuçları da ilgililere aynı süre zarfında Daire Başkanlığınca yazılı olarak bildirilir.
(4) Sınava yapılan itirazlar, sınavı yapan kurum tarafından karara bağlanır.
(5) Sınavda hatalı sorulara tekabül eden puanlar eşit şekilde diğer sorulara dağıtılır. Ancak, soruların yüzde beşinden fazlasının hatalı olduğunun ikinci fıkrada belirtilen süre içinde tespit edilmesi hâlinde, sınav iptal edilir ve en kısa sürede yeni sınav yapılır.
Sınavların geçersiz sayılması
MADDE 47 – (1) Sınava girenlerden;
a) İzin almadan sınav salonu veya yerini terk edenler,
b) Sınavda kopya çekenler veya kopya çekmeye teşebbüs edenler,
c) Sınavda kopya verenler veya kopya vermeye teşebbüs edenler,
ç) Kendi yerine başkasının sınava girmesini sağlayanlar,
d) Sınav düzenine aykırı davranışta bulunanlar
hakkında düzenlenen tutanak üzerine bunların sınavları geçersiz sayılır.
(2) Sınavı kazananlardan başvuruda gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin sınavı da geçersiz sayılır. Bu durumda olanlar hiçbir hak talebinde bulunamazlar. Ayrıca gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenler hakkında idari ve yasal işlemler yapılır.
Sınavlarda başarısız kabul edilme
MADDE 48 – (1) Sınava başvuranlardan;
a) 45 inci maddedeki sınav başarı koşulunu sağlamayanlar,
b) Sınavı geçersiz sayılanlar,
c) Sınava katılmayanlar,
başarısız kabul edilirler.
Yeni sınav hakkı
MADDE 49 – (1) 47 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince sınavları geçersiz sayılanlar ile 48 inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri gereğince sınavlarda başarısız kabul edilenler, sınavlara yeniden girebilme hakkına sahiptirler.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Denetim
Denetim yetkisi
MADDE 50 – (1) Arabulucular, arabuluculuk büroları ve arabuluculuk eğitim izni verilen kuruluşlar, Daire Başkanlığının denetimi altındadır.
Denetimin kapsamı
MADDE 51 – (1) Eğitim kuruluşları, arabulucular ve arabuluculuk büroları, Kanun, Yönetmelik ve ilgili mevzuat uyarınca çıkarılan diğer düzenleyici işlemlere uygun hareket edip etmediği yönünden denetlenir.
(2) Denetim sonucunda tespit edilen eksiklikler duruma göre Daire Başkanlığınca ilgili kişi ve kuruluşlara yazılı bir şekilde bildirilerek bu eksikliklerin giderilmesi için eksikliğin niteliğine göre uygun bir süre verilir. Verilen süre sonunda eksiklikler giderilmediği takdirde veya denetim sonucu, konusu suç teşkil eden uygulamalar tespit edildiğinde arabulucu veya eğitim kuruluşları hakkında Kanun, Yönetmelik ve bu mevzuat uyarınca çıkarılan diğer düzenleyici işlemler uyarınca işlem yapılır ve gerekirse adli mercilere bildirimde bulunulur.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Teşkilat
BİRİNCİ BÖLÜM
Daire Başkanlığı
Daire Başkanlığı
MADDE 52 – (1) Daire Başkanlığı, bir daire başkanı, yeteri kadar tetkik hâkimi ve diğer personelden oluşur.
(2) Daire Başkanlığı nezdinde, Kanun ve bu Yönetmelikle verilen arabuluculuk faaliyetleri ile ilgili görevleri yerine getirmek üzere; Arabuluculuk Hizmetleri Bürosu, Sicil Bürosu ve Eğitim Bürosu gibi bürolar başta olmak üzere hizmetin gereklerine uygun olarak yeterli sayıda büro oluşturulur.
Daire Başkanlığının görevleri
MADDE 53 – (1) Daire Başkanlığının görevleri genel olarak şunlardır:
a) Arabuluculuk hizmetlerinin düzenli ve verimli olarak yürütülmesini sağlamak.
b) Arabuluculukla ilgili yayın yapmak, bu konudaki bilimsel çalışmaları teşvik etmek ve desteklemek.
c) Kurulun çalışması ile ilgili her türlü karar ve işlemi yürütmek ve görevleri ile ilgili bakanlık, diğer kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan vakıf ve dernekler ile uygun görülen gönüllü gerçek ve tüzel kişilerle işbirliği yapmak.
ç) Arabuluculuk kurumunun tanıtımını yapmak, bu konuda kamuoyunu bilgilendirmek, ulusal ve uluslararası kongre, sempozyum ve seminer gibi bilimsel organizasyonları düzenlemek veya desteklemek.
d) Ülke genelinde arabuluculuk uygulamalarını izlemek, ilgili istatistikleri tutmak ve yayımlamak.
e) Arabuluculuk eğitimi verecek kuruluşlar tarafından bu amaçla yapılan başvuru ile eğitim kuruluşları sicilindeki kaydın geçerlilik süresinin uzatılması talebinin karara bağlanmasını Bakanlığın onayına sunmak, arabuluculuk eğitimi verecek eğitim kuruluşlarını listelemek ve elektronik ortamda yayımlamak.
f) Arabulucu sicilini tutmak, sicile kayıt taleplerini karara bağlamak, 31 inci maddenin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında arabulucunun sicilden silinmesine karar vermek ve bu sicilde yer alan kişilere ilişkin bilgileri elektronik ortamda duyurmak.
g) Arabulucular tarafından arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanakların kayıtlarını tutmak ve birer örneklerini saklamak.
ğ) Görev alanına giren kanun ve düzenleyici işlemler hakkında inceleme ve araştırma yaparak Genel Müdürlüğe öneride bulunmak.
h) Yıllık faaliyet raporunu ve izleyen yıl faaliyet planını hazırlayarak Kurulun bilgisine sunmak.
ı) Yıllık Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesini hazırlamak.
İKİNCİ BÖLÜM
Arabuluculuk Kurulu ve Görevleri
Kurul
MADDE 54 – (1) Kurul aşağıdaki üyelerden oluşur:
a) Hukuk İşleri Genel Müdürü.
b) Arabuluculuk Daire Başkanı.
c) Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından hukuk mahkemelerinde görev yapmakta olan birinci sınıfa ayrılmış hâkimler arasından seçilecek iki hâkim.
ç) Türkiye Barolar Birliğinden üç temsilci.
d) Türkiye Noterler Birliğinden bir temsilci.
e) Yükseköğretim Kurulu tarafından seçilen özel hukuk alanından bir öğretim üyesi.
f) Adalet Bakanı tarafından seçilecek üç arabulucu.
g) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden bir temsilci.
ğ) Kendisine mensup işçi sayısı en çok olan üç işçi sendikaları konfederasyonunca seçilecek birer temsilci.
h) En çok işveren mensubu olan işveren sendikaları konfederasyonunca seçilecek bir temsilci.
ı) Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonundan bir temsilci.
i) Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezi Başkanı.
(2) Kurul Başkanı ihtiyaca göre Kurul toplantılarına uzman kişileri çağırabilir.
(3) Kurul Başkanı Hukuk İşleri Genel Müdürüdür. Genel Müdürün bulunmadığı toplantılarda Başkanlık görevi Arabuluculuk Daire Başkanı tarafından yerine getirilir.
(4) Kurul, mart ve eylül aylarında olmak üzere yılda en az iki kez toplanır. Ayrıca, Başkanın veya en az beş üyenin talebiyle Kurul her zaman toplantıya çağrılabilir.
(5) Kurul en az on kişi ile toplanır.
(6) Kurul üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar alır. Karara muhalif kalan üyelerin görüşlerini yazılı olarak sunma hakları vardır. Karara muhalif üyeler, muhalefet gerekçelerini en geç on gün içinde Kurul başkanlığına ibraz ederler.
(7) Mazeretsiz olarak art arda iki toplantıya katılmayan üyenin üyeliği düşer. Üyeliği düşen kişinin yerine, kalan süreyi tamamlamak üzere kurum veya kuruluşunca yeni bir üye görevlendirilir. Üyenin istifası veya ölümü hâlinde de aynı hüküm geçerlidir.
(8) Kurulun Bakanlık dışından görevlendirilen üyelerinin görev süresi üç yıldır. Görev süresi dolan üyeler yeniden görevlendirilebilir. Eski Kurulun görevi yeni Kurul oluşuncaya kadar devam eder.
(9) Kurulun gündemi Daire Başkanlığınca belirlenip, Kurul toplantısından beş gün önce Kurul üyelerinin iletişim adreslerine elektronik posta yoluyla gönderilir. Gündem dışı konular da Kurulda görüşülebilir.
(11) Arabuluculuk Kuruluna başka yerden katılan Kurul üyelerinin gündelik, yol gideri, konaklama ve diğer zorunlu giderleri 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre Bakanlıkça karşılanır.
Kurulun görevleri
MADDE 55 – (1) Kurulun görevleri şunlardır:
a) Arabuluculuk hizmetlerine ilişkin temel ilkeler ile arabuluculuk meslek kurallarını belirlemek.
b) Arabuluculuk eğitimine ve eğitim kuruluşlarının nitelikleri ile çalışma usul ve esaslarına yönelik ilke ve standartlar ile arabuluculuk eğitimi sonunda yapılacak olan sınava ilişkin temel ilke ve standartları tespit etmek.
c) Arabulucuların denetimine ilişkin kuralları belirlemek.
ç) Kanuna göre çıkarılması gereken ve Genel Müdürlük tarafından hazırlanan yönetmelik taslaklarına, gerekirse değişiklik yaparak son şeklini vermek.
d) Eğitim kuruluşlarının eğitim izinlerini iptal etmek.
e) 31 inci maddenin üçüncü fıkrası kapsamında arabulucunun sicilden silinmesine karar vermek.
f) Arabulucuların ödeyecekleri giriş aidatını ve yıllık aidatları tespit etmek.
g) Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesini gerekiyorsa değişiklik yapmak suretiyle onaylamak.
ğ) Daire Başkanlığı tarafından yürütülecek faaliyetlerin etkinliğini artırmak üzere tavsiyelerde bulunmak.
h) Daire Başkanlığının yıllık faaliyet raporu ve planı hakkında görüş bildirmek.
ı) Daire Başkanlığının faaliyet planında yer alan konularla ilgili kurum ve kuruluşların uygulamaya sağlayabileceği katkıları belirlemek.
i) Arabuluculuk hizmetlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak gerek Daire Başkanlığınca bildirilen ve gerekse re’sen öğrenilen genel ve önemli sorunları görüşüp, çözüm önerilerinde bulunmak.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Adliye Arabuluculuk Bürosu
Adliye arabuluculuk bürosu
MADDE 56 – (1) Arabuluculuğa başvuranları bilgilendirmek, arabulucuları görevlendirmek ve kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere Bakanlık tarafından uygun görülen adliyelerde, adliye arabuluculuk büroları kurulur.
Adliye arabuluculuk büro personeli
MADDE 57 – (1) Adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu tarafından, münhasıran bu bürolarda çalışmak üzere bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar personel görevlendirilir.
Adliye arabuluculuk bürolarının denetimi
MADDE 58 – (1) Adliye arabuluculuk büroları, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenen sulh hukuk hâkiminin gözetim ve denetimi altında görev yapar. Adliye arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde bu büroların görevi, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunca görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü tarafından ilgili hâkimin gözetim ve denetimi altında yerine getirilir.
BEŞİNCİ KISIM
Çeşitli ve Son Hükümler
Yürürlükten kaldırılan yönetmelik
MADDE 59 – (1) 26/1/2013 tarihli 28540 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
Yenileme eğitimine esas kayıt tarihi
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) 1/1/2018 tarihinden önce sicile kaydolanlar bakımından bu Yönetmeliğin Resmî Gazete’de yayımlandığı tarih 32 nci maddenin altıncı fıkrası uyarınca, sicile kayıt tarihi sayılır.
Yürürlük
MADDE 60 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 61 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı yürütür.
Tüm seçimler anayasal güvence altındadır ve yargıç denetimi ile yapılmaktadır
İlçe Seçim Kurulu:
Madde 18 – (Değişik: 22/12/2005-5435/45 md.)
İlçe seçim kurulu, iki yılda bir ocak ayının son haftasında, bir başkan ile altı asıl ve altı yedek üyeden kurulur ve iki yıl süre ile görev yapar. İlçedeki en kıdemli hâkim kurulun başkanıdır. Bu kurul asıl üyeleriyle toplanır. Bir asıl üyenin katılmadığı toplantıya, öncelikle o üyenin yedeği çağırılır.
İl merkezlerinde kurulacak merkez ilçe seçim kurullarına, il seçim kurullarına başkanlık edecek hâkimden sonra gelen en kıdemli hâkim başkanlık eder.
Seçmen sayısı 25 000`i aşan ilçelerde seçim evrakının dağıtım ve toplanması sandık kurul başkanları ve en az bir üyenin eğitimi ile sandık kurullarından sonuçların alınması ve birleştirilerek bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna teslim görevini niyabeten yerine getirmek amacıyla geçici ilçe seçim kurulları oluşturulabilir. Bu kurullar bir başkanla altı üyeden oluşur. İl ve ilçe seçim kurullarında görev almış hâkimlerden sonra gelen en kıdemli hâkimler bu kurullara başkanlık eder. Kurulun iki üyesi kurul başkanınca kamu görevlileri arasından belirlenir. Dört üye ise dört yedeği ile birlikte 19 uncu madde esaslarına göre siyasî partilerden alınır. Bu kurulların çalışma usûl ve esasları, kurulacağı ilçeler ile sayısı ve görev süresi Yüksek Seçim Kurulu tarafından kararlaştırılır.
Hâkimlerin kıdemi 2802 sayılı Kanunun 15 inci maddesine göre belirlenir. Ancak, bu kıdemin belirlenmesinde, kınama veya daha ağır disiplin cezası almış olanlar diğerlerinden kıdemsiz sayılırlar.
İlçe seçim kurulu üyelikleri:
Madde 19 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
İlçe seçim kurulunun dört asıl ve dört yedek üyesi siyasi partilerden alınır.
Bu üyeler aşağıda yazılı olduğu gibi belli edilir:
İlçe seçim kurulu başkanı, bu kurulun yeniden kurulması için yukarıdaki maddede öngörülen sürenin başında, ilçede teşkilatı bulunan ve son milletvekili genel seçiminde o ilçede en çok oy almış olan dört siyasi partiye birer asıl ve birer yedek üye adını iki gün içinde bildirmelerini tebliğ eder.
Bu işlemle belirlenen veya süresi içinde ad bildiren siyasi parti sayısı dörtten az olduğu takdirde, eksik kalan üyelikler, aynı şartları taşıyan diğer siyasi partilerden, o ilçede aldıkları oyların büyüklük sırasına göre, aynı usulle tamamlanır.
Oylarda eşitlik halinde ad çekilir.
Yukarıdaki hükümlerin uygulanmasına rağmen dört asıl ve dört yedek üyenin tümü belirlenemediği takdirde, 14 üncü maddenin dördüncü bendi gereğince Yüksek Seçim Kurulunun ilan ettiği siyasi partilerden o ilçede teşkilatı bulunanlar tespit edilerek bunlar arasında ad çekilir. Ad çekmedeki sıraya göre, adı çıkan, eksik üyelik sayısı kadar siyasi partinin, yukarıda yazılan usulle bildireceği kimseler ilçe seçim kurulu üyesi olur.
İlçe seçim kurulunun bu bentte gösterilen üyeliklerinden eksik kalanlar, ikinci bent hükümleri gereğince tamamlanır.
Diğer iki asıl ve yedek üyelikle yukarıdaki bentte yazılan işlemler sonucunda eksik kalan asıl ve yedek üyelikler, ilçe merkezinde görev yapan ve toplam memuriyet süresi on yıldan fazla olan, yasama meclisleri veya yerel idare seçimlerinden birine siyasi parti adayı veya aday adayı olarak katılmamış ve evvelce hiç bir siyasi partiye kaydolmamış Devlet memurlarını gösteren, o ilçedeki görev süreleri esas alınarak düzenlenecek listenin ilk sekiz sırasında yer alanlar arasından ad çekme ile belli edilir. Ad çekme, birinci bent hükümleri gereğince tespit edilen asıl üyeler huzurunda ilçe seçim kurulu başkanı tarafından yapılır. Ad çekme sırasında, adları önce çıkanlar asıl, sonrakiler sıra ile yedek üye olur. Bu yoldan her asıl üyenin yedeği belirlenir. Ancak, aynı bakanlığa mensup memurlardan birden fazla asıl üye olamaz; zorunlu durumlar saklıdır.
İlçe seçim kurulu başkanı, siyasi partiler arasında yapılan ad çekmenin gün ve saatini, ad çekmeye katılan siyasi partilere tebliğ eder.
Görev süresi içinde asıl üyeliklerde vukubulacak boşalmalar, eksilen asıl üyenin yerine kendi yedeği getirilmek suretiyle doldurulur. Yedek üyeliklerdeki eksilmeler, eksilen üyenin niteliğine göre, seçilmesinde uygulanan hükümler gereğince tamamlanır.
14 üncü maddenin onbirinci bendi gereğince yapılan tespit ve ilandan seçime katılamayacağı anlaşılan veya o seçim çevresinde seçime katılmayan partinin ilçe seçim kurulundaki üyelerinin görevi sona erer. Bu yoldan boşalan üyelikler, o seçim çevresinde seçime katılan ve ilçe seçim kurulunda üyesi bulunmayan partiler hakkında birinci bentte yazılan hükümlerin uygulanmasıyla belirlenir.
İlçe seçim kurulunda boşalan göreve getirilen kimse, yerine geldiği üyenin süresini tamamlar.
Görev ve yetkileri:
Madde 20 – İlçe seçim kurullarının, başlıca görev ve yetkileri şunlardır:
İlçe çevresinde seçimin düzenle yürütülmesini sağlamak için gereken bütün tedbirleri almak ve seçim işlerini denetlemek,
Sandık kurullarını kurmak,
İlçedeki sandık kurullarına, oy sandıklarını ve bu kanunda yazılı diğer seçim araç ve gereçlerini göndermek,
Sandık kurullarının teşekküllerine, işlemlerine ve kararlarına karşı yapılan itirazları inceliyerek karara bağlamak,
Sandık kurulları başkanlıklarınca seçim işlerinin yürütülmesi hakkında sorulacak hususları derhal cevaplandırmak,
İlçe çevresindeki sandık kurullarından gelen tutanakları birleştirerek, ilçe seçim tutanağını düzenlemek ve bu tutanağı seçim işlerine ait diğer evrak ile birlikte il seçim kuruluna derhal teslim etmek,
Kanunla kendisine verilen başkaca görevleri yapmak.
Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun görev ve yetkileri
Madde 20/A – (Ek: 9/5/2012-6304/2 md.)
Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:
Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı vatandaşların oy kullanmalarıyla ilgili seçim iş ve işlemlerinin düzenle yürütülmesini sağlamak ve gereken bütün tedbirleri almak.
Yurt dışı sandık kurullarını kurmak.
Oy pusulaları ile arkası kendi mührüyle mühürlenmiş oy zarflarını ve diğer seçim araç ve gereçlerini oy verme işleminin başlayacağı günden en geç yedi gün önce Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla ilgili yurt dışı temsilciliklerinde hazır bulunacak şekilde göndermek veya gerekli görülmesi halinde oy sandığı, oy verme kabinleri gibi araçların mahallinden teminini Dışişleri Bakanlığından istemek.
Yurt dışı sandık kurullarının işlemlerine ve kararlarına karşı yapılan itiraz ve şikayetleri incelemek ve karara bağlamak.
Yurt dışı sandık kurulu başkanlıklarınca seçim iş ve işlemleri hakkında sorulacak hususları derhal cevaplandırmak.
Yurt dışı seçmen kütüğüne, askı süresinde doğrudan ya da konsolosluklar aracılığıyla yapılacak itirazları sonuçlandırmak, verilecek kararları Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne göndermek ve bu kararlara uygun gerekli kayıt ve düzeltme işlemlerini yaptırmak.
Yerleşim yeri adresi yurt dışında olup da, yurt dışı seçmen kütüğünün askı süresi içinde herhangi bir nedenle yurt içerisinde bulunan seçmenlerin, yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlarının yapılması için doğrudan ya da ilçe seçim kurulları aracılığıyla iletilen adres beyan formlarını onaylayarak Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne göndermek.
Askerlikten terhis olanlardan yurt dışı seçmen kütüğünde kaydı bulunmayanlar ile kısıtlılık hali sona erenlerin, doğrudan ya da ilçe seçim kurulları aracılığıyla iletilen başvurularını kabul etmek ve yurt dışı seçmen kütüğüne kaydını sağlamak.
Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı olmakla beraber, (izinli olsalar bile) silah altında bulunan erler, erbaşlar ve askeri öğrenciler ile kesinleşmiş mahkeme kararı ile kısıtlanan seçmenlerin yurt dışı seçmen kütüğündeki kayıtlarının dondurulmasına karar vermek.
Yurt dışı seçmen kütüğüne yazılması için askı süresi içinde yapılan başvuruların kütüğe kaydedilmesine karar verildiği hâlde, kesinleşen yurt dışı seçmen kütüğünde ismi yer almayan seçmenlerin, yurt dışı seçmen kütüğünün kesinleşmesine bakılmaksızın kütüğe ilave edilmelerine karar vermek ve Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğüne göndermek.
Yurt dışından ağzı mühürlü olarak gelen oy torbalarını genel esaslara uygun bir şekilde yurt içerisinde oy verme süresi bittikten sonra; bir başkan, bir kamu görevlisi üye ve son milletvekili genel seçiminde Türkiye genelinde en çok oy alan üç siyasi partinin bildirdiği bir asil bir yedek üyeden oluşan yeteri kadar sandık kurulu kurmak suretiyle denetimi altında açtırarak sayım ve dökümünü yaptırmak, tutanak tutturmak ve birleştirme işlemlerini yapmak, ayrıca geçici gümrük kapısı seçim kurullarından gelen sonuçları birleştirmek ve Ankara İl Seçim Kuruluna iletmek.
Kanunlarla kendisine verilen başkaca görevleri yapmak.
Yurt Dışı Sandık Kurullarına İlişkin 202 No'lu Genelge
Yurt Dışı Sandık Kurullarına İlişkin 202 No’lu Genelge, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu hükümlerine dayanılarak Yüksek Seçim Kurulunun 08/05/2018 tarih ve 2018/399 sayılı kararı ile “202 sayılı Genelge” olarak kabul edilmiştir
24 HAZİRAN 2018 PAZAR GÜNÜ BİRLİKTE YAPILACAK OLAN CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ VE 27. DÖNEM MİLLETVEKİLİ GENEL
SEÇİMİ İLE İLK OYLAMADA GEÇERLİ OYLARIN SALT ÇOĞUNLUĞU SAĞLANAMADIĞI TAKDİRDE İKİNCİ OYLAMASI 8 TEMMUZ 2018 PAZAR GÜNÜ YAPILACAK OLAN CUMHURBAŞKANI SEÇİMİNDE YURT DIŞI İLÇE SEÇİM KURULUNUN, YURT DIŞI SANDIK KURULLARININ, YURT DIŞI TEMSİLCİLİKLERDE OYLARI SAKLAMAK VE YURT DIŞI İLÇE SEÇİM KURULUNA ULAŞTIRMAKLA GÖREVLİ SANDIK KURULLARI İLE YURT DIŞI OYLARIN SAYIM VE DÖKÜMÜ İLE GÖREVLİ SANDIK KURULLARININ GÖREV VE YETKİLERİ İLE YURT DIŞINDA OY VERME İŞLEMLERİ
Yurt Dışı Sandık Kurullarına İlişkin 202 No’lu Genelge, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu hükümlerine dayanılarak Yüksek Seçim Kurulunun 08/05/2018 tarih ve 2018/399 sayılı kararı ile “202 sayılı Genelge” olarak kabul edilmiştir.
Yurt Dışı Sandık Kurullarına İlişkin 202 No’lu Genelge
Amaç ve kapsam
MADDE 1- Bu Genelge; 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 94/C maddesine göre yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin temsilciliklerimizde ve ihtiyaç duyulması halinde diğer yerlerde kurulacak seçim
sandıklarında oy verme işlemleriyle, Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu ve yurt dışı sandık kurulları, temsilciliklerde oyları saklamak ve Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna ulaştırmakla görevli sandık kurulları ile yurt dışı oyların sayım ve dökümü ile görevli sandık kurullarının görev ve yetkilerini belirlemek amacı ile hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 2- Bu Genelge’de geçen;
a) İlçe Seçim Kurulu: Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunu,
b) Seçmen Kütüğü: Yurt dışı seçmen kütüğünü,
c) Temsilcilik: Seçim yapılacak yabancı ülkelerdeki yurt dışı temsilciliğimizi (büyükelçilik, başkonsolosluk),
d) Komisyon: Yurt dışı temsilciliklerde oyları saklamak ve İlçe Seçim Kuruluna ulaştırmakla görevli sandık kurulunu,
e) Sandık Kurulu: Yurt dışı sandık kurulunu,
f) Sayım Sandık Kurulu: Yurt dışı temsilciliklerden gelen oyların sayım ve dökümünü yapmak üzere İlçe Seçim Kurulunca görevlendirilen sandık kurulunu,
g) SEÇSİS: Seçim Bilişim Sistemini,
h) Seçimler : 24 Haziran 2018 Pazar günü birlikte yapılacak olan Cumhurbaşkanı Seçimi ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi ile ilk oylamada geçerli oyların salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde ikinci oylaması 8 Temmuz 2018 Pazar günü yapılacak olan Cumhurbaşkanı Seçimini, ifade eder.
Oylamanın başlayacağı gün ve oy verme süresi
MADDE 3- Temsilciliklerde oy kullanma gün sayısı ve başlangıç günü o ülkedeki seçmen sayısı gözetilerek her bir temsilcilik için Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir. Oy kullanma saatleri yerel saat ile 09.00-21.00 arasıdır.
Oylamaya katılacak olanlar
MADDE 4- Temsilciliklerimizde ve diğer yerlerde kurulacak seçim sandıklarında sadece seçmen kütüğüne kayıtlı olan Türk vatandaşları oy kullanabilirler.
Kullanılacak oy pusulaları, zarflar ve mühür
MADDE 5- Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçiminde, önyüzünün sol üst köşesinde “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigranlı sarı renkteki zarf, seçime katılan siyasi parti ve ittifakların yer aldığı beyaz renkli birleşik oy pusulası, seçime katılan cumhurbaşkanı adaylarının isim ve resimlerinin yer aldığı beyaz renkli birleşik oy pusulası ile “TERCİH” veya “EVET” mührü kullanılır.
Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması ve referandum şeklinde yapılması halinde önyüzünün sol üst köşesinde “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigranlı sarı renkteki zarf, beyaz zemin üzerine “EVET”, kahverengi zemin üzerine “HAYIR”
ibarelerinin bulunduğu birleşik oy pusulası ile “TERCİH” mührü kullanılır.
Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun görev ve yetkileri (298/20-A)
MADDE 6-
a) Seçmen kütüğüne kayıtlı vatandaşların oy kullanmalarıyla ilgili seçim iş ve işlemlerinin düzenle yürütülmesini sağlamak ve gereken bütün tedbirleri almak,
b) Temsilciliklerde ve diğer yerlerde Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen sayı ve esaslara uygun olarak görev yapacak sandık kurullarını oluşturmak,
c) Oy pusulaları ile arkası İlçe Seçim Kurulu mührüyle mühürlenmiş oy zarflarını ve diğer seçim araç ve gereçlerini Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen sürede oy verme işleminin başlayacağı günden en geç üç gün önce Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla ilgili temsilciliklerde hazır bulunacak şekilde göndermek veya gerekli görülmesi halinde oy sandığı, oy verme kabinleri gibi araçların mahallinden teminini Dışişleri Bakanlığından istemek,
d) Sandık kurullarının oluşumuna karşı yapılan itirazları inceleyip karara bağlamak,
e) Sandık kurullarınca şikâyet üzerine verilen kararlara karşı veya doğrudan gelen itirazları, itirazın yapıldığı tarihten sonraki ikinci gün saat 17.00’ye kadar karara bağlamak ve verilen kararı itirazı yapan hazırsa kendisine bildirmek, değilse tebliğ etmek (298/128),
f) Sandık kurulu başkanlıklarınca seçim iş ve işlemleri hakkında sorulacak hususları derhal cevaplandırmak,
g) Sandık kurulu başkanları ile en az birer üyenin (Devlet memuru olan) eğitimi için kurs düzenlemek dâhil gerekli önlemleri almak (Bu görev İlçe Seçim Kurulu başkanına aittir.) (298/18-3)
h) Seçmen kütüğüne askı süresinde yapılacak itirazları sonuçlandırmak ve bu kararlara uygun kayıt ve düzeltme işlemlerini yapmak,
i) Yerleşim yeri yurt dışında olup da, askı süresi içinde herhangi bir nedenle yurt içinde bulunan seçmenlerin seçmen kütüğüne kayıtlarının yapılması için ibraz ettikleri
belgelerle birlikte adres beyan formunu onaylayarak seçmen kütüğüne işlemek, j) Seçmen kütüğüne yazılması için ilân süresi içinde yapılan başvuruların kütüğe kaydedilmesine karar verildiği halde, kesinleşen seçmen kütüğünde ismi yer almayan seçmenlerin, seçmen kütüğünün kesinleşmesine bakılmaksızın kütüğe ilave edilmelerine karar vermek ve Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğüne göndermek,
k) Askerlikten terhis olanlardan seçmen kütüğünde kaydı bulunmayanlar ile kesinleşmiş mahkeme kararıyla kısıtlı olup da, kısıtlılık hali sona eren Türk vatandaşlarının başvurularını kabul etmek ve seçmen kütüğüne kaydını sağlamak,
l) Seçmen kütüğüne kayıtlı olmakla beraber, izinli olsalar bile silahaltında bulunan erler, onbaşılar, kıta çavuşları ve askeri öğrenciler ile kesinleşmiş mahkeme kararıyla kısıtlanan seçmenlerin seçmen kütüğündeki kayıtlarının dondurulmasına karar vermek,
m) Cumhurbaşkanı seçiminde her sandık için farklı sandık numarası ve karekod kaydı bulunduğundan SEÇSİS’ten Örnek: 507 sayılı “Yurt Dışı Sandık Sonuç Tutanağı, Örnek: 506 sayılı “Cumhurbaşkanlığı Yurtdışı Oy Sayım Döküm Cetveli”, Cumhurbaşkanı seçiminde oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 506/A “Cumhurbaşkanlığı Yurt Dışı Sayım Döküm Cetveli”, Örnek : 507/A “Yurt Dışı Sandık Sonuç Tutanağı” sadece A4 (210×297 mm) formatında beyaz kâğıda dökümünü almak (fotokopi ile çoğaltılmış tutanaklar kullanılamaz.),
Milletvekili seçiminde her sandık için farklı sandık numarası ve karekod kaydı bulunduğundan SEÇSİS’ten Örnek: 513 sayılı “Yurt Dışı Sandık Sonuç Tutanağı” ile Örnek: 512 sayılı “Yurt Dışı Sayım Döküm Cetveli”nin sadece A4 (210×297 mm) formatında beyaz kâğıda dökümünü almak (fotokopi ile çoğaltılmış tutanaklar kullanılamaz.),
n) Oy verme sürecinde yapılacak şikâyet ve itirazlar ile geçici İlçe Seçim Kurulu ve sandık kurulu tutanağındaki maddi hataları derhal inceleyip sonuçlandırmak,
o) Yurt dışından ağzı mühürlü olarak gelen oy torbalarını 24 Haziran 2018 Pazar günü saat 17.00’den, cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması halinde 8 Temmuz 2018 Pazar günü saat 17.00’den itibaren; yeteri kadar sayım sandık kurulu kurmak suretiyle denetimi altında açtırarak sayım ve dökümünü yaptırmak, tutanak düzenletmek ve birleştirme işlemlerini yapmak, ayrıca geçici gümrük kapısı seçim kurullarından gelen sonuçların birleştirmesini de yapmak suretiyle bu iki birleştirme tutanağını Ankara İl Seçim Kuruluna iletmek.
Geçici yurt dışı ilçe seçim kurulları
MADDE 7- Yüksek Seçim Kurulunca, ihtiyaç duyulması halinde görev ve yetkileri de belirtilmek suretiyle yeteri kadar geçici İlçe Seçim Kurulu kurulabilir (298/18-3).
Bina sorumlularının görevleri
MADDE 8- Temsilciliklerde görevli misyon şefinin teklif edeceği ve İlçe Seçim Kurulunun görevlendireceği bina sorumluları;
a) Binaya veya oy verme yerine getirilen oy sandıkları ile oy verme kabinlerinin yerleştirilmesinde sandık kuruluna yardım etmek,
b) Seçimde kullanılacak masa, sıra, sandalye gibi araç ve gereçlerin temini ve seçim malzemelerinde eksiklik bulunması durumunda tamamlanması için komisyon başkanını
bilgilendirmek,
c) Oy verme günü, oy vermenin başlama saatinde görev yerine gelmeyen sandık kurulu başkanını İlçe Seçim Kurulu başkanına iletilmek üzere ilgili misyon şefine bildirmek,
d) Oy verme süresince binadan veya oy verme yerinden ayrılmamak ve oy vermenin düzen içinde geçmesi için sandık kurulu başkanlarının isteklerini yerine getirmek,
e) Oy verme günü binanın veya oy verme yerinin ısınma, su, elektrik gibi hizmetlerinin işler durumda bulundurulması için gerekli önlemleri almak,
f) Zarf sayım işlemlerini izleyerek biter bitmez ulaşım için misyon şefine haber vermek,
g) Sandık kurulları görevlerini tamamlayıp binayı veya oy verme yerini terk ettikten sonra, oy sandıklarının içinde oy pusulası ya da zarf olup olmadığının kontrolünü yaparak, sandık çevresinde unutulabilecek oy zarfı, oy pusulası gibi seçim malzemelerini paketleyip Komisyona teslim etmek,
h) Her oy verme günü bitiminde seçim malzemelerini (oy sandığı, oy verme kabini vb.) bir sonraki gün kullanılmak üzere muhafaza etmek,
i) Sandık çevresinde, 298 sayılı Kanun’da gösterilen yasaklara aykırı davranışlar olması veya suç işlenmesi halinde görevli kolluk güçlerini veya özel güvenlik görevlilerini çağırmak (298/82) görevlerini yürütür.
Sandık kurullarının oluşumu
MADDE 9-Temsilciliklerde ve ihtiyaç duyulması halinde diğer yerlerde kurulacak sandıklardaki oy verme işlemlerinde görev yapacak sandık kurullarının sayısı hakkında Yüksek Seçim Kurulunun kararı uygulanır.
Sandık kurulu başkan ve üyelerinin seçimi İlçe Seçim Kurulunca yapılır. Sandık kurulu bir başkan, bir kamu görevlisi üye ve son milletvekili genel seçiminde Türkiye genelinde en çok oy alan üç siyasi partinin bildirdikleri birer isimden oluşur ve aynı usulle yedek üye seçilir. Siyasi partiler üye bildirmez ise eksiklik kamu görevlileri veya seçmenler arasından seçilecek üye ile doldurulur. Sandık kurulu başkan ve üye seçimleri, yurt dışında öncelikle sandığın kurulacağı yerde görevli kamu görevlisi ve seçmenler arasından yapılır.
Siyasi partiler yurt dışında her oy verme günü için ayrı sandık kurulu üyesi bildirebilir (298/94/C).
Zorunlu hallerde meydana gelebilecek eksilmeler yukarıdaki usule göre tamamlanır.
Sandık kurullarının görev ve yetkileri
MADDE 10 -Sandık kurullarının görev ve yetkileri şunlardır:
a) Sandık çevresinde [Sandık çevresinde düzenin sağlanması sandık kurulu başkanına, sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında (binanın bahçesi müştemilata dahildir.) seçimin düzenle geçmesi için gereken tedbirleri almak, oy verme işlerini yürütmek ve denetlemek,
b) Sandık bölgesinde sandığın konulacağı yeri belirlemek, sandığın konulacağı yeri gösteren işaretler koymak (298/71-2),
c) Sandıktan çıkan oy zarflarını açmadan saymak, oy kullanan seçmen sayısı ile birbirine uygunluğunu sağlayarak tutanağa geçirmek,
d) Örnek: 502 sayılı ” Yurt Dışı Temsilciliklerde Sandık Kurullarınca Düzenlenecek Zarf Sayım Tutanağı” düzenlenip imzalanıncaya kadar ileri sürülecek şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak, kararları tutanak defterine geçirerek altını imzalamak, bu kararlardan itiraza uğrayanları İlçe seçim kuruluna göndermek üzere derhal Komisyona teslim etmek,
e) Sandık kurulu tutanak defterindeki tutanakları ve gerekli diğer tutanakları düzenlemek ve altını imzalamak,
f) Kullanılmayarak artan zarflar ile oy pusulalarını ve matbu evrakı, ayrı ayrı bağlayıp mühürledikten sonra komisyona teslim etmek, imzalı Örnek: 500 sayılı “Sandık Seçmen Listesi”ni, tutanak defterini, kurulca imza edilen zarf sayım tutanağı ile kapalı oy zarflarını torbaya koyarak ağzını bağlamak ve sandık kurulu mührü ile mühürleyerek muhafaza altına alınmak üzere sandık kurulu başkanı ve ad çekme ile seçilecek en az iki üye tarafından komisyona teslimini sağlamak,
g) Kanunlarla ve Yüksek Seçim Kurulu genelge ve kararları ile verilen diğer görevleri yapmak (298/71-6)
Sandık kurulu başkanının öncelikle yapacağı işler
MADDE 11- Sandık kurulu başkanı, oy verme saatinden önce, komisyon başkanı veya komisyonun görevlendirdiği bir üye tarafından Örnek: 501 sayılı ” Yurt Dışı Sandık Kurullarına Teslim Edilen Malzemeyi Gösterir Tutanak ” karşılığında kendisine teslim edilen;
a) En az iki adet oy verme kabini ile bir adet oy sandığını,
b) Görevli olduğu sandık için bir kese içine konulmuş numaralı bir sandık kurulu mührü (mühür numarası tutanakla belirtilir) ve en az iki adet “TERCİH” veya “EVET” yazılı mührü,
c) Her birinin üzeri İlçe Seçim Kurulu mührü ile mühürlenmiş ve birleşik oy pusulalarının konulmasına mahsus yeteri kadar oy zarfı paketini (zarf sayısı tutanakta belirtilir),
d) Birleşik oy pusulası paketini (oy pusulası sayısı tutanakta belirtilir),
e) Kapalı oy verme yerine asılacak Örnek: 19 sayılı “Açıklama Levhası”nı,
f) Kapalı oy verme yerine asılacak Örnek: 20 sayılı “Uyarı Levhası”nı,
g) Cumhurbaşkanı adaylarını gösteren Örnek: 402 sayılı Aday Listesini,
h) Oy kullananların yazılacağı Örnek: 500 sayılı “Sandık Seçmen Listesi”ni,
i) Oy sandıklarının önüne ve üstüne yapıştırılacak etiket ile sandık numarasını gösterir etiketi,
j) Istampa, ıstampa mürekkebi, mühür mumu ve sicim ile sayfaları İlçe Seçim Kurulu Başkanlığınca mühürlenmiş ve onaylanmış tutanak defteri, zarf sayım tutanağı, tutanak kâğıtları, tükenmez kalem, bağlama kartonu, boş torba ve kese zarfını,
k) 3 (üç) adet “Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçiminde Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun, Yurt Dışı Sandık Kurullarının, Yurt Dışı Temsilciliklerde Oyları Saklamak ve Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna Ulaştırmakla Görevli Sandık Kurulları ile Yurt Dışı Oyların Sayım ve Dökümü ile Görevli Sandık Kurullarının Görev ve Yetkileri ile Yurt Dışında Oy Verme İşlemleri” hakkında 202 sayılı Genelge’yi (Genelgelerden bir adedi başkana, bir adedi kursa katılan memur üyeye verilir; bir adedi de yedek olarak torbada bulundurulur.),
l) Yedi (7) adet Örnek: 502 sayılı “Yurt Dışı Temsilciliklerde Sandık Kurullarınca Düzenlenecek Zarf Sayım Tutanağı” nı
oy verme yerinde bulundurur.
Oy verme gününde sandık kurulunun toplanma zamanı ve hemen yapacağı işler ve sandık kurulunun andiçmesi
MADDE 12-Sandık kurulu başkan ve üyeleri, oy verme günü oy verme saatinden en az bir saat önce sandık başında toplanarak ilk iş olarak sandık başında bulunanlar önünde birer birer aşağıdaki şekilde and içerler.
“Hiçbir tesir altında kalmaksızın, hiç kimseden korkmadan, seçim sonuçlarının tam ve doğru olarak belirmesi için görevimi kanuna göre, dosdoğru yapacağıma, namusum, vicdanım ve bütün mukaddesatım üzerine and içerim.” (298/70)
Başkan, tutanakla teslim almış olduğu torbayı kurula gösterdikten sonra açarak içerisinde bulunan sandık kurulu mührü ile “TERCİH” veya “EVET” mühürlerini masanın üzerine koyar. Bundan sonra seçim sandığının boş olduğunu orada bulunan sandık kurulu üyeleriyle müşahitler önünde tespit ederek sandığın kapağını kapatır ve kapağı mühür bozulmadan açılamayacak şekilde sandık kurulu mührü ile mühürler.
Sandık kurulu, and içme, sandığı yerleştirme, kapalı oy verme yerlerini düzenleme işini bitirdikten sonra hazır bulunanlar önünde teslim aldığı ve üzeri numaralanıp paketlenmiş birleşik oy pusulası paketini açıp, oy pusulalarını sayar; bir gün önce kullanılmak üzere mühürlenmiş ancak kullanılmadan ertesi güne kalan birleşik oy pusulaları hariç Yüksek Seçim Kurulunca numaralanıp mühürlenerek paketlenmiş birleşik oy pusulası paketini açıp, tümünü sayar; birleşik oy pusulalarının her birinin arkasını sandık kurulu mührü ile mühürler ve birleşik oy pusulalarının sayısı ile her birinin arkasının sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olduğunu tutanak defterine geçirir.
Sandık kurulu ilçe seçim kurulundan teslim alınan filigranlı kâğıttan üretilmiş ve ön yüzünün sol üst köşesinde Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu amblemi ve ilçe seçim kurulu başkanlığı mührünü taşıyan sarı renkte bastırılmış olan oy zarflarını sayar, her zarfın üzerine sandık kurulu mührünü basar ve zarfların sayısı ile her birinin ön yüzünün sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olduğunu tutanak defterine geçirir.
Sayılan ve mühürlenen birleşik oy pusulaları ve zarflar, kullanılacağı sandığın yanına masanın üzerine düzenli biçimde konulur. Sandık kurulu birlikte yapılacak olan Cumhurbaşkanı seçimi ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimine ilişkin etiketlerden birini sandığın önüne, diğerini ise üstüne yapıştırır.
Sandık kurulu, yaptığı sayımların sonucunu ve yukarıda sayılan işlemleri bu Genelge gereğince tutanak defterine geçirip imzalar (298/77).
Başkan veya üyelerden bir kısmının göreve gelmemesi (Çoğunluğun sağlanması)
MADDE 13- Sandık başında, oy verme başlamadan önce veya oy verme sırasında, sandık kurulu üyelerinden biri veya birkaçı görevini yapmazsa, ceza hükümleri saklı kalmak üzere, yerine yedek üyelerden biri getirilir. Şayet, bu dahi mümkün olmaz ve kurul üyeleri sayısı ikiden aşağı düşerse bu konu tutanağa geçirilir ve eksiklikler, o ilçe seçim kurulunca belirlenen bina, yapı ve benzeri yerlerde seçme yeterliliğine sahip, okur-yazar olanlar arasından başkanın seçeceği kimselerle tamamlanır (298/73).
Göreve gelmeyen veya bırakıp giden başkan yahut üyenin yerine görevlendirilen kişi, önceki başkan veya üye daha sonra gelse dahi görevini sürdürür. Sandık kurulu başkanının görevi başına gelmemesi veya bırakıp gitmesi halinde, yerine kurulun siyasi partili olmayan ve kurs gören üyesi, bu da yoksa üyelerden en yaşlısı başkanlık eder.
Yaş konusunda uyuşmazlık çıkarsa resmi kimlik belgesindeki bilgi esas alınır. Doğum tarihlerinin de aynı olması durumunda ad çekilir. Yaş konusunda uyuşmazlık çıkarsa nüfus cüzdanındaki bilgi esas alınır. Doğum tarihlerinin de aynı olması durumunda ad çekilir. Sandık kurulu başkanı ve iki üyenin hazır bulunması halinde eksik üyeliklerin tamamlanması yoluna gidilmez.
Sandığın konulacağı yerin tespiti
MADDE 14- Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen bina/oy verme yerinde sandığın konulacağı yer sandık kurulunca kararlaştırılır. Sandığın konulacağı yerlerin belirlenmesinde, seçmenin oyunu kolaylıkla, serbestçe ve gizli şekilde verebilmesi göz önünde bulundurulur.
Ayrıca İlçe Seçim Kurulu ve temsilciliklerce sandıkların konulacağı yere elektrik ve internet hattının çekilmesi için gerekli önlemler alınır.
Sandığın konulduğu yer, oy verme süresince değiştirilemez.
Ayrıca cep telefonu, fotoğraf veya film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla oy verme yerine girilmesinin yasak olduğunu ve cezasının bulunduğunu, bu tür cihazların oy verme işlemi bittikten sonra iade edilmek üzere sandık kuruluna bırakılması gerektiğini belirten levhalar (Örnek: 20) sandık çevresinde herkesin görebileceği yerlere asılır (298/92)
Kapalı oy verme yeri ve nitelikleri
MADDE 15-Sandık kurulları, oy serbestliğini ve gizliliğini sağlayacak şekilde, en az iki kapalı oy verme kabini hazırlar.
Yüksek Seçim Kurulunca gönderilen oy vermeye özel kabinlerin kullanılması esastır. Oy verme kabini gönderilmeyen temsilciliklerde ise, kapalı oy verme yeri, içerisi dışarıdan görülemeyecek ve oy veren kişinin birleşik oy pusulasını inceleyip tercihini kullandıktan sonra zarfın içine koyabileceği şekil ve nitelikte olmalıdır. Bu halde kapalı oy verme yerinde masa veya benzeri bir şey bulundurulur.
Yüksek Seçim Kurulunca hazırlanıp gönderilen ve oy verme serbestliğine ve gizliliğine dair hükümleri kapsayan (Örnek: 19) sayılı levha kapalı oy verme yerine asılır.
Sandık, oy verme kabini ve torba sayısı
MADDE 16- Seçim yapılacak yerlerde her bir sandık kurulu için bir oy sandığı, ikiden az olmamak üzere yeteri kadar oy verme kabini ve her oy verme günü için ayrı bir seçim torbası verilir. Oy sandığının dolması halinde kullanılacak olan ikinci oy sandığı komisyon tarafından temin edilir.
Sandık yerinin duyurulması
MADDE 17-Yurt dışında sandıkların konulacağı yerler Yüksek Seçim Kurulunun www.ysk.gov.tr internet adresinde ilân edilir ve temsilciliklerimizce de bölgelerinde bulunan seçmenlere uygun araçlarla duyurulur.
Sandık kurulu başkanı, sandıkların konulduğu yeri, işaretler veya alışılmış araçlarla seçmenlere duyurur (Örneğin; “4 NO.LU SANDIĞA GİDER” yazısı ve ok işareti).
Sandık çevresi
MADDE-18
Sandık çevresi, oy sandığının konulduğu ve sandık kurulunun görev yaptığı oda, bölüm veya bu amaçla oluşturulan yerdir. (298/81).
Sandık çevresinde bulunabilecekler
MADDE 19- Sandık çevresinde, sandık kurulu başkan ve üyeleri, adaylar, milletvekilleri, o sandık bölgesinde kayıtlı seçmenler ve o sandıkta görevli müşahitler ile bina sorumluları ve çağrı veya ihbar üzerine gelen görevli kolluk güçleri veya özel güvenlik
görevlilerinden başka kimse bulunamaz. Şu kadar ki, adayların ve siyasi partilerin İlçe Seçim Kuruluna bildirdikleri itiraza yetkili kişiler ile temsilciler, İlçe Seçim Kurulunca önceden kendilerine verilen belge ile sandık çevresinde bulunabilirler.
Medya mensuplarının; sandık çevresinde, sandık başı işlemlerine engel olmamak şartıyla, haber amacıyla görüntü almaları ve bilgi elde etmeleri serbesttir (298/82-2)
Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçleri ve özel güvenlik görevlileri dışında resmî üniforma ve silah taşıyanlar sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına giremezler.
Sandık kurulunca alınacak kararlarda uyulacak usul ve esaslar
MADDE 20- Sandık kurulunca kanun uyarınca alınması gereken tedbirler ve yapılması icap eden işlemler üzerinde anlaşma olmadığı takdirde, kurulu oluşturan üyelerin yarısından bir fazlasının görüşüne göre karar alınır veya işlem yapılır. Oyların eşitliği halinde başkanın katıldığı tarafın görüşü üstün tutulur. Sandık kurulu tarafından verilen kararlar veya yapılan işlemler matbu tutanak defterine geçirilerek altları başkan ve üyeler tarafından imzalanır. Kanuna göre başkan tarafından yapılması gereken işler ve özel olarak sandık başında yapılacak işler (açıklamalar ve uyarmalar) üyeler tarafından da yapılabilir.
Sandık çevresinde düzenin sağlanması ve yasaklar
MADDE 21- Sandık çevresinde düzenin sağlanması sandık kurulu başkanına aittir. Sandık çevresinde alınacak tedbirler, o sandık çevresinde bulunma hakkına sahip kimselerin seçim iş ve işlemlerini takip etmelerini engelleyecek mahiyette olamaz (298/82-1).
Seçmenin oyunu tam bir serbestlikle ve gizli şekilde kullanmasına veya sandık kurulunun görevini yapmasına engel olmaya kalkışanlar ile oy verme, zarfların sayımı ve dökümü veya tutanaklara geçirilmesi gibi tüm sandık başı iş ve işlemlerinin düzenini bozmaya kalkışanları başkan uyarır. Bu uyarının gereğini yerine getirmeyen kimse, özel güvenlik görevlisi çağrılarak sandık çevresinden uzaklaştırılır (298/82-3)
Sandık kurulu başkanının bu maddede belirtilen görevini yapmaması halinde, sandık kurulu karar alarak ilgili hakkında yukarıda belirtilen yetkiyi kullanır ve durumu derhal İlçe Seçim Kurulu Başkanına bildirir (298/82-4)
Sandık çevresinde cebir, şiddet veya tehdit kullanarak sandık başı düzenini bozmaya kalkışanlar, sandık kurulu başkanı veya üyelerinden biri tarafından, yapılan çağrı ya da seçmenlerin ihbarı üzerine gelen özel güvenlik görevlilerince derhal sandık çevresinden uzaklaştırılır ve gerekli yasal işlem yapılır. Seçmenlerce ihbar o yerdeki özel güvenlik görevlilerine şahsen yapılır.
Bu madde uyarınca çağrılacak özel güvenlik görevlileri, başkanın talebine veya kurulun kararına uymak zorunda olup, çağrı veya ihbar sebebi ortadan kalkınca sandık çevresinden ayrılır.
Bu madde uyarınca çağrılacak özel güvenlik görevlileri, başkanın talebine veya kurulun kararına uymak zorundadır. Bu madde uyarınca sandık çevresine gelen özel güvenlik görevlileri, başkanın talebine veya kurulun kararına uymak zorunda olup, çağrı veya ihbar sebebi ortadan kalkınca sandık çevresinden ayrılır. (298/82-7)
Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli özel güvenlik görevlileri hariç, resmî üniforma ve silah taşıyan kişiler, sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına giremezler.
Sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında hiç kimse, başkalarının görebileceği şekilde bir siyasi parti veya adaya ait rozet, amblem veya benzeri işaretler ya da propaganda amaçlı yayınlar taşıyamaz; yazılı, sözlü veya görüntülü propaganda yapamaz. Bu fıkra hükümlerine uymayan kişiler özel güvenlik görevlileri tarafından uzaklaştırılır.
Sandık kurulunun görev yaptığı yerde cep telefonu vb. iletişim araçlarıyla görüşme yapmak yasaktır. Ancak sandık kurulu başkan ve üyelerinin, görevleri gereği yapacağı görüşmeler bu hükmün dışındadır. Bu hükme aykırı davranan kimseler kurul başkanı tarafından uyarılır. Bu uyarıya rağmen görüşmesini sürdüren kimse, derhal oradan çıkarılır(298/82-8)
Sandık çevresinde bir suç işlenmesi halinde, sandık kurulu, durumu tutanağa geçirir ve ilgili hakkında işlem yapılmak üzere kolluk güçlerini veya özel güvenlik görevlilerini çağırır (298/82-9)
İlçe seçim kurulu başkanı, sandık çevresinde, sandık başı iş ve işlemlerinin düzen içinde yürütülmesini ve sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında güvenliği ve bu Kanunda öngörülen yasaklara uyulmasını sağlayacak tedbirleri alır; seçmenin ve bu yerlerde bulunma hakkına sahip diğer kişilerin buralara serbestçe girmesini engelleyen veya güçleştiren her türlü hareketi önler. Bu kapsamda, ilçe seçim kurulu başkanınca verilen talimatlara komisyonlar ve bina sorumluları ile sandık kurulları uymak zorundadır. 298/82-son)
Oy vermeden önceki işler
MADDE 22- Sandık kurulu başkanı, kurul üyeleri arasında iş bölümü yaparak oy verme işlemini izlemek üzere iki üyeyi görevlendirir. Bu üyeler, oy vermek üzere gelen seçmenin kimliğini ve seçmen kütüğünde kayıtlı olup olmadığının kontrol edilmesini, oy pusulasının seçmene verilmesini, seçmenin oy verme işlemini takip ederek karışıklığa meydan verilmemesini, seçmenin oyunu sandığa atmasını ve kendilerinin önünde bulunan oy pusulaları ve oy zarflarının kaybolmamasını sağlarlar.
Diğer bir üyeyi, oyunu veren seçmenin seçmen listesine bilgilerinin yazılmasını ve isminin karşısına imza atmasını sağlamakla görevlendirir.
Ayrıca bir üyeyi de, oy vermek üzere gelen seçmene İlçe Seçim Kurulu mührünü ve sandık kurulu mührünü taşıyan oy zarfı, arkası sandık kurulu mührü ile mühürlenmiş Cumhurbaşkanı ve Milletvekili seçimine ilişkin oy pusulaları ve “TERCİH” veya “EVET” mührünü vermek ve seçmeni kabine yönlendirmekle görevlendirir.
Oy verme yeterliliğinin tespiti
MADDE 23- Seçmen kütüğüne kayıtlı her Türk vatandaşı oy verme hakkına sahiptir.
Seçmen, yurtdışında sandık kurulan temsilciliklerin herhangi birinde oy kullanabilir.
Kasıtlı suçtan dolayı hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş olmakla birlikte, henüz ceza infaz kurumuna alınmayan, koşullu salıverilen ya da denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanmak suretiyle salıverilen ancak hak ederek salıverilme süresi dolmayan hükümlüler ile uzun süreli cezasının ertelenmesi nedeniyle ceza infaz kurumunda bulunmayan hükümlüler seçmen kütüğünde kayıtlı olmaları şartıyla oy kullanabilirler.
Oy verme gününe kadar, haklarında seçme yeterliliğini kaybettiğine dair yetkili mercilerden resmî belge gelmiş bulunan seçmenlere oy kullandırılmaz.
Oy verme süresi
MADDE 24– Oy verme süresi; oy verme günü yerel saat ile 09.00’dan 21.00’a kadar geçecek zaman dilimidir.
Seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin oy verme süresi içinde oy kullanmaları esastır.
Oy vermenin bitiş saati geldiği halde sandık başında oylarını vermek üzere bekleyen seçmenler varsa, sandık kurulu başkanı bunları saydıktan ve kimliklerini aldıktan sonra sıra ile oylarını kullanmalarına izin verir. Oy vermenin bitiş saatinden sonra gelen seçmen oy kullanamaz. Saat 21.00 itibariyle sandık başında oylarını vermek için bekleyen seçmenlerin saat 23.55’den önce oy kullanmaları sağlanır (298/89, 96)
Oy verme düzeni
MADDE 25-Sandık başında seçmene, vereceği oy hakkında hiç kimse müdahale, telkin veya tavsiyede bulunamaz. Hiçbir seçmen oyunu kullandıktan sonra sandık başında kalamaz (298/88)
Oyunu kullandıktan sonra sandık başından ayrılmayan seçmene başkan, uzaklaşmasını hatırlatır.
Seçmen yine orada kalırsa başkan, onu özel güvenlik görevlisi aracılığı ile uzaklaştırır.
Sandık kurulu önüne alınmada sıra
MADDE 26-Oy verme günü sandık başına gelen seçmenler, sandık kurulu önüne kurul başkanı tarafından sıra ile birer birer alınırlar. Gebeler, hastalar ve engelliler, bekletilmeden oylarını verirler. Yaşlıların da bekletilmeden oy kullanmalarına izin verilebilir. Bu seçmenlere yardım eden seçmenin de öncelikle oy kullanmasına izin verilebilir(298/90)
Oy verme işlemi
MADDE 27- Seçmen oy vermek için geldiğinde sandık kurulu başkanı;
a) Seçmenin, Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı, geçici kimlik belgesi, nüfus cüzdanı, resmî dairelerce verilen soğuk damgalı kimlik kartı, pasaport, evlenme cüzdanı, askerlik belgesi, sürücü belgesi, hâkim ve savcılar ile yüksek yargı organı mensuplarına verilen mesleki kimlik kartı, avukat, noter ve askerî kimlik kartı gibi kimliğini tereddütsüz ortaya koyan resimli, resmî nitelikteki belgelerden biri ile kimliğini tespit eder. Bu belgelerde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası yer almıyorsa temsilcilikçe verilmiş seçmeni tanıtacak nitelikte Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan nüfus kayıt örneğinin ibrazı gereklidir. Bu şekilde kimliğini ispata yarayan belge ibraz edemeyen seçmene oy kullandırmaz.
b) Komisyon başkanınca temin edilen bilgisayar ile SEÇSİS’te SEC_005_B “Yurt Dışı Seçmen Sorgulama ve Oy Kullandı Bilgi Girişi” ekranı üzerinden kişinin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası girilerek seçmen kütüğüne kayıtlı olup olmadığını, kayıtlı ise oy kullanıp kullanmadığını sorgular.
c) Seçmen kütüğünde kaydı bulunmayan veya “Oy Kullandı” bilgisi işaretli bulunan vatandaşlara oy kullandırmaz.
d) Seçmen, seçmen kütüğüne kayıtlı ve “Oy Kullandı” bilgisi işaretli değilse Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, adı, soyadı, baba adı, doğum tarihine ilişkin bilgileri Örnek: 500 sayılı “Sandık Seçmen Listesi”ne yazdırır.
Ayrıca;
Kanuna uygun biçimde hazırlanmış İlçe Seçim Kurulu ve sandık kurulu mührünü taşıyan oy zarfını,
a) Başkan, kanuna uygun biçimde hazırlanmış ve mühürlenmiş oy zarfı ile birleşik oy pusulasını, hiçbir tarafında herhangi bir işaret bulunmadığını ve arkasının sandık kurulu mührü ile mühürlü olduğunu, kurul üyelerine, müşahitlere ve seçmene gösterdikten sonra “TERCİH” veya “EVET” mührünü seçmene vererek kapalı oy verme yerini gösterir.
Başkan tarafından seçmene kapalı oy verme yerine girmeden önce:
b) Birleşik oy pusulalarında tercih ettiği cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti veya ittifak için ayrılan bölümden dışarı taşırmamak suretiyle “TERCİH” veya “EVET” mührünü basması, “TERCİH” veya “EVET” mührü dışında herhangi bir yerine imza atmaması veya işaret koymaması, aksi halde oyunun geçersiz sayılacağı, birleşik oy pusulalarını düzgün bir şekilde katlayıp zarfa koyması ve yapıştırması gerektiği,
c) Seçmenin; cep telefonu, fotoğraf veya film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla kapalı oy verme yerine girmesinin yasak olduğu ve cezasının bulunduğu, bu tür cihazlar varsa oy verme işlemi bittikten sonra iade
edilmek üzere bırakılması gerektiği (298/92)
d) Birleşik oy pusulalarından başka, zarfa hiçbir şey koymaması, aksi halde kullandığı oyun geçersiz olacağı,
e) Zarf içine birleşik oy pusulasından başka hiçbir şey koymamasını,
f) Birleşik oy pusulasının herhangi bir yerine başkaca bir işaret koyması halinde oyunun geçersiz olacağını hatırlatır ve kapalı oy verme yerine girmesini söyler. Cumhurbaşkanı ve milletvekili oy pusulalarını aynı zarfa koyarak ve zarfı kapatarak oy sandığına atmak suretiyle oyunu kullanan seçmene, çizelgede isminin bulunduğu yer imza cetveli kullanılarak imzalattırıldıktan, “TERCİH” mührü teslim alınıp seçmenin kimliği kendisine iade edildikten sonra oy verme işleminin tamamlanmasını sağlar (298/94/C)
Seçmen, imza atmasını bilmiyor veya herhangi bir engeli nedeniyle imza atacak durumda bulunmuyorsa, sol elinin başparmağını basar. Sol elinin başparmağı olmayanların hangi parmağını bastığı listenin imza bölümüne ayrıca yazılır. Hiç parmağı olmayan seçmenin durumu adının karşısına yazılıp başkan tarafından imzalanır (298/93)
Seçmene;
a) Birleşik oy pusulası verildikten sonra hata veya başka bir neden ileri sürülerek yeni bir birleşik oy pusulası verilemeyeceği,
b) Cep telefonu, fotoğraf veya film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla kapalı oy verme yerine girmesinin yasak olduğu ve cezasının bulunduğu,
c) Bu tür cihazlar varsa oy verme işlemi bittikten sonra iade edilmek üzere bırakması gerektiği de hatırlatılır (298/92)
Engellilerin oy kullanması
MADDE 28-Görme engelliler, felçliler, elleri eksik olanlar veya bu gibi bedeni engelleri açıkça belli olanlar o seçim çevresi seçmeni olan ve o sırada sandık çevresinde bulunan akrabalarından birinin, akrabası yoksa diğer herhangi bir seçmenin yardımı ile oylarını kullanabilirler. Bir seçmen birden fazla engelliye yardım edemez (298/93-2)
Sandık kurulu başkan veya üyeleri, engelli seçmenlere yardım etmek amacıyla oy verme kabinine giremez, oy kullanma sırasında yardım edemez.
Okuma – yazma bilmeyen seçmenlerin oy kullanmaları
MADDE 29- Okuma – yazma bilmeyen seçmenlere, oylarını kullanmaları konusunda başkaları tarafından sandık çevresinde yardım edilemez. Okuma – yazma bilmeyen seçmen, sorduğu ve istediği takdirde sandık kurulu başkanı, sadece birleşik oy pusulaları üzerinde bulunan cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti ve ittifakların işaretlerinden hangisinin hangi aday veya partiye ait olduğunu ve tercih ettiği cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti ve ittifakların diğer bölüme taşırmamak suretiyle “TERCİH” veya “EVET” mührünü basması ve birleşik oy pusulalarını katlayıp sarı renkli zarfa koyarak ağzını yapıştırması gerektiğini anlatır.
Okuma – yazma bilmeyen seçmenlere oy verme sırasında yardım etmek amacıyla oy verme yerine kendisinden başka kimse giremez ve oy kullanma sırasında yardım edemez.
Sandık kurulu üyelerinin oy kullanması
MADDE 30- Temsilciliklerimizde veya ihtiyaç duyulması halinde diğer yerlerde kurulacak oy sandıklarında görevli sandık kurulu başkan ve üyeleri, yurt dışı seçmen kütüğünde kayıtlı olmak koşulu ile görevli oldukları sandıkta bu Genelge’nin 27. maddesinde öngörülen usul ve esaslara göre oy verirler.
Sayım ve döküm başlamadan önce yapılacak işler
MADDE 31- Oy verme işlemi bitince, sandık kurulu başkanı bunu yüksek sesle ilân eder ve oy vermenin bittiği saat tutanak defterine geçirilir. Oy sandıkları yerel saat ile 21.00’dan önce açılamaz (298/96)
Zarf sayım ve dökümünün açık olması ve sayım düzeni
MADDE 32- Zarf sayım ve dökümü açık olarak yapılır. Oy verme yerinde bulunanlar sayım ve dökümü izleyebilirler.
Sandık kurulu; çalışmalarını düzenli yürütebilmek bakımından, sayım ve döküm masası etrafında boş kalması gereken kısmı bir karar ile belirtir ve bu kısım etrafında orada bulunanların bu işlemleri izlemelerine engel olmayacak (ip germek gibi) tedbirleri alabilir (298/95)
Masa üzerindeki eşyaların kaldırılması, oy verenlerin sayısının denetlenmesi ve tutanağa geçirilerek ilânı
MADDE 33- Masa üzerinde, sandıktan başka ne varsa kaldırılır. Bundan sonra oy kullananları belirten imzalı sandık seçmen listesinde yazılı seçmenlerin toplamı tespit edilerek; Örnek: 502 sayılı ” Yurt Dışı Temsilciliklerde Sandık Kurullarınca Düzenlenecek Zarf Sayım Tutanağı”na geçirilir ve sonuçları yüksek sesle ilân edilir (298/96)
Kullanılmayan birleşik oy pusulaları ve zarflar
MADDE 34- Oy zarflarından ve birleşik oy pusulalarından;
a) Kullanılmayanlar sayılır ve oylarını veren seçmen sayısına eklenerek sandık kuruluna teslim edilmiş bulunan birleşik oy pusulası veya zarf miktarı toplamına uygun olup olmadığı tespit edilir.
b) Kullanılmayan birleşik oy pusulaları veya zarflar üzerlerine sayıları yazılarak ayrı ayrı bağlanıp mühürlenir.
c) Kullanılmayan zarf ve birleşik oy pusulası sayıları Örnek: 502 sayılı Yurt Dışı Temsilciliklerde Sandık Kurullarınca Düzenlenecek Zarf Sayım Tutanağına yazılır.
d) Sandık kurulu başkanı tarafından, ertesi gün kullanılmak ve Komisyona teslim edilmek üzere “TERCİH” veya “EVET” mühürleri mühür kesesine konulur.
e) Oy verme günü birden fazla belirlenen yerlerde sandık kurulları, kullanılmayan birleşik oy pusulaları ve zarfları tutanağa geçirdikten sonra kullanılmayan oy pusulaları,zarflar ve sandık kurulu mühürleri ile diğer oy kullanma araç ve gereçlerini komisyona Örnek: 503 sayılı Sandık Kurulunca Komisyona Teslim Edilecek Malzemeyi Gösterir Tutanakla teslim eder. Bu teslim sırasında kullanılmayan birleşik oy pusulaları ve oy zarflarının adetleri tespit edilir.
f) Oy verme süresinin son günü kullanılmayarak artan zarflar ile oy pusulaları üzerlerine sayıları yazılarak ayrı ayrı bağlanıp mühürlenir ve torbanın alt kısmına konularak, bir boğum oluşturacak şekilde bağlanır. Bir sonraki gün oy verme devam edecek ise artan zarflar ve oy pusulaları ile mühürler kesinlikle bu torbaya konulmaz.
g) Bu işlemler bitirildikten sonra torbanın sandıktan çıkacak zarfların konulacağı kısmının boş olduğu hazır bulunanlara da gösterilmek suretiyle tespit ve ilân olunur. Bütün bu işlemler tutanağa geçirilir (298/97)
Sandığın açılması, zarfların sayımı ve oy kullanan seçmen sayısına uygunluğunun tespiti
MADDE 35- Yukarıdaki maddede yazılı işlemler tamamlandıktan sonra, oy sandığı oy verme yerinde bulunanların gözü önünde sandık kurulu başkanı tarafından açılarak sandıktan çıkan zarflar, sandık kurulu başkanı tarafından yüksek sesle iki defa sayılır.
İki sayım arasında fark olursa, üçüncü sayım yapılarak sonucuna göre işlem yapılır ve kullanılan toplam zarf sayısı tespit edilir.
Oy sandığından çıkan zarf sayısı oy verenlerin sayısıyla karşılaştırılır. Bu zarfların sayısı oy veren seçmen sayısına eşit ise bu uygunluk tespit edilerek Örnek: 502 sayılı yurt dışı temsilciliklerde sandık kurullarınca düzenlenecek zarf sayım tutanağına geçirilir.
Oy kullananların sayısı oy zarflarının sayısına eşit olmadığı takdirde bu husus nedeni de açıklanarak aynı tutanağa yazılır.
Oy sayım yetkisi İlçe Seçim Kuruluna ait olduğundan kesinlikle zarflar açılmaz ve oy sayımı yapılmaz.
Bütün bu işlemler ayrıca tutanak defterine geçirilerek, sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanır ve mühürlenir.
Sandıklar, seçime ait zarf sayımı bitinceye kadar oy verme yerinden çıkarılamaz (298/98)
Sandık kurulunca düzenlenen bu tutanağın aslı ile imzalı seçmen cetvelinin aslı ve tutanak defteri sandıktan çıkan zarflarla birlikte kurula ait torbaya konulur ve ağzı kapatılarak mühürlenir. Oy verme süresinin son günü ise, kurula ait torbanın boğumdan sonraki üst kısmına konulur ve ağzı kapatılarak mühürlenir.
Sandık kurulu başkanı ile ad çekmeyle belirlenen bir kurul üyesi tarafından, oy zarfları ve tutanakları içeren sandık numarası yazılı ağzı mühürlü oy torbası Örnek: 503 sayılı “Sandık Kurulunca Komisyona Teslim Edilecek Malzemeyi Gösterir Tutanak düzenlenerek en kısa sürede Komisyona teslim edilir.
Sandık kurullarınca, birden fazla oy verme günü tespit edilen temsilciliklerde, her oy verme günü sonunda yukarıda belirtilen usuller çerçevesinde sandıklar açılır ve zarfların sayımı ile torbalama işlemi yapılır. Komisyona teslim edilecek oy zarflarını ve tutanak örneklerini içeren torbaların üzerine sandık kurulu numarası da yazılır.
Oy verme süresi sonunda sandık kurulu, kullanılmayan birleşik oy pusulaları ve zarfları tutanağa geçirdikten sonra İlçe Seçim Kurulunca belirtilecek diğer araç ve gereçlerle birlikte Örnek: 503 sayılı tutanakla komisyona teslim eder. Bu teslim sırasında kullanılmayan birleşik oy pusulaları ve oy zarflarının adetleri kesinlikle doğru tespit edilir.
Ertesi gün, komisyona teslim edilen birleşik oy pusulaları ve zarflar öncelikle kullanılır, bunlar bitmeden yeni paketler açılmaz.
Günlük oy verme süresi içinde oy sandığının dolması halinde, dolu sandık oy verme yerinde seçmenlerin görebileceği bir şekilde muhafaza edilir ve oy verme işlemlerine yeni seçim sandığının boş olduğu, orada bulunan sandık kurulu üyeleriyle müşahitler önünde tespit edilerek sandığın kapağını kapatmak ve kapağı mühür bozulmadan açılamayacak şekilde sandık kurulu mührü ile mühürlemek suretiyle ikinci sandık ile devam edilir.
Oy verme süresinin son günü “TERCİH” veya “EVET” mühürleri ile sandık kurulu mührü, mühür kesesine konularak, kesenin ağzı kapatılır. Bu mühür kesesi Komisyona ayrıca teslim edilir.
Temsilciliklerde oyları saklamak ve İlçe Seçim Kuruluna ulaştırmakla görevli sandık kurullarının (Komisyonun) oluşumu ve görevleri
MADDE 36- Her temsilcilikte oyları saklamak ve ağzı mühürlü oy torbalarını Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenen yöntemlerle İlçe Seçim Kuruluna ulaştırmakla görevli olmak üzere; o yer misyon şefi veya en kıdemlisinin başkanlığında, o temsilcilikte görevli bir kamu görevlisi üye ve son milletvekili genel seçiminde Türkiye genelinde en çok oy alan üç siyasi partinin bildirdikleri isimlerden oluşturulan komisyon, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak İlçe Seçim Kurulunca kurulur ve aynı usulle yedek üyeler seçilir. Siyasi parti üye bildirmez ise eksiklik kamu görevlileri arasından seçilecek üye ile doldurulur.
Oy verme günü bir günden fazla olan temsilciliklerde kurulacak olan Komisyonun siyasi partili asıl ve yedek üyelerinin birden fazla bildirilebilmeleri ve bunların dönüşümlü olarak görev yapabilmeleri mümkündür.
Zaruret halinde Dışişleri Bakanlığının teklifi üzerine Komisyonun kamu görevlisi üyesinde değişiklik yapılabilir.
Yüksek Seçim Kurulu ile İlçe Seçim Kurulu tarafından temsilciliklere gönderilecek her türlü seçim malzemesini, oy zarfını ve birleşik oy pusulalarını belirlenen takvim ve usul uyarınca teslim almak ve sandık kurullarına verilmek üzere temsilciliğin önceden belirlenen uygun bir yerinde muhafazasını sağlamak komisyon başkanının görevidir.
Bu komisyon;
a) Her oy verme gününün başında seçmenin başka yöntemle oy kullanıp kullanmadığını sorgulamak maksadıyla her bir sandık kurulu için elektrik ve internet bağlantısı mevcut bir bilgisayarı kullanıma hazır bulundurmak,
b) Her oy verme gününün başında o gün kullanılacak oy torbalarını, birleşik oy pusulalarını, “TERCİH” veya “EVET” mühürleri ile sandık kurulu mührünün bulunduğu mühür kesesini ve kırtasiye malzemelerini Örnek: 501 sayılı “komisyonca yurtdışı sandık kurullarına teslim edilen malzemeyi gösteren tutanak” karşılığı sandık kurullarına teslim etmek,
c) Sandık kurullarına teslim edilen seçim malzemelerinde eksiklik bulunması durumunda bunları tamamlamak,
d) Sandık kurullarınca her oy verme günü sonunda getirilen sandık kurulu mührüyle mühürlü torbaları, kullanılmadan artan oy zarfları ile oy pusulalarını muhafaza edilmek üzere Örnek: 503 sayılı tutanak karşılığında teslim almak,
e) Sandık kurullarınca şikâyet üzerine verilen kararlara karşı yapılacak itirazları İlçe
Seçim Kuruluna derhal ulaştırmak,
f) Oy verme süresinin bitiminde oy torbalarını Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen usul ve esaslarla İlçe Seçim Kuruluna Örnek: 504 sayılı “Komisyon Tarafından Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna Kargo ile Gönderilen Torbalara İlişkin Tutanak”la birlikte
göndermek,
g) Örnek: 504 sayılı “Komisyon Tarafından Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna Kargo ile Gönderilen Torbalara İlişkin Tutanak”ın bir suretinin ilgili temsilcilikte saklanmasını sağlamak,
h) Oy verme süresinin bitiminde oy zarfları ve birleşik oy pusulalarından kullanılmayarak artanları İlçe Seçim Kuruluna göndermek görevlerini yürütür.
Torbaların korunması, tutanakların saklanması
MADDE 37- Komisyon başkanı, sandık kurulu başkanlarının getirecekleri oy torbalarını teslim almak üzere bir yetkili bulundurmak zorundadır.
Bu oy torbaları, temsilciliklerde komisyonun izni olmadan girilip çıkılamayan, kapısında en az üç farklı kilidi olan (asma kilit olabilir) ve anahtarlardan biri komisyon başkanı ve diğerleri ad çekme suretiyle belirlenecek siyasi partili üyelerde bulunan, güvenli bir yerde muhafaza edilir. Ad çekmede ismi çıkmayan siyasi partili üyenin talepte bulunması ve kilidin talepte bulunan siyasi parti üyesi tarafından temin edilmesi halinde kilit sayısı dörde çıkarılabilir. Bu yerlerin dış güvenliğinin sağlanması bakımından yerel makamlarla işbirliği yapılarak gerekli önlemler alınır.
Komisyon başkan ve üyeleri, oy verme günü oy verme süresi bitiminde, o güne ait oy torbalarının muhafaza edileceği yerde hazır bulunmak zorundadır.
Torbalarla birlikte teslim alınan tutanak örnekleri komisyon başkanı tarafından ayrı bir dosyaya konularak onun sorumluluğunda kilitli bir yerde muhafaza edilir.
Oy torbalarının İlçe Seçim Kuruluna gönderilmesi
MADDE 38- Temsilciliklerimizde oy kullanma süresince komisyona teslim edilen oy torbaları Örnek: 504 sayılı tutanak düzenlenerek Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen usul ve esaslarla İlçe Seçim Kuruluna gönderilir ve teslim edilir.
Sayım – dökümle görevli sandık kurullarının oluşturulması
MADDE 39- İlçe Seçim Kurulunca; yurt dışından ağzı mühürlü olarak gelen oytorbalarının genel esaslara uygun bir şekilde yurt içinde oy verme süresi bittikten sonra sayım ve dökümünü yaptırmak üzere 298 sayılı Kanun’un 22 ve 23. maddeleri uyarınca belirlenen bir başkan, bir kamu görevlisi üye ile son milletvekili genel seçiminde Türkiye genelinde en çok oy alan üç siyasi partinin bildirdiği bir asıl ve bir yedek üyeden oluşturulan yeteri kadar sayım sandık kurulu kurulur.
İlçe Seçim Kurulunca oyların sayım ve dökümüne ilişkin usul ve esaslar
MADDE 40- Temsilciliklerde oy vermenin başlangıç tarihinden itibaren saklanarak oy verme süresi bittikten sonra İlçe Seçim Kuruluna ulaştırılan torbalardaki oyların sayım ve dökümü, İlçe Seçim Kurulunca oluşturulan sayım sandık kurullarınca 24 Haziran 2018 Pazar günü saat 17.00’den itibaren, cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması halinde 8 Temmuz 2018 Pazar günü saat 17.00’den itibaren yapılır.
İlk önce temsilciliklerde kurulan oy sandıklarından gelen ve içinde kullanılmış oy zarfıyla tutanaklar bulunan mühürlü torbalar, oy kullanılan temsilciliklere göre ayrılır. Birden çok sandık varsa ayrıca sandık sırasına göre ayrıma tabi tutulur. Daha sonra her sandığa ait torbalar tarih sırasına ve bu tarih sırası dikkate alınarak kendi aralarında oy kullanma gününe göre A, B ve C harfleriyle tanımlanan sayım sandık kurulu sıra numaralarına göre dizilir.
Sayım sandık kurulu başkanı;
a) Sayım ve döküm cetvellerini işlemek,
b) Oy zarflarını torbadan teker teker çıkarıp kendisine vermek,
c) Dökümü yapılmış oy pusulalarını torbaya geri atmak işlemleri için kurul üyeleri arasında iş bölümü yapar.
Zarfların açılması ve oyların dökümü için önceden hazırlanan masaya görevlilerden başka kimse yaklaştırılmaz.
Sayım ve dökümü izlemek isteyenler, başkanın bu konuda alacağı güvenlik önlemlerine ve izleme düzenine uymak zorundadırlar.
Sayım sandık kurulu başkanı sayım ve döküm işine başlamadan önce cetvellerin boş ve yazısız olduğunu orada bulunanlara gösterir.
Geçerli ve geçersiz zarflar
MADDE 41- Sayım sandık kurulu tarafından mühürlü torbalar sıra numarasına göre açılır. Bütün zarflar sayıldıktan sonra zarflar geçerli olup olmaması yönünden aşağıdaki şekilde kontrol edilir.
a) Sandık kurulunca verilen biçim ve renkte olmayan,
b) “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigranı olmayan kâğıttan imal edilmiş olan,
c) Yüksek Seçim Kurulu amblemi olmayan,
d) Üzerinde İlçe Seçim Kurulu mührü bulunmayan,
e) Üzerinde sandık kurulu mührü bulunmayan,
f) Tamamı yırtılmış olan,
g) Üzerinde İlçe Seçim Kurulu ve sandık kurulu mührü dışında herhangi bir mühür, imza, yazı, parmak izi veya herhangi bir işaret bulunan zarflar geçersiz sayılır. (298/78-2, 298/98)
Ancak, üzerinde sandık kurulu mührü bulunmamasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı, amblemi ve ilçe seçim kurulu mührü bulunan zarflar ile üzerinde leke veya çizik bulunsa dahi bunun özel işaret koymak amacıyla yapıldığı kesin olarak anlaşılamayan zarflar geçerli sayılır.
İtiraza uğrayan zarflar ile itiraza uğramadan geçersiz sayılan zarflar, sayım sandık kurulu başkanı tarafından bir kenara ayrılır.
Sayım sandık kurulu, bütün zarfları kontrol ettikten sonra, itiraza uğrayan zarfları inceleyerek, geçerli veya geçersiz sayılması yönünde kararını verir. Bundan sonra o sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz oy zarflarının toplam sayısı
tutanak defterine işlenir.
Geçersiz zarflar paketlenir ve paketin üzeri mühürlenerek zarf sayısı yazılır. Bu zarflar saklanır ve kesinlikle açılmaz.
Bu işlemler yapıldıktan sonra, o sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz zarfların toplam sayısı ile oy kullanan seçmen sayısı karşılaştırılır.
Zarf sayısı, oy kullanan seçmen sayısına eşit veya eksik ise başkaca bir işlem yapılmaz.
Zarf sayısı, oy kullanan seçmen sayısından fazla ise eşitliği sağlamak için önce geçersiz zarf sayısı düşülür.
Geçersiz zarf sayısının düşülmesi halinde de eşitlik sağlanamıyorsa, sandık kurulu başkanı geçerli zarflar arasından, eşitliği sağlayacak sayıda zarfı gelişigüzel çeker ve bu zarflar açılmadan derhal yakılarak imha edilir.
İmha edilen zarf sayısı Milletvekili seçiminde sandık sonuç tutanağına (Örnek:513), Cumhurbaşkanı seçiminde Yurt Dışı Sandık Sonuç Tutanağı (Örnek: 507), Cumhurbaşkanı seçiminde oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde ( Örnek : 507/A ) yazılır.
Geçerli ve geçersiz oylar
MADDE 42-
a) Sandık kurulunca verilen biçim ve renkte olmayan,
b) Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı bulunmayan,
c) Arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan,
d) Hiçbir yerine “TERCİH” veya “EVET” mührü basılmamış olan,
e) Birden fazla cumhurbaşkanı adayına, aynı ittifak içinde yer almayan birden fazla siyasi partiye, birden fazla ittifaka ayrılan alanlara “TERCİH” veya “EVET” mührü basılmış olan,
f) Birden fazla cumhurbaşkanı adayına, aynı ittifak içinde yer almayan birden fazla siyasi partiye, birden fazla ittifaka ayrılan alana taşmış “TERCİH” veya “EVET” mührü bulunan,
g) Sandığın ait olduğu seçim çevresinden başka bir seçim çevresi için düzenlenmiş olan,
h) Bütünlüğü bozulacak şekilde yırtılmış veya koparılmış olan,
i) Üzerine “TERCİH” veya “EVET” mührü dışında veya “TERCİH” veya “EVET” mührü yerine herhangi bir özel işaret, herhangi bir isim, imza kaşesi, mühür veya parmak izi basılmış olan,
j) Üzerinde yer alan cumhurbaşkanı adaylarına, siyasi partilere, ittifaklara ait bölümleri belirgin bir şekilde ve özel olarak karalanmış, çizilmiş veya işaretlenmiş olan,
k) Üzerinde yer alan matbu yazıların ve şekillerin dışında yazılar veya harfler veya sayılar yazılmış veya şekiller çizilmiş olan,
birleşik oy pusulaları geçerli değildir.
Ancak;
Aşağıdaki haller oy pusulalarını geçersiz kılmaz:
a) Zarfların açılması veya oyların okunması sırasında yırtılması,
b) Bütünlüğü bozulmaksızın bir kısmının kazaen yırtılması,
c) Herhangi bir şekilde lekelenmiş olup da bunun özel olarak işaret koymak amacıyla yapıldığının anlaşılamaması,
d) Birleşik oy pusulasının katlanarak zarfa konulması sebebiyle “TERCİH” veya “EVET” mührü ile oy pusulasının arkasına basılan sandık kurulu mühür izinin oy pusulasının diğer kısımlarına geçmesi,
e) Bir cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti, ittifak alanına basılan “TERCİH” veya “EVET” mührünün alanları ayıran çizgili bölgeye taşmış olması,
f) Başka bir cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti, ittifak alanına taşmamak kaydıyla, cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti, ittifak alanına birden çok “TERCİH” veya “EVET” mührü basılması,
g) Yetkili seçim kurulları tarafından gönderilen ve Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı bulunan oy pusulalarının arkasının sandık kurullarının ihmaliyle mühürlenmemiş olması.
Zarftan çıkan oy pusulalarında bir seçim türüne ait olanının geçersiz olması, diğerinin geçersiz sayılmasını gerektirmez.
Zarfların açılması, oyların sayım ve dökümü ile sandık sonuç tutanaklarının düzenlenmesi
MADDE 43- Oyların sayım ve dökümüne derhal başlanır, açık ve aralıksız yapılır. Yapılacak şikâyet ve itirazlar, işi durdurmaz.
Sayım sandık kurulu başkanı, sayım ve döküm işine başlamadan önce, sayım ve döküm cetvellerinin boş ve yazısız olduğunu hazır bulunanlara gösterir.
Sayım sandık kurulu başkanı, oy sayım ve dökümünün düzenini sağlamak bakımından;
a) Bir üyeyi sandıktaki zarfları kendisine vermek,
b) İki üyeyi okunan oy pusulalarını sayım ve döküm cetvellerine işlemek,
c) Bir üyeyi okunan ve dökümü yapılan oy pusulalarını ve açılan zarfları masa üzerine düzenli biçimde yerleştirmek ve korumak üzere görevlendirir.
Sayım ve döküm cetvellerinde (Örnek: 512- Milletvekili, Örnek: 506- Cumhurbaşkanı, oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 506/A), ilk önce birleşik oy pusulasındaki sıraya göre siyasi partilerin adları/cumhurbaşkanı adayları soldan sağa doğru sütunların yukarısındaki hanelere yazılır. Bunlardan sonra, ittifakların birleşik oy pusulasındaki sıralarına göre ortak oyları için yeteri kadar sütun ayrılır ve bu sütunların üzerine ittifakların unvanları yazılır.
Sayım sandık kurulu başkanı tarafından görevlendirilen üye, oy zarfını sandıktan teker teker alarak başkana verir. Aynı zarf içinde birden fazla oy kullanıldığından, zarfın içinden çıkan oy pusulaları okunmadan önce, seçim türüne göre ters çevrilerek tasnif edilip masanın üzerine konulur.
Oy zarfı içinden eksik oy pusulası çıkmış ise eksik çıkan oyların hangi seçim türüne ait olduğu ve sayısı ile içinden hiç oy pusulası çıkmayan boş zarf sayısı toplamı, zarfların açılması bittikten sonra tespit edilip sandık sonuç tutanağına işlenir.
Geçerli zarflar, görevli üye tarafından, masa üzerine düzenli biçimde yerleştirilir ve muhafaza edilir.
Önce Cumhurbaşkanı seçimine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılır.
Başkan oy pusulasının ön yüzünü herkesin görebileceği ve işitebileceği şekilde okur.
Geçersiz sayılan veya geçerli olmasına rağmen hesaba katılmaması gereken oy pusulaları ile geçerli olup olmadığı veya hesaba katılıp katılmaması yönünden tereddüt edilen veya itiraza uğrayan oy pusulaları, sayım ve döküm cetveline işlenmeksizin ayrılır ve sandık kurulu başkanı tarafından muhafaza altına alınır.
A) Cumhurbaşkanı seçimi için;
Birleşik oy pusulası üzerinde hangi cumhurbaşkanı adayına ait yere “TERCİH” veya “EVET” mührü basılmış ise, o cumhurbaşkanı adayının adı ve soyadı okunur.
Cumhurbaşkanı adayının aldığı ve herhangi bir itiraza uğramadan geçerli sayılan her oy, okunmasını müteakiben, görevli iki üye tarafından, aynı anda sayım ve döküm cetvelinde o cumhurbaşkanı adayına ayrılmış bulunan sütundaki rakamlar birden başlamak üzere, sırasına göre çizilmek suretiyle, ayrı ayrı işaretlenir. Bu işlemin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, sandık kurulu başkanı tarafından sürekli denetlenir.
Okunan geçerli oy pusulaları, görevli üye tarafından, masa üzerine düzenli biçimde yerleştirilir ve muhafaza edilir.
Bütün zarfların açılıp okunması bittikten sonra; itiraz edilmeksizin geçerli sayılan ve her iki sayım ve döküm cetveline işlenen oy sayıları, her cumhurbaşkanı adayı sütununda işaretlenmiş son rakamlar karşılaştırılarak, her cumhurbaşkanı adayının aldığı geçerli oy sayısının iki cetvelde de aynı olup olmadığı, başkan tarafından kontrol edilir.
Oy sayıları aynı ise, her cumhurbaşkanı adayının aldığı geçerli oylar toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı, sandık kurulunca düzenlenecek “Cumhurbaşkanı Seçimi Yurt Dışı Sandık Sonuç Tutanağı”na (Örnek: 507-Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı, oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 507/A) rakam ve yazıyla işlenir.
Cumhurbaşkanı adaylarının aldıkları ve kendi hanelerine işlenmiş geçerli oy sayılarını gösterir rakamların her iki sayım ve döküm cetvelinde de aynı olmaması halinde ikinci sayım yapılır. İkinci sayımda, geçerli tüm oy pusulaları yeniden, tek tek okunarak, boş ve yazısız ayrı iki sayım ve döküm cetveline (Örnek: 506- Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 506/A) işlenir. Bu cetvellerdeki oy sayıları aynı ise, her cumhurbaşkanı adayının aldığı geçerli oylar toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı, sayım sandık kurulunca düzenlenecek sandık sonuç tutanağına (Örnek: 507-Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı, oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 507/A) rakam ve yazıyla işlenir.
B) Milletvekili seçimi için;
İttifak alanı; İttifak unvanı bölümü ile aralarındaki boşluk dâhil ittifak yapan siyasi partilerin sütunlarının tamamını ifade eder.
İttifak alanı içerisinde, “EVET” mührünün;
a) Bir siyasi partiye ayrılan alana,
b) Hem bir siyasi partiye ayrılan alana hem de ittifak unvanı bölümüne,
c) İttifak unvanı bölümüne taşacak şekilde, bir siyasi partiye ayrılan alana, basılması halinde, bu oy pusulaları geçerli kabul edilir ve sayım döküm cetvelinde o siyasi partinin cetveldeki sütununa işaretlenir.
Bu haller dışında, yalnız ittifak alanı içerisine “EVET” mührünün basıldığı her durumda, bu oy pusulaları da geçerli kabul edilir ve sayım döküm cetvelinde ittifakın ortak oyları sütununa rakamlar birden başlamak üzere, sırasına göre çizilmek suretiyle, ayrı ayrı işaretlenir.
Birleşik oy pusulası üzerinde hangi siyasi partiye veya ittifaka ait yere “TERCİH” veya “EVET” mührü basılmış ise, o siyasi partinin veya ittifakın adı okunur.
Siyasi partilerin ve ittifakların aldığı ve herhangi bir itiraza uğramadan geçerli sayılan her oy, okunmasını müteakiben, görevli iki üye tarafından, aynı anda Örnek 512 sayılı sayım ve döküm cetvelinde o siyasi partiye veya ittifak alanına ayrılmış bulunan sütundaki rakamlar birden başlamak üzere, sırasına göre çizilmek suretiyle, ayrı ayrı işaretlenir. Bu işlemin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, sandık kurulu başkanı tarafından sürekli denetlenir.
Okunan geçerli oy pusulaları, görevli üye tarafından, masa üzerine düzenli biçimde yerleştirilir ve muhafaza edilir.
Bütün zarfların açılıp okunması bittikten sonra; itiraz edilmeksizin geçerli sayılan ve her iki sayım ve döküm cetveline işlenen oy sayıları, her siyasi parti ve ittifakın ortak oyları sütununda işaretlenmiş son rakamlar karşılaştırılarak, her siyasi parti ve ittifakın ortak aldığı geçerli oy sayısının iki cetvelde de aynı olup olmadığı, başkan tarafından kontrol edilir. Oy sayıları aynı ise, her siyasi parti ve ittifakın ortak aldığı geçerli oylar toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı, sandık kurulunca düzenlenecek sandık sonuç tutanağına (Örnek: 513-Milletvekili) rakam ve yazıyla işlenir.
Siyasi partilerin ve ittifakların ortak aldıkları ve kendi hanelerine işlenmiş geçerli oy sayılarını gösterir rakamların her iki sayım ve döküm cetvelinde de aynı olmaması halinde ikinci sayım yapılır. İkinci sayımda, geçerli tüm oy pusulaları yeniden, tek tek okunarak, boş ve yazısız ayrı iki sayım ve döküm cetveline (Örnek: 512- Milletvekili) işlenir. Bu cetvellerdeki oy sayıları aynı ise, her siyasi parti ve ittifakın ortak aldığı geçerli oylar toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı, sandık kurulunca düzenlenecek sandık sonuç tutanağına (Örnek: 513-Milletvekili) rakam ve yazıyla işlenir.
İkinci sayımda kullanılan sayım ve döküm cetvelinde yer alan oy sayıları da aynı çıkmazsa, yukarıda belirtilen usule göre üçüncü sayım yapılır ve kurulun varsa siyasi partili olmayan, yoksa başkan tarafından belirlenecek üyesi tarafından tek sayım ve döküm cetveline işlenmek suretiyle, sonucuna göre işlem yapılır. Birden fazla sayım yapılan hallerde, bu sayımlarda kullanılan sayım ve döküm cetvellerinin üzerine, hangi sayıma ait olduğu büyük harflerle yazılır ve tüm cetveller muhafaza edilir.
Açılan sandığa ait son oy pusulası okunduktan sonra, sandık başkanı tarafından o sandığa ait açılmayan geçerli zarf olup olmadığı kontrol edilir ve açılan zarfların sayısı ile sandıktan çıkan ve tutanağa işlenmiş olan geçerli zarf sayısı karşılaştırılır ve sonuç, tutanak defterine işlenir.
Geçerli oyların sayım ve döküm cetvellerine işlenmesinden sonra, hesaba katılıp katılmaması veya geçerli sayılıp sayılmaması yönünden tereddüt edilen veya itiraza uğrayan oy pusulaları, sayım sandık kurulunca ayrı ayrı değerlendirilerek karara bağlanır ve bu karar, tutanak defterine yazıldıktan sonra mühürlenip imzalanır.
Sayım sandık kurulu kararı ile geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulaları, sayım ve döküm cetvelinde ait olduğu cumhurbaşkanı adayları, siyasi parti veya ittifakın ortak oyu için ayrılmış bulunan sütuna işlenir. Bu şekilde geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulalarının toplam sayısı, sandık sonuç tutanağında (Örnek: 513-Milletvekili, Örnek: 507-Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 507/A) ilgili yere işlenir.
Kararla geçerli sayılan oy pusulaları ayrı ayrı paket yapılarak bağlanır ve paketin üzeri mühürlenerek, sayısı yazılır ve saklanır.
Geçerli sayılmayan veya hesaba katılmayan oy pusulaları, ayrı ayrı paket yapılarak bağlanır ve paketin üzeri mühürlenerek, sayısı yazılır ve saklanır. Bu oy pusulaları yakılamaz,yırtılamaz ve yok edilemez. Bunların sayısı, özel tutanakta ilgili yere işlenir.
Yukarıda belirtilen işlemler tamamlandıktan sonra, sayım ve döküm cetvellerinde cumhurbaşkanı adaylarının, siyasi partilerin ve ittifakların ortak aldığı oyların toplam sayısı, kendi sütununun altına rakam ve yazıyla işlenir.
Sayım ve döküm cetvellerinde, cumhurbaşkanı adaylarının, siyasi partilerin ve ittifakların ortak aldığı oylar, orada bulunanlara, başkan tarafından yüksek sesle ilân edilir.
Sayım ve döküm cetvelinin bir örneği zarf içinde Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna teslim edilir.
Bu ilândan sonra, bu bilgilerin doğruluğu, sandık başkanı tarafından sayım ve döküm cetveli sonuçları ile karşılaştırıldıktan sonra, sandık sonuç tutanağı (Örnek: 513-Milletvekili, Örnek: 507-Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 507/A), başkan ve üyeler tarafından imzalanıp, mühürlenir.
Bütün bu işlemler, tutanak defterine geçirilerek, sayım sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanıp, mühürlenir.
Sandık sonuç tutanağı (Örnek: 513-Milletvekili, Örnek: 507-Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 507/A) yukarıda belirtilen işlemler tamamlanmadan imzalanamaz.
Cumhurbaşkanı adayları ile yetkilendirdiği temsilcileri, siyasi parti müşahitleri, sayım masası başında yer alabilir ve oy pusulalarını görebilirler. Ancak cumhurbaşkanı adayları ile yetkilendirdiği temsilcileri ve siyasi parti müşahitlerinin sayısı beşten fazla ise, hazır bulunanlar arasından başkan tarafından kurul önünde ad çekme suretiyle, sandık başında kalacak beş siyasi parti müşahidi ile birlikte her bir cumhurbaşkanı adayının yetkilendirdiği temsilciler her biri ayrı aday veya siyasi partiden olmak üzere tespit edilir. Müşahitler ve temsilciler için sayım işlemini yakından takip edebilecekleri bir yer ayrılır(298/100)
Sayım sandık kurulunca düzenlenen tutanak, torbalardaki oyların sayım ve dökümü sırasında ilçe seçim kurulunca düzenlenen tutanaklar, kurullarca imza edilen sayım ve döküm cetvelleri, sandık seçmen listesi, geçerli sayılan oy pusulaları, geçersiz sayılan oy pusulaları ve itiraz sonucu geçerli sayılan oy pusulaları ile beraber hesaba katılmayan zarflar ayrı ayrı paketler halinde mühürlenip torbaya konulur ve torbanın ağzı kapatılarak mühürlenir. Bu torbalar İlçe Seçim Kuruluna yasal süresince saklanmak üzere teslim edilir (298/100)
SEÇSİS’ten elektronik ortamda alınan sandık sonuç tutanaklarında, her sandık için farklı sandık numarası ve karekod bulunduğundan, söz konusu tutanakların Milletvekili seçiminde sandık sonuç tutanağına (Örnek:513), Cumhurbaşkanı seçimde Yurtdışı sandık sonuç tutanağına; ( Örnek :507), Cumhurbaşkanı oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde (Örnek: 507/A) bilgisayardan sadece A4 (210×297 mm) formatında beyaz kâğıda çıktısı alınır. Bu sebeple fotokopi ile çoğaltılmış tutanaklar kullanılamaz. Tutanaklar ilçe seçim kurulunca tarayıcıdan geçirileceğinden buruşturulmaması, katlanmaması, karekodun üzerinin herhangi bir şekilde çizilmemesi, ıslatılmaması vb. hususlara dikkat edilmesi gerekir. Bu nedenle sandık sonuç tutanakları imzalanıp, mühürlendikten sonra ilçe seçim kuruluna teslim edilinceye kadar katlanmadan sığabileceği poşet dosya içerisinde muhafaza edilmelidir.
Siyasi parti müşahitlerinin oy sayım ve dökümünde bulunmaları
MADDE 44- Cumhurbaşkanı adayları, yetkilendirdikleri temsilcileri ile siyasi parti müşahitleri, sayım masası başında yer alabilir ve oy pusulalarını görebilirler. Ancak Cumhurbaşkanı adayları, yetkilendirdikleri temsilcileri ve siyasi parti müşahitlerinin sayısı beşten fazla ise, hazır bulunanlar arasından başkan tarafından kurul önünde ad çekmesuretiyle, sandık başında kalacak beş siyasi parti müşahidi ile birlikte her bir Cumhurbaşkanı adayının yetkilendirdiği temsilciler her biri ayrı aday veya siyasi partiden olmak üzere tespit edilir. Müşahitler ve temsilciler için sayım işlemini yakından takip edebilecekleri bir yer ayrılır (298/100)
Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunca sandık sonuç tutanaklarının birleştirilmesi ve denetlenmesi
MADDE 45- Sandık kurullarından gelen sonuçların SEÇSİS’te YRTDS-010 “Sandık Sonuçları Girişi” ekranı kullanılarak girişi yapılır. Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu tarafından, sandık kurullarından gelen Örnek: 507 sayılı ve Örnek: 513 sayılı tutanaklarda yer alan bilgiler SEÇSİS uygulamaları, seçim işlemleri sandık sonuç girişi (YRTDS-010) ekranına girildikten sonra karekodlu ve imzalı sandık sonuç tutanakları ile sayım ve döküm cetvelleri, İlçe Seçim Kurulunda bulunan tarayıcılar ile SEÇSİS uygulamaları tarama modülü kullanılarak taranır. Bu işlem tutanaklar geldikçe bekletilmeksizin yapılır.
Tüm sandıklara ait sonuç girişleri yapıldıktan sonra Örnek: 508 sayılı “Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” ile Örnek: 514 sayılı “Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” alınır. Örnek: 508 sayılı “Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” ile Örnek: 514 sayılı “Temsilcilik
Birleştirme Tutanağı” imzalandıktan sonra SEÇSİS uygulamaları tarama modülü kullanılarak taranır.
Örnek: 508 sayılı “Cumhurbaşkanı Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” ile Örnek: 514 sayılı “Milletvekili Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” imzalanmadan önce, birleştirmesi yapılan sandık sonuç tutanaklarındaki bilgilerin tamamını gösterir bir döküm cetveli, İlçe Seçim Kurulunun siyasi partili üyelerine de birer nüsha çoğaltılarak verildikten sonra, o tutanakta birleştirmesi yapılan sandık sonuç tutanaklarında, cumhurbaşkanı, siyasi parti ve ittifakların aldıkları oy sayıları, İlçe Seçim Kurulunda, başkanın görevlendireceği memur üyelerden biri tarafından, birleştirme tutanağındaki sıraya göre, yüksek sesle okunmak suretiyle Örnek: 508, Cumhurbaşkanı Temsilcilik Birleştirme Tutanağına Örnek: 514 Milletvekili Temsilcilik Birleştirme Tutanağına işlenen oy sayılarında yanlışlık olup olmadığı denetlenir. Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunda yeterli imkân olması halinde denetim işlemi, hazır bulunanların izleyebileceği şekilde görüntülü olarak cihazlarla yayınlanabilir.
Başkan, denetim sırasında tespit edilen hataları denetim tutanağına Cumhurbaşkanı seçimi (Örnek: 90/A) ile Milletvekili genel seçiminde (Örnek: 90/A) ayrı, ayrı geçirmek üzere, kurulun diğer memur üyesini görevlendirir. Denetim tutanağında, İlçe Seçim Kurulunun adı, denetlenen seçim türü ve çevresi ile denetim işlemi sırasında hatalı bilgi girişi yapıldığı tespit edilen sandıkların numarasını yazmaya elverişli bir cetvel yer alır. Denetleme sırasında, ilçe birleştirme tutanağına hatalı olarak işlenmiş sandık kurulu sonuç tutanakları bir kenara ayrılır. Denetim işlemi sonucunda, düzenlenen tutanak başkan ve üyelerce imzalanır.
Denetim işlemi tamamlandıktan sonra, hata tespit edilmişse, ayrılan sandık sonuç tutanaklarına göre gerekli düzeltmeler yapılarak hazırlanan Örnek: 508 sayılı “Cumhurbaşkanı Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” ile Örnek: 514 sayılı “Milletvekili Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” , kurul başkanı ve üyelerince imzalanır ve sonuçlar hazır bulunanlara sözlü olarak ilân edilir.
Hatalı bilgi girişi nedeniyle düzenlenen (Örnek:90/A) tutanağın imzalanmasından sonra SEÇSİS’te (YRTDS-010_1) “Sandık Sonuçları Günleme” ekranından denetim tutanağı (Örnek: 90/A) değişikliği veya ilçe seçim kurulu kararına göre ilgili sandıklar için sonuç bilgi değişikliği yapılır. İlgili sandıklar için SCNR_001 ekranında sandık sonuç tutanağındaki karekodun yanında bulunan karekod numaralarının elle girişi sağlandıktan sonra denetim tutanağı (Örnek: 90/A) ile varsa ilçe seçim kurulu kararının taraması gerçekleştirilir.
Bu işlemlerden sonra Örnek: 508 sayılı “Cumhurbaşkanı Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” ile Örnek: 514 sayılı “Milletvekili Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” yeniden düzenlendikten ve imzalandıktan sonra tekrar taranır.
Örnek: 508 sayılı “Cumhurbaşkanı Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” ile Örnek: 514 sayılı “Milletvekili Temsilcilik Birleştirme Tutanağı”ndaki bilgilere göre hazırlanacak tutanak özetinin Örnek:508/1 sayılı Cumhurbaşkanı Yurt Dışı Temsilcilik Birleştirme Tutanak Özeti” ile Örnek: 514/1 sayılı “Milletvekili Yurt Dışı Temsilcilik Birleştirme Tutanak Özeti” nin onaylı bir sureti, İlçe Seçim Kurulunda herkesin inceleyebileceği uygun bir yere bir hafta süreyle asılmak suretiyle ilân edilir.
Aynı yabancı ülke içinde birden fazla temsilcilikte oy kullanılmış ise Örnek:509 ” Cumhurbaşkanı Ülke (Temsilcilikler) Birleştirme Tutanağı” ile Örnek: 515 sayılı “Milletvekili Ülke (Temsilcilikler) Birleştirme Tutanağı” alınır, imzalandıktan sonra SEÇSİS uygulamaları tarama modülü kullanılarak taranır.
Bundan sonra Örnek:510 sayılı “Cumhurbaşkanı Ülkeler Birleştirme Tutanağı” ve Örnek: 516 sayılı “Milletvekili Ülkeler Birleştirme Tutanağı” ile geçici gümrük kapısı seçim kurullarından gelen sonuçların birleştirmesini de yapmak suretiyle bu iki birleştirme tutanağı, imzalandıktan sonra SEÇSİS uygulamaları tarama modülü kullanılarak taranır ve birleştirilmek üzere İlçe Seçim Kurulu Başkanı ve en az iki üye tarafından en kısa sürede Ankara İl Seçim Kuruluna götürülür ve teslim edilir (298/94/C)
Bu tutanaklar başkan ve üyeler tarafından imza edilerek birer örneği kurulun siyasi partili üyeleri ile siyasi partilerin müşahitlerine imza karşılığında verilir. Bir örneği de İlçe Seçim Kurulunun çalıştığı binanın kapısına bir hafta süre ile asılır.
Yurt dışı sandıklardan ve gümrük kapılarından gelen sonuçlar Ankara İl Seçim Kurulunca Örnek:511 sayılı “Cumhurbaşkanı Seçimi Yurt Dışı Sandıklarından ve Gümrük Kapılarından Gelen Oyların Birleştirme Tutanağı”, Örnek: 517 sayılı “Milletvekili Seçimi Yurt Dışı ve Gümrük Kapıları Birleştirme Tutanağı” nda birleştirilir, imzalandıktan sonra SEÇSİS uygulamaları tarama modülü kullanılarak taranır ve bu tutanak en seri vasıtayla Yüksek Seçim Kuruluna gönderilir.
Şikâyet, itiraz ve diğer hükümler
MADDE 46– Sandık kurulu başkanlarının veya bu kurulların yaptıkları işlemlere veya aldıkları tedbirlere ve bunlara benzer sair işlemlerine karşı yapılacak şikâyet ve itirazlar ile bu Genelge’de hüküm bulunmayan hallerde “Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçiminde Sandık Kurullarının Oluşumu, Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge’nin” ilgili hükümleri uygulanır
Dayanak
MADDE 47- Bu Genelge, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu hükümlerine dayanılarak Yüksek Seçim Kurulunun 08/05/2018 tarih ve 2018/399 sayılı kararı ile “202 sayılı Genelge” olarak kabul edilmiştir.
Yurt İçi Seyyar Sandık Kurullarının Görev ve Yetkilerini Gösterir 135/2 No’lu Genelge
Kapsam
MADDE 1- Bu Genelge; seyyar sandık kurullarının oluşumu ile görev ve yetkilerini, yapacakları iş ve işlemleri, oy verme şekli ile ilgili esas ve usulleri kapsar.
Seyyar sandık kurullarının oluşumu
MADDE 2- Seyyar sandık kurulu, bir başkan, altı asıl ve altı yedek üyeden oluşur ve asıl üyeleri ile toplanır.
MADDE 3- İlçe seçim kurulu başkanı, ulaşım, seyyar sandık sayısı, sabit sandık kurulan binaların konumu ve sandık sayılarını dikkate alarak seyyar sandık kurulu ile sabit bir sandık kurulunu ilişkilendirir. Bu ilişkilendirmede sandık kurullarının işlemlerinin seri, rahat, güvenli, kolay ulaşılabilir ve herhangi bir aksamaya mahal vermeyecek şekilde belirlenmesine özen gösterir.
Bu belirleme, imkânlar ölçüsünde aynı binadaki sabit sandıkların ilişkilendirilmesi suretiyle ve birden fazla seyyar sandık olması halinde sandığın konulduğu binadaki son sandıktan başlamak üzere geriye doğru yapılır.
Seyyar sandık kurulu başkanının belirlenmesi
MADDE 4- İlçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin (298 sayılı Kanunun 26. maddesinde sayılanlar hariç) listesi, mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyle ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilir.
İlçe seçim kurulu başkanı, bu kamu görevlileri arasından ihtiyaç duyulan seyyar sandık kurulu başkanı sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişiler arasından mani hali bulunmayanları seyyar sandık kurulu başkanı olarak belirler.
Seyyar sandık kurulu başkanının göreve gelmemesi halinde; kamu görevlileri arasından belirlenen üye, bu üyenin de bulunmaması durumunda en yaşlı üye kurula başkanlık eder. (298/22).
Seyyar sandık kurulu üyelikleri
MADDE 5-
İlçe seçim kurulu başkanı, seçime katılma yeterliliğine sahip ve o ilçede teşkilatı bulunan siyasi partilerden, son milletvekili genel seçiminde o ilçede en çok oy almış olan beş siyasi parti tarafından, seçim takvimi dikkate alınarak kendilerine tanınan beş günlük süre içinde bildirilen birer asıl ve birer yedek üye isimleri arasından seyyar sandık kurulu üyelerini tamamlar.
Bu yöntemle tespit edilen seyyar sandık kurulu üye sayısı beşten az olduğu takdirde; eksik kalan üyelikler, aynı şartları taşıyan diğer siyasi partilerden, aldıkları oyların büyüklük sırasına göre aynı usulle tamamlanır.
Oylarda eşitlik halinde ad çekilir.
Buna rağmen beş asıl ve beş yedek üyenin tümü belirlenemediği takdirde, seçime katılma yeterliliğine sahip ve o ilçede teşkilatı bulunan diğer siyasi partiler arasından ad çekilir. Ad çekmedeki sıraya göre, eksik üyelik sayısı kadar adı çıkan siyasi partinin, aynı usulle bildireceği kimselerle seyyar sandık kurulu üyelikleri tamamlanır.
İlçe seçim kurulu başkanı, seyyar sandık kurulunun kalan bir asıl ve bir yedek üyesini belirlemek için önce, 22 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca bildirilen listeden seyyar sandık kurulu başkanı olarak belirlenmeyenler arasından, ihtiyaç duyulan seyyar sandık kurulu üye sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişilerden mani hali bulunmayanları seyyar sandık kurulu asıl ve yedek üyesi olarak belirler.
Üyeliklerin bu şekilde doldurulması mümkün olmazsa, eksiklikler, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından, o çevrede bulunan ve seyyar sandık kurulunda görev verilmesinde sakınca olmayan kimseler arasından tamamlanır (298/23).
Seyyar sandık kurullarında görev alamayacaklar
MADDE 6- İdare amirleri, zabıta amir ve memurları, Askeri Ceza Kanunu’nun 3. maddesinde yazılı (sivil memurlar dâhil) askeri şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve adaylar seyyar sandık kurullarına seçilemezler (298/26).
Seyyar Sandık kurullarının teşekkülüne karşı şikâyet ve itiraz
MADDE 7- Seyyar sandık kurullarının teşkiline dair şikâyet, ilçe seçim kurulu veya başkanı tarafından yapılan işlemlerin düzeltilmesi için bu işlemlerin neticesinden itibaren bu kurullara veya başkanlarına sözlü olarak veya dilekçeyle iki gün içinde (4-5 Haziran 2018 tarihleri arasında) 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 110. maddesinde gösterilenler tarafından yapılır.
Şikâyetin reddine dair kararlara karşı, 7 Haziran 2018 Perşembe günü il seçim kuruluna itiraz olunur. İl seçim kurulu 8 Haziran 2018 Cuma günü kararını kesin olarak verir.
Bu şikâyetin yapılmamış olması sandık kurulunun teşekkülüne karşı itiraza engel olmamakla birlikte, itirazın sandık kurulunun teşekkülünden itibaren yukarıda belirtilen sürede yapılması şarttır (298/119)
Seyyar Sandık kurullarının görev ve yetkileri
MADDE 8- Seyyar sandık kurullarının başlıca görev ve yetkileri şunlardır:
a) Sandığın taşınmasında ve seçmenin hastalığı dikkate alınarak oy kullanma sırasında gerekli önlemleri almak (Gerekirse maske takılması, vb),
b) Oyun gizliliğini sağlamak amacıyla seyyar oy kabininin yerleştirilmesini ve seçmenin rahat oy kullanmasını sağlayacak tedbirleri almak,
c) Görev yaptığı seyyar sandığın seçmen listesinde kayıtlı olmayıp da, başka bir sandık seçmen listesinde kayıtlı olan sandık kurulu başkan ve üyelerine, seyyar sandık kurulu üyelerini görev yerlerine ulaştırmak için görevlendirilen kişilere ve varsa o sandığın güvenliğini sağlamakla görevli kolluk görevlilerine ilçe seçim kurulundan aldıkları belgelere istinaden oy kullandırmak, oy kullandıkları seçmen listesinin sonuna yazmak, imzalarını almak ve belgeleri ilçe seçim kuruluna teslim etmek,
d) Seyyar sandıktan çıkan zarfları saymak, “Seyyar Sandık Kurulunca Düzenlenecek Uygunluk Tespit Tutanağı” ile önceden ilişkilendirilen ve sayımın yapılacağı sabit sandık kuruluna teslim etmek,
e) Oy verme işleri hakkında ileri sürülecek şikâyet ve itirazları incelemek ve karara bağlamak, kararları tutanak defterine geçirerek altını imzalamak,
f) Sandık kurulu tutanak defteri ile gerekli diğer tutanakları düzenlemek ve altını imzalamak,
g) İlişkilendirildiği sandığa oy kullanılan zarfların tesliminden sonra elinde kalan malzemeyi sandık ve seyyar oy kabini dışında torbaya koyarak, Örnek 88/A sayılı “Seyyar Sandık Kurulu Tarafından İlçe Seçim Kuruluna Teslim Edilen Malzemeyi Gösterir Tutanak” ile bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna teslim etmek,
h) Kanunlarla ve Yüksek Seçim Kurulu genelge ve kararları ile verilen diğer görevleri yapmak (298/71-6)
Oy verme işlemlerini, müşahitler de isterlerse ve taşıtta yer varsa veya taşıt kendileri tarafından sağlanmak suretiyle izleyebilirler.
Seyyar sandık kurulu başkanının öncelikle yapacağı işler
MADDE 9- Seyyar sandık kurulu başkan ve üyeleri; oy verme günü saat 06.00 da bağlı olduğu ilçe seçim kurulu başkanlığında hazır bulunmak ve ilçe seçim kurulu başkanından aşağıda yazılı oy verme araçlarını kontrol ederek tutanakla teslim almak zorundadırlar.
Görev sırasında kullanacakları araç, sürücüsü ile birlikte ilçe seçim kurulu başkanlığınca temin edilir.
Sandık kurulu başkanınca;
a) Görevli olduğu sandık için ağzı mühürlü kese içine konulmuş numaralı sandık kurulu mührü ve iki adet “TERCİH” veya “EVET” yazılı mührü,
b) Filigranlı kâğıttan üretilmiş ve Yüksek Seçim Kurulu tarafından üstü numaralanıp mühürlenen birleşik oy pusulası paketini, (Oy pusulası paketleri ilçe seçim kurulunca 40 adetlik paketler olarak önceden hazırlanır.)
c) Filigranlı kâğıttan üretilmiş ve ön yüzünün sol üst köşesinde Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu amblemi bulunan ve ilçe seçim kurulu başkanlığı mührünü taşıyan (SARI) renkli oy zarflarına ait paketi (Oy zarfı paketleri ilçe seçim kurulunca 40 adetlik paketler olarak önceden hazırlanır.)
d) Oy sandıklarının önüne yapıştırılacak sandık numarasını gösterir etiket,
e) Istampa, ıstampa mürekkebi, mühür mumu ve sicim ile sayfaları ilçe seçim kurulu başkanlığınca mühürlenmiş tutanak defteri, sayım cetvelleri ve tutanak kâğıtları, tükenmez kalem, maske,
f) Her sayfası ilçe seçim kurulu başkanı tarafından mühürlü ve sonu onaylı olan iki nüsha seyyar sandık seçmen listesi,
g) Sahiplerine verilememiş olan seçmen bilgi kâğıtları,
h) Sandık Kurullarının Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge,
i) Seyyar Sandık Kurullarının Görev ve Yetkilerini Gösterir 135/II sayılı Genelge,
j) Seyyar sandık kurulu başkan ve üyeleri ile o sandığın güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçlerinin ve ilçe seçim kurulu tarafından seyyar sandık kurulu başkan ve üyelerini görev yerine ulaştırmak için görevlendirilmiş kişilerin oy kullanma haklarının bulunduğuna dair belgeler,
k) Seyyar oy verme kabini ve oy sandığı
l) İmza cetveli ilçe seçim kurulundan temin edilir.
Seyyar sandık kurulunun andiçmesi
MADDE 10- Seyyar sandık kurulu başkan ve üyeleri, oy verme günü, göreve başlamadan önce, ilk iş olarak, birer birer aşağıdaki şekilde and içer.
“Hiçbir tesir altında kalmaksızın, hiç kimseden korkmadan, seçim sonuçlarının tam ve doğru olarak belirmesi için, görevimi kanuna göre, dosdoğru yapacağıma, namusum, vicdanım ve bütün mukaddesatım üzerine and içerim.” (298/70).
Başkan veya üyelerden bir kısmının göreve gelmemesi (Çoğunluğun sağlanması)
MADDE 11- Seyyar sandık kurulu üyelerinden biri veya birkaçı göreve gelmezse veya görevini yapmazsa; ceza hükümleri saklı kalmak üzere, yerine yedek üyelerden biri getirilir.
Şayet, bu dahi mümkün olmaz ve kurul üyeleri sayısı (başkan hariç) üçten aşağı düşerse; bu konu tutanağa geçirilir ve eksiklikler, o seçim bölgesinde seçme yeterliliğine sahip, okur-yazar olanlar arasından başkanın seçeceği kimselerle tamamlanır.
Seyyar sandık kurulu başkanının görevi başına gelmemesi veya bırakıp gitmesi halinde; yerine kamu görevlileri arasından belirlenen üye, bu üyenin de bulunmaması durumunda en yaşlı üye kurula başkanlık eder.
Yaş konusunda uyuşmazlık çıkarsa resmi kimlik belgesindeki bilgi esas alınır. Doğum tarihlerinin de aynı olması durumunda ad çekilir.
Göreve gelmeyen veya bırakıp giden başkan yahut üyenin yerine görevlendirilen kişi, önceki başkan veya üye daha sonra gelse dahi görevini sürdürür.
Seyyar sandık kurulu başkanı ve üç üyenin hazır bulunması halinde eksik üyeliklerin tamamlanması yoluna gidilmez.
Seyyar sandığın konulacağı yerin belirlenmesi
MADDE 12- Seyyar sandık, yatağa bağımlı seçmenin evinde gizlilik temin edilecek ve oy kullanma rahatlığı sağlanacak şekilde belirlenir.
Seyyar oy kabini
MADDE 13- Oyun gizliliğini sağlamak amacıyla seyyar oy kabini seçmenin rahat oy kullanmasını sağlayacak şekilde belirlenir.
Oy verme gününde sandık kurulunun toplanma zamanı ve hemen yapacağı işler
MADDE 14- Seyyar sandık kurulu oy verme günü olan 24 Haziran 2018 Pazar günü oy verme saatinden en az bir saat önce sandık başında toplanarak andiçer. Başkan, ilçe seçim kurulundan kontrol ederek teslim almış olduğu keseyi açarak ilçe seçim kurulunun bulunduğu binada sandık kurulu mührünü ve ayrıca “TERCİH” veya “EVET” mührünü masanın üzerine koyar.
Bundan sonra seçim sandığının boş olduğunu orada bulunan sandık kurulu üyeleriyle müşahitler önünde tespit ederek sandığın kapağını kapatır ve kapağı mühür bozulmadan açılamayacak şekilde sandık kurulu mührü ile mühürler.
Seyyar sandık kurulu; ilçe seçim kurulu başkanlığından teslim aldığı ve filigranlı kâğıttan üretilmiş, üzeri Yüksek Seçim Kurulunca numaralanıp mühürlenerek paketlenmiş birleşik oy pusulası paketini açıp, tümünü sayar; birleşik oy pusulalarının her birinin arkasını sandık kurulu mührü ile mühürler ve birleşik oy pusulalarının sayısı ile her birinin arkasının sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olduğunu tutanak defterine geçirir.
Seyyar sandık kurulu ilçe seçim kurulundan teslim alınan filigranlı kâğıttan üretilmiş ve ön yüzünün sol üst köşesinde Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu amblemi ve ilçe seçim kurulu başkanlığı mührünü taşıyan sarı renkte bastırılmış olan oy zarflarını sayar, her zarfın üzerine sandık kurulu mührünü basar ve zarfların sayısı ile her birinin ön yüzünün sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olduğunu tutanak defterine geçirir.
Sandık kurulu, sandık numarasını gösteren etiketi sandığın önüne yapıştırır. Seyyar sandık kurulu bu işlemlerden sonra, seçmenlerin adreslerine göre bir güzergâh belirler ve sandık seçmen listesinde kayıtlı olan tüm seçmenlerin bildirdikleri adreslere tahsis edilen araçla gider. Adreste seçmenin bulunmaması veya makul sürede kapının açılmaması durumunda, bu husus sandık seçmen listesine şerh düşülür ve aynı zamanda tutanak defterine işlenerek imza altına alınır. Bu durumda o seçmenin adresine tekrar gidilmez.
Kurulca yapılacak işlemler, alınacak tedbirler
MADDE 15- Kanun gereği seyyar sandık kurulunca alınması gereken tedbirler ve yapılması gereken işlemler üzerinde anlaşma olmadığı takdirde, kurulu oluşturan üyelerin yarısından bir fazlasının görüşüne göre karar alınır veya işlem yapılır.
Oyların eşitliği halinde başkanın katıldığı tarafın görüşü üstün tutulur.
Seyyar sandık kurulu tarafından verilen kararlar veya yapılan işlemler varsa matbu tutanağa, yoksa olayın mahiyetine göre tutanak defterinin boş sayfalarına sırayla yazılarak başkan ve üyeler tarafından imzalanır.
Kanuna göre başkan tarafından yapılması gereken işler ve özel olarak sandık başında yapılacak işler (açıklamalar ve uyarmalar) üyeler tarafından da yapılabilir.
Oy verme yetkisi
MADDE 16- Onaylı seyyar sandık seçmen listesinde yazılı her seçmen, oy verme yetkisine sahiptir.
298 sayılı Kanun’da sayılan istisnalar dışında, seyyar sandık seçmen listesinde kaydı olmayanların oy kullanmalarına izin verilmez.
Her seçmen, kanunda sayılan istisnalar dışında, hangi seyyar sandık seçmen listesinde kayıtlı ise ancak o sandıkta oy kullanabilir.
Bir seçmen, aynı seçim türü için birden fazla oy kullanamaz.
Oy verme düzeni
MADDE 17- Seyyar sandık başında seçmene, vereceği oy hakkında hiçbir kimse müdahale, telkin veya tavsiyede bulunamaz. Seçmen oy kullanamayacak durumda ise oyun gizliliğini ihlal etmeyecek şekilde bir yakınının yardımı ile oy kullanması sağlanır.
Oy verme süresi
MADDE 18-
24 Haziran 2018 Pazar günü, Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci oylamaya kalması durumunda ise; 8 Temmuz 2018 Pazar günü oy verme süresi tüm yurtta 08.00 – 17.00 saatleri arasındadır.
Oy vermenin bitiş saati geldiği halde seyyar sandık seçmen listesinde yer almasına rağmen adresine gidilemeyen seçmenler varsa; bu seçmenlerin adreslerine gidilerek oy vermeleri sağlanır.
Oy vermenin bitiş saatinden önce, seyyar sandık seçmen listesinde yer alan tüm adreslere gidilerek oy verme işleminin tamamlanması halinde seyyar sandık kurulu ilişkilendirildiği sandık kurulunun bulunduğu yere giderek sandıkların açılış saatini burada bekler.
Sandıklar, açılış saatinde ilişkilendirildiği sandıkla beraber açılır.
Seçmenin kimliğinin tespiti
MADDE 19- Adresine gidilen seçmen; Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan; Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı, Geçici Kimlik Belgesi, nüfus cüzdanı, resmî dairelerce verilen soğuk damgalı kimlik kartı, pasaport, evlenme cüzdanı, askerlik belgesi,
sürücü belgesi, hâkim ve savcılar ile yüksek yargı organı mensuplarına verilen mesleki kimlik kartı, avukat, noter ve askerî kimlik kartı gibi kimliğini tereddütsüz ortaya koyan resimli, resmî nitelikteki belgelerden birini başkana verir ve seçmen sıra numarasını söyler.
Bu belgelerden birini vermeyen seçmen oy kullanamaz. (298/87, 91)
Belediyeler ile köy veya mahalle muhtarlarınca düzenlenip onaylanan kimlik belgeleri seçmenin kimliğinin tespitinde geçerli değildir (298/87)
Üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası olmayan resimli ve resmî bir kimlik belgesi ibraz eden seçmenin oy kullanabilmesi için, bu belgelerin yanında ayrıca seçmen bilgi kâğıdını veya nüfus müdürlüklerince verilmiş nüfus kayıt örneğini ibraz etmesi şarttır.
Oy verme
MADDE 20-
a) Oy vermeden önceki işler;
Seyyar sandık kuruluna kayıtlı seçmen, oyunu kullanmadan önce kimlik belgesini ve varsa seçmen bilgi kâğıdını başkana verir ve kimliğini ispat eder.
Sandık kurulu başkanı, adrese giderken seyyar sandık seçmen listesi ile sandık kurulu mührünü ve EVET/TERCİH mühürlerini bir keseye koyarak yanına alır. Seyyar sandık kurulu üyelerinden biri sandığı, diğeri seyyar oy kabinini taşır.
b) Oy verme işlemi;
Seyyar sandık kurulu tarafından seçmenin adı seyyar sandık seçmen listesinde bulunduktan sonra, seçmene oy kullandırılır.
Başkan, kanuna uygun biçimde hazırlanmış ve mühürlenmiş oy zarfı ile birleşik oy pusulasını, hiçbir tarafında herhangi bir işaret bulunmadığını ve arkasının sandık kurulu mührü ile mühürlü olduğunu, kurul üyelerine, müşahitlere ve seçmene gösterdikten sonra “TERCİH” veya “EVET” mührünü seçmene vererek seyyar oy kabinini seçmenin en rahat oy kullanabileceği şekilde yerleştirir.
Başkan tarafından seçmene;
ba) Birleşik oy pusulalarında tercih ettiği cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti, ittifak veya bağımsız aday için ayrılan bölümden dışarı taşırmamak suretiyle “TERCİH” veya “EVET” mührünü basması, “TERCİH” veya “EVET” mührü dışında herhangi bir yerine imza atmaması veya işaret koymaması, aksi halde oyunun geçersiz sayılacağı, birleşik oy pusulasını düzgün bir şekilde katlayıp zarfa koyması ve yapıştırması gerektiği,
bb) Birleşik oy pusulalarından başka, zarfa hiçbir şey koymaması, aksi halde kullandığı oyun geçersiz olacağı,
bc) Seçmene birleşik oy pusulaları verildikten sonra hata veya başka bir neden ileri sürülerek yeni bir birleşik oy pusulası verilemeyeceği,
bd) Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimi oy pusulalarının aynı zarfa konulacağı, açıklanır.
Seçmen, sandık kurulu başkanının açıkladığı şekilde hareket ettikten sonra seyyar oy kabininde kullandığı ve zarfa koyduğu oyları, bizzat veya bir yakını vasıtasıyla sandığa atar.
Kurul başkanı oyunu kullanan seçmene kimlik kartını verirken seçmen listesindeki adı karşısına imza cetveli kullanarak imzasını attırır. Seçmen, imza atmasını bilmiyor veya herhangi bir sakatlığı nedeniyle imza atacak durumda bulunmuyorsa, sol elinin başparmağını basar. Sol elinin başparmağı olmayanların hangi parmağını bastığı listenin imza bölümüne ayrıca yazılır. Hiç parmağı olmayan seçmenin durumu adı karşısına yazılıp başkan tarafından imzalanır.
Okuma – yazma bilmeyen seçmenlerin oy kullanmaları
MADDE 21- Okuma – yazma bilmeyen seçmenlere, oylarını kullanmaları konusunda başkaları tarafından sandık çevresinde yardım edilemez.
Okuma – yazma bilmeyen seçmen, sorduğu ve istediği takdirde sandık kurulu başkanı, sadece birleşik oy pusulaları üzerinde bulunan cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti ve ittifakların işaretlerinden hangisinin hangi aday veya partiye ait olduğunu ve tercih ettiği cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti ve ittifakların diğer bölüme taşırmamak suretiyle “TERCİH” veya “EVET” mührünü basması ve birleşik oy pusulalarını katlayıp sarı renkli zarfa koyarak ağzını yapıştırması gerektiğini anlatır.
Okuma – yazma bilmeyen seçmenlere oy verme sırasında yardım etmek amacıyla oy verme yerine kendisinden başka kimse giremez ve oy kullanma sırasında yardım edemez.
Seyyar oy kabininde müdahale yasağı
MADDE 22- Seyyar sandık kurulu başkan veya üyeleri ile adreste hazır bulunanlar; oy verme sırasında seçmenlere yardım etmek amacıyla seyyar oy kabinine oyun gizliliğini ihlal edecek şekilde müdahale edemez.
Sandık seçmen listesine kayıtlı olmayan seçmenlerin oy kullanması
MADDE 23- İlçe seçim kurulu başkanı, seçimin yapıldığı çevrede oy verme hakkına sahip olduğu halde; (Seçimin yapıldığı seçim çevresindeki seçmen listesinde kayıtlı olması koşuluyla) görev yaptığı seyyar sandığa ait seçmen listesinde kayıtlı bulunmayan;
a) Seyyar sandık kurulu başkan ve üyelerinin,
b) Seyyar sandığın güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçlerinin,
c) İlçe seçim kurulu tarafından seyyar sandık kurulu üyelerini görev yerine ulaştırmak için görevlendirilmiş kişilerin, her birine seçmen olduğunu ve seçimde oy kullanabileceğini gösteren ve sandık seçmen listesindeki bilgileri kapsayan bir belge verir (Örnek: 142).
Ayrıca, bu seçmenlerin esas kayıtlı olduğu sandık seçmen listesine meşruhat verilmek üzere kayıtlı bulunduğu sandık kurulu başkanlığına durumu yazı ile bildirir.
Bu madde uyarınca, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından kendilerine oy kullanma hakkı bulunduğuna ilişkin olarak belge verilen görevliler, bu belge ile görevli oldukları seyyar sandıkta oy verirler.
Seyyar sandık kurulu, bu madde kapsamında oy kullanan kimselerin ilgili belgelerini, oy verme işleminden önce alır. Bu belgeler, diğer seçim evrakı ile birlikte Örnek 88/A sayılı “Seyyar sandık kurulu tarafından ilçe seçim kuruluna teslim edilen malzemeyi gösterir tutanak” ile kurulun bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna teslim edilir.
Bu madde uyarınca oy kullanan seçmenlerin ad ve soyadları ile kimlik bilgileri, oy kullandıkları sandık seçmen listesinin sonuna yazılarak karşısına imzaları alınır.
Yukarıda sayılan seçmenlerin sayısı o sandık seçmen listesine dâhil edilmez; oy kullanan seçmenlerin toplamına dâhil edilir.
Seyyar sandık kurulunun oy verme işlemi bittikten sonra yapacağı işler
MADDE 24-
Seyyar sandık kurulu, oy verme işlemi saat 17.00’den önce bitmişse saat 17.00’yi beklemeden; saat 17.00 itibariyle seyyar sandık seçmen listesinde yer almasına rağmen adresine gidilemeyen seçmenler varsa, bu seçmenlerin adreslerine gidilerek oy vermeleri sağlandıktan sonra derhal ilişkilendirildiği sandığın bulunduğu yere hareket eder.
Seyyar sandık kurulu saat 17.00’den önce oy verme işlemini tamamlamış ise, saat 17.00’ye kadar ilişkilendirildiği sandıkta bekler.
Seyyar sandık kurulu ile ilişkilendirilen sandık kurulu; seyyar sandık kurulu gelmeden ve uygunluk teslim tutanağı ile seyyar sandık kuruluna ait zarflar teslim alınmadan kendi sandığını açamaz.
Mühürlü seyyar oy sandığını saat 17.00’den sonra ilişkilendirildiği sandığın bulunduğu yerde ve bu sandıkta oy verme işlemi bittikten sonra açar. Sandıktan çıkan zarflar, seyyar sandık kurulu başkanı tarafından yüksek sesle iki defa sayılır.
İki sayım arasında fark olursa, üçüncü sayım yapılarak sonucuna göre işlem yapılır ve seçimde kullanılan toplam zarf sayısı tespit edilir.
Bütün zarflar sayıldıktan sonra, geçerli olup olmaması yönünden aşağıdaki şekilde kontrol edilir.
a) Sandık kurulunca verilen biçim ve renkte olmayan,
b) “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigranı olmayan kâğıttan imal edilmiş olan,
c) Yüksek Seçim Kurulu amblemi olmayan,
d) Üzerinde İlçe Seçim Kurulu mührü bulunmayan,
e) Üzerinde sandık kurulu mührü bulunmayan,
f) Tamamı yırtılmış olan,
g) Üzerinde İlçe Seçim Kurulu ve sandık kurulu mührü dışında herhangi bir mühür, imza, yazı, parmak izi veya herhangi bir işaret bulunan, zarflar geçersiz sayılır.
Ancak, üzerinde sandık kurulu mührü bulunmamasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı, amblemi ve ilçe seçim kurulu mührü bulunan zarflar ile üzerinde leke veya çizik bulunsa dahi bunun özel işaret koymak amacıyla yapıldığı kesin olarak anlaşılamayan zarflar geçerli sayılır.
İtiraza uğrayan zarflar ile itiraza uğramadan geçersiz sayılan zarflar, seyyar sandık kurulu başkanı tarafından bir kenara ayrılır. Seyyar sandık kurulu, bütün zarflar kontrol edildikten sonra, itiraza uğrayan zarfları inceleyerek, geçerli veya geçersiz sayılması yönünde kararını verir.
Bundan sonra, o sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz oy zarflarının toplam sayısı ayrı ayrı Seyyar Sandık Kurulunca Düzenlenecek Uygunluk Tespit Tutanağının ilgili yerine işlenir.
Geçersiz zarflar seyyar sandık kurulunca paketlenir ve paketin üzeri mühürlenerek zarf sayısı yazılır. Bu zarflar saklanır ve kesinlikle açılmaz.
Bu işlemler yapıldıktan sonra, o sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz zarfların toplam sayısı ile oy kullanan seçmen sayısı karşılaştırılır.
Zarf sayısı, oy kullanan seçmen sayısına eşit veya eksik ise başkaca bir işlem yapılmaz.
Zarf sayısı, oy kullanan seçmen sayısından fazla ise eşitliği sağlamak için önce geçersiz zarf sayısı düşülür. Geçersiz zarf sayısının düşülmesi halinde de eşitlik sağlanamıyorsa; sandık kurulu başkanı geçerli zarflar arasından, eşitliği sağlayacak sayıda zarfı gelişigüzel çeker ve bu zarflar açılmadan derhal yakılarak imha edilir. İmha edilen zarf sayısı, Seyyar Sandık Kurulunca Düzenlenecek Uygunluk Tespit Tutanağına yazılır.
Bu tutanak seyyar sandık kurulu ile ilişkilendirilen sabit sandık kurulu tarafından beraberce imzalandıktan sonra seyyar sandık kurulunca paketlenen geçersiz zarflar ile geçerli sayılan zarflardaki kullanılan oylara ait oy zarfları ile uygunluk tespit tutanağının bir örneği ilişkilendirilen sandık kuruluna teslim edilir.
İlişkilendirilen sandık kurulu 135 sayılı Genelge uyarınca kendi sandığına ait zarf sayım ve tespitini yaptıktan sonra, oy sayımına geçmeden önce seyyar sandık kurulunun geçerli zarfları ile kendi sandığından çıkan geçerli zarfları karıştırarak oy sayımına geçer.
Seyyar sandık kurulundan teslim alınan geçerli zarfların sayısı ilişkilendirilen sandığın sandık sonuç tutanağının ilgili yerlerine işlenir.
Seyyar sandık kurulunun malzemeleri ilçe seçim kuruluna teslimi
MADDE 25- Yukarıdaki tüm işlemler bittikten sonra seyyar sandık kurulu başkanı tarafından; ilçe seçim kuruluna teslim edilmek üzere “TERCİH” veya “EVET” mühürleri mühür kesesine konulur.
Ayrıca, kullanılmayan birleşik oy pusulaları ve zarfların sayısı tutanağa (Örnek 88/A) geçirilerek bunlarla birlikte oy sandığı, sandık kurulu mühürleri ile diğer oy kullanma araç ve gereçlerini sandık kurulu başkanı ile ad çekme yoluyla belli edilecek siyasi partili en az iki üye tarafından hiçbir gecikmeye meydan verilmeksizin ve hiçbir yere uğranmaksızın en kısa zamanda, sandık kurulunun bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna Örnek 88/A sayılı “Seyyar Sandık Kurulu Tarafından İlçe Seçim Kuruluna Teslim Edilecek Malzemeyi Gösterir Tutanak” ile teslim eder. Bu maddeye aykırı hareket edenler hakkında cezai kovuşturma
yapılır.
Sandık kurulunun diğer üyeleri ile müşahitler de isterlerse ve taşıtta yer varsa veya taşıt kendileri tarafından sağlanırsa başkanla birlikte gidebilirler.
Hüküm bulunmayan haller
MADDE 26- Bu Genelge’de hüküm bulunmayan hallerde 135 sayılı Genelge’nin bu Genelge’ye aykırı olmayan hükümleri uygulanır.
Dayanak
MADDE 27- Bu Genelge, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun; 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu hükümlerine dayanılarak Yüksek Seçim Kurulunun 08/05/2018 tarih ve 2018/397 sayılı kararı ile kabul edilmiştir.
Seçimler Hakkında Pratik Bilgiler, Seçim Mevzuatı, Kurallar, Genelgeler
Seçimler Hakkında Pratik Bilgiler, Seçim Mevzuatı, Kanun, Yönetmelik, Kurallar, Genelgeler; Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge
Seçimlerde Bina Sorumlularının Görevleri; Sandık Kurulu, Oluşumu, Üyeleri, Başkanının Belirlenmesi; Sandık Güvenliği; Genel Seçimler Hakkında Bilinmesi Gerekenler; Sandık Kurulunun Toplanması, Yapacağı İşlemler ve Alınacak Tedbirler; Oy Verme Düzeni, Süresi, Oy Verme Sırası ve Kimlik Tespiti
Seçimler Hakkında Pratik Bilgiler, Seçim Mevzuatı, Kurallar, Genelgeler
Genel Seçimler Hakkında Bilinmesi Gerekenler, Yüksek Seçim Kurulunun resmi internet sitesinde detaylı şekilde açıklanmaktadır. Yüksek seçim Kurulu seçimlerin ilanından seçim sonuçlarının kesin olarak açıklanmasına kadar geçecek tüm süreçlerde karşılaşılabilecek soru ve sorunlara cevap vermektedir.
Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun 7062 kanun numarası ile 30.11.2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiş, 12 Aralık 2017 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 298 Sayılı Kanun, 26.04.1961 tarihinde kabul edilmiş; 02.05.1961 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
İşbu kanun metninde çeşitli tarihlerde yapılan değişiklikler 13.06.2018 tarihi itibari ile; ilgili madde ve fıkraların altlarına dipnot düşmek suretiyle belirtilmiş ve okuyucunun tüm değişiklikleri görmesi kolaylaştırılmıştır.
Miletvekili Seçimlerine İlişin Anayasa Hükümleri ve milletvekili olma koşulları Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 75. ve devamı maddelerinde belirlenmiştir. Anayasada 2017 yılında yapılan halk oylaması sonucunda kabul edilen değişikliklerle milletvekili sayısı beşyüzelliden altıyüze çıkarılmıştır. Milletvekili olma yaşı ise 2006 yılında Yirmibeşe ve 2017 yılındaki değişikliklerle yirmişbeşten onsekize indirilmiştir. Milletvekili olma şartlarından sayılan “yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar” ibaresi “askerlikle ilişiği olanlar” şeklinde değiştirilmiştir.
Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge 2018 yılında Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenerek yayınlanmıştır.
Yüksek Seçim Kurulunun 06/05/2018 Tarihli ve 390 Sayılı Kararının eki olarak çıkarılan 135 Sayılı Genelge Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini 298 Sayılı Seçim Kanunu ve diğer mevzuat çerçevesinde düzenlemekte, sandıkların kurulmasından başlayarak oy verme işleminin bitmesi ve yapılacak itirazların sonuçlandırılarak sandıkların ilçe seçim kurullarına gönderilmesi aşamasına kadar olan süreci adım adım anlatmaktadır.
24 HAZİRAN 2018 PAZAR GÜNÜ BİRLİKTE YAPILACAK OLAN CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ VE 27. DÖNEM MİLLETVEKİLİ GENEL SEÇİMİ İLE İLK OYLAMADA GEÇERLİ OYLARIN SALT ÇOĞUNLUĞU SAĞLANAMADIĞI TAKDİRDE İKİNCİ OYLAMASI 8 TEMMUZ 2018 PAZAR GÜNÜ YAPILACAK OLAN CUMHURBAŞKANI SEÇİMİNDE İL, İLÇE VE GEÇİCİ İLÇE SEÇİM KURULLARININ GÖREV VE YETKİLERİ
Sandık Kurulu, Oluşumu, Üyeleri, Başkanının Belirlenmesi, yemin töreni ve sandık kurulunun görevi ile görev süresi ve görevin sona erme anı 298 Sayılı Seçim Kanununun 21, 22, 23, 24, 25. 26 ve 27. maddelerinde açık bir şekilde sıralanmıştır. Seçimlerde uygulanacak usul ve sandık görevlilerinin yetkileri kanun ile detaylıca belirlenmiştir. Her yurttaş sandıklarda görev alabileceği gibi sandıkların mühürlenerek ilçe seçim kuruluna teslimine kadar tüm süreçlere katılma hakkına sahiptir.
Sandık Kurulları, Oluşumu, Başkanı, Üyeler ve İtirazlar, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, sandık başında görev yapacak kurulların yetkileri tek tek sayılmış, Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.
Sandık Kurulları oy veren seçmen ile doğrudan muhatap olan ve oyların kullanımını birinci dereceden kontrol eden en önemli seçim kuruludur.
Sandık Kurulu dışındaki tüm kurulların düzenlenen tutanak ve evraklara göre karar vermesine yada kullanılan oyların sonuçlarına göre karar vermesine karşın sandık kurulları, oy verme işleminin başından sonuna kadar denetim ve gözetim görevini yapmakta; oy kullanmaya gelenlerin gerçek seçmenler olup olmadıklarını kontrol etmekte, sandık aşında kamu düzenini sağlamakta, oyların yasalar ve yönetmelikler çerçevesinde kullanımını sağlamakta, gizli oy ilkesinin uygulamasını seçmenin birebir muhatabı olarak kontrol etmektedir.
Sandık kurullarında görev alacak kişilerin ve müşahit olarak görev yapacak vatandaşların sandık kurullarının görevlerini bilmeleri ve yasaların çizmiş olduğu sınırlar çerçevesinde görevlerini yapmaları seçimlerin güvenliği ve oylamanın demokratik olması bakımından önemlidir.
Sandık Kurulunun Toplanması, Yapacağı İşlemler ve Alınacak Tedbirler, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.
Sandık kurulunun toplanma zamanı; toplandıktan sonra kurulca derhal yapılacak iş ve işlemler ve sandık çevresinde alınacak tedbirler oylamanın yasal çerçevede yapılmasının teminatıdır.
Seçimlerde Bina Sorumlularının Görevleri, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, bina sorumlularının görevleri tek tek sayılmış, Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.
Bina Sorumluları, oy verme koşulların oluşturulması ve binalardaki ısınma, su, elektrik, iletişim gibi hizmetler için gerekli önlemleri almak zorundadır.
Seçimlerde Bina Sorumluları, binaya getirilen oy sandıkları ile oy verme kabinlerini imza karşılığı teslim almakta, kullanılacak masa, sıra, sandalye gibi araç ve gereçleri temin etmekte, görev yerine gelmeyen sandık kurulu başkanını ilgili ilçe seçim kuruluna bildirmekte, sandık kurulu başkanlarının isteklerini karşılamaktadır.
Bina görevlileri, oy verme işlemleri bittikten sonra sandık çevresini kontrol etmekte, unutulan oy zarfı, oy pusulası gibi seçim kağıtlarını paketleyip ilgili ilçe seçim kuruluna teslim etmektedir. Ayrıca, sandık çevresi hariç olmak üzere binada, seçim yasaklarına uyulmaması veya suç işlenmesi halinde kolluk güçlerini çağırmaktadır.
Sandık kurullarının görev ve yetkileri 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, sandık başında görev yapan kurulların yetkileri tek tek sayılmış, Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir. Sandık Kurulları oy veren seçmen ile doğrudan muhatap olan ve oyların kullanımını birinci dereceden kontrol eden en önemli seçim kuruludur.
Sandık Kurulu dışındaki tüm kurulların düzenlenen tutanak ve evraklara göre karar vermesi yada kullanılan oyların sonuçlarına göre karar vermesine karşın sandık kurulları, oy verme işleminin başından sonuna kadar denetim ve gözetim görevini yapmakta, oy kullanmaya gelenlerin gerçek seçmenler olup olmadıklarını kontrol etmekte, sandık aşında kamu düzenini sağlamakta, oyların yasalar ve yönetmelikler çerçevesinde kullanımını sağlamakta, gizli oy ilkesinin uygulamasını seçmenin birebir muhatabı olarak kontrol etmektedir.
Sandık kurullarında görev alacak kişilerin ve müşahit olarak görev yapacak vatandaşların sandık kurullarının görevlerini bilmeleri ve yasaların çizmiş olduğu sınırlar çerçevesinde görevlerini yapmaları seçimlerin güvenliği ve oylamanın demokratik olması bakımından önemlidir.
Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, sandık çevresi ve bu çevre dışında kalan sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatındaki kurallar tek tek sayılmış, Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.
Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar, oy sandığının konulduğu ve sandık kurulunun görev yaptığı oda, bölüm veya bu amaçla oluşturulan yer ile sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında oy verme koşulları ve güvenliğinin oluşturulmasını amaçlamakta ve teminat altına almaktadır.
Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçleri hariç, özel güvenlik görevlileri ve belediye zabıtaları gibi görevliler de dâhil olmak üzere; resmî üniforma ve silah taşıyan kişiler, sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına giremezler.
Oy Verme Düzeni, Süresi, Oy Verme Sırası ve Kimlik Tespiti, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.
Sandık kurulu toplandıktan ve yemin ettikten sonra başlayacak olan oy verme işlemlerinde; Oy Verme Düzeni, Süresi, Oy Verme Sırası ve Kimlik Tespitine ilişkin kuralların her biri usulüne uygun yapılmalıdır.
Üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası olmayan resimli ve resmî bir kimlik belgesi ibraz eden seçmenin oy kullanabilmesi için, bu belgelerin yanında ayrıca seçmen bilgi kâğıdını veya nüfus müdürlüklerince verilmiş nüfus kayıt örneğini ibraz etmesi şarttır.
Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu, 6271 kanun numarası ile 19.01.2012 tarihinde kabul edilmiş ve Resmi Gazetenin 26.01.2012 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Türkiye’de, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin anayasa değişiklikleri 21 Ekim 2007 tarihinde halkoyuna sunulmuş; Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin karar bu halk oylaması sonucunda kabul edilmiştir.
Aynı oylamada milletvekili genel seçimlerinin beş yılda yapılması kuralı değiştirilmiş, seçimlerin dört yılda bir yapılmasına karar verilmiştir. Anayasa değişikliğine uygun yasal değişiklik Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile 2012 yılında yapılmıştır. 2017 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi getirilmiştir.
Yüksek Seçim Kurulu, Anayasal bir kuruluştur ve seçimlerin genel yönetim ve denetimini yürüten bir kuruldur. Kurul ayrıca, Yargıtay ve Danıştay’ın kendi içlerinden çıkardıkları üyelerden oluşan seçimlerin yargısal denetimini sağlayan üst yargı makamıdır.
Yüksek Seçim Kurulu, 1982 Anayasasıyla getirilen referandum müessesesinin gereği olarak; Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halkoyuna sunulması işlemlerinin genel yönetim ve denetimini de yapmaktadır.
Oy Verme Düzeni, Süresi, Oy Verme Sırası ve Kimlik Tespiti, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.
Oy Verme Düzeni, Süresi, Oy Verme Sırası ve Kimlik Tespiti, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.
Üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası olmayan resimli ve resmî bir kimlik belgesi ibraz eden seçmenin oy kullanabilmesi için, bu belgelerin yanında ayrıca seçmen bilgi kâğıdını veya nüfus müdürlüklerince verilmiş nüfus kayıt örneğini ibraz etmesi şarttır.
Sandık kurulu toplandıktan ve yemin ettikten sonra başlayacak olan oy verme işlemlerinde, Oy Verme Düzeni, Süresi, Oy Verme Sırası ve Kimlik Tespitine ilişkin kuralların her biri usulüne uygun yapılmalıdır.
Oy verme düzeni
MADDE 24- Sandık başında seçmene, vereceği oy hakkında hiçbir kimse müdahale, telkin veya tavsiyede bulunamaz. Hiçbir seçmen oyunu kullandıktan sonra sandık başında kalamaz (298/88).
Oyunu kullandıktan sonra sandık başından ayrılmayan seçmene başkan uzaklaşmasını hatırlatır. Seçmen yine orada kalırsa, başkan onu kolluk aracılığı ile uzaklaştırır.
Oy verme süresi
MADDE 25-
24 Haziran 2018 Pazar günü, Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci oylamaya kalması durumunda ise, 8 Temmuz 2018 Pazar günü oy verme süresi tüm yurtta 08.00 – 17.00 saatleri arasındadır.Oy vermenin bitiş saati geldiği halde sandık başında oylarını vermek üzere bekleyen seçmenler varsa, sandık kurulu başkanı bunları saydıktan ve kimliklerini aldıktan sonra sıra ile oylarını kullanmalarına izin verir. Yüksek Seçim Kurulunun belirlediği bitiş saatinden sonra gelen seçmen oy kullanamaz (298/89, 96).
Sandık kurulu önüne alınmada sıra
MADDE 26- Oy verme günü sandık başına gelen seçmenler, sandık kurulu önüne kurul başkanı tarafından sıra ile birer birer alınırlar.
Gebeler, hastalar ve engelliler sıra ile bekletilmeden oylarını verirler. Yaşlıların da bekletilmeden oy kullanmalarına izin verilebilir (298/90).
Bu seçmenlere yardım eden seçmenin de öncelikle oy kullanmasına izin verilebilir(298/90).
Görevlendirilen güvenlik güçlerinin de bekletilmeden oy kullanmalarına izin verilebilir.
Seçmenin kimliğinin tespiti
MADDE 27– Sandık başına gelen seçmen; Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan; Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı, Geçici Kimlik Belgesi, nüfus cüzdanı, resmi dairelerce verilen soğuk damgalı kimlik kartı, pasaport, evlenme cüzdanı, askerlik belgesi, sürücü belgesi, hâkim ve savcılar ile yüksek yargı organı mensuplarına verilen mesleki kimlik kartı, avukat, noter ve askerî kimlik kartı gibi kimliğini tereddütsüz ortaya koyan resimli, resmî nitelikteki belgelerden birini başkana verir ve seçmen sıra numarasını söyler. Bu belgelerden birini vermeyen seçmen oy kullanamaz. (298/87, 91)
Belediyeler ile köy veya mahalle muhtarlarınca düzenlenip onaylanan kimlik belgeleri seçmenin kimliğinin tespitinde geçerli değildir (298/87).
Üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası olmayan resimli ve resmî bir kimlik belgesi ibraz eden seçmenin oy kullanabilmesi için, bu belgelerin yanında ayrıca seçmen bilgi kâğıdını veya nüfus müdürlüklerince verilmiş nüfus kayıt örneğini ibraz etmesi şarttır.
Ceza infaz kurumlarında tutuklu ya da taksirli suçlardan hükümlü bulunan seçmenlerden yukarıda sayılan kimlik belgeleri bulunmayanlar için, cezaevi idaresince verilmiş belge, kimlik belgesi yerine geçer (298/87)
Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge 2018 yılında Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenerek yayınlanmıştır. Yüksek Seçim Kurulunun 06/05/2018 Tarihli ve 390 Sayılı Kararının eki olarak çıkarılan 135 Sayılı Genelge Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini 298 Sayılı Seçim Kanunu ve diğer mevzuat çerçevesinde düzenlemekte, sandıkların kurulmasından başlayarak oy verme işleminin bitmesi ve yapılacak itirazların sonuçlandırılarak sandıkların ilçe seçim kurullarına gönderilmesi aşamasına kadar olan süreci adım adım anlatmaktadır.
Sandık Kurulunun Toplanması, Yapacağı İşlemler ve Alınacak Tedbirler, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.
Sandık Kurulunun Toplanması, Yapacağı İşlemler ve Alınacak Tedbirler, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.
Sandık kurulunun toplanma zamanı; toplandıktan sonra kurulca derhal yapılacak iş ve işlemler ve sandık çevresinde alınacak tedbirler oylamanın yasal çerçevede yapılmasının teminatıdır.
Sandık kurulu, yaptığı tüm bu işlemleri bu Genelge gereğince tutanak defterine geçirip imzalar.
Oy verme gününde sandık kurulunun toplanma zamanı ve hemen yapacağı işler
MADDE 21- Sandık kurulu; oy verme günü olan 24 Haziran 2018 Pazar günü oy verme saatinden en az bir saat önce sandık başında toplanarak bu Genelge’nin 11. maddesinde gösterilen şekilde andiçer.
Başkan, ilçe seçim kurulundan kontrol ederek teslim almış olduğu keseyi açarak içerisinde bulunan sandık kurulu mührünü ve ayrıca “TERCİH” veya “EVET” mührünü masanın üzerine koyar.
Bundan sonra seçim sandığının boş olduğunu orada bulunan sandık kurulu üyeleriyle müşahitler önünde tespit ederek sandığın kapağını kapatır ve kapağı mühür bozulmadan açılamayacak şekilde sandık kurulu mührü ile mühürler.
Sandık kurulu; and içme, sandığı yerleştirme, kapalı oy verme yerini düzenleme işini bitirdikten sonra; hazır bulunanlar önünde ilçe seçim kurulu başkanlığından teslim aldığı ve filigranlı kâğıttan üretilmiş, üzeri Yüksek Seçim Kurulunca numaralanıp mühürlenerek paketlenmiş birleşik oy pusulası paketini açıp, tümünü sayar; birleşik oy pusulalarının her birinin arkasını sandık kurulu mührü ile mühürler ve birleşik oy pusulalarının sayısı ile her birinin arkasının sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olduğunu tutanak defterine geçirir.
Sandık kurulu ilçe seçim kurulundan teslim alınan filigranlı kâğıttan üretilmiş ve ön yüzünün sol üst köşesinde Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu amblemi ve ilçe seçim kurulu başkanlığı mührünü taşıyan sarı renkte bastırılmış olan oy zarflarını sayar; her zarfın üzerine sandık kurulu mührünü basar ve zarfların sayısı ile her birinin ön yüzünün sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olduğunu tutanak defterine geçirir. Birleşik oy pusulaları ve zarflar masanın üzerine düzenli bir şekilde konulur.
Sandık kurulu, sandık numarasını gösteren etiketi sandığın önüne yapıştırır.
Sandık kurulu, yaptığı tüm bu işlemleri bu Genelge gereğince tutanak defterine geçirip imzalar. (298/77).
Kurulca yapılacak işlemler, alınacak tedbirler
MADDE 22- Kanun gereği sandık kurulunca alınması gereken tedbirler ve yapılması gereken işlemler üzerinde anlaşma olmadığı takdirde; kurulu oluşturan üyelerin yarısından bir fazlasının görüşüne göre karar alınır veya işlem yapılır. Oyların eşitliği halinde başkanın katıldığı tarafın görüşü üstün tutulur.
Sandık kurulu tarafından verilen kararlar veya yapılan işlemler varsa matbu tutanağa; yoksa olayın mahiyetine göre tutanak defterinin boş sayfalarına sırayla yazılarak başkan ve üyeler tarafından imzalanır.
Kanuna göre başkan tarafından yapılması gereken işler ve özel olarak sandık başında yapılacak işler; (açıklamalar ve uyarmalar) üyeler tarafından da yapılabilir.
Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge 2018 yılında Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenerek yayınlanmıştır. Yüksek Seçim Kurulunun 06/05/2018 Tarihli ve 390 Sayılı Kararının eki olarak çıkarılan 135 Sayılı Genelge Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini 298 Sayılı Seçim Kanunu ve diğer mevzuat çerçevesinde düzenlemekte, sandıkların kurulmasından başlayarak oy verme işleminin bitmesi ve yapılacak itirazların sonuçlandırılarak sandıkların ilçe seçim kurullarına gönderilmesi aşamasına kadar olan süreci adım adım anlatmaktadır.
Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar
Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, sandık çevresi ve bu çevre dışında kalan sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatındaki kurallar tek tek sayılmış, Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.
Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçleri hariç, özel güvenlik görevlileri ve belediye zabıtaları gibi görevliler de dâhil olmak üzere; resmî üniforma ve silah taşıyan kişiler, sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına giremezler.
Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar, oy sandığının konulduğu ve sandık kurulunun görev yaptığı oda, bölüm veya bu amaçla oluşturulan yer ile sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında oy verme koşulları ve güvenliğinin oluşturulmasını amaçlamakta ve teminat altına almaktadır.
Sandık çevresi
MADDE 18-
Sandık çevresi, oy sandığının konulduğu ve sandık kurulunun görev yaptığı oda, bölüm veya bu amaçla oluşturulan yerdir. (298/81).
Sandık çevresinde düzenin sağlanması ve yasaklar
MADDE 19– Sandık çevresinde, sandık kurulu başkan ve üyeleri, adaylar, milletvekilleri, o sandık bölgesinde kayıtlı seçmenler ve o sandıkta görevli müşahitler ile bina sorumluları ve çağrı veya ihbar üzerine gelen görevli kolluk güçlerinden başka kimse bulunamaz. Şu kadar ki, siyasi partilerin seçim kurullarına bildirdikleri itiraza yetkili kişiler ile temsilciler, seçim kurullarınca önceden kendilerine verilen belge ile sandık çevresinde bulunabilirler. Medya mensuplarının sandık çevresinde, sandık başı işlemlerine engel olmamak şartıyla, haber amacıyla görüntü ve bilgi elde etmeleri serbesttir (298/82-2).
Sandık çevresinde seçmenin oyunu tam bir serbestlikle ve gizli şekilde kullanmasına veya sandık kurulunun görevini yapmasına engel olmaya kalkışanlar ile oy verme, oyların sayım ve dökümü veya tutanaklara geçirilmesi gibi tüm sandık başı iş ve işlemlerinin düzenini bozmaya kalkışanları, başkan uyarır. Bu uyarının gereğini yerine getirmeyen kimse, kolluk gücü çağrılarak sandık çevresinden uzaklaştırılır (298/82-3).
Sandık kurulu başkanının bu maddede belirtilen görevini yapmaması halinde; sandık kurulu karar alarak ilgili hakkında yukarıda belirtilen yetkiyi kullanır ve durumu derhal ilçe seçim kurulu başkanına bildirir (298/82-4).
Sandık çevresinde cebir, şiddet veya tehdit kullanarak sandık başı düzenini bozmaya kalkışanlar; sandık kurulu başkanı veya üyelerinden biri tarafından yapılan çağrı ya da seçmenlerin ihbarı üzerine gelen kolluk güçlerince derhal sandık çevresinden uzaklaştırılır ve gerekli yasal işlem yapılır. Seçmenlerce ihbar, o yer kolluk güçlerine şahsen yapılır (298/82-5)
Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde, yukarıda sayılan tedbirlere uymayanlar, cezaevi idaresinin görüşü alındıktan sonra, güvenliği zayıflatmayacak şekilde uygulama yapılarak, sandık çevresinden dışarı çıkarılır (298/82-6) Bu madde uyarınca çağrılacak kolluk güçleri, başkanın talebine veya kurulun kararına uymak zorundadır. Bu madde uyarınca sandık çevresine gelen kolluk güçleri, başkanın talebine veya kurulun kararına uymak zorunda olup, çağrı veya ihbar sebebi ortadan kalkınca sandık çevresinden ayrılır (298/82-7).
Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçleri hariç, özel güvenlik görevlileri ve belediye zabıtaları gibi görevliler de dâhil olmak üzere; resmî üniforma ve silah taşıyan kişiler, sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına giremezler. (298/82-8)
Sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında hiç kimse, başkalarının görebileceği şekilde bir siyasi parti veya adaya ait rozet, amblem veya benzeri işaretler ya da propaganda amaçlı yayınlar taşıyamaz; yazılı, sözlü veya görüntülü propaganda yapamaz. Bu fıkra hükümlerine uymayan kişiler kolluk güçleri tarafından uzaklaştırılır (298/82-9)
Sandık kurulunun görev yaptığı yerde cep telefonu ile görüşme yapmak yasaktır. Ancak sandık kurulu başkan ve üyelerinin, görevleri gereği yapacağı görüşmeler bu hükmün dışındadır. Bu hükme aykırı davranan kimseler kurul başkanı tarafından uyarılır. Bu uyarıya rağmen görüşmesini sürdüren kimse, derhal oradan çıkarılır (298/82-10).
Sandık çevresinde bir suç işlenmesi halinde, sandık kurulu; durumu tutanağa geçirir ve ilgili hakkında işlem yapılmak üzere kolluk güçlerini çağırır (298/82-11)
İlçe seçim kurulu başkanı, sandık çevresinde, sandık başı iş ve işlemlerinin düzen içinde yürütülmesini ve sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında güvenliği ve bu Kanunda öngörülen yasaklara uyulmasını sağlayacak tedbirleri alır; seçmenin ve bu yerlerde bulunma hakkına sahip diğer kişilerin buralara serbestçe girmesini engelleyen veya güçleştiren her türlü hareketi önler. Bu kapsamda, ilçe seçim kurulu başkanınca verilen talimatlara sandık kurulları, mülki ve idari makamlar uymak zorundadır (298/82-12)
Sandık çevresi dışındaki inzibat tedbirleri
MADDE 20- Sandık çevresi dışında, zabıtaya emir verme yetkisine sahip makamlarla, zabıta amir ve memurları tarafından alınacak tedbirler; seçmenin sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına serbestçe girmesini engelleyici veya güçleştirici mahiyette olamaz (298/85).
Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge 2018 yılında Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenerek yayınlanmıştır. Yüksek Seçim Kurulunun 06/05/2018 Tarihli ve 390 Sayılı Kararının eki olarak çıkarılan 135 Sayılı Genelge Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini 298 Sayılı Seçim Kanunu ve diğer mevzuat çerçevesinde düzenlemekte, sandıkların kurulmasından başlayarak oy verme işleminin bitmesi ve yapılacak itirazların sonuçlandırılarak sandıkların ilçe seçim kurullarına gönderilmesi aşamasına kadar olan süreci adım adım anlatmaktadır.
ILO 135 No’lu İşçi Temsilcileri Sözleşmesi, 2 Haziran 1971 tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından kabul edilmiştir.
İşçi Temsilcileri Sözleşmesi, 2 Haziran 1971 tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından kabul edilmiştir.
Sözleşme, Türkiye tarafından 25. 11. 1992 tarihinde 3845 sayılı yasa ile onaylanmış, Resmi Gazetenin 25. 02.1993 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Sözleşme, sendika özgürlüğünü korumak, her türlü ayrımcılığa karşı işçileri korumak, örgütlenme ve toplu pazarlık hakkına uygun şekilde işletmelerdeki işçi temsilcilerinin görevlerini hızlı ve etkin şekilde yapmasını sağlamak üzere kabul edilmiştir.
ILO 135 No’lu İşçi Temsilcileri Sözleşmesi
ILO Kabul Tarihi : 2 Haziran 1971 Kanun Tarih ve Sayısı : 25. 11. 1992/3845 Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı : 11. 12. 1992/21432 Mükerrer Bakanlar Kurulu Kararı Tarih ve Sayısı: 8. 1. 1993 / 93-3967 Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 25. 2. 1993 / 21507
Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansı;
Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu’nca 2 Haziran 1971 tarihinde Cenevre’de toplanmaya çağrılmış ve düzenlediği 56′ ncı oturumunda,
İstihdam konusunda sendika özgürlüğüne zarar vermeye yönelik her türlü ayrımcılık eylemlerine karşı işçileri koruyan Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkına ilişkin Sözleşme (1949) hükümlerini not ederek, işçi temsilcileri ile ilgili olarak ek hükümler kabul etmenin gerekliliğini dikkate alarak,
Oturumun gündeminde 5 inci maddeyi teşkil eden işletmelerde işçi temsilcilerinin korunması ve onlara sağlanacak kolaylıklara ilişkin çeşitli önerilerin kabulüne karar verdikten sonra,
Bu önerilerin uluslararası bir Sözleşme şeklini almasına karar vererek,
Aşağıda İŞÇİ TEMSİLCİLERİ HAKKINDA SÖZLEŞME olarak adlandırılacak olan bu Sözleşmeyi, 1971 yılı Haziran ayının bu 23 üncü gününde kabul etmiştir.
MADDE 1
İşletmelerdeki işçi temsilcileri, kanunlara toplu sözleşmelere veya yürürlükteki sözleşmelere dayalı diğer düzenlemelere uygun hareket etmeleri koşulu ile işten çıkarma dahil kendilerine zarar verebilecek ve işçi temsilcisi sıfatını taşımalarından veya bu sıfatla faaliyetlerde bulunmalarından, sendika üyesi olmalarından veya sendika faaliyetlerine katılmalarından ileri gelecek her nevi işleme karşı etkili bir korumadan yararlanırlar.
MADDE 2
İşletmelerde işçi temsilcilerine görevlerini hızlı ve etkili biçimde yapmalarına imkan verecek uygun kolaylıklar sağlanır.
Bu hususta ülkenin endüstriyel ilişkiler sisteminin özellikleri ile ilgili işletmenin ihtiyaçları, büyüklüğü ve olanakları göz önünde bulundurulur,
Bu tür kolaylıkların sağlanması, ilgili işletmenin etkin faaliyetini engellemeyecektir.
MADDE 3
Bu sözleşmenin uygulanmasında “işçi temsilcileri” deyimi ulusal mezuat ve uygulama ışığında;
Ya sendika temsilcileri, şöyle ki; sendikalarca veya bu tür kuruluşların üyelerince seçilen veya atanan temsilciler;
Yada seçimle gelen temsilciler, şöyle ki; ulusal mevzuat veya toplu sözleşme hükümlerine göre işletmenin işçileri tarafından serbestçe seçilen ve ilgili ülkede, sendikalara tanınan özel ayrıcalıklı faaliyetleri içermeyen görevlere sahip temsilciler, anlamına gelir.
MADDE 4
Ulusal mevzuat, toplu sözleşme, hakem kararları veya mahkeme kararları, bu Sözleşmede sözü edilen kolaylıkları ve korunmaya hak kazanacak işçi temsilcileri tipini veya tiplerini belirleyebilir.
MADDE 5
Aynı işletmede hem sendika temsilcilerinin ve hem’de seçilmiş temsilcilerin bulunduğu hallerde, eğer gerekiyorsa, seçilmiş temsilcilerin bulunmasının ilgili sendikaların veya temsilcilerinin durumunu zayıflatacak şekilde kullanılmaması ve ilgili bütün konularda seçilmiş temsilcilerle, ilgili sendikalar ve onların temsilcileri arasında işbirliğini teşvik için önlemler alınacaktır.
MADDE 6
Bu sözleşmenin uygulanması, ulusal mevzuat veya toplu sözleşmelerle veya ulusal uygulamaya uygun diğer herhangi bir yöntemle sağlanabilecektir.
MADDE 7
Bu sözleşmeninkesin onama belgeleri Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilir ve onun tarafından kaydedilir.
MADDE 8
Bu sözleşme, ancak onama belgeleri Genel müdür tarafından kaydedilmiş olan Uluslararası Çalışma Örgütü üyelerini bağlar.
Bu sözleşme iki üyenin onama belgesi Genel Müdür tarafından kaydedildiği tarihten oniki ay sonra yürürlüğe girer.
Daha sonra bu Sözleşme, onu onayan her üye için, onama belgesi kaydedildiği tarihten oniki ay sonra yürürlüğe girer.
MADDE 9
Bu sözleşmeyi onaylayan her üye, onu, ilk yürürlüğe girdiği tarihinden itibaren on yıllık bir süre sonunda, Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne göndereceği ve bu Müdürün kaydedeceği bir belge ile feshedebilir. Fesih, kayıt tarihinden ancak bir yıl sonra geçerli olur.
Bu sözleşmeyi onamış olup’da onu bundan önceki fıkrada sözü edilen on yıllık sürenin bitiminden itibaren bir yıl süresince bu madde gereğince feshetmek seçeneğini kullanmayan her üye yeniden on yıllık bir süre için bağlanmış olur ve bundan sonra bu Sözleşmeyi, her on yıllık süre bitiminde, bu maddedenin içerdiği koşullar içinde feshedebilir.
MADDE 10
Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Örgüt üyeleri tarafından kendisine bildirilen bütün onama ve fesihlerin kaydedildiğini Uluslararası çalışma Örgütünün bütün üyelerine duyurur.
Genel Müdür, kendisine gönderilen Sözleşmenin ikinci onama belgesinin kaydedildiğini örgüt üyelerine duyururken bu sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih hakkında örgLıı üyelerinin dikkatini çeker.
MADDE 11
Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki maddeler gereğince, kaydetmiş olduğu bütün onama ve fesihlereilişkin tam bilgileri, Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 102 nci maddesi uyarınca kaydedilmek üzere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine ulaştıracaktır.
MADDE 12
Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu, gerekli gördüğü zaman bu Sözleşmenin, uygulanması hakkındaki bir raporu Genel Konferansa sunar ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi konusunun konferans gündemine alınması gereği hakkında karar verir.
MADDE 13
Konferan,sın bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir sözleşme kabul etmesi halinde ve yeni Sözleşme aksini ön görmedi!_i takdirde:
Değiştirici yeni Sözleşmenin bir üye tarafından onanması durumu, yukarıdaki 9. madde dikkate alınmaksızın ve değiştirici yeni Sözleşme yürürlüğe girmiş olmak kayıt ve şartı ile, bu Sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini gerektirir.
Değiştirici yeni Sözleşmenin yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren bu Sözleşme üyelerin onamasına artık açık bulundurulamaz.
Bu Sözleşme, onu onayıpta Değiştirici Sözleşmeyi onamamış bulunan üyeler için herhalde şimdiki şekil ve içeriğiyle geçerli olmakta devam eden.
MADDE 14
Bu sözleşmenin Fransızca ve ingilizce metinleri aynı şekilde muteberdir.
Türkiye, ILO tarafından kabul edilmiş olan sözleşmelerden 59 adetini onaylamıştır. Sekiz adet temel sözleşmenin tamamı, yönetişim sözleşmelerinden öncelikli olan dört sözleşmeden üçünü, 177 teknik sözleşmeden 48’i onaylanmıştır. Türkiye tarafından onaylanan 59 Sözleşmeden 55’i yürürlüktedir, 4 Sözleşmeye karşı çıkılmıştır.
Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge 2018 yılında Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenerek yayınlanmıştır. Yüksek Seçim Kurulunun 06/05/2018 Tarihli ve 390 Sayılı Kararının eki olarak çıkarılan 135 Sayılı Genelge Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini 298 Sayılı Seçim Kanunu ve diğer mevzuat çerçevesinde düzenlemekte, sandıkların kurulmasından başlayarak oy verme işleminin bitmesi ve yapılacak itirazların sonuçlandırılarak sandıkların ilçe seçim kurullarına gönderilmesi aşamasına kadar olan süreci adım adım anlatmaktadır.
Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge-2018
Kapsam
MADDE 1- Bu Genelge; sandık kurullarının oluşumu ile görev ve yetkilerini, yapacakları iş ve işlemleri, oy verme şeklini, şikâyet ve itirazlar ile ilgili esas ve usulleri kapsar.
Sandık kurullarının oluşumu
MADDE 2- Sandık kurulu ve seyyar sandık kurulu, bir başkan, altı asıl ve altı yedek üyeden oluşur ve asıl üyeleri ile toplanır (298/14-17, 21).
Sandık Kurulu Başkanının belirlenmesi
MADDE 3- İlçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin (298 sayılı Kanunun 26. maddesinde sayılanlar hariç) listesi, mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyle ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilir. İlçe seçim kurulu başkanı, bu kamu görevlileri arasından ihtiyaç duyulan sandık kurulu başkanı sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişiler arasından mani hali bulunmayanları sandık kurulu başkanı olarak belirler.
Sandık kurulu başkanının göreve gelmemesi halinde, kamu görevlileri arasından belirlenen üye, bu üyenin de bulunmaması durumunda en yaşlı üye kurula başkanlık eder. (298/22).
Sandık kurulu üyelikleri
MADDE 4-
İlçe seçim kurulu başkanı, seçime katılma yeterliliğine sahip ve o ilçede teşkilatı bulunan siyasi partilerden, son milletvekili genel seçiminde o ilçede en çok oy almış olan beş siyasi parti tarafından, seçim takvimi dikkate alınarak kendilerine tanınan beş günlük süre içinde bildirilen birer asıl ve birer yedek üye isimleri arasından sandık kurulu üyelerini tamamlar.
Bu yöntemle tespit edilen sandık kurulu üye sayısı beşten az olduğu takdirde, eksik kalan üyelikler, aynı şartları taşıyan diğer siyasi partilerden, aldıkları oyların büyüklük sırasına göre aynı usulle tamamlanır.
Oylarda eşitlik halinde ad çekilir.
Buna rağmen beş asıl ve beş yedek üyenin tümü belirlenemediği takdirde, seçime katılma yeterliliğine sahip ve o ilçede teşkilatı bulunan diğer siyasi partiler arasından ad çekilir. Ad çekmedeki sıraya göre, eksik üyelik sayısı kadar adı çıkan siyasi partinin, aynı usulle bildireceği kimselerle sandık kurulu üyelikleri tamamlanır.
İlçe seçim kurulu başkanı, sandık kurulunun kalan bir asıl ve bir yedek üyesini belirlemek için önce, 22 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca bildirilen listeden sandık kurulu başkanı olarak belirlenmeyenler arasından, ihtiyaç duyulan sandık kurulu üye sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişilerden mani hali bulunmayanları sandık kurulu asıl ve yedek üyesi olarak belirler.
Üyeliklerin bu şekilde doldurulması mümkün olmazsa, eksiklikler, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından, o çevrede bulunan ve sandık kurulunda görev verilmesinde sakınca olmayan kimseler arasından tamamlanır (298/23)
Sandık kurullarında görev alamayacaklar
MADDE 5- İdare amirleri, zabıta amir ve memurları, Askeri Ceza Kanunu’nun 3. maddesinde yazılı (sivil memurlar dâhil) askeri şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve adaylar sandık kurullarına seçilemezler (298/26).
Sandık kurullarının teşekkülüne karşı şikâyet ve itiraz
MADDE 6- Sandık kurullarının teşkiline dair şikâyet, ilçe seçim kurulu veya başkanı tarafından yapılan işlemlerin düzeltilmesi için bu işlemlerin neticesinden itibaren bu kurullara veya başkanlarına sözlü olarak veya dilekçeyle iki gün içinde (4-5 Haziran 2018 tarihleri arasında) 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 110. maddesinde gösterilenler tarafından yapılır.
Şikâyetin reddine dair kararlara karşı, 7 Haziran 2018 Perşembe günü il seçim kuruluna itiraz olunur. İl seçim kurulu 8 Haziran 2018 Cuma günü kararını kesin olarak verir.
Bu şikâyetin yapılmamış olması sandık kurulunun teşekkülüne karşı itiraza engel olmamakla birlikte, itirazın sandık kurulunun teşekkülünden itibaren yukarıda belirtilen sürede yapılması şarttır (298/119)
Sandık kurullarının görev ve yetkileri
MADDE 7- Sandık kurullarının başlıca görev ve yetkileri şunlardır:
a) Sandık çevresinde düzenin sağlanması, [Sandık çevresinde düzenin sağlanması sandık kurulu başkanına, sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında (binanın bahçesi müştemilata dahildir.) ise bina sorumlusuna aittir. Bina sorumlusunun bulunmadığı yerlerde ise bu yetki, en küçük numaralı sandık kurulu başkanı tarafından görevlendirilen üye tarafından kullanılır (298/71-1, 82/1)].
b) İlçe seçim kurulunca belirlenen bina, yapı ve benzeri yerlerde, sandığın konulacağı yeri tayin etmek ve sokak başlarına bu yeri göze çarpacak surette gösterir işaretleri koymak veya alışılmış araçlar ile duyurmak(298/71-2),
c) Ceza infaz kurumlarında cezaevi idaresinin de görüşü alınarak ilçe seçim kurulu başkanının gözetiminde sandığın konulacağı yeri belirlemek (298/85-A),
d) Görev yaptığı sandığın seçmen listesinde kayıtlı olmayıp da, başka bir sandık seçmen listesinde kayıtlı olan sandık kurulu başkan ve üyelerine, bina sorumlularına, görevli olan kolluk güçlerine ve ilçe seçim kurulu tarafından sandık kurulu üyelerini görev yerlerine ulaştırmak için görevlendirilen kişilere ilçe seçim kurulundan aldıkları belgelere istinaden oy kullandırmak, oy kullandıkları seçmen listesinin sonuna yazmak, imzalarını almak ve belgeleri ilçe seçim kuruluna teslim etmek,
e) Sandıktan çıkan zarfları, oy pusulalarını saymak, dökümlerini ve sonuçlarını tutanağa geçirmek,
f) Hesaba katılan ve geçerli sayılan oy pusulaları, sandık kurulunca düzenlenen tutanaklar, sayım ve dökümde kullanılıp alt tarafı kurulca imza edilen sayım cetvelleri, hesaba katılmayan, geçerli sayılmayan veya itiraza uğrayan oy pusulaları ve hesaba katılmayan zarflar, tutanak defteri, kurulca mühürlü ve imzalı ayrı ayrı paketler halinde kurulun mührü ile mühürlendikten sonra; başkan ve üyeler tarafından imzalanıp bir torbaya konularak, kurulun bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna, sandık kurulu başkanı ve siyasi partili üyeler arasından ad çekme ile seçilecek en az iki üye tarafından götürülüp teslimini sağlamak (Kurulun diğer üyeleri ile müşahitler de isterlerse ve taşıtta yer varsa veya taşıt kendileri tarafından sağlanmak suretiyle katılabilirler.) (298/107-1-2)
g) Oy verme işleri hakkında ileri sürülecek şikâyet ve itirazları incelemek ve karara bağlamak; kararları tutanak defterine geçirerek altını imzalamak (298/71-3-4)
h) Sandık kurulu tutanak defteri ile gerekli diğer tutanakları düzenlemek ve altını imzalamak,
i) Oyların sayım ve dökümü ile tutanakların düzenlenmesine ilişkin iş ve işlemler ve sandıkla ilgili kararları vermek,
j) Sandık kurullarının kararları, oyların sayımı ve dökümü ile tutanakların düzenlenmesine ilişkin iş ve işlemleri aleyhine yapılan itirazları ilçe seçim kuruluna göndermek (298/128-3),
k) Kanunlarla ve Yüksek Seçim Kurulu genelge ve kararları ile verilen diğer görevleri yapmak (298/71-6).
Sandık kurulu başkanının öncelikle yapacağı işler
MADDE 8- Sandık kurulu başkanı; il ve ilçe merkezi dışında kalan köy, mahalle ve beldelerde oy verme gününden önceki Cuma günü ilçe seçim kurulu başkanından, il ve ilçe merkezlerinde ise, oy verme günü saat 05.00’te bina sorumlusu veya bina sorumlusu bulunmayan yerlerde ilçe seçim kurulu başkanından veya görevli geçici ilçe seçim kurulu başkanından aşağıda yazılı oy verme araçlarını kontrol ederek tutanakla teslim almak ve zamanında sandık yerinde bulundurmak zorundadır (298/68)
Sandık kurulu başkanınca;
a) Görevli olduğu sandık için ağzı mühürlü kese içine konulmuş numaralı sandık kurulu mührü ve iki adet “TERCİH” veya “EVET” yazılı mührü, b) Kapalı oy verme yerine asılacak Örnek: 19 sayılı “Açıklama Levhası”nı, c) Kapalı oy verme yerine asılacak Örnek: 20 sayılı “Uyarı Levhası”nı, d) Filigranlı kağıttan üretilmiş ve Yüksek Seçim Kurulu tarafından üstü numaralanıp mühürlenen birleşik oy pusulası paketini, e) Filigranlı kağıttan üretilmiş ve ön yüzünün sol üst köşesinde Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu amblemi bulunan ve ilçe seçim kurulu başkanlığı mührünü taşıyan (SARI) renkli oy zarflarına ait paketi (298/78),
f) Oy sandıklarının önüne yapıştırılacak sandık numarasını gösterir etiket, g) Istampa, ıstampa mürekkebi, mühür mumu ve sicim ile sayfaları ilçe seçim kurulu başkanlığınca mühürlenmiş tutanak defteri, sayım cetvelleri ve tutanak kağıtları, tükenmez kalem, h) Her sayfası ilçe seçim kurulu başkanı tarafından mühürlü ve sonu onaylı olan iki nüsha sandık seçmen listesi ve ceza infaz kurumlarında kurulan sandıklar için ise ilçe seçim kurulu başkanınca her sayfası mühürlü ve sonu onaylı tutuklular ile taksirli suçlardan hükümlü seçmenlere ilişkin liste, i) Sahiplerine verilememiş olan seçmen bilgi kâğıtları, j) Sandık Kurullarının Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge, k) Sandık kurulu başkan ve üyeleri ile bina sorumlularının, seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçlerinin ve ilçe seçim kurulu tarafından sandık kurulu başkan ve üyelerini görev yerine ulaştırmak için görevlendirilmiş kişilerin oy kullanma haklarının bulunduğuna dair belgeler (Örnek: 142) ve diğer gerekli araçlar (298/94), l) Oy verme kabini ve oy sandığı, m)İmza cetveli
ilçe seçim kurulundan, bina sorumlusundan veya muhafaza edildiği yerden temin edilir.
Yukarıda sayılan araç ve gereçleri teslim alan sandık kurulu başkanı, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından daha önce kendisine adı bildirilen bina sorumlusu ile haberleşerek sandığın götürüleceği gün ve oy verme günü binada hazır bulunmasını ister (298/74)
Bina sorumlularının görevleri
MADDE 9- a) İlçe seçim kurulunca belirlenen binaya getirilen oy sandıkları ile oy verme kabinlerini imza karşılığı teslim almak ve bunların yerlerine yerleştirilmesinde sandık kuruluna yardım etmek, b) Seçimde kullanılacak masa, sıra, sandalye gibi araç ve gereçleri temin etmek, c) Oy verme günü oy vermenin başlama saatinde görev yerine gelmeyen sandık kurulu başkanını ilgili ilçe seçim kuruluna bildirmek, d) Oy verme süresince binadan ayrılmamak ve oy vermenin düzen içinde geçmesi için sandık kurulu başkanının isteklerini yerine getirmek, e) Sandık kurullarının görevlerini tamamlayıp binayı terk ettikten sonra sandık
çevresini kontrol etmek, varsa unutulan oy zarfı, oy pusulası gibi seçim kağıtlarını paketleyip ilgili ilçe seçim kuruluna teslim etmek, f) Oy verme günü binanın ısınma, su, elektrik, iletişim gibi hizmetlerinin işler durumda bulundurulması için gerekli önlemleri almak, g) Sandık sonuç tutanağının onaylı bir suretinin bir hafta süre ile ilân yerinde asılı kalmasını sağlamak, h) Sayım ve döküm işlemlerini izleyerek biter bitmez ulaşım için ilçe seçim kuruluna haber vermek, ı) Sandık çevresi dışında ancak binada, 298 sayılı Kanun’da gösterilen yasaklara uyulmaması veya suç işlenmesi halinde kolluk güçlerini çağırmak (298/82).
Bina sorumlusu yardımcısının görevleri
MADDE 10- İlçe seçim kurulu başkanlıklarınca oy verme günü saat 05.00’te teslim edilen malzeme torbalarının ilçe seçim kurulu başkanlıklarınca temin edilen araçlarla sandık alanlarına getirerek, görev yerlerindeki sandık kurulu başkanlarına tutanak karşılığı teslim etmek ve bina sorumlusunun verdiği diğer görevleri yapmak.
Sandık kurulunun andiçmesi
MADDE 11- Sandık kurulu başkan ve üyeleri, oy verme günü, göreve başlamadan önce, ilk iş olarak, sandık başında bulunanlar önünde birer birer aşağıdaki şekilde and içer.
“Hiçbir tesir altında kalmaksızın, hiç kimseden korkmadan, seçim sonuçlarının tam ve doğru olarak belirmesi için, görevimi kanuna göre, dosdoğru yapacağıma, namusum, vicdanım ve bütün mukaddesatım üzerine and içerim.” (298/70).
Başkan veya üyelerden bir kısmının göreve gelmemesi (Çoğunluğun sağlanması)
MADDE 12- Sandık başında, oy verme başlamadan önce veya oy verme sırasında, sandık kurulu üyelerinden biri veya birkaçı görevini yapmazsa, ceza hükümleri saklı kalmak üzere, yerine yedek üyelerden biri getirilir. Şayet, bu dahi mümkün olmaz ve kurul üyeleri sayısı (başkan hariç) üçten aşağı düşerse bu konu tutanağa geçirilir ve eksiklikler, o seçim bölgesinde seçme yeterliliğine sahip, okur-yazar olanlar arasından başkanın seçeceği kimselerle tamamlanır (298/73).
Sandık kurulu başkanının görevi başına gelmemesi veya bırakıp gitmesi halinde, yerine kamu görevlileri arasından belirlenen üye, bu üyenin de bulunmaması durumunda en yaşlı üye kurula başkanlık eder.
Yaş konusunda uyuşmazlık çıkarsa resmi kimlik belgesindeki bilgi esas alınır. Doğum tarihlerinin de aynı olması durumunda ad çekilir.
Göreve gelmeyen veya bırakıp giden başkan yahut üyenin yerine görevlendirilen kişi, önceki başkan veya üye daha sonra gelse dahi görevini sürdürür.
Sandık kurulu başkanı ve üç üyenin hazır bulunması halinde eksik üyeliklerin tamamlanması yoluna gidilmez.
Sandığın konulacağı yerin belirlenmesi
MADDE 13- Sandığın konulacağı yer ilçe seçim kurulunun denetiminde sandık kurulunca kararlaştırılır. Sandığın konulacağı yerlerin belirlenmesinde, seçmenin oyunu kolaylıkla, serbestçe ve gizli şekilde verebilmesi göz önünde bulundurulur.
Engelli seçmenlerin kayıtlı olduğu sandık seçmen listelerine ait sandıklar, bunların rahatlıkla ve kolaylıkla oy kullanmalarını sağlamak amacıyla İlçe seçim kurulunca belirlenen binaların uygun yerlerine konulur (298/36-7, 74).
Sandıklar; okul (özel okullar ve özel dershaneler dâhil) avlusu veya salonların elverişli kısımları gibi geniş ve umumi yerlere konulur. Açık yerlerde, saçağı, sahanlığı, sundurması bulunan yerler üstün tutulur.
Ceza infaz kurumlarında ilçe seçim kurulu başkanı ile birlikte sandığın konulacağı yeri sandık kurulu başkanı tespit eder, bu tespitte cezaevi yönetiminin görüşü alınır.
Kışla, karargâh, ordugâh gibi askeri bina ve tesislerle, karakollara ve parti binalarına, muhtarlık odalarına ve mabetlere sandık konulamaz (298/74).
Ayrıca cep telefonu, fotoğraf veya film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla oy verme yerine girilmesinin yasak olduğunu ve cezasının bulunduğunu, bu tür cihazların oy verme işlemi bittikten sonra iade edilmek üzere
sandık kuruluna bırakılması gerektiğini belirten levhalar (Örnek: 20) sandık çevresinde herkesin görebileceği yerlere asılır (298/92).
Kapalı oy verme yeri
MADDE 14- Kapalı oy verme yerleri; yeterli aydınlatması ve masası olan, oy serbestliğini ve gizliliğini sağlayacak nitelikte olacaktır. Kapalı oy verme yerleri; içerisi dışarıdan görülemeyecek ve oy veren kişinin birleşik oy pusulasını inceleyip tercihini kullandıktan sonra zarfın içine koyabileceği şekil ve nitelikte olmalıdır. (298/75, 76),
Kapalı oy verme yerine asılacak levha
MADDE 15- Sandık kurulu, sandıkların konulacağı yeri ve kapalı oy verme yerlerini belirledikten sonra buralara 298 sayılı Kanun’un oy verme serbestliğine ve gizliliğine ilişkin hükümlerini içeren levhayı (Örnek: 19) ve seçim çevresinin aday listesini (Örnek: 402- Cumhurbaşkanı / Örnek:44-Milletvekili) asar (298/76).
MADDE 16- Her yaprağı ilçe seçim kurulu başkanı tarafından mühürlü ve sonu onaylı sandık seçmen listesi, sandık çevresinde, seçmenlerin kolayca görüp inceleyebilecekleri uygun bir yere asılır. (Örnek 2-C)
Ceza infaz kurumlarında bu listeler cezaevi idaresinin görüşü alınmak suretiyle elverişli alana asılır.
Sandık yerinin duyurulması
MADDE 17-
Sandık kurulu, sandığın konulacağı yeri göze çarpacak surette gösterir işaretleri koyar veya alışılmış araçlar ile duyurur.
Sandıkların bulunduğu yere giden sokakların başına, o yeri gösteren yazılar ve işaretler (Örneğin; “1010 No.lu sandığa gider” yazısı ve ok işareti) konulur.
İlçe seçim kurulu başkanı; gerek gördüğünde, seçmenlerin sandık yerlerini kolayca bulabilmeleri için ve sorulduğunda gerekli bilgiler verilmek üzere, her bir sandığa komşu ve numaraca yakın olan sandıkların bulundukları yerleri gösteren birer yazıyı, sandık kurulu başkanlarına verir. Gerektiğinde, sandık kurulu başkanlarından bazılarını, belli bir mahalle veya birkaç mahallede oturanların oy verecekleri sandıkların yerlerini gösteren çizelgeleri herkesin görebileceği yerlere asmakla da görevlendirebilir.
Sandık çevresi
MADDE 18-
Sandık çevresi, oy sandığının konulduğu ve sandık kurulunun görev yaptığı oda, bölüm veya bu amaçla oluşturulan yerdir. (298/81).
Sandık çevresinde düzenin sağlanması ve yasaklar
MADDE 19– Sandık çevresinde, sandık kurulu başkan ve üyeleri, adaylar, milletvekilleri, o sandık bölgesinde kayıtlı seçmenler ve o sandıkta görevli müşahitler ile bina sorumluları ve çağrı veya ihbar üzerine gelen görevli kolluk güçlerinden başka kimse bulunamaz. Şu kadar ki, siyasi partilerin seçim kurullarına bildirdikleri itiraza yetkili kişiler ile temsilciler, seçim kurullarınca önceden kendilerine verilen belge ile sandık çevresinde bulunabilirler. Medya mensuplarının sandık çevresinde, sandık başı işlemlerine engel olmamak şartıyla, haber amacıyla görüntü ve bilgi elde etmeleri serbesttir (298/82-2).
Sandık çevresinde seçmenin oyunu tam bir serbestlikle ve gizli şekilde kullanmasına veya sandık kurulunun görevini yapmasına engel olmaya kalkışanlar ile oy verme, oyların sayım ve dökümü veya tutanaklara geçirilmesi gibi tüm sandık başı iş ve işlemlerinin düzenini bozmaya kalkışanları, başkan uyarır. Bu uyarının gereğini yerine getirmeyen kimse, kolluk gücü çağrılarak sandık çevresinden uzaklaştırılır (298/82-3).
Sandık kurulu başkanının bu maddede belirtilen görevini yapmaması halinde, sandık kurulu karar alarak ilgili hakkında yukarıda belirtilen yetkiyi kullanır ve durumu derhal ilçe seçim kurulu başkanına bildirir (298/82-4).
Sandık çevresinde cebir, şiddet veya tehdit kullanarak sandık başı düzenini bozmaya kalkışanlar, sandık kurulu başkanı veya üyelerinden biri tarafından yapılan çağrı ya da seçmenlerin ihbarı üzerine gelen kolluk güçlerince derhal sandık çevresinden uzaklaştırılır ve gerekli yasal işlem yapılır. Seçmenlerce ihbar, o yer kolluk güçlerine şahsen yapılır (298/82-5)
Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde, yukarıda sayılan tedbirlere uymayanlar, cezaevi idaresinin görüşü alındıktan sonra, güvenliği zayıflatmayacak şekilde uygulama yapılarak, sandık çevresinden dışarı çıkarılır (298/82-6) Bu madde uyarınca çağrılacak kolluk güçleri, başkanın talebine veya kurulun kararına uymak zorundadır. Bu madde uyarınca sandık çevresine gelen kolluk güçleri, başkanın talebine veya kurulun kararına uymak zorunda olup, çağrı veya ihbar sebebi ortadan kalkınca
sandık çevresinden ayrılır (298/82-7).
Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçleri hariç, özel güvenlik görevlileri ve belediye zabıtaları gibi görevliler de dâhil olmak üzere resmî üniforma ve silah taşıyan kişiler, sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına giremezler (298/82-8)
Sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında hiç kimse, başkalarının görebileceği şekilde bir siyasi parti veya adaya ait rozet, amblem veya benzeri işaretler ya da propaganda amaçlı yayınlar taşıyamaz; yazılı, sözlü veya görüntülü propaganda yapamaz. Bu fıkra hükümlerine uymayan kişiler kolluk güçleri tarafından uzaklaştırılır (298/82-9)
Sandık kurulunun görev yaptığı yerde cep telefonu ile görüşme yapmak yasaktır. Ancak sandık kurulu başkan ve üyelerinin, görevleri gereği yapacağı görüşmeler bu hükmün dışındadır. Bu hükme aykırı davranan kimseler kurul başkanı tarafından uyarılır. Bu uyarıya rağmen görüşmesini sürdüren kimse, derhal oradan çıkarılır (298/82-10).
Sandık çevresinde bir suç işlenmesi halinde, sandık kurulu, durumu tutanağa geçirir ve ilgili hakkında işlem yapılmak üzere kolluk güçlerini çağırır (298/82-11).
İlçe seçim kurulu başkanı, sandık çevresinde, sandık başı iş ve işlemlerinin düzen içinde yürütülmesini ve sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında güvenliği ve bu Kanunda öngörülen yasaklara uyulmasını sağlayacak tedbirleri alır; seçmenin ve buyerlerde bulunma hakkına sahip diğer kişilerin buralara serbestçe girmesini engelleyen veya güçleştiren her türlü hareketi önler. Bu kapsamda, ilçe seçim kurulu başkanınca verilen talimatlara sandık kurulları, mülki ve idari makamlar uymak zorundadır (298/82-12)
Sandık çevresi dışındaki inzibat tedbirleri
MADDE 20- Sandık çevresi dışında, zabıtaya emir verme yetkisine sahip makamlarla, zabıta amir ve memurları tarafından alınacak tedbirler, seçmenin sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına serbestçe girmesini engelleyici veya güçleştirici mahiyette olamaz (298/85).
Oy verme gününde sandık kurulunun toplanma zamanı ve hemen yapacağı işler
MADDE 21- Sandık kurulu oy verme günü olan 24 Haziran 2018 Pazar günü oy verme saatinden en az bir saat önce sandık başında toplanarak bu Genelge’nin 11. maddesinde gösterilen şekilde andiçer. Başkan, ilçe seçim kurulundan kontrol ederek teslim almış olduğu keseyi açarak içerisinde bulunan sandık kurulu mührünü ve ayrıca “TERCİH” veya “EVET” mührünü masanın üzerine koyar. Bundan sonra seçim sandığının boş olduğunu orada bulunan sandık kurulu üyeleriyle müşahitler önünde tespit ederek sandığın kapağını kapatır ve kapağı mühür bozulmadan açılamayacak şekilde sandık kurulu mührü ile mühürler.
Sandık kurulu; and içme, sandığı yerleştirme, kapalı oy verme yerini düzenleme işini bitirdikten sonra hazır bulunanlar önünde ilçe seçim kurulu başkanlığından teslim aldığı ve filigranlı kâğıttan üretilmiş, üzeri Yüksek Seçim Kurulunca numaralanıp mühürlenerek paketlenmiş birleşik oy pusulası paketini açıp, tümünü sayar; birleşik oy pusulalarının her birinin arkasını sandık kurulu mührü ile mühürler ve birleşik oy pusulalarının sayısı ile her birinin arkasının sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olduğunu tutanak defterine geçirir.
Sandık kurulu ilçe seçim kurulundan teslim alınan filigranlı kâğıttan üretilmiş ve ön yüzünün sol üst köşesinde Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu amblemi ve ilçe seçim kurulu başkanlığı mührünü taşıyan sarı renkte bastırılmış olan oy zarflarını sayar, her zarfın üzerine sandık kurulu mührünü basar ve zarfların sayısı ile her birinin ön yüzünün sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olduğunu tutanak defterine geçirir. Birleşik oy pusulaları ve zarflar masanın üzerine düzenli bir şekilde konulur.
Sandık kurulu, sandık numarasını gösteren etiketi sandığın önüne yapıştırır.
Sandık kurulu, yaptığı tüm bu işlemleri bu Genelge gereğince tutanak defterine geçirip imzalar (298/77).
Kurulca yapılacak işlemler, alınacak tedbirler
MADDE 22- Kanun gereği sandık kurulunca alınması gereken tedbirler ve yapılması gereken işlemler üzerinde anlaşma olmadığı takdirde, kurulu oluşturan üyelerin yarısından bir fazlasının görüşüne göre karar alınır veya işlem yapılır. Oyların eşitliği halinde başkanın katıldığı tarafın görüşü üstün tutulur.
Sandık kurulu tarafından verilen kararlar veya yapılan işlemler varsa matbu tutanağa, yoksa olayın mahiyetine göre tutanak defterinin boş sayfalarına sırayla yazılarak başkan ve üyeler tarafından imzalanır.
Kanuna göre başkan tarafından yapılması gereken işler ve özel olarak sandık başında yapılacak işler (açıklamalar ve uyarmalar) üyeler tarafından da yapılabilir.
Oy verme yetkisi
MADDE 23- Onaylı sandık seçmen listesinde yazılı her seçmen, oy verme yetkisine sahiptir. 298 sayılı Kanun’da sayılan istisnalar dışında, sandık seçmen listesinde kaydı olmayanların oy kullanmalarına izin verilmez. Ancak kesinleşen muhtarlık bölgesi askı listelerinde adı yazılı olduğu veya bu listelere yazılması için askı süresi içinde başvurduğu ve listeye kaydedilmesine karar verildiği halde, çoğaltılarak sandık kurullarına verilen sandık seçmen listelerinde ismi yer almayan seçmenlerin, muhtarlık bölgesi askı listelerinin kesinleşmesine bakılmaksızın, ilçe seçim kurulundaki liste ile oy verecekleri sandık seçmen listesine ilave edilmelerine, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından karar verilir ve seçmene bu yolda verilecek bir yazı ile sandık kuruluna başvurması ve listeye dâhil edilmek suretiyle seçmenin oy kullanması sağlanır (298/86-2).
Her seçmen, kanunda sayılan istisnalar dışında, hangi sandık seçmen listesinde kayıtlı ise ancak o sandıkta oy kullanabilir.
Bir seçmen, aynı seçim türü için birden fazla oy kullanamaz.
Oy verme gününe kadar, haklarında seçme yeterliliğini kaybettiğine dair yetkili mercilerden resmî belge gelmiş bulunan seçmenler ile tutuklu sandık seçmen listesine kaydedilmiş olup da tahliye edilen veya taksirli suçlar dışında bir suçtan hüküm giyerek cezası kesinleşenlerin durumlarını gösteren resmî belge gelmiş bulunanlara, seçmen listesinde kayıtlı olsalar bile ceza infaz kurumunda oy kullandırılmaz ve bu husus sandık kurulunca tutanağa geçirilir (298/86).
Oy verme düzeni
MADDE 24- Sandık başında seçmene, vereceği oy hakkında hiçbir kimse müdahale, telkin veya tavsiyede bulunamaz. Hiçbir seçmen oyunu kullandıktan sonra sandık başında kalamaz (298/88).
Oyunu kullandıktan sonra sandık başından ayrılmayan seçmene başkan uzaklaşmasını hatırlatır. Seçmen yine orada kalırsa, başkan onu kolluk aracılığı ile uzaklaştırır.
Oy verme süresi
MADDE 25-
24 Haziran 2018 Pazar günü, Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci oylamaya kalması durumunda ise, 8 Temmuz 2018 Pazar günü oy verme süresi tüm yurtta 08.00 – 17.00 saatleri arasındadır.Oy vermenin bitiş saati geldiği halde sandık başında oylarını vermek üzere bekleyen seçmenler varsa, sandık kurulu başkanı bunları saydıktan ve kimliklerini aldıktan sonra sıra ile oylarını kullanmalarına izin verir. Yüksek Seçim Kurulunun belirlediği bitiş saatinden sonra gelen seçmen oy kullanamaz (298/89, 96).
Sandık kurulu önüne alınmada sıra
MADDE 26- Oy verme günü sandık başına gelen seçmenler, sandık kurulu önüne kurul başkanı tarafından sıra ile birer birer alınırlar.
Gebeler, hastalar ve engelliler sıra ile bekletilmeden oylarını verirler. Yaşlıların da bekletilmeden oy kullanmalarına izin verilebilir (298/90).
Bu seçmenlere yardım eden seçmenin de öncelikle oy kullanmasına izin verilebilir(298/90).
Görevlendirilen güvenlik güçlerinin de bekletilmeden oy kullanmalarına izin verilebilir.
Seçmenin kimliğinin tespiti
MADDE 27– Sandık başına gelen seçmen; Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan; Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı, Geçici Kimlik Belgesi, nüfus cüzdanı, resmi dairelerce verilen soğuk damgalı kimlik kartı, pasaport, evlenme cüzdanı, askerlik belgesi, sürücü belgesi, hâkim ve savcılar ile yüksek yargı organı mensuplarına verilen mesleki kimlik kartı, avukat, noter ve askerî kimlik kartı gibi kimliğini tereddütsüz ortaya koyan resimli, resmî nitelikteki belgelerden birini başkana verir ve seçmen sıra numarasını söyler. Bu belgelerden birini vermeyen seçmen oy kullanamaz. (298/87, 91)
Belediyeler ile köy veya mahalle muhtarlarınca düzenlenip onaylanan kimlik belgeleri seçmenin kimliğinin tespitinde geçerli değildir (298/87).
Üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası olmayan resimli ve resmî bir kimlik belgesi ibraz eden seçmenin oy kullanabilmesi için, bu belgelerin yanında ayrıca seçmen bilgi kâğıdını veya nüfus müdürlüklerince verilmiş nüfus kayıt örneğini ibraz etmesi şarttır.
Ceza infaz kurumlarında tutuklu ya da taksirli suçlardan hükümlü bulunan seçmenlerden yukarıda sayılan kimlik belgeleri bulunmayanlar için, cezaevi idaresince verilmiş belge, kimlik belgesi yerine geçer (298/87)
Oy verme
MADDE 28- a) Oy vermeden önceki işler;
Sandık kurulu önüne alınan seçmen, oyunu kullanmadan önce kimlik belgesini ve varsa seçmen bilgi kâğıdını başkana verir ve kimliğini ispat eder.
Sandık kurulu başkanı, oy verme işlemini izlemek üzere kurul üyeleri arasında iş bölümü yaparak ayrı ayrı görevlendirir.
Üyelerden biri, seçmenin oy verme işlemini takip ederek karışıklığa meydan verilmemesini ve seçmenin oyunu sandığa atmasını ve kendilerinin önünde bulunan oy pusulaları ile oy zarflarının kaybolmamasını sağlar. Diğer bir üye ise sandık seçmen listesinin imza bölümünü takip ederek sandık önüne alınan seçmenin sandık seçmen listesinden adını bulur.
b) Oy verme işlemi;
Görevli üye tarafından seçmenin adı sandık seçmen listesinde bulunduktan sonra, seçmene oy kullandırılır.
Başkan, kanuna uygun biçimde hazırlanmış ve mühürlenmiş oy zarfı ile birleşik oy pusulasını, hiçbir tarafında herhangi bir işaret bulunmadığını ve arkasının sandık kurulu mührü ile mühürlü olduğunu, kurul üyelerine, müşahitlere ve seçmene gösterdikten sonra “TERCİH” veya “EVET” mührünü seçmene vererek kapalı oy verme yerini gösterir.
Başkan tarafından seçmene kapalı oy verme yerine girmeden önce:
ba) Birleşik oy pusulalarında tercih ettiği cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti, ittifak veya bağımsız aday için ayrılan bölümden dışarı taşırmamak suretiyle “TERCİH” veya “EVET” mührünü basması, “TERCİH” veya “EVET” mührü dışında herhangi bir yerine imza atmaması veya işaret koymaması, aksi halde oyunun geçersiz sayılacağı, birleşik oy pusulasını düzgün bir şekilde katlayıp zarfa koyması ve yapıştırması gerektiği,
bb) Seçmenin; cep telefonu, fotoğraf veya film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla kapalı oy verme yerine girmesinin yasak olduğu ve cezasının bulunduğu, bu tür cihazlar varsa oy verme işlemi bittikten sonra iade edilmek üzere bırakılması gerektiği (298/92),
bc) Birleşik oy pusulalarından başka, zarfa hiçbir şey koymaması, aksi halde kullandığı oyun geçersiz olacağı,
bd) Seçmene birleşik oy pusulaları verildikten sonra hata veya başka bir neden ileri sürülerek yeni bir birleşik oy pusulası verilemeyeceği,
be) Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimi oy pusulalarının aynı zarfa konulacağı, açıklanır.
Seçmen, sandık kurulu başkanının açıkladığı şekilde hareket ettikten sonra kapalı oy verme yerinden çıkıp, zarfı sandığa bizzat atar. Kurul başkanı oyunu kullanan seçmene kimlik kartını verirken seçmen listesindeki adı karşısına imza cetveli kullanarak imzasını attırır.
Seçmen, imza atmasını bilmiyor veya herhangi bir sakatlığı nedeniyle imza atacak durumda bulunmuyorsa, sol elinin başparmağını basar. Sol elinin başparmağı olmayanların hangi parmağını bastığı listenin imza bölümüne ayrıca yazılır. Hiç parmağı olmayan seçmenin durumu adı karşısına yazılıp başkan tarafından imzalanır (298/93)
Sandık kurulu başkanı, oyunu kullanmış, mührünü teslim etmiş ve sandık seçmen listesini imzalamış seçmenlerin, seçmen bilgi kâğıdının arka yüzünü imzalayıp mühürledikten sonra kimliği ile birlikte kendisine iade eder. Sandık kurulu başkanları, bu işlemlerin düzenli bir biçimde yapılıp yapılmadığını denetler.
Tutuklular yeterli güvenlik tedbirleri alındıktan sonra, ceza infaz kurumu idaresinin belirleyeceği bir düzen içinde oy kullanacakları sandık bölgesine getirilir. Tutukluların serbest ve gizlilik içinde oylarını kullanmaları sandık kurulunca sağlanır.
Seçmenlerden ceza infaz kurumlarında tutuklu bulunanlar, oyunu kullandıktan sonra yetkililerce sandık çevresinden götürülürler.
Zarf ve birleşik oy pusulasını alan seçmenin oyunu kullanmadan önce danışmak veya görüşmek amacı ile başka bir yere gitmesine veya sandık çevresinde başka bir kimse ile görüşmesine izin verilmez.
Kapalı oy verme yerine girmeyen veya birleşik oy pusulası ile oy zarfını aldığı halde oy kullanmayan seçmenden birleşik oy pusulası, zarf ve mühür geri alınır (298/78, 88, 91, 93, 101; 2839/27).
Kapalı oy verme yerinde seçmenin uyması gereken kurallar
MADDE 29- Seçmen, kapalı oy verme yerinden dışarı çıkmadıkça, hiç kimse oraya giremez. Ancak oy pusulalarını hazırlamak için, kapalı oy verme yerinde, normal süreden fazla kalan seçmenler, kurul başkanı tarafından makul bir süre verilerek uyarılır. Bu uyarıya rağmen kapalı oy verme yerinden çıkmayan seçmen, oradan çıkarılır (298/92).
Engellilerin oy kullanması
MADDE 30- Görme engelliler, felçliler, elleri eksik olanlar veya bu gibi bedeni engelleri açıkça belli olanlar o seçim çevresi seçmeni olan ve o sırada sandık çevresinde bulunan akrabalarından birinin, akrabası yoksa diğer herhangi bir seçmenin yardımı ile oylarını kullanabilirler. Bir seçmen birden fazla engelliye yardım edemez (298/93-2)
Sandık kurulu başkan veya üyeleri, engelli seçmenlere yardım etmek amacıyla oy verme kabinine giremez, oy kullanma sırasında yardım edemez.
Okuma – yazma bilmeyen seçmenlerin oy kullanmaları
MADDE 31- Okuma – yazma bilmeyen seçmenlere, oylarını kullanmaları konusunda başkaları tarafından sandık çevresinde yardım edilemez. Okuma – yazma bilmeyen seçmen, sorduğu ve istediği takdirde sandık kurulu başkanı, sadece birleşik oy pusulaları üzerinde bulunan cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti ve ittifakların işaretlerinden hangisinin hangi aday veya partiye ait olduğunu ve tercih ettiği cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti ve ittifakların diğer bölüme taşırmamak suretiyle “TERCİH” veya “EVET” mührünü basması ve birleşik oy pusulalarını katlayıp sarı renkli zarfa koyarak ağzını yapıştırması gerektiğini anlatır.
Okuma – yazma bilmeyen seçmenlere oy verme sırasında yardım etmek amacıyla oy verme yerine kendisinden başka kimse giremez ve oy kullanma sırasında yardım edemez.
Oy kullanmada öncelik
MADDE 32- Gebeler, hastalar ve engelliler sıra bekletilmeden oylarını verirler.
Engellilere yardım edenler ile güvenlik görevlileri ve yaşlıların da öncelikle oy kullanmalarına izin verilebilir (298/90)
Kapalı oy verme yerine girme yasağı
MADDE 33- Sandık kurulu başkan veya üyeleri, oy verme sırasında seçmenlere yardım etmek amacıyla kapalı oy verme yerine giremez.
Sandık seçmen listesine kayıtlı olmayan seçmenlerin oy kullanması
MADDE 34- İlçe seçim kurulu başkanı, seçimin yapıldığı çevrede oy verme hakkına sahip olduğu halde, (Seçimin yapıldığı seçim çevresindeki seçmen listesinde kayıtlı olması koşuluyla) görev yaptığı sandığa ait seçmen listesinde kayıtlı bulunmayan (298/3)
a) Sandık kurulu başkan ve üyeleri ile bina sorumlularının,
b) Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçlerinin,
c) İlçe seçim kurulu tarafından sandık kurulu üyelerini görev yerine ulaştırmak için görevlendirilmiş kişilerin, her birine seçmen olduğunu ve seçimde oy kullanabileceğini gösteren ve sandık seçmen listesindeki bilgileri kapsayan bir belge verir (Örnek: 142). Ayrıca, bu seçmenlerin esas kayıtlı olduğu sandık seçmen listesine meşruhat verilmek üzere kayıtlı bulunduğu sandık kurulu başkanlığına durumu yazı ile bildirir.
Bu madde uyarınca, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından kendilerine oy kullanma hakkı bulunduğuna ilişkin olarak belge verilen görevliler, bu belge ile görevli oldukları sandık bölgesinde oy verirler.
Milletvekilleri, milletvekili kimliği ile seçmen bilgi kâğıdını; cumhurbaşkanı adayları ve milletvekili adayları ise herhangi bir il seçim kurulu başkanınca cumhurbaşkanı veya milletvekili adayı olduklarına ilişkin meşruhat verilmiş seçmen bilgi kâğıdını göstermek suretiyle kayıtlı oldukları seçim çevresi dışında da oylarını kullanabilirler. (İlçe seçim kurulunca 298 sayılı Kanun’un 44. maddesi hükmü uyarınca düzenlenen seçmen bilgi kâğıtları esas alınır.)
Sandık kurulu, bu madde kapsamında oy kullanan kimselerin ilgili belgelerini, oy verme işleminden önce alır. Bu belgeler, diğer seçim evrakı ile birlikte ilçe seçim kuruluna teslim edilir.
Bu madde uyarınca oy kullanan seçmenlerin ad ve soyadları ile kimlik bilgileri, oy kullandıkları sandık seçmen listesinin sonuna yazılarak karşısına imzaları alınır (298/94).
Yukarıda sayılan seçmenlerin sayısı o sandık seçmen listesine dâhil edilmez; oy kullanan seçmenlerin toplamına dâhil edilir.
Sayım ve döküm başlamadan önce yapılacak işler
MADDE 35-
Oy verme bitince, kurul başkanı bunu yüksek sesle ilân eder ve oy vermenin bittiği saat tutanak defterine geçirilir. Oy sandıkları Genelge’nin 25. maddesinde belirlenen oy verme bitiş saatinden önce açılamaz (298/96)
Sandık seçmen listesindeki bütün seçmenlerin oylarını kullanmış olmaları halinde dahi oy vermenin bitim saatinden önce sandıklar kesinlikle açılmayacaktır.
Seyyar sandık kurulu ile ilişkilendirilen sandıklarda sayım ve döküm başlamadan önce yapılacak işler
MADDE 36-
Seyyar sandık kurulu ile ilişkilendirilen sandık kurulu, seyyar sandık kurulu gelmeden ve uygunluk teslim tutanağı ile seyyar sandık kuruluna ait zarflar teslim alınmadan kendi sandığını açamaz.
Bu sandık kurulları, oy sayımına geçmeden önce 135/II sayılı Genelge hükümlerini dikkate alarak işlem yaparlar
Sayım ve dökümün açık olması ve sayım düzeni
MADDE 37- Sayım ve döküm açık olarak yapılır. Oy verme yerinde bulunanlar sayım ve dökümü izleyebilirler.
Kurul; çalışmalarının düzenli yürütülmesi bakımından, sayım ve döküm masası etrafında boş kalması gereken kısmı, bir karar ile belirtir ve bu kısım etrafında orada bulunanların bu işlemleri izlemelerine engel olmayacak tedbirleri alabilir (298/95)
Sayım ve döküm sırasında sandığın bulunduğu odanın kapısı açık tutulur.
Masa üzerindeki eşyaların kaldırılması, oy verenler sayısının denetlenmesi ve tutanağa geçirilerek ilânı
MADDE 38- Masa üzerinde, sandıktan başka ne varsa kaldırılır. Oy vermenin bittiği saat tutanak defterine geçirilir. Bundan sonra sandık seçmen listesinde yazılı seçmenlerin toplamı ile adları hizasındaki imza veya parmak izleri sayılarak oy vermiş olanların toplamı tespit edilir Örnek: 86-Milletvekili, Örnek: 404-Cumhurbaşkanı (oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 404/A) sayılı sandık sonuç tutanağına geçirilir ve sonuç yüksek sesle ilân edilir (298/96)
Kullanılmayan birleşik oy pusulaları ve zarflar
MADDE 39- Oy zarflarından veya birleşik oy pusulalarından kullanılmayanlar sayılır; oylarını veren seçmen sayısına eklenerek kurula teslim edilmiş bulunan birleşik oy pusulası toplamına veya zarf miktarı toplamına uygun olup olmadığı tespit edilir.
Kullanılmayan birleşik oy pusulaları ve zarflar ayrı ayrı paketler haline getirilerek mühürlenir; üzerlerine sayıları yazılır. Kullanılmayan birleşik oy pusulası ve zarf sayısı Örnek: 86-Milletvekili, Örnek: 404-Cumhurbaşkanı (oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 404/A) sayılı sandık sonuç tutanağına yazılır.
Sandık kurulu başkanı “TERCİH” veya “EVET” mühürlerini bir zarfa koyarak bu zarfın ağzını kapatır ve mühürler; kullanılmamış ve paketlenmiş olan birleşik oy pusulaları ve zarflarla birlikte, “TERCİH” veya “EVET” mühürleri konulmuş olan bu zarfı ilçe seçim veya görevli geçici ilçe seçim kuruluna teslim edilecek torbaya koyar (“TERCİH” veya “EVET” mührünü taşıyan kapalı zarfın konulduğu) ve torbanın bu kısmını sicimle bağlar.
Bu işlemler bitirildikten sonra sandıktan çıkacak birleşik oy pusulalarının konulmasına yarayan torbanın boş olduğu tespit ve ilân olunur. Bütün bu işlemler tutanağa geçirilir (298/97)
Sandığın açılması, zarfların sayılması, geçerli ve geçersiz oy zarflarının ayrılması
MADDE 40- Sandık, yukarıdaki maddelerde belirtilen iş ve işlemler tamamlandıktan sonra, oy verme yerinde hazır bulunanların gözü önünde, sandık kurulu başkanı tarafından açılır.
Sandıktan çıkan zarflar, sandık kurulu başkanı tarafından yüksek sesle iki defa sayılır. İki sayım arasında fark olursa, üçüncü sayım yapılarak sonucuna göre işlem yapılır ve seçimde kullanılan toplam zarf sayısı tespit edilir. Tespit edilen zarf sayısı, o seçime ait sandık sonuç tutanağının Örnek: 86-Milletvekili, Örnek: 404-Cumhurbaşkanı (oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 404/A) ilgili yerine işlenir.
Bütün zarflar sayıldıktan sonra, geçerli olup olmaması yönünden aşağıdaki şekilde kontrol edilir. a) Sandık kurulunca verilen biçim ve renkte olmayan, b) “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigranı olmayan kâğıttan imal edilmiş olan, c) Yüksek Seçim Kurulu amblemi olmayan, d) Üzerinde İlçe Seçim Kurulu mührü bulunmayan, e) Üzerinde sandık kurulu mührü bulunmayan, f) Tamamı yırtılmış olan, g) Üzerinde İlçe Seçim Kurulu ve sandık kurulu mührü dışında herhangi bir mühür, imza, yazı, parmak izi veya herhangi bir işaret bulunan zarflar geçersiz sayılır. (298/78-2, 298/98)
Ancak, üzerinde sandık kurulu mührü bulunmamasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı, amblemi ve ilçe seçim kurulu mührü bulunan zarflar ile üzerinde leke veya çizik bulunsa dahi bunun özel işaret koymak amacıyla yapıldığı kesin olarak anlaşılamayan zarflar geçerli sayılır.
İtiraza uğrayan zarflar ile itiraza uğramadan geçersiz sayılan zarflar, başkan tarafından bir kenara ayrılır. Sandık kurulu, bütün zarflar kontrol edildikten sonra, itiraza uğrayan zarfları inceleyerek, geçerli veya geçersiz sayılması yönünde kararını verir.
Bundan sonra, o sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz oy zarflarının toplam sayısı ayrı ayrı tutanağın ilgili yerine
işlenir.
Geçersiz zarflar paketlenir ve paketin üzeri mühürlenerek zarf sayısı yazılır. Bu zarflar saklanır ve kesinlikle açılmaz.
Bu işlemler yapıldıktan sonra, o sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz zarfların toplam sayısı ile oy kullanan seçmen sayısı karşılaştırılır.
Zarf sayısı, oy kullanan seçmen sayısına eşit veya eksik ise başkaca bir işlem yapılmaz.
Zarf sayısı, oy kullanan seçmen sayısından fazla ise eşitliği sağlamak için önce geçersiz zarf sayısı düşülür. Geçersiz zarf sayısının düşülmesi halinde de eşitlik sağlanamıyorsa, sandık kurulu başkanı geçerli zarflar arasından, eşitliği sağlayacak sayıda zarfı gelişigüzel çeker ve bu zarflar açılmadan derhal yakılarak imha edilir. İmha edilen zarf sayısı, sandık sonuç tutanağına Örnek: 86-Milletvekili, Örnek: 404-Cumhurbaşkanı (referandumda Örnek: 404/A) yazılır. Yukarıda belirtilen işlemler bittikten sonra, geçerli oy zarfları sandığın içine tekrar konularak sayıma geçilir.
Bütün bu işlemler ayrıca tutanak defterine geçirilerek, sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanıp, mühürlenir.
Sandıklar, sayım ve döküm işlemleri bitinceye kadar oy verme yerinden çıkarılamaz (298/98).
Zarfların açılması, oyların sayım ve dökümü
MADDE 41- Oyların sayım ve dökümüne derhal başlanır, açık ve aralıksız yapılır.
Yapılacak şikâyet ve itirazlar, işi durdurmaz.
Sandık kurulu başkanı, sayım ve döküm işine başlamadan önce, sayım ve döküm cetvellerinin boş ve yazısız olduğunu hazır bulunanlara gösterir.
Sandık kurulu başkanı, oy sayım ve dökümünün düzenini sağlamak bakımından; a) Bir üyeyi sandıktaki zarfları kendisine vermek, b) İki üyeyi okunan oy pusulalarını sayım ve döküm cetvellerine işlemek, c) Bir üyeyi okunan ve dökümü yapılan oy pusulalarını ve açılan zarfları masa üzerine düzenli biçimde yerleştirmek ve korumak üzere görevlendirir.
Sayım ve döküm cetvellerinde (Örnek: 85- Milletvekili, Örnek: 403- Cumhurbaşkanı, oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 417), ilk önce birleşik oy pusulasındaki sıraya göre siyasi partilerin adları/cumhurbaşkanı adayları soldan sağa doğru sütunların yukarısındaki hanelere yazılır. Daha sonra, varsa her bağımsız adaya bir sütun ayrılarak, bağımsız adayların ad ve soyadları, birleşik oy pusulasındaki sıraya göre sütunların yukarısındaki hanelere yazılır. Bunlardan sonra, ittifakların birleşik oy pusulasındaki sıralarına göre ortak oyları için yeteri kadar sütun ayrılır ve bu sütunların üzerine ittifakların unvanları yazılır.
Sandık kurulu başkanı tarafından görevlendirilen üye, oy zarfını sandıktan teker teker alarak başkana verir. Aynı zarf içinde birden fazla oy kullanıldığından, zarfın içinden çıkan oy pusulaları okunmadan önce, seçim türüne göre ters çevrilerek tasnif edilip masanın üzerine konulur.
Oy zarfı içinden eksik oy pusulası çıkmış ise eksik çıkan oyların hangi seçim türüne ait olduğu ve sayısı ile içinden hiç oy pusulası çıkmayan boş zarf sayısı toplamı, zarfların açılması bittikten sonra tespit edilip sandık sonuç tutanağına işlenir.
Geçerli zarflar, görevli üye tarafından, masa üzerine düzenli biçimde yerleştirilir ve muhafaza edilir.
Önce Cumhurbaşkanı seçimine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılır.
Başkan oy pusulasının ön yüzünü herkesin görebileceği ve işitebileceği şekilde okur.
Geçersiz sayılan veya geçerli olmasına rağmen hesaba katılmaması gereken oy pusulaları ile geçerli olup olmadığı veya hesaba katılıp katılmaması yönünden tereddüt edilen veya itiraza uğrayan oy pusulaları, sayım ve döküm cetveline işlenmeksizin ayrılır ve sandık kurulu başkanı tarafından muhafaza altına alınır.
A) Cumhurbaşkanı seçimi için;
Birleşik oy pusulası üzerinde hangi cumhurbaşkanı adayına ait yere “TERCİH” veya “EVET” mührü basılmış ise, o cumhurbaşkanı adayının adı ve soyadı okunur.
Cumhurbaşkanı adayının aldığı ve herhangi bir itiraza uğramadan geçerli sayılan her oy, okunmasını müteakiben, görevli iki üye tarafından, aynı anda sayım ve döküm cetvelinde o cumhurbaşkanı adayına ayrılmış bulunan sütundaki rakamlar birden başlamak üzere, sırasına göre çizilmek suretiyle, ayrı ayrı işaretlenir. Bu işlemin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, sandık kurulu başkanı tarafından sürekli denetlenir.
Okunan geçerli oy pusulaları, görevli üye tarafından, masa üzerine düzenli biçimde yerleştirilir ve muhafaza edilir.
Bütün zarfların açılıp okunması bittikten sonra; itiraz edilmeksizin geçerli sayılan ve her iki sayım ve döküm cetveline işlenen oy sayıları, her cumhurbaşkanı adayı sütununda işaretlenmiş son rakamlar karşılaştırılarak, her cumhurbaşkanı adayının aldığı geçerli oy sayısının iki cetvelde de aynı olup olmadığı, başkan tarafından kontrol edilir. Oy sayıları aynı ise, her cumhurbaşkanı adayının aldığı geçerli oylar toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı, sandık kurulunca düzenlenecek sandık sonuç tutanağına (Örnek: 404-Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı, oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 404/A) rakam ve yazıyla işlenir.
Cumhurbaşkanı adaylarının aldıkları ve kendi hanelerine işlenmiş geçerli oy sayılarını gösterir rakamların her iki sayım ve döküm cetvelinde de aynı olmaması halinde ikinci sayım yapılır. İkinci sayımda, geçerli tüm oy pusulaları yeniden, tek tek okunarak, boş ve yazısız ayrı iki sayım ve döküm cetveline (Örnek: 403- Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 417) işlenir. Bu cetvellerdeki oy sayıları aynı ise, her cumhurbaşkanı adayının aldığı geçerli oylar toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı, sandık kurulunca düzenlenecek sandık sonuç tutanağına (Örnek: 404-Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı, oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 404/A) rakam ve yazıyla işlenir.
B) Milletvekili seçimi için;
İttifak alanı; İttifak unvanı bölümü ile aralarındaki boşluk dâhil ittifak yapan siyasi partilerin sütunlarının tamamını ifade eder.
İttifak alanı içerisinde, “EVET” mührünün;
a) Bir siyasi partiye ayrılan alana, b) Hem bir siyasi partiye ayrılan alana hem de ittifak unvanı bölümüne, c) İttifak unvanı bölümüne taşacak şekilde, bir siyasi partiye ayrılan alana, basılması halinde, bu oy pusulaları geçerli kabul edilir ve sayım döküm cetvelinde o siyasi partinin cetveldeki sütununa işaretlenir.
Bu haller dışında, yalnız ittifak alanı içerisine “EVET” mührünün basıldığı her durumda, bu oy pusulaları da geçerli kabul edilir ve sayım döküm cetvelinde ittifakın ortak oyları sütununa rakamlar birden başlamak üzere, sırasına göre çizilmek suretiyle, ayrı ayrı işaretlenir.
Birleşik oy pusulası üzerinde hangi siyasi partiye, ittifaka veya bağımsız adaya ait yere “TERCİH” veya “EVET” mührü basılmış ise, o siyasi partinin, ittifakın veya bağımsız adayın ad ve soyadı okunur.
Siyasi partilerin, ittifakların ve bağımsız adayların aldığı ve herhangi bir itiraza uğramadan geçerli sayılan her oy, okunmasını müteakiben, görevli iki üye tarafından, aynı anda sayım ve döküm cetvelinde o siyasi partiye, ittifak alanına veya bağımsız adaya ayrılmış bulunan sütundaki rakamlar birden başlamak üzere, sırasına göre çizilmek suretiyle, ayrı ayrı işaretlenir. Bu işlemin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, sandık kurulu başkanı tarafından sürekli denetlenir.
Okunan geçerli oy pusulaları, görevli üye tarafından, masa üzerine düzenli biçimde yerleştirilir ve muhafaza edilir.
Bütün zarfların açılıp okunması bittikten sonra; itiraz edilmeksizin geçerli sayılan ve her iki sayım ve döküm cetveline işlenen oy sayıları, her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak oyları sütununda işaretlenmiş son rakamlar karşılaştırılarak, her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak aldığı geçerli oy sayısının iki cetvelde de aynı olup olmadığı, başkan tarafından kontrol edilir. Oy sayıları aynı ise, her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak aldığı geçerli oylar toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı, sandık kurulunca düzenlenecek sandık sonuç tutanağına (Örnek: 86- Milletvekili) rakam ve yazıyla işlenir.
Siyasi partilerin, bağımsız adayların ve ittifakların ortak aldıkları ve kendi hanelerine işlenmiş geçerli oy sayılarını gösterir rakamların her iki sayım ve döküm cetvelinde de aynı olmaması halinde ikinci sayım yapılır. İkinci sayımda, geçerli tüm oy pusulaları yeniden, tek tek okunarak, boş ve yazısız ayrı iki sayım ve döküm cetveline (Örnek: 85- Milletvekili) işlenir. Bu cetvellerdeki oy sayıları aynı ise, her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak aldığı geçerli oylar toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı, sandık kurulunca düzenlenecek sandık sonuç tutanağına (Örnek: 86-Milletvekili) rakam ve yazıyla işlenir.
İkinci sayımda kullanılan sayım ve döküm cetvelinde yer alan oy sayıları da aynı çıkmazsa, yukarıda belirtilen usule göre üçüncü sayım yapılır ve kurulun varsa siyasi partili olmayan, yoksa başkan tarafından belirlenecek üyesi tarafından tek sayım ve döküm cetveline işlenmek suretiyle, sonucuna göre işlem yapılır. Birden fazla sayım yapılan hallerde, bu sayımlarda kullanılan sayım ve döküm cetvellerinin üzerine, hangi sayıma ait olduğu büyük harflerle yazılır ve tüm cetveller muhafaza edilir.
Açılan sandığa ait son oy pusulası okunduktan sonra, sandık başkanı tarafından o sandığa ait açılmayan geçerli zarf olup olmadığı kontrol edilir ve açılan zarfların sayısı ile sandıktan çıkan ve tutanağa işlenmiş olan geçerli zarf sayısı karşılaştırılır ve sonuç, tutanak defterine işlenir.
Geçerli oyların sayım ve döküm cetvellerine işlenmesinden sonra, hesaba katılıp katılmaması veya geçerli sayılıp sayılmaması yönünden tereddüt edilen veya itiraza uğrayan oy pusulaları, sandık kurulunca ayrı ayrı değerlendirilerek karara bağlanır ve bu karar, tutanak defterine yazıldıktan sonra mühürlenip imzalanır.
Sandık kurulu kararı ile geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulaları, sayım ve döküm cetvelinde ait olduğu cumhurbaşkanı adayları, siyasi parti, bağımsız aday veya ittifakın ortak oyu için ayrılmış bulunan sütuna işlenir. Bu şekilde geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulalarının toplam sayısı, sandık sonuç tutanağında (Örnek: 86-Milletvekili, Örnek: 404-Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 404/A) ilgili yere işlenir.
Kararla geçerli sayılan oy pusulaları ayrı ayrı paket yapılarak bağlanır ve paketin üzeri mühürlenerek, sayısı yazılır ve saklanır.
Geçerli sayılmayan veya hesaba katılmayan oy pusulaları, ayrı ayrı paket yapılarak bağlanır ve paketin üzeri mühürlenerek, sayısı yazılır ve saklanır. Bu oy pusulaları yakılamaz, yırtılamaz ve yok edilemez. Bunların sayısı, özel tutanakta ilgili yere işlenir. Yukarıda belirtilen işlemler tamamlandıktan sonra, sayım ve döküm cetvellerinde cumhurbaşkanı adaylarının, siyasi partilerin, bağımsız adayların ve ittifakların ortak aldığı oyların toplam sayısı, kendi sütununun altına rakam ve yazıyla işlenir.
Sayım ve döküm cetvellerinde, cumhurbaşkanı adaylarının, siyasi partilerin, bağımsız adayların ve ittifakların ortak aldığı oylar, orada bulunanlara, başkan tarafından yüksek sesle ilân edilir. Sayım ve döküm cetvelinin bir örneği zarf içinde ilçe seçim kuruluna teslim edilir.
Bu ilândan sonra, bu bilgilerin doğruluğu, sandık başkanı tarafından sayım ve döküm cetveli sonuçları ile karşılaştırıldıktan sonra, sandık sonuç tutanağı (Örnek: 86-Milletvekili, Örnek: 404-Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 404/A), başkan ve üyeler tarafından imzalanıp, mühürlenir.
Bütün bu işlemler, tutanak defterine geçirilerek, sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanıp, mühürlenir.
Sandık sonuç tutanağı (Örnek: 86-Milletvekili, Örnek: 404-Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 404/A) yukarıda belirtilen işlemler tamamlanmadan imzalanamaz.
Cumhurbaşkanı adayları ile yetkilendirdiği temsilcileri, siyasi parti müşahitleri, sayım masası başında yer alabilir ve oy pusulalarını görebilirler. Ancak cumhurbaşkanı adayları ile yetkilendirdiği temsilcileri ve siyasi parti müşahitlerinin sayısı beşten fazla ise, hazır bulunanlar arasından başkan tarafından kurul önünde ad çekme suretiyle, sandık başında kalacak beş siyasi parti müşahidi ile birlikte her bir cumhurbaşkanı adayının yetkilendirdiği temsilciler her biri ayrı aday veya siyasi partiden olmak üzere tespit edilir. Müşahitler ve temsilciler için sayım işlemini yakından takip edebilecekleri bir yer ayrılır (298/100).
Sandık kurulunca düzenlenen tutanak, torbalardaki oyların sayım ve dökümü sırasında ilçe seçim kurulunca düzenlenen tutanaklar, kurullarca imza edilen sayım ve döküm cetvelleri, sandık seçmen listesi, geçerli sayılan oy pusulaları, geçersiz sayılan oy pusulaları ve itiraz sonucu geçerli sayılan oy pusulaları ile beraber hesaba katılmayan zarflar ayrı ayrı paketler halinde mühürlenip torbaya konulur ve torbanın ağzı kapatılarak mühürlenir. Bu torbalar İlçe Seçim Kuruluna yasal süresince saklanmak üzere teslim edilir (298/100)
SEÇSİS’ten elektronik ortamda alınan sandık sonuç tutanaklarında, her sandık için farklı sandık numarası ve karekod bulunduğundan, söz konusu tutanakların Milletvekili seçiminde sandık sonuç tutanağına (Örnek:86), Cumhurbaşkanı seçimi sandık sonuç tutanağına ( Örnek :404), Cumhurbaşkanı (oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 404/A) bilgisayardan sadece A4 (210×297 mm) formatında beyaz kâğıda çıktısı alınır.
Bu sebeple fotokopi ile çoğaltılmış tutanaklar kullanılamaz. Tutanaklar ilçe seçim kurulunca tarayıcıdan geçirileceğinden buruşturulmaması, katlanmaması, karekodun üzerinin herhangi bir şekilde çizilmemesi, ıslatılmaması vb. hususlara dikkat edilmesi gerekir. Bu nedenle sandık sonuç tutanakları imzalanıp, mühürlendikten sonra ilçe seçim kuruluna teslim edilinceye kadar katlanmadan sığabileceği poşet dosya içerisinde muhafaza edilmelidir.
Geçerli olmayan oy pusulaları
MADDE 42- a) Sandık kurulunca verilen biçim ve renkte olmayan, b) Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı bulunmayan, c) Arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan, d) Hiçbir yerine “TERCİH” veya “EVET” mührü basılmamış olan, e) Birden fazla cumhurbaşkanı adayına, aynı ittifak içinde yer almayan birden fazla siyasi partiye, birden fazla ittifaka veya birden fazla bağımsız adaya ayrılan alanlara “TERCİH” veya “EVET” mührü basılmış olan, f) Birden fazla cumhurbaşkanı adayına, aynı ittifak içinde yer almayan birden fazla siyasi partiye, birden fazla ittifaka veya birden fazla bağımsız adaya ayrılan alana taşmış “TERCİH” veya “EVET” mührü bulunan, g) Sandığın ait olduğu seçim çevresinden başka bir seçim çevresi için düzenlenmiş olan, h) Bütünlüğü bozulacak şekilde yırtılmış veya koparılmış olan, i) Üzerine “TERCİH” veya “EVET” mührü dışında veya “TERCİH” veya “EVET” mührü yerine herhangi bir özel işaret, herhangi bir isim, imza kaşesi, mühür veya parmak izi basılmış olan, j) Üzerinde yer alan cumhurbaşkanı adaylarına, siyasi partilere, ittifaklara veya bağımsız adaylara ait bölümleri belirgin bir şekilde ve özel olarak karalanmış, çizilmiş veya işaretlenmiş olan, k) Üzerinde yer alan matbu yazıların ve şekillerin dışında yazılar veya harfler veya sayılar yazılmış veya şekiller çizilmiş olan,
birleşik oy pusulaları geçerli değildir.
Ancak;
Aşağıdaki haller oy pusulalarını geçersiz kılmaz:
a) Zarfların açılması veya oyların okunması sırasında yırtılması, b) Bütünlüğü bozulmaksızın bir kısmının kazaen yırtılması, c) Herhangi bir şekilde lekelenmiş olup da bunun özel olarak işaret koymak amacıyla yapıldığının anlaşılamaması, d) Birleşik oy pusulasının katlanarak zarfa konulması sebebiyle “TERCİH” veya “EVET” mührü ile oy pusulasının arkasına basılan sandık kurulu mühür izinin oy pusulasının diğer kısımlarına geçmesi, e) Bir cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti, ittifak alanı veya bağımsız aday alanına basılan “TERCİH” veya “EVET” mührünün alanları ayıran çizgili bölgeye taşmış olması, f) Başka bir cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti, ittifak alanı veya bağımsız adayın alanına taşmamak kaydıyla, cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti, ittifak alanı veya bağımsız aday alanına birden çok “TERCİH” veya “EVET” mührü basılması, g) Yetkili seçim kurulları tarafından gönderilen ve Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı bulunan oy pusulalarının arkasının sandık kurullarının ihmaliyle mühürlenmemiş olması.
Zarftan çıkan oy pusulalarında bir seçim türüne ait olanının geçersiz olması, diğerinin geçersiz sayılmasını gerektirmez.
Hesaba katılan ve katılmayan oy pusulaları
MADDE 43– Birleşik oy pusulasında baskıda silinme veya yanlışlık yapılmış olsa bile, hangi siyasi parti veya bağımsız aday lehine kullanılmış olduğu “TERCİH” veya “EVET” mührünün vurulduğu yerden kesin olarak anlaşılan oy pusulaları hesaba katılır.
Zarfın içinden el ilânı, broşür ya da özel bir işaret, yazı veya şekil taşıyan kâğıt veya işaret amacı taşıyan herhangi bir madde çıkmış olması halinde, bu zarftan çıkan oy pusulası hesaba katılmaz.
Zarfın içerisinden aynı seçim türüne ait birden fazla oy pusulası çıkmış olması halinde, sadece bu seçim türüne ait oy pusulaları hesaba katılmaz, diğerleri hesaba katılır.
O zarfta kullanılması gereken oy pusulalarından biri veya birkaçı eksik çıksa bile, zarftan çıkan diğer oy pusulaları hesaba katılır (298/102).
Sandık sonuç tutanağının düzenlenmesi ve ilânı
MADDE 44- Sandık kurulu, (Örnek: 86-Milletvekili, Örnek: 404-Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 404/A sayılı) sandık sonuç tutanaklarını, iki nüsha olarak, sayım ve döküm işlemleri sırasında elde edilen bilgilere ve sayım ve döküm cetveli sonucuna göre düzenler. Bu tutanakların ait olduğu bölümüne, seçim bilgileri eksiksiz olarak işlendikten sonra, başkan ve üyeler tarafından ad ve soyadları yazılarak imzalanır; sandık kurulu mührü ile mühürlenir.
Yukarıdaki düzenleme gereğince işlenmesi gereken bilgiler şunlardır:
1) Sandığın bulunduğu ilin, ilçenin ve seçim bölgesinin adı ile sandığın numarası, 2) Oy vermenin yapıldığı tarih ve gün, 3) Oy sandığının sandık kurulu üyeleri ve seçim yerinde bulunanlar önünde açılış saat ve dakikası ile şayet sandık Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen saatten sonra açılmış ise bunun sebebi, 4) Oy verme saati bitiminde sırada bekleyen ve oy kullandırılan seçmen sayısı, 5) İlçe seçim kurulundan teslim alınan toplam zarf sayısı ile kullanılmayarak artan zarf sayısı, 6) İlçe seçim kurulundan teslim alınan toplam oy pusulası sayısı ile kullanılmayarak artan oy pusulası sayısı, 7) Sandık seçmen listesinde yazılı olan seçmenlerin sayısı, 8) Sandık seçmen listesinde kayıtlı olmayan ancak 298 sayılı Kanun gereği o sandıkta oy kullanan seçmen sayısı, 9) Oy kullanan seçmenlerin toplam sayısı, 10) Sandıktan çıkan zarf sayısı, 11) Geçerli zarf sayısı, 12) Geçersiz zarf sayısı ve geçersizlik sebebi, 13) Zarf sayısı oy kullanan seçmen sayısından fazla ise, eşitliği sağlamak amacıyla
yakılan zarf sayısı, 14) İçinden hiç oy pusulası çıkmayan boş zarf sayısı, 15) İtiraz edilmeksizin geçerli sayılan oy pusulalarının sayısı, 16) İtiraz üzerine geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulası toplamı, 17) Geçerli oy pusulalarının toplamı, 18) Geçersiz sayılan oy pusulası sayısı ve geçersizlik sebebi, 19) Hesaba katılmayan oy pusulası sayısı ve hesaba katılmama sebebi, 20) Geçersiz sayılan veya hesaba katılmayan oy pusulası toplamı, 21) Cumhurbaşkanı adayları, siyasi partilerin ve bağımsız adayların aldıkları toplam geçerli oylar ile ittifakların her birinin aldığı toplam geçerli ortak oyların rakam ve yazıyla belirtilecek sayısı, 22) Oylama iş ve işlemlerine ve oyların sayım ve dökümüne dair yapılan şikâyetlerle bunlara ait kararların nelerden ibaret bulundukları, 23) Birden fazla sayım ve döküm yapılmış ise sayısı, 24) Sayım ve döküm sonucunun başkan tarafından orada hazır bulunanlara ilân edildiği. 25) Oy zarfı içinden eksik oy pusulası çıkmış ise, eksik çıkan oyun hangi seçim türüne ait olduğu ve sayısı,
Sandık sonuç tutanağının onaylı bir sureti, sandık kurulu tarafından sandığın konulduğu bina veya yapıda herkesin görebileceği bir yere asılır. Bu tutanak oy verme gününden itibaren bir hafta süreyle asılı kalır.
Sandık sonuç tutanağının birer sureti, yeteri kadar hazırlanarak sandık kurulu başkanı ve üyelerince imzalandıktan ve mühürlendikten sonra seçime katılma yeterliliği olan ve talep eden cumhurbaşkanı adaylarının, siyasi parti ve bağımsız adayların müşahitlerine verilir. Bu tutanaklar talep halinde öncelikle sandık kurulunun siyasi partili üyelerine imza karşılığında
verilir. Ancak bu halde, o partinin müşahidine ayrıca tutanak verilmez. Müşahitlere verilecek sandık sonuç tutanakları, çok yapraklı kopyalı suret biçiminde hazırlanır. Sandık sonuç tutanağı verilen müşahit ve sandık kurulu üyelerinin ad ve soyadları ile temsilcisi oldukları cumhurbaşkanı adayının adı ve soyadı, siyasi partinin adı veya bağımsız adayın adı ve soyadı sandık kurulu tutanak defterine yazıldıktan sonra tutanağın teslim alındığına dair imzaları alınır.
Sandık kuruluna, oy pusulasındaki cumhurbaşkanı siyasi parti veya bağımsız aday sayısından beş fazla sayıda sandık sonuç tutanağı verilir (298/105).
Sayıma ilişkin kâğıt ve belgelerin paketlenerek torbaya konulması
MADDE 45- Sandık kurulları, kâğıt ve belgeleri ayrı ayrı olmak üzere, ilçe seçim
kuruluna teslim etmek için aşağıda yazılı şekilde hazırlar; 1) Hesaba katılan ve geçerli oy pusulalarını, 2) Sandık kurulunca düzenlenen tutanakları, 3) Alt tarafı sandık kurulunca imzalı sayım ve döküm cetvellerini (bir örneği zarf içinde), 4) Geçersiz oy pusulalarını (ait olduğu zarfın içinde olmak üzere), 5) İtiraza uğrayan oy pusulalarını (ait olduğu zarfın içinde olmak üzere), 6) Hesaba katılmayan zarfları (açılmadan önce geçerli olmadığı anlaşılan zarflar saklanan zarflar-içine oy pusulası konulmamış olan zarflar), 7) Kullanılmamış olan oy zarfları ve birleşik oy pusulalarını, 8) Tutanak defterini,
Ayrı ayrı paketler halinde sararak, sayılarını üzerine yazar ve üzerini sandık kurulunun mührü ile mühürleyip imzaladıktan sonra hepsini birden torbaya koyup ağzını yine kurul mührüyle mühürleyip, imzalar.
Sandık kurulu başkanı, sandık çevresinde seçimle ilgili hiçbir seçim evrakını bırakmaz.
Sayıma ilişkin torbanın (kâğıt ve belgelerin) ilçe seçim kurulu başkanına veya görevli geçici ilçe seçim kurulu başkanına teslimi
MADDE 46- Sandık kurulu tarafından hazırlanan mühürlü torba ve sandık kurulu mührü, sandık kurulu başkanı ile ad çekme yoluyla belli edilecek siyasi partili en az iki üye tarafından hiçbir gecikmeye meydan verilmeksizin ve hiçbir yere uğranmaksızın en kısa zamanda, sandık kurulunun bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna teslim edilir. Bu maddeye aykırı hareket edenler hakkında cezai kovuşturma yapılır.
Sandık kurulunun diğer üyeleri ile müşahitler de isterlerse ve taşıtta yer varsa veya taşıt kendileri tarafından sağlanırsa başkanla birlikte gidebilirler.
İlçe seçim kurulu, torbayı ve sandık kurulu mührünü alarak, torbayı getiren üyeler önünde açıp içindekiler hakkında (Örnek: 88-89) sayılı tutanağı üç nüsha olarak düzenler.
Bu tutanağın alt tarafı torbayı ve mührü teslim edenlerle ilçe seçim kurulu başkanı ve üyelerden biri tarafından imzalanır. Bu tutanağın bir nüshası, il seçim kuruluna gönderilecek evraka bağlanır, bir örneği de sandık kurulu başkanına verilir (298/107)
Kullanılan birleşik oy pusulası, zarf, tutanak ve cetvellere ilişkin bilgiler; ayrı ayrı sayılar halinde (Örnek: 88-89) sayılı tutanakta gösterilir (298/71, 107)
Sandık kurullarınca kullanılacak ve düzenlenecek basılı kâğıtlar
MADDE 47- Sandık kurullarının kullanacağı ve düzenleyeceği basılı kâğıtlara bu Genelge’nin çeşitli maddelerinde değinilmiş veya bazıları örnek sayıları ile birlikte açıkça belirtilmiştir. Ancak kurulların çalışmalarını kolaylaştırmak ve kendi kendilerini denetlemelerini sağlamak üzere bunlardan hangilerinin ne için kullanılacağı ve düzenleneceği aşağıda gösterilmiştir.
A) Seçimle ilgili genel nitelikte basılı kâğıtlar;
a. Örnek: 19 No.lu 298 sayılı Kanunun oy verme serbestliğine ve gizliliğine dair hükümlerini içeren levha sandık kurullarınca kapalı oy verme yerine asılır.
b. Örnek: 20 sayılı “Uyarı Levhası”, sandık çevresinde seçmenlerinkolayca görüp inceleyebilecekleri bir yere asılır.
c. Örnek: 2 No.lu Sandık Seçmen Listesi seçmenin isminin bulunması ve oyunu kullanan seçmenlerin imzalaması için kullanılır.
d. Örnek: 2-C No.lu Sandık Çevresine Asılacak Seçmen Listesi, sandık çevresinde seçmenlerin kolayca görüp inceleyebilecekleri bir yere asılır.
B) 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için düzenlenecek basılı kâğıtlar;
a. Örnek: 44 No.lu Aday Listesi,
b. Örnek: 85 No.lu Sayım ve döküm Cetveli, beş nüsha düzenlenecek,
c. Örnek: 86 No.lu Sandık Sonuç Tutanağı, sayım ve döküm işlemleri sırasında elde edilen bilgilerden ve sayım ve döküm cetveli sonucundan yararlanılarak düzenlenir ve sandık çevresi içerisinde herkesin görebileceği bir yere bir hafta süre ile kalacak şekilde asılır, onaylı birer örneği siyasi partilere ve isterlerse bağımsız adaylara ve müşahitlere imza karşılığı verilir.
Bu tutanak, beş nüsha olarak düzenlenir.
C) Cumhurbaşkanı Seçimi için düzenlenecek basılı kağıtlar;
a. Örnek: 402 No.lu Aday Listesi
b. Örnek 403 Sayım Döküm Cetveli, beş nüsha düzenlenecek,
c. Örnek 417 Sayım Döküm Cetveli, oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde düzenlenir.
d. Örnek 404 Sandık Sonuç Tutanağı, sayım ve döküm işlemleri sırasında elde edilen bilgilerden ve sayım ve döküm cetveli sonucundan yararlanılarak düzenlenir ve sandık çevresi içerisinde herkesin görebileceği bir yere bir hafta süre ile kalacak şekilde asılır, onaylı birer örneği cumhurbaşkanı adaylarına veya yetkilendirdiği kişilere ve müşahitlere imza karşılığı verilir. Bu tutanak, beş nüsha olarak düzenlenir.
e. Örnek 404/A Sandık Sonuç Tutanağı, oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde düzenlenir.
Şikâyet ve itiraz
MADDE 48- Sandık kurulu başkanlarının veya bu kurulların yaptıkları işlemlere veya aldıkları tedbirlere ve bunlara benzer sair işlemlerine veya herhangi bir kimsenin, 298 sayılı Kanun’un koyduğu yasaklara aykırı hareketlerine karşı, bu işlem veya tedbirlerin veya sair işlemlerinin düzeltilmesi veya bu Kanun’un koyduğu yasaklara uymayanların bu hareketlerinin önlenmesi için sandık kurullarına başvurulabilir. Bu şekildeki başvuruya şikâyet denilir. Sandık kurullarınca verilmiş herhangi bir kararın 298 sayılı Kanuna aykırı olması nedeniyle kaldırılması veya bu Kanuna uygun hale getirilmesi için ilçe seçim kurullarına başvurulabilir. Bu başvurmaya da itiraz denilir (298/110, 116, 119)
Şikâyete yetkili kimseler
MADDE 49- Şikâyete yetkili kimseler;
a) Seçme yeterliliğine sahip seçmenler; b) Siyasi partiler veya bunların tüzüklerine göre kuruluş kademelerinin (il ve ilçe kuruluşlarının) başkanları veya vekilleri, c) Siyasi partiler ve bağımsız adayların müşahitleri, d) Adaylar ile milletvekilleri (298/110, 116). e) Cumhurbaşkanı adayları veya yetkilendirdiği kişiler.
Şikâyetin şekli
MADDE 50- Şikâyet dilekçe veya sözle yapılabilir. Sözlü şikâyetler gerekçesiyle birlikte bir tutanağa yazılır. Bu tutanak adı, soyadı ve adresi de yazılarak şikâyetçiye imza ettirilir. Şikâyetçi imza atamaz ise sol elinin baş parmağı bastırılır (298/110, 116)
Şikâyet üzerine yapılacak inceleme
MADDE 51- Şikâyet dilekçesini alan veya şikâyeti yukarıdaki madde gereğince tutanağa geçiren sandık kurulu, ilk önce şikâyetçinin bu Genelge’nin 49. maddesine göre şikâyete yetkili kimselerden olup olmadığını inceler ve şikâyetçi, şikâyete yetkili kimselerden değilse, başka bir husus üzerinde durmaksızın şikâyeti hemen reddeder. Kurul, şikâyetçinin şikâyete yetkili kimselerden olduğunu anlarsa, o zaman şikâyetin haklı veya yerinde olup olmadığını inceler.
Şikâyetin karara bağlanması
MADDE 52- Şikâyetin haklı veya yerinde görülmesi halinde kurul, karar yazmaya ihtiyaç olmaksızın, şikâyet konusu tedbir veya işlemi düzeltir yahut bu tedbir veya işlemi kaldırır.
Şikâyetçinin şikâyete yetkili olmaması veya şikâyetin süresinden sonra yapılmış olması veya haksız yahut yersiz görülmesi halinde kurulca şikâyetin reddine karar verilir. Bu halde kurul kararının başkan ve üyeler tarafından imzalanması ve sandık kurulu tutanak defterine işlenmesi lazımdır.
Kurul kararları salt çoğunlukla yani kurul başkan ve üyelerinin yarıdan fazlasının oylarının o karar üzerinde toplanmasıyla verilir. Oylarda eşitlik halinde başkanın katıldığı tarafın oyu üstün tutulur.
Şikâyetin reddine ilişkin kararın bir örneği şikâyetçiye verilir (298/117).
Şikâyetin süresi ve süresinden sonra yapılacak şikâyetin reddi
MADDE 53- Şikâyet en geç, seçim sonuçlarını tespit eden tutanağın sandık kurulunca düzenlenmesine, diğer bir ifadeyle yazılıp imzalanması anına kadar sandık kuruluna ulaşmalıdır.
Tutanak imzalandıktan sonra ve fakat sandık kurulu dağılmadan önce yapılan sözlü şikâyetlerin veya verilen şikâyet dilekçelerinin sürenin geçmiş olması sebebiyle reddine karar verilir (298/127)
Sandık kurullarının kararlarına itiraz
MADDE 54- Bir şikâyetin reddine ilişkin sandık kurulu kararları ile seçim sonuçlarını gösteren tutanakların sandık kurullarınca düzenlenmesi işlerine veya sandık kurullarının diğer kararlarına karşı itiraz olunabilir.
İtirazda bulunabilecek kimseler, bu Genelge’nin 49. maddesi gereğince şikâyete yetkili olan kimselerdir.
Sandık kurullarının itirazı ilçe seçim kuruluna ulaştırması ve itirazcıya alındı kâğıdı verilmesi
Sandık kurullarının kararları, oyların sayım ve dökümü ile tutanakların düzenlenmesine ilişkin iş ve işlemleri aleyhine, ilçe seçim kuruluna itiraz olunabilir.
İtirazlar, cumhurbaşkanı seçimi için sandık sonuç tutanağının düzenlenip başkan ve üyeler tarafından imzalanmasına kadar sözle veya yazıyla, sandık kurulları vasıtasıyla yapılabileceği gibi, oy verme gününden sonraki (25 Haziran 2018 Pazartesi günü saat 17.00’ye) kadar doğrudan ilçe seçim kurullarına yazılı olarak yapılabilir.
İtirazlar, milletvekili seçimleri için sandık sonuç tutanağının düzenlenip başkan ve üyeler tarafından imzalanmasına kadar sözle veya yazıyla, sandık kurulları vasıtasıyla yapılabileceği gibi, oy verme gününden sonraki (26 Haziran 2018 Salı günü saat 15.00’e) kadar doğrudan ilçe seçim kurullarına yazılı olarak yapılabilir.
Sandık başı iş ve işlemlerine karşı, ilçe seçim kuruluna itiraz edilebilmesi için, önce sandık kuruluna şikâyet veya itirazda bulunulmuş olması şart değildir.
İlçe seçim kurulları, yukarıda gösterilen itiraz süresi sona ermeden veya süresinde yapılan itirazları inceleyip bir karara bağlamadan önce, ilçe birleştirme tutanağını düzenleyemez. Bu hükme rağmen, bu tutanağın düzenlenmiş olması, üst seçim kurullarına itiraz için 298 sayılı Kanun’da öngörülen sürelere başlangıç teşkil etmez (298/128)
İtiraz üzerine verilecek karara sandık kurulunun uyma zorunluluğu
MADDE 55- İtiraz üzerine ilçe seçim kurulu başkanınca veya ilçe seçim kurulunca verilen karar ile sandık kurulunun bir işlemi veya tedbiri düzeltilirse veya sandık kurulunun kararı hükümsüz bırakılırsa, bu karar hemen sandık kuruluna bildirilir. Sandık kurulu bu karara uymak, başka bir ifadeyle kararı olduğu gibi yerine getirmek zorundadır (298/127).
Şikâyetin veya itirazın sandık işlerini durdurmayacağı
MADDE 56- Sandık kurullarının kararlarına veya tutanakları düzenleme işlerine itiraz edilmiş veyahut kurulların veya başkanlarının işlemlerine yahut tedbirlerine karşı şikâyet edilmiş olması, oy vermeye ve her türlü seçim işlerinin devamına engel olmaz. Diğer bir ifadeyle herhangi bir itiraz veya şikâyet yokmuş gibi seçim işlerine sandık kurullarınca devam olunur (298/118).
Kararların bildirilmesi ve tebliği
MADDE 57- İtiraz üzerine kesin olmayarak verilen kararlar itiraz eden hazır ise sözle bildirilir. Sözlü bildirmede, kararın bildirildiği gün ve saat tutanağa geçirilerek kendisine imza ettirilir. İsterse kararın bir örneği de verilir. İtiraz eden hazır değilse, seçim kurullarının bulunduğu belde veya şehirde muayyen bir yer gösterilmiş olması halinde, karar bu yere asılmak suretiyle tebliğ olunur.
Kurulların kesin kararı tebliğ olunmaz. Ancak itiraz eden başkana başvurduğu takdirde, kendisine gösterilir, isterse bir suret de verilir (298/114).
Dayanak
MADDE 58- Bu Genelge, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu hükümlerine dayanılarak Yüksek Seçim Kurulunun 06/05/2018 tarih ve 2018/390 sayılı kararı ile kabul edilmiştir.
Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge
Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge 2018 yılında Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenerek yayınlanmıştır. Yüksek Seçim Kurulunun 06/05/2018 Tarihli ve 390 Sayılı Kararının eki olarak çıkarılan 135 Sayılı Genelge Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini 298 Sayılı Seçim Kanunu ve diğer mevzuat çerçevesinde düzenlemekte, sandıkların kurulmasından başlayarak oy verme işleminin bitmesi ve yapılacak itirazların sonuçlandırılarak sandıkların ilçe seçim kurullarına gönderilmesi aşamasına kadar olan süreci adım adım anlatmaktadır.
Dünya Hekimler Birliği Hasta Hakları Bildirgesinin (Santiago 2005) Omurgasını özerklik ilkesi ile ilgili haklar oluşturmakta ve Sağlık Eğitimi Hakkı yeni bir hak olarak tanımlanmaktadır.
Hasta haklarını uluslararası çapta, kapsamlı olarak düzenleyen ilk belge 1981 yılında Lizbon’da imzalanan Dünya Hekimler Birliği Hasta Hakları Bildirgesi’dir. Bu bildirge, 1995’te Bali’de yeniden ele alınarak yenilenmiş, en son olarak ta 2005 Santiago Bildirgesi’yle geliştirilmiştir.
Hasta hakları Şu Başlıklarda Toplanmıştır:
Nitelikli Sağlık Hizmeti Alma Hakkı
Seçim Yapma Hakkı
Kendi Kaderini Belirleme Hakkı
Bilinci Kapalı Hastaya Yaklaşım
Yasal Yeterliliği Bulunmayan Hastaya Yaklaşım
Hastanın İsteğine Karşın Yapılan Girişimler
Bilgilenme Hakkı
Gizlilik Hakkı
Sağlık Eğitimi Hakkı
Onurunu Koruma Hakkı
Dini Destek Hakkı
Dünya Hekimler Birliği Hasta Hakları Bildirgesi
Dünya Hekimler Birliği, Hasta Hakları Bildirgesi Dünya Hekimler Toplantısı nda kabul edilmiş (Lizbon, Portekiz, Eylül/Ekim 1981), 47. Dünya Hekimler Birliği Kurultayı nda değişikliğe uğramış (Bali, Endonezya, Eylül 1995) ve 171. Konsey Oturumu nda gözden geçirilip düzeltilmiştir (Santiago, Şili, Ekim 2005)
ÖNSÖZ
Hekimlerin hastaları ve genel olarak toplumla olan ilişkisi son zamanlarda önemli değişikliklere uğramıştır. Her ne kadar hekimler her zaman kendi vicdanlarına ve hastalarının çıkarı açısından en uygun olana 2 göre hareket etmek zorundaysalar da, hasta özerkliği ve adaletin sağlanması için de eşit çaba sarf edilmelidir. Bu bildiri tıp mesleğinin desteklediği ve geliştirdiği bazı temel hasta haklarını dile getirmektedir. Sağlık hizmeti veren hekimlerle öteki kişi veya kurumların bu hakları tanıma ve destekleme konusunda ortak sorumlulukları bulunmaktadır.
Yasama, hükümetlerin eylemleri veya herhangi bir başka yönetim veya kurum, hastaları bu haklarından yoksun bıraktığında, hekimler bu hakların güvenceye alınması ya da yeniden sağlanması için uygun yollara başvurmalıdırlar.
İLKELER
1. Nitelikli sağlık hizmeti alma hakkı
a. Her insan ayrım yapılmaksızın uygun sağlık hizmeti alma hakkına sahiptir.
b. Her hasta, herhangi bir dış müdahale olmaksızın özgürce klinik ve etik kararlar verdiğini bildiği bir hekim tarafından bakılma hakkına sahiptir.
c. Hasta her zaman kendi çıkarına en uygun biçimde tedavi edilmelidir. Uygulanan tedavi genel kabul gören tıbbi ilkelere uygun olmalıdır.
d. Kalite güvencesi her zaman sağlık hizmetinin bir parçası olmalıdır. Özellikle hekimler, sağlık hizmetlerinin niteliğini gözetmek konusunda sorumluluk üstlenmelidirler.
e. Sınırlı kaynak özelliğinde olan belirli bir tedavinin söz konusu olduğu ve potansiyel hastalar arasında seçim yapılması gerektiği durumlarda, hastaların tümü o tedavi bağlamında adil bir seçme yöntemine göre değerlendirilme hakkına sahiptir. Bu seçim tıbbi ölçütlere dayanmalı ve ayrım yapılmaksızın gerçekleştirilmelidir.
f. Hasta sunulan sağlık hizmetinin sürekliliğinin sağlanması hakkına sahiptir. Hekim, hastanın tıbben gerekli tedavisinin eşgüdümü açısından, hastayı tedavi eden öteki sağlık personeliyle işbirliği yapmakla yükümlüdür. Hekim, tedavisinin sürdürülmesi tıbben gerekli olan bir hastanın tedavisini makul destek ve yeni düzenlemeleri yapmak için yeterli olanak sağlamadan bırakamaz.
2. Seçim yapma özgürlüğü
a. Hasta, özel sektörde veya kamu sektöründe olduğuna bakılmaksızın hekimini ve hastanesini veya sağlık hizmeti veren kurumu özgürce seçme ve değiştirme hakkına sahiptir.
b. Hasta, herhangi bir aşamada, başka bir hekimin görüşünü alma hakkına sahiptir.
3. Kendi kaderini belirleme hakkı
a. Hasta kendi kaderini belirleme ve kendisi ile ilgili kararları özgürce verebilme hakkına sahiptir. Hekim bu kararların sonuçları hakkında hastayı bilgilendirmekle yükümlüdür.
b. Zihinsel yeterliği olan erişkin bir hasta herhangi bir tanı veya tedaviye yönelik girişim konusunda onam verme ya da vermeme hakkına sahiptir. Hastanın kendi kararını verebilmesi için gerekli bilgiyi alma hakkı vardır. Hasta uygulanacak tanı ya da tedavi girişiminin amacının ne olduğunu, sonuçlarının neler olabileceğini, ve tedaviyi kabul etmemesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçları açık bir şekilde anlamalıdır.
c. Hastanın klinik araştırmalara veya tıp eğitimine katılmayı reddetme hakkı vardır.
4. Bilinci kapalı hasta
a. Bilinci kapalı veya isteğini dile getirme olanağından yoksun hastada, aydınlatılmış onam mümkün olan her durumda hastanın yasal temsilcisinden alınmalıdır.
b. Yetkili yasal bir temsilcinin olmadığı ve acil tıbbi müdahalenin gerektiği durumlarda, daha önceden hastanın bu durumda girişime onam vermeyi reddettiğini gösteren sağlam veya kuşkuya yer bırakmayan bir ifadesi veya kanaati yoksa, hastanın onam verdiği varsayılarak tıbbi girişimde bulunulabilir.
c. Bununla birlikte hekimler, bir intihar girişimine bağlı olarak bilinci kapalı olan hastanın yaşamını kurtarmaya her zaman gayret etmelidirler.
5. Yasal olarak yeterliliği bulunmayan hasta
a. Hasta çocuk ise veya yasal yeterliği yoksa, bazı kararlarda bir yasal temsilcinin onamının alınması gereklidir. Bununla birlikte, hasta kapasitesinin izin verdiği en geniş ölçüde, karar alma sürecine dahil edilmelidir.
b. Eğer yasal yeterliği olmayan hasta makul kararlar verebiliyorsa, verdiği kararlara saygı gösterilmelidir, ve böyle bir durumda hastanın yasal temsilcisine bilgi verilmesine izin vermeme hakkı vardır.
c. Hastanın yasal temsilcisinin ya da hasta tarafından yetkilendirilen kişinin, hekime göre hastanın çıkarı açısından en uygun olan girişimi engellemesi durumunda hekim, bu kararı ilgili yasal mercilerde ve öteki kurumlarda sorgulamaya açmalıdır. Acil durumlarda hekim hastanın çıkarı açısından en uygun olana göre davranacaktır.
6. Hastanın isteğine karşın yapılan girişimler
Hastanın isteğine karşın tanı ve tedavi girişimleri ancak çok ayrıcalıklı durumlarda, eğer yasalar özellikle izin veriyorsa ve tıp etiği ilkelerine uyumluysa yapılabilir.
7. Bilgilenme hakkı
a. Hasta, durumuyla ilgili tıbbi gerçekler dahil olmak üzere sağlık durumu konusunda tam olarak bilgilendirilme ve kendisi hakkındaki tüm tıbbi kayıtlara ulaşma hakkına sahiptir. Bununla birlikte hastanın kayıtlarında bulunan ve üçüncü bir tarafı ilgilendiren bilgiler bu tarafın onayı olmaksızın hastaya verilmemelidir
b. Ender olarak, eğer verilecek bilginin hastanın yaşamı veya sağlığı üzerinde ciddi zararlara neden olacağına inanmak için iyi bir neden varsa, bu bilgi hastadan gizlenebilir.
c. Bilgi hastanın kültürüne uygun olarak ve hastanın anlayabileceği şekilde verilmelidir.
d. Hasta, eğer bir başka kişinin yaşamının korunması için gerekli değilse, kendisinin açık isteğine bağlı olmak kaydıyla, bilgilendirilmeme hakkına sahiptir.
e. Hasta isterse kendisi yerine kimin bilgilendirileceğini seçme hakkına sahiptir.
8. Gizlilik hakkı
a. Hastanın sağlık durumu, tıbbi durumu, tanısı, prognozu ve tedavisi, kişiye özel diğer tüm bilgileri ölümünden sonra bile gizli tutulmalıdır. Bu açıdan tek ayrıcalıklı durum, hastanın ailesinin ve akrabalarının, kendileri ile ilgili sağlık risklerini öğrenmeleri açısından bu bilgilere erişme hakkına sahip olabilmeleridir.
b. Gizli bilgiler sadece hastanın açık onamı varsa veya yasada açıkça öngörülmüşse açıklanabilir. Hastanın açık onamının olmadığı durumlarda, bilgilerin öteki sağlık hizmeti verenlere açıklanabilmesi için bunların kesinlikle bilmesi gereken kişiler olmaları gerekir.
c. Hastanın kimliği ile bağlantısı kurulabilecek tüm veriler korunmalıdır. Bu koruma verilerin arşivlenme yöntemine uygun olmalıdır. Kimliğe ait verilerin elde edilebildiği insan ürünleri de aynı biçimde korunmalıdır.
9. Sağlık Eğitimi Hakkı
Her insanın kişisel sağlığı ve varolan sağlık hizmetleri hakkında bilgilendirilmiş seçim yapmasına yardımcı olacak sağlık eğitimi alma hakkı vardır. Verilecek eğitim, sağlıklı yaşam biçimlerini ve hastalıklardan korunma ve erken tanı ile ilgili yöntemleri içermelidir. Herkesin kendi sağlığı üzerindeki kişisel sorumluluğu vurgulanmalıdır. Hekimlerin eğitim çalışmalarına etkin biçimde katılma yükümlülüğü vardır
10. Onurunu koruma hakkı
a. Sağlık hizmetinin ve eğitim sürecinin her aşamasında, kültürüne ve değerlerine olduğu gibi, hastanın onuruna ve özel yaşam hakkına da, saygı gösterilmelidir.
b. Hasta en son bilgilerin olanak verdiği ölçüde ıstırabının dindirilmesi hakkına sahiptir.
c. Hasta insancıl bir son dönem bakımı alma ve onurlu ve rahat ölebilmek için kendisine mevcut tüm yardımın sağlanması hakkına sahiptir
11.Dini destek hakkı
Hasta kendi dinine uygun bir dini temsilcinin yardımı da dahil olmak üzere manevi ve moral tesellisiyi kabul veya reddetme hakkına sahiptir
Seçimlerde Bina Sorumlularının Görevleri, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, bina sorumlularının görevleri tek tek sayılmış, Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.
Bina Sorumluları, oy verme koşulların oluşturulması ve binalardaki ısınma, su, elektrik, iletişim gibi hizmetler için gerekli önlemleri almak zorundadır. Seçimlerde Bina Sorumluları, binaya getirilen oy sandıkları ile oy verme kabinlerini imza karşılığı teslim almakta, kullanılacak masa, sıra, sandalye gibi araç ve gereçleri temin etmekte, görev yerine gelmeyen sandık kurulu başkanını ilgili ilçe seçim kuruluna bildirmekte, sandık kurulu başkanlarının isteklerini karşılamaktadır. Bina görevlileri, oy verme işlemleri bittikten sonra sandık çevresini kontrol etmekte, unutulan oy zarfı, oy pusulası gibi seçim kağıtlarını paketleyip ilgili ilçe seçim kuruluna teslim etmektedir. Ayrıca, sandık çevresi hariç olmak üzere binada, seçim yasaklarına uyulmaması veya suç işlenmesi halinde kolluk güçlerini çağırmaktadır.
Seçimlerde Bina Sorumlularının Görevleri tek tek sayılmıştır. Yasa ve genelgede belirtilenlerin dışında başkaca bir yetki kullanamazlar.
Bina sorumlusu yardımcısının görevleri
MADDE 10- İlçe seçim kurulu başkanlıklarınca oy verme günü saat 05.00’te teslim edilen malzeme torbalarının ilçe seçim kurulu başkanlıklarınca temin edilen araçlarla sandık alanlarına getirerek, görev yerlerindeki sandık kurulu başkanlarına tutanak karşılığı teslim etmek ve bina sorumlusunun verdiği diğer görevleri yapmak.
Seçimlerde Bina sorumlularının görevleri
Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge
MADDE 9-
a) İlçe seçim kurulunca belirlenen binaya getirilen oy sandıkları ile oy verme kabinlerini imza karşılığı teslim almak ve bunların yerlerine yerleştirilmesinde sandık kuruluna yardım etmek,
b) Seçimde kullanılacak masa, sıra, sandalye gibi araç ve gereçleri temin etmek,
c) Oy verme günü oy vermenin başlama saatinde görev yerine gelmeyen sandık kurulu başkanını ilgili ilçe seçim kuruluna bildirmek,
d) Oy verme süresince binadan ayrılmamak ve oy vermenin düzen içinde geçmesi için sandık kurulu başkanının isteklerini yerine getirmek,
e) Sandık kurullarının görevlerini tamamlayıp binayı terk ettikten sonra sandık
çevresini kontrol etmek, varsa unutulan oy zarfı, oy pusulası gibi seçim kağıtlarını paketleyip ilgili ilçe seçim kuruluna teslim etmek,
f) Oy verme günü binanın ısınma, su, elektrik, iletişim gibi hizmetlerinin işler durumda bulundurulması için gerekli önlemleri almak,
g) Sandık sonuç tutanağının onaylı bir suretinin bir hafta süre ile ilân yerinde asılı kalmasını sağlamak,
h) Sayım ve döküm işlemlerini izleyerek biter bitmez ulaşım için ilçe seçim kuruluna haber vermek,
ı) Sandık çevresi dışında ancak binada, 298 sayılı Kanun’da gösterilen yasaklara uyulmaması veya suç işlenmesi halinde kolluk güçlerini çağırmak (298/82).
Bina sorumlusu yardımcısının görevleri
MADDE 10- İlçe seçim kurulu başkanlıklarınca oy verme günü saat 05.00’te teslim edilen malzeme torbalarının ilçe seçim kurulu başkanlıklarınca temin edilen araçlarla sandık alanlarına getirerek, görev yerlerindeki sandık kurulu başkanlarına tutanak karşılığı teslim etmek ve bina sorumlusunun verdiği diğer görevleri yapmak.
Sandık Kurulları, Oluşumu, Başkanın Belirlenmesi, Üyeler, İtirazlar ve Kurulda Yer Alamayacak Olan Kişiler
Sandık Kurulları, Oluşumu, Başkanı, Üyeler ve İtirazlar, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, sandık başında görev yapacak kurulların yetkileri tek tek sayılmış, Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir. Sandık Kurulları oy veren seçmen ile doğrudan muhatap olan ve oyların kullanımını birinci dereceden kontrol eden en önemli seçim kuruludur.
Sandık Kurulu dışındaki tüm kurulların düzenlenen tutanak ve evraklara göre karar vermesine yada kullanılan oyların sonuçlarına göre karar vermesine karşın sandık kurulları, oy verme işleminin başından sonuna kadar denetim ve gözetim görevini yapmakta; oy kullanmaya gelenlerin gerçek seçmenler olup olmadıklarını kontrol etmekte, sandık aşında kamu düzenini sağlamakta, oyların yasalar ve yönetmelikler çerçevesinde kullanımını sağlamakta, gizli oy ilkesinin uygulamasını seçmenin birebir muhatabı olarak kontrol etmektedir.
Sandık kurullarında görev alacak kişilerin ve müşahit olarak görev yapacak vatandaşların sandık kurullarının görevlerini bilmeleri ve yasaların çizmiş olduğu sınırlar çerçevesinde görevlerini yapmaları seçimlerin güvenliği ve oylamanın demokratik olması bakımından önemlidir.
Sandık Kurulları, Oluşumu, Başkanın Belirlenmesi, Üyeler, İtirazlar ve Kurulda Yer Alamayacak Olan Kişiler
Sandık Kurulları, Oluşumu, Başkanı, Üyeler, İtirazlar ve Kurulda Olamayacak Kişiler
Sandık kurullarının oluşumu
MADDE 2- Sandık kurulu ve seyyar sandık kurulu; bir başkan, altı asıl ve altı yedek üyeden oluşur ve asıl üyeleri ile toplanır (298/14-17, 21).
Sandık Kurulu Başkanının belirlenmesi
MADDE 3- İlçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin (298 sayılı Kanunun 26. maddesinde sayılanlar hariç) listesi, mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyle ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilir. İlçe seçim kurulu başkanı, bu kamu görevlileri arasından ihtiyaç duyulan sandık kurulu başkanı sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişiler arasından mani hali bulunmayanları sandık kurulu başkanı olarak belirler.
Sandık kurulu başkanının göreve gelmemesi halinde, kamu görevlileri arasından belirlenen üye; bu üyenin de bulunmaması durumunda en yaşlı üye kurula başkanlık eder. (298/22).
Sandık kurulu üyelikleri
MADDE 4-
İlçe seçim kurulu başkanı, seçime katılma yeterliliğine sahip ve o ilçede teşkilatı bulunan siyasi partilerden, son milletvekili genel seçiminde o ilçede en çok oy almış olan beş siyasi parti tarafından, seçim takvimi dikkate alınarak kendilerine tanınan beş günlük süre içinde bildirilen birer asıl ve birer yedek üye isimleri arasından sandık kurulu üyelerini tamamlar.
Bu yöntemle tespit edilen sandık kurulu üye sayısı beşten az olduğu takdirde, eksik kalan üyelikler; aynı şartları taşıyan diğer siyasi partilerden, aldıkları oyların büyüklük sırasına göre aynı usulle tamamlanır.
Oylarda eşitlik halinde ad çekilir.
Buna rağmen beş asıl ve beş yedek üyenin tümü belirlenemediği takdirde; seçime katılma yeterliliğine sahip ve o ilçede teşkilatı bulunan diğer siyasi partiler arasından ad çekilir. Ad çekmedeki sıraya göre, eksik üyelik sayısı kadar adı çıkan siyasi partinin, aynı usulle bildireceği kimselerle sandık kurulu üyelikleri tamamlanır.
İlçe seçim kurulu başkanı, sandık kurulunun kalan bir asıl ve bir yedek üyesini belirlemek için önce, 22 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca bildirilen listeden sandık kurulu başkanı olarak belirlenmeyenler arasından, ihtiyaç duyulan sandık kurulu üye sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişilerden mani hali bulunmayanları sandık kurulu asıl ve yedek üyesi olarak belirler.
Üyeliklerin bu şekilde doldurulması mümkün olmazsa, eksiklikler, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından; o çevrede bulunan ve sandık kurulunda görev verilmesinde sakınca olmayan kimseler arasından tamamlanır (298/23)
Sandık kurullarında görev alamayacaklar
MADDE 5- İdare amirleri, zabıta amir ve memurları; Askeri Ceza Kanunu’nun 3. maddesinde yazılı (sivil memurlar dâhil) askeri şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve adaylar sandık kurullarına seçilemezler (298/26).
Sandık kurullarının teşekkülüne karşı şikâyet ve itiraz
MADDE 6- Sandık kurullarının teşkiline dair şikâyet, ilçe seçim kurulu veya başkanı tarafından yapılan işlemlerin düzeltilmesi için bu işlemlerin neticesinden itibaren bu kurullara veya başkanlarına sözlü olarak veya dilekçeyle iki gün içinde (4-5 Haziran 2018 tarihleri arasında) 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 110. maddesinde gösterilenler tarafından yapılır.
Şikâyetin reddine dair kararlara karşı, 7 Haziran 2018 Perşembe günü il seçim kuruluna itiraz olunur. İl seçim kurulu 8 Haziran 2018 Cuma günü kararını kesin olarak verir.
Bu şikâyetin yapılmamış olması sandık kurulunun teşekkülüne karşı itiraza engel olmamakla birlikte; itirazın sandık kurulunun teşekkülünden itibaren yukarıda belirtilen sürede yapılması şarttır (298/119)
Seçimler Hakkında Pratik Bilgiler, Seçim Mevzuatı, Kurallar, Genelgeler
Sandık kurullarının görev ve yetkileri 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, sandık başında görev yapan kurulların yetkileri tek tek sayılmış, Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir. Sandık Kurulları oy veren seçmen ile doğrudan muhatap olan ve oyların kullanımını birinci dereceden kontrol eden en önemli seçim kuruludur.
Sandık Kurulu dışındaki tüm kurulların düzenlenen tutanak ve evraklara göre karar vermesi yada kullanılan oyların sonuçlarına göre karar vermesine karşın sandık kurulları, oy verme işleminin başından sonuna kadar denetim ve gözetim görevini yapmakta, oy kullanmaya gelenlerin gerçek seçmenler olup olmadıklarını kontrol etmekte, sandık başında kamu düzenini sağlamakta, oyların yasalar ve yönetmelikler çerçevesinde kullanımını sağlamakta, gizli oy ilkesinin uygulamasını seçmenin birebir muhatabı olarak kontrol etmektedir.
Sandık kurullarında görev alacak kişilerin ve müşahit olarak görev yapacak vatandaşların sandık kurullarının görevlerini bilmeleri ve yasaların çizmiş olduğu sınırlar çerçevesinde görevlerini yapmaları seçimlerin güvenliği ve oylamanın demokratik olması bakımından önemlidir.
MADDE 7- Sandık kurullarının başlıca görev ve yetkileri şunlardır:
a) Sandık çevresinde düzenin sağlanması, [Sandık çevresinde düzenin sağlanması sandık kurulu başkanına, sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında (binanın bahçesi müştemilata dahildir.) ise bina sorumlusuna aittir. Bina sorumlusunun bulunmadığı yerlerde ise bu yetki, en küçük numaralı sandık kurulu başkanı tarafından görevlendirilen üye tarafından kullanılır (298/71-1, 82/1)].
b) İlçe seçim kurulunca belirlenen bina, yapı ve benzeri yerlerde, sandığın konulacağı yeri tayin etmek ve sokak başlarına bu yeri göze çarpacak surette gösterir işaretleri koymak veya alışılmış araçlar ile duyurmak(298/71-2),
c) Ceza infaz kurumlarında cezaevi idaresinin de görüşü alınarak ilçe seçim kurulu başkanının gözetiminde sandığın konulacağı yeri belirlemek (298/85-A),
d) Görev yaptığı sandığın seçmen listesinde kayıtlı olmayıp da, başka bir sandık seçmen listesinde kayıtlı olan sandık kurulu başkan ve üyelerine, bina sorumlularına, görevli olan kolluk güçlerine ve ilçe seçim kurulu tarafından sandık kurulu üyelerini görev yerlerine ulaştırmak için görevlendirilen kişilere ilçe seçim kurulundan aldıkları belgelere istinaden oy kullandırmak, oy kullandıkları seçmen listesinin sonuna yazmak, imzalarını almak ve belgeleri ilçe seçim kuruluna teslim etmek,
e) Sandıktan çıkan zarfları, oy pusulalarını saymak, dökümlerini ve sonuçlarını tutanağa geçirmek,
f) Hesaba katılan ve geçerli sayılan oy pusulaları, sandık kurulunca düzenlenen tutanaklar, sayım ve dökümde kullanılıp alt tarafı kurulca imza edilen sayım cetvelleri, hesaba katılmayan, geçerli sayılmayan veya itiraza uğrayan oy pusulaları ve hesaba katılmayan zarflar, tutanak defteri, kurulca mühürlü ve imzalı ayrı ayrı paketler halinde kurulun mührü ile mühürlendikten sonra, başkan ve üyeler tarafından imzalanıp bir torbaya konularak, kurulun bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna, sandık kurulu başkanı ve siyasi partili üyeler arasından ad çekme ile seçilecek en az iki üye tarafından götürülüp teslimini sağlamak (Kurulun diğer üyeleri ile müşahitler de isterlerse ve taşıtta yer varsa veya taşıt kendileri tarafından sağlanmak suretiyle katılabilirler.) (298/107-1-2)
g) Oy verme işleri hakkında ileri sürülecek şikâyet ve itirazları incelemek ve karara bağlamak, kararları tutanak defterine geçirerek altını imzalamak (298/71-3-4)
h) Sandık kurulu tutanak defteri ile gerekli diğer tutanakları düzenlemek ve altını imzalamak,
i) Oyların sayım ve dökümü ile tutanakların düzenlenmesine ilişkin iş ve işlemler ve sandıkla ilgili kararları vermek,
j) Sandık kurullarının kararları, oyların sayımı ve dökümü ile tutanakların düzenlenmesine ilişkin iş ve işlemleri aleyhine yapılan itirazları ilçe seçim kuruluna göndermek (298/128-3),
k) Kanunlarla ve Yüksek Seçim Kurulu genelge ve kararları ile verilen diğer görevleri yapmak (298/71-6).
Cumhurbaşkanı Seçiminde; İl ve İlçe Seçim Kurullarının Görev ve Yetkilerine Dair 139 Sayılı Genelge
24 HAZİRAN 2018 PAZAR GÜNÜ BİRLİKTE YAPILACAK OLAN CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ VE 27. DÖNEM MİLLETVEKİLİ GENEL SEÇİMİ İLE İLK OYLAMADA GEÇERLİ OYLARIN SALT ÇOĞUNLUĞU SAĞLANAMADIĞI TAKDİRDE İKİNCİ OYLAMASI 8 TEMMUZ 2018 PAZAR GÜNÜ YAPILACAK OLAN CUMHURBAŞKANI SEÇİMİNDE İL, İLÇE VE GEÇİCİ İLÇE SEÇİM KURULLARININ GÖREV VE YETKİLERİ
Yüksek Seçim Kurulu
Cumhurbaşkanı Seçiminde; İl ve İlçe Seçim Kurullarının Görev ve Yetkilerine Dair 139 Sayılı Genelge
Amaç ve kapsam
MADDE 1- Bu Genelge; 24 Haziran 2018 Pazar günü birlikte yapılacak olan Cumhurbaşkanı Seçimi ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi ile ilk oylamada geçerli oyların salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde ikinci oylaması 8 Temmuz 2018 Pazar günü yapılacak olan Cumhurbaşkanı Seçiminde; il, ilçe ve geçici ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ile yapacakları işlemleri açıklamak amacıyla hazırlanmıştır.
İl, ilçe ve geçici ilçe seçim kurullarının görev ve yetkilerini, seçim işlemlerinin düzenli, güvenli ve süresinde yürütülüp sonuçlandırılmasını düzenleyen hükümleri kapsar.
MADDE 2- 1) İl seçim çevresinde seçimlerin düzenli yürütülmesi için; il sınırları içerisinde ilçe seçim kurulları arasında koordinasyonu sağlamak, kurullarda oluşacak boşalmalar sebebiyle görevli hâkimi belirlemek, personel görevlendirmek, güvenlik konularında en büyük mülki amir düzeyinde girişimlerde bulunmak suretiyle gerekli önlemleri almak, seçim işlerini
denetlemek (298/16-1),
2) İlçe seçim kurullarına oy pusulalarını, oy sandıklarını ve diğer seçim araç ve gereçlerini göndermek (298/16-2),
3) İlçe ve geçici ilçe seçim kurullarının oluşumuna, işlemlerine ve kararlarına karşı yapılan itirazları incelemek ve derhal karara bağlamak (298/16-3),
4) İlçe seçim kurulu başkanlarınca sorulan hususları cevaplandırmak (298/16-4),
5) Aday beyanname veya listelerini almak ve ilân etmek, bunlar hakkında yapılacak itirazları incelemek ve bu beyanname veya listelerden kanuna göre muteber olmayanlar hakkında karar vermek, geçici ve kesin aday listelerini yerlerine göndermek ve ilân etmek (298/16-5),
6) Milletvekili seçimi ile ilgili İl’e bağlı ilçe seçim kurullarından gelen tutanakları birleştirerek il birleştirme tutanağını düzenlemek (Birden fazla seçim çevresi olan Ankara, Bursa, İstanbul ve İzmir illerinde, her seçim çevresi için ayrı ayrı birleştirme tutanakları düzenlemek) ve il seçim sonucunu (o seçim çevresi sonucunu) tespit etmek, Yüksek Seçim Kurulunca barajı aştığı bildirilen siyasi partilerin o ilde (o seçim çevresinde) seçilen milletvekillerini belirlemek Milletvekilli Hesap Tutanağı (Örnek: 93) ve ittifakların elde ettiği milletvekilliklerinin ittifak yapan partilere dağılımını gösterir tutanak (Örnek:93/A) Yüksek Seçim Kuruluna bildirmek ve tutanaklarını vermek (298/16-6, 109; 2839/33, 36)
7) Cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili ilçe birleştirme tutanaklarını (Örnek:405) SEÇSİS’te elektronik ortamda birleştirerek, il tutanağını düzenlemek (Örnek:407) ve Yüksek Seçim Kuruluna göndermek (298/16-6;6271/18,) Cumhurbaşkanı seçiminde oylamanın referanduma kalması halinde ilçe birleştirme tutanaklarını (Örnek:405/A) SEÇSİS’te elektronik ortamda birleştirerek, il tutanağını düzenlemek (Örnek:407/A) ve Yüksek Seçim Kuruluna göndermek (298/16-6;6271/18,)
8) Karekodlu ve imzalı Cumhurbaşkanı seçimi il birleştirme tutanağı (Örnek:407), oylamanın referanduma kalması halinde (Örnek:407/A) il tutanağını düzenlemek, Milletvekili seçimi il birleştirme tutanağını (Örnek: 92), Milletvekilli Hesap Tutanağı (Örnek: 93) ve ittifakların elde ettiği milletvekilliklerinin ittifak yapan partilere dağılımını gösterir tutanak (Örnek: 93/A) SEÇSİS uygulama tarama modülü marifetiyle taramak,
9) Kanunla ve Yüksek Seçim Kurulunun genelge ve kararları ile verilen diğer
görevleri yapmak.
İlçe seçim kurulunun ve ilçe seçim kurulu başkanının görev ve yetkileri
MADDE 3-A- İlçe seçim kurulunun görev ve yetkileri
1) Sandık kurullarını kurmak (298/20-2),
2) Sandık kurullarının oluşumuna, işlemlerine ve kararlarına karşı yapılan itirazları inceleyip karara bağlamak (298/20-4),
3) Cumhurbaşkanı seçimi için sandık sonuç tutanağının düzenlenip başkan ve üyeler tarafından imzalanmasına kadar sözle veya yazıyla ve oy verme gününden sonraki (25 Haziran 2018 Pazartesi günü saat 17.00’ye) kadar doğrudan ilçe seçim kurullarına yazılı olarak yapılan itirazları aynı gün saat 23.59’a kadar; Milletvekili seçimleri için sandık sonuç tutanağının düzenlenip başkan ve üyeler tarafından imzalanmasına kadar sözle veya yazıyla ve oy verme gününden sonraki (26 Haziran 2018 Salı günü saat 15.00’e) kadar doğrudan ilçe seçim kurullarına yazılı olarak yapılan itirazları itirazın yapıldığı tarihten sonraki ikinci gün saat 17.00’ye kadar karara bağlamak ve verilen kararı itirazı yapan hazırsa kendisine bildirmek, değilse tebliğ etmek (298/128),
4) Sandık kurulu başkanlarının ve birer üyesinin, 135 sayılı Genelge ve seçim kanunları ile kendilerine verilen görevler ve sorumluluklar, uygulamaya yönelik sandık iş ve işlemleri, oy vermenin usulü, oy sayımı ve dökümü esasları ile ilgili kurs düzenleyerek bu konuları öğrenmelerini sağlamak, bunların bu kursa katılmalarını ve devamlarını denetlemek,
5) Sandık kurulu başkanlarının seçim işlerinin yürütülmesine ilişkin sorularını cevaplandırmak (298/20-5),
6) Sandık kurullarına oy sandığı ve diğer seçim araç ve gereçlerini ulaştırmak, sandığın konulacağı yerler yetmediği takdirde gerekli önlemleri alarak kahvehane, lokanta gibi özel yer kiralamak (298/20-3, 74),
7) SEÇSİS’ten elektronik ortamda alınan Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimine ilişkin sandık sonuç tutanaklarında, her sandık için farklı sandık numarası ve karekod kaydı bulunduğundan, söz konusu tutanakların bilgisayardan sadece A4 (210×297 mm) formatında beyaz kâğıda çıktısını almak (Bu sebeple fotokopi ile çoğaltılmış tutanakların kullanılmaması gerekir.), Cumhurbaşkanı seçimi sayım ve döküm cetvelleri (Örnek: 403), referanduma kalması halinde sayım döküm cetveli (Örnek: 417), (sandık sonuç tutanakları (Örnek: 404), oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde Örnek:404/A) SEÇSİS’ten yeniden oluşturularak döküm alınması gerekmektedir.
8) Milletvekili seçiminde sandık kurullarından (varsa geçici ilçe seçim kurullarından) gelen sayım ve döküm cetvelleri (Örnek: 85) ile sandık sonuç tutanaklarına (Örnek: 86) göre ilçe birleştirme tutanağını (Örnek: 90) (Örnek: 90/Ek1-1) (Birden fazla ilçe seçim kurulu varsa 1.İlçe Seçim Kurulu tarafından alınan (Örnek: 90 Kurullar toplamı) (Örnek: 90/EK1-1) tutanağı) SEÇSİS’te elektronik ortamda düzenlemek, (Örnek: 85) (Örnek: 86) (Örnek: 90) (Örnek: 90/EK1-1) (Örnek: 90 Kurullar toplamı) tutanaklarının karekodlu ve imzalanmış şekli ile SEÇSİS uygulama tarama modülü marifetiyle taramak ve bu tutanakları seçim işlerine ait diğer evrak ile birlikte il seçim kuruluna derhal teslim etmek (298/20-6),
9) Cumhurbaşkanı seçimi ile ilgili sandık kurullarından (varsa geçici ilçe seçim kurullarından) gelen sayım ve döküm cetvelleri (Örnek: 403), referanduma kalması halinde sayım döküm cetveli (Örnek: 417), gelen sandık sonuç tutanaklarına (Örnek: 404, oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde Örnek:404/A) göre, ilçe birleştirme tutanağını (Örnek: 405, oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde Örnek:405/A) SEÇSİS’te elektronik ortamda düzenlemek, bu tutanağı seçim işlerine ait diğer evrak ile birlikte il seçim kuruluna derhal teslim etmek [Birden çok ilçe seçim kurulu bulunan ilçelerde, birinci ilçe seçim
kurulunca diğer seçim kurullarının birleştirme tutanakları birleştirilerek (Örnek: 405-1) Kurullar Toplamı, oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde (Örnek:405-1/A) Kurullar Toplamı bulunur.] (298/20-6),
10) Seçim sonuçlarına ilişkin bilgileri bir kez daha gözden geçirerek düzgün ve eksiksiz olarak il seçim kuruluna göndermek,
11) Seçim işlemlerinin düzenli ve güven içinde yürütülmesi, sonuçların süratle alınması için gerekli bütün önlemleri almak, araç ve gereçleri sağlamak (298/20-1),
12) Kesin sonuçların bir an önce alınması ve ilânının sağlanması için, sandık kurulu başkanlarınca, seçim sonuçlarını içeren bilgi ve belgelerin en kısa yoldan ve en kısa sürede, ilçe ve geçici ilçe seçim kurullarına ulaştırılmalarını sağlamak amacıyla gerekli önlemleri önceden almak,
13) Ceza infaz kurumlarında taksirli suçlardan hükümlü bulunanlar ile tutukluların seçmen listesinin, askı gününden bir gün evvel gönderilmesini sağlamak,
14) Ceza infaz kurumlarında taksirli suçlardan hükümlü bulunanlar ile tutukluların oy kullanacağı sandığın konulacağı yeri cezaevi idaresinin görüşünü de alarak belirlemek, oy verme iş ve işlemlerini denetlemek,
15) Engelli ve 75 yaş ve üstü seçmenlerin erişimine uygun sandık konulacak yerlerin tespitini yapmak ve binaların giriş katlarında oy kullanmalarını sağlayacak tedbirleri alma (298/74),
16) Seyyar sandıklarda oy kullanabilmeleri için, hastalığı veya engeli sebebiyle yatağa bağımlı olan seçmenlerin seçmen listelerini oluşturmak ve sandıkları kurmak.(298/14-17)
Seyyar sandıkta kullanılan oyların sayım ve döküm işlemlerini yapmak üzere; seyyar sandık kurulunu sabit olan bir sandık kurulu ile ilişkilendirmek (135/II sayılı Genelgenin 3. maddesi)
17) En az 4 sandık kurulunun görev yapacağı binalara ait kurumların amirlerini veya onların yerine tespit edilecek bina sorumlularını görevlendirmek,
18) Cumhurbaşkanı adayları adına yetkili kılınan kişiler ile siyasi partilerin ve bağımsız adayların seçim kuruluna bildirdikleri itiraza yetkili kişilere sandık çevresinde bulunabileceklerine ilişkin belge vermek (298/82-2),
19) Yerleşim yeri yurt dışında olup da, askı süresi içinde herhangi bir nedenle yurt içinde bulunanların, Adres Beyan Formunu Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu Başkanlığına doğrudan vermeleri ya da ilçe seçim kurulları aracılığıyla iletmeleri halinde, kayıtlarının yapılması için Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna göndermek.
20) Kesinleşmiş mahkeme kararıyla kısıtlı olup da, kısıtlılık hali sona erenler ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 408. maddesinde belirtilen ve ayırt etme gücü olan ilgilinin yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetememesi sebeplerine bağlı olarak kendi istekleri üzerine verilen kısıtlama kararı kesinleşenlerin, kararı veren mahkemeden alacakları onaylı karar örneği ile dış temsilcilikler aracılığıyla veya Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu Başkanlığına doğrudan ya da ilçe seçim kurulları aracılığıyla başvurmaları üzerine kayıtlarını yapmak,
21) Kanunlar ve Yüksek Seçim Kurulunun genelge ve kararları ile verilen diğer görevleri yapmak (298/20-7).
B- İlçe seçim kurulu başkanının görev ve yetkileri:
1) Oy verme hakkına sahip olduğu halde, görev yaptığı sandığa ait seçmen listesinde kayıtlı bulunmayan sandık kurulu başkan ve üyeleri ile bina sorumlularının, seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçlerinin, ilçe seçim kurulu tarafından sandık kurulu üyelerini görev yerine ulaştırmak için görevlendirilmiş kişilerin, her birine seçmen olduğunu, Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçiminde oy kullanabileceğini gösteren sandık seçmen listesindeki bilgileri kapsayan belgeyi (Örnek: 142) vermek, (Bu kişiler görevli oldukları sandık bölgesinde oylarını kullanabilirler)
2) Görevli olan bu seçmenlerin esas kayıtlı olduğu sandık seçmen listesine meşruhat verilmek üzere kayıtlı bulunduğu sandık kurulu başkanlığına durumu yazıyla bildirmek (298/94). (Seçim çevresi (il) dışından görevlendirilecek seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçlerinin listesi, 12 Haziran 2018 Salı günü Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığına teslim edilir. Bu listeler, Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce 14 Haziran 2018 Perşembe günü akşamına kadar ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilir. 16 Haziran 2018 Cumartesi günü akşamına kadar ilçe seçim kurulu başkanlıklarınca bu görevliler sandıklarla irtibatlandırılır.)
3) SEÇSİS üzerinden A4 ebatında alınan seçmen bilgi kâğıtlarının kesimini yaptırarak dağıtıma hazır hale getirmek.
4) Kanunlar ve Yüksek Seçim Kurulunun genelge ve kararları ile verilen diğer görevleri yapmak.
İlçe ve geçici ilçe seçim kurullarının görev yerleri
MADDE 4- İlçe ve geçici ilçe seçim kurulları; Seçim Takvimi süresince bölgelerindeki bina sorumluları ve sandık kurulları ile iletişimi, malzeme ve evrak alışverişini en kolay gerçekleştirebilecekleri bir kamu binasında görev yaparlar.
Geçici ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri
MADDE 5-
1) Sandık kurulu başkanları ilçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin listesi, mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyle ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilir. İlçe seçim kurulu başkanı, bu kamu görevlileri arasından ihtiyaç duyulan sandık kurulu başkanı sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişiler arasından mani hali bulunmayanları sandık kurulu başkanı olarak belirler.
Sandık kurulu başkanının göreve gelmemesi halinde, kamu görevlileri arasından belirlenen üye, bu üyenin de bulunmaması durumunda en yaşlı üye kurula başkanlık eder. (298/22).
2) Görev alanları içindeki; oy sandığı, diğer seçim araç ve gereçleri ile basılı evrakı güvenlik içinde sandık kurullarına teslim etmek, bağlı olduğu ilçe seçim kurulundan teslim alınan tüm evrakın güvenliğini sağlamak (298/18-3),
3) SEÇSİS’ten elektronik ortamda alınan Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi sandık sonuç tutanakları ile sayım ve döküm cetvellerinde, her sandık için farklı sandık numarası ve karekod kaydı bulunduğundan, söz konusu tutanakların bilgisayardan sadece A4 (210×297 mm) formatında beyaz kâğıda çıktısını almak (Bu sebeple fotokopi ile çoğaltılmış tutanakların kullanılmaması gerekir.),
4) Görev bölgesindeki işlerin düzenli ve güven içinde yürütülmesi ile sonuçların süratle alınması için gerekli önlemleri almak (298/18-3),
5) Oy verme sürecinde yapılacak şikâyet ve itirazlar ile geçici ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu tutanağındaki maddi hataları derhal inceleyip sonuçlandırmak,
6) Sandık kurullarından itiraz üzerine verilen kararlara karşı veya doğrudan gelen itirazları itirazın yapıldığı tarihten sonraki ikinci gün saat 17.00’ye kadar karara bağlamak ve verilen kararı itirazı yapan hazırsa kendisine bildirmek, değilse tebliğ etmek (298/128),
7) Sandık kurullarından gelen tutanaklara göre, görev alanına ilişkin geçici ilçe birleştirme tutanağını düzenlemek, bu tutanağı seçim işlerine ait diğer evrak ve varsa sandık ve geçici ilçe birleştirme tutanağına itiraz dilekçeleri ile birlikte bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna derhal teslim etmek (298/18-3),
8) Geçici ilçe seçim kurulu, sandık kurulu “EVET/TERCİH” mühürlerini; bağlı olduğu ilçe seçim kurulu başkanlığına teslim etmek,
9) Kanun hükümleri ve Yüksek Seçim Kurulunun genelge ve kararları doğrultusunda birinci ilçe seçim kurulu başkanlığınca alınacak karar ve önlemlere uymak (298/20-7), (Not: Bu kurullar, görev alanları içerisinde ilçe seçim kurullarının tüm yetkilerine sahiptirler.)
Sandık kurullarına seçimle ilgili araç ve gereçlerin sağlanması
MADDE 6- 135 ve 135/II sayılı Genelgelerin ilgili maddelerinde yazılı araç ve gereçler ile gerekli diğer malzeme ilçe seçim kurulu başkanlığınca hazırlanır ve süresinde gereğine göre asıl ve geçici ilçe seçim kurulu başkanlıklarınca sandık yerlerinde
bulundurulması sağlanır.
Sayım ve döküm yerinin düzeni
MADDE 7- Asıl ve geçici ilçe seçim kurulu başkanları da, sandık kurulu başkanlarının sandık çevresinde alınacak güvenlik önlemlerine ve ilçe seçim kurulunca belirlenen bina, yapı ve benzeri yerlerde suç işlenmesi halinde sandık kurullarının yapacakları işlere ait yetkileri, sayım, döküm ve birleştirme işlerinin yapıldığı yerlerde kullanabilirler (298/82, 108).
İlçe ve geçici ilçe seçim kurullarınca seçim sonuçlarının birleştirilmesi ve denetlenmesi
MADDE 8- Sandık kurullarından gelen sandık sonuç tutanaklarının [Cumhurbaşkanı seçimi sandık sonuç tutanağı (Örnek: 404) ve Milletvekili seçimi sandık sonuç tutanağı (Örnek: 86)] ilçe ve geçici ilçe seçim kurullarında birleştirilmesi ve seçim sonuçlarının belirlenmesi işlemleri açık olarak yapılır. İlçe veya geçici ilçe seçim kurulunun yapacağı sayım, döküm ve birleştirme işlemleri sırasında, Cumhurbaşkanı adayı temsilcilerine, o seçim çevresinde seçime katılan siyasi partilerin aday ve müşahitleri ve bağımsız adaylar ve müşahitleri ile ilçe seçim kurullarındaki siyasi parti temsilcileri istedikleri takdirde hazır bulunurlar. Hazır bulunan bağımsız adayların müşahitleri üçten fazla olursa ad çekilerek, adı ilk çıkanlardan üçü bu işlemleri takip etmek üzere kalabilirler. Siyasi parti aday ve müşahitleri için ad çekme yapılmaz. Bu işlemlerde hazır bulunanlara, birleştirme iş ve işlemlerini yakından takip edebilecekleri bir yer mutlaka ayrılır.
İlçe veya geçici ilçe seçim kurulunca, sandık kurullarından gelen sandık sonuç tutanağında yer alan bilgiler Cumhurbaşkanı seçimi sandık sonuç tutanağı (Örnek: 404) Milletvekili sandık sonuç tutanağı (Örnek: 86) SEÇSİS uygulamaları, seçim işlemleri-sandık sonuç girişi (SCM_017) ekranına girildikten sonra, karekodlu ve imzalı sandık sonuç tutanakları, ilçe seçim kurullarında bulunan tarayıcılar ile SEÇSİS uygulamaları tarama modülü kullanılarak Sandık Sonuç Paylaşım Sisteminde (SSPS) görüntülenmek üzere elektronik ortama aktarılır. Bu işlem tutanaklar geldikçe bekletilmeksizin yapılır.
En son sandık sonuç tutanağı geldikten sonra, ilçe dâhilindeki bütün sandık sonuç tutanaklarının birleştirilmesi tamamlanarak, bunun sonucu bir tutanakla tespit edilir ilçe birleştirme tutanağını Cumhurbaşkanı seçimi ilçe birleştirme tutanağı (Örnek: 405) Milletvekili seçimi ilçe birleştirme tutanağı (Örnek: 90).
Karekodlu ve imzalı ilçe birleştirme tutanakları da SEÇSİS uygulamaları tarama modülü kullanılarak taranır. Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce seçim kesin sonuçları alınıncaya kadar siyasi partilerin SSPS aracılığıyla, bu birleştirme tutanaklarındaki bilgilere erişimi ve görüntülenmesinin devamı sağlanır.
Birleştirme işlemi için birden fazla tutanak kullanılmış ise, her tutanağa sıra numarası verilir.
Birleşik oy pusulası kullanılan bu seçimlerde, ilçe birleştirme tutanağı imzalanmadan önce, birleştirmesi yapılan sandık sonuç tutanaklarındaki bilgilerin tamamını gösterir bir döküm cetveli, ilçe seçim kurulunun Cumhurbaşkanı adayı temsilcilerine ve siyasi partili üyelerine de birer nüsha çoğaltılarak verildikten sonra, o tutanakta birleştirmesi yapılan sandık sonuç tutanaklarında, siyasi partilerin, bağımsız adayların ve ittifakların aldıkları oy sayıları, ilçe seçim kurulunda, başkanın görevlendireceği memur üyelerden biri tarafından, birleştirme tutanağındaki sıraya göre, yüksek sesle okunmak suretiyle, ilçe birleştirme tutanağına işlenen oy sayılarında yanlışlık olup olmadığı denetlenir. İlçe seçim kurullarında yeterli imkân olması halinde denetim işlemi hazır bulunanların izleyebileceği şekilde görüntülü olarak cihazlarla yayınlanabilir.
Başkan, denetim sırasında tespit edilen hataları Cumhurbaşkanı seçimi için Cumhurbaşkanı seçimi denetim tutanağına (Örnek: 90/A), Milletvekili seçimi için Milletvekili seçimi denetim Tutanağına (Örnek: 90/A) SEÇSİS’te (SCM_017_1) “Sandık Sonuçları Günleme” ekrana işlemek üzere kurulun diğer memur üyesini görevlendirir. Denetim tutanağında, ilçe seçim kurulunun adı, denetlenen seçimin türü ve çevresi ile denetim işlemi sırasında hatalı bilgi girişi yapıldığı tespit edilen sandıkların numarasını yazmaya elverişli bir cetvel yer alır. Denetleme sırasında, ilçe birleştirme tutanağına hatalı olarak işlenmiş sandık kurulu sonuç tutanakları bir kenara ayrılır. Denetim işlemi sonucunda, düzenlenen tutanak başkan ve üyelerce imzalanır. Denetim işlemi tamamlandıktan sonra, hata tespit edilmişse, ayrılan sandık sonuç tutanaklarına göre gerekli düzeltmeler yapılarak hazırlanan ilçe birleştirme tutanağı, kurul başkanı ve üyelerince imzalanır ve sonuçlar hazır bulunanlara sözlü olarak ilân edilir.
SEÇSİS’te (SCM_017_1) “Sandık Sonuçları Günleme” ekranında hatalı bilgi girişi nedeniyle Denetim Tutanağı (Örnek:90/A) sandık bazlı düzenlenir.
İlçe seçim kurulu kararına göre ilgili sandıklar için sonuç bilgi değişikliği yapılır. Denetim tutanağı bu ekrandan hazırlanır ve karekodlu olarak dökümü alınarak ilçe seçim kurulu tarafından imzalanır. İlgili sandıklar için Tarama SCNR_001 ekranında varsa ilçe seçim kurulu kararının taranması sandık sonuç tutanağındaki karekodun altında bulunan karekod numaralarının elle girişi ile sağlanır. Sonra karekodlu olan Denetim Tutanağının (Örnek: 90/A) taranması gerçekleştirilir.
İlçe seçim kurullarınca denetim tutanağı düzenlenmiş sandıklar listesi (Örnek: 90/B) alınır. Örnek: 90/B’nin taranması SCNR_001 ekranında ilçe birleştirme tutanağındaki karekodun altında bulunan karekod numaralarının elle girişi ile sağlanır. Bu tutanaklar yeniden düzenlendikten ve imzalandıktan sonra tekrar taranır. İlçe birleştirme tutanağındaki bilgilere göre hazırlanacak tutanağın onaylı bir sureti, ilçe seçim kurulunda herkesin inceleyebileceği uygun bir yere bir hafta süreyle asılmak suretiyle ilân edilir.
Cumhurbaşkanı seçimi ilçe birleştirme tutanak özeti (Örnek: 406) ile milletvekilli ilçe birleştirme tutanak özeti (Örnek: 91) ile denetim tutanağının (Örnek: 90/A) imzalı ve mühürlü birer sureti ilçe seçim kurulu başkanınca, kurulun siyasi partili üyelerine imza karşılığı verilir. Ayrıca, ilân süresi içinde yazılı talepte bulunan ve o seçim çevresinde seçime katılan siyasi partilerin ilçe başkanlıklarına ve bağımsız adaylara ve Cumhurbaşkanı adayı temsilcilerine birer nüsha çoğaltılarak da bir defaya mahsus olmak üzere imza karşılığı verilir(298/108).
Birden çok ilçe seçim kurulu bulunan ilçelerde, her ilçe seçim kurulu, kendisine bağlı bulunan sandık kurullarından gelen sandık sonuç tutanaklarını birleştirdikten sonra, düzenleyeceği denetim ve birleştirme tutanak özetinin onaylı birer suretini, 1 numaralı (birinci) ilçe seçim kuruluna teslim eder.
Birinci ilçe seçim kurulu, aldığı bu tutanaklardaki sonuçları, kendi düzenlediği özel tutanağa Milletvekili Seçimi İlçe Birleştirme Tutanağı (Örnek: 90 varsa Kurullar Toplamı), Cumhurbaşkanı Seçimi İlçe Birleştirme Tutanağı (Örnek: 405) varsa Cumhurbaşkanı Seçimi İlçe Birleştirme Tutanağı (Kurullar Toplamı) (Örnek: 405-1) sütun başlıkları altına toplam sayıları yazmak suretiyle birleştirme işlemini yapar. Birinci ilçe seçim kurulunun düzenleyeceği ilçe birleştirme tutanak özetinin ilânı ile siyasi partilere verilmesi hususunda da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
İlçe birleştirme tutanağının ve özetinin onaylı birer sureti ilçe seçim kurulu başkanı ile en az iki üye tarafından en kısa sürede il seçim kuruluna teslim edilir (Örnek: 90, 91 ve varsa 90 Kurullar Toplamı).
Cumhurbaşkanı seçiminde alınan Cumhurbaşkanı Seçimi İlçe Birleştirme Tutanağı Örnek: 405, varsa kurullar toplamı (Örnek: 405-1) oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde Örnek:405/A), varsa (Örnek: 405-1/A) Kurullar Toplamı onaylı birer sureti ilçe seçim kurulu başkanı ile en az iki üye tarafından en kısa sürede il seçim kuruluna teslim edilir.
Henüz adli teşkilatı kurulmayan ilçelerin seçim sonuçları; halen bağlı bulundukları ilçe seçim kurullarınca o ilçelerin adları ile ayrı ayrı düzenlenip bildirilir.
Seçim sonuçlarının il seçim kurullarında birleştirilmesi
MADDE 9- İl seçim kurulları, ilçe seçim kurullarından gelen birleştirme tutanaklarını toplar ve tamamlandığında Milletvekili Seçimi İl Birleştirme Tutanağı (Örnek: 92) sayılı tutanağı SEÇSİS’ ten alır. Bu tutanakta yer alan bilgiler ile ilçe seçim kurullarından gelen) Milletvekili seçimi ilçe seçim kurullarınca düzenlenecek birleştirme tutanağı (Örnek: 90) ve varsa (Örnek: 90 Kurullar Toplamı) tutanaklarındaki bilgilerle denetler ve tutanağı imza altına alır. Doğruluğu belirlendikten sonra il seçim kurulları İl birleştirme tutanağı (Örnek: 92) sayılı tutanağı imzalayarak hazır bulunanlara ilân eder ve bir örneğinin de il seçim kurulu kapısına bir hafta süre ile asılmasını sağlar.
Karekodlu ve imzalı Milletvekili Seçimi İl Birleştirme Tutanağı (Örnek: 92) SEÇSİS uygulamaları tarama modülü kullanılarak taranır.
İl seçim kurulları, cumhurbaşkanı seçimine ilişkin ilçe seçim kurullarından gelen birleştirme tutanaklarını toplar ve tamamlandığında (Örnek: 407) sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi İl Birleştirme Tutanağını SEÇSİS’ten alır. Bu tutanakta yer alan bilgiler ile ilçe seçim kurullarından gelen ilçe birleştirme tutanağı (Örnek: 405) ve varsa ilçe birleştirme tutanağı kurullar toplamı (Örnek: 405-1) sayılı birleştirme tutanaklarındaki bilgilerle denetler ve tutanağı imza altına alır. Doğruluğu belirlendikten sonra il seçim kurulları Cumhurbaşkanı Seçimi İl Birleştirme Tutanağını (Örnek: 407), Cumhurbaşkanı seçiminde oylamanın referanduma kalması halinde; [(Cumhurbaşkanı Seçimi İl Birleştirme Tutanağını Örnek: 407/A), ilçe seçim kurullarından gelen ilçe birleştirme tutanağı (Örnek: 405/A), ilçe birleştirme tutanağı kurullar toplamı (Örnek: 405-1/A)] tutanağı SEÇSİS’ten alıp imzalayarak hazır bulunanlara ilan eder ve bir örneğinin de il seçim kurulu kapısına bir hafta süre ile
asılmasını sağlar.
Karekodlu ve imzalı Cumhurbaşkanı Seçimi il birleştirme tutanağı (Örnek: 407) oylamanın referanduma kalması halinde Cumhurbaşkanı seçimi İl Birleştirme Tutanağı (Örnek: 407/A) SEÇSİS uygulamaları tarama modülü kullanılarak taranır.
Tutanak ve basılı evrak örneklerinin düzenlenmesi
MADDE 10- Bu Genelge’de sözü edilen bütün tutanak ve basılı evrak örnekleri eksiksiz olarak doldurularak; incelenip kontrol edildikten sonra yetkili kurulların başkan ve üyelerince imzalanır.
Cumhurbaşkanı seçimi il sonuçlarının Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesi
MADDE 11- Cumhurbaşkanı seçimini sonuçlandıran il seçim kurulları, düzenledikleri il seçim kurullarınca Cumhurbaşkanı Seçimi İl Birleştirme Tutanak Özeti (Örnek: 408) sayılı tutanağın, [oylamanın referanduma kalması halinde Cumhurbaşkanı
Seçimi İl Birleştirme Tutanak Özeti (Örnek: 408/A)] bir örneğini onaylayarak Yüksek Seçim Kuruluna gönderirler. Doğruluğu belirlendikten sonra il seçim kurulları, Cumhurbaşkanı Seçimi İl Birleştirme Tutanağını (Örnek:407), [oylamanın referanduma kalması halinde Cumhurbaşkanı Seçimi İl Birleştirme Tutanağını (407/A) ] SEÇSİS’ten alıp imzalayarak hazır bulunanlara ilan eder ve bir örneğinin de il seçim kurulu kapısına bir hafta süre ile asılmasını sağlar.
Milletvekili seçimi il sonuçlarının Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesi
MADDE 12- Milletvekili seçimini sonuçlandıran il seçim kurulları; düzenledikleri Milletvekili seçimi İl Birleştirme Tutanağı (Örnek: 92) sayılı tutanağın bir örneğini onaylayarak Yüksek Seçim Kuruluna gönderir.
Seçimle ilgili belgelerin saklanması
MADDE 13- Hesaba katılan, katılmayan ve itiraz edilen oy pusulaları, sayım ve döküm cetvelleri, tutanaklar ve seçimle ilgili her türlü evrak; sandık kurullarından gelen torbalar içinde ilçe seçim kurulu başkanının gözetiminde iki yıl süre ile saklanır. Yüksek Seçim Kurulunun izni olmadıkça hiçbir yere verilemez.
MADDE 14- Bu Genelge Yüksek Seçim Kurulunun 09/05/2018 tarih ve 2018/425 sayılı kararı ile 139 sayılı Genelge olarak kabul edilmiştir.
ILO 119 No’lu Makinaların Korunma Tertibatı ile Techizi Sözleşmesi, 5 Haziran 1963 tarihinde kabul edilmiştir.
ILO 119 No’lu Makinaların Korunma Tertibatı ile Techizi Sözleşmesi, 5 Haziran 1963 tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü-ILO tarafından kabul edilmiş, 23.5.1967 tarihli ve 872 yasa ile onaylanarak Resmi Gazetenin 22.8.1967 tarihli sayısı ile yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
ILO 119 No’lu Makinaların Korunma Tertibatı ile Techizi Sözleşmesi, 5 Haziran 1963 tarihinde kabul edilmiştir.
ILO Kabul Tarihi: 5 Haziran 1963 Kanun Tarih ve Sayısı: 23.5.1967 / 872 Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 2.6.1967 / 12611 Bakanlar Kurulu Kararı Tarih ve Sayısı: 19.6.1967/6-8456 Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 22.8.1967/12680
Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından Cenevre’de toplantıya davet edilerek, 5 Haziran 1963’te 47 nci toplantısını yapan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Konferansı, toplantı gündeminin dördüncü maddesini teşkil eden, münsaip bir şekilde muhafaza tertibatı bulunmayan makinaların satışı, kiralanması ve kullanılmasının yasaklanması ile ilgili çeşitli tekliflerin kabulüne ve bu tekliflerin Milletlerarası bir Sözleşme şeklini almasına karar verdikten sonra, bin dokuz yüz altmış üç yılı Haziran ayının işbu yirmi beşinci günü. Makinaların gerekli korunma tertibatı ile teçhizine dair 1963 Sözleşmesi adını taşıyacak olan aşağıdaki Sözleşmeyi kabul eder:
BÖLÜM I
GENEL HÜKÜMLER
MADDE 1
İnsangücü dışında mihaniki güçle işleyen yeni veya müstamel bütün makinalar bu Sözleşmenin uygulanması bakımından makina addedilecektir.
Her memleketin yetkili makamı, insangücü ile işletilen yeni veya müstamel makinaların işçilere bedeni bir tehlike arzedip etmediğini ve bunun derecesini tayin ederek söz konusu makinaların, bu Sözleşmenin uygulanması bakımından makina sayılıp sayılmayacağına karar verecektir. Bu husustaki kararlar, ilgili işveren ve işçilerin en fazla temsi kaabiliyetini haiz teşekkülleriyle yapılacak istişareyi müteakip alınacaktır. Bu teşekküllerden herhangi birisi tarafından böyle bir istişare teşebbüsüne geçilebilir.
Bu Sözleşme hükümleri:
a.Hareket halinde iken sevk ve idare ile vazifeli personelin emniyeti bahis konusu olduğu nispette karayollarında veya raylarda işleyen vasıtalara;
b.Çalışmakta olanların emniyeti söz konusu edildiği nispette müteharrik zirai makinalara;
uygulanır.
BÖLÜM II
SATIŞ, KİRALAMA, DİĞER HERHANGİ BİR SURETTE ELDEN ÇIKARMA VE TEŞHİR
MADDE 2
Bu maddenin 3 ve 4 üncü fıkralarında tehlike durumları belirtilen makinaların, münasip muhafaza tedbirleri alınmaksızın satışı ve kiralanması milli mevzuatla yasaklanır veya aynı derecede etkili diğer tedbirlerle mani olunur.
Bu maddenin 3 üncü ve 4 üncü fıkralarında tehlike durumları belirtilen ve münasip muhafaza tertibatı bulunmayan makinaların, herhangi bir surette elden çıkarılmasına ve teşhirine, yetkili makamlarca mevzuatla tespit edilen muayyen tedbirlerle veya aynı derecede etkili diğer yollarla mani olunur. Bununla beraber, bir makinanın teşhiri sırasında gösteri yapmak maksadı ile, geçici olarak muhafaza tertibatının kaldırılması,ilgililerin her türlü tehlikeden korunması için özel tedbirlere başvurulması kaydiyle,iş bu hüküm ihlal edilmiş sayılmaz.
Makinaların muharrik kısımları üzerinde çıkıntı yapan ve hareket halinde iken bunlarla temas haline geçen şahıslar için de tehlikeli olduğu, yetkili makam tarafından tayin edilen bütün vidalar, civatalar ve anahtarlar, mümasil diğer parçalar bu tehlikeleri önleyecek şekilde imal edilecek, içeri alınacak ya da kapatılacaktır.
Hareket halindeyken temasa geçen şahıslar için de tehlike tevlit edebileceği yetkili makam tarafından tayin olunan, bütün volanlar, dişliler, koniler, sürtme ile dönen silindirler,mil çivileri, makaralar, kayışlar, zincirler, piyonlar, sonsuz vidalar, bilyeler, ve sürgü blokları ile miller (her iki uç dahil) ve hareket eden diğer nakil aksamı, bu tehlikeleri önleyecek şekilde imal edilecek veya muhafaza olunacaktır.
MADDE 3
2 nci madde hükümleri:
a.İmal olunuş tarzları bakımından, münasip bir muhafaza tertibatı olanlarla aynı emniyeti sağlayan;
b.Tesis tarzları veya konuldukları yer bakımından aynı emniyeti sağlayan makinalara veya bunların adı geçen 2 nci maddede belirtilen tehlikeli kısımlara uygulanmaz.
Makinaların imal edilmiş tarzları normal emniyet normlarına uyulmak kaydıyle, bakım, yağlama, çalışan aksamın değiştirilmesi ve ayarlama ameliyeleri esnasında 2 nci maddenin 3 ve 4 üncü fıkralarındaki şartların yerine getirilmemiş olmasını icap ettiriyorsa sırf bu yüzden mezkur makinalar 2 nci maddenin 1 inci fıkrasında derpiş olunan satış kiralama, diğer her türlü elden çıkarma yasağına tabi tutulmaz.
Makinaların depolanması veya kullanılmaz bir halde bir tarafa bırakılması veyahut kullanılır bir hale getirilmesi için bunların satışına ve diğer herhangi bir şekilde elden çıkarılmasına 2 nci madde hükümleri mani değildir. Bununla beraber bu makinalar, 2 nci maddede öngörülen şartlar yerine getirilmedikçe, depolanmalardan veya kullanılır bir hale getirilmesinden sonra satılamaz, kiralanamaz veya herhangi bir şekilde elden çıkarılamaz veyahut teşhir edilemezler.
MADDE 4
2 nci madde hükümlerinin tatbik mecburiyeti satıcı, kiracı, makineyi herhangi bir surette elden çıkaran şahsa, veya teşhir edene ve bazı hususi hallerde milli mevzuata uygun olarak,bunların temsilcilerine aittir. Makinaların satışını kiralanmasını ya da teşhirini yapan imalatçıya da aynı vecibeler tahmil edillir.
MADDE 5
Herhangi bir üye, 2 nci madde hükümlerine geçici olarak istisna tanıyabilir.
Bu şekilde geçici olarak tanınan istisnanın süresi, hiçbir halde sözleşmenin ilgili üye hakkında yürürlüğe girmesinden itibaren üç yılı geçemez. Söz konusu istisnaların şartları ile müddeti milli mevzuatla tayin edilecek veya aynı derecede etkili diğer yollarla kararlaştırılacaktır.
Yetkili makam, bu maddenin uygulanmasında, ilgili işveren ve işçilerin fazla temsil kabiliyetini haiz teşekkülleriyle icabında, imalatçılara ait teşekküllerle istişare edecektir.
BÖLÜM III
KULLANMA
MADDE 6
1-Çalışan aksamı dahil, makinaların tehlikeli kısımlarından herhangi bir lüzumlu muhafaza tertibatı olmadığı takdirde, bunların kullanılması milli mevzuata veya aynı derecede etkili diğer yollarla menedilebilir. Bununla beraber bu şekil menetme, keyfiyeti makinaların kullanılmasını önlemeksizin tam manasıyla yerine getirilemiyorsa, o zaman bu kullanmanın müsaadesi nisbetinde uygulanır.
2-Makinalar, milli kaideler ve iş güvenliği ve Hıfzısıhha normlarına halel gelmeyecek bir şekilde muhafaza edilecektir.
MADDE 7
6 ncı madde hükümlerini uygulamak mecburiyeti işverene aittir.
MADDE 8
6 ncı madde hükümleri, imal ve tesis ediliş tarzları veya bulundukları yer bakımından, özel bir muhafaza tertibatını icabettirmeyen makinalarla veya bunların aksamına uygulanmaz.
6. ve 11inci madde hükümleri, makinelerin veya bunların aksamının normal güvenlik normlarına uygun olarak yapılan bakım, yağlama, çalışan kısımlarını değiştirme veya ayarlama ameliyelerine mani teşkil etmez.
MADDE 9
Herhangi bir üye, 6 ncı madde hükümlerine geçici olarak istisna tanıyabilir.
Bu şekilde geçici olarak tanınan istisnanın süresi, hiçbir halde sözleşme ile ilgili üye hakkında yürürlüğe girmesinden itibaren üç yılı geçemez. Söz konusu istisnaların şartları ile müddeti milli mevzuatla tayin edilecek veya aynı derecede etkili diğer yollarla kararlaştırılacaktır.
Yetkili makam, bu maddenin uygulanmasında, ilgili işveren ve işçilerin en fazla temsil kabiliyetini haiz teşekkülleriyle istişare edecektir.
MADDE 10
İşveren, makinaların muhavazasıyla ilgili milli mevzuat hakkında işçileri haberdar edecek tedbirleri alacaktır. İşveren aynı zamanda, bu makinalrın kullanılmasından mütevellit tehlikelerden, bu hususta önceden alınacak tedbirlerden ve münasip bir şekilde, işçileri haberdar edecektir.
İşveren, bu sözleşmenin istihdaf ettiği makinalarda çalışan işçileri tehlikeye sokmayacak muhit şartlarını tayin ve idamesini saglayacaktır.
MADDE 11
Bir muhafaza tertibatı ile mücehhez olmayan bir makineyi hiç bir işçi kullanamaz. Hiç bir işçiden bahis konusu muhafaza tertibatı bulunmayan bir makinayı kullanması istenemez.
Hiç bir işçi kullandığı bir makinanın mücehhez olduğu muhafaza t_rtibatını tesirsiz hale getiremez. Keza, işçiler tarafından kullanılacak olan herhangi bir makinanın muhafaza tertibatı tesirsiz hale getirilemez.
MADDE 12
Bu sözleşmenin onanması işçilerin milli, sosyal güvenlik veya sosyal sigorta mevzuatı ile tanınan haklarını ihlal edemez.
MADDE 13
Bu sözleşmenin, işveren ve işçilerin yükümlülükleri ile ilgili işbu bölüm hükümleri, yetkili makam tarafından karar verildiği takdirde ve bu makamın tayin edeceği nisbette serbest iş sahibi olan işçilere de uygulanır.
MADDE 14
Bu sözleşmenin, bu bölümünün uygulanması bakımından “işveren” deyimi, icabında, milli mevzuatın kastettiği manadaki işverenin mümessilini de içine alır.
BÖLÜM IV
UYGULAMA TEDBiRLERi
MADDE 15
Bu sözleşme hükümlerinin etkili bir tarzda uygulanmasını sağlayacak, münasip müeyyidelerle ilgili hükümlerde dahil, bütün lüzumlu tedbirler alınacaktır.
Bu sözleşmeyi onayan her üye, münasip denetleme servislerini, sözleşme hükümlerinin uygulanmasını kontrolle veya uygun bir denetlemenin sağlanmış olduğunu araştırmakla vazifelendirir.
MADDE 16
Bu sözleşme hükümlerine uygulama alanına koyacak olan her milli mevzuat, yetkili makamca, ilgili işveren ve işçilerin en fazla temsil kabiliyetini haiz teşekkülleriyle ve icabında, imalatçıların teşekkülleriyle istişare edildikten sonra kaleme alınacaktır.
BÖLÜM V
KAPSAM
MADDE 17
Bu sözleşme hükümleri, sözleşmeyi onayan üye tarfından ek bir beyanla uygulama alanı kısıtlanmadığı takdirde, bütün ekonomik faaliyet kollarını kapsar.
Bu şekilde Sözleşme hükümlerinin uygulama alanının kısıtlandığına dair bir beyanda bulunması halinde:
a.Sözleşme hükümleri, en azından yetkili makamca iş teftiş servisleri ve ilgili işveren ve işçilerin en fazla temsil kabiliyetini haiz teşekkülleriyle istişare edilmesini müteakip mühim miktarda makine kullandığı anlaşılan işyerlerine veya ekonomik faaliyet kollarına uygulanır. .
b.Üye, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı statüsünün 22. maddesi uyarınca vereceği raporlarda, bu Sözleşme hükümlerinin daha geniş alanda uygulanmasında ne gibi gelişmeler kaydedildiğini belirtir.
Bu maddenin birinci fıkrası meyanında beyanda bulunan her üye, daha sonraki bir beyanla, söz konusu beyanı tamamen veya kısmen her zaman iptal edilebilir.
BÖLÜM: VI
SON HÜKÜMLER
MADDE 18
Bu Sözleşmenin kesin onama belgeleri Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecek ve onun tarafından tescil edilecektir.
MADDE 19
Bu Sözleşme, ancak onama belgeleri, Genel Müdür tarafından tescil edilmiş olan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerini bağlayacaktır.
Bu Sözleşme, iki üyenin onama belgesi Genel Müdür tarafından tescil edildiği tarihten 12 ay sonra yürürlüğe girecektir.
Daha sonra, bu Sözleşme, onu onayan her üye için, onama belgesi tescil edildiği tarihten 12 ay sonra yürürlüğe girecektir.
MADDE 20
Bu sözleşmeyi onayan her üye, onu, ilk yürürlüğe girdiğitarihten itibaren on yıllık bir devre sonunda, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne göndereceği ve bu Müdürün tescil edeceği bir belge ile fesedilebilir. Fesih, tescil tarihinden ancak bir yıl sonra muteber olacaktır.
Bu sözleşmeyi onamış olup da, onu bundan ewelki fıkrada sözü edilen 10 yıllık devrenin bitiminden itibaren bir yıl zarfında bu madde gereğince feshetme ihtiyarını kullanmayan her üye yeniden on yıllık bir müddet için bağlanmış olacak ve bundan sonra bu Sözleşmeyi, her on yıllık bir devre’ bitince, bu maddede derpiş edilen şartlar içinde feshedilebilecektir.
MADDE 21
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Teşkilat üyeleri tarafından kendisine bildirilen bütün onama, beyan ve fesihlerin tescil edildiğini Milletlerarası Çalışma Teşkilatının bütün üyelerine tebliğ edecektir.
Genel Müdür kendisine gönderilen sözleşmenin ikinci onama belgesinin tescil edildiğini Teşkilat üyelerine tebliğ ederken, bu Sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih hakkında Teşkilat üyelerinin dikkatini çekecektir.
MADDE 22
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki maddeler gereğince tescil etmiş olduğu bütün onama, beyan ve fesihlere dair tam bilgileri, Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 102 ncı maddesi uyarınca tescil edilmek üzere Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine ulaştıracaktır.
MADDE 23
Bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden itibaren her on yıllık devre zarfında Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu, bu sözleşmenin uygulanması hakkındaki raporu Genel Konferansa sunacak ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi meselesini Konferans gündemine alınıp alınmaması hususunu ,inceleyecektir.
MADDE 24
Konferansın bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir Sözleşmeyi kabul etmesi halinde yeni sözleşme aksini öngörmediği takdirde;
a.Tadil edici yeni Sözleşmenin bir üye tarafından onanması keyfiyeti; yukarıdaki 20 nci madde nazara alınmaksızın ve tadil edici yeni sözleşme yürürlüğe girmiş olmak kayıt ve şartiyle; bu Sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini tazammun edecektir.
b.Tadil edici yeni sözleşmenin, yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren bu sözleşme üyelerin onamasına artık açık bulundurulmayacaktır.
Bu Sözleşme; onu onayıp da tadil edici Sözleşmeyi onamamış bulunan üyeler için her halde şimdiki şekil ve muhtevasiyle muteber olmakta devam edecektir.
MADDE 25
Bu sözleşmenin Fransızca ve ingilizce metinleri aynı derecede muteberdir.
Türkiye, ILO tarafından kabul edilmiş olan sözleşmelerden 59 adetini onaylamıştır. Sekiz adet temel sözleşmenin tamamı, yönetişim sözleşmelerinden öncelikli olan dört sözleşmeden üçünü, 177 teknik sözleşmeden 48’i onaylanmıştır. Türkiye tarafından onaylanan 59 Sözleşmeden 55’i yürürlüktedir, 4 Sözleşmeye karşı çıkılmıştır.
ILO 95 No’lu Ücretlerin Korunması Sözleşmesi, Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından 8 Haziran 1949 tarihinde Cenevre’de kabul edilmiş, Türkiye tarafından 24.10.1960 tarihli ve 109 sayılı kanun ile kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 28.10.1960 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Sözleşme, yapmış olduğu çalışmalar karşılığında kendisine bir ücret ödenen yada ödenmesi gereken herkes için uygulanmak üzere kabul edilmiştir. Prensip olarak ücretlerin doğrudan işçiye ödenmesi, başka kişilere ödeme yapılamaması, ücretin nakit olarak ödenmesi ve nakit dışı ödemelerin yasaklanması öngörülmüştür.
ILO 95 No’lu Ücretlerin Korunması Sözleşmesi, Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından 8 Haziran 1949 tarihinde Cenevre’de kabul edilmiştir.
ILO 95 No’lu Ücretlerin Korunması Sözleşmesi
ILO Kabul tarihi: 8 Haziran 1949 Kanun Tarih ve Sayısı: 24.10.1960 / 109 Resmi Gazete Yayım Tarih ve Sayısı: 28.10.1960 / 10641
Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Yönetim Kurulu tarafından vaki davet üzerine; 8 Haziran 1949 tarihinde Cenevre’de otuz ikinci toplantısını yapan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Konferansı:
Toplantı gündeminin yedinci maddesini teşkil eden, ücretin korunması meselesine dair muhtelif tekliflerin kabülüne,
Bu tekliflerin Milletlerarası bir Sözleşme şeklini almasına karar verdikten sonra,
1949 yılı Temmuz ayının işbu birinci günü Ücretin Korunması hakkında 1949 Sözleşmesi adını taşıyacak olan aşağıdaki Sözleşmeyi kabul eder.
MADDE 1
Bu Sözleşme bakımından <ücret> tabiri, yapılan veya yapılacak olan bir iş veyahut görülen ve görülecek olan bir hizmet için yazılı veya sözlü bir iş akdi gereğince bir işveren tarafından bir işçiye, her ne nam altında ve hangi hesaplama şekli ile olursa olsun ödenmesi gereken ve nakden değerlendirilmesi kabil olup karşılıklı anlaşma veya milli mevzuatla tesbit edilen bedel veya kazançları ifade eder.
MADDE 2
Bu Sözleşme, kendisine bir ücret ödenen veya ödenmesi gereken her şahıs hakkında uygulanır.
Yetkili makam, keyfiyetle doğrudan doğruya ilgili işveren ve işçi teşekküllerinin bulunduğu yerlerde bu gibi teşekküllerle istişareden sonra, haklarında bu Sözleşme hükümlerinin hepsi veya bir kısmını uygulamanın uygun olmayacağı ahval ve şerait içinde çalışan ve istihdam edilen Şahıs zümreleriyle, bedenen yapılan işlerde istihdam edilmeyen veyahut ev hizmetlerinde ve benzeri işlerde çalışan Şahıs zümrelerini bu Sözleşme hükümlerinin hepsini veya bir kısmının uygulanmasından istisna edebilir.
Her üye, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Statüsünün 22 nci maddesi gereğince bu Sözleşmenin uygulanması hakkında göndereceği ilk yıllık raporda, bundan evvelki fıkra hükümlerine uygun olarak, Sözleşme hükümlerinin hepsi veya bir kısmının uygulanmasından istisna etmek tasavvurunda olduğu şahıs zümrelerini belirtecektir. Bundan sonra hiç bir üye, bu suretle belirtilen şahıs zümreleri dışında istisnalar koyamıyacaktır.
İlk yıllık raporunda bu Sözleşme hükümlerinin hepsi veya herhangi birinin uygulanmasından istisna etmek tasavvurunda olduğu şahıs zümrelerini belirtmiş olan her üye, bundan sonraki raporlarında, haklarında bu maddenin 2 nci fıkrası hükümlerine başvurma hakkından vazgeçtiği şahıs zümrelerini ve bu Sözleşmenin bu Şahıs zümrelerine uygulanması bakımından kaydedilmiş olan ilerlemeleri belirtecektir.
MADDE 3
Nakit olarak ödenmesi gereken ücretler, münhasıran tedavülü mecburi olan para ile ödenecek ve emre muharrer senetle, bono ile, kuponla veya tedavülü mecburi parayı temsil ettiği iddia olunan diğer herhangi bir şekilde ödeme yasak edilecektir.
Ücretlerin bir banka üzerine çekilen çekle yahut posta çeki veya havalesiyle tediyesi teamülden olduğu veya özel vaziyetler dolayısıyle zaruri bulunduğu veya bir kollektif mukavele veya hakem kararıyle bu şekillerde ödemenin derpiş edildiği yahut bunların hiçbiri mevcut bulunmadığı takdirde ilgili işçi rıza gösterdiği hallerde, yetkili makam, ücretin, sözü edilen şekillerde ödenmesi müsaade veya hükmedilebilir.
MADDE 4
İlgili sanayi veya işin mahiyeti dolayısıyle ücretin kısmen ayın olarak ödenmesinin âdet veya arzuya şayan olduğu sanayi veya işlerde, milli mevzuat, kollektif mukaveleler veya hakem kararları, bu ödeme şekline müsaade edebilir. Ücretin isportolu içki veya zararlı maddelerle ödenmesine hiçbir suretle müsaade edilmeyecektir.
Ücretin kısmen ayın olarak ödenmesine müsaade edildiği hallerde:
Aynî olarak verilen şeylerin gerek işçinin ve gerekse ailesinin şahsen kullanabilmesi ve onların menfaatine uygun bulunması, ve
Aynî ödemelere tadir edilen kıymetin adil ve makül olması için gerekli tedbirler alınmış olacaktır.
MADDE 5
Ücret doğrudan doğruya ilgili işçiye ödenecektir. Meğer ki, milli mevzuta veya bir kollektif mukavele veyahut bir hakem kararı bu hususta başka bir hüküm koymuş veya ilgili işçi başka bir şekli kabul etmiş olsun.
MADDE 6
İşçinin, ücreti dilediği gibi kullanma hürriyetini işverenin her ne suretle olursa oldun tahdit edilmesi yasaktır.
MADDE 7
Bir işyeri çerçevesi içinde işçilere mal satmak üzere ekonomalar açıldığı, yahut onlara hizmet için servisler kurulduğu takdirde, bu ekonomlardan veya servislerden faydalanmaları için ilgili işçiler üzerinde hiçbir cebir icra edilmeyecektir.
Diğer mağazalara veya servislere gitmek mümkün olmadığı hallerde, yetkili makam adil ve makül fiyatlarla yapılması veya işveren tarafından açılan ekonomların veyahut yapılan hizmetlerin işletilmesinde kazanç gayesi güdülmemesi ve sadece işçilerin menfaatlerinin gözetilmesi için uygun tedbirler alacaktır.
MADDE 8
Ücretlilerden kesintiler yapılmasına, ancak millî mevzuatın tayin veya bir kollektif mukavelenin yahut bir hakem kararının tesbit ettiği şartlar ve hadler, dahilinde müsaade edilecektir.
İşçiler, bu gibi kesintilerinin hangi şartlar ve hadler içinde yapabileceğinden, yetkili makamın en uygun addedeceği şeklinde haberdar edilecektir.
MADDE 9
Bir işçi tarafından, bir işe yarleşmek veya iş muhafaza etmek maksadıyla bir işverene veya onun vekiline veyahut herhangi bir aracıya (Mesala işçi toplamakla görevli kimseye) doğrudan doğruya veya dolayısiyle bir ödemede bulunmasını sağlamak için ücretlerden her hangi bir kesinti yapmak yasaktır.
MADDE 10
Ücret, ancak milli mevzuatın belirttiği usuller ve hadler dahilinde haciz veya temlik edebilir.
Ücret haciz ve temlike karşı, işçinin ve ailesinin geçimini sağlayabilmesi için lüzumlu sayılan ölçüde himaye edilecektir.
MADDE 11
Bir müessesenin iflası veya mahkeme karariyle tasfiyesi halinde bu müessesede çalışan işçiler, gerek iflasa veya mahkeme karariyle tasfiyeye takaddüm edip milli mevzuatla tayin edilen müddet zarfında geçen bazı hizmetleri dolayısiyle kendilerine borçlanılan ve gerekse milli mevzuatla tayin edilen miktarı geçmiyen ücretler için, imtiyazlar alacaklı mevkiini işgal edeceklerdir.
İmtiyazlı bir alacak teşkil eden ücret, alelâde alacaklıların hisselerini almalarından evvel, tam olarak ödenecektir.
İmtiyazâlı bir alacak teşkil eden ücretin, diğer imtiyazlı alacaklara nazaran rüçhan sırası, milli mevzuatla tayin edilecektir.
MADDE 12
Ücret muntazaman fasılalarla ödenecektir. Ücretin muntazaman fasılalarla ödenmesini sağlıyan tatmin edici başka usuller mevcut olması hali hariç, ücretin hangi fasılalarla ödenmesi lazım geldiği, milli mevzuatla tayin veya bir kollektif mukavele veyahut bir hakem kararı ile tesbit edilecektir.
İş akdi sona erdiği zaman, borçlanılmış olan ücretin tamamı, millli mevzuata veya bir kollektif mukaveleye veyahut bir hakem kararrına uygun olarak ödenecektir. Bu yolda bir mevzuat, veya kollektif mukavele veyahut hakem kararrı mevcut değil ise, ödeme, mukavele hükümleri göz önünde tutularak makul bir mühlet içinde yapışacaktır.
MADDE 13
Ücret nakdi olarak ödendiği hallerde, yalnız iş günlerinde ve iş yerinde yahut işyerine yakın bir yerde ödenecektir; meğer ki milli mevzuat veya bir kollektif mukavele veyahut bir hakem kararı, başka türlü bir şekil derpiş etsin veya ilgili işçilerin malumu bulunan başka şekilller daha uygun telakki edilsin.
Ücretin parekende içki satılan yerlerde yahut benzer müesseselerde ve kötüye kullanılmasının önlenmesi gerekiyorsa, parekende, eşya satış mağazalarında ve eğlence yerlerinde ödenmesi yasaktır.
MADDE 14
İcabettiği takdirde, işçileri kolayca anlıyacak bir şekilde aşağıdaki hususlarda haberdar etmek gayesiyle müessir tedbirler alınacaktır.
İşe alınmalarından önce işçilere, tabi olacakları ücret şartları hakkında malümat verilmesi veya ücret şartlarında bir değişiklik yapılması halinde değişikliklerin bildirilmesi,
Ödemenin taalûk ettiği devreye ait ücret teşkil eden unsurlar değişebilecek durumda ise, bu unsurların her ücret tediyesi sırasında işçilere bildirilmesi.
MADDE 15
Bu Sözleşme hükümlerini tatbik mevkiine koyan mevzuat:
İlgili şahısların bilgisine arz edilecek;
Bu mevzuata riayetle görevli kimseleri tasrif edecek;
Bu mevzuata aykırı hareketlere karşı uygun ceza müeyyideleri tesbit edecek ve;
Gerekli her türlü ahvelde, uygun bir şekil ve usul kayıt ve defterler tutulmasını depriş edecektir.
MADDE 16
Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Statüsünün 22 nci maddesi gereğince verilmesi gereken yıllık raporlar; bu Sözleşme hükümlerini tatbik mevkiine koyan tedbirler hakkında tam bilgileri ihtiva edecektir.
MADDE 17
Ülkesi vâsi bölgeleri ihtiva eden bir üye memleketin yetkili makamı, nüfusun dağınıklığı veya bu bölgelerin gelişme durumu sebebiyle, mezkûr bölgelerde tatbik etmenin kabil olmayacağı kanaatine vardığı takdirde, ilgili işçi ve işveren teşekküllerinin bulunduğu yerlerde bu teşekküllerle iştira ettikten sonra, anılan bölgeleri, ya umumi olarak veya münasip göreceği bazı müessese veya bazı işleri istisna etmek suretiyle Sözleşme hükümlerinin tatbiki dışında bırakabilir.
Her üye, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Statüsünün 22 nci maddesi gereğince bu Sözleşmenin uygulanmasına dair vereceği ilk yıllık raporunda bu madde hükümlerine başvurma niyetinde olduğu her bölgeyi bildirecek ve bu madde hükümlerine müracaat niyetinde olmasının sebeplerini gösterecektir. Bundan sonra hiçbir üye bu suretle bildirilmiş olacağı bölgeler hariç, bu madde hükümlerine başvuramayacaktır.
Bu madde hükümlerine başvuran her üye, üç yılı geçmeyen fasılalarla ve ilgili işveren ve işçi teşekküllerinin mevcut olduğu yerlerde bu gibi teşekküllerle iştişare ederek, bu sözleşmenin uygulanmasının 1 nci paragraf uyarınca muaf tutulan bölgelere teşmili imkanı tekrar gözden geçirecektir.
Bu madde hükümlerine başvuran her üye, anılan hükümlere başvurma hakkından vazgeçtiği bölgeleri ve bu Sözleşmenin bu gibi bölgelerde tedrici surette uygulanması süresince kaydedilen terakkiyi daha sonraki yıllık raporlarında bildirecektir.
MADDE 18
Bu Sözleşmenin kesin onama belgeleri, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürlüğüne gönderilecek ve onun tarafından tescil edilecektir.
MADDE 19
Bu Sözleşme, ancak onama belgeleri Genel Müdür tarafından tescil edilmiş olan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerini bağlayacaktır.
Bu Sözleşme, iki üyenin onama belgeleri Genel Müdür tarafından tescil edildiği tarihten itibaren on iki ay sonra yürülüğe girecektir.
Daha sonra, bu Sözleşme her üye hakkında kendisinin onama belgesinin tescil edilfiği tarihten itibaren on iki ay sonra yürülüğe girecektir.
MADDE 20
Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Statüsünün 35 inci maddesinin 2 inci fıkrası gereğince Genel Müdüre gönderilecek olan beyanlar aşağıdaki hususları belirtecektir:
İlgili üyenin, Sözleşme hükümlerini değiştirmeksizin uygulamayı taahhüt ettiği ülkeler;
Sözleşme hükümlerinin değişikliklerle uygulanmasını taahhüt eden ve bu değişikliklerin nelerden ibaret olduğu;
Sözleşmenin uygulanamadığı ülkeler ve bu gibi hallerde niçin uygulanmadığının sebepleri;
Durumun daha derin bir şekilde incelenmesine intizaren, haklarındaki kararını sonraya bırakan ülkeler;
Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde zikrolunan taahhütler, onamanın, ayrılmaz kısımları olarak sayılacak ve aynı sonuçları doğuracaktır.
Her üye bu maddenin 1 inci paragrafı (b,c,d) bentleri gereğince; daha evvel yapmış olduğu beyanda mevcut ihtirazı kayıtların hepsinden veya bir kısmından, yeni bir beyan ile vazgeçebilecektir.
Her üye, bu Sözleşmenin, 22 nci madde hükümlerine uygun olarak feshedilebileceği devreler zarfında Genel Müdüre, daha evvelki bir beyanın hükümlerinin diğer bakımlardan değiştiren ve belirli ülkelerdeki durumu bildiren yeni bir beyan gönderilebilecektir.
MADDE 21
Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Statüsünün 35 inci maddesinin 4 ve 5 inci fıkraları gereğince Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilen beyanlarda, Sözleşme hükümlerinin ilgili ülkede aynen mi yoksa değişikliklerle mi uygulanacağı hususu açıklanacaktır; beyan Sözleşme hükümlerinin değişikliklerle açıkladığı takdirde, bu değişikliklerin nelerden ibaret olduğunu da belirtecektir.
İlgili üye veya üyeler veya ilgili milletlerarası makam, daha sonra yapacağı bir beyanla; daha evvelki bir beyanda belirtmiş olan bir değişikliğe başvurmak hakkından tamamen veya kısmen vazgeçebilir.
İlgili üye veya ülkeler veyahut ilgili milletlerarası makam, bu Sözleşmenin, daha evvelki bir beyanın hükümlerini diğer bakımlardan değiştiren ve bu Sözleşmenin uygulanması hususundaki durumu belirten yeni bir beyan gönderebilecektir.
MADDE 22
Bu Sözleşmeyi onayan her üye, onu, ilk yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on yıllık bir devrenin sonunda; Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne göndereceği ve Genel Müdürün tescil edeceği bir ihbarname ile fesh edebilir. Fesih feshin tescil tarihinden itibaren bir yıl sonra muteber olacaktır.
Bu Sözleşmeyi onamış olup da, bundan evvelki fıkrada yazılı on yıllık devrenin bitiminden itibaren bir yıl zarfında bu maddede derpiş edilmiş olan fesih hakkını kullanmayan her üye, yeniden on yıllık bir müddet için bağlanmış olacak ve bundan sonra bu Sözleşmeyi, her on yıllık devrenin sonunda, bu maddede derpiş olunan şartlar içinde feshedebilecektir.
MADDE 23
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Teşkilat üyeleri tarafından kendisine bildirilen bilimum onama beyan ve fesihlerin tescil edildiğini Milletlerarası Çalışma Teşkilatının bütün üyelerine tebliğ edecektir.
Genel Müdür, kendisine gönderilmiş olan ikinci onama belgesinin tescil edildiğini Teşkilat üyelerine tebliğ ederken, bu Sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih hakkında Teşkilat üyelerinin dikkatini çekecektir.
MADDE 24
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki Maddeler gereğince; tescil etmiş olduğu bütün onama, beyan ve fesihlere dair tam bilgileri, Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 102 nci maddesi uyarınca tescil edilmek üzere Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine ulaştıracaktır.
MADDE 25
Bu Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren her on yıllık bir devrenin sonunda; Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu, bu Sözleşmenin tatbikatı hakkında Genel Konferansa bir rapor sunacak ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi keyfiyetinin konferans gündemine konulması lazım gelip gelmediği hususunda karar verecektir.
MADDE 26
Genel Konferansın bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir Sözleşme kabul etmesi halinde; yeni Sözleşme başka bir şekild derpiş etmedikçe,
Tadil edici yeni Sözleşmenin üye tarafından onanması keyfiyeti, yukarıdaki 22 nci madde nazara alınmaksızın ve fakat tadil edici yeni Sözleşme yürürlüğe girmiş olamk kayıt ve şartıyle; bu Sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini tazammun edecektir.
Bu Sözleşme, tedil edici yeni Sözleşmenin yürülüğe girmesi tarihinden itibaren, artık üyelerin onanmasına açık bulundurulmayacaktır.
Bu Sözleşme, onu onayıp da tadil edici Sözleşmeyi onamamış bulunan üyeler için her halde şimdiki şekil ve muhtevasiyle yürülükte kalacakıtır.
MADDE 27
Bu Sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinleri aynı derecede muteberdir.
Türkiye, ILO tarafından kabul edilmiş olan sözleşmelerden 59 adetini onaylamıştır. Sekiz adet temel sözleşmenin tamamı, yönetişim sözleşmelerinden öncelikli olan dört sözleşmeden üçünü, 177 teknik sözleşmeden 48’i onaylanmıştır. Türkiye tarafından onaylanan 59 Sözleşmeden 55’i yürürlüktedir, 4 Sözleşmeye karşı çıkılmıştır.
Her yurttaş sandıklarda görev alabileceği gibi sandıkların mühürlenerek ilçe seçim kuruluna teslimine kadar tüm süreçlere katılma hakkına sahiptir.
Sandık Kurulu, Oluşumu, Üyeleri, Başkanının Belirlenmesi, yemin töreni ve sandık kurulunun görevi ile görev süresi ve görevin sona erme anı 298 Sayılı Seçim Kanununun 21, 22, 23, 24, 25. 26 ve 27. maddelerinde açık bir şekilde sıralanmıştır. Seçimlerde uygulanacak usul ve sandık görevlilerinin yetkileri kanun ile detaylıca belirlenmiştir. Her yurttaş sandıklarda görev alabileceği gibi sandıkların mühürlenerek ilçe seçim kuruluna teslimine kadar tüm süreçlere katılma hakkına sahiptir.
Sandık Kurulu, Oluşumu, Üyeleri ve Başkanının Belirlenmesi
Sandık kurulu:
Madde 21 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Sandık kurulu bir başkan ile altı asıl ve altı yedek üyeden kurulur. Bu kurul asıl üyeleriyle toplanır.
Sandık kurulu başkanının belirlenmesi
(Bu madde başlığı “Sandık kurulu başkanının seçimi” iken, 13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
Madde 22 – (Değişik: 13/3/2018-7102/3 md.)
İlçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin listesi, mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyle ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilir. İlçe seçim kurulu başkanı, bu kamu görevlileri arasından ihtiyaç duyulan sandık kurulu başkanı sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişiler arasından mani hali bulunmayanları sandık kurulu başkanı olarak belirler.
Sandık kurulu başkanının göreve gelmemesi halinde; kamu görevlileri arasından belirlenen üye, bu üyenin de bulunmaması durumunda en yaşlı üye kurula başkanlık eder.
Sandık kurulu üyelikleri:
Madde 23 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Sandık kurulu üyelikleri aşağıdaki şekilde belli edilir:
İlçe seçim kurulu başkanı, o seçim çevresinde seçime katılan ve ilçede teşkilatı bulunan siyasi partilerden, son milletvekili genel seçiminde o ilçede en çok oy almış olan beş partiye, her sandık için birer asıl ve birer yedek üye adını beş gün içinde bildirmelerini tebliğ eder.
Bu yoldan tespit edilen sandık kurulu üye sayısı beşten az olduğu takdirde, eksik kalan üyelikler, aynı şartları taşıyan diğer siyasi partilerden, aldıkları oyların büyüklük sırasına göre, aynı usulle tamamlanır.
Oylarda eşitlik halinde ad çekilir.
Yukarıdaki hükümlerin uygulanmasına rağmen beş asıl ve beş yedek üyenin tümü belirlenemediği takdirde, o ilçede seçime katılan ve teşkilatı bulunan diğer siyasi partiler arasında ad çekilir. Ad çekmedeki sıraya göre, adı çıkan, eksik üyelik sayısı kadar siyasi partinin yukarıda yazılan usulle bildireceği kimseler, sandık kurulu üyesi olur.
(Değişik altıncı fıkra: 13/3/2018-7102/4 md.) İlçe seçim kurulu başkanı, sandık kurulunun kalan bir asıl ve bir yedek üyesini belirlemek için önce, 22 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca bildirilen listeden sandık kurulu başkanı olarak belirlenmeyenler arasından, ihtiyaç duyulan sandık kurulu üye sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişilerden mani hali bulunmayanları sandık kurulu asıl ve yedek üyesi olarak belirler.
Yukarıdaki fıkralar gereğince belirlenen sandık kurulu asıl üyelerinden göreve gelmeyenin yerine, öncelikle, gelmeyen üyenin yedeği alınır.
Sandık kurulu başkan ve üyelikleri için ad çekme işlemleri, ilçe seçim kurulu huzurunda, bu kurulun başkanı tarafından yapılır.
Üyeliklerin bu şekilde doldurulması mümkün olmazsa, eksikler, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından; o çevrede bulunan ve sandık kurulunda görev verilmesinde sakınca olmayan kimselerden doldurulur.
Sandık kurullarının kurulması ve görev süresi:
Madde 24 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Sandık kurulları Yüksek Seçim Kurulunca tespit ve ilan edilen tarihte kurulur.
Bu kurulların asıl ve yedek üyeleri, her seçim çevresinin yerel özellikleri gözönüne alınarak Yüksek Seçim Kurulunca tespit edilecek tarihlerde göreve başlarlar ve sayıma ilişkin evrak ve belgeler ilçe seçim kuruluna teslim edilinceye kadar aralıksız çalışmaya devam ederler.
Adaylar ve müşahitleri:
Madde 25 – Sandık başı işlemlerini takibetmek üzere, siyasi partiler ve bağımsız adaylar, birer müşahit gönderebilirler.
Kurullarda görev alamayacak olanlar:
Madde 26 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
İdare amirleri, zabıta amir ve memurları, Askeri Ceza Kanununun 3 üncü maddesinde yazılı askeri şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve adaylar, bu Kanunda gösterilen kurullara seçilemezler.
648 sayılı Siyasi Partiler Kanununa göre, siyasi partilere üye olamayacak kimseler; bu kurullarda üye, müşahit veya temsilci olarak, siyasi partiler tarafından görevlendirilemezler.
And içme:
Madde 27 – Yüksek Seçim Kurulu, il ve ilçe seçim kurulları başkan, asıl ve yedek üyeleri; görevlerine başlamadan önce, kurul önünde birer birer şöyle and içerler:
(Hiçbir tesir altında kalmaksızın, hiç kimseden korkmadan, seçim sonuçlarının tam ve doğru olarak belirmesi için görevimi kanuna göre, dosdoğru yapacağıma namusum, vicdanım ve bütün mukaddesatım üzerine and içerim.)
ILO 92 No'lu Mürettebatın Gemide Barınmasına İlişkin Sözleşme
ILO 92 No’lu Mürettebatın Gemide Barınmasına İlişkin Sözleşme, 8 Haziran 1949 tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından kabul edilmiş, Türkiye sözleşmeyi 25.6.2003 tarihinde 4907 sayılı yasa ile onaylamıştır.
Sözleşme, kamu veya özel mülkiyetindeki her türlü ticari amaçlı yük veya yolcu gemilerine uygulanmak üzere kabul edilmiştir. Mürettebatın barınacağı yerlerin güvenlik ve sağlık bakımından standartlar getiren sözleşme kalite ve hijyen kurallarını da belirlemiştir.
Mürettebatın barınacağı yerlerin güvenlik ve sağlık bakımından standartlar getiren sözleşme kalite ve hijyen kurallarını da belirlemiştir.
ILO 92 No’lu Mürettebatın Gemide Barınmasına İlişkin Sözleşme
ILO Kabul Tarihi: 8 Haziran 1949 Kanun Tarih ve Sayısı: 25.6.2003 / 4907
Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulunun daveti üzerine 8 haziran 1949 tarihinde Cenevre’de yaptığı otuzikinci Oturumunda,
Oturum gündeminin onikinci maddesinde yer alan, 1946 yılındaki Konferansın 28. Oturumunda kabul edilmiş bulunan Mürettebatın Barınması Hakkındaki Sözleşmenin kısmen değiştirilmesine ilişkin çeşitli önerilerin kabulüne karar vererek,
Bu önerilerin uluslararası bir sözleşme şeklinde olması gerektiğine hükmederek,
Mürettebatın Gemide Barınmasına ilişkin Sözleşme, 1949 olarak adlandırılacak olan aşağıdaki Sözleşmeyi (revize) , bindokuzyüzkırkdokuz yılının onsekiz Haziran gününde kabul etmiştir.
l. BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER
Madde 1
Bu Sözleşme, mekanik olarak hareket eden, kamu veya özel mülkiyetteki, ticari amaçlı yük veya yolcu taşıyan ve işbu Sözleşmenin yürürlükte olduğu bir ülkede kayıtlı her türlü gemiye uygulanır.
Ulusal yasalar veya yönetmelikler bir geminin bu Sözleşmenin uygulanması bakımından ne zaman açık deniz gemisi olarak kabul edileceğini belirler.
Bu Sözleşme;
500 tonilatodan küçük gemilere;
Esas itibariyle yelkenle hareket eden ancak, ek bir makine donanımına sahip gemilere;
Balık avlamaya, balina avcılığına veya benzeri işlerde kullanılan gemilere;
Römorklara;
uygulanmaz.
Bununla birlikte, bu Sözleşme, makul ve uygulanabilir olduğu ölçüde:
200 ila 500 tonilatoluk gemilere,
Balina avcılığı veya benzeri işlerde kullanılan olağan açık deniz gemilerde çalışan kişilerin barınma yerleri için uygulanır.
Bu Sözleşmenin III. Bölümünde yer alan yükümlülüklerden bazıları, yapılacak değişikliklerin genel koşullar itibariyle Sözleşme hükümlerinin tam olarak uygulanması durumunda elde edilebilecek sonuçtan daha az lehte olmayacak eşdeğer avantajlar sağlayacağına yetkili makamın kanaat getirmesi halinde, her türlü gemi ile ilgili olarak armatör örgütlerinin veya armatörlerin ve yasal olarak tanınmış gemiadamları örgütlerinin görüşleri alınarak değiştirilebilir.
Bu değişikliklerin ayrıntıları, ilgili üye tarafından Uluslararası Çalışma Örgütü üyelerini bilgilendirecek olan Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne bildirilir.
Madde 2
Bu Sözleşmenin uygulanması çerçevesinde:
“gemi” terimi, Sözleşmenin uygulandığı her türlü gemiyi ifade eder;
“tonilato” terimi, kayıtlı brüt hacim tonilatosunu ifade eder;
“yolcu gemisi” terimi, gerek yürürlükte bulunduğu süre içinde Denizde Yaşamın Güvenliğine İlişkin Uluslararası Sözleşme hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş bir güvenlik belgesine, gerekse yolcu belgesine sahip olan her türlü gemiyi ifade eder;
“zabit” terimi, ulusal yasalar veya yönetmelikler veya ilgili yasaların veya yönetmeliklerin bulunmaması halinde, toplu sözleşmeler veya gelenek tarafından kaptan dışında dışındaki zabitan dışındaki tüm mürettebatı ifade eder;
“ast” terimi, zabitan dışındaki tüm mürettebatı ifade eder;
“ast zabitan” idari veya özel sorumluluğu olan bir görev yürüten ve ulusal yasalar veya yönetmelikler, veya ilgili yasa veya yönetmeliklerin bulunmaması halinde toplu sözleşme veya gelenek tarafından ast zabitan olarak tanımlanan her türlü ast personeli ifade eder;
“mürettebatın barınacağı yer” terimi, mürettebatın kullanımına ayrılan kamaraları, yemekhaneleri, temizlenme bölümlerini, revirleri ve dinlenme yerlerini kapsar;
“zorunlu kılınan” terimi, ulusal yasalar veya yönetmelikler veya yetkili makam tarafından zorunlu kılınmayı ifade eder,
“onaylanmış” terimi, yetkili makam tarafından onaylanmayı ifade eder,
“yeniden kayıt” terimi, geminin kayıtlı olduğu ülke ve mülkiyetinde eş zamanlı olarak meydana gelen bir değişiklik vesilesiyle yapılan yeniden kaydı ifade eder.
Madde 3
Bu Sözleşmeyi onaylayan her Üye, Sözleşmenin II, III ve IV. Bölümlerinde yer alan hükümlerin uygulanmasını sağlayacak yasaları ve yönetmelikleri hazırlamayı kabul eder.
Söz konusu yasa ve yönetmelikler:
Yetkili makamı, bu yasa veya yönetmelikleri ilgili tüm kişilere duyurmakla yükümlü kılar;
Bunlara uymayı sağlamaktan sorumlu kişileri tanımlar;
Bunlara aykırı davranışlara karşı cezaları belirler;
Etkin bir denetim sağlayacak yeterlikte bir teftiş sistemi kurulmasını öngörür;
Yetkili makamı, yönetmeliklerin hazırlanması hususunda armatör örgütlerinin ve/veya armatörlerin ve gemiadamlarının gerçekten temsil eden tanınmış örgütlerin görüşlerini almak ve bu yönetmeliklerin yürütümünde uygulanabilir olduğu ölçüde bu kesimlere işbirliği yapmak hususunda yükümlü kılar.
II. BÖLÜM
MÜRETTEBATIN BARINACAKLARI YERLERİN PLANLARININ YAPILMASI VE KONTROLÜ
Madde 4
Geminin yapımına başlanmasından önce mürettebatın barınacakları yerlerin konumu ve genel düzenlemeleri belirli bir ölçekte gösteren plan, yetkili makamın onayına sunulur.
Mürettebatın barınacakları yerlerin inşasına veya mevcut bir gemideki mürettebat barınaklarının değiştirilmesine veya yeniden inşasına başlanmadan önce, bir mekanın tahsis amacını, mobilya ve eklentilerin tanzimini, havalandırma, aydınlatma ve ısıtma araçları ile düzenlemelerini ve banyo-tuvalet düzenini belirli bir ölçekte ve belirli bir ayrıntıda gösteren planlar ve bilgiler onay için yetkili makama sunulur.
Bununla birlikte, acil durumlarda veya kayıtlı olduğu ülkenin dışında gerçekleştirilen geçici yenileme veya değişiklik hallerinde bu hükmün uygulanması bakımından planların yetkili makamın onayına daha sonra sunulması yeterli olacaktır.
Madde 5
Yetkili makam:
Bir geminin ilk kaydı veya yeniden kaydı yapılırken;
Mürettebatın barınacakları yerler önemli ölçüde değiştirilirken veya yeniden inşa edilirken;
Bir gemi mürettebatının bir kısmını veya tamamını gerçekten temsil eden tanınmış bir gemiadamları örgütü, belli bir sayıda veya orandaki mürettebat tarafından yetkili makama öngörüldüğü şekilde ve gemiye vaki olabilecek her türlü gecikmeyi önlemek için zamanında, mürettebatın barınacağı yerlerin Sözleşme hükümlerine uygun olmadığı konusunda şikayette bulunduğunda;
Gemiyi denetler ve mürettebatın barınacakları yerlerin, yasaların ve yönetmeliklerin icaplarına uygunluğunu sağlar.
III. BÖLÜM
MÜRETTEBATIN BARINACAKLARI YERLERE İLİŞKİN GEREKLİLİKLER
Madde 6
Mürettebatın barınacakları yerlerin diğer mahallere göre konumu, giriş-çıkış yolları, yapılışı ve tanzimi yeterli düzeyde güvenlik, kötü hava ve denize karşı koruma ve sıcak, soğuk, uygunsuz gürültü ve kokulara veya geminin diğer kısımlarından gelen sızıntılara karşı yalıtım sağlayacak şekilde olacaktır.
Kamaralara, geminin yük ve makine bölümlerinden veya mutfaklardan, kandil ve boya odalarından veya makine dairesinden, güverteden ve diğer ambarlardan, kurutma odalarından, genel yıkanma yerleri veya tuvaletlerden doğrudan giriş-çıkış olmaz. Bu yerler, kamaralardan ve dış bölmelerden, gaz ve su geçirmez çelikten veya onaylanmış başka bir maddeden yapılır.
Kamaraların ve yemekhanelerin dış duvarları yeterli düzeyde yalıtılır. Tüm makine kapları ve mutfak ve ısı yayan diğer alanların tüm sınır bölmeleri bitişik barınacak yerlerde veya geçitlerde ısı artışına neden olma olasılığı bulunduğu hallerde yeterli düzeyde yalıtılır. Aynı şekilde, buhar ve sıcak su borularının ısı etkilerine karşı koruma sağlanır.
İç bölmeler, haşaratı barındırmayacak onaylanmış bir maddeden olur.
Kamaralar, yemekhaneler, dinlenme salonları ve mürettebatın barınacağı yerlerdeki geçitler, yoğunlaşma veya aşırı sıcağı önleyecek şekilde ve yeterli düzeyde tecrit edilir.
Ana buhar, vinç ve benzeri kaldıraçların egzoz boruları mürettebatın barındıkları yerlerden ve teknik olarak mümkünse, bu yerlere giden geçitlerden geçirilmez, geçirilecek olduğu takdirde yeterli düzeyde yalıtılır ve kaplanır.
Lambriler ve kaplamalar, yüzeyinin kolayca temiz tutulabileceği bir maddeden yapılır. Geçmeli ve oluklu döşemeler veya haşarat barındırma riski taşıyan her türlü yapı malzemesi kullanılmaz.
Yetkili makam, mürettebatın barındığı yerlerin yapımı sırasında, yangın önlemeye veya yangının yayılmasını geciktirmeye ilişkin önlemlerin hangi ölçüde kullanılacağına karar verir.
Kamaraların ve yemekhanelerin iç duvarları ve tavanları kolayca temiz tutulabilecek şekilde ve eğer boyanmışlarsa, açık renkte olur, kireçli sıva kullanılmaz
Duvar yüzeyleri gerektikçe yenilenir veya tamir edilir.
Mürettebatın barındığı yerlerdeki güverteler onaylanmış malzemeden ve yapıda olur, nem geçirmez ve temiz tutulması kolay bir yüzey sağlanır.
Döşemeler yekpare değilse duvarlarla birleştikleri yerler aralık bırakmayacak şekilde yuvarlaklaştırılır.
Yeterli drenaj yapılır.
Madde 7
Kamaralar ve yemekhaneler yeterli düzeyde havalandırılır.
Havalandırma sistemi havayı istenilen koşullarda muhafaza edecek ve her türlü hava ve iklim koşullarında yeterli hava akımını sağlayacak şekilde kontrol altında tutulur.
Tropik bölgelerde veya İran Körfezinde düzenli olarak yolculuk yapan gemiler, hem mekanik havalandırma hem de elektrikli vantilatörlerle donatılır. Bununla birlikte, bu araçlardan birinin yeterli havalandırmayı sağlayacağı mekana yerleştirilmesi yeterlidir.
Tropik bölgeler dışında seyretmeye tahsis edilmiş gemiler, mekanik havalandırma veya elektrikli vantilatörlerden biri ile donatılır. Yetkili makam, normal olarak kuzey veya güney yarımkürenin soğuk denizlerinde seyreden gemileri bu yükümlülükten muaf tutabilir.
3. ve 4. Paragraflarda öngörülen havalandırma sistemlerini çalıştırmak için gerekli enerji mümkün olduğu ölçüde, mürettebatın gemide kaldığı veya çalıştığı zamanlarda ve koşullar gerektirdiği sürece hizmete hazır tutulur.
Madde 8
Sadece tropik bölgelerde veya İran Körfezinde yolculuk yapan gemiler dışında, mürettebatın barındıkları yerler için yeterli bir ısıtma sistemi sağlanır.
Isıtma sistemi, mümkün olduğu ölçüde, mürettebat gemide kaldığı veya çalıştığı zamanlarda ve koşullar gerektirdiği sürece çalıştırılır.
Bir ısıtma sisteminin bulunması gereken her gemide ısıtma buhar, sıcak su, sıcak hava veya elektrikle sağlanır.
Isıtmanın soba ile yapıldığı gemilerde bunun, yeterli boyutlarda olması, uygun bir şekilde yerleştirilmesi ve korunması, havanın kirlenmemesi için gerekli tedbirler alınır.
Isıtma sistemi, geminin seyir sırasında karşılaşabileceği normal hava ve iklim koşullarında mürettebatın barındığı yerlerdeki ısıyı yeterli düzeyde tutacak şekilde olur, yetkili makam, sağlanması gereken standardı belirler.
Radyatörler ve diğer ısıtma gereçleri, bu yerlerde bulunanlar için yangın riskini önleyecek ve bir tehlike ve rahatsızlık kaynağı oluşturmayacak biçimde yerleştirilir ve gerekiyorsa korumalı tutulur.
Madde 9
Yolcu gemilerinde uygulanması mümkün olabilen özel düzenlemeler saklı kalmak koşuluyla, kamaralar ve yemekhaneler doğal ışıkla tam olarak aydınlatılır ve yeterli bir suni aydınlatma sağlanır.
Mürettebatın kullandığı tüm mekanlar yeterli şekilde aydınlatılır.
Oturma odalarındaki doğal aydınlatma en azından normal görüşe sahip bir kimsenin açık havada ve gün ortasında, sıradan basılı bir gazeteyi dolaşıma açık her bir noktada okunmasına olanak sağlayacak şekilde olur.
Yeterli bir doğal aydınlatma sağlanmasının olanaksız olduğu hallerde yukarıda belirtilen standartta bir suni aydınlatma sistemi sağlanır.
Bütün gemilerde, mürettebatın barındıkları yerlerin elektrikle aydınlatılması sağlanır. Eğer gemide, birbirinden bağımsız iki elektrik üretim kaynağı bulunmuyorsa, acil durumlar için muntazam şekilde yerleştirilmiş lamba veya aydınlatma araçları yardımıyla, ek bir aydınlatma sağlanır.
Suni aydınlatma, kabinde bulunanlara azami fayda sağlayacak bir şekilde yerleştirilir.
Kamaralarda, her yatağın başucuna elektrikli bir okuma lambası takılır.
Madde 10
Kamaralar, geminin ortasında veya kıç tarafta, su batım çizgisinin üzerinde yer alır.
Yetkili makam, geminin tipi, boyutları veya tahsis edildiği hizmet ile diğer her türlü yerleşimi uygunsuz ve uygulanamaz kılıyorsa, istisnai hallerde kamaraların bordo bölmesinin daha ötesinde olmamak kaydıyla baş tarafına yerleştirilmesine izin verebilir.
Yetkili makam, aydınlatma ve havalandırma için yeterli önlemlerin alınmış olması koşuluyla, yolcu gemilerinde kamaraların hiçbir durumda koridorların hemen altında olmamak kaydıyla su batım çizgisinin altına yerleştirilmesine izin verebilir.
Mürettebata ayrılmış her kamaranın kişi başına yüzölçümü:
800 tonilatodan küçük gemilerde, 1,85 metrekarenin (veya 20 ayak kare);
800 tonilatodan daha büyük, ancak 3000 tonilatodan küçük gemilerde, 2,35 metrekarenin (veya 25 ayak kare);
3000 tonilatodan daha büyük gemilerde, 2,87 metrekarenin (veya 30 ayak kare) altında olmaz.
Bununla birlikte, dörtten fazla mürettebatın aynı kamarada yattığı yolcu gemilerinde, kişi başına düşen asgari yüzölçümü 2,22 metrekare (24 ayak kare) olabilir.
Yetkili makam olması gerekenden belirgin bir şekilde daha fazla ast rütbeli gemicinin istihdam edilmesinin zorunlu olduğu hallerde, bu gruplar için:
Bu grup veya gruplara tahsis edilen toplam kamara alanının mevcudun bu şekilde artmaması durumunda tahsis edilecek olandan daha az olmaması;
Kamaraların taban alanının kişi başına en az:
3000 tonilatodan küçük gemiler için, 1,67 metrekare (20 ayak kare);
3000 tonilato veya daha büyük gemiler için, 1,85 metrekare (20 ayak kare) ; olması koşuluyla kişi başına düşen kamara taban alanını azaltabilir.
Taban yüzölçümünün hesabına, ranzaların, dolapların, komodinlerin ve koltukların kapladığı alanlar dahil edilir. Dolaşmak için kullanılan alanı gerçekten artırmayan dar veya şekilsiz alanlar ile eşya bile konamayacak yerler bu hesaba dahil edilmez.
Mürettebat kamaralarının tepe yüksekliği, 1,90 metre (6 ayak 3 inç)’den daha az olamaz.
Kamara sayısı her mürettebat sınıfına ayrı bir kamara veya kamaralar sağlayacak yeterlikte olur. Bununla birlikte, yetkili makam küçük gemiler için bu yükümlülüğü yumuşatabilir.
Her bir kamarada kalmalarına izin verilenlerin sayısı aşağıdaki üst sınırı geçmez:
Servis şefleri, nöbetçi güverte görevlileri ve nöbetçi çarkçıbaşılar, haberleşme amirleri: her kamaraya bir kişi;
Diğer zabitan: Mümkün olduğu ölçüde her kamaraya bir kişi ve hiç bir durumda aynı kamarada iki kişiden fazlası;
Ast zabitan: Hiçbir durumda iki kişiden fazla olmamak kaydıyla her kamaraya bir veya iki kişi;
Diğer mürettebat: Hiçbir durumda dörtten fazla olmamak kaydıyla, mümkünse her kamaraya iki veya üç kişi.
Yetkili makam, armatör örgütleri veya armatörlere ve yasal olarak tanınan gemiadamı örgütlerine danışarak yeterli ve daha rahat barınma olanağı sağlamak amacıyla, belirli yolcu gemilerinde her kamaradan en çok on kişinin kalmasına izin verebilir.
Her kamarada kalabilecek azami kişi sayısı okunaklı ve silinmeyecek bir şekilde, o kamarada kolayca görülebilecek bir yere asılır.
Her mürettebata ayrı ranza sağlanır.
Ranzalar, birine ulaşabilmek için diğerinin üstünden geçmek zorunda kalınacak şekilde yan yana yerleştirilmezler.
İkiden fazla ranza üst üste konulmaz. İki ranzanın duvar kenarına yerleştirilmesi durumunda ranzaların sadece birinin üzerinde lomboz bulunur.
İki katlı ranzada alttaki ranza tabandan 30 santimden (12 inç) aşağıya yerleştirilmez; Üstteki ranza yaklaşık olarak alttaki yatağın altı ile tavan kirişlerinin ortasında bir yere yerleştirilir.
Bir ranzanın asgari iç boyutları 1,90’a 0,68 metre (6 ayak 3 inç-2 ayak 3 inç)’dir.
Bir ranzanın ana iskeleti, varsa yatak başlığı onaylanmış bir maddeden sert, düz, bozulmaz olur ve haşere barındırmaz.
Ranzaların ana iskeleti borulardan yapılmışsa, tamamen kapalı olacak ve haşerenin girebileceği delikler bulunmayacaktır.
Her ranzaya yaylı bir altı düğmeli yaylı bir somya ve onaylanmış bir maddeden yapılmış yatak monte edilir. Yatağın doldurulmasında saman veya haşerenin barınmasına elverişli diğer maddeler kullanılmaz.
Bir ranza diğerinin üzerine yerleştirilmiş ise, üstteki ranzanın somyasının altına tahta, çadır bezi veya başka uygun bir maddeden yapılmış toz geçirmez bir altlık takılır.
Kamaralar kullananlar için makul düzeyde bir konfor sağlayacak ve temizliği kolaylaştıracak tarzda düzenlenecek ve teçhiz edilecektir.
Mobilya olarak her kişi için bir elbise dolabı bulunur. Bu dolabın yüksekliği 1,52 metre (5 ayak), iç genişliği 19,30 desimetrekare (300 inç)’dir ve bir raf ve bir asma kilit köprüsü donanımına sahip olur. Asma kilit dolabı kullanacak kişi tarafından temin edilir,
Her kamarada, sabit, katlanabilir veya sürmeli bir masa veya yazı masası ile yeteri kadar rahat oturma ünitesi bulundurulur.
Mobilya eğilip bozulmayan sert ve düz bir maddeden yapılır.
Her kamara sakini, bir çekmeceye veya hacmi en az 0.056 metreküplük (2 ayak küp) olan muadil bir alana sahip olur.
Kamaraların lombozlarına perde takılır.
Kamaralarda, bir ayna, tuvalet malzemeleri için küçük dolaplar, bir kitap etajeri ve yeterli sayıda askı çengeli bulunur.
Mürettebatın yatış düzeni uygulanabilir olduğu ölçüde, nöbetçilerin ayrı tutulduğu ve gündüz çalışanlarla nöbetçilerin aynı kamarayı paylaşmayacakları bir şekilde düzenlenir.
Madde11
Bütün gemilerde yeterli sayıda yemekhane bulundurulur.
1000 tonilatodan küçük gemilerde;
Kaptan ve zabitan;
Ast zabitan ve diğer ast mürettebat için
ayrı yemekhaneler bulundurulur.
1000 tonilato veya büyük gemilerde:
Kaptan ve zabitan;
Ast güverte zabitanı ve diğer ast mürettebat;
Makine dairesi ast zabitanı ve diğer ast mürettebat;
İçin ayrı yemekhaneler bulundurulur. Bununla birlikte:
Ast zabitan ve diğer ast mürettebatın iki yemekhanesinden biri, ast zabitana ve diğeri diğer ast mürettebata tahsis edilebilir;
Armatör örgütleri veya armatörler ve ilgili, yasal olarak tanınan gemiadamı örgütlerinin böyle bir düzenlemeyi tercih ettiklerini bildirmeleri halinde güverte ve makine dairesi ast zabitanı ile diğer ast mürettebat için tek bir yemekhane bulundurulabilir.
Yiyecek bölümü personeli için ya ayrı bir yemekhane ya da diğer gruplar için tahsis edilen yemekhaneleri kullanma hakkı vererek yeterli yemek yeme yeri sağlanır; 5 veya daha çok yiyecek bölümü personeli olan 5000 tonilato veya daha büyük gemilerde, bu amaçla ayrı bir yemekhane imkanı sağlanmasına önem verilir.
Her yemekhanenin boyutları ve donanımı, yemekhaneyi ayrı zamanda kullanacak muhtemel kişi sayısı bakımından yeterli olur.
Yemekhaneler, yemekhaneyi aynı zamanda kullanacak muhtemel kişi sayısı bakımından yeterli olacak sayıda masa ve onaylanmış oturma üniteleri ile donatılır.
Yetkili makam, yolcu gemilerinde mevcut özel koşulların gereğini yerine getirmek için, yemekhanelerle ilgili yukarıdaki hükümlere istisnalar getirilmesine izin verebilir.
Yemekhaneler, yatakhanelerden uzak, mutfağa mümkün olduğu ölçüde yakın koşullandırılırlar.
Mevcut kilerlerden mutfağa geçiş bulunmuyorsa, mutfak malzemeleri için yeterli dolaplar ve bu malzemenin yıkanacağı donanım sağlanır.
Masa ve sandalyelerin üstü, neme dayanıklı, çatlaksız ve kolayca silinecek bir malzemeden olur.
Madde 12
Her gemide, mürettebatın çalışmadıkları zamanlarda gidebilecekleri ve geminin ve mürettebatın büyüklüğüne göre yeterli alana sahip bir mekan veya mekanlar açık güvertede bulundurulur.
Zabitan ve diğer ast mürettebat için, uygun bir şekilde koşullandırılan ve ihtiyaca cevap verecek bir tarzda döşenmiş dinlenme yerleri sağlanır. Bu tür yerler yemekhanelerden ayrı olamıyorsa, yemekhaneler bu amaca hizmet etmek üzere planlanarak döşenir ve tefriş edilir.
Madde 13
Her gemide, lavabolar, banyo veya duşların da yer aldığı yeterli temizleme yerleri bulundurulur.
En az aşağıda belirtilen sayıda tuvalet bulundurulur:
800 tonilatodan küçük gemilerde: Üç;
800 tonilato veya daha büyük ancak 3000 tonilatodan küçük gemilerde: Dört;
3000 tonilato veya daha büyük gemilerde: Altı;
Haberleşme zabitanı veya teknisyenlerin çok ayrı (izole) bir yerde kaldığı gemilerde, bu yerlerin yakınında veya bitişiğinde temizlenme yerleri bulundurulur.
Ulusal yasalar veya yönetmelikler, bu maddenin 4. paragrafındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla tuvaletlerin çeşitli mürettebat kategorileri için nasıl tahsis edileceğini öngörür.
Özel bir temizlenme yeri olan kamaralarda kalmayan mürettebat için temizlenme yerleri her kategori mürettebat bakımından aşağıdaki cetvele uygun olarak sağlanır:
Sekiz veya daha az kişi için bir banyo veya bir duş;
Sekiz veya daha az kişi için bir tuvalet;
Altı veya daha az kişi için bir lavabo.
Bununla birlikte, bir gruptaki kişilerin sayısı yukarıda belirlenen sayının çift katını bu sayının yarısından daha az olacak şekilde geçiyorsa, fazlalık bu paragraf bakımından dikkate alınmayabilir.
Mürettebatın toplam sayısının 100’ü geçtiği durumlarda ve normal yolculuk süresi 4 saati geçmeyen yolcu gemilerinde, yetkili makam, bulunması zorunlu tutulan tesisler bakımından özel düzenlemeler yapılmasına veya sayının azaltılmasına karar verebilir.
Umumi tuvaletlerde sıcak ve soğuk su veya su ısıtma araçları bulunur. Yetkili makam, armatör örgütleri veya armatörlerin ve yasal olarak tanınmış gemiadamları örgütlerinin görüşlerini alarak, armatörün adam başına günde sağlamak zorunda olacağı azami su miktarını belirleyebilir.
Lavabolar ve banyolar, yeterli büyüklükte olur ve çatlamayacak, kabarmayacak veya bozulmayacak, düz yüzeyli onaylanmış bir maddeden imal edilir.
Tuvaletler, diğer ikamet yerlerinden bağımsız olarak doğrudan açık hava ile havalandırılır.
Tuvaletler, onaylanmış bir modelde olur ve daima çalışır bir durumda olan ve bireysel olarak kontrol edilebilen bir sifon donanımına sahip olur.
Pis su boruları, ihtiyaca uygun boyutta olan, tıkanma riskini en aza indirgeyecek ve temizliği kolaylaştıracak şekilde takılır.
Birden fazla kişinin kullanımına tahsis edilen temizlenme yerleri aşağıdaki koşullara uygun olur:
Döşemeler, temizlemesi kolay ve nem geçirmeyen onaylanmış dayanıklı bir maddeden yapılır ve hiç su tutmaz;
Bölmeler, çelik veya onaylanmış bir başka maddeden yapılır ve yer yüzeyinden en az 0,23 metre (9 inç) yüksek su eşiği bulunur.
Mekanlar yeterli bir şekilde aydınlatılır, ısıtılır ve havalandırılır.
Tuvaletler, kamaralardan ve temizlenme yerlerinden ayrı ancak bu mekanlardan kolayca geçilebilecek, kamaralara doğrudan veya sadece kamaralarla tuvaletler arasında başka hiçbir kapının bulunmadığı geçitlere doğrudan giriş-çıkışı olmayacak bir şekilde koşullandırılır. Bununla birlikte, bu son hüküm kullanıcılarının dört kişiyi geçmediği iki koğuş arasındaki bir bölmede bulunan tuvalet için uygulanmaz.
Aynı bölmede birden fazla tuvalet bulunması halinde, mahremiyeti sağlamak için uygun bir şekilde kapatılırlar.
Her gemide, mürettebat sayısına ve mutat yolculuk süresine uygun bir ölçekte çamaşır yıkama ve kurutma tesisleri bulunur.
Giyecek yıkama tesislerinde, ayrı bir çamaşırhane kurulması mümkün olamıyorsa, temizleme yerlerine yerleştirilen bir lavabo ve yeterli soğuk ve sıcak su veya su ısıtma gereci bulunur.
Kamaralardan ve yemekhanelerden ayrı, yeterli bir şekilde havalandırılan ve ısıtılan ve giyecekleri asmak için ip veya diğer tertibat bulunan bir mekanda giyecek kurutma tesisleri kurulur.
Madde 14
On beş veya daha fazla mürettebatı olan ve 3 günden fazla süreli bir yolculuğa çıkan her gemide ayrı bir revir bulunur. Yetkili makam, kıyı ticaretinde kullanılan gemiler bakımından bu yükümlülüğü yumuşatabilir.
Revir, kolayca gidilebilir, kalanların rahatça barınabilecekleri ve her türlü hava şartlarında gerekli tedaviyi görebilecekleri bir yerde olur.
Giriş, ranzalar, aydınlatma, havalandırma, ısıtma ve su tesisatı kalanların rahatını sağlayacak ve tedavilerini kolaylaştıracak şekilde düzenlenir.
Revirde bulunacak ranza sayısı yetkili makam tarafından belirlenir.
Özellikle revirde kalanların kullanımları için, revirin bir bölümünde veya çok yakınında tuvalet bulunur.
Revir tıbbi amaçlar dışında kullanılamaz.
Bir doktoru bulunmayan her gemide, kolayca anlaşılır kullanım talimatı olan bir ecza dolabı bulunur.
Madde 15
Muşamba giyeceklerin asılması için kamaraların dışında, ancak, yakınında yeterli bir şekilde havalandırılan bir mekan ayrılır.
3000 tonilatodan büyük gemilerde, bir oda güverte, bir oda makine daireleri için ayrılır ve büro olarak kullanılmak üzere teçhiz edilir.
Sivrisineğin çok olduğu limanlara sıklıkla uğrayan gemilerde, mürettebatın kullandığı bölümlere sivrisineklerin girişini önlemek için lombozlara, vantilatörlere ve güverteye açılan kapılara uygun koruma perdeleri takılır.
Tropik bölgelerde veya İran Körfezinde veya bu bölgelere sıklıkla seyreden gemilerde, mürettebatın barındığı yerlerin üzerindeki açık güvertelerin ve dinlenme yeri olarak kullanılan bölüm veya bölümlerinin üzerine tente takılır.
Madde 16
Yetkili makam, 10. Maddenin 5. Paragrafında belirtilen gemiler konusunda, aynı paragrafta anılan mürettebat bakımından, özel ulusal alışkanlıklarını ve adetlerini gerekli ölçüde dikkate alarak, bundan önceki maddelerde yer alan yükümlülüklerde değişiklik yapabilir ve özellikle, kamaralarda kalacak kişi sayısı, yemekhane ve temizlenme bölümlerine ilişkin olarak özel düzenlemeler yapabilir.
Yetkili makam bu değişiklikleri yaparken 10. Maddenin 1. ve 2. Paragraflarındaki şart ile 10. Maddenin 5. Paragrafında öngörülen her mürettebat grubuna düşecek asgari uyuma alanı zorunluluklarına bağlı kalır.
Herhangi bir bölümdeki mürettebatın ulusal alışkanlıklarının veya adetlerinin çok farklı olduğu kimselerden oluşan gemiler bakımından, farklı grupların ihtiyaçlarını karşılamak için, gerekli olan hallerde, ayrı ve uygun kamaralar ve oturma mekanları sağlanır.
10. Maddenin 5. Paragrafında belirtilen gemiler bakımından, revir, yemek yeme, yıkanma ve temizlik tesisleri bir standarda göre sayı ve pratik yarar açısından diğer aynı tip ve aynı yerde tescilli tüm gemilerde bulunanlara eşit veya onlarla karşılaştırabilir bir düzeyde oluşturulur ve korunur.
Yetkili makam, bu madde uyarınca özel kuralları hazırlarken yasal olarak tanınmış ilgili gemiadamları örgütlerine ve onları istihdam eden armatör örgütlerine veya armatörlere danışır.
Madde 17
Mürettebatın barındığı yerler, temiz ve nezih bir yaşama uygun durumda olur ve orada kalanların özel mülkiyetinde olmayan mal ve zahireden uzak tutulur.
Kaptan veya onun bu amaçla özel olarak görevlendireceği bir başka zabit bir veya birden fazla mürettebatla birlikte mürettebatın kullandığı bütün mekanları bir haftadan daha uzun olmayan aralıklarla denetler ve bu denetimlerin her birinin sonucu kaydedilir.
IV. BÖLÜM
SÖZLEŞMENİN MEVCUT GEMİLERE UYGULANMASI
Madde 18
Bu maddenin 2, 3 ve 4. Paragraflarındaki hükümler saklı kalmak koşuluyla, işbu Sözleşme, geminin kayıtlı olduğu ülke için, Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra omurgası yerleştirilmiş olan gemilere uygulanır.
Bu geminin, kayıtlı olduğu ülkede, Sözleşmenin yürürlüğü girdiği tarihte tamamen bitmiş ve bu Sözleşmenin III. Bölümünde belirtilen standardın altında olması durumunda, yetkili makam, armatör örgütleri veya armatörler ve yasal olarak tanınan gemiadamları örgütlerine danıştıktan sonra:
gemi yeniden kaydedileceği zaman;
gemide, kaza veya acil durumlar dolayısıyla değil de, önceden oluşturulmuş bir plan sonucu önemli yapısal değişiklikler veya büyük tamiratlar yapılacağı zaman; ortaya çıkacak pratik sorunları göz önünde bulundurarak gemide, Sözleşmenin gereklerine uygun hale getirmek için mümkün gördüğü değişikliklerin yapılmasını isteyebilir.
Bir geminin, kayıtlı olduğu ülkede işbu Sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarihte inşa veya tadil halinde olması durumunda, yetkili makam, armatör örgütlerine veya armatörlere yasal olarak tanınan gemiadamları örgütlerine danıştıktan sonra, gemiyi, Sözleşme hükümlerine uygun hale getirmek amacıyla ortaya çıkabilecek pratik sorunları göz önünde bulundurarak onda, mümkün gördüğü değişikliklerin yapılmasını isteyebilir; bu değişiklikler, gemi yeniden kaydedilmedikçe ve kaydedilinceye kadar Sözleşme hükümlerine nihai olarak uyum sağlanması olacaktır.
Bu maddenin 2 ve 3. Paragraflarında sözü edilen bir gemi veya inşa edildiği sırada bu Sözleşme hükümlerinin uygulandığı gemi dışında kalan bir gemi, bir ülkede bu Sözleşmenin yürürlüğe giriş tarihinden sonra yeniden kayıt yaptırdığında, yetkili makam, armatörler örgütlerinin ve/ya armatörlerin ve yasal olarak tanınan gemiadamları örgütlerinin görüşünü aldıktan sonra, gemiyi Sözleşme hükümlerine uygun hale getirmek amacıyla ortaya çıkacak pratik sorunları göz önünde bulundurarak onda mümkün gördüğü değişikliklerin yapılmasını isteyebilir.
Bu değişiklikler, gemi yeniden kaydedilmedikçe ve kaydedilinceye kadar Sözleşme hükümlerine nihai olarak uyum sağlanması olacaktır.
V. BÖLÜM
NİHAİ HÜKÜMLER
Madde 19
Bu Sözleşmenin hiç bir hükmü, bu Sözleşme ile sağlanandan daha uygun koşullar sağlayan yasa, karar, adet veya armatörler ile gemiadamları arasındaki anlaşma hükümlerini etkilemez
Madde 20
Bu Sözleşme’nin kesin onama belgeleri Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilir ve onun tarafından tescil edilir.
Madde 21
Bu Sözleşme sadece, onay belgeleri Genel Müdür tarafından tescil edilen Uluslar arası Çalışma Örgütü Üyesi ülkeler için bağlayıcıdır.
Bu Sözleşme, içlerinde her biri en az 1 milyon tonilatoluk kayıtlı nakliye gemisi filosuna sahip 4 ülkenin yer alacağı ülkelerden (ABD, Arjantin Cumhuriyeti, Avustralya, Belçika, Brezilya, Kanada, Şili, Çin, Danimarka, Finlandiya, Fransa,Birleşik Krallık, Yunanistan, Hindistan, İrlanda, İtalya, Hollanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İsveç, Türkiye ve Yugoslavya) 7’sinin onay belgelerinin tescil edildiği tarihten 6 ay sonra yürürlüğe girer. Bu hükme, Sözleşmenin üye ülkeler tarafından kısa zamanda onaylanmasını kolaylaştırmak ve teşvik etmek amacıyla yer verilmiştir.
Bu Sözleşme, daha sonra, onu onaylayan her üye için, onay belgesinin tescil edildiği tarihten altı ay sonra yürürlüğe girer.
Madde 22
Bu Sözleşmeyi onayan her üye, onu ilk yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on yıllık bir süre sonunda Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne göndereceği ve bu Genel Müdürün tescil edeceği bir belge ile feshedebilir. Fesih, tescil tarihinden ancak bir yıl sonra geçerli olur.
Bu Sözleşmeyi onamış olup da, onu bundan evvelki fıkrada sözü edilen on yıllık sürenin bitiminden itibaren bir yıl zarfında bu maddede öngörüldüğü şekilde feshetmeyen her üye, yeniden on yıllık bir müddet için bağlanmış olur ve bundan sonra bu Sözleşmeyi, her on yıllık süre bitiminde, bu maddede öngörülen şartlar içinde feshedebilir.
Madde 23
Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Örgüt üyeleri tarafından kendisine bildirilen bütün onama ve fesihlerin kaydedildiğini Uluslararası Çalışma Örgütünün bütün üyelerine duyurur.
Genel Müdür, kendisine gönderilen Sözleşmenin ikinci onama belgesinin kaydedildiğini örgüt üyelerine duyururken bu sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih hakkında örgüt üyelerinin dikkatini çeker.
Madde 24
Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki maddeler gereğince, kaydetmiş olduğu bütün onama ve fesihlere ilişkin tüm bilgileri, Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 102 nci maddesi uyarınca kaydedilmek üzere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine ulaştırır.
Madde 25
Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu, gerekli gördüğü zaman, bu sözleşmenin uygulanması hakkındaki bir raporu Genel Konferansa sunar ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi konusunun Konferans gündemine alınıp alınmaması gereği hakkında karar verir.
Madde 26
Konferans, bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir Sözleşme kabul etmesi halinde ve bu yeni Sözleşme aksini öngörmediği takdirde;
Değiştirici yeni Sözleşmenin bir üye tarafından onanması durumu, yukarıdaki 22 inci madde dikkate alınmaksızın ve değiştirici yeni Sözleşme yürürlüğe girmiş olmak kayıt ve şartıyla, bu Sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini gerektirir.
Değiştirici yeni Sözleşmenin yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren, bu Sözleşme üyelerin onamasına artık açık bulundurulamaz.
Bu Sözleşme, onu onayıp da değiştirici Sözleşmeyi onamamış bulunan üyeler için, her halükarda şimdiki şekil ve içeriği ile geçerli olmakta devam eder.
Madde 27
Bu sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinlerinin her ikisi de aynı şekilde geçerlidir.
Türkiye, ILO tarafından kabul edilmiş olan sözleşmelerden 59 adetini onaylamıştır. Sekiz adet temel sözleşmenin tamamı, yönetişim sözleşmelerinden öncelikli olan dört sözleşmeden üçünü, 177 teknik sözleşmeden 48’i onaylanmıştır. Türkiye tarafından onaylanan 59 Sözleşmeden 55’i yürürlüktedir, 4 Sözleşmeye karşı çıkılmıştır.
ILO 80 No’lu Son Maddelerin Revizyonu Sözleşmesi, 19 Eylül 1946 tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından kabul edilmiş, Türkiye sözleşmeyi 24.05.1949 tarihinde 5393 sayılı yasa ile onaylamıştır. Sözleşmenin onaylandığına dair yasa Resmi Gazetenin 28.05.1949 tarihli sayısında yayınlanarak sözleşme yürürlüğe girmiştir.
Sözleşme, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Milletler Cemiyetinin feshi ve Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Statüsünün değiştirilmesi sebebiyle Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından kabul edilmiş sözleşme metinlerindeki bazı kavramların yeni literatüre göre değiştirilmesini öngörmektedir.
ILO 80 No’lu Son Maddelerin Revizyonu Sözleşmesi
ILO Kabul Tarihi: 19 Eylül 1946 Kanun Tarih ve Sayısı: 24.05.1949 / 5393 Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 28.05.1949 / 7218
Milletlerarası Çalışma Bürosu yönetim Kurulunca Möntreal’e davet edilip orada 19 Eylül 1946 da yirmi dokuzuncu toplantısını akdeden Milletlerarası Çalışma Teşkilatının Genel Konferansı.
İlk yirmi sekiz toplantısında kabul edilen Sözleşmelerle, Milletler Cemiyeti Genel Sekreterine verilen bazı kayıt ve tescil görevlerinin bundan sonra yerine getirilmesini sağlamak ve Milletler Cemiyetinin feshi Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Statüsünün tadili dolayısiyle, bu hususta bazı tamamlayıcı değişiklikler yapmak maksadiyle, anılan Sözleşmelerde kısmı şekilde tadiller icrası hakkında olup, toplantı gündeminin ikinci maddesini teşkil eden meseleye müteaalik bulunan bir takım tekliflerin kabulünü kararlaştırdıktan sonra;
Bu tekliflerin, bir milletlerarası Sözleşme şeklini alması lazım geldiği mütalaasında bulunarak;
Bin dokuz yüz kırk altı yılı Ekim ayının dokuzuncu günü, son maddelerin değiştirilmesine ait 1946 Sözleşmesi adını taşıyacak olan Sözleşmeyi kabul eder:
MADDE 1
Milletlerarası Çalışma Konferasınca, ilk yirmibeş toplantısında kabul edilen Sözleşmelerin metinlerinin herhangi bir yerinde bulunan, < Milletler Cemiyeti Genel Sekreteri> kelimeleri yerine, <Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü> kelimeleri, <Genel Sekreter> kelimeleri yerine <Genel Müdür> kelimeleri ve <Sekreterlik> kelimesi yerine, <Milletlerarası Çalışma Bürosu> kelimeleri konulmuştur.
Konferansça, ilk yirmibeş toplantısında kabul edilen Sözleşmeler’de derpiş edilen, Sözleşmelerin değişikliklerin onanmalarının, bozma belgelerinin ve beyanatın, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü tarafından tescil edilmesi keyfiyeti ile, zikredilen onanmaların, bozma belgelerinin ve beyanatın anılan sözleşmelerin asıl metinlerin hükümleri gereğince, Milletler Cemiyeti Genel Sekreteri tarafından tescil edilmiş olmaları keyfiyeti, her hususta, aynı hükmü ifade edecektir.
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, bu onamaların bozma belgelerinin ve beyanatın Konferansça, ilk yirmibeş toplantısında kabul edilen Sözleşmelerin, bu maddenin bundan evvelki hükümleri ile değiştirilmiş bulunan hükümleri gereğince, kendi tarafından tescil edilmelerine dair bütün malümatı, Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 102 nci maddesine göre tescil edilmek üzere Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine gönderecektir.
MADDE 2
Konferansça, ilk onsekiz toplantısında kabul edilmiş bulunan Sözleşmelerin her birinin mukaddemesinin ilk fıkrasındaki <Milletler Cemiyeti> kelimeleri kaldırılmıştır.
Konferansça ilk on yedi toplantısında kabul edilmiş bulunan Sözleşmelerin mukaddemelerinde yazılı <Versay Antlaşmasının XIII üncü kısmı ile diğer barış andlaşmalarının mütenazır kısımları gereğince> kelimeleri ile bu formulün değişmiş şekilleri yerine, <Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Statüsü hükümleri gereğince> kelimeleri konulmuştur.
Konferansça, ilk yirmi beş toplantısında kabul edilmiş bulunan Sözleşmelerin bütün maddelerindeki <Versey Antlaşmasının XIII üncü kısmı ile diğer barış antlaşmalarının mütenazır kısımlarında derpiş edilen şartlar içinde>kelimeleriyle bu formulün değişmiş bütün şekilleri yerine, <Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Statüsünde tesbit edilen şartlar içinde> kelimeleri konulmuştur.
Konferansça, ilk yirmi beş toplantısında kabul edilmiş bulunan Sözleşmelerin bütün maddelerindeki <Versay andlaşmasının 408 inci maddesi ve diğer barış andlaşmalarının mütenazır maddeleri> kelimeleri ve bu formulün bütün değişmiş şekilleri yerine, <Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Statüsünün 22 nci maddesi> kelimeleri konulmuştur.
Konferansça, ilk yirmi beş toplantısında kabul edilmiş bulunan Sözleşmelerin bütün maddelerindeki <Versay Antlaşmasının 421 inci maddesi ve diğer barış antlaşmalarının mütenazır maddeleri> kelimeleri yerine, <Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Statüsünün 35 inci maddesi> kelimeleri konulmuştur.
Konferansça, ilk yirmi beş toplantısında kabul edilmiş bulunan Sözleşmelerin mukaddemelerinde ve bütün maddelerinde yazılı<Sözleşme Tasarısı>tabiri yerine <Sözleşme> kelimesi konulmuştur.
Konferansça, ilk yirmi sekiz toplantısında kabul edilmiş bulunan Sözleşmelerin, Milletlerarası Çalışma Bürosu Müdüründen bahseden bütün maddelerindeki <Müdür> ünvanı yerine <Genel Müdür> ünvanı konulmuştur.
Konferansça, ilk on yedi toplantısında kabul edilmiş bulunan herhangi bir Sözleşmede <adı verilecek olan> kelimeleri mukaddemeye ders olunacak ve bunu bahis mevzuu Sözleşmeyi ifade etmek üzere Milletlerarası Çalışma Bürosunca kullanılacak olan muhtasar ünvan takip edecektir.
Konferansça, ilk on dört toplantısında kabul edilmiş bulunan herhangi bir Sözleşmede, birden fazla fıkra ihtiva eden maddelerin numaralanmamış fıkraları, numaralanacaktır.
MADDE 3
Konferansça, ilk yirmi sekiz toplantısında kabul edilmiş bulunan bir Sözleşmenin kesin şekilde onanmasına ait bir belgeyi şimdiki bu Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderecek olan Teşkilatın her üyesi, anılan Sözleşmeyi, şimdiki bu sözleşme ile değiştirilmiş şekli ile onanmış sayılacaktır.
MADDE 4
Bu Sözleşmenin iki nüshası, konferans Başkanı ile Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü tarafından imzalanacaktır. Bu nüshalardan birisi, Milletlerarası Çalışma Bürosu arşivine konulacak, diğeri Birleşmiş Milletler Antlşaşmasının 102 nci maddesi gereğince tescil edilmek üzere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine verilecektir. Genel Müdür bu Sözleşmenin tasdikli bir nüshasını, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerinden her birine yollayacaktır.
MADDE 5
Bu Sözleşmenin kesin şekilde onanmalarına ait belgeler, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecektir.
Bu Sözleşme, onun Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerinden ikisi tarafından onanmasına ait belge, Genel Müdür tarafından alındığı tarihte yürürlüğe girecektir.
Bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesi ve bunu mütaaakiben onun yeni onanmalarına ait belgelerin alınması akabinde, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, keyfiyeti, Milletlerarası Çalışma Teşkilatının bütün üyelerine ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bildirecektir.
Bu Sözleşmeyi onayan teşkilatın her üyesi, bununla, Sözleşmenin ilk yürürlüğe girmesiyle, bizzat kendi tarafından onanması tarihi arasındaki fasıla zarfında, bu Sözleşme gereğince yapılan herhangi bir hareketin muteber bulunduğunu tanımış olur.
MADDE 6
Bu Sözleşme yürürlüğe girer girmez, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Konferansça ilk yirmi sekiz toplantısında kabul edilmiş bulunan Sözleşmelerin, bu Sözleşme hükümleri gereğince değiştirilmiş şekildeki resmi metinlerini, kendi tarafından usulü dairesinde imzalı ve iki asıl nüsha olmak kaydı üzere hazırlayarak, bunlardan bir tanesi Milletlerarası Çalışma Bürosu arşivine konulacak ve diğeri Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 102 nci maddesine göre tescil olunmak için, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine verilecektir; Genel Müdür, bu metinlerin tasdikli nüshalarını, teşkilat üyelerinin her birine gönderecektir.
MADDE 7
Konferansça, ilk yirmi sekiz toplantısında kabul edilmiş bulunan Sözleşmelerde mevcut herhangi bir hükme bakılmaksızın, şimdiki, bu Sözleşmenin her üye tarafından onanması, anılan Sözleşmelerden herhangi birinin tabiatıyla feshini tazammun etmeyecek ve bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinin, adı geçen Sözleşmeleri yeni onamalara kapalı tutmak gibi bir sonucu olmayacaktır.
MADDE 8
Bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir Sözleşmenin konferansça kabulü halinde, yeni Sözleşmenin aksine hükümleri ihtima etmemesi şartiyle,
Yeni Sözleşmenin bir üye tarafından onanmas, bu yeni Sözleşme yürülüğe girmiş olmak kaydı ve şartıyle; şimdiki bu Söözleşmenin tabiatıyle bozulmasını tazammun edecektir;
Bu Sözleşmeyi değiştiren yeni Sözleşmenin yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren, şimdiki bu Sözleşme, artık üyelerin onanmalarına açık bulundurulmayacaktır.
Bu Sözleşme, onu onamış ve bunu değiştiren Sözleşmeyi onamamış olan bütün üyeler hakkında aynen yürürlükte kalmaya devam edecektir.
MADDE 9
Bu sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinlerinin her biri aynı şekilde muteberdir.
Türkiye, ILO tarafından kabul edilmiş olan sözleşmelerden 59 adetini onaylamıştır. Sekiz adet temel sözleşmenin tamamı, yönetişim sözleşmelerinden öncelikli olan dört sözleşmeden üçünü, 177 teknik sözleşmeden 48’i onaylanmıştır. Türkiye tarafından onaylanan 59 Sözleşmeden 55’i yürürlüktedir, 4 Sözleşmeye karşı çıkılmıştır.
ILO 158 No’lu Hizmet İlişkisine Son Verilmesi Sözleşmesi
ILO 73 No’lu Gemiadamlarının Sağlık Muayenesine İlişkin Sözleşme 6 Haziran 1946 tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından kabul edilmiş, Türkiye sözleşmeyi 15.7.2003 tarihinde 4908 sayılı yasa ile onaylamıştır.
Sözleşme, ticaret maksadıyla yük veya insan taşımaya tahsis edilmiş denizaşırı sefer yapan gemilerde çalışan personelin sağlık muayenesine ilişkin hükümleri düzenlemektedir. Sözleşmenin kapsamına giren kişiler, bir pratisyen doktorun imzaladığı sağlık raporu olmadıkça açık denizlerde sefer yapan gemilerde çalışamaz.
Sözleşme, ticaret maksadıyla yük veya insan taşımaya tahsis edilmiş denizaşırı sefer yapan gemilerde çalışan personelin sağlık muayenesine ilişkin hükümleri düzenlemektedir.
ILO 73 No’lu Gemiadamlarının Sağlık Muayenesine İlişkin Sözleşme
ILO Kabul Tarihi: 6 Haziran 1946 Kanun Tarih ve Sayısı: 25.6.2003 / 4908
Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulunun daveti üzerine 6 Haziran 1946 tarihinde Seattle’de yaptığı yirmisekizinci toplantıda;
Toplantı gündeminin beşinci maddesinde yeralan, gemiadamlarının sağlık muayenesine ilişkin bazı önerilerin kabulüne karar vererek;
Bu önerilerin bir uluslararası sözleşme şeklini alması gerektiğine hükmederek,
Sağlık Muayenesi (Gemiadamları) Sözleşmesi, 1946 olarak adlandırılacak aşağıdaki sözleşmeyi Bindokuzyüzkırkaltı yılı Haziran ayının işbu yirmidokuzuncu gününde kabul etmiştir.
Madde 1
Bu sözleşme, ticari amaçlı yük ve yolcu taşımacılığında kullanılan ve bu Sözleşmenin yürürlüğe girdiği ülkede kayıtlı kamu veya özel mülkiyetteki her açık deniz gemisine uygulanır.
Gemilerin hangi hallerde açık deniz gemisi sayılacağı ulusal yasa ve yönetmeliklerle belirlenir.
Bu Sözleşme: kayıtlı tonajı 200 tonilatodan az olan gemilere; yelken direkli, düz karinalı ağaç gemilere; balıkçı gemilerine; nehir tipi gemilere uygulanmaz.
Madde 2
Bu Sözleşme, aşağıda belirtilen kişilerin sağlıklı olmalarını sağlamak için alınan ve gemideki diğer kişilerin sağlığını tehlikeye düşürecek nitelikte olmayan önlemler saklı kalmak kaydıyla gemide herhangi bir görevde çalışan
kılavuz kaptan (mürettebat olmayan);
bir telsiz telgraf şirketinin emrinde çalışan telsiz haberleşme yetkilisi veya operatörü hariç, gemi sahibi dışında bir işveren tarafından gemide istihdam edilen kişiler;
mürettebat olmayan seyyar yükleme- boşaltma işçileri;
devamlı denizde istihdam edilmeyen liman işçileri; hariç herkese uygulanır.
Madde 3
Bu sözleşmenin uygulandığı kişilerden hiçbiri, bir pratisyen doktorun imzaladığı ve o kişinin denizde çalışacağı işe uygunluğunu onaylayan bir rapor veya özellikle görme bozukluğuna ilişkin bir rapor söz konusu ise, yetkili makam tarafından yetki verilen bir şahıs tarafından imzalanan bir raporu ibraz edememesi halinde bu Sözleşmenin uygulandığı bir gemide istihdam edilemez.
Ancak, bir şahıs önceki 2 yıl içerisinde bu Sözleşmenin uygulandığı bir açık deniz gemisinde çalıştırıldığına dair bir kanıt sunabildiği takdirde, bu Sözleşmenin ilgili ülke bakımından yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 yıllık süre ile aynı şekilde çalıştırılabilir.
Madde 4
Yetkili makam, armatörlerin ve gemi adamlarının ilgili kuruluşlarına danıştıktan sonra, yapılacak tıbbi muayenenin niteliğini ve sağlık raporunda yer alacak hususları koyar.
Muayenenin niteliği belirlenirken, muayene edilen kişinin yaşı ve yapılacak işin özelliği dikkate alınır.
Sağlık raporu özellikle;
kişinin duyma, görme ve (yaptıkları işe uygunluklarının renk körlüğü nedeniyle etkilenme ihtimali bulunmayan bazı uzman personel hariç) güverte bölümünde çalışacak kişi bakımından renk seçme yeteneklerinden hepsinin uygun olduğunu; ve
denizdeki çalışmasından dolayı ağırlaşacak veya işe uygun olmayan bir duruma düşürecek veya gemideki diğer kimselerin sağlığını tehdit edecek herhangi bir hastalığı bulunmadığını belirtir.
Madde 5
Sağlık raporu, verildiği tarihten itibaren 2 yıldan daha uzun olmayan bir süre için geçerli olur.
Sağlık raporu renk seçiciliği ile ilgili ise verildiği tarihten itibaren 6 yıldan daha uzun olmayacak bir süre için geçerlidir.
Raporun geçerlilik süresi yolculuk sırasında sona ererse, rapor yolculuğun sonuna kadar geçerli sayılır.
Madde 6
Yetkili makam, bir şahsın, acil durumlarda önceki maddelerdeki koşulları yerine getirmese de, tek bir yolculuk için istihdam edilmesine izin verebilir.
Bu durumlarda istihdam süresi ve koşulları, aynı kategoride bulunan ve bir sağlık raporuna sahip olan gemiadamları için öngörülenlerle aynı şekilde olur.
Bu maddeye göre yapılan istihdam, daha sonra hiçbir şekilde 3.madde hükümlerince aranan önceki istihdam gibi değerlendirilmez.
Madde 7
Yetkili makam, sağlık raporu yerine, belirlediği şekilde bir raporun verilmesini kabul edebilir.
Madde 8
Muayene sonucunda sağlık raporu verilmeyen bir şahıs için, herhangi bir armatörden veya armatörler veya gemiadamları kuruluşlarından bağımsız bir hakem hekim ya da hekimler tarafından bir başka tetkik yapılmak üzere başvuruda bulunabilmesine olanak sağlayacak düzenlemeler yapılır.
Madde 9
Yetkili makamın bu Sözleşme kapsamındaki görevlerinden herhangi biri, armatörler ve gemi adamları kuruluşlarına danışıldıktan sonra, işin tamamı veya bir kısmı genel olarak gemi adamlarıyla ilgili benzer görevleri yürüten bir makama ya da kuruluşa devredilmesi suretiyle ifa edilebilir.
Madde 10
Bu sözleşmenin kesin onama belgeleri Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilir ve onun tarafından tescil edilir.
Madde 11
Bu Sözleşme sadece, onay belgeleri Genel Müdür tarafından tescil edilen Uluslar arası Çalışma Örgütü Üyesi ülkeler için bağlayıcıdır.
Bu Sözleşme, içlerinde her biri en az 1 milyon tonilatoluk kayıtlı nakliye gemisi filosuna sahip 4 ülkenin yer alacağı ülkelerden (ABD, Arjantin Cumhuriyeti, Avustralya, Belçika, Brezilya, Kanada, Şili, Çin, Danimarka, Finlandiya, Fransa,Birleşik Krallık, Yunanistan, Hindistan, İrlanda, İtalya, Hollanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İsveç, Türkiye ve Yugoslavya) 7’sinin onay belgelerinin tescil edildiği tarihten 6 ay sonra yürürlüğe girer. Bu hükme, Sözleşmenin üye ülkeler tarafından kısa zamanda onaylanmasını kolaylaştırmak ve teşvik etmek amacıyla yer verilmiştir.
Bu Sözleşme, daha sonra, onu onaylayan her üye için, onay belgesinin tescil edildiği tarihten altı ay sonra yürürlüğe girer.
Madde 12
Bu Sözleşmeyi onayan her üye, onu ilk yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on yıllık bir süre sonunda Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne göndereceği ve bu Genel Müdürün tescil edeceği bir belge ile feshedebilir. Fesih, tescil tarihinden ancak bir yıl sonra geçerli olur.
Bu Sözleşmeyi onamış olup da, onu bundan evvelki fıkrada sözü edilen on yıllık sürenin bitiminden itibaren bir yıl zarfında bu maddede öngörüldüğü şekilde feshetmeyen her üye, yeniden on yıllık bir müddet için bağlanmış olur ve bundan sonra bu Sözleşmeyi, her on yıllık süre bitiminde, bu maddede öngörülen şartlar içinde feshedebilir.
Madde 13
Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Örgüt üyeleri tarafından kendisine bildirilen bütün onama ve fesihlerin kaydedildiğini Uluslararası Çalışma Örgütünün bütün üyelerine duyurur.
Genel Müdür, kendisine gönderilen Sözleşmenin ikinci onama belgesinin kaydedildiğini örgüt üyelerine duyururken bu sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih hakkında örgüt üyelerinin dikkatini çeker.
Madde 14
Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki maddeler gereğince, kaydetmiş olduğu bütün onama ve fesihlere ilişkin tüm bilgileri, Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 102 nci maddesi uyarınca kaydedilmek üzere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine ulaştırır.
Madde 15
Bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden itibaren, her 10 yıllık devrenin sonunda, Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu, bu sözleşmenin uygulanması hakkındaki bir raporu Genel Konferansa sunar ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi konusunun Konferans gündemine alınıp alınmaması gereği hakkında karar verir.
Madde 16
Konferans, bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir Sözleşme kabul etmesi halinde ve bu yeni Sözleşme aksini öngörmediği takdirde;
Değiştirici yeni Sözleşmenin bir üye tarafından onanması durumu, yukarıdaki 12 inci madde dikkate alınmaksızın ve değiştirici yeni Sözleşme yürürlüğe girmiş olmak kayıt ve şartıyla, bu Sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini gerektirir.
Değiştirici yeni Sözleşmenin yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren, bu Sözleşme üyelerin onamasına artık açık bulundurulamaz.
Bu Sözleşme, onu onayıp da değiştirici Sözleşmeyi onamamış bulunan üyeler için, her halükarda şimdiki şekil ve içeriği ile geçerli olmakta devam eder.
Madde 17
Bu sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinlerinin her ikisi de aynı şekilde geçerlidir.
Türkiye, ILO tarafından kabul edilmiş olan sözleşmelerden 59 adetini onaylamıştır. Sekiz adet temel sözleşmenin tamamı, yönetişim sözleşmelerinden öncelikli olan dört sözleşmeden üçünü, 177 teknik sözleşmeden 48’i onaylanmıştır. Türkiye tarafından onaylanan 59 Sözleşmeden 55’i yürürlüktedir, 4 Sözleşmeye karşı çıkılmıştır.
ILO 146 No'lu Gemiadamlarının Yıllık Ücretli İznine İlişkin Sözleşme
ILO 69 No’lu Gemi Aşçılarının Mesleki Ehliyet Diplomalarına İlişkin Sözleşme, 6 Haziran 1946 tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından kabul edilmiş, Türkiye sözleşmeyi 15.7.2003 tarihinde 4944 sayılı yasa ile onaylamıştır.
Sözleşme, ticaret maksadıyla yük veya insan taşımaya tahsis edilmiş denizaşırı sefer yapan gemilerde tayfanın yemeklerini hazırlamaktan doğrudan doğruya sorumlu olan gemi aşçılarının statüsüne dair hükümleri düzenlemektedir.
Sözleşme, ticaret maksadıyla yük veya insan taşımaya tahsis edilmiş denizaşırı sefer yapan gemilerde tayfanın yemeklerini hazırlamaktan doğrudan doğruya sorumlu olan gemi aşçılarının statüsüne dair hükümleri düzenlemektedir.
ILO 69 No’lu Gemi Aşçılarının Mesleki Ehliyet Diplomalarına İlişkin Sözleşme
ILO Kabul Tarihi: 6 Haziran 1946 Kanun Tarih ve Sayısı: 15.7.2003 / 4944
Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulunun daveti üzerine 6 Haziran 1946 tarihinde Seattle’de yaptığı yirmisekizinci oturumunda;
Toplantı gündeminin dördüncü maddesinde yeralan, gemi aşçılarının mesleki ehliyet diplomalarına ilişkin bazı önerilerin kabulüne karar vererek;
Bu önerilerin bir uluslararası sözleşme şeklini alması gerektiğine hükmederek,
Gemi aşçılarının mesleki ehliyet diplomaları Sözleşmesi 1946, olarak adlandırılacak olan aşağıdaki sözleşmeyi Bindokuzyüzkırkaltı yılı Haziran ayının işbu yirmisekizinci gününde kabul etmiştir.
Madde 1
Bu sözleşme, kamu veya özel şahıslar mülkiyeti altında bulunup, ticaret maksadıyla yük veya insan taşımaya tahsis edilmiş ve bu sözleşmenin yürürlükte olduğu bir ülkede kayıtlı olan her denizaşırı sefer yapan gemiye uygulanır.
Ulusal yasa ve yönetmelikler, bunların yokluğu halinde, işverenlerle işçiler arasında akdedilmiş müşterek mukaveleler hangi gemilerin yahut gemi kategorilerinin bu sözleşme bakımından denizaşırı sefer yapan gemi sayılacağını tarif edecektir.
Madde 2
Bu sözleşme bakımından “gemi aşçısı” tabiri, tayfanın yemeklerini hazırlamaktan doğrudan doğruya sorumlu olan kimseyi ifade eder.
Madde 3
Gemi aşçılığı yapabilecek ehliyette olduğuna dair aşağıdaki maddeler uyarınca verilmiş bir diplomaya sahip bulunmadıkça, bu sözleşmenin uygulandığı bir gemide, hiçbir kimse gemi aşçısı olarak istihdam edilemez.
Bununla beraber, kendi mütalaasınca diplomalı gemi aşçısı açığı mevcut olduğu takdirde, yetkili makam, yukarıdaki hüküm için istisnalara müsaade edebilir.
Madde 4
Yetkili makam, mesleki sınavlar yapılması ve ehliyet belgeleri verilmesi için gerekli düzenlemeleri yapar.
Hiç kimseye,
a.Yetkili makamca tespit edilecek asgari bir yaş haddine varmadıkça,
b.Yetkili makamca tespit edilecek bir müddet zarfında denizde hizmet etmiş olmadıkça,
c.Yetkili makamca emredilen bir sınavı başarı ile geçmiş olmadıkça,
bir ehliyet belgesi verilmez.
Öngörülen sınav, adayın yemek pişirme hususundaki kabiliyeti hakkında pratik bir denemeyi ve aynı zamanda gıda maddelerinin besleyici değeri, çeşitli ve dengeli yemek listesi hazırlama ile gemide erzakın işlenmesi ve muhafaza edilmesi hakkında testleri ihtiva etmelidir.
Öngörülen sınav, doğrudan doğruya yetkili makam tarafından tertip edilebilip, diploma verilebileceği gibi, bu görevler yetkili makamın denetimi altında tanınmış bir aşçılık okulu yahut herhangi bir müessese tarafından da yerine getirilebilir.
Madde 5
Bu Sözleşmenin 3 üncü maddesi, geminin kayıtlı bulunduğu ülke için, bu sözleşmenin yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren üç yılı aşmamak üzere bir süre geçtikten sonra hüküm ifade eder: Bununla beraber, yukarıda yazılı süre sona ermeden evvel aşçı sıfatıyla 2 yıl memnuniyet verici şekilde hizmet etmiş olan bir gemici için, ulusal yasalar, bu hizmetin bir ehliyet diplomasına eş değer olduğuna dair bir sertifikanın tanınmasını sağlayabilir.
Madde 6
Yetkili makam, başka ülkelerde verilmiş bulunan diplomaların tanınmasını sağlayabilir.
Madde 7
Bu sözleşme’nin kesin onama belgeleri Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilir ve onun tarafından tescil edilir.
Madde 8
Bu Sözleşme sadece, onay belgeleri Genel Müdür tarafından tescil edilen Uluslar arası Çalışma Örgütü Üyesi ülkeler için bağlayıcıdır.
Bu Sözleşme, içlerinde her biri en az 1 milyon tonilatoluk kayıtlı nakliye gemisi filosuna sahip 5 ülkenin yer alacağı ülkelerden (ABD, Arjantin Cumhuriyeti, Avustralya, Belçika, Brezilya, Kanada, Şili, Çin, Danimarka, Finlandiya, Fransa,Birleşik Krallık, Yunanistan, Hindistan, İrlanda, İtalya, Hollanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İsveç, Türkiye ve Yugoslavya) 9’unun onay belgelerinin tescil edildiği tarihten 6 ay sonra yürürlüğe girer. Bu hükme, Sözleşmenin üye ülkeler tarafından kısa zamanda onaylanmasını kolaylaştırmak ve teşvik etmek amacıyla yer verilmiştir.
Bu Sözleşme, daha sonra, onu onaylayan her üye için, onay belgesinin tescil edildiği tarihten altı ay sonra yürürlüğe girer.
Madde 9
Bu Sözleşmeyi onayan her üye, onu ilk yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on yıllık bir süre sonunda Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne göndereceği ve bu Genel müdürün tescil edeceği bir belge ile feshedebilir. Fesih, tescil tarihinden ancak bir yıl sonra geçerli olur.
Bu Sözleşmeyi onamış olup da, onu bundan önceki fıkrada sözü edilen on yıllık sürenin bitiminden itibaren bir yıl zarfında bu maddede öngörüldüğü şekilde feshetmeyen her üye, yeniden on yıllık bir müddet için bağlanmış olur ve bundan sonra bu Sözleşmeyi, her on yıllık süre bitiminde, bu maddede öngörülen şartlar içinde feshedebilir.
Madde 10
Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Örgüt üyeleri tarafından kendisine bildirilen bütün onama ve fesihlerin kaydedildiğini Uluslararası Çalışma Örgütünün bütün üyelerine duyurur.
Genel Müdür, Sözleşmenin yürürlüğe girmesini sağlamak için gerekli olan son onamanın tescilini, Örgüt üyelerine tebliğ ederken, bu sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih hakkında örgüt üyelerinin dikkatini çeker.
Madde11
Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki maddeler gereğince, kaydetmiş olduğu bütün onama ve fesihlere ilişkin tam bilgileri, Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 102 nci maddesi uyarınca tescil edilmek üzere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine ulaştırır.
Madde 12
Bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden itibaren, geçecek her 10 yıllık devrenin sonunda, Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu, bu sözleşmenin uygulanması hakkındaki bir raporu Genel Konferansa sunar ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi konusunun Konferans gündemine alınıp alınmaması gereği hakkında karar verir.
Madde 13
Konferans, bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir Sözleşme kabul etmesi halinde ve bu yeni Sözleşme aksini öngörmediği takdirde;
a.Değiştirici yeni Sözleşmenin bir üye tarafından onanması durumu, yukarıdaki 9 uncu madde dikkate alınmaksızın ve değiştirici yeni Sözleşme yürürlüğe girmiş olmak kayıt ve şartıyla, bu Sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini gerektirir.
b.Değiştirici yeni Sözleşmenin yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren, bu Sözleşme üyelerin onamasına artık açık bulundurulamaz.
Bu Sözleşme, onu onayıp da değiştirici Sözleşmeyi onamamış bulunan üyeler için, her halükarda şimdiki şekil ve içeriği ile geçerli olmakta devam eder.
Madde 14
Bu sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinlerinin her ikisi de aynı şekilde geçerlidir.
Türkiye, ILO tarafından kabul edilmiş olan sözleşmelerden 59 adetini onaylamıştır. Sekiz adet temel sözleşmenin tamamı, yönetişim sözleşmelerinden öncelikli olan dört sözleşmeden üçünü, 177 teknik sözleşmeden 48’i onaylanmıştır. Türkiye tarafından onaylanan 59 Sözleşmeden 55’i yürürlüktedir, 4 Sözleşmeye karşı çıkılmıştır.
134 No’lu İş Kazalarının Önlenmesine (Gemiadamları) İlişkin Sözleşme
ILO 68 No’lu Gemilerde Mürettebat İçin İaşe ve Yemek Hizmetlerine İlişkin Sözleşme, 6 Haziran 1946 tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından kabul edilmiş, Türkiye sözleşmeyi 15 Temmuz 2003 tarihinde 4943 sayılı yasa ile onaylamıştır. Sözleşme, yük veya yolcu taşıyan her tür ticari amaçlı açık deniz gemilerinde çalışan mürettebatın iaşe ve yemek hizmetleri için uygun standartları düzenlemektedir.
Sözleşme, yük veya yolcu taşıyan her tür ticari amaçlı açık deniz gemilerinde çalışan mürettebatın iaşe ve yemek hizmetleri için uygun standartları düzenlemektedir.
ILO 68 No’lu Gemilerde Mürettebat İçin İaşe ve Yemek Hizmetlerine İlişkin Sözleşme
ILO Kabul Tarihi: 6 Haziran 1946 Kanun Tarih ve Sayısı: 15.7.2003 / 4943
Uluslararası çalışma Bürosu Yönetim Kurulunun daveti üzerine 6 Haziran 1946 tarihinde Seattle’de yaptığı yirmi sekizinci oturumunda;
Toplantı gündeminin dördüncü maddesinde yer alan, gemilerde mürettebat için iaşe ve yemek hizmetlerine ilişkin bazı önerilerin kabulüne karar vererek;
Bu önerilerin bir uluslararası sözleşme şeklini alması gerektiğine hükmederek,
“Gemilerde İaşe ve Yemek Hizmetlerine İlişkin” (Gemi Mürettebatı) 1946 tarihli sözleşme olarak adlandırılacak aşağıdaki sözleşmeyi bindokuzyüzkırkaltı yılının Haziran ayinin işbu yirmi yedinci gününde kabul etmiştir.
Madde 1
Bu sözleşmenin yürürlükte olduğu Uluslararası çalışma Örgütü üyesi her ülke, bu sözleşmenin yürürlükte olduğu ülkede kayıtlı, yük veya yolcu taşıyan kamuya ait veya özel mülkiyet altında bulunan ticarî amaçlı her açık deniz gemisi mürettebatının iaşesinin ikmali ve yemek hizmetleri için uygun bir standardı geliştirmekle yükümlüdür.
Ulusal yasalar veya yönetmelikler veya bu tür yasa veya yönetmeliklerin bulunmaması halinde, isçi ile işveren arasındaki toplu sözleşmeler, bu sözleşme bakımından açık deniz gemileri olarak kabul edilecek gemileri veya gemi sınıflarını belirler.
Madde 2
Toplu sözleşmeler uyarınca layıkıyla yerine getiriliyor olması dışında, aşağıda belirtilen işler yetkili makam tarafından ifa edilir:
Yiyecek ve su ikmali, yemek hizmetleri ile kiler ve soğutma bölümleri dahil gemideki mutfak ve Diğer yemek yeme yerlerinin yapımı, yeri, havalandırılması, ısıtılması, aydınlatılması ve su tesisatının kurulması, donanımı ile ilgili yönetmeliklerin hazırlanması ve uygulanması;
Gemideki yiyecek ve su ikmali, yatacak yerlerin, yiyeceklerin saklanması, kullanılması ve hazırlanması ile ilgili düzenlemelerin ve teçhizatın Teftişi;
Yiyecek bölümü personelinin sahip olmaları gereken vasıfların belgelendirilmesi,
Düzgün bir iaşe ve yemek hizmetleri sağlama yöntemleri hakkında araştırma ve buna ilişkin eğitim ve propaganda çalışması;
Madde 3
Yetkili Makam, gemiadamları ve armatör örgütleri, yiyecek ve sağlık sorunlarıyla ilgilenen ulusal ve yerel makamlarla yakın bir işbirliği içinde çalışır ve gerektiği hallerde bu makamların sunduğu hizmetlerden yararlanabilir.
Bu Makamların faaliyetleri yetki çatışmalarının veya belirsizliğinin önlenmesini sağlayacak şekilde uygun biçimde koordine edilir.
Madde 4
Yetkili Makam, müfettişler de dahil olmak üzere yetişmiş sürekli personel bulundurur.
Madde 5
Her üye 1 inci Maddede belirtilen gemilerdeki mürettebatın sağlık ve rahatlığını sağlamak amacıyla yiyecek temini ve yemek hizmetlerine ilişkin yasaları ve yönetmelikleri hazırlar.
Bu yasa veya yönetmelikler;
Miktarı, besleyici değeri, kalitesi ve çeşitliliği bakımından mürettebatın büyüklüğü, yolculuğun niteliği ve süresi ile uyumlu erzak ve su sağlanmasını,
Her gemideki yiyecek bölümünün, mürettebata düzgün yemek hizmetleri sunulmasını sağlayacak şekilde düzenlenmesi ve teçhiz edilmesini,
öngörmelidir.
Madde 6
Ulusal yasalar veya yönetmelikler, yetkili makam tarafından;
Erzak ve su stoklarını,
Erzak ve suyun saklanması ile kullanımında yararlanılan bütün mekanları ve teçhizatını,
Mutfak ve yemeklerin hazırlanmasında ve sunulmasında kullanılan Diğer teçhizatı, ve
Yemek bölümünde görevli mürettebatın bu yasa ve yönetmeliklerin öngördüğü vasıflara sahip olup olmadıklarını,
teftiş edecek bir sistemi öngörmelidir.
Madde 7
Ulusal yasalar veya yönetmelikler veya bu yasaların veya yönetmeliklerin bulunmadığı hallerde işverenler ve isçiler arasındaki toplu is Sözleşmeleri;
Erzak ve su stoklarını
Erzak ve suyun saklanmasında ve kullanımında yararlanılan tüm mekanlar ve teçhizat ile mutfak ve yemeklerin hazırlanmasında ve sunulmasında yararlanılan Diğer teçhizatın, Kaptan veya onun bu amaçla görevlendireceği bir başka zabit tarafından yiyecek bölümünden bir mürettebat ile birlikte açık denizde belirli aralıklarla denetlenmesini öngörmelidir.
Bu tür denetimlerin her birinin sonucu kaydedilir.
Madde 8
Geminin kayıtlı bulunduğu ülkenin yetkili makamlarının temsilcileri, ulusal yasalar veya yönetmelikler tarafından belirtilen sayıdaki veya orandaki mürettebat veya gemiadamları veya armatörlerin tanınmış bir örgütünün yazılı şikâyeti üzerine, özel bir denetim yapmakla yükümlüdür. Bu şikâyetler geminin kalkışını geciktirmemek bakımından, mümkün olan en erken bir zamanda ve geminin limandan ayrılış saatinden en az yirmi dört saat öncesinde yapılır.
Madde 9
Müfettişler, gemi kaptanına veya armatöre veya Diğer sorumlu kişiye, yiyecek hizmetlerinin düzeyini geliştirme konusunda tavsiyelerde bulunma yetkisine sahiptirler.
Ulusal yasa veya yönetmelikler;
Yürürlükteki yasaların veya yönetmeliklerin gereklerini yerine getirmeyen armatör, kaptan, mürettebat ve Diğer sorumlu kişi, ile
Bir müfettişin görevini yerine getirmesini engelleme teşebbüsü hakkında cezaî yaptırımlar getirir.
Müfettişler, çalışmaları ve sonuçları hakkında belli bir forma uygun olarak hazırlayacakları raporları düzenli olarak sunarlar.
Madde 10
Yetkili Makam, bir yıllık rapor hazırlar.
Yıllık rapor ait olduğu yıl bitimini izleyen olabildiğince en erken bir zamanda hazırlanır ve ilgili tüm kuruluşlar ve kişilerin istifadesine hazır bulundurulur.
Bir yıllık Rapor örnekleri Uluslararası çalışma Bürosuna gönderilir.
Madde 11
Açık deniz gemilerinin yiyecek bölümünde çalışacaklar için mesleki eğitim kursları, ya onaylanmış okullar tarafından ya da hem armatörler hem de gemiadamları örgütleri tarafından kabul edilip benimsenen Diğer düzenlemeler vasıtasıyla sağlanır.
Daha önce eğitilmiş olan kişilerin teorik ve pratik bilgi ve yeteneklerini güncelleştirmeyi amaçlayan “tazeleyici kurslar” için kolaylıklar sağlanır.
Madde 12
Yetkili Makam, gemideki yiyecek hizmetlerinin gereklerini özellikle göz önüne alarak, yiyeceklerin satın alınması, depolanması, Korunması ve yemeklerin hazırlanması ve sunulmasına ilişkin güncel bilgileri derler.
Bu bilgiler genellikle, gemiler için yiyecek maddeleri ve donanımı üreten ve satan tüccarların, gemi kaptanlarının, asçılarının ve kamarotlarının, armatörlerin, gemiadamlarının ve onların örgütlerinin kullanımına bedava veya makul bir ücret karşılığında sunulur. Bu amaçla, el kitapları, broşürler, afişler, grafikler veya mesleki dergiler gibi uygun yayın araçları kullanılır.
Yetkili makam, yiyecek israfını önlemek, uygun bir hijyen düzeyinin korunmasını sağlamak amacıyla tavsiyelerde bulunur.
Madde 13
Yetkili makam, yiyecek bölümü personeline yeterlilik belgesi verilmesi, bilgi toplanması ve yayınlanması ile ilgili görevlerin tamamını veya bir kısmini, genel olarak gemicilerle ilgili benzer faaliyetleri yürüten bir merkezi kurma veya makama devretmek suretiyle yerine getirebilir.
Madde 14
Bu sözleşmenin kesin onama belgeleri Uluslararası çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilir ve onun tarafından tescil edilir.
Madde 15
Bu sözleşme sadece, onay belgeleri Genel Müdür tarafından tescil edilen Uluslararası çalışma Örgütü Üyesi ülkeler için bağlayıcıdır.
Bu sözleşme, içlerinde her biri en az 1 milyon tonilatoluk kayıtlı nakliye gemisi filosuna sahip 5 ülkenin yer alacağı ülkelerden (ABD, Arjantin Cumhuriyeti, Avustralya, Belçika, Brezilya, Kanada, Sili, Çin, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Birleşik Krallık, Yunanistan, Hindistan, İrlanda, İtalya, Hollanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İsveç, Türkiye ve Yugoslavya) 9’unun onay belgelerinin tescil edildiği tarihten 6 ay sonra yürürlüğe girer. Bu hükme, sözleşmenin üye ülkeler tarafından kısa zamanda onaylanmasını kolaylaştırmak ve teşvik etmek amacıyla yer verilmiştir.
Madde 16
Bu sözleşmeyi onayan her üye, onu ilk yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on yıllık bir süre sonunda Uluslararası çalışma Bürosu Genel Müdürüne göndereceği ve Genel Müdürün tescil edeceği bir belge ile feshedebilecektir.Fesih, tescil tarihinden ancak bir yıl sonra hüküm ifade edecektir.
Bu sözleşmeyi onamış olup da, onu bundan evvelki fıkrada sözü edilen on yıllık sürenin bitiminden itibaren bir yıl zarfında bu maddede öngörüldüğü şekilde feshetmeyen her üye, yeniden on yıllık bir müddet için bağlanmış olur ve bundan sonra bu sözleşmeyi, her on yıllık süre bitiminde, bu maddede öngörülen şartlar içinde feshedebilir.
Madde 17
Uluslararası çalışma Bürosu Genel Müdürü, Örgüt üyeleri tarafından kendisine bildirilen bütün onama ve fesihlerin kaydedildiğini Uluslararası çalışma Örgütünün bütün üyelerine duyurur.
Genel Müdür, kendisine gönderilen sözleşmenin ikinci onama belgesinin kaydedildiğini örgüt üyelerine duyururken bu sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih hakkında örgüt üyelerinin dikkatini çeker.
Madde 18
Uluslararası çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki maddeler gereğince, kaydetmiş olduğu bütün onama ve fesihlere ilişkin tüm bilgileri, Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 102 enci maddesi uyarınca kaydedilmek üzere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine ulaştırır.
Madde 19
Bu sözleşmenin yürürlüğe girmesinden itibaren, her 10 yıllık devrenin sonunda, Uluslararası çalışma Bürosu Yönetim Kurulu, bu sözleşmenin uygulanması Hakkındaki bir raporu Genel Konferansa sunar ve konferansın gündemine sözleşmenin tamamen veya kısmen tadili konusunun konulup konulmaması hususunu inceler.
Madde 20
Konferansın, bu sözleşmeyi tamamen veya kısmen tadil eden yeni bir sözleşme kabul etmesi halinde ve bu yeni sözleşme aksini öngörmediği takdirde;
Tadil edici yeni sözleşmenin bir üye tarafından onanması durumu, yukarıdaki 16 enci madde dikkate alınmaksızın ve tadil edici yeni sözleşme yürürlüğe girmiş olmak Kayıt ve şartıyla, bu sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini gerektirir.
Tadil edici yeni sözleşmenin yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren, bu sözleşme üyelerin onamasına artık açık bulundurulamaz.
İşbu sözleşme, sözleşmeyi onaylayan fakat tadil edici sözleşmeyi onaylamayan üyeler için, mevcut sekil ve kapsamı ile yürürlükte kalacaktır.
Madde 21
Bu sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinlerinin her ikisice eşit derecede geçerlidir.
Türkiye, ILO tarafından kabul edilmiş olan sözleşmelerden 59 adetini onaylamıştır. Sekiz adet temel sözleşmenin tamamı, yönetişim sözleşmelerinden öncelikli olan dört sözleşmeden üçünü, 177 teknik sözleşmeden 48’i onaylanmıştır. Türkiye tarafından onaylanan 59 Sözleşmeden 55’i yürürlüktedir, 4 Sözleşmeye karşı çıkılmıştır.
ILO 45 No’lu Yeraltı İşleri (Kadınlar) Sözleşmesi, 4 Haziran 1935 tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından kabul edilmiş, Türkiye sözleşmeyi 9 Haziran 1937 tarihinde 3229 sayılı yasa ile onaylamıştır. Sözleşmenin onaylandığına dair yasa Resmi Gazetenin 23 Haziran 1937 tarihli sayısında yayınlanarak sözleşme yürürlüğe girmiştir. Sözleşme, kadınların maden ocaklarında yeraltı işlerinde çalıştırılmasını yasaklamıştır.
ILO 45 No’lu Yeraltı İşleri (Kadınlar) Sözleşmesi, 4 Haziran 1935 tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından kabul edilmiş, Türkiye sözleşmeyi 9 Haziran 1937 tarihinde 3229 sayılı yasa ile onaylamıştır. Sözleşmenin onaylandığına dair yasa Resmi Gazetenin 23 Haziran 1937 tarihli sayısında yayınlanarak sözleşme yürürlüğe girmiştir. Sözleşme, kadınların maden ocaklarında yeraltı işlerinde çalıştırılmasını yasaklamıştır.
45 No’lu Yeraltı İşleri (Kadınlar) Sözleşmesi
ILO Kabul Tarihi: 4 Haziran 1935
Kanun Tarih ve Sayısı: 9 Haziran 1937 / 3229
Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 23 Haziran 1937 / 3638
Milletlerarası İş Bürosu İdare Meclisi tarafından vaki davet üzerine, Cenevre’de 4 Haziran 1935 tarihinde 19 uncu inikad halinde toplanan Milletlerarası İş Teşkilatı Umumi Konferansı, inikat ruznamesinin ikinci maddesini teşkil eden her nevi maden ocaklarında yeraltında kadınların çalıştırılmasına ait bulunan mesele hakkında muhtelif tekliflerin kabulünü,
Bu tekliflerin Milletlerarası bir mukavele projesi şeklini almasını kararlaştırdıktan sonra,
Bin dokuz yüz otuz beş senesi Haziran ayının yirmi bir tarihinde (Yeraltı işleri Mukavelesi “Kadınlar” 1935) adını taşıyacak olan aşağıdaki mukavele projesini kabul eder:
MADDE 1
Bu mukavelenin tasdiki için “Maden Ocağı” tabiri, gerek amme, gerekse hususi vasfını haiz ve yeraltında mevcut maddelerin istiracını istihdaf eden her nevi teşebbüslere şamildir.
MADDE 2
Kadın cinsinden hiç bir şahıs, yaşı ne olursa olsun maden ocaklarında yeraltı işlerinde çalıştırılamaz.
MADDE 3
Milli kanunlarla yukarıda yazılı memnuniyeten şu kimseler istisna edilebilirler:
a.Sevki idare vazifesi ile mükellef olup, bedenen çalışmayan şahıslar,
b.Sıhhi ve sosyal hizmetlerde çalışan şahıslar,
c.Mesleki bilgilerini tamamlamak maksadiyle bir maden ocağında yeraltı işlerinde staj görmelerine müsade edilen tahsildeki şahıslar,
d.Bedenen çalışma mahiyetinde olmayan bir sanatın icrası için bir maden ocağının yeraltı kısımlarına tesadüfi olarak inmesine Iüzum görülen diğer bütün şahıslar.
MADDE 4
Bu mukavelenin resmi tasdiknameleri Akvam Cemiyeti Umumi Katibine tevdi olunacak ve mumaileyh tarafından tescil edilecektir.
MADDE 5
Bu mukavele, ancak, Umumi Katip tarafından tasdiknamesi tescil edilmiş olan Milletlerarası İş Azasını bağlayacaktır.
Mukavele, Umumi Katip tarafından iki azanın tasdiknamelerinin tescilinden itibaren 12 ay sonra mer’iyete girecektir.
Bundan sonra da mukavele, her aza için kendi tasdiknamesinin tescilinden itibaren 12 ay sonra mer’iyete girecektir.
MADDE 6
Milletlerarası İş Teşkilatı azasından ikisinin tasdiknamesi tescil edilir edilmez, Akvam Cemiyeti Umumi Katibi, Milletlerarası İş Teşkilatının bütün azasına keyfiyeti iş’ar edecektir.
Keza, teşkilat azası tarafından kendisine daha sonra tevdi olunacak tasdiknamelerin tescilini de bütün azaya tebliğ eyleyecektir.
MADDE 7
Bu mukaveleyi tasdik etmiş olan her aza mukavelenin mer’iyeti mebde tarihinden itibaren 10 sene zarfında, onu Akvam Cemiyeti Umumi Katibine göndereceği ve mumaileyhin tescil edeceği bir mektupla feshedilebilir. Feshin hükmü tescilden itibaren bir sene sonra cari olacaktır.
Bu mukaveleyi tasdik etmiş olan her aza birinci fıkrada adı geçen on senelik müddetin hitamını takip eden bir senelik müddet zarfında, bu maddede derpiş edilen feshe ait ihtiyarını kullanmadığı takdirde, yeniden 10 senelik bir devre için bağlı kalacak ve bundan sonra
mukaveleyi, bu maddede yazılı şartlar içinde her on senelik devrenin hitamında feshedebilecektir.
MADDE 8
Bu mukavelenin mer’iyete girmesinden itibaren her 10 senelik devrelerin hitamında Milletlerarası İş Bürosu İdare Meclisi, onun tatbikine ait bir raporu umumi Konferansa tevdi edecek ve onun tamamen veya kısmen tadili meselesini Konferans ruzmamesine koyup koymama hususunda bir karar alacaktır.
MADDE 9
Konferans, bu mukaveleyi tamamen ve ya kısmen tadil eden yeni bir mukavele kabul ettiği takdirde, yeni mukavelede hilafına bir hüküm olmadıkça,
a.Tadili muhtevi yeni mukavelenin bir aza tarafından tasdiki, onun mer’iyete girmiş olması kayıt ve şartı altında, yukarıdaki 7 nci madde nazarı itibare alınmaksızın, hali hazırdaki mukavelenin tabi bir şekilde derhal feshini tazammun edecektir.
b.Tadili havi yeni mukavelenin mer’iyete girmesi tarihinden itibaren, halihazır mukavelesi artık azanın tasdikine açık bulundurulmayacaktır.
Bu mukavele, onu tasdik edip te tadili havi mukaveleyi tasdik etmeyecek aza için şimdiki şekil ve metni ile mer’i olmakta devam edecektir.
MADDE 10
Bu mukavelenin Fransızca ve İngilizce metinlerinin her ikiside muteberdir.
ILO 15 No’lu Asgari Yaş (Trimciler ve Ateşçiler) Sözleşmesi, Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından 29 Ekim 1921 tarihinde kabul edilmiş, Türkiye tarafından 25 Mayıs 1959 tarihli ve 7292 sayılı kanun ile kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 2 Haziran 1959 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Uluslararası Çalışma Örgütü
ILO 15 No’lu Asgari Yaş (Trimciler ve Ateşçiler) Sözleşmesi
Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından vaki davet üzerine, 25 Ekim 1921 tarihinde Cenevre’de yapılan, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Konferansının 3 üncü toplantısında, toplantı gündeminin 8 inci maddesini teşkil eden 18 yaşından aşağı bilumum şahısların Trimci ve Ateşci sıfatıyla gemilerde işe alınmalarının men’ine dair muhtelif tekliflerine kabulüne, bu tekliflerin Milletlerarası bir Sözleşme şeklinde kaleme alınmasına karar verildikten sonra, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı statüsü hükümlerine uygun olarak, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerince tasdik edilmek üzere, Trimci ve Ateşcilerin asgari yaş haddine dair 1921 tarihli Sözleşme adını alacak olan aşağıdaki Sözleşme kabul edilmiştir
MADDE 1
İşbu Sözleşmenin tatbikatı bakımından “Gemi” tabiri, harp gemileri müstesna, denize sefer yapan büyük, küçük, ne olursa olsun, hususi mülkiyete veya amme mülkiyetine ait bilumum gemileri ifade eder.
MADDE 2
18 yaşından aşağı kimseler, trimci veya ateşci sıfatiyle, gemilerde çalıştırılamaz.
MADDE 3
İkinci madde hükümleri:
Amme makamlarınca tasvip edilmek ve onların murakabesi altında bulunmak şartiyle, mektep gemilerinde genç yaştaki kimseler tarafından görülen işlerde;
Esas kuvvei muharrekesi buhar kuvveti olmayan gemilerdeki işlerde;
Japonya veya Hindistan’da en ziyade temsil kabiliyetini haiz işçi ve işveren teşekkülleri ile istişare edilerek hazırlanacak nizamnamelerdeki kayıtlar mahfuz kalmak şartiyle, münhasıran bu memleketlerin sahillerinde sefer yapan gemilerde çalıştırılacak olan ve bedeni kabiliyetlerinin müsait olduğu tıbbi bir muayene neticesinde kabul edilmiş bulunan en az 16 yaşındaki kimselerin yaptığı işlerde, tatbik edilmeyecektir.
MADDE 4
Bir limanda bir trimci veya ateşci almak mecburiyeti hasıl olduğu takdirde, eğer oradaki bu sınıf işçiler arasında en az onsekiz yaşında işçi bulunması mümkün olmazsa onsekiz yaşından küçük fakat onaltı yaşından büyük genç işçiler bu işlere alınabilirler. Böyle bir hal vukuunda, hizmetine ihtiyaç duyulan bir trimci veya ateşcinin yerine bu gençlerden iki kişinin işe alınması zaruridir.
MADDE 5
Bu Sözleşme hükümlerinin tatbikatının kontrolünü imkanını temin sadedinde, her kaptan veya işveren, gemide çalışan ve yaşları onsekizden küçük olan bu nevi şahısları doğum tarihleri ile birlikte gösteren bir kayıt defteri veya mürettebat listesi tutmakla mükelleftir.
MADDE 6
Gemi mürettebatını iş mukaveleleri işbu Sözleşme hükümlerinin bir hülasasını ihtiva edecektir.
MADDE 7
İş bu Sözleşmenin Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Statüsüyle vaaz edilmiş şartlar dahilinde, resmen tasdik edildiğini mübeyyin belgeler, Milletlerarası Çalışma Bürosu Umum Müdürüne gönderilecek ve tasdik keyfiyeti umum Müdür tarafından tescil olunacaktır.
MADDE 8
Bu Sözleşme, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerinden ikisinin tasdiki ve tasdikin Umum Müdür tarafından tescili ile mer’i yete girecektir.
Bu Sözleşme ancak Milletlerarası Çalışma Bürosunca tasdikleri tescil edilmiş üyeleri bağlar.
Bundan sonra Sözleşme, tasdik keyfiyetini Milletlerarası Çalışma Bürosuna tescil ettiren her üye hakkında tescilinin yapıldığı tarihte mer’iyete girecektir.
MADDE 9
İşbu Sözleşmenin Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerinden ikisi tarafından tasdik edilmesi ve tasdikin Milletlerarası Çalışma Bürosunca tescili akabinde Milletlerarası Çalışma Bürosu Umum Müdürü durumu Milletlerarası Çalışma Teşkilatının bütün üyelerine tebliğ edecektir. Milletlerarası Çalışma Teşkilatının diğer üyeleri tarafından daha sonra bildirilmiş olan tasdiklere ait tesciller için de aynı şekilde tebligat yapılacaktır.
MADDE 10
Sözleşmeyi tasdik eden her üye 8 inci madde hükmü mahfuz kalmak şartiyle 1,2,3,4,5 ve 6 ncı maddelerde yazılı hükümleri, en geç 10 ocak 1924 tarihinden itibaren tatbik etmeyi ve bu hükümlerin tatbiki hususunda gerekli tedbirleri almayı taahhüt eder.
MADDE 11
iş bu Sözleşmeyi tasdik eden her üye, Sözleşme hükümlerini müstemlekelerde, İdaresi veya himayesi altındaki ülkelerde Milletlerarası Çalışma Teşkilatı statüsünün 35 inci maddesi gereğince tatbik etmeyi taahhüt eder.
MADDE 12
Bu Sözleşmeyi tasdik eden her üye, onu, ilk yürürlüğe giriş tarihinden itibaren on yıllık bir devre sonunda, Milletlerarası Çalışma Bürosu Umum Müdürüne göndereceği ve müdürün tescil edeceği bir ihbarname ile feshedebilir. Fesih, tescilin Milletlerarası Çalışma Bürosu tarafından ifasından bir sene sonra muteber olacaktır.
MADDE 13
Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim kurulu, en az 10 senede bir işbu Sözleşmenin tatbikatı hakkında genel konferansa bir rapor arz edecek ve icap ettiği takdirde konferansın gündemine bu Sözleşmenin yeniden gözden geçirilmesi ve ya tadili ile ilgili meseleleri ithal edecektir.
MADDE 14
İşbu Sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinleri aynı derecede muteberdir
İş Mahkemeleri Kanunu, 7036 kanun numarası ile 12.10.2017 tarihinde kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 25.10.2017 tarihli sayısına yayınlanmış ve 01.01.2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. İş Mahkemeleri Kanunu, iş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulü ile İş Uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuğun esaslarını düzenlemektedir. İş Mahkemeleri Kanununa paralel olarak, arabulucuların uzmanlık alanları ve uzmanlığa ilişkin usul ve esaslar Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından belirlenmiştir.
MADDE 2- (1) İş mahkemeleri, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun hükümlerine göre belirlenir.
(2) İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde iş mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. İhtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır.
(3) İş mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince, bu Kanundaki usul ve esaslara göre bakılır.
Dava şartı olarak arabuluculuk
MADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
(3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(4) Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir.
(5) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır.
(6) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir.
(7) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür.
(8) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar.
(9) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve onuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, altıncı fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir.
(10) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir.
(11) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir.
(12) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.
(13) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir.
(14) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır.
(15) Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı hâlinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmaları ve iradelerinin birbirine uygun olması aranır.
(16) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.
(17) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.
(18) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir.
(19) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür.
(20) 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda düzenlenen gazeteci ile 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı, bu madde kapsamında işçi sayılır.
(21) Bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır.
(22) Arabuluculuğa başvuru usulü, arabulucunun görevlendirilmesi ve arabuluculuk görüşmelerine ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.
Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru zorunluluğu
MADDE 4- (1) 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurulması zorunludur. Diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan başvuruya altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır. Kuruma başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.
(2) Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür.
Görev
MADDE 5- (1) İş mahkemeleri;
a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabigemiadamları,22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,
b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,
c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara,
ilişkin dava ve işlere bakar.
Yetki
MADDE 6- (1) İş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir.
(2) Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
(3) İş kazasından doğan tazminat davalarında, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
(4) İş mahkemelerinin yetkilerine ilişkin olarak diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır.
(5) Bu madde hükümlerine aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.
Yargılama usulü ve kanun yolları
MADDE 7- (1) İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır.
(2) Davaların yığılması hâlinde, her bir talebe ilişkin vakıalar bakımından ispat yükü ve deliller ayrı ayrıdeğerlendirilir.
(3) 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır.
(4) Kanun yoluna başvuru süresi, ilamın taraflara tebliğinden itibaren işlemeye başlar.
(5) Kanun yoluna başvurulan kararlar, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtayca ivedilikle karara bağlanır.
Temyiz edilemeyen kararlar
MADDE 8- (1) Diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, aşağıda belirtilen dava ve işlerde verilen kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:
a) 4857 sayılı Kanunun 20ncimaddesi uyarınca açılan fesih bildirimine itiraz davalarında verilen kararlar.
b) İşveren tarafından toplu iş sözleşmesi veya işyeri düzenlemeleri uyarınca işçiye verilen disiplin cezalarının iptali için açılan davalarda verilen kararlar.
c)18/10/2012tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun;
1) 24 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları,
2) 34 üncü maddesinin dördüncü fıkrası,
3) 53 üncü maddesinin birinci fıkrası,
4) 71 inci maddesinin birinci fıkrası,
kapsamında açılan davalarda verilen kararlar.
ç) 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun;
1) 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası,
2) 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası,
kapsamında açılan davalarda verilen kararlar.
Hüküm bulunmayan hâller
MADDE 9- (1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 6100 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.
Yürürlükten kaldırılan hükümler
MADDE 10- (1) 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
(2) Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 5521 sayılı Kanuna yapılan atıflar, bu Kanuna yapılmış sayılır.
MADDE 11- 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 20 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.”
“Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir.”
MADDE 12- 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine üçüncü ve mevcut beşinci fıkralarından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler.”
“Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde;
a) İşe başlatma tarihini,
b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını,
c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal miktarını,
belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.”
MADDE 13- 4857 sayılı Kanunun 91 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“İşçilerin kanundan, iş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin başvuruları üzerine, iş sözleşmesinin devam etmesi kaydıyla birinci fıkra hükmü uyarınca işlem yapılabilir.”
MADDE 14- 4857 sayılı Kanunun 92 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ve işçi şikayetlerini inceleyen bölge müdürlüğü memurları” ibaresi ile üçüncü fıkrasında yer alan “ile işçi şikayetlerini incelemekle görevli bölge müdürlüğü memurları” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
MADDE 15- 4857 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
“Zamanaşımı süresi
EK MADDE 3- İş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla hangi kanuna tabi olursa olsun, yıllık izin ücreti ve aşağıda belirtilen tazminatların zamanaşımı süresi beş yıldır.
a) Kıdem tazminatı.
b) İş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat.
c)Kötüniyettazminatı.
d) İş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat.”
MADDE 16- 4857 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 8- Ek 3 üncü madde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra sona eren iş sözleşmelerinden kaynaklanan yıllık izin ücreti ve tazminatlar hakkında uygulanır.
Ek 3 üncü maddede belirtilen yıllık izin ücreti ve tazminatlar için bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri, değişiklikten önceki hükümlere tabi olmaya devam eder. Ancak, zamanaşımı süresinin henüz dolmamış kısmı, ek 3 üncü maddede öngörülen süreden uzun ise, ek 3 üncü maddede öngörülen sürenin geçmesiyle zamanaşımı süresi dolmuş olur.”
MADDE 17- 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 2 ncimaddesinin birinci fıkrasının (b) bendine “gerçekleştiren,” ibaresinden sonra gelmek üzere “tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen,” ibaresi ve (d) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
“e) İdare: 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan idare ve kurumlar ile 5018 sayılı Kanunda tanımlanan mahalli idareler ve bu idareler tarafından kurulan işletmeleri, özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmelerini, sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları,”
MADDE 18- 6325 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “taraflar da” ibaresi “taraflar ve görüşmelere katılan diğer kişiler de” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 19- 6325 sayılı Kanunun 6 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(3) Daire Başkanlığı, arabulucuların uzmanlık alanlarını ve uzmanlığa ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”
MADDE 20- 6325 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 21- 6325 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(3) Arabuluculuk ücretini karşılamak için adli yardıma ihtiyaç duyan taraf, arabuluculuk bürosunun bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinin kararıyla adli yardımdan yararlanabilir. Bu konuda 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 334 ila 340 ıncı maddeleri kıyasen uygulanır.”
MADDE 22- 6325 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“(6) Arabuluculuk müzakerelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. Uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayabilecek uzman kişiler de müzakerelerde hazır bulundurulabilir.”
“(7) Tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde arabulucu bir çözüm önerisinde bulunabilir.
(8) Arabuluculuk müzakerelerinde idareyi, üst yönetici tarafından belirlenen iki üye ile hukuk birimi amiri veya onun belirleyeceği bir avukat ya da hukuk müşavirinden oluşan komisyon temsil eder. Komisyon, arabuluculuk müzakereleri sonunda gerekçeli bir rapor düzenler ve beş yıl boyunca saklar.
(9) Komisyon üyelerinin arabuluculuk faaliyeti kapsamında yaptıkları işler ve aldıkları kararlar sebebiyle açılacak tazminat davaları, ancak Devlet aleyhine açılabilir. Devlet ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan üyelere ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder.
(10) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir.”
MADDE 23- 6325 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde ve ikinci fıkrasında yer alan “taraflar veya vekillerince” ibareleri “taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca” şeklinde değiştirilmiştir.
“d) Uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olmadığının tespit edilmesi.”
MADDE 24- 6325 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “asıl uyuşmazlık hakkındaki görev ve yetki kurallarına göre belirlenecek olan mahkemeden” ibaresi “arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden” şeklinde ve üçüncü fıkrasında yer alan “üzerinden de yapılabilir” ibaresi “üzerinden yapılır” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“(4) Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır.
(5) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.”
MADDE 25- 6325 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, (e) bendinde yer alan “ve uygulamalı” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“ç) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak,”
“(4) Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabulucuları, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına gönderir. Bir arabulucu, en fazla üç komisyon listesine kaydolabilir.”
MADDE 26- 6325 sayılı Kanunun 28 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(3) Arabuluculuğa başvuranları bilgilendirmek, arabulucuları görevlendirmek ve kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere Bakanlık tarafından uygun görülen adliyelerde arabuluculuk büroları kurulur. Adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu tarafından, münhasıran bu bürolarda çalışmak üzere bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar personel görevlendirilir. Arabuluculuk büroları, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenen sulh hukuk hâkiminin gözetim ve denetimi altında görev yapar. Arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde bu büroların görevi, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunca görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü tarafından ilgili hâkimin gözetim ve denetimi altında yerine getirilir.”
MADDE 27- 6325 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu” ibaresi “Hâkimler ve Savcılar Kurulu” şeklinde değiştirilmiş, (g) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bentler eklenmiş, diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiş ve mevcut (h) bendinde yer alan “Müdürü” ibaresi “Başkanı” şeklinde değiştirilmiştir.
“ğ) Kendisine mensup işçi sayısı en çok olan üç işçi sendikaları konfederasyonunca seçilecek birer temsilci.
h) En çok işveren mensubu olan işveren sendikaları konfederasyonunca seçilecek bir temsilci.”
MADDE 28- 6325 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve uygulamalı” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
MADDE 29- 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasına dördüncü cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş ve fıkranın mevcut beşinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi iki ay içinde kararını verir.”
“Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması hâlinde Yargıtay, uyuşmazlığı iki ay içinde kesin olarak karara bağlar.”
MADDE 30- 6356 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin ikinci fıkrasına ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş ve fıkranın mevcut üçüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içinde kararını verir.”
“Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması hâlinde Yargıtayca on beş gün içinde kesin olarak karar verilir.”
MADDE 31- 6356 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi kesin olarak karar verir.”
MADDE 32- 6356 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi on beş gün içinde kesin olarak karar verir.”
MADDE 33- 6356 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin altıncı fıkrasının dördüncü ve beşinci cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Mahkemece verilen karar hakkında, ilgililerce veya Bakanlıkça istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içinde kararını verir. Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması hâlinde Yargıtay, temyiz talebini bir ay içinde kesin olarak karara bağlar.”
MADDE 34- 6356 sayılı Kanunun 43 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Bunların dışındaki itirazlar için mahkeme, duruşma yaparak karar verir ve bu karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içinde kararını verir.”
“Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması hâlinde Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.”
MADDE 35- 6356 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi, uyuşmazlığı iki ay içinde kesin olarak karara bağlar.”
MADDE 36- 6356 sayılı Kanunun 71 inci maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içinde kesin olarak karar verir.”
MADDE 37- 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
“EK MADDE 3- Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 1 inci ve geçici 9 uncu maddelerine tabi teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında çalışan personel ile bu teşebbüs ve bağlı ortaklıklar arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işler iş mahkemelerinde görülür.”
Geçiş hükümleri
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Mülga 5521 sayılı Kanun gereğince kurulan iş mahkemeleri, bu Kanun uyarınca kurulmuş iş mahkemeleri olarak kabul edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar, açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam olunur.
(2) Bu Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz.
(3) Başka mahkemelerin görev alanına girerken bu Kanunla iş mahkemelerinin görev alanına dâhil edilen dava ve işler, iş mahkemelerine devredilmez; kesinleşinceye kadar ilgili mahkemeler tarafından görülmeye devam olunur.
(4) İlk derece mahkemeleri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilen kararlar, karar tarihindeki kanun yoluna ilişkin hükümlere tabidir.
Yürürlük
MADDE 38- (1) Bu Kanunun;
a) 3 üncü, 11 inci ve 12ncimaddeleri 1/1/2018 tarihinde,
b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 39- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Ayn Rand, 2 Şubat 1905 tarihinde St Petesburg’da doğmuş, çocukluğu, kollektivizmin doğuşuna tanıklık ederek geçmiştir. Asıl adı Alişya Rosenbaum olan Ayn Rand, Stalin’i, Lenin’i ve Stalin’i gazetelerden okuyarak öğrenmiş, Rusya’da Leningrad Üniversitesinde tarih eğitimi alarak 1925 yılında mezun olmuştur. Amerika’da annesinin akrabaları olan Ayn Rand, Şubat 1926’da 21 yaşında iken New Yok limanına inmiş, akrabalarıyla Chicago’da geçirdiği kısa bir süreden sonra bir daha hiçbir zaman Sovyetler Birliği’ne dönmemeye karar vermiştir.
Ayn Rand’n üniversite yıllarında yaptığı en büyük keşifler Edmond Rostand, Friedrich Schiller ve Fyodor Dostoevsky olmuş, Schiller’e de büyük hayranlık beslemiş, Dostoyevski’e ise kurduğu drama ve yaptığı derin ahlaki analizler yüzünden bağılık duymuş, Rostand’ın ise zengin, romantik hayal gücüne kapılmıştır.
Kısa öyküler ve oyunlar yazmaya başlayan Ayn Rand, Nietzsche ile de tanışmış, “Zerdüşt Böyle Diyordu” isimli eserdeki kahraman ve özgür adamın yüceltilmesini beğenmiş, ancak kitabın felsefesine sert eleştirilerde bulunmuştur.
Ayn Rand’ı en çok etkileyen isim özellikle Mantık adlı eseriyle Aristoteles olmuş, onu gelmiş geçmiş en büyük filozof olarak görmüş ve sonradan, etkilendiği tek filozof olduğunu söylemiştir.
Ayn Rand, genç bir aktör olan Frank O’Connor ile 1929 yılında evlenmiş, 1931 yılında Amerikan vatandaşlığına kabul edilmiştir.
Fikirleri ve Kitapları
Ayn Rand, edebiyat alanındaki ilk başarısını 1932 yılında “Red Pawn” adlı senaryosunu Universal stüdyolarına satarak yakalamış, ardından 1934 yılında “16 Ocak Gecesi” (Night of January 16th) adlı eserini yayımlamış ve bu eser büyük ölçüde başarılı olmuş, 1936 yılında “Yaşamak İstiyorum” (We the Living), 1938 yılında ise “Ben” (Anthem) adlı romanlarını yazmıştır.
Ayn Rand, Nathaniel Branden, Alan Greenspan ve Leonard Peikoff ile birlikte Felsefesini tanıtmak ve yaymak üzere objektivist hareketi başlatmış ve Objektivizm Felsefesinin kurucusu oluştur. Felsefesi ve kitapları kendi bireycilik, rasyonel bencillik ve kapitalizm mefhumlarını vurgulamakta, devletin özgür bir toplumda yasal ama minimal bir role sahip olduğuna inana inanmaktadır.
Romanlarında kendisine özgü oluşturduğu bir kahramanın tanıtımından hareket etmekte, kahraman, kendi yeteneği ve özgünlüğü yüzünden toplumla çatışmalar yaşamakta, çatışmaların nedeni bu kahramanın rasyonel davranması, gerçeğe uygun olarak kendi çıkarı için çalışmasından kaynaklanmaktadır. Romanlarının kahramanları, idealleri doğrultusunda hareket etmekte, Ayn Rand bu kahramanları ideal insan olarak görmektedir.
6 Mart 1982 yılında Newyork’da ölene kadar, diğerkamlığa (altrusium) karşı çıkmıştır. Ayn Rand’a göre, diğerkamlık; kendini feda etmektir ve her diktatörlük, diğerkamlık üzerine kuruludur. Onun felsefesine göre bireyin kendisini feda etmesi asla kabul edilemez.
Ayn Rand, daima kapitalizm idealini ve Amerikanın her zaman bu sistemde olması gerektiğini savunmuştur. Ona göre insan önce Tanrının tutsağıdır, zincirini kırdıktan sonra kralın tutsağı olmuş, zincirini yeniden kırmış, sonra doğumunun, teninin, ırkının tutsağı olmuştur. Ona göre insan zincirlerini yine kırmıştır ve artık kimsenin tutsağı olmamalıdır.
Atlas Vazgeçti (Atlas Shrugged) en büyük eseridir. Eser, 1957 yılında yayımlanmış ve dünya çapında bestseller olmuştur. Atlas Shurugged, tüm zamanların en çok satan felsefi romanıdır ve basıldığı yıldan beri her yıl ortalama 200.000 satmış, Amerikayı İncilden sonra en çok etkileyen kitap olmuştur. Kitabın adının Türkçe karşılığı “Atlas Silkindi”‘dir. Dünyayı sırtında taşıyan Atlas’ın artık vazgeçtiğine yapılan bir göndermedir. Türkçe çevirisinde “Atlas Vazgeçti” ismi kullanılmıştır. Atlas Vazgeçti, Ayn Rand’ın objektivist felsefesini en iyi ve bütüncül şekilde anlattığı romanıdır.
Atlas Vazgeçti’de yer alan şu sözleri felsefesini özetlemektedir:
“Benim felsefem, özünde, hayattaki ahlaki amacı kendi mutluluğunu olan, varlığının yegane amacı ve en yüce eseri olarak yaratıcı üretkenliğini gören kahramansı bir varlık, bir insan konseptidir.”
Atlas Vazgeçti’nin ana teması “insan aklının toplumdaki rolü” dür. Ayn Rand sanayiciyi tüm toplumlardaki en değerli organ olarak görmüş ve sanayicilere karşı duyulan genel kızgınlığı son derece sert bir biçimde eleştirmiştir. Bu duyguları onu Amerikalı sanayicilerin greve gittiği ve dağlık bir alanda saklanmayı seçtiği romanı yazmaya itmiştir.
Romandaki olaylara göre, toplumun sömürücü olarak gördüğü, aşağıladığı ve suçladığı bu idealist ve yaratıcı insanların kaçmasıyla Amerikan toplumu ve ekonomisi genel anlamda çöküşe girmekte, hükumet sanayi üzerindeki zaten boğucu olan kontrollerini artırarak tepki göstermektedir. Roman her ne kadar politik bir temayı merkez almışsa da seks, müzik, tıp ve insan yetenekleri gibi birçok farklı meseleyi irdelemektedir.
Atlas Shrugged Romanından Seçkiler:
“Amerika’daki zenginlik ortak bir amaç uğruna insanların kamusal fedakarlıkları sayesinde değil, kendi kişisel amaçları ve servetlerini kazanma doğrultusunda hareket eden özgür insanların üretken dehası sayesinde kazanılmıştır.”
“Birey haklarını ihlal etmek demek, onu kendi yargısının aksi yönde davranmaya zorlamak veya onun değerlerini kamulaştırmak demektir. Esas olarak bunu yapmanın yalnız bir yolu vardır: Fiziksel zor kullanımı. İnsan haklarının iki olası ihlalcisi vardır; suçlular ve siyasi yönetim”
“Sosyal yaşamda kazanılan iki büyük değer vardır: Bilgi ve ticaret.”
“Özgür toplumu savunmak isteyen bir kimse, özgür toplumun vazgeçilmez temelinin birey hakları ilkesi olduğunu bilmelidir. Birey haklarını muhafaza etmek isteyen bir kimse, kapitalizmin birey haklarını karşılayabilecek ve koruyabilecek tek sistem olduğunu anlamalıdır.”
Hayatın Kaynağı adlı kitabından Seçkiler: “Kollektivist Felsefe” ve “Objektivizm Felsefesi” karşılaştırmaları
Kollektivizm:
“Güç elde etmek için adamın kendisini küçük hissetmesini sağla. Umutlarını ve kişiliğindeki dürüstlüğü öldür. Benliğini sil. Öz saygıyı öldürdün mü insanın içindeki kahramanlığı da öldürürsün”
“Büyük insanlar yönetilemez. Büyük nadir olan zor elde edilen şeydir. Standartlarını düşür, sıradanlaştır. Herkes ulaşabilsin. Vasatı sıradanı, değersizi öv.”
“İnsanların mutlu olmasına izin verme. Yaşama sevincini öldür. Mutlu insan kendi kendine yeterlidir. Yönetilemez.”
“İnsanın ruhunu boşalttın mı yerini sen doldurabilirsin. Bütün sistemler kişisel zevki feda etmeyi üğretiyor. “Vazgeç” ve “razı ol” kavramlarını yerleştir. “Fedakarlık” kavramını yücelt. Hangi ahlak sistemi fedakarlığı öğütlüyorsa sonunda bir süper güç haline gelmiştir. Cennet, Nirvana, Irksal üstünlük, proletarya diktatörlüğü hep fedakarlığı, benliği silmeyi öğretir. Ortada fedakarlık oldu mu parsayı birileri toplayacaktır. Hizmet varsa bir hizmet edilen de vardır. Sana hizmetten söz eden adam köleler ve efendiler de söz ediyor demektir.”
“İnsanların kendilerini korumak için önemli bir silahları var : Mantık. Mantığı kötüleme. Ama mantık sınırlıdır de. Onun üstünde başka şeyler var de. İnanç, duygu, vahiy, İlahi Sezgi, Diyalektik Materyalizm gibi. Düşünmeye çalışma, hisse, inan. Dersin. Düşünen adam istemiyoruz.”
“Sonunda birlik ve itaat dünyasına varırız. Yaşamımızı başkalarının kafalarındaki ölçütlere göre kurarız. Bir ideal için savaşmayız. Saygınlık, başarmak için çalışmayız. Bireyselliğe asla izin verilmemeli. Motoru çıkarılmış bir dünya. Tek yürek, elle pompalanıyor.”
“İtaatttan başka birşey öğrenmemiş insanlarda itaat görmenin zevkini tadacağız. Hizmet madalyaları dağıtacağız.”
“Kollektivizm yüzyılımızın tanrısı.. Birleş, fikir birliği sağla. İtaat et. Hizmet et. Böl ve zapt et ama sonra birleştir ve yönet.”
“Komünizmde bireycilik kötülük. Toplum ise tanrı. Milliyetçilikte yine birey kötü ırk tanrı. Kollektivizmin bir çeşidinden ötekine. Ruhunu bir lidere verirsin ya da ötekine. Bireyi öldür, insan ruhunu öldür. Güç senindir artık.”
Objektivizm:
Büyük yaratıcılar, sanatçılar, bilim adamları, mucitler, çağlarının insanlarına karşı hep tek başına durmuşlardır. Yeni çıkan herşeye engel olunmaya çalışılmış, kınanmış, lanetlenmiştir. Ama ödünç almadıkları vizyonlarına sahip çıkanlar yollarına devam etmiş, mücadele etmiş, acı çekmiş, ama sonunda kazanmışlardır.”
“Mesele yaratılan şeydedir, kullananda, ondan yarar sağlayanda değil. Yaratan kendi gerçeğini her şeyden üstün tutmuştur.”
“O insanın vizyonu, gücü ve cesareti kendi ruhundan gelmektedir. Bir insanın ruhu kendi benliğidir. Bilinci dediğimiz kimliğidir. Düşünmesi hissetmesi, yargılaması, eyleme geçmesi hep kendi egosunun fonksiyonlarıdır.”
“Yaratıcılar benliksiz değildir. Güçlerinin bütün sırrı budur. O gücün kendine yeterli olması, kendiliğinden motive olup harekete geçmesi kendi kendini yaratması. Bu ilk amaç, bir enerji bir hayat gücü, bir başlatıcı. (Hayatın Kaynağı) Yaratıcılar hiçbir şeye hiç kimseye hizmet etmemişlerdir. Kendileri için yaşamışlardır. İnsanlığın şeref tacı olan şeyleri kendileri için yaşamakla başarmışlardır.”
“Kollektif beyin diye birşey yoktur. Bir grup insanın vardığı anlaşma bir ödün verme sürecidir. Bireysel düşüncelerin ortalamasıdır. Bu ikincil eylem niteliğini taşır. Birincil eylem ise mantık süreci – yani herkesin tek başına yapması gereken birşeydir. Yemek tek başına yapılır ama kollektif bir midede öğütülemez. Vucudun ve ruhun işlevleri bireysel ve özeldir. Paylaşılamaz, devredilemez.”
“Bu dünyada insan ihtiyacı olarak herşeyi üretmek zorunda kalmıştır. İnsan ya bağımsız çalışmalarıyla yaşamak, ya da başkalarının zihninden beslenen bir asalak olarak yaşamak seçimini yapmak zorundadır. Yaratıcı başlatır. Asalak ödünç alır. Yaratıcı doğa karşısında ayakları üzerine dikilir. Asalak aracıyı kullanır. Yaratıcının derdi doğayı fethetmektir asalağın derdi insanları fethetmektir. Yaratıcı kendi için yaşar. En önemli amacı kendi içindedir. Asalak elden düşme yaşar. Başkalarına ihtiyacı vardır. Başkaları onun baş amacı haline gelir.”
“Yaratıcının temel ihtiyacı bağımsızlıktır. Mantık yürüten bir zihin. İnsanlarla olan ilişkiler ikinci plandadır. Elden düşmeci insan ilişkilerini birinci sıraya koyar. Kendini feda etmekten, hizmetten söz eder.”
“Hiç kimse başkaları için yaşayamaz. Vücudunu paylaşamadığı gibi ruhunu da paylaşamaz. Başkaları için yaşamaya kalkan kişi bağımlıdır. Kendisi asalaktır ve hizmet ettiklerini asalak haline getirir. Bu ilişkiden birlikte yozlaşmak doğar.”
“İnsanlara en büyük sevabın başarmak değil, vermek olduğu öğretilmiştir. Ama yaratma olmadan hiçbir şey verilemez.”
“İnsanlara, ilk görevlerinin başkalarının acılarını dindirmek olduğu öğretilmiştir. Kişi sevapkar olabilmek için başkalarının acılarını ister duruma düşmektir.
“İnsana başkalarıyla aynı düşüncede olmanın sevapkar olduğu öğretilmiştir. Yaratıcı farklı düşünür. İnsanlara akıntı ile birlikte yüzmenin iyi olduğu söylenir oysa yaratıcı akıntıya ters yüzendir. İnsanlara bir arada durmanın sevap olduğu söylenir ama yaratıcı tek başına ayakta durandır. İnsana egonun kötülük olduğu söylenmiştir sevabın ideali benliksizliktir.”
“İnsanlar iki kutup olarak bencillik ve hayırseverlik sunulmuştur. Bencillik başkalarını kendi uğruma feda etmek olarak tanımlanmıştır. Hayırseverlik ise kendilerini başkalarına feda etmektir denilir. Her iki durumda da insan başkalarına bağlanmıştır. Ya acı çekecektir ya çektirecektir. Ama mutlaka acı… Bir de acı çekmenin zevk alması öğretilince tuzak iyice kapanır.”
“Seçenekler bağımsızlıkla bağımlılık arasındadır. Yani yaratıcının ve elden düşmecinin kuralı. Bu bir ölüm kalım sorunudur. Yaratıcının kuralı insanlığın var olmasını sağlayan mantıklı zihin ihtiyaçları üzerine kurulmuştur. Elden düşmecinin kuralıysa sağ kalmayı beceremeyecek insanların kuralıdır.”
“İnsanın ilk görevi kendine karşıdır. Birinci amacını asla başka kimselere bağlamamaktır. Ahlaki sorumluluğu da istediğini yapmaktır yeter ki istediği şey diğer insanlara birinci derecede bağımlı bir şey olmasın”
“Tarih boyunca yaratıcı ve elden düşmeci hep karşı karşıya gelmiştir. Yaratıcı tekerleği icat ettiğinde elden düşmeci karşı gelmiş ve hayrseverliği icat etmiştir. Yaratıcı her türlü güçlüğe karşın yoluna devam etmiştir. Elden düşmeci de sürekli engeller yaratmıştır. Birey kollektife karşı, topluluğa karşıdır.”
“Bir insanın diğer bir insan için yapabileceği en iyi şey onun üzerinden elini çekmektir.”
“Ben bugün buraya hayatımın tek bir dakikası üzerinde hiç kimsenin hakkı olmadığını söylemeye geldim. Enerjimin de. Başkaları için yaşamayan bir insan olduğumu söylemeye geldim. Bunun söylenmesi gerekiyordu. Dünya bir fedakarlık alemi içinde yok oluyor.”
“İnsanların bir tek sorumluluğu var: özgürlüklere saygı göstermek, köle toplumuna katılmamak. Eğer ülkem artık var olmayacaksa yeni gelen düzende çalışmamak ülkeme olan sadakatimdir.”
“Yaratıcıların işkence, inkar çaresizlik, sömürü ile geçirmek zorunda kaldıkları her saate sadakatimdir. Dünyaya gelen, yaşayan, mücadele eden, başaramamış olarak ölen tüm yaratıcılara sadakatimdir. Henry Cameron’a, Mallory’ye ve şu anda burada bulunan bir başka kişiye olan sadakatimdir.”
1. Bilgiye Erişim 2. Bireyler ve Topluma Karşı Sorumluluklar 3. Mahremiyet-Gizlilik ve Şeffaflık 4. Açık Erişim ve Telif Hakları 5. Tarafsızlık-Dürüstlük ve Profesyonel Beceriler 6. Meslektaş ve İşveren/Çalışan İlişkisi
Giriş
Etik Kuralları ve Profesyonel Yönetim Şekli, kütüphanecilere ve diğer bilişim çalışanlarına rehberlik etmek amacıyla hazırlanan bir dizi etik önerilerden oluşmaktadır. Ayrıca bu öneriler, Kütüphanelerin ve Bilişim Derneklerinin kendi kurallarını oluşturma ya da mevcut kurallarını gözden geçirmelerine de yardımcı olmak için hazırlanmıştır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanlarının yönerge oluşturabileceği ve ikilemlerle başa çıkabileceği ilkeler üzerine düşünmeyi teşvik etmek,
Profesyonel öz farkındalığı geliştirmek,
Genel olarak topluma ve kullanıcılara şeffaflık olgusunu sağlamak.
Bu kurallar; mevcut kuralları değiştirmek ya da profesyonel kurumların kendi kurallarını araştırma, işbirliği ve benzeri yollardan oluşturma yükümlülüğünü ortadan kaldırmak amacıyla hazırlanmamıştır. Sunulan kurallarda tam bir uzlaşı eklenmemektedir.
Kurallar şu inanç doğrultusunda hazırlanmıştır: Kütüphanecilik, özünde etik bir aktivite olup bilişim alanında çalışan profesyoneller için değer zenginliği yaklaşımını içermektedir. Son yüzyıllarda artış gösteren toplumsal karmaşıklıkla birlikte önemini arttıran düşünce ve bilgi paylaşma ihtiyacı, kütüphanecilere ve kütüphanecilik uygulamasına mantıksal temeller sağlamaktadır. Modern toplum içinde bilgi kurumları ve profesyonellerin rolü -ki bu kategoriye kütüphaneler ve kütüphaneciler de dahildir – bilginin kayıt altına alınması, kullanıcıya sunulması ve bilgiye erişimin sağlanması gibi hizmetleri en üst düzeyde tutmaktır.
Sosyal, kültürel ve ekonomik refah olguları doğrultusunda bilgi hizmeti oldukça önemli bir yer tutmakta ve bu durum kütüphanecilerin üzerine sosyal sorumluluklar yüklemektedir.
Ayrıca, bilgi ve düşünce paylaşımının gerekliliğine olan bu inanç, bilgi haklarının tanınmasını da içermektedir. Birleşmiş Milletler Evrensel İnsan Hakları Beyannamesinde(1948) belirtildiği gibi, insan hakları fikri hepimizin diğer insanların insanlığını tanıma ve insan haklarına saygı göstermemizi gerektirmektedir.
Özellikle, 19. maddenin belirttiği gibi bütün insanların ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim gibi temel hakları bulunmaktadır.
19. madde “bütün insanların, herhangi bir medya aracı kullanarak ve ulusal sınırlara bakılmaksızın bilgi ve fikirlere erişme ve onları paylaşma” hakkını açıkça ortaya koymaktadır. Bu madde, ayrıca kütüphaneciler ve modern kütüphanecilik için mantıksal bir temel oluşturmaktadır.
IFLA’nın manifestolar, dokümanlar, beyanlar halinde bulunan oldukça uzun listesi, enformatik unsurlarla çalışma kavrayışını genişletmektedir. Bu çalışmada ima edilen alt fikir, bilgi haklarının meslek ve toplum için oldukça önemli olduğu vurgusudur.
Bilgi hakları üzerine yapılan bu vurgu, kütüphanecileri ve diğer bilişim çalışanlarını ilgili kanun hakkında prensipler oluşturmaya ve uygun olan hallerde kanunların uygulanması ve içeriklerinin geliştirilmesi lehine destek vermeye yönlendirmelidir.
Giriş kısmında taslağı çizilen etik kuralların maddeleri profesyonellerin ne tür bir yol izleyeceğini belirleyen bir dizi öneriden oluşmaktadır. IFLA, bu temel prensiplerin herhangi bir kuralın odağında yer almasını önemserken, bazı özel kuralların belli toplumlara ve sanal topluluklara göre değişiklik gösterebileceği gerçeğini de göz ardı etmez.
Etik davranmak, nasıl tüm profesyoneller için bir zorunluluk ise kural oluşturmak da mesleki kuruluşların temel görevlerinden biridir. Tüm bu nedenlerden dolayı, IFLA; kütüphaneciler, bilişim çalışanları ve IFLA’ya üye bütün kuruluşlar için IFLA Etik Kurallarını önermektedir.
1. Bilgiye Erişim
Kütüphanecilerin ve diğer bilişim çalışanlarının temel görevi, kişisel gelişim, eğitim, kültürel zenginleşme, eğlence, ekonomik ktivite ve demokratik katılımın yaygınlaştırılması hususlarında bilginin erişilebilir olmasını sağlamaktır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, devletler, hükümetler, dini ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla bilgiye ve fikirlere erişimi sansür yoluyla engelleyen yaptırımları reddeder.
Topluma hizmet sunan kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, dermelerine erişim sağlayabilecek her yolu sağlamalı ve hizmetlerini kullanıcıya ücretsiz sunma yollarını aramalıdır. Üyelik ve yönetim ücretlerinin kaçınılmaz olduğu durumlarda, ücretler mümkün olduğu kadar alt seviyede tutulmalı ve sosyal olarak dezavantajlı konumda bulunan bireyleri dışlamayacak pratik sonuçlar üretmelidir.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, dermelerinin ve hizmetlerinin varlığını muhtemel kullanıcılara duyurmalı ve kullanıcıları teşvik etmelidir.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, materyale erişmeyi sağlayan en etkili yolları kullanmalıdır. Kütüphaneciler, bu amaçla kütüphanelerin web sitelerini ve diğer bilgi kurumlarının veri tabanlarını uluslararası erişilebilirlik standartları doğrultusunda tarayabilmeli ve bilgiye erişebilmenin bazı engellerle kısıtlanıp kısıtlanmadığını kesinleştirmelidir.
2. Bireyler ve Topluma Karşı Sorumluluklar
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, katılımı teşvik etmek ve ayrım yapılmasını ortadan kaldırmak için yaş, vatandaşlık statüsü, politik görüş, fiziksel ve zihinsel yetenek, cinsiyet, eğitim, gelir, medeni hal, ırk, din ve cinsel eğilim vb. farklılıkları gözetmeksizin eşit hizmet sunmakla yükümlüdür.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, bir ülkenin azınlık dillerine ve azınlıkların kendi dillerinde olan bilgiye erişebilmeleri hakkına saygı duymalıdır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, içeriği kullanıcıların ihtiyacı olan bilgilere kolayca erişebileceği şekilde düzenlemelidir. Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, kullanıcıların bilgi arama sürecine yardımcı ve destek olmalıdır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, kullanıcıların okuma becerilerini geliştirecek hizmetler sunmalıdır. Bilgiyi tanımlama, yerini belirleme, değerlendirme, kullanma ve iletme gibi bilgi okuryazarlığı konusunda teşvik edici olmalıdır. Ayrıca kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, intihal ve benzeri bilgi suiistimallerini önlemek için etik bilgi kullanımını özendirmelidir.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, küçük yaşta olan kullanıcıların korunması hususuna saygı göstermeli, bu saygının erişkin kullanıcılarının hakları üzerinde olumsuz bir etki bırakmamasına da dikkat etmelidir.
3. Mahremiyet-Gizlilik ve Şeffaflık
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, bireyler ve kurumlar arasında paylaşılan, kişiye özel bilgilerin korunması hususunda duyarlı olmalıdır.
Kütüphane ve kullanıcı arasındaki ilişki belli bir gizlilik politikası üzerine kuruludur ve bu yüzden kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, özgün işlemin ötesinde kişisel bilgilerin paylaşılmaması konusunda gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, hükümetlerin, yönetimlerin ve şirketlerin toplumun incelemesine açık olması için şeffaflık olgusunu desteklemelidir. Ayrıca, yanlış yönetim, yozlaşma ve suç gibi unsurların ortaya çıkarılmasının toplumun çıkarına olduğunu kabul etmelidir.
4. Açık Erişim ve Telif Hakları
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, herhangi bir medya aracı ya da formatında bulunan bilgi ve fikirlere erişimin en uygun yolunu sağlamakla yükümlüdür. Bu yol, açık erişim, açık kaynak ve açık lisansların prensiplerine destek vermekten geçmektedir.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, kullanıcıların bilgiye adil, hızlı, ekonomik ve etkili bir şekilde ulaşımını sağlama amacı gütmelidir. Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, kütüphaneler için uygulanan telif hakkı kısıtlamaları ve istisnai durumlar için profesyonel görev bilincinin farkında olmalıdır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, yazarların, yayıncıların ve telif hakkı ile korunan eser sahiplerinin ortaklarıdır. Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, yazarların telif haklarını tanımalı ve bu hakların güvence altına alınması konusunda sorumluluk sahibi olmalıdır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, telif hakları kanunlarından ve lisanslarından dolayı oluşabilecek gereksiz engelleme çabalarına, kullanıcılar adına müdahale etmeli ve bilginin özgürce ulaşımını en üst düzeyde tutmak için çabalamalıdır. Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, hükümetleri, telif haklarını koruma altına almak için teşvik etmeli ve hak sahipleri arasında – bireysel ve kurumsal taraflar- dengeyi gözetmeli ve onlara tıpkı kütüphaneler gibi hizmet vermelidir.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, telif hakkı koşullarının sınırlı olmasını ve kamuya mal olmuş bilgi(lerin) yine kamu erişimine açık ve ücretsiz olması gerektiğini savunur.
5. Tarafsızlık-Dürüstlük ve Profesyonel Beceriler
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, derme oluşturmada, dermeye erişim ve hizmet konularında tarafsız bir yaklaşım göstermelidir. Tarafsızlık, derme oluşturulurken her türlü ön yargıdan arınmış olmayı gerektirir; bu da bilgiye erişimin herkese tarafsız bir şekilde sağlanması demektir.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, bilginin seçimi, sağlanması, dağılımı ve organizasyonu gibi hizmetler için yönergelerini oluşturmalıdır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, sahip oldukları kişisel görüşleri ve profesyonel görevlerinin arasındaki farkları ayırt etmekle yükümlüdür. Kişisel çıkarlarını asla tarafsızlık ilkesini hiçe sayarak ön plana çıkarmamalıdır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, kullanıcılara yönelik tarafsızlık ilkesine sadık kaldıkları sürece iş yerlerinde özgür ifade haklarına sahiptir.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, kütüphaneciliği doğrudan ilgilendiren kütüphane materyallerinin sağlanması, kütüphane ve yönetim görevlerine atama ve finans konularında olabilecek yolsuzluklara karşı tepki göstermelidir.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, kendi bilgi ve becerilerini genişleterek meslekte uzmanlığa ulaşma konusunda çaba göstermelidir. Hizmette en üst standartlar kalitesini hedeflemeli ve mesleğin olumlu yöndeki ününe katkı sağlamalıdır.
6. Meslektaş ve İşveren/Çalışan İlişkisi
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, birbirlerine dürüstlük ve saygı çerçevelerinde davranmalıdır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, yaş, vatandaşlık, politik eğilim, fiziksel zihinsel beceri, cinsiyet, medeni durum, ırk, din ve cinsel eğilim gibi farklılıkların işe almaya etki ettiği ayrımcı durumlara karşı durmalıdır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, benzer işlere sahip kadın ve erkeklerin eşit maaş ve özendirme/promosyon haklarına sahip olmaları gerçeğini desteklemelidir.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, meslektaşları ile bilgi ve tecrübelerini paylaşmalı ve mesleğe yeni başlayan meslektaşlarının yeteneklerini geliştirmeleri için onlara yol göstermelidir. Ayrıca mesleki kurumun aktivitelerine katkıda bulunmaları ve araştırmayayın gibi mesleki konularda katılımcı olmalıdır.
Kütüphaneciler ve diğer bilişim çalışanları, mesleki profesyonellik ve etik davranış gibi kurallarla ün kazanmalı, meslektaşlarına adil olmayan yollardan üstünlük sağlama çabasına başvurmamalıdır.
Muhasebeci ve Mali Müşavirlerin Uyacakları Etik İlkeler, Resmi Gazetenin 19 Ekim 2007 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik, 8 Nisan 2018 tarihinde yayınlanan resmi gazetede yayınlanan yönetmelik ile değiştirilmiştir. Her iki metin de birlikte sunulmaktadır.
Türkiye Serbest Muhasebeci Malî Müşavirler ve Yeminli Malî Müşavirler Odaları Birliğinden:
SERBEST MUHASEBECİLER, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER
VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN MESLEKİ FAALİYETLERİNDE
UYACAKLARI ETİK İLKELER HAKKINDA YÖNETMELİK
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; tüm üyeleri en üst derecede meslekî bilgiye sahip, sosyal sorumluluk bilinci olan, etik değerlere bağlı, rekabet anlayışı daha kaliteli hizmet sunumu biçiminde oluşmuş, güvenilir ve saygın bir meslek mensupları kitlesi oluşturmak hedefine ulaşmak için muhasebe meslek mensuplarının meslekî ilişkilerinde uymaları gereken asgari etik ilkeleri belirlemektir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Malî Müşavirlik ve Yeminli Malî Müşavirlik Kanununa göre bir meslek unvanına sahip olan, bağımsız veya bağımlı olarak çalışan tüm meslek mensupları ile bunların oluşturduğu şirketlerin faaliyetleri bu Yönetmelik kapsamındadır. Kapsama dâhil meslek mensupları ile bunların oluşturduğu şirketlerin faaliyetlerinde uyacakları etik ilkeler bu Yönetmeliğin “Serbest Muhasebeciler, Serbest Muhasebeci Malî Müşavirler ve Yeminli Malî Müşavirlerin Meslekî Faaliyetlerinde Uyacakları Etik İlkeler” başlıklı ekinde yer almaktadır.
Dayanak
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Malî Müşavirlik ve Yeminli Malî Müşavirlik Kanununun 50 nci maddesi hükmüne dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Bağımlı Çalışan Meslek Mensubu: Bir iş sahibine ücret karşılığı hizmet veren meslek mensubunu,
b) Bağımsız Çalışan Meslek Mensubu: Çalışanlar listesine kayıtlı meslek mensubu ile bunların kurdukları ortaklık bürolarını ve şirketleri,
c) Denetim Müşterisi: Finansal tabloları denetlenen müşteriyi,
ç) Denetim Sözleşmesi: Bağımsız çalışan meslek mensubunun finansal tabloların, finansal raporlama standartlarına uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığı ile ilgili görüş bildirdiği güvence sağlama amaçlı sözleşmeyi,
d) Finansal Çıkar: Bir işletmenin alacaklılık veya ortaklık hakkı temsil eden menkul kıymetleri ile ilgili bir çıkar ve böyle bir çıkarı elde etme hak ve yükümlülüğünü,
e) Firma: Meslek mensupları veya bunların kurduğu şirketleri,
f) Güvence Sağlama Sözleşmesi: Bağımsız çalışan meslek mensubunun, denetim ve diğer konularda güvence sağlamak isteyen müşterisinin sorumluluğunda olan bir konu hakkında, belirlenmiş uygun bir kritere göre değerlendirme yapması ve hedef kullanıcılara güvence sunması amacıyla düzenlenen sözleşmeyi,
g) Güvence Sağlama Sözleşmesi Ekibi:
1) Denetim ve diğer konularda güvence sağlama amaçlı sözleşmelerde, sözleşme ekibinin tüm üyelerini,
2) Güvence sağlama sözleşmesinin sonucunu doğrudan etkileyebilecek firma içindeki diğer kişileri,
h) Güvence Sağlama Sözleşmesi Müşterisi (Sorumlu taraf): Sözleşmeye konu olan olaydan sorumlu olan kişi ya da kişiler veya temsilcileri,
ı) Kanun: 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Malî Müşavirlik ve Yeminli Malî Müşavirlik Kanununu,
i) Meslek Mensubu: Bağımlı veya bağımsız olarak çalışan Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Malî Müşavir ve Yeminli Malî Müşaviri,
j) Meslekî Hizmet: Muhasebe, denetim, vergi, yönetim danışmanlığı, finansal yönetim hizmetleri gibi muhasebe mesleği ile ilgili yetenek gerektiren hizmetleri,
k) Mevcut Meslek Mensubu: Bir müşterinin denetim işini veya muhasebe, vergi, danışmanlık ya da benzeri meslekî hizmetlerini yürütmekte olan bağımsız meslek mensubunu,
l) Sözleşme Ekibi: Bir sözleşme ile ilgili görev alan tüm firma personelini (sözleşme ile ilgili olarak bağlantı kurulan tüm uzmanlar da bu ekibe dâhildir),
m) Sözleşme Ortağı: Firma içinde belli bir sözleşme ve hazırlanan rapor ile ilgili olarak sorumlu olan ortak ya da kişileri,
n) Şarta Bağlı Ücret: Sunulan bir hizmetin veya bir işlemin sonucuna göre sonradan hesaplanan ücreti,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Etik Komitesi ve Son Hükümler
Etik Komitesinin teşekkülü
MADDE 5 – (1) Etik Komitesi, meslek mensupları arasından Türkiye Serbest Muhasebeci Malî Müşavirler ve Yeminli Malî Müşavirler Odaları Birliği Yönetim Kurulu tarafından atanacak biri Başkan, biri Başkan Yardımcısı olmak üzere en az yedi en fazla 11 üyeden oluşur. Üyelerin görev süresi iki yıldır. Herhangi bir nedenle üyeliğin boşalması halinde aynı usulle yeni üye ataması yapılır. Yeni atanan üye kalan süreyi tamamlamak üzere göreve başlar.
Etik Komitesinin toplantısı
MADDE 6 – (1) Etik Komitesi düzenli olarak yılda altı kez toplanır. Komite başkanı veya Türkiye Serbest Muhasebeci Malî Müşavirler ve Yeminli Malî Müşavirler Odaları Birliği Yönetim Kurulu gerekli gördüğü takdirde Etik Komitesini toplantıyla çağırabilir.
Etik Komitesinin görevleri
MADDE 7 – (1) Etik Komitesinin görevi; bu Yönetmelikle ilgili değişiklik önerileri ile yorum, sirküler ve benzeri konularda çalışmalar yaparak Yönetim Kuruluna sunmaktır.
Yürürlük
MADDE 8 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 9 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Serbest Muhasebeci Malî Müşavirler Odaları ve Yeminli Malî Müşavirler Odaları Birliği Yönetim Kurulu yürütür.
Ek-1
SERBEST MUHASEBECİLER, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER
VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN MESLEKİ FAALİYETLERİNDE
UYACAKLARI ETİK İLKELER
GİRİŞ
(1) Meslek mensubunun belirleyici özelliklerinden biri kamu yararına uygun hareket etme sorumluluğudur. Bu sorumluluğun yerine getirilebilmesi için meslek mensubunun bu Yönetmelikle getirilen etik ilkelerine uyması gerekmektedir.
(2) Etik ilkeler üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm tüm meslek mensuplarının uyması gereken temel etik ilkelerini ve bu ilkelerin uygulanması için gereken kavramsal çerçeveyi sunmaktadır. Kavramsal çerçeve; meslek mensuplarının temel ilkelere uyum ile ilgili tehditleri belirlemeleri, bu tehditleri ortadan kaldırmak veya kabul edilebilir bir düzeye indirgemek için koruyucu önlemleri almaları için gerekli bir rehberdir.
(3) İkinci ve üçüncü bölümler kavramsal çerçevenin belirli özel durumlarda nasıl uygulanacağını ortaya koymaktadır. İkinci bölüm bağımsız çalışan meslek mensupları, üçüncü bölüm ise bağımlı çalışanlar için geçerli ilke ve durumları içermektedir.
BİRİNCİ KISIM
Tüm Meslek Mensuplarının Uyacakları Temel Etik İlkeleri
BİRİNCİ BÖLÜM
İlkelerin Genel Uygulanış Biçimi
Temel etik ilkeleri
MADDE 1 – (1) Tüm meslek mensuplarının uyması gereken zorunlu temel etik ilkeleri aşağıda sunulmuştur.
a) Dürüstlük: Meslek mensuplarının tüm meslekî ve iş ilişkilerinde doğru sözlü ve dürüst davranmalarıdır.
b) Tarafsızlık: Yanlı veya önyargılı davranarak; üçüncü kişilerin haksız ve uygunsuz biçimde yaptıkları baskıların meslek mensuplarının meslekî kararlarını etkilememesi veya engellememesidir.
c) Meslekî Yeterlilik ve Özen: Meslek mensubunun meslekî faaliyetlerini yerine getirirken teknik ve meslekî standartlara uygun olarak, özen ve gayret içinde davranmasıdır.
ç) Gizlilik: Meslek mensubunun meslekî ilişkileri sonucunda elde ettiği bilgileri açıklamasını gerektirecek bir hak veya görevi olmadıkça üçüncü kişi veya gruplara açıklamaması ve bu bilgilerin meslek mensubunun veya üçüncü kişilerin çıkarları için kullanılmamasıdır.
d) Meslekî Davranış: Meslek mensubunun mevcut yasa ve yönetmeliklere uymasını ve mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü davranıştan kaçınmasını ifade etmektedir.
Kavramsal çerçeve
MADDE 2 – (1) Meslek mensuplarının içinde bulunduğu koşullar temel etik ilkelerine uymakla ilgili birtakım tehditlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu tür davranış, durum veya ilişki tehdit olarak adlandırılır. Tehdit oluşturacak bütün durumları tanımlamak ve tehdidi hafifletecek uygun davranışı belirleyebilmek mümkün değildir. Ayrıca, iş ilişkilerinin yapısının sürekli olarak değişmesi sonucu yeni tehditler ortaya çıkabilir. Bu nedenle meslek mensubunun temel etik ilkelere uymaya yönelik tehditleri belirlemesi ve değerlendirmesini gerektiren bir kavramsal çerçevenin hazırlanması kamu yararına olacaktır. Bu düzenleme, etik ilkelere uymaya yönelik tehditlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve yanıtlanmasında meslek mensubuna yardımcı olacak bir çerçeve sunmaktadır. Saptanan tehditlerin önemsiz olmadığı durumlarda, meslek mensubu bunları ortadan kaldıracak veya kabul edilebilir bir düzeye indirecek önlemleri uygulamalıdır.
(2) Herhangi bir tehdit söz konusu olduğunda meslek mensubu, bu tehdidi ortadan kaldıracak koşul veya ilişkileri biliyor veya bilmesi bekleniyorsa, tehdidi ortadan kaldırma yükümlülüğü vardır.
(3) Meslek mensubu bir tehdidin önemini değerlendirirken hem niteliksel hem de niceliksel faktörleri dikkate almalıdır. Bağımsız çalışan meslek mensubu uygun önlemleri alamıyorsa, belirli bir hizmetin ifasını azaltmalı veya sona erdirmeli, bağımlı çalışan meslek mensubu işveren işletmedeki görevinden istifa etmelidir.
(4) Meslek mensubu bu etik ilkelerden birisini istemeyerek ihlal edebilir. Bu tür bir ihlal tespit edildiğinde kısa sürede düzeltilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır.
(5) Etik ilkelerin ikinci ve üçüncü bölümlerinde kavramsal çerçevenin uygulama biçimini açıklayıcı örnekler yer almaktadır. Bu örnekler temel etik ilkelerine uyma konusunda tehdit yaratabilecek tüm şartların tam listesi değildir. Kavramsal çerçeveyi her bir meslek mensubunun karşılaştığı özel durumlara uygulanması gerekir.
Tehditler
MADDE 3 – (1) Temel etik ilkelerine yönelik çok sayıda tehdit oluşabilir. Bu tehditlerin çoğu aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir.
a) Kişisel Çıkar Tehditleri: Meslek mensubunun kendisinin veya yakın ailesinden bir üyenin finansal veya diğer çıkarları sonucu ortaya çıkabilecek tehditlerdir.
b) Yeniden Değerlendirme Tehditleri: Daha önceden alınmış bir kararın o karardan sorumlu meslek mensubu tarafından yeniden değerlendirilmesi nedeniyle oluşan tehditlerdir.
c) Taraf Tutma Tehditleri: Meslek mensubunun bir durum ya da fikri, tarafsızlığını tehlikeye düşürecek bir noktaya taşıması sonucu oluşan tehditlerdir.
ç) Yakınlık Tehditleri: Üçüncü kişilerle kurulan yakın ilişkiler sonucu, meslek mensubunun bu kişilerin çıkarlarına uygun olacak şekilde davranması sonucu ortaya çıkabilecek tehditlerdir.
d) Yıldırma Amaçlı Tehditler: Meslek mensubunun gerçek veya hissedilen tehditler nedeniyle tarafsız davranmaktan kaçınmaya zorlanması (yıldırılması) sonucu ortaya çıkabilecek tehditlerdir.
Tehditlere karşı önlemler
MADDE 4 – (1) Tehditleri ortadan kaldıran veya kabul edilebilir bir düzeye indiren önlemler iki büyük gruba ayrılmaktadır.
a) Mevzuat ile oluşturulabilecek önlemler: Bu önlemlere verilebilecek örnekler aşağıda belirtilmiştir:
1) Mesleğe giriş için gerekli eğitim, meslekî eğitim (staj) ve tecrübe gereksinimleri,
2) Sürekli meslekî gelişim gereksinimleri,
3) Kurumsal yönetim gereksinimleri,
4) Meslekî standartlar,
5) Meslekî veya düzenleyici izleme ve disiplin prosedürleri,
6) Meslek mensubu tarafından üretilen rapor, sonuç, iletişim ve bilgilerin yasal yetkili üçüncü bir kurum tarafından dış kontrolden geçirilmesi.
b) İş çevresinden sağlanacak önlemler.
Etik Çatışmanın Çözümlenmesi
MADDE 5 – (1) Meslek mensupları, temel etik ilkelerinin uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklardan kaynaklanan çatışmaları bu düzenlemede yer alan temel etik ilkeleri esas alarak çözüme kavuşturmalıdır. Bu etik çatışmaların çözümlenmesi için oluşturulan formel ya da enformel çözüm sürecinde, meslek mensubunun ilgili verileri, çatışma konusu ile ilgili etik sorunları ve etik ilkeleri, yerleşik iç süreçleri ve alternatif hareket biçimlerini dikkate alarak temel etik ilkelerle uygun hareket biçimini belirlemesi gerekecektir. Eğer sorun hala çözümlenemez ise, meslek mensubu firma içindeki veya işveren işletmedeki diğer uygun kişilerden yardım isteyebilir. Herhangi bir konu işletme ile veya işletme içinde bir etik çatışma içeriyorsa, meslek mensubu Yönetim Kurulu veya Denetim Komitesi gibi işletmenin yönetiminden sorumlu organlarla görüşmeler yapmalıdır. Bir etik çatışma sorunu çözümlenemez ise, meslek mensubu bağlı olduğu meslek odasından meslekî öneriler alabilir. İlgili tüm seçenekleri değerlendirdikten sonra, etik çatışma hala çözümlenemiyorsa, meslek mensubu çatışmayı yaratan konu ile ilgisini sürdürmeyi reddedebilir. Meslek mensubu, şartlar çerçevesinde, sözleşme ekibinden ya da belirli bir görevden çekilmeye karar verebilir veya sözleşmeyle, firmasıyla veya işverenle ilişkisini tümüyle kesebilir.
İKİNCİ BÖLÜM
Dürüstlük
MADDE 6 – (1) Dürüstlük ilkesi, tüm meslek mensuplarına meslekî ilişkilerinde doğru ve güvenilir olma yükümlülüğü getirmektedir. Dürüstlük ilkesi ayrıca adil davranmayı ve açık sözlülüğü ifade etmektedir.
MADDE 7 – (1) Meslek mensubu, herhangi bir bilginin önemli bir hata ya da yanıltıcı biçimde hazırlanmış veya gizlenmiş ifadeler içerdiğini düşünüyorsa, bu tür bilgiyi veya bu bilgiyle hazırlanmış bir rapor, haber veya sonucu dikkate almamalıdır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Tarafsızlık
MADDE 8 – (1) Tarafsızlık ilkesi, tüm meslek mensuplarına, yanlı olma, çıkar çatışması veya üçüncü kişilerin uygunsuz biçimdeki baskı ve etkileri nedeniyle meslekî kararlarından ödün vermeme sorumluluğunu yüklemektedir.
MADDE 9 – (1) Meslek mensupları tarafsızlıklarını olumsuz yönde etkileyebilecek durumlara maruz kalabilir. Bu tür durum ve baskıları tanımlamak veya öngörmek her zaman olası değildir. Dolayısıyla, meslek mensuplarının tarafsızlıklarını etkileyebilecek ortam ve ilişkilerden kaçınmaları gereklidir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Meslekî Yeterlilik ve Özen
MADDE 10 – (1) Meslekî yeterlilik ve özen ilkesi, meslek mensubuna müşteriler veya işverenlere etkin bir hizmet sunmak için gerekli meslekî bilgi ve beceri düzeyine sahip olmak ve hizmet sunarken teknik ve meslekî standartlara uygun olarak özenli davranmak sorumluluğunu getirmektedir.
MADDE 11 – (1) Meslekî yeterlilik iki aşamada ele alınabilir:
a) Meslekî yeterliliğin elde edilmesi: Meslekî yeterliliğin elde edilmesi, Kanun’da belirtilen mesleğe giriş şartlarının sağlanmasını gerektirmektedir.
b) Meslekî yeterliliğin korunması: meslekî konuların, meslek hayatıyla ilgili ulusal ve uluslararası gelişmelerin sürekli olarak izlenmesini ve anlaşılmasını gerekli kılar. Bu bağlamda, meslek içi eğitim programları meslek mensubunun, meslekî çevrede etkin olarak faaliyette bulunmasına elverişli olanakları sağlar.
(2) Meslekî özen, meslekî hizmetlerin yerine getirilmesinde dikkatli, derinlemesine ve zaman esasına göre hareket edilmesini öngörür.
(3) Meslek mensubu, kendi otoritesi altında çalışanların da uygun meslekî eğitim almalarını ve gözetim altında tutulmalarını sağlamalıdır.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Gizlilik
MADDE 12 – (1) Gizlilik ilkesi, meslek mensubuna müşterisi ya da işveren ile ilgili edindiği bilgilerin gizliliğini koruma sorumluluğu yüklemektedir. Bu ilke uyarınca meslek mensubunun;
a) Yasal veya meslekî bir açıklama zorunluluğu ya da yetkisi olmadıkça veya yetkili makam bilgiyi açıklama yetkisi vermedikçe meslekî ilişkisi sonucu elde edilmiş bilgiyi müşteri veya işveren dışındaki kişilere açıklamaması,
b) Meslekî ilişkisi sonucu elde edilen gizli bilgiyi kişisel çıkar uğruna ya da üçüncü kişilerin yararına kullanmaması ya da kullanıyor izlenimi bırakmaması gerekmektedir.
MADDE 13 – (1) Meslek mensubunun gizlilik sorumluluğu müşteri ya da işveren ile ilişkisi sona erdiği zaman bile devam eder.
(2) Meslek mensubu, kendi kontrolü altında çalışan elemanların ve danışmanlık veya tavsiye hizmeti aldığı diğer meslek mensuplarının veya üçüncü kişilerin gizlilik ilkesinin gereklerine saygı göstermelerini sağlamakla yükümlüdür.
MADDE 14 – (1) Meslek mensubunun aşağıda belirtilen koşulların varlığı durumunda, sahip olduğu gizli bilgileri açıklaması gerekli veya uygun olabilir:
a) Kanun veya müşteri ya da işveren izni ile yapılan açıklama,
b) Kanun gereği açıklama istenilmesi. Kanun gereği yapılacak açıklamalar verilebilecek örnekler şunlar olabilir:
1) Yasal süreç esnasında belge veya diğer kanıtları sağlamak amacıyla açıklama yapmak,
2) Kanuna aykırı bir durumu ortaya çıkarmak için ilgili kamu otoritesine açıklama yapmak,
c) Kanunun yasaklanmadığı hallerde, meslekî bir görev ya da hak dâhilinde açıklama yapmak.
1) Bir meslek odasının veya meslek örgütünün kalite raporuna veri sağlamak.
2) Bir meslek odasının, meslek örgütünün veya düzenleyici bir organın yürüttüğü araştırma veya soruşturmaya veri sağlamak.
3) Yasal bir süreçte meslek mensubunun meslekî çıkarlarını korumak amacıyla açıklama yapması.
4) Muhasebe ve/veya denetim standartlarını ve etik gerekliliklerini karşılamak amacıyla açıklama yapmak.
MADDE 15 – (1) Gizli bir bilgiyi açıklama kararı verecek bir meslek mensubunun aşağıdaki noktaları dikkate alması gereklidir:
a) Bir bilginin müşterinin veya işverenin onayı dâhilinde açıklanması durumunda ilgili tüm tarafların (üçüncü kişi ve gruplar da dâhil olmak üzere) çıkarlarının zarar görüp görmeyeceği,
b) Açıklanacak bilgilerin tamamının uygun ve doğrulanmış bilgiler olup olmadığı (koşullar gereği meslek mensubu tamamlanmamış veya doğrulanmamış bilgilere sahip ise açıklamanın kapsamı hakkında meslekî yargısını kullanmalıdır).
c) Bilginin kime ve hangi yöntemle verileceği (meslek mensubunun, bilginin verileceği grubun ya da kişinin doğru grup veya kişi olduğu konusunda tatmin olması gereklidir).
ALTINCI BÖLÜM
Meslekî Davranış
MADDE 16 – (1) Meslekî davranış ilkesi, meslek mensuplarına, mesleğin itibarını zedeleyecek davranışlardan kaçınma ve ilgili kanun ve düzenlemelere uyma yükümlülüğünü getirmektedir. Mesleğin itibarını zedeleyecek davranışlar tüm gerekli bilgilere sahip üçüncü kişi ya da grup tarafından da, mesleğin adını olumsuz etkileyeceği düşünülen davranışları kapsar.
MADDE 17 – (1) Meslek mensubu kendisinin ve işinin tanıtımını yaparken mesleğe zarar vermemelidir. Meslek mensubu;
a) Dürüst ve güvenilir olmalı;
b) Sunduğu hizmetler, sahip olduğu özellik ve iş tecrübeleri ile ilgili abartılı iddialarda bulunmamalı;
c) Diğer meslek mensuplarına yönelik doğrulanmamış karşılaştırmalar ve küçültücü göndermeler (atıflar) yapmamalıdır.
İKİNCİ KISIM
Bağımsız Çalışan Meslek Mensuplarının Uyacakları Etik İlkeler
BİRİNCİ BÖLÜM
Giriş
MADDE 18 – (1) Etik ilkelerin bu bölümünde birinci kısımda sunulan kavramsal çerçevenin bağımsız çalışan meslek mensuplarına uygulanış biçimi açıklanacaktır. İzleyen kısımlarda bağımsız çalışan meslek mensupları için etik ilkelerine uyum konusunda tehdit yaratabilecek koşullara ait örnekler sunulmaktadır. Ancak, sunulan örnekler olası durumların tamamını temsil etmemektedir. Bu nedenle meslek mensubundan beklenen, birinci kısımda açıklanan kavramsal çerçevenin, karşılaşılan özel durum veya koşullara uygulanması olacaktır.
MADDE 19 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu dürüstlüğe, tarafsızlığa ve mesleğin adına zarar verebilecek ve sonucunda meslekî hizmetlerin yerine getirilmesi ile bağdaşmayacak herhangi bir iş ya da faaliyete katılmamalıdır.
MADDE 20 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubunun karşılaşabileceği potansiyel tehditler birinci kısımda açıklanmıştır. Bu tehditlerin özellikleri ve önem dereceleri meslek mensubunun sunduğu hizmetlerin yöneltildiği müşteri gruplarına göre farklılaşabilir (Örneğin finansal tablo denetimi müşterisi, finansal tablo denetimi dışında güvence sağlama sözleşme müşterisi veya güvence amaçlı olmayan müşteri gibi).
MADDE 21 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu için kişisel çıkar tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek bazı örnekler şunlar olabilir:
a) Müşterisinden finansal çıkarı olması veya müşteri ile ortak bir finansal çıkarı paylaşması,
b) Tek bir müşteriden alınacak toplam ücrete aşırı bağlılık.
c) Müşteri ile yakın iş ilişkisi kurmak.
ç) Müşteriyi kaybetme olasılığını dikkate alma.
d) Müşteri tarafından istihdam edilme olasılığı.
e) Güvence sağlama sözleşmesi ile ilgili şarta bağlı ücretler.
f) Güvence sağlama müşterisinden veya yöneticilerden borç alınması ya da güvence sağlama müşterisine/yöneticilerine borç verilmesi.
MADDE 22 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu için tekrar değerlendirme tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek bazı örnekler şunlar olabilir:
a) Bağımsız çalışan meslek mensubunun yaptığı bir işin tekrar değerlendirilmesi sırasında önemli bir hatanın tespit edilmesi.
b) Bir finansal sistemin tasarım ve uygulamasına katıldıktan sonra sistemin işleyişi hakkında rapor verilmesi,
c) Bir sözleşmenin esas konusu olan kayıtların üretilmesinde kullanılan ilk verilerin bağımsız çalışan meslek mensubu tarafından hazırlamış olması.
ç) Güvence sağlama sözleşmesi ekibinin bir üyesinin daha önceden o müşterinin çalışanı olması.
d) Güvence sağlama sözleşmesi ekibinin bir üyesinin halen veya yakın geçmişte müşteri tarafından sözleşmenin esas konusu üzerinde doğrudan ve önemli bir etki yaratabilecek bir pozisyonda istihdam edilmiş olması.
e) Bir müşteriye güvence sağlama sözleşmesinin esas konusunu doğrudan etkileyen bir hizmet sunulması.
MADDE 23 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu için taraf tutma tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek bazı örnekler şunlar olabilir:
a) Borsaya kote olan finansal tablo denetimi müşterisinin kurucu hisse senedini almak.
b) Üçüncü taraflarla ilgili hukuki itilaf ve anlaşmazlıklarda güvence sağlama sözleşme müşterisi adına taraf olmak.
MADDE 24 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu için yakınlık tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek bazı örnekler şunlar olabilir:
a) Sözleşme ekibinin bir üyesinin, müşteri işletmenin bir yöneticisi veya memuru ile yakın veya birinci derece ailevi ilişkiye sahip olması.
b) Sözleşme ekibinin bir üyesinin, müşteri işletme ile yapılan sözleşmenin esas konusu üzerinde doğrudan ve önemli etki yapabilecek bir çalışanı ile yakın ya da birinci derece ailevi ilişkisinin olması.
c) Firmanın eski bir ortağının, müşterinin yöneticisi veya sözleşme konusu üzerinde direkt ve önemli bir etki yapabilecek çalışanı olması.
ç) Değeri önemsiz olanlar hariç, bir müşteriden hediye veya ayrıcalıklı hizmet alınması,
d) Üst düzey personel ile güvence sağlama müşterisi arasında uzun süreli arkadaşlık ilişkisinin olması.
MADDE 25 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu için yıldırma tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek bazı örnekler şunlar olabilir:
a) Müşteri sözleşmesi ile ilgili olarak azledilme veya görevi başkasına verme ile tehdit edilmek.
b) Daha düşük ücret ödenmesi için sunulan hizmetin kapsamının uygunsuz bir biçimde azaltılması yönünde baskıya maruz kalmak.
MADDE 26 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubunun maruz kalabileceği temel ilkelere uyumla ilgili bazı özel tehditler sınıflandırılamayabilir. Ancak meslek mensubu iş ilişkilerinde bu tür tehditlere karşı her zaman dikkatli ve uyanık olmalıdır.
MADDE 27 – (1) Tehditlerin ortadan kaldırılması veya kabul edilebilir bir düzeye indirilmesi için alınabilecek önlemler genel olarak iki gruba ayrılabilir.
a) Meslek, mevzuat veya düzenlemeler ile oluşturulabilecek önlemler.
b) İş çevresinden sağlanacak önlemler.
(2) Meslek mevzuatı veya düzenlemeleri ile oluşturulan önlemler, temel etik ilkelerine ilişkin bu düzenlemenin Birinci Kısım-Birinci Bölüm 4 üncü maddesinde açıklanmıştır.
MADDE 28 – (1) İş çevresinden sağlanabilecek önlemler farklı koşul veya durumlara göre çeşitlilik gösterir. Bu tür önlemler firmaya veya sözleşmeye bağlı olarak oluşturulabilir. Meslek mensubu belirli bir tehditle nasıl başa çıkacağına karar vermelidir. Bu kararın verilmesinde meslek mensubu ortaya çıkabilecek tehdit hakkında gerekli tüm bilgilere sahip olan üçüncü kişi ya da grupların, verilen kararları nasıl değerlendireceğini de dikkate almalıdır. Bu değerlendirme; tehdidin önem derecesi, sözleşmenin niteliği ve firmanın yapısı gibi faktörlerden etkilenecektir.
MADDE 29 – İş çevresinde firma çapında alınabilecek önlemler şunlar olabilir:
a) Firmanın temel etik ilkelere uyumun önemini vurgulamak.
b) Güvence sağlama sözleşmesi ekibinin kamu çıkarına uygun hareket edeceği yönünde bir beklentinin oluşmasını sağlamak.
c) Sözleşmelerde kalite kontrolü uygulanması ve izlenmesini sağlayacak politika ve süreçler.
ç) Tehditlerin belirlenmesi, bu tehditlerin önem derecesinin değerlendirilmesi, önemsiz olanlar dışındaki tehditleri ortadan kaldıracak veya kabul edilebilir düzeye indirecek önlemlerin belirlenmesi ve uygulanmasına ilişkin belgeye dayalı politikalar.
d) Güvence sağlama sözleşmelerini kullanan firmalar için bağımsızlığa yönelik tehditlerin ve bu tehditlerin önem derecesinin belirlenmesi, tehditleri (önemsiz olanlar dışındaki) yok edecek veya kabul edilebilir düzeye indirecek önlemlerin değerlendirilmesi ve uygulanmasına yönelik belgeye dayalı bağımsızlık politikaları.
e) Temel etik ilkelere uyum gerektiren belgeye dayalı iç politika ve süreçler.
f) Firma veya sözleşme ekibi üyeleri ve müşteriler arasındaki çıkar ilişkilerinin belirlenmesini sağlayacak politika ve süreçler.
g) Tek bir müşteriden elde edilen gelirin izlenmesi ve gerektiğinde bu gelire olan bağımlılığın yönetilmesini sağlayacak politika ve süreçler.
ğ) Sözleşme ekibinin üyesi olmayan kişilerin sözleşmenin sonucunu uygunsuz bir biçimde etkilemesini engelleyecek politika ve süreçler üretmek.
h) Tüm ortaklar ve meslekî kadroya firmanın uyguladığı politika ve süreçlerle ile ilgili düzenli bilgi sağlamak ve eğitim vermek.
ı) Firmanın kalite güvence sisteminin yeterliliğinin denetlenmesinden sorumlu olacak üst yönetimden bir kişiyi görevlendirilmek.
i) Politika ve süreçlere uyumun sağlanabilmesi için gerekli disiplin mekanizmasını kurmak.
j) Firma personelinin temel etik ilkelere uyum hakkında kendilerini ilgilendiren herhangi bir konuyla ilgili olarak üst yönetimle iletişim kurmalarını teşvik edici ve yetki verici yayımlanmış politika ve süreçler yaratmak.
k) Güvence sağlama sözleşmesi müşterisine aynı zamanda güvence sağlamaya yönelik olmayan başka bir hizmet sunulmasında farklı ortakların ve sözleşme ekiplerinin ve ayrı raporlama zincirlerinin kullanılmasını sağlamak.
l) Güvence sağlama sözleşmesi müşterisine hizmet veren ortakları ve meslekî kadroyu bağımsız olmalarının zorunlu olduğu konusunda bilgilendirmek ve yönlendirmek.
MADDE 30 – (1) İş çevresindeki sözleşmeye özgü önlemler ise şunlar olabilir.
a) Başka bir meslek mensubunun yapılan işi gözden geçirmesi veya gerekiyorsa tavsiyelerde bulunmasını sağlamak.
b) Bağımsız bir üçüncü gruba danışmak (örneğin, bağımsız yöneticilerden oluşan bir komite, mesleği düzenleyici bir organ veya başka bir meslek mensubu).
c) Etik konuların, müşterinin yönteminden sorumlu kişilerle tartışmak.
ç) Müşteri yönetimine sunulan hizmetlerin özellikleri ve talep edilen ücretle ilgili açıklama yapmak.
d) Sözleşme konusu hizmetin bir kısmının başka bir firma tarafından ifa edilmesi veya yeniden yerine getirilmesini sağlamak.
e) Üst düzey güvence sağlama sözleşmesi ekibini rotasyona tabi tutmak.
MADDE 31 – (1) Sözleşmenin özelliğine bağlı olarak, bağımsız çalışan meslek mensubu, müşterisinin aldığı önlemlere de güvenebilir. Ancak, tehditlerin kabul edilebilir düzeye indirilmesinde sadece bu tür önlemlere güvenilmesi mümkün değildir.
MADDE 32 – (1) Müşterinin sistem ve süreçlerindeki önlemler şunlar olabilir:
a) Müşterinin yönetim kararlarını alacak personelinin deneyimli ve işinin ehli, kıdemli çalışanlar olması,
b) Müşterinin firmanın hizmetleri ile ilgili olarak uygun gözetim ve iletişimi sağlayacak kurumsal yönetişim yapısının mevcut olması.
İKİNCİ BÖLÜM
Meslekî Atamalar
Müşteri kabulü
MADDE 33 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu yeni bir müşteriyi kabul etmeden önce, bu tür bir iş kabulünün temel etik ilkelere yönelik bir tehdit yaratmayacağından emin olmalıdır. Müşteri ile ilgili (sahipleri, yönetimi ve faaliyetleri) bazı kuşkulu noktalar dürüstlük veya meslekî davranış ilkelerine yönelik tehdit oluşturabilir.
(2) Müşterinin yasadışı faaliyetler içinde bulunması (para aklama gibi), dürüst olmaması veya tartışmalı finansal raporlama uygulamaları temel etik ilkeleri tehdit eden müşteri ile ilgili konulardır.
(3) Bu tür tehditlerin önemi değerlendirilmeli ve önemsiz olanlar dışındaki tehditleri ortadan kaldırmaya veya azaltmaya yönelik önlemler alınmalıdır.
(4) Alınabilecek uygun önlemler; müşterinin kendisi, sahipleri, yöneticileri ve faaliyetleri ile ilgili bilginin ve anlayışın geliştirilmesi, iç kontrolün veya kurumsal yönetimin geliştirilmesi yönünde müşteri taahhüdü sağlanmalıdır.
(5) Tehditlerin kabul edilebilir bir düzeye indirilememesi durumunda meslek mensubu müşteriyi kabul etmekten kaçınmalıdır.
(6) Müşteri kabulü ile ilgili kararlarda yenilenen sözleşmeler periyodik olarak gözden geçirilmelidir.
Sözleşme kabulü
MADDE 34 – (1) Bağımsız çalışan bir meslek mensubu sadece bağımsız meslek mensuplarının yapabileceği hizmetleri vermeyi kabul etmelidir. Meslek mensubu, belirli bir müşteri sözleşmesini kabul etmeden önce, kabulün temel etik ilkelere yönelik bir tehdit yaratıp yaratmayacağını dikkate almalıdır. Örneğin; sözleşme ekibinin sözleşme şartlarını yerine getirecek gerekli yeterliliğe sahip olmaması, meslekî yeterlilik ve özen ilkesine yönelik kişisel çıkar tehdidi yaratacaktır.
(2) Meslek mensubunun söz konusu tehditleri ortadan kaldırmak veya kabul edilebilir bir düzeye indirmek için alabileceği önlemler şunlar olabilir:
a) Müşterinin yaptığı işin özelliği, faaliyetlerinin karmaşıklığı, sözleşmenin özel şartları, sunulacak hizmetin özelliği, amacı ve yapısı ile ilgili yeterli bir bilgiye sahip olmak,
b) Kullanılacak düzenleme veya raporlama usulleri ile ilgili deneyim sahibi olmak,
c) Gerekli yeterliliğe sahip personeli atamak,
ç) Gerekli olduğunda uzman kullanmak,
d) Sözleşmeyi gerçekçi bir zaman diliminde yerine getirmek,
e) Sözleşmeleri, sadece yerine getirilebilirse kabul edilmesini sağlamaya yönelik kalite güvence sistemi geliştirmek.
Meslekî atamalardaki değişiklikler
MADDE 35 – (1) Başka bir meslek mensubunun yerine geçmesi istenen veya o anda başka bir meslek mensubu tarafından yerine getirilen bir sözleşme için teklif vermeyi düşünen bir meslek mensubu, sözleşmeyi kabul etmemesini gerektiren, temel etik ilkelere yönelik tehditler gibi, nedenler olup olmadığını belirlemelidir. Örneğin; bir meslek mensubunun, bir sözleşmeyi kabul etmeden önce, konuyla ilgili tüm gerçekleri bilmemesi meslekî yeterlilik ve özen ilkesini tehdit edebilir.
(2) Söz konusu tehditlerin önemi değerlendirilmelidir. Bu amaçla mevcut meslek mensubu ile doğrudan iletişim kurularak, önerilen değişim ile ilgili tüm gerçeklerin ortaya konulması ve böylece meslek mensubunun sözleşmenin kabul edilmesinin uygun olup olmayacağına karar vermesi sağlanır.
(3) Mevcut meslek mensubu gizlilik ilkesine uymakla yükümlüdür. Dolayısıyla mevcut meslek mensubunun işi alması önerilen meslek mensubuyla müşterisi konusunda yapabileceği görüşmenin kapsamı müşterisinin izin vermesine ya da bu tür bir iletişime izin veren yasal ya da etik gerekliliklere bağlı olacaktır (Bu gereklilikler Kısım 1 Bölüm 5’de yer almaktadır).
(4) Belirlenen tehditlerden açıkça önemsiz olanlar dışındakiler için önlem alınması gereklidir. Alınabilecek önlemler şunlar olabilir.
a) Mevcut meslek mensubuyla müşterinin işleri hakkında tümüyle ve özgürce konuşmak,
b) İş teklif edilen meslek mensubunun karar vermeden önce, mevcut meslek mensubundan, bilmesi gereken gerçeklerle ilgili bilgi istemek.
(5) Önlemlerin uygulanmasına rağmen, mevcut tehditler ortadan kaldırılamıyor veya kabul edilebilir bir düzeye indirilemiyorsa, meslek mensubu, mevcut verilerden tatmin olmadıkça, sözleşmenin kabulünden kaçınmalıdır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Çıkar Çatışmaları
MADDE 36 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu çıkar çatışmasına neden olabilecek durumları belirlemeye çalışmalıdır. Bu tür durumlar temel etik ilkelere uyulması konusunda sakıncalara neden olabilir. Örneğin, bir meslek mensubunun müşterisinin rakibiyle ortak bir yatırım veya bir anlaşma yapması tarafsızlık ilkesini tehdit edebilir. Aynı zamanda, meslek mensubunun çıkar çatışması içinde olan müşterilere hizmet sunması tarafsızlık veya gizlilik ilkesine yönelik tehdit yaratabilir.
(2) Bağımsız çalışan meslek mensubu her türlü tehdidin önemini değerlendirmelidir. Değerlendirme; meslek mensubunun bir müşteriyi kabul etmeden önce, potansiyel müşterisiyle arasında herhangi bir tehdit yaratabilecek çıkar ilişkisinin olup olmadığının tespit edilmesine dayanır. Önemsiz olanlar dışındaki tehditleri yok etmek veya kabul edilebilir düzeye indirmek için gerekli önlemler alınmalıdır.
MADDE 37 – (1) Çatışmaya neden olan koşullara bağlı olarak, meslek mensubu tarafından alınması gereken önlemler şunlardır:
a) Firmanın çıkar çatışması yaratabilecek faaliyetleri ile ilgili olarak müşteriye bilgi verilmesi ve onayının alınması,
b) Meslek mensubunun çıkar çatışması içinde olan iki ya da daha fazla müşteri için hizmet vermesi durumunda, durum hakkında ilgili tüm taraflara bilgi verilmesi ve onaylarının alınması,
c) Bağımsız çalışan meslek mensubunun hiçbir müşteriye özel hizmet sunmadığı konusunda müşteriye bilgi verilmesi ve onayının alınması,
ç) Farklı sözleşme ekiplerinin kullanılması,
d) Bilgiye ulaşımı engelleyen süreçler oluşturulması,
e) Güvenlik ve gizlilikle ilgili konularda sözleşme ekipleri için rehberler hazırlanması,
f) Firma ortakları ve çalışanları tarafından imzalanan gizlilik anlaşmaları yapılması.
MADDE 38 – (1) Bir çıkar çatışması tarafsızlık, gizlilik ve meslekî davranış da dâhil olmak üzere temel ilkelerden bir veya birkaçını tehdit ediyorsa ve bu tehditler sayılan önlemlerin uygulanmasıyla yok edilemiyor veya kabul edilebilir bir düzeye indirilemiyorsa, meslek mensubu belirli bir sözleşmenin kabul edilmesinin uygun olmayacağı veya çatışma yaratan sözleşmelerden vazgeçilmesi gerektiği sonucunu çıkarmalıdır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
İkincil Görüşler
MADDE 39 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubundan müşterisi olmayan bir işletme adına, muhasebe, denetim, raporlama veya diğer standartların uygulanması konusunda ikincil görüş sağlaması istendiği durumlar, temel etik ilkelere uyumla ilgili tehditlere neden olabilir. Örneğin, meslek mensubunun ikincil görüşü mevcut meslek mensubuna sunulan aynı veri setine dayanmaz ise veya yetersiz kanıta dayanırsa, meslekî yeterlilik ve özen ilkesine yönelik tehdit oluşturabilir.
(2) Bu türde bir görüş istenen meslek mensubu, tehdidin önemini değerlendirmeli, bunu ortadan kaldıracak veya kabul edilebilir düzeye indirecek önlemleri almalıdır. Bu tür önlemler, müşteriden izin alınarak mevcut meslek mensubu ile görüşülmesi, herhangi bir görüşle ilgili sınırlamaların müşteri ile görüşülmesi ve mevcut meslek mensubuna bu görüşün bir kopyasının sunulması şeklinde gerçekleştirilebilir.
(3) İkincil görüş isteyen müşteri mevcut meslek mensubu ile iletişim kurmasına izin vermiyorsa, bağımsız çalışan meslek mensubunun tüm koşulları dikkate alarak görüş bildirmenin uygun olup olmayacağına karar vermesi gereklidir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Ücretler ve Diğer Gelirler
MADDE 40 – (1) Meslek mensubu, sunduğu hizmete göre uygun gördüğü bir ücreti talep edebilir. Bir meslek mensubunun diğerine göre daha düşük ücret talep etmesi kendi içinde etik olmayan bir davranış değildir. Bununla birlikte, talep edilen ücret düzeyi nedeniyle temel etik ilkelere uymaya yönelik tehditler ortaya çıkabilir. Örneğin, belirli bir hizmetin yerine getirilmesi için talep edilen ücret düzeyinin çok düşük olması meslek mensubunun hizmeti uygun teknik ve meslekî standartlara göre yerine getirmesini güçleştirecekse, meslekî yeterlilik ve özen ilkesine yönelik kişisel çıkar tehditleri ortaya çıkabilir. Bu nedenle; meslek mensupları sundukları hizmetler için uygun ücret düzeyini belirlemede serbest olmakla birlikte bu ücret, Birlik tarafından belirlenmiş ve ilan edilmiş asgari ücret düzeyinin altında olamaz.
MADDE 41 – (1) Bu tür tehditlerin önemi, talep edilen ücretin düzeyine ve karşılığında sunulan hizmet gibi faktörlere bağlı olacaktır. Bu tür tehditler için alınabilecek önlemler şunlar olabilir:
a) Müşterinin sunulacak hizmetlerin kapsamı karşılığında talep edilen ücretin hangi temele göre belirlendiği hususunda bilgilendirilmesi,
b) Görev için uygun süre ve kalifiye personel tahsis edilmesi.
MADDE 42 – (1) Güvence sağlamaya yönelik sözleşmelerin bazı türlerinde şarta bağlı ücret geniş ölçüde kullanılmaktadır. Ancak, bu tür ücretler temel etik ilkelere yönelik tehditlere, örneğin tarafsızlık ilkesine yönelik kişisel çıkar tehdidine neden olabilir. Bu tür tehditlerin önem derecesi sözleşmenin özelliğine, olası ücret aralığına ve hizmetin sonucunun bağımsız bir üçüncü grup tarafından incelenip incelenmeyeceğine bağlı olacaktır.
(2) Bu tür tehditler değerlendirilmeli ve önemli kabul edilenler için önlemler alınmalıdır. Alınabilecek önlemlerden bazıları şöyle sıralanabilir:
a) Müşteriyle ücret esaslarını gösteren ön anlaşma yapılması,
b) Bağımsız çalışan meslek mensubunun sunduğu işin ve ücretlendirme esaslarının hedeflenen kullanıcılara açıklanması,
c) Kalite kontrol politika ve süreçleri,
ç) Meslek mensubunun sunduğu hizmetin, tarafsız üçüncü bir grup tarafından incelenmesi.
MADDE 43 – (1) Belirli durumlarda meslek mensubu bir müşteri ile ilgili olarak müşteri gönderme bedeli veya komisyon alabilir. Örneğin, meslek mensubunun belirli bir hizmeti sağlayamaması ve müşterisini başka bir meslek mensubuna göndermesi sonucu ücret alması veya bir malın ya da hizmetin bir müşteriye satılması ile ilgili olarak (örneğin yazılım paketi) üçüncü bir gruptan komisyon alması bu durumlara örnek olarak verilebilir.
(2) Bu tür ücret veya komisyonların kabul edilmesi tarafsızlık ve meslekî yeterlilik ve özen ilkelerine yönelik kişisel çıkar tehditleri yaratabilecektir ve meslek mensubunun bu tür ücretleri ya da komisyonları alması veya ödemesi uygun değildir.
ALTINCI BÖLÜM
Meslekî Hizmetlerin Pazarlanması
MADDE 44 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu reklam yapma veya diğer pazarlama yöntemleri ile yeni iş veya müşteri aradığında, temel etik ilkelere uyum konusunda potansiyel tehditler ortaya çıkabilir. Örneğin, meslek mensubunun başarılarını veya sunduğu hizmetlerin pazarlaması, meslekî davranış ilkesinin prensipleriyle ters düşecek biçimde yapılırsa, bu ilkeye yönelik kişisel çıkar tehditleri ortaya çıkabilir.
MADDE 45 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu meslekî hizmetlerin pazarlamasında mesleğin itibarını zedelememelidir. Bağımsız çalışan meslek mensubu doğru ve dürüst olmalı ve
a) Sunduğu hizmetler, sahip olduğu özellikler ve iş tecrübesiyle ilgili abartılı iddialarda bulunmamalı veya
b) Diğer meslek mensuplarının hizmetleri ile ilgili asılsız karşılaştırmalar ve küçültücü atıflar yapmamalıdır.
(2) Bağımsız meslek mensupları, meslekî hizmetlerinin tanıtımı konusunda Haksız Rekabet ve Reklam Yasağı Hakkında Yönetmelik hükümlerine uyar.
YEDİNCİ BÖLÜM
Hediyeler ve Ağırlama
MADDE 46 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubuna veya bir yakın aile üyesine bir müşteri tarafından hediye teklif edilebilir. Bu tür bir hediye temel etik ilkelerine yönelik tehditlere yol açabilir. Örneğin, müşteriden bir hediye kabul edilmesi objektiflik ilkesine yönelik kişisel çıkar tehdidi oluştururken, bu tür tekliflerin kamu tarafından bilinmesi durumunda tarafsızlık ilkesine yönelik yıldırma tehdidi oluşacaktır.
(2) Bu tür tehditlerin önem düzeyi hediye teklifinin özelliğine, değerine ve teklifin arkasındaki amaca bağlı olacaktır. Yapılan hediye teklifi bu teklifi bilen ve gerekli tüm bilgilere sahip üçüncü bir grup tarafından önemsiz olarak kabul ediliyorsa, bu durumda meslek mensubu teklifin bilgi edinme veya karar alıcıyı etkileme gibi bir niyetle yapılmadığı, iş hayatına özgü normal bir hareket olduğu ve temel etik ilkelerine yönelik bir tehdit oluşturmadığı sonucuna varılabilir.
(3) Oluşan tehditlerin önemli olarak görüldüğü durumlarda bu tehditleri ortadan kaldırmak veya kabul edilebilir bir düzeye indirmek için gerekli önlemler alınmalı ve uygulanmalıdır. Alınan önlemlere rağmen tehdit yok edilemiyor veya kabul edilebilir bir düzeye indirilemiyorsa, meslek mensubu bu tür bir hediye teklifini kabul etmemelidir.
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Müşteri Varlıklarının Muhafazası
MADDE 47 – (1) Yasal olarak izin verilmediği sürece bağımsız çalışan meslek mensubu, müşterisine ait para veya diğer varlıkları, emanet olarak alamaz.
(2) Müşteri varlıklarının muhafazası, temel etik ilkelere yönelik tehditler yaratır. Örneğin, meslekî davranış ve objektiflik ilkelerine yönelik kişisel çıkar tehdidi oluşturur.
(3) Bağımsız çalışan meslek mensupları, müşterilerine ait para ve diğer varlıkların emanet olarak alınmasını yasaklayan 26/10/1996 tarih ve 22535 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mecburi Meslek Kararına uymak zorundadır.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Tüm Hizmetlerde Tarafsızlık
MADDE 48 – (1) Bağımsız çalışan meslek mensubu, herhangi bir hizmet sunarken, müşteri, yönetici veya çalışanları ile olan ilişkilerinin tarafsızlık temel ilkesine yönelik tehdit oluşturmamasına dikkat etmelidir. Örneğin; ailevi veya kişisel bir ilişki ya da yakın bir iş ilişkisi tarafsızlık ilkesine yönelik yakınlık tehdidi oluşturabilir.
MADDE 49 – (1) Güvence sağlamaya yönelik bir hizmet sunan meslek mensubu güvence sağlama sözleşmesi müşterisinden bağımsız olmalıdır. Meslek mensubunun fikren ve görünüş itibarıyla bağımsız olması; yanlılık, çıkar çatışması yaşamadan veya başkalarının uygunsuz etkilerine maruz kalmadan görüş açıklayabilmesine olanak sağlar. Kısım 10, bağımsız çalışan meslek mensubunun güvence sağlama sözleşmesi hizmeti sunarken ihtiyaç duyacağı bağımsızlık gereksinimlerine yönelik özel bir rehber sunmaktadır.
MADDE 50 – (1) Meslek mensubunun sunduğu herhangi bir hizmette tarafsızlığa yönelik tehditlerin varlığı, sözleşmenin belirli şartlarına ve yapılan işin özelliğine bağlı olacaktır.
(2) Bağımsız çalışan meslek mensubu belirlenen tehditleri değerlendirmeli ve önemsiz olanlar dışındaki tehditleri yok edecek veya kabul edilebilir bir düzeye indirecek önlemler almalıdır. Bu önlemlerden bazıları aşağıda sunulmuştur:
a) Sözleşme ekibinden çekilme,
b) Gözetim süreçleri,
c) Tehdide neden olan finansal veya iş ilişkisinin ortadan kaldırılması,
ç) Konunun, firma içindeki daha üst yönetim düzeylerinde tartışılması,
d) Konunun, müşterinin yönetiminden sorumlu kişilerle tartışılması.
ONUNCU BÖLÜM
Güvence Sağlama Amaçlı Sözleşmeler, Bağımsızlık ve Sözleşme Dönemi
MADDE 51 – (1) Güvence sağlama amaçlı sözleşmeler kamu çıkarını ilgilendirdiği için güvence sağlama sözleşmesini yürüten ekibin, firmaların kararlarından ve güvence sağlama müşterisinden (sorumlu taraf) bağımsız olmaları, bu Yönetmeliğin temel gerekliliklerinden bir tanesidir.
(2) Güvence sağlama amaçlı sözleşmeler, hedef kullanıcıların sözleşmenin esas konusunun belli bir kriteregöre değerlendirilmesi yoluyla ulaşılan sonuca duydukları güvenin arttırılması amacıyla tasarlanır.
(3) Güvence sağlama sözleşmeleri, Türkiye Denetim Standartları Kurulu tarafından yayımlanan standartlara göre, yoksa Uluslararası Güvence ve Denetim Standartları Kurulu tarafından yayınlanan Güvence Sağlama Amaçlı Sözleşmeler Uluslararası Çerçevesine göre düzenlenecektir. Bu çerçeve güvence sağlama amaçlı sözleşmelerin amaç ve unsurlarını açıklamaktadır.
MADDE 52 – (1) Güvence sağlama sözleşmeleri aşağıdaki bileşenlerden herhangi birisini içerebilir:
a) Malî ya da malî olmayan hususları içeren birçok konuda yapılan raporlamalar,
b) Yüksek ya da orta düzeyde güvence sağlaması öngörülen sözleşmeler,
c) Doğrudan raporlama ve tasdik işleri,
ç) İç ve dış raporlama sözleşmeleri,
d) Özel sektör ve kamu sektöründeki sözleşmeler.
MADDE 53 – (1) Bağımsızlık ilkesi; fikren bağımsızlık ve görünümde bağımsızlık olarak ikiye ayrılır. Fikren bağımsızlık, meslekî kararın dış etkilerden bağımsız olarak verilmesi, meslek mensubunun dürüstlük, tarafsızlık ve meslekî şüphecilik içinde davranmasıdır. Görünümde bağımsızlık ise, gerekli tüm bilgilere sahip, uygulanan önlemleri bilen üçüncü bir grup tarafından da firmanın ve sözleşme ekibinin dürüstlük, tarafsızlık ve meslekî şüpheciliğinin onaylanmasını ifade etmektedir.
MADDE 54 – (1) Güvence sağlama sözleşmesi ekipleri ve firmalar birinci kısımda açıklanan kavramsal çerçeve yaklaşımını, bağımsızlıkla ilgili belirli durumlara uygulamalıdır. Firma, güvence sağlama sözleşmesi ekibiyle, güvence sağlama müşterisi arasındaki ilişkilerin belirlenmesinin yanı sıra sözleşme ekibi ya da müşteriler dışındaki kişilerin de bağımsızlığa tehdit oluşturup oluşturmadığını dikkate almalıdır.
MADDE 55 – (1) Güvence sağlama sözleşmeleri beyana dayalı ya da doğrudan raporlama biçiminde olabilir. Her iki durumda da üç farklı grubun varlığı söz konusudur. Bağımsız çalışan meslek mensubu, güvence sağlama sözleşmesi müşterisi (sorumlu taraf) ve hedef kullanıcılar.
(2) Meslek mensubu hedef kullanıcıya, sorumlu tarafın sorumluluğunda olan konuyla ilgili güvence sağlar. Sorumlu taraf, sözleşmeye konusundan sorumlu olan kişiler veya temsilciler olabilir. Örneğin yönetim; malî tabloların hazırlanmasından ve iç kontrolün kurulmasından sorumludur. Hedef kullanıcı ise; meslek mensubu tarafından kendisine belirli bir kullanım ve amaç için rapor hazırlanan kişi veya kişilerdir.
MADDE 56 – (1) Bağımsızlığa yönelik tehditler ve alınabilecek önlemler her bir güvence sağlama sözleşmesinin özelliğine göre (finansal tablo denetimi sözleşmesi veya başka bir çeşit güvence sağlama amaçlı sözleşme olması) değişir.
(2) Finansal tablo denetimi sözleşmelerinde hem fikren hem de görünümde bağımsızlık oldukça önemlidir. Bu tür sözleşmelerde, sözleşme ekibinin ve firmanın finansal tabloları denetlenen müşteriden bağımsız olması gerekmektedir. Bu tür bir bağımsızlık, sözleşme ekibinin üyeleri ve müşteri işletmenin malî tablolar üzerinde doğrudan ve önemli etki yapabilecek yönetici ve çalışanları arasındaki belirli ilişkilere sınırlama getirilmesini gerektirir.
(3) Finansal tablo denetimi dışındaki diğer beyana dayalı güvence sağlama sözleşmelerinde sözleşme ekibi üyelerinin ve firmanın, güvence sağlama müşterisinden bağımsız olması gerekmektedir. Bu tür bir bağımsızlık, sözleşme ekibi üyeleri ile müşterinin sözleşme konusu ile ilgili bilgisi üzerinde doğrudan etki yapabilecek müşterinin yönetici ve çalışanları arasındaki belirli ilişkilere sınırlama getirilmesini gerektirir.
MADDE 57 – (1) Bu bölümün amacı;
a) Bağımsızlığa yönelik tehditlerin tespiti,
b) Bu tehditlerden önemsiz olanlarının belirlenmesi ve
c) Önemsiz olmayan tehditler için uygun önlemlerin neler olduğunun saptanması ve uygulanmasıdır.
(2) Bir tehdidin kabul edilebilir bir düzeye indirilmesi için alınabilecek bir önlemin olmadığı durumlarda tehdidi oluşturan faaliyetlere son verilmesi ya da güven sağlama sözleşmesinin kabul edilmemesi gerekmektedir.
MADDE 58 – (1) Bağımsızlığa yönelik tehditlerin ortadan kaldırılması veya kabul edilebilir düzeye indirilmesinde kullanılacak önlemlerin belirlenmesinde meslek mensubunun meslekî yargısı kullanılmaktadır. Bağımsızlığa yönelik tehditlerin çok yoğun ve önemli olduğu bazı örneklerde alınabilecek tek önlem tehdidi doğuran faaliyetin ortadan kaldırılması veya sözleşmenin kabul edilmemesidir.
(2) Bağımsızlığa yönelik tehditlerin mevcut olduğu durumlarda, firma güvence sağlama amaçlı sözleşmeyi kabul etme kararı verirse, bu kararın belgelenmesi gereklidir. Bu belgelemede saptanan tehdit ve uygulanan önlemler tanımlanmalıdır.
(3) Bağımsızlığa yönelik tehditlerin ve alınacak önlemlerin değerlendirilmesi, kamu çıkarını dikkate almaktadır. Bazı işletmeler, faaliyetleri, büyüklükleri ve şirket statüleri gereği çok sayıda hissedara sahip olmaları nedeniyle kamu çıkarı için çok önemli olabilirler. Bu tür işletmelere verilebilecek örnekler borsaya kota işletmeler, kredi kuruluşları, sigorta işletmeleri ve emeklilik fonları olabilir.
MADDE 59 – (1) Sözleşme dönemi süresince, güvence sağlama sözleşmesi ekibi ve firma, güvence sağlama sözleşmesi müşterisinden bağımsız olmalıdır. Sözleşme dönemi, sözleşme ekibinin güvence hizmetlerini yerine getirmeye başlamasıyla başlar ve güvence raporunun yayınlanmasıyla son bulur.
MADDE 60 – (1) Finansal tablo denetimi sözleşmelerinde, sözleşme dönemine finansal tabloların kapsadığı dönem de dâhil edilmektedir. Bir işletme, finansal tablolarının kapsadığı dönem sırasında veya sonrasında finansal tablo denetimi müşterisi olursa, firma aşağıdaki koşulların mevcudiyeti halinde bağımsızlığa yönelik bir tehdit yaratıp yaratmayacağını dikkate almalıdır:
a) Finansal tabloların kapsadığı dönem sırasında veya sonrasında, ancak finansal tablo denetimi sözleşmesinin kabulünden önce firma ile denetim müşterisi arasındaki finansal ilişkiler veya iş ilişkileri,
b) Denetim müşterisine daha önceden sunulan hizmetler. Benzer biçimde, finansal tablo denetim sözleşmesi olmayan güvence sağlama amaçlı sözleşmelerde firma; müşteri ile olan önceki ilişki veya hizmetlerinin, bağımsızlığa tehdit yaratıp yaratmayacağını dikkate almalıdır.
MADDE 61 – (1) Finansal tablo denetimi müşterisine finansal tabloların kapsadığı süre esnasında veya sonrasında ancak finansal tablo denetimi ile ilgili hizmetin başlamasından önce güvence sağlama amaçlı olmayan bir hizmet sunulmuş ise, bu hizmetin ifası denetim sözleşmesi süresince yasaklanmalı ve bağımsızlığa yönelik tehditler göz önüne alınmalıdır. Önemli olarak değerlendirilen tehditler için alınabilecek önlemler şunlar olabilir:
a) Güvence sağlama amaçlı olmayan hizmetlerin sağlanması ile ilgili bağımsızlık konularının, müşterinin yönetişimden sorumlu gruplarla (denetim komitesi gibi) tartışılması,
b) Güvence sağlama amaçlı olmayan hizmetlerin sonuçları için müşterinin sorumluluk onayının alınması,
c) Güvence sağlama amaçlı olmayan hizmet sunumunda görev alan firma personelinin finansal tablo denetimi hizmetinde görev almaması.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Bağımlı Çalışan Meslek Mensuplarının Uyacakları Etik İlkeler
BİRİNCİ BÖLÜM
Giriş, Tehdit ve Önlemler
MADDE 62 – (1) Yönetmeliğin bu Kısmında, Birinci Kısmında açıklanan kavramsal çerçevenin bağımlı çalışan meslek mensupları tarafından nasıl uygulanacağını açıklamaktadır.
(2) Kamunun yanı sıra yatırımcılar, kredi verenler, işverenler ve iş dünyasının diğer kesimleri bağımlı çalışan meslek mensuplarının hizmetlerine ihtiyaç duyarlar. Bağımlı çalışan meslek mensupları hem çalıştıkları işletmelerin hem de üçüncü kişilerin ihtiyaç duyduğu finansal ve diğer tür bilgilerin hazırlanması ve raporlanmasından tek başlarına ve ortak biçimde sorumlu olabilirler. Meslek mensupları ayrıca, etkin bir finans yönetimi ve mesleğe yönelik farklı konularda uzman tavsiyesi sağlamaktan da sorumlu olabilirler.
(3) Bağımlı çalışan meslek mensubu maaşlı bir işgören, bir ortak, yönetici, işletmenin sahibi ve aynı zamanda yöneticisi veya bir gönüllü olabilir. Meslek mensubunun işveren işletme ile ilişkisinin yasal biçimi, uyması gereken etik sorumlulukları üzerinde bir etki yapmamaktadır.
(4) Bağımlı çalışan meslek mensubunun işveren işletmenin yasal amaçlarını ileriye götürmek gibi bir sorumluluğu bulunmaktadır. Bu Yönetmelik bağımlı çalışan meslek mensubunun bu sorumluluğunu yerine getirmesini engellemeyi hedeflememekte, bunun yerine, temel etik ilkelere uyum konusunda çatışma yaratabilecek durum ve koşulları dikkate almaktadır.
(5) Bağımlı çalışan meslek mensubu genelde bir işletmede üst düzey bir pozisyona sahiptir. İşletme içinde pozisyonu ne kadar üst düzeyde ise, uygulama ve davranışları etkileyebilme fırsatı da o kadar fazla olacaktır. Bu nedenle, bağımlı çalışan meslek mensubunun işveren işletme içinde üst yönetimin etik konulardaki hassasiyetini vurgulayan etik temelli bir kültürün oluşmasını desteklemesi beklenmektedir.
(6) İlerleyen kısımlarda sunulan örnekler bağımlı çalışan meslek mensubunun temel etik ilkelerine uyum konusunda karşılaşabileceği durumlarla ilgilidir. Ancak, meslek mensubunun sadece bu örneklere uyması yeterli değildir. Bunun yanı sıra kavramsal çerçevenin karşılaşılan özel durumlara uygulanması gerekmektedir.
MADDE 63 – (1) Temel etik ilkelere yönelik tehditler Yönetmeliğin birinci kısmında açıklanmıştır.
(2) Bağımlı çalışan meslek mensubu için kişisel çıkar tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek örneklerden bazıları şunlar olabilir:
a) Finansal çıkar, krediler ve garantiler,
b) Şirket varlıklarının uygunsuz biçimde kişisel amaçlar için kullanımı,
c) İstihdam güvenliği ile ilgili endişeler,
ç) İşveren dışından gelen ticari baskılar.
MADDE 64 – (1) Yeniden değerlendirme tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek örneklerden bazıları işletme kararlarının ve verilerinin, bu kararları veren veya verileri hazırlayan meslek mensupları tarafından incelenmesi ve değerlendirilmesi olabilir.
MADDE 65 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensupları, işverenin hedef ve amaçlarını gerçekleştirmek için çalışırken, hatalı ya da yanıltıcı olmaması kaydıyla çalıştıkları işletmelerin durumlarını daha iyi gösterecek ifadeler kullanabilirler. Bu tür hareketler genellikle taraf tutma tehdidi yaratmamaktadır.
MADDE 66 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubu için yakınlık tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek örneklerden bazıları şunlar olabilir:
a) Bağımlı çalışan meslek mensubunun finansal ya da finansal olmayan raporlama, işlemlerini veya iş kararlarını etkileyecek bir pozisyonda olması veya bu meslek mensubunun birinci derece veya yakın aile üyelerinin bu etkiden fayda sağlayabilecek bir konumda bulunması,
b) Meslekî kararlarını etkileyen taraflarla uzun süreli ilişki,
c) Değeri açıkça önemsiz olmadıkça, bir hediye veya ayrıcalıklı hizmet kabul edilmesi.
MADDE 67 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubu için yıldırma tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek örneklerden bazıları şunlar olabilir:
a) Bir muhasebe politikasının uygulanması veya finansal bilgilerin raporlanma biçimi ile ilgili bir anlaşmazlık sebebiyle bağımlı çalışan meslek mensubunun veya birinci derece/yakın bir aile üyesinin işten çıkarılması veya işinin değiştirilmesi ile tehdit edilmesi,
b) Karar verme sürecini etkilemeye yönelik baskın kişilikli bireyler.
MADDE 68 – (1) Sayılan tehditlerin ortadan kaldırılması veya kabul edilebilir bir düzeye indirilmesine yönelik önlemlerden meslek, mevzuat ve düzenlemelerle ilgili önlemler, Birinci Kısımda açıklanmıştır.
MADDE 69 – (1) İş çevresinde alınabilecek önlemlere verilebilecek örnekler şunlar olabilir:
a) İşverenin şirket gözetim ve kontrol yapıları,
b) İşverenin etik ve davranış programları,
c) İşverenin işe alma sürecinde kalifiye eleman istihdamının öneminin vurgulanması,
ç) Güçlü iç kontrol uygulamaları,
d) Uygun disiplin süreçleri,
e) Etik davranışın önemini vurgulayan ve çalışanların da aynı şekilde davranmasını bekleyen liderlik biçimi,
f) İşgören performans kalitesinin izlenmesi veya uygulanmasına yönelik politika ve süreçler,
g) İşverenin politika ve süreçleri konusunda tüm çalışanlarla zamanlı iletişim sağlanması ve eğitim verilmesi,
ğ) İşletmedeki işgörenlerin herhangi bir cezalandırılma korkusu duymadan, etik konular ile ilgili herhangi bir soru veya sorunlarını üst yönetimle paylaşmalarını destekleyen politika veya süreçler,
h) Bağımlı çalışan meslek mensubu, işletme içinde etik olmayan davranışların sürekli olarak devam edeceğine inanıyorsa, yasal tavsiye almayı düşünebilir. Tüm önlemlerin faydasız olduğu ve tehditlerin ortadan kaldırılamadığı bu tür olağanüstü durumlarda, bağımlı çalışan meslek mensubu işveren işletmeden istifa etmesinin uygun olacağına karar verebilir.
İKİNCİ BÖLÜM
Potansiyel Çıkarlar
MADDE 70 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubunun işverene karşı sorumluluklarının temel etik ilkelere uymakla ilgili meslekî yükümlülükleriyle çatıştığı durumlar olabilir. Normal koşullarda, bağımlı çalışan meslek mensubu işverenin koyduğu yasal ve etik amaçları ve bu amaçlar ışığında belirlenen kural ve süreçleri desteklemelidir. Bununla birlikte, temel etik ilkelere yönelik tehditler belirlendiğinde, meslek mensubu bu duruma yönelik bir tepki verebilmelidir.
MADDE 71 – (1) İşverene karşı sorumlulukları nedeniyle, meslek mensubu temel etik ilkelerini doğrudan veya dolaylı olarak tehdit edecek biçimde hareket etme baskısı altında kalabilir. Bu tür baskılar açık veya örtülü biçimde olabilir. Baskı bir gözetmenden, bir yöneticiden veya işletme içindeki başka bir kişiden gelebilir. Meslek mensubunun karşılaşabileceği baskılar aşağıdaki konularla ilgili olacaktır:
a) Kanun veya düzenlemelere karşı gelecek biçimde hareket etmek,
b) Teknik ve meslekî standartlara karşı gelecek biçimde hareket etmek,
c) Yasal ve etik olmayan kazanç yönetimi stratejileri oluşturmak,
ç) İşverenin denetçilerine veya düzenleyici kuruluşlara yalan söylemek veya kasıtlı olarak yanlış yöne sevk etmek,
d) Finansal veya finansal olmayan raporlama faaliyetlerinde gerçekleri önemli ölçüde yanlış sunan işlemler yapmak veya bunlarla ilgili olmak,
e) Finansal tablolar, vergi beyannameleri veya diğer yasal yükümlülüklerde sermaye piyasasını düzenleyici kuruluşların istediği raporlarla ilişkili olarak yapılan ve gerçeklerin önemli ölçüde yanlış olduğu, finansal veya finansal olmayan raporlama işlemleri yapmak ve bu tür raporlarla ilgili olmak.
MADDE 72 – (1) Bu tür baskılar nedeniyle ortaya çıkacak tehditleri (yıldırma tehditleri gibi) değerlendirilmeli ve önemli kabul edilen tehditleri ortadan kaldırmaya veya kabul edilebilir bir düzeye indirmeye yönelik önlemler belirlenmeli ve uygulanmalıdır. Alınabilecek önlemlerden bazıları şunlar olabilir:
a) İşletme içinden, bağımsız bir meslekî danışmandan veya meslek örgütünden tavsiye almak,
b) Yasal tavsiyeler almak,
c) İşletmede formel bir anlaşmazlık çözüm sürecinin mevcut olması.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Bilginin Hazırlanması ve Raporlanması
MADDE 73 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensupları, kamuya açıklanan veya işveren içindeki veya dışındaki gruplar tarafından kullanılacak bilgilerin hazırlanması ve raporlanmasında sıklıkla görev alırlar. Bu tür raporlar tahminler ve bütçeler, finansal tablolar, yönetim analizleri ile finansal tablo denetiminin bir parçası olarak denetçiye sunulan yönetim temsil mektubu gibi finansal veya yönetim bilgileri içeren raporlar olabilir. Meslek mensubu bu tür bilginin hazırlanmasında ve sunulmasında dürüst olmalı ve geçerli meslekî standartlara ve finansal raporlama standartlarına uygun olarak hareket etmelidir.
MADDE 74 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubu dışarıdan gelen veya kendisine kişisel kazanç sağlama amaçlı baskılar sonucu yanıltıcı bilgi üretmek durumunda kalırsa temel etik ilkelerine yönelik tehditler (örneğin, tarafsızlık ilkesi veya meslekî yeterlilik ve özen ilkesine yönelik kişisel çıkar veya yıldırma tehdidi) ortaya çıkabilir.
(2) Söz konusu tehditlerin önemi, baskının kaynağı ve bilginin hatalı olma derecesine bağlı olacaktır. Tehditleri değerlendirilmeli ve açıkça önemsiz olanlar dışındaki tehditlerin ortadan kaldırılması veya kabul edilebilir bir düzeye indirilmesi için gerekli önlemler alınmalıdır. Alınabilecek önlemlerden bir tanesi işletme içinde üst düzey yetkililere (örneğin denetim komitesi veya meslek örgütüne) danışmak olabilir.
(3) Tehdidin makul bir düzeye indirilmesi mümkün olmadığında, meslek mensubu yanıltıcı olan bilgilerle ilişkisini sürdürmeyi reddedebilir. Yanıltıcı bilgi sunumunun önemli derecede ve sürekli olduğu durumlarda bağımlı çalışan meslek mensubunun Birinci Kısım ve Birinci Bölümünde yer alan Önlemler başlığındaki ilkeler ışığında ilgili otoritelere, durumu bildirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bağımlı çalışan meslek mensubu aynı zamanda yasal tavsiye alabilir veya istifa edebilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Yeterli Uzmanlık Bilgisi ile Hareket Etme
MADDE 75 – (1) Temel etik ilkelerden meslekî yeterlilik ve özen ilkesi, bağımlı çalışan meslek mensubunun sadece yeterli eğitim ve deneyimi olan konularla ilgili görevler üstlenmesi gerektiğini belirtmektedir. Meslek mensubu sahip olduğu deneyim veya uzmanlık düzeyi ile ilgili işverenine yanıltıcı bilgi vermemeli ve gerektiğinde uzman tavsiye ve desteğine başvurmaktan kaçınmamalıdır.
MADDE 76 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubunun görevlerini uygun meslekî yeterlilik ve özen içinde yerine getirmesini tehdit eden durumlara verilebilecek örnekler şunlar olabilir:
a) Görevlerin uygun şekilde yerine getirilmesi için yeterli zaman verilmemesi,
b) Görevlerin uygun şekilde yerine getirilmesi için gerekli bilgilerin eksik, yetersiz veya sınırlı olması,
c) Yetersiz deneyim ve eğitim,
ç) Görevlerin yerine getirilmesinde kullanılacak kaynakların yetersizliği.
MADDE 77 – (1) Bu tehditlerin önemi; bağımlı çalışan meslek mensubunun başkaları ile birlikte çalışma derecesi, işletme içindeki kıdem durumu ve işe uygulanan gözetim ve inceleme düzeyi gibi faktörlere bağlı olacaktır. Sözkonusu tehditlerden önemli kabul edilenleri için uygun önlemler alınmalıdır. Alınabilecek önlemlerden bazıları şunlar olabilir:
a) İlave danışmanlık veya eğitim sağlanması,
b) Görevlerin yerine getirilmesi için yeterli zamanın garanti edilmesi,
c) Konuyla ilgili uzmanlığa sahip bir kişiden destek alınması,
ç) Uygun olduğunda işletme içindeki üstlerden, bağımsız uzmanlardan veya meslek örgütünden danışmanlık sağlanması.
MADDE 78 – (1) Tehditler ortadan kaldırılamıyor veya kabul edilebilir bir düzeye indirilemiyorsa bağımlı meslek mensubu kuşku duyduğu bu görevleri yerine getirmeyi kabul etmeyebilir. Böyle bir durumda bu kararına ilişkin nedenleri açıklamalıdır.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Finansal Çıkarlar
MADDE 79 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubunun kendisi veya yakını ya da birinci dereceden bir aile üyesinin temel etik ilkeleri tehdit eden finansal çıkarları bulunabilir. Örneğin, finansal kazanç elde etmek amacı ile fiyata duyarlı bilgilerin manipüle edilme isteği, tarafsızlık veya gizliliğe yönelik kişisel çıkar tehdidi yaratabilir. Kişisel çıkar tehdidi yaratabilecek durumlara verilebilecek önlemlerden bazıları şunlar olabilir:
a) Meslek mensubunun veya birinci dereceden yakın aile üyesinin işveren işletmede doğrudan veya dolaylı bir finansal çıkarı olması ve bu çıkarın değerinin bağımlı meslek mensubunun verdiği kararlardan doğrudan etkilenebilmesi,
b) Meslek mensubunun kâr üzerinden prim alması ve bu primin değerinin meslek mensubunun verdiği kararlardan doğrudan etkilenmesi,
c) İşverenin ana sözleşmesinde bağımlı çalışan meslek mensubunun kârdan pay almasına hak sağlayan maddeler olması.
MADDE 80 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubu bir tehdidin önemini değerlendirirken finansal çıkarın önem düzeyine ve doğrudan veya dolaylı bir çıkar oluşuna göre bir değerlendirme yapmalıdır.
MADDE 81 – (1) Saptanan tehditlerin, açıkça önemsiz olanlarının dışındakiler için alınabilecek önlemlerden bazıları şunlar olabilir:
a) Üst yönetimin alacağı ücreti belirlemek üzere yönetimden bağımsız bir komite oluşturulmak,
b) Gerekli olduğunda işletmedeki üstlere danışmak,
c) Gerekli olduğunda işletmenin yönetişimden sorumlu taraflara veya meslek örgütüne danışmak,
ç) İç ve dış denetim süreçleri,
d) Etik konularla ilgili güncel eğitimler verilmesi ve içeriden öğrenenlerin ticaretini önleyen yasal sınırlamalar.
MADDE 82 – (1) Bağımsız çalışan bir meslek mensubu bilgileri manipüle edemez ve gizli bilgileri kişisel çıkarı için kullanamaz.
ALTINCI BÖLÜM
Teşvikler
MADDE 83 – (1) Bağımlı çalışan bir meslek mensubuna veya birinci derece ya da yakın aile üyesine teşvik teklif edilebilir. Teşvikler; hediyeler, ağırlama, ayrıcalıklı davranış gibi çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir.
MADDE 84 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubuna teşvik teklif edilmesi temel etik ilkelere yönelik tehdit yaratabilir. Meslek mensuba ya da yakın bir aile üyesine bir teşvik sunulduğunda, durum çok dikkatli biçimde ele alınmalıdır. Bir teşvik, meslek mensubunun faaliyet veya kararlarını etkileme, yasal veya dürüst olmayan davranışları teşvik etme veya gizli bilgileri ele geçirme gibi amaçlarla yapılmış ise tarafsızlık ve gizlilik ilkelerine yönelik kişisel çıkar tehdidi oluşacaktır. Bu tür bir teşvik teklifinin kabul edilmesi ise tarafsızlık veya gizlilik tehdidi yaratacaktır. Teşvikin kabul edilmesinin ardından, teşvikinin kamuya açıklanması ve meslek mensubunun veya ailesinin adına leke düşürülmesine yönelik ilave tehditler de gelebilecektir.
(2) Bu tür tehditlerin önemi teşvikin özelliğine, değerine ve arkasındaki niyete bağlı olacaktır. Konuyla ilgili tüm bilgilere sahip üçüncü bir kişi sunulan teşviki önemsiz olarak değerlendirmekteyse, bu durumda bağımlı çalışan meslek mensubu temel etik ilkelere yönelik önemli bir tehdit oluşmadığına karar verebilir.
MADDE 85 – (1) Değerlendirilen tehditlerden önemli kabul edilenler için önlem alınmalıdır. Tehditler ortadan kaldırılamıyor veya kabul edilebilir bir düzeye indirilemiyor ise meslek mensubu teşviki kabul etmemelidir. Temel etik ilkelerine yönelik gerçek tehditler sadece teşvikin kabul edilmesinden kaynaklanmamaktadır. Bazen sadece teşvik teklifinin yapılmış olması bile ilave önlemlerin alınmasını gerektirebilir. Bağımlı çalışan meslek mensubu bu tür tekliflerin taşıdığı riski değerlendirmeli ve aşağıdaki önlemlerin alınıp alınmaması gerektiğine karar vermelidir:
a) Bu tür teklifler yapıldığında, hemen üst yönetime veya işverenin yönetişimden sorumlu olanlara bilgi verilmesi,
b) Meslek örgütüne veya teklifi yapan kişinin işverenine teklifle ilgili bilgi verilmesi ancak böyle bir adım atılmadan önce yasal tavsiye alınması,
c) Bu tür teklifleri alabilecek pozisyonda bulunan birinci derece veya yakın aile üyelerine tehditler ve önlemler hakkında bilgi verilmesi,
ç) Meslek mensubunun birinci derece veya yakın aile üyelerinin işveren işletmenin rakipleri ya da potansiyel tedarikçileri tarafından istihdam edilmeleri ile ilgili üst yönetime bilgi verilmesi.
MADDE 86 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubu başka bir bireyin ya da işletmenin haklarını geri plana itmek, karar alma sürecini etkilemek veya gizli bilgileri ele geçirmek gibi amaçlarla teşvik teklifi yapma baskısı altında kalabilir.
(2) Bu tür baskılar işletme içinden bir üst ya da meslektaştan veya işletme dışından gelebilir.
(3) Bu tür durumlara karşı dikkatli olunmalıdır.
MADDE 87 – (1) Bağımlı çalışan meslek mensubu üçüncü bir grubun meslekî kararını uygunsuz biçimde etkileyecek bir teşvik vermeyi teklif edemez.
MADDE 88 – (1) Etik olmayan bir teşvik verilmesi yönündeki baskılar işveren işletme içinden geliyorsa, bağımlı çalışan meslek mensubu, Yönetmeliğin birinci kısmındaki etik çatışmanın çözümlenmesiyle ilgili kısma uygun davranmalıdır.
YÖNETMELİKTE YAPILAN DEĞİŞİKLİK
Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinden:
SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ
MÜŞAVİRLERİN MESLEKİ FAALİYETLERİNDE UYACAKLARI
ETİK İLKELER HAKKINDA YÖNETMELİKTE
DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA
DAİR YÖNETMELİK
MADDE 1 – 19/10/2007 tarihli ve 26675 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirlerin Mesleki Faaliyetlerinde Uyacakları Etik İlkeler Hakkında Yönetmeliğin ikinci bölümünün başlığı “Etik Kurulu ve Son Hükümler” olarak değiştirilmiştir.
MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin başlığı “Etik Kurulunun teşekkülü” olarak, aynı maddenin birinci fıkrasında yer alan “Komitesi” ibaresi “Kurulu” olarak, “iki yıldır.” ibaresi “TÜRMOB Yönetim Kurulunun görev süresi ile sınırlı olmak üzere üç yıldır.” olarak değiştirilmiş, “Başkan Yardımcısı” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve biri Sekreter” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin başlığı “Etik Kurulunun toplantısı” olarak, aynı maddenin birinci fıkrasında yer alan “Komitesi” ibaresi “Kurulu” olarak, “yılda altı” ibaresi “ayda en az bir” olarak, “Komite” ibaresi “Kurul” olarak, “Komitesini” ibaresi “Kurulunu” olarak değiştirilmiştir.
MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Etik Kurulunun görev ve yetkileri
MADDE 7 – (1) Etik Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:
a) Etik ilke ve uygulamalarına ilişkin tebliğ, sirküler ve benzerlerinin taslaklarını hazırlamak, bu konularda Yönetim Kuruluna sunulmak üzere çalışmalar yapmak,
b) Mesleki etiğin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için eğitim programları hazırlamak, projeler üretmek, çalışmalar yapmak; bu konularda bilimsel toplantı, kongre, sempozyum ve panel gibi etkinliklerin düzenlenmesi için Yönetim Kuruluna önerilerde bulunmak,
c) Meslekte etik kültürünü yerleştirmek üzere çalışmalar yapmak veya yaptırmak ve bu konularda yapılacak çalışmalara destek olmak,
ç) Meslek mensuplarının uymaları gereken etik davranış ilkelerinin ihlal edildiği iddiasıyla odalardan yapılacak başvurular üzerine gerekli inceleme ve araştırmaları yaparak sonuçlarını Birlik Yönetim Kurulu aracılığıyla ilgili odalara bildirmek.”
MADDE 5 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 6 – Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği Yönetim Kurulu yürütür.
Şehir Plancıları Odası Mesleki Etik Kural ve İlkeleri
Şehir Plancıları Odası Mesleki Etik Kural ve İlkeleri, odanın 12.04.2014 tarihinde yapılan 28. Olağan Genel Kurulunda kabul edilmiştir. Mesleki Etik Kural ve İlkeler‘in içeriği aynen kalmak koşuluyla, “Ana Metin” olarak kabul edilmesine, bu amaçla dönem içerisinde sürekli görev yapacak olan, yeni bir komisyon oluşturulması için Yönetim Kuruluna yetki ve görev verilmesine ve komisyonun dönem içerisinde bu metni geliştirmek ve tartıştırmak üzere çalışma yapmasına, dönem sonunda oluşturulacak yeni metnin, genel kurulun onayına sunulmasına, bu doğrultuda çalışma yapmak üzere Yönetim Kurulunun görevlendirilmesine karar verilmiştir.
Şehir Plancıları Odası Mesleki Etik Kural ve İlkeleri
MESLEKİ ETİK KURAL ve İLKELER
Etik Kural ve İlkeler Kılavuzu ile, kamusal yararların ve kamusallıkların üretilmesine yönelik planlama mesleğinin, tarihsel ve bilimsel olarak oluşmuş kültür ve değerlerinin ve ahlaki ilkelerinin biraraya getirilmesi ve meslek üyeleri arasında bağlayıcı bir metne dönüştürülmesi amaçlanmaktadır.
Bu metin, kent ve bölge planlama mesleğini yürütenlerin, mesleki bilgi ve deneyimlerinin ilgili karar çevresine taşınması sürecinde üstlenecekleri sorumluluklara ilişkin etik kural ve yönlendirici ilkeler yanı sıra, belediyeler, il özel idareleri, bakanlıklar ve ilgili kamu kurum ve kuruluşları, kooperatifler, özel sektör ve siyasal çevreye karşı bağımsız konumlarını koruyabilmelerine katkıda bulunmak amacıyla geliştirilmektedir.
Halka Hizmet; Toplumun Esenliği ve Kuşaklar Ötesi Yararların Gözetilmesi
1. Kent ve bölge planlama, yerleşme sistemleri ve yerleşmelerin bütününe ilişkin, tutarlı ve akılcı, bilimsel ve sanatsal temellere dayanan, estetik ve kamusal yararları sağlayan, toplumsal, ekonomik ve mekansal yapı, korunması gerekli doğal varlıklar ve kültürel miras, altyapı, kullanım, ulaşım, ekolojik denge, yapılaşma, açık alanlar, sosyal ve teknik donatı alanlarına ilişkin düzenlerin kurulmasıdır.
Kent ve bölge planlama, temel olarak mekansal boyutlu, uzun erimli, toplumsal yararlara yönelik düzenlemelerden oluşan stratejik bir kamu hizmetidir. Kent plancıları mesleklerini yürütürken, kamu hizmeti ve yararı, topluma ve halka hizmet bilinci ile hareket ederler. Plancılar, tüm mesleki etkinliklerini bu temel kavramlarla gerekçelendirmek zorundadırlar.
2. Kent ve bölge plancıları sağlıklı, risklerden arındırılmış güvenli toplumsal ve fiziksel çevreler yaratmak, bunu yaparken doğal ve tarihsel çevreyi korumak, toplumun doğal çevre ile sağlıklı ilişkisini sürdürebilir kılmak, belirli bir kesiminin değil tüm toplumun esenliğini ve uzun erimli ve kuşaklar ötesi yararları gözetmek, toplumsal gereksinmeleri doğru ve gerçekçi bir biçimde saptamak zorundadırlar.
Planlama sürecinin doğru yönlendirilmesi, kamusal yararlara bağlılık, karar çevresi karşısında mesleki bağımsızlığın korunması
3. Kent ve bölge planlama süreci, plancının teknik bilgi ve birikimi ile katıldığı, katılımcı ve kolektif/anonim bir süreç olsa da, plancıların bu süreci doğru yönlendirmek sorumluluğu bulunmaktadır. Bu yönlendirme, mesleki doğruların ve ilkelerinin karar çevresine karşı savunulması ve tutum alınması anlamına gelir.
4. Kent ve bölge plancıları ister kamu ister özel kesiminde çalışıyor olsunlar isterse kamu adına planlama işlerini üstleniyor olsunlar, karar çevresine karşı mesleki bağımsızlıklarını sürdürmelidirler.
5. Plancılar, yürüttükleri planlama işlerinde işveren ve karar çevresinin eğilim ve isteklerine, işi veren idarenin yetki ve sorumluluğuna sığınamaz. Plancıların, planlamalarını bilimsel yöntemlerle kamusal yararlar, planlama esasları ve şehircilik ilkeleri açısından gerekçelendirmek yükümlülükleri bulunmaktadır. Planlama ile ilgili konularda, siyasi karar çevresi seçmenlerine ne kadar sorumlu ise plancılar da meslek topluluğuna, mesleğin tarihsel birikim ve deneyimine, kamusal ortama ve hepsinden de önemlisi gelecek kuşaklara karşı sorumlukları bulunmaktadır.
6. Karar çevresinin istek ve eğilimleri, plancılara, kent planlamanın tarihsel olarak ürettiği ve yasal çerçevede de yerini bulmuş ilke ve kuralları istediği gibi yorumlama hakkını vermez; planlanacak bölge ve yerleşmelerin geçmiş planlama deneyimlerinin irdelenmesi, katılımcı yöntemlerle elde edilecek bilgi ve sonuçların değerlendirilerek karar çevresinin önüne koyulması zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.
Topluma ve mesleğe saygı
7. Kent ve bölge plancıları, ister doğrudan mesleki uygulamanın içinde olsunlar isterse kent planlama mesleğinin öğretiminde görev alıyor olsunlar, planlama düşüncesinin ve mesleğinin toplumun gözündeki yerini, saygınlığını zedelemeye yönelik etkinlik ve davranış içinde olamazlar.
8. Kent ve bölge plancıları, toplumun gerçek ve nesnel gereksinmelerinden hareket etmek zorundadırlar. Plancılar, toplumsal gereksinmelerin ötesinde, gereğinden fazla alanın gelişmeye açılmasına, bu nedenle de, kamu kaynaklarının israfı, yanlış yönlendirilmesine ve verimsiz kaynak tahsislerine yol açan, yerleşmelerin ana planlama düzenlerini bozucu planlama etkinliğinde bulunmaktan kaçınmalı; görevli oldukları durumlarda, işveren konumundaki kuruluşları ve yönetimleri, bu yönde kararlara yönlendirmemeli, tersi yönde eğilim gösteren yönetim organlarını uyarmalı ve Oda`ya bilgi vermelidir.
9. Şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı biçimde, yerleşmelerin yapılaşmış alanlar ve sosyal donatı alanları düzenini bozucu değişikliklerin ilgili organlarca onaylanmış olması, teknik bilgi ve birikimin mesleki ahlak ve değerlere aykırı biçimde kullanılamaması kuralını ortadan kaldırmaz.
10. Plancılar, kentlerin bölünmesine ve toplumsal eşitsizliklerin derinleşmesine, toplumlumsal-mekansal ayrımcılığa, kentsel merkezlerin niteliksizleşmesine ve kamusal mekanın çöküşüne yol açan, kentsel mekanların tarihselliğini, kamusallığını ve yaşanabilirliğini yok eden uygulamalara katkıda bulunmamalıdırlar.
11. Plancılar kentlerin parçalarını bütünleştirmeye, hem toplumsal hem de mekansal anlamda bütünleştirici kentsel omurgalar oluşturmaya, ortak bağlamlar yaratmaya, ortak mekanları güçlendirmeye yönelmelidir.
12. Kent ve bölge plancıları, Şehir Plancıları Odası`nın ve TMMOB`ye bağlı diğer meslek odalarının kamusal hizmet ve yarar üretilmesine, adil ve dürüst bir mesleki ortamın oluşturulmasına yönelik etkinliklerini sekteye uğratacak ve zayıflatacak, meslektaşlarının veya diğer meslek üyelerinin mesleki onur ve şerefini zedeleyecek faaliyetler içinde olamazlar.
13. Plancıların, doğrudan yer almadıkları bir planlama sürecinin sonunda elde edilen plan ya da projeye, -maddi çıkar sağlansın ya da sağlanmasın- mesleki yetkinlik belgelerini/diplomalarını kullandırarak imza koymaları meslek etiği ile bağdaşmaz.
Kamu yararı – özel mülkiyet ilişkisinde sorumluluklar; özel mülkiyet hakları karşısında tarafsızlık
14. İster kamu idareleri tarafından isterse kamu adına özel kesimce yürütülsün planlama kamu adına yapılan bir etkinlik olup tek tek bireylerin yararlarının üstünde bir yarar kavramına dayanır. Özel mülkiyetin kamusal yarar amacıyla sınırlanabileceği ilkesi, bireysel özel mülkiyet haklarına göre kamusal yarar kavramını öne çıkarır. Bu genel ilke planlamanın sınırlarını ve olanaklarını belirlemektedir.
Bu nedenle, planlama işini üstlenen meslektaşların kamu adına bu görevi yürütürken bireysel yarar/özel mülk yararlarını öne çıkaran ilişkilere girmeleri meslek ahlakına aykırıdır.
15. Teknik bilgiyi elinde bulunduran plancılar, üstlendikleri planlama işleri devam ederken, hakkında planlama, gelişme ve imar kararları verecekleri planlama bölgesi içinde bu bilgileri kullanarak kendilerine, yakınlarına ya da akrabalarına gayrimenkul edinmeleri meslek ahlakı ile bağdaşmaz. Plancılar, kamusal yararların bireysel yararlara üstünlüğüne dayanan düzenleme görevini kamu adına üstleniyor olmaları nedeniyle mülk sahiplerine göre üstün konumdadırlar. Plancıların, bu göreli üstün konumlarından yararlanarak planlama alanında planlama süreci devam ederken mülk edinme yoluna gitmeleri, mülk sahipleri arasında haksız ve adil olmayan koşullara yol açacaktır.
16. Meslek üyeleri, yürüttükleri planlama hizmetinin karşılığı olarak, meslek örgütünün tabi olduğu yasa ve yönetmelikler ve Oda Tüzüğü`nde tanımlananların dışında bir karşılık (örneğin hizmet karşılığı olarak taşınmaz) kabul edemezler. Bu durum, nesnel olarak kamuyu temsil eden plancıların tarafsız konumlarını ortadan kaldıracak, planlanan bölge içinde bireysel çıkarlarını kamusal yarar ve kamu hizmeti görevlerinin önüne geçirecektir.
Bilimsel temele dayanma, diğer disiplinlerin bilgisinden yararlanma, kapsamlı ve bütüncül yaklaşma sorumluluğu
17. Kent ve bölge planlama mesleğini yürütenler, planlama ile ilişkili bilimsel verilerden yararlanmak ve gelişmeleri dikkatle izlemek ve planlama çalışmaları sırasında bilimsel ve teknik gelişme ve birikimlere dayanmak zorundadırlar.
18. Kent ve bölge plancıları, farklı uzmanlık alanlarında üretilen bilgi ve kararları (toprak, su, orman, jeolojik yapı verileri, iklim, koruma kararları vb) planladıkları yerleşmenin sorunları çerçevesinde irdelemelidirler. Bu temel girdileri dikkate almaksızın plan kararı üretilmesi planlama mesleğinin etik ve yasal kurallarına uymayacaktır.
19. Plancıların, planlama alanını besleyen diğer alanların bilgisinden yararlanma zorunlulukları vardır. Ancak bu zorunluluk, plancıların kendi uzmanlık ve yetki alanlarının ötesinde sorumluluk üstlenmeye girişmelerine izin vermez.
20. Kent ve bölge plancıları, planlama işlerini yürütürken bilgiyi gizleyerek görmezden gelemezler, bilgiyi tahrif edemezler ve ilişkili tüm bilimsel bilgiyi planlama sürecine girdi oluşturacak şekilde yansıtmak yükümlülüğündedirler.
21. Planlar ve planlama raporları ayrılmaz bir bütün olup, plancılar planlama raporlarında, geçmiş planlama deneyim ve bilgilerine ve farklı uzman kurum ve kuruluş görüşlerine kaynak göstererek başvurmak durumundadırlar. Geçmiş planlama deneyiminde bulunan meslektaşlarının görüşlerini almak zorundadırlar. Planlama raporlarında kaynak gösterilmeksizin bilgi aktarmacılığı ya da intihal yapılması kabul edilemez. Söz konusu raporun planlama raporu olması ahlaki sorunu hafifletmez. Planlama raporlarında, planlamaya temel olan diğer uzmanlık görüşlerinin ve planlama deneyim ve bilgisinin kaynağının gösterilmesi, ilgili uzmanlıkların, kurum ve kuruluşların görüş ve bilgisinin kayıt altına alınması açısından zorunludur.
22. Kentlerin parçalarına, korunacak alanlarına, merkezlerine ve alt merkezlerine vb ilişkin mevzi planlama çalışmalarında, kentin bütünü ve bölgesel bağlam ile ilişki kurulmaksızın ve irdelemeler yapılmaksızın planlama kararları üretilmesi meslek etiği ile uyuşmayacaktır.
Risklerin ve belirsizliklerin giderilmesi sorumluluğu
23. Plancılar, planlanacak alanları ilgilendiren doğal ve tarihi çevreye ilişkin koruma kararlarını ve potansiyellerini, yerleşilebilirlik olanaklarını ve sınırlamalarını, riskli alanları gerçekçi bir biçimde belirlemelidir. Plancılar bütün bu alanlara ilişkin farklı uzmanlık alanlarının ürettiği bilgileri planlama çerçevesine katmak zorundadırlar. Bu verilerin dikkate alınmaması, önemsizleştirilmesi veya diğer veriler ile karşılıklı ilişkilendirilmesi yapılmaksızın planlama kararları üretilmesi meslek etiğine ve yasal kurallara aykırıdır.
Plancılar riskler ve belirsizlikler yaratmamalıdırlar; tersine her türlü yerleşme riskleri ve belirsizlikleri gideren çözümleri, risklerden sakınım olanaklarını sistematik bir eylem planı haline getirerek toplumun ve karar çevresinin önüne koymak ve tüm toplumun güvenli yaşayabileceği risksiz bölgeler, çevreler, kırsal ve kentsel yerleşmeler planlamakla yükümlüdürler.
Planlama sürecinde halkın katılımının sağlanması sorumluluğu
24. Plancılar yasal çerçevenin olanaklarına dayanarak mümkün olan her durumda ve ölçekte halkın (planlama alanında yaşayan, çalışan ve iş yapanların) gereksinmeleri, beklentileri ve düşüncelerini özgürce aktarabilecek katılım ve yerel sahiplilik modelleri kurgulamak ve bunu planlama hizmetini talep eden kuruluşlara sunmak durumundadır. Halk katılımı yöntemlerini çeşitlendirerek zenginleştirmek yoluyla halkın temsilcilerinin hazırlık, planlama, uygulama ve denetim süreçlerine katılımı konusunda çaba göstermesi beklenmektedir.
Kamusal kaynakların korunması ve geliştirilmesi sorumluluğu
25. Plancılar, kamu malları ve kaynaklarının kullanımında, koruma ilkesinden taviz veremezler, kamusal kaynakların geliştirilmesine katkıda bulunmalıdırlar.
26. Kent ve bölge plancılarının, tarihsel ve doğal varlıkların ve çevrenin korunması gereklerinden ve hedeflerinden vazgeçmeksizin, halkın ve toplumun refahını artırmak ve kamusal ortak kullanım ve mekanları geliştirmek yükümlülükleri bulunmaktadır. Kent plancıları, kentsel gelişmenin planlanmasında, tarihsel birikim ve değerlerin korunmasından vazgeçmeksizin gelişme olanaklarını araştırmak ve karar çevresinin ve toplumun önüne koymakla yükümlüdürler.
27. Plancılar, planlama alanındaki korunmaya değer yapılar, mekanlar, kültürel varlıklar gibi somut ve somut olmayan kültürel mirası ortaya çıkarmak ve gelecek kuşaklara taşımak sorumluluğu ile hareket ederler. Bu değerlerin henüz tescil edilmemiş olması plancıların bu sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
28. Plancılar kamu yararı amaçlı planlama hizmetini yürütürken yasal sistemin kuralları ve koşulları içinde hareket etmek zorundadırlar. Plancı üstlendiği işi yaparken, ya da bu işi alırken, işin yasal kurallara uygunluğunu araştırmak, uygunsuzluk durumunda işvereni uyarmak ve Oda`ya haber vermek zorundadır. Kent ve bölge plancılarının kendi alanlarıyla ilgili yasal çerçeveyi doğru değerlendirme ve meslek etkinliğini bu çerçeve içinde geliştirme sorumlulukları bulunmaktadır.
Meslek Odasını üstlenilen planlama hizmeti hakkında doğru bilgilendirme sorumluluğu
29. Kent ve bölge plancıları üstlendikleri planlama işlerine ilişkin bilgiyi (örnek olarak planlama işinin niteliği ve kapsamı, planlanacak alanın büyüklüğü vb) Mesleki Denetim Uygulamasını yürüten organ olarak Meslek Odasından gizleyemezler.
Ev ve Süs Hayvanları Satışına Dair Yönetmelik, “Ev ve Süs Hayvanlarının Üretim, Satış, Barınma ve Eğitim Yerleri Hakkında Yönetmelik” adıyla Resmi Gazetenin 08.10.2011 tarihli sayısında yayınlanmıştır. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununa paralel bir düzenleme olan Ev ve Süs Hayvanları Satışına Dair Yönetmelik için yetkili bakanlık Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığıdır.
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; ev ve süs hayvanlarının üretildikleri, alınıp satıldıkları, barındırıldıkları ve eğitim gördükleri yerlerin gerekli teknik ve sağlık şartları ile açılma, çalışma ve denetlenmelerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, gerçek ve tüzel kişiler tarafından ev ve süs hayvanları için açılacak olan üretim, satış ve eğitim yerleri ile belli süreler barındırılacağı yerleri kapsar.
(2) Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlar için yerel yönetimler tarafından açılan bakımevleri ile hiçbir kazanç ve menfaat sağlamamak kaydıyla sadece insanî ve vicdanî amaçlarla sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlara bakan veya bakmak isteyen ve 24/6/2004 tarihli ve 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununda öngörülen şartları taşıyan gerçek ve tüzel kişilerin açacağı bakımevlerini kapsamaz.
Dayanak
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 9/3/1954 tarihli ve 6343 sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanun ile 11/6/2010 tarihli ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununa dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen,
a) Amfibik hayvan: Karada ve suda hareket ve yaşam yeteneğine sahip hayvanı,
b) Bakanlık: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığını,
c) Barınma yeri: Ev ve süs hayvanlarının, geçici süreler için barındırıldıkları konukevi, pansiyon ve otel gibi yerleri,
ç) Çalışma izin belgesi: İl müdürlüğü tarafından kuruluş izni verilmiş üretim, satış, barınma ve eğitim yerlerinin faaliyete geçmesi için verilen belgeyi,
d) Denetim elemanı: Bu Yönetmelikte belirtilen denetimleri yapmaya ve kabahat teşkil eden fiilleri işleyenler hakkında işlem yapmaya, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı ve/veya mahallin en büyük mülki idare amirince görevlendirilen veteriner hekim personeli,
e) Dezenfeksiyon: Hastalık yapıcı mikroorganizmaların fiziki, kimyevi yöntemler ve ultraviyole ışınları ile yok edilmesi işlemini,
f) Eğitim sertifikası: 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununa göre, ev ve süs hayvanı satış yeri sahibi veya sorumlu yöneticilerinin, yerel yönetimler tarafından düzenlenen eğitim programına katılarak, almakla yükümlü oldukları belgeyi,
g) Eğitim yeri: Hayvan sahibinin isteği veya ilgili makamların gerekli görmesi durumunda, hayvanların itaat, tuvalet terbiyesi, hırçın hayvanların sakinleştirilmesi, koruma, bekçilik, sportif ve avcılık gibi özelliklerin kazandırılması amacıyla, veteriner hekim denetiminde faaliyet gösteren yerleri,
ğ) Ev ve süs hayvanı: Sahiplerinin ya da sahipleri adına sorumluluğunu almış kişilerin yanında bulunan, üçüncü bir şahsa satışı ya da devredilmesi amaçlanmayan arılar, kabuklu hayvanlar, suda yaşayan hayvanlar ve kümes hayvanları hariç olmak üzere, omurgasızlar, amfibik hayvanlar, köpek, kedi, gelincik, süs balıkları, sürüngen, kemirgen, evcil tavşan ve tüm kuşları,
h) Genel Müdürlük: Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğünü,
ı) Hizmet içi eğitim belgesi: Ev ve süs hayvanları üretim, satış, barınma ve eğitim yerlerinde görev alacak olan veteriner hekimlerin, bölge veteriner hekimler odaları tarafından yapılan bilgilendirme eğitimine katılması suretiyle aldıkları belgeyi,
i) İl müdürlüğü: İl gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüklerini,
j) İş yeri: Ev ve süs hayvanlarının üretildikleri, alınıp satıldıkları, geçici süreler barındıkları ve eğitildikleri il müdürlüğünce çalışma izni verilen yerleri,
k) İş yeri veteriner hekimi: Ev ve süs hayvanları üretim, satış, barınma ve eğitim yerleri ile buralardaki hayvanların her türlü hijyenik ve sağlık sorunları ile koruyucu önlem ve aşılamalardan sorumlu veteriner hekimi,
l) Kimlik belgesi: Hayvan için düzenlenmiş içerisinde hayvana ve sahibine ait bilgileri içeren Bakanlıkça belirlenen belgeyi,
m) Kuruluş izni: Kurulacak yer ve projelerinin uygun görülmesi durumunda işyeri kurulması için il müdürlüğü tarafından verilen izni,
n) Satış yeri: Ev ve süs hayvanlarının satıldığı yerleri,
o) Üretim belgesi: İl müdürlüğü tarafından çalışma izni almış üretim yerlerinde üretilen hayvanlar için düzenlenen belgeyi,
ö) Üretim yeri: Ev ve süs hayvanlarının türlerine uygun ihtiyaçları sağlanarak, hayvan sağlığı ve hayvan refahı başta olmak üzere ilgili mevzuat çerçevesinde üretildikleri yerleri,
p) Veteriner sağlık ürünleri: Veteriner tıbbî ürünleri ile tıbbî olmayan veteriner ürünlerini,
r) Yer seçim komisyonu: İş yeri kurulacak yerlere uygunluk onayı veren Bakanlık hayvan sağlığı, yetiştiriciliği ve su ürünleri şube müdürü, Orman ve Su İşleri Bakanlığı il müdürlüğü ve ilgili belediye başkanlığından konuyla ilgili bir temsilciden oluşacak üç kişilik bir komisyonu,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Müracaat ve İzin İşlemleri
Kuruluş izni almak için gerekli belgeler
MADDE 5 – (1) İş yeri açmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler bir dilekçe ile aşağıdaki bilgi ve belgeleri eksiksiz tamamlayarak il müdürlüğüne müracaat etmeleri gerekir.
a) Bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 Başvuru Dilekçesine uygun olarak işyeri sahibi tarafından doldurulmuş başvuru dilekçesi,
b) İş yerinin, yerleşim yeri ve çevresine ait bilgileri gösteren teknik resim kurallarına göre hazırlanmış vaziyet ya da hâlihazır planı,
c) İş yerinin tüm bölümleri ve ne amaçla kullanıldığını gösterir, teknik resim kurallarına göre hazırlanmış bir adet plan örneği ve adresi,
ç) Bağlı bulunduğu belediyeden su kullanma belgesi; şehir şebeke suyu bulunmayan yerlerde içme ve kullanma suyu temin projesi ile resmi kurumlarca usulüne uygun olarak alınmış su numunelerinin bakteriyolojik ve kimyasal analiz sonuçlarını gösterir rapor; derin kuyulardan suyun temin edilmesi halinde ise, Devlet Su İşlerinden alınacak kuyu suyu kullanma belgesi ve analiz raporu,
d)(Değişik:RG4/4/2012-28254) Tüzel kişiler için, ticaret unvanı, kayıtlıolunan ticaret sicil memurluğunun adı ve ticaret sicil numarasıbeyanı (Şirket ana sözleşmesi Ticaret Sicil Gazetesinde 1/10/2003 tarihinden önce yayınlanmışsa Ticaret Sicil Gazetesinin aslı veya kurumca onaylıörneği), imza sirkülerinin aslı veya kurumca onaylı sureti ve yönetim kurulu kararı.
(2) Birinci fıkrada belirtilen bilgi ve belgeler, il müdürlüğü hayvan sağlığı, yetiştiriciliği ve su ürünleri şubesince incelenir. Belgelerin uygun bulunması halinde; yer seçim komisyonu tarafından yerinde inceleme yapılır. Yer seçim raporuna ait esaslar Bakanlıkça belirlenir.
(3) Yer seçim raporuna göre uygun bulunan yerlere, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-2 Kuruluş İzin Belgesi’ne uygun olarak Kuruluş izni verilir. Kuruluş izni üç ay için geçerlidir. Bu süre içinde iş yerlerini hazır hale getiremeyenlere, Bakanlıkça uygun görüldüğü takdirde, üç ay daha ek süre verilebilir. Ancak, ilave süre uzatımı yapılamaz.
Çalışma izni almak için gerekli belgeler
MADDE 6 – (1) İş yeri açacak gerçek ve tüzel kişiler, çalışma izni alabilmek için ekinde aşağıdaki belgelerin yer aldığı bir dilekçe ile il müdürlüğüne müracaat ederler.
a) Muayenehane, poliklinik veya hayvan hastanelerinde çalışan ve hizmet içi eğitim belgesi olan veteriner hekimle yapılmış en az bir yıllık bölge veteriner hekimler odası onaylı noter tasdikli veteriner hekim sözleşmesi,
b) Eğitim yerlerinde görev yapacak uzman eğitimcinin çalışma izni verecek kurumca onaylı uzmanlık belgesinin aslı veya il müdürlüğünce onaylı fotokopisi,
c) Satış yerleri için 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununa göre yerel yönetimler tarafından düzenlenen eğitim sertifikasının aslı veya il müdürlüğünce onaylı fotokopisi,
ç) (Değişik:RG-3/4/2012-28253) Belediyeden alınmış işyeri ruhsatının il müdürlüğünce onaylı fotokopisi.
(2) Başvuru, il müdürlüğü hayvan sağlığı, yetiştiriciliği ve su ürünleri şubesi müdürlüğünce incelenir. Belgelerin uygun bulunması halinde; mahallinde yapılan inceleme sonunda bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-3 İş Yeri Açma Raporu düzenlenir. İş yeri açma raporuna istinaden mevzuata uygun bulunan yerlere, mülki idare amirinin onayı alındıktan sonra il müdürlüğünce çalışma izni verilir. Gerçek ve tüzel kişiler adına, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-4 İş Yeri Çalışma İzin Belgesi düzenlenir. Çalışma izni verilmiş iş yerlerine ait bilgiler bölge veteriner hekimler odasına bir yazı ile bildirilir.
Çalışma iznine ilişkin genel şartlar
MADDE 7 – (1) Çalışma izni verilmesi için iş yerlerinde aşağıdaki asgari teknik ve sağlık şartlarının bulunması zorunludur.
a) İş yerleri, insan gıdası imal edilen iş yerlerini olumsuz etkileyecek mesafelere kurulamaz.
b) İş yeri zemini ve duvarları kolay yıkanabilen ve dezenfekte edilebilen su geçirmez açık renkli fayans, mermer veya benzeri bir malzeme ile kaplanır.
c) İş yeri zemini eğimli olur ve zeminde kanalizasyon veya fosseptiğe bağlı ızgaralı veya sifonlu yer süzgeci bulundurulur.
ç) İş yerlerinde, şehir şebekesine bağlı su tesisatı veya bu amaca yönelik yeterli kapasitede su deposu bulundurulur.
d) Zeminin ve duvarların temizlik ve dezenfeksiyonu için basınçlı su, musluk ve hortum düzeneği bulundurulur.
e) Hayvanları rahatsız edecek kadar güçlü veya yetersiz aydınlatma ile hayvanları doğrudan etkileyecek ışıklandırma yapılamaz.
f) İş yerlerinin dışarıya açılan pencere kanatları her türlü haşerenin girmesini engelleyecek tarzda kapatılır.
g) İş yerinin havasını, iklim, hayvan sayısı ve hayvan türü gibi koşullara bağlı olarak temizleyebilen havalandırma tesisatı bulundurulur.
ğ) Kafes ve ekipmanlar ile malzemeler, dezenfektanlara dayanıklı, paslanmaz ve kolay temizlenebilir malzemeden yapılır.
h) İş yeri, hastalık yapan mikroorganizmalara ve parazitlere karşı haftada bir olmak üzere, hastalık şüphesi durumu ile gerekli görülen zamanlarda da dezenfekte edilir.
ı) Her kafeste barındırılan hayvan türüne uygun yemlik, suluk ve altlık bulundurulur. Kafes, suluk ve yemlik gibi malzemeler her gün ve her hayvan değişiminden önce temizlenip dezenfekte edilir. Altlıklar her gün, gerekli durumlarda daha sık ve hayvan değişimlerinde mutlaka değiştirilir ve her değiştirilmede kafes dezenfekte edilir.
i) Hayvanların yaşam alanları ve standartlarının minimum ölçüleri, Bakanlıkça belirlenir.
j) Hayvanların türüne özgü şartlarda bakılması, beslenmesi ve barındırılması sağlanır.
k) İş yerlerinde bulunan hayvanlar ayrı ayrı kafes veya bölümlerde bulundurulur. Aynı türden dahi olsa, birbirine zarar verebilecek hayvanlar bir arada tutulamaz.
l) İş yerlerinde bulunan hayvanların, türü, ırkı, yaşı ve diğer bilgilerini içeren etiketler, hayvanın tutulduğu ünite ya da kafes üzerine asılır.
m) İş yerlerinde çevreye rahatsızlık verecek hayvan seslerinin veya kötü kokunun yayılmaması için gerekli önlemler alınır.
n) Temizlik artıkları, kullanılmış altlıklar ve dışkılar, dayanıklı, ağzı bağlanabilen naylon torbalar içinde muhafaza edilir ve işyeri dışına bırakılamaz.
o) İş yerinde ölen hayvanlar, işyeri veteriner hekimine bildirilir. Ölen hayvanlar tıbbi atık torbalarına konularak, uygun şartlarda muhafaza edilip, usulüne uygun şekilde bertaraf edilir.
ö) Bu Yönetmeliğe tabi iş yerlerinde, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununa tabi ihbarı mecburi bir hastalık çıktığında, veteriner hekim durumu en ivedi şekilde resmi makamlara haber vermek ve yetkililerce alınacak yasal tedbirleri uygulamakla yükümlüdür.
p) Bu Yönetmeliğe tabi iş yerlerinde bulunan hayvanlar, salgın hayvan hastalığı şüphesi durumunda il veya ilçe müdürlükleri tarafından sahiplerinin sorumluluğunda karantinaya aldırılır. Karantina süresince yapılan her türlü masraflar işyeri sahibine aittir.
r) İş yerlerinde ürün satışı yapılacak ise, ürünler zeminden en az 10 cm yükseklikte, hayvanların temas edemeyeceği, kolay temizlenebilir raflarda satışa sunulur.
s) İş yerlerinde hasta, yaralı veya sakat hayvanlar ayrı bir bölümde barındırılır.
ş) Altlık malzemesi, kuru, emici özellikte ve tozsuz olur.
t) İş yerinde, Bakanlıkça satışına izin verilen veteriner sağlık ürünleri bulundurulabilir. İş yerleri, bu ürünlerin bulunması ile ilgili usul ve esaslara uymak zorundadır.
u) İş yeri sahibi, iş yerine bu Yönetmelikte belirtilen şartları sağlamaktan sorumludur.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Üretim ve Satış Yerleri
Kedi ve köpek üretim yerleri
MADDE 8 – (1) Kedi ve köpek üretim yerlerinin, aşağıdaki özelliklere sahip olması zorunludur.
a) Üretim yerlerinde; idari büro, veteriner hekim odası, duş, depo, tuvalet ve hayvan karantina ünitesi, hayvanların yiyeceklerinin hazırlandığı bölüm, temizlik ünitesi, kapalı ve açık gezdirme alanı bulunur.
b) Tüm açık bölümler rüzgar yönüne dönük olmayacak şekilde yapılır.
c) Kapalı bölümlerde, hayvanlara güneş ışığı gelebilecek büyüklükte, dışarıdan kemirgen, sinek ve benzeri haşerenin girmesine engel olacak tel ile kapatılmış pencereler bulunur.
ç) Toprak zeminli gezdirme alanları bulunur.
d) Hayvanların barındığı açık ve kapalı bölümlerin zemini ve duvarları, yıkanabilir ve dezenfekte edilebilir malzeme ile kaplanır.
e) Hayvanların yatabileceği ırklarına ve boyutlarına uygun, yerden en az 10 cm yükseklikte platformlar bulunur.
f) Üretim yerlerinde, diğer ünitelerden bağımsız, kapalı bir bölümde hayvanın ırkına uygun boyutta doğum ünitesi ve karantina ünitesi bulunur.
g) Üretim ünitelerinin kapalı bölümlerinin çatısı izolasyonlu uygun bir çatı malzemesi, açık alandaki kafesli bölümün yarısı yağmur ve güneşi engelleyen bir çatı malzemesi ile kapatılır.
ğ) Tüm kafeslerde, dezenfekte edilebilir su ve mama kapları bulundurulur.
h) Üretim yerlerinde hayvanlar ayrı ayrı bölümlerde bulundurulur.
ı) Üretim yerine koyulan hayvanların türü, ırkı, yaşı ve diğer bilgileri, ıslanmaz pvc gibi bir muhafaza ile her bir ünite üzerinde görünen bir yere asılır.
i) Kedi üretim yerinin içine, kedilerin yatabilmesi için yatak, yüksekliklere tırmanabilmesi ve oyun oynayabilmesi için oyun ve tırmanma platformları ve benzeri malzemeler konulur.
j) Üretim yerlerinde kimliklendirilmiş kedi ve köpek yavrularına, Bakanlık tarafından belirlenen zamanlarda aşı ve iç-dış parazit ilaçlaması yapılır. En son yapılan aşılama tarihi üzerinden on beş gün geçmiş yavrular satış yerine gönderilir.
Kemirgen ve evcil tavşan üretim yerleri
MADDE 9 – (1) Kemirgen üretim yerlerinin, aşağıdaki özelliklere sahip olması zorunludur.
a) Üretim yerlerinde; veteriner hekim odası, duş, depo, tuvalet, hayvan karantina ünitesi, üretim üniteleri, hayvanların yiyeceklerinin hazırlandığı bölüm ve temizlik ünitesi bulunur.
b) Üretim için kafesler zeminden ve tavandan 30 cm uzaklıkta ve kafes düzenekleri arasında koridor şeklinde en az 100 cm mesafe bulundurulur.
c) Yeterli havalandırma sağlanır. Bölüm ısı, ses ve ışık yalıtımına uygun şekilde düzenlenir. Ayrıca insekt ve rodentlerin içeri girmesini engelleyecek önlemler alınır.
ç) Üretim yerindeki hayvan odaları türün ihtiyaçlarına uygun olarak yapılır.
d) Giriş bölümlerinde dezenfektan ya da antibakteriyel paspaslar kullanılır.
e) Hayvanlar türlerine uygun odalarda ve kafeslerde barındırılır.
f) Odaların zemin ve duvarları darbelere dayanıklı, su geçirmez, dezenfektan ve yüzey temizleyicilerine dayanıklı materyalden yapılır.
g) Kapılarda gözlem pencereleri bulundurulabilir ve bu pencereler ışık geçirmeyecek şekilde kapatılır.
ğ) Hayvanlara ait yiyecek, içecek, ilaç ve diğer malzemeler hayvanların bulunduğu odalarda depolanmaz.
h) Hayvanlara kafes içerisinde güvenli bir ortam sağlanır.
ı) Hayvanların yem ve suya sürekli ulaşabilmesi sağlanır.
i) Kafeslerin kenar, köşe ve birleşim yerleri yuvarlatılmış ve aşınmaya dayanıklı malzemeden yapılır.
j) Farelerin barındırıldıkları kafes kapaklarının tel aralığı 6 mm, ratların 12 mm’den daha geniş olamaz.
Kuş üretim yerleri
MADDE 10 – (1) Kuş üretim yerlerinin, aşağıdaki özelliklere sahip olması zorunludur.
a) Üretim yerlerinde; veteriner hekim odası, duş, depo, tuvalet, hayvan karantina ünitesi, üretim üniteleri, hayvanların yiyeceklerinin hazırlandığı bölüm ve temizlik ünitesi bulunur.
b) Üretim için kafesler zeminden ve tavandan 30 cm uzaklıkta ve kafes düzenekleri arasında koridor şeklinde en az 100 cm mesafe bulunur.
Süs balıkları, sürüngen ve diğer hayvanların üretim yerleri
MADDE 11 – (1) Süs balıkları, sürüngen ve diğer hayvanların üretim yerlerinde, 7 nci maddede belirtilen şartlara uyulması zorunludur.
Ev ve süs hayvanı satışı
MADDE 12 – (1) Ev ve süs hayvanlarının satışında, aşağıdaki hususlara uyulması esastır.
a) Ev ve süs hayvanı satışları, sahipsiz hayvanların bulundukları barınaklarda, üretim yerlerinde ve yer seçim komisyonu tarafından uygun görülen yerlerde yapılır.
b) Kimliklendirilmiş kedi ve köpek yavrularına Bakanlık tarafından talimatla belirtilen zamanlarda aşı ve iç-dış parazit ilaçlaması yapılır. En son yapılan aşılama tarihi üzerinden on beş gün geçmiş yavruların satışı yapılabilir.
c) İthali yasak hayvanların satışı yasaktır.
ç) Onaltı yaşından küçük kişilere ev ve süs hayvanı satılamaz.
d) Müşterilerin kafeste bulunan hayvanlara direk teması ve ulaşmasını önleyecek gerekli tedbirler alınır.
e) Satış yerinde gebe veya yeni doğum yapmış hayvanlar ile tüylenmemiş kanatlı yavruları ve iki aylıktan küçük kedi ve köpek yavrusu bulundurulamaz.
f) Satış yerindeki tüm hayvanlara periyodik aşılar, iç ve dış parazit ilaçlar işyeri veteriner hekimi tarafından bir program dahilinde gününde yapılarak kayıt defterine işlenir.
g) Hayvan satış yerlerindeki hayvanların türü, ırkı, yaşı ve diğer bilgilerini içeren etiketler hayvanın bulunduğu ünite ya da kafes üzerine asılır.
ğ) Çevreden ve doğadan alınan veya izinli kuruluştan alınmayan hayvanların satışı yapılamaz.
h) Yuvadan erken alınmış veya tüylenmesini tamamlamamış yavru kuşlar satışa sunulmaz.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Barınma ve Eğitim Yerleri
Kedi ve köpek barınma ve eğitim yeri
MADDE 13 – (1) Hayvanların barınma ve eğitim yerlerinde aşağıdaki şartlara uyulması zorunludur.
a) Aynı arazi içinde idari büro, veteriner hekim odası, personel odası, duş, depo, tuvalet, hayvan karantina ünitesi, hayvanların yiyeceklerinin hazırlandığı mutfak ünitesi, temizlik ünitesi, kapalı ve açık gezdirme alanı ile bunlara ek olarak kapalı ve açık eğitim yeri bulundurulur.
b) Barınma ve eğitim yerlerinin kurulacağı alan, hayvan sayısına ve hayvan türleri için verilecek minimum ölçülere göre belirlenir. Hayvan türleri için verilecek minimum ölçüler, Bakanlıkça belirlenir.
c) Hayvanların gezdirileceği gezdirme alanlarının zemini toprak olur.
ç) Hayvanların barındığı yerlerin zemini, duvarları ve diğer kullanılabilen malzemelerin yıkanabilir ve dezenfekte edilebilir nitelikte olması şarttır. Barınma yerlerine bitişik egzersiz alanlarının kenarları en az 150 cm yüksekliğinde duvarla, ön ve üst kısımları ise paslanmaz kafes telle kapatılır.
d) Hayvanların yatacağı yerlerde hayvanın türüne uygun altlıklar kullanılır.
e) Kapalı bölümlerin çatısı izolasyonlu uygun bir çatı malzemesi ile kaplanır.
f) Kolay temizlenebilir su ve mama kapları bulundurulur.
g) Barınma ve eğitim yerlerine bırakılan hayvanların yiyecek ihtiyaçları hayvan sahibi tarafından veya iş yerince temin edilir. Yiyeceğin kimin tarafından karşılanacağı ve özellikleri hayvan teslim tutanağında belirlenir.
ğ) Barınma ve eğitim yerlerine iki aylıktan küçük ve aşısı tamamlanmamış yavru köpekler kabul edilemez.
h) Barınma ve eğitim yerlerine kabul edilecek hayvanların aşı ve parazit ilaçlamalarının yapılmış olması şarttır.
ı) Eğitim yerlerinde, hayvanlara hangi eğitimin verileceği bir tutanağa yazılır. Bu tutanak eğitim yeri sorumlusu ve/veya sahibi ile hayvan sahibi tarafından imzalanır.
i) Barınma ve eğitim yerlerine bırakılan hayvanların hastalanması durumunda, hayvan sahibine bilgi verilerek tedavisi yapılır. Hayvan sahibine ulaşılamıyorsa işyeri veteriner hekiminin kararı uygulanır. Masraflar hasta hayvan sahibi tarafından karşılanır.
j) Barınma ve eğitim yerlerine bırakılan hayvanın ölmesi durumunda hayvan sahibine bilgi verilir ve talep etmesi halinde masraflar kendisine ait olmak üzere resmi kurumlarda otopsi ve laboratuvar analizleri yaptırılabilir.
k) Hayvan eğitim yerlerinde yeterli sayıda eğitim uzmanı ve bakıcı istihdam edilir.
l) Yabancı uyruklu eğitim uzmanlarına ait eğitimci belgelerinin resmi makamlara onaylatılması şarttır.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Kayıt, Kapatma ve Denetime İlişkin Hükümler
Hayvanların kimliklendirilmesi ve kayıt altına alınması
MADDE 14 – (1) İş yerlerinde bulundurulan hayvanların kimliklendirilmesi ve kayıt altına alınması zorunludur. Hayvanlara ait kimliklendirme işlemlerine dair esaslar Bakanlıkça belirlenir.
(2) İş yerlerinde bulunan ve iki aylık olan kedi ve köpek yavruları, veteriner hekim denetiminde kimliklendirilir.
(3) Kedi ve köpek üretim ve satış yerlerinde bulunan her bir hayvan için ayrı ayrı kimlik belgesi tanzim edilir. Kimlik belgesine ait vasıf ve şartlar Bakanlıkça belirlenir.
İş yerinde tutulacak kayıtlar
MADDE 15 – (1) İş yerlerinde, ithal edilmiş hayvanlar için ithal edildiklerini gösteren gümrük belgelerinin, sağlık ve orijin sertifikalarının birer suretinin bulundurulması zorunludur.
(2) Üretim ve satış yerleri ile barınma ve eğitim yerlerinde bulunan hayvanlar, kayıt defterine işlenerek kayıt altına alınır.
(3) Satılan her hayvan için hayvan satış belgesi doldurulur. Hayvan satış belgesi iki nüsha halinde düzenlenerek bir nüshası hayvan sahibine verilir.
(4) Barınma ve eğitim yerlerinde bulunan hayvanlar için, hayvan teslim tutanağının bulunması şarttır. Teslim tutanaklarında hayvana, hayvanı teslim edene ve teslim alana ait bilgiler bulunur.
(5) İş yerlerinde denetim tutanağına göre denetim yapılır. Yapılan denetim sonucu tespit edilen konular denetim defterine kaydedilir.
(6) İş yerlerinde yapılan dezenfeksiyon işlemleri dezenfeksiyon defterine işlenir.
(7) Üretim yerlerinde üretilen hayvanlar için üretim belgesi düzenlenir.
(8) Barınma ve eğitim yerlerine getirilen hayvanlar için, taraflarca taahhütname düzenlenebilir.
(9) Bu Yönetmelik hükümlerine göre iş yerlerinde bulundurulması gereken defterlerin her bir sayfasının, il müdürlüğü (Değişik ibare:RG-16/11/2011-28114)hayvan sağlığı, yetiştiriciliği ve su ürünleri şubesi müdürlüğüne numaralandırılarak, mühürletilmesi ve onaylatılması şarttır.
(10) İş yeri sahibi ya da sorumluları, çalışmaları ile ilgili faaliyet raporlarını altı ayda bir il/ilçe müdürlüğüne bildirir.
Denetim
MADDE 16 – (1) İş yerlerinin denetimleri, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile bu Kanuna dayanılarak çıkarılan alt düzenleyici işlemlere uyulup uyulmadığı yönüyle ve yılda en az bir kez olmak üzere iki denetim elemanı tarafından yapılır. Denetim elemanları, denetim sonunda tespit edilen hususları denetim defterine kaydedip, denetim tutanağını iki nüsha halinde hazırlar. Tutanağın bir nüshasını iş yeri sahibine ya da iş yeri veteriner hekimine verir.
(2) İş yeri veteriner hekimi, meslek icrası yönünden kayıtlı oldukları bölge veteriner hekimleri odası tarafından, 13/9/2006 tarihli ve 26288 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Uygulama Yönetmeliği kapsamında denetime tabi tutulur.
Veteriner hekim istihdamı
MADDE 17 – (1) Bu Yönetmelik kapsamında kurulan, iş yerlerinde veteriner hekim istihdamı zorunludur.
(2) Veteriner hekimlik hizmetleri kamuda çalışanlar hariç, muayenehane, poliklinik veya hayvan hastanesinde görevli veteriner hekimler tarafından verilir.
(3) İş yeri veteriner hekiminin çalışma gün ve saatleri ile alacağı ücret bölge veteriner hekimler odası tarafından belirlenir. Belirlenen şartların, veteriner hekim ve iş yeri sahibi arasında yapılacak sözleşmede bulunması zorunludur.
(4) İş yeri sahibi, iş yeri veteriner hekiminin görevlerini yerine getirmesinde kullanacağı araç, gereç ve personel dahil her türlü imkanı sağlamak zorundadır.
(5) İş yeri veteriner hekimi işten ayrılmak istediği takdirde; bu isteğini bir ay önceden işyeri sahibine, Bakanlık il veya ilçe müdürlüğüne ve bağlı bulunduğu veteriner hekimler odasına bir dilekçe ile bildirmek zorundadır.
(6) İşveren, iş yeri veteriner hekiminin işine son vermek istemesi halinde, bir ay önceden veteriner hekime, veteriner hekimin bağlı bulunduğu veteriner hekimler odasına ve Bakanlık il veya ilçe müdürlüğüne bildirmek ve yeni bir işyeri veteriner hekimi istihdam edilene kadar bir önceki veteriner hekimle çalışmak zorundadır.
(7) İş yeri veteriner hekiminin bu Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket etmesi halinde, ilgili husus bölge veteriner hekimler odasına bir yazı ile bildirilir.
İş yeri veteriner hekiminin görev ve sorumlulukları
MADDE 18 – (1) İş yeri veteriner hekiminin görev ve sorumlulukları aşağıda belirtilmiştir.
a) İş yeri veteriner hekimi, bu Yönetmelikte belirlenen tüm görev ve sorumluluklarında, mesleki hizmete yönelik mevzuata, bağlı bulunduğu veteriner hekimler odasının almış olduğu kararlara ve tüm mesleki etik kurallara uymak zorundadır.
b) İş yeri veteriner hekimi, işyerlerinin sağlık ve teknik yönünden mevzuata uygun bir şekilde faaliyet göstermesinden; iş yerine sağlıklı hayvanların kabul edilip uygun şartlarda alınıp satılmasından; iş yerlerindeki hayvanların tür ve cinslerine göre aşılama ve ilaçlamalarının yapılmasından ve buradaki alet ve malzemelerin temizlik ve dezenfeksiyonlarının yaptırılmasından; atık ve artıklarının çevre ve toplum sağlığına zarar vermesini önleyecek tedbirlerin alınmasından işveren ile birlikte sorumludur.
c) İş yeri veteriner hekimi, iş yerine gelen ve satılan hayvanların miktarları, geliş ve çıkış tarihleri, tür ve cinslerine göre aşılama, ilaçlama tarihleri gibi kayıtları tutar. Kendilerine bildirilen zaman ve şekilde il veya ilçe müdürlüklerine gerekli bilgileri verir.
ç) İş yeri veteriner hekimi, iş yerlerini amacı dışında muayene, tedavi, ilaç ve aşı uygulaması gibi amaçlarla kullanamaz.
d) İş yerlerinde, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununa göre ihbarı mecburi bir hastalık çıktığında, işyeri veteriner hekimi durumu en ivedi vasıta ile resmi makamlara haber vermek ve ilgililerce alınacak yasal tedbirleri uygulamakla yükümlüdür.
e) İş yerinde ölen hayvanların ölüm nedeni, iş yeri veteriner hekimi tarafından kayıt defterine işlenir. Varsa yapılan tahlil, uygulanan tedavi ve laboratuvar teşhisleri rapor halinde deftere işlenip iş yerinde muhafaza edilir.
Kapatma, değişiklik ve ilaveler
MADDE 19 – (1) Çalışma izni almış hayvan üretim, satış, barınma ve eğitim yerlerinde, Bakanlığın müsaadesi olmadan herhangi bir değişiklik veya ilave yapılamaz. Verilen çalışma izni, gerçek veya tüzel kişiler için olup, üzerinde yazılı olan adres için geçerlidir. Bunlardan herhangi birinin değişmesi halinde çalışma izni geçerliliğini kaybeder. Çalışma izninde belirtilen sahip veya unvanın değişmesi hallerinde, durum en az bir ay önceden bir dilekçe ile il müdürlüğüne bildirilir. Dilekçeye, değişikliklerle ilgili bilgi ve belgeler ile çalışma izninin aslı eklenir. Bakanlık il müdürlüğü çalışma izni üzerinde gerekli düzeltmeyi yapar veya yeniden çalışma izin belgesi düzenler.
(2) Çalışma izin belgesinin kaybolması veya okunamayacak şekilde tahrip olması halinde, gazete ilanı veya tahrip olmuş çalışma izin belgesinin aslı, bir dilekçeye eklenerek il müdürlüğüne müracaat edilir. Bakanlık il müdürlüğünün uygun görmesi halinde yeniden eski tarih ve sayı ile gerekli açıklama yapılarak çalışma izin belgesi düzenlenir.
(3) Bu Yönetmeliğe tabi iş yeri faaliyetinin sahibi tarafından durdurulması veya kapatılması hallerinde, bu durum bir ay öncesinden bir yazı ile il müdürlüğüne bildirilir.
ALTINCI BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
İdari yaptırımlar
MADDE 20 – (1) Bu Yönetmelikte belirtilen hükümlere aykırılık halinde 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre işlem yapılır.
Geçiş hükümleri
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce, ruhsatlı (Mülga ibare:RG-12/11/2011-28110) (…) olarak faaliyet gösteren iş yeri sahipleri, 31/12/2012 tarihine kadar bu Yönetmeliğe uygun olarak çalışma izni almak zorundadır.
Yürürlük
MADDE 21 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 22 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür.
İnsanlar Üzerinde Yapılan Tıbbi Araştırmalarla İlgili Etik İlkeler, Dünya Tıp Birliğinin 1964 yılında Helsinki’de yapmış olduğu toplantıda alınması nedeniyle Helsinki Bildirgesi olarak bilinmektedir.
Dünya Tıp Birliği Kongresi 1964
Dünya Tıp Birliği’nin 18. Genel Kurulunda (Helsinki, Finlandiya, Haziran1964 ) benimsenmiş, 29. Genel Kurulunda (Tokyo, Japonya, Ekim 1975), 35. Genel Kurulunda (Venedik, İtalya, Ekim 1983), 41. Genel Kurulunda (Hong Kong, Eylül 1989), 48. Genel Kurulunda (Somerset West, Güney Afrika Cumhuriyeti, Ekim 1996), 52. Genel Kurulunda (Edinburgh, İskoçya, Ekim 2000) 53. Genel Kurulunda (Washington 2002-29. maddeye açıklama notu ilave edilmiştir.) 55. Genel Kurulunda (Tokyo 2004-30. maddeye açıklama notu ilave edilmiştir.) 59. Genel Kurulunda (Seul, Ekim 2008) ve 64. Genel Kurulunda (Fortaleza, 2013) geliştirilmiştir.
Dünya Tıp Birliği
İnsanlar Üzerinde Yapılan Tıbbi Araştırmalarla İlgili Etik İlkeler
Giriş
1. Dünya Tıp Birliği, insanlardan elde edilen ve kime ait olduğu belirlenebilen materyal veya veriler üzerinde yapılan araştırmalar da dahil olmak üzere, gönüllülerin yer aldığı tıbbi araştırmalar için etik ilkeler olarak Helsinki Bildirgesi’ni geliştirmiştir.
Bildirge bir bütün olarak ele alınmalı ve içerdiği maddeler, ilgili bütün diğer maddeler göz önünde bulundurularak uygulanmalıdır.
2. Bildirge, Dünya Tıp Birliği’nin göreviyle tutarlı olarak en başta hekimlere yöneliktir. Dünya Tıp Birliği, gönüllüler üzerinde yapılan tıbbi araştırmalarda yer alan diğer tarafları da bu ilkeleri benimsemeye teşvik etmektedir.
Genel İlkeler
3. Dünya Tıp Birliği’nin Cenevre Bildirgesi “Hastamın sağlığı benim ilk önceliğimdir” cümlesiyle hekimi bağlar ve Uluslararası Tıp Etiği Kodu “Tıbbi hizmetleri verirken, hekimin yalnızca hastanın yararına göre davranması gerektiği”ni bildirir.
4. Hekimin görevi, üzerinde tıbbi araştırma yapılan gönüllüler de dahil olmak üzere, insan sağlığını, esenliğini ve haklarını korumak ve geliştirmektir. Hekimin bilgisi ve vicdanı bu görevin yerine getirilmesine adanmıştır.
5. Tıbbi ilerlemeler, en sonunda insanlar üzerinde yapılan çalışmaları da içermek zorunda olan araştırmalara dayanır.
6. Gönüllüler üzerindeki tıbbi araştırmaların birincil amacı; hastalıkların nedenlerini, gelişimini ve etkilerini anlamak, koruyucu, tanı koyucu ve tedavi edici girişimleri (metotlar, prosedürler ve tedaviler) geliştirmektir. Kanıtlanmış en iyi girişimler bile güvenlilik, etkililik, verimlilik, erişilebilirlik ve kalite açısından, yapılacak araştırmalarla sürekli olarak değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
7. Tıbbi araştırma, üzerinde araştırma yapılan tüm gönüllülere saygıyı destekleyen ve temin eden, onların sağlığını ve haklarını koruyan etik standartlara tabidir.
8. Tıbbı araştırmanın birincil amacı yeni bilgi üretmek olduğu halde, bu amaç araştırmaya katılan gönüllülerin bireysel haklarından ve çıkarlarından asla üstün tutulamaz.
9. Gönüllülerin yaşamını, sağlığını, onurunu, bütünlüğünü, kendisi ile ilgili karar verme hakkını, mahremiyetini ve kişisel bilgilerinin gizliliğini korumak, tıbbi araştırmalarda yer alan hekimlerin görevidir. Gönüllüleri koruma sorumluluğu her zaman hekim veya diğer sağlık mesleği uzmanına aittir ve olur vermiş olsalar bile asla gönüllülere ait değildir.
10. Hekimler, gönüllüler üzerindeki araştırmalar konusunda kendi ülkelerinde yürürlükte olan etik, yasal ve düzenleyici kurallar ile standartların yanı sıra, geçerli uluslararası kural ve standartları da göz önünde bulundurmak zorundadır. Hiçbir ulusal veya uluslararası etik, yasal veya düzenleyici kural, bu bildirgede bulunan ve gönüllülerin korunmasına yönelik olan herhangi bir hükmü zayıflatamamalı veya ortadan kaldıramamalıdır.
12. Gönüllüler üzerindeki tıbbi araştırmalar, yalnızca etik ve bilimsel açıdan uygun eğitime, yetiştirmeye ve niteliklere sahip bireyler tarafından yürütülmelidir. Hastalar veya sağlıklı gönüllüler üzerindeki araştırmalar, yetkin ve uygun niteliklere sahip bir hekim veya diğer bir sağlık mesleği uzmanı gözetiminde yapılmalıdır.
13. Tıbbi araştırmalarda yeterince temsil edilmeyen gruplara, araştırmaya katılım konusunda uygun erişim sağlanmalıdır.
14. Tıbbi araştırma ile sağlık hizmetini birlikte yürüten hekimler, ancak bunun koruyucu, tanısal veya tedavi edici yönden değerli olabileceği durumlarda ve gönüllü olacak hastaların sağlığının bu durumdan olumsuz etkilenmeyeceği konusunda makul gerekçelere sahip olmaları halinde, hastalarını araştırmalarına dahil etmelidir.
15. Bir araştırmada yer almaları nedeniyle zarar gören gönüllülere uygun tazminat ve tedavi temin edilmek zorundadır.
Riskler, Sakıncalar ve Yararlar
16. Tıbbi uygulamalarda ve tıbbi araştırmalarda, girişimlerin çoğu riskler ve sakıncalar içermektedir.
Gönüllüler üzerindeki tıbbi araştırmalar, yalnızca amacın taşıdığı önem gönüllülerin maruz kalacakları risklere ve sakıncalara ağır bastığında yapılmalıdır.
17. İnsanlar üzerindeki her tıbbi araştırma öncesinde, araştırmaya katılan bireylere veya gruplara yönelik öngörülebilir riskler ve sakıncalar; kendilerinin ve araştırma konusu olan durumdan etkilenen diğer bireylerin veya grupların göreceği tahmin edilebilen faydayla karşılaştırılarak dikkatli bir biçimde değerlendirilmelidir.
Riskleri en düşük düzeyde tutacak önlemler alınmalıdır. Riskler, araştırmacı tarafından sürekli olarak izlenmeli, değerlendirilmeli ve kayıt altına alınmalıdır.
18. Hekimler, risklerin yeterince değerlendirildiğinden ve tatmin edici bir şekilde bunlarla baş edilebileceğinden emin olmadıkça, gönüllüler üzerindeki araştırmalarda yer almamalıdır. Hekimler, saptanan riskler yararlardan daha fazla olduğunda veya olumlu ve yararlı sonuçlara ilişkin kesin kanıtlara ulaşıldığında, araştırmayı derhal sona erdirmelidirler.
Risklerin potansiyel yararlara ağır bastığı görüldüğünde veya kesin sonuçlara ilişkin yeterli kanıt elde edildiğinde; hekimler çalışmaya devam etmeyi, çalışmayı değiştirmeyi veya hemen durdurmayı değerlendirmelidir.
İstismara Açık Gruplar ve Bireyler
19. Bazı gruplar ve bireyler özellikle istismara açıktır, bu grup ve kişilerin istismar edilme veya ek zarar görme olasılıkları daha fazla olabilir.
İstismara açık tüm gruplara ve bireylere, özel olarak düşünülmüş koruma sağlanmalıdır.
20. İstismara açık bir grup üzerindeki tıbbi araştırmalar, yalnızca söz konusu grubun sağlık gereksinimlerine ve önceliklerine yanıt verir özellikte olmaları ve istismara açık olmayan başka bir grup üzerinde yürütülemeyecek olmaları halinde kabul edilebilir. Ek olarak, bu grup araştırmadan elde edilen bilgilerden, uygulamalardan veya girişimlerden yarar görmelidir.
Bilimsel Gereklilikler ve Araştırma Protokolleri
21. Gönüllüler üzerindeki tıbbi araştırmalar; genel olarak kabul edilmiş bilimsel ilkelere uygun olmalı, kapsamlı bilimsel literatür bilgisini, ilgili diğer bilgi kaynaklarını, yeterli laboratuvar ve uygun hayvan deneylerini temel almalıdır. Araştırmalarda kullanılan hayvanların iyilik haline saygılı olunmalıdır.
22. Gönüllüler üzerinde yapılacak bütün araştırmaların tasarım ve uygulaması, araştırma protokolünde açık bir şekilde tanımlanmalı ve gerekçelendirilmelidir.
Protokol, dikkate alınan etik düşüncelere ilişkin bir beyan içermeli ve bu bildirgede öngörülen ilkelerin nasıl ele alınacağını belirtmelidir. Protokol; finansmanı, destekleyiciyi/destekleyicileri, kurumsal bağları, olası çıkar çatışmalarını, gönüllülere sunulan teşvikleri ve araştırmaya katılmaları sonucu zarar görebilecek gönüllülerin tedavi edilmesi ve/veya tazmin edilmesine ilişkin hükümleri içermelidir.
Protokol, gönüllülerin araştırma sürecinde gördüğü tedavilere araştırmadan sonra da devam edebilmeleri veya diğer uygun tedavi veya faydalara erişimleri konusundaki düzenlemeleri tanımlamalıdır.
Klinik çalışmalarda protokol, ayrıca, çalışma sonrası sağlanacak olanaklarla ilgili uygun düzenlemeleri de tanımlamak zorundadır.
Araştırma Etik Kurulları
23. Araştırma protokolü, çalışma başlamadan önce değerlendirme, yorum, rehberlik ve onay için ilgili araştırma etik kuruluna sunulmalıdır. Bu kurul, işleyişinde saydam olmak; araştırmacı, destekleyici ve diğer unsurlardan bağımsız olmak ve gerekli nitelikleri taşımak zorundadır. Kurul, araştırmanın yapıldığı ülke veya ülkelerin yasa ve yönetmeliklerinin yanı sıra, geçerli uluslararası kural ve standartları dikkate almalı, ancak bunlar bu bildirgede gönüllülerin korunmasına yönelik olarak öngörülen herhangi bir koruma hükmünü zayıflatmamalı veya yok saymamalıdır.
Etik Kurulun sürdürülmekte olan çalışmaları izleme hakkı olmalıdır. Araştırmacılar izleme bilgilerini, özellikle de herhangi bir ciddi advers olayla ilgili bilgileri kurula sunmak zorundadır. Kurul tarafından değerlendirilmedikçe ve onay verilmedikçe protokolde hiçbir değişiklik yapılamaz.
Çalışma bittikten sonra, araştırmacılar, çalışmanın bulgularını ve sonuçlarını içeren bir nihai raporu etik kurula sunmak zorundadır.
Mahremiyet ve Gizlilik
24. Araştırmaya katılan gönüllülerin mahremiyetinin ve kişisel bilgilerinin gizliliğini korumak için her türlü önlemin alınması gerekir.
Bilgilendirilmiş Olur
25. Bilgilendirilmiş olur verme yetisine sahip bireylerin araştırmaya katılımları gönüllü olmalıdır. Her ne kadar aile üyelerine veya toplum liderlerine danışmak uygun görülse de, bilgilendirilmiş olur verme yetisine sahip hiçbir birey, serbest iradesi ile kabul etmedikçe hiçbir araştırma çalışmasına dahil edilemez.
26. Bilgilendirilmiş olur verme yetisine sahip bireyler üzerinde yapılacak bir araştırmada her gönüllü adayının; benimsenen amaçlar, yöntemler, finansman kaynakları, bütün olası çıkar çatışmaları, araştırmacının kurumsal bağları, araştırmadan beklenen yararlar, olası tehlikeler, araştırmanın vereceği rahatsızlıklar, çalışma sonrası sağlanacak olanaklar ve çalışmanın diğer ilgili yönleri hakkında yeterince bilgilendirilmesi zorunludur. Gönüllü adayının; araştırmaya katılmama ya da hiçbir yaptırıma maruz kalmadan, herhangi bir zamanda katılım olurunu geri çekme hakkına sahip olduğu konusunda bilgilendirilmesi zorunludur. Gönüllü adaylarının özgül bilgi gereksinimlerinin yanı sıra bilgi verme konusunda kullanılan yöntemlere de özel dikkat gösterilmelidir.
Gönüllü adayının bu bilgileri anlaması temin edildikten sonra hekim veya uygun niteliklere sahip başka bir birey, tercihen yazılı olarak, gönüllünün serbest iradesiyle verilmiş bilgilendirilmiş olurunu almak zorundadır. Eğer, onay yazılı olarak alınamıyor ise; gönüllü olurunun, tanık huzurunda resmi olarak belgelenmesi zorunludur.
Tüm tıbbi araştırma gönüllülerine, çalışmanın genel sonuçları ve bulguları hakkında bilgilendirilme seçeneği sunulmalıdır.
27. Bir araştırma için bilgilendirilmiş gönüllü oluru alınırken, hekim, kendisiyle gönüllü arasında bir bağımlılık ilişkisi olup olmadığı veya baskı altında olur verilip verilmediği konusunda özellikle dikkatli olmak zorundadır. Böyle bir durum söz konusu olduğunda, bilgilendirilmiş gönüllü olurunun; tamamen bu konunun dışında olan ve konu hakkında iyi bilgilendirilmiş bir kişi tarafından alınması zorunludur.
28. Bilgilendirilmiş olur verme yetisine sahip olmayan bir gönüllü adayı söz konusu olduğunda, hekim bu kişinin kanunî temsilcisinden olur almak zorundadır. Bu bireyler; ilgili araştırmanın gönüllü adayı tarafından temsil edilen bir grubun sağlığını ilerlettiği, bilgilendirilmiş olur verme yetisine sahip gönüllülerle gerçekleştirilemediği ve araştırmanın gönüllüye sadece en az derecede risk ve sakınca getirdiği durumlar dışında, kendilerine fayda sağlaması ihtimali olmayan bir araştırmaya dahil edilemez.
29. Bilgilendirilmiş olur verme yetisine sahip olmayan bir gönüllü adayı, araştırmaya katılma kararı hususunda olur verebiliyorsa; hekim, kanunî temsilcinin onayına ek olarak gönüllünün olurunu da almak zorundadır.
Gönüllü adayı ret kararı vermiş ise buna saygı duyulmalıdır.
30. Bilinci yerinde olmayan hastalar gibi fiziksel veya zihinsel olarak olur verme yetisi bulunmayan gönüllü içerecek bir araştırma, ancak bilgilendirilmiş gönüllü oluru vermeyi engelleyen fiziksel veya zihinsel koşulun araştırma popülasyonunun zorunlu bir karakteristik özelliği olması durumunda yapılabilir. Hekim bu durumlarda kanunî temsilcinin bilgilendirilmiş gönüllü olurunu almak zorundadır. Eğer böyle bir temsilci mevcut değilse ve araştırma ertelenemiyorsa; bilgilendirilmiş gönüllü oluru vermelerini engelleyen durumda olan gönüllüleri araştırmaya dahil etmenin özel gerekçelerinin araştırma protokolünde belirtilmiş olması ve bunun bir araştırma etik kurulu tarafından onaylanmış olması kaydıyla araştırma, bilgilendirilmiş gönüllü oluru olmadan devam edebilir. Araştırmada kalmaya ilişkin olur, gönüllüden veya kanunî temsilcisinden mümkün olan en kısa sürede alınmak zorundadır.
31. Hekim, tıbbi bakımın hangi yönlerinin araştırma ile ilgili olduğu konusunda hastayı tam olarak bilgilendirmek zorundadır. Hastanın, bir çalışmaya katılmayı reddetmesi veya hastanın çalışmadan çekilme kararı alması, hekim hasta ilişkisini asla olumsuz etkilememesi zorunludur.
32. Biyo-bankalarda veya benzeri depolama yerlerinde bulundurulan materyal veya veriler gibi kime ait olduğu belirlenebilen materyal veya verilerin kullanılacağı bir tıbbi araştırma için hekim; verilerin toplanması, analizi, saklanması ve/veya yeniden kullanımı konusunda onay almak zorundadır. Bu onayın elde edilmesinin söz konusu araştırma için olanaksız olduğu veya pratik olmadığı istisnai durumlar olabilir. Bu durumlarda araştırma, yalnızca bir araştırma etik kurulunun değerlendirme ve onayından sonra yapılabilir.
Plasebo Kullanımı
33. Yeni bir girişimin; yararları, riskleri, sakınca ve etkililiği, aşağıdaki durumlar dışında, kullanılmakta olan kanıtlanmış en iyi girişim(ler)le karşılaştırılarak denenmelidir:
Mevcut kanıtlanmış yöntemin olmadığı durumlarda plasebo kullanımı veya hiçbir girişimde bulunulmaması kabul edilebilir;
veya,
Kanıtlanmış en iyi yöntemden daha az etkili bir girişimde bulunmanın veya plasebo kullanmanın veya hiçbir girişimde bulunmamanın, bir girişimin etkililiğini veya güvenliliğini saptamak için gerekli olduğuna dair reddedilemez ve bilimsel açıdan sağlam yöntemsel gerekçeler bulunduğunda ve kanıtlanmış en iyi yöntemden daha az etkili girişim uygulanacak veya plasebo verilecek veya hiçbir girişimde bulunulmayacak hastaların, kanıtlanmış en iyi girişimin uygulanmamasına bağlı olarak, ilave ciddi veya geri dönüşsüz zarara uğramayacak olmaları halinde.
Bu seçeneğin istismar edilmesinden kaçınmak için azami dikkat gösterilmelidir.
Çalışma Sonrası Sağlanacak Olanaklar
34. Klinik bir deneme öncesinde; destekleyiciler, araştırmacılar ve ev sahibi ülke hükümetleri, tüm katılımcıların deneme sırasında yararlı olduğu saptanan girişimlere araştırma sonrasında da erişmelerini sağlayacak düzenlemeler yapmalıdır. Bu bilginin bilgilendirilmiş olur alma sürecinde katılımcılara da açıklanması zorunludur.
Araştırmaların Kayıt Edilmesi, Bulguların Yayımlanması ve Yaygınlaştırılması
35. İnsanlar üzerinde yapılacak her araştırma, ilk gönüllü araştırmaya dahil edilmeden önce kamuya açık bir veritabanına kaydedilmelidir.
36. Araştırmacılar, yazarlar, destekleyiciler, editörler ve yayıncıların tümünün araştırma sonuçlarının yayımlanmasına ve yaygınlaştırılmasına ilişkin etik yükümlülükleri bulunmaktadır. Araştırmacıların, gönüllüler üzerinde yürüttükleri çalışmanın sonuçlarını toplumsal kullanıma sunma görevi bulunmaktadır ve yazarlar, raporlarının doğru ve eksiksiz olmasından sorumludurlar. İlgili tüm taraflar, kabul edilmiş etik raporlama kılavuzlarına bağlı kalmalıdırlar. Araştırmadan elde edilmiş olumsuz ve yetersiz sonuçlar da, olumlu sonuçlar gibi, yayımlanmak veya başka yollarla topluma duyurulmak zorundadır. Finansman kaynakları, kurumsal bağlar ve çıkar çatışmaları yayında beyan edilmek zorundadır. Bu Bildirgede yer alan ilkelere uymayan araştırma bildirileri yayına kabul edilmemelidir.
Klinik Uygulamalarda Kanıtlanmamış Girişimlerin Kullanımı
37. Bir hastalığın tedavisinde kanıtlanmış girişimler mevcut değilse veya bilinen diğer girişimler etkisiz olmuşsa; hekim, hayat kurtarma, sağlığı düzeltme veya acıyı hafifletme konusunda işe yarayacağı kanaatinde olursa uzman görüşüne başvurmak ve hastadan veya yasal temsilcisinden bilgilendirilmiş olur almak kaydıyla, kanıtlanmamış bir girişimi hastaya uygulayabilir. Bundan sonra, bu girişim, güvenlilik ve etkililik açısından araştırma konusu yapılmalıdır. Bütün vakalarda, yeni bilgilerin kayıt edilmesi zorunludur ve bu bilgiler, uygun olduğu durumlarda, kamuya açık hale getirilmelidir.
Genel Seçimler Hakkında Bilinmesi Gerekenler, Yüksek Seçim Kurulunun resmi internet sitesinde detaylı şekilde açıklanmaktadır. Yüksek seçim Kurulu seçimlerin ilanından seçim sonuçlarının kesin olarak açıklanmasına kadar geçecek tüm süreçlerde karşılaşılabilecek soru ve sorunlara cevap vermektedir.
Not: “Nerede Oy Kullanacağım” bölümü sadece seçim dönemlerinde kullanıma sunulmaktadır.
Yurt İçi Seçmen kütüğünde kayıtlı olup olmadığımı nasıl öğrenebilirim?
Seçmen kütüğüne kayıtlı olup olmadığınızı, kayıtlı iseniz hangi adres ile kayıtlı olduğunuzu www.ysk.gov.tr internet sayfamızın “Yurt İçi Seçmen Sorgulama” bölümünden veya mobil cihazınızdan Yüksek Seçim Kuruluna ait “Seçmen Sorgulama” uygulamasını indirerek gerekli bilgileri ve resim doğrulama alanına verilen karakterleri girerek sorgulayabilirsiniz.
Genel seçimlerde, seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin, sandık atama işlemi ile nerede oy vereceğinin belirlenmesinden sonra ilçe seçim kurullarınca; her seçmen için hangi seçim çevresi ve bölgesinde, kaç numaralı sandıkta oy vereceğini gösterir belge (seçmen bilgi kâğıdı) genellikle seçimlerden 21 gün önce gönderilmeye başlanır. Seçmen bilgi kâğıdı kendisine ulaşmayan seçmenler, YSK internet sitesinin “Nerede Oy Kullanacağım”bölümünden sorgulama yaparak Seçmen Bilgi Kağıdının dökümünü alabilirler.
Seçmen kütüğü; adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi bilgileri esas alınarak Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek usul ve esaslara göre her yıl yeniden düzenlenir, sürekli bilgi toplama ile her seçim döneminde güncelleştirilir. Bu nedenle seçmen kütüğüne kayıt olmak için ikametgahınızın bağlı olduğu ilçe nüfus müdürlüğüne giderek “Adres Beyan Formu” (Form A) doldurmanız yeterli olacaktır.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğünden görme ve ortopedik engelli vatandaşların listesi alınarak Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce SEÇSİS’e işlenmektedir.
Seçmen Kütüğünde engelli kaydı bulunmayan görme ve ortopedik engelli seçmenler “Engelli Beyan Formunu”doldurarak yerleşim yeri adresinin bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna veya ilçe seçim kuruluna iletilmek üzere bağlı bulunduğu muhtarlığa veya doğrudan Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğüne iletebilirler.
Engelli seçmenlerin, seçim dönemlerinde binaların giriş katlarında oylarını rahatlıkla kullanabilmeleri için, seçmen kütüğündeki kayıtlarında “Engelli” kutusunun işaretli olması gerekmektedir.
Yüksek Seçim Kurulu’nun 07.03.2011 gün ve 2011/158 sayılı kararı ile Seçmen Kütüğünün Güncelleştirilmesi Usul ve Esaslarını gösterir 140/I sayılı genelgenin 7. maddesinin (c) bendine göre öğrenci olup, seçmen niteliği taşıyan ve öğrenim gördükleri yerleşim birimlerinde oy kullanmak isteyen öğrenciler (askeri öğrenciler hariç), öğrenim gördükleri okuldan, o okulun öğrencisi olduğunu belirten ve yurt müdürlüğünden ise o yurtta kaldığını belirten belgeyi almalıdır. Bu belgelerle yurdun bulunduğu bölgenin İlçe Nüfus Müdürlüğüne bizzat başvurması gerekmektedir. İlçe nüfus müdürlüğünden alacakları adres değişikliğinin uygunluğuna ilişkin belge ve eklerini ilçe seçim kurulu başkanlığına teslim ederek seçmen kütüğüne kayıt yaptırabilirler.
a) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 405, 406 ve 407. maddelerindeki sebeplerle haklarında kısıtlama kararı kesinleşenler (4721 sayılı Kanun’un yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca, haklarında kısıtlılık kararı verilenlere ilişkin listenin, vesayet ad defterleri ve UYAP kayıtları esas alınmak suretiyle hazırlanıp gönderilmesinin ilçe seçim kurullarınca vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemelerinden istenmesi ve SEÇSİS’e girilmesi gerekmektedir.),
b) Seçmen niteliğine sahip Türk vatandaşlarından MERNİS Adres Kayıt Sistemi’nde yer almayanlar 5490 sayılı Kanun’un 50. maddesi hükmü gereği askı süresi içinde “Adres Beyan Formu”nu (Form A) doldurmadıkları sürece,
c) İzinli olsalar bile silahaltında bulunan er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler (yedek subay öğrencileri dâhil),
d) Taksirli suçlar dışında, kasıtlı suçlardan cezaevinde bulunan hükümlüler,
Haklarında kısıtlılık kararı kalkmış seçmenler, ilgili mahkeme kararını yerleşim yerinin bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna götürerek başvurması halinde seçmenlik durumlarını güncelleyebilirler.
Seçmenler, nüfus müdürlüğüne devamlı olarak oturduklarını bildirdikleri yerleşim yeri adresinde oylarını kullanmak zorundadır. Askı süresi içinde adres değişikliğini yapmayan seçmenler kayıtlı oldukları sandık dışında oylarını kullanamazlar.
Askerden terhis olanların bilgileri, normal şartlarda Yüksek Seçim Kurulu’nca ASAL’ dan alınmakta ve oy kullanabilir hale getirilmektedir. Ancak seçim dönemine rastlayan terhislerde askıya yetişememekte ve silâhaltında gözükmektedir. Bu durumda olanlar, terhis belgesi ile birlikte yerleşim yeri itibariyle bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna başvurarak seçmenlik kaydını güncelleyebilirler.
298 sayılı Kanunun 79.maddesi gereğince; “Oy verme günü, her ne suretle olursa olsun, ispirtolu içki satılması, içkili yerlerle umumi mahallerde her çeşit ispirtolu içki satılması, verilmesi, içilmesi yasaktır. Oy verme günü, bütün umumi eğlence yerleri oy verme süresince kapalı kalır. Eğlence yeri niteliğine haiz lokantalarda yalnız yemek verilir. Oy verme günü, emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse, köy, kasaba ve şehirlerde silah taşıyamaz.”
Yüksek Seçim Kurulunun 23.05.2008 tarih ve 180 sayılı genelge gereği kimlik ve adres bilgisi talebinde bulunan kurum ve kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişilerin başvurularına cevap verilmemektedir. Bu konudaki taleplerin 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu hükümleri çerçevesinde İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden temin edilmesi gerekmektedir.
Oy verme işlemi sırasında Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan nüfus cüzdanı veya pasaport ile kimlik tespiti yapılır. Seçmenin nüfus cüzdanında veya pasaportunda, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası yer almıyorsa numaranın yer aldığı ek bir kimlik belgesinin veya temsilciliklerce verilmiş seçmeni tanıtacak nitelikte Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan nüfus kayıt örneğinin ibrazı gereklidir.
Bu şekilde kimliğini ispata yarayan belge ibraz edemeyen seçmene oy kullandırmaz.
Seçim tarihi itibariyle 18 yaşını doldurmuş ve yurt dışı seçmen kütüğünde kaydı bulunan her Türk vatandaşı oy kullanabilir.
Kesinleşmiş mahkeme kararına göre kısıtlı olan seçmenler, İzinli olsalar bile silâhaltında bulunan er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler (yedek subay öğrencileri dâhil) oy kullanamazlar. Türk vatandaşlığını kaybedenler Yurt dışı seçmen kütüğüne yazılamazlar.
Aşağıda yazılı olanlar oy kullanamazlar
1. Silâhaltında bulunan erler, onbaşılar ve kıta çavuşları (her ne sebeple olursa olsun, izinli bulunanlar da bu hükme tabidir),
2. Askeri öğrenciler,
3. Ceza infaz kurumlarında hükümlü olarak bulunanlar.
Yurt Dışı Seçmen Kütüğüne kayıtlı olup olmadığınızı, kayıtlı iseniz kayıtlı olduğunuz yeri (kayıtlı olduğunuz dış temsilciliği), www.ysk.gov.tr adresindeki “Yurt Dışı Seçmen Sorgulama” bölümünden gerekli bilgileri girerek sorgulayabilirsiniz.
Seçmen niteliğine sahip ve yerleşim yeri yurt dışı olmasına rağmen,
Yurt dışı seçmen kütüğünde ismi bulunmayanlar,
Kayıtlarında düzeltme yapmak isteyenler veya
Yerleşim yeri değişikliği yapmak isteyen seçmenler;
Yurt dışında iseniz,
a) Dış temsilcilikler aracılığı ile;
En yakın yurt dışı temsilciliğine nüfus cüzdanları ile başvurarak “Adres Beyan Formu” (Form B) doldurup imza karşılığı teslim etmeleri veya,
Söz konusu formun internetten çıktısını alarak doldurup imzalamak ve forma nüfus cüzdanı fotokopisini eklemek suretiyle en yakın yurt dışı temsilciğine posta ile göndermeleri gerekmektedir.
b) Dış temsilcilik bulunmaması halinde;
“Adres Beyan Formu” (Form B) nun internetten çıktısını alarak doldurup imzalamak ve forma nüfus cüzdanı fotokopisini eklemek suretiyle kayıtlı oldukları yerin nüfus müdürlüğüne posta ile göndermeleri gerekmektedir.
Yurt içinde iseniz;
Yurt içi adresinizin bağlı bulunduğu nüfus müdürlüğüne başvurarak ve pasaportunuzu ibraz ederek Adres Beyan Formu (Form B) doldurmanız gerekmektedir.
18 yaşını dolduran ve yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı olan seçmenler dış temsilciliklerde ve gümrük kapılarında oy kullanabilir.
Dış temsilciliklerde; Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenler oy verme günlerinde Yüksek Seçim Kurulunca sandık kurulmasına karar verilen herhangi bir temsilcilikte veya bağlı bulunduğu temsilcilikte oy kullanabilirler.
Gümrük kağılarında; Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenler oy verme günlerinde Yüksek Seçim Kurulunca ilan edilen herhangi bir gümrük kapısında oy kullanabilirler.
Seçmenler; temsilciliklerde sandık kurulacak yerlerin adresleri ve hangi tarih aralıklarında oy kullanılacakları bilgisi ile gümrük kapıları bilgisine Yurt Dışı Seçmen Sorgulama adresinden erişebilirler.
Seçmen oy vermek için geldiğinde sandık kurulu başkanı, seçmenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan nüfus cüzdanından veya pasaportundan kimliğini tespit eder. Seçim Bilişim Sistemi (SEÇSİS) üzerinden Yurt Dışı Seçmen Kütüğüne kayıtlı olup olmadığını ve başka bir yerde oy kullanıp kullanmadığını kontrol eder. Oy kullanmadığı anlaşılan seçmen, sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olan oy pusulası ve oy zarfıyla EVET veya TERCİH yazılı mührü alarak oyunu kullanmak üzere kapalı oy verme yerine girer. Oyunu kullanan seçmene çizelgede isminin bulunduğu yer imzalattırılır, ayrıca SEÇSİS sistemi üzerinden oy kullandı olarak işaretlenir.
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, 09.05.2012 tarihinde kabul edilen 6304 sayılı Kanun gereği, Yurt Dışı Seçmen Kütüğüne kayıtlı olmaları halinde, Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde, 09.05.2013 tarihinden sonra yapılan Milletvekili Genel Seçimi, Halkoylaması ve Cumhurbaşkanı seçimlerinde yurt dışı temsilciliklerde kurulacak sandıklarda ve Yüksek Seçim Kurulunca ilan edilen gümrük kapılarında oy kullanabilmektedir.
Yurt dışından gelen oylar Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun gözetimi ve denetimi altında açık olarak sayılır ve tutanak altına alınır. 298 sayılı Kanunun 20/A maddesi 11. fıkrası ile bu görev Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna verilmiştir.
Oylar, yurt dışı ilçe seçim kurulu tarafından belirlenen bir mekanda oy verme günü saat 17.00’dan sonra sayılmaya başlar.
www.ysk.gov.tr internet sitesinin “Sandık Sonuçları Paylaşım Sistemi (SSPS)” bölümünde 2009 yılından bugüne kadar yapılan seçimlerin sonuçları sandık-muhtarlık-ilçe-il bazında yayımlanmaktadır. Yüksek Seçim Kurulunun Seçim Arşivi sayfasından seçimlere ait ilçe seçim kurulları tarafından oluşturulan birleştirme tutanaklarına ulaşılabilir.
Sandık Kurulunun Toplanması, Yapacağı İşlemler ve Alınacak Tedbirler, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.
Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun 7062 kanun numarası ile 30.11.2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiş, 12 Aralık 2017 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
YSK, yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca seçilir.
Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam ve Tanımlar
Amaç ve kapsam
MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; Yüksek Seçim Kurulunun kuruluşu, teşkilatı, görev ve yetkileri ile çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.
b) Başkanvekili: Yüksek Seçim Kurulu Başkanvekilini,
c) Kurul: Yüksek Seçim Kurulunu,
ç) Üye: Yüksek Seçim Kurulu üyesini, ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Kurulun Bağımsızlığı, Oluşumu ve Görevleri
Kurulun bağımsızlığı ve tarafsızlığı
MADDE 3- (1) Kurul, görevlerini yerine getirirken ve yetkilerini kullanırken bağımsız ve tarafsızdır. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi Kurula emir ve talimat veremez.
Kurulun oluşumu
MADDE 4- (1) Kurul, yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından gizli oyla ve üye tamsayılarının salt çoğunluğuyla seçilir.
(2) Üyelerin görev süresi altı yıldır. Süresi biten üye yeniden seçilebilir.
(3) Başkan ve Başkanvekili, Kurul üyeleri arasından gizli oyla ve üye tamsayısının salt çoğunluğuyla seçilir.
(4) Başkan ve Başkanvekili seçimi yapıldıktan sonra, Yargıtay ve Danıştaydan seçilmiş üyeler arasından ad çekme ile ikişer yedek üye belirlenir. Başkan ve Başkanvekili ad çekmeye girmezler.
(5) Kurulun görev süresi biten üyeleri yerine, yenilerinin belirlenmesi için üç yılda bir ocak ayının ikinci yarısında seçim yapılır ve üyelerin görev süresi, seçilme tarihlerine bakılmaksızın bu ayın son gününden itibaren hesaplanır. Yeni üyelerin tamamının seçilmelerine kadar eski üyeler görevlerine devam ederler. Her yenileme seçiminden sonra dördüncü fıkrada öngörülen usule göre yedek üyeler belirlenir.
(6) Başkan veya Başkanvekilinin Kurul üyeliğinden ayrılmadan görevlerini bırakmaları hâlinde, bu görevler için seçim yapılır. Başkan veya Başkanvekilliğinden ayrılan üye, bu göreve yeni seçilen üyenin yerini alır.
(7) Başkan veya Başkanvekilinin Kurul üyeliğinden ayrılmış olması durumunda önce üye seçimi yapılır. Seçilen yeni üyenin de katılımıyla Başkan veya Başkanvekili seçimi yapıldıktan sonra, bu seçimin sonucuna ve altıncı fıkranın ikinci cümlesinde belirtilen esasa göre yeni üyenin yeri belirlenir.
(8) Kurul üyelerinin görev süresi dolmadan herhangi bir sebeple üyeliklerinin sona ermesi hâlinde, bu üyelerin yerine yeni üye seçimi yapılır.
(9) Yedinci ve sekizinci fıkralar uyarınca yeni seçilen üye, yerine seçildiği Başkan, Başkanvekili veya üyenin görev süresini tamamlar.
(10) Başkan ve Başkanvekili, görevleri süresince; üyeler ise ihtiyaç duyulması hâlinde Kurulca belirlenen süre zarfında kurumlarından izinli sayılırlar. Ancak kurumlarındaki aylık, ödenek ve her türlü zam ve tazminatlar ile diğer özlük haklarından aynen yararlanmaya devam ederler.
Karar verme usulü
MADDE 5- (1) Kurul, kararlarını salt çoğunlukla verir. Oyların eşitliği hâlinde Başkanın bulunduğu tarafın görüşü doğrultusunda karar verilmiş olur.
(2) Kurulun prensip kararları on beş gün içerisinde Resmî Gazete’de yayımlanır; seçime ilişkin diğer kararları ise Kurulun resmî internet sitesinde yayımlanır.
Kurulun görev ve yetkileri
MADDE 6- (1) Kurulun görev ve yetkileri şunlardır:
a) Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili bütün işlemleri yapmak veya yaptırmak, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikâyet ve itirazları incelemek ve kesin olarak karara bağlamak.
b) Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını kabul etmek.
c) Cumhurbaşkanı seçimi tutanaklarını kabul etmek ve seçilen Cumhurbaşkanı adına seçildiğine dair tutanak düzenlemek.
ç) Seçmen kütüğünün oluşturulması, güncellenmesi, yönetilmesi ve denetimine ilişkin usul ve esasları belirlemek.
d) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin konular ile görev, yetki ve sorumluluk alanına giren hususlarda prensip kararları almak ve diğer düzenlemeleri yapmak.
e) Seçim sürecinde, seçmenlerin hak ve yükümlülükleri ile seçim iş ve işlemlerinin anlatılması amacıyla radyo ve televizyonlarda zorunlu yayın kapsamında yayınlanmak üzere tanıtım programları hazırlamak veya hazırlatmak.
f) Seçmen kütüğünün önemi ve düzenlenme yöntemleri ile seçmenlerin görev ve sorumlulukları hakkında tanıtım programlarıyla vatandaşları bilgilendirmek.
g) Engelli seçmenlerin oy kullanmalarını kolaylaştıracak her türlü tedbiri almak.
ğ) Yurt dışındaki seçmenlerin oy kullanmalarını kolaylaştıracak tedbirleri almak.
h) Görev alanıyla ilgili konularda yurt içinde ve yurt dışında bulunan kuruluşlarla iş birliği yapmak.
ı) Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Teşkilat ve Personel
Teşkilat
MADDE 7- (1) Kurul teşkilatı, merkez ve taşra birimlerinden oluşur.
(2) Merkez teşkilatı; Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü, Seçim Hizmetleri Genel Müdürlüğü, İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığı, Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı ve Özel Kalem Müdürlüğünden oluşur.
(3) Taşra teşkilatı; ilçe ve yurt dışı ilçe seçim kurullarına bağlı seçim müdürlüklerinden oluşur. Kurul, gerekli görülen illerde, il seçim kuruluna bağlı seçim müdürlüğü kurabilir.
Başkan
MADDE 8- (1) Başkan, Kurulun genel yönetim ve temsilinden sorumludur. Bu sorumluluk; Kurul çalışmalarının düzenlenmesi, yürütülmesi, değerlendirilmesi ve gerektiğinde kamuoyuna duyurulması görev ve yetkilerini kapsar.
(2) Başkanın görev ve yetkileri şunlardır:
a) Kurulun toplantı gündemini belirlemek ve Kurul toplantılarına başkanlık etmek.
b) Kurul kararlarının yerine getirilmesini sağlamak.
c) Genel müdür, genel müdür yardımcısı ve daire başkanları ile diğer personeli atamak.
ç) Kurulun görev alanına giren konularda yapılacak düzenlemelerin hazırlanması amacıyla gerektiğinde komisyon kurulmasını Kurula teklif etmek.
d) Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek.
(3) Başkan, yetkilerinden bir kısmını yazılı olarak Başkanvekiline devredebilir.
(4) Başkana, yokluğunda Başkanvekili, onun da yokluğunda en yaşlı üye vekâlet eder.
Hizmet birimleri ve görevleri
MADDE 9- (1) Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) Seçmen kütüğünü oluşturmak ve güncellemek.
b) Seçmen kütüğünün oluşturulması ve güncel tutulması için ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri tüm kamu kurum ve kuruluşlarından temin etmek.
c) Seçmenleri eksiksiz belirlemek ve mükerrer seçmen kaydını önlemek.
ç) Seçmenin kolay, doğru ve hızlı oy vermesini sağlamak.
f) Kurul kararlarının gereklerini yerine getirmek.
g) Kurulun bilgi işlem hizmetlerini yürütmek.
ğ) Kurulun bilişim sisteminin işletimi ve bakımını yapmak veya yaptırmak, teknolojik yenilikler doğrultusunda geliştirilmesine yönelik politika ve ilkeleri belirlemek.
h) Bilgi güvenliği ve güvenilirliği konusunda gerekli önlemleri almak.
ı) Kurulca belirlenecek ilkeler doğrultusunda ihtiyaç duyulan yıllık programları hazırlamak ve Kurulun onayına sunmak.
i) Kurulca belirlenen ilke ve yöntemler çerçevesinde belirli aralıklarla seçmen kütüğünü denetlemek.
j) Seçmenlerin hak ve yükümlülükleri ile seçim iş ve işlemlerinin anlatılması amacıyla tanıtım programları hazırlamak veya hazırlatmak.
k) Seçime yönelik eğitim faaliyetlerini planlamak ve yürütmek.
l) Kurulca onaylanan programa uygun olarak, üç aylık raporlarla çalışmalarını Kurula sunmak.
m) Kanunlarda gösterilen veya Başkan tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek.
(2) Seçim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) Yurt içi ve yurt dışı seçim iş ve işlemlerine ilişkin hazırlıkları yapmak ve seçim çalışmalarını yürütmek.
b) Kurul kararlarının gereklerini yerine getirmek.
c) Kurulun yazışmalarını yapmak.
ç) Seçim araç ve gereçlerine ilişkin iş ve işlemleri yürütmek.
d)10/12/2003tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümleri çerçevesinde kiralama ve satın alma işlerini yürütmek; temizlik, güvenlik, aydınlatma, ısınma, onarım, taşıma ve benzeri hizmetleri yapmak veya yaptırmak.
e) Taşınır ve taşınmazlara ilişkin işlemleri ilgili mevzuat çerçevesinde yürütmek.
f) Genel evrak ve arşiv faaliyetlerini düzenlemek ve yürütmek.
g) Sivil savunma ve seferberlik hizmetlerini planlamak ve yürütmek.
ğ) Kanunlarda gösterilen veya Başkan tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek.
(3) İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) Personelin atama, nakil, performans, terfi, disiplin, emeklilik ve benzeri özlük işlemlerini yürütmek.
b) Personelin eğitim planını hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmek.
c) Kurulun personel politikası ve planlaması ile insan kaynakları sisteminin geliştirilmesi ve performans ölçütlerinin oluşturulması konusunda çalışmalar yapmak ve tekliflerde bulunmak.
ç) Kanunlarda gösterilen veya Başkan tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek.
(4) Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır:
a) 5018 sayılı Kanun ile22/12/2005tarihli ve 5436 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 15 inci maddesinde ve diğer mevzuatla mali hizmetleri yürüten birimlere verilen görevleri yapmak.
b) Başkan tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek.
Personele ilişkin hükümler
MADDE 10- (1) Kurul personeli, bu Kanunda yer alan hükümler saklı kalmak kaydıyla, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabidir. Kurulda 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası uyarınca sözleşmeli ve seçimlerle ilgili hizmetleri yürütmek üzere aynı maddenin (C) fıkrası uyarınca geçici personel çalıştırılabilir.
(2) Kurul merkez teşkilatında, 657 sayılı Kanunun ek 41 inci maddesi çerçevesinde seçim uzmanı ve seçim uzman yardımcısı istihdam edilebilir.
(3) Seçim müdürü ve seçim müdür yardımcıları, Kurul personeli arasında yapılacak veya yaptırılacak yazılı ve sözlü sınav sonucuna göre Başkan tarafından atanır.
(4) Seçim müdürü ve seçim müdür yardımcılığına atanacaklarda, hukuk fakültesi veya siyasal bilgiler, idari bilimler, iktisat ve maliye alanlarında en az dört yıllık yükseköğrenim yapmış veya bunlara denkliği kabul edilmiş yabancı öğretim kurumlarından mezun olma şartı aranır.
(5) Kurul kadrolarına ilk defa atanacak diğer personel Kamu Personel Seçme Sınavında, yönetmelikte belirlenen puan türünde asgari puanı almış olanlar arasından, yapılacak sözlü ve gerektiğinde uygulamalı sınav sonucuna göre Başkan tarafından atanır. Sınava, ilan edilecek kadro sayısının beş katına kadar aday çağrılır.
(6) Kurulda görev yapan 657 sayılı Kanuna tabi personel, Başkanın teklifi üzerine, yılı merkezî yönetim bütçe kanunundaki atama izni sınırına tabi olmaksızın mükteseplerine uygun olarak Adalet Bakanlığınca, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı kadrolarına atanabilir.
(7) Seçim müdürü ve seçim müdür yardımcıları, nüfusa kayıtlı oldukları ilçelerde görev yapamazlar; geçici görevde geçen süreler de dâhil aynı yerde altı yıldan fazla çalışamazlar. Ancak bu süreyi dolduranlar, ihtiyaç duyulması hâlinde Başkanın kararıyla en fazla bir yıl daha aynı yerde çalışabilirler.
(8) Seçim müdürü ve seçim müdür yardımcılarının görev süreleri bölge esasına göre belirlenir. Bölgeler ile bu bölgelerde geçirilecek süreler, coğrafi şartlar ile sosyal ve ekonomik imkânlar dikkate alınarak Kurulca belirlenir.
(9) İlçe seçim kurulu başkanı, ihtiyaç duyulması hâlinde seçim müdürlüğünde görevli personelin, o yerdeki adalet hizmetlerinde kadrolarına uygun görevlerde geçici olarak çalıştırılmasına müsaade edebilir.
(10) Seçim kurulu başkanları kendilerine bağlı seçim müdürü ve diğer personelin disiplin amiridir. Kurul merkezinde, tüm personel için disiplin kurulu oluşturulur.
(11) Başkan ile il ve ilçe seçim kurulu başkanları, Kurulun belirleyeceği ilkeler çerçevesinde; hâkimler, Cumhuriyet savcıları, vali ve kaymakamlar, asker kişiler, kolluk amir ve memurları hariç kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri ve iktisadi devlet teşekküllerindeki bütün memur, işçi ve hizmetlileri seçim iş ve işlemlerinde görevlendirebilir, bunlar dışında da gerekli gördüğü kimseleri çalıştırabilir.
(12) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin hususlar Kurul tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Yönetim, denetim ve giderler
MADDE 11- (1) İl ve ilçe seçim müdürlükleri, seçim kurulu başkanlarınca bu Kanun ile 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde yönetilir.
(2) Seçim müdürlükleri, seçim kurulu başkanlarınca yılda en az bir defa denetlenir. Bu denetim, geçen bir yıllık işlemlere şamil olmak üzere her yıl ocak ayı içinde yapılır. Denetim sonucunda düzenlenecek raporların bir örneği seçim müdürlüklerinde saklanır, bir örneği de en geç o ayın sonuna kadar Kurul Başkanlığına gönderilir.
(3) Seçim müdürlükleri, seçim kurulu başkanları tarafından ve seçim iş ve işlemleri dışında Kurulun görüşü alınmak suretiyle Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenen usul ve esaslara göre adalet müfettişleri vasıtasıyla denetlenir.
(4) Kurul merkez ve taşra teşkilatının giderleri ile her türlü seçim giderleri, 298 sayılı Kanunun 181 inci maddesi uyarınca karşılanır.
Değişiklik yapılan ve yürürlükten kaldırılan hükümler ile atıflar
MADDE 12- (1) 657 sayılı Kanunun;
a) 36ncımaddesinin “Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendine “Adalet Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Seçim Uzman Yardımcıları,” ibaresi ve “Adalet Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Seçim Uzmanlığına,” ibaresi,
b) 152ncimaddesinin “A- Özel Hizmet Tazminatı” bölümünün (ğ) bendine “Savunma Sanayii Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Seçim Uzmanları,” ibaresi,
c) Eki (I) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin “I – Genel İdare Hizmetleri Sınıfı” bölümünün (g) bendine “Adalet Uzmanları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Seçim Uzmanları,” ibaresi,
eklenmiştir.
(2) 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesinin birinci fıkrasına “Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Yüksek Seçim Kurulu,” ibaresi eklenmiştir.
(3) 5/1/1961 tarihli ve 237 sayılı Taşıt Kanununa ekli (1) sayılı cetvelde yer alan “Danıştay Başkanı” satırından sonra gelmek üzere aşağıdaki satır eklenmiştir.
“Yüksek Seçim Kurulu Başkanı 1 ” 5 ” ”
(4) 298 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin başlığı “Tanımlar:” şeklinde ve 30 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan “İlçe seçmen kütük büroları ve il seçim kurulları” ibaresi “Seçim müdürlükleri” şeklinde değiştirilmiştir.
(5) 298 sayılı Kanunun 181 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Seçmen Kütüğü Genel Müdürüne devredebilir, Genel Müdürün de diğer görevlilere devretmesine izin verebilir.” ibaresi “devredebilir.” şeklinde değiştirilmiştir.
(6) 298 sayılı Kanunun 11 inci, 12 nci, 13 üncü maddeleri, 28 inci maddesinin (A) fıkrası, 29 uncu maddesi, 30 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hariç diğer fıkraları ve 31 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
(7) Mevzuatta 298 sayılı Kanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümlerine yapılan atıflar, bu Kanunun ilgili hükümlerine yapılmış sayılır.
(8) Ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar iptal edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığına ait bölümden çıkarılmış, ekli (2) ve (3) sayılı listelerde yer alan kadrolar ihdas edilerek anılan cetvelin Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığına ait bölümüne eklenmiştir.
Geçiş hükümleri
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Mevcut Başkan ve Başkanvekili ile üyeler kalan görev sürelerini tamamlar. 2016 yılında yapılan yenileme seçimiyle seçilen üyelerin yerine, 2022 yılı Ocak ayında yenileme seçimi yapılır.
(2) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelik ve düzenleyici işlemler Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç bir yıl içinde, 10 uncu madde uyarınca çıkarılması öngörülen atama ve nakile ilişkin yönetmelik ise en geç iki ay içinde çıkarılır. Yeni yönetmelik ve düzenleyici işlemler yürürlüğe girinceye kadar, mevcut düzenleyici işlemlerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
(3) Genel müdür, genel müdür yardımcısı, daire başkanı ve bilgi işlem merkezi müdürü kadrolarında bulunanların görevi bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sona erer. Bu tarihten itibaren en geç on beş gün içinde, görevleri sona eren personel arasından mevcut veya ihdas edilen kadrolara Başkan tarafından atama yapılabilir. Ataması yapılmayan personel aynı süre içinde Başkan tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Bu personel Devlet Personel Başkanlığınca 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 22 ncimaddesinin ikinci, üçüncü ve altıncı fıkralarında belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilir ve altıncı fıkrada belirtilen üç yıllık süre bildirim tarihinden itibaren başlar. Personel, nakledildiği kurumda göreve başlayıncaya kadar Kurul bünyesinde çalışmaya devam eder ve bu kişilerin her türlü sosyal ve mali hakları Kurul tarafından ödenmeye devam olunur.
(4) Üçüncü fıkra uyarınca nakledilen personele ilişkin kadrolar, Devlet Personel Başkanlığınca kamu kurum ve kuruluşlarına nakledildikleri tarih itibarıyla diğer kanunlardaki hükümlere bakılmaksızın ve başka bir işleme gerek kalmaksızın ihdas ve tahsis edilmiş sayılır. İhdas edilmiş sayılan memur kadroları, 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki cetvellerin ilgili bölümüne eklenmiş sayılır. Atama işlemi yapılan personele ilişkin bilgiler ve bu bilgilerdeki değişiklikler en geç on beş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirilir.
(5) Kurulun teşkilat yapısı bu Kanun esaslarına göre yeniden düzenleninceye kadar, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevcut olan kadroların kullanımına devam olunur. Bu Kanuna göre yeniden düzenleme ve atamalar yapılıncaya kadar teşkilatın değişen veya yeniden kurulan birimlerine verilen görevler, daha önce bu görevleri yapmakta olan birimler tarafından yerine getirilir.
(6) Seçim müdürü ve seçim müdür yardımcılığı kadrolarına 10 uncu madde hükümlerine göre öncelikle görevde yükselme suretiyle atama yapılır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bu kadrolara beş yıl süreyle, 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde sayılan şartlara ek olarak 10 uncu maddenin dördüncü fıkrasındaki şartları taşıyan ve imzalanacak protokole göre Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından yapılan yazılı sınavda başarılı olanlar arasından, yapılacak sözlü sınav sonucuna göre Başkan tarafından atama yapılabilir. Ancak bir takvim yılı içinde bu fıkra uyarınca açıktan yapılacak atamalar, bu kadrolara görevde yükselme suretiyle yapılan atamaların üç katını geçemez.
(7) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte seçim müdürü kadrosunda bulunanlar, 10 uncu maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen öğrenim şartı aranmaksızın görevlerine devam ederler.
(8) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte nüfusa kayıtlı oldukları ilçelerde görev yapan seçim müdürleri ile bulundukları yerde altı yıldan fazla görev yapmış seçim müdürleri, ilgili yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç bir ay içinde, 10 uncu madde hükümlerine uygun olarak bölgeler arası yer değiştirme suretiyle atamaya tabi tutulurlar.
(9) Kurulun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında görev yapan ve sınavın yapıldığı yılın ocak ayının birinci günü itibarıyla kırk beş yaşını doldurmamış personel, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren açılacak ilk seçim uzman yardımcılığı sınavına diğer şartları taşımaları kaydıyla girebilir.
(10) Yüksek Seçim Kuruluna ait kadrolara, bu Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren üç yıl süreyle 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 7 nci maddesi ile yılı merkezî yönetim bütçe kanunundaki atama sınırlamalarına tabi olmaksızın atama yapılabilir.
Yürürlük
MADDE 13- (1) Bu Kanunun;
a) 10 uncu maddesinin birinci veonbirincifıkraları ile 12 nci maddesinin altıncı fıkrasının 298 sayılı Kanunun 31 inci maddesini yürürlükten kaldıran hükmü 1/1/2018 tarihinde,
b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 14- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Gelir İdaresi Başkanlığı Etik Kurallar Bildirgesi, Maliye Bakanlığına bağlı olarak çalışan kurumun mükelleflere karşı davranışlarını ve kültürünü yansıtan, kamu personelinin uyması gereken normları belirleyen, kurum bünyesinde çalışan personelin uymakla yükümlü olduğu ilan edilen etik kurallardır.
Gelir İdaresi Başkanlığı Etik Kurallar Bildirgesi
Mükelleflerimize ve vatandaşlarımıza Başkanlık olarak kamu hizmeti sunmanın bilinciyle, görevlerimizi sürekli gelişim, katılımcılık, saydamlık, tarafsızlık, kamu yararını gözetmek ve beyana güveni esas almak suretiyle yerine getireceğiz.
Başkanlığımızın kuruluş amaç, misyon ve vizyonuna uygun hizmet edeceğiz.
Mükelleflerimizin vergi ile ilgili yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde her türlü kolaylığı sağlayacağız ve bunu hızlı, esnek ve verimli bir şekilde yerine getireceğiz.
Yaptığımız işlemlerde ve gerçekleştirdiğimiz düzenlemelerde vergi kanunlarının adil, mevzuata uygun olarak, güven duygusunu zedelemeden, tarafsız ve rekabeti koruyucu bir şekilde uygulanmasını esas alacağız.
Hizmetin ifası esnasında mükelleflerimiz ile meslektaşlarımıza nazik ve saygılı davranacağız, gereken ilgiyi göstereceğiz.
Çalışanlarımızdan etik davranış ilkeleriyle bağdaşmayan veya yasadışı iş ve eylemlerde bulunmalarının talep edilmesi halinde durumu yetkili makamlara bildireceğiz.
Hediye almama ve menfaat sağlamama hususunda gereken hassasiyeti göstereceğiz.
4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanuna göre yapılan başvuruların en kısa sürede ilgili birimlere ulaştırılmasını ve cevaplandırılmasını sağlayacağız.
Mükelleflerimizin şahsi ve gizli bilgilerine saygılı olacağız. Bu bilgileri Vergi Usul Kanunu ve uluslararası anlaşmaların öngördüğü haller dışında açıklamayacağız ve kullanmayacağız.
İnsan hak ve özgürlüklerine aykırı veya kısıtlayıcı muamele ile fırsat eşitliğini engelleyici davranış ve uygulamalarda bulunmayacağız.
Kamu görevine ilişkin sahip olduğumuz, gizli bilgi ve belgeleri özel çıkar sağlamak amacıyla kullanmayacağız.
Yetkilerimizi kullanırken, mükelleflerimizin güven duygusunu zedeleyecek, şüphe yaratacak ve adalet duygusuna zarar verecek davranışlardan ve çıkar çatışmalarından kaçınacak; sunduğumuz hizmeti her türlü kişisel menfaatin üzerinde tutacağız.
Personelimize etik davranışlar konusunda rehberlik ederek, eğitim ve bilgilendirme konusunda çalışmalar yaparak, yasal ve idari düzenlemeleri uygulayarak mükelleflerimizin hak ettiği standartlara uygun hizmet sunacağız.
Kamu malları ve kaynaklarının kamusal amaçlar ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılmasını sağlayacağız. Savurganlıktan kaçınacağız.
Görevimizi yerine getirirken yetkilerimizi aşacak nitelikte Başkanlığımızı bağlayıcı açıklama ve taahhütte bulunmayacağız.
Hizmetlerin yerine getirilmesinde hesap verebilir, kamusal denetime her zaman açık ve hazır olacağız.
Sağlık Bakanlığı Etik Beyannamesi, kurumsal davranış biçimlerini belirleyen ve bakanlık bünyesinde çalışan personelin uymakla yükümlü olduğu ilan edilen kurallardır.
Sağlık Bakanlığı Etik Beyannamesi
FAALİYETLERLE İLGİLİ OLARAK;
Seffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik vazgeçilmez ilkedir.
Kanunlara, hukuk kurallarına ve mevzuata uyum esastır.
Tarafsızlık ilkesi ve eşit yaklaşım gözetilir.
Ayrımcılık (cinsiyet, dil, din, ırk, mezhep vb.) yapılmaz.
Ahlak kuralları ve toplumsal değer yargılar korunur.
Ülkenin çıkarları ve kamu yararı doğrultusunda hareket edilir ve
Vatandaşın ihtiyaçları ve memnuniyeti gözetilir.
Kaynakların etkili, ekonomik ve verimli olması esastır.
Sürdürülebilirlik, devamlılık ve güncellik önemsenir ve gözetilir.
Kalitenin sürekli yükseltilmesi hedeflenir.
Evrensellik, değişime ve yeniliğe açıklık desteklenir ve vazgeçilmezdir.
Kişisel bilgilerin gizliliği sağlanır.
İlişkilerde saygı, güven, nezaket, hoşgörü ve yardımseverlik esastır.
Doğru, güvenilir ve zamanında bilgi akışı ve iletişim sağlanır.
Kurallar ve tanımlar herkes tarafından anlaşılacak ve yoruma açık olmayacak şekilde tutarlı, açık ve yazılıdır.
Belirlenen standartlar ile süreçlere uygunluk ve tutarlılık esastır.
ÇALIŞANLARLA İLGİLİ OLARAK;
“Ben” odaklı düşünülmez ve davranılmaz.
Çalışanlar birbirlerine önyargılı yaklaşmaz.
Çalışanların kişisel gelişimi ve eğitimi önemlidir.
Faaliyetlerde ve kararlarda katılımcılık ve paylaşımcı yaklaşımlar izlenir.
Ekip çalışması ön planda tutulur ve desteklenir.
Bireysel yaratıcılık ve inisiyatif kullanımı desteklenir.
Kariyer gelişiminde ve terfilerde liyakat ilkesine uyum esastır.
Çalışma ortamının ve koşullarının uygunluğu ve kalitesi önemsenir.
Çalışanlar kişisel sorumluluklarını bilir ve gereğini yerine getirir.
Çalışanlar mesai saatlerini etkili ve verimli kullanır.
Engelli çalışanlara yönelik çalışma koşullarının uygunluğu gözetilir.
YÖNETİMLE İLGİLİ OLARAK;
Yolsuzluklar , çıkar çatışmaları, kişisel ve özel menfaatler önlenir.
Çalışanların performanslarını artırıcı çalışmalar yapılır.
Çalışanların yaşam standartlarının iyileştirilmesi önemsenir.
Her durumda çalışanların fizyolojik ve psikolojik olarak olumsuz etkilenmemesi önemsenir.
Çalışanlara yönelik motivasyon artırıcı sosyal etkinlikler kurum kültürünün bir parçasıdır.
Çalışanların performansına yönelik ödüllendirme sistemi uygulanır.
Çalışanların performanslarının değerlendirilmesinde objektif kriterler kullanılır.
Kurum kültürünün sürekli değişime açık ve çağdaş bir yapıda geliştirilmesine çalışılır.
Yöneticiler çalışanlara yaptıkları işlerde destek verir ve sorumluluğunu paylaşır.
Hataların ve eksikliklerin giderilmesi konusunda yapıcı yaklaşım gösterilir.
Düşüncelerin ve sorunların rahatça söylenebildiği ve dikkate alındığı ortamlar sağlanır.
Yöneticiler ile çalışanlar arasında iletişim desteklenir.
Yönetimde hakkaniyet ilkesi ve adil yaklaşım gözetilir.
“Doğru işe doğru insan” ilkesi uygulanır.
Yetki devri ve inisiyatif kullanımı desteklenir.
Yöneticilerin kendisine bağlı çalışanları doğru tanıması esastır.
Dış baskılar dikkate alınmaz.
Çalışanların ikilemde bırakılmaması esastır.
Aristo Yayınevi, hukuk alanında tüketiciye daha kaliteli ve daha ucuz kitaplar sunmayı hedefleyen bir yayınevidir.
Aristo Yayınevi, yaptığı mesleki yayınlar çerçevesinde 200’nin üzerinde eseri okuyucu ile buluşturmuştur. Hukuk telif eserleri yanında sınav hazırlık ve test kitapları da yayınevi tarafından basılmaktadır. Genel kültür kitapları, yabancı dil kitapları ve iş sağlığı ve güvenliği kitapları yayınevinin diğer çalışma alanlarıdır.
Aristo Yaynevi
Hukuk Yayıncılığı sektörüne yeni bir anlayış ve perspektif kazandırmayı amaçladığını açıklayan Yayınevi, sektördeki yayıncı-eser sahibi arasındaki eser sahibi aleyhine kötü şartları eser sahibi lehine düzeltmeyi amaçladığını ve yayıncılık sektörünün kurallarını değiştirmeyi hedeflediğini ilan etmektedir.
Hukukfuar
Aristo Yayınevi tarafından online satış mağazası olarak kurulan Hukukfuar, Aristo tarafından basılan kitapların yanı sıra diğer yayınevlerinin eserlerini de satışa sunmaktadır. Hukukfuar, online hukuk kitabı satan sitelerden farklı bir model ile yola çıkmış ve sanal kitap fuarı olarak kurgulanmıştır.
Hukukfuar sitesi, kampanyalı kitaplar ve imzalı kitaplar sunmaktadır. Hukukfuar editörleri tarafından seçilen, güncel ve zengin içerikli kitaplar sitede indirimli fiyatlarla okuyucuya sunulmaktadır. Siparişler stok durumuna bağlı; 1-5 iş günü içerisinde kargo şirketine teslim edilmektedir. Site içerisinde, imzalı hukuk kitapları, kampanyalı hukuk kitapları ve kelepir hukuk kitapları standları bulunmaktadır.
Hukukfuar, hukukçulara yönelik olarak ofis malzemeleri ve koleksiyonları satışa sunmaktadır.
Yayınevi, Tüketici Hukuku Enstitüsü tarafından desteklenmekte, Hukukfuar.com ise Aristo Yayınevi kuruluşu olarak faaliyet yürütmektedir.
Tüketici Hukuku Enstitüsü tarafından düzenlenen kongre ve sempozyumlara ilişkin tebliğler Aristo yayınevi tarafından basılmaktadır.
Yayınevi, Bakırköy Şubesini Bakırköy Adalet Sarayı içinde hizmete açmıştır. Yayınevi, online bir hizmet olarak Dilekçe Veri Bankasın hizmete sokmuş ve çeşitli dilekçe modüllerini satışa sunmuştur.
Aristo Yayınevi ve Hukukfuar, hukuk alanında eğitim programları, paneller ve konferanslar düzenlemektedir.
Aristo Yayınevi-Dilekçe Örnekleri
Yayınevi ve Hukukfar, E-Mail Listesine dahil olan okuyucularını periyodik olarak bilgilendirmekte, yeni çıkan kitaplar ve kampanyalar hakkında müşterilerini sürekli bilgilendirmektedir.
Aristo Yayınevi ve Hukukfuar
FİRMA UNVANI
Enstitü Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti.
ADRESİ
İcadiye Mahallesi Sıvacı Ferhat Sok. No:9 Adalet Köşkü Üsküdar- İstanbul 34664
Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi
ILO 77 No’lu Gençlerin Tıbbi Muayenesi (Sanayi) Sözleşmesi, Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından 19 Eylül 1946 tarihinde kabul edilmiş, Türkiye tarafından 16.08.1983 tarihli ve 2878 sayılı kanun ile kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 18.08.1983 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Sözleşme, kamusal veya özel sınai işyerlerinde veya bu işyerleriyle ilgili işlerde çalıştırılan veya çalışılan çocuklar ve gençlere uygulanmak üzere kabul edilmiştir.
ILO Kabul Tarihi: 19 Eylül 1946 Kanun Tarih ve Sayısı: 16.08.1983 / 2878 Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 18.08.1983 / 18139 Bakanlar Kurulu Kararı Tarih ve Sayısı: 11.07.1984 / 84-8284 Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 15.08.1984 / 18490
Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından Montreal’e davet edilerek, orada 19 Eylül 1946 tarihinde Yirmi Dokuzuncu toplantısını yapan, Milletlerarası Çalişma Teşkilatı Genel Konferansı, Toplantı gündeminin üçüncü maddesini teşkil eden çocukların ve gençlerin sanayide istihdama elverişlilikleri ile ilgili sağlık muayenesine tabi tutulmaları hakkında bazı tekliflerin kabulüne ve bu tekliflerin bazılarının uluslararası bir sözleşme haline gelmesine karar vererek, bin dokuz yüz kırk altı yılı Ekim ayının işbu dokuzuncu günü, Gençlerin Sanayide Sağlık Muayenesine tabi tutulmalarına dair 1946 Sözleşmesi şeklinde adlandırılacak olan aşağıdaki Sözleşmeyi kabul eder.
BÖLÜM I
GENEL HÜKÜMLER
MADDE 1
Bu Sözleşme, kamusal veya özel sınai işyerlerinde veya bu işyerleriyle ilgili işlerde çalıştırılan veya çalışılan çocuklarla gençlere uygulanır.
Bu Sözleşmenin uygulanmasında:
a. Maden ve taş ocakları ile her türlü madddenin topraktan çıkarılmasıyla ilgili işyerleri,
b. Maddelerin imal ve tadil edildiği, temizlendiği, onarıldığı, süslendiği, tamamlandığı, satış için hazırlandığı işyerleriyle, gemi yapımı, elektrik ve genel olarak her türlü itici güç üretme, tahvil ve iletme işleri dahil, maddelerin şekillerinin değiştirildiği işyerleri,
c. Yapım, onarım, bakım, değişim ve yıkım işleri dahil bina yapımı ve bayındırlık işleriyle ilgili müesseseler ,
d. Dok, rıhtım, iskele, antrepo ve uçak alanlarında eşyanın elle taşınması dahil, kara, demir yolu, nehir, kanal ve göllerde veya hava yolu ile yapılan insan ve eşya nakliyatıyla uğraşan müesseseler,<Sanayi işyerlerinden> sayılır.
Yetkili makam, bir taraftan sanayi ve diğer taraftan tarım, ticaret ve sanayiden sayılmayan diğer işler arasındaki hududu tayin eder.
MADDE 2
Çocuklar ve 18 yaşından aşağı olan gençler, ancak çalıştırılacakları, işe elverişli oldukları esaslı bir sağlık muayenesi sonucunda kabul edildiği takdirde, sınai bir müessese tarafından işe alınabilirler.
İşe elverişliliği tayin ile ilgili sağlık muayenesi, yetkili makamca tensip edilmiş kalifiye bir hekim tarafından yapılacak bir sağlık belgesi ile yahut çalışma iznine veya karnesine kaydedilmek suretiyle tevsik olunur.
İşe elverişliliği tayin yönünden sağlık muayenesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından sorumlu bulunan makam tarafından bir grup halinde tasnif edilen ve sağlıkla ilgili benzer tehlikeler arz eden belirli bir iş veya meslek grupları için verilebilecektir.
Milli mevzuat işe elverişliliği tevsik eden belgeyi tanzimle yükümlü yetkili makamı tayin edecek ve bu belgenin tanzim ve verilme usul ve şartlarını belirleyecektir.
MADDE 3
Çocukların ve gençlerin işe elverişli bulunup bulunmadıkları, on sekiz yaşına kadar sürdürülen bir sağlık kontrolüne tabi tutulmalarını gerektirecektir.
18 yaşından küçük bir çocuğun yahut gencin sürekli olarak çalıştırılması, ancak bir yılı geçmeyen aralıklarla sağlık muayenesinin yenilenmesi şartına bağlı olabilecektir.
Milli Güvenlik Konseyi (S. sayısı 636)
Milli mevzuatın :
a. İşin arz ettiği tehlikelerle ve çocuğun yahut gencin evvelki muayenelerle açıklanmış bulunan sağlık durumu ile ilgili kontrolün tesirli olmasını sağlamak için, ya sağlık muayenesinin hangi özel şartlar dahilinde yıllık muayeneye ilaveten yapılması yahut daha sık olarak yenilenmesi gerektiğini öngörmesini, yahut,
b. Sağlık muayenesinin istisnai durumlarda yenilenmesinde yetkili makamı görevli kılmasını gerektirecektir.
MADDE 4
Sağlık bakımından büyük tehlikeler arz eden mesleklerde işe elverişliliği tesbit etmek bakımından sağlık muayenesi ve bu muayenenin yenilenmesi en az yirmi beş yaşına kadar yapılmalıdır.
Milli mevzuatın, işe elverişiliği tayin bakımından sağlık muayenesinin en az yirmi bir yaşına kadar yapılmasına matuf işleri veya iş kategorilerini ya tayin etmesi veya tayin etme yetkisini uygun bir makama tevdii gerekecektir.
MADDE 5
Yukarıdaki maddelerde öngörülen gerekli sağlık muayenelerinin çocuklar, gençler veyahut aileleri için hiçbir masrafı gerektirmemelidir.
MADDE 6
İşe elverişsizlikleri veya bedeni eksiklik ve aksaklıkların bulunduğu sağlık muayenesince tesbit edilen çocuklarla gençlerin yeniden yönetilmesi ve yeniden bedeni ve mesleki intibakı için yetkili makam tarafından gerekli her türlü tedbir alınacaktır.
Bu tedbirlerin nitelik ve kapsamı yetkili makamca tesbit olunacak; bu amaçla konuyla ilgili çalışma, eğitim, sosyal ve sıhhi servisler arasında bir işbirliği kurulması ve bu tedbirlerin uygulanması için bu servisler arasında tesirli irtibatın idame ettirilmesi gerekecektir.
a. Milli mevzuat, işe elverişliliği açıkça kabul edilmemiş olan çocukları gençlere:
b. Bitiminde genç işçinin yeni bir muayeneye tabi tutulacağı bir devre için geçerli, geçici iş permilleri yahut sağlık belgeleri:
c. Özel mahiyette çalıştırma şartları koyan permiler yahut belgeler verilmesini zorunlu kılabilecektir.
MADDE 7
İşverenin, mevzuat ile konulacak hükme göre, işe elverişliliğe aykırı bir cihet bulunmadığını tevsik eden sağlık karnesini yahut çalışma permisini veya karnesini dosyalayarak bunu iş teftişi sırasında tetkike amade tutması gerekecektir.
Milli mevzuat, bu Sözleşmenin sıkı bir şekilde uygulanmasını sağlayabilecek diğer denetim metotlarını tayin eder.
BÖLÜM II
BAZI ÜLKELER İÇİN ÖZEL HÜKÜMLER
MADDE 8
Bir üye ülkenin toprakları, nüfusunun dağınıklığı yahut gelişme seviyesi bakımından bu Sözleşme hükümlerinin yetkili makamca uygulanmasına imkan görülmediği geniş bölgeleri ihtiva ettiği hallerde, bu makam, söz konusu bölgeleri ya genel bir şekilde yahut bazı müesseseler veya bazı işler hakkında gerekli gördüğü istisnalarla Sözleşmeyi uygulamaktan muaf tutulabilir.
Her üye Milletlerarası Çalışma Teşkilatı statüsünün 22 nci maddesi gereğince bu Sözleşmenin uygulanması hakkında vereceği ilk yıllık raporda bu madde hükümlerine başvurmayı tasarladığı herhangi bir bölgeyi belirtmelidir. Sonradan hiçbir üye bu suretle belirtilmiş olduğu bölgelerden başka bölgeler dışında bu madde hükümlerine başvuramaz.
Bu madde hükümlerine başvuran her üye, daha sonraki yıllık raporlarında hangi bölgeler için bu hükümlere başvurmak hakkından vazgeçtiğini belirtmeilidir.
MADDE 9
Bu Sözleşmenin onaylanmasını mümkün kılan mevzuatın kabul edildiği tarihten önce, çocukların ve gençlerin sanayide çalıştırılmaya elverişliliklerini tayin bakımından sağlık muayenesiyle ilgili mevzuatı olmayan her üye, onaylama belgesine ek bir beyan ile 2 nci ve 3 ncü maddelerde öngörülen on sekiz yaş yerine hiçbir şekilde on altı yaştan aşağı olmamak üzere yirmi bir yaştan aşağı bir yaş haddi koyabilir.
Böyle bir beyanda bulunmuş olan her üye, onu, daha sonraki bir beyan ile her zaman iptal edebilir.
Hakkında bu maddenin 1 inci paragrafına uygun suretle yapılmış bir beyan yürürlükte olan her üye, her yıl, bu Sözleşmenin uygulanmasıyla ilgili yıllık raporunda Sözleşme hükümlerinin tam olarak uygulanması yolunda ne ölçüde ilerleme gerçekleştirildiğini belirtmelidir.
MADDE 10
a. Bu Sözleşmenin 1 inci Bölümünün hükümleri, bu maddede öngörülen hüküm değişikliklerle Hindistan’a uygulanır.
b. Söz konusu hükümler, Hindistan mevzuatının uygulamaya yetkili kıldığı bütün topraklarda uygulanır.
c. <Sınai müessese> kavramı aşağıdakileri kapsar:
<Hindistan Fabrika Kanunu> kapsamına giren fabrikalar,
<Hindistan Maden Ocakları Kanunu> kapsamına giren maden ocakları,
Demiryolları
Çocukların çalıştırılması hakkındaki 1938 tarihli kanun kapsamına giren bütün işler.
d. 2 nci ve 3ncü maddeler çocuklara ve onaltı yaşından aşağı olan gençlere uygulanır.
e. 4 üncü maddedeki <ondokuz yaş> ibaresi, <yirmibir yaş>ın yerine kullanılacaktır.
f. 6 ıncı maddenin 1 inci ve 2 nci paragrafları Hindistan’a uygulanmaz.
Bu maddenin 1 inci paragrafındaki hükümler aşağıdaki usulle tadil edilebilecektir:
a. Milletlerarası Çalışma Konferansı, konunun gündeminde bulunduğu herhangi bir toplantıda üçte iki çoğunlukla, bu maddenin 1 inci paragrafı hakkında tadil tasarıları kabul edebilir.
b. Böyle bir tadil tasarısı, konferans toplantısının kapanmasından itibaren bir yıllık yahut olağanüstü durumlarda, 18 aylık bir müddet içinde Hindistan’da bu tadil tasarısını kanun haline getirmek yahut başka yoldan tedbirler almak maksadıyla konu itibariyle yetkisi dahiline giren makama yahut makamlara sunulur.
c. Hindistan,yetkili makamın yahut makamların olurunu aldığı takdirde; tadilini, kesin onaylama belgesini tescil edilmek üzere, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderir.
d. Hindistan tarafından onaylanan böyle bir tadil tasarısı, bu Sözleşmenin tadili olarak yürürlüğe girer.
BÖLÜM III
Son Hükümler
MADDE 11
Bu Sözleşmenin hiçbir hükmü, onda derpiş olunanlardan daha elverişli şartlar sağlayan hiçbir kanun, karar, adet yahut işverenlerle işçiler arasındaki mevcut anlaşma hükümlerine halel getiremez.
MADDE 12
Bu Sözleşmenin kesin onama belgeleri, tescil edilmek üzere Milletlerarası Çalışma Müdürüne gönderilir.
MADDE 13
Bu Sözleşme, ancak onaylama belgesi Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü tarafından tescil edilen Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerini bağlar.
Sözleşme, iki üyenin onaylama belgelerinin Genel Müdür tarafından tescilinden itibaren 12 ay sonra yürürlüğe girer.
Bundan sonra, bu Sözleşme her üye hakkında kendisinin onaylama belgesinin tescilinden itibaren 12 ay geçince yürürlüğe girer.
MADDE 14
Bu Sözleşmeyi onaylayan her üye, onu, ilk yürürlüğe giriş tarihinden itibaren on yıl geçtikten sonra Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne yollayacağı ve bu Müdürün tescil edeceği bir ihbarname ile feshedilebilir. Fesih tescil tarihinden bir yıl sonra geçerli olur.
Bu Sözleşmeyi onayıp da onu bundan evvelki fıkrada yazılı on yıllık mühletin geçmesinden itibaren bir yıl zarfında, bu madde gereğince feshetmek hakkını kullanmayan her üye, yeniden on yıllık bir müddet için bağlanmış olacak ve bundan sonra bu Sözleşmeyi her on yıllık devre bitince, bu madde de öngörülen şartlar içinde feshedilebilecektir.
MADDE 15
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü Teşkilat üyeleri tarafından kendisine bildirilen bütün onaylama ve fesihlerin tescil edildiklerini Milletlerarası Çalışma Teşkilatının bütün üyelerine yazıyla bildirir.
Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, kendisine gönderilen ikinci onaylama belgesinin tescil edildiğini,Teşkilat üyelerine yazıyla bildirirken bu Sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih hakkında Teşkilat üyelerinin dikkatini çeker.
MADDE 16
Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Müdürü yukarıdaki maddeler gereğince tescil etmiş olduğu bütün onaylama ve fesihlerle ilgili ayrıntılı bilgileri Birleşmiş Milletler Andlaşmasının 102 nci maddesi uyarınca tescil edilmek üzere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterişne tevdi eder.
MADDE 17
Bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden itibaren her on yıllık bir devre sonunda Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu, bu Sözleşmenin uygulanması hakkındaki bir raporu genel Konferansa sunar ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi keyfiyetinin Konferans gündemine konulması lüzumu hakkında karar verir.
MADDE 18
Konferansın bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen ve yeni bir Sözleşme kabul etmesi halinde ve yeni Sözleşme başka hükümleri ihtiva etmediği takdirde;
Tadil edici yeni sözleşmenin her üye tarafından onaylanması keyfiyeti, yukarıdaki 14 üncü madde nazara alınmaksızın tadil edici yeni Sözleşmenin yürürlüğe girmiş olması kayıt ve şartıyla, bu Sözleşmenin derhal ve doğrudan doğruya feshini gerektirecektir.
Tadil edici yeni Sözleşmenin yürürlüğe girme tarihinden itibaren, bu Sözleşme üyelerin onaylamasına artık açık bulundurulmayacaktır.
Bu Sözleşme, onu onaylayıp da tadil edici Sözleşmeyi onaylamamış bulunan üyeler için, herhalde şimdiki şekil ve muhtevası ile geçerli olmakta devam edecektir.
MADDE 19
Bu Sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinlerinin her ikisi de aynı şekilde geçerlidir.
Türkiye, ILO tarafından kabul edilmiş olan sözleşmelerden 59 adetini onaylamıştır. Sekiz adet temel sözleşmenin tamamı, yönetişim sözleşmelerinden öncelikli olan dört sözleşmeden üçünü, 177 teknik sözleşmeden 48’i onaylanmıştır. Türkiye tarafından onaylanan 59 Sözleşmeden 55’i yürürlüktedir, 4 Sözleşmeye karşı çıkılmıştır.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu 2863 kanun numarası ile 21.07.983 tarihinde kabul edilmiş ve 23.07.1983 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra bir takım değişiklikler yapılmıştır. Anayasa Mahkemesinin 13/10/2012 tarihli kararıyla, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 65’inci maddesinin (a) ve (b) fıkralarının iptaline hükmedilmesi nedeniyle kanunda değişiklikler yapılmış, Kanunun 7, 8, ve 65. maddelerinde yapılan değişiklikler 11.10.2013 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Şile-Ocaklı Ada Kalesi
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu
BİRİNCİ BÖLÜM: GENEL HÜKÜMLER
AMAÇ:
Madde 1 – Bu Kanunun amacı; korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili tanımları belirlemek, yapılacak işlem ve faaliyetleri düzenlemek, bu konuda gerekli ilke ve uygulama kararlarını alacak teşkilatın kuruluş ve görevlerini tespit etmektir.
KAPSAM:
Madde 2 – Bu Kanun; korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hususları ve bunlarla ilgili gerçek ve tüzelkişilerin görev ve sorumluluklarını kapsar.
TANIMLAR VE KISALTMALAR:
Madde 3 – Bu Kanunda geçen tanımlar ve kısaltmalar şunlardır:
a) Tanımlar:
(1) “Kültür varlıkları”; tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklardır.
(2) “Tabiat varlıkları”; jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli, yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan değerlerdir.
(3) “Sit”; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır.
(4) “Koruma”; ve “Korunma”; taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarında muhafaza, bakım, onarım, restorasyon, fonksiyon değiştirme işlemleri; taşınır kültür varlıklarında ise muhafaza, bakım, onarım ve restorasyon işleridir.
(5) “Korunma alanı”; taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının muhafazaları veya tarihi çevre içinde korunmalarında etkinlik taşıyan korunması zorunlu olan alandır.
(6) (Değişik alt bent: 17/06/1987 – 3386/1 md.) “Değerlendirme”; kültür ve tabiat varlıklarının teşhiri, tanzimi, kullanılması ve bilimsel yöntemlerle tanıtılmasıdır.
b) (Değişik alt bent: 17/06/1987 – 3386/1 md.) Kısaltmalar:
(1) “Bakanlık”; Kültür ve Turizm Bakanlığını,
(2) “Koruma Yüksek Kurulu”; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunu,
(3) “Koruma Kurulu”; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunu,
ifade eder.
HABER VERME ZORUNLULUĞU:
Madde 4 – Taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını bulanlar, malik oldukları veya kullandıkları arazinin içinde kültür ve tabiat varlığı bulunduğunu bilenler veya yeni haberdar olan malik ve zilyetler, bunu en geç üç gün içinde, en yakın müze müdürlüğüne veya köyde muhtara veya diğer yerlerde mülki idare amirlerine bildirmeye mecburdurlar.
Bu gibi varlıklar, askeri garnizonlar ve yasak bölgeler içinde bulunursa, usulüne uygun olarak üst komutanlıklara bildirilir.
Böyle bir ihbarı alan muhtar, mülki amir veya bu gibi varlıklardan doğrudan doğruya haberdar olan ilgili makamlar, bunların muhafaza ve güvenlikleri için gerekli tedbirleri alırlar. Muhtar, aynı gün alınan tedbirlerle birlikte durumu en yakın mülki amire; mülki amir ve diğer makamlar ise on gün içinde, yazı ile Kültür ve Turizm Bakanlığına ve en yakın müze müdürlüğüne bildirir.
İhbar alan Bakanlık ve müze müdürü bu Kanun hükümlerine göre, en kısa zamanda gerekli işlemleri yapar.
DEVLET MALI NİTELİĞİ:
Madde 5 – Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir.
Özel nitelikleri dolayısıyla ayrı statüye tabi tutulan mazbut ve mülhak vakıf malları bu hükmün dışındadır.
İKİNCİ BÖLÜM: KORUNMASI GEREKLİ TAŞINMAZ KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI
KORUNMASI GEREKLİ TAŞINMAZ KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI:
Madde 6 – Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları şunlardır:
a) Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar,
b) Belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar,
c) Sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür varlıkları,
d) Milli tarihimizdeki önlemleri sebebiyle zaman kavramı ve tescil söz konusu olmaksızın Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda büyük tarihi olaylara sahne olmuş binalar ve tesbit edilecek alanlar ile Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından kullanılmış evler.
Ancak, Koruma Kurullarınca mimari, tarihi, estetik, arkeolojik ve diğer önem ve özellikleri bakımından korunması gerekli bulunmadığı karar altına alınan taşınmazlar, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı sayılmazlar.
Kaya mezarlıkları, yazılı, resimli ve kabartmalı kayalar, resimli mağaralar, höyükler, tümülüsler, ören yerleri, akropol ve nekropoller; kale, hisar, burç, sur, tarihi kışla, tabya ve isihkamlar ile bunlarda bulunan sabit silahlar; harabeler, kervansaraylar, han, hamam ve medreseler; kümbet, türbe ve kitabeler, köprüler, su kemerleri, su yolları, sarnıç ve kuyular; tarihi yol kalıntıları, mesafe taşları, eski sınırları belirten delikli taşlar, dikili taşlar; sunaklar, tersaneler, rıhtımlar; tarihi saraylar, köşkler, evler, yalılar ve konaklar; camiler, mescitler, musallalar, namazgahlar; çeşme ve sebiller; imarethane, darphane, şifahane, muvakkithane, simkeşhane, tekke ve zaviyeler; mezarlıklar, hazireler, arastalar, bedestenler, kapalı çarşılar, sandukalar, siteller, sinagoklar, bazilikalar, kiliseler, manastırlar; külliyeler, eski anıt ve duvar kalıntıları; freskler, kabartmalar, mozaikler ve benzeri taşınmazlar; taşınmaz kültür varlığı örneklerindendir.
Tarihi mağaralar, kaya sığınakları; özellik gösteren ağaç ve ağaç toplulukları ile benzerleri; taşınmaz tabiat varlığı örneklerindendir.
TESPİT VE TESCİL:
Madde 7 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/2 md.)
Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının tespiti Bakanlıkça doğrudan doğruya veya diğer ilgili kurum ve kuruluşların uzmanlarının yardımlarından faydalanılarak yapılır.
Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir.
Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma kurulu kararı ile tescil olunur.
Tespit ve tescil ile ilgili usuller, esaslar ve kıstaslar yönetmelikte belirtilir.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde veya denetiminde bulunan mazbut ve mülhak vakıflara ait taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları, gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan cami, türbe, kervansaray, medrese han, hamam, mescit, zaviye, sebil, mevlevihane, çeşme ve benzeri korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının tespiti, envarterlenmesi Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapılır.
Tescil kararlarının ilanı, tebliği ve tapu kütüğüne işlenmesi ile ilgili hususlar yönetmelikle düzenlenir.
KORUNMA ALANI İLE İLGİLİ KARAR ALMA YETKİSİ:
Madde 8 – Yedinci maddeye göre tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tesbiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir. Koruma Kurullarının kararına 61 inci maddenin ikinci fıkrasına göre itiraz edilebilir.
Korunma alanlarının tespitinde, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunması, görünümlerinin ve çevreleri ile uyumlarının muhafazası için yeteri kadar korunma alanına sahip olmaları dikkate alınır. Bu hususlarla ilgili esaslar. Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikte belirtilir.
İZİNSİZ MÜDAHALE VE KULLANMA YASAĞI:
Madde 9 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/3 md.)
Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarında, her çeşit inşai ve fiziki müdahalede bulunmak, bunları yeniden kullanıma açmak veya kullanımlarını değiştirmek yasaktır. Onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, kazı veya benzeri işler inşai ve fiziki müdahale sayılır.
YETKİ VE YÖNTEM:
Madde 10 – Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin idare ve kontrolünde bulunan kültür ve tabiat varlıklarının korunması, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca yerine getirilir. Bu korunmanın sağlanmasında, gerektiğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığının teknik yardımı ve işbirliği sağlanır.
Milli Savunma Bakanlığının idare ve denetiminde veya sınır boyu ve yasak bölgede bulunan kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi, Milli Savunma Bakanlığınca yerine getirilir. Bu korunmanın sağlanması, Milli Savunma Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında düzenlenecek protokol esaslarına göre yürütülür.
(Değişik fıkra: 17/06/1987 – 3386/4 md.) Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde veya denetiminde bulunan mazbut ve mülhak vakıflara ait taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan cami, türbe, kervansaray, medrese, han, hamam, mescit, zaviye, mevlevihane, çeşme ve benzeri kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi koruma kurulları kararı alındıktan sonra, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yürütülür.
Diğer kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyetinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunma ve değerlendirilmesi, bu Kanun hükümlerine uygun olarak kendileri tarafından sağlanır.
Kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyetinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması, bu kuruluşların bütçelerine her yıl bu maksatla konacak ödeneklerle yapılır.
Bu hizmetlerin yerine getirilebilmesi için, Kültür ve Turizm Bakanlığı Bütçesine her yıl yeteri kadar ödenek konur.
Kültür ve Turizm Bakanlığınca kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla, vakıf kurulabilir.
(Ek fıkra: 17/06/1987 – 3386/4 md.) Araştırma, kazı ve sondaj yapılan alanların korunması ve değerlendirilmesi Bakanlığa aittir.
HAK VE SORUMLULUK:
Madde 11 – Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının malikleri bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm Bakanlığının bu Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece, bu Kanunun bu konuda maliklere tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanırlar. Ancak, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanları, zilyedlik yoluyla iktisap edilemez.
Malikler bu varlıkların üzerindeki mülkiyet haklarının tabii icabı olan ve bu Kanunun hükümlerine aykırı bulunmayan bütün yetkilerini kullanabilirler.
Bu Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülkleri, usulüne göre kamulaştırılır. Mazbut veya mülhak vakıf varlıkları bu hükme tabi değildir.
Kültür ve Turizm Bakanlığının uygun görmesi ile, Vakıflar Genel Müdürlüğü, il özel idareleri, belediyeler ve diğer kamu kurum ve kuruluşları, yukarıda sözü geçen maliklere lüzum görülen hallerde, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının koruma, bakım ve onarımlarına, teknik eleman ve ödenekleri ile yardımda bulunabilirler.
KORUNMASI GEREKLİ TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARININ ONARIMINA
KATKI FONU:
Madde 12 – Özel hukuka tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının; korunması, bakım ve onarımı için Kültür ve Turizm Bakanlığınca ayni, nakdi ve teknik yardım yapılır ve kredi verilir.
(Mülga fıkra: 21/02/2001 – 4629 S.K./6. md.)
(Mülga fıkra: 21/02/2001 – 4629 S.K./6. md.)
(Değişik fıkra: 21/02/2001 – 4629 S.K./6. md.) Kültür Bakanlığınca yapılacak ayni, nakdi ve teknik yardımlar ve verilecek kredilere ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir. Kredi geri dönüşleri Kültür Bakanlığınca takip edilir ve bütçeye gelir yazılır.
DEVİR YASAĞI:
Madde 13 – Hazineye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait olup, usulüne göre tescil ve ilan olunan, her çeşit korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ile bunlara ait korunma sınırları dahilindeki taşınmazlar, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni olmadan, gerçek ve tüzelkişilere satılamaz, hibe edilemez.
KULLANMA:
Madde 14 – Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının intifa haklarının, belirli sürelerle kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere, Devlet dairelerine, kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu menfaatine yararlı milli derneklere bırakılması veya gerçek ve tüzelkişilere kiraya verilmesi, Kültür ve Turizm Bakanlığının iznine tabidir.
Anılan varlıklardan, Vakıflar Genel Müdürlüğünün yönetim ve denetiminde bulunan mazbut ve mülhak vakıflarla, 7044 sayılı Aslında Vakıf Olan Tarihi ve Mimari Kıymeti Haiz Eski Eserlerin Vakıflar Umum Müdürlüğüne Devrine Dair Kanunla yönetimi Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilen vakıf mallarının kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere, Devlet dairelerine, kamu kurum ve kuruluşlarına ve kamu yararına çalışan milli derneklere, belirli sürelerle, intifa haklarının bırakılması veya gerçek ve tüzelkişilerce karakterine uygun kullanılmak şartı ile kiraya verilmesi, Vakıflar Genel Müdürlüğünün yetkisindedir.
Yukarıda belirlenen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını kullananlar, bunların bakım, onarım ve restorasyon işlerini bu Kanunda belirlenen esaslara göre yapmak ve bunun için gerekli masrafları karşılamakla yükümlüdürler.
KAMULAŞTIRMA:
Madde 15 – Taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları, aşağıda belirlenen esaslara göre kamulaştırılır:
a) Kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerle mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanları Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak programlara uygun olarak kamulaştırılır. Bu maksat için, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konur.
(Ek fıkra: 17/06/1987 – 3386/5 md.) Koruma amaçlı imar planında kültürel araçlara ayrılan tescilli yapıların, bu amaçla onarılıp değerlendirilmesi kaydıyla koruma kurullarının kararı ve Bakanlığın tasdiki ile belediyelerce kamulaştırılması yapılabilir. Maksadına uygun kamulaştırma yapılmadığı tespit edildiği takdirde yetkisi geri alınır.
b) Menşei vakıf olup da çeşitli sebeplerle kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetine geçen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve bunların korunma alanlarının kamulaştırılmaları, Vakıflar Genel Müdürlüğüce yapılır. Bu maksat için Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesine yeteri kadar ödenek konur.
c) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanları, imar planında yola, otoparka, yeşil sahaya rastlıyorsa bunların belediyelerce; sair kamu kurum ve kuruluşlarının bakım ve onarım ile görevli oldukları veya kullandıkları bu gibi kültür varlıklarının korunma olanlarının ise, bu kurum ve kuruluşlarca, kamulaştırılması esastır.
d) Kamulaştırmalarda bedel takdirinde, taşınmaz kültür varlıklarının eskilik, enderlik ve sanat değeri dikkate alınmaz.
e) (Değişik bent: 17/06/1987 – 3386/5 md.) Kamulaştırma işlemleri, bu Kanun hükümleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerine göre yapılır.
f) (Ek bent: 17/06/1987 – 3386/5 md.) Sit alanı olması nedeni ile kesin inşaat yasağı getirilmiş korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parseller, malikinin başvurusu üzerine bir başka arazisi ile değiştirilebilir. Üzerinde bina, tesis var ise, malikinin başvurusu üzerine rayiç bedeli 2942 sayılı Kanunun 11 inci maddesi hükümlerine göre belirlenerek ödeme yapılır.
Bu hükümle ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
RUHSATSIZ YAPI YASAĞI:
Madde 16 – Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanlarında ruhsatsız olarak inşaat yapmak yasaktır. Buralarda ruhsatsız olarak yapılacak inşaatlar ile, koruma amaçlı imar planlarında, plana; sitlerde, sit şartlarına aykırı olarak inşa edilen yapılar hakkında imar mevzuatına göre işlem yapılır.
SİT GEÇİŞ DÖNEMİ – KORUMA AMAÇLI İMAR PLANI – KISMİ PLAN DEĞİŞİKLİĞİ:
Madde 17 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/6 md.)
Bir alanın koruma kurulunca sit olarak ilanı, bu alandaki imar planı uygulanmasını durdurur.(…) Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar, koruma kurulu tarafından bir ay içinde geçiş dönemi yapı şartları belirlenir. İlgili valilikler ve belediyeler anılan koruma amaçlı imar planını en geç bir yıl içinde koruma kuruluna değerlendirmek üzere vermek zorundadırlar.
Koruma kurulunca uygun görülecek, belediye veya valilikçe, onaylanan koruma amaçlı imar planının yürürlüğe girmesi ile geçiş dönemi yapı şartları ayrıca karar almaya gerek kalmadan kalkar.
Koruma amaçlı imar planlarının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları bakımından kısmen değiştirilmesi; ilgili kuruluşlarca gerekli görüldüğü ve bu hususta koruma kurulu kararı alındığı takdirde, koruma kurulu ilgili belediyeye ve ayrıca ilgili kurum ve kuruluşlara yazı ile bildirir.
Değişiklik teklifi bu tebligattan sonra en geç bir ay içinde belediye meclisince karara bağlanır. Bu süre içinde gereken karar alınmadığı takdirde belediye meclisi kararına lüzum kalmaksızın koruma kurullarınca karara bağlanan hususlarda değişiklik teklifi kesinleşir.
Belediyeler plan hazırlık safhasında gerektiğinde Bakanlıktan teknik yardım isteyebilirler.
YAPI ESASLARI:
Madde 18 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/7 md.)
Korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının gruplandırılması, maliklerinin müracaat tarihinden itibaren üç ay içinde koruma kurulunca yapılır. Gruplandırılan taşınmaz kültür varlıkları, tapu kütüğünün beyanlar hanesine kaydedilir. Gruplandırma yapılmadıkça, onarım ve yapı esasları belirlenemez.
Mahalli idareler, taşınmaz kültür varlığı parselinde, ek veya eklenti suretiyle yapılacak veya yeni inşa edilecek yapılara ait koruma kurulunca verilen kararlarda veya onaylanmış kültür varlığı projelerinde değişiklik yapamazlar. Ancak, inşa edilecek yapının fen ve sağlık şartlarının mevzuata uygunluğunu kontrol ederler.
Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı parselleri, taşınmaz kültür varlıklarının maliyetine tesir edecek şekil ve surette ayrılamaz ve birleştirilemez.
MALİKLERİN İZİN VERME YÜKÜMLÜLÜĞÜ:
Madde 19 – Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının malikleri, Kültür ve Turizm Bakanlığınca görevlendirilmiş uzmanlara, gerektiği zaman, varlığın kontrolü, incelenmesi, harita, plan ve rölevesinin yapılması, fotoğraflarının çekilmesi, kalıplarının çıkarılması için izin vermeye ve gereken kolaylığı göstermeye mecburdurlar. Ancak, görevliler konut dokunulmazlığı ve aile mahremiyetini ihlal etmeyecek tarzda faaliyetlerini yürütürler.
TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARININ NAKLİ:
Madde 20 – Taşınmaz kültür varlıkları ve parçalarının, bulundukları yerlerde korunmaları
esastır. Ancak, bu taşınmaz kültür varlıklarının başka bir yere nakli zorunluluğu varsa veya özellikleri itibariyle nakli gerekli ise, Koruma Kurullarının uygun görüşü ve gereken emniyet tedbirleri alınmak suretiyle Kültür ve Turizm Bakanlığınca istenilen yere nakledilebilir. Kültür varlığının nakli dolayısıyla taşınmazın maliki bir zarara maruz kalmışsa, Kültür ve Turizm Bakanlığınca oluşturulacak bir komisyonun tespit edeceği tazminat zarar görene ödenir.
İSTİSNALAR VE MUAFİYETLER:
Madde 21 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/8 md.)
Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bakım, onarım, restorasyon, değerlendirme, muhafaza ve nakil işleri ile bu maksatla hazırlanacak projelerin yapılması ve arkeolojik, kazılarda kullanılacak aletlerin alımı hakkında 2886 sayılı Devlet İhale Kanunun ile 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu uygulanmaz.
Birinci fıkranın uygulanmasına dair usul ve esaslar bir yönetmelikle belirlenir.
Tapu kütüğüne “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” kaydı konulmuş olan ve I inci ve II nci grup olarak gruplandırılmış bulunan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerine kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parseller her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
Kültür varlıklarının korunması maksadıyla tespit, proje, bakım, onarım, restorasyon ve kazı ile müzelerin güvenliği için kullanılmak şartıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Milli Savunma Bakanlığı, Bakanlıkça ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce dışardan getirilecek her türlü araç, gereç, makine, teknik malzeme ve kimyevi maddeler ile altın ve gümüş varak, her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
Koruma kurulları kararına uygun olarak bu taşınmaz kültür varlıklarında yapılan onarım ve inşaat işleri Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınacak vergi, harç ve harcamalara katılma paylarından müstesnadır.
Madde 22 – (Mülga madde: 17/06/1987 – 3386/18 md.)
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: KORUNMASI GEREKLİ TAŞINIR KÜLTÜR VE TABİAT
VARLIKLARI
KORUNMASI GEREKLİ TAŞINIR KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI:
Madde 23 – Korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıkları şunlardır:
a) (Değişik bent: 17/06/1987 – 3386/9 md.) Jeolojik, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait, jeoloji, antropoloji, prehistorya, arkeoloji ve sanat tarihi açılarından belge değeri taşıyan ve ait oldukları dönemin sosyal, kültürel, teknik ve ilmi özellikleri ile seviyesini yansıtan her türlü kültür ve tabiat varlıkları;
Her çeşit hayvan ve bitki fosilleri, insan iskeletleri, çakmak taşları (sleks), volkan camları (obsidyen), kemik veya madeni her türlü aletler, çini, seramik, benzeri kab ve kacaklar, heykeller, figürinler, tabletler, kesici, koruyucu ve vurucu silahlar, putlar (ikon), cam eşyalar, süs eşyaları (hülliyat), yüzük taşları, küpeler, iğneler, askılar, mühürler, bilezik ve benzerleri, maskeler, taçlar (diadem), deri, bez, papirus, parşümen veya maden üzerine yazılı veya tasvirli belgeler, tartı araçları, sikkeler, damgalı veya yazılı levhalar, yazma veya tezhipli kitaplar, minyatürler, sanat değerine haiz gravür, yağlıboya veya suluboya tablolar, muhallefat (religue’ler), nişanlar, madalyalar, çini, toprak, cam, ağaç, kumaş ve benzeri taşınır eşyalar ve bunların parçaları,
Halkın sosyal heyetini yansıtan, insan yapısı araç ve gereçler dahil, bilim, din ve mihaniki sanatlarla ilgili etnografik nitelikteki kültür varlıkları.
Osmanlı Padişahlarından Abdülmecit, Abdülaziz, V. Murat, II. Abdülhamit, V.Mehmet Reşat ve Vahidettin ve aynı çağdaki sikkeler, bu Kanuna göre tescile tabi olmaksızın yurt içinde alınıp satılabilirler.
Bu madde kararına girmeyen sikkeler bu Kanunun genel hükümlerine tabidir.
b) Milli tarihimizdeki önemleri sebebiyle, Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna ait tarihi değer taşıyan belge ve eşyalar, Mustafa Kemal ATATÜRK’e ait zati eşya, evrak, kitap, yazı ve benzeri taşınırlar.
YÖNETİM VE GÖZETİM:
Madde 24 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/10 md.)
Devlet malı niteliğini taşıyan korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıklarının Devlet elinde ve müzelerde bulundurulması ve bunların korunup değerlendirilmeleri Devlete aittir. Bu gibi varlıklardan gerçek ve tüzelkişilerin ellerinde bulunanlar, değeri ödenerek Bakanlık tarafından satın alınabilir. 23 üncü maddenin (a) bendinde belirtilen etnografik mahiyetteki kültür varlıklarının yurt içinde alımı, satımı ve devri serbesttir. Alımı, satımı serbest bırakılacak etnoğrafik eserlerin hangi devirlere ait olacağı ve diğer nitelikleri ile kayıt ve tescil şartları bir yönetmelikle belirlenir.
Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi ve Atatürk’e ait korunması gerekli taşınır kültür varlıkları, Bakanlık, Milli Savunma Bakanlığı veya Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nca satın alınabilir.
Ancak, bu tip eserlerden her ne suretle olursa olsun yurt dışına çıkarılacakların kontrolü, Bakanlığa bağlı müzelerce yapılabileceği gibi bazı gümrük çıkış kapılarında bulundurulacak ihtisas elemanlarınca da yapılabilir. Hangi kapılarda ihtisas elemanı bulundurulacağı bir yönetmelikte belirlenir.
Yapılan kontrol sonunda bu tip eserlerden yurt dışına çıkmasında sakınca görülenler tespit edilerek değerlendirilmeleri yurt içinde yapılmak şartıyla, sahiplerine iade edilirler.
Bu maddede belirtilen ve alım, satımı serbest bırakılan eserlerde Devletin rüçhan hakkı mahfuzdur.
MÜZELERE ALINMA:
Madde 25 – Dördüncü maddeye göre Kültür ve Turizm Bakanlığına bildirilen taşınır kültür ve tabiat varlıkları ile 23 üncü maddede belirlenen korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıkları, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bilimsel esaslara göre tasnif ve tescile tabi tutulurlar. Bunlardan Devlet müzelerinde bulunması gerekli görülenler, usulüne uygun olarak müzelere alınırlar.
Korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıklarının tasnifi, tescili ve müzelere alınmaları ile ilgili kıstaslar, usuller ve esaslar yönetmelikte belirlenir.
Türk askeri tarihini ilgilendiren her türlü silah ve malzemenin bulundukları veya ihbar edildikleri yerde, tarihi niteliklerinin araştırılması, incelenmesi ve değerlendirilmesi Genelkurmay Başkanlığınca yapılır.
Tasnif ve tescil dışı bırakılan ve müzelere alınması gerekli görülmeyenler, sahiplerine bir belge ile iade olunurlar. Belge ile iade olunan kültür varlıkları üzerinde, sahipleri her türlü tasarrufta bulunabilirler. Bir yıl içinde sahipleri tarafından alınmayanlar, müzelerde saklanabilir veya usulüne uygun olarak Devletçe satılabilir.
MÜZE, ÖZEL MÜZE VE KOLEKSİYONCULUK:
Madde 26 – Bu Kanunun kapsamına giren kültür ve tabiat varlıklarına ait müzelerin kurulması, geliştirilmesi Kültür ve Turizm Bakanlığının görevlerindendir.
Bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzelkişilerle vakıflar, Kültür ve Turizm Bakanlığından izin almak şartıyla, kendi hizmet konularının veya amaçlarının gerçekleştirilmesi için her çeşit kültür varlığından oluşan koleksiyonlar meydana getirebilir ve müzeler kurabilirler. Ancak, gerçek ve tüzelkişilerle vakıflar tarafından kurulacak müzelerin faaliyet konuları ve alanları, yapılacak başvuruda beyan olunan istekleri değerlendirerek, Kültür ve Turizm Bakanlığınca verilecek izin belgesinde belirlenir.
Gerçek ve tüzelkişilerce kurulacak müzeler, Kültür ve Turizm Bakanlığının izin belgesinde belirlenen konu alanlarına inhisar etmek şartı ile, taşınır kültür varlığı bulundurabilir ve teşhir edebilirler. Bu müzeler de, taşınır kültür varlıklarının korunması hususunda Devlet müzeleri statüsündedirler.
Anılan müzelerin kuruluş amacı, görevi ve yönetim şekil ve şartları ile, gözetim ve denetimi yönetmelikle belirlenir.
Devlet müzeleri içerisinde özel bir ihtisas ve araştırma müzeleri olan askeri müzelerin kurulması, yaşatılması, malzemenin ve uğraş konularının tayin ve tespiti Genelkurmay Başkanlığına aittir. Bu müzelerin görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma düzenleri, Milli Savunma Bakanlığının, Kültür ve Turizm Bakanlığıyla birlikte hazırlayacağı bir yönetmelikte belirtilir.
Gerçek ve tüzelkişiler, Kültür ve Turizm Bakanlığınca verilecek izin belgesiyle korunması gerekli taşınır kültür varlıklarından oluşan koleksiyonlar meydana getirebilirler.
Koleksiyoncular faaliyetlerini, Kültür ve Turizm Bakanlığına bildirmek ve yönetmelik gereğince, taşınır kültür varlıklarını envanter defterine kaydetmek zorundadırlar.
Koleksiyoncular, ilgili müzeye tescil ettirerek, koleksiyonlarındaki her türlü eseri onbeş gün önce Kültür ve Turizm Bakanlığına haber vermek şartı ile kendi aralarında değiştirebilir veya satabilirler. Satın almada öncelik Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir.
KÜLTÜR VARLIĞI TİCARETİ:
Madde 27 – Yirmibeşinci madde gereğince tasnif ve tescil dışı bırakılan ve Devlet müzelerine alınması gerekli görülmeyen taşınır kültür varlıklarının ticareti, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni ile yapılır.
Bu ticareti yapmak isteyenler, Kültür ve Turizm Bakanlığından ruhsatname almak zorundadırlar. Bu ruhsatnameler üç yıl için geçerlidir. Bu sürenin bitiminden bir ay önce ruhsatname yenilenebilir. Bu Kanun hükümlerine aykırı hareket edenlerin ruhsatnameleri, süresine bakılmaksızın iptal edilir.
İKAMETGAHINI TİCARETHANE OLARAK GÖSTERME YASAĞI:
Madde 28 – Kültür varlığı ticareti yapanlar belli bir ticaret yeri göstermek mecburiyetindedir. Ancak, ikametgahlarını hiçbir zaman, ticarethane veya depo olarak gösteremezler.
TİCARETHANE VE DEPOLARIN KONTROLÜ:
Madde 29 – Kültür varlığı ticareti yapanların işyerleri ve depoları yönetmelikte belirlenen esaslar dahilinde Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerince denetlenir.
HABER VERME ZORUNLULUĞU:
Madde 30 – Kamu kurumu ve kuruluşları (Belediyeler ve il özel idareleri dahil, vakıflar, gerçek ve tüzelkişiler satacakları eşya ve terekeler arasında bulunan veya yapacakları müzayedelerdeki satışlara konu olan taşınır kültür ve tabiat varlıkları ile koleksiyonları, önce Devlet müzelerine haber vermeye ve göstermeye mecburdurlar. Kültür ve Turizm Bakanlığı, kültür ve tabiat varlıklarından meydana getirilen koleksiyonları kuracağı komisyonun takdir edeceği bedel üzerinden satın alabilir. Bunlardan hazineye intikal etmiş olup da müze koleksiyonlarına girmesi lüzumlu görülenler, Devlet Ayniyat Yönetmeliği hükümlerine göre Kültür ve Turizm Bakanlığına devrolunurlar.
Birinci fıkrada sözü edilen, kamu kurumu ve kuruluşları, vakıflar, gerçek ve tüzelkişiler satacakları veya ve terekeler arasında bulunan veya yapacakları müzayedelerdeki satışlara konu olan askeri tarihimize ait kültür varlıkları ile silah ve askeri malzeme koleksiyonlarını Genelkurmay Başkanlığına haber vermeye ve göstermeye mecburdurlar. Bu kültür varlıklarından hazineye intikal etmiş olup askeri müzelerin koleksiyonlarına girmesi lüzumlu görülenler Devlet Ayniyat Yönetmeliği hükümlerine göre Milli Savunma Bakanlığına devrolunurlar.
Madde 31 – (Mülga madde: 17/06/1987 – 3386/18 md.)
YURT DIŞINA ÇIKARMA YASAĞI:
Madde 32 – Yurt içinde korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıkları yurt dışına çıkarılamaz. Ancak, milli çıkarlarımız dikkate alınarak, bunların hertürlü hasar, zarar, tehdit veya tecavüz ihtimaline karşı, gideceği ülke makamlarından teminat almak ve sigortalanmak şartı ile, yurt dışında geçici olarak sergilendikten sonra geri getirilmelerine; Kültür ve Turizm Bakanlığınca teşkil edilecek yükseköğretim kurumlarının Arkeoloji ve Sanat Tarihi bilim dallarının başkanlarından oluşan bilim kurulunun kararı ve Kültür ve Turizm Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca karar verilir.
Türkiye’deki kordiplomatik mensupları, Türkiye’ye girişlerinde beyan ederek beraberlerinde getirdikleri yabancı kökenli kültür varlıklarını, çıkışlarında beraberlerinde götürebilirler.
Yurt dışına geçici olarak sergilenmek üzere kültür ve tabiat varlıkları gönderilmesi esasları ile, Türkiye’deki kordiplamatik mensuplarına beraberlerinde getirdikleri bu tür varlıkların giriş ve çıkışlarında yapılacak işlemler, istenecek belgeler ve ilgili diğer hususlar Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığının birlikte düzenleyecekleri yönetmelikte belirtilir.
YURT DIŞINDAN GETİRME:
Madde 33 – Yurt dışından kültür varlığı getirmek serbesttir.
KOPYA ÇIKARMA:
Madde 34 – Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı ören yerleri ve müzelerdeki taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının öğretim, eğitim, bilimsel araştırma ve tanıtma amacı ile fotoğraflarının ve filmlerinin çekilmesi, mulaj ve kopyalarının çıkartılması Kültür ve Turizm Bakanlığının iznine bağlıdır.
Bu hususlarla ilgili esaslar, yönetmelikte tespit olunur.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: ARAŞTIRMA, SONDAJ, KAZI VE DEFİNE ARAMA
ARAŞTIRMA, SONDAJ VE KAZI İZNİ:
Madde 35 – Bu kanun hükümlerine tabi, taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını meydana çıkarmak üzere, araştırma, sondaj ve kazı yapma hakkı, sadece Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir.
Bilimsel ve mali yeterliği Kültür ve Turizm Bakanlığınca takdir ve kabul olunan Türk ve yabancı heyet ve kurumlara araştırma izni, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından; sondaj ve kazı yapma izni Kültür ve Turizm Bakanlığının teklifi üzerine, Bakanlar Kurulu kararı ile verilir, Kültür ve Turizm Bakanlığı elemanları veya bu Bakanlıkça görevlendirilecek Türk bilim adamları tarafından yapılacak araştırma, sondaj ve kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığının iznine bağlıdır. Askeri yasak bölgelerde yapılacak araştırma, sondaj ve kazı için gerekli ruhsatname, Genelkurmay Başkanlığının iznini müteakip, sözü geçen heyet ve kurumların göstereceği uzmanlar adına düzenlenir. Kültür ve Turizm Bakanlığınca haklı görülebilecek sebep olmadıkça heyet ve kurumlar ruhsatnamedeki üyelerini değiştiremezler.
Su altında korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu bölgeler, ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılarak Kültür ve Turizm Bakanlığınca tespit edilir ve Bakanlar Kurulu kararı ile yayımlanır. Bu bölgelerde, sportif amaçlı dalış yapmak yasaktır, ikinci fıkra hükümlerine göre izin almak şartıyla araştırma ve kazı yapılabilir.
MALİKLERİN MÜLKLERİ İÇİNDE YAPILACAK KAZILAR:
Madde 36 – Taşınmaz kültür varlığı sahiplerinin kendi mülkleri içinde kültür varlığı aramak maksadı ile araştırma, sondaj ve kazı yapmaları da bu Kanunun 35 ve 41 inci maddeleri hükümlerine tabidir.
KAZI İZNİNDE USUL:
Madde 37 – Aynı kazı heyetine veya şahsa, aynı süre içinde Kültür ve Turizm Bakanlığınca yapılan kurtarma kazıları dışında, birden fazla yerde kazı ve sondaj izni verilemez. İzin verilmesi, araştırma, sondaj ve kazının yapılması, elde edilecek kültür ve tabiat varlıklarının muhafaza şartları, bu eserler üzerinde araştırma, sondaj, ve kazı sahiplerine tanınacak diğer haklar bir yönetmelikte tespit olunur.
KAZI İZNİNİN DEVREDİLMEYECEĞİ:
Madde 38 – Türk ve yabancı bilim kurumlarına veya onların adına hareket eden kişilere verilen kazı ve sondaj ruhsatnameleri ile araştırma izni, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni olmadan devredilemez. Bu iş için bir başkası tevkil olunamaz.
ARAŞTIRMA, SONDAJ VE KAZI İZNİNİN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ:
Madde 39 – Kültür ve Turizm Bakanlığınca kabul edilen haklı bir sebep gösterilmeden, ruhsatname tarihinden itibaren, en çok altı ay içinde başlanılmayan araştırma, kazı ve sondajlara ait izin ve ruhsatnameler, hükümsüz sayılır. Araştırma, sondaj ve kazı çalışmaları, makul bir sebep gösterilmeksizin iki aydan fazla tatil edilemez. Bu süreyi geciktirenlerin izin ve ruhsatnameleri iptal edilmiş sayılır. Ayrıca, bu Kanun hükümlerine aykırı hareket edenlerin ruhsatnameleri iptal edilir ve bu gibilere, daha sonra izin ve ruhsat verilmez.
ARAŞTIRMA, SONDAJ VE KAZI İZNİNDE SÜRE:
Madde 40 – Kazı ve sondaj ruhsatnameleri ile araştırma izni bir yıl için geçerlidir. Ruhsatname ve izin süresinin sonunda heyet başkanı kazıya, sondaj ve araştırmaya devam edildiğini, yazılı olarak bildirdiği takdirde, bu hak her yıl müracaat şartı ile gelecek yıllarda da müracaatçı için saklı tutulur.
KAZIDAN ÇIKAN ESERLERİN MÜZELERE NAKLİ:
Madde 41 – Kazılarda meydana çıkan bütün taşınır kültür ve tabiat varlıkları, kazı yapan heyet ve kurumlar tarafından her yıl yapılan kazı sonunda Kültür ve Turizm Bakanlığının göstereceği Devlet müzesine naklolunur. Kazı ve sondaj araştırmalarında elde edilen insan ve hayvan iskeletleri ile bütün fosiller, Kültür ve Turizm Bakanlığınca uygun görüldüğü takdirde, tabiat tarihi müzeleri ile üniversitelere veya ilgili diğer Türk bilim kurumlarına verilebilir. Ayrıca, kazı ve sondaj araştırmalarında elde edilen askeri tarihle ilgili her türlü taşınır kültür varlığı, Genelkurmay Başkanlığının uygun görüşü ile, Kültür ve Turizm Bakanlığınca askeri müzelere devredilir.
ZARAR VERMEDE TAZMİNAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ:
Madde 42 – Kazı ve sondaj izni alanlar, bu çalışmayı sahipli arazide yaptıkları takdirde, kazı, sondaj ve araştırma bölgesindeki arazi sahiplerinin zararlarını tazmin ile yükümlüdürler, Arazi sahipleri Kültür ve Turizm Bakanlığının oluşturacağı komisyonca takdir edilecek tazminat karşılığında, kazı ve sondaj veya araştırmaya izin vermeye mecburdurlar.
Bu gibi yerler, gerektiğinde Kültür ve Turizm Bakanlığınca kamulaştırılabilir. Yabancı bilim kurumlarınca yapılan kazılarda, bu kamulaştırmanın bedeli kazı sahipleri tarafından ödenir. Hazine adına tescil edilecek yerin kamulaştırma bedelinin takdirinde genel kamulaştırma hükümleri uygulanır. Bu madde gereğince ödenecek tazminat ve kamulaştırma bedellerinin takdirinde, kazı, sondaj ve araştırma faaliyetlerinden önce, mevcut kültür ve tabiat varlıklarının eskilik, enderlik ve sanat değeri ile, bu faaliyetler sonucu bulunan kültür varlıklarının değeri, dikkate alınmaz.
YAYIM HAKKI:
Madde 43 – Kazı, sondaj ve araştırmalarda, meydana çıkacak olan varlıkların yayım hakkı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, kazı, sondaj ve araştırma izni alan heyet ve kurumlar adına, kazı, sondaj ve araştırmayı fiilen idare edenlere aittir. Kazı başkanları, her kazı dönemi sonunda, Kültür ve Turizm Bakanlığına bilimsel bir rapor vermekle yükümlüdürler. Kazının bitiminden itibaren, kazı dönemi çalışmalarına ait bilimsel raporlarını en geç iki yıl, nihai bilimsel raporlarını ise beş yıl içinde yayımlamayan kazı heyetlerinin kazı, sondaj ve araştırmalarda buldukları kültür ve tabiat varlıkları üzerindeki her türlü yayım hakkı Kültür ve Turizm Bakanlığına geçer.
Kültür ve Turizm Bakanlığı adına yapılan kazı, sondaj ve araştırmalara ait bilimsel raporlar, kazı başkanlığınca, yayımlanacak şekilde hazırlanır. Kültür ve Turizm Bakanlığı bunlardan gerekli görülenleri yayımlar.
Kültür ve Turizm Bakanlığınca uygun görülecek mazeretler dışında, yukarıda açıklanan süre içinde son raporlarını yayımlamamış bulunan heyet ve kişilere yeni bir kazı için ruhsatname verilmez.
GİDERLER:
Madde 44 – Kazı, sondaj ve araştırma yapılan saha ile, kazı, sondaj ve araştırmadan çıkan kültür varlıklarının yerinde korunmasını sağlamak maksadıyla, kazı yerinde geçici olarak çalıştırılacak bekçilerin ücret ve masrafları ile kazı yerinin eski haline getirilmesinin gerektirdiği giderleri karşılamak, kazı sırasında meydana gelebilecek zararları tazmin ve bunlarla ilgili bütün giderler, düzenlenecek yönetmeliğe göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ruhsat verme veya süre uzatma sırasında, kazı sahiplerinden tahsil edilerek emaneten mal sandığına yatırılan paralardan ödenir. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından finanse edilen konularda, gider karşılıklarının mal sandığına yatırılması zorunlu değildir.
KORUNMA VE ÇEVRE DÜZENLEMESİ:
Madde 45 – Kültür ve Turizm Bakanlığının izni ile yapılan kazılarda ortaya çıkan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bakım, onarım ve çevre düzenlemeleri ile taşınır kültür ve tabiat varlıklarının bakım ve onarımları kazı başkanlığınca yapılır.
ARAŞTIRMA, KAZI VE SONDAJLARIN GEÇİCİ OLARAK VEYA TAMAMEN DURDURULMASI:
Madde 46 – Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak yapılan kazı, sondaj ve araştırmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığınca geçici olarak veya tamamen durdurulur.
TESİSLERİN DEVRİ:
Madde 47 – Heyet ve kurumlar adına, kazı, sondaj ve araştırma yapan şahıslar tarafından, işe başlamak için veya çalışmaların devamı sırasında muhtelif şekillerde satın alınan veya inşa edilen depo, lojman ve benzeri tesisler ve malzeme, kazının sonunda bedelsiz olarak, Kültür ve Turizm Bakanlığına devrolunur. Bu tesislerin kullanış şekillerinin tayinine Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilidir.
ARAŞTIRMA, KAZI VE SONDAJDA GÖREVLENDİRİLENLER:
Madde 48 – Yabancı heyet ve kurumlar tarafından yapılan araştırma, kazı ve sondajlarda Kültür ve Turizm Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü uzmanlarından bir veya birkaç temsilci bulunur. Türk heyet ve kurumlarınca yapılan araştırma, kazı ve sondajlara Kültür ve Turizm Bakanlığı adına yetkili bir uzman katılır. Temsilci ve uzmanların seçimi ve görevleri, yönetmelikle belirlenir.
Türk heyet ve kurumlarınca yapılan kazılara katılacak Kültür ve Turizm Bakanlığı uzmanlarının yol masrafları, yevmiyeleri ve zaruri giderleri, 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre Kültür ve Turizm Bakanlığınca ödenir.
Yabancı kurum ve heyetler tarafından yapılan araştırma, kazı ve sondajlarda görevlendirilecek Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcilerine ödenecek olan yol masrafları, yevmiye, temsil ödeneği ve su altı dalış tazminatı, kazı başkanlığından Kültür ve Turizm Bakanlığınca peşinen tahsil edilip bir Devlet bankasına yatırılır. Temsil ödeneğinin miktarı, her yıl Kültür ve Turizm Bakanlığınca tayin edilir.
ARAŞTIRMA, KAZI VE SONDAJ İZİN YASAĞI:
Madde 49 – Türkiye’deki elçilik ve konsolosluklar mensuplarına, araştırma, kazı ve sondaj izni verilmez.
DEFİNE ARAMA:
Madde 50 – Define aramak isteyenlere, bu Kanunun 6 ncı maddesinde korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı olarak belirtilen yerler ile tespit ve tescil edilen sit alanları ve mezarlıklar dışında, Kültür ve Turizm Bakanlığınca define arama ruhsatnamesi verilebilir.
Define aramak isteyenlere aynı süre içinde birden fazla yerde arama izni verilemez. Define arama izni, başkalarına devredilemez. Bu iş için bir başkası tevkil olunamaz.
Define aramada, Kültür ve Turizm Bakanlığından ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarından temsilci olarak gönderileceklerin yolluk ve yevmiyeleri ile zaruri giderleri arayıcı tarafından karşılanır. Bu iş için gerekli olan ödenek, Bakanlıkça, define arayıcısından peşinen tahsil edilip bir Devlet bankasına yatırılır.
Arama ruhsatının verilmesi, define arayıcıdan istenecek belgeler, aramanın yapılması, çıkan defineden arayıcıya tanınacak haklar, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının birlikte düzenleyeceği yönetmelikte belirtilir.
BEŞİNCİ BÖLÜM: KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA YÜKSEK
KURULU İLE KORUMA KURULLARI
KURULUŞ, GÖREV, YETKİ VE ÇALIŞMA ŞEKLİ:
Madde 51 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/11 md.)
Yurtiçinde bulunan ve bu Kanun kapsamına giren korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hizmetlerin bilimsel esaslara göre yürütülmesini sağlamak üzere, Bakanlığa bağlı “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu” ile Bakanlıkça belirlenecek bölgelerde “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları” kurulur.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır;
a) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve restorasyonuyla ilgili işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek,
b) Koruma kurulları arasında gerekli koordinasyonu sağlamak,
c) Uygulamada doğan genel sorunları değerlendirerek görüş vermek suretiyle,
Bakanlığa yardımcı olmak.
Koruma Yüksek Kurulu yılda en az iki defa toplanır. Bakanlık gerekli gördüğünde kurulu olağanüstü toplantıya çağırır.
Koruma Yüksek Kurulu salt çoğunlukla toplanır, toplantıya katılan üyelerin en az dörtte üçünün oyları ile karar verir.
Koruma Yüksek Kurulunun çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar bir yönetmelikle düzenlenir.
Madde 52 – (Mülga madde: 17/06/1987 – 3386/18 md.)
KORUMA YÜKSEK KURULU ÜYELİĞİ:
Madde 53 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/12 md.)
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu aşağıda belirtilen üyelerden oluşur.
Üyeler;
(1) Bakanlık Müsteşarı,
(2) Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı,
(3) Bakanlığın ilgili Müsteşar Yardımcısı,
(4) Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürü,
(5) Turizm Genel Müdürü,
(6) Bayındırlık ve İskan Bakanlığının İlgili Genel Müdürü veya yardımcısı,
(7) Orman Genel Müdürü veya Yardımcısı,
(8) Vakıflar Genel Müdürü veya Yardımcısı,
(9) Koruma kurulları başkanlarından Bakanlıkça seçilecek altı üye.
Koruma Yüksek Kurulunun başkanı, Bakanlık Müsteşarıdır.
Müsteşar bulunmadığı zaman yardımcısı Kurula başkanlık eder.
TEMSİLCİ ÜYELERİN NİTELİKLERİ
Madde 54 – Koruma Yüksek Kurulunun temsilci üyelerinin, yükseköğretim görmüş olmaları ve 53 üncü maddede belirlenen bilim dallarından biri veya birkaçında tanınmış ve bu alanlarda çalışmalar yapmış, tercihan yurt içinde veya yurt dışında yayımlanmış eserler vermiş olmaları şartı aranır.
KORUMA YÜKSEK KURULU VE KORUMA KURULU ÜYELİĞİNİN SONA ERMESİ, SÜRESİ VE HUZUR HAKKI:
Madde 55 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/13 md.)
Koruma Yüksek Kurulu ve koruma kurullarındaki tabii üyelerin üyelikleri, kurumlarındaki görevleri süresince devam eder. Koruma kurullarının Yükseköğretim Kurumu tarafından seçilen üyelerinin üyelikleri 5 yıl sürelidir. Bu üyeler iki dönemi aşmamak şartıyla yeniden seçilebilirler.
Koruma Yüksek Kurulu ve koruma kurulları üyeleri Bakanın lüzum görmesi halinde kurumlarınca değiştirilebilir.
Üyelikleri sona eren, ölen, istifa eden, hastalık ve görev gereği hariç, bir yıl içinde Koruma Yüksek Kurulunun iki, Koruma Kurulunun dört toplantısına katılmayan veya bir yıldan fazla süre ile yurt dışına giden temsilci üyelerin yerine yeni üye seçilir.
Kurul üyelerine Maliye ve Gümrük Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça tespit edilecek miktarda huzur hakkı ödenir.
Madde 56 – (Mülga madde: 17/06/1987 – 3386/18 md.)
KORUMA KURULLARININ GÖREV, YETKİ VE ÇALIŞMA ŞEKLİ:
Madde 57 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/14 md.)
Koruma kurulları, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde olmak kaydıyla aşağıdaki işleri yapmakla görevli ve yetkilidir.
a) Bakanlıkça tespit edilen veya ettirilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının tescilini yapmak,
b) Korunması gerekli kültür varlıklarının gruplandırılmasını yapmak,
c) Sit alanlarının tescilinden itibaren bir ay içinde geçiş dönemi yapı şartlarını belirlemek,
d) Koruma amaçlı imar planları ile bunların her türlü değişikliklerini inceleyip onamak,
e) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının koruma alanlarının tespitini yapmak,
f) Korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarından özelliklerini kaybetmiş olanlarının tescil kaydını kaldırmak,
g) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile ilgili uygulamaya yönelik kararlar almak.
Kamu kurum ve kuruluşları (belediyeler dahil) ile gerçek ve tüzel kişiler, koruma kurullarının kararlarına uymak zorundadırlar.
Koruma kurullarının başkan ve başkan yardımcıları, üyeler arasından kurulca seçilir. Başkanın yokluğunda kurula başkan yardımcısı başkanlık eder.
Koruma kurullarının çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar bir yönetmelikle belirlenir.
KORUMA KURULLARININ OLUŞUMU:
Madde 58 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/15 md.)
Koruma Kurulları aşağıda belirtilen üyelerden oluşur;
a) Arkeoloji, sanat tarihi, müzecilik, mimari ve şehir plancılığı konularında uzmanlaşmış kişiler arasından Bakanlıkça seçilecek üç temsilci,
b) Yükseköğretim Kurulunca, kurumlarının arkeoloji, sanat tarihi, mimarlık, şehircilik bilim dallarından aynı daldan olmamak üzere iki öğretim üyesi,
c) Görüşülecek konu, belediye sınırları içinde ise ilgili belediye başkanı veya teknik temsilcisi, dışında ise ilgili valilikçe seçilecek teknik temsilci,
d) Görüşülecek konu, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile ilgili ise Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünden iki teknik temsilci,
e) Görüşülecek konu, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile ilgili ise Vakıflar bölge müdürü veya teknik temsilcisi,
f) Görüşülecek konu, Orman Genel Müdürlüğü ile ilgili ise konuyla ilgili teknik temsilci.
Ayrıca kurula oy hakkı olmamak kaydıyla danışman uzman çağırılabilir.
Madde 59 – (Mülga madde: 17/06/1987 – 3386/18 md.)
Madde 60 – (Mülga madde: 17/06/1987 – 3386/18 md.)
Madde 61 – (Mülga madde: 17/06/1987 – 3386/18 md.)
KURUL ÜYELERİNİN YOLLUK VE GÜNDELİKLERİ:
Madde 62 – Koruma Yüksek Kurulu ve Koruma Kurulları üyelerinden umumi harcırah hükümlerine tabi bulunanların kurul toplantıları için memuriyet mahalleri dışındaki seyahatlerinde yol giderleri ve gündelik, tabii üyelere mensup oldukları kurumlarınca; diğer üyelere, Kültür ve Turizm Bakanlığınca ödenir.
KURULLARLA İLGİLİ YÖNETMELİK:
Madde 63 – Yüksek Kurul ile Bölge Kurullarının görev, yetki ve sorumlulukları ile bu Kurulların kendi aralarındaki ve Kültür ve Turizm Bakanlığıyla olan ilişkileri bir yönetmelikle düzenlenir.
ALTINCI BÖLÜM: İKRAMİYE VE CEZALAR
KÜLTÜR VARLIKLARINI BULANLARA VERİLECEK İKRAMİYE:
Madde 64 – Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer üstünde, yer altında ve su altında bulunan taşınır kültür varlıklarını 4 üncü maddede yazılı makam ve mercilere, aynı maddede yazılı süreler içerisinde haber verenlere:
a) Bulunan varlık, bunların mülkü içinde ise bu Kanunun 24 üncü ve 25 inci maddeleri uygulanır. Ayrıca ikramiye verilmez.
b) Bulunan varlık başkasının mülkü içinde ise Kültür ve Turizm Bakanlığınca varlığın değeri dikkate alınarak, takdir olunacak bedelin %80’i ikramiye olarak bulan ile mülk sahibi arasında yarı yarıya paylaştırılır.
c) Kültür varlığı Devlete ait arazide bulunmuş ise, takdir olunacak bedelin %40’ı bulana ikramiye olarak verilir.
d) Nerede bulunursa bulunsun haber verilen kültür varlığı korunması gerekli nitelikte olmadığı takdirde haber verenlere bu Kanunun 25 inci maddesindeki işlem uygulanır. Ayrıca ikramiye verilmez.
e) Nerede olursa olsun yeni bulunup da 4 üncü maddede yazılı süreler içinde haber verilmediğinden dolayı gizlenmiş sayılan kültür varlıklarını haber verenler ile, bunları yakalayan kamu görevlilerine, 1905 sayılı “Menkul ve Gayrimenkul Emval ile Bunların İntifa Haklarının ve Daimi Vergilerin Mektumlarını Haber verenlere Verilecek İkramiyelere Dair Kanun”da taşınır mallar için gösterilen oranlar dahilinde tespit edilen bedel ikramiye olarak verilir.
f) Yukarıdaki fıkralardan herhangi biri uyarınca kültür varlıklarını bulan, haber veren veya yakalayan kişiler birden fazla ise verilecek ikramiyeler bunlar arasında eşit olarak paylaştırılır.
g) Yukarda belirtilen ikramiyelerin tahakkuk ve tediyesine ait işlemler Maliye ve Kültür ve Turizm bakanlıklarınca birlikte hazırlanacak yönetmelik esaslarına göre yapılır.
CEZALAR:
Madde 65 – Bu Kanunun 9 uncu maddesine aykırı hareket edenler:
a) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarara uğramalarına kasten sebebiyet verenler iki yıldan beş yıla kadar ağır hapis ve ellibin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar.
Bu fiiller korunması gerekli kültür ve tabiat varlığını yurt dışına kaçırmak maksadıyla işlenmiş ise yukarıda belirtilen cezalar bir kat artırılır.
b) Sit şartlarına ve korunma planlarında, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurullarınca belirlenen alanlarda öngörülen şartlara aykırı izinsiz inşaat yapan veya yaptıranlar bir yıldan üç yıla kadar ağır hapis ve ellibin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar.
c) Bu Kanunda belirli usuller dışında usulsüz yıkma veya imar izni verenler iki yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası, ayrıca ellibin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar.
USULSÜZ BELGE VERENLER, İLAN VE TEBLİGAT YAPANLAR:
Madde 66 – Bu Kanunun 16 ncı maddesinde yer alan yasaklara aykırı olarak belge verenler, suç diğer kanunlarda daha ağır bir cezayı gerektirmediği hallerde, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmibeşbin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezası ile; bu Kanunun 7 nci maddesinde yer alan ilan veya tebligatı bilerek, süresinde usulüne uygun yapmayanlar ise, üç aydan bir yıla kadar hapis, beşbin liradan otuzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar.
HABER VERME SORUMLULUĞUNA – KÜLTÜR VARLIĞI TİCARETİNE VE İKAMETGAHI TİCARETHANE OLARAK GÖSTERME YASAĞINA AYKIRI HAREKET EDENLER:
Madde 67 – Bu Kanunun 4, 27, 28 inci maddelerine aykırı hareket edenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmibeşbin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar.
YURT DIŞINA ÇIKARMA YASAĞINA AYKIRI HAREKET EDENLER:
Madde 68 – Bu Kanunun 32 nci maddesinin birinci fıkrasına aykırı davrananlara, beş yıldan on yıla kadar ağır hapis, yüzbin liradan üçyüzbin liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.
Ayrıca kültür ve tabiat varlığına el konularak müzeye teslim edilir.
Bu fiillerin işlenmesi sırasında kullanılan her türlü eşya ve araçlara el konulur. Kamu kuruluşlarına ait eşya ve araçlar bu hükmün dışındadır.
TETKİK VE KONTROLE MUHALEFET:
Madde 69 – Bu Kanunun 29 uncu maddesinde yer alan tetkik ve kontrolle muhalefet edenler ile 41 inci maddede yer alan nakil işlerine aykırı hareket edenler altı aydan bir yıla kadar hapis ve yirmibeşbin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar.
ÖZEL MÜLKİYETE KONU OLANLAR:
Madde 70 – Bu Kanunun 24 üncü maddesine aykırı hareket edenler bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmibeşbin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar.
KAZI, SONDAJ VE ARAŞTIRMAYA İLİŞKİN HÜKÜMLERE AYKIRI HAREKET:
Madde 71 – Bu Kanunun 38, 42 ve 43 üncü maddelerine aykırı hareket edenler ellibin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar.
KAMU PERSONELİNE İLİŞKİN KARARLAR:
Madde 72 – Bu Kanunun uygulanmasında, görevli kamu personeli hakkında yapılacak iş ve işlemler ve alınacak her türlü kararlar ve bu kararlara karşı yapılacak itirazlar, öncelikle incelenir ve sonuçlandırılır.
ÖZEL MÜZE VE KOLEKSİYONCULARA İLİŞKİN HÜKÜMLERE AYKIRI HAREKET:
Madde 73 – Bu Kanunun 26, 30 ve 31 inci maddelerine aykırı davrananlara, suç daha ağır bir cezayı gerektirmiyorsa üç aydan bir yıla kadar hapis ve yirmibeşbin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezası verilir.
İZİNSİZ ARAŞTIRMA, KAZI VE SONDAJ YAPANLAR:
Madde 74 – Ruhsatsız sondaj ve kazı yapanlara, iki yıldan beş yıla kadar ağır hapis ve ellibin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezası; izinsiz define araştıranlara da bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis ve yirmibeşbin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezası; izinsiz araştırma yapanlara ellibin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezası verilir. Bu fiilleri yurt dışına kültür varlıklarını kaçırma amacıyla yaptıkları anlaşılanlar ve bu fiili işleyenler kültür varlıklarının korunmasında görevli kişiler ise bu maddede yazılı cezanın iki katı verilir. Bu kişilerin ellerinde bulunan kültür varlıkları, bedel ödemeksizin alınıp, ilgili müzelere teslim edilir.
CEZALARIN ARTIRILMASI:
Madde 75 – Türk Ceza Kanununun ikinci kitap, onuncu babının 1 inci ve 2 nci fasıllarında yazılı suçların konusu bu Kanunun kapsamına giren kültür varlıkları ise, muayyen olan ceza üçte birinden az olmamak üzere, iki katına kadar artırılarak hükmolunur.
YEDİNCİ BÖLÜM: DİĞER HÜKÜMLER
YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILAN KANUNLAR:
Madde 76 – 28/02/1960 tarih ve 7463 sayılı “Hususi Şahıslara Ait Eski Eserlerle Tarihi Abidelerin istimlaki Hakkında Kanun”; 25/04/1973 tarih ve 1710 sayılı “Eski Eserler Kanunu”; 02/07/1951 tarih ve 5805 sayılı “Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Teşkiline ve Vazifelerine Dair Kanun” ile 18/06/1973 tarih ve 1741 sayılı “Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Teşkiline ve Vazifelerine Dair 2 Temmuz 1951 tarihli ve 5805 sayılı Kanunda Bazı Değişiklikler Yapılması Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılmıştır.
EK VE GEÇİCİ MADDELER
Ek Madde 1 –
Bu Kanunun 6, 8, 20, 65 inci maddelerinde geçen “Yüksek Kurul, bölge kurulları”, “Koruma kurulları”; 54, 62 nci maddelerinde geçen “Yüksek Kurul”,”Koruma Yüksek Kurulu”; “Bölge Kurulu”, “koruma kurulları”; 54 üncü maddede geçen “Yüksek Kurul”, “Koruma Yüksek Kurulu” olarak değiştirilmiştir.
Geçici Madde 1 – Bu Kanunun 7 nci maddesine göre tespit ve tescil işlemleri yapılırken, 19 uncu yüzyıl sonuna kadar olan döneme ait taşınmaz kültür varlıklarının malikleri, bunların korunmalarına gerek olmadığının tespitini Kültür ve Turizm Bakanlığından isteyebilirler. Kültür ve Turizm Bakanlığı yönetmeliğe uygun bilgileri içeren bu başvuruları, görevlendirdiği uzmanlara incelettirerek, en geç üç ay içinde, Yüksek Kurula iletir. Yüksek Kurul en geç altı ay içinde konuyu inceleyip karara bağlar.
Geçici Madde 2 – Gerçek ve tüzelkişiler, koleksiyoncular, bu Kanuna göre çıkarılacak yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde, ellerinde bulunan korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıklarını, menşe göstermeksizin, 24 ve 25 inci maddelere göre Devlet müzelerine satabilir veya envanter defterlerine kayıt ederek en yakın müzeye onaylatmaları şartıyla Kanunun 24 üncü maddesi hükmünden yararlanabilirler.
Geçici Madde 3 – (Değişik madde: 17/06/1987 – 3386/17 md.)
Bu Kanunla kurulması öngörülen kurullar teşkil edilinceye kadar, mevcut kurullar görevine devam ederler.
Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren dört ay içerisinde çıkarılacak yönetmelikler düzenleninceye kadar mevcut yönetmeliklerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.
Geçici Madde 4 – (Mülga madde: 17/06/1987 – 3386/18 md.)
Geçici Madde 5 – Bu Kanunda belirtilen yönetmelikler, Kanunun yayımlanmasından itibaren en geç altı ay içinde hazırlanarak yürürlüğe konur.
Bu yönetmelikler Resmi Gazetede yayımlanır.
Geçici Madde 6 – Genel Kadro Kanunu çıkıncaya kadar, bölge kurulları için bu Kanuna ekli bulunan kadro cetveli uygulanır.
YÜRÜRLÜK:
Madde 77 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
YÜRÜTME:
Madde 78 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Bilgi Edinme Hakkı Kanunu 4982 sayılı kanun numarası ile 09.10.2003 tarihinde kabul edilmiş ve Resmi Gazetenin 24.10.2003 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bilgi Edinme Hakkı, Kanun ile getirilmiş modern haklardandır. Kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen yasal düzenleme ülkemizde henüz yenidir. Resmi devlet kurumları başta olmak üzere belli kurumsal standartları yerine getiren özel sektör firmalarının bile meslek sırrı ve kişisel bilgi harici genel konularda açıklama yapılmasını istedikleri her türlü ürün ve hizmet esaslı konuyla ilgili olarak kişilerin, kurumların tüzel kişilikleriyle muhatap olabilmelerini sağlayan, ilgili kanun kapsamında ücretsiz verilen hizmettir. Kamu kurumlarının yasa kapsamında vereceği bilgiler zorunlu olup istenen bilgilerin verilmemesi cezai sorumluluk gerektirmektedir.
MADDE 1.- Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.
Kapsam
MADDE 2.- Bu Kanun; kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinde uygulanır.
1.11.1984 tarihli ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun hükümleri saklıdır.
Tanımlar
MADDE 3.- Bu Kanunda geçen;
a) Kurum ve kuruluş: Bu Kanunun 2 nci maddesinde geçen ve kapsama dahil olan bilgi edinme başvurusu yapılacak bütün makam ve mercileri,
b) Başvuru sahibi: Bu Kanun kapsamında bilgi edinme hakkını kullanarak kurum ve kuruluşlara başvuran gerçek ve tüzel kişileri,
c) Bilgi: Kurum ve kuruluşların sahip oldukları kayıtlarda yer alan bu Kanun kapsamındaki her türlü veriyi,
d) Belge: Kurum ve kuruluşların sahip oldukları bu Kanun kapsamındaki yazılı, basılı veya çoğaltılmış dosya, evrak, kitap, dergi, broşür, etüt, mektup, program, talimat, kroki, plân, film, fotoğraf, teyp ve video kaseti, harita, elektronik ortamda kaydedilen her türlü bilgi, haber ve veri taşıyıcılarını,
e) Bilgi veya belgeye erişim: İstenen bilgi veya belgenin niteliğine göre, kurum ve kuruluşlarca, başvuru sahibine söz konusu bilgi veya belgenin bir kopyasının verilmesini, kopya verilmesinin mümkün olmadığı hâllerde, başvuru sahibinin bilgi veya belgenin aslını inceleyerek not almasına veya içeriğini görmesine veya işitmesine izin verilmesini,
f) Kurul: Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunu,
İfade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Bilgi Edinme Hakkı ve Bilgi Verme Yükümlülüğü
Bilgi edinme hakkı
MADDE 4.- Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir.
Türkiye’de ikamet eden yabancılar ile Türkiye’de faaliyette bulunan yabancı tüzel kişiler, isteyecekleri bilgi kendileriyle veya faaliyet alanlarıyla ilgili olmak kaydıyla ve karşılıklılık ilkesi çerçevesinde, bu Kanun hükümlerinden yararlanırlar.
Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülükleri saklıdır.
Bilgi verme yükümlülüğü
MADDE 5.- Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.
Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Bilgi Edinme Başvurusu
Başvuru usulü
MADDE 6.- Bilgi edinme başvurusu, başvuru sahibinin adı ve soyadı, imzası, oturma yeri veya iş adresini, başvuru sahibi tüzel kişi ise tüzel kişinin unvanı ve adresi ile yetkili kişinin imzasını ve yetki belgesini içeren dilekçe ile istenen bilgi veya belgenin bulunduğu kurum veya kuruluşa yapılır. Bu başvuru, kişinin kimliğinin ve imzasının veya yazının kimden neşet ettiğinin tespitine yarayacak başka bilgilerin yasal olarak belirlenebilir olması kaydıyla elektronik ortamda veya diğer iletişim araçlarıyla da yapılabilir.
Dilekçede, istenen bilgi veya belgeler açıkça belirtilir.
İstenecek bilgi veya belgenin niteliği
MADDE 7.- Bilgi edinme başvurusu, başvurulan kurum ve kuruluşların ellerinde bulunan veya görevleri gereği bulunması gereken bilgi veya belgelere ilişkin olmalıdır.
Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler.
İstenen bilgi veya belge, başvurulan kurum ve kuruluştan başka bir yerde bulunuyorsa, başvuru dilekçesi bu kurum ve kuruluşa gönderilir ve durum ilgiliye yazılı olarak bildirilir.
Yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler
MADDE 8.- Kurum ve kuruluşlarca yayımlanmış veya yayın, broşür, ilân ve benzeri yollarla kamuya açıklanmış bilgi veya belgeler, bilgi edinme başvurularına konu olamaz. Ancak, yayımlanmış veya kamuya açıklanmış bilgi veya belgelerin ne şekilde, ne zaman ve nerede yayımlandığı veya açıklandığı başvurana bildirilir.
Gizli bilgileri ayırarak bilgi veya belge verme
MADDE 9.- İstenen bilgi veya belgelerde, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler ile açıklanabilir nitelikte olanlar birlikte bulunuyor ve bunlar birbirlerinden ayrılabiliyorsa, söz konusu bilgi veya belge, gizlilik dereceli veya açıklanması yasaklanan bilgiler çıkarıldıktan sonra başvuranın bilgisine sunulur. Ayırma gerekçesi başvurana yazılı olarak bildirilir.
Bilgi veya belgeye erişim
MADDE 10.- Kurum ve kuruluşlar, başvuru sahibine istenen belgenin onaylı bir kopyasını verirler.
Bilgi veya belgenin niteliği gereği kopyasının verilmesinin mümkün olmadığı veya kopya çıkarılmasının aslına zarar vereceği hâllerde, kurum ve kuruluşlar ilgilinin;
a) Yazılı veya basılı belgeler için, söz konusu belgenin aslını incelemesi ve not alabilmesini,
b) Ses kaydı şeklindeki bilgi veya belgelerde bunları dinleyebilmesini,
c) Görüntü kaydı şeklindeki bilgi veya belgelerde bunları izleyebilmesini,
Sağlarlar.
Bilgi veya belgenin yukarıda belirtilenlerden farklı bir şekilde elde edilmesi mümkün ise, belgeye zarar vermemek koşuluyla bu olanak sağlanır.
Başvurunun yapıldığı kurum ve kuruluş, erişimine olanak sağladığı bilgi veya belgeler için başvuru sahibinden erişimin gerektirdiği maliyet tutarı kadar bir ücreti bütçeye gelir kaydedilmek üzere tahsil edebilir.
Bilgi veya belgeye erişim süreleri
MADDE 11.- Kurum ve kuruluşlar, başvuru üzerine istenen bilgi veya belgeye erişimi onbeş iş günü içinde sağlarlar. Ancak istenen bilgi veya belgenin, başvurulan kurum ve kuruluş içindeki başka bir birimden sağlanması; başvuru ile ilgili olarak bir başka kurum ve kuruluşun görüşünün alınmasının gerekmesi veya başvuru içeriğinin birden fazla kurum ve kuruluşu ilgilendirmesi durumlarında bilgi veya belgeye erişim otuz iş günü içinde sağlanır. Bu durumda, sürenin uzatılması ve bunun gerekçesi başvuru sahibine yazılı olarak ve onbeş iş günlük sürenin bitiminden önce bildirilir.
10 uncu maddede belirtilen bilgi veya belgelere erişim için gereken maliyet tutarının idare tarafından başvuru sahibine bildirilmesiyle onbeş iş günlük süre kesilir. Başvuru sahibi onbeş iş günü içinde ücreti ödemezse talebinden vazgeçmiş sayılır.
Başvuruların cevaplandırılması
MADDE 12.- Kurum ve kuruluşlar, bilgi edinme başvurularıyla ilgili cevaplarını yazılı olarak veya elektronik ortamda başvuru sahibine bildirirler. Başvurunun reddedilmesi hâlinde bu kararın gerekçesi ve buna karşı başvuru yolları belirtilir.
İtiraz usulü
MADDE 13.- Bilgi edinme istemi 16 ve 17 nci maddelerde öngörülen sebeplerle reddedilen başvuru sahibi, yargı yoluna başvurmadan önce kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde Kurula itiraz edebilir. Kurul, bu konudaki kararını otuz iş günü içinde verir. Kurum ve kuruluşlar, Kurulun istediği her türlü bilgi veya belgeyi onbeş iş günü içinde vermekle yükümlüdürler.
MADDE 14.- Bilgi edinme başvurusuyla ilgili yapılacak itirazlar üzerine, 16 ve 17 nci maddelerde öngörülen sebeplere dayanılarak verilen kararları incelemek ve kurum ve kuruluşlar için bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin olarak kararlar vermek üzere; Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu oluşturulmuştur.
Kurul; birer üyesi Yargıtay ve Danıştay genel kurullarının kendi kurumları içinden önerecekleri ikişer aday, birer üyesi ceza hukuku, idare hukuku ve anayasa hukuku alanlarında profesör veya doçent unvanına sahip kişiler, bir üyesi Türkiye Barolar Birliğinin baro başkanı seçilme yeterliliğine sahip kişiler içinden göstereceği iki aday, iki üyesi en az genel müdür düzeyinde görev yapmakta olanlar ve bir üyesi de Adalet Bakanının önerisi üzerine bu Bakanlıkta idarî görevlerde çalışan hâkimler arasından Bakanlar Kurulunca seçilecek dokuz üyeden oluşur.
Kurul Başkanı, kurul üyelerince kendi aralarından seçilir.
Kurul, en az ayda bir defa veya ihtiyaç duyulduğu her zaman Başkanın çağrısı üzerine toplanır.
Kurul üyelerinin görev süreleri dört yıldır. Görev süresi sona erenler yeniden seçilebilirler. Görev süresi dolmadan görevinden ayrılan üyenin yerine aynı usule göre seçilen üye, yerine seçildiği üyenin görev süresini tamamlar. Yeni seçilen Kurul göreve başlayıncaya kadar önceki Kurul görevine devam eder.
Kurul üyelerine 10.2.1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla fiilen görev yaptıkları her gün için uhdesinde kamu görevi bulunanlara (1000), uhdesinde kamu görevi bulunmayanlara ise (2000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir. Bu ödemelerde damga vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz.
Kurul, belirleyeceği konularda komisyonlar ve çalışma grupları kurabilir; ayrıca gerekli gördüğü takdirde, ilgili bakanlık ile diğer kurum ve kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerini bilgi almak üzere toplantılarına katılmaya davet edebilir.
Kurulun sekretarya hizmetleri Başbakanlık tarafından yerine getirilir.
Kurulun görev ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Başbakanlıkça hazırlanarak yürürlüğe konulacak bir yönetmelikle düzenlenir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Bilgi Edinme Hakkının Sınırları
Yargı denetimi dışında kalan işlemler
MADDE 15.- Yargı denetimi dışında kalan idarî işlemlerden kişinin çalışma hayatını ve mesleki onurunu etkileyecek nitelikte olanlar, bu Kanun kapsamına dahildir. Bu şekilde sağlanan bilgi edinme hakkı işlemin yargı denetimine açılması sonucunu doğurmaz.
Devlet sırrına ilişkin bilgi veya belgeler
MADDE 16.- Açıklanması hâlinde Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, millî savunmasına ve millî güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla Devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.
Ülkenin ekonomik çıkarlarına ilişkin bilgi veya belgeler
MADDE 17.- Açıklanması ya da zamanından önce açıklanması hâlinde, ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar verecek veya haksız rekabet ve kazanca sebep olacak bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.
İstihbarata ilişkin bilgi veya belgeler
MADDE 18.- Sivil ve askerî istihbarat birimlerinin görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.
Ancak, bu bilgi ve belgeler kişilerin çalışma hayatını ve meslek onurunu etkileyecek nitelikte ise, istihbarata ilişkin bilgi ve belgeler bilgi edinme hakkı kapsamı içindedir.
İdarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler
MADDE 19.- Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;
a)Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak,
b) Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak,
c)Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek,
d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek,
Bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.
Adlî soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler
MADDE 20.- Açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;
a) Suç işlenmesine yol açacak,
b) Suçların önlenmesi ve soruşturulması ya da suçluların kanunî yollarla yakalanıp kovuşturulmasını tehlikeye düşürecek,
c) Yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleyecek,
d) Hakkında dava açılmış bir kişinin adil yargılanma hakkını ihlâl edecek,
Nitelikteki bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.
4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6.1.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve diğer özel kanun hükümleri saklıdır.
Özel hayatın gizliliği
MADDE 21.- Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır.
Kamu yararının gerektirdiği hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir.
Haberleşmenin gizliliği
MADDE 22.- Haberleşmenin gizliliği esasını ihlâl edecek bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.
Ticarî sır
MADDE 23.- Kanunlarda ticarî sır olarak nitelenen bilgi veya belgeler ile, kurum ve kuruluşlar tarafından gerçek veya tüzel kişilerden gizli kalması kaydıyla sağlanan ticarî ve malî bilgiler, bu Kanun kapsamı dışındadır.
Fikir ve sanat eserleri
MADDE 24.- Fikir ve sanat eserlerine ilişkin olarak yapılacak bilgi edinme başvuruları hakkında ilgili kanun hükümleri uygulanır.
Kurum içi düzenlemeler
MADDE 25.- Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.
Kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyeler
MADDE 26.- Kurum ve kuruluşların faaliyetlerini yürütmek üzere, elde ettikleri görüş, bilgi notu, teklif ve tavsiye niteliğindeki bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluş tarafından aksi kararlaştırılmadıkça bilgi edinme hakkı kapsamındadır.
Bilimsel, kültürel, istatistik, teknik, tıbbî, malî, hukukî ve benzeri uzmanlık alanlarında yasal olarak görüş verme yükümlülüğü bulunan kişi, birim ya da kurumların görüşleri, kurum ve kuruluşların alacakları kararlara esas teşkil etmesi kaydıyla bilgi edinme istemlerine açıktır.
Tavsiye ve mütalaa talepleri
MADDE 27.- Tavsiye ve mütalaa talepleri bu Kanun kapsamı dışındadır.
Gizliliği kaldırılan bilgi veya belgeler
MADDE 28.- Gizliliği kaldırılmış olan bilgi veya belgeler, bu Kanunda belirtilen diğer istisnalar kapsamına girmiyor ise, bilgi edinme başvurularına açık hâle gelir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Ceza hükümleri
MADDE 29.- Bu Kanunun uygulanmasında ihmâli, kusuru veya kastı bulunan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında, işledikleri fiillerin genel hükümler çerçevesinde ceza kovuşturması gerektirmesi hususu saklı kalmak kaydıyla, tâbi oldukları mevzuatta yer alan disiplin cezaları uygulanır.
Bu Kanunla erişilen bilgi ve belgeler ticarî amaçla çoğaltılamaz ve kullanılamaz.
Rapor düzenlenmesi
MADDE 30.- Kurum ve kuruluşlar, bir önceki yıla ait olmak üzere;
a) Kendilerine yapılan bilgi edinme başvurularının sayısını,
b) Olumlu cevaplanarak bilgi veya belgelere erişim sağlanan başvuru sayısını,
c) Reddedilen başvuru sayısı ve bunların dağılımını gösterir istatistik bilgileri,
d) Gizli ya da sır niteliğindeki bilgiler çıkarılarak ya da bu nitelikteki bilgiler ayrılarak bilgi veya belgelere erişim sağlanan başvuru sayısını,
e) Başvurunun reddedilmesi üzerine itiraz edilen başvuru sayısı ile bunların sonuçlarını,
Gösterir bir rapor hazırlayarak, bu raporları her yıl Şubat ayının sonuna kadar Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna gönderirler. Bağlı, ilgili ve ilişkili kamu kurum ve kuruluşları raporlarını bağlı, ilgili ya da ilişkili oldukları bakanlık vasıtasıyla iletirler. Kurul, hazırlayacağı genel raporu, söz konusu kurum ve kuruluşların raporları ile birlikte her yıl Nisan ayının sonuna kadar Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderir. Bu raporlar takip eden iki ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca kamuoyuna açıklanır.
Yönetmelik
MADDE 31.- Bu Kanunun uygulanması ile ilgili esas ve usullerin belirlenmesine ilişkin yönetmelik, Kanunun yayımını takip eden altı ay içinde Başbakanlık tarafından hazırlanarak Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulur.
Yürürlük
MADDE 32.- Bu Kanun yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 33.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.