İnsan Hakları ve Ödevleri Amerikan Bildirisi (American Declaration of the Rights and Duties of Man),Amerikan Devletleri Örgütü (Organization of American States) tarafından düzenlenen Dokuzuncu Amerikan Devletleri Uluslararası Konferansında, Kolombiya’nın Bogota kentinde, 2 Mayıs 1948 tarihinde kabul edilmiştir. Konferansa; Arjantin, Bolivya, Brezilya, Şili, Kolombiya, Kosta Rika, Küba, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, Guatemala, Haiti, Honduras, Nikaragua, Panama, Paraguay, Peru, Amerika Birleşik Devletleri, Uruguay, Venezuela ve Meksika katılmıştır.
10 Aralık 1948’de, BM Genel Kurulu’nun Paris’te yapılan 183. oturumunda kabul edilen 30 maddelik İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi‘ne öncül olan belgelerdendir.
Bildiri, Türkçe’ye Prof. Dr. Mehmet Semih Gemalmaz tarafından tercüme kazandırılarak “İnsan Hakları Belgeleri –Bölgesel Sistemler”adlı eserde ilk olarak yayınlanmıştır.
Amerikan İnsan Hakları ve Ödevleri Bildirisi
Giriş
Bütün insanlar, doğalarının onlara bahşettiği akıl ve vicdanla donatılmış olarak, özgür ve onurda ve haklarda eşit şekilde doğarlar; her teki bir diğerine kardeşçe davranır.
Her bir bireyin ödevlerini yerine getirmesi herkesin sahip olduğu hakların ön koşuludur. İnsanın her sosyal ve siyasal faaliyetinde haklar ve ödevler birbiriyle ilişkilidir. Haklar bireysel özgürlüğü yüceltirken, ödevler o özgürlüğün onurunu ifade eder.
Yargısal nitelikteki ödevler, ilke olarak onları destekleyen ve dayanağını oluşturan ahlaki nitelikteki ödevleri öngörür.
Manevi gelişmenin insan varlığının en üstün amacı ve onun en yüksek ifadesi olduğunu göz önünde bulundurarak, bütün gücü ve kaynaklarıyla bu amaca hizmet etmesi insanın ödevidir.
Manevi gelişmenin en yüksek sosyal ve tarihsel ifadesi olduğundan, kudreti ölçüsünde her yolla onu muhafaza etmek, uygulamak ve güçlendirmek insanın ödevidir.
Ve, kültürün kemale ermiş en asil halini ahlaki davranış oluşturduğundan, ona daima yüksek derecede saygı göstermek her insanın ödevidir.
Bölüm I
Haklar
Madde 1 – Yaşam, Özgürlük ve Kişi Güvenliği Hakkı
Her insanın yaşam, özgürlük ve kişi güvenliği hakkı vardır.
Madde 2 – Yasa Önünde Eşitlik Hakkı
Bütün kişiler yasa önünde eşittir ve ırk, cinsiyet, dil, inanç ya da herhangi bir başka etken farklılığı olmaksızın, bu Bildiride düzenlenen hakların ve ödevlerin sahibidir.
Madde 3 – Dinsel Özgürlük ve İbadet Hakkı
Her kişinin dinsel inancını özgürce ifade etme ve aleni ya da özel, dinsel inancı özgür olarak açıkça belirtme ve uygulamasını yapma hakkı vardır.
Madde 4 – Araştırma, Görüş Sahibi Olma, İfade Etme ve Yayma Özgürlüğüne Hak
Her kişinin araştırma yapma, bir görüşe sahip olma ve herhangi bir iletişim aracı ile düşünceleri ifade etme ve yayma özgürlüğüne hakkı vardır.
Madde 5 – Şerefin, Bireysel Şöhretin ve Özel ve Aile Yaşamının Korunması Hakkı
Her kişinin şerefine, şöhretine ve özel ve aile yaşamına yönelen hukuka aykırı saldırılara karşı yasa ile korunma hakkı vardır.
Madde 6 – Aile Kurma ve Ailenin Korunması Hakkı
Her kişinin, toplumun temel öğesi olan, bir aile kurma ve ailenin korunmasını elde etme hakkı vardır.
Madde 7 – Annelerin ve Çocukların Korunmasına Hak
Hamilelik ve loğusalık sırasında bütün kadınların ve bütün çocukların özel olarak korunma, bakım görme ve yardım alma hakkı vardır.
Madde 8 – Yerleşme ve Seyahat Hakkı
Her kişinin, vatandaşı olduğu Devletin ülkesinde yerleşme yerini belirleme, o ülke içinde serbestçe seyahat etme ve kendi istenci ile olması hali hariç o ülkeden ayrılmama hakkı vardır.
Madde 9 – Konut Dokunulmazlığı Hakkı
Her kişi, konutunun dokunulmazlığına hak sahibidir.
Madde 10 – Haberleşmenin Dokunulmazlığı ve Nakledilmesi Hakkı
Her kişi, haberleşmesinin dokunulmazlığına ve nakledilmesine hak sahibidir.
Madde 11 – Sağlığın ve Refahın Korunması Hakkı
Her kişi, kamunun ve toplumun kaynaklarının elverdiği ölçüde, beslenme, giyim, barınma ve tıbbi bakıma ilişkin sağlık ve sosyal alanlardaki önlemler yoluyla, sağlığın korunmasına hak sahibidir.
Madde 12 – Eğitim Hakkı
Her kişi, özgürlük, ahlak ve insan dayanışması ilkelerine dayanan bir eğitim görme hakkına sahiptir. Bunun gibi, her kişi, onurlu bir yaşamı sağlamaya, yaşama standartlarını yükseltmeye ve toplumun yararlı bir üyesi olmasına kendisini hazırlayacak olan bir eğitim görme hakkına sahiptir.
Bir eğitim görme hakkı, devletin ve toplumun temin etmek durumunda bulunduğu kaynaklardan yararlanarak, doğal yetenekler, marifetler ve arzular uyarınca, her vakada fırsat eşitliği hakkını da kapsar. Her kişinin, ücretsiz olarak, en azından ilköğretim görmeye hakkı vardır.
Madde 13 – Kültürden Yararlanma Hakkı
Her kişinin, toplumun kültürel yaşamında yer alma, sanattan yararlanma ve özellikle bilimsel buluşlar olmak üzere, entelektüel ilerlemenin sonuçlarından yararlanma hakkı vardır.
Her kişi, keza, üreticisi bulunduğu edebi, bilimsel yahut sanatsal çalışmalarının ya da buluşlarının doğurduğu maddi ve manevi çıkarlarının korunmasına hak sahibidir.
Madde 14 – Çalışma ve Adil Ücret Hakkı
Her kişi, uygun koşullar altında çalışma ve mevcut istihdam koşullarının izin verdiği ölçüde, mesleki eğitimini serbest olarak yapma hakkına sahiptir.
Çalışan her kişinin, kendisi ve ailesi için uygun yaşama standartlarını temin edecek, yeteneğine ve kapasitesine orantılı olarak, bir ücret alma hakkı vardır.
Madde 15 – Dinlenme Zamanı ve Bundan Yararlanma Hakkı
Her kişi, kendisini tazeleyebilmesi için dinlenme zamanına ve serbest zamanını manevi, kültürel ve fiziksel yararları için kullanma fırsatına hak sahibidir.
Madde 16 – Sosyal Güvenlik Hakkı
Her kişi, işsizlik, yaşlılık halinin ve kendi denetimi dışında açığa çıkıp geçimi için bir kazanç elde etmesini fiziksel ya da zihinsel açıdan olanaksız kılan nedenlerden kaynaklanan herhangi bir malûliyetin sonuçlarına karşı onu koruyacak olan sosyal güvenlik hakkına sahiptir.
Madde 17 – Hukuksal Kişiliğin ve Medeni Hakların Tanınmasına Hak
Her kişinin, her yerde, haklara ve yükümlülüklere sahip bir kişi olarak tanınma ve temel medeni haklardan yararlanma hakkı vardır.
Madde 18 – Adil Yargılanma Hakkı
Her kişi, yasal haklarına saygı gösterilmesini temin etmek üzere mahkemeye başvurabilir. Keza, her kişiye, herhangi bir temel anayasal hakkını ihlal ederek ona zarar veren kamusal makamların tasarruflarına karşı onu koruyacak olan mahkemeler önünde, basit ve kısa usuller sağlanmış olmalıdır.
Madde 19 – Vatandaşlık Hakkı
Her kişi, yasa tarafından yetkili kılındığı bir vatandaşlığı elde etmek ve eğer diliyorsa, ona bunu tanımak isteyen bir başka devletin vatandaşlığını edinmek üzere vatandaşlığını değiştirmek hakkına sahiptir.
Madde 20 – Oy Kullanma ve Yönetime Katılma Hakkı
Yasal yeterliliğe sahip her kişinin, doğrudan ya da temsilcileri aracılığı ile ülkesinin yönetimine katılma ve gizli oy usulü ve dürüst, düzenli aralıklarla ve serbest olarak yapılan seçimlerde yer alma hakkı vardır.
Madde 21 – Toplanma Hakkı
Her kişi, herhangi bir konudaki ortak çıkarlara ilişkin meselelerle bağlantılı olarak, başka insanlarla resmi kamuya açık toplantılar yahut gayri resmi bir araya gelmeler şeklindeki barışçıl nitelikli toplanma hakkına sahiptir.
Madde 22 – Örgütlenme Hakkı
Her kişi, başka insanlarla, siyasal, ekonomik, dinsel, sosyal, kültürel, mesleki, sendikal yahut başka mahiyetteki meşru çıkarları geliştirmek, uygulamak ve korumak üzere örgütlenme hakkına sahiptir.
Madde 23 – Mülkiyet Hakkı
Her kişinin, iyi bir yaşamın zorunlu gereklerini karşılayacak ve kişinin onurunun ve konutunun muhafaza edilmesine yardımcı olacak türdeki özel mülkiyete sahip olma hakkı vardır.
Madde 24 – Dilekçe Hakkı
Her kişi, genel ya da özel çıkarlara ilişkin çıkarları için, herhangi bir yetkili makama saygılı içerikte dilekçe vermek, ve bu dilekçesine ilişkin olarak derhal bir karar elde etmek hakkına sahiptir.
Madde 25 – Keyfi Gözaltına Alınmaya Karşı Korunma
Hiç kimse, daha önce yürürlüğe konmuş yasayla öngörülen hallerde ve usullere uygun olması hali hariç özgürlüğünden yoksun bırakılmaz.
Hiç kimse, yalnızca medeni hukuk/sözleşmesel nitelikle yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden ötürü, özgürlüğünden yoksun bırakılmaz.
Özgürlüğünden yoksun bırakılan her bireyin, bir mahkeme tarafından gecikmeksizin gözaltına alınmasının yasallığını netleştirme ve uygun olmayan bir gecikmeye mahal vardır. Her birey aynı zamanda, gözaltında tutulduğu sürede insanca muamele görmeye de hak sahibidir.
Madde 26 – Usulüne Uygun Yargılanma Hakkı
Kendisine suçlama yöneltilen her kişi, suçu kanıtlanana dek masum sayılır.
Bir suç işlediği isnadı yapılan her kişinin, daha önce yürürlüğe konmuş yasalar uyarınca önceden kurulmuş ve tarafsız ve aleni yargılama yapan mahkemeler tarafından yargılanma ve zalimane, küçültücü ya da mutat olmayan cezaya çarptırılmama hakkı vardır.
Madde 27 – Sığınma Hakkı
Her kişi, olağan suçlardan kaynaklanmayan takibat durumunda, her bir ülkenin yasalarına ve uluslararası anlaşmalara uygun olarak, bir yabancı ülkeye sığınma ve sığınmacı statüsü elde etme hakkına sahiptir.
Madde 28 – İnsan Haklarının Kapsamı
İnsan hakları, başkalarının hakları, herkesin güvenliği, genel refahın adil gerekleri ve demokrasinin yetkinleştirilmesi ölçüleriyle sınırlandırılmıştır.
Bölüm II
Ödevler
Madde 29 – Topluma Karşı Ödevler
Başkalarıyla olan ilişkisinde kendisine, her bir insanın kişiliğini tam olarak oluşturacağı ve geliştireceği şekilde davranması, bireyin ödevidir.
Madde 30 – Çocuklara ve Ana-Babaya Yönelik Ödevler
Kendi küçük çocuğuna yardımcı olmak, desteklemek, onu eğitmek ve korumak her kişinin ödevidir, ve ana-babasına her zaman saygı göstermek ve gereksinim duydukları zaman onlara yardım etmek, desteklemek ve korumak çocukların ödevidir.
Madde 31 – Öğretim Görme Ödevi
En azından ilköğretimi görme her kişinin ödevidir.
Madde 32 – Oy Verme Ödevi
Yasal olarak yeterli duruma geldiğinde, vatandaşı bulunduğu ilkede yapılan ve herkesin oy kullandığı seçimlerde oy vermek her kişinin ödevidir.
Madde 33 – Yasalara Uymak Görevi
Ülkesinin ve bulunabileceği bir ülkenin yasalarına ve yetkili makamların verdiği diğer meşru emirlere uymak her kişinin ödevidir.
Madde 34 – Topluma ve Ulusa Hizmet Etmek Ödevi
Ülkesinin savunulması ve korunması gerektirdiği her tür sivil ya da askeri hizmeti vermek ve kamusal felaket durumunda kendi yapabilirlik gücü dahilinde olan bu tür hizmetleri yerine getirmek, bunları yapmaya muktedir her kişinin ödevidir.
Keza, vatandaşı bulunduğu devlette genel seçimle seçilmiş bulunduğu herhangi bir kamu görevini ifa etmek de her kişinin ödevidir.
Madde 35 – Sosyal Güvenlik ve Refaha İlişkin Ödevler
Sosyal güvenlik ve refaha ilişkin hususlarda, kendi yeteneklerine ve mevcut koşullara uygun olarak, devlet ve toplumla işbirliği yapmak her kişinin ödevidir.
Madde 36 – Vergi Ödeme Ödevi
Kamusal hizmetleri desteklemek üzere yasanın öngördüğü vergileri ödemek her kişinin ödevidir.
Madde 37 – Çalışma Ödevi
Yaşamını sürdürmek ve topluma yararlı olmak amacıyla, kapasitesinin ve olanaklarının elverdiği ölçüde çalışmak her kişinin ödevidir.
Madde 38 – Yabancı Bir Ülkede Siyasal Faaliyetlerden Kaçınma Ödevi
Bir yabancı olarak bulunduğu ülkede, yasanın münhasıran o devletin vatandaşları için tanıdığı siyasal faaliyetlerde yer almaktan kaçınmak her kişinin ödevidir.
Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 298 Sayılı Kanun, 26.04.1961 tarihinde kabul edilmiş, 02.05.1961 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. İşbu kanun metninde çeşitli tarihlerde yapılan değişiklikler 13.06.2018 tarihi itibari ile, ilgili madde ve fıkraların altlarına dipnot düşmek suretiyle belirtilmiş ve okuyucunun tüm değişiklikleri görmesi kolaylaştırılmıştır.
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 298 Sayılı Kanun bazı hükümleri, 1961, 1979, 1983, 1986, 1987, 1988, 1995, 1997, 1998, 1999, 2000, 2003, 2005, 2008, 2010, 2012, 2013, 2014, 2017 ve 2018 yıllarında değiştirilmiş, diğer özel kanunlara konulan hükümlerle değişikliğe uğramış yada bazı hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır. Kanunda geçen “Cumhuriyet Senatosuna dair hükümler” 1982 Anayasasının yürürlüğe girmesi ile birlikte Cumhuriyet Senatosunun da ortadan kaldırılması nedeniyle Anayasaya uygunluk bakımından 10/6/1983 tarih ve 2839 sayılı Kanunun 43 üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 298 Sayılı Kanun
BİRİNCİ BÖLÜM
İlkeler
Kanunun Kapsamı
Madde 1 – (Değişik: 28/3/1986-3270/21 md.)
Özel kanunlarına göre yapılacak Cumhurbaşkanı, milletvekili, il genel meclisi üyeliği, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, muhtarlık, ihtiyar meclisi üyeliği, ihtiyar heyeti üyeliği seçimlerinde ve Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oyuna sunulmasında bu Kanun hükümleri uygulanır. (19/1/2011 tarihli ve 6271 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “milletvekili” ibaresinden önce gelmek üzere “Cumhurbaşkanı” ibaresi eklenmiştir.)
Seçim Esasları
Madde 2 – Seçimler, serbest, eşit, tek dereceli genel oy esaslarına göre yapılır.
Seçmen oyunu kendisi kullanır.
Oy gizli verilir.
Oyların sayımı, dökümü ve tutanaklara bağlanması açık olarak yapılır.
Seçim Çevresi
Madde 3 – Özel kanunlarındaki çevre ayırmaları saklı kalmak şartiyle, seçimlerde her il bir seçim çevresidir.
Seçim Bölgesi
Madde 4 – Seçimlerde, her muhtarlık, bir seçim bölgesidir.
Sandık Bölgesi
Madde 5 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Seçimlerde, her seçim bölgesi gerektiği kadar sandık bölgesine ayrılır. (Ek cümle: 13/3/2018-7102/1 md.) Aynı binada oturan seçmenler, hane bütünlüklerinin korunması ve aynı seçim bölgesinde kalmaları şartıyla, farklı sandık bölgelerine kaydedilebilir. (Bu maddede, 28/12/1993 tarihli ve 3959 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin ilk genel yerel seçimlerde uygulanmayacağı aynı Kanunun geçici 2 nci maddesi ile hükme bağlanmıştır.)
(Mülga ikinci fıkra: 13/3/2018-7102/1 md.)
(Mülga son fıkra: 28/12/1993-3959/1 md.)
Seçmen
Madde 6 – (Değişik: 27/10/1995-4125/1 md.)
Onsekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halk oylamasına katılma hakkına sahiptir.
Oy Kullanamayacak Olanlar
Madde 7 – Aşağıda yazılı olanlar oy kullanamazlar:
Silah altında bulunan erler, onbaşılar ve kıta çavuşları (Her ne sebeple olursa olsun, izinli bulunanlar da bu hükme tabidir),
Askeri öğrenciler.
(Ek: 10/6/1983-2839/44 md.; Değişik: 27/10/1995-4125/2 md.) Ceza infaz kurumlarında hükümlü olarak bulunanlar.
Seçmen Olamayanlar
Madde 8 – Aşağıdaki kimseler seçmen olamazlar:
Kısıtlı olanlar,
Kamu hizmetinden yasaklı olanlar.
İKİNCİ BÖLÜM
Seçim Kurulları
Seçim İşlerinin Yürütülmesi
Madde 9 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Seçim işleri, seçim kurullarınca yürütülür.
Valiler, kaymakamlar, belediye başkanları, muhtarlar ve bütün kamu görevlileri her türlü seçim işleri ve seçmen kütükleri yazımında, seçim kurullarının istediği bilgileri ve belgeleri, gecikmeden, süresinde ve doğru olarak göndermeye mecburdur.
Seçim Kurulları
Madde 10 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Ankara’da bir Yüksek Seçim Kurulu, her seçim çevresinde bir il seçim kurulu, her ilçede bir ilçe seçim kurulu ve seçim bölgelerine konulacak her sandık için bir sandık kurulu bulunur. (Ek cümle: 13/3/2008-5749/1 md.) Yurt dışında bulunan vatandaşların oy kullanmalarıyla ilgili seçim işlerini yönetmek üzere Ankara İl Seçim Kuruluna bağlı Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu oluşturulur. İhtiyaç duyulması halinde birden fazla yurt dışı ilçe seçim kurulu teşkil edilebilir.
İl merkezlerinde, ayrıca bir merkez ilçe seçim kurulu teşkil olunur.
Son nüfus sayımına göre nüfusu 200.000’i aşan ilçelerde, köy ve mahalle sınırları (seçim bölgeleri) esas alınarak ve mümkün olduğu nispette nüfus sayısında eşitlik gözetilerek; birden fazla ilçe seçim kurulu teşkil edilir.
İl belediyeleri ile ilçe belediyeleri dışında; ilçe dahilindeki (merkez ilçe dahil) diğer belediyeler; bölünme yapılmaksızın, mahalleleri ile birlikte bir bütün olarak ilçe seçim kurullarından birine bağlanır.
Yüksek seçim kurulu:
Madde 11 – (Mülga: 30/11/2017-7062/12 md.)
Üye seçimi zamanı:
Madde 12 – (Mülga: 30/11/2017-7062/12 md.)
Karar verme:
Madde 13 – (Mülga: 30/11/2017-7062/12 md.)
Görev ve yetkileri:
Madde 14 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Yüksek Seçim Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:
(Değişik: 31/3/1988-3420/1 md.) Seçimlerde, içine oy pusulası konulacak olan zarfların, icabında her seçim için başka başka renk ve ölçüde olmak ve gerek piyasada, gerek Devlet Malzeme Ofisince imal edilen veya ettirilen veya depolarında bulunan zarfların ren k lerinden ve ölçülerinden farklı ve kağıdında “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigranı bulunmak üzere, yeteri kadar özel zarf imal ettirmek ve bu imalatı, kağıt hamurundan başlıyarak zarfın, imaline ve teslim alınmasına kadar olan safhalarını; yapılacak işin hacmi, süresi ve niteliği dikkate alınarak belirleyeceği kendi üye veya üyelerinin veya imal ve teslim yerinde yetki vereceği ilçe seçim kurulu başkanının, il seçim kurulu başkanı ya da üyesi hakim veya hakimlerinin devamlı gözetim ve denetimi altında yaptırmak ve bu zarfları il seçim kurullarına, her ilin ihtiyacına yetecek sayıda, alındı belgeleri karşılığında göndermek,
Özel zarfların imali için gerekli “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigran kalıpları ile zarf ölçü kalıplarını yaptırıp gerekli miktarda kağıt ve zarf imalinden sonra saklamak,
Katlanıp bir kenarı yapıştırıldıktan sonra zarf haline gelebilen “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigranını taşıyan birleşik oy pusulalarını, her (400)’ü ve her (400)’lük paketi, aynı numarayı taşımak üzere bastırmak ve her sandık için bir paket, ilçe seçim kurullarına zamanında ulaştırmak,
(Mülga son paragraf: 13/3/2008-5749/15 md.)
Bu Kanunda sözkonusu edilen bütün işlemlerin gerektirdiği form, evrak, liste gibi her türlü basılı kağıdın tasarım ve baskısını yaptırmak, il ve ilçe seçim kurullarına zamanında ve ihtiyacı kadar ulaşımını sağlamak,
(Değişik: 31/3/1988-3420/1 md.) Tüzüklerine göre ilk genel kongresini yapmış olup, illerin en az yarısında ve en az altı ay evvel il ve ilçe teşkilatını kurmuş bulunan siyasi partilerin adlarını, ilçe seçim kurullarının yeniden kurulması için öngörülen ayların ikinci haftasında tespit ve ilan etmek,
İl ve İlçe seçim kurullarının teşekkülünü sağlamak, İl seçim kurullarının teşekkülüne, işlemlerine ve kararlarına karşı yapılacak itirazları, oy verme gününden önce ve itiraz konusunun gerektirdiği süratle, kesin karara bağlamak,
Adaylığa ait itirazlar hakkında bu Kanun ve özel kanunları gereğince kesin karar vermek,
İl seçim kurullarınca, oy verme günü işlemleri hakkında verilmiş olan kararlara karşı yapılan itirazları derhal inceleyip kesin karara bağlamak,
İl seçim kurullarınca düzenlenen tutanaklara karşı yapılan itirazları inceleyip kesin karara bağlamak,
Seçimlerden sonra, kendisine süresi içinde yapılan, seçimin sonucuna müessir olacak ve o çevre seçiminin veya seçilenlerden bir veya birkaçının tutanağının iptalini gerektirecek mahiyette itirazları, altkurullara yapılan itirazların silsilesine ve sürelerine uygunluğunu araştırmaksızın inceleyip kesin karara bağlamak,
İl seçim kurulları başkanlıklarınca seçim işlerinin yürütülmesi hakkında sorulacak hususları derhal cevaplandırmak ve seçimin bütün yurtta düzenle yapılmasını sağlayacak tedbirleri almak ve bu hususta gereken genelgeleri zamanında yapmak,
(Değişik: 31/3/1988-3420/1 md.) Siyasi partilerin milletvekili genel ve ara seçimlerine ve belediye başkanlığı ile belediye meclisi, il genel meclisi üyelikleri genel ve ara seçimlerine katılabilmeleri için illerin en az yarısında, oy verme gününden en az altı ay evvel teşkilat kurmuş ve büyük kongrelerini yapmış olmaları veya Türkiye Büyük Millet Meclisinde gruplarının bulunması şarttır.
Bir ilde teşkilatlanma, merkez ilçesi dahil o ilin ilçelerinin en az üçte birinde teşkilat kurmayı gerektirir. Bu esaslar dairesinde seçime katılabilecek siyasi partiler tespit ve seçimin başlangıç tarihinden on gün, seçimin yenilenmesi halinde yenileme kararının ilanından sonraki beş gün içinde ilan etmek.
Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü kuruluş ve işleyişi ve diğer çalışma konuları ile ilgili ilkeleri belirlemek, yönetmelikleri yayınlamak, programlarını yapmak ve denetlemek.
(Ek: 13/3/2008-5749/2 md.) Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun oluşturulmasını ve yurt dışında bulunan vatandaşların oy kullanmalarını sağlamak üzere gerekli düzenlemeleri yapmak.(13/3/2008 tarihli ve 5749 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle bu fıkraya (12) numaralı bentten sonra gelmek üzere (13) numaralı bent eklenmiş ve mevcut (13) numaralı bendin numarası (14) olarak teselsül ettirilmiştir.)
(Ek: 9/5/2012-6304/1 md.) Yurt dışı seçim iş ve işlemlerinde seçim takvimi süresince Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun verdiği görevleri yapmak üzere, ihtiyaç görülmesi halinde, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak bu Bakanlık mensupları arasından en az daire başkanı seviyesinde görevlendirme yapmak. (9/5/2012 tarihli ve 6305 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu fıkraya (13) numaralı bentten sonra gelmek üzere (14) numaralı bent eklenmiş ve mevcut (14) numaralı bent (15) numaralı bent olarak teselsül ettirilmiştir.)
(Ek: 13/3/2018-7102/2 md.) Seçim türüne göre sandık bölgesi seçmen sayısını belirlemek.
(Ek: 13/3/2018-7102/2 md.) Seçim güvenliği açısından gerekli görülmesi durumunda, vali veya il seçim kurulu başkanının oy verme gününden en geç bir ay önce talepte bulunması halinde, o yerdeki sandıkların en yakın seçim bölgelerine taşınmasına, sandık bölgelerinin birleştirilmesine, muhtarlık seçimleri hariç olmak üzere seçim bölgelerinin birleştirilmesi ile seçmen listelerinin karma şekilde düzenlenmesine ve bu hususların ilanına karar vermek.(13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle bu fıkraya (14) numaralı bentten sonra gelmek üzere (15), (16), (17) numaralı bentler eklenmiş ve mevcut (15) numaralı bendin numarası (18) olarak teselsül ettirilmiştir.)
(Ek: 13/3/2018-7102/2 md.) Hastalığı veya engeli sebebiyle yatağa bağımlı olan seçmenlerin, muhtarlık seçimleri hariç, oy kullanmalarını sağlamak için seyyar sandık kurulu kurulmasına, oy kullanılmasına, sayım ve döküm ile birleştirme işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirlemek. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle bu fıkraya (14) numaralı bentten sonra gelmek üzere (15), (16), (17) numaralı bentler eklenmiş ve mevcut (15) numaralı bendin numarası (18) olarak teselsül ettirilmiştir.)
Kanunla kendisine verilen başkaca görevleri yapmak. (Bu hükmün uygulanmasında ek 1 ve 5 nci maddelere bakınız.)
İl seçim kurulu:
Madde 15 – (Değişik: 22/12/2005-5435/44 md.)
İl seçim kurulu, iki yılda bir ocak ayının son haftasında, il merkezinde görev yapan en kıdemli hâkimin başkanlığında merkez ilçe seçim kurulu başkanlarından sonra gelen en kıdemli iki üyeden oluşur. Kurulun, hâkimlerden iki de yedek üyesi vardır. Bu suretle kurulan il seçim kurulu iki yıl süre ile görev yapar. Hâkimlerin kıdemi, 24.2.1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 15 inci maddesine göre belirlenir. Ancak, bu kıdemin belirlenmesinde, kınama veya daha ağır disiplin cezası almış olanlar diğerlerinden kıdemsiz sayılırlar.
İl seçim kurulu başkanlığı ile asıl ve yedek üyeliklerini ve ilçe seçim kurulu başkanlığını yapacak olan hâkimlerden biri, herhangi bir sebeple bu görevi yapamaz ve o yerde bu görevi yapabilecek başka bir hâkim de bulunmazsa, o yerin bağlı olduğu ağır ceza mahkemesinin yargı çevresi içerisinde bulunan ve görevinden ayrılmasında sakınca görülmeyen bir hâkime, merci-ince bu yetki verilir.
Eksiklerin, ağır ceza çevresi içerisindeki hâkimlerden tamamlanmasına imkân bulun-mayan hâllerde, bu ağır ceza merkezine en yakın ağır ceza mahkemelerinin yargı çevresi içeri-sindeki hâkimlerden biri, yukarıdaki usûle göre yetki verilerek gönderilir.
Bu suretle kendisine yetki verilen hâkimin gelip görevine başlamasına kadar seçim kurulu başkanlığını, kurulun kendi arasından gizli oyla seçeceği bir üye yapar.
Görev ve yetkileri:
Madde 16 – İl seçim kurulunun başlıca görev ve yetkileri şunlardır:
İl seçim çevresi içinde seçimin düzenle yürütülmesini sağlamak için gereken bütün tedbirleri almak ve seçim işlerini denetlemek,
İlçe seçim kurullarına oy sandıklarını ve bu kanunda yazılı diğer seçim araç ve gereçlerini göndermek,
İlçe seçim kurullarının teşekkülüne, işlemlerine ve kararlarına karşı yapılan itirazları inceliyerek derhal karara bağlamak,
İlçe seçim kurulları başkanlıklarınca seçim işlerinin yürütülmesi hakkında sorulacak hususları derhal cevaplandırmak,
Aday beyanname veya listelerini almak ve ilan etmek, bunlar hakkında yapılacak itirazları incelemek ve bu beyanname veya listelerden kanuna göre muteber olmıyanlar hakkında karar vermek, geçici ve kesin aday listelerini yerlerine göndermek ve ilan etmek,
İle bağlı ilçe seçim kurullarından gelen tutanakları birleştirerek il seçim çevresi için bir tutanak düzenlemek,
Kanunla kendisine verilen başkaca görevleri yapmak.
Siyasi parti temsilcileri:
Madde 17 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Son Milletvekili ve Cumhuriyet Senatosu genel ve ara seçimlerinde kendi listesinden yasama meclislerinden birine seçilmiş en az bir üyeye sahip olan veya 14 üncü maddenin dördüncü bendi gereğince Yüksek Seçim Kurulunca tespit ve ilan edilen siyasi partilerden o il ve ilçede teşkilatı bulunanlar, il ve ilçe seçim kurullarında birer temsilci bulundururlar. (Ek ikinci cümle: 8/4/2010-5980/1 md.) Ayrıca seçime katılan siyasi partilerden, en son yapılan milletvekili genel seçimlerinde en çok oy almış dört siyasi parti ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi partiler, o siyasi parti genel başkanları tarafından yazılı olarak yetki verilmiş olması şartıyla Yüksek Seçim Kurulunda da bir asıl bir yedek temsilci bulundurabilir. Bu temsilciler kurulun bütün çalışmalarına ve görüşmelerine katılırlar, oy kullanamazlar. Ancak, Yüksek Seçim Kurulunca 14 üncü maddenin onbirinci bendi gereğince yapılan ilandan seçime katılamayacağı anlaşılan veya o seçim çevresinde seçime katılmayan partilerin bu kurullarda temsilci bulundurma hakları sona erer.
Görüşülen iş hakkında siyasi partiler temsilcileri görüşlerini bildirirlerse, kurul, bunları da dinledikten sonra, kendi arasında işi görüşerek karar verir ve kararı temsilcilere bildirir.
Siyasi parti temsilcilerinin toplantılara katılmamaları, işlerin görüşülmesini durdurmaz.
İlçe seçim kurulu:
Madde 18 – (Değişik: 22/12/2005-5435/45 md.)
İlçe seçim kurulu, iki yılda bir ocak ayının son haftasında, bir başkan ile altı asıl ve altı yedek üyeden kurulur ve iki yıl süre ile görev yapar. İlçedeki en kıdemli hâkim kurulun başkanıdır. Bu kurul asıl üyeleriyle toplanır. Bir asıl üyenin katılmadığı toplantıya, öncelikle o üyenin yedeği çağırılır.
İl merkezlerinde kurulacak merkez ilçe seçim kurullarına, il seçim kurullarına başkanlık edecek hâkimden sonra gelen en kıdemli hâkim başkanlık eder.
Seçmen sayısı 25 000`i aşan ilçelerde seçim evrakının dağıtım ve toplanması sandık kurul başkanları ve en az bir üyenin eğitimi ile sandık kurullarından sonuçların alınması ve birleştirilerek bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna teslim görevini niyabeten yerine getirmek amacıyla geçici ilçe seçim kurulları oluşturulabilir. Bu kurullar bir başkanla altı üyeden oluşur. İl ve ilçe seçim kurullarında görev almış hâkimlerden sonra gelen en kıdemli hâkimler bu kurullara başkanlık eder. Kurulun iki üyesi kurul başkanınca kamu görevlileri arasından belirlenir. Dört üye ise dört yedeği ile birlikte 19 uncu madde esaslarına göre siyasî partilerden alınır. Bu kurulların çalışma usûl ve esasları, kurulacağı ilçeler ile sayısı ve görev süresi Yüksek Seçim Kurulu tarafından kararlaştırılır.
Hâkimlerin kıdemi 2802 sayılı Kanunun 15 inci maddesine göre belirlenir. Ancak, bu kıdemin belirlenmesinde, kınama veya daha ağır disiplin cezası almış olanlar diğerlerinden kıdemsiz sayılırlar.
İlçe seçim kurulu üyelikleri:
Madde 19 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
İlçe seçim kurulunun dört asıl ve dört yedek üyesi siyasi partilerden alınır.
Bu üyeler aşağıda yazılı olduğu gibi belli edilir:
İlçe seçim kurulu başkanı, bu kurulun yeniden kurulması için yukarıdaki maddede öngörülen sürenin başında, ilçede teşkilatı bulunan ve son milletvekili genel seçiminde o ilçede en çok oy almış olan dört siyasi partiye birer asıl ve birer yedek üye adını iki gün içinde bildirmelerini tebliğ eder.
Bu işlemle belirlenen veya süresi içinde ad bildiren siyasi parti sayısı dörtten az olduğu takdirde, eksik kalan üyelikler, aynı şartları taşıyan diğer siyasi partilerden, o ilçede aldıkları oyların büyüklük sırasına göre, aynı usulle tamamlanır.
Oylarda eşitlik halinde ad çekilir.
Yukarıdaki hükümlerin uygulanmasına rağmen dört asıl ve dört yedek üyenin tümü belirlenemediği takdirde, 14 üncü maddenin dördüncü bendi gereğince Yüksek Seçim Kurulunun ilan ettiği siyasi partilerden o ilçede teşkilatı bulunanlar tespit edilerek bunlar arasında ad çekilir. Ad çekmedeki sıraya göre, adı çıkan, eksik üyelik sayısı kadar siyasi partinin, yukarıda yazılan usulle bildireceği kimseler ilçe seçim kurulu üyesi olur.
İlçe seçim kurulunun bu bentte gösterilen üyeliklerinden eksik kalanlar, ikinci bent hükümleri gereğince tamamlanır.
Diğer iki asıl ve yedek üyelikle yukarıdaki bentte yazılan işlemler sonucunda eksik kalan asıl ve yedek üyelikler, ilçe merkezinde görev yapan ve toplam memuriyet süresi on yıldan fazla olan, yasama meclisleri veya yerel idare seçimlerinden birine siyasi parti adayı veya aday adayı olarak katılmamış ve evvelce hiç bir siyasi partiye kaydolmamış Devlet memurlarını gösteren, o ilçedeki görev süreleri esas alınarak düzenlenecek listenin ilk sekiz sırasında yer alanlar arasından ad çekme ile belli edilir. Ad çekme, birinci bent hükümleri gereğince tespit edilen asıl üyeler huzurunda ilçe seçim kurulu başkanı tarafından yapılır. Ad çekme sırasında, adları önce çıkanlar asıl, sonrakiler sıra ile yedek üye olur. Bu yoldan her asıl üyenin yedeği belirlenir. Ancak, aynı bakanlığa mensup memurlardan birden fazla asıl üye olamaz; zorunlu durumlar saklıdır.
İlçe seçim kurulu başkanı, siyasi partiler arasında yapılan ad çekmenin gün ve saatini, ad çekmeye katılan siyasi partilere tebliğ eder.
Görev süresi içinde asıl üyeliklerde vukubulacak boşalmalar, eksilen asıl üyenin yerine kendi yedeği getirilmek suretiyle doldurulur. Yedek üyeliklerdeki eksilmeler, eksilen üyenin niteliğine göre, seçilmesinde uygulanan hükümler gereğince tamamlanır.
14 üncü maddenin onbirinci bendi gereğince yapılan tespit ve ilandan seçime katılamayacağı anlaşılan veya o seçim çevresinde seçime katılmayan partinin ilçe seçim kurulundaki üyelerinin görevi sona erer. Bu yoldan boşalan üyelikler, o seçim çevresinde seçime katılan ve ilçe seçim kurulunda üyesi bulunmayan partiler hakkında birinci bentte yazılan hükümlerin uygulanmasıyla belirlenir.
İlçe seçim kurulunda boşalan göreve getirilen kimse, yerine geldiği üyenin süresini tamamlar.
Görev ve yetkileri:
Madde 20 – İlçe seçim kurullarının, başlıca görev ve yetkileri şunlardır:
İlçe çevresinde seçimin düzenle yürütülmesini sağlamak için gereken bütün tedbirleri almak ve seçim işlerini denetlemek,
Sandık kurullarını kurmak,
İlçedeki sandık kurullarına, oy sandıklarını ve bu kanunda yazılı diğer seçim araç ve gereçlerini göndermek,
Sandık kurullarının teşekküllerine, işlemlerine ve kararlarına karşı yapılan itirazları inceliyerek karara bağlamak,
Sandık kurulları başkanlıklarınca seçim işlerinin yürütülmesi hakkında sorulacak hususları derhal cevaplandırmak,
İlçe çevresindeki sandık kurullarından gelen tutanakları birleştirerek, ilçe seçim tutanağını düzenlemek ve bu tutanağı seçim işlerine ait diğer evrak ile birlikte il seçim kuruluna derhal teslim etmek,
Kanunla kendisine verilen başkaca görevleri yapmak.
Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun görev ve yetkileri
Madde 20/A – (Ek: 9/5/2012-6304/2 md.)
Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:
Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı vatandaşların oy kullanmalarıyla ilgili seçim iş ve işlemlerinin düzenle yürütülmesini sağlamak ve gereken bütün tedbirleri almak.
Yurt dışı sandık kurullarını kurmak.
Oy pusulaları ile arkası kendi mührüyle mühürlenmiş oy zarflarını ve diğer seçim araç ve gereçlerini oy verme işleminin başlayacağı günden en geç yedi gün önce Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla ilgili yurt dışı temsilciliklerinde hazır bulunacak şekilde göndermek veya gerekli görülmesi halinde oy sandığı, oy verme kabinleri gibi araçların mahallinden teminini Dışişleri Bakanlığından istemek.
Yurt dışı sandık kurullarının işlemlerine ve kararlarına karşı yapılan itiraz ve şikayetleri incelemek ve karara bağlamak.
Yurt dışı sandık kurulu başkanlıklarınca seçim iş ve işlemleri hakkında sorulacak hususları derhal cevaplandırmak.
Yurt dışı seçmen kütüğüne, askı süresinde doğrudan ya da konsolosluklar aracılığıyla yapılacak itirazları sonuçlandırmak, verilecek kararları Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne göndermek ve bu kararlara uygun gerekli kayıt ve düzeltme işlemlerini yaptırmak.
Yerleşim yeri adresi yurt dışında olup da, yurt dışı seçmen kütüğünün askı süresi içinde herhangi bir nedenle yurt içerisinde bulunan seçmenlerin, yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlarının yapılması için doğrudan ya da ilçe seçim kurulları aracılığıyla iletilen adres beyan formlarını onaylayarak Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne göndermek.
Askerlikten terhis olanlardan yurt dışı seçmen kütüğünde kaydı bulunmayanlar ile kısıtlılık hali sona erenlerin, doğrudan ya da ilçe seçim kurulları aracılığıyla iletilen başvurularını kabul etmek ve yurt dışı seçmen kütüğüne kaydını sağlamak.
Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı olmakla beraber, (izinli olsalar bile) silah altında bulunan erler, erbaşlar ve askeri öğrenciler ile kesinleşmiş mahkeme kararı ile kısıtlanan seçmenlerin yurt dışı seçmen kütüğündeki kayıtlarının dondurulmasına karar vermek.
Yurt dışı seçmen kütüğüne yazılması için askı süresi içinde yapılan başvuruların kütüğe kaydedilmesine karar verildiği hâlde, kesinleşen yurt dışı seçmen kütüğünde ismi yer almayan seçmenlerin, yurt dışı seçmen kütüğünün kesinleşmesine bakılmaksızın kütüğe ilave edilmelerine karar vermek ve Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğüne göndermek.
Yurt dışından ağzı mühürlü olarak gelen oy torbalarını genel esaslara uygun bir şekilde yurt içerisinde oy verme süresi bittikten sonra; bir başkan, bir kamu görevlisi üye ve son milletvekili genel seçiminde Türkiye genelinde en çok oy alan üç siyasi partinin bildirdiği bir asil bir yedek üyeden oluşan yeteri kadar sandık kurulu kurmak suretiyle denetimi altında açtırarak sayım ve dökümünü yaptırmak, tutanak tutturmak ve birleştirme işlemlerini yapmak, ayrıca geçici gümrük kapısı seçim kurullarından gelen sonuçları birleştirmek ve Ankara İl Seçim Kuruluna iletmek.
Kanunlarla kendisine verilen başkaca görevleri yapmak.
Sandık kurulu:
Madde 21 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Sandık kurulu bir başkan ile altı asıl ve altı yedek üyeden kurulur. Bu kurul asıl üyeleriyle toplanır.
Sandık kurulu başkanının belirlenmesi
(Bu madde başlığı “Sandık kurulu başkanının seçimi” iken, 13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
Madde 22 – (Değişik: 13/3/2018-7102/3 md.)
İlçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin listesi, mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyle ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilir. İlçe seçim kurulu başkanı, bu kamu görevlileri arasından ihtiyaç duyulan sandık kurulu başkanı sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişiler arasından mani hali bulunmayanları sandık kurulu başkanı olarak belirler.
Sandık kurulu başkanının göreve gelmemesi halinde, kamu görevlileri arasından belirlenen üye, bu üyenin de bulunmaması durumunda en yaşlı üye kurula başkanlık eder.
Sandık kurulu üyelikleri:
Madde 23 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Sandık kurulu üyelikleri aşağıdaki şekilde belli edilir:
İlçe seçim kurulu başkanı, o seçim çevresinde seçime katılan ve ilçede teşkilatı bulunan siyasi partilerden, son milletvekili genel seçiminde o ilçede en çok oy almış olan beş partiye, her sandık için birer asıl ve birer yedek üye adını beş gün içinde bildirmelerini tebliğ eder.
Bu yoldan tespit edilen sandık kurulu üye sayısı beşten az olduğu takdirde, eksik kalan üyelikler, aynı şartları taşıyan diğer siyasi partilerden, aldıkları oyların büyüklük sırasına göre, aynı usulle tamamlanır.
Oylarda eşitlik halinde ad çekilir.
Yukarıdaki hükümlerin uygulanmasına rağmen beş asıl ve beş yedek üyenin tümü belirlenemediği takdirde, o ilçede seçime katılan ve teşkilatı bulunan diğer siyasi partiler arasında ad çekilir. Ad çekmedeki sıraya göre, adı çıkan, eksik üyelik sayısı kadar siyasi partinin yukarıda yazılan usulle bildireceği kimseler, sandık kurulu üyesi olur.
(Değişik altıncı fıkra: 13/3/2018-7102/4 md.) İlçe seçim kurulu başkanı, sandık kurulunun kalan bir asıl ve bir yedek üyesini belirlemek için önce, 22 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca bildirilen listeden sandık kurulu başkanı olarak belirlenmeyenler arasından, ihtiyaç duyulan sandık kurulu üye sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişilerden mani hali bulunmayanları sandık kurulu asıl ve yedek üyesi olarak belirler.
Yukarıdaki fıkralar gereğince belirlenen sandık kurulu asıl üyelerinden göreve gelmeyenin yerine, öncelikle, gelmeyen üyenin yedeği alınır.
Sandık kurulu başkan ve üyelikleri için ad çekme işlemleri, ilçe seçim kurulu huzurunda, bu kurulun başkanı tarafından yapılır.
Üyeliklerin bu şekilde doldurulması mümkün olmazsa, eksikler, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından, o çevrede bulunan ve sandık kurulunda görev verilmesinde sakınca olmayan kimselerden doldurulur.
Sandık kurullarının kurulması ve görev süresi:
Madde 24 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Sandık kurulları Yüksek Seçim Kurulunca tespit ve ilan edilen tarihte kurulur.
Bu kurulların asıl ve yedek üyeleri, her seçim çevresinin yerel özellikleri gözönüne alınarak Yüksek Seçim Kurulunca tespit edilecek tarihlerde göreve başlarlar ve sayıma ilişkin evrak ve belgeler ilçe seçim kuruluna teslim edilinceye kadar aralıksız çalışmaya devam ederler.
Adaylar ve müşahitleri:
Madde 25 – Sandık başı işlemlerini takibetmek üzere, siyasi partiler ve bağımsız adaylar, birer müşahit gönderebilirler.
Kurullarda görev alamayacak olanlar:
Madde 26 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
İdare amirleri, zabıta amir ve memurları, Askeri Ceza Kanununun 3 üncü maddesinde yazılı askeri şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve adaylar, bu Kanunda gösterilen kurullara seçilemezler.
648 sayılı Siyasi Partiler Kanununa göre, siyasi partilere üye olamayacak kimseler; bu kurullarda üye, müşahit veya temsilci olarak, siyasi partiler tarafından görevlendirilemezler.
And içme:
Madde 27 – Yüksek Seçim Kurulu, il ve ilçe seçim kurulları başkan, asıl ve yedek üyeleri, görevlerine başlamadan önce, kurul önünde birer birer şöyle and içerler:
(Hiçbir tesir altında kalmaksızın, hiç kimseden korkmadan, seçim sonuçlarının tam ve doğru olarak belirmesi için görevimi kanuna göre, dosdoğru yapacağıma namusum, vicdanım ve bütün mukaddesatım üzerine and içerim.)
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Seçim Öncesi İşleri
BİRİNCİ KESİM
Seçmen Kütükleri
Tanımlar:
(Bu madde başlığı “Kuruluş ve tanımlar:” iken, 30/11/2017 tarihli ve 7062 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
Madde 28 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
A-(Mülga: 30/11/2017-7062/12 md.)
B-Tanımlar:
Bu Yasaya göre seçmen olan vatandaşları tek olarak tanımlayan ve seçmenin oturduğu yeri belirleyen bilgileri kapsayan bilgisayar ortamına “Seçmen Kütüğü” denilir.
Seçmen Kütüğü, Yüksek Seçim Kuruluna bağlı olarak kurulan Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü tarafından, bu Yasaya uygun olarak tasarlanacak, planlanacak, Yönetilecek ve yürütülecek çalışmalarla elde edilir.
Bir seçmene ait ve seçmeni tanımlamak için kullanılan; adı, soyadı, doğum yılı ve doğum yeri gibi kayıtların her birine “Veri” denilir.
Bir seçmeni tek olarak tanımlayan verilerin bütününe “Seçmene Ait Bilgi” denilir.
Seçmenin devamlı oturduğu konutun bulunduğu ilçe, muhtarlık, sokak isimleri ile binanın kapı ve varsa daire numarası “Seçmenin Adresi” dir.
Her seçmen; seçmen kütüğü sıra numarası, adı, soyadı, ana ve babasının adı, doğduğu ilçe, doğum yılı ile belirlenir ve tanımlanır.
Seçmen kütüğündeki bilgilerin; bu Kanunda yazıldığı şekilde değiştirilmesi, düzeltilmesi ve tamamlanmasına Seçmen Kütüğünün “Güncelleştirilme” si denilir.
(Ek: 13/3/2008-5749/3 md.) Bu Kanuna göre seçmen olup, yurt dışında bulunan vatandaşların adres kayıt sistemindeki bilgilerine dayalı olarak oluşturulan bilgiler topluluğuna “Yurt Dışı Seçmen Kütüğü” denilir.
Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü çalışma amaç ve ilkeleri:
Madde 29 – (Mülga: 30/11/2017-7062/12 md.)
Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü ile Seçmen Kütük Bürolarının kuruluşu ve yönetimi:
(Ek fıkra: 31/7/1998-4381/4 md.) Seçim müdürlükleri için öncelikle adliye ve hükümet konaklarında yeterli nitelikte yer ayırmakla Cumhuriyet Başsavcıları ile mülki amirler görevlidir.(30/11/2017 tarihli ve 7062 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “İlçe seçmen kütük büroları ve il seçim kurulları” ibaresi “Seçim müdürlükleri” şeklinde değiştirilmiştir.)
Devamlı veya geçici personel ve görevlendirme yetkisi:
Madde 31 – (Mülga: 30/11/2017-7062/12 md.)
Yüksek seçim kurulunun kararlarının bağlayıcılığı:
Madde 32 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Seçmen kütüğünün kurulması, güncelleştirilmesi ve bundan elde edilecek liste, çizelge ve diğer malzemenin gerekli yerlere ulaştırılması ve dağıtılması için, Yüksek Seçim Kurulunca alınacak kararlar bütün kamu kuruluşlarını ve görevlilerini bağlar.
Yazım ve denetleme işlerinde görevlendirileceklerin ödev ve yetkileriyle yazım hazırlıkları, yazım ve denetimin yapılış ve yazım ve denetim formlarının şekilleri ve bunların ne gibi bilgileri taşıyacağı, ne suretle doldurulacağı, yazımda, denetlemede ve sürekli ara çalışmalarda ne cins evrak kullanılacağı, evrakın teslimi, yazımın denetlenmesi ilke, yöntem ve kuralları Yüksek Seçim Kurulunca belirtilir.
Seçmen kütüğü düzenlenmesi:
Madde 33 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
(Değişik birinci fıkra: 13/3/2008-5749/4 md.) Seçmen kütüğü; adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi bilgileri esas alınarak Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek usul ve esaslara göre her yıl yeniden düzenlenir, sürekli bilgi toplama ile her seçim döneminde güncelleştirilir. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin (a) bendiyle, bu fıkrada yer alan “bilgiler” ibaresi “yerleşim yeri adresi bilgileri” şeklinde değiştirilmiştir.)
Düzenleme, sürekli güncelleştirme ve genel denetleme kural, yöntem ve teknikleriyle Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünün bilgi işlem; ilke, kural ve yöntemleri Yüksek Seçim Kurulunca düzenlenecek genelge ile belirlenir.
Yazım ve denetlemede toplanan bilgileri, seçmene ait bilgilerin verilerindeki değişimleri belirleyen ad, soyad, yaş, cinsiyet tashihi, seçme ehliyetini kaybetme, (kısıtlanma, kamu hizmetinden yasaklanma) veya yeniden kazanma gibi yargı kararlarına, vatandaşlıktan ıskat veya yeniden vatandaşlık hakkını kazandığını gösteren bilgiler ile vefat ettiğini tespit eden bilgilere seçim bölgesi içinde ve dışında vukubulan ikametgah değişikliklerine ait verilere, Yüksek Seçim Kurulunun belirleyeceği kural ve yönteme uygun olarak toplanacak diğer belgelere dayanılarak, seçmen kütüğü kurulur ve güncelleştirilir.
Seçmen kütüğünde; seçmenin; adı, soyadı, baba adı, ana adı doğum yılı, doğduğu ilçe adı, oturduğu yer adresi bulunması esastır.
(Değişik: 27/10/1995-4125/3 md.) Bu Kanunun uygulanmasında herkes, nüfus kütüğünde yazılı bulunan doğduğu ay ve güne göre işleme tabi tutulur. Ancak, o yıl seçim yapılması durumunda seçmen listeleri hazırlanırken on sekiz yaşın doldurulmuş olmasının hesabında seçim günü ( o gün dahil) esas alınır.
Seçmene ait bilgi eksik ise; bilgi tamamlanıncaya kadar seçmen, sandık seçmen listesine yazılmaz.
Tamamlama kuralları; Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir ve yayınlanır.
Sandık bölgesinde oturan seçmenlere ait bilgileri kapsayan sandık seçmen listeleri seç-men kütüğünden çıkarılır.
Sandık seçmen listesinde yazılı olmayan seçmen oy veremez.
Seçmen kütüğüne seçmen bir kez yazılır ve birden fazla oy kullanamaz.
Yazım, görevlilerin insan oturan yerleri birer birer gezip seçmenleri görmeleri suretiyle yapılır.
Yazım memuru yazım sırasında, yazım yerinde bulunan seçmeni yazar. Seçmenin bildireceği oturduğu yerin adresi yazılır. Seri numaralı yazım formu her seçmene imzalatılır.
Yurt dışı seçmen kütüğü ve seçmen listeleri
(13/3/2008 tarihli ve 5749 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle; bu madde başlığı “Yurt dışında oturan vatandaşların yazımı:” iken “Yurt dışı seçmen kütüğü” şeklinde, daha sonra 9/5/2012 tarihli ve 6304 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
Madde 35 – (Değişik: 13/3/2008-5749/5 md.)
Yurt dışı seçmen kütüğü, adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi bilgileri esas alınarak Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde oluşturulur. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin (b) bendiyle, bu fıkrada yer alan “bilgiler” ibaresi “yerleşim yeri adresi bilgileri” şeklinde değiştirilmiştir.)
(Ek fıkra: 9/5/2012-6304/3 md.)Yurt dışı seçmen listeleri, (…) yurt dışı seçmen kütüğü esas alınarak Yüksek Seçim Kurulunca oluşturulur ve elektronik ortamda ilan edilir. (25/4/2018 tarihli ve 7140 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan yer alan “yurt dışında sandık kurulmasına karar verilen temsilciliklerin görev çevreleri gözetilerek ve” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.)
Genel yazım ve denetleme:
Madde 36 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
(Değişik birinci fıkra: 13/3/2008-5749/6 md.) Seçmen kütüğü; adres kayıt sisteminde-ki bilgiler esas alınarak her yıl güncelleştirilerek oluşturulur. Gerektiğinde, seçmen kütüğünün dört yılda bir yeniden düzenlenmesi ve iki yılda bir denetlenmesi için gerekli bilgileri toplamak amacıyla, bütün Türkiye’de aynı zamanda Nisan ayının ikinci pazar günü yazım yapılmasına Yüksek Seçim Kurulunca karar verilir.
Yazım günü, saat 05.00’ten itibaren yazımın bittiği alışılmış araçlarla ilan edilinceye kadar görevlilerden başka kimselerin bulundukları yerden ayrılmaları yasaktır.
Ancak yazım ve denetim işleminin her halde aynı gün saat 19.00 a kadar bitirilmiş olması gerekir.
Yüksek Seçim Kurulu, kütüğün düzenlenmesi ve yazım sırasında, bu Kanunda öngörülen gereklere göre genelgelerle belirteceği diğer yöntem, teknik ve kuralları uygular.
Yüksek Seçim Kurulunun bu Kanunun 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına göre ilan edeceği siyasi parti ilçe başkanları, yazım memurunun yanına bir temsilci verebilirler.
Temsilci isimleri, ilçe seçim kurulunun isteği üzerine bildirilen sürede liste halinde teslim edilir. İsimleri bildirilen siyasi parti temsilcileri ilçe seçim kurulu başkanlığından aldıkları belge ile temsilcilik görevini yaparlar. Bu listedeki isimler ve görev yerleri sonradan değiştirilmez.
(Ek: 30/5/1997-KHK-572/26 md.) Seçmen kütüğü yazımı sırasında, seçmenin oyunu kullanmasını engelleyecek bir engelliliği varsa, forma kaydedilir. (25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “özürlülüğü” ibaresi “engelliliği” şeklinde değiştirilmiştir.)
Yazımda esas bilgi kaynakları:
Madde 37 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Seçmen kütüğü yazımı sırasında, formlara yazılacak bilginin tespitinde resmi belgeler esas tutulur.
Yazım sırasında 38 inci maddeye göre düzenlenmiş kroki ve cetvelden yararlanılır. Seçmenin devamlı oturduğu adresin tespitinde muhtarlıkların, varsa apartman yöneticilerinin kayıtlarından faydalanılır.
Muhtarlık krokisi ve binalar cetveli:
Madde 38 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Şehir ve kasabalarda, ilçe seçim kurulu başkanının denetlemesi altında belediyeler, her muhtarlık için, iki yılda bir “Muhtarlık Krokisi” düzenlemek zorundadırlar.
A) Krokide:
Muhtarlık sınırları ile, bu sınırlar içindeki sokakların adları ve her sokağın baş ve sonundaki binaların numaraları.
Muhtarlık, sokaklara ayrılmamış dağınık yapılardan ibaret ise, bu dağınık yapılar numaraları ile birlikte, okunaklı şekilde gösterilir.
B) Köylerde ve kroki yapılmasına teknik imkan bulunmayan şehir ve kasabalarda kroki yerini tutmak üzere, her muhtarlık için (Binalar Cetveli) düzenlenir.
(Binalar Cetveli) ilçe seçim kurulu başkanının denetimi altında, şehir ve kasabalarda belediyelerce, köylerde muhtarlıklarca yapılır.
C) Muhtarlıkta, numarası olmayan ve içinde insan oturan yerler bulunduğu takdirde, bu yerler numaralanır.
Yukarıda (B) bendinde yazılı (Binalar Cetveli), (C) bendinde numarasız yerlerin numaralanması işlemi, İstatistik Genel Müdürlüğünün (Numaralama Yönetmeliği) esaslarına göre yapılır.
Muhtarlık krokisi ve binalar cetveli, yıl sonu durumunu gösterecek şekilde düzenlenir. Yukarıdaki madde gereğince, her muhtarlık için düzenlenen kroki veya binalar cetvelinin onaylı birer örneği, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından 14 üncü maddenin dördüncü fıkrasına göre ilan edilen siyasi partilerin ilçe başkanlıklarına, her iki yılda bir, Yüksek Seçim Kurulunun belirleyeceği ayda alındı belgesi karşılığı verilir.
Muhtarlık bölgesi askı listesi:
Madde 39 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Seçmen kütüğündeki yanlışların düzeltilmesi ve eksiklerin tamamlanması amacıyla;
Seçmen kütüğünde yazılı adreslere göre aynı muhtarlıkta oturan ve seçmen kütüğünde yazılı seçmenlerin; seçmen kütüğü numarası, adı ve soyadı, ana ve baba adı, doğum yılı, doğum yeri, adresi yazılı olduğu ve seçmen soyadı alfabe sırasına göre sıralanmış listeye “Muhtarlık Bölgesi Askı Listesi” denir.
Muhtarlık bölgesi askı listesi her yıl sonundaki kesinleşmiş mevcut bilgilere dayanılarak seçmen kütüğünden elde edilir.
Muhtarlık bölgesi askı listesi; her yıl mart ayında;
1- a) Ait olduğu muhtarlığa iki nüsha,
b-14 üncü maddenin dördüncü fıkrasına göre ilan edilen siyasi partilerin o ilçedeki ilçe başkanlarına bir nüsha,
c-İlçe seçim kurulu işlerinde kullanılmak üzere iki nüsha, ilçe seçim kurulu başkanlıklarına,
İşlemlerde kullanılmak üzere bir nüsha il seçim kurulu başkanlıklarına, Gönderilir.
Askı zamanı ve süresi:
Madde 40 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
(Değişik birinci fıkra: 13/3/2008-5749/7 md.) Muhtarlık bölgesi askı listesi, seçim dönemlerinde muhtarlıklarda askıya çıkarılır ve iki hafta süreyle askıda kalır.
Muhtarlık bölgesi askı listeleri, ait oldukları mahalle veya köylerde, halkın kolaylıkla görüp okuyabileceği yerlere asılır. Bunların asıldıkları tarih ve yerler, seçim bölgelerinin ayrıldığı sandık bölgelerini gösteren cetvel ile birlikte, mahalli gazetelerle ve ayrıca alışılmış araç ve usullerle ilan edilir.
Listelerin hangi tarihlerde ve nerelere asıldığı, ilanın ne suretle yapıldığı, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından görevlendirilen kimselerce bir tutanakla tespit olunur. Listelerin askıdan indirildiği tarih de ayrı bir tutanakla tespit edilir. Bu tutanaklar, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından ayrı bir dosyada saklanır.
İlçe seçim kurulu başkanı, askı listelerinin asıldıkları tarih ve yerleri bir yazı ile mahallin mülki amirine derhal bildirir.
Asılı kaldıkları sürece, muhtarlık bölgesi askı listelerinin korunmasından; idare amirleriyle zabıta amir ve memurları sorumludur.
İlçe seçim kurulu başkanı, askı devam ettiği sürece muhtarlık bölgesi seçmen sayısını da gözönünde tutarak seçmenlerin adlarını aramalarını ve incelemelerini kolaylaştırmak üzere gerekli tedbirleri alır. Muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veya bu iş için görevlendirilmiş kimselerden birinin, müracaatlar için uygun düşen belli saatlerde askı yerinde devamlı olarak hazır bulunmasını sağlar ve durumu askı yerinde ilan eder.
Mükerrer yazım:
Madde 41 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Seçmen kütüğünde; adı ve soyadı, ana ve baba adı, doğum yeri ve doğduğu yılı belirten verileri aynı olan seçmene ait iki bilgi bir tek seçmeni tanımlar.
Bu takdirde Yüksek Seçim Kurulu Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü, seçmen sıra numarası büyük olan bilgiyi seçmen kütüğünde bırakır, diğerini mükerrer listesine alır.
Mükerrer listesinde bilgi iki yıl saklanır. Askı listesinde; seçmene ait bilgilerde;
a-Adı ve soyadı aynı olup da, baba adı, ana adı, doğum yılı, doğduğu ilçeye ait verilerden biri veya ikisi farklı,
b-Adı ve soyadında bir veya iki harf ve (a) fıkrasında yazılı diğer verilerden biri farklı,
c-Adı, ve soyadı, aynı, diğerinde bir isim fazla, (a)`da yazılı diğer veriler aynı veya biri farklı,
d-Adresi farklı, (a)’da yazılı diğer verilerden biri veya ikisi farklı,
e-Ayrıca Yüksek Seçim Kurulunun belirleyeceği,
Durumlar bulunduğunda; itiraz üzerine veya resen; ilçe seçim kurulu başkanı; bilginin tek veya birden fazla seçmeni tanımlamış olup olmadığına karar verir. Karar işlenmek üzere Yüksek Seçim Kurulu Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğüne gönderilir.
Sandık bölgesi askı listesi:
Madde 42 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Bu Kanunun 122 nci maddesine göre seçmen kütüğüne işlenmesi gereken kararların, seçmen kütüğüne işlenmesinden sonra elde edilen kütükten, sandık bölgesi askı listesi çıkarılır.
Sandık bölgesi askı listelerinde, 43 üncü maddede yazılı, sandık seçmen listesindeki bilgiler aynı sıra ile bulunur.
Bu liste il ve ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilir. İlçe seçim kurulu başkanları 14 üncü maddenin dördüncü fıkrasına göre ilan edilen siyasi partilerin o ilçedeki başkanlarına bu listenin bir suretini teslim eder.
Sandık seçmen listesi:
Madde 43 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Seçmen kütüğünde yazılı adreslerine göre aynı sandık bölgesinde oturan, seçmen kütüğünde yazılı seçmenleri; seçmen kütüğü numarası, adı, soyadı, ana ve baba adı, doğum yılı, doğum yeri, adresinin yazılı olduğu ve soyadı alfabe sırasına göre sıralanmış listeye “Sandık Seçmen Listesi” denilir. Sandık seçmen listesinin her sayfasında ait olduğu, il, ilçe, muhtarlık isimleri ve sandık numarası ile geçerlik süresi belirtilir. Sandık kuruluna verilecek nüshalarda ayrıca sandık başı işlemleri için gerekli sütunlar bulunur.
Sandık seçmen listeleri; oy verme gününden 120 gün önce seçmen kütüğünde kesinleşmiş mevcut bilgilere dayanılarak çıkarılır.
Sandık seçmen listesi oy verme gününden 30 gün önce,
1. a) Her sandık için iki nüsha sandık kurulu başkanına,
b) Birer nüsha seçime katılan siyasi partilerin ilçe başkanlıklarına, oy verme gününden 20 gün önce,
c) Bir nüsha ilgili muhtarlığa, oy verme gününden 20 gün önce teslim edilmek üzere ilgili seçim kurulu başkanlıklarına,
2. İlçe seçim kurulu işlemlerinde kullanılmak üzere iki nüsha ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına,
3. İşlemlerde kullanılmak üzere bir nüsha ilgili il seçim kurulu başkanlıklarına, Gönderilir.
Muhtarlıklardaki sandık seçmen listelerini vatandaşlar her zaman inceleyebilir.
Muhtarlar, oy verme gününden 10 gün önceden oy verme günü saat 17.00’ye kadar; çalışma saatleri içinde seçmenlerin sandık numarası, sandık yeri ve oy verme hakkındaki suallerini cevaplandırmak; seçim kurullarının yayınlarını dağıtmak; seçim kurullarının vatandaşın kolay ve doğru oy vermesi için hazırlayacağı afiş, işaret, levha ve benzerlerini asmak ve dağıtmak, bu işlem için seçim kurulu ayrıca personel görevlendirirse, bu personele yardımcı olmak zorundadırlar.
Seçmen bilgi kağıdı:
Madde 44 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Seçmen kütüğünde kayıtlı her seçmen için, seçmene hangi seçim bölgesinde, kaç numaralı sandıkta oy vereceğini, seçmen sıra numarası ve diğer bilgileri bildirmek amacıyla bir seçmen bilgi kağıdı hazırlanır ve seçim çevrelerinin özelliklerine göre Yüksek Seçim Kurulunca tespit edilen esaslar dairesinde gönderilir veya dağıtılır.
Seçmen bilgi kağıdı hiçbir surette kimlik belirlemesinde belge olarak kullanılmaz; bu husus kağıdın üzerine yazılır.
Seçmen kütüğü il ve ilçe listesi:
Madde 45 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Seçmen kütüğünde yazılı seçmenlere ait bilgiler; her yıl seçmenlerin oturdukları il ve ilçeye göre ayrılmış listeler halinde, il ve ilçe seçim kurulu başkanlıklarına birer nüsha gönderilir.
Bu listelerin son iki yıllık olanı kurul üyelerinin incelemelerine açık tutulur.
Bu listelerin çıkarılma, gönderilme ve saklanma kural ve yöntemleri Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.
Yüksek Seçim Kurulu Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü; ülke, il ve ilçe düzeyinde seçmen soyadı alfabe ve seçmen kütüğü sıra numarasına göre düzenlenmiş listelerin; düzenleme, siyasi partilerin inceleme kural ve sürelerini belirler.
Çalışmaların görüşülmesi:
Madde 46 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünün program, tasarım, alınan sonuçlar, hazırlanan genelgeler ve tüm uygulamalarını tanıtan raporu, 14 üncü maddenin dördüncü fıkrasına göre ilan edilen siyasi partilerin gönderecekleri birer temsilcinin, Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin, Seçmen Kütüğü Genel Müdürü ve gerekli gördüğü üç personelinin katılacağı ve Yüksek Seçim Kurulu Başkanı başkanlığında yapılacak toplantıda görüşülür.
Toplantı günü üç ayda bir olmak üzere, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı tarafından saptanır. Toplantı, belirlenen gün ve saatte gelenlerle yetinilerek açılır. Bu toplantılarda, katılanların, çalışmalar hakkında bilgi alması amaçlanır, karar alınmaz.
Toplantı, bu maddede yazılı olanlar dışındakilere kapalıdır. Görüşme özeti Yüksek Seçim Kurulunca katılanlara toplantıdan sonraki bir ay içinde gönderilir.
Toplantının toplanma ve görüşme kuralları, Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir ve katılacaklara bildirilir.
Seçmen kütüğünün saklanması ve ilgililere verilmesi
(Bu madde başlığı, “Seçmen kütüğünün saklanması” iken 29/11/2000 tarihli ve 4609 sayılı Kanunla metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
Madde 47 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Yüksek Seçim Kurulu Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü; her yıl sonuna göre seçmen kütüğünü ve bu kütükten elde edilmiş listenin bir suretini Yüksek Seçim Kurulu Başkanına teslim eder.
Seçmen kütüğünün suretleri Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünde kalır.
Yüksek Seçim Kurulu Başkanına teslim edilen seçmen kütüğünü saklama ve inceleme kuralları Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir ve yayınlanır.
(Ek : 29/11/2000-4609/1 md.) Seçmen kütükleri; seçimlere katılma yeterliliğini taşıyan siyasi parti merkezlerince yahut yetkilendirilmiş il veya ilçe başkanlarınca, talep edildiğinde; Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenen gideri Maliye veznesine yatırılmak ve makbuzu ibraz edilmek kaydı ile, bir seçim döneminde iki defadan fazla olmamak üzere ilçe seçim kurulu başkanınca, bilgisayar ortamında veya liste düzeyinde imza mukabilinde, istek sahibine verilir.
Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğündeki bilgilerden, diğer devlet kuruluşlarının yararlanma yöntem ve kuralları, yasa ile düzenlenir.
Seçmen kartlarının dağıtılması:
Madde 48 – (Mülga: 17/5/1979-2234/5 md.)
İKİNCİ KESİM
Seçim Propagandası
Propaganda serbestliği ve süresi:
Madde 49 – (Değişik: 25/8/1961-356/1 md.)
Seçimlerde propaganda, bu kanun hükümleri dairesinde serbesttir.
(Değişik: 10/9/1987-3403/1 md.) Propaganda, oy verme gününden önceki onuncu günün sabahında başlar ve oy verme gününden önceki günün saat 18.00’inde sona erer.
Açık yerlerde propaganda:
Madde 50 – Seçim zamanında, genel yollar üzerinde, mabetlerde, kamu hizmeti görülen bina ve tesislerde ve ilçe seçim kurullarınca gösterileceklerden başka meydanlarda toplu olarak sözlü propaganda yapılması yasaktır.
İlçe seçim kurulları, gidiş-gelişi bozmıyacak ve pazarların kurulmasına engel olmıyacak surette toplantıların genel olarak yapıldığı ve varsa elektrik tesisatı olan yerleri seçmek suretiyle hangi meydanlarda toplu olarak sözlü propaganda yapılabileceğini tesbit ederler.
Siyasi partilerin toplu olarak sözlü propaganda yapmak için müracaatları üzerine, toplantı, meydan, gün, sıra ve saatlerini ilçe seçim kurulu ad çekme ile belirtir ve ilgililere tebliğ eder. Bağımsız adaylar için de aynı suretle haftada bir gün ayrılır.
(Değişik son fıkra: 8/4/2010-5980/2 md.) Açık yerlerde, güneşin batmasını müteakip ikinci saatin sonundan güneşin doğmasına kadar toplu olarak sözlü propaganda yapılamaz.
Kapalı yerlerde propaganda:
Madde 51 – Seçimlere katılan siyasi partiler veya bağımsız adaylar adına kapalı yer toplantısı yapılabilir.
Kapalı yer toplantısı yapmak isteyenler, üç kişilik bir heyet kurar ve en yakın zabıta amir veya memuruna haber verirler. Köylerde, muhtara veya vekiline haber vermek kafidir.
Heyetin görevleri, toplantının düzenini sağlamak, kanunlara karşı hareketleri, edep törelerine aykırı veya suç işlemeye kışkırtıcı mahiyet taşıyan söz veya fiilleri, önlemektir.
Heyet, yukarıki fıkraya aykırı bir durum baş gösterdiğinde, bunu önlemeye çalışır, gerekirse zabıtayı çağırır.
Heyet, toplantıda hazır bulunanlardan söz alacak olanları tayin ve tahdit edebilir.
Bu toplantılarda yapılacak konuşmalar, 56 ncı madde hükmü saklı kalmak üzere, hoparlörle yayınlanabilir.
Kapalı yer toplantılarına, toplantıyı idare eden heyetin isteği veya yetkili seçim kurullarının kararı dışında, zabıta amir ve memurları, muhtar veya ihtiyar meclisleri, hiçbir suretle müdahale edemezler.
Mabetlerde, okullarda, kışla, karargah, ordugah gibi askeri bina ve tesislerle askeri mahfillerde ve kamu hizmeti görülen diğer yerlerde, kapalı yer toplantısı yapılamaz.
Seçim büroları
Madde 51/A – (Ek: 8/4/2010-5980/3 md.)
Seçimin başlangıç tarihinden itibaren, seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adaylar, katıldıkları seçim çevrelerinde seçim çalışmalarını yürütmek üzere seçim büroları açabilirler. Ancak Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri ve bunlara bağlı kuruluşlara, Devletin veya diğer kamu tüzel kişilerinin doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak katıldığı teşebbüs ve ortaklıklara, özel gelir kaynakları ve özel imkanları kanunla sağlanmış kamu yararına çalışan derneklere ve Devletten yardım sağlayan ve vergi muafiyeti olan vakıflara, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile üretici birlikleri, kooperatif birlikleri, bankalar ve sendikalara ait bina ve tesisler bu amaçla kullanılamaz.
Seçim bürosu, siyasi partilerin il veya ilçe başkanlıkları ile bağımsız adayların, bür onun adresini ve en az bir sorumlusunun kimlik ve iletişim bilgilerini içeren bildirimi seçimin başlangıcından yazılı propagandanın başlangıç tarihine kadar mahallin en büyük mülki amirine, propaganda süresinin başlamasından sonra ilçe seçim kuruluna vermeleriyle açılmış sayılır. Bildirim suretiyle açılan seçim bürolarının listesi, mahallin en büyük mülki amiri tarafından ilçe seçim kurullarına gönderilir.
Açılma şartlarını taşımayan seçim bürolarının ilgilisine bu eksikliklerin üç gün içinde tamamlanması için süre verilir. Bu süreye uyulmaması halinde bürolar, şartları tamamlanıncaya kadar mülki amirlerce kapatılır.
Diğer seçim faaliyetleri saklı kalmak üzere seçim bürolarında görüntülü ve sesli propaganda yapılabilir. Ancak, seçim bürolarında yapılacak sesli yayınlar, çevresel gürültü ile ilgili mevzuata uygun olmak zorundadır.
Seçim büroları saat 09.00’dan 23.00’e kadar halka açık faaliyette bulunabilir.
Radyo ve televizyonla propaganda:
Madde 52 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
(Değişik: 10/6/1983-2839/46 md.) Özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere, seçime katılan siyasi partiler, oy verme gününden önceki 7 nci günden itibaren oy verme gününden önceki gün saat 18.00’e kadar radyo ve televizyonda propaganda yapabilirler.
(Değişik: 23/5/1987-3377/3 md.) Seçime katılan;
a-Siyasi partilere ilk gün 10, son gün 10 dakikayı geçmemek üzere, programlarını ve yapacakları işleri anlatan iki konuşma,
b-Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin herbirine ilaveten 10’ar dakikalık propaganda,
c-(Değişik: 27/10/1995-4125/4 md.) İktidar partisine veya iktidar partilerinden büyük olanına 20 dakikalık, iktidar partilerinden diğerlerine 15’er dakikalık ilave propaganda.
d) Ana muhalefet partisine ilaveten 10 dakikalık propaganda, hakkı verilir.
Bu propaganda sürelerinin yarısını aşmamak üzere siyasi partiler bu propagandalarını görüntülü olarak da verebilirler. Görüntülü propagandalar TRT dışında hazırlatılır. Görüntülü propagandalarda siyasi partiler yaptıkları ve yapacakları icraatı anlatı rlar. Bu propagandalarda suç teşkil edecek görüntülere yer verilemez. Siyasi partilerin bu propagandaları bir defada iki dakikadan az olamıyacağı gibi bir günde toplam süresi on dakikayı geçemez. Siyasi partiler propaganda haklarını TRT’nin birden fazla kanalına dağıtabilirler. Yüksek Seçim Kurulu, TRT imkanlarına göre bu görüntülerin hangi süre içinde TRT’ye teslim edileceğini ve TRT’deki gösterilme zamanlarını tanzim eder. Bu görüntülerde suç teşkil eden bir husus bulunduğu takdirde Yüksek Seçim Kurulu bunların yayımına izin vermez.
Siyasi partiler radyo ve televizyonla ilk konuşmalarında seçim beyannamelerini izah ederler.
Radyo ve televizyon konuşmaları Türkiye’deki bütün radyo ve televizyon postaları ile aynı zamanda yayınlanır.
Radyo ve televizyonda, yayınlanacak propaganda konuşmalarının her gün hangi saatte, hangi parti adına yapılacağı, Türkiye Radyo ve Televizyonları tarafından haber yayınları sırasında, önceden duyurulur.
(Değişik: 10/6/1983-2839/46 md.) Radyo ve televizyonda yapılacak propaganda yayınlarının, tam bir tarafsızlık ve eşitlik içinde yapılması, Yüksek Seçim Kurulu ile Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu tarafından sağlanır.
(Değişik: 28/3/1986-3270/22 md.) Televizyonda seçime katılan siyasi partiler adına (…) yukarıdaki fıkralar gereğince yayınlanacak propaganda konuşmalarında Türk Bayrağı ile Yüksek Seçim Kurulunun tespit edeceği yere asılacak olan bu kurulun belirlediği büyüklükteki parti bayrağı ve konuşmayı yapan kişi dışında hiçbir görüntüye yer verilmez Konuşmacılar, ceket giyme ve kravat takmak zorundadırlar; bayanlar tayyör giyerler. (Bu fıkradaki “2 nci fıkranın (d) bendi dışında” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 22/5/1987 tarih ve E. 1987/3, K. 1987/13 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.)
(Mülga fıkra: 10/9/1987-3403/2 md.)
(Ek: 27/10/1995-4125/4 md.) Özel radyo ve televizyonlarda siyasi partilerin propaganda konuşmaları TRT’de uygulanan usul ve esaslara göre yapılır. Bu yayınlar ulusal nitelikte olanlarda Yüksek Seçim Kurulunca, yerel nitelikte olanlarda İl Seçim Kurullarınca tanzim ve denetlenir. Bu hüküm dışında propagandaya ilişkin yayın yapılamaz. Bu hükme aykırı davrananlar hakkında 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 151/2 hükmü uygulanır.
Müracaat:
Madde 53 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Seçimlere katılan siyasi partilerin genel merkezleri radyo ve televizyonda propaganda yapmak istediklerini oy verme gününden önceki yirmi birinci gün akşamına kadar Yüksek Seçim Kuruluna yazılı olarak bildirirler.
Yayın zamanının tesbiti:
Madde 54 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Yüksek Seçim Kurulu, radyo ve televizyonda yayın için başvuran partiler arasında, bunların birer temsilcisiyle Türkiye Radyo – Televizyon Kurumu temsilcilerinin önünde ad çekerek yayın zaman ve sıralarını tayin eder. Bu ad çekme, oy verme gününden en az yirmi gün önce yapılır. Radyo ve televizyon yayınlarının başlangıç saati, partilerin sayısı ve en uygun dinleme imkanları gözönüne alınarak Yüksek Seçim Kurulunca kararlaştırılır. Radyo ve televizyon yayınları en geç saat 22.00 ye kadar devam eder.
Radyo ve televizyon konuşmalarının tesbiti:
Madde 55 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Siyasi partiler adına radyo ve televizyon ile yapılacak konuşmalar, Yüksek Seçim Kurulunun görevlendireceği bir kurul üyesi huzurunda adına konuşma yapılacak siyasi partinin isteğine uygun olarak yayından önce veya yayın sırasında ses ve görüntü alma cihazı ile tespit edilir. Konuşmanın hangi parti adına ve kimin tarafından yapıldığına dair görevli kurul üyesiyle radyo ve televizyon idaresinde görevli en az iki kişi tarafından tutanak düzenlenir. Konuşmaları tespit eden bant ve sair tespit araçları Yüksek Seçim Kurulu tarafından saklanır.
Konuşmalar bir dava konusu yapıldığı ve istenildiği takdirde merciine verilir.
Suç teşkil eden konuşmaları yapanlar hakkında kanunen belli olan cezalar bir mislinden iki misline kadar artırılarak hükmolunur.
Özel radyo ve televizyonlarla yayın:
(Bu madde başlığı “Özel Radyo ve Televizyonlarla Yayın:” iken, 15/7/2003 tarihli ve 4928 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
(Bu maddeye, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle ikinci fıkra olarak bir fıkra eklenmiş ve sonraki fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.)
Madde 55/A- (Yeniden düzenleme: 15/7/2003-4928/3 md.)
Seçimlerin başlangıç tarihinden oy verme gününün bitimine kadar özel radyo ve televizyon kuruluşları, yapacakları yayınlarda 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanununun 5, 20, 22 ve 23 üncü maddeleri ile 31 inci maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine tâbidir.
(Ek ikinci fıkra: 8/4/2010-5980/4 md.) Seçimin başlangıç tarihinden itibaren oy verme gününden önceki yirmi dört saate kadar olan sürede, siyasi partiler veya adaylar radyo ve televizyonlarda birlikte veya ayrı ayrı açık oturum, röportaj, panel gibi programlara katılarak görüşlerini açıklayabilirler. Siyasi partiler veya adayların açık veya kapalı yer toplantıları, radyo ve televizyonlarda canlı olarak yayınlanabilir.
Yukarıdaki fıkra hükümlerine göre özel radyo ve televizyonların yayın ilkelerinin belirlenmesinde, Yüksek Seçim Kurulu görevli ve yetkilidir.
Yapılacak yayınların yukarıdaki esaslara uygunluğunun gözetim, denetim ve değerlendirilmesinde, ülke çapında yayın yapan özel radyo ve televizyonlar için Yüksek Seçim Kurulu; bunun dışında yayın yapan özel radyo ve televizyonlar için yayının yapıldığı yer ilçe seçim kurulları görevli ve yetkilidir.
İlçe seçim kurullarının verdiği kararlara karşı, yirmidört saat içinde il seçim kurullarına itiraz edilebilir. İl seçim kurulu kararları kesindir.
Ülke çapında yayın yapan özel radyo ve televizyonların hangileri olduğunu belirlemeye Yüksek Seçim Kurulu yetkilidir. Yüksek Seçim Kurulunun buna ilişkin kararı Resmî Gazetede yayımlanır.
Basın, iletişim araçları ve internette propaganda
Madde 55/B – (Ek: 8/4/2010-5980/5 md.)
Seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adaylar, seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar, yazılı basında ilan ve reklam yoluyla veya internet sitesi açarak sözlü, yazılı veya görüntülü propaganda yapabilirler.
Vatandaşların, elektronik posta adreslerine gönderilecek mesajlarla, taşınabilir veya sabit telefonlarına sesli, görüntülü veya yazılı mesaj göndermek suretiyle propaganda yapılamaz. Ancak, siyasi partilerin kendi üyelerine gönderdiği sesli, görüntülü veya yazılı mesajlar her zaman serbesttir.
Oy verme gününden önceki on günlük sürede, yazılı, sözlü ve görsel basın ve yayın araçları ile kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, bilgi ve iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla bir siyasi partinin veya adayın lehinde veya aleyhinde veya vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın yapılması ve herhangi bir surette dağıtımı yasaktır. Bu sürenin dışında yapılacak yayınların; tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine uygun olması şarttır. Kamuoyu araştırmaları ve anketlerin yayınlanması sırasında, araştırmanın hangi kuruluş tarafından yapıldığının, denek sayısının, araştırmanın kim tarafından finanse edildiğinin açıklanması zorunludur.
Bu madde hükümlerine göre yapılacak propagandaların ve yayınların ilkeleri Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.
Hoparlörle propaganda:
(13/3/2008 tarihli ve 5749 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle; bu maddenin başına “Seçim takviminin başlangıcından itibaren seçim propagandasının sona erdiği ana kadar” ibaresi eklenmiş ve metne işlenmiştir.)
Madde 56 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Seçim takviminin başlangıcından itibaren seçim propagandasının sona erdiği ana kadar Hoparlörle propaganda, halkın huzur ve rahatını bozmamak ve 50 nci maddenin son fıkrası hükümlerine uymak şartıyla serbesttir. Şu kadar ki, başka bir parti veya bağımsız aday adına açık veya kapalı yer toplantısı yapılan saatlerde, bu toplantıların yapıldığı yer veya binalardan işitilecek ve bu toplantıları rahatsız edecek biçimde hoparlörle propaganda yapılamaz.
İlçe seçim kurulları kendiliğinden veya siyasi partilerin istekleri üzerine mahallin özelliklerini gözönünde tutarak hoparlörle yayının yerini, zamanını, süresini ve diğer şartlarını tespite yetkilidir.
Siyasi partiler isterlerse ilçe seçim kurulunun düzenleyeceği programa göre varsa belediye hoparlörlerinden bedeli karşılığında eşit surette faydalanabilirler.
Propaganda amaçlı yayın ve malzeme dağıtma
(Bu madde başlığı“El ilanları:” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
Madde 57 – (Değişik: 8/4/2010-5980/6 md.)
Seçime katılan siyasi partiler ve adaylar, seçimin başlangıç tarihinden seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar, kendilerini tanıtıcı nitelikte broşür, el ilanları, parti bayrağı, poster, afiş veya ses ve görüntü içeren CD, DVD gibi her türlü yayını dağıtmakta serbesttir. Siyasi partiler ve adayların, bu fıkrada belirtilenler dışında herhangi bir hediye ve eşantiyon dağıtmaları, dağıttırmaları veya bunların üçüncü şahıslar ya da kurum ve kuruluşlar aracılığı ile dağıtılması yasaktır.
Bu maddede belirtilen yayın veya malzemeleri dağıtacak kimselerin on sekiz yaşını doldurmuş olması şarttır.
Propaganda yayınlarına ilişkin yasaklar ve propagandada kullanılacak dil:
(Bu madde başlığı“Propaganda yayınlarına ilişkin yasaklar” iken, 2/3/2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
Madde 58 – (Değişik: 8/4/2010-5980/7 md.)
Propaganda için kullanılan el ilanları ve diğer her türlü matbuat üzerinde Türk Bayrağı ve dini ibareler bulundurulması yasaktır.
(Değişik:2/3/2014-6529/1 md.) Siyasi partiler ve adaylar tarafından yapılacak her türlü propaganda, Türkçe’nin yanı sıra farklı dil ve lehçelerde de yapılabilir.
Muafiyet:
Madde 59 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Propaganda için kullanılan el ilanı mahiyetindeki matbualar, seçimin başlangıcından propaganda süresinin sonuna kadar her türlü harç ve resimlerden muaftır.
İlan ve reklam yerleri
(Bu madde başlığı“Duvar ilanı ve afişle propaganda yapmak yasağı:” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
Madde 60 – (Değişik: 8/4/2010-5980/8 md.)
Siyasi partiler ve adaylar, seçim bürolarına, seçimin başlangıç tarihinden itibaren, seçim propaganda süresinin sona erdiği tarihe kadar, parti bayrağı, afiş, poster, pankart ve benzeri malzemeleri asabilir veya yapıştırabilirler. Siyasi partiler genel merkez, il, ilçe ve belde binalarına sayılan malzemeleri her zaman asabilir veya yapıştırabilir.
Siyasi partiler ve adaylar seçimin başlangıç tarihinden seçim propaganda süresinin sona ermesine kadar, açık veya kapalı yer toplantıları ile taşıtlarında; parti bayrağı, afiş, poster, pankart ve benzeri ilan ve reklam malzemesi kullanmakta serbesttirler.
Miting günü, miting alanı çevresindeki güzergâhlarda, toplantı bitimine kadar bu malzemelerin kullanılması serbesttir.
Yukarıda sayılan yerler dışında, propaganda ilan ve reklam malzemeleri, ancak, seçim kurullarınca gösterilecek yerlere aşağıdaki fıkralarda belirtilen usul ve esaslara göre asılır ve yapıştırılır.
Seçime katılan siyasi partiler ve bağımsız adaylar, oy verme gününden önceki otuzuncu günden itibaren, kendilerini tanıtıcı poster, parti bayrağı, ilan, pankart veya afiş gibi malzemeleri asmak veya yapıştırmak amacıyla, o seçim çevresi içinde, belediyelerce doğrudan kullanılan ve ilçe seçim kurullarınca belirlenen sabit ilan ve reklam yerlerinden süresi, sayısı ve ücreti eşit olmak şartıyla yararlanabilirler. Şu kadar ki seçim zamanı dışında ücretsiz olarak isteklisine tahsis edilen ilan ve reklam yerleri için ücret talep edilemez. Bu yerler siyasi partiler ve bağımsız adaylar arasında eşit olarak paylaştırılır.
Belediyelerin izni ile özel kişi ve kuruluşlarca kurulan veya belediyelere ait olup da özel kişi ve kuruluşlara kiraya verilen sabit ilan ve reklam yerlerinin, bu kişi ve kuruluşlar tarafından siyasi propaganda amacıyla kullandırılabilmesi için, bu hususta ilçe seçim kurulu başkanlığına yapılacak başvuru üzerine, ilçe seçim kurulunca, söz konusu yerlerin bu madde hükümlerine göre tahsisi gerekir.
İlçe seçim kurulu, o seçim çevresi içindeki ticari amaçlı sabit ilan ve reklam yerlerini oy verme gününden önceki kırkıncı güne kadar belirleyerek, seçime katılan tüm siyasi partilere ve bağımsız adaylara yazılı olarak bildirir. Siyasi partiler ve bağımsız adaylar bu bildiri mden itibaren üç gün içinde yararlanmak istedikleri ilan ve reklam yerlerini ve süresini yazılı olarak ilçe seçim kuruluna bildirirler.
İlçe seçim kurulu, başvuruda bulunan siyasi parti ve bağımsız adaylar arasında bu maddeye göre tahsis yapar.
Aynı ilan ve reklam yerleri için birden fazla siyasi parti ve bağımsız adayın talepte bulunması halinde, ilçe seçim kurulu, ilgilileri aynı anda davet ederek son tercihlerini yazılı olarak bildirmelerini ister. İlgili parti veya bağımsız adaylar arasında anlaşma olmaması durumunda ilan ve reklam yerleri ad çekme işlemi yapılarak eşit süre, sayı ve ücret karşılığında tahsis edilir. Ad çekme işlemi, birden fazla istekte bulunulan her bir ilan ve reklam yeri için, propaganda süresinin tamamı, istekli sayısına bölünmek suretiyle, eşit sürelerle yapılır.
Şehir dışında karayolları kenarında bulunan sabit ilan ve reklam yerlerini de aynı usulle belirlemeye ve tahsis etmeye il seçim kurulu yetkilidir. Ancak il seçim kurulu bu yetkisini, yetkili ilçe seçim kuruluna devredebilir.
Ad çekme işleminden sonra, ilan ve reklam yerinden yararlanmak istemediğini il veya ilçe seçim kuruluna yazılı olarak bildiren siyasi parti veya bağımsız aday için ayrılan yerler, başvuruda bulunan siyasi parti veya bağımsız adaya tahsis edilebilir.
Bu Kanunda yasaklanan yerler dışında, kamuya açık alanlara yerleştirilmiş görüntülü reklam ve ilan yapmaya uygun sabit dijital reklam panoları vasıtasıyla da görüntülü propaganda yapılabilir. Ancak bu araçlarla sesli propaganda yapılamaz. Bu panoların hangi gün ve saatlerde siyasi propagandalar için kullanılacağı seçim kurulları tarafından belirlendikten sonra, bu süre içinde yapılacak propagandaların sıra ve süresi yukarıdaki fıkralarda belirtilen usule göre belirlenerek, siyasi parti veya bağımsız adaylara tahsisi yapılır.
Vatandaşlar, oy verme gününden önceki otuzuncu günden itibaren, propaganda süresinin bitimine kadar konutlarına, işyerlerine veya taşıtlarına, partilere veya adaylara ait bayrak, afiş veya poster gibi tanıtıcı malzemeleri asabilir veya yapıştırabilirler. Bu ilan ve reklamlar her türlü vergi ve harçtan muaftır.
Bu maddede belirtilen ilan ve reklam malzemeleri, birinci fıkrada belirtilen yerler dışında, seçim propaganda süresinin sona erdiği andan itibaren hiçbir suretle asılamaz, yapıştırılamaz ve teşhir edilemez.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.
İlan ve reklam yerleri ile ilgili yasaklar
(Bu madde başlığı“Başka yerlere asma, kamuoyu yoklamaları ve hediye dağıtma yasağı” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
Madde 61 – (Mülga: 17/5/1979-2234/5 md.; Yeniden düzenleme: 28/12/1993-3959/4
md.; Değişik: 8/4/2010-5980/9 md.)
Seçimin başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar siyasi partiler, bağımsız adaylar, herhangi bir kurum veya kuruluş ya da vatandaşlar tarafından, bu Kanunda belirtilen yerler dışında, siyasi ilan ve reklam içeren afiş, poster, pankart veya parti bayrağı gibi malzemelerin asılması, yapıştırılması veya teşhiri yasaktır. Aksi halde, bu ilan ve reklamlar kaldırılır ve masrafları ilgilisinden tahsil edilir. Bu maddede belirtilen yasaklarla ilgili işlem yapma yetkisi, seçimin başlangıç tarihinden oy verme gününden önceki otuzuncu güne kadar mülki makamlara, son otuz gün içinde ilçe seçim kurullarına aittir. Belediyeler, bu maddede belirtilen yetkili mercilerin talebi üzerine, maddeye aykırı hususları gidermek için gerekli araç, gereç ve personeli sağlamakla yükümlüdür.
Seçimin başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar; şehir içi veya şehir dışında, toplu taşıma amacıyla kamu hizmetlerinde kullanılan hava, kara, deniz ve raylı sistem taşıtlarında yer alan reklam yerleri ve araçlarında siyasi propaganda içeren yayın yapılamaz. Yolcuların inip bindiği kapalı alanlarda da bu hüküm uygulanır. İlçe seçim kurulları, bu fıkradaki yasaklara aykırılıkların önlenmesi için mülki makamlar vasıtasıyla gerekli denetimi yaparlar.
Matbua dağıtımı:
Madde 62 – El ilanı mahiyetindeki matbuaları dağıtacak kimselerin seçme yeterliğini haiz olmaları şarttır.
Devlet, katma bütçeli idareler, il özel idareleri, belediyelerle bunlara bağlı daire ve müesseseler, İktisadi Devlet teşekkülleri ve bunların kurdukları müesseseler ve ortaklıkları ile diğer kamu tüzel kişiliklerinde memur ve hizmetli olarak çalışanlar, ilan dağıtamazlar.
Seçim süresince yapılamıyacak işler:
Madde 63 – 62 nci maddede sayılanlarla, umumi menfaatlere hadim cemiyetler ve bunlarda görev almış bulunan memur ve hizmetliler seçimlerde de tarafsızlıklarını muhafaza etmek zorundadırlar.
Yukarıda yazılı olanların, 5830 sayılı kanunda yazılı yasak hükümleri saklı kalmak üzere seçim süresince :
a-Siyasi partilere veya adaylara her ne nam ile olursa olsun bağış ve yardımlarda bulunmaları,
b-Memur ve hizmetlileriyle her türlü araç ve gereç ve imkanlarını siyasi bir partinin veya adayın emrinde veya her hangi bir siyasi faaliyette çalıştırmaları, kullanmaları veya kullandırmaları yasaktır.
Birinci fıkrada yazılı olanlarla, Bankalar Kanununa tabi teşekküllerin, siyasi bir partinin lehinde veya aleyhinde veya vatandaşın oyuna tesir etmek maksadıyla her türlü yayınlarda bulunmaları yasaktır. (Bu hükmün uygulanmasında ek 6 ncı maddeye bakınız.)
Daha önce basılmış ve yayınlanmış ve yukarıdaki fıkradaki mahiyeti taşıyan her türlü kitap, broşür, afiş ve bunlara benzer yayınlar da aynı hükme tabidir.
Törenlere ait yasaklar:
Madde 64 – (Değişik: 19/2/1987-3330/4 md.)
Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar olan süre içinde, 62 nci maddede sayılı bütün daire, teşekkül ve müesseselerle Bankalar Kanununa tabi teşekküllere ait kaynaklardan yapılan iş ve hizmetler dolayısıyla, (açılış ve temel atma dahil) törenler tertiplemek, nutuklar söylemek, demeçler vermek ve bunlar hakkında her türlü vasıtayla yayınlarda bulunmak yasaktır. (…) (Bu maddedeki “Bu maddedeki yasaklar ara seçimlerde seçim çevresiyle sınırlıdır.” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 22/5/1987 tarihli ve E. 1987/6, K. 1987/14 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.)
Başbakan ve bakanlara ilişkin yasaklar:
Madde 65 – (Değişik birinci fıkra: 19/2/1987-3330/5 md.)
Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar olan süre içinde Başbakan ve bakanlarla, milletvekilleri, yurt içinde yapacakları seçim propagandası ile ilgili gezileri makam otomobilleri ve resmi hizmete tahsis edilen vasıtalarla yapamazlar. Bu maksatla yapacakları gezilerde, protokol icabı olan karşılama ve uğurlamalarla törenler yapılamaz ve resmi ziyafet verilemez.
Yukarıda yazılı süre içinde Başbakan ve Bakanlar seçimle ilgili faaliyetlerinde ve konuşmalarında bu kanun hükümleriyle bağlıdırlar.
Memurların gezilere katılma yasağı:
Madde 66 – (Değişik: 19/2/1987-3330/6 md.)
Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar geçen süre içinde Başbakan, bakanlar, milletvekilleri ve adayların seçim propagandası ile ilgili olarak yapacakları gezilere hiç bir memur katılamaz.
ÜÇÜNCÜ KESİM
Araçlar
Araçların sağlanması:
Madde 67 – Seçim kurulu başkanları, seçim için gerekli bütün araçları ve parayı zamanında ve muntazam bir surette sağlamak ve yerlerine göndermekle yükümlüdürler.
Bu hususlarda kurul başkanlarının emirleri üzerine zabıta amir ve memurları, belediyeler ve muhtarlıklar gerekli yardımlarda bulunması zorundadırlar.
Oy verme araçları ve teslimi:
(8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu maddeye birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralar eklenmiş diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.)
Madde 68 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
(Ek birinci fıkra: 8/4/2010-5980/10 md.) Oy sandıkları, eni 40, boyu 55, yüksekliği 50 santimetre, şeffaf, ısıya ve kırılmaya dayanıklı sert plastikten mamûl, kapağı iple bağlanıp mühürlenmeye elverişli ve kapağının üzerinde zarfların atılmasına uygun (…) bir açıklık olacak şekilde yaptırılır. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle; bu fıkrada yer alan “; boyu 25, eni 1 santimetre ebatlarında” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.)
(Ek ikinci fıkra: 8/4/2010-5980/10 md.; Değişik: 13/3/2018-7102/5 md.) Birlikte yapılan Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde, oy pusulaları aynı zarfa konulur.
(Ek üçüncü fıkra: 8/4/2010-5980/10 md.; Değişik: 13/3/2018-7102/5 md.) Seçimlerde kullanılacak oy verme kabinleri, oy vermenin gizliliğini sağlayacak şekilde yaptırılır. Kabinlerin ölçü ve standartları Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.
(Ek dördüncü fıkra: 8/4/2010-5980/10 md.) Sandıkların ve oy kabinlerinin üzerinde Yüksek Seçim Kurulu ibaresi ve logosu bulunur. Yüksek Seçim Kurulu zorunlu hallerde, bu maddenin amacına uygun biçimde oy sandıklarının standartlarında gerekli değişiklikleri yapabilir. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle; bu fıkrada yer alan “sandıkları ve kabinlerinin” ibaresi “sandıklarının” şeklinde değiştirilmiştir.)
(Ek beşinci fıkra: 8/4/2010-5980/10 md.) Seçimlerde kullanılacak mühür, mürekkep ve ıstampayı oyların iptaline yol açmayacak şekilde oluşturmaya Yüksek Seçim Kurulu yetkilidir.
Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı; il, ilçe seçim kurulları ile sandık kurulları mühürlerini, (…)(1) ve seçim işleri için mahallerinde sağlanamayan gerekli her çeşit kırtasiye ve gereçleri zamanında il ve ilçe seçim kurulları başkanlıklarına gönderir ve o seçimde hangi malzemenin sandık kurulu başkanlarına teslim edileceğini belirler. (13/3/2008 tarihli ve 5749 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle; bu fıkrada bulunan “seçmen işaret boyası ve ıstampasını” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.)
İl seçim kurulu başkanları, oy verme gününden en az on gün önce ilçe seçim kurulları başkanlıklarına, ilçe seçim kurulu başkanları da oy verme gününden en az kırksekiz saat önce, aşağıda yazılı eşyadan o seçim için gerekli olanlarını sandık kurulları başkanlarına teslimini sağlarlar.
Seçim bölgesinde her sandık için ağzı mühürlü bir kese içine konulmuş numaralı bir mühür (Hangi sandığa, hangi numaralı mühürün verildiği bir tutanağa geçirilir.).
Her seçim bölgesinde bulunacak kapalı oy verme yerleri sayısı toplamına eşit miktarda çevre adaylarının onaylı listesi ile 76 ncı maddede yazılı levha,
İlçe seçim kurulu mühürü ile mühürlenmiş ve oy pusulalarının konulmasına mahsus zarfları havi bir paket,
Oy sandıkları,
Sandık sayısınca ıstampa ve mürekkebi,
Sandık sayısınca örneğine uygun onaylı tutanak defteri,
Örneğine uygun basılı sayım cetvelleri,
Örneğine uygun basılı tutanak kağıtları,
Sandık sayısınca boş torba,
Uygun sayıda kopya kalemi,
Gerektiği takdirde oy verme yeri inşaası için malzeme,
O seçim çevresinde, seçimin özelliğine göre yeteri kadar beyaz boş kağıt ve gerekli başka eşya,
Her yaprağı ilçe seçim kurulu tarafından mühürlü ve sonu onaylı, iki nüsha sandık seçmen listesi,
Siyasi partiler tarafından kapalı oy verme yerlerine konulmak üzere ilçe seçim kurulu başkanına teslim edilmiş bulunan basılı oy pusulaları
Her bağımsız adayın, yalnız kendi ad ve soyadını taşıyan, ilçe seçim kurulu başkanına teslim edilmiş bulunan oy pusulaları,
Üstü ilçe seçim kurulunca mühürlü ve numaralı birleşik oy pusulası paketi,
Her sandık için “Evet” yazılı mühür,
(Mülga: 13/3/2008-5749/15 md.)
Tutanak defteri:
Madde 69 – Her kurulda bir tutanak defteri bulunur. İl seçim kurulları, kendi tutanak defterlerini; ilçe seçim kurulları da kendi kurullarına ve sandık kurullarına ait tutanak defterlerini, sahifelerini numaralamak ve mühürlemek suretiyle onaylarlar.
Kurulların işlem ve kararları bu defterlere yazılır ve başkan ve üyeler tarafından imza olunur.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Seçim Günü İşleri
BİRİNCİ KESİM
Sandık Başı İşleri
Andiçme:
Madde 70 – Sandık kurulu başkan ve üyeleri, oy verme günü göreve başlamazdan önce, ilk iş olarak, sandık başında, sandık kurulu ve hazır bulunanlar önünde birer birer şöyle and içerler:
(Hiçbir tesir altında kalmaksızın, hiç kimseden korkmadan, seçim sonuçlarının tam ve doğru olarak belirmesi için, görevimi kanuna göre dosdoğru yapacağıma, namusum, vicdanım ve bütün mukaddesatım üzerine and içerim.)
Görev ve yetkiler
Madde 71 – Sandık kurullarının başlıca görev ve yetkileri şunlardır:
Sandık çevresinde seçimin düzenle geçmesi için gereken tedbirleri almak ve oy verme işlerini yürütmek ve denetlemek,(13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin (c) bendiyle, bu maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “alanı içinde” ibaresi “çevresinde”şeklinde; (2) numaralı bendinde yer alan “Sandık alanında,” ibaresi “İlçe seçim kurulunca belirlenen bina, yapı ve benzeri yerlerde,” şeklinde değiştirilmiştir.)
İlçe seçim kurulunca belirlenen bina, yapı ve benzeri yerlerde, sandığın konulacağı yeri tayin etmek ve sokak başlarına bu yeri göze çarpacak surette gösterir işaretleri koymak veya alışılmış araçlar ile duyurmak,
Oy verme işleri hakkında ileri sürülecek itirazları incelemek ve bir karara, bağlamak ve kararlarını tutanak defterine geçirerek altını imzalamak,
Bu kararlardan itiraza uğrayanları derhal ilçe seçim kuruluna göndermek,
Bu kanundaki esaslara göre sandığa atılmış olan oy pusulalarını saymak, dökümlerini ve sonuçlarını tutanağa geçirmek ve bunları seçim işlerine ait diğer evrak ile birlikte, derhal ilçe seçim kuruluna teslim etmek,
Kendisine kanunla verilen başkaca görevleri yapmak.
Müşahitler:
Madde 72 – Siyasi partilerin müşahitleri ile adayları ve bağımsız adaylarla müşahitleri, sandıkbaşı işlemlerini takip etmek üzere hazır bulunabilirler. Bağımsız aday müşahitleri üçten fazla olursa, sandık kurulu başkanı bunlar arasında ad çeker. Adları ilk çıkan üç müşahit, sandık başında bırakılır. Diğerleri, sandık çevresi dışında kalabilirler. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin (ç) bendiyle, bu fıkranın son cümlesinde yer alan “alanında” ibaresi “çevresi dışında” şeklinde değiştirilmiştir.)
Kurulda çoğunluğun sağlanması:
Madde 73 – Sandık başında, oy verme başlamazdan önce veya oy verme sırasında, sandık kuruluna dahil siyasi parti üyelerinden biri veya birkaçı görevini yapmazsa, ceza hükümleri saklı kalmak üzere, yerine siyasi parti yedek üyelerinden biri getirilir. Bu dahi mümkün olmaz ve kurul üyeleri üçten aşağı düşerse, bu cihet tutanağa geçirilir ve eksikler, o seçim bölgesinde seçme yeterliğini haiz ve okur-yazar olanlar arasından, başkanın seçeceği kimselerle doldurulur. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin (d) bendiyle, bu fıkranın son cümlesinde yer alan “sandık alanında” ibaresi “seçim bölgesinde” şeklinde değiştirilmiştir.)
Sandığın konulacağı yer:
Madde 74 – (Değişik: 31/7/1998-4381/5 md.) Sandıkların konulacağı yerleri ve oy verme işinin vaktinde sona ermesi için gerekli tedbirleri ilçe seçim kurullarının denetiminde sandık kurulu tespit eder. Sandıkların konulacağı yerlerin belirlenmesinde seçmenin oyunu kolaylıkla, serbestçe ve gizli şekilde verebilmesi gözetilir. Engelli seçmenlerin oylarını rahatlıkla kullanabilmeleri için gerekli tedbirler alınır. Sandıklar okul (özel okullar ve özel dersaneler dahil) avlusu ve salonların elverişli kısımları gibi genel yerlere, yetmediği takdirde kiralanacak kahvehane, lokanta gibi yerlere konur. Kışla, karargah, ordugah gibi askeri bina ve tesislerle karakollara ve parti binalarına, muhtarlık odalarına sandık konulamaz. Üçten fazla sandık konulan binalarda bina sorumlularının görev esasları Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.(25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu maddede yer alan “Özürlü” ibaresi “Engelli”, şeklinde değiştirilmiştir.)
Kapalı oy verme yeri:
Madde 75 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Sandık kurulları, oy serbestliğini ve gizliliğini sağlayacak şekilde, yeteri kadar kapalı oy verme yeri hazırlar.
Seçmen, oy pusulasını kapalı oy verme yerinde, kendi eliyle katlayıp, zamklı kenarını yapıştırmak, veya zarf kullanılan seçimlerde zarfa koyup kapatmak zorundadır.
Oy verme yerinin nitelikleri:
Madde 76 – Kapalı oy verme yeri; içerisi dışarıdan gözetlenemeyecek ve oy pusulasını seçmenin inceleyip zarflayabileceği şekil ve nitelikte olur.
Aday listeleri ve bu kanunun oy verme serbestliğine ve gizliliğine dair hükümlerinin levha halinde basılmış metni, kapalı oy verme yerinde asılı durur.
Kapalı oy verme yerinde masa veya benzeri bir şey bulundurulur.
Sandığın, birleşik oy pusulalarının ve zarfların kurulca mühürlenmesi:
Madde 77 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Sandık kurulu başkanı, oy verme işlerine başlamadan önce, sandığın boş olduğunu hazır bulunan sandık kurulu üyeleri ile müşahitler önünde tespit ederek sandığı kapatır, mühür bozulmadan açılamıyacak şekilde sandık mühürü ile mühürler.
Birleşik oy pusulası kullanılan seçimlerde, (Katlanıp zamklı kenarı yapıştırılarak kapatılmak suretiyle zarf haline getirilen birleşik oy pusulaları) bu Kanunda (zarf) deyimi geçen hallerde zarf olarak kabul edilir.
Şu kadar ki, zarflar için öngörülen çift mühür bulunmasına ilişkin hükümler birleşik oy pusulalarına uygulanmaz.
Sandık kurulu, and içme, sandığı yerleştirme, kapalı oy verme yerini düzenleme işlerini bitirdikten sonra, hazır bulunanlar önünde, birleşik oy pusulalarını sayar, her birinin üzerine, sandık kurulu mühürünü basar, böylece üzerinde sandık kurulunun mühürü bulunan birleşik oy pusulalarının sayısını tesbit eder. Birleşik oy pusulası kullanılmayan seçimlerde, ilçe seçim kurulu başkanından teslim alınan ve ilçe seçim kurulu başkanlığı mühürünü taşıyan özel zarfları sayar, her birinin üzerine sandık kurulu mühürünü basar, böylece üzerinde biri ilçe seçim kurulunun, diğeri sandık kurulunun mühürleri bulunan çift mühürlü özel zarfların sayısını tespit eder.
Sandık kurulu, bu madde gereğince yaptığı işlemleri tutanak defterine geçirip imzalar.
Birleşik oy pusulası ve zarflar
(Bu madde başlığı “Birleşik oy pusulası:” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
Madde 78 – (Değişik: 8/4/2010-5980/11 md.)
Cumhurbaşkanı, milletvekili, il genel meclisi üyeliği, belediye meclisi üyeliği ve belediye başkanlığı seçimlerinde, bu Kanun ve özel kanunlarında yer alan hükümlere göre filigranlı kağıttan hazırlanacak birleşik oy pusulaları kullanılır.(13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Milletvekili,” ibaresi “Cumhurbaşkanı, milletvekili,” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya “hükümlere göre” ibaresinden sonra gelmek üzere “filigranlı kağıttan” ibaresi eklenmiştir.)
(Değişik: 13/3/2018-7102/6 md.) Oy zarfları, ön yüzünün sol üst köşesinde Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu amblemi yer alacak şekilde Yüksek Seçim Kurulunca filigranlı kağıttan hazırlatılır.
İKİNCİ KESİM
Yasaklar ve Sandık Başı Düzeni
İçki ve silah taşıma yasağı :
Madde 79 – Oy verme günü, her ne suretle olursa olsun, ispirtolu içki satılması, içkili yerlerle umumi mahallerde her çeşit ispirtolu içki satılması, verilmesi, içilmesi yasaktır.
Oy verme günü, bütün umumi eğlence yerleri oy verme süresince kapalı kalır. Eğlence yeri niteliğini haiz lokantalarda yalnız yemek verilir.
Oy verme günü, emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse, köy, kasaba ve şehirlerde silah taşıyamaz.
(Değişik dördüncü fıkra: 23/1/2008-5728/286 md.) Bu Kanunun uygulanmasında silahtan maksat Türk Ceza Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (1), (2), ve (5) numaralı alt bentlerinde gösterilenlerdir.
Yayın yasağı:
Madde 80 – Seçim günü saat 18 e kadar radyolar ve her türlü yayın organları tarafından
seçim ve seçim sonuçları ile ilgili haber, tahmin ve yorum yapılması yasaktır.
Saat 18 ile 21 arasında ancak radyolarda Yüksek Seçim Kurulu tarafından seçim ile ilgi-li olarak verilecek haber ve tebliğler yayınlanabilir.
Saat 21 den sonra bütün yayınlar serbesttir.
Sandık çevresi
(Bu madde başlığı “Sandık alanı, sandık yeri ve düzenin sağlanması:” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle “Sandık alanı ve sandık çevresi” şeklinde; daha sonra 13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
Madde 81 – (Değişik: 13/3/2018-7102/7 md.)
Sandık çevresi, oy sandığının konulduğu ve sandık kurulunun görev yaptığı oda, bölüm veya bu amaçla oluşturulan yerdir.
Sandık çevresinde düzenin sağlanması ve yasaklar
Bu madde başlığı “Başkana ait yetkiler :” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle “Sandık çevresinde düzenin sağlanması” şeklinde değiştirilmiş; daha sonra 13/3/2018 tarihli ve ve 7102 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle başlığa “ve yasaklar” ibaresi eklenmiştir.
Madde 82 – (Değişik: 8/4/2010-5980/13 md.)
Sandık çevresinde düzenin sağlanması sandık kurulu başkanına aittir. Sandık çevresinde alınacak tedbirler, o sandık çevresinde bulunma hakkına sahip kimselerin seçim iş ve işlemlerini takip etmelerini engelleyecek mahiyette olamaz.
Sandık çevresinde, sandık kurulu başkan ve üyeleri, adaylar, milletvekilleri, o sandık bölgesinde kayıtlı seçmenler ve o sandıkta görevli müşahitler ile bina sorumluları ve çağrı veya ihbar üzerine gelen görevli kolluk güçlerinden başka kimse bulunamaz. Şu kadar ki, siyasi partilerin seçim kurullarına bildirdikleri itiraza yetkili kişiler ile temsilciler, seçim kurullarınca önceden kendilerine verilen belge ile sandık çevresinde bulunabilirler. Medya mensuplarının sandık çevresinde, sandık başı işlemlerine engel olmamak şartıyla, haber amacıyla görüntü ve bilgi elde etmeleri serbesttir. (13/3/2018 tarihli ve ve 7102 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle bu fıkraya “çağrı” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya ihbar” ibaresi eklenmiştir.)
Sandık çevresinde seçmenin oyunu tam bir serbestlikle ve gizli şekilde kullanmasına veya sandık kurulunun görevini yapmasına engel olmaya kalkışanlar ile oy verme, oyların sayım ve dökümü veya tutanaklara geçirilmesi gibi tüm sandık başı iş ve işlemlerinin düzenini bozmaya kalkışanları, başkan uyarır. Bu uyarının gereğini yerine getirmeyen kimse, kolluk gücü çağrılarak sandık çevresinden uzaklaştırılır.
Sandık kurulu başkanının bu maddede belirtilen görevini yapmaması halinde, sandık kurulu karar alarak ilgili hakkında yukarıda belirtilen yetkiyi kullanır ve durumu derhal ilçe seçim kurulu başkanına bildirir.
(Değişik fıkra: 13/3/2018-7102/8 md.) Sandık çevresinde cebir, şiddet veya tehdit kullanarak sandık başı düzenini bozmaya kalkışanlar, sandık kurulu başkanı veya üyelerinden biri tarafından yapılan çağrı ya da seçmenlerin ihbarı üzerine gelen kolluk güçlerince derhal sandık çevresinden uzaklaştırılır ve gerekli yasal işlem yapılır. Seçmenlerce ihbar, o yer kolluk güçlerine şahsen yapılır.
Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde, yukarıda sayılan tedbirlere uymayanlar, cezaevi idaresinin görüşü alındıktan sonra, güvenliği zayıflatmayacak şekilde uygulama yapılarak, sandık çevresinden dışarı çıkarılır.
(Değişik fıkra: 13/3/2018-7102/8 md.) Bu madde uyarınca çağrılacak kolluk güçleri, başkanın talebine veya kurulun kararına uymak zorundadır. Bu madde uyarınca sandık çevresine gelen kolluk güçleri, başkanın talebine veya kurulun kararına uymak zorunda olup, çağrı veya ihbar sebebi ortadan kalkınca sandık çevresinden ayrılır.
(Ek fıkra : 13/3/2018-7102/8 md.) Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçleri hariç, özel güvenlik görevlileri ve belediye zabıtaları gibi görevliler de dâhil olmak üzere resmî üniforma ve silah taşıyan kişiler, sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatı-na giremezler.
(Ek fıkra: 13/3/2018-7102/8 md.) Sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında hiç kimse, başkalarının görebileceği şekilde bir siyasi parti veya adaya ait rozet, amblem veya benzeri işaretler ya da propaganda amaçlı yayınlar taşıyamaz; yazılı, sözlü veya görüntülü propaganda yapamaz. Bu fıkra hükümlerine uymayan kişiler kolluk güçleri tarafından uzaklaştırılır.
Sandık kurulunun görev yaptığı yerde cep telefonu ile görüşme yapmak yasaktır. Ancak sandık kurulu başkan ve üyelerinin, görevleri gereği yapacağı görüşmeler bu hükmün dışındadır. Bu hükme aykırı davranan kimseler kurul başkanı tarafından uyarılır. Bu uyarıya rağmen görüşmesini sürdüren kimse, derhal oradan çıkarılır.
Sandık çevresinde bir suç işlenmesi halinde, sandık kurulu, durumu tutanağa geçirir ve ilgili hakkında işlem yapılmak üzere kolluk güçlerini çağırır.
(Değişik fıkra: 13/3/2018-7102/8 md.) İlçe seçim kurulu başkanı, sandık çevresinde, sandık başı iş ve işlemlerinin düzen içinde yürütülmesini ve sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında güvenliği ve bu Kanunda öngörülen yasaklara uyulmasını sağlayacak tedbirleri alır; seçmenin ve bu yerlerde bulunma hakkına sahip diğer kişilerin buralara serbestçe girmesini engelleyen veya güçleştiren her türlü hareketi önler. Bu kapsamda, ilçe seçim kurulu başkanınca verilen talimatlara sandık kurulları, mülki ve idari makamlar uymak zorundadır.
Sandık alanında alınacak güvenlik önlemleri ve yasaklar
Madde 83 – (Mülga: 13/3/2018-7102/24 md.)
Sandık alanında inzibat tedbirleri
Madde 84 – (Mülga: 8/4/2010-5980/32 md.)
Sandık çevresi dışındaki inzibat tedbirleri:
(13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin (e) bendiyle, bu maddenin başlığında ve birinci fıkrasında yer alan “alanı” ibareleri “çevresi”, birinci fıkrasında yer alan “sandık alanına” ibaresi “sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına” şeklinde değiştirilmiştir.)
Madde 85 – Sandık çevresi dışında, zabıtaya emir verme yetkisine sahip makamlarla, zabıta amir ve memurları tarafından alınacak tedbirler, seçmenin sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına serbestçe girmesini engelleyici veya güçleştirici mahiyette olamaz.
(Mülga ikinci fıkra: 8/4/2010-5980/32 md.)
Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde kurulan sandıklarda uygulanacak esaslar
Madde 85/A – (Ek: 27/10/1995-4125/6 md.)
Ceza infaz kurumlarında ve tutukevlerinde kurulan sandıklarda uygulanacak esaslar bu Kanunun 81, 82, 83, 84 ve 85 inci maddeleri hükümleriyle bağlı kalınmaksızın Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.
ÜÇÜNCÜ KESİM
Oy Verme
Oy verme yetkisi
Madde 86 – (Değişik: 8/4/2010-5980/15 md.)
Onaylı sandık seçmen listesinde yazılı her seçmen, oy verme yetkisine sahiptir.
Bu Kanunda sayılan istisnalar dışında, sandık seçmen listesinde kaydı olmayanların oy kullanmalarına izin verilmez. Ancak, kesinleşen muhtarlık bölgesi askı listelerinde adı yazılı olduğu veya bu listelere yazılması için askı süresi içinde başvurduğu ve listeye kaydedilmesine karar verildiği halde, çoğaltılarak sandık kurullarına verilen sandık seçmen listelerinde ismi yer almayan seçmenlerin, muhtarlık bölgesi askı listelerinin kesinleşmesine bakılmaksızın, ilçe seçim kurulundaki liste ile oy verecekleri sandık seçmen listesine ilave edilmelerine, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından karar verilir ve seçmene bu yolda verilecek bir yazı ile sandık kuruluna başvurması ve listeye dâhil edilmek suretiyle seçmenin oy kullanması sağlanır.
Her seçmen, bu Kanunda sayılan istisnalar dışında, hangi sandık seçmen listesinde kayıtlı ise ancak o sandıkta oy kullanabilir.
Bir seçmen aynı seçim türü için birden fazla oy kullanamaz.
Bir seçmen, hangi seçim çevresinin seçmeni ise ancak o seçim çevresinde yapılan seçimler için oy kullanabilir.
Oy verme gününe kadar, haklarında seçme yeterliğini kaybettiğine dair yetkili mercilerden resmî belge gelmiş bulunan seçmenler ile tutuklu sandık seçmen listesine kaydedilmiş olup da tahliye edilen veya taksirli suçlar dışında bir suçtan hüküm giyerek cezası kesinleşenlerin durumlarını gösteren resmî belge gelmiş bulunanlara, seçmen listesinde kayıtlı olsalar bile oy kullandırılmaz ve bu husus sandık kurulunca tutanağa geçirilir.
Kimliğin tespiti:
Madde 87 – (Değişik : 17/5/1979-2234/1 md.)
Sandık seçmen listesinde yazılı seçmenin kimliği, nüfus hüviyet cüzdanı veya kimlik tespiti amacıyla düzenlenmiş ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan resmi belgelerle belirlenir. Hangi resmi belgelerin kimlik belirlenmesinde kabul edileceği, Yüksek Seçim Kurulunca seçimlerin başlangıcında tespit ve ilan edilir. Şu kadar ki, belediyeler ile köy ve mahalle muhtarlıklarınca tanzim ve tasdik edilen kimlik belgeleri bu maddenin uygulanmasında geçerli değildir. (13/3/2008 tarihli ve 5749 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle; bu fıkrada yer alan “kimlik tespiti amacıyla düzenlenmiş” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan” ibaresi eklenmiş ve metne işlenmiştir.)
(Mülga ikinci fıkra: 13/3/2008-5749/15 md.)
(Ek fıkra: 8/4/2010-5980/16 md.) Üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası olmayan bir kimlik belgesi ibraz eden seçmenin oy kullanabilmesi için, bu belgelerin yanında ayrıca seçmen bilgi kağıdını veya Türkiye Cumhuriyeti kimliğini ispata elverişli Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilan edilen bir belgeyi de ibraz etmesi şarttır.
(Ek fıkra: 8/4/2010-5980/16 md.) Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde tutuklu ya da taksirli suçlardan hükümlü bulunan seçmenlerden yukarıda sayılan kimlik belgeleri bulunmayanlar için, cezaevi idaresince verilmiş belge, kimlik belgesi yerine geçer.
Oy verme düzeni:
Madde 88 – Hiçbir seçmene sandık başında müdahale, telkin veya tavsiyede bulunulamaz ve hiçbir seçmen oyunu kullandıktan sonra sandık başında kalamaz.
Oy verme süresi:
Madde 89 – Oy verme günü, saat sekizden on yediye kadar geçecek zaman, oy verme süresidir. Ancak, saat on yediye geldiği halde, sandık başında oylarını vermek üzere bekliyen seçmenler, başkan tarafından sayıldıktan sonra sıra ile oylarını kullanırlar.
(Ek: 28/12/1993-3959/6 md.) Oy verme süresinin başlayış ve bitiş saatleri, sürenin korunması kaydıyla, mevsim ve bölge özellikleriyle ulaşım durumlarına göre, bütün yurtta veya gerekli görülen seçim çevrelerinde, seçim gününden en az bir hafta önce ilan edilmek koşuluyla, Yüksek Seçim Kurulunca tespit edilebilir.
Oy vermede sıra:
(25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu maddede yer alan “sakatlar” ibaresi “engelliler” şeklinde değiştirilmiştir.)
Madde 90 – Oy verme günü sandık başına gelecek seçmenler, sandık kurulu önüne başkan tarafından sıra ile birer birer alınırlar. Gebeler, hastalar ve engelliler bekletilmezler. Yaşlılar önce alınabilirler.
Oy vermeden önceki işler:
Madde 91 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Sandık kurulu önüne alınan kimse, kimlik belgesini başkana verir ve kimliğini ispat eder.
Başkan, seçmenin adını seçmen listesinde bulur ve masa üzerinde duran birleşik oy pusulasından bir tane vererek, sandık yerinde birden fazla oy verme yeri varsa hangi kapalı oy verme yerine gireceğini söyler ve birleşik oy pusulasını veya seçimin gereğine göre zarfları usulüne göre katlayıp yapıştırdıktan sonra çıkmasını anlatır.
Birleşik oy puslasını veya zarfı alan seçmen doğruca kapalı oy verme yerine gider ve oyunu kullanmadan başka yere gidemez.
Kapalı oy verme yerine girmeyen veya birleşik oy puslasını alıp oy vermeyen seçmenden birleşik oy puslası geri alınır.
Kapalı oy verme yerinde seçmenin uyması gereken kurallar
(Bu madde başlığı “Kapalı oy verme yerinde kalma :” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
Madde 92 – (Değişik: 8/4/2010-5980/17 md.)
Seçmen, kapalı oy verme yerinden dışarı çıkmadıkça, hiç kimse oraya giremez. Ancak, oy pusulasını hazırlamak için, kapalı oy verme yerinde, normal süreden fazla kalan seçmenler, kurul başkanı tarafından makul bir süre verilerek uyarılır. Bu uyarıya rağmen kapalı oy verme yerinden çıkmayan seçmen, oradan çıkarılır.
Seçmenin; cep telefonu, fotoğraf veya film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla kapalı oy verme yerine girmesi yasaktır. Bu tür cihazlar, kapalı oy verme yerine girmeden önce kapatılarak sandık kurulu başkanına teslim edilir ve oy kullanma işlemi bittikten sonra seçmene iade edilir.
Birleşik oy pusulasının atılması ve işaretleme :
Madde 93 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Kapalı oy verme yerinde birleşik oy puslasını katlayıp yapıştırdıktan sonra, seçmen burasını terkeder ve birleşik oy puslasını sandığa bizzat atar.
Körler, felçliler veya bu gibi bedeni engellilikleri açıkça belli olanlar, bu seçim çevresi seçmeni olan akrabalarından birinin, akrabası yoksa diğer herhangi bir seçmenin yardımı ile oylarını kullanabilirler. Bir seçmen birden fazla malule refakat edemez. (25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sakatlıkları” ibaresi “engellilikleri” şeklinde değiştirilmiştir.)
(Değişik üçüncü fıkra: 13/3/2008-5749/9 md.) Kurul başkanı, oyunu kullanan seçme-ne kimlik kartını verirken seçmen listesindeki adı karşısına imzasını attırır. İmza atamayanların sol elinin başparmağının izinin alınmasıyla yetinilir. Bu parmağı olmayan seçmenin hangi parmağını bastığı yazılır.
Sandık seçmen listesinde kayıtlı olmayan seçmenlerin oy kullanması
(Bu madde başlığı “Kurul görevlileri, milletvekilleri ile milletvekili adaylarının oy vermesi: ” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
Madde 94 – (Değişik: 8/4/2010-5980/18 md.)
İlçe seçim kurulu başkanı, seçimin yapıldığı çevrede oy verme hakkına sahip olduğu halde, görev yaptığı sandığa ait seçmen listesinde kayıtlı bulunmayan;
a-Sandık kurulu başkan ve üyeleri ile bina sorumlularının
b-Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçlerinin
c-İlçe seçim kurulu tarafından sandık kurulu üyelerini görev yerine ulaştırmak için görevlendirilmiş kişilerin, her birine seçmen olduğunu ve hangi seçimde oy kullanabileceğini gösteren ve sandık seçmen listesindeki bilgileri kapsayan bir belge verir. Ayrıca, bu seçmenlerin esas kayıtlı olduğu sandık seçmen listesine meşruhat verilmek üzere kayıtlı bulunduğu sandık kurulu başkanlığına durumu yazı ile bildirir.
Bu madde uyarınca, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından kendilerine oy kullanma hakkı bulunduğuna ilişkin olarak belge verilen görevliler, bu belge ile görevli oldukları sandık bölge-sinde oy verirler.
Milletvekilleri ile milletvekili adayları seçmen bilgi kağıdını göstermek suretiyle kayıtlı oldukları seçim çevresi dışında da oylarını kullanabilirler.
Sandık kurulu, bu madde kapsamında oy kullanan kimselerin ilgili belgelerini, oy verme işleminden önce alır. Bu belgeler, diğer seçim evrakı ile birlikte ilçe seçim kuruluna teslim edilir.
Bu madde uyarınca oy kullanan seçmenlerin ad ve soyadları ile kimlik bilgileri, oy kul-landıkları sandık seçmen listesinin sonuna yazılarak karşısına imzaları alınır.
Yurt dışı seçmenlerin oy verme yöntemleri ve genel ilkeler
Madde 94/A – (Ek: 13/3/2008-5749/10 md.)
(Değişik birinci fıkra: 9/5/2012-6304/5 md.) Yurt dışı seçmenlerin oy kullanmasında; sandık, gümrük kapılarında oy kullanma veya elektronik oylama yöntemlerinin birlikte veya ayrı ayrı uygulanmasına, seçim türüne ve yabancı ülkenin durumuna göre, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak Yüksek Seçim Kurulunca karar verilir. Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin oy kullanmalarına yönelik iş ve işlemlerde, Dışişleri Bakanlığının bilişim altyapısından faydalanılabilir. Dışişleri Bakanlığı, Yüksek Seçim Kurulunun belirleyeceği usul ve esaslar doğrultusunda, kullanılacak olan bilişim altyapısının oluşturulması ve güvenliği için gerekli tedbirleri alır.
Milletvekili genel seçimlerinde, üzerinde Yüksek Seçim Kurulu filigranı bulunan özel imal edilmiş kâğıtlara basılı birleşik oy pusulalarında; sadece seçime katılan siyasi partilerin özel işaretleri, kısaltılmış isimleri ve tam yazı halinde adlarıyla her siyasi parti için ayrılan bölümün altında çapı iki santimetre olan boş bir daire bulunur.
Yurt dışı seçmenler, milletvekili genel seçimi, Cumhurbaşkanı seçimi ve halkoylamasında oy verebilirler.
Yurt dışı seçmenler sadece seçime katılan siyasi partilere oy verebilirler.
Yurt dışında ve yurt dışı temsilciliklerde seçim propagandası yapılamaz.
Yurt dışı seçmenlerin mektupla oy vermesi
(94/B maddesi mektupla oy kullanma yönünden, Anayasa Mahkemesinin 29/5/2008 tarihli, E.: 2008/33, K.: 2008/113 sayılı Kararıyla iptal edilmiştir.)
Madde 94/B – (Ek: 13/3/2008-5749/10 md.)
Yüksek Seçim Kurulu, özel olarak imal ettirdiği oy pusulası ile özel renkte bastırılmış oy zarflarını, Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna gönderir. Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu, arkası kendi mührüyle mühürlenmiş oy pusulası ile oy zarflarını, seçimlerin yapılacağı günün yetmişbeş gün öncesinden seçmenin yurt dışında kayıtlı olduğu adresine gönderir.
Seçmene oyunu kullanmak üzere gönderilen özel zarflardan, bir köşesi Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun mührünü taşıyan küçük zarfa oy pusulası konur. Bu zarf, üzerinde “Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu Ankara/TÜRKİYE” yazılı orta boy ikinci zarfa konur ve bu ikinci zarf, üzerinde seçmenin yurt dışı adresi yazılı üçüncü büyük zarfa konur.
Mektubu alan seçmen, üzerinde kendi adresi yazılı zarfı açar, mühürlü küçük zarf içerisindeki oy pusulasında tercih ettiği siyasi parti sütunundaki daireyi veya cumhurbaşkanı seçimi ya da halkoylaması için düzenlenen oy pusulasındaki tercih ettiği bölümü (X) işareti ile işaretler, sadece oy pusulasını küçük zarfa koyar ve zarfı kapatır. Bu zarfı, üzerinde alıcısı “Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu Ankara/TÜRKİYE” adresi yazılı ikinci zarfa koyar ve ağzını kapatıp seçim günü saat 17:00’a kadar Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunda bulunacak şekilde posta ile gönderir.
Mektupların gönderilmesi, güvenliği ve kimlik tespitine ilişkin usul ve esaslar, Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğünün görüşü alınarak Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir. Posta giderleri Yüksek Seçim Kurulunca karşılanır.
Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna gelen mektup, seçmenin kimliği tespit edilip seçmen kütüğündeki ismi bulunarak işaretlendikten sonra, sandık kurulunca açılır ve içerisinden çıkan oy pusulasının bulunduğu zarf açılmaksızın sandığa atılır. Oy sandığı her gün saat 17:00’da yetkili sandık kurulunca açılır, zarflar oy veren seçmen sayısı ile karşılaştırılır ve uygunluğu tutanakla saptanır. Oy zarfları açılmaksızın tutanağın bir örneği ile birlikte torbaya konularak ağzı mühürlenir ve sandık kurulunca Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna teslim edilir.
Seçim günü saat 17:00’dan sonra gelen mektuplar tutanakla tespit edildikten sonra yakılarak imha edilir.
Seçimin yapıldığı gün saat 17:00’dan itibaren oy torbaları Yurt Dışı İlçe Seçim Kuru-lunca açılarak sayım, döküm ve birleştirme işlemleri yapılır ve sonuçlar Ankara İl Seçim Kuru-luna iletilir. Bu Kurulca da birleştirme tutanağı düzenlenerek Yüksek Seçim Kuruluna gönderi-lir.
Yurt dışı seçmenler tarafından kullanılan toplam geçerli oy sayısı, Yüksek Seçim Kuru-lunca Türkiye genelinde kullanılan toplam geçerli oy sayısına ilave edilerek yurt düzeyinde genel oy miktarı ve her partinin ülke genelinde aldığı geçerli oy miktarı bulunur.
Bu şekilde, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 33 üncü maddesine esas teşkil eden toplam oylar bulunmuş olur.
Her seçim çevresinde geçerli toplam oy, Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulundan Ankara İl Se-çim Kuruluna gelen toplam oyun diğer seçim kurullarından gelen oylara bölünmesiyle elde edilen oranda artırılır. O seçim çevresinde kullanılan toplam oylarla bu şekilde hesaplanan toplam oy arasındaki fark partilere, Ankara İl Seçim Kurulundan gelen oydaki hisseleri oranın-da taksim edilir ve elde edilen rakamlar o seçim çevresinde aldıkları geçerli oylara ilave edilir. Böylece Milletvekili Seçimi Kanununun 34 üncü maddesinde belirlenen esas seçim çevresinde kullanılan geçerli toplam oy miktarı ve partilerin aldıkları toplam geçerli oy miktarı bulunur.
Yurt dışı seçmenlerin sandıkta oy vermesi
Madde 94/C – (Ek: 13/3/2008-5749/10 md.)
(Değişik birinci fıkra: 9/5/2012-6304/6 md.) Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı bulunan seçmenler, yurt dışı temsilciliklerimizde ve ihtiyaç duyulması halinde yerel makamların uygun göreceği diğer yerlerde kurulacak seçim sandıklarında seçimin yapılacağı günün kırkbeş gün öncesinden başlamak üzere, Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde düzenlenen oy verme gün takvimine göre, seçim gününden önceki üçüncü gün saat 17.00’ye kadar oy kullanabilirler. Ancak, yabancı ülkedeki seçmen sayısı gözetilerek oy kullanma gün süresi, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak Yüksek Seçim Kurulunca kısaltılabilir. Oy kullanma saatleri mahalli saat ile 08.00-17.00 arasıdır. Yabancı ülkenin duru-mu gözönünde tutularak seçmenlerin hangi yurt dışı temsilciliğinde ve mahalde tatil günleri dâhil yirmidört saat, hangilerinde daha az süre ile oy kullanabileceğine, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak Yüksek Seçim Kurulunca karar verilir ve alınan bu karar elektronik ortamda ilan edilir. (Mülga son cümle: 25/4/2018-7140/1 md.) (…) (25/4/2018 tarihli ve 7140 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “yedinci” ibaresi “üçüncü” şeklinde değiştirilmiştir.)
(Değişik ikinci fıkra: 9/5/2012-6304/6 md.) Hangi yurt dışı temsilciliğinde ve mahalde sandık kurulacağı, sandık kurulunun hangi görevlilerden oluşturulacağı Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir. Bu belirlemeye göre; sandık kurulu başkan ve üyelerinin seçimi Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunca yapılır. Sandık kurulu bir başkan, bir kamu görevlisi üye ve son milletvekili genel seçiminde Türkiye genelinde en çok oy alan üç siyasi partinin bildirdikleri birer isimden oluşur ve aynı usulle yedek üye seçilir. Siyasi partiler üye bildirmez ise eksiklik kamu görevlileri veya seçmenler arasından seçilecek üye ile doldurulur.
Sandık kurulu başkan ve üye seçimleri, yurt dışında öncelikle sandığın kurulacağı yerde görevli kamu görevlisi ve seçmenler arasından yapılır.
(Ek fıkra: 25/4/2018-7140/1 md.) Siyasi partiler yurt dışında her oy verme günü için ayrı sandık kurulu üyesi bildirebilir.
Sandık kurulu başkan ve üyeleri 70 inci madde hükmüne göre yemin ederek görevlerine başlar.
Sandık kurulları oy verme gizliliğini ve serbestliğini sağlayacak şekilde, yeteri kadar kapalı oy verme yeri hazırlar.
(Değişik beşinci fıkra: 9/5/2012-6304/6 md.)Yüksek Seçim Kurulu, özel olarak imal ettirdiği oy pusulası ile özel renkte bastırılmış oy zarflarını Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna gönderir. Yurt dışında kullanılacak olan oy sandıkları, oy kullanma kabinleri ve diğer oy kullanma araçlarının ebatları dâhil tüm özellikleri ile bir sandıkta oy kullanacak seçmen sayısı, yabancı ülkenin durumu gözönünde tutularak, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak Yüksek Seçim Kurulu tarafından farklı olarak belirlenebilir.
(Değişik altıncı fıkra: 9/5/2012-6304/6 md.) Seçmen oy vermek için geldiğinde sandık kurulu başkanı seçmenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan nüfus cüzdanından veya pasaportundan kimliğini tespit eder ve Bilgisayar Destekli Merkezi Seçmen Kütüğü Sis-temi üzerinden diğer yöntemlerle oy kullanıp kullanmadığını kontrol eder. Oy kullanmadığı anlaşılan seçmen, sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olan oy pusulası ve oy zarfıyla “Evet” veya “Tercih” yazılı mührü alarak oyunu kullanmak üzere kapalı oy verme yerine girer. Oyunu kullanan seçmene çizelgede isminin bulunduğu yer imzalattırılır.
(Değişik yedinci fıkra: 9/5/2012-6304/6 md.) Sandık kurulları tarafından her gün oy verme süresinin bitim saati olan 17.00’de veya başka bir bitim saati belirlenmişse bu saatte, bu Kanunda belirtilen usullere göre sandık açılır.
Çıkan oy zarfları açılmadan adedi, oy kullanan seçmen miktarı ve bunların birbirine uygunluğu bir tutanakla tespit edilir.
(Değişik sekizinci fıkra: 9/5/2012-6304/6 md.) Her dış temsilcilikte oyları saklamak ve ağzı mühürlü oy torbalarını Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenecek yöntemlerle Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna ulaştırmakla görevli olmak üzere; o yer misyon şefi veya en kıdemlinin başkanlığında, o temsilcilikte görevli bir kamu görevlisi üye ve son milletvekili genel seçiminde Türkiye genelinde en çok oy alan üç siyasi partinin bildirdikleri isimlerden oluşturulan sandık kurulu, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunca kurulur ve aynı usulle yedek üyeler seçilir. Siyasi partiler üye bildirmez ise eksiklik kamu görevlileri arasından seçilecek üye ile doldurulur.
Kapalı oy zarfları açılmaksızın tutanağın aslı ile birlikte bir torbaya konularak ağzı san-dık kurulu mührüyle mühürlenir ve muhafaza altına alınmak üzere sandık kurulu başkanınca ilgili komisyona teslim edilir. Oy torbaları komisyon tarafından en seri vasıtayla Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna gönderilir. Tutanağın bir sureti ilgili yurt dışı temsilciliğimizde saklanır.
(Değişik onuncu fıkra: 9/5/2012-6304/6 md.) Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunca, yurt içerisinde oy verme süresi bittikten sonra, yurt dışından ağzı mühürlü olarak gelen oy torbaları, genel esaslara uygun bir şekilde, Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun denetimi altında, sandık ku-rullarına açtırılarak sayım ve dökümü yaptırılır ve tutanak altına aldırılır. Bu tutanaklar esas alınarak birleştirme işlemlerine ilişkin tutanak düzenlenir ve sonuçlar Ankara İl Seçim Kuruluna iletilir. Ayrıca geçici gümrük kapısı seçim kurullarından gelen geçici birleştirme tutanağındaki sonuçlar kendi içerisinde birleştirilir ve bu sonuçlar Ankara İl Seçim Kuruluna iletilir. Ankara İl Seçim Kurulunca da yurt dışı sandıklarından gelen sonuçlar ile gümrük kapılarından gelen sonuçlar birleştirilir ve düzenlenen tutanak en seri vasıtayla Yüksek Seçim Kuruluna gönderilir.
Yurt dışı sandıklarda kullanılan oyların değerlendirilmesi 94/B maddesinin ilgili hükümlerine göre yapılır.
Yurt dışı seçmenlerin elektronik ortamda oy vermesi
Madde 94/D – (Ek: 13/3/2008-5749/10 md.)
Yüksek Seçim Kurulu; 35 inci madde çerçevesinde belirlenen yurt dışında bulunan vatandaşların Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası aracılığıyla elektronik ortamda oy kullana-bilmeleri amacıyla gerekli teknik alt yapıyı kurmaya; güvenli oy kullanılabilmesi amacıyla seçmenler için şifre veya benzeri güvenlik tedbirleri ile mükerrer oy kullanılmasını engelleyecek önlemleri almaya yetkilidir.
Yurt dışı seçmenler, seçimin yapılacağı tarihin otuz gün öncesinden başlamak üzere be-lirlenen süre içerisinde seçim günü Türkiye saati ile 17:00’a kadar elektronik ortamda oy kulla-nabilirler.
Elektronik ortamda kullanılan oylar, seçimin yapıldığı gün saat 17:00’dan itibaren Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunca tespit edilerek sayım, döküm ve birleştirme işlemleri yapılır ve sonuçlar Ankara İl Seçim Kuruluna iletilir. Bu Kurulca da birleştirme tutanağı düzenlenerek Yüksek Seçim Kuruluna gönderilir.
Elektronik ortamda kullanılan oyların değerlendirilmesi, 94/B maddesinin ilgili hüküm-lerine göre yapılır.
Yurt dışı seçmenlerin gümrük kapılarında oy vermesi
Madde 94/E – (Ek: 13/3/2008-5749/10 md.)
Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı bulunan seçmenler seçimin yapılacağı günün kırkbeş gün öncesinden başlamak üzere seçim günü saat 17:00’a kadar (…)(1) gümrük kapılarında kuru-lacak seçim sandıklarında oy kullanabilirler.
(9/5/2012 tarihli ve 6304 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “yetmişbeş gün” ibaresi “kırkbeş gün”, üçüncü fıkrasında yer alan “yetmişbeşinci gün” ibaresi “kırkbeşinci gün” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkrada yer alan “yurda giriş ve çıkışlarında” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.)
Yüksek Seçim Kurulu, özel olarak imal ettirdiği oy pusulası ile özel renkte bastırılmış oy zarflarını oy verme gününden en geç üç gün önce ilgili ilçe seçim kurullarında bulunacak şekilde gönderir.
Yüksek Seçim Kurulunca tespit edilecek gümrük kapılarında, oy verme gününden önceki kırkbeşinci gün saat 08:00’dan oy verme günü saat 17:00’a kadar oy kullanılabilir. Hangi gümrük kapılarında tatil günleri dâhil 24 saat, hangilerinde daha az süreyle oy kullanılabileceğini tespite Yüksek Seçim Kurulu yetkilidir. (9/5/2012 tarihli ve 6304 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yetmişbeşinci gün” ibaresi “kırkbeşinci gün” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.)
Gümrük kapılarında yapılacak oy verme işleminde görev alacak ilgili geçici gümrük kapısı seçim kurulu ile sandık kurullarının adedi, üyelerinin ve yedeklerinin sayısı ile hangi görevlilerden teşkil edileceği Yüksek Seçim Kurulu tarafından önceden belirlenir. (9/5/2012 tarihli ve 6304 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “görev alacak” ibaresinden sonra gelmek üzere “ilgili geçici gümrük kapısı” ibaresi eklenmiş ve metne işlenmiştir.)
Sandık kurulları, oy serbestliğini ve gizliliğini sağlayacak şekilde, yeteri kadar kapalı oy verme yeri hazırlar. İlgili idari makamlar sandık kurullarına gerekli her türlü kolaylığı gösterir.
Gümrük kapılarında seçim propagandası yapılamaz.
(Değişik yedinci fıkra: 9/5/2012-6304/7 md.) Gümrük kapılarında seçmen oy vermek için geldiğinde sandık kurulu başkanı seçmenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını gösteren nüfus hüviyet cüzdanı veya kimlik tespiti amacıyla düzenlenmiş ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan resmi belgeler veya pasaportundan kimliğini tespit eder ve Bilgi-sayar Destekli Merkezi Seçmen Kütüğü Sistemi üzerinden, diğer yöntemlerle oy kullanıp kullanmadığını kontrol eder. Oy kullanmadığı anlaşılan seçmen, sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olan oy pusulası ve oy zarfı ile “Evet” veya “Tercih” yazılı mührü alarak oyunu kullanmak üzere kapalı oy verme yerine girer ve oy verme işlemini genel esaslara göre tamamlar.
(Mülga birinci cümle: 9/5/2012-6304/7 md.) (…) Oyunu veren seçmene çizelgede is-minin bulunduğu yer imzalatılarak oy verme işlemi tamamlanır.
Oy verme süresince sandık kurullarının değişikliği sırasında Kanunda gösterilen usulde sandık açılır, çıkan oy zarflarının adedi ile oy kullanan seçmen miktarı ve bunların birbirine uygunluğu bir tutanakla tespit edilir.
Oy zarfları ve tutanağın bir sureti bir torbaya konularak ağzı mühürlenir ve muhafaza altına alınmak üzere sandık kurulu başkanınca ilgili geçici gümrük kapısı seçim kuruluna teslim edilir. (9/5/2012 tarihli ve 6304 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ilgili” ibaresinden sonra gelmek üzere “geçici gümrük kapısı” ibaresi eklenmiş ve metne işlenmiştir.)
(Değişik onbirinci fıkra: 9/5/2012-6304/7 md.) Seçimin yapıldığı gün saat 17.00’den itibaren sandık ve torbalar genel esaslara uygun bir şekilde açılarak geçici gümrük kapısı seçim kurullarınca sayımı ve dökümü yapılır. Geçici gümrük kapısı seçim kurulu birleştirme tutanağı düzenlenir ve bu tutanakla birlikte seçim işlerine ait diğer evrak, varsa itiraz dilekçeleriyle birlikte, Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna en seri vasıtayla gönderilir.
Gümrük kapılarında kullanılan oyların değerlendirilmesi, 94/B maddesinin ilgili hü-kümlerine göre yapılır.
DÖRDÜNCÜ KESİM
Oyların Sayımı ve Dökümü
Sayım tedbirleri:
Madde 95 – Sayım ve döküm açık olarak yapılır. Oy verme yerinde hazır bulunanlar sayım ve dökümü takip ederler.
Kurul, faaliyetinin selamet ve düzeni bakımından, sayım ve döküm masası etrafında boş kalması gereken kısmı, bir karar ile belirtir ve bu kısım etrafında (İp germek gibi) hazır bulunanların bu işlemleri takip etmelerine engel olmayacak tedbirleri alabilir.
Oy verenler sayısının kontrolü:
Madde 96 – (Değişik birinci fıkra: 28/12/1993-3959/7 md.) Sandık,89 uncu maddenin son fıkrası uyarınca Yüksek Seçim Kurulu tarafından başka bir süre konulmamış ise saat 17.00’den önce açılamaz. Oy verme işi bitince kurul başkanı bunu yüksek sesle ilan eder. Masa üzerinde,sandıktan başka ne varsa kaldırılır. Oy vermenin bittiği saat tutanak defterine geçirilir.
Bundan sonra, sandık seçmen listesinde yazılı seçmenlerin toplamı ile adları hizasındaki imza veya parmak izleri sayılarak oy vermiş olanların toplamı tespit edilir ve tutanağa geçirilir. Netice yüksek sesle ilan edilir.
Kullanılmayan birleşik oy pusulaları ve zarflar:
Madde 97 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Oy zarflarından veya birleşik oy pusulalarından kullanılmayanlar sayılır, oylarını veren seçmen sayısına eklenir ve böylece kurula teslim edilen zarf veya birleşik oy pusulaları toplamına uygun olup olmadığı tespit edilir. Kullanılmayan zarflar veya birleşik oy pusulaları bir paket halinde mühürlenir ve üzerine sayısı yazılır.
Bundan sonra, sandıktan çıkacak oy pusulalarının konmasına mahsus torbanın boş olduğu tespit edilir. Bütün bu işlemler tutanağa geçirilir.
Sandığın açılması ve zarfların sayımı:
Madde 98 – (Değişik: 8/4/2010-5980/19 md.)
Sandık, yukarıdaki maddelerde belirtilen iş ve işlemler tamamlandıktan sonra, oy verme yerinde hazır bulunanların gözü önünde, sandık kurulu başkanı tarafından açılır.
Sandıktan çıkan zarflar, sandık kurulu başkanı tarafından yüksek sesle iki defa sayılır. İki sayım arasında fark olursa, üçüncü sayım yapılarak sonucuna göre işlem yapılır ve o seçimde kullanılan toplam zarf sayısı tespit edilir. Tespit edilen zarf sayısı, o seçim türüne ait özel tutanağın ilgili yerine işlenir.
Bütün zarflar sayıldıktan sonra, geçerli olup olmaması yönünden kontrol edilir.
Sandık kurulunca verilen biçim ve renkte olmayan, üzerinde ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü bulunmayan, tamamı yırtılmış olan, üzerinde ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü dışında herhangi bir mühür, imza, yazı, parmak izi veya herhangi bir işaret bulunan zarflar geçersiz sayılır. (Değişik son cümle: 13/3/2018-7102/9 md.) Ancak, üzerinde sandık kurulu mührü bulunmamasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı, amblemi ve ilçe seçim kurulu mührü bulunan zarflar ile üzerinde leke veya çizik bulunsa dahi bunun özel işaret koymak amacıyla yapıldığı kesin olarak anlaşılamayan zarflar geçerli sayılır.
İtiraza uğrayan zarflar ile itiraza uğramadan geçersiz sayılan zarflar, başkan tarafından bir kenara ayrılır. Sandık kurulu, bütün zarflar kontrol edildikten sonra, itiraza uğrayan zarfları inceleyerek, geçerli veya geçersiz sayılması yönünde kararını verir. Bundan sonra, o sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz oy zarflarının toplam sayısı ayrı ayrı o seçim türüne ait özel tutanağın ilgili yerine işlenir.
Geçersiz zarflar paketlenir ve paketin üzeri mühürlenerek zarf sayısı yazılır. Bu zarflar saklanır ve kesinlikle açılmaz.
Bu işlemler yapıldıktan sonra, o sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz zarfların toplam sayısı ile o seçim türü için oy kullanan seçmen sayısı karşılaştırılır.
Zarf sayısı, o seçim türü için oy kullanan seçmen sayısına eşit veya eksik ise başkaca bir işlem yapılmaz.
Zarf sayısı oy kullanan seçmen sayısından fazla ise eşitliği sağlamak için önce geçersiz zarf sayısı düşülür. Geçersiz zarf sayısının düşülmesi halinde de eşitlik sağlanamıyorsa, sandık kurulu başkanı geçerli zarflar arasından, eşitliği sağlayacak sayıda zarfı gelişigüzel çeker ve bu zarflar açılmadan derhal yakılarak imha edilir. İmha edilen zarf sayısı tutanağa yazılır.
Yukarıda belirtilen işlemler bittikten sonra, geçerli oy zarfları sandığın içine tekrar konularak sayıma geçilir.
Bütün bu işlemler ayrıca tutanak defterine geçirilerek, sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanır ve mühürlenir.
Sandıklar, bütün seçimlere ait sayım ve döküm işlemleri bitinceye kadar oy verme yerinden çıkarılamaz.
Oyların sayımı ve dökümü:
Madde 99 – (Mülga: 8/4/2010-5980/32 md.)
Zarfların açılması, oyların sayım ve dökümü
(Bu madde başlığı “Zarfların açılması:” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
Madde 100 – (Değişik: 8/4/2010-5980/20 md.)
Oyların sayım ve dökümüne derhal başlanır, açık ve aralıksız yapılır. Yapılacak şikâyet ve itirazlar, işi durdurmaz.
Sandık kurulu başkanı, sayım ve döküm işine başlamadan önce, sayım ve döküm cetvellerinin boş ve yazısız olduğunu hazır bulunanlara gösterir.
Sandık kurulu başkanı, oy sayım ve dökümünün düzenini sağlamak bakımından;
a-Bir üyeyi sandıktaki zarfları kendisine vermek
b-İki üyeyi okunan oy pusulalarını sayım ve döküm cetvellerine işlemek
c-Bir üyeyi okunan ve dökümü yapılan oy pusulalarını ve açılan zarfları masa üzerine düzenli biçimde yerleştirmek ve korumak, üzere görevlendirir.
Sayım ve döküm cetvellerinde, ilk önce birleşik oy pusulasındaki sıraya göre siyasi partilerin adları soldan sağa doğru sütunların yukarısındaki hanelere yazılır. Daha sonra, varsa her bağımsız adaya bir sütun ayrılarak, bağımsız adayların ad ve soyadları, birleşik oy pusulasındaki sıraya göre sütunların yukarısındaki hanelere yazılır. (Ek cümle: 13/3/2018-7102/10 md.) Bunlardan sonra, ittifak yapan siyasi partilerin bulunması halinde, ittifakların birleşik oy pusulasındaki sıralarına göre ortak oyları için yeteri kadar sütun ayrılır ve bu sütunların üzerine ittifakların unvanları yazılır.
Sandık kurulu başkanı tarafından görevlendirilen üye, oy zarfını sandıktan teker teker alarak başkana verir. Başkan zarfı açarak içinden çıkan oy pusulasının ön yüzünü herkesin görebileceği ve işitebileceği şekilde okur. (Ek cümle: 13/3/2018-7102/10 md.) Ancak aynı zarf içinde birden fazla oy kullanılan seçimlerde, zarfın içinden çıkan oy pusulaları okunmadan önce, seçim türüne göre ters çevrilerek tasnif edilip masanın üzerine konulur ve dokuzuncu fıkra uyarınca işlem yapılır.
Birleşik oy pusulası üzerinde hangi partiye veya bağımsız adaya ait yere “EVET” mührü basılmış ise, o partinin adı veya bağımsız adayın ad ve soyadı okunur. Muhtarlık seçimlerinde ise, zarfın içerisinden çıkan oy pusulaları, hangi muhtar veya üyelere ait ise onların adı ve soyadı okunur.
(Ek fıkra: 13/3/2018-7102/10 md.) Birlikte yapılan Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde, önce Cumhurbaşkanı seçimine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılır.
(Değişik fıkra: 13/3/2018-7102/10 md.) Mahalli idare organları seçimlerinde;
a-Büyükşehirlerde, sırasıyla büyükşehir belediye başkanlığı, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği ve muhtarlık
b-Diğer illerde, sırasıyla belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, il genel meclisi üyeliği ve muhtarlık,
seçimlerine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılır.
Aynı zarf içinde birden fazla oy kullanılan seçimlerde, oy zarfı içinden eksik oy pusulası çıkmış ise eksik çıkan oyların hangi seçim türüne ait olduğu ve sayısı ile içinden hiç oy pusulası çıkmayan boş zarf sayısı toplamı, zarfların açılması bittikten sonra tespit edilip sandık sonuç tutanağına işlenir. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle; bu fıkrada yer alan “belediye ve muhtarlık seçimlerinde,” ibaresi “seçimlerde,” şeklinde değiştirilmiştir.)
Siyasi partilerin ve bağımsız adayların aldığı ve herhangi bir itiraza uğramadan geçerli sayılan her oy, okunmasını müteakiben, görevli üyeler tarafından, aynı anda sayım ve döküm cetvelinde o siyasi partiye veya bağımsız adaya ayrılmış bulunan sütundaki rakamlar birden başlamak üzere, sırasına göre çizilmek suretiyle, ayrı ayrı işaretlenir. Bu işlemin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, sandık kurulu başkanı tarafından sürekli denetlenir.
Okunan geçerli oy pusulaları ve zarfları, görevli üye tarafından, masa üzerinde düzenli biçimde yerleştirilir ve muhafaza edilir.
(Ek fıkra : 13/3/2018-7102/10 md.) İttifak alanı içerisinde, “EVET” mührünün;
a-Bir siyasi partiye ayrılan alana
b-Hem bir siyasi partiye ayrılan alana hem de ittifak unvanı bölümüne
c-İttifak unvanı bölümüne taşacak şekilde, bir siyasi partiye ayrılan alana,
basılması halinde, bu oy pusulaları geçerli kabul edilir ve sayım döküm cetvelinde o siyasi partinin cetveldeki sütununa işaretlenir. Bu haller dışında, yalnız ittifak alanı içerisine “EVET” mührünün basıldığı her durumda, bu oy pusulaları da geçerli kabul edilir ve sayım döküm cetvelinde ittifakın ortak oyları sütununa rakamlar birden başlamak üzere, sırasına göre çizilmek suretiyle, ayrı ayrı işaretlenir.
Geçersiz sayılan veya geçerli olmasına rağmen hesaba katılmaması gereken oy pusulaları ile geçerli olup olmadığı veya hesaba katılıp katılmaması yönünden tereddüt edilen veya itiraza uğrayan oy pusulaları, sayım ve döküm cetveline işlenmeksizin ayrılır ve sandık kurulu başkanı tarafından muhafaza altına alınır.
Bütün zarfların açılıp okunması bittikten sonra; itiraz edilmeksizin geçerli sayılan ve her iki sayım ve döküm cetveline işlenen oy sayıları, her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak oyları sütununda işaretlenmiş son rakamlar karşılaştırılarak, her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak aldığı geçerli oy sayısının iki cetvelde de aynı olup olmadığı, başkan tarafından kontrol edilir.
Oy sayıları aynı ise, her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak aldığı geçerli oylar toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı, o seçim türüne ait sandık kurulunca düzenlenecek özel tutanağa yazı ve rakamla işlenir. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle; bu fıkrada yer alan “sayıları, her siyasi parti veya bağımsız adayın” ibaresi “sayıları, her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak oyları” şeklinde, “karşılaştırılarak, her siyasi parti veya bağımsız adayın” ibaresi “karşılaştırılarak, her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak” şeklinde ve “ise, her siyasi parti veya bağımsız adayın” ibaresi “ise, her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak” şeklinde değiştirilmiştir.)
Siyasi partilerin, bağımsız adayların ve ittifakların ortak aldıkları ve kendi hanelerine işlenmiş geçerli oy sayılarını gösterir rakamların her iki sayım ve döküm cetvelinde de aynı olmaması halinde ikinci sayım yapılır.
İkinci sayımda, geçerli tüm oy pusulaları yeniden, tek tek okunarak, boş ve yazısız ayrı iki sayım ve döküm cetveline işlenir. Bu cetvellerdeki oy sayıları aynı ise, her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak aldığı geçerli oylar toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı, o seçim türüne ait sandık kurulunca düzenlenecek özel tutanağa yazı ve rakamla işlenir. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle; bu fıkrada yer alan “Siyasi partilerin ve bağımsız adayların” ibaresi “Siyasi partilerin, bağımsız adayların ve ittifakların ortak” şeklinde ve “her siyasi parti ve bağımsız adayın” ibaresi “her siyasi parti, bağımsız aday ve ittifakın ortak” şe k-linde değiştirilmiştir.)
İkinci sayımda kullanılan sayım ve döküm cetvelinde yer alan oy sayıları da aynı çıkmazsa, yukarıda belirtilen usûle göre üçüncü sayım yapılır ve kurulun varsa siyasi partili olmayan, yoksa başkan tarafından belirlenecek üyesi tarafından tek sayım ve döküm cetveline işlenmek suretiyle, sonucuna göre işlem yapılır. Birden fazla sayım yapılan hallerde, bu sayımlarda kullanılan sayım ve döküm cetvellerinin üzerine, hangi sayıma ait olduğu büyük harflerle yazılır ve tüm cetveller muhafaza edilir.
Açılan sandığa ait son geçerli zarf açılıp içindeki oy pusulası okunduktan sonra, sandık başkanı tarafından o sandığa ait açılmayan geçerli zarf olup olmadığı kontrol edilir ve açılan zarfların sayısı ile sandıktan çıkan ve tutanağa işlenmiş olan geçerli zarf sayısı karşılaştırılır ve sonuç, tutanak defterine işlenir.
Geçerli oyların sayım ve döküm cetvellerine işlenmesinden sonra, hesaba katılıp katılmaması veya geçerli sayılıp sayılmaması yönünden tereddüt edilen veya itiraza uğrayan oy pusulaları, sandık kurulunca ayrı ayrı değerlendirilerek karara bağlanır ve bu karar, tutanak defterine yazıldıktan sonra mühürlenip imzalanır.
Sandık kurulu kararı ile geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulaları, sayım ve döküm cetvelinde ait olduğu siyasi parti, bağımsız aday veya ittifakın ortak oyu için ayrılmış bulunan sütuna işlenir. Bu şekilde geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulalarının toplam sayısı, o seçim türüne ait özel tutanakta ilgili yere işlenir. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle; bu fıkrada yer alan “siyasi partiye veya bağımsız adaya” ibaresi “siyasi parti, bağımsız aday veya ittifakın ortak oyu için” şeklinde değiştirilmiştir.)
Geçerli sayılmayan veya hesaba katılmayan oy pusulaları, ayrı ayrı paket yapılarak bağlanır ve paketin üzeri mühürlenerek, sayısı yazılır ve saklanır.
Bu oy pusulaları yakılmaz, yırtılmaz ve yok edilemez. Bunların sayısı, o seçim türüne ait özel tutanakta ilgili yere işlenir.
Yukarıda belirtilen işlemler tamamlandıktan sonra, sayım ve döküm cetvelinde siyasi partilerin, bağımsız adayların ve ittifakların ortak aldığı oyların toplam sayısı, kendi sütununun altına rakamla ve yazı ile yazılır.
Sayım ve döküm cetvelinde, siyasi partilerin, bağımsız adayların ve ittifakların ortak aldığı oylar, orada bulunanlara, başkan tarafından yüksek sesle ilan edilir. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle; bu fıkralarda yer alan “siyasi partilerin ve bağımsız adayların” ibareleri “siyasi partilerin, bağımsız adayların ve ittifa kların ortak” şeklinde değiştirilmiştir.)
Bu ilandan sonra, sayım ve döküm cetvelindeki sonuçlar, sandık sonuç tutanağına işlenir. Bu bilgilerin doğruluğu, sandık başkanı tarafından sayım ve döküm cetveli sonuçları ile karşılaştırıldıktan sonra, sandık sonuç tutanağı, başkan ve üyeler tarafından imzalanır ve mühürlenir.
Bütün bu işlemler, tutanak defterine geçirilerek, sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanır ve mühürlenir.
Parti müşahitleri, sayım masası başında yer alabilir ve oy pusulalarını görebilirler. Ancak, parti müşahitlerinin sayısı beşten fazla ise, hazır bulunanlar arasından başkan tarafından kurul önünde ad çekme suretiyle, sandık başında kalacak beş parti müşahidi her biri ayrı partiden olmak üzere tespit edilir. Diğer müşahitlerle bağımsız aday müşahitleri için sayım işlemini yakından takip edebilecekleri bir yer ayrılır.
Geçerli olmayan oy pusulaları
(Bu madde başlığı “Oy pusulaları ile açılan zarflar sayısının denetimi:” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
Madde 101 – (Değişik: 8/4/2010-5980/21 md.)
Aşağıda yazılı;
Sandık kurulunca verilen ve o seçim için düzenlenmiş biçim ve renkte olmayan,
Arkasında “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigranı bulunmayan,
Arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan,
Hiçbir yerine “EVET” mührü basılmamış olan,
Siyasi partilere veya bağımsız adaylara ayrılan alanlardan birden fazlasına “EVET” mührü basılmış olan,
Birden fazla siyasi partiye veya bağımsız adaya ayrılan alana taşmış “EVET” mührü bulunan,
Sandığın ait olduğu seçim çevresinden başka bir seçim çevresi için düzenlenmiş olan,
Bütünlüğü bozulacak şekilde yırtılmış veya koparılmış olan,
Üzerine “EVET” mührü dışında veya “EVET” mührü yerine herhangi bir özel işaret, herhangi bir isim, imza kaşesi, mühür veya parmak izi basılmış olan,
Üzerinde yer alan siyasi partilere veya bağımsız adaylara ait bölümleri belirgin bir şekilde ve özel olarak karalanmış, çizilmiş veya işaretlenmiş olan,
Üzerinde yer alan matbu yazıların ve şekillerin dışında yazılar veya harfler veya sayılar yazılmış veya şekiller çizilmiş olan,
birleşik oy pusulaları geçerli değildir.
Ancak aşağıdaki haller oy pusulalarını geçersiz kılmaz:
Zarfların açılması veya oyların okunması sırasında yırtılması.
Bütünlüğü bozulmaksızın bir kısmının kazaen yırtılması.
Herhangi bir şekilde lekelenmiş olup da bunun özel olarak işaret koymak amacıyla yapıldığının anlaşılamaması.
Birleşik oy pusulasının katlanarak zarfa konulması sebebiyle “EVET” mührü ile oy pusulasının arkasına basılan sandık kurulu mühür izinin oy pusulasının diğer kısımlarına geçmesi.
Bir siyasi parti veya bağımsız aday alanına basılan “EVET” mührünün sadece iki parti alanını ayıran çift çizgili bölgeye taşmış olması.
Başka bir siyasi partinin veya bağımsız adayın alanına taşmamak kaydıyla, bir siyasi partinin alanına birden çok “EVET” mührü basılması.
(Ek : 13/3/2018-7102/11 md.) Yetkili seçim kurulları tarafından gönderilen ve Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı bulunan oy pusulalarının arkasının sandık kurullarının ihmaliyle mühürlenmemiş olması.
Bir zarfta birden fazla oy pusulası kullanılan seçimlerde, zarftan çıkan oy pusulalarından bir seçim türüne ait olanının geçersiz olması, diğerlerinin geçersiz sayılmasını gerektirmez.
Muhtarlık seçimlerinde, bu maddede belirtilen geçersizlik sebeplerinin dışında oy
pusulalarının hangi sebeplerle geçersiz sayılacağı Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir.
Hesaba katılan ve katılmayan oy pusulaları
(Bu madde başlığı “Oy pusulasına yazılacak isim:” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
Madde 102 – (Değişik: 8/4/2010-5980/22 md.)
Birleşik oy pusulalarında baskıda silinme veya yanlışlık yapılmış olsa bile, hangi siyasi parti veya bağımsız aday lehine kullanılmış olduğu “EVET” mührünün vurulduğu yerden kesin olarak anlaşılan oy pusulaları hesaba katılır.
Zarfın içinden el ilanı, broşür ya da özel bir işaret, yazı veya şekil taşıyan kağıt veya işaret amacı taşıyan herhangi bir madde çıkmış olması halinde, bu zarftan çıkan oy pusulalarının hiçbiri hesaba katılmaz.
Bir zarfta tek oy pusulası kullanılan seçimlerde, zarfın içerisinden o seçim türüne ait oy pusulasının dışında, aynı veya başka bir seçim türüne ait oy pusulası çıkmış olması halinde, bu zarftan çıkan oy pusulalarının hiçbiri hesaba katılmaz.
Bir zarfta birden fazla oy pusulası kullanılan seçimlerde, zarfın içerisinden aynı seçim türüne ait birden fazla oy pusulası çıkmış olması halinde, sadece bu seçim türüne ait oy pusulaları hesaba katılmaz, diğerleri hesaba katılır.
Bir zarfta birden fazla oy pusulası kullanılan seçimlerde, o zarfta kullanılması gereken oy pusulalarının dışında başka bir seçim türüne ait oy pusulası çıkmış olması halinde, bu zarftan çıkan oy pusulalarının hiçbiri hesaba katılmaz.
Bir zarfta birden fazla oy pusulası kullanılan seçimlerde, o zarfta kullanılması gereken oy pusulalarından biri veya birkaçı eksik çıksa bile, zarftan çıkan diğer oy pusulaları hesaba katılır.
Muteber olmayan zarf ve birleşik oy pusulaları:
Madde 103 – (Mülga: 8/4/2010-5980/32 md.)
Hesaba katılan ve katılmayan oy pusulaları:
Madde 104 – (Mülga: 8/4/2010-5980/32 md.)
Sandık sonuç tutanağının düzenlenmesi ve ilanı
(Bu madde başlığı “Sayımın ilanı ve sonuçların tutanağa geçirilmesi:” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
Madde 105 – (Değişik: 8/4/2010-5980/23 md.)
Sandık kurulu, her seçim türü için ayrı hazırlanmış sandık sonuç tutanağını, iki nüsha olarak, sayım ve döküm işlemleri sırasında elde edilen bilgilere ve sayım ve döküm cetveli sonucuna göre düzenler. Bu tutanakların ait olduğu bölümüne, her seçim türüne ilişkin bilgiler eksiksiz olarak işlendikten sonra, başkan ve üyeler tarafından ad ve soyadları yazılarak imzalanır ve sandık kurulu mührü ile mühürlenir.
Yukarıdaki fıkra gereğince işlenmesi gereken bilgiler şunlardır:
Sandığın bulunduğu ilin, ilçenin ve seçim bölgesinin adı ile sandığın numarası.
Oy vermenin yapıldığı tarih ve gün.
Oy sandığının sandık kurulu üyeleri ve seçim yerinde bulunanlar önünde açılış saat ve dakikası ile şayet sandık saat 17.00’den sonra açılmış ise bunun sebebi.
Oy verme saati bitiminde sırada bekleyen ve oy kullandırılan seçmen sayısı.
İlçe seçim kurulundan teslim alınan toplam zarf sayısı ile kullanılmayarak artan zarf sayısı.
İlçe seçim kurulundan teslim alınan toplam oy pusulası sayısı ile kullanılmayarak artan oy pusulası sayısı.
Sandık seçmen listesinde yazılı olan seçmenlerin sayısı.
Sandık seçmen listesinde kayıtlı olmayan ancak bu Kanun gereği o sandıkta oy kullanan seçmen sayısı.
Oy kullanan seçmenlerin toplam sayısı.
Sandıktan çıkan zarf sayısı.
Geçerli zarf sayısı.
Geçersiz zarf sayısı ve geçersizlik sebebi.
Zarf sayısı oy kullanan seçmen sayısından fazla ise, eşitliği sağlamak amacıyla yakılan zarf sayısı.
Belediye seçimlerinde, oy zarfı içinden eksik oy pusulası çıkmış ise eksik çıkan oyların hangi seçim türüne ait olduğu ve sayısı.
İçinden hiç oy pusulası çıkmayan boş zarf sayısı.
İtiraz edilmeksizin geçerli sayılan oy pusulalarının sayısı.
İtiraz üzerine geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulası toplamı.
Geçerli oy pusulalarının toplamı.
Geçersiz sayılan oy pusulası sayısı ve geçersizlik sebebi.
Hesaba katılmayan oy pusulası sayısı ve hesaba katılmama sebebi.
Geçersiz sayılan veya hesaba katılmayan oy pusulası toplamı.
Siyasi partilerin ve bağımsız adayların aldıkları toplam geçerli oylar ile ittifakların her birinin aldığı toplam geçerli ortak oyların yazı ve rakamla belirtilecek sayısı. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle; bu bentte yer alan “oyların” ibaresi “oylar ile ittifakların her birinin aldığı toplam geçerli ortak oyların” şeklinde değiştirilmiştir.)
Oylama iş ve işlemlerine ve oyların sayım ve dökümüne dair yapılan şikâyetlerle bunlara ait kararların nelerden ibaret bulundukları.
Birden fazla sayım ve döküm yapılmış ise sayısı.
Sayım ve döküm sonucunun başkan tarafından orada hazır bulunanlara ilan edildiği. Sandık sonuç tutanağının onaylı bir sureti, sandık kurulu tarafından sandığın konulduğu bina veya yapıda herkesin görebileceği bir yere asılır. Bu tutanaklar oy verme gününden itibaren bir hafta süreyle asılı kalır. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle; bu fıkrada yer alan “sandık çevresi içinde” ibaresi “sandığın konulduğu bina veya yapıda” şeklinde değiştirilmiştir.)
Sandık sonuç tutanağının birer sureti, o seçim çevresinde seçime katılan ve talep eden siyasi parti ve bağımsız adayların müşahitlerine, yeteri kadar hazırlanarak sandık kurulu başkanı ve üyelerince imzalandıktan ve mühürlendikten sonra verilir. Bu tutanaklar, talep halinde öncelikle sandık kurulunun siyasi partili üyelerine imza karşılığı verilir. Ancak bu halde, o partinin müşahidine ayrıca tutanak verilmez. Müşahitlere verilecek sandık sonuç tutanakları, çok yapraklı kopyalı suret biçiminde hazırlanır. Sandık sonuç tutanağı verilen müşahit ve sandık kurulu üyelerinin ad ve soyadları ile temsilcisi oldukları siyasi partinin adı veya bağımsız adayın adı ve soyadı sandık kurulu tutanak defterine yazıldıktan sonra tutanağın teslim alındığına dair imzaları alınır.
Sandık kuruluna, her seçim türü için oy pusulasındaki siyasi parti ve bağımsız aday sayısından beş fazla sayıda sandık sonuç tutanağı verilir. Bu tutanakların düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.
Tutanağın asılması:
Madde 106 – (Mülga: 8/4/2010-5980/32 md.)
Sayıma ilişkin evrak ve belgelerin teslimi:
Madde 107 – Hesaba katılan ve muteber sayılan oy pusulaları, sandık kurulunca düzenlenen tutanaklar, sayım ve dökümde kullanılıp alt tarafı, kurulca imza edilen sayım cetvelleri, hesaba katılmayan, muteber sayılmayan veya itiraza uğrayan oy pusulaları ve hesaba katılmıyan zarflar, tutanak defteri, kurulca mühürlü ve imzalı ayrı ayrı paketler halinde kurulun mührü ile mühürlenmiş ve başkan ve üyeler tarafından imzalanmış bir torbaya konularak, kurulun bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna sandık kurulu başkanı ve ad çekme ile seçilecek en az iki üye tarafından götürülüp teslim olunur.
Kurulun diğer üyeleri ile, müşahitler de isterlerse ve taşıtta yer varsa veya taşıt kendil eri tarafından sağlanmak suretiyle katılabilirler.
İlçe seçim kurulu, bu torbayı getiren üyeler önünde açarak içindekiler hakkında müfredatlı üç nüshadan ibaret bir tutanak düzenler. Bu tutanağın altı, torbayı teslim edenlerle ilçe seçim kurulu başkanı ve üyelerden biri tarafından imza edilir. Bu tutanağın bir nüshası, il seçim kuruluna gönderilecek evraka bağlanır. Bir nüshası da sandık kurulu başkanına verilir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Seçim Sonrası İşleri
BİRİNCİ KESİM
Seçim sonuçlarının ilçe seçim kurullarınca birleştirilmesi ve denetlenmesi
(Bu madde başlığı “Seçim sonuçlarının ilçe seçim kurullarında birleştirilmesi:” iken, 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.)
Madde 108 – (Değişik: 8/4/2010-5980/24 md.)
Sandık kurullarından gelen sonuç tutanaklarının, ilçe seçim kurullarınca birleştirilmesi ve seçim sonuçlarının belirlenmesi işlemleri, açık ve aralıksız olarak yapılır.
İlçe seçim kurulunun yapacağı sayım, döküm ve birleştirme işlemleri sırasında, siyasi partilerin aday ve müşahitleri ve bağımsız adaylar ve müşahitleri ile ilçe seçim kurullarındaki siyasi parti temsilcileri istedikleri takdirde hazır bulunurlar. Hazır bulunan bağımsız aday ve müşahitleri üçten fazla olursa ad çekilerek, adı ilk çıkanlardan üçü bu işlemleri takip etmek üzere kalabilirler. Siyasi parti aday ve müşahitleri için ad çekme yapılmaz. Bu işlemlerde hazır bulunanlara, birleştirme iş ve işlemlerini yakından takip edebilecekleri bir yer ayrılır.
İlçe seçim kurulu, sandık kurullarından gelen sandık sonuç tutanaklarını, geldikçe almakla beraber, aralıksız olarak çalışır ve gelen tutanakları, her seçim türü ve çevresine ait özel tutanaklara sandık geliş sırasına göre işlemek suretiyle birleştirmeye devam eder. En son sandık sonuç tutanağı geldikten sonra, ilçe dâhilindeki bütün sandık sonuç tutanaklarının birleştirilmesi tamamlanarak, bunun sonucu bir tutanakla tespit edilir. Bu işlemler, Kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olmak şartıyla, Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde, bilgisayar ortamında da yapılabilir.
İlçe seçim kurulunun düzenleyeceği birleştirme tutanaklarına;
(13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 13ü ncü maddesiyle; bu fıkraya (14) numaralı bentten sonra gelmek üzere (15) ve (16) numaralı bentler eklenmiş, müteakip bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.)
İl adı,
İlçe seçim kurulu adı ve varsa numarası,
Seçimin türü ve çevresi,
Tutanak sayfa numarası,
Teselsül sırasına göre sandık kurulu numarası,
Sandığın bulunduğu seçim bölgesinin adı,
Sandık seçmen listesinde yazılı seçmenlerin sayısı,
Oy kullanan seçmenlerin sayısı,
İtiraz edilmeksizin geçerli sayılan oy pusulalarının sayısı,
İtiraz üzerine geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulalarının sayısı,
Geçerli oy pusulalarının toplamı,
Geçersiz sayılan veya hesaba katılmayan oy pusulalarının toplamı,
Birleşik oy pusulasındaki sıralamaya göre siyasi partilerin adları ile her birinin aldığı oy sayısı,
Bağımsız adayların birleşik oy pusulasındaki sıraya göre ad ve soyadları ile her birinin aldığı oy sayısı,
(Ek: 13/3/2018-7102/13 md.) İttifakların her birinin aldığı ortak oy sayısı,
(Ek: 13/3/2018-7102/13 md.) İttifak içerisindeki her bir siyasi partinin tek başına aldığı oy sayısına, ittifakın ortak oylarından gelen payın ilave edilmesiyle elde edilen oy sayısı
Muhtarlık seçimlerinde kendilerine oy verilen kimselerin alfabetik sırada ad ve soyadları ile her birinin aldığı oy sayısı,
Yüksek Seçim Kurulunca gerekli görülen diğer bilgiler, rakam ve yazı ile yazılır.
Birleştirme işlemi için birden fazla tutanak kullanılmış ise, her tutanağa sıra numarası verilir.
Birleşik oy pusulası kullanılan seçimlerde, ilçe birleştirme tutanağı imzalanmadan önce, birleştirmesi yapılan sandık sonuç tutanaklarındaki bilgilerin tamamını gösterir bir döküm cetveli, ilçe seçim kurulunun siyasi partili üyelerine de birer nüsha çoğaltılarak verildikten sonra, o tutanakta birleştirmesi yapılan sandık sonuç tutanaklarında, siyasi parti ve bağımsız adaylar ile ittifakların ortak aldıkları oy sayıları, ilçe seçim kurulunda, başkanın görevlendireceği memur üyelerden biri tarafından, birleştirme tutanağındaki sıraya göre, yüksek sesle okunmak suretiyle, ilçe birleştirme tutanağına işlenen oy sayılarında yanlışlık olup olmadığı denetlenir. İlçe seçim kurullarında yeterli imkan olması halinde denetim işlemi hazır bulunanların izleyebileceği şekilde görüntülü olarak cihazlarla yayınlanabilir. (13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle; bu fıkrada yer alan “adayların” ibaresi “adaylar ile ittifakların ortak” şeklinde değiştirilmiştir.)
Başkan, denetim sırasında tespit edilen hataları denetim tutanağına geçirmek üzere, kurulun diğer memur üyesini görevlendirir. Denetim tutanağında, ilçe seçim kurulunun adı, denetlenen seçimin türü ve çevresi ile denetim işlemi sırasında hatalı bilgi girişi yapıldığı tespit edilen sandıkların numarasını yazmaya elverişli bir cetvel yer alır. Denetleme sırasında, ilçe birleştirme tutanağına hatalı olarak işlenmiş sandık kurulu sonuç tutanakları bir kenara ayrılır. Denetim işlemi sonucunda, düzenlenen tutanak başkan ve üyelerce imzalanır. Denetim işlemi tamamlandıktan sonra, hata tespit edilmişse, ayrılan sandık sonuç tutanaklarına göre gerekli düzeltmeler yapılarak hazırlanan ilçe birleştirme tutanağı, kurul başkanı ve üyelerince imzalanır ve sonuçlar hazır bulunanlara sözlü olarak ilan edilir.
İlçe birleştirme tutanağındaki bilgilere göre hazırlanacak tutanak özetinin onaylı bir sureti, ilçe seçim kurulunda herkesin inceleyebileceği uygun bir yere, bir hafta süreyle asılmak suretiyle ilan edilir.
İlçe seçim kurulunun düzenleyeceği ilçe birleştirme tutanak özetlerinde;
İl adı,
İlçe seçim kurulu adı ve varsa numarası,
Seçimin türü ve çevresi,
Seçim çevresindeki sandık kurullarının toplam sayısı,
Sandık seçmen listesinde yazılı seçmenlerin toplam sayısı,
Oy kullanan seçmenlerin toplam sayısı,
İtiraz edilmeksizin geçerli sayılan oy pusulalarının toplam sayısı,
İtiraz üzerine geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulalarının toplam sayısı ,
Geçerli oy pusulalarının toplam sayısı,
Geçersiz sayılan veya hesaba katılmayan oy pusulalarının toplamı,
Birleşik oy pusulasındaki sıralamaya göre siyasi partilerin adları ile her birinin aldığı toplam oy sayısı,
Bağımsız adayların birleşik oy pusulasındaki sıraya göre ad ve soyadları ile her birinin aldığı toplam oy sayısı,
Yüksek Seçim Kurulunca gerekli görülen diğer bilgiler, rakam ve yazı ile yazılır.
İlçe birleştirme tutanak özeti ile denetim tutanağının imzalı ve mühürlü birer sureti, ilçe seçim kurulu başkanınca, kurulun siyasi partili üyelerine imza karşılığı verilir. Ayrıca, ilan süresi içinde yazılı talepte bulunan ve o seçim çevresinde seçime katılan siyasi parti ilçe başkanlıklarına ve bağımsız adaylara da bir defaya mahsus olmak üzere imza karşılığı verilir.
Birden çok ilçe seçim kurulu bulunan ilçelerde, her ilçe seçim kurulu, kendisine bağlı bulunan sandık kurullarından gelen sandık sonuç tutanaklarını, yukarıda belirtilen usule göre birleştirdikten sonra, düzenleyeceği denetim ve birleştirme tutanak özetinin onaylı birer suretini, bir numaralı ilçe seçim kuruluna teslim eder. Birinci ilçe seçim kurulu, aldığı bu tutanaklardaki sonuçları, kendi düzenlediği özel tutanağa, sütun başlıkları altına toplam sayıları yazmak suretiyle veya ayrı bir tutanak düzenleyerek birleştirme işlemini yapar. Birinci ilçe seçim kurulunun düzenleyeceği ilçe birleştirme tutanak özetinin ilanı ve siyasi parti ve adaylara verilmesi hususunda da yukarıdaki fıkraya göre işlem yapılır.
Milletvekili ve büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerinde, ilçe birleştirme tutanağının ve özetinin onaylı birer sureti, ilçe seçim kurulu başkanı ile en az iki üye tarafından, en kısa sürede il seçim kuruluna teslim edilir.
Asıl ve geçici ilçe seçim kurulu başkanları, sayım, döküm ve birleştirme iş ve işlemlerinin yapıldığı yerlerde, sandık kurulu başkanlarının, sandık çevresinde sahip oldukları yetkileri kullanabilirler.
Bu maddede belirtilen tutanaklar ile tutanak özetlerinin düzenlenmesi ve seçim sonuçlarının üst seçim kurullarına gönderilmesine dair usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.
İKİNCİ KESİM
İl Seçim Kurulunda Birleştirme
İl seçim tutanakları:
Madde 109 – İl seçim kurulları, seçimle ilgili kanunların tutanak düzenlemeyi kendilerine görev olarak verdiği hallerde, ilçe seçim kurullarından gönderilen seçim tutanaklarını birleştirerek il seçim tutanaklarını düzenler.
Birleştirme sonucunu gösteren tutanağın içindekiler hazır bulunanlara ilan edilir, bir sureti il seçim kurulu başkanı tarafından il seçim kurulu kapısına asılır, asılan bu tutanak sureti bir hafta süre ile asılı kalır.
82 nci, 83 üncü ve 84 üncü maddeler gereğince sandık kurulu başkanlarının sandık yerinde haiz oldukları yetkileri, il seçim kurulu başkanları da sayım, döküm ve birleştirme işlerinin yapıldığı yerde, haizdirler.
ALTINCI BÖLÜM
İtirazlar ve Şikayetler
BİRİNCİ KESİM
Genel Hükümler
Kimlerin itiraz edebileceği:
Madde 110 – (Değişik: 24/3/1973-1700/1 md.)
Bu kanunda gösterilen kurulların veya kurul başkanlarının kesin olmayan kararlarına karşı seçme yeterliğine sahip yurttaşlar, siyasi partiler veya bunların tüzüklerine göre kuruluş kademelerinin başkanları veya vekilleri, müşahitler, adaylar ve Cumhuriyet Senatosu üyeleri ile milletvekilleri itiraz edebilirler.
İtiraz mercileri:
Madde 111 – Bu kanunda, kurulların kesin olduğu yazılı bulunmıyan kararlarına karşı, her kurulun bağlı olduğu üst kurul, itiraz merciidir.
Yüksek Seçim Kurulunun re’sen veya itiraz üzerine vereceği kararlar kesindir.
İtirazın şekli:
Madde 112 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
İtiraz yazı ile veya sözle yapılır. Sözle yapılacak itirazlar gerekçesiyle birlikte tutanağa yazılır. İtiraz edenin adı, soyadı, açık adresi yazılarak imza ettirilir. İmza bilmeyenlere parmak bastırılır.
Kimliğini ispat edemeyenlerin, delil ve gerekçe gösteremeyenlerin itirazları incelenmez, bu sebeple incelenmediği tutanağa yazılır.
Yazılı itirazlarda da yukarıdaki şartlar aranır ve deliller itiraz dilekçesine eklenir. Gerekçesi ve delili olmayan yazılı itirazlar da incelenmez. Her iki halde de itirazın alındığı na ve hangi tarihte yapıldığına dair, itiraz yapana alındı belgesi verilir. İtirazlar seçim kurulu başkanına yapılır. Seçim kurulu başkanı bulunamazsa, yazılı itiraz nöbetçi savcıya alındı belgesi ile yapılır. Savcı yapılan itirazın kaydını işleyerek hemen seçim kurulu başkanına gönderir.
Siyasi partiler, seçim başlangıcında partileri adına kimlerin itiraz edebileceklerini mühür ve imzalı bir yazı ile seçim kurullarına bildirirler. İtiraz edebileceklerin imza sirküleri parti başkanınca onaylanarak bildirilir. Parti adına itiraz edeceklerden kimlik aranmaz.
İtirazlarda, delillerin hangi resmi makamlarda bulunduğunun bildirilmesi delil yerine geçer ve bu delili seçim kurulu temin eder.
Yüksek Seçim Kuruluna yapılacak itirazların yazılı olması lazımdır.
İtiraz üzerine verilecek karar:
Madde 113 – Bir kurulun kararını itiraz yolu ile tetkik eden üst kurul, itirazı kabul ettiği takdirde, yapılması gereken işlem hakkında da karar verir.
Kurullar kararlarını salt çoğunlukla verirler. Oyların eşitliği halinde, başkanın katıldığı taraf tercih olunur.
Yüksek Seçim Kurulu, seçimin sonunda verilecek tutanaklara karşı yapılan itirazların incelenmesinde, tam sayısı ile toplanır.
Diğer hususlarda kurulun mürettep adedinin çoğunluğu ile toplanabilir. Her iki halde de salt çoğunlukla karar verir.
Oyların eşitliği halinde Başkanın bulunduğu taraf tercih olunur.
Kararların bildirilmesi ve tebliği:
Madde 114 – İtiraz üzerine kesin olmayarak verilen kararlar, itiraz eden hazır ise sözle bildirilir. Sözle bildirmelerde, kararın bildirildiği gün ve saat tutanağa geçirilerek kendisine de
imza ettirilir. İsterse kararın bir örneği de verilir.
İtiraz eden hazır değilse, seçim kurullarının bulunduğu kasaba veya şehirde, muayyen bir yer gösterilmiş olması halinde, karar, bu yere tebliğ olunur.
Kurulların kesin kararları tebliğ olunmaz. Ancak itiraz eden başvurduğu takdirde kendisine gösterilir ve isterse bir suret de verilir.
Resim ve harç:
Madde 115 – Şikayet ve itiraza ilişkin her türlü evrak, resim ve harcdan muaftır.
İKİNCİ KESİM
Şikayet
Tarifi ve mercii:
Madde 116 – Şikayet, kütüklerin düzenlenmesi ile görevli ilçe seçim kurulu başkanlariyle, kütüklerin düzenlenmesine memur edilen sair kimselerin ve il, ilçe seçim kurullariyle sandık kurullarının veya kurullar başkanlarının bu kanunun verdiği yetkilere dayanarak yaptıkları işlemlere ve aldıkları tedbirlere ve bunlara benzer sair muamelelerine veya herhangi bir kimsenin bu kanunun koyduğu yasak hükümlerine aykırı hareketlerine karşı bu işlemlerin, tedbirlerin sair muamelelerin düzeltilmesi, veyahut kanunun koyduğu yasaklara uymayanların, bu hareketlerinin önlenmesi maksadiyle yapılan müracaatlardır. Şikayet bu kurullara veya başkanlarına veya sair görevlilere sözlü veya yazı ile 110 uncu maddede gösterilenler tarafından yapılır.
Şikayetin incelenmesi:
Madde 117 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Şikayet kabul edildiği takdirde, şikayete konu olan işlem veya tedbirler düzeltilir ve kanuna aykırı hareketler önlenir.
Şikayet kabul edilmediği takdirde, derhal tutanağa geçirilerek karara bağlanır. Bu kararın bir sureti şikayetçiye verilir. Bu kararlara karşı kanunda ayrıca bir müddet tayin edilmemiş ise, kırksekiz saat içinde itiraz olunabilir.
İtiraz ve şikayetin işlemleri durduramaması:
Madde 118 – İşlemlere, tedbirlere ve kararlara karşı yapılan şikayet ve itirazlar, oy vermeye ve her türlü seçim işlerinin devamına engel olmaz.
ÜÇÜNCÜ KESİM
Kurulların Teşekkül ve İşlemlerine Karşı Şikayet ve İtiraz
Sandık kurullarına ait itiraz ve şikayet:
Madde 119 – Sandık kurullarının teşkiline dair, ilçe seçim kurulu veya başkanı tarafından yapılan işlemlerin düzeltilmesi için, bu işlemlerin neticesinden itibaren en geç iki gün içinde şikayet yoliyle düzeltilmesi istenebilir.
Şikayetin reddine dair olan kararlara karşı, bildirilmesinden veya tebliğinden itibaren iki gün içinde il seçim kuruluna itiraz olunur. İl seçim kurulları, iki gün içinde kesin karar verirler.
Bu şikayetin yapılmamış olması sandık kurulunun teşekkülüne karşı itiraza engel değildir.
Ancak, bu itirazın teşekkülünden itibaren iki gün içinde il seçim kuruluna yapılması şarttır.
İl seçim kurulunun vereceği karar kesindir.
İlçe seçim kurullarına ait itiraz ve şikayet:
Madde 120 – İlçe seçim kurulu teşkili işlemlerine karşı, il seçim kurullarına bunların teşekkülünden itibaren en geç iki gün içinde itiraz olunabilir.
İl seçim kurulları, itirazları en geç iki gün içinde, kesin olarak karara bağlar.
İl seçim kurullarına ait itiraz ve şikayet:
Madde 121 – İl seçim kurullarının teşekkülüne karşı kurulun teşkilinden itibaren en geç üç gün içinde, Yüksek Seçim Kuruluna itiraz olunabilir. Yüksek Seçim Kurulu üç gün içinde bir karar verir.
DÖRDÜNCÜ KESİM
Sandık Seçmen Listelerine İtiraz
Muhtarlık bölgesi askı listelerine itiraz:
Madde 122 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Muhtarlık bölgesi askı listelerine, siyasi partilerin 112 nci maddede belirtilen ilçe yetkilileri, o ilçede oturan seçmenlerle ilgili olarak ilçe seçim kurulları başkanlıklarına; genel merkez yetkilileri tüm seçmen kütüğü ile ilgili olarak Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığına; seçmen niteliğini haiz vatandaşlar kendileri ile ilgili olarak ilçe seçim kurulu başkanlarına şikayet ve itirazda bulunabilirler.
Muhtarlık bölgesi askı listesine yapılan itirazlar; itirazın yapıldığı kurul başkanınca kesin karara bağlanır.
Karar sureti; Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğüne gönderilir ve kütüğe işlenir.
Sandık bölgesi askı listelerine itiraz:
Madde 123 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Sandık bölgesi askı listesine; 14 üncü maddenin dördüncü fıkrasına göre ilan edilen siyasi parti il ve ilçe başkanları, ilçe seçim kurulu üyeleri, sandık askı listesindeki bilgilerin askı listesine ve itiraz sonucu verilen kararlara sandık ayırımının yasa ve genelgelere uygun olmadığı yolunda, ilçe seçim kuruluna askı süresince itiraz edebilirler.
Bu itiraz, ilçe seçim kurulu tarafından incelenir ve alınan karar itiraz edene ve il seçim kurulu başkanlığına bildirilir.
Bu karara karşı, il seçim kuruluna muteriz itiraz edebilir.
İl seçim kurulunun kesin kararı, itiraz edilmeyen ilçe seçim kurulu başkanının kararları ile birlikte Yüksek Seçim Kurulu Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğüne gönderilir.
Listelere itirazların yöntemi:
Madde 124 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Siyasi partilerin genel merkez yetkilileri ile Seçmen Kütüğü Genel Müdürü, 122 ve 123 üncü maddelerle bu maddede yazılı şikayet ve itirazlar üzerine verilen kesin kararların bir kez de Yüksek Seçim Kurulunda tetkik edilip karara bağlanmasını isteyebilirler.
122 ve 123 üncü maddelerle bu maddede yazılı şikayet ve itirazların zaman, süre, inceleme ve sonuçlandırılma kuralları Yüksek Seçim Kurulunca, ilk askıdan en az bir ay önce yayınlanır.
İtiraz üzerine verilecek kararların, seçmen kütüğünde değiştirdiği, çıkardığı veya eklediği bilgiler ayrı bir “güncelleştirme kütüğünde” saklanır.
Adaylığa itiraz:
Madde 125 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Özel kanunlarında aykırı bir hüküm bulunmadığı takdirde, adaylıklarını koyanlara özel kanunları gereğince yapılacak ilandan itibaren iki gün içinde 110 uncu maddede gösterilenler tarafından adaylık şart veya vasıflarını haiz olmamaları sebebine dayanılarak itiraz edilebilir.
Şu kadar ki, bir siyasi partinin listesinde yer alan adayların tespiti sırasında o partinin tüzük ve yönetmeliklerinde yazılı hükümlere aykırı davranıldığından bahisle, ilgili siyasi partinin üyesi olmayan kimseler tarafından itiraz edilemez. Bu tür itirazlarda, itiraz edenin aynı siyasi partiye kayıtlı olduğunu kanıtlayan belge eklenmemiş itiraz dilekçeleri işleme konulmaz.
Bu itirazlar, seçimin özelliğine göre kanunen seçimi idare ile görevli seçim kurullarına yapılır ve bu kurulun kararına karşı kesin karar vermek yetkisini haiz üst seçim kuruluna da itiraz olunabilir.
İtirazın yazıyla yapılması ve itiraz dilekçesine itiraza sebep gösterilen belgelerin bağlanması şarttır.
(Ek: 27/10/1995-4125/7 md.; İptal: Ana. Mah.’nin 18/11/1995 tarih ve E.1995/54, K.1995/59 sayılı kararı ile.)
İtirazın incelenmesi süresi:
Madde 126 – Adaylıklar özel kanunlarında gösterilen süre içinde kesinleşir.
Kesin karar vermeye yetkili üst kurullar, adaylıkların kesinleşmesi tarihinden önce itirazları karara bağlarlar.
BEŞİNCİ KESİM
Sandık kurullarının veya başkanlarının şikayet üzerine verecekleri kararlara itiraz:
Madde 127 – Sandık kurullarının veya başkanlarının işlemlerine ve her türlü sandıkbaşı
işlerine 110 uncu maddeye göre yapılacak şikayetlerin reddine dair verilecek kararlara karşı ilgililer, derhal, ilçe seçim kurulu başkanına itiraz edebilirler.
İlçe seçim kurulu başkanı, itirazı derhal tetkik ederek kesin karara bağlar.
Başkanın kararı, durumu tashih veya sandık kurulunun şikayet üzerine verdiği kararı iptal eder mahiyette ise, bu karar derhal sandık kurulu başkanına bildirilir, karara uymak mecburidir.
Şikayet ve itirazlar en geç seçim sonuçlarını tesbit eden tutanağın düzenlenmesine kadar yapılır.
Sandık kurulu kararlarına ve tutanağa itiraz:
Madde 128 – (Değişik: 8/4/2010-5980/25 md.)
Sandık kurullarının kararları, oyların sayım ve dökümü ile tutanakların düzenlenmesine ilişkin iş ve işlemleri aleyhine, ilçe seçim kuruluna itiraz olunabilir.
Bu itirazlar, sandık sonuç tutanağının düzenlenip başkan ve üyeler tarafından imzalanmasına kadar sözle veya yazıyla, sandık kurulları vasıtasıyla yapılabileceği gibi, oy verme gününden sonraki salı günü saat 15.00’e kadar doğrudan ilçe seçim kurullarına yazılı olarak yapılabilir.
Sandık başı iş ve işlemlerine karşı, ilçe seçim kuruluna itiraz edilebilmesi için, önce sandık kuruluna şikâyet veya itirazda bulunulmuş olması şart değildir.
İlçe seçim kurulları, itirazları en geç itirazın yapıldığı tarihten sonraki ikinci gün saat 17.00’ye kadar karara bağlar. İtirazı yapan hazır ise, karar kendisine bildirilir; değilse tebliğ edilir.
İlçe seçim kurulları, yukarıda gösterilen itiraz süresi sona ermeden veya süresinde yapılan itirazları inceleyip bir karara bağlamadan önce, ilçe birleştirme tutanağını düzenleyemez. Bu hükme rağmen, bu tutanağın düzenlenmiş olması, üst seçim kurullarına itiraz için Kanunda öngörülen sürelere başlangıç teşkil etmez.
ALTINCI KESİM
İlçe seçim kurullarının veya başkanlarının şikayet üzerine verecekleri kararlarla sair kararlarına ve ilçe birleştirme tutanaklarına itiraz:
Madde 129 – İlçe seçim kurullarının veya başkanlarının, kendi işlemleri aleyhine vakı şikayet üzerine verdikleri kararlar ile, sair kararları aleyhine, en geç ilçe birleştirme tutanağının düzenlenmesine kadar; ilçe birleştirme tutanağının düzenlenmesi ve buna ait işlerle neticelerine karşı bu tutanağın düzenlenmesini takip eden gün saat on yediye kadar, doğrudan doğruya veya ilçe seçim kurulları eli ile il seçim kurullarına itiraz edilebilir.
İlçe seçim kurullarının veya başkanlarının işlemlerine, tedbirlerine ve sair muamelelerine karşı yapılan şikayetlerin reddine dair verilen kararlara yapılan itirazlar, iki gün içinde kesin karara bağlanır.
İtirazın kabulüne karar verildiği takdirde, bu karar en seri vasıta ile ilçe seçim kurulu başkanına bildirilir.
Sair itirazlar, iki gün içinde karara bağlanır, itiraz eden hazır ise kendisine sözle bildirilir. Hazır değil ise tebliğ olunur.
YEDİNCİ KESİM
İl seçim kurulu ve başkanlarının şikayet üzerine verecekleri kararlarla, sair kararlarına ve tutanaklara itiraz ve olağanüstü itiraz:
Madde 130 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
İl seçim kurullarının kararlarına karşı aşağıdaki şekilde itiraz olunur:
İl seçim kurullarıyla başkanlarının kendi işlemleri aleyhine vaki şikayetlerin reddine dair verdikleri kararlara, tebliğ veya tefhiminden itibaren üç gün,
Bu kurulların teşekkülüne, kurulun teşkilinden itibaren üç gün,
Oy verme günü işlemlerine ait kararlara karşı derhal,
Sair kararlar aleyhine bu kararların öğrenildiği tarihten itibaren üç gün içinde ve en geç il birleştirme tutanağının düzenlenmesini takip eden üçüncü gün saat 17.00 ye,
Oyların dökümüne, sayımına, oyların seçilenlere göre ayrılmasına; il birleştirme tutanağının düzenlenmesinden sonraki üçüncü gün saat 17.00 ye,
Seçilme yeterliğine; veya kendilerine tutanak verilenlerin, seçilmediğine veya seçimin sonucuna tesir edecek olaylara karşı, seçilenlere verilecek tutanağın düzenlenmesinden sonraki üçüncü gün saat 17.00 ye,
Kadar 110 uncu maddede yazılı kimseler tarafından doğrudan doğruya veya il seçim kurulları vasıtasıyla Yüksek Seçim Kuruluna itiraz edilebilir.
Şu kadar ki; siyasi partilerin il başkanlarıyla genel merkezleri veya bağımsız aday tarafından tutanağın düzenlenmesinden sonra (7) gün içinde seçimin neticesine müessir olaylar ve haller sebebiyle yapılan itirazlar, seçimin sonucu hakkında kesin karar vermek yetkisine sahip olan kurullarca, seçimin neticesine müessir görüldüğü takdirde, alt kademelerce verilen kararların kesin veya kesinleşmiş olması veya kurullara derece derece ve müddeti içinde müracaat edilmemiş olması, bu itirazın incelenmesine ve reddine sebep teşkil etmez.
Bu itirazlar yazılı olarak yapılır. İtiraz dilekçesine, itiraz edenin adının, soyadının ve açık adresinin yazılması, ihbar ve iddia olunan vakıaların mahiyetinin ve gerekçesinin beyanının, delillerinin gösterilmesi ve belgelerinin bağlanması, bu belgelerin elde edilmesi mümkün değil ise, sebeplerinin ve nereden ve ne suretle temin olunabileceğinin bildirilmesi lazımdır.
Ancak, adaylığın kesinleşmesinden sonra, adayın Türk olmadığına, yaşının kanunda gösterilenden küçük olduğuna, okur – yazar olmadığı veya seçilme yeterliğini kaybettiren bir mahkümiyeti bulunduğuna ilişkin iddialar dışındaki nedenlerle adaylara itiraz olunamaz. Bu hüküm olağanüstü itirazlar için de geçerlidir.
Bu şartları haiz olmayan dilekçeler reddolunur.
SEKİZİNCİ KESİM
Yüksek Seçim Kurulunun işlem ve tedbirlerine karşı şikayet:
Madde 131 – Her türlü seçimin devamı sırasında, Yüksek Seçim Kurulunun itiraz eylediği veya itiraz yolu ile verdiği kararlar dışında kalan işlemleri, tedbirleri ve sair muameleleriyle, bu kanunda başka bir mercie şikayet veya başvurma yolu gösterilmemiş ve fakat alt kurulların görevleri sınırlarını aşmış olan veya bu mahiyette bulunan, kanuna aykırı hareketlerden dolayı 110 uncu maddede gösterilenler tarafından, yazılı olarak, doğrudan doğruya, Yüksek Seçim Kuruluna şikayet olunabilir.
Yazılı şikayetlerin 112 nci maddedeki şartları ihtiva etmesi lazımdır. Bu şikayetler üzerine, Yüksek Seçim Kurulunca derhal ve kesin olarak karar verilir.
Tetkik ve tahkik usulü:
Madde 132 – Yüksek Seçim Kurulu evrak üzerinde, incelemeler yapar. Ayrıca lüzum gördüğü bilcümle tahkik ve her türlü tetkik işlemlerini de yapar. Gerekli mercilerden her türlü bilgi ve belgeleri ister. Bu mercilerin, en kısa bir zamanda ve en geç yedi gün içinde istenilen bilgi ve belgeyi vermeleri mecburidir.
Kurul başkanı, lüzum ve ihtiyaca göre, bu işlerde çalışmak üzere, Yargıtay ve Danıştay memurlarını da vazifelendirebilir.
İtiraz dilekçesinin bir sureti, tutanağına itiraz edilene tebliğ olunur. Tutanağına itiraz olunan kimse, isterse yazı ile savunabileceği gibi, isteği üzerine, Yüksek Seçim Kurulunun tayin edeceği günde bizzat veya bir vekil marifetiyle kendini kurul huzurunda savunabilir. Kurul, yapılan itiraz ve ihbarları kendisine verildiği tarihten itibaren en geç üç ay içinde bir karara bağlar.
Kurulun kararı kesindir. Aleyhine hiçbir mercie ve kanun yoluna başvurulamaz. Seçimin özelliğine göre seçim sonuçları hakkında kesin karar vermeye yetkili mercie
yapılacak itirazlarda da yukarıki 1 inci ve 3 üncü fıkralar hükümleri uygulanır.
Ancak, bu kurul itirazları onbeş gün içinde kesin karara bağlar.
Yukarıki fıkralarda yazılı kararlar aleyhine hiçbir mercie ve kanun yoluna başvurulamaz.
Tutanakların iptali halinde özel kanunlarındaki hükümler uygulanır.
YEDİNCİ BÖLÜM
Seçim Suçları ve Cezaları
Kurullara karşı suçlar:
Madde 133 – (Değişik: 23/1/2008-5728/287 md.)
Hileli faaliyetlerle veya herhangi bir şekil ve surette cebir veya şiddet kullanarak veya tehdit ederek, bu Kanunda yazılı kurulların toplanmalarına veya görevlerinin ifasına mani olanlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Yukarıdaki fıkrada yazılı fiiller, silahla işlenirse, verilecek ceza üç yıldan aşağı ol amaz. Bu fiiller, aralarından biri silahlı en az üç kişi tarafından birlikte işlendiği takdirde, failler hakkında beş yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Kurulların tedbirlerine riayetsizlik:
Madde 134 – (Değişik: 23/1/2008-5728/288 md.)
Seçim işlerinin cereyanı sırasında, seçimin düzenli yürütülmesini sağlamak maksadı ile, bu Kanunda yazılı kurullar veyahut kurul başkanları tarafından alınan karar ve tedbirlere, ihtara rağmen riayet etmeyen kişilere ikiyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.
Herhangi bir şekilde alınan karar ve tedbirlerin uygulanmasını zorlaştıran veyahut karar ve tedbirlerin neticesiz kalmasına sebebiyet veren kimseler, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Yukarıda yazılı fiiller, görevli kimseler tarafından işlendiği ve fiilleri daha ağır cezayı gerektiren suç oluşturmadığı takdirde, birinci veya ikinci fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
3667
Kurul üyelerinin kurul kararlarına riayetsizliği:
Madde 135 – Bu kanunda yazılı kurulların çoğunlukla vermiş oldukları her çeşit kararlara riayet etmiyen kurul üyeleri, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Kurul üyelerinin göreve gelmemesi:
Madde 136 – (Değişik: 23/1/2008-5728/289 md.)
Kurullara seçildiği halde haklı sebep olmaksızın vazifesi başına gelmeyenler elli günden az olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır.
Seçim başladıktan sonra kuruldaki görevlerini haklı bir sebep olmaksızın terk edenler, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Araç ve gereçlerin vaktinde gönderilmemesi:
Madde 137 – (Değişik: 23/1/2008-5728/290 md.)
Seçim kurulları başkan ve üyelerinden herhangi biri veya bu Kanunda yazılı işlerden biriyle görevlendirilen kimseler sandık seçmen listelerini, aday listelerini, seçime ait kağıt ve paketleri ve oy pusulalarını, oy sandıklarını, oy zarflarını veya maddi ve malî vasıtaları ve bilcümle seçim araç ve gereçlerini vaktinde yerlerine göndermezler veya gönderilmesine mani olurlar veya teslim etmezler veya teslim almazlarsa, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Bu fiilleri görevlilerden başkaları yaparsa, cezanın alt sınırı bir yıldır.
Görevi kötüye kullanma: (1)
Madde 138 – (Değişik: 23/1/2008-5728/291 md.)
Bu Kanunun tatbiki ile görevli veya bu Kanuna göre görevlendirilen kimseler görevlerini her hangi bir şekilde kötüye kullandıkları takdirde, fiilleri bu Kanunda ayrı bir suç olarak tanımlanmamış ise, Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesine göre verilecek ceza altıda birden üçte bire kadar artırılarak hükmolunur.
Memur olanların cezaları:
Madde 139 – (Mülga: 23/1/2008-5728/578 md.)
Seçmen kütüğü hazırlıklarına ilişkin suçlar:
Madde 140 – (Değişik: 23/1/2008-5728/292 md.)
Seçmen kütüğünün düzenlenmesine esas teşkil edecek olan krokilerle, binalar cetvelini ilçe seçim kurulu başkanınca bildirilen süre içinde düzenleyerek vermeyenler veya kroki ve binalar cetvellerini seçmen kütüğünün düzenlenmesine elverişli bir şekilde yapmayanlar hakkında, Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesinde yazılı cezalar altıda birden üçte bire kadar artırılarak hükmolunur.
Sayım ve yazım ve denetim işlemleri sırasında, belli edilen esaslara aykırı harekette bulunanlarla, sorulara cevap vermeyenler veya bilerek gerçeğe aykırı cevap verenler yahut ilk sayım ve yazım gününde, ilan edilecek süreden önce bulundukları yeri terk edenlere, fiilleri suç oluşturmadığı takdirde yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.
——————————
Bu madde başlığı “Görevi savsama ve kötüye kullanma:” iken, 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 291 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
3668
Seçmen kütüğünün düzenlenmesi:
Madde 141 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Bu Kanunla görevlendirilmiş oldukları halde, belli, süre içinde ve şekillerine uygun olarak seçmen kütüğüne müteallik evrak ve vesikaları gereği gibi düzenlemeyen veya muhafaza etmeyenler veya gereken mercie vermeyenler altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
Bu fiiller kayıtsızlık veya gereken dikkat ve itinanın gösterilmemesi sonucu husule gelmiş ise üç aydan bir seneye kadar hapis cezası hükmolunur.
Yukarıda yazılı fiil ve hareketler yüzünden herhangi bir bölgede, seçmen kütüğünün veya sandık seçmen listelerinin yazılması veya bu sebeple seçmenlerin oy vermesi imkansız hale gelmiş ise, birinci fıkrada yazılı halde bir seneden iki seneye kadar, ikinci fıkrada yazılı halde de altı aydan iki seneye kadar hapis cezası hükmolunur.
Kütük düzenlemekle görevli olanların suçları:
Madde 142 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Seçmen kütüğüne yazılmak hakkı olmayan bir seçmeni yazan veya yazılmak hakkı olan bir seçmeni yazmayan veya kütüğe yazılmış olup da silinmesi gereken seçmenin adını silmeyen veya silinmemesi gerektiği halde o seçmenin adını silenler bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Eğer bu fiiller kayıtsızlık ve görevde gereken dikkat ve itinanın gösterilmemesinden ileri gelmiş ise üç aydan altı aya kadar hapis cezası verilir.
Seçme yeterliği bulunmadığı halde kendisini veya bu yeterliği olmayan bir başkasını her ne suretle olursa olsun seçmen kütüğüne kaydettiren veya bu şekilde kaydedilmiş olanları seçmen kütüğünden silinmesine aynı şekilde mani olan veya seçme yeterliği bulunan birinin aynı fiil ve hareketlerle seçmen kütüğünden silinmesine sebep olan altı aydan iki seneye kadar hapis (…)(1) cezası ile cezalandırılır.(1)
Yukarıda yazılı fiiller cebir veya tehdit veya şiddet veya nüfuz veya tesir icrası suretiyle yapıldığı takdirde faile verilecek ceza, bir seneden beş seneye kadar hapistir.
Seçmen kütüğüne birden fazla kayıt:
Madde 144 – (Değişik: 23/1/2008-5728/294 md.)
Seçmen kütüğüne kendisini veya bir başka seçmeni bilerek birden fazla kayıt ettirenler veya bu sonucu veren fiilleri bilerek yapanlar altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Yukarıdaki fıkrada yazılı suçlar bu işlerle görevlendirilenler tarafından işlendiği takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
——————————
23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 293 üncü maddesiyle; bu fıkrada yer alan “üç aydan bir seneye” ibaresi “altı aydan iki seneye” şeklinde değiştirilmiş ve “ve ikibinbeşyüz liradan onbin liraya kadar ağır para” ibaresi madde metninden çıkartılmıştır.
3669
Seçmen kütüğüne kaydolunmamaya teşvik:
Madde 145 – Seçme yeterliğine sahip olanların seçmen kütüğüne kaydolunmalarını önlemek maksadiyle teşvik ve telkinlerde bulunanlar üç aydan altı aya kadar hapis cezasına mahkum edilirler.
Yukarıda yazılı fiillerden dolayı seçmenler, seçmen kütüğüne kaydolunmadıkları takdirde verilecek hapis cezası altı aydan bir seneye kadardır.
Bu fiil ve hareketler cebir veya tehdit veya şiddet kullanarak vukubulduğu takdirde, yukarıki fıkralara göre verilecek cezalar iki kat olarak hükmedilir.
Bu fiil ve hareketler, memur ve memur hükmünde olanlar tarafından işlenirse, ayrıca 139 uncu madde hükmü de uygulanır.
Seçmen listeleri üzerinde işlenen suçlar:
Madde 146 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
141, 142, 143 ve 144 üncü maddelerde yazılı fiiller seçmen kütüğünün düzenlenmesinden sonra sandık bölgelerine göre düzenlenecek olan sandık seçmen listeleri ile Yüksek Seçim Kurulunca düzenlenmesine karar verilecek diğer listeler üzerinde işlendiği takdirde sözü geçen maddelerde yazılı cezalar verilir.
Seçmen listesine ilişkin suçlar:
Madde 147 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Asılması gereken seçmen listelerini asmayan veya vaktinden evvel indiren veya her ne suretle olursa olsun seçmenlerin tetkikine imkan vermeyen veya bu listelere karşı yapılan itirazları kabul etmiyen veya mercilerine bildirmeyen görevliler hakkında üç aydan iki yıla kadar hapis (…)(1) cezası verilir.
Bu fiiller kayıtsızlık veya gereken dikkat ve itinanın gösterilmemesi sonucu meydana gelmiş ise, verilecek ceza bir aydan altı aya kadar hapis (…)(1) cezasıdır.(1)
Seçmen kütüğü, seçmen listeleri ve diğer belgeler üzerinde işlenen suçlar:
Madde 148 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
(Değişik birinci fıkra: 23/1/2008-5728/296 md.) Tamamen veya kısmen sahte seçmen kütüğü veya seçmen listesi tanzim eden veya bozan veya çalan veya yok eden kimse hakkında Türk Ceza Kanununun belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerine göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Seçmen kütüğü veya seçmen listelerine ait vesikaları çalan veya bozan veya yok eden veya tahrip eden kimseye de aynı ceza verilir.
Oy hakkının kullanılmasına engel olmak maksadıyla seçmenlerin kimliklerini ispata yarayan herhangi bir belge üzerinde yukarıdaki fıkrada yazılı fiilleri işleyenler veya bu belgeleri saklayanlar altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Seçmen, kimliğini ispat ederek oyunu kullandığı takdirde, yukarıdaki fıkrada yazılı ceza yarısına kadar indirilir.
——————————
23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 295 inci maddesiyle; bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ve bin liradan beşbin liraya kadar ağır para” ve ikinci fıkrasında yer alan “ve beşyüz liradan ikibinbeşyüz liraya kadar ağır para” ibareleri madde metninden çıkartılmıştır.
3670
Propaganda toplantılarına karşı suçlar:
Madde 149 – (Değişik: 23/1/2008-5728/297 md.)
Her kim 51 inci maddede gösterilen heyetin kurulmamış olduğu toplantıda söz alır ve söylerse, üç aydan altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Herhangi bir vasıta ile bir seçim propagandası toplantısına engel olan veya devamına imkân vermeyecek hareket ve tertiplerle onu ihlal eden kimse altı aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bu fiiller ikiden fazla kimse tarafından birlikte ve cebir veya şiddet kullanılarak ya da tehdide başvurularak işlenirse, failler hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Eğer fiil, aralarından biri silahlı en az üç kişi tarafından birlikte işlenirse, failler hakkında beş yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Özel radyo ve televizyon yayınlarına ilişkin suçlar(1)
Madde 149/A- (Yeniden düzenleme: 15/7/2003-4928/4 md.; Mülga: 2/1/2017-KHK-
687/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7076/10 md.)
Toplantı heyetlerine karşı suçlar:
Madde 150 – 51 inci maddede yazılı heyeti kurmıyan veya haber vermiyen toplantı tertipçileri ve mezkür maddede yazılı görevleri yapmıyan heyet üyeleri (…)(2) üç aya kadar hapis cezasiyle cezalandırılırlar.(2)
Yasak propaganda:
Madde 151 – (Değişik : 23/1/2008-5728/300 md.)
Oy verme gününden önceki günün saat 18.00’inden sonra ve oy verme gününde umumi veya umuma açık yerlerde seçim propagandası için toplantı veya propaganda yapanlar veya bu maksatla yayınlarda bulunanlar veya ne suretle olursa olsun seçimin düzenini bozabilecek veya oy vermenin tam bir serbestlikle yapılmasına tesir edebilecek mahiyette söz, yazı veya sair suretlerle propaganda yapanlar veya asılsız şayialar çıkaranlar üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
——————————
Bu madde başlığı “Özel Radyo ve Televizyon Yayınlarına İlişkin Suçlar” iken, 15/7/2003 tarihli ve 4928 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 299 uncu maddesiyle; bu yer alan “on beş günden” ibaresi madde metninden çıkartılmıştır.
3670-1
(Değişik ikinci fıkra: 8/4/2010-5980/26 md.) Bu Kanunun 58 inci maddesinin birinci fıkrası ile 60 ve 61 inci maddelerinde yazılı yasaklara aykırı hareket edenler, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Haksız oy temini:
Madde 152 – (Değişik birinci fıkra: 10/6/1983-2839/50 md.) Her kim kendisine veya başkasına oy veya tercih işareti verilmesi veya verilmemesi için bir veya birkaç seçmene menfaat, sair kıymetler teklif ve vadeder veya verir, yahut resmi, umumi vazifeler veya hususi hizmet ve menfaatler vait veya temin ederse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Verilen, vait veya temin edilen menfaatler seçmenin seyahat, yemek, içki ve nakil masrafları veya hizmetlerinin mukabili olarak gösterilse dahi hüküm aynıdır.
Yukarda yazılı para, menfaat, vait veya hizmetleri kabul eden seçmen dahi aynı ceza ile cezalandırılır.
Bu fiilleri, tehdit veya cebir veya şiddet kullanarak işliyenler hakkında ceza, bir misli artırılarak hükmedilir.
Oy kullanmaya engel olmak:(1)
Madde 153 – (Değişik: 10/6/1983-2839/51 md.)
Yukarıdaki maddede yazılı maksatlar için, o maddede yazılı suretlerle seçmenleri toplayanlar ve bir köy veya bir mahalleden veya bir meskün mahalden veya sair yerlerden sandık yerine gelmelerini menedenler hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir.
Bu fiiller memuriyet nüfuzunun veya sıfatının veya herhangi bir kimsenin haiz bulunduğu selahiyetin suiistimali suretiyle işlendiği takdirde, verilecek hapis cezası iki yıldan az olamaz.
(Ek fıkra: 8/4/2010-5980/27 md.) Seçim günü, sandık seçmen listesinde kayıtlı olan seçmenin, sandığın konulduğu bina, yapı veya bunların müştemilatına girmesine veya oy kullanmasına, kanuna aykırı biçimde engel olan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(1)
(Ek fıkra: 8/4/2010-5980/27 md.) O seçim çevresinde yapılan seçimlerde, oy kullanma hakkına sahip olan bir seçmenin, oy kullanmaya gitmesine veya sandığın konulduğu bina, yapı veya bunların müştemilatına girmesine veya oy kullanmasına engel olmak amacıyla, tehdit veya cebir veya şiddet kullanan kimse, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu fiillerin birden fazla seçmene karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.(1)
——————————
13/3/2018 tarihli ve 7102 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin (f) bendiyle, bu maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan “sandık alanına” ibareleri “sandığın konulduğu bina, yapı veya bunla-rın müştemilatına” şeklinde değiştirilmiştir.
3670-2
3671
Adaylık hükümlerine aykırı hareketler ve propaganda yapamayacak olanlar:
Madde 154 – (Değişik : 23/1/2008-5728/301 md.)
Özel kanunların adaylık koyma hususunda kabul ettiği esas ve şekillere uymaksızın adaylıklarını koyan memurlar ve yargıçlarla, adaylığını koymak için ordudan ayrılma isteğinde bulunmuş ve bu istekleri kabul edilmiş olmasına rağmen herhangi bir sebeple görevinden fiilen ayrılmadan veya resmi elbisesiyle propaganda yapan veya bu mahiyette herhangi bir harekette bulunan subaylar, askerî memurlar ve astsubaylar yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır.
Yargıç ve yargıç sınıfından sayılanlarla, askerî şahıslar ve bu Kanunun 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı memur ve hizmetlilerin özel kanunlarına göre ilan olunan seçimin başlangıç tarihinden oy vermenin sona ermesine kadar bir siyasi parti veya bağımsız adayların leh veya aleyhinde propaganda yapmaları veya herhangi bir suretle telkin ve tesirde bulunmaları halinde, fiili daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
63 üncü maddede belirtilen yasaklara uymayanlar altı aydan bir seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Başbakan ve bakanların yasaklara uymamaları:
Madde 155 – (Değişik : 23/1/2008-5728/302 md.)
64, 65 ve 66 ncı maddelerde yazılı yasaklara uymayanlar üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Sair propaganda suçları:
Madde 156 – (Değişik : 23/1/2008-5728/303 md.)
Bu Kanunda ayrıca ceza hükmüne bağlanmayan ve Kanun hükümlerine aykırı olan sair propagandaların failleri hakkında Kabahatler Kanununun 32 nci maddesinin birinci fıkrası uygulanır.
Matbua ve ilanların tahribi:
Madde 157 – (Değişik: 10/6/1983-2839/52 md.)
Seçim propaganda matbualarının, yayınlanmasına veya ilanına mani olanlar veya bunları tahrip edenler üç aydan altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
Sandık düzeni ve oy verme ile ilişkin suçlar:
Madde 158 – (Değişik : 23/1/2008-5728/304 md.)
Sandık başında bu Kanuna göre oy verme yönünden kendisine yükletilmiş olan ödevleri ihtara rağmen yapmayan seçmenlere ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir.
Sandık başında müdahale ve ihtara riayetsizlik:
Madde 159 – (Değişik : 23/1/2008-5728/305 md.)
Oyunu kullandıktan sonra ihtara rağmen sandık başından ayrılmayan veya herhangi bir müdahale telkin veya tavsiyede bulunan veya bunlara teşebbüs eden kimse üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
3672
Seçmen olmayanların oy vermesi:
Madde 160 – (Değişik : 23/1/2008-5728/306 md.)
Her kim oy verme sırasında seçme yeterliği olmadığını bildiği halde oy vermeye teşebbüs eder veya verirse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Başkasının adını taşıyarak oy vermeye teşebbüs eden veya veren üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(Değişik üçüncü fıkra: 13/3/2008-5749/12 md.) Mükerrer oy vermeye teşebbüs eden veya veren kimse hakkında da ikinci fıkra hükmü uygulanır.
Oy sandığı üzerinde suçlar:
Madde 161 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
(Değişik birinci fıkra: 23/1/2008-5728/307 md.)Usulüne aykırı olarak veya yetkisi olmadığı halde her ne sebep ve maksatla olursa olsun oy sandığının yerini değiştirenler, yerinden kaldıranlar, oy sandığını açan, çalan veya tahrip eden veya içindeki veya içinden çıkan oy zarflarını alan, çalan veya değiştiren kimse üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu fiil ve hareketler, cebir veya şiddet veya hileyle işlendiği takdirde hükmedilecek ceza bir misli artırılarak hükmolunur.
Siyasi partilerle bağımsız adayların oy puslaları üzerinde işlenecek suçlar
Madde 162 – (Değişik: 10/6/1983-2839/56 md.) Siyasi partilerin veya bağımsız adayların oy pusulalarını veya seçime müteallik her türlü evrakı zapt veya imha eden veya bozan veya oy verme yerine götürülmelerine veya dağıtılmalarına mani olanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.
Bu filler cebir veya şiddet veya tehdit veya hile ile veya içlerinden biri silahlı olan birden fazla kimseler tarafından veyahut meskene veya siyasi parti binalarına her ne suretle olursa olsun girerek işlenirse bu maddede yazılı cezalar bir misli eklenerek hükmolunur.
Bu fiiller resmi sıfatı haiz olanlar tarafından işlendiği takdirde yukarıki fıkrada yazılı ceza verilir.
Kurul başkan ve üyelerinin seçim işlerini bozması:
Madde 163 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
(Değişik birinci fıkra: 23/1/2008-5728/308 md.)Seçim kurulları başkan ve üyelerinden herhangi biri kanuna aykırı hareketleriyle seçim muamelelerinin yapılmasını ve oy verilmesini kısmen veya tamamen imkânsız kılar yahut seçimlerin butlanına bilerek sebebiyet verirse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bunlar seçim neticelerini ilan etmezler, tutanağı asmazlar veya kanunen vermeye mecbur oldukları tutanak suretlerini vermezlerse aynı ceza ile cezalandırılırlar.
Oy Verme Sonucuna Tesir Edecek Haller:
Madde 164 – (Değişik: 23/1/2008-5728/309 md.)
Her kim, sandık başında seçmenlerin imzalarını koydukları sandık seçmen listesine gelmeyenler adına sahte imza atmak, mühür koymak veya parmak basmak gibi hileli bir hareket ile sandığa oy atar veya attırır ise üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.
Bu fiil sandık başkan ve üyeleri ile resmi memurlar tarafından işlendiği takdirde, yukarıdaki fıkrada yazılı cezaya yarısı eklenerek hükmolunur.
3673
Her kim, herhangi bir şekilde seçimin neticesini tağyir eder veya ettirir veya seçim tutanaklarını tamamen veya kısmen sahte olarak tanzim veya tahrif eder veya ettirirse, beş yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Yukarıdaki fıkrada yazılı fiil ve hareketler, kurul başkan ve üyeleri ve resmi memurlar tarafından işlendiği takdirde haklarında verilecek ceza beş yıldan on yıla kadar hapistir.
(Mülga birinci paragraf: 13/3/2008-5749/15 md.)
Her kim, kurulları, üçüncü fıkrada yazılı fiilleri işlemeye, herhangi bir suretle icbar ederse üçüncü fıkrada yazılı ceza üçte birden yarıya kadar artırılarak hükmolunur.
Eğer bu fiil kurul mensuplarına herhangi bir suretle menfaat temini veya vaadi suretiyle meydana gelmiş ise, kurul mensuplarıyla menfaat temin veya vadedenler hakkında dördüncü fıkrada yazılı ceza üçte birden yarısına kadar eklenerek hükmolunur.
İtirazları ve şikayetleri kabul etmemek:
Madde 165 – (Değişik: 23/1/2008-5728/310 md.)
Bu Kanunla kendilerine şikâyet ve itiraz yetkisi tanınanların bu yoldaki müracaatlarını tutanağa geçirmeye mecbur oldukları ahvalde tutanağa geçirmeyi reddeden kurul başkan ve üyeleri bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Kötü niyetle itiraz:
Madde 166 – (Değişik: 23/1/2008-5728/311 md.)
Seçim sonunda seçilenlere verilen tutanaklara veya seçilenlerin yeterliğine makbul bir sebep olmaksızın ve kötü niyetle itiraz edenlere, itirazı reddeden merciin ihbarı üzerine bin Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.
Kötü niyetle şikayet:
Madde 167 – Oy vermenin yolunda cereyanını veya seçim kurullarının vazifelerini selametle görmelerini yahut sayım neticelerini geciktirmek gibi kötü niyetle şikayet ve itirazda bulunanlar hakkında yukarıki madde hükmü uygulanır.
Çeşitli hükümler:
Madde 168 – (Değişik: 10/6/1983-2839/58 md.)
Kurullarca düzenlenen ve oy verme ve seçim neticelerini gösteren tutanakların asılı suretlerini yırtan, bozan, kaldıran kimse hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
Resmi makamların bildirilerine karşı işlenen suçlar:
Madde 169 – (Değişik: 10/6/1983-2839/59 md.)
Her kim, seçim muamelelerine ait olmak üzere mercileri tarafından yayınlanan beyanname ve tebliğlerin, ilan ve asılmasına mani olur veya bunları yırtar veya bozar veya kaldırırsa üç aydan altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
İçki yasağına aykırı hareketler:
Madde 170 – (Değişik: 10/6/1983-2839/60 md.)
Oy verme günü, oy verme müddetince, umuma açık yerlerde ispirtolu içki verenler, satanlar veya içenler veya herhangi bir suretle açık veya kapalı şişelerde ispirtolu içki satanlar veya alanlar üç aydan altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.
3674
Silah taşıyanlar:
Madde 171 – (Değişik: 23/1/2008-5728/312 md.)
79 uncu maddenin koyduğu silâh taşıma yasağına aykırı hareket edenler hakkında, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, yirmibeş günden az olmamak üzere adlî para cezasına hükmolunur. Fiilin diğer kanunlara göre daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturması halinde, bu kanunlara göre verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
Kovuşturma usullerine aykırı hareket
Madde 172 – Kovuşturma ve soruşturma usullerini gösteren maddedeki yasaklara aykırı hareket edenler hakkında altı aydan bir seneye kadar hapis cezası hükmolunur.
SEKİZİNCİ BÖLÜM(1)
Soruşturma ve Kovuşturma Usul ve Şekilleri
Soruşturma ve kovuşturma zamanı(2)
Madde 173 – (Değişik: 23/1/2008-5728/313 md.)
Seçim işleriyle görevlendirilenlerin oy verme günü ile bundan önceki yirmi dört saat içinde işledikleri bu Kanunda yazılı seçim suçlarından ötürü bağlı bulundukları kurullarca düzenlenmesi gereken seçim tutanaklarının tanzim edildiğinin ertesi günü soruşturma başlatılır.
Bu süre içinde ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarla asliye ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hali, infazı gerektiren hükümler ve merciinden verilmiş tutuklama kararı veya yakalama emri dışında başka hiçbir sebepten dolayı bir seçmen hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılamaz ve oy verme günü ile ondan önceki üç gün içerisinde seçmenin hürriyetini ve oy verme imkânını kaldıracak veya tahdid edecek idarî ve malî hiçbir tedbir alınamaz.
Genel hükümlerin uygulanması:
Madde 174 – (Değişik: 23/1/2008-5728/314 md.)
Bu Kanunda yazılı suçlardan birini işleyenler veya bu Kanunun uygulanmasına taalluk edip de genel hükümlere göre cezalandırılmaları gerekenlerin sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun haklarında umumi hükümler dairesinde soruşturma ve kovuşturma yapılır.
Valiler hakkındaki soruşturma Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili; kovuşturma ise Yargıtayın ilgili ceza dairesi tarafından umumi hükümlere göre yapılır.
——————————
Bu bölüm başlığı “Kovuşturma Usul ve Şekilleri” iken, 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 313 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
Bu madde başlığı “Kovuşturma ve soruşturma zamanı:” iken, 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kan unun 313 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
3675
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı soruşturmayı Yargıtay Cumhuriyet savcılarına da yaptırabilir. Ancak, kamu davasını açmak veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermek yetkisi Cumhuriyet Başsavcısına aittir.
Soruşturma sırasında Başsavcı tarafından istenilen yakalama emri, tutuklama, tahliye, elkoyma ve aramaya Yargıtay ilgili ceza dairesi başkanı tarafından karar verilir. Bu kararlara karşı yapılan itirazları ise, numara itibariyle izleyen ceza dairesi inceler. Son numaralı daire başkanının kararı söz konusu ise, itirazları inceleme yetkisi Birinci Ceza Dairesine aittir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazı, soruşturma konusu suçun en ağırına bakmakla görevli ceza dairesini numara itibariyle izleyen ceza dairesi başkanı inceler. Soruşturma konusu suç, son numaralı ceza dairesinin görevine giriyorsa, itirazı inceleme yetkisi Birinci Ceza Dairesi Başkanına aittir.
Kaymakamlar hakkında soruşturma yapmaya ve kamu davası açmaya il Cumhuriyet başsavcısı veya başsavcıvekili ve kovuşturma yapmaya il ağır ceza mahkemesi yetkilidir.
Hâkimler ve Savcılar Kanunu hükümleri mahfuzdur.
İlgili kimseler ve siyasi partiler, Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince kamu davasına katılabilirler.
İdarî para cezasına karar verme yetkisi(1)
Madde 175 – (Değişik: 23/1/2008-5728/315 md.)
Bu Kanun hükümlerine göre idarî para cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı yetkilidir.
Seçim zamanında cevap hakkı:
Madde 176 – Seçim süresi içinde özel ve tüzel kişilerin haysiyet ve şerefine dokunan veya menfaatini bozan yahut kendileriyle ilgili hakikate aykırı hareketler, düşünceler ve sözler izafesi suretiyle açık veya kapalı şekilde bir mevkutede yapılan yayından dolayı o özel ve tüzel kişiler 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanununun 14 üncü maddesine göre cevap vermek veya düzeltme istemek hakkına sahiptirler.(2)
Özel ve tüzel kişiler cevap ve düzeltmeyi bulundukları yerin sulh yargıcına da verebilirler. Ücretini öderlerse metin telgrafla da bildirilir.
Ancak oy verme gününden önceki 7 nci günden sonra sulh yargıcının kararı ile yetinilir.
Yukardaki fıkralara riayet etmiyenler hakkında Basın Kanununun hükümleri uygulanır.
——————————
Bu madde başlığı “Kovuşturma usulü:” iken, 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 315 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 316 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “5680 sayılı kanunun 143 sayılı kanunla değiştirilen 19 uncu” ibaresi “9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanununun 14 üncü” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
3676
Kurulda görevli yargıcın bakamıyacağı davalar:
Madde 177 – İl ve ilçe seçim kurulu başkan ve üyeliklerini yapan yargıçlar kendi çevreleri içinde vukua gelecek seçim suçlarına mütaallik davalara bakamazlar.
Aynı mahalde bu davaları görecek başka yargıçlar bulunmaması veya mahkemenin teşekkül edememesi halinde mezkür davalara bu mahalle en yakın yargı çevresinde bulunan aynı derecedeki mahkeme veya vazifeli yargıç tarafından bakılır.
Tutanakların delil kıymeti:
Madde 178 – (Mülga: 23/1/2008-5728/578 md.)
Seçim suçu:
Madde 179 – Bu kanuna göre seçim suçundan maksat, seçim işlerinde bu kanun hükümleri uyarınca görevlendirilmiş bulunan kimselerin bu görevleri dolayısiyle işlemiş oldukları fiil ve hareketlerle her kim tarafından işlenirse işlensin bu kanuna aykırı bulunan fiil ve hareketlerdir.
Dava süresi:
Madde 180 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
(Değişik: 10/6/1983-2839/61 md.) Seçim suçlarından doğan kamu davası, seçimin bittiği tarihten itibaren altı ay içinde açılmadığı takdirde kovuşturma yapılamaz.(1)
Kamu davasının açılması izin veya karar alınmasına bağlı olan suçlarda izin veya kararın alınması için yapılan müracaat tarihi ile izin veya kararın verildiği tarih arasında geçen süre dava süresi hesabına katılmaz. Ancak, bu süre üç ayı geçemez.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Çeşitli Hükümler
Seçim giderleri:(2)
Madde 181 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Yüksek Seçim Kurulu (…)(2) giderleri ile her türlü seçim işleri giderleri genel bütçeden ödenir. Bunun için gerekli ödenek Adalet Bakanlığı Bütçesi içindeki ayrı bir programda gösterilir.(2)
Bu ödeneğin harcanmasında, birinci derecede ita amiri, Yüksek Seçim Kurulu Başkanıdır. Başkan, yetkilerinin bir kısmını devredebilir.(2)
Seçim işleri için mahallerinde yapılması gereken her türlü harcamaların ita amiri il ve ilçe seçim kurulları başkanlarıdır.
——————————
4/7/2012 tarihli ve 6353 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “iki yıl” ibaresi “altı ay” şeklinde değiştirilmiştir.
30/11/2017 tarihli ve 7062 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ve Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Seçmen Kütüğü Genel Müdürüne devredebilir, Genel Müdürün de diğer görevlilere devretmesine izin verebilir.” ibaresi “devredebilir.” şeklinde değiştirilmiştir.
3677
Ödenecek ücretler:
Madde 182 – (Değişik: 10/9/1987-3403/3 md.)
(Değişik: 26/8/1999-4448/3 md.) Seçim Kurulu Başkan ve üyeleri ile bu Kanun gereğince görevlendirileceklere ve bu işlerde mesai saatleri içinde ve dışında çalıştırılacak memur ve hizmetlilere,siyasi parti temsilcilerine ve hariçten alınarak çalıştırılacaklara ödenecek gündelikler, gündelik miktarı 600 (altıyüz) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçmemek üzere, Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.(Ekcümle: 13/3/2008-5749/13 md.) Bakanlar Kurulu bu rakamı Yüksek Seçim Kurulunun görüşünü alarak, dört katına kadar artırmaya yetkilidir. Bu ödemeler herhangi bir vergiye tabi tutulmaz. (Ek cümle: 25/4/2018-7140/8 md.) Yüksek Seçim Kurulu, yurt dışında görev yapan-lara dört katına kadar gündelik ödenmesine karar verebilir. (1)
Bulundukları yerin haricinde bir mahalle gönderileceklerin yol masrafları Harcırah Kanunu hükümlerine göre verilir.
Satın alma ve avans:
Madde 183 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)
Bu Kanun gereğince yapılacak işler için lüzumlu satın alma ve kiralama işleri 2490 sayılı Kanuna tabi olmaksızın yapılabilir. İlan zorunlu değildir.
Her çeşit seçim giderleri için il ve ilçe adalet daireleri mutemetlerine il ve ilçe seçim kurulları başkanlarının tasvibi ile ayrıca yüzbin liraya kadar avans verilebilir. Bu had içinde kalmak üzere mahsup edilen miktara kadar yeniden avans verilebilir.
Yüksek Seçim Kurulu, gerekli gördüğü ahvalde avans miktarını artırabilir.
(Ek: 23/5/1987-3377/5 md.) Bu Kanun gereğince yapılacak işler için lüzumlu her türlü satın alma, hizmet, yapım, kiralama ve taşıma işleri 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa tabi olmaksızın yapılabilir. İlan zorunlu değildir.
Seçim eşyasının muhafazası:
Madde 184 – İl, ilçe ve sandık kurullarına ait mühürler, seçim işlemlerine taallük eden tutanaklar, matbu defterler veya sair evrak il, ilçe adalet daireleri emanet memurluklarında ve oy sandıklariyle kapalı oy verme yerlerinin eşya ve malzemesi köylerde muhtarlıklarca ve kasaba ve şehirlerde belediyelerce muhafaza olunur.
Muaflık:
Madde 185 – Bu kanunun uygulanmasında, yapılacak müracaatlara ait her türlü evrak ve vesikalar ile kurullarca verilecek kararlar resim ve harçtan muaftır.
——————————
23/6/2008 tarihli ve 2008/13851 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile; bu fıkradaki gündelik miktarının hesaplanmasında dikkate alınan 600 (altıyüz) gösterge rakamının Yüksek Seçim Kurulu Başkan ve üyeleri için 2000 (ikibin)’e, diğerleri için 1000 (bin)’e yükseltilmesi hüküm altına alınmıştır.
3678
Siyasi partilerin kağıt ihtiyacı:
Madde 186 – Siyasi partiler oy pusulası ve propaganda işleri için ihtiyaç duydukları kağıdı Devlet fabrikalarından veya Devlet sermayesinin iştiraki olan fabrikalardan temin etmek isterlerse bedeli kendileri tarafından ödenmek şartiyle Yüksek Seçim Kurulu, partilerin bu isteklerini yerine getirir.
Yüksek Seçim Kurulunun bu konuda , resmi makamlar ve fabrikalar nezdinde, yapacağı talepler süratle ve her şeye tercihli olarak yerine getirilir.
Yüksek Seçim Kurulunca Yapılacak İşlemler:
Ek Madde 1 – (Ek: 13/2/1965-533/10 md.; Değişik: 24/3/1973-1700/1 md.)
Yüksek Seçim Kurulu tarafından, Türkiye Radyoları vasıtasiyle, haber yayınları saatinde veya başka uygun saatlerde yayımlanacak bildirilerle; vatandaşın ilgisi uyandırılmak ve kendisine seçmen olmanın görev ve yetkileri hatırlatılmak suretiyle; daimi seçmen kütüklerinin düzenlenmesi, ilk sayım ve yazım işlerinin yapılması, yeniden yapılacak yazım işlemleri, denetlemeler, sandık seçmen listelerinin düzenlenmesi, askıya çıkarılması ve askıdan indirilmesi, itiraz ve ilave kayıt işlemlerinin ne şekilde yapılacağı, seçmen kartlarının dağıtılması ve oy verme konusunda yapılacak işlemler, sair lüzum görülen hususlarla birlikte, süreler de belirtilerek duyurulur.
Ayrıca, il ve ilçe seçim kurulları tarafından alışılmış yayın araçları ile, halkın ilgisini uyandıracak aynı nitelikteki bildirilerle keyfiyet ilan olunur.
Yüksek Seçim Kurulunun ve il seçim kurullarının bu konudaki her türlü bildirilerinden Türkiye Radyolarınca ücret alınmaz.
Her seçmenin, kütüklere ve bunlara uygun olarak sandık seçmen listelerine eksiksiz geçmesi seçmen kartlarının dağıtılmasının tam yapılması, ilkesine uygun olarak, Yüksek Seçim Kurulu, her konuda yapılacak işlemleri, yayımlayacağı genelgelerle gösterir. İl ve ilçe seçim kurulu başkanları da, bu ilke ve Yüksek Seçim Kurulunun genelgeleri doğrultusunda, bölgelerindeki görevlilerin eğitimini ve görevlerini yapmalarını sağlarlar.
Ek Madde 2 – (Ek: 14/7/1965-656/14 md.)
Yüksek Seçim Kurulunca kanun hükmünce radyolarla yayınlanması zorunlu olan veya gerekli görülen her türlü konularda ve il seçim kurulları tarafından kanun hükmünce kendi illeri radyolarında yayınlanması zorunlu olan veya gerekli görülen konularda, yapılacak radyo yayınlarından, Türkiye’de yayın yapan radyolarda ücret alınmaz.
Ek Madde 3 – (Ek: 14/7/1965-656/14 md.)
Yüksek Seçim Kurulunca gerekli gösterilecek ilçe ve seçimlerde, seçimlerin başlangıcından ilçe birleştirme tutanağının düzenlenmesine kadar, ilçe seçim kurulu başkanlarının esas hakimlik görevleri, hakimin tayin edeceği ölçü ve şekilde tamamen veya kısmen, Yüksek Hakimler Kurulunca, yetki verilecek başka hakimlere gördürülür.
3679
Ek Madde 4 – (Ek: 17/5/1979-2234/2 md.)
Yüksek Seçim Kurulu, zorunlu gördüğü takdirde, adaylığa müracaat tarihi, müracaatların incelenmesi, adaylığa karşı itiraz, itirazların karara bağlanması, adayların geçici ve kesin ilanı gibi seçim işlemleri için bu Kanunda veya başka kanunlarda öngörülen tarihleri ve süreleri değiştirebilir. Yüksek Seçim Kurulu bu kararını gerekçesiyle birlikte derhal ilan eder. Şu kadar ki, süre ve tarihlerde değişiklik yapma yetkisi, siyasi partilerce gösterilecek adaylar hakkında kullanılamaz.
Ek Madde 5 – (Ek: 28/3/1986-3270/25 md.)
Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oyuna sunulmasında kullanılacak olan oy pusulalarının şekli; oy verme, oyların sayım ve dökümü, geçersiz oyların tespiti, sonuçların tutanağa geçirilmesi, ilçe, il ve Yüksek Seçim Kurulunca yapılacak birleştirme işlemleri; halk oyuna sunulan kanunla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisindeki çoğunluk ve azınlık görüşleri ile Cumhurbaşkanının görüşünün ve halk oyu sonuçlarının Türkiye Radyo ve Televizyonları aracılığı ile seçmenlere açıklanması ilkeleri bu Kanunda yer alan benzer hükümler dikkate alınarak Yüksek Seçim Kurulunca tespit ve ilan edilir.
Ek Madde 6 – (Ek: 19/2/1987-3330/7 md.)
Milli Bayramlar, kurtuluş günleri, Cumhurbaşkanının karşılanması ve uğurlanması ile yabancı Devlet ve Hükümet Başkanlarının ve bakanların resmen ülkemizi ziyaretleri sebebiyle yapılacak karşılama, ağırlama ve uğurlama, adli yıl ile üniversitelerin, uluslararası toplantı ve fuarların açılış törenlerinde ve tabii afet hallerinde bu Kanunda yer alan yasaklar uygulanmaz.
Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar olan süre içinde 62 nci maddede sayılan bütün daire, teşekkül ve müesseselerle Bankalar Kanununa tabi teşekküllerin kanun veya bir idari tasarruf gereği yapacakları mutad ticari, iktisadi ve pazarlama faaliyetleri, vatandaşın oyuna tesir etmek maksadına müteveccih olmadıkça, 63 ve 64 üncü maddelerde belirtilen yasak hükümleri uygulanmaz.
Ek Madde 7 – (Ek: 15/3/1990-3617/1 md.)
Yüksek mahkeme üyeleri, hâkimler, savcılar ve bu meslekten sayılanlar ile Subay ve Astsubaylar hariç olmak üzere; milletvekili ve mahalli idareler genel ve ara seçimlerinde aday ve aday adayı olan Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri, adaylığı veya seçimi kaybetmeleri halinde, Yüksek Seçim Kurulunca seçim sonuçlarının ilanını takip eden bir ay içinde müracaat etmeleri kaydıyla eski görevlerine veya kazanılmış hak aylık derecelerindeki başka bir göreve dönebilirler.(1)
——————————
Bu maddede geçen “Subay, Astsubaylar hariç olmak üzere” ibaresi, 22/12/2005 tarihli ve 5435 sayılı Kanunun 47 nci maddesiyle “Yüksek mahkeme üyeleri, hâkimler, savcılar ve bu meslekten sayılanlar ile Subay ve Astsubaylar hariç olmak üzere” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
3680
Ek Madde 8 – (Ek: 13/3/2008-5749/14 md.)
Bu Kanunda ve diğer mevzuatta 298 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin (II) numaralı fıkrasına yapılan atıflar, 94/E maddesine yapılmış sayılır.
Ek Madde 9 – (Ek: 8/4/2010-5980/28 md.)
İlçe seçim kurullarından Yüksek Seçim Kuruluna elektronik ortamda gönderilen sandık ölçekli seçim sonuçlarını, talepleri halinde seçime katılan siyasi parti genel merkezlerinin de eş zamanlı olarak izleyebilmeleri ve aynı formatta bilgisayar ortamında saklayabilmeleri için gerekli her türlü tedbir, Yüksek Seçim Kurulu tarafından alınır. Siyasi parti genel merkezleri bu suretle elde ettikleri seçim sonuçlarını, Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen süre bitimine kadar kendi teşkilatlarına veya üçüncü şahıslara gönderemez ve kamuoyuna açıklayamaz.
Yüksek Seçim Kurulu, siyasi parti genel merkezlerinin kullanımına açılacak veri tabanları ile ilgili her türlü güvenlik tedbirlerini de alır.
ONUNCU BÖLÜM
Geçici Hükümler
Geçici Madde 1 – Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren:
Üç gün içinde Yüksek Seçim Kurulu teşekkül eder.
Yedi gün içinde il ve ilçe seçim kurulları teşkil olunur.
Bundan sonra, kütüklere dair hükümler dairesinde işleme devam olunur.
Geçici Madde 2 – İçişleri Bakanlığı bütçesinin 418 inci bölümündeki seçmen kütük ve kartlarının düzenlenme giderleri ödeneği olan 1 500 000 lira, Adalet Bakanlığı bütçesinin 420 nci bölümüne aktarılır ve eklenir.
Geçici Madde 3 – Bu kanunun 19 uncu ve 23 üncü maddelerindeki, siyasi partilerin onbeş il çevresinde il ve ilçe teşkilatı kurmuş olmaları hükmü saklı kalmak şartiyle, bu teşkilatı altı aydan beri kurmuş ve ilk genel kurul toplantısını yapmış bulunmak kayıtları, bu Kanunun yayınlanmasından sonra yapılacak her türlü seçimlerde bir defaya mahsus olmak üzere aranmaz.
Geçici Madde 4 – 157 sayılı kanunun 2 nci ve 18 inci maddelerine göre, Anayasanın halkoyuna sunulmasında, bu kanun hükümleri uygulanır.
Geçici Madde 5 – (Ek: 16/8/1961-347/1 md; Mülga: 27/10/1988-3488/1 md)
Geçici Madde 6 – (Ek: 16/8/1961-347/1 md; Mülga: 27/10/1988-3488/1 md)
Geçici Madde 7 – (Ek: 16/8/1961-347/1 md; Mülga: 27/10/1988-3488/1 md)
Geçici Madde 8 – (Ek: 16/8/1961-347/1 md; Mülga: 27/10/1988-3488/1 md)
Geçici Madde 9 – (Ek: 16/8/1961-347/1 md; Mülga: 27/10/1988-3488/1 md)
Geçici Madde 10 – (Ek: 16/8/1961-347/1 md; Mülga: 27/10/1988-3488/1 md)
3680-1
Geçici Madde 11 – (24/3/1973-1700/2 md. ile gelen numarasız geçici madde hükmü olup 17/5/1979-2234/2 md. ile numarası teselsül ettirilmiştir.)
29 uncu maddede öngörülen, daimi seçmen kütükleri bürolarında görevlendirilecek personel için gerekli kadrolar alınıncaya kadar, bu bürolarca yapılacak hizmetlerde çalıştırılmak üzere, ilçe seçim kurulu başkanları, 33 üncü maddede yazılı yetkiyi kullanabilirler. Bu takdirde, görevlerin nasıl yürütüleceği Yüksek Seçim Kurulu tarafından belli edilir.
Daimi seçmen kütükleri bürolarında görevlendirilecek şef ve memurlarla ilgili atamaların herhangi bir nedenle tamamlanamamış bulunduğu ilçelerde de, yukarıdaki fıkra, hükmü uygulanabilir.
Geçici Madde 12 – (20/2/1979-2181/1 md. ile gelen numarasız geçici madde hükmü olup 17/5/1979-2234/2 md. ile numarası teselsül ettirilmiştir.)
26/4/1961 tarih ve 298 sayılı Kanunun 24/3/1973 tarih ve 1700 sayılı Kanunla değişik; 35 ve müteakip maddelerine göre bütün Türkiye’de 1979 yılının Mart ve Nisan ayları içinde yapılması gereken seçmen kütüklerinin denetimi bir ay ertelenmiştir. Bu denetim işlemi 1979 yılına münhasır olmak üzere sadece Cumhuriyet Senatosu üçte bir yenileme seçimlerinin yapılacağı (C) Grubu illeri ile boşalan Cumhuriyet Senatosu üyelikleri ve milletvekillikleri için ara seçimi yapılacak illerde yapılır.
Geçici Madde 13 – (Ek: 17/5/1979-2234/2 md.)
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görev yapmakta olan Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin görevi 1981 yılı Ocak ayına kadar devam eder. 1980 yılının Aralık ayının ilk haftasında Yargıtay ve Danıştay üyeleri arasından ad çekme ile 3’er üye ayrılır. Ad çekme, Yüksek Seçim Kurulu huzurunda, kurul başkanı tarafından yapılır. Başkan ve başkanvekili bu ad çekmeye girmezler.
1981 Ocak ayının ilk haftasında, Yargıtay ve Danıştay Genel Kurullarında, ad çekme sonucunda boşalan 3’er üyelik için seçim yapılır.
Geri kalan üyeliklerin seçimi 1983 Ocak ayında yenilenir.
Geçici Madde 14 – (Ek: 17/5/1979-2234/2 md.)
Bu Kanunun yürürlüğe girmesini takip eden bir aylık sürenin son haftasında, 15 inci maddede yazılı usulle il seçim kurulları, 18 ve 19 uncu maddelerde yazılı usulle ilçe seçim kurulları kurulur. Bu kurulların yenilenmesi, bu Kanunun yürürlüğe girmesini takip eden Ocak ayından bir yıl sonraki Ocak ayının son haftasında yapılır.
Geçici Madde 15 – (Ek: 17/5/1979-2234/2 md.)
24/3/1973 tarihli ve 1700 sayılı Kanunla değiştirilen 298 sayılı Kanunun 28 ve müteakip maddelerine göre, kadroları Adalet Bakanlığına bağlı daimi seçmen kütüğü bürolarında çalışan personelden, kadrolarıyla birlikte Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğüne geçmeleri Genel Müdürlükçe uygun görülmeyenler, Adalet Bakanlığınca başka görevlere atanırlar ve kadroları iptal edilir.
3680-2
Geçici Madde 16 – (Ek: 17/5/1979-2234/2 md.)
İlk yazım, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra gelen altmışıncı günü takibeden ilk pazar günü yapılır.
Bu yazımda elde edilen bilgiler, ilgili ilçe seçim kurullarında liste haline getirilerek bu listeler ilçe seçim kurulu başkanlıklarında saklanır; geçici 17 nci maddenin uygulanmasında bu listelerde yazılı bilgiler esas alınır.
Geçici Madde 17 – (Ek: 17/5/1979-2234/2 md.)
Bu Kanun hükümleri gereğince Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenecek seçmen kütüğünün ve bu kütüğe uygun olarak yayınlanacak sandık seçmen listelerinin hazırlanıp yayınlanmasında; 14 Ekim 1979 tarihinde Cumhuriyet Senatosu üçte bir yenileme, Cumhuriyet Senatosu üyeliği ile Milletvekili ara seçimleri yapılacak illere ve ilk sandık seçmen listelerinin yayınlanmasına kadar geçecek süre içinde mahalli idareler seçimleri yapılacak seçim çevrelerine öncelik verilir.
İlk yazım ve birinci bentte belirtilen seçimlerin yapılma tarihlerine göre; bu seçimlerin yapılacağı seçim çevrelerine ait kütük ve sandık seçmen listelerinin zaman darlığı sebebiyle Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce hazırlanıp yayınlanmasına ve yapılacak bu seçimlere yetiştirilmesine imkan olmadığının Yüksek Seçim Kurulunca tespit edilmesi halinde:
14 Ekim 1979 tarihinde yapılacak Cumhuriyet Senatosu üçte bir yenileme, Cumhuriyet Senatosu üyeliği ve milletvekili ara seçimlerinde, ilçe seçmen kütüğü bürolarının geçici 16 ncı maddeye göre yapılan ilk yazımla elde edilen bilgilerden çıkardığı listelere göre hazırlanacak sandık seçmen listeleri kullanılır.
Bu şekilde hazırlanan sandık seçmen listeleri, listelerin hazırlanmasından sonra bu illere bağlı bütün seçim çevrelerinde yapılacak mahalli idareler seçimleri içinde geçerlidir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten yukarıda (a) fıkrasında belirtilen şekilde sandık seçmen listelerinin hazırlanmasına kadar geçecek süre içinde, bütün seçim çevrelerinde yapılacak; belediye başkanlığı, belediye ve il genel meclisi üyelikleri, köy ve mahalle muhtarlıkları, ihtiyar heyeti ve meclisi üyelikleri seçimlerinde kullanılacak sandık seçmen listelerinin tanzim esaslarıyla, (a) fıkrasında yer alan ve ilk yazımla elde edilen bilgileri kapsayan listelerin düzenlenmesine, askıya çıkarılmasına ve askıdan indirilmesine, sandık seçmen listelerine ayrılmasına ve kesinleşmesine, itirazların süre ve şekillerine dair esasları Yüksek Seçim Kurulu tespit ve ilan eder.
3681
Geçici Madde 18 – (Ek: 19/2/1987-3330/8 md.)
Bu Kanunun 28 inci maddesinde tanımlanan seçmen kütüğü tam olarak oluşturulup işlerlik kazanıncaya kadar yapılacak seçimlerde ve halk oylamalarında kullanılacak seçmen kütüklerinin düzenlenmesi; kütüğe yazılma, muhtarlık bölgesi askı listelerinin düzenlenmesi, askıya çıkarılması, askı süresi, sandık seçmen listelerinin ayrılması, kesinleşmesi ve kütüğün güncelleştirilmesi esas ve ilkeler ile listelere itiraz yöntemleri ve süreleri, seçimlerin özellikleri gözetilmek suretiyle, Yüksek Seçim Kurulunca tespit ve ilan edilir.
Geçici Madde 19 – (Ek: 19/2/1987-3330/8 md.)
Yüksek Seçim Kuruluna 1985 Ocak ayında seçilenlerin yerine Ocak 1990 tarihinde yenileme seçimi yapılır.
Geçici Madde 20 – (Ek: 5/6/1997-4265/3 md.)
Yüksek Seçim Kuruluna 1993/Ocak ayında seçilenlerin yerine Ocak/2000 tarihinde yenileme seçimi yapılır.
Geçici Madde 21 – (Ek: 26/8/1999-4448/6 md.)
Yüksek Seçim Kuruluna 1993 ve 1996 Ocak ayında Yargıtay ve Danıştay’dan seçilmiş üyeler ile bu üyelerin yerine seçilenler arasından ad çekme ile üçer kişi belirlenir. Başkan ve başkanvekili ad çekmeye girmezler. Belirlenen bu altı üye için 2001 Ocak ayının ikinci yarısında yenileme seçimi yapılır. Diğer beş üye için yenileme seçimleri 2004 Ocak ayında yapılır.
Geçici Madde 22 – (Ek: 11/6/2003-4885/1 md.)
Yüksek Seçim Kurulu; 28 inci maddede tanımlanan bilgisayar ortamında seçmen kütüğü oluşturmanın alt yapısını teşkil eden SEÇSİS Projesi kapsamında, seçmen olan vatandaşları bilgisayar kayıtlarına aktarmasına kadar, 36 ncı maddenin birinci fıkrasında öngörülen genel yazım ve denetleme yapılmaz.
Geçici Madde 23 – (Ek: 9/5/2012-6304/8 md.)
31/12/2016 son tarih olmak üzere milletvekili genel seçimi, cumhurbaşkanlığı seçimi ve halkoylamalarında 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 35 inci maddesindeki hükümlerle sınırlı kalınmaksızın Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası esas alınarak veya mevcut bilgilerle Yurt Dışı Seçmen Kütüğü oluşturulabilir.
Ek Geçici Madde 1 – (Ek: 5/4/1983-2812/1 md.)
Anayasaya dayalı olarak hazırlanacak Siyasi Partiler ve Seçim Kanununa göre yapılacak ilk genel seçimlerde; 1/7/1982 tarihli ve 2687 sayılı Kanun gereğince Anayasanın halkoyuna sunulması için hazırlanan seçmen kütükleri, aynı Kanunun ilgili hükümlerine göre güncelleştirilerek kullanılır.
Güncelleştirme işlemi, Anayasa için yapılan halkoylamasına katılmayanların tesbit edilmesinden sonra, kütüklerin muhtarlık bölgesi askı listesi halinde askıya çıkarılması, bu listelerde ismi bulunmayanların ve yanlış yazılanların, başvurmalarına imkan sağlanması, yanlışlıkların düzeltilmesi ve eksiklerin giderilmesi suretiyle yapılır.
3682
Askıya çıkarılma tarihi ve askı süresi ile itirazlar, itiraz belgeleri kütüklerin kesinleşme tarihi, evvelce yazılmamış olanların yeniden ne suretle yazılacağı ve yazılma şartları Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.
Kütüklerde ismi bulunmayanlardan, seçmen kütüklerinin kesinleştiği tarihe kadar 21 yaşını bitirmiş olanlar, başvuruları üzerine seçmen kütüklerine kaydedilirler. Nüfus kütüğünde doğduğu ay ve günü belli olmayanlar o yılın son günü doğmuş gibi işleme tabi tutulurlar.
Ek Geçici Madde 2 – (Ek: 5/4/1983-2812/1 md.)
1/7/1982 tarihli ve 2687 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre oy kullanma yeterliğine sahip olup yazım için gelen memurlara kendilerini yazdırmayanlardan, bu Kanun hükümlerine göre kütüklerin askı süresi içinde başvurarak kendilerini kütüğe yazdıranlar hakkında, bu suçtan dolayı takibat yapılmaz, ceza mahkümiyetleri sonuçlarını da kapsamak üzere ortadan kalkar. Ancak tahsil edilmiş para cezaları iade edilmez.
Bu şekilde kütüğe kendilerini yazdıranlar, genel ve ara seçimleri ile mahalli seçimlerde ve halkoylamalarında oy kullanabilirler ve aday olabilirler.
Ek Geçici Madde 3 – (Ek: 5/4/1983-2812/1 md.)
Anayasanın halkoylamasına ilişkin oy verme kütüğünde ve sandık listesinde kaydı ve oy kullanma yeterliği bulunduğu halde hukuki veya fiili herhangi bir mazereti nedeniyle halkoylamasına katılmayan ve süresinde mazeretini ileri sürmeyen veya bu yönde başvuruda bulunduğu halde delil yetersizliği veya süre veya sair sebeplerle başvurusu reddedilenlerden, seçmen kütüklerinin askıdan indirildiği tarihten önce kayıtlı oldukları ilçe seçim kurulu başkanlıklarına başvurarak mazeretlerini tevsik edenler hakkında 24/9/1982 tarihli ve 2707 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yazılı yasaklar uygulanmaz.
Başvuruların incelenmesine ilişkin usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.
ONBİRİNCİ BÖLÜM
Son Hükümler
Kaldırılan kanunlar:
Madde 187 – 5545 sayılı Milletvekilleri Seçimi Kanunu ile onu tadil eden 6272, 6428, 7037 ve 7053 sayılı kanunlar yürürlükten kaldırılmıştır.
Yürürlük:
Madde 188 – Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütmekle görevli makam:
Madde 189 – Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
3682-1
26/4/1961 TARİHLİ VE 298 SAYILI ANA KANUNA İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER:
1 – 13/9/1991 tarih ve 455 sayılı KHK’nin Geçici Maddesi:
Geçici Madde – Kadroları ve görev unvanları değişenler veya kaldırılanlar yeni bir kadroya atanıncaya kadar durumlarına uygun işlerde görevlendirilirler ve bu süre içinde eski kadrolarına ait aylık, ek gösterge ve diğer haklarını almaya devam ederler.
2 – 8/4/2010 tarihli ve 5980 sayılı Kanunun Geçici Maddesi:
Geçici Madde 1 – Yüksek Seçim Kurulu, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk milletvekili genel seçimleri için kullanılacak miktardaki oy verme araç ve gereçlerini bu Kanun hükümlerine göre hazırlatır.
Mevcut oy sandıkları, oy kabinleri veya kullanılamayacak seçim araç ve gereçleri ilgili mevzuat gereğince terkin işlemi yapılarak maliyeye, “Evet” ve “Tercih” mühürleri ise Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğüne devredilir.
Bu Kanun gereğince hazırlanacak oy verme araç ve gereçlerinin alımı veya imali için gerekli ödenek ayrılır.
3682-2
3683-3685
298 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN
YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR TABLO
Değiştiren
Kanunun/
298 sayılı Kanunun değişen veya iptal edilen maddeleri
Yürürlüğe Giriş
KHK’nin
Tarihi
Numarası
306
—
30/5/1961
347
—
17/8/1961
356
—
29/8/1961
533
—
20/2/1965
656
—
20/7/1965
1700
—
30/3/1973
1783
—
8/7/1973
2181
—
28/2/1979
2234
—
30/5/1979
2812
—
7/4/1983
2839
—
13/6/1983
3270
—
15/4/1986
3330
—
4/3/1987
3377
—
3/6/1987
3403
—
11/9/1987
KHK/290
—
20/10/1987
3420
—
13/4/1988
3488
—
27/10/1988
KHK/455
—
18/9/1991
3959
—
30/12/1993
3969
—
18/2/1994
4125
—
28/10/1995
KHK/572
—
6/6/1997
4265
—
11/6/1997
4381
—
2/8/1998
4448
—
29/8/1999
4609
—
2/12/2000
4885
—
17/6/2003
4928
—
19/7/2003
5435
15, 18, 30, Ek Madde 7
24/12/2005
3686
Değiştiren
Kanunun/
298 sayılı Kanunun değişen veya iptal edilen maddeleri
Alman anarşist Louis Lingg, 9 Eylül 1864’te Almanya’nın Mannheim kentinde doğdu. Haymarket Olayı’nda kışkırtıcılık suçlamasıyla yargılandı ve ölüm cezasına çarptırıldı. İnfazından bir gün önce, 10 Kasım 1887’de hücresinde intihar ederek yaşamına son verdi.
1886’da Chicago’da toplanan Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu, 8 saatlik iş günü talebiyle 1 Mayıs’ı grev ve eylem günü ilan etti. 1 Mayıs 1886’da yarım milyondan fazla işçi greve katıldı. Grevler sürerken 4 Mayıs 1886’da Chicago’daki Haymarket Meydanı’nda büyük bir gösteri düzenlendi.
Aynı dönemde Kentucky’nin Louisville kentinde 6 binden fazla siyah ve beyaz işçinin birlikte yürüyüş yapması, ırklar arası dayanışmanın önemli bir örneği olarak tarihe geçti.
Haymarket Olayı’nın ardından yüzlerce işçi tutuklandı. Sekiz kişi; Albert R. Parsons, August Spies, Samuel J. Fielden, Michael Schwab, Adolph Fischer, George Engel, Louis Lingg ve Oscar Neebe yargılandı. En gençleri Louis Lingg idi. Oscar Neebe 15 yıl hapse mahkûm edilirken, diğer yedisine idam cezası verildi. Albert Parsons, August Spies, Adolph Fischer ve George Engel idam edildi. Samuel Fielden, Michael Schwab ve Oscar Neebe hapis yattı; 1893’te Illinois Valisi John Peter Altgeld tarafından affedildi.
Lingg, olay sırasında doğrudan bomba atmakla suçlanmadı. Ancak evinde patlayıcı yapımında kullanılan malzemeler bulunduğu için “kışkırtıcılık” ve “suikasta hazırlık” suçlamaları yöneltildi. Yargılaması ciddi şekilde eleştirildi; delillerin yetersiz olduğu ve kararın tamamen politik amaçlarla verildiği savunuldu. Sanıklar, jüri seçimi dahil, adil yargılanma haklarının ciddi şekilde kısıtlandığı ve yargılamanın siyasi baskılarla şekillendiği yönünde güçlü itirazlar sundu ancak idam kararları engellenemedi.
İdamdan bir gün önce intihar eden Lingg, işçi hareketi içinde direnişin sembolü haline geldi. Onun ve arkadaşlarının mücadelesi, 1 Mayıs’ın tüm dünyada İşçi Bayramı olarak kabul edilmesine doğrudan ilham verdi. 1889’da toplanan İkinci Enternasyonal’de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs günü, tüm dünyada Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olarak ilan edildi.
Acı İntihar
Louis Lingg, dinamit kapsülünü sakladığı sigara büyüklüğünde bir aletle intihar etti. Bu kapsül ağzına konularak ateşlendi; patlama sonucu alt çenesi parçalandı ve yaklaşık 6 saat süren bir acıdan sonra hayatını kaybetti. Hücre duvarına kendi kanıyla “Hoch die Anarchie!” (Yaşasın anarşi!) yazdığı bilinmektedir.
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ REKLAM YASAĞI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam ve Dayanak Amaç
Madde 1 — (Değişik:RG-9/8/2024-32627) Bu Yönetmeliğin amacı; avukatlık mesleğindeki reklam yasağına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Kapsam
Madde 2 — Bu Yönetmelik; avukatları, avukatlık ortaklıklarını, avukatlık bürolarını, (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) stajyer avukatları ve dava vekillerini kapsar.
Hukuki Dayanak
Madde 3 — Bu Yönetmelik 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 55 inci maddesi gereğince hazırlanmıştır.
İKİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Avukatın Mesleki Görüşmeleri, Büroların Yapısı ve Bağımsızlığı
Madde 4 — (Başlığı ile Birlikte Değişik:RG-9/8/2024-32627) 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 51 inci maddesi hükümleri çerçevesinde, müvekkille yapılacak görüşmenin mekân, ortam ve içeriğinin, görüşmenin amacına elverişli, mesleğin saygınlığına yaraşır, reklam yasağını ihlal etmeyecek nitelikte olması gerekir. Görüşmede gizliliğe uyulur.
Bu madde hükümleri müvekkil adaylarıyla yapılacak görüşmelerde de uygulanır.
Avukat büroları; avukatlık hizmetinin bağımsızlığına aykırı olacak şekilde, meslek hizmetleri dışındaki iş ve amaçlara tahsis edilemez.
Bu Yönetmelik kapsamında olanlar, birden fazla büro edinemezler; şube açamazlar. Ülke içinde ve dışında faaliyet yürüten avukatları, avukatlık bürolarını ve avukatlık ortaklıklarını, “irtibat bürosu” veya “çözüm ortakları” gibi kalıcı ve sürekli iş birliği izlenimi yaratacak şekilde adlandıramazlar.
Tabela
Madde 5 — Bu Yönetmelik kapsamında olanlar kullanacakları tabelada; avukatlık (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) ünvanı ile ad ve soyadı, varsa (Ek ibare:RG-9/8/2024-32627) hukuk alanındaki akademik (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) ünvanı, büronun bulunduğu kat ve büro/daire numarası telefon numarası, internet adresi ile e-posta adresi (Ek ibare:RG-9/8/2024-32627) ve kayıtlı e-posta adresi yer alabilir. Tabelada bu Yönetmelikte belirlenenlerin dışında (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) ünvan, deyim, şekil, amblem ile Türkçe dışında yabancı dillerde ifade ve sair şekiller, işaret, resim, fotoğraf ve benzerlerine yer verilemez.
Aynı büroda birlikte çalışma halinde, avukatlardan birinin veya birkaçının adı ve soyadı veya sadece soyadı yanında “avukatlık bürosu” ibaresinin ve avukatlık ortaklığı halinde de; ortaklık sözleşmesinde belirtilen ortaklığın adı ve (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) ünvanı yanında “avukatlık ortaklığı” ibaresinin de yer alması zorunludur.
(Değişik üçüncü fıkra:RG-9/8/2024-32627) Avukatlık bürosunda bir avukat için birden fazla tabela kullanılamaz. Tabela, büronun bulunduğu binanın giriş kapısının yanına, giriş holü veya koridoruna, büro giriş kapılarının yanına asılabilir. Fiziki imkânsızlık hallerinde bina cephesi, büro balkonu veya penceresinden herhangi birine asılabilir.
Bina cephelerine, büro balkonu ve pencerelerine birden fazla tabela asılamaz, benzeri yazılar yazılamaz. Tabela yerine ışıklı pano kullanılamaz, tabela ışık verici donanımla süslenemez.
Tabelada en çok iki renk kullanılabilir.
(Değişik beşinci fıkra:RG-9/8/2024-32627) Avukatlık bürosunda bulunan her bir avukat için bağımsız tabela kullanılması halinde tabela ölçüleri 70 cm x 100 cm boyutunu geçemez. Birden fazla avukata ya da avukatlık ortaklığına ait bürolarda tek tabela kullanılacak ise bu tabelalar ile yüksek katlarda kullanılacak tabelalarda bu ölçü 100 cm x 150 cm boyutunu geçemez.
(Ek fıkra:RG-9/8/2024-32627) Adres değişikliği halinde, önceki adreste bulunan tabela bir haftaiçinde kaldırılır.
Basılı ve Elektronik Belge (Değişik başlık:RG-9/8/2024-32627)
Madde 6 — Başlıklı kağıtlar, (Ek ibare:RG-9/8/2024-32627) her türlü kartvizitler ve diğer (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) basılı ve elektronik belgeler, reklam niteliği taşıyacak aşırılıkta olamaz.
(Değişik ikinci fıkra:RG-9/8/2024-32627) Başlıklı kağıtlarda, her türlü kartvizitler, diğer basılı ve elektronik belgelerde sadece avukatlık ünvanı, varsa hukuk alanındaki akademik ünvan, adı ve soyadı, adres, telefon-faks numaraları, internet ve e-posta adresleri, kayıtlı e-posta adresi ile bağlı bulunulan Baro ve Türkiye Barolar Birliği sicil numaraları, vergi dairesi ile vergi sicil numarası ve kayıtlı bulunduğu baro ile Türkiye Barolar Birliği amblemi yer alabilir.
Birlikte çalışma halinde; “avukatlık bürosu” ibaresi, avukatlık ortaklığı halinde “avukatlık ortaklığı” ibaresi ve ortaklıkta yer alan avukatların ad ve soyadlarının yer alması da zorunludur.
Ortaklığa mensup avukatların, başlıklı kağıtlarında, (Ek ibare:RG-9/8/2024-32627) her türlü kartvizitlerinde ve diğer (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) basılı ve elektronik belgelerinde; büro ya da ortaklığın adı yanında, kendi ad ve soyadlarını da kullanmaları zorunludur.
Başlıklı kağıtlarda, (Ek ibare:RG-9/8/2024-32627) her türlü kartvizitlerde ve diğer (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) basılı ve elektronik belgelerde avukat (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) ünvanı ve (Ek ibare:RG-9/8/2024-32627) hukuk alanındaki akademik (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) ünvan dışında; emekli yargıç, emekli savcı, emekli noter, hukuk uzmanı, marka- patent vekili, sigorta uzmanı, bilirkişi, Bakan, Milletvekili ve benzeri sıfatlar kullanılamayacağı gibi kamu kurum ve kuruluşu ile özel kurum ve kuruluşlardaki, siyasi partilerdeki geçmiş ve mevcut görevler belirtilemez.
Barolar ve Türkiye Barolar Birliği organlarında geçmişte görev alan avukatlar bu (Değişik ibare:RG9/8/2024-32627) ünvanlarını kullanamazlar. Halen görevli olanlar bu (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) ünvanlarını; ancak bu görevin ifasında ve bu görevleri ile sınırlı olmak kaydıyla kullanabilirler.
Başlıklı kağıtlarda, (Ek ibare:RG-9/8/2024-32627) her türlü kartvizitlerde ve diğer (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) basılı ve elektronik belgelerde; avukatın veya avukatlık ortaklığının ad ve (Değişik ibare:RG-9/8/2024-32627) ünvanını belirtme amacını aşan her türlü yazı, deyim, resim, kayıtlı bulunduğu baro veya Türkiye Barolar Birliği amblemi dışında amblem ve şekiller yer alamaz.
(Değişik yedinci fıkra:RG-9/8/2024-32627) Avukatlık hizmetini kapsamına alacak şekilde marka tescil edilemez, bu nitelikte marka başvurusunda bulunulamaz.
(Ek son fıkra:RG-7/9/2010-27695) (Değişik sekizinci fıkra:RG-9/8/2024-32627) Bu Yönetmelik kapsamında olanlar, resmî mühürlerle karıştırılma ihtimali bulunan işaretler kullanamazlar.
Yazılı, İşitsel, Görsel ve Çevrimiçi İletişim Araçlarının Kullanımı
Madde 7- (Başlığı ile Birlikte Değişik:RG-9/8/2024-32627) Bu Yönetmelik kapsamında olanlar;
a) Adres değişikliklerini, büro açılışlarını ve altı ayı aşan ara vermeden sonra yeniden mesleğe dönüşlerini; avukatlık ortaklığına giriş ve çıkışlarını, reklam niteliğini taşımayacak şekilde; yazılı, işitsel, görsel iletişim araçları ile çevrimiçi mecralarda bir kez duyurabilirler. Avukatlık ortaklığının tescil ya da sona ermesi ya da ortaklardan birinin ayrılması ilan yolu ile duyurulabilir.
b) Mesleki kimliğiyle ilişkilendirilecek şekilde yaşamları, kazançları, mesleki faaliyetleri hakkında reklam niteliğinde paylaşımlarda bulunamazlar. Yazılı, işitsel, görsel ve çevrimiçi iletişim araçlarında, avukat ünvanının kullanıldığı durumlarda, özel yaşamlarına ilişkin paylaşımlarında avukatlık mesleğinin itibarını zedeleyici nitelikte davranışlardan kaçınmak zorundadırlar.
c) Yazılı, işitsel, görsel ve çevrimiçi iletişim araçlarında, geçmişteki veya mevcuttaki davaları veya üzerinde çalıştıkları hukuki işi, reklam olabilecek nitelikte ön plana çıkaramazlar. Tarafların sözcüsü gibi hareket ederek açıklamalarda ve paylaşımlarda bulunamazlar. Zorunlu hallerde, geçmişteki veya mevcuttaki dava dosyalarının hukuki boyutları içinde kalmak kaydıyla, bilgi verebilir; açıklamalarda bulunabilirler. Ancak iş elde etme amacıyla, ulaşılması herkes için mümkün olan genel ve soyut içerikli bilgiler paylaşmak suretiyle yayın yapamazlar, yazılı veya görsel paylaşımda bulunamazlar.
ç) Yazılı, işitsel, görsel iletişim araçları ile çevrimiçi mecralarda, her ne sıfat altında olursa olsun katıldıkları veya bir parçası oldukları yayınlarda, reklam sayılabilecek her türlü davranıştan, avukatlık mesleğinin itibarını zedeleyici her türlü açıklama ve paylaşımdan kaçınmak zorundadırlar.
d) Salt ün kazanmaya, kendilerini meslektaşlarının önüne geçirmeye, reklam yoluyla iş elde etmeye yönelik içerikte alan adı kullanamazlar. Alan adı, avukatlık mesleğinin saygınlığına aykırı olamaz. İnternet sitesi sahibi ya da sahiplerinin adı ve soyadı varsa hukuk alanındaki akademik ünvanı, fotoğrafı, büroda çalışan diğer avukatların adı ve soyadı varsa hukuk alanındaki akademik ünvanı, avukatlık ortaklığı ise tescilli ünvanı, avukatlık bürosu ise büro ünvanı, Türkiye Barolar Birliği ve baro sicil numaraları, mesleğe başlama tarihleri, mezun oldukları üniversite, bildikleri yabancı dil, mesleki faaliyetin yürütüldüğü büro adresi, telefon ve faks numaraları, e-posta ve kayıtlı e-posta adresi bilgileriyle sınırlı olmak üzere internet sitesi açabilirler. İnternet sitesinde “referanslar” veya bir başka ad altında müvekkillerine veya danışmanlığını yaptıkları kişi ve kurumlara ilişkin bilgi paylaşamazlar. İnternet sitelerinde, uzmanlık anlamına gelmemek üzere büronun faaliyet gösterdiği alanlar hakkında bilgi verebilirler.
e) İş elde etme amacına yönelik ve meslektaşlarıyla rekabete yol açacak şekilde, çevrimiçi mecralarda ve internet sitelerinin tasarımında veya arama motorları tarafından algılanabilen kodlarında, mesleki faaliyetlerini ön plana çıkarmaya ve arama motorlarında üst sıralarda yer almaya yönelik yönlendirici kod, anahtar sözcük, alt alan adı, sayfa adresi kullanamazlar veya benzeri yöntemler uygulayamazlar. Çevrimiçi mecralarda bedel karşılığı ya da bedelsiz olarak bizzat hazırladıkları, hazırlattıkları ya da kendilerine ilişkin hazırlanan içerikleri ön plana çıkaracak iş ve işlemlerde bulunamazlar. İnternet kullanıcılarını kendi sitesine veya kendi sitesinden bir başka siteye yönlendirecek internet kısa yolları kullanamaz, kullanılmasına izin veremez; çevrimiçi mecralardareklam veremez veya alamazlar.
f) İş elde etme amacına yönelik olmamak ve meslektaşlarıyla rekabete yol açmamak kaydıyla, baro veya Türkiye Barolar Birliği organ ve başkanlık seçimleri ile genel veya yerel seçimlerdeki adaylıklarına ilişkin bilgileri seçim tarihinden azami 2 ay önce başlayıp seçimi izleyen 10 gün içinde sona erdirmek kaydı ile yazılı, işitsel, görsel iletişim araçları ile çevrimiçi mecralar yoluyla duyurabilirler. Bu duyurular amaca elverişli ve mesleğin saygınlığına yaraşır nitelikte olur.
Medya İlişkileri
Madde 8 — (Mülga:RG-9/8/2024-32627) Internet Madde 9 — (Mülga:RG-9/8/2024-32627) İşbirliği Madde 10 — (Mülga:RG-9/8/2024-32627)
Yükümlülükler
Madde 11 — Bu Yönetmelik kapsamında olanlar; salt ün kazanmaya (Ek ibare:RG-9/8/2024- 32627) , kendilerini meslektaşlarının önüne geçirmeye, reklam yoluyla iş elde etmeye yönelik her tür girişim ve eylemlerden kaçınmak, iş elde etmek için reklam sayılabilecek herhangi bir girişim ve eylemde bulunmamak, üçüncü kişilerin kendileri için reklam sayılabilecek bu tür eylem ve davranışlarına izin vermemek, engel olmak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Çeşitli ve Son Hükümler Yönetmelik Hükümlerine Aykırılık
MADDE 12 – (Değişik:RG-9/8/2024-32627) Bu Yönetmelik hükümlerine aykırılığın herhangi bir şekilde tespiti halinde baro tarafından re’sen disiplin soruşturması açılır. Disiplin soruşturması açıldığı, ilgiliye savunma istemini de içeren yazıyla tebliğ edilir.
Tebliğde, soruşturma sonucunda reklâm yasağının ihlal edildiği kanaatine varılması hâlinde, Baro Yönetim Kurulunun kovuşturma açılması kararı verebileceği; kovuşturma sonunda Baro Disiplin Kurulu tarafından reklâm yasağı ihlali nedeniyle yaptırım uygulanabileceği; reklâm yasağına aykırılığın tebliği takiben derhal giderilmesi hâlinde, bunun, kovuşturma sonunda takdiri indirim nedeni olarak kabul edilebileceği bildirilir. Bu Yönetmelik kapsamında olanlar; haklarında reklam yasağının ihlal edildiğini tespit eden kesinleşmiş Disiplin Kurulu kararının tebliğinden itibaren ihlali derhal sona erdirmekle yükümlüdürler.
İhlalin derhal sona erdirilmemesi hâlinde yeniden soruşturma açılır; tekerrür hükümleri uygulanır.
Bu Yönetmelik kapsamında olan soruşturma ve kovuşturmalar Baro ve Türkiye Barolar Birliği Yönetim ve Disiplin Kurulları tarafından öncelikle karara bağlanır.
Reklam Yasağı İhlallerini Takip Merkezi
Madde 12/A- Yazılı, işitsel, görsel ve çevrimiçi iletişim araçlarının kullanımı sırasında gerçekleştiği iddia olunan reklam yasağı ihlallerini tespit etmek, Türkiye Barolar Birliğine rapor sunmak ve süreci barolar nezdinde takip etmek amacıyla beş kişiden oluşan Reklam Yasağı İhlallerini Takip Merkezi kurulur.
Merkez üyeleri, avukatlık disiplin hukukundaki yeterlilikleri de göz önüne alınarak Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından en fazla iki yıllığına belirlenir. Merkez üyelerinin disiplin cezası almamış olması koşulu aranır.
Merkez,re’sen veya bildirim üzerine haberdar olduğu reklam yasağı ihlal iddiasını ilgili baroya gönderir. İlgili baro, bildirim sonucunda vereceği kovuşturma açılması veya açılmaması yönündeki kararını diğer ilgililerle birlikte Merkeze de gönderir.
Yürürlükten Kaldırılan Mevzuat
Madde 13 — 14/11/2001 tarihli ve 24583 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
GEÇİCİ MADDE 1 — (Mülga:RG-7/9/2010-27695) Kesinleşmemiş disiplin soruşturmaları GEÇİCİ MADDE 2 – (Ek:RG-7/9/2010-27695) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte kesinleşmemiş disiplin soruşturmaları hakkında da 12 nci madde hükümleri uygulanır.
Geçiş Hükmü
GEÇİCİ MADDE 3- (Ek:RG-9/8/2024-32627) Bu Yönetmelik kapsamında olanlar; bu maddeyi ihdas eden Yönetmelikle 5 inci ve 6 ncı maddeler ile 7 nci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yapılan düzenlemeler kapsamındaki yükümlülüklerini, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde yerine getirirler.
Yürürlük
Madde 14 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 15 — Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu yürütür.
Bilindiği üzere, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin 7. maddesi uyarınca avukatların özellikle sosyal medyada varlık gösterirken “mesleğin itibarını korumak amacıyla uymaları gereken “mesleki kimliğiyle ilişkilendirilecek şekilde yaşamları, kazançları, mesleki faaliyetleri hakkında reklam niteliğinde paylaşımlarda bulunamama”, “yazılı, işitsel, görsel ve çevrimiçi iletişim araçlarında, avukat ünvanının kullanıldığı durumlarda, özel yaşamlarına ilişkin paylaşımlarında mesleğin itibarını zedeleyici nitelikte davranışlardan kaçınma”, “iş elde etme amacıyla, ulaşılması herkes için mümkün olan genel ve soyut içerikli bilgiler paylaşmak suretiyle yayın yapamama, yazılı veya görsel paylaşımda bulunamama”, “her ne sıfat altında olursa olsun katıldıkları veya bir parçası oldukları yayınlarda, reklam sayılabilecek her türlü davranıştan, avukatlık mesleğinin itibarını zedeleyici her türlü açıklama ve paylaşımdan kaçınma” gibi yükümlülükleri bulunmaktadır. Avukatlık mesleğinin bugün geldiği aşama ve avukatlık mesleğinin icrası süreçlerinde yaşanan büyük değişimler itibarıyla avukatların yazılı, işitsel, görsel ve çevrimiçi iletişim araçlarının kullanımı sırasında yükümlülüklerinin gereği gibi yerine getirmelerinin sağlanmasını teminen gerçekleşen ihlalleri tespit ederek disiplin sürecini başlatma konusunda baroların değerlendirmesine sunmak mesleğin kamu hizmeti niteliğini korumak ve toplum nezdinde itibarını güçlendirmek adına son derece önem arz etmektedir. Değişiklik ile Yönetmeliğin 7. maddesi kapsamında yer alan yazılı, işitsel, görsel ve çevrimiçi iletişim araçlarının kullanımı sırasında gerçekleştiği iddia olunan reklam yasağı ihlallerini tespit etmek, Türkiye Barolar Birliğine rapor sunmak ve ihlal iddiası sonrası süreci barolar nezdinde takip etmek amacıyla Türkiye Barolar Birliği nezdinde beş kişiden oluşan Reklam Yasağı İhlallerini Takip Merkezi kurulması amaçlanmıştır. Yönetmelik değişikliği ile kurulması öngörülen Merkezin üyelerinin niteliği, görev süresi ve merkezin çalışma usul ve esasları düzenlenmektedir. Aynı zamanda “avukatlık onurunun ve meslek düzeninin korunmasını sağlamak,” ve “mesleğe yönelik hak ihlâllerine karşı avukatlık mesleğini savunmak,” görevleri kapsamında mesleğin kamu hizmeti niteliğinin örselenmesini önlemek üzere baroların Merkeze ihlal iddialarına ilişkin yürüttüğü yasal sürece dair bilgi vermesi Yönetmelik değişikliği ile amaçlanmıştır.
Kamu idaresi, öncelikle, haklarımızın korunması ve toplumsal menfaatinin gözetilmesinden sorumludur. Bireyler ve idari makamlar arasındaki ilişkilere dair idare hukukunun esas ve usule ilişkin ilkeleri bu el kitabında belirtilmiş ve açıklanmıştır. Kitabın hazırlanmasında, ilkeler yönüyle; Avrupa Konseyi hukuki metinleri olan sözleşmeler, tavsiye kararları ve yasa tasarıları ile ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarından faydalanılmıştır. Kitap; kamu hizmetlerinden faydalanacak olan bireyler ve bu talepleri işleme koyacak kamu görevlileri, hâkimler, kamu idaresi işlemlerinin incelenmesinde faal olan avukatlar ve kamu denetçileri ile kamu idaresi reformuyla ilgili politika yapıcılar ve kanun koyucular dâhil olmak üzere, kamu idaresinin işleyişinde yer alan herkes için faydalı bir rehberdir.
Kitabın genel amacı, uluslararası yükümlülüklerin, ilkelerin, taahhütlerin ve adil yargılanma standartlarının uygulama alanını genişleterek hukukun üstünlüğünü pekiştirmektir. Kitap ayrıca şu amaçları taşımaktadır:
İdari yargı reformlarını teşvik etmek,
İdari yargı alanındaki adil yargılanmaya ilişkin başlıca standartların bir kısmı hakkında derinlemesine bir anlayış sağlamak,
İdari yargı mevzuatı hazırlanırken ya da bu konuda değişiklik yapılırken politika yapıcılara ve yasa koyuculara rehberlik etmek,
Hakimlere hüküm verirken rehberlik etmek ve böylece ulusal idari usul hukukunun Mahkemenin adil yargılanma standartlarına uygun şekilde geliştirilmesine katkıda bulunmak,
Hukukun üstünlüğü, yargı ve hukuk reformu, iyi yönetim, kamu idaresi ve insan hakları alanlarında çalışan uluslararası ve bölgesel kuruluşlara, uluslararası meslek örgütlerine, ulusal sivil toplum kuruluşlarına kaynak rehber olarak yardımcı olmak,
Hukukçulara yönelik ileri hukuk eğitimine destek olmaktır.
İdare ve Siz: Bireyler ve İdari Makamlar Arasındaki İlişkilerle İlgili İdare Hukuku İlkeleri
Önsöz
Toplumun huzur ve barış içinde yaşayabilmesi, sosyal ve kültürel yönden gelişimini sürdürebilmesi, bireylerin adalete ve kamu hizmeti sağlayan idari kurumlara güven duymaları ve adil bir toplumda yaşadıklarını hissetmeleri ile mümkündür.
Kamu idarelerinden de, hukukun üstünlüğüne dayalı, insan haklarına saygılı ve vatandaş odaklı çalışarak, vatandaşlarının haklarını korumaları beklenmektedir.
Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının korunup güçlendirilmesi, adalet hizmetlerinin çağın gereklerine uygun hale getirilmesi, adalete ulaşmayı hedefleyen vatandaşlarımızın hukuki mücadelesinin hızlı bir şekilde hakkaniyetle neticelendirilmesi ile yargıya ve idareye olan güvenin artırılması için gerekli her türlü önlemlerin alınması devletin temel görevleri arasındadır.
Bu anlamda, her zaman en yeni ve en iyiye ulaşmak hedefinde olan Türkiye Cumhuriyeti’nin, Avrupa Konseyi üyesi oluşu, bu görevlerin yerine getirilmesinde önemli bir destek noktası teşkil etmiştir.
Bu kapsamda, Bakanlığımız Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü ve Avrupa Konseyi işbirliği ile yürütülen, Avrupa Birliği, Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Konseyi tarafından ortaklaşa finanse edilen “İdari Yargının Etkinliğinin Artırılması ve Danıştay’ın Kurumsal Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesi” Yargı Reformu Stratejisi doğrultusunda, idari yargı alanında gerçekleştirilen reform çalışmalarının desteklenmesinde önemli bir katkı sağlamaktadır.
İdari makamların aldığı kararların birçoğu İnsan Hakları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan bireysel hak ve özgürlükler ile ilgilidir. Türkiye’nin üyesi olduğu Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan bu kitap, iyi işleyen bir kamu idaresi sisteminin en önemli unsuru olan bireyler ile idari makamlar arasındaki ilişkilerde, kamu idarelerinin uyması gereken idare hukuku ilkelerini belirlemekte ve bu ilkeleri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla açıklamaktadır.
Proje çalışmalarını yürüten ve proje kapsamında önemli bir kaynağı Türk İdari Yargı Hukukuna kazandıran Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü proje bürosu çalışanlarına ve Avrupa Konseyi proje ekibi ile kitapta emeği geçen Danıştay Başkanlığı’na teşekkür eder, tüm idari yargı camiasına ve kamu idarelerine yararlı olmasını temenni ederim.
Abdulhamit GÜL
Adalet Bakanı
Önsöz
İdari Yargının Etkinliğinin Artırılması ve Danıştayın Kurumsal Kapasitesinin Güçlendirilmesi Projesinin açılış töreni 30 Nisan 2019 tarihinde Ankara’da Adalet Bakanımız Sayın Abdulhamit Gül’ün katılımlarıyla gerçekleştirilmiş olup, faaliyetler proje fişine bağlı olarak ilerlemektedir.
Bu kapsamda; İdari yargının etkinliğinin artırılması için yaklaşımlar ve politikaların belirlenmesi ve idari yargının kurumsal ve mesleki kapasitesinin güçlendirilerek kamunun idari yargıya olan güveninin artırılması; idari yargı sistemi ve mahkemelerin ağır iş yükünün giderilmesi için tedbirlerin belirlenmesi ve desteklenmesi ve uygun alternatif uyuşmazlık çözüm (AUÇ) mekanizmalarının uygulamaya konması; Bölge İdare Mahkemelerinin (BİM) ve Danıştayın dava yönetiminin daha etkili ve etkin hâle getirilmesi ve sistem ve süreçlerde gerekli değişikliklerin yapılması sonuçlarına ulaşmak amacıyla Projenin başlangıcından itibaren çalışma grubu toplantıları, çalıştaylar ile mahkemeler ve proje paydaşlarının katılımıyla yurt-içi çalışma ziyaretleri gerçekleştirilmiş ve bütün paydaşların görüş ve önerileri alınarak değerlendirme ve ihtiyaç analizleri raporları hazırlanmış ve idari yargı için bir yol haritası ortaya konmuştur. Yine proje kapsamında Ankara, İstanbul, İzmir ve Gaziantep’ten pilot mahkemelerin belirlenerek çalışmalarda yer alması ile Proje büyük ve önemli bir ivme kazanmıştır.
Bu anlamda, projenin önemli çıktılarından olan ve Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan ve Türkçeye kazandırılan “İdare ve Siz” adlı bu el kitabında, bireyler ve idari makamlar arasındaki ilişkilere dair idare hukukunun esas ve usule ilişkin ilkeleri belirtilmekte ve açıklanmaktadır. Kitap hazırlanırken, Avrupa Konseyi hukuki metinlerinden (sözleşmeler, tavsiye kararları ve yasa tasarıları) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ilgili içtihadından faydalanılmış ve atıfta bulunulmuştur.
Avrupa Konseyi Avrupa Hukuki İş Birliği Komitesinin (CDCJ) uzun yıllar süren çalışmalarının bir sonucu olan “İdare ve Siz” el kitabının Türk karar vericiler, politika yapıcılar, hukukçular ve hukuk akademisyenlerinden oluşan geniş bir kitle için bir rehber belgeler seti olmasını umut ederim.
El kitabının Türkçeye çevrilmiş olması, kamu idaresinin iyileştirilmesi ve değiştirilmesi ile kamu hizmetlerine bireylerin daha iyi erişim sağlamasına ilişkin politikalar ışığında özel önem teşkil etmektedir. İlgili Türk makamlarına, reform politikalarının uygulanması konusunda rehber görevi görebilir.
İdari yargı teşkilatı ile bütün proje paydaşlarına dağıtılacak olan bu el kitabının; kamu hizmetleri talep edecek bireyler ve bu talepleri işleme koyacak kamu görevlileri, hâkimler, kamu idaresi işlemlerinin incelenmesine dâhil olan avukatlar ve kamu denetçileri ile kamu idaresi reformuyla ilgili politika yapıcılar ve kanun koyucular dâhil olmak üzere, kamu idaresinin işleyişinde yer alan herkes için yararlı olacağı inancıyla hayırlı olmasını diliyorum.
Hakan ÖZTATAR
Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürü
28 Nisan – Hukuk Takvimi / Hukuk Tarihinde Önemli Olaylar
1740
Osmanlı Devleti’yle Fransa arasında imzalanan yeni kapitülasyon antlaşması ile eskiden Padişahın hayatı devam ederken geçerli olan kapitülasyonlar daha kapsamlı ve sürekli hale getirildi.
1758
Amerikalı hukukçu, diplomat ve siyasetçi James Monroe doğdu. (Ölümü: 4 Temmuz 1831) 1780 yılında Virginia Valisi Thomas Jefferson’un yanında hukuk öğrenimine başladı. 1782 yılında Virginia meclisine seçildi. 1790 yılında ABD Senatosu’na girdi. Başkan George Washington tarafından 1794 yılında Fransa’ya elçi olarak atandı. 1803 yılından başlayarak yeniden bir dizi diplomatik göreve atandı. Başkan Thomas Jefferson tarafından Mississippi Irmağı ağzındaki Fransız topraklarının Fransa’dan satın alınmasını görüşmek için Paris’e gönderildi. 1813’te Dışişleri Bakanı oldu. 1814 yılında Savaş Bakanlığını da üstlendi. Demokratik-Cumhuriyetçi Parti’den, 5. ABD başkanı seçildi. 1817-1825 yılları arasında başkanlık yaptı. Başkanlık dönemi ülke içinde refah, dış ilişkilerde de bir barış dönemi oldu. 1823 yılında yayımladığı bir başkanlık mesajıyla, ABD’nin Avrupa sorunlarının dışında kalması ve Amerika’nın da Avrupa’dan gelebilecek etkilere kapatılması ilkelerini ortaya koydu. Monroe doktrini ile tanındı ve ‘Amerika Amerikalılarındır’ deyişiyle ünlü oldu. 4 Temmuz 1831’de yaşamını yitirdi.
1919
Paris Barış Konferansının 25 Ocak 1919’da yapılan toplantısında; uluslararası barışı ve güveni sağlayacak ve devam ettirecek bir Milletler Cemiyeti kurulmasına karar verildi. Bu kararı yerine getirmek için bir komisyon kuruldu. Komisyonun hazırladığı sözleşme 28 Nisan 1919 tarihinde Konferans Genel Kurulu’nda kabul edildi ve böylece Milletler Cemiyeti kurulmuş oldu.
1920
İstanbul Hükümeti, Anadolu’da Padişah Hükümeti’nin yönetimini kurmak amacı ile “Anadolu Fevkalade Müfettiş-i Umumiliği’ni oluşturan kararnameyi yayınladı. Bu örgüt, 3 Kasım 1920’de kaldırıldı.
1920
Azerbaycan, Sovyetler Birliği’ne katıldı ve Sovyet Sosyalist Azerbaycan Cumhuriyeti kuruldu. Azerbaycan 1991’de tekrar bağımsız bir ülke olmuştur.
1922
Hukukçu ve Fransa’nın 10. Cumhurbaşkanı Paul Deschanel(Paul Eugène Louis Deschanel) yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1 Temmuz 1879) Hukuk, felsefe ve edebiyat alanlarında eğitim gördü. 1885’te Eure-et-Loir ilinden Temsilciler Meclisi’ne seçildi. Ilımlı Cumhuriyetçiler grubuna katılarak toplumsal sorunlar ve dış ilişkiler üzerinde yoğunlaştı. 1899’da Academie Française‘e seçildi. Yaşamı boyunca siyaset ve edebiyat üzerine çok sayıda kitap yazdı. İki dönem Temsilciler Meclisi başkanlığı yaptı. Daha sonra cumhurbaşkanı seçildi. Daha önce hükûmette hiç görev almadığı halde bu makama seçilen ilk devlet adamı oldu. La Question sociale (1898; Toplumsal Sorun), Orateurs et hommes d’etat (1888; Hatipler ve Devlet Adamları), Essai de philosophie politique (1899; Siyaset Felsefesi Denemesi) ve Gambetta (1920) gibi eserleri bulunmaktadır.
1926
Kabotaj Kanunu, 28 Nisan 1926 tarihinde Resmî Gazetede ilan edildi. 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe girdi. 1935 yılından itibaren Kabotaj Bayramı olarak kutlanmaktadır.
1930
Türk Tarih Kurumu, ülkemizde bizzat Atatürk’ün direktifleriyle kurulan kurumların başında gelmektedir. 28 Nisan 1930 tarihinde, Atatürk’ün de bizzat katıldığı Türk Ocakları’nın VI. Kurultayı’nın son oturumunda, O’nun direktifleriyle, Âfet İnan tarafından 40 imzalı bir önerge sunulmuş ve “Türk tarih ve medeniyetini ilmî surette tedkik etmek için hususî ve daimî bir heyetin teşkiline karar verilmesini ve bu heyetin azasını seçmek selahiyetinin Merkez heyetine bırakılmasını teklif ederiz” denilmiştir. Atatürk, hayatının son dönemlerine kadar Kurumun çalışmalarıyla yakından ilgilenmiş, birçok defa çalışma planını kendisi tespit etmiş ve birçok toplantıya bizzat katılmıştır.
1931
Amerikalı hukukçu, bürokrat ve siyasetçi Paul Moreno, 28 Nisan 1931’de dünyaya geldi. ABD’de en uzun süre hizmet eden seçilmiş İspanyol asıllı bürokrattır. 40 yıl boyunca Texas House’un başkanlığı görevini yaptı. Teksas House Temsilciler Meclisi ve El Paso Hukuki Yardım cemiyetlerinde görev aldı. Tejano Demokratlar Cemiyeti ve Meksika Amerikan Yasama Komitesi kurucuları arasındaydı. Paul’un yaptığı organizasyon ve çalışmalar 2011’de Meksika Amerikan Hukuk Savunma ve Eğitim Vakfı (MALDEF), tarafından Yaşam Boyu Başarı Ödülü ile onurlandırıldı. 1 Eylül 2017’de 86 yaşında yaşamını yitirdi.
Hilal-i Ahmer Cemiyeti’nin adı, Kızılay olarak değiştirildi.
1937
Iraklı hukukçu, siyasetçi. Irak’ın beşinci Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin (Saddam Hüseyin Abdülmecid et-Tikriti) doğdu. (Ölümü: 30 Aralık 2006) Kahire Üniversitesi’nde hukuk eğitimi alırken Baasçıların iktidarı ele geçirdiği 1963’te Bağdat’a dönerek hukuk eğitimini sürdürdü. Devrim Komuta Konseyi başkanlığı, başbakanlık ve Baas genel sekreterliği görevlerini de üstlendi. Yaygın bir gizli polis ağı örerek, yönetimine karşı her türlü iç muhalefeti bastırdı; halk arasında yoğun bir propagandayla da adının çevresinde bir efsane oluşturmaya çalıştı. Başlıca hedefleri, Arap dünyasının önderliğini Mısır’ın elinden almak, Basra Körfezi üzerinde egemenlik kurmak ve petrol gelirlerine dayanarak ülkenin yaşam standardını yükseltmekti. İran-Irak Savaşı’nın son yılında, tarihe Halepçe Katliamı olarak geçen Kürtlere karşı kimyasal silah kullanımına izin verdi. 2003 yılında ABD başkanı George W. Bush ve Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair, Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olduğunu ve Saddam’ın El-Kaide ile ilişkileri olduğunu iddia etti. Ardından ABD ve Birleşik Krallık öncülüğündeki koalisyon güçleri Irak’ı işgal etti. Harekâtın başlamasından üç hafta sonra, 9 Nisan 2003 tarihinde başkent Bağdat’ın koalisyon güçlerinin eline geçmesiyle Saddam Hüseyin iktidarı sona erdi. 5 Kasım 2006’da, 1982’de Duceyl’de 148 Iraklı Şiinin öldürülmesinden sorumlu tutularak idam cezasına mahkûm edildi. Saddam Hüseyin’in idam cezası, Bağdat’ın kuzey mahallelerinden Kazımiye’de bulunan bir askeri üste yerel saatle sabah 06:00’da infaz edildi.
1941
Memurların öğrencilik yapmaları yasaklandı.
1942
Sait Faik Abasıyanık 28 Nisan 1942 ile 31 Mayıs 1942 tarihleri arasında, yaklaşık bir ay süren bir dönemde Haber-Akşam Postası isimli gazetede muhabirlik yapmıştır, bu muhabirlik döneminde mahkemelerde yaptığı röportajları yayınlamıştır. Mahkeme Kapısı adlı eseri Sait Faik Abasıyanık’ın mahkeme kapılarında 1942’de yaptığı röportajlardan oluşan ve 1956’da yayınlanan röportaj kitabıdır.
1945
İtalyan diktatör Benito Mussolini ile metresi Clara Petacci kurşuna dizildi. Cesetleri bir benzin istasyonunda ayaklarından asılarak teşhir edildi.
1952
San Francisco Barış Antlaşması (Treaty of Peace with Japan) II. Dünya Savaşı’nın ardından Müttefik Kuvvetler ile Japonya arasında 8 Eylül 1951’de San Francisco, Kaliforniya’da imzalanmıştır. 49 ülke arasında imzalanan antlaşma 28 Nisan 1952 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi.
1954
Fransız sosyalist sendika önderi Léon Jouhaux yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1 Temmuz 1879) Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) kurucularından biridir. 5 Kasım 1951’de Nobel Barış Ödülü‘nü almıştır.
1960
İstanbul Üniversitesi öğrencileri, üniversite Merkez binasında hükümet aleyhine gösteri yaptı. Kolluk güçleri, gösterilere müdahale etti. Kolluk güçlerinin üniversiteden ayrılmasını isteyen rektör Sıddık Sami Onar, tartaklanarak Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Gösterilerde, Orman Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz öldü. Ankara ve İstanbul’da sıkıyönetim ilan edildi.
1962
Ekim 1960’da askeri yönetimce görevlerinden uzaklaştırılan 147 öğretim üyesinin görevlerine dönmelerine olanak sağlayan kanun, Millet Meclisi’nde kabul edildi.
1966
Genelkurmay Başkanı Cemal Tural, bir genelgeyle “Komünizmle Mücadele Metodları” kitabının askeri okullar ders programı içine alınacağını açıkladı.
1967
Bilirkişi raporuyla müstehcen olmadığı belirlenen “Kadınlar I-ıh Derse” oyunu, Oraloğlu Tiyatrosu’nda yeniden sahnelenmeye başladı. Oyun “müstehcen” bulunup Valilikçe yasaklandığı için 15 gündür açlık grevi yapan Lale Oraloğlu eylemine son verdi.
1969
Fransa’da yapılan referandumda, “hayır” oylarının fazla çıkması üzerine efsanevi devlet vaşkanı Charles de Gaulle istifa etti.
1971
Sıkıyönetim, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. Cumhuriyet ve Akşam gazeteleri 10 gün süreyle kapatıldı. 6 dernek kapatıldı. 83 kişi gözaltına alındı.
1972
Hukukçu ve Finlandiya Başbakanı Berndt Rainer von Fieandt (26 Aralık 1890 , Turku -1972, Helsinki) yaşamını yitirdi. 1909’da fakülteden mezun oldu, 1913’te yüksek lisansını tamamladı. 1916’da vekil yargıç, 1916–1924 arasında ise avukat olarak çalıştı. 1939-1940 yıllarında ise Finlandiya Kamu Refahı Bakanı olarak görevlendirildi. 1941 yılında Özel Temsilci ve Elçi unvanını aldı. 1957-1958 yıllarında Finlandiya Başbakanı, olarak görev yaptı.
1974
Eski cumhurbaşkanlarından Celal Bayar, milletin kendisine vermediği bir hakkı kullanmayacağını ifade ederek demokrasi ile bağdaşmadığı gerekçesiyle, tabii senatörlük önerisini geri çevirdi.
1977
Batı Almanya’da Kızıl Ordu Fraksiyonu üyeleri, Gudrun Ensslin ve Jan-Carl Raspe ömür boyu hapse mahkûm oldu.
Yasağa rağmen 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlayacağını bildiren DİSK’in Genel Başkanı, Yürütme Kurulu üyeleri ile 1 Mayıs Kutlama Tertip Komitesi ve bazı sendikaların yöneticileri Merter’deki Genel Merkez binası sarılarak Sıkıyönetim’ce gözaltına alındı, sendikalarda arama yapıldı.
1979
Müjdat Gezen, İsveç’te bir film çekimine gitmek için bindiği uçaktan “Sıkıyönetim’de devam eden bir davası olduğu” gerekçesiyle indirildi.
1980
Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü ve Başyazarı Abdi İpekçi’nin öldürülmesinden dolayı tutuklu iken 24 Kasım 1979’da Maltepe Askeri Cezaevi’nden kaçırılan Mehmet Ali Ağca gıyabında ölüm cezasına çarptırıldı. Ağca’ya yardım eden Yavuz Çaylan ise 3 yıl hapis cezası aldı.
1980
Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı, Ruhi Su’nun Eti Kültür Merkezi’nde vereceği 2 konseri yasakladı.
1980
DİSK’in Merter’deki Genel Merkezi’nde bulunan Maden-İş ve Gıda-İş’in matbaaları “silah ihbarı yapıldığı” gerekçesiyle polis ve askerlerce sarılarak arandı, Gıda-İş Başkanı ve 2 YK üyesi sendikacı ile DİSK Basın Yayın Dairesi Müdürü Tevfik Bilgin gözaltına alındı.
1981
Tutuklu DİSK yöneticilerinin, 16 Mart 1978 katliamına karşı 20 Mart 1978’de gerçekleştirdikleri “Faşizme İhtar Eylemi”nden dolayı yargılanmalarına devam edildi.
TKP/ML Hareketi militanı ve cinayet hükümlüsü Ali Aktaş(Ağtaş) hakkındaki hakkında Askerî Mahkeme tarafından 13 Mayıs 1981’de verilen ölüm cezası Askerî Yargıtay 5. Dairesi tarafından 28 Nisan 1982’de onandı.
1983
Brezilyalı siyasetçi ve hukukçu Bruna Dias Furlan dünyaya geldi. Siyasete girmeden önce serbest avukat olarak çalıştı. Eğitimini; Paulista Üniversitesi’nde (UNIP) yüksek lisans, Armando Alvares Penteado Vakfı’nda şehir yönetimi ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Harvard Üniversitesi’nde yönetici liderliği alanında yüksek lisans dereceleriyle tamamlayarak mezun oldu. 2010 yılında yapılan Brezilya Genel Seçimleri’nde 27 yaşında en genç delege olarak parlamentoya giren isim oldu. Brezilya Sosyal Demokrasi Partisi’nin (PSDB) 2018’den itibaren partinin genel başkanı oldu.
1984
Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliği Sekreteri Şadiye Yönder’in eşi, İran ile Türkiye arasında ticaret yapan işadamı Işık Yönder, bir ASALA militanı tarafından öldürüldü.
1985
Cumhurbaşkanı Kenan Evren: Türkiye’de işkence ve fikir suçu yoktur.
1987
Yaklaşık 5 yıldır süren Barış Derneği Davasında karar verildi. Askeri mahkeme 12 sanığa 6 ay ile 4 yıl arasında değişen hapis cezaları verirken, Barış Derneğinin kapatılmasını da kararlaştırdı. (Dava, 21 Nisan 1991’de tüm sanıkların beraatıyla sona ermiştir.)
1987
“İnsan Hakları Dosyası-Bin İnsan” adlı kitaptan dolayı yargılanan gazeteci/yazar Erbil Tuşalp ve yayıncı Kemal Karatekin hakkında beraat kararı verildi.
12 Eylül Darbesinin arkasından başlayan ve 2168 gün süren MHP Davası sonuçlandı. MHP Davasında bütün yöneticiler beraat etti. Genel Başkan Alparslan Türkeş ise 11 aya mahkûm edildi. Bu dava nedeniyle Alparslan Türkeş dört buçuk yıl tutuklu kalmıştı.
1988
Terör örgütü ASALA’nın kurucusu Agop Agopyan, Atina’da kimliği belirlenemeyen iki kişi tarafından öldürüldü. ASALA çok sayıda Türk diplomata silahlı saldırı yapması ile ünlenmişti.
Alacakları için 23 gündür eylem yapan Gaziosmanpaşa Belediyesi işçileri aileleriyle birlikte Adliye’ye yürüyerek Belediye Başkanı hakkında suç duyurusunda bulundu.
1993
RP’li Eyüp Belediyesi’nden çıkarılan işçiler Belediye Başkanı hakkında Kaymakamlığa suç duyurusunda bulundu.
1995
26 Schengen ülkesi; 22’si AB ülkesi ve 4 AB üyesi olmayan ülkeden oluşmaktadır. Avusturya 28 Nisan 1995’te Avrupa Birliği’nin Schengen bölgesine dahil oldu.
1995
Düşünceye Özgürlük adlı kitabın yayıncıları DGM savcısına ifade vermeye devam etti.
1997
1993’te imzalanan Kimyasal Silahlar Antlaşması yürürlüğe girdi. Rusya, Irak ve Kuzey Kore antlaşmayı imzalamadı.
1999
PKK lideri Abdullah Öcalan hakkındaki iddianame belli oldu. İdamı istenen Öcalan İmralı Adası’nda tutuklu.
2003
Kıbrıs Cumhuriyeti ile serbest geçişler çerçevesinde 25 binden fazla Rum, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne geçerek ziyarette bulundu.
2003
28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından, meslek hastalıkları ve iş kazalarının önlenmesi amacıyla alınan kararla, 2003 yılından itibaren, her yıl farklı bir tema ile kutlanmaktadır. Dünyanın birçok yerinde, ulusal makamlar, sendikalar, işveren örgütleri ve güvenlik ve sağlık uygulayıcıları bu tarihi kutlamak için etkinlikler düzenlemektedir. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Günü Türkiye’de ilk kez 28 Nisan 2015’de Ankara’da bir günlük bir toplantıyla kutlanmıştır.
Norveç’te ilk kez bir kadın, erkeğe tecavüz etmekten mahkûm edildi. Bergen kentinde görülen davada kadına 9 ay hapis cezası verildi.
2011
28 Nisan Sağlıkçıya Şiddete Hayır Günü; 24 Eylül 2011’de İstanbul’da ‘Emeğe Saygı Şiddete Sıfır Tolerans Sempozyumunda, dönemin Sağlık Bakanı’na yapılan talep sonucunda 28 Nisan gününün ‘Sağlıkçıya Şiddete Hayır Günü’ olarak ilan edilmesine karar verildi. Amaç sağlık hizmeti sunan sağlık çalışanlarının görevi sırasında hasta ve hasta yakınlarının şiddet, baskı, zor kullanarak değil, karşılıklı iyi niyet ve saygı çerçevesinde ulaşılması gerekliliğini vurgulamak ve farkındalığı arttırmak amacıyla ilan edildi.
2022
2013 yılında Paris, 2015 yıllında da Van’daki konuşmalarında terör örgütü propagandası yaptığı iddiasıyla yargılanan Eşber Yağmurdereli, İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davada 28 Nisan 2022’de beraat etti.
2025
İstanbul’da CHP‘li belediyelere yönelik ‘terör örgütü DHKP-C’ye belediye ihaleleri üzerinden üzerinden finans sağlandığı’ iddiasıyla başlatılan soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, eski Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, eski Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, eski Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Abdullah Der, eski Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Emir Sarıgül, eski Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Erdoğan Yıldız, eski Maltepe Belediye Başkan Yardımcısı Haydar Battal, eski Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Kalender Özdemir, eski Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Mehrali Seçme, daha önce Maltepe Belediye Başkan Yardımcısı olan Manisa Şehzadeler Belediyesi Başkan Yardımcısı Melih Morsümbül’ün de aralarında olduğu 25 kişi “şüpheli” olarak yer aldı.
Avukat, yazar, senarist, şair, öykü yazarı, aktivist Eşber Yağmurdereli 1945 yılında Erzurum–Tortum’da dünyaya geldi. İlkokulu bitirinceye kadar Tortum’da yaşadı. 1955 yılında, Erzurum Lalapaşa parkındaki boş havuza düşmesi sonucu görme yetisini yitirdiği ve 10 yaşından itibaren gözleri görmediği için, o dönemdeki iki körler okulundan biri olan Ankara Körler Okulunda, 1958 yılında orta öğrenimine başladı. Ankara Radyosu İnce Saz Faslı’nı yöneten İbrahim Tuğberk’ten sanat dersleri aldı.
Avukat Eşber Yağmurdereli
Lise yıllarında arkadaşlarıyla birlikte Aydınlığa Doğru ismi ile yayınlanan bir dergi çıkardı ve William Saroyan’ın Yoksul İnsanlar adlı kitabından uyarladığı Yüreği Dağlarda Olan Adam öyküsünü Bursa Halkevi Oda Tiyatrosunda sahneledi. Ankara Radyosu spikerlerinden Jülide Gülizar’ın “Ne göz göze gelelim/Ne içimiz burkulsun/Bir damla suda batsın bütün emellerimiz/Varsın gönlün neşeyi bir başka yerde bulsun/Ve artık birbirine değmesin ellerimiz.” şiirini besteledi.
1963 yılında üniversite merkezi sınavını üçüncülükle kazandı ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kaydını yaptırdı. Fakültede iken, Hüseyin Cevahir, Arkadaş Zekai Özger, Ahmet İnan, Haluk Şahin, Metin Güven, Gursen Topses ve Gün Zileli gibi arkadaşlarıyla birlikte Yeni Eylem adıyla bir dergi çıkardı.
1972 yılında, Samsun’un Havza ilçesinde avukatlığa başladı. DİSK ve TÖBDER kuruluşların ve üyelerinin yargılanmalarında savunma avukatlığını üstlenmesi ile bilindi.
1977 yılında avukatlık yaptığı Bursa’da evlendi.
Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi/Acilciler” grubunun kurucusu ve lideri olduğu iddiasıyla 13 Mart 1978’de tutuklandı. Eski Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirme” suçunu düzenleyen 146. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Samsun Ağır Ceza Mahkemesi’nce müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Bursa cezaevinde Nazım Hikmet’in ranzasında yattıktan bir ay sonra kesintisiz 14 yıl süren cezaevi süreci başladı. Sırasıyla; Bursa, Samsun, Trabzon, Adıyaman, Amasya, Mardin, Diyarbakır, Mardin, Sinop, Samsun ve Bursa cezaevlerinde yattı. 29 ocak 1982’de Sinop kalesi ceza evine sürgüne gönderildi ve uzun süre hücreye kapatıldı. Sinop’tan Samsun’a ve birkaç yıl sonra tekrar Bursa cezaevine nakledildi. Tecrit ve hücre yılları 7 yıl sürdü.
Cezaevi yıllarında yazdığı kısa öyküleri ve tiyatro oyunlarını gizlice dışarı ulaştırdı. “Pek firaklı bir dağ masalı” adlı öyküsü 1986 yılında bir yarışmada birinci oldu. “Cezaevi Şiirleri Antolojisi” Londra’da İngilizce olarak yayınlandı.
Uluslararası Af Örgütü, 1990 yılında “Avukat Eşber Yağmurdereli’nin adil olmayan yargılanması” başlıklı raporu yayınlayarak tüm hükümetlere yolladı ve dünyanın dikkatini Yağmurdereli’nin durumuna çekti. Hapse girmesinden 13 yıl sonra, şartlı tahliyeden yararlanarak, 1 Ağustos 1991 tarihinde serbest bırakıldı. Hapishaneden çıktıktan sonra İstanbul’a taşındı.
8 Eylül 1991’de İnsan Hakları Derneği’nin düzenlediği mitingindeki konuşması nedeniyle Atilay Ayçin’le birlikte TMY 8/1.md’deki “devletin bütünlüğü aleyhine propaganda”dan10 ay hapis cezasına mahkum edildi. Karar, Yargıtay tarafından onandı ve daha önce, “şartlı tahliye” edilmesi nedeniyle 10 aylık hapis cezası daha önceki cezasının geri kalanıyla birleştirildi. 7 kasım 1995 tarihinde Ümraniye Cezaevi’ne konuldu. TMY değişikliği nedeniyle 30 Kasım günü İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinde yeniden duruşmaya çıktı. Yağmurdereli, ”1991’de yaptığı konuşmada öngördüğü her şeyin gerçekleştiğini, ülkenin şiddet toplumu olduğunu, hapis cezası ile korkutulmaya çalışıldığını, düşüncelerinin değişmediğini” söyledi.
Yağmurdereli, Barış için 1 Milyon İmza kampanyasının sözcülüğünü yürüttü. Topladığı bir milyon imzalı dilekçeyi 17 mayıs 1997 yılında TBMM başkanına teslim etti.
19 Ekim 1997’de Kanal D’de TBMM başkanı Hikmet Çetin’le birlikte yer aldığı programdan sonra canlı yayında gözaltına alınarak Çankırı Cezaevi’ne gönderildi. 9 Kasım 1997’de, ceza infazı 1 yıl süreyle ertelenerek serbest bırakıldı. 1 Haziran 1998’de yeniden tutuklandı ve 18 Ocak 2001’de serbest bırakıldı
Tekrar toplumsal tepki gündeme gelince, hükümet gözlerinin görmemesini bahane ederek, Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesi yoluna gidilmesini istedi ama Yağmurdereli bu özel affı kabul etmedi. bunun yerine düşünceyi suç olmaktan çıkaran yasal düzenlemelerin bir an önce yapılmasını istedi. Hükümet; “cezaevinde bulunuşu hastalıklarının tedavisini imkansız kıldığından bu durum cezaevinde ölüm sonucu yaratır” gerekçesiyle inisiyatifi dışında tahliye etti.
Cezaevi günlerinde yazdığı “Akrep” oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu’nda sahneledi. Akrep oyunu, 1998 yılında Sanat Kurumu’ndan bütün zamanların en iyi yazılmış oyunlarından biri seçildi ve 1999 yılında Yağmurdereli’ye İsmet Kuntay En İyi Oyun Yazarı ödülünü kazandı. Akrep; Altan Erkekli ve Fikret Kuşkan tarafından bir albüm olarak yayınlandı.
1985 yılında Nelson Mandela‘nın kazandığı, Fransa’nın Bordeaux kentindeki İnsan Hakları Enstitüsü ile Avrupalı Avukatlar Derneği’nin verdiği Ludovic Trarieux Ödülü, 2000 yılında Yağmurdereli’ye tevcih edildi.
Avukat Ludovic Trarieux, 1898 yılında Fransa’da ilk insan hakları derneğini kuran kişi olarak tanınmaktadır. Dernek, dünyadaki ilk insan hakları derneği olarak biliniyor. Ludovic Trarieux Ödülü, Bordeaux kentindeki İnsan Hakları Enstitüsü ve Avrupalı Avukatlar Derneği tarafından iki yılda bir veriliyor.. Ödül, ilk defa 1985 yılında Nelson Mandela’ya verilmişti.
2001 yılında katıldığı, görme engelliler satranç turnuvasında beşinci oldu.
2008 yılında ölen Devlet Sanatçısı ve Milletvekili Osman Yağmurdereli’nin kuzenidir.
Halen, İstanbul Kınalıada’da yaşamaktadır.
2013 yılında Paris, 2015 yıllında da Van’daki konuşmalarında terör örgütü propagandası yaptığı iddiasıyla yargılandığı İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dava 28 Nisan 2022’de beraat ile sonuçlanmıştır.
Yağmurdereli, 2023 yılı Ağustos ayında İzmir’de beyin kanaması geçirmiş, önce Menemen’e ardından İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürülerek yoğun bakımda tedavi edilmiştir. .
Şair Can Yücel, hakkında birçok şiir yazmıştır. Türkiye’de düşünce suçundan ötürü en çok hapiste kalan kişidir ve kıdemli mahpus olarak bilinmektedir.
“Yağmurdereli’nin “Akrep” oyununu okuduktan sonra, her idamın cinayet olduğuna bir daha inandım. İdamların insanlık için ne büyük çöküntülere sebep olduğunu burada sayıp dökmeyeceğim, idama karşı olanların, idama karşı savaşmayanların, kim olursa olsunlar, yürekleri kabuk bağlamıştır. İşte bu oyunu seyredenler yürekleri ne kadar çabuk kabuk bağlamış olursa olsunlar, insanlığın bu en korkunç uygulamasına karşı koyacaklardır. Yağmurdereli’nin belki de ilk oyunudur bu. Yazar, bu oyununda konuya uygun, usta bir biçim yaratmıştır. Yağmurdereli’nin dili, biçiminden de ilerde erişilmesi güç, güzel bir Türkçedir. Bir başeser olan oyun yalnız Türkiye’de değil, dünyada oynandığı her yerde gücünce karşılanacak, insanlığın en utanılacak yarası olan idama karşı insanları harekete geçirecek, en azından kabuk bağlamış yürekleri sağaltacaktır.” Yaşar Kemal
Uluslararası Kurtarma Sözleşmesi(International Convention on Salvage), 28 Nisan 1989’da Londra’da imzalanmıştır. Denizde kurtarmayı tarihte ilk defa düzenleyen ve çok taraflı temel bir belge olan Denizde Yardım ve Kurtarmaya İlişkin Brüksel Sözleşmesi‘nin yerini almıştır. Sözleşmenin getirdiği en önemli yenilik, kurtarma hukukunun kapsamını “çevre kurtarma” konusunu da içerecek şekilde genişletmiş olmasıdır. 14 Temmuz 1996’da yürürlüğe girmiş ve Nisan 2016 itibarıyla dünya ticaret filosunun brüt tonajının %52’sini temsil eden 69 devlet tarafından onaylanmıştır. Brüksel Konvansiyonu, İngiliz hukuku temel alınarak oluşturulmuştur.
Sözleşmenin Önemi
Uluslararası Kurtarma Sözleşmesi (International Convention on Salvage), deniz hukukunun temel belgelerinden biridir ve deniz kazalarında can ve mal kurtarma faaliyetlerini düzenlemektedir. Sözleşme, Çevre Hukuk bakımından küresel bir ilerlemeyi öngörmektedir. Sözleşmenin en temel amacı, denizde tehlike altındaki canların kurtarılmasını teşvik etmek ve kurtarıcıları hukuken koruma altına alarak ödüllendirmektir. Sözleşmenin en yenilikçi ve çağdaş yönü, “çevresel kurtarma” kavramı çerçevesinde sadece gemi veya yük değil, deniz çevresini korumayı amaçlayan kurtarma faaliyetlerine de ödül verilmesini öngörmesidir. Kurtarma faaliyetinin başarısızlıkla sonuçlanması halinde dahi, çevreyi koruma amacı taşıyan kurtarma girişimleri, kurtarıcıya “özel tazminat” ödenmesini sağlayabilmektedir.
Sözleşme, Türk Ticaret Kanunu’nun “Kurtarma” hükümlerinin hazırlanmasına doğrudan etki etmiş, . mahkemelerin, kurtarma ile ilgili uyuşmazlıklarda bu sözleşmeyi ve TTK hükümlerini birlikte değerlendirmesi öngörülmüştür.
(a) Kurtarma operasyonu, seyir edilebilir sularda veya diğer sularda tehlikede bulunan bir tekneye ya da herhangi bir mala yardım etme işleminin üstlenilmesi hareketi veya işidir. (b) Tekne, seyir etme kabiliyeti olan herhangi bir gemi, tekne ya da herhangi yapıdır. (c) Mal, riski halinde taşıma ücretini de içeren, kalıcı ve kasıtlı olmayarak sahil şeridine bağlanan herhangi bir malıdır. (d) Çevreye verilen zarar, kirlenme, bulaşma, yangın, patlama ya da diğer büyük vakalar nedeniyle insana veya kıyı yada iç sularda veya bunlara bitişik alanlardaki deniz yaşamı veya kaynaklarına verilen fiziksel hasardır. (e) Ödeme, bu Sözleşme göre ödenmesi gereken ödül, ücret yada tazminattır. (f) Organizasyon, Uluslararası Denizcilik Örgütüdür. (g) Genel Sekreterlik, Örgütün Genel Sekreterliğidir.
Madde 2 Sözleşmenin uygulanması
Bu Sözleşme, ilgili olan adli veya uzlaşma prosedürü işlemlerinin bir taraf devletine getirilmesi ile uygulanabilir hale gelebilir.
Madde 3 Platformlar ve delici üniteler
Bu Sözleşme, deniz yatağı mineral kaynakları araştırması, üretimi ya da işletimi yapılan bölgelerin etrafında bulunan sabit yada yüzen platformlar veya karadan gelen delici ünitelere uygulanmayacaktır.
Madde 4 Devlete ait tekneler
1. Madde 5 e halel getirmeksizin, kurtarma operasyonu sırasında devlet aksini kararlaştırmadıkça, genel olarak göz önünde bulundurulan uluslararası hukukun prensipleri altındaki yüce dokunulmazlık esaslarına göre bu Sözleşme savaş gemilerine veya devletin sahip olduğu veya işlettiği ticari olmayan diğer gemilere uygulanmayacaktır. 2. Taraf Devlet, paragraf 1 de tanımlanan savaş gemilerine veya diğer bu Sözleşme uygulamaya karar verdiğinde, Genel Sekreterliği, bu uygulamanın terimlerini ve durumlarını açıkca belirterek, bundan haberdar edecektir.
Madde 5 Kamu otoritelerince kontrol edilen kurtarma operasyonları
1. Bu Sözleşme, kamu otoritelerince yürütülen veya kontrol edilen kurtarma operasyonlarıyla ilişkili hiçbir ulusal kanun veya uluslararası Sözleşmelere karşı bir etkide bulunmayacaktır. 2. Bununla birlikte, kurtarma operasyonunda bulunan kurtarıcılar, yaptıkları kurtarma işlemi dolayısıyla Sözleşmede belirtilen haklardan ve çıkarlardan yararlanma hakkına sahip olacaklardır. 3. Kurtarma operasyonlarında bulunan bir kamu otoritesinin, Sözleşmede belirtilen haklardan ve çıkarlardan yararlanma dereceleri, sözü geçen kamu otoritesinin dahilinde bulunduğu devletin kanunlarına göre belirtilecektir.
Madde 6 Kurtarma anlaşmaları
1. Bu Sözleşme, yapılan anlaşmada kurtarılma derecesi açıkça belirtilmedikçe, her kurtarma operasyonuna uygulanacaktır. 2. Gemi kaptanı, kurtarma anlaşmasını gemi maliki adına akdetme hakkına sahip olmalıdır. Gemi kaptanı veya gemi maliki, gemideki yükün sahibi adına kurtarma anlaşmasını akdetme hakkına sahip olmalıdır. 3. Çevreye karşı oluşacak zararın önlenmesi yada en aza indirmesi için de olsa, bu Maddedeki hiçbir husus Madde 7 deki hükümleri etkilemeyecektir.
Madde 7 Anlaşmaların iptali ve geliştirilmesi
Bu anlaşma aşağıda belirtilen durumlarda iptal edilebilir yada geliştirilebilir: (a) eğer anlaşma yakışıksız bir etkiye yada tehlikeli bir tesire girmişse ve şartları adaletsizse (b) anlaşmaya göre belirlenen ödeme verilen hizmete göre çok fazla ya da çok az ise
Kurtaranın, gemi kaptanının ve gemi malikinin görevleri 1. kurtaranın, gemi malikine ve gemide bulunan yük sahibine karşı görevleri (a) kurtarma operasyonunu büyük bir dikkatle sürdürmek (b) (a) da bahsedilen görevi yerine getirirken çevreye gelebilecek hasarı önlemek veya en aza indirmek için elinden geleni yapmak. (c) Şartlar, başka kurtarıcılardan yardım isteme durumuna geldiğinde ve; (d) Mantıklı olarak gemi kaptanı veya tehlikede bulunanlar tarafından diğer kurtarıcılardan yardım istenmişse bunu kabul etmek; diğer kurtarıcılardan yardım talebinin gereksiz ve yerinde olmayan bir talep olduğu ortaya çıkarsa ilk kurtarıcının hakları kaybolmaz veya aza indirgenemez.
2. gemi kaptanı, malikinin veya gemideki yükün sahibin kurtarana karşı görevleri (a) kurtarma operasyonları sırasında kurtaranla tam bir işbirliği içinde olmak; (b) bunu yaparken çevreye gelebilecek hasarı önlemek yada en aza indirmek (c) tekne yada tehlikedeki birimler güvenli bir yere geldiğinde, mantıklı olarak kurtaran tarafından talep edilmiş teslim işlemini onun isteğine göre yapmak.
Madde 9 Kıyı devletlerinin hakları
Bu Sözleşmede yer alan hiçbir husus kıyı devletinin uluslararası hukukun prensipleri ölçüsünde gözettiği haklarıyla çelişmeyecek ve onları etkilemeyecektir. Buna göre kıyı devleti, yasalarınca önlemeye çalıştığı çevre kirliliği ve koruduğu kıyıların tehdit altına sokmamak için yürütülen kurtarma operasyonlarına müdahale etme ve rota belirleme hakkına sahiptir.
Madde 10 Yardım hizmeti görevi
1. Her kaptan denizde kaybolma tehlikesi ile karşı karşıya olan herkese, kendi gemisine ve personeline zarar vermeden yardım etmekle yükümlüdür. 2. Taraf Devlet, 1. Paragrafta belirtilen bu görevi zorunlu olarak uygulatmak için gerekli olanı yapmalıdır. 3. Paragraf 1 de belirtilen yükümlülüğün gemi kaptanı tarafından ihlali sonucu, gemi, maliki sorumlu tutulmaz.
Madde 11 İşbirliği
Taraf ülke, tehlikedeki bir birimin kurtarılması için ve aynı zamanda çevrenin de hasar görmesini önlemek için yapılan kurtarma operasyonlarında, bu işlemler için karar verme yada düzenleme yapma aşamasına gelebilir. Bunlar, tehlikedeki gemiye veya binme limanları açmak veya kurtaranın işini kolaylaştırmak için bazı hazırlıklar yapmak olabilir. İşte bu durumlarda kurtarma operasyonuna yeterli yardımı yapabilmek için gerekli otoriteleri hesaba katmalıdır.
KISIM III-KURTARANIN HAKLARI Madde 12 Ödül için koşullar
1. başarıyla sonuçlanan kurtarma operasyonu sonucunda ödül hakkı doğar 2. aksi kararlaştırılmadıkça yararlı bir sonuca ulaşmayan kurtarma operasyonları sonucu hiçbir ödeme yapılmaz. 3. bu kısım, kurtaran ve kurtarılan gemilerin sahibi aynı olsa bile uygulanacaktır.
Madde 13 Ödül belirleme kriterleri
1. Ödül, kurtarma operasyonlarını teşvik edecek miktarda olmalı ve aşağıdaki kriterler, sırası dikkate alınmadan, göz önünde bulundurulmalıdır; (a) teknenin ve diğer tehlikedeki birimlerin kurtarılan değerleri; (b) çevreye gelebilecek hasarın önlenmesinde yada en aza indirilmesinde, kurtaranın sarf ettiği çaba ve gösterdiği beceriklilik; (c) Kurtaran tarafından elde edilen başarının derecesi; (d) Tehlikenin derecesi ve niteliği; (e) Kurtaranın tekneyi ve tehlikede ki diğer birimleri kurtarırken sarf ettiği çaba ve gösterdiği beceriklilik; (f) Kurtaranlar tarafından harcanan zaman, harcanan para ve uğranan kayıplar; (g) Sorumluluğun riski ve kurtaran tarafından veya onun ekipmanları tarafından girilen diğer riskler; (h) Verilen yardım hizmetinin çabukluğu; (i) Kurtarma operasyonlarında istenen ekipmanların yada gemilerin elde edilebilirliği ve kullanılabilirliği; (j) Kurtaranın kullandığı ekipmanların yeterliliği ve hazır olma durumları. 2. ödülün ödenmesi, yukarıdaki kriterler göz önüne alınarak, geminin ve tehlikedeki diğer birimlerin ilgililerinin, kurtarılan değerlerinin oranına göre belirlenecektir. Yine de taraf devlet kendi ulusal hukukunda sözü geçen ödülün ödenmesinin bu ilgililerin biri tarafından yapılmasını sağlayabilir. Bu, bir ilgilinin, diğer ilgililere, kendilerini ait olan hisselerine karşı yapacağı bir başvuruya bağlıdır. Bu maddedeki hiçbir şey savunma hakkını etkileyemez. 3. bir ilgiliye özel olan ödül ve ödenebilir olan ve yasal olarak tahsil edilebilen masraflar, teknenin ve tehlikedeki diğer birimlerin kurtarılan değerlerinden fazla olmayacaktır.
Madde 14 Özel tazminat
1. kurtaran, kurtarma operasyonunu : çevreyi, kendi ve taşıdığı yük nedeniyle tehdit eden bir gemiye karşı yaparken, paragraf 13 te belirtilen ödülü almaya hak kazanmazsa, burada belirtilen, yaptığı masraflara eş değerde bir özel tazminatı, geminin malikinden almaya hak kazanacaktır. 2. Eğer, birinci paragrafta belirtilen şartlarda, kurtaran, çevreye olabilecek zararı önlemişse ya da en aza indirebilmişse, geminin maliki tarafından kendisine ödenecek özel tazminat, kurtaranın masraflarının % 30 u kadar artırılabilir. Yine de, mahkeme adıl bulursa ve akla yatkın olduğuna karar verirse, Madde 13 de belirtilen kriterlerle alakalı olarak özel tazminatı daha da artırabilir fakat bu toplam artış hiçbir zaman kurtaranın yaptığı masrafların % 100 ünden daha fazla olamaz. 3. Madde 13, paragraf 1, (h), (i), (j) maddelerindeki kriterlerle kıyaslanacak olunursa, paragraf 1 ve 2 deki amaçlara uygun olarak kurtaranın yaptığı masraflar, kurtarma operasyonu sırasında kullanılan ekipmanlar ile çalışan personel için kendi cebinden dürüstçe ve akla uygun olarak yapılan masraflar anlamına gelir. 4. Bu Maddede belirtilen toplam ödenecek özel tazminat, sadece ve eğer kurtaran tarafından tahsil edilebilecek bir ödülden daha fazla bir miktarda ise ödenebilecektir. 5. Eğer kurtaran, kendi ihmalkarlığından dolayı çevreye gelebilecek zararı önleyememiş ya da en aza indirememişse bu Maddede belirtilen özel tazminattan yararlanma hakkından yoksun bırakılabilir. 6. Bu Maddede sözü geçen hiçbir şey, geminin malikinin ödeme talebinde bulunma hakkını etkileyemez.
Madde 15 Ödülün Kurtaranlar arasında paylaşımı
1. Madde 13 de belirtilen ödülün kurtaranlar arasında dağıtımı, bu maddede belirtilen kriterler göz önünde bulunularak yapılacaktır. 2. Kurtarma operasyonuna katılan her geminin kaptanı, maliki ve kurtarma operasyonunda çalışan personel arasında yapılacak olan ödülün paylaşımı, o geminin bayrağını taşıdığı devletin yasalarınca karar verilecek ve belirlenecektir. Eğer kurtarma gemiden yapılmamışsa, kurtaran paylaşım ve kurtarılan arasında yapılan anlaşmayı yöneten kanunlar tarafından paylaşım belirlenir.
Madde 16 İnsanların kurtarılması
1. hayatları kurtarılan insanlar buna karşılık bir ödeme yapma zorunda değildir fakat bu Maddede ki hiçbir şey ulusal yasanın hükümlerini etkileyemez. 2. Bir kaza münasebetiyle kurtarma operasyonuna katılarak hayat kurtaran bir kurtarıcı, gemiyi ya da çevreye gelebilecek zararı önleyen ya da en aza indiren kurtarıcının alacağı ödül üzerinden adıl bir hisse almaya hak kazanır.
Madde 17 Varolan anlaşmalar altında sunulan hizmetler
Anlaşmanın borç uygulaması, tehlike oluşumu öncesi yapıldığından, sunulacak hizmetlerin mantıksal ölçüleri aşması haricinde Sözleşmenin hazırlıkları aşamasında hiçbir ödeme yapılmaz.
Madde 18 Kurtarıcıların uygunsuz davranışlarının etkileri
Bu Sözleşme uyarınca; kurtarma operasyonları, kurtarıcının ihmali ve hatası ya da hileli ve dürüst olmayan davranışları dolayısıyla çok daha gerekli ya da zor hale gelirse, kurtarıcı ödemelerin tamamı ya da bir kısmından dereceli olarak mahrum edilebilir.
Madde 19 Kurtarma operasyonlarındaki yasaklar
Bu Sözleşme uyarınca; geminin malikinin ya da gemi kaptanının açık ve makul yasaklarına rağmen sunulan hizmetlerde veya gemide olmayan ve olmamış olan tehlikeler durumunda, gemi ödemelerde artış alamaz.
KISIM 4- TALEPLER VE UYGULAMALAR Madde 20 Deniz ipotekleri
1. Bu Sözleşmedeki hiçbir madde, kurtarıcının; herhangi bir uluslar arası Sözleşme ya da ulusal kanun altındaki ipoteklerini etkilemez. 2. Kurtarıcının isteği halinde, usulüne uygun olarak elde edilmiş tazminatı için yeterli teminatlar-faiz ve ücretler dahil olmak üzere sağlanırsa, kurtarıcı ipoteği için zorlanamaz.
Madde 21 Teminatları sağlamak için görevler
1. Kurtarıcının talebi halinde, bu Sözleşme uyarınca ödemeye yükümlü kişi kurtarıcının faiz ve ücretleri dahil olmak üzere tazminatı için yeterli teminatlar sağlar. 2. Birinci paragraftaki yargıya bakılmaksızın, yük tahliye edilmeden önce, kurtarılan geminin maliki; yükün malikinin, faiz ve ücretler dahil olmak üzere geminin malikinin tazminatını karşılaması için yeterli teminatları sağlaması amacıyla çaba sarf eder. 3. Kurtarılan gemi ya da diğer mülkiyet, kurtarıcının isteği haricinde, kurtarma operasyonlarının tamamlanmasından sonra varılan ilk limandan, kurtarıcının tazminatı için karşı yeterli teminatları yerine getirmeden ayrılamaz.
Madde 22 Geçici ödemeler
1. Davanın koşullarına uygun olarak gelişen, hakkın saptandığı güvenlik durumunda, kurtarıcıya, tazminatı hakkında kararı veren mahkeme, geçici kararla adil ve yerinde görülen miktarda veresiye ödeme düzenleyebiliriz. 2. Bu madde altındaki geçici ödeme koşullarında, madde 21 de sağlanan tazminat binaen azaltılır.
Madde 23 Faaliyetlerin kısıtlanması
1. Eğer hukuksal ve tahkimsel muameleler iki yıllık periyod içerisinde ele alınmadıysa, bu Sözleşme uyarınca ödeme faaliyetleri zamanla yürürlülüğünü kaybeder. Sınırlama periyodu kurtarma operasyonunun sona erdiği günden itibaren başlar. 2. Tazminatın ödeneceği kişi, sınırlama periyodu içerisinde talebini ihbarname ile tebliğ eder. Bu periyod daha sonra istem halinde uzatılabilir. 3. Tazminatla sorumlu kişiye ait faaliyetler davanın ele alındığı mahkemenin vereceği ek zaman doğrultusunda, ilgili paragrafta değinilen limitasyon periyodunun sona ermesinden sonra ele alınabilir.
Madde 24 Faiz
Bu Sözleşme uyarınca kurtarıcının hakkı olan faiz davanın gerçekleştiği ülke kanunlarına göre belirlenir.
Madde 25 Devlet mülkü mallar
Devletin maliki olduğu durumlarda onun onayı olmaksızın bu Sözleşmenin hiçbir hükmü kurtarma operasyonları devletin malikinde bulunan ticari olmayan yüklerin hukuki işlem ile haczi, tutuklanması ve alıkonması temeliyle kullanılamaz. Bu tür mallar uluslar arası hukukun kurallarınca dokunulmazlık kazanır.
Madde 26 Kişiye ait mallar
Bu Sözleşme, eğer devletin kişiye ait malların kurtarma operasyonu sırasında ödemesi yoksa, devlet tarafından kişiye ait mallara haciz, tutuklama ya da alıkoyma için kullanılamaz.
Eğer devlet bu tür insani yüklerle ilgili kurtarma hizmetleri için ödeme yapmayı kabul etmişse, bu sözleşmenin hiçbir hükmü Devlet tarafından bağışlanan insani yardımla ilgili kargoların haczi, tutuklama ya da alıkonulması maksadıyla kullanılamaz.
Madde 27 Tahkimsel kararların yayımlanması
Taraf devletler, tahkimsal kararların yayımlanmasını mümkün olduğunca çabuk ve doğrulayarak korurlar.
BÖLÜM 5- SON MADDELER Madde 28
İmza, onay, kabul, resmi izin ve çoğalma 1. bu Sözleşme, 1 Haziran 1989’dan 30 Temmuz 1990’a kadar Organizasyonun merkez bürosunda çalışanlar tarafından imzaya açıldı, ve bu tarihten sonra çoğalması sağlandı. 2. Hükümetler, kurallarını bu Sözleşmeyle aşağıda belirtildiği üzere sınırlayabilirler. a. Onay, kabul, resmi izin ya da çoğalma olmadan imza; ya da b. Onay, kabul ya da resmi iznin takip ettiği onay, kabul ya da resmi izne tabi imza; ya da c. Çoğalma, 3. Onay, kabul, resmi izin ya da çoğalma aracın Genel Sekreterlik tarafından belirlenen deposit miktarı ile sonuçlanır.
Madde 29 Uygulamaya geçme/Hüküm doğurma
1. Bu Sözleşme 15 ülkenin rızasının bu Sözleşme ile sınırlandırıldığı tarihten bir yıl sonra uygulamaya geçer. 2. Kurallarını bu Sözleşme ile sınırlamak isteyen hükümet için uygulamaya geçme kuralların uygulanmaya başlamasından bir yıl sonra gerçekleşir.
Madde 30 Kısıtlamalar -Çekinceler
1. herhangi bir hükümet imza, onay, kabul, resmi izin ya da katılma anındaki dahi olsa aşağıdaki koşullar içerisinde bu Sözleşmenin kurallarına çekince koyabilir. a. kurtarma operasyonları iç sularda gerçekleşmiş ve bütün gemiler seferlerini iç sularda yapmışsa, b. Kurtarma operasyonları iç sularda gerçekleşmiş ve hiçbir gemi buna tabi değilse. c. İlgili taraflar o hükümete tabiyse. d. İlgili mülk tarih öncesi, arkeolojik ya da tarihi deniz mülkü ise ve deniz yatağında bulunuyorsa. 2. İmza anında yapılan çekinceler onay, kabul ya da resmi izin belgelenmesine tabidir. 3. Bu geri çekilme ihbarnamesinin alındığı tarihten itibaren yürürlüğe girer. Eğer geri çekilmeyi bu Sözleşmeye çekince koyan herhangi bir devlet, herhangi bir zamanda Sözleşmedeki çekinceyi Genel Sekreterliğe hitap eden bir bildiri aracılığıyla geri çekebilir.
Madde 31 Açıklama
1. Bu Sözleşme Sözleşmenin herhangi bir ülkede yürürlüğe girdiği tarihten bir yıl sonra hükümet tarafından açıklanır. 2. Açıklama, vasıtanın Genel Sekreterlik tarafından belirlenen depozit miktarının etkilenir. 3. Açıklama, Genel Sekreterliğin belirlediği vasıta ile ilgili açıklamanın alınmasından bir yıl ya da daha uzun bir süre etkilidir.
Madde 32 Düzeltme ve değişikli
1. Bu Sözleşmenin düzeltilmesi ve değiştirilmesi ile ilgili toplantı Organizasyon tarafından düzenlenir. 2. Genel Sekreterlik sekiz taraf devletin veya tarafların dörtte birinin hangi sayı daha yüksekse ricası üzerine Sözleşmenin düzeltme ve değişikliği için bu Sözleşmeye taraf olan devletleri bir konferansla bir araya getirebilir. 3. Bu Sözleşme düzeltilmiş şekliyle uygulamaya konulduğu tarihten sonra Sözleşme çerçevesinde beyan edilen herhangi bir rıza Sözleşmeye düzeltilmiş şekliyle başvurulduğunu addeder.
Madde 33 Teminat
1. Bu Sözleşme Genel-Sekreterlik tarafından teminat altına alınır. 2. Genel-Sekreterlik:
a. Bu Sözleşmeyi imzalamış ve ayrıca kabul etmiş tüm devletlere ve Organizasyonun her üyesine aşağıda sıralanan bilgileri vermekle yükümlüdür.
i. her bir yeni imza atmış ya da onay, kabul, resmi izin ve katılım belgelerini tarihleriyle birlikte teminat altına almış yeni üyeleri. ii. Bu Sözleşmeye giriş tarihlerini, iii. Bu Sözleşmeyi kabul etmiş tüm vasıtaların alınış tarihleri ve açıklamanın uygulamaya geçtiği tarihlerle beraber tazminatlarını, iv. Madde 32’de açıklanan her değişikliği, v. Bu Sözleşme altında yapılan her düzeltme, ilan ya da ihbarı.
b. bu Sözleşmeye imza atmış ya da kabul etmiş bütün hükümetlere bu Sözleşmenin gerçek sertifika kopyalarını dağıtır.
3. bu Sözleşme uygulamaya geçer geçmez, gerçek sertifika kopyası BM gemi kira kontrat 102. maddesi uyarınca tescili ve yayımı için Depositör tarafından BM Genel Sekreterliğine ulaştırılır.
Madde 34 Diller
Bu Sözleşmenin aslı Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca olarak hazırlandı. Sözleşme bu amaç için kendi hükümetlerince gereğine uygun olarak yetkilendirilmiş imza sahiplerinin şahitliğinde imzalanmıştır. 28 Nisan 1989. LONDRA
Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar, modern Türk idare hukukunun kurucusu ve İstanbul Üniversitesi’nin seçimle göreve gelen ilk rektörüdür.
Onar, 11 Kasım 1897 tarihinde doğmuş ve 9 Ağustos 1972 tarihinde vefat etmiştir. İstanbul’da doğan Onar; Vefa Sultanisini ve İstanbul Hukuk Mektebini bitirmiş, Paris Üniversitesi Hukuk Fakültesinde bir süre öğrenim görmüştür. İstanbul Ticaret Mahkemesinde yargıçlık görevinde bulunmuş, Mülkiye Mektebi ile Galatasaray Lisesinde öğretmenlik yapmıştır.
Onar, ayrıca 1948 yılında Fransa’nın Toulouse Üniversitesi’nden de hukuk doktoru unvanı kazanmıştır. 1949 yılında İdare Hukuku ve İdari Bilimler Enstitüsü’nü kuran Onar vefatına kadar bu kurumun müdürlüğünü yapmıştır.
Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar
Akademik özgürlükten yana görüşleri Türkiye’de ilkleri gerçekleştirmesine neden olmuş ve yaşamı boyunca üniversitede yönetim özerkliğini savunmuştur.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nde iki defa dekanlık görevi yürütmüştür. 1946 yılında yürürlüğe giren ve üniversiteleri Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinden ayırarak, bilimsel ve idari özerklik sağlayan Üniversiteler Yasasından sonra İstanbul Üniversitesi’nde seçimle göreve gelen ilk rektör unvanını kazanmış, rektörlük görevine 1949 yılına kadar devam etmiştir.
27 Mayıs 1960 tarihinde gerçekleşen ihtilal öncesinde meydana gelen olaylarla ilgili araştırmalar yapmak üzere TBMM’de “Tahkikat Komisyonu” kurulmasını “anayasa ihlali” olarak görmüş ve üniversite gençliğinin protesto hareketine destek vermiştir.
1961 Anayasası
Onar, 27 Mayıs 1960 ihtilali sonrasında 1961 Anayasası’nı hazırlayan kurula başkanlık yapmış, Anayasa, halk oylamasıyla yürürlüğe girmiştir. Anayasayı hazırlayan kurulda yer almasına karşın ihtilal sonrası Ali Fuat Başgil‘in de aralarında bulunduğu 147’ler olarak bilinen bazı akademisyenlerin Milli Birlik Komitesi tarafından görevden atılmasını protesto ederek rektörlük görevinden istifa etmiş, bu protestonun sonucunda 147’ler sorununun çözümünde etkin rol oynamıştır.
İstanbul Üniversitesine üçüncü defa rektör seçilmiş, 1963 yılına kadar bu görevine devam etmiştir.
Eserleri
Sıddık Sami Onar, Medeni hukuk, devletler hukuku, borçlar hukuku, icra ve iflas hukuku alanlarında yüzlerce makale ve birçok kitap yazmıştır. Onar’ın en önemli kitabı Türk hukukunun en kapsamlı kamu hukuku incelemesi olan İdare Hukukunun Umumi Esasları isimli başyapıtıdır. İlk baskısı 1952 yılında yapılan kitap Onar’ın yaşamında ve sonrasında birçok baskı yapmıştır.
Onar, 1972 yılında İtalya Cumhurbaşkanı’ndan Cumhuriyet Liyakat Nişanı almıştır. İstanbul Üniversitesi 1977 yılında anısına Onar Armağanı’nı yayımlamıştır. Sıddık Sami Onar 9 Ağustos 1972 yılında İstanbul’da vefat ettikten sonra adına ve anısınaOrd.Prof.Dr.Sıddık Sami Onar İdare Hukuku Araştırma Ve Uygulama Merkezi kurulmuştur.
[toggle title=”” state=”open”]“Milletlerin hukuka ve kanunlara inançlarının sarsılmasının en büyük sebebi, bunların bizzat devlet ya da kendilerine inanılan insanlar tarafından ihlal edilmesi, bozulmasıdır.”
147’ler Olayı, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından 147 öğretim üyesini üniversitelerden ihraç kararına verilen isimdir. Milli Birlik Komitesi tarafından verilen bu karar ile üniversiteden ihraç edilenlere 147’ler denmektedir.
Karar, 27 Ekim 1960’ta alınmıştır. Kanunun tam adı ‘Üniversiteler öğretim üyelerinden bazılarının vazifelerinden affına ve bazılarının diğer fakülte ve yüksek okullara nakline dair Kanun‘dur. Kanun 28 Ekim’de resmi gazetede yayınlanmıştır.
Kararı protesto etmek için Sıddık Sami Onar ‘ın aralarında olduğu birçok bilim insanı görevinden istifa etmiştir.
1960 yılında Askeri Yönetim tarafından görevlerinden uzaklaştırılan 147 öğretim üyesinin görevlerine dönmelerine olanak sağlayan kanun, 28 Mart 1962 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş, askeri yönetimin görevden aldığı akademisyenler görevine iade edilmiştir.
27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra 147 öğretim üyesi ile birlikte üniversiteden uzaklaştırılan Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil 147’lerin özel bir af kanunu ile üniversiteye dönmelerinin sağlanmış olmasına rağmen dönüş hakkını kullanmamıştır.
Milli Birlik Komitesinin 147’liklere ilişkin 28 Ekim 1960 Tarihli Kararı
Mahkeme Kapısı, Sait Faik Abasıyanık’ın mahkeme kapılarında 1942’de yaptığı röportajlardan oluşan ve 1956’da yayınlanan röportaj kitabıdır. Kitap, Yapı Kredi Yayınları, İş Bankası Yayınları ve Varlık Yayınları tarafından farklı tarihlerde yayınlanmıştır.
Sait Faik, 1940 yılında yazdığı Şahmerdan adlı kitabı kitabının yayınlanması ve bu kitaptaki Çelme adlı öykü nedeniyle Sıkıyönetim Mahkemesi‘nce yargılanmış, beraat etmiş, ancak kitap uzun süre yayınlanmak istenmemiştir.
Abasıyanık, 28 Nisan 1942 ile 31 Mayıs 1942 tarihleri arasında, yaklaşık bir ay süren bir dönemde Haber-Akşam Postası isimli gazetede muhabirlik yapmış, bu muhabirlik döneminde mahkemelerde yaptığı röportajları yayınlamıştır. Öyküler, yazarın adliyedeki duruşmalarda yaptığı gözlemlerle oluşturulmuştur. Bu serüven çok kısa sürmüştür. Abasıyanık, bu röportajlar sırasında toplam 28 mahkeme röportajı yazabilmiş, gazetede yayınlanan bu yazıları 1956 yılında Varlık Yayınları tarafından Mahkeme Kapısı adıyla kitaplaştırılmıştır.
Hikayelerde, kimsesizler, yoksullar, işsizler, balıkçılar, aylaklar, eğitim düzeyi düşük sıradan aileler, geçim derdi ile uğraşan küçük insanlar, kenarda köşede kalmış ve hayatı öylesine yaşayan kişiler, eften püften sebeplerle mahkeme kapısına düşmüş kişiler, sokak çocukları, oyun olsun diye hırsızlık yapan çocuklar önemli yer tutmaktadır. Yazar, onların yaşamlarını bildiğini öykülerinden okuyucuya hissettirmekte, gözlemlerine yazarlık gücünü de katarak hikayelerdeki gerçek kişileri öykü kahramanına dönüştürmektedir. Abasıyanık, öykülerinde suç ve suçludan çok insan ögesini vurgulamış, yargının soğuk yüzünden çok iyi yürekli yargıçları aramıştır. Türkiye Barolar Birliğinin kurucu başkanı Prof. Dr. Faruk Erem‘in “Suçluyu kazıyınız, altından insan çıkar” deyişinin bir izdüşümü Abasıyanık’ın öykülerinde karşımıza çıkmaktadır.
Mahkeme Kapısı, Türk yazar Sait Faik Abasıyanık’ın 1956 yılında yayınlanan röportaj kitabıdır
Mahkeme Kapısı isimli eserdeki hikayeler
1)Seylan Çayı Hırsızları
2)Modern Bir Karı- Koca
3)Bursa’dan Cesur Bir İhtiyar Geldi
4)İki Buçuk Liralık Rüşvet
5)Bir Peri Masalı mı? İpekli Kumaş Hırsızlığı mı?
6)Üç Bayan Bir Bay
7)Koltuk Değnekli Adam
8)Pişmanlık
9)Nüfus Tezkeresiz Adam
10)Sultan Mahmut Türbesi’nin Kurşunları
11)Altmış Liralık Bir Kadın Çantası
12)Bıçakla Oynanmaz
13)Yüze Yakın Basmak
14)Çamaşır İpleri ve Don Gömlek Hayaletleri
15)Üniversiteliler ve Bir Bayan
16)Artistler Turneye Çıkarken
17)Bu Senenin Meşhur Karakışı Cinayeti
18)Dayının Ceketi
19)H. Soğukpınar
20)Yerli İskoç Kumaşından Spor Ceket
21)100.000 Marsilya Kiremiti
22)Meryem Ana Kandilli Ampulünün Kordonu
23)Bir Muharebe
24)Başkalarının Derdiyle Dertlenen Bayan
25)Mahkemeye Verilen Mektuplar Kimin?
26)Portakal Ezmelerinde Boya Var mı, Yok mu?
Mahkeme Kapısı Kitabından Bir Hikaye: Modern Bir Karı Koca
Cürmümeşhut hâkimi evvela onlara barışmalarını teklif etti. İkisi de ayak dirediler. Her ikisi de suçlu, her ikisi de davacı. Karı kocadırlar. Sirkeci’de (adını yazmamışım) bir otelde otururlar. Kadın orada müdür sıfatıyla çalışır, kocası aslen şofördür. Kadın otuz beş yaşını aşmış; erkek 330 doğumlu*. Erkeğin ismi Ahmet, anasının güzel bir ismi var; Nene. Erkek Mersin’in, ismi de kendisi gibi güzel bir kazasındandır; Gülnar kazası. Kadın Orhanelilidir. Hâkim sorduğu zaman, “Otelin kâtibesiyim” dedi. Biraz sonra okuması yazması olup olmadığı usulen sorulunca, “Okumam yazmam yoktur” cevabını verdi. Okuyup yazması bulunmayan bir kâtip… Mahkemede hazır bulunanlar bu cevabı kahkaha ve gülümsemelerle karşıladılar. Kısa boylu, yaşından biraz fazla gösteren, dudaklarında mütemadiyen sinirli ve manasız bir tebessüm gezdiren bir bayandı bu. Ahmet anlattı: — Geçinemiyorduk. Aramızda hiç kavga eksik olmuyordu. Birkaç defa karakollara düştük. Yine barıştık. Boşanmak için mahkemeye müracaat ettim. Şahit yazdırdığım şoför Hamdi, karım Fethiye’ye, “Artık boşanacaksınız. Baş şahit de benim!” diye haber vermiş. Fethiye de, “Ben ona bir tuzak kurayım da boşanmak istemek neymiş anlasın” demiş. Bunun üzerine içime bir kurt düştü. Sinirli oldum. Kendisinden korkmaya başladım. Dün sabah bavuluma eşyamı doldurup oteli terk etmeye karar verdim. Bu niyetle merdivenleri inerken karşıma çıktı, “Nereye gidiyorsun?” diye sordu. “Elbet yatacak bir otel odası bulur, başımı sokarım. Ben artık senin yanında kalmaya korkuyorum, gideceğim!” “Bir yere gidemezsin. Şuradan şuraya bir adım atamazsın. Bitin kanlandı da çekip gidiyor musun? Hem bavulunu göster bakayım. Belki de müşterilerin eşyasını çaldın” diye başladı. Ağzına geleni söylüyordu. Namusuma taalluk eden birtakım kötü sözler… Üzerime sandalye ile hücum etti. Polisler geldi. Karakola götürdüler. Zabıtlar tutuldu. Evvela o imza etti. Tam ben imza atarken, “Yanıyorsun Ahmet!” diye bağırdılar. Fakat imza etmekle yanmak arasında bir münasebet göremedim. Paltomdan keskin bir koku ile bir dumandır çıktığını görünce işi kavradım. Hemen paltomu çıkarıp attım. Paltomun arkasından bir karış yer yanmış, söndürdüler. Meğer paltoma kezzap dökmüş. Bana hakaret ettiği için davacıyım efendim. Hâkim: — Bak o da senden şikâyetçi, onu dövmüşsün? Ahmet: — Dövmedim efendim. Ahmet konuşurken, Fethiye ara sıra sözünü kesmek ister gibi atılıyor, fakat hâkimin ciddi bakışları karşısında yine süt dökmüş kedi gibi siniyor, sonra tekrar alevleniyordu. Hâkimin şiddetli bir ihtarı üzerine artık söze karışmadı ama, bir tiyatro aktrisi mimikleriyle, bazan işitilebilir bir sesle, “Allah Allah!” demekten geri kalmıyordu. İşte Ahmet’in sorgusu bu hava içinde bitti. Sıra Fethiye’ye gelmişti. Fethiye: — Garsondu, dedi. Bizim otelde yatıp kalkardı. Allahın emri ile beni istedi. Eh Allah emridir, dedim. Kendisine vardım. Beş senedir evliyiz. Ben kocamı severim. Kavga ettiğimiz sabahın gecesi onu pencere kenarında cıgara içer buldum. “Bana bir şey oldu,” dedi. “Rüyamda fena şeyler görüyorum. Denizlere mi düşmüyorum, bulutlara mı çıkmıyorum. Bir şeyler oluyor bana. Cinnet getireceğim.” O sabah baktım bavulunu almış gidiyor. “Ne o beyefendi,” dedim. “Müşteri gibi nerelere gidiyorsun?” “Gideceğim, artık senin yanında oturamam!” cevabını verdi. “Ne kötülük gördün benden kocacığım,” dedim. Bunu söyler söylemez kafama bir yumruk vurdu, sandalyeyi kapınca üzerime hücum etti. Sövdü, saydı. Ayırdılar. — Bak, ona sen de fena fena sözler söylemişsin? — Ben kocamı severim. Öyle isnatlarda bulunmam. Sonra karakola gittik. Karakolda paltosunun cebinde otomobilin bazı yerlerini silmek için yanında gezdirdiği kezzap şişesini gördüm. Birkaç defa da, “Sana bunu dökerim” diye beni tehdit etmişti. Polislere, bakın, diye göstermek üzere şişeyi cebinden aldım. O da eğilmiş imza atıyordu. Kalkarken çarptı, sırtına döküldü. Hâkim: — Burasını çok güzel tevil ettim. Peki şişe kapalı değil miydi? — Kapalıydı ama efendim, kocam hızlı çarptı, tıpası fırladı. Hem efendim onun bütün elbiselerini ben kendi paramla yaptım. Tam beş kat elbisesi var. Kendi yaptırdığım elbiseyi ben ne diye yakayım? Evet efendim davacıyım, bana hakaret etti, dövdü. Şahit Avni, otelin karşısındaki dükkânda çıraktır. İçerde, “Adam bıçaklanıyor. Koşun, polise haber verin” diye bir kadın sesi duyduğunu, polise koştuğunu, hep beraber karakola gittiklerini, karakolda, Ahmet’in üstüne kezzap döküldüğünü, fakat dökeni görmediğini söyledi. Sıra şahit Celal Dağlı’ya gelmişti. Bu kısa boylu, on yedi yaşlarında, gayet sıhhatli bir gençti. — Ben o otelde misafirim, diye söze başladı. Erkek kadına hiçbir şey demedi. Kadın ağzına geleni söyledi. Erkeğin elindeki bavula yapıştı. Bir yandan, “Nereye gidiyorsun? Seni ben beş senedir besliyorum. Şu elbiselerini bile ben yaptım. Seni hiç bırakır mıyım?” diyor, bir yandan da sövüp duruyordu. Bir aralık sandalyeyi kaptığı gibi Ahmet’in üzerine yürüdü. O da sandalyeyi elinden alıp iki tokat aşketti. Ben araya girdim. Polisler geldi. Karakola gittik. Karakolda da bu Fethiye Hanım kendi cebinden kezzap şişesini çıkarıp Ahmet’in paltosuna döktü. Şişeyi de sobaya attı, dedi. Fethiye: — Bu şahit, kocamın arkadaşıdır, diye itiraz etti. Şahit: — Hayır efendim, oraya geleli ancak üç gün oldu, dedi. Ahmet’e soruldu. Ahmet şahidin arkadaşı olmadığını ve doğru söylediğini bildirdi. Fethiye’nin kocasına hakaret ettiği sabit olduğundan üç gün hapsine ve bir lira para cezası ödemesine, Ahmet’in de sabit olan dövme suçundan 25 lira para cezasına, dövdüğü kendi karısı olduğu için bu cezanın artırılarak 29 lira 30 kuruş ödemesine, fakat kadın tarafından şiddetli tahrik edildiği anlaşılmasıyla bu cezanın 9 lira 70 kuruş olmasına karar verildi. İşte size bir duruşmada bitiveren bir dava ve bir aile hayatında olmaması lazım gelen, fakat her gün olagelen vakalardan biri… Haber, 7 Mayıs 1942
Sait Faik Abasıyanık’ın Yaşamı
Sait Faik Abasıyanık, yaşamının önemli bir bölümünü Burgazada’da geçirmiştir. Kendisi adına bir müze bulunmaktadır.
Sait Faik Abasıyanık’ın gerçek adı Mehmet Sait‘tir. Abasıyanık, 18 Kasım 1906 tarihinde Adapazarı’nda doğmuş, ilköğrenimine Adapazarı’nda başlamış, ortaöğrenimine İstanbul Erkek Lisesi ve Bursa Lisesi‘nde devam etmiştir.
Öykülerini yayınlamaya 1926 yılında başlamıştır. Abasıyanık, 1928 yılında girdiği İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde iki sene okuduktan sonra babasının isteği üzerine İsviçre’ye iktisat okumaya gitmiş, daha sonra Fransa’ya geçmiş, 1931-1935 yılları arasında Fransa’da kalmış, 1935 yılında yüksek öğrenimini yarıda bırakarak Türkiye’ye dönmüştür.
Halıcıoğlu Ermeni Yetim Mektebi’nde Türkçe öğretmenliği yapmış, ardından babasının açtığı toptancı tahıl mağazasını işletmiştir. İkinci Dünya Savaşı döneminde Haber adlı gazetede adliye muhabirliği yapmış, ilk kitabı 1936 yılında Semaver adıyla yayınlanmış, 1939 yılında babasının ölümü üzerine yazmayı bırakmış, maddi zorluk çeken annesiyle birlikte Burgazada‘daki evinde yaşamaya başlamıştır.
Abasıyanık, 1940 yılında Şahmerdan adlı kitabı kitabını yayınlamış, bu kitaptaki bir öykü nedeniyle Sıkıyönetim Mahkemesi‘nce yargılanmış, beraat etmiştir. Bu dönemde Medar-ı Muaşeret Motoru adlı kitabı da toplatılmıştır. Daha sonra 1951 yılında yazdığı Kayıp Aranıyor adlı kitabı da toplatılmıştır. Sait Faik Abasıyanık, 11 Mayıs 1954 tarihinde Burgazada’daki evinde siroz nedeniyle yaşama veda etmiştir.
Sait Faik Abasıyanık Müzesi
Sait Faik Abasıyanık, kitaplarının telif hakkını ve mal varlığını Darüşşafaka Cemiyeti’ne bağışlamıştır. Abasıyanık’ın Burgazada’da yaşadığı ve pek çok hikayesini yazdığı köşkü, çağdaş müzecilik anlayışıyla ziyaretçilerini ağırlamaktadır.
Sait Faik Abasıyanık Hikaye Armağanı
Yazar Sait Faik Abasıyanık anısına her yıl bir öykücüye verilen Sait Faik Abasıyanık Hikaye Armağanı, edebiyat dünyasının en uzun soluklu ödüllerinden biri olarak varlığını sürdürmektedir. Yazarın annesi Makbule Abasıyanık tarafından 1955 yılında oluşturulan ödül, 1964’ten itibaren Darüşşafaka Cemiyeti tarafından sürdürülmüştür. Sait Faik Abasıyanık Ödülleri, 2012 yılından itibaren Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları iş birliğiyle verilmeye başlanmıştır.
Milletler Cemiyeti(Cemiyeti Akvam), 28 Haziran 1919 tarihinde imzalanan Versay Barış Antlaşması sonrasında kurulmuştur. Barış antlaşması öncesinde ABD Başkanı Woodrow Wilson, barışın korunması için uluslararası bir örgütlemenin gerekli olduğunu açıklayarak 8 Ocak 1918’de ABD Kongresinde Wilson Prensiplerini ilan etmiştir. Versay Barış Antlaşması’nın 10 Ocak 1920 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra Milletler Cemiyeti resmi olarak faaliyete geçmiştir.
Birleşmiş Milletler‘in temeli olan organizasyonun merkezi, İsviçre’nin Cenevre kentidir.
Bu organizasyonun amacı, ülkeler arasında yaşanabilecek sorunları barışçı yollarla çözmek olarak belirlenmiştir. Bir süre çalışmış fakat fazla bir varlık gösterememiş, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından dağılmıştır.
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından toplanan Paris Barış Konferansının 25 Ocak 1919’da yapılan toplantısında; uluslararası barışı ve güveni sağlayacak ve devam ettirecek bir Milletler Cemiyeti kurulmasına karar verilmiş ve bu kararı yerine getirmek için bir komisyon kurulmuştur. Komisyonun hazırladığı sözleşme 28 Nisan 1919 tarihinde Konferans Genel Kurulu’nda kabul edilerek Milletler Cemiyetinin temeli atılmıştır.
Cemiyet-i Akvam, 6 Temmuz 1932 tarihinde Türkiye’yi üyeliğe davet etmiş, 9 Temmuz’da TBMM Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne giriş davetini onaylamış ve 18 Temmuz 1932’de Türkiye, Cemiyet-i Akvam‘a resmen üye olmuştur. Milletler Cemiyeti; Bozkurt Lotus olayını, Boğazlar Sorununu ve Suriye ile olan sınır meselelerini Türkiye lehine çözümlemiştir. Irak Sınırı ve Musul bölgesinin statüsüne ilişkin çözüm Türkiye’nin aleyhine olmuştur. Yunanistan ile nüfus mübadelesinden kaynaklı sorunları ise çözememiştir.
20 yıl süreyle dünya milletlerine hizmet veren bu cemiyet tüm çabalara rağmen İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasını engelleyememiştir. Savaş sonrası 18 Nisan 1946’da Cenevre’de toplanan konferans, XXI. Genel Kurul Toplantısıyla cemiyetin dağılmasına karar vermiştir.
Her savaş sonrası antlaşmalara önsöz olarak konması şartını getiren Milletler Cemiyeti Yasası; Bir Başlangıç Bölümü ve 26 maddeden oluşmaktadır.
Sözleşmenin 26 maddeden oluşan, üyelik ve örgütün yapısı, barışın sürekliliğini sağlamak, antlaşmalar, uluslararası işbirliği ve uluslararası yönetim, sözleşme hükümlerinin değiştirilmesi gibi hususları belirleyen metnine göre ise: 1. Cemiyete üye kabulü Genel Kurulun üçte iki çoğunluğunun kararıyla olacaktır. (Madde 1). Cemiyet, bir Genel Kurul, bir Konsey ve bunlara yardım eden bir Sürekli Sekreterlikten oluşmaktadır. (Madde 2). 3. Cemiyet üyeleri, barışın sürekliliğini sağlamak için, ulusal silahların en düşük bir düzeye indirilmesi zorunluluğunu kabul etmişlerdir. Cemiyet, üyeleri arasında çıkacak anlaşmazlıklarda hakemlik yapabilecek ya da bunları Konsey’de inceleyecektir.
Barışın sürekliliğini sağlayan hakemlik antlaşmaları gibi uluslararası yükümlülükler ve ABD Başkanı James Monroe’nin, 2 Aralık 1823’te kongreye sunduğu Monroe Doktrini gibi bölgesel anlaşmalar, bu sözleşmenin hiçbir hükmüyle bağdaşmaz sayılmayacaktır. Savaştan sonra bağımsızlığına kavuşan ve kendi kendilerini yönetme yeteneğinden henüz yoksun halkların oturduğu ülkelere, kendi kendilerini yönetmeye yetenekli olacakları zamana kadar, cemiyet adına yönetimlerine bir mandatör seçilebilecektir.
Milletler Cemiyeti’nin Başarısızlık Sebepleri
1. Cemiyetin bünyesinde savaşı önleyici tedbirlerin alınamaması ve yaptırımların yetersiz kalması.
2. Sözleşmenin 10. maddesi mütecavizi tayin etmemesi nedeniyle bu maddenin barışı korumada yetersiz kalması.
3. Önemli konularda oy birliği prensibinin getirilmesi nedeniyle politik ve hukuki sorunların çözümünün zorlaşması.
4. Barışı koruyacak ve devamlı kılacak uluslararası zihniyetin yetersiz kalması. Habeşistan olayı, 1937 Japon taarruzu ve 1 Eylül 1939 tarihinde Alman ordularının Polonya’ya taarruzu ile başlayan II. Dünya Savaşına, Milletler Cemiyeti’nin engel olamaması.
5. Paris Barış Konferansı’nda hazırlanan antlaşmaların bir parçası olması.
6.Amerika Birleşik Devletleri’nin Milletler Cemiyetinden ayrılması. Uluslararası alanda en önemli gücün teşkilattan çekilmiş olması ve cemiyetin etkinliğini kaybetmesi.
7-İnsan haklarını koruma misyonu üstlenmesine karşın kolonileşme ve manda sisteminin garantörü olması.
MİLLETLER CEMİYETİ MİSAKI
BAĞITLI YÜKSEK TARAFLAR
Uluslar arasında işbirliğini geliştirmek ve uluslararası (1) barışı ve güvenliği sağlamak için,
savaşa başvurmamak konusunda birtakım yükümlülükler kabul etmek, gizlilikten uzak, adaletli ve onurlu uluslararası ilişkiler sürdürmek, Hükümetlerce, bundan böyle eylemsel davranış kuralı kabul edilen uluslararası hukuk kurallarına kesinlikle uymak, örgütlenmiş halkların karşılıklı ilişkilerinde adaleti korumak ve andlaşmalardan doğan bütün yükümlülüklere titizlikle saygı göstermek
gerektiğini göz önünde tutarak, Milletler Cemiyeti’ni kuran işbu Misak’ı kabul etmişlerdir;
MADDE 1
1. İşbu Misak’a bağlı Ek’te adları yazılı imzacı Devletlerle, yine Ek’te adları belirtilen Devletlerden, Misak’ın yürürlüğe girmesinden başlayarak iki ay içinde Sekreterliğe sunacakları ve Cemiyet’in öteki üyelerine yapacakları bir bildiri ile hiçbir çekince öne sürmeksizin işbu Misak’a katılanlar, Milletler Cemiyeti’nin asıl üyeleridir.
2. Kendini özgürce yöneten ve Ek’te adı gösterilmemiş bulunan herhangi bir Devlet, Dominyon ya da Sömürge, uluslararası yükümlülüklerini içtenlikle yerine getirme niyeti konusunda etkin güvenceler vermesi ve hava, kara ve deniz kuvvetleriyle silâhları konusunda Cemiyet’in koyduğu düzenlemeleri kabul etmesi koşuluyla, Üyeliğe kabulü Genel Kurulun üçte iki çoğunluğuyla kararlaştırılırsa, Cemiyet Üyesi olabilir.
3. Cemiyet’in her üyesi, iki yıl önceden haber vermek ve ayrıldığı anda, bu Misak’ın yüklediklerini de içermek, üzere, uluslararası bütün yükümlülüklerini yerine getirmiş bulunmak koşuluyla, Cemiyet’ten çekilebilir.
MADDE 2
Cemiyet, İşbu Misak’ta öngörülen eylemini, bir Genel Kurul, bir Konsey ve bunlara yardım eden bir Sürekli Sekreterlik aracılığıyla yerine getirir.
MADDE 3
1. Genel Kurul, Cemiyet üyelerinin Temsilcilerinden oluşur.
2. Genel Kurul, belirli zamanlarda ve durum gerektirirse başka herhangi bir anda, Cemiyet’in Merkezinde ya da kararlaştırılacak bir başka yerde toplanır.
3. Genel Kurul, Cemiyet’in görev alanına giren ya da dünya barışını ilgilendiren her soruna bakmaya yetkilidir.
4. Cemiyet’in her Üyesi Genel Kurulda en çok üç Temsilci bulundurabilir; her üyenin yalnız bir oyu vardır.
MADDE 4
1. Konsey, Müttefik ve Ortak Başlıca Devletlerin Temsilcileri ile Cemiyet’in başka dört üyesinden oluşur. Cemiyet’in bu dört üyesini Genel Kurul dilediği gibi ve dilediği zamanlarda seçer. Genel Kurulca bu dört üyenin ilk seçimine kadar, Belçika, Brezilya, İspanya ve Yunanistan Temsilcileri Konsey üyesi olacaklardır.
2. Konsey, Genel Kurul çoğunluğunun uygun bulmasıyla, bundan böyle Konseyde sürekli olarak temsil edilmek üzere başka Üyeler de seçebilir. Konsey, yine Genel Kurul çoğunluğunun uygun bulmasıyla, Konseyde temsil edilmek üzere Genel Kurulca seçilecek Cemiyet üyelerinin sayısını arttırabilir.
3. Konsey, koşullar gerekli kıldığı zamanlarda ve yılda en az bir kez, Cemiyet Merkezinde ya da kararlaştırılacak bir başka yerde toplanır. .
4. Konsey, toplantılarında, Cemiyet’in görev alanına giren ya da dünya barışını ilgilendiren her sorunu ele almağa yetkilidir.
5. Konseyde temsil edilmeyen herhangi bir Cemiyet Üyesi, kendisini özellikle ilgilendiren bir sorun Konseyde görüşüldüğü zaman, Konseye bir Temsilci göndererek, Konsey üyesi sıfatıyla katılmağa çağırılır.
6. Konseyde temsil edilen her Cemiyet Üyesinin yalnız bir oyu ve bir Temsilcisi vardır.
MADDE 5
1. İşbu Misak’ta ya da İşbu Andlaşma hükümlerinde açıkça başka türlü öngörülen durumlar dışında, Genel Kurulun ya da Konseyin kararlan, toplantıda temsil edilen Cemiyet Üyelerinin oybirliğiyle alınır.
2. Belirli sorunlara ilişkin olarak soruşturma yapmakla görevlendirilmiş komisyonların atanmasını da kapsamak üzere, Genel Kurul ya da Konsey toplantılarında ortaya çıkan bütün usul sorunları, Genel Kurulca ya da Konseyce düzenlenir ve toplantıda temsil edilen Cemiyet üyelerinin çoğunluğuyla karara bağlanır.
3. Genel Kurulun ilk toplantısı ile Konseyin ilk toplantısı, Amerika Birleşik Devletleri Başkanının çağrısı üzerine yapılacaktır.
MADDE 6
1. Sürekli Sekreterlik, Cemiyet’in Merkezinde kurulmuştur. Sürekli Sekreterlik, bir Genel Sekreter ile gerekli görülecek sekreterlerden ve personelden oluşur.
2. İlk Genel Sekreter Ek’te gösterilmiştir. Bundan sonrası için, Genel Sekreter, Genel Kurulun çoğunluk kararıyla uygun bulması üzerine, Konseyce atanacaktır.
3. Sekreterler ve Sekreterlik personeli, Konseyin uygun bulması üzerine, Genel Sekreterce atanırlar.
4. Cemiyet’in Genel Sekreteri, bu sıfatıyla, Genel Kurulun ve Konseyin de Genel Sekreterliğini yapacaktır.
5. Sekreterliğin giderleri, Evrensel Posta Birliği’nin Uluslararası Bürosu için saptanmış oranlar içinde, Cemiyet Üyelerince paylaşılacaktır.
MADDE 7
1. Cemiyet’in Merkezi, Cenevre’de kurulmuştur.
2. Konsey, bu Merkezi bir başka yerde kurmağa her an karar verebilir.
3. Cemiyet’in bütün hizmetlerinde ya da, Sekreterliği de kapsamak üzere, bunlara bağlı bütün dairelerde, kadınlarla erkekler eşit olarak görev alabileceklerdir.
4. Cemiyet Üyelerinin Temsilcileri ve Cemiyet görevlileri, görevlerini yaptıkları sırada, diplomasi ayrıcalıklarından ve bağışıklıklarından yararlanırlar.
5. Cemiyet’in, Cemiyet bürolarının yerleşmiş bulunduğu, ya da Cemiyet’in toplantılarının yapıldığı yapıların ve alanların dokunulmazlığı vardır.
MADDE 8
1. Cemiyet Üyeleri, barışın sürdürülmesi için, ulusal silâhların, ulusal güvenlikle ortak bir eylemin gerekli kıldığı uluslararası yükümlülüklerin yerine getirilmesiyle bağdaşabilecek en düşük bir düzeye indirilmesi zorunluluğunu kabul ederler.
2. Konsey, her Devletin coğrafya durumunu ve içinde bulunduğu özel koşulları göz önünde tutarak, çeşitli Hükümetlerin incelemesine ve kararına sunulmak üzere, bu indirimin plânlarını hazırlar.
3. Bu plânlar, en az her on yılda bir, yeniden incelenecek ve, gerekirse, değiştirilecektir.
4. Çeşitli Hükümetlerin bu plânları kabulünden sonra, böylece saptanan silâhların sınırı, Konseyin rızası olmadıkça asılamayacaktır.
5. Cemiyet Üyeleri, silâhların ve savaş gereçlerinin özel girişimce yapımının büyük sakıncalara yol açtığı görüşüyle, Konseyi, Cemiyet Üyelerinin güvenliklerine yetecek silâhlarla savaş gereçlerini kendileri yapamayan Cemiyet Üyelerinin gereksinmelerini de göz önünde tutarak, bunun kötü sonuçlarını önleyecek önlemleri salık vermekle görevlendirirler.
6. Cemiyet Üyeleri, silâhlarının erişmiş olduğu düzeye, kara, deniz ve hava kuvvetlerinin programlarına ve savaşta kullanılmağa elverişli olan endüstrilerinin durumuna ilişkin bütün bilgileri en açık yüreklilikle ve eksiksiz olarak birbirlerine vermeği yükümlenirler.
MADDE 9
Misak’ın 1. ve 8. Maddeleri hükümlerinin yürütülmesi ve, genel olarak, kara, deniz ve hava kuvvetlerine ilişkin sorunlar üzerinde Konseye görüşünü bildirmek üzere sürekli bir Komisyon kuracaklardır.
MADDE 10
Cemiyet Üyeleri, bütün Cemiyet üyelerinin ülke bütünlüklerine ve şimdiki siyasal bağımsızlıklarına saygı göstermeği ve bunları dışarıdan gelecek herhangi bir saldırıya karşı korumayı yükümlenirler. Saldırı, saldırı tehdidi ya da tehlikesi durumunda, Konsey, bu yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlayacak yolları belirtir.
MADDE 11
1. Cemiyet Üyelerinden birine doğrudan doğruya dokunsun ya da dokunmasın, her savaşın ya da savaş tehdidinin bütün Cemiyet’i ilgilendirdiği ve Cemiyet’in ulusların barışını etkin bir biçimde korumaya özgü önlemleri almakla yükümlü olduğu kesin olarak açıklanır. Böyle bir durumda, Cemiyet’in herhangi bir Üyesinin istemesi üzerine, Genel Sekreter, Konseyi hemen toplantıya çağırır.
2. Bundan başka, Cemiyet’in herhangi bir Üyesinin, uluslararası ilişkileri etkileyecek nitelikte olan ve sonuç olarak uluslar arasındaki barışı ve bansın dayandığı iyi geçinmeyi bozacak bir durum üzerine Genel Kurulun ya da Konseyin dikkatini dostça çekmek hakkı olduğu da açıklanır.
MADDE 12
1. Cemiyet’in bütün üyeleri, aralarında ilişkilerin kesilmesine varabilecek nitelikte bir anlaşmazlık çıkarsa, bu anlaşmazlığı ya hakemliğe ya da Konseyin incelemesine sunmayı kabul etmektedirler. Cemiyet Üyeleri, hakemlerin kararından ya da Konseyin raporundan sonra üç aylık bir süre geçinceye kadar, hiçbir durumda savaşa başvurmamağı da kabul ederler.
2. Bu maddede öngörülen bütün durumlarda, hakemlerin kararının akla yatkın bir süre içinde verilmesi ve Konsey raporunun, anlaşmazlık Konseye sunulduğu günden başlayarak, altı ay içinde hazırlanmış bulunması gerekir.
MADDE 13
1. Cemiyet Üyeleri, aralarında, hakemlikle çözüme elverişli saydıkları bir anlaşmazlık çıkarsa ve bu anlaşmazlık diplomasi yoluyla istekleri karşılar bir biçimde çözülemezse, bu sorunun tümüyle hakemliğe sunulacağını kabul ederler.
2. Genel olarak hakemlikle çözüme elverişli anlaşmazlıklar arasında, bir andlaşmanın yorumlanmasına, herhangi bir uluslararası hukuk sorununa, doğruluğu saptanırsa uluslararası bir yükümlülüğe aykırılık oluşturabilecek bir olgunun gerçekliğine ya da böyle bir aykırılığın getirdiği ödencenin (2) [tazminatın] niteliğine ya da kapsamına ilişkin anlaşmazlıklar gösterilebilir.
3. Anlaşmazlığın sunulduğu Hakemlik Mahkemesi, Tarafların gösterdikleri ya da daha önce yapılmış sözleşmelerde öngörülen mahkemedir.
4. Cemiyet üyeleri, verilen kararları iyi niyetle yerine getirmeği, bu kararlara uyacak hiçbir Cemiyet üyesine karşı savaşa başvurmamağı yükümlenirler. Kararın yerine getirilmemesi durumunda, Konsey bunu sağlayacak önlemleri önerir.
MADDE 14
Konsey, bir Uluslararası Sürekli Adalet Divanı tasarısı hazırlamakla ve bu tasarıyı Cemiyet Üyelerine sunmakla görevlendirilmiştir. Bu Divan, Tarafların kendisine sunacakları uluslararası nitelikte her türlü anlaşmazlıklara bakacaktır. Divan, Konseyin ya da Genel Kurulun kendisine göndereceği her türlü anlaşmazlık ya da sorun üzerinde danışma görüşleri [istişarî mütalaalar] de verecektir.
MADDE 15
1. Cemiyet Üyeleri, aralarında ilişkilerin kesilmesini doğurabilecek nitelikte bir anlaşmazlık çıkarsa, ve bu anlaşmazlık 13. Maddede öngörülen hakemliğe sunulmazsa, anlaşmazlığı Konseye götürmeyi kabul ederler. Bu bakımdan, üyelerden birinin, tam bir soruşturma ve inceleme için her türlü önlemleri alacak olan Genel Sekretere bu anlaşmazlığı bildirmesi yeterlidir.
2. Taraflar, davalarının açıklanmasını, kanıtlayıcı bütün olgular ve belgelerle birlikte, en kısa süre içinde Genel Sekretere vermelidirler. Konsey, bunların hemen yayınlanmasını buyurabilir.
3. Konsey, anlaşmazlığın çözülmesini sağlamağa çalışır; Konsey bunu başarırsa, yararlı saydığı ölçüde, olguları, bunların açıklamalarını ve önerdiği çözümü gösteren bir açıklama yayınlar.
4. Anlaşmazlık çözülememişse, Konsey, anlaşmazlıkla ilgili olguları, hak gözetirliğe (3) ve bu anlaşmazlığa en uygun sayarak salık verdiği çözümleri bildirmek üzere, oybirliğiyle ya da çoğunlukla kabul edilen, bir rapor kaleme alır ve bu raporu yayınlar.
5. Konseyde temsil edilen Cemiyet Üyelerinden her biri de, anlaşmazlığın olgularına ve kendisinin varmış olduğu sonuçlara ilişkin bir açıklama yayınlayabilir.
6. Konseyin raporu, anlaşmazlığa Taraf bulunan Devletlerin Temsilcilerinin oylan hesaba katılmaksızın, oybirliği ile kabul edilmişse, Cemiyet Üyeleri, raporun içerdiği kararlara uygun hareket eden hiçbir Taraf Devlete karşı savaşa başvurmamayı taahhüt eder.
7. Konseyin raporu, anlaşmazlığa Taraf bulunan Devletlerin Temsilcilerinin oylan hesaba katılmaksızın, oybirliği ile kabul edilmişse, Cemiyet Üyeleri, hukuku ve adaleti korumak için gerekli görecekleri biçimde davranmak hakkını ellerinde tutarlar.
8. Taraflardan biri, anlaşmazlığın uluslararası hukukun yalnız bu Tarafın ulusal yetkisine bıraktığı bir soruna ilişkin olduğunu öne sürerse ve Konsey de bunu kabul ederse, Konsey bunu raporunda belirtecek, ancak hiçbir çözüm salık vermeyecektir.
9. İşbu Maddede öngörülen bütün durumlarda, Konsey anlaşmazlığı Genel Kurula götürebilir. Taraflardan birinin istemesi üzerine de, Genel Kurul -bu istem, anlaşmazlığın Konseye sunulmasından başlayarak on dört gün içinde yapılmış olmak koşuluyla anlaşmazlığa bakacaktır.
10. Genel Kurula sunulan her sorunda, Konseyin eylemine ve yetkilerine ilişkin işbu Maddenin ve 12. Maddenin hükümleri, Genel Kurulun eylemine ve yetkilerine de uygulanır. Genel Kurulda her soruna ilişkin olarak, Tarafların Temsilcileri dışında, Konseyde temsil edilen bütün Cemiyet Üyelerinin ve Cemiyet’in öteki Üyelerinden bir çoğunluğun uygun bulmasıyla hazırlanmış olan bir rapor, Konseyde Tarafların Temsilcileri dışında, Üyelerin oybirliğiyle hazırlanmış olan bir raporla eşdeğerde olacaktır.
MADDE 16
1. Cemiyet üyelerinden biri, 12., 13. ya da 15. maddelerdeki yükümlülüklerine aykırı olarak savaşa başvurursa, Cemiyet’in bütün öteki üyelerine karşı, bu davranışıyla ipso facto bir savaş eyleminde bulunmuş sayılır. Bu üyeler onunla, ticaret ya da maliye ilişkilerini hemen kesmeği, kendi uyruklarıyla Misak’a aykırı davranan Devletin uyrukları arasında her türlü ilişkileri yasaklamağı ve Misak’a aykırı davranan bu Devletin uyrukları ile, Cemiyet üyesi olsun ya da olmasın, başka herhangi bir Devletin uyrukları arasında ticaret, maliye ilişkileriyle kişisel ilişkileri kesmeği yükümlenirler.
2. Bu durumda, Konsey, ilgili çeşitli Hükümetlere, Cemiyet yükümlülüklerine saygı göstermeği sağlayacak Silâhlı Kuvvetlere Cemiyet üyelerinden her birinin katacağı kara, deniz ve hava birlikleri konusunda öğütlemelerde [tavsiyelerde] bulunmakla görevlidir.
3. Cemiyet üyeleri, bundan başka, işbu madde gereğince alınacak ekonomik ve malî önlemlerin uygulanmasında, bunlardan doğabilecek zararları ve sakıncaları en az [minimum] düzeye indirmek için, birbirlerine karşılıklı yardımda bulunmağı kabul etmektedirler. Bunun gibi, Üye Devletler, Misak’a aykırı davranan Devletçe içlerinden birine yöneltilen herhangi bir özel önleme karşı direnmek için de, birbirlerine karşılıklı yardımda bulunacaklardır. Üye Devletler, Cemiyet’in yükümlülüklerine saygı gösterilmesini sağlamak için ortak eyleme katılan her Cemiyet üyesinin kuvvetlerinin kendi ülkesinden geçmesini kolaylaştırmak üzere gerekli önlemleri alacaklardır.
4. Misak’tan doğan yükümlülüklerden herhangi birine aykırı davranmaktan suçlu olan her Üye, Cemiyet’ten çıkartılabilir. Bu çıkartmaya, Konseyde temsil edilen bütün öteki üyelerin oybirliğiyle karar verilir.
MADDE 17
1. Yalnız biri Cemiyet üyesi olan ya da hiçbiri Cemiyet üyesi olmayan iki Devlet arasında bir anlaşmazlık çıkması durumunda, Cemiyet üyesi olmayan Devlet ya da Devletler, anlaşmazlığı çözmek için, Konseyin uygun göreceği koşullar altında, Cemiyet Üyeleri için uyulması zorunlu olan yükümlülüklere bağlı olmaya çağırılırlar. Bu çağın kabul edilirse, 12. maddeden 16. maddeye kadar olan maddeler, Konseyin gerekli göreceği değişikliklerle, uygulanır.
2. Bu çağında bulunur bulunmaz, Konsey, hemen anlaşmazlığın çeşitli yönleri üzerinde bir soruşturma açar ve bu özel duruma, kendisine en uygun ve en etkin görünen önlemi önerir.
3. Çağırılan Devlet, anlaşmazlığın çözümü için Cemiyet üyelerine düşen yükümlülükleri kabul etmeyerek, Cemiyet’e Üye Devletlerden birine karşı savaşa başvurursa, bu Devlete, 16. Madde hükümleri uygulanır.
3. Çağırılan iki Taraf da, anlaşmazlığın çözümü için Cemiyet üyelerine düşen yükümlülükleri kabul etmezlerse, Konsey, çatışmaları önleyecek ve anlaşmazlığın çözüme bağlanmasını sağlayacak her türlü önlemleri alabilir ve her türlü önerilerde bulunabilir.
MADDE 18
Cemiyet Üyelerinden birinin ileride yapacağı her andlaşma ya da uluslararası bağıtlanma, Sekreterlikçe kütüğe yazılacak [tescil edilecek] ve olabilen en kısa süre içinde yayınlanacaktır. Bu andlaşma ya da uluslararası bağıtlanmalardan hiçbiri, kütüğe yazılmadan önce bağlayıcı güçte olmayacaktır.
MADDE 19
Genel Kurul, zaman zaman, Cemiyet üyelerini, uygulanmaz duruma gelmiş andlaşmaların ve süregitmesi dünya barışını tehlikeye sokabilecek uluslararası durumların yeniden gözden geçirilmesine çağırabilir.
MADDE 20
1. Cemiyet üyeleri, işbu Misak’ın, Misak hükümleriyle bağdaşmayan, aralarındaki bütün yükümlülükleri ya da andlaşmaları sona erdirdiğim, her biri kendi bakımından kabul ederler ve gelecekte bu çeşit hiçbir bağıtlanmaya girmemeyi resmen yükümlenirler.
2. Üye Devletlerden biri, Cemiyet’e üye oluşundan önce, Misak hükümleriyle bağdaşmaz yükümlülükler altına girmişse, bu yükümlülüklerden kurtulmak için hemen gerekli önlemleri almak zorundadır.
MADDE 21
Barışın süregitmesini sağlayan hakemlik andlaşmaları gibi uluslararası üstlenmeler ve Monroe Doktrini gibi bölgesel anlaşmalar, işbu Misak’ın hiçbir hükmüyle bağdaşmaz sayılmayacaktır.
MADDE 22
1. Savaştan sonra, daha önce kendilerini yöneten Devletlerin egemenliğine bağlı olmaktan çıkmış ve çağdaş dünyanın özellikle güç koşulları altında kendi kendilerini yönetme yeteneğinden henüz yoksun halkların oturduğu sömürgelere ve ülkelere şu ilkeler uygulanır: Bu hakların gönençleri ve gelişmeleri kutsal bir uygarlık görevidir ve bu görevin yerine getirilmesi için işbu Misak’a güvenceler konulması gerekir.
2. Bu ilkenin uygulamada gerçekleştirilmesi için en iyi yöntem, bu halkların korunmanlığı [vesayetini], kaynakları, görgüleri ya da coğrafya durumları bakımından, bu sorumluluğu yüklenmeğe en elverişli bulunan ve bunu kabule razı olan uluslara emanet etmektir. Bunlar mandat’yı (4) , mandataire (5) sıfatıyla ve Cemiyet adına yapacaklardır.
3.Mandataire’liğin niteliği, halkın gelişme derecesine, ülkenin coğrafya durumuna, ekonomik koşullarına ve buna benzer bütün öteki durumlara göre değişik olmasını gerektirmektedir.
4. Eskiden Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı bulunan kimi topluluklar, kendi kendilerini yönetmeye yetenekli olacakları zamana kadar, yönetimlerine bir mandataire’in öğütleri ve yardımı kılavuz olmak koşuluyla, bağımsız uluslar olarak varlıkları geçici nitelikte tanınabilecek bir gelişme düzeyine erişmişlerdir. Mandataire’in seçilmesinde, her şeyden önce, bu toplulukların dilekleri göz önünde tutulmalıdır.
5. Öteki halkların, özellikle Orta Afrika halklarının, içinde bulundukları gelişme derecesi, mandataire’in, buralarda ülkenin yönetimini, köle ticareti, silah ve alkol alımsatımı gibi kötüye kullanmaları yasaklamayı; kamu düzeniyle ahlak kurallarının sürdürülmesinin gerektirdiklerinden başka kısıtlamalara bağlı olmaksızın, inanç ve din özgürlüğünü sağlamayı; berkitilmiş yerler [tahkimat] ya da kara ve deniz üsleri kurmayı ve yerli halka ülkenin kolluk [zabıta] düzenini ve savunmasını sağlamak amacı dışında, askerlik eğitimini yasaklamağı güvence altına alacak ve, aynı zamanda, Cemiyet’in öteki üyelerine de alışveriş ve ticaret konularında eşit olanaklar sağlayacak koşullar içinde, üstüne almasını gerektirmektedir.
6. Son olarak, Afrika’nın Güney Batısı ve kimi Güney Pasifik Adaları gibi ülkeler vardır ki, bunlar, nüfus yoğunluğunun azlığı, yüzölçümünün küçüklüğü, uygarlık merkezlerinden uzaklığı, mandataire’in ülkesine bitişikliği ya da birtakım başka durumlar yüzünden, yerli halkın yararına, yukarıda sözü edilen güvenceler saklı kalmak koşuluyla, en iyi biçimde ancak mandataire’in yasaları ile ve sanki kendi ülkesinin bir parçasıymış gibi yönetebilirler.
7. Her bir durumda, mandataire, yönetimini üzerine aldığı ülkeye ilişkin olarak, Konseye yıllık bir rapor gönderecektir.
8. Mandataire’in kullanacağı yetkenin [otoritenin], denetimin ya da yönetimin derecesi, Cemiyet Üyeleri arasında önceden yapılmış bir sözleşmeye konu olmamışsa, bunlar, her bir durumda, konseyce kesin olarak saptanacaktır.
9. Mandataire’lerin yıllık raporlarını almak, incelemek ve mandat’ların yürütülmesine ilişkin bütün sorunlar üzerinde Konseye görüş bildirmekle görevli, bir sürekli Komisyon kurulacaktır.
MADDE 23
Milletler Cemiyeti Üyeleri, şimdi var olan ya da sonradan yapılabilecek uluslararası sözleşmelerin hükümlerine uygun olmak ve bunlar saklı tutulmak koşuluyla:
a) kendi ülkelerinde olduğu gibi, ticaret ve endüstri ilişkilerinin kapsamına giren bütün öteki ülkelerde, erkeklere, kadınlara ve çocuklara hakgözetir (6) ve insancıl çalışma koşulları sağlamağa ve bu koşulları sürdürmeğe ve bu amaca erişmek üzere, gerekli uluslararası örgütleri kurmağa ve yaşatmağa çaba göstereceklerdir;
b) yönetimleri altındaki ülkelerde yerli halka hakgözetir (7) davranmayı yükümlenirler;
c) kadın ve çocuk ticaretine, afyon ve buna benzer zararlı maddelerin alım-satımına ilişkin anlaşmaların genel denetimi ile Cemiyet’i görevlendirirler;
d) silâh ve cephane ticaretinin denetiminin kamu yararı için zorunlu bulunduğu ülkelerde, bu ticaretin genel denetimi ile Cemiyet’i görevlendirirler;
e) ulaşım ve transit özgürlüğünün güvence altına alınması ve sürdürülmesi ve Cemiyet’in bütün üyelerine ticaret konusunda hakgözetir (8) bir işlem yapılmasını sağlamak için gerekli önlemleri alacaklardır. Bu konuyla ilgili olarak, 1914-1918 savaşı sırasında yakılıp yıkılmış olan bölgelerin özel gereksinmeleri göz önünde tutulacaktır;
f) hastalıkları önlemek ve bunlarla savaşmak için uluslararası önlemler almaya çalışacaklardır.
MADDE 24
1. Çok taraflı andlaşmalarla daha önce kurulmuş bütün uluslararası bürolar, Tarafların kabul etmeleri koşuluyla, Cemiyet’in yetkisi altına konulacaktır, ileride kurulacak bütün başka uluslararası bürolar ve uluslararası nitelikte sorunların çözülmesiyle ilgili Komisyonlar Cemiyet’in yetkisi altına konulacaktır.
2. Genel sözleşmelerle düzenlenen, ancak uluslararası büroların ya da komisyonların denetimine girmeyen uluslararası nitelikteki bütün sorunlar için, Cemiyet Sekreterliği, Taraflar isterlerse ve Konsey kabul ederse, yararlı tüm bilgileri toplamak, dağıtmak ve gereken ya da istenen yardımlarda bulunmak zorundadır. Konsey, Cemiyet’in yetkisi altında bulunan herhangi bir büronun ya da komisyonun giderlerini sekreterlik giderleri içine sokabilir.
MADDE 25
Cemiyet üyeleri, sağlığın geliştirilmesi, hastalıklara karşı önleyici önlemler alınması ve bütün dünyada çekilen acıların azaltılması amaçlarını güden, gereği gibi yetkili kılınmış ulusal Kızıl-Haç gönüllü örgütlerinin kurulmasını ve bunların aralarında işbirliği yapmalarını desteklemeği ve kolaylaştırmağı yükümlenirler.
MADDE 26
1. İşbu Misak’ta yapılacak değişiklikler, Temsilcileri Konseyi oluşturan Cemiyet üyelerince ve Temsilcileri Genel Kurulu oluşturan üyelerin çoğunluğunca onaylanır onaylanmaz yürürlüğe girecektir.
2. Cemiyet’in her Üyesi, Misak’ta yapılan değişiklikleri kabul etmemekte özgürdür; bu durumda, Cemiyet’in Üyesi olmaktan çıkmış olur.
MADDE 26
1. İşbu Misak’ta yapılacak değişiklikler, Temsilcileri Konseyi oluşturan Cemiyet üyelerince ve Temsilcileri Genel Kurulu oluşturan üyelerin çoğunluğunca onaylanır onaylanmaz yürürlüğe girecektir.
2. Cemiyet’in her Üyesi, Misak’ta yapılan değişiklikleri kabul etmemekte özgürdür; bu durumda, Cemiyet’in Üyesi olmaktan çıkmış olur.
EK
I. MİLLETLER CEMİYETİ’NİN ASIL ÜYELERİ (9)
Amerika Birleşik Devletleri
Haiti
Belçika
Hicaz
Bolivya
Honduras
Brezilya
İtalya
Britanya İmparatorluğu
Japonya
Kanada
Liberya
Avustralya
Nikaragua
Güney Afrika
Panama
Yeni-Zelanda
Peru
Hindistan
Polonya
Çin
Portekiz
Küba
Romanya
Ekuvador
Sırp-Hırvat-Sloven Devleti
Fransa
Siam
Yunanistan
Çekoslovakya
Guatemala
Uruguay
MİSAK’A KATILMAYA ÇAĞIRILAN DEVLETLER (10)
Arjantin
Hollanda
Şili
Iran
Kolombiya
Salvador
Danimarka
İsveç
İspanya
İsviçre
Norveç
Venezüella
Paraguay
II. MİLLETLER CEMİYETİ’NİN İLK GENEL SEKRETERİ
Sayın Sir James Eric DRUMMOND, K.C.M.G., C.B.
Birinci Bölümün (Milletler Cemiyeti Misakı) 4. Maddesinde belirtilen Başlıca Müttefik ve Ortak Devletler, Almanya ile yapılan 28 Haziran 1919 tarihli Barış Andlaşmasında belirtilen Başlıca Müttefik ve Ortak Devletlerdir.
1) İngilizce metne göre “uluslararası barışı”, Fransızca metne göre “kendilerine barışı”, İtalyanca metne göre “Devletlere barışı” biçiminde çevirmek gerekmektedir. Matbaa-i Amire, Konya ve Erim metinlerinde “milletlere sulh” denilmektedir. (Çevirenler)
2) Sayın Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, “tazminat” karşılığı olarak “ödence” terimini kullanmaktadır: Türkçeleştirilmiş Metinleriyle. Birlikte Türk Medenî Kanunu ve Borçlar Kanunu. Üçüncü cilt: Terim ve Sözcükler Kılavuzu, Türk Dil Kurumu yayını, Ankara, 1975, s. 1065. (Çevirenler)
3) Fransızca metinde “leş plus £quitables”, İngilizce metinde “just”, İtalyanca metinde “piû giuste”, Matbaa-i Amire, Konya ve Erim metinlerinde “en mukarin-i adalet”. (Çevirenler)
4) Fransızca metinde “mandat”, İngilizce metinde “mandate”, İtalyanca metinde “mandato”, Matbaa-i Amire, Konya ve Erim metinlerinde “vesayet” denilmektedir. Biz, dilimizde manda biçiminde kötü bir ünü olan bu sözcüğü olduğu gibi almayı uygun gördük; ancak, Fransızca yazılışını kullandık. (Çevirenler)
5) Fransızca metinde “mandataire”, İngilizce metinde “Mandatories”, İtalyanca metinde “mandatorie”, Matbaa-i Amire, Konya ve Erim metinlerinde “mandater”. (Çevirenler)
6) Fransızca metinde “equitables”, İngilizce metinde “fair”, İtalyanca metinde “eque” denilmektedir. Matbaa-i Amire, Konya ve Erim metinlerinde “hakkaniyet”. (Çevirenler)
7) Fransızca metinde **equitable”, İngilizce metinde “just”, İtalyanca metinde “equo” denilmektedir. Matbaa-i Amire, Konya ve Erim metinlerinde “âdilâne”. (Çevirenler)
8) Fransızca metinde **equitable”, İngilizce metinde “equitable”, İtalyanca metinde “equo”, Matbaa-i Amire, Konya ve Erim metinlerinde **muhikkane”. (Çevirenler)
28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından, meslek hastalıkları ve iş kazalarının önlenmesi amacıyla alınan kararla, 2003 yılından itibaren, her yıl farklı bir tema ile kutlanmaktadır. Dünyanın birçok yerinde, ulusal makamlar, sendikalar, işveren örgütleri ve güvenlik ve sağlık uygulayıcıları bu tarihi kutlamak için etkinlikler düzenlemektedir. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Günü Türkiye’de ilk kez 28 Nisan 2015’de Ankara’da bir günlük bir toplantıyla kutlanmıştır.
28 Nisan tarihi, bazı ülkelerde halen “Dünya İş Kazası Kurbanlarını Anma Günü” olarak da kutlanmaktadır. 28 Nisan, 1996 yılından itibaren sendikal hareket tarafından dünya çapında düzenlenen Ölü ve Yaralı İşçiler İçin Uluslararası Anma Günü, dünya çapında bilinçlendirme kampanyalarına sahne olmakta, ayrıca iş kazaları ve hastalıkları mağdurlarının hatıraları canlandırılmaktadır. ILO, 2003 yılında, sendikal hareketin talebi üzerine 28 Nisan kampanyasına dahil olarak 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü’nü ilan etmiştir.
Uluslararası bir dikkat oluşturarak sorunun büyüklüğünü anlatmak, işyerlerinde can güvenliği ve sağlık kültürünü teşvik etmek, işle ilgili ölümler ve yaralanmaların sayısını azaltmak için bilinçlendirme kampanyası yapmak bu günün özel amacıdır.
28 Nisan, işçi sendikaları, işveren örgütleri ve hükumet temsilcileri arasında mesleki güvenlik ve sağlık konusunda uluslararası farkındalık yaratmak için özel bir gün olarak görülmektedir.
İş sağlığı ve güvenliği konusunda farkındalığın artırılmasını hedefleyen Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Gününün 2016 yılı teması “İşyeri Stresi” olarak belirlenmiştir. ILO tarafından 2019 yılı 28 Nisan İş Sağlığı ve Güvenliği Günü teması “Güvenli ve Sağlıklı Bir İş Geleceği” olarak belirlenmiştir. ILO, 2020 yılında 28 Nisan İş Sağlığı ve Güvenliği Günü’nün temasını ”Salgını durdurun: İş Sağlığı ve Güvenliği Hayat Kurtarabilir” olarak belirlemiştir.
İş Kazaları
Dünyada her yıl, yaklaşık üç milyon çalışan iş kazası ve işle ilgili hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirmekte; 374 milyon çalışan önlenebilir olmasına karşın iş kazası geçirmektedir. Türkiye’de ise her 6 dakikada bir iş kazası olmakta, her 6 saatte de bir işçi yaşamını yaşamını yaşamını yitirmekte, her gün ortalama dört işçi evine dönememektedir. İşçiSağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin 2019 raporuna göre en az 1736 işçi; 2020’nin ilk üç ayında ise en az 356 işçi ölmüştür. 11 Mart-10 Nisan arasında #Covid19 nedeniyle en az 52 işçi ölmüştür. Uluslarası Çalışma Örgütü verilerine göre dünyada her yıl milyonlarca insan çalışma yaşamında ölmekte, 300 milyondan fazla insan iş kazasına maruz kalmakta, hastalanmakta, zehirlenmektedir. Çalışırken ölen insanların sayısı savaşlarda ölen insan sayısından çok daha fazladır.
Birleşmiş Milletlerin önceki Genel Sekreteri Kofi Annan; “Çalışma yaşamında Güvenlik ve Sağlık yalnızca sağlam bir ekonomik politika değildir, aynı zamanda temel bir insan hakkıdır.”
Teknolojik gelişme, çevresel, ve demografik değişimler çalışma yaşamını yeniden şekillendirmekte, yeni sağlık riskleri ortaya çıkmaya devam etmektedir. İş kazalarının etkin bir şekilde önlenmesi ve sürdürülebilir kalkınma yeni dönemin anahtar kavramları olarak ortaya çıkmaktadır. Hükumetler ve çalışma yaşamı paydaşları insan merkezli yaklaşıma davet edilmekte, iş kazaları için gereken tüm tedbirlerin alınması hedeflenmektedir. Çalışma yaşamının tüm süreçlerinde çalışanlara İş Sağlığı ve Güvenliği eğitimlerinin eksiksiz olarak verilmesi, iş kazalarının önlenmesi için diğer bir etkin mekanizmadır.
Sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmak bir insan hakkıdır; bu hakkın gerçek anlamda yaşama geçebilmesi ve kullanılabilmesi için tüm önlemlerin alınması kamu otoritelerinin görevidir.
Bu çerçevede, 28 Nisan İş Sağlığı ve Güvenliği Günü ile, iş kazaları ve işle ilgili hastalıklar nedeniyle yitirilen çalışanların anılması ve işle ilgili sağlık sorunlarının boyutlarına dikkati çekmek suretiyle tüm paydaşlar tarafından önleyici yaklaşımın benimsenmesi, sağlık ve güvenlik kültürünün işyerlerinde, toplumda ve tüm dünyada oluşturulmasına katkı sağlamak hedeflenmektedir.
ILO, Covid-19 ile mücadeleyi belirtmek için hazırlamış 2020 yılına ait temayı; ”Salgını durdurun: İş Sağlığı ve Güvenliği Hayat Kurtarabilir” olarak belirlemiştir. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü, COVID-19 pandemisine odaklanarak, işyerinde bulaşıcı hastalıkların artmasını önlemeyi amaçlamaktadır. İşyerlerinde güvenli uygulamaların benimsenmesi ve iş sağlığı ve güvenliği (İSG) hizmetlerinin oynadığı rol hakkında farkındalığı artırmak için çaba gösterilmektedir. Orta ve uzun vadede alınacak önlemlerle ulusal ve kurumsal düzeylerde İş Sağlı ve Güvenliği yönetim sistemlerine ve politikalarının entegrasyonuna odaklanmak insanlığın ortak çıkarı olarak öne çıkmaktadır. ILO, 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Gününe özel olarak online bir seminer organize etmiş, bu seminer ile işçilerin yaşamlarını korumak, iş sürekliliğini sağlamak, işyerinde güvenlik ve sağlık koşullarını oluşturmak için küresel diyaloğu ön plana çıkarmıştır.
28 Nisan Dünya İş Kazası Kurbanlarını Anma Günü / Ölü ve Yaralı İşçiler İçin Uluslararası Yas Günü
28 Nisan’ın ILO tarafından kabul edilene kadar geçen sürede; uluslararası toplum tarafından bir anma günü olarak benimsenmesine ilişkin tarihçe 1914 yılına kadar uzanmaktadır. 28 Nisan’ın seçilme sebebi; İş Kazalarından doğan sorumluluğun işveren tarafından tazmin edilmesine ilişkin hukuki bir kararın Kanada’da 1914 yılında ilk defa tescil edilmesidir. Kanada’nın en büyük çalışan birliği olan Kanada Kamu Çalışanları Sendikası (CUPE) 1984 yılında 28 Nisan’ı Yas Günü olarak hayata geçirmiştir. Kanada Sendikalar Konfederasyonu bir sene sonra bunu tek taraflı olarak ‘Ulusal Yas Günü’ ilan etmiştir. Kanada Devleti ise 1991 yılında 28 Nisan’ı resmi ‘Yas Günü’ ilan etmiştir. Daha sonra pek çok ülkede, sendikaların öncülüğünde “İş Kazası ve Meslek Hastalığı Kurbanlarını Anma günü” ya da “Ölü ve Yaralı İşçiler İçin Uluslararası Anma Günü” olarak kutlanmaya ve bu ülkelerin parlamentolarında da resmi ‘Yas Günü’ olarak kabul edilmeye başlanmıştır.
Yas Günü, ABD’de 1989’da, İngiltere’de 1992 yılında kabul görmeye başlamıştır. Sonraki yıllarda; Arjantin, Belçika, Bermuda, Brezilya, Danimarka, Dominik Cumhuriyeti, Lüksemburg, Japonya, Zambia, Ukrayna, Moldavya, Malawi, Panama, Peru, Portekiz, İspanya, Tayland, Tayvan, Banladeş, Filistin, Malezya, Benin, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, Macaristan, Malta, Nepal, Yeni Zelanda, Romanya, Singapur gibi ülkelerde sendikal hareketler tarafından yas günü olarak anmalar ve çeşitli etkinlikler yapılmıştır. Tüm dünyada oluşturulan kampanyalar sayesinde 2003 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü kabul edilmiştir.
Sendikalar ve sivil örgütler, işyerlerinde yapılmakta, konferanslar, paneller ve etkinlikler yapılmakta; ölenlerin anısına ağaç dikme törenleri düzenlenmekte, mağdur ailelerle dayanışma sergilenmekte; mevcut işyerinden benzer kazaların olmaması için duyarlılık oluşturulmaya çalışılmaktadır. Dünyada en çok, “Ölenleri an, Kalanlar için mücadele et!” sloganı kullanılmaktadır.
28 Nisan Sağlıkçıya Şiddete Hayır Günü; sağlık hizmeti sunan sağlık çalışanlarının görevi sırasında hasta ve hasta yakınlarının şiddet, baskı, zor kullanarak değil, karşılıklı iyi niyet ve saygı çerçevesinde ulaşılması gerekliliğini vurgulamak ve farkındalığı arttırmak amacıyla ilan edilmiştir. 24 Eylül 2011’de İstanbul’da ‘Emeğe Saygı Şiddete Sıfır Tolerans Sempozyumunda, dönemin Sağlık Bakanı’na yapılan talep sonucunda 28 Nisan gününün ‘Sağlıkçıya Şiddete Hayır Günü’ olarak ilan edilmesine karar verilmiştir.
Sağlık Bakanlığı, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 54. maddesinde sağlık çalışanlarına hukuki yardım konusunu düzenlemiş bulunmaktadır. Buna göre, “bakanlık ve bağlı kuruluşlarında; sağlık hizmeti sunumu sırasında veya bu görevlerden dolayı personele karşı işlenen suçlar sebebiyle ceza hukuku kapsamında yürütülmekte olan işlemler ve davalarda personelin talebi üzerine Bakanlık ve bağlı kuruluşlarınca hukukî yardım yapılacaktır. Sağlık çalışanlarına karşı yapılan fiili veya sözlü davranış Türk Ceza Kanununa göre en ağır biçimde cezalandırılacak, şiddet gören kişi bizzat devlet tarafından atanacak avukatlar tarafından hukuki işlemleri takip edilecek ve şiddet gören sağlık çalışanı hiçbir şekilde mali bir külfet altına girmeyecektir.
Sağlık Hizmeti ve Sağlık Çalışanlarına Karşı Şiddetin Önlenmesi
Sağlık hizmeti aynı ortak amacı taşıyan hasta–hekim iş birliğine dayanmaktadır. Hastanın sağlığına kavuşması, sağlık çalışanlarında hastayı sağlığına kavuşturması bu ortak amacı önemli ölçüde sekteye uğratmaktadır. Meydana gelen şiddet vak’alarının artış göstermesi kamuoyunu bilgilendirmek ve vicdanını harekete geçirmek amacıyla tüm yurtta farkındalığı arttıracak etkinlikler düzenlenmektedir.
Hastanın amacı sağlığına kavuşmak, sağlık çalışanın amacı ise kendisine başvuran hastayı sağlığına kavuşturmaktır. Bu ortak amaca şiddetle, baskıyla, zor kullanarak ulaşılması imkansızdır. Tarafların karşılıklı iyi niyet ve saygı içerisinde davranışları ortak amacı daha kolay sağlayacaktır. Şiddetin olduğu bir yerde sağlık hizmetinin yürütülmesi imkansızdır. Sağlık çalışanına uygulanan şiddetin, aslında hastanın kendi sağlığına karşı uyguladığı bir şiddet olduğunun toplumda yaşayan bireylere anlatılması gerekmektedir. Bir toplumsal sorun olan sağlık çalışanına yönelik şiddet sorunu ise vatandaş ve sağlık çalışanı el ele vererek sona erdirilebilecektir.
Sağlık hizmetleri sunulurken sağlık hizmeti sunanlar hizmet etiği ilkelerine uygun davranmalı; hizmet veren ve hizmet analar karşılıklı saygı ile hareket edilmelidir. Empati, hoşgörü ve iyi niyet temel prensip olmalı, nitelikli iletişim-diyalog kanalları açık tutulmalıdır. Sağlık hizmeti alanlar kendi yasal haklarının yanında vatandaşlık ödev ve sorumluluğuyla hareket etmelidirler. Yaşamın temel unsurlarından olan sağlık hizmetini sunan tüm sağlık çalışanlarına karşı uygulanan şiddet eylemlerinin ve saldırıların kınanarak şiddete karşı yargı sisteminin etkin şekilde çalıştırılması gerekmektedir.
Ailenin yedi çocuğundan biri olarak 17 Eylül 1907’de Minnesota’da dünyaya geldi.
1931 yılında St. Paul Hukuk Fakültesi‘nden onur derecesiyle mezun oldu. Ayrıca, hukuk eğitimi sırasında, bir sigorta şirketinin muhasebe bölümünde çalıştı.
1931’den 1953’e kadar St. Paul’daki bir hukuk şirketinde avukatlık yaptı.
1 Mayıs 1953 ile 14 Nisan 1956 arasında başsavcı Yardımcısı olarak görev yaptı. 1956’da Columbia Bölgesi Temyiz Mahkemesine atadı. 23 Haziran 1969’a kadar bu mahkemede görev yaptı.
Eyalet Mahkemeleri Ulusal Merkezi’nin ve Yüksek Mahkeme Tarih Kurumu’nun kurulmasına yardımcı oldu.
Başkan Richard Nixon tarafından 23 Mayıs 1969 tarihinde Yargıç Earl Warren’ın yerine geçmesi için aday gösterildi. Başkanın önerisi 9 Haziran 1969’da Amerika Birleşik Devletleri Senatosu tarafından onaylandı ve 23 Haziran 1969’da yüksek mahkemedeki görevine yemin ederek başladı.
Emekli olduğu 1986 yılına kadar 17 yıl devam eden mahkemedeki görev süresi boyunca kürtaj, ölüm cezası, dini kurum ve okullarda ırk ayrımcılığına ilişkin özgürlükçü kararlar verdi. Okullarda ırk ayrımcılığını azaltmak için verilen kararda öncülük yaptı. Kadınların kürtaj hakkını güvenceye alan 1973 tarihli karara imza attı.
Yargı sisteminin verimliliğini artırmak için çalıştı.
1986’da Yüksek Mahkeme’den emekli oldu ve Bicentennial Komisyonu Başkanlığına getirili.
Watergate Skandalından kaynaklı davada kendisini mahkemeye atayan Nixon aleyhine karar verdi.
Warren E. Burger, 25 Haziran 1995 tarihinde yaşamını yitirdi.
İmran ÖKTEM, Recai Seçkin’den boşalan Yargıtay Birinci Başkanlığına 1 Mart 1966’da seçilmiş, görevini sürdürürken 1 Mayıs 1969 günü vefat etmiştir.
İmran Öktem, 1904 yılında İstanbul’da doğmuştur. Babası, meyve kabzımallarından Ürgüplü Süleyman Abdi Efendi, annesi ise Fatımatüzzöhra (Fatma Zehra) hanımdır. Nüfusta yazılı olduğu yer, İstanbul Sekbanbaşı İbrahim Ağa Mahallesi, Kırkçeşme Caddesi, 41 sayılı evdir. 1912 doğumlu Zekiye Ferhunda Hanımla evlenmiştir. İki kızı vardır. Kitap ve pul meraklısı olan Öktem, Fransızca bilmekteydi.
İmran Öktem ( 1904 -1969)
İmran Öktem, ilk ve orta öğrenimini yaptıktan sonra 1924’te Kabataş Lisesi’ni bitirmiş, İstanbul Darilfünunu Hukuk Şubesinden 1927 yılında pekiyi derecede diploma almıştır.
Fakülteyi bitirdikten sonra Göksun Cumhuriyet Savcılığına atanmışsa da buraya gidemediğinden 2000 kuruş aylıkla Sinop Aza Mülâzimi (Üye yardımcısı) olarak görevlendirilmiş ve böylece 30 Haziran 1928’de eylemli olarak mesleğe girmiştir.
Sırasıyla, 1930’da Sarıkamış Yargıçlığına, 1933’te Uzun Köprü Hukuk Yargıçlığına 1936’da Ankara Ticaret Mahkemesi Üyeliğine, 1942’de Ankara Asliye Hukuk Hakimliğine, 1948’de Ticaret Mahkemesi Başkanlığına atanmıştır. 16 Haziran 1949’da birinci sınıfa ayrılmasından kısa bir süre sonra Yargıtay Üyeliğine seçilmiş ve 29 Ağustos 1949’da görevine başlamıştır. 11 Ekim 1952’de Yargıtay İkinci Başkanlığına seçilmiştir.
İmran Öktem, 1 Mart 1966’da Recai Seçkin’den boşalan Yargıtay Birinci Başkanlığına seçilmiştir. Mesleğiyle ilgili yedi kitap ve birçok yazı yayımlanmıştır. Asliye Hukuk Hakimliği döneminde, Ankara Barosu Dergisinde makaleleri yayınlanmıştır.
İmran Öktem’in Cenaze Töreninde Çıkan Olaylar
7 Eylül 1967 tarihinde Adli Yıl Açılışı Töreninde, laikliği yorumlarken Voltaire’in bir sözünü tekrarlamış, “Tanrı’yı da insan yaratmıştır” diyerek bazı kesimlerin sert eleştirilerine uğramıştır.
Yargıtay Birinci Başkanı olarak görevini sürdürürken 1 Mayıs 1969 günü vefat etmiştir.
Adli Yıl Açılış Törenlerinde nurculuk aleyhine sözler sarf etmesi nedeniyle 3 Mayıs 1969 tarihinde Ankara Maltepe Camisinde yapılan cenaze töreninde, bir kalabalık tarafından cenaze namazının kılınması engellemiş, din görevlileri görevlerini yerine getirmekten kaçınmış, olaylar çıkmıştır.
Camide saldırganlar arasında kalan İsmet İnönü’yü korumak için dönemin Kara Kuvvetleri Komutanlığı Topçu Dairesi Başkan Vekili tuğgeneral Nabi Alpartun tabancasını çekmek zorunda kalmıştır.
Yargıtay Başkanı İmran Öktem adli yıl açılışında yaptığı konuşmada Nurculuğun kanun dışı olduğunu belirterek komünizm karşıtlığı üzerinden dindarlığı meşrulaştıran yaklaşımlara da karşı çıkmıştır.
İsmet İnönü cenazede çıkan olaylar hakkında, “Her manasıyla kesin ölçüde bir 31 Mart Vakası’dır” demiş, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel “Hadise gayet üzücüdür” şeklinde demeç vermiştir.
1969’da hayatını kaybeden İmran Öktem’in cenazesinde olaylar çıkması ve cenazenin kaldırılmasına engel olmak isteyenlerle cemaat arasında arbede yaşanmasının ardından imamlar cenaze namazını kıldırmamış; İsmet İnönü’nün cenaze namazını kılmadan gitmeyeceğini söylemesi üzerine namazı dönemin Yargıtay üyelerinden Abdullah Polat Gözübüyük ‘ün kardeşi İzzet Gözübüyük kıldırmıştır. Olaylara karıştığı tespit edilen bazı isimler daha sonra yargılanmışlardır.
7 Mayıs 1969 tarihinde, İmran Öktem’in cenaze töreninde çıkan olayları protesto etmek amacıyla geniş çevrelerin katıldığı ve Anıtkabir’de sona eren bir yürüyüş yapılmıştır.
İmran Öktem’in cenaze namazı, Voltaire’nin bir sözünü tekrar etmesi nedeniyle kıldırılmak istenmemiş ve defin merasimi olaylı geçmiştir.
İmran Öktem’in Eserleri
1) Medeni Kanunumuza göre Hak ve Borçlarımız (1934, Edirne).
2) Bina Sahibinin Hak ve Mesuliyeti (1938, Ankara).
3) Hukuk Mahkemesinde Hak Nasıl Müdafaa Edilir? (1938, Ankara).
4) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve İçtihatlar (1940, Ankara).
5) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve İçtihatları Zeyl I (1941, Ankara).
6) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve İçtihatları Zeyl II (1942, İstanbul).
7) Kollektif Mülkiyetten: İştirak Halinde Mülkiyet (1946, İstanbul).
8) Temyiz Mahkemesi Yedinci Hukuk Dairesi Emsal Kararları –1953-1956
Dünya Avukatlara Karşı Nazik Olma Günü (International Be Kind to Lawyers Day), avukatların toplumdaki vazgeçilmez rollerini takdir etmek amacıyla her yıl Nisan ayının ikinci Salı günü kutlanmaktadır.
Dünya Avukatlara Karşı Nazik Olma Günü, resmî kurumlar yada Birleşmiş Milletler tarafından desteklenmemektedir. Birleşmiş Milletler (BM) ve baro birliklerinin “Dünya Avukatlara Karşı Nazik Olma Günü” (International Be Kind to Lawyers Day) kapsamında resmi etkinlikler düzenlediğine dair belirli bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak, bazı hukuk odaklı organizasyonlar ve platformlar, avukatların önemini vurgulamak amacıyla bu günü tanımakta ve kutlamaktadır. Yeni Zelanda, ABD; Fiji ve Samoa ve diğer bazı ülkelerle dünyada bu günü kutlayan ilk ülkelerdendir.
Kutlama günü Türkiye’de henüz yaygınlaşmamıştır. Türkiye’de yaygın olarak 5 Nisan Türkiye Avukatlar Günü kutlanmaktadır. Ayrıca dünya çapında önemli bir gün olan 24 Ocak Tehlikedeki Günü, barolar ve hukuk kurumları tarafından dikkatle takip edilmektedir.
Bu tarih, avukatların genellikle karşılaştığı olumsuz algıları dengelemek ve onların toplumdaki değerini vurgulamak amacı taşırmaktadır. Toplumun, avukatların hukuki rehberlik ve temsil konusundaki çabalarını takdir etmek için çeşitli etkinlikler düzenlemesi beklenmektedir. Avukatların müvekkillerine adil muamele sağlamak için yaptıkları çalışmaları takdir etmek için ayrılmıştır. Uluslararası Avukatlara Nazik Karşı Olma Günü’nde, avukatların müvekkiller için gösterilen özveri ve azim takdir edilmekte, onarın hukuk mücadelesi, çevremizi korumak, insan hakların savunmak hoşgörüsüzlükle, şiddet ve dünyayı etkileyen diğer haksızlıklarla mücadele etmek için çektikleri stres ve karşılaştıkları zorluklara dikkat çekilmektedir. Avukatların paha biçilmez hizmetine karşı onlara teşekkür etmek adalete olan güveni artıracaktır.
Portekizli kâşif Ferdinand Magellan Dünyanın dörtte üçünü kat ettikten sonra, Filipinler’de Maktan adasında yerlilerle giriştiği çatışmada öldürüldü.
1759
Kadın hakları savunucularının öncülerinden Mary Wollstonecraft, dünyaya geldi.. (Ölümü: 10 Eylül 1797) Kadınların erkeklerden yaratılış gereği daha değersiz olmadığını, eğitim verilmediği için bu şekilde kabul edildiğini savundu.
1820
İngiliz filozof ve sosyolog Herbert Spencer doğdu. (Ölümü: 8 Aralık 1903)
1871
Komün Yönetimi, patronların işçi ücretleri üzerinden ceza ve kesinti yapma uygulamasını yasakladı.
1882
Amerikan düşünür ve yazar Ralph Waldo Emerson yaşamını yitirdi. (d. 25 Mayıs 1803, Boston – ö. 27 Nisan 1882, Concord, Massachusetts)
1906
Yunan romancı ve avukat, Yorgos Teotokas dünyaya geldi. (27 Nisan 1906, İstanbul – 30 Ekim 1966, Atina) Çağdaş Yunan edebiyatının önemli temsilcilerinden biri idi.
1909
II. Abdülhamid, 33 yıl padişahlık yaptıktan sonra Meclis-i Mebusan’ın kararıyla, tahttan indirildi ve yerine V. Mehmed tahta getirildi.
Türkiye’de ilk radyo yayını başladı. Türk Telsiz Telefon A.Ş. adıyla çalışmalarına başlayan özel kuruluş, yayınlarını 1938’de devlet radyosu kurulana kadar sürdürdü.
Haftalık resmi tatil, cuma gününden pazar gününe alındı.
1937
İtalyan düşünür, siyasetçi ve sosyalist teorisyen Antonio Gramsci yaşamını yitirdi. (Doğumu: 22 Ocak 1891)
1938
Türkiye ile Yunanistan arasında dostluk antlaşması imzalandı. Antlaşma, 1930 Dostluk Antlaşması ve 1933 Samimi Paktı’na ek olarak yapılmış bir “Munzam Pakt” (Ek Pakt) niteliğindedir. Başbakan Celal Bayar’ın Atina ziyareti sırasında imzalanan bu belge, iki ülke arasındaki dostluğu pekiştirmiş ve sınır güvenliği ile işbirliğini güçlendirmiştir.
1938
Fenomenoloji okulunu kuran Yahudi kökenli Alman filozof Edmund Husserl yaşamını yitirdi. (Doğumu: 8 Nisan 1859) Berlin ve Viyana’da matematik, fizik, astronomi, felsefe eğitimi aldı. 1907 yılında Göttingen Üniversitesi’nde verdiği dersler, fenomenolojinin temel varsayımlarını ve kavramlarını oluşturdu, Heidegger, Sartre ve Foucault bu akımdan etkilendi.
1958
Cenevre’de toplanan Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Konferansı sona erdi.
1960
Togo, Fransa’dan bağımsızlığını kazandı.
Tahkikat Encümeni’nin yetkilerini sınırsız artıran kanun Demokrat Partili milletvekillerinin oylarıyla Meclis’ten geçti; İnönü ve 12 CHP’li milletvekiline 3-6 celse arası Meclis oturumlarına katılmama cezaları verildi.
1961
Sierra Leone, İngiltere’den bağımsızlığını kazandı.
1966
“Hiç bir ülkenin kabul etmediği saçı-sakalı karışmış garip kılıklı 70 sefil turist” İstanbul’a geldi.
1968
Fransa’da Nanterre Üniversitesi baskınında öne çıkan öğrenci liderlerinden Daniel Cohn Bendit, ırkçı bir öğrenci derneği liderinin dövülmesi olayından gözaltına alınıp serbest bırakıldı. Bendit, Avrupa Birliğinde sonraki yıllarda önemli bir lider oldu.
Adana’da beş kadın yol kesip şoför soydu.
1969
ABD’li hukukçu ve siyasetçi Cory Anthony Booker doğdu. Yale Hukuk Okulu‘nda hukuk eğitimi gördü. 1998’de Newark Belediye Meclisi’ne girdi. Şehirdeki kentsel gelişim sorunlarına dikkat çekmek için 10 günlük bir açlık grevi yaptı ve kısa bir süre bir çadırda yaşadı. 2006’da Belediye Başkan Yardımcısı oldu.2010 yılında yeniden seçildi. 2013 özel seçimlerinde ABD Senatosu’na seçildi. Aynı göreve 2014 ve 2020’de yeniden seçildi. Senato görev süresi boyunca kadın hakları, pozitif ayrımcılık, eşcinsel evlilik ve tek ödemeli sağlık hizmetlerini ilerleten yasaları yazdı, destekledi ve onayladı. ABD’deki servet eşitsizliğini, özellikle de ırksal servet uçurumunu ele almak için ekonomik reformlar için çalıştı. Ceza adaleti sisteminde reform yapmak, iklim değişikliğiyle mücadele etmek ve ulusal göçmenlik politikasını yeniden yapılandırmak için önlemler aldı. Başsavcı adayı Jeff Sessions’ın 2017 onay duruşması sırasında başka bir senatöre karşı tanıklık eden ilk senatör oldu.
1971
İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı “anarşik ve yıkıcı özlü” film ve tiyatrolar ile siyasi toplantılar ve sendika seminerlerini yasakladı; bir bildiri ile basını uyardı.
1977
Hukukçu, yazar ve milletvekili Mustafa Naşit Uluğ yaşamını yitirdi.
1977
Hukukçu, şair, öykü ve oyun yazarı, çevirmen, oyuncu, yönetmen Güner Sümer yaşamını yitirdi. ( Doğumu: 1936 )
1978
Ankara Valisi Tekin Alp, Ülkü Ocakları’nın kapatılması istemiyle Cumhuriyet Savcılığına başvurdu. Vali Tekin Alp, Ülkü Ocakları’nın tüm yurtta yasadışı faaliyetlerde bulunduğunu ve Milliyetçi Hareket Partisi’yle ilişkisinin belgelerle saptandığını bildirdi.
1984
Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi Türkiye Alt Komitesi üyeleri Mamak ve Diyarbakır askeri cezaevlerinde incelemede bulundu.
1986
Ankara’daki Amerikan Subay Kulübü’ne bomba koymak isterken yakalanan iki Libyalı, Devlet Güvenlik Mahkemesince tutuklandı.
1992
1985’de Bingöl/ Genç’in köyünde öğretmen Sıddık Bilgin’in işkencede öldürüldükten sonra “kaçarken öldü” süsü verecek şekilde taranıp karakol bahçesine gömülmesinden yargılanan 1 yüzbaşı, 2 astsubay ve 1 er 1’er yıl hapis cezasına çarptırıldı.
ABD’nin San Fransisco eyaletinin Los Angeles kentinde bir siyah şoförü dövmekten yargılanan 4 polis beraat etti. Bu karar üzerine siyahlar ayaklandı. Olaylar sonucu 13 kişi öldü, 170 kişi yaralandı.
Sırbistan ve Karadağ Yeni Yugoslavya Federal Cumhuriyeti’ni ilan etti.
1994
Hukukçu ve İtalya eski başbakanı Silvio Berlusconi 27 Nisan 1994 – 17 Ocak 1995, 11 Haziran 2001 – 18 Mayıs 2006 ve 8 Mayıs 2008 – 12 Kasım 2011 tarihlerinde başbakanlık yaptı.
Güney Afrika’da siyahi vatandaşların da oy verebildiği ilk demokratik seçimler yapıldı.
1994
ÖDP’nin 1 Mayıs afişinin Valilikçe yasaklanma kararının İdare Mahkemesince yürürlükten kaldırılmasının ardından, ÖDP’liler Beyoğlu’nda afiş astı.
Güney Afrika’da siyahi vatandaşların da oy verebildiği ilk demokratik seçimler yapıldı.
1998
Endonezyalı seri katil Ahmad Suradji 1986 ile 1997 yılları arasında 42 kadını öldürdüğünü itiraf etti. 27 Nisan 1998’de mahkeme kararı açıklandı ve 2008’de idam edildi.
Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesi, eski milletvekili Hasan Mezarcı’yı 1,5 yıl hapis cezasına çarptırdı. Mezarcı, TBMM’deki basın toplantısında Atatürk için “veled-i zina” demişti.
2001
Enerji Bakanı Cumhur Ersümer, DGM’nin “Beyaz Enerji” iddianamesinde kendisine yöneltilen ihaleye fesat karıştırma, görevi suistimal ve devleti zarara uğratma suçlamalarını reddederek istifa etti.
İstanbul Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan, çete kurarak yolsuzluk yaptığı suçlamasıyla tutuklandı.
2002
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 4754 sayılı ”23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun”un yayımlanmasını veto etti. Cumhurbaşkanı ilk Af Yasası’nı da veto etmiş, Meclis aynen kabul edince Anayasa Mahkemesi’ne gitmişti. Mahkemenin geçen yıl verdiği yasayı iptal kararı bugün yürürlüğe girdi.
2003
Petrol-İş Sendikası eski Genel Başkanı Münir Ceylan, Uyum Yasası’na göre yeniden yargılandığı davada beraat etti. TCK’nın 312. maddesi uyarınca 11 yıl önce 20 ay hapis cezasına çarptırmıştı.
2005
İspanya Özerk Bask Ülkesi’nde kapatılan Batasuna partisinin lideri Arnaldo Otegi’ye terörü yüceltmek suçundan 15 ay hapis cezası verildi
2006
Britanya’da 65 yaşındaki transseksüel bir kadın, emeklilik hakkı konusunda hukuk mücadelesini kazandı. Sarah Richards, İngiliz İş ve Emeklilik Dairesiden diğer İngiliz kadınlarına uygulandığı şeklinde kendisine maaşının 60 yaşından itibaren ödenmesini talep etmiş ve erkeklerin emeklilik yaşı olan 65’ine kadar beklememek için Avrupa Adalet Divanında dava açmıştı.
2007
TBMM Başkanı Bülent Arınç, CHP’nin itirazına rağmen 361 kişi ile oturumu açtı ve cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda, Abdullah Gül 357 oy aldı. Oylamadan hemen sonra CHP, oturumda 367 vekil bulunmadığı için ilk turun iptali ve yürütmenin durdurulması için Anayasa mahkemesi’ne başvurdu. Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde saat 23.10’da daha sonra 27 Nisan E-muhtırası olarak tarihe geçen bir açıklama yayımlandı. Açıklamada okullardaki laik öğretimle bağdaşmayan kimi etkinlikler sıralandıktan sonra, “Atatürk’ün Ne mutlu Türküm diyen anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır, tavrımızı koyarız” deniyordu.
İstanbul’da sabaha karşı 60 ev ve işyerine baskınlar düzenlendi. Baskınların düzenlendiği evlerden biri olan, Bostancı Emanet Sokak’ta bir apartman dairesinde saat 05.30’da çatışma çıktı. 6 saat süren silahlı çatışmada Devrimci Karargâh yöneticisi Orhan Yılmazkaya, çatışma sırasında başından vurulan Mazlum Şeker ve polis amiri Semih Balaban öldü. Çatışmada aynı zamanda 7 polis de yaralandı.
2010
Almanya’da ilk kez Türk kökenli bir Alman vatandaşı olan Aygül Özkan, Bakan oldu.
2011
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kamuoyunda “çılgın proje” olarak adlandırılan “Kanal İstanbul” projesini İstanbul Kongre Merkezi’nde tanıttı. Erdoğan, İstanbul’un, içinden iki deniz geçen bir şehre dönüşeceğini duyurdu. Erdoğan İstanbul’un Avrupa yakasında Karadeniz ile Marmara Denizi arasına, yaklaşık 45-50 kilometre uzunluğunda bir kanal yapacaklarını, “Kanal İstanbul” adlı projeyle İstanbul’un çevresinin, su kaynaklarının, hayvan ve bitki yaşamının korunacağını söyledi.
2012
Bükreş Bildirgesi, 26-27 Nisan 2012 tarihlerinde yapılan Bologna Bakanlar Konferansı’nda kabul edildi. 2012 Bükreş Bakanlar Konferansında 47 Avrupa Yükseköğretim Alanı bakanlık delegasyonu, Avrupa Komisyonu temsilcileri, Bologna Süreci danışma üyeleri ve Bologna Takip Grubu ortakları bir araya gelerek Avrupa’da yükseköğretimi dönüştürmeyi amaçlayan Bologna Süreci’nin 2012 yılında ulaştığı aşamayı özetleyen ve geleceğe dair hedefleri belirleyen temel belgeyi kabul etti.
Danıştay 10. Dairesi, Milli Eğitim Bakanlığının, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarının Ankara dışındaki illerde, sadece okullarda öğrencilerle kutlanmasını öngören genelgesinin yürütmesini durdurdu.
2013
Avrupa Savunma Avukatları Örgütü Bildirgesi, Avrupa Savunma Avukatları Örgütü (ECBA) tarafından İstanbul Barosu Başkanı ve 9 Yönetim Kurulu Üyesinin yargılandığı dava kapsamında 27 Nisan 2013 tarihinde ilan edildi.
Balkan Anayasa Mahkemeleri İşbirliği Hakkında İstanbul Deklarasyonu; Balkan Ülkeleri Anayasa Mahkemeleri arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi ve Balkanlar’da demokrasinin gelişimi ve insan haklarının yükseltilmesi amacıyla; Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Kosova, Makedonya ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemelerinin Başkanları ve/veya üyelerinin katılımı ile 27 Nisan 2017 tarihinde İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda açıklandı.
2018
Guatemalalı hukukçu, eski Devlet Başkanı ve siyasetçi Álvaro Enrique Arzú Yrigoyen yaşamını yitirdi. (Doğumu: 14 Mart 1946) Rafael Landívar Üniversitesi‘nde Sosyal ve Hukuk Bilimleri okudu. 1978’de Guatemala Turizm Enstitüsü’nün (INGUAT) müdürü oldu. 1981’de Guatemala belediye başkanı seçildi ancak daha sonra bu görevi yapmadı. 1986’da Ulusal İlerleme Planı sivil komitesi çatısı altındaki seçimi kazandıktan sonra belediye başkanı oldu. 1991’de dışişleri bakanı olarak atandı, ancak Serrano’nun, Belize ile ilişkileri normalleştirme kararını protesto etmek için istifa etti. 1996 yılında 32. Guatemala Devlet Başkanı seçildi. Ana başarısı, Guatemala’nın 36 yıllık iç savaşını sona erdiren gerilla grubu olan Guatemala Ulusal Devrimci Birliği ile bir barış anlaşmasının imzalanması oldu.
2020
Brezilyalı avukat ve politikacı Asdrubal Mendes Bentes yaşamını yitirdi. (Doğumu: 27 Temmuz 1939) Pará Federal Üniversitesi’nde hukuk eğitimi gördü. Pará’yı 1987’den başlayarak birkaç görev süresi boyunca Brezilya Ulusal Kongresi’nin alt meclisi olan Ulusal Temsilciler Meclisinde temsil etti. 2001’den 2014’e kadar Temsilciler Meclisi’nde görev yaptı.
Norveç, Danimarka, İspanya ve İsveç’in, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (ICC) tutuklama emrine uygun olarak, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun kendi topraklarına girmesi halinde onu tutuklayacaklarını açıkladıkları bildirildi.
Türkiye – Irak Dostluk Antlaşması, Ek Protokolleri ve Ek Sözleşmeler, 29 Mart 1946 tarihinde, Ankara’da imzalanmıştır. Türkiye ile Irak arasında imza edilen Dostluk ve iyi Komşuluk Antlaşması ile bu Antlaşmaya ek Protokol ve Sözleşmelerin onanması hakkında Kanun, 5 Eylül 1947’de kabul edilmiş ve 12 Eylül 1947 tarihinde resmi gazetede yayınlanmıştır.
Avrupa Birliği, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Cezayir, Fas, Fransa, Hırvatistan, İspanya, İsrail, İtalya, Karadağ, Kıbrıs Cumhuriyeti, Libya, Karadağ, Malta, Mısır, Monako, Slovenya, Suriye, Tunus, Yunanistan
Türkiye-Yunanistan Yatırımların Karşılıklı Olarak Teşviki ve Korunması Anlaşması
20 Ocak 2000
Yunanistan
Türkiye-Yunanistan Suç, Terör, Organize Suçlar, Uyuşturucu Kaçakçılığı ve Yasadışı Göçle Savaş Anlaşması
20 Ocak 2000
Yunanistan
Türkiye-Yunanistan Kültürel İşbirliği Anlaşması
4 Şubat 2000
Yunanistan
Türkiye-Yunanistan Bilim ve Teknoloji Alanında İşbirliği Anlaşması
4 Şubat 2000
Yunanistan
Türkiye-Yunanistan Ekonomik İşbirliği Anlaşması
4 Şubat 2000
Yunanistan
Türkiye-Yunanistan Deniz Ulaştırma Anlaşması
4 Şubat 2000
Yunanistan
Türkiye-Yunanistan Gümrük İdareleri Arasında İşbirliği ve Yardımlaşma Anlaşması
4 Şubat 2000
Yunanistan
Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Ticaret Anlaşması
17 Temmuz 2003
Afganistan, Azerbaycan, İran, Kazakistan, Kırgızistan, Pakistan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan
Hapishane Defterleri, Antonio Gramsci’nin hapiste olduğu süre boyunca 30’dan fazla defterde yazdığı toplam 3000 sayfalık tarih ve analiz yazılarının topluca yayınlanmış halidir. Antonio Gramsci’nin yazıları Hapishane Defterleri(Quaderni dal Carcere) adlandırılmıştır.
Hapishane Defterleri
Hapishane Defterleri, Gramsci’nin siyasi, kültürel, felsefi, tarihsel ve edebi konuları kapsayan araştırmalarının ve analizlerinin derlendiği bir kitaptır.
Hapishane Defterleri, Gramsci’nin İtalya tarihini ve milliyetçiliğini analiz ederken Marksist teori, eleştirel teori (critical theory) ve kendi adıyla anılan eğitim teorisiyle ilgili düşüncelerinin derlendiği kitaptır. Kitapta, kapitalist devleti inşa aracı olarak hegemonya, işçi sınıfı içinde entelektüellerinin çıkabilmesine yol açabilmek için, halk işçi eğitimi gereksinimi, egemenliğin doğrudan ya da zor yoluyla gerçekleştiği siyasi toplum, polis, ordu, yasal sistem ve benzeri yapılar analiz edilmiştir. Kitap, egemenliğin ideoloji ya da rıza yoluyla gerçekleştiği sivil toplum, aile, eğitim sistemi, sendikalar gibi kurumları incelemiştir. Hapishane Defterleri, yoğun şekilde ekonomik determinizm ve felsefi maddecilik eleştirisi yapmaktadır.
Antonio Gramsci ile ilgili 1937 tarihli gazete haberi
Gramsci, Musolini tarafından tutulduğu hapishaneden baldızına yazmış olduğu mektupta “tüm zamanlar için geçerli” bir felsefi eser yazmak istediğinden bahsetmiş, hapishane defterlerinin bu kitap olduğu anlaşılmıştır.
Kitapta metodolojik olarak sivil toplum ve devlet ayrımı yapmıştır. Gramsci’nin ulaştığı teorik açılımlar Doğu-Batı farklılığına özel bir vurgu yapmaktadır. Gramsci’ye göre doğuda sivil toplum gelişmemiştir. Batıda ise sivil tolum ve işçi sınıfı gelişmiş olduğundan; mücadele edilmeli, egemen sınıfın hegemonyasına karşı bir hegemonya kurmak için aydınların ve işçi sınıfının birlikte hareket etmesi gerekmektedir.
Gramsci, teorilerinin çoğunu İtalya’da işçi konseylerinin aldığı yenilginin nedenleri üzerinde kafa yorarken geliştirmiştir. Fikirlerindeki esin kaynağı dönemin sosyalist aydınlarından olduğu gibi Ekim Devrimidir.
Yazarın dünya tasavvurunu özetleyen kitap Türkiye’de birçok yayınevi tarafından farklı şekillerde basılmıştır. Toplam 33 defterden oluşan Hapishane Defterlerinin orijinal baskısı beş cilt olarak düzenlenmiştir.
Gramsci, devrimci örgütün demokratik merkeziyetçilik ilkesi hakkında da fikir açıcı görüşler bildirmiştir. O’na göre yüksek derecede merkezileşme zorunluyken bu; hiçbir şekilde tabanın pasif biçimde bir memur ve komuta anlayışıyla hareket etmesi anlamına gelmez; aksine parti militanlarının parti politikasının bilinçli aktif örgütleyicileri olmaları beklenir.
Gramsci, demokratiklik ve merkeziyetçilik arasındaki gerilim hakkında; “Bürokratikleşmiş hale gelme tehlikesinin var olduğu doğrudur, her organik süreklilik göz önünde tutulması gereken bu tehlikeyi yansıtır. Gene de süreksizlik ve doğaçlama tehlikesi daha büyüktür.” demektedir.
Yazar Antonio Gramsci Hakkında
Antonio Gramsci
Gramsci, İtalyan düşünür, siyasetçi ve sosyalist teorisyendir. Gramsci, 22 Ocak 1891 tarihinde İtalya’nın Sardunya adası’nda bulunan Ales’te doğmuş, 27 Nisan 1937 tarihinde Roma’da ölmüştür. Gramsci soyadının bir Arnavut kasabası Grameç ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.
Gramsci, 1911’de Torino Üniversitesini kazanmış, edebiyat okumuş ve dil bilimi ile ilgilenmiş, 1913 sonlarında İtalya Sosyalist Partisi’ne katılmıştır. Antonio Gramsci,1916 yılında Sosyalist Parti resmi yayın organı Avanti editörü olmuş ve topluluklar karşısında konuşmalar yapmaya başlamış, 1917 Ağustos devrimci ayaklanmalarının ardından Sosyalist Parti liderlerinin tutuklanmasıyla parti Geçici Komitesine seçilmiş, Torino’da sosyalist liderlerden biri haline gelmiştir.
İşçi konseylerinin ulusal bir harekete dönüşememesi ve Sosyalist Partinin başarısız olacağına inanması nedeniyle Komünist Partinin gerekliliğine inanmış; İtalyan Komünist Partisi 21 Ocak 1921’de Livorno kentinde kurulmuştur. Gramsci, komünist lider Bordiga’nın yardımcısı olmuş, 1922 yılında yeni partinin bir temsilcisi olarak Rusya’ya gitmiştir.
İtalya Komünist Partisinin kurucu üyesidir ve bir süre liderliğini yürütmüştür. Gramsci, 1924 yılında İtalya Komünist Partisi başkanı olmuş, Venedik seçimlerinde milletvekilli seçilmiştir.
Gramsci, Faşist Musolini hükumetinin bir saldırıyı gerekçe göstererek olağanüstü hal ilan etmesinin ardndan milletvekili dokunulmazlığına rağmen 9 Kasım 1926 tarihinde tutuklanmıştır. Yapılan yargılama sırasında davanın savcısı “Yirmi yıl bu beynin işlemesini durdurmalıyız” ifadesini kullanmış, önce 5 yıl ve sonra da yıl 20 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.
Gramsci, 1934 yılında yaşamış olduğu ağır sağlık sorunları sonucunda şartlı olarak tahliye edilmiş, özgürlüğüne kavuştuktan kısa bir süre sonra 46 yaşında Roma’da ölmüştür.
Yazar Antonio Gramsci ve Felsefe Dünyası
Antonio Gramsci, 20. yüzyılın önde gelen Marksist teorisyenlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Antonio Gramsci, siyasal kuramını oluştururken 16. yüzyıl İtalyan düşünürü Niccolò Machiavelli, Marksizmin kurucusu Karl Marx, — filozof, tarihçi, ekonomist ve Rusya’daki Ekim Devrimi’nin önderlerinden Vladimir İlyiç Lenin, İtalya’nın ilk önemli Marksist kuramcısı Antonio Labriola, Fransız sendikacı yazar Georges Sorel, Henri Bergson ve Benedetto Croce gibi isimlerden etkilenmiştir.
Antonio Gramsci’nin teorileri, ardılları olan Perry Anderson, Michael Apple, Louis Althusser, Nicos Poulantzas, David Harvey, Edward Said, Cinsiyet Belası isimli eserin yazarı Judith Butler, Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe gibi isimleri etkilemiştir.
Modern Prens/Machiavelli Siyaset ve Modern Devlet Uzerine
Balkan Anayasa Mahkemeleri İşbirliği Hakkında İstanbul Deklarasyonu; Balkan Ülkeleri Anayasa Mahkemeleri arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi ve Balkanlar’da demokrasinin gelişimi ve insan haklarının yükseltilmesi amacıyla ilan edilmiştir. Deklarasyon; Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Kosova, Makedonya ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemelerinin Başkanları ve/veya Üyeleri 27 Nisan 2017 tarihinde İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda açıklanmıştır.
Mahkeme temsilcileri, işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla bir forum kurulmasına karar vermişler ve ileride Balkan Anayasa Mahkemeleri Birliğini kurma konusundaki iyi niyet ve arzularını İstanbul Deklarasyonuyla ifade etmişlerdir.
Biz, Arnavutluk Cumhuriyeti, Bosna Hersek, Karadağ, Kosova, Makedonya Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemelerinin Başkanları ve/veya Üyeleri olarak;
Anayasa Mahkemelerinin temel ve bireysel hakların uygulanması için hukukun üstünlüğünün sağlanmasında oynadığı önemli rolü DİKKATE ALARAK,
Anayasa Mahkemeleri arasında hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan haklarının anayasal davalar ve içtihatlara ilişkin olarak tecrübe ve bilgi paylaşımı suretiyle yakın işbirliğinin geliştirilmesi ihtiyacını GÖREREK,
Ortak tarihsel bağlara, kültür ve medeniyete sahip olduğumuz Balkanlarda karşılıklı saygı ve yargısal bağımsızlık temelinde demokrasinin gelişimi ve insan haklarının yükseltilmesi için anayasa yargısı alanında iyi uygulama örnekleri ve bilginin paylaşılması suretiyle ortaklık kurma konusundaki ortak anlayışımızı YİNELEYEREK,
Balkan Anayasa Mahkemeleri arasında Balkan Anayasa Mahkemeleri Birliğinin gelecekte muhtemelen kurulması amacıyla konferanslar, çalıştaylar ve sempozyumlar düzenleyerek iyi niyet ve arzuyla hazırlıklar yapılması İNANCIYLA,
İstanbul’da 27 Nisan 2017 tarihinde yapılan toplantıda oluşan ortak iradeyi HATIRLATARAK,
1. Gelecekte muhtemelen bir Birlik kurma düşüncesiyle gayrı resmi bir platform olan Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumunu kurma kararının KABUL EDILMESINE,
2. Forumu iki yıl içinde Türkiye Cumhuriyetinde daha sonra periyodik olarak her iki yılda bir diğer Balkan Ülkelerinde TOPLANMASINA,
Karar verildiğini ilan ederiz.
27 Nisan 2017 tarihinde Dolmabahçe Sarayında, İstanbul/Türkiye’de; Arnavutluk Cumhuriyeti, Bosna Hersek, Karadağ, Kosova, Makedonya Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemeleri tarafından imzalanmıştır.
Fenomenoloji ve Hukuk isimli eser Prof. Dr. Niyazi ÖKTEM tarafından 1981 yılında yazılmış ve çeşitli tarihlerde farklı yayınevleri tarafından basılmıştır. Kitabın üçüncü baskısı 2012 yılında Yetkin Yayınları tarafından okuyucuya sunulmuştur.
Fenomenoloji ve Hukuk – Niyazi ÖKTEM
Kitabın sunumunda, çağımızda fenomenolojinin etkilemediği bir düşünce akımının olmadığına ve büyük etkisine rağmen fenomenolojinin anlaşılmasının çok güç olduğuna vurgu yapılmış; kitapta amaç genel fenomenoloji felsefesinin verilerinden yol alarak hukukun fenomenolojik yorumunu yapmak hedef olarak açıklanmış, hukuk ile fenomenolojinin ilişkisi irdelenmiştir.
Prof. Dr. Niyazi Öktem
Kitabın Bölüm Başlıkları
Fenomenolojik Akımın Genel Felsefesi
Genel Olarak Varlık Ve Öz
Bilgi Kuramı
Değer ve Fenomenoloji
Fenomenolojiye İlişkin Sorunlar
Fenomenolojik Akımın Hukuk Felsefesine Yansıması Hukuk Felsefesi Ve Hukuka İlişkin
Hukukun Kendine Özgü «A Priorî» Bir Özü Vardır Anlayışı
Fenomenoloji ve Edmund Husserl
Fenomenoloji, Alman filozof Edmund Husserl tarafından yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde kurulan bir felsefe akımıdır. Felsefeciler tarafından bir metodoloji ve yöntem olarak tarif edilmekte; kavramlar ve kategoriler geliştirerek özgün bir felsefe akımı meydana getirdiği kabul görmektedir. Husserl, metafizik yerine somut yaşamı kriter olarak öne sürmüş, tıkanmış olan felsefeye yeni bir başlangıç yapmak istemiş; fenomeni, yani dolaysız olarak var olanı betimlemeye dayanan bir yöntem geliştirmiş, bu yöntem üzerinden kavramlar ve kategoriler oluşturarak özgün bir felsefe akımı yaratmıştır.
Edmund Husserl 8 Nisan 1859 tarihinde doğmuş, Berlin ve Viyana’da matematik, fizik, astronomi, felsefe eğitimi almıştır. Husserl’in 1907 yılında Göttingen Üniversitesi’nde verdiği dersler, fenomenolojinin temel varsayımlarını ve kavramlarını oluşturmuş, Heidegger, Sartre ve Foucault bu akımdan etkilenmişlerdir. Husserl, 27 Nisan 1938’de ölmüştür.
Edmund Husserl
Husserl’e göre, “Görerek, aydınlatarak, anlam belirleyerek ve anlam ayrımı yaparak yol alan Fenomenoloji; karşılaştırır ve ayrım yapar, bağlar, ilişkiye sokar, parçalara böler, ögelerine ayırır. Kuramlaştırmaz, matematikleştirmez; çünkü, tümdengelimli kuram alamında hiçbir açıklamada bulunmaz”.
Fenomenoloji, diğer felsefi akımlarındaki gibi özne-nesne ilişkisini konu edinmiş, nesnelerin genel yasalara bağlı olmadığını ve varlıklarının rastlantı kavramıyla açıklanabileceğini ileri sürmüştür. Nesnelerin, kendine özgü, kendinde var olan ve daima geçerli, değişmez bir yapısı bulunmaktadır. İnsanlardan bağımsız olarak var olan nesneler dünyası fiziğin ya da metafiziğin ürünü olmayıp mutlak bir varlık arz etmekte ve gerçekliği oluşturmaktadır.
Fenomenoloji, öz’lerin araştırılmasına ve betimlenmesine odaklanmış, bu betimlemeyi yaparken bilinci esas almış, bilincin özünün betimlenmesini konu edinmiştir. Kurama göre dünya deneyimlerimizin tamamı, en somut algılardan en soyut matematik formüllerine kadar bilinç tarafından kurulmuş olduğundan bilincin sistematik incelemesini hedeflemekte; epistemolojiye dayanma düşüncesinden uzak durmaktadır.
Fenomenolojik yöntem, hem bildiklerimizi hem de gerçekliği dışta bırakarak bilginin nasıl ve hangi süreçlerde oluştuğunu veya oluşturulduğu anlaşılmaya çalışmakta Askıya Alma” ve Fenomenolojik İndirgeme(epokhe) metodlarını kullanmaktadır. Özün bilgisine ulaşmak iki tür indirgeme işlemi ile olanaklı olabilir. Epokhe, zihinsel edimlerin, bu edimlerle ya da dünyadaki nesnelerin var oluşuyla ilgili kavram ve ön kabullerden bağımsız olarak betimlenmesini, zihinsel edimler betimlenirken nesnelerin de betimlenmesini esas almakta; nesneler, var olup olmadıklarına bakılmaksızın bir fenomen olarak betimlenmektedir. Bu yöntem nesnelerin bilinişi sırasında bu nesnelerin kurulduğu ya da inşa edildiği süreçleri de dikkate almaktadır.
Güner Sümer’in Hüzzam adlı oyunu dönemin değişen sosyal yaşam dinamiklerini sorgulayarak, giderek gelişen rekabetçi ve acımasız kapitalizm koşullarına, bencilliğe, vicdan kaybına ayak uydurmayan bir kadının sosyal, ailevi, sınıfsal ve kültürel yenilgisini trajik-ironik bir şekilde anlatan son derece önemli bir oyundur.
İnsan ilişkilerinden sınıfsal dayanışmaya çevrenin tahribatından, ailevi değerlerin giderek birer birer yitişinin bir kadının yenilgisinde hüzünlü temsili, o günden bugüne değişen parçalanan insan hayatlarının hem bireysel hem toplumsal aynasında bizi yeniden yeniden düşünmeye itiyor…
Öte yandan kadın sorunun, kadının sistemik sorunlarının daha fazla altında kalıyor oluşuna dair güncel tartışmaya katkıda bulunarak, oyunun öncü ve yenilikçi içeriğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
HÜZZAM, 1970’lerde yazılmasına rağmen bugünün kentli insanın daha da katlanarak arttığı yalnızlığı, sosyal statülerin ve işçi sınıfının kaybolmuş emeğine ve yitip giden hayata karşı bir kadının geçte olsa uyanışının hüzünlü ama coşkulu hikayesidir.
Güner Sümer’in Yaşamı
Güner Sümer 1936’da Nallıhan’da doğdu. 27 Nisan 1977’de Ankara’da öldü. Kısa ömründe şair, öykü ve oyun yazarı, çevirmen, oyuncu, yönetmen olarak ürünler verdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki öğrenimini tamamlamadan 1960’da Paris’e gidip Charles Dullin’in okulunda tiyatro öğrenimi gören Sümer, Barrault, Vilar, Georges Wilson gibi ustaların yanında çırak olarak çalıştı. Sonra Asaf Çiğiltepe’nin İstanbul’da kurduğu Arena Tiyatrosu’na katıldı., ardından Çiğiltepe’nin ölümünden sonra (1967) AST’ı yönetti. İlk oyunu YARIN CUMARTESİ 1961’de İstanbul’da Site Tiyatrosunda Kenterlerce sahnelendi. Yöneten Lütfi Akad’dı. İkinci oyunu BOZUK DÜZEN’i 1965’de Muhsin Ertuğrul döneminde, İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda kendi sahneye koydu. Ardından Haldun Dormen oyunu sinemaya uyguladı.
12 Mart olaylarından sonra yeniden Paris’e giden Sümer, HÜZZAM’ı 9 Nisan 1972 günü Paris’te yazmaya başladı ve 31 Ağustos 1972’de Alanya’nın Yeşilköy’ünde ablası Adalet Ağaoğlu’nun evinde tamamladı. HÜZZAM’la önce Yıldız Kenter, sonra Ayla Algan, daha sonra Nisa Serezli ilgilendi ama oyun bir türlü sahnelenemedi. Sümer’in ölümünden altı yıl sonra, Adalet Ağaoğlu, kardeşinin tüm yapıtlarının iki cilt olarak yayımlanmasını sağladı. (Ada Yayınları, 1983) Dört oyunu kapsayan ikinci ciltte HÜZZAM da vardı. O sırada İstanbul Devlet Tiyatrosu’ndan sorumlu olan Can Gürzap oyunu okur okumaz 1983-84 mevsimi repertuarına aldı ve HÜZZAM’ın yazılışından on bir yıl sonra sahnede görülmesini sağladı. Başrolü Tomris Oğuzalp canlandırdı. Yönetmen Serpil Tamur’du. Aynı mevsim oyun Ankara Devlet Tiyatrosu repertuarına da girdi ve İstanbul’un yanı sıra sahnelendi.
Ankara’da Olcay Poyraz’ın yönettiği HÜZZAM’ı Maral Üner canlandırıyordu. 1984’ten 1989’a başkentin Oda Tiyatrosu’nda beş yıl aralıksız olarak sahnelenen HÜZZAM, üç yıl sonra yeniden repertuara girdi ve geçen Mart ayında Kadınlar Haftası etkinlikleri nedeniyle birkaç temsil için İstanbul’un Oda Tiyatrosu’na gönderildi. Hüzzam son olarak Ayla Algan yönetmenliğinde Ayşenur Özturanlı tarafından 2017 yılında yeniden sahnelenmeye başladı.
Avrupa’da krallıklar ve monarşiler dönemi 1789 Fransız Devrimi’ne kadar devam etmiş, monarşi döneminin bitmesinden itibaren modern devlet anlayışı ortaya çıkmıştır. Fransız Devriminden sonraki siyasal süreç modern devlet anlayışının ikinci aşaması olarak kabul edilmektedir.
Egemenlik, meydana gelen gelişmeler sonucunda kraldan alınarak topluma devredilmiş ve egemenliğin demokratik olarak dağıtılması amaçlanmıştır. Egemenliği kullanan devlet organlarının kullanabileceği yetkilerin sınırsız ve denetimsiz olduğu dönem sonlandırılmış, belirli sınırlar dahilinde kullanılabilen egemenlik birçok denetim araçları ile meşruiyet temeline oturtulmuştur. Sınırlı egemenlik anlayışı, egemenliğin sınırlandırıldığı ve demokratik ilkelerle yürütüldüğü bu dönemin siyasal iktidar tipi ulus devlettir.
Aydınlanma dönemi yada diğer ifadesi ile aydınlanma çağı, dinsel dogma ve tanrısal yasalarını yerine laik ve akılcı doktrinin kabul edilmeye başlandığı, düşünce dünyasının temel hak ve özgürlükler, serbest piyasa ekonomisi, kuvvetler ayrılığı, devlet erkinin sınırlandırılması, halkın devlet yönetimine demokratik yollarla katılması, doğrudan demokrasi ve anayasacılık hareketleri gibi konularla şekillendiği, 20. ve 21. yüzyıllardaki modern demokrasilerin temellerinin atıldığı, Avrupa’da ulus devletlerin oluşmaya başladığı, ulusal birliklerin tamamlandığı bir siyasal dönemdir.
Aydınlanma Çağı, devlet yönetimlerindeki siyasal dönüşümlerin siyaset bilimi ve hukuk felsefesi alanındaki gelişmelerle paralel süreçler izlediği, düşünce akımlarının tüm toplum katmanlarını etkilediği bir dönemdir. Günümüzde tüm dünya tarafından bilinen ve felsefi görüşleri nesiller boyu aktarılan birçok düşünür ve bilim insanı bu döneme damgasını vurmuştur.
Aydınlanma çağında siyaset kuramının oturduğu temel, doğal haklar, serbest piyasa, kuvvetler ayrılığı, toplum sözleşmesi, halk egemenliği teorisi ve meşruiyetin kaynağının demokratik haklar olmasıdır. Demokratik haklar hiçbir ülkede kendiliğinden tanınmamış, kilise ve diğer kurumlarda yapısal değişimler meydana gelmiş, düşünce akımlarının tetiklediği sosyal olaylar tarihin seyrini değiştirerek modern devletin ve bireyi esas alan bugünkü çağdaş demokrasilerin oluşmasının önü açılmıştır.
Bükreş Bildirgesi, 26-27 Nisan 2012 tarihlerinde yapılan Bologna Bakanlar Konferansı’nda kabul edilmiştir. 2012 Bükreş Bakanlar Konferansında 47 Avrupa Yükseköğretim Alanı bakanlık delegasyonu, Avrupa Komisyonu temsilcileri, Bologna Süreci danışma üyeleri ve Bologna Takip Grubu ortakları bir araya gelmiştir.
Avrupa’da yükseköğretimi dönüştürmeyi amaçlayan Bologna Süreci’nin 2012 yılında ulaştığı aşamayı özetleyen ve geleceğe dair hedefleri belirleyen temel belgedir.
Bükreş Bildirgesi’nin Ana Çerçevesi
Bildirge, Avrupa’da yaşanan ekonomik krize karşı çözüm olarak yükseköğretime yatırım yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Üniversitelerin, yaratıcı, eleştirel düşünebilen ve sorumluluk sahibi bireyler yetiştirmesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir.
Kalite güvencesinin tüm Avrupa genelinde standartlara uygun biçimde işletilmesi ve bu sayede yükseköğretimde şeffaflık ve hesap verebilirlik sağlanması amaçlanmıştır. Bükreş Bildirgesi, yükseköğretimin her kesim için erişilebilir olması gerektiğini, katılımcı yönetişim anlayışını zorunlu olduğunu temel almıştır. Üniversitelerin özerk ama hesap verebilir kurumlar olmasına özel bir atıf yapılmıştır.
Potansiyelimizin en iyisini gerçekleştirmek: Avrupa Yükseköğretim Alanı’nı güçlendirmek
Biz, yükseköğretimden sorumlu Bakanlar olarak, Avrupa Yükseköğretim Alanı’nın mevcut durumunu değerlendirmek ve gelecekteki öncelikleri belirlemek amacıyla 26-27 Nisan 2012 tarihlerinde Bükreş’te bir araya gelmiş bulunuyoruz.
Gelecek için yükseköğretime yatırım yapmak
Avrupa’nın içinde bulunduğu ekonomik ve mali krizin yıkıcı sosyal etkileri, yükseköğretime ayrılan fonların azalmasına ve mezunların iş bulmalarıyla ilgili belirsizliklere yol açmaktadır. Mevcut zorlukların giderilmesinde yükseköğretim önemli bir araçtır. Güçlü ve hesap verebilen yükseköğretim sistemleri başarılı bilgi toplumları oluşturur. Yükseköğretim şimdi, her zamankinden fazla olarak, krizden kurtulma çabalarının merkezinde yer almalıdır.
Bu doğrultuda geleceğimize yatırım yapmak üzere, mümkün olan en fazla kaynağı yükseköğretime tahsis etmeyi taahhüt ediyoruz. Kurumlarımızı ekonomik büyüme ve demokrasilerimizin sürdürülebilir gelişimi için ihtiyaç duyulan yaratıcı, yenilikçi, eleştirel düşünen ve sorumluluk sahibi mezunlar eğitmeleri için destekleyeceğiz. Bu yolla genç işsizliğini azaltmak için çalışacağız.
Avrupa Yükseköğretim Alanı (AYA)’nın dünü, bugünü ve yarını
Bologna reformları Avrupa çapında yükseköğretimin görünümünü değiştirmiştir. Avrupa’daki yükseköğretim sistemleri artık birbirleriyle daha uyumlu ve karşılaştırılabilirdir. Kalite güvence sistemleri güven oluşumuna katkıda bulunmaktadır ve yükseköğretim yeterlilikleri sınırlar arasında daha tanınır olmuştur ve yükseköğretime katılım genişlemiştir. Bugün öğrenciler daha geniş eğitim fırsatlarından yararlanmaktadır ve hareketlilikleri artmıştır. Bütünleştirilmiş AYA vizyonu ulaşılabilir hale gelmiştir.
Fakat yine de, Bologna Sürecinin uygulanması raporundan da görüleceği üzere, değişimi sürekli hale getirmek için daha fazla çaba göstermek gerekecektir. Özellikle üç dereceli sisteme geçişi tamamlanması, AKTS kredilerinin kullanılması, Diploma Eki verilmesi, kalite güvencesi ve öğrenme kazanımlarının tanımlanması ve değerlendirilmesini de kapsayacak şekilde yeterlilikler çerçevesinin uygulanması konularındaki politikalarda daha fazla tutarlılık olmalıdır.
Aşağıdaki hedeflere yönelik olarak çalışacağız: Herkes için kaliteli yükseköğretim sağlamak, mezunların istihdamını artırmak ve daha iyi öğrenmenin bir aracı olarak hareketliliği güçlendirmek.
Bu hedeflere yönelik eylemlerimiz, ulusal uygulamalarımızın AYA’nın hedefleri ve politikalarıyla yakınlaştırılmasına temel sağlayacaktır. 2012-2015 dönemi için, Bologna eylem başlıklarının daha kapsamlı uygulanmasını amaçlıyoruz ve yükseköğretim kurumlarımızı ve paydaşları anlamlı değişiklikler yapmaları konusunda tam olarak destekleyeceğiz.
Herkes için kaliteli yükseköğretim sağlamak
Yükseköğretime erişimin genişletilmesitoplumsal ilerleme ve ekonomik kalkınma için bir ön koşuldur. Kaliteli yükseköğretime erişimi tümüyle genişletmek üzere ulusal tedbirler uygulanmasına karar verdik ve tüm AYA ülkelerinde yükseköğretimin ilerlemesini sağlamak ve bitirme oranlarını yükseltmek için çalışacağız.
Yükseköğretim kurumlarına giren ve bu kurumlardan mezun olan öğrenci toplulukları Avrupa nüfusunun çeşitliliğini yansıtmalıdır. Bundan sonraki çalışmalarımızı yükseköğretimde sosyal boyutu geliştirmek, eşitsizlikleri azaltmak ve rehberlik ve yönlendirme, önceki öğrenmenin tanınmasını da kapsayacak şekilde esnek öğrenme yolları ve alternatif geçiş yolları konularında yeterli öğrenci destek hizmetleri sağlamak üzere az temsil edilen gruplara yönelteceğiz. Söz konusu sosyal boyut ile ilgili akran öğrenmenin kullanılmasını teşvik etmekteyiz ve bu alandaki ilerlemeyi izlemeyi hedeflemekteyiz.
Öğrencileri, kendi öğrenmelerinin aktif katılımcıları olmaya dahil eden yenilikçi metotlarla belirlenmiş bir öğrenci-merkezli eğitimi teşvik edeceğimiz taahhüdünü yineliyoruz. Yükseköğretim kurumları, öğrenciler ve çalışanlar ile birlikte, destekleyici ve ilham verici bir çalışma ve öğrenme ortamı yaratılmasını kolaylaştıracağız.
Kalite güvencesi , güven inşa etmek ve sınır ötesi eğitim sağlamayı da içerecek şekilde AYA’nın sunduklarının çekiciliğini artırmak için gereklidir. Kalite güvencesi için kamusal sorumluluk taşıyacağımızı ve farklı paydaşları da bu sürece aktif olarak dahil edeceğimizi taahhüt ediyoruz. “Kalite Güvencesi için Avrupa Standart ve İlkeleri”nin (European Standards and Guidelines for Quality Assurance-ESG) uygulanması ile ilgili raporları için E4 grubuna (ENQA, ESU, EUA ve EURASHE) teşekkür ediyoruz. ESG’yi açıklığını ve kullanılabilirliğini geliştirmek üzere yeniden gözden geçireceğiz. Bu gözden geçirme, E4 Grubu’nun Education International, BUSINESSEUROPE ve EQAR ile işbirliği içinde hazırlayacakları başlangıç teklifi üzerinde temellenecektir ve Bologna İzleme Grubu’na sunulacaktır.
EQAR’ın dış değerlendirmesini memnuniyetle karşılıyoruz ve kalite güvence ajanslarını bu oluşuma üye olmaları için teşvik ediyoruz. EQAR tarafından tescilli ajansların AYA çapında faaliyette bulunmalarına izin verirken, ulusal gerekliliklere de riayet edeceğiz. Özellikle de, EQAR tarafından tescilli ajansların ortak ve çift derece programlarının kalite güvence sonuçlarını tanımayı hedefliyoruz.
Yükseköğretim için kamusal sorumluluk taşımayı taahhüt ediyoruz ve yükseköğretimin finansmanı ve yönetişimi ile ilgili diyalog başlatma ihtiyacının farkındayız. Ortak hedeflerimize ulaşmak için uygun finansman araçları geliştirmenin önemini kabul ediyoruz. Ayrıca, yükseköğretim kurumlarında daha etkili yönetişim ve idari yapıların geliştirilmesinin önemini vurguluyoruz. Tüm seviyelerdeki yönetişim yapılarına öğrencilerin ve personelin katılımlarını desteklemeyi taahhüt ediyoruz ve akademik özgürlüğü içeren özerk ve hesap verebilir yükseköğretim kurumları ile ilgili taahhüdümüzü yineliyoruz.
Avrupa’nın ihtiyaçlarına hizmet etmek üzere istihdam edebilirliği güçlendirmek
Günümüz mezunlarından çapraz, çok disiplinli ve yenilik (inovasyon) beceri ve yetkinliklerini toplumun ve iş piyasasının daha geniş ihtiyaçlarına cevap verebilecek güncel ve konuya özgü bilgiyle birleştirmeleri gerekmektedir. İşverenler, öğrenciler ve yükseköğretim kurumları arasındaki işbirliğini iyileştirmek yoluyla ve özellikle de mezunların yenilik ve girişimcilik potansiyellerinin artmasına yardım edecek çalışma programları geliştirerek istihdamı ve mezunların kariyerleri boyunca kişisel ve mesleki gelişimlerini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bunu işverenler, öğrenciler ve yükseköğretim kurumları arasındaki işbirliğini artırarak ve özellikle de, mezunların inovasyon, girişimcilik ve araştırma potansiyellerini artırmalarına yardımcı olacak programların geliştirilmesi yoluyla başaracağız. Hayat boyu öğrenme, değişen iş piyasası ihtiyaçlarını karşılamak için önemli bir faktördür ve yükseköğretim kurumlarının, işgücü becerilerinin yükseltilmesini de kapsayacak şekilde bilginin transferi ve bölgesel gelişimin güçlendirilmesinde merkezi rolü vardır.
Daha iyi öğrenme için hareketliliği güçlendirmek
Öğrenme hareketliliği, AYA ve dışındaki sınır ötesi işbirliğini genişletmek, öğrencilerin istihdam edilebilirliğini ve yükseköğretimin kalitesini artırmak için gereklidir. Yükseköğretimin uluslararasılaşmasını teşvik etme çabalarımızın bütüncül bir parçası olarak, “Daha iyi Öğrenme için Hareketlilik” stratejisini, hareketlilik hedefiyle birlikte kabul ediyoruz.
Eşit erişim ve hareketlilik fırsatları sağlamak için öğrencilere yeterli mali destek verilmesi gereklidir. Bu bağlamda ulusal kredi ve hibelerin AYA çevresinde taşınabilirliğitaahhüdümüzü yinelemekteyiz ve Avrupa Birliği’nden politikaları aracılığıyla bu çabamızda bizleri desteklemesini beklemekteyiz.
Örgün, yaygın ve resmi olmayan öğrenmelerin tanınmasını da kapsayacak adil bir akademik ve mesleki tanınma AYA’nın merkezindedir. Bu, öğrencilerin akademik hareketliliğine doğrudan fayda sağlar, mezunların mesleki hareketlilik şanslarını iyileştirir ve yakınsama ve edinilen güven derecesinin doğru biçimde ölçülmesini sağlar. Etkili ve uygun tanınmanın önündeki engelleri kaldırmalıyız. Böylelikle ulusal mevzuatlarımızı Lizbon Tanınma Sözleşmesi doğrultusunda yeniden gözden geçireceğimizi taahhüt etmekteyiz. Avrupa Tanınma Alanı El Kitabı (European Area of Recognition – EAR)’nı memnuniyetle karşılıyoruz ve bu dokümanın yurtdışında alınan yeterliliklerin tanınmasında bir ilkeler seti ve başarılı uygulamalar dokümanı olarak kullanılmasını tavsiye ediyoruz.
Daha geniş bir AYA yaklaşımının bir parçası olarak yükseköğretim kurumlarını daha fazla ortak program ve derecelergeliştirmeleri yönünde teşvik ediyoruz. Ulusal kapsamda işbirliği ve hareketlilik önündeki engelleri ortadan kaldırmak üzere ortak programlar ve derecelerle ilgili ulusal kural ve uygulamaları yeniden gözden geçireceğiz
Dünyadaki diğer bölgelerle işbirliği ve uluslararası açıklık, AYA’nın gelişimi için temel faktörlerdir. 2007’deki “Küresel Düzlemde AYA” stratejisinde ortaya konan stratejik önceliklerle uyumlu AYA hedef ve ilkelerini küresel bir anlayışla incelemeyi taahhüt ediyoruz. Uluslararasılaşmayla ilgili gelişmelere yönelik ilkeler sunmak amacıyla 2015 yılına kadar stratejinin uygulanmasını değerlendireceğiz. Bologna Politika Forumu diyalog için fırsat oluşturmaya devam edecek ve formatı küresel ortaklarımızla birlikte daha fazla geliştirilecektir.
Siyasi hedeflere destek olmak üzere veri toplanma ve şeffaflık konularında iyileştirme
Yükseköğretimle ilgili bilgi ve verilen kalitesinin geliştirilmesini memnuniyetle karşılıyoruz. Özellikle istihdam edebilirlik, sosyal boyut, hayat boyuöğrenme, uluslararasılaşma, hibe/kredilerin taşınabilirliği, öğrenci ve personel hareketliliği konularında daha hedefe yönelik veri toplanmasını teşvik ediyoruz. Reformların uygulanması ile ilgili izleme yapmasını Eurostat, Eurydice ve Eurostudent’tan rica ediyoruz ve 2015 yılında bize bu konuda bir geri bildirim raporu sunmalarını istiyoruz.
Gönüllü akran öğrenme sistemini geliştireceğiz ve bu sistemi Avrupa yükseköğretiminin karşılaştığı zorlukları cevaplayacak dinamik bir yol olarak iyi uygulamaları teşvik etmek ve Bologna reformlarının uygulama düzeyini değerlendirmek üzere isteyen ülkeler için gözden geçireceğiz (AYA Akran Öğrenme Girişimi).
Yükseköğretim sistemlerini halk ve özellikle de öğrenciler için daha anlaşılır hale getireceğiz. Mevcut ve gelişmekte olan şeffaflık araçlarının iyileştirilmesini destekleyeceğiz. Böylelikle bu araçlar daha kullanıcı odaklı ve deneysel kanıta dayandırılabilecektir.
2012-2015 için Önceliklerin Belirlenmesi
Ulusal seviyede, ilgili paydaşlarla ve yüksek öğretim kurumlarıyla birlikte aşağıdaki önceliklerin gerçekleştirilmesi planlanmıştır:
– 2012 Bologna Uygulama Raporu’nun bulgularını kapsamlı bir şekilde yansıtacak ve sonuç ve önerilerini de dikkate alacağız;
– Az temsil edilen grupların yükseköğretime erişiminin artırılmasına yönelik hedefler tespit edeceğiz ve yükseköğretime erişimi genişletecek ve bitirme oranlarını artıracağız;
– Öğrenci merkezli öğrenme ve yenilikçi öğretme yöntemlerini ve destekleyici ve ilham verici bir çalışma ve öğrenme ortamı yaratılmasını güçlendirecek koşulları oluşturacağız, bununla birlikte, öğrenciler ve çalışanların tüm yönetişim seviyelerinde yer alması için çalışmaya devam edeceğiz;
– Bir taraftan EQAR (European Quality Assurance Registrar) tarafından tescilli kalite güvence ajansları faaliyetlerini Avrupa Yükseköğretim Alanı (AYA)’na yaymaya devam ederken, diğer taraftan ulusal gerekliliklere riayet edilecektir;
– Özellikle eğitim programlarının geliştirilmesinde, istihdam edebilirliği, yaşam boyu öğrenmeyi, problem çözme ve girişimcilik becerilerini işverenlerle iyileştirilmiş işbirliği yoluyla artırmayı hedefliyoruz;
– Ulusal yeterlilikler çerçevesi, AKTS ve Diploma Eki uygulamalarının öğrenme kazanımları temelli olmasını sağlayacağız;
– AYA ile uyumlu ulusal yeterlilik çerçevelerinin uygulanmasını 2012 yılına kadar tamamlayamamış ülkeleri çalışmalarını hızlandırmaya bu görev için yeniden gözden geçirtilmiş bir yol haritası sunmaya davet edeceğiz;
– “Daha İyi Öğrenme için Hareketlilik” stratejisindeki tavsiyeleri uygulayacağız ve ulusal hibe ve kredilerin AYA çevresinde tam olarak taşınabilir olmasına çalışacağız;
– Ulusal mevzuatlarımızın Lizbon Tanıma Sözleşmesi’ne tam uygunluğunu gözden geçireceğiz ve ileri tanınma uygulamaları için EAR (Avrupa Tanınma Alanı) el kitabının kullanılmasını teşvik edeceğiz.
– AYA içinde araştırma ve teknolojiye dayanan bilgi temelli ortaklıkları destekleyeceğiz. Avrupa düzeyinde, 2015 Bakanlar Konferansı hazırlıkları doğrultusunda ve ilgili paydaşlarla birlikte aşağıdaki önceliklerin gerçekleştirilmesi planlanmıştır:
– “Daha İyi Öğrenme için Hareketlilik Stratejisi” nin ve Bologna Süreci’nin uygulanmasının izlenmesini Eurostat, Eurydice ve Eurostudent’dan isteyeceğiz;
– Bologna reformlarının uygulanması ile ilgili iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasını ve akran öğrenmesini kolaylaştıracak olan AYA Akran Öğrenme İnisiyatifini 2013 yılı itibariyle geliştirecek ve uygulayacağız;
– Bir taraftan üçüncü düzeyde (doktora) kalitenin, şeffaflığın, istihdam edebilirliğin ve hareketliliğin nasıl teşvik edilebileceğini araştırırken diğer taraftan, AYA ile Avrupa Araştırma Alanı arasında ek köprüler kuracağız;
– AKTS Kullanıcı El Kitabı’nı devam eden öğrenme kazanımları ve önceki öğrenmenin tanınması çalışmaları doğrultusunda güncelleyeceğiz;
– Yeterlilikler çerçevelerinin uygulamada nasıl çalıştığı, öğrenme kazanımları ile ilgili bağın vurgulanması ve ulusal kapsamda kısa kademe yeterliliklerini Avrupa Yükseköğretim Alanında Yeterlilikler Çerçevesi’nde nasıl dikkate alınacağı ile ilgili çalışmaları koordine edeceğiz;
– Yükseköğretimin sosyal boyutuyla ilgili akran öğrenmenin teşvik edileceği bir pilot projeyi başlatacağız, aynı zamanda AYA içinde sosyal boyutla ilgili alınan inisiyatifleri izleyecek ve iyi uygulama örneklerini toplayacağız;
– Kalite Güvencesi için Avrupa Standart ve İlkeleri (ESG-European Standards and Guidelines)’nin 2015 yılında uygulanması için yeniden gözden geçirilmesini önereceğiz;
– Ulusal kapsamda hareketlilik ve işbirliğine yönelik engelleri ortadan kaldırmak amacıyla ortak program ve derece oluşturulmasına dair ulusal mevzuat ve uygulamalarımızı gözden geçireceğiz;
– “Küresel Düzlemde Avrupa Yükseköğretim Alanı” Stratejisinin uygulanmasını değerlendireceğiz;
– Şeffaflık politikaları için AYA ilkeleri geliştireceğiz ve mevcut ve gelişmekte olan şeffaflık araçlarını izlemeye devam edeceğiz.
2015 yılı Avrupa Yükseköğretim Alanı Bakanlar Konferansı için Ermenistan’da (Erivan) yeniden buluşacağız.
Demokratik Kamboçya Anayasası, Milli Kongre tarafından 14 Aralık 1975 tarihinde kabul edilmiş ve 5 Ocak 1976 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Kamboçya Bayrağı
Kamboçya, 20. yüzyıla kadar Khmer derebeyliklerinden oluşan bir bölgedir. Angkor Khmer Krallığı dağınıklığa son vermiş ve 300 yıl civarında hükümranlık sürdürmüştür. Kamboçya, 1954 yılında Fransız sömürgesinden kurtularak bağımsızlığını kazanmıştır. 1972 yılında Khmer Cumhuriyeti ilan edilmiş, krallık Kamboçya Komünist Partisi ile iç savaş çıkmış, 14 Aralık 1975 tarihinde kabul edilen Anayasa sonucunda, 1976 yılında ülkenin adı “Demokratik Kampuçya” olarak ilan edilmiştir.
Kamboçya’da iktidarda olan Pol Pot rejimi 1977’de Vietnam’la girdiği çatışma sonucunda ülke yeniden iç savaşa sürüklenmiş, 1990 yılında Birleşmiş Milletler tarafından başlatılan müzakereler sonucunda Paris Barış Konferansı ile iç barış sağlanarak 1991’de ülke “Kamboçya Devleti” adını almıştır. Parlamento, 123 üyeli Milli Meclis ve 61 üyeli Senato’dan müteşekkildir.
Kampuchea İşçilerinin, Köylülerinin ve Diğer Emekçilerinin, Devrimci Ordu Savaşçı ve Kadrolarının Temel ve Kutsal Emelleri
Milli ve Halk Kurtuluş Savaşının en ağır yükünü omuzlarında taşıyan, canıyla, malıyla ve duygularıyla cephe için en büyük fedakarlıkları yapmaktan bir an bile geri durmayan ve çocuklarını, kocalarını, onbinlerle yüzbinlerle savaş alanlarına çarpışmaya gönderen, bütün Kampuchea milletinin yüzde 95’inden fazlasını oluşturan işçilerin, yoksul ve orta halli köylülerin, köy ve şehirlerdeki diğer emekçi tabakaların tayin edici nitelikte üstün bir rol oynadıklarını,
Milli ve Halk Kurtuluş Savaşının ateşi içinde, gece gündüz, kuraklık mevsimi, yağmur mevsimi demeden, yeterli ilaç, giyecek ve cephaneden yoksun olarak, her türlü zorluğa ve yoksulluğa göğüs gererek, yiğitçe çarpışan Kampuchea Devrimci Ordusunun üç kesiminin sonsuz fedakarlıklara seve seve katlandığını,
Bütün Kampuchea halkının ve bütün Kampuchea Devrimci Ordusunun emelinin, toprak bütünlüğüne sahip, bağımsız, birleşmiş, barışçı, tarafsız, bloksuz, egemen bir Kampuchea; mutluluğun, eşitliğin, adaletin ve gerçek demokrasinin hüküm sürdüğü, zengin ve yoksulun, ezen ve ezilen sınıfların olmadığı bir toplum; bütün halkın uyum ve geniş bir milli birlik içinde yaşadığı;üretime katılmak, ülkeyi elbirliğiyle kurmak ve savunmak için birleştiği bir toplum olduğunu, 25, 26, 27 Nisan 1975 günlerinde toplanan Olağanüstü Milli Kongre kararında, bütün halkın ve bütün Kampuchea Devrimci Ordusu’nun, yukarıda belirtilen emellerin benimsenip, bunlara bağlı kalınacağını açıkladığını göz önünde tutan Kampuchea Anayasası şunları öngörür:
I. BÖLÜM DEVLET DÜZENİ
Madde 1: Kampuchea devleti, toprak bütünlüğüne sahip, bağımsız, birleşmiş, barışçı, tarafsız, bloksuz, egemen, demokratik bir devlettir.
Kampuchea devleti, Kampuchea’nın işçi, köylü ve diğer emekçilerinin devletidir.
Kampuchea devletinin resmi adı “DEMOKRATİK KAMPUCHEA”dır.
II BÖLÜM EKONOMİK DÜZEN
Madde 2 Bütün önemli üretim araçları, halk devletinin kolektif mülkiyetinde ve halk topluluğunun kollektif mülkiyetindedir.
Günlük kullanım malları ise tek tek kişilerin özel mülkiyetinde kalmaya devam eder.
III.BÖLÜM KÜLTÜR
Madde 3. Demokratik Kampuchea kültürü, günden güne müreffeh bir Kampuchea inşa etme ve onu savunma görevlerine hizmet eden, milli, halkçı, ilerici ve saf bir kültür niteliği taşır.
Bu yeni kültür, Kampuchea’da hakim sınıfların, sömürgeciliğin ve emperyalizmin yoz ve gerici kültürüne karşı kararlılıkla mücadele eder.
IV. BÖLÜM
Madde 4. Demokratik Kampuchea, kollektif yönetim ve kollektif çalışma ilkesini uygular.
V. BÖLÜM YASAMA YETKİSİ
Madde 5. Yasama yetkisi, işçilerin, köylülerin ve diğer emekçilerin temsilcilerinin Meclisine aittir.
Bu Meclisin resmi adı “Kampuchea Halk Temsilciler Meclisi”dir.
Kampuchea Halk Temsilciler Meclisi , işçileri, köylüleri, diğer emekçileri ve Kampuchea Devrimci Ordusunu temsil eden toplam 250 üyeden oluşur. Bu üyelerin dağılımı şöyledir.
Köylü temsilcileri……………………………………150
İşçi ve diğer emekçilerin temsilcileri……………………50
Devrimci Ordu Temsilcileri…………………………… 50
Madde 6. Kampuchea Halk Temsilcileri Meclisi üyeleri halk tarafından genel seçimle, doğrudan ve gizli oyla, beş yılda bir seçilirler.
Madde 7. Halk Temsilcileri Meclisi yasaları yapar. Demokratik Kampuchea’nın iç ve dış siyasetlerini belirler.
VI. BÖLÜM YÜRÜTME ORGANI
Madde 8. Hükümet, Kampuchea Halk Temsilciler Meclisi’nin koyduğu yasaları ve belirlediği bütün siyasetleri uygulamakla yükümlü bir organdır.
Hükümet Kampuchea Halk Temsilciler Meclisi tarafından atanır. Yurt içindeki ve dışındakibütün faaliyetlerinden ötürü sadece ona karşı sorumludur.
VII. BÖLÜM YARGI ORGANI
Madde 9. Adalet, halk tarafından gerçekleştirilir. Halk Mahkemeleri, halkın adaletini temsil eder ve korurlar.Halkın demokratik özgürlüklerini savunur ve halk devletine yönelen ya da halk devletinin yasalarını çiğneyen her eylemi cezalandırırlar.
Her düzeydeki mahkemeler, Halk Temsilciler Meclisi tarafından seçilir ve atanırlar.
Madde 10. Halk devletinin yasalarını çiğneyen hareketler şunlardır:
Halk devletini tehlikeye düşüren düşmanca ve yıkıcı sistemli eylemler: Bunlar en ağır şekilde cezalandırılır.
Yukarıda belirtilenler dışında kalan eylemler:
Bunlar, devlet ya da halk örgütleri bünyesinde yeniden eğitim yöntemiyle ele alınır.
VIII. BÖLÜM DEVLET BAŞKANLIK DİVANI
Madde 11. Demokratik Kampuchea Devlet Başkanlık Divanı, beş yılda bir, Kampuchea Halk Temsilciler Meclisi tarafından seçilir ve atanır.
Devlet Başkanlık Divanının görevi, Demokratik Kampuchea Devletini, Demokratik Kampuchea Anayasası çerçevesinde ve Kampuchea Halk Temsilciler Meclisi’nin koyduğu yasalar ve belirlediği siyasetlere uygun olarak ülke içinde ve dışında temsil etmektir.
Devlet Başkanlık Divanı şu kişilerden oluşur:
Başkan
Başkan Birinci Yardımcısı
Başkan İkinci Yardımcısı
IX. BÖLÜM HER KAMPUCHEA VATANDAŞININ HAK VE ÖDEVLERİ
Madde 12. Her Kampuchea vatandaşı, sürekli geliştirilecek maddi ve kültürel hayat şartlarında tam olarak yararlanma hakkına sahiptir. Her Kampuchea vatandaşının geçimi güvence altına alınmıştır.
Her işçi fabrikanın efendisidir.
Her köylü çeltik tarlalarının ve toprakların efendisidir.
Bütün diğer emekçiler de çalışma hakkına sahiptir.
Demokratik Kampuchea’da işsizlik aslaolamaz.
Madde 13. Geniş bir milli birlik içinde bulunan ve eşitliğin, adaletin, demokrasinin, uyumun, mutluluğun hüküm sürdüğü bir toplumda hep birlikte ülkeyi savunmak ve inşa etmek için bütün Kampuchea vatandaşları eşit olmalıdır.
Kadın ve erkek her alanda eşittir.
Birden fazla kadınla ve birden fazla erkekle evlenmek yasaktır.
Madde 14. Her Kampuchea vatandaşı, yetenekleri ve imkanları ölçüsünde ülke savunmasına ve inşasına katılmakla yükümlüdür.
X BÖLÜM BAŞKENT
Madde 15. Demokratik Kampuchea’nın başkenti PHNOM PENH’tir.
XI BÖLÜM MİLLİ BAYRAK
Madde 16. Kampuchea’nın Milli Bayrağının biçim ve anlamı şöyledir: Zemini kırmızıdır. Ortasında sarı renkte üç kuleli bir anıt figürü vardır. Kırmızı zemin, devrimci hareketi, Kampuchea halkının Milli Kurtuluş, milli savunma ve inşa uğruna verdiği kararlı ve kahramanca mücadeleyi simgeler.
Sarı renkli anıt da, milli geleneği ve her gün daha şanlı bir ülke inşa eden, onu savunan Kampuchea halkını simgeler.
XII. BÖLÜM MİLLİ ARMA
Madde 17. Milli arma üzerinde, modern tarımı simgeleyen bentler ve sulama kanalları, sanayinin simgesi bir fabrika ve bunları çevreleyen iki çentik filizi, aşağısında da “Demokratik Kampuchea” yazısı bulunmaktadır.
XIII. BÖLÜM MİLLİ MARŞ
Madde 18. Demokratik Kampuchea’nın milli marşı “Şanlı 17 Nisan”dır.
XIV BÖLÜM KAMPUCHEA DEVRİMCİ ORDUSU
Madde 19. Düzenli kesim, yerel kesim ve gerilla kesimi olmak üzere,üç kesimden oluşan Kampuchea Devrimci Ordusu, halk ordusudur. Bu ordudaki kadın ve erkek savaşçılar ve kadrolar işçilerin, köylülerin ve emekçilerin oğulları ve kızlarıdır. Kampuchea Devrimci Ordusu, Kampuchea halk iktidarını korur; toprak bütünlüğüne sahip, bağımsız, birleşmiş,barışçı, tarafsız, bloksuz, egemen ve demokratik Kampuchea’yı savunur. Aynı zamanda, her gün daha şanlı bir ülke inşa etme ve halkın günden güne iyileşen hayat düzeyini durmadan yükseltme mücadelesine katılır.
XIV. BÖLÜM İNANÇ VE DİN
Madde 20. İnanç sahibi olmak ve bir dine inanmak her Kampuchea vatandaşının hakkı olduğu gibi inanç sahibi olmamak ve dinsiz olmak da onun hakkıdır.
Demokratik Kampuchea’ya ve halka zarar veren her türlü gerici din kesinlikle yasaklanmıştır.
XV. BÖLÜM DIŞ SİYASET
Madde 21. Demokratik Kampuchea, bütün sınır komşusu ülkelerle, yakın ya da uzak bütün dünya ülkeleriyle, egemenliğe ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı temelinde sıkı dostluk ilişkileri kurma arzusuyla doludur ve bunu gerçekleştirmeye kesinlikle kararlıdır.
Demokratik Kampuchea, bağımsızlık, barış, tarafsızlık, bloksuzluk siyzsetine sıkı sıkıya bağlıdır. Hiçbir şart altında yabancı bir ülkenin, toprakları üzerinde askeri üsler kurmasına izin vermez; iç işlerine yapılacak her türlü dış müdahaleye kararlılıkla karşı çıkar; ister askeri, siyasal, kültürel, ekonomik ve sosyal, diplomatik olsun, ister sözde insancıl bir biçime bürünsün, dıştan gelecek her türlü yıkıcı ve saldırgan eylemlere karşı mücadele eder.
Demokratik Kampuchea başka ülkelerin iç işlerine hiçbir şekilde karışmaz. “Her ülke kendinin efendisidir, kendi işlerini dış müdahale olmaksızın kendisi tayin eder ve kendisi düzenler” şeklindeki ilkeye titizlikle uyar.
Demokratik Kampuchea, bloksuz ülkelerin oluşturduğu büyük ailenin içinde kararlılıkla yer alır.
Demokratik Kampuchea; Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki Üçüncü Dünya halklarıyla ve dünyanın barışa ve adalete tutkun bütün halklarıyla dayanışmasını geliştirmek için; emperyalizme, sömürgeciliğe, yeni-sömürgeciliğe karşı verilen mücadelede karşılıklı aktif yardım ve desteğin gerçekleştirilmesi için; dünyada gerçek bağımsızlığın, barışın, dostluğun, demokrasinin, adaletin ve ilerlemenin egemen olması için elinden gelen her şeyi yapar.
Güner Sümer 1936’da Nallıhan’da doğdu. 27 Nisan 1977’de Ankara’da yaşamını yitirdi. Oyuncu Sinan Sümer oğludur. Kısa ömründe şair, öykü ve oyun yazarı, çevirmen, oyuncu, yönetmen olarak eserler yarattı.
1938 yılında ailesi ile birlikte Ankara’ya taşındı. İlkokul, ortaokul ve lise’yi Ankara’da Ankara TED Kolejinde okudu. Lisedeyken Demir Özlü, Ahmet Oktay, Orhan Duru, Demirtaş Ceyhun, Attila İlhan gibi şair ve yazarlarla Mavi dergisi kadrosunda yer aldı.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki öğrenimini tamamlamadan 1960’da Paris’e gidip Charles Dullin’in okulunda tiyatro öğrenimi gören Sümer, Barrault, Vilar, Georges Wilson gibi ustaların yanında çırak olarak çalıştı. 1964 yılında Paris’te tanıştığı yazar Tezer Özlü ile evlenerek Ankara’ya yerleşti; bu evlilik 1967 yılına kadar sürdü ve her iki yazarın edebi dünyasında da izler bıraktı.
Asaf Çiğiltepe’nin İstanbul’da kurduğu Arena Tiyatrosu’na katıldı, ardından Çiğiltepe’nin ölümünden sonra (1967) AST’ı yönetti. Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) bünyesinde sergilenen birçok toplumcu gerçekçi oyunda başrol oynadı, dönemin tiyatro izleyicisi üzerinde derin izler bıraktı. İlk oyunu YARIN CUMARTESİ 1961’de İstanbul’da Site Tiyatrosunda Kenterlerce sahnelendi. Yöneten Lütfi Akad’dı. İkinci oyunu BOZUK DÜZEN’i 1965’de Muhsin Ertuğrul döneminde, İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda kendi sahneye koydu. Ardından Haldun Dormen oyunu sinemaya uyguladı. Haldun Dormen tarafından sinemaya uyarlanan ve Türk sinema tarihi için kritik öneme sahip olan Bozuk Düzen (1966), 3. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Film” ve “En İyi Senaryo” ödüllerini kazanmıştır. Eser, Sümer’in tiyatroda yanında sinema yazarlığında yetkinliğini kanıtlamıştır.
12 Mart olaylarından sonra yeniden Paris’e giden Sümer, HÜZZAM’ı 9 Nisan 1972 günü Paris’te yazmaya başladı ve 31 Ağustos 1972’de Alanya’nın Yeşilköy’ünde ablası Adalet Ağaoğlu’nun evinde tamamladı. HÜZZAM’la önce Yıldız Kenter, sonra Ayla Algan, daha sonra Nisa Serezli ilgilendi ama oyun bir türlü sahnelenemedi. Sümer’in ölümünden altı yıl sonra, Adalet Ağaoğlu, kardeşinin tüm yapıtlarının iki cilt olarak yayımlanmasını sağladı. (Ada Yayınları, 1983) Dört oyunu kapsayan ikinci ciltte HÜZZAM da vardı. O sırada İstanbul Devlet Tiyatrosu’ndan sorumlu olan Can Gürzap oyunu okur okumaz 1983-84 mevsimi repertuarına aldı ve HÜZZAM’ın yazılışından on bir yıl sonra sahnede görülmesini sağladı. Başrolü Tomris Oğuzalp canlandırdı. Yönetmen Serpil Tamur’du. Aynı mevsim oyun Ankara Devlet Tiyatrosu repertuarına da girdi ve İstanbul’un yanı sıra sahnelendi.
Ankara’da Olcay Poyraz’ın yönettiği HÜZZAM’ı Maral Üner canlandırıyordu. 1984’ten 1989’a başkentin Oda Tiyatrosu’nda beş yıl aralıksız olarak sahnelenen HÜZZAM, üç yıl sonra yeniden repertuara girdi ve geçen Mart ayında Kadınlar Haftası etkinlikleri nedeniyle birkaç temsil için İstanbul’un Oda Tiyatrosu’na gönderildi. Hüzzam son olarak Ayla Algan yönetmenliğinde Ayşenur Özturanlı tarafından 2017 yılında yeniden sahnelenmeye başladı. Sümer’in oyunlarında genellikle “küçük burjuva duyarlılığı”, “toplumsal değişim karşısında tutunmaya çalışan birey” ve “eski-yeni çatışması” temaları hakimdir. Hüzzam, çökmekte olan bir sınıfın ve değişen İstanbul’un hüznünü anlatmaktadır.
Yönettiği Tiyatro Oyunları
Sınırdaki Ev : (Slawomir Mrozek) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1969
Eskici Dükkanı : (Orhan Kemal) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1968
Victor Ya Da Çocukların İktidarı : (Roger Vitrac) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1968
Durand Bulvarı : (Armand Salacrou) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1967
Küçük Burjuvalar : (Maksim Gorki) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1966
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç : (Hüseyin Rahmi Gürpınar) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1965
Bozuk Düzen : Güner Sümer – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1965
Ayak Bacak Fabrikası : Sermet Çağan – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1964
Yosma : Ruzante – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1964
Gizli Ordu : Brendan Behan – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1963
Mezarsız Ölüler : Jean Paul Sartre – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1963
Rol Aldığı Tiyatro Oyunları
Durand Bulvarı : (Armand Salacrou) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1967
Müfettiş : (Nikolai Gogol) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1967
72.Koğuş : (Orhan Kemal) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1966
Pazar Gezintisi : (George Mitchele) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1966
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç : (Hüseyin Rahmi Gürpınar) – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1965
Arturo-Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı : Bertolt Brecht – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1965
Bozuk Düzen : Güner Sümer – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1965
Ayak Bacak Fabrikası : Sermet Çağan – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1964
Yosma : Ruzante – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1964
Cehennem Dansı : August Strindberg – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1964
Godot’u Beklerken : Samuel Beckett – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1963
Gizli Ordu : Brendan Behan – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1963
Ölü Canlar : Nikolay Gogol\Arthur Adamov – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1963
Mezarsız Ölüler : Jean Paul Sartre – Ankara Sanat Tiyatrosu – 1963
Filmografi
Eser
Yarın Cumartesi – 1988
Bozuk Düzen – 1965
Oyuncu
Kapıcılar Kralı – 1976
Esir Hayat – 1974
Diyet – 1974
Kartal Yuvası – 1974
Eserleri
Bütün Oyunları 3: Bozuk Düzen – Hüzzam (oyun)
Bütün Oyunları 2: Aşk Bir Masaldır – Ölü Mevsimler
Bütün Oyunları 1: Yarın Cumartesi – Gülen Torba
Öykü: Toplu Öyküler (Ölümünden sonra derlenen öyküleri)
Türkiye’yi Sarsan Davalar başlıklı belgesel serisi, yeni nesil dijital içerik ve medya platformu GAİN tarafından yayınlanmaktadır. Özgün haber, dizi, film, program, belgeesel gibi içerikleri abonelik tabanlı sunan bir yayın hizmeti olan GAİN, bağımsız hikâye formatlarına da yer vermektedir.
“Türkiye’yi Sarsan Davalar”, her biri şaşırtıcı olduğu kadar topluma ve yaşandığı döneme ışık tutan hikâyelerden oluşuyor. Yakın tarihe farklı açılardan ve belgelerle yaklaşıyor. Yaşandığı dönemde toplumu derinden sarsan davalar, özgün bir belgesel anlayışıyla kısa formatta sunuluyor.
Aliye Berger Olayı – 1929
Aliye Hanım’ın 1924’te keman dersi aldığı Karl Berger ile arasında büyük bir aşk başlar. Ancak Karl Berger çapkınlıkları ile Aliye Hanım da kıskançlığı ile nam salmıştır. Sonuçta gün gelir, silahlar çekilir, olaylar mahkemeye ve necip Türk basınının sayfalarına intikal eder. Mahkeme gizlilik kararı ve yayın yasağı getirir…
Vagon Li Davası – 1933
25 Şubat 1933’te İstanbul, Cumhuriyetin ilanından beri görülen en büyük toplumsal olaylardan birine tanıklık ediyordu. Taksim’de toplanan yüzlerce üniversiteli genç, Vagon Li şirketini protesto için eylem yapmış ve şirketin ofislerini tahrip etmişti. Olayların fitilini Cumhuriyet gazetesinde çıkan küçük bir haber ateşlemişti. “Türkçeyi istemeyenin Türkiye’de Yeri Yoktur” başlıklı haberde, Vagon Li’nin İstanbul ofislerinde Fransızca konuşma zorunluluğu getirildiği ve Türkçenin yasaklandığı yazıyordu…
Bursa Soygunu – 1933
24 Temmuz 1933 günü sabah saatlerinde yolu Kabataş İskelesi’ne düşenler, benzerine az rastlanır bir görüntüye tanıklık ettiler. Jandarma ve polisler, elleri kelepçeli ve boyunlarından birbirine kalın zincirlerle bağlanmış beş kişiyi bir gemiden alarak polis arabasına bindiriyordu. Ertesi gün tüm gazetelerin birinci sayfasında yer alacak bu fotoğraftakiler, Bursa’da gerçekleşen bir silahlı soygunun ve beş cinayetin failleriydi. Ama görgü tanıkları hiçbirini tanımıyordu…
Pera Palas’ı Dolandıran Prens – 1939
1939 yılının ekim ayında İkinci Dünya Savaşı başlayalı bir ay olmuştu ve Avrupa’da kan gövdeyi götürüyordu ama İstanbul’un en önemli gündemi bir dolandırıcılık davasıydı. 45 yaşındaki Galip Efgani adlı Yemenli, yanındaki üç Meksikalı kadınla birlikte Pera Palas’ta üç ay kalmıştı ama para ödemeyi reddediyordu. Otelin şikâyeti üzerine prens olduğunu iddia eden Efgani hakkında dolandırıcılık davası açılmıştı… Beraat etti ve yanındaki kadınlarla birlikle sınır dışı edildi.
Ekrem König ve Uçak Sahtekarlığı – 1939
1930’ların sonu Türkiye’de, nüfuzlu kişilerin adının karıştığı yolsuzluk haberlerinin art arda patladığı çalkantılı bir dönem olmuştu. 8 Ocak 1939’da ortaya çıkan, benzeri görülmemiş sahtekârlık olayı da bunlardan biriydi. Türkiye adına sahte belgelerle Kanada’dan sipariş edilen 40 bombardıman uçağı İspanya İç Savaşı’na gönderilmek istenmişti…
Refah Gemisi Faciası – 1941
İkinci Dünya Savaşı’nın tüm hızıyla sürdüğü 1941 yılının haziran ayında tüm dünya Almanya’nın Sovyetler Birliği’ne saldırmasının şokunu yaşarken, Türkiye de acı bir haberle sarsılıyordu. Türk gemisi Refah, 24 Haziran 1941’de Akdeniz’de batırılmış, 168 kişi ölmüştü. Haberin gazetelerde çıktığı gün geminin nasıl battığına ve kaç kişinin hayatını kaybettiğine dair bilgi yoktu…
Von Papen’e Suikast Girişimi Davası – 1942
1942’de Ankara’da şok bir haberle çalkalanıyordu. Alman Büyükelçisi Von Papen’e suikast girişimi düzenlenmişti. Bugünlerde sıkça duyduğumuz bir uygulama hayata geçirildi hemen. Radyo ve gazetelere yayın yasağı geldi. Sadece Anadolu Ajansı’nın verdiği haberler verilebilecekti.
Ankara Cinayeti – 1945
Ünlü Doktor Neşet Naci Arzan’ın Ankara Ulus’taki muayenehanesine gelen bir genç, doktoru tabancayla öldürüp kaçtığında takvimler 16 Ekim 1945’i gösteriyordu. Ertesi gün cinayeti işlediğini söyleyen 23 yaşındaki Reşit Mercan teslim oldu. Olay bir anda en önemli gündem konusu haline geldi çünkü Reşit Mercan, Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay’ın oğlu Haşmet’le çok yakın arkadaştı ve olaya Haşmet’in adı da karışmıştı… Tarihe Ankara Cinayeti olarak geçen olay hakkında Çorum eski milletvekili İhsan Tombuş tarafından aynı isimle bir kitap yayınlanmıştır. Sanıklar 1950 af kanunu ile serbest kalmışlardır.
Bulgar Uçağında Cinayet – 1948
Bulgaristan’dan kaçışların arttığı 1948’de yedi erkek ve iki kadından oluşan dokuz kişilik bir grup kaçmak için başka bir yol denemeye karar verdi. Varna-Sofya seferini yapan bir uçağı Türkiye’ye kaçıracaklardı. Grup 30 Haziran 1948’de kendilerinden başka yedi yolcu ile dört kişilik mürettebatın bulunduğu uçağın pilotlarını silahla tehdit ederek İstanbul’a inmelerini istedi. Pilotlar reddedince çatışma çıktı ve uçağı kaçıranların lideri konumundaki eski hava albayı, pilot koltuğuna oturup uçağı İstanbul’a indirmeyi başardı. Olayın sonrasıysa haliyle basını günlerce meşgul eden bir mahkeme sürecine uzandı. İstanbul Adliyesi, 14 Aralık 1948’de ilginç bir davanın karar duruşmasına ev sahipliği yapmıştı. Yargılanan dokuz Bulgar, bir yolcu uçağını Bulgaristan’dan İstanbul’a kaçırmakla, içlerinden ikisi uçak havadayken mürettebata ateş açıp iki kişiyi öldürmekle suçlanıyordu… Kararını açıklayan mahkeme iki cinayetten idam istemiyle yargılanan Mihalikov ve Gonçarov dâhil tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdi. Mahkeme gerekçesini diye açıklamıştı. Kararın ardından çoğunluğunu Bulgaristan göçmeni Türklerin oluşturduğu izleyiciler “Yaşasın Türk adaleti!” sloganı attı. Yargıtay’ın kararı onamasıyla birlikte, 3 Mart 1950’de beraat kararı kesinleşti. Bulgaristan 27 Nisan 1950’de Türkiye’ye bir protesto notası daha verip dokuz kişinin iadesini bir kez daha isteyecek, Türkiye ise uçağı kaçıranların siyasi eylemci olduğunu söyleyerek talebi yine reddedecekti.
Çakmak Kaçakçılığı – 1949
Türkiye’de 1929-1950 yılları arasında TEKEL’in piyasaya sürdükleri dışında çakmak alıp satmak, ithal etmek ve kullanmak yasaktı. Komşu ülkelerdeki satış fiyatının on katına müşteri bulması nedeniyle çakmak en kıymetli kaçakçılık ürünlerinden biri durumuna gelmişti. 23 Ocak 1949’da düzenlenen bir çakmak kaçakçılığı operasyonu gündemi uzun süre meşgul etti. Özel maçlar yapmak için Türkiye’ye gelen Avusturya futbol takımı Wacker’in iki futbolcusu yanlarında getirdikleri çakmakları Kadıköy Moda’da kaldıkları otelin civarında satmaya çalışırken yakalanmıştı…
12 Ocak 1949 tarihli gazetelerin birinci sayfasında özellikle edebiyatseverleri çok üzecek bir haber vardı. Ünlü yazar Sabahattin Ali öldürülmüştü ve cesedi Kırklareli’nde, Bulgaristan sınırı civarında bulunmuştu. Polisin açıklamasına göre ceset altı ay önce bulunmuş ama kimlik tespiti yapılamamıştı. İnsan kaçakçılığı yapan bir çeteye yapılan operasyonda olay tesadüfen ortaya çıkmış, Ali Ertekin adlı çete mensubu cinayeti itiraf etmişti. Akıl sağlığının yerinde olduğu anlaşılınca duruşma başladı…
Necip Fazıl’ın Hakaret Davaları – 1951
1950’li yıllarda kumar alışkanlığı Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri gelmişti. Gazetelerde hemen her gün bir kumar baskını haberi yer alıyordu. O haberlerden biri ortalığı salladı. Çünkü yakalananlardan biri muhafazakarlığı ve kumar karşıtlığı ile tanınan Necip Fazıl idi.
Atatürk Heykellerine Saldıran Ticaniler – 1954
Kemal Pilavoğlu adlı hukuk fakültesinden terk şahıs tarafından, 1930’larda Ankara’nın Çubuk ilçesinde örgütlenmeye başlayan Ticaniler isimlerini arka arkaya Atatürk heykellerine saldırı düzenleyerek duyurdular. Pilavoğlu güya rüyasında Ahmed et-Ticani’ye intisap ettiğini görmüş, ardından Abdülkadir Medeni adlı birinden tarikat ruhsatı almıştı. Gazeteler Ticaniler ile yatıp Ticaniler ile kalkıyordu. 74 Ticani’nin yargılanmasına Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde başlandı. Tarikat Şeyhi Kemal Pilavoğlu, 1954 yılında mahkûm olduktan sonra Ticaniliği bıraktığını söyledi.
Döviz Kaçakçısı Ruben Asa Davası – 1956
Türkiye’de 1930’la 1984 yılları arasında dövizle alışveriş yapmak ve döviz bulundurmak yasaktı. Küçük miktarda döviz bulundurmanın bile suç sayıldığı bu dönemde, ihracatçılar da ihraç ettikleri malın karşılığı kazandıkları dövizi Türkiye’ye getirmek zorundaydı. Bunu yapmayanlar döviz kaçakçılığı suçundan beş yıl hapis istemiyle yargılanıyordu. Döviz kaçakçısı denilince ilk akla gelen isim ihracatçı Ruben Asa’ydı… 1968’de cezaevinden sevk edildiği hastaneden firar ederek yurt dışına kaçtı.
Dokuz Subay Davası – 1957
26 Aralık 1957’de dokuz subayın, isyan kışkırtıcılığı yapmak ve fesat çıkarmaktan tutuklandıkları açıklandı. Demokrat Parti iktidarını devirmek için bir cunta yapılanması oluşturduğu iddia edilen; Albay İlhami Barut, Yüzbaşı Kazım Özfırat, Yarbay Faruk Güventürk, Binbaşı Ata Tan, Binbaşı Asım Ural, Albay Naci Aşkun, Yüzbaşı Hasan Sabuncu, Piyade Binbaşı Ahmet Dalkılıç ve emekli Subay Cemal Yıldırıman hakkında 26 Mayıs 1958’de başlayan yargılamalar sonucunda, Dokuz Subay Davası sanıklarından olan ve “Orduda isyan hazırlığı var diyerek orduyu ihbar eden” Kurmay Binbaşı Samet Kuşçu, 2 yıl hapis ve ordudan tart cezasına çarptırıldı, diğer sanık subaylar beraat ederek yeniden görevlerine döndü.
Partizan Radyo Dinlemek İstemeyenler – 1958
Radyonun artan etkisini iktidardaki Demokrat Parti de fark etmişti. Haber bültenleri propaganda amaçlı kullanılmaya başlamıştı. 1 Aralık 1958’de yandaş radyo yayınlarına tepki olarak İstanbul’da RADYOLARDA PARTİZAN YAYINLARI DİNLEMEK İSTEMEYENLER DERNEĞİ kuruldu ve kısa sürede kapatılarak mahkemelik oldu.
24 Temmuz 1969’daki İzmir Arkeoloji Müzesi soygunu, Türkiye’de o zamana kadar yaşanan en büyük müze soygunuydu. Müzeye gece gelen soyguncular, bekçi İsmail Altıntaş’ı öldürdükten sonra Yunan, Roma ve Bizans dönemine ait çok değerli 118 parça mücevheri çalmıştı. Olayın ardından önce bin insan avı sonra da çok konuşulan bir dava başladı. Tarihten bugüne Türkiye’yi derinden etkilemiş, çok konuşulmuş bazıları hala gizemini koruyan davalar bu belgeselde.
23 yaşındaki Amerikalı üniversite öğrencisi Billy Hayes, Yeşilköy Havaalanı’nda ülkesine gidecek uçağa binerken 2 kilo 300 gram esrarla yakalandığında takvimler 7 Ekim 1970 tarihini gösteriyordu. Çıkarıldığı mahkemede tutuklanan Hayes, esrar kaçakçılığı suçundan müebbet hapis istemiyle yargılanacak ve hikayesi ünlü Midnight Express filmine konu olacaktı.
1971 yılında İstanbul’da görülmeye başlanan bir uyuşturucu davası, Türkiye ile İngiltere arasında aylarca sürecek bir gerginliğe neden olmuştu. Gerginliğin sebebi, Sultanahmet’te 24 kilo esrar alışverişi sırasında yakalanan yabancı uyruklu dört kişiden birinin 14 yaşındaki İngiliz Timothy Davey olmasıydı…
Süleyman Demirel’e Yumruklu Saldırı – 1975
Başbakan Süleyman Demirel, 13 Mayıs 1975’te Başbakanlık binası önünde gazetecilerle konuşurken yanına yaklaşan Vural Önsel adlı kişi Demirel’in yüzüne bir yumruk atıp burnunu kırdıktan sonra bir foto muhabiri tarafından etkisiz hale getirildi ve gözaltına alındı. Sonrasında yaşananlarsa oldukça ilginçti… İdam talebiyle yargılandı. 1,5 yıl ceza adlı, Yargıtay’ın bozma kararı üzerine 4 yıl ceza verildi. Sonraki yıllarda Almanya’ya ilgice etti, Türkiye’ye geri döndü ancak Türk pasaportu olmadığı için Almanya’ya iade edildi.
Hayali İhracatın Mucidi Yeğen Yahya – 1975
1975 yılında Türkiye’yi hayalî ihracatla tanıştıran kişi dönemin Başbakan’ı Süleyman Demirel’in yeğeni 25 yaşındaki Yahya Kemal Demirel’di. O yıllarda ahşap mobilya ihraç edenlere ihraç ettikleri tutarın yüzde 75’i oranında vergi iadesi ödeniyordu. Yahya Demirel, lüks mobilya ihracatı yaptığını beyan ederek vergi iadesi almış, ihracat yaptığını iddia ettiği İtalya’ya hiç mobilya göndermediği, Lübnan ve Kıbrıs’a ise mobilya değil, sunta yolladığı ortaya çıkmıştı. Devletten haksız yere aldığı 20 milyon lira asgari ücretin 25 bin katıydı… Yıllar süren dava zamanaşımına uğradı. 2012’de 62 yaşında öldü.
Lockheed Skandalı – 1976
1976 yılında Amerikan uçak şirketi Lockheed’in Hollanda, İtalya, Japonya ve Türkiye’ye savaş uçağı satmak için bu ülkelerin üst düzey yöneticilerine dört yılda 24 milyon dolar rüşvet dağıttığı ortaya çıkmıştı. ABD’li Lockheed uçak firmasının 3 Avrupa ülkesi ve Japonya’nın yanı sıra Türkiye’de de rüşvet dağıttığına ilişkin Kongre Raporu, Çok Uluslu Şirketler Alt Komitesi tarafından 19 Ağustos 1976 tarihinde açıklandı.
Japonya’nın eski başbakanlarından Tanaka Kakuei, Lockheed şirketinden 2 milyon dolar rüşvet almak suçundan 4 yıl hapse mahkum oldu. Paraların teslimi için kapalı zarflarda tuvalette verme ve sahte çek düzenleme gibi yöntemlerin kullanıldığı anlaşıldı.
Amerika ile SSCB arasında krize neden olan Lockheed U-2 casus uçağının düşürülmesi olayında, Amerikalı pilot Francis Gary Powers, 19 Ağustos 1960’ta Sovyetler Birliği tarafından yargılandı ve 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevinde İki yıl kaldıktan sonra KGB casusu Rudolf Abel ile Doğu Almanya’da takas edildi ve Amerika’ya geri döndü. Powers 1977’de helikopter kazasında öldü.
ABD’de büyük bir yolsuzluk skandalına neden olan Lockheed Martin uçak şirketinin Türkiye temsilcisi Altay Kollektif Şirketi’nin sahibi Ankaralı işadamı Nezih Dural 11 Ocak 1977’de tutuklandı.Lockheed davası Ankara 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Dural berat etti.
Deprem felaketine uğrayan Lice’de bir okul yaptırması için dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Emin Alpkaya’ya 30 bin dolar verildiğinin iddia edilmesi üzerine açılan davada da berat kararı verildi. Alpkaya, ‘konudan Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’ın haberi vardı” dedi ancak Genelkurmay Başkanı bunu reddetti. 7 Nisan 1976’da açılan davada Alpkaya’nın beraatı üzerine Sancar kararı temyiz etti ancak Askeri Yargıtay beraat kararını onayladı.
Skandal ile ilgili davaların sadece Türkiye’deki kısmı beraatla sonuçlandı.
Uçak şirketinin dağıttığı rüşvet için CHP’liler Meclis soruşturması istedi. Lockheed ve devlet ithalatındaki yolsuzluklarla ilgili iddiaları incelemek üzere Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. CHP Tekirdağ Milletvekili Yılmaz Alparslan komisyon başkanı seçildi. Lockheed‘in başkanı, Türkiye’de kimlere rüşvet verildiğini bilmediğini söyledi.
Hollanda Prensi, Bernhard’ın bir gazeteciye yaptığı “Lockheedden rüşvet aldım” itirafı, prens öldükten sonra yayımlandı.
Banker Kastelli Davası – 1981
Türkiye’nin ekonomik sistemindeki en ilginç dönemlerden biri bankerler dönemiydi. 1981 yılında bankerler 350 bin kişiden 150 milyar lira, yani o dönemin döviz kuruyla bir buçuk milyar dolar toplamış durumdaydı. Toplanan paranın bir milyar doları piyasanın en büyüğü olan Banker Kastelli’ye yatırılmıştı. Banker Kastelli’nin sahibi, sıra dışı tavırlarıyla tanınan Cevher Özden’di. Açılan davada beraat etti. Fenerbahçe başknalık seçimini Ali Şen’e karşı kaybetti. 2008 yılında bir not bırakarak intihar etti.
12 Eylül 1980 darbesinden üç yıl sonra yapılan seçimler Türkiye’nin yeniden sivilleşme yoluna girdiğinin işareti olarak görülmüştü. Ancak askeri yönetimin baskısı her alanda hissediliyordu. En küçük çatlak sesin bile hemen bastırıldığı bir ortamda gazeteciler, yazarlar, akademisyenler ve sanatçılardan oluşan 1260 aydının imzaladığı bir dilekçe 15 Mayıs 1984’te Cumhurbaşkanlığına ve Meclis Başkanlığına sunuldu. Dilekçe metninde örgütlenme ve adil yargılanma hakkı, basın ve düşünce özgürlüğü talep ediliyor, hak ihlallerine, işkenceye ve ölüm cezalarına son verilmesi isteniyordu. Dilekçeye imza atan 1260 kişi hakkında anında soruşturma başlatıldı.
TRT’nin tek televizyon kanalı olduğu dönemde bilgi yarışmaları izleyicilerin en çok ilgi gösterdiği programlar arasında yer alıyordu. Bu yarışmalardan birine katılımcı olmak için rüşvet verildiği haberi ise önce gündemi sonra mahkemeleri uzun süre salladı. Tarihten bugüne Türkiye’yi derinden etkilemiş, çok konuşulmuş bazıları hala gizemini koruyan davalar bu belgeselde.
Adnan Oktar ve Nazlı Ilıcak Davası – 1986
Türkiye kamuoyu Adnan Hoca olarak bilinen Adnan Oktar’ı ilk kez 1986 yılında tanımıştı. Özel okullarda örgütlenen ve zengin ailelerin çocuklarından bir grup oluşturan 30 yaşındaki Oktar’ın faaliyetleri öğrenci velilerini tedirgin ediyordu. Nazlı Ilıcak’ın Oktar ve müritleriyle yaptığı söyleşilerden oluşan, “Adnan Hoca’ya Niçin İnandık?” başlıklı yazı dizisi ise çok ilgi çekti. Ancak yazı dizisinin sonu mahkemede bitti. Adnan Oktar akıl hastanesine yatırıldı ve 1 yıl hapsi cezası aldı. Nazlı Ilıcak ise açılan davada beraat etti.
Turgut Özal’ın 1989 yılında cumhurbaşkanı adayı olması tartışma yaratmıştı. Muhalefet, bir siyasi parti liderinin tarafsız cumhurbaşkanı olamayacağı gerekçesiyle cumhurbaşkanlığı seçimini boykot kararı aldı. Böylece Özal yalnızca kendi partisinin milletvekilleri ile bir bağımsız milletvekilinin oy kullandığı seçimlerde cumhurbaşkanı seçildi. Özal, göreve başladıktan sonra da eleştirilerin devam etmesi üzerine, “Hiç merak etmeyin, benim cumhurbaşkanlığıma da alışacaksınız” diyerek meydan okumuştu. Bu açıklamanın ardından, Gebze Topçu Alayı’nda görevli Teğmen Murat Şeref Baba, Özal’a bir protesto telgrafı çekti. “Siz, ‘alışırlar’ dediniz Sayın Turgut Özal, ama ben sizin cumhurbaşkanı olmanıza alışamadım” diye bitiriyordu. Peki sonu ne mi oldu? Şeref Baba önce akıl hastanesine yatırıldı ve sonra ordudan atıldı. Hukuk Fakültesine kaydını yaptırdı ve mezuniyetinin ardından avukat oldu.
Üç yıl süren başbakanlık görevinden 6 Mart 1996’da ayrılan Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller’in, görevi bırakmadan birkaç gün önce örtülü ödenekten 500 milyar lira çektiği ortaya çıkmıştı. Paranın Türkiye’nin güvenliği için kullanıldığını savunan Çiller, yolsuzluk iddiasında bulunanları vatana ihanetle suçluyor ve “Paranın nereye harcandığı devlet sırrıdır, söylersem savaş çıkar” diyordu. Olayın ardından başlayan örtülü ödenek tartışmaları, dolandırıcı Selçuk Parsadan’ın açıklamalarıyla yeni bir boyut kazandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Emekli General Necdet Öztorun’un adını kullanarak Başbakanlığı döneminde Tansu Çiller’i dolandırıp örtülü ödenekten 5.5 milyar TL sızdırdıkları iddiasıyla Selçuk Parsadan dahil 4 kişi hakkında en az 5 yıl hapis istemiyle dava açtı. Çiller hakkında dava açılmadı. Parsadan 2001 yılındaki af sonucunda tahliye oldu.
Açık Deniz Sözleşmesi, 1958 Cenevre Deniz Hukuku Sözleşmeleri kapsamında 29 Nisan 1958 tarihinde imzalanmış ve 30 Eylül 1962 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye, Açık Deniz Sözleşmesi’ne taraf olmamıştır. 1958 Cenevre Deniz Hukuku Sözleşmeleri; Balıkçılık ve Açık Denizin Canlı Kaynaklarının Korunması Hakkında Sözleşme, Kıta Sahanlığı Sözleşmesi, Açık Deniz Sözleşmesi ve Kara Suları ve Bitişik Bölge Sözleşmesi olmak üzere dört ana sözleşmeden oluşmaktadır.
1958 Cenevre Deniz Hukuku Sözleşmesi
1958 Cenevre Deniz Hukuku Sözleşmelerinin yerini 10 Aralık 1982 tarihinde kabul edilen Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi almıştır. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi 10 Aralık 1982 tarihinde imzalanmış ve 16 Kasım 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (United Nations Convention on the Law of the Sea (UNCLOS), açık denizlerin kullanımını, kuralları, çevre ve doğal kaynakların yönetimini düzenleyerek uluslararası hak ve sorumlulukları yeniden belirlemiştir. UNCLOS, ülkelerin kara sularını ve münhasır ekonomik bölgelerini belirlemeleri için rehberlik sağlamakta, kara suları genel olarak 12 deniz mili (yaklaşık 22.2 kilometre) olarak ölçülürken, münhasır ekonomik bölgeler 200 deniz mili (yaklaşık 370.4 kilometre) ile sınırlanmıştır.
Açık Deniz Sözleşmesi
Bu Sözleşmeye taraf olan Devletler,
Açık denizle ilgili milletlerarası hukuk kurallarını tedvin etmeyi arzulayarak,
24 Şubat – 27 Nisan 1958 tarihleri arasında Cenevre’de toplanan Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Konferansı’nın aşağıdaki hükümleri, milletlerarası hukukun yerleşmiş kurallarını genellikle beyan eden kurallar olarak tasvip ettiğini kabul ederek;
Aşağıdaki hususlarda anlaştılar:
Madde 1
“Açık deniz” terimi, bir devletin karasularına ve iç sularına dahil olmayan bütün deniz kısımları manasına gelir.
Madde 2
Açık deniz, bütün milletlere açık olduğu için, hiçbir Devlet geçerli bir şekilde bu denizin herhangi bir parçasını egemenliğine tabi tutmaya kalkamaz. Açık denizler hürriyeti, bu maddelerin ve milletlerarası hukukun diğer kurallarının düzenlediği şartlara göre kullanılır. Bu hürriyet, inter alia, hem kıyı Devleti hem de kıyısı olmayan Devletler bakımından aşağıdakileri kapsar:
1. seyrüsefer hürriyeti
2. avlanma hürriyeti
3. sualtı kablo ve boru döşeme hürriyeti
4. Açık denizler üzerinde uçma hürriyeti
Bu hürriyetler ve milletlerarası genel hukuk ilkelerinin tanıdığı diğerleri, bütün Devletler tarafından başka Devletlerin açık deniz hürriyetini kullanmaktaki menfaatleri makul şekilde dikkate alınarak kullanılacaktır.
Madde 3
1. Kıyı Devletleri ile aynı şekilde açık deniz hürriyetine sahip olmak için denize kıyısı olmayan Devletler açık denize serbestçe geçiş yapabilmelidir. Bu amaçla, deniz ile denize kıyısı olmayan bir Devlet arasında yer alan Devletler, kıyısı olmayan Devletle yapacakları anlaşmaya göre ve mevcut milletlerarası sözleşmelere göre aşağıdakileri yapacaktır:
a. kıyısı olmayan Devlete, mütekabiliyet esasına göre, ülkesinden serbestçe geçiş hakkı verme, ve
b. o Devletin bayrağını çeken gemilere, kendi gemilerine veya diğer herhangi bir Devletin gemilerine, limanlara giriş ve onları kullanma bakımından aynı muameleyi yapma
2. Deniz ile kıyısı olmayan bir Devlet arasında yer alan Devletler, transit geçme hürriyeti ve limanlarda eşit muamele görme ile ilgili bütün meseleleri kıyısı olmayan Devletle karşılıklı mutabakat halinde ve kıyı Devletinin veya transit geçilecek Devletin haklarını ve kıyısı olmayan Devletin özel şartlarını dikkate alarak halledeceklerdir; meğer ki bu Devletler mevcut milletlerarası sözleşmelere taraf olsunlar.
Madde 4
Denizde kıyısı olsun veya olmasın her Devlet kendi bayrağını taşıyan gemileri açık denizde seyrüsefer ettirmek hakkına sahiptir.
Madde 5
1. Her Devlet, tabiiyetinin gemilere verilmesi, gemilerin ülkesinde tescil edilmesi ve bayrağını taşımaları hakkı için gerekli şartları tespit edecektir. Gemiler, bayrağını taşımaya yetkili oldukları Devletin tabiiyetini haizdir. Devlet ile gemi arasında gerçek bir bağın olması gerekir; özellikle Devlet, idari, teknik ve sosyal meselelerde bayrağını taşıyan gemi üzerinde etkin şekilde yetki ve kontrol icra etmelidir.
2. Her bir Devlet, bayrağını çekme hakkı bahşettiği gemilere o amaçla belgeler verecektir.
Madde 6
1. Gemiler sadece bir Devletin bayrağı altında seyredecekler ve milletlerarası antlaşmalarda ve bu Maddede açıkça öngörülen istisnai durumlar hariç, açık denizde münhasıran kendi yargı yetkisine tabi olacaklardır. Bir gemi gerçek bir mülkiyet devri veya tescil yeri değişikliği hali dışında bir yolculuk esnasında veya bir uğrak limanda bayrağını değiştiremez.
2. İki veya daha fazla Devletin bayrağı altında seyredip, yerine göre onları kullanan bir gemi bahis konusu tabiiyetlerden herhangi birisini diğer herhangi bir Devlet bakımından iddia edemez ve tabiiyetsiz gemi ile aynı muameleye tabi tutulabilir.
Madde 7
Bir önceki madde hükümleri hükümetler arası bir örgütün resmi hizmetinde kullanılan gemilerin örgütün bayrağını taşıması sorununa halel getirmez.
Madde 8
1. Harp gemileri, açık denizde bayrak Devletinden başka herhangi bir Devletin yargı yetkisinden tamamiyle bağışıktır.
2. Bu Maddelerin uygulanması bakımından, “harp gemisi”, bir Devletin deniz kuvvetlerine ait olan ve onun tabiiyetindeki harp gemilerini başkalarından ayıran harici alametler taşıyan, hükümet tarafından gereğince yetkilendirilen ve ismi deniz kuvvetleri listesinde görülen bir subayın komutasında olan ve düzenli şekilde deniz kuvvetlerinin disiplini altında olan bir mürettebatla donatılan bir gemi demektir.
Madde 9
Bir Devletin sahibi olduğu veya işlettiği ve sadece gayri-ticari devlet hizmeti için kullanılan gemiler, açık denizde, bayrak Devletinden başka herhangi bir Devletin yargı yetkisinden tamamiyle bağışıktır.
Madde 10
1. Her Devlet bayrağını taşıyan gemiler için, diğerleri yanında, aşağıdaki konularda denizde güvenliği sağlamak üzere gerekli olan tedbirleri alacaktır:
a- sinyallerin kullanılması, muhaberatın idamesi ve çarpışmaların önlenmesi;
b- geçerli milletlerarası iş belgelerini dikkate alarak gemilerin donatımı ve mürettebat için çalışma şartları;
c- gemilerin yapımı, teçhizi ve denize elverişliliği.
2. Bu gibi tedbirleri alırken, her bir Devlet genellikle kabul edilmiş milletlerarası standartlara uymaya ve onlara riayeti sağlamak için gerekli herhangi bir tedbiri almaya mecburdur.
Madde 11
1. Kaptanın veya gemi hizmetindeki diğer herhangi bir şahsın cezai veya disiplin sorumluluğunu gerektiren açık denizdeki bir çarpışma veya gemiyle ilgili diğer herhangi bir seyrüsefer olayı halinde, bu gibi kişilere karşı bayrak Devletinin veya bu gibi kişilerin vatandaşı oldukları Devletin yargısal ve idari mercilerinden başka herhangi bir merci önünde hiçbir cezai veya disiplin takibatı yapılamaz.
2. Disiplin meselelerinde, bir kaptanlık belgesi veya bir yetki belgesi veya iznini vermiş olan Devlet, belge hamili onu veren Devletin bir vatandaşı olmazsa bile gerekli hukuki işlemden sonra, bu gibi belgeleri geri almaya, tek başına yetkili olacaktır.
3. Bayrak Devletinin mercileri dışındaki diğer herhangi bir merci, bir soruşturma tedbiri olarak dahi geminin tutuklanması veya yakalanmasını hiçbir şekilde emredemez.
Madde 12
1. Her Devlet bayrağını taşıyan bir geminin kaptanından, gemiye, mürettebatına veya yolculara ciddi zarar gelmeden yapabildiği ölçüde,
a- denizde kaybolma tehlikesi içinde bulunan herhangi bir kimseye yardım etmesini;
b- tehlikede olan kimselerin, yardım ihtiyacından haberdar edilirse, böyle bir hareket kendilerinden makülen beklenebildiği ölçüde, onları kurtarmaya mümkün olan bütün süratle gitmesini;
c- bir çarpışmadan sonra, diğer gemiye, mürettebatına ve yolcularına yardım etmesini ve mümkün olan yerde, diğer gemiyi, kendi gemisinin isminden, tescil limanından ve uğrayacağı en yakın limandan haberdar etmesini isteyecektir.
2. Her kıyı Devleti denizde ve denizin üzerinde (havada) güvenlikle ilgili yeterli ve etkin araştırma ve kurtarma hizmetlerinin kurulmasını ve idamesini geliştirmek ve şartlar gerektirirse bu amaçla karşılıklı bölgesel anlaşmalar yolu ile komşu Devletlerle işbirliği edecektir.
Madde 13
Her Devlet kendi bayrağını taşımaya mezun gemilerde köle taşınmasını önlemek ve o amaçla cezalandırmak ve bayrağının gayri hukuki olarak kullanılmasını engellemek için, etkin tedbirler alacaktır. Bayrağı ne olursa olsun herhangi bir gemiye sığınan herhangi bir köle, ipso facto, serbest olacaktır.
Madde 14
Bütün Devletler, açık denizde veya bir Devletin yargı yetkisi dışındaki diğer herhangi bir yerde deniz haydutluğunun bastırılması için mümkün olan azami ölçüde işbirliği yapacaklardır.
Madde 15
Deniz haydutluğu aşağıdaki hareketlerin herhangi birisinden ibarettir:
1. Özel bir geminin veya özel bir uçağın mürettebatı veya yolcuları tarafından özel amaçlarla işlenen,
a- açık denizde, başka bir gemiye veya uçağa karşı veya böyle bir gemi veya uçakta bulunan kişilere ve mala karşı,
b. herhangi bir Devletin yargı yetkisi dışında bulunan bir gemiye. uçağa, şahıslara veya mala karşı yöneltilmiş herhangi bir gayri hukuki şiddet veya tutuklama veya herhangi bir yağmacılık hareketi.
2. Bir gemi veya uçağı haydut gemi veya uçak yapan olayları bilerek onların işletilmesine ihtiyari ile herhangi bir şekilde katılma hareketi;
3. Bu maddenin 1. alt paragrafında veya 2. alt paragrafında tarif edilen bir hareketi teşvik eden veya onu kasden kolaylaştıran herhangi bir hareket.
Madde 16
Mürettebatı isyan etmiş ve kontrolü ele geçirmiş olan bir harp gemisi, devlet gemisi veya devlet uçağı tarafından işlenen ve 15. maddede tarifi yapılmış haydutluk hareketleri, özel bir geminin işlediği hareketlerle aynı muameleye tabi tutulur.
Madde 17
Bir geminin veya uçağın onu hakim şekilde kontrol eden kişiler tarafından 15. maddede zikredilmiş hareketlerden birini işlemek amacıyla kullanılması, kullanma tasarlandıysa, gemi veya uçak, haydut bir gemi veya haydut bir uçak olarak mütalaa edilir. Gemi veya uçak, böyle bir hareketi yapmak için kullanılmışsa, bu hareketin suçlusu olan kişilerin kontrolünde kaldığı sürece aynı hükümler uygulanır.
Madde 18
Bir gemi veya uçak, haydut bir gemi veya uçak haline gelmiş olduğu halde, tabiiyetini koruyabilir. Tabiiyetin muhafazası veya kaybı, bu tabiiyeti veren Devletin kanunlarına göre belirlenecektir.
Madde 19
Açık denizde veya herhangi bir Devletin yargı yetkisi dışındaki diğer herhangi bir yerde, her Devlet bir haydut gemiye veya uçağa veya haydutluk yoluyla alınan ve haydutların kontrolünde olan bir gemiye el koyabilir ve gemide bulunan kişileri tutuklayabilir ve mallara el koyabilir. Elkoymayı gerçekleştiren Devletin mahkemeleri verilecek cezaları kararlaştırabilir ve iyi niyetle hareket eden üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak üzere, gemi, uçak veya mallar hakkında alınacak tedbirleri de kararlaştırabilir.
Madde 20
Yeterli gerekçe olmadan haydutluk kuşkusuyla bir gemi veya uçağa elkonulduğunda, elkoymayı gerçekleştiren Devlet, geminin veya uçağın tabiiyetini taşıdığı Devlete karşı elkoymanın sebep olduğu herhangi bir kayıp veya zarardan dolayı hukuken sorumlu olacaktır.
Madde 21
Haydutluk sebebiyle herhangi bir elkoyma hareketi, sadece harp gemileri veya askeri uçaklar veya o amaçla izin verilen devlet hizmetindeki diğer gemi veya uçaklar tarafından gerçekleştirilebilir.
Madde 22
1. Anlaşmanın verdiği yetkilerden doğan müdahale hareketleri saklı kalmak üzere, açık denizde yabancı bir ticaret gemisine rastlayan bir harp gemisi,
a- geminin haydutluk yaptığından veya;
b- geminin esir ticaretine giriştiğinden; veya
c- yabancı bir bayrak taşıdığı, veya bayrağını göstermeyi reddettiği halde, geminin gerçekte harp gemisi ile aynı tabiiyette olduğundan şüpheyi gerektirecek makül bir sebep olmadıkça bu gemiye yanaşmakla haklı olamaz.
2. Yukarıdaki a, ve c alt paragraflarında öngörülen durumlarda harp gemisi, geminin kendi bayrağını çekme hakkını tetkik edebilir. Bu amaçla, şüpheli gemiye bir subay komutasında bir tekne gönderebilir. Belgeler kontrol edildikten sonra, şüpheler giderilmezse gemide daha ileri incelemeye geçebilir, bu incelemenin gerekli olan bütün ihtimamla yapılması gerekir.
3. Şüphelerin doğru çıkmaması ve yanaşılan geminin bu şüpheleri haklı çıkaracak herhangi bir hareketi yapmamış olması şartıyla gemiye verilmiş olabilecek herhangi bir kayıp veya zarar tazmin edilecektir.
Madde 23
1. Kıyı Devletinin yetkili mercilerinin, yabancı bir geminin kanunlarını ve düzenlemelerini ihlal ettiğine inanması için haklı sebepleri olduğu zaman, o geminin kesintisiz şekilde takibine gidilebilir. Böyle bir takip yabancı gemi veya botlarından birisi takip eden Devletin iç sularında, veya karasularında veya bitişik bölgesi içinde olduğu zaman başlatılmalıdır ve ancak takip kesintiye uğramadıysa, karasuları ve bitişik bölge dışında bu takibe devam edilebilir. Karasuları veya bitişik bölgede bulunan yabancı gemi durma emri aldığı zaman, emri veren geminin aynı şekilde karasuları veya bitişik bölgede olması gerekli değildir. Yabancı gemi, Karasuları ve Bitişik Bölge Sözleşmesi’nin 24. maddesinde tarif edilen bitişik bölgede ise, takibin yapılabilmesi, korunmaları için işbu bölgenin ihdas edildiği hakların ihlal edilmiş olması şartıyla ancak takibe gidilebilir.
2. Kesintisiz takip hakkı, takip edilen gemi kendi ülkesinin ya da üçüncü bir Devletin kara sularına girer girmez sona erer.
3. Takip eden gemi, mevcut pratik vasıtalarla takip edilen geminin veya botlarından birisinin veya bir tim olarak çalışan ve takip edilen gemiyi bir ana gemi olarak kullanan diğer araçların karasuları veya yerine göre bitişik bölge içinde bulunduğuna kani olmadıkça, kesintisiz takip başlamış sayılmaz. Yabancı gemi tarafından görülebilecek veya işitilebilecek bir mesafede görülebilir veya işitilebilir bir durma işaretinin verilmesinden sonra, ancak takip başlayabilir.
4. Kesintisiz takip hakkı sadece harp gemileri veya askeri uçaklar veya özellikle o amaç için izin verilen Devlet hizmetinde çalışan diğer gemi veya uçaklar tarafından kullanılabilir.
5. Kesintisiz takip bir uçakla gerçekleştirildiğinde:
a- Bu maddenin 1-3 cü paragraf hükümleri, mutas mutandis, uygulanacaktır.
b- Durma emri veren uçağın kendisi tutuklamayı yapabilecek durumda değilse, takibi devralmak üzere çağırmış olduğu kıyı
Devletine ait bir gemi veya uçak olay yerine varıncaya kadar gemiyi etkili bir şekilde kendisi takip etmelidir. Uçağın kendisi veya ara vermeden takibe devam eden diğer uçak veya gemiler tarafından takip edilen geminin hem durması emredilmedikçe hem de kesintisiz şekilde takip edilmiş olmadıkça, geminin uçak tarafından bir suçlu veya suç zanlısı olarak sadece fark edilmiş olması, açık denizde bir tutuklama yapmayı haklı kılmaya yetmez.
6. Bir Devletin yargı yetkisi içinde tutuklanan ve yetkili merciler önünde bir tetkik yapmak amacıyla o Devletin bir limanına refakat halinde götürülen bir geminin, yolculuk esnasında zaruret dolayısıyla açık denizin bir bölümünde geçirilmesi münhasır sebebiyle serbest bırakılması talep edilemez.
7. Bir geminin kesintisiz takip hakkını kullanmayı haklı kılmayan şartlarda açık denizde durdurulmuş olduğu veya tutuklanmış olduğu durumlarda, bu işlem dolayısıyla gemiye verilmiş olabilecek herhangi bir kayıp veya zararı tazmin edilecektir.
Madde 24
Her Devlet, gemilerinden veya borulardan petrol boşaltılması yoluyla veya deniz yatağı ve toprak altının işletilmesi ve araştırılmasından ileri gelen deniz kirlenmesini önleyecek düzenlemeleri, konuyla ilgili antlaşma hükümlerini dikkate almak suretiyle hazırlayacaktır.
Madde 25
1. Her Devlet, yetkili milletlerarası örgütlerin hazırladığı herhangi bir standart veya düzenlemeyi dikkate alarak radyoaktif artıklarla denizin kirlenmesini önleyecek tedbirleri alacaktır.
2. Bütün Devletler, radyoaktif malzemeleri veya diğer zararlı maddelerle yapılan herhangi bir faaliyetten ileri gelen denizin veya üstündeki havanın kirlenmesini önleyecek tedbirleri alırken yetkili milletlerarası örgütlerle işbirliği edecektir.
Madde 26
1. Bütün Devletlerin açık denizin yatağı üzerinde sualtı kabloları ve borularını döşemeye hakkı vardır.
2. Kıta sahanlığını araştırma ve kaynaklarını işletmek için makül tedbirleri alma hakkı saklı kalmak üzere, kıyı Devleti bu kablo ve boruların döşenmesi veya bakımını engelleyemez.
3. Bu kablo ve boruları döşediği zaman söz konusu Devlet deniz yatağı üzerinde daha önceden yerleştirilmiş olan kablo veya boruları dikkate alacaktır. Özellikle, kablo veya boruların bakımı imkanlarına halel getirilmeyecektir.
Madde 27
Her Devlet, bayrağını taşıyan bir geminin veya yargı yetkisine tabi bir kişinin kasten veya ihmalen açık denizin altındaki bir sualtı kablosunu, telgraf veya telefon haberleşmesini kesecek veya engelleyecek tarzda koparması veya zarar vermesinin ve benzer şekilde bir sualtı borusunun veya yüksek voltaj kablosunun koparılması veya zarar görmesinin cezalandırılabilir bir suç olacağını sağlayacak gerekli teşrii tedbirleri alacaktır. Bu hüküm, bu gibi koparma veya zarardan sakınmak için gerekli bütün tedbirleri aldıktan sonra, sadece hayatlarını ve gemilerini kurtarmak meşru sebebiyle hareket eden şahısların sebep olduğu herhangi bir koparma veya zarara uygulanmayacaktır.
Madde 28
Her Devlet, açık deniz altındaki bir kablo veya boru hattının sahipleri olup da yargı yetkisine tabi olan kişilerin, o kablo veya boru hattını döşerken veya tamir ederken başka bir kablo veya bir boru hattını koparması veya bir zarar vermesi halinde, tamir masraflarını karşılamaları için gerekli teşrii tedbirleri alacaktır.
Madde 29
Her Devlet, sualtı kablosu veya boru hattına zarar vermemek için bir demir veya ağ veya diğer herhangi bir balıkçılık edavatını feda ettiğini ispat edebilen gemi sahiplerinin kaybını, bütün makül tedbirleri önceden almış olmaları şartıyla, kablo veya boru hattının sahipleri tarafından tazmin edilmelerini sağlayacak gerekli kanuni tedbirleri alacaktır.
Madde 30
Bu Sözleşmenin hükümleri halihazırda yürürlükte olan sözleşme veya diğer milletlerarası anlaşmaları, bunların tarafı olan Devletler bakımından etkilemeyecektir.
Madde 31
Bu Sözleşme, 31 Ekim 1958’e kadar Birleşmiş Milletlerin veya herhangi bir uzmanlık örgütünün üyesi olan bütün Devletlere veya Birleşmiş Milletler Gene! Kurulu’nun bu Sözleşmeye taraf olmaya davet ettiği diğer herhangi bir Devletin imzasına açık olacaktır.
Madde 32
Bu Sözleşme, onaya tabidir. Onay belgeleri, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne tevdi edilecektir.
Madde 33
Bu Sözleşme 31. maddede zikredilen kategorilerin herhangi birisine ait olan herhangi bir Devletin katılmasına açık olacaktır. Katılma belgeleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne tevdi edilecektir.
Madde 34
1. Bu Sözleşme yirmi ikinci onay veya katılma belgesinin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne tevdi edilmesi tarihini izleyen otuzuncu günde yürürlüğe girecektir.
2. Yirmi ikinci onay veya katılma belgesinin tevdi edilmesinden sonra Sözleşmeyi onaylayan veya katılan her bir Devlet için, Sözleşme, bu Devletin onay veya katılma belgesini tevdi etmesinden sonraki otuzuncu günde yürürlüğe girecektir.
Madde 35
1. Bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık bir sürenin geçmesinden sonra bu Sözleşmenin revizyonu ile ilgili bir talep, herhangi bir Akit Devlet tarafından Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne hitap eden yazılı bir bildirim ile yapılabilir.
2. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu böyle bir talep hakkında alınacak tedbirleri kararlaştıracaktır.
Madde 36
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Birleşmiş Milletlerin üyesi bulunan bütün Devletleri veya 31. maddede zikredilen diğer Devletleri aşağıdaki hususlardan haberdar edecektir:
a- 31., 32., ve 33. maddelere uygun şekilde bu Sözleşmenin imzalanmasından ve onay veya katılma belgelerinin tevdi edilmesinden;
b- 34. maddeye uygun şekilde, bu Sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarihten;
c- 35. maddeye uygun şekilde yapılacak revizyon tekliflerinden.
Madde 37
Bu Sözleşmenin, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca metinleri aynı şekilde geçerli olan orijinali Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne tevdi edilecektir. O da bunun tasdikli bir örneğini 31. maddede zikredilen bütün Devletlere gönderecektir.
Yukarıdakileri tasdiken, hükümetleri tarafından usulüne göre yetkilendirilen aşağıda imzası bulunan temsilciler bu Sözleşmeyi imzaladılar.
Yirmidokuz Nisan bindokuzyüzellisekiz tarihinde Cenevre’de tanzim edildi.
İtalyan düşünür, siyasetçi ve sosyalist kuramcı Antonio Gramsci 22 Ocak 1891’de dünyaya geldi. Torino Üniversitesi’nde edebiyat okudu, dilbilime yakın ilgi duydu.
1913 yılının sonlarında İtalya Sosyalist Partisi’ne katıldı. 1916’da ilk kez topluluk karşısında konuşmalar yaptı ve Romain Rolland, Fransız Devrimi, Paris Komünü ve kadınların kurtuluşu gibi konulara değindi. Mussolini’nin faşist rejimince hapsedildi. Marksist literatüre katkısı temel olarak hegemonya, sivil toplum, altyapı-üstyapı ilişkileri, toplumda aydınların işlevi üzerindedir. Devlet teorisi üzerine özgün görüşler ileri sürdü, başta Althusser olmak üzere birçok Marksist kuramcıyı derinden etkiledi, görüşleri Batı Marksizm’inin temellerini oluşturdu.
Gramsci, 1934 yılında yaşamış olduğu ağır sağlık sorunları nedeniyle şartlı olarak tahliye edilmiş, özgürlüğüne kavuştuktan kısa bir süre sonra 27 Nisan 1937’de, 46 yaşındayken Roma’da yaşamını yitirmiştir.
20. yüzyılın önde gelen Marksist teorisyenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Gramsci’nin teorileri, ardılları olan Perry Anderson, Michael Apple, Louis Althusser, Nicos Poulantzas, David Harvey, Edward Said, Cinsiyet Belası isimli eserin yazarı Judith Butler, Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe gibi isimleri etkilemiştir.
Yazarın dünya tasavvurunu özetleyen ve toplam 33 defterden oluşan Hapishane Defterleri’nin orijinal baskısı beş cilt olarak düzenlenmiş, Türkiye’de de birçok yayınevi tarafından farklı şekillerde basılmıştır.
Avrupa Savunma Avukatları Örgütü (CONSTITUTION OF THE EUROPEAN CRIMINAL BAR ASSOCIATION (an association of European defence lawyers) Avrupa Ceza Barosu’nun (ECBA), ceza soruşturması altındaki kişilerin, şüphelilerin, sanıkların ve hüküm giymiş kişilerin temel haklarını savunmak üzere kurulan bağımsız savunma avukatları grubudur. ECBA’nın ilk Konferansı Mayıs 1997’de Strazburg’daki Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’nda gerçekleşmiştir. ECBA, tüm Avrupa Konseyi üyesi devletlerden katılımcı bir model ile kurulmuş organizasyondur. Avrupa’da ceza hukuku ve adalet konularında önde gelen bir lobidir. Hak savunucusu avukatlar arasında mesleki gelişim ve dayanışma en önemli ilkelerden biridir. ECBA’nın hedefleri; tüm üye ülkelerden ceza savunma avukatlarından oluşan yaygın bir dernek kurmak. ceza adaletine katkı sunmak, Avrupa’da ceza hukuku ve adaleti konusunda lobicilik ve danışmanlık yapmak ve mesleki işbirliği yürütmektir. 2025 yılı itibariyle kurumun başkanlığını Porteki’den Vânia Costa Ramos yürütmektedir. Yönetim organlarında Türkiye’den kimse bulunmamaktadır.
Ahmad Suradji (10 Ocak 1949- 10 Temmuz 2008) Endonezyalı seri katildir. 1986 ile 1997 yılları arasında 42 kadını öldürdüğünü itiraf etti. Cesetlerle ritüeller yaptı. Ritüelinin bir parçası olarak kurbanlarını bellerine kadar gömerdi ve yüzlerini kendi evinde döndürürdü. Bunun ona daha fazla güç vereceğine inanıyordu. Polise verdiği ifadede, babasının hayaletinin kendisini, mistik bir şifacı olabilmek için 70 ölü genç kadının tükürüğünü içmeye yönlendirdiği bir rüya gördüğünü söylemişti. Dava, 11 Aralık 1997’de başladı, 27 Nisan 1998’de mahkeme kararı açıklandı ve 2008’de idam edildi.
Suradji’nin karısı Tumini cinayetlere yardım etmekten ölüm cezasına çarptırıldı, ancak cezası sonra ömür boyu hapse çevrildi.
Mary Wollstonecraft, 27 Nisan 1759’da Londra’nın Spitalfields bölgesinde dünyaya geldi. (27 Nisan 1759 -10 Eylül 1797)
Wollstonecraft, kadınların erkeklerin zevki için yaratılmadığını belirterek insan ve kadın haklarını savundu. Kadınların ve erkeklerin eşit şekilde eğitilmesini önemsedi. Kadınların erkeklerden yaratılış itibariyle daha değersiz olmadığını, bu yanlış algının eğitim eksikliğinden kaynaklandığını vurguladı. Yaşamı boyunca fikirlerini gerçek hayatta uygulamaya geçirmeye çalıştı.
Fransızca ve Almanca biliyordu.
Eserleri ve Yaşamı
Wollstonecraft, arkadaşının ölümünden ilham alarak yazdığı ilk romanı Mary: A Fiction’ı 1788’de yayımladı. Ardından İrlanda’da mürebbiyelik yaptı. 1791’de çocuklar için yazdığı Original Stories from Real Life adlı kitabını yayımladı. Bu kitabında, mürebbiyelik deneyimlerinden ilham alarak bazı yaşanmış olaylara da yer verdi.
İlerleyen yıllarda, Jacques Necker’in Of the Importance of Religious Opinions (Dini Kanaatlerin Önemi Hakkında) ve Christian Gotthilf Salzmann’ın Elements of Morality, for the Use of Children (Çocuklar İçin Ahlak Unsurları) isimli eserlerini İngilizce’ye çevirdi. Bu süreçte tanıştığı Thomas Paine’in fikirlerinden etkilendi.
Fransa Dönemi ve Devrim
1792’de Fransız Devrimi’ni gözlemlemek için İngiltere’den ayrılarak Fransa’ya geçti. Devrime katıldı ve burada Amerikalı Kaptan Gilbert Imlay ile birlikte yaşamaya başladı. 1794 yılında Fanny adında bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Aynı dönemde Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi (A Vindication of the Rights of Woman) adlı kitabını yazdı ve devrim sürecinde bile eser üretmeye devam etti.
Bu dönemde Olympe de Gouges ve arkadaşları İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi Metni‘ni (Déclaration des droits de la femme et de la citoyenne) yayınladı. Ertesi yıl Wollstonecraft’ınKadın Haklarının Savunulması adlı öncü çalışması, İngiltere’de yayınlandı.
1794 yılının Aralık ayında, An Historical and Moral View of the French Revolution (Fransız Devrimi Üzerine Tarihi ve Ahlaki Düşünceler) adlı kitabını yayımladı.
Büyük Britanya’nın Fransa’ya savaş ilan etmesiyle, Fransa’daki Britanya vatandaşları birçok zorluk yaşamaya başladı. Gilbert Imlay, resmi olarak evlenmemelerine rağmen Wollstonecraft’ı eşi olarak kaydettirdi.
Son Yılları ve William Godwin ile Evliliği
Wollstonecraft, Londra’ya döndükten sonra anarşist hareketin önemli isimlerinden olan William Godwin ile 1795’te tanıştı ve evlendiler. Bu evlilikten 1797 yılında ikinci kızı Mary Shelley dünyaya geldi. Godwin ile olan evliliğinden olan kızı ikinci kızı Shelley’nin doğumundan 11 gün sonra 10 Eylül 1797 tarihinde dünyaya veda etti.
Düşünce Dünyasındaki Yeri
Wollstonecraft’ın sıra dışı yaşamı, ölümünden sonra eşi William Godwin tarafından 1798’de yayımlanan biyografisiyle ortaya çıktı. Wollstonecraft’ın yaşamı, yazılarından daha çok ilgi gördü.
Wollstonecraft, özellikle 1792’de yayımlanan Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi (A Vindication of the Rights of Woman) adlı kitabıyla tanındı ve kadın hakları savunuculuğunun öncülerinden sayıldı. Yaşamı 20. yüzyıla kadar eleştirilse de, feminist hareketlerin yükselişiyle birlikte fikirleri ve eserleri daha fazla değer kazandı.
Wollstonecraft, feminist felsefenin kurucuları arasında yer almaktadır.
Kızı Mary Shelley, Frankenstein’ın yazarı olarak tanınan ünlü bir romancıdır.
Unutulmaz Sözü
“Kadının ufkunu genişletin, aklını güçlendirin; körü körüne itaat sona erecektir. Ancak, iktidar her zaman körü körüne itaate ihtiyaç duyar, bu yüzden zorbalar ve şehvet düşkünleri kadını karanlıkta tutmaya çalışır. Zorbaların tek istediği bir köledir, şehvet düşkünlerinin istediği ise bir oyuncak.”
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne doğrudan bağlı bir komitedir. Fransa’nın Strazburg şehrinde bulunan Avrupa Konseyi binasında çalışmakta ve toplantılarını burada yapmaktadır. Komitede, her üye ülkenin kendi temsilcisi bulunmakta ve ülkeleri adına oy kullanmaktadır.
Avrupa Hukuki İşbirliği Komitesi, Avrupa Konseyi’nin hukuki çalışma konularında görev yapmaktadır. Özel hukuk ve kamu hukuku alanında çalışma yaparak Bakanlar Komitesi‘ne sunulmak üzere raporlar, sözleşme taslakları ve tavsiye kararları hazırlamaktadır. .,Komite Avrupa Konseyi Adalet Bakanları Konferanslarında kabul edilen karar metinlerinin taslak çalışmalarına da katkıda bulunmaktadır. Hızla değişen toplumların zorluklarıyla başa çıkmalarına yardımcı olmayı amaçlamakta, bağlayıcı ve bağlayıcı olmayan standartlar geliştirmektedir. Mahkemeler ve yargı, adalete erişim, kamu yönetimi veya özel sektör, bireyin, ailenin veya sivil toplumun korunması ile ilgili konulara odaklanmakta, Konsey üyesi ülkelerde ortak standartlar hedeflemektedir.
Alt Çalışma Grupları
Aile Hukuku Uzmanlar Komitesi (The Committee of Experts on Family Law – CJ-FA)
Savcıların Ceza Alanı Dışındaki Rollerine İlişkin Uzmanlar Komitesi (CJSPR – The Group of Specialists on the role of Public Prosecutors outside the Criminal Field)
Yargılama ile İlgili Uzmanlar Grubu (Group of Specialists on the Judiciary) (CJSJUD)
Çocuk Dostu Adalet Uzmanlar Grubu (Group of Specialists on Child-Friendly Justice – CJSCH)
Vatandaşlık Konusunda Uzmanlar Grubu (Group of Specialists on Nationality – CJSNAT)
Suç Mağdurları için Başvuru Yollarına İlişkin Çalışma Grubu(Group of Specialists on remedies for crime victims – CJSVICT)
İdare Hukuku Proje Grubu (Project Group on Administrative Law – CJDA)
-Borç Problemlerine Yasal Çözümler Aranmasına Dair Uzmanlar Grubu (Group of specialists on seeking legal solutions to debt problems – CJSDEBT)
-Sivil Toplum Kuruluşlarının Hukuki Statüsü Hakkında Uzmanlar Grubu (Group of Specialists on the legal status of non-governmental organisations – CJSONG)
Tıbbi Sorumluluk Konusunda Uzmanlar Grubu (Group of scientific experts on medical liability – CJSMED)
Yerel Yönetimler Özerklik Şartı(European Charter of Local Self-Government), 15 Ekim 1985 tarihinde Strasbourg’da düzenlenerek Avrupa Konseyi tarafından imzaya açılmış ve 1 Eylül 1988 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ya da Mahalli İdareler Avrupa Antlaşması olarak bilinen sözleşme, yerel yönetimlerin merkezi idareden özerkliğini garanti eden adem-i merkeziyetçi bir anlaşmadır.
Şart, yerel yönetimler bağlamında kabul edilmiş ilk evrensel metin olması yanında hükümleri arasından seçim yapma olanağı da vermekte; yerel ve bölgesel demokrasi gelişmelerini güçlendirme amacı taşımaktadır. Avrupa Birliği Bölgesinde ortak normlar belirleyen Şart, yerel ve bölgesel yönetimlerin haklarını korumayı hedeflemekte, belirlenen ortak prensiplerin uygulanmasını zorunlu kılmaktadır.
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının hazırlanmasına yönelik olarak yapılan çalışmalara Avrupa Konseyi bünyesinde 1980’li yılların ilk yarısında başlanmış, Avrupa Yerel Yönetimlerden Sorumlu Bakanlar Konferansı, Bölge ve Yerel Uzmanlar Komitesi (CDRL), Bölge ve Yerel Sorunlar Yönetim Komitesi (CDRM) ve Yerel ve Bölgesel Yönetimler Sürekli Konferansı (PLRE) tarafından çalışmalar yapılmıştır. Nihai metin, 8-10 Kasım 1984 tarihlerinde Roma’da düzenlenen Altıncı Yerel Yönetimlerden Sorumlu Bakanlar Konferansında yapılan görüşmelerin sonucunda kabul edilerek 15 Ekim 1985 tarihinde Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin imzasına açılmıştır.
Türkiye’nin Yerel Yönetimler Özerklik Şartı Karşısındaki Tutumu
Türkiye Cumhuriyeti, Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı 21 Kasım 1988 tarihinde imzalamış ve 1991 yılında onaylamıştır.
TBMM’de kabul edilen, 8 Mayıs 1991 tarihli ve 3727 Sayılı Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun, Resmi Gazetenin 21 Mayıs 1991 tarihli sayısında yayınlanarak şart onaylanmıştır. Şart’ın onaylanmasına ilişkin 6 Ağustos 1992 tarih ve 92/3398 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Şart’ın resmi Türkçe çevirisi, 3 Ekim 1992 tarih ve 21364 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Onay belgeleri 9 Aralık 1992 tarihinde tevdi edilmiş ve Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, Türkiye bakımından 1 Nisan 1993 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Yerel yönetimler üzerinde Anayasa ve yasalar ile konulmuş olan vesayet yetkisinin kaldırılması ve yerel yönetimlere tam salahiyetli bir yönetim yetkisi verilmesi Türkiye Cumhuriyeti tarafından kabul edilmemiştir.
Türkiye;
Şart’ın 4. Maddesinde yer alan “Yerel makamları doğrudan ilgilendirilen planlama ve karar süreçlerinde kendilerine danışılması” paragrafına,
Şart’ın 6. Maddesinde yer alan “Yerel yönetimlerin iç örgütlenmelerin kendilerince belirlenmesi” paragrafına,
Şart’ın 7. Maddesinde yer alan “Yerel olarak seçilmiş kişilerin görevleriyle bağdaşmayacak işlev ve
faaliyetlerinin kanun ve temel hukuk ilkelerine göre belirlenmesi” paragrafına
Şart’ın 8. Maddesinde yer alan “Vesayet denetimine ancak, vesayetle korunmak istenen yararlarla orantılı olması durumunda izin verilmesi” paragrafına,
Şart’ın 9. Maddesinde yer alan “Yerel yönetimlere kaynak sağlanmasında hizmet maliyetlerindeki artışların mümkün olduğunca hesaba katılması”, “Yeniden dağıtılacak mali kaynakların yerel makamlara tahsisinin nasıl yapılacağı konusunda, yerel yönetimlere önceden danışılması” ve “Yapılacak mali yardımların, yerel yönetimlerin kendi politikalarını uygulama konusundaki temel özgürlüklerini mümkün olduğu ölçüde ortadan kaldırmaması” paragraflarına,
Şart’ın 10. Maddesinde yer alan “Yerel yönetimlerin haklarını savunabilmeleri için uluslararası yerel yönetim birimleriyle işbirliği yapabilmeleri, uluslararası birliklere katılabilmeleri” paragrafına,
Şart’ın 11. Maddesinde yer alan “Yerel yönetimlerin iç hukukta kendilerine tanınmış olan yetkileri serbestçe savunabilmek için yargı yoluna başvurabilmeleri” paragrafına,
Çekince ve şerh koymuş onaylamamıştır.
Türkiye’nin çekince koyduğu hükümler genel olarak merkezi idarenin vesayet yetkilerini ortadan kaldıran hükümlerdir.
AVRUPA YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI
ÖNSÖZ
İşbu Şartı imzalayan Avrupa Konseyi üyesi Devletler,
Avrupa Konseyi’nin amacının üyeleri arasında ortak mirasları olan ideal ve ilkeleri korumak ve gerçekleştirmek için daha ileri bir birlik sağlamak olduğunu düşünerek,
Bu amacın gerçekleştirilmesinin yollarından birisinin idari alanda anlaşmalar yapmak olduğunu düşünerek,
Yerel makamların her türlü demokratik rejimin temellerinden birisi olduğunu düşünerek,
Vatandaşların kamu işlerinin sevk ve idaresine katılma hakkının Avrupa Konseyine üye
Devletlerin tümünün paylaştığı demokratik ilkelerden biri olduğunu düşünerek,
Bu hakkın en doğrudan kullanım alanının yerel düzeyde olduğuna kani olarak,
Gerçek yetkilerle donatılmış yerel makamların varlığının hem etkili hem de vatandaşlara yakın bir yönetimi sağlayacağına kani olarak,
Değişik Avrupa ülkelerinde özerk yerel yönetimlerin korunması ve güçlendirilmesinin demokratik ilkelere ve idarede ademi merkeziyetçiliğe dayanan bir Avrupa oluşturulmasında önemli bir katkı sağlayacağını düşünerek,
Bunun demokratik bir şekilde oluşan karar organlarına ve sorumluluktan bakımından, bu sorumlulukların kullanılmasındaki olanak ve yöntemler bakımından ve bu sorumlulukların karşılanması için gerekli kaynaklar bakımından geniş bir özerkliğe sahip yerel makamların varlığını gerektirdiğini teyid ederek,
Madde 1
Taraflar bu Şart’ın 12. maddesinde belirtilen şekil ve ölçüde kendilerini aşağıdaki maddelerle bağlı kabul edeceklerini taahhüt ederler.
I. BÖLÜM Madde 2 Özerk Yerel Yönetimlerin Anayasal ve Hukuki Dayanağı
Özerk yerel yönetimler ilkesi ulusal mevzuatla ve uygun olduğu durumlarda anayasa ile tanınacaktır.
Madde 3 Özerk Yerel Yönetim Kavramı
1 — Özerk yerel yönetim kavramı yerel makamların, kanunlarla belirlenen sınırlar çerçevesinde, kamu işlerinin önemli bir bölümünü kendi sorumlulukları altında ve yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenleme ve yönetme hakkı ve imkanı anlamını taşır.
2 — Bu hak, doğrudan, eşit ve genel oya dayanan gizli seçim sistemine göre serbestçe seçilmiş üyelerden oluşan ve kendilerine karşı sorumlu yürütme organlarına sahip olabilen meclisler veya kurul toplantıları tarafından kullanılacaktır. Bu hüküm, mevzuatın olanak verdiği durumlarda, vatandaşlardan oluşan meclislere, referandumlara veya vatandaşların doğrudan katılımına olanak veren öteki yöntemlere başvurulabilmesini hiçbir şekilde etkilemeyecektir.
Madde 4 Özerk Yerel Yönetimin Kapsamı
1 — Yerel yönetimlerin temel yetki ve sorumluluktan anayasa ya da kanun ile belirlenecektir. Bununla beraber, bu hüküm yerel yönetimlere kanuna uygun olarak belirli amaçlar için yetki ve sorumluluklar verilmesine engel teşkil etmeyecektir.
2 — Yerel Yönetimler, kanun tarafından belirlenen sınırlar içerisinde, yetki alanlarının dışında bırakılmış olmayan veya başka herhangi bir makamın görevlendirilmemiş olduğu tüm konularda faaliyette bulunmak açısından tam takdir hakkına sahip olacaklardır.
3 — Kamu sorumlulukları genellikle ve tercihan vatandaşa en yakın olan makamlar tarafından kullanılacaktır. Sorumluluğun bir başka makama verilmesinde, görevin kapsam ve
niteliği ile yetkinlik ve ekonomi gerekleri göz önünde bulundurulmalıdır.
4 — Yerel makamlara verilen yetkiler normal olarak tam ve münhasırdır. Kanunda öngörülen durumların dışında, bu yetkiler öteki merkezî veya bölgesel makamlar tarafından zayıflatılamaz veya sınırlandırılamaz.
5 — Yerel makamların merkezi veya bölgesel bir makam tarafından yetkilendirildiği
durumlarda, bu yetkilerin yerel koşullarla uyumlu olarak kullanılabilmesinde yerel makamlara olanaklar ölçüsünde takdir hakkı tanınacaktır.
6 — Yerel makamları doğrudan ilgilendiren tüm konulara ilişkin planlama ve karar alma süreçleri içinde, kendileriyle olanaklar ölçüsünde zamanında ve uygun biçimde danışılacaktır.
Madde S
Yerel Yönetim Sınırlarının Korunması
Yerel yönetimlerin sınırlarında, mevzuatın elverdiği durumlarda ve mümkünse bir referandum yoluyla ilgili yerel topluluklara önceden danışılmadan değişiklik yapılamaz.
Madde 6
Yerel Makamların Görevleri İçin Gereken Uygun İdari örgütlenme ve Kaynaklar
1 — Kanunla düzenlenmiş daha genel hükümlere halel getirmemek koşuluyla, yerel makamlar kendi iç idari örgütlenmelerini, bunları yerel ihtiyaçlarla uyumlu kılmak ve etkin idare sağlamak amacıyla, kendileri kararlaştırabileceklerdir.
2 — Yerel yönetimlerde görevlilerin çalışma koşulları liyakat ve yeteneğe göre yüksek nitelikli eleman istihdamına imkan verecek ölçüde olmalıdır; bu amaçla yeterli eğitim olanaklarıyla ücret ve mesleki ilerleme olanakları sağlanmalıdır.
Madde 7 Yerel Düzeydeki Sorumlulukların Kullanılma Koşulları
1 — Yerel düzeyde seçilmiş temsilcilerin görev koşullan görevlerin serbestçe yerine getirilmesi olanağını sağlayabilmelidir.
2 — Görev koşulları söz konusu görevin yürütülmesi sırasında yapılacak masrafların uygun biçimde mali tazminiyle birlikte, uygunsa, kazanç kaybının tazminine veya yapılan işin karşılığında ücret ve buna tekabül eden sosyal sigorta primlerinin ödenmesine olanak sağlaya çaktır.
3 — Yerel olarak seçilmiş kişilerin görevleriyle bağdaşmayacak işlev ve faaliyetler kanunla veya temel hukuki ilkelere göre belirlenir.
Madde 8 Yerel Makamların Faaliyetlerinin İdarî Denetimi
1 — Yerel makamların her türlü idari denetimi ancak kanunla veya anayasa ile belirlenmiş durumlarda ve yöntemlerle gerçekleştirilebilir.
2 — Yerel makamların faaliyetlerinin idarî denetimi normal olarak sadece kanunla ve anayasal ilkelerle uygunluk sağlamak amacıyla yapılacaktır. Bununla beraber, üst-makamlar yerel makamları yetkili kıldıkları işlerin gereğine göre yapılıp yapılmadığını idarî denetime tabi tutabileceklerdir.
3 — Yerel makamların idari denetimi, denetleyen makamın müdahalesinin korunması
amaçlanan çıkarların önemiyle orantılı olarak sınırlandırılmasını sağlayacak biçimde yapılmalıdır.
Madde 9 Yerel Makamların Malî Kaynakları
1 — Ulusal ekonomik politika çerçevesinde, yerel makamlara kendi yetkileri dahilinde serbestçe kullanabilecekleri yeterli malî kaynaklar sağlanacaktır.
2 — Yerel makamların malî kaynakları anayasa ve kanunla belirlenen sorumluluklarla orantılı olacaktır.
3 — Yerel makamların malî kaynaklarının en azından bir bölümü oranlarını kendilerinin kanunun koyduğu sınırlar dahilinde belirleyebilecekleri yerel vergi ve harçlardan sağlanacaktır.
4 — Yerel makamlara sağlanan kaynakların dayandığı malî sistemler, görevin yürütülmesi için gereken harcamalardaki gerçek artışların mümkün olduğunca izlenebilmesine olanak tanımaya yetecek ölçüde çeşitlilik arz etmeli ve esneklik taşımalıdır.
5 — Malî bakımdan daha zayıf olan yerel makamların korunması, potansiyel malî kaynakların ve karşılanması gereken malî yükün eşitsiz dağılımının etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik malî eşitleme yöntemlerinin veya buna eş önlemlerin alınmasını gerektirir. Bu yöntemler ve önlemler yerel makamların kendi sorumluluk alanlarında kullanabilecekleri takdir hakkını azaltmayacaktır.
6 — Yeniden dağıtılan kaynakların yerel makamlara tahsisinin nasıl yapılacağı konusunda, kendilerine uygun bir biçimde danışılacaktır.
7 — Mümkün olduğu ölçüde, yerel makamlara yapılan hibeler belli projelerin finansmanına tahsis edilme koşulu taşımayacaktır. Hibe verilmesi yerel makamların kendi yetki alanları içinde kendi politikalarına ilişkin olarak takdir hakkı kullanmadaki temel özgürlüklerine halel getirmeyecektir.
8 — Yerel makamlar sermaye yatırımlarının finansmanı için kanunla belirlenen sınırlar içerisinde ulusal sermaye piyasasına girebileceklerdir.
Madde 10 Yerel Makamların Birlik Kurma ve Birliklere Katılma Hakkı
1 — Yerel makamlar yetkilerini kutlanırken, ortak ilgi alanlarındaki görevlerini yerine getirebilmek amacıyla, başka yerel makamlarla işbirliği yapabilecekler ve kanunlar çerçevesinde birlikler kurabileceklerdir.
2 — Her Devlet, yerel makamların ortak çıkarlarının korunması ve geliştirilmesi için birliklere üye olma ve uluslararası yerel makamlar birliklerine katılma hakkını tanıyacaktır.
3 — Yerel makamlar, kanunla muhtemelen öngörülen şartlar dahilinde, başka devletlerin yerel makamlarıyla işbirliği yapabilirler.
Madde 11 Özerk Yerel Yönetimlerin Yasal Korunması
Yerel yönetimler kendi yetkilerinin serbestçe kullanımı ile anayasa veya ulusal mevzuat tarafından belirlenmiş olan özerk yönetim ilkelerine riayetin sağlanması amacıyla yargı yoluna başvurma hakkına sahip olacaklardır.
II. BÖLÜM
Muhtelif Hükümler
Madde 12
Yükümlülükler
1 — Her Akit Taraf, bu Şart’ın I. Bölümündeki paragraflardan en az 10 tanesi aşağıdakilerin arasından seçilmek üzere en az 20 paragrafı ile kendisini bağlı kabul etmeyi taahhüd edecektir:
— Madde 2,
— Madde 3, paragraf 1 ve 2,
— Madde 4, paragraf 1, 2 ve 4,
— Madde 5,
— Madde 7, paragraf 1,
— Madde 8, paragraf 2,
— Madde 9, paragraf 1, 2 ve 3,
— Madde 10, paragraf 1,
— Madde 11
2 — Sözleşmeye taraf olan her Devlet onay, kabul veya tasvip belgesini tevdi ederken, bu Maddenin 1. paragraf hükümlerine uygun olarak seçtiği paragrafları Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bildirecektir.
3 — Herhangi bir Taraf Devlet, bu Maddenin 1. paragrafı hükümlerine göre Sözleşmenin henüz kabul etmemiş olduğu herhangi bir paragrafıyla veya paragraflarıyla kendini bağlı addedeceğini daha sonraki herhangi bir tarihte Genel Sekretere bildirebilir. Sonradan kabul edilen bu tür yükümlülükler, böylece bildirimde bulunan Âkit Tarafın onay, kabul veya tasvip işleminin ayrılmaz bir parçası addedilecek ve Genel Sekreterin bildirimi aldığı tarihten sonra geçecek üç aylık süreyi izleyen ayın ilk gününden başlamak üzere aynı etkiyi taşıyacaktır.
Madde 13 Bu Şart’ın Kapsayacağı Makamlar
İşbu Şart’ta yer alan özerk yerel yönetim ilkeleri Âkit Tarafın ülkesinde mevcut bulunan yerel makamların tüm kategorileri için uygulanır. Bununla beraber herbir Âkit Taraf, onay, kabul veya tasvip belgesini sunarken, bu Şart’ın yerel veya bölgesel makamların sadece hangi kategorileri için uygulanmasını öngördüğünü veya uygulama dışında bırakmayı öngördüğü kategorileri belirleyebilir. Avrupa Konseyi Genel Sekreterine daha sonra yapabileceği bildirimlerle, yukarıdakilerden başka yerel veya bölgesel makam kategorilerini de Şart’ın kapsamına dahil edebilir.
Madde 14 Bilgi Sağlanması
Her Âkit Taraf bu Şart’ın hükümlerine uygunluk sağlamak amacıyla kabul ettiği mevzuat hükümleriyle aldığı öteki önlemler konusuna ilişkin tüm bilgiyi Avrupa Konseyi Genel Sekreterine iletecektir.
III. BÖLÜM Madde 15
İmza, Onay ve Yürürlüğe Girme
1 — Bu Şart Avrupa Konseyi üyesi tüm ülkelerin imzasına açık olacaktır. Onay, kabul veya tasvip işlemine tabi olacaktır. Onay, kabul veya tasvip belgeleri Avrupa Konseyi Genel Sekreterine tevdi edilecektir.
2 — Bu Şart Avrupa Konseyi üyesi ülkelerden dördünün bu Şart’la bağlı olmayı kabul ettiklerini yukarıdaki paragraf hükümlerine uygun olarak daha sonra bildirmelerinden itibaren geçecek üç aylık süreyi izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.
3 — Bu Şart’la bağlı olmayı kabul edeceğini daha sonra beyan eden herhangi bir üye Devlet bakımından, bu Şart onay, kabul veya tasvip belgesinin tevdi tarihinden sonra geçecek üç aylık bir süreyi izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.
Madde 16
Topraklara ilişkin Hüküm
1 — Herhangi bir Devlet, imzalama sırasında veya onay, kabul veya tasvip belgesini tevdi ederken bu Şart’ın uygulanacağı toprak ya da toprakları belirleyebilir.
2 — Herhangi bir Devlet daha sonraki herhangi bir tarihte yapacağı ve Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne muhatap bir beyanla, bu Şart’ın uygulanma alanım beyanda belirleyeceği başka herhangi bir toprağı teşmil edebilir. Şart, bu tür topraklar için, bu beyanın Genel Sekreterin eline geçtiği tarihten sonra geçecek 3 aylık süreyi izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.
3 — Yukarıdaki iki paragraf çerçevesinde yapılan herhangi bir beyan, bu beyanda belirlenen herhangi bir toprak bakımından, Genel Sekretere hitaben yapılacak bir bildirim ile geri çekilebilir. Bu geri çekme, Genel Sekreterin bu bildirimi aldığı tarihten sonra geçecek altı aylık süreyi izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.
Madde 17 Çekilme
1 — Herhangi bir Taraf, kendisi bakımından bu Şart’ın yürürlüğe girişini izleyen beş yıllık bir sürenin geçmesinden sonra, bu Şart’tan çekilebilir. Bu durumlarda, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine altı ay önce bildirimde bulunulacaktır. Bu tür çekilmeler, Taraf Devlet sayısının dörtten az olmaması koşuluyla diğer Taraf Devletler bakımından Şart’ın geçerliliğini etkilemeyecektir.
2 — Yukarıda paragrafta belirlenen hükümler çerçevesinde herhangi bir Taraf Devlet, 12. maddenin 1. paragrafında öngörülen sayı ve tipteki paragraflarla bağlı olduğu sürece, Şart’ın I. Bölümünün herhangi bir paragrafından çekilebilir. Herhangi bir Taraf Devlet bir paragrafdan çekilerek 12. maddenin 1. paragrafının gereğini karşılamayan bir duruma geliyorsa, Şart’ın kendisinden de çekilmiş sayılacaktır.
Madde 18 Bildirimler
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri :
a) Her imzalamayı;
b) Tüm onay, kabul veya tasvip belgelerinin tevdiini;
c) Bu Şart’ın 15. madde hükümlerine göre her yürürlüğe giriş tarihini;
d) 12. Maddenin 2. ve 3. paragraflarının hükümlerinin uygulanması çerçevesinde alınan her bildirimin;
e) 13. Maddenin hükümlerinin uygulanması çerçevesinde alınan her bildirimi;
f) Bu Şart’a ilişkin diğer herhangi bir işlem, bildirim veya yazışmayı
Avrupa Konseyi üyesi Devletlere bildirecektir.
Yukarıdaki hükümleri kabul zımnında gereği gibi yetkili kılınmış aşağıda imzaları bulunanlar işbu Şart’ı imzalamışlardır.
Avrupa Konseyi arşivlerinde saklanacak işbu Sözleşme, İngilizce ve Fransızca olarak ve her iki metin de aynı derecede geçerli olmak üzere, tek nüsha halinde 15 Ekim 1985 tarihinde Strasbourg’da düzenlenmiştir. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Avrupa Konseyi üyesi Devletlerin her birine bu Şart’ın aslına uygun suretlerini iletecektir.
Avusturya Cumhuriyeti Hükümeti Adına Hans G . KNITE L
Belçika Krallığı Hükümeti Adına Jan R. VANDE N BLOOC K
Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti Adına
Danimarka Krallığı Hükümeti Adına Erling V . OUAAD E
Fransa Cumhuriyeti Hükümeti Adına Henri OURMET
Federal Almanya Cumhuriyeti Adına Günter KNACKSTED T Horst WAFFENSCHMIDT
Yunanistan Cumhuriyeti Hükümeti Adına Agamemnon KOUTSOGIORGA S
İzlanda Cumhuriyeti Hükümeti Adına
İrlanda Hükümeti Adına
İtalya Cumhuriyeti Hükümeti Adına Oscar L . SCALFARO
Lihtenştayn Prensliği Hükümeti Adına Nicolas de LIECHTENSTEIN
Lüksemburg Büyük Dukalığı Hükümeti Adına Jean SPAUTZ
Malta Hükümeti Adına
Hollanda Krallığı Hükümeti Adına
Norveç Krallığı Hükümeti Adına
Portekiz Cumhuriyeti Hükümeti Adına Joao PEREIRA BASTOS
ispanya Krallığı Hükümeti Adına Felix PONS IRAZAZABAL
İsveç Krallığı Hükümeti Adına
İsviçre Konfederasyonu Hükümeti Adına
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Adına
Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Hükümeti Adına
27 Nisan E-Muhtırası, 2007 yılı Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamadır.
Bildiri, Atatürkçülüğe, laikliğe ve cumhuriyetin temel ilkelerine vurgu yapmıştır. Bu ilkelere “sözde değil, özde bağlı” bir cumhurbaşkanı adayı talep edilmiştir.
Kamuoyu, basın açıklamasını muhtıra olarak değerlendirmiştir. Bildiri internet aracılığıyla açıklandığı için “e-muhtıra” olarak tarihe geçmiştir.
Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt 2009 yılında katıldığı bir televizyon programında açıklamanın kendisi tarafından yazıldığını fakat bir muhtıra olmadığını söylemiştir. Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt “Bizzat ben kaleme aldım” demiştir.
27 Nisan E-Muhtırası Hakkındaki Adli Soruşturma
27 Nisan bildirisinin yayınlanmasından 5 yıl sonra, 2012 yılında Adalet Platformu Sözcüsü Adem Çevik, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na ‘12 Eylül darbesi, 28 Şubat ve 27 Nisan açıklamasının sorumluları’ hakkında suç duyurusunda bulunmuş, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, dönemin askeri sorumluları hakkındaki suç duyurusu evrakını ayırarak, “Suç yeri Ankara olduğu” gerekçesiyle dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na göndermiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu’nun, TSK’nın 27 Nisan bildirisine ilişkin soruşturması kapsamında, eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın “şüpheli” sıfatıyla ifadesinin alınması için İstanbul’a talimat yazılmıştır. 2015 yılında dosyayı devralan savcı, yaptığı incelemede aradan geçen süreye rağmen Büyükanıt’ın ifadesinin alınmadığını belirlemiştir. İfade, sağlık sorunları nedeniyle, İstanbul Anadolu Yakasındaki Fenerbahçe Orduevindeki ikametinde alınan Büyükanıt, suçlamaları reddetmiştir. Büyükanıt’, savunmasında yaptıklarının hukuka uygun olduğunu savunmuş ve darbe kastının olmadığını bildirmiştir. Soruşturma sürerken, Büyükanıt, 21 Kasım 2019 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Dosyanın tek şüphelisi olan Büyükanıt’ın hayatını kaybetmesi nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 25 Aralık 2019 tarihinde, “soruşturma ve kovuşturma olanağı kalmadığı” gerekçesiyle takipsizlik kararı vererek dosyayı kapatmıştır.
27 Nisan E-Muhtırası Tam Metni
Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir. Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden, devletimizin bağımsızlığı ile ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.
Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır.
Bu bağlamda;
Ankara’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile aynı günde kuran okuma yarışması tertiplenmiş, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyet iptal edilmiştir.
22 Nisan 2007 tarihinde Şanlıurfa’da; Mardin, Gaziantep ve Diyarbakır illerinden gelen bazı grupların da katılımı ile, o saatte yataklarında olması gereken ve yaşları ile uygun olmayan çağ dışı kıyafetler giydirilmiş küçük kız çocuklarından oluşan bir koroya ilahiler okutulmuş, bu sırada Atatürk resimleri ve Türk bayraklarının indirilmesine teşebbüs edilerek geceyi tertipleyenlerin gerçek amaç ve niyetleri açıkça ortaya konulmuştur.
Ayrıca, Ankara’nın Altındağ ilçesinde “Kutlu Doğum Şöleni” için ilçede bulunan tüm okul müdürlerine katılım emri verildiği, Denizli’de İl Müftülüğü ile bir siyasi partinin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte ilköğretim okulu öğrencilerinin başları kapalı olarak ilahiler söylediği,
Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Nikfer beldesinde dört cami bulunmasına rağmen, Atatürk İlköğretim Okulunda kadınlara yönelik vaaz ve dini söyleşi yapıldığı yolunda haberler de kaygıyla izlenmiştir.
Okullarda kutlanacak etkinlikler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgili yönergelerinde belirtilmiştir. Ancak, bu tür kutlamaların yönerge dışı talimatlarla yerine getirildiği tespit edilmiş ve Genelkurmay Başkanlığınca yetkili kurumlar bilgilendirilmesine rağmen herhangi bir önleyici tedbir alınmadığı gözlenmiştir.
Anılan faaliyetlerin önemli bir kısmının bu tür olaylara müdahale etmesi ve engel olması gereken mülki makamların müsaadesi ile ve bilgisi dahilinde yapılmış olması meseleyi daha da vahim hale getirmektedir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Cumhuriyet karşıtı olan ve devletimizin temel niteliklerini aşındırmaktan başka amaç taşımayan bu irticai anlayış, son günlerdeki bazı gelişmeler ve söylemlerden de cesaret almakta ve faaliyetlerinin kapsamını genişletmektedir.
Bölgemizdeki gelişmeler, din ile oynamanın ve inancın siyasi bir söyleme ve amaca alet edilmesinin yol açabileceği felaketlerin ibret alınması gereken örnekleri ile doludur. Kutsal bir inancın üzerine yüklenmeye çalışılan siyasi bir söylem veya ideolojinin inancı ortadan kaldırarak, başka bir şeye dönüştüğü, ülkemizde ve ülke dışında görülebilmektedir.
Malatya’da ortaya çıkan olayın bunun çarpıcı bir örneği olduğu ifade edilebilir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin çağdaş bir demokrasi olarak, huzur ve istikrar içinde yaşamasının tek şartının, devletin Anayasamızda belirlenmiş olan temel niteliklerine sahip çıkmaktan geçtiği şüphesizdir.
Bu tür davranış ve uygulamaların, Sn. Genelkurmay Başkanı’nın 12 Nisan 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında ifade ettiği “Cumhuriyet rejimine sözde değil özde bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak” ilkesi ile tamamen çeliştiği ve Anayasanın temel nitelikleri ile hükümlerini ihlal ettiği açık bir gerçektir.
Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır.
Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir.
Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.
Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.
İtalyan devlet adamı Filippo Antonio Pasquale di Paoli doğdu. (Ölümü: 5 Şubat 1807) 1755’te Korsika’da Cenova yanlılarını yenilgiye uğratıp iktidarı ele geçirdi. Diğer Avrupa ülkelerinden daha demokratik bir anayasayı yürürlüğe koyup 9 yıl boyunca ülkeyi aydın despotizmi olarak bilinen bir anlayışla yöneterek önemli reformlar gerçekleştirdi. Yönetimi sırasında kan davasını yasakladı, madenciliği teşvik etti, bir deniz filosu ile bir üniversite kurdu.
1856
ABD’li avukat, işadamı ve Amerika Birleşik Devletleri büyükelçisi Henry Morgenthau doğdu. (Ölümü: 25 Kasım 1946) Columbia Law School’dan mezun oldu. Amerika Birleşik Devletleri’nin Osmanlı İmparatorluğu büyükelçisi olarak görev yaptı. Yunan Mülteci Yerleşim Komisyonu ve Amerikan Kızılhaçı gibi savaşla ilgili hayır kurumlarında görev aldı. 1919’da, Morgenthau Raporu’nu hazırlayan Polonya’daki Birleşik Devletler hükümetinin bilgi toplama misyonuna başkanlık etti. 1933’te düzenlenen Cenevre Konferansında, ABD adına temsilcilik yaptı. ABD Kongre Üyesi Julius Kahn tarafından sunulan anti-Siyonist bir dilekçeyi imzalayan önde gelen 31 Yahudi Amerikalı arasındadır. Büyükelçi Morgenthau’nun Öyküsü adlı bir kitabı Türkçe’ye çevrilerek Belge Yayınlarından basılmıştır.
1865
ABD Başkanı Abraham Lincoln‘ü bir suikastla öldüren John Wilkes Booth, Amerika Birleşik Devletleri Kara Kuvvetleri askerleri tarafından on iki günlük bir insan avının sonunda, kuzey Virginia’nın kırsal kesiminde yakalandı ve öldürüldü.
Japonya Anayasası, ikinci dünya savaşından sonra 26 Nisan 1947 tarihinde yayınlandı ve 26 Temmuz 1947 tarihinde yürürlüğe girdi. Japonya Anayasası, yürürlüğe girdiği 1947 yılından bu yana değişikliğe uğramadı. Japonya Anayasası’nda değişiklikler yapılmasına ilişkin tartışmalar güncelliğini korumaktadır. Japonya Anayasasının tam metni İtalyanca metinden Türkçeye Arif ERGÜNAY tarafından tercüme edilerek 1950 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisinin 7. cildinde ve 1. sayısında yayınlanmıştır.
1958
Ordinaryüs profesör dil bilimci ve bilim insanı Reşit Rahmeti Arat 26 Nisan 1958’de ordinaryüs profesör unvanı aldı.
1961
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 298 Sayılı Kanun, 26 Nisan 1961 tarihinde kabul edilmiş, 2 Mayıs 1961 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. İşbu kanun metninde çeşitli tarihlerde yapılan değişiklikler 13 Haziran 2018 tarihi itibari ile, ilgili madde ve fıkraların altlarına dipnot düşmek suretiyle belirtilmiş ve okuyucunun tüm değişiklikleri görmesi kolaylaştırılmıştır.
1964
Tanganika Cumhuriyeti, Birleşik Krallık’tan bağımsızlığını kazandı. Ülke, 26 Nisan 1964 tarihinde Zanzibar ve Pemba Halk Cumhuriyeti ile birleşerek günümüzde de varlığını sürdüren Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti’ni oluşturdu.
1971
11 ilde Bir ay süreyle sıkıyönetim ilan edildi.
1971
Sıkıyönetim, Devrimci Doğu Kültür Ocakları ve Dev-Genç’i kapattı.
1972
Yazar Sevgi Soysal, bir yıl hapse mahkûm oldu.
1975
Edebiyat Ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi‘ne Türkiye dâhil 168 ülke taraftır. Madde 38’e göre; Bu Belgeyi onaylamamış veya katılmamış veya Sözleşmenin Stockholm Belgesi’nin 22-26 ncı maddelerine taraf olmayan Birlik ülkeleri 26 Nisan 1975 tarihine kadar istedikleri takdirde bu hükümlere taraf sayılarak söz edilen maddelerde öngörülen hakları uygulayabilirler.
1979
İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı, 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamalarını yasakladığını bildirdi.
1991
Ukrayna’da yakalanan Bahçelievler katliamı sanıklarından Haluk Kırcı, Türkiye’ye iade edildi. 12 Nisan 1988”de 7 kez idam cezası aldı, çıkarılan infaz kanunundan yararlanarak ve 26 Nisan 1991 tarihinde Bursa Cezaevi’nden şartlı tahliye edildi.
1994
Güney Afrika Cumhuriyeti’nde ilk çok ırklı seçimler yapıldı. Oyların yüzde 62’sini alan Nelson Mandela liderliğindeki Afrika Ulusal Kongresi, seçimlerin galibi oldu.
1995
Türkiye’nin ilk kadın kaymakamları Elif Arslan ve Özlem Bozkurt görevlerine başladı.
2000
Hint hukukçu ve politikacı Badruddin Shaikh yaşamını yitirdi. (Doğumu: 13 Eylül 1952) LA Shah Hukuk Koleji‘nde eğitim gördü. Siyasete katılmadan önce bir süre avukatlık yaptı. 1979’da Gujarat Üniversitesi Senato Üyesi oldu. 1984’te Hindistan Ulusal Öğrenci Birliği Genel Sekreteri ve 1985’te Gujarat Pradesh Gençlik Kongresi Genel Sekreteri olarak görev yaptı. Daha sonra Gujarat Üniversitesi’nin Sendika Üyesi oldu. 1992’de Gujarat Pradesh Kongre Komitesinin Azınlık Hücresi Başkanı ve partinin Azınlık Hücresi Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı.1995 yılında Ahmedabad Belediye Corporation’da Belediye Meclis Üyesi olarak seçildi. Daimi Komite, Şehir Planlama Komitesi, Hukuk Komitesi ve VS Hastane Yönetim Kurulu üyesi oldu. 2010’dan 2020’de ölümüne kadar Ahmedabad Belediye Şirketi’nde Muhalefet Lideri olarak çalıştı.
Fikri mülkiyet haklarına olan ilgi ve farkındalığı artırmak üzere Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından 26 Nisan günü, 2000 yılında, “Dünya Fikri Mülkiyet Günü” olarak ilan edildi ve bu kapsamda, her yıl üye ülkeler tarafından çeşitli etkinliklerle kutlanmaya başlandı. Dünya Fikri Mülkiyet Günü, patent, telif hakkı, ticari marka ve tasarımların günlük yaşama etkilerini vurgulamak amacıyla her yıl 26 Nisan‘da kutlanmaktadır. WIPO tarafından başlatılan bu kutlama günü, yaratıcılığın ve yenilikçiliğin ekonomiye katkısını vurgulamaktadır.
2001
Uluslararası Göçmen İşçiler ve Ailelerinin Haklarını Koruma Konvansiyonunu Türkiye 13 Ocak 1999 tarihinde imzalamış, 26 Nisan 2001 tarihinde, çekincelerle birlikte kabul etmiş ve 18 Haziran 2004 tarihinde onaylayarak 17 Ağustos 2004 tarihinde bakanlar kurulu kararıyla resmi gazetede yayınlamıştır.
2004
Karadenizliler, Çernobil faciasından tam 18 yıl sonra dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral ve Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ahmed Yüksel Özemre hakkında Karadeniz’de kanser vakalarının artması gerekçesi ile suç duyurusunda bulundu.
2005
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in veto ettiği 10 bin polis kadrosu açılmasına ve ilahiyat mezunlarının da polis olabilmesine olanak sağlayan yasa, TBMM’de aynen kabul edildi.
2005
Orta Afrika Cumhuriyeti’nin ilk ve tek kadın başbakanı Elisabeth Domitien yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1925 )
2010
Mardin’in Mazıdağı İlçesi’ne bağlı Bilge Köyünde, 7’si çocuk 44 kişinin öldürülmesiyle ilgili tutuklanan 8 kişiden, 6’sına kırk dörder kez müebbet hapis cezası verildi. Bilge Köyü Katliamı olarak tarihe geçen olayda; yaşı küçük olan bir sanığa 44 kez 15 yıl, evinde silah bulunduran sanığa ise 15 yıl hapis cezası verildi.
2016
Türkiye-AB Üst Düzey Ekonomik Diyalog Mekanizması ihdas edilmesi kararlaştırıldı. Bu çerçevede, I. Türkiye – AB Üst Düzey Ekonomik Diyalog Toplantısı 24-26 Nisan 2016 tarihlerinde İstanbul ve Ankara’da düzenlendi.
Brezilyalı avukat ve politikacı Miquéias Matias Fernandes yaşamını yitirdi. (Doğumu: 28 Ağustos 1950) Avukat ve Papaz olarak eğitim gördü. 1988’de Manaus Belediye Meclisi üyesi seçildi. 1990’da Amazonas Yasama Meclisi Üyesi seçildi. 1994 seçimlerinde Milletvekili seçildi. Eyalet Milletvekili olarak son döneminden sonra, siyasetten emekli oldu ve hukuk, ve kiliseye devam etti.
2026
Dünya Fikri Mülkiyet Günü 2026 yılı teması “Fikri Mülkiyet ve Spor” olarak belirlendi.
Dünya Fikri Mülkiyet Günü(World Intellectual Property Day), fikri mülkiyet haklarına olan ilgi ve farkındalığı artırmak üzere her yıl WIPO Sözleşmesinin 1970’te yürürlüğe girdiği gün olan 26 Nisan’da kutlanmaktadır. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından 2000 yılında ilan edilmiştir. WIPO tarafından başlatılan bu kutlama günü, yaratıcılığın ve yenilikçiliğin ekonomiye katkısını ön plana çıkarmaktadır.
Yaratıcılık ve Fikri Hakların Önemi
İnsanın yaratıcı gücü, bütün buluş ve sanat ürünlerinin kaynağıdır. Bu eserler insan hayatını yaşamaya değer kılan bir özellik taşımaktadır. Buluş ve sanat eserleri ile bu eserleri meydana getiren kişilerin haklarının korunmasını sağlamak, bireyleri, toplumların ve devletlerin temel görevidir.
Dünya Fikri Mülkiyet Günü kapsamında, her yıl üye ülkeler tarafından çeşitli etkinlikler düzenlenmekte; patent, telif hakkı, ticari marka ve tasarımların günlük yaşama etkileri vurgulanmaktadır.
Dünya Fikri Mülkiyet Günü 2026 yılı teması “Fikri Mülkiyet ve Spor” olarak belirlenmiştir.
Fikri Haklar ve WIPO
Fikri haklar, ekonomik bir değer taşıyan, sahibinin hususiyetini taşıyan ve yaratıcısının düşünce gücü sonucu ortaya çıkan fikri emek ürünlerini oluşturmaktadır. Eserin yaratıcısı ve sahibinin bunlar üzerinde hem mali, hem de manevi hakları bulunmaktadır.
WIPO, 1974 yılında Birleşmiş Milletler sisteminin uzmanlaşmış kuruluşlarından biri haline gelen hükümetler arası bir kuruluştur. WIPO’nun kökenleri, 1883 ve 1886 yıllarında imzalanan Sanayi Mülkiyetinin Korunmasına İlişkin Paris Sözleşmesi ve Edebi ve Sanatsal Eserlerin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi’ne dayanmaktadır; bu sözleşmeler “Uluslararası Büro”nun kurulmasını öngörmüştür. İki büro 1893’te birleştirilmiş ve 1970’te WIPO Sözleşmesi uyarınca Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü ile değiştirilmiştir.
Türk Tabipleri Birliği “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi Hakkında Etik Kurul Görüşü”; 22.Nisan 2019 tarihinde Türk Tabipleri Birliği Etik Kurulu tarafından açıklanmıştır. Belge, Toplumsal cinsiyet kavramını tanımlanmış ve cinsiyetçiliğe dayalı tüm ayrımcılıkların kaldırılması gerektiğini deklare etmiştir. Bildiride ayrıca, Yükseköğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi‘nin uygulamadan kaldırılması eleştirilmiştir.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi Hakkın TTB Etik Kurul Görüşü
Özgecan Aslan’ın 2015 yılında katledilmesi, gittikçe yaygınlaşan ve eril söylemler eşliğinde yaşama geçirilen kadının kamusal alandan uzaklaştırılmasına yönelik cinsiyetçi politikalar ile kadına yönelik taciz ve şiddetin her geçen gün artarak devam ettiği ülkemizde toplumsal tepki yaratmıştır. Söz konusu tepkilerin de etkisiyle 2016 yılında 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle yapılan toplantıda Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı tarafından “Yükseköğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi” yayımlanmıştır. YÖK’ün 28.05.2015 tarihli Genel Kurul kararına dayanılarak hazırlanan belgede, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin temel bir problem olarak mevcut olduğu belirtilerek YÖK’ün bütün bileşenlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı hareket edileceği taahhüt edilmektedir.
Konuyla ilgili farkındalık çalışmaları kapsamında YÖK’te, 26 Nisan 2018’de “Yükseköğretimde Toplumsal Cinsiyet Eğitimi Çalıştayı” düzenlenmiştir. Ancak toplumun muhafazakârlaştırılması, kutuplaştırılması, yaşamın dinselleştirilmesi üzerinden sürdürülen politikaların ve söylemlerin etkisiyle Şubat 2019’da, bu sefer toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının “farklı algılara yol açtığı, toplumsal değerlerimiz ve kabullerimizle mütenasip olmadığı ve toplumca kabul görmediği” gerekçeleriyle tutum belgesi geri çekilmiş ve YÖK’ün web sayfasından kaldırılmıştır.
Sürecin bilimin merkezi olarak kabul edilen üniversite ortamında yaşanması ve üniversitelerden konuyla ilgili herhangi bir açıklamanın yapılmaması yanı sıra söz konusu tutum belgesinin onu yayımlayan YÖK Başkanınca kaldırılmış olması, kabul edilemez ironik bir durumdur.
Tıp mesleğinin en temel ahlaki ödevi olan ayrımcılık yapmadan herkese eşit olarak sağlık hizmeti sunmanın ancak toplumsal cinsiyete duyarlı bir tıp eğitimi ve mesleki uygulama ile sağlanabilecek olması; konunun TTB Etik Kurulunca ele alınmasının önemini ve gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Toplumsal cinsiyet kavramı
İnsana dair birçok özellik konusunda topluma egemen olan düşünme biçimi, farklı tarihsel dönemler ve farklı kültürler dikkate alınmadığında, evrensel ve insanın özüne aitmiş gibi bir yanılsamaya neden olabilmektedir. Oysa, herhangi bir yapının nasıl kavranabileceği ile ilgili düşünce biçimi kişinin zihinsel gelişimini sürdürdüğü sosyal bağlamdan etkilenmektedir. Cinselliğin temel ve yegane işlevinin üreme olduğu varsayıldığından; cinsiyetle ilgili temel belirleyenin üreme ile ilgili bedensel özellikler olduğu kabul edilir ve cinsiyet birçok toplumda kadın ve erkek olarak ikili bir düzen içinde değerlendirilir. Cinsiyet ikili bir düzende kurulduğunda; insanlar, sınırların belirgin, ayrımların mutlak olduğu cinsiyet kategorileri içinde ele alınır. Bu anlayışın diğer bir öğesi de, cinsiyetin sadece iki kategoriden ibaret olduğudur. Ancak cinsiyetle ilgili bu iki temel yaklaşım, ne tüm toplumlarda ne de tüm tarihsel dönemlerde geçerlidir. Üstelik uzun süredir birçok farklı disiplinde yürütülen bilimsel çalışmalar, bu yaklaşımların aksi yönde bulgular vermektedir.
İkili cinsiyet yaklaşımı, erkek ve kadının doğalarından kaynaklanan özellikleri temel alınarak; bedensel, ruhsal, ve toplumsal olarak farklı kategoriler içinde değerlendirilmesini gerektirir. Doğumda insanın sahip olduğu üreme organları temel alınarak kişilerin iki cinsiyetten birine dahil oldukları belirlemesi yapılır. Oysa, bedenin cinsiyetle ilişkilendirilen özellikleri üreme organlarıyla sınırlı değildir; üreme organlarının gelişimini belirleyen kromozom bileşimi, doğum öncesi üreme organlarında, ergenlikle birlikte bedenin diğer özelliklerinde farklılaşmaya neden olan hormonlar ve bu etkilerle şekillenen anatomik yapılar, bedensel cinsiyet olarak değerlendirilir.
Bugün bu özellikler açısından, insanların tüm üyelerinin, mutlak bir şekilde birbirine benzeyen ve diğer grup üyelerinden farklı olan kategoriler halinde var oldukları varsayımının doğru olmadığı; insanların cinsiyetle ilişkilendirilen bedensel özellikleri açısından geniş bir aralıkta gözlenebilen bir devamlılık içinde yer aldıkları ve çeşitlilik sergiledikleri bilinmektedir.
Büyük gruplar arasında anlamlı farklılıkların saptanabildiği birçok biyolojik özellik açısından, her bireyin farklı cinsiyetlerle ilişkilendirilebilen özellikleri bir arada sergileyebildiği bilinmektedir. Bu cinsiyet kategorilerine dahil edilen kişilerin bedensel olarak mutlak bir şekilde benzerlik gösterdiği varsayımı, bu iki grup içinde beklenenin dışında özellikler sergileyen bireylerin zorlanmalarına neden olmaktadır. Bunun da ötesinde, cinsiyet kategorileri arasında grup düzeyinde saptanan bedensel farklılıklar, üstünlük ve zayıflık olarak değerlendirmelere zemin hazırlamaktadır.
Cinsiyet kategorileri sadece bedensel özellikler üzerinden tanımlanmamaktadır.
Toplumsal hayat içinde sergilenen giyim, görünüm, toplumsal ödev ve davranış özellikleri de cinsiyetle ilişkilendirilmektedir. Cinsiyetin bu özelliklerle toplum içinde kurulan, şekillenen yönüne “toplumsal cinsiyet” denilmektedir. Toplumsal cinsiyet ile ilişkilendirilen özelliklerin tümünün bedensel özelliklerle doğrudan bir ilişkisi yoktur. İçinde geliştikleri kültüre özgü bir şekilde, bu özellikler gruplandırılarak “erkek” ve “kadın” cinsiyetleri inşa edilmektedir. Kültürle ilişkili ve toplumsal yönleri olsa da, bu özellikler aynı kültür ve toplumda yaşayan tüm bireyler için benzerlik taşımayabilir.
Aynı toplumda farklı zamanlarda, farklı coğrafyalarda, hatta aynı mekan ve zamanda farklı bireylerde, dahası aynı bireyin farklı yaşam dönemlerinde, kişiler bu özellikleri açısından geniş bir çeşitlilik sergilerler. Bununla birlikte, toplumların cinsiyetle ilgili egemen düşünce biçimi doğrultusunda olmasını bekledikleri bireylerin cinsiyet ifadeleri ile ilgili özellikler kümesi, “cinsiyet rolü” olarak adlandırılır.
Cinsiyetle ilgili egemen düşünceye göre; değişen derecelerde, farklı cinsiyet kategorilerinin sergilemesi beklenen özellikleri arasındaki sınır, az ya da çok belirgin olabilmektedir. Kişilerin dahil oldukları cinsiyet kategorisinin tüm özelliklerini tam zamanlı olarak sergilemeleri, bunun da yaşam boyu tutarlı şekilde devam etmesi beklenmektedir. Oysa insanların toplumsal cinsiyet özellikleri, yaygın bir şekilde bu kategorileri ve belirlenen sınırları ihlal etmektedir. Beklenen toplumsal cinsiyet özellikleriyle uyumlu olmayan cinsiyet ifadesi olan bireyler; ikili cinsiyet düzeninin katı bir şekilde benimsendiği toplumlarda önemli güçlükler yaşamaktadırlar.
Toplumsal cinsiyet özellikleri, bedensel özelliklerle doğrudan ilişkili olmamalarının yanı sıra ruhsal özelliklerle de bağlantılı değildir.
Belirli bir cinsiyetin, özü gereği, belirli duygusal ve bilişsel yönleri olduğu iddiası pek çok durumda geçerli değildir. Gruplar arasında saptanabilen farkların ne ölçüde cinsiyetle ne ölçüde toplumda kurulan cinsiyet kategorileriyle ilişkili olduğu bilinmemektedir. Belirli bir cinsiyet kategorisinde değerlendirilen bireylerin, ruhsal ve sosyal özellikler açısından; her iki cinsiyetle ilişkilendirilen özellikleri farklı ölçülerde bünyelerinde barındırdıkları gözlenmektedir.
Cinsiyetle ilgili toplumsal düzeyde kurulan bu kategoriler, özellikle aralarında bir eşitsizlik olduğu öne sürüldüğünde ciddi sorunlara neden olmaktadır. Bu eşitsizlikler, sadece cinsiyetler arasında varsayılan farklılıklarla değil, bu farklılıklara dayandırılarak meşrulaştırılan hak ve sorumluluklarla da kendini göstermektedir. Bir başka deyişle, toplumsal cinsiyet, cinsler arasındaki eşitsiz güç ilişkilerini de gösterir.
Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, bedensel ve ruhsal farklılıkların değil, topluma egemen olan güç odaklarının, erkek egemen ideolojilerin ve dinlerin, üretim ilişkileri ve ekonomik düzenin üzerine kuruludur.
Bir cins olarak kadınların ezilmesine yol açan kurumsal ve kültürel düzenlemeler ile bir uygulamalar bütünü olan ataerkil sistem; aynı zamanda kadınların bedenini, cinselliğini, doğurganlığını ve emeğini denetim altına almaktadır.
Yüzyıllar içinde toplumların geniş kesimlerince benimsenen ve içselleştirilen, mülkiyet ilişkileriyle meşrulaştırılan ataerkil sistem; cinsiyet kimlikleri ve rolleri konusundaki bir dizi önkabulün yerleşmesine de yol açmıştır.
Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin temel dayanaklarını oluşturan başlıca ön kabuller, kadınlar ve erkeklerin gereksinimler, yetenekler ve işlevler bakımından farklı oldukları; erkeklerin “doğal” olarak güçlü ve akılcı oldukları, siyasal olanı ve devleti temsil etme, dünyayı yorumlama ve düzene sokma, devlet kurma ve uygarlık ürünleri yaratma yeteneklerine, kadınların cinselliğini ve üreme yetilerini denetleme hakkına sahip oldukları; kadınların “doğal” olarak zayıf, akıl ve yetenekler bakımından erkeklerden aşağı, duygusal ve dengesiz oldukları, bu nedenle siyasal ve kamusal alanın dışında kalmalarının uygun olduğu, çocuk doğurma ve yetiştirme yetenekleri nedeniyle günlük yaşamın ve türün yeniden üretilmesi işlevini taşıdıkları şeklinde özetlenebilir.
Bu bağlamda eşitsizliğin toplumsal/yapısal kökenlerinin ötesinde gerekçelendirilmesi yönündeki çabalar; mevcut durumun meşru ve adil olduğunu kabul ettirmek için kullanılan en yaygın stratejidir. Sıklıkla bu eşitsizliğin biyoloji, yaratılış ve doğayla ilgili olduğunun öne sürülmesi, bu nedenledir.
Daha kişinin doğum anında dilde kurulan toplumsal cinsiyet kavramı üzerinden iktidar üretilmekte ve bunun üzerinden yaratılan toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri eğitim, çalışma, sağlık ve barınma başta olmak üzere toplumsal yaşamın her alanında etkili olmaktadır.
Hak bağlamında toplumsal cinsiyet
İnsan hakları kavramı, herkesin insan olmak bakımından sahip olduğu, dokunulamaz, değiştirilemez, devredilemez hakları olduğu kabulüne dayanır. Yapabilirliğin sınırını belirleyen diğer tüm hak bakış açılarını aşan ve onlardan farklı olan insan hakları rejiminin kurucu ilkesi; toplumsal talebin ifadesi olan eşitlik kavramıdır.
İnsan tarihinin en büyük kötülüklerinin yaşandığı, uygarlığın merkezinde insanın insan tarafından onuru yok edilerek kıyıma uğratıldığı İkinci Dünya Savaşı sonrası, böylesi insan hakları ihlallerinin tekrar yaşanmaması için rejimin düzenlenmesi amacıyla normatif bir yapı oluşturulmuştur. Bu yapı devletlerarası ancak devletler üstü bir yapıdır ve temel olarak İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (İHEB)’nde ifade edilmiştir. Söz konusu Beyanname, ilk maddesinde “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar.” ve ikinci maddesinde ise “Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu Bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir.” ifadeleriyle eşitliğe ve ayrımcılığa uğramamaya vurgu yapar. Görüldüğü gibi insan hakları rejiminin hem kurucu hem de düzenleyici ilkelerinin temelini, farklı bir algıya neden olmadan eşitlik kavramı oluşturmaktadır.
Bu bağlamda eşitliğe vurgu yapan; “Yükseköğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi”nin üniversite ortamından kaldırılması; günümüzde yaşanmakta olan insan hakları rejiminin krizini de derinleştirecek yaklaşımdır ve etik açıdan temellendirilmesi olanaksızdır.
Uluslararası Göçmen İşçiler ve Ailelerinin Haklarını Koruma Konvansiyonu, 18 Aralık 1990 günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda imzalanmış, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda kaos yaratan göç dalgalarının yarattığı tahribatın azaltılması hedeflenmiştir. Türkiye bu sözleşmeyi Türkiye 13 Ocak 1999 tarihinde imzalamış, 26 Nisan 2001 tarihinde, çekincelerle birlikte kabul etmiş ve 18 Haziran 2004 tarihinde onaylayarak 17.08.2004 tarihinde bakanlar kurulu kararıyla resmi gazetede yayınlamıştır.
Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme
Başlangıç
Bu Sözleşmeye Taraf Olan Devletler,
Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmiş insan hakları ile ilgili temel belgelerde yer alan ilkeleri, özellikle İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini, (217 A (III) Sayılı Karar); Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara Dair Uluslararası Anlaşmayı (2200 A (XXI) Sayılı Karar eki); Medenî ve Siyasal Haklara Dair Uluslararası Anlaşmayı (2200 A (XXI) Sayılı Karar eki, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Ortadan Kaldırılmasına Dair Anlaşmayı (2106 A (XX) Sayılı Karar eki) ve Çocukların Haklarına Dair Anlaşmayı (34/180 Sayılı Karar eki) gözönüne alarak;
Uluslararası Çalışma Teşkilâtının görev çerçevesi içinde oluşturulmuş ilgili belgelerde belirlenen standartlar ve ilkeleri, özellikle, İş Bulma Amaçlı Göç ile İlgili Anlaşmayı (97 Sayılı), Aşağılayıcı Şartlarda Göçler ve Göçmen İşçilere Yapılacak Muamele ve Sağlanacak İmkânlar Konusunda Eşitlik Prensibinin Teşviki ile İlgili Anlaşmayı (143 Sayılı), İş Bulma Amaçlı Göç ile İlgili Tavsiyeyi (86 Sayılı), Göçmen İşçilerle İlgili Tavsiyeyi (151 Sayılı), Zorla veya Kuvvet Kullanarak İşgücü İstihdam Etmenin İlga Edilmesine Dair Anlaşmayı (105 Sayılı) gözönüne alarak;
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilâtının Eğitimde Ayırımcılığın Önlenmesine Dair Anlaşmasında (Birleşmiş Milletler, Anlaşmalar Serisi, Cilt No. 429, Sayı 6193) belirtilen ilkelerin önemini tekrar teyid ederek;
İşkencenin ve Diğer Zalimane, İnsanlıkdışı ve Küçültücü Muamele ve Cezanın Önlenmesine Dair Anlaşmayı (39/46 Sayılı Kararın eki); Suçun Önlenmesi ve Sanıklara Yapılacak Muameleye Dair Dördüncü Birleşmiş Milletler Kongresi Bildirisini (Bakınız :Suçun Önlenmesi ve Sanıklara Yapılacak Muamele Konusunda Dördüncü Birleşmiş Milletler Kongresi, Kyoto, Japonya, 17-26 Ağustos 1979 :Sekreterya tarafından hazırlanan rapor (B.M. Yayınları, Satış No. : E.71.IV.8), Yasa Uygulayıcılarının Davranış Biçimleri (34/169 Sayılı Karar ve eki) ve Köleliğin Önlenmesi ile İlgili Anlaşmaları (Bakınız :İnsan Hakları :Uluslararası Belgeler Derlemesi (B.M. Yayınları, Satış No. : E.88.XIV.I) hatırda tutarak,
Uluslararası Çalışma Teşkilâtının amaçlarından birinin, Anayasasında da ifade edildiği üzere, yabancı ülkelerde istihdam edilen işçilerin menfaatlerinin korunması olduğunu hatırlayarak ve anılan örgütün göçmen işçiler ve aile fertleri ile ilgili konulardaki bilgi birikimini ve tecrübelerini akılda tutarak;
Göçmen işçiler ve aile fertleri ile ilgili olarak Birleşmiş Milletler Teşkilâtının muhtelif organlarında, özellikle, başta, İnsan Hakları Komisyonu, Sosyal Kalkınma Komisyonu, B.M. Gıda ve Tarım Teşkilâtı, B.M. Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilâtı, Dünya Sağlık Teşkilâtında ve diğer uluslararası teşekküllerde yapılmış ve yapılmakta olan çalışmaların önemini müdrik olarak,
Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin haklarının korunmasına yönelik olarak bölgesel veya ikili düzeyde bazı Devletler tarafından gerçekleştirilen gelişmeleri ve bu alanda ikili ve çok taraflı sözleşmeler imzalanmasının önem ve faydasını da keza müdrik olarak,
Milyonlarca insanı ilgilendiren ve uluslararası toplumda çok sayıda Devleti etkileyen göç olayının önemini ve kapsamını idrak ederek,
Göçmen işçi hareketlerinin Devletler ve ilgili halklar üzerindeki etkilerinin bilincinde olarak ve göçmen işçilere ve aile fertlerine yapılacak muamele ile ilgili temel ilkelerin kabul edilmesi yoluyla Devletlerin tutum ve davranışları arasında uyum sağlanmasına katkıda bulunabilecek kuralları tesis etmeyi arzu ederek,
Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin diğer nedenler yanında, Orijin Devletten ayrı olmaları ve İstihdam Devletinde bulunmaktan dolayı güçlüklerle karşılaşabilmeleri gibi nedenlerle, sık sık içine düştükleri hassas durumu dikkate alarak,
Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin haklarının her yerde yeterli şekilde tanınmamış olduğu ve bu nedenle bu hakların uygun biçimde uluslararası korunma altına alınmalarının gerektiği inancında olarak,
Özellikle ailelerin parçalanmasına yol açması sebebiyle, göç olayının göçmen işçilerin hem kendileri, hem de aile fertleri bakımından sık sık ciddî sorunlara neden olduğu gerçeğini göz önüne alarak,
Göç olayının neden olduğu insanî sorunların göçün düzensiz bir ortamda yapılması halinde çok daha ciddî sorunlara yol açtığını akılda tutarak ve bu nedenle gizli göçmen işçi hareketlerinin ve işçi kaçakçılığı olaylarının, aynı zamanda göçmen işçilerin temel insan haklarının korunmasını sağlayarak önlenmesi ve ortadan kaldırılması amacına yönelik uygun tedbirlerin alınmasının teşvik edilmesi gereğine inanarak;
Kayıtlı olmayan veya düzensiz bir durumda bulunan işçilerin diğer işçilere göre genelde daha olumsuz koşullar içinde istihdam edildiklerini ve bazı işverenlerin haksız rekabet koşullarının sağlayacağı menfaatlerden yararlanmak amacıyla bu tür işçileri istihdam etmek eğiliminde olduklarını gözönüne alarak,
Tüm göçmen işçilerin temel insan haklarının daha geniş bir şekilde tanınması halinde düzensiz bir durumda bulunan göçmen işçilerin istihdam edilmesi yollarına başvurulmasının cazip olmaktan çıkarılabileceği ve bunun da ötesinde durumları mahallî mevzuata uygun olan göçmen işçilere ve aile fertlerine belirli bazı ilave haklar verilmesinin tüm göçmenleri ve işverenleri ilgili Devletler tarafından tesis edilmiş kanunlara ve kurallara uymaya ve saygı göstermeye teşvik edeceğini de gözönüne alarak,
Bu nedenle evrensel olarak uygulanabilecek kapsamlı bir anlaşma metni içinde temel kuralları teyid ve tesis etmek suretiyle, tüm göçmen işçilerin ve aile fertlerinin haklarının uluslararası korunmasının gerçekleştirilmesine ihtiyaç duyulduğuna inanarak,
Aşağıdaki hususlarda anlaşmışlardır :
Kapsam ve Tanımlar
Madde 1
Bu Sözleşme bundan sonra belirtilen durumlar istisna olmak üzere, cinsiyet, ırk, renk, dil, din veya inanç, siyasal veya diğer görüş, millî, etnik veya sosyal köken, taabiyet, yaş, ekonomik durum, mülkiyet, medenî hal, doğum veya diğer statüler açısından hiçbir farklılık gözetilmeksizin, tüm göçmen işçilere ve ailelerine uygulanır.
Bu Sözleşme göçmen işçilerin ve aile fertlerinin, göçe hazırlık, hareket, transit geçiş ve İstihdam Devletinde kazanç getiren bir işte çalışma ve ikamet süresinin tamamı ile Orijin Devlete veya mutad olarak ikamet edilen Devlete dönüş dahil olmak üzere, göç sürecinin tamamı süresince uygulanacaktır.
Madde 2
Bu Sözleşme metninde yer alan;
“Göçmen İşçi” kavramı, vatandaşlık bağı ile bağlı olmadığı bir Devlette ücret ödenen bir faaliyette çalıştırılacak, çalıştırılmakta olan veya çalıştırılmış olan bir kişiye atıfta bulunur.
(a) “Sınır İşçisi” kavramı, komşu bir Devlette mutad ikametgâhını muhafaza eden ve normal olarak her gün veya en az haftada bir kez normal ikametgâhına dönen bir göçmen işçiye atıfta bulunur.
(b) “Mevsimlik İşçi” kayramı, niteliği gereği mevsimsel şartlara bağımlı olan ve sadece yılın bir kısmında yapılabilen işi yapan bir göçmen işçiye atıfta bulunur.
(c) Balıkçıları da içeren “Gemi Adamı” kavramı, vatandaşlık bağı ile bağlı olmadığı bir Devlete kayıtlı bir gemide istihdam edilen bir göçmen işçiye atıfta bulunur.
(d) “Sahil Açığındaki Tesiste Çalışan İşçi” kavramı, vatandaşlık bağı ile bağlı olmadığı bir Devletin egemenlik alanı içinde yeralan bir sahil açığındaki tesiste istihdam edilen bir göçmen işçiye atıfta bulunur.
(e) “Gezici İşçi” kavramı, bir Devlette mutad ikametgâhı olan, fakat yaptığı işin niteliği dolayısıyla, kısa süreler için, başka bir Devlete veya Devletlere seyahat etmek mecburiyetinde olan bir göçmen işçiye atıfta bulunur.
(f) “Projeye Bağlı İşçi” kavramı, istihdam edileceği Devlete belirli bir süre için ve sadece işvereni tarafından bu Devlette gerçekleştirilmekte olan bir projede çalışmak üzere kabul edilen bir göçmen işçiye atıfta bulunur.
(g) “Belirli Bir İş İçin İstihdam Edilen İşçi” kavramı, aşağıda tarif edilen bir göçmen işçiye atıfta bulunur.
(i) İşvereni tarafından, kısıtlı ve belirlenmiş bir süre ile belirli bir görevi yerine getirmek için, istihdam edileceği bir Devlete gönderilen göçmen bir işçi; veya
(ii) Profesyonel, ticarî, teknik veya diğer yüksek düzeyde özel yetenek gerektiren bir işte kısıtlı ve belirli bir zaman için görevli göçmen bir işçi; veya
(iii) İstihdam Devletindeki işvereninin isteği üzerine kısıtlı ve belirli bir süre için geçici veya kısa süreli bir işte çalışan göçmen bir işçi;
Oturma müsaadesinin bitim tarihinde veya şayet bu özel görevi veya işi daha fazla yürütmüyor ise daha erken bir tarihte göçmen işçinin İstihdam Devletinden ayrılması talep edilir.
(h) “Serbest Çalışan İşçi” kavramı, bir çalışma mukavelesi olmadan kazanç getiren bir faaliyetle iştigal eden ve hayatını normal olarak bu şekilde ya tek başına ya da aile fertleri ile birlikte çalışarak kazanan göçmen bir işçiye ve İstihdam Devletinde uygulanan mevzuat veya ikili veya çok taraflı anlaşmalar uyarınca “serbest çalışan işçi” olarak tanınan diğer herhangi bir göçmen işçiye atıfta bulunur.
Madde 3
Bu Sözleşme aşağıda belirtilen kişilere uygulanmayacaktır :
(a) Kabulleri ve statüleri genel uluslararası hukuk veya uluslararası özel anlaşmalar veya sözleşmeler ile düzenlenen uluslararası kuruluşlar ve temsilcilikler tarafından gönderilen veya istihdam edilen kişiler veya resmî görevleri ifa etmek üzere bir Devlet tarafından ve ülke dışına gönderilen veya istihdam edilen kişiler;
(b) Bir Devlet tarafından veya onun adına kalkınma programlarına ve diğer işbirliği programlarına katılmak üzere, ülke dışına gönderilen veya ülke dışında istihdam edilen, kabulü ve statüsü istihdam eden Devlet ile aktedilmiş anlaşma ile düzenlenen ve bu anlaşma uyarınca göçmen işçi sayılmayan kişiler;
(c) Kendi Devletinden başka bir Devlette yatırımcı olarak ikametgâh edinen kişiler;
(d) İlgili Taraf Devletin ulusal mevzuatında veya o Taraf Devleti bağlayan uluslararası anlaşmalarda öngörülmemişse, mülteciler ve vatansızlar;
(e) Öğrenciler ve stajyerler;
(f) İstihdam sağlayan Devlette ikamet etmelerine ve kazanç getirici bir faaliyette bulunmalarına müsaade edilmeyen gemi adamları ve sahil açığında kurulmuş bir tesiste çalışan işçiler,
Madde 4
Bu Sözleşmenin amaçları doğrultusunda “aile fertleri” kavramı, göçmen işçilerle evli kişilere veya onlarla yürürlükte olan mevzuat uyarınca evlenmeye eşit neticeler doğuran bir ilişki içinde bulunan kişilere, kendilerine bağımlı çocuklarına ve yürürlükteki kanunlar veya ilgili Devletler arasında aktedilmiş ikili veya çok taraflı anlaşmalar uyarınca aile ferdi sayılan diğer bağımlı kişilere atıfta bulunur.
Madde 5
Bu Sözleşmenin amaçları doğrultusunda, göçmen işçiler ve aile fertleri;
(a) İstihdam sağlayan Devlete o Devletin kanunları ve o Devletin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar uyarınca, girmek, oturmak ve kazanç getirici bir faaliyette bulunmak üzere müsaade verilmişse kayıtlı ve düzenli durumda olarak değerlendirilirler;
(b) Bu maddenin yukarıdaki (a) alt paragrafında öngörülen şartlara uymuyorlarsa kayıtsız ve düzensiz durumda olarak değerlendirilirler.
Madde 6
Bu Sözleşmenin amaçları doğrultusunda;
(a) “Orijin Devlet” kavramı ilgili kişinin vatandaşlık bağı ile bağlı olduğu Devlet anlamına gelir;
(b) “İstihdam Devleti” kavramı, duruma göre, göçmen işçinin kazanç getirici bir faaliyette bulunacağı, bulunmakta olduğu veya bulunmuş olduğu bir Devlet anlamına gelir;
(c) “Transit Devlet” kavramı, ilgili kişinin İstihdam Devletine gitmek, veya İstihdam Devletinden Orijin Devlete veya mutad ikametgâhı bulunduğu Devlete gitmek amacıyla transit geçiş yaptığı herhangi bir Devlet anlamına gelir.
KISIM II
HAKLAR KONUSUNDA AYIRIMCILIK YAPILMAMASI
Madde 7
Taraf Devletler, insan hakları ile ilgili uluslararası sözleşmeler uyarınca, kendi ülkeleri içinde yaşayan veya yasal yetki alanına giren tüm göçmen işçilere ve aile fertlerine, cinsiyet, ırk, renk, dil, din veya inanç, siyasal veya diğer görüşler, millî, etnik veya sosyal köken, vatandaşlık, yaş, ekonomik durum, mülkiyet, medenî durum, doğum veya diğer statüler gibi nedenlerle hiçbir ayırımcılık yapmaksızın bu Sözleşmede öngörülen haklara saygı göstermeyi ve uygulamayı taahhüt ederler.
KISIM III
TÜM GÖÇMEN İŞÇİLERİN VE AİLE FERTLERİNİN İNSAN HAKLARI
Madde 8
Göçmen işçileri ve aile fertleri Orijin Devletleri dahil her Devleti terketmekte hürdürler. Bu hak kanunda öngörülen sınırlamalar, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu sağlığı veya ahlâkını veya diğer şahısların hak ve hürriyetlerini korumak için gerekli sınırlamalar ve bu Sözleşmede tanınan diğer haklarla uyumlu sınırlamalar istisna olmak üzere, hiçbir sınırlamaya tabi tutulamaz.
Göçmen işçiler ve aile fertleri kendi Orijin Devletlerine her zaman girmek ve orada kalmak hakkına sahip olacaklardır.
Madde 9
Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin yaşama hakkı kanunla korunacaktır.
Madde 10
Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdi işkenceye veya zalimane, insanlıkdışı veya aşağılayıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamaz.
Madde 11
Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdi esarete veya zorbalıkla çalıştırılmaya tabi tutulamaz.
Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdinden güç kullanılarak veya zorla çalışma talebinde bulunulamaz.
Bu maddenin 2 nci paragrafı, bir suçun cezası olarak ağır iş ve hapis cezalarının kanunla hükmedilebileceği Devletlerde, yetkili bir mahkeme tarafından verilmiş bir karar gereğince ağır şartlarda çalışma cezasının uygulanmasına engel teşkil etmez.
Bu maddenin amacı doğrultusunda “Kuvvet kullanılarak veya zorla çalıştırılmak” kavramı aşağıdaki hususları kapsamaz :
a) Bu maddenin 3 üncü paragrafında bahsekonu edilmeyen, bir mahkemenin yasal bir kararı gereğince tutuklu bulunan veya böyle bir tutukluluk durumundan şartlı olarak serbest bırakılmış bir kişiden normal olarak istenen herhangi bir iş veya hizmet,
b) Toplumsal yaşam ve refahı tehdit eder nitelikte olağanüstü durumlarda veya doğal afet karşısında yapılması istenen herhangi bir hizmet;
c) Normal medenî yükümlülükler arasında yer alan ve aynı zamanda ilgili Devletin vatandaşları için de zorunlu olan herhangi bir iş veya hizmet,
Madde 12
Göçmen işçiler ve aile fertleri düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptirler. Bu hak, kendilerinin seçeceği bir dine veya inanca sahip olmak veya geçmek hürriyetini ve bireysel veya diğer kişilerle bir topluluk meydana getirmiş olarak din ve inançlarını ibadet, dinî kurallara bağlılık, uygulama ve öğretme şeklinde açıklamak hürriyetini kapsar.
Göçmen işçiler ve aile fertleri, kendi seçtikleri bir dine veya inanca sahip olmak veya geçmek özgürlüklerine zarar verecek zorlamalara maruz bırakılamazlar.
Bir insanın dinini veya inancını açıklama hürriyeti ancak kanunda tarif edilen ve kamu güvenliğinin, düzeninin, sağlığının veya ahlâkının veya başkalarının temel hak ve hürriyetlerinin korunması açısından lüzumlu olan sınırlamalara tabi tutulabilirler.
Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, en az birisi göçmen işçi olan ebeveynlerin ve uygulanabilmesi durumunda, kanunî vasilerin, çocuklarına kendi inançları doğrultusunda din ve ahlâk eğitimi verme özgürlüklerine saygı göstermeyi taahhüt ederler.
Madde 13
Göçmen işçiler ve aile fertleri dışarıdan müdahale olmaksızın fikir ve düşünce özgürlüğüne sahip olacaklardır.
Göçmen işçiler ve aile fertleri ifade hürriyetine sahip olacaklardır; bu hak, her türlü bilgiyi ve düşünceyi, sınır tanımaksızın, sözlü, yazılı veya basılı olarak, sanat şeklinde veya kendi seçecekleri bir araç vasıtasıyla, araştırmak, almak ve yaymak hürriyetini de kapsayacaktır.
Bu maddenin 2 nci paragrafında öngörülen hakkın kullanılması beraberinde özel yükümlülükler ve sorumluluklar getirir. Bu nedenle, bu hak bazı kısıtlamalara tabi tutulabilir, ancak bunlar sadece kanunla belirlenen kısıtlamalar olabilir ve aşağıda belirtilen nedenlere dayanabilir :
a)Diğer kişilerin haklarına ve haysiyetlerine saygı göstermek için,
b) İlgili Devletlerin millî güvenliğinin veya kamu düzeninin veya kamu sağlık ve ahlâkının korunabilmesi için,
c)Herhangi bir şekilde savaş propagandasının önlenmesi için;
d) Ayırımcılığı, düşmanlığı veya şiddeti körükleyen millî, ırksal veya dinsel nefret duygularının herhangi bir şekilde savunulmasının önlenmesi amacıyla.
Madde 14
Hiçbir göçmen işçinin veya aile ferdinin özel hayatına, ailesine, konutuna, mektuplaşmasına veya diğer şekilde haberleşmesine keyfî ve gayrî kanunî müdahalelerde bulunulamaz; şeref ve haysiyetlerine gayrî kanunî saldırılar yapılamaz. Herbir göçmen işçi ve aile ferdî bu tür saldırılara ve müdahalelere karşı kanunun öngördüğü korumadan yararlanma hakkına sahip olacaktır.
Madde 15
Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdi, ister bireysel, ister başkalarıyla ortak olarak mal-mülk edinme hakkından keyfî bir şekilde mahrum bırakılamaz. İstihdam Devletinde yürürlükte olan kanunlar uyarınca, bir göçmen işçinin veya aile ferdinin sahip olduğu değerler kısmen veya tamamen kamulaştırıldığı takdirde, ilgili şahsın adil ve yeterli tazminat almaya hakkı olacaktır.
Madde 16
Göçmen işçiler ve aile fertleri özgürlük ve kişi güvenliği hakkına sahip olacaklardır.
Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin ister kamu görevlilerinden ister özel kişiler, gruplar veya kuruluşlardan kaynaklansın, şiddet, fiziksel incinme, tehdit ve korkutma gibi eylemlere karşı Devlet tarafından etkili biçimde korunmaya hakları olacaktır.
Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin kimliklerinin kontrolü kanun uygulayıcısı görevliler tarafından kanunla belirlenen usullere uygun olarak yapılacaktır.
Göçmen işçiler ve aile fertleri, bireysel veya toplu olarak, keyfî tutuklamaya veya gözaltına almaya maruz bırakılamazlar; kanunla belirlenen usullere uygun durumlar ve nedenler dışında özgürlüklerinden mahrum edilemezler.
Tutuklandıkları zaman, göçmen işçiler ve aile fertleri, imkânlar ölçüsünde anladıkları bir lisanla, tutuklanma sebepleri hakkında bilgilendirilecekler ve anladıkları bir lisanla kendilerine yöneltilen suçlamalar hakkında gecikmeksizin kendilerine bilgi verilecektir.
Göçmen işçiler ve aile fertleri, ceza gerektiren bir suç iddiasıyla gözaltına alındıklarında veya tutuklandıklarında, yetkili hâkim veya kanunla yargılama yetkisi verilmiş bir görevlinin önüne çıkarılacaklar ve makul bir süre içerisinde yargılanacak ya da serbest bırakılacaklardır. Yargılanmayı bekleme süresi boyunca tutuklu bulundurulmaları genel bir kural olmamalıdır; ancak serbest bırakılmak, yargı sürecinin herhangi bir aşamasında ve gerekirse, kararın ifası için, tekrar yargı önünde ispat-ı vücut edilmesini güvenceye almak koşuluna bağlı kılınabilir.
Bir göçmen işçi veya aile fertlerinden birisi tutuklandığı veya yargılanmak üzere cezaevine konulduğu veya başka herhangi bir şekilde gözaltına alındığı takdirde;
a) Vatandaşlık bağı ile bağlı olduğu Orijin Devletin veya o Devletin menfaatlerini temsil eden bir Devletin diplomatik veya konsolosluk makamları, tutuklanan kişi talep ettiği takdirde, tutuklanma veya gözaltına alınma durumu ve sebepleri hakkında gecikmeksizin bilgilendirilmelidirler;
b) İlgili kişi anılan makamlarla haberleşme hakkını haiz olacaktır. İlgili kişinin anılan makamlara göndermek istediği herhangi bir haber gecikmeksizin ulaştırılmalıdır ve ilgili kişi ayrıca anılan makamlar tarafından gönderilen mesajları gecikmeksizin almak hakkına sahip olacaktır.
c) İlgili kişi, anılan makamların temsilcileriyle görüşmek ve kendi yasal temsil edilme hakkına ilişkin olarak onlarla düzenlemeler yapmak üzere, bu hak ve varsa ilgili Devletler arasında yürürlükte olan anlaşmalardan kaynaklanan haklar konusunda gecikmeksizin bilgilendirilecektir.
Tutuklama veya gözaltına alınma yoluyla hürriyetlerinden mahrum kalan göçmen işçiler veya aile fertleri, tutukluluk durumlarının kanuna uygun olup olmadığının gecikilmeksizin karara bağlanabilmesi ve gözaltına alınma hali yasal değilse serbest bırakılmaları amacıyla yetkili bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptirler. Mahkemeye başvurduklarında, şayet kullanılan lisanı konuşamıyorlar veya anlayamıyorlarsa, kendilerine, gerekirse malî yük getirmeyecek şekilde, ücretsiz tercüman hizmetleri sağlanmalıdır.
Yasalara aykırı şekilde tutuklanan veya gözaltına alınan göçmen işçilerin ve aile fertlerinin tazminata yasal hakları olacaktır.
Madde 17
Hürriyetlerinden mahrum kalan göçmen işçiler ve aile fertlerine temel insan haysiyeti ve kültürel kimlikleri bakımından saygılı ve insanca muamele yapılacaktır.
Sanık durumundaki göçmen işçiler ve aile bireyleri, istisnaî şartlar dışında, hüküm giymiş kişilerden ayrı tutulacaklar ve haklarında henüz hüküm verilmemiş kişi olarak durumlarına uygun muamele göreceklerdir. Sanık gençler yetişkinlerden ayrı tutulacaklar ve mümkün olabilecek en kısa zamanda yargılanmak üzere mahkeme önüne çıkarılacaklardır.
Herhangi bir göçmen işçi veya aile ferdi, bir Transit Devletinde veya bir İstihdam Devletinde göç ile ilgili yasaların ihlali sebebiyle gözaltına alınması halinde, imkânlar ölçüsünde, hüküm giymiş veya yargılanmak üzere gözaltında bulunan kişilerden ayrı bir yerde bulundurulacaktır.
Yetkili bir mahkeme tarafından verilmiş karar gereğince geçirilmekte olan hapis süresince, göçmen işçiye veya aile ferdine yapılacak muamelenin temel amacı onun topluma yeniden kazandırılması olacaktır. Genç hükümlüler yetişkinlerden ayrı bir yerde bulundurulacaklar ve yaş ve hukukî statülerine uygun muamele göreceklerdir.
Gözaltı veya tutukluluk süresince, göçmen işçiler ve aile fertleri, aile fertleri tarafından kendilerine yapılacak ziyaretler sırasında bulundukları ülkenin vatandaşlarına sağlanan haklardan aynen yararlanacaklardır.
Bir göçmen işçinin hürriyetinden mahrum bırakılması halinde, ilgili Devletin yetkili organlarınca, eş ve küçük çocuklar başta olmak üzere, işçinin aile fertleri bakımından ortaya çıkabilecek sorunlar dikkate alınacaktır.
Göçmen işçiler ve aile fertleri, Transit Devlette veya İstihdam Devletinde yürürlükteki kanunlar uyarınca gözaltına alındıkları veya tutuklandıklarında, anılan Devletlerin aynı durumdaki vatandaşları ile eşit haklardan yararlanacaklardır.
Bir göçmen işçi veya aile ferdi, göç ile ilgili yasaların herhangi bir şekilde ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla gözaltına alınması durumunda, yapılan işlemlere ilişkin masrafları ödemeyeceklerdir.
Madde 18
Göçmen işçiler ve aile fertleri, yargı organları önünde, ilgili devletin vatandaşlarının sahip oldukları haklara eşit şekilde sahip olacaklardır. Kendilerine yöneltilen cezaî iddiaların veya bir dava ile ilgili hak ve yükümlülüklerinin tespitinde, kanunlar uyarınca oluşturulmuş yetkili, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde adil ve kamuya açık biçimde haklarını savunma imkânına sahip olacaklardır.
Haklarında cezaî müeyyide gerektiren bir suçtan dolayı dava açılmış göçmen işçiler ve aile fertleri yasalara göre suçlulukları kanıtlanıncaya kadar suçsuz sayılacaklardır.
Haklarındaki cezaî müeyyide gerektiren iddiaların tespitinde, göçmen işçiler ve aile fertleri aşağıda açıklanan asgarî güvencelere sahip olacaklardır :
a) Kendilerine yöneltilen iddiaların türü ve nedenleri hakkında, anladıkları bir lisanda, gecikmeksizin ve ayrıntılı şekilde, bilgilendirilmeleri;
b) Savunmalarını hazırlayabilmeleri ve seçecekleri avukatlarla haberleşebilmeleri için yeterli süre ve olanaklara sahip olmaları;
c) Gereksiz gecikmeler olmaksızın yargılanmaları;
d) Kendilerinin de katıldıkları duruşmalarda yargılanmaları, kendilerini şahsen veya kendileri tarafından seçilen avukatlar aracılığıyla savunmaları; eğer avukat yardımından yararlanmıyorlarsa bu husustaki hakları hakkında kendilerine bilgi verilmesi; adalet sürecinin gerekliliklerinin lüzumlu kıldığı hallerde ve parasal güçlerinin ödemede bulunmaya yeterli olmaması durumunda herhangi bir ödeme yapmaksızın kendilerine tahsis edilecek avukatların yardımından yararlanmaları;
e) Aleyhlerine tanıklık yapmak isteyen kişilere soru sorabilmeleri ve kendi aleyhlerindeki tanıkları incelemek ve kendi aleyhlerine tanıklık yapan kişilerin haiz oldukları hakların aynına sahip olacak şekilde kendi leyhlerine tanıklık yapabilecek tanıkların katılımını sağlamak;
f) Mahkemede kullanılan lisanı anlayamıyor veya konuşamıyorlarsa, tercüman yardımından ücretsiz olarak yararlanmaları;
g) Kendi aleyhlerine tanıklık yapmaya ve suçlarını itirafa zorlanmamaları.
Genç kişilerle ilgili durumlarda, yargılama usulü, sözkonusu kişilerin rehabilitasyonunun teşvik edilmesinin arzu edilirliği ve yaşlarını göz önüne alacak şekilde olacaktır.
Bir suçtan dolayı hüküm giyen göçmen işçilerin ve aile fertlerinin, kendileri ile ilgili hükmün ve tayin edilen cezanın kanunlar uyarınca, daha üst bir mahkeme tarafından gözden geçirilmesine hakları olacaktır.
Bir göçmen işçi veya bir aile ferdi, yetkili mahkemenin nihaî kararı ile bir suçtan dolayı cezalandırıldığında daha sonra karar değiştirilirse veya daha sonra ortaya çıkan delillerin, kararın yanlış olduğunu tartışmasız şekilde göstermesi sonucu ilgili affa uğrarsa, daha sonra ortaya çıkan delillerin ilk yargılanma sırasında ortaya çıkarılmamasında ilgilinin tamamen veya kısmen bir sorumluluğu olmadığı takdirde, karar sonucu uğramış olduğu mağduriyet dolayısıyla, ilgilinin kanunlar uyarınca, tazminat elde etmeye hakkı olacaktır.
Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdi, ilgili Devletin kanunları ve ceza usulü hukuku uyarınca hüküm giymiş veya affedilmiş olduğu herhangi bir suçtan dolayı tekrar yargılanamaz veya cezalandırılamaz.
Madde 19
Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdi, işlendiği zamanda, ulusal veya uluslararası hukuk bakımından cezaî hüküm gerektiren bir suç teşkil etmeyen herhangi bir fiil veya ihmal dolayısıyla, cezaî hüküm gerektiren bir suç ile suçlanamaz ve onlara suçun işlendiği anda yürürlükte olan yasaların öngördüğü cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Suçun işlenmesinden sonra, yeni bir yasal düzenleme ile, o suç için daha hafif bir ceza getirilmişse, ilgili, öngörülen hafif şartlardan yararlandırılır.
Cezaî hüküm gerektiren bir suç işlemiş olan bir göçmen işçi veya ailesi hakkında cezaî hüküm verilirken, ikamet hakkı veya çalışma hakkı başta olmak üzere, göçmen işçinin statüsü ile ilgili insanî mülahazalar göz önüne alınmalıdır.
Madde 20
Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdine, herhangi bir sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmaları nedeniyle hapis cezası verilemez.
Hiçbir göçmen işçi veya aile ferdi sadece iş sözleşmesinden kaynaklanan bir yükümlülüğü yerine getirmemiş olması dolayısıyla, sözkonusu yükümlülük ikamet veya çalışma müsaadesinin bir şartını teşkil etmedikçe, ikamet veya çalışma izninden mahrum bırakılamaz veya sınırdışı edilemez.
Madde 21
Kanunlara uygun şekilde yetkili kılınmış kamu görevlileri dışında, bir kimsenin kimlik belgelerine, ülkeye giriş, ikamet ve çalışma izinleri ile ilgili belgelere el koyması, imha etmesi veya imha etmeye teşebbüs etmesi gayri kanunidir. Ayrıntılı bir tutanak düzenlenip ilgiliye verilmeden, bu tür belgelere el konulamaz. Bir göçmen işçinin ve aile ferdinin pasaportunun veya aynı değerdeki belgesinin imhasına hiçbir şekilde müsaade edilemez.
Madde 22
Göçmen işçiler ve aileleri fertleri toplu sınırdışı edilme tedbirlerine maruz bırakılamazlar. Herbir sınırdışı edilme durumu bireysel olarak incelenir ve karara bağlanır.
Göçmen işçiler ve aile fertleri, ancak, kanunlara uygun olarak yetkili makamın vereceği karar gereğince, bir Taraf Devletin ülkesinden sınırdışı edilebilir.
Bu karar anladıkları bir lisanda kendilerine duyurulur. Millî güvenlikle ilgili istisnaî durumlar saklı kalmak üzere, karar ve gerekçeleri, aksine zorunluluk yoksa ilgiliye yazılı olarak bildirilir. İlgili şahıslar bu haklar konusunda önceden veya en geç kararın duyurulması sırasında bilgilendirilir.
Yetkili yargı organı tarafından alınmış nihaî bir kararın sözkonusu olduğu durumlar hariç, ilgili kişinin sınırdışı edilmemesini gerektiren nedeni zorunlu ulusal güvenlik nedenleri aksini gerektirmediği sürece, yetkili makama duyurmaya veya durumunun yeniden gözden geçirilmesini talepetmeye hakkı olacaktır. Durumunun yeniden gözden geçirilmesine kadar ilgili kişi, sınırdışı edilme kararının askıya alınmasını isteyebilir.
Şayet icra edilmiş bir sınırdışı kararı bilahare iptal edilirse, ilgili şahsın kanunlar uyarınca tazminat talep etme hakkı doğar ve ilk karar ilgili şahsın ilgili Devlete geri dönmesini önlemek için kullanılamaz.
Sınırdışı edilme halinde, ilgili şahsa ülkeden ayrılmadan önce veya sonra, ücret ve sair alacakları ve borçları ile ilgili hususları çözümlemek üzere makul bir fırsat tanınır.
Sınırdışı edilme kararının uygulanmasına halel getirmemesi koşuluyla, sınırdışı edilecek göçmen işçi veya aile ferdi, vatandaşlık bağı ile bağlı olduğu Devletten başka bir Devlete gitmeye teşebbüs edebilir.
Sınırdışı edilmesinin gerektirdiği masraflar, göçmen işçi veya ailesi fertleri tarafından karşılanmaz. İlgili kişiden seyahat masraflarını karşılaması istenebilir.
İstihdam Devletinden sınırdışı edilmek, göçmen işçinin veya aile fertlerinin, o Devletin kanunlarına uygun şekilde elde etmiş oldukları ücretler ve benzeri haklara halel getirmez.
Madde 23
Mevcut sözleşmede tanınan hakları zarar gördüğü takdirde, göçmen işçiler ve aile fertleri geldikleri Devletin veya bu Devletin haklarını koruyan Devletin diplomatik ve konsolosluk yetkililerine korunma ve yardım için başvuru hakkına sahip olacaklardır. Özellikle, sınırdışı edilme durumunda, ilgili kişi bu hak hususunda gecikmeden bigilendirilecek ve sınırdışı eden devletin yetkilileri bu hakkında kullanılmasını kolaylaştıracaklardır.
Madde 24
Her göçmen işçi ve ailesinin her ferdi her yerde yasalar önünde bir kişi olarak tanınma hakkına sahip olacaktır.
Madde 25
Göçmen işçiler ücretler ve aşağıda belirtilen diğer konularda İstihdam Devletinin vatandaşlarına uygulanan muamelelerden daha olumsuzuna maruz kalmayacaklardır.
a) Fazla mesai, çalışma saatleri, haftasonu tatili, ücretli tatil, güvenlik, sağlık, iş ilişkisinin sona erdirilmesi ile bu terimin kapsamı içine giren ulusal yasa ve uygulamalarda yeralan diğer çalışma şartları;
b) Asgarî istihdam yaşı, evde çalışmanın kısıtlanması gibi istihdam konuları ile, ulusal yasaların ve uygulamaların kapsamı içerisine giren diğer istihdam konuları,
Özel istihdam sözleşmeleriyle bu maddenin 1 inci paragrafında yer alan eşitlik ilkesinden feragat edilmesi yasalara aykırı olacaktır.
Taraf Devletler, göçmen işçilerin, çalıştıkları ülkede ikametleri ve istihdamları konusunda herhangi bir düzensizlik nedeniyle, bu ilke uyarınca kazandıkları haklardan mahrum kalmamalarını teminen tüm uygun önlemleri alacaklardır. Özellikle, işverenler yasal ve sözleşmeye dayanan yükümlülüklerinden kurtulamayacaklar ve böyle bir düzensizlik nedeniyle sorumlulukları hiçbir şekilde sınırlanamayacaktır.
Madde 26
Taraf Devletler aşağıdaki hususlarda göçmen işçilerin ve aile fertlerinin haklarını tanırlar;
a) Ekonomik, sosyal, kültürel ve diğer çıkarlarını korumak üzere, sendikaların ve yasalara uygun olarak kurulmuş bulunan diğer kuruluşların toplantı ve faaliyetlerine, sadece ilgili örgütün kurallarına tabi olarak katılmak;
b) Sadece ilgili örgütün kurallarına tabi olarak yukarıda belirtildiği şekilde herhangi bir sendikaya ve kuruluşa özgürce katılmak;
c) Yukarıda belirtildiği şekilde, herhangi bir sendikadan ve kuruluştan yardım talep etmek.
Yasada belirtilmiş ve ulusal güvenlik, kamu düzeni veya diğer kişilerin hak ve özgürlüklerini korumak gibi demokratik bir toplum için gerekli olan durumlar dışında, sözkonusu hakların kullanılması kısıtlanamaz.
Madde 27
Sosyal güvenlik konusunda, göçmen işçiler ve aile fertleri İstihdam Devletinin yasaları ile ikili anlaşmalar ve uluslararası anlaşmalarda yeralan ilgili şartları yerine getirdikleri sürece, çalıştıkları devletin vatandaşlarıyla aynı muameleyi görürler. Göçmen işçinin geldiği Orijin Devlet ile çalıştığı İstihdam Devletinin yetkili makamları bu kuralın uygulanmasına ilişkin yöntemleri saptamak üzere gerekli düzenlemeleri yaparlar.
Yürürlükteki yasaların göçmen işçi ve aile fertlerine belli bir sosyal yardımı sağlayamamaları halinde, ilgili Devletler ilgili şahısların bu yardım ile bağlantılı olarak yapmış bulundukları katkının kendilerine geri ödenmesi imkânını, aynı durumdaki vatandaşlarına yapılan uygulama esas alınmak suretiyle değerlendirirler.
Madde 28
Göçmen işçiler ve aile fertleri, yaşamlarının korunması veya sağlık yönünden düzeltilmesi mümkün olmayan bir zararın önlenmesi için gerekli olan her türlü tıbbî bakım görme hakkına, ilgili Devletin vatandaşlarına yapılan uygulamaya eşit olarak sahiptirler. Sözkonusu acil tıbbî bakımın sağlanması göçmen işçilerin ikamet ve istihdamına ilişkin herhangi bir düzensizlik nedeniyle reddedilemeyecektir.
Madde 29
Göçmen işçinin her çocuğu isim, doğum kaydı ve vatandaşlık hakkına sahip olacaktır.
Madde 30
Göçmen işçinin her çocuğu, ilgili Devletin vatandaşlarıyla eşit muamele ilkesi çerçevesinde eğitim alma temel hakkına sahip olacaktır. Okul öncesi kamu eğitim kurumlarına ve okullarına giriş göçmen işçinin veya eşinin çalıştığı Devletteki ikamet ve çalışmasıyla veya çocuğun ikametiyle ilgili düzensizlikler nedeniyle reddedilemeyecektir.
Madde 31
Taraf Devletler göçmen işçilerin ve aile fertlerinin kültürel kimliklerine saygı gösterilmesini sağlayacaklar ve onların geldikleri Orijin Devletleri ile kültürel bağlarını korumalarını engellemeyeceklerdir.
Taraf Devletler bu konudaki gayretleri desteklemek ve teşvik etmek hususunda uygun önlemleri alabilirler.
Madde 32
Göçmen işçiler ve aile fertleri, İstihdam Devletindeki ikametleri sona erdiğinde kazançlarını ve tasarruflarını ve ilgili Devletin uygulanan kanunları uyarınca şahsî eşya ve mallarını nakletme hakkın sahip olacaklardır.
Madde 33
Aşağıdaki durumlarla bağlantılı olarak göçmen işçiler ve aile fertleri Orijin Devletince, İstihdam Devletince veya Transit devletçe bilgilendirilme hakkına sahiptirler:
a) Bu Sözleşmeden doğan hakları konusunda;
b) Kabul edilme şartları, ilgili Devletin kanun ve uygulamaları uyarınca hak ve yükümlülükleri ve bu Devletteki idarî ve diğer formaliteleri yerine getirmelerine yardımcı olacak konularda;
Taraf Devletler bu bilgilerin yayılmasını veya bilgilendirmenin işverenler, sendikalar veya diğer uygun kurum ve kuruluşlarca sağlanmasını teminen gerekli önlemleri alırlar uygunsa, ilgili diğer Devletlerle de işbirliği yaparlar.
Bu tür bilgiler göçmen aileler ve aile fertlerinin talep etmeleri halinde ücretsiz ve mümkünse anlayabilecekleri bir lisanda verilir.
Madde 34
Sözleşmenin bu bölümünde yer alanların hiç birisi göçmen işçilere ve aile fertlerine, İstihdam Devletinin veya Transit Devletin mevzuatına uymaktan veya bu Devlet sakinlerinin kültürel kimliklerine saygı yükümlülüklerini yerine getirmekten imtina etme hakkı vermez.
Madde 35
Sözleşmenin bu bölümünde yer alanlardan hiç birisi göçmen işçiler ve aile fertlerinden belgesiz veya kuraldışı durumda olanların durumlarını kurallara uygun hale getirdiği şeklinde yorumlanamaz veya bu Sözleşmenin VI. Bölümünde öngörülen ve uluslararası göç için tutarlı ve hakkaniyete uygun koşullar sağlanması amacına yönelik önlemlere halel getirmez.
BÖLÜMIV
Kayıtlı ve Kurallara Bağlı Durumda Bulunan Göçmen İşçiler ve Aile Fertlerinin Diğer Hakları :
Madde 36
İstihdam Devletinde kayıtlı ve kurallar çerçevesinde bulunan göçmen işçiler ve aile fertleri III. Bölümde yer alan haklara ilave olarak Sözleşmenin bu bölümünde yer alan haklardan yararlanırlar.
Madde 37
Göçmen işçiler ve aile fertleri, hareketlerinden önce veya en geç İstihdam Devletine kabul edildikleri zamanda, Orijin Devlet veya İstihdam Devleti tarafından kabul edilmeleri ve özellikle kalışları ve gelir getirici faaliyetler ile ilgili koşullar hakkında ayrıca istihdam Devletinde yerine getirmeleri gereken hususlar ve bu koşulların değişmesi durumunda başvuracakları makam hakkında bilgi edinme hakkına sahiptirler.
Madde 38
İstihdam Devleti, duruma göre, göçmen işçilere ve aile fertlerine kalma ve çalışma izinlerine halel getirmeksizin geçici olarak ayrılma izni sağlama hususunda her türlü çabayı gösterir. İstihdam Devleti, bunu yaparken, göçmen işçilerin ve aile fertlerinin özel ihtiyaçlarını ve bilhassa kendi devletlerine karşı olan yükümlülüklerini göz önünde bulundurur.
Göçmen işçiler ve aile fertleri bu tür geçici olarak ayrılma izninin koşulları hakkında ayrıntılı olarak bilgilendirilmek hakkına sahiptirler.
Madde 39
Göçmen işçiler ve aile fertleri, İstihdam Devleti sınırları dahilinde yer değiştirme ve ikamet yerlerini serbestçe seçme özgürlüğüne sahiptirler.
Bu maddenin 1 inci paragrafında bahsi geçen haklar, yasalarda öngörülen, ulusal güvenliğin kamu düzeninin, kamu sağlığı ve ahlakının veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasına matuf ve bu Sözleşmede tanınan diğer haklarla tutarlı olan kısıtlamalar hariç, kısıtlanamaz.
Madde 40
Göçmen işçiler ve aile fertleri istihdam edildikleri Devlette ekonomik, sosyal, kültürel ve diğer çıkarlarını geliştirmek ve korumak üzere dernekler ve sendikalar kurma hakkına sahiptir.
Bu hakka, kanunla düzenlenen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu düzeni veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasına matuf kısıtlamalar hariç, kısıtlama getirilemez.
Madde 41
Göçmen işçiler ve aile fertleri kendi Devletlerindeki yasalar çerçevesinde, bu Devletteki toplumsal hayata katılma, seçme ve seçilme hakkından yararlanma hakkına sahiptir.
İlgili Devletler gerekli ve yasalarına uygun biçimde bu hakların kullanılmasını kolaylaştırırlar.
Madde 42
Taraf Devletler göçmen işçilerin ve aile fertlerinin gerek Orijin Devletteki, gerek İstihdam Devletindeki özel ihtiyaçları, amaç ve yükümlülüklerini de göz önünde bulundurarak bunlarla ilgilenecek kuruluşların oluşturulmasını düşüneceklerdir ve uygun şekilde göçmen işçilerin ve aile fertlerinin bu kuruluşlarda serbestçe seçebilecekleri temsilcilerinin bulunması imkânlarını öngöreceklerdir.
İstihdam Devletleri, kendi ulusal yasaları çerçevesinde göçmen işçilerin ve aile fertlerinin yerel toplulukların yaşamına ve yönetimine ilişkin kararlarda danışma ve katılımlarının sağlanmasına yönelik kolaylıklar sağlayacaklardır.
Göçmen işçiler, İstihdam Devletinde, bu Devletin egemenliği çerçevesinde tanınmışsa, siyasal haklardan yararlanabilirler.
Madde 43
Göçmen işçiler aşağıda belirtilen hususlara ilişkin olarak İstihdam Devletinin vatandaşlarıyla eşit muamele görürler.
a) Eğitim kurumlarından ve hizmetlerinden yararlanmada, bu kurum ve hizmetlere kabul için gerekli şartları ve diğer düzenlemelere uygunluk sözkonusu olduğunda;
b) Meslekî rehberlik ve işe yerleştirme hizmetlerinde;
c) Meslekî eğitim ve yeniden eğitim tesis ve kurumlarından yararlanmada;
d) Sosyal konut programları da dahil, konut ve kira konusunda istismardan korunma imkânlarından faydalanmada;
e) Gerekli katılım şartlarını haiz olmak kaydıyla, sosyal ve sağlık hizmetlerinden yararlanmada;
f) Göçmen statülerinde değişikliğe yol açmayacak olan ve ilgili kurumların kural ve düzenlemelerine uygun bulunan kooperatifler ile özel işletmelerden yararlanmada;
g) Kültürel hayattan yararlanmada ve katılımda.
Taraf Devletler, İstihdam Devletince öngörüldüğü şekilde ikâmet izni için gerekli koşulları haiz iseler, göçmen işçilerin bu maddenin 1 inci paragrafında belirtilen haklardan yararlanmasını teminen etkin eşit muameleye tabi olmaları için gerekli koşulları geliştireceklerdir.
İstihdam Devletleri işverenlerin göçmen işçilere konut ya da sosyal veya kültürel kolaylıklar sağlamasını engellemeyecektir. İstihdam Devleti, bu Sözleşmenin 70 inci maddesine bağlı olarak bu tür kolaylıkları bu Devlette yerleşime ilişkin genel koşullara uyulmak kaydıyla tespit eder.
Madde 44
Taraf Devletler, ailenin toplumun doğal ve temel birimi olduğunu ve toplum ve Devlet tarafından korunmaya hakkı olduğunu kabul etmiş olup, göçmen işçilerin ailelerinin birliğinin korunmasını teminen gereken önlemleri alırlar.
Taraf Devletler, göçmen işçilerin eşleriyle veya denk bir ilişki içinde olan kişilerle ve bakmakla yükümlü oldukları evlenmemiş çocuklarıyla birleşmeleri için gerekli önlemleri alır ve buna imkânlar ölçüsünde uygun ortam sağlarlar.
İstihdam Devletleri, insanî temellerde, bu maddenin 2 nci paragrafında önerildiği gibi, göçmen işçilerin diğer aile fertlerine de eşit muamele edilmesini olumlu yönde mütalaa ederler.
Madde 45
Aşağıda belirtilen hususlarda göçmen işçinin, İstihdam Devletinde bulunan aile fertleri bu Devletin vatandaşlarıyla eşit muamele görürler :
a) Eğitim kurumlarından ve hizmetlerinden yararlanmada, bu kurum ve hizmetlere kabul için gerekli şartlara ve diğer düzenlemelere uygun olmak kaydıyla;
b) Mesleki rehberlik ve eğitim kurumlarından ve hizmetlerinden yararlanmada gerekli şartları haiz olmak kaydıyla;
c) Sosyal ve sağlık hizmetlerinden yararlanmada gerekli katılım şartlarını haiz olmak kaydıyla;
d) Kültürel hayattan yararlanmada ve katılımda.
İstihdam Devletleri, olanaklar ölçüsünde Orijin Devlet ile işbirliği yapmak suretiyle, özellikle yerel dilin öğretimi açısından göçmen işçilerin çocuklarının yerel okul sistemine uyumlarını kolaylaştırıcı bir politika izlerler.
İstihdam Devletleri, göçmen işçilerin çocuklarının anadillerini ve kültürlerini öğrenebilmelerini kolaylaştırmaya gayret gösterirler. Orijin devletler de bu amaç için olanaklar ölçüsünde işbirliği yaparlar.
İstihdam Devletleri, gerektiğinde Orijin Devlet ile işbirliği halinde göçmen işçilerin çocuklarının anadil eğitimleri için özel programlar sağlayabilirler.
Madde 46
Göçmen işçiler ve aile fertleri, ilgili Devletlerin yasaları, ilgili uluslararası anlaşmalar ve gümrük birliklerine katılımlarından doğan yükümlülüklerine tabi olarak, kişisel kullanımları ve ev için alınan mal ve eşyanın ithalat ve ihracatından alınan gümrük harç ve vergilerinden muaftırlar. Bu muafiyet, kabul edildikleri İstihdam Devletinde geçinmeleri için yaptıkları faaliyetler için gerekli olan araç ve gerecin ithal ve ihracından doğan gümrük harç ve vergileri için de aynen geçerlidir. Gözmen işçiler ve aile fertleri;
a) Orijin Devlet veya mutad olarak ikamet edilmekte olan devletten ayrılışta;
b) İstihdam Devletine kabulde;
c) İstihdam Devletinden kesin ayrılışta;
d) Orijin Devlet veya ikamet edilen Devlete kesin dönüşte;
Sözkonusu muafiyetten yararlanırlar.
Madde 47
Göçmen işçiler kazançlarını ve birikimlerini, özellikle ailelerinin geçimlerini sağlamak için gerekli miktarları İstihdam Devletinden Orijin Devlete veya bir başka Devlete transfer etme hakkına sahiptirler. Bu transferler ilgili Devletin yürürlükteki yasalarından kaynaklanan usullere ve yürürlükteki uluslararası anlaşmalara uygun olmalıdır.
İlgili Devletler bu transferlerin gerçekleşebilmesi için gerekli önlemleri alırlar.
Madde 48
Yürürlükteki çifte vergilendirme anlaşmalarına halel getirmeden göçmen işçiler ve aile fertleri istihdam Devletindeki kazançları bakımından;
a) İstihdam Devleti tabiyetinde olup da aynı şartları taşıyan kişilerden daha yüksek harç ve vergilere tabi olamazlar;
b) Bakmakla yükümlü oldukları aile fertleri için uygulanan vergi indirimleri de dahil olmak üzere, İstihdam Devletinin benzer şartlardaki vatandaşlarına sağlanan her türlü vergi indirimi veya muafiyetinden yararlanırlar.
Taraf Devletler, göçmen işçiler ve aile fertlerinin kazanç ve birikimlerinin çifte vergilendirmeye tabi tutulmasını önlemek için gerekli önlemleri almaya çaba gösterirler.
Madde 49
Ulusal yasalar uyarınca ikamet ve çalışma izinlerinin ayrı tutulduğu yerlerde, İstihdam Devleti göçmen işçiye en az çalışma izni süresi kadar oturma izni verir.
İstihdam Devletinde kazanç sağlayacağı işini kendisi seçme hakkına sahip olan göçmen işçilerin, çalışma izinlerinin veya benzeri izinlerinin süresinin sona ermesinden önce gelir getirici işlerinin sona ermesi halinde durumları düzensiz mütalaa edilemez veya oturma izinleri geri alınamaz.
İkinci paragraftaki durumda olan göçmen işçilere yeni bir gelir getirici iş bulmalarına olanak sağlayacak zamanı tanımak üzere, en azından işsizlik parası almaya hak kazanabilecekleri süreye tekabül eden bir süre boyunca oturma izinleri geri alınamaz.
Madde 50
Bir göçmen işçinin ölümü veya evliliğinin sona ermesi halinde, İstihdam Devleti işçinin o Devlette oturan aile fertlerine aile birleşmesinin temini ilkesi temelinde oturma izni verilmesine olumlu yaklaşır; İstihdam Devleti bu fertlerin o zamana kadar Devlette kaldıkları süreyi de göz önüne alır.
Böyle bir izin verilmeyen aile fertlerine, ayrılmadan önce, İstihdam Devletindeki işlerini tamamlayabilecekleri makul bir süre tanınır.
Bu maddenin 1. ve 2 nci paragrafları bu durumdaki aile fertlerinin İstihdam Devletinin yasalarına göre veya bu Devletin taraf olduğu iki taraflı ve çok taraflı anlaşmalar uyarınca sağlanan oturma ve çalışma haklarını olumsuz yönde etkileyecek biçimde yorumlanamaz.
Madde 51
İstihdam Devletindeki ikamet izninin açıkca geçimi sağlamaya yönelik faaliyetin süresine bağlı olduğu durumlar hariç olmak kaydıyla, geçimi sağlamaya yönelik faaliyetin serbestçe seçilemediği İstihdam Devletindeki göçmen işçilerin durumu düzensiz olarak nitelendirilemez ve çalışma izinlerinin süresi dolmadan, geçimi sağlamaya yönelik faaliyetin bitmiş olması gerekçe gösterilerek ikamet izinleri geri alınamaz. Çalışma izninde belirlenen şartlar ve kısıtlamalar saklı kalmak kaydıyla, bu tür göçmen işçiler, başka iş imkânları aramak, kamu projelerine katılmak ve çalışma izni süresinin geriye kalan süresinde mesleki eğitim görme haklarına sahip olacaklardır.
Madde 52
Aşağıda belirtilen sınırlamalara veya şartlara baağlı olmak kaydıyla, İstihdam Devletindeki göçmen işçiler geçimlerini sağlamaya yönelik faaliyetleri özgürce seçme hakkına sahip olurlar.
İstihdam Devleti herhangi bir göçmen işçi için;
a) Devletin çıkarları için gerekli olduğunda ve ulusal yasalarca öngörüldüğünde belirli iş, görev, hizmet ya da faaliyet kategorilerinde çalışmaları kısıtlayabilir;
b) Ülkesi sınırları dışında kazanılmış mesleki niteliklerin tanınması ile ilgili mevzuatı çerçevesinde, gelir getirici faaliyetlerin serbestçe seçilmesini kısıtlayabilir. Ancak, ilgili Taraf devletler bu mesleki yeterliliklerin tanınması hususunda gerekli çabayı gösterirler.
Çalışma izinleri zamanla sınırlı olan göçmen işçiler için İstihdam Devleti; ayrıca :
a) Gelir getirici faaliyetlerini serbestçe seçme hakkını, göçmen işçinin kendi ülkesinin yasasında öngörülen ve iki yılı geçmeyecek bir süre içinde o Devlette yasal biçimde ikamet etmiş olması şartına bağlayabilir.
b) Kendi mevzuatı veya iki taraflı veya çok taraflı anlaşmalara dayanarak kendi vatandaşlarına veya onlarla aynı haklara sahip kişilere öncelik tanıyan bir politika çerçevesinde, göçmen işçilerin gelir getirici faaliyetlerden yararlanmalarını sınırlayabilir. Böyle bir sınırlandırma, ulusal mevzuatında beş yılı geçmeyecek şekilde öngörülen bir süre boyunca yasal olarak o ülkede ikamet etmiş bir işçiye uygulanamaz.
İstihdam Devleti işe alınan göçmen işçinin kendi hesabına iş yapabileceği koşulları belirler. Bu hususta, işçinin o Devlette yasalara uygun olarak ikamet ettiği bir süre dikkate alınır.
Madde 53
Kendileri sınırsız veya otomatik olarak yenilenen ikâmet izni hamili olan bir göçmen işçinin aile fertleri bu Sözleşmenin 52 nci maddesinde göçmen işçilere uygulanan şartlara bağlı olarak gelir getiren faaliyetlerini serbestçe seçebilirler.
Taraf Devletler, gelir getirici bir işte çalışma müsaadesi verilmesi hususunda göçmen işçinin gelir getirici faaliyetleri serbestçe seçme müsaadesine sahip olmayan aile fertlerine, yürürlükteki ikili ve çok taraflı anlaşma hükümleri saklı kalmak kaydıyla İstihdam Devletine kabul edilmek için başvuran diğer işçilere göre, öncelik tanıyacaklardır.
Madde 54
Göçmen işçiler ikamet izinlerine, çalışma izinlerine ve bu Sözleşmenin 25. ve 27 nci maddelerinde belirtilen haklarına halel gelmeksizin, aşağıda belirtilen konularda İstihdam Devletinin uyruğundaki kişilerle eşit muamele görürler;
a) İşten çıkartılmaya karşı korunma;
b) İşsizlik parası,
c) İşsizlikle mücadele için geliştirilen kamu çalışma programlarına katılma,
d) İş kaybı veya gelir getirici diğer bir faaliyetin sona ermesi durumunda, bu Sözleşmenin 52 nci maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla, başka bir işe girme.
Bir göçmen işçi, mukaveledeki şartların işveren tarafından ihlal edildiğini iddia ediyorsa, şikâyetine ilişkin başvuruyu Sözleşmenin 18 inci maddesi 1 inci paragrafında belirtildiği üzere İstihdam Devletinin yetkili makamlarına yapma hakkına sahiptir.
Madde 55
Gelir getirici bir faaliyette bulunmalarına izin verilen göçmen işçiler, bu iznin gerektirdiği şartları yerine getirmek kaydıyla, sözkonusu faaliyetle ilgili her konuda İstihdam Devletinin vatandaşlarıyla eşit muamele göreceklerdir.
Madde 56
Ulusal yasalarda belirtilen nedenler dışında ve III. Bölümde belirtilen koruma tedbirleri saklı olmak kaydıyla, Anlaşmanın bu bölümünde atıfta bulunulan göçmen işçiler ve aile fertleri İstihdam Devleti tarafından sınır dışı edilemezler.
Bir göçmen işçinin veya aile fertlerinin ikâmet ve çalışma izinlerinden doğan haklarından mahrum bırakılması amacıyla sınırdışı etme tedbirine başvurulamaz.
Bir göçmen işçinin veya aile fertlerinden birinin sınır dışı edilmesi sözkonusu olduğunda, konu insancıl yönüyle düşünülmeli ve mezkûr kişinin İstihdam Devletinde ikâmet ettiği süre de dikkate alınmalıdır.
BÖLÜMV
Özel Kategorilerdeki Göçmen İşçilere ve Aile Fertlerine
Uygulanabilecek Hükümler
Madde 57
Sözleşmenin bu bölümünde belirtilen, kayıtlı veya düzenli durumda olan, özel kategorilerdeki göçmen işçiler ve aile fertleri, III. Bölümdeki ve aşağıdaki şekilde değiştirilen hususlar dışında, IV. Bölümdeki haklardan yararlanırlar.
Madde 58
Sınır işçileri bu Sözleşmenin, Madde 2, paragraf 2 (a)’da tanımlandığı gibi, İstihdam Devletinde mukim olmadıkları göz önünde tutularak bu Devletin sınırları içinde bulunmaları ve çalışmaları nedeniyle IV. Bölümde sağlanan haklardan yararlanırlar.
İstihdam Devletleri, belli bir sürenin sonunda sınır işçilerine gelir getirici faaliyetlerini serbestçe seçme hakkı tanıma hususuna olumlu olarak yaklaşacaklardır. Bu hakkın tanınması onların sınır işçisi statülerini etkilemeyecektir.
Madde 59
Bu Sözleşmenin 2 nci madde, 2 nci paragraf (b) bendinde tanımlanan Mevsimlik İşçiler, İstihdam Devletinde yalnızca yılın bir bölümünde bulundukları vakıası göz önünde tutularak, bu Devletin sınırları içinde bulunmaları ve çalışmaları nedeniyle ve statülerinin bu Devlette mevsimlik işçi olarak tanınması koşuluyla IV. Bölümde sağlanan haklardan yararlanırlar.
Uygulanabilir iki taraflı ve çok taraflı anlaşmalara bağlı olarak, İstihdam Devletleri bu maddenin 1 inci paragrafı saklı kalmak kaydıyla, sınırları içinde kaydadeğer bir süre çalışmış olan mevsimlik işçilere başka gelir getirici faaliyette bulunmak hakkını tanımayı ve onlara bu Devlete kabul edilmek üzere başvuran diğer işçilere göre öncelik vermeyi tezekkür edeceklerdir.
Madde 60
Bu Sözleşmenin 2 nci madde, 2 paragraf (e) bendinde tanımlanan gezici işçiler, İstihdam Devletinin sınırları içinde bulunmaları ve çalışmaları ve bu Devlette gezici işçi olarak tanınmaları koşuluyla IV. Bölümde sağlanan haklardan yararlanırlar.
Madde 61
Bu Sözleşmenin 2 nci Madde, 2 nci paragraf (f) bendinde tanımlanan proje işçileri ve aile fertleri 43 üncü Madde, 1 inci paragraf (b) ve (c) bendleri, 43 üncü madde, 1 inci paragraf (d) bendi ve sosyal konut programlarına ilişkin olması nedeniyle 45 inci Madde, 1 inci paragraf (b) bendi ve 52, 55 inci Maddeler hariç, IV. Bölümde tanınan haklardan yararlanırlar.
Bir proje işçisi bu Sözleşmenin 18 inci Madde, 1 inci paragrafı uyarınca mukaveledeki şartların işveren tarafından ihlal edildiğini iddia ediyorsa, bu konudaki şikâyetini, işvereni üzerinde hukukî işlem yapma hakkı olan Devletin adlî makamlarına yöneltme hakkını haizdir.
İki taraflı veya çok taraflı anlaşmalara bağlı olarak, ilgili Taraf Devletler proje işçilerinin proje süresince kendi devletlerinin veya mutad olarak ikâmet ettikleri Devletin sosyal güvenlik sisteminden yeterince yararlanmalarının sağlanması için gayret sarfedeceklerdir.İlgili Taraf Devletler, hakların kaybının veya çifte ödeme durumlarının önüne geçmek üzere gerekli önlemleri alırlar.
Bu Sözleşmenin 47 nci madde hükümlerine ve ilgili iki taraflı veya çok taraflı anlaşmaların maddelerine halel gelmeksizin, ilgili Taraf Devletler proje işçilerinin ücretlerinin bu işçilerin kendi devletlerinde veya mutad olarak ikâmet ettikleri devlette ödenmesine izin verirler.
Madde 62
Bu Sözleşmenin Madde 2, paragraf 2 (g)’de tanımlanan belirlenmiş bir iş için istihdam edilmiş işçiler, Madde 43, paragraf 1 (b) ve (c), Madde 43, paragraf 1 (d), sosyal konut programlarını içerdiği için Madde 52 ve Madde 53 paragraf 1 (d) hariç olmak kaydıyla, IV. Bölümde sağlanan haklardan yararlanırlar.
53 üncü Maddede öngörülen şartlar hariç olmak üzere, belirlenmiş bir iş için istihdam edilmiş işçilerin aile fertleri bu Sözleşmenin IV. Bölümünde göçmen işçilerin aile fertleri için sağlanan haklardan yararlanırlar.
Madde 63
Bu Sözleşmenin 2 nci Maddesinin 2 nci paragrafının (h) bendinde tanımlanan kendi işinde çalışan işçiler, yalnızca iş sözleşmesi olan işçilere uygulanan haklar hariç olmak kaydıyla, IV. Bölümde tanınan haklardan yararlanırlar.
Oturma izinlerinin mutlak suretle kabul edildikleri gelir getirici faaliyet süresine bağlı olduğu durumlar hariç, bu Sözleşmenin 52 ve 79 uncu maddelerine halel gelmemesi kaydıyla, kendi işinde çalışan işçilerin ekonomik faaliyetlerinin sona ermiş olması onların ve aile fertlerinin istihdam devletinde oturma ve gelir getirici faaliyette bulunma izinlerinin geri alınması anlamına gelmez.
BÖLÜM VI
İşçilerin ve Aile Fertlerinin Uluslararası Göçü İle İlgili Olarak Sağlıklı, Adil,
İnsanî ve Yasal Şartların Geliştirilmesi
Madde 64
İlgili Taraf Devletler, Bu Sözleşmenin 79 uncu maddesine halel getirmemek kaydıyla, işçilerin ve aile fertlerinin uluslararası göçü ile ilgili sağlıklı, adil, insanî ve yasal şartların geliştirilmesi amacıyla birbirleriyle uygun şekilde danışma ve işbirliği faaliyetlerinde bulunurlar.
Bu bağlamda, yalnızca iş ihtiyacı ve kaynakları değil, göçmen işçilerin ve aile fertlerinin sosyal, ekonomik, kültürel ve diğer ihtiyaçları ile ilgili toplulukların göç sonucu ortaya çıkan sorunları da dikkate alınır.
Madde 65
Taraf Devletler, işçilerin ve aile fertlerinin uluslararası göçü ile ilgili sorunlarına çözüm getirecek hizmetleri sağlarlar, Taraf Devletlerin hizmetleri aşağıdaki belirtilen hususları da içerir :
a) Sözkonusu göçle ilgili politikaların hazırlanması ve uygulanması;
b) Sözkonusu göçle ilgili konularda diğer Taraf Devletlerin yetkili organlarıyla bilgi alışverişi, danışma ve işbirliğinin yapılması;
c) Göç ve istihdamla ilgili politikalar, yasa ve düzenlemeler, göçve diğer ilgili konularda diğer ülkelerle aktedilen anlaşmalar hakkında özellikle işverenlere, işçilere ve kuruluşlarına gerekli bilginin verilmesi;
d) Ayrılış, seyahat, varış, kalış, gelir getirici faaliyetler, çıkış, dönüş, istihdam devletindeki çalışma ve hayat şartları ve gümrük vergisi, diğer vergiler ve diğer ilgili yasa ve yönetmelikler konusunda gerekli olan izin, işlem ve düzenlemeler hakkında göçmen işçiler ve aile fertlerine bilgi verilmesi ve gerekli yardımın sağlanması.
Taraf Devletler, göçmen işçilerin ve aile fertlerinin sosyal, kültürel ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli olan konsolosluk ve diğer hizmetlerin uygun bir şekilde yerine getirilmesini uygun şekilde kolaylaştırırlar.
Madde 66
Bu Maddenin 2 nci fıkrasına bağlı kalmak kaydıyla, işçilerin bir başka Devlette istihdam edilmeleri için işlemler yürütme hakkı aşağıdaki kuruluşlarla sınırlıdır:
a) Bu işlemlerin yapıldığı Devletin kamu hizmetleri veya organları;
b) İlgili devletler arasındaki anlaşmaya dayalı olarak, İstihdam Devletinin kamu hizmetleri veya organları;
c) İki taraflı veya çok taraflı anlaşmalar uyarınca oluşturulan organlar.
Taraf Devletlerdeki yasa ve uygulamalar çerçevesinde, bu Devletlerdeki kamu organlarının izin, onay ve denetimine bağlı olarak, bunlar adına hareket eden kurum ve muhtemel işverenler de sözkonusu işlemleri yürütebilirler.
Madde 67
İlgili Taraf Devletler, göçmen işçiler ve aile fertlerinin kendi devletlerine dönmeye karar vermeleri halinde veya oturma veya çalışma izinlerinin süresinin bitmesi durumunda, ya da istihdam devletinde düzenli olmayan bir durumda bulunmaları halinde, bunların düzenli bir şekilde dönüşlerini teminen gerekli önlemleri almak konusunda işbirliği yaparlar.
Durumları düzenli olan göçmen işçiler ve aile fertleriyle ilgili olarak, ilgili Taraf Devletler, anlaştıkları koşullar çerçevesinde, bunların kendi devletlerindeki ekonomik koşullarının iyileştirilmesi ve sosyal ve kültürel uyumlarının yeniden sağlanabilmesi için uygun şekilde işbirliğini yaparlar.
Madde 68
Transit Devletleri de dahil olmak üzere, Taraf Devletler göçmen işçilerin yasadışı veya gizli yollardan göçünü ve düzensiz olarak istihdam edilmelerini önlemek üzere işbirliği yaparlar. Her ilgili devletin kendi yargı alanı içerisinde alacağı önlemler aşağıdaki hususları kapsar:
a) Göçmen giriş ve çıkışları ile ilgili olarak yanıltıcı bilgilerin yayımlanmasına karşı gerekli önlemlerin alınması;
b) Yasadışı veya gizli göçmen işçi ve aile fertlerinin hareketlerinin izlenerek önlenmesi ve bu tür hareketleri organize eden ve yürüten kişi, grup veya varlıkların etkin olarak cezalandırılmaları konusunda önlemler almak;
c) Düzensiz durumda bulunan göçmen işçi ve aile fertlerine karşı şiddet, tehdit veya şantaj uygulayan kişi, grup veya varlıklara etkin yaptırım uygulanması için önlemler almak.
İstihdam Devletleri, ülkelerinde düzensiz durumdaki göçmen işçilerin istihdamını önleyecek bütün uygun ve etkin önlemleri alırlar. Bu önlemlere, uygun görüldüğünde, sözkonusu işçileri istihdam eden işverenlere yönelik cezalar da dahildir. Bu önlemler göçmen işçilerin işverenleri karşısında istihdamdan doğan haklarına halel getirmez.
Madde 69
Taraf Devletler, ülkelerinde düzensiz durumda bulunan göçmen işçi ve aile fertleri var ise, bu durumun sürmemesi için gerekli önlemleri alırlar.
İlgili Taraf Devletler sözkonusu kişilerin durumunun, yürürlükteki ulusal yasalar ve iki taraflı veya çok taraflı, yasalar çerçevesinde düzenli hale getirilmesi imkânının olup olmadığını tezekkür ederken, bunların ülkeye giriş şartları, İstihdam Devletlerindeki kalış süreleri ile özellikle aile durumlarına ilişkin hususlar olmak üzere diğer ilgili hususları göz önüne alırlar.
Madde 70
Taraf Devletler kendi vatandaşlarına uyguladığı önlemlerden daha olumsuz olmamak üzere, düzenli durumdaki göçmen işçilerin ve aile fertlerinin çalışma ve hayat şartlarının uygunluk, güvenlik ve sağlık standartları ile insanlık onuru ilkelerine uygun olması için önlemler alırlar.
Madde 71
Gerekli hallerde Taraf Devletler göçmen işçilerin veya aile fertlerinin cenazelerinin kendi devletlerine nakli için gerekli kolaylıkları sağlarlar.
Bir göçmen işçinin veya aile ferdinin ölümü ile ilgili bir tazminat sözkonusu olduğunda, Taraf Devletler ilgili kişilere konunun ivedilikle halli için gerekli yardımı sağlarlar. Bu sorunların halledilmesi bu Sözleşmenin ve ilgili iki taraflı veya çok taraflı anlaşmaların ışığında yürürlükteki ulusal yasalar çerçevesinde gerçekleştirilir.
BÖLÜMVII
Sözleşmenin Uygulanması
Madde 72
a) Bu Sözleşmenin uygulanmasının denetlenmesi amacıyla bir “Tüm Göçmen İşçiler ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunması Komitesi” (bundan sonra “Komite” diye geçecektir) oluşturulacaktır;
b) Bu Komite, Sözleşme yürürlüğe girdiğinde 10, Sözleşmenin 41 inci Taraf devlette yürürlüğe girdiğinde 14 uzmandan oluşacaktır. Bu uzmanlar yüksek ahlaklı, tarafsız ve Sözleşme ile ilgili alanlarda ihtisas sahibi kişilerden seçilecektir;
a) Komite üyeleri Taraf Devletler tarafından gizli oy esasına göre, yine Taraf Devletlerce aday gösterilmiş kişilerin oluşturduğu listeden seçilecektir. Burada Orijin Devlet ve İstihdam Devleti olmak üzere coğrafî dağılımın adil olmasına ve belli başlı hukuk sistemlerinin temsil edilmesine dikkat edilir. Her Taraf Devlet kendi uyruğunda olanlardan bir kişiyi aday gösterebilir.
b) Üyeler kendi şahsî statülerine göre seçilir ve hizmet ederler.
Bu Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten en fazla 6 ay sonra ilk seçim yapılır. Bu seçimden sonraki seçimler ise her iki yılda bir gerçekleşir. Her seçim tarihinden en az dört ay önce Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Taraf Devletlere iki ay içinde aday göstermelerini yazılı olarak bildirir. Genel Sekreter, bu şekilde belirlenen adayların alfabetik sıraya göre hazırlanmış bir listesini bunların kısa özgeçmişlerini ve hangi Taraf Devletçe aday gösterildiklerini de belirterek seçimden en geç bir ay önce Taraf Devletlere sunar.
Komite üyelerinin seçimi Birleşmiş Milletler merkezinde Genel Sekreterin başkanlığında Taraf Devletlerin katıldığı bir toplantıda yapılır. Taraf Devletlerin üçte ikisinin oturum için gerekli çoğunluğu oluşturacağı bu toplantıda, en çok oy alan ve toplantıda hazır Taraf Devletlerin salt çoğunluğunun oyunu alan adaylar Komiteye seçilirler.
a) Komite üyeleri dört yıllık bir süre hizmet ederler. Ancak, birinci seçimde seçilen beş üyenin süreleri seçimden sonra iki yıl sonundabiter; birinci seçimden hemen sonra, bu beş kişinin isimleri Toplantı Başkanınca kura çekimi yoluyla belirlenir;
b) Bu Sözleşmenin kırkbirinci Taraf Devlette yürürlüğe girmesinin ardından, bu maddenin 2, 3 ve 4 üncü fıkralarında belirtildiği şekilde, Komiteye dört ilave üyenin seçimi yapılır. İlave üyelerden ikisinin süreleri iki yıl içinde dolar. Bu üyelerin isimleri Toplantı Başkanınca kura çekimi yoluyla belirlenir.
c) Komite üyeleri, yeniden aday gösterilmeleri durumunda, tekrar seçilebilirler.
Komite üyelerinden birinin vefatı, istifa etmesi veya herhangi bir nedenle Komitedeki görevini yerine getiremeyeceğini açıklaması durumunda, bu üyeyi aday gösteren Taraf Devlet vatandaşlarından birini kalan sürede görev yapması için tayin eder. Bu yeni tayin Komitenin onayına bağlıdır.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Komitenin görevlerini etkin bir şekilde yerine getirebilmesi için gerekli personeli ve imkânları sağlar.
Komite üyeleri, Genel Kurulun kararlaştırdığı süre ve koşullar itibariyle Birleşmiş Milletler kaynaklarından aylık ücret alırlar.
Komite üyeleri, Birleşmiş Milletlerin Ayrıcalıklar ve Bağışıklıklar Sözleşmesinin ilgili bölümlerinde belirtildiği üzere, Birleşmiş Milletlerin görevlendirdiği uzmanların imkân, ayrıcalık ve bağışıklıklarından yararlanırlar. (22A(1) Sayılı Karar)
Madde 73
Taraf Devletler Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine, Komite tarafından değerlenderilmek üzere bu Sözleşmenin hükümlerine geçerlilik kazandırmak için aldıklarıhukukî idarî, yasal ve diğer önlemlere dair bir rapor sunarlar.
a) Rapor Sözleşmenin ilgili Taraf Devlette yürürlüğe girmesinden sonra bir yıl içinde sunulur;
b) Bundan sonra her beş yılda bir ve ayrıca Komite talep ettiği zaman sunulur.
Bu maddeye göre hazırlanacak raporlar, Sözleşmenin uygulanmasını etkileyen unsurları ve varsa güçlükleri ve ayrıca ilgili Taraf Devletteki göç akımının özellikleri hakkında bilgi de içerir.
Komite raporların içeriği hakkında daha başka hususlara da karar verebilir.
Taraf Devletler raporlarının ülkelerindeki kamuoyuna geniş ölçüde duyurulmasını sağlarlar.
Madde 74
Komite her Taraf Devletin sunduğu raporu inceler ve uygun gördüğü yorumları ilgili Taraf Devlete iletir. Taraf Devlet Komitenin bu madde uyarınca yaptığı her yoruma ilişkin gözlemlerini Komiteye sunabilir. Komite bu raporları incelerken Taraf Devletlerden ek bilgi isteyebilir.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Komitenin olağan dönem toplantılarının açılışından uygun bir zaman önce, bu Sözleşme ile ilgili olarak Uluslararası Çalışma Örgütünün görev alanına giren konularda Komitenin Ofisin uzmanlığından yararlanmasını sağlamak üzere, ilgili Taraf Devletlerce sunulan raporların birer örneği ile bu raporların değerlendirilmesi için gerekli bilgileri Uluslararası Çalışma Ofisi Genel Müdürüne iletir. Komite çalışmalarında ofisin sağlayabileceği görüş ve malzemeleri değerlendirir.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, ayrıca, Komiteye danıştıktan sonra, raporun görev alanlarını ilgilendiren ilgili bölümlerinin örneklerini diğer ihtisas kuruluşlarına ve hükümetlerarası kuruluşlara da iletebilir.
Komite, değerlendirmek üzere, Birleşmiş Milletlerin ihtisas kuruluşlarını ve organlarını, hükümetlerarası örgütleri ve diğer ilgili kuruluşları bu Sözleşmenin kendi alanlarını ilgilendiren bölümleriyle ilgili olarak yazılı bilgi sunmaya davet edebilir.
Uluslararası Çalışma Ofisi, Komite tarafından toplantılarda danışman niteliğinde temsilci bulundurmaya davet edilir.
Komite, diğer ihtisas kuruluşları ve Birleşmiş Milletler organları ile hükümetlerarası kuruluşlardan temsilcileri toplantılarda hazır bulunmaya ve kendi alanlarına giren konularda görüş bildirmeye davet edebilir.
Komite, Sözleşmenin uygulanması hakkında özellikle Taraf Devletlerce sunulan rapor ve gözlemleri inceleyerek, kendi görüş ve önerilerini içeren yıllık bir raporu Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna sunar.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Komitenin yıllık raporlarını Sözleşmeye Taraf Devletlere, Ekonomik ve Sosyal Konseye, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonuna, Uluslararası Çalışma Ofisi Genel Müdürüne ve diğer ilgili kuruluşlara iletir.
Madde 75
Komite kendi çalışma kurallarını kabul eder.
Komite memurlarını iki yıllık bir süre için seçer.
Komite olağan olarak yılda bir kere toplanır.
Komitenin toplantıları olağan olarak Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde düzenlenir.
Madde 76
Bu Sözleşmeye Taraf Devletlerden biri bu madde kapsamı içinde herhangi bir zamanda, Taraf bir Devletin diğer bir Taraf Devletin bu Sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasında bulunması halinde Komitenin bu konuda bilgi toplama ve görüş bildirmeye yetkili olduğunu beyan edebilir. Bu maddenin kapsamı içinde bilgi derlemek ve incelemek, ancak bu bilgilerin, Komitenin bu konuda yetkili olduğunu beyan etmiş bir Taraf Devlet tarafından verilmiş olması durumunda gerçekleşebilir. Komite böyle bir beyanda bulunmamış bir Taraf Devletle ilgili olarak bilgi kabul edemez. bu maddede belirtilen bilgi alışverişi aşağıdaki usule uygun olarak yapılır :
a) Bu Sözleşmeye Taraf bir Devlet başka bir Taraf Devletin bu Sözleşmeye olan yükümlülüklerini yerine getirmediğine kanaat getirirse, bu durumu sözkonusu Devletin dikkatine yazılı olarak sunabilir. Komiteyi de bu konuda bilgilendirebilir. Konu hakkında haberdar edilen Devlet bildirimden sonra üç ay içinde bilgi veren Devlete mümkün olan ölçüde iddia edilen hususlara ilişkin iç usuller ve yapılan, yapılmak üzere olan veya daha önce yapılmış bulunan düzeltmeler hakkında yazılı açıklamada bulunur.
b) Konu Taraf Devletlerin ikisini de tatmin edici bir şekilde ilk yazılı bildirimin muhatabına ulaşmasından itibaren 6 ay içinde çözümlenemezse, Taraf Devletlerden biri konu hakkında komiteyi ve diğer devleti de haberdar ederek sorunu Komiteye götürme hakkına sahiptir.
c) Komite, konuyu ancak uluslararası hukukça tanınan ilkelerle uyum içinde tüm mevcut iç hukuk yollarına başvurulduğuna ve tüketildiğine kanaat getirdiğinde ele alır. Komite konu ile ilgili düzeltmelerin makul olmayan bir şekilde uzatıldığını düşünürse bu kural uygulanmaz.
d) Komite, bu fıkranın (c) bendine bağlı olarak, buSözleşmede belirtilen yükümlülüklerden doğan sorunlara dostane çözüm yolları bulunması amacıyla Taraf Devletlere iyi niyet görevi önerebilir.
e) Komite bu madde kapsamında derlenen bilgilerin incelenmesi sırasında kapalı toplantılar düzenler;
f) Komite, bu maddenin (b) bendi çerçevesinde kendisine sunulan sorunlarla ilgili olarak, ilgili Taraf Devletlerden bilgi talebinde bulunabilir;
g) Bu maddenin (b) bendinde değinilen ilgili Taraf Devletler, konunun Komitece görüşülmesi sırasında temsil edilebilme ve sözlü ve/veya yazılı sunuş yapma hakkına sahiptirler.
h) Komite, bu maddenin (b) bendinde belirtilen başvuruyu aldıktan sonra on iki ay içinde aşağıdaki gibi bir rapor sunar;
i) Bu maddenin (d) bendinde belirtilen çerçevede bir çözüme ulaşılması durumunda, Komite vakıaların ve ulaşılan çözümün kısaca açıklandığı bir rapor hazırlar;
ii) Bu maddenin (d) bendinde belirtilen çerçevede bir çözüme ulaşılamaması durumunda ise, Komite ilgili Taraf Devletler arasındaki konuya ilişkin ilgili hususları raporunda belirtir.İlgili Taraf Devletlerin yazılı sunuşları ile kayda geçirilen sözlü sunuşları da rapora eklenir. Komite ayrıca, yalnızca ilgili Taraf devletlere aralarındaki soruna ilişkin uygun gördüğü görüşleri bildirebilir.
Her durumda, rapor ilgili Taraf Devletlere gönderilir.
Bu maddenin hükümleri Sözleşmeye taraf 10 devletin 1 inci fıkra doğrultusunda beyanda bulunmaları durumunda yürürlüğe girer. Bu tür beyanlar Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine yapılır. Genel Sekreter bu beyanların birer örneğini diğer Taraf Devletlere iletir. Bir beyan herhangi bir zamanda Genel Sekretere de bildirimde bulunmak suretiyle geri alınabilir. Böyle bir geri alma bu madde kapsamında daha evvel iletilmiş bulunan bilgilerin incelenmesine halel getirmez; beyanını geri alan Taraf Devletten yeni bir beyanda bulunmadıkça başka bilgi istenmez.
Madde 77
Bu Sözleşmeye Taraf bir Devlet bu madde ile, herhangi bir zamanda bu Sözleşmede sağlanmış bulunan haklarının o Devletçe çiğnendiğini iddia eden vatandaşlarından bilgi alma ve değerlendirme hususunda komitenin yetkili olduğunu tanıdığını beyan edebilir.Komite böyle bir beyanda bulunmamış Taraf bir Devletten bilgi alamaz.
Komite, bu madde uyarınca isimsiz gönderilen veya bilgi sunma hakkını istismar ettiği sonucuna varılan ya da bu Sözleşmenin hükümleriyle uyuşmayan haberleri kabul edilemez olarak nitelendirir.
Komite, bu madde uyarınca aşağıda belirtilen şartların mevcut olması halinde, bir bireyin verdiği bilgiyi değerlendirmeye alabilir.
a) Aynı konu başka bir uluslararası araştırma veya çözüm usulü çerçevesinde incelenmemişse ve incelenmemekteyse;
b) Birey tüm iç hukuk yollarını tüketmişse, bu kural, Komitenin kanaatına göre, bireyin sorunlarının çözümünün nedensiz yere sürüncemede bırakılmakta olması veya alınan önlemlerin bireyin sorununa çözüm getirmesi ihtimali olmaması durumunda geçersiz hale gelir.
Bu maddenin 2 nci fıkrasındaki hükümlere göre, Komite bu madde altında kendisine ulaşan bilgileri 1 inci fıkradaki beyana imza atan ve bu Sözleşmenin herhangi bir hükmünü çiğnediği iddia olunan Taraf Devletin bilgisine sunar. Sözkonusu Devlet, 6 ay içinde Komiteye yazılı olarak konuyu açıklayıcı veya varsa sorunu telafi edici bir işlemde bulunduğuna dair bilgi sunar.
Komite bu madde çerçevesinde aldığı bildirimleri ilgili birey ve Devletten toplayabildiği bilgilerin ışığında değerlendirir.
Komite bu madde çerçevesinde aldığı bilgileri incelemek üzere kapalı toplantılar düzenler.
Komite görüşlerini ilgili Taraf Devlet ve bireye bildirir.
Bu maddenin hükümleri bu Sözleşmeye Taraf on Devletin 1 inci fıkra çerçevesinde beyanda bulunmaları halinde yürürlüğe girer. Bu beyanlar birer örneklerinin diğer Taraf Devletlere gönderilmesini sağlayacak olan Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine yapılır. Bir beyan herhangi bir zamanda Genel Sekretere bildirimde bulunmak suretiyle geri alınabilir. Böyle bir geri alma bu madde çerçevesinde daha önce iletilen bir bilginin incelenmesine halel getirmez. Taraf devlet yeni bir beyanda bulunmadığı sürece, beyanın geri alındığının Genel Sekreterin bilgisine sunulmasından sonra bu madde çerçevesinde bireyden veya bireyin adına daha fazla bilgi talep edilemez.
Madde 78
Bu Sözleşmenin 76 ncı maddesinin hükümleri, Sözleşmenin kapsadığı alana giren anlaşmazlıkların ve şikâyetlerin, Birleşmiş Milletler ve uzman kuruluşlarının kuruluş anlaşmaları veya onlar tarafından kabul edilmiş anlaşmalarda öngörülen anlaşmazlıkların çözüm yolları ile ilgili usullerin uygulanmasına halel getirmeyecek şekilde uygulanacaktır ve sözkonusu hükümler Taraf devletlerin aralarındaki uluslararası anlaşmalar uyarınca anlaşmazlıkların çözümüne yönelik başka yöntemlere başvurmalarına da engel teşkil etmez.
BÖLÜM VIII
Genel Hükümler
Madde 79
Bu Sözleşmedeki hiç bir husus Taraf Devletlerin göçmen işçilerin ve aile fertlerinin kabulüne uyguladıkları ölçütleri tespit hakkını etkilemez. Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin yasal durumları ve onlara yapılacak muamele ile ilgili diğer hususlarda Taraf Devletler bu Sözleşmenin getirdiği sınırlamalara tabidirler.
Madde 80
Bu Sözleşmede yeralan hiçbir husus, Birleşmiş Milletler Şartının ve bu Sözleşmede ele alınan konular hakkında Birleşmiş Milletlerin çeşitli organlarının ve ihtisas kuruluşlarının sorumluluklarını tanımlayan kuruluş yasalarında yeralan hükümlere halel getirecek biçimde yorumlanamaz.
Madde 81
Bu Sözleşmede yeralan hiçbir husus, göçmen işçiler ve aile fertleri için,
a) Bir Taraf Devletin kanun ve uygulamalarından; veya
b) Taraf Devletin bağlı olduğu herhangi bir iki taraflı veya çok taraflı anlaşmadan;
doğan daha olumlu haklara halel getirmez.
Bu Sözleşmenin hiçbir hükmü, herhangi bir Devlet, grup veya kişiye, bu Sözleşmede yeralan hak ve özgürlüklere halel getirecek herhangi bir faaliyette bulunma hakkı verecek şekilde yorumlanamaz.
Madde 82
Göçmen işçiler ve aile fertlerine bu Sözleşme ile sağlanan haklar geri alınamaz. Göçmen işçi ve aile fertlerine bu haklardan vazgeçmeleri amacını güdecek herhangi bir baskı uygulanmasına izin verilemez. Sözleşmede tanınan hakların mukavele yoluyla aşındırılması mümkün değildir. Taraf Devletler bu ilkelere saygı gösterilmesini teminen gerekli tedbirleri alırlar.
Madde 83
Her Taraf Devlet bu Sözleşmeyle şu hususları taahhüt eder;
a) Bu Sözleşmede tanınan hak ve özgürlükleri ihlal edilen kişilere etkili bir şekilde tazminat ödenmesinin sağlanması, ihlalin resmî sıfata sahip kişiler tarafından yapılmış olması tazminat ödenmesi hakkına halel getirmez.
b) Bu durumda olan kişilerin iddialarının yetkili hukukî, idarî ve adlî makamlarca o Devletin adlî sistemine göre incelenerek karara bağlanmasının ve hukukî tazmin imkânlarının geliştirilmesinin sağlanması,
c) Tanınan tazmin haklarının yetkili makamlarca yerine getirilmesinin sağlanması.
Madde 84
Her Taraf Devlet bu Sözleşmedeki hükümlerin uygulanması için gerekli olan yasal ve diğer tedbirleri almayı taahhüt eder.
BÖLÜMIX
Nihaî Hükümler
Madde 85
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri bu Sözleşmenin metninin aslının muhafazasından sorumludur.
Madde 86
Bu Sözleşme tüm Devletlerin imzasına açıktır. Sözleşmenin onaylanması gerekmektedir.
Bu Sözleşme herhangi bir Devletin katılmasına açıktır.
Onaylama veya katılma belgeleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine tevdi edilecektir.
Madde 87
Bu Sözleşme yirminci onaylama veya katılma belgesinin verilmesinden sonra 3 aylık bir süreyi müteakip ilk ayın birinci günü yürürlüğe girer.
Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra Sözleşmeyi onaylayan veya katılan her Devlet açısından, Sözleşme bu ülkenin kendi onay veya katılma belgesinin veriliş tarihinden sonraki üç aylık süreyi takip eden ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.
Madde 88
Bu Sözleşmeyi onaylayan veya katılan Devlet Sözleşmenin herhangi bir bölümünü uygulamanın dışında tutamaz veya 3 üncü madde hükmü saklı kalmak üzere, herhangi bir göçmen işçi kategorisini bu Sözleşmenin uygulaması dışında bırakamaz.
Madde 89
Bu Sözleşmenin kendisi bakımından yürürlüğe girmesinden itibaren 5 yıldan evvel olmamak kaydıyla, herhangi bir Taraf Devlet Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine yazıyla bildirimde bulunmak suretiyle Sözleşmeden çekilebilir.
Böyle bir çekilme, bildirimin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterince alınmasından sonra geçecek 12 aylık bir müddeti takip eden ilk ayın birinci günü yürürlüğe girer.
Böyle bir çekilme, çekilmenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki yükümlülüklerin yerine getirilmesini engellemez veya bu tarihten önce Komite tarafından ele alınmış bir konunun incelenmesinin sürdürülmesine halel getirmez.
Sözleşmenin bir Taraf Devlet için sona ermesinden sonra, Komite o Devlet ile ilgili olarak yeni herhangi bir hususu ele alamaz.
Madde 90
Bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden itibaren 5 yıl sonra, herhangi bir Taraf Devlet Sözleşmenin gözden geçirilmesi için bir yazıyla Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine başvurabilir. Genel Sekreter bunun üzerine önerilen değişiklikleri Taraf Devletlere ileterek bunların tartışılması ve oylanması amacıyla bir konferans toplanıp toplanmaması konusundaki görüşlerini bildirmelerini ister. Müteakip 4 ay içinde Taraf Devletlerin en az üçte biri konferansın toplanmasını isterse, Genel Sekreter Birleşmiş Milletler gözetiminde bir konferans düzenler. Katılan ve oylayan Taraf Devletlerin çoğunluğunun kabul ettiği bir değişiklik Genel Kurulun onayına sunulur.
Değişiklikler Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca onaylandığında ve Taraf Devletlerin üçte ikisi tarafından kendi anayasal süreçlerine göre kabul edildiğinde yürürlüğe girerler.
Değişiklikler yürürlüğe girdiğinde, bunları kabul eden Taraf Devletleri bağlar, diğer Taraf Devletler ise bu Anlaşmanın değişiklikten önceki hükümleriyle ve daha önce gerçekleşmiş ve kabul etmiş oldukları değişikliklerle bağlıdırlar.
Madde 91
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri imza, onay veya katılma sırasında Devletler tarafından konulan çekinceleri alır ve tüm Devletlere tamim eder.
Sözleşmenin amaç ve hedefleri ile tutarlı olmayan çekincelere izin verilmez.
Çekinceler her zaman Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bildirimde bulunmak suretiyle kaldırılabilir. Genel Sekreter bu konuda tüm Devletlere bilgi verir. Çekincelerin kaldırılması ile ilgili bildirimler Genel Sekreter tarafından alındığı günden itibaren geçerli olur.
Madde 92
Bu Sözleşmenin yorumlanması veya uygulanması konusunda iki ya daha daha çok Taraf Devlet arasında anlaşmazlık olursa ve bu anlaşmazlık kendi aralarında görüşme yoluyla giderilemezse, bunlardan birinin talebi üzerine hakeme başvurulur. Hakemlik talebinden sonraki altı ay içinde taraflar arasında hakemliğin düzenlenmesiyle ilgili bir anlaşmaya varılamaması durumunda, taraflardan biri anlaşmazlığı, Divanın statüsüne uygun olmak kaydıyla, Uluslararası Adalet Divanına götürebilir.
Taraf Devletlerden her biri bu Sözleşmenin imzalanması, onaylanması veya katılma sırasında, kendisinin bu maddenin 1 inci fıkrasıyla bağlı olmadığını beyan edebilir. Diğer Taraf Devletler de böyle bir bildirimde bulunan Devlete karşı sözkonusu fıkra ile bağlı olmazlar.
Taraf Devletlerden biri bu maddenin 2 nci paragrafına göre bir bildirimde bulunmuş ise, bu bildirimini herhangi bir zamanda, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bildirmek suretiyle geri alabilir.
Madde 93
Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca metinleri aynı derecede geçerli olan bu Sözleşme muhafaza edilmek üzere Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine tevdi edilir.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bu Sözleşmenin onaylı örneklerini bütün Devletlere iletir.
TANIK OLUNUR Kİ;
Hükümetleri tarafından yetkili kılınmış olan temsilciler bu Sözleşmeyi imzalamışlardır.
TÜM GÖÇMEN İŞÇİLERİN VE AİLE FERTLERİNİN HAKLARININ KORUNMASINA
DAİR ULUSLARARASI SÖZLEŞMEYE İLİŞKİN BİLDİRİMLERİMİZ VE ÇEKİNCEMİZ
A) 15 inci Maddeye ilişkin bildirim :
Yabancıların ülkemizde gayrimenkul edinmeleri hakkında yasalarda öngörülen kısıtlamalar geçerliliğini koruyacaktır.
B) 40 ıncı Maddeye ilişkin çekince :
Ülkemizde 2821 sayılı Sendikalar Yasasının 5 inci maddesi sendika kurucusu olma şartları arasında Türk vatandaşlığına sahip olma koşulunu öngörmektedir. Göçmen işçilerin ve aile fertlerinin istihdam edildikleri devlette sendika kurma hakları Türkiye yasaları açısından geçerli olamayacağından bu maddeye çekince konulacaktır.
C) 45 inci Maddeye ilişkin bildirim :
45 inci Maddenin 2, 3 ve 4 üncü fıkraları Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve ilgili yasalara göre uygulanacaktır.
D)46 ıncı Maddeye ilişkin bildirim :
46 ıncı Madde ülkemizde halen yürürlükte bulunan ulusal gümrük mevzuatımızın hükümlerine göre uygulanacaktır.
E) 76 ıncı ve 77 nci Maddelere ilişkin bildirim :
Türkiye Sözleşmenin uygulanmasının denetlenmesi amacıyla oluşturulacak olan “Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunması Komitesi”nin yetkisini ileri bir zamanda tanıyacaktır.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER
GENEL KURUL DAĞITIM
GENEL
A/RES/45/158
25 Şubat 1991
Kırkbeşinci Oturum
Gündem Maddesi 12
GENEL KURUL TARAFINDAN KABUL EDİLEN KARAR
(Üçüncü Komitenin (A/45/838/) Sayılı Raporuna İstinaden)
45/158 inci Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme
Genel Kurul :
Özellikle en başta (1) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (217 A (III) Sayılı Karar), (2) İnsan Hakları ile İlgili Uluslararası Anlaşmalar (220 A (XXI) Sayılı Karar), (3) Irk Ayırımcılığının Her Türlü, Şeklinin Ortadan Kaldırılmasına Dair Uluslararası Anlaşma (2106 A (XX) Sayılı Karar), ve (4) Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Ortadan Kaldırılmasına Dair Anlaşma (34/180 Sayılı Karar) olmak üzere, insan haklarının uluslararası düzeyde korunması ile ilgili temel belgelerde açıklanan standartlar ve prensiplerin daima geçerli kalacağını bir kere daha teyid ederek;
Uluslararası Çalışma Teşkilâtının çerçevesi içinde oluşturulan standart ve ilkeleri ve Birleşmiş Milletler Teşkilâtının çeşitli organlarında ve diğer uzman kuruluşlarında göçmen işçiler ve aileleri konusunda yapılmakta olan çalışmaların önemini akılda tutarak;
Şimdiye kadar oluşturulmuş standartlar ve ilkeler kümesinin mevcudiyetine rağmen, göçmen işçilerin ve ailelerinin insan haklarının, şeref ve haysiyetlerinin güvence altına alınması ve durumlarının iyileştirilmesi amacıyla daha fazla gayret sarfedilmesi gerektiğini tekrar ederek,
Göçmen işçilerin ve ailelerinin haklarının korunmasına dair uluslararası bir sözleşme taslağı hazırlanması amacıyla tüm üye Devletlerin katılımına açık bir çalışma grubu oluşturulmasına dair 17 Aralık 1979 tarihli ve 34/172 sayılı kararını hatırlayarak;
15 Aralık 1980 tarihli ve 35/198 sayılı, 16 Aralık 1981 tarihli ve 36/160 sayılı, 17 Aralık 1982 tarihli ve 37/170 sayılı, 16 Aralık 1983 tarihli ve 38/86 sayılı, 14 Aralık 1984 tarihli ve 39/102 sayılı, 13 Aralık 1985 tarihli ve 40/130 sayılı, 4 Aralık 1986 tarihli ve 41/151 sayılı, 7 Aralık 1987 tarihli ve 42/140 sayılı, 8 Aralık 1988 tarihli ve 43/146 sayılı, 15 Aralık 1989 tarihli ve 44/155 sayılı kararlarını ve anılan kararlarda “Tüm Göçmen İşçilerin ve Ailelerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Bir Sözleşme Taslağı Hazırlanması ile İlgili Çalışma Grubu”nun yetkisinin yenilendiği ve görevini sürdürmesinin istendiğini de hatırlayarak;
Çalışma Grubunun, 29 Mayıs -8 Haziran 1990 tarihleri arasında yapmış olduğu dokuzuncu oturumlararası toplantısına dair raporunu, geri kalan hükümleri tamamlamak ve 44/155 sayılı karar uyarınca taslak Anlaşma metninin Birleşmiş Milletler Sekreteryası İnsan Hakları Merkezi tarafından teknik düzeyde gözden geçirilmesinin sonuçlarını değerlendirmek amacıyla, incelemiş olarak,
Çalışma Grubunun Genel Kurul tarafından kendisine verilen görev uyarınca üstlenmiş olduğu amaçlarını gerçekleştirmeyi başarmış olduğunu akılda tutarak,
Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme taslağının hazırlanmasını tamamlamış olmasından dolayı Çalışma Grubuna takdirlerini ifade eder;
Bu kararın ekinde yer alan, “Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme”yi kabul eder ve Devletlerin imzasına, onayına ve katılımına açar;
Tüm üye Devletleri, öncelikli olarak, sözkonusu Sözleşmeyi imzalamaya ve onaylamaya veya katılmaya çağırır ve erken bir tarihte yürürlüğe girmesini ümit ettiğini ifade eder;
Genel Sekreterden Sözleşme ile ilgili bilgilerin yayımlanması için gerekli tüm yardım ve kolaylıkları sağlamasını rica eder;
Birleşmiş Milletler organlarını ve kuruluşlarını, hükümetlerarası ve hükümetlerdışı kuruluşları, Sözleşme ile ilgili bilgilerin yayılması ve Sözleşmenin daha iyi anlaşmasının teşviki amacıyla daha fazla gayret göstermeye davet eder;
Genel Sekreterden Sözleşmenin statüsü ile ilgili olarak kırkaltıncı dönem toplantılarında Genel Kurula bir rapor sunmasını rica eder;
Kırkaltıncı dönem toplantıları sırasında Genel Sekreterin raporunu, “Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmenin Uygulanması” başlıklı gündem maddesi altında incelemeye karar verir.
Edebiyat Ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi, fikir ve sanat eserlerinin ulusal sınırlar ötesinde de korunmasını sağlamak amacıyla oluşturulan ilk uluslararası nitelikteki çok taraflı anlaşmadır. 1886 tarihli Bern Sözleşmesi’ne halihazırda Türkiye dâhil 168 ülke taraftır.
Edebiyat Ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi
9 Eylül 1886 tarihinde İsviçre’nin Bern şehrinde toplanan devletlerarası bir konferansta kabul edilen Sözleşme, sonuncusu 1979’da olmak üzere birçok kez revize edilmiştir.
Sözleşmede; edebiyat ve sanat eserleri tanımlanmış, eser sahibinin mali ve manevi hakları ile bu hakların kullanım süre ve koşulları belirlenmiştir.
Bern Sözleşmesinin 1 inci maddesi ile bu sözleşmeyi imzalayan ülkeler sözleşmenin uygulanmasına ilişkin çalışmaları yürütmek amacıyla Bern Birliği’ni kurmuşlardır. Birliğin idari işleri Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından yürütülmektedir.
Türkiye öncelikle 1 Ocak 1952 tarihinde Sözleşmenin 1948 yılında tadil edilmiş metnine katılmış, 07.07.1995 tarih ve 4117 sayılı “Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesinde Değişiklik Yapan ve 1979’da Tadil Edilen Paris Metnine Katılmamızın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun” ile de Bern Sözleşmesi’nin en son haline taraf olmuştur (RG:12/07/1995 tarih ve 22341 sayılı).
EDEBİYAT VE SANAT ESERLERİNİN KORUNMASINA İLİŞKİN BERN SÖZLEŞMESİ
(Paris Belgesi 24 Temmuz 1971, 2 Ekim 1979 tarihlerinde tadil edilmiştir.)
Birlik ülkeleri, eser sahiplerinin edebiyat ve sanat eserleri üzerindeki haklarını mümkün olduğu kadar etkili ve birbirine uyumlu bir şekilde korumak ortak arzusu ile hareket ederek,
1967 yılında Stockholm’de yapılan Revizyon Konferansı çalışmalarının önemine inanarak,
Stockholm Konferansı’nda kabul edilen Belgenin 1-20 ve 22-26 ncı maddelerini değiştirmeksizin muhafaza ederek metnin yeniden düzenlenmesini kararlaştırmışlardır.
Sonuç olarak, aşağıda imzaları bulunan Temsilciler, usulüne uygun yetki belgelerini sunarak aşağıdaki hususları kabul etmişlerdir:
Madde 1
Bu Sözleşmenin uygulanacağı ülkeler, eser sahiplerinin edebiyat ve sanat eserleri üzerindeki haklarını korumak amacıyla bir Birlik kurarlar.
Madde 2
“Edebiyat ve Sanat Eserleri” deyimi, ifade şekli ne olursa olsun, edebiyat, bilim ve sanat alanındaki kitaplar, dergiler ve diğer yazılar; konferanslar, nutuklar, vaazlar ve benzer nitelikteki diğer eserler; dramatik eserler veya dramatik-müzik eserleri; koreografik eserler ve pandomima gösterileri; sözlü veya sözsüz müzikal kompozisyonları, sinema tekniğine benzer bir yöntemle ifade edilen sinematografik eserler; çizim, sulu ve yağlı boya resim, mimarlık, heykeltraşlık, oymacılık ve taş basma eserler, fotoğraf tekniğine benzer bir yöntemle ifade edilen fotoğraf eserleri; uygulamalı sanat eserleri; resimlendirmeler, haritalar, planlar, krokiler ve coğrafya, topografya, mimari veya bilimsel üç boyutlu eserler gibi bütün ürünleri içerecektir.
Bununla birlikte, maddi bir araç üzerine tespit edilmedikçe korunamayacak olan genel veya açıkça belirtilen herhangi bir kategorideki eserlerin tanımlanması, Birlik içindeki ülkelerin mevzuatı tarafından düzenlenecektir.
Çeviriler, işlenmeler, müzik düzenlemeleri ve edebiyat ve sanat eserlerindeki diğer değişimler, özgün eser üzerindeki haklara zarar vermeksizin, özgün eser olarak korunur.
Yasama, yürütme ve yargıya ait resmi metinler ve bu gibi metinlerin resmi çevirileri için öngörülen koruma, Birlik ülkelerinin mevzuatı ile düzenlenecektir.
Ansiklopedi ve antolojiler gibi içerikleri seçme ve düzenlemelerden oluşan ve fikri yaratıcılık oluşturan edebiyat veya sanat eseri derlemeleri, bu gibi derlemelerin bölümlerini oluşturan her eser üzerindeki haklar saklı kalmak kaydıyla korunacaktır.
Bu maddede söz edilen eserler, bütün Birlik ülkelerindeki korumadan yararlanır. Bu korumadan eser sahibi ve halefleri yararlanır.
Bu Sözleşmenin 7(4) maddesi hükümleri uyarınca, kanunların, uygulamalı sanat eserlerine, endüstriyel tasarımlara ve modellere uygulanma ölçüsünün, bu tür eserler, tasarımlar ve modellerin korunma şartlarında olduğu gibi belirlenmesi, Birlik içindeki ülkelerin mevzuatı ile düzenlenecektir. Kaynak ülkesinde yalnızca tasarım ve model olarak korunan eserler, Birliğin diğer bir ülkesinde sadece bu tür tasarım ve modellere o ülkede öngörülen özel koruma hakkına sahip olacaktır. Bununla birlikte, eğer o ülkede bu tür özel bir koruma öngörülmüyorsa, bu tür çalışmalar, sanatsal eserler olarak korunacaktır.
Bu Sözleşmede öngörülen koruma, günlük haberler veya salt basın haberi niteliğini taşıyan çeşitli olaylar hakkında uygulanmayacaktır.
Madde 2 (tekrar)
Siyasal konuşmalar ile yargılanma sırasında yapılan konuşmaların, kısmen veya tümüyle, yukarıdaki madde ile öngören korumanın dışında tutulması, Birlik ülkelerinin mevzuatı ile düzenlenecektir.
Konferanslar, nutuklar ve toplum içinde gerçekleştirilen benzer nitelikteki diğer eserlerin, basın tarafından çoğaltılması, yayınlanması, telli araçlarla topluma iletilmesi ve bu Sözleşmenin 11 (tekrar) (1) maddesinde öngörüldüğü üzere, kullanımı, haber verme amacını taşıyan toplumsal iletişime konu oluşturması şartlarının kararlaştırılması, Birlik ülkelerinin mevzuatı ile düzenlenecektir.
Ancak, yukarıdaki paragrafta söz edilen eserlerinin derlemesini yapma hakkı, münhasıran eser sahibine ait olacaktır.
Madde 3
Bu Sözleşmede öngörülen koruma:
(a) Eserleri yayımlanmış olsun veya olmasın, Birlik ülkelerinden birinin yurttaşı olan eser sahiplerine;
(b) Birlik ülkelerinden birinin yurttaşı olmayan ve eserleri bu ülkelerden birinde ilk defa yayımlanan veya bir Birlik ülkesinde ve Birlik ülkesi olmayan bir ülkede aynı anda yayımlanan eser sahiplerine;
uygulanacaktır.
Birlik ülkelerinden birinin yurttaşı olmamakla birlikte, ikametgahları bu ülkelerden birinde bulunan eser sahipleri, bu Sözleşme amaçları için, o ülkenin yurttaşları ile benzer muameleye tabi tutulacaklardır.
“Yayımlanmış Eser” deyimi, eserin niteliği dikkate alınarak, basım yöntemi ne olursa olsun, toplumun gereksinmelerini karşılayabilecek miktarda, eser sahibinin izniyle yayımlanmış eser anlamını taşır. Bir dramatik, dramatik-müzik, sinematografik veya müzik eserinin icrası, bir edebiyat eserinin temsili, bir edebiyat ve sanat eserinin yayınlanması veya telli araçlar ile iletimi, bir sanat eserinin sergilenmesi ve bir mimari eserin yapımı, “yayım” anlamına gelmeyecektir.
Bir eserin, iki veya daha fazla ülkede ilk yayımından itibaren otuz gün içinde yayımlanması halinde eser, birçok ülkede aynı anda yayımlanmış kabul edilecektir.
Madde 4
Bu Sözleşmede öngörülen koruma, 3 üncü maddedeki şartlar yerine getirilmemiş olsa dahi,
Yapımcısının ikametgahı veya çalışma merkezi Birlik ülkelerinin birinde bulunan sinematografik eser sahipleri,
Birlik ülkelerinin birinde yapılan mimari eserlerin veya Birlik ülkelerinin birinde bulunan bir bina veya diğer yapılarda bulunan diğer sanat eserlerinin sahipleri,
hakkında uygulanacaktır.
Madde 5
Eser sahipleri, bu Sözleşme ile korunan eserleri ile ilgili olarak, bu sözleşme ile özel olarak verilen haklarda olduğu gibi kaynak ülke dışındaki Birlik ülkelerinde kanunları ile kendi yurttaşlarına şimdi öngördükleri ya da belki ileride öngörecekleri haklardan yararlanacaklardır.
Bu haklardan yararlanma ve bunları uygulama herhangi bir formaliteye tabi olmayacaktır; bu gibi yararlanma ve uygulama, eserin kaynak ülkesindeki mevcut korumadan bağımsız olacaktır. Sonuç itibariyle, bu sözleşme hükümlerinden ayrı olarak korumanın kapsamı, eser sahibine haklarını korumak için tanınan düzeltme olanaklarında olduğu gibi yalnızca korumanın talep edildiği ülkenin kanunları ile düzenlenecektir.
Kaynak ülkede koruma, iç hukuk ile düzenlenir. Ancak, eser sahibinin bu Sözleşme ile korunan eserin kaynak ülkesinin yurttaşı olmaması halinde, eser sahibi o ülkede, o ülkenin yurttaşı olan eser sahipleri ile aynı haklardan yararlanacaktır.
Kaynak ülke:
Eserlerin, ilk defa bir Birlik ülkesinde yayımlanması durumunda o ülke; eserlerin farklı koruma süreleri öngören Birlik üyesi bir çok ülkede aynı anda yayımlanması durumunda, mevzuatı ile en kısa koruma süresini öngören ülke;
Eserlerin, Birlik dışındaki bir ülke ile bir Birlik ülkesinde aynı anda yayımlanması durumunda Birlik ülkesi;
Eserlerin, yapımcısının ikametgahı veya çalışma merkezi bir Birlik ülkesinde bulunan sinematografik eserler, ve
Eserlerin, Birlik ülkelerinin birinde yapılan mimari eserlerin veya Birlik ülkelerinin birinde bulunan bir bina veya diğer bir yapıda bulunan diğer sanat eserleri,
olması durumunda kaynak ülkenin, o ülke olması şartıyla,
bir Birlik ülkesinde aynı anda yayımlanmaksızın, yayımlanmamış eserler ya da Birlik dışında bir ülkede ilk defa yayımlanmış eserler sözkonusu olduğunda, eser sahibinin yurttaşı olduğu Birlik ülkesi
olarak kabul edilecektir.
Madde 6
Birlik dışında bir ülkede, Birlik ülkelerinden birinin yurttaşı olan eser sahiplerinin eserlerinin yeterli ölçüde korunmamasında halinde, Birlik ülkesi ilk yayım tarihinde diğer ülke yurttaşı olan ve Birlik ülkelerinin birinde ikamet etmeyen eser sahiplerine tanınan korumayı kısıtlayabilir. İlk yayımın yapıldığı ülke, kendisi için bu hakkın kullanılmasını kısıtladığı takdirde, Birliğin diğer ülkelerinden bu gibi özel muameleye tabi eserlere, ilk yayımın yapıldığı ülkede öngörülen korumadan daha geniş bir koruma uygulaması istenmeyecektir.
Yukarıdaki paragrafa dayanarak öngörülecek hiçbir kısıtlama bu gibi kısıtlamaların yürürlüğe konulmasından önce, Birlik ülkelerinden birinde yayımlanan bir eserle ilgili olarak, bir eser sahibinin elde edebileceği hakları etkilemeyecektir.
Bu maddeye uygun olarak fikri hak verilmesini kısıtlayan Birlik ülkeleri, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Genel Müdürüne (bundan sonra Genel Müdür olarak söz edilecektir), korumanın kısıtlandığı ülkeleri ve bu ülkelerin yurttaşı olan eser sahiplerinin haklarına getirilen kısıtlamaları belirleyen yazılı bir beyanname vereceklerdir. Genel Müdür, bu beyannameyi bütün Birlik ülkelerine derhal iletecektir.
Madde 6 (tekrar)
Eser sahibinin mali haklarından bağımsız olarak ve bu hakların devrinden sonra dahi, eser sahibi, eseri üzerindeki sahipliğini ileri sürmek ve eserinin her türlü tahrifine, bozulmasına veya diğer değişikliklerine veya şeref veya itibarına zarar verebilecek her türlü küçük düşürücü fiillere itiraz etme hakkına sahip olacaktır.
Yukarıdaki paragrafa uygun olarak, eser sahibine tanınan haklar, kendisinin ölümünden sonra, en az mali hakların ortadan kalkmasına kadar devam edecek ve korumanın talep edildiği ülkenin mevzuatı ile yetki verilen kişiler veya kuruluşlar tarafından kullanılacaktır. Ancak, Sözleşmeye katılma veya onama sırasında mevzuatında yukarıdaki paragrafta öngörülen bütün haklar ile ilgili olarak eser sahibinin ölümünden sonra koruma sağlamamış ülkeler, bu haklardan bazılarının eser sahibinin ölümünden sonra devam etmeyeceğini öngörebilir.
Bu madde ile öngörülen hakların korunması için tanınan düzeltme olanakları, korumanın talep edildiği ülkenin mevzuatı ile düzenlenecektir.
Madde 7
Bu Sözleşme ile öngörülen koruma süresi, eser sahibinin hayatı boyunca ve ölümünden sonra elli yıl devam edecektir.
Ancak, sinema eserleri ile ilgili olarak, Birlik ülkeleri koruma süresinin, eser sahibinin izni ile eserin topluma sunulmasından sonra elli yıl devam edeceğini veya topluma sunum sözkonusu olmazsa, eserin yapımından sonra elli yıl devam edeceğini öngörebilir.
İsimsiz veya takma adlı eserlerle ile ilgili olarak, bu Sözleşme ile tanınan koruma süresi, eserin yasal olarak topluma sunulduğu tarihten itibaren elli yıl sonra devam edecektir. Ancak, eser sahibin tarafından kabul edilen takma ad, eser sahibinin kimliği hakkında kuşkuya yer bırakmadığı takdirde (1) inci paragrafta öngörülen süre, koruma süresi olarak kabul edilecektir. İsimsiz veya takma adlı eser sahibinin yukarıda söz edilen süre içinde kimliğini açıklaması halinde, uygulanacak koruma süresi (1) inci paragrafta öngörülen süredir. Birlik ülkelerinden, sahiplerinin elli yıl önce ölmüş olduğu düşünülen isimsiz veya takma adlı eserlerin korunması istenemeyecektir.
Fotoğraf eserleri ile sanat eseri olarak korunan uygulamalı sanat eserlerinin koruma süreleri, Birlik ülkeleri mevzuatı ile düzenlenecek, ancak bu süre, böyle bir eserin yapımından başlayarak en az yirmi beş yıllık bir sürenin sonuna kadar devam edecektir.
2, 3 ve 4 üncü paragraflarda öngörülen süreler ve eser sahibinin ölümünden sonraki koruma süresi, bu paragraflarda değinilen olaylardan veya ölüm tarihinden itibaren işlemeye başlayacak, ancak, bu sürelerin, ölüm veya bu tür bir olayı takip eden yılın Ocak ayının birinci gününden itibaren başladığı farzedilecektir.
Birlik ülkeleri, yukarıdaki paragraflarda belirtilen sürelerden daha fazla koruma süresi öngörebilir.
Bu Belgenin imza tarihinde yürürlükteki ulusal mevzuatı ile yukarıdaki paragraflarda öngörülen koruma sürelerinden daha kısa süreler kabul eden bu Sözleşmenin Roma Belgesine bağlı bulunan Birlik ülkeleri, bu Belgeye katılma veya onama sırasında bu süreleri uygulamaya devam etme hakkına sahip olacaklardır.
Her durumda süre, korumanın talep edildiği ülke mevzuatı ile düzenlenir; bununla birlikte, bu ülke mevzuatında aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, eserin kaynak ülkesinde belirlenen süreden daha fazla olamayacaktır.
Madde 7 (tekrar)
Yukarıdaki madde hükümleri, ortak eser sahipliği konusunda da uygulanacak, ancak, eser sahibinin ölümünden sonraki süre, son sağ kalan eser sahibinin ölüm tarihi esas alınarak hesaplanacaktır.
Madde 8
Bu Sözleşme ile korunan edebiyat ve sanat eserleri sahipleri, özgün eserleri üzerindeki haklarının koruma süresi içinde, eserlerinin çevirilerini yapmak veya yapılmasına izin vermek hususunda inhisari hak sahibi olacaklardır.
Madde 9
Bu sözleşme ile korunan edebiyat ve sanat eserlerinin sahipleri, hangi biçim ve yöntemle olursa olsun, eserlerinin çoğaltılmasına izin vermek hususunda inhisari hak sahibi olacaklardır.
Bu eserlerin, eser sahibinin yasal çıkarlarına zarar vermemek ve eserin normal kullanımına engel olmamak kaydıyla, bazı özel durumlarda çoğaltılmasına verilecek izin, Birlik ülkelerinin mevzuatı ile düzenlenecektir.
Her türdeki ses veya görüntü kayıtları, bu Sözleşmenin amaçları kapsamında çoğaltma olarak kabul edilecektir.
Madde 10
Hukuken topluma sunumu gerçekleştirilmiş bir eserden, mutad uygulamaya uygun bulunmak ve amacın haklı göstereceği ölçüyü aşmamak kaydıyla, basın özetleri şeklinde dergilerden ve gazete makalelerinden yapılan alıntıları da içeren kısa alıntılar yapılmasına izin verilebilecektir.
Eğitim amaçlı olarak yayımlarda, yayınlarda veya ses ya da görüntü kayıtlarında resimlendirme yoluyla edebiyat ve sanat eserlerinden yararlanılmasına bu tür kullanımların adil uygulamaya uygun olması şartıyla ve amacın haklı gösterdiği ölçüde izin verilmesi, Birlik ülkelerinin mevzuatı ve taraflar arasında mevcut veya akdedilecek özel anlaşmalar ile düzenlenecektir.
Bu maddenin önceki paragraflarına uygun olarak eserlerden yararlanılması halinde, mevcut olduğu takdirde eser sahibinin adından ve eserin kaynağından söz edilmesi gerekir.
Madde 10 (tekrar)
Gazetelerde ya da dergilerde yayımlanan güncel ekonomik, politik ya da dini makalelerin yayınına ya da telli olarak topluma iletimine ve aynı nitelikteki eserlerin yayınına ve basın yoluyla çoğaltımına izin verilmesi, çoğaltma, yayın ya da topluma iletimin açıkça mahfuz tutulmadığı durumlarda Birlik ülkelerinin mevzuatı ile düzenlenecektir. Ancak, her zaman kaynağın açıkça belirtilmesi gerekir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin hukuki sonuçları, korumanın talep edildiği ülke mevzuatı ile düzenlenecektir.
Günlük olayların, fotoğraf, sinema, yayın yoluyla veya telli olarak topluma iletilmesi amacıyla, olay sırasında görülen veya duyulan edebiyat ve sanat eserlerinin haber verme amacını haklı gösterecek kapsamda çoğaltılabilmesi ve topluma sunulabilmesi şartları Birlik ülkelerinin mevzuatı ile düzenlenecektir.
Madde 11
Dramatik, dramatik-müzik ve müzik eserlerinin sahipleri:
Eserlerinin her türlü yöntem ve araçla toplum önünde icrasına,
Eserlerinin toplum önündeki icrasının her türlü iletimine
izin verme hususunda inhisari hak sahibi olacaklardır.
Dramatik veya dramatik-müzik eserlerinin sahipleri, özgün eserleri üzerindeki haklarının devamı süresince, bu eserlerin çevirileri üzerinde de benzer haklardan yararlanacaklardır.
Madde 11 (tekrar)
Edebiyat ve sanat eseri sahipleri:
Eserlerinin yayınlanmasına veya telsiz olarak işaret, ses veya görüntü nakline yarayan her türlü araçla topluma iletilmesine;
İletimin esas yayın kuruluşu dışında başka bir kuruluş tarafından yapılması halinde, eserlerinin telli olarak topluma her türlü iletimine ya da yeniden yayınlanmasına;
Eserlerinin yayınının hoparlör veya işaret, ses ya da görüntü nakline yarayan diğer bir analog araç ile topluma iletimine
izin verme hususunda inhisari hak sahibi olacaklardır.
Yukarıdaki paragrafta öngörülen hakların uygulanma şartları, Birlik ülkelerinin mevzuatı ile düzenlenecektir; ancak bu şartlar, yalnızca öngörülen ülkelerde uygulanacaktır. Bu şartlar, hiçbir şekilde eser sahibinin manevi haklarını veya eser sahibinin, bir sözleşmenin yokluğu halinde, yetkili makam tarafından tespit edilen uygun ücreti elde etme hakkını haleldar etmeyecektir.
Aksine bir hüküm bulunmadıkça, bu maddenin (1) inci paragrafına uygun şekilde verilen izin, yayınlanan eserlerin ses veya görüntü kaydına yarayan araçlarla kayıt iznini ihtiva etmez. Ancak yayın kuruluşlarının kendi yayınlarında kullanılmak üzere kendi imkanları aracılığı ile yaptıkları geçici kayıtlara uygulanacak kurallar, Birlik ülkelerinin mevzuatı ile düzenlenecektir. Bu tespitlerin, istisnai dokümantasyon niteliği taşıması nedeniyle resmi arşivlerde saklanmasına mevzuat ile izin verilebilir.
Madde 11 (ikinci tekrar)
Edebiyat eseri sahipleri:
Eserlerinin her türlü araç ve yöntemle anlatımı dahil topluma sunulmasına;
Sunulan eserlerinin herhangi bir şekilde topluma iletimine,
izin verme hususunda inhisari hak sahibi olacaklardır.
Edebiyat eseri sahipleri, özgün eserleri üzerindeki haklarının koruma süresinin tamamı boyunca, bu eserlerinin çevirileri ile ilgili olarak aynı haklara sahip olacaklardır.
Madde 12
Edebiyat veya sanat eseri sahipleri, eserlerinin işlenmesi, düzenlenmesi ve diğer değişikliklerine izin verme konusunda inhisari hak sahibi olacaklardır.
Madde 13
Her birlik ülkesi, müzik eseri sahibine ve söz yazarına tanına inhisari hak ve söz yazarının izni ile müzik eseri ile birlikte yapılan kayıt üzerinde, müzik eserinin eğer varsa söz ile birlikte ses kaydına izin verme hususunda şart ve çekinceler öngörebilir; ancak, bütün bu şartlar ve çekinceler, yalnızca öngörülen ülkelerde uygulanacak ve eser sahibinin, bir sözleşmenin mevcut olmaması halinde, yetkili makam tarafından belirlenecek makul bir ücreti elde etme hakkına hiçbir durumda halel getirmeyecektir.
2 Haziran 1928 tarihinde Roma’da ve 26 Haziran 1948 tarihinde Brüksel’de imzalanan Sözleşmenin 13 (3) maddesine uygun şekilde bir Birlik ülkesinde yapılan müzik eseri kayıtları, o ülkenin, bu Sözleşmeye taraf olmasından itibaren iki yıl içinde, müzik eseri sahibinin izni olmaksızın çoğaltılabilir.
Bu maddenin (1) ve (2). paragrafları uyarınca yapılan kayıtlar ve ilgili tarafların izni olmaksızın yasadışı kabul edilecekleri bir ülkeye ithal edilen kayıtlara el konacaktır.
Madde 14
Edebiyat ve sanat eseri sahipleri;
Eserlerinin sinematografik işlenmesine ve çoğaltılmasına ve bu şekilde işlenen ve çoğaltılan eserlerin dağıtımına,
Bu şekilde işlenen ve çoğaltılan eserlerin topluma iletimine ve temsiline,
izin verme hususunda inhisari hak sahibi olacaklardır.
Edebiyat ve sanat eserlerinden işlenme ile üretilen sinematografik ürünün diğer herhangi bir sanatsal forma uyarlanması, sinematografik eser sahiplerinin hakları saklı kalmak kaydıyla, özgün eser sahiplerinin iznine tabi olacaktır.
13 (i) maddesi hükümleri uygulanmayacaktır.
Madde 14 (Tekrar)
Bir sinematografik eser, işlenmiş ya da çoğaltılmış herhangi bir eserdeki telif hakları saklı kalmak kaydıyla, özgün eser olarak korunacaktır. Bir sinematografik eserin telif hak sahibi, yukarıdaki maddede değinilen hakları da içeren, özgün bir eser sahibinin sahip olduğu haklardan yararlanacaktır.
Sinematografik eserde telif hakkı sahipliği, korumanın talep edildiği ülke mevzuatı ile düzenlenecektir.
Ancak mevzuatında, hak sahipleri arasında bir sinematografik eserin yapımına katkıda bulunan eser sahiplerinin hak sahibi olacağına ilişkin hüküm bulunan Birlik ülkelerinde, sinematografik esere katkıda bulunmayı taahhüt eden eser sahipleri, aksine veya özel hükümlerin bulunmaması halinde, eserin çoğaltılmasına, dağıtımına, temsili ve telli olarak topluma iletimine, yayınlanmasına veya eserin seslendirilmesine veya alt yazı ile sunulmasına muhalefet etmeyebilirler.
Yukarıdaki (b) alt paragrafının uygulanması için belirtilen taahhüdün yazılı bir sözleşme veya aynı etkide yazılı bir belge ile yapılması, sinematografik eser yapımcısının ikametgahı veya çalışma merkezinin bulunduğu ülke mevzuatı ile düzenlenecektir. Ancak söz edilen taahhüdün yazılı bir sözleşme veya aynı etkide yazılı bir belge olması, korumanın talep edildiği Birlik ülkesi mevzuatı ile düzenlenecektir. Bu gibi hükümler içeren mevzuat sahibi ülkeler Genel Müdüre yazılı bir beyanname ile bilgi verecektir. Genel Müdür bu beyannameyi derhal diğer birlik ülkelerine derhal iletilecektir.
“Aksine veya özel hükümler” ifadesi yukarıda sözü edilen taahhüde ilişkin kısıtlayıcı şartı ifade eder.
Ulusal mevzuatta aykırı bir hüküm bulunmadıkça, yukarıdaki (2)(b) paragrafının hükümleri, sinematografik eser yapımı için yaratılan senaryo, diyalog ve müzik eserlerinin sahipleri veya yönetmen için uygulanmaz. Ancak, sözü edilen (2)(b) paragrafının uygulanmasına ilişkin kurallar ihtiva etmeyen mevzuat sahibi Birlik ülkeleri, yazılı bir beyanname ile durumu Genel Müdüre bildirir. Genel Müdür bu beyannameyi derhal diğer Birlik ülkelerine iletecektir.
Madde 14 (ikinci tekrar)
Eser sahibi veya onun ölümünden sonra ulusal mevzuat tarafından yetkili kılınan kişi ya da kurumlar, özgün sanat eserleri ve yazar ve bestecilerin özgün el yazmaları hususunda, eserin sahibi tarafından yapılan ilk devrin ardından, eserin herhangi bir satışındaki kazançta devir ve ferağı mümkün olmayan haklardan yararlanacaktır.
Yukarıdaki paragrafta sağlanan koruma, ancak eser sahibinin yurttaşı olduğu ülkenin mevzuatının izin verdiği Birlik ülkesinde ve bu korumanın talep edildiği ülkenin izin verdiği dereceye kadar talep edilebilir.
Toplama usulleri ve tutarı ulusal mevzuat tarafından öngörülecektir.
Madde 15
Bu sözleşme ile korunan edebiyat ve sanat eseri sahiplerinin, aksine bir kanıt bulunmadıkça, Birlik ülkelerinde ihlallere karşı yasal yollara başvurabilmeleri için, eser üzerinde olağan şekilde adlarının bulunması yeterli olacaktır. Takma olsa dahi eser sahibince kabul edilen ad, eser sahibinin kimliği konusunda şüphe uyandırmadıkça bu paragraf uygulanacaktır.
Bir sinematografik eserde olağan şekilde adı bulunan gerçek veya tüzel kişi, aksine bir kanıt bulunmadıkça, sözü edilen eserin yapımcısı kabul edilecektir.
(1) inci paragrafta değinilenler dışında isimsiz veya takma adlı eserler ile ilgili olarak, eser üzerinde adı bulunan yayımcı, aksine bir kanıt bulunmadıkça eser sahibini temsilcisi olarak kabul edilecek ve bu sıfatla eser sahibinin haklarını korumak ve takip etmek hakkına sahip sayılacaktır. Bu paragraf hükümleri, eser sahibinin kimliğini açıklaması ve eserin sahipliğine ilişkin haklarını talep etmesi halinde son bulacaktır.
Yayımlanmamış eserlerle ilgili olarak, eser sahibinin kimliği bilinmemekle birlikte, kendisinin bir Birlik ülkesi yurttaşı olduğuna dair verilerin mevcudiyeti halinde, eser sahibini temsil edecek ve haklarını Birlik ülkelerinde koruyacak ve takip edecek yetkili makam, bu Birlik ülkesinin mevzuatı ile düzenlenecektir.
Bu hükümler doğrultusunda yetkilendirmeyi yapan Birlik ülkeleri, yetki verilen makam hakkında tam bilgi içeren yazılı bir beyannameyi Genel Müdüre vereceklerdir. Genel Müdür bu beyannameyi derhal diğer Birlik ülkelerine iletecektir.
Madde 16
Birlik ülkelerinden herhangi birinde hukuki korumadan yararlanan eserler üzerindeki hakları ihlal eden eser kopyalarına el konulacaktır.
Yukarıdaki paragraf hükümleri, esere korunma sağlamayan veya koruma süresi sona ermiş bir ülkeden sağlanan çoğaltılmış eser nüshalarına da uygulanacaktır.
El koyma, her ülkenin mevzuatına uygun şekilde yapılacaktır.
Madde 17
Bu Sözleşme hükümleri, her Birlik ülkesi hükümetinin mevzuat veya düzenlemeleri ile herhangi bir eserin dolaşım, temsil veya gösterimi ya da yetkili makamın bu hakkın uygulanması için gerekli göreceği esaslara göre üretimine izin vermek, denetlemek veya yasaklamak hakkını haleldar etmez.
Madde18
Bu sözleşme, yürürlüğe girdiği tarihte, koruma süresinin son bulmasına kadar kaynak ülkede henüz kamusal kullanma alanına girmemiş bütün eserler hakkında uygulanacaktır.
Ancak daha önce öngörülen koruma süresinin son bulmasına kadar, korumanın talep edildiği ülkede kamusal kullanma alanına giren eser, yeniden koruma kapsamına alınmayacaktır.
Bu ilkenin uygulanması, Birlik ülkeleri arasında mevcut veya öngörülecek özel sözleşmelerin içerdiği hükümlere bağlı olacaktır. Bu gibi hükümlerin yokluğu halinde ülkeler, ayrıca ilgileri oranında bu ilkenin uygulama şartlarını kararlaştıracaklardır.
Yukarıdaki hükümler, Birliğe yeni katılımlar ve 7 nci maddenin uygulaması ile korumanın genişletilmesi veya çekincelerin ortadan kaldırılması hallerinde de uygulanacaktır.
Madde 19
Bu Sözleşme hükümleri, bir Birlik ülkesi mevzuatı ile öngörülen daha geniş bir korumadan yararlanma talebine engel oluşturmayacaktır.
Madde 20
Birlik ülkeleri hükümetleri, aralarında eser sahiplerine bu Sözleşme ile tanınan haklardan daha geniş haklar veren veya bu Sözleşmeye aykırı hükümler içermeyen özel anlaşmalar yapma hakkını saklı tutarlar. Bu şartlara uygun bulunan mevcut anlaşmaların hükümleri yürürlükte kalacaktır.
Madde 21
Ekte, gelişmekte olan ülkelere ilişkin özel hükümlere yer verilmektedir.
28 (i) (b) madde hükmüne uygun olarak Ek, bu Belgenin ayrılmaz bir parçasını oluşturur.
Madde 22
(a) Birlik, 22-26 ncı maddelere taraf olan Birlik ülkelerinden oluşan bir Meclis kurar.
Her ülkenin hükümeti, yardımcı delegeler, danışmanlar ve uzmanların yardımcı olabileceği bir delege ile temsil edilecektir.
Her delegasyonun harcamaları, atamayı gerçekleştiren hükümet tarafından karşılanacaktır.
(a) Meclisin görevleri,
Birliğin devamı ve ilerlemesi ve bu sözleşmenin gelişimine ilişkin bütün konular üzerinde çalışmak;
22-26 ncı maddelerle bağımlı olmayan Birlik ülkelerin tarafından önesürülecek düşünceler gözönünde bulundurularak, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (bundan böyle “Örgüt” olarak söz edilecektir) nü kuran Sözleşmede değinilen Uluslararası Fikri Mülkiyet Bürosu (bundan böyle “Büro” olarak söz edilecektir) nun düzenleme konferanslarının hazırlığına ilişkin talimatlar vermek;
Örgüt Genel Müdürünün Birlik ile ilgili faaliyet ve raporlarını müzakere etmek, onaylamak ve Birliğin yetki alanı içinde kalan hususlarda gerekli talimatı vermek;
Meclisin Yürütme Komitesi üyelerini seçmek;
Yürütme Komitesinin faaliyet ve raporlarını müzakere etmek, onaylamak ve Komiteye talimat vermek;
Birliğin iki yıllık bütçesini kabul etmek, programını kararlaştırmak ve son hesapları onaylamak;
Birliğin mali düzenlemelerini onaylamak;
Birlik çalışmaları için gerekli olabilecek çalışma grupları ve uzman komitelerini oluşturmak;
Birlik üyesi olmayan ülkeler ile hükümetlerarası veya hükümet dışı kuruluşların Komite toplantılarına gözlemci olarak kabul edilmesini kararlaştırmak;
22-26 ncı maddelerdeki değişiklikleri kabul etmek;
Birliğin amaçlarına ulaşması için uygun diğer kararları almak;
Bu Sözleşmeye göre uygun görülen diğer görevleri yerine getirmek ;
Örgütü oluşturan Sözleşmede öngörülen kuralları, kabule bağlı olarak uygulamak,
olacaktır.
(b) Meclis, Örgüt tarafından yönetilen diğer Birliklerin de ilgili alanı içindeki konuları Örgüt Koordinasyon Komitesinin görüşü alındıktan sonra karara bağlayacaktır.
(3)
Meclis üyesi her ülke bir oya sahip olacaktır.
Mecliste üye ülkelerin yarısı toplantı için yeter çoğunluğu oluşturacaktır.
(b) alt paragrafının hükümlerine rağmen oturumlardan herhangi birinde temsil edilen ülkelerin sayısı, Meclis üye sayısının yarısından az, ancak eşit olduğu takdirde ya da üçte birinden fazla ise, Meclis karar verilebilir, ancak çalışma esasları ile ilgili kararlar dışında, bütün kararlar aşağıdaki koşulların sağlanması üzerine yürürlüğe girecektir. Uluslararası Büro, sözkonusu kararları Mecliste temsil edilmeyen üye ülkelere iletecek ve üye ülkeleri iletimi yaptığı tarihten itibaren üç aylık bir dönem içinde üye ülkeleri oylarını ya da çekimserliklerini yazılı olarak belirtmeye çağıracaktır. Bu dönemin sona ermesiyle, oylarını ya da çekimserliklerini belirtmiş olan ülkelerin sayısı, oturumda yeterli sayıya ulaşılmasında eksik olan ülke sayısına ulaşırsa; bu gibi kararlar, istenen çoğunluk elde edildiği takdirde yürürlüğe girecektir.
26 (2) maddesi hükümlerine bağlı olarak Meclis kararları, oyların üçte ikisini gerektirecektir.
Çekimserlikler oy olarak kabul edilmeyecektir.
Bir delege yalnızca bir ülkeyi temsil edebilir ve bir ülke adına oy kullanabilir.
Meclise üye olmayan Birlik ülkeleri toplantılara gözlemci olarak kabul edileceklerdir.
(4)
Meclis, Genel Müdürün toplantı daveti üzerine her iki takvim yılında bir ve istisnai şartlar olmadığı sürece aynı dönemde ve aynı yerde Örgüt Genel Meclisi olarak toplanacaktır.
Meclis, Genel Müdürün toplantı daveti ve Yürütme Komitesinin veya Meclise üye ülkelerin dörtte birinin isteği üzerine olağanüstü oturumla toplanacaktır.
(5) Meclis, kendi çalışma kurallarını kabul edecektir.
Madde 23
(1) Meclis bir Yürütme Komitesine sahiptir.
(2)
Yürütme Komitesi, üye ülkeler arasından Meclis tarafından seçilen ülkelerden oluşacaktır. Örgütün yönetim merkezinin bulunduğu ülkeye de 25 (7) (b) maddesi hükümleri uyarınca Yürütme Komitesinde bir üyelik verilecektir.
Yürütme Komitesi üyesi her üye ülke hükümeti, yardımcı delegeler, danışmanlar ve uzmanların yardım edebileceği bir delege ile temsil edillecektir.
(c) Her delegasyonun harcamaları, atamayı gerçekleştiren Hükümet tarafından karşılanacaktır.
(3) Yürütme Komitesi üyesi ülkelerin sayısı, Meclis üyesi ülke sayısının dörtte biri olarak belirlenecektir. Üyelik sayısının hesaplanmasında, dörde bölünmeden sonra arta kalan miktar dikkate alınmayacaktır.
(4) Yürütme Komitesi üyelerinin seçiminde Meclis, eşit coğrafi dağılımı ve Yürütme Komitesini oluşturan ülkeler arasında Birlik ile ilişkilerle kabul edilen özel sözleşmelere taraf ülkelerin ihtiyacını gözönünde bulunduracaktır.
(5)
Her Yürütme Komitesi üyesi, seçildiği Meclis oturumunun kapanış tarihinden bir sonraki olağan Meclis oturumunun kapanış tarihine kadar görev yapacaktır.
Yürütme Komitesi üyeleri, üye miktarının üçte iki oranını aşmamak kaydıyla yeniden seçilebilir.
Yürütme Komitesi üyelerinin seçimini ve yeniden seçilmesini düzenleyen kuralların ayrıntıları Meclis tarafından tespit edilecektir.
(6) (a) Yürütme Komitesinin görevleri,
Meclisin gündem taslağını hazırlamak;
Genel Müdür tarafından hazırlanan iki yıllık bütçe ile program taslağına ilişkin teklifleri Meclise sunmak;
[Kaldırılmıştır]
Genel Müdürün dönemlere ilişkin raporları ile hesaplara ilişkin yıllık denetim raporlarını, uygun görüşleri ile birlikte Meclise sunmak,
Meclis kararlarına uygun şekilde ve Meclisin iki olağan toplantısı arasında oluşan koşullara göre, Birlik Programının Genel Müdür tarafından uygulanmasına sağlayacak gerekli bütün tedbirleri almak,
Bu Sözleşme ile kendisine verilen diğer görevleri yerine getirmek,
olacaktır.
(b) Örgüt tarafından yönetilen diğer Birliklerin ilgi alanı içindeki konularla ilgili olarak Örgüt Koordinasyon Komitesinin görüşünü aldıktan sonra Yürütme Komitesi karar verecektir.
(7)
Yürütme Komitesi, Genel Müdürün çağrısı üzerine, tercihen Örgüt Koordinasyon Komitesinin toplandığı dönemde ve yerde, yılda bir defa toplanacaktır.
Yürütme Komitesi, ya bizzat Genel Müdürün çağrısı veya Yürütme Komitesi Başkanının veya üye sayısının dörtte birinin talebi üzerine olağanüstü toplantılar yapacaktır.
(8)
Yürütme Komitesi üyesi her ülke bir oya sahip olacaktır.
Toplantı yeter çoğunluğu, Yönetim Kurulu üye adedinin yarısı olacaktır.
Kararlar, kullanılan oyların basit çoğunluğu ile alınacaktır.
Çekimserlikler oy olarak kabul edilmeyecektir.
Bir delege, yalnızca bir ülkeyi temsil edebilir ve yalnızca o ülke adına oy kullanabilir.
(9) Yürütme Komitesi üyesi olmayan Birlik ülkeleri, toplantılara gözlemci olarak kabul edileceklerdir.
(10) Yürütme Komitesi, kendi çalışma kurallarını kabul edecektir.
Madde 24
(1)
Birlik ile ilgili idari görevler, Sınai Mülkiyetin Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme ile kurulan Birlik Bürosu ile birleşik Birlik Bürosunun devamı olan Uluslararası Büro tarafından yürütülecektir.
Uluslararası Büro, özellikle Birliğin çeşitli organlarına sekreterya hizmetleri sağlayacaktır.
Örgüt Genel Müdürü, Birlik baş Yöneticisi olacak ve Birliği temsil edecektir.
Uluslararası Büro, fikri hakların korunmasına ilişkin bilgi toplayacak ve yayımlayacaktır. Her Birlik ülkesi, fikri hakların korunmasına ilişkin bütün yeni kanunları ve resmi belgeleri en kısa sürede Uluslararası Büroya gönderecektir.
Uluslararası Büro, aylık bir dergi yayımlayacaktır.
Uluslararası Büro, istek üzerine, fikri haklara ilişkin konularda her Birlik ülkesine bilgi sağlayacaktır.
Uluslararası Büro, fikri hakların korunmasını kolaylaştırmak için çalışmalar yapacak ve hizmet sağlayacaktır.
Genel Müdür ve Genel Müdür tarafından tespit edilen personel, oy hakkı olmaksızın, Meclis Yürütme Komitesinin ve diğer uzmanlar komitesi veya çalışma grubunun bütün toplantılarına katılacaktır. Genel Müdür ve Genel Müdür tarafından tespit edilen personel, makamı gereği, bu organların sekreterya görevini yürütecektir.
Uluslararası Büro, Meclis kararlarına uygun şekilde ve Yürütme Komitesi ile işbirliği içinde, bu Sözleşmenin 22-26 ncı maddeleri dışında kalan hükümlerinin gözden geçirilmesi amacıyla konferans hazırlıklarını yapacaktır.
Uluslararası Büro, gözden geçirme konferanslarının hazırlıkları ile ilgili olarak hükümetlerarası ve hükümet dışı uluslararası kuruluşların görüşünü alacaktır.
Genel Müdür ve Genel Müdür tarafından tespit edilen kişiler, bu konferanslar kapsamındaki görüşmelerde oy hakkı olmaksızın yeralacaklardır.
(8) Uluslararası Büro, kendisine verilen diğer görevleri yerine getirecektir.
Madde 25
(1)
Birlik bir bütçeye sahip olacaktır.
Birliğin bütçesi, Birliğe mahsus gelir ve giderleri, Birlik için ortak harcama bütçesine katkıları ve gerektiğinde Örgütün konferans bütçesinde mevcut miktarı içerecektir.
Münhasıran Birliğe yüklenmemekle birlikte Örgüt tarafından yönetilen bir veya daha fazla Birliğin harcamaları, Birlikler için ortak harcama olarak kabul edilecektir. Bu gibi ortak harcamalarda Birlik hissesi, Birliğin sahip olduğu pay oranında olacaktır.
(2) Birlik Bütçesi, Örgüt tarafından yönetilen diğer Birliklerin bütçeleri ile koordinasyon gerekleri gözönünde bulundurularak hazırlanacaktır.
(3) Birlik bütçesi aşağıdaki kaynaklardan finanse edilecektir:
Birlik ülkelerinin katkıları;
Birlik ile ilgili olarak Uluslararası Büro tarafından yerine getirilen hizmetler karşılığı alınan ücret ve masraflar;
Birliğe ilişkin Uluslararası Büro yayımlarının satışı ya da bu yayımların telif hakkı ödemeleri;
Hediyeler, miraslar ve sübvansiyonlar;
Kiralar, faizler ve diğer çeşitli gelirler.
(4)
Bütçeye katkıda bulunmak amacıyla, Birliğin her ülkesi, aşağıda belirtilen bir sınıfa dahil olarak tespit edilen birim adedi üzerinden yıllık katkısını ödeyecektir.
I nci sınıf…………………25
II nci sınıf…………………20
III ncü sınıf…………………15
IV ncü sınıf…………………10
V nci sınıf…………………..5
VI ncı sınıf…………………. 3
VII nci sınıf…………………..1
Her ülke, katılma veya onama belgesinin tevdii sırasında, daha önce belirtilmiş olması durumu hariç, katılmak istedikleri sınıfı beyan edecektir. Her ülke sınıf değiştirebilir. Daha aşağı bir sınıfa geçmek isteyen ülke, durumu Meclis olağan oturumlarından birinde duyurmak zorundadır. Bu konuda yapılacak değişikler, oturumu takip eden takvim yılının başlangıcında yürürlüğe girecektir.
Her ülkenin yıllık katkısı, katkıda bulunan ülkelerin birim sayısı toplamına uygulanacak Birliğin bütçesinde öngörülen tutar üzerinden hesaplanan ile aynı orandaki miktar olacaktır.
Katkıların her yıl Ocak ayı başında vadesi dolacaktır.
Katkı ödemelerini zamanında yapamayan ülke, ödenmemiş borçlarının miktarı, önceki iki yıl için ödenmesi gerekli katkı miktarlarına eşitse ya da aşıyorsa, üyesi olduğu Birliğin herhangi bir organında oy hakkına sahip olmayacaktır. Bununla birlikte, Birliğin herhangi bir organı, ödemedeki gecikmenin istisnai ve kaçınılmaz koşullar nedeniyle olduğuna ikna edildiği takdirde ve ikna edildiği süre boyunca, o ülkeye, o organda oyunu kullanmaya devam etmesine izin verebilir.
Bütçenin, yeni mali dönemin başlangıcından önce kabul edilmemesi halinde, mali düzenlemeler gereğince bir önceki yılın bütçesi ile aynı seviyede olacaktır.
(5) Birlik ile ilgili Uluslararası Büro tarafından verilen hizmetlerle ilgili ücret ve masrafların miktarı, Genel Müdür tarafından tespit edilecek ve Meclis ve Yürütme Komitesine bildirilecektir.
(6)
Birliğin, her Birlik ülkesi tarafından yapılan tek ödeme ile oluşturulan bir iş sermaye fonu mevcut olacaktır. Fonun yetersizliği halinde gerekli artış, Meclis tarafından karşılanacaktır.
Her ülkenin sözkonusu fona yaptığı ilk ödeme miktarı veya artış miktarına katkısı, fonun oluşturulduğu veya artışın kararlaştırıldığı yıl için, bu ülkenin katkı oranında olacaktır.
Ödeme oranı ve şartları, Örgüt Koordinasyon Komitesinin tavsiyesi alındıktan sonra Genel Müdürün teklifi üzerine Meclis tarafından tespit edilecektir.
(7)
Örgütün yönetim merkezinin bulunduğu ülke ile anlaşmaya varılan yönetim merkezinde iş sermayesi fonunun yetersiz kalması halinde, bu ülkenin bir ön ödeme yapması öngörülecektir. Bu avansların miktarı ve avans şartları, Örgüt ve bu ülke arasında ayrı bir anlaşma konusu teşkil edecektir. Avans verme yükümlülüğünün devamı süresince bu ülkeye Yürütme Komitesinde bir üyelik verilecektir,
(a) alt paragrafında söz edilen ülke ile Örgüt, yazılı bir ihbar ile avans verme yükümlülüğünden cayma hakkına sahip olacaklardır. Cayma, ihbarın yapıldığı yılın sonundan başlayarak üç yıl sonra yürürlüğe girecektir.
(8) Hesapların denetimi, mali düzenlemelere uygun olarak bir veya daha fazla Birlik ülkesi veya Birlik dışı denetçiler tarafından yapılır. Bunlar, Meclis tarafından sözleşme ile kararlaştırılacaktır.
Madde 26
22, 23 , 24, 25 nci maddelerin ve bu maddenin değiştirilmesine ilişkin öneriler, Meclis üyesi herhangi bir ülke, Yürütme Komitesi veya Genel Müdür tarafından verilebilir. Bu gibi öneriler, Meclis tarafından incelenmeden en az altı ay önce, Genel Müdür tarafından Meclis üyesi ülkelere iletilecektir.
(1) nci paragrafta bahsi geçen madde değişiklikleri, Meclis tarafından kabul edilecektir. Kabul, dörtte üç oy gerektirecek olup, 22 nci madde ve bu paragrafın herhangi bir değişikliğini sağlamak için beşte dört oy gerekli olacaktır.
(1) nci paragrafta bahsi geçen maddelerde yapılacak herhangi bir değişiklik, değişikliğin kabul tarihinde Meclis üyesi ülkelerin dörtte üçünden Genel Müdüre ulaştırılan kuruluş işlemlerine göre, yerine getirilmiş kabul bildirgesinin yazılmasından bir ay sonra yürürlüğe girecektir. Sözü edilen maddelerde kabul edilen herhangi bir değişiklik, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihte, Meclis üyesi bütün ülkeler için ya da Birlik üyesi ülkelerin mali yükümlülüklerini artıran herhangi bir değişiklik sadece bu değişikliği kabul ettiğini bildirecek ülkeler için bağlayıcı olmak şartıyla sonraki bir tarihte üye olan ülkeler için bağlayıcı olacaktır.
Madde 27
Bu sözleşme, Birlik sisteminin geliştirilmesi için öngörülen değişiklik amacı ile yeniden gözden geçirilme için sunulacaktır.
Bu amaçla konferanslar, söz edilen ülkelerin delegeleri arasındaki Birlik ülkelerinden birinde sırayla yapılacaktır.
22-26 ncı maddelerdeki değişikliklere uygulanan 26 ncı madde hükmüne uygun olarak bu Sözleşmenin EK’i de dahil olmak üzere gözden geçirilmesi için kullanılan oylarda çoğunluk gerekecektir.
Madde 28
(1)
Bu Sözleşmeyi imzalayan Birlik ülkeleri Sözleşmeyi onaylayabilir, henüz imzalamamış ülkeler katılabilir. Katılma veya onay belgeleri Genel Müdüre tevdi edilecektir.
Birlik ülkeleri onama veya katılma belgelerinde, onama veya katılmanın 1-21 inci maddeler ile EK hakkında uygulanmayacağını beyan edebilir. Ancak, EK’in ( VI ) (1) maddesine göre önceden bir beyanda bulunan böyle bir ülke, daha sonra, söz edilen belgelerde onama veya katılmanın 1-20 nci maddelere uygulanmayacağını beyan edebilir.
Onama veya katılma belgelerinin yürürlüğünden başlayarak öngörülen hükümleri dışlayan her Birlik ülkesi, (b) alt paragrafına uygun olarak onama veya katılmanın bu hükümlerin yürürlüğünü kapsadığını daha sonra da beyan edebilir. Bu gibi beyanlar Genel Müdüre tevdi edilecektir.
(2)
(a) 1-21 inci maddeler ile EK aşağıda belirtilen iki şartın yerine getirilmesinden üç ay sonra yürürlüğe girecektir.
Birliğin en az beş ülkesinin, (1) (b) alt paragrafında öngörülen bir beyanda bulunmaksızın bu Sözleşmeyi onamaları veya katılmaları,
Fransa, İspanya, Büyük Britanya Birleşik Krallığı, Kuzey İrlanda ile Amerika Birleşik Devletleri’nin 24 Temmuz 1971 tarihinde Paris’te gözden geçirilen Evrensel Telif Hakları Sözleşmesine taraf olmaları.
(b) (a) alt paragrafında belirtilen yürürlük tarihi, (1) (b) alt paragrafında öngörülen bir beyan içermeksizin yürürlük tarihinden en az üç ay önce onama veya katılma belgelerini tevdi eden Birlik ülkeleri hakkında uygulanacaktır.
(c) (b) alt paragrafının kapsamadığı ve bu Sözleşmeyi (1) (b) paragrafına göre bir beyanda bulunmaksızın onayan veya katılan bir Birlik üyesi ile ilgili olarak, 1- 21 inci maddeler ile EK, Genel Müdürün onama veya katılma belgelerinin ihbar tarihini takip eden üç ay sonrasında yürürlüğe girecektir. Sonraki bir tarih öngörüldüğü takdirde, bu ülke ile ilgili olarak 1-21 inci maddeler ve EK öngörülen tarihte yürürlüğe girecektir.
(a) ve (c) alt paragrafı hükümleri EK’in VI ncı maddesinin uygulanmasını etkilemez.
(1) (b) paragrafına göre yapılmış bir beyan ile veya böyle bir beyanda bulunmaksızın bu Sözleşmeyi onaylayan veya katılan her Birlik ülkesi ile ilgili olarak, 22-38 inci maddeler, tevdi edilen belgede sonraki bir tarih belirtilmediği takdirde, Genel Müdürün onama veya katılma belgelerini bildirdiği tarihten üç ay sonra yürürlüğe girecektir. Belirtilen ikinci durumda 22-38 inci maddeler, sözkonusu ülke ile ilgili olarak, bu suretle gösterilen tarihte yürürlüğe girecektir.
Madde 29
Birlik dışındaki her ülke bu Belgeye katılabilir ve böylece bu Sözleşmeye taraf ve Birliğin bir üyesi olabilir. Katılım belgeleri Genel Müdüre sunulacaktır.
(b) alt paragrafına uygun olarak bu Sözleşme, Birlik dışındaki bir ülke hususunda, tevdi edilen belgede sonraki bir tarih belirtilmediği takdirde Genel Müdürün onama veya katılma belgesini bildirdiği tarihten üç ay sonra yürürlüğe girecektir. Sonraki bir tarihin öngörülmesi durumunda bu Sözleşme, bu ülke ile ilgili olarak bildirilen tarihte yürürlüğe girecektir.
(a) alt paragrafına göre yürürlük tarihi, 28 (2) (a) maddesine uygun şekilde, 1-21 inci maddeler ile EK’in yürürlük tarihinden daha önce ise, söz edilen ülke aynı zamanda, 1-21 inci maddeler ile EK yerine bu Sözleşmenin Brüksel Belgesinin 1-20 nci maddelerini kabul etmiş sayılacaktır.
Madde 29 (tekrar)
Bu Sözleşmenin Stockholm Belgesinin 22-38 inci maddelerini kabul etmeyen herhangi bir ülkenin bu Belgeyi onaması veya katılması, Örgüt Kurucu Sözleşmesinin 14(2) maddesinin temel amaçları için, Stokholm Belgesinin 28 (1) (b) (i) maddesinde öngörülen sınırlamalar oranında olacaktır.
Madde 30
Bu maddenin 2 nci paragrafı, 28 (1) (b), 33 (2) maddeleri ve EK ile izin verilen istisnalara tabi olarak onama veya katılma, otomatik olarak bu sözleşmede öngörülen bütün yararların kabul edilmesini ve bütün hükümlerin benimsenmesini ifade edecektir.
Bu Belgeyi onaylayan veya katılan her Birlik ülkesi, EK’in V (2) maddesine uygun olarak, onama veya katılma belgesinin tevdii sırasında, daha önce yapılan bir beyan ile belirlenen şartlara göre öngörülen çekincelerin yararlarını saklı tutabilir.
Birlik dışındaki her ülke bu Sözleşmeye katılırken, EK’in V (2) maddesine uygun olarak çeviri hakkı ile ilgili bu Belgenin 8 inci maddesi için, 1896’da Paris’te tamamlanan 1886 Birlik Sözleşmesinin 5 inci maddesi hükümlerinin yalnızca bu ülkede genel kullanımı bulunan bir dile yapılacak çeviriler hakkında uygulanacağını beyan edebilir. EK’in I (6) (b) maddesine uygun şekilde her ülke, kaynak ülke eserlerinin çeviri hakkı ile ilgili olarak, kaynak ülke tarafından tanınan korumaya eşit bir koruma öngörme hakkını saklı tutar.
Her ülke, bu gibi çekinceleri, her zaman Genel Müdüre yapılacak bir bildirim ile geri alabilir.
Madde 31
Her ülke, bu Sözleşmenin beyan veya bildiriminde belirtilen dış ilişkiler açısından sorumlu bulunduğu toprakların tamamı veya bir kısmı için uygulanabilir olduğunu, her zaman onama veya katılma belgesinde beyan edebilir veya Genel Müdürü yazılı olarak bilgilendirebilir.
Böyle bir beyanda bulunan veya bir bildirim yapan her ülke, her zaman, topraklarının tamamına veya bir kısmına uygulanabilirliğin son bulduğunu Genel Müdürü bildirebilir.
Paragraf uyarınca yapılan her beyan, beyanı içeren onama veya katılma ile aynı tarihte yürürlüğe girecek ve bu paragrafa göre yapılan her beyan Genel Müdüre bildirildiği tarihten üç ay sonra hüküm ifade edecektir.
2 nci paragrafa göre yapılan her bildirim, bildirimin Genel Müdür tarafından alındığı tarihi takip eden on iki ay sonrasında hüküm ifade edecektir.
Bu madde, hiç bir şekilde bir Birlik ülkesinin 1 nci paragrafa göre yapılan bir beyan yoluyla bir diğer Birlik üyesi tarafından bu Sözleşmenin uygulanacağı topraklara ilişkin fiili durum olarak tanımasını veya zımnen kabulünü ifade edecek şekilde yorumlanamayacaktır.
Madde 32
Bu Belge, Birlik ülkeleri arasındaki ilişkiler ve uygulama alanı bakımından 9 Eylül 1886 tarihli Bern Sözleşmesinin ve sonraki değişik Belgelerin yerine geçecektir. Bütünü ile bu Belgeyi onaylamayan veya katılmayan Birlik ülkeleri ile ilişkilerde, yukarıdaki fıkra hükmüne göre tamamı veya uzantısı bu Belgede yeralmamış önceki Belgelerin hükümlerinin uygulanabilirliği devam edecektir.
Bu Belgeye taraf olan Birlik dışı ülkeler, 3 üncü paragrafa uygun şekilde, Belgeye taraf olmayan veya Belgeye taraf olmakla birlikte 28 (1) (b) maddesine göre beyanda bulunan Birlik ülkeleri ile ilgili olarak bu Belgeyi uygulayabilir. Bu gibi ülkeler, söz edilen Birlik ülkeleri ile ilişkilerde:
Taraf oldukları en son Belge hükümlerini uygulayabilirler ve
EK’in I (6) maddesine uygun şekilde, bu Belge ile öngörülen koruma düzeyini kabul etme hakkına sahiptirler.
EK’te öngörülen yetkilerin herhangi birinden yararlanan bir ülke, bu Belgeye taraf olmayan diğer Birlik ülkesiyle ilişkilerinde EK’te belirtilen yetki veya yetkilere ilişkin yararlandığı hükümleri, bahsi geçen ikinci ülke, söz edilen hükümlerin uygulanmasını kabul ettiği takdirde uygulayabilir.
Madde 33
Bu Sözleşmenin yorumu veya uygulanması ile ilgili olarak iki veya daha fazla Birlik ülkesi arasında müzakere yolu ile çözümlenemeyen ihtilaflar, başka bir çözüm yolu üzerinde anlaşma sağlanamaması halinde ilgili ülkelerden biri tarafından Uluslararası Adalet Divanına, Mahkemenin statüsüne uygun şekilde götürebilir. İhtilafı Divana götüren ülke, Uluslararası Büroya, durum hakkında bilgi verecek; Uluslararası Büro ise konuyu diğer Birlik ülkelerinin dikkatine sunacaktır.
Her ülke, bu Sözleşmeyi imzalama veya onama veya katılma belgesini tevdi sırasında 1 inci paragraf hükümlerine bağlı bulunmadığı hususunu beyan edebilir. Bu gibi ülkeler ile Birliğin diğer ülkeleri arasındaki ihtilaflarda 1 inci paragraf hükümleri uygulanmayacaktır.
2 nci paragraf hükümlerine uygun şekilde beyanda bulunan bir ülke, her zaman, Genel Müdüre göndereceği bir bildirim ile beyanını geri alabilir.
Madde 34
29 (tekrar) maddesine uygun olarak hiçbir ülke, 1-21 nci maddeler yürürlüğe girmedikçe, bu Sözleşmenin önceki Belgesine katılamaz ve onaylayamaz.
Bu Sözleşmenin 1-21 nci maddeleri ile EK’i yürürlüğe girdikten sonra, hiçbir ülke, Stockholm Belgesinin eki olan Gelişmekte Olan Ülkelere İlişkin Protokolün 5 inci maddesine göre bir beyanda bulunamaz.
Madde 35
Bu Sözleşme, süre sınırlaması olmaksızın yürürlükte kalacaktır.
Her ülke, Genel Müdüre göndereceği bir bildiri ile bu Sözleşmeyi feshedebilir. Böyle bir cayma, daha önceki belgelerin de feshedildiği anlamı taşıyacaktır ve yalnızca bunu gerçekleştiren ülkeyi etkileyecek ve Sözleşme diğer Birlik ülkeleri ile ilgili olarak yürürlüğünü sürdürecektir.
Fesih, Genel Müdürün bildiriyi aldığı günü takip eden bir yıl sonrasında hüküm ifade edecektir.
Hiçbir ülke, Birlik üyesi olmasını takip eden beş yıl sona ermedikçe bu maddede öngörülen feshetme hakkını kullanamayacaktır.
Madde 36
Bu Sözleşmeye taraf her ülke, anayasasına uygun olarak, bu Sözleşmenin uygulanmasını sağlayacak gerekli tedbirleri almayı taahhüt eder.
Buradan anlaşılacağı gibi, bir ülke Sözleşmeye taraf olduğu zaman kendi iç hukukuna göre bu Sözleşmenin hükümlerini yürürlüğe sokacaktır.
Madde 37
Bu Sözleşme İngilizce ve Fransızca dillerinde tek nüsha olarak imzalanacak ve 2 nci paragraf hükmüne uygun olarak Genel Müdüre sunulacaktır.
Resmi belgeler, İlgili hükümetlerle istişare edildikten sonra Arapça, Almanca, İtalyanca, Portekizce ve İspanyolca dillerinde ve Meclis tarafından belirlenecek diğer dillerde hazırlanacaktır.
Çeşitli metinlerin yorumlanmasında görüş ayrılığı olması halinde, Fransızca metin esas alınacaktır.
Bu Sözleşme, 31 Ocak 1972 tarihine kadar imzaya açık bulundurulacaktır. Bu tarihe kadar (1) (a) paragrafında söz edilen kopya Fransa Cumhuriyeti Hükümetine sunulacaktır.
Genel Müdür, bu Sözleşmenin imzalanmış kopyalarından iki örneği onaylayarak bütün Birlik ülkeleri hükümetlerine ve talep halinde diğer ülke hükümetlerine iletecektir.
Genel Müdür bu Sözleşmeyi Birleşmiş Milletler Sekreterliği’nde kayıt altına alacaktır.
Genel Müdür, bütün Birlik ülkeleri hükümetlerine, onama veya katılma belgelerinin ve belgelere ek deklarasyonların ve daha sonra 28 (1) ( c) , (30) (2) (a) ve (b) ile (33) (2) nci maddelerine ilişkin beyanlar ve bu Sözleşme hükümlerinin yürürlüğü, feshetme ihbarları ve (30) (2) ( c), (31) (1) ve (2), (33) (3) ve (38) (1) ve EK ile ilgili bildiriler hakkında bilgi verecektir.
Madde 38
Bu Belgeyi onaylamamış veya katılmamış veya Sözleşmenin Stockholm Belgesi’nin 22-26 ncı maddelerine taraf olmayan Birlik ülkeleri 26 Nisan 1975 tarihine kadar istedikleri takdirde bu hükümlere taraf sayılarak söz edilen maddelerde öngörülen hakları uygulayabilirler. Bu hakları uygulamak isteyen her ülke, Genel Müdüre bu durumu belirleyen yazılı bir beyanda bulunacaktır. Bu gibi beyanlar, alındığı tarihten itibaren yürürlüğe girecektir. Bu gibi ülkeler, söz edilen tarihe kadar Meclis üyesi olarak kabul edileceklerdir.
Birliğin bütün ülkeleri Örgüt üyesi olmadığı sürece, Örgütün Uluslararası Bürosu, Birlik Bürosu olarak işlevini yerine getirecek ve Genel Müdür, anılan Büronun Genel Müdürü olarak görev yapacaktır.
Birliğin bütün ülkeleri Örgüt üyesi olduğunda, Birlik Bürosunun hakları, yükümlülükleri ve malları Örgütün Uluslararası Bürosuna devredilecektir.
EK
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE İLİŞKİN ÖZEL HÜKÜMLER
Madde I
Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun yerleşik uygulaması çerçevesinde “gelişmekte olan ülke” olarak kabul edilen ve bu EK’le ayrılmaz bir bütün teşkil eden bu Belgeyi onaylayan ya da katılan her ülke, iktisadi durumunu, toplumsal ve kültürel ihtiyaçlarını dikkate alarak kendisini, öngörülen bütün hakların korunmasını sağlayacak hükümleri derhal oluşturacak durumda görmüyorsa, katılma veya onama sırasında veya V (1) (c) maddesine göre daha sonraki bir zamanda Genel Müdüre sunacağı bir bildirimle II nci veya III üncü maddede veya her ikisinde birden öngörülen hükümlerden yararlanmak istediğini bildirebilir. Bu ülkenin, II nci madde yerine, V (1) (a) maddesine göre bildirimde bulunması mümkündür.
28 (2) maddesine göre 1-21 nci maddelerin ve bu EK’in yürürlüğe girmesinden itibaren geçecek 10 yıllık sürenin sona ermesinden önce 1 inci paragraf hükmüne göre yapılacak her bildirim, anılan sürenin sona ermesine kadar geçerli olacaktır. Bu tür bir bildirimin, tamamen veya her 10 yıllık süre için kısmi olarak yenilenmesi mümkündür. Yenileme, sürmekte olan 10 yıllık sürenin sona ermesinden en az 3, en çok 15 ay önce Genel Müdüre sunulacak bir bildirimle olabilir.
28 (2) maddesine göre, 1-21 inci maddelerin ve bu EK’in yürürlüğe girmesinden itibaren geçecek 10 yıllık sürenin sona ermesinden sonra, 1 inci paragraf hükmüne göre yapılacak her bildirim, sürmekte olan 10 yıllık sürenin sona ermesine kadar geçerli olacaktır. Böyle bir bildirimin yenilenmesi (a) paragrafının 2 nci cümlesinde düzenlenen şekilde olabilir.
Birlik ülkelerinden birinin, 1 nci paragrafta yeralan “gelişmekte olan ülke” sıfatının sona ermesi halinde, sözkonusu ülkenin bundan böyle 2 nci paragrafta öngörülen bildirimini yenileme hakkı kalmayacaktır. Bildirimini resmi olarak geri alsın veya almasın bu durumdaki bir ülkenin, “gelişmekte olan ülke” sıfatının sona ermesinden sonra geçecek 3 yıllık sürenin ya da sürmekte olan 10 yıllık sürenin (hangisi daha sonra bitiyorsa) bitiminden itibaren 1 inci paragrafta öngörülen imkanlardan yararlanması mümkün olmayacaktır.
1 inci veya 2 nci paragraflara göre yapılan bildirimlerin geçersiz hale gelmesi durumunda, işbu EK çerçevesinde verilen ruhsata dayanarak çoğaltılan nüshaların mevcudu bitene kadar, dağıtılmalarına devam edilebilecektir.
Bu Sözleşme hükümlerine taraf olan ve 31 (1) maddesinin hükmüne göre bu sözleşmenin belli bir ülke toprağında uygulanması için bildirimde bulunan her ülke, yukarıda 1 inci paragrafta belirtilen ülkelere benzer durumda kabul edilerek, sözkonusu topraklar hususunda 1 inci paragrafta öngörüldüğü biçimde bildirimde ve 2 nci paragrafta öngörüldüğü biçimde yenileme bildiriminde bulunabilir.
1 inci paragraf hükmünde öngörülen imkanlardan yararlanan bir ülkenin, diğer bir ülkeye daha kısa korunma süresi için izin vermemesi durumunda, eğer önceki ülke kaynak ülke ise, 1-20 nci maddeler gereği bu izni vermek zorundadır.
V (1) (a) maddesine göre bildirimde bulunmuş bir kaynak ülke, eserler hususunda 30 (2) (b) maddesinin üçüncü cümlesinde düzenlenen karşılıklı muamele için başvuru hakkını, I (3) maddesinin süre sona ermeden önce kullanmayacaktır.
Madde II
Bu maddenin sağladığı haklardan yararlanmak istediğini bildiren her ülke, basılmış veya benzer şekilde çoğaltılmış eserler sözkonusu olduğunda, 8 (a) maddesinde düzenlenen inhisari nitelikteki çeviri hakkı yerine geçen, yetkili makamlarca aşağıdaki koşullarda IV üncü maddeye göre verilecek inhisari olmayan ve devredilemez nitelikte bir ruhsat sisteminden yararlanma hakkına sahip olacaktır.
Eserin ilk yayım tarihinden itibaren 3 üncü paragrafta sözü geçen 3 yıllık bir sürenin ya da söz konusu ülkenin ulusal mevzuatınca belirlenen daha uzun bir sürenin sona ermesinden sonra, çeviri hakkı sahibi tarafından bizzat veya onun verdiği yetki ile bir başkası tarafından, o ülkede konuşulan dillerden birinde eserin bir çevirisi yayımlanmamışsa, o ülke uyruğu olan herkes çeviri için ruhsat alarak, eseri, basılmış veya benzer başka bir şekilde çoğaltılmış olarak yayımlayabilir.
O ülke dilinde yayımlanan bir çeviri eserin basılı bütün nüshalarının mevcudu tükenmişse, bu maddede öngörülen şartlar ile bir ruhsat verilebilir.
(a) 2 (a) paragrafında öngörülen 3 yıllık süre, eserin, Birliğe üye olan bir ya da daha fazla gelişmiş ülkede yaygın olarak konuşulan dillerin dışındaki bir dile çevrilmesi halinde bir yıla indirilecektir.
1 inci paragrafta söz edilen ilkelerden biri, Birliğe üye olan ve aynı dilin yaygın olarak konuşulduğu gelişmiş ülkelerin oybirliği ile varacakları bir mutabakatla bu dile yapılacak çeviriler için, 2 (a) paragrafında öngörülen üç yıllık süreyi bir yıldan az olmamak kaydıyla daha kısa bir süreye indirebilecektir. Ancak İngilizce ve İspanyolca dilleri için bu cümle hükmü uygulanmayacaktır. Bu konuda varılacak mutabakat, ilgili hükümetler tarafından Genel Müdüre bildirilecektir.
(a) Bu maddede öngörülen ruhsat;
Ruhsat için başvuranın IV (1) maddesinde aranan şartları karşıladığı tarihten itibaren,
Ruhsat için başvuranın çeviri hakkı sahibin kimliğinin ve adresinin bilinmediği durumlarda IV (2) maddesinde öngörüldüğü şekilde ruhsatı vermeye yetkili makama başvuru belgesi gönderdiği tarihten itibaren,
6 aylık bir süre geçmeksizin üç yıldan sonra elde edilen, 9 aylık bir süre geçmeksizin de 1 yıldan sonra elde edilen herhangi bir ruhsat verilmeyecektir.
(b) Söz edilen 6 ya da 9 aylık süre içinde, çeviri hakkı sahibi tarafından bizzat veya onun verdiği yetkiye dayanılarak, ruhsat başvurusunda bulunulan dilde eserin bir çevirisi yayımlanmışsa, bu madde kapsamında herhangi bir ruhsat verilmeyecektir.
(5) Bu madde kapsamında ancak, öğretim, bilim ve araştırma amaçları için ruhsat verilecektir.
(6) Eser, çeviri hakkı sahibi tarafından bizzat veya onun verdiği yetki ile bir başkası tarafından, o ülkedeki benzer eserler gözönüne alındığında makul sayılabilecek bir bedel karşılığında yayımlanmışsa, aynı dilde ve içerikte bir çeviri için bu maddeye dayanılarak daha önce verilen ruhsatlar iptal edilecektir. Ruhsatın iptalinden önce basılmış olan nüshaların dağıtımına ise mevcudun tükenmesine kadar devam edilebilir.
Resimlendirme ağırlıklı eserlerde, metnin çevirisi veya yayımı ile resimlendirmenin çoğaltılması ve yayımı konusunda ancak III üncü maddedeki şartların da karşılanması halinde ruhsat verilebilir.
(8) Yazarın, eserin bütün nüshalarını dolaşımdan çekmesi halinde, bu maddeye dayanarak herhangi bir ruhsat verilmeyecektir.
(9)
(a) Aşağıda yazılı bütün şartların karşılanması halinde, basılmış veya benzer bir şekilde çoğaltılmış bir eserin çevirisini yapmak için, bir yayın kuruluşuna, o yayın kuruluşunun yöneticilerinin 1 inci paragraf kapsamındaki bir ülkede bulunması ve sözkonusu ülkenin yetkili makamlarına başvuruda bulunması halinde ruhsat verilebilir.
(i) Çevirinin, anılan ülkenin mevzuatına uygun olarak elde edilen bir nüshadan yapılmış olması,
(ii) Çevirinin yalnızca öğretim veya belirli alanlardaki uzmanlara bilimsel, teknik mesleki araştırma sonuçlarını açıklamaya yönelik olarak yayınlarda kullanılması,
(iii) Çevirinin yalnızca (ii) şartında belirtilen amaçlara yönelik olarak, kanuni olan ve sadece bu tür yayınlar için üretilen ses ve görüntü kaydına yarayan araçlarla yapılan yayınları da içeren kanuni olan ve bahsi geçen ülke topraklarında bulunan alıcılar için düşünülen yayınlarda kullanılması,
(iv) Çevirinin bütün kullanımının ticari amaçlar dışında olması.
(b) Bu paragraf hükmüne göre verilen bir ruhsata dayanılarak bir yayın kuruluşu tarafından yapılan bir çevirinin ses ve görüntü kayıtları, (a) paragrafında öngörülen şartlarda ve yine (a) paragrafında belirtilen amaçlara yönelik olarak, sözkonusu yayın kuruluşunun izni alınarak ruhsatı veren yetkili makamın bulunduğu ülkede faaliyetini sürdüren diğer yayın kuruluşları tarafından da kullanılabilir.
(c) Bir yayın kuruluşuna, yukarıda (a) paragrafında öngörülen bütün kıstaslara ve şartlara uymak kaydıyla görsel-işitsel olarak tespit edilmiş metinlerin çevirisi için konusunda kaydın hazırlanması ve yayımın yalnızca sistemli eğitsel etkinliklerde kullanılması amacına dayanıyorsa ruhsat verilebilir.
(d) (a) ve (c) paragraflarına bağlı olarak, önceki paragraflarda öngörülen hükümler, bu fıkraya göre verilecek ve kullanılacak ruhsatlar için de uygulanacaktır.
Madde III
Bu madde hükmünden yararlanmak istediğini bildiren her ülke, 9 uncu maddede düzenlenen inhisari nitelikteki çoğaltma hakkı yerine yetkili makamlarca IV üncü maddeye göre ve aşağıda yazılı şartlarda verilebilecek inhisari olmayan ve devredilemez nitelikteki bir ruhsat sistemini uygulayacaktır.
(a) 7 nci paragraf gereği bu maddenin bir esere,
3 üncü paragrafında belirtilen, eserin belli bir baskısının ilk yayım tarihinden başlayan sürenin,
Ya da aynı tarihte başlayan, 1 paragrafta söz edilen ülkenin ulusal mevzuatı tarafından belirlenen daha uzun bir sürenin,
bitiminden sonra uygulanması halinde, eserin sözkonusu baskısına ait nüshalar, çoğaltma hakkı sahibi tarafından bizzat ya da onun verdiği yetkiyle bir başkası tarafından bu ülkede dağıtılmıyorsa ya da sistemli eğitsel etkinlikler için kullanılmıyorsa, benzer eserler için bu ülkede normal olarak öngörülen bir ücret karşılığında, yurttaşı olan herkes bu baskının çoğaltılması ve sistemli eğitsel etkinlikler ile bağlantılı kullanım için bu fiyata ya da daha ucuza yayımlanması amacıyla ruhsat alabilecektir.
(b) Eğer uygulanacak sürelerin bitiminden sonra, o baskının ruhsata bağlı umuma arz edilmiş hiçbir nüshasının – ya da sistemli eğitsel etkinlikler için yayımlanmış nüshaların – benzer eserler için ülkede normal olarak öngörülen ücret karşılığında satılması için arz kalmamışsa, bu maddede öngörülen şartlarda (a) paragrafında düzenlenen bir baskının çoğaltılması ve yayımı konusundaki bir ruhsat verilebilir.
Aşağıdaki durumlar hariç II (a) (i) maddesinde atıfta bulunulan süre 5 yıl olacaktır.
Matematik ve teknoloji de dahil doğa ve fizik bilimleri eserleri için bu süre, 3 yıl olacaktır.
Kurgu, şiir, drama ve müzik eserleri ile sanat kitapları için bu süre, 7 yıl olacaktır.
(a) Bu maddeye dayanılarak;
Ruhsat için başvuranın IV üncü maddenin 1 inci paragrafındaki şartları karşıladığı tarihten itibaren,
Çoğaltma hakkı sahibinin kimliğinin ve adresinin bilinmediği durumlarda, ruhsat için başvuranın IV üncü maddenin 2 nci paragrafında düzenlendiği üzere başvuru belgesini ruhsat vermeye yetkili makama gönderdiği tarihten itibaren, altı aylık bir süre geçmeksizin, 3 yıldan sonra elde edilen herhangi bir süre verilmeyecektir.
(b) Diğer sürelerin geçmesinden sonra ve IV (2) maddesine göre ruhsat alınabilen durumlarda başvuru belgesinin gönderildiği tarihten itibaren 3 aylık bir süre geçmeksizin hiçbir ruhsat verilmeyecektir.
(c) (a) ve (b) paragraflarında atıfta bulunulan 6 ya da 3 aylık süreler içerisinde 2 (a) paragrafında da tarif edilen türde bir dağıtım yapılmamışsa, bu maddeye göre hiçbir ruhsat verilmeyecektir.
(d) Eğer eser sahibi, çoğaltılması ve yayımı konusunda ruhsat için başvurulan baskının bütün nüshalarını tedavülden çekmişse, hiçbir ruhsat verilemez.
(5) Aşağıdaki hallerde bir eserin çevirisinin çoğaltılması ve yayımı konusunda ruhsat verilemez.
Çeviri, çeviri hakkı sahibi tarafından ya da onun rızası ile yayımlanmamışsa,
Çeviri ruhsat için başvurulan ülkede yaygın olarak konuşulan bir dilde değilse.
(6) Bir eserin 1 inci paragrafta belirtilen bir ülkede sistemli eğitsel etkinlikler kapsamında kullanılan ya da dağıtımı yapılan bir baskısının nüshaları, çoğaltma hakkı sahibi tarafından veya onun verdiği yetki ile, o ülkede benzer eserler için normal olarak öngörülen ücret karşılığında dağıtılıyorsa, bu maddeye dayanılarak aynı dilde ve içerikteki bir baskı için verilmiş olan diğer ruhsatlar iptal edilecektir. Ruhsatın iptalinden önce tedavülde olan nüshaların dağıtımına ise, mevcudun tükenmesine kadar devam edilebilecektir.
(7)
(b) paragrafına dayanılarak bu maddenin uygulanılacağı eserler basılı ve benzer şekilde çoğaltılarak yayımlanmış eserlerle sınırlıdır.
Bu madde, ruhsat için başvurulan ülkede yaygın olarak konuşulan bir dilde koruma altındaki eserlerin çevirileri de dahil olmak üzere görsel işitsel olarak yasalara uygun olarak yapılmış sadece sistemli eğitsel etkinliklerde kullanılma amacına yönelik kayıtların çoğaltılmasına uygulanacaktır.
Madde IV
Yalnızca ruhsat için başvuranın ülke esaslarına göre çeviri yapma ve yayımlama ya da baskıyı çoğaltma ve çeviriyi yayımlama hakkı sahibinden ruhsat isteminde bulunduğunu ve bu istemin kabul edilmediğini, ya da kendisine düşen bütün özeni göstermesine rağmen hak sahibini bulamadığını ortaya koyması halinde, II ya da III üncü maddeye dayanılarak bir ruhsat verebilir. Başvuran, ruhsat isteminde bulunduğunu aynı zamanda 2 nci paragrafta belirtilen ulusal ya da uluslararası bilgi merkezlerine de bildirecektir.
Hak sahibi bulunamıyorsa ruhsat için başvuru belgelerinin örneklerini taahhütlü olarak ruhsat vermeye yetkili makama, eserde adı yazılı yayımcıya ve yayımcının iş merkezinin bulunduğu ilgili ülke hükümetince Genel Müdüre yapılan bildirimle belirlenmiş olan ulusal ya da uluslararası bir bilgi merkezine gönderecektir.
II ya da III üncü maddeye göre verilen bir ruhsata dayanarak yayımlanan ya da çoğaltılan bütün nüshalarda belirtilecektir. Çeviri eserlerde de eserin özgün adına mutlaka bütün nüshalarda yer verilecektir.
II nci ve III üncü maddelere göre verilen hiçbir ruhsat, nüshaların dışsatımını kapsamayacak; ancak çevirinin ya da çoğaltmanın ülke toprağında yayımlanması için geçerli olacaktır.
(a) paragrafında öngörülen dışsatım kavramı, nüshaların herhangi bir ülkeden I (5) maddesine göre bildirimde bulunmuş bir başka ülkeye gönderilmesini de kapayacaktır.
Bir ülkede İngilizce, Fransızca ve İspanyolca dilleri dışındaki bir dile yapılacak çeviriler için, II inci maddeye dayanarak ruhsat veren hükümet veya kamu kuruluşunun, bu ruhsata göre yayımlanan bir eserin nüshalarını bir başka ülkeye göndermesi durumunda, aşağıdaki şartların hepsi karşılanıyorsa, bu gönderme eylemi “dış satım” olarak kabul edilmeyecektir.
Alıcıların, yetkili makamlarının ruhsat verdiği ülke yurttaşı olan kişiler ya da bu
kişilerin örgütlendiği kuruluşlar olması,
Nüshaların yalnızca öğretim, bilim ve araştırma amaçlarına yönelik olarak
kullanılması,
Nüshaların gönderilmesi ve sonradan alıcılara dağıtımının ticari amaçlar dışında kalması,
Nüshaların gönderildiği ülke ile yetkili makamlarının alımına veya dağıtımına ya da her ikisine birden izin verdiği ülkenin aralarında anlaşmış olması ve ruhsat veren ülke hükümetlerinin Genel Müdüre bu anlaşma konusunda bildirimde bulunmuş olması.
II ve III üncü maddelere göre verilen bir ruhsata dayanarak yayımlanan bütün nüshalarda, bu nüshaların yalnızca ruhsatın uygulanacağı ülke ya da topraklarda dağıtılabileceği konusunda ilgili dilde yazılmış bir ibare yer alacaktır.
(a) Aşağıdaki hususların sağlanması ulusal düzeyde hükme bağlanacaktır.
Ruhsatın, çeviri ya da çoğaltma hakkı sahibine ücret konusunda, ilgili iki ülkede de kişilerin özgür iradeleriyle görüşerek belirledikleri ruhsatlarda normal olarak yeralan haklara uygun haklar sağlanması,
Ücretin ödenmesi ve nakli: Ulusal para mevzuatının müdahalesi olduğunda, yetkili makamın ücretin çevrilebilir bir kur ya da dengi bir ödeme vasıtasıyla nakli konusunda elinden gelen bütün gayreti göstermesi.
(b) Eserin çevrisinin doğru olarak yapılmasını ya da belli bir baskının sağlıklı olarak çoğaltılmasını sağlamak için ulusal mevzuatta gerekli düzenlemeler yapılacaktır.
Madde V
(1) (a) Onama ya da katılma sırasında II nci madde hükmünden yaralanmak istediği konusunda bildirimde bulunması gereken her ülke, bunun yerine,
30 (2) (a) maddesinin uygulanacağı bir ülke ise, çeviri hakkı için bu madde hükmüne dayanarak bildirimde bulunacaktır.
30 (2) (a) maddesinin uygulanamayacağı bir ülke ise, Birlik dışında bir ülke değilse bile; 30 (2) (b) maddesinin 1 inci cümlesine göre bildirimde bulunacaktır.
(b) I (1) maddesinde öngörüldüğü şekilde “gelişmekte olan ülke” sıfatının sona ermesi durumunda, bu paragrafa göre yapılacak bir bildirim, I (3) maddesindeki sürenin sona erdiği tarihe kadar geçerli olacaktır.
(c) Bu paragrafa göre bildirimde bulunmuş hiçbir ülke, bu bildirimi geri çekse dahi, II inci madde hükmünden yararlanamayabilir.
(2) 3 üncü paragrafa göre, II inci madde hükmünden yararlanan hiçbir ülke, sonradan 1 inci paragrafa dayanarak bildirimde bulunamayabilir.
(3) I (1) maddesinde belirtilen “gelişmekte olan ülke” sıfatını yitiren her ülke, I (3) maddesinde yeralan uygulanacak sürenin bitiminden en çok iki yıl öncesine kadar 30 (2) (b) maddesinin 1 inci cümlesindeki sonuç için, Birlik içinde olup olmadığına bakılmaksızın bildirimde bulunabilir. Böyle bir bildirim, I (3) maddesindeki sürenin bitiminden itibaren yürürlüğe girecektir.
Madde VI
Birliğe üye her ülke, Sözleşme tarihinden itibaren ve 1-21 inci maddeler ve bu EK’e taraf olmadan önceki herhangi bir tarihte,
1-21 inci maddeler ve bu EK’e taraf olan bir ek olup olmadığı, I (1) maddesinde yeralan haklardan yararlanıp yararlanmayacağı, aşağıda (ii) alt paragrafında belirtilen hususlarda mutabık olan kaynak ülke eserlerine II inci veya III üncü madde hükümlerini ya da her ikisini birden uygulayıp uygulamayacağı konusunda,
Bu EK’in yukarıda (i) alt paragrafına ya da I inci maddeye göre bildirimde bulunan kaynak ülkelere uygulanması konusunda
bildirimde bulunabilir.
(2) 1 inci paragrafa göre yapılacak her bildirim yazılı olacak ve Genel Müdüre sunulacaktır. Bildirim, Genel Müdüre sunulduğu tarihte yürürlüğe girecektir.
Japonya Anayasası, ikinci dünya savaşından sonra 26 Nisan 1947 tarihinde yayınlanmış ve 26 Temmuz 1947 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Japonya Anayasası, yürürlüğe girdiği 1947 yılından bu yana değişikliğe uğramamıştır. Japonya Anayasası’nda değişiklikler yapılmasına ilişkin tartışmalar güncelliğini korumaktadır. Japonya Anayasasının tam metni İtalyanca metinden Türkçeye Arif ERGÜNAY tarafından tercüme edilerek 1950 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisinin 7. cildinde ve 1. sayısında yayınlanmıştır.
Japonya’nın yönetim şekli Anayasal Monarşi’dir ve çoğulcu parlamenter bir sistem bulunmaktadır. Anayasa uyarınca, İmparator’un görev ve yetkileri tamamen sembolik niteliktedir ve yürütme erkinin başı Başbakan’dır. Japonya bayrağı, kırmızı daire ve güneş şeklindedir. Bayrak, milli simgelerin başında gelmektedir. Japon mitolojisine göre güneşin tanrıçası Amaterasu Japon tanrılarının kraliçesi ve Japon imparator hanedanının anasıdır.
Japonya’da iki meclisli sistem bulunmaktadır. Ulusal Meclis (Diet) Anayasa’da, en üst devlet kurumu olarak tanımlanmıştır. Ulusal Meclis, 475 sandalyeli Temsilciler Meclisi (Alt Meclis) ve 242 sandalyeli Senato’dan (Üst Meclis) oluşmaktadır.
Japonya Anayasası
Biz, Japon Milleti, Umumi Meclise (Diyet meclisi) usulüne göre seçilmiş mümessillerimiz vasıtasıyla kendimiz ve evlatlarımız için bütün milletlerle sulh içinde işbirliği yapmaktan doğacak faydaları ve tekmil memlekete şamil hürriyetin vereceği kazançları teminat altına almaya ve hükumet faaliyetlerinden meydana gelen harp korku ve dehşetlerinin bizi artık sarmasına mani olmaya kesin olarak karar vermiş olarak, egemenlik kudretinin Millette olduğunu ilan ediyor ve bu Anayasayı resmen kabul ediyoruz.
Hükumet milletin verdiği mukaddes bir vekalettir; hükumet otoritesi milletten doğar; onun salahiyetleri milletvekilleri vasıtasıyla icra edilir ve onun faaliyetinden hasıl olacak faydalar millete ait olur. Bu insanlığın cihanşümul bir prensibidir; Anayasamız işte bu prensibe istinat etmektedir.
Biz bu Anayasaya aykırı bütün anayasaları, kanunları, tüzükleri, ve emirnameleri red ve ilga ediyoruz.
Biz, Japon Milleti, daimi bir sulh istiyor ve insanlar arasındaki münasebetleri tanzim eden yüksek idealleri bütün benliğimizle taktir ediyoruz. Bu itibarla, dünyada sulhu seven bütün milletlerin adalet ve bağlılıklarına güvenerek kendi emniyet ve mevcudiyetimizi muhafaza ve devam ettirmeye karar vermiş bulunuyoruz.
Dünya üstünde tedhiş ve esareti, tazyik ve müsamahasızlığı daimi olarak reddeden ve sulhu muhafaza etmeye uğraşan milletler arası bir cemiyet içinde kendimize uygun bir mevki sahibi olmak istiyoruz.
Kabul ediyoruz ki, dünyada her millet sulh içinde, korku ve ihtiyaçtan azade yaşamak hakkına maliktir. Şuna inanıyoruz ki, hiç bir millet sırf kendisine karşı mes’ul değildir; siyasi ahlak kanunları bütün cihana şamildir, ve bu itibarla, kendi egemenliklerini masun tutmak ve diğer milletlerle olan egemenlik münasebetlerini hakkaniyete uygun görmek isteyen milletler bu ahlak kanunlarına tabi olmak mecburiyetindedirler.
Biz, Japon Milleti, bu en yüksek ideal ve gayeleri bütün mevcudiyet ve imkanlarımızla tahakkuk ettirmeyi milli şerefimizle taahhüt ediyoruz.
Bölüm I – İMPARATOR
Madde 1
İmparator, Devletin ve Milli birliğin sembolüdür; Onun bu sıfatı egemenliğe sahip olan milletin iradesinden doğar.
Madde 2
İmparatorluk tahtı, Umumi Meclis’in (Diyet) Kabul ettiği İmparatorluk Saray kanunu esasları dahilinde, hükümdar sülalesine bağlıdır ve verasetle intikal eder.
Madde 3
İmparatorun devlete müteallik bütün işleri Bakanlar Kurulunun rıza ve tasdikine tabidir; Bakanlar Kurulu bu işlerden mes’uldür.
Madde 4
İmparator yalnız Anayasa’da gösterilen işleri yapar; icrayı hükumet edemez. İmparator, kanunlardaki hükümler dahilinde, devlet vazifelerinin yapılması için başka birini tevkil edebilir.
Madde 5
İmparatorluk Saray kanunu hükümleri dahilinde bir naiplik kurulduğu zaman, naip, devlet işlerini imparator namına yapar. Böyle bir halde evvelki maddenin ilk fıkrası tatbik edilebilir.
Madde 6
İmparator, Umumi Meclis’in teklifi üzerine, Başbakanı tayin eder. İmparator Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine, Yüksek Mahkemenin Başyargıcını tayin eder.
Madde 7
İmparator, Bakanlar Kurulunun rıza ve tasdikine uygun olarak, aşağıdaki devlet işlerini millet namına ifa eder:
Anayasa değişikliklerini, kanunları bakanlar kurulu kararlarını ve muahedeleri ilan eder;
Umumi Meclis’i toplantıya çağırır,
Mümessiller Meclisini dağıtır,
Umumi Meclis üyelikleri için umumi seçimleri ilan eder; kanunlara göre, bakanları ve diğer devlet memurlarını tayin eder veya vazifelerinden çıkarır; sefir ve siyasi temsilcilere tam salahiyet ve itimatnameler verir,
Umumi ve hususi aflar ilan eder; cezaları tadil eder, haklardan mahrumiyet ve hakların iadesi hakkında kararlar çıkarır; nişanlar verir; kanunla gösterilen hudutlar dahilinde, tasdik vesikalarını ve diğer siyasi vesikaları imza eder; yabancı sefir ve siyasi mümessilleri kabul eder; umumi merasimlerde hazır bulunur.
Madde 8
Umumi Meclis’in müsaadesi olmaksızın, imparatorluk sarayından hiç bir mal verilmeyeceği veya saraya hiç bir mal kabul edilmeyeceği gibi, hibe de yapılamaz.
Bölüm II – HARPTEN FERAGAT
Madde 9
Nizam ve adalete müstenit milletlerarası bir sulhu gönülden dileyen Japon milleti, halkın hükümranlık hakkı olarak harpten ve milletler arası anlaşmazlıkları hal işinde tehdit ve kuvvet kullanmaktan, daimi şekilde feragat eder. Bu itibarla, hiç bir kara, deniz ve hava kuvveti veya her hangi diğer bir harp kuvveti muhafaza edilemez. Devlete muhariplik hakkı tanınmaz.
Bölüm III — MİLLETİN HAK VE VAZİFELERİ
Madde 10
Japon vatandaşı olmak için lazım gelen şartlar kanunla tayin ve tespit edilir.
Madde 11
Japon milletine, insan ana haklarından istifade etmesi men olunamaz. Bu Anayasanın millete temin ettiği insan ana haklan bugünkü ve müstakbel nesillere ebedi ve değişmez haklar olarak verilmiştir.
Madde 12
Bu Anayasa ile millete temin edilen haklarla hürriyetler, vatandaşların devamlı gayretiyle muhafaza ve idame edilir. Her vatandaş bu hak ve hürriyetleri fenaya kullanmaktan çekinmelidir; herkes bunların amme menfaatine kullanılmasından daimi şekilde mes’ul tutulur.
Madde 13
Milletin bütününe hürmet etmek, fertlere teker teker saygı göstermek suretiyle olur. Umumi menfaatle tezat teşkil etmemek şartyla, fertlerin yaşama, hürriyet ve saadet, arama hakları kanunların ve idare mekanizmasının mülhem olacakları en yüksek ölçüdür.
Madde 14
Bütün vatandaşlar kanun önünde müsavidir; aralarında ırk, cins, içtimai şartlar veya doğuş dolayısıyla siyasi, iktisadi ve içtimai sahada hiç bir fark gözetilmez. Asalet unvanları tanınmaz. Bahşedilen bir şeref unvanı, nişan ve her hangi bir payeye bağlı olarak hiç bir imtiyaz verilemez; bu nev’i şeref rütbeleri verasetle intikal etmez.
Madde 15
Millet, kendi memurlarını seçmek ve onları vazifelerinden çıkarmak hususunda başkasına devredilmeyen bir hakka sahiptir. Bütün memurlar milletin hey’eti umumiyesinin hizmetinde olup yalnız bir gurup vatandaşın hizmetinde tutulamazlar. Memur seçiminde reşit kimselerin iştirak ettiği umumi bir seçim yapılması şarttır. Hiç bir seçimde sandıkların mahremiyeti bozulamaz. Verdiği oy dolayısıyla hiç kimse umumi veya hususi olarak sorguya çekilemez.
Madde 16
Her vatandaş bir zararın tamiri, memurların işlerinden çıkarılması, kanun, tüzük veya yönetmeliklerin neşri, kaldırılması veya değiştirilmesi veya diğer işler hakkında dilekçe vermek hakkına maliktir. Böyle bir dilekçe vermekle üzerine mes’uliyet alan kimsenin aleyhine her hangi farklı bir muamele yapılamaz.
Madde 17
Bir amme organının gayri kanuni bir muamelesinden dolayı zarar gören herkes, kanunda gösterilen şekiller dahilinde, gerek devlet, gerekse bir amme birliğinden bu zararın tazminini isteyebilir.
Madde 18
Hiç kimse esaret altına alınamaz. Bir suçun tecziyesi hali müstesna, her nev’i kalebentlik yasaktır.
Madde 19
Düşünce ve vicdan hürriyeti ihlal edilemez.
Madde 20
Herkesin din hürriyeti bu kanunla teminat altına alınmıştır. Hiç bir dini teşkilat devletten imtiyaz alamaz ve siyasi bir salahiyet kullanamaz. Hiç kimse merasimlere, tes’itlere, ayinler ve dini faaliyetlere iştirak etmeye icbar olunamaz. Devlet ve diğer amme organlan dini eğitimden veya her hangi diğer bir dini faaliyetten kaçınmak mecburiyetindedirler.
Madde 21
Toplanma ve cemiyet hürriyeti, ve keza parti kurmak, matbuat ve diğer her çeşit fikir ve düşünce hürriyetleri bu kanunun teminatı altındadır. Sansür yasak olup, hiç bir muhabere vasıtasının gizliliği ihlal edilemez.
Madde 22
Amme menfaatinin çizdiği çerçeve dahilinde, kendi ikametgahını seçmek ve değiştirmekte ve kendi işini tayin etmekte herkes serbesttir. Hiç kimsenin yabancı bir memlekete gitmek ve kendi vatandaşlığından vaz geçmek hakkı selp edilemez.
Madde 23
Eğitim hürriyeti masundur.
Madde 24
Evlenme, her iki cinsin karşılıklı rızalarına ve karı ile. kocanın müsavi haklar dahilinde, karşılıklı işbirliği esasına istinat etmelidir. Karı veya koca intihabına, mal hukukuna, mesken seçimine, boşanmaya, ve nikah ve aileye dair diğer meseleler hakkında insanlık vakarına uygun olarak her iki cinsin asli muadeleti prensibinden mülhem olan kanunlar çıkarılacaktır.
Madde 25
Gerek maddi gerekse kültür bakımından her vatandaşın asgari bir hayat seviyesi temin etmeye hakkı vardır. Cemiyet hayatının her sahasında sosyal refah ve emniyetin ve umumi hürriyetin inkişaf bulması ve yayılması için Devlet, lüzumlu tedbirleri almak mecburiyetindedir.
Madde 26
Kanunda gösterilen şekilde, herkesin kendi kabiliyetine göre, müsavi bir tahsil ve terbiye almaya hakkı vardır. Bir kimse kendisine tevdi edilen küçüklerin kanunun emrettiği tahsil derecesini almalarını temin edecek şekilde hareket etmek mecburiyetindedir. Mecburi eğitim parasızdır.
Madde 27
Herkes çalışmak hak ve vazifesini haizdir. İşçilere, iş saatlerine, tatil zamanlarına ve işe müteallik sair şartlar kanunla tespit edilir. Çocukların çalıştırılması suistimal edilemez.
Madde. 28
İşçilerin teşkilat kurmak, kolektif halde hareket etmek ve mukavele yapmak hakları bu kanunun teminatı altındadır.
Madde 29
Mülkiyet ve tasarruf hakkı ihlal olunamaz. Mülkiyet müessesine bağlı haklar amme menfaatine uygun olarak kanunla tayin ve ve tespit edilir. Hususi mülkiyet bir amme faydası ve bedel mukabilinde istimlak edilebilir.
Madde 30
Millet, kanunla tayin edilen vergilere tabidir.
Madde 31
Hiç kimse hayat ve hürriyetinden mahrum edilemez. Kanunun tespit ettiği kaideler dışında kimseye ceza verilemez.
Madde 32
Mahkemelere dahil olmak hakkı kimseden nez edilemez.
Madde 33
Salahiyetli adli makam tarafından hazırlanmış bir müzekkere olmadıkça kimse tevkif edilemez; tevkif müzekkeresinde bir kimseye atfedilen suçun mahiyeti açıkça yazılmak lazımdır. Suçüstü halleri bundan hariçtir.
Madde 34
Aleyhinde ileri sürülen ithamlardan derhal haberdar edilmedikçe veya kendisini hemen müdafaa edecek imkanlar verilmedikçe bir kimse ne tevkif ve ne de hapsedilebilir; muhik bir sebep olmaksızın mevkufiyet devam ettirilemez; bir kimsenin aleyhine ileri sürülen itham, talebi üzerine, kendisinin ve müdafisinin hazır bulunduğu bir mahkemede hemen ispat edilmek lazımdır.
Madde 35
33’üncü maddede zikredilen hal müstesna, bir kimsenin mesken masuniyeti, evrak ve mallarının emniyeti; arama yerini ve zapt ve müsadere edilecek malları tafsilatla gösteren ve mucip sebeplere müstenit bir müzekkere olmadıkça, ihlal olunamaz. Her arama ve zabıt ve müsadere, salahiyetli adli bir makamdan verilmiş bir müzekkereye istinaden yapılabilir.
Madde 36
Devlet memurları tarafından işkence veya zalimane ceza tatbiki mutlak olarak yasaktır.
Madde 37
Sanık her çeşit ceza tatbikatında tarafsız bir mahkemeye müracaat ve dava açmak hakkına maliktir. Arzu ettiği bütün şahitleri dinletmek için sanığa tam bir imkan verilir. Kendi lehine şehadet temin etmek üzere, sanık, masrafı devlet tarafından ödenen bir takım tazyik usullerine başvurulmasını, talep edebilir. Sanık her zaman salahiyetli bir avukat tarafından müdafaa edilir. Avukat temin edecek maddi imkanı yoksa sanığa devletçe bir avukat tedarik edilir.
Madde 38
Hiç kimse kendi aleyhine şehadete icbar edilmez. Tazyik, işkence veya tehditle veya uzun bir mevkufiyetten sonra sanığın kendi aleyhine yaptığı itiraflar delil kıymetini haiz değildir. Bir sanığın aleyhine elde edilen tek delil yalnız bir itiraftan ibaretse, o sanık mahkum veya tecziye edilemez.
Madde 39
Bir kimse, işlendiği zaman meşru olan veya beraat ettiği bir fiilinden dolayı cezaen mes’ul olmaz; bir kimse aleyhine aynı fiilden dolayı iki defa takibat yapılamaz.
Madde 40
Haksız yere tevkif veya hapis edildikten sonra serbest bırakılan kimse, kanuni hükümler dahilinde devletten zarar ve ziyan talep edebilir.
Bölüm IV – UMUMÎ MECLİS (Diyet Meclisi)
Madde -41
Umumi Meclis Devletin en yüksek ve tek yasama organıdır.
Madde 42
Umumi Meclis iki meclisten teşekkül eder; Mümessiller Meclisi ve Müşavirler Meclisi.
Madde 43
Her iki mecliste bütün milletin mümessili olarak seçilen üyelerden teşekkül eder; her meclisin üye adedi kanunla tespit edilir.
Madde 44
Meclislere üye seçilmek ve seçmen olabilmek için lazım gelen vasıflar kanunla tespit edilir. Her halükarda bu vasıflar arasında ırk, din, sınıf, sosyal şartlar, doğuş, tahsil ve terbiye, mal gibi sebeplerden dolayı bir fark gözetilmez.
Madde 45
Mümessiller Meclisi üyelerinin seçim devresi dört senedir. Ancak, meclis dağıtılırsa, bu tarih devrenin sonu sayılır.
Madde 46
Müşavirler Meclisi üyelerinin seçim müddeti altı senedir; üyelerin yarısı her üç senede bir değişir.
Madde 47
Seçim mahallerine, seçim sistemine ve her iki meclis üyelerinin seçim usulüne müteallik hususlar kanunla tespit edilir.
Madde 48
Hiç kimse her iki mecliste aynı zamanda üye olamaz.
Madde 49
Kanuna konan hükümler dahilinde her iki Meclis üyelerine Hazineden muvafık bir ödenek verilir.
Madde 50
Kanunun gösterdiği haller müstesna, Umumi Meclisin toplantı devresinde üyeler tevkif edilemez; toplantı devresinden evvel tevkif edilmiş olan üyeler Meclisin talebi üzerine toplantının devamı müddetince serbest bırakılır.
Madde 51
Her iki Meclis üyeleri Mecliste söyledikleri sözler, yaptıkları münakaşalar ve verdikleri oylardan dolayı meclis dışında mes’ul tutulamazlar.
Madde 52
Umumi Meclis normal olarak senede bir defa toplantıya çağrılır.
Madde 53
Bakanlar Kurulu Umumi Meclisin olağanüstü toplantıya çağrılmasına karar verebilir. Meclislerden birinin dörtte bir veya daha fazla üyesi istediği zaman Bakanlar Kurulu Meclisleri toplantıya çağırmakla mükelleftir.
Madde 54
Mümessiller Meclisi dağıtılırsa, bu tarihten 40 gün içinde yeni seçimlerin yapılması ve Umumi Meclisin seçimlerden sonra bir ay zarfında toplantıya çağrılması lazımdır. Mümessiller Meclisi dağıtılmış olduğu müddetçe Müşavirler Meclisi kapalı kalır. Bununla beraber çok ehemmiyetli milli meseleler mevzu bahis olduğu hallerde Bakanlar Kurulu Müşavirler Meclisini olağanüstü toplantıya çağırabilir. Yukarıdaki paragrafta zikredilen toplantıda alınan kararlar muvakkat mahiyette olup Umumi Meclisin toplanmasından itibaren on gün içinde Mümessiller Meclisi tarafından tasvip edilmezse ilga olunurlar.
Madde 55
Her meclis kendi üyelerinin seçilme vasıfları hakkında karar verir. Bir üyenin seçilme vasıflarını haiz olmadığı hakkında, mevcut üyelerin üçte iki ekseriyetiyle karar verilmesi lazımdır.
Madde 56
Üye adedinin üçte biri veya daha fazlası hazır olmadıkça Meclislerin hiç birinde oturum açılamaz. Anayasada zikredilen haller müstesna., kararlar her bir mecliste ekseriyetle verilir; müsavat halinde, başkanın oy verdiği taraf muteberdir.
Madde 57
Her bir Mecliste müzakereler açıktır; mevcut üyelerin üçte ikisi isterse gizli toplantı yapılabilir. Meclislerden her birinde bir tutanak tutulur. Gizli toplantılarda, gizli kalmasına karar verilen kısımlar hariç, bu tutanaklar neşredilir. Mevcut üyenin beşte biri istediği taktirde, bazı meseleler hakkında üyelerin ferden verdikleri oylar tespit edilir.
Madde 58
Meclislerden her biri kendi başkanı ile diğer vazifeleri görecek üyelerini seçer. Her meclis kendi usul ve disiplin kaidelerini tespit eder ve usulsüz hareket eden üyeleri tecziye edebilir. Bir üyeyi dışarı çıkarmak için mevcut üyenin en az üçte ikisinin bunu kabul etmesi lazımdır.
Madde 59
Bir kanun projesi her iki Meclisin tasdikiyle kanun şeklini alır; Anayasanın açıkça başka bir şekil gösterdiği haller müstesnadır. Mümessiller Meclisinin kabul edipte Müşavirler Meclisinin reddettiği bir kanun projesi, Mümessiller Meclisinde ikinci defa ve mevcut üyenin üçte iki veya daha fazla ekseriyetle kabul edildiği taktirde, kanun olur. Bu kaide, Mümessiller Meclisinin, kanuni hükümleri dahilinde, her iki meclisten bir karma komisyon kurulması hususunda karar vermesine mani değildir. Müşavirler Meclisi, Mümessiller Meclisinden gelen bir kanun projesi hakkında vusulünden itibaren 60 gün zarfında (tatil zamanları bu müddete dahil edilmez) bir karar vermezse, Mümessiller Meclisi mezkur projenin Müşavirler Meclisi tarafından ret edilmiş olduğuna karar verebilir’.
Madde 60
Devlet bütçesi evvela Mümessiller Meclisine verilir. Bütçenin tetkiki işinde, Müşavirler Meclisi Mümessiller Meclisinden aykırı bir karar verdiği ve kanunla gösterilen şekilde kurulan karma komisyonun toplantısında da bir anlaşmaya varılmadığı veyahut Müşavirler Meclisi, Mümessiller Meclisinin kabul ettiği bütçe hakkında, tatil zamanları hariç, bütçenin vusulünden itibaren 30 gün içinde herhangi kafi bir karar vermediği zaman Mümessiller Meclisinin karan Umumi Meclis (Diyet) tarafından verilmiş sayılır.
Madde 61
Yukarıdaki maddenin ikinci fıkrası, muahedeler yapılması için Umumi Meclisten alınması lazım gelen tasdik kararı hakkında da tatbik edilir.
Madde 62
Meclislerden her biri, hükumetten, icraatı hakkında izahat talep edebilir; bu hususta müşahitlerin dinlenmesini ve mucip sebepler gösterilmesini de isteyebilir.
Madde 63
Başbakan ile diğer bakanlar üyesi buluşmasalar dahi, her iki mecliste, kanun projeleri hakkında izahat vermek üzere her zaman davet olunabilirler. Cevap veya izahat vermek için hazır bulunmaları istenen bakanlar bunu yapmak mecburiyetindedirler.
Madde 64
Aleyhlerinde vazifeden çıkarılmak hususunda dava açılan yargıçları muhakeme etmek üzere Umumi Meclis (Diyet Meclisi) her iki meclis üyelerinden müteşekkil bir yüksek mahkeme kurar.
Bölüm V – BAKANLAR KURULU
Madde 65
Bakanlar Kurulu icra kuvvetini kullanır.
Madde 66
Bakanlar Kurulu, kanunla tespit edilen şekle göre, bu kurulun başkanı olan başbakanla diğer bakanlardan teşekkül eder. Orduya mensup kimseler bakanlar kuruluna giremezler, icra kuvvetinin kullanılmasında, Bakanlar Kurulu Umumi Meclise karşı müştereken mes’uldür
Madde 67
Başbakan, Umumî Meclis üyeleri arasından bu Meclisin kararıyla seçilir. Başbakanın seçilmesi diğer bütün işlere takaddüm eder. Mümessiller Meclisiyle Müşavirler Meclisi ihtilaf haline düşer ve kanunda gösterilen şekilde iki Meclis karma komisyonunda da bir anlaşmaya varılmaz veya Müşavirler meclisi kendi adayını, Mümessiller Meclisinin adayını gösterdiği müddetten itibaren, tatil zamanları hariç, on gün içinde gösteremezse, Mümessiller Meclisinin kararı Umumi Meclisin kararı yerini tutar.
Madde 68
Bakanları Başbakan tayin eder. Bakanların ekseriyeti Umumi Meclis üyeleri arasından seçilir. Başbakan bakanlan istediği zaman işlerinden çıkarabilir.
Madde 69
Mümessiller Meclisi eğer ademi itimat reyi verir veya itimat meselesine bağlı bir kararı ret ederse, Mümessiller Meclisinin on gün zarfında dağıtılmaması halinde, Bakanlar Kurulu toptan istifa etmeye mecburdur.
Madde 70
Başbakanlık makamının boş kalması halinde veya Mümessiller Meclisi üyelerinin Umumi seçimden sonra Umumi Meclisin ilk toplantısı münasebetiyle, Bakanlar Kurulu toptan istifa eder.
Madde 71
Yukarıdaki iki maddede gösterilen hallerde, Bakanlar Kurulu, yeni Başbakanın tayinine kadar vazifesini yapmaya devam eder.
Madde 72
Başbakan, Bakanlar Kurulunu temsilen, Kanun projelerini ve iç ve dış işlere müteallik raporları Umumi Meclise sunar; muhtelif idari kısımlar üzerinde murakabe ve kontrol icra eder.
Madde 73
Bakanlar Kurulu umumi asayişe ait vazifelerden başka aşağıdaki işleri de görür: kanunları sadakatle tatbik eder; devlet işlerini tanzim ve idare eder; dış siyaseti idare eder; Umumî Meclisin ya evvelden veya vaziyete göre sonradan tasvibini almak üzere muahedeler akt eder; kanunî hükümler dahilinde idarî işleri tanzim eder; bütçeyi hazırlar ve Umumî Meclise sunar; bu Anayasa ve diğer kanunların tatbiki için emir ve kararlar çıkar. Ancak yasal bir müsaade olmadıkça bu hükümler cezaî bir mahiyette olamazlar. Bakanlar Kurulu, ayrıca, genel af, özel af, cezaların tadili, haklardan mahrumiyet veya hakların iadesi hususlarında kararlar verir.
Madde 74
Bütün kanunlar ve Bakanlar Kurulu kararları, ait olduğu bakanla Başbakan tarafından imza edilir.
Madde 75
Başbakanın rızası olmadıkça bakanlar hakkında takibat yapılamaz. Ancak bu hal böyle bir takibatın açılmasına mani değildir.
Bölüm VI — YARGI YETKİSİ
Madde 76
Bütün yargı yetkisi kanunla kurulan bir Yüksek Mahkeme ile alelade mahkemelere aittir. Hiç bir olağanüstü mahkeme kurulamaz ve herhangi bir idarî müesseseye veya makama filî adlî salahiyet verilemez. Bütün yargıçlar vazifelerini ifa bakımından müstakildirler ve yalnız Anayasaya ve kanunlara bağlıdırlar.
Madde 77
Yüksek Mahkeme tanzim salahiyetini haizdir; bu salahiyete istinaden usul ve takibat kaideleri vaz edilir; savcılara müteallik meseleler tayin ve tespit edilir; mahkemelerin iç nizamları kurulur ve adli işlerin idaresi tesit olunur. Savcılar Yüksek Mahkemenin tanzim salahiyetine tabidirler. Yüksek Mahkeme alelade mahkemelerin tüzük yapmaları için kendilerine salahiyet verebilir.
Madde 78
Suç işleme hali müstesna, vazifelerini yapmaya gerek aklen gerekse bedenen ehil olmadıkları adli makam tarafından beyan edilmedikçe, yargıçlar vazifelerinden çıkarılamazlar. Hiçbir icra organı veya müessesesi yargıçlara karşı inzibati tedbirler alamaz.
Madde 79
Yüksek Adalet Mahkemesi bir Baş yargıç ile kanunla tespit edilen sayıda yargıçtan teşekkül eder. Baş yargıç hariç, bu mahkemenin yargıçları Bakanlar Kurulu tarafından tayin edilir. Yüksek Mahkeme yargıçlarının tayini, bu tayini takip eden Mümessiller Meclisi üyelerinin ilk umumi seçimiyle milletin tasvibine arz edilir. Bu tayinler her on senede bir Mümessiller Meclisi üyelerinin ilk umumi seçiminde tekrar ele alınır ve böylece devam olunur. Yukarıdaki paragrafta gösterilen şekilde seçmenlerin ekseriyeti bir yargıcın vazifesinden ayrılmasını isterse o yargıç istifa etmiş sayılır; bütün bu noktalar kanunla tespit olunur. Yüksek Mahkeme Yargıçları kanunla tespit edilen yaş haddini doldurdukları zaman emekliye ayrılırlar. Bütün yargıçlar muayyen fasılalarla muvafık bir ödenek alırlar; ödenekler yargıçların vazife müddetleri içinde indirilemez.
Madde 80
Alelade mahkeme yargıçları Yüksek Mahkemenin hazırlayacağı bir listeye göre Bakanlar Kurulunca tayin edilirler. Bu yargıçlar vazifelerinde on sene kalırlar; kanunda gösterilen hadlere göre yaş haddini doldurmuş olmadıkça tekrar seçilebilirler. Alelade mahkeme yargıçları muayyen fasılalarla muvafık bir ödenek alırlar; ödenekler yargıçların vazife müddetleri içinde indirilemez.
Madde 81
Yüksek Mahkeme son merci mahkemesidir ve bütün kanun, tüzük, yönetmelik veya idari muamelelerin Anayasaya uygunluğu hakkında karar vermek salahiyetini haizdir.
Madde 82
Davalar ve mahkeme kararlarının okunması alenidir. Aleniyet amme nizamına veya ahlaka zararlı olacağı mahkeme tarafından ittifakla kabul edildiği takdirde bir dava gizli olarak görülebilir; ancak siyasi davalar veya matbuat davaları veyahut bu Anayasanın üçüncü bölümünde teminat altına alman haklar mevzu bahis olduğu hallerde davalar daima aleni olmak lazım gelir.
Bölüm VII — MALİYE
Madde 83
Amme maliyesini idare etmek salahiyeti umumi Meclisin kararlarına göre kullanılır.
Madde 84
Yeni vergilerin konulması veya konulmuş vergilerin değiştirilmesi ancak bir kanunla veya bu Anayasada gösterilen haller dahilinde mümkündür.
Madde 85
Umumi Meclisin müsaadesi olmaksızın ne bir gider ve ne de devleti borçlu duruma koyacak bir mukavele yapılabilir.
Madde 86
Bütçeyi her mali yıl için Bakanlar Kurulu hazırlar ve Umumi Meclisin tetkik ve tasvibine sunar.
Madde 87
Bütçenin tahmin edilemeyen açıklarını karşılamak üzere, Umumi Meclis bir ihtiyat ödenek tesisine müsaade edebilir; bu ödenek Bakanlar Kurulunun mes’uliyeti altında sarf edilir. Bakanlar Kurulu ihtiyat ödeneğinden yaptığı her sarfiyat için tediyeyi müteakip Umumi Meclisin tasvibini alır.
Madde 88
İmparatorluk Sarayının bütün malları devlete aittir. İmparatorluk saray giderleri, Meclis tarafından bütçeye konur.
Madde 89
Hiçbir devlet parası veya herhangi bir devlet malı dini bir müessese veya cemiyetin, idamesi lehine veya devlet kontrolü altında olmayan bir şefkat, eğitim veya hayır işine devir veya tahsis edilemez.
Madde 90
Sayıştay her sene devlet gelir ve giderlerini umumi bir tetkike tabi tutmakla görevlidir. Gelir ve gider kesin hesapları Sayıştayın uygunluk bildirimi ile Bakanlar Kurulu tarafından ait olduğu devreyi takip eden mali yıl içinde umumi meclise arz edilir. Sayıştayın teşkilat ve yetkileri bir kanunla tespit edilir.
Madde 91
Bakanlar Kurulu devletin mali durumu hakkında muayyen fasılalarla veya en az senede bir defa Umumi Meclise ve millete malumat verir.
Bölüm VIII — MAHALLİ İDARELERİN MUHTARİYETİ
Madde 92
Mahalli idarelerin teşkilat ve vazifeleri, mahalli muhtariyet prensibine uygun olarak, kanunla tespit edilir.
Madde 93
Mahalli idareler, kanun dahilinde, kendi müzakere organları olarak meclisler kurarlar. Mahalli idarelerin bütün yüksek icra memurları, mahalli meclis üyeleri ve kanunla gösterilen diğer memurlar’ her mahalli mıntıka dahilinde tek dereceli seçimle seçilirler.
Madde 94
Mahalli idareler kendi mallarını idare etmeye, kendilerine taalluk eden işleri görmeye, kendi kendilerini idare etmeye ve kanun dahilinde yönetmelikler çıkarmaya salahiyetlidirler.
Madde 95
Kanun dahilinde seçmenlerin ekseriyetinin rızası alınmadıkça bir mahalli idare hakkında Umumi Meclis tarafından hususi bir kanun çıkarılamaz.
Bölüm IX — ANAYASANIN TADİLİ
Madde 96
Umumi Meclis ayrı ayrı her bir Meclisin üçte iki veye daha fazla ekseriyetiyle tasdik edilmek şartıyla bu Anayasayı tadil edebilir; yapılan tadilat milletin tasvibine sunulur; bu tasvip umumi meclisin tayin ve tespit edeceği hususi bir referandum veya seçimler münasebetiyle oyların ekseriyetini istilzam eder. Yapılan tadilat tasvip edilir edilmez İmparator tarafından bu Anayasanın tamamlayıcı kısmı olarak millet namına ilan edilir.
Bölüm X — EN YÜKSEK KANUN
Madde 97
Bu Anayasa ile Japon milletine temin olunan temel insan hakları, beşeriyetin hürriyet uğrunda giriştiği asırlık mücadelenin bir neticesidir; bu haklar çok acı tecrübelerin mahsulüdür ve dokunulmaksızın muhafaza ve idame edilmesi için bugünkü ve ileriki nesillere tevdi edilmiştir.
Madde 98
Bu Anayasa milletin en Yüksek Kanunudur; onun koyduğu hükümlere aykırı bir kanun, tüzük, kral emirnamesi veya herhangi bir hükumet kararnamesi veya böyle bir emirnamenin bir kısmı kanun kuvvetini haiz değildir ve mer’i telakki edilemez. Japonya, yaptığı muahedelere ve milletlerarası hukukun tanıdığı kanunlara tam bir sadakat gösterir.
Madde 99
İmparator veya naip, bakanlar, Umumi Meclis üyeleri, yargıçlar ve diğer bütün devlet memurları bu Anayasayı tatbik ve müdafaa etmekle mükelleftirler.
Bölüm XI — EK HÜKÜMLER
Madde 100
Bu anayasa neşrinden itibaren altı ay içinde yürürlüğe girer. Anayasanın yürürlüğe girmesi için lüzumlu kanunların çıkarılması, Müşavirler Meclisi üyelerinin seçilmesi, Umumi Meclisin toplantıya çağrılmasına müteallik usul ve bu hususta yapılması lazım gelen hazırlık muameleleri evvelki paragrafta tespit edilen yürürlük tarihinden daha evvel yapılabilirler.
Madde 101
Müşavirler Meclisi bu Anayasanın yürürlüğe girmesi tarihinden evvel teşekkül etmemiş olursa, Mümessiller Meclisi Müşavirler Meclisinin teşekkülüne kadar Umumi Meclis vazifesini görür.
Madde 102
Bu anayasaya göre ilk defa Müşavirler Meclisine seçilen üyelerin yarısının üyelik müddeti üç senedir; hangi üyelerin bu kategoriye girecekleri kanunla, tespit edilir.
Madde 103
Bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihte vazife almış bulunan bakanlar, Mümessiller Meclisi üyeleri, yargıçlar ve bu Anayasanın kabul ettiği vazifelerde bulunan diğer bütün devlet memurlar, bir kanunla açıkça başka türlü tespit edilmiş olmamak şartıyla Anayasanın yürürlüğe girmesinden dolayı vazifelerinden kendiliklerinden ayrılmış sayılmazlar. Bununla beraber, bu Anayasanın hükümlerine göre kendilerine halef seçilmiş veya halef tayin edilmiş olan kimseler vazifelerini kendiliklerinden terk etmek mecburiyetindedirler.
Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri, 25.04.2004 tarihli ve 5176 sayılı ‘Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru ve Esasları Hakkında Kanun’ ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan 13.04.2005 tarihli ‘Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru ve Esasları Hakkında Yönetmelik‘ ile belirlenmiştir.
Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkelerinin amacı, kamuda etik kültürünü yerleştirmek, kamu görevlilerinin görevlerini yürütürken uymaları gereken etik davranış ilkelerini belirlemek ve bu ilkelere uygun davranış göstermelerini sağlamaktır.
Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri, kamu personelinin görevlerini yerine getirirken adalet, dürüstlük, saydamlık ve tarafsızlık ilkelerine zarar vermemelerini hedeflemektedir.
Toplumda güvensizlik yaratan durumların ortadan kaldırılması, halkın güveninin artırılması ve kamu görevlilerinden beklenen davranışların sergilenmesi etik ilkelerin yerleşmesine bağlıdır.
1-Görevin Yerine Getirilmesinde Kamu Hizmeti Bilinci
Hizmetin Yerine Getirilmesinde;
Sürekli gelişimi
Katılımcılığı
Saydamlığı
Tarafsızlığı
Dürüstlüğü
Kamu yararını gözetmeyi
Hesap verebilirliği
Öngörülebilirliği
Hizmette yerindeliği
Beyana güveni esas almak asıldır.
2-Halka Hizmet Bilinci
Halkın günlük yaşamını kolaylaştırmak.
İhtiyaçları en etkin, hızlı ve verimli biçimde karşılamak.
Hizmet kalitesini yükseltmek.
Halkın memnuniyetini artırmak.
Hizmetten yararlananların ihtiyacına ve hizmetlerin sonucuna odaklanmak.
3-Hizmet Standartlarına Uyma
Kamu hizmetlerini belirlenen standartlara ve süreçlere uygun şekilde yürütmek.
Hizmetten yararlananlara iş ve işlemlerle ilgili gerekli açıklayıcı bilgileri vermek ve aydınlatmak.
4-Amaç ve Misyona Bağlılık
Çalışılan kurum veya kuruluşun amaçlarına ve misyonuna uygun davranmak.
İlkenin çıkarı, toplumun refahı ve kurumun hizmet idealleri doğrultusunda hareket etmek.
5-Dürüstlük ve Tarafsızlık
Eylem ve işlemlerde yasallık, adalet, eşitlik ve dürüstlük ilkeleri doğrultusunda hareket etmek.
Görevlerini yerine getirirken ve hizmetlerden yararlandırmada dil, din, felsefi inanç, siyasi düşünce, ırk, cinsiyet ve benzeri sebeplerle ayrım yapmamak.
İnsan hak ve özgürlüklerine aykırı veya kısıtlayıcı muamele yapmamak ve fırsat eşitliğini engelleyici davranış ve uygulamalarda bulunmamak.
Takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda her türlü keyfilikten uzak, tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine uygun olarak kullanmak.
Gerçek veya tüzel kişilere öncelikli, ayrıcalıklı, taraflı ve eşitlik ilkesine aykırı muamele ve uygulama yapmamak.
Herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef alan bir davranışta bulunmamak.
Kamu makamlarının mevzuata uygun politikalarını, kararlarını ve eylemlerini engellememek.
6-Saygınlık ve Güven
Kamu yönetimine güveni sağlayacak şekilde davranmak ve görevin gerektirdiği itibar ve güvene layık olunduğunu davranışlarla göstermek.
Halkın kamu hizmetine güven duygusunu zedeleyen, şüphe yaratan ve adalet ilkesine zarar veren davranışlarda bulunmaktan kaçınmak.
Halka hizmeti her türlü menfaatin üzerinde tutmak.
Hizmet gereklerine uygun hareket etmek.
Hizmetten yararlananlara iyi davranmak.
İşi savsaklamamak.
Çifte standart uygulamamak.
Taraf tutmamak.
Yönetici ve denetleyici konumunda bulunanlar açısından;
Keyfi davranışlar ile baskı, hakaret ve tehdit edici uygulamalarda bulunmamak.
Açık ve kesin kanıtlara dayanmayan rapor düzenlememek.
Mevzuata aykırı olarak kendileri için hizmet, imkan veya benzeri çıkarlar talep etmemek, talep olmasa dahi sunulanı kabul etmemek.
7-Nezaket ve Saygı
Üstleri, eşitleri, astları ve diğer personel ile hizmetten yararlananlara karşı nazik ve saygılı davranmak ve gerekli ilgiyi göstermek.
Konu yetkileri dışındaysa ilgili birime veya yetkiliye yönlendirmek.
8-Yetkili Makamlara Bildirim
Etik davranış ilkeleriyle bağdaşmayan veya yasa dışı iş ve eylemlerde bulunmalarının talep edilmesi veya hizmetlerin yürütülürken bu tür bir eylem veya işlemin görülmesi yada haberdar olunması halinde durumu yetkili makamlara bildirmek.
Kurum ve kuruluş amirleri açısından, ihbarda bulunan kamu görevlilerinin kimliğini gizli tutmak ve kendilerine herhangi bir zarar gelmemesi için gerekli tedbirleri almak.
9-Çıkar Çatışmasından Kaçınma
Çıkar çatışması; kamu görevlilerinin görevlerini tarafsız ve objektif şekilde icra etmelerini etkileyen ya da etkiliyormuş gibi gözüken ve kendilerine, yakınlarına, arkadaşlarına ya da ilişkide bulunduğu kişi ya da kuruluşlara sağlanan her türlü menfaati ve onlarla ilgili mali ya da diğer yükümlülükleri ve benzeri şahsi çıkarlara sahip olmaları halini ifade eder.
Kamu görevlileri, çıkar çatışmasında şahsi sorumluluğa sahiptir ve çıkar çatışmasının doğabileceği durumu genellikle şahsen bilen kişiler oldukları için, aşağıdaki davranışları göstermek zorundadırlar.
Herhangi bir potansiyel ya da gerçek çıkar çatışması konusunda dikkatli davranmak.
Çıkar çatışmasından kaçınmak için gerekli adımları atmak.
Çıkar çatışmasının farkına varıldığında durumu üstlerine bildirmek.
Çıkar çatışması kapsamına giren menfaatlerden uzak durmak.
10-Görev ve Yetkilerin Menfaat Sağlamak Amacıyla Kullanılmaması
Görev, unvan ve yetkilerini kullanarak kendileri, yakınları veya üçüncü kişiler lehine menfaat sağlamamak ve aracılıkta bulunmamak.
Akraba, eş, dost,hemşehri ve siyasi kayırmacılık veya ayrımcılık yapmamak.
Görev, unvan ve yetkilerini kullanarak kendileri veya başkalarının kitap, dergi, kaset, cd ve benzeri ürünlerinin satışını ve dağıtımını yaptırmamak.
Herhangi bir kurum, vakıf, dernek veya spor kulübüne yardım, bağış ve benzeri nitelikle menfaat sağlamamak.
Görevin ifası sırasında ya da bu görevlerin sonucu olarak elde ettikleri resmi veya gizli nitelikteki bilgileri, kendilerine yakınlarına veya üçüncü kişilere doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik, siyasal veya sosyal nitelikte bir menfaat elde etmek için kullanmamak.
Resmi veya gizli nitelikteki bilgileri görevdeyken ve görevden ayrıldıktan sonra yetkili makamlar dışında hiçbir kurum, kuruluş veya kişiye açıklamamak.
Görev yapılan kurumun kaynaklarını doğrudan veya dolaylı olarak seçim kampanyalarında kullanmamak ve kullandırmamak.
11-Hediye Alma ve Menfaat Sağlama Yasağı
Hediye; kamu görevlisinin tarafsızlığını, performansını, kararını veya görevini yapmasını etkileyen veya etkileme ihtimali bulunan, ekonomik değeri olan ya da olmayan, doğrudan ya da dolaylı olarak kabul edilen her türlü eşya ve menfaati kapsar.
Kamu görevlilerinin hediye almaması,
Kamu görevlisine hediye verilmemesi,
Görev sebebiyle çıkar sağlanmaması, temel ilkedir.
Kamu görevlileri, görevleriyle ilgili bir iş, hizmet veya menfaat ilişkisi olan gerçek veya tüzel kişilerden kendileri, yakınları veya üçüncü kişi veya kuruluşlar için doğrudan doğruya veya aracı eliyle herhangi bir hediye alamaz ve menfaat sağlayamaz.
Kamu görevlileri kamu kaynaklarını kullanarak;
Hediye veremez.
Resmi gün, tören ve bayramlar dışında çelenk veya çiçek gönderemez.
Görev ve hizmetle ilgisi olmayan kutlama, duyuru ve anma ilanları veremez.
Uluslararası ilişkilerde nezaket ve protokol kuralları gereğince yabancı kişi ve kuruluşlar tarafından verilen hediyelerden 3628 sayılı Kanunun 3 üncü maddesihükümleri saklı kalmakla birlikte söz konusu maddede belirtilen sınırın altında kalanlar da beyan edilir (En az genel müdür, eşiti ve üstü kamu görevlileri, bu kapsamda sayılan hediyelere ilişkin bir önceki yılda aldıklarının listesini, herhangi bir uyarı beklemeksizin her yıl Ocak ayı sonuna Kurula bildirirler).
Yasak Kapsamı Dışındaki Hediyeler
a) Görev yapılan kuruma katkı anlamına gelen, kurum hizmetlerinin hukuka uygun yürütülmesini etkilemeyecek olan ve kamu hizmetine tahsis edilmek, kurumun demirbaş listesine kaydedilmek ve kamuoyuna açıklanmak koşuluyla alınanlar (makam aracı ve belli bir kamu görevlisinin hizmetine tahsis edilmek üzere alınan diğer hediyeler hariç) ile kurum ve kuruluşlara yapılan bağışlar. (Yine en az genel müdür, eşiti ve üstü kamu görevlileri, bu kapsamda sayılan hediyelere ilişkin bir önceki yılda aldıklarının listesini, herhangi bir uyarı beklemeksizin her yıl Ocak ayı sonuna Kurula bildirirler).
b) Kitap, dergi, makale, kaset, takvim, cd vb.
c) Halka açık yarışmalarda, kampanyalarda veya etkinliklerde kazanılan ödül veya hediyeler.
d) Herkese açık konferans, sempozyum, forum, panel, yemek, resepsiyon ve benzeri etkinliklerde verilen hatıra niteliğindeki hediyeler.
e) Tanıtım amacına yönelik, herkese dağıtılan ve sembolik değeri bulunan reklam ve el sanatları ürünleri.
f) Finans kurumlarından piyasa koşullarına göre alınan krediler.
Yasak kapsamında bulunan hediyeler
a) Görev yapılan kurumla iş, hizmet veya çıkar ilişkisi içinde bulunanlardan alınan karşılama, veda ve kutlama hediyeleri, burs, seyahat, ücretsiz konaklama ve hediye çekleri.
b) Taşınır veya taşınmaz mal veya hizmet satın alırken, satarken veya kiralarken piyasa fiyatına göre makul olmayan bedeller üzerinden yapılan işlemler.
c) Hizmetten yararlananların vereceği her türlü eşya, giysi, takı veya gıda türü hediyeler.
d) Görev yapılan kurumla iş veya hizmet ilişkisi olanlardan alınan borç ve krediler.
12-Kamu Malları ve Kaynaklarının Kullanımı
Kamu bina ve taşıtları ile diğer kamu malları ve kaynakları, kamusal amaç ve hizmet gerekleri dışında kullanılamaz ve kullandırılamaz.
Bunların korunması ve hizmete hazır halde bulundurulması için gerekli tedbirlerin alınması zorunludur.
13-Savurganlıktan Kaçınma
Kamu bina ve taşıtları ile diğer kamu malları ve kaynaklarının kullanımında israf ve savurganlıktan kaçınılır.
Mesai süresi, kamu malları, kaynakları, iş gücü ve imkanlarını kullanırken etkin,verimli ve tutumlu davranır.
14-Bağlayıcı Açıklamalar ve Gerçek Dışı Beyan
Görevin yerine getirilmesinde yetkiler aşılarak çalışılan kurumu bağlayıcı açıklama, taahhüt, vaat veya girişimlerde bulunulamaz.
Aldatıcı ve gerçek dışı beyanat verilemez.
15-Bilgi Verme, Saydamlık ve Katılımcılık
Halkın bilgi edinme hakkını kullanmasına yardımcı olunur. Gerçek ve tüzel kişilerin talep etmesi halinde İstenilen bilgi veya belgeler 4982 sayılı Kanunda belirtilen istisnalar dışında usulüne uygun olarak verilir.
Üst yöneticiler tarafından, ilgili mevzuatın izin verdiği çerçevede, kurumların ihale süreçleri, faaliyet ve denetim raporları uygun araçlarla kamuoyunun bilgisine sunulur.
Kamu hizmetleri ile ilgili temel kararların hazırlanması, olgunlaştırılması, alınması ve uygulanması aşamalarından birine, birkaçına veya tamamına, aksine bir yasal hüküm olmadıkça, o karardan doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenecek olanların katkıda bulunmasını sağlamaya dikkat edilir.
16-Yöneticilerin Hesap Verme Sorumluluğu
-Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında sorumluluklar ve yükümlülükler konusunda hesap verilmesi ve kamusal değerlendirme ile denetime her zaman açık ve hazır olunması asıldır.
Yönetici kamu görevlileri;
Kurumlarının amaç ve politikalarına uygun olmayan işlem veya eylemleri engellemek için görev ve yetkilerinin gerektirdiği önlemleri zamanında alırlar.
Yetkisi içindeki personelin yolsuzluk yapmasını önlemek için gerekli tedbirleri alırlar.
Bu tedbirler;
Yasal ve idari düzenlemeleri uygulamayı,
Eğitim ve bilgilendirme konusunda uygun çalışmalar yapmayı,
Personelin karşı karşıya kaldığı mali ve diğer zorluklar konusunda dikkatli davranmayı,
Kişisel davranışları ile personeline örnek olmayı, kapsar.
Yönetici kamu görevlileri, personeline etik davranış ilkeleri konusunda uygun eğitimi sağlamak, bu ilkelere uyulup uyulmadığını gözetlemek, gelirleriyle bağdaşmayan yaşantısını izlemek ve etik davranış konusunda rehberlik etmekle yükümlüdür.
17-Eski Kamu Görevlileriyle İlişkiler
Eski kamu görevlileri kamu hizmetlerinden ayrıcalıklı bir şekilde faydalandırılamaz, bu kişilere imtiyazlı muamelede bulunulamaz.
İlgili kanunlardaki hükümler ve süreler saklı kalmak kaydıyla, daha önce görev yaptıkları kurum ve kuruluştan, doğrudan veya dolaylı olarak herhangi bir yüklenilicilik, komisyonculuk, temsilcilik, bilirkişilik, aracılık veya benzeri görev ve iş verilemez.
18-Mal Bildiriminde Bulunma
Kamu görevlileri, kendileriyle eşlerine ve velayeti altındaki çocuklarına ait taşınır ve taşınmazları, alacak ve borçları hakkında, yetkili makamlara mal bildiriminde bulunurlar. Mal bildirimi formları zamanında, eksiksiz ve doğru bir şekilde doldurulur.
Kurul, gerek gördüğü takdirde yetkili makamlara verilen mal bildirimlerini inceleme yetkisine sahiptir. Mal bildirimlerinin doğruluğunun kontrolü amacıyla talep edilen bilgileri ilgili kişiler ve kuruluşlar en geç 30 gün içinde Kurula vermekle yükümlüdürler.
Kamu Görevlileri Etik Kurulunun Yetki Alanına Giren En Az Genel Müdür, Eşiti ve Üstü Kamu Görevlileri
A) TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinde
– Genel Sekreter
– Genel Sekreter Yardımcısı
– Devlet Denetleme Kurulu Üyeleri
B) 1 – Başbakanlık ve Bakanlıklarda
– Müsteşar
– Müsteşar Yardımcısı
– Genel Müdür
– Teftiş Kurulu Başkanı
– Kurul Başkanı (Ek göstergesi 6400 ve üzerinde olanlar)
– Valiler
– Kaymakamlar
– Büyükelçiler, Daimi Temsilciler
– Başbakan Başmüşaviri
2 – Bağlı-İlgili ve İlişkili Kurum ve Kuruluşlarda
– Müsteşar
– YÖK Başkanı, Yürütme Kurulu Üyeleri, Genel Sekreteri ve ÖSYM Başkanı
– Müsteşar Yardımcısı
– Genel Müdür
– Teftiş Kurulu Başkanı ve Diğer Denetim Kurullarının Başkanları
– Genel Sekreter ve Genel Sekreter Yardımcıları (ek göstergesi 6400 ve üzeri)
– Başkan (ek göstergesi 6400 ve üzeri olanlar)
– Düzenleyici ve denetleyici Kurum ve Kurul Başkan ve Yardımcıları
– Kurul Üyeleri
– Kurum ve Kuruluş Başkan Yardımcıları (ek göstergesi 6400 ve üzeri olanlar)
– Kamu İktisadi Teşekkülleri ve bağlı ortaklıklarının Genel Müdürü
– Kamu İktisadi Teşekkülleri Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri
C) Mahalli İdarelerde
– Büyükşehir Belediye Başkanı
– İl ve İlçe Belediye Başkanları
– Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri ve Genel Sekreter Yardımcıları
– Büyükşehir Belediyesi ve Bağlı Kuruluşları Genel Müdürü
– Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulu Başkanı
– İl Belediye ve İl Özel İdare Birlikleri ile bunların Üst Birlik Başkanları
– Büyükşehir Belediye Şirketleri Genel Müdürleri, Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri
– Büyükşehir sınırları içindeki Belediye Başkanları
D) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında
– Yönetim Kurulu Başkanı
– Üst Birliklerde Başkan, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Genel Sekreter
E) 5176 sayılı Kanun çerçevesinde;
ilgili mevzuatında özlük hakları veya emeklilik yönünden müsteşar, müsteşar yardımcısı, genel müdür statüsünde olduğu belirtilenler,
Kanun kapsamında bulunan kurum ve kuruluşlardaki diğer yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile teşkilat yapısı ve yürüttükleri hizmetlerin niteliği dikkate alınarak Kurul tarafından en az genel müdür veya eşiti sayılan diğer Kamu Görevlileri.
Prof. Dr. Yücel Sayman, 1 Mayıs 1939 tarihinde Konya’da doğdu. 1957’de Saint Joseph Fransız Lisesi’nden, 1962’de ise İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nden mezun oldu. 1963’te aynı fakültede asistan olarak akademik hayata atıldı. Yüksek lisansını, Strazborug’da “Le Droit des Etrangers d‟acquérir la Propriété Immobiliére en Turquie; Strasbourg” adlı tezi ile 1968’de tamamladı.
1978’de hukuk doçenti oldu ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde ‘Devletler Özel Hukuku’ Anabilim dalında öğretim üyesi olarak göreve başladı.
1991’den itibaren Uluslararası Avukatlar Birliği((Union INTERNATİONALE Des Avocats)Başkan Danışmanı sıfatıyla birliğin yönetim kurulu üyeliğini üstlendi ve 1991-1998;2004-2005 dönemlerinde aktif görev aldı. Uluslararası Avukatlar Birliği “Kadın ve Hukuk Komisyonu” kurucu üyesi ve Başkan Yardımcısı olarak çalıştı.
Özgürlük Zamanı – Yücel Sayman (2008)
1993-1994 yıllarında İstanbul Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi olarak idari görev üstlendi ve akademik faaliyetlere katkıda bulundu.
1996 yılın ekim ayında başkan seçildiği İstanbul Barosu’ndaki görevine aralıksız olarak üç dönem devam etti ve 2002 yılına kadar başkanlığını sürdürdü.
2002 yılında, Sosyal Demokrasi Vakfı tarafından kendisine “İnsan Hakları Demokrasi Barış ve Dayanışma Ödülü” tevcih edildi.
Gerçekliğimin Suretinde Düşler, Düşünceler
2010 yılından itibaren, İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yönetim Kurulu Üyeliğini üstlendi.
İstanbul Medipol Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Milletlerarası Özel Hukuk, İnsan Hakları ve Avukatlık Hukuku ve Milletlerarası Ticaret Hukuku dersleri verdi.
Evrensel Gazetesi’nde köşe yazarlığı yaptı. Bu gazetede yazdığı yazılarını 2008 yılında “Özgürlük Zamanı” adıyla kitap olarak yayınladı. Günışığı Dergisinde makaleleri yayınlandı.
Türk Devletler Özel Hukukunda Evlenmenin Kuruluşu
Avukatlık Zamanı – Yücel Sayman (2006)
1982 yılında “Türk Devletler Özel Hukukunda Evlenmenin Kuruluşu” ve 2006 yılında da “Avukatlık Zamanı” isimli eserleri kaleme aldı. 2018 yılında “Gerçekliğimin Suretinde Düşler, Düşünceler” isimli eseri basıldı.
Çok sayda makale yazdı, bilimsel toplantılarda tebliğler sundu, yüzlerce panel, konferans ve sempozyumda konuşmacı ve yönetici olarak yer aldı.
İstanbul Barosu eski başkanlarından Av. Prof. Dr. Yücel Sayman, 2020 yılında eşi Hacer Sayman ile birlikte yakalandığı Covi19 hastalığını yenmişti.
İstanbul’da, akciğer kanseri nedeniyle tedavi edildiği hastanede, 15 Aralık 2021 tarihinde 82 yaşında iken yaşama veda etti.
17 Aralık 2021 günü Şakirin Camii’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi. İngilizce ve Fransızca biliyordu.
Makaleleri
Fransız Uygulamasından Dört Mahkeme Kararı ve Tarışma Konusu Bir Sorun: Yargıç Yabancı Ülkenin Devletler Hususi Hukuku Sistemini İzleyebilir mi?; Le DéEDOUBLEEMENT Fonctionnel et Son Utilisation En Droit International Privé; Yabancı Şirketlerin Tanınması; İsviçre Devletler Özel Hukuku Uygulamasında Boşanmış Eşin Yeniden Evlenmesi; Türkiye’de Yapılan Evliliklerin Şekline Uygulanacak Hukuk Üzerine Düşünceler; Fransa‟da Devletin Tahkime Gitme Olanağı; Çocukların Velayetine İlişkin Kararların Tanınması ve Tenfizi ile Çocukların Velayetinin Yeniden Tesisine İlişkin Avrupa Sözleşmesi Hakkında Rapor; Hak Arama Özgürlüğü ve Avukatlık Mesleği; Demokratikleşme, İnsan Hakları ve Hukuk Devleti Bağlamında Avukatlık Mesleği; Siyasi Açıdan İnsan Hakları; Avukat, Nereden? Avukat, Neden? Türkiye Barolar Birliği Üzerine; Avukatın ücret talep hakkı; Vesayet: Gerçek mi? Söylenti mi?; Yargı ve Baro; Rekabet Kurulu Avukatlıktan anlıyor mu? ve Baro Nedir, Ne Değildir? benzeri makaleleri bulunmaktadır.
Yücel Sayman’ın Çanakkale’deki Deniz Feneri Kütüphanesi
Deniz Feneri Kütüphanesi, Çözüm Süreci ve Hayata Dönüş Operasyonu
Çanakkale’nin Ayvacık İlçesi’ne bağlı Bektaş Köyü, Sivrice Burnu’ndaki 150 yıllık deniz fenerini 10 yıllığına kiralayarak 5 bin kitaplık kütüphaneye dönüştürdü.
19 Aralık 2000 tarihinde düzenlenen ve 12 kişinin ölümüyle sonuçlanan Hayata Dönüş Operasyonu öncesinde, Bayrampaşa Cezaevindeki tutuklu ve hükümlülerle arabuluculuk görüşmelerinde bulunan heyette yer aldı. 39 askerin yargılandığı Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki davada verdiği ifadesinde, “Görüşmeler devam etseydi çözüme ulaşırdık ve ölüm oruçları sona ererdi” dedi.
2013 yılında “çözüm ve müzakere” sürecinin alt yapısını oluşturmak üzere kurulan 63 kişilik Akil İnsanlar heyetine Marmara Bölgesi’nden katıldı. “Akil insan sözü beni rahatsız ediyor, akil falan değilim” dedi.
Son Kitabı
Sayman, eşi Hacer Sayman ile birlikte 2020 yılında yakalandıkları Covit19 hastalığından ötürü eve kapandıkları günlerde “Günaydın Yaşam: Koronavirüs ve Kanserohücre’li Günlerde Kendine Yabancılaşmamak…” adıyla bir kahvaltı kareografisi kitabına imza atmıştı.
“Doğum gününde ilan-ı aşk ve evde KoronaVirüs/KanseroHücre direnişi kahvaltılarının koreografisi günlük yaşamımızı diğer sabah kahvaltılarından farklı ama ‘Aynı Servis Tabaklarında İki Kez Kahvaltı Edilmez’ düşüncesine uygun bir solukla renklendirdi.” Dışarıda bulaştıkça çoğalan bir virüs ile içeride çoğaldıkça özerkleşen hücreler; KoronaVirüs ve KanserE Hücre gerçekleriyle hayatın eve sığdığı zamanlara ait bir baş etme güncesi. Her yeni günün sabahında yeniden tasarlanan kahvaltı sofralarının fotoğrafları bir anlamda yaşamsal olanı yaşatma örneği sergiliyor ve yaşama “Günaydın!” diyor. Aşk ve direniş, yaşamla barışma kararlılığıyla, tutkuyla hazırlanan kahvaltılarda Hasta Hane’den Ege kıyılarına uzanan benzersiz bir performans sanatına dönüşüyor. Kâh fotoğraflarda, kâh kitap sayfalarında, kâh gezi broşürlerinde ve başkaca nesnelerde saklı anılar Yücel Sayman’ın renk renk örtülere özenle yerleştirdiği salatalıklar, domatesler, zeytinler, yeşillikler, ceviz taneleri, kızarmış ekmek dilimlerinde öyküleniyor ve Hacer Sayman’ın çektiği fotoğraflarla izleyenleri şiirsel bir yolculuğa çıkarıyor.
25 Nisan 1974’te Silahlı Kuvvetler Harekatı uzun direniş yıllarını taçlandırdı ve faşist rejimi devirerek Portekiz halkının en derin hislerine tercüman oldu.
Portekiz’i diktatörlük, baskı ve sömürgecilikten kurtarma devrimci bir değişimdi ve Portekiz toplumu için tarihi bir dönüm noktasıydı.
Devrim Portekiz halkına temel hak ve hürriyetlerini geri verdi.Halkın meşru temsilcileri bu hakları ve hürriyetleri kullanarak bir araya geldi ve ülkenin özlemlerine uyan bir Anayasa hazırladı.
Kurucu Meclis, Portekiz halkının iradesine saygı duyarak ve daha özgür, daha adil ve daha kardeşçe bir ülkeyi inşa etme amacıyla, Portekiz halkının ulusal bağımsızlığı savunma, temel yurttaş haklarını güvence altına alma, demokrasinin temel ilkelerini yerleştirme, hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir Devletin önceliğini hüküm altına alma ve sosyalist bir topluma doğru bir yol açma kararını onaylar.
Kurucu Meclis, 2 Nisan 1976 tarihindeki genel kurul toplantısında, aşağıdaki Portekiz Cumhuriyeti Anayasası’nı kabul eder ve karara bağlar:
Temel ilkeler
Madde 1.(Portekiz Cumhuriyeti)
Portekiz, insan kişiliğinin onuru ve halkın iradesine ve özgür, adil ve birlik içinde bir toplum inşa kararlılığına dayanan egemen bir Cumhuriyettir.
Madde 2.(Hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik Devlet)
Portekiz Cumhuriyeti, hukukun üstünlüğüne, halk egemenliğine, demokratik çoğul ifade ve örgütlenme, temel hak ve özgürlüklere saygı ve bunların etkin bir şekilde uygulanmasının güvence altına alınmasına, kuvvetlerin ayrılığı ve karşılıklı bağımlılığına dayalı demokratik bir Devlettir ve bütün bunlar ekonomik, sosyal ve kültürel demokrasiye ulaşma ve katılımcı demokrasiyi derinleştirme amacına hizmet eder.
Madde 3.(Egemenlik ve meşruiyet)
Egemenlik, tek ve bölünmezdir ve onu Anayasada öngörülen şekillerde kullanacak halka aittir.
Devlet de Anayasaya tabidir ve hukukun demokratik üstünlüğüne dayalıdır.
Kanunların ve Devletin diğer fiillerinin geçerliliği, özerk bölgeler, yerel yönetimler ve diğer kamu kurumları Anayasaya uygunluk konusunda bağımlı olacaktır.
Madde 4. (Portekiz vatandaşlığı)
Kanunların veya uluslararası sözleşmelerin Portekiz vatandaşı olarak gördüğü herkes vatandaştır.
Madde 5. (Topraklar)
Portekiz Avrupa anakarasında, tarihi olarak Portekiz diye tanımlanan topraklardan ve Azor ve Madeira takımadalarından oluşur.
Kanun Portekiz’in karasularının ölçü ve sınırlarını, kendine münhasır ekonomik bölgesini ve bitişik deniz yatağındaki haklarını belirler.
Sınırların düzeltilmesi saklı kalmak kaydıyla, Devlet Portekiz topraklarının hiçbir parçasını veya bu topraklarda kullanılan egemenlik haklarından herhangi bir bölümünü devretmez.
Madde 6. (Üniter Devlet)
Devletin yapısı üniterdir ve özerk ada özyönetim sistemine ve katmanlı yetki ilkesine, yerel yönetimlerin özerkliğine ve kamu yönetiminde demokratik, yerinden yönetim ilkesine saygı çerçevesinde örgütlenir ve fonksiyonunu yerine getirir.
Azor Adaları ve Madeira takımadaları kendi siyasi ve idari statüleriyle ve özyönetim kurumları ile özerk bölgelerdir.
Madde 7.(Uluslararası ilişkiler)
Portekiz’in uluslararası ilişkilerine, ulusal bağımsızlık, insan haklarına, halkların haklarına saygı, Devletler arasında eşitlik, uluslararası anlaşmazlıkların barışçıl çözümü, diğer Devletlerin iç işlerine karışmama ve insanlığın özgürlüğü ve gelişmesi için tüm halklarla işbirliği ilkeleri yön verir.
Portekiz, emperyalizmin, sömürgeciliğin ve saldırganlığın diğer tüm biçimlerinin, sahipliğin ve halklar arasındaki ilişkilerde sömürünün ortadan kaldırılmasını, eşzamanlı ve kontrollü olarak genel silahsızlanma, siyasi-askeri blokların dağılması ve halklar arasındaki ilişkilerde barış ve adaleti sağlama yeteneğine sahip uluslararası bir düzenin yaratılması amacıyla ortak bir güvenlik sistemi oluşturulmasını savunur.
Portekiz, halkların kendi kaderlerini tayin ve bağımsızlık haklarını olduğu gibi, baskının her türüne karşı ayaklanma hakkını da tanır.
Portekiz, Portekizce konuşan ülkeler ile ayrıcalıklı dostluk ve işbirliği ilişkilerini muhafaza eder.
Portekiz, Avrupa kimliğinin güçlendirilmesi ve Avrupa Devletlerinin halklar arasındaki ilişkilerde demokrasi, barış, ekonomik ilerleme ve adalet lehine olan eylemlerini güçlendirmek için her türlü çabayı gösterir.
Portekiz, karşılıklılık ilkesine tabi ve hukukun üstünlüğüne ve katmanlı yetki ilkesine dayalı demokratik bir Devletin temel haklara saygı göstermesi ve özgür, güvenli ve adil bir alanın ekonomik, sosyal ve bölgesel olarak uyumunu ve ortak dış, güvenlik ve savunma politikasının tanımı ve uygulamasını sağlamak amacıyla, Avrupa Birliğini inşa etmek ve derinleştirmek için gerekli yetkilerin ortak, işbirliği içinde veya Birliğin kurumlarınca kullanılması için anlaşmalara girebilir.
Hem birey olarak insanların hem de halkların haklarına saygıyı teşvik eden bir uluslararası adalete ulaşma amacıyla ve tamamlayıcılık ilkesini düzenleyen hükümlere ve Roma Statüsü’nün koyduğu diğer terimlere tabi olarak, Portekiz Uluslararası Ceza Mahkemesinin kararlarını kabul edebilir.
Madde 8. (Uluslararası hukuk)
Uluslararası hukukun genel ya da ortak ilkeleri ve kuralları Portekiz hukukunun ayrılmaz bir parçasını oluşturur.
Usulüne uygun onaylanmış veya kabul edilmiş uluslararası anlaşmalar tarafından konular kurallar, resmi olarak yayımlandığında Portekiz iç hukukunda yürürlüğe girer ve Portekiz Devletinin uluslararası anlamda bağladığı sürece öyle devam eder.
Portekiz’in içinde olduğu uluslararası kuruluşların yetkili organlarınca belirlenen kurallar, ilgili kurucu antlaşmalarda ortaya konması koşuluyla, doğrudan Portekiz iç hukukunda yürürlüğe girer.
Avrupa Birliğine yön veren antlaşmaların hükümleri ve Birlik kurumlarının, kendi sorumluluklarını yerine getirmek için çıkardığı kurallar, Birlik kanunu uyarınca ve hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir Devletin temel ilkelerine saygı gereği Portekiz iç hukukunda da geçerlidir.
Madde 9.(Devletin temel görevleri)
Devletin temel görevleri şunlardır:
a) Ulusal bağımsızlığı güvence altına almak ve bunu geliştiren siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel koşulları oluşturmak;
b) Temel hak ve özgürlükleri ve hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik Devlet ilkesine saygıyı güvence altına almak;
c) Siyasi demokrasiyi savunmak, korumak ve ulusal sorunların çözümünde vatandaşların demokratik katılımını teşvik etmek;
d) Halkın refahını ve yaşam kalitesini ve Portekiz’liler arasında gerçek eşitliği ve ekonomik ve sosyal yapıların dönüşümü sayesinde, ekonomik, sosyal, kültürel ve çevre haklarının etkin uygulamasını teşvik etmek.
e) Portekiz halkının kültürel mirasını korumak ve geliştirmek, doğayı ve çevreyi korumak, doğal kaynakları muhafaza etmek, şehir ve kırsalın uygun planlamasını temin etmek.
f) Eğitimi ve sürekli kişisel gelişimi sağlamak ve Portekiz dilinin kullanımını ve uluslararası yayılmasını teşvik etmek.
g) Azor Adaları ve Madeira Takım Adalarının uzak-çevresel yapısına özel dikkat göstererek, Portekiz topraklarının bütününde uyum içinde bir kalkınmayı teşvik etmek.
h) Erkekler ve kadınlar arasında eşitliği teşvik etmek.
Madde 10.(Genel oy hakkı ve siyasi partiler)
Halk, genel, eşit, doğrudan, gizli ve periyodik oy, referandum ve Anayasada öngörülen diğer şekillerde siyasi yetkisini kullanır.
Siyasi partiler, ulusal bağımsızlık ilkelerine, Devletin birliğine ve siyasal demokrasi saygıyla birlikte, halkın iradesinin örgütlenmesine ve ifadesine katkıda bulunur.
Madde 11.(Ulusal semboller ve resmi dil)
Cumhuriyetinin egemenliğinin ve Portekiz’in bağımsızlığı, birliği ve bütünlüğünün simgesi olan Ulusal Bayrak, 5 Ekim 1910 Devriminin şekillendirdiği Cumhuriyetin kabul ettiği bayraktır.
Milli marş A Portuguesa olacaktır.
Resmi dil Portekizcedir.
Kısım I.
Temel haklar ve ödevler
Başlık I.
Genel ilkeler
Madde 12.(Evrensellik ilkesi)
Her vatandaş Anayasada yer verilen haklara sahiptir ve ödevlere tabidir.
Tüzel kişiler yapılarına uygun haklara sahip olurlar ve ödevlere tabidirler.
Madde 13.(Eşitlik ilkesi)
Her vatandaş aynı toplumsal saygıyı hak eder ve kanunlar önünde eşittir.
Hiç kimse, soy, cinsiyet, ırk, dil, köken, din, siyasal ya da ideolojik inançlar, eğitim, ekonomik durum, sosyal koşullar ya da cinsel yönelimleri bazında herhangi bir hakkından yoksun, tercihli, önyargılı, ayrıcalıklı veya ödevinden muaf olamaz.
Madde 14.(Yurtdışındaki Portekiz’liler)
Yurtdışında bulunan veya Portekiz’de yerleşik vatandaşların söz konusu hakları Devletin koruması altındadır ve ülkede bulunmalarını zorunlu kılmayan ödevlere tabidirler.
Madde 15.(Yabancılar, vatansızlar, Avrupa vatandaşları)
Portekiz’de hayatını kazanan yabancılar ve vatanı olmayan kişiler Portekiz vatandaşlarının sahip olduğu aynı haklara sahiptirler ve ödevlere tabidirler.
Siyasi haklar, ağırlıklı olarak teknik nitelikte olmayan kamu görevleri ve Anayasanın münhasıran Portekiz vatandaşlarına tanıdığı haklar, yukarıdaki fıkradaki hükümlerin dışındadır.
Cumhurbaşkanlığı, Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı, başbakanlık ve yüksek mahkemelerden herhangi birinin başkanlığı, silahlı kuvvetler ve diplomatik temsilcilik görevleri dışında, kanunlara uygun olarak karşılıklılık ilkesine tabi olarak, normalde yabancılara verilmeyen haklar, Portekizce konuşan Devletlerin, daimi olarak Portekiz’de ikamet eden vatandaşları için geçerlidir.
Karşılıklılık ilkesine tabi olarak, kanunlar, Portekiz’de yaşayan yabancılara, yerel meclis üyelikleri için oy kullanma ve seçime girme hakkını tanıyabilir.
Kanunlar ayrıca, karşılıklılık ilkesine tabi olarak, Avrupa Birliğine Üye Devletlerin Portekiz’de yaşayan vatandaşlarına, Avrupa Parlamentosu üyelikleri için oy verme ve seçilme hakkını tanıyabilir.
Madde 16.(Temel hakların kapsamı ve yorumlanması)
Anayasada yer bulan temel haklar, kanunlarla tanınan ve uluslararası hukukun geçerli kurallarında bulunan diğer hakları dışarıda bırakmaz.
Anayasa hükümleri ve temel haklara ilişkin kanunlar İnsan Hakları Evrensel Bildirgesine göre yorumlanır.
Madde 17.(Haklar, özgürlükler ve teminatları düzenleyen kurallar)
Hakları, özgürlükleri ve teminatları yöneten kurallar kümesi Başlık II’de yer alanlara benzer nitelikteki temel haklara uygulanır.
Madde 18.(Geçerlilik)
Anayasanın haklar, özgürlükler ve teminatlarla ilgili hükümleri doğrudan geçerlilik kazanır, kamu ve özel kişi ve kurumları bağlar.
Kanunlar sadece Anayasada açıkça ifade edilen durumlarda hakları, özgürlükleri ve teminatları kısıtlayabilir ve bu kısıtlamalar, Anayasa tarafından korunan diğer haklar ve menfaatlerin korunması için gerekli olanlarla sınırlıdır.
Hakları, özgürlükleri ve teminatları kısıtlayan kanunlar soyut ve genel niteliktedir ve geriye dönük etkileri olamaz veya Anayasanın asıl içeriğinin kapsam ve ölçüsünü daraltamaz.
Madde 19.(Hakların kullanımının askıya alınması)
Egemen güçler, Anayasada belirtilen şekilde ilân edilen bir sıkıyönetim veya olağanüstü hal dışında, hakların, özgürlüklerin ve teminatların kullanımını birlikte veya ayrı askıya alamazlar.
Bir sıkıyönetim veya olağanüstü hal, Portekiz topraklarının bir bölümünde veya tamamında, sadece yabancı güçlerin fiili ve çok yakın zamanda beklenen bir saldırganlığı, anayasal demokratik düzene ciddi bir tehdit veya karışıklık veya milli felaket durumlarında ilân edilebilir.
Yukarıdaki paragrafta sözü edilenler kadar ciddi ön koşullar yoksa olağanüstü hal ilân edilir ve sadece askıya alınabilen bazı haklar, özgürlükler ve teminatların askıya alınmasına neden olur.
Hem olağanüstü hal veya sıkıyönetim arasındaki seçim hem de bunların ilânı ve uygulanmasında orantılılık ilkesine saygı gösterilir ve kendilerini, boyutları ve süreleri ve kullanılan araçlar açısından, normal anayasal düzeni bir an önce yeniden kurmak için gerekli olduğu kadarıyla sınırlandırırlar.
Sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilânları yeterli gerekçe beyan eder ve askıya alınacak hakları, özgürlükleri ve teminatları belirler. Aynı sınırlara tabi olarak yenilenme olasılığı saklı kalmak şartıyla, hiçbiri onbeş günden veya savaş ilânı nedeniyle ortaya çıkmışlarsa, kanunda belirtilen süreden daha uzun süreli olamaz.
Sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilânı, hiçbir koşulda, yaşama hakkı, kişisel bütünlüğü, medeni hakları ve vatandaşlığı, ceza kanununun geriye işletilememesini, davalının savunma hakkını veya din ve vicdan hürriyetini etkileyemez.
Sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilânı, normal anayasal düzeni, sadece Anayasada ve kanunlarda öngörüldüğü şekilde değişikliğe uğratabilir. Özellikle, egemenlik güçlerini kullanan organların veya özerk bölgelerin özyönetim organlarının sorumlulukları ve fonksiyonlarıyla ilgili anayasal kuralların uygulanmasını veya bu görevleri yapanların haklarının ve dokunulmazlıklarını etkilemez.
Sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilânları kamu makamlarına, normal anayasa düzene bir an önce dönülmesi için, yetki ve sorumluluk vermektedir.
Madde 20.(Kanun ve etkin yargısal korumadan yararlanma)
Herkesin, kanunla korunan hak ve çıkarlarını savunmak için kanun ve mahkemelerden yararlanması güvence altındadır ve mali yetersizlikleri yüzünden kimse adaletten yoksun bırakılamaz.
Kanundaki koşullara tabi olarak, herkesin kanuni bilgilendirme ve tavsiye, hukuki danışma ve herhangi bir makam karşısında avukat bulundurmaya hakkı vardır.
Kanun, hukuki muamelelerin gizliliğinin korunmasının tanımını yapar ve yeterli önlemi alır.
Herkes, taraf olduğu bir davada, makul bir sürede ve adil şekilde yargılanma hakkına sahiptir.
Kişi haklarının, özgürlüklerinin ve teminatlarının korunması amacıyla ve bunlara yönelik tehditlerden veya ihlallerden, etkin ve zamanında hukuki koruma sağlamak için, kanun vatandaşların davalarının hızla ve öncelikle görülmesini temin eder.
Madde 21.(Direnme hakkı)
Herkes, haklarını, özgürlüklerini veya teminatlarını ihlal eden herhangi bir emre direnme ve kamu makamlarına başvurmak mümkün olmadığında, herhangi bir saldırıyı defetmek için güç kullanma hakkına sahiptir.
Madde 22.(Kamu kurumlarının sorumluluğu)
Makam sahipleri, personel ve görevlileriyle birlikte, Devlet ve diğer tüm kamu organları, hakların, özgürlüklerin ve teminatların ihlali veya diğerlerine verdikleri zararla sonuçlanan, görevleri sırasında yaptıkları fiiler veya ihmallerden hukuken sorumludurlar.
Madde 23.(Ombudsman)
Vatandaşlar, kamu makamlarının eylemleri veya ihmalleriyle ilgili olarak Ombudsmana şikayette bulunabilir. Karar alma yetkisi olmaksızın, Ombudsman, bu şikayetleri değerlendirir, yetkili kurumlara, haksızlıkların giderilmesi veya önlenmesi için gerekli tavsiyelerde bulunabilir.
Ombudsmanın çalışması, Anayasada öngörülen herhangi bir af veya hukuki çözümden ayrıdır.
Ombudsmanlık bağımsız bir kurumdur ve kanunun belirleyeceği bir süre için Cumhuriyet Meclisi tarafından atanır.
Kamu Yönetiminin kurum ve görevlileri, görevini yerine getirmesi sırasında Ombudsmanla işbirliği yapar.
Başlık II.
Haklar, özgürlükler ve teminatlar
Bölüm I.
Kişi hakları, özgürlükleri ve teminatları
Madde 24.(Yaşam hakkı)
İnsan yaşamı dokunulmazdır.
Ölüm cezası hiçbir koşulda var olamaz.
Madde 25.(Kişisel bütünlük hakkı)
Her insanın ahlaki ve bedensel bütünlüğü ihlal edilemez.
Hiç kimse, işkenceye ya da zalimane, aşağılayıcı veya insanlık dışı muamele ve cezaya tabi tutulamaz.
Madde 26.(Diğer kişisel haklar)
Herkesin bir kişisel kimlik, kişiliğini geliştirme, medeni haklar, vatandaşlık, iyi bir isim ve üne, surete, düşüncelerini ifade etme, kendi ve ailesinin yaşamının gizliliğini koruma ve her tür ayrımcılığa karşı hukuki korunma hakkı vardır.
Kanun, kişiler ve aileleriyle ilgili bilgi edinimi ve kötü amaçlı kullanımı ve insanlık onuruna yakışmayan şekilde kullanımına karşı etkili teminat verir.
Kanun, özellikle teknoloji yaratma, geliştirme ve kullanmada ve bilimsel deneylerde, insanın kişisel onuru ve genetik kimliğini güvence altına alır.
Vatandaşlıktan yoksun bırakma ve medeni hakları kısıtlama sadece kanunun öngördüğü hal ve şartlarda meydana gelebilir ve siyasi gerekçelere dayandırılmaz.
Madde 27. (Özgürlük ve güvenlik hakkı)
Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir.
Kimse, kanunun hapisle cezalandırdığı bir fiilin işlenmesi için verilmiş bir mahkeme hükmü veya mahkemenin güvenlik tedbiri dışında, kısmen ya da tamamen özgürlüklerinden yoksun bırakılamaz.
Aşağıdaki durumlarda, kanunun belirlediği süre ve koşullarda özgürlüklerden mahrum bırakma, bu ilkenin istisnalarını oluşturur:
a) Suçüstü gözaltı;
b) Üç yıldan daha fazla bir süre hapisle cezalandırılan ciddi bir suçun işlenmesine ilişkin güçlü kanıt olması durumunda gözaltında veya tutuklu tutma;
c) Portekiz topraklarına uygunsuz bir şekilde giren veya uygunsuz bir şekilde bulunan veya halihazırda iade veya sınır dışı kovuşturmasına tabi olan bir kişinin yargı denetimine tabi hapis, gözaltı veya diğer zorlayıcı tedbirler;
d) Askeri personele disiplin hapsi verilmesi. Bu hapis cezası yetkili mahkemede temyize tabidir;
e) Yetkili adliye mahkemesinin emriyle, uygun bir ortamda korunması, yardım edilmesi veya eğitilmesi amacıyla bir küçüğün tedbirlere maruz kalması;
f) Mahkemenin kararına uymama nedeniyle veya yetkili adli merci önüne çıkarılmayı temin amacıyla, mahkeme emriyle gözaltı;
g) Kesinlikle gerekli olduğu durumlarda ve süreler için, kimlik belirleme amacıyla şüphelilerin gözaltına alınması;
h) Yetkili adli merciin emri veya onayıyla, ruhsal bozukluğu olan bir kişinin uygun bir tedavi kurumuna teslim edilmesi.
Özgürlüklerinden yoksun bırakılan her kişiye, anlaşılır bir şekilde, tutuklanması veya gözaltına alınmasının nedenleri ve hakları bildirilir.
Anayasanın ve kanunların hükümlerine aykırı olarak özgürlüklerden yoksun bırakma, Devleti, mağdur olan kişinin kanuna uygun olarak tazmin edilmesi yükümlülüğü altına sokar.
Madde 28.(Gözaltında tutma)
En fazla kırksekiz saat içinde, tüm gözaltılar, ya alıkonan kişinin salıverilmesi ya da uygun bir zorlayıcı tedbirin konması amacıyla, adli merci denetimine sunulur. Hâkim, gözaltındaki kişiyi, gözaltına alınma sebepleri hakkında bilgilendirilir, sorgular ve kendisine savunma yapma fırsatı verir.
Gözaltında tutma istisnaidir ve kefaletle serbest bırakma veya kanunun öngördüğü daha elverişli bir tedbirin uygulanması mümkünse başvurulmaz veya sürdürülmez.
Özgürlükten yoksun bırakmayı gerektiren bir tedbir koyan veya sürdüren bir mahkeme emri, bir an önce, gözaltına alınan kişinin bildireceği yakını veya başka bir güvendiği kişiye bildirilir.
Gözaltı süresi kanunda belirtilen sınırlara tabidir.
Madde 29.(Ceza kanununun uygulanması)
Kimse, söz konusu fiil veya kusur, önceden var olan bir kanunun hükümlerine göre cezalandırılabilir olmadıkça ceza kanununa göre mahkum edilemez ve aynı şekilde, daha önceden var olan bir kanunun öngördüğü şartlar olmaksızın, kimse bir güvenlik tedbirine tabi tutulamaz.
Yukarıdaki fıkra hükümleri, fiilin işlendiği anda, uluslararası hukukun genel ilkelerince suç olarak kabul edilen bir fiil veya kusur Portekiz iç hukukunun belirlediği sınırlarda cezalandırılmasına engel değildir.
Daha önceden var olan bir kanunun açıkça belirttiği bir yaptırım olmaksızın hiçbir hapis cezası veya güvenlik tedbiri uygulanamaz.
Kimse, işlendiği anda kanunun öngördüğü hapis veya güvenlik tedbirinden daha ağır veya söz konusu tedbirin uygulanması için gerekli koşullar yerine gelmeden, bir hapis veya güvenlik tedbirine maruz bırakılamaz. Bununla birlikte, içeriği davalının lehine olan ceza kanunları geriye dönük olarak da uygulanır.
Kimse aynı suçtan bir defadan fazla yargılanamaz.
Haksız yere mahkûm edilen vatandaşlar, mahkûmiyetlerinin gözden geçirilmesi ve uğradıkları zarar için, kanunun öngördüğü şekilde tazmin edilme hakkına sahiptir.
Madde 30.(Cezaların sınırları ve güvenlik önlemleri)
Özgürlüğü kısıtlayan veya yoksun bırakan bir mahkumiyet veya güvenlik tedbiri daimi nitelikte veya sınırsız veya tanımlanmamış süreye sahip olamaz.
Açık ortamda tedavinin mümkün olmadığı ciddi ruhsal bozukluğa dayalı tehlike durumlarında, özgürlüğü sınırlandıran veya kaldıran güvenlik tedbirleri, söz konusu ruhsal durum devam ettikçe, ancak her zaman bir mahkeme kararıyla, peş peşe uzatılabilir.
Cezai sorumluluk devredilemez.
Hiçbir mahkûmiyet otomatik olarak herhangi bir hukuki, mesleki veya siyasi hak kaybı ile sonuçlanmaz.
Özgürlüklerden mahrum bırakan bir mahkumiyet veya güvenlik tedbirine konu olan mahkumlar, mahkumiyetlerine esas sınırlamalara ve ilgili mahkumiyetlerin infazı ile konan özel şartlara tabi olarak, temel haklarını ellerinde bulundururlar.
Madde 31.(Habeas corpus – Hâkim karşısına çıkma hakkı)
Yasadışı tutuklama, hapis ya da gözaltı gibi kötü amaçlı güç kullanımına karşı (habeas corpus) hâkim önüne çıkarma ilkesi geçerlidir. Bunun için başvurular yetkili mahkemeye yapılır.
Tutuklanan, hapsedilen veya gözaltındaki bir kişi veya siyasi haklarını kullanan her vatandaş (habeas corpus) hâkim önüne çıkma kararı almak için başvuru yapabilir.
Hâkim karşısına çıkma (habeas corpus) başvurusu yapıldığı günden başlayarak sekiz gün içinde hâkim bununla ilgili olarak, layiha ve karşı layihaya tabi duruşmaya hükmeder.
Madde 32.(Cezai kovuşturmalarda teminatlar)
Cezai kovuşturmalar, temyiz de dahil, savunma için her türlü güvenceyi verir.
Her davalı hakkında kesin hüküm verilinceye kadar masum kabul edilir ve savunma güvenceleriyle uyumlu olarak mümkün olduğunca çabuk mahkemeye çıkarılır.
Davalılar avukat seçme ve her adli işlemde avukattan yardım alma hakkına sahiptir. Kanun, bir avukat yardımının zorunlu olduğu dava ve işlemleri belirler.
Ön araştırmalar tamamen, kanunun şartlarına tabi olarak, başka kişi veya kurumların temel haklarını doğrudan ilgilendirmeyen araştırma çalışmalarını yapma yetkisi veren bir hâkimin sorumluluğunda yürütülür.
Ceza kovuşturması karşılıklı ithamların olduğu bir yapıdadır, duruşmalar ve kanunun gerektirebileceği ön araştırma işlemleri layiha ve karşı layiha ilkesine tabi olur.
Kanun, savunma haklarının güvence altına alınmasına istinaden, davalı veya sanığın, duruşmalar dahil, yargılama sürecinde bulunmasından vazgeçileceği durumları tanımlar.
Mağdurlar, kanunun koyduğu kurallar çerçevesinde, yargılamada hazır bulunma hakkına sahiptir.
İşkence, zorlama, kişinin bedensel veya manevi bütünlüğünün ihlali, özel hayata, konuta, haberleşmeye ve telekomünikasyona uygunsuz girme yoluyla elde edilen her türlü delil geçersiz sayılır.
Hiçbir dava, daha önceki bir kanuna göre yargılama yapmış bir mahkemeden geri çekilemez.
İdari suçlarla ilgili kovuşturmalarda veya ceza uygulanabilen her türlü kovuşturmada davalıların dinlenme ve savunma hakkı vardır.
Madde 33.(Sınır dışı etme, suçluların iadesi ve sığınma hakkı)
Portekiz vatandaşları Portekiz topraklarından sınır dışı edilemez.
Portekiz topraklarına kurallara uygun bir şekilde giren veya topraklarda kurallara uygun bir şekilde bulunan, oturma hakkı verilmiş olan veya sığınma hakkı talebi reddedilmemiş olan hiç kimse adli makamın kararı olmaksızın sınır dışı edilemez. Böyle durumlarda kanun yargılama şeklinin hızlandırılmasını güvence altına alır.
Portekiz vatandaşlarının Portekiz’den sınır dışı edilmesi, sadece, uluslararası bir anlaşma ile karşılıklı suçluların iadesi üzerinde mutabakat sağlandığında veya terörizm ve uluslararası organize suç durumlarında ve başvuran Devletin hukuk sistemi adil yargılamayı güvence altına alması koşuluyla mümkündür.
Başvuran Devletin kanunlarına göre hapis veya hürriyetten mahrum eden veya süresiz veya belirsiz bir süre için sınırlandıran güvenlik önlemiyle cezalandırılabilir suçlar için suçluların iadesi sadece, başvuran Devletin, bu alanda Portekiz’in taraf olduğu uluslararası bir anlaşmanın tarafı olması ve böyle bir hapis veya güvenlik önleminin uygulanmayacağı teminatı verilmesi durumunda mümkün olur.
Yukarıdaki fıkralardaki hükümler, Avrupa Birliğinin himayesinde konmuş, suç alanında adli işbirliğini düzenleyen kuralların uygulanmasına halel getirmez.
Kimse, hiçbir koşulda, siyasi nedenlerle veya başvuran Devletin kanunlarına göre ölümle veya kişinin bedensel bütünlüğüne geri dönülemez hasarla sonuçlanan başka bir mahkumiyetle cezalandırılabilen suçlar için sınır dışı edilemez.
Sınır dışı edilme sadece adli makamların kararıyla olabilir.
İltica hakkı, demokrasi, toplumsal veya ulusal kurtuluş, halklar arasında barış, insan hak ve özgürlükleri lehine faaliyetlerinin sonucu zulme uğrayan veya ağır tehdit altında olan yabancılara ve vatansız kimselere verilir.
Kanun siyasi mülteci statüsünü belirler.
Madde 34.(Konut ve haberleşme dokunulmazlığı)
Şahsi konutlar ve haberleşmenin gizliliği ve diğer özel iletişim araçları dokunulmazdır.
Bir vatandaşın evine sadece yetkili adli merciin kararı ve sadece kanunla belirlenmiş usullere uygun durumlarda girilebilir.
Geceleyin, suçüstü durumları veya terörizm, kanunun belirlediği, insan, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı da dâhil özellikle şiddet ve organize suç durumları saklı kalmak üzere, rızası olmadan kimse, bir kişinin evine giremez.
Kamu makamlarının, ceza kovuşturmasıyla ilgili kanunun belirlediği durumlar dışında, haberleşme, telekomünikasyon veya diğer iletişim biçimlerine herhangi bir şekilde müdahale etmesi yasaktır.
Madde 35.(Bilgisayar kullanımı)
Her vatandaşın, kendisiyle ilgili bilgisayar verilerine erişme, düzeltilmesini ve güncellenmesini isteme ve hepsi kanunla belirlenmiş olarak, hangi amaçla toplandığı konusunda bilgilendirilmeye hakkı vardır.
Kanun, otomatik işlem ve bağlantısı, iletimi ve kullanımı konusunda geçerli koşul ve şartlarla birlikte kişisel veri kavramını tanımlar ve özellikle bağımsız idari bir kuruluş vasıtasıyla, korunmasını güvence altına alır.
Bilgisayarlar, kanunun verdiği yetki ve ayrımcılık yapmama güvencesiyle birlikte veriye konu kişinin açık rızası dışında, felsefi veya siyasi suçlar, parti veya sendikaların üyelikleri, dini inançlar, özel yaşam veya etnik kökenleri işlemek veya bireysel olarak tanımlanamayan istatistikleri işlemek için kullanılamaz.
Kanunun belirlediği istisnai durumlar hariç, üçüncü tarafların kişisel verilere erişimi yasaktır.
Her vatandaşa tek bir ulusal numara vermek yasaktır.
Herkesin, kamuya açık bilgisayar ağlarına erişimi güvence altına alınır ve kanun sınır ötesi veri akışlarında ve ulusal çıkar adına korunması güvence altına alınabilecek diğer veriler için geçerli kuralları belirler
El dosyalarında bulunan kişisel veriler de yukarıdaki fıkralarda öngörülen aynı koruma kapsamındadır.
Madde 36.(Aile, evlilik ve babalık tayini)
Herkes tam eşit şartlarda bir aile kurma evlenme hakkına sahiptir.
Kanun, oluşma şekline bakılmaksızın, evliliğin, ölümle veya boşanma ile sona ermesinin şartlarını ve sonuçlarını düzenler.
Eşler, medeni ve siyasi açıdan çocuklarının bakım ve eğitimiyle ilgili olarak eşit hak ve ödevlere sahiptir.
Sırf bu sebepten, evlilik dışı doğan çocuklar hiçbir ayrıma tabi tutulamaz ve ne kanun ne de resmi daireler veya servisler bunların soylarıyla ilgili ayrımcı şartlara yer veremez.
Ebeveynlerin çocuklarına bakma ve eğitme hak ve ödevi vardır.
Her zaman bir adli makamın kararıyla ve çocuklara karşı temel ödevlerini yerine getirmeme durumları hariç, çocuklar ebeveynlerinden ayrılamaz.
Evlat edinme, gerekli şartların tamamlanmasını belirli biçimlere bağlayan kanunla düzenlenir ve korunur.
Madde 37.(İfade ve bilgi hürriyeti)
Herkes, düşüncelerini sözle, görüntü veya başka bir araçla serbestçe ifade etme, yayma ve başkalarını bilgilendirme, bilgi edinme ve engelleme veya ayrım olmaksızın bilgilendirilme hakkına sahiptir.
Söz konusu hakların kullanımı herhangi bir sansür türü veya şekliyle engellenemez veya sınırlandırılamaz.
Söz konusu hakların kullanılmasındaki ihlaller ceza kanunu veya idari suçları düzenleyen kanunun genel hükümlerine konu olur ve kanunun belirlediği şekilde mahkemelerin veya bağımsız idari kurumların huzuruna çıkarılır.
Her kişi veya tüzel kişiye, eşit ve etkili biçimde cevap verme ve düzeltme hakkı yanı sıra, uğradığı zararların tazmin edilmesi hakkı verilir.
Madde 38.(Basın ve medya hürriyeti)
Basın özgürlüğü güvence altındadır.
Basın özgürlüğü şu anlama gelir:
a) Gazetecilerin ve diğer personelin ifade ve yaratıcılık özgürlüğü, bir öğretiye ait veya sınıfsal olduğu zaman hariç, söz konusu medya kuruluşunun yayın politikasının belirlenmesine katılma hakkı;
b) Kanunun şarta bağladığı şekilde, gazetecilerin bilgi kaynaklarına erişme ve mesleki bağımsızlık ve gizlilik hakkı ve yayın kurullarını seçme hakkı;
c) Hiçbir ön idari yetki, kefalet ya da yeterlik aranmaksızın, gazete veya herhangi bir başka yayın kurma hakkı.
Genel olarak, kanun, yayın kuruluşlarının sahiplerinin adlarının ve bu kuruluşların finansman kaynaklarının ilân edilmesini sağlar.
Devlet, genel haber medyasına sahip olan işletmelere uzmanlaşma ilkelerini uygulamaya zorlayarak, bunları ayrımcı olmayan şekilde yaklaşarak ve destekleyerek ve özellikle çoklu ve birbirine kenetli menfaatler yoluyla yoğunlaşmalarını engelleyerek medyanın özgürlüğünü ve siyasi ve ekonomik güçlerden bağımsızlığını sağlar.
Devlet, kamu radyo ve televizyon hizmetinin varlığını ve faaliyetini sağlar.
Kamu sektörü medyasının yapısı ve faaliyeti Hükümetten, kamu yönetiminden ve diğer kamu makamlarından bağımsızlığını korur ve tüm farklı düşünce akımlarının kendini ifade edebilmesini ve birbiriyle yüzleşmesini sağlar.
Radyo ve televizyon yayın istasyonları sadece, kanunun belirttiği şekilde, kamu ihalesi yoluyla verilen lisanslarla faaliyet gösterir.
Madde 39.(Medyanın düzenlenmesi)
Bağımsız bir idari organ medyada aşağıdaki koşulları sağlamaktan sorumludur:
a) Bilgi edinme hakkı ve basın özgürlüğü;
b) Medya sahipliğinde yoğunlaşmanın önlenmesi;
c) Siyasal iktidar ve ekonomik güçten bağımsızlık;
d) Kişi hakları, özgürlükleri ve teminatlarına saygı;
e) Medyanın çalışmasını düzenleyen kanun ve kurallara saygı;
f) Tüm farklı görüşlerin kendilerini ifade edebilmesi ve birbirleriyle yüzleşebilmesi;
g) (Yayın zamanı, karşılık verme ve siyasi cevap hakkının kullanılması)
Kanun, yukarıdaki fıkrada atıfta bulunulan organın oluşumunu, sorumluluklarını, teşkilatını ve işleyişini ve Cumhuriyet Meclisince atanan üyelerinin statülerini ve rollerini tarif eder.
Madde 40.(Yayın zamanı, karşılık ve siyasi cevap hakkı)
Siyasi partiler, sendikalar, meslek ve iş örgütleri ve ulusal kapsaması olan diğer kuruluşlar, büyüklükleri ve temsil güçlerine göre ve kanunla tanımlanan nesnel ölçütlerle, kamu radyo ve televizyon hizmetinde yayın zamanı hakkına sahiptir.
Cumhuriyet Meclisinde bir veya daha fazla sandalyeye sahip ve Hükümette yer almayan siyasi partiler, kanunun belirttiği gibi, her partinin Meclisteki sandalye sayısıyla orantılı olarak kamu radyo ve televizyonunda yayın zamanına ve Hükümetin siyasi beyanlarına karşılık ve cevap hakkına sahiptir. Bu yayın zamanları, Hükümetin yayınlarına ve beyanlarına verilen aynı süre ve uzunluğa sahip olur. Özerk bölgelerin Yasama Meclislerinde sandalyeleri olan partiler, söz konusu bölge sınırları içinde de aynı haklara sahiptir.
Seçimler sırasında ve kanunun belirttiği şekilde, adaylar, ulusal ve bölgesel kapsaması olan radyo ve televizyon istasyonlarında düzenli ve eşit yayın zamanına sahip olur.
Madde 41.(Vicdan, din ve ibadet hürriyeti)
Vicdan, din ve ibadet hürriyetine dokunulamaz.
Kimse mezhebi veya dini gereklerini yerine getirmekten dolayı zulme uğratılamaz, haklarından yoksun bırakılamaz veya yurttaşlık yükümlülüklerinden veya ödevlerinden muaf tutulamaz.
Hiçbir makam, bireysel kimliği belirtilmeyen istatistik amaçlı veri toplama dışında, kimsenin dini inanç ve mezhebini sorgulayamaz, ne de cevap vermeyi reddedenler bir zarara uğratılabilir.
Kiliseler ve diğer dini cemaatler Devletten ayrıdır ve örgütlenme ve kendi tören ve ayinlerini yapmakta serbesttirler.
Herhangi bir dini, söz konusu mezhep içinde öğretme ve faaliyetlerini yürütmek için uygun araç kullanma özgürlüğü güvence altındadır.
Kanunun belirlediği şekilde, bir vicdani retçi olma hakkı güvence altındadır.
Madde 42.(Kültür oluşturma özgürlüğü)
Fikri, sanatsal ve bilimsel yaratım sınırlandırılamaz.
Bu özgürlük, bilim, edebiyat ve sanat eserlerini icat etme, üretme ve kamuoyuna yayma hakkını kapsar ve telif haklarının kanunla korunmasını içerir.
Madde 43.(Öğrenme ve öğretme hürriyeti)
Öğrenme ve öğretme hürriyeti güvence altındadır.
Devlet, herhangi bir, estetik, politik, ideolojik, felsefi veya dini direktife uygun olarak eğitim ve kültür programları hazırlamaz.
Kamu eğitimi bir mezhebe bağlı olamaz.
Özel ve kooperatif okulları açma hakkı güvence altındadır.
Madde 44. (Seyahat ve göç etme hakkı)
Her vatandaş, Portekiz toprakları içinde serbestçe seyahat edebilir ve yerleşebilir.
Her vatandaşın, Portekiz topraklarından ayrılma veya başka bir ülkeye göç etme hakkı ve bu topraklara geri dönme hakkı güvence altındadır.
Madde 45.(Toplantı ve gösteri hakkı)
Vatandaşlar, halka açık yerlerde bile, hiçbir izne ihtiyaç duymadan, barışçıl ve silahsız toplanma hakkına sahiptir.
Her vatandaşa gösteri yapma hakkı tanınır.
Madde 46. (Dernek kurma özgürlüğü)
Vatandaşlar, şiddeti teşvik etmeme ve amaçları ceza kanuna muhalif olmama koşuluyla, ön izin olmaksızın birlikte dernek kurma hakkına sahiptir.
Dernekler amaçlarını serbestçe ve kamu makamlarının müdahalesi olmadan gerçekleştirirler ve kanunun belirttiği durumlar dışında ve mahkeme emri olmaksızın feshedilemezler ve faaliyetleri askıya alınamaz.
Kimse bir derneğe zorla üye edilemez veya orada kalmak için herhangi bir şekilde zorlanamaz.
Silahlı derneklere, askeri, askerileştirilmiş veya milis türü derneklere ve ırkçı veya faşist ideoloji sergileyen örgütlere izin verilmez.
Madde 47.(Meslek seçme ve Kamu Yönetimine girme hürriyeti)
Herkes, kanunun genel kamu yararı adına koyduğu veya kendi yetenekleriyle ilgili kısıtlamalara tabi olarak, serbestçe bir meslek veya çalışma türü seçebilir.
Her vatandaş, bir genel kural olarak rekabetçi bir istihdam süreci yoluyla, kamu yönetimine başvurmada eşit ve serbest hakka sahiptir.
Bölüm II.
Siyasi katılıma ilişkin haklar, hürriyetler ve teminatlar
Madde 48.(Siyasi yaşama katılma)
Her vatandaş, doğrudan ya da serbestçe seçilmiş temsilciler aracılığıyla, siyasi yaşamda ve ülkenin kamu işlerinin yönetiminde yer alma hakkına sahiptir.
Her vatandaşın, Devletin ve diğer kamu kurumlarının faaliyetleri hakkında nesnel olarak aydınlatılma ve kamu işlerinin yönetimi konusunda Hükümet ve diğer kamu kurumları tarafından bilgilendirilme hakkı vardır.
Madde 49. (Oy verme hakkı)
Kanunun belirttiği ehliyetsizlikler dışında, onsekiz yaşına gelmiş her vatandaş oy verme hakkına sahiptir.
Oy verme hakkı şahsen kullanılır ve medeni bir ödev oluşturur.
Madde 50.(Kamu görevi için aday olma hakkı)
Her vatandaş herhangi bir kamu görevine aday olmak için serbest ve eşit hakka sahiptir.
Kimse, siyasi haklarını kullanmaktan veya kamu görevinde bulunmaktan dolayı atamalarda, iş veya mesleki kariyer veya hak kazandığı sosyal yardımlarda zarara uğratılamaz.
Seçimle gelinen görevlere adaylık hakkının yönetilmesinde, kanun sadece, hem seçmenin seçme özgürlüğünü ve bağımsızlığını hem de söz konusu görevlerin yerine getirilmesinde tarafsızlığı güvence altına alma ihtiyacıyla bazı seçilmeye engel durumları belirleyebilir.
Madde 51.(Siyasi dernekler ve partiler)
Dernek kurma özgürlüğü, siyasi dernek kurma veya içlerinde yer alma ve bunlar vasıtasıyla halk iradesinin tecellisine ve siyasi iktidarın örgütlenmesine yönelik olarak müşterek ve demokratik çalışma hakkını içerir.
Kimse aynı anda birden fazla partiye üye olamaz ve hiç kimse yasal olarak kurulmuş herhangi bir partiye üye olmadığı veya üyeliğini sona erdirdiği için herhangi bir hakkını kullanmaktan yoksun bırakılamaz.
Parti programlarında vurguladıkları felsefe ve ideolojiye halel getirmeksizin, siyasi partiler, herhangi bir din veya kilise ile doğrudan ilgisi olan ifadeleri ihtiva eden isimleri veya ulusal veya dini simgelerle karıştırılabilecek amblemleri kullanamaz.
Hiçbir parti, dini bir nitelik veya kapsama sahip bir isim veya parti programı ile kurulamaz.
Siyasi partiler, şeffaflık, demokratik örgütlenme ve yönetim ve tüm üeyelerin katılımı ilkeleriyle yönetilir.
Kanun, siyasi partilerin finansmanını düzenleyen, özellikle kamu kaynaklarıyla ilgili şartlar ve sınırlamaları ve varlıklarını ve hesaplarını halka açıklama gerekliliğiyle ilgili kuralları koyar.
Madde 52.(Dilekçe hakkı ve halk adına yargıya başvuru hakkı)
Her vatandaş, hakkını, Anayasayı, kanunları veya kamu çıkarlarını korumak için, egemen güçlere, özerk bölgelerin özyönetim organlarına veya herhangi bir makama bireysel olarak veya başkalarıyla topluca dilekçe, açıklama, hak iddiası veya şikayet başvurusu yapma hakkına ve ayrıca makul bir süre içerisinde bu başvurusunun değerlendirme sonucunun kendisine bildirilmesi hakkına sahiptir.
Kanun, toplu dilekçelerin Cumhuriyet Meclisi ve özerk bölgelerin Yasama Meclislerinin genel kurullarında değerlendirilme şartlarını belirler.
Herkesin, kanunun belirleyeceği şartlarda, şahsen veya söz konusu çıkarları savunan dernekler yoluyla mağdur taraf ya da tarafların uygun tazminatı için başvuru hakkını da içermek üzere, halk adına yargıya başvurma hakkı vardır. Söz konusu hak özellikle şu amaçlar için kullanılır:
a) Kamu sağlığına, tüketici haklarına, yaşam kalitesine veya çevrenin ve kültürel mirasın korunmasına karşı suçların önlenmesi, durdurulması veya soruşturulmasını teşvik etmek için;
b) Devlet, özerk bölgeler ve yerel yönetimlere ait mülkün korunması için.
Bölüm III.
İşçi hakları, özgürlükleri ve teminatları
Madde 53. (İş güvencesi)
İşçilere iş güvencesi verilir ve haklı sebep olmaksızın siyasi veya ideolojik sebeplerle işten çıkarma yasaktır.
Madde 54. (İşçi komiteleri)
İşçiler, çıkarlarını savunmak ve şirket yaşamına demokratik müdahale için işçi komiteleri oluşturma hakkına sahiptir.
İşçi komiteleri oluşturma kararları, komitenin tüzüğünü onaylayacak ve üyelerini doğrudan, gizli oylama yöntemiyle seçecek olan ilgili işçiler tarafından alınır.
İşçilerin çıkarlarını teminat altına alma ve ekonomik yeniden yapılandırmaya müdahaleyi geliştirmek amacıyla koordinasyon komiteleri oluşturulabilir.
Komite üyeleri sendika delegelerine tanınan yasal güvenceden yararlanırlar.
İşçi komiteleri şu haklara sahiptir:
a) Görevlerini yerine getirmek için gereken tüm bilgileri almak;
b) İşletmelerin yönetimini izlemek;
c) Özellikle eğitim faaliyetleriyle ilgili olarak veya çalışma koşulları değiştirilirken, işletmenin yeniden yapılanma sürecine katılmak;
d) Sektörlerine yönelik iş mevzuatı ve ekonomik ve sosyal planların hazırlanmasında rol almak;
e) İşletmelerin sosyal faaliyetlerini yönetmek veya yönetimine katılmak;
f) Kanunların belirttiği şekilde, Devlete veya diğer kamu kurumlarına ait işletmelerin yönetim organlarına işçi temsilcileri seçilmesini teşvik etmek.
Madde 55.(Sendikal özgürlükler)
İşçiler, hakları ve çıkarlarının korunmasında birlik sağlamanın koşulu ve güvencesi olarak sendika kurmak ve yürütmekte özgürdür.
Sendika kurma ve yürütme özgürlüklerini kullanırken, işçilere, ayrım gözetmeksizin, özellikle aşağıdaki güvenceler verilir:
a) Her seviyede sendika kurma özgürlüğü;
b) Üye olma özgürlüğü. Hiçbir işçi üye olmadığı sendikaya aidat ödemeye zorlanamaz;
c) Sendikaların örgütlenme ve iç yönetmeliklerini belirleme özgürlüğü;
e) İlgili tüzüklerin belirlediği şekillerde siyasi görüş hakkı.
Sendikalar, yönetim organlarının gizli oyla periyodik seçimine dayalı, herhangi bir yetkilendirme ve onay ihtiyacı olmaksızın demokratik örgütlenme ve yönetim ilkeleriyle yönetilir ve sendikal faaliyetin her alanında işçilerin aktif katılımıyla kurulur.
Sendikalar, işverenler, Devlet, dini cemaatler ve partiler ve diğer siyasi birliklerden bağımsız olur ve kanun, çalışan sınıfın birliği için esas olan bu bağımsızlığa uygun güvenceler oluşturur.
Sendikalar, uluslararası sendika kuruluşlarıyla ilişki kurma ve bunlara katılma hakkına sahiptir.
İşçilerin seçilmiş temsilcileri, bilgilendirilme ve kendilerine danışılma ve işlevlerini meşru düzlemde gerçekleştirirken, koşullara, sınırlamalara ve kısıtlamalara boyun eğmemek için yeterli yasal koruma hakkını kullanır.
Madde 56.(Sendikal haklar ve toplu sözleşme)
Sendikalar, temsil ettikleri işçilerin haklarını ve çıkarlarını savunmaktan sorumludur.
Sendikalar şu haklara sahiptir:
a) İş mevzuatının hazırlanmasında yer almak;
b) Sosyal güvenlik kurumları ve işçilerin çıkarlarını gözeten diğer kuruluşların yönetiminde yer almak;
c) Ekonomik ve sosyal plan üzerinde görüş bildirmek ve bunların uygulanmasını denetlemek;
d) Kanunla belirtildiği üzere, sosyal uzlaşma organlarında temsil edilmek;
e) Özellikle eğitim faaliyetleriyle ilgili olarak veya çalışma koşulları değiştirilirken, işletmenin yeniden yapılanma sürecinde yer almak;
f) Sendikalar kanunla belirlendiği üzere güvence altına alınan toplu sözleşmeler yapma hakkını kullanmaktan sorumludur.
g) Kanun, toplu iş sözleşmeleri yapma meşruiyetini ve bunların hükümlerinin geçerliliğini düzenleyen kuralları belirler.
Madde 57.(Grev hakkı ve lokavt yasağı)
Grev hakkı güvence altındadır.
İşçiler grevle savunulacak çıkarların kapsamını tanımlamaktan sorumludur ve kanun bu kapsamı sınırlamaz.
Kanun, donanım ve tesislerin güvenliğini sağlamak için gerekli olan hizmetlerin ve grevler sırasında temel sosyal ihtiyaçların karşılanması için kaçınılmaz olan asgari düzeydeki hizmetlerin koşullarını tanımlar.
Lokavt yasaktır.
Başlık III.
Ekonomik, sosyal ve kültürel haklar ve ödevler
Bölüm I.
Ekonomik haklar ve ödevler
Madde 58.(Çalışma hakkı)
Herkes çalışma hakkına sahiptir.
Çalışma hakkını güvence altına almak için, Devletin yükümlülükleri şunlardır:
a) Tam istihdam politikalarının uygulanması;
b) İş ve meslek seçiminde eşit fırsatlar ve cinsiyete dayalı engellemeden, herhangi bir kadroya, işe veya mesleki kategoriye girmesini sınırlamadan kaçınmak için gerekli koşullar;
c) İşçiler için kültürel ve teknik eğitim ve mesleki gelişim.
Madde 59. (İşçi hakları)
Yaş, cinsiyet, ırk, vatandaşlık, köken, din ve siyasi ve ideolojik inançlarına bakılmaksızın, her işçi şu haklara sahiptir:
a) Eşit işe eşit ücret ilkesine uygun olarak ve geçimini sağlamaya yetecek şekilde, hacmi, yapısı ve niteliğine göre yaptığı işin karşılığının ödenmesi;
b) Çalışmanın, sosyal onurla uyumlu ve kişisel tatmin sağlayacak ve mesleki ve aile yaşamını bir arada götürmeyi mümkün kılacak şekilde örgütlenmesi;
c) Güvenli, hijyen ve sağlıklı koşullarda çalışmak;
d) Dinlenme ve boş zaman, iş gününün maksimum sınırı, haftalık dinlenme süresi ve periyodik ücretli tatiller;
e) İsteği dışında işsiz kaldığında maddi yardım;
f) İşle ilgili kaza veya meslek hastalığı mağduru olduğunda yardım ve adil tazminat;
Devlet, işçilerin hakkı olan çalışma, hizmet karşılığı ve dinlenmeyle ilgili koşulları sağlamak için özellikle şunları yapmakla yükümlüdür:
a) Özellikle işçilerin ihtiyaçları, geçinme maliyeti, üretim sektörlerinin geliştirdiği düzey, ekonomik ve mali istikrarın zorladığı şartlar ve kalkınma amaçlı sermaye birikimini dikkate alarak, asgari ücreti belirleme ve güncelleme.
b) Çalışma saatlerinde ulusal sınırlar belirleme;
c) Hamilelik ve doğum sonrası kadınlar, küçükler ve engelliler ve çalışma şartları özellikle ağır olan veya sağlıksız, zehirli veya tehlikeli ortamlarda çalışanlar için çalışmayla ilgili özel koruma;
d) Sosyal kuruluşlar ile işbirliği içerisinde, dinlenme ve tatil merkezlerinden oluşan bir ağın sistematik olarak geliştirilmesinin sağlanması;
e) Göçmen işçilerin çalışma koşullarını korumak ve sosyal yardımları güvence altına almak;
f) Öğrenci işçilerin çalışma koşullarını korumak.
Maaşlar, kanunla ortaya konulmuş özel güvencelere sahiptir.
Madde 60.(Tüketici hakları)
Tüketiciler, tüketilen mal ve hizmetlerde, eğitim ve bilgide, sağlığın korunmasında, güvenlik ve ekonomik çıkarlarında iyi kalite ve uğradıkları zararlar için tazminat hakkına sahiptir.
Reklamcılık kanunla düzenlenir ve gizli, dolaylı veya hileli her türlü reklam biçimi yasaktır.
Tüketici dernekleri ve tüketim kooperatifleri, kanunda belirtilen, Devletten yardım alma, tüketicinin korunması konusunda dinlenme hakkına sahiptir ve üyelerini veya toplu veya kamu çıkarlarını kanuni müdafaa hakkı vardır.
Madde 61.(Özel şirketler, kooperatifler ve işçi yönetimi)
Anayasa ve kanunların ve kamu yararı açısından belirlenen çerçevelerde serbestçe özel ekonomik girişim yapılabilir.
Herkes kooperatifçilik ilkelerine uygun olarak, özgürce kooperatif kurma hakkına sahiptir.
Kooperatifler kanunun belirlediği genel çerçevede serbestçe faaliyet gösterir ve gruplaşarak birlikler, federasyonlar ve konfederasyonlar ve kanunun öngördüğü diğer örgütleri oluşturabilirler.
Kanun, Devletin ya da herhangi bir kamu kurumunun hissesinin olduğu kooperatifler için özel kuruluş şartları koyar.
Kanunla ortaya konduğu üzere, işçi yönetimi hakkı olacaktır.
Madde 62.(Özel mülkiyet hakkı)
Anayasanın orta koyduğu üzere, herkesin özel mülkiyete ve bunun yaşarken veya devrine aktarılmasına hakkı vardır.
Kamu yararına el koyma ve kamulaştırma sadece kanunlar temelinde adil tazminat ödemesiyle yapılır.
Bölüm II.
Sosyal haklar ve ödevler
Madde 63.(Sosyal güvenlik ve dayanışma)
Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.
Devlet, sendikalar, işçiler ve diğer yararlanıcıları temsil eden kuruluşların katılımı ile birlikte, birleşik ve merkezi olmayan bir sosyal güvenlik sistemini örgütlemek, koordine ve sübvanse etmekle görevlidir.
Sosyal güvenlik sistemi, vatandaşları hastalıklarında, yaşlılıklarında ve sakatlandıklarında, dul veya yetim kaldıklarında ve ayrıca işlerini kaybettiklerinde veya geçinme araçlarını veya çalışma yeteneğini tamamen kaybettiklerinde veya sıkıntıya düştüklerinde korur.
Kanunun belirttiği şekilde, çalışılan tüm dönemleri, hizmet edilen sektörden bağımsız olarak, yaşlılık ve malullük aylığı hesaplamalarında katkıda bulunur.
Bu maddede ve 67/2b, 69, 70/1e, 71 ve 72’nci maddelerde yer verilen sosyal dayanışma hedeflerini gerçekleştirme amacıyla, Devlet, kanunlarda belirtildiği şekilde, kamu yararına olduğu kabul edilen yardım kurumlarını ve diğer kar gözetmeyen kurumların faaliyetlerini operasyonlarını destekler ve inceler.
Madde 64. (Sağlık)
Herkes sağlığı koruma hakkına ve sağlığı savunma ve koruma ödevine sahiptir.
Sağlığın korunması hakkı aşağıdaki yolla yerine getirilir:
a) Kullanan vatandaşların ekonomik sosyal koşullarına özel dikkat göstererek, genel ve geniş kapsamlı ve ücretsiz olmaya yatkın bir ulusal sağlık hizmeti yardımıyla;
b) Özellikle çocukların, gençlerin ve yaşlıların korunmasını güvence altına alan ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel koşulları oluşturarak; yaşam ve çalışma koşullarını sistematik olarak iyileştirerek ve ayrıca okulda diğer insanlar arasında beden sağlığı ve sporu teşvik ederek; ve hem insan sağlığı hem de hijyen eğitimini ve sağlıklı yaşam uygulamalarını geliştirerek.
Sağlığın korunması hakkının kullanılmasını temin etmek için, Devletin birincil görevi aşağıdaki işlevleri üstlenmektir:
a) Ekonomik durumundan bağımsız olarak, her vatandaşın koruyucu, tedavi edici ve iyileştirici tıbbi bakımdan yararlanmasını garanti etmek;
b) Bütün ülkeyi rasyonel ve etkili biçimde kapsayan sağlık hizmetleri ve insan kaynaklarını garanti etmek;
c) Sağlık hizmetleri ve ilaçların kamu finansmanı ile karşılanması yönünde çalışmak;
d) Kamu ve özel sektöre ait sağlık kurumlarında yeterli verimlilik ve kalite standartlarını elde etmek üzere, tüzel ve özel tıp biçimlerini düzenlemek ve teftiş etmek ve ulusal sağlık hizmetleri ile bütünleştirmek.
e) Kimyasal, biyolojik ve farmakolojik ürünler ile tedavi ve tanıda kullanılan diğer araçların üretim, dağıtım, pazarlama, satış ve kullanımını düzenlemek ve denetlemek;
f) İlaçların kötüye kullanılmasının önüne geçilmesi ve tedavisi için politikalar oluşturmak.
Ulusal sağlık hizmeti, yerinden ve katılımcı bir yönetim sistemine sahip olacaktır.
Madde 65.(Konut ve şehir planlaması)
Herkes, kendisi ve ailesi için, sağlıklı ve konforlu, kişi ve aile mahremiyetini muhafaza eden, yeterli büyüklükte bir mesken hakkına sahiptir.
2. Konut hakkını güvence altına almak için, Devletin yükümlülükleri şunlardır:
a) Yeterli ulaşım ağı ve sosyal tesisin varlığını garanti eden şehir planlama belgeleriyle desteklenen genel şehir ve bölge planlama belgelerinde şekillendirilmiş bir konut politikasını planlama ve uyguılama;
b) Özerk bölgeler ve yerel yönetimlerle işbirliği içinde düşük maliyetli sosyal konut inşaatını teşvik etme;
c) Kamu yararına tabi olarak, özel inşaatı ve konut sahipliği veya kiralamayı canlandırma;
d) Konut sorunlarını çözme yolunda çaba gösteren yerel girişimleri destekleme ve teşvik etme ve konut ve yapı kooperatiflerinin oluşumunu özendirme.
Devlet, ailenin geliriyle uyumlu bir kiralama ve ferdi konuttan faydalanma sisteminin oluşturulması yönünde bir politika üstlenir.
Devlet, özerk bölgeler ve yerel yönetimler, özellikle planlama araçları ve şehir ve bölgenin planlamasıyla ilgili genel kanuni çerçeve içinde, şehir arazisinin işgali, kullanımı ve dönüştürülmesini düzenleyen kuralları belirler ve kamu yararına şehir planlama amaçlarını yerine getirmeye yönelik araziyi kamulaştırır.
İlgili taraflar, şehir planlama araçlarının ve diğer şehir ve bölge planlama araçlarının hazırlanmasına katılma hakkına sahiptir.
Madde 66.(Çevre ve yaşam kalitesi)
Herkesin sağlıklı ve ekolojik olarak dengeli bir yaşam çevresine sahip olma hakkı ve bunu savunma ödevi vardır.
Devlet, sürdürülebilir kalkınma genel çerçevesi içinde çevre hakkını güvence altına almak için, ilgili kurumlar yoluyla eyleme geçerek ve vatandaşların katılımını sağlayarak şu görevleri üstlenir:
a) Kirliliğin ve etkilerinin ve erozyonun zararlı biçimlerinin önlenmesi ve kontrol altına alınması;
b) Doğru faaliyet alanı, dengeli sosyal ve ekonomik kalkınma ve doğal alanların geliştirilmesi amacıyla, şehir ve bölge planlaması yürütme ve geliştirme;
c) Doğal parklar ve rekreasyon alanlarının oluşturulması ve geliştirilmesi ve doğanın korunmasını ve kültürel değerlerin ve tarihi ve sanatsal ilgi odağı varlıkların saklanmasını sağlayacak şekilde doğal alanların ve yerlerin korunması;
d) Doğal kaynakların akılcı kullanımını teşvik etme, kuşaklararası dayanışma ilkesiyle, bu kaynakların kendilerini yenileme yeteneklerini güvence altına alma ve ekolojik istikrarı sürdürme.
e) Yerel yönetimlerle birlikte hareket etme, özellikle mimari düzeyde ve tarihi alanların korunmasıyla ilgili olarak, şehir dışı yerleşimlerinin ve şehir yaşamının çevre kalitesini geliştirme.
e) Çevre hedeflerinin çeşitli sektör politikalarıyla bütünleştirilmesini teşvik etme;
Çevre eğitimini ve çevreyle ilgili değerlere saygıyı geliştirme;
f) Mali politikanın çevrenin ve yaşam kalitesinin korunması ile uyumlu kalkınmayı mümkün kılacak yapıda olmasını sağlama.
Madde 67.(Aile)
Toplumda temel bir öğe olarak Aile toplum ve Devlet tarafından korunma hakkına ve aile üyelerinin kişisel tatmin sağlayabilmeleri için gerekli tüm koşulların etkin uygulanması hakkına sahiptir.
Ailenin korunması için, Devlet özellikle şu açılardan sorumludur:
a) Aile birimlerinin sosyal ve ekonomik bağımsızlığını geliştirme;
b) Ulusal kreş ağının ve yaşlılar politikasıyla birlikte, aileyi destekleyecek diğer tesislerin oluşturulmasını teşvik etmek ve bunlardan yararlanmalarını garanti etmek;
c) Çocuklarının eğitimi ile ilgili olarak velilerle işbirliği;
d) Bireysel özgürlükle ilgili olarak, bilgi, yöntem ve araçlara erişimi teşvik ederek aile planlaması hakkını garanti etme, annelik ve babalığın bilinçli olarak planlanması için gerekli hukuki ve teknik düzenlemeleri yapma;
e) İnsan onurunu koruyacak şekilde yardımla üremeyi düzenleme;
f) Vergi ve sosyal yardımları ailenin giderleriyle paralel olarak düzenleme.
g) Aileyi temsil eden derneklere danıştıktan sonra, evrensel ve bütünleşik bir aile politikası hazırlama ve uygulama;
h) Çeşitli sektör politikalarını uyumlaştırarak, mesleki yaşamı ve aile yaşamı arasında uyumu sağlama.
Madde 68.(Babalık ve annelik)
Özellikle çocukların eğitiminde, çocuklarıyla ilişkilerinde yeri doldurulamaz rollerini yerine getirirken, anneler ve babalar, medeni hayata katılımları ve kendi mesleki tatminlerini güvencesiyle birlikte, toplum ve Devletin koruması hakkına sahiptir.
Annelik ve babalık toplumdaki saygın sosyal değerleri oluşturur.
Kadınlar gebelikleri sırasında ve doğum sonrasında özel bakım hakkına sahiptir ve kadın işçiler ücretlerinden veya ayrıcalıklarından herhangi bir kayıp olmaksızın yeterli izin süresi hakkına sahiptir.
Kanun anne ve babalara, çocukların yararına ve aile biriminin ihtiyaçları uyarınca, işten yeterli süre izin verilmesini düzenler.
Madde 69. (Çocukluk)
Kesintisiz gelişmeleri amacıyla, çocuklar, özellikle her türlü terk edilme, ayrımcılık ve baskıya ve ailedeki veya başka herhangi bir kurumdaki kötüye kullanılan otoriteye karşı toplumun ve Devletin korumasına sahiptir.
Devlet, yetim kalan, terk edilen veya normal bir aile ortamından yoksun olan çocuklar için özel koruma sağlar.
Kanunun belirttiği şekilde, okul çağındaki küçüklerin çalışması yasaktır.
Madde 70.(Gençlik)
Gençler, ekonomik, sosyal ve kültürel haklarından etkin biçimde yararlanmalarını sağlamak için, özellikle aşağıdaki konularda, özel olarak korunur:
a) Eğitim, mesleki eğitim ve kültür;
b) İlk işe girme, çalışma ve sosyal güvenlik;
c) Konut edinme;
d) Beden eğitimi ve spor;
e) Boş zamanlarını geçirme;
Gençlik politikasının öncelikli hedefleri, gençlerin kişiliğinin geliştirilmesi, aktif yaşamla etkin bütünleşmeleri için gerekli koşulların yaratılması, özgürce yaratıcılık sevgisi ve topluma hizmet duygusudur.
Aileler, okullar, işletmeler, mahalle örgütleri, kültür dernekleri, vakıflar, kültür ve dinlenme grupları ile birlikte hareket ederek, Devlet söz konusu hedeflerin gerçekleştirilmesi için gençlik organizasyonları ve uluslararası gençlik mübadelesini destekler ve teşvik eder.
Madde 71.(Engelli vatandaşlar)
Bedensel veya ruhsal engelli vatandaşlar hakların tamamından yararlanır ve kendi durumlarının uygulamalarını veya yerine getirmelerini imkansız kıldıkları hariç, Anayasada yer alan ödevlere tabidir.
Devlet, sakatlıkların önlenmesi ve tedavisi ve engelli vatandaşların rehabilitasyonu ve entegrasyonu ve ailelerine yardım sağlanması için ulusal bir politika üstlenir, toplumu eğitir ve bu vatandaşlara yönelik saygı ve dayanışma ödevlerini hatırlatır ve ebeveynlerinin veya vasilerinin haklarına ve görevleri saklı kalmak üzere, kendi haklarını etkin olarak kullanmalarını temin eder.
Devlet, engelli vatandaşların örgütlerine destek olur.
Madde 72.(Yaşlılar)
Yaşlıların, ekonomik güvenceye, konut ve kişisel özgürlüklerine saygı gösteren, yalnızlaşma veya toplumsal marjinalleşmeden kaçınan aile ve toplum yaşantısı açısından uygun koşullara sahip olma hakları vardır.
Yaşlılar politikası, yaşlı insanlara, toplum yaşamına aktif katılım yoluyla şahsi tatmin için olanaklar sağlamaya yönelik ekonomik, sosyal ve kültürel nitelikli önlemleri içerir.
Bölüm III.
Kültürel haklar ve ödevler
Madde 73. (Eğitim, kültür ve bilim)
Herkes eğitim ve kültür hakkına sahiptir.
Devlet, eğitimin okulda ve diğer eğitim araçlarıyla, fırsat eşitliğine dayalı olarak, ekonomik, sosyal ve kültürel, eşitsizlikleri gidererek, kişiliğin gelişmesi, hoşgörü ruhu, karşılıklı anlayış, dayanışma ve sorumluluk, toplumsal ilerleme ve kamu yaşamında demokratik katılım için gerekli diğer koşulları oluşturarak demokratikleşmesini teşvik eder.
Devlet, medya, kültür dernekleri, ve vakıflar, kültür ve rekreasyon grupları, kültürel miras dernekleri, mahalle dernekleri ve diğer kültürel kuruluşlarla birlikte hareket ederek, tüm vatandaşların kültürden yararlanmalarını ve kültür oluşturmalarını özendirerek, kültürün demokratikleşmesini teşvik eder.
Devlet, özgürlüklerini ve özerkliklerini güvence altına alacak, rekabet güçlerini arttıracak, bilimsel kurumlar ve işletmeler arasında işbirliğini sağlayacak şekilde bilimsel araştırma ve üretimi ve teknolojik yenilikleri canlandırır ve destekler.
Madde 74. (Eğitim)
Herkes eğitim hakkına ve fırsat eşitliği hakkına sahiptir ve okula gitme ve başarı güvence altına alınır.
Eğitim politikasını uygularken Devletin görevleri şunlardır:
a) Genel, zorunlu ve ücretsiz temel öğretimi sağlama;
b) Kamusal okulöncesi eğitim sistemini oluşturma ve genel sistemi geliştirme;
c) Sürekli eğitimi güvence altına alma ve cehaleti sona erdirme;
d) Yeteneklerine göre her vatandaşın en üst düzeyde eğitim, bilimsel araştırma ve sanatsal üretimden yararlanmasını garanti etmek.
e) Aşamalı olarak eğitimin her düzeyini ücretsiz yapma;
f) Okulları hizmet ettikleri toplumun içine sokmak ve eğitim ve ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetler arasında bağlar kurmak;
g) Engelli vatandaşların eğitime erişmelerini sağlama, teşvik etme ve gerekli olduğunda özel eğitimi destekleme;
h) Eğitim ve fırsat eşitliğinden yararlanma aracı ve kültürün ifadesi olarak Portekizce işaret dilini koruma ve geliştirme;
i) Göçmenlerin çocuklarının Portekiz dilini öğrenmelerini ve Portekiz kültüründen faydalanmalarının sağlanması;
j) Göçmen çocukların eğitim hakkından etkin yararlanmalarını mümkün kılmak için yeterli destek almalarının sağlanması.
Madde 75.(Kamu, özel ve müşterek eğitimi)
Devlet nüfusun tamamının ihtiyaçlarını karşılayacak kamu eğitim kurumları ağını oluşturur.
Devlet, kanunda tanımlandığı üzere, özel ve müşterek eğitimi tanır ve destekler.
Madde 76.(Üniversite ve yüksek öğretimden yararlanma)
Üniversite ve diğer yüksek öğretim kurumlarından yararlanmayı düzenleyen kurallar eğitim sisteminde fırsat eşitliğini ve demokrasiyi güvence altına alır, ülkenin nitelikli eleman ihtiyacının karşılanması, eğitim, kültür ve bilimsel düzeyin yükseltilmesi için gereken dikkati gösterir.
Kanunda belirtildiği üzere, eğitim kalitesinin yeterince değerlendirilmesi saklı kalmak üzere, üniversiteler kendi tüzüklerini hazırlayabilir ve bilimsel, eğitsel, idari ve mali özerklikten yararlanabilir.
Madde 77.(Eğitimde demokratik katılım)
Kanunda belirtildiği üzere, öğretmenler ve öğrenciler okulların demokratik yönetimine katılma hakkına sahiptir.
Kanun, öğretmen, öğrenci, veli derneklerinin, toplulukların ve bilimsel kurumların eğitim politikasının hazırlanmasında katkı biçimlerini düzenler.
Madde 78.(Kültürden yararlanma ve kültürü oluşturma)
Herkesin, kültürel mirası koruma, savunma ve geliştirme ödeviyle birlikte, kültürden yararlanma ve kültür oluşturma hakkı vardır.
Tüm kültürel kurumlarla birlikte hareket ederek, Devlet şunları yapmakla yükümlüdür:
a) Tüm vatandaşların kültürel faaliyetleri için gerekli araç ve yollara erişimini özendirme, temin etme ve bu açıdan ülkede mevcut eşitsizlikleri düzeltme.
b) Birçok biçim ve ifade de bireysel ve ortak üretimi kamçılayan ve yüksek kalitede kültürel çalışmalar ve ürünlerle daha fazla dolaşımı canlandıran girişimleri destekleme;
c) Kültürel mirasın korunmasını ve geliştirilmesini teşvik etme ve kültürel mirası ortak kültürel kimlik aşılayan bir öğe haline getirmek.
d) Tüm halklarla, özellikle de Portekizce konuşanlarla, kültürel ilişkileri geliştirme ve yurtdışında Portekiz kültürünün himaye ve teşvik edilmesini sağlama;
e) Kültür politikasının diğer sektör politikalarıyla koordinasyonu.
Madde 79. (Beden eğitimi ve spor)
Herkes beden eğitimi ve spor hakkına sahiptir.
2. Devlet, okullar ve spor dernekleri ve gruplarıyla birlikte hareket ederek, beden eğitimi ve spor uygulamasını, yayılmasını teşvik etmek, canlandırmak, rehberlik etmek ve desteklemekle ve sporda şiddeti önlemekle yükümlüdür.
Kısım II.
Ekonominin teşkilatlanması
Başlık I.
Genel ilkeler
Madde 80.(Temel ilkeler)
Toplum ve ekonomi aşağıdaki ilkeler temelinde teşkilatlanır:
a) Ekonomik güç, demokratik siyasi iktidara tabidir;
b) Kamu, özel ve kooperatif ve sosyal sektörler, üretim araçlarının mülkiyeti içinde bir arada olacaktır;
c) Bir karma ekonominin genel çerçevesi içinde, teşebbüs ve örgütlenme özgürlüğü vardır;
d) Kamu yararı gerektirdiğinde, doğal kaynaklar ve üretim araçları kamu tarafından sahiplenilir;
e) Ekonomik ve sosyal kalkınma demokratik olarak planlanır;
f) Kooperatif ve sosyal sektör üretim araçlarının mülkiyeti ile ilgili olarak korunmadan faydalanırlar;
g) İşçilerin temsil örgütleri ve işletmeleri temsil eden örgütler temel ekonomik ve sosyal tedbirlerin tanımlanmasına katılır.
Madde 81.(Devletin temel görevleri)
Ekonomik ve sosyal alanda Devletin birincil görevi şunlardır:
a) Sürdürülebilir bir kalkınma stratejisinin genel çerçevesi içinde, halkın sosyal ve ekonomik refahı ve yaşam kalitesini, özellikle de en yoksun kişilerin yaşam kalitesini arttırmak;
b) Sosyal adaleti teşvik etmek, fırsat eşitliği sağlamak ve maliye politikası sayesinde özellikle servet ve gelir dağılımındaki eşitsizlikleri giderecek gerekli düzeltmeleri yapmak;
c) Özellikle kamu sektörünün verimliliğini sağlamak için her türlü çabayı göstererek, üretim güçlerinin tam kullanımını sağlamak;
d) Her sektörde ve bölgede dengeli bir büyüme yönünde gelişmeye rehberlik ederek, şehirler ve kırsal kesim arasındaki ve kıyı şeridi ve iç bölgeler arasındaki ekonomik ve sosyal farklılıkları ortadan kaldırarak tüm ülkenin ekonomik ve sosyal uyumunu arttırmak;
e) Özerk bölgelerin ada olmalarından kaynaklanan eşitsizliklerin düzeltilmesini teşvik ve söz konusu bölgelerin ulusal veya uluslararası kapsamda daha geniş ekonomik alanlarla aşamalı olarak bütünleşmesini teşvik etmek;
f) Piyasaların, işletmeler arasında dengeli bir rekabeti güvence altına alacak şekilde faaliyet göstermelerini sağlamak, tekelci teşkilatlanma biçimlerine karşı koymak ve başat konumların kötüye kullanılmasını ve kamunun çıkarlarına zarar veren diğer uygulamalarını baskılamak;
g) Her zaman ulusal bağımsızlık ve hem Portekiz halkı hem de ülke ekonomisinin çıkarlarını korurken tüm halklarla ekonomik ilişkileri geliştirmek;
h) Çok büyük arazileri küçültmek ve küçük çiftlikleri yeniden yapılandırmak;
i) Tüketici hakları ve çıkarlarını garanti altına almak;
j) Ekonomik ve sosyal kalkınmayı demokratik olarak planlamak için gerekli yasal ve teknik araçları oluşturmak;
l) Ülkenin kalkınmasını savunan bir bilim ve teknoloji politikasının varlığını güvence altına almak;
m) Enerji alanındaki uluslararası işbirliğini teşvik ederken, doğal kaynaklar ve ekolojik dengeyi koruyan milli bir enerji politikası benimsemek;
n) Su kaynaklarının kullanılması, planlanması ve akılcı yönetimi için ulusal bir su politikası benimsemek.
Madde 82.(Üretim araçlarına sahip sektörler)
Üretim araçlarına, üç sektör tarafından birlikte sahip olunması güvence altına alınır.
Kamu sektörü, Devlet veya kamu kurumları yönetiminde olması doğru olan üretim araçlarını elinde bulundurur.
Aşağıdaki fıkranın hükümleri saklı kalmak üzere, özel sektör, bireylerin veya özel grupların yönetiminde olması doğru olan üretim araçlarına sahip olur.
Kooperatif sektörü özellikle şunlardan oluşur:
a) Kanunun, kamu sektörünün hissesinin olduğu ve bu yüzden özel yapıları olan kooperatifler için belirlediği özel hükümler saklı kalmak üzere, kooperatif ilkelerine göre kooperatiflerin sahip olduğu ve yönettiği üretim araçları.
b) Yerel toplulukların sahip olduğu ve yönettiği topluluk üretim araçları;
c) İşçi ortak girişimlerinin işlettiği üretim araçları;
d) Öncelikli amacı yardım olan, kar amacı gütmeyen tüzel kişilerce sahip olunan ve yönetilen üretim araçları.
Madde 83.(Kamulaştırma için gerekenler)
Kanun, üretim araçlarının kamulaştırılmasıyla ilgili olarak, uygulanabilir tazminat kriterlerini de belirleyerek, gerekli araç ve biçimleri ortaya koyar.
Madde 84.(Kamu malı)
Aşağıdakiler kamuya aittir:
a) Yatakları ve bitişik deniz yatağı ile birlikte kara suları ve yataklarıyla birlikte, seyir ve gelir elde etmeye uygun göller, lagünler ve suyolları;
b) Mülkiyet veya yüzey hakları için tanınan sınırın üzerindeki, Portekiz toprakları üzerindeki hava sahası;
c) Geleneksel olarak inşaatta kullanılan kayalar, sıradan toprak ve diğer malzemeler hariç, maden yatakları, mineral ve şifalı su kaynakları ve toprak altında doğal yeraltı boşlukları;
d) Yollar;
e) Ulusal demiryolu hatları;
f) Kanunun bu sınıfa sokabileceği diğer mülkiyet.
Kanun, hangi mülkün Devlete ait kamu malı, hangisinin özerk bölgelerin kamu malı ve hangisinin yerel yönetimlerin malı olduğunu ve ayrıca, bunların kullanım koşul ve şartlarını ve sınırlarını belirler.
Madde 85.(Kooperatifler ve işçi-yönetimi deneyleri)
Devlet kooperatiflerin kurulmasını teşvik eder ve faaliyetlerini destekler.
Devlet, kooperatiflerin yararlanacağı bütçe ve mali yardımları ve kredi kullanma ve teknik yardımda tercihli koşul ve şartları belirler.
Devlet tutarlı işçi-yönetim deneylerine destek olur.
Madde 86.(Özel işletmeler)
Devlet, özellikle küçük ve orta büyüklükte işletmeler olmak üzere, işletmelerin faaliyetlerini teşvik eder ve özellikle ekonominin genel çıkarlarına hizmet eden faaliyetlerle uğraşan işletmeler başta olmak üzere, ilgili yasal yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğini denetler.
Devlet sadece, genel bir kural olarak önceden bir yargı kararına istinaden, kanunun açıkça belirttiği durumlarda, geçici olarak özel işletmelerin yönetimine müdahale eder.
Kanun, özel işletmelerin ve benzer yapıda diğer kuruluşların yasaklandığı ana sektörleri belirler.
Madde 87.(Yabancıların ekonomik faaliyeti ve yatırımı)
Kanun, ülkenin kalkınmasına katkıda bulunduklarından emin olmak, ulusal bağımsızlığı ve işçilerin çıkarlarını savunmak amacıyla, yabancı özel bireylerin ve tüzel kişilerin ekonomik faaliyetlerini ve yatırımlarını düzenler.
Madde 88.(Terk edilen üretim araçları)
Terk edilen üretim araçları, kanunun koyduğu kural ve şartlar altında istimlak edilebilir. Göçmen işçilerin mülkiyetleriyle ilgili özel durum da kanun tarafından dikkate alınır.
İyi bir neden olmadan terk edilmiş olan üretim araçları da kanunun belirleyeceği için şartlar altında zorunlu kira veya işletme imtiyazlarına konu olabilir.
Madde 89.(İşçilerin yönetime katılımı)
Kamu sektöründe üretim birimlerinin işçileri söz konusu birimlerin yönetimine etkin katılımı sağlanır.
Başlık II.
Planlar
Madde 90.(Hedefler)
Ekonomik ve sosyal kalkınma planlarının amacı ekonomik büyüme, sektör ve bölgelerin uyumlu ve entegre gelişmesi, milli hasılatın kişiler arasında ve bölgeler arasında adil bölüşümü, sosyal, eğitim ve kültür, ekonomi politikası ile koordinasyonu, kırsal kesimin savunulması, ekolojik dengenin korunması, çevrenin ve Portekiz halkının yaşam kalitesinin korunmasının teşvik etmektir.
Madde 91.(Planların hazırlanması ve uygulanması)
Ulusal planlar, ana seçenekleri düzenleyen kanunlar çerçevesinde hazırlanır ve bir coğrafi sektörel kapsamda özel programlar içerebilir.
Hükümetin ana seçeneklerle ilgili kanun tasarıları, bunlarla gerekçeleri ortaya koyan raporlarla birlikte sunulur.
Ulusal planlar, ademi merkeziyetçi, bölgesel ve sektörel bazda uygulanır.
Madde 92.(Ekonomik ve Sosyal Konsey)
Ekonomik ve Sosyal Konsey, ekonomik ve sosyal politika alanında danışma ve uyumdan sorumlu organdır ve ana seçenekleri ve ekonomik sosyal kalkınma planlarının hazırlanmasında yer alır ve ayrıca kanunun vereceği diğer görevleri yerine getirir.
Kanun, özellikle hükümet temsilcileri, işçi, iş faaliyetleri ve aileleri, özerk bölgeler ve yerel yönetimleri temsil eden örgütleri içeren Ekonomik ve Sosyal Konseyin oluşumunu belirler.
Kanun aynı zamanda, Ekonomik ve Sosyal Konseyin teşkilatlanma ve faaliyet şeklini ve üyelerinin statülerini ve rolünü belirler.
Başlık III.
Tarım, ticaret ve sanayi politikaları
Madde 93. (Tarım politikası hedefleri)
Tarım politikasının amaçları şunlardır:
a) Tarıma yeterli altyapı ile rekabet ortamında bir artış yönünde çalışacak insan, teknik ve mali kaynaklar sağlayarak tarımsal üretim ve verimliliği artırmak ve ürünlerin kalitesini, etkili pazarlama ve satışını ve ülke için gelişmiş bir arz ve ihracattaki artışı sağlamak;
b) Tarım işçilerinin ekonomik, sosyal ve kültürel durumunun iyileştirilmesini, kırsal kesimin kalkınmasını, arazi sahipliği yapısının rasyonel hale getirilmesini, işletme sisteminin modernizasyonu, arazilerin ve arazide kullanılan diğer üretim araçlarını işleyenler tarafından sahiplenilmesi veya mülkiyetinin açılmasını teşvik etmek;
c) Tarım işçileri ve diğer işçiler arasında gerçek eşitlik elde etmek için koşulları oluşturmak ve tarım sektörünün diğer sektörlerle alışverişinde dezavantajlı olmasını önlemek;
d) Toprak ve diğer doğal kaynakların akılcı kullanımı ve yönetimini sağlamak ve yenilenme kapasitelerini korumak;
e) Çiftçilerin birlik oluşturmalarını ve toprağı doğrudan kendilerinin işlemelerini özendirmek.
Devlet, ülkenin çevreyle ilgili ve sosyal faktörleri ile uyumlu olarak, tarımsal planlama ve reorganizasyon ve ormancılık kalkınma politikasını teşvik eder.
Madde 94.(Çok büyük arazilerin küçültülmesi)
Kanun, tarım politikası hedefleri açısından, aşırı derecede büyük tarım arazilerinin yeniden boyutlandırılmasını düzenler ve kamulaştırma durumunda, toprak sahiplerine hakları olan tazminatın ödenmesini ve kendi çiftlikleri için geçimlerini sürdürebilecekleri makul büyüklükte toprak bırakılmasını sağlar.
Söz konusu arazinin etkin ve rasyonel kullanılıp kullanılamadığına karar vermek amacıyla, tam tapuyu vermeden önceki deneme süresi şartı saklı kalmak üzere, kamulaştırılan arazi, kanunun belirttiği şekilde, sahiplik veya kiralık olarak küçük çiftçilere -tercihan aile çiftlik birimlerine-, tarım işçilerinin kooperatiflerine veya işçilerin işlettiği diğer biçimlere devredilir.
Madde 95.(Küçük çiftlikleri yeniden boyutlandırma)
Kanunun belirttiği üzere sahiplik hakkı saklı kalmak üzere, Devlet, tarım politikası hedefleri açısından uygun olan boyuttan daha küçük olan çiftlik birimlerinin, özellikle hukuki, mali ve yapısal veya sadece ekonomik entegrasyon için kredi teşvikleri yoluyla ve özellikle bir kooperatif şeklinde veya parselleri bir araya getirmek için tasarlanmış ölçülerle yeniden boyutlandırılmasını teşvik eder.
Madde 96.(Sahibi olmayan arazilerinin kullanım şekilleri)
Kanun, çiftçinin güvenlik ve meşru çıkarlarını garanti altına alacak bir şekilde, sahibi olmayan arazilerin kiralama ve diğer kullanım şekillerini biçimlendiren kuralları düzenler.
Ücretli tarım ve koloni sistemi yasaktır ve çiftçilerin tarımsal ortaklık sistemine etkili bir şekilde son vermek için gereken koşullar oluşturulur.
Madde 97.(Devlet yardımı)
Devlet, tarım politikası hedeflerini gerçekleştirmek için, küçük ve orta büyüklükte çiftçilere, özellikle aile çiftliği birimlerine entegre olduklarında, yalnız veya kooperatif ortağı olduklarında ve ayrıca tarım işçilerinin kooperatiflerine ve işçilerin işlettiği diğer biçimlere tercihli yardım sağlar.
Bu tür Devlet yardımı, özellikle şunlardan oluışur:
a) Teknik destek verme;
b) Pazarlama formlarının oluşturulması, yukarı ve aşağıya doğru üretimden satış desteği;
c) Öngörülemeyen veya kontrol edilemeyen iklim veya bitki hastalıklarından kaynaklanan risklerin kapsamı için destek;
d) Özellikle üretici, satış, işleme ve hizmet kooperatifleri ve işçilerin işlettiği diğer biçimleri oluşturarak, tarım işçileri ve çiftçilerin birlikler oluşturması ve bunlara katılmasını özendirmek için teşvik etme.
Madde 98.(Tarım politikasının hazırlanmasına katılım)
Tarım işçilerinin ve çiftçilerin tarım politikasının hazırlanmasına katılımı kendilerini temsil eden örgütleri aracılığıyla sağlanır.
Madde 99.(Ticaret politikası hedefleri)
Ticaret politikasının hedefleri şunlardır:
a) Ticari kuruluşlar arasında sağlıklı rekabet;
b) Dağıtım devrelerinin rasyonalizasyonu;
c) Spekülatif faaliyetler ve kısıtlayıcı ticari uygulamalarla mücadele etmek;
d) Dış ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesi;
e) Tüketicinin korunması.
Madde 100.(Sanayi politikası hedefleri)
Sanayi politikasının hedefleri şunlardır:
a) Modernleşme, sosyal ve ekonomik çıkarları, Portekiz ekonomisinin uluslararası entegrasyonu genel çerçevesi içinde sanayi üretiminde artış;
b) Endüstriyel ve teknolojik yeniliği güçlendirme;
c) Endüstriyel işletmelerin rekabet gücünün ve verimliliğinin artırılması;
d) Genel olarak, küçük ve orta ölçekli işletmelere istihdam yaratan ve ihracatı artıran veya ithalatı ikame eden girişim ve işletmelere destek;
e) Portekiz işletmelerine uluslararası tanıtım desteği.
Başlık IV.
Maliye ve bütçe sistemi
Madde 101.(Mali sistem)
Mali sistem, tasarrufların toplanmasını, mevduatı, ekonomik ve sosyal kalkınma için gerekli mali kaynakların uygulanmasını garanti edecek şekilde, kanunla yapılandırılır.
Madde 102.(Portekiz Bankası)
Portekiz Bankası ulusal merkez bankasıdır ve kanunla belirlenen ve Portekiz Devletinin bağlı olduğu uluslararası kurallara uygun olarak fonksiyonlarını yerine getirir.
Madde 103.(Bütçe sistemi)
Bütçe sistemi Devletin ve diğer kamu kuruluşlarının mali ihtiyaçlarını karşılamayı, gelir ve servetin adil dağılımını sağlamayı amaçlar.
Vergiler, uygulanabilirliğini ve oranını, mali faydaları ve mükelleflere tahakkuk eden teminatları belirleyen kanunlarla oluşturulur.
Kimse, Anayasaya uygun olarak oluşturulmayan, geriye dönük olarak, ya da kanun tarafından konulmayan veya toplanmayan vergileri ödemek zorunda değildir.
Madde 104.(Vergiler)
Kişisel gelir vergisi, eşitsizlikleri azaltmayı amaçlar, tek ve kademelidir, aile ihtiyaçları ve gelirlerini dikkate alır.
İşletmeler temelde gerçek gelirleri üzerinden vergilendirilir.
Varlıkların vergilendirilmesi vatandaşlar arasında eşitliğe katkıda bulunur.
Tüketim vergisi tüketim yapısının ekonomik kalkınma ve sosyal adaletin gereklerindeki değişikliklere uyum sağlamasını amaçlar ve lüks tüketim mallarının bedelini yükseltir.
Madde 105.(Bütçe)
Devlet bütçesi şunları içerir:
a) Özerk fonlar ve dairelerinki de dahil olmak üzere Devletin gelir ve gider dökümü;
b) Sosyal güvenlik bütçesi.
Bütçe, ana planlama seçeneklerine uygun olarak, hukuki ve anlaşmalara dayalı yükümlülükler ışığında düzenlenir.
Bütçe, tek bir bütçeden oluşur, gizli ödenek ve fonların varlığına engel olacak şekilde, harcamaları teşkilat ve fonksiyonel sınıflandırmaya göre ortaya koyar. Ayrıca programlarla da yapılandırılabilir.
Bütçe, harcamaları karşılamak için gerekli gelirleri öngörür ve kanun, bütçenin uygulanmasını düzenleyen kuralları, kamu kredilerinin kullanımını düzenleyen şartları ve koşulları ve bütçenin tam olarak uygulanması amacıyla, Cumhuriyet Meclisinin kabul ettiği her bir bütçe programının organizasyon başlıklarındaki bütçe uygulaması sırasında Hükümet tarafından yapılabilecek değişiklikleri düzenleyen kriterleri belirler.
Madde 106.(Bütçenin hazırlanması)
Bütçe Kanununun düzenlenmesi, oylanması ve uygulanması, özerk fonların ve dairelerin bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını düzenleyen kuralları da içeren çerçeve kanuna uygun olarak yapılır.
Bütçe kanunu tasarısı, kanunun belirleyeceği zaman sınırları içerisinde sunulur ve oylanır ve kanun bu zaman sınırlarına uyulamadığında benimsenecek süreçleri belirler.
Bütçe tasarısıyla birlikte sunulacak raporlar:
a) Bütçe üzerinde bir etkiye sahip temel makroekonomik göstergelerin gelişimine ilişkin tahminlerin yanı sıra, para arzının ve kaynağının gelişimi;
b) Önceki Bütçeye göre gelir ve gider tahminlerindeki farklılaşmanın gerekçeleri;
c) Kamu borçları, hazine işlemleri ve hazine hesapları;
d) Özerk fonların ve dairelerin durumu;
e) Özerk bölgelere ve yerel yönetimlere fon transferleri;
f) Portekiz ile diğer ülkeler arasındaki mali transferlerin önerilen bütçeye etkileri;
g) Mali yardımlar ve ardından gelen gelirdeki azalma tahmini.
Madde 107.(Denetim)
Bütçe uygulaması Sayıştay ve Cumhuriyet Meclisi tarafından denetlenir. Sayıştaydan görüş alındıktan sonra, Cumhuriyet Meclisi, sosyal güvenlik hesapları da dahil olmak üzere, Genel Devlet Hesaplarını görüşür ve oylar.
Kısım II.
Siyasi iktidarın teşkilatlanması
Başlık I.
Genel ilkeler
Madde 108.(İktidarın kaynağı ve kullanılması)
Siyasal iktidar halka aittir ve Anayasaya uygun olarak kullanılır.
Madde 109.(Vatandaşın siyasete katılımı)
Erkek ve kadınların siyasete doğrudan ve aktif katılımı, demokratik sistemin yerleşmesi için temel bir araçtır ve kanun hem medeni ve siyasi hakların kullanılmasında eşitlik hem de siyasi görevlere seçilmede cinsiyete dayalı ayrımcılığın olmamasını teşvik eder.
Madde 110.(Egemenlik yetkisini kullanan kuvvetler)
Egemenlik yetkisini kullanan organlar Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi, Hükümet ve mahkemelerden oluşur.
Egemenlik yetkisinin oluşumu, yapısı, sorumlulukları ve organlarının yetkisi ve işleyişi Anayasa ile belirlenir.
Madde 111.(Kuvvetler ayrılığı ve birbirine bağımlılık)
Egemenlik yetkisini kullanan organlar, Anayasada belirtildiği üzere ayrı ve birbirine bağımlıdır.
Anayasa ve kanunlar tarafından açıkça belirtilen durumlar dışında, egemenlik yetkisini kullanan hiçbir organ ve özerk bölgeye veya yerel yönetimlere ait hiçbir organ yetkilerini başka organlara devredemez.
Madde 112.(Mevzuat)
Mevzuat; kanunlar, idari kanunlar ve bölgesel kanun hükmünde kararnamelerden oluşur.
Yasama yetkisi altında kanunlaşan idari kanunların ve hukuki rejimlerin genel esaslarını geliştiren kanunların tekabül ettikleri kanuna tabi olmaları dışında, kanunlar ve idari kanunlar aynı yetkiye sahiptir.
Teşkilat kanunları, üçte iki çoğunlukla kabul edilmesi gereken kanunlar ve Anayasaya göre diğer kanunlar için zorunlu kanuni ön şart olan kanunlar veya başka kanunların uyması gereken diğer kanunlar daha üst yetkiye sahiptir.
227’nci maddenin 1/b ve 1/c hükümleri saklı kalmak üzere, kanun hükmünde kararnamelerin bölgesel kapsaması vardır ve egemenlik yetkisini kullanan organların münhasıran sorumluluklarında olmayan, söz konusu özerk bölgenin siyasi ve idari statüsünde ortaya konulan konuları ele alır.
Hiçbir kanun, başka kategoride mevzuat oluşturamaz veya diğer kanun türlerine, hükümlerini üçüncü tarafları ilgilendiren etkiler doğuracak şekilde yorumlama, entegre etme, değiştirme, askıya alma veya yürürlükten kaldırma yetkisi vermez.
Hükümet yönetmelikleri, düzenlendikleri kanun öyle gerektirdiğinde ve bağımsız düzenlemeler durumunda, düzenleyici emir şeklini alır.
Yönetmelikler, düzenlenmesi amaçlanan veya onları çıkaran öznel ve nesnel yetkiyi ortaya koyan kanunları açıkça belirtir.
Avrupa Birliği mevzuatının ve diğer hukuki fiillerin iç hukuk sistemine aktarılması ancak bir kanun, bir idari kanun veya yukarıdaki 4’üncü fıkra uyarınca bir bölgesel kanun hükmünde kararname ile olur.
Madde 113.(Seçim kanununun genel esasları)
Genel kural olarak, egemenlik yetkilerini kullanan organların, bölgesel yönetimlerin ve yerel yönetimlerin memurları doğrudan, gizli ve periyodik seçimle atanır.
15’inci maddenin 4 ve 5’inci fıkraları ve 121’inci maddenin 2’nci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla, seçim kaydı vatandaşın girişimiyle, zorunlu ve daimi olur ve doğrudan, genel oyla yapılan tüm seçimler için tek bir kayıt sistemi bulunur.
Seçim kampanyaları aşağıdaki esaslara göre yürütülür:
a) Propaganda özgürlüğü;
b) Tüm adaylara eşit fırsat ve muamele;
c) Kamu kuruluşlarının tüm adaylara karşı tarafsızlığı;
d) Şeffaflık ve seçim hesaplarının denetimi.
Vatandaşların, kanunun belirlediği şekilde, seçim yetkilileri ile işbirliği yapma ödevi vardır.
Atılan oylar nispi temsil ilkesine uygun olarak sandalyeye dönüşür.
Doğrudan oya dayalı bir mesleki organı fesheden herhangi bir kanun da yeni bir seçim için tarih belirler. Bu seçimleri takip eden altmış gün içinde ve fesih sırasında yürürlükte olan seçim kanununa göre yapılır, yapılmadığı takdirde seçim kanunu geçersiz olur.
Seçim yasalarının doğruluğu ve geçerliliği hakkında karar verme yetkisi mahkemelere aittir.
Madde 114.(Siyasi partiler ve muhalefet hakkı)
Siyasi partiler, genel, doğrudan oy ile seçilen organlarda, seçim sonuçlarının oranlarına göre sandalye elde ederler.
Anayasa ve kanun tarafından belirlendiği üzere, azınlıklar demokratik muhalefet hakkına sahiptir.
Cumhuriyet Meclisinde sandalyesi olan ancak Hükümette yer almayan siyasi partilerin, kamu yararını ilgilendiren temel konulardaki durum ve gelişmelerle ilgili olarak Hükümet tarafından düzenli olarak bilgilendirilme hakkı vardır. Özerk bölgelerin Yasama Meclislerinde veya doğrudan seçilmiş meclislerde sandalyesi olan siyasi partiler, yürütmede yer almıyorlarsa söz konusu yürütmelerle ilgili aynı hakka sahiptir.
Madde 115. (Referandumlar)
Anayasa ve kanunla öngörüldüğü ve belirtildiği üzere, Cumhuriyet Meclisi veya Hükümetin kendi sorumluluk alanlarına düşen konularla ilgili bir önerilerin ardından Cumhurbaşkanı, Portekiz topraklarında kayıtlı seçmen vatandaşları, referandumla doğrudan ve bağlayıcı olarak kendilerini ifade etmeye davet edebilir.
Referandumlar, ayrıca Cumhuriyet Meclisine bir talepte bulunan vatandaşların girişimiyle de düzenlenebilir. Bu tür istekler kanunda belirlenen şartlar altında ve zaman sınırları içinde sunulur ve değerlendirilir.
Referandum, Cumhuriyet Meclisi veya Hükümetin, uluslararası bir anlaşma veya bir kanunu kabul ederek karar vermesi gereken ulusal çıkarlarla ilgili önemli konularla sınırlıdır.
Aşağıdakiler referanduma tabi olmaz:
a) Anayasadaki değişiklikler;
b) Bütçe, vergi veya mali içerikli kanunlar;
c) İzleyen fıkra hükümleri saklı kalmak üzere, 161’inci maddede öngörülen konular;
Önceki fıkra hükümleri, barış veya sınırların değiştirilmesi konuları dışında, 161’inci maddenin i) fıkrası uyarınca ülke çıkarlarını ilgilendiren önemli konuların referanduma götürülmesine engel değildir.
Her referandum sadece tek konuyu ele alır. Sorular nesnel, açık ve nettir ve evet veya hayır cevabı ister ve kanunda belirtilecek azami sayıyı geçmez. Kanun ayrıca referandumun kurgulanmasını ve yapılmasını düzenleyen diğer şartları da belirler.
Egemenlik yetkilerini kullanan organlar için genel seçimler, özerk bölgelerin özyönetim organları için seçimler, yerel yönetim organları için seçimler ve Avrupa Parlamentosu üyeleri için seçimler arasında ve bu seçimlerin yapıldıkları tarihlerde referandum çağrısı veya oylaması yapılmaz.
Cumhurbaşkanı, kendisine Cumhuriyet Meclisi veya Hükümetten sunulan taslak referandumu, olarak anayasaya uygunluk ve yasallık açısından zorunlu ön saptamaya sunar;
113’üncü maddenin 1, 2, 3, 4 ve 7’nci fıkra hükümleri, gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra referanduma başvurulur.
Cumhurbaşkanı veya seçmen tarafından reddedilen referandum taslağı, yeni Cumhuriyet Meclisi seçimleri hariç, aynı yasama yılı içinde veya Hükümet istifa edinceye veya görevden alınıncaya kadar yeniden sunulmaz.
Referandumlar sadece oy kullanan seçmen sayısının kayıtlı seçmen sayısının yarısını aşması durumunda bağlayıcıdır.
121’inci maddenin 2’nci fıkra hükümleri uyarınca, yurt dışında ikamet eden ve vermek üzere usulünce kayıtlı vatandaşlar, özellikle de kendilerini ilgilendiren konular ile ilgili alanlarda referandumlarda yer almak üzere çağrılırlar.
232’nci maddenin 2’nci fıkrası uyarınca, referandumların kapsama alanı bölgesel olabilir.
Madde 116.(Müşterek karar organları)
Kanunun belirttiği durumlar dışında, egemenlik yetkisini kullanan meclislerin, özerk bölgelerin organlarının veya yerel yönetim organlarının toplantıları halka açıktır.
Yüksek karar organları, kararlarını, öngörülen üye çoğunluğunun huzurunda alır.
Anayasa, kanun ve geçerli kurallar ve usullerin öngördüğü haller dışında, yüksek karar organları, kararlarını basit çoğunlukla alır ve çekimser oylar bu hesaplamaya dahil edilmez.
Madde 117.(Siyasi makamların statüsü)
Siyasi makamlar, görevlerini yaparken, fiil ve ihmalleri için siyasi, hukuki ve cezai açıdan sorumludur.
Kanun, siyasi makamın, hem görev, sorumluluk, yükümlülük ve görevle bağdaşmayan durumlarını ve bunlarla ilgili herhangi bir ihlalin sonuçlarını hem de bu makamlara uygulanan hak, ayrıcalık ve dokunulmazlıkları belirler.
Kanun, siyasi makamların sorumlu tutulacağı özel suçları ve görevden alınma veya vekillikten düşürülme de dâhil olmak üzere, bunlara uygulanacak ceza ve sonuçları belirler.
Madde 118.(Yenilenme ilkesi)
Hiç kimse herhangi bir ulusal, bölgesel ya da yerel siyasi makamı ömür boyunca işgal edemez.
Kanun, yürütmeyle ilgili siyasi makam sahiplerinin mazbatalarının birbiri ardına yenilenme sınırlarını belirleyebilir.
Madde 119.(Kanunların yayımlanması)
Aşağıdakiler Resmi Gazete’de –Diârio da Repüblica- yayımlanır :
a) Anayasa ile ilgili kanunlar;
b) Uluslararası anlaşmalar ve ilgili onama ilânları;
c) Kanunlar, idari kanunlar ve bölgesel kanun hükmünde kararnameler;
d) Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan kararname;
e) Cumhuriyet Meclisi ve özerk bölgelerin Yasama Meclislerinin kararları;
f) Cumhuriyet Meclisi, Danıştay ve özerk bölgelerin Yasama Meclislerinin içtüzükleri;
g) Anayasa Mahkemesi kararları ve kanunen genel bağlayıcılığı olan diğer mahkeme kararları;
h) Hükümet tarafından çıkarılan düzenleyici emirler ve diğer yönetmelikler, ayrıca özerk bölgelerde Cumhuriyet Temsilcilerinin kararnameleri ve bölgesel düzenleyici kararnameler;
i) Egemenlik yetkisini kullanan organlar, özerk bölgelerin ve yerel yönetimlerin organları ve ayrıca Avrupa Parlamentosu için yapılan seçimlerin sonuçları ve ulusal ve bölgesel referandumların sonuçları.
Önceki fıkranın a) bendinden h) bendine kadar olan hükümlerinde belirtilen, egemenlik yetkisi kullanan organların, özerk bölge organlarının ve yerel yönetim organlarının kanunlarının yayımlanmaması bu kanunların kesin hüküm kazanmaması sonucunu doğurur.
Kanun, diğer kanunların hangi yöntemle yayımlanacağını ve yayımlanmamanın doğuracağı sonuçları belirler.
Başlık II.
Cumhurbaşkanı
Bölüm I.
Statü, rol ve seçim
Madde 120.(Tanım)
Cumhurbaşkanı, Portekiz Cumhuriyetini temsil eder, ulusal bağımsızlığı, Devletin birliğini ve demokratik kurumların düzgün işleyişini garanti eder ve resen Silahlı Kuvvetlerin Başkomutanıdır.
Madde 121.(Seçim)
Cumhurbaşkanı, Portekiz topraklarında oy vermek için kayıtlı olan tüm Portekiz vatandaşlarının ve aşağıdaki fıkra uyarınca, yurtdışında ikamet eden tüm Portekiz vatandaşlarının genel, doğrudan, gizli oyu ile seçilir.
Kanun, yurtdışında ikamet eden Portekiz vatandaşlarını Portekiz toplumuna sıkıca bağlayan bağlantıların varlığına gerekli dikkati göstererek, yurtdışındaki vatandaşların oy hakkını düzenler.
Portekiz topraklarında oy hakkı şahsen icra edilir.
Madde 122. (Seçilebilme)
Seçmen kütüğüne kayıtlı ve otuzbeş yaşına gelmiş köken itibariyle Portekizli vatandaşlar seçilme yeterliliğine sahiptir.
Madde 123.(Yeniden seçilme yeterliği)
Art arda üçüncü dönem için veya peş peşe ikinci dönem sonunu izleyen beş yıl içinde tekrar seçilmeye izin verilmez.
Cumhurbaşkanı, istifa etmesi durumunda, bir sonraki seçimlerde veya istifasının hemen ardından gelen beş yıl içinde gerçekleşecek bir seçimde yeniden aday olmaz.
Madde 124.(Adaylık)
Cumhurbaşkanlığı için, en az yedibinbeşyüz en fazla onbeşbin kayıtlı seçmen tarafından aday gösterilir.
Adaylar, seçim için belirlenen tarihten en az otuz gün öncesine kadar Anayasa Mahkemesine bildirilir.
Herhangi bir adayın ölümü halinde ya da herhangi bir adayın Cumhurbaşkanlığı fonksiyonlarını yerine getirmesine engel başka herhangi bir durum ortaya çıktığında, seçim süreci, kanunun belirleyeceği şartlarda yeniden başlar.
Madde 125.(Seçim tarihi)
Cumhurbaşkanı, selefinin görev süresi dolmadan önceki altmış gün veya makamın boşalmasından sonraki altmış gün içinde seçilir.
Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yapıldığı tarihin doksan gün öncesi ve sonrasında seçim yapılmaz.
Önceki fıkrada öngörülen durumda, seçimin belirtilen dönemin ardından gelen on gün içinde yapılır ve süresi dolan Cumhurbaşkanının görev süresi yeterli süre için kendiliğinden uzar;
Madde 126.(Seçim sistemi)
Kullanılan geçerli oyların yarıdan fazlasını alan aday Cumhurbaşkanı seçilir. Boş oy pusulaları geçerli sayılmaz.
Adayların hiçbiri bu sayıyı elde edemediği takdirde, ikinci oylama birincisinin tarihinden sonraki yirmibir gün içinde yapılır.
İlk oylamada en çok oyu alan ve adaylıktan çekilmeyen sadece iki aday ikinci oylamaya kalır.
Madde 127. (Atanma ve yemin)
Seçilmiş Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi önünde görevine resmen başlar.
Atanması görev süresi dolan Cumhurbaşkanının görev süresinin son gününde veya boş makam için yapılan seçim durumunda, seçim sonuçlarının açıklandığı günden başlayarak sekizinci günde yapılır.
Göreve başlayan Cumhurbaşkanı aşağıdaki andı içer:
“Bana verilen görevi sadakatle yapacağıma ve Portekiz Cumhuriyeti Anayasasını savunacağıma, gözeteceğime ve gözetilmesi için çalışacağıma namusum üzerine yemin ederim.”
Madde 128.(Görev süresi)
Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır ve yeni Cumhurbaşkanının atanmasıyla sona erer.
Makamın boşalması durumunda, yeni seçilmiş Cumhurbaşkanı yeni bir görev dönemine başlar.
Madde 129.(Portekiz topraklarında olmama)
Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisinin veya Cumhuriyet Meclisi oturum halinde değilse Daimi Komisyonun onayı olmadan, Portekiz topraklarını terk etmez.
Cumhurbaşkanı yolda ise veya beş günden fazla sürmeyen bir gayri resmi ziyarette ise rızaya gerek kalmaz. Bununla birlikte, böyle durumlarda önceden Cumhuriyet Meclisini haberdar eder.
Yukarıdaki 1’inci fıkra hükümlerine uymama otomatik olarak mevki kaybını gerektirir.
Madde 130.(Cezai sorumluluk)
Cumhurbaşkanı, görevlerini yerine getirirken işlediği suçlardan dolayı Yüksek Adalet Divanı önünde sorumludur.
Üyelerin beşte birinin önergesi ve üyelerin üçte ikisinin çoğunluğuyla kabul edilmesiyle süreç sadece Cumhuriyet Meclisi tarafından başlatılabilir.
Cumhurbaşkanı hakkında mahkumiyet kararı, görevinin sona ermesi ve yeniden seçilmek için ehliyetsizlikle sonuçlanır.
Görevi dışında işlenmiş suçlar için, Cumhurbaşkanı, görev süresinin sona ermesinden sonra normal mahkemeler önünde sorumludur.
Madde 131.(İstifa)
Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisine hitaben bir mesaj yoluyla istifa edebilir.
Böyle bir istifa, Cumhuriyet Meclisi bunu kayda aldığında Resmi Gazete’de (Diario da República) yayımlanmasını müteakip halel getirmeksizin, yürürlüğe girer.
Madde 132.(Cumhurbaşkanı Vekili)
Cumhurbaşkanının geçici olarak görevlerini yerine getirememesi durumunda veya makam boşsa ve yeni seçilmiş Cumhurbaşkanı atanıncaya kadar görevleri Cumhuriyet Meclisi Başkanınca, eğer Başkanın yapması mümkün değilse, vekili tarafından yerine getirilir.
Cumhurbaşkanına vekalet ettiği sürece, Cumhuriyet Meclisi Başkanı veya vekilinin Meclis Üyesi olarak yetkisi otomatik olarak askıya alınır.
Cumhurbaşkanı, görevlerini geçici süreyle yerine getiremediğinde, söz konusu süre boyunca makamından kaynaklanan haklarını ve ayrıcalıklarını elinde tutar.
Cumhurbaşkanı vekili, makamın her türlü onur ve ayrıcalıklarından yararlanır, ancak seçildiği makamın haklarına sahiptir.
Bölüm II.
Sorumlulukları
Madde 133. (Diğer organlarla ilgili sorumluluklar)
Diğer organlarla ilgili olarak Cumhurbaşkanının sorumlulukları şunlardır:
a) Devlet Şûrası’na Başkanlık etmek;
b) Seçim kanunu uyarınca Cumhuriyet Meclisi üyeleri, Avrupa Parlamentosu ve özerk bölgelerin Yasama Meclisi üyeleri için seçim tarihini belirlemek;
c) Cumhuriyet Meclisini olağanüstü toplantıya çağırmak;
d) Cumhuriyet Meclisi ve özerk bölgelerin Yasama Meclislerine hitap etme;
e) 172’nci maddeye dayanarak ve ilk önce Meclis ve Devlet Şûrasında sandalyesi olan partilere danıştıktan sonra, Cumhuriyet Meclisini feshetme;
f) 187/1’inci madde uyarınca Başbakanı atamak;
g) 195’inci maddenin 2’nci fıkrası uyarınca Hükümeti görevden alma ve 186’ncı maddenin 4’üncü fıkrası uyarınca Başbakanı görevden alma;
h) Başbakanın teklifi üzerine, Hükümet üyelerini atamak ve görevden almak;
i) Başbakandan talep gelmesi üzerine Bakanlar Kuruluna Başkanlık etmek;
k) Önce Devlet Şûrası’na ve özerk bölgelerin Yasama Meclisinde sandalyesi bulunan partilere danıştıktan sonra, 172’nci maddenin hükümlerine dayanarak, gerekli değişikliklerin yapılması şartıyla, Yasama Meclislerini feshetme.
l) Hükümete danıştıktan sonra, özerk bölgelere Cumhuriyet Temsilcilerini atamak ve görevden almak;
m) Hükümetin önerisi ile, Sayıştay Başkanını ve Cumhuriyet Başsavcısını atamak ve görevden almak;
n) Devlet Şûrası’nın beş üyesini ve Yüksek Yargı Konseyinin iki üyesini atamak;
o) Yüksek Ulusal Savunma Konseyine Başkanlık etmek;
p) Hükümetin teklifiyle, Silahlı Kuvvetler Genel Kurmay Başkanını atamak ve Genel Kurmay Başkanına danışarak varsa Silahlı Kuvvetler Genel Kurmay Başkan Yardımcısını ve üç silahlı kuvvetin Komutanlarını atamak.
Madde 134.(Kişisel sorumluluklar)
a) Cumhurbaşkanı aşağıdakilerden şahsen sorumludur:
b) Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı görevini yapmak;
c) Kanunları, idari kanunları ve düzenleyici emirleri çıkarmak ve yayımlatmak ve hem Cumhuriyet Meclisinin uluslararası anlaşmaları kabul eden kararlarını hem de Hükümet kararnamelerini imzalamak;
d) 115’inci maddede belirtilen ve 232’nci maddenin 2’nci fıkrası ve 256’ncı maddenin 3’üncü fıkrasında atıfta bulunulan ulusal çıkarlarla ilgili konuları referanduma götürmek;
e) 19 ve 138’inci maddenin hükümleri uyarınca, olağanüstü hal veya sıkıyönetim ilân etmek;
f) Cumhuriyetin bekası için ciddi sonuçlar olabilecek acil durumları ilân etmek;
g) İlk önce Hükümetin görüşünü aldıktan sonra, suçları bağışlamak veya cezaları hafifletmek;
h) Anayasa Mahkemesinden kanunlarda ve idari kanunlarda ve uluslararası sözleşmelerde belirtilen kuralların Anayasaya uygunluğu için ön inceleme yapmasını istemek;
i) Anayasa Mahkemesinden, eklenti veya çıkarmalar nedeniyle kanun hükümleri veya statülerin anayasaya uygun olup olmadıklarına karar vermesini istemek;
j) Kanun uyarınca madalyalar vermek ve Portekiz’in şeref nişanlarında Grand Master görevini ifa etmek.
Madde 135.(Uluslararası ilişkilerde sorumluluklar)
Uluslararası ilişkilerde Cumhurbaşkanının sorumlulukları şunlardır:
a) Büyükelçileri ve Hükümetin önerisi üzerine olağanüstü elçileri atama ve yabancı diplomatik temsilcilerin akreditasyonu;
b) Usulüne uygun kabul edilen uluslararası anlaşmaları onaylamak;
c) Hükümetin öneriyle, Devlet Şûrası’na danıştıktan sonra ve Cumhuriyet Meclisinin veya Meclis birleşim halinde değilse ve derhal birleşime gitmesi mümkün değilse, Daimi Komisyonun yetkisine dayanarak, fiili veya çok yakında olması beklenen saldırı durumunda savaş ilân etme ve barış yapma.
Madde 136. (Kanunu yürürlüğe sokma ve veto)
Cumhuriyet Meclisinin kanun olarak yürürlüğe sokulması için gönderdiği herhangi bir kararnamemin alınmasından veya Anayasa Mahkemesinin kararnamenin hiçbir hükmünün anayasaya aykırı olmadığına hükmeden kararından itibaren yirmi gün içinde, Cumhurbaşkanı kararnameyi ya yürürlüğe sokar ya da veto hakkını kullanır. Veto durumunda, veto gerekçesini ortaya koyan bir yazı göndererek kararnamenin yeniden görüşülmesini ister.
Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisinin tüm üyelerinin salt çoğunluğuyla önceki oyunu teyit ederse, kararnameyi aldıktan sonraki sekiz gün içinde yürürlüğe koyar.
Ancak, kuruluş kanunlarının ve aşağıdaki konularla ilgili kanunların biçimini alan kararnamelerin teyidi için, mevcut üyelerin en az üçte ikisine eşit ve üye tam sayısının salt çoğunluğundan daha büyük bir çoğunluk gerekir:
a) Dış ilişkiler;
b) Üretim araçlarının mülkiyeti ile ilgili olarak, kamu, özel ve kooperatif sektörleri arasındaki sınırlar;
c) Anayasa tarafından öngörülen seçim kanunlarını düzenleyen bu tür düzenlemeler, kuruluş kanunu şeklinde olamaz.
Hükümetin yürürlüğe sokulması için gönderdiği herhangi bir kararnamemin alınmasından veya Anayasa Mahkemesinin kararnamenin hiçbir hükmünün anayasaya aykırı olmadığına hükmeden kararından itibaren kırk gün içinde, Cumhurbaşkanı kararnameyi ya yürürlüğe sokar ya da veto hakkını kullanır. İkinci durumda, gerekçelerini yazılı olarak Hükümete bildirir.
5. Cumhurbaşkanı ayrıca 278 ve 279’uncu maddeler uyarınca da veto hakkını kullanır.
Madde 137.(Yürürlüğe sokmama veya imzalamama)
Cumhurbaşkanı, 134’üncü maddenin b) bendinde öngörülen kanunları yayımlamaz veya imzalamazsa söz konusu kanunlar hukuken geçersizdir.
Madde 138.(Sıkıyönetim ya da olağanüstü hal ilânı)
Sıkıyönetim ya da olağanüstü hal ilânı, Hükümete önceden danışmayı ve Cumhuriyet Meclisinin, veya Meclis birleşimde değilse veya derhal birleşime gitmesi mümkün değilse, Daimi Komisyondan yetki alınmasını gerektirir.
Sıkıyönetim veya olağanüstü hal için Daimi Komisyondan yetki alınması durumunda, bu ilânın, mümkün olan en kısa sürede Genel Kurul tarafından teyit edilmesi gerekir.
Madde 139.(Cumhurbaşkanı vekilinin işlemleri)
Cumhurbaşkanıvekili 133’üncü maddenin e) ve n) bentleri ile 134’üncü maddenin c) bendinde öngörülen hiçbir işlemi üstlenmez.
Cumhurbaşkanıvekili, sadece 133’üncü maddenin b), c), f), m) ve p) bentleri ile 134’üncü maddenin ve 135’inci maddenin a) bentlerindeki işlemleri Devlet Şûrası’na danıştıktan sonra üstlenir.
Madde 140.(Bakanların karşı-imzası)
Cumhurbaşkanının 133’üncü maddenin h), j), l), m) ve p) bentleri, 134’üncü maddenin b), d) ve f) bentleri ile 135’inci maddenin a), b) ve c) bentleri hükümlerine göre işlemleri Hükümetin karşı imzasını gerektirir.
Hükümetin karşı imza vermemesi halinde, söz konusu işlem hukuken geçersiz olur.
Bölüm III.
Devlet Şûrası
Madde 141.(Tanım)
Devlet Şûrası Cumhurbaşkanına danışmanlık eden siyasi organdır.
Madde 142. (Oluşumu)
Devlet Şûrası’na Cumhurbaşkanı Başkanlık eder ve ayrıca aşağıdaki üyelerden oluşur:
a) Cumhuriyet Meclisi Başkanı;
b Başbakan;
c Anayasa Mahkemesi Başkanı;
d) Ombudsman;
e) Bölge başkanları;
f) Anayasayla seçilen ve görevden alınmamış olan eski Cumhurbaşkanları;
g) Cumhurbaşkanının görev süresini kapsayan dönem için seçeceği beş vatandaş;
h) Cumhuriyet Meclisinin, yasama dönemi için, nispi temsil ilkesine göre seçtiği beş vatandaş.
Madde 143.(Atanma ve görev süresi)
Devlet Şûrası üyeleri Cumhurbaşkanı tarafından atanır.
Devlet Şûrası’nın, 142’nci maddenin a), b), c), d) ve e) bentlerinde belirtilen üyelerinin üyelikleri, ilgili görevleri süresince devam eder.
Devlet Şûrası’nın, 142’nci maddenin g) ve h) bentlerinde belirtilen üyelerinin üyelikleri, yerlerine yenileri atanıncaya kadar devam eder.
Madde 144.(Organizasyon ve usul)
Devlet Şûrası kendi tüzüğünü hazırlamaktan sorumludur.
Devlet Şûrası toplantıları halka açık değildir.
Madde 145.(Sorumlulukları)
Devlet Şûrası şunlardan sorumludur:
a) Cumhuriyet Meclisi ve özerk bölgelerin Yasama Meclislerinin feshiyle ilgili görüş bildirme;
b) 195’inci maddenin 2’nci fıkrasında öngörülen durumda Hükümetin görevden alınmasıyla ilgili görüş bildirme;
c) Savaş ilânı ve barış yapmayla ilgili görüş bildirme;
d) 139’uncu maddede atıfta bulunulan Cumhurbaşkanıvekilinin işlemleriyle ilgili görüş bildirme;
e) Anayasada öngörülen diğer konularda görüş bildirme ve genel olarak ve Cumhurbaşkanının isteği üzerine, görevini yürütmesiyle ilgili tavsiyede bulunma.
Madde 146.(Görüş verme)
Devlet Şûrası, Cumhurbaşkanı bu amaçla yaptığı toplantıda 145’inci maddenin a-e bentlerinde öngörülen görüşlerini bildirir ve bu görüşler, ilgili işlemler yapıldığı zaman halka açıklanır.
Başlık II.
Cumhuriyet Meclisi
Bölüm I.
Statü, rol ve seçim
Madde 147.(Tanım)
Cumhuriyet Meclisi tüm Portekiz vatandaşlarını temsil eden meclistir.
Madde 148.(Oluşumu)
Cumhuriyet Meclisi, seçim kanununda belirtildiği üzere, en az yüzseksen ve en fazla ikiyüzotuz üyeden oluşur.
Madde 149. (Seçim çevreleri)
Üyeler kanunun coğrafi olarak belirlediği seçim çevrelerinden seçilir. Kanun, nispi temsil sitemine göre ve d’Hondt en yüksek ortalama kuralını kullanarak oyların sandalyelere dönüşmesini sağlamak üzere, çok adaylı veya tek adaylı seçim çevreleri oluşturabilir ve bununla ilgili yapıyı ve tamamlayıcı öğeleri belirleyebilir.
Ulusal seçim çevresi hariç, Portekiz topraklarında varsa çok adaylı her seçim çevresinin vekil sayısı oradaki kayıtlı seçmen sayısıyla orantılıdır.
Madde 150.(Seçilebilme yeterliliği)
Seçim kanununca ortaya konan seçilmeye engel yerel durumlar veya belirli görevler dışında, seçim kütüğüne kayıtlı her Portekiz vatandaşı seçilme yeterliliğine sahiptir.
Madde 151.(Adaylık)
Adaylıklar, siyasi partiler tarafından kanunda belirlendiği şekilde sunulur. Partiler adayları tek tek veya toplu olarak bildirebilirler ve aday listelerinde söz konusu hiçbir partiye üye olmayan vatandaşlar da olabilir.
Ulusal seçim çevresi dışında, hiçbir kimse aynı yapıdaki birden fazla seçim çevresinden aday olamaz. Kimse birden fazla listede yer alamaz.
Madde 152.(Siyasi temsil)
Kanun, kullanılan oyların asgari ulusal ortalamasını gerektirerek oyların sandalyeye dönüşmesine bir sınır koymaz.
Vekiller seçildikleri seçim çevresini değil bütün ülkeyi temsil eder.
Madde 153.(Görev süresinin başlangıcı ve sonu)
Vekillerin görev süreleri seçimleri izleyen ilk Cumhuriyet Meclisi oturumu ile başlar ve, herhangi bir kişisel yetkinin askıya alınması veya sona erdirilmesi durumu hariç, sonraki seçimin ardından yapılan ilk oturumda sona erer.
Seçim kanunu, Mecliste boşalan üyeliklerin doldurulması ve önemli gerekçeleri olduğunda, üyeliklerin geçici olarak ikame edilmesi için düzenlemeler yapar.
Madde 154.(Uyuşmazlıklar ve görevin yapılmasına engel durumlar)
Hükümette görev alan üyeler Hükümetten ayrılıncaya kadar vekillik görevini yürütemez ve bir önceki madde gereği geçici olarak yerleri doldurulur.
Kanun diğer engel halleri ortaya koyar.
Kanun, vekillerin, jüri üyesi, hakem, bilirkişi veya tanık olmaları için Cumhuriyet Meclisinden yetki almaları gereken durumları ve şartları düzenler.
Madde 155.(Vekillik görevinin yürütülmesi)
Vekiller yetkilerini özgürce kullanır ve özellikle kayıtlı seçmenlerle temas ve seçmenlerin düzenli bilgilendirilmesiyle ilgili vazgeçilmez görevlerini etkin biçimde yerine getirmeleri için gerekli koşullar güvence altındadır.
Kanun, resmi işlemlerde veya Cumhuriyet Meclisini ilgilendirmeyen süreçlerde, Meclis oturumları veya görevleri nedeniyle vekillerin bulunmamasının söz konusu olduğu işlem ve süreçlerin ertelenmesi için gerekçe oluşturduğu şartları düzenler.
Kanunda belirtildiği üzere, kamu organları, vekillere görevlerini yerine getirmede yardımcı olur.
Madde 156.(Vekilin yetkileri)
Vekiller aşağıdaki yetkilere sahiptir:
a) Anayasa değişiklik taslaklarını sunmak;
b) Kanun tasarıları, İçtüzük değişiklikleri, özellikle referandumla ilgili karar taslakları sunmak ve görüşme takvimine alınmalarını istemek;
c) İçtüzüğün belirlediği şekilde, Meclis görüşmelerine katılmak ve konuşma yapmak;
d) Devlet sırlarıyla ilgili kanun hükümleri saklı kalmak üzere, Hükümete, yürütme ve kamu yönetiminin işlemleri hakkında soru yöneltmek ve makul bir süre içinde cevap almak;
e) Yetkisinin kullanılmasında yararı olacak bilgi ve belgeleri, vekil veya vekiller olarak, Hükümetten veya herhangi bir kamu kurumunun yönetim organlarından istemek ve elde etmek;
Meclis üyeleri, işlevlerini yerine getirirken, oyları veya görüşleriyle ilgili hukuki veya cezai olarak sorumlu olmazlar ve disiplin kovuşturmasına tabi tutulamazlar.
Meclisin onayı olmadan üyelerin ifadeleri alınamaz veya sanık sandalyesine oturtulamaz. Azami üç yıldan daha fazla bir süre için hapis cezasıyla cezalandırılan ciddi bir suçun işlendiğine dair kuvvetli delil olması durumunda, Meclis zorunlu olarak, bir üyenin sanık olarak yargılanmasına izin verir.
Bir önceki fıkrada sözü edilen hapis türüyle cezalandırılan ciddi bir suç ve suçüstü durumu hariç, Meclisin izni olmaksızın hiçbir vekil gözaltına alınamaz, tutuklanamaz veya hapse atılamaz.
Bir vekilin ceza kovuşturmasına uğraması ve kesin olarak suçlanması durumunda, Meclis, kovuşturmanın sürdürülebilmesi için üyeliğini askıya alınıp alınmayacağına karar verir. Önceki fıkralarda atıfta bulunulan suç durumunda, Meclis zorunlu olarak vekilin üyeliğini askıya alır.
Madde 158.(Hak ve ayrıcalıklar)
Üyeler aşağıdaki hak ve ayrıcalıklara sahip olur:
a) Askeri, medeni, ve sivil savunma hizmetlerinin ertelenmesi;
b) Dolaşım hürriyeti ve yurt dışında resmi gezileri sırasında özel bir pasaport hakkı;
c) Özel bir kimlik kartı;
d) Kanunun öngördüğü ödenekler.
Madde 159.(Ödevleri)
Üyeler aşağıdaki ödevlere sahiptir:
a) Genel kurul oturumlarına ve üyesi oldukları komitelere katılmak;
b) Meclisteki görevlerini ve Parlamentodaki ilgili grupların önerileriyle atandıkları görevleri yerine getirmek;
c) Oylamalara katılmak.
Madde 160. (Üyeliğin düşmesi ve istifa)
Şu durumlarda vekillerin üyelikleri düşer:
a) Kanunun ortaya koyduğu engeller ve görevle bağdaşmayan durumlara konu olduklarında;
b) Meclisteki görevlerine başlamadıklarında veya devamsızlıkları İçtüzüğün belirlediği sayıyı aştığında;
c) Seçime girmiş oldukları parti dışında bir parti üyesi olarak kayıt yaptırdıklarında;
d) Görevlerini yaptıkları sırada siyasi makamların sorumlu tutulduğu herhangi bir özel suçtan dolayı bir mahkemeden mahkumiyet aldıklarında ve zarar için mahkum edildiklerinde veya ırkçı, faşist ideoloji sergileyen örgütlere katılmaktan mahkum olduklarında.
Vekiller, yazılı bir beyanla üyelikten istifa edebilirler.
Bölüm II.
Sorumluluklar
Madde 161.(Siyasi ve yasamayla ilgi sorumluluklar)
Cumhuriyet Meclisi aşağıdakilerden sorumludur:
a) 284 ve 289’uncu maddeler uyarınca Anayasa değişiklik önergelerini kabul etmek;
b) Özerk bölgelerin siyasi ve idari statülerini ve bunların Yasama Meclisleri üyelerinin seçimini düzenleyen kanunları kabul etme;
c) Anayasayla sorumluluğu münhasıran Hükümete ait olanlar dışında, her konuda kanun yapmak;
g) Hükümetin önerisiyle, Ulusal planların ve Devlet Bütçesinin ana seçenekleriyle ilgili kanunları geçirmek;
h) Kısa vadeli hazine bonoları dışında diğer borçlanma ve borç verme operasyonları ve sözleşmeler için Hükümete yetki verme, bu borçların yönetilmesinde kullanılan genel şartları ve koşulları ortaya koyma ve herhangi bir yıl için Hükümetin vereceği garantiler için üst sınır belirleme;
i) Özellikle Portekiz’in uluslararası kuruluşlara katılması, dostluk, barış, savunma, sınırların düzeltilmesi veya askeri konulardaki antlaşmaları ve ayrıca münhasıran Meclisin sorumluluğunda olan konuları ilgilendiren uluslararası antlaşmaları veya Hükümetin, Meclisin değerlendirmesini uygun gördüğü antlaşmaları kabul etme;
j) Cumhurbaşkanına, ülke çıkarlarını ilgilendiren önemli konularla ilgili referanduma gidilmesini teklif etmek;
l) Sıkıyönetim ya da olağanüstü hal ilânı izni verme ve teyit etme;
m) Cumhurbaşkanını savaş veya veya barış yapmak için yetkilendirme;
n) Kanunda belirtildiği gibi, kendi münhasır yasama sorumluluk alanını ilgilendiren Avrupa Birliği organlarının kararlarını bekleyen konuları ilân etmek;
o) Anayasa ve kanunların verdiği diğer işlevleri yerine getirme.
Madde 162.(İnceleme sorumluluğu)
İnceleme fonksiyonlarının yerine getirilmesinde Cumhuriyet Meclisi şunlardan sorumlu olacaktır:
a) Anayasaya ve kanunlara uygunluk incelemesi ve Hükümetin ve kamu yönetiminin işlemlerini tetkik etme;
b) Sıkıyönetim ve olağanüstü hâl ilânında izlenen usulü tetkik etme;
c) Hükümetin münhasır yasama sorumluluğunda olanlar hariç, idari kanunları tetkik ve 227’nci maddenin 1/b fıkrasında öngörülen hem değiştirme hem de yürürlükten kaldırma amacıyla bölgesel kanun hükmünde kararnameleri tetkik;
d) Devletin ve kanunun belirlediği diğer kamu organlarının hesaplarını kabul etmek. Bu hesaplar izleyen yılda 31 Aralık’a kadar, Sayıştayın görüşü ve tetkik için gerekli diğer kalemlerle birlikte sunulur;
e) Ulusal planların yürütülmesi ile ilgili raporların incelenmesi.
Madde 163.(Diğer organlarla ilgili sorumluluklar)
Diğer organlarla ilgili olarak Cumhuriyet Meclisinin sorumlulukları şunlardır:
a) Cumhurbaşkanının atanmasına tanıklık etme;
b) Cumhurbaşkanının Portekiz topraklarında bulunmamasına muvafakat vermek;
c) Görevini yaparken işlediği suçlardan dolayı Cumhurbaşkanı için kanuni girişimde bulunmanın önünü açmak ve 196’ncı maddede belirtilen durum için Hükümet üyeliğinin askıya alınıp alınmamasına karar vermek;
d) Hükümet programını ele almak;
e) Hükümete güven ya da gensoru önergelerini oylamak;
f) Kanunda belirtildiği üzere, Avrupa Birliğinin inşa sürecine Portekiz’in katılımını denetleme ve inceleme;
g) Nispi temsil sisteminde, Meclisin atamakla sorumlu olduğu Savcılıklar Yüksek Kurulu üyeleri ve Devlet Şûrası’nın beş üyesini seçme;
h) Mevcut üyelerin tamamının en az üçte ikisine eşit çoğunlukla ve görevlerini tam olarak ifa eden tüm üyelerin salt çoğunluğundan daha büyük çoğunlukla, Anayasa Mahkemesine on hâkimi, Ombudsman’ı, Ekonomik ve Sosyal Konsey Başkanını, Yüksek Hâkimler Kurulunun yedi üyesini, medya düzenleme kurulunun üyelerini ve Cumhuriyet Meclisinin atama sorumluluğunda olan diğer tüm anayasa organlarının üyelerini seçme;
i) Kanunun belirttiği üzere, yurtdışına gönderilen askeri birlikleri ve güvenlik güçlerini denetleme.
Madde 164.(Münhasır yasama sorumluluğu)
Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki konularda münhasır yasama sorumluluğuna sahiptir:
a) Egemenlik yetkisi kullanan organlar için seçimler;
b) Referandumlarda kullanılacak kurallar;
c) Anayasa Mahkemesinin kuruluşu, işletme ve muhakeme usulleri;
d) Ulusal savunmanın teşkilatlanması, buradan çıkan görevlerin ve teşkilatın genel unsurlarının tanımlanması, Silahlı Kuvvetlerin yeniden teçhizi ve disiplini.
e) Sıkıyönetim ve olağanüstü hali düzenleyen kurallar;
f) Portekiz vatandaşlığını kazanma, kaybetme ve yeniden edinme;
g) Karasularının sınırlarının, münhasır ekonomik bölgenin ve Portekiz’e bitişik deniz tabanının tanımı.
h) Siyasi dernekler ve partiler;
i) Eğitim sisteminin temel unsurları;
j) Özerk bölgelerin Yasama Meclislerinin üyelerinin seçimi;
l) Yerel yönetim memuriyetlerinin seçimi ve doğrudan, genel oyla yapılan diğer seçimler ve ayrıca geri kalan anayasal kurumlar için yapılan seçimler.
m) Egemenlik yetkisini yerine getiren organların memurlarının ve yerel yönetim memurlarının, ve geri kalan anayasal kurumların memurlarının ve doğrudan, genel oyla seçilen diğerlerinin statüsü ve rolü.
n) Özerk bölgelerin yetkileri saklı kalmak üzere, yerel yönetimlerin ve onları düzenleyen kuralların oluşturulması, kaldırılması ve değiştirilmesi.
o) Tam zamanlı asker ve askeri personelin muvazzaf hizmette iken ve polis kuvvetinin ve güvenlik hizmetinin haklarını kullanmadaki sınırlamalar.
p) Komisyon dışında, Avrupa Birliği kurumlarına üye atamayı düzenleyen kurallar;
q) Ülkenin istihbarat sistemini ve Devlet sırlarını düzenleyen kurallar;
r) Devletin, özerk bölgelerin ve yerel yönetimlerin teşkilat ve bütçelerinin hazırlanmasını düzenleyen kurallar;
s) Ulusal sembolleri düzenleyen kurallar;
t) Özerk bölgelerin maliyesini düzenleyen kurallar;
u) Polis güçleri ve güvenlik hizmetlerini düzenleyen kurallar;
v) Cumhurbaşkanlığı destek hizmetlerinin teşkilat, idari ve mali özerkliğine ilişkin kurallar.
Madde 165.(Kısmen münhasır yasama sorumluluğu)
Hükümete ayrıca bir yetki vermedikçe, Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki konularda münhasır yasama sorumluluğuna sahiptir:
a) Halkın statüsü ve hukuki ehliyeti;
b) Haklar, özgürlükler ve teminatlar;
c) Suç, mahkumiyet, güvenlik önlemleri ve bunlarla ilgili ön koşullar ve ceza muhakemeleri usulünün ortaya konması;
d) Disiplin suçlarının cezalandırılması ve idari suçların ve bunlara uygulanacak yargılama usullerini düzenleyen genel kurallar;
e) Kamu yararına el koyma ve kamulaştırmaların genel kuralları;
f) Sosyal güvenlik sistemi ve ulusal sağlık sisteminin temel unsurları;
g) Doğayı, ekolojik dengeyi ve kültürel mirası koruma kurallarının temel unsurları;
h) Kırsal ve kentsel kiralamayı düzenleyen genel kurallar;
i) Vergilerin ve finans sisteminin oluşturulması ve kamu organlarına vergi ve diğer mali ödemelere ilişkin genel kurallar;
j) Özel işletmeler ve benzer yapıdaki diğer kuruluşların faaliyetlerinin yasaklandığı temel sektörler de dahil olmak üzere, üretim araçlarına sahip olabilecek sektörlerin tanımlanması;
l) Kamu yararına, üretim araçları ve topraklarla ilgili olarak, müdahale, kamulaştırma, millileştirme ve özelleştirme araçları ve şekilleri ve böyle durumlarda tazminat kriterleri;
m) Ekonomik ve sosyal kalkınma planları ve Ekonomik ve Sosyal Konseyin yapısını düzenleyen kurallar;
n) Tarım birimleri için azami ve asgari limitlerin belirlenmesi de dahil olmak üzere tarım politikasının temel unsurları;
o) Para sistemi ve ağırlıklar ve ölçü standartları;
p) Mahkemelerin ve Cumhuriyet savcılıklarının teşkilatlanması ve sorumlulukları ve ilgili hâkimlerin statü ve rolleri, ayrıca adliye dışı uyuşmazlık çözüm organlarının teşkilat ve sorumlulukları;
q) Yerel finansman da dahil, yerel yönetimlerin statü ve rolleri;
r) Mahalle örgütleriyle yerel yönetime katılım;
s) Kamu yararına dernekler, kamu yönetiminden yararlananların teminatları ve kamu yönetiminin hukuki sorumluluğu;
t) Kamu yönetiminin kapsamı ve düzenleyen kuralların temel unsurları;
u) Halka açık şirketler ve kamu vakıflarının temel genel unsurları ve statüsü;
v) Kamusal alandaki mülkiyetin ve düzenleyen kuralların tanımı;
x) Kooperatif ve sosyal sektör mülkiyeti ile entegre üretim araçlarını düzenleyen kurallar;
z) Kasaba, kırsal kesim ve kent planlamasının temel unsurları;
aa) Zabıta ve bunların oluşturulma şeklini düzenleyen kurallar.
Yasama yetkisi veren kanunlar, uzatılabilecek olan bu yetkinin hedef, amaç, şümul ve süresini tanımlar.
3. Kısmi aşamalarında kullanılması saklı kalmak kaydıyla, yasama yetkisi bir defadan fazla kullanılmamalıdır.
4. Yetki verilen Hükümetin istifası veya görevden alınması üzerine, yasamanın sonunda veya Cumhuriyet Meclisinin feshi üzerine hükümsüz sayılır.
Hükümete bütçe kanunuyla ilgili verilen yetkiler bu madde hükümlerine uygun olur ve mali konuları ele aldıklarında, hükümleri ilgili oldukları mali yılın sonuna kadar devam eder.
Madde 166.(Kanunların şekli)
161’inci maddenin a) bendinde öngörülen işlemler, anayasa kanunları şeklini alır.
164’üncü maddenin a), b), c), d), e), f), h) ve j) bentleri, l/q) ve t) bentlerinin ilk bölümleri ve 225’inci madde teşkilat kanunu formunda olur.
161’inci maddenin (b-h) bentlerinde öngörülen işlemler anayasa kanunları şeklini alır.
163’üncü maddenin d) ve e) bendinde öngörülen işlemler önerge şeklini alır.
Cumhuriyet Meclisinin geri kalan işlemleri ve 179’uncu maddenin 3’üncü fıkrası e) ve f) bendinde öngörülen Daimi Komisyonunkiler karar şeklini alır.
Kanun koyma ve referandum inisiyatifi vekiller, parlamento grupları ve Hükümete ve ayrıca kanunla belirlenen koşul ve şartlara bağlı olarak kayıtlı seçmen gruplarına aittir. Özerk bölgelerle ilgili kanun koyma yetkisi ilgili Yasama Meclisine aittir.
Hiçbir vekil, parlamento grubu, bir özerk bölgenin Yasama Meclisi veya kayıtlı seçmen grubu, ilgili mali yıl içinde, bütçede ortaya konmuş olan Devletin harcamalarında artış veya gelirlerinde azalmayı içeren kanun tasarısı veya değişiklik taslağı sunamaz.
Hiçbir vekil, parlamento grubu, veya kayıtlı seçmen grubu, ilgili mali yıl içinde, bütçede ortaya konmuş olan Devletin harcamalarında artış veya gelirlerinde azalmayı içeren referandum taslağı sunamaz.
Kesin olarak reddedilen kanun tasarıları ve referandum taslakları, yeni bir Cumhuriyet Meclisi seçilmedikçe, aynı yasama döneminde yeniden sunulamaz.
Yasama Meclisinin süresi dolmadıkça, sunuldukları yasama döneminde oylanmayan kanun tasarıları ve referandum taslaklarının izleyen yasama döneminde yeniden sunulmaları gerekmez.
Hükümetin kanun tasarıları ve referandum taslakları, Hükümetin istifası veya görevden alınması üzerine hükümsüz sayılır.
Özerk bölgelerin Yasama Meclisleri tarafından getirilen Hükümet kanun tasarıları, Cumhuriyet Meclisinin yasama dönemi sonuna kadar geçerli olacakları genel esaslarının hâlihazırda kabul edilmiş olması durumu hariç, ilgili yasama dönemi sonunda hükümsüz sayılır.
Atıfta bulundukları kanun tasarıları veya referandum taslaklarına halel getirmeksizin, geri çekilmedikçe, meclis komisyonları bunlarla ilgili yeni metin sunabilir.
Madde 168.(Görüşme ve oylama)
Kanun tasarılarının görüşmesi genel esasların görüşülmesi ve ayrıntıların görüşülmesinden oluşur.
Oylama, genel esasların oylanması, maddelerin oylanması ve teklifin tümünün oylanması şeklindedir.
Meclisin karar vermesi halinde, Meclisin Genel Kurula ayrıntıları oylama için verdiği yetkiye halel getirmeksizin, genel esaslara ilişkin kabul edilen metinlerin ayrıntıları komisyonda oya sunulur veya tümünün oylanması için Genel Kurula sunulur.
164’üncü maddenin (a-f), h), n) ve o) bentleri ve 165’inci maddenin 1/q) fıkrasında öngörülen konulardaki kanunların ayrıntılarının Genel Kurul tarafından oylanması mecburidir.
5. Teklifin tümü oya sunulduğunda, tüm kuruluş kanunlarının görevlerini tam olarak ifa eden üyelerin tamamının salt çoğunluğu ile kabul edilmesi gerekir. 255’inci maddede öngörüldüğü üzere, bölgelerin sınırlarıyla ilgili hükümlerin ayrıntılarının da aynı çoğunlukla kabul edilmesi gereklidir.
Aşağıdakilerin kabul edilmesi için oylamada hazır bulunan üyelerin en az üçte ikisinin çoğunluğu ve Meclisi oluşturan üyelerin tamamının salt çoğunluğundan daha fazlası gerekir:
a) Medya düzenleme organını düzenleyen kanun;
b) 118’inci maddenin ikinci fıkrasını düzenleyen kurallar;
c) 121’inci maddenin ikinci fıkrasında öngörülen hakkın kullanılmasını düzenleyen kanun;
d) 148 ve 149’uncu maddede ele alınan konuları düzenleyen kanunların hükümleri ve 239’uncu maddenin üçüncü fıkrasında öngörülen organların seçilme sistemi ve yöntemiyle ilgili hükümler;
Hükümetin münhasır yasama sorumluluğu altında geçmedikçe, icra kanunları, Cumhuriyet Meclisinin toplanmasının askıya alındığı dönemler hariç, yayımlanmasından sonraki otuz gün içinde on Milletvekilinin teklifi üzerine, yürürlüğünü durdurmak veya değişiklik yapmak üzere Cumhuriyet Meclisinin değerlendirmesine tabi olabilir.
Bir yasama yetkisi koşulları çerçevesinde çıkarılmış bir icra kanununun değerlendirilmesi için bir kez teklif verildiğinde ve bir veya daha fazla değişiklik önergesi verilirse, Meclis, ya değişiklik yapan kanun yayınlanıncaya ya da tüm değişiklik önergeleri reddedilinceye kadar icra kanununun tamamının veya bir bölümünün yürürlüğünü askıya alabilir.
Meclis daha sonra kendisi beyan etmezse, yürürlüğün askıya alınması on genel kurul oturumu ardından sona erer.
İcra kanununun yürürlükten kalkması durumunda, yürürlük ilgili kararın Resmi Gazete’de (Diârio da Repüblica) yayınlandığı gün sona erer.
Bir değerlendirme önergesinin verilmesi ve Meclis bu değerlendirmenin sonucu hakkında bir açıklama yapmaması durumunda veya Meclisin değişiklik yapma kararı alması ancak ilgili kanunu o zamanki yasama dönemi sonuna kadar oylamaması durumunda ve en az onbeş genel kurul toplantısının geçmesi koşuluyla, değerlendirme süreci zaman aşımına uğramış sayılır.
Meclis İçtüzüğüne göre, icra kanunlarının değerlendirilmesine ilişkin oturumlara öncelik verilir.
Madde 170.(Acil usul)
Bir üye, parlamento grubu veya Hükümetin inisiyatifiyle, Cumhuriyet Meclisi, herhangi bir kanun ya da karar tasarısını acil usulde görüşülmesine karar verebilir.
Söz konusu özerk bölgenin Yasama Meclisinin inisiyatifiyle, Meclis ayrıca herhangi bir bölgesel hükümet kanun tasarısının da acil usulde görüşülmesine karar verebilir.
Bölüm III.
(Organizasyon ve usul)
Madde 171.(Yasama organı)
Her yasama organı dört yasama dönemi boyunca devam eder.
Meclisin feshedilmesi durumunda, yeni seçilen Meclis, süresi, seçim tarihinde devam etmekte olan yasama dönemine karşılık gelen dönemi tamamlamak için gereken zamanın başlangıcına kadar uzatılacak olan yeni bir yasama organı başlatır.
Madde 172.(Fesih)
Cumhuriyet Meclisi, seçilmesinin ardından gelen altı ay içinde, Cumhurbaşkanının görev süresinin son altı ayında veya olağanüstü hal veya sıkıyönetim sırasında feshedilemez.
Bir önceki fıkra hükümlerine uyulmaması fesih kararını hükümsüz kılar.
Meclisin feshi, ardından gelen seçim sonrasında Meclisin ilk oturumuna kadar, üyelerinin görev sürelerini veya Daimi Komisyonun sorumluluklarını etkilemez.
Madde 173.(Seçim sonrasındaki oturum)
Seçimlerin genel sonuçlarının hesaplanmasını takip eden üçüncü gün, veya, bir yasama organı süresini tamamladığı için seçime gidilmesi halinde ve söz konusu üçüncü gün söz konusu yasama organının süresi bitmeden önceki bir gün ise bir sonraki yasama organının ilk günü Cumhuriyet Meclisi yetkiyle oturum yapar.
Böyle bir tarih Meclis tüm üyelerin hazır bulunduğu oturuma rastlamıyorsa 175’inci maddede belirtilen amaçlarla toplanır.
Madde 174.(Yasama dönemleri, genel kurullar ve toplantıya çağırma)
Yasama dönemleri 15 Eylül’de başlamak üzere bir yıl sürer.
Mevcut üyelerin tamamının üçte iki çoğunluğuyla alınan askıya almalar saklı kalmak üzere, Cumhuriyet Meclisinin normal parlamento dönemi 15 Eylül’den 15 Haziran’a kadardır.
Meclis Genel Kurulunun uzatma kararı ardından veya Daimi Komisyonun inisiyatifiyle veya söz konusu komitenin işlevini yerine getirememesi ve acil bir durum olması durumunda, bütün üyelerin yarısından fazlasının çoğunluğuyla, Meclis bir önceki fıkrada ortaya konan görev süresinin dışında da görev yapabilir.
Cumhurbaşkanı da, belirli konuların görüşülmesi amacıyla Meclisi olağandışı toplantıya çağırabilir.
Meclisin yukarıdaki ikinci fıkraya göre karar vermesi halinde, Meclis Genel Kurulu oturumu olmaksızın da komisyonlar çalışmalarını yürütür.
Madde 175.(Meclisin iç sorumlulukları)
Cumhuriyet Meclisi aşağıdakilerden sorumludur:
a) Anayasada belirtildiği üzere kendi İçtüzüğünü hazırlamak;
b) Başkan ve Başkanlık divanının geri kalan üyelerini görevlerini tam olarak ifa eden Cumhuriyet Meclisi üyelerini tamamının salt çoğunluğuyla seçmek. Dört büyük parlamento grubunun önerileri üzerine dört başkan yardımcısı seçilir;
c) Daimi Komisyon ve diğer komisyonların seçimi.
Madde 176. (Genel Kurul gündemi)
Meclis Genel Kuruluna başvurma hakkı veya Cumhurbaşkanının 174’üncü maddenin dördüncü fıkrasında öngörülen yetkisi saklı kalmak üzere, Cumhuriyet Meclisi Başkanı İçtüzükte belirlenen önceliğe göre gündemi belirler.
Hükümet ve parlamentodaki grupları, ulusal çıkarları ilgilendiren acil çözüm bekleyen konulara öncelik verilmesini isteyebilir.
Meclisteki her grup, İçtüzük tarafından belirlenen ve azınlık partileri ve Hükümette temsilcisi olmayan partilerin konumunu teminat altına almayı gözeten kriterlere uygun olarak, belirli sayıda oturumun gündemini belirleme hakkına sahiptir.
Bakanlar, hepsi de İçtüzükte belirtildiği üzere, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu oturumlarına katılma ve konuşma, müsteşarlarından yardım alma veya kendisinin yerine katılma ve konuşma hakkına sahiptir.
Hükümet üyelerinin, vekillerin sorularına ve açıklama taleplerine cevap verebilmek için hazır bulunacağı oturumlar planlanır. Bu oturumlar İçtüzüğün izin verdiği en kısa aralıklarla ve Hükümetle üzerinde anlaşılan tarihlerde gerçekleşir.
Hükümet üyeleri komisyon çalışmalarına katılmayı talep edebilir ve istendiğinde komisyonların huzuruna çıkabilir.
Madde 178.(Komisyonlar)
Cumhuriyet Meclisinin, İçtüzükte öngörülen komisyonları vardır ve soruşturma veya başka bir amaçla geçici komisyonlar oluşturabilir.
Komisyonlar, partilerin Cumhuriyet Meclisinde sahip oldukları sandalye sayılarıyla orantılı olarak oluşturulur.
Meclise gönderilen dilekçeler, bu amaçla oluşturulan ve söz konusu konuyla ilgili olan diğer komisyonlardan cevap isteyebilecek ve her durumda bir vatandaşın tanıklığına başvurabilecek olan bir komisyon tarafından ele alınır.
Normal hükümlere göre oluşumlarına halel gelmeksizin ve her bir yasama döneminde her bir üye için bir adetle sınırlı olmak üzere, meclisi oluşturan görevlerini tam olarak ifa eden üyelerin tümünün beşte birinin oyuyla bu amaçla bir önerge verildiğinde meclis soruşturma komisyonları zorunlu olarak oluşturulur.
Meclis soruşturma komisyonları adli makamların soruşturma yetkilerine sahiptir.
Komisyonların başkanlıkları, her grubun Üyelerinin oranına göre meclis grupları arasında paylaştırılır.
İçtüzük hükümlerine göre, ilgili özerk bölgelerin Yasama Meclislerinin temsilcileri, bölgesel kanun önerilerinin görüşüleceği komisyon toplantılarına katılabilir.
Madde 179.(Daimi Komisyon)
Cumhuriyet Meclisinin yasama dönemi dışındaki dönemlerde, feshedildiği dönemlerde ve Anayasanın öngördüğü diğer durumlarda Cumhuriyet Meclisi Daimi Komisyonu oturumlarına devam eder.
Daimi Komisyona Cumhuriyet Meclisi Başkanı başkanlık eder ve ayrıca, Mecliste sahip olduğu sandalye oranına göre, her partinin Başkan yardımcıları ve aday gösterdikleri Üyelerden oluşur.
Daimi Komisyon şunlardan sorumludur:
a) Bu Anayasaya ve kanunlara uygunluk denetimi ve Hükümetin ve kamu yönetiminin faaliyetlerini izleme;
b) Üyelerin görevleri ile ilgili olarak Meclisin yetkilerini kullanma;
c) Gerektiğinde Meclisi toplantıya çağırmak için adım atmak;
d) Yasama dönemlerinin açılışını hazırlamak;
e) Cumhurbaşkanının ülke topraklarında bulunmamasına muvafakat vermek;
f) Cumhurbaşkanına sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilân etme, savaş ilân etme veya barış yapma yetkisi vermek.
Bir önceki fıkranın f) bendinde öngörülen durumda, Daimi Komisyon, Meclisi mümkün olduğunca çabuk toplantıya çağırmak için adımlar atar.
Madde 180.(Meclis grupları)
Her bir parti veya partiler koalisyonu için seçilen Üyeler bir meclis grubu oluşturabilir.
Her meclis grubu aşağıdaki haklara sahip olur:
a) Üyelerinin sayısı oranında Meclis komisyonlarında yer almak ve bu komisyonlara temsilcisini atamak;
b) İçtüzük hazırlanırken danışılmak ve Genel Kurulda bu İçtüzüğe itiraz etmek;
c) Kamuyu ilgilendiren acil meselelerde, Hükümetin de katılacağı acil görüşme istemek;
d) Her yasama döneminde, Hükümetten Meclise katılma çağrısı yaparak, genel veya sektörel politika konusunda iki görüşme istemek;
e) Daimi Komisyondan Genel Kurulu toplaması için girişimde bulunmasını istemek;
f) Meclis soruşturma komitesi oluşturulması için önerge vermek;
g) Kanun yapma sürecini başlatmak;
h) Hükümet programını reddetmek için önerge vermek;
i) Hükümete güvensizlik önergesi vermek;
Hükümet tarafından, gidişat ve kamuyu ilgilendiren ana konulardaki gelişmelerle ilgili düzenli olarak ve doğrudan bilgilendirilmek.
Kanunda belirtildiği üzere, her bir meclis grubu, Meclis binasında çalışma yerine ve kendi seçtiği teknik ve idari personel bulundurma hakkına sahiptir.
Herhangi bir meclis grubunun içinde yer almayan Üyelere, İçtüzük hükümlerine göre, belirli asgari haklar ve güvenceler verilir.
Madde 181.(Meclis personeli ve uzmanları)
Sürekli bir teknik ve idari personel ve görevlendirme veya geçici sözleşmeli uzmanlar Meclis ve komisyonlara çalışmalarında yardımcı olur. Bu personelin ve uzmanların sayısı Başkanın gerekli gördüğü kadardır.
Başlık IV.
Hükümet
Bölüm I.
Görevi ve yapısı
Madde 182. (Tanım)
Hükümet, ülkenin genel siyasetini yürütür ve kamu yönetiminde en yüksek otoriteyi temsil eder.
Madde 183.(Oluşumu)
Hükümet Başbakan, bakanlar, müsteşarlar ve müsteşar yardımcılarından oluşur.
Hükümette bir veya daha fazla Başbakan yardımcısı yer alabilir.
Bakanlıkların ve müsteşarlıklarının sayısı, adları ve sorumlulukları ve bunlar arasında koordinasyonu sağlama araçları her defasında bu görevlere atama yapan kararnameler veya idari kanunla belirlenir.
Madde 184.(Bakanlar Kurulu)
Bakanlar Kurulu, Başbakan, varsa Başbakan yardımcıları ve bakanlardan oluşur.
Kanun belirli konulardan sorumlu olan ihtisas Bakanlar Kurulları oluşturabilir.
Müsteşarlar ve müsteşar yardımcılarını Bakanlar Kurulu toplantılarına katılmaları gerekebilir.
Madde 185.(Hükümet üyelerinin geçici ikamesi)
Hiçbir Başbakan yardımcısının bulunmaması durumunda, yokluğunda ya da görevlerini yapamaz durumda olduğunda, Başbakanın Cumhurbaşkanına bildireceği bakan veya böyle bir atamanın yapılmamış olması durumunda, Cumhurbaşkanının atayacağı bir bakan Başbakanın yerine bakar.
Yoklukları veya görev yapamaz durumda olduklarında, her bakanın yerine Başbakana bildireceği bir müsteşar veya böyle bir atamanın yapılmamış olması durumunda, Başbakanın atadığı Hükümet üyesi bakar.
Madde 186.(Göreve gelme ve ayrılma)
Başbakan atanarak göreve gelir ve Cumhurbaşkanı tarafından görevden alındığında ayrılır.
Hükümetin geri kalan üyeleri atanarak göreve gelir ve kendileri veya Başbakan görevden alındığında ayrılırlar.
Müsteşarlar ve müsteşar yardımcıları da kendi bakanları görevden alındığında görevden ayrılırlar.
Hükümetin istifası veya görevden alınması durumunda, eski Hükümetin Başbakanı, yeni Başbakanın atandığı ve yemin ettiği gün görevden alınır.
Programı Cumhuriyet Meclisinde görüşülünceye kadar ve istifasından veya görevden alınmasından sonra, Hükümet, kendi icraatını kamu işlerinin yürütülmesi için gerçekten gerekli işlerle sınırlı tutar.
Bölüm II.
Oluşumu ve sorumlulukları
Madde 187. (Oluşum)
Cumhurbaşkanı, seçim sonuçları ışığında, Cumhuriyet Meclisinde sandalyeye sahip partilerle görüştükten sonra Başbakanı atar.
Cumhurbaşkanı, Başbakanın teklifi üzerine, Hükümetin geri kalan üyelerini atar.
Madde 188.(Hükümet Programı)
Hükümet Programı, idarenin çeşitli alanlarında izlenecek veya önerilecek ana siyasi ilkeleri ve önlemleri ortaya koyar.
Madde 189.(Toplu sorumluluk)
Hükümet Programı ve Bakanlar Kurulu tarafından alınan kararlar Hükümet üyelerini bağlayıcıdır.
Madde 190.(Hükümetin sorumluluğu)
Hükümet, Cumhurbaşkanı ve Cumhuriyet Meclisine karşı sorumludur.
Madde 191.(Hükümetin üyelerinin sorumluluğu)
Başbakan, Cumhurbaşkanına ve Hükümetin siyasi sorumluluk alanı içinde Cumhuriyet Meclisine karşı sorumludur.
Başbakan yardımcıları ve bakanlar, Cumhurbaşkanına ve Hükümetin siyasi sorumluluk alanı içinde Cumhuriyet Meclisine karşı sorumludur.
Müsteşarlar ve müsteşar yardımcıları Başbakan ve bakanlara karşı sorumludur.
Madde 192.(Hükümet Programının görüşülmesi)
Atanmasından sonra en fazla on gün içinde Hükümet bir Başbakanlık beyanıyla programını Cumhuriyet Meclisine sunar.
Cumhuriyet Meclisi tüm üyeleriyle oturum halinde değilse, Başkanı zorunlu olarak toplantıya çağırır.
Programın görüşülmesi üç günden fazla süremez ve görüşme bitinceye kadar herhangi bir Meclis grubu programın reddedilmesi yönünde önerge verebilir ve Hükümet güven oylaması önergesinin kabulünü isteyebilir.
Hükümet programının reddedilmesi için Meclisin görevini tam olarak ifa eden tüm üyelerinin salt çoğunluğu gerekir.
Madde 193.(Güven oylaması talebi)
Hükümet Cumhuriyet Meclisinden genel politika beyanı veya ülke çıkarlarını ilgilendiren herhangi bir konuda güven oylaması isteyebilir.
Madde 194. (Gensoru önergeleri)
Meclis üyelerinin tamamının dörtte biri hür iradeleriyle veya bir meclis grubunun girişimiyle, Cumhuriyet Meclisi, Hükümete programının uygulanmasıyla veya kamu çıkarlarını ilgilendiren herhangi bir konuyla ilgili olarak gensoru önergesi verebilir.
Gensoru önergeleri verildikten sonra kırksekiz saat geçmeden görüşülemez ve bununla ilgili görüşme üç günden fazla süremez.
Bir gensoru önergesi kabul edilmediği takdirde, önergeyi verenler aynı yasama dönemi içinde buna benzer bir başka önerge veremez.
Madde 195.(Hükümetin istifası veya görevden alınması)
Hükümet şu koşullarda istifa eder:
a) Yeni bir yasama meclisinin başlangıcında;
b) Cumhurbaşkanının, Başbakanın istifasını kabulünde;
c) Başbakanın ölümü veya kalıcı fiziksel iş göremezliği durumunda;
d) Hükümet programının reddedilmesi halinde;
e) Herhangi bir güven oylamasının olumsuz sonuçlanması durumunda;
f) Bir gensoru önergesinin görevini tam ifa eden tüm üyelerin salt çoğunluğunca kabul edilmesi durumunda.
Cumhurbaşkanı, gerektiğinde, demokratik kurumların normal işlevlerini yerine getirmelerini sağlamak için ve Devlet Şûrası’na danıştıktan sonra Hükümeti görevden alabilir.
Madde 196.(Hükümet üyelerinin ceza takibatı dokunulmazlığınınkaldırılması)
Azami üç yıldan daha fazla bir süre için hapis cezasıyla cezalandırılan ciddi bir suçun işlendiğine dair kuvvetli delil olması ve suçüstü durumu hariç, hiçbir Hükümet üyesi Cumhuriyet Meclisinin izni olmaksızın gözaltına alınamaz, tutuklanamaz veya hapse atılamaz.
Bir Hükümet üyesinin ceza kovuşturmasına uğraması ve kesin olarak suçlanması durumunda, Cumhuriyet Meclisi, kovuşturmanın sürdürülebilmesi için üyeliğin askıya alınıp alınmayacağına karar verir.Önceki fıkrada atıfta bulunulan türde bir suç durumunda, Meclis zorunlu olarak üyeliği askıya alır.
Bölüm III.
Sorumluluklar
Madde 197.(Siyasi sorumluluklar)
Siyasi fonksiyonlarını yerine getirirken, Hükümet şunlardan sorumludur:
a) 140’ıncı madde gereği, Cumhurbaşkanının karşı-imza işlemleri;
b) Uluslararası anlaşmaların müzakeresi ve sonuçlandırılması;
c) Cumhuriyet Meclisinin onayını gerektirmeyen veya sunulmamış olan uluslararası anlaşmaları kabul etme;
d) Hükümet kanun tasarılarını ve karar taslaklarını Cumhuriyet Meclisine sunma ve getirme;
e) 115’inci madde uyarınca, Cumhurbaşkanına, ülke çıkarlarını ilgilendiren önemli konularla ilgili referanduma gidilmesini teklif etmek;
f) Sıkıyönetim ya da olağanüstü hal ilânı konusunda görüş bildirme;
g) Cumhurbaşkanına savaş ilân etme veya barış yapma önerisi götürme;
h) 162’nci maddenin d) bendi uyarınca, Devletin ve kanunda belirtilen diğer kamu kurumlarının hesaplarını Cumhuriyet Meclisine sunma;
i) 161’inci maddenin n) bendi ve 163’üncü maddenin f) bendi gereği ve gecikmeden, Cumhuriyet Meclisine, Avrupa Birliği’nin inşaa süreciyle ilgili bilgiyi sunmak;
j) Anayasanın veya kanunun gerektirebileceği diğer işlemleri üstlenmek.
Hükümet, uluslararası anlaşmaları kararnameyle kabul eder.
Madde 198.(Yasama sorumlulukları)
Hükümet, yasamaya ilişkin işlevlerini yerine getirirken şunlardan sorumludur:
a) Cumhuriyet Meclisinin münhasır sorumluluğunda olmayan konularda idari kanunlar yapmak;
b) Cumhuriyet Meclisinden alınan yetkiye dayanarak, kısmen Cumhuriyet Meclisinin münhasıran sorumluluğundaki konularda idari kanunlar yapmak;
c) Kendilerini söz konusu esaslar ve temel genel unsurlarla sınırlayan kanunlarda yer alan hukuk kurallarının esaslarını ya da temel genel unsurlarını oluşturan idari kanunlar yapmak.
Hükümet, kendi teşkilatını ve işlemlerini ilgilendiren konularda kanun yapmaktan münhasıran sorumludur.
Yukarıdaki 1’inci fıkranın b) ve c) bentlerinde öngörülen idari kanunlar, yasama yetkisi veren kanun veya kabul edildiği temel kanundan açıkça bahseder.
Madde 199.(İdari sorumluluklar)
Hükümet, idareye ilişkin işlevlerini yerine getirirken şunlardan sorumludur:
a) İlgili ana seçenekler temelinde ulusal planlar hazırlamak ve uygulatmak;
b) Devlet bütçesini uygulatmak;
c) Kanunların layıkıyla uygulanmasını temin etmek için gerekli düzenlemeleri yapmak;
d) Doğrudan idaresi altında Devletin sivil ve askeri dairelerini ve hizmetlerini ve tüm faaliyetlerini yönetmek, dolaylı idareyi denetlemek ve bu dolaylı idare ve özerk yönetimleri gözetmek;
e) Devletin personel ve görevlileriyle ve diğer kamu tüzel kişilikleriyle ilgili olarak kanunun gerektirdiği tüm işlemleri üstlenmek;
f) Demokratik hukuk düzenini savunmak;
g) Ekonomik ve sosyal kalkınmayı geliştirmek ve toplumun ihtiyaçlarını karşılamak için gerekebilecek her türlü işlem ve tasarrufta bulunmak.
Madde 200.(Bakanlar Kurulunun sorumlulukları)
Bakanlar Kurulu şunlardan sorumludur:
a) Hükümet politikasının ana hatlarını ve bunların uygulanmasını tanımlamak;
b) Cumhuriyet Meclisinden güven oyu isteyip istemeyeceğine karar vermek;
c) Hükümetin kanun tasarılarını ve karar taslaklarını kabul etmek;
d) İdari kanunları kabul etmek ve Cumhuriyet Meclisine sunulmayacak uluslararası anlaşmaları kabul etmek;
e) Ulusal planları kabul etmek;
f) Kamu gelirlerinin ya da harcamalarının arttırılması ya da azaltılmasını içeren Hükümet işlemlerini kabul etmek;
g) Kanunla Hükümetin sorumluluğuna verilebilen veya Başbakan veya bir bakan tarafından sunulan diğer konular hakkında karar vermek.
İhtisas Bakanlar Kurulları, kanunun kendilerinden istediği veya Bakanlar Kurulunun kendilerine verdiği sorumlulukları yerine getirir.
Madde 201.(Hükümet üyelerinin sorumluluğu)
Başbakan şunlardan sorumludur:
a) Hükümetin genel politikasına yön vermek ve tüm bakanların faaliyetlerini koordine etmek ve yönlendirmek;
b) Hükümetin çalışmalarına ve diğer Devlet birimleri ile genel ilişkilerine yön vermek;
c) Ülkenin iç ve dış politikasının yürütülmesi konularında Cumhurbaşkanını bilgilendirmek;
d) Anayasanın ve kanunların gerektirebileceği diğer işlemleri yerine getirmek.
Bakanlar şunlardan sorumludur:
a) Bakanlıkları için oluşturulan politikayı uygulamak;
b) Bakanlıklarının kapsama alanı içinde, Hükümet ve diğer Devlet kurumları arasındaki genel ilişkileri sağlamak.
Başbakan ve ilgili konuda sorumluluğu olan bakanlar, Hükümetin çıkardığı idari kanunları ve kararnameleri imzalar.
Başlık V.
Mahkemeler
Bölüm I.
Genel esaslar
Madde 202.(Yargı)
Mahkemeler, halk adına yargıyı idare etme sorumluluğu olan egemenlik yetkisini kullanan organlardır.
Mahkemeler, yargıyı idare ederken, vatandaşların kanunla korunan haklarını ve çıkarlarını güvence altına alır, demokratik hukuk düzeninin ihlal edilmesini önler, kamu ve özel çıkarlar arasındaki uyuşmazlıkları karara bağlar.
Fonksiyonlarının yerine getirilmesinde mahkemeler diğer kurumların yardımından yararlanma hakkına sahiptir.
Kanun, uyuşmazlıkların çözümünde yargı dışı enstrüman ve araçları kurumsallaştırabilir.
Madde 203.(Kurtuluş)
Mahkemeler bağımsızdır ve sadece hukuka tabidir.
Madde 204.(Anayasaya uyum)
Mahkemeye getirilen konularda, mahkemeler Anayasa hükümlerine veya orada benimsenen esaslara aykırı kurallar uygulamaz.
Madde 205.(Mahkeme kararları)
Yapısal olarak sadece idari olmayan mahkeme kararları, gerekçelerini kanunun belirlediği biçimde ortaya koyar.
Mahkeme kararları, kamu, özel her kişi ve kurumu bağlayıcıdır ve diğer her türlü merciin kararının üstündedir.
Kanun, mahkeme kararlarının herhangi bir merci ile ilgili olarak uygulanma şartlarını düzenler ve bu kuralların uygulanmasında zafiyetten sorumlu kişi veya kuruma uygulanacak cezaları ortaya koyar.
Madde 206.(Mahkeme celseleri)
Kişi onurunu veya genel ahlakı korumak için veya kendi işleyişi açısından söz konusu mahkemenin kararının gerekçelerini yazılı emirle bildirdiği tersi bir durum dışında, mahkeme celseleri halka açıktır.
Madde 207.(Jüri, halkın katılımı ve bilirkişiler)
Terör veya organize suçla ilgili olanlar dışında, kanunun belirleyeceği davalar ve yapılarda ve özellikle iddia makamı veya savunmanın istemesi durumunda, ciddi suçların duruşmasına bir jüri katılabilir.
Kanun, çalışmayla ilgili konularda, kamu sağlığı ihlallerinde, küçük suçlarda, ihlal edilen toplumsal değerlerin özel olarak bedelinin ödetildiği diğer davalar veya mahkumiyetlerin uygulanmasında meslek dışından sulh hâkimlerini öngörebilir.
Kanun ayrıca teknik vasfı olan yardımcıların belirli konularda katılımını öngörebilir.
Madde 208.(Hukuki temsil)
Kanun, avukatların yetkilerini kullanabilmeleri için gerekli dokunulmazlıklardan yararlanmasını güvence altına alır ve yargının idaresinde temel bir unsur olarak hukuki temsili düzenler.
Bölüm II.
Mahkemelerin teşkilatlanması
Madde 209.(Mahkeme kategorileri)
Anayasa Mahkemesine ek olarak, aşağıdaki mahkeme kategorileri bulunur:
a) Yüksek Adalet Mahkemesi, ilk ve ikinci derece hukuk mahkemeleri;
b) Yüksek İdare Mahkemesi, diğer idare ve vergi mahkemeleri;
c) Sayıştay;
Denizcilik mahkemeleri, tahkim mahkemeleri ve sulh hâkimleri bulunabilir.
Kanun, önceki fıkralarda öngörülen mahkemelerin ayrı ayrı veya birlikte uyuşmazlık çözen mahkemeler olarak oluşturulabileceği durum ve şekilleri belirler.
Askeri mahkemelerle ilgili hükümler saklı kalmak üzere, belirli kategorilerde suçlara bakmak için özel yetkili mahkemeler yasaktır.
Madde 210.(Yüksek Adalet Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri)
Anayasa Mahkemesinin özel sorumlulukları saklı kalmak üzere, Yüksek Adalet Mahkemesi hukuk mahkemeleri hiyerarşisinde üst organdır.
Yüksek Adalet Mahkemesi yargıçları mahkeme Başkanını seçer.
Genel kural olarak, ilk derece mahkemeleri, bir sonraki maddenin ikinci fıkrasında belirtilen statüye eşit bölge mahkemeleridir.
Genel kural olarak, ikinci derece mahkemeleri İstinaf Mahkemeleridir.
Yüksek Adalet Mahkemesi kanunun belirttiği durumlarda hukuk mahkemesi olarak hizmet verebilir.
Madde 211.(Hukuk mahkemelerinin sorumlulukları ve uzmanlıkları)
Hukuk mahkemeleri, hukuki ve cezai konularda genel mahkemelerdir ve diğer yargı organlarına ayrılmamış her alanda yargı yetkisine sahiptir.
Belirli sorumlulukları olan veya belirli konulara bakmakta uzmanlaşmış ilk derece mahkemeleri olabilir.
Kesin olarak askeri yapıdaki suçları yargılayan hukuk mahkemelerinin yapısında, kanunun belirlediği şekilde, bir veya daha fazla sayıda askeri hâkim olur.
İstinaf Mahkemeleri ve Yüksek Adalet Mahkemesi özel bölümlerde faaliyet gösterebilir.
Madde 212.(İdare ve vergi mahkemeleri)
Anayasa mahkemesinin özel sorumlulukları saklı kalmak üzere, Yüksek İdare Mahkemesi, idare ve vergi mahkemeleri hiyerarşisinde üst organdır.
Yüksek İdare Mahkemesi yargıçları kendi aralarından mahkeme Başkanını seçer.
3. Amacı idari ve mali hukuki ilişkilerde ortaya çıkan uyuşmazlıkları çözmek olan idare ve vergi mahkemeleri, ihtilaflı davalara ve başvurulara bakar.
Madde 213.(Askeri mahkemeler)
Savaş hali sırasında özellikle askeri suçlarda yargılama yapmak üzere askeri mahkemeler kurulur.
Madde 214.(Sayıştay)
Sayıştay, kamu harcamalarını denetleyen üst organdır ve kanunun kendisine sunulmasını istediği hesapları inceler. Özellikle şunlardan sorumludur:
a) Sosyal güvenlik hesapları da dahil olmak üzere, Genel Devlet Hesapları üzerine görüş bildirmek;
b) Azor Adaları ve Madeira Özerk Bölgeleri hesapları üzerine bir görüş bildirme;
c) Kanunla ortaya konduğu üzere, mali usulsüzlüklere sorumluluk yüklemek;
d) Kanunun kendisine verebileceği diğer sorumlulukları yerine getirmek.
2. 133’üncü maddenin m) bendinin hükümleri saklı kalmak üzere, Sayıştay Başkanının görev süresi dört yıldır.
3. Sayıştay, merkezi olmayan bir yapıda, kanunun belirlediği bölgesel bölümlerde faaliyet gösterebilir.
Azor Adaları ve Madeira Özerk Bölgelerinde, ilgili bölgede söz konusu meselede tam sorumluluğu olan Sayıştay bölümleri bulunur.
Bölüm III.
Yargıçların statüsü
Madde 215. (Hukuk mahkemeleri hâkimleri)
Hukuk mahkemesi hâkimleri tek bir yapı oluştururlar ve tek bir statüye tabidirler.
Kanun, ilk derece hukuk mahkemelerinin hâkimlerinin işe alınmalarını düzenleyen şartlar ve kuralları belirler.
İkinci derece hukuk mahkemelerinin hâkimlerinin seçiminde önce gelen kriter, ilk derece hâkimlerinin özgeçmişlerini sunmasıyla yarışmaya dayalı belirlenecek liyakattir.
Yüksek Adalet Mahkemesine atanma, hâkimler, savcılar ve kanunun belirttiği liyakata sahip hukuk mesleğinin diğer üyelerinin gönderdiği özgeçmişler arasından yarışmaya dayalı olarak yapılır.
Madde 216.(Teminatlar ve bağdaşmazlıklar)
Hâkimler görev teminatına sahiptir ve kanunun belirttiği haller dışında nakledilemez, geçici olarak açığa alınamaz, emekli edilemez ve görevden azledilemez.
Kanunda belirtilen istisnalar dışında, hâkimler verdikleri karardan dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlar.
Faal hizmetteki hâkimler, ücretsiz ders verme veya hukuki araştırma dışında, başka bir kamu veya özel işlev üstlenemezler.
Faal hizmetteki hâkimler, yetkili Yüksek Kurulun izni olmaksızın mahkemelerin işleri dışında alakasız adli görevlere atanamazlar.
Kanun, hâkimlik göreviyle bağdaşmayan diğer durumları ortaya koyabilir.
Madde 217.(Hâkimlerin atanma, görevlendirme, nakil ve terfileri)
Hukuk mahkemelerinin hâkimlerini atanma, görevlendirme, nakil ve terfileri ve kendilerine uygulanacak disiplin hükümleri, kanunda belirtildiği üzere, Hâkimler Yüksek Kurulunun sorumluluğundadır.
2. İdare ve vergi mahkemelerinin hâkimlerinin atanma, görevlendirme, nakil ve terfileri ve kendilerine uygulanacak disiplin hükümleri, kanunda belirtildiği üzere, ilgili Yüksek Kurulun sorumluluğundadır.
3. Anayasada öngörülen teminatlara dayanarak, kanun, diğer mahkemelerin hâkimlerinin görevlendirme, nakil ve terfilerini düzenleyen kuralları ve kendilerine uygulanacak disiplin hükümlerini ve sorumluluklarını tanımlar.
Madde 218.(Hâkimler Yüksek Kurulu)
Hâkimler Yüksek Kuruluna Yüksek Adalet Mahkemesi Başkanı başkanlık eder ve ayrıca aşağıdaki üyelerden oluşur:
a) Cumhurbaşkanı tarafından atanacak iki üye;
b) Cumhuriyet Meclisi tarafından seçilecek yedi üye;
c) Nispi temsil esasına göre, Hâkimlerin kendi aralarından seçecekleri yedi hâkim.
Hâkimlerin yararlanacağı teminatları düzenleyen kurallar Hâkimler Yüksek Kurulu üyeleri için de geçerlidir.
Kanun, adliye memurlarının Hâkimler Yüksek Kurulu üyesi olmalarını öngörebilir ki bu durumda kendi emsalleri tarafından seçilirler. Bu tür üyeler sadece, adliye memurlarının mesleki liyakatı ve kendilerine uygulanacak disiplin hükümlerinin takdirini ilgilendiren konularda görüşme ve oylamalara katılır.
Bölüm IV.
Cumhuriyet savcılığı
Madde 219.(Fonksiyonları, statüsü ve rolü)
Cumhuriyet savcılığı, Devleti temsil etmek ve kanunun belirttiği çıkarları korumakla ve bir sonraki fıkradaki hükümlere dayanarak, egemenlik yetkilerini kullanan organların tanımladığı ceza politikasının uygulanmasına katılmaktan, kanunilik ilkesi uyarınca ceza davasının takibatını yapmaktan ve demokratik hukuk düzenini savunmaktan sorumludur.
Cumhuriyet savcılığı, kanunun belirttiği kendi statüsüne ve özerkliğe sahiptir.
Kanun, özellikle askeri suçlar içeren davalarda Cumhuriyet savcısına özel yardım biçimleri sağlar.
Cumhuriyet savcılığı memurları sorumlu adliye memurlarıdır, hiyerarşiye tabi ve onun bir parçasıdır ve kanunda belirtilen haller dışında nakledilemez, açığa alınamaz, emekli edilemez ve azledilemezler.
Cumhuriyet savcılıklarının atanma, görevlendirme, nakil ve terfileri ve kendilerine uygulanacak disiplin hükümleri Cumhuriyet Başsavcılığının sorumluluğundadır.
Madde 220.(Cumhuriyet Başsavcılığı)
Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet savcılıklarının üst organıdır ve kanunla belirlenen yapı ve sorumlulukları vardır.
Cumhuriyet Başsavcılığına Başsavcı Başkanlık eder ve Cumhuriyet Meclisince seçilen üyeler ve savcıların kendi aralarından seçtikleri üyelerden oluşan Cumhuriyet Savcıları Yüksek Kurulunu içinde barındırır.
3. 133’üncü maddenin m) bendi hükümleri saklı kalmak üzere, Cumhuriyet Başsavcısının görev süresi altı yıldır.
Başlık VI.
Anayasa Mahkemesi
Madde 221.(Tanım)
Anayasa Mahkemesi, anayasa ve kanunlarla ilgili konularda adaletin yönetilmesi için özel sorumluluğu olan mahkemedir.
Madde 222.(Yapısı ve hâkimlerin statüsü)
Anayasa Mahkemesi onüç üyeden oluşur, onu Cumhuriyet Meclisi tarafından, üçü ise bu on üye tarafından seçilir.
Cumhuriyet Meclisince atanan hâkimlerden altısı diğer mahkemelerin hâkimleri arasından, diğer altısı ise hukukçular arasından seçilir.
Anayasa Mahkemesi hâkimliği görev süresi dokuz yıldır ve yenilenemez.
Anayasa Mahkemesi hâkimleri, aynı bağımsızlık teminatı, hâkimlik teminatı, tarafsızlık ve kişisel sorumluluktan bağışıklık güvencelerinden yararlanırlar ve diğer mahkemelerin hâkimlerinin tabi olduğu aynı bağdaşmazlıklara tabidirler.
Kanun, Anayasa Mahkemesi hâkimlerinin dokunulmazlıklarını ve statülerini belirleyen diğer kuralları belirler.
Madde 223.(Sorumlulukları)
Anayasa Mahkemesi, 277’nci madde uyarınca anayasaya aykırılık ve kanuna aykırılık davalarını değerlendirir.
2. Anayasa Mahkemesi ayrıca şunlardan sorumludur:
a) Cumhurbaşkanının ölümünü teyit etmek ve sürekli bedensel yetmezliğini ilân etmek ve geçici olarak işlevlerini yerine getiremediği durumları teyit etmek.;
b) 129 ve 130’uncu maddelerin üçüncü fıkralarında öngörülen hallerde Cumhurbaşkanının görevden alınmasını teyit etmek;
c) Kanunda belirtildiği üzere, seçim kanunlarının düzgün yürütülmesi ve geçerliliğinde son derece kararları vermek;
d) 124’üncü maddenin üçüncü fıkrasının gereği olarak, herhangi bir adayın ölümünü teyit etmek ve bu nedenle Cumhurbaşkanlığı görevini yerine getiremeyeceğini ilân etmek;
e) Siyasi partilerin ve bunların oluşturduğu koalisyonların oluşumunu teyit etmek ve isimlerinin, baş harflerinin ve sembollerinin kanuniliğini takdir etmek, Anayasa ve kanunda belirtildiği üzere fesihlerine karar verme;
f) Ulusal, bölgesel ve yerel referandumların, her durumda seçmenler açısından şartların değerlendirilmesi de dahil, anayasaya ve kanunlara uygunluğunu önceden teyit etme;
g) Üyelerin talebiyle ve kanunda belirtildiği üzere, Cumhuriyet Meclisi ve özerk bölgelerin Yasama Meclisleri tarafından yapılan seçimlerde kaybedilen sandalye ve seçimlerle ilgili başvuruları karara bağlamak;
h) Siyasi partiler içinde yapılan seçimler ve partiler tarafından alınan kararlara itiraz içeren ve başvuruya konu seçim sonuçlarını karara bağlamak.
Anayasa Mahkemesi ayrıca kendisine Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.
Madde 224.(Organizasyon ve usul)
Kanun, Anayasa Mahkemesinin yerini, organizasyon şeklini ve yargılama usullerini belirler.
Anayasaya uygunluğun kanuni soyut değerlendirme amacı dışında, kanun Anayasa Mahkemesinin bölümler halinde faaliyet göstermesini gerektirebilir.
Kanun, aynı kural ya da hükmün farklı bölümlerinin çelişen kararlarına karşı Anayasa Mahkemesine başvuruları düzenleyebilir.
Başlık VII.
Özerk Bölgeler
Madde 225. (Azor adaları ve Madeira’da siyasi ve idari sistem)
Azor adaları ve Madeira takımadalarında uygulanabilir özel siyasi ve idari sistem, ekonomik, sosyal, coğrafi ve kültürel özelliklerine ve ada nüfuslarının özerklik için tarihi özlemlerine dayalıdır.
Bölgelerin özerkliği, bölge vatandaşlarının demokratik katılımı, ekonomik ve sosyal kalkınma ve bölgesel çıkarlarını savunma ve tanıtımı ve aynı zamanda Portekiz’liler arasında milli birlik ve dayanışma bağlarının güçlendirilmesini sağlamak için tasarlanmıştır.
Bölgesel siyasi ve idari özerklik ve Devletin egemenlik bütünlüğünü etkilemez ve işbu Anayasanın genel çerçevesi içinde yerine getirilir.
Madde 226.(Statüler ve seçim yasaları)
Siyasi ve idari statülerin taslakları ve özerk bölgelerin Yasama Meclisleri üyelerinin seçimi ile ilgili Hükümet kanun tasarıları ilgili Yasama Meclisleri tarafından düzenlenir, görüşülmesi ve kabul veya reddi için Cumhuriyet Meclisine gönderilir.
Cumhuriyet Meclisi böyle bir taslak ya da tasarıyı reddederse, değerlendirilmek ve görüş oluşturulmak üzere ilgili Yasama Meclisine iade eder.
Görüş hazırlandığında, Cumhuriyet Meclisi taslak veya tasarıyı son kez görüşür ve oylar.
Önceki fıkralarda öngörülen sistem siyasi ve idari statülerdeki ve özerk bölgelerin Yasama Meclislerinin üyelerinin seçimini düzenleyen kanunlarda değişiklikler için de geçerlidir.
Madde 227.(Özerk bölgelerin yetkileri)
Özerk bölgeler bölgesel tüzel kişilerdir ve statülerinde tanımlanan aşağıdaki yetkilere sahiptirler:
a) İlgili bölgenin siyasi ve idari statüsü içinde ortaya konan ve egemenlik yetkisini kullanan organların özel sorumluluğunda olmayan konular hakkında bölge alanı içinde kanun yapmak;
b) 165’inci maddenin birinci fıkrasının (a-c) bentleri, d) bendinin ilk bölümü, (f ve i) bentleri ve m) bendinin ikinci bölümü ve o), p), q), s), t), v), x) ve aa) bentlerinde öngörülen konular hariç olmak üzere, Cumhuriyet Meclisinin iznine tabi olarak, Yasama Meclisinin kısmen münhasır yasama sorumluluk alanına giren konularda kanun yapmak;
c) Bölge sınırları içinde, kendilerini söz konusu esaslar ve temel genel unsurlarla sınırlayan kanunlarda yer alan hukuk kurallarının esaslarını ya da temel genel unsurlarını geliştirmek;
d) Bölgesel mevzuatı ve egemenlik yetkisini kullanan organların çıkardığı ve düzenleme yetkisinin söz konusu organlara tahsis edilmediği kanunları düzenlemek;
e) Statülerin yapılma sürecini başlatmak ve 226’ncı madde uyarınca, ilgili Yasama Meclisi üyelerinin seçimiyle ilgili mevzuatı yapma sürecini başlatmak;
f) 167’nci maddenin birinci fıkrası uyarınca, bölgesel hükümet kanun tasarılarını ve değişiklik taslaklarını Cumhuriyet Meclisine sunarak, kanun çıkarma sürecini başlatmak;
g) Kendi yürütme yetkisini kullanmak;
h) Kendi varlıklarını yönetmek, kullanmak ve çıkarlarına olan işlemleri üstlenmek ve sözleşmeler yapmak;
i) Kanunda belirtildiği üzere, kendi vergi koyma yetkisini kullanmak ve Cumhuriyet Meclisince kabul edilen çerçeve kanunların şartlarına göre ulusal mali sistemi bölgeye özgü şartlara uyarlamak;
j) Statüleri ve özerk bölgelerin maliyesini düzenleyen kanun uyarınca, söz konusu özerk bölgede toplanan veya üretilen vergi gelirlerini ve Devletin vergi gelirlerinden etkin ulusal dayanışma ilkesiyle belirlenecek bir bölümünü ve kendilerine ayrılabilecek diğer gelirleri kullanmak ve bu gelirleri kendi harcamalarına ayırmak;
l) Yerel yönetimleri oluşturmak ve feshetmek ve yasaların belirlediği bunlarla ilgili alanı değiştirmek;
m) Yerel yönetimler üzerinde gözetim yetkisini kullanmak;
n) Kırsal yerleşimleri kasaba veya şehir kategorisine yükseltmek;
o) Daireleri ve hizmetleri, kamu kurumları ve sadece veya ağırlıklı olarak bölgede veya bölge çıkarına hizmet edilen diğer durumlarda faaliyet gösteren kamu ve millileştirilmiş şirketleri idare etmek;
p) Bölgesel ekonomik ve sosyal kalkınma planı, bölgesel bütçe ve bölgenin hesaplarını kabul etmek ve ulusal planların hazırlanmasında yer almak;
q) 165’inci maddenin birinci fıkrasının d) bendindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla, idari suçlar ve bunlara karşılık gelen cezaları tanımlamak;
r) Dolaşımdaki ödeme araçlarını kontrol etmek ve bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınmasının finansmanını sağlamak için mali, parasal ve finansal ve döviz politikasının tanımlanmasına ve uygulanmasına katılmak;
s) Karasuları, münhasır ekonomik bölge ve bitişik deniz tabanı politikalarının belirlenmesine katılmak;
t) Kendilerini doğrudan ilgilendiren uluslararası antlaşmalar ve sözleşmelerin müzakerelerine katılmak ve bunların getirilerinden pay elde etmek;
u) Tamamı egemenlik yetkisini kullanan ve dışişlerinden sorumlu organlarca ortaya konan kılavuz ilkelerle uyum içinde olmak üzere, yabancı bölgesel kuruluşlarla işbirliğine girmek ve amacı bölgeler arası diyaloğu ve işbirliğini geliştirmek olan örgütlerde yer almak;
v) Kendi inisiyatifleriyle veya egemenlik yetkisini kullanan organlar kendilerine danıştığında, söz konusu organların sorumluluk alanında olan ve özerk bölgeleri ilgilendiren konularda, kendi özel çıkarlarını ilgilendiren konularda, Portekiz Devletinin Avrupa Birliğinin inşaası sürecindeki duruşları hakkında görüş bildirmek;
x) Kendilerini ilgilendiren konularda gelişmeler söz konusu olduğunda, Avrupa bölgesel kurumlarında ve Avrupa Birliğinin karar alma süreçleriyle ilgili delegasyonlarda temsil edilerek, Avrupa Birliğinin inşa sürecine katılmak ve ayrıca 112’nci madde hükümleriyle uyum halinde birlik mevzuatını ve diğer kanunları uyarlamak.
Kanun yapmak için yetki arayışında bulunan bölgesel Hükümet, kanun tasarılarıyla birlikte, yetki istenen bölgesel kanun hükmünde kararname taslağı eklenir. Kanun yapma yetkisi veren ilgili kanunlarda 165’inci maddenin iki ve üçüncü fıkrasının hükümleri geçerlidir.
Bir önceki fıkrada sözü edilen yetkilendirme, Cumhuriyet Meclisinin veya verildiği Yasama Meclisinin yasama döneminin sona ermesi veya feshedilmesi ile hükümsüz sayılır.
4. Yukarıdaki birinci fıkranın b) ve c) bendinde öngörülen bölgesel kanun hükmünde kararnameler, yasama yetkisi veren kanun veya kabul edildiği temel kanundan açıkça bahseder. 169’uncu madde hükümleri, gerekli değişiklerle, söz konusu kararnameler için de geçerlidir.
Madde 228.(Yasama özerkliği)
Özerk bölgelerin yasama özerkliği, ilgili siyasi ve idari statülerde, egemenlik yetkisi kullanan organların özel sorumluluğu olmayan konularda geçerlidir.
Egemenlik yetkisini kullanan organların özel sorumluluğu olmayan bir konuda özel bölge mevzuatının yokluğunda, mevcut kanun hükümleri özerk bölgelerde de geçerlidir.
Madde 229.(Egemenlik yetkilerini kullanan organlar ve bölgeselkuruluşlar arasında işbirliği)
Özyönetim organlarıyla işbirliği halinde, egemenlik yetkisini kullanan organlar, özerk bölgelerin ada durumlarından kaynaklanan eşitsizlikleri düzeltme amacıyla, özerk bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınmasını sağlar.
Egemenlik yetkisini kullanan organlar, kendi sorumluluk alanlarında olan ve özerk bölgeleri ilgilendiren konularla ilgili olarak, her zaman bölgesel özyönetim organlarına danışır.
Cumhuriyet ve özerk bölgeler arasındaki mali ilişkiler, 164’üncü maddenin t) bendinde öngörülen kanunla düzenlenir.
Cumhuriyet Hükümeti ve Bölgesel Hükümetler, özellikle sorumlulukları devreden kanunları içerenler olmak üzere diğer işbirliği biçimleri üzerinde mutabakat sağlayabilirler. Söz konusu her durumda, mali kaynakların transferi ve geçerli mali denetim mekanizmaları tespit edilir.
Madde 230.(Cumhuriyet Temsilcileri)
Her bir özerk bölge için, Cumhurbaşkanının, Hükümete danışarak atayacağı ve görevden alacağı bir Cumhuriyet Temsilcisi olur.
Görevinden alınmadığı sürece, Cumhuriyet Temsilcisinin görev süresi Cumhurbaşkanının görev süresi kadardır ve yeni bir Cumhuriyet Temsilcisi atandığında sona erer.
Cumhuriyet Temsilcisi makamı boşaldığında, görevi başında olmadığında veya görevlerini yapamaz duruma geldiğinde, yerine geçici olarak Yasama Meclisi Başkanı bakar.
Madde 231.(Özerk bölgelerin özyönetim organları)
Her özerk bölge Yasama Meclisi ve Bölgesel Hükümet biçiminde özyönetim organlarına sahiptir.
2. Yasama Meclisleri nispi temsil esasına göre, kendi aralarından gizli oyla seçilirler.
Her Bölgesel Hükümet siyasi açıdan özerk bölgenin Yasama Meclisine karşı sorumludur ve Cumhuriyet Temsilcisi bölgesel seçim sonuçlarının ışığında Başbakanı atar.
Cumhuriyet Temsilcisi, Başbakanın teklifi üzerine, Bölgesel Hükümetin geri kalan üyelerini atar ve görevden alır.
Her Bölge Hükümeti, özerk bölgenin Yasama Meclisi huzurunda görev alır.
Her Bölgesel Hükümet, kendi teşkilatını ve işlemlerini ilgilendiren konulardan münhasıran sorumludur.
Özerk bölgelerin özyönetim organlarının, görevlilerinin statüsü ve rolü ilgili organların siyasi ve idari tüzüklerinde belirtilir.
Madde 232.(Özerk bölgelerin Yasama Meclislerinin sorumlulukları)
Her özerk bölgenin Yasama Meclisi, 227’nci maddenin birinci fıkrasının a), b) ve c) bentleri ile d) bendinin ikinci bölümü, f) bendi ile i) bendinin ilk bölümü ve n) ve q) bentlerinde öngörülen yetkileri kullanmaktan ve bütçeyi, bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınma planı ve hesaplarını kabul etmekten ve ulusal mali sistemi bölgenin özelliklerine göre uyarlamaktan münhasıran sorumludur.
Her özerk bölgenin Yasama Meclisi, Cumhurbaşkanının, bölgede kayıtlı seçmenlere, bölgeye ilişkin önemli konularda fikirlerini bağlayıcı şekilde ifade etmelerini isteyebileceği bölgesel referandum taslakları sunmaktan sorumludur. 115’inci madde hükümleri, gerekli değişiklerle, söz konusu referandumlar için de geçerlidir.
Her özerk bölgenin Yasama Meclisi, Anayasa ve kendi siyasi ve idari statüsüne uygun olarak kendi İçtüzüğünün taslağını hazırlar ve kabul eder.
175’inci maddenin c) bendi, 178’inci maddenin bir-altıncı fıkraları, 179’uncu maddenin üçüncü fıkrasının e) ve f) bentleri ve dördüncü fıkra hariç ve 180’inci madde hükümleri, gerekli değişiklikler yapılmak kaydıyla, özerk bölgelerin Yasama Meclisleri ve parlamento grupları için de geçerlidir.
Madde 233.(Cumhuriyet Temsilcilerinin imza ve vetosu)
Cumhuriyet Temsilcisi bölgesel kanun hükmünde kararnameleri ve bölgesel düzenleyici kararnameleri imzalamak ve onları yayınlatmaktan sorumludur.
Yasama Meclisinin imza için gönderdiği herhangi bir kararnamemin alınmasından veya Anayasa Mahkemesinin kararnamenin hiçbir hükmünün anayasaya aykırı olmadığına hükmeden kararından itibaren onbeş gün içinde, Cumhuriyet Temsilcisi kararnameyi ya imzalar ya da veto hakkını kullanır. Veto durumunda, veto gerekçesini ortaya koyan bir yazıyla kararnamenin yeniden görüşülmesini ister.
Özerk bölgenin Yasama Meclisi, tüm üyelerin salt çoğunluğuyla önceki oyunu teyit ederse, Cumhuriyet Temsilcisi kararnameyi aldıktan sonraki sekiz gün içinde imzalar.
Cumhuriyet Temsilcisi, Bölgesel Hükümetin imza için gönderdiği herhangi bir kararnamenin alınmasından itibaren yirmi gün içinde, kararı ya imzalar ya da imzalamayı reddeder. Ret halinde, veto gerekçelerini yazılı olarak bölgesel Hükümete bildirir, bunun üzerine Bölgesel Hükümet kararnameyi özerk bölgenin Yasama Meclisine sunulmak üzere bir kanun tasarısı haline dönüştürebilir.
5. Cumhuriyet Temsilcisi ayrıca 278 ve 279’uncu maddeler uyarınca da veto hakkını kullanır.
Madde 234.(Özyönetim organlarının feshi veya görevden alınması)
Cumhurbaşkanı önce Devlet Şûrası’na ve özerk bölgelerin Yasama Meclisinde sandalyesi bulunan partilere danıştıktan sonra, özerk bölgenin Yasama Meclisini feshedebilir.
Bir özerk bölgenin Yasama Meclisinin feshi, bölgesel Hükümetin azledilmesine sebep olur ve bunun üzerine, seçimlerin ardından yeni bir bölgesel Hükümet oluşuncaya kadar, bölgesel Hükümetin görevi sadece kamu işlerinin yürütülmesi için gerçekten gerekli işlemleri yapmakla sınırlıdır.
Bir özerk bölgenin Yasama Meclisinin feshi, ardından gelen seçim sonrasında Meclisin ilk oturumuna kadar, üyelerinin görev sürelerinin devamını veya Daimi Komisyonun sorumluluklarını etkilemez.
Başlık VIII.
Yerel yönetim
Bölüm I.
Genel esaslar
Madde 235.(Yerel yönetimler)
Devletin demokratik teşkilat yapısı içinde yerel yönetimler de bulunur.
Yerel yönetimler bölgesel tüzel kişiliklerdir, temsil organlarına sahiptirler ve yerel halkın çıkarlarını gözetirler.
Madde 236.(Yerel yönetim kategorileri ve idari bölümler)
Anakarada, yerel yönetim birimleri bucaklar, belediyeler ve idari bölgelerden oluşur.
Azor adaları ve Madeira özerk bölgeleri bucaklar ve belediyelerden oluşur.
Büyük kentsel alanlarda ve adalarda kanun oraya özgü belirli koşullara uygun olarak yerel yönetim örgütünün diğer biçimlerini oluşturabilir.
Kanun Portekiz topraklarının idari amaçlarla nasıl bölümleneceğini belirler.
Madde 237.(Yerinden yönetim)
Kanun, idari adem-i merkeziyetçilik ilkesine uygun olarak, yerel yönetimlerin sorumluluklarını ve teşkilatlanmasını ve organlarının sorumluluklarını düzenler.
Her yerel yönetim meclisi, plan ve bütçesinin seçeneklerini kabul etme yetkisi de dahil olmak üzere, kanunların kendisine vermiş olduğu yetkilerini kullanmakla sorumludur.
Belediye polisi kamu düzeninin sağlanması ve yerel toplulukların korunmasında işbirliği yapar.
Madde 238.(Yerel varlıklar ve maliye)
Yerel yönetimler, kendi varlıklarına ve maliyesine sahiptir.
Kanun, yerel maliyeyi düzenleyen kuralları koyar ve kamu kaynaklarının kamu ve yerel yönetimler arasında adil dağıtılmasını ve aynı kategorideki yerel yönetimler arasındaki eşitsizliklerin giderilmesinin sağlanmasını gözetir.
Her yerel yönetimin gelirinde zorunlu olarak varlıklarının yönetiminden gelenler ve hizmetlerin kullanılmasından alınan ücretler bulunur.
Yerel yönetimler, kanunun belirlediği durumlar ve şartlarda vergi koyma yetkisine sahip olabilir.
Madde 239.(Karar alma ve yürütme organları)
Yerel yönetimlerin teşkilat yapıları karar verme yetkileri olan seçilmiş bir meclis ve meclise karşı sorumlu olacak bir müşterek yürütme organından oluşur.
Meclisler, nispi temsil sistemine göre, söz konusu yerel yönetim alanında kayıtlı seçmenlerin, doğrudan genel ve gizli oyu ile seçilir.
Müşterek yürütme organı yeterli sayıda üyeden oluşur. Kullanılan oyların en fazlasını alan listenin birinci sırasındaki aday, kanunun benimsediği çözüme bağlı olarak meclisin veya yürütme organının Başkanı olarak atanır. Kanun aynı zamanda seçim sürecini, meclisin ve yürütme organının oluşumunu ve görevden alınmalarını ve çalışma usullerini ve faaliyetlerini düzenleyen şartları belirler.
Yerel yönetim organlarına seçilmek için adaylıklar, kanunda belirtildiği şekilde, tek veya birleşik olarak siyasi partiler aracılığıyla veya kayıtlı seçmen grupları olarak bildirilebilir.
Madde 240.(Yerel referandumlar)
Kanunun belirleyeceği durum ve şartlarda ve hükümlerle, yerel yönetimler, yerel yönetim organlarının sorumluluk alanlarına giren konuları kayıtlı seçmenlerin oyuna sunabilirler.
Kanun kayıtlı seçmenlere referandum süreci başlatma hakkı verebilir.
Madde 241.(Düzenleme yetkisi)
Anayasa ve kanunlar ve daha yüksek bir kategoride yerel yönetimin veya söz konusu yerel yönetimin üzerindeki bir makamın çıkardığı yönetmeliklerce belirlenen sınırlar içinde, yerel yönetimler kendi düzenleme yetkilerine sahip olur.
Madde 242.(İdari gözetim)
Yerel yönetimlerin idari gözetimi, yerel yönetim organlarının kanunlara uygunluğunu içerir ve kanunun belirlediği şekillerde ve durumlarda uygulanır.
Yerel özerklik kısıtlayan gözetim tedbirlerinden önce bir yerel yönetim organının görüşü alınır ve kanunla idare edilir.
Yerel yönetim organları sadece ciddi yasadışı fiillerinden ya da ihmallerinden dolayı feshedilebilir.
Madde 243.(Yerel yönetimlerin personeli)
Yerel yönetimler, kanunun ortaya koyduğu şekilde, kendi personeline sahip olur.
Devlet personeli ve görevlileriyle ilgili düzenleme yapan kurallar, kanunda belirtildiği gibi, gerekli değişikliklerin yapılması kaydıyla, yerel yönetim personeli ve görevlileri için de geçerlidir.
Yerel yönetimlerin özerkliğine halel getirmeksizin, kanun, Devletin teknik ve insan kaynakları şeklinde bu makamlara sağlayacağı destek biçimlerini belirler.
Bölüm II.
Bucaklar
Madde 244.(Bucak organları)
Bir bucağın temsil organları bucak meclisi ve bucak yönetimidir.
Madde 245.(Bucak meclisleri)
Bucak meclisi, bucağın karar alma organıdır.
Kanun, nüfusu çok küçük olan bucaklardaki bucak meclisleri yerine kayıtlı seçmenlerin genel kurulunun geçmesini gerektirebilir.
Madde 246.(Bucak yönetimleri)
Bucak yönetimi, bucağın müşterek karar alma organıdır.
Madde 247.(Birlikler)
Bucaklar, kanunla ortaya konmuş olduğu gibi, ortak çıkarlarını yönetmek için birlikler oluşturabilir.
Madde 248.(Görevlerin devri)
Bucak meclisleri, yönetim yetkisi kullanmayı gerektirmeyen idari görevleri mahalle örgütlerine devredebilir.
Bölüm III.
Belediyeler
Madde 249. (Belediyelerde değişiklikler)
Söz konusu yerel yönetim organlarına önceden danışıldıktan sonra, kanunla, belediyeler oluşturulur, feshedilir ve alanları değiştirilir.
Madde 250.(Belediye organları)
Bir belediyenin temsil organları belediye meclisi ve belediye yönetimidir.
Madde 251. (Belediye meclisleri)
Belediye meclisi ilgili belediyenin karar organıdır ve doğrudan seçilen üyeler ve belediyenin bucak yönetimlerinin başkanlarından oluşur. Doğrudan seçilen üye sayısı bucak yönetimlerinin başkanlarının sayısından daha büyük olur.
Madde 252.(Belediye yönetimleri)
Belediye yönetimi, belediyenin müşterek karar alma organıdır.
Madde 253. (Birlikler ve federasyonlar)
Ortak çıkarlarını yönetmek için, belediyeler, kanunun belirli yetki ve sorumluluklar verdiği birlikler ve federasyonlar oluşturabilir.
Madde 254.(Dolaysız vergi gelirinden pay)
Belediyeler, hak olarak ve kanunla ortaya konduğu gibi, dolaysız vergilerden elde edilen gelirlerden pay alır.
2. Belediyeler, kanunun ortaya koyduğu şekilde, kendi vergi gelirlerine sahip olur.
Bölüm IV.
İdari bölgeler
Madde 255.(Kanunla oluşturma)
İdari bölgeler, yetkilerini ve yapılarını, sorumluluklarını ve organlarının çalışma usullerini belirleyen ve her idari bölge için geçerli kurallar arasında farklılıklar koyabilen kanunlarca aynı anda oluşturulur.
Madde 256.(Fiili kurum)
Her bir fiili kurumu oluşturan tek tek kanunlar aracılığıyla idari bölgelerin fiili kurumları bir önceki maddede öngörülen kanuna ve oylarını her bir bölgesel alanı kapsayan doğrudan ulusal oy pusulasında kullanan kayıtlı seçmenlerin çoğunluğunun lehte oyuna tabidir.
Oy kullanan kayıtlı seçmenlerin çoğunluğunun, idari bölgelerin fiilen kurulmasıyla ilgili ulusal kapsamda bir soruya lehte cevap vermemeleri durumunda, kanunla oluşturulan her bir bölgeye ilişkin sorulara verilen cevaplar geçerli olmaz.
Önceki fıkralarda öngörülen kayıtlı seçmenlere danışma, bir teşkilat kanununun hükümleri dahilinde ve Cumhuriyet Meclisinin teklifi üzerine, Cumhurbaşkanının kararıyla gerçekleşir. 115’inci maddeden türetilen sistem gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra uygulanır.
Madde 257.(Sorumlulukları)
İdari bölgelere, belediyelerin özerkliğine saygı göstererek ve yetkilerine sınırlama getirmeksizin, özellikle, resmi daireler ve hizmetlerin yönetimi ve belediyelerin çalışmaları için destek ve eşgüdüm sağlanmasını içeren görevler verilir.
Madde 258.(Planlama)
İdari bölgeler bölge planları hazırlar ve ulusal planların hazırlanmasında görev alır.
Madde 259. (Bölge organları)
İdari bölgenin temsil organları bölge meclisi ve bölge yönetiminden meydana gelir.
Madde 260.(Bölge meclisleri)
Bölge meclisi, bölgesinin karar alma organıdır. Bu meclis, doğrudan seçilen üyelerden ve nispi temsil sistemine göre ve d’Hondt en yüksek ortalama kuralıyla seçilen daha az sayıda üyeden, doğrudan seçimle atanan aynı bölgenin belediye meclisleri üyeleri tarafından oluşturulan bir ortak kuruldan oluşur.
Madde 261.(Bölge yönetimleri)
Bölge yönetimi, bölgenin müşterek yürütme organıdır.
Madde 262.(Hükümet temsilcileri)
Bakanlar Kurulu, her bölgeye bir Hükümet temsilcisi atayabilir. Böyle temsilcilerinin sorumlulukları da kendi bölgelerindeki yerel yönetimler için geçerli olur.
Bölüm V.
Mahalle örgütleri
Madde 263.(Oluşumu ve alanı)
Yerel halkın mahalli yaşama katılımını arttırmak için, bucaklardan küçük alanlarda mahalle örgütleri oluşturulabilir.
Kendi inisiyatifiyle veya bir veya daha fazla mahalle komitesi veya önemli sayıda mahallelinin isteği üzerine, yerel bucak yönetimi, bir önceki paragrafta sözü geçen örgütlerin coğrafi alanının sınırlarını çizer ve bu sınırlarla ilgili ortaya çıkan her türlü uyuşmazlığı çözer.
Madde 264.(Yapı)
Kanun, mahalle meclisi ve bir mahalle komitesinden oluşan mahalle örgütlerinin yapısını belirler.
Mahalle meclisleri bucak nüfus sayımı sırasında kayıtlı mahalle sakinlerinden oluşur.
Her mahalle meclisi, aynı zamanda görevden uzaklaştırma yetkisine sahip olduğu bir mahalle komitesi seçer.
Madde 265.(Haklar ve sorumluluklar)
Mahalle komiteleri şu haklara sahiptir:
a) Mahalle sakinlerini ilgilendiren idari konularla ilgili olarak yerel yönetimlere dilekçe verme;
b) Temsilcileri vasıtasıyla, oy hakkı olmaksızın bucak meclisine katılma.
Mahalle örgütleri, kanunun ya da bucak organlarının kendilerine devredebilecekleri görevleri yürütmekten sorumludur.
Başlık IX.
Kamu Yönetimi
Madde 266.(Temel ilkeler)
Kamu yönetimi, kamu yararını gözetir ve vatandaşların kanununla da korunan her türlü hak ve çıkarlarına saygı gösterir.
Yönetim organları ve çalışanlar Anayasaya tabidir ve fonksiyonlarını yerine getirirken, eşitlik, ölçülülük, adalet, tarafsızlık ve iyi niyet ilkelerine saygılı hareket ederler.
Madde 267.(Yönetim yapısı)
Kamu yönetimi, bürokrasiyi önlemek, resmi daireleri ve hizmeti yerel halka yaklaştırmak ve ilgilenen tarafların özellikle kamu dernekleri, mahalle örgütleri ve diğer demokratik temsil biçimlerini kullanarak etkin yönetimine katılmasını sağlayacak bir şekilde yapılandırılır.
Bir önceki fıkranın amaçları için ve kamu yönetiminin faaliyetinin etkililiği ve birliğine ve yetkili organların, yönetimi, denetimi ve gözetimine halel getirmeksizin, kanun, yönetimin yerelleştirilmesi ve devri için yeterli biçimleri ortaya koyar.
Kanun, bağımsız idari organlar oluşturabilir.
Kamu dernekleri, sadece özel ihtiyaçları karşılamak için kurulabilir ve sendikaların özel işlevlerini yerine getiremez ve kendi içinde üyelerinin haklarına saygı ve organlarının demokratik oluşumu temelinde örgütlenir.
İdari faaliyetlerdeki işlemler, kaynakların daireler ve hizmetler tarafından rasyonel kullanımını vatandaşların kendilerini ilgilendiren kararların alınmasına katılmalarını sağlayacak özel bir kanunun konusudur.
Kamu yetkilerini kullanan özel kuruluşlar kanunla belirtilen idari denetime tabi tutulabilir.
Madde 268.(Vatandaşların hakları ve teminatları)
Vatandaşlar, kendilerini doğrudan ilgilendiren işlemlerdeki gelişmeyle ilgili olarak istediklerinde yönetim tarafından bilgilendirilme ve kendileriyle ilgili alınan kararlardan haberdar edilme hakkına sahiptir.
İç ve dış güvenlik, cezai soruşturma ve kişisel gizlilik konularını düzenleyen kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, vatandaşların idari dosyalara ve kayıtlara erişim hakkı vardır.
İdari işlemlerin, kanunun koyduğu biçimde ilgili taraflara bildirilmesi gerekir ve kanun güvencesinde olan hak ve çıkarlarını etkileyeceği zaman, tarafların erişebileceği açık gerekçelere dayandırılırlar.
Vatandaşların, özellikle söz konusu hakların ve çıkarların tanınması, haklarına ve çıkarlarına zarar veren herhangi bir idari işlemi reddetme, şekli ne olursa olsun, kanunun gerektirdiği idari işlemlerin uygulamasında olumlu kararlar konusu ve yeterli uyarı konusu dahil olmak üzere, kanun güvencesindeki hak ve çıkarlarına etkin yargı denetimi güvencesi verilir.
Vatandaşlar ayrıca dış kuvvete sahip ve kanun güvencesindeki hak veya çıkarlarına zarar veren idari kurallara karşı gelme hakkına sahip olacaktır.
Yukarıdaki bir ve ikinci fıkraların hükümleri için, kanun, idarenin cevap vermesi için azami zaman sınırı belirler.
Madde 269.(Kamu personeline uygulanan kurallar)
Kamu yönetimi çalışanları ve Devletin ve diğer kamu organlarının diğer çalışanları, görevlerini yerine getirirken, idarenin yetki düzenleyici organlarının kanuna göre tanımladığı şekilde, münhasıran kamu yararına hizmet eder.
Kamu yönetimi çalışanları ve Devletin ve diğer kamu organlarının çalışanları, Anayasada öngörülen herhangi siyasi haklarını kullanmaktan ötürü, özellikle siyasi parti tercihleri nedeniyle, zarar görmezler veya fayda elde etmezler.
Diplin işlemine konu olan kişilerin dinlenme ve kendilerini savunma güvencesi vardır.
Kamu makam ve görevleri, kanunda açıkça belirtilen durumlar dışında, toplanamaz.
Kanun, kamu makamları veya görevleriyle bağdaşmayacak faaliyetleri belirler.
Madde 270.(Hakların kullanımının kısıtlanması)
Kesinlikle söz konusu işlevlerle ilgili özel talepler için gerekli oranda olmak üzere, kanun, ifade, toplantı, gösteri, dernek ve toplu dilekçe haklarının ve faal hizmette bulunan tam zamanlı askerler ve askeri personelin ve polis kuvvetlerinin ve güvenlik güçlerinin seçimlere girme hakkına kısıtlama getirebilir. Kanun, asker, askeri personel, polis ve güvenlik güçleri için, kendilerine sendika kurma hakkı tanınmış olsa bile, grev hakkının kullanılmasını engelleyebilir.
Madde 271. (Devlet personelinin ve görevlilerinin yükümlülükleri)
Devletin ve diğer kamu organlarının personel ve görevlilerinin, hukuki ve cezai yükümlülükleri vardır ve görevlerini yerine getirirlerken fiilleri ve ihmallerinden dolayı ve vatandaşların kanun güvencesinde olan haklarını ve çıkarlarını ihlal eden herhangi bir icraatları nedeniyle disiplin işlemlerine tabidirler. Bu açıdan herhangi bir dava veya işlem, hiçbir aşamada daha yüksek bir makamın iznine tabi değildir.
Söz konusu emirler veya talimatlara itiraz etmiş olmak veya yazılı olarak iletilmesini veya teyit edilmesini istemiş olmak koşuluyla, görevini yaparken meşru bir hiyerarşik amirden gelen emir veya talimatlara göre hareket eden hiçbir personel veya görevli yükümlü tutulamaz.
Emre itaat görevi, emir ve talimata uymak herhangi bir suçun işlenmesi anlamına geldiğinde sona erer.
Kanun, Devlet ve diğer kamu kuruluşlarının, kurum, personel ve görevlilerinin tazminat hakkına sahip olacağı koşulları düzenler.
Madde 272.(Kolluk)
Kolluk kuvvetlerinin görevleri hukukun demokratik üstünlüğünü savunmak ve vatandaşların iç güvenlik ve haklarını güvence altına almaktır.
Güvenlik amacıyla kullanılacak tedbirler kanun tarafından belirlenir ve kesinlikle gerekmedikçe başvurulmaz.
Devletin güvenliğine karşı suçlar da dahil olmak üzere, suçun önlenmesi, sadece güvenliği düzenleyen genel kurallarla uyum halinde ve vatandaşların hakları, özgürlükleri ve teminatlarına saygı ile yürütülür.
Kanun kolluk güçlerini düzenleyen kuralları koyar ve bu tür her kuvvet Portekiz topraklarının tamamı için tek bir teşkilat yapısına sahip olur.
Başlık X.
Milli savunma
Madde 273. (Milli savunma)
Devlet milletin savunmasını sağlama yükümlülüğü altındadır.
Milli savunma amacı, anayasal düzene, demokratik kurumlara ve uluslararası anlaşmalara saygı içinde, ulusal bağımsızlığı, toprak bütünlüğünü ve herhangi bir dış saldırı ya da tehdide karşı halkın özgürlük ve güvenliğini garanti altına almaktır.
Madde 274.(Yüksek Ulusal Savunma Konseyi)
Yüksek Ulusal Savunma Konseyi’ne Cumhurbaşkanı Başkanlık eder ve kanunda belirtildiği gibi oluşturulur:Söz konusu oluşum Cumhuriyet Meclisi’nden seçilen üyeleri içerir.
2. Yüksek Ulusal Savunma Konseyi, ulusal savunma ve Silahlı Kuvvetlerin teşkilat, operasyon ve disiplin konularıyla ilgili konular için özel danışma organıdır. Kanunun kendisine verebileceği diğer idari sorumlulukları olabilir.
Madde 275. (Silahlı Kuvvetler)
Silahlı Kuvvetler Cumhuriyetin askeri savunmasını sağlamakla görevlidir.
Silahlı Kuvvetler münhasıran Portekiz vatandaşlarından oluşur ve Portekiz topraklarının tamamı için tek bir teşkilat yapısına sahiptir.
Silahlı Kuvvetler, Anayasa ve kanun tarafından belirlenen egemenlik yetkilerini kullanan yetkili organlara itaat eder.
Silahlı Kuvvetler, Portekiz halkına hizmet eder ve kesinlikte tarafsızdır. Personeli hiçbir şekilde siyasete müdahale etmek için silahını, konumunu veya görevini kullanmaz.
Kanunda belirtildiği gibi, Silahlı Kuvvetler Portekiz Devletinin askeri alandaki taahhütlerini yerine getirmek ve Portekiz’in üyesi olduğu uluslararası kuruluşlarca üstlenilen insani ve barışçıl operasyonlarda yer almakla görevlidir.
Kanunda belirtildiği gibi, Silahlı Kuvvetler, sivil savunma görevlerinde, halkın yaşam kalitesinin iyileştirilmesi ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasıyla ilgili görevler ve ulusal işbirliği politikası himayesinde teknik ve askeri faaliyetlerde görevlendirilebilir.
Sıkıyönetim ve olağanüstü hal gibi durumları düzenleyen kanunlar, Silahlı Kuvvetlerin böyle durumlarda kullanımına ilişkin şartları belirler.
Madde 276. (Ülke savunması, askerlik hizmeti ve yurttaşlık hizmet)
Her Portekiz’li ülkeyi savunma temel hak ve ödevine sahiptir.
Kanun, askerlik hizmetini düzenler ve bunun şekillerini, gönüllü ya da zorunlu yapısını, süre ve içeriğini belirler.
Kanunen askerlik hizmetini yapmakla yükümlü ve askeri hizmeti için elverişsiz olan vatandaşlar silahsız hizmet veya durumlarına uygun yurttaşlık hizmeti yapar.
Kanunen askerlik hizmetini yapmakla yükümlü vicdani retçiler, silahlı askerlik hizmetiyle aynı süre ve ağırlık derecesinde yurttaşlık hizmeti yapar.
Yurttaşlık hizmeti, askeri hizmetinin yerine veya onu tamamlayıcı olarak belirlenebilir ve kanun bunu askerlik görevine tabi olmayan vatandaşlara zorunlu tutabilir.
Zorunlu askerlik hizmeti veya yurttaşlık hizmeti görevlerini yapamayan veya erteleyen hiçbir vatandaş Devlet veya diğer kamu organlarında işe giremez veya işini sürdüremez.
Hiçbir vatandaş, askerlik hizmeti veya zorunlu yurttaşlık hizmetini yapmasının sonucu olarak herhangi bir görevlendirme, sosyal yardım veya sürekli işle ilgili olarak mağdur edilemez.
Kısım IV.
Anayasanın güvence altına alınması ve değiştirilmesi
Başlık I.
Anayasaya uygunluk incelemesi
Madde 277. (Pozitif aykırılık)
Anayasanın hükümlerine veya orada benimsenen ilkelerle çatışan kurallar anayasaya aykırıdır.
Usulünce onaylanan uluslararası antlaşmalarla ortaya konan kuralların diğer tarafın hukuk sisteminde uygulanması koşuluyla, bu kuralların şekil ve özde anayasaya aykırılığı, bu aykırılığın Anayasanın temel bir hükmünü ihlal etmesi durumu hariç, Portekiz hukuk sisteminde uygulanmalarına engel değildir.
Madde 278. (Anayasaya uygunluğun ön incelemesi)
Cumhurbaşkanı, onay için kendisine teslim edilen uluslararası bir antlaşma tarafından belirlenen herhangi bir kuralın, yürürlüğe girmesi için kendisine gönderilen herhangi bir kanun veya idari kanun veya ya da kararnamenin, imzası için kendisine gönderilen herhangi bir uluslararası anlaşmanın anayasaya uygunluk ön incelemesinin yapılması için Anayasa Mahkemesine gönderebilir.
Cumhuriyet Temsilcileri de, Anayasa Mahkemesinden, imza için kendilerine gönderilen bölgesel bir kanun hükmünde kararnamenin koyduğu herhangi bir kuralın anayasaya uygunluğunun bir ön incelemesini yapmasını isteyebilir.
Anayasaya uygunluk ön incelemeleri söz konusu belgenin alınmasından itibaren sekiz gün içinde istenir.
Cumhurbaşkanının kendisinden ayrı olarak, Başbakan veya Cumhuriyet Meclisinin görevlerini tam ifa ederek tüm üyelerinin beşte biri Anayasa Mahkemesinden, yürürlüğe girmesi için Cumhurbaşkanına gönderilen kararla ortaya konan bir kuralın Anayasaya aykırılığının ön incelemesini yapmasını isteyebilir.
Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Cumhurbaşkanına bir teşkilat kanunu olarak yürürlüğe girmesi için herhangi bir karar gönderdiği tarihte Başbakan ve Cumhuriyet Meclisindeki meclis gruplarına bunu bildirir.
Yukarıdaki dördüncü fıkrada öngörülen anayasaya uygunluk ön incelemesi beşinci fıkrada öngörülen tarihten itibaren sekiz gün içinde istenir.
Yukarıdaki birinci fıkra hükümlerine halel getirmeksizin, Cumhurbaşkanı, yukarıdaki dördüncü fıkrada sözü edilen kararnameleri, alındıkları tarihten itibaren sekiz güne veya Anayasa Mahkemesinden görüş istenmişse mahkeme kararını bildirinceye kadar yürürlüğe sokmaz.
Anayasa Mahkemesi kararını yirmi beş gün içinde bildirir ancak Cumhurbaşkanı yukarıdaki birinci fıkrada belirtilen durumda aciliyet nedeniyle bu süreyi indirebilir.
Madde 279.(Kararın sonuçları)
Anayasa Mahkemesi, kararname veya uluslararası anlaşmanın herhangi bir kuralının Anayasaya aykırı olduğu kararını vermesi durumunda, Cumhurbaşkanı veya Cumhuriyet Temsilcisi, kanun veya anlaşmayı veto eder ve onu kabul eden organa geri gönderir.
Yukarıdaki birinci fıkrada öngörülen durumda, böyle bir kararname, kararnameyi kabul eden organ, anayasaya aykırı bulunmuş olan kuralı çıkarır veya uygun olduğu hallerde, söz konusu kural hazır bulunan tüm üyelerin en az üçte iki çoğunluyla ve üye tamsayısının salt çoğunluğundan daha büyük bir çoğunlukla teyit edilir.
Statü veya anlaşma yeniden formüle dilmişse, Cumhurbaşkanı veya Cumhuriyet Temsilcisi, yeni sürümdeki kurallardan herhangi birinin Anayasaya uygunluğunun ön incelemesini isteyebilir.
Eğer Anayasa Mahkemesi bir anlaşmada yer alan herhangi bir kuralın anayasaya aykırılığı kararını verirse, söz konusu anlaşma, sadece Cumhuriyet Meclisinin hazır bulunan üyelerin en az üçte ikisine eşit çoğunluğuyla ve üye tamsayısının salt çoğunluğundan daha büyük çoğunlukla kabul etmesi koşuluyla onaylanabilir.
Madde 280. (Anayasaya ve kanunlara uygunluğun özel incelemesi)
Aşağıdaki mahkeme kararlarına karşı Anayasa Mahkemesine başvuru yapılabilir:
a) Herhangi bir kuralın anayasaya aykırılık gerekçesiyle uygulanmasını reddeden;
b) Söz konusu dava sırasında anayasaya aykırılığı iddia edilmiş bir kurulı uygulayan.
Ayrıca aşağıdaki mahkeme kararlarına karşı da Anayasa Mahkemesine başvuru yapılabilir:
a) Daha üst yetkiye sahip bir kanunu ihlal ettiği için yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle mevzuatta yer alan bir kuralın uygulanmasını reddeden;
b) Özerk bölgenin statüsünü ihlal ettiği için yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bölgesel kararnamede yer alan bir kuralın uygulanmasını reddeden;
c) Özerk bölgenin statüsünü ihlal ettiği için yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle egemenlik yetkisi kullanan bir organın çıkardığı bir kararnamede yer alan bir kuralın uygulanmasını reddeden;
d) Dava sırasında yukarıdaki a), b) ve c) bentlerinde sözü edilen gerekçelerle yasalara aykırılığı iddia edilen herhangi bir kuralı uygulayan.
Uygulanması reddedilen kuralın bir uluslararası anlaşma, mevzuat veya düzenleyici emirde yer alması durumunda, Cumhuriyet savcılığı zorunlu olarak yukarıdaki birinci ve ikinci fıkranın a) bentlerinde öngörüldüğü gibi başvuruda bulunur.
Yukarıdaki birinci fıkranın b) bendi ve ikinci fıkranın d) bendinde öngörülen başvurular sadece anayasaya aykırılık veya kanuna aykırılık sorununu ileri süren tarafça yapılabilir. Kanun bu tür başvuruların kabulünü yöneten kuralları düzenler.
Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin daha önce Anayasaya veya kanunlara aykırı bulduğu kuralları uygulayan mahkeme kararlarına karşı da Anayasa Mahkemesine başvuru yapılabilir ve Cumhuriyet savcılığı bu başvuruyu yapmaya zorunludur.
Anayasa Mahkemesine başvurular, uygun olduğu hallerde, Anayasaya aykırılık veya kanuna aykırılık sorunlarıyla sınırlıdır.
Madde 281. (Anayasaya ve kanunlara uygunluğun soyut incelemesi)
Anayasa Mahkemesi, aşağıdaki aykırılıkları genel bağlayıcı yetkiyle inceler ve ilân eder:
a) Herhangi bir normun aykırılığı;
b) Daha üst yetkiye sahip herhangi bir kanunun ihlali gerekçesiyle, mevzuatta yer alan kuralların kanuna aykırılığı;
c) Özerk bölge statüsünün ihlali gerekçesiyle, bölgesel bir kararnamede yer alan herhangi bir kuralın kanuna aykırılığı;
d) Özerk bölgenin statüsünde yer alan bir ya da daha fazla hakkın ihlali gerekçesiyle, egemenlik yetkisi kullanan bir organın çıkardığı bir statü ya da kararnamede yer alan kural veya kuralların kanuna aykırılığı.
Aşağıdakiler, Anayasa Mahkemesinden, genel bağlayıcı yetkiyle Anayasaya veya kanunlara aykırılık kararı isteyebilir:
a) Cumhurbaşkanı;
b) Cumhuriyet Meclisi Başkanı
c) Başbakan;
d) Ombudsman;
e) Cumhuriyet Başsavcısı;
f) Cumhuriyet Meclisinin üyelerinin onda biri;
Anayasaya aykırılığın ilânı isteminin özerk bölgelerin hakkının ihlaline dayandırılması veya kanunlara aykırılık ilânı isteminin bu bölgelerin statülerin ihlaline dayandırılması durumunda, Cumhuriyet Temsilcileri, özerk bölgelerin Yasama Meclisleri, Bölgesel Hükümetlerin Başbakanları veya ilgili Yasama Meclisi üyelerinin onda biri.
Anayasa Mahkemesi, ayrıca, üç özel durumda, Anayasa Mahkemesinin daha önceden anayasaya veya kanunlara aykırı bulduğu herhangi bir kuralın anayasaya veya kanunlara aykırılığını genel bağlayıcı yetkiyle ilân eder.
Madde 282. (Aykırılık veya kanun dışılık ilânının sonuçları)
Genel bağlayıcılığı olan Anayasaya veya kanunlara aykırılık kararı, anayasaya veya kanunlara aykırılığı ilân edilen kuralın yürürlüğe girdiği an itibariyle geçerlilik kazanır ve söz konusu kuralın geçersiz kılmış olabileceği kuralları yeniden geçerli kılar.
Ancak, sonraki bir anayasa veya kanun kuralının ihlalinden dolayı anayasaya veya kanunlara aykırılık durumunda, aykırılık ilânı sadece söz konusu anayasa veya kanun kuralı yürürlüğe girdiğinde geçerli olur.
Ceza veya disiplinle veya idari suçlarla ilgili kurallarla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi aksi yönde karar verdiğinde ve bunların içeriğinin davalının lehine olmaması durumu saklı kalmak kaydıyla, daha önce görülmüş davalardaki kararlar geçerliliğini sürdürür.
Gerekçeleri ortaya konan, hukuken katilik, haklılık sebepleri veya fevkalade önemli bir kamu yararı amaçları gerektirdiğinde, Anayasa Mahkemesi, anayasaya veya kanunlara aykırılığın sonuçlarının kapsamının, yukarıdaki bir ve ikinci fıkralarda öngörülenlerden daha fazla sınırlandırılmasına hükmeder.
Madde 283. (İhmal yoluyla anayasaya aykırılık)
Cumhurbaşkanı, Ombudsman veya özerk bölgelerle ilgili bir veya daha fazla hakkın ihlali gerekçesiyle, Yasama Meclislerinin başkanlarının istemiyle, Anayasa Mahkemesi inceleme yapar ve anayasal kuralların uygulanabilirliği için gerekli mevzuatın ihmal edilmesi yoluyla Anayasaya uymama kusurunu doğrular.
Anayasa Mahkemesi, ihmal yoluyla anayasaya aykırılığa karar verdiğinde, bununla ilgili olarak yetkili yasama organına bildirimde bulunur.
Başlık II.
Anayasada değişiklik
Madde 284. (Sorumluluk ve değişiklik zamanı)
Cumhuriyet Meclisi son normal değişiklik Kanununun yayımı tarihinden beş yıl sonra Anayasayı değişiklik için gözden geçirebilir.
Ancak, Cumhuriyet Meclisi, üye tamsayısının beşte dört çoğunluğuyla, herhangi bir zamanda olağandışı değişiklik yetkisini kullanabilir.
Madde 285. (Değişiklik süreci başlatma yetkisi)
Vekiller değişiklik girişimi başlatma yetkisine sahiptir.
Bir Anayasa değişiklik taslağı sunulduğunda diğerleri de otuz gün içinde sunulur.
Madde 286. (Kanunu kabul ve yürürlüğe sokma)
Anayasa değişikliklerinin üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kabul edilmesi gerekir.
2. Kabul edilen Anayasa değişiklikleri toplanarak tek bir değişiklik kanunu haline getirilir.
Cumhurbaşkanı bu tür kanunları yürürlüğe koymayı reddedemez.
Madde 287. (Anayasanın yeni metni)
1. Anayasadaki değişiklikler, gerekli değiştirme, ekleme ve çıkarmalarla metne doğru bir şekilde eklenir.
Anayasanın yeni metni değişiklik kanunuyla birlikte yayımlanır.
Madde 288.(Değişikliğin sınırlandırıldığı konular)
Anayasada değişiklik yapan kanunlar şunlara saygı gösterir:
a) Ulusal bağımsızlık ve Devletin birliği;
b) Yönetim şeklinin Cumhuriyet olması;
c) Kilise ve Devlet arasındaki ayrım;
d) Vatandaşların hakları, özgürlükleri ve teminatları;
e) İşçilerin, işçi komiteleri ve sendikaların hakları;
f) Üretim araçlarının mülkiyetine, kamu, özel ve kooperatif ve sosyal sektörlerin sahip olması;
g) Karma ekonomi çerçevesinde var olan ekonomik planlara olan gereksinim;
h) Egemenlik yetkisi kullanan organların, özerklik bölgesi organlarının ve yerel yönetim organlarının seçimle gelinen görevlerine genel, gizli ve periyodik seçimle atamalar; ve nispi temsil sistemi;
i) Siyasi partiler ve demokratik muhalefet hakkını da içeren çoğul ifade ve siyasi örgütlenme;
j) Egemenlik yetkisini kullanan organların ayrılığı ve birbirine bağımlılığı;
l) Hukuk kurallarının anayasaya pozitif uygunluk ve ihmal yönünden aykırılık incelemesine tabiliği;
m) Mahkemelerin bağımsızlığı;
n) Yerel yönetimlerin özerkliği;
o) Azor adaları ve Madeira takımadalarının siyasi ve idari özerkliği.
Madde 289.(Değişikliğin sınırlandırıldığı durumlar)
Sıkıyönetim veya olağanüstü hal sırasında Anayasayla ilgili hiçbir değişiklik yapılamaz.
Geçici ve son hükümler
Madde 290.(Önceki kanun)
Bir sonraki fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu bölümde korunmamış olan 25 Nisan 1974’ten sonra yürürlüğe girmiş anayasal kanunlar normal kanunlar olarak değerlendirilir.
Anayasanın yürürlüğe girmesinden önce mevcut normal kanunlar, Anayasaya veya içerdiği esaslara aykırı olmamaları koşuluyla, geçerliliğini sürdürür.
Madde 291. (İlçeler)
İdari bölgeler fiilen kuruluncaya kadar, bölgelerin kapsamında olmayan alanlar ilçelere ayrılmaya devam eder.
Her ilçe, kanunun belirlediği şartlar altında, belediyelerinin temsilcilerinden oluşan bir karar alma meclisine sahip olur.
Bir konsey yardımıyla, sivil Vali Hükümeti temsil eder ve her ilçeyi oluşturan alanda denetim yetkisini kullanır.
Madde 292.(PIDE/DGS* görevlileri ve memurlarının suçlandırılması ve yargılanması)
16/75 No.lu 23 Aralık 1975 tarihli Kanunla ve 26 Aralık 1975 tarihli 18/75 Kanunla değişik 8/75 No.lu 25 Temmuz 1975 tarihli Kanun yürürlükte kalır.
Kanun, bir önceki fıkrada öngörülen kanunun 2’nci maddesinin iki ve üçüncü fıkraları ve 4’üncü maddesinin b) bendinde ortaya konan suç türlerini ayrıntılı olarak ortaya koyar.
Madde 293.(25 Nisan 1974’ten sonra kamulaştırılmış mülkün yenidenözelleştirilmesi)
Üye tamsayısının salt çoğunluğuyla kabul edilen bir çerçeve kanun 25 Nisan 1974’ten sonra kamulaştırılan üretim araçları ve diğer mülkün kullanım hakkı ve mülkiyetinin yeniden özelleştirilmesini düzenler. Bu tür yeniden özelleştirmeler aşağıdaki temel esasları gözetir:
a) Genel kural olarak, 25 Nisan 1974’ten sonra kamulaştırılan üretim araçları ve diğer mülkün kullanım hakkı ve mülkiyetinin yeniden özelleştirilmesi tercihen kamu ihalesi, borsada halka arz veya kamu iştiraki yöntemiyle yürütülür.
b) Yeniden özelleştirmelerden elde edilen gelir, sadece kamu borçları ve kamu işletmelerin borçlarını, kamulaştırma borçlarını ödemek veya üretim sektöründe sermaye yatırımı için sadece kullanılmalıdır;
c) Yeniden özelleştirmeye konu olan işletmelerin işçileri yeniden özelleştirme sürecinde tüm hak ve yükümlülüklerini;
d) Yeniden özelleştirmeye konu olan işletmelerin işçileri, işletmenin sermayesine iştirak için öncelikli hak sahibi olur;
e) Yeniden özelleştirilecek üretim araçları ve diğer mülk, birden fazla bağımsız kuruluşun ön değerlemesine tabi olur.
Dolaylı olarak kamulaştırılan ve ekonominin temel sektörleri dışında konumlanan küçük ve orta ölçekli işletmeler kanunda belirtildiği şekilde yeniden özelleştirilebilir.
Madde 294. (Yerel yönetim organları için geçerli kurallar)
239’uncu maddenin üçüncü fıkrasında öngörülen zaman yürürlüğe girinceye kadar, yerel yönetim organları 1/92 No.lu 25 Kasım 1992 tarihli Anayasa Değişikliği Kanunu ile değişik Anayasa metnine karşılık gelen mevzuat uyarınca kurulur ve faaliyet gösterirler.
Madde 295. (Avrupa Antlaşması hakkında Referandum)
115’inci maddenin 3’üncü fıkrasının hükümleri, Avrupa Birliğinin inşası ve derinleşmesini amaçlayan bir antlaşmanın onaylanması için referanduma gitme ve gerçekleştirme olasılığını etkilemez.
Madde 296. (Anayasanın tarihi ve yürürlüğe girmesi)
Portekiz Cumhuriyetinin Anayasası Kurucu Meclis tarafından kabul edildiği tarihi taşır: 2 Nisan 1976.
Portekiz Cumhuriyetinin Anayasası 25 Nisan 1976’da yürürlüğe girer.
Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil, 1893 yılında Samsun’un Çarşamba ilçesinde doğmuş ve 17 Nisan 1967 tarihinde yaşama veda etmiştir. İlkokulu Çarşamba’da, ortaokulu İstanbul’da okumuş, Birinci Dünya Savaşı sebebiyle lise eğitimini yarıda bırakarak askerlik görevine başlamış, dört yıl Kafkas cephesinde savaşmış ve ardından 1918’de Fransa’ya giderek lise eğitimini tamamlamıştır.
Başgil, 1921 yılında Paris’te hukuk fakültesinde üniversiteye başlamış, Boğazlar Meselesi konulu teziyle doktorasını tamamlamıştır.
Paris Siyasi Bilimler Yüksekokulu ile Sorbonne Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünü bitirerek Lahey Devletler Hukuku Akademisinin kurslarına katılmış ve sertifikasını alarak Türkiye’ye dönmüştür.
Ali Fuat Başgil’in Akademik Yaşamı
Paris’ten Türkiye’ye döndükten sonra Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Öğretim Kurumu Genel Müdür Yardımcısı olmuştur.
1930 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde doçent ve bir yıl sonra profesör olmuş, İstanbul Üniversitesinin kurulması üzerine Anayasa Hukuku öğretim üyesi olarak görevlendirilmiştir. Buradaki görevi sırasında Mülkiye Mektebinde hocalık, İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebinde de müdürlük yapmıştır.
1939 yılında “ordinaryüs profesör” olmuş, Türkiye’de iş hukuku derslerini üniversite eğitimine dahil etmiş ve müfredatını hazırlamıştır.
1938 – 1942 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanlığını yapmış, 1947 yılında Hür Fikirleri Yayma Cemiyetini kurmuştur. 1952’de Pakistan’da, 1959’da Ürdün’de toplanan İslam kongrelerinde ve 1959’da Almanya’da yapılan Hukuk kongresinde Türkiye’yi temsil etmiştir.
27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra Milli Birlik Komitesi tarafından 147 öğretim üyesi ile birlikte üniversiteden uzaklaştırılmıştır. Daha sonra 147’lerin özel bir af kanunu ile üniversiteye dönmeleri sağlansa da Başgil, bu konuyu onur meselesi yaparak dönüş hakkını kullanmamıştır.
Ali Fuat Başgil Hukuk Fakültesi
Ali Fuat Başgil’in Siyasi Yaşamı
10 Nisan 1961 tarihinde emekliliğini isteyerek siyasete girmiş, 15 Ekim 1961 tarihinde Adalet Partisi adına Samsun’dan Cumhuriyet Senatosu üyesi seçilmiş ve Cumhurbaşkanlığına da aday olmuştur. Baskılardan dolayı adaylıktan çekilmiş ve Cumhuriyet Senatosu üyeliğinden istifa etmiş ve yurt dışına giderek Cenevre Üniversitesinde Türk Tarihi ve Türk Dili Kürsülerinde başkan olarak görev yapmıştır. Başgil, 1965 yılında yaş haddinden emekliye ayrılarak Türkiye’ye dönmüş, 17 Nisan 1967 tarihinde eşi Fatma Nüvide Hanım ile birlikte ikamet ettiği Kadıköy’de yaşama veda etmiştir.
Hukukun üstünlüğü prensibinden hayatı boyunca vazgeçmemiş, siyasi, sosyal ve hukuki konularda birçok eser kaleme almıştır.
Ali Fuat Başgil’in Eserleri
1- La Question des Droits (1928)
2- Esas Teşkilât Hukuku Dersleri (1934)
3- Klasik Ferdî Hak ve Hürriyetler Nazariyesi ve Muasır Devletçilik Sistemi 1938)
4- La Vie Juridique des Peuples (Türkiye Anayasası ve Siyasî Rejimi, Belçika-1939)
5- Esas Teşkilat Hukuku Dersleri (3 cilt, 1940)
6- Türkiye İş Hukuku (1940)
7- Vatandaşın Büyük Millet Meclisine Müracaat Hakkı (1944)
8- Hukukun Ana Meseleleri ve Müesseseleri (1946)
9- Türkçe Meselesi (1948)
10- Vatandaş Hürriyeti ve Bunun Teminatı (1948)
11- Demokrasi ve Hürriyet (1949)
12- Gençlerle Başbaşa (1949)
13- Din Nedir? Din Hürriyeti ve Lâiklik Ne Demektir? (1954, 1962)
14- Türkiye Siyasî Rejimi ve Anayasa Prensipleri (1957)
15- Dinde Reformcular (Eşref Edip, N. Topçu, İ.H.Danişmend ve M.R.Ogan’la birlikte, 1959)
16- Esas Teşkilât Hukuku (1960)
17- İlmin Işığında Günün Meseleleri (1960)
18- Vatandaş Hak ve Hürriyetlerinin Korunması ve Anayasamızın Eksiklikleri (2 cilt, 1960)
19- Demokrasi Yolunda/Siyasî Hukuk Etüdleri (1961)
Tutuklulara Uygulanacak Muameleler İçin Temel İlkeler
Suçtan Ve Yetki İstismarından Mağdur Olanlara Adalet Sağlanmasına Dair Temel Prensipler Bildirisi, Birleşmiş Milletler tarafından 29 Kasım 1985 tarihinde kabul edilmiştir. Deklarasyon “mağdurların Magna Carta’sı” olarak nitelendirilmektedir.
Birleşmiş Milletler, bildirinin uygulanmasına dair eylem planı hazırlayarak üye ülkelerin bildirge hükümlerini uygulamasını teşvik etmektedir. Bildiri, suç mağdurların uluslararası hukuk himayesindeki haklarının temel dayanağıdır. Devletlerin sorumluğunun çerçevesi ile paralel düzenlemeler, 1 Şubat 1988 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan “Şiddet Suçu Mağdurlarının Zararlarının Tazmin Edilmesine İlişkin Avrupa Sözleşmesi” ile getirilmiştir. Sözleşme Türkiye tarafından 24 Nisan 1985 tarihinde imzalanmış ancak, TBMM tarafından bir uygun bulma kanunu çıkarılmadığı için, iç hukuk metni haline gelememiştir.
Suçtan Ve Yetki İstismarından Mağdur Olanlara Adalet Sağlanmasına Dair Temel Prensipler Bildirisi
A. SUÇTAN MAĞDUR OLANLAR
1. Üye Devletlerin yetki istismarını suç olarak yasaklayan kanunları gibi yürürlükte bulunan ceza kanunlarının eylem veya ihmal yoluyla ihlal edilmesi nedeniyle, bireysel veya toplu bir olarak, fiziksel veya ruhsal biçimde yaralanma da dahil olmak üzere manevi acılar çeken, ekonomik kayba uğrayan veya temel hakları esaslı bir biçimde zayıflayan ve bu suretle zarar gören kimseye “mağdur” denir.
2. Suçun failleri tespit edilmemiş, yakalanmamış, kovuşturulmamış veya mahkum edilmemiş de olsa ve fail ile mağdur arasındaki ailevi ilişki ne olursa olsun, bir kimse bu Bildiri bakımından mağdur kabul edilebilir. “Mağdur” terimi ayrıca mümkünse mağdurun ailesini veya doğrudan bakmakla yükümlü olduğu kişileri ve zor durumunda mağdura yardımcı olmaktan veya mağduriyeti önlemekten ötürü zarar gören kişileri de kapsar.
3. Bu Bildirideki hükümler, ırk, renk, cinsiyet, yaş, dil, din, milliyet, siyasal veya başka bir fikir, kültürel inanç veya uygulama, mülkiyet, doğum veya ailevi statü, etnik veya toplumsal köken, ve özürlü olmak gibi her hangi bir sebebe dayanan bir ayrımcılık yapılmaksızın uygulanır.
Adalete Ulaşma ve Adil Muamele Görme
4. Mağdurlara şefkatle ve insanlık onurlarına saygıyla muamele edilir. Mağdurlar uğradıkları zararlar için ulusal mevzuatta öngörülen adalet mekanizmalarına ulaşma ve bir giderim elde etme hakkına sahiptirler.
5. Mağdurların resmi veya gayri resmi yoldan bir giderim elde edebilmeleri için, gerektiği takdirde süratli, adil, ucuz ve ulaşılabilir nitelikte yargısal veya idari mekanizmalar kurulur ve güçlendirilir. Mağdurlar bu mekanizmalar vasıtasıyla giderim isteme hakkına sahip oldukları konusunda bilgilendirilir.
6. Yargısal ve idari mekanizmaların mağdurların ihtiyaçlarına karşılık verebilmesi için mağdurlara şu olanaklar sağlanır:
a) Özellikle ağır suçlar söz konusu olduğunda ve mağdurların talep etmeleri halinde mağdurlara, yargılamadaki rolleri ve kapsamı, yargılamanın zamanlaması ve ilerlemesi ile, davalarının durumu hakkında bilgi verilir;
b) Sanığın haklarına zarar vermeden ve ulusal ceza adaleti sistemine uygun biçimde, mağdurun kişisel haklarını ilgilendirdiği durumlarda davanın gerekli aşamalarında kendisinin görüş ve düşüncelerini sunmasına izin verilir ve bunlar dikkate alınır;
c) Hukuki süreç boyunca mağdurlara uygun bir hukuki yardım sağlanır;
d) Mağdurlara verilebilecek rahatsızlıkları asgariye indirmek, mahremiyetlerini korumak, gerektiği zaman kendilerinin, ailelerinin ve lehlerine olan tanıkların güvenliklerini sağlamak ve onları baskı ve misillemeye karşı korumak için tedbir alınır;
e) Davalarının sonuçlandırılmasında ve tazminat öngören emir veya kararların uygulanmasında gereksiz geciktirmeden kaçınılır.
7. Mağdurlara haklarının verilmesi ve bir giderim sağlanmasını kolaylaştırması halinde arabuluculuk, hakemlik ve geleneksel adalet veya yerel uygulamalar da dahil, uyuşmazlığı çözmek için gayri resmi mekanizmalar da kullanılır.
Giderim
8. Suçu işleyenler veya bunların hareketlerinden sorumlu olanlar, gerektiği takdirde mağdurlara, ailelerine veya bakmakla yükümlü oldukları kimselere adil bir giderim verirler. Bu giderim mülkün geri verilmesini, zararın veya kaybın karşılanmasını, mağduriyetten doğan giderlerin geri ödenmesini, gerekli hizmetlerin sağlanmasını ve ihlal edilen hakların onarılmasını da kapsar.
9. Hükümetler, ceza davalarında cezai yaptırımlara ek olarak bir yaptırım olarak kullanılabilmesi için mevzuatlarını ve uygulamalarını gözden geçirirler.
10. Çevreye önemli zarar verilmiş olması halinde, giderime karar verildiği takdirde, mümkün olduğu kadar çevrenin onarılması, altyapının yeniden inşa edilmesi, binaların yerine yenilerinin yapılması ve bu zarar bir grup insanın yurtlarından edilmesi sonucunu doğurmuşsa bu kimselerin yurt edinmek için yaptıkları harcamalar bu giderime dahil edilir.
11. Ulusal ceza yasalarının resmi veya yarı resmi sıfatlarıyla hareket eden kamu görevlileri tarafından ihlal edilmesi halinde, mağdurlar, verilen zarardan sorumlu olan kişilerin memuru oldukları Devletten bir giderim alırlar. Mağduriyete sebep olan eylem veya ihmalden sorumlu Hükümetin varlığını sürdürmemesi halinde, bu Hükümeti izleyen Devlet veya Hükümet tarafından mağdurlara giderim sağlanır.
Tazminat
12. Tazminatın failden veya diğer kaynaklardan tam olarak alınamaması halinde Devlet, aşağıdaki kişilere tazminat ödenmesi için çaba sarf eder:
a) Ciddi bir suç nedeniyle önemli derecede bedenen yaralanan veya fiziksel veya ruhsal sağlığı zarara uğrayan mağdurlara;
b) Bu tür bir mağduriyet nedeniyle fiziksel veya ruhsal olarak iş göremez hale gelen veya ölen kimsenin ailesine, özellikle bakmakla yükümlü olduğu kimselere.
13. Mağdurlara tazminat ödenmesi için ulusal fonların kurulması, güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılması teşvik edilir. Bu amaçla, mağdurun vatandaşı olduğu Devletin mağdurun zararlarını karşılayabilecek durumda olmadığı haller de dahil olmak üzere, uygun olduğu takdirde, başka tür fonlar kurulabilir.
Yardım
14. Mağdurlar resmi, gönüllü, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimler vasıtasıyla, gerekli her türlü maddi, tıbbi, psikolojik yardım edinirler.
15. Sağlık, sosyal hizmet ve diğer ilgili yardımlardan nasıl yararlanacakları konusunda mağdurlara bilgi verilir ve bu yardımlara hemen ulaşmaları sağlanır.
16. Polis, adliye, sağlık kuruluşu, sosyal hizmet servisi mensuplarını ve diğer ilgili görevlileri mağdurların ihtiyaçları konusunda daha duyarlı hale getiren eğitim verilir.
17. Mağdurlara gerekli hizmet ve yardım sağlanırken, uğranılan zararın niteliği gereği veya üçüncü maddede belirtilen faktörler nedeniyle özel ihtiyaçları bulunan mağdurların durumuna özel bir dikkat gösterilir.
B. YETKİ İSTİSMARINDAN MAĞDUR OLANLAR
18. Henüz Üye Devletlerin ulusal ceza yasalarını değilse bile, insan hakları ile ilgili uluslararası hukukta tanınmış normları ihlal eden eylem ve ihmaller nedeniyle, bireysel veya toplu bir biçimde, fiziksel veya ruhsal olarak yaralanması dahil olmak üzere, manevi acılar çeken, ekonomik kayba uğrayan veya temel hakları esaslı biçimde zayıflayan ve bu suretle zarar gören kimselere “mağdur” denir.
19. Devletler, yetki istismarını yasaklamak ve bu tür istismardan dolayı mağdur olanlara başvuru yolları sağlamak üzere iç hukukta gerekli düzenlemeleri yaparlar. Bu başvuru yolları, özellikle, giderimi ve/veya tazminatı, ve gerekli her türlü maddi, tıbbı, psikolojik ve toplumsal yardım ve desteği kapsar.
20. Devletler, 18. maddede tanımlanan mağdurlarla ilgili çok taraflı uluslararası sözleşmeler yapmayı kabul ederler.
21. Devletler, değişen koşullara yanıt verebilmek için, mevzuatlarını ve uygulamalarını periyodik olarak gözden geçirirler; gerektiği takdirde siyasal veya ekonomik yetkilerin ciddi bir biçimde istismarı niteliğindeki eylemleri yasaklayan, bu tür eylemleri önlemek için uygulama ve mekanizmalar getiren bir mevzuat çıkarır ve uygular; bu eylemler nedeniyle mağdur olanların haklarını ve hukuki yolları kullanmalarını sağlar.
Siyasi Partiler Kanunu 22.04.1983 tarihinde 2820 kanun numarası ile kabul edilmiş, Resmi Gazetede 24.04.1983 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun 124 maddeden oluşmakta ve Anayasanın 68 ve 69 maddelerinde düzenlenen siyasal haklara ve siyasi partilerin uyacakları esaslara uygun şekilde anayasaya aykırı olmayacak düzenlemeler içermektedir.
Kanun yürürlüğe girdikten sonra sosyal, siyasal ve anayasal dönüşümler gereğince birçok değişikliğe tabi tutulmuştur.
BİRİNCİ KISIM
Genel Esaslar
Amaç:
Madde 1 – Bu Kanunun amacı, siyasi partilerle ilgili esasları düzenlemektir.
Kapsam:
Madde 2 – (Değişik: 12/8/1999 – 4445/1 md.)
Bu Kanun, siyasi partilerin kurulmaları, teşkilatlanmaları, faaliyetleri, görev, yetki ve sorumlulukları, mal edinimleri ile gelir ve giderleri,denetlenmeleri kapanma ve kapatılmalarıyla ilgili hükümleri kapsar.
Tanım:
Madde 3 – Siyasi partiler, Anayasa ve kanunlara uygun olarak; milletvekili ve mahalli idareler seçimleri yoluyla, tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile milli iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir Devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanan tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır.
Siyasi partilerin vazgeçilmezliği ve niteliği:
Madde 4 – Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olarak çalışırlar.
Siyasi partilerin kuruluşu, organlarının seçimi, işleyişi, faaliyetleri ve kararları Anayasada nitelikleri belirtilen demokrasi esaslarına aykırı olamaz.
Siyasi parti kurma hakkı:
Madde 5 – Vatandaşlar siyasi parti kurma hakkına sahiptirler.
Siyasi partiler, Anayasa ve kanunlar çerçevesinde, önceden izin almaksızın serbestçe kurulurlar.
(Üçüncü fıkra mülga: 12/8/1999 – 4445/2 md.)
Üye olma ve üyelikten çekilme hakkı:
Madde 6 – Her Türk vatandaşı, kanunda ve parti tüzüğünde gösterilen şartlara ve usullere göre siyasi partilere üye olma ve dilediği anda üyelikten çekilme hakkına sahiptir.
Kimse, aynı zamanda birden fazla siyasi partinin üyesi olamaz, aksi halde üyelik sıfatı bu siyasi partilerin hepsinde birden sona ermiş sayılır.
Kimse, bir partinin birden fazla teşkilat birimine üye kaydolamaz, aksi halde son kayıt tarihinden önce yapılmış olan üyelik kayıtları geçersizdir.
Siyasi partilerin teşkilatı:
Madde 7 – (Değişik: 21/5/1987 – 3370/1 md.)
Siyasi partilerin teşkilatı; merkez organları ile il, ilçe ve belde teşkilatlarından; Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubu ile il genel meclisi ve belediye meclisi gruplarından ibarettir. (Ek Cümle: 12/8/1999 – 4445/3 md.) Siyasi partilerin tüzüklerinde ayrıca kadın kolu, gençlik kolu ve benzeri yan kuruluşlarla, yabancı ülkelerde yurtdışı temsilciliği kurulması öngörülebilir.
Belde teşkilatı il ve ilçe merkezleri dışında belediye teşkilatı olan yerlerde kurulur.
Belde teşkilatları ilçe başkanlığına bağlıdır. Bu teşkilatların seçim tarzı, kuruluş ve faaliyet şekil ve şartları, üye sayısı, il ve ilçe teşkilatlarıyla münasebetleri siyasi partilerin tüzüklerinde gösterilir.
Şu kadar ki, belde teşkilatının üye sayısı üçten az olamaz.
(Beşinci fıkra mülga: 12/8/1999 – 4445/3 md.)
İKİNCİ KISIM
Siyasi Partilerin Teşkilatlanması
BİRİNCİ BÖLÜM
Kuruluş
Partilerin kurulması:
Madde 8 – (Değişik birinci fıkra: 2/1/2003-4778/6 md.) Siyasî partiler, partiye üye olma yeterliğine sahip en az otuz Türk vatandaşı tarafından kurulur.
Siyasi partilerin genel merkezi Ankara’da bulunur.
Siyasi partiler, aşağıda belirtilen bildiri ve belgelerin, İçişleri Bakanlığına verilmesiyle tüzelkişilik kazanırlar.
Bildiride, kurulacak siyasi partinin adı, genel merkez adresi, kurucuların adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, öğrenim durumları, meslek veya sanatlarıyla ikametgahlarının belirtilmesi ve bu bildirinin bütün kurucular tarafından imzalanması ve bildiriye beşer adet olmak üzere kurucuların nüfus kayıt örnekleri, adli sicil belgeleri ve kurucuların ayrı ayrı düzenledikleri siyasi parti kurucusu olabilme şartlarını taşıdıklarını belirten imzalı beyannameler ile kurucular tarafından imzalanmış parti tüzüğü ve programının eklenmesi şarttır.
Bilgi ve belgelerin alındığı anda, İçişleri Bakanlığınca bir alındı belgesi verilir.
İçişleri Bakanlığı, kuruluş bildirisi ve alındı belgesinin onaylı birer örneği ile bildiri eklerinin birer takımını üç gün içinde Cumhuriyet Başsavcılığı ile Anayasa Mahkemesine gönderir.
Cumhuriyet Başsavcılığının partilerin kuruluşunu denetlemesi:
Madde 9 – (Mülga: 12/8/1999 – 4445/25 md.)
Siyasi parti sicili:
Madde 10 – Cumhuriyet Başsavcılığınca her siyasi parti için bir sicil dosyası tutulur.
Bu sicil dosyasında:
a) Kuruluş bildirisi ve ekleri;
b) (Değişik: 21/5/1987 – 3370/2 md.) Merkez organları ile, teşkilat kurdukları il, ilçe ve beldeleri, bunların organlarında görev alanların adlarını, soyadlarını, doğum yer ve tarihlerini, meslek veya sanatlarını ve ikametgahlarını gösterir onaylı listeleri,
c) Partinin faaliyetlerini düzenleyen her türlü yönetmelikler ve diğer yayınları,
d) Partiye kayıtlı üyelerin, ilçelere göre (b) bendindeki bilgileri içeren listeleri,
Bulunur.
Cumhuriyet Başsavcılığınca istenilen sicille ilgili diğer bilgi ve belgeler de bu dosyaya konulur.
Siyasi partiler, (b) ve (c) bentlerindeki bilgi ve belgeler ile bunlarda ve parti tüzük ve programlarında yapılan değişiklikleri, yayın veya değişiklik tarihinden itibaren onbeş gün içinde; (d) bendindeki listeler ile bunlarla ilgili değişiklikleri ise, altı ayda bir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderirler.
Siyasi partilerin kapatılmaları veya kapanmaları sicillerine işlenir.
Bu sicil herkese açıktır. Soruşturma ile ilgili bilgilerin gizliliğine ilişkin hükümler saklıdır.
(Ek:31/3/1988 – 3420/2. md.) Siyasi Partilerin bu Kanuna göre yapacakları kongre delege seçimlerinde ve ön seçimlerde (b) ve (d) bentleri gereğince Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmiş üye listeleri esas alınır.
(Ek:31/3/1988 – 3420/2. md.) Cumhuriyet Başsavcılığı, üye listelerinin düzenlenmesi, yazımı, bunların ilçe seçim kurullarına gönderilmesi ve buna ait işlerde 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki esaslar dairesinde personel görevlendirebileceği gibi, bu işlerin yürütülmesinde kamu kurum ve kuruluşlarına ait teknik araçlardan da yararlanabilir. Görevlendirileceklere 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 182 nci maddesine göre ücret ödenir. Bu ücretler ile hizmetin ifası için gerekli ödenek Genel Bütçeden ödenir.
İKİNCİ BÖLÜM
Üyelik
Siyasi partilere üye olma:
Madde 11 – (Değişik birinci fıkra: 12/8/1999 – 4445/4 md.) Onsekiz yaşını dolduran, medeni ve siyasi hakları kullanma ehliyetine sahip bulunan her Türk vatandaşı bir siyasi partiye üye olabilir.
Ancak;
a) (Değişik: 12/8/1999 – 4445/4 md.) Hakimler ve savcılar, Sayıştay dahil yüksek yargı organları mensupları, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri, yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, Silahlı Kuvvetler mensupları ile yükseköğretim öncesi öğrencileri siyasi partilere üye olamazlar.
b) 1 – Kamu hizmetlerinden yasaklılar,
2 – (Değişik: 2/1/2003-4778/7 md.) Basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile istimal ve istihlak kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçları, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma veya Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle mahkûm olanlar,
3 – (Değişik: 2/1/2003-4778/7 md.) Taksirli suçlar hariç beş yıl ağır hapis veya beş yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar,
4 – Türk Ceza Kanununun İkinci Kitabının birinci babında yazılı suçlardan veya bu suçların işlenmesini aleni olarak tahrik etme suçundan mahküm olanlar,
5 – (Değişik: 2/1/2003-4778/7 md.) Terör eyleminden mahkûm olanlar,
6 – (Mülga: 12/8/1999 – 4445/4 md.)
Siyasi partilere üye olamazlar ve üye kaydedilemezler.
(Ek: 12/8/1999 – 4445/4 md.) Yükseköğretim elemanları, yasaklamanın dışındadır. Bunlar hakkında Yükseköğretim Kanunu uygulanır.
Üyeliğe kabul şartları:
Madde 12 – Siyasi parti üyesi olmaya kanuna göre engel hali bulunmayanların, üyeliğe kabul şartları parti tüzüklerinde gösterilir. Tüzükte üyelik için başvuranlar arasında dil, ırk, cinsiyet, din, mezhep, aile, zümre sınıf ve meslek farkı gözeten hükümler bulunamaz.
Siyasi partiler üye olma istemlerini sebep göstermeksizin de reddedebilirler. Ancak, üyeliğe kaydını isteyenin, istemini reddeden teşkilatın bir üst kademesine, parti tüzüğünde gösterilen şekilde itiraz hakkı vardır. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Merkez Teşkilatı
Partilerin genel merkez teşkilatı:
Madde 13 – (Değişik: 21/5/1987 – 3370/3 md.)
Siyasi partilerin merkez organları büyük kongre, genel başkan ile diğer karar, yönetim, icra ve disiplin organlarından ibarettir. Bu organların isimleri ve üye sayıları tüzüklerinde gösterilir.
Parti tüzüğünde, partinin gayesine uygun olarak, danışma ve araştırma amaçlı ihtiyari kurullar da teşkil olunabilir.
İhtiyari kurulların görev ve yetkileri ile üyelerinin sayısı ve seçilme usulleri tüzüklerinde gösterilir.
Büyük kongre:
Madde 14 – Siyasi partinin en yüksek organı büyük kongredir.
Büyük kongre, seçilmiş üyeler ile tabii üyelerden oluşur.
Seçilmiş üyeler, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının iki katından fazla olmamak kaydıyla, parti tüzüğünde gösterilen şekilde ve sayıda il kongrelerince seçilen delegelerdir. Tabii üyeler; parti genel başkanı, merkez karar ve yönetim kurulu ile merkez disiplin kurulu üyeleri ve partinin üyesi olan bakanlar ve milletvekilleridir.
Taşıdıkları sıfat dolayısıyla büyük kongre üyesi olan kimseler, ayrıca il kongrelerince delege olarak seçilemezler.
Parti genel başkanını, partinin merkez karar ve yönetim kurulu ile merkez disiplin kurulu üyelerini gizli oyla seçmek; partinin tüzük ve programında değişiklik yapmak; partinin gelir – gider kesinhesabını kabul ve merkez karar ve yönetim kurulunu ibra etmek veya kesinhesabı reddetmek; kanunlar, parti tüzük ve parti programı çerçevesinde toplumu ve Devleti ilgilendiren konularla kamu faaliyetleri ve parti politikası hakkında genel nitelikte olmak şartıyla temenni kararları veya bağlayıcı kararlar almak; kanunun veya parti tüzüğünün gösterdiği sair hususları karara bağlamak; partinin kapanmasına veya başka bir partiyle birleşmesine ve böylece hukuki varlığı sona erecek partinin mallarının tasfiye veya intikal şekline dair kararlar vermek, büyük kongrenin yetkilerindendir.
(Değişik: 28/3/1986 – 3270/3 md.) Büyük kongre parti tüzüğünün göstereceği süreler içerisinde toplanır. Bu süre iki yıldan az üç yıldan fazla olamaz. Olağanüstü toplantılar, genel başkanın veya merkez karar ve yönetim kurulunun lüzum göstermesi veya büyük kongre üyelerinin en az beşte birinin yazılı istemi üzerine yapılır.
(Değişik: 21/5/1987 – 3370/4 md.) Parti kurucuları seçilmiş delegelerin % 15’inden fazla olmamak kaydıyla, parti üyelikleri devam ettiği müddetçe, ilk büyük kongre dahil büyük kongrenin tabii üyesidirler. Parti kurucuları seçilmiş delegenin % 15’inden fazla ise tabii delegelerin kurucular arasından nasıl seçileceği siyasi partilerin tüzüklerinde gösterilir. Parti kurucuları ilk büyük kongreyi, partinin tüzelkişilik kazanmasından başlayarak iki yıl içinde toplamak zorundadırlar.
Büyük kongre ilk toplantısını yapıncaya kadar, bu kongrenin yetkilerini kurucular kurulu kullanır. Partinin genel başkanı ile yaş kaydı aranmaksızın kuruculuk şartlarını haiz merkez karar ve yönetim kurulu ile merkez disiplin kurulu üyeleri ve milletvekilleri, bu kurulun tabii üyeleridir.
Büyük kongrenin toplantı yeter sayısı, büyük kongre üye tamsayısının salt çoğunluğudur. İlk çağrı üzerine yapılan toplantıda toplantı yeter sayısı bulunamıyorsa, ikinci çağrı üzerine yapılacak toplantıda toplantı yeter sayısı aranmaz. Büyük kongrenin karar yeter sayısı, kanunda veya parti tüzüğünde daha büyük bir sayı gösterilmediği hallerde, hazır bulunan üyelerin salt çoğunluğudur.
Parti tüzük ve programında değişiklik yapılmasına ilişkin olan veya parti politikasını ilgilendiren konularda karar alınmasına dair teklifleri karara bağlamak için, bunların genel başkan, merkez karar ve yönetim kurulu veya büyük kongre üyelerinin en az yirmide biri tarafından ileri sürülmüş olması gerekir. Kanunlar, parti tüzük ve parti programı çerçevesinde toplumu ve Devleti ilgilendiren konularla kamu faaliyetleri konularında karar alınmasına dair teklifleri karara bağlamak için bu tekliflerin büyük kongrede hazır bulunan üyelerin üçte biri tarafından yapılmış olması şarttır. Bu teklifler, büyük kongrece seçilecek bir komisyonda görüşüldükten sonra, komisyon raporuyla birlikte incelenir ve karara bağlanır.
Genel başkan:
Madde 15 – Parti genel başkanı, büyük kongrece gizli oyla ve üye tamsayısının salt çoğunluğu ile seçilir. İlk iki oylamada sonuç alınamazsa, üçüncü oylamada en çok oy alan seçilmiş sayılır.
(Değişik: 28/3/1986 – 3270/4 md.) Genel başkan en çok üç yıl için seçilir. (Mülga: 17/5/1990 – 3648/1 md.)
Partiyi temsil yetkisi genel başkana aittir. Kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydı ile parti adına dava açma ve davada husumet yetkisi, genel başkana veya ona izafeten bu yetkileri kullanmak üzere parti tüzüğünün göstereceği parti mercilerine aittir.
Parti genel başkanı, merkez karar ve yönetim kurulunun tabii başkanıdır.
Parti tüzüğü, genel başkana görevinin yerine getirilmesinde ve yetkilerinin kullanılmasında yardımcılık etmek üzere genel başkan yardımcısı ve genel sekreter adlarıyla gerekli gördüğü sayıda yardımcılar öngörebilir. Bunların ne suretle seçileceği, görev ve yetkileri parti tüzüğünde gösterilir.
Genel başkanlığın herhangi bir sebeple boşalması halinde, büyük kongre toplanıncaya kadar, merkez karar ve yönetim kurulu partiyi temsil yetkisini kendi içinden seçeceği bir üyeye tevdi eder ve en geç kırkbeş gün içerisinde büyük kongreyi toplantıya çağırır.
(Ek fıkra: 2/3/2014 – 6529/2 md.) Siyasi partiler, tüzüklerinde yer almak ve iki kişiden fazla olmamak kaydıyla eş genel başkanlık sistemini uygulayabilirler. Eş genel başkanlar, bu Kanunda genel başkan için öngörülen hükümlere tabidir.
Merkez karar, yönetim ve icra organları:
Madde 16 – (Değişik: 21/5/1987 – 3370/5 md.)
Siyasi partilerin merkez karar, yönetim ve icra organları parti tüzüğünde belirtilen isim, şekil ve sayıda kurulur. Büyük Kongrece seçilecek merkez organlarının herbirinin üye sayısı 15’den az olamaz.
Bu organlar iki büyük kongre arasında, parti tüzük ve programına ve büyük kongre kararlarına uymak şartıyla, partiyi ilgilendiren hususlarda karar almak ve alınan kararları uygulamak yetkisine sahiptirler.
Merkez karar organı, zorunlu sebepler dolayısıyla büyük kongrenin toplanamadığı hallerde, partinin hukuki varlığına son verilmesi ve tüzük ve programının değiştirilmesi dışındaki bütün kararları alabilir.
Parti işlerini düzenleyen parti iç yönetmelikleri merkez karar organı tarafından yapılır.
Merkez karar ve yönetim organlarının üyeleri büyük kongrece seçilir. Diğer merkez organlarının seçim usul ve esasları parti tüzüğünde belirtilir. Parti genel başkanı merkez karar, yönetim ve icra organlarının herbirinin de başkanlığını yapar. Büyük kongrece seçilen merkez organlarının herbirinin üyeleri büyük kongrenin ve büyük kongre yetkilerini kullanan kurucular kurulunun tabii üyeleridir.
Organların toplanma ve çalışma usulleri, görev ve yetkileri, birbirleriyle münasebetleri parti tüzüğünde gösterilir.
Merkez disiplin kurulu:
Madde 17 – Siyasi partinin merkez disiplin kurulu, bu Kanunda ve parti tüzüğünde gösterilen şekilde kurulur. Bu kurulun üye sayısı yediden az olamaz.
Küçük kongre:
Madde 18 – (Mülga: 21/5/1987 – 3370/9 md.)
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
İl ve İlçe Teşkilatı
İl teşkilatı:
Madde 19 – Siyasi partilerin il teşkilatı; il kongresi, il başkanı, il yönetim kurulu ve il disiplin kurulundan oluşur.
İl kongresi, sayısı altıyüzden fazla olmamak üzere, parti tüzüğüne göre ilçe kongrelerince seçilen delegelerden oluşur. O ilin partili milletvekilleri ile yönetim ve disiplin kurulları başkan ve üyeleri, il kongresinin tabii üyeleridir. Geçici yönetim kurulu başkan ve üyeleri de kongreye katılma hakkına sahiptirler. Ancak geçici il yönetim kurulu başkanı ve üyelerinden delege sıfatı olmayanların kongrede oy kullanma hakları yoktur.
(Değişik: 23/5/1987 – 3377/11 md.) İl kongresi, büyük kongrenin yapılmasına engel olmayacak şekilde parti tüzüğünde gösterilen süreler içinde toplanır.
(Değişik: 21/5/1987 – 3370/6 md.) İl yönetim kurulu, parti tüzüğünün göstereceği sayıda üyeden oluşur. Bu sayı 7’den az olamaz.
İl başkanı ile il yönetim kurulu il kongresince seçilir. İl başkanı ile yönetim kurulunun, seçim şekli ve merkez karar ve yönetim kurulunca hangi hallerde ve nasıl işten el çektirileceği ve geçici yönetim kurulunun nasıl oluşturulacağı parti tüzüğünde gösterilir. El çektirme kararı, 101 inci maddenin (d – 1) bendinde gösterilen haller dışında, yetkili kurulların üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ve gizli oyla alınır. İşten el çektirme kararının il yönetim kuruluna bildirilmesinden itibaren kırkbeş gün içinde il kongresi toplanarak yeni il yönetim kurulunu seçer. Bu süre içerisinde il kongresi için yeni delegeler seçilmiş değilse, kongre eski delegelerle toplanır.
(Değişik:28/3/1986 – 3270/5 md.) İl başkanı en çok üç yıl için seçilir. (Mülga: 17/5/1990- 3648/1 md.)
İl teşkilatında bir il disiplin kurulu bulunur. İl disiplin kurulunun üye sayısı ve bu üyelerde aranacak nitelikler parti tüzüğünde belirtilir.
Bu maddede yazılı kurulların; görev ve yetkileriyle yedek üyelerinin sayısı, nasıl seçileceği ve ne suretle göreve çağrılacağı parti tüzüğünde açıklanır.
İlçe teşkilatı:
Madde 20 – (Değişik birinci fıkra: 2/3/2014 – 6529/3 md.) Siyasi partilerin ilçe teşkilatı; ilçe kongresi, ilçe başkanı, ilçe yönetim kurulu ve kurulmuş ise belde teşkilatından meydana gelir. Parti tüzüğünde ilçe disiplin kurulu teşkili de öngörülebilir. Beldelerde teşkilat kurulması zorunlu değildir.
(Değişik: 31/3/1988 – 3420/3 md.) İlçe kongresi, ilçe ve çevresindeki köy ve mahallelerde partinin son genel seçimde aldığı oy sayısına göre, seçime katılmamış partilerde ise üye sayısına göre, bu Kanunun 10 uncu maddesinde gösterilen siyasi partiler sicilinde kayıtlı ilgili parti üyelerinin seçtikleri, sayısı 400’ü aşmayan delegelerden oluşur. İlçe yönetim kurulu ve varsa ilçe disiplin kurulu başkan ve üyeleri ilçe kongresinin tabii üyeleridir. Geçici ilçe yönetim kurulu başkan ve üyeleri de kongreye katılma hakkına sahiptir. Ancak geçici ilçe yönetim kurulu başkan ve üyelerinden delege sıfatı olmayanların kongrede oy kullanma hakkı yoktur.
(Değişik: 28/3/1986-3270/6 md.) Delege seçimleri; köy ve mahallelerde partinin bu yerlerde son genel seçimde aldığı oy miktarı, seçime katılmamış partilerde ise üye sayısı esas alınmak suretiyle bu yerlere verilecek kontenjanlara göre yapılır. Köy ve mahallelerdeki üye sayısı delege kontenjanı verilmesini gerektiren nispetin altında ise bu durumdaki köy ve mahallelerin diğer köy ve mahallelerle birleştirilerek delege seçilmesi mümkündür.
Yapılan delege seçimleri bir tutanakla tespit edilerek, tutanak parti ilçe başkanlığına gönderilir.
Parti tüzüğünde, münhasıran delege seçimi işlemlerini yürütmek üzere köy veya mahallelerdeki üyelerden birinin görevlendirilmesi öngörülebilir.
Delege seçimiyle ilgili diğer hususlar parti tüzüğünde gösterilir.
(Değişik: 23/5/1987 – 3377/12 md.) İlçe kongresi, il kongresinin yapılmasına engel olmayacak şekilde parti tüzüğünde gösterilen süreler içinde toplanır.
(Değişik: 21/5/1987 – 3370/7 md.) İlçe yönetim kurulu, parti tüzüğünün göstereceği sayıda üyeden oluşur. Bu sayı 5’ten az olamaz.
İlçe başkanı ile ilçe yönetim kurulu ilçe kongresince seçilir. İlçe başkanı ile ilçe yönetim kurulunun; seçim şekli ve il yönetim kurulunca veya merkez karar ve yönetim kurulunca hangi hallerde ve nasıl işten el çektirileceği ve geçici yönetim kurulunun nasıl oluşturulacağı parti tüzüğünde gösterilir. El çektirme kararı 101 inci maddenin (d-1) bendinde gösterilen haller dışında yetkili kurulların üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ve gizli oyla alınır. İşten el çektirme kararının ilçe yönetim kuruluna bildirilmesinden itibaren otuz gün içinde ilçe kongresi toplanarak yeni ilçe yönetim kurulunu seçer. Bu süre içerisinde ilçe kongresi için yeni delegeler seçilmiş değilse, kongre eski delegelerle toplanır.
(Değişik:28/3/1986 – 3270/6 md.) İlçe başkanı en çok üç yıl için seçilir. (Mülga: 17/5/1990 – 3648/1 md.)
Bu maddede yazılı kurulların görev ve yetkileri ile yedek üyelerinin sayısı ve ne suretle göreve çağrılacağı parti tüzüğünde gösterilir.
Siyasi partilerin, illerin merkez ilçelerinde teşkilat kurmaları hususunda ilçe teşkilatına ilişkin hükümler uygulanır.
Seçimlerin yapılması:
Madde 21 – Siyasi partilerin genel merkez, il ve ilçe organları seçimleri ile il kongresi ve büyük kongre delegelerinin seçimleri, yargı gözetimi altında gizli oy ve açık tasnif esasına göre aşağıdaki şekilde yapılır.
Seçim yapılacak büyük kongreyle il ve ilçe kongrelerinin toplantılarından en az onbeş gün önce, kongreye katılacak parti üyelerini belirleyen listeler, büyük kongreyle il kongreleri için Yüksek Seçim kurulunun önceden belirleyeceği seçim kurulu başkanına, ilçe kongreleri için o yer ilçe seçim kurulu başkanına ilçede birden fazla ilçe seçim kurulunun bulunması halinde birinci ilçe seçim kurulu başkanına iki nüsha olarak verilir. Ayrıca toplantının gündemi, yeri, günü, saati ile çoğunluk sağlanamadığı takdirde yapılacak ikinci toplantıya ilişkin hususlar da bildirilir.
Seçim kurulu başkanı, gerektiğinde ilgili kayıt ve belgeleri de getirtip incelemek suretiyle varsa noksanları tamamlattırdıktan sonra seçime katılacakları belirleyen liste ile yukarıdaki fıkrada belirtilen diğer hususları onaylar. Onaylanan liste ile toplantıya ilişkin diğer hususlar kongrenin toplantı tarihinden yedi gün önce siyasi partinin ilgili teşkilatının bulunduğu binada asılmak suretiyle ilan edilir. İlan süresi üç gündür.
İlan süresi içinde, listeye yapılacak itirazlar hakim tarafından incelenir ve en geç iki gün içinde kesin olarak karara bağlanır. Bu suretle kesinleşen listeler ile toplantıya ilişkin diğer hususlar, hakim tarafından onaylanarak siyasi partinin ilgili teşkilatına gönderilir.
(Değişik: 28/3/1986 – 3270/7 md.) Kongrelerde yapılacak seçimler ilgili seçim kurulunun gözetimi ve denetiminde yapılır. Bu seçimlerin usul ve şekilleri ile seçimlerde kullanılacak oy pusulası ve listelerin tanzim tarzı siyasi partilerin tüzük ve kongre yönetmelikleri ile düzenlenir.
(Değişik: 28/3/1986 – 3270/7 md.) Seçim kurulu başkanı, bir başkan ile iki üyeden oluşan yeteri kadar seçim sandık kurulu oluşturur. Sandık kurulu başkanı ile bir üyesi memurlar, diğer üyesi de aday olmayan parti üyeleri arasından seçilir. Ayrıca her sandık için aynı şekilde üçer yedek üye de belirlenir. Seçim sandık kurulu başkanının yokluğunda, kurula memur üye başkanlık eder.
Seçim sandık kurulu, kanunun ve parti tüzüğünün öngördüğü esaslara göre seçimlerin yürütülmesi, yönetimi ve oyların tasnifi ile görevli olup, bu görevleri seçim ve tasnif işleri bitinceye kadar aralıksız olarak devam eder.
(Değişik: 31/10/1990 – 3673/1 md.) Listede adı yazılı bulunmayanlar oy kullanamazlar. Oylar, oy verenin nüfus hüviyet cüzdanı veya resimli üyelik kimlik kartı veya kimlik tespiti amacıyla düzenlenmiş resmi belge ile ispat edilmesinden ve listedeki isminin karşısındaki yerin imzalanmasından sonra kullanılır. Oylar, oy verme sırasında sandık kurulu başkanınca verilen, seçim kurulu başkanınca mühürlenmiş ve adayları gösterir listelerin tüzük ve kongre yönetmeliklerinde gösterilen usule uygun bir şekilde işleme tabi tutularak sandığa atılması suretiyle kullanılır. Oy kullanma ve oyların muteberlik şekil ve şartları siyasi partilerin tüzük ve kongre yönetmelikleri ile düzenlenir.
Seçim süresinin sonunda seçim sonuçları tutanakla tespit edilip, seçim sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanır. Tutanakların bir örneği seçim yerinde asılmak suretiyle ilan edilir. Kullanılan oylar ve diğer belgeler, tutanağın bir örneği ile birlikte üç ay süre ile saklanmak üzere seçim kurulu başkanlığına verilir.
Seçimin devamı sırasında yapılan işlemler ile tutanakların düzenlenmesinden itibaren iki gün içinde seçim sonuçlarına yapılacak itirazlar hakim tarafından aynı gün incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.
Hakim, seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük veya kanuna aykırı uygulama nedeniyle seçimlerin iptaline karar verdiği takdirde bir aydan az ve iki aydan fazla bir süre içinde olmamak üzere seçimlerin yenileneceği tarihi tespit ederek ilgili siyasi partiye bildirir. Belirlenen günde yalnız seçim yapılır ve seçim işlemleri bu madde ile kanunun öngördüğü diğer hükümlere uygun olarak yürütülür.
İlçe seçim kurulu başkanı ve seçim sandık kurulu başkanı ile üyelerine, “Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun” da belirtilen esaslara göre Genel Bütçeden ücret ödenir.
Seçimler sırasında sandık kurulu başkan ve üyelerine karşı işlenen suçlar. Devlet memurlarına karşı işlenmiş gibi cezalandırılır.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Türkiye Büyük Millet Meclisi Siyasi Parti Grupları
Grup kurma:
Madde 22 – En az yirmi milletvekiline sahip siyasi partiler, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grup kurabilirler.
Bir siyasi partinin grup kurduğu, o partinin genel başkanlığı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yazıyla bildirilir.
Grup iç yönetmeliği:
Madde 23 – Grup iç yönetmeliği, grubun kurulduğunun bildirildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, grubu oluşturan milletvekilleri tarafından hazırlanır. Bu içyönetmeliğin, milletvekillerinin salt çoğunluğu tarafından kabul edilmesi zorunludur. Bu şekilde hazırlanan içyönetmelik, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gönderilir.
Grup içyönetmeliğine, parti tüzük ve programına aykırı hükümler konulamaz.
Grup genel kurulu:
Madde 24 – Bir siyasi partinin grup genel kurulu, o partinin milletvekillerinden oluşur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasi partinin ve parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine katılamazlar. Ancak, yeniden milletvekili adayı olmaya ilişkin faaliyetleri bu hükmün dışındadır.
Grup yönetim ve disiplin kurulları:
Madde 25 – Her siyasi parti grubunda; kuruluşu, görev ve yetkileri grup içyönetmeliğinde belirtilen birer yönetim ve disiplin kurulu bulunur.
Grup disiplin kurulunun, hangi hallerde merkez disiplin kurulu ile bir arada çalışacağı, parti tüzüğünde gösterilir.
Grup başkanı:
Madde 26 – Partinin genel başkanı milletvekili ise parti grubunun da başkanıdır; değilse grup başkanı grup üyeleri arasından içyönetmelikte gösterilen yöntemle seçilir.
Grupta gizli oylama:
Madde 27 – Grup genel kurulunda, seçimlere ait oylamalar ile milletvekillerini bağlayıcı nitelikteki konulara ilişkin kararların oylamaları, gizli oyla yapılır.
Grup ve hükümet ilişkileri:
Madde 28 – Bakanlar Kuruluna veya bir bakana Türkiye Büyük Millet Meclisinde veya grupta güven veya güvensizlik oyu verilmesi konusunda karar alma yetkisi, grup genel kuruluna aittir. Bu yetki, başka bir organa veya mercie bırakılamaz.
Bakanlar Kuruluna katılacak üyeler, parti gruplarında ve diğer parti organlarında tespit edilemez.
ALTINCI BÖLÜM
Teşkilatla İlgili Diğer Hükümler
Kongrelerle ilgili genel hükümler:
Madde 29 – 22 Kasım 1972 tarihli ve 1630 sayılı Dernekler Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri, siyasi partilerin her kademedeki kongreleri için de uygulanır.
Şu kadar ki, parti tüzükleri ve yönetmelikleri, parti kongreleri için gerekli ilanın gazete ile yapılması şartını kaldırabileceği gibi, toplantı yeter sayısını ve yeter sayının sağlanamadığı hallerde birinci ve ikinci toplantı arasındaki süreyi de azaltabilir. Bu Kanundaki özel hükümler saklıdır.
İbra için oya katılamayacak olanlar:
Madde 30 – Değişik kademelerdeki kongrelerde tabii üye olarak bulunan merkez karar ve yönetim kurulu ile yönetim kurulları üyeleri, mensup oldukları, kurulun ibrası için yapılan oylamalara katılamazlar.
Teşkilatın merkezleri:
Madde 31 – (Değişik: 12/8/1999 – 4445/5 md.)
Siyasi partilerin merkez teşkilatı Ankara il merkezinde; il ve ilçe teşkilatları, ilgili il ve ilçe merkezlerinde; belde teşkilatları, il ve ilçe merkezleri hariç olmak üzere, belediye teşkilatı olan yerlerde;yan kuruluşları ve yurtdışı temsilcilikleri ise tüzüklerinde belirtilen yerlerde bulunur.
Bağdaşmayan görevler:
Madde 32 – Siyasi partilerin merkez karar ve yönetim kurullarına üye olanlar, o partinin Türkiye Büyük Millet Meclisi parti grubu yönetim kurulunda görev alamazlar.
Siyasi partilerin disiplin kurullarında görev alanlar, kongreler, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki parti grubu üyelikleri hariç, partinin diğer organ, kurul ve görevlerinde bulunamaz, partiye bir hizmet bağıyla bağlı olamaz ve partiden herhangi bir suretle gelir sağlayamazlar.
Bir disiplin kurulunda görev alan kimse, diğer bir disiplin kurulunda görev alamaz.
Eşler ile bir ve ikinci derecedeki kan ve sıhri hısımlar, aynı disiplin kurulunda görev alamazlar. Bunlarla ilgili kararlara katılamazlar.
Siyasi partilerin il ve ilçe yönetim kurullarından birinde üye olan kimse, diğer bir il veya ilçe yönetim kurulunda üye olamaz. İl ve ilçe başkanları hakkında da aynı hüküm uygulanır.
Organlarda görev alanların ilgili makamlara bildirilmesi:
Madde 33 – Parti kongreleri hariç olmak üzere, her kademedeki parti organlarıyla parti tüzüğünde belirtilen bir göreve getirilenlerin adları, soyadları, doğum yer ve tarihleri, meslek veya sanatları, ikametgahları ve nüfus cüzdanı örnekleri; o mahallin en büyük mülki amirliğine seçim veya atanmadan başlayarak onbeş gün içinde yazı ile bildirilir. Valiliklerce birleştirilen bu bilgi ve belgeler İçişleri Bakanlığına ve Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
Merkez organlarında görevlendirilenlerle ilgili bilgi ve belgeler de aynı süre içinde doğrudan İçişleri Bakanlığına ve Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.
Kamu yararına dernek sayılmama:
Madde 34 – 22 Kasım 1972 tarihli ve 1630 sayılı Dernekler Kanununun kamu yararına çalışan dernek sayılma hükümleri siyasi partiler hakkında uygulanmaz.
Anamuhalefet partisi ve genel başkanı:
Madde 35 – Bakanlar Kuruluna katılmayan ve grubu bulunan siyasi partiler arasında en fazla milletvekiline sahip olan partiye anamuhalefet partisi, genel başkanına da anamuhalefet partisi genel başkanı denir. Bu siyasi partilerin milletvekili sayılarının eşit olması halinde, son milletvekili seçimlerinde aldıkları muteber oy sayısına bakılır.
YEDİNCİ BÖLÜM
Siyasi Partilerin Seçimlere Katılması ve Adayların Tespiti
Siyasi partilerin seçimlere katılması:
Madde 36 – (İptal:Anayasa Mahkemesinin 22/5/1987 tarih ve E. 1986/17. K. 1987/11 sayılı Kararı ile.)(1) (Yeniden düzenleme: 31/3/1988 – 3420/4. md.) Siyasi partilerin seçimlere katılabilmesi için illerin en az yarısında oy verme gününden en az altı ay evvel teşkilat kurmuş ve büyük kongrelerini yapmış olması veya Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunması şarttır.
——————————
(1) Bu iptal kararı 18/9/1987 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış olup yayımlandığı tarihten başlıyarak altı ay sonra yürürlüğe gireceği söz konusu Anayasa Mahkemesi kararında hükme bağlanmıştır.
Bir ilde teşkilatlanma, merkez ilçesi dahil o ilin ilçelerinin en az üçte birinde teşkilat kurmayı gerektirir.
Parti adaylarının tespiti:
Madde 37 – (Değişik: 28/3/1986 – 3270/9 md.)
Siyasi partiler, milletvekilliği genel veya ara seçimlerinde, adaylık için müracaat eden ve adaylığı uygun bulunanlar arasından, adayların tespitini; serbest, eşit, gizli oy, açık tasnif esasları çerçevesinde, tüzüklerinde belirleyecekleri usul ve esaslardan herhangi biri veya birkaçı ile yapabilirler.
(Ek: 31/7/1998 – 4381/7 md.) Siyasi partiler, ön seçim ya da aday yoklaması yaptıkları seçim çevrelerinde, toplam olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının % 5’ini aşmamak üzere, ilini, seçim çevresini, aday listesindeki sırasını, ön seçim veya aday yoklaması tarihinden en az on gün önce Yüksek Seçim Kuruluna bildirmek koşuluyla merkez adayı gösterebilirler. Ön seçim ya da aday yoklaması yapılmayan yerlerde, siyasi partilerin merkez yoklaması veya diğer usullerden biri veya bir kaçı ile aday belirleme yetkileri saklıdır.
(…)(1), partilerin tüzüklerinde gösterilen merkez yoklaması dışındaki parti aday seçimleri seçim kurullarının yönetim ve denetimi altında yapılır.
Partilerin tüzüklerinde herhangi bir seçim çevresinde bütün üyelerin iştiraki ile yapacakları ön seçimde bu Kanunun ön seçimlerle ilgili hükümleri uygulanır.
Aday tespitinin yapılacağı gün, Yüksek Seçim Kurulu tarafından genel seçimlerden en az yetmişbeş gün önceki bir tarih olarak belirlenip ilan edilir. Seçime katılacak bütün siyasi partilerin tüzüklerindeki usullere göre il ve ilçelerde yapacakları aday tespitleri bütün yurtta aynı günde yapılır.
Genel seçimler için kabul edilen seçim çevresi, aday tespiti için de esas alınır.
Kontenjan adaylığı:
Madde 38 – (Mülga: 27/10/1995 – 4125/21 md.)
Adayların tespitinde uygulanacak hükümler:
Madde 39 – 26 Nisan 1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri, önseçimlerde ve kullanılacak parti seçmen kütükleri hakkında da uygulanır.
Siyasi partilerde aday adaylığı ve merkez adaylığı:
Madde 40 – (Değişik birinci fıkra: 28/3/1986 – 3270/11 md.) Siyasi partiler, Anayasa ve kanunlarda belirtilen şartlara aykırı olmamak kaydıyla adaylarda daha başka ne gibi şartlar bulunması gerektiğini tüzüklerinde gösterebilirler.
Bir kimse, aynı zamanda, önseçimlerde ve merkez adaylığında değişik siyasi partilerden veya aynı partiden, aynı seçim için birden fazla seçim çevresinden önseçime katılamaz.
Bir kimse, bir partiden önseçim veya merkez adaylığı yoklamasına katıldıktan sonra başka bir partiden merkez adayı gösterilemez ve partisinden istifa etmedikçe bağımsız aday olamaz.
——————————
(1) Bu fıkrada yeralan, “Bu Kanunun 38 inci maddesinde yazılı kontenjan adaylığı ile” ibaresi, 27/10/1995 tarih ve 4125 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, metinden çıkarılmıştır.
(Değişik: 25/12/1993 – 3945/1 md.) Mahalli teşkilatın yönetim kurulu başkan ve üyelerinden, görev yaptıkları yerden aday adayı olmak isteyenlerin görevlerinden istifa etmelerine ilişkin usul ve esaslar siyasi partilerin tüzüklerinde belirlenir.
Bu hükümlere aykırı hareket edenlerin adaylığı Yüksek Seçim Kurulu tarafından iptal edilir.
Siyasi partilerin genel başkanlığı; partilerinin, aday adayları listelerini ve seçim çevrelerini önseçimin yapılacağı tarihten en az yirmi gün önce saat onyediye kadar Yüksek Seçim Kuruluna ve ilgili il ve ilçe seçim kurullarına bildirir. Kurullarca ilgiliye bir alındı belgesi verilir.
Bu bildirimden sonra adaylıktan çekilmek önseçime kadar dikkate alınmaz. Ancak, bu gibiler aday seçilmişlerse çekilmeleri hüküm ifade eder. Ölüm halinde de aynı hüküm uygulanır.
Kurulların oluşumu:
Madde 41 – Önseçimde:
a) İlçe seçim kurulu; ilçe seçim kurulu başkanı ile dört üyeden oluşur.
(Değişik: 28/3/1986 – 3270/12 md.) Üyelerden ikisi o ilçede görev yapan Devlet memurları arasından seçilir. Bunlar kurulun devamlı üyesidirler. İki üye ise aday adayı olmayan parti üyeleri arasından belirlenir. Bunlar, üyesi bulundukları parti adına o parti adayları için yapılacak önseçim işlemleri ile ilgili olarak kurula katılırlar.
Aynı usulle ikişer yedek üye de seçilir.
Birden fazla ilçe seçim kurulu bulunan ilçelerde, bu Kanunla ilçe seçim kurulu başkanına veya ilçe seçim kuruluna verilmiş bulunan görevler, birinci ilçe seçim kurulu başkanı veya kurulu tarafından yerine getirilir.
b) Sandık kurulu; bir başkan ile dört asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Sandık başkanı ile iki asıl, iki yedek üye Devlet memurları arasından, iki asıl iki yedek üye de partiler tarafından yukarıdaki fıkra esaslarına göre belirlenir.
Kurullardaki üyelerin gelmemesi halinde yedekleri alınır; noksanlık yedeklerle giderilemiyorsa durum bir tutanakla tespit edilir ve kurul başkanı tarafından yukarıda nitelikleri açıklanan kimselerden seçilmek suretiyle tamamlanır.
Önseçimlere hangi siyasi partilerin hangi seçim çevrelerinden katılacakları, partilerin aday adayları listelerinin Yüksek Seçim Kuruluna bildirildiği tarihten itibaren üç gün içinde ilan edilir. İlçe seçim kurulunca siyasi partilerin her biri için parti seçmen listesinde kayıtlı her bin seçmene bir sandık ve kapalı hücre bulundurulur ve sandıkların yerleri tespit edilerek mutat vasıtalarla ilan olunur. Bu husus ayrıca ilgili siyasi partilere de duyurulur.
Parti seçmen listesi:
Madde 42 – Siyasi partilerin ilçe teşkilatı, kendi çevrelerindeki üyelerini muntazam kayıt ve sıra numarası ve partiye giriş çıkış tarihleri ve üye hakkında diğer bilgileri ihtiva eden bir üye kayıt defterine kaydederler.
Üye kayıt defterleri, ilçe seçim kurulu başkanının denetimi altındadır. Üye kayıt defterleri, en az altı ayda bir defa ilçe seçim kurulu başkanı tarafından incelenir ve kayıtların usule uygun olarak tutulup tutulmadığı bir tutanakla tespit edilir.
(Değişik: 31/3/1988 – 3420/5 md.) Üye Kayıt Defterinde Parti üyesi olarak kayıtlı bulunan ve Cumhuriyet Başsavcılığınca seçim kurullarına gönderilen listelerde yer alan üyeler önseçimde oy kullanabilir.
(Değişik: 31/3/1988 – 3420/5 md.) Önseçimlerin yapılacağı tarih itibariyle bir önceki yılın son gününe kadar bu Kanunun 10 uncu maddesine göre Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilen üyeler önseçimde oy kullanabilir.
(Değişik: 31/3/1988 – 3420/5 md.) İlçe Seçim Kurulları üye listelerini önseçimden en az otuz gün evvel elinde olacak şekilde Cumhuriyet Başsavcılığından temin eder.
(Değişik: 31/3/1988 – 3420/5 md.) Siyasi Partiler kayıtlı üyelerin tamamı dışında başka bir usulle aday yoklaması yapacaksa bu halde oy kullanacak seçmen listelerini önseçimden en az otuz gün önce ilçe seçim kurulu başkanlığına üye kayıt defterleri ile birlikte vermek zorundadırlar.
(Değişik: 31/3/1988 – 3420/5 md.) Bu listeler önseçim tarihinden 25 gün önce parti yönetim kurulu ve ilçe seçim kurulu binaları önüne asılır. Sekizinci fıkradaki itiraz süresinden sonra kesinleşen listelere göre parti seçmen kartları ilçe seçim kurulu başkanlığınca her üyeye dağıtılır.
Parti üyeleri, parti seçmen listesine, asıldığı tarihten itibaren onbeş gün içinde yazıyla itiraz edebilirler. İtirazlar ilçe seçim kurulu tarafından incelenir ve en geç iki gün içinde kesin olarak karara bağlanır. İtirazın yerinde görülmesi halinde parti seçmen listesi düzeltilir.
Önseçimde propaganda ile ilgili hükümler:
Madde 43 – Aday yoklamalarına katılan aday adayları için propaganda yapmak amacı ile açık hava toplantıları, örf ve adete göre sohbet toplantısı sayılanlar hariç olmak üzere kapalı salon toplantıları tertiplenemez, duvar ilanı, el ilanı ve her nevi matbua, ses ve görüntü bantlarıyla propaganda yapılamaz. Bu tür toplantılarda başka aday adaylarına karşı kötüleyici beyanlarda bulunulması yasaktır.
Siyasi partiler, tüzüklerinde gösterilmek kaydıyla aday adayları için bunların vereceği bilgileri de esas alarak aday adaylarının meslek veya sanat hayatlarındaki derece, başarı ve eserlerini, memlekete yaptığı hizmetleri gösterir, vesikalık fotoğraflarını taşıyan matbualar bastırıp dağıtabilir. Aday adaylarının soyadı alfabe sırasına göre düzenlenecek benzer bilgileri içeren matbualar sandık başlarına asılabilir.
Aday adayları, mensup oldukları partinin programı, büyük kongresinin ve yetkili merkez organlarının kararları ile partinin seçim bildirisi dışında, milli, mahalli yahut mesleki çapta herhangi bir vaadde bulunamazlar (…).(1)
Aday adayları, önseçimlerde oy kullanacak partili üyelere veya yakınlarına maddi çıkar sağlama amacı güdemezler; önseçimlerde oy kullanacakları etkilemek maksadıyla meşru ve hukuka uygun olmayan davranışlarda bulunamazlar.
Kuruldaki parti üyesinin görevini yerine getirmemesi:
Madde 44 – Önseçim günü oy verilmesine başlanmazdan önce veya oy verme sırasında ilçe seçim kuruluna dahil siyasi parti üyesi görevini yapmazsa, ceza hükümleri saklı kalmak üzere, yerine siyasi partilerin sıradaki yedek üyesi getirilir. Bu da mümkün olmazsa, bu husus tutanağa geçirilir ve eksikler sandık alanı çevresindeki parti üyesi olabilme yeterliğine sahip ve okur – yazar olanlar arasından ilçe seçim kurulu başkanının seçeceği kimse ile tamamlanır.
Müşahitler:
Madde 45 – Önseçim sırasında siyasi partilerin birer müşahidi, kendi partilerine ait sandık başı işlemlerini takip etmek üzere hazır bulunabilir. Önseçimde aday olanlar, müşahit sıfatıyla sandık başında bulunamazlar.
____________
(1) Bu fıkrada yer alan “ve Türkçe ’den başka dil ve yazı kullanamazlar” ibaresi, 2/3/2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
Oy pusulası:
Madde 46 – Siyasi partiler, 40 ıncı maddeye göre bildirdikleri aday adayları listelerini içeren oy pusulalarını çoğaltarak il ve ilçe seçim kurulu başkanlıklarına yeteri kadar zarf ile birlikte verirler. İlçe seçim kurulu başkanlıkları oy pusulalarını ve zarfları mühürledikten sonra, seçim günü sandık başkanlıklarında hazır bulundururlar.
Sandık başına gelen partili seçmene, sandık kurulu başkanı veya görevlendireceği kurul üyesi oy pusulasını, sandık kurulu başkanlığının mühürü ile mühürledikten sonra verir.
(Değişik: 28/3/1986 – 3270/14 md.) Partili seçmen, aday adaylarının karşısına işaret koymak suretiyle tercihini kullanır. İşaretleme, (…)(1) o seçim çevresinin çıkaracağı milletvekili sayısından çok ve yarısından az olamaz. İşaretlemede belirlenen miktar ve nispetlere uyulmaması, oy pusulalarının geçersiz sayılmasını gerektirir.
Kimliğin tespiti:
Madde 47 – Önseçimlerde oy vermek için parti seçmen kartının gösterilmesi şarttır. Bu belgeyi göstermeyenlerden veya belgenin sahibi olduğunda tereddüt edilenlerden parti hüviyet cüzdanı, o da yoksa nüfus hüviyet cüzdanı istenir.
Son işlemler:
Madde 48 – Yüksek Seçim Kurulu, il seçim kurullarından gelen önseçimle tespit edilmiş parti adayları listelerinin tasdikli birer örneğini derhal ilgili partilerin genel başkanlıklarına teslim eder. Parti genel başkanlıkları, 38 inci madde ve parti mevzuatı gereğince merkez adayı olarak seçilen parti adaylarını bu listelere dahil ederek seçim çevrelerine göre düzenleyecekleri parti adayı cetvellerini, kanun hükümlerine göre Yüksek Seçim Kuruluna süresi içerisinde bildirirler.
Önseçim evrakının saklanması:
Madde 49 – Hesaba katılan, katılmayan ve itiraza uğramış olan oy pusulaları; sayım ve döküm cetvelleri ve adaylığa seçilme tutanaklarıyla diğer her türlü evrak, milletvekili seçimlerinin kesin sonuçlarının ilanı tarihinden itibaren üç ay süreyle ilçelerde ilçe seçim kurulu başkanı ve illerde il seçim kurulu başkanı tarafından saklanır.
Bu evrak, Yüksek Seçim Kurulunun istemi olmaksızın hiçbir yere gönderilmez.
İtiraz hakkı:
Madde 50 – Seçim ve sandık kurullarının veya kurul başkanlarının kesin olmayan kararlarına karşı ilgili siyasi parti, o siyasi partiden önseçimde aday adayı olanlar veya o siyasi partilerin teşkilat kademelerinin başkanları veya vekilleri ile parti müşahitleri itiraz edebilirler.
Önseçim tutanağı ve tutanağın iptali:
Madde 51 – Önseçimlerde, her siyasi parti için ayrı ayrı düzenlenecek basılı tutanak kağıdında o partiden aday olmak üzere önseçimde aday olmuş bulunanların aldıkları oyların toplamı, rakam ve yazı ile belirtilir. Bu tutanak ilçe seçim kurulu başkanı ve üyelerince imzalanır.
Aynı miktarda oy almış olanlar arasındaki sırayı ilgili siyasi partinin merkez karar ve yönetim kurulu tespit eder.
——————————
(1) Bu fıkrada yeralan “kontenjan adayları hariç” ibaresi, 27/10/1995 tarih ve 4125 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, metinden çıkarılmıştır.
Adaylık tutanağına yapılan itiraz, oyların dökümüne veya sayımına ilişkin olduğu ve yeniden yapılan döküm ve sayım sonucunda tutanakların iptaline karar verildiği takdirde, yeniden yapılan döküm ve sayım sonucuna göre seçildikleri anlaşılanlara Yüksek Seçim Kurulu tarafından tutanakları verilir.
Bir seçim çevresinde önseçimin, önseçim işlemleri sebebiyle iptaline karar verildiği takdirde, önseçim yenilenmez ve bu seçim çevresi için bütün adaylar 38 inci maddede yazılı kurul tarafından tespit edilir.
Adaylardan yalnız birinin veya birkaçının tutanağının iptaline karar verildiği hallerde, tutanakları iptal olunan adayların yerine önseçimde aldıkları oy sırasına göre başta gelenlere tutanak verilir. Sırada olanlar yetmediği takdirde boş kalan yerlerin doldurulması için bu maddenin yukarıdaki fıkrası uygulanır.
Belli bir seçim için parti adaylarının Yüksek Seçim Kuruluna bildirilmesinden sonra, önseçim ve adaylarla ilgili itiraz ve şikayetler dikkate alınmaz. Daha önce yapılmış olan itiraz ve şikayetler üzerine başlamış olan işlemler durdurulur.
Mahalli seçimler yoklaması:
Madde 52 – Siyasi partilerin, mahalli idareler seçimleri için aday gösterebilecekleri hallerde, bu adayların nasıl seçilecekleri ve yoklamalarının nasıl yapılacağı ilgili kanundaki esaslara göre belirlenir.
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Disiplin işleri
Disiplin suçları ve cezaları:
Madde 53 – Siyasi partilerin disiplin kurullarınca verilebilecek cezalar, uyarma, kınama, partiden veya gruptan geçici veya kesin olarak çıkarma cezalarıdır.
Disiplin kurullarının vermeye yetkili oldukları disiplin cezaları ile hangi halde ne tür disiplin cezası verileceğinin parti tüzüğünde belli edilmesi zorunludur.
Partinin hangi organ ve mercilerinin kimler hakkında ve hangi disiplin kurulunda disiplin cezası isteminde bulunabileceği ve disiplin cezalarına karşı yapılan itirazları incelemeye yetkili üst disiplin kurulları ve itirazın usul ve şartları, kanunda belirtilmeyen hallerde, parti tüzüğü ile düzenlenir.
Disiplin kurullarınca parti üyeleri hakkında verilen kararlar gerekçeleriyle birlikte en geç otuz gün içinde ilgiliye tebliğ olunur.
Bir partiye mensup milletvekilinin; o partinin Türkiye Büyük Millet Meclisi grubu üyeliğinden kesin olarak çıkarılması, partiden çıkarılmayı ve partiden kesin olarak çıkarılması da Türkiye Büyük Millet Meclisi parti grubu üyeliğinden çıkarılmayı gerektirir.
Bir üyenin, Türkiye Büyük Millet Meclisi parti grubundan geçici olarak çıkarılması hakkında verilen ceza, bu üyenin ceza süresince gruptaki çalışmalara katılmamasını gerektirir.
Hakkında geçici çıkarma cezası verilen parti üyesi, faaliyetine katılamayacağı parti organlarına hiçbir teklif yapamaz. Ancak bu hüküm o üyenin parti tüzüğüne, programına, partinin diğer mevzuatına ve organlarının bağlayıcı kararlarına uyması zorunluğunu ortadan kaldırmaz. Geçici çıkarma cezası verilen parti üyelerine, parti içinde hiçbir görev verilemez.
Disiplin kurulları üyelerinin seçilmesi:
Madde 54 – Siyasi partilerin disiplin kurullarının üyeleri kongrelerce gizli oyla seçilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi grubu disiplin kurulu üyelerinin seçimi, en az iki yıl için olmak üzere, parti tüzüğünde gösterildiği şekilde yapılır.
Disiplin kurullarının çalışması:
Madde 55 – Disiplin kurulları, üye tamsayısının en az üçte iki çoğunluğuyla toplanır ve hazır bulunanların çoğunluğuyla karar verir. Ancak 101 inci maddenin (d – 1) bendinde gösterilen haller dışında, partiden kesin çıkarma cezaları için üye tamsayısının çoğunluğunun kararı gereklidir.
Disiplin kuruluna sevk edilen partili, yazılı veya sözlü savunma hakkına sahiptir. Savunma için süre, savunmaya çağrı belgesinin ilgiliye tebliği tarihinden başlamak üzere onbeş gündür. Ancak, seçimlerde veya herkesin gözü önünde açıkça veya yayın yoluyla işlenen disiplin suçlarında bu süre yedi gündür. Savunma süresini geçirenler, savunma hakkından vazgeçmiş sayılırlar. Savunmaya çağırma, disiplin kurulu başkanlığınca yazı ile yapılır. Bu yazıda uygulanması istenen disiplin cezası ile bu cezanın istenmesine sebep olan fiiller açıkça gösterilir.
Disiplin işleriyle ilgili görüşme ve karar yasağı:
Madde 56 – Disiplin kurullarına sevk yetkisine sahip bulunan parti organ ve mercilerinin kararları ile disiplin kurullarınca verilen disiplin cezaları hakkında, siyasi partilerin her kademesindeki kongrelerinde görüşme yapılamaz ve bu konularda karar alınamaz.
58 inci madde hükmü saklıdır.
Disiplin cezalarına itiraz:
Madde 57 – (Değişik: 28/3/1986 – 3270/15 md.)
Hakkında partiden veya gruptan geçici veya kesin çıkarma cezası verilen parti üyesi, bu cezaya karşı disiplin kuruluna sevkeden organ veya merci veya disiplin kurulunun görev ve yetkisizliği veya alınan kararların kanuna, parti tüzüğüne ve içyönetmeliğe şekil ve usul bakımından aykırı bulunduğu iddiasıyla, parti itiraz yollarını kullandıktan sonra nihai karar niteliğindeki son karara karşı otuz gün içinde nihai kararı veren merciin bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine itiraz edebilir. Mahkeme bu itirazları, diğer işlerden önce ve en geç otuz gün içinde basit muhakeme usulüne göre inceleyerek karara bağlar, bu karar kesindir.
Af yetkisi:
Madde 58 – Disiplin kurullarınca verilen cezaların partinin hangi organı tarafından ve ne şekilde affedileceği siyasi partilerin tüzüklerinde gösterilir.
Disiplin konusunda tedbir kararı:
Madde 59 – Partiden geçici çıkarmayı veya kesin çıkarmayı gerektiren hallerde, disiplin cezası verilmesi için sevk kararı almaya yetkili olan parti organları, tedbir niteliğinde olmak üzere, disiplin kuruluna sevk edilen üyeyi parti içindeki görevlerinden derhal uzaklaştırabilirler.
İlgili, bu tedbir kararının kaldırılmasını sevk edildiği disiplin kurulundan isteyebilir. Bu istek, disiplin kurulu tarafından yedi gün içinde karara bağlanır.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Parti Defterleri
Tutulacak defter ve kayıtlar:
Madde 60 – Her kademedeki parti organları üye kayıt defteri, karar defteri, gelen ve giden evrak kayıt defteri, gelir ve gider defteri ile demirbaş eşya defteri tutmak zorundadırlar.
Üye kayıt defteri, mahalle ve köy esasına göre tutulur.
Karar defteri, ilgili organın kararlarını, tarih ve numara sırasıyla ihtiva eder. Kararlar oylamaya katılanlar tarafından imzalanır. Kongrece alınan kararları da ihtiva etmesi gereken kongre tutanak özetleri başkanlık divanı üyelerince imzalanır.
Gelen ve giden evrak tarih ve numara sırasıyla gelen ve giden evrak kayıt defterine kaydedilir ve gelen evrakın asılları ile gönderilen evrakın örnekleri bu tarih ve numaralar altında dosyalarda saklanır.
Parti adına elde edilen gelirlerin alındığı ve yapılan giderlerin ne gibi işlere ve yerlere harcandığı ilgili defterlere sıra ile ve belgeleri de belirtilerek geçirilir.
Bütün defterlerin sayfaları ve kaç sayfadan ibaret oldukları teşkilatın bulunduğu ilgili seçim kurulu başkanı tarafından mühürlenir ve tasdik edilir.
Partiye giriş işlemlerini gösteren üyelik beyannamelerinin birer örneği ilçe ve il kademesinde, alfabetik sıra esasına göre tasnif edilmiş olarak ayrı bir dosyada saklanır.
Parti organ ve kurullarınca tutulmasında fayda görülen diğer defterler, parti tüzük ve içyönetmeliklerinde gösterilir.
Parti genel merkezinde üye kayıt defterlerinin özetinin nasıl tutulacağı, bütçe ve kesinhesabın nasıl hazırlanıp düzenleneceği parti içyönetmeliğiyle belirtilir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Mali Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Partilerin Gelirleri
Gelirler ve kaynakları (1)
Madde 61 – (Birinci fıkra Ek: 12/8/1999 – 4445/6 md.) Siyasi partilerin gelirleri amaçlarına aykırı olamaz.
Siyasi partiler aşağıda belirtilen gelirleri elde edebilirler:
a) Parti üyelerinden alınacak giriş aidatı ile üyelik aidatı,
b) Partili milletvekillerinden alınacak milletvekilliği aidatı,
c) (Değişik: 31/3/1988 – 3420/6. md.) Milletvekili, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve il genel meclis üyeliği aday adaylarından alınacak özel aidat, (Bu aidatlar 64 üncü maddedeki esaslar dahilinde siyasi partilerin yetkili merkez karar organlarınca tespit ve tahsil olunur.)
d) Parti bayrağı, flaması, rozeti ve benzeri rumuzların satışından sağlanacak gelirler,
e) Parti yayınlarının satış bedelleri,
f) Üye kimlik kartlarının ve parti defter, makbuz ve kağıtlarının sağlanması karşılığında alınacak paralar,
g) Partice tertiplenen balo, eğlence ve konser faaliyetlerinden sağlanacak gelirler,
h) Parti mal varlığından elde edilecek gelirler,
i) Bağışlar.
j) (Ek: 27/6/1984 – 3032/1 md.) Devletçe yapılan yardımlar.(2)
(h) bendinde yazılı parti mal varlığından elde edilen gelirler hariç olmak üzere, diğer bentlerde yazılı kaynaklardan elde edilen gelirlerden hiçbir surette vergi, resim ve harç alınmaz. (3)
Giriş ve üyelik aidatı:
Madde 62 – Parti üyelerinden alınacak giriş aidatının miktarı ile üyelik aidatının alt ve üst sınırları parti tüzüğünde gösterilir.
——————————
(1) Bu madde başlığı, “Gelir Kaynakları” iken; 12/8/1999 tarih ve 4445 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
(2) Bu hükmün uygulanmasında ek 1 inci maddeye bakınız.
(3) İthalde alınan her türlü vergi, resim ve harç muafiyeti hükümleri, 6/5/1986 tarih ve 3283 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Her üye, aylık veya yıllık olarak üyelik aidatı ödemeyi partiye girişinde kabul etmek zorundadır.
Parti üyesi, vermeyi kabul ettiği aidatın miktarını, parti tüzüğüne uygun olmak şartıyla, kayıtlı bulunduğu teşkilat kademesi başkanlığına yazı ile bildirerek artırabilir.
Partiye borçlu olduğu yıla ait aidatın tamamını veya bir kısmını ödemeyen parti üyesi hakkında, partiden geçici veya kesin olarak çıkarmaya dair disiplin cezaları uygulanmaz. Aidatını ödemesi için yapılan yazılı tebligata rağmen belirtilen süre içerisinde ödemede bulunmayan üye hakkında yapılacak işlem ve uygulanacak yasaklamalar parti tüzüğünde gösterilir.
Milletvekili aidatı:
Madde 63 – Bir siyasi partiye mensup milletvekillerinin, ne miktar aidat ödeyeceği ve bu suretle toplanan paraların grup faaliyetlerine ve parti merkezine hangi miktarlarda ayrılacağı, Türkiye Büyük Millet Meclisi parti grubu kararıyla belli edilir. Ancak, bu miktarın yıllık tutarı milletvekili ödeneğinin net bir aylık tutarını geçemez.
Grubu olmayan milletvekillerinin ödeyeceği aidat, yukarıdaki fıkrada belirtilen miktarın yarısını geçmemek kaydıyla merkez karar ve yönetim kurulunca tespit edilir.
Milletvekili aday adaylığı aidatı:
Madde 64 – Milletvekili aday adaylarından alınacak özel aidat, milletvekili ödeneğinin net bir aylık tutarını aşmamak kaydıyla parti içyönetmeliklerinde gösterilir.
Satış bedelleri:
Madde 65 – Bu Kanunun 61 inci maddesinin (d), (e) ve (f) bentlerinde gösterilen satış bedelleri, merkez karar ve yönetim kurulunun kararı ile tespit edilir.
Bağışlar:
Madde 66 – (Değişik: 12/8/1999 – 4445/7 md.)
Genel ve katma bütçeli dairelerle mahalli idareler ve muhtarlıklar, kamu iktisadi teşebbüsleri, özel kanunla veya özel kanunla verilen yetkiye dayanılarak kurulmuş bankalar ve diğer kuruluşlar, kamu iktisadi teşebbüsü sayılmamakla beraber ödenmiş sermayesinin bir kısmı Devlete veya bu fıkrada adı geçen kurum, idare, teşebbüs, banka veya kuruluşlara ait müesseseler, siyasi partilere hiçbir suretle taşınır veya taşınmaz mal veya nakit veya haklar bağışlayamaz ve bu gibi mal veya hakların kullanılmasını bedelsiz olarak bırakamazlar; bağlı oldukları kanun hükümleri dışında siyasi partilere ayni hakların devrine dair tasarruflarda bulunamazlar. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, işçi ve işveren sendikaları ile bunların üst kuruluşları, dernekler, vakıflar ve kooperatifler, özel kanunlarında yer alan hükümlere uymak koşuluyla siyasi partilere maddi yardım ve bağışta bulunabilirler.
Yukarıdaki fıkranın dışında kalan gerçek ve tüzel kişilerin her birinin bir siyasi partiye aynı yıl içerisinde iki milyar liradan fazla kıymette ayni veya nakdi bağışta bulunması (Ek ibare: 2/1/2003-4778/8 md.) veya yayınları kullandırması yasaktır. Bağış veya bağışların bağışta bulunana veya yetkili temsilcisine veya vekiline ait olduğunun partice verilen makbuzda açıkça belirtilmesi gerekir. Böyle bir belgeye dayanılmaksızın siyasi partilerce bağış kabul edilemez.(Ek cümle: 13/2/2011-6111/181 md.) Siyasi partilerin adına açılmış banka hesaplarına yapılan bağışlar için ayrıca gelir makbuzu düzenlenmez.
Siyasi partiler, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan, Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden herhangi bir suretle ayni veya nakdi yardım ve bağış alamazlar.
Ticari faaliyet, kredi ve borç alma yasağı (1)
Madde 67 – (Değişik birinci cümle: 12/8/1999 – 4445/8 md.) Siyasi partiler ticari faaliyette bulunamazlar, kredi veya borç alamazlar. Ancak, ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 66 ncı maddenin 1 ve 3 üncü fıkralarında gösterilenler dışında kalan gerçek ve tüzelkişilerden kredili veya ipotek karşılığı mal satın alabilirler.
Taşınmaz mal edinme:
Madde 68 – Siyasi partiler, ikametleri ile amaç ve faaliyetleri için gerekli olanlardan başka taşınmaz mal edinemezler. Partiler, amaçları içinde olmak şartıyla sahip oldukları taşınmaz mallardan gelir sağlayabilirler.
(İkinci fıkra Mülga: 12/8/1999 – 4445/25 md.)
Gelirlerin sağlanmasında usul:
Madde 69 – Bir siyasi partinin bütün gelirleri, o siyasi partinin tüzelkişiliği adına elde edilir.
Siyasi partilerin genel merkezlerinin ve teşkilat kademelerinin gelirleri, parti merkez karar ve yönetim kurulunca bastırılan makbuzlar karşılığında alınır. Bastırılan ve parti teşkilat kademelerine gönderilen gelir makbuzlarının seri ve sıra numaralarına ait kayıtlar parti genel merkezinde tutulur. Parti teşkilat kademeleri aldıkları ve kullandıkları makbuzlar dolayısıyla parti merkez karar ve yönetim kuruluna karşı mali sorumluluk taşırlar.
Sağlanan gelirin türü ve miktarıyla, gelirin sağlandığı kimsenin adı, soyadı ve adresi, makbuzu düzenleyenin sıfatı, adı, soyadı ve imzası, makbuzda ve dip koçanlarında yer alır.
Makbuzların asıl kısımlarıyla dip koçanlarında aynı sıra numarası bulunur. Makbuz dip koçanlarının saklama süresi, Anayasa Mahkemesinin ilk inceleme kararının ilgili partiye bildirilme tarihinden itibaren beş yıldır.
İKİNCİ BÖLÜM
Partilerin Giderleri
Giderlerin yapılmasında usul:
Madde 70 – (Ek: 12/8/1999 – 4445/9 md.) Siyasi partilerin giderleri amaçlarına aykırı olamaz.
Bir siyasi partinin bütün giderleri, o siyasi parti tüzelkişiliği adına yapılır.
Beşmilyon liraya kadar harcamaların makbuz veya fatura gibi bir belge ile tevsik edilmesi zorunlu değildir. Ancak, bütün harcamaların yetkili organ veya merciin kararına dayanması şarttır. Şu kadar ki, yetkili organca onaylanan bütçede öngörülmüş bulunmak kaydıyla beşmilyon lirayı aşmayan harcamalar ile genel tarifeye bağlı giderler için ayrıca karar alınmasına gerek yoktur. (2)
Giderlere ait belgeleri saklama süresi, özel kanunlarda gösterilen daha uzun süreye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, kesinhesabın Anayasa Mahkemesinin ilk inceleme kararının ilgili partiye bildirilme tarihinden itibaren beş yıldır.
Parti teşkilatı bağlı bulunduğu üst kademeye, gelir ve giderleri hakkında parti tüzüğünde gösterilen sürede hesap vermekle yükümlüdür. Bu süre altı aydan fazla olamaz.
——————————
(1) Bu maddenin başlığı, “kredi ve borç alma yasağı” iken, 12/8/1999 tarih ve 4445 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
(2) Bu fıkrada yeralan “beşbin” ibaresi, 12/8/1999 tarih ve 4445 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle “beşmilyon” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
Mali sorumluluk:
Madde 71 – Siyasi partilerin yapacakları giderler, sözleşmeler ve girişecekleri yükümlülükler; genel merkezde parti tüzelkişiliği adına, illerde il yönetim kurulu adına ve ilçelerde ilçe yönetim kurulu adına yetkili kılınan kişi veya kurulca yapılır.
Siyasi partilerin il ve ilçelerdeki teşkilat kademeleri tarafından parti tüzelkişiliği adına sözleşme yapılmasına ve yükümlülük altına girilmesine ilişkin esaslar, merkez karar ve yönetim kurulunca tespit olunur. Bu esaslara aykırı olarak yahut siyasi partilerin tüzüklerine göre merkez karar ve yönetim kurulunca önceden yazılı yetki verilmediği veya sonradan bir kararla onaylanmadığı takdirde, partinin teşkilat kademelerinin yaptıkları sözleşme ve giriştikleri yükümlülüklerden dolayı, parti tüzelkişiliği hiçbir suretle sorumlu tutulamaz; merkez karar ve yönetim kurulu veya genel başkan veya parti tüzelkişiliği aleyhine takipte bulunulamaz. Bu takdirde sorumluluk, sözleşmeyi yapan veya yükümlülük altına giren kişi veya kişilere ait olur.
Borç verme yasağı:
Madde 72 – Siyasi partiler, üyelerine ve diğer gerçek ve tüzelkişilere hiçbir şekilde borç veremezler.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Parti İçi Mali İşlemler
Parti bütçeleri ve kesinhesabı:
Madde 73 – Siyasi partilerin, bağlı ilçeleri de kapsamak üzere iller teşkilatı ayrı ayrı gelir tahminlerini ve gider miktarlarını gösteren bir yıllık bütçe hazırlarlar ve ilgili takvim yılından önceki Ekim ayı sonuna kadar genel merkeze gönderirler. Bu bütçeler ile aynı süre içinde hazırlanacak genel merkez bütçesi en geç ilgili takvim yılından önceki Aralık ayı sonuna kadar parti merkez karar ve yönetim kurulunca incelenir ve karara bağlanır.
Siyasi partilerin hesapları bilanço esasına göre düzenlenir.
Parti merkezi ve bağlı ilçeleri de kapsamak üzere iller teşkilatı her bütçe yılını izleyen Nisan ayı sonuna kadar, bir evvelki yıla ait uygulama sonuçlarını gösteren kesinhesaplarını hazırlarlar. İller teşkilatından gönderilenler ve parti merkezine ait olan kesinhesaplar, merkez karar ve yönetim kurulunca incelenerek karara bağlanır ve birleştirilir.
Siyasi partilerin bütçeleri, bilançoları, gelir ve gider cetvelleri ile kesinhesaplarının nasıl düzenleneceği partilerin iç yönetmeliklerinde gösterilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Anayasa Mahkemesince Yapılacak Mali Denetim
Kesinhesabın gönderilmesi:
Madde 74 – (Değişik: 12/8/1999 – 4445/10 md.)
Siyasi partilerin mali denetimi Anayasa Mahkemesince yapılır. Anayasa Mahkemesi, siyasi partilerin mal edinimleri ile gelir ve giderlerinin Kanuna uygunluğunu denetler. (Ek cümleler: 13/2/2011-6111/180 md.) Ancak yapılacak kanuna uygunluk denetimi siyasi partilerin amaçlarına ulaşmak için yapılmasında fayda görülen faaliyetleri daraltacak veya bu faaliyetlerin yerindeliğini içerecek şekilde yapılamaz. Denetimde harcamaların gerçek mahiyeti esas alınır. Şekle ve usule ilişkin eksiklikler harcamaların kabul edilmemesini gerektirmez.
Siyasi partilerin genel başkanları, karara bağlanarak birleştirilmiş bulunan kesin hesap ile parti merkez ve bağlı ilçeleri de kapsayan iller teşkilatının kesin hesaplarının onaylı birer örneğini Haziran ayı sonuna kadar Anayasa Mahkemesine ve bilgi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına vermek zorundadırlar. Bu belgelere, ilgili siyasi partinin aynı hesap döneminde edindiği taşınmaz ve değeri yüz milyon lirayı aşan taşınır malların, menkul kıymetlerin ve her türlü hakların değerleri ile edinim tarihlerini ve şekillerini de belirten listeleri eklenir.
(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/180 md.) Siyasi parti hakkında kapatma kararı verilmiş olması halinde kapatma kararının verildiği tarihe kadar olan döneme ilişkin hesaplar da Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenerek karara bağlanır. Bu takdirde denetime esas kesin hesabın verilmesi ve denetime ilişkin diğer esas ve usuller Anayasa Mahkemesi tarafından belirlenir.
(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/180 md.) Siyasi partiler amaçlarına ulaşmak için gerekli gördükleri siyasi faaliyetleri kapsamında her türlü harcama yapabilirler.
(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/180 md.) Siyasi partiler mal ve hizmet alımı ile yapım işlerini, açık ihale, kapalı zarf usulü ve yazılı veya sözlü olmak üzere doğrudan veya pazarlık usullerinden herhangi biri ile yapabilir.
(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/180 md.) Siyasi partiler harcamalarını fatura, fatura yerine geçen belgeler ile bu belgelerin temin edilmesinin mümkün olmadığı hallerde harcamanın doğruluğunu gösterecek muhtevaya sahip olmak şartıyla diğer belgelerle tevsik ederler. Ancak kaybolma, yırtılma ve yanma gibi mücbir sebeplerle aslının temin edilemediği hallerde, fatura ve fatura yerine geçen belgeler yerine bu belgeleri düzenleyenlerden alınacak tasdikli örnekleri kullanılabilir.
(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/180 md.) Siyasi partiler ücret mukabili geçici veya sürekli olarak çalıştırdıkları kişilere ödedikleri ayni ve nakdi sağlık ve sosyal yardım giderleri ile amaçlarına ulaşmak için görevlendirdikleri kişiler tarafından yapılan yurt içi ve yurt dışı seyahatlere ilişkin konaklama, yol masrafları ve diğer zorunlu harcamaları gider olarak kayıt edebilirler.
(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/180 md.) Siyasi partiler, mal ve hizmet alım sözleşmelerinden kaynaklanan mahkeme kararları ile ödedikleri miktarı ve masraflarını gider olarak kaydedebilirler.
Denetim:
Madde 75 – Anayasa Mahkemesi, kesinhesaplara ait bilgilerin belgelendirilmesini siyasi partilerden her zaman isteyebilir.
Anayasa Mahkemesi denetimini evrak üzerinde yapar. (Değişik ikinci cümle: 12/8/1999- 4445/11 md.) Bu denetimi, Sayıştaydan yardım sağlanarak hazırlatacağı raporlar üzerinden yapabileceği gibi, siyasi partilerin genel merkezlerinde ve mahalli teşkilatlarında doğrudan doğruya veya kendi üyeleri arasından görevlendireceği bir naip üye veya mahallin en kıdemli adli veya idari yargı hakimi niyabetinde yaptıracağı inceleme ve araştırmalar üzerinden de yapabilir. Bu maksatla, yeminli bilirkişi görevlendirebilir.
Anayasa Mahkemesi, ilgili siyasi partinin başkanından veya temsilcisinden yazılı mütalaa isteyebilir; gerekli görürse sorumlu uzman muhasipler de dahil ilgililerin sözlü açıklamalarını dinleyebilir.
Anayasa Mahkemesi denetimi sonunda, o siyasi partinin gelir ve giderlerinin doğruluğuna ve kanuna uygunluğuna veya kanuna uygun olmayan gelirler ile giderler dolayısıyla da bunların Hazineye gelir kaydedilmesine karar verir.
Siyasi partilerin büyük kongrelerinin kesinhesaplar hakkındaki kararları, Anayasa Mahkemesinin denetimini etkilemez. (Ek cümle: 12/8/1999 – 4445/11 md.) Anayasa Mahkemesinin bu denetim sonucunda vereceği kararlar kesindir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Mali Hükümlerin Müeyyideleri
Hazinece elkoyma:
Madde 76 – (Değişik birinci fıkra: 12/8/1999 – 4445/12 md.) Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak bağış kabul ettiği,mal veya gelir edindiği Anayasa Mahkemesince tespit edilen siyasi partilerin, bu yolla elde ettikleri gelirlerin tamamının, Kanunda belirtilen miktarlardan fazla gelirlerle, taşınmaz malların kanuni miktarı geçen kısmının karşılığının Hazineye irat kaydedilmesine, taşınmaz malların ise Hazine adına tapuya tesciline karar verilir.
Bu Kanunun 67 nci maddesi hükmüne aykırı olarak siyasi partilere sağlanan kredi veya borçlar üzerine Anayasa Mahkemesi kararıyla Hazinece elkonulur, kredi veya borcu verene karşı Hazine hiçbir yükümlülük altına girmez.
Bu Kanunun 69 uncu maddesinde belirtilen esaslara aykırı olarak bir siyasi partinin tevsik edilmeyen kaynaklardan gelir sağladığı anlaşılırsa, Anayasa Mahkemesi kararıyla bu gelir Hazineye irat kaydedilir.
Belgelendirilmesi gerektiği halde belgelendirilmeyen parti giderleri miktarınca parti malvarlığı, Anayasa Mahkemesi kararıyla Hazineye irat kaydedilir.
Paraya çevirme:
Madde 77 – Bu Kanunun 68 inci maddesinde belirtilen esaslara aykırı olarak bir siyasi partinin taşınmaz mallara sahip olduğu anlaşılırsa, Anayasa Mahkemesinin kararıyla ve bu Mahkemenin göstereceği süre içinde siyasi parti tarafından bu malların paraya çevrilmesi yoluna gidilir.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Siyasi Partilerle İlgili Yasaklar
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaçlar ve Faaliyetlerle İlgili Yasaklar
Demokratik Devlet düzeninin korunması ile ilgili yasaklar:
Madde 78 – Siyasi partiler:
a) Türkiye Devletinin Cumhuriyet olan şeklini; Anayasanın başlangıç kısmında ve 2 nci maddesinde belirtilen esaslarını; Anayasanın 3 üncü maddesinde açıklanan Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, diline, bayrağına, milli marşına ve başkentine dair hükümlerini; egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunun ancak, Anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanılabileceği esasını; Türk Milletine ait olan egemenliğin kullanılmasının belli bir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı veya hiçbir kimse veya organın, kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağı hükmünü; seçimler ve halkoylamalarının serbest, eşit, gizli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılması esasını değiştirmek;
Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, dil, ırk, renk, din ve mezhep ayrımı yaratmak veya sair herhangi bir yoldan bu kavram ve görüşlere dayanan bir devlet düzeni kurmak;
Amacını güdemezler veya bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar, başkalarını bu yolda tahrik ve teşvik edemezler.
b) Bölge, ırk, belli kişi, aile, zümre veya cemaat, din, mezhep veya tarikat esaslarına dayanamaz veya adlarını kullanamazlar.
c) Sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini veya zümre egemenliğini veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamazlar ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar.
d) Askerlik, güvenlik veya sivil savunma hizmetlerine hazırlayıcı nitelikte eğitim ve öğretim faaliyetlerinde bulunamazlar.
e) Genel ahlak ve adaba aykırı, amaçlar güdemezler ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar.
f) Anayasanın hiçbir hükmünü, Anayasada yer alan hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette bulunma hakkını verir şekilde yorumlayamazlar.
İKİNCİ BÖLÜM
Milli Devlet Niteliğinin Korunması
Bağımsızlığın korunması:
Madde 79 – Siyasi partiler:
a) Türkiye Cumhuriyetinin, milletlerarası hukuk alanında bağımsızlık ve eşitlik ilkesine dayanan hukuki ve siyasi varlığını ortadan kaldırmak yahut milletlerarası hukuk gereğince münhasıran Türkiye Cumhuriyetinin yetkili olduğu hususlara diğer devletlerin, milletlerarası kuruluşların ve yabancı gerçek ve tüzelkişilerin karışmasını sağlamak amacını güdemezler ve bu amaçlara yönelik faaliyette bulunamazlar.
b) (Mülga: 12/8/1999 – 4445/25 md.)
c) (Değişik: 12/8/1999 – 4445/13 md.) Yabancı devletlerden,uluslararası kuruluşlardan Türk uyruğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden herhangi bir suretle, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yardım kabul edemezler, bunlardan emir alamazlar ve bunların Türkiye’nin bağımsızlığı ve ülke bütünlüğü aleyhindeki karar ve faaliyetlerine katılamazlar.
Devletin tekliği ilkesinin korunması:
Madde 80 – Siyasi partiler, Türkiye Cumhuriyetinin dayandığı Devletin tekliği ilkesini değiştirmek amacını güdemezler ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar.
Azınlık yaratılmasının önlenmesi:
Madde 81 – Siyasi partiler:
a) Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde milli veya dini kültür veya mezhep veya ırk veya dil farklılığına dayanan azınlıklar bulunduğunu ileri süremezler.
b) Türk dilinden veya kültüründen başka dil ve kültürleri korumak, geliştirmek veya yaymak yoluyla Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde azınlıklar yaratarak millet bütünlüğünün bozulması amacını güdemezler ve bu yolda faaliyette bulunamazlar.
c) Tüzük ve programlarının yazımı ve yayınlanmasında, kongrelerinde, açık veya kapalı salon toplantılarında, mitinglerinde, propagandalarında Türkçe’den başka dil kullanamazlar; Türkçe’den başka dillerde yazılmış pankartlar, levhalar, plaklar, ses ve görüntü bantları, broşür ve beyannameler kullanamaz ve dağıtamazlar; bu eylem ve işlemlerin başkaları tarafından da yapılmasına kayıtsız kalamazlar. Ancak, tüzük ve programlarının kanunla yasaklanmış diller dışındaki yabancı bir dile çevrilmesi mümkündür.
Bölgecilik ve ırkçılık yasağı:
Madde 82 – Siyasi partiler, bölünmez bir bütün olan ülkede, bölgecilik veya ırkçılık amacını güdemezler ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar.
Eşitlik ilkesinin korunması:
Madde 83 – Siyasi partiler, herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu prensibine aykırı amaç güdemez ve faaliyette bulunamazlar.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Atatürk İlke ve İnkılaplarının ve Laik Devlet Niteliğinin Korunması
Atatürk ilke ve inkılaplarının korunması:
Madde 84 – Siyasi partiler, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarmak ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini korumak amacını güden:
a) 3 Mart 1340 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu,
b) 25 Teşrinisani 1341 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanun,
c) 30 Teşrinisanı 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun,
d) 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medeni nikah esası ile aynı Kanunun 110 uncu maddesi,
e) 20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkamın Kabulü Hakkında Kanun,
f) 1 Teşrinisani 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun,
g) 26 Teşrinisani 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa gibi Lakap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun,
h) 3 Kanunuevvel 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun,
Hükümlerine aykırı amaç güdemezler ve faaliyette bulunamazlar.
Atatürk’e saygı:
Madde 85 – Siyasi partiler, Türk Milletinin Kurtarıcısı, Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Atatürk’ün şahsiyet ve faaliyetlerini veya hatırasını kötülemek veya küçük düşürmek amacını güdemez ve buna yol açabilecek davranış ve faaliyetlerde bulunamazlar. Parti adları ile amblemlerinde Atatürk’ün adını veya resmini kullanamazlar.
Laiklik ilkesinin korunması ve halifeliğin istenemeyeceği :
Madde 86 – Siyasi partiler, Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğinin değiştirilmesi ve halifeliğin yeniden kurulması amacını güdemez ve bu amaca yönelik faaliyetlerde bulunamazlar.
Dini ve dince kutsal sayılan şeyleri istismar yasağı:
Madde 87 – Siyasi partiler, Devletin sosyal veya ekonomik veya siyasi veya hukuki temel düzenini, kısmen de olsa dini esas ve inançlara uydurmak amacıyla veya siyasi amaçla veya siyasi menfaat temin ve tesis eylemek maksadıyla dini veya dini hissiyatı veya dince mukaddes tanınan şeyleri alet ederek her ne suretle olursa olsun propaganda yapamaz, istismar edemez veya kötüye kullanamazlar.
Dini gösteri yasağı:
Madde 88 – Siyasi partiler, herhangi bir şekilde dini tören ve ayin tertipleyemez veya parti sıfatıyla bu gibi tören ve ayinlere katılamazlar.
Siyasi partiler, dini bayramları, ayinleri ve cenaze törenlerini parti gösterilerine ve propagandalarına vesile yapamazlar.
Devlet protokolünce düzenlenen cenaze törenleri ile partisinden bir üyenin ölümü halinde veya parti nezaketinin gereği olarak bir diğer parti üyesinin veya bağımsız kişinin cenaze töreninde partinin temsili ve parti adına çelenk gönderilmesi ile anma törenleri, bayramlaşmalar, siyasi propagandaya dönüştürülmemek şartıyla birinci fıkradaki yasağın dışındadır.
Diyanet İşleri Başkanlığının yerinin korunması:
Madde 89 – Siyasi partiler, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek özel kanunda gösterilen görevleri yerine getirmek durumunda olan Diyanet İşleri Başkanlığının, genel idare içinde yer almasına ilişkin Anayasanın 136 ncı maddesi hükmüne aykırı amaç güdemezler.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli Yasaklar
Tüzük ve programlar ile parti faaliyetlerine ilişkin sınırlamalar:
Madde 90 – Siyasi partilerin tüzük, program ve faaliyetleri Anayasa ve bu Kanun hükümlerine aykırı olamaz.
Siyasi partiler, tüzük ve programları dışında faaliyette bulunamayacakları gibi seçimlerde başka bir partiyi destekleme kararı da alamazlar.
Yan kuruluşlar yasağı:
Madde 91 – (Mülga: 12/8/1999 – 4445/25 md.)
Dernek, sendika, vakıf, kooperatif ve meslek kuruluşlarıyla siyasi ilişki ve işbirliği yasağı:
Madde 92 – (Mülga: 12/8/1999 – 4445/25 md.)
Parti içi çalışmaların demokrasi esaslarına uygun olma zorunluluğu:
Madde 93 – Siyasi partilerin parti içi çalışmaları, parti yönetimi, denetimi; parti organları için yapılacak seçimler ile parti genel başkanlığınca, genel merkez organlarınca ve parti gruplarınca alınan kararları ve yapılan eylem ve işlemleri parti tüzüğüne, parti üyeleri arasındaki eşitlik ilkesine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz.
Üniforma giydirme ve güvenlik kuvvetlerinin görevlerini üstlendirme yasağı:
Madde 94 – Siyasi partiler, üyeleri ve personeli için üniforma, üniforma niteliğinde kıyafet veya kol bağı ve benzeri alametler ihdas edemez ve bunları kullandıramazlar. Ancak her kademedeki parti kongreleri ile toplantılarında görevlendirilen parti üyeleri ve personel bu görevleri gereği olarak şerit, kurdela ve benzeri işaretler kullanabilirler.
Siyasi partiler herhangi bir kimseye veya topluluğa güvenlik kuvvetlerinin görev veya yetkilerini üstlenmesi görevini veremezler ve parti kongre ve toplantılarında üyelerinin bu şekilde hareketlerine müsaade edemezler.
Kapatılan siyasi partiler ve mensuplarının durumu (1)
Madde 95 – (Değişik: 12/8/1999 – 4445/14 md.)
Kapatılan siyasi parti bir başka ad altında kurulamaz. Bir siyasi partinin kapatılmasına söz veya eylemleriyle neden olan kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesinin kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmi Gazetede gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve denetçisi olamazlar. Siyasi partiler bu kişileri hiçbir suretle seçimlerde aday gösteremezler.
Kullanılamayacak parti adları ve işaretler:
Madde 96 – (Değişik birinci fıkra : 19/6/1992 – 3821/8 md.) Anayasa Mahkemesince temelli kapatılan veya siyasi parti siciline kayıtlı bulunan siyasi partilerin isimleri, amblemleri, rumuzları, rozetleri ve benzeri işaretleri aynen veya iltibasa mahal verecek şekilde başka bir siyasi partice kullanılmayacağı gibi, daha önce kurulmuş Türk devletlerine ait topluma mal olmuş bayrak, amblem ve flamalar da siyasi partilerce kullanılmaz. (2)
(Değişik: 19/6/1992 – 3821/8 md.) Kurulacak siyasi partiler Anayasa Mahkemesince kapatılan siyasi partilerin devamı olduklarını beyan edemez ve böyle bir iddiada bulunamazlar.
Komünist, anarşist, faşist, teokratik, nasyonal sosyalist, din, dil, ırk, mezhep ve bölge adlarıyla veya aynı anlama gelen adlarla da siyasi partiler kurulamaz veya parti adında bu kelimeler kullanılamaz.
12 Eylül 1980 Harekatına karşı beyan ve tutum yasağı:
Madde 97 – (Mülga: 12/8/1999 – 4445/25 md.)
——————————
(1) Bu madde başlığı, “Temelli kapatılan siyasi partiler mensuplarının durumu” iken, 12/8/1999 tarih ve 4445 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
(2) 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ve benzeri işaretleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynen veya iltibasa mahal verecek şekilde” ibaresi eklenmiştir.
BEŞİNCİ KISIM
Siyasi Partilerin Kapatılması
Görevli mahkeme ve savcılık:
Madde 98 – (Değişik: 12/8/1999 – 4445/15 md.) Siyasi partilerin kapatılması davaları, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından Anayasa Mahkemesinde açılır. (Ek cümle: 2/1/2003-4778/9 md.) Siyasî partilerin kapatılması davalarında kapatılmaya karar verilebilmesi için beşte üç oy çokluğu şarttır.
Anayasa Mahkemesince verilen kararlar kesindir.
Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianamesine esas teşkil edecek olayların araştırılması ve soruşturulmasında ve davanın açılması ve yürütülmesinde Cumhuriyet savcılarına ve sorgu hakimlerine tanınan bütün yetkilere sahiptir. Ancak; Anayasanın ve kanunların sadece hakimler tarafından kullanılabileceğini belirttiği yetkiler bunun dışındadır.
(Değişik: 12/8/1999 – 4445/15 md.) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı siyasi partilerden incelenmek üzere gerekli gördüğü belgeleri isteyebilir.
Siyasi partiler, Cumhuriyet Başsavcılığının isteklerine en geç onbeş gün içinde cevap vermek zorundadırlar.
Cumhuriyet Başsavcısı, soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcıvekili veya yardımcıları eliyle de yürütebilir.
Cumhuriyet Başsavcısının soruşturma için görevlendirdiği Başsavcı yardımcılarının, Yargıtay üyeliğine seçilmeleri hali hariç, soruşturma sonuçlanıncaya kadar süreli veya süresiz başka bir göreve atanmaları Cumhuriyet Başsavcısının yazılı muvafakatına bağlıdır.
Siyasi partilerle ilgili yasakları inceleme kurulu:
Madde 99 – Siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin isteklerin, Cumhuriyet Başsavcılığınca reddi halinde, yapılan itirazları incelemek üzere Siyasi Partilerle İlgili Yasakları İnceleme Kurulu kurulmuştur.
Bu Kurul, Yargıtay ceza daireleri başkanlarından kurulur. Bunların en kıdemlisi Kurulun Başkanıdır. Daire başkanlarının özürleri halinde dairenin en kıdemli üyesi Kurula katılır. Kurul üye tamsayısı ile toplanır. Karar yeter sayısı, üye tamsayısının salt çoğunluğudur.
Siyasi partilerle ilgili yasaklara aykırılık halinde dava açılması:
Madde 100 – (Değişik birinci fıkra: 2/1/2003-4778/10 md.) Anayasada yazılı nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir siyasî partinin kapatılması davasının açılması;
a) Re’sen,
b) Bakanlar Kurulu kararı üzerine Adalet Bakanının istemiyle,
c) Bir siyasî partinin istemi üzerine,
Olur.
Ancak, bir siyasi partinin Cumhuriyet Başsavcılığından dava açılmasını isteyebilmesi için, bu partinin son milletvekili genel seçimlerine katılmış olması, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunması, ilk büyük kongresini yapmış olması, partinin merkez karar ve yönetim kurulunun üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu ile dava açılmasının istenmesi yolunda karar alınmış bulunması ve istemin parti adına parti genel başkanı tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak yapılmış olması gerekir.
Cumhuriyet Başsavcılığı, Adalet Bakanının veya partinin yazılı isteminde yeterli delil bulunduğu kanısına varırsa davayı açar. Yeterli delil bulunmadığı kanısına varırsa dava açmayacağını istemde bulunan Adalet Bakanına veya siyasi parti genel başkanlığına yazı ile bildirir.
Adalet Bakanının veya siyasi partinin, cumhuriyet Başsavcılığının bildirimi üzerine, bu bildirimin tebliği tarihinden başlayarak otuz gün içinde Siyasi Partilerle İlgili Yasakları İnceleme Kuruluna yazı ile itirazda bulunma hakkı vardır.
Kurul, itirazı ivedilikle en geç otuz gün içinde inceler; itirazı haklı görmezse dava açılmaz; haklı görürse, Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasa Mahkemesine dava açmakla yükümlüdür.
Bu maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde yer alan hükümler milletvekili genel seçimiyle, bu seçimin yenilenmesine veya milletvekili ara seçimlerine dair verilen kararın Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten başlayarak oy verme gününün ertesi gününe kadar geçecek süre içinde uygulanamaz.
Anayasadaki yasaklara aykırılık halinde partilerin kapatılması (1)
Madde 101 – (Değişik: 12/8/1999 – 4445/16 md.)
Anayasa Mahkemesince bir siyasi parti hakkında kapatma kararı;
a) Bir siyasi partinin tüzük ve programının Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik cumhuriyet ilkelerine aykırı olması, sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlaması, suç işlenmesini teşvik etmesi,
b) Bir siyasi partinin, Anayasanın 68 inci maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı eylemlerin işlendiği odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespiti,
c) Bir siyasi partinin, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alması,
Hallerinde verilir.
(Ek:26/3/2002-4748/4 md.) Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki fıkranın (a) ve (b) bentlerinde sayılan hallerde temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasî partinin almakta olduğu son yıllık Devlet yardımı miktarının (…) (2) (…) (2) kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına, yardımın tamamı ödenmişse aynı miktarın Hazineye iadesine karar verebilir.
Cumhuriyet Başsavcılığının isteklerine uyulmaması halinde yapılacak işlem:
Madde 102 -(Değişik birinci fıkra:26/3/2002-4748/4 md.) Siyasî partilerin faaliyetlerinin izlenmesi amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istediği bilgi ve belgeleri bildirilen süre içinde vermeyen siyasî partiye Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ikinci bir yazı tebliğ olunur. Bu yazıda, bildirilen süre içinde cevap verilmediği ve istek yerine getirilmediği takdirde o siyasî partinin (…) (3) Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılması için dava açılabileceği de belirtilir. Bu tebliğde bildirilecek süre içinde yine istek yerine getirilmez veya cevap verilmezse Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı o siyasî partinin (…)(3) Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılması için Anayasa Mahkemesinde re`sen dava açabilir. (Ek cümle: 2/1/2003-4778/11 md.) Siyasi parti, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bu istemlerine karşı Anayasa Mahkemesine itiraz edebilir.
(Ek:12/8/1999-4445/17 md.) Parti büyük kongresi, merkez karar ve yönetim kurulu veya bu kurulun iki ayrı kurul olarak oluşturulduğu haller, Türkiye Büyük Millet Meclisi grup yönetim kurulu, Türkiye Büyük Millet Meclisi grup genel kurulu, parti genel başkanı dışında kalan parti organı, mercii veya kurulu tarafından Anayasanın 68 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan hükümlere aykırı fiilin işlenmesi halinde, fiilin işlendiği tarihten başlayarak iki yıl geçmemiş ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı söz konusu organ, mercii veya kurulun işten el çektirilmesini yazı ile o partiden ister. Parti üyeleri 68 inci maddenin dördüncü fıkra hükümlerine aykırı fiil ve konuşmalarından dolayı hüküm giyerler ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu üyelerin partiden kesin olarak çıkarılmasını o partiden ister. (1)
_______________
(1) Bu madde başlığı 12/8/1999 tarihli ve 4445 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
(2) Bu arada bulunan “… yarısından az olmamak kaydıyla,…” ve “… bu yardımdan …” ibareleri; Anayasa Mahkemesinin 16/7/2003 tarihli ve E.:2002/104, K.:2003/72 sayılı Kararı ile iptal edildiğinden madde metninden çıkarılmıştır.
(3) Bu arada geçen, “kapatılması ya da” ibareleri, 2/1/2003 tarihli ve 4778 sayılı Kanunla metinden çıkarılmıştır.
(Değişik:26/3/2002-4748/4 md.) Siyasî parti, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde istem yazısında belirtilen hususu yerine getirmediği takdirde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasa Mahkemesinde o siyasî partinin (…)(2) Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılması için dava açar. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamenin tebliğinden itibaren otuz gün içinde ilgili siyasî parti tarafından söz konusu parti organı, merci veya kurulun işten el çektirilmesi ve parti üyesi veya üyelerin partiden kesin olarak çıkarılmaları halinde, o partinin (…)(2) Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılması için açılan dava düşer. Aksi takdirde Anayasa Mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ve siyasî parti temsilcilerinin sözlü açıklamalarını, gerekli gördüğü hallerde diğer ilgilileri ve konu üzerinde bilgisi olanları da dinlemek suretiyle açılmış bulunan davayı karara bağlar.
Bir siyasi partinin yasak eylemlere odak olması hali:
Madde 103 – (Değişik:12/8/1999-4445/18 md.)
Bir siyasi partinin Anayasanın 68 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne aykırı eylemlerin odak halini oluşturup oluşturmadığı hususu Anayasa Mahkemesince belirlenir.
(İptal: Ana.Mah.`nin 12/12/2000 tarihli ve E.: 2000/86, K.:2000/50 sayılı kararı ile.)
(Ek:26/3/2002-4748/4 md.) Bir siyasî parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.
Diğer sebeplerle başvuru
Madde 104 – (Değişik birinci fıkra:12/8/1999-4445/19 md.) Bir siyasi partinin bu Kanunun 101 inci maddesi dışında kalan emredici hükümleriyle diğer kanunların siyasi partilerle ilgili emredici hükümlerine aykırılık halinde bulunması sebebiyle o parti aleyhine Anayasa Mahkemesine, Cumhuriyet Başsavcılığınca re`sen yazı ile başvurulur.
(Değişik: 2/1/2003-4778/12 md.) Anayasa Mahkemesi, söz konusu hükümlere aykırılık görürse bu aykırılığın giderilmesi için ilgili siyasî parti hakkında ihtar kararı verir. (İptal ikinci cümle: Ana.Mah.`nin 11/6/2009 tarihli ve E.: 2008/5, K.:2009/81 sayılı Kararı ile.)
__________________
(1) Bu fıkrada geçen “Cumhuriyet Başsavcılığı” ibaresi, 26/3/2002 tarih ve 4748 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
(2) Bu arada geçen, “kapatılması ya da” ibareleri, 2/1/2003 tarihli ve 4778 sayılı Kanunla metinden çıkarılmıştır.
(Ek fıkra: 18/6/2014-6545/39 md.) Tüzüklerinde Anayasa Mahkemesince temelli kapatılan veya siyasi parti siciline kayıtlı bulunan siyasi partilerin isimleri, amblemleri ve rumuzlarını aynen veya iltibasa mahal verecek şekilde kabul eden veya kullanan siyasi parti aleyhine Anayasa Mahkemesine, Cumhuriyet Başsavcılığınca resen veya ilgili siyasi parti tarafından doğrudan yazı ile başvurulur. Anayasa Mahkemesi başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde isim, amblem ve rumuzlarla ilgili olarak siyasi parti siciline kayıt önceliğine göre yapacağı incelemede bu Kanunun 96 ncımaddesinin birinci fıkrasına aykırılık görürse, aykırılık teşkil eden isim, amblem ve rumuzların hükümsüzlüğüne ve siyasi parti sicilinden terkinine karar verir.
Seçimlere katılmama nedeniyle dava açılması:
Madde 105 – (İptal: Ana. Mah.nin 1/4/2003 tarihli ve E.:2003/21, K.:2003/13 sayılı Kararı ile.)
İdari mercilerin, savcıların vemahkemelerin görevi:
Madde 106 – Bu Kanunun 101, 103 ve 104 üncü maddelerinde belirtilen fiil ve haller hakkında bilgi edinen idari merciler, bu bilgileri mahalli Cumhuriyet savcılığına derhal ve yazılı olarak intikal ettirirler. Mahkemeler de, bu gibi fiil ve halleri öğrendikleri zaman durumu derhal mahalli Cumhuriyet savcılığına yazı ile duyururlar. Cumhuriyet savcılıkları, bu bilgileri hemen Adalet Bakanlığına ve belgeleriyle birlikte Cumhuriyet Başsavcılığına yazı ile bildirirler.
Kapatılan partinin malları:
Madde 107 – Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatılan siyasi partinin bütün malları Hazineye geçer.
Kapatma kararını Bakanlar Kurulu uygular.
Kapanma kararının kapatmaya ilişkin hükmün sonuçlarına etkili olamayacağı:
Madde 108 – (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 8/12/2010 tarihli ve E.: 2010/17, K.: 2010/112 sayılı Kararı ile.)
ALTINCI KISIM
Siyasi Partilerin Kapanması
Kapanma kararı:
Madde 109 – Bir siyasi partinin kapanmasına ancak büyük kongrece karar verilebilir. Bu karar gizli oyla alınır; karar yeter sayısı, parti tüzüğünde belirtilen toplanma yeter sayısının salt çoğunluğudur.
Siyasi partinin kapanmasına karar verilirse, bu karar derhal kapanan partinin genel başkanlığı tarafından, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı, Cumhuriyet Başsavcılığı ve İçişleri Bakanlığına bildirilir.
Siyasi partinin tüzelkişiliği, büyük kongrenin kapanma kararını aldığı tarihte sona erer.
Kapanan siyasi partilerin malları:
Madde 110 – Kapanan bir siyasi partinin malları, büyük kongre toplanma yeter sayısının salt çoğunluğunun oyu ile alacağı bir karar üzerine, bir diğer siyasi partiye veya başka bir parti ile birleşmek için kapanma kararı alınmışsa, birleşeceği partiye, ilgili partinin de kabul etmesi şartıyla devredilebilir. Aksi halde kapanan siyasi partinin malları Hazineye geçer.
Kapanma kararları, Hükümetin devamlı gözetim ve denetimi altında, büyük kongrenin görevlendireceği bir tasfiye kurulu eliyle uygulanır.
Kapatılması için hakkında soruşturma veya dava açılmış olan bir siyasi parti, kapanma ve buna bağlı olarak parti mallarının devrine dair karar aldığı takdirde, soruşturma veya dava sonuçlanıncaya kadar devir işlemi yapılmaz.
YEDİNCİ KISIM
Ceza Hükümleri
Cumhuriyet Başsavcılığına ve Anayasa Mahkemesine gerekli bilgilerin verilmemesi:
Madde 111 – Siyasi partilerin:
a) Cumhuriyet Başsavcılığınca tutulacak siciller için istenen bilgi ve belgeleri vermeyen veya 102 nci madde hükümlerine aykırı hareket eden sorumluları hakkında, üç aydan altı aya kadar hafif hapis ve onbeş milyon liradan otuz milyon liraya kadar hafif para cezası, (1)
b) 74 üncü madde hükümlerine aykırı hareket eden sorumluları hakkında, üç aydan altı aya kadar hafif hapis ve onbeş milyon liradan otuz milyon liraya kadar hafif para cezası, (1)
c) 75 inci madde gereğince yapılan inceleme ve araştırmaları engelleyen sorumluları ile aynı madde gereğince istenen bilgileri vermeyen sorumluları hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis ve altmış milyon liradan az olmamak üzere ağır para cezası, (2)
d) (Ek: 2/1/2003-4778/13 md.) 104 üncü maddeye göre verilen ihtar kararının gereğini yerine getirmeyerek partiyi Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakan sorumlular ile Devlet yardımından faydalanmayan siyasî partilerin sorumluları hakkında üç aydan altı aya kadar hafif hapis cezası,
Verilir.
Tekerrür halinde, bu cezalar yarı nispette artırılarak hükmolunur.
Oylamaya hile karıştırılması:
Madde 112 – Önseçimler ile siyasi parti kongrelerinin seçimleri ve kararları için yapılan oylamalarla, her kademedeki her çeşit parti görevlileri ve yedeklerinin seçimi için yapılan oylamalara ve bu oylamaların sayım ve dökümüne hile karıştıranlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
Parti defter ve kayıtlarının tutulmaması, tahrifi, defterlerin yok edilmesi veya gizlenmesi:
Madde 113 – Bu Kanunun 60 ıncı maddesinde yazılı defter ve kayıtları tutmayanlar, altı aydan bir yıla, bu defter ve kayıtları tahrif veya yok edenler veya gizleyenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
Gerçek dışı üye kaydı yapılması: (3)
Madde 114 – (Değişik: 18/6/2014-6545/40 md.)
Siyasi partiye yazılı üyelik başvurusu bulunmayan veya mevcut olmayan kişileri gerçeğe aykırı olarak üye kaydedenler hakkında bir aydan üç aya kadar hapis ve elli günden iki yüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur.
Organlarda görev alanların bildirilmemesi:
Madde 115 – (Değişik: 28/3/1986 – 3270/19 md.)
Bu Kanunun 33 üncü maddesinde yazılı bildirimi yerine getirmeyen parti sorumluları, onbeşmilyon liradan otuzmilyon liraya kadar hafif para cezasına mahkum edilirler.(4)
Aynı hüküm, her kademedeki parti görevlileri ile yedeklerinin seçimi için yapılacak toplantıların gün ve yerlerini, kongre veya toplantıdan yedi gün önce mahallin en büyük mülki amirliğine bildirmeyen parti sorumluları hakkında da uygulanır.
——————————
(1)Bu fıkralarda yeralan “beşbin liradan onbin liraya kadar hafif para cezası” ibareleri; 12/8/1999 tarih ve 4445 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
(2)Bu fıkrada yeralan “ellibin”ibaresi, 12/8/1999 tarih ve 4445 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
(3) Bu madde başlığı “Mükerrer kayıt:” iken, 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
(4)Bu fıkrada yeralan “beşbin liradan onbin liraya kadar” ibaresi, 12/8/1999 tarih ve 4445 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
Kanuna aykırı bağış, kredi veya borç alınması, borç verilmesi:
Madde 116 – (Değişik: 12/8/1999 – 4445/20 md.)
Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak bağışta bulunan kimse ve bağışı kabul eden parti sorumlusu, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak kredi veya borç veren veya alanlar ile bu krediyi veya borcu alan veya veren parti sorumlusu hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan, Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden yardım veya bağış kabul eden parti sorumlusu veya aday veya aday adayı bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Kanuna aykırı sair davranışlar: (1)
Madde 117 – (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 12/1/2012 tarihli ve E.: 2011/62, K.: 2012/2 sayılı Kararı ile.)
Genel ceza hükümleri:
Madde 118 – Bu Kanunla, 22 Kasım 1972 tarihli ve 1630 sayılı Dernekler Kanununa yapılan atıflar hakkında, söz konusu Kanunda yer alan ve bu Kanun hükümlerine aykırı bulunmayan ceza müeyyideleri, siyasi partiler ve sorumluları hakkında da uygulanır.
Özel yasaklılarla ilgili cezalar:
Madde 119 – (Mülga: 21/5/1987 – 3370/9 md.)
Seçimlerde alınan tedbirlere uymama:
Madde 120 – Bu Kanun hükümlerine göre yapılan seçimlerin düzen içerisinde ve sağlıklı biçimde yürütülmesi amacıyla hakimin ve sandık kurulunun aldığı tedbirlere uymayanlara, eylem daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde üç aydan altı aya kadar hafif hapis cezası verilir.
SEKİZİNCİ KISIM
Çeşitli Hükümler
Diğer kanunların genel olarak uygulanacak hükümleri:
Madde 121 – Türk Kanunu Medenisi ile Dernekler Kanununun ve dernekler hakkında uygulanan diğer kanunların bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri, siyasi partiler hakkında da uygulanır.
Bu Kanunun hükümlerine göre soruşturma yapan Cumhuriyet Başsavcısı, Cumhuriyet Başsavcıvekili ile Cumhuriyet Başsavcı Başyardımcısı veya Cumhuriyet Başsavcı yardımcılarına verilecek yol giderleri, tazminat ve gündelikler hakkında, 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 67 nci maddesi hükümleri uygulanır.
Uygulanmayacak kanun hükümleri:
Madde 122 – 22 Kasım 1972 tarihli ve 1630 sayılı Dernekler Kanununun 40 ıncı maddesi ile 24 Temmuz 1953 tarihli ve 6187 sayılı Vicdan ve Toplanma Hürriyetinin Korunması Hakkında Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinin hükümleri, siyasi partiler hakkında uygulanmaz.
______________
(1) Bu madde Anayasa Mahkemesi’nin 12/1/2012 tarihli ve E.: 2011/62, K.: 2012/2 sayılı Kararı ile iptal edilmiş olup, iptal hükmünün, Kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı 5/7/2012 tarihinden başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi hüküm altına alınmıştır.
Devletçe yardım:
Ek Madde 1 – (27/6/1984 – 3032/2 md. ile gelen Ek Madde hükmü olup teselsül için numaralandırılmıştır.)
Yüksek Seçim Kurulunca son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 33 üncü maddesindeki genel barajı aşmış bulunan siyasi partilere her yıl Hazineden ödenmek üzere o yılki genel bütçe gelirleri “(B) Cetveli” toplamının beşbinde ikisi oranında ödenek mali yıl için konur. (1)
(Değişik birinci cümle: 12/8/1999 – 4445/21 md.) Bu ödenek, yukarıdaki fıkra gereğince Devlet yardımı yapılacak siyasi partiler arasında, bu partilerin genel seçim sonrasında Yüksek Seçim Kurulunca ilan edilen toplam geçerli oy sayıları ile orantılı olarak bölüştürülmek suretiyle her yıl ödenir. Bu ödemelerin o yılki genel bütçe kanununun yürürlüğe girmesini takiben on gün içinde tamamlanması zorunludur.
(Mülga üçüncü fıkra: 12/8/1999 – 4445/21 md.)
(Değişik dördüncü fıkra: 2/3/2014 – 6529/4 md.) Bu madde uyarınca yapılacak yardımlar sadece parti ihtiyaçları veya parti çalışmalarında kullanılır.
(Ek fıkra: 7/8/1988 – 3470/1 md.; Değişik beşinci fıkra: 2/3/2014 – 6529/4 md.) Milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların %3’ünden fazlasını alan siyasi partilere de Devlet yardımı yapılır. Bu yardım en az Devlet yardımı alan siyasi partinin ikinci fıkra gereğince almış olduğu yardım ve genel seçimlerde aldığı toplam geçerli oy esas alınarak kazandıkları oyla orantılı olarak yapılır. Bu fıkra uyarınca yapılacak yardım bir milyon Türk Lirasından az olamaz. Bunun için her yıl Maliye Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konulur.
(Ek fıkra: 7/8/1988 – 3470/1 md.)Yukarıdaki fıkralarda öngörülen yardım miktarları; bu yardımdan faydalanabilecek siyasi partilere, milletvekili genel seçiminin yapılacağı yıl üç katı, mahalli idareler genel seçim yılı için iki katı olarak ödenir. Her iki seçim aynı yıl içerisinde yapıldığında bu ödemenin miktarı üç katı geçemez. Bu fıkra gereğince yapılacak katlı ödemeler, Yüksek Seçim Kurulunun seçim takvimine dair kararının ilanını izleyen 10 gün içinde yapılır.
(Ek fıkra: 12/8/1999 – 4445/21 md.) Bu Kanunun 76 ncı maddesi hükmü dairesinde gelirleri Hazineye irat kaydedilen ve taşınmaz malları Hazine adına tapuya tescil edilen siyasi partilere, bu madde gereğince yapılacak Devlet yardımından, Hazineye irat kaydedilengelirin Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazların toplam değerinin iki katı indirilir.
Ek Madde 2 – (21/5/1987 – 3370/10 md. ile gelen Ek 1 inci Madde hükmü olup numarası teselsül ettirilmiştir.)
İlçe belediye başkanı ile ilçeye bağlı diğer belediyelerin başkanları, üyesi olduğu partinin ilçe kongresinin; büyükşehir belediye başkanları dışındaki il belediye başkanları ile merkez ilçe çevresindeki diğer belediyelerin başkanları merkez ilçe kongresinin; büyükşehir belediye başkanları il kongresinin tabii üyesidirler.
Ek Madde 3 – (21/5/1987 – 3370/10 md. ile gelen Ek 2 nci Madde hükmü olup numarası teselsül ettirilmiştir.)
Bu Kanunun çeşitli maddelerinde adı geçen merkez karar ve yönetim kurulu deyiminden 13 üncü maddedeki merkez karar, yönetim ve icra organları anlaşılır.
——————————
(1) Bu fıkradaki “beşbinde biri” ibaresi, 24/3/1992 tarih ve 3789 sayılı Kanunla “beşbinde ikisi” olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
Ek Madde 4 – (Ek: 31/3/1988 – 3420/12 md.; Mülga: 12/7/1999 – 4445/25 md.)
Ek Madde 5 – (Ek: 31/10/1990 – 3673/3 md.)
2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanunun 29 uncu maddesi gereğince yapılan seçimlerin yenilenmesi hallerinde, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 63,64 ve 65 inci maddelerindeki yasaklar Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunun radyo ve televizyon yayınları hakkında uygulanmaz.
Ek Madde 6 – (Ek: 12/8/1999 – 4445/23 md.)
Bu Kanunun 66 ve 70 inci maddelerinde yer alan parasal değerler her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, o yıl için 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır.
Defter, sicil ve kayıtların tutulma usulü:
Ek Madde 7 – (Ek: 18/6/2014-6545/41 md.)
Bu Kanuna göre tutulacak sicil, dosya, defter ve kayıtlar elektronik ortamda da tutulabilir. Ancak form veya sürekli form şeklinde tutulacak defterler, kullanılmaya başlanmadan önce her bir sayfasına numara verilerek ve onaylatılarak kullanılabilir. Onaylı sayfalar kullanıldıktan sonra defter hâline getirilerek muhafaza edilir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı siyasi parti sicillerine işlenmek üzere elektronik ortamda veri aktarımı, ancak siyasi parti genel merkezleri tarafından ve bu işlerle görevlendirilecek kişilerce yerine getirilir.
DOKUZUNCU KISIM
Geçici Hükümler
Geçici Madde 1 – (Mülga: 21/5/1987 – 3370/9 md.)
Geçici Madde 2 – Bu Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında olup da maddede gösterilen süreler içerisinde siyasi parti kuramayacakları belirtilenlerin, herhangi bir siyasi partinin kurucuları arasında bulunmaları halinde, o siyasi parti tüzelkişilik kazanamaz.
Geçici Madde 3 – Bu Kanunun geçici 1 inci maddesi uyarınca kendilerine özel yasak getirilen kişilerin kimlikleri, statüleri ile hukuki durumları belirtilmek suretiyle Kanunun yayımı tarihinden itibaren yedi gün içinde İçişleri Bakanlığınca tespit edilerek Resmi Gazetede yayımlanır.
Resmi Gazetede yayım tarihinden itibaren onbeş gün içinde ilgililerin İçişleri Bakanlığına itiraz hakları vardır. İçişleri Bakanlığı yapılan itirazları onbeş gün içinde inceleyerek karara bağlar.
Özel yasaklamaya tabi olduğu sonradan anlaşılanlar hakkında da yukarıdaki hükümler uygulanır.
Geçici Madde 4 – Bu Kanunun yürürlüğe girmesini müteakip yapılacak ilk milletvekili genel seçimlerinin sonucunun Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilanına kadar, Milli Güvenlik Konseyi;
Siyasi parti kurmak üzereİçişleri Bakanlığına verilen kuruluş bildirisinde adı yazılı bulunan parti kurucuları üzerinde incelemede bulunmak yetkisine sahiptir. Bu inceleme sonucunda bu görevler için uygun görülmeyenler hakkında; Milli Güvenlik Konseyi, temelli kapatılan siyasi partilerin her kademedeki yöneticileri ile üyelerine parti faaliyetlerine katılma kısıtlılığı getiren Anayasanın 69 uncu maddesi hükümlerine dayalı olarak, üye tamsayısı ile karar alır. Bu suretle hakkında olumsuz karar alınan kurucu yerine, diğer kurucular tarafından yenileri önerilebilir.
Bu inceleme işlemi, kuruluş bildirisinin İçişleri Bakanlığına verilmesi ile birlikte partinin tüzelkişilik kazanması hakkını önlemez ve geciktirmez.
İçişleri Bakanlığı, kendisine verilen kuruluş bildirisi ve eklerinin (Program ve tüzük hariç) birer örneğini yirmidört saat içinde Milli Güvenlik Konseyi Başkanlığına ulaştırır.
Milli Güvenlik Konseyi inceleme sonucunu ilgili partiye iletmek üzere İçişleri Bakanlığına ve aynı zamanda Cumhuriyet Başsavcılığına yirmi gün içinde bildirir.
Tebliğ tarihinden itibaren beş gün içinde Milli Güvenlik Konseyinin kararını yerine getirmeyen siyasi partiler hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca Anayasa Mahkemesinde kapatma davası açılır.
Geçici Madde 5 – Bu Kanunun yürürlüğe girmesini müteakip kurulacak siyasi partilerin teşkilatlanmaları aşağıdaki esaslara göre yapılır:
a) İlk genel seçimler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp, Başkanlık Divanı oluşuncaya kadar geçecek süre içinde kurulan siyasi partilerin, genel başkan, merkez karar ve yönetim kurulu ve merkez disiplin kurulu üyeleri; partinin tüzelkişilik kazanmasını takip eden yedi gün içinde ilgili siyasi parti tarafından İçişleri Bakanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Bu organlarda meydana gelen değişiklikler de, değişikliğin yapıldığı tarihten itibaren yedi gün içinde aynı makamlara bildirilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen süre içinde gerekli bildirimi yapmayan parti sorumluları hakkında bu Kanunun 115 inci maddesi hükümleri uygulanır.
b) Bu Kanuna göre kurulacak siyasi partiler ilçe, il ve büyük kongrelerini ilk genel seçimler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp, Başkanlık Divanı oluşumundan sonra ve bu tarihten itibaren iki yıl içinde yaparlar.
c) Bu Kanunun öngördüğü şekilde çeşitli parti kademelerinin kongreleri yapılıncaya kadar, partilerin geçici il ve ilçe teşkilatına ait zorunlu organları, kurucular kurulu (genel başkan, merkez karar ve yönetim kurulu ile merkez disiplin kurulu üyeleri ve bu kurullara katılmayan kurucular) tarafından oluşturulur.
Geçici Madde 6 – (Değişik: 10/6/1983 – 2839/62 md.)
Bu Kanunun yürürlüğe girmesini müteakip, yapılacak ilk milletvekili genel seçimleri için önseçim yapılmaz.
Milletvekili adayları, seçim çevrelerinin çıkaracakları milletvekili sayısı kadar gösterilir.
Milletvekili adayları; doğrudan kurucular kurulu üyelerinin en az üçte iki çoğunluğu tarafından milletvekili genel seçim tarihinden en az yetmiş gün önce tespit edilir ve Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı ile Adalet Bakanlığına bildirilir. Seçimle ilgili müteakip işlemler seçim mevzunatına göre yürütülür.
Bu Kanunun ve Seçim Kanununun çeşitli hükümlerinde yer alan seçim çevrelerinde iki kat aday gösterilmesine ilişkin hükümler, ilk milletvekili genel seçimlerinde uygulanmayıp seçim çevrelerinin çıkaracakları milletvekili sayısı şeklinde uygulanır.
Geçici Madde 7 – Bu Kanunun yayımlanmasını müteakip yapılacak ilk milletvekili genel seçim tarihinden yetmiş gün öncesine kadar geçecek süre içinde bir siyasi partinin; bir başka siyasi partinin kapatılmasına ilişkin dava açma isteminde bulunabilmesi için bu Kanunun 100 üncü maddesinde öngörülen;
a) Milletvekili genel seçimlerine katılmış olmak,
b) Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunmak,
c) İlk büyük kongresini yapmış olmak,
Şartları aranmaz.
İlk milletvekili genel seçimlerinden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp Başkanlık Divanı oluşuncaya kadar geçecek süre içinde, bu Kanunun dördüncü kısmında yer alan hükümleri ihlal sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir partinin kapatılması için dava açılması konusunda Milli Güvenlik Konseyi de Adalet Bakanı kanalıyla istemde bulunabilir.
100 üncü maddede gösterilen itiraz ve itirazın incelenmesiyle ilgili süreler, bu geçici madde kapsamına giren istemler bakımından onar gün olarak uygulanır.
Geçici Madde 8 – Kurulacak siyasi partilerin tüzelkişilik kazanabilmeleri için bu Kanunun 8 inci maddesine göre, düzenlemekle yükümlü bulundukları kuruluş bildirisi ve buna eklenecek belgeler 16 Mayıs 1983 gününden itibaren İçişleri Bakanlığına verilir.
Bu tarihe kadar olan süre içerisinde siyasi parti kurmak için gerekli olan ve bu Kanunda öngörülen hazırlık çalışmalarında ve temaslarda bulunulabilir.
Geçici Madde 9 – 29 Haziran 1981 tarih ve 2485 numaralı Kurucu Meclis Hakkında Kanunun Danışma Meclisi üyelerinin ilk genel seçimlerde herhangi bir siyasi partinin kontenjan adayı olamayacaklarına ilişkin 31 inci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
Geçici Madde 10 – 16 Ekim 1981 tarih ve 2533 sayılı Kanunla feshedilmiş bulunan siyasi partilerin 11 Eylül 1980 tarihindeki il ve ilçe başkanlarından,
a) 11 Eylül 1980 tarihine kadar beş defa arka arkaya seçilmiş bulunanların, bu Kanuna göre kurulacak yeni bir partideki aynı görevlere yeniden seçilebilmeleri için aradan dört yıllık bir sürenin geçmesi gerekir. Bu sürenin başlangıç tarihi olarak 16 Ekim 1981 tarihi kabul edilir.
b) On yıldan az süreyle il veya ilçe başkanlığı yapmış olanlar ise bu Kanun hükümlerine göre kurulacak siyasi partilerde il veya ilçe başkanlığı yapabilirler, ancak 16 Ekim 1981 tarihinden önce yapmış oldukları il veya ilçe başkanlığı süreleri bu Kanun hükümlerine göre yapabilecekleri azami il ve ilçe başkanlığı sürelerinin hesabında göz önünde bulundurulur.
Bu madde hükümlerine uymayan siyasi partiler hakkında bu Kanunun 104 üncü maddesi hükümleri uygulanır.
Geçici Madde 11 – Bu Kanunun yürürlüğe girmesini müteakip yapılacak ilk milletvekili genel seçimleri tarihinden önce kurulacak siyasi partilerin çeşitli kademedeki kongreleri yapılıncaya kadar geçecek sürede genel başkanlık ile il ve ilçe başkanlığına getirilenlerin bu görevlerde bulunmaları arka arkaya altı veya beş defa seçilme haklarında herhangi bir kayba sebep teşkil etmez.
Geçici Madde 12 – Bu Kanunun yürürlüğe girmesini müteakip kurulacak siyasi partilerin, il ve ilçe yönetim kurulu başkan ve üyelik görevlerine getirilenlerden, geçici 6 ncı madde hükümlerine göre partilerinin kurucular kurulu tarafından görev yaptıkları yerden milletvekili adayı olarak tespit edilip Yüksek Seçim Kuruluyla Adalet Bakanlığına bildirilenlerin, bildirim tarihinde bulundukları il ve ilçe yönetim kurulu başkanlıkları ile üyelik görevleri sona erer.
Geçici Madde 13 – (27/6/1984 – 3032/3 md. ile gelen Geçici 11 inci Madde hükmü olup madde numarası teselsül ettirilmiştir.)
1984 yılı içinde siyasi partilere Devletçe yapılacak yardım bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on gün içerisinde genel bütçe gelirleri “B” Cetveli toplamı dikkate alınmak suretiyle Maliye ve Gümrük Bakanlığı bütçesinde yer alan yedek ödenekten karşılanır.
Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yapılacak, ilk genel milletvekili seçimine kadar, 25 Mart 1984 tarihinde yapılmış olan; Mahalli İdareler seçimine katılmış siyasi partilere o yılın bütçesine, siyasi partilere Devlet yardımı için konan ödeneğin % 30’u ayrılır ve ayrılan bu ödenek Siyasi Partilerin İl Genel Meclisi seçimlerinde kazandıkları sandalye sayısına göre paylaştırılır.
Ödeneğin geri kalan % 70’i ise T. B. M. M.’nde grubu bulunan partilere 6 Kasım 1983 tarihinde yapılmış olan genel seçimlerde aldıkları geçerli oyların, bu partilerin toplam olarak aldıkları geçerli oylara oranına göre bölüştürülerek ödenir.
(Ek fıkralar: 9/4/1987 – 3349/1 md.):
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle Türkiye Büyük Millet Meclisinde Grubu bulunan Siyasi Partiler yukarıdaki fıkralarda ifade edilen seçimlere katılmamış olsalar bile Devlet yardımından faydalanırlar. Bu miktar 150 000 000 (yüzelli milyon) TL. sından aşağı olamaz. Bu maksatla gerekli ödenek 27/6/1984 tarih ve 3032 sayılı Kanunla konulan Ek Maddede öngörülen sınırlamaya bağlı olmaksızın Maliye ve Gümrük Bakanlığı Bütçesinin yedek ödenek tertibinden karşılanır.
Siyasi Partiler Kanununa 27/6/1984 tarih ve 3032 sayılı Kanunla Eklenen Ek 1 inci maddede yazılı beşbinde bir oranındaki yardım miktarı bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk milletvekili genel seçimi yılı için üç misline çıkartılır. Artırılan miktar bu Kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildiği tarihte Grubu Bulunan Siyasi Partilere milletvekili sayılarına göre taksim edilerek ödenir.
Geçici Madde 14 – (28/3/1986 – 3270/20 md. ile gelen Geçici 13 üncü Madde hükmü olup madde numarası teselsül ettirilmiştir.)
Siyasi Partiler Kanununda yapılan değişikliklerin yürürlüğe girmesini müteakip,siyasi partilerin olağan büyük kongreleri toplanıncaya kadar, partilerin merkez karar ve yönetim kurulları bu değişikliklerin gerektirdiği tüzük tadilatını yapmaya yetkilidir.
Geçici Madde 15 – (21/5/1987 – 3370/11 md. ile gelen Geçici 14 üncü Madde hükmü olup numarası teselsül ettirilmiştir.)
Bu Kanunda yapılan değişikliklerin yürürlüğe girmesini müteakip siyasi partilerin olağan büyük kongreleri toplanıncaya kadar, Merkez Karar ve Yönetim Kurulları bu değişikliğin gerektirdiği tüzük tadilatını yapmaya yetkilidir.
Geçici Madde 16 – (Ek: 31/10/1990 – 3673/4 md; Mülga: 29/4/2005 – 5341/1 md.)
Geçici Madde 17 – (Ek: 25/12/1993 – 3945/2 md.)
Siyasi partiler tüzüklerinde gerekli değişiklikleri yapıncaya kadar merkez karar organları istifaya ilişkin usul ve esasları tespite yetkilidir.
Geçici Madde 18 – (Ek: 12/8/1999 – 4445/24 md.)
Siyasi partilerin merkez karar ve yönetim kurulları, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içerisinde gerekli görülen tüzük değişikliğini yapmaya yetkilidir. Bu değişiklikler izleyen ilk büyük kongrenin onayına sunulur.
Geçici Madde 19 – (Ek: 3/4/2013-6456/54 md.)
13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla Siyasi Partiler Kanununun 74 üncü maddesinde yapılan değişiklik hükümleri, anılan değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi tarafından sonuçlandırılmamış denetimler hakkında da uygulanır.
ONUNCU KISIM
Yürürlük veYürütme
Yürürlük:
Madde 123 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme:
Madde 124 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
22/4/1983 TARİHLİ VE 2820 SAYILI KANUNA İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER:
1 – 31/3/1988 tarih ve 3420 sayılı Kanunun geçici maddeleri:
Geçici Madde 1 – Cumhuriyet Başsavcılığının, Siyasi Partiler Kanununun 10 uncu maddesine bu Kanunla eklenen fıkra gereğince 1988 yılı içinde yapacağı harcamalarını karşılayacak miktarı, Adalet Bakanlığı 1988 yılı bütçesi seçim giderleri ödeneğinden, bu Bakanlığın talebi üzerine Yargıtay Başkanlığı bütçesine aktarmaya ve bu konuda gerekli işlemleri yapmaya Maliye ve Gümrük Bakanı yetkilidir.
Geçici Madde 2 – Siyasi Partiler, bu Kanunun 5 inci maddesi ile değiştirilen 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 42 nci maddesine göre önseçime esas üye listelerinin eksiklerini tamamlayarak bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içinde 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 10 uncu maddesi gereğince Cumhuriyet Başsavcılığına bildirirler.
Geçici Madde 3 – Bu Kanunda yapılan değişikliklerin yürürlüğe girmesini müteakip, siyasi partilerin olağan büyük kongreleri toplanıncaya kadar Merkez Karar ve Yönetim Kurulları bu değişikliğin gerektirdiği tüzük tadilatını yapmaya yetkilidir.
2 – 17/5/1990 tarih ve 3648 sayılı Kanunun geçici maddesi:
Geçici Madde – Siyasi partilerin merkez karar ve yönetim kurulları, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içerisinde, gerekli görülen tüzük değişikliğini yapmaya yetkilidir.
3 – 31/10/1990 tarih ve 3673 sayılı Kanunun geçici maddesi:
Geçici Madde – Siyasi partilerin merkez karar, yönetim ve icra organları, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içerisinde gerekli görülen tüzük değişikliğini yapmaya yetkilidir.
2820 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN
YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE
Değiştiren Kanunun/ Numarası
2820 sayılı Kanunun değişen veya iptal edilen maddeleri
Yürürlüğe Giriş Tarihi
2839
–
13/6/1983
3032
–
9/7/1984
3270
–
15/4/1986
3349
–
22/4/1987
3370
–
26/5/1987
3377
–
3/6/1987
3420
–
13/4/1988
3470
–
1/1/1988 tarihinden geçerli olmak üzere 13/8/1988
3648
–
25/5/1990
3673
–
2/11/1990
3789
–
28/3/1992
3821
–
3/7/1992
3945
–
28/12/1993
4125
–
28/10/1995
4381
–
2/8/1998
4445
–
14/8/1999
4748
–
9/4/2002
4778
–
11/1/2003
5341
Geçici Madde 16
7/5/2005
6111
66, 74
25/2/2011
Anayasa Mahkemesinin 12/1/2012 tarihli ve E.:2011/62 ve K.: 2012/2 sayılı kararı
117
1/5/2013
6456
Geçici Madde 19
18/4/2013
2820 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN
YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE
Değiştiren Kanunun/ Numarası
2820 sayılı Kanunun değişen veya iptal edilen maddeleri
Ramiz Erinç Sağkan, 24 Nisan 1978 tarihinde dünyaya geldi. 1995 yılında eğitime başladığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1999 yılında mezun oldu. Ayrıca, Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden eğitim aldı. Gümüşhane, Şiran’lıdır.
Avukatlık stajını tamamladıktan sonra Ankara Barosuna kaydoldu ve serbest avukatlık yaptı. Ceza Hukuku, Kamu İhale ve Sözleşmeleri Hukuku, Şirketler Hukuku ve Spor Hukuku alanlarında çalıştı.
Sağkan’ın Ankara Barosu’ndaki Görevleri
Ankara Barosu’nun çeşitli kurul ve merkezlerinde görev yaptı. Metin Feyzioğlu‘nun Ankara barosu başkanlığı döneminde, 2010-2013 yıllarında yönetim kurulu üyesi oldu. Sema Aksoy başkanlığındaki 2013-2014 döneminde ve Hakan Canduran başkanlığındaki 2014-2018 döneminde yönetim kurulu üyeliğine devam etti. 2014-2016 yılları arasında Ankara Barosu Genel Sekreterliği görevini yürüttü. 2016-2018 arasında ise başkan yardımcısı olarak çalıştı.
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Avukatlık Hukuku alanında öğretim görevlisi olarak ders verdi.
Türk Hukukçular Birliği Derneği Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. Özellikle Avukatlık Hukuku ve Meslek Sorunları hakkında çok sayıda panel, konferans, sempozyum ve toplantıda yer aldı.
20-21 Ekim 2018 tarihinde yapılan Ankara Barosu Genel Kurulunda, Demokratik Sol Avukatlar Grubu adına yarıştı. 15 bin 633 avukatın katılımıyla yapılan seçimde, oyların 7 bin 227’sini alarak Ankara Barosu Başkanı seçildi.
2021 yılında yapılan ertelenmiş genel kurul toplantısında yeniden başkan oldu.
Sağkan, Ankara Barosu Başkanı iken 4-5 Aralık 2021 tarihinde Ankara’da yapılan Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulunda Metin Feyzioğlu’na karşı “Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu’nda Birlik başkanlığına adaylığımı, tüm kamuoyuna büyük bir heyecan ve saygı ile bildiririm. Savunmanın ağır ve organize bir saldırı altında yargı üçlemesinden soyutlanmaya ve parçalanmaya çalışıldığı bu dönemde; tüm baroların katkı ve katılımı ile savunmayı yeniden vazgeçilmezliğine ve saygınlığına hep birlikte kavuşturacağız” şeklindeki açıklamasıyla aday oldu. Feyzioğlu’nun 156 oyuna karşılık 182 oy ile başkan seçildi.
İlk basın açıklamasında “TBB başkanlık katı avukatlara kapalıydı, öncelikle o kat avukatlara açılacak. Oranın gerçek sahibi avukatlar ve stajyerlerdir.” dedi.
Sağkan, 8 Aralık 2024 günü yapılan seçimlerde Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına yeniden seçildi.
Erinç Sağkan, iyi derecede İngilizce bilmektedir.
Erinç Sağkan başkanlığındaki Ankara Barosu, YSK’nin aldığı kararlara karşı ‘Hukuksuzluğun tam da karşısındayız’ pankartı asmıştı.
Hakkında Açılan Dava
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve Ankara Barosu Başkanı iken yönetim kurulunda bulunan 11 kişi hakkında, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, 24 Nisan 2020 tarihinde Ankara’daki Hacı Bayram Camisi’nde verdiği hutbenin içeriğiyle ilgili yaptıkları basın açıklamasıyla ilgili olarak başlatılan soruşturma sonucunda; “kamu görevlisine dini inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklaması nedeniyle görevinden dolayı hakaret” suçlamasıyla dava açıldı. TCK 125/1, 3 ve 5. fıkralarında düzenlenen suçlardan 1 yıldan 2 yıla kadar hapis cezaları talep edilen davaya ilişkin yargılama Ankara Batı 3. Ağır Ceza Adliyesi Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Mahkeme, 17 Mayıs 2023 tarihinde sanıkların tamamı hakkında beraat kararı verdi.
Seri katil, 30 günden daha uzun bir zaman diliminde ve arada bekleme dönemleri de olacak şekilde 3 veya daha fazla kişiyi öldüren kişidir.
İnsanlar, tarih boyunca birbirini öldürdü, birbirine zulüm ve işkence etti. Seri Katil olarak tanımlanan bazı insanlar ise diğer insanlardan daha fazla kötülük yaptı ve daha çok insan öldürdü.
Amerikalı seri katil ve tecavüzcüdür. Seri katil teriminin kullanıldığı ilk kişidir. 1973 yılında Utah Üniversitesi Hukuk Fakültesine kaydoldu. Bir süre bu okulda okudu. 1974-1978 yıllarında, ABD’nin çeşitli bölgelerinde çok sayıda genç kadını kaçırdı, tecavüz etti ve öldürdü.
Abdullah Palaz
Seri katil Abdullah Palaz, ikisi baltayla, sekizi bıçak ve falçatayla, geri kalanları ise ateşli silahlarla olmak üzere aralarında cezaevi görevlilerinin de olduğu 43 kişiyi öldürdü ve 300’den fazla kişiyi yaraladı. İlk cinayetini 12 yaşında iken işledi ancak bu cinayet faili meçhul kaldı. 15 kişinin katil zanlısı olarak ilk kez Konya Cezaevine girdi. Konyalı Efeler grubunun koğuşunu basarak 7 kişiyi öldürdü ve Antep Canavarı lakabını bu cezaevinde aldı. Abdullah Dayı olarak da anıldı. 4 defa idam cezasına ve 740 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 38 farklı cezaevinde 48 yıl yattı. Cezaevinde de birçok cinayet işledi. Kumara ve uyuşturucuya bulaşanları cezalandırdı. Nazım Hikmet ile Bursa Cezaevinde dostluk kurduktan sonra, Cezaevi müdürüyle konuşup Nazım Hikmet ile aynı koğuşta kalmak istediğini söyledi. Kimseyi öldürmemesi koşuluyla kabul edildi ve aynı koğuşta kaldıkları süre zarfında kimseyi öldürmedi. Nazım Hikmet başka bir cezaevine gönderilince başta cezaevi müdürü olmak üzere birçok kişiyi daha öldürdü. Bu olaydan sonra Sinop Cezaevi gönderildi. Tatar Ramazan ve Ramiz Dayı karakterlerine ilham kaynağı oldu. Hakkında, “Abdullah Dayı – Azrail’in Öbür Adı Antep Canavarı” adlı bir kitap yazıldı. Ayrıca, kendi hayatını bir kitapta topladı. 1991 yılında çıkarılan Şartlı Salıverme Yasası’yla tahliye olan Abdullah Palaz dokuz ay sonra hayatını kaybetti.
Donald Harvey – 15 Nisan 1952 – 30 Mart 2017
Donald Harvey
87 kişiyi öldürdüğü iddia edildi. Kalp hastalarını yastıklarıyla boğarak acılarını hafifletmek için öldürmeye başladığını iddia etti. Öldürmekten zevk almaya başlayarak kendini ölüm meleği olarak tanımladı. Kurbanları genelde hastanede idi. 37 ile 57 arasında kurbanı olduğu tahmin edilmektir. 28 müebbet hapis cezasının infazına devam edilmekte iken ölüm cezasından kurtulmak için cinayet suçlamalarını kabul etti.
Pedro Rodrigues
Hapishanedeki diğer suçluları öldüren Brezilyalı seri katildir. Öldürdüğü 47 kişi olduğu tahmin edilmektedir.
Yavuz Yapıcıoğlu (tornavidalı Katil) – 1967 – ….
Türkiye’nin kriminoloji tarihinde yer alan en tehlikeli sanıklarından biridir. Polis kayıtlarına göre 20 kişinin ölümüne sebep oldu. Bunların yanı sıra 50’ye yakın cinayetin şüphelisi olarak anıldı. Cinayet işlerken tornavida kullandığı için “Tornavidalı Katil” olarak anılmaya başlandı. Cinayet işlemeye başlamadan evvel bir tarikata katıldığı iddia edildi. İlk olarak kendisine “Günaydın” dediği için aynı mahalleden komşusu olan bir kızı, onun nişanlısını ve 3 arkadaşını, ardından da kaçarken durdurduğu bir aracın şoförünü öldürdü. Daha sonra kendi anneannesinin canına kıydı. Ankara otogarında simit parası istediği bir kişi ona para vermeyi reddedince tenha bir köşeye kadar onu takip edip sonra da öldürdü. O sırada bu olaya şahit olan biri daha vardı ve ne yazık ki o kişi de canından oldu. Belçikalı bir turiste dondurma ısmarlamak istedi, reddedilince o anki sinirle onu da öldürdü. Pertevniyal Lisesi’nin önünde tartışan bir hademe ile kız öğrenciye saldırıp hademeyi öldürdü. Kız öğrenci ise kurtulmayı başardı. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün kayıtlarına göre 18, bazı kaynaklarda 40, bazı kaynaklarda ise 43 kişinin ölümünden sorumlu olduğu iddia edilmiştir. 1993 yılında iki üniversite öğrencisine tecavüz edip öldürdü, ancak bu cinayetlerin Yapıcıoğlu tarafından işlendiğine dair yeterli delil bulunamadı. Çıkarıldığı mahkemede Yapıcıoğlu’nun akıl sağlığının yerinde olmadığı ve bu sebeple cezai ehliyetinin olmayacağı kararına varıldı. Tedavi olması için kaldırıldığı hastanede çırılçıplak bir halde koridorlarda dolaşıp “Ben İsa’yım” demeye başladı. Hastanedeki hasta bakıcı ve hastalara saldırdı, onları yaraladı. Ardından hastanede yangın çıkardı. En son 2002 yılında Çorlu’da bir spor tesisinin üç bekçisini öldürdü, sonra da sığınmak istediği bir caminin imamını ve orada bulunanları ağır yaraladı. Yargılandığı davada “Bir katil, bir canavar değilim. Ben gerçek Atatürk’üm.” dedi. Sonradan akli dengesinin yerinde olmadığı düşünülsün diye böyle yaptığını itiraf etti. Mahkeme tarafından oluşturulan bir kurulca akıl sağlığının yerinde olduğuna karar verildi ve cezaevine konuldu. Halen cezaevinde.
Beyoğlu’nda doğmuştur. Sabıka kaydına göre 1898 doğumlu ve Osmanlı tebaasına bağlı bir terzi çırağı idi. Türkiye kriminoloji tarihinin bilinen ilk seri katilidir. İstanbul yeraltı dünyasından diğer isimlerle birlikte kendi çetesini kurduktan sonra 13’ü polis olmak üzere 21 kişiyi öldürdüğü tahmin edilmektedir. Daha çok gasp yapıyor ve polisleri öldürmeyi tercih ediyordu. Bilinen ilk cinayeti haraç istediği Muhallebici Recep Usta, ilk öldürdüğü polis memuru ise Mehmet Efendi’dir. Ahilya’nın cinayetleri işleyiş tarzı sebebiyle başka devletler tarafından gönderilmiş bir ajan olabileceği yönünde şüpheler doğmuştur. İstanbul’u birbirine katmış, işlediği cinayetler ve karıştığı olaylarla İstanbul suç dünyasında çok hızlı parlamıştır. 15 yıl kürek cezasına çarptırılmış olsa da tünel kazarak hapishaneden firar etmiştir. Yunanistan’a kaçtıktan sonra orada da bir cinayet işlemiş, yeniden saklanmak zorunda kalmış, Selanik’e ve ardından da sahte pasaportla İstanbul’a dönmüştür. Bir çatışma sonrası yaralanmış, bir evde saklanmakta iken sevgilisinin babası tarafından ihbar edilmiş ve gece baskınında Selda Alkor’un babası Muharrem Alkor tarafından öldürülmüştür. Muharrem Alkor, daha sonra ‘Hristo’yu Ben Öldürdüm’ isimli bir kitap yazmıştır. ‘İstanbul Kan Ağlarken‘ ve ‘Namus Bekçisi’ filmleriyle beyaz perdeye aktarılmıştır Polis Müdüriyetine mektuplar göndererek, “Hepinizin kanını içeceğim” dediği rivayet edilmektedir.
Gary Ridgway – 18 Şubat 1949
Kayıtlara geçmiş en fazla cinayeti işleyen ikinci Amerikalıserikatildir. 48 ayrı cinayetten mahkûmiyetine karar verilmiş, yargılama aşamasında ise bu sayının iki katı civarında cinayet işlediğini itiraf etmiştir. Öldürdüğü kişilerin çoğunun hayat kadınları, savunmasız durumda olan kadınlar ve evden kaçmış reşit olmayan kızlar olduğu bilinmektedir. Kurbanlarını boğarak veya iple öldürüp ormanlık bölgelere götürerek cinsel ilişkiye girmiştir.
Henry Lee Lucas – 23 Ağustos 1936-12 Mart 2001
1960 yılından 1983’e kadar birçok cinayet işledi. 11 kişiyi öldürmekten suçlu bulundu ve 1998’de ömür boyu hapse mahkum oldu. Debra Jackson’ı öldürmekten ölüm cezasına çarptırıldı. 12 Mart 2001’de saat 11:00’de Lucas 64 yaşında iken hapishanede ölü bulundu.
Albert Fish – 19 Mayıs 1870 – 16 Ocak 1936
Seri katil ve yamyamdır. Genellikle küçük ve savunmasız çocukları kurban seçti. Cinayetlerinde mutlaka işkenceler uyguluyor, tecavüz ediyor, etlerini yiyor, kurbanlarına acı çektirmekten büyük zevk duyuyor ve bunları din adına yaptığını düşünüyordu. Kendisine de çeşitli işkenceler uyguluyor, kendi idrarını içip, çivili sopayla kendini dövmek, kasıklarına iğne batırmak gibi cinsel ve fiziksel işkencelerle, günahlarından ötürü kendisini cezalandırdığına inanıyordu.
Daniel Camargo Barbosa – 22 Ocak 1930 – 13 Kasım 1994
Seri katil ve tecavüzcüdür. 1970 ve 1980’lerde Kolombiya ve Ekvador çevresinde 150’ye yakın genç kıza tecavüz edip öldürmesi ile bilinmektedir. Kurbanlarına tecavüz ettikten sonra, bir pala yardımı ile onları kesmekteydi. 1989 yılında yargılanarak suçlu bulunmuş ve sadece 16 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. 1994 yılında, kurbanlarından birinin kuzeni olan Geovanny Noguera tarafından Ekvador cezaevinde öldürülmüştür.
Fritz Haarmann – 25 Ekim 1879 – 15 Nisan 1925
Alman seri katildir. Hannover Kasabı olarak da bilinmektedir. Suç işlemeye 16 yaşında başlamış, 1896’da tutuklanmış, daha sonra akıl hastanesine yatırılmış ancak hastaneden kaçmıştır. 27 cinayet iddiası ile yargılanmış, 24 cinayetten suçlu bulunmuş, üç cinayetten ise beraat etmiştir. Kurbanları genellikle 10 ile 22 yaş aralığındaki erkeklerdir. Kurbanlarını boğazlarını ısırma, parçalama, cinsel saldırı ve benzeri şekillerde öldürme yöntemleri uygulamıştır.
Dr. Harold Frederick Shipman – 14 Ocak 1946 – 13 Ocak 2004
Seri katil ve pratisyenhekimdir. Modern tarihin en profesyonel seri katillerinden biri olduğuna inanılmaktadır. 31 Ocak 2000’de, hastalarından 15‘ini öldürmekten suçlu bulunmuştur. Soruşturma sonucunda 218 kurban belirlenmiş, bunların çoğunun yaşlı kadınlar olduğu ve toplam kurban sayısının 250 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Shipman’ın davası 5 Ekim 1999’da Preston Crown Court’ta başlamış, 31 Ocak 2000’de jüri tarafından suçlu bulunmuştur. Hapiste iken hücresinde kendini asmıştır.
Carl Panzaram – 28 Haziran 1891-5 Eylül 1930
Seri katil, tecavüzcü ve sadisttir. Göçmenlerden oluşan bir grup tarafından tecavüze uğradıktan sonra sonra sayısı belirsiz erkeğe ve çocuğa tecavüz etmiştir. İşlediğini itiraf ettiği 21 cinayet ve 1000’i aşkın tecavüz suçu bulunmaktadır. İdamından önce “Yaptıklarım için üzgün değilim, kendim dahil tüm lanet olası insan ırkından nefret ediyorum. Yaşamım boyunca 21 kişi öldürdüm, binlerce soygun, hırsızlık ve yangının failiyim ve aynı zamanda binden fazla adamı arkalarından becerdim. Yaptıklarımdan dolayı en ufak bir pişmanlık duymuyorum. Bende vicdan yok ve bundan da zerre rahatsız değilim.“ demiştir.
Pedro López – 8 Ekim 1948 – ….
Sekiz yaşındayken, küçük kız kardeşine cinsel istismarda bulundu. Kendisine tecavüz eden iki adamı öldürdü. Güney Amerika, Kolombiya, Peru ve Ekvador’da üç yüzün üzerinde çocuğa tecavüz etti ve öldürdü. 1980 yılında, dokuz ile on iki yaş arasındaki 53 çocuğun toplu mezarı polis tarafından bulundu. Lopez, kendisini “yüzyılın adamı” olarak tarif etmiş ve suçları hakkında bir kitap yazacağını söyleyerek övünmüştü. 110 genç kızın cinayetinden sorumlu olarak tutuklanmış, suçlarını itiraf etmiş, ancak arkasında delil bırakmadığı anlaşılmıştır. Ömür boyu hapis cezasıyla yargılanmış, 1998 yılında ‘iyi halden’ serbest bırakılmış, kurbanların yakınları başına ödül koymuştur. Kolombiya’da tekrar göz altına alınmış, üç sene hastanede yatmış ve serbest bırakılmış, kendisinden bir daha haber alınamamıştır. Andes Canavarı olarak anılmıştır.
Leonard Lake – 29 Ekim 1945 – 6 Haziran 1985 / Charles Ng – 24 Aralık 1960 – …..
Lake ve Ng, erkek, kadın ve çocuklara yönelik tecavüz, işkence ve cinayet modelini uyguladı. Mahkeme kayıtlarına göre, erkekleri ve bebekleri hemen öldürdüler, ancak kadınları öldürmeden önce tecavüz edip işkence ettiler. Lake, 11 ile 25 arasında kurbana tecavüz etti, işkence yaptı ve öldürdü. 1985 yılında yakalandığında elbisesine sakladığı siyanür ile intihar etti. Suç ortağı Ng Hong Kong’lu idi. Kanada ile ABD arasında yargı yetkisi tartışmasının ardından Kaliforniya’ya iade edildi, yargılandı ve 11 cinayetten hüküm giydi. San Quentin Devlet Hapishanesi’nde idam edileceği günü beklemektedir. Bu ikili hakkında, “Die for Me – The Terrifying True Story of the Charles Ng/Leonard Lake Torture Murders” isimli kitap yazılmıştır. Ayrıca, “The Miranda Murders Uncut: Lost Tapes of Leonard Lake and Charles Ng” adlı bir film bulunmaktadır.
Charles Manson – 12 Kasım 1934-19 Kasım 2017
Suç tarihinin en popüler ikonlarından biridir. Manson ve takipçileri, Ağustos 1969’da ırklar arası savaş başlatmak için iki gecede yedi kişiyi vurarak ve bıçaklayarak öldürdü. Manson, cinayetleri doğrudan kendisi gerçekleştirmemiş olsa da cinayetlerin emrini verip planlamasından dolayı, 1971 yılında birinci derece 7 cinayetten mahkûm edildi. California Eyalet Hapishanesinde solunum yetmezliği ve kolon kanserinden kaynaklanan kalp durmasından ötürü öldü. “Manson” adındaki belgesel Robert Hendrickson ve Laurence Merrick tarafından 1973 yılında; “Charles Manson Superstar“ adındaki belgesel ise Nikolas Schreck tarafından 1989 yılında çekildi.
Tommy Lynn Sells – 28 Haziran 1964-3 Nisan 2014
Amerikalı seri katildir. İlk cinayetini 15 yaşında işledi. Bir çocuğa oral seks yapan bir adamı öfkeyle öldürdüğünü söyledi. 1990’larda yargılandı, hapis cezası aldı ancak cinayet suçlamalarından 2 Ocak 2000 tarihinde tutuklandı. İşlediği bir cinayetten ölüm cezası aldı ve 3 Nisan 2014’te idam edildi. Mahkeme kararına yansımamış olsa da polis yetkililerin tespitleri toplam 22 cinayet işlediğini göstermektedir.
Dean Corll – 24 Aralık 1939-8 Ağustos 1973
Amerikalı seri katildir. Yoksul çocuklara ücretsiz şeker dağıttığı için halk arasında Şeker Adam olarak bilindi. Birçok korku filminde ikon olarak kullanılmıştır. 1970-73 yıllarında, 13 ile 20 yaşları arasındaki düşük gelirli erkeklerden oluşan en az 28 kurbanı olduğu düşünülmektedir. Kurbanlarını kandırdıktan sonra boğarak ya da kurşunla öldürmüştür. Cinsel tacize, dayak ve işkence cinayetlerin parçasıydı. Suç ortağı Elmer Wayne Henley tarafından 1973 yılına öldürülmüştür.
John Wayne Gacy – 17 Mart 1942 – 10 Mayıs 1994
Katil Palyaço olarak bilinmektedir. Partilerde palyaçoluk yaparak ünlenen Amerika’nın en önemli seri katillerindendir. İlk cinayetini Ocak 1972’de işledi. 1978 yılında işlediği bir cinayetten yakalandı ve tüm cinayetleri ifşa oldu. Gacy dedektiflere ilk cinayetini Ocak 1972’de gerçekleştirdiğini itiraf eti. Evinin altında 27 kurbanın çürümüş cesedi bulundu. Bütün kurbanlar erkekti. İki cesedi bahçeye gömmüş, dört cesedi de nehre atmıştı. Yargılaması beş hafta sürdü, jüri tarafından hızlıca suçlanarak 33 cinayetten suçlu bulundu ve idam cezasına mahkum edildi. Cezaevine girdiğinde duvarlara palyaço resimleri çizdi. Kurbanlarına palyaçoluk yaparken kullandığı hileli kelepçeler olduğunu söylediği gerçek kelepçeler takarak güvenli bir şekilde kelepçelendikten sonra boğazlarına ip geçirerek veya tahta parçasını gırtlaklarına bastırarak tecavüz ediyor ve öldürüyordu. 10 Mayıs 1994’te gece yarısı zehirli iğne ile infaz edildi. Son sözleri ise “Kıçımı öpün!” oldu.
Jeffrey Dahmer – 21 Mayıs 1960 -28 Kasım 1994
Wisconsin’de Joyce Annette ve analitik kimyacı Lionel Herbert Dahmer’in oğlu olarak 21 Mayıs 1960’da dünyaya geldi. İlk cinayetini 1978 yazında işledi. Aralıklarla öldürmeye devam etti. İki erkeği 1988’de, birini de 1989’da öldürdü. 26 Eylül 1988’de, 13 yaşındaki çocuğu taciz etmesi nedeniyle tutuklandı ve şartlı tahliye edildi. 1990’da dört, 1991’de sekiz cinayet işledi. Toplamda 17 genç erkeği ve çocuğu öldürdü. Cinayetleri genel olarak tecavüz, işkence, parçalama, nekrofili ve yamyamlık gibi suçlarla beraber işledi. 1994 yılında babası Lionel Dahmer, A Father’s Story (Bir Babanın Hikayesi) adında bir kitap yayımladı ve gelirlerin bir kısmını kurbanların ailelerine ayırdı.
Özkan Zengin
Seri katil Özkan Zengin’in lakabı ‘Kuyucu Katildir. Hedefi genelde eşcinseller oldu. Onlarla samimiyet kurup, boş bir alana götürüp öldürüyor, sonra da cesetlerini bir kuyuya atıyordu. 2008 yılında İstanbul’da iki ayda 4 kişiyi öldürdü.
David Berkowitz – 1 Haziran 1953 – …….
David Berkowitz
New York’ta başlayan sekiz silahlı saldırıyı kabul eden Amerikalı bir seri katildir. 1 Haziran 1953’te Brooklyn’de,(New York) doğdu. Temmuz 1977’ye kadar altı kişiyi öldürdü ve yedi kişiyi de yaraladı. Öldürme çılgınlığı adı altında New Yorkluları terörize etti ve dünya çapında ün kazandı. 10 Ağustos 1977’de tutuklandı ve sekiz silahlı saldırıyla suçlandı, hepsini itiraf etti. 17 yaşında asker alınmış ve Birleşik Devletler Ordusunda görev yapmıştı. İşlediği suçlarla övünüyor ve polisle alay ediyordu. 1970’lerden itibaren suça karışmaya başladığı ve birçok faili meçhul olayın faili olduğu tahmin ediliyor.
Susan Atkins – 7 Mayıs 1948 – 24 Eylül 2009
Susan Atkins
Amerikalı bir seri katildir. Manson’ın takipçileri 1969 yazında beş haftalık bir süre içinde Kaliforniya’da dört yerde dokuz cinayet işledi. Atkins, bu cinayetlerin sekizinde yer aldığı için suçlu bulundu ve 1970 yılında ölüm cezasına çarptırıldı. Ölüm cezası daha sonra Kaliforniya Yüksek Mahkemesi tarafından bozularak ömür boyu hapse çevrildi. Hapisteyken iki kez evlendi. İkinci evliliğini Harvard Hukuk mezunu bir erkek ile yaptı. Atkins, 24 Eylül 2009’da cezaevindeyken doğal yollardan öldüğü tarihe kadar hapiste tutuldu. Ölümü sırasında, California’nın en uzun süre görev yapan kadın mahkûmuydu,
Richard Muñoz Ramirez – 17 Temmuz 1954 – …….
Richard Ramirez, seri cinayetlerine başladığında 24 yaşındaydı ve sonradan psikopatlaşan bir kati olarak bilindi.
29 Şubat 1960 günü Teksas’ta doğdu. ABD’nin California eyaletinde 1984’ten 1985’e kadar 13 kişiyi öldürdü. İlk cinayetini 10 Nisan 1984’te San Francisco’nun Tenderloin bölgesinde işledi. Yaşadığı otelin bodrum katında, 9 yaşındaki Mei Leung’i önce dövdü, tecavüz etti ve sonra da öldürdü. İkinci maktul 79 yaşındaki Jennie Vincow idi ve onu 28 Haziran 1984’te canice öldürdü. Cinayetlerinde yaş ayrımı yapmadı ve birçok kişiyi öldürmeye devam etti. Amerikan medyası tarafından “Gece Avcısı” (Night Stalker) lakabı takıldı.30 Ağustos 1985’te yakalandı. Duruşma için jüri seçimi 22 Temmuz 1988’de başladı. Dava sırasında mektup yazıp ziyaretine gelen hayran kitlesi oluştu. 3 Ekim 1996’da Kaliforniya’daki San Quentin Eyalet Hapishanesinde bir hayranı ile evlendi ancak daha sonra boşandı.. 20 Eylül 1989’da hakkındaki tüm suçlamalardan hüküm giydi; on üç cinayet, beş cinayet teşebbüsü, on bir cinsel saldırı ve on dört hırsızlıktan mahkum oldu. Ramirez’in on dokuz ölüm cezasını onaylayan yargıç, eylemlerinin “herhangi bir insan anlayışının ötesinde zulüm, iğrençlik ve ahlaksızlık” sergilediğini belirtti. Cinayetlerinde, tabanca, bıçak, pala, lastik demir ve çekiç gibi çok çeşitli silahlar kullandı. Satanist olduğunu iddia etti ve hiçbir pişmanlık belirtisi göstermedi. Temyiz itirazları reddedildi. San Quentin Cezaevinde, 1989 yılından beri idam cezasının infaz edilmesini beklerken 7 Haziran 2013 günü California’da hapishanede öldü. Suç ortağı olduğu düşünülen kişi hakkında yeterli kanıt bulunamadı.
Dennis Andrew Nilsen – 23 Kasım 1945 – 12 Mayıs 2018
Maceracı bir çocukluk yaşadı ve eğitiminde ortalamanın üzerinde notlar aldı. Tarih ve sanata ilgi gösterdi. 1978 ile 1983 yılları arasında Londra’da en az on iki genç erkek ve çocuğu öldüren İskoç asıllı bir seri katil ve nekrofili idi. Kurbanlarını kandırması ve boğarak öldürmesi ile tanındı.
Daily Mirror Gazetesi, 12 Şubat 1983 tarihli sayısında Nilsen’in son kurbanı Stephen Sinclair ile ilgili bir haber yaptı
İlk kurbanı olan 14 yaşındaki Stephen Holmes’u 30 Aralık 1978’de öldürdü. Cinayetlerini, çeşitli tekliflerle kandırarak ikamet ettiği Londra’daki ikamet adresine getirdiği kişileri öldürerek işledi. Her cinayetin ardından, kurbanlarını yıkıyor, giydiriyor, süslüyor ve sonunda ateşle yakıp, küllerini lavabodan yok ediyordu. 1978 ile 1983 arasında, on iki erkek ve çocuğu öldürdüğü ve yedi kişiyi öldürmeye teşebbüs ettiği bilinmektedir. Kendisi yaklaşık on altı kişiyi öldürdüğünü itiraf etti. Old Bailey’de altı cinayet ve iki cinayete teşebbüsten hüküm giyen Nilsen, 4 Kasım 1983’te ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Yargılama sırasında Nilsen, kurbanlarından bazılarının çıplak bedenlerine bakarken mastürbasyon yaptığını ve altı kurbanının bedeniyle cinsel ilişkiye girdiğini de itiraf etti. Sonraki yıllarda Nilsen, Full Sutton yüksek güvenlikli hapishaneye kapatıldı. Temyiz başvuruları reddedildi. Kuzey Londra’nın Muswell Hill semtinde işlediği için Muswell Hill Katili olarak tanındı. 12 Mayıs 2018’de York Hastanesinde tedavi görürken öldü. Hakkında, “How to Make a Serial Killer: The Twisted Development of Innocent Children” isimli kitap yazıldı; “Öldürmek için doğmuş” ve “Nilsen Dosyaları” isimli televizyon dizileri ile “Cinayet İçin Geri Sayım” isimli film çekildi. Ayrıca, “Memories of a Murderer: The Nilsen Tapes” adlı belgesel yayınlandı.
John Christie- 8 Nisan 1899-15 Temmuz 1953
İngiliz seri katil ve nekrofildir. Karısı Ethel de dahil olmak üzere en az sekiz kişiyi Londra, Notting Hill, Rillington Place’deki dairesinde boğarak öldürdü. Cinayetlerini 1943 ile 1953 arasında, kendi evinde ve boğarak işledi, bazılarına baygın haldeyken tecavüz etti. Yakalandığında, polis sorgusunun ardından iki kurbanın kalıntıları evin bahçesinde bulundu. Karısının cesedi ise evin döşeme tahtalarının altında bulundu. Tutuklandı ve karısını öldürmekten suçlu bulundu, ölüm cezasına çarptırıldı ve ardından 15 Temmuz 1953 tarihinde 54 yaşında iken idam edildi. En az 8 cinayet işlediği düşünülen seri katille ilgili birçok inceleme ve araştırma yapıldı, kitaplar yazıldı.
Billy Milligan -14 Şubat 1955 -12 Aralık 2014
Kampüs Tecavüzcüsü olarak da bilinen William Stanley Milligan, 1970’lerin sonlarında Ohio’da kamuoyuna açık bir davaya konu olan ünü bir Amerikalı seri katildir. Silahlı soygun da dahil olmak üzere birçok suç işledikten sonra, Ohio Eyalet Üniversitesi kampüsündeki üç tecavüz suçlamasıyla, 1975 yılında tutuklandı. Savunmasını hazırlarken, psikologlar Milligan’a çoklu kişilik bozukluğu teşhisi koydu, hastalığı daha sonra dissosiyatif kimlik bozukluğu olarak yeniden tanımlandı. Avukatları, onun akıl hastası olduğunu savundu ve suçları bilinçsizce işlediğini iddia etti. Akıl hastanesine sevk edildi ve tedavi gördü. Çoklu kişilik bozukluğu teşhisi konan ve böyle bir savunma yapan ilk kişi oldu. 12 Aralık 2014’te Ohio, Columbus’taki bir huzurevinde, 59 yaşında iken kanserden öldü. Hayat hikayesi, Daniel Keyes’in ödüllü romanı The Minds of Billy Milligan tarafından popülerleştirildi. Hakkında bazı dizi ve filmler çekildi.
Elizabeth Bathory- 7 Ağustos 1560 – Ağustos 1614
Macar seri katil Elizabeth Bathory, 1560 yılında doğdu ve çocukluğunu Ecsed Şatosu’nda geçirdi. Kocası öldükten sonra büyücülükle uğraşmaya başladı. 40 yaşında sonra çirkin olduğunu düşünmeye başladı, gençliğini ve güzelliğini genç kızların kanlarından aldığını zannederek kızların kanlarıyla bir küvete doldurup “kan banyosu” yaptı. 612 bakire kızı kaçırtıp, bu kızlara tepesinden asılı bir kafeste işkence çektirdi. Kafesten akan kanlarla duş aldı. Hücreye kapatıldı ve 1614 yılında hücresinde ölü olarak bulundu. Bram Stoker’in Dracula isimli romanına esin kaynağı oldu. Tarihin en kötü şöhretli kadınları listesinde ilk sıralarda yer aldı.
Stephen Craig Paddock- 9 Nisan 1953 – 1 Ekim 2017
Amerikalı suikastçı ve seri katildir. Iowa’daki Clinton’da doğdu. Arizona’nın Tucson şehrinde ve Los Angeles’ın Sun Valley şehrinde büyüdü. Nevada Mesquite’da yaşamını sürdürmekte olan emekli bir muhasebeciydi. Babası Benjamin Hoskins Paddock banka soyguncusuydu. 1 Ekim 2017’de Nevada, Las Vegas Strip’teki bir country müzik festivalindeki konserde Mandalay Körfezi yakınında bulunan bir otelin odasındaki pencereden silahla konser alanını tarayarak 58 kişiyi öldürdü ve 489 kişiyi yaraladı. Polis tarafından yeri tespit edildikten sonra silahla kendisini vurarak intihar etti. 64 yaşındaydı.
Peter Sutcliffe – 2 Haziran 1946 – 13 Kasım 2020
“Yorkshire Ripper” olarak da bilinen İngiliz seri katildir. 13 kadını öldürmekten ve 7 kişiyi de öldürmeye teşebbüs etmekten suçlu bulundu.
Ali Kaya – Bebek Yüzlü Katil
Ali Kaya, 17 yaşında hapse girdi, 1997 yılında 19 yaşındayken cezaevinden çıktı. İlk cinayetini 1997 yılında işledi. Amcası Celal Kaya’yı öldürdükten sonra 5 yıl hapis yattı. Aynı yıl cinayetlerine başladı. Cezaevinden çıktığında, annesine tecavüz eden Zeynel Abidin Gümüş’ü öldürdü. İşlediği bu cinayetin ardından akli dengesinin yerinde olmadığına dair rapor aldı. Daha sonra da kapalı yerlerde duramayacağına dair bir rapor alarak hastaneden çıktı. Alanya’da beş kişinin daha ölümüne sebep oldu. Kişilik bozukluğu sebebiyle tekrar hastaneye yatırıldı. 13 Mart 2000 gecesi, oda arkadaşı, “İzmir Canavarı” lakaplı tecavüzcü ve çocuk katili Ayhan Kartal’ı öldürdü. Bu suçtan sonra “Bebek Yüzlü Katil” olarak anıldı. 2001 yılında tutuklanarak Şanlıurfa Cezaevi’ne konuldu. Yarı Açık Cezaevi’ne sevk edildikten sonra, 2003 yılında cezaevinden firar etti. buradan da kaçmayı başardı, 2004’te ise Alanya’da yakalandı. 5 Ocak 2014’te hapishaneden ikinci kez kaçtı, Gaziantep Hapishanesi’nden ziyaretçi kalabalığından faydalanarak kaçtığı anlaşıldı. Yokluğu akşam saatlerinde mahkûmların kontrolü sırasında fark edildi. Jandarma ekiplerince şiddetli bir çatışmanın ardından tekrar yakalandı. 10 cinayetten sorumlu tutuldu.
Süleyman Aktaş (Çivici Katil)
Denizli’deki Türkiye Elektrik Kurumu Müessese Müdürlüğü’nde hat işçisi olarak görev yapan Süleyman Aktaş, 31 bin 500 volt elektrik akımına kapılıp ağır yaralandı. Bu olayın ardından beyninde hasar meydana gelen Aktaş, halüsinasyonlar görmeye başladı. Antalya’da Nuri Keskin adında bir başkomiseri öldürdü ve tutuklanarak Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edildi. Beş yıla yakın tedavi gördükten sonra taburcu oldu ve memleketi olan Denizli’nin Çambaşı Köyü’ne döndü. 1994 yılında dört komşusunu boğarak öldürdü ve kafalarına çivi çaktı. İfadesinde “Çivi görünce dayanamıyorum, insanların kafasına çakmak istiyorum.” diyen Aktaş, halk arasında “Çivici Katil” olarak anılmaya başlandı. Tekrar akıl hastanesine sevk edilen ancak buradan da kaçmayı başaran Aktaş, yakalandıktan sonra bu kez de koğuş arkadaşı Ömer Yılmaz’ı taşla yaraladı.
1992-1995 yılları arasında Artvin ve çevresinde 11 kişiyi öldüren Adnan Çolak, kendine kurban olarak 65-95 yaş arası kişileri seçmişti. Kadın kurbanlarından 6’sına tecavüz eden Çolak, insanları baltayla öldürdüğü için “Baltalı Katil” ve “Artvin Canavarı” olarak anılmaya başlandı. Yaralı olarak kurtulan birinin ifadesi sayesinde yakalanan Çolak, işlediği cinayetlerle ilgili “Yaşlı insanları öldürüyorsam da bunlar zaten zamanlarını doldurmuşlar. Onlar bizim yerimize fazladan yaşıyorlar. Belki de bizim kısmetimizi yiyorlar. Hem kendimi tatmin ediyordum, hem de onları öldürerek toplumu rahatlatıyordum.” dedi. 112 yıl hapis cezasına çarptırılan Çolak, “Rahşan Affı” ile 2005 yılında serbest bırakıldı.
Seyit Ahmet Demirci (Mobilyacı Katil)
1998 yılında İstanbul’da üç mobilyacıyı öldüren Seyit Ahmet Demirci, kurbanlarını rastgele seçerek öldürdüğünü söyledi. Esenler ve Bağcılar’da hiç tanımadığı mobilyacıları seçip dükkanlarının bodrum katında kafalarına kurşun sıkan Demirci’nin 11 yaşında bir çocukken yaşlı bir mobilyacı tarafından tecavüze uğradığı, eğer yakalanmasaydı cinayetleri tecavüz edildiği yaş olan 11’e tamamlayacağı ortaya çıktı. Aynı kişi Demirci’nin bir arkadaşına daha tecavüz etmiş ve Demirci de buna şahit olmuştu. Arkadaşı ile bu olayı sonsuza dek unutmaya karar veren Demirci, arkadaşının intiharı ile birlikte cinayet işlemeye başladı. Dava sonunda üç kez idama mahkum edildi.
Hamdi Kayapınar (İnsan Avcısı) – 1979 – …
Hamdi Kayapınar, 1998-2001 yılları arasında Kayseri’de 7 kişiyi öldürdü, 4 kişiyi de öldürmeye teşebbüs etti. Kayapınar’ın kurbanlarından ilki 14 yaşındaki kardeşiydi. Polise verdiği ifadede, toplum tarafından dışlandığı için insanlara karşı kin beslediğini ve öldürdüğü kişileri “av” kendisini ise “avcı” olarak gördüğünü söyledi. 2002 yılında müebbet hapis cezasına çarptırıldı ve en son Ankara Yarı Açık Cezaevi’ne nakledildi. İlk cinayetini 22 yaşındayken kardeşini boğarak gerçekleştirdi. Mart 1998-Şubat 2001 yılları arasında Kayseri’de 6 kişiyi daha öldürdü. Seyit Ahmet Demirci ile girdiği iddia üzerine insan öldürmeye başladığını iddia etti.
Orhan Aksoy
Toplam üç ay sekiz günlük sürede işlediği 5 cinayetin ardından cesetleri kolileyerek boş alanlara ya da inşaatlara bırakması nedeniyle kolici katil lakabıyla tanınan Türk seri katildir. İlk kurbanı olan Mehmet Yeşilyayla ev arkadaşıydı. İple boğduktan sonra çıplak ve cansız bedenini küvete koyarak saatlerce sohbet ettiği iddia edilmiştir. Depremden sonra işleri bozulunca ailesini Romanya’ya göndererek cinayetlerine devam etti, 5 kişiyi naylon iple boğarak öldürdükten sonra cesetlerini kolilere yerleştirerek farklı yerlere attı. Romanya’da yaşarken 17 Ağustos depreminin ardından Türkiye’ye geri dönen Orhan Aksoy’un ilk kurbanları birlikte yaşadığı ev arkadaşlarıydı. Bu sebeple adı “Kolici Katil” olarak anılmaya başlandı. Çıkarıldığı mahkemede kolundaki saati hakime fırlatan ve taşkınlık çıkaran Aksoy, 2004 yılında 5 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Donald Henry Gaskins – 13 Mart 1933 – 6 Eylül 1991
80-90 kişiyi önce işkence yaparak, sonra da sakat bırakarak öldürdüğünü söyledi. Bıçaklama, vurma ve zehirleme yöntemlerini kullandı. 1969’da Güney Amerika’nın sahil yollarındaki otostopçuları öldürmeye başladı. İlk teyit edilen kurbanları, ölümüne dövdüğü kendi yeğeni Janice Kirby (15 yaşında) ve arkadaşı Patricia Ann Alsbrook (17 yaşında) idi. 1970 ile 1975 arasında on üç kişiyi öldürdüğü doğrulandı. 14 Kasım 1975’te, tutuklandı, 24 Mayıs 1976’da cinayet suçlamasıyla yargılandı ve 28 Mayıs’ta suçlu bulunarak ölüm cezasına çarptırıldı. Ancak cezası ömür boyu müebbet cezasın çevrildi. Daha sonra hapishanede yeniden cinayet işledi. Dokuz kişiyi öldürmekten dokuz ömür boyu hapis cezası aldı. 6 Eylül 1991’de elektrikli sandalyede bileklerini keserek intihar etmeye çalıştıktan sonra idam edildi. Son sözleri, “Avukatlarımın benim yerime konuşmasına izin vereceğim. Ben gitmeye hazırım.” oldu.
Karındeşen Jack(Jack the Ripper) – 1888- ….
1888 yılında Londra’daki Whitechapel semti ve çevresindeki çoğunlukla fakir bölgelerde faal olduğuna inanılan kimliği tespit edilememiş bir seri katile verilen genel isimdir. Genellikle hayat kadınlarını hedef alarak önce boğazladı sonra boğazını kulaklarına kadar kesti. Kurbanları genelde karnı ve cinsel organları, bazı organları çalınmış, bazen de burun veya kulakları kesilmiş şekilde dizleri karınlarına çekilmiş ve bacakları açık bir şekilde ölü olarak bırakıyordu. ‘Karındeşen Jack’ (Jack the Ripper) olarak bilinen seri katilin gerçek kimliğinin 135 yıl sonra tespit edildiği ileri sürüldü. O dönemde seri cinayetlerle ilgili başlatılan soruşturmada görev almış bir polis memurunun torununun torunu olan Sarah Bax Horton, ‘Karındeşen Jack’in Hyam Hyams isimli bir erkek olduğunu iddia etti.
Edmund Kemper – 18 Aralık 1948 – …..
Seri katil, yamyam, tecavüzcü ve nekrofildir. Babaannesi, babası ve annesi de dahil olmak üzere on kişiyi öldürdü. Psikiyatristleri rehabilite edildiğine ikna ettikten sonra 21 yaşında serbest bırakıldı. 2,06 metrelik boyu ve yüksek IQ‘su (145) ile tanındı. Çoğu kadın olmak üzere üniversite öğrencilerini başlarını keserek ve parçalayarak öldürdü. 24 Nisan 1973’te tutuklandı. İşlediği suçlar için ölüm cezası verildi ancak yasa değişikliği nedeniyle cezası sekiz kere ömür boyu hapis cezasına çevrildi. Birçok kitaba ve filme konu oldu. Halen cezaevindedir.
Durmuş Anuçin – İddiacı Katil
5 kişiyi öldürdüğü 4 kişiyi gasp ettiği, 1 kişiye tecavüz ettiği ve yağma suçuna karıştığı iddiasıyla 2002 yılında yakalandı ve yargılanmaya başlandı. Verdiği ifadelerde öldürmeye seri katil Ahmet Demirci ile girdiği iddia üzerine başladığını ve bu iddiayı kazandığını söyledi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 2002 yılından itibaren tutuklu olarak yargılanan Durmuş Anuçin’in Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 102. maddesi kapsamında, kesinleşmiş cezasının olmadığı gerekçesiyle tahliye edilme talebini 2011 yılında reddetti. Hakkında düzenlenen iddianamede, Anuçin’in eylemlerinin bir kısmını para, bir kısmını da zevk için gerçekleştirdiği savunularak, çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve yönetmek, 4 kez gasp, 4 kez oto hırsızlığı yapmak, 3 kişiyi kaçırmak, 5 kez silahlı tehdit ve sahte ehliyet kullanmak suçlarından 5 kez müebbet ağır hapis cezası ve 109 ile 210 yıl arasında ağır hapis cezasına çarptırılması istendi. Anuçin, davanın ilk duruşmasında Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nu öldürdüğünü de iddia etti.
William Bonin -8 Ocak 1947 – 23 Şubat 1996
Genellikle işlediği cinayetlere ait cesetler Kaliforniya’daki otoyolun yanında bulunduğu içi “Otoyol Katili” olarak tanındı. Kurbanlarının yaşları çoğunlukla 12 ile 18 arasındadır. Zevk için erkeklere tecavüz edip öldürmüştür. Öldürme tekniği cinsel saldırılar ve işkencedir. 5 Ocak 1982’de, 10 genç erkeğe tecavüz etmek ve öldürmek suçundan ölüme mahkûm edildi. Hiçbir pişmanlık belirtisi göstermedi. 21 kişiyi öldürdüğü tahmin edilmekte olan Bonin, 23 Şubat 1996’da Kaliforniya’da zehirli iğne ile infaz edildi.
Ayhan Kartal – 1966 – 13 Mart 2000
Tecavüzcü ve çocuk katilidir. İlk suçunu, 1985’te 13 yaşındaki bir çocuğa tecavüz edip öldürmesi ile işledi. Bir yıl akıl hastanesinde yatıp çıktıktan sonra cinayetlerine devam etti. 1989’da 9 yaşındaki bir çocuğa tecavüz ettikten sonra öldürdü ve tekrardan akıl hastanesine yatırıldı.
H. Holmes Aileen
Chicago Canavarı olarak da bilinmektedir. Kurbanlarının çoğunu, “Cinayet Kalesi” olarak adlandırılan özel inşa edilmiş bir evde öldürdü. Suç ortağını öldürmekten, 7 Mayıs 1896’da idam cezası infaz edildi. Ölmeden önce 27 cinayeti itiraf etti ancak inandırıcı bulunmadı. 200 kişiyi öldürdüğü yönünde söylentiler de bulunmaktadır.
Andrei Cikatilo -16 Ekim 1936 – 14 Şubat 1994
Ukrayna doğumlu Sovyet seri katildir. 1978-1990 yılları arasında kesinleşen 53 cinayet işledi. Cinayetlerinin yanı sıra 50’den fazla kadın ve çocuğu vahşice doğrayıp kanını içti, dillerini ve mahrem yerlerini kesip yemesiyle akıllarda kaldı. 20 Kasım 1990’da, son cinayetten iki hafta sonra tutuklandı. 14 Şubat 1994’te kafasına kurşun sıkılarak infaz edildi.
Alexander Pichushkin – 9 Nisan 1974 – …
Rus seri katildir. 49 kişinin cinayetinden sorumlu tutulmaktadır. İlk cinayetini 27 Temmuz 1992’de 18 yaşındayken işledi. Kurbanlarının kafalarını çekiçle vurarak yarıyor, açılan yarıktan kafalarına vodka şişesi sokuyordu. Başlangıçta bir satranç tahtasındaki kare sayısını tamamlamak için 64 kişiyi öldürmek istediğini söyledi. Daha sonra ifadesini değiştirerek süresiz olarak öldürmeye devam edebileceğini açıkladı. 16 Haziran 2006’da tutuklandı ve 24 Ekim 2007’de 49 cinayet ve 3 cinayete teşebbüsten suçlu bulunarak ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Duruşmaları sırasında, cam bir kafese yerleştirildi.
Luis Garavito – 25 Ocak 1957 – …
Kolombiyalı tecavüzcü ve çocuk seri katilidir. 25 Ocak 1957 tarihinde Kolombiya’nın Génova, Quindío şehrinde doğdu. 1999 yılında 172 genç erkeğe tecavüz ve işkence ettikten sonra öldürdüğünü itiraf etti. Yoksul çocuklar veya sokak çocukları hedef aldı. Yaşları 8 ila 16 arasında değişen çocukları hediyeler ve para ile kandırıyordu. Cezaevinde iken çizdiği haritalar üzerinde belirttiği yerlerde bulunan iskeletler nedeniyle kurban sayısının 300’ün üzerinde olabileceği değerlendirildi. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde mağdurların uzun süren işkencelere maruz kaldığı anlaşıldı. Dünya’nın en büyük seri katili, olarak tarif edildi. Yargılama sonucunda toplam 1.853 yıl hapse mahkûm edildi.
Tsutomu Miyazaki – 21 Ağustos 1962 – 17 Haziran 2008
Japon seri katil , yamyam , çocuk tecavüzcüsü, çocuk katili ve nekrofilidir. Hedefinde 4-7 yaş arası kızlar bulunuyordu. Küçük kızları kaçırıp öldürdükten sonra cesetleri ile cinsel ilişkiye girdi. Bir kurbanının elini yiyip kanını içti. Öldürdüğü insanların vücut parçalarını cinayeti anlatan kartpostal yaparak ailelerine gönderdi. Japon medyası tarafından Otaku Katili” olarak adlandırıldı. 1989’da Hachiōji’de tutuklandı, 1997’de ölüme mahkum edildi ve 2008’de asılarak idam edildi.
Edward Theodore Gein – 27 Ağustos 1906 – 26 Temmuz 1984
Amerikalı seri katil ve ceset hırsızıdır. Kadın derisinin kendisini kadınsı gösterdiğine inanarak, mezarlardan kadın cesedi çıkarıp derilerini yüzdü. Annesinin defnedildiği mezarlığı ziyaret ederken değişimi başladı. 1954 yılından itibaren cinayet işlemeye başladı. Kurbanlarını annesinin öldüğü yaştaki kadınlardan seçti. Deri işlemesinde profesyonelleşerek meme uçlarından kemer, kafatasından bardak ve bunlara benzer süs eşyaları yapmaya başladı. Plainfield Kasabı olarak anıldı. 1957’de psikolog ve psikiyatristler, onun bir şizofren ve cinsel psikopat olduğunu tespit etti ve yargılamaya ehliyetli görülmedi, akıl hastanesine sevk edildi.
Aileen Wuornos – 29 Şubat 1956 – 9 Ekim 2002
ABD‘nin en ünlü kadın seri katillerindendir. Cinsel ilişkiye girdiği bazı kişileri öldürüp cesetlerini ormanda saklamıştır. Bilinen 7 cinayeti vardır. 9 Ekim 2002 Çarşamba günü gerçekleşen idamdan önce “Yaptığım her şeyin altında korkunç bir öfke yatıyor. İdam edilmem gerek çünkü eğer hapisten çıkacak olursam yine cinayet işlerim.” diyerek suçunu itiraf etti. Hayatı filmler ve belgesellere konu oldu.
Ahmad Suradji – 10 Ocak 1949- 10 Temmuz 2008
Endonezyalı seri katildir. 1986 ile 1997 yılları arasında 42 kadını öldürdüğünü itiraf etti. Cesetlerle ritüeller yaptı. Ritüelinin bir parçası olarak kurbanlarını bellerine kadar gömerdi ve yüzlerini kendi evinde döndürürdü. Bunun ona daha fazla güç vereceğine inanıyordu. Polise verdiği ifadede, babasının hayaletinin kendisini, mistik bir şifacı olabilmek için 70 ölü genç kadının tükürüğünü içmeye yönlendirdiği bir rüya gördüğünü söylemişti. Dava, 11 Aralık 1997’de başladı, 27 Nisan 1998’de mahkeme kararı açıklandı ve 2008’de idam edildi. Suradji’nin karısı Tumini cinayetlere yardım etmekten ölüm cezasına çarptırıldı, ancak cezası sonra ömür boyu hapse çevrildi.
Charles Edmund Cullen -22 Şubat 1960 – ……..
Amerikalı seri katildir. New Jersey’de 16 yıllık hemşirelik kariyeri boyunca 40 hastayı öldürdüğünü itiraf etti. 1984’ten 2003 yılına kadar 40 yaşlı hastayı reçetesiz ilaçlarla zehirledi. 12 Aralık 2003’te bir restoranda tutuklandı, 2004’te cinayetten suçlu bulundu. 2 Mart 2006’da on bir defa ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Toplamda 18 cinayetten hüküm giydi. Halen hapistedir. Uzmanlar, Cullen’ın 400 ölümden nihai olarak sorumlu olabileceğini tahmin ediyor.
Patrick Wayne Kearney – 24 Eylül 1939 – ……….
Amerikalı seri katil , tecavüzcü, yamyam ve nekrofildir. Çöp Poşeti Katili veya Otostopçu Katil olarak da bilinir. 32 homoseksüel erkeği öldürdüğünü itiraf etmiştir. Genç erkek otostopçuları veya gay barlardan genç erkekleri alır ve öldürürdü. Kurbanlarının cesetlerini Kaliforniya otobanında çöp poşetine sararak atmıştır. 1 Temmuz 1977’de yakalandığında, 1962 baharında ilk cinayetini işlediğini itiraf etti. 21 kez müebbet hapse mahkum oldu. Halen hapistedir.
Dennis Rader – 9 Mart 1945 – ………
BTK Strangler olarak da tanınan Amerikalı seri katildir. Rader kendine BTK adını verdi (bind, torture, kill – bağla, işkence et, öldür) 1974-1991 yılları arasında, Kansas şehir merkezi bölgesinde on kişiyi öldürdü. Polise ve gazetelere cinayetlerin ayrıntılarını açıklayan alaycı mektuplar gönderdi. 2005’te tutuklandı ve suçlamaları kabul etti. Kansas’taki El Dorado Cezaevi’nde on müebbet hapis cezası infaz edilmektedir.
John George Haigh – 24 Temmuz 1909 – 10 Ağustos 1949
İngiliz seri katildir. Asit Banyosu Katili olarak bilinir. 9 kişiyi öldürdüğü söylense de 6 kişinin cinayetinden suçlu bulundu. Öldürdüğü kurbanlarının bedenlerini sülfürik asit içinde eritip, mallarını sahte belgelerle sattı. Kurbanlarının kanını içtiğini iddia ederek delirdiğini iddia etti ancak jüriyi kendisine inandıramadı. Ölüm cezasına mahkum oldu ev 10 Ağustos 1949’ta asılarak idam edildi. Bir televizyon dizisine konu oldu.
Tommy Lynn Sells – 28 Haziran 1964 – 3 Nisan 2014
Amerikalı seri katildir. 1885-1999 yılları arasında 70 kişiyi öldürdüğünü açıkladı. 22 cinayet doğrulandı. Hapse ilk kez 16 yaşında girdi. 10 yaşındaki bir kızın odasına zorla girerek onu bıçaklayıp ölüme tek ettikten sonra yakalandı. Ölüm cezası aldı ve 3 Nisan 2014’da infaz edildi.
Paul John Knowles – 17 Nisan 1946 – 18 Aralık 1974
Amerikalı seri katildir. Casanova katili olarak da bilinmektedir. Islahevlerinde büyümüş, 20 kişiyi öldürmüş ancak kendisi 35 kişiyi öldürdüğünü iddia etmiştir. En bilinen kurbanı 65 yaşında boğularak öldürdüğü yaşlı bir insandı.
Joseph Roy Metheny (2 Mart 1953 – 5 Ağustos 2017)
Baltimore, Maryland bölgesinden Amerikalı bir seri katil ve tecavüzcüydü. Kendisini seri katil ilan etmesine ve 13 kişiyi öldürdüğünü iddia etmesine rağmen, iki cinayetten mahkum oldu. Ölüm cezası daha sonra müebbet hapis cezasına çevrildi. Yeterli kanıt bulunamadığı için diğer cinayetlerden hüküm giymedi. 1997 yılında maktullerden Kemper’in davasında yargılandı ve adam kaçırma ve cinsel saldırıya teşebbüsten 50 yıl hapis cezasına çarptırıldı ancak cinayete teşebbüsten beraat etti. Spicer’ı öldürmek suçundan 1998 yılında ölüm cezasına çarptırıldı. Cezanın verildiği duruşmada, cinayetleri, hoşlandığı için işlediğini ve sarhoş olduğunu iddia ederek itiraflarda bulundu. Kurbanlarını doğradıktan sonra yol kenarındaki bir barbekü standında müşterilere servis yaptığını söyledi ama bu iddia doğrulanamadı. Avukatları, onun çocukken ihmal edildiğini, babasının bir alkolik olduğunu ve altı yaşındayken bir trafik kazasında hayatını kaybettiğini, annesinin de ev dışında çift vardiya çalışırken altı çocuğunu ihmal ettiğini açıkladılar. 5 Ağustos 2017 tarihinde cezaevinde iken öldü.