Cumhuriyetin İlanını ve öncesindeki olayları Mustafa Kemal Atatürk Nutuk’un ilgili bölümünde detaylıca anlatmaktadır. Nutuk’un ilgili bölümü ve Anayasa değişikliği bir arada aşağıda sunulmaktadır. Atatürk, Nutuk’un 11. bölümünde yapılan değişikliğe dair hükümleri de tek tek açıklamaktadır.
Yemek yenirken; “Yarın cumhuriyet ilan edeceğiz!” dedim.
Orada bulunan arkadaşlar, hemen düşünceme katıldılar. Yemeği bıraktık. Hemen o dakikada nasıl davranılacağı üzerinde kısa bir program saptadım ve arkadaşları görevlendirdim.
Düzenlediğim programın ve verdiğim yönergenin uygulanışını göreceksiniz.
Baylar, görüyorsunuz ki cumhuriyet ilanına karar vermek için Ankara’da bulunan bütün arkadaşlarımı çağırmaya ve onlarla görüşüp tartışmaya gerek ve gereksinme görmedim. Çünkü, onların öteden beri ve doğal olarak bu konuda benim gibi düşündüklerinden kuşkum yoktu. Oysa, o sırada Ankara da bulunmayan kimi kişiler hiçbir yetkileri yokken, düşünce ve olurları alınmadan cumhuriyetin ilan edilmiş olmasını, gücenme ve ayrılma nedeni saydılar.
Cumhuriyetin Kuruluşuna İlişkin Yasa Tasarısını İsmet Paşa İle Hazırladık
O gece birlikte bulunduğumuz arkadaşlar erkenden ayrıldılar. Yalnız İsmet Paşa Çankaya’da konuk idi. Onunla yalnız kaldıktan sonra, bir yasa tasarısı hazırladık. Bu tasarıda 20 Ocak 1921 günlü Anayasanın devlet biçimini saptayan maddelerini şöylece değiştirmiştim:
Birinci maddenin sonuna: “Türkiye Devletinin hükümet biçimi cumhuriyettir.” cümlesini ekledim.
Üçüncü maddeyi şöyle değiştirdim: “Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisince yönetilir. Meclis, hükümetin yönetim kollarını bakanlar kurulu aracılığı ile yönetir.”
Bundan başka, Anayasanın temel maddelerinden olan 8’inci ve 9’uncu maddeleri de, değiştirilerek ve açıklığa kavuşturularak şu maddeler yazıldı:
“Madde – Türkiye Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca ve kendi üyeleri arasından bir seçim dönemi için seçilir. Başkanlık görevi, yeni Cumhurbaşkanının seçilmesine değin sürer. Eski başkan yeniden seçilebilir.”
“Madde – Türkiye Cumhurbaşkanı, Devletin Başkanıdır. Bu kimliği ile gerekli gördükçe Meclise ve Bakanlar Kuruluna başkanlık eder.”
“Madde – Cumhurbaşkanı, başbakanı Meclis üyeleri arasından seçer. Öbür bakanları da başbakan, yine Meclis üyeleri arasından seçtikten sonra hepsini Cumhurbaşkanı Meclisin onayına sunar. Meclis toplantı halinde değilse, onaylama Meclisin toplantısına bırakılır.”
Bu maddelere komisyonda ve Mecliste, din ve dille ilgili, bildiğiniz bir madde de eklenmiştir.
26 No’lu ILO Asgari Ücret Belirleme Yöntemi Sözleşmesi 30 Mayıs 1928 tarihinde ILO tarafından kabul edilmiş, Türkiye tarafından 25 Haziran 1973 tarihinde onaylanmış, Resmi Gazetenin 03 Temmuz 1973 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
ILO Kabul Tarihi: 30 Mayıs 1928 Kanun Tarih ve Sayısı: 25 Haziran 1973 / 1769 Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 3 Temmuz 1973 / 14583 Bakanlar Kurulu Kararı Tarih ve Sayısı: 1 Temmuz 1974 / 7- 8585 Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 2 Eylül 1974 / 14994
26 No’lu ILO Asgari Ücret Belirleme Yöntemi Sözleşmesi
Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Yönetim kurulu tarafından Cenevre’ye davet edilerek orada 30 Mayıs 1928 tarihinde onbirinci toplantısını yapan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel konferansı,
Toplantı gündeminin birinci maddesini teşkil eden asgari ücret tesbit usulleri ihdasına dair muhtelif tekliflerin kabulünü ve, bu tekliflerin bir Milletlerarası Sözleşme şeklini almasını kararlaştırdıktan sonra:
Bin dokuz yüz yirmi sekiz yılı Haziran ayının işbu onaltıncı günü, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Statüsü hükümlerine uygun olarak, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerince onaylanmak üzere, asgari ücret tesbit usulleri ihdasına dair 1928 tarihli Sözleşme şeklinde adlandırılacak olan aşağıdaki Sözleşmeyi kabul eder.
MADDE 1
Milletlerarası Çalışma Teşkilatının bu Sözleşmeyi onaylayan her üye devleti, toplu sözleşme yoluyla veya başka bir yolla etkili bir ücret tesbiti usulünün bulunmadığı veya o ücretlerin istisnai şekilde düşük olduğu işlerde veya işlerin bölümlerinde (özellikle evde yapılan işlerde) asgari ücret tesbitine imkan veren usulleri ihdas veya muhafazayı taahhüt eder.
Bu Sözleşme uyarınca “İşler” deyimi imalat ve ticaret işlerini kapsar.
MADDE 2
Bu Sözleşmeyi onaylayan bir üye belirli bir iş veya işin bölümü için, varsa söz konusu iş veya işin bölümüyle ilgili işveren ve işçi teşekküllerine danıştıktan sonra 1 inci maddede öngörülen asgari ücretlerin tesbit usullerinin hangi işlere veya işlerin bölümlerine ve özellikle evde yapılan işlerin veya bölümlerinin hangilerine uygulanacağına karar vermekte serbesttir.
MADDE 3
Sözleşmeyi onaylayan her üye, asgari ücretlerin tesbit usullerini ve bunların uygulama şekillerini tayinde serbesttir.
Ancak:
Bir işe ve ya işin belirli bir bölümüne asgari ücret tesbit usullerinin uygulanmasından önce, ilgili işveren ve işçi temsilcilerine, varsa onlara ait teşekküllerin temsilcileri de dahil olmak üzere, yetkili makam tarafından meslekleri veya görevleri itibari ile kendilerine başvurulması uygun görülen vasıfta bütün kimselere danışılacaktır.
İlgili işveren ve işçiler milli mevzuatın tayin edeceği şekilde ve ölçüde fakat herhalde eşit sayıda ve şartlarla asgari ücret tesbit usullerinin uygulanmasına katılacaklardır.
Tesbit edilen asgari ücretlere, ilgili işveren ve işçiler uymak zorunda olacak, gerek ferdi anlaşmayla gerekse, yetkili makamın genel veya özel izni hariç, toplu sözleşmeyle, bir indirme yapamıyacaklardır.
MADDE 4
Sözleşmeyi onaylayan her üye, bir yandan ilgili işveren ve işçilerin yürürlükteki asgari ücretlerden haberdar olması ve öte yandan fiilen ödenen ücretlerin uygulanacak asgari miktarların altına düşmemesi için, bir kontrol ve müeyyide sistemi ihdas etmek suretiyle gerekli tedbirleri alacaktır.
Her işçi, uygulanması gereken asgari ücret miktarlarının altında bir ücret ödenmesi halinde milli mevzuatla tesbit edilecek bir süre içerisinde, mahkeme veya diğer kanuni bir yolla kendisine borçlu kalınan meblağı talep hakkına sahip olacaktır.
MADDE 5
Sözleşmeyi onaylayan her üye, her yıl Milletlerarası Çalışma Bürosuna, asgari ücret tesbit usullerinin uygulandığı işlerin veya işlerin bölümlerinin bir listesini ihtiva eden ve bu usullerin uygulama şekil ve sonuçlarını gösterir genel bir rapor verecektir. Bu rapor, asgari ücret tesbit usul ve şekillerine tabi işçilerin yaklaşık olarak adedini, tesbit edilen asgari ücretin miktarlarını ve icabında asgari ücretle ilgili en önemli tedbirleri kısaca belirtecektir.
MADDE 6
Bu Sözleşmenin Milletlerarası Çalışma Teşkilatı statüsünde öngörülen şartlar içinde resmen onaylandığına dair belgeler Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecek ve onun tarafından tescil edilecektir.
MADDE 7
Bu Sözleşme ancak onaylama belgeleri Milletlerarası Çalışma Bürosu tarafından tescil edilmiş olan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerini bağlayacaktır.
Bu Sözleşme, iki üyenin onaylama belgesi Genel Müdür tarafından tescil edildiği tarihten on iki ay sonra yürürlüğe girecektir.
Daha sonra bu sözleşme, onu onaylayan her üye için onaylama belgesi tescil edildiği tarihten on iki ay sonra yürürlüğe girecektir.
MADDE 8
Milletlerarası Çalışma Teşkilatının iki üyesinin onaylama belgeleri Milletlerarası Çalışma Bürosunda tescil edilmesini müteakip, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, keyfiyeti Milletlerarası Çalışma Teşkilatının bütün üyelerine tebliğ edecektir. Genel Müdür Teşkilatının bütün diğer üyeleri tarafından daha sonra bildirilmiş olan onaylamalara ait tesciller için de aynı şekilde tebligat yapacaktır.
MADDE 9
Bu Sözleşmeyi onaylayan her üye, onu ilk yürürlüğe giriş tarihinden itibaren on yıllık bir devre geçtikten sonra, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürlüğüne göndereceği ve onun tescil edeceği bir ihbarname ile feshedebilir. Fesih, Milletlerarası Çalışma Bürosunda tescilden ancak bir yıl sonra muteber olur.
Bu Sözleşmeyi onaylamış olup da, onu, bundan evvelki paragrafta sözü edilen on yıllık devrenin bitiminden itibaren bir yıl zarfında bu maddede öngörüldüğü şekilde feshetme ihtiyarını kullanmayan her üye, yeniden beş yıllık bir müddet için bağlanmış olacak ve bundan sonra bu Sözleşmeyi her beş yıllık devre bitince bu madde de öngörülen şartlar içinde feshedebilecektir.
MADDE 10
Gerekli gördüğü her defasında, Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu bu Sözleşmenin uygulanması hakkındaki bir raporu Genel konferansa sunacak ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi keyfiyetinin konferans gündemine konulması lazım gelip gelmediği hakkında karar verecektir.
MADDE 11
Bu Sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinleri aynı şekilde muteberdir.
Türkiye, ILO tarafından kabul edilmiş olan sözleşmelerden 59 adetini onaylamıştır. Sekiz adet temel sözleşmenin tamamı, yönetişim sözleşmelerinden öncelikli olan dört sözleşmeden üçünü, 177 teknik sözleşmeden 48’i onaylanmıştır. Türkiye tarafından onaylanan 59 Sözleşmeden 55’i yürürlüktedir, 4 Sözleşmeye karşı çıkılmıştır.
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu ile faaliyete başlayan Kamu Denetçiliği Kurumu-Ombudsmanlık, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası gereğince kurulmuş olan Anayasal bir kurumdur. Kuruma özel kuruluş kanunu olan 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu kurumun çalışma ve işleyişini düzenlemektedir.
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu 6328 sayılı kanun numarası 14.6.2012 tarihinde kabul edilmiş ve 29 Haziran 2012 Tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı; kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere Kamu Denetçiliği Kurumunu oluşturmaktır.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Kanun; Kamu Denetçiliği Kurumunun kuruluş, görev ve çalışma usullerine ilişkin ilkeler ile Kamu Başdenetçisi ve kamu denetçilerinin niteliklerine, seçimlerine, özlük haklarına ve Kurum personelinin atanmaları ile özlük haklarına ilişkin hükümleri kapsar.
Tanımlar
MADDE 3 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Başdenetçi: Kamu Başdenetçisini,
b) Başdenetçilik: Kamu Denetçiliği Kurumu Başdenetçiliğini,
c) Başkanlık: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığını,
ç) Denetçi: Kamu denetçisini,
d) Genel Kurul: Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunu,
e) İdare: Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarını, mahallî idareleri, mahallî idarelerin bağlı idarelerini, mahallî idare birliklerini, döner sermayeli kuruluşları, kanunlarla kurulan fonları, kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüslerini, sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait kuruluşlar ile bunlara bağlı ortaklıklar ve müesseseleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını, kamu hizmeti yürüten özel hukuk tüzel kişilerini,
f) Komisyon: Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyonu,
g) Kurum: Kamu Denetçiliği Kurumunu,
ifade eder.
(2) Komisyonun Başkanı, Başkanvekili, Sözcüsü ve Kâtibi; Dilekçe Komisyonunun Başkanı, Başkanvekili, Sözcüsü ve Kâtibidir.
İKİNCİ BÖLÜM
Kuruluş, Görev ve Çalışma İlkeleri
Kuruluş
MADDE 4 – (1) Bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı, kamu tüzel kişiliğini haiz, özel bütçeli ve merkezi Ankara’da bulunan Kamu Denetçiliği Kurumu kurulmuştur.
(2) Kurum, Başdenetçilik ve Genel Sekreterlikten oluşur.
(3) Kurumda, bir Başdenetçi ve beş denetçi ile Genel Sekreter ve diğer personel görev yapar.
(4) Kurum, gerekli gördüğü yerlerde büro açabilir.
Kurumun görevi
MADDE 5 – (1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.
(2) Ancak;
a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler,
b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler,
c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar,
ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri,
Kurumun görev alanı dışındadır.
Başdenetçilik
MADDE 6 – (1) Başdenetçilik; Başdenetçi ve denetçilerden oluşur.
(2) Kurum, Başdenetçi tarafından yönetilir ve temsil edilir.
Başdenetçinin ve denetçilerin görevleri
MADDE 7 – (1) Başdenetçinin görevleri şunlardır:
a) Kuruma gelen şikâyetleri incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmak.
b) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikleri hazırlamak.
c) Yıllık raporu hazırlamak.
ç) Yıllık raporu beklemeksizin gerek gördüğü konularda özel rapor hazırlamak.
d) Raporları kamuoyuna duyurmak.
e) Yokluğunda kendisine vekâlet edecek denetçiyi belirlemek.
f) Birisi kadın ve çocuk hakları alanında görevlendirilmek üzere, denetçiler arasındaki iş bölümünü düzenlemek.
g) Genel Sekreteri ve diğer personeli atamak.
ğ) Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.
(2) Denetçilerin görevleri şunlardır:
a) Bu Kanunda verilen görevlerin yapılmasında Başdenetçiye yardımcı olmak.
b) Başdenetçi tarafından verilen görevleri yapmak.
Çalışma ilkeleri
MADDE 8 – (1) Başdenetçi, denetçiler arasında iş birliğini sağlar ve bunların uyumlu çalışmasını gözetir.
(2) Denetçiler, Başdenetçi tarafından görevlendirildikleri konu veya alanlarda tek başlarına çalışır ve önerilerini Başdenetçiye sunarlar.
(3) Kurum, faaliyetlerinde elektronik ortam ve iletişim araçlarının kullanılmasını gözetir.
(4) Denetçilerin Başdenetçi tarafından görevlendirilecekleri konu veya alanlara ve aralarındaki iş bölümüne ilişkin ilkeler yönetmelikle belirlenir.
Genel Sekreterliğin oluşumu ve görevleri
MADDE 9 – (1) Genel Sekreterlik; Kurumun idari ve mali işleriyle sekretarya hizmetlerini yerine getirir. Genel Sekreterlikte Genel Sekreter ve diğer idari personel görev yapar.
(2) Genel Sekreterliğin görevleri şunlardır:
a) Kurumun büro işlemini yürütmek.
b) Personelin şahsi dosyalarını tutmak.
c) Kurumun arşiv hizmetlerini yürütmek.
ç) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 22/12/2005 tarihli ve 5436 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 15 inci maddesi ve diğer mevzuatla mali hizmetler birimi ve strateji geliştirme birimlerine verilen görevleri yapmak.
d) Personelin izin ve emeklilik işlemlerini yürütmek.
e) Kurumda çalışan personelin özlük işleri ile sağlık ve sosyal hizmet faaliyetlerini yürütmek.
f) Kurumun görev alanıyla ilgili hususlarda bilişim sisteminin kullanılmasını sağlamak.
g) Kanunlarla verilen veya Başdenetçilik tarafından verilen diğer işleri yapmak.
Başdenetçi ve denetçilerin nitelikleri
MADDE 10 – (1) Başdenetçi veya denetçi seçilebilmek için aşağıdaki şartlar aranır:
a) Türk vatandaşı olmak.
b) Seçimin yapıldığı tarihte Başdenetçi için elli, denetçi için kırk yaşını doldurmuş olmak.
c) Tercihen hukuk, siyasal bilgiler, iktisadi ve idarî bilimler, iktisat ve işletme fakültelerinden olmak üzere dört yıllık eğitim veren fakültelerden veya bunlara denkliği kabul edilmiş yurt içi veya yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak.
ç) Kamu kurum ve kuruluşlarında, uluslararası kuruluşlarda, sivil toplum kuruluşlarında veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında ya da özel sektörde toplamda en az on yıl çalışmış olmak.
d) Kamu haklarından yasaklı olmamak.
e) Başvuru sırasında herhangi bir siyasi partiye üye olmamak.
f) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı hapis cezasına ya da affa uğramış olsa veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olsa bile Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının birinci kısmının bir ve ikinci bölümündeki suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları ile yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlardan veya zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.
Adaylık ve seçim
MADDE 11 – (1) Başdenetçi veya denetçilerden birinin görev süresinin bitmesinden doksan gün önce, bu görevlerin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde ise sona erme tarihinden itibaren onbeş gün içinde durum, Kurum tarafından Başkanlığa bildirilir.
(2) Başkanlık tarafından ilân edilen başvuru süresi içinde, 10 uncu maddede yazılı nitelikleri taşıyanlardan, Başdenetçi veya denetçi aday adayı olmak isteyenler Başkanlığa başvuruda bulunurlar.
(3) Komisyon, Başdenetçi seçiminde başvuruda bulunan aday adayları arasından üç adayı, başvuru süresinin bittiği tarihten itibaren onbeş gün içinde belirleyerek Genel Kurula sunulmak üzere Başkanlığa bildirir.
(4) Genel Kurul, bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde, Başdenetçi seçimlerine başlar. Başdenetçi gizli oyla seçilir.
(5) Başdenetçi, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile seçilir. Birinci oylamada bu çoğunluk sağlanamadığı takdirde ikinci oylamaya geçilir. İkinci oylamada da üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun oyu aranır. Bu oylamada üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu sağlanamadığı takdirde üçüncü oylamaya geçilir ve üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyunu alan aday seçilmiş sayılır. Üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır. Dördüncü oylamada karar yeter sayısı olmak şartıyla en fazla oy alan aday seçilmiş olur.
(6) Komisyon tarafından oluşturulacak alt komisyon, başvuruda bulunan aday adayları arasından, seçilecek denetçi sayısının üç katı kadar adayı, başvuru süresinin bittiği tarihten itibaren onbeş gün içinde belirler ve Komisyona sunar. Komisyon sonraki onbeş gün içinde denetçi seçimlerini yapar. Denetçiler, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile seçilir.
Birinci oylamada bu çoğunluk sağlanamadığı takdirde ikinci oylamaya geçilir.
İkinci oylamada da üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun oyu aranır. Bu oylamada üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu sağlanamadığı takdirde üçüncü oylamaya geçilir ve üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyunu alan aday seçilmiş olur.
Üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde en çok oy alan adaylardan, seçilecek aday sayısının iki katı kadar aday ile seçime gidilir.
Dördüncü oylamada karar yeter sayısı olmak şartıyla en fazla oy alan aday seçilmiş olur. Birden fazla denetçi seçimi yapılacağı durumlarda adaylar için birleşik oy pusulası düzenlenir. Adayların adlarının karşısındaki özel yer işaretlenmek suretiyle oy kullanılır. Seçilecek denetçilerin sayısından fazla verilen oylar geçersiz sayılır.
(7) Seçimler, Kurumun Başkanlığa başvuruda bulunduğu tarihten itibaren en geç doksan gün içinde sonuçlandırılır.
(8) Bu maddede yer alan süreler, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde olması veya araverme sırasında işlemez.
Bağımsızlık ve tarafsızlık
MADDE 12 – (1) Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Başdenetçiye ve denetçilere görevleriyle ilgili olarak emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.
(2) Başdenetçi ve denetçiler, görevlerini yerine getirirken tarafsızlık ilkesine uygun davranmak zorundadır.
Andiçme
MADDE 13 – (1) Görevlerine başlarken Başdenetçi Genel Kurulda, denetçiler ise Komisyonda aşağıdaki şekilde andiçerler:
“Görevimi tam bir tarafsızlık, dürüstlük, hakkaniyet ve adalet anlayışı içinde yerine getireceğime, namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”
Görev süresi
MADDE 14 – (1) Başdenetçi ve denetçilerin görev süreleri dört yıldır.
(2) İstifa, ölüm veya görevden alınma gibi herhangi bir nedenle süresi bitmeden görevinden ayrılan Başdenetçiveya denetçinin yerine yeni seçilen Başdenetçi veya denetçinin görev süresi de dört yıldır.
(3) Bir dönem Başdenetçi veya denetçi olarak görev yapan bir kimse sadece bir dönem daha Başdenetçi veya denetçi seçilebilir.
(4) Başdenetçi veya denetçiliğe seçilenlerin görev yaptıkları sürede eski görevleriyle olan ilişikleri kesilir. Ancak kamu görevlisiyken Başdenetçiliğe veya denetçiliğe seçilenler, memuriyete giriş şartlarını kaybetme dışındaki herhangi bir nedenle görevlerinin sona ermesi, görevden ayrılma isteğinde bulunması veya görev sürelerinin dolması durumunda, otuz gün içinde eski kurumlarına başvurmaları hâlinde, atamaya yetkili makamlar tarafından otuz gün içinde mükteseplerine uygun bir kadroya atanırlar. Yüksek mahkeme üyeliğinden seçilenlerden görevi sona erenler, herhangi bir işleme gerek olmaksızın ve boş kadro şartı aranmaksızın, geldikleri yüksek mahkeme üyeliği görevine geri dönerler ve boşalan ilk üye kadrosu kendilerine tahsis olunur. Belirtilen atama yapılırken Başdenetçi veya denetçilerin Kurumda geçirdikleri süreler makam veya hâkim sınıfından olup da yüksek hâkimlik tazminatını almaya başladıktan sonra seçilenler için yüksek hâkimlik tazminatı ödenmesini gerektiren görevlerde geçmiş olarak değerlendirilir. Bu hükümler, akademik unvanların kazanılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla üniversitelerden gelen personel hakkında da uygulanır. Mükteseplerine uygun bir kadroya atamaları gerçekleşinceye kadar süresi dolması sebebiyle görevi sona eren Başdenetçi ve denetçilere almakta oldukları aylık ücret ile sosyal hak ve yardımların Kurum tarafından ödenmesine devam olunur. Mükteseplerine uygun kadrolara atananlara, atama yapıldığı tarih itibarıyla Kurum tarafından ödemede bulunulmasına son verilir.
Görevden alınma ve görevin sona ermesi
MADDE 15 – (1) Başdenetçinin veya denetçilerin 10 uncu maddede sayılan nitelikleri taşımadıklarının sonradan anlaşılması veya bu nitelikleri seçildikten sonra kaybetmeleri hâlinde, durumun Komisyon tarafından tespit edilmesini takiben Başdenetçinin görevinin sona ermesine Genel Kurul tarafından görüşmesiz olarak; denetçilerin görevinin sona ermesine ise Komisyon tarafından karar verilir.
(2) Seçilmeye engel bir suçtan dolayı kesin hüküm giyen veya kısıtlanan Başdenetçi hakkındaki kesinleşmiş mahkeme kararının Genel Kurulun; denetçi hakkındaki kesinleşmiş mahkeme kararının Komisyonun bilgisine sunulmasıyla Başdenetçi veya denetçi sıfatı sona erer.
Başdenetçi ve denetçilerin mali ve sosyal hakları
MADDE 16 – (1) Başdenetçiye Başbakanlık Müsteşarı; denetçilere Başbakanlık müsteşar yardımcıları için belirlenen her türlü ödemeler dâhil mali haklar tutarında aylık ücret ödenir. Başbakanlık Müsteşarı ve müsteşar yardımcılarına ödenenlerden, vergi ve diğer kesintilere tabi olmayanlar bu Kanuna göre de vergi ve diğer kesintilere tabi olmaz. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer mevzuat uyarınca Başbakanlık Müsteşarının yararlanmış olduğu sosyal hak ve yardımlardan Başdenetçi, Başbakanlık müsteşar yardımcılarının yararlanmış olduğu sosyal hak ve yardımlardan da denetçiler aynı esas ve usuller çerçevesinde yararlanır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kuruma Başvuru ve Yapılacak İşlemler
Başvuru ve usulü
MADDE 17 – (1) Kuruma, gerçek ve tüzel kişiler başvurabilirler. Başvuru sahibinin talebi üzerine başvuru gizli tutulur.
(2) Başvuru; başvuru sahibinin adı ve soyadı, imzası, yerleşim yeri veya iş adresini ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için vatandaşlık kimlik numarasını, yabancılar için pasaport numarasını, başvuru sahibi tüzel kişi ise tüzel kişinin unvanı ve yerleşim yeri ile yetkili kişinin imzasını, varsa, merkezi tüzel kişilik numarasını ve yetki belgesini içeren Türkçe dilekçe ile yapılır. Bu başvuru, yönetmelikte belirlenen şartlara uyulmak kaydıyla elektronik ortamda veya diğer iletişim araçlarıyla da yapılabilir.
(3) Yapılan başvurulardan;
a) Belli bir konuyu içermeyenler,
b) Yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin olanlar,
c) İkinci fıkrada belirtilen şartları taşımayanlar,
ç) Sebepleri, konusu ve tarafları aynı olanlar ile daha önce sonuçlandırılanlar,
incelenmez.
(4) Kuruma başvuruda bulunulabilmesi için, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda öngörülen idari başvuru yolları ile özel kanunlarda yer alan zorunlu idari başvuru yollarının tüketilmesi gereklidir. İdari başvuru yolları tüketilmeden yapılan başvurular ilgili kuruma gönderilir. Ancak Kurum, telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ihtimali bulunan hâllerde, idari başvuru yolları tüketilmese dahi başvuruları kabul edebilir.
(5) Kuruma, illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar aracılığıyla da başvurulabilir.
(6) Başvurulardan herhangi bir ücret alınmaz.
(7) Kuruma, dördüncü fıkra uyarınca yapılacak başvuruya idare tarafından verilecek cevabın tebliği tarihinden, idare başvuruya altmış gün içinde cevap vermediği takdirde bu sürenin bitmesinden itibaren altı ay içinde başvurulabilir. Başvuru tarihi, dilekçenin Kuruma, valilik veya kaymakamlıklara verildiği, diğer hâllerde başvurunun Kuruma ulaştığı tarihtir.
(8) Dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur.
Bilgi ve belge istenmesi
MADDE 18 – (1) Kurumun inceleme ve araştırma konusu ile ilgili olarak istediği bilgi ve belgelerin, bu isteğin tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde verilmesi zorunludur. Bu süre içinde istenen bilgi ve belgeleri haklı bir neden olmaksızın vermeyenler hakkında Başdenetçi veya denetçinin başvurusu üzerine ilgili merci soruşturma açar.
(2) Devlet sırrı veya ticari sır niteliğindeki bilgi ve belgeler, yetkili mercilerin en üst makam veya kurulunca gerekçesi belirtilmek suretiyle verilmeyebilir. Ancak, Devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgeler Başdenetçi veya görevlendireceği denetçi tarafından yerinde incelenebilir.
Bilirkişi görevlendirilmesi ve tanık dinlenmesi
MADDE 19 – (1) İnceleme ve araştırma konusu ile ilgili olarak Başdenetçi veya denetçiler bilirkişi görevlendirebilir.
(2) 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri saklı kalmak üzere, bilirkişi olarak görevlendirilen kamu görevlilerine her inceleme ve araştırma konusu için (1.000), diğer kişilere her inceleme ve araştırma konusu için (2.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmemek üzere görevlendirmeyi yapanın kararı ile bilirkişi ücreti ödenir. Bu ödemeler, damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz.
(3) İnceleme ve araştırma konusu ile ilgili olarak Başdenetçi, denetçiler veya uzmanlar tanık ya da ilgili kişileri dinleyebilir.
İnceleme ve araştırma
MADDE 20 – (1) Kurum, inceleme ve araştırmasını başvuru tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.
(2) Kurum, inceleme ve araştırma sonucunu ve varsa önerilerini ilgili mercie ve başvurana bildirir. Kurum, başvurana, işleme karşı başvuru yollarını, başvuru süresini ve başvurulacak makamı da gösterir.
(3) İlgili merci, Kurumun önerileri doğrultusunda tesis ettiği işlemi veya Kurumun önerdiği çözümü uygulanabilir nitelikte görmediği takdirde bunun gerekçesini otuz gün içinde Kuruma bildirir.
Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması
MADDE 21 – (1) Başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar.
(2) Başvurunun Kurum tarafından yerinde görülerek kabul edilmesi hâlinde; ilgili merci Kurumun önerisi üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis etmez veya eylemde bulunmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlar.
(3) Kurumun, inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde de durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlar.
Raporlar
MADDE 22 – (1) Kurum, her takvim yılı sonunda yürütülen faaliyetleri ve önerileri kapsayan bir rapor hazırlayarak Komisyona sunar. Komisyon, bu raporu araverme ve tatil dönemleri hariç olmak üzere iki ay içinde görüşüp kendi kanaat ve görüşlerini de içerecek şekilde özetleyerek Genel Kurula sunulmak üzere hazırladığı raporu Başkanlığa gönderir. Komisyonun raporu Genel Kurulda ivedilikle görüşülür.
(2) Kurumun yıllık raporu, ayrıca Resmî Gazetede yayımlanmak suretiyle kamuoyuna duyurulur.
(3) Kurum; açıklanmasında fayda gördüğü hususları yıllık raporu beklemeksizin her zaman kamuoyuna duyurabilir.
Açıklama yapma yetkisi
MADDE 23 – (1) Kurumun faaliyetleri hakkında açıklama yapmaya Başdenetçi veya görevlendireceği denetçi yetkilidir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Personele İlişkin Hükümler
Personelin atanması
MADDE 24 – (1) Genel Sekreter, en az dört yıllık yükseköğretim kurumu mezunu, Devlet Memurları Kanununa tabi görevlerde on yıl hizmeti bulunan ve aynı Kanunun 48 inci maddesinde yazılı şartlara sahip olanlar arasından Başdenetçi tarafından atanır.
(2) Diğer personel Başdenetçi tarafından atanır.
Kamu denetçiliği uzman yardımcılığı
MADDE 25 – (1) Kamu denetçiliği uzman yardımcılığına atanabilmek için, Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde sayılan genel şartlar yanında aşağıdaki nitelikler de aranır:
a) Dört yıllık eğitim veren fakültelerden veya bunlara denkliği kabul edilmiş yurt içi veya yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak.
b) Yapılacak giriş sınavında başarılı olmak.
c) Sınavın yapıldığı yılın ocak ayının ilk günü itibarıyla otuzbeş yaşını doldurmamış olmak.
Kamu denetçiliği uzmanlığı
MADDE 26 – (1) 25 inci maddeye göre kamu denetçiliği uzman yardımcılığına atananlar, en az üç yıl çalışmak kaydıyla açılacak yeterlik sınavına girmeye hak kazanırlar. Sınavda başarılı olanlar, Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavında en az (C) düzeyinde puan veya uluslararası kabul görmüş yabancı dil seviye tespit sınavlarından bu puana denk puan almış olmak şartıyla kamu denetçiliği uzmanı unvanını alırlar. Sınavda başarılı olamayanlar, istekleri hâlinde Kurumunda veya Devlet Personel Başkanlığınca diğer kamu kurum ve kuruluşlarında uygun kadrolara atanırlar.
(2) Kamu denetçiliği uzman yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri ve yeterlik sınavının şekli ile kamu denetçiliği uzman ve uzman yardımcılarının görev, yetki ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir.
Personele uygulanacak hükümler ile personelin mali ve sosyal hakları
MADDE 27 – (1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Kurum personeli hakkında Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır.
(2) Genel Sekretere Başbakanlıktaki genel müdürlere uygulanan mali ve sosyal hak ve yardımlara ilişkin hükümler uygulanır.
(3) Kamu denetçiliği uzmanlarına aynı derecede bulunan Başbakanlık uzmanları, kamu denetçiliği uzman yardımcılarına Başbakanlık uzman yardımcıları ve Kurumun diğer personeline ise Başbakanlıkta aynı unvanlı ve aynı dereceli kadrolarda çalışanlara uygulanan mali ve sosyal hak ve yardımlara ilişkin hükümler uygulanır. Başbakanlıkta emsali personele ödenenlerden vergi ve diğer kesintilere tabi olmayanlar bu maddeye göre de vergi ve diğer kesintilere tabi olmaz.
Kamu kurum ve kuruluşlarındaki personelin görevlendirilmesi
MADDE 28 – (1) Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde, sosyal güvenlik kurumlarında, mahallî idarelerde, mahallî idarelerin bağlı idarelerinde, mahallî idare birliklerinde, döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlarda, sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait kuruluşlarda, kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunlara bağlı ortaklıklar ve müesseselerde çalışanlar, kurumlarının izni ile uzmanlık gerektiren işlerde görevlendirilebilirler. Bu şekilde yapılan görevlendirmenin süresi altı ayı geçemez. Ancak ihtiyaç hâlinde bu süre üç ay daha uzatılabilir. Kurumun bu konudaki talepleri, ilgili kurum ve kuruluşlarca öncelikle sonuçlandırılır. Bu şekilde görevlendirilen personel, kurumlarından aylıklı izinli sayılır. Bu personelin izinli oldukları sürece memuriyetleri ile ilgileri ve özlük hakları devam ettiği gibi, bu süreler yükselme ve emekliliklerinde de hesaba katılır ve yükselmeleri başkaca bir işleme gerek duyulmadan süresinde yapılır.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Çeşitli Hükümler
Bütçe
MADDE 29 – (1) Kurumun gelirleri şunlardır:
a) Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesinden alınacak Hazine yardımı.
b) Diğer gelirler.
(2) Kurum bütçesinden bu Kanun kapsamındaki görevlerin gerçekleştirilmesine ilişkin giderler yapılır.
Yasaklar
MADDE 30 – (1) Başdenetçi, denetçiler, Genel Sekreter, kamu denetçiliği uzman ve uzman yardımcıları ile diğer personel, siyasi partilere üye olamazlar; herhangi bir siyasî parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef alan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayırımı yapamazlar; görevleri sebebiyle herhangi bir şekilde öğrendikleri mesleki veya ticari sırları görevlerinden ayrılmış olsalar bile açıklayamazlar, kendilerinin veya başkalarının yararına kullanamazlar.
(2) Başdenetçi, denetçiler, Genel Sekreter, kamu denetçiliği uzman ve uzman yardımcıları; kendilerinin, eşlerinin ve üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan ve kayın hısımlarının şikâyetlerini inceleyemezler.
(3) Başdenetçi, denetçiler, Genel Sekreter, kamu denetçiliği uzman ve uzman yardımcıları ile diğer personel, bu görevleri süresince resmî veya özel hiçbir görev alamazlar, ticaretle uğraşamazlar. Bilimsel yayınlarda bulunma, görevleri veya meslekleri ile ilgili olarak davet edildikleri ulusal veya uluslararası kongre, konferans ve benzeri toplantılara katılma, derneklerde üyelik ve kâr amacı gütmeyen kooperatiflerde ortaklık hâlinde bu madde hükümleri uygulanmaz.
Başdenetçi veya denetçiler hakkında ceza soruşturması ve kovuşturması usulü
MADDE 31 – (1) Başdenetçi ve denetçilerin görevleri sebebiyle bir suç işledikleri öne sürüldüğü takdirde haklarında ceza soruşturması ve kovuşturması yapılabilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının iznine bağlıdır. İzin verilmesi veya verilmemesine ilişkin karara karşı itiraz mercii, Danıştayın ilgili dairesidir.
(2) Başdenetçi ve denetçiler hakkındaki soruşturma Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yapılır. Açılacak kamu davası, Yargıtayın ilgili ceza dairesinde görülür. Temyiz mercii, Yargıtay Ceza Genel Kuruludur.
(3) Bu maddede hüküm bulunmayan hususlarda 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.
(4) Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara ilişkin suçüstü hâli genel hükümlere tabidir.
Genel Sekreter ve personel hakkında ceza soruşturması ve kovuşturması usulü
MADDE 32 – (1) Genel Sekreter, kamu denetçiliği uzman ve uzman yardımcılarının görevleri sebebiyle bir suç işledikleri öne sürüldüğü takdirde ceza soruşturması ve kovuşturması yapılabilmesi Başdenetçinin iznine bağlıdır. İzin verilmesi veya verilmemesine ilişkin karara karşı itiraz mercii Ankara Bölge İdare Mahkemesidir.
(2) Genel Sekreter, kamu denetçiliği uzman ve uzman yardımcıları ile diğer personel hakkındaki soruşturma, suçun işlendiği yer Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Açılacak kamu davası aynı yer mahkemesinde görülür.
(3) Bu maddede hüküm bulunmayan hususlarda, Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.
(4) Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara ilişkin suçüstü hâli genel hükümlere tabidir.
Emeklilik
MADDE 33 – (1) Başdenetçi, denetçiler, Genel Sekreter, kamu denetçiliği uzman ve uzman yardımcıları ile diğer personel, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılır. Başdenetçi ve denetçilerin sigorta primine esas kazanç tutarları, Başdenetçi için Başbakanlık Müsteşarı, denetçiler için Başbakanlık müsteşar yardımcıları esas alınarak belirlenir. Bu görevleri sırasında 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına girenlerin bu görevde geçen süreleri makam tazminatı ile temsil tazminatı ödenmesi gereken süre olarak değerlendirilir ve emeklilik yönünden Başdenetçi Başbakanlık Müsteşarı, denetçiler Başbakanlık müsteşar yardımcıları için belirlenmiş olan ek gösterge, makam tazminatı ile temsil tazminatından aynı usul ve esaslara göre yararlandırılır.
(2) Sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden emekli aylığı almakta olanlardan Başdenetçi ve denetçi seçilenlerin, istekleri hâlinde emekli aylıkları kesilir ve 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında yeniden sigortalı sayılır. Bu şekilde emekli aylıklarını kestirmek suretiyle yeniden sigorta primi ödeyenlerin görev sürelerinin bitiminde emekli aylıkları genel hükümlere göre yeniden belirlenir.
(3) Başdenetçi ve denetçiler hakkında 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası ile 5510 sayılı Kanunda yer alan yaş haddine ilişkin hükümler uygulanmaz.
Kadrolar
MADDE 34 – (1) Ekli listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvele Kamu Denetçiliği Kurumu bölümü olarak eklenmiştir.
Değişiklik yapılan hükümler
MADDE 35 – (1) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinin “Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendine “Yüksek Kurum Uzman Yardımcıları,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Kamu Denetçiliği Uzman Yardımcıları,” ibaresi ve “Yüksek Kurum Uzmanlığına,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Kamu Denetçiliği Uzmanlığına,” ibaresi eklenmiştir.
(2) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (II) sayılı cetvelin “B) Özel Bütçeli Diğer İdareler” bölümünün Anayasa Mahkemesince iptal edilen 34 üncü sırası “34) Kamu Denetçiliği Kurumu” olarak yeniden düzenlenmiştir.
(3) 5/1/1961 tarihli ve 237 sayılı Taşıt Kanununun eki (2) sayılı cetvele “Başbakanlık Müsteşarlıkları” satırından sonra gelmek üzere aşağıdaki satır eklenmiştir.
“Kamu Başdenetçisi 1 er ” 5 ” ”
Geçiş hükümleri
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Başdenetçi ve denetçilerin seçimi ile Kamu Denetçiliği Kurumu kurulur.
(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten onbeş gün sonra Başkanlık tarafından Başdenetçi ve denetçi seçimi için aday adaylığı başvuru süreci başlatılır ve 11 inci maddede öngörülen usule uyularak seçim sonuçlandırılır.
(3) Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dokuz ay içinde yürürlüğe konulur.
(4) Başdenetçi ve denetçilerin seçimi tamamlandıktan sonra Başdenetçi tarafından doksan gün içinde; bir defaya mahsus olmak ve ekli listede yer alan Kamu Denetçiliği Uzmanı unvanlı serbest kadro adedinin yüzde ellisini geçmemek üzere, 25 inci ve 26 ncı maddelerdeki şartlar aranmaksızın, doktora yapmış üniversite öğretim elemanları veya kamu kurum ve kuruluşlarında görevli olup, mesleğe özel yarışma sınavı ile girilen ve belirli süreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterlik sınavı sonunda atanmış olanlardan kamu denetçiliği uzmanı olarak atama yapılabilir. Kamu denetçiliği uzmanı olarak atanacakların mesleklerinde en az beş yıllık deneyime sahip olmaları gerekir.
(5) Bu Kanun hükümleri, mahallî idarelerin eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışları hakkında, bu Kanunun bütün hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten bir yıl sonra uygulanmaya başlanır.
Yürürlük
MADDE 36 – (1) Bu Kanunun 17 nci maddesi yayımı tarihinden dokuz ay sonra, diğer maddeleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 37 – (1) Bu Kanun hükümlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Bakanlar Kurulu yürütür.
Kamu Denetçiliği Kurumu-Ombudsmanlık ve İlişkili Uluslararası Sözleşmeler
İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu 6570 sayılı kanun olarak 20.11.2014 tarihinde yürürlüğe girmiş ve 29 Kasım 2014 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yasa ile kurulan İstanbul Tahkim Merkezinin vermiş olduğu hakem kararları nihai ve bağlayıcı olup, dünyanın her yerinde icra edilme gücüne sahiptir.
İstanbul Tahkim Merkezi, herhangi bir üyelik şartı aramadan hem Türkiye’deki hem dünyadaki ticari aktörler arasında olan uyuşmazlıkların çözümlenmesi için hizmet veren, bağımız, tarafsız ve özerk bir kurumdur. İstanbul Tahkim Merkezi Tahkim ve Arabuluculuk Kuralları, 26.10.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Tahkim, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların hakem adı verilen kişiler aracılığı ile nihai olarak çözülmesi olup taraflar aralarında sözleşme ile ya da İstanbul Tahkim Merkezi (İSTAC)’ne başvurularak gerçekleştirilebilmektedir.
6570 Sayılı İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu
Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, yabancılık unsuru taşıyanlar da dahil olmak üzere uyuşmazlıkların tahkim veya alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle çözülmesini sağlamak üzere İstanbul Tahkim Merkezinin kurulması ile Merkezin teşkilat ve faaliyetlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Kuruluş
MADDE 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasını sağlamak ve Kanunla kendisine verilen görevleri yerine getirmek üzere tüzel kişiliği haiz, özel hukuk hükümlerine tabi İstanbul Tahkim Merkezi kurulmuştur.
Tanımlar
MADDE 3 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Merkez:İstanbul Tahkim Merkezini,
b) Tahkim Divanı:İlgisine göre MillîTahkim Divanı veya Milletlerarası Tahkim Divanını,
ifade eder.
Merkezin görevleri
MADDE 4 – (1) Merkezin görevleri şunlardır:
a) Tahkim ve alternatif uyuşmazlıkçözüm yöntemlerine ilişkin kurallarıbelirlemek ve hizmetlerin yürütülmesini sağ
b) Tahkim ve alternatif uyuşmazlıkçözüm yöntemleriyle ilgili tanıtım ve yayın yapmak, bu konudaki bilimselçalışmaları teşvik etmek, desteklemek, gerçekleştirmek, yurt içi ve yurt dışındaki ilgili kişi ve kurumlarla iş birliği yapmak.
Teşkilat
MADDE 5 – (1) Merkez; Genel Kurul, Yönetim Kurulu, Denetçi, Danışma Kurulu, Millî ve MilletlerarasıTahkim divanları ile Genel Sekreterlikten oluşur.
Genel Kurul
MADDE 6 – (1) Genel Kurul, mesleğinde en az on yıl tecrübeye sahip olanlar arasından;
a) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin ticaret ve sanayi odalarından iki, ticaret odalarından bir, deniz ticaret odalarından bir, sanayi odalarından bir ve ticaret borsalarından bir olmaküzere seçeceği toplam altı,
b) Baro başkanlarının baroya kayıtlıavukatlar arasından seçeceği dört,
c) Yükseköğretim Kurulunun tahkim konusunda tecrübeliöğretimüyeleri arasından seçeceği üç,
ç) Türkiye İhracatçılar Meclisinin seçeceği iki,
d) Adalet Bakanlığının idari görevdeçalışan birinci sınıf hâkimler arasından seçeceği bir,
e) Türkiye Bankalar Birliğinin seçeceği bir,
f) Türkiye Katılım BankalarıBirliğinin seçeceği bir,
g) Sermaye PiyasasıKurulunun seçeceği bir,
ğ) Borsa İstanbul Anonim Şirketinin seçeceği bir,
h) Türkiye Esnaf ve SanatkârlarıKonfederasyonunun seçeceği bir,
ı) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun seçeceği bir,
i) Türkiye Sermaye PiyasalarıBirliğinin seçeceği bir,
j) En fazlaüyeye sahip işçi ve işveren sendikalarıkonfederasyonlarından birer,
temsilci olmak üzere toplam yirmi beş üyeden oluşur. Bu temsilciler, yukarıda sayılan kurumların yönetim organları tarafından seçilir. Üyelerin seçildikleri kurumdaki görevleri devam eder. Baro başkanları kontenjanından seçilecek temsilcilerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Barolar Birliği tarafından adayların bildirildiği tarihten itibaren on gün içinde Birlik tarafından belirlenen yer ve zamanda baro başkanları tarafından seçim yapılır. Her bir baro başkanının bir oy kullanabileceği bu seçimde, en fazla oy alan dört aday üye seçilmiş sayılır.
(2) Genel Kurul üyeleri dört yıl için seçilir. Süresi dolan üye yeniden seçilebilir. Üyeliğin herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde, bu üyenin kalan süresini tamamlamak üzere aynı kontenjandan seçim yapılır.
Genel Kurulun görevleri ve çalışma usulü
MADDE 7 – (1) Genel Kurulun görevleri şunlardır:
a) Yönetim Kurulu ve Danışma Kuruluüyeleri ile denetçileri seç
b) Yönetim Kurulu faaliyet raporu ve bilançosu ile Denetçi raporunu inceleyip Yönetim Kurulunun ibrasıhakkında karar vermek.
c) Yönetim Kurulu tarafından hazırlanan, tahkim ve alternatif uyuşmazlıkçözüm yöntemlerine ilişkin uygulanacak kurallar ile Merkezin işleyişine ilişkin usul ve esaslarıiçeren düzenlemeleri ve bütçeyi inceleyip onaylamak.
ç) Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Danışma Kurulu üyeleri ile denetçilerin huzur hakkı, ücret ve masraflarınıbelirlemek.
(2) Genel Kurul yılda bir kez ekim ayında toplanır. Yönetim Kurulu Başkanı veya Denetçi, gerektiği takdirde Genel Kurulu toplantıya çağırabilir.
(3) Genel Kurul, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar alır.
Yönetim Kurulu ve çalışma usulü
MADDE 8 – (1) Yönetim Kurulu, Genel Kurulun kendi üyeleri arasından dört yıl için seçtiği beş asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Süresi dolan Yönetim Kurulu üyeleri yeniden seçilebilir. En az üç asıl ve iki yedek üyenin hukuk fakültesi mezunu olması zorunludur. Yönetim Kurulu, hukuk fakültesi mezunu üyeleri arasından bir Başkan seçer.
(2) Yönetim Kurulu en az üç üyenin katılımıyla toplanır ve üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar alır. Yönetim Kurulu, toplantılarını elektronik ortamda da yapabilir.
(3) Yönetim Kurulu üyeliğinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, birinci fıkra nazara alınarak seçimle belirlenen sıraya göre yedek üye kalan süreyi tamamlar.
(4) Yönetim Kurulu üyelerinin görevi, yeni Yönetim Kurulu oluşuncaya kadar devam eder.
(5) Toplantılara mazeretsiz olarak art arda iki kez veya bir yıl içinde üç kez katılmayan Yönetim Kurulu üyesinin görevi kendiliğinden sona erer.
Yönetim Kurulu ve Başkanın görevleri
MADDE 9 – (1) Merkezin icra organı olan Yönetim Kurulunun görevleri şunlardır:
a) Tahkim ve alternatif uyuşmazlıkçözüm yöntemlerine ilişkin uygulanacak kurallar ile Merkezin işleyişine ilişkin usul ve esaslarıiçeren düzenleme taslaklarını hazırlayıp Danışma Kurulunun görüşünü aldıktan sonra Genel Kurulun onayına sunmak.
b) Bilanço ve faaliyet raporunu hazırlayıp Genel Kurulun ibrasına sunmak.
c) Gelecek yıla ait bütçeyi hazırlayıp Genel Kurulun onayına sunmak.
ç) Hakem ücret ve Merkez hizmet bedel tarifelerini hazırlayarak Genel Kurulun onayına sunmak.
(2) Merkezin idare ve temsili Başkana aittir. Başkan, yokluğunda görevlerini yapmak üzere bir Yönetim Kurulu üyesini görevlendirir.
Denetçi
MADDE 10 – (1) Genel Kurul, üyeleri arasından ya da dışarıdan üçten fazla olmamak üzere bir veya birden fazla kişiyi dört yıl için denetçi olarak seçer. Denetçinin görevinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde kalan süreyi tamamlamak üzere bir yedek denetçi seçilir.
(2) Denetçi, Yönetim Kurulunun yıllık faaliyetlerini denetleyerek Genel Kurula sunmak üzere bir rapor hazırlar. Birden fazla denetçi bulunması hâlinde rapor müştereken hazırlanır.
Danışma Kurulu
MADDE 11 – (1) Danışma Kurulu, Merkezin amaçları çerçevesinde bilgi ve görüşlerinden yararlanılmak üzere tahkim veya alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri konusunda en az beş yıllık tecrübeye sahip on beş üyeden oluşur. Danışma Kurulu üyeleri, Yönetim Kurulunun teklifi üzerine Genel Kurul tarafından dört yıl için seçilir.
(2) Yönetim Kurulu, gerekli gördüğü hâllerde Danışma Kurulunun görüşüne başvurur.
(3) Danışma Kurulu, Yönetim Kurulunun çağrısı üzerine yılda en az bir kez toplanır ve görüşüne başvurulan konularda rapor hazırlayarak Yönetim Kuruluna sunar.
Millî Tahkim Divanı ve Milletlerarası Tahkim Divanı
MADDE 12 – (1) Merkez bünyesinde ayrı ayrı Millî Tahkim Divanı ve Milletlerarası Tahkim Divanıoluşturulur. Tahkim divanlarında, Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Sekreter doğal üye olup, ayrıca Yönetim Kurulu tarafından mesleğinde en az on yıl tecrübeye sahip hukukçular arasından seçilecek üçer üye yer alır. Yönetim Kurulu tarafından seçilen Tahkim Divanı üyelerinin görev süresi beş yıldır.
(2) Tahkim Divanı başkanları, Divan üyeleri tarafından üye tam sayısının salt çoğunluğuyla seçilir.
(3) Tahkim Divanı, Divan Başkanının başkanlığında en az üç üyenin katılımıyla toplanır ve toplantıya katılanların çoğunluğuyla karar alır; oyların eşitliği hâlinde Divan Başkanının oyu doğrultusunda karar alınmış sayılır. Tahkim Divanı kararlarına karşı taraflar kararın kendilerine tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren Divana itiraz edebilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
(4) Tahkim Divanı, toplantılarını elektronik ortamda da yapabilir ve karar alabilir.
(5) Tahkim Divanı üyeliğinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, bu üyenin görev süresini tamamlamak üzere yeni üye seçilir.
(6) Tahkim Divanı, Merkezin belirlediği Tahkim kurallarında öngörülen görevleri yerine getirir.
Genel Sekreterlik
MADDE 13 – (1) Genel Sekreterlik; Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcısı ve yeteri kadar personelden oluşur.
(2) Genel Sekreter ve Genel Sekreter Yardımcısı mesleğinde en az on yıl tecrübeye sahip hukukçular arasından Yönetim Kurulu tarafından seçilir.
(3) Merkezde tahkim yargılamasına ilişkin işler ile diğer işleri görmek üzere Genel Sekreterin nezaretinde yeteri kadar büro personeli çalıştırılır.
(4) Genel Sekreter ve Genel Sekreter Yardımcısı, tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine ilişkin uygulanacak kurallar ile Merkezin işleyişine ilişkin usul ve esasları içeren düzenlemelerde belirlenen görevleri yerine getirir ve Merkezin idari işlerinin yürütülmesinden sorumludur.
(5) Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcısı ve büro personeli 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabidir.
Yasaklılık ve gizlilik
MADDE 14 – (1) Danışma Kurulu üyeleri dışındaki Merkez organlarının üyeleri ile çalışanları, görev süreleri boyunca Merkez bünyesinde hakemlik veya arabuluculuk yapamazlar. Ancak, tarafların anlaşmalarıyla bu kişilerin hakemlik veya arabuluculuk yapması mümkündür.
(2) Merkez organlarının üyeleri ile çalışanları, görevleri dolayısıyla öğreneceği sırlar ile taraflar ve üçüncükişilere ait her türlü bilgileri, görevleri sona erse dahi hiçbir kişi ve kuruluşa açıklayamaz, kendisi veya başkasıyararına kullanamaz; tarafların yazılı izni olmaksızın görevi gereği edindiği bilgi ve belgelere dayanarak beyan ve yayınlarda bulunamaz.
Merkezin gelir ve giderleri
MADDE 15 – (1) Merkezin gelirleri aşağıdaki kaynaklardan oluşur:
a) Merkez tarafındanücretli olarak sunulan hizmetler karşılığında elde edilecek gelirler
b) Yönetim Kurulu tarafından hazırlanan ve Genel Kurul tarafından tasdik edilen bütçenin gelirlerle karşılanamayan kısmıiçin temsilci sayısıesas alınarak belirlenen orana göre, baroya kayıtlı avukatlar arasından seçilen üyeler için Türkiye Barolar Birliğince, diğer üyeler için temsilci seçen kuruluşlarca tahsis edilen paylar
(2) Birinci fıkranın (b) bendi hükmü Adalet Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu tarafından seçilecek üyeler için uygulanmaz.
(3) Merkez, görevlerinin ifası için gereken harcamaları yapma yetkisine sahiptir.
Uygulanacak hükümler
MADDE 16 – (1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk MedenîKanunu ile 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu hükümleri uygulanır.
Geçiş hükümleri
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Merkezin Yönetim Kurulu oluşturuluncaya kadar geçecek süre içindeki tüm destek hizmetleri Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından yürütülür.
(2) Bu Kanunun 6 ncı maddesinde belirtilen kurum ve kuruluşlarca, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde Merkezin Genel Kurulunda görev yapacak temsilciler Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine bildirilir. Temsilcilerin bildirilmesinden itibaren iki ay içinde Genel Kurul ilk toplantısını yapar. Genel Kurulun ilk toplantı tarihi, Genel Kurul üyeleri bakımından dört yıllık görev süresinin başlangıcı olarak kabul edilir.
(3) Tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine ilişkin uygulanacak kurallar ile Merkezin işleyişine ilişkin usul ve esasları içeren düzenlemeler, Yönetim Kurulunun seçilmesinden itibaren altı ay içinde Merkez tarafından hazırlanır ve yürürlüğe konulur.
(4) Merkezin faaliyetlerini yürütebilmesi için ilk iki yıl bütçesi Başbakanlık bütçesinden karşılanır.
Yürürlük
MADDE 17 – (1) Bu Kanun 1/1/2015 tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 18 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. 28/11/2014
İstanbul Tahkim Merkezi Kanununa göre, İstanbul Tahkim Merkezi’nin tüzel kişiliği bulunmaktadır ve teşkilat yapısı, Genel Kurul, Yönetim Kurulu, Denetçi, Danışma Kurulu, Milli ve Milletlerarası Tahkim Divanları ile Sekreterya’dan oluşmaktadır. 6570 sayılı kanunda bu teşkilat yapısı ayrıntılı şekilde açıklanmıştır.
İstanbul Tahkim Merkezi’nde taraflar, uzman hakem veya hakemleri serbestçe seçebilmektedirler. Devlet yargılamasından farklı olarak dava aleni değildir ve tahkimle ilgisi olmayan kişilerin uyuşmazlık ve uyuşmazlığın neticesi hakkında bilgi sahibi olması yasaktır. Kararların mahkeme kararları gibi yayınlanma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Türkiye UNCITRAL Model Kanunu uyarınca hazırlanmış 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu ile 1958 tarihli New York Sözleşmesi ve 1961 tarihli Cenevre-Avrupa Sözleşmesi’ne taraf olmasından, milletlerarası tahkimi de gerçekleştirebilmektedir.
İstanbul Tahkim Merkezi (İSTAC)’nde dava açmak için, tahkim talebi veya dava dilekçesi Sekretarya’ya sunulmaktadır.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 20 Temmuz 1982 tarihinde, 2809 Sayılı Kanun ile kurulmuştur. Fakülte, 3 Kasım 1982 tarihinde öğretime başlamış, Göztepe Kampüsünde başlayan öğretim faaliyeti, 1984 yılından itibaren Haydarpaşa Kampüsüne taşınmıştır ve halen eğitim burada sürdürülmektedir. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin kurucu dekanı Prof. Dr. Ergun Önen’dir.
Marmara Hukuk Haydarpaşa Tarihi Binası-Osmanlı Dönemi
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğretim süresi dört yıldır ve I. ve II. öğretim olmak üzere ikili öğretim yapılmaktadır. Mevcut öğrenci sayısı yıllara ve dönemlere göre değişim göstermekle birlikte toplam öğrenci sayısı 4.000 ile 5.000 aralığında seyretmektedir.
Prof.Dr. Mehmet AKMAN
Fakültede 2018 yılı itibariyle 28 profesör görev yapmakta ve tahmini olarak 4600 civarında öğrenci eğitim görmektedir.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, ÖSYM tarafından yapılan YGS ve LYS sınavları ile öğrenci almaktadır. Dikey Geçiş Sınavı ve MÜYÖS sınavları yanında yatay geçiş yoluyla da fakülteye kayıt yaptırılabilmektedir. Denklik için YÖK tarafından gönderilen öğrencilerden gerekli şartları taşıyanlar da Fakültemize kabul edilmektedir. Marmara Üniversitesi öğrencilerinden YAP ve ÇAP için başvuran ve yerleştirilen öğrencilerin, Fakülte Yönetim Kurulu tarafından kabul edilen özel öğrencilerin, ERASMUS, FARABİ ve MEVLANA programları ile yurt içi ve yurt dışındaki üniversitelerden gelen ve bu üniversitelere giden öğrencilerin yüksek öğrenim hareketliliği de fakülte tarafından takip edilmektedir.
Marmara Hukuk Yeşillikler İçinde bir ortama sahiptir
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Prof. Dr. Ergun Özen, Prof. Dr. Fehim Üçışık, Prof. Dr. Bülent Tahiroğlu, Prof. Dr. Mehmet Omağ, Prof. Dr. Osman Gökhan ve Prof. Dr. Mehmet Emin Artuk dekan olarak görev yapmıştır. Mevcut Prof. Dr. Serap Helvacı’nın ardından göreve gelen Prof.Dr. Mehmet AKMAN’dır.
Dekan-Prof.Dr.Serap.HELVACI
Fakültefe, Akademik Gelişim Birimi bulunmaktadır ve Literatür Taraması Eğitimi, YDS Hazırlık Kursu, Akademik İngilizce Konuşma Kursu ve TOEFL Hazırlık Kursu gibi eğitimler verilmektedir.
Hukuk Fakültesi, Marmara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Programı ile entegre edilmiş durumdadır.
Fakültede İngilizce yazılmış bilimsel makalelerin ya da kitap bölümlerinin, uluslararası yayın platformlarına gönderilmeden önce ilgili bilimsel alanda ana dili İngilizce olan uzmanlar tarafından dil ve anlatım bakımından son düzeltmelerinin yapılmasını ve yayın adayının yayınlanacak platformun şekil şartlarına göre biçimlendirilmesini içeren son kontrol ve okuma hizmeti olan ENAGO hizmeti verilmektedir.
Fakülte, birçok ulusal ve uluslararası kuruluşla bilimsel işbirliği yapmaktadır.
Erasmus, Farabi ve Mevlana öğrenci değişim programları öğrencilerin hizmetindedir.
Fakültede kariyer merkezi koordinatörlüğü bulunmakta ve öğrencilerin mezuniyet sonrası yaşama hazırlanması amaçlanmaktadır.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin Önceki Dekanları
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi (MÜHF-HAD), Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin süreli yayınıdır ve 1986 yılından itibaren yayın hayatındadır. MÜHF- HAD, hakemli bir dergidir ve yılda en az iki sayı yayınlanmaktadır. Dergi, Hukuk Fakültesi Dekanlığı bünyesinde oluşturulan Yayın Komisyonu tarafından faaliyetlerini yürütmekte, temel ilgi alanı olarak bilimsel araştırmaların yayınlanmasını amaçlamakta ve hakemli, süreli ve akademik yayın yapmakta, Adalet Yayınevi tarafından basılmaktadır. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi TÜBİTAK – ULAKBİM tarafından taranmakta, açık erişimli dergi statüsünde bulunmaktadır.
Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği-RATEM, radyo televizyon yayıncılığının sorunlarına kalıcı çözümler üretmek ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndan kaynaklanan hakların takibini ve korunmasını sağlamak için meslek birliği statüsünde 2001 yılında kurulmuştur.
Ratem, Korsanla Mücadeleye önem vermektedir.
Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği-RATEM, hedeflerini gerçekleştirmek için radyo televizyon yayıncılarını aynı çatı altında birleştirmiş, ulusal, bölgesel ve yerel yayıncıların desteğini alarak tüm yayıncılık sektörüne yönelik çözümler üretmiştir.
Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği-RATEM, Türkiye’de, Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna karasal ortamda yayın yapmak üzere lisans başvurusunda bulunan 23 ulusal, 16 bölgesel ve 213 yerel olmak üzere toplam 252 televizyon kuruluşu ve 36 ulusal, 102 bölgesel ve 952 yerel olmak üzere 1090 radyo kuruluşundan 800’ün üzerindeki yayıncıyı bünyesinde toplamaktadır.
Ratem Faaliyetleri
Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği-RATEM, Korsanla Mücadele amaçlı, Kültür ve Turizm Bakanlığının desteği ile yürüttüğü “Aklıma Bir Fikir Geldi” yarışması ile üniversiteler arası İletişim Fikirleri Yarışması Ödülleri dağıtmaktadır.
Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği bünyesinde Mesleki Yeterlilik Sertifika Merkezi bulunmaktadır. Mesleki Yeterlilik Kurumu ile işbirliği içinde, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen “Sayısal Yayıncılıkta Teknik Eğitim Sınav Merkezlerinin Kurulması Projesi”ni yürütmektedir. Projenin amacı; sayısal yayıncılığa geçişteki süreçte sektördeki meslek standartlarının belirlenmesi ve bu mesleklere yönelik sınav merkezlerinin oluşturularak sektördeki insan kaynağının sertifikalandırılmasının sağlanmasıdır.
Medya sektöründeki yayıncı ve içerik sağlayıcı kuruluşların insan kaynağına dönük eğitim ihtiyacını gidermek amacıyla RATEM bünyesinde Akademi kurulmuştur. Akademi, yeni medya olanaklarını, teknolojik evrimi ve yaratıcılık sürecine yönelik yönlendirmeleri de içinde barındıran eğitim ve mesleki gelişim hizmetleri sunmaktadır. RATEM Akademi Eğitim Programları, medya çalışanlarının ve sektörde istihdam imkanı arayanların eğitim ihtiyaçlarını seviyelerine uygun şekilde gidermeye çalışmaktadır.
Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği-RATEM, kurmuş olduğu dijital kütüphane ile Radyo Kütüphanesi ve Televizyon Kütüphanesi oluşturmuştur.
Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği-RATEM, Medya ve Demokrasi etkinlikleri yapmakta, radyo ve televizyonların demokratik ilkelere uyum konusunda ortak anlayışla hareket etmelerini teşvik etmektedir.
Ratem tarafından uluslararası çapta İstanbul Film Televizyon Forumları düzenlenmektedir.
Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları ve Arabuluculuk Hakkında Yazılmış Kitaplar
Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları ve Arabuluculuk Hakkında Yazılmış Kitaplar listesinde hakemlik, tahkim, arabuluculuk, uzlaştırma, müzakere, milletlerarası usul hukuku, uluslararası uygulamalar ve diğer benzer konularda yazılmış eserler bulunmaktadır.
Prof. Dr. Köksal Bayraktar, 1941 yılında Bandırma’da doğmuş, 1961 yılında Galatasaray Lisesi’nden mezun olmuş, 1965 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirerek aynı Fakültede ceza hukuku alanında asistan olarak akademisyenliğe başlamıştır. Bayraktar, 1971 yılında doktorasını tamamlayarak hukuk doktoru, 1975 yılında doçent ve 1981 yılında da profesör olmuştur.
Prof. Dr. Bayraktar, 1999 yılında Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim kadrosuna girmiş, 2005-2007 yılları arasında aynı Fakültenin Dekanlığını yapmıştır.
Bayraktar adına uzun yıllar akademisyenlik ve yöneticilik yaptığı Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından “Profesör Doktor Köksal Bayraktar’a Armağan” isimli yapıt 2010 yılında hazırlanarak basılmıştır.
Bayraktar, 2008’de emekliliğinden sonra Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne geçmiştir ve halen bu Fakültede lisans ve yüksek lisans öğretiminde ceza hukuku dersleri vermektedir.
Bayraktar, Galatasaray Eğitim Vakfı ikinci Başkanlığını da yürütmektedir.
Eserleri
Prof. Dr. Bayraktar, akademik hayatında birçok kitap ve bilimsel çalışma yapmış, “Hekimin Tedavi Nedeni ile Cezai Sorumluluğu”, “Suç İşlemeye Tahrik”, “Siyasal Suç”, “Doğum Kontrolünün Ortaya Koyduğu Hukuki Problemler ve Çözüm Yolları”, “Ceza Özel Hukuku-Kişilere Karşı Suçlar”, “Ceza Özel Hukuku-Uluslararası Suçlar”, ”Türk Hukuk Bibliyografyası”, “İçtihatlar Külliyatı”, “Basın Hukuku”, “Siyasal Suç”, “Hukukun Üstünlüğü” isimleri ile eserler yazmıştır. Köksal Bayraktar, Feridun Yenisey’in çevirisin yaptığı “Almanya Federal Cumhuriyeti Ceza Hukukuna Giriş” isimli esere Türk Ceza Hukukuna İlişkin Açıklamalar başlığı ile katkıda bulunmuştur.
Prof. Dr. Bayraktar, Güncel Hukuk Dergisinde her ay sürekli makaleler yazmakta ve bu derginin Yayın Yönetmenliğini yapmaktadır.
Prof. Dr. Bayraktar 2014 yılında yazmış olduğu Hukukun Üstünlüğü isimli eserinde, ceza hukuku alanında yaşamış olduğu deneyimleri hukuki ve felsefi olarak bir araya getirmiş, kişi hak ve özgürlüklerini temel alarak düşünce, toplantı ve gösteri yürüyüşü, basın ve bilim özgürlüklerini uygulamadaki yeri ile birlikte analiz etmiştir. Ceza Hukukunun ve Ceza Yargılamasının önemli sorunlarını masaya yatıran Bayraktar, dinin ceza kanununa etkisi, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, tutukluluk ve bilirkişilik gibi konuları irdelemiş, güncel sorunlarla ilgili bilimsel görüşlerini bu kitapta yansıtmıştır. Hukukun Üstünlüğü isimli kitap, toplumsal sorunlara hukuki çerçeveden bakmak ve çözüm konusunda arayışlara girmek isteyenler için önemli başvuru kitabı olmuştur.
Faaliyette olan siyasi partiler 22.03.2018 tarihi itibari ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ilan edilmiş olan tam listedir. Toplam 86 parti siyasal yaşamına devam etmektedir. Son kurulan parti Ötüken Birliği Partisi’dir ve 20.12.2017 tarihinde kurulmuştur. Daha önce kapatıldıktan sonra yeniden açılan partiler istisna tutulduğunda resmi olarak en eski parti Demokrat Parti’dir ve 23.06.1983 tarihinde kurulmuştur. İlgili partinin linkine gidildiğinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sunulan parti tüzüklerine ulaşılabilmektedir.
Resmi Gazete Tarihi: 16.11.1997 Resmi Gazete Sayısı: 23172
Birinci Bölüm Genel Hükümler
Amaç
Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile düzenlenen eser sahibinin haklarına komşu hak sahiplerinin sınırlarının korunması ve belirlenmesi, bir hak sahiplerinin birbirleri ve eser sahipleri ile olan ilişkilerinin düzenlenmesidir.
Kapsam
Madde 2- Bu Yönetmelik eser sahibinin maddi ve manevi haklarına halel getirmemek şartıyla fikir ve sanat eserlerini özgün biçimde icra eden, yorumlayan, icracı sanatçılarla, bu icrayı ya da sesleri ilk kez tespit eden ses taşıyıcısı yapımcıları ve radyo ve televizyon kuruluşlarının eser sahibinin haklarına komşu haklarının düzenlenmesine ilişkin ilke ve esasları kapsar.
Hukuki Dayanak
Madde 3- Bu Yönetmelik, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 7/6/1995 tarihli ve 4110 sayılı Kanunla eklenen Ek 3 üncü maddesine ve 26/10/1961 tarihinde Roma’da imzalanan İcracı Sanatçılar, Fonogram Yapımcıları ve Yayın Kuruluşlarının Korunmasına Dair Roma Sözleşmesi’ne dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
Madde 4- Bu Yönetmelikte geçen deyimlerden :
a) Komşu hak : Eser sahibinin haklarına zarar vermeden ve onun rızası ile bir eseri özgün biçimde icra eden veya icrasına katılan, bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden, yayınlayan gerçek ve tüzel kişilerin münhasıran sahip oldukları ; icrayı tespit etme, çoğaltma, kiralama, telli-telsiz her türlü araçla yayınlama ve kamuya açık yerlerde temsil suretiyle bundan faydalanma haklarını,
b) İcracı sanatçı : Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişileri,
c) Ses taşıyıcısı yapımcısı : Sözlü ya da sözsüz tüm seslerin ilk tespitini yapan, bu durumun hukuksal sorumluluğunu üstlenen gerçek ya da tüzel kişiyi,
d) Yayın kuruluşları : Radyo ve televizyon kuruluşlarını,
e) Tespit : Seslerin maddi bir araç üzerine herhangi bir yöntemle algılanabilmesini, çoğaltılabilmesini ya da başka bir yoldan kamuya iletilmesini sağlayacak biçimde kaydedilmesini.
f) Ses taşıyıcısı : Bir icranın seslerin ya da elektronik bir yöntemle eserlerin üzerine tespit edildiği her türlü aracı,
g) Yayın : Seslerin ya da görüntülerin ya da her ikisinin toplumun yararlanacağı şekilde radyo ve televizyon araçlarıyla telli ya da telsiz olarak kamuya sunulmasını,
h) Anında yayın : Bir yayın kuruluşunun yapmış olduğu yayının diğer bir yayın kuruluşu tarafından aynı anda yayınlamasını,
i) Kiralama : Üzerine seslerin ya da görüntülerin ya da her ikisinin kaydedildiği maddi araçların bir kopyasının ticari amaçla belli bir süre için ücret karşılığında zilyetliğinin el değiştirmesini, ifade eder.
Sınır
Madde 5- Komşu haklar, eser sahiplerinin maddi ve manevi haklarına zarar veremez. Komşu hak sahipleri bu haklarını kullanırken, eser sahibinin haklarını sınırlandıramazlar.
İkinci Bölüm İcracı Sanatçıların Hakları
Hakkın Niteliği
Madde 6- İcracı sanatçının icra ettiği eser üzerindeki İcradan doğan hakları herhangi bir şekilde sanatçının topluma yansıyan kişiliğini zedeleyecek biçimde kullanılamaz.
İcracı Sanatçının İzni
Madde 7- Aşağıdaki durumlarda icracı sanatçının;
a) Daha önce tespit edilmemiş icralarının tespiti,
b) Ticari amaçla çoğaltılmış icralarının kopyalarının kiraya verilebilmesi,
c) İlk tespiti izinsiz yapılan icraların çoğaltılması,
d) Çoğaltma izni verdiği tespitin amaç dışında çoğaltılması,
e) Ticari amaçla kamuya sunulan bir tespitten yapılmayan veya bir radyo ve televizyon yayını icraların, radyo ve televizyon kuruluşları tarafından yayınlanması için yazılı izni gereklidir.
Sözleşme Yapılması Durumu
Madde 8- Bir icracı sanatçı ile yapımcı arasında yapılan sözleşmeyle çoğaltma, kiralama, icranın telli ve telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da temsili yolu ile faydalanma hakkı uygun bir bedel karşılığında yapımcıya devredilmişse, icracı ve yorumcu sanatçıların yazılı izni aranmaz. Ancak, bu haklardan belli bir kısmının yapımcıya devredilmesi halinde, devredilmeyen hakların kullanımı söz konusu olduğunda bunlar için icracı sanatçılarla eser sahibinin yazılı izninin alınması gereklidir.
İcracı sanatçıların icralarını iş ve hizmetten doğan sorumluluklarından dolayı yapmaları ve yapılan bu icra sonunda elde edilen tespit iş ve hizmet dışında kullanılmak istenildiği takdirde bu kullanımın şartları işveren ya da iş sahibiyle icracı sanatçılar arasında yapılacak sözleşme ile belirlenir.
Koro, Orkestra ve Sahne Eserlerinin İcrasından Doğan Hakların Devri
Madde 9- Koro, orkestra ve sahne eserlerinin icrasını tespit etme, bu tespiti çoğaltma, kiralama, icranın telli-telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da temsili suretiyle faydalanma hakkının devrinde yalnız şefin izni yeterlidir.
Sanatçıların Adının Belirtilmesi
Madde 10- İcracı sanatçılar, koro ve orkestralarda şef ve solistler, tiyatro gruplarında şeflik yapan veya başrol oynayan aktörler işaret, resim ve ses nakline yarayan araçlarda adlarının belirtilmesini isteme hakkına sahiptirler.
Birden Fazla İcracı Sanatçı
Madde 11- Bir sanat eseri birden fazla icracı sanatçı tarafından icra ediliyorsa ve ortaya çıkan eser de kısımlara ayrılabiliyorsa, bu sanatçılardan her biri vücuda getirdiği kısmın sahibi sayılır. Şayet icra edilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, bu yapımın sahibi onu vücuda getirenlerin birliğidir. Ortaya çıkan ortak yapım ile ilgili tüm hakların kullanımında birbirlerinin haklarına öncelikle riayet etmek zorundadırlar. İcracı sanatçılar hakların korunmasında ortak hareket edebilirler ya da içlerinden birisine yetki verebilirler. İcracı sanatçılardan biri, birlikte yapılacak bir muameleye muhik bir sebep olmaksızın müsaade etmezse, bu müsaade mahkemece verilebilir. İcracı sanatçılardan her biri birlik menfaatlerine tecavüz edildiği takdirde tek başına hareket edebilir.
Üçüncü Bölüm Ses Taşıyıcısı Yapımcılarının Hakları
Yapımcının Yazılı İzni
Madde 12- Aşağıdaki durumlarda ses taşıyıcısı yapımcısından yazılı izin alınması zorunludur.
a) Tespit edilen seslerin doğrudan ya da dolaylı olarak çoğaltılabilmesi,
b) Bu ses taşıyıcısı kopyalarının kiralanması,
c) Ticari dolaşıma konmuş ses taşıyıcılarının radyo ve televizyon kuruluşları ya da başka kuruluşlar tarafından yayınlanması ya da kamuya açık yerlerde temsil edilmesi.
Yapımcıların Haklarını Kullanması
Madde 13- Ses taşıyıcısı yapımcıları haklarını 5846 sayılı Kanun ile genel hükümler çerçevesinde kullanılabilirler.
Gelir Üzerinden Talep
Madde 14- İcracı bir sanatçının icrasının tespit edildiği ses taşıyıcısı, herhangi bir şekilde ticari amaçlarla kamuya arz edildiği takdirde, ses taşıyıcısı yapımcısı icracı sanatçıdan elde edilen gelirin bir bölümünü genel hükümler çerçevesinde talep edebilir.
Yeniden Yayın
Madde 15- Bir icranın ya da temsilin radyo ve televizyon ile yeniden yayınlanabilmesi için icracı sanatçılarla ses taşıyıcısı yapımcılarının izni gerekli değildir. Ancak, yeniden yayın yapan kuruluşun bu kişilere bir ücret ödemesi gereklidir.
Dördüncü Bölüm Yayın Kuruluşlarının Hakları
Yayın Kuruluşlarının Hakları
Madde 16- Yayın kuruluşları:
a) Herhangi bir konuda yayın üretme,
b) Yayınlarını tekrar yayınlama,
c) Yayınlarını başka bir yer ve araçlarla topluma gösterebilme,
d) Kendi yayınlarının bütününü veya bir kısmını fonogram, videogram veya veri taşıyıcılarına kaydetme bu kayıtları çoğaltma,
e) Yayınlarının çoğaltılmış kopyalarını satışa sunma, satma veya başka yollardan dağıtımını yapma haklarına sahiptir.
Yayın Kuruluşlarının Yazılı İzni
Madde 17- Aşağıdaki durumlarda :
a) Bir tespit izinsiz olarak yapılmışsa, bu tespiti izleyen yayınların tümünün ya da bir kısmının çoğaltılması,
b) Yayınlarının başka yayın kuruluşları tarafından aynı anda ya da yeniden telli ya da telsiz olarak yayınlanması,
c) Yayınlarının başka kişi ya da kuruluşlar tarafından girişi ücretli olan yerlerde toplumun istifadesine sunulması,
İçin, söz konusu yayının ilk olarak hazırlayan ya da gösterime sunan yayın kuruluşundan yazılı izin alınması zorunludur.
Kısmi Çoğaltma
Madde 18- Bir yayının tümü üzerindeki hakları zedelemeyecek biçimde haber verme ya da bilgilendirme amacıyla bir kısmının çoğaltılarak yayınlarda kullanılması izne tabi değildir.
Sözleşmeye Uyma
Madde 19- Yayın kuruluşları haklarını yapımcılar, eser sahipleri ve icracı sanatçılarla yaptıkları sözleşmelere uygun olarak kullanırlar.
Beşinci Bölüm Ortak ve Son Hükümler
Yabancılar İçin Uygulama
Madde 20- Bu Yönetmelik hükümleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslar arası anlaşma hükümlerine göre korunan icracı sanatçılar, yapımcılar ve yayın kuruluşlarına aşağıdaki durumlarda uygulanır.
a) İcracı Sanatçılar Bakımından;
1) İcranın sözleşmeye taraf devlet topraklarında yapılmış olması,
2) İcranın vatandaşlık kriteri, tespit kriteri ve yayın kriteri açılarından korunan bir ses taşıyıcısına kaydedilmiş olması,
b) Ses Taşıyıcısı Yapımcıları Bakımından;
1) Ses taşıyıcısı yapımcısının sözleşmeye taraf devletin vatandaşı olması,
2) Sesin ilk defa sözleşmeye taraf diğer bir devlet toprağı üzerinde tespit edilmiş olması,
3) Ses taşıyıcısının ilk defa sözleşmeye taraf diğer bir devlet toprağında yayınlanmış olması,
c) Yayın Kuruluşları Bakımından;
1) Yayın kuruluşunun yönetim veya iş merkezinin sözleşmeye taraf başka bir devlet toprağı üzerinde olması,
2) Yayının sözleşmeye taraf başka bir devlet toprağı üzerinde bulunan bir vericiden aktarılması.
Koruma Süresi
Madde 21- İcracı sanatçıların hakları, icranın tespitinin ilk yayınlandığı tarihten başlayarak 70 yıl devam eder. İcra yayınlanmamışsa, bu süre icranın ilk aleniyet kazanmasıyla başlar.
Yapımcıların hakları, ses taşıyıcılarının ilk yayınlandığı tarihten başlayarak 70 yıl devam eder.
Radyo ve televizyon kuruluşlarının hakları programın ilk yayınlandığı tarihten başlayarak 70 yıl devam eder.
Koruma Yolları;
Madde 22- Komşu hak sahipleri eser sahipleri gibi tecavüz ref’i , tecavüzün men’i ve tazminat davası haklarından faydalanabilirler.
Hakların Devir ve İntikali:
Madde 23- Komşu hak sahiplerinin haklarının devir ve intikali, 5846 sayılı kanun ile genel hükümler çerçevesinde yürütülür.
İstisnalar;
Madde 24- Komşu hak sahibinin iznini gerektirmeyen haller şunlardır:
a) Aile çevresinde gerçekleştirilen özel ve ücretsiz icralar,
b) Özel kullanım için hazırlanmış ve herhangi bir ortak kullanım amacı taşımayan çoğaltmalar ve evde yapılan kayıtlar,
c) Eserin tanıtımı ya da bilimsel araştırmalar amacıyla yapılan analizler ve kısa tespitler,
d) Güncel bilgilendirme amaçlı olarak toplantılarda yapılan sunuşlar ve konuşmalar,
e) Yayın kuruluşlarının haber verme ve bilgilendirme amaçlı kullanımı,
f) Eser sahibinin ve komşu hak sahibinin şeref, itibar ve kişilik haklarını zedelemeyecek, türünün kurallarına uyan parodi ve karikatürler,
g) Fikir ve sanat eserlerinin kamu düzeni, eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ya da röportaj amacıyla kazanç amacı güdülmeden icra edilmesi.
Yürürlük:
Madde 25- Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme:
Madde 26- Bu Yönetmelik hükümlerini Kültür Bakanlığı yürütür.
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan düzenleme sonunda Bakanlar Kurulunca onaylanarak güzel sanatlar sahasında faaliyet göstermek üzere 1986 yılında kurulan ilk Meslek Birliğidir. GESAM, Türkiye’nin bu sahadaki tek resmi, yasal ve yetkili Meslek Birliğidir. GESAM, kendi alanında tek Meslek Birliğidir ve başka birlik kurulamamaktadır.
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-Gesam
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM, üyelerinin yetki verdiği eserlerin telif haklarını takip etmekte, telif ücretlerini tahsil etmekte ve dağıtımını yapmaktadır.
Kurum Yapısı
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan çalışma çerçevesinde; Fikir ve Sanat Eserleri Kanununu çerçevesinde kurulmuştur. Birliğin merkezi Ankara’dadır ve Adana ve Antalya’da şubeleri bulunmaktadır. GESAM’ın 55 ilde temsilcileri bulunmaktadır.
Yönetim Kurulu, Haysiyet Kurulu, Denetleme Kurulu ve Teknik Bilim Kurulu Başkan ve Üyeleri, yetkili organ olarak görevlendirilmiştir.
GESAM bünyesinde, Bilişim ve Yayın Kurulu, Bandrol ve Kültürel Etkinlikler Kurulu, Uluslar arası İlişkiler Kurulu ile Toplu Hak Yönetimi ve Ortak Telif Kurulu bulunmaktadır.
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM Yönetim Kurulu Başkanı 2018 yılı itibariyle Prof.Dr. Osman Altıntaş’tır.
Amaç ve Vizyon
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM’ın amaçları, üyelerin telif haklarını korumak, telif hakları ile ilgili kanun, yönetmelik hazırlıklarında yetkililere yardım etmek, sanatçıların görüşlerini, düşüncelerini ilgili kuruluşlara bildirmek, telif haklarından doğacak uyuşmazlıklarda arabulucu olmaktır. Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliğinin diğer amaçları, problemlerin çözümüne yardım etmek, mahkemelerde gerekirse birlik avukatları vasıtası ile üyelerin davalarını takip etmek, toplanan telif ücretlerinin dağıtımına yardımcı olmak, Türk sanatının ve kültürünün gelişmesine katkısı olacak faaliyetleri desteklemek, sanatçılara maddi ve manevi destekler sağlamak ve devlet kurumları ile sanatçı ilişkilerinin gelişmesine katkıda bulunmaktır.
Gesam, Korsana karşı mücadele yürütmektedir.
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM Faaliyetleri
GESAM; sanatçılarının eser tanıtımları için ortamlar hazırlamakta, yurt içi ve dışında etkinlik yapmak isteyen üyelerine yardım etmekte, sanatçılar için dinlenme tesisleri, lokaller açarak sanatçıları, sıcak samimi bir atmosferde bir araya getirmekte, katalog, broşür gibi yayın organları çıkararak telif haklarını tanıtmakta, sanatın ve kültürün gelişmesine katkıda bulunmaktadır.
GESAM, sanat gösterileri, sergiler, sempozyumlar, konferans, seminer ve bienaller düzenlemekte, çeşitli yarışmalar açarak ödüller dağıtmakta, Türk sanatını ve sanatçıları desteklemekte, yurt içi ve yurt dışında kamu kuruluşları ile işbirliğinde bulunmaktadır.
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM, telif haklarının takibini yapmakta, gerektiğinde dava açmakta, uluslararası yarışmalardan birliğe intikal edenleri üyelerine ve sanatçılara duyurmakta, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ücretsiz tahsis edilecek kontenjanları üyelerine kullandırmakta, süreli yayın organları çıkarmakta, sanat kitapları, kartpostallar, yıllıklar, takvimler yayınlamaktadır.
GESAM 30. Yıl
Birliğin Sanata Katkıları
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM sanatçıları tanıtan kitaplar ve filmler hazırlamakta, GESAM Ödülleri vermekte, açılan yarışmaların jürilerinin tespitine yardımcı olmakta, üyelerine jürilerde görevler vermektedir.
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM, sanatçıların sergi açmalarına yardımcı olmakta, devletin sanat politikasının tespitinde ilgililere fikir ve görüşler bildirmekte, teknik yardımlar yapmaktadır.
Birlik, Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerine bilirkişi olarak katkı sağlamakta, yasa dışı kopyalama eser üretimi, korsan baskı ve çoğaltım konularında İl Bandrol Denetim Komisyonları için üye tayin etmekte, Telif Hakları Genel Müdürlüğü’nün bir şubesi gibi çalışmakta, telif ile ilgili konuları bu çerçevede üyelerine iletmekte, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nün etkinlik ve yarışmalarına ait şartname ve bilgileri üyelerine duyurmaktadır.
Birlik, üniversitelerde Telif Haklarının seçmeli ders olarak okutulması için çalışmalar yürütmektedir.
Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği-GESAM Şubeleri ve Üyelik
Üyelik talebi ulaştıktan istenen formlar doldurularak GESAM’a gönderilmekte, üye giriş aidatı yatırılmakta, üyelik talebi ayda bir defa yapılan toplantılarda değerlendirilmekte ve karara bağlanmaktadır. Yıllık aidatların aksatmadan ödenmesi üyeliğin devamı için şarttır. Aidat ödemeden ve yazılı başvuru olmadan istifa etmek mümkün değildir.
Birlik her türlü üyesine eşit hizmet götürmekle yükümlüdür. GESAM Genel Kurulu iki yılda bir Ankara’da yapılmakta, şubeler ise genel kurullarını kendi illerinde iki yılda bir yapmaktadır.
Üyelik, şubeler aracılığı ile yapılabilmekte, şube olmayan illerde temsilciler yoluyla GESAM ile bağlantı kurulabilmektedir.
Profesör Doktor Feridun Yenisey, 17.09.1944 tarihinde doğmuştur. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 1971 yılında, doktora derecesini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Kürsüsünde 1978 yılında tamamlamış ve yardımcı doçent olmuştur. 1983 yılında doçent, 1989 yılında Profesör olmuştur.
Türk Ceza Hukuku Derneği derneği üyesi olan Feridun Yenisey Bahçeşehir Üniversitesi Global Hukuk Programları Merkezi (IGUL) Kurucusu ve Direktörüdür.
Prof. Yenisey,Marmara Üniversitesi İnsan hakları, Ceza Hukuku ve Kriminoloji Araştırma Merkezinin Kuruculuğunu ve Direktörlüğünü yapmıştır.
Marmara Üniversitesi Senato üyeliğini 1991-1997 yılları arasında sürdüren Yenisey Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığı (1991-1992) ve Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Vekil Dekanlığı yürütmüştür.
Prof. Dr. Feridun Yenisey, 2015 yılında Türkiye Hukuk Sitesi tarafından Yılın En Aktif Hukukçusu ödülüne layık görülmüştür.
Yılın En Aktif Hukukçusu Ödül Takdimi
Prof. Dr. Feridun Yenisey, Ceza Muhakemesi Hukuku alanında duayen bir hukukçu olup Amerikan Hukuk Sistemi ve Kanada Hukuk Sistemine vakıf bir akademisyendir. Mukayeseli Hukuk alanında yoğun çalışmaları bulunmaktadır.
Yenisey, 2007 yılında Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanununda yapılan değişiklikleri hazırlamıştır.
Prof. Dr. FeridunYenisey’in Eserleri
Prof. Dr. Feridun Yenisey, Ceza Hukuku Külliyatı, Ceza Muhakemesi Hukuku, Uluslararası Ceza Divanı, Strafgesetzbuch (StGB) – Alman Ce za Kanunu, eKanunlar TCK, CMK, CGİK, Alman Ceza Hukukuna Giriş, Türk Ceza Kanunu, Kolluk Görevleri Açısından TCK – CMK Semineri ve 5681 sayılı Kanunla Değişen Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Mukayeseli Hukukta Arama, İfade Alma ve Hukuka Aykırı Deliller, Çapraz Sorgu Teknikleri, Yeni Ceza Adalet Sistemi, Ceza Muhakemesi Hukukunda Uzlaşma, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, International Encylopedia of Laws, Ceza Muhakemesinin Soruşturma Evresine Katılan Kişiler için CMK Cep Kitabı, Ceza Muhakemesinde Uzlaşma Rehberi ve Arabulucuk Mevuzatı, Ceza Adalet Sistemi Mevzuatı, Açıklamalı Ceza Muhakemesi Kanunu isimleri ile yayınlanmış eserleri bulunmaktadır.
Prof. Dr. Feridun Yenisey’in Ceza Muhakemesi Hukuku Başvuru Kitabı isimli kitap 2017 yılında basılmıştır.
Fikri Sınai Haklar Alanındaki Meslek Birlikleri ; Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında, fikir ve sanat eseri sahipleri ile bağlantılı hak sahiplerinin ve süreli olmayan yayınları çoğaltan veya yayanların ortak çıkarlarını korumak için yasalar çerçevesinde kurulmaktadır. Fikri Sınai Haklar Alanındaki Meslek Birlikleri faaliyet izni almak için Kültür ve Turizm Bakanlığına başvurmak zorundadır.
Fikri Sınai Haklar Alanındaki Meslek Birlikleri, kanun ile belirlenmiş hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere kurulmaktadır. Türkiye’de 2018 yılı itibari ile kurulmuş 27 meslek birliği ve 1 federasyon bulunmaktadır.
Birlikler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Fikir ve Sanat Eseri Sahipleri ile Bağlantılı Hak Sahipleri Meslek Birlikleri ve Federasyonları Hakkında Tüzük hükümlerine göre kurulmaktadır.
Meslek Birliği Federasyonları, tüzük ve tip statüde belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde aynı alanda kurulmuş en az iki meslek birliği tarafından kurulabilmekte, aynı alanda birden fazla federasyon kurulamamaktadır. Meslek birlikleri ve federasyonlar özel hukuk hükümlerine tabi olan tüzel kişilerdir. Birlikler dernek, vakıf yada kamu kurumu statüsünde değildir.
Kuruluş Şartı
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine göre eser sahibi olan kişiler, bağlantılı hak sahipleri ve süreli olmayan yayınları çoğaltan veya yayanlar, birden fazla meslek birliği kurabilirler.
Meslek Birliği kuracak eser sahipleri ve icracı sanatçılar zorunlu organların asıl üye sayısının dört katı kadar üye ile kurulabilir.
Fikri Sınai Haklar Alanındaki Meslek Birlikleri kuracak yapımcılar ve radyo-televizyon kuruluşları zorunlu organların asıl üye sayısının iki katı kadar üye ile kurulabilmektedir.
Mevcut bir meslek birliği varken aynı alanda başka bir meslek birliğinin kurulabilmesi için, aynı alanda kurulmuş olan ve en fazla üyesi olan meslek birliğinin üye tam sayısının üçte biri kadar üyenin kurucu olması gerekmektedir.
Fikri Sınai Haklar Alanındaki Meslek Birlikleri kuruluş başvurularında, birliğin adı, merkezi, adresi, kurucuların ad ve soyadlarıyla Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaraları, doğum yerleri ve doğum tarihleri, meslek veya sanatları, uyrukları, ikametgahları belirtilmektedir. Tüzel kişi olan kurucular, ticaret sicil kaydı ve vergi numarası, yayın kuruluşları için de Radyo-Televizyon Üst Kurulu kaydı sunmaktadır.
Kuruluş bildirisi, birlik tüzüğü ve kurucuların kanunen aranan niteliklerinde eksiklik olmadığı takdirde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından faaliyet izni verilmekte, birlikler bu izin verilmeden faaliyette bulunamamaktadır.
Meslek Birliği Kurulabilecek Alanlar
Eser Sahipleri Sınıfında; İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri, Musiki Eseri Sahipleri, Güzel Sanat Eseri Sahipleri, İşlenme ve Derleme Eser Sahipleri ve Sinema Eseri Sahipleri meslek birliği kurabilirler.
Bağlantılı hak sahipleri bakımından; İcracı Sanatçılar, Fonogram Yapımcıları, Radyo-Televizyon Kuruluşları ve Filmlerin İlk Tespitini Gerçekleştiren Yapımcılar meslek birliği kurabilirler.
Süreli olmayan yayınları çoğaltan ve yayan yayımcılar da meslek birliği kurabilir.
Meslek Birliğinin Yetkisi
Fikri Sınai Haklar Alanındaki Meslek Birlikleri, umuma açık mahallerde; eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanım ve/veya iletiminin yapılabilmesi bakımından, hak sahiplerinden veya üyesi olduğu meslek birliklerinden sözleşme yaparak izin almak zorundadır.
Radyo Televizyon Kuruluşları, uydu ve kablolu yayın kuruluşları ile mevcut veya ileride bulunacak teknik imkânlardan yararlanarak yayın veya iletim yapacak kuruluşlar, yayınlarında kullanacakları eser, icra, fonogram ve yapımlar için ilgili alanda kurulmuş olan meslek birlikleri ile sözleşme yaparak izin almak zorundadır. Bu sözleşmelerin yapılması, izinlerin verilmesi ve yasal hakların takibi ilgili meslek birliği tarafından yapılmaktadır.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun sözleşmelerin yapılabilmesi bakımından eser, icra, fonogram, yapım ve yayınları kullanan veya ileten umuma açık mahaller; mahallin bulunduğu bölgenin özelliği, mahallin nitelik ve niceliği, fikri mülkiyete konu eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların mahalde sunulan ürün ve hizmetin ayrılmaz bir parçası ve ürün veya hizmete katkısı olup olmadığı ve benzeri hususlar dikkate alınmak suretiyle; radyo televizyon kuruluşları da Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun sınıflandırması doğrultusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Eser, İcra, Yapım Ve Yayınların Kullanılması ve/veya İletilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ile sınıflandırılmıştır. Ayrıca tüm ülke çapında bölgesel kriterler oluşturulmuştur.
Umuma Açık Mahaller
Umum açık mahaldeki kullanım veya iletimin hizmete katkısı veya hizmetin ayrılmaz parça olup olmadığı mahallin türünü etkilemektedir.
Bu sınıflar, Konaklama Tesisleri, Yeme, İçme ve Eğlence Tesisleri, Sağlık ve Spor Merkezleri, Gösteri Alanları ve Merkezleri, Rekreasyon Tesisleri, Özel Tesisler, Ticaret Merkezleri, Eğitim ve Öğretim Kurumlarının Ticari Amaçla Kullanılan Dinlence, Terminaller , Sinema, ve Gösteri Yerleri ile 50 metrekareden büyük umuma açık diğer mahaller olarak sınıflandırılmıştır.
Konaklama Tesisleri, oteller, tatil köyleri, moteller, apart oteller, hosteller, pansiyonlar, kampingler ve belediye belgeli tesislerdir.
Yeme, içme ve eğlence tesisleri; lokantalar, restoranlar, kafeler, eğlence yerleri, gece klüpleri, diskotekler, pavyonlar, gazinolar, barlar, tavernalar ve kabareler olarak tanımlanmıştır.
Sağlık ve Spor Merkezleri; spor merkezleri, termal turizmi tesisleri, sağlık, rehabilitasyon ve bakım tesisleri, havuzlar, golf tesisleri, dağ evi, spor ve avcılık tesisleri ve temalı plaj tesisleri olarak tanımlanmıştır.
Gösteri Alanları ve Merkezleri; tören ve şenlik alanları, müsabaka alanları, gösteri alan ve merkezleri, balo salonları, sinema, tiyatro, operet v.b. merkezleri, fuar ve festival alan ve merkezleri, konser alan ve merkezleri, sirkler ve lunaparklar ile stadyumlar olarak tanımlanmıştır.
Rekreasyon Tesisleri, tatil merkezleri, eğlence merkezleri, temalı parklar, günübirlik tesisleri, kırsal turizm tesisleri, yüzer tesisler, kış sporları ve kayak merkezleri mekanik tesisleri olarak tanımlanmıştır.
Öze Tesisler; turizm kompleksleri, mola noktaları ve özel belgeli diğer tesislerdir.
Ticaret Merkezleri ise alışveriş merkezleri, marketler ve mağazalar olarak belirlemiştir.
Ücretlendirme
Fikri Sınai Haklar Alanındaki Meslek Birlikleri, faaliyet gösterdikleri sektörlerde; yapılan sınıflandırmaya bağlı olarak eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanımından ve/veya iletiminden kaynaklanan ödemelere ilişkin tarifeleri her yıl tespit etmektedirler. Meslek birlikleri ile umuma açık mahaller ve radyo televizyon kuruluşları arasındaki sözleşmeler, bu tarife bedelleri veya taraflarca yapılabilecek müzakereler sonucu belirlenecek bedeller üzerinden yapılmaktadır.
Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği-SİNEBİR, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 42. maddesi gereğince kurulmuş bir meslek birliğidir. Sinebir, yasadan aldığı yetki ve sorumluluk ile üyelerin fikri hak ihlali karşısında hakkını korumak, gerekli yasal önlemleri almak, fikri ve takip işlemlerini yapmak, resmi veözel kurum ve kişiler nezdinde üyelerini temsil etmek üzere hareket etmektedir.
Meslek Birliği, ”Fikir ve Sanat Eseri Sahipleri ile Bağlantılı Hak Sahipleri Meslek Birlikleri ve Federasyonları Hakkında Tüzük’ün 7 inci maddesi uyarınca “sinema eserleri” alanında faaliyet göstermektedir. Birlik idari ve mali yönden Bakanlığın denetimine tabidir.
Sinebir YK Başkanı İsmail Güneş
Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği-SİNEBİR, sinema ve sanat alanındaki tüm üretimlerin ve yaratımların geliştirilmesi, toplumsal düzeyde sinema eserlerinin yaygınlaştırılması, yaratım ürünü eserlerin mali ve manevi haklara saygı içinde kullanılması, izlenmesi, satın alınması için telif hakkına saygı ve telif hakkı konusunda bilgi ve bilinç oluşumunun gerekliliğinden hareketle bir meslek birliğidir.
Birlik, üyelerine ait eserlerin ve yayınlarının kullanılmasını izlemek ve izinsiz kullananlar için gerekli girişimlerde bulunmakla yükümlüdür.
“Fikir ve Sanat Eseri Sahipleri ile Bağlantılı Hak Sahipleri Meslek Birlikleri ve Federasyonları Hakkında Tüzük”te ön görülen nitelikleri taşıyan herkes Birliğe üye olabilir. Üyeler, Tüzüğün 13 üncü ve 14 üncü maddelerinde ön görülen kısıtlamalar dışında eşit haklara sahiptirler. Bu Birliğe üye olanlar, Tüzük gereğince aynı alanda faaliyet gösteren başka bir Birliğe üye olamazlar.
Birliğe üye olanlar, haklarının idaresini verdikleri eserlerin bir örneğini, çoğaltılamayanların diğer fiziki ortamlara yüklenmiş biçimlerini, Birlikçe hazırlanan bildirime bağlı olarak tesis edilecek arşiv için Birliğe vermek zorundadır.
Birlik Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü ve Telif Hakları Genel Müdürlüğü ile yakın işbirliği içinde çalışmaktadır.
Birlik, Türk Sinemasında Asistanlık Eğitim Atölyesi programını hizmete sunmuş ve birçok eğitim ve atölye çalışması yapmıştır.
Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SİNEBİR)’in 11 Ocak 2016 tarihinden itibaren başkanı İsmail Güneş’tir. Birliğin üyeleri arasında Reyis Çelik, Osman Sınav, Attila Candemir, Yeşim Ustaoğlu, Sadullan Şentürk, Ezel Akay, Kani Şavata, Sermiyan Midyat, Mahsun Kırmızıgül, Tomris Giritloğlu, Murad Çobanoğlu ve Kudret Sabancı gibi ünlü isimler bulunmaktadır.
Rekabet Dergisi, Rekabet Kurumu tarafından çıkarılmadır ve yayın hayatına 2000 yılında başlamıştır. Rekabet Dergisi, altı ayda bir yayımlanmaktadır ve hakemli bir dergidir. Dergi, EBSCO, Tübitak Ulakbim ve ASOS Index veri tabanlarında dizinlenmektedir.
Rekabet Dergisi’nde, rekabet hukuku, rekabet politikası ve sanayi iktisadı alanlarındaki Türkçe veya İngilizce özgün makalelere, vaka yorumları ve benzeri görüşler ile haberlere yer verilmektedir.
Rekabet Dergisi’nde yayımlanacak her bir yazı karşılığında yazarına telif ücreti olarak 750,00 TL ödenmekte olduğu hususu kurumun resmi internet sitesinden ilan edilmiştir.
Yazısı yayınlanan yazarlara 10 adet dergi ücretsiz olarak gönderilmektedir.
Yayınlanacak yazıların daha önce başka bir yerde yayımlanmamış veya yayımlanmak üzere gönderilmemiş olması gerekmekte, gönderilen yazılar, editörler tarafından, içerik ve “Makale Yazım Kuralları” başlığı altında belirtilen kurallara uygunluk bakımından değerlendirilmektedir.
Editör incelemesinden geçen yazılar yazarın ismi gizlenerek, konu hakkında uzman iki hakeme gönderilmekte, hakemlerden gelecek raporlar doğrultusunda yazının basılmasına, reddedilmesine veya yazardan düzeltme istenmesine karar verilmekte, gerekli durumlarda üçüncü bir hakemin görüşüne başvurulmaktadır.
Rekabet Dergisinin Yönetim Yeri ve merkezi Ankara’dadır.
Rekabet Dergisini çıkaran Rekabet Kurumu
Rekabet Dergisini çıkaran Rekabet Kurumu, Anayasanın 167’nci maddesi gereğince tekelleşmeyi ve kartelleşmeyi önleme görevini yerine getirmekte, 1982 Anayasasının kendisine verdiği görevleri 1994 yılında çıkarılan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunu kapsamında yerine getirmektedir.
Rekabet Kanunu’nun temel amacı; kartellerin ve teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem veya teşebbüs birliği karar ve eylemleri yoluyla ortaya çıkacak diğer rekabet kısıtlamalarının yasaklanması, herhangi bir piyasada hakim durumda olan bir teşebbüsün bu hakimiyetini kötüye kullanmasının engellenmesi ve bazı birleşme ve devralma işlemlerinin denetlenerek yeni tekeller yaratılmasının önüne geçilmesidir.
Rekabet Kurumu, piyasadaki rekabeti bozan, engelleyen ya da kısıtlayan teşebbüsleri cezalandırmakta, piyasalarda tekelleşmenin önüne geçmekte, kamunun terk ettiği alanlarda tekelleşmeye engel olmakta, piyasalardaki rekabeti olumsuz yönde etkileyecek ya da kısıtlayacak nitelikteki çeşitli kanunlar ve düzenlemelerle ilgili olarak ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına görüşler göndererek piyasalarda rekabet koşullarının hakim kılınmasını sağlamakta, mal ve hizmet piyasalarının serbest ve sağlıklı bir rekabet ortamı içinde oluşmasını ve gelişmesini sağlamaya çalışmaktadır. Rekabet Kurumunun görevi mal ve hizmet piyasalarındaki rekabetçi sürecin tehdit edilmesini engellemektedir.
Rekabet Dergisi ve Kurum hakkında daha detaylı bilgi almak için resmi linke TIKLAYINIZ
İstiklal Mahkemelerinde Mahkum Olanlar Hakkında Genel Af, Affı Umumi Hakkında Kanun adıyla 3527 Sayılı Kanun numarasıyla ve 29.06.1938 tarihinde çıkarılmıştır. Kanun 16 Temmuz 1938 tarihinde resmi gazetede yayınlanmıştır.
Birinci Dünya Savaşından yenik çıkan Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918 tarihinde imzaladığı, koşulları çok ağır olan Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla fiilen egemenliğini yitirmiş, toprakları paylaşılmaya başlanmıştır. Osmanlı Devleti yerine sınırları 28 Ocak 1920’de Osmanlı Mebusan Meclisince kabul edilen Misak–ı Milli kararı ile belirlenmiş, tam bağımsızlığı hedef alan, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başlatılan Kurtuluş Savaşı esnasında kurtuluş hareketini baltalamaya yönelik dernekler kurulmuş, iç ayaklanmalar çıkartılmıştır. Tüm bu engellemelere karşın Milli Mücadele başarıya ulaşmış, bu başarı 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile sonuçlanmıştır.
150’likler ve 3527 Sayılı Af Kanunu-Son Posta Gazetesi
Lozan Barış Antlaşmasına ek olarak taraf devletlerce kabul edilen ve açıklanan, 1914 – 1922 yılları arasında işlenen savaş suçlarına ilişkin umumi af beyannamesine ek protokolde Türk Devleti bu genel aftan 150 kişiyi muaf tutacağını beyan etmiştir. Türk hükümeti Lozan Antlaşması yükümlülükleri uyarınca 26 Aralık 1923 ve 16 Nisan 1924 tarihlerinde iki defa genel af kanunu çıkartmış, 150 kişiyi bu kanunlardan muaf tutmuştur. Bu kişilerin isimleri 01 Haziran 1924 tarihli 544 numaralı hükümet kararnamesi ile belirlenmiş, 28 Mayıs 1927 tarihli 1064 sayılı yasa ile bu kişiler vatandaşlıktan çıkartılmıştır. Bu kişiler 29 Haziran 1938 tarihli 3527 sayılı af kanunu ile affedilmiştir. Bu 150 kişinin bazıları aftan önce ölmüş, bazıları yurtdışında kalmaya devam etmiş, bazıları da Türkiye’ye geri dönmüştür.
Lozan Barış Antlaşması ile öngörülen, genel aftan muaf tutulan ,150’liklerin vatandaşlıktan çıkarılması ve daha sonra bunların affedilmesine ilişkin olarak Dr. Albay Necip Yılmaz tarafından “150’likler ve 3527 Sayılı Af Kanunu” ismi ile doktora tezi yazılmıştır.
İstiklal Mahkemelerinde Mahkum Olanlar Hakkında Genel Af-3527 Sayılı Kanun
İstiklal Mahkemelerinde Mahkum Olanlar Hakkında Genel Af-3527 Sayılı Kanunun Orijinal Metni
Madde 1 — İstiklal mahkemeler i kararı ile mahkum edilmiş olanlar affedilmişlerdir.
Bu af, infaz edilmemiş cezalarla mahkumiyetler infaz olunanlar hakkında bütün hukuki ve fer’i netayiç ve tesiratına şamildir .
Madde 2 — Lozanda akdolunan 24/7/192 3 tarihli umumî af beyanname ve protokolunda mevzuubahis yüz elli kişilik listede isimleri yazılı şahıslar affolunmuşlardır.
Şu kadar ki, bu şahıslara, mesbuk memuriyetlerinden dolayı tekaüd maaşı tahsis edilmez ve bu şahıslar kanunun mer’iyete girdiği tarihten itibaren sekiz sene müddetle Türk Ceza Kanununun 20 nci maddesile
diğer kanunlara göre âmme hizmetlerinden sayılan işlerde kullanılmazlar ve bulunamazlar.
Bu kanunun mer’iyetinden evvel 1064 sayılı kanunun hükümlerinden doğan bütün hukukî netice ve muameleler mahfuzdur.
Madde 3 — 25 eylül 1339 tarih ve 347 ve 26 mayıs 1926 tarih ve 854 sayılı kanunlara göre teşekkül etmiş olan Heyeti Mahsusalarca haklarında bir daha Devlet hizmetlerinde istihdam edilmemelerine karar verilen eşhasın ve 24 mayıs 1928 tarih ve 1289 sayılı kanunla Âlî karar heyeti ve 26 teşrinievvel 1933 tarih ve 2330 sayılı kanunun 12 nci maddesi mucibince Devlet Şûrası Mülkiye Dairesi taraflarından tedkik ve tasdik edilenler de dahi l olmak üzere verilmiş olan kararlar refedilmiştir.
Ancak bu suretle haklarındaki kararlar refedilmiş olanlar bu kanunun mer’iyetinden itibaren iki sene müddetle maaşlı memur olarak istihdam edilemezler .
Madde 4 — Birinci ve üçüncü maddeler hükmünden istifade edenler hakkında Hâkimler ve Memurin Kanunlarile bunlara müzeyyel kanunlara ve sair hususî kanunlara göre yapılmış ve yapılacak olan bütün inzibatî muamelelere ve askerlikten tard ve ihraç cezalarına ve askerî nisbetelerinin kesilmesi kararlarına affın ve refi hükmünün şümulü yoktur.
Madde 5 — Birinci ve ikinci maddelerde yazılı af ve refi hükümlerinden müstefid olan şahıslar lüzum görülürse İcra Vekilleri Heyeti kararı ile vatandaşlıktan iskat edilebilirler.
Madde 6 — 28 mayıs 1927 tarih ve 1064 sayılı kanun ilga edilmiştir .
Madde 7 — B u kanu n neşri tarihinde n muteberdir.
Madde 8 — Bu kanunun hükümlerini icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur .
Prof. Dr. B. Bahadır Erdem, 1987 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuş, 1992 yılında yayınladığı teziyle İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Bölümünden Yüksek Lisans Derecesini, 1998 yılında yazdığı doktora teziyle İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Bölümünden Doktora unvanını almıştır.
Akademik Kariyeri
Prof. Dr. B. Bahadır Erdem, 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devletler Özel Hukuku Anabilim Dalında Yardımcı Doçent olarak çalışmaya başlamış, 2004 yılında da aynı Anabilim Dalına Doçent olarak atanmış ve 2009 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Özel Hukuk Anabilim Dalında Profesör olmuş ve aynı üniversitede çalışmaya devam etmiştir.
Bahadır Erdem, 27.11.2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un, tüm hazırlık çalışmalarında bulunmuş ve Adalet Bakanlığı Komisyonu Üyesi Kanun’un kabul edilmesine kadar aktif görev yapmıştır.
Mesleki Kariyeri
Prof. Dr. B. Bahadır Erdem 2004–2010 yıllarında Türkiye’deki üniversiteleri temsilen Türk Patent Enstitüsü Yönetim Kurulu üyeliği görevini yürütmüştür.
Profesör Erdem, Özel Hukukun Uyumlaştırılmasına İlişkin Uluslararası Enstitü’nün (UNIDROIT) Yönetim Konseyine seçilen Türkiye’nin ilk resmi üyesidir.
Prof. Erdem, hâlihazırda Aile Hukuku Derneği’nin başkanlık görevini yürütmektedir.
Bahadır Erdem, uzmanlık alanına giren konularda avukatlık, milli ve milletlerarası tahkim alanında hakemlik, arabuluculuk, danışmanlık ve bilirkişilik de yapmaktadır. Prof. Erdem, birçok ICC tahkim mahkemesinde hakemlik yapmış ve yapmaktadır.
Bahadır Erdem, Erdem/Erdem Hukuk Bürosunun kurucu ortağıdır ve İstanbul Barosu‘na kayıtlıdır.
Prof. Dr. Erdem hukukun çeşitli alanlarında, akademik ve pratiğe yönelik birçok makale kaleme almıştır. Eserlerinin büyük bir bölümü tanınmış uluslararası ve milli hukuk dergilerinde yayınlanmıştır. Erdem, ayrıca bilimsel ve pratiğe dönük çeşitli kitaplar yazmıştır.
Erdem, uluslararası özel hukuk ve kanunlar ihtilafı konuları başta olmak üzere milletlerarası tahkim, arabuluculuk, uluslararası ticari sözleşmeler, fikri mülkiyet hukuku, yabancı mahkeme ve hakem kararlarının tanınması ve tenfizi ile uluslararası çocuk kaçırma ihtilâfları, yatırım uyuşmazlıkları, doğrudan yabancı yatırımlar, vatandaşlık ve yabancılar hukuku alanlarında yüksek uzmanlığa sahiptir.
Bahadır Erdem, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde milletlerarası özel hukuk, kanunlar ihtilafı, uluslar arası bireysel davalar, uluslar arası fikri mülkiyet hukuku, Türk Vatandaşlık hukuku ve yabancılar hukuku dersleri vermektedir.
Sivil Toplum Çalışmaları
Bahadır Erdem, birçok kamu kurum ve kuruluşu ile sivil toplum kuruluşlarında görev almış ve almaktadır. Erdem, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Tahkim Divanı Üyeliği, İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) Danışma Kurulu Üyeliği, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Münasebetler Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü, European Law Institute ve UNIDROIT Bünyesinde Yürütülen “From Transnational Principles to European Rules of Civil Procedure” Projesinde Danışmanlık, Türk Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği, Türk Eğitim Vakfı Mütevelli Heyeti Üyeliği, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Eğitim Öğretim ve Yardımlaşma Vakfı Mütevelli Heyeti Üyeliği, Melek Yatırımcılar Derneği Kuruculuğu ve Yönetim Kurulu Üyeliği, Çocuğum Olmadan Asla Platformu Kuruculuğu ve Malatya Eğitim ve Öğretim Vakfı Üyeliği yapmıştır.
Erdem, aynı zamanda Türk Eğitim Vakfı mütevelli heyeti üyesidir ve Melek Yatırımcılar Derneği yönetim kurulu üyeliğini de sürdürmektedir.
Prof. Dr. B. Bahadır Erdem’in yayınlamış olduğu eserleri
Türk Milletlerarası Usul Hukukunda Tebligat, Türkiye’den Yurt Dışına – Yurt Dışından Türkiye’ye Yapılacak Tebligat, Patent Hakkının Korunmasına ve Patent Hakkına İlişkin Sözleşmelere Uygulanacak Hukuk, Fikrî Hukukta Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisi, Milletlerarası Özel Hukuk Sözleşmeleri, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, Avrupa’da Devletler Özel Hukuku ve Yeni Türk Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un Borçlar ve Ticaret Hukukuna İlişkin Hükümleri, Türk Vatandaşlık Hukuku, Milletlerarası Özel Hukuk, Uluslararası Ticari Tahkim ve Lex Mercatoria,
Makaleleri, Sunum, Bildiri ve Tebliğleri
Prof. Dr. B. Bahadır Erdem, birçok ulusal ve uluslararası sempozyum panel ve seminere katılmış; “Yabancıların Taşınmaz Mal Tasarrufu, Fikri Hakların Korunmasına Uygulanacak Hukuk, Yabancı Aile Hukukuna İlişkin Mahkeme Kararlarının Tanınma ve Tenfizi, Lisans Sözleşmesine Uygulanacak Hukuk, Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine İlişkin Sözleşme Kapsamında Çocuk Hakları, Aile Hukuku’na İlişkin Kararlarda Tanıma ve Tenfiz, Türk Vatandaşlık Kanunu Tasarısı, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, Türk Üniversitelerin müfredatına sınai mülkiyet eğitiminin dahil edilmesi için planlamalar, Vatandaşlık Kanunu Tasarısında Evlilik Yolu ile Türk Vatandaşlığının Kazanılması,Akdi Borç İlişkilerine Uygulanacak Hukuk, 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’da Düzenlenen Sözleşmeden Doğan Borç İlişkilerinde Uygulanacak Hukuk, Çocuk Haklarının Korunması, Uluslararası Çocuk Kaçırma Sözleşmesi Kapsamında Çocuk Hakları, Uluslararası Tebligat Sorunları ve Uluslararası Çocuk Kaçırma, İnsan Hakları ve Anayasa, Fikri Haklar ile Koruma Altına Alınan Fikri Yaratılma Süreci: İnnovasyon, Çok Vatandaşlığa Sahip Türk Vatandaşlarının Ad ve Soyadı, Fikri Hakların Korunmasına ve Fikri Hakların Devrine İlişkin Sözleşmelere Uygulanacak Hukuk; Yabancılık Unsuru Taşıyan Sözleşmelere İlişkin Esaslar ve Karşılaşılan Sorunlar, Milletlerarası Satış Sözleşmelerinde Incoterms 2010 Kuralları, Uluslararası Hukuk ve Adli Yardımlaşma, Uluslararası Hukuk Tebligat İşlemleri, Uluslar arası Hukukta Çocukların Kaçırılması ve Alıkonulması, Anayasada Vatandaşlık Kavramı, Türk Kanunlar İhtilafı Kuralları’na Göre Satış Sözleşmelerine Uygulanacak Hukuk, Türk Hukukunda Milletlerarası Çocuk Kaçırma Mevzuatına Bakış ve Çözümlenmesi Gereken Konular, MÖHUK’ta Akdi Borç İlişkilerine Uygulanacak Hukuk; Türk Milletlerarası Tahkim Hukukunda LexMercatoria, Arbitration Cost Under the Turkish Arbitration Law, Aile içi İlişkilerde Sorunlar ve Çözüm Arayışları, The Legal Globalization, Sosyal Ağlarda Hak İhlalleri ve Sorumluluk,Tahkim Öncesinde Başvurulacak Çözüm Yolları ve Tahkim Anlaşmasına Etkisi, Türk Hukukunda Uluslararası Çocuk Kaçırma Davaları, İnsan Hakları Bazında Mültecilere Hukuki ve Sosyal Yaklaşım, Uluslararası Çocuk Kaçırma Uyuşmazlıklarından Doğan Davalar, Toplumda Kadına Karşı Şiddet, Tahkim Uygulamaları” başlıkları ile sunum ve bildiriler yayınlamıştır.
Bahadır Erdem, mezuniyet öncesinde her yıl öğrencilerini kendi bütçesi ile toplu şekilde tiyatroya götürmesi ile bilinmektedir.
Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2008 yılında Bakanlar Kurulunun aldığı gerçekleşmiştir. Fakülte 2008-2009 akademik yılında öğretime başlamış ve ilk mezunlarını 2013 yılında vermiştir. Fakülte merkez binası İstanbul Anadolu yakasında, Kadıköy’ün Acıbadem semtindedir.
Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi, hedefini, modern yaşamın gereklerini doğru algılayacak, Cumhuriyet’in ve hukuk devletinin temel ilkelerini benimsemiş, ulusal hukukumuzu ve hukukun evrensel kurallarını özümsemiş, hukuk kurallarını farklı boyutlarıyla doğru yorumlayabilecek nitelikli hukukçular yetiştirmek olarak açıklamıştır.
Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesinin öğretim dili Türkçedir. Öğrenciler, hukuk fakültesinin birinci sınıfına hazırlık sınıfı olmaksızın doğrudan başlamaktadır. Akademisyen olmak yada uluslararası örgütlerde ve uluslararası hizmet veren avukatlık bürolarında çalışmak hedefinde olan öğrenciler için isteğe bağlı olarak İngilizce Hazırlık Eğitimi alma imkanı bulunmaktadır.
Fakülte, ders programında, temel hukuk derslerine ilaveten “İnsan Hakları ve Bireysel Başvuru”, “Türk Demokrasi Tarihi”, “Tüketici Hukuku”, “Fikri Sınai Mülkiyet Hukuku”, “Avukatlık Hukuku”, “Sermaye Piyasası Hukuku”, “Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları” ve “Sigorta Hukuku” benzeri uzmanlık dersleri bulunmaktadır.
Fakültede, öğrenciler için kurgusal dava yarışmaları ve sanal mahkeme ortamında hukuki sorunları tartışma ve çözme olanakları sunulmaktadır. Öğrenciler, Barolar tarafından organize edilen üniversiteler arası kurgusal dava yarışmalarına hazırlanmaktadır.
Doğuş Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde kamu hukuku ve özel hukuk alanlarında tezli ve tezsiz yüksek lisans programları bulunmaktadır. Fakülte, öğrencilerine yüksek lisans programları ve kişisel gelişim seminerleri ile uzmanlaşma imkanı sunmaktadır.
Üniversite ve Fakültede ‘Kişisel Gelişim Seminerleri’ başlığı ile öğrencilere dönük seminer ve eğitim çalışmaları yapılmaktadır. Hukuk Fakültesi öğrencileri, yargıç ve savcılarla, akademisyenlerle ve avukatlarla tanışma ve mesleki gelişimlerini planlama imkanına sahip olmaktadır.
Kamu İhale Kurumu ve Tüketici Hukuku Enstitüsü Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi ev sahipliğinde eğitim seminerleri ve sertifika programları gerçekleştirmektedir.
Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi, ERASMUS Programı çerçevesinde öğrencilerin anlaşmalı Avrupa Üniversitelerinde öğrenim görmesine imkan sağlamaktadır.
Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
Fakülte, Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisini çıkarmakta, öğrencilerin akademik standartlarda yazı yazması teşvik edilmektedir. Dergi, her yıl bir sayısını mezunlarının akademik yazılarına ayırmayı ve böylece mezunlarımızla bağını koparmamayı hedeflemektedir.
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW)’nin resmi adı ‘Organisation for the Prohibition of Chemical Weapons’ şeklindedir.
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) merkezi Hollanda’nın Lahey kentindedir.
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü Merkez Binası-Lahey
Örgütün Amacı
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW), kimyasal silah kullanımı yasaklayan Kimyasal Silahlar Sözleşmesini imzalayan ülkelerin bu kurallara uygun davranmasını ve sözleşmenin uygulanmasını denetlemektedir.
Kitle imha silahlarının 21. yüzyılda sonsuza kadar ortadan kaldırılması için hazırlanan Kimyasal Silahlar Sözleşmesi, sözleşme hükümlerinin etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamak amacıyla uygulama ve denetim mekanizması oluşturmuştur.
Kimyasal Silahların Önlenmesi Sözleşmesi (CWC) Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü (OPCW) tarafından uygulanmakta ve yönetilmektedir. Örgüt Birleşmiş Milletler denetiminde göreve başlamıştır ancak Birleşmiş Milletler’in bir organı değildir. Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası örgütlerle yakın işbirlikleri kurmaktadır. Örgütün merkezi Hollanda’nın Lahey kentindedir ve üye sayısı 192’yi geçmiş olup imza atmayan az sayıda ülke kalmıştır.
Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü (OPCW), kimyasal silahların taraf devletlerce geliştirilmesini, üretilmesini, satışını, stoklanmasını ve kullanılmasını engellemek ve kimyasal silahların imhasını yürütmekle görevlidir.
Büyükelçi Ahmet Üzümcü Lahey’deki Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü (OPCW) başkanlığına 2010 yılında seçilmiştir. Ahmet Üzümcü başkanlığındaki örgüt, Birleşmiş Milletler ile işbirliği çerçevesinde Suriye’nin kimyasal silahlarının imhasına ilişkin çalışmalar yürütmüş, bu çalışmalarından dolayı 2013 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştür.
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) Organları ve Başkanı
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW), üç ana organdan oluşmaktadır. Bu organlardan birincisi Taraf Devletler Konferansı’dır. Ülkeler konferanslarda bir daimi temsilcisi ya da bir Büyükelçi ile temsil edilmektedir. Konferans yılda en az bir kere toplanmaktadır. İkinci organ, Yürütme Konseyi’dir ve Taraf Devletler Konferansı tarafından 2 yıllığına seçilen 41 üyeden oluşmaktadır. Yürütme Konseyi, örgüt politikasını oluşturan esas organdır ve yılda en az 5 defa toplanarak Konferans tarafından belirlenen stratejiye uygun aksiyonu yürütmektedir. Örgütün üçüncü organı Teknik Sekretarya’dır ve yürütülecek denetimleri organize ederek her türlü yardımı temin etmekle yükümlüdür. Sekretarya, denetimlerin tüm taraf devletlerde sözleşmeye uygun standartlarla yürütülmesine yardımcı olmaktadır.
Fernando Arias, Aralık 2017’de Taraf Devletler Konferansı tarafından OPCW Başkanlığına atanmış, dört yıllık görev süresine 25 Temmuz 2018’de başlamıştır.
Fernando Arias
Örgüt, Taraf Devletler Konferans tarafından seçilen Genel Direktör tarafından yönetilmektedir. örgütün ilk direktörü olan José Bustani 1997-202 yılları arasında ve Rogelio Pfirter 2002-2010 yılları arasında görev yapmıştır.
Örgüt direktörlüğüne 2010 yılında Türkiye’den Ahmet Üzümcü seçilmiştir. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun olan Üzümcü Suriye ve İsrail’de Büyükelçilik yapmış, 2002-2004 yıllarında NATO nezdinde Türkiye daimi temsilciliği ve 2004-2006 yıllarında Dışişleri Bakanlığı Müsteşar yardımcılığı ve 2006-2010 yıllarında Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi nezdinde Türkiye daimi temsilciliği görevini yaptıktan sonra Konferans tarafından Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü Genel Direktörlüğü görevine seçilmiştir.
Türkiye Gazetecilik Hak ve Sorumluluk Bildirgesi Gazeteciler Cemiyet tarafından kabul edilmiş prensiplerdir.
GİRİŞ:
Aşağıda tanımı yapıldığı üzere her gazeteci ve basın – yayın organı, gazetecinin haklarını savunmalı ve meslek ilkelerine uymalı, uyulmasını gözetmelidir. Basın – yayın organlarında, gazeteci olmadıkları halde çeşitli biçimlerde gazetecilik faaliyetine katılanlar ile dışarıdan Türkiye’ ye ve Türkiye’ den dışarıya dönük yayın yapanlar da bu sorumluluklar kapsamındadır. Basın yayın organları yöneticileri; genel yayın yönetmeni yahut müdürü, yazı işleri müdürleri yahut sorumlu müdürler, sıfatları ne olursa olsun, kuruluşlarında görevli gazeteciler ile yayınların meslek ilkelerine uygun olmasını gözetir.Gazetecinin hakları, halkın haber alma hakkının ve ifade özgürlüğünün; meslek ilkeleri ise dürüst ve doğru iletişimin temelidir. Meslek ilkeleri gazetecinin ve basın – yayın organlarının öz denetimini öngörür ve değerlendirme mercii öncelikle vicdanlardır.
A. İnsan ve yurttaş hakkı
Herkes, bilgi edinme ve haber alma, özgür düşünce, ifade ve serbest eleştiri hakkına sahiptir. Düşünce ve ifade özgürlüğünün kullanılmasının başlıca yolu olan basın ve yayın özgürlüğü temel insan haklarındandır. Bu hakların demokratik hukuk devletinde anayasal güvence altında olması esastır.
B. Gazeteci tanımı
Düzenli bir şekilde, günlük yahut süreli bir yazılı, görüntülü, sesli elektronik veya dijital basın ve yayın organında, kadrolu, sözleşmeli ya da telif karşılığı, haber alma, işleme, iletme veya görüş, fikir belirtme görevi üstlenen ve asıl işi ile başlıca geçim kaynağı bu olup, çalıştığı işletme ile ilgili yasalar karşısındaki konumu bu tanıma uygun olanlar gazetecidir. Basın ve yayın alanındaki her işletme, çalıştırdıkları gazetecileri, yasaların gazetecilere tanıdığı haklardan yararlandırmak zorundadır.
C. Gazetecinin sorumluluğu
Gazeteci, basın özgürlüğünü, halkın doğru haber alma, bilgi edinme hakkı adına dürüst biçimde kullanır. Bu amaçla her türlü sansür ve otosansürle mücadele etmeli, halkı da bu yönde bilgilendirmelidir. Gazetecinin halka karşı sorumluluğu, başta işverenine ve kamu otoritelerine karşı olmak üzere, öteki tüm sorumluluklardan önce gelir. Bilgi ve haber ile özgür düşünce, herhangi bir ticari mal ve hizmetten farklı olarak toplumsal bir nitelik taşır.
Gazeteci, ilettiği haber ve bilginin sorumluluğunu üstlenir ve paylaşır. Gazetecinin özgürlüğünün içeriğini ve sınırlarını, öncelikle sorumlulukları ile meslek ilkeleri belirler.
D. Gazetecinin hakları
1. Gazeteci tüm bilgi kaynaklarına serbestçe ulaşma ve kamu yaşamını belirleyen, halkı ilgilendiren tüm olayları izleme, araştırma hakkına sahiptir. Gazetecinin karşısına çıkarılacak gizlilik ve sır gibi engeller kamusal işlerde yasaya, özel işlerde açık ve ikna edici gerekçelere sahip olmalıdır.
2. Gazeteci, çalıştığı basın ve yayın organının kendisiyle yaptığı sözleşmede de kaydedilmiş olması gereken temel çizgisini dikkate alır. O temel çizgi dışındaki ve onunla çelişen veya orada açıkça belirtilmemiş olan tüm telkin, öneri, istek ve talimatları reddetme hakkına sahiptir.
3. Gazeteci, inanmadığı bir görüşü savunmaya veya meslek ilkelerine aykırı bir iş yapmaya zorlanamaz.
4. Gazeteciler, özellikle de yazı işleri çalışanları, basın – yayın işletmesinin işleyişini belirleyen, etkileyen önemli kararlardan haberdar edilmeli ve gereğinde kararların alınmasına katılmalıdır.
5. İşlevi ve sorumlulukları ışığında, gazeteciler örgütlenme hakkının yanı sıra görevinin maddi ve manevi güvencesini sağlayan kişisel sözleşme yapma hakkına sahiptir. Gazeteci ekonomik bağımsızlığını garanti eden toplumsal rolüne ve emeği ile yeteneğine uygun bir ücret almalıdır.
6. Gazeteci, kaynakların gizliliği ilkesi uyarınca, kaynağını açıklamaya ve tanıklık yapmaya zorlanamaz. Kaynağ izin verdiği taktirde gizlilik ortadan kalkabilir. Kaynağı tarafından açıkça yanıltıldığı durumlarda gazeteci kaynağını açıklayabilir.
E. Gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri
1. Halkın bilgi edinme hakkı uyarınca, gazeteci, kendi açısından sonuçları ne olursa olsun, gerçeklere ve doğrulara saygı duymak ve uymak zorundadır.
2. Gazeteci; bilgi ve haber alma, yorum yapma ve eleştirme özgürlüklerini ne pahasına olursa olsun savunur.
3. Gazeteci; başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur. Milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, dil, din, sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmadan tüm ulusların, tüm halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını tanır. İnsanlar, topluluklar ve uluslar arasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır. Bir ulusun, bir topluluğun ve bireylerin kültürel değerlerini ve inançlarını (veya inançsızlığını) doğrudan saldırı konusu yapamaz. Gazeteci; her türden şiddeti haklı gösterici, özendirici ve kışkırtan yayın yapamaz.
4. Gazeteci; kaynağını bilmediği bilgi ve haberleri yayınlamaz; kaynak açık olmadığında, yayınlamaya karar verdiği durumlarda da kamuoyuna gerekli uyarıları yapmak zorundadır.
5. Gazeteci; temel bilgileri yok edemez, görmezlikten gelemez ve metinlerle belgeleri değiştiremez, tahrif edemez. Yanlış, yanıltıcı ve tahrif edilmiş yayın malzemesi kullanmaktan uzak durur.
6. Gazeteci, bilgi, haber, fotoğraf, görüntü, ses, belge elde etmek için yanıltıcı yöntemler kullanamaz.
7. Gazeteci, kamuya mal olmuş bir şahsiyet bile olsa, halkın haber alma, bilgilenme hakkıyla doğrudan bağlantılı olmayan hiç bir amaç için, izin verilmedikçe özel yaşamın gizliliği ilkesini ihlal edemez.
8. Gazeteci, yayınlanmış her yanlışı en kısa sürede düzeltmekle yükümlüdür. Gazeteci, istismar edilmemesi, kötüye kullanılmaması ve kabul edilebilir boyutlar ile biçimde yapılması kaydıyla, cevap hakkına saygılı olmalıdır.
9. Gazeteci, kendisine güvenilerek verilmiş bilgilerin, belgelerin kaynaklarını, kendileri izin vermediği sürece, mesleki gizlilik ilkesi uyarınca, hiç bir şekilde açıklamaz.
10. Gazeteci, çalıntı, iftira, hakaret, lekeleme, saptırma, manipülasyon, söylenti, dedikodu ve dayanaksız suçlamalardan kesinlikle uzak durur.
11. Gazeteci, bir bilginin, haberin yayını ya da yayınlanmaması karşılığı hiçbir maddi veya manevi avantajın peşinde olamaz. Gazeteci, devlet başkanından milletvekiline, iş adamından bürokratına kadar haber kaynağı olarak da kabul edilen kişi ve kurumlarla iletişimini ve ilişkisini meslek ilkelerini gözeterek yürütür.
12. Gazeteci, mesleğini, reklamcılıkla, halkla ilişkilerle veya propagandacılıkla karıştıramaz. İlan – reklam kaynaklarından herhangi bir telkin, tavsiye alamaz, maddi çıkar sağlayamaz.
13. Gazeteci, hangi konuda olursa olsun, elde ettiği bilgileri geniş biçimde yayın konusu yapmadan kendi yararına kullanamaz. Mesleğini, ne şekilde olursa olsun, (yasaların ve yönetmeliklerin kendisine tanıdığı hakların dışında) ayrıcalıklar kazanmak amacıyla kullanamaz.
14. Gazeteci, her ne amaçla olursa olsun, tehdit ve şantaj gibi yollara başvurmaz. Gazeteci bu şekilde baskılara da karşı koyar.
15. Gazeteci her türlü baskıyı reddeder ve çalıştığı basın – yayın organındaki yöneticileri dışında kimseden işiyle ilgili talimat alamaz.
16. Gazeteci sıfatını taşımayı hak eden herkes meslek ilkelerine en yüksek seviyede uymayı taahhüt eder. Ülkesindeki yasalara saygılı olmakla birlikte, hükümet ve benzeri kurumların müdahalelerine kapalıdır. Mesleki olarak yalnızca meslektaşlarının ve kamuoyunun değerlendirmeleri ile bağımsız yargı organlarının kararlarını dikkate alır.
17. Gazeteci, devleti yönetenlerin belirlediği ulusal ve uluslararası politikalar konularında önyargılara değil, halkın haber alma hakkına dayanır. Onu mesleğin temel ilkeleri ve özgürlükçü demokrasi kaygıları yönlendirir.
GAZETECİNİN DOĞRU DAVRANIŞ KURALLARI
Haber-Yorum: Haber ile yorum ve görüş ayrımı açık yapılmalı, okurun ve izleyicinin neyin haber, neyin yorum olduğunu kolayca seçebilmesi sağlanmalıdır.
Fotoğraf – Görüntü: Fotoğraf ve görüntünün güncel olup olmadığı açık biçimde belirtilmeli, canlandırma görüntülerde de bu, izleyicinin fark edebileceği biçimde ifade edilmelidir.
Haber – İlan (Reklam): Haber ve yorum metinleri veya görüntüleri ile İlan – reklam amaçlı metinlerin ayrımı hiç bir karışıklığa yer bırakmayacak ölçüde yapılmalıdır.
Yargı: Hazırlık soruşturması sırasında soruşturmayı zaafa uğratıcı, yönlendirici biçimde haber ve yorumdan kaçınılmalıdır. Yargılama sürecinde de haberler her türlü ön yargıdan uzak ve kesinlikle doğruluğundan emin olunarak sunulmalıdır. Gazeteci yargı sürecinde taraf olmamalıdır. Yargı kararı kesinleşmedikçe, bir sanık suçlu ilan edilmemelidir. Haberlerde ve yorumlarda suçluymuş gibi değerlendirmeler yapılmamalıdır.
Çocuk: Çocuklarla ilgili suçlarda ve cinsel saldırılarda sanık, tanık ya da mağdur (maktul) olsun, 18 yaşından küçüklerin açık isimleri ve fotoğrafları yayınlanmamalıdır. Çocuğun kişiliğini ve davranışlarını etkileyebilecek durumlarda, gazeteci, bir aile büyüğünün veya çocuktan sorumlu bir başkasının izni olmaksızın çocukla röportaj yapmamalı veya görüntüsünü almaya çalışmamalıdır.
Cinsel saldırılar: Cinsel saldırı mağdurlarının fotoğrafları, görüntüleri veya kimlikleri, açık kamu yararı olmadıkça yayınlanmamalıdır.
Kimlik veya özel durum: Açık kamu yararı olmadıkça ve olayla doğrudan ilgisi, bağlantısı bulunmadıkça, bir insanın davranışı veya işlediği suç, onun ırkına, milliyetine, dinine, cinsiyetine, cinsel eğilimine, hastalığına veya fiziksel, zihinsel özürlü olup olmamasına dayandırılmamalıdır. Kişinin bu özel durumu, alay, hakaret, önyargı konusu yapılmamalıdır.
Sağlık: Sağlık konusunda sansasyondan kaçınmalı, insanları umutsuzluk veya sahte umut verecek yayın yapılmamalıdır. Tıbbi alandaki araştırmalar kesinleşmiş sonnuçlar gibi yayınlanmamalıdır. İlaç tavsiyesinde mutlaka uzmana danışılmalıdır. Hastanelerde araştırmalar yapan, bilgi ve görüntü almaya çalışan gazeteci, kimliğini belirtmeli ve girilmesi yasak bölümlere ancak yetkililerin izniyle girmelidir. Yetkilinin, hastanın veya yakınının izni olmaksızın hastane ve benzeri kurumlarda hiç bir yolla ses ve görüntü alınmamalıdır.
Hediye: Yayın Öncesi kararlarla ve yayınlarla ilgili ön yargı, kuşku yaratacak her cinsten kişisel hediye ve maddi menfaat reddedilmelidir.
Müessese Çıkarı: Gazetecinin bir basın – yayın organındaki işlevini “Hak ve Sorumluluk Bildirgesi” ndeki hakları, sorumlulukları ve görevleri belirler. Gazeteci, bu mesleki çerçeve ile yayın organının çizgisi dışında, müessese çıkarı söz konusu olsa dahi, hiçbir faaliyete gönüllü olarak veya zorla katılmamalıdır.
Özeleştiri: Gazeteci ile basın – yayın organları, tekzip ve cevap hakkı gibi zorunlulukların dışında da, yanlışları düzeltmeli ve özleştiri yapmalıdırlar.
Taraf olma: Gazeteci ve yayın organı, her ne nedenle ve her ne biçimde olursa olsun, taraf oldukları bir olaydaki konumlarını kamuoyuna açıkça belirtmelidir. Yayın organı yahut yorumcu, siyasi, ekonomik ve toplumsal tercihlerinin doğrultusunda yayın yapabilir. Bu durumda bu tavır açıkça ortaya konulmalı, ayrıca yorum ile haber – olay ayrımı kesin biçimde yapılmalıdır.
Özel hayat: Asıl olan kamu yararıdır. Özel hayatın gizliliğinin geçersiz sayılabileceği başlıca durumlar şöyle sıralanabilir:
a) Büyük bir suç yahut yolsuzluk üstüne araştırma ve yayın.
b) Toplumu kötü etkileyici bir tutumla ilgili araştırma ve yayın.
c) Toplumun güvenliğinin veya sağlığının korunması.
d) İlgili kişinin sözleri yahut eylemleri sonucu halkın yanılmasının, yanıltılmasının veya yanlış yapmasının engellenmesi.
Bu durumlarda dahi, özel hayatın kamuya açılan kesiti mutlaka konuyla doğrudan ilgili olmalı veya ilgili kişinin özel hayatının onun kamusal faaliyetini de etkileyip etkilemediği gözetilmelidir.
Bilgi-Belge: Doğrudan kamu yararı olmadıkça, sahibinin izni dışında belge, fotoğraf, ses yahut görüntü alınmamalıdır. Kamu yararı söz konusu olduğunda dahi, yukarıdakilerin başka hiçbir şekilde elde edilmeyeceğine kesin kanaat getirilmiş olması gerekir.
Haber için para: Gazeteci belge veya görüntü sağlamak amacıyla, bir suçla ilgili sanık, tanık veya onların yakınlarına para teklif etmemeli ve vermemelidir.
Sarsıcı durumlarda: Üzüntü, sıkıntı, tehlike, yıkım, felaket ya da şok halindeki insanlar söz konusu olduğunda gazetecinin olaya yaklaşımı ve araştırması insani olmalı ve gizliliklere uyularak duygu sömürüsünden kaçınılmalıdır.
Suçlu yakınları: Gazeteci, sanıkların ve suçluların akrabalarını, yakınlarını, olayla ilgileri olmadıkça veya olayın doğru anlaşılması için gereği bulunmadıkça teşhir etmemelidir.
İntihar olayları: İntihar olayları hakkında haber çerçevesini aşan ve okuyucu veya izleyiciyi etki altında bırakacak nitelikte ve genişlikte yayın yapılmamalıdır. Olayı gösteren fotoğraf, resim veya film yayınlanmamalıdır.
Ekonomik, mali bilgi: Yasalarla yasaklanmış olmasa dahi, gazeteci elde ettiği ekonomik – mali bilgileri geniş biçimde yayınlanmadan önce kendisinin yahut yakınlarının çıkarları için kullanmamalıdır. Gazeteci, kendisinde ve yakınlarında bulunan hisse senedi ve benzeri mali araçlar konusunda, yayın organındaki sorumluları bu menkul kıymet sahipliği hakkında doğru bilgilendirmediği sürece yayın yapmamalıdır. Gazeteci, hakkında haber ve yorum yazdığı ya da yazmayı tasarladığı taşınır ve taşınmaz kıymetlerin doğrudan veya dolaylı alım satımını yapmamalıdır.
Ambargo: Önceden görme – Off the record:
Gazeteci, kendi çabasıyla elde etmedikçe, bir kaynağın verdiği bilgi veya belgenin yayınlanma tarihi konusundaki isteğe uymalıdır. Gazeteci, röportaj, haber, yorum veya görüntü, yayın şekli ne olursa olsun, hazırlığını yayın organındaki sorumlular dışında, kaynağı da dahil kimseye denetlettirmekle yükümlü değildir.Gazeteci, açıklanmaması kaydıyla (off the record) verilen bilgiyi ve sarfedilen sözleri yayınlamamalıdır.
Rekabet: Gazeteci, rekabet nedeniyle de olsa, bir başka gazeteciye bilinçli ve açık, mesleki zarar vermekten kaçmalıdır. Bir meslektaşının yayınını engelleyici davranışlarda bulunmamalıdır.
Kaynak gösterme: Gazeteci, başta haber ajansları olmak üzere, bir meslektaşının ve herhangi bir yayının sunduğu bilgileri kullandığında mutlaka kaynağı belirtmelidir.
Gazeteci olmayanlar: Bir yayın organında, sürekli veya zaman zaman, gazetecilik kapsamına giren alanlarda faaliyet gösterenlerin asıl sıfatları, asli işleri uygun şekilde belirtilmeli, kamuoyu onların temel konumu hakkında bilgilendirilmelidir.
Özdeşleşme: Gazeteci, uzmanlık alanı ne olursa olsun öncelikle gazetecidir. Polis muhabiri, polis veya sözcüsü, spor muhabiri kulüp yöneticisi veya sözcüsü, herhangi bir partiden sorumlu muhabir onun üyesi veya sözcüsü gibi davranmamalı ve bu yönde, yayın yapmamalıdır.
Kişisel Verileri Koruma Kurulu Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik
Kişisel Verileri Koruma Kurumu
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmelik Kişisel Verileri Koruma Kurulunun çalışma usul ve esaslarını, görevlerini, yetkilerini ve sorumluluklarını belirlemek için hazırlanmıştır.
Dayanak
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 22 nci ve 23 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Başkan: Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanını,
b) Kanun: 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununu,
c) Kurul: Kişisel Verileri Koruma Kurulunu,
ç) Kurum: Kişisel Verileri Koruma Kurumunu,
d) Üye: Kişisel Verileri Koruma Kurulu üyesini,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Kişisel Verileri Koruma Kurulu
Kurul
MADDE 4 – (1) Kurul, Kurumun karar organıdır. Kurul; biri Başkan, biri İkinci Başkan olmak üzere toplam dokuz üyeden oluşur.
(2) Kurulun beş üyesi Türkiye Büyük Millet Meclisi, iki üyesi Cumhurbaşkanı, iki üyesi Bakanlar Kurulu tarafından seçilir.
(3) Kurul, Kanunla ve diğer mevzuatla verilen görev ve yetkilerini kendi sorumluluğu altında, bağımsız olarak yerine getirir ve kullanır. Görev alanına giren konularla ilgili olarak hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Kurula emir ve talimat veremez, tavsiye veya telkinde bulunamaz.
Başkan
MADDE 5 – (1) Kurumun en üst yöneticisi olan Başkan, Kurumun genel yönetim ve temsili ile Kurul tarafından alınan kararların yürütülmesinden sorumludur.
(2) Başkan ve İkinci Başkan Kurul tarafından ayrı ayrı seçilir. Seçimde aday gösterilmez. Seçimin gizli veya açık oylamayla yapılacağı Kurulca kararlaştırılır. Sonuç bir tutanakla belirtilir ve toplantıya katılan Kurul üyelerince imzalanır.
(3) Başkanın izin, hastalık, yurt dışı görev ve diğer nedenlerle yokluğunda İkinci Başkan, Başkana vekaleteder.
Üyeler
MADDE 6 – (1) Kurul üyelerinin görev süresi dört yıldır. Süresi biten üye yeniden seçilebilir. Görev süresi dolmadan herhangi bir sebeple görevi sona eren üyenin yerine seçilen kişi, yerine seçildiği üyenin kalan süresini tamamlar.
(2) Kurul üyelerinin süreleri dolmadan herhangi bir nedenle görevlerine son verilemez. Kurul üyelerinin;
a) Seçilmek için gereken şartları taşımadıklarının sonradan anlaşılması,
b) Görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlardan dolayı haklarında verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesi,
c) Görevlerini yerine getiremeyeceklerinin sağlık kurulu raporuyla kesin olarak tespit edilmesi,
ç) Görevlerine izinsiz, mazeretsiz ve kesintisiz olarak on beş gün ya da bir yılda toplam otuz gün süreyle devam etmediklerinin tespit edilmesi,
d) Bir ay içinde izinsiz ve mazeretsiz olarak toplam üç, bir yıl içinde toplam on Kurul toplantısına katılmadıklarının tespit edilmesi,
hâllerinde Kurul kararıyla üyelikleri sona erer.
Kurulun görev ve yetkileri
MADDE 7 – (1) Kurulun görev ve yetkileri şunlardır:
a) Kişisel verilerin, temel hak ve özgürlüklere uygun şekilde işlenmesini sağlamak.
b) Kişisel verilerle ilgili haklarının ihlal edildiğini ileri sürenlerin şikâyetlerini karara bağlamak.
c) Şikâyet üzerine veya ihlal iddiasını öğrenmesi durumunda resen görev alanına giren konularda kişisel verilerin kanunlara uygun olarak işlenip işlenmediğini incelemek ve gerektiğinde bu konuda geçici önlemler almak.
ç) Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri belirlemek amacıyla düzenleyici işlem yapmak.
d) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi için alınması gereken yeterli önlemleri belirlemek.
e) Veri Sorumluları Sicilinin tutulmasını sağlamak.
f) Kişisel verilerin silinmesine, yok edilmesine veya anonim hâle getirilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek.
g) Kurulun görev alanı ile Kurumun işleyişine ilişkin konularda gerekli düzenleyici işlemleri yapmak.
ğ) Veri sorumlusunun ve temsilcisinin görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin düzenleyici işlem yapmak.
h) Yurt dışına veri aktarılabilmesi için yeterli korumaya sahip olan ve olmayan ülkeleri belirleyip ilan etmek.
ı) Kişisel verilerin korunması, işlenmesi ve güvenliği ile ilgili sektörel uygulama esaslarını belirlemek ve akreditasyon, sertifikasyon, eğitim ile rehberlik konularında usul ve esasları belirlemek.
i) Kişisel verilerin korunması ile ilgili yurt içi ve yurt dışı projeler yapmak ve yaptırmak.
j) Kişisel verilerin korunması konusunda kurum ve kuruluşları bilgilendirmek, kamuoyuna yönelik farkındalıkfaaliyetleri gerçekleştirmek.
k) Ücret tarifeleri ile ilgili çalışmalar yapmak.
l) Üniversiteler ve ilgili diğer yurt içi ve yurt dışı kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyon çalışmaları yürütmek.
m) Kanunda öngörülen idari yaptırımlara karar vermek.
n) Diğer kurum ve kuruluşlarca hazırlanan ve kişisel verilere ilişkin hüküm içeren mevzuat taslakları hakkında görüş bildirmek.
o) Kurumun; stratejik planını karara bağlamak, amaç ve hedeflerini, hizmet kalite standartlarını ve performans kriterlerini belirlemek.
ö) Kurumun stratejik planı ile amaç ve hedeflerine uygun olarak hazırlanan bütçe teklifini görüşmek ve karara bağlamak.
p) Kurumun performansı, mali durumu, yıllık faaliyetleri ve ihtiyaç duyulan konular hakkında hazırlanan rapor taslaklarını onaylamak ve yayımlamak.
MADDE 8 – (1) Kurul toplantı gündemleri; Başkan tarafından belirlenir.
(2) Gündem ve gündemdeki konulara ilişkin karar taslakları, karar için gerekli dokümanlar ile Kurumun görüş ve önerileri, toplantı tarihinden en az 3 gün önce İnceleme Dairesi Başkanlığı tarafından üyelere dağıtılır.
(3) Bir toplantıda, gündem maddelerinin görüşülmesi süre nedeniyle bitirilemezse; görüşülemeyen maddeler herhangi bir işleme gerek kalmaksızın bir sonraki toplantı gündemine dahil edilir.
Toplantı ve karar yeter sayısı
MADDE 9 – (1) Kurul, Başkan dâhil en az altı üye ile toplanır.
(2) Kurul, Başkanın belirleyeceği tarihte toplanır. Başkan gereken hâllerde Kurulu olağanüstü toplantıya çağırabilir.
(3) Üyelerin bütün toplantılarda bulunmaları esastır.
(4) Toplantıya katılamayacak olan üyeler, geçerli mazeretlerini yazılı olarak Başkanlığa bildirirler.
(5) Kurul, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar alır. Kurul üyeleri çekimser oy kullanamaz.
(6) Toplantılar esas itibariyle Kurum merkezinde yapılır. İhtiyaç duyulması halinde Kurulca, Kurum merkezi dışındaki yerlerde de toplantı yapılabilmesine karar verilebilir.
(7) Toplantıların fiziki olarak yapılması esas olmakla birlikte ihtiyaç duyulması ve Başkanın uygun görmesi halinde gerekli güvenlik önlemleri alınarak elektronik ortamda toplantı yapılabilir ya da elektronik yollarla toplantıya katılım sağlanabilir.
Görüşmelerde usul ve oylama
MADDE 10 – (1) Kararlar, müzakere yapılarak alınır. Konular gündemdeki sıralarına göre görüşülür.
(2) Başkan, gündem maddelerinin görüşülmesinde sıra dâhilinde Kurul üyelerine söz verir. Konu üzerinde görüşmeler tamamlandıktan sonra gündem maddesi oya sunulur.
(3) Kararlar, kabul veya ret için el kaldırmak suretiyle işaretle oylanır.
(4) Kurul kararları toplantı bitiminde tutanak altına alınır.
(5) Kurul üyeleri; kendilerini, üçüncü dereceye kadar kan ve ikinci dereceye kadar kayın hısımlarını, evlatlıklarını ve aralarındaki evlilik bağı kalkmış olsa bile eşlerini ilgilendiren konularla ilgili toplantı ve oylamaya katılamaz. Bu durum karar metninde ayrıca belirtilir.
Görüşmelerin gizliliği ve toplantılara katılabilecek olanlar
MADDE 11 – (1) Aksi kararlaştırılmadıkça, Kurul toplantılarındaki görüşmeler gizlidir. Kurul toplantılarına, Başkan ve üyeler ile görüşme tutanaklarını düzenlemekle görevli personel dışında hiç kimse katılamaz. Ancak, Başkan tarafından, ihtiyaç duyulması halinde taraflar, kişiler veya temsilciler Kurul toplantısına davet edilebilir. Ancak Kurul kararları toplantıya dışarıdan katılanların yanında alınmaz.
Karar
MADDE 12 – (1) Toplantıda görüşülen gündem maddelerine ilişkin alınan kararlar tutanakla tespit edilir.
(2) Karar tutanağı toplantı esnasında toplantıya katılan tüm üyeler tarafından imzalanır.
(3) Kanunda belirtilen süreler saklı kalmak üzere, Kurul kararı, alındığı toplantı tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde gerekçeleri, varsa karşı oy gerekçeleri ile birlikte yazılır.
(4) Toplantıya katıldığı halde Kurul kararlarını süresi içinde mazeretsiz olarak imzalamayan Kurul üyeleri, ilgili toplantı tutanağındaki beyanları doğrultusunda oy kullanmış sayılır.
(5) Kurul toplantısında alınan her bir kararın yazıldığı son sayfa, toplantıya katılan üyelerin isimleri yazılmak suretiyle üyelerce imzalanır, önceki sayfalar ise imzalanır veya paraflanır.
(6) Toplantı ve karar numaraları, her yıl birden başlar ve o yılın sonuna kadar sıra numarasını takip eder.
Kararlarda bulunması gereken hususlar
MADDE 13 – (1) Şikâyet üzerine veya ihlal iddiasının öğrenilmesi durumunda resen yapılan inceleme sonucu verilen kararlar aşağıdaki hususları ihtiva eder:
a) Karar veren Kurul üyelerinin ad ve soyadları.
b) İnceleme ve araştırmayı yapanların ad ve soyadları.
c) Tarafların adı, soyadı ve unvanları ile adresleri ve sıfatları.
ç) Tarafların iddia ve beyanlarının özeti.
d) İddia ve beyanların değerlendirilmesi.
e) Kararın hukuki dayanağı.
f) Sonuç.
g) Varsa karşı oy gerekçeleri.
(2) Diğer kararlar aşağıdaki hususları ihtiva eder:
a) Karar veren Kurul üyelerinin ad ve soyadları.
b) Kararın konusu ve hukuki dayanağı.
c) Sonuç.
ç) Varsa karşı oy gerekçeleri.
Kararların saklanması
MADDE 14 – (1) Kararlar İnceleme Dairesi Başkanlığı tarafından dosyalanır. Kararların onaylı örnekleri ilgili birimlere gönderilir.
(2) Birimlere gönderilecek onaylı karar örneklerinde karşı oy gerekçeleri bulunmaz.
(3) Karar örneklerinin aslına uygunluğu İnceleme Dairesi Başkanlığı tarafından onaylanır.
Kararların açıklanması ve yayımlanması
MADDE 15 – (1) Kurul, gerekli gördüğü kararları kamuya duyurur.
(2) Kurul kararları, yazımın tamamlanmasının ardından ilgili taraflara bildirilir.
(3) Toplantılarda görüşülen konular ve alınan kararlar hakkında basın ve yayın organlarına ancak Başkan tarafından açıklama yapılabilir.
Komisyon çalışmaları
MADDE 16 – (1) Kurulda görüşülüp, kararlaştırılması gereken konuların ön incelemesini yapıp, daha ayrıntılı bir kapsam ve derinlikte Kurula sunmak üzere, üyelerden oluşan ihtisas komisyonu veya çalışma grupları Kurul kararıyla kurulabilir. Söz konusu komisyon veya çalışma gruplarında Kurul kararıyla Kurum personeli görevlendirilebilir.
Sır saklama
MADDE 17 – (1) Kurul üyeleriyle, Başkan tarafından ihtiyaç duyulması halinde Kurul toplantısına ya da hazırlık çalışmalarına katılanlar, çalışmaları sırasında ilgililere ve üçüncü kişilere ait öğrendikleri sırları bu konuda kanunen yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklayamazlar ve kendi yararlarına kullanamazlar. Bu yükümlülük görevden ayrılmalarından sonra da devam eder.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Düzenleme yetkisi
MADDE 18 – (1) Bu Yönetmelikte yer almayan ya da açıklık bulunmayan konularda ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde karar vermeye, uygulamayı düzenlemeye ve yönlendirmeye Kurul yetkilidir.
Yürürlük
MADDE 19 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 20 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Başkan yürütür.
Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) Telif Hakları Andlaşması Resmi Gazetenin 14.05.2008 tarihli ve 26876 nolu sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Dünya Fikri Mülkiyet Hakları Örgütü (WIPO) tarafından 20 Aralık 1996 tarihinde kabul edilen;
1–2/5/2007 tarihli ve 5646 sayılı Kanunla katılmamız uygun bulunan ekli “WIPO İcralar ve Fonogramlar Andlaşması”na,
2–2/5/2007 tarihli ve 5647 sayılı Kanunla katılmamız uygun bulunan ekli “WIPO Telif Hakları Andlaşması”na katılmamız; Dışişleri Bakanlığının 8/4/2008 tarihli ve HUMŞ/397 sayılı yazısı üzerine, 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 28/4/2008 tarihinde kararlaştırılmıştır.
GİRİŞ
Âkit Taraflar,
Edebiyat ve sanat eserleri sahiplerinin haklarının mümkün olduğunca etkili ve aynı tarzda korunmasını devam ettirmeyi ve geliştirmeyi isteyerek,
Yeni uluslararası kuralların sunulması ve yeni ekonomik, toplumsal, kültürel ve teknolojik gelişmelerin oluşturduğu sorulara yeterli çözümlerin sağlanması amacıyla mevcut belirli kuralların yorumlarına açıklık getirilmesi ihtiyacını bilerek,
Edebiyat ve sanat eserlerinin yaratılması ve kullanımına ilişkin bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişim ve birleşiminin güçlü etkisini bilerek,
Edebiyat ve sanat alanındaki yaratıcılığın özendirilmesinde telif haklarının korunmasının ehemmiyetini vurgulayarak,
Bern Sözleşmesinde yansıtıldığı üzere, eser sahiplerinin hakları ile daha büyük kamu çıkarları arasında, özellikle eğitim, araştırma ve bilgiye erişim konularında, dengenin sürdürülmesi ihtiyacını bilerek,
Aşağıdaki hususlar üzerinde anlaşmışlardır.
MADDE 1
Bern Sözleşmesi ile İlişki
(1) Bu Andlaşma, Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına Dair Bern Sözleşmesince oluşturulan Birliğin üyesi olan Âkit Taraflar bakımından, anılan Sözleşmenin 20 nci maddesi anlamında özel bir andlaşmadır. Bu Andlaşma, Bern Sözleşmesi dışındaki andlaşmalarla hiçbir şekilde bağlantı olmayacaktır ve diğer andlaşmalarda düzenlenen haklar ve yükümlülüklere halel getirmeyecektir.
(2) Bu Andlaşmadaki hiçbir hüküm, Âkit Tarafların, Edebiyat ve Sanat Eserlerinin korunmasına ilişkin Bern Sözleşmesi altında birbirine karşı mevcut olan yükümlülüklerini ortadan kaldırmamaktadır.
(3) Burada “Bern Sözleşmesi” ifadesi ile Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına ilişkin Bern Sözleşmesi’nin 24 Temmuz 1971 tarihli Paris Metni ifade edilmektedir.
(4) Âkit Taraflar, Bern Sözleşmesi’nin 1 ila 21 inci maddeleri ile Ek’de öngörülen hükümlere uyacaklardır.
MADDE 2
Telif Hakları Koruma Kapsamı
Telif hakkının korunması, düşünceleri, yöntemleri, uygulama esaslarını ya da matematiksel kavramları değil, ifadeleri kapsar.
MADDE 3
Bern Sözleşmesi’nin 2 ila 6 ncı Maddelerinin Uygulanması
Âkit Taraflar, gereken şekilde, bu Andlaşma ile öngörülen korumayı sağlamak üzere, Bern Sözleşmesinin 2 ila 6 ncı madde hükümlerini uygulayacaklardır.
MADDE 4
Bilgisayar Programları
Bilgisayar programları, Bern Sözleşmesi’nin 2 nci maddesi anlamında edebiyat eseri olarak korunur. Öngörülen koruma, hangi koşul ya da biçimle ifade edilirse edilsin bilgisayar programlarına uygulanacaktır.
MADDE 5
Veri Derleme (Veri Tabanı)
Hangi biçimde olursa olsun, içeriğinin seçimi ya da düzenlenmesi fikri bir yaratıcılık içeren veri ya da diğer öğelerin derlenmesi, yaratıcı düşünce olarak korunur. Bu koruma, derleme içindeki veri ya da materyaller üzerindeki mevcut telif haklarına halel getirmeyecektir ve veri ya da materyaller için genişletilmeyecektir.
MADDE 6
Yayma Hakkı
(1) Edebiyat ve sanat eserlerinin sahipleri, eserlerinin özgün nüshaları ya da kopyalarının satılması ya da sahipliğinin el değiştirmesi yoluyla topluma sunulmasına izin verme hususunda münhasıran hak sahibidir.
(2) Bu Andlaşmadaki hiçbir hüküm, Âkit Tarafların (1) inci paragrafta öngörülen eser sahibinin izni ile eserin özgün nüshası ya da kopyası üzerindeki sahipliğin, ilk satışı ya da el değiştirmesinden sonra, son bulması koşullarını düzenleme yetkisini etkilemeyecektir.
MADDE 7
Kiralama Hakkı
(1) (i) Bilgisayar programlarının,
(ii) Sinema eserlerinin ve
(iii) Âkit Tarafların ulusal yasalarında tanımlandığı şekliyle fonogramlara tespit edilmiş
eserlerin, sahipleri, eserlerinin özgün nüshaları ya da kopyalarının toplumda ticari nitelikte kamuya kiralanmasına izin verme hususunda münhasıran hak sahibidir.
(2) Aşağıdaki hallerde;
(i) Bilgisayar programları ile ilgili olarak, programın kendisi kiralamanın ana unsurunu oluşturmadığında ve
(ii) Sinema eserleri ile ilgili olarak, bu gibi ticari kiralama ile eserler üzerindeki münhasır çoğaltma hakkına maddi şekilde zarar vermeyen geniş miktarda kopyalanmasına yol açmadığında,
(1) inci paragraf uygulanmaz.
(3) (1) inci paragraf hükümlerine rağmen, 15 Nisan 1994 tarihinde, fonogramların içerdiği eserlerin kopyalarının kiralanması karşılığında eser sahiplerine hakkaniyetli bir ücret sistemi uygulayan ve uygulamakta olan Âkit bir taraf, fonogramların içerdiği eserlerin ticari olarak kiralanması, eser sahiplerinin münhasır çoğaltma hakkına maddi şekilde zarar vermedikçe, bu sistemi muhafaza edebilir.
MADDE 8
Kamuya İletim Hakkı
Bern Sözleşmesi’nin 11 (1) (ii), 11 Mükerrer (1) (i) ve (ii), 11 ikinci mükerrer (1) (ii) ve 14 (1) (ii) ve 14 mükerrer (1) maddeleri, hükümleri haleldar edilmeksizin, edebiyat ve sanat eserleri sahipleri, eserlerinin telli ya da telsiz ortamda, toplum üyelerinin kendileri tarafından seçilen bir yer ve zamanda bu eserlerden kişisel olarak yararlanacak biçimde topluma iletilmesine izin verme hususunda münhasıran hak sahibidir.
MADDE 9
Fotoğrafik Eserlerin Koruma Süresi
Âkit Taraflar, fotoğraf eserleri ile ilgili olarak, Bern Sözleşmesinin 7 (4) maddesi hükümlerini uygulamayacaklardır.
MADDE 10
Sınırlamalar ve İstisnalar
(1) Akit Taraflar, ulusal mevzuatlarında, bu Andlaşma ile edebiyat ve sanat eserleri sahiplerine tanınan haklarda, eserin olağan kullanımını engellemeyecek ve eser sahibinin meşru haklarına zarar vermeyecek bazı özel durumlarda, sınırlamalar ya da istisnalar sağlayabilir.
(2) Akit Taraflar, Bern Sözleşmesini uyguladıkları sırada, eserin olağan kullanımını engellemeyecek ve eser sahibinin meşru yararlarına zarar vermeyecek bazı özel durumlar için haklara getirilen sınırlamalar ya da istisnalar öngörebilir.
MADDE 11
Teknolojik Tedbirlere İlişkin Yükümlülükler
Akit Taraflar, ilgili eser sahiplerine yetki veya kanunla izin verilmeyen fiillerin gerçekleştirilmesini kısıtlayan ve bu Anlaşma ve Bern Sözleşmesi ile kendilerine tanınan haklar çerçevesinde eser sahiplerince kullanılan etkin teknolojik yöntemlerin etkisiz hale getirilmesine karşı uygun yasal koruma ve etkin yasal yaptırımlar öngöreceklerdir.
MADDE 12
Hak Yönetim Bilgilerine İlişkin Yükümlülükler
(1) Akit Taraflar, bu Andlaşma veya Bern Sözleşmesi ile öngörülen herhangi bir hakkın ihlalinin mümkün kılındığını, kolaylaştırıldığını veya saklandığını düşündürecek geçerli sebeplerle aşağıdaki fiilleri bilerek işleyenlere karşı veya hukuki tedbirlere tabi olanlar için yeterli ve etkin yasal tedbirler öngöreceklerdir.
(i) Yetkisiz olarak elektronik hak yönetim bilgilerini değiştirmek ya da ortadan kaldırmak,
(ii) Elektronik hak yönetim bilgilerinin izinsiz değiştirildiği ya da ortadan kaldırıldığı bilinen, eserleri veya eser nüshalarını yetkisiz olarak dağıtmak, dağıtmak üzere ithal etmek, radyo ve televizyonla yayınlamak ya da topluma iletmek,
(2) Bu maddede geçen “Hak yönetim bilgisi” ifadesi, bilgi öğelerinden herhangi biri eser nüshası üzerinde olduğunda veya eserin topluma iletimine bağlı olarak görüldüğünde eser, eser sahibi, eser üzerindeki herhangi bir hakkın sahibi veya eserin kullanımına ilişkin süreler ve koşullar hakkındaki bilgiler ve bu bilgileri temsil eden tüm sayı ya da kodları tanımlayan bilgiler anlamına gelmektedir.
MADDE 13
Uygulama Zamanı
Akit Taraflar, bu Andlaşma ile öngörülen korumanın tamamı ile ilgili olarak Bern Sözleşmesinin 18 inci maddesi hükümlerini uygulayacaktır.
MADDE 14
Hakların Uygulanmasına İlişkin Hükümler
(1) Akit Taraflar, bu Andlaşmanın uygulanmasını sağlayacak gerekli önlemleri kendi hukuk sistemlerine uygun olarak almayı taahhüt ederler.
(2) Akit Taraflar, bu Andlaşma ile öngörülen korumanın herhangi bir şekilde ihlaline karşı ihlalleri önleyecek ve gelecekte olabilecek ihlallerde caydırıcılık sağlayacak özgün tedbirler içeren etkin eylemlere imkan veren uygulama prosedürlerinin kendi kanunlarında bulunmasını sağlayacaklardır.
MADDE 15
Meclis
(1) (a) Akit Taraflar bir Meclis kuracaklardır.
(b) Her Akit Taraf, yardımcı delegeler, danışmanlar ve uzmanların yardımcı olabileceği bir delege ile temsil edilecektir.
(c) Her temsilcinin harcaması, temsilcileri atayan Akit Tarafça karşılanacaktır. Meclis, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun yürürlükteki uygulamasına uygun olarak gelişmekte olan bir ülke olarak kabul edilen ya da pazar ekonomisine geçiş dönemi içinde bulunan Akit Tarafların temsilcilerinin katılmasını kolaylaştırmak amacıyla parasal yardımda bulunulmasını Dünya Fikri Mülkiyet Örgütünden (Bundan böyle WIPO olarak anılacaktır.) talep edebilir.
(2) (a) Meclis, bu Andlaşmanın sürekliliği ve gelişimi ile işlemesi ve uygulanmasına ilişkin hususlar üzerinde görev yapacaktır.
(b) Meclis, bu Andlaşmaya bazı hükümetlerarası kuruluşların katılımı ile ilgili olarak 17 (2) madde hükümleri ile kendisine verilen görevi yerine getirecektir.
(c) Meclis, bu Andlaşmanın gözden geçirilmesi amacıyla bir diplomatik konferans üzerinde karara varacak ve böyle bir konferansın hazırlanması için WIPO Genel Müdürüne gerekli talimatı verecektir.
(3) (a) Her Akit Taraf ülke bir oya sahip olacak ve oyu yalnızca kendi adına kullanacaktır.
(b) Hükümetlerarası bir organizasyon niteliğine sahip her Akit Taraf, bu Andlaşmaya taraf olan devletler sayısına eşit oy sayısı ile üyesi bulunan devletler adına oylamaya katılabilir. Bu gibi hükümetlerarası kuruluşlar, üyesi olan devletler kendi oy haklarını kullanmak istediklerinde ya da tersi bir durumda oylamaya katılamazlar.
(4) Meclis, WIPO Genel Müdürünün çağrısı üzerine her iki yılda bir olağan toplantısını yapacaktır.
(5) Meclis, olağan toplantıların çağrı esasları, toplantı için gerekli çoğunluk miktarı ve bu Andlaşma hükümlerine uygun olarak çeşitli konularda alınacak kararlar için çoğunluk miktarını belirleyen kendi çalışma esas ve yöntemlerini düzenleyecektir.
MADDE 16
Uluslararası Büro
WIPO’nun Uluslararası Bürosu, bu Andlaşma ile ilgili idari görevleri yürütür.
MADDE 17
Bu Andlaşmaya Taraf Olabilme Ehliyeti
(1) WIPO üyesi her devlet bu Andlaşmaya taraf olabilir.
(2) Meclis, bu Andlaşmada öngörülen hususlar ile ilgili olarak mevzuatının, üyesi bulunan bütün devletleri bağlayıcı bir mevzuatı olduğunu ve kendi iç prosedürüne uygun şekilde bu Andlaşmaya taraf olma konusunda tamamen yetkilendirilmiş olduğunu bildiren hükümetlerarası her kuruluşun bu Andlaşmaya taraf olarak kabul edilmesini kararlaştırabilir.
(3) Bu Andlaşmayı onaylayan Diplomatik Konferans sırasında önceki bentte belirtildiği gibi bildirimde bulunan Avrupa Topluluğu, Andlaşmaya taraf olabilir.
MADDE 18
Andlaşmaya Göre Haklar ve Yükümlülükler
Bu Andlaşmada ifade edilen aksine hükümler dışında her Akit Taraf bu Andlaşmada öngörülen haklardan yararlanacak ve yükümlülükleri yerine getirecektir.
MADDE 19
Andlaşmanın İmzalanması
Bu Andlaşma 31 Aralık 1997 tarihine kadar WIPO ve Avrupa Topluluğu’na üye her devletin imzasına açık olacaktır.
MADDE 20
Andlaşmanın Yürürlüğe Girmesi
Bu Andlaşma, otuz devletin onama ya da katılma belgelerini WIPO Genel Müdürüne sundukları tarihi izleyen tarihten üç ay sonra yürürlüğe girecektir.
MADDE 21
Andlaşmaya Taraf Olabilme Tarihi
Bu Andlaşma:
(i) Andlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay geçmesi ile 20 nci maddede belirtilen otuz devleti,
(ii) Belgelerini WIPO Genel Müdürüne tevdi ettikleri tarihten üç ay geçmesi ile diğer devletleri,
(iii) Onama ya da katılma belgesinin, 20 nci maddeye uygun olarak bu Andlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra verilmesi ya da Andlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten önce tevdi edilmesi halinde bu Andlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay sonra Avrupa Topluluğunu,
(iv) Bu Andlaşmaya taraf olmasının kabul edilmesi üzerine katılma belgesinin tevdi edildiği tarihten itibaren üç ay geçmesi ile diğer hükümetlerarası kuruluşları bağlar.
MADDE 22
Andlaşmaya Çekince İleri Sürülemez
Bu Andlaşmaya hiçbir çekince kabul edilmeyecektir.
MADDE 23
Andlaşmanın Feshi
Bu Andlaşmayı, herhangi bir Akit Taraf WIPO Genel Müdürüne yapacağı bir bildirim ile feshedebilir. Fesih, WIPO Genel Müdürünün bildirimi aldığı tarihten bir yıl sonra yürürlüğe girecektir.
MADDE 24
Andlaşmanın Dili
(1) Bu Andlaşma, İngiliz, Arap, Çin, Fransız, Rus ve İspanyol dillerinde, bütün dillerdeki metinler aynı derecede geçerli olmak üzere tek, özgün bir nüsha halinde imzalanmıştır.
(2) İlgili bir tarafın isteği üzerine, WIPO Genel Müdürü, bütün ilgili taraflara danıştıktan sonra, (1) inci paragrafta belirtilen diller dışında herhangi bir dilde resmi bir metin hazırlayacaktır. Bu paragraf çerçevesinde “ilgili taraf” ifadesinden sözkonusu resmi dillerden bir veya birkaçına sahip her WIPO üyesi devleti, Avrupa Topluluğunu, bu resmi dillerden birine sahip olduğu takdirde bu Andlaşmaya taraf olabilecek herhangi bir hükümetlerarası kuruluş anlaşılır.
Cogito Dergisi, Yapı Kredi Kültür Yayınları tarafından çıkarılmaktadır. Yapı Kredi Yayınları (YKY) 1945 yılında “Doğan Kardeş” dergisi ve diğer yayınlarıyla başladığı yayıncılıkta edebiyat, sanat ve felsefeye öncelik vermiş, kitapları ve süreli yayınlarıyla ön plana çıkmıştır. Dünya edebiyatı, sanatı ve felsefesi yayınevinin ilgi alanındadır. Yayınevi, 1974 yılında “Sanat Dünyamız” dergisini çıkarmış, 1988’den sonra kendini sürekli yenilemiş; 1986 yılında “Yapı Kredi Economic Review” dergisini çıkmaya başlamıştır.
Yayınevi, 1988 yılında Yapı Kredi Yayınları (YKY) adıyla yayıncılık yapmaya başlamış ve yayınlamış olduğu binlerce kitabın yanında nihayet Cogito Dergisini yayınlamaya başlamıştır.
Cogito kelimesi toplumda yaygın olarak bilinmemesine karşın “düşün” anlamına gelen sade bir kelimedir. Türkçede yaygın bir şekilde kullanılan ve “Düşünüyorum, öyleyse varım” anlamına gelen “Cogito; ergo sum” René Descartes’a ait olan ve Batı rasyonalizminin çıkış noktası olan önemli bir felsefi sözdür.
Cogito 1. Sayısı-Laikik
Cogito Dergisi, Yapı kredi yayınları tarafından 1994 yılından beri üç ayda bir yayımlanan ve takipçi kitlesine ulaştırdığı her sayısında özel bir konuyu kapsamlı bir dosyaya çevirerek geniş bir şekilde irdeleyen; Türkiye’nin fikir ve felsefe hayatına önemli katkıları olan düşünce dergisidir. Cogito Dergisi, yayınlandığı dönemde satılması yanında tıpkı bir kitap gibi sürekli satış halinde olan bir dergidir.
Cogito Dergisi, 1994 yılında “Laiklik” özel sayısıyla yayın hayatına başlamıştır. Her sayısı tekrar baskılar periyodik yayına sahip düşünce dergisi olarak yayımlanmakta ve düşünce hayatımızdaki saygın yerini halen korumaktadır.
Eski Sayılar ve Konuları
Cogito Dergisi, yayınlarına Aşk başlığı altındaki ilk sayısı ile başlamıştır. Sonraki sayılarda, Şiddet, Kent ve Kültürü, Mayıs 68, Yüz Yılın Psikanalizi, Cogito, Öyleyse Descartes, Bizans, Osmanlılar Özel Sayısı, Selçuklular, Nietzsche: Kayıp Bir Kıta, Wittgenstein: Sessizliğin Grameri, Adorno: Kitle-Melankoli-Felsefe, Yeni İstanbul, Kan-damardan, Şiir, Ölüm: Bir Topografya, Avrupa’yı Düşünmek, Çer-Çöp, Sonsuzluğun Sınırında: Immanuel Kant, Derrida: Yaşamı Yeniden Düşünürken, Ten: Derinden, Ezoterizm, Freud ve Kültür, Melankoli, Bellek: Öncesiz-Sonrasız, Fanatizm: Ya Bizdensin Ya Öteki, Walter Benjamin, Tragedya, İnsan Giyinir, Paul Ricœur, İroni, Feminizm, Turist: Modern Çağın Seyyahı?, Kaos ve Karmaşıklık: Düzenli Düzensizlik; Darwin Devrimi: Evrim, Dünya Gözüyle Futbol, Heidegger: Varlığın Çobanı, Cinsel Yönelimler ve Queer Kuram, Sivil İtaatsizlik, Tuhaflık ve Yaratıcılık, Tarihyazıcılığı, Dostluk, Michel Foucault, Nörobilim ve Felsefe, Aristoteles Özel Sayısı; Siyaset Felsefesi, Pierre Bourdieu, Aristotelesçilik, Annelik, Felsefede Hayvan Sorusu, Cogito Söyleşileri, Tasarım Ne Bekler?,Nancy ve Felsefe’de Eros, Mekân ve Siyaset, Gilles Deleuze: Ortadan Başlamak, Kötülük, Yaralanabilirlik, Maurice Merleau-Ponty ve Hermeneutik kapak başlıkları ile çıkmıştır.
Houston Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Amerika Birleşik Devletlerinin en büyük ve en seçkin okullarından biridir. Fakülte Houston, Texas’tadır. Houston, ülkenin en büyük iş ve ticaret merkezlerinden biridir. Kent, dünyanın en büyük sağlık ve tıbbi kompleksine ev sahipliği yapmaktadır. Fortune 500 listesine giren birçok şirketin merkezi Houston’dadır.
Fakültede halihazırda 43 hukuk profesörü görev yapmaktadır. Profesörler dışında yaklaşık 120 öğretim görevlisi eğitim hizmeti vermektedir.
Houston Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Amerika Birleşik Devletlerindeki yaklaşık 200 hukuk fakültesinin en üst sıralarında yer almaktadır. Fakülte ABD’de “En İyi 20” listesine girmektedir.
Fakülte, 2001 yılından bu yana sekiz öğretim üyesi başarı ödülü almıştır.
Fakültenin yaklaşık 15.000 mezunu bulunmaktadır ve hukuk mesleğinde yüksek başarı elde ettikleri kabul edilmektedir.
Hukuk Kütüphanesi, 570.000 ciltten fazla kitap içermektedir, elektronik ve geleneksel kaynakların geniş bir koleksiyonu kütüphanede bulunmaktadır.
Okulun, Fikri Mülkiyet, Ceza Hukuku, Çevre, Enerji ve Tabii Kaynaklar Hukuku ve Sağlık Hukunda önemli başarıları bulunmakta olup, Uygulama Klinikleri, Kriminoloji Laboratuvarları, Tüketici Hukuku Kliniği, Göçmen ve Mülteci Hukuku ve Arabuluculuk Hukuku Merkezleri bulunmaktadır.
Hukuk Fakültesi, uluslararası hukuk ve eğitim topluluklarıyla güçlü bağlantıları olan global bir okuldur. Fakültenin uluslararası etkinlikleri bulunmakta olup fakülte öğretim üyelerinin yabancı dergilerdeki yayınları ve uluslararası sempozyumlara ve konferanslara katılımları okulu dünya sıralamasında da ilk sıralara taşımaktadır.
Legal Yayıncılık, Avukat Lütfürrahman Başöz ve Avukat Ramazan Çakmakcı tarafından 2001 yılında kurulmuştur. Legal, avukat, hakim, savcı, akademisyen ve öğrencilerden oluşan hukukçuların ihtiyaçlarına yönelik yayıncılık yapmakta, yalnızca hukuk alanında faaliyet göstermektedir. Legal, hukukçuların ihtiyaçlarına ilişkin çözümler üretmeyi amaçlamış ve kuruluş amacını hukuka katkı olarak belirlemiştir.
Legal Yayıncılık, araştırma, tez, mevzuat, ders, uygulama ve doktrin içerikli kitaplar yayınlamak yanında hukuki seminer, sempozyum ve paneller düzenlemekte, hukukçulara yönelik etkinlikler tertip etmekte ve makale yarışmaları açmaktadır. Şirketin kuruluşundan beri yönetim ve ortaklık yapısı aynı şekilde devam etmektedir.
Legal Kitabevi, bir ilke imza atarak hukuk dünyasındaki süreli ve süresiz tüm yayınları bir araya getirmiş, tarafından aranan ya da erişilemeyen her türlü hukuk eseri hukukçular ve öğrencilerle buluşturmayı hedeflemiş, 5000’in üzerindekikitap okuyucunun hizmetine sunulmuştur.
Legal Yayıncılık, Aile Hukuku, Anayasa Hukuku, Armağanlar, Asker Polis Silah ve Askeri Yargı Hukuku, Avrupa Birliği Hukuku, Avukatlık Hakimlik Savcılık ve Noterlik Hukuku, Bankacılık Hukuku, Basın Yayın İletişim Hukuku, Belediye Hukuku, Bilişim ve İnternet Hukuku, Borçlar Hukuku, Ceza Hukuku, Ceza Muhakemesi Hukuku, Çocuk Hukuku,Deniz Ticaret ve Deniz Hukuku, Dernekler ve Vakıflar Hukuku, Ders Kitapları,Dış Ticaret ve Gümrük Hukuku, Eşya Hukuku, Felsefe- Felsefe Tarihi- Sosyoloji, Fikir ve Sanat Eserleri Marka Patent Tasarım Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, Hukuka Giriş, Temel Hukuk, İcra İflas Hukuku, İdare Hukuku, İktisat ve İşletme, İmar İnşaat Tapu ve Kadastro Hukuku, İnsan Hakları Hukuku, İş Hukuku, Kampanyalar, Kamu İhale Hukuku, Kamulaştırma Hukuku, Kat Mülkiyeti ve Kira Hukuku, Kıymetli Evrak Hukuku, Kişiler Hukuku, Medeni Hukuk, Medeni Usul Hukuku, Memurların İdari ve Cezai Hukuku, Mevzuat Kitapları, Milletlerarası Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku, Miras Hukuku, Orman ve Mera Hukuku, Rekabet Hukuku, Sağlık Gıda Çevre ve Turizm Hukuku, Sermaye Piyasası Borsa Finans, Sigorta Hukuku, Siyaset Demokrasi Seçim Hukuku, Sosyal Bilimler, Sosyal Güvenlik Hukuku, Sözlük, Spor Hukuku, Şirketler Hukuku, Tahkim Hukuku, Taşıma Hukuku, Tazminat ve Sorumluluk Hukuku, Tebligat Hukuku, Tıp Hukuku, Ticaret Hukuku, Tüketici Hukuku, Vergi Muhasebe Mali Hukuk ve Yabancı Dilde Hukuk Yayınları olmak üzere yaklaşık 450 kitabı yayına hazırlamıştır.
Legal Yayıncılık, yaklaşık 350 kitabı E-kitap olarak okuyucunun hizmetine sunmakta, yayınladığı akademik ve uygulamaya yönelik hakemli hukuk dergileri ve Legalbank isimli elektronik hukuk bilgi bankası ile hizmet vermektedir.
Legal Yayınevi’nden satın alınan e-kitap ve e-dergiler Adobe DRM koruması altında okuyucuya sunulmakta, bilgisayarda, tablette ve telefonunda okunabilmektedir.
Legal Yayıncılık, kendi bünyesinde Hukuk Dergileri çıkardığı gibi çeşitli Hukuk Fakülteleri, Enstitü ve Kuruluşlar tarafından çıkarılmakta olan dergileri de yayına hazırlamakta, basımını yapmakta yada dağıtımını yapmaktadır. Bu kapsamda, Anayasa Hukuku Dergisi, Banka ve Finans Hukuku Dergisi, Fikri ve Sınai Haklar Dergisi, Hukuk ve Adalet Eleştirel Hukuk Dergisi, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, İş Hukukuna ve Sosyal Güvenlik Hukukuna İlişkin Yargı Kararları ve İncelemeleri Dergisi, Legal Hukuk Dergisi, Mali Hukuk Dergisi, Medeni Usul ve İcra ve İflas Hukuku Dergisi, Regesta Ticaret Hukuku Dergisi, Tıp Hukuku Dergisi, Uluslararası Ticaret ve Tahkim Hukuku Dergisi, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, İdare Hukuku ve İlimler Dergisi, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi ve Deniz Hukuku Dergisi Legal Yayıncılık tarafından basılmakta yada yayınlanmaktadır. Dergilerin önemli bir bölümü E-Dergi olarak da satılmakta, bazı dergilerin abonelik sistemi Legal tarafından yürütülmektedir.
Legal Yayıncılık, Yargı Kararları ve Mevzuat Bankasını hukukçuların hizmetine sunmuştur. Legalbank, güncel ve geçmişe yönelik tüm hukuki belgelere internet üzerinden erişebilmeyi sağlayan bir elektronik hukuk bankasıdır ve www.legalbank.net internet sitesi üzerinden online olarak erişilebilmektedir. Legalbank, Yüksek Mahkeme Kararı, Mevzuat, Dilekçe ve Belge Örnekleri, Gerekçeler vb. bilgi ve belgeler içermektedir ve her sabah Resmi Gazete doğrultusunda sistemin güncellendiği beyan edilmiştir.
İletişim: Bahariye Cad. No: 63 D. 6 Kadıköy- İstanbul Tel: 0216 449 04 85 Faks: 0216 449 04 87 legal@legal.com.tr
Adana Barosu’nun kuruluşunun gerçek tarihine dair resmi belge ve arşiv (Adalet Bakanlığı Arşiv ve Basın Yayın Dairesi, Adana Valiliği ve Adana Barosu) kayıtlarında bulunmakla birlikte değişik kaynaklardan elde edilen bilgilere göre; Adana Barosu’nun kuruluşunun Cumhuriyetin ilanı tarihi olan 1923 olduğu kabul edilmiştir. Kurulduğu yıllardan itibaren, adalet ve savunma mekanizmasını temsil eden önemli kurumlardan birisi olarak varlığını sürdürmektedir. Cumhuriyet ilan edilmeden önce de, Yağ Cami civarında mevcut bir Kadı Evi bulunduğu bilinmektedir. Adana Barosu’nun ilk başkanı, 1923 ve 1926 yılları arasında görev yapmış olan Av. Ziya Bey’dir.
Adana Baro Başkanı Veli KüçükAvukat Ziya Bey – Adana Barosu İlk Başkanı
Bu Kadı Evlerinde İslami esaslara ve dini inançlara göre yargılama yapıldığı, Kadıların hakim olarak görev yaptığı ve savunma erkini de dava vekillerinin üstlendiği bilinmektedir. Yağ Cami civarında şu anda yıkılmış olan Tuz Hanı ve Gön Hanında dava vekillerinin yazıhanelerinin bulunduğu ve bu yazıhanelerin 1950’li yıllara kadar devam ettiği kayıtlarda görülmektedir.
Adana Barosu’nun gelişimi Adana Adliyelerinin ve Adana kentinin gelişmesine paralellik arz etmektedir. 90 yıl önce Adana kentinin nüfusu 30 bin civarındayken ortalama 30-40 avukat görev yaparken 1950’li yıllarda Adana nüfusu 300 bine ulaşmış, yeni bir adliye binası yapılması kaçınılmaz olmuş, 1946 yılında şimdi anıtsal bir yapı olan eski adliye binasının yapımına başlanmış ve 1948 yılında o devrin en ihtişamlı binası olarak kabul edilen adliye sarayı içerisinde, Adana Barosu birlikte gelişmiş ve 2000’li yıllarda kent nüfusu 2 milyona ulaşmış ve avukat sayısı da 1200 olmuştur, Halihazırda avukat sayısı 2500 civarındadır. Baronun Yumurtalık, Kozan, Ceyhan, Pozantı’ ilçelerinde baro temsilcilikleri ve baro tarafından görevlendirilmiş temsilci avukatlar bulunmaktadır.
Adana Barosu Başkanları Listesi:
Av. Ziya Bey: 1923-1926
Av. Sait Bey: 1926-1928
Av. Abdurrahman Ali Özler: 1928-1931
Av. İlhami Dinçel: 1931-1934
Av. Fevzi Oldaç: 1935-1941
Av. Şerafettin Kerimoğlu: 1941-1944
Av. M. Cemal Ergin: 1944-1950
Av. Hüsamettin Yenier: 1951-1956
Av. Kamil Tekerek: 1956-1962
Av. Turan Arun: 1962-1964
Av. İbrahim Günay: 1964-1980
Av. Necmettin Üstünalp: 1980-1983
Av. Mahmut Eroğlu: 1983-1985
Av. Muzaffer Terliksiz: 1985-1988
Av. Anibal Akdamar: 1988-1990
Av. Aydın Coşar: 1990-1994
Av. İbrahim Yenice: 1994-1996
Av. Ziya Yergök: 1996-2000
Av. Necati Erdem: 2000-2004
Av. İsmet Altuğ: 2004-2006
Av. İbrahim Gazioğlu: 2006-2008
Av. Aziz Erbek: 2008-2012
Av. Mengücek Gazi Çıtırık 2012-2016 Av. Veli Küçük 2016-
Freedom House (Özgürlük Evi), merkezi Amerika Birleşik Devletlerinin başkenti Washington, D.C.’de olan ve başka ülkelerde de şubeleri bulunan, çeşitli ülkelerdeki ofislerinde 120’den fazla uzman ve aktivistin çalıştığı, kar amacı gütmeyen, hükumet dışı bir düşünce kuruluşu ve sivil toplum kuruluşudur.
Freedom House kurucularından Eleanor Roosevelt
Freedom House’un Kuruluşu
Freedom House, 1941 yılında, aralarında Wendell Willkie, Eleanor Roosevelt, George Field, Dorothy Thompson ve Herbert Bayard Swope’in bulunduğu bir grup düşünür ve aktivist tarafından kurulmuştur. Kurucular, gazeteciler, iş dünyası, işçi liderleri, akademisyenler ve eski hükumet yetkilileri gibi çeşitli gruplardan oluşmuştur. Kuruluşun ilk liderleri arasında 1940 yılında ABD Başkan Adayı olan olan Wendell Willkie ve onu destekleyen Eleanor Roosevelt vardır.
Freedom House, Nazi tehdidine karşı bir fikir olarak ortaya çıkmış, İkinci Dünya Savaşından sonra özgürlük karşıtı devlet yada güçlere karşı mücadele etmiştir.
Örgüt, demokrasinin yayılmasının totaliter ideolojilere karşı en iyi silah olduğuna inanmış; dünya çapında özgürlüğün genişletilerek insan haklarının ve sivil özgürlüklerin güçlendirilmesi misyonunu benimsemiştir.
Freedom House’un Kuruluşu Faaliyetleri
Freedom House, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde Atlantik İttifakını, Marshall Planını ve NATO benzeri politika ve kurumları desteklemiştir.
Freedom House’un ilk liderlerinden Eleanor Roosevelt’in önderliğinde hazırlanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi BM Genel Kurulunda 10 Aralık 1948 tarihinde kabul edilmiştir.
Freedom House, McCarthy Dönemi olarak bilinen ve antikomünizm faaliyeti sırasında büyük düşünce özgürlüğü ihlallerinin ve cadı avının yaşandığı 1950’li yıllarda bu düşünce ile savaşmış, ırkçılıkla mücadele etmiş, eşitlik düşüncesinin savunucusu olmuştur. Kuruluş, siyahi insanların hakları için mücadele etmiş, ırkların eşitliğini savunmuş, bu mücadele içinde Martin Luther King, Siyahi İnsanların Gelişmesi İçin Ulusal Birlik hareketi içinde önemli bir liderlik yürütmüştür.
Freedom House 1970’li yıllarda, dünyanın birçok yerindeki özgürlük sorunları ve baskıcı rejimler, askeri cuntalar ve antidemokratik hareketlerle ilgilenmeye başlamış, kriz alanlarında araştırma, analiz ve özgürlük savunuculuğuna ilişkin programlar yürütmüştür. Kuruluş, 1973 yılından itibaren tüm dünyayı kapsayan, politik haklar ve sivil özgürlükler yıllık araştırması yaparak yayınlamaya başlamıştır.
2017 Dünya Özgürlük haritası
Freedom House, 2010 yılında küresel anlamda insan haklarını geliştirmek için bir eylem planı geliştirmek üzere dünya çapındaki insan hakları savunucularını bir araya getirerek zirve düzenlemiş, zirveye ABD Başkanı Barack Obama, politikacılar, medya dünyası, düşünce kuruluşu temsilcileri, üniversitelerden, STK’lardan katılım olmuş; katılımcılar kendi ülkelerindeki insan hakları sorunlarını bu zirvede dile getirmişlerdir.
Freedom House (Özgürlük Evi) Raporları
Kuruluş her yıl düzenli olarak tüm dünya ülkelerini kapsayan insan hakları raporları yayınlamakta ve ilan etmektedir. Yıllık raporlar sosyal bilimciler tarafından tasarlanan bir metodoloji ile hazırlanmakta; dünyadaki her ülkeyi bir dizi temel özgürlük göstergesine göre analiz etmekte ve değerlendirmektedir.
Freedom House raporları dünya ülkelerinin kamuoyuna, gazetecilere ve yöneticilere ülkelerin özgürlük haritasını inceleyerek insan haklarının gelişimine dair bakış açısı sağlamaktadır.
Freedom House, özgürlüklerle ilgili istatistik ve anketlerini zamanla çeşitlendirmiş; Basın Özgürlüğü, yolsuzluk ve şeffaflık, Kadın Hakları, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve internet özgürlüğü gibi konularda spesifik araştırmalar yaparak yayınlamaya başlamıştır.
Freedom House’ın 2017 yılı için düzenlediği anket ve raporlarda; bir takım demokratik devletlerde popülist ve milliyetçi güçlerin önemli kazanımlar elde ettiği belirtilmiştir. Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinin ise en kötü puanlara sahip olduğu açıklanmıştır.
2017 sonuçlarına göre, Tunus ve Amerika Birleşik Devletleri., Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Fransa, Macaristan, Polonya, Sırbistan, Güney Afrika, Güney Kore, İspanya dahil olmak üzere bazı ülkelerde siyasi haklar ve sivil özgürlükler alanında bazı olumsuz gelişmeler olduğuna işaret edilmiştir.
Değerlendirilen 195 ülkeden 87’si (yüzde 45) özgür, 59’u (yüzde 30) kısmen özgür ve 49’u (yüzde 25) özgür olmayan gruptadır.
Prof.Dr. Kemal Gözler, 1966 yılında Yeniçiftlik’te doğmuş, 1983 yılında Çanakkale Biga Lisesini bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde lisans eğitimine başlamış 1987 yılında fakülteyi bitirerek Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Ana bilim dalında yüksek lisans yapmıştır. Fransızca ve İngilizce bilmektedir.
Doktora Tezi
Prof.Dr. Kemal Gözler, doktora öğrenimini Kamu Hukuku alanında Bordeaux Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 1992-1995 yıllarında “Jürinin Tebrikleriyle Çok Onur Verici Derecede” tamamlamıştır. Gözler, daha sonra baskısı da yapılan “Le pouvoir de révision constitutionnelle” isimli doktora teziyle doktora unvanını alarakBordeaux’tan dönmüş ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Genel Kamu Hukuku Anabilim dalında Araştırma Görevlisi olarak akademik kariyerine başlamıştır.
Gözler, 1997-2000 yıllarında Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünde yardımcı doçent olarak; 2000-2004 yıllarında ise aynı fakültede doçent olarak görev almıştır.
Kemal Gözler, 2004-2007 yıllarında Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesinde doçent olarak görev yaptıktan sonra 2007 de profesör olmuş; Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesine atanmış, 2016 yılında emekli öğretim üyeliğinden olmuştur.
Prof.Dr. Kemal Gözler, 1999 yılında Türk Sosyal Bilimler Derneği tarafından “Hukukun Genel Teorisine Giriş: Hukuk Normlarının Geçerliliği ve Yorumu Sorunu” isimli eseri nedeniyle “Genç Sosyal Bilimciler Birincilik Ödülü” almıştır.
Gözler, 2001 yılında ODTÜ Mustafa N. Parlar Araştırma Teşvik Ödülünü kazanmıştır. Gözler, 2009 Yılında TÜBA Üniversite Ders Kitapları Telif Eser Ödülüne “İdare Hukuku Dersleri Kitabı” nedeniyle ve 2011 Yılı TÜBA Üniversite Ders Kitapları Telif Eser Ödülüne “Anayasa Hukukunun Genel Esasları Kitabı” nedeniyle layık görülmüştür.
Prof. Dr. Kemal Gözler, “Türk Anayasa Hukuku Sitesi” (www.anayasa.gen.tr) nin kurucusu ve Nisan 2004’ten itibaren editörüdür. Gözler ayrıca, “Türk İdare Hukuku Sitesi” (www.idare.gen.tr) nin kurucusu ve Nisan 2004’ten itibaren editörüdür.
Gözler, “Le pouvoir de révision constitutionnelle,Villeneuve d’Ascq”, “Hukukun Genel Teorisine Giriş: Hukuk Normlarının Geçerliliği ve Yorumu Sorunu”, “Hukuka Giriş”, “Kurucu İktidar”, “Türk Anayasaları”, “Anayasa Hukukunun Metodolojisi”, “Pouvoir constituant”, “Anayasa Normlarının Geçerliliği Sorunu”, “Hukuk Eğitiminde Sınavla”, “Kanun Hükmünde Kararnamelerin Hukuki Rejimi”, “Türk Anayasa Hukuku Dersleri”, “Türk Anayasa Hukuku”, “Cumhurbaşkanı – Hükûmet Çatışması: Cumhurbaşkanı Kararnameleri İmzalamayı Reddedebilir mi?”, “Devlet Başkanları: Bir Karşılaştırmalı Anayasa Hukuku İncelemesi”, “Anayasa Değişikliği Gerekli mi? 1982 Anayasası İçin Bir Savunma”, “Anayasa Hukukuna Giriş: Genel Esaslar ve Türk Anayasa Hukuku”, “Les villages pomaks de Lofça aux XVe et XVI siècles d’après les tahrir defters ottomans”, “İdare Hukukuna Giriş”, “İdare Hukuku Dersleri”, “İdare Hukuku”, “Yeniçiftlik Beldesi: Tarihi, Ekonomisi, Sosyal ve Kültürel Yapısı”, “Genel Hukuk Bilgisi (Meslek Yüksekokulları İçin)”, “Hukukun Temel Kavramları”, “Devletin Genel Teorisi”, “Anayasa Hukukunun Genel Esaslarına Giriş”, “Türk Anayasa Hukukuna Giriş”, “Judicial Review of Constitutional Amendments: A Comparative Study”, “Kısa Anayasa Hukuku”, “Anayasa Hukukunun Genel Esasları: Ders Kitabı”, “Anayasa Hukukunun Genel Teorisi”, “Kısa İdare Hukuku”, “Ramazan Çağlayan’ın İdare Hukuku ve İdarî Yargılama Hukuku İsimli Kitabı Hakkında Eleştiriler”, “Ramazan Çağlayan’ın İdarî Yargılama Hukuku İsimli Kitabı Hakkında Eleştiriler”, “Örnekleriyle Usûlsüz Alıntı Sorunu: Adnan Küçük, Ahmet Nohutçu, Bilal Canatan, Nevzat Sönmez, Ali Rıza Çoban, Serdar Özgüldür, Fatih Dikici ve Diğerlerinin Kitapları Hakkında Eleştiriler”,”Elveda Anayasa: 16 Nisan 2017’de Oylayacağımız Anayasa Değişikliği Hakkında Eleştiriler”, “Referandumdan Önce, Referandumdan Sonra: 16 Nisan 2017 Referandumu ve Bu Referandumda Oylanan Anayasa Değişikliği Hakkında Yazılar”, “İnsan Hakları Hukuku”, “İnsan Hakları Hukukuna Giriş”, “Mahalli İdareler Hukuku”, ve “Mahalli İdareler Hukukuna Giriş” isimli eserlerini Türk hukuk dünyasına armağan etmiştir.
Gözler’in, Serap Yazıcı ve Fuat Keyman ile birlikte kaleme aldıkları “Ergun Özbudun’a Armağan/Essays in Honor of Ergun Özbudun” isimli eseri Yetkin Yayınları tarafından 2008 yılında basılmıştır.
Avrupa’nın En İyi 25 Hukuk Fakültesi sıralaması, dünya üniversitelerini ve üniversitelere bağlı fakülteleri objektif kriterlere göre değerlendiren QS tarafından oluşturulmaktadır.
Üniversiteler arası sıralama her yıl QS World University Rankings tarafından oluşturulurken farklı konularda ölçütler baz alınmakta ve puanlama sistemi uygulanmaktadır.
Kriterler arasında araştırma, inovasyon, sosyal sorumluluk, özel kriterler, üniversiteye kayıtlı öğrenci sayısı, dünya çapında tanınırlık, fakültenin geçmişi, üniversitede görevli akademisyenler tarafından yayınlanmış makale sayısı ve akademik kadro gibi konular bulunmaktadır.
Avrupa’nın En İyi 25 Hukuk Fakültesinin 11 tanesi İngiltere’de bulunmaktadır. Türkiye’den hiçbir hukuk fakültesi sıralamada yer almamaktadır.
Avrupa’nın En İyi 25 Hukuk Fakültesi
Hukuk Fakültesi
Ülke
University of Cambridge
İngiltere
University of Oxford
İngiltere
London School of Economics and Political Science (LSE)
İngiltere
UCL (University College London
İngiltere
King’s College London
İngiltere
The University of Edinburgh
İngiltere
Université Paris 1 Panthéon-Sorbonne
Fransa
Leiden University
Hollanda
Queen Mary University of London
İngiltere
KU Leuven
Belçika
Humboldt-Universität zu Berlin
Almanya
Durham University
İngiltere
University of Amsterdam
Hollanda
Ludwig-Maximilians-Universität München
Almanya
European University Institute
İtalya
Lomonosov Moscow State University
Rusya
Maastricht University
Hollanda
Ruprecht-Karls-Universität Heidelberg
Almanya
Sapienza University of Rome
İtalya
Sciences Po
Fransa
The University of Manchester
İngiltere
University of Nottingham
İngiltere
The University of Warwick
İngiltere
The University of Dublin
İrlanda
Universidad Autónoma de Madrid
İspanya
Oxford Üniversitesi Kütüphanesi
Fakülteler arasındaki derecelendirmeler, bir çok faktörü göz önünde bulundurarak, fakülteyi dünya çapında bir eğitim kurumu haline getiren özellikler birlikte değerlendirilerek yapılmaktadır.
Göstergeler arasında, akademisyenler arasında araştırma kalitesinin değerlendirilmesi, üretkenlik, yayınlanmış bilimsel makale sayısı, yayınlanan makalelere diğer akademisyenler tarafından yapılan atıf ve referans sayısı, fakülteye ve akademisyenlere verilen ödüller bulunmaktadır. Eğitim disiplini ve akreditasyonlar kaliteyi artıran faktörlerdendir.
Kalite değerlendirmelerinde, öğrenci geri bildirimleri, ulusal öğrenci anketleri, kariyer destek hizmeti, mezunların çalışma ve iş bulma oranı, öğrenci sayısı ile akademisyen sayısının birbirlerine oranı önem taşımaktadır.
Fakültelerdeki öğrencilerin personele oranı, yabancı öğrenci oranı, Erasmus gibi değişim programlarının bulunup bulunmaması, değişim programlarına katılan öğrenci sayısı ve oranı, diğer üniversite ve hukuk fakülteleri ile kurulan uluslararası ortaklıkların sayısı ve işbirliğinin niteliği dikkate alınmaktadır.
Hukuk Fakültelerinde bulunan spor tesisleri, bilişim hizmetleri, okul kütüphanesinin olup olmaması, kütüphanedeki kitap sayısı, sağlık imkanları ve öğrenci kulüp ve toplulukları diğer göstergelerdir.
Hukuk Fakültelerinde, online ve çevrim içi hizmetlerin bulunup bulunmaması, sosyal sorumluluklara katılım, çevre ve insan haklarına karşı duyarlılık ve farkındalık projeleri dikkate alınmaktadır. Fakültenin, yenilikçi olması ve yenilikçi fikirleri desteklemesi, öğrenciler ve akademisyenler tarafından geliştirilen proje ve programları dikkate alması önem kazanmaktadır.
Hukuk fakültelerinde, düzenlenen konser ve sergi sayısı, alınan kültürel ödüller, kültür ve sanat yatırımları da kalite sıralamasında dikkate alınan kriterlerdir.
Öğrencilerin burs imkanı, engellilerin eğitime erişim imkanı, toplumsal cinsiyet eşitliği, cinsiyet dengesi ve düşük gelirli öğrencilere yapılan sosyal yardımlar diğer objektif kriterlerdir.
Tullia d’Aragona, 1510 yılında doğmuş ve 1556 yılında ölmüş olan İtalyan filozoftur. İyi bir eğitim alan İtalyan filozof Tullia d’Aragona, ünlü “Aşkın Sonsuzluğu Üstüne Diyalog” isimli eserinde Platoncu bir yaklaşım ile sonsuz aşk üzerine düşüncelerini dile getirmiştir. Cadı ve fahişe olduğu gibi suçlamalar ile karşı karşıya kalmış fakat bu gerekçeyle yargılanmamış yada zulme uğramamıştır.
Yaşamı boyunca, zamanının en iyi kadın yazar, şair ve filozoflarından biri olarak görülmüştür. Dönemindeki ve ardılları olan ünlü erkek filozoflardan birçoğunu etkileyen Tullia’nın çalışmaları, kadınların erkeklerle eşit olmasını sağlamıştır. Şöhreti ve başarısı onu Rönesans’ın önemli şairlerinden biri haline getirmiştir. Yaptığı çalışmalar, yazdıkları ve edebi yetenekleri sayesinde dönemin adamlar ve ünlü şairlerle arkadaşlık etme fırsatını yakalamıştır.
Tullia, 30 yaşındayken Venedik’e taşınmış ve burada şair Bernardo Tasso ile arkadaşlık etmiştir.
Tullia d’Aragona, “Aşkın Sonsuzluğu Hakkında Diyaloglar” isimli eserini 1547 yılında yazmıştır. Neo-Platoncu bir kadının cinsel ve duygusal özerk iddiası olarak başlangıçta İtalya’nın Venedik kentinde yayınlanan bu roman, Rinaldina Russell ve Bruce Merry tarafından 1997’de İngilizce olarak tercüme edilmiştir. Bu felsefe kitabı, türünün ilk örneğidir. Bu çalışma, Rönesans’ın yükselişi sırasında kadınlara kısmi bir özgürlük alanı sağlanmasının ve kadınların elde ettiği bu küçük özerkliğin var olduğu dönemde ortaya çıkabilmiştir.
Erken dönem İtalya Rönesansının yazarlarından olan ve 1418 –1466 yıllarında Venedik’te yaşayan İsotta Nogarola‘dan sonra İtalya’da ortaya çıkan en önemli düşünürlerdendir.
Tullia’nın yaşamı boyunca, her türlü şehvetli deneyimlerin kutsal sayıldığı düşünülüyordu ancak Tulia, çalışmalarında tüm cinsel güçlerin kontrol edilemez ve kusursuz olduğunu ve manevi ihtiyaçlarla birleştirildiğinde ahlaksız sevgiyi yarattığını savunuyordu.Aşkın onurlu olabilmesi için, bu esere göre, hem erkeklerin hem de dişilerin, vücutlarının ve ruhlarının cinsel ve manevi isteklerini kabul etmeleri ile mümkündür.Tullia, kadınları hem cinsel nitelikleri hem de akıllarıyla erkeklerle eşit seviyede tutmakta ve erkek kadın eşitliğini savunmaktadır. Bu anlamda Avrupa Aydınlanması öncesi önemli düşünürlerdendir.
Tullia d’Aragona, Venedik ve Floransa’dan sonra doğmuş olduğu şehir olan Roma’ya dönmüş ve 1556’da Roma’da ölmüştür. Ölümünden sonra, eserleri 1552, 1694, 1864, 1912, 1974, 1975 ve 1980 yıllarında İtalyanca olarak yayınlanmıştır.
Tullia d’Aragona’nın çalışmaları, Chicago Üniversitesi’nden “Erken Modern Avrupa’daki Diğer Sesler” başlığı ile ele alınmıştır.
Rönesans dönemi kadın yazarlarından olan Tullia d’Aragona’nın metinleri, kadınların özgürleşmesinin tarihçelerinden sayılmaktadır.
Hukuk Fakülteleri Öğrenci ve Profesör Sayılarına göre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi en çok profesör istihdam eden fakültedir.
Hukuk Fakülteleri Öğrenci ve Profesör Sayıları, Türkiye Cumhuriyetinde eğitim ve öğretime devam eden devlet ve vakıf üniversitelerinde görev yapan profesör sayıları ile fakültelerde eğitim alan öğrenci sayılarının 28.03.2018 tarihi itibari ile Yüksek Öğretim Kurumu verilerine göre tablo halinde derlenmesi ile oluşturulmuştur.
Hukuk Fakülteleri Öğrenci ve Profesör Sayıları zaman ve eğitim dönemine göre değişkenlik arz etmektedir. Tabloya göre bünyesinde en çok profesör istihdam eden fakülte Türkiye’nin en eski hukuk fakültelerinden olan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesidir.
Hukuk Fakülteleri Öğrenci ve Profesör Sayılarına göre Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrenci başına en çok profesör düşen fakültelerdendir
Hukuk Fakülteleri arasında profesör başına en çok öğrenci düşen fakülte Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi olup 1 profesörün görev yaptığı fakültede 1896 öğrenci bulunmaktadır. Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 1 profesör ve 1188 öğrenci, Karadeniz Teknik Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 1 profesör ve 1086 öğrenci, Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 1 profesör ve 1044 öğrenci bulunmaktadır.
Öğrenci başına en çok profesör düşen okullardan Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde 9 profesör ve 296 öğrenci bulunmakta, Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 8 profesör ve 332 öğrenci bulunmaktadır.
Tablo, Yükseköğretim Bilgi Sisteminden 28.03.2018 tarihli verilere göre hazırlanmıştır. YÖK sisteminde bilgisi bulunmayan fakültelerin bilgileri ilgili fakültelerin resmi internet sitelerinden derlenmiştir.
Avrupa Konseyi Medeni Hukuk Meselelerinde Arabuluculuk Konusunda Tavsiye Kararı
Medeni Hukuk Meselelerinde Arabuluculuk Konusunda Rec(2002) 10 Sayılı Tavsiye Kararı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesince Bakan Vekillerinin 18 Eylül 2002 tarihli 808.toplantısında kabul edilmiştir.
Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Statüsü’nün 15.b. maddesinin hükümleri uyarınca; Adli yargıya alternatif oluşturan ihtilaf çözme yollarının geliştirilmesini memnuniyetle karşılayarak ve böyle yolların kullanımı halinde teminatlar sağlayan kuralların arzu edilir olduğunu kabul ederek;
Her yargı alanının kendine has özellikleri olduğunu göz ardı etmeden, ihtilafları çözme yöntemlerini iyileştirmeye yönelik çabaları sürdürmenin gerekli olduğunu vurgulayarak;
Bir arabulucunun, taraflara, uyuşmazlık konusu olan meseleler üzerinde görüşmeleri ve kendi ortak kararlarına varmaları konusunda yardımcı olduğu bir süreç olan arabuluculuk için belirli kurallar koymanın faydalarına inanarak;
Uygun durumlarda, medeni hukuk meselelerinde arabuluculuğun faydalarını kabul ederek;
Hukukun diğer dallarında arabuluculuğu düzenleme ihtiyacının farkında olarak;
Aile arabuluculuğu ile ilgili Tavsiye Kararı No. R (98)1’i, cezai meselelerde arabuluculuk ile ilgili Tavsiye Kararı No. R(99)19’u ve idari makamlar ile özel taraflar arasındaki uyuşmazlıkların yargı yoluyla çözümlenmesine alternatifler ile ilgili Tavsiye Kararı Rec(2001)9’u ve Avrupa Konseyi sathında ve ulusal seviyede yürütülen diğer faaliyetlerin ve araştırmaların sonuçlarını göz önüne alarak;
Özellikle, Avrupa Adalet Bakanları tarafından, 8-9 Haziran 2000 tarihinde Londra’da düzenlenen 23. Konferans’ta kabul edilen “21.Yüzyılda adaletin dağıtılması” ile ilgili 1 No.lu kararı ve özellikle Avrupa Adalet Bakanlarının, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesini, Avrupa Birliği ile işbirliği halinde, uygun olan durumlarda, mahkeme dışı ihtilaf çözümü süreçlerinin kullanılmasını teşvik eden bir çalışma programını hazırlamaya davet etmesini göz önüne alarak;
Arabuluculuğun teşvik edilmesinde mahkemelerin rolünün öneminin farkında olarak; Arabuluculuğun, mahkemelerin iş yükünün ve ihtilafların azalmasına yardımcı olmasına rağmen; etkili, adil ve kolaylıkla erişilebilen bir adli sistemin yerine geçemeyeceğini belirterek:
A. Üye devletlerin hükumetlerine:
i. Uygun olduğunda, medeni hukuk meselelerinde arabuluculuğun kullanımını kolaylaştırmalarını;
ii. Aşağıda belirtilen “Medeni hukuk meselelerinde arabuluculuk ile ilgili yol gösterici ilkeler”in tedricen uygulanması için gerekli gördükleri tüm tedbirleri, duruma göre, almalarını veya takviye etmelerini tavsiye eder.
Medeni Hukuk meselelerinde arabuluculuk ile igili yol gösterici ilkeler
I. Arabuluculuğun tanımı
Bu Tavsiye Kararı’nda, “arabuluculuk”, tarafların, bir veya daha fazla arabulucunun yardımı ile, bir anlaşmaya varmak için ihtilaf konusu meseleler üzerinde görüşme yaptıkları bir ihtilaf çözüm sürecini ifade eder.
II. Uygulamanın kapsamı
Bu Tavsiye Kararı, medeni hukuk meseleleri için geçerlidir. Bu Tavsiye Kararı’nda, “medeni hukuk meseleleri”; ticaret hukuku, tüketici hukuku ve iş hukuku kaynaklı meseleler de dahil olmak üzere medeni haklar ve yükümlülüklerle ilgili meseleleri ifade eder. İdare hukuku ve ceza hukuku meseleleri kapsam dışındadır. Bu Tavsiye Kararı, aile arabuluculuğu ile ilgili
Tavsiye Kararı No. R(98)1’in hükümleri saklı kalmak üzere geçerlidir.
III. Arabuluculuğun teşekkülü
Devletler, medeni hukuk meselelerinde arabuluculuğu, kamu veya özel sektör vasıtasıyla, en uygun şekilde kurmakta ve teşkilatlandırmakta serbesttirler.
Arabuluculuk, mahkeme süreçlerinin içinde veya dışında gerçekleştirilebilir.
Taraflar arabuluculuktan yararlansa bile, tarafların haklarının korunması için nihai teminatı teşkil ettiği için yargı yoluna başvuru mümkün olmalıdır.
Devletler, arabuluculuk sistemini kurarken, süre sınırlamasına olan ihtiyaç ve böyle sürelerin etkileri ile, hızlı ve kolayca erişilebilir arabuluculuk süreçlerinin teşvik edilmesi arasında bir denge kurmalıdırlar.
Devletler, arabuluculuğu kurarken, (i) gereksiz gecikmelere ve (ii) arabuluculuğun bir geciktirme taktiği olarak kullanılmasına yol açmaktan kaçınmaya dikkat etmelidirler. Arabuluculuk, özellikle, adli süreçlerin tek başına yetersiz kaldığı ve özellikle maliyetleri nedeniyle taraflar için daha az uygun olduğu durumlarda veya taraflar arasında diyaloğun veya temasların sürdürülmesine ihtiyaç duyulan durumlarda yararlı olabilir.
Devletler, tamamen veya kısmen ücretsiz arabuluculuk imkanı sunma veya özellikle taraflardan birinin menfaatlerinin özel koruma gerektirmesi halinde arabuluculuk için hukuki yardım sunma fırsatını gözden kaçırmamalıdırlar.
Arabuluculuğun maliyetleri olması halinde, bunlar makul ve söz konusu meselenin önemi ve arabulucu tarafından yapılan işin miktarı ile orantılı olmalıdır.
IV. Arabuluculuk süreci
Devletler, ihtilafları arabulucuya havale etme anlaşmalarının hangilerinin, tarafların dava haklarını ne kadar kısıtlayacağını değerlendirmelidir.
Arabulucular, bağımsız ve tarafsız olarak hareket etmeli ve arabuluculuk süreci esnasında, “silahların eşitliği” ilkesine uyulmasını temin etmelidirler. Arabulucunun, taraflara bir çözüm dayatma yetkisi yoktur.
Arabuluculuk sürecine ilişkin bilgiler gizlidir ve taraflarca kararlaştırılmadıkça veya iç hukuk izin vermedikçe, sonradan kullanılamaz.
Arabuluculuk süreçlerinde, taraflara, sözkonusu meseleleri ve ihtilafın diğer muhtemel çözümlerini düşünmelerine yetecek zaman verilmelidir.
V. Arabulucuların eğitimi ve sorumluluğu
Devletler, uluslararası meselelerle ilgilenen arabulucuları da içerecek şekilde arabulucuların seçimi, sorumlulukları, eğitimi ve yeterliliği ile ilgili uygun standartların kabul edilmesine yönelik tedbirler almalıdırlar.
VI. Arabuluculukta varılan anlaşmalar
Anlaşmanın konusunu, kapsamını ve sonuçlarını tespit etmek için, her arabuluculuk sürecinin sonunda, bir yazılı belge düzenlenmelidir ve bu belge düzenlendikten sonra ve imzalanmadan önce, taraflara, düşünmeleri için, tarafların üzerinde anlaştığı sınırlı bir süre tanınmalıdır.
Arabulucular, varılan anlaşmaların etkilerini ve taraflardan birinin veya her ikisinin anlaşmayı uygulamaya koymak istemesi halinde atılması gereken adımları taraflara bildirmelidirler.
Böyle anlaşmalar, kamu düzenine aykırı olmamalıdır.
VII. Arabuluculuk ile ilgili bilgiler
Devletler, medeni hukuk ihtilafları olan kişilere ve halka, arabuluculuk konusunda genel bilgiler vermelidirler.
Devletler, medeni hukuk meselelerindeki arabuluculuk hakkında, diğer hususların yanı sıra, arabuluculuğun maliyetlerini ve etkililiğini içeren ayrıntılı bilgileri toplamalı ve yaymalıdırlar.
Fertlerin, telefon, yazışma veya e-posta gibi yollarla, arabuluculuk hakkında tarafsız tavsiye ve bilgiler alabileceği bir bölgesel ve/veya yerel merkezler ağını, ulusal hukuka ve teamüle uygun olarak kurmak için adımlar atılmalıdır.
Devletler, adaletin işlemesi ile uğraşan profesyonellere, medeni hukuk meselelerinde arabuluculuk ile ilgili bilgiler vermelidirler.
VIII. Uluslararası hususlar
Devletler, uluslararası bir unsur içeren meselelerin çözümünde arabuluculuğun kullanılmasını teşvik edecek mekanizmaların kurulmasını desteklemelidirler.
Devletler, uluslararası arabuluculuğun kullanımını kolaylaştırmak amacıyla, medeni hukuk meselelerinde arabuluculuk ile ilgili mevcut kurumlar arasında işbirliğini teşvik etmelidirler.
Bu Tavsiye Kararı’nın takibinde, Avrupa Konseyi ile Avrupa Birliği arasında işbirliğini teşvik etmek ve özellikle, bu Tavsiye Kararı’nda bahsedilen konular ile ilgili olarak devletlerdeki kanunlara ve süreçlere ilişkin bilgileri bir internet sitesi vasıtasıyla yaymak için; ve Avrupa Birliği’ni, Avrupa Topluluğu seviyesinde kurallar hazırlanırken, bu Tavsiye Kararı’nın hükümlerini tamamlamaya veya güçlendirmeye veya burada yer alan ilkelerin uygulanmasını kolaylaştırıcı hükümler getirmeye teşvik etmek için,
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne, bu Tavsiye Kararını, Avrupa Birliğinin yetkili makamlarına iletmesi talimatını verir.
Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilmiş ve Ocak 1951’de yürürlüğe girmiştir. Sözleşmeye taraf ülkeler, soykırım suçunu önlemek ve cezalandırmakla yükümlüdürler.
9 Aralık 1948 tarihinde Paris’te toplanan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 260 A (III) sayılı Kararıyla kabul edilip, imza, onay ve katılıma açılmıştır.
Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, 13. maddeye uygun olarak 12 Ocak 1951 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Türkiye sözleşmeyi 23 Mart 1950’de onaylamış, 5630 Sayılı Onay Kanunu 29 Mart 1950 gün ve 7469 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.
Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi
9 Aralık 1948
Sözleşmeci Taraflar, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 11 Aralık 1946 tarihli ve 96(I) sayılı kararında soykırımın, Birleşmiş Milletlerin ruhuna ve amaçlarına aykırı olan ve uygar dünya tarafından lanetlenen, uluslararası hukuka göre bir suç olarak beyan edilmesini dikkate alarak, tarihin her döneminde soykırımın insanlık için büyük kayıplar meydana getirdiğini kabul ederek, insanlığı bu tür bir iğrenç musibetten kurtarmak için uluslararası işbirliğinin gerekli olduğuna kanaat getirerek, aşağıdaki hükümlerde anlaşmışlardır:
Madde 1
Sözleşmeci Devletler, ister barış zamanında isterse savaş zamanında işlensin, önlemeyi ve cezalandırmayı taahhüt ettikleri soykırımın uluslararası hukuka göre bir suç olduğunu teyit eder.
Bu Sözleşme bakımından, ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden her hangi biri, soykırım suçunu oluşturur.
a) Gruba mensup olanların öldürülmesi;
b) Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi;
c) Grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak, yaşam şartlarını kasten değiştirmek;
d) Grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;
e) Gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletmek;
Madde 3
Aşağıdaki eylemler cezalandırılır:
a) Soykırımda bulunmak;
b) Soykırımda bulunulması için işbirliği yapmak;
c) Soykırımda bulunulmasını doğrudan ve aleni surette kışkırtmak;
d) Soykırımda bulunmaya teşebbüs etmek;
e) Soykırıma iştirak etmek;
Madde 4
Soykırım suçunu veya üçüncü maddede gösterilen fiillerden birini işleyenler, anayasaya göre yetkili yöneticiler veya kamu görevlileri veya özel kişiler de olsa cezalandırılır.
Madde 5
Sözleşmeci Devletler, bu Sözleşmenin hükümlerine etkililik kazındırmak, ve özellikle soykırımdan veya üçüncü madde belirtilen fiillerden suçlu bulunan kimselere etkili cezalar verilmesini sağlamak için, kendi Anayasalarında öngörülen usule uygun olarak gerekli mevzuatı çıkarmayı taahhüt eder.
Madde 6
Soykırım fiilini veya Üçüncü maddede belirtilen fiillerden birini işlediğine dair hakkında suç isnadı bulunan kimseler, suçun işlendiği ülkedeki Devletin yetkili bir mahkemesi, veya yargılama yetkisini kabul etmiş olan Sözleşmeci Devletler bakımından yargılama yetkisine sahip bulunan uluslararası bir ceza mahkemesi tarafından yargılanır.
Madde 7
Soykırım fiili ve Üçüncü maddede belirtilen diğer fiiller, suçluların iadesi bakımından siyasal suçlar olarak kabul edilmez.
Sözleşmeci Devletler bu tür olaylarda kendi yasalarına ve yürürlükteki sözleşmelere göre suçluları iade etmeyi üstlenir.
Madde 8
Sözleşmeci Devletlerden her hangi biri, soykırım fillerinin veya Üçüncü maddede belirtilen her hangi bir fiilin önlenmesi ve sona erdirilmesi için gerekli gördükleri takdirde, Birleşmiş Milletlerin yetkili organlarından, Birleşmiş Milletler Şartı’na göre harekete geçmesini isteyebilir.
Madde 9
Sözleşmeci Devletler arasında, bu Sözleşmenin yorumlanması, uygulanması veya yerine getirilmesi ve ayrıca soykırım fillerinden veya Üçüncü maddede belirtilen fiillerin her hangi birinden bir Devletin sorumluluğu ile ilgili olarak çıkan uyuşmazlıklar, uyuşmazlığın taraflarından birinin talebi üzerine Uluslararası Adalet Divanı önüne götürülür.
Madde 10
Bu Sözleşmenin eşit ölçüde geçerli olan Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca metinleri 9 Aralık 1948 tarihini taşır.
Madde 11
Bu Sözleşme 31 Aralık 1949 tarihine kadar Birleşmiş Milletler Üyelerinin ve Üye olmayıp da Genel Kurul tarafından bu Sözleşmeyi imzalamaya davet edilen Devletlerin imzasına açıktır.
Bu Sözleşme onaylanır, ve onay belgeleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine tevdi edilir.
Bu Sözleşmeye 1 Ocak 1950 tarihinden sonra Birleşmiş Milletler Üyeleri ile Üye olmayıp da yukarıda belirtildiği gibi davet edilen Devletler katılabilir. Katılma belgeleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine tevdi edilir.
Madde 12
Bir Sözleşmeci Taraf her hangi bir zamanda, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine hitaben göndereceği bir bildirimle, bu Sözleşmenin uygulanmasını, bu Sözleşmeci Tarafın dış ilişkileri bakımından sorumlu olduğu ülke veya ülkeler bakımından genişletebilir.
Madde 13
İlk yirmi onay veya katılma belgesinin tevdi edilmesinin tamamlandığı gün, Genel Sekreter bir tutanak düzenler ve bunun bir kopyasını Birleşmiş Milletlerin bütün Üyelerine ve on birinci maddede belirtilen Üye olmayan Devletlere iletir.
Bu Sözleşme, yirminci onay veya katılma belgesinin tevdi edilmesini izleyen doksanıncı gün yürürlüğe girer.
Daha sonraki bir tarihte tevdi edilen bir onay veya katılma belgesi, bu onay veya katılma belgesinin tevdi tarihini izleyen doksanıncı gün yürürlüğe girer.
Madde 14
Bu Sözleşme yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on yıl süreyle yürürlükte kalır.
Bundan sonraki beş yıllarda, bu sürelerin bitiminden en az altı ay önce çıkma beyanında bulunmamış Sözleşmeci Devletler bakımından yürürlükte kalmaya devam eder.
Çıkma, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine hitaben gönderilecek yazılı bir bildirimle yürürlük kazanır.
Madde 15
Sözleşmeden çıkmalar nedeniyle bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin sayısı on altının altına düşerse, Sözleşme bu çıkma bildirimlerinden en sonuncusunun yürürlük kazandığı tarihten itibaren yürürlükten kalkar.
Madde 16
Sözleşmeci Taraflar Genel Sekretere hitaben gönderecekleri yazılı bir bildirim vasıtasıyla her zaman bu Sözleşmede değişiklik yapılmasını talep edebilirler.
Genel Kurul, böyle bir talep karşısında yapılması gereken işleme karar verilir.
Madde 17
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bütün Birleşmiş Milletler Üyelerini ve on birinci maddede belirtilen üye olmayan Devletleri aşağıdaki konularda bilgilendirir:
a) On birinci maddeye göre alınan imzalar, onaylar ve katılmalar;
b) On ikinci maddeye göre alınan bildirimler;
c) On üçüncü madde gereğince Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarih;
d) On dördüncü maddeye göre alınan çekilme bildirimleri;
e) On beşinci maddeye göre Sözleşmenin yürürlükten kalkması;
f) On altıncı maddeye göre alınan bildirimler;
Madde 18
Bu Sözleşmenin orijinal metni Birleşmiş Milletler arşivinde saklanır.
Sözleşmenin onaylı bir örneği, Birleşmiş Milletler Üyelerine ve on birinci maddede belirtilen üye olmayan Devletlerin her birine iletilir.
Madde 19
Bu Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarih Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından kayda geçirilir.
İşkencenin ve İnsanlık Dışı ya da Küçültücü Ceza Veya Muamelenin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi
Sözleşme Metni ve Açıklayıcı RaporAvrupa Antlaşmaları Serisi (ETS)- No. 126.
1 (ETS No. 151) ve 2 (ETS No. 152) No’lu Protokol hükümlerine
göre değiştirilmiş olan metin 1 Mart 2002’de yürürlüğe girmiştir.
Aşağıda imzaları bulunan Avrupa Konseyi üyesi Devletler,İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleşme hükümlerini dikkate alarak;
aynı Sözleşmenin, ‘hiç kimse işkenceye veya gayriinsani veya küçültücü ceza veya
muameleye tabi tutulmayacaktır’ şeklindeki 3 üncü maddesini hatırda tutarak;
3. Madde ihlalinin mağdurları olduklarını iddia eden kişilerle ilgili olarak bu Sözleşmede öngörülen mekanizmanın işlemekte olduğunu kaydederek;
hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerin işkence ve gayriinsani ya da küçültücü ceza veya muameleye karşı korunmalarının, ziyaretlere dayanan, önleyici nitelikte, adli olmayan yollarla kuvvetlendirilebileceğine kani olarak; aşağıdaki gibi anlaşmalardır:
Bölüm I
Madde 1
İşkencenin ve Gayrıinsani ya da Küçültücü Ceza veya Muamelenin Önlenmesi için bir Avrupa Komitesi teşkil olunacaktır (bundan sonra ‘Komite’ olarak anılacaktır). Komite, ziyaretler yapmak suretiyle, hürriyetinden yoksun bırakılan kişilere yapılan muameleyi, gerekli ise bu gibi kişilerin işkence ve gayrıinsani ya da küçültücü ceza veya muameleden korunmalarının kuvvetlendirilmesi amacıyla inceleyecektir.
Madde 2
Herbir Taraf, bu Sözleşmeye uygun olarak, yetkili olduğu ve bir kamu makamı tarafından hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerin bulunduğu herhangi bir yere ziyaretler yapılmasına izin verecektir.
Madde 3
Bu Sözleşmenin uygulanmasında, Komite ve ilgili Tarafın yetkili milli makamları birbirleriyle işbirliği yapacaktır.
Bölüm II
Madde 4
1. Komite, Tarafların sayısına eşit sayıda üyelerden oluşacaktır.2.Komite üyeleri, Sözleşmenin kapsadığı alanlarda insan hakları konusunda yetkileriyle tanınan veya mesleki deneyimi olan yüksek ahlaki karaktere sahip olan kişiler arasından seçilecektir.3. Komite’nin iki üyesi aynı devletin vatandaşı olmayacaktır.4. Üyeler kendi kişisel sıfatları ile görev yapacaklar, bağımsız ve tarafsız olacaklar ve Komiteye etkin şekilde hizmet vermeye hazır olacaklardır.Madde 5 ¹
1. Komite üyeleri, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Bürosu tarafından hazırlanacak isim listesinden Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından mutlak çoğunlukla seçilecektir; tarafların Parlamenter Meclisteki milli heyetleri, asgari ikisi kendi vatandaşı olan, üç aday gösterecektir.
Komiteye Avrupa Konseyi üyesi olmayan bir ülkeden üye seçileceği zaman Parlamenter Meclis Bürosu o devletin meclisini asgari ikisi kendi vatandaşı olan üç aday göstermeye davet edecektir. Bakanlar Komitesi tarafından seçim söz konusu taraf ile istişareyi takiben gerçekleştirilecektir.
2. Arızi olarak boşalan üyelikler için aynı usul takip edilecektir.
3. Komite üyeleri dört yıllık süre için seçilecektir. Üyeler iki defa yeniden seçilebilirler. Bununla birlikte, ilk seçimde seçilen üyelerden üçünün süresi, iki yıl sonunda bitecektir. Görev süreleri ilk iki yıllık süre sonunda bitecek üyeler, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından, ilk seçimin tamamlanmasından hemen sonra kura ile tayin olunacaktır.
4. Komite’nin üyelerinin yarısının mümkün olduğu kadar her iki yılda bir yenilenmesini sağlamak için, Bakanlar Komitesi herhangi bir seçimden önce, seçilecek bir ya da daha fazla üyenin görev süresinin, altıdan fazla ve ikiden az olmamak kaydıyla dört yıldan farklı olması yönünde karar verebilir.
5. Birden fazla görev süresinin söz konusu olduğu ve Bakanlar Komitesi’nin önceki paragrafı uyguladığı durumlarda, görev sürelerinin tahsisi hemen seçimin ardından Genel Sekreter tarafından yapılacak çekiliş ile belirlenecektir.
Madde 6
1. Komite gizli olarak toplanacaktır. Toplantı için yeterli üye sayısı Komite üyelerinin çoğunluğuna eşit olacaktır. Komite kararları, 10 uncu maddenin 2nci paragrafı saklı kalmak kaydiyle, mevcut üyelerin çoğunluğu ile alınacaktır.
2. Komite, çalışma tüzüğünü kendi hazırlayacaktır.
3. Komitenin Sekretarya hizmetleri Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından sağlanacaktır.
Bölüm III
Madde 7
1. Komite, 2nci maddede belirtilen yerleri ziyaretler düzenleyecektir. Devreyi ziyaretlerden ayrı olarak; Komite şartların gerektirmekte olduğunu gördüğü taktirde, bu nitelikte başka ziyaretler de düzenleyebilir.2. Genel bir kural olarak, ziyaretler en az iki Komite üyesi tarafından yapılacaktır. Komite, gerekli gördüğü taktirde, uzmanlardan ve tercümanlardan yararlanacaktır.Madde 8
1. Komite, ilgili Taraf Hükümetine ziyaret yapma niyetini bildirecektir. Bu
bildirimden sonra Komite, 2nci maddede belirtilen herhangi bir yeri, herhangi bir zamanda ziyaret edebilir.2. Taraf ülke, Komiteye görevini ifa etmesi için aşağıdaki kolaylıkları sağlayacaktır:
a) Ülkesine giriş ve kısıtlama olmaksızın seyahat hakkı;
b) Hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerin bulundukları yerler hakkındaki tüm bilgilerin sağlanması;
c) Hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerin bulunduğu her türlü yere, buralarda kısıtlama olmadan dolaşma hakkı dahil olmak üzere, sınırsız giriş;
d) İlgili tarafın elinde olup da, Komite’nin görevini yapması için gerekli olan diğer bilgilerin sağlanması. Bu gibi bilgilerin istenmesinde, Komite, milli hukuk ve mesleki ahlakın uygulanabilir kurallarını dikkate alacaktır.3. Komite, hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerle özel olarak görüşebilir.
4. Komite, ilgili bilgi verebileceğine inandığı herhangi bir kişi ile serbestçe muhabere edebilir.
5. Komite, gerekiyorsa, ilgili tarafın yetkili makamlarına gözlemlerini derhal bildirebilir.
Madde 9
1. İstisnai şartlarda, ilgili Tarafın yetkili makamları, Komite tarafından teklif olunan belirli bir ziyaret yerine veya ziyaret zamanına karşı Komiteye girişimde bulunabilirler. Bu gibi girişimler, yalnızca, milli savunma, kamu güvenliği, kişilerin hürriyetlerinden yoksun bırakıldıkları yerlerde ciddi karışıklık, bir kişinin sağlık durumu veya ciddi bir suça taalluk eden acil bir sorgulamanın yürütülüyor olması gerekçeleriyle yapılabilir.
2. Bu gibi girişimleri takiben, Komite ve ilgili Taraf, durumu açıklığa kavuşturmak ve Komite’nin görevini süratle yerine getirmesini sağlayacak düzenlemeler üzerinde mutabık kalmak üzere hemen yekdiğeri ile danışmalara girişecektir. Bu düzenlemeler, Komite’nin ziyaret etmeyi önerdiği herhangi bir şahsın başka bir yere nakledilmesini kapsayabilir. Ziyaret yapılıncaya kadar ilgili Taraf, Komite’ye alakalı kişi hakkında bilgi sağlayacaktır.
Madde 10
1. Her ziyaretten sonra Komite, ilgili Tarafın sunabileceği gözlemleri de dikkate alarak, ziyaret sırasında tespit ettiği vakıalar hakkında bir rapor düzenleyecektir. Komite, gerekli gördüğü taktirde tavsiyelerine de yer verebileceği raporunu ilgili Tarafa gönderecektir. Komite, ilgili Taraf ile, hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerin daha iyi korunmaları konusunda gerekli ise önerilerde bulunmak maksadıyla, danışmalarda bulunabilir.
2. İlgili Taraf işbirliği yapmadığı, ya da Komite’nin tavsiyeleri ışığında durumun iyileştirilmesini reddettiği taktirde, Komite, ilgili Tarafa görüşlerini bildirme imkanının verilmesini müteakip, üyelerinin üçte-iki çoğunluğu ile, konu hakkında kamuya bir açıklama yapılmasına karar verebilir.
Madde 11
1. Komite tarafından ziyaret ile ilgili olarak toplanan bilgiler, Komite raporu ve ilgili Taraf ile danışmalar gizli olacaktır.
2. Komite, ilgili Tarafın talep etmesi halinde, ilgili tarafın yorumları ile birlikte raporunu yayınlayacaktır.
3. Bununla birlikte, ilgili şahsın açık rızası olmaksızın hiçbir şahsi bilgi yayınlanmayacaktır.
Madde 12
Komite, 11inci maddede yer alan gizlilik kurallarına bağlı olarak, her yıl faaliyetleri konusunda Bakanlar Komitesine bir genel rapor sunacak, bu rapor Parlamenter Meclise ve Sözleşmeye taraf olup Avrupa Konseyi üyesi olmayan devletlere de gönderilecek ve kamuya açıklanacaktır.
Madde 13
Komite üyeleri, Komiteye yardım eden uzman ve diğer şahıslar, görevleri sırasında ve görevleri sona ermesini müteakip, görevlerinin yerine getirilmesi sırasında edindikleri bilgilerin ve öğrendikleri vakıaların gizliliğini muhafaza etmekle yükümlüdürler.
Madde 14
1. Komiteye yardım eden kişilerin isimleri, 8inci maddenin 1inci paragrafı gereğince yapılacak bildirimde belirtilecektir.
2. Uzmanlar, Komitenin talimatı ve yetkisi altında faaliyet göstereceklerdir. Bunlar, bu Sözleşmenin kapsadığı alanlarda özellikle bilgi ve deneyim sahibi olacaklar ve Komite üyeleri gibi aynı şekilde bağımsızlık, tarafsızlık ve hizmete hazır bulunma kurallarıyla bağlı olacaklardır.
3. Bir Taraf, istisnai olarak, Komiteye yardım eden herhangi bir uzman veya başka bir şahsın, ülkesinde bir yere yapılacak ziyarette yer almasına müsaade edilmeyebileceğini beyan edebilir.
Bölüm IV
Madde 15
Herbir Taraf, Hükümetine yapılacak bildirimleri almaya yetkili merciin ve tayin edebileceği herhangi bir irtibat görevlisinin isim ve adresini Komiteye bildirecektir.
Madde 16
Komite, Komite üyeleri ve 7nci maddenin 2nci paragrafında atıf yapılan uzmanlar, bu Sözleşmenin Ek’inde yer alan ayrıcalık ve bağışıklıklardan yararlanacaklardır.
Madde 17
1. Bu Sözleşme, hürriyetinden yoksun bırakılan kişiler için daha fazla koruma sağlayan iç mevzuat veya uluslar arası herhangi bir anlaşma hükmüne zarar vermeyecektir.
2. Bu sözleşmenin hiçbir hükmü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi organlarının yetkilerini veya bu Sözleşme gereğince Taraflarca üstlenilen yükümlülükleri sınırlar veya bunlardan sapmaya imkan verir şekilde yorumlanamaz.
3. Komite, 12 Ağustos 1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri ve buna bağlı 8 Haziran 1977 tarihli Ek Protokoller uyarınca, himayeci Devlet veya Uluslararası Kızılhaç Komitesi temsilci veya delegelerinin müessir şekilde düzenli olarak ziyaret ettikleri yerleri ziyaret etmeyecektir.
Bölüm V
Madde 18
1. Sözleşme, Avrupa Konseyine üye devletlerin imzasına açık olacaktır. Sözleşme, onaylama kabul veya tasvibe tabi olacaktır. Onaylama, kabul veya tasvip belgeleri Avrupa Konseyi Genel Sekreterine tevdi olunacaktır.2. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Avrupa Konseyi üyesi olmayan herhangi bir devleti Sözleşme’ye katılmaya davet edebilir.
Madde 19
1. Bu Sözleşme, 18inci madde hükmüne uygun olarak yedi Avrupa Konseyi üyesi devletin Sözleşme ile bağlı olduklarına dair rızalarını beyan ettikleri tarihi takip eden üç aylık sürenin dolmasını izleyen ayın birinci günü yürürlüğe girecektir.
2. Bu Sözleşme ile bağlı olduğuna dair rızasını sonradan beyan eden herhangi bir devletle ilgili olarak, Sözleşme, onaylama, kabul, tasvip veya katılım belgesinin tevdii tarihini takip eden üç aylık sürenin dolmasını izleyen ayın birinci günü yürürlüğe girecektir.
Madde 20
1. Herhangi bir devlet, imzalama sırasında ve onaylama, kabul veya tasvib belgesini tevdi ederken Sözleşmenin uygulanacağı toprağı veya toprakları belirleyecektir.
2. Herhangi bir devlet, daha sonraki bir tarihte Avrupa Konseyi Genel Sekreterine hitaben yapacağı bir beyan ile, bu Sözleşmenin uygulanmasını, beyanında belirlediği diğer herhangi bir toprağa teşmil edebilir. Bu toprak ile ilgili olarak Sözleşme, böyle bir beyanın Genel Sekreter tarafından alındığı tarihi takip eden üç aylık sürenin dolmasını izleyen ayın birinci günü yürürlüğe girecektir.
3. Bundan önceki iki paragraf uyarınca yapılmış herhangi bir beyan, bu beyanda zikredilen herhangi bir toprak ile ilgili olarak, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine hitaben yapılacak bir bildirim ile geri alınabilir. Geri almak, böyle bir bildirimin Genel Sekreter tarafından alındığı tarihi takip eden üç aylık sürenin dolmasını izleyen ayın birinci günü geçerli olacaktır.
¹ 1 (ETS No. 151) No’lu Protokol hükümlerine göre değiştirilmiş olan metin.Madde 21
Bu Sözleşme hükümleri ile ilgili olarak çekince konulamaz.Madde 22
1. Herhangi bir Taraf, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine göndereceği bir bildirim ile Sözleşmenin feshini ihbar edebilir.2. Böyle bir ihbar, beyanın Genel Sekreter tarafından alındığı tarihi takip eden oniki aylık sürenin dolmasını izleyen ayın birinci günü geçerli olacaktır.Madde 23
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Avrupa Konseyine üye devletlere ve Avrupa Konseyi üyesi olmayıp Sözleşmeye taraf olan devletlere:
a) Her imza işlemini,
b)Her onaylama, kabul, tasvib veya katılım belgesinin tevdi edilmesini,
c) Bu Sözleşmenin 19uncu ve 20nci maddelerine uygun olarak yürürlüğe girdiği her tarihi,
d) Sözleşmenin 8inci ve 10uncu maddelerine uygun olarak yapılan işlem hariç olmak üzere, bu Sözleşmeyi ilgilendiren herhangi bir işlem, bildirim veya yazışmayı bildirecektir.
Yukarıdaki hükümleri kabul zımnında gereği gibi yetkili kılınmış aşağıda imzaları bulunanlar işbu Sözleşmeyi imzalamışlardır.
Avrupa Konseyi arşivlerinde saklanacak olan işbu Sözleşme, İngilizce ve Fransızca olarak ve her iki metin de aynı derecede geçerli olmak üzere, tek nüsha halinde 26 Kasım 1987 tarihinde Strasbourg’da düzenlenmiştir. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Avrupa Konseyine üye devletlerin her birine bu Sözleşmenin aslına uygun suretlerini tevdi edecektir.
EK
Ayrıcalık ve Bağışıklıklar
(Madde 16)
1. Bu ekin maksadı bakımından, Komite üyelerine yapılan atıflar, 7 nci maddenin 2nci paragrafında söz konusu olan uzmanlara da şamil olacak şekilde anlaşılacaktır.
2. Komite üyeleri, görevlerinin ifası sırasında ve görevlerini yerine getirirken yaptıkları seyahatlerde aşağıdaki ayrıcalık ve bağışıklıklardan yararlanırlar:
a) Şahsi tutuklanma veya gözaltına alınma ve şahsi bagajlara el konmasından bağışıklık ve resmi sıfatları ile sarfettikleri yazılı veya sözlü ifadeleri ve her türlü fiilleri bakımından her türlü adli takibattan bağışıklık;
b) İkamet ettikleri ülkelerden çıkış ve bu ülkelere dönüş, görev ifa ettikleri ülkelere giriş ve bu ülkelerden çıkış sırasında hareket serbestileri üzerindeki her türlü kısıtlamadan ve görevlerini yaparken ziyaret ettikleri veya geçtikleri ülkelerde yabancıların tabi oldukları tescil işlemlerinden bağışıklık.
3. Komite üyeleri, fonksiyonlarının ifası ile ilgili seyahatleri sırasında gümrük ve döviz denetim işlemleri bakımından aşağıdaki kolaylıklardan yararlandırılacaklardır:
a) Kendi hükümetlerince, geçici resmi görev ile yurt dışına seyahat eden yüksek seviyeli yetkililere tanınan kolaylıklar;
b) Diğer Tarafların hükümetlerince, yabancı hükümetlerin geçici resmi görevlisi olan temsilcilerine tanınan kolaylıklar.
4. Komitenin belge ve evrakına, Komitenin işi ile ilgili olduğu sürece dokunulamaz.
Komitenin resmi yazışmaları ve diğer muhaberatı engellenemez veya sansüre tabi tutulamaz.
5. Komite üyeleri için tam bir konuşma özgürlüğü ve görevlerinin ifasında tam bir bağımsızlık temin etmek amacıyla, söz konusu kişilerin görevleri sona ermiş olsa dahi, görevlerinin ifası sırasındaki sözlü veya yazılı ifadeleri ve her türlü fiilleri bakımından adli takibattan bağışık tutulurlar.
6. Ayrıcalık ve bağışıklıklar, Komite üyelerine kendi şahsi çıkarları için değil, görevlerinin bağımsız biçimde ifasını güvence altına almak üzere tanınmıştır. Sadece Komite, üyelerine tanınmış olan bağışıklıklarını kaldırmaya yetkilidir. Komite, üyelerinden birinin bağışıklığından bunun adaleti engelleyici olduğu kanaatine vardığı herhangi bir halde ve bağışıklıktan, bunun tanınma maksadına zarar vermeden kaldırılabileceği hallerde, kaldırma hakkına sahiptir ve aynı zamanda bununla yükümlüdür.
Not: Bu metin Avrupa İşkencenin ve İnsanlıkdışı veya Onurkırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi’nin resmi web sayfasından (www.cpt.coe.int) alınmıştır.
Birleşmiş Milletler (United Nations) tabiri ilk olarak Franklin D. Roosevelt tarafından II. Dünya Savaşı sırasında müttefik ülkeler için kullanılmıştır. Birleşmiş Milletler fikri 1943 yılında Moskova, Tahran ve Kahire’de müttefiklerin toplantıları sırasında çıkmış olup Fransa, Çin, Birleşik Krallık, ABD, SSCB’nin temsilciliğiyle oluşmuştur. Kuruluş amacı, dünya barışını ve güvenliğini korumak, uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak, adalet, güvenlik, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği tüm ülkelere sağlamaktır.
Birleşmiş Milletler, İkinci Dünya Savaşının sonunda savaşın galipleri tarafından, ülkeler arasındaki anlaşmazlığı ortadan kaldırarak ileride meydana gelebilecek ve kendi güvenliklerini tehdit edebilecek bir savaşın önüne geçebilmek ve barışı sağlayabilmek amacıyla 24 Ekim 1945 tarihinde kurulmuş, 50 ülkenin temsilcileri, San Francisco Konferansı’nda bir araya gelerek 111 maddeden oluşan Antlaşma’ya son şeklini vermiş, antlaşma oy birliği ile kabul edilmiş ve ertesi gün imzalanmıştır.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres
Birleşmiş Milletler’in merkezi New York’tadır ve örgütün üye sayısı 193’tür. Birleşmiş Milletler Antlaşması, kuvvet kullanılmasını evrensel düzeyde yasaklayan ilk antlaşmadır. Örgütün idari bölümleri, Genel Kurul, Güvenlik Konseyi, Ekonomik ve Sosyal Konsey, Yönetim Konseyi, Genel Sekreterlik ve Uluslararası Adalet Divanıdır.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri en üst düzey kişidir. Genel Sekreterlik, Birleşmiş Milletler’in diğer organlarının çalışmaları için gerekli ortamı ve eş güdümü sağlamakta, program ve politikaları uygulamakta, barış ve güvenliği bozucu olaylar hakkında raporlar hazırlayarak Güvenlik Konseyi’ne sunmakta, Uluslararası Adalet Divanı dışındaki organlar tarafından verilen görevleri yapmaktadır.
Birleşmiş Milletlerin kuruluşundan itibaren Trygve Lie 1946-1952 arasında, Dag Hammarskjöld 1953-1961 arasında, Sithu U Thant 1961-1971 arasında, Kurt Waldheim 1972-1981 arasında Javier Pérez de Cuéllar 1982-1991 arasında, Boutros Boutros-Ghali 1992-1996 arasında, Kofi Annan 1997-2006 arasında, Ban Ki-mun 2007-2016 arasında görev yapmıştır. Mevcut genel sekreter Portekiz uyruklu António Guterres’tir
Güvenlik Konseyi on beş ülkeden oluşmakta olup, bu üyelerden beşi daimi üye statüsündedir ve mutlak veto yetkisine sahiptir. Veto yetkisine sahip ülkeler ABD, Rusya, Çin, Birleşik Krallık ve Fransa’dır. Güvenlik Konseyinin karar alabilmesi için dokuz üyenin kararı onaylaması gerekmekte ve daimi üyelerden herhangi birisinin veto yetkisini kullanmaması gerekmektedir. Güvenlik Konseyi karar alırken daimi üyelerden birinin oylamaya katılmaması kararın veto edildiği anlamına gelmemekte, çekimser oy da aynı sonucu doğurmaktadır.
Genel Kurul’un görevleri; silahsızlanma ve silah denetimi konusunda önerilerde bulunmak., barış ve güvenliği etkileyecek görüşmeler yapmak, her konuda önerilerde bulunmak ve ülkeler arasındaki iyi ilişkileri bozucu sorunların, barışçıl yollarla çözümü için önerilerde bulunmaktır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, siyasal olarak yürütme organıdır ve daimi üyeler olan ABD, Çin, İngiltere, Fransa ve Rusya’nın veto hakkı bulunmaktadır. On geçici üye coğrafi denge esasına göre iki yıllık bir süreç için seçilmektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin görevleri, Birleşmiş Milletler’in amaç ve ilkelerine uygun biçimde barış ve güvenliği korumak, uluslararası bir anlaşmazlığa yol açabilecek her türlü çekişmeli durumu soruşturmak, uluslararasında çekişmeli konularda anlaşma koşullarını önermek, silahlanmayı denetleyecek planlar hazırlamak, barışa karşı bir tehlike veya saldırı olup olmadığını araştırarak, izlenecek yolu önermek ve saldırganlara karşı askeri birlikler kurularak önlemler almaktır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine bağlı kuruluşlar, Ticaret ve Kalkınma Konferansı, Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Mülteciler Yüksek Komiseri Ofisi (UNHCR), Dünya Gıda Konseyi, Dünya Gıda Programı, Eğitim ve Araştırma Enstitüsü, Kalkınma Programı (UNDP), Silahsızlanma Araştırmaları Enstitüsü, Sinaî Kalkınma Örgütü (UNIDO), Çevre Sorunları Programı, Birleşmiş Milletler Üniversitesi, Birleşmiş Milletler Özel Fonu, Sosyal Kalkınma Araştırma Enstitüsü, Kadının İlerlemesi İçin Uluslararası Araştırma ve Eğitim Enstitüsü ve Uluslararası Arama Kurtarma Danışma Grubu’dur.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü
Birleşmiş Milletlere bağlı kuruluşlardan, Gıda ve Tarım Örgütü 1945 yılında, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu 1957 yılında, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü 1947 yılında, Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu 1977 yılında, Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) 1919 yılında, Uluslararası Denizcilik Örgütü 1948 yılında, Uluslararası Para Fonu 1945 yılında, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği 1947 yılında, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü 1946 yılında, Birleşmiş Milletler Endüstriyel Gelişme Örgütü 1967 yılında, Dünya Turizm Örgütü 1974 yılında, Dünya Posta Birliği 1947 yılında, Dünya Bankası 1945 yılında, Dünya Gıda Programı 1963 yılında, Dünya Sağlık Örgütü 1948 yılında, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü 1974 yılında ve Dünya Meteoroloji Örgütü 1950 yılında kurulmuştur.
Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi Genel Kurul tarafından seçilen 54 üyeden oluşmakta, ekonomik ve sosyal çalışmalarını yürütmekte ve uluslararası ekonomik, sosyal, kültürel konularda raporlar hazırlamaktadır.
Birleşmiş Milletler’in yargı organı Uluslararası Adalet Divanıdır. Ülkeler, istedikleri davayı Adalet Divanı’na götürebilmektedir. Uluslararası Adalet Divanı, Hollanda’nın Lahey’ kentindedir.
Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Antlaşması aşağıda sunulmaktadır.
Cumhuriyet Devrimleri, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti kurup yeni devlet sistemini tüm dünyaya ilan ettikten sonra seri bir şekilde yaptığı yasal reformların adıdır. Eski devlet sisteminden ayrı ve medeni bir devlet sistemini amaçlayan devrimler sayesinde Türkiye Devleti ve ülkesi sahip olduğu olanaklarla laik, çağdaş ve demokratik bir devlet olmayı amaçlamıştır. Atatürk’ün yaptığı bu inkılaplar, siyasal, hukuk, eğitim ve kültür, ekonomik ve toplumsal alanda yeniden yapılandırılmış bir çok mevzuatı içerir.
Atatürk ilke ve İnkılaplarının en önemlisi Cumhuriyetin ilanıdır. Cumhuriyet, seçilmiş başkanın idaresi altında bulunan devlet ve halk hakimiyetine dayanan devlet şekli anlamına gelmektedir. Cumhuriyet rejiminde egemenlik bir kişi, zümre veya guruba ait değildir, egemenlik toplumun bütün kesimlerine aittir ve tüm yurttaşlar, kadın ve erkekler eşittir.
Atatürk, demokratik cumhuriyeti benimsemiştir. Cumhuriyet, 1923 yılında o dönemde adı Teşkilatı Esasiye Kanunu olan 1921 Anayasasına eklenmiştir ve anayasanın birinci maddesidir. Anayasada Cumhuriyetin nitelikleri belirtilmiştir ve Türkiye Cumhuriyetinin, hükumet şekli Cumhuriyettir.
Cumhurbaşkanı milletvekilleri tarafından bir dönemlik seçilecektir, Cumhurbaşkanının görev süresi 4 yıldır, Cumhurbaşkanının ikinci kez seçilebilmesi mümkündür, Başbakan, Cumhurbaşkanı tarafından milletvekilleri arasından seçilecektir, Bakanlar ise Başbakan tarafından meclis üyeleri arasından seçilip, Cumhurbaşkanınca meclis onayına sunulacaktır.
Yönetmelik, yasa ile kurulmuş kamu kurum ve kuruluşlarının çalışma yöntemini ve kurallarını belirleyen, ilgili kurum ve kuruluşta çalışanların uyacakları kurallar bütününe verilen isimdir. Bakanlar Kurulu, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerince kendi görev alanlarını ilgilendiren kanun ve tüzük hükümlerinin nasıl uygulanacağını göstermek amacıyla çıkarılan düzenleyici idari işlemdir. Tüzel kişiliği bulunmayan bir kamu kuruluşunun Anayasanın ilgili maddesinde tanımlanmış hali ile yönetmelik çıkarmaya yetkisi bulunmamaktadır, tüzel kişiliği olmayan kuruluşlar bağlı bulundukları kuruluş yada bakanlığa hazırladıkları yönetmeliği sunarak yayınlanmasını sağlayabilirler.
Yönetmelik; tüzüğe, kanuna ve Anayasa’ya aykırı olamaz. Yönetmeliğin konusu kanunların ve tüzüklerin uygulanmasının sağlamak olduğundan daha alt bir norm olan yönetmelik kanun ve tüzüklere aykırı hüküm içermemelidir. Tüzüklerin çıkarılması için öncesinde Danıştay‘ın incelemesinden geçirilmesi şart olmasına rağmen yönetmelikler için böyle bir şart bulunmamaktadır.
Yönetmelikler, idari işlem niteliğinde olduğundan “idarenin her türlü eylem ve işlemi yargı denetimine tabidir” kuralı gereğince idari yargılama kapsamında denetlenmektedir. Yönetmeliklerin iptali Danıştay’da açılacak olan dava ile mümkündür.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 124. maddesine göre Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilir. Resmi Gazete’de yayınlanması gerekli olan yönetmelikler kanunda belirtilmek zorundadır. Anayasa hükmü gereğince çıkarılan bu yönetmeliklere “Uygulama Yönetmeliği” denmektedir. Birçok kanun metninde çıkarılacak yönetmelikten bahsedilerek, kanun uygulamasının çıkartılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmekte, ilgili bakanlık, müdürlük, kurum, üniversite yada diğer kurumlar tarafından bu yönetmeliğin çıkartılması yasal olarak zorunlu tutulmaktadır. Yasa ile zorunlu tutulmayan durumlarda ve kurumların gerekli gördükleri konularda da zaman zaman yönetmelik çıkartılabilir, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri mevcut yönetmelikleri değiştirilebilir yada değişen koşullara göre mevcut yönetmelik kaldırılarak yenisi çıkarılabilir.
İdari kurumların kamusal faaliyetlerini düzenleyen yada personeline ilişkin kuralları belirleyen diğer yönetmeliklere Adi Yönetmelik denilmektedir. Uygulama Yönetmeliklerinin aksine adi yönetmeliklerin tamamının Resmi Gazete’de yayınlanmasına gerek bulunmamakta, personeli ilgilendiren yönetmelikler Resmi Gazetede yayınlanmamakta, tüm vatandaşları ilgilendirenlerin ve genele hitap eden yönetmelikler yayınlanmaktadır. Milli güvenlik ile ilgili olan ve gizlilik derecesi taşıyan yönetmelikler yayımlanmamaktadır. Bir yönetmeliğin Resmi Gazetede yayımlanıp yayımlanmaması gerektiğine karar verecek olan makam Başbakanlıktır.
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 4142 sayılı Yasa ile 1996 yılında kurulan Yüksek Öğretim Kanunu çerçevesinde kamu tüzel kişiliği, mali ve idari özerkliği haiz bir vakıf üniversitesi olan Yeditepe Üniversitesi bünyesinde 1996 yılından bu yana hukuk eğitimi vermektedir. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2001 yılından bu yana Ataşehir’de bulunan 26 Ağustos Yerleşkesi ana kampüsünde eğitim faaliyetlerini sürdürmektedir.
Kampüs
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi, çağdaş hukuk eğitiminin uygulandığı, ulusal ve uluslararası alanda saygın, mezunlarının birden fazla yabancı dile hakim olabildiği, yabancı ülkelerde doğrudan barolara kabul edilen, kadrosu bakımından en iyi üniversiteler arasında ilk sıralarda yer alan ve öğrencilerinin ideallerini gerçekleştirdikleri bir okul olmayı hedeflemektedir.
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi, her sene tam, yarı-destek burslu ve bursuz olmak üzere toplam 150 öğrenciyi bünyesine katmaktadır. Burslu olarak alınan öğrenci sayısı, kurulduğu günden itibaren artış göstermektedir.
Fakültenin kurucu dekanı, öğretim üyesi Prof. Dr. Yaşar GÜRBÜZ’dür. 2002’de dekanlık görevinden ayrılan GÜRBÜZ’ün görevini, Prof. Dr. Halûk KABAALİOĞLU devralmıştır. 2017 yılından itibaren ise dekanlık görevi Prof. Dr. Sultan ÜZELTÜRK tarafından yürütülmektedir.
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İngilizce ve Almancayı iyi bilen, hukukun yanı sıra sosyal bilimlerin diğer alanlarında bilgili, hukukun üstünlüğü ilkesine inanan, dürüst, ülke çıkarlarını savunan ve Türk Hukuk Sisteminin gelişmesine katkıda bulunan hukukçular yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Hukuk Fakültesinde eğitim ve öğretimin başlangıcından itibaren, en az bir yabancı dile ileri düzeyde hakim ve uluslararası alanda çalışabilecek hukukçular yetiştirmek hedeflenmektedir. Derslerin kayda değer bir kısmı İngilizce yapılmaktadır ve yabancı dilde verilen derslerin sayısı yıllar geçtikçe artış göstermiştir.
Fakülte öğrencilerinin çeşitli akademik faaliyetlere katılımı teşvik edilmektedir. Öğrenciler her sene yaz aylarında, American Washington College of Law bünyesinde düzenlenen yaz okuluna katılmaktadır.
Fakülte öğrencileri 2010 senesinde ELSA ve Ankara Barosu tarafından Ankara Adliyesinde düzenlenen Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet VELİDEDEOĞLU Kurgusal Duruşma Yarışmasında “Türkiye Birincisi” olmuşlardır. Fakülte öğrencileri, 2014 yılında JESSUP Moot Court Türkiye elemelerinde birinci olmuşlar ve Washington DC.’de yapılan uluslararası turlarda Türkiye’yi temsil etmişlerdir.
Fakülte dekanı Prof. Dr. Sultan TAHMAZOĞLU ÜZELTÜRK’tür.
Öğrencilere, okulda geniş kütüphane olanakları, toplantı ve etkinlikler, sosyal olanaklar, mezuniyet sonrası tercih önceliği vaat edilmektedir.
Yeditepe Üniversitesi Bilgi Merkezi
Yeditepe Üniversitesi Bilgi Merkezi, 1996 yılında kurulmuştur. Bilgi Merkezi, Rektörlük binası içerisinde 6000 m2 alanında, 400 kişilik oturma kapasitesiyle hizmet vermektedir. Akademisyenlerin, öğrencilerin ve araştırmacıların ihtiyaçları doğrultusunda modern kütüphanecilik çalışmaları sürdürülmektedir. Merkez, referans salonu, genel koleksiyon salonu ve hukuk salonu ile 3 ana bölümden oluşmaktadır. Ayrıca okuma salonları, multimedya birimi, serbest çalışma salonu, tez, sanat ve rezerv birimi, özel çalışma odaları ve kütüphanelerarası materyal istek birimleri mevcuttur.
194.968 kitap, 1.957 CD ve DVD, 1207 basılı dergi, 1967 ciltli dergi, 82 veritabanı, 48.398 çevrimiçi elektronik süreli yayın, 109 adet açık erişim kaynağı, 9 ayrı kategoride 300 danışma kaynağı aboneliği erişime açıktır.
Kitaplar LC (Library of Congress) sınıflama sistemine göre açık raflarda sunulmaktadır ve Bilgi Merkezi alanında kablosuz internet bağlantısı bulunmaktadır. Bilgi Merkezi haftanın 7 günü 24 saat açık olmak üzere aralıksız hizmet vermektedir. Yeditepe Üniversitesi Bilgi Merkezi’nin en dinamik bölümlerinden biri Hukuk Bölümü’dür. Hukuk kitaplığında, özel hukuk ve kamu hukuku alanlarının tamamına yönelik ders kitaplarının son baskılarının yanı sıra binlerce monografi, armağan ve şerh yer almaktadır. Hukuk kitaplığında, Anglo-Amerikan Hukuku başta olmak üzere Kıta Avrupası Hukuku üzerine İngilizce, Almanca ve Fransızca binlerce yayın mevcuttur.
Hukuk Veritabanı
Hukuk kitaplığında, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, Kazancı Hukuk Dergisi, Barolar Birliği Dergisi, Legal Hukuk Dergisi, Legal İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, Terazi Hukuk Dergisi, Legal Mali Hukuk Dergisi, Resmi Gazete, Güncel Hukuk Dergisi, Yargıtay Kararları Dergisi, Lebib Yalkın Mevzuatları, Yargıtay Dergisi, Revue Trimestrielle de Droit Commercial et Droit Economique, Yargı Dünyası Dergisi, İstanbul Barosu Dergisi, Ankara Barosu Dergisi ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Marmara Üniversitesi Hukuk Araştırmaları Dergisi başta olmak üzere onlarca süreli dergi aboneliği mevcuttur. Hukuk kitaplığı, Hukuk Türk Lebib Yalkın Mevbank, Legal Hukuk, Beck Online, Swisslex, Westlaw, Hein Online, Kazancı Hukuk gibi çevrimiçi veritabanlarına üyedir.
Yabancı hukuk kaynakları arasında, Türk özel hukuk araştırmacıları için büyük önem taşıyan İsviçre Şerhleri son baskılarıyla araştırmacıların erişimine sunulmuştur. Amerika Birleşik Devletleri hukukuna ilişkin yayınlar da kitaplıkta önemli bir yer kaplamaktadırlar. Son olarak “US SupremeCourt Reports” başta olmak üzere tüm yargı kararları, Harvard Law Review dergisinin başlangıçtan itibaren tüm sayıları ile 12.000 ciltlik bir koleksiyon raflarda yerini almıştır.
Türkiye’nin En İyi Hukuk Fakülteleri Sıralaması, Türkiye Barolar Birliği tarafından Türkiye’deki Hukuk Fakültelerinin dekanlarının katılımıyla yaklaşık 3 yıl süren çalışma sonucunda belirlenmiştir. Çalışmaya 53 fakülte katılmıştır. Çalışma sonucunda hazırlanan listede ilk sıraları devlet üniversiteleri almıştır. Hukuk Fakülteleri Giriş Puanlarındaki sıralama, Barolar Birliğinin yapmış olduğu sıralamada değişkenlik göstermektedir. Sıralamaya birçok fakülte katılmamış ve sıralamanın yapılma biçimi bilimsel çevrelerce eleştirilere muhatap olmuştur.
“Ölçme-değerlendirme” çalışmalarına 2014 yılında başlayan Türkiye Barolar Birliği, 37 hukuk fakültesi dekanının katılımıyla kurduğu komisyonda, bir hukuk fakültesinin hangi asgari standartları taşıması gerektiğine dair ölçütleri belirlemiş, çalışmaya YÖK Başkanlığı ile birlikte son şekli verilmiştir. Akademik kadro, kütüphane olanakları, eğitim-öğretim faaliyetleri gibi kriterlerin yer aldığı değerlendirme formu Türkiye’de aktif olarak eğitim veren tüm hukuk fakültelerine gönderilmiş, verilen cevaplar doğrultusunda en iyi hukuk fakülteleri listesi hazırlanmıştır.
Türkiye’nin En İyi Hukuk Fakülteleri Sıralaması hakkında TBB Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Kontrolsüz şekilde açılmış ve sayısı her geçen gün artan hukuk fakültelerinin pek çoğunun eğitim-öğretim kalitesi ne yazık ki istenilen seviyede değil. Üniversiteye girecek adaylar tercihlerini yapmadan önce önlerinde hukuk fakültelerini objektif ölçülere göre sıraladığımız cetveli bulacaklar. Bu cetvel, hukuk fakültelerinin tercih edilme sıralamasının oluşumunda en önemli etken olacak. Amacımız, üniversite adaylarının daha bilinçli tercih yapabilmelerinde yol gösterici olmak. Ayrıca hukuk fakültelerinin de eksikliklerini görerek kendilerini geliştirmelerini sağlamak.”
Sıralamanın Yapıldığı Tarihte Türkiye’nin en iyi 10 Hukuk Fakültesi
Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi
İstanbul Üniverstiesi Hukuk Fakültesi
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Sıralamanın Yapıldığı Tarihte Hukuk Fakültesi Olan Üniversiteler
Yabancı dilde zorunlu veya ihtiyari hazırlık eğitimi bulunması durumunda 3 puan,
Yabancı dilde açılan her bir hukuk dersi için 2 puan, azami 8 puan
Avukatlık hukuku dersinin açılması durumunda 2 puan
İnsan Hakları dersinin açılması durumunda 2 puan
Aşağıdaki derslerin açılması durumunda (her bir ders için 1 puan, azami 3 puan),
Mesleki sözlü ve yazılı dil kullanım becerisine yönelik ders,
Hukuk metodolojisi dersi,
Hukuk klinikleri (Farazi dava, ön staj, herkes için hukuk ve yurttaş kliniği gibi) dersleri
Alternatif uyuşmazlık çözümü dersleri (arabuluculuk, tahkim ve uzlaştırma vb. )
Mesleğe yönelik olmak üzere uygulamacıların verdiği her bir uygulamalı hukuk dersi için 1 puan, azami 3 puan
D- Yayınlar ve Etkinlikler
ULAKBİM’de taranan Türkçe fakülte dergisinin olması durumunda 4 puan;
ULAKBİM’de taranan yabancı dilde fakülte dergisinin olması durumunda 6 puan
SSCI ve SCI-Ex., AHCI’de taranan fakülte dergisinin olması durumunda 12 puan
İçinde bulunulan eğitim öğretim yılında gerçekleştirdiği en az 3 akademik faaliyetini belgelemesi koşuluyla, üniversite bünyesinde hukuk alanında araştırma ve uygulama merkezi, birimi veya enstitüsüne sahip olma durumunda; her biri için 2 puan, azami 6 puan
İçinde bulunulan eğitim öğretim yılında tek başına veya ortak olarak ulusal ölçekte, danışma kurulu bulunan ve akademik nitelikte bildirilerin sunulduğu en az üç bilimsel toplantı düzenlenmesi durumunda 3 puan
İçinde bulunulan eğitim öğretim yılında tek başına veya ortak olarak düzenlenen uluslararası ölçekte, danışma kurulu bulunan, katılanların en az 1/3’ünün yurt dışından geldiği ve akademik nitelikte bildirilerin sunulduğu her bilimsel toplantı için 4 puan, azami 8 puan
İçinde bulunulan eğitim öğretim yılında öğrencilerinin hukuk alanında katıldığı ulusal yarışmalar için 2 puan, azami 8 puan
İçinde bulunulan eğitim öğretim yılında gerçekleştirdiği en az iki akademik nitelikli faaliyetini belgelemesi koşuluyla, hukukla ilgili her öğrenci kulübü veya topluluğu için 2 puan, azami 6 puan
Fakülte tarafından akademik denetime tabi tutulması şartıyla; öğrenciler tarafından yönetilen, makaleleri öğrenciler tarafından yazılan ve üniversite/fakülte tarafından yayımlanan basılı veya elektronik hukuk dergisi çıkarılması durumunda 2 puan
MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
Değiştirilemeyecek hükümler
MADDE 4. – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
Devletin temel amaç ve görevleri
MADDE 5. – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.
Egemenlik
MADDE 6. – Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.
Kanun önünde eşitlik
MADDE 10. – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(Ek: 7.5.2004-5170/1 md.)Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü
MADDE 11. – Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.
Temel hak ve hürriyetlerin niteliği
MADDE 12. – Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.
Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması
MADDE 13. – (Değişik: 3.10.2001-4709/2 md.) Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması
MADDE 14. – (Değişik: 3.10.2001-4709/3 md.) Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.
Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.
Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması
MADDE 15. – Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
(Değişik: 7.5.2004-5170/2 md.)Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
Yabancıların durumu
MADDE 16. – Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir.
Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı
MADDE 17. – Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.
(Değişik: 7.5.2004-5170/3 md.)Meşrû müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.
Zorla çalıştırma yasağı
MADDE 18. – Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.
Şekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz.
Kişi hürriyeti ve güvenliği
MADDE 19. – Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen :
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.
Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/4 md.) Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal, sıkıyönetim ve savaş hallerinde uzatılabilir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/4 md.) Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı, yakınlarına derhal bildirilir.
Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.
Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/4 md.) Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.
Özel hayatın gizliliği ve korunması
A- Özel hayatın gizliliği
MADDE 20. – Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
(Değişik: 3.10.2001-4709/5 md.) Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.
B. Konut dokunulmazlığı
MADDE 21. – (Değişik: 3.10.2001-4709/6 md.) Kimsenin konutuna dokunulamaz. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.
C. Haberleşme hürriyeti
MADDE 22. – (Değişik: 3.10.2001-4709/7 md.) Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.
Yerleşme ve seyahat hürriyeti
MADDE 23. – Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;
Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/8 md.) Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilir.
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.
Din ve vicdan hürriyeti
MADDE 24. – Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.
14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir.
Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta-öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.
Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.
Düşünce ve kanaat hürriyeti
MADDE 25. – Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti
MADDE 26. – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/9 md.) Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
(Ek: 3.10.2001-4709/9 md.) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.
MADDE 28. – Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır.
Devletin iç ve dış güvenliğini, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü tehdit eden veya suç işlemeye ya da ayaklanma veya isyana teşvik eder nitelikte olan veya Devlete ait gizli bilgilere ilişkin bulunan her türlü haber veya yazıyı, yazanlar veya bastıranlar veya aynı amaçla, basanlar, başkasına verenler, bu suçlara ait kanun hükümleri uyarınca sorumlu olurlar. Tedbir yolu ile dağıtım hâkim kararıyla; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle önlenebilir. Dağıtımı önleyen yetkili merci, bu kararını en geç yirmidört saat içinde yetkili hâkime bildirir. Yetkili hâkim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa, dağıtımı önleme kararı hükümsüz sayılır.
MADDE 32. – Düzeltme ve cevap hakkı, ancak kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması veya kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve kanunla düzenlenir.
Düzeltme ve cevap yayımlanmazsa, yayımlanmasının gerekip gerekmediğine hâkim tarafından ilgilinin müracaat tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde karar verilir.
MADDE 33. – (Değişik: 23.7.1995-4121/2 md.; 3.10.2001-4709/12 md.) Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir.
Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz.
Dernek kurma hürriyeti ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak, millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla bir merci, derneği faaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, bu idarî karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.
Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devlet memurlarına kanunla sınırlamalar getirilmesine engel değildir.
Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır.
B. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı
MADDE 34. – (Değişik: 3.10.2001-4709/13 md.)
Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
Mülkiyet hakkı
MADDE 35. – Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.
Hakların korunması ile ilgili hürriyetler
A. Hak arama hürriyeti
MADDE 36. – (Değişik: 3.10.2001-4709/14 md.) Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.
Hakların korunması ile ilgili hürriyetler
B. Kanunî hâkim güvencesi
MADDE 37. – Hiç kimse kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.
Bir kimseyi kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.
C. Suç ve cezalara ilişkin esaslar
MADDE 38. – Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(Ek: 3.10.2001-4709/15 md.) Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.
Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(Ek: 3.10.2001-4709/15 md.) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.
(Değişik: 7.5.2004-5170/5 md.)Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(Değişik: 7.5.2004-5170/5 md.)Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.
İspat hakkı
MADDE 39. – Kamu görev ve hizmetinde bulunanlara karşı, bu görev ve hizmetin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılan isnatlardan dolayı açılan hakaret davalarında, sanık, isnadın doğruluğunu ispat hakkına sahiptir. Bunun dışındaki hallerde ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikâyetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.
Temel hak ve hürriyetlerin korunması
MADDE 40. – Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
(Ek: 3.10.2001-4709/16 md.) Devlet, işlemlerin- de, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.
Prof. Dr. Mustafa Topaloğlu, 1963 yılında Adana’nın Kadirli ilçesinde doğmuş, 1986 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştur. Lisans eğitimini tamamladıktan sonra Yüksek Lisansa Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk bölümünde devam etmiş, Gazi Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak göreve başlamış, 1988 yılında lisans eğitimini tamamlamıştır.
Prof. Dr. Mustafa Topaloğlu, 1996 yılında Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Özel Hukuk Doktoru unvanını kazanmıştır. Topaloğlu, 2002 yılında Doçentlik sınavını başararak Hukuk Doçenti olmuş, 2007 yılında Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Profesörlüğüne atanmış, 2016 yılına kadar Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalında öğretim üyesi ve Yönetim Kurulu üyesi olarak görevini sürdürmüştür.
Prof. Dr. Mustafa Topaloğlu, Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Çağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Beykent Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve İstanbul Üniversitesinde Borçlar Hukuku, Ticaret Hukuku ve Maden Hukuku alanında lisans ve lisansüstü dersler vermiştir. Kazakistan Ahmet Yesevi Üniversitesi’nde Bilişim Hukuku dersleri veren Topaloğlu akademik kariyerine Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devam etmiştir.
Prof. Dr. Mustafa Topaloğlu, Türkiye’de Maden Hukuku alanında uzmanlığı ile tanınmakta, bu alanda otorite olarak kabul edilmektedir. Maden Kanunu ve Yönetmeliklerini hazırlayan komisyonlarda yer almış, sayısız hukuki mütalaa hazırlamış ve mahkemelerde bilirkişi olarak görev yapmıştır.
Prof. Dr. Mustafa Topaloğlu, Topaloğlu Avukatlık Bürosunu 1991 yılında kurmuş, Şekerbank TAŞ Adana Bölge Hukuk Müşaviri olarak görev yapmış, 2008 yılında Ulaştırma Bakanlığı İnternet Kurulu Üyeliğinde bulunmuş, Devlet Planlama Teşkilatı’nda 9.Kalkınma Planı Fikri Haklar Komisyonunda görev almış, 2010 yılında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Tahkim Listesine hakem olarak atanmıştır.
Prof. Dr. Mustafa Topaloğlu’nun, Maden Hukuku, İpoteğe Dayalı ve İpotek Teminatlı Menkul Kıymetler, İpotekli Konut Finansmanı ve Hukuku Mortgage (Tutsat), Bilişim Hukuku, Maden ve Taşocakları Hukuku, Maden Kanunu, Bilgisayar Programları Üzerindeki Haklar ve Bu Hakların Korunması, Türk Maden Hukuku ve Yeraltı Zenginlikleri Mevzuatı isimli eserleri bulunmaktadır.
Prof. Dr. Mustafa Topaloğlu, birçok ulusal ve uluslararası seminer, konferans ve panelde konuşmacı olarak yer almış, tebliğler sunmuş, makaleleri yayınlanmıştır.
Topaloğlu Adana Barosu’na yapmış olduğu bir ziyaret sırasında Baro Başkanı Veli Küçük ile birlikte
Ruhsatsız ve İzinsiz Maden Üretim ve Sevk Fiilleri, Hukuk Yargılamasında İstinaf, Türk Maden Hukukunda Agregaların Düzenlenişi, Madencilikle Yeni Bir Sigorta Türü, Maden Çalışanları Zorunlu Ferdi Kaza Sigortası Elektronik Ödeme Sistemlerinde Tüketicinin Korunması, Maden Ruhsat Sahibi ile Taşınmaz Malikleri Arasındaki Hukuki Uyuşmazlıklar, Maden Hukuku Uygulamalarının Küresel Değerlendirilmesi, Madencilikle İlgili Yasal Düzenlemelerdeki Küresel Eğilimler ve Türkiye Uygulaması, 2012/15 Sayılı Başbakanlık Genelgesinin Yürütmesinin Durdurulması ve İlgili Danıştay Uygulaması, Yetkilendirilmiş Tüzel Kişiler, Elektronik Ticarette Ödeme Sistemleri ve Tüketicinin Korunması, Rödovans Sözleşmelerinin Şekli ve Tescili, Yeni Yasal Düzenleme ve Maden İrtifakları, Milletlerarası Mal Satımlarında Sözleşmeden Dönme, Avoidance of the Contract at International Sales of Goods), Rödovans Sözleşmeleri ile İlgili Değişiklikler ve Yasaklamalar, Maden Çalışanları Zorunlu Ferdi Kaza Sigortası, 6592 Sayılı Kanunla Maden Hukukuna Getirilen Yeni İdari Para Cezaları, Konut Finansman Sözleşmelerinde Temerrüt, Yeni ÇED Yönetmeliği ve Hukuki Yansımaları, İnternet Yoluyla Yapılan Satışlarda Tüketicinin Korunması, Teşvik Sisteminde 09.05.2014 ve 06.08.2014 Tarihli Değişikliklerin Madencilik Sektörüne Etkileri, 6552 Sayılı Torba Yasada Maden İş Hukuku Bakımından Getirilen Değişiklik ve Yenilikler, Maden Kazaları Karşısında Maden Ruhsat Sahibinin ve Rödovansçının Hukuki Durumu, Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Viyana Konvansiyonu Bağlamında Yeni Türk Borçlar Kanunu ile Getirilen Satış ve Ticari Satışa İlişkin Yeni Hükümlerin Değerlendirilmesi, Satış ve Ticari Satış ile Mal ve Hizmet Tedarikine İlişkin Türk Hukukunda Yapılan Değişiklikler, Yeni Orman Yönetmeliği Hakkında Bazı Düşünceler, Mera Alanlarında Madencilik Faaliyetleri, Maden Haklarının Devri ve Kısıtlamaları, Konut Kredilerinde Erken Ödeme ve Yeniden Yapılandırma Ücreti, Mortgage Kredilerinde Temerrüt ve Temerrüdün Sonuçları, Madencilik İhtisas Mahkemeleri, Genel Olarak Tahkim, Akreditif, Letter of Credit,L/C, Tahkimde Kamu Düzeninin Etkisi ve Yargıtay’ın Yaklaşımı, Tek Kişilik Anonim Şirket, Anonim Şirketlerde Yönetimin Devri ve İç Yönerge, Mücbir Sebep ve Beklenmeyen Hal Nedeniyle Geçici Tatil, Madencilik Akreditasyon Kanun Taslağı, MADAK, 6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu’na Göre Tek Kişilik Anonim Şirketler ve Anonim Şirketlerin Kuruluşu, Yeni Türk Ticaret Kanunu Işığında Maden Ruhsatlarının Şirketlere Sermaye Olarak Konulması, Yeni Teşvik Sistemi Ve Değişikliklerin Madencilik Sektörüne Uygulanması, Maden İşletme Faaliyetlerinin Kapsamı ve Zenginleştirme Tesisleri, Madencilik Sektöründe Yeni Teşvik Uygulamaları, An Evaluation of Turkish and Kazakh Mining Laws from the Perspective of Sustainable Development Principle, Kamu Taşınmazları Üzerindeki Tasarrufları Başbakanlığın İznine Bağlayan 2012/15 Sayılı Genelgenin Hukuken Değerlendirilmesi, Yeni Teşvik Sistemleri ve Madencilik Sektörü, An Evaluation of Turkish Mortgage System From the Perspective of Global Economic Crisis, Maden Sevk ve Üretimine İlişkin Suçlar, Teminat Mektubu, Şekil Markaları Maden İpoteklerinin Kuruluşu ve Kapsamı, Yeni 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na Göre Şirkete Borçlanma Yasağı Genel Olarak Şirkete Borçlanma, Madencilik Sektöründe Yeni Tehlike: Maden Ruhsatları ile Çalışan Hes ve Res Yatırımları, Sponsorluk Sözleşmeleri: Sponsorluk Kavramı ve Tarihi Gelişimi, Hukuki Açıdan Elektronik Ticaret, Türkiye’de Mortgage Sistemi ve Ekonomik Kriz Açısından Değerlendirilmesi, Son Yasal Gelişmeler ve Yargı Kararları Işığında Rödovans Sözleşmesi, Sermaye Piyasası Hukukuna Göre Anonim Şirketlerde Hisse Devri, Maden Ruhsatlarının Güvenilirliği Ruhsat Güvencesi, On the Impact of Regulatory Framework on Subprime Mortgage Crises: Letting the Statistics Speak, 5995 Sayılı Kanunla İlgili Genel Değerlendirmeler, Banka Kredilerinde Erken Ödeme, Mortgage Kredilerinde Erken Ödeme Ücreti (Cezası), Sermaye Şirketlerinde Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması ve Bu Konuda Ticaret Kanunu Tasarısında Getirilen Hükümler, Sermaye Piyasası Hukukuna Göre Anonim Şirketlerde Hisse Devri, Rödovansla İşletilen Maden Sahalarının İş Güvenliği Hukuku Açısından Değerlendirilmesi, Dünyada Maden Hukukuyla İlgili Yeni Yaklaşımlar ve Bu Bağlamda Türk Maden Hukukunun Gelişimi, Karayoluyla Uluslararası Eşya Taşımalarından (CMR) Doğan Hukuki Sorumluluk, Uluslararası Eşya Taşımacılığından Doğan Sorumluluk, Sürdürülebilir Kalkınma ve Madencilik, Dünyada Maden Hukukuyla İlgili Yeni Yaklaşımlar, Sustainable Development and Mining, New Approaches Relatedto Mining Law in the World, Türk Hukukunda İpoteğe Dayalı ve İpotek Teminatlı Menkul Kıymetler, Anonim ve Limited Şirketlerde Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması, İpoteğe Dayalı ve İpotek Teminatlı Menkul Kıymetler, Konut Finansman Sisteminde Mortgage Sigortası, Yeni Türk Tutsat (Mortgage) Kanununa Genel Bir Bakış, Maden İşletmelerinde İş Sağlığı ve İş Güvenliğine Aykırılıktan Doğan Hukuki Sorumluluk, İpotekli Konut Finansmanı Mortgage, Uygulamada Bilirkişilik, ABD Mortgage Uygulaması ve İpotekli Konut Finansmanına İlişkin Kanun Tasarısının Değerlendirilmesi, Bilgisayar Programları Üzerindeki Haklar ve Bu Hakların Korunması, Maden Sevkinin Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi, Elektronik İmza, Çek Hukukunda Süreler ve Bu Sürelerin Aşılmasının Sonuçları, 5177 sayılı Maden Kanuna Göre Kamulaştırma, Banka Mevduatı Üzerinde Takas ve Hapis Hakkı, Elektronik Sözleşmeler, Rödovans Sözleşmesi , Bilgisayar Programı Lisans Sözleşmeleri Elektronik Ticaretin Hukuksal Yönü, Elektronik Ticarette Vergilendirme, Hukuksal Açıdan Spam, İnternet Alan Adlarının Hukuki Korunması, İnternette Kişisel Verilerin Korunması ve Gizlilik, Net’te Fikri Mülkiyet Hakları Meseleleri, Maden Haklarının Devri ve Şirketlere Sermaye Olarak Konulması, Karayolları Trafik Kanununa Göre İşletenin Hukuki Sorumluluğu, Medeni Usul Hukukunda Dava Arkadaşlığı Türleri, Kambiyo Senetlerinin Zıya Nedeniyle İptali, Kamu Hastanelerinde Yapılan Tıbbi Müdahalelerden Doğan Hukuki Sorumluluk, Ticari İşletme İşleten Derneklerin Hukuki Durumu, Kaçak Maden Üretiminin Hukuksal Yönü, Anonim Şirketler Hukukunda Müktesep Haklar, Limited Şirketlerde Müdürlerin Hukuki Sorumluluğu, Tüzel Kişilerin Organlarının Fiilinden Dolayı Sorumluluğu ve Madencinin Madenin İçinde Bulunduğu Taşınmazlara Verdiği Zarardan Sorumluluğu başlıkları ile makaleler yazmış ve tebliğler sunmuştur.
Suç olarak tanımlanan davranışları ve bu davranışlara karşı uygulanacak yaptırımları belirleyen hukuk kurallarının tümüne ceza hukuku denilir. Ceza hukukunun günümüzdeki amacı toplum yaşamı bakımından önemli değerleri korumaktır. Suç işlenmesini önlemek birincil hedeftir. Genel önleme, suç işleyen kimsenin cezalandırılmasıyla diğer insanlar üzerinde oluşturulan caydırıcı etkidir. Özel önleme, suç işleyen kimsenin ceza evinde tutularak tekrar suç işlemesinin önlenmesi ve suçluyu ıslah ederek yeniden topluma kazandırma ve suç işlemesinin önüne geçmektir. Masumiyet karinesi gereğince, suçluluğu bir mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar hiç kimse suçlu sayılamaz.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kanun ile ağır hapis-hapis-hafif hapis ayırımı kaldırılarak, tek tip süreli hapis cezasına yer verilmiş, ağır para cezası-hafif para cezası ayırımı kaldırılmış ve sadece adli para cezasına yer verilmiştir. Haksız tahrikte, ağır tahrik-basit tahrik ayırımı kaldırılmış, teşebbüste, eksik teşebbüs-tam teşebbüs ayırımı kaldırılmıştır. Cürüm-kabahat ayırımı kaldırılmış, kabahatler idari suç haline getirilmiş ve Kabahatler Kanununda düzenlenmiştir.
Cumhurbaşkanı Sorumsuzluğu: Cumhurbaşkanı görevi ile ilgili olan suçlardan dolayı sorumlu değildir. Cumhurbaşkanı sadece vatana ihanet halinde sorumlu tutulabilir ve yargılanabilir. Bu şekilde suçlanan Cumhurbaşkanı Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesinde yargılanır.
Yasama dokunulmazlığı: Yasama dokunulmazlığından milletvekilleri ve milletvekili olmayan bakanlar yararlanır. TBMM üyeleri, meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine başka bir karar alınmadıkça bunları meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar .Sorumsuzluk her türlü suçu kapsamaz, milletvekillerinin sadece oy, söz ve düşünceleri ile işledikleri suçlar yönünden geçerlidir. Sorumsuzluk mutlaktır, feragat edilemez, meclis kararı ile kaldırılamaz ve üyelik sıfatı sona erdikten sonra da devam eder. Yasama sorumsuzluğu bir hukuka uygunluk nedeni değildir. Yasama sorumsuzluğu şahsi cezasızlık nedenidir.
Diplomasi dokunulmazlığı: Bazı diplomasi memurları görevli bulundukları ülkede işledikleri suçlardan dolayı dokunulmazlık hakkına sahiptirler. Bu dokunulmazlık suçu ortadan kaldırmaz. Diplomatik dokunulmazlıktan yararlanan kişi vatandaşı olduğu devlette yargılanır.
Nedensellik (illiyet) bağı: Bir suçtan failin sorumlu tutulabilmesi ve cezalandırılabilmesi için gerçekleşen suç fiili kişinin davranışından kaynaklanmış olmalıdır. Nedensellik bağı suç ve cez arasındaki en önemli bağdır. İhmali hareketle işlenen suçlarda da nedensellik bağı aranır. Fail kendisinden beklenen hareketi yapsa bile yine de netice meydana gelecekse nedensellik bağı yoktur. İhmali davranışla işlenen suçlarda failin neticeyi önleme imkanının da olması yani neticenin önlenebilir olması gerekir.
Meşru savunma: Failin kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
Temel İlkeler;
Suçta ve cezada kanunilik ilkesi,
Masumiyet Karinesi,
Kanuna aykırı deliler kullanılamaz,
Ceza sorumluluğu şahsidir,
Sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün yerine getirilmemesi sebebiyle kişi özgürlüğü kısıtlanamaz,
Ölüm Cezası ve müsadere cezası verilemez,
İdari kuruluşlar kişi hürriyetini kısıtlayıcı yaptırımlarda bulunamaz.
Aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasağı
Lehe kanunun geçmişe uygulanması ilkesi
Zamanaşımına ilişkin kuralların zaman bakımından uygulanması
Geçici ve süreli kanunların zaman bakımından uygulanması
İnfaz rejimine ilişkin kuralların zaman uygulanması
Ceza muhakemesi kurallarının zaman bakımından uygulanması
Ülkesellik (mülkilik) ilkesi
Faile göre şahsilik ilkesi
Evrensellik ilkesi
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası: Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükümlünün hayatı boyunca devam eder, kanun ve tüzükte belirtilen sıkı güvenlik rejimine göre çektirilir.
Müebbet hapis cezası: Müebbet hapis cezası, hükümlünün hayatı boyunca devam eder.
Süreli hapis cezası: Süreli hapis cezası, bir süre infaz kurumunda çektirilen cezalardır. Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde 1 aydan az, 20 yıldan fazla olamaz. Hükmedilen 1 yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezası sayılır.
Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar: Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;
Hapis cezasının ertelenmesi: İşlediği suçtan dolayı 3 yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum edilen kişinin cezası ertelenebilir. Cezanın ertelenmesi suç ile oluşan zararın giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir.Para cezaları ertelenemez. Güvenlik tedbirleri de ertelenemez.
Hapis cezasının bir kısmı ertelenemez, tamamının ertelenmesi gerekir.
Koşullu salıverilme: Hapis cezasına mahkum edilmiş mahkumun cezasının tamamını çekmeden koşullu olarak serbest kalmasıdır. Uygulanması için hükümlünün talep veya rızasına gerek yoktur. Şartları:
Adli para cezası: Adli para cezası 5 günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde 730 günden fazla olmamak üzere gün olarak verilir. Daha sonra kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri dikkate alınarak 20-100 TL arasında bir miktarla bu gün sayısı çarpılarak ceza miktarı belirlenir.
Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adli para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren 1 yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir.
Mahsup: Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller (tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme, gözlem altına alınma gibi) nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adli para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün 100 Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır (TCK m.63/1).
Genel Af: Genel af halinde, dava açılmaz, açılmışsa kamu davası düşer, hükmolunan cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkar. Genel affa uğramış mahkumiyet ertelemeye engel olmayıp, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına engeldir. Genel af disiplin cezalarını etkilemez. Genel af, müsadere olunan şeylerin veya ödenen adli para cezasının geri alınmasını gerektirmez; tazminat davasının açılmasını engellemez (TCK m.74). Ancak genel af halinde yargılama giderleri sanık veya hükümlüden istenemez. Genel af kişinin kabulüne bağlı değildir, resen uygulanır.
Özel af :Özel af ile hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir veya infaz kurumunda çektirilecek süresi kısaltılabilir ya da adli para cezasına çevrilebilir. Özel af durumunda kamu davasının düşürülmesine karar verilmez. Özel af sadece cezayı etkiler ve mahkumiyeti ortadan kaldırmaz. Cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen hak yoksunlukları, özel affa rağmen etkisini devam ettirir. Özel af toplu veya bireysel olabilir. Ormanları suçları hakkında özel ve genel af çıkartılamaz (Any m.169/3).
Ceza hukukunda kural suçların re’sen takibidir. Ancak istisnai olarak kanun bazı suçların takibi şikayete bağlıdır. Şikayete bağlı suçlarda şikayet hakkı 6 ay içinde kullanılmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir. Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi 6 aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez. Fail değil fiil şikayet edilir. Bu yüzden şikayette failin gösterilmesi şart değildir, fiilin belirtilmesi yeterlidir. Şikayet hakkı kural olarak mirasçılara geçmez. Bu kuralın istisnası hakaret suçudur. Şikayete bağlı suçlarda şikayet hakkı olan kişinin şikayetten vazgeçmesi kamu davasını düşürür. Şikayetten vazgeçme hükmün kesinleşmesinden önce yapılmalıdır. Hükmün kesinleşmesinden sonraki şikayetten vazgeçme cezanın infazına engel olmaz. Şikayetten vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. Yani şikayetten vazgeçme iki taraflı bir işlemdir. Şikayetten vazgeçme ve şikayetten feragat farklı kurumlardır. Şikayetten vazgeçme, yapılmış olan şikayetin geri alınması iken; şikayetten feragat, şikayet hakkı olan kişinin bu hakkı kullanmadan önce şikayetçi olmadığını beyan etmesidir. Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
Uzlaşma : CMK’da düzenlenmiştir (m.253, 254, 255). Uzlaşma, mağdur veya suçtan zarar gören kişi ile şüpheli veya sanığın anlaşmak suretiyle kamu davasının açılmasını önleyen ya da açılmış olan kamu davasını düşüren kurumdur. Soruşturma evresinde savcılık tarafından veya kamu davası açıldıktan sonra ise mahkeme tarafından uzlaşma yoluna gidilebilir. Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar uzlaşmaya tabidir. Basit ve hafif kasten yaralama (m.86/1-2), Taksirle yaralama (m.89), Konut dokunulmazlığının ihlali (m.116), Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (m.234), Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (m.239) ve benzeri suçlar uzlaşmaya tabidir. Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte Cumhuriyet savcısına verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler. Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.
Dünyanın En iyi 50 Hukuk Fakültesi sıralaması, dünya üniversitelerini ve üniversitelere bağlı fakülteleri objektif kriterlere göre değerlendiren QS tarafından oluşturulmaktadır. QS World University Rankings tarafından her yıl Dünyanın En İyi Hukuk Fakülteleri listesi oluşturulurken farklı konularda kriterler baz alınmakta ve puanlama sistemi uygulanmaktadır. Kriterler arasında araştırma, inovasyon, sosyal sorumluluk, özel kriterler, üniversiteye kayıtlı öğrenci sayısı, dünya çapında tanınırlık, fakültenin geçmişi, yayınlanmış makale sayısı ve akademik kadro gibi konular bulunmaktadır.
Üniversiteler arası sıralama her yıl QS World University Rankings tarafından oluşturulurken farklı konularda ölçütler baz alınmakta ve puanlama sistemi uygulanmaktadır.
Kriterler arasında araştırma, inovasyon, sosyal sorumluluk, özel kriterler, üniversiteye kayıtlı öğrenci sayısı, dünya çapında tanınırlık, fakültenin geçmişi, üniversitede görevli akademisyenler tarafından yayınlanmış makale sayısı ve akademik kadro gibi konular bulunmaktadır.
Dünyanın En iyi 50 Hukuk Fakültesi sıralamasına giren birçok fakülte ABD ve İngiltere’de bulunmaktadır. Türkiye’den hiçbir hukuk fakültesi sıralamada yer almamaktadır.
1-Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi-ABD-1817
2-Oxford Üniversitesi Hukuk Fakültesi-İngiltere-1096
3-Cambridge Üniversitesi Hukuk Fakültesi-İngiltere-1209
4-Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi-ABD-1824
5-New York Üniversitesi (NYU) Hukuk Fakültesi-ABD-1835
6-Stanford Üniversitesi Hukuk Fakültesi-ABD-1893
7-Ekonomi ve Siyaset Bilimi London Okulu (LSE) Hukuk Fakültesi-İngiltere-1895
8-Melbourne Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Avustralya-1857
9-California Üniversitesi, Berkeley (UCB) Hukuk Fakültesi-ABD-1894
10-Columbia Üniversitesi Hukuk Fakültesi-ABD-1858
11-Sydney Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Avustralya-1855
12-Chicago Üniversitesi Hukuk Fakültesi-ABD-1902
13-New South Wales Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Avustralya-1971
14-UCL (University College London) Hukuk Fakültesi-İngiltere-1826
15-Avustralya Ulusal Üniversitesi Hukuk FakültesiAvustralya1960
16-Singapur Ulusal Üniversitesi (NUS) Hukuk Fakültesi-Singapur-1956
17-KCL (King’s College London) Dickson Poon Hukuk Fakültesi-İngiltere-1831
18-Hong Kong Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Hong Kong-1969
19-Toronto Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Kanada-1887
20-Paris 1 Panthéon-Sorbonne Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Fransa-2009
21-Peking Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Çin-1904
22-Tokyo Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Japonya-1877
23-Monash Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Avustralya-1963
24-Leiden Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Hollanda-1575
25-California Üniversitesi, Los Angeles (UCLA) Hukuk Fakültesi-ABD-1949
26-McGill Üniversitesi Hukuk Fakültesi (Montreal)-Kanada-1848
27-Georgetown Üniversitesi Hukuk Fakültesi-ABD-1870
28-Edinburgh Üniversitesi Hukuk Fakültesi-İngiltere-1707
29-Pennsylvania Üniversitesi Hukuk Fakültesi-ABD-1850
30-Michigan Üniversitesi Hukuk Fakültesi-ABD-1859
31-British Columbia Üniversitesi Peter A. Allard Hukuk Fakültesi-Kanada-1945
32-Auckland Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Yeni Zelanda-1883
33-Leuven Katolik Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Belçika-1425
34-Cornell Üniversitesi Hukuk Fakültesi-ABD-1887
35-Queen Mary (London) Üniversitesi Hukuk Fakültesi-İngiltere-1965
36-Tsinghua Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Çin-1995
37-Seul Ulusal Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Güney Kore-2009
38-Şili Papalık Katolik Üniversitesi (UC) Hukuk Fakültesi- Şili-1888
39-Heidelberg Ruprecht Karls Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Almanya-1386
40-Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi (UNAM) Hukuk Fakültesi-Meksika-1910
41-Durham Üniversitesi Hukuk Fakültesi-İngiltere-1969
42-Kyoto Üniversitesi Hukuk FakültesiJaponya1899
43-Nottingham Üniversitesi Hukuk Fakültesi-İngiltere-1881
44-Sidney Teknoloji Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Avustralya-1988
45-Ulusal Tayvan Üniversitesi (NTU) Hukuk Fakültesi-Tayvan-1999
46-Queensland Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Avustralya-1936
47-Duke Üniversitesi Hukuk Fakültesi-ABD-1868
48-Münih Ludwig-Maximilian-Üniversitesi Hukuk Fakültesi-Almanya-1472
49-Bristol Üniversitesi Hukuk Fakültesi-İngiltere-1969
50-Hong Kong Çin Üniversitesi (CUHK) Hukuk Fakültesi-Hong Kong-2004
Hukuki Arabuluculuk, günümüzde dostane yollarla uyuşmazlık çözüm yöntemleri içinde en yaygın olarak bilinen ve uygulanan uyuşmazlık çözüm yöntemidir.
Arabulucu, sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getirerek onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini ve aralarında iletişim sürecinin kurulmasını sağlamaya çağlayan tarafsız üçüncü kişidir. Arabulucu, bu süreçte karar veren kişi değildir. Taraflara herhangi bir çözüm önerilmemesi temel prensiptir. Taraflar uyuşmazlığı arabulucunun kolaylaştırıcılığında kendileri uzlaşarak çözerler. Bu çözüm, Anlaşma Tutanağına bağlanır. Anlaşma Tutanağı arabuluculuk faaliyetinin tarafların anlaşmaya varması şeklinde sona ermesi halinde, üzerinde anlaşılan konuların kağıda dökülerek belgelenmesidir.
Arabulucu, tarafların aralarındaki asıl uyuşmazlığı ve menfaatlerini tespit ederek bu konularda tartışmalarını ve çözüm bulmalarını sağlamaya çalışır. Burada taraflar kendi çözümlerini kendileri üretirler ve bunu yaparken birbirlerini anlamaya çalışırlar. Karşı tarafla aranızda uyuşmazlık çıktıktan ve fakat mahkeme veya tahkime başvurmadan önce arabulucuya gidebileceğiniz gibi mahkemeye dava açtıktan sonra da arabulucuya gidebilirsiniz. Arabuluculuk ancak tarafların serbest iradeleriyle karar verebilecekleri konularda mümkündür. Daha açık bir ifadeyle; kamu düzenini ilgilendirmeyen ve sözleşme serbestisi olan tüm konularda taraflar arabulucuya gidebilirler.
Tarafların sözleşme konusu yapamayacakları konularda örneğin ceza davalarında, nüfus kaydına ilişkin davalarda veya çocukların velayetine ilişkin davalarda arabuluculuk mümkün değildir.
Dava Şartı Arabuluculuk, Adliye Arabuluculuk Bürosundan yapılmaktadır. Bu bürolar, arabuluculuğa başvuranları bilgilendirmek, arabulucuları görevlendirmek ve kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere Bakanlıkça adliyelerde kurulan birimdir.
Suikast(The Conspirator), usta oyuncu ve yönetmen Robert Redford’un çektiği, yıldızlarla dolu hukuk içerikli aksiyon ve gerilim filmidir. Ailesini korumak için her şeyi yapmaya hazır bir kadının ve onu korumak için her şeyi riske eden bir adamın gerçek hikayesini anlatıyor.
1865 Amerika’sında Abraham Lincoln’ün suikastini takiben yedisi erkek biri kadın sekiz kişi gözaltına alınır. Mary Surratt’ın (Penn) tek suçu planlara evini açmasıdır. 28 yaşındaki savaş kahramanı Frank Aiken (McAvoy), onun avukatlığını üstlenir. Böylece bir gizeme doğru sürükleniriz.
Abraham Lincoln suikastinden sonra, yedi adam ve bir kadın, başkanı, başkan yardımcısını ve içişleri bakanını öldürmek için komplo kurmak suçundan tutuklanır. 42 yaşındaki Mary Surratt, Abraham Lincoln suikastine yardım ve yataklık etmekten dolayı yargılanan tek kadındır. Başkanı, başkan yardımcısını ve içişleri bakanını öldürmek amacıyla komplo kurma suçundan diğer 6 sanık ile yargılanan Surratt’ın suçsuzluğuna hiç kimse inanmaz.
Aralarındaki tek kadın Mary Surratt, John Wilkes Booth ve diğerlerinin buluşup eş zamanlı saldırıları hazırladıkları pansiyonun sahibidir. Bütün ülke kendisine sırt çevirmişken, avukatlığını yeni almış olan Frederick Aiken müvekkili olan bu kadını askeri mahkeme karşıya savunmakla görevlendirilir. Henüz yeni avukat çıkmış Frederick Aiken onu askeri mahkeme karşısında savunmayı başlangıçta gönülsüzce kabul etmişken, dava ilerledikçe müvekkili Mary Surratt’ın gerçekten suçsuz olabileceğine inanır ve bir başkasını korumak için onun paravan olarak kullanıldığını fark eder.
19. yüzyıldaki Adalet sistemindeki sorunların üstüne giden eser masumların katledilmesine yol açan bürokratik sorunları tespit etmiştir. Bu duruma Robert Redford’un yönetmenliğinde Robin Wright Penn’den James McAvoy’a, Kevin Kline’dan Evan Rachel Wood’a uzanan dev bir oyuncu kadrosu eşlik edip ‘komplocu’nun kim olduğunu araştırmaya koyulur.
Adli Tıp Bülteni, adli tıp ve diğer adli bilimler alanlarına ilişkin pek çok farklı bilimsel disiplinlerden özgün katkılar yayınlamayı amaçlayan, erişime açık bilimsel bir dergidir. Dergi,Adli Tıp Uzmanları Derneğinin resmi yayın organıdır. Uluslararası danışmanlı olan dergi yılda 3 sayı yayınlamaktadır. Resmi yayın dili Türkçe ve İngilizcedir. Dergi ve İnternet Sitesinin tüm içeriği Creative Commons Attribution (CC-BY) ile ruhsatlandırılmıştır.
Adli Tıp Uzmanları Derneği 1992 yılında İstanbul’da kurulmuştur.
1992 yılında İstanbul’da adli tıp uzmanları ve asistanları arasında sosyal ve bilimsel dayanışmayı sağlamak, adli tıp alanındaki ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmaları izlemek, konuyla ilgili bilim insanları arasında bilgi ve görgü alışverişini sağlamak amacıyla Adli Tıp Uzmanları Derneği kurulmuştur. ATUD‘un kurulmasının ardından bir bilimsel yayına ihtiyaç duyulmuş, Adli Tıp ve Adli Bilimler alanındaki bilgi birikimi ve deneyiminin paylaşılması, bilimsel çalışmaların yayınlanması amacıyla ATUD tarafından 1996 yılında Prof. Dr. Serpil Salaçin’in editörlüğünde derginin ilk sayısı yayınlanmıştır. Adli Tıp Bülteni, 1997 yılında TÜBİTAK Türk Tıp Dizinine alınmış, 2000 yılında editörlük görevini Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı devralmış, dergi kesintisiz olarak yayınlanmaya devam etmiş ancak dergi ekonomik ve sosyal sıkıntılardan olumsuz etkilenmiş, yayın sürecinde yaşanan gecikmeler derginin 2004 yılında Türk Tıp Dizininden çıkarılmasına sebep olmuştur. Adli Tıp Bülteni’nin yayın hayatına başlamasının 12. yılında Doç. Dr. Nadir Arıcan editörlük görevini devralmıştır. Adli Tıp Bülteninin online ortamda yayınlanması için çalışmalar yapılmış, 2007 yılında dergi kağıt baskının yanı sıra ATUD Web sitesinde yayınlanmaya başlamıştır.
Adli Tıp Bülteni, 2013 yılına gelindiğinde yeni bir ekiple ve Prof. Dr. Halis Dokgöz’ün editörlüğünde kendi internet sayfasında “Açık Dergi Sistemi” ile hem pdf olarak internette, hem de basılı olarak yayınlamaya başlanmış, “Açık Dergi Sistemi” ile kendi internet sitesinde makalelerin gönderilmesinden, hakemlerce incelenmesi ve yayınlanmasına kadar tüm işlemler online olarak yapılabilir hale gelmiş, her makaleye DOI (Digital Object Identifier) numarası verilerek internet üzerinde yayınlanan içeriğe kolay erişimi sağlayan numaralandırma ve erişim sistemi devreye sokulmuş, dergi yeniden TÜBİTAK Türk Tıp Dizini tarafından dizine dahil edilmiştir.
Makale Konuları
Adli Tıp Bülteni tarafından kabul edilen makale türleri, Orijinal Araştırma Makaleleri, Olgu Sunumları, Derleme Makaleler, Editöre Mektuplar ve Editörden bildirimlerden oluşmaktadır. Derginin ilgili olduğu alanlar, Klinik Adli Tıp, Postmortem Adli Tıp, Adli Patoloji ve Histokimya, Adli Toksikoloji ve Zehirlenmeler, Adli Kimya ve Biyokimya, Adli Biyoloji ve Seroloji, Adli Genetik ve DNA İncelemeleri, Adli Antropoloji, Adli Diş Hekimliği, Adli Entomoloji, Adli Psikiyatri,Adli Psikoloji, Adli Radyoloji, Adli Sanat, Adli Balistik, Adli Belge İnceleme, Parmak İzi ve Kimliklendirme, Kan Lekesi Model Analizi, Ateşli Silahlar ve Yaralar, Felaket Kurbanlarının Kimliklendirilmesi, Olay Yeri İncelemesi, Suçlu Profili, Isırık izi analizi, İşkence, Çocuk İstismarı ve İhmali, Ölüm Araştırmaları, İntihar Davranışları, Kişiler Arası Şiddet, Yaşlı İstismarı, Aile İçi Şiddet, Cinsel Saldırı Suçları, Tıbbi Uygulama Hataları, İnsan Hakları ve Halk Sağlığı İhlalleri, Sağlık Hukuku ile Tıp ve Hukukun etkileştiği her alanlardan oluşmaktadır.
Dergide yayınlanacak yazıların değerlendirmeye alınabilmesi için tüm yazıların Dergiye ait http://www.adlitipbulteni.com adresindeki çevrimiçi sistem aracılığıyla gönderilmesi gerekmektedir. Yazıların Dergide yayınlanmak için uygun olup olmadığına, yayın kurulunun yayın politikasına dayanarak karar verilmektedir. Baş Editör, Dergiye teslim sırasına göre gerçekleştirilen değerlendirme sürecinde tam olarak yetkili kılınmıştır. Gönderilen yazılara ilk değerlendirmeyi yapmak üzere baş editör tarafından kendisi veya yardımcı editörlerden biri atanmakta, atanan sorumlu editör, yazının okunabilir, eksiksiz, doğru biçimlendirilmiş, özgün, derginin odak ve kapsamı dahilinde, bilimsel bir makale tarzında ve anlaşılır bir dille yazılıp yazılmadığı hususlarında ön değerlendirme gerçekleştirmektedir. Dergi, Crosscheck üyesi olup tüm yazılar özgünlük yönünden Crosscheck aracılığı ile taranmakta, yazı ile ilgili ciddi sorunların tespit edilmesi halinde sorumlu yazar, standart uygulama olarak sorumlu editör tarafından bilgilendirilmektedir.
Adli Tıp Bülteni, açık erişimli bilimsel bir dergidir.
Açık erişim, çalışmaların özgürce halka açılmasının bilginin küresel olarak paylaşımını arttıracağı prensibine dayanarak kullanıcı veya kurumlara ücret ödemeden tüm içeriğin serbest biçimde sunulması demektir. Dergi ve internet sitesinin tüm içeriği Creative Commons Attribution (CC-BY) lisansının şartları ile ruhsatlandırılmıştır. Creative Commons Attribution Lisansı, kullanıcıların bir makaleyi kopyalamasına, dağıtmasına ve nakletmesine, makaleyi uyarlamasına ve makalenin ticari olarak kullanılmasına imkan tanımaktadır. CC BY lisansı, yazarına uygun şekilde atfedildiği sürece açık erişimli bir makalenin ticari ve ticari olmayan mahiyette kullanılmasına izin vermektedir.Bu durum, Budapeşte açık erişim girişiminin (BOAI) açık erişim tanımı ile uyumludur. Kişiler kendilerini tanıtmadan veya kişisel herhangi bir bilgi girişi yapmadan İnternet sitesinde gezinebilir ve tüm yazıların tam metinlerine erişebilir.
Adli Tıp Bülteni, hak sahipleri olarak yazarların, makalenin kabulünden önce telif hakkı ve etik sözleşmesini imzalayarak dergiye göndermesini talep etmekte, yazarlar, çalışmalarının telif hakkını elinde tutmaya devam etmekte, Adli Tıp Uzmanları Derneğine yayınlama izni vermektedir. Bu sayede hem Dergi makaleyi yayımlama hakkına sahip olmakta hem de söz konusu çalışmanın yazarın kendi özgün çalışması olduğu ve geçerli bir araştırmaya dayandığını beyan etmesi dahil çeşitli hususların doğrulanmasına imkan vermektedir.
Dergi, yazarların makalelerinin açık erişimli bir havuzda kendileri tarafından arşivlenmesine müsaade etmektedir.
Dergide yayınlanan tüm makaleler erişime açık olup online olarak ücretsiz erişilebilmektedir. Halen, Adli Tıp Bülteni yazarlardan herhangi bir yayın değerlendirme veya basım ücreti talep etmemektedir. Bu, Adli Tıp Uzmanları Derneğinin mali desteği sayesinde mümkün olabilmektedir. Derneğin ticari bir geliri mevcut olmayıp yapılan harcamalar üyelerin aidatları ile karşılanmaktadır.
Dergi, mümkün olduğu sürece yayın ücreti almamayı hedeflemekte, yazarların, makale yayınlanmak üzere kabulü halinde DOI kaydı, baskı ve diğer masraflara katkıda bulunmak üzere makul bir ücret ödemeyi kabul etmeleri gerekmektedir.
İstanbul Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1997 yılında kurulmuş, ilk mezunlarını 2000-2001 akademik yılında vermiştir. Fakültemiz, 2016-2017 eğitim-öğretim yılında on yedinci dönem mezunlarını vermiştir. Fakülte, dört yıllık lisans programını, Kıta Avrupası Hukuk Sistemi ve Anglo-Sakson hukuk sistemlerindeki ülkelerin hukuk eğitimi programlarını Türk hukuk sistemiyle uzlaştırmaya çalışarak düzenlemeye çalışmaktadır. Fakülte, Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği (European Law Faculty Association) üyesidir. Öğretim programının yüzde otuzu İngilizce derslerden oluşmaktadır. Türk hukuk uygulaması açısından esas teşkil eden bilim dalları Türkçe görülmekte, uluslararası içeriği olan dersler İngilizce verilmektedir. Özellikle uluslararası hukuk, insan hakları hukuku, Avrupa Birliği Hukuku, iktisat, uluslararası ceza hukuku, uluslararası yatırım hukuku, uluslararası tahkim hukuku, uluslararası ekonomi hukuku, uluslararası ticaret hukuku, uluslararası uyuşmazlık çözüm yolları ve uluslararası fikri mülkiyet hukuku gibi dersler İngilizcedir. İngilizce seviyesi yeterli olmayan öğrenciler Üniversite bünyesinde bulunan Yabancı Diller Yüksek Okulunda Hazırlık Sınıfı okuma imkanına sahiptir.
Fakülte, 2017-2018 Akademik yılında 20 tam burslu, 10 %50 burslu, 50 %25 burslu, 120 ücretli olmak üzere toplam 200 öğrenci kabul etmiştir. Fakülte, Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde Kamu Hukuku ve Özel Hukuk Bölümlerinde yüksek lisans ve doktora programları açmaktadır.
Üniversite ve Fakültenin gerçekleştirdiği ikili antlaşmalar çerçevesinde öğrenciler ERASMUS programları ile bir veya iki yarıyıl yurt dışında öğrenim fırsatına sahip olmakta, uluslararası alanda iş bulma imkanı bulmaktadır. Fakülte, % 30 İngilizce öğrenim programıyla diğer ülke hukuk fakülteleri ile entegre olmuştur.
Fransa’dan Bretagne-Sud University, Romanya’dan University of Bucharest, Litvanya’dan İnternational School of Law and Business, İspanya’dan Zaragoza University , Almanya’dan Kassel University ve Universitaet Passau ile arasında üniversite arasındaki ikili anlaşma bulunmaktadır.
Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi öğretim üyelerinin ve öğrencilerin hizmetine sunulmuştur.
Fakülte dekanı Prof. Dr. Yusuf AKSAR’dır. Fakültede Prof. Dr. Etem Saba ÖZMEN, Prof. Dr. Devrim ULUCAN ve Prof. Dr. Dilek YILMAZCAN görev yapmaktadır.
Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri Abdulsamet YAYLI, Eşref ÇELİK, Gamzenur KARA ve Ümit ALTUNDAL’dan oluşan ekip, ELSA İstanbul Prof. Dr. Rona SEROZAN II. Kurgusal Duruşma Yarışması’nda Türkiye üçüncüsü olmuştur.
Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 03.07.1992 tarihli ve 3837 sayılı Kanunun 3’üncü maddesi uyarınca 1992 yılında kurulmuş ve 1994 yılında 45 öğrenci alarak eğitim ve öğretimine başlamıştır. Mezunlar avukatlık, hakimlik, savcılık gibi temel mesleki alanlarda hizmet verdikleri gibi kaymakamlık, kamu kurumlarında uzmanlık, müfettişlik, müşavirlik ve üniversitelerde öğretim elemanlığı gibi çeşitli alanlarda istihdam edilmektedir.
Gazi Hukuk, hukuk devrimi yapan Gazi Mustafa Kemal Ataürk’ün adını taşımaktadır. Fakülte, insani değerlere saygı duyan, araştırıcı, sorgulayıcı ve çözümleyici düşünebilen, özgür ve bilimsel düşünme gücüne sahip, değişen dünya koşullarında topluma liderlik yapabilen, bilgiye ulaşarak, bilgiyi üreterek ve paylaşarak adaletin sağlanması sürecine katkıda bulunan hukukçular yetiştirmeyi amaçladığını ilan etmektedir.
Fakülte, vizyonunu, Atatürk düşünce ve devrimlerine yürekten bağlı, devletin varlığı ve bütünlüğüne, demokrasiye, laiklik ilkesine, hukuka ve insan haklarına saygılı ve koruyan, düşünen, sorgulayan ve sorunları çözen, sorun çıkmasını önleyecek bilgi ve beceriye sahip hukukçular yetiştirmek olarak açıklamıştır.
Fakülte bünyesinde 16 Prof. Dr., 12 Doç. Dr., 12 Yrd. Doç. Dr. ve 4 Arş. Gör. Dr. ile kadrolu 46 Arş. Gör., 2547 Sayılı Kanunun 35.maddesine göre görevli 35 Arş. Gör. hizmet vermektedir. Fakülte dekanı Prof. Dr. Kadir ARICI’dır. Geleneklerine bağlı olması ile bilinen fakültede geçmiş dönemlerde, Anayasa Hukuku, Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku, İdare Hukuku, Genel Kamu Hukuku, Milletlerarası Hukuk, Mali Hukuk, Hukuk Tarihi ve Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi anabilim dallarında Prof. Dr. Adnan TUĞ ,Prof. Dr. Kamil TURAN ,Prof. Dr. Naci KINACIOĞLU ,Prof. Dr. Kudret GÜVEN ,Prof. Dr. Rıza AYHAN ,Prof. Dr. Güven VURAL ,Prof. Dr. Kemal ÇEVİK ,Prof. Dr. Z.Sacit ÖNEN ,Prof. Dr. L. Şanal GÖRGÜN ,Prof. Dr. Turgut ÖNEN ,Prof. Dr. F.Yüksel İNAN ,Prof. Dr. Saba ÖZMEN ,Prof. Dr. Bilge TANRIBİLİR ,Prof. Dr. Cemal OĞUZ ,Prof. Dr. Levent KÖKER ,Prof. Dr. İ.Sahir ÇÖRTOĞLU ,Prof. Dr. Oğuz Kürşat ÜNAL ,Prof. Dr. Selahattin SARI ,Prof. Dr. Mehmet ÖZDAMAR ,Prof. Dr. Mertol CAN ,Prof. Dr. Zehra ODYAKMAZ ,Prof. Dr Hasan TUNÇ ,Prof. Dr. Attila ÖZER ,Prof. Dr. Yadigar İZMİRLİ ,Prof. Dr. Vahit DOĞAN ,Prof. Dr. Murat SEZGİNER, Prof. Dr. Beşir GÖZÜBENLİ, Prof. Dr. Kadir ARICI, Prof. Dr. İhsan ERDOĞAN, Prof. Dr. Cumhur ŞAHİN ve Prof. Dr. Ender Ethem ATAY görev yapmıştır.
Öğrenciler, Beşevler kampüsünde İktisadi İdari Bilimler Fakültesi ile ortak olarak kullanılan yemekhaneden istifade etmektedir. Çok sayıda kulüp bulunan fakültede, Doğa Fotoğrafçılığı Topluluğu, Hukuk ve Fikir Topluluğu, Satranç Topluluğu, Uluslararası Hukuk Topluluğu, Müzik Topluluğu ve Model Birleşmiş Milletler Topluluğu isimleri ile öğrenci toplulukları sosyal faaliyetlerde bulunmaktadır.
Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 1997 yılından itibaren yılda 2 sayı, 2011 yılından itibaren ise yılda 4 sayı olarak yayınlanmakta olan hakemli bir dergidir. Fakültede bir adet Okuma Salonu bulunmaktadır ve üniversiteye bağlı Merkez Kütüphane öğrencilerin kullanımına açıktır.
Fakülte, ÖSYM sınavları yanında YÖS (Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı) ve TCS(Türk Cumhuriyetleri ve Akraba Toplulukları Sınavı) ile de lisans öğrencisi almaktadır. Ayrıca Dikey Geçiş Sınavı (DGS) ve Yatay Geçiş ile de öğrenci kabul edilmektedir. Fakülte öğrencileri Erasmus programından faydalanabilmektedir.
Erasmus Programı çerçevesinde Almanya’dan Konstanz Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Köln Üniversitesi Hukuk Fakültesi; Fransa’dan Caen Basse-Normandie Universitesi Hukuk Fakültesi; İspanya’dan Del Pais Vasco Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Publica De Navarra Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Yunanistan’dan Atina National and Kapodistrian Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Aristotle University of Thessaloniki Hukuk Fakülteleriyle ikili anlaşmalar bulunmaktadır.
Yüksek Öğretim Kurumu’nun kurulduğu 1981 yılındaki Üniversite reformundan önceki yıllarda, Türk yükseköğretim sistemi beş tür kurumdan; Üniversiteler, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı akademiler, Bir kısmı diğer bakanlıklara, çoğu Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı iki yıllık meslek yüksekokulları ile konservatuvarlar, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı üç yıllık eğitim enstitüleri ve Mektupla öğretim yapan YAYKUR’dan oluşmaktaydı.
Yükseköğretimin tüm düzeyleri için etkili ve koordineli bir merkezi plânlamanın olmaması, özellikle de altmışlı ve yetmişli yıllarda yükseköğretim kurumlarının sayısı, çeşidi ve öğrenci sayıları ile başka bir çok hususta gözlenen hızlı artış nedeniyle yukarıda belirtilen yükseköğretim sistemi bir süre sonra başarısızlık ve yozlaşma işaretleri vermeye başlamıştır. Bunlara ek olarak 1960-80 arasında ortaya çıkan siyasi, sosyal ve ekonomik sorunlar, yükseköğretimdeki kötüye gidişi daha da artırmıştır. Bu nedenle yetmişli yılların sonunda köklü bir reform kaçınılmaz hale gelmiş ve sonunda 1981 reformu yürürlüğe konmuştur.
Yükseköğretim, 1981’de çıkarılan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile akademik, kurumsal ve idari yönden yeniden yapılanma sürecine girmiştir. Bu kanunla ülkemizdeki tüm yükseköğretim kurumları Yükseköğretim Kurulu (YÖK) çatısı altında toplanmış, akademiler üniversitelere, eğitim enstitüleri eğitim fakültelerine dönüştürülmüş ve konservatuvarlar ile meslek yüksekokulları üniversitelere bağlanmıştır. Böylece, söz konusu kanun hükümleri ve Anayasa’nın 130. ve 131. maddeleriyle kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluş olan Yükseköğretim Kurulu, tüm yükseköğretimden sorumlu tek kuruluş haline gelmiştir.
Türk yükseköğretim sistemi 1982 yılı itibarıyla yirmiyedi üniversite ile bunlara bağlı fakülte, enstitü, yüksekokul, konservatuvar ve yüksekokullarından oluşan birleşik bir yapıya dönüştürülmüştür. Bu meyanda, YAYKUR’un işlevleri Anadolu Üniversitesi’ne devredilerek uzaktan öğretimin ülkemizde yaygınlaşması hızlandırılmıştır. Anayasa’da yer alan hükümlere uygun olarak getirilen yeni yasal düzenleme ile kar amacı gütmeyen vakıfların özel yükseköğretim kurmalarına imkan sağlanmıştır.
Yükseköğretim Kurulu, Türkiye Cumhuriyeti’nin 1982 Anayasası ile belirlenen yükseköğretim sisteminin temel esaslarına göre oluşturulan Anayasal bir kuruluştur.
Tekzibe konu yazının nesnel bir olguya dayanması gerekmektedir. 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca, düzeltme ve cevap hakkı, kişilik haklarına saldırı ve gerçeğe aykırı yayın yapılmasına karşı düzenlenmiş bir haktır. Tekzip hakkı, haber verme hakkının sınırlanmasına yol açacak yaygınlıkta kullanılamaz. Tekzip hakkını kullanan kişi somut olgu hakkında gerçeğe aykırılık iddiasını objektif ölçülere dayanarak iddia etmelidir. Düzeltme ve cevap hakkı kullanılırken suç unsuru içermeyen ve üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan ifadeler kullanılmalıdır.
Düzeltme ve cevap hakkına konu olmaması için haber verme hakkının hukuka uygun bir biçimde kullanılması gerekmektedir, bunun için haber gerçek ve güncel olmalı, haberin verilmesinde kamu yararı bulunmalı ve haberin veriliş biçimi ile özü arasında düşünsel bir bağ bulunmalıdır.
Basın Özgürlüğü ve Tekzip:
Basın özgürlüğü, demokratik hukuk devletlerinde korunması gereken önemli değerlerden birisidir. Çünkü toplumun bilgi edinmesi ve gelişmesi bakımından ve aynı zamanda kültür, sanat, edebiyat, siyaset ve akla gelebilecek her alanında topluma mal olmuş kişilerin halka tanıtımında ve bu kişilerin toplum adına bir anlamda denetimi bakımından görev yapar. Basın, görevini yerine getirirken sonsuz bir serbestliğe sahip değildir ve sınırlamalara tabidir. Kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması basın özgürlüğünün sınırlarını çizer. Anayasa ve Basın Kanununa göre basın özgürdür ve yasal güvence altındaki basının haber verme hakkı gerçeklik, güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık unsurları ile sınırlıdır. Haber verme hakkı bu sınırlar içinde kaldığı sürece hukuka uygundur.
Bu unsurlardan birini taşımayan haberin veya eleştirinin hukuka uygun olduğundan söz edilemez ve saldırıya uğrayan kişisel hak korunmaya değer bir üstünlük kazanır. Haber gerçeği yansıtsa dahi kullanılacak dil ve ifadenin, yapılacak niteleme ve yorumun haberin verilişinin gerektirdiği ve zorunlu kıldığı biçim ve ölçüde bulunmasını öngörür. Öze ilişkin koşulların varlığı durumunda da biçimsel koşullara uyulması zorunluluğu vardır. Eleştirinin yapılmasında gereksiz, yararlı olmayan beyan, niteleme ve değerlendirmelere gidilerek içerik ile uygun düşmeyen tahrik edici, yalın bir okuyucuda husumet ve kuşku yaratıcı dil ve ifade kullanılır, seçilen sözcükler aşağılayıcı, küçük düşürücü, incitici nitelikte olursa konu ile ifade arasındaki denge bozulur, haber veya eleştiri hukuka aykırı duruma gelir.Basın özgürlüğü; bilgi edinme, düşünceyi yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını da içerir. Düşünceyi açıklama ve basın özgürlüğü, onu kullananlar açısından olduğu kadar gerçekleri öğrenmek özgürlüğüne sahip kişi ve kitleler açısından da temel hak niteliğindedir. Çoğunlukçu, özgürlükçü, demokratik toplumlarda, düşünceyi açıklama özgürlüğü; sadece genel kabul gören ve zararsız veya önemsiz sayılan düşünceler yönünden değil, aynı zamanda halkın bir kısmı tarafından benimsenmeyen kural dışı, hatta rahatsız edici, endişe verici, sarsıcı düşünceler için de geçerlidir. Toplumun ve insanlığın sorunları konusunda bireyi bilinçlendirmek, doğru ve gerçeğe uygun bilgiler ile donatmak, yaşanan sorun, olay ve oluşumlar hakkında kamuoyunu nesnel bir biçimde aydınlatmak, düşünmeye yönlendirici tartışmalar açmak, yöneticileri eleştirmek, uyarmak ve bu suretle denetlemek durumunda olan basının sahip olduğu hakkı hukuka uygun bir biçimde kullandığının kabulü için; açıklama, eleştiri ve değer yargısı biçimindeki bilginin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunması, açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bağ bulunması, açıklamada küçültücü sözlerin kullanılmaması gerekmektedir. Ancak, basın özgürlüğünün bir dereceye kadar abartma hatta kışkırtmaya başvurma hakkını da içerdiği unutulmamalıdır.