Ana Sayfa Blog Sayfa 48

Tüketici Mahkemeleri

0
Tüketici Mahkemeleri

Tüketici Mahkemeleri, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda görevli mahkemelerdir. Tüketici Mahkemeleri Ankara, İstanbul, İzmir Adana, Antalya, Bursa, Samsun, Konya, Mersin ve Kayseri illerinde kurulmuştur. Bu iller dışındaki il ve ilçelerde Tüketici Mahkemesi sıfatı ile Asliye Hukuk Mahkemesi bu görevi yapmaktadır. Bu mahkemelerde açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Yargılama giderleri taraflarca karşılanmaktadır.

Tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri tarafından açılan davalar harçlardan muaftır. Tüketicilerin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca tüketici işlemi ve tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıkların çözüm yerleri; tüketicinin mal veya hizmeti satın aldığı veya tüketicinin ikametgahının bulunduğu yerdeki Tüketici Hakem Heyetleri ile Tüketici Mahkemeleridir.

Tüketici Hakem Heyetleri

2018 yılı için değeri 6.860 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklarda ise doğrudan Tüketici Mahkemesine başvurulması zorunludur. 2018 yılında İl Tüketici Hakem Heyetleri için 6.860 TL, ilçe Tüketici Hakem Heyetleri için 4.570 TL altında bulunan uyuşmazlıklarda Tüketici Hakem Heyetine başvurulması zorunludur. Bu heyetin vereceği karar tarafları bağlar. Taraflar bu karara karşı 15 gün içinde Tüketici Mahkemesine itiraz edebilirler.

Satıcı ve hizmet sağlayıcılarla uyuşmazlığa düşen tüketicilerin masrafsız ve kısa sürede çözüme ulaşabilmelerini sağlamak amacıyla; 1995 yılında Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’la tüketici hakem heyetleri kurulmuştur.

Tüketicilerin mal yada hizmet sağlayan firmalara karşı yasal sınırların altındaki başvuruların yasal sınırlar altında olanları Tüketici Hakem Heyetlerine yapılmaktadır. Tüketici Hakem Heyetlerini kararlarına karşı Tüketici Mahkemelerine başvurmak mümkündür. Taraflar, tüketici hakem heyetinin kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edebilirler.

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a Göre Ayıplı Mal ve Hizmet
(1) Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da  objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.
(2) Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan  özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit  edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran; maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul  edilir.
(3)Sözleşmeye konu olan malın, sözleşmede kararlaştırılan süre içinde teslim edilmemesi veya montajının satıcı tarafından veya onun sorumluluğu altında gerçekleştirildiği durumlarda gereği gibi monte edilmemesi sözleşmeye aykırı ifa olarak değerlendirilir. Malın montajının tüketici tarafından yapılmasının öngörüldüğü hallerde, montaj talimatındaki yanlışlık veya eksiklik nedeniyle montaj hatalı yapılmışsa, sözleşmeye aykırı ifa söz konusu olur.
Ayıplı Mal ve Hizmet Hakkında Tüketicinin Seçimlik Hakları

Tüketicinin satın almış olduğu mal yada hizmet sözleşme ile kararlaştırılan mal yada hizmet için gerekli koşulları taşımıyorsa, objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımıyorsa, ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımıyorsa, satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırıysa, muadili olan malların kullanım amacını karşılamıyorsa, tüketicinin beklediği makul faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeriyorsa mal yada hizmet ayıplı sayılmaktadır.

Satın alınan malın ayıplı olması durumunda tüketici; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılan malı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme veya satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme hakkına sahiptir.

Satın alınan hizmetin ayıplı olması durumunda da tüketici; hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönerek bedelin iadesini talep etme haklarına sahiptir. Tüketici bu haklardan dilediğini kullanabilir.

Tüketici Hakem Heyetleri

0

Tüketici Hakem Heyetleri 1995 yılında Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kurulmuştur. Tüketiciler ile satıcı ve sağlayıcılar arasında çıkan uyuşmazlıkları çözümlemek amacıyla veya tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilecek kararları almak üzere il ve ilçe merkezlerinde kurulmuş heyetlerdir.

Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere mal veya hizmet sunan, ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onların hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasındaki ilişkilerde Tüketici Hakem Heyetleri görevlidir.

Eser, taşıma, sigorta, bankacılık, kapıdan satış, uzaktan perakende hizmetleri ve benzeri her türlü sözleşme ve hukuki işlemlerde tüketiciler; ilk olarak tüketici hakem heyetlerine başvurmaktadır.

Tüketici Hakem Heyetleri 1995 yılında Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kurulmuştur.

İl ve İlçe Tüketici Hakem Heyetleri 

Tüketici Hakem Heyetleri illerde Ticaret İl Müdürlüğü bünyesinde oluşturulmuştur. İl hakem heyetleri il merkezi sınırları içinde, ilçe hakem heyetleri ise ilçe sınırları içinde görevli ve yetkilidir. Başvurular, tüketicinin mal veya hizmeti satın aldığı veya tüketicinin ikametgahının bulunduğu yerdeki hakem heyetine yapılmaktadır. Tüketici Hakem Heyeti kararlarına karşı Tüketici Mahkemelerinde itiraz edilmektedir.

İlçe Tüketici Hakem Heyetleri ise kaymakamlıklara bağlı olarak çalışırlar. Hakem Heyetine yapılacak başvurularda herhangi bir ücret alınmamaktadır.

Tüketicilerin mal yada hizmet sağlayan firmalara karşı yasal sınırların altındaki başvurular Tüketici Hakem Heyetlerine yapılmaktadır. Tüketici Hakem Heyetlerini kararlarına karşı Tüketici Mahkemelerine başvurmak mümkündür. Taraflar, tüketici hakem heyetinin kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde; tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edebilirler.

Tüketicilerin yapacakları online şikayet başvuruları https://tuketicisikayeti.gtb.gov.tr web sayfası üzerinden yapılmakta, oluşturulan dosya tüketicinin hakem heyetine aktarılmaktadır. Bu durumda yapılan başvuru tüketicinin  seçmiş olduğu Tüketici Hakem Heyetine düşmektedir.

İl ve İlçe Tüketici Hakem Heyetleri Başvuru Sınırları 

Tüketici uyuşmazlıklarında 01.01.2018 tarihinden itibaren 6.860 TL ve üzerindeki değerler için doğrudan Tüketici Mahkemesine başvurulması zorunludur. Tüketici mahkemelerine başvurmak için başvuru alt sınırı 01.01.2018 tarihinden itibaren 6.860,00 TL olarak belirlenmiştir. Tüketici Hakem Heyetlerine yapılacak  başvurularda, değeri 4 bin 570 Türk Lirası’nın altında bulunan uyuşmazlıklarda İlçe Tüketici Hakem Heyetleri; büyükşehir belediyesi statüsünde olan illerde 4 bin 570 Türk Lirası ile 6  bin 860 Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetleri; büyükşehir belediyesi  statüsünde olmayan illerin merkezlerinde 6 bin 860 Türk Lirası’nın altında bulunan  uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetleri; büyükşehir belediyesi statüsünde olmayan illere  bağlı ilçelerde 4 bin 570 Türk Lirası ile 6 bin 860 Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetleri görevlidir. Bu miktarlar her yıl yeniden değerleme oranına göre tekrar belirlenmektedir.

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a Göre Ayıplı Mal ve Hizmet
(1) Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da  objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.
(2) Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan  özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit  edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran; maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul  edilir.
(3)Sözleşmeye konu olan malın, sözleşmede kararlaştırılan süre içinde teslim edilmemesi veya montajının satıcı tarafından veya onun sorumluluğu altında gerçekleştirildiği durumlarda gereği gibi monte edilmemesi sözleşmeye aykırı ifa olarak değerlendirilir. Malın montajının tüketici tarafından yapılmasının öngörüldüğü hallerde, montaj talimatındaki yanlışlık veya eksiklik nedeniyle montaj hatalı yapılmışsa, sözleşmeye aykırı ifa söz konusu olur.
Ayıplı Mal ve Hizmet Hakkında Tüketicinin Seçimlik Hakları

Tüketicinin satın almış olduğu mal yada hizmet sözleşme ile kararlaştırılan mal yada hizmet için gerekli koşulları taşımıyorsa, objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımıyorsa, ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımıyorsa, satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırıysa, muadili olan malların kullanım amacını karşılamıyorsa, tüketicinin beklediği makul faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeriyorsa mal yada hizmet ayıplı sayılmaktadır.

Satın alınan malın ayıplı olması durumunda tüketici; Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılan malı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme veya satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme hakkına sahiptir.

Satın alınan hizmetin ayıplı olması durumunda da tüketici; hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönerek bedelin iadesini talep etme haklarına sahiptir. Tüketici bu haklardan dilediğini kullanabilir.

Sulh Hukuk Mahkemeleri

0
Sulh Hukuk Mahkemeleri
Sulh Hukuk Mahkemesi

Sulh mahkemeleri tek hakimli mahkemelerdir. Özel bir kanun hükmü ile açıkça sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı bildirilmeyen bütün hukuki davalar ve işler asliye hukuk mahkemesinde görüleceğinden Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevleri istisnaidir. Sulh Hukuk Mahkemeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu tarafından sayılan sayılan davaları karara bağlamaktadır. Bu bağlamda, kiralanan taşınmazların, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görmeye yetkilidir.

İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla taşınmazın tahliyesine ilişkin davalara İcra Hukuk Mahkemeleri bakmaktadır. Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları Sulh Hukuk Mahkemeleri çözmektedir. Yine, taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları da bu mahkemelerde görülmektedir. Bu davalar dışında HMK ve diğer kanunların ilgili maddelerinde sayılan davalara da sulh hukuk mahkemeleri bakmaktadır. Sulh Hukuk Mahkemesi kararlarına karşı istinaf yolu ile denetim imkanı bulunmaktadır.

Sulh Hukuk Mahkemelerinin Görev Alanındaki Davalar

Sulh Hukuk Mahkemeleri, 6100 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 4. maddesine göre dava konusunun değer veya tutarına bakmaksızın aşağıdaki uyuşmazlıklara bakmakla görevlidir

  • Arabuluculuk faaliyeti neticesinde tanzim edilen anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi,
  • Arabuluculuk bürosunun yetkisine yapılan itiraz hakkında karar vermek (7036 sayılı Kanun m.3/9),
  • Arabuluculuk büroları, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenen sulh hukuk hâkiminin gözetim ve denetimi altında görev yapar. Arabuluculuk bürosunun olmadığı yerlerde büronun görevinin sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü tarafından hakimin gözetimi ve denetimi altında yerine getirilir (7036 sayılı Kanun m.28/3),
  • Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar,
  • Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davalar,
  • Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davalar,
  • 6100 sayılı HMK ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davalar.

Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri

0
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri

Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri, Patent Haklarının Korunmasına ilişkin tüm davalara, Endüstriyel Tasarımların Korunmasına ilişkin davalara, Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkındaki davalara, Markaların Korunmasına ilişkin davalara ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan tüm davalara bakmakla görevli ve yetkilidir. Mahkemenin bakacağı davalarda dava konusunun miktarı dikkate alınmamaktadır.

Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri

Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun düzenlediği tüm hukuki ilişkilerden doğan davalarda görevli mahkemenin Adalet Bakanlığı tarafından kurulacak ihtisas mahkemeleri bakmaktadır. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri ilk olarak bu tür uyuşmazlıkların en çok olduğu İstanbul ilinde açılmıştır. Ayrı bir fikrî ve sınaî haklar hukuk mahkemesi kurulamayan yerlerde, bu mahkemelerin görevine giren dava ve işlere asliye hukuk mahkemeleri bakmaktadır.

Fikrî ve sınaî haklar hukuk mahkemesi bakımından, sözü edilen mevzuatta özel bir yargılama usulü öngörülmemiştir. Fikrî ve sınaî haklar hukuk mahkemesi bakımından, nitelik olarak asliye hukuk mahkemesi statüsündedir ve yazılı yargılama usulünü uygulamaktadır. Bu mahkemede, mahkeme örgütsel yapı olarak asliye hukuk mahkemesi statüsünde olduğundan, HMK’nda belirtilen yazılı yargılama usulü (m. 118-186) uygulanır.

Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemelerinin Görev Alanındaki Davalar

1. 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’de öngörülen tüm davalar

2. 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’de öngörülen davalar

3. 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’de öngörülen davalar

4. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’de öngörülen davalara

5. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan davalara, dava konusunun miktarı dikkate alınmaksızın bakmakla görevlidir.

 

Bölge İdare Mahkemeleri

0
Bölge İdare Mahkemeleri

Bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemeleri, bölgelerin coğrafi durumları ve iş hacmi göz önünde tutularak Adalet Bakanlığınca kurulmaktadır. Bölge idare mahkemelerinde biri idare diğeri vergi olmak üzere en az iki daire bulunmakta, bu daireler istinaf başvurularını inceleyip karara bağlamaktadır.

Yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemelerinde tek hakim tarafından verilen kararları itiraz üzerine incelemekte ve kesin olarak hükme bağlamakta; yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarını kesin karara bağlamaktadır.

Ankara Bölge İdare Mahkemeleri Eski Binası

Bölge İdare Mahkemesinin diğer adı İstinaf Mahkemesidir. Bölge idare mahkemelerinin yargı çevresinin belirlenmesi veya değiştirilmesine HSK tarafından karar verilmektedir.

Bölge İdare Mahkemelerinin Görevleri

Bölge idare mahkemelerinin esas görevi; istinaf incelemesi ile ilk derece mahkemeleri tarafından verilen kararların yerinde olup olmadığına ikinci derece mahkemesi olarak karar vermektir. Diğer görevleri, yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarını kesin karara bağlamak, diğer kanunlarla bölge idare mahkemesine verilen görevleri yapmaktır.

İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilmektedir.  İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularındaki taleplere bakılmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilmektedir.

Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vermekte, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermektedir.

Bölge idare mahkemesinin kararları aleyhine Danıştay’da temyiz kanun yoluna başvurulabilmektedir. Kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştay’a temyiz başvurusu yapılabilmektedir. Temyiz yapılabilecek dosyalar İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinde sayılmıştır.

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi
Temyiz Edilebilen Bölge İdare  Mahkemesi Kararları

Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları

Konusu 100 bin TL’yi aşan tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar

Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları

Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları

Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları

İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar

Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ile ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun uygulanmasından doğan davalar

Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davalar

Ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında açılan davalar

Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından doğan davalar

3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun uygulanmasından ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar

3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun uygulanmasından doğan davalar

5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun uygulanmasından doğan davalar

Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan davalar.

Anıtkabir Hizmetlerinin Yürütülmesine ilişkin Kanun ve Yönetmelik

0
Anıtkabir Hizmetlerinin Yürütülmesine ilişkin Kanun ve Yönetmelik

Anıtkabir Hizmetlerinin Yürütülmesine ilişkin Kanun, 2524 kanun numarası ile ve 11/9/1981 tarihinde kabul ediliş, Resmi Gazetenin 15/9/1981   tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Anıtkabir Hizmetlerinin Yürütülmesine ilişkin Kanunun uygulanmasını göstermek üzere  Anıtkabir Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Yönetmelik düzenlenmiş, bu yönetmelik  9/4/1982 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik 1989 yılında değişikliklere uğramıştır.

Anıtkabir, projesinin belirlenmesinden sonra, ilk aşamada kamulaştırılma çalışmaları yapılmış, 9 Ekim 1944 tarihinde yapıma başlanmıştır. Anıtkabir’in inşası 9 yıllık bir sürede 4 aşamalı olarak 1953 yılında tamamlanmıştır.  İsmet İnönü’nün kabri de .1973’den beri Anıtkabir’dedir.

Anıtkabir Hizmetlerinin Yürütülmesine ilişkin Kanun, Anıtkabir’in 1955’te yapılmasından 26 yıl sonra 1981 yılında Kenan Evren tarafından çıkarılmıştır.

Atatürkün Anıtkabir’e getirilişi-Tören

Anıtkabir Hizmetlerinin Yürütülmesine ilişkin Kanun

Bu Kanun ile ilgili olarak Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren

yönetmelik için,”Yönetmelikler Külliyatı” nın kanunlara göre

düzenlenen nümerik fihristine bakınız.

Atatürkün Anıtkabir’e getirilişi

             Madde 1 – Ankara’da Atatürk’ün aziz naşının defnedildiği Anıtkabir’in ve buradaki Atatürk’ün hayat ve hatırası ile ilgili müze, kütüphane ve diğer tesislerin her türlü hizmetlerinin yürütülmesinden Genelkurmay Başkanlığı sorumludur.

             Madde 2 – Anıtkabir hizmetleri için kurulacak komutanlığın kuruluş, kadro ve görevleri ile Anıtkabir’deki merasimlerin şekli ve ifası, alınacak emniyet tedbirleri, müze, kütüphane ve diğer tesislerin idaresi, mali konular, bakımı, onarımı ve benzeri hususlar bu Kanunun yayımını izleyen üç ay içerisinde hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.

             Madde 3 – Anıtkabir’in her türlü giderleri Milli Savunma Bakanlığı Bütçesinden karşılanır.

             Madde 4 – 6780 sayılı Anıtkabir’in Her Türlü Hizmetlerinin Maarif Vekaletince İfasına Dair Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.

             Geçici Madde 1 – Anıtkabir Müdürlüğünde görevli personelden gerekli görülenler, tüm özlük ve kazanılmış haklarının muhafazası kaydı ve kadroları ile Anıtkabir hizmetleri için kurulacak komutanlığın kadrolarına atanırlar, artan personel Kültür Bakanlığınca uygun görülecek diğer görevlerden istihdam edilirler.

             2 nci maddede yer alan yönetmelik yürürlüğe konuncaya kadar Anıtkabir Müdürlüğü personeli mevcut statü içerisinde görevlerine devam ederler.

             Geçici Madde 2 – Anıtkabir Müdürlüğünün tüm araç ve gereçleri Genelkurmay Başkanlığına devredilmiştir.

             Geçici Madde 3 – Anıtkabir giderleri için Kültür Bakanlığının 1981 Yılı Bütçesine konulmuş bulunan ödeneğin Milli Savunma Bakanlığı bütçesine aktarılması için gerekli işlemleri yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir.

             Madde 5 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

             Madde 6 – Bu Kanun hükümleri Bakanlar Kurulu yürütür.

Anıtkabir Hizmetlerinin Yürütülmesine ilişkin Yönetmelik
Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi Ve Kontrolü Hakkında Kanun

0

Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi Ve Kontrolü Hakkında Kanun

Kanun Numarası : 4207
Kabul Tarihi : 7/11/1996
Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 26/11/1996 Sayı : 22829
Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 36
Amaç

Madde 1 – (Değişik: 3/1/2008-5727/2 md.)

(1) Bu Kanunun amacı; kişileri ve gelecek nesilleri tütün ürünlerinin zararlarından, bunların alışkanlıklarını özendirici reklam, tanıtım ve teşvik kampanyalarından koruyucu tertip ve tedbirleri almak ve herkesin temiz hava soluyabilmesinin sağlanması yönünde düzenlemeler yapmaktır.

Tütün ürünlerinin yasaklanması (2)

Madde 2 – (Değişik: 3/1/2008-5727/3 md.)

(1) Tütün ürünleri;

a) Kamu hizmet binalarının kapalı alanlarında,

b) Koridorları dahil olmak üzere her türlü eğitim, sağlık, üretim, ticaret, sosyal, kültürel, spor, eğlence ve benzeri amaçlı özel hukuk kişilerine ait olan ve birden çok kişinin girebileceği (ikamete mahsus konutlar hariç) binaların kapalı alanlarında,

c) (Değişik: 24/5/2013-6487/26 md.) Hususi araçların sürücü koltukları ile taksi hizmeti verenler dâhil olmak üzere karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolu toplu taşıma araçlarında,

ç) Okul öncesi eğitim kurumlarının, dershaneler, özel eğitim ve öğretim kurumları dahil olmak üzere ilk ve orta öğrenim kurumlarının, kültür ve sosyal hizmet binalarının kapalı ve açık alanlarında,

d) Özel hukuk kişilerine ait olan lokantalar ile kahvehane, kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmelerde,

tüketilemez.

(2) Ancak;

a) Yaşlı bakım evlerinde, ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde, cezaevlerinde,

b) Şehirlerarası veya uluslararası güzergâhlarda yolcu taşıyan denizyolu araçlarının güvertelerinde,

tütün ürünleri tüketilmesine mahsus alanlar oluşturulabilir. Bu alanlara onsekiz yaşını doldurmamış kişiler giremez.

(3) Otelcilik hizmeti verilen işletmelerde, tütün ürünleri tüketen müşterilerin konaklamasına tahsis edilmiş odalar oluşturulabilir.

–––––––––––

(1) Bu Kanunun adı “Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun” iken, 3/1/2008 tarihli ve 5727 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle 19/5/2008 tarihinden geçerli olmak üzere değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

(2) Bu madde başlığı “Tütün ve tütün mamullerinin içilmesi yasaklanan yerler” iken, 3/1/2008 tarihli ve 5727 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle 19/5/2008 tarihinden geçerli olmak üzere değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

(4) Açık havada yapılan her türlü spor, kültür, sanat ve eğlence faaliyetlerinin yapıldığı yerler ile bunların seyir yerlerinde tütün ürünleri kullanılamaz. Ancak bu tesislerde, tütün ürünlerinin tüketilmesine mahsus alanlar oluşturulabilir.

(5) Bu Kanunun tütün ürünleri tüketilmesine tahsis edilen kapalı alanlarının koku ve duman geçişini önleyecek şekilde tecrit edilmesi ve havalandırma tertibatı ile donatılması gerekir.

(6) Bu Kanunun uygulanmasında “tütün ürünü” ibaresi tüttürme, emme, çiğneme ya da buruna çekerek kullanılmak üzere üretilmiş, hammadde olarak tamamen veya kısmen tütün yaprağından imal edilmiş maddeyi ifade eder. (Ek cümle: 24/5/2013-6487/26 md.) Tütün içermeyen ancak tütün mamulünü taklit eder tarzda kullanılan her türlü nargile ve sigara, tütün ürünü kabul edilir.

Diğer koruyucu önlemler(1)

Madde 3 – (Değişik: 3/1/2008-5727/4 md.)

(1) Tütün ürünlerinin ve üretici firmaların isim, marka veya alâmetleri kullanılarak her ne suretle olursa olsun reklam ve tanıtımı yapılamaz. Bu ürünlerin kullanılmasını özendiren veya teşvik eden kampanyalar düzenlenemez. Tütün ürünleri üreten ve pazarlamasını yapan firmalar, her ne surette olursa olsun hiçbir etkinliğe isimlerini, amblemlerini veya ürünlerinin marka ya da işaretlerini kullanarak destek olamazlar.

(2) Tütün ürünleri sektöründe faaliyet gösteren firmaların isimleri, amblemleri veya ürünlerinin marka ya da işaretleri veya bunları çağrıştıracak alâmetleri kıyafet, takı ve aksesuar olarak taşınamaz.

(3) Tütün ürünleri sektöründe faaliyet gösteren firmalara ait araçlarda bu ürünlere ilişkin markaların tanınmasını sağlayacak bir uygulamaya gidilemez.

(4) Firmalar her ne amaçla olursa olsun üretilen ve pazarlaması yapılan tütün ürünlerini bayilere veya tüketicilere, teşvik, hediye, eşantiyon, promosyon, bedelsiz veya yardım olarak dağıtamazlar.

(5) Her ne amaçla olursa olsun, tütün ürünlerinin isim, logo veya amblemleri kullanılarak bildirim yapılamaz, basın-yayın organlarına ilân verilemez.

(6) Televizyonda yayınlanan programlarda, filmlerde, dizilerde, müzik kliplerinde, reklam ve tanıtım filmlerinde tütün ürünleri kullanılamaz, görüntülerine yer verilemez.

(7) Sağlık, eğitim ve öğretim, kültür ve spor hizmeti verilen yerlerde tütün ürünlerinin satışı yapılamaz.

(8) Tütün ürünleri ve tütün ürünü ihtiva eden ve etmeyen nargile ile benzerleri onsekiz yaşını doldurmamış kişilere satılamaz ve tüketimlerine sunulamaz.(2)

(9) Onsekiz yaşını doldurmamış kişiler, tütün ürünü işletmelerinde, pazarlanmasında ve satışında istihdam edilemez.

(10) Tütün ürünleri, paket açılarak adet şeklinde veya daha küçük paketlere bölünerek satılamaz.

(11) Tütün ürünleri, (…) (3) otomatik makinelerle, telefon, televizyon ve internet gibi elektronik ortamlarla satılamaz ve satış amacıyla kargo yoluyla taşınamaz. (3)

(12) Tütün ürünleriyle ilgili izmarit, paket, ağızlık, kağıt ve benzeri atıklar çevreye atılamaz.

––––––––––

(1) Bu madde başlığı ” Diğer yasaklar ” iken, 3/1/2008 tarihli ve 5727 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle 19/5/2008 tarihinden geçerli olmak üzere değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

(2) 4/7/2012 tarihli ve 6354 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi ile bu fıkrada yer alan Tütün ürünleri ibaresinden sonra gelmek üzere ve tütün ürünü ihtiva eden ve etmeyen nargile ile benzerleri ibaresi eklenmiştir.

(3) 25/6/2009 tarihli ve 5917 sayılı Kanunun 47 nci maddesiyle; bu fıkrada yer alan “yetkili satıcı olan yerlerin dışında;” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

(13) Tütün ürünleri, onsekiz yaşını doldurmamış kişilerin doğrudan ulaşacağı ve işletme dışından görülecek şekilde satışa arz edilemez. Tütün ürünleri satış belgesi olmaksızın ve satış belgesinde belirtilen yerin dışında satışa sunulamaz.

(14) Her türlü sakız, şeker, çerez, oyuncak, kıyafet, takı, aksesuar ve benzeri ürünler tütün ürünlerine benzeyecek veya markasını çağrıştıracak şekilde üretilemez, dağıtılamaz ve satılamaz.

(15) (Ek: 4/7/2012-6354/ 9 md.) Tütün ürünleri üretici, ithalatçı ve dağıtıcı firmaları ile tütün ürünlerinin isim, marka, amblem, logo veya bunları doğrudan çağrıştıran diğer isim ve alametler, tütün ürünleri harici mal ve hizmet sektörlerindeki firma veya ürünlerle ilişkilendirilemez ve tütün ürünüyle diğer ürün veya hizmetin birbiriyle ilişkili olduğu izlenimi verecek biçimde kullanılamaz. Tütün ürünleri harici mal ve hizmet sektörlerindeki firma ve ürünlerin isim, marka, amblem, logo veya bunları doğrudan çağrıştıran diğer isim ve alametler de, tütün ürünleriyle veya firmalarıyla ilişkilendirilemez ve ürün veya hizmetin tütün ürünüyle ilişkili olduğu izlenimi verecek biçimde kullanılamaz, hiçbir ürünün üzerinde tütün ürünlerini çağrıştıran herhangi bir işaret ve renk bulunamaz. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından belirlenir.

Kontrolün sağlanması (1)

Madde 4 – (Değişik: 3/1/2008-5727/5 md.)

(1) Tütün ürünlerinin içilmesinin yasaklandığı yerlerde, yasal düzenleme ve buna uymamanın cezai sonuçlarını belirten uyarılar; salonlarda asgari on santimetrelik puntolarla, toplu taşım araçlarında üç santimetrelik puntolarla herkes tarafından görülebilir yerlere asılır. Ayrıca, tütün ürünlerinin tüketilmesine tahsis edilen alanlarda tütün ürünleri kullanımının tehlikelerini anlatan sağlık uyarıları herkes tarafından görülebilir yerlere asılır.

(2) (Değişik: 3/4/2008-5752/6 md.) Tütün ürünlerinin satışının serbest olduğu yerlere “Yasal Uyarı: 18 yaşını doldurmayanlara sigara ve diğer tütün ürünleri satılamaz; satanlar hakkında yasal işlem yapılır.” ibaresi Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumunca belirlenen usullere uygun olarak yazılarak, rahatlıkla görülebilen ve okunabilen yerlere asılır.

(3) (Değişik birinci cümle : 4/7/2012-6354/ 10 md.) Türkiye’de üretilen veya ithal edilen tütün ürünleri paketleri ile tabanı hariç nargile şişelerinin üzerine, en geniş iki yüzünden her birine, bu yüzlerin alanlarının yüzde altmışbeşinden az olmamak üzere, özel çerçeve içinde tütün ürünlerinin zararlarını belirten resimli ve Türkçe yazılı uyarılar veya mesajlar konulur. Bu uyarı yazılarının aynı şekilde, birden fazla paketi bir arada bulunduran tütün ürünleri kutuları üzerine de yazılması zorunludur. Uyarı mesajları resim, şekil veya grafik biçimlerinde de olabilir. Uyarı mesajlarını taşımayan tütün ürünleri ithal edilemez veya satışa çıkarılamaz.

(4) (Değişik: 4/7/2012-6354/ 10 md.) İthal edilen veya Türkiye’de üretilen tütün ürünlerinin paketlerinde ve etiketlerinde; bu ürünlerin özellikleri, sağlığa etkileri, tehlikeleri veya emisyonları ile ilgili yanıltıcı ve eksik bilgi verilemez; tüketimi özendiren, teşvik eden veya tüketiciyi yanıltan ya da ürünü cazip kılan metin, isim, marka, ibare, mecaz, resim, figür, işaret veya renkler ve renk kombinasyonları kullanılamaz.

(5) Bu Kanunda sözü edilen yasal uyarı yazıları, resim, şekil veya grafik mesajlarıyla ilgili hususlar yönetmelikle düzenlenir. Bu yönetmelik Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılır.

(6) Tütün ürünleri sektöründe faaliyet gösteren firmalar, ürün, üretim, pazarlama ve diğer aktiviteleri ile ilgili her türlü bilgiyi istenildiği takdirde onbeş gün içerisinde Sağlık Bakanlığına ve Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumuna vermek zorundadır.

(7) Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu ile ulusal, bölgesel ve yerel yayın yapan özel televizyon kuruluşları ve radyolar, ayda en az doksan dakika tütün ürünleri ve sağlığa zararlı diğer alışkanlıkların zararları konusunda uyarıcı, eğitici mahiyette yayınlar yapmak zorundadır. Bu yayınlar, asgari otuz dakikası 17:00-22:00 saatleri arasında olmak üzere 08:00-22:00 saatleri arasında yapılır ve yayınların kopyaları her ay düzenli olarak Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna

––––––––––

(1) Bu madde başlığı ” Uyarılar” iken, 3/1/2008 tarihli ve 5727 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle 19/5/2008 tarihinden geçerli olmak üzere değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

teslim edilir. Bu saatler dışında yapılan yayınlar, aylık doksan dakikalık süreye dahil edilmez. Bu süreler, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından denetlenir. Bu programlar, Sağlık Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu, bilimsel kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri tarafından hazırlanır veya hazırlattırılır. Hazırlanan programlar, Sağlık Bakanlığının olumlu görüşü alındıktan sonra Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından yayınlanması sağlanır.

(8) Tütün ürünleri tüketiminin ve tütün dumanına maruz kalmanın oluşturduğu sağlık riskleri konusunda çocukları ve gençleri bilinçlendirmek üzere ilgili kuruluşlar ve sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınarak Millî Eğitim Bakanlığı tarafından bir müfredat hazırlanır.

(9) Tütün ürünleri alışkanlığının bırakılmasını özendirici programlar ve tütün bağımlılığının ilaç ile tedavisinin ulaşılabilir olması için gerekli çalışmalar Sağlık Bakanlığı tarafından yapılır.

(10) Bu maddenin yedinci, sekizinci ve dokuzuncu fıkralarında yer alan programların finansmanına yönelik olarak her yıl Millî Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konulur.

(11) 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinde belirtilen ilan ve reklam giderleri gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak gösterilemez.

Ceza hükümleri (1) (2)

Madde 5 – (Değişik: 3/1/2008-5727/6 md.)

(1) (Değişik: 4/7/2012-6354/11 md.) 2 nci maddenin birinci ve dördüncü fıkralarında belirtilen alanlarda tütün ürünleri tüketenler ile 3 üncü maddenin ikinci fıkrasına aykırı hareket edenler, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 39 uncu maddesi hükmüne göre cezalandırılır. 3 üncü maddenin onikinci fıkrasına, kamu hizmet binalarının kapalı ve açık alanlarında aykırı davranan kişilere ilgili idari birim amirinin yetkili kıldığı kamu görevlileri tarafından; özel hukuk kişilerine ait ve herkesin girebileceği binaların kapalı ve açık alanları ile sokak veya kamuya ait sair alanlarda aykırı davranan kişilere ise belediye zabıta görevlilerince, elli Türk Lirası para cezası verilir. Meydana gelen çevre kirliliğinin ilgili kişi tarafından derhal giderilmesi hâlinde idari para cezasına karar verilmeyebilir.

(2) (Değişik: 13/2/2011-6111/202 md.) 2 nci maddenin (a) bendi hariç birinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında belirtilen yasakların uygulanması ve tedbirlerin alınması ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmeyen işletme sorumlularına, (…)(2) mahalli mülki amir tarafından bin Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.(2)

(3) 3 üncü maddenin birinci, üçüncü, dördüncü, beşinci, onbeşinci (…) (3) fıkralarındaki yasakların her birine aykırı hareket edenler, ellibin Türk Lirasından ikiyüzellibin Türk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır. Bu cezaya karar vermeye Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurulu yetkilidir. (2) (3)

––––––––––

(1) Bu madde başlığı “Yasağa uymayanlar hakkında işlem” iken, 3/1/2008 tarihli ve 5727 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle 19/5/2008 tarihinden geçerli olmak üzere değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

(2) 4/7/2012 tarihli ve 6354 sayılı Kanunun 11 inci maddesi ile bu maddenin ikinci fıkrasında yer alan “işletme sorumluları” ibaresi “işletme sorumlularına” şeklinde değiştirilmiş ve “denetimi yapan yetkililer tarafından önce yazılı olarak uyarılır. Bu uyarı yazısı, ilgili işletme sorumlusuna tebliğ edilir. Bu uyarıya rağmen yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere,” ibaresi metinden çıkartılmış; üçüncü fıkrasında yer alan “beşinci” ibaresinden sonra gelmek üzere “, onbeşinci” ibaresi eklenmiştir.

(3) 3/4/2008 tarihli ve 5752 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle bu arada yer alan “ve onbirinci” ibaresi madde metinden çıkarılmıştır.

(4) (Değişik: 10/9/2014-6552/111 md.) 3 üncü maddenin altıncı fıkrasındaki yasağın görsel yayın yoluyla ihlal edilmesi hâlinde, yasağa aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşa ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden üçüne kadar idari para cezası verilir. İdari para cezası miktarı, on bin Türk lirasından az olamaz. Bu cezaya karar vermeye Radyo ve Televizyon Üst Kurulu yetkilidir.

(5) (Değişik: 13/2/2011-6111/202 md.) 3 üncü maddenin yedinci fıkrasındaki yasağa aykırı hareket edenler, mahalli mülki amir tarafından bin Türk Lirası idarî para cezası ile cezalandırılır.

(6) 3 üncü maddenin sekizinci fıkrasındaki yasaklara aykırı hareket edenler, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Sağlık için tehlikeli madde temini” başlıklı 194 üncü maddesi hükmüne göre cezalandırılır.

(7) 3 üncü maddenin dokuzuncu fıkrasındaki yasağa aykırı hareket edenler, mahalli mülki amir tarafından her bir kişiyle ilgili olarak bin Türk Lirası idarî para cezası ile cezalandırılır.

(8) (Mülga: 3/4/2008-5752/6 md.)

(9) (Mülga: 3/4/2008-5752/6 md.)

(10) (Değişik: 13/2/2011-6111/202 md.) 3 üncü maddenin ondördüncü fıkrasındaki ürünleri üretenler, mahalli mülki amir tarafından yirmibin Türk Lirasından yüzbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır.

(11) 4 üncü maddenin birinci ve ikinci fıkralarındaki yükümlülüklerin her birine aykırı hareket edenler, mahallî mülkî amir tarafından bin Türk Lirası idarî para cezası ile cezalandırılır.

(12) 4 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarındaki yükümlülüklerin her birine aykırı hareket eden üretici firmalar, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından bu yükümlülüklere aykırı olarak piyasaya sürülen malların piyasa değeri kadar idarî para cezası ile cezalandırılır. Ancak, verilecek idarî para cezasının miktarı ikiyüzellibin Türk Lirasından az olamaz.

(13) (Mülga: 3/4/2008-5752/6 md.)

(14) (Değişik: 10/9/2014-6552/111 md.) 4 üncü maddenin yedinci fıkrasındaki yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde biri oranında idari para cezası verilir. İdari para cezası miktarı on bin Türk lirasından az olamaz. Bu cezaya karar vermeye Radyo ve Televizyon Üst Kurulu yetkilidir.

(15) Bu Kanunla kendilerine yüklenen görevleri yerine getirmeyen memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında, ceza hukuku sorumluluğu saklı kalmak kaydıyla, tâbi oldukları mevzuatta yer alan disiplin hükümleri uygulanır.

16) (Ek: 13/2/2011-6111/202 md.; Değişik: 24/5/2013-6487/27 md.) Bu maddedeki cezaları gerektiren fiillerin bir yıllık dönemde tekerrürü hâlinde idari para cezası bir kat; ikinci tekerrürü hâlinde iki kat artırılarak verilir. Aynı dönemdeki üçüncü tekerrürde de iş yeri on günden bir aya kadar kapatılır.

İdari para cezası

Madde 6 – (Mülga: 26/2/2008-5739/9 md.)

Mülkiyetin kamuya geçirilmesi (1)

Madde 7 – (Değişik: 3/1/2008-5727/7 md.)

(1) Bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci, dördüncü ve ondördüncü fıkralarındaki yasakların konusunu oluşturan her türlü eşya ile 4 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarının konusunu oluşturan tütün ürünlerinin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine mahallî mülkî amir tarafından karar verilir.

Para cezasına ilişkin hükümler

Madde 8 – (Mülga: 3/1/2008-5727/8 md.)

Geçici Madde 1 – Bu Kanunun yayımı tarihinden önce Türkiye’de üretilen veya ithal edilen tütün ve tütün mamullerinin bir yıl süreyle 4 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şart aranmaksızın satışlarına devam olunur.

Geçici Madde 2 – Bu Kanunun 2 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ayrı yer tahsisi, 3 üncü maddede yasaklanan reklam panolarının kaldırılması ve 4 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince yapılması gereken işler Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde yerine getirilir.

Geçici Madde 3 – (Ek: 3/1/2008-5727/9 md.)

(1) Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde çıkarılır.

Geçici Madde 4 (Ek: 4/7/2012-6354/ 24 md.)

(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Türkiye’de üretilen veya ithal edilen tütün ürünleri, bir yıl içinde 4 üncü maddenin üçüncü fıkrasına uygun hale getirilir.

(2) 3 üncü maddenin onbeşinci fıkrasında öngörülen düzenleme üç ay içerisinde yapılır.

Yürürlük

Madde 9 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 10 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

––––––––––

(1) Bu madde başlığı ” Adli para cezası” iken, 3/1/2008 tarihli ve 5727 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle 19/5/2008 tarihinden geçerli olmak üzere değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

4207 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN
MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN İPTAL
EDİLEN HÜKÜMLERİN YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ
GÖSTERİR LİSTE

Değiştiren Kanunun/KHK’nin/ İptal Eden Anayasa Mahkemesi Kararının Numarası

4207 sayılı Kanunun değişen veya iptal edilen maddeleri

Yürürlüğe Giriş

Tarihi

5727

Kanunun Adı, 1, 2, 3, 4, 5, 7, 8 ve Geçici Madde 1

2 nci maddenin birinci fıkrasının (d) bendi

19/1/2008 tarihinden 4 ay sonra 19/5/2008 tarihinde

19/1/2008 tarihinden 18 ay sonra 19/7/2009

Tarihinde

5739

6

19/5/2008

5752

4, 5

19/5/2008

5917

3

10/7/2009

6111

5

25/2/2011

6354

3, 4, 5, Geçici Madde 4

12/7/2012

6487

2, 5

11/6/2013

6552

5

11/9/2014

 

Yardım Toplama Kanunu

0
Yardım Toplama Kanunu

Yardım Toplama Kanunu 2860 kanun numarası ile 23/6/1983 tarihinde kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 25/6/1983 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanunun amacı, yardım toplamaya yetkili kişi ve kuruluşları ve bunların hangi amaçla yardım toplayabileceklerini belirlemek, yardımın toplanmasına, kullanılmasına ve denetlenmesine ilişkin kuralları koymak, kural dışı yardım toplanmasını önlemektir. Kanununun bazı hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.

Yardım Toplama Kanunu
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
             Amaç:

             Madde 1 – Bu Kanunun amacı; yardım toplamaya yetkili kişi ve kuruluşları ve bunların hangi amaçla yardım toplayabileceklerini belirlemek, yardımın toplanmasına, kullanılmasına ve denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

             Kapsam:

             Madde 2 – Bu Kanun; yardım toplamaya yetkili kişi ve kuruluşların, amaçlarına ve kamu yararına uygun olarak, yardım toplama faaliyetlerine ait esasları kapsar.

             Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendi bünyesi içerisindeki yardım toplama faaliyetleri ile dernekler, sendikalar ve bunların üst kuruluşlarına, spor kulüplerine, mesleki kuruluşlara ve bağış kabulüne yetkili vakıflara kendi statülerine göre üyeleri ve diğer kişiler tarafından yapılacak bağış ve yardımlarla bunların öz kaynaklarından sağlayacakları gelirler, bu Kanunun kapsamı dışındadır.

             Yardım toplayabilecek olanlar:

             Madde 3 – Kamu yararına uygun olarak, amaçlarını gerçekleştirmek, muhtaç kişilere yardım sağlamak ve kamu hizmetlerinden bir veya birkaçını gerçekleştirmek veya destek olmak üzere gerçek kişiler, dernekler, kurumlar, vakıflar, spor kulüpleri, gazete ve dergiler yardım toplayabilirler.

             Yardımın isteğe bağlı olması:

             Madde 4 – Yardım isteğe bağlıdır. Kişi ve kuruluşlar yardımda bulunmaya zorlanamaz.

             Yardım toplama şekilleri:

             Madde 5 – Bu Kanuna göre; makbuzla, belirli yerlere kutu koyarak, bankalarda hesap açtırarak, yardım pulu çıkararak, eşya piyangosu düzenleyerek, kültürel gösteriler ve sergiler yoluyla, spor gösterileri, gezi ve eğlenceler düzenlemek veya bilgileri otomatik ya da elektronik olarak işleme tâbi tutmuş sistemler kullanmak suretiyle yardım toplanabilir.(1)

____________________

(1) Bu fıkrada yer alan “veya bilgileri otomatik ya da elektronik olarak işleme tâbi tutmuş sistemler kullanmak” ibaresi, 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle eklenmiş ve metne işlenmiştir.

Yardım toplama faaliyetlerinde, yardım toplama şekillerinden bir veya birkaçı kullanılabilir.

Yardım toplama işinde kullanılan makbuz ve biletlerde, yardımın hangi amaç için toplandığının belirtilmesi zorunludur.

Gerçek kişiler tarafından girişilecek yardım toplama faaliyetlerinde, bu iş için hazırlanacak özel makbuz veya biletler kullanılır.

Makbuz ve biletlerin biçimi, bastırılması, kullanılması ve dağıtılması hususlarına ait esaslar yönetmelikte belirtilir.

İKİNCİ BÖLÜM
İzin, İzin Vermeye Yetkili Makamlar ve Başvuru
İzin alma zorunluğu:

Madde 6 – Kişiler ve kuruluşlar, yetkili makamdan izin almadan yardım toplayamazlar. Ancak, kamu yararına çalışan dernek, kurum ve vakıflardan hangilerinin izin almadan yardım toplayabilecekleri, Cumhurbaşkanınca belirlenip ilan edilir. (1)

İzin alınmadan girişilen yardım toplama faaliyetleri güvenlik kuvvetlerince derhal menedilir ve sorumlular hakkında kovuşturma yapılır.

İzin vermeye yetkili makamlar:

Madde 7 – (Değişik: 4/11/2004-5253/38 md.)

Yardım toplama faaliyeti bir ilin birden fazla ilçesini kapsıyorsa o ilin valisinden, bir ilçenin sınırları içinde ise o ilçenin kaymakamından izin alınır. Yardım toplama faaliyeti birden fazla ili kapsıyorsa yardım toplama faaliyetine girişecek gerçek veya tüzel kişilerin yerleşim yerinin bulunduğu ilin valisinden izin alınır ve izni veren valilik tarafından ilgili valiliklere ve İçişleri Bakanlığına bilgi verilir. Yardım toplama faaliyetleriyle ilgili işlemler dernekler birimlerince yürütülür.

Başvuru:

Madde 8 – Yardım toplayacak kişi ve kuruluşlar, isteklerini bir dilekçeyle izin vermeye yetkili makama bildirirler.

Gazete ve dergiler için dilekçeler sorumlu yazı işleri müdürlerince verilir.

Yardım toplama, öğrenim kurumları yararına veya kurum içinde yapılacak ise, başvuru dilekçesine kurum sorumlusunun yazılı izninin eklenmesi zorunludur.

Başvuru dilekçelerinde bulunması gereken hususlar ve eklenecek belgeler yönetmelikte gösterilir.

Başvurunun incelenmesi ve izin:

Madde 9 – İzin vermeye yetkili makamlarca başvuru üzerine; işin önemi, yardım toplama faaliyetine girişeceklerin yeterlikleri, yapılacak hizmetin amaca ve kamu yararına uygunluğu, yardım toplama faaliyetinin başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ve gerekli görülen diğer konular üzerinde inceleme yapılır ve sonucu en geç iki ay içinde başvuranlara bildirilir.

Süre:

Madde 10 – Yardım toplama süresinin takdiri, izin veren makama aittir. Bu süre bir yılı geçemez. Ancak, haklı sebeplerin bulunması halinde verilen süre, izin veren makamca bir yılı geçmemek üzere uzatılabilir.

–––––––––––––––––

(1) 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 77 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Çalışma Usul ve Esasları
             Sorumlu Kurul:

             Madde 11 – Gerçek kişiler, yardım toplama faaliyeti için en az üç kişiden ibaret sorumlu kurul oluşturmak zorundadırlar. Tüzelkişilerin sorumlu kurulu, yönetim organlarıdır.

             Sorumlu kurulda görev alanlar ile değişikliklerin, izin veren makama on gün içinde bildirilmesi gerekir.

             Gazete ve dergilerin uyacağı hususlar:

             Madde 12 – Gazete ve dergiler tarafından toplanacak para yardımları, bankada açılacak özel bir hesaba yatırılır.

             Yardıma katılan kişilerin adları ve yardım tutarı, yardımda bulunanın aksi yönde isteği olmadıkça, gazete ve dergide yayımlanır. Faaliyet sonunda toplanan yardımın miktarı, gazete ve dergi ile açıklanır.

             Kamu görevlilerinin çalışabilmesi:

             Madde 13 – Kamu görevlileri, vali veya kaymakamdan izin almadıkça yardım toplama faaliyetlerinde çalışamazlar.

             Çalışması için izin verilen kamu görevlilerine, her ne ad altında olursa olsun ücret verilemez. Ancak, Türk Hava Kurumu tarafından kurban derisi, bağırsak toplamak, fitre ve zekat zarfı dağıtmak suretiyle yardım toplama faaliyetlerinde görevlendirilen kamu personeline Kurumca ücret verilebilir.

             Silahlı Kuvvetler, adli ve idari yargıda görevli hakim ve savcılar ile güvenlik kuvvetleri mensupları ve özel kolluk görevlileri, yardım toplama faaliyetlerinde çalışamazlar.

             Sorumluluk:

             Madde 14 – Yardım toplama faaliyetine girişenler bu faaliyetin düzenli ve verimli bir şekilde yürütülmesinden, süresi içinde sonuçlandırılmasından, toplanan para ve eşyanın korunmasından ve amaca uygun şekilde kullanılmasından sorumludur.

             İzin veren makamca yapılacak işler:

             Madde 15 – Yardım toplama iznini veren makamca, her yardım toplama faaliyeti için bir dosya tutulur.

             Yardım toplama faaliyetinde görev alacaklara, faaliyetin konu ve süresini de belirten fotoğraflı bir kimlik belgesi verilir. Kimlik belgesi, faaliyetin sonunda geri alınıp, o işe ait dosyada saklanır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Denetim
             Faaliyetlerin denetimi:

             Madde 16 – Yardım toplama faaliyetleri ile sağlanan net gelirin gerçekleştirilmek istenen amaç doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığı izin veren makamın gözetim ve denetimine tabidir.

             İzin veren makam, gerekli denetlemeyi yaptırmak üzere, memurlar arasından veya dışarıdan yeterli sayıda denetçi görevlendirir ve ilgililere bildirir.

             İlgililer, denetçilerin isteği üzerine yardım toplama faaliyetleriyle ilgili her türlü bilgi ve belgeyi vermek zorundadırlar.

             Eski eser ve anıtların onarılması için yardım toplamaya izin verilmiş olan hallerde, Vakıflar Genel Müdürlüğü veya Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ayrıca denetleme yapılabilir.

             Kesinhesabın çıkarılması:

             Madde 17 – Sorumlu kurullar, yardım toplama süresinin bitiminden itibaren on gün içinde toplanan yardımın kesinhesabını çıkarmak ve bir örneğini izin veren makama vermekle yükümlüdürler. Zorunlu hallerde bu süre, izin veren makamca otuz güne kadar uzatılabilir.

             İzin veren makam, kesinhesabın bir örneğini denetçilere gönderir.
             Denetim sonucu:

             Madde 18 – Denetçiler, yardım toplama faaliyetlerinin belgelerini ve kesinhesabını inceleyerek, sonucu bir rapor halinde ve belirlenen süre içinde, görevlendiren makama verirler.

             Denetleme raporu:

             Madde 19 – Denetleme raporunun:

             a) Yardım toplama faaliyetinin brüt gelirini,

             b) Yardım toplama faaliyeti için yapılan gideri,

             c) Yardım toplama faaliyeti sonunda sağlanan net geliri,

             d) Bu gelirin amacı gerçekleştirmede yeterli olup olamayacağı konusundaki bilgiyi,

             e) İzin veren makamca incelenmesi istenen hususlarla ilgili açıklamaları,

             İçermesi gerekir.

             Denetçiler, girmesinde yarar gördükleri hususları da rapora yazarlar.

             Denetçilere verilecek ücret:

             Madde 20 – Denetçilere verilecek ücretin miktarı İçişleri ve Maliye Bakanlıklarınca birlikte tespit olunur ve bu ücret İçişleri Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır.

BEŞİNCİ BÖLÜM
             Madde 21 – 23 – (Mülga: 29/5/1986 – 3294/10 md.)
ALTINCI BÖLÜM
Çeşitli Hükümler
             Yardım toplama faaliyetinin giderleri:

             Madde 24 – Makbuzla, belirli yerlere kutu koymak veya bilgileri otomatik ya da elektronik olarak işleme tâbi tutmuş sistemler kullanmak suretiyle, bankalarda hesap açtırarak, yardım pulu çıkararak yardım toplama şekillerinde giderler, brüt gelirin yüzde onunu; eşya piyangosu düzenleyerek, kültürel gösteriler tertipleyerek, sergiler açarak, spor gösterileri, gezi ve eğlenceler düzenleyerek yardım toplama hallerinde ise giderler, brüt gelirin yüzde kırkını geçemez.(1)

             Giderlerin gösterilen oranları geçmesi halinde aradaki fark, haklı nedenler olmadıkça, sorumlu kurul üyelerine ödettirilir.

             Kalan yardımın devri:

             Madde 25 – Toplanan yardımın, amacı gerçekleştirecek miktara ulaşamaması veya amacın gerçekleşmesinden sonra bir miktarının artması hallerinde; söz konusu yardımlar, izin veren makamlarca, yardım hangi amaç için toplanmış ise, o veya benzeri amacı gerçekleştirebilecek kuruluş veya kuruluşlara devrettirilir.

____________________

(1)        Bu fıkrada yer alan “veya bilgileri otomatik ya da elektronik olarak işleme tâbi tutmuş sistemler kullanmak” ibaresi, 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle eklenmiş ve metne işlenmiştir

Basımevlerinin sorumluluğu:

             Madde 26 – Basımevleri, izin almak suretiyle yardım toplama faaliyetine girişen kişi ve kuruluşların bastıracağı makbuz, bilet ve yardım pullarının seri ve numaralarını bastıktan sonra durumu, yedi gün içinde izin veren makama bildirmek ve basılanların birer örneğini göndermek zorundadırlar.

             Yabancı temsilciliklerce yardım toplama:

             Madde 27 – Türkiye’de yabancı temsilciliklerce yardım toplanması Dışişleri Bakanlığının iznine bağlıdır. Yabancı temsilciliklerin yardım toplama faaliyetlerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz.

             Yardımın Devlet malı sayılması:

             Madde 28 – (Değişik: 23/1/2008-5728/406 md.)

Yardım toplama faaliyetinden elde edilen mal ve paraları zimmetine geçiren kişi, kamu görevlisi olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununun zimmet suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılır.

             Cezalar:

             Madde 29 – (Değişik: 23/1/2008-5728/407 md.)

Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak izinsiz yardım toplayanlara yediyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir. İzin verilen yer dışında yardım toplayanlara beşyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Bu Kanunun diğer hükümlerine aykırı davranışta bulunanlara, fiilleri suç oluşturmadığı takdirde, ikiyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Bu maddede yazılı olan idarî yaptırımlara karar vermeye mahallî mülkî amir yetkilidir.

Yukarıdaki fıkralara aykırı davranış sonucu izinsiz toplanan mal ve paralara elkonularak  mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.

             Yönetmelik:

             Madde 30 – Bu Kanunun 5, 8 ve 23 üncü maddelerinde öngörülen hususları ve Kanunun uygulamasına ilişkin esas ve usulleri belirleyen yönetmelik, İçişleri ve Maliye bakanlıklarınca Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içerisinde hazırlanarak Resmi Gazetede yayımlanır.

             Saklı tutulan hükümler:

             Madde 31 – Mevzuat hükümlerine göre bazı derneklere, vakıflara, meslek kuruluşlarına ve kamu kuruluşlarına tanınmış hak ve ayrıcalıklar saklıdır.

             Kaldırılan hükümler:

             Madde 32 – 23 Teşrinisani 1331 tarihli Cem’i İanat Nizamnamesi yürürlükten kaldırılmıştır.

             Geçici Madde 1 – (2860 sayılı Kanunun kendi numarasız geçici maddesi olup teselsül için numaralandırılmıştır.)

             Cem’i İanat Nizamnamesine göre yürütülmekte olan yardım toplama faaliyetleri, bu Kanunun 30 uncu maddesinde gösterilen yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, bu Kanunda belirtilen usullere uydurulur.

             Yürürlük:

             Madde 33 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

             Yürütme:

             Madde 34 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

5877
2860 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA
ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARININ
YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR LİSTE

 

Değiştiren Kanunun/KHK’nin veya İptal Eden Anayasa Mahkemesi Kararının Numarası

2860 sayılı Kanunun

değişen veya iptal edilen maddeleri

Yürürlüğe Giriş Tarihi

3294

14/6/1986

4854

6/5/2003

5253

5, 7 ve 24

23/11/2004

5728

28, 29

8/2/2008

KHK/700

6

24/6/2018 tarihinde birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının andiçerek göreve başladığı tarihte (9/7/2018)

 

_

Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun

0
Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun

Araştırma Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun, 5746 kanun numarası ile 28.02.2008 tarihinde kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 12.03.2008 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Sunulan metin 2016 yılı değişikliklerini de kapsamaktadır.

Araştırma Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun
Amaç ve kapsam(1)

MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı; Ar-Ge, yenilik ve tasarım yoluyla ülke ekonomisinin uluslararası düzeyde rekabet edebilir bir yapıya kavuşturulması için teknolojik bilgi üretilmesini, üründe ve üretim süreçlerinde yenilik yapılmasını, ürün kalitesi ve standardının yükseltilmesini, verimliliğin artırılmasını, üretim maliyetlerinin düşürülmesini, teknolojik bilginin ticarileştirilmesini, rekabet öncesi işbirliklerinin geliştirilmesini, teknoloji yoğun üretim, girişimcilik ve bu alanlara yönelik yatırımlar ile Ar-Ge’ye, yeniliğe ve tasarıma yönelik doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülkeye girişinin hızlandırılmasını, Ar-Ge ve tasarım personeli ve nitelikli işgücü istihdamının artırılmasını desteklemek ve teşvik etmektir. (2)

(2) Bu Kanun; Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı tarafından 12/4/1990 tarihli ve 3624 sayılı Kanuna göre oluşturulan teknoloji merkezleri (teknoloji merkezi işletmeleri), Türkiye’deki Ar-Ge merkezleri ile tasarım merkezleri, Ar-Ge projeleri, tasarım projeleri, rekabet öncesi işbirliği projeleri ve teknogirişim sermayesine ilişkin destek ve teşvikleri kapsar. (2)

––––––––––––

(1) Bu Kanunun adı “Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun” iken, 16/2/2016 tarihli ve 6676 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

(2) 16/2/2016 tarihli ve 6676 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “Ar-Ge ve yenilik” ibaresi “Ar-Ge, yenilik ve tasarım” şeklinde, “Ar-Ge’ye ve yeniliğe” ibaresi “Ar-Ge’ye, yeniliğe ve tasarıma” şeklinde, “Ar-Ge personeli” ibaresi “Ar-Ge ve tasarım personeli” şeklinde; ikinci fıkrasında yer alan “Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı” ibaresi “Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı” şeklinde, “(teknoloji merkezi işletmeleri) ile Türkiye’deki Ar-Ge merkezleri, Ar-Ge projeleri ve” ibaresi “(teknoloji merkezi işletmeleri), Türkiye’deki Ar-Ge merkezleri ile tasarım merkezleri, Ar-Ge projeleri, tasarım projeleri,” şeklinde değiştirilmiştir.

Tanımlar (1)

MADDE 2 – (1) Bu Kanunun uygulamasında;

a) Araştırma ve geliştirme faaliyeti (Ar-Ge): Araştırma ve geliştirme, kültür, insan ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının artırılması ve bunun yeni süreç, sistem ve uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik bir temelde yürütülen yaratıcı çalışmaları, çevre uyumlu ürün tasarımı veya yazılım faaliyetleri ile alanında bilimsel ve teknolojik gelişme sağlayan, bilimsel ve teknolojik bir belirsizliğe odaklanan, çıktıları özgün, deneysel, bilimsel ve teknik içerik taşıyan faaliyetleri,

b) Yenilik: Sosyal ve ekonomik ihtiyaçlara cevap verebilen, mevcut pazarlara başarıyla sunulabilecek ya da yeni pazarlar yaratabilecek; yeni bir ürün, hizmet, uygulama, yöntem veya iş modeli fikri ile oluşturulan süreçleri ve süreçlerin neticelerini,

c) Ar-Ge merkezi: Ar-Ge ve yenilik projelerini veya sözleşme çerçevesinde siparişe dayalı olarak yürütülen Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerini gerçekleştirmek üzere kurulan ve dar mükellef kurumların Türkiye’deki işyerleri dahil, kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan sermaye şirketlerinin; organizasyon yapısı içinde ayrı bir birim şeklinde örgütlenmiş, münhasıran yurtiçinde araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunan ve en az elli tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli istihdam eden, yeterli Ar-Ge birikimi ve yeteneği olan birimleri, (1)

ç) Ar-Ge projesi: Amacı, kapsamı, genel ve teknik tanımı, süresi, bütçesi, özel şartları, diğer kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel kişilerce sağlanacak aynî ve/veya nakdî destek tutarları, sonuçta doğacak fikri mülkiyet haklarının paylaşım esasları tespit edilmiş ve Ar-Ge faaliyetlerinin her safhasını belirleyecek mahiyette ve bilimsel esaslar çerçevesinde gerçekleştirilen ve araştırmacı tarafından yürütülen projeyi, (1)

d) Rekabet öncesi işbirliği projeleri: Birden fazla kuruluşun; ölçek ekonomisinden yararlanmak suretiyle yeni süreç, sistem ve uygulamalar tasarlayarak verimliliği artırmak ve mevcut duruma göre daha yüksek katma değer sağlamak üzere, rekabet öncesinde ortak parça veya sistem geliştirmek ya da platform kurabilmek amacıyla yürütecekleri, Ar-Ge veya tasarım faaliyetlerine yönelik olarak yapılan işbirliği anlaşması kapsamındaki bilimsel ve teknolojik niteliği olan projeleri, (1)

e) Teknogirişim sermayesi: Örgün öğrenim veren üniversitelerin herhangi bir lisans programından bir yıl içinde mezun olabilecek durumdaki öğrenci, yüksek lisans veya doktora öğrencisi ya da lisans, yüksek lisans veya doktora derecelerinden birini ön başvuru tarihinden en çok on yıl önce almış kişilerin, teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini, desteği veren merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri tarafından desteklenmesi uygun bulunan bir iş planı çerçevesinde, katma değer ve nitelikli istihdam yaratma potansiyeli yüksek teşebbüslere dönüştürebilmelerini teşvik etmek için yapılan sermaye desteğini, (1)

––––––––––––

(1) 16/2/2016 tarihli ve 6676 sayılı Kanunun 27 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “Dar” ibaresi “Ar-Ge ve yenilik projelerini veya sözleşme çerçevesinde siparişe dayalı olarak yürütülen Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerini gerçekleştirmek üzere kurulan ve dar” şeklinde, (ç) bendinde yer alan “hazırlanan” ibaresi “gerçekleştirilen ve araştırmacı tarafından yürütülen” şeklinde, (d) bendinde yer alan “Ar-Ge faaliyetlerine yönelik olarak yapılan ve fizibiliteye dayanan işbirliği anlaşması kapsamında,” ibaresi “Ar-Ge veya tasarım faaliyetlerine yönelik olarak yapılan işbirliği anlaşması kapsamındaki” şeklinde, (e) bendinde yer alan “beş” ibaresi “on” şeklinde değiştirilmiştir.

f) Ar-Ge personeli: Ar-Ge faaliyetlerinde doğrudan görevli araştırmacı ve teknisyenleri, (1)

g) Araştırmacı: Ar-Ge faaliyetleri ile yenilik tanımı kapsamındaki projelerde, yeni bilgi, ürün, süreç, yöntem ve sistemlerin tasarım veya oluşturulması ve ilgili projelerin yönetilmesi süreçlerinde yer alan en az lisans mezunu uzmanları, (1)

ğ) (Değişik: 16/2/2016-6676/27 md.) Teknisyen: Meslek lisesi veya meslek yüksekokullarının tasarım, teknik, fen veya sağlık bölümlerinden mezun, teknik bilgi ve deneyim sahibi kişileri, (1)

h) Destek personeli: Ar-Ge veya tasarım faaliyetlerine katılan veya bu faaliyetlerle doğrudan ilişkili yönetici, teknik eleman, laborant, sekreter, işçi ve benzeri personeli, (1)

ı) (Ek: 16/6/2009-5904/27 md.) Kamu personeli: 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun eki (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinde, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı kuruluşlarda, üyelerinin tamamı köylerden oluşan birlikler dışındaki mahalli idare birliklerinde, döner sermayeli kuruluşlarda, kanunla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları ile 5018 sayılı Kanun kapsamı dışındaki özel bütçeli kamu idarelerinde çalışan memurlar ile diğer kamu görevlilerini ve diğer personeli (Bu kamu görevlilerinin ilgili mevzuat kapsamında sahip oldukları özlük haklarına sahip olmayanlardan geçici olarak ve proje süresiyle sınırlı olarak istihdam edilenler bu Kanun uygulamasında kamu personeli sayılmaz.), (1)(2)

i) TÜBİTAK: Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunu, (1)(2)

j) (Ek: 16/2/2016-6676/27 md.) Tasarım faaliyeti: Sanayi alanında ve Cumhurbaşkanının uygun göreceği diğer alanlarda katma değer ve rekabet avantajı yaratma potansiyelini haiz, ürün veya ürünlerin işlevselliğini artırma, geliştirme, iyileştirme ve farklılaştırmaya yönelik yenilikçi faaliyetlerin tümünü,(3)

k) (Ek: 16/2/2016-6676/27 md.) Tasarım merkezi: Tasarım projelerini veya sözleşme çerçevesinde siparişe dayalı olarak yürütülen tasarım faaliyetlerini gerçekleştirmek üzere kurulan ve dar mükellef kurumların Türkiye’deki iş yerleri dâhil, kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan sermaye şirketlerinin; organizasyon yapısı içinde ayrı bir birim şeklinde örgütlenmiş, münhasıran yurtiçinde tasarım faaliyetlerinde bulunan ve en az on tam zaman eşdeğer tasarım personeli istihdam eden, yeterli tasarım birikimi ve yeteneği olan birimleri,

l) (Ek: 16/2/2016-6676/27 md.) Tasarım personeli: Tasarım faaliyetlerinde doğrudan görevli tasarımcı ve teknisyenleri,

––––––––––––

(1) 16/2/2016 tarihli ve 6676 sayılı Kanunun 27 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan “teknisyenleri;” ibaresi “teknisyenleri,” şeklinde, (g) bendinde yer alan “Ar-Ge faaliyetlerine” ibaresi “Ar-Ge veya tasarım faaliyetlerine” şeklinde değiştirilmiş, (f) bendinin (1) numaralı alt bendi (g) bendi şeklinde yeniden düzenlenmiş ve (2) numaralı alt bendi (ğ) bendi olarak metne işlendiği şekilde değiştirilmiş, mevcut (g), (ğ) ve (h) bentleri (h), (ı) ve (i) bentleri şeklinde teselsül ettirilmiştir.

(2) 16/6/2009 tarihli ve 5904 sayılı Kanunun 27 nci maddesiyle; bu Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasına (g) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve mevcut (ğ) bendi (h) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.Bu madde hükmü 3/7/2009 tarihini izleyen aybaşında yürürlüğe girecektir.

(3) 2/7/2018 tarihli ve 698 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 63 üncü maddesi ile bu bentte yer alan “Bakanlar Kurulunun” ibaresi “Cumhurbaşkanının” şeklinde değiştirilmiştir.

m) (Ek: 16/2/2016-6676/27 md.) Tasarımcı: Tasarım faaliyetleri kapsamındaki projelerin gerçekleştirilmesi ve ilgili projelerin yönetilmesi süreçlerinde yer alan, üniversitelerin; mühendislik, mimarlık veya tasarım ile ilgili bölümlerinden mezun en az lisans derecesine sahip kişiler ile tasarım alanlarından herhangi birinde en az lisansüstü eğitim derecesine sahip diğer kişileri,

n) (Ek: 16/2/2016-6676/27 md.) Tasarım projesi: Amacı, kapsamı, genel ve teknik tanımı, süresi, bütçesi, özel şartları, diğer kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel kişilerce sağlanacak aynî veya nakdî destek tutarları, sonuçta doğacak fikri mülkiyet haklarının paylaşım esasları tespit edilmiş ve tasarım faaliyetlerinin her safhasını belirleyecek mahiyette ve bilimsel esaslar çerçevesinde tasarımcı tarafından yürütülen projeyi,

o) (Ek: 16/2/2016-6676/27 md.) Temel bilimler: Yükseköğretim kurumlarının matematik, fizik, kimya ve biyoloji lisans programlarını,

ifade eder.

İndirim, istisna, destek ve teşvik unsurları (1)(2)

MADDE 3 – (1) Ar-Ge ve tasarım indirimi: Teknoloji merkezi işletmelerinde, Ar-Ge merkezlerinde, kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan veya teknoloji geliştirme projesi anlaşmaları kapsamında uluslararası kurumlardan ya da kamu kurum ve kuruluşlarından Ar-Ge projelerini desteklemek amacıyla fon veya kredi kullanan vakıflar tarafından veya uluslararası fonlarca desteklenen Ar-Ge ve yenilik projelerinde, rekabet öncesi işbirliği projelerinde ve teknogirişim sermaye desteklerinden yararlananlarca gerçekleştirilen Ar-Ge ve yenilik harcamalarının tamamı ile bu Kanun kapsamında yukarıda sayılan kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenen tasarım projelerinde ve tasarım merkezlerinde gerçekleştirilen münhasıran tasarım harcamalarının tamamı (…) (2) , 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesine göre kurum kazancının ve 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesi uyarınca ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılır. (Ek iki cümle: 16/2/2016-6676/28 md.) Cumhurbaşkanınca belirlenen kriterleri haiz Ar-Ge merkezlerinde ayrıca o yıl yapılan Ar-Ge ve yenilik harcamalarının bir önceki yıla göre artışının yüzde ellisine kadarı; Cumhurbaşkanınca belirlenen kriterleri haiz tasarım merkezlerinde ayrıca o yıl yapılan tasarım harcamalarının bir önceki yıla göre artışının yüzde ellisine kadarı yukarıdaki esaslar dâhilinde indirim konusu yapılabilir. Belirlenen kriterlere göre kanuni hadler içerisinde oranları ayrı ayrı veya birlikte farklılaştırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. Ayrıca bu harcamalar, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre aktifleştirilmek suretiyle amortisman yoluyla itfa edilir, bir iktisadi kıymet oluşmaması halinde ise doğrudan gider yazılır. Kazancın yetersiz olması nedeniyle ilgili hesap döneminde indirim konusu yapılamayan tutar, sonraki hesap dönemlerine devredilir. Devredilen tutarlar, takip eden yıllarda 213 sayılı Kanuna göre her yıl belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınır. (3)

––––––––––––––

(1) 16/6/2009 tarihli ve 5904 sayılı Kanunun 27 nci maddesiyle; bu maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesinde, ikinci, üçüncü ve yedinci fıkralarında yer alan “kanunla kurulan vakıflar” ibareleri, “kanunla kurulan veya teknoloji geliştirme projesi anlaşmaları kapsamında uluslararası kurumlardan ya da kamu kurum ve kuruluşlarından Ar-Ge projelerini desteklemek amacıyla fon veya kredi kullanan vakıflar” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. Bu madde hükmü 3/7/2009 tarihini izleyen aybaşında yürürlüğe girecektir.

(2) 16/2/2016 tarihli ve 6676 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “Ar-Ge indirimi” ibaresi “Ar-Ge ve tasarım indirimi” şeklinde, “Ar-Ge ve yenilik harcamalarının tamamı ile” ibaresi “Ar-Ge ve yenilik harcamalarının tamamı ile bu Kanun kapsamında yukarıda sayılan kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenen tasarım projelerinde ve tasarım merkezlerinde gerçekleştirilen münhasıran tasarım harcamalarının tamamı” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkrada yer alan “500 ve üzerinde tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli istihdam eden Ar-Ge merkezlerinde ayrıca o yıl yapılan Ar-Ge ve yenilik harcamasının bir önceki yıla göre artışının yarısı” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

(3) 2/7/2018 tarihli ve 698 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 63 üncü maddesi ile bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibareleri “Cumhurbaşkanınca”, aynı fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.

(2) Gelir vergisi stopajı teşviki: Kamu personeli hariç olmak üzere teknoloji merkezi işletmelerinde, Ar-Ge merkezlerinde, kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan veya teknoloji geliştirme projesi anlaşmaları kapsamında uluslararası kurumlardan ya da kamu kurum ve kuruluşlarından Ar-Ge projelerini desteklemek amacıyla fon veya kredi kullanan vakıflar tarafından veya uluslararası fonlarca desteklenen ya da TÜBİTAK tarafından yürütülen Ar-Ge ve yenilik projelerinde, teknogirişim sermaye desteklerinden yararlanan işletmelerde ve rekabet öncesi işbirliği projelerinde çalışan Ar-Ge ve destek personeli ile bu Kanun kapsamında yukarıda sayılan kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenen tasarım projelerinde ve tasarım merkezlerinde çalışan tasarım ve destek personelinin; bu çalışmaları karşılığında elde ettikleri ücretlerinin doktoralı olanlar ile temel bilimler alanlarından birinde en az yüksek lisans derecesine sahip olanlar için yüzde doksan beşi, yüksek lisanslı olanlar ile temel bilimler alanlarından birinde lisans derecesine sahip olanlar için yüzde doksanı ve diğerleri için yüzde sekseni gelir vergisinden müstesnadır. (Ek cümleler: 16/2/2016-6676/28 md.) Hak kazanılmış hafta tatili ve yıllık ücretli izin süreleri ile 17/3/1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda belirtilen tatil günlerine isabet eden ücretler de bu istisna kapsamındadır. Haftalık kırk beş saatin üzerindeki ve ek çalışma sürelerine ilişkin ücretler bu istisnadan faydalanamaz. Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde çalışan Ar-Ge veya tasarım personelinin bu merkezlerde yürüttüğü projelerle doğrudan ilgili olmak şartıyla, proje kapsamındaki faaliyetlerin bir kısmının Ar-Ge veya tasarım merkezi dışında yürütülmesinin zorunlu olduğu durumlarda, Ar-Ge veya tasarım merkezi yönetiminin onayının alınması ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bilgilendirilmesi kaydıyla, merkez dışındaki bu faaliyetlere ilişkin ücretlerin yüzde yüzünü aşmamak şartıyla Cumhurbaşkanınca ayrı ayrı veya birlikte belirlenecek kısmı ile Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde en az bir yıl süreyle çalışan Ar-Ge veya tasarım personelinin yüksek lisans yapanlar için bir buçuk yılı, doktora yapanlar için iki yılı geçmemek üzere merkez dışında geçirdiği sürelere ilişkin ücretlerin yüzde yüzünü aşmamak şartıyla Cumhurbaşkanınca ayrı ayrı veya birlikte belirlenecek kısmı gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında değerlendirilir. (1)(2)

––––––––––––

(1) 16/2/2016 tarihli ve 6676 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Ar-Ge ve destek personelinin; bu çalışmaları karşılığında elde ettikleri ücretlerinin doktoralı olanlar için yüzde doksanı, diğerleri için yüzde sekseni gelir vergisinden müstesnadır.” ibaresi “Ar-Ge ve destek personeli ile bu Kanun kapsamında yukarıda sayılan kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenen tasarım projelerinde ve tasarım merkezlerinde çalışan tasarım ve destek personelinin; bu çalışmaları karşılığında elde ettikleri ücretlerinin doktoralı olanlar ile temel bilimler alanlarından birinde en az yüksek lisans derecesine sahip olanlar için yüzde doksan beşi, yüksek lisanslı olanlar ile temel bilimler alanlarından birinde lisans derecesine sahip olanlar için yüzde doksanı ve diğerleri için yüzde sekseni gelir vergisinden müstesnadır.” şeklinde değiştirilmiştir.

(2) 2/7/2018 tarihli ve 698 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 63 üncü maddesi ile bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibareleri “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.

(3) Sigorta primi desteği: Kamu personeli hariç olmak üzere teknoloji merkezi işletmelerinde, Ar-Ge merkezlerinde, kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan veya teknoloji geliştirme projesi anlaşmaları kapsamında uluslararası kurumlardan ya da kamu kurum ve kuruluşlarından Ar-Ge projelerini desteklemek amacıyla fon veya kredi kullanan vakıflar tarafından veya uluslararası fonlarca desteklenen ya da TÜBİTAK tarafından yürütülen Ar-Ge ve yenilik projeleri ile rekabet öncesi işbirliği projelerinde ve teknogirişim sermaye desteklerinden yararlanan işletmelerde çalışan Ar-Ge ve destek personeli, bu Kanun kapsamında yukarıda sayılan kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenen tasarım projelerinde ve tasarım merkezlerinde çalışan tasarım ve destek personeli ile 26/6/2001 tarihli ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun geçici 2 nci maddesi uyarınca ücreti gelir vergisinden istisna olan personelin; bu çalışmaları karşılığında elde ettikleri ücretleri üzerinden hesaplanan sigorta primi işveren hissesinin yarısı, (…)(1) Maliye Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır.(1)(2)

(4) Damga vergisi istisnası: Bu Kanun kapsamındaki her türlü Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri ile tasarım faaliyetlerine ilişkin olarak düzenlenen kağıtlardan damga vergisi alınmaz. (3)

(5) Teknogirişim sermayesi desteği: Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri tarafından bu Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki koşulları taşıyanlara bir defaya mahsus olmak üzere teminat alınmaksızın 100.000 (…)(5) Türk Lirasına kadar teknogirişim sermayesi desteği hibe olarak verilir. (Ek cümle: 16/2/2016-6676/28 md.) Bu tutarı; sektörler, iş kolları, Bölgeler veya teknoloji alanları itibarıyla ayrı ayrı veya birlikte beş katına kadar artırmaya veya kanuni tutarına kadar indirmeye Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı yetkilidir. Bu fıkra uyarınca yılı bütçesinde Ar-Ge projelerinin desteklenmesi amacıyla ödeneği bulunan merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin tümü tarafından yapılan ödemelerin toplamı, her takvim yılı için 50.000.000 Türk Lirasını geçemez. Bu tutarlar, takip eden yıllarda 213 sayılı Kanuna göre her yıl belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır. (Ek cümleler: 16/2/2016-6676/28 md.) Teknogirişim sermayesi desteğinden faydalananlara, bu desteğe konu projelerinin finansmanında kullanılmak üzere gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri tarafından sağlanan sermaye desteklerinin beyan edilen gelirin veya kurum kazancının yüzde onunu ve öz sermayenin yüzde yirmisini aşmayan kısmı 193 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi uyarınca beyan edilen gelirin ve 5520 sayılı Kanunun 10 uncu maddesine göre kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılır. İndirim konusu yapılacak tutar yıllık olarak 500.000 Türk lirasını aşamaz. Bu oranları ve parasal sınırı yarısına kadar indirmeye veya dört katına kadar artırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. Teknogirişim sermayesi desteğine konu projelerin finansmanında kullanılmak üzere gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri tarafından sağlanan sermaye desteklerinin iki yıl içerisinde ilgili projenin finansmanında kullanılmayan kısmı için indirim dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmemiş vergiler gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. (4)(5)(6)

––––––––––––

(1) 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanunun 144 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “her bir çalışan için beş yıl süreyle” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

(2) 16/2/2016 tarihli ve 6676 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Ar-Ge ve destek personeli” ibaresinden sonra gelmek üzere “, bu Kanun kapsamında yukarıda sayılan kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenen tasarım projelerinde ve tasarım merkezlerinde çalışan tasarım ve destek personeli” ibaresi eklenmiştir.

(3) 16/2/2016 tarihli ve 6676 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ilgili” ibaresi “tasarım faaliyetlerine ilişkin” şeklinde değiştirilmiştir.

(4) 29/3/2011 tarihli ve 6215 sayılı Kanunun 5 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “10.000.000 Yeni Türk Lirasını” ibaresi “50.000.000 Türk Lirasını” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

(5) 16/2/2016 tarihli ve 6676 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Yeni” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

(6) 2/7/2018 tarihli ve 698 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 63 üncü maddesi ile bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.

(6) Rekabet öncesi işbirliği projelerinde işbirliğini oluşturan kuruluşların bu işbirliğine yaptıkları katkılar, işbirliği anlaşmasında belirtilen ortak özel bir hesapta izlenir. Özel hesaba aktarılan bu tutarlar, harcamanın yapıldığı dönemde katkı sağlayan kuruluşların Ar-Ge ve tasarım harcaması olarak kabul edilir ve proje dışında başka bir amaç için kullanılamaz. Proje hesabında toplanan tutarlar, proje özel hesabı açan kuruluşun kazancının tespitinde gelir olarak dikkate alınmaz. (Ek cümle: 16/2/2016-6676/28 md.) Rekabet öncesi işbirliği proje bütçesinin en fazla yüzde ellisine kadarlık kısmı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesine konulan ödenekle sınırlı olmak üzere geri ödemesiz olarak desteklenebilir. (1)

(7) Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri ile tasarım faaliyetlerinde bulunanların; kamu kurum ve kuruluşları, kanunla kurulan veya teknoloji geliştirme projesi anlaşmaları kapsamında uluslararası kurumlardan ya da kamu kurum ve kuruluşlarından Ar-Ge ve yenilik projeleri ile tasarım projelerini desteklemek amacıyla fon veya kredi kullanan vakıflar ile uluslararası fonlardan aldıkları destekler özel bir fon hesabında tutulur. Bu fon, 193 sayılı Kanun ve 5520 sayılı Kanuna göre vergiye tabi kazancın ve ilgili yılda yapılan Ar-Ge veya tasarım harcaması tutarının tespitinde dikkate alınmaz. Bu fonun, elde edildiği hesap dönemini izleyen beş yıl içinde sermayeye ilâve dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilmesi veya işletmeden çekilmesi halinde, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğratılmış sayılır. (2)

(8) (Ek: 16/2/2016-6676/28 md.) Bu Kanun kapsamında yürütülen Ar-Ge, yenilik ve tasarım projeleri ile ilgili araştırmalarda kullanılmak üzere ithal edilen eşya, gümrük vergisi ve her türlü fondan, bu kapsamda düzenlenen kâğıtlar ve yapılan işlemler damga vergisi ve harçtan müstesnadır.

(9) (Ek: 16/2/2016-6676/28 md.) Bu Kanun kapsamında Ar-Ge merkezlerinin sözleşme çerçevesinde siparişe dayalı olarak yürüttükleri Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri ile tasarım merkezlerinin sözleşme çerçevesinde siparişe dayalı olarak yürüttükleri tasarım faaliyetleri bu maddede belirtilen indirim, istisna, destek ve teşvik unsurlarından yararlanabilir. Ancak Ar-Ge veya tasarım merkezleri tarafından siparişe dayalı olarak yürütülen Ar-Ge veya tasarım faaliyetlerine ilişkin olarak yapılan harcamaların sadece yüzde ellisi bu merkezler tarafından, bu harcamaların kalan yüzde ellisi ise siparişi veren gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri tarafından indirim olarak dikkate alınabilir. Bu oranları ayrı ayrı veya birlikte iki katına kadar artırmaya veya kanuni oranlarına kadar indirmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Sipariş verenin gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyetinin olmaması halinde Ar-Ge veya tasarım harcamasının tamamı Ar-Ge veya tasarım merkezi tarafından indirilebilir. Sipariş verenler, Ar-Ge veya tasarım indirimi ile sipariş verilmesine ilişkin kâğıtlara ait damga vergisi istisnası dışındaki teşvik ve destek unsurlarından yararlanamaz. (3)

––––––––––––

(1) 16/2/2016 tarihli ve 6676 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “protokolünde belirlenen kuruluşlardan biri adına açılacak” ibaresi “anlaşmasında belirtilen ortak” şeklinde, “Ar-Ge harcaması” ibaresi “Ar-Ge ve tasarım harcaması” şeklinde değiştirilmiştir.

(2) 16/2/2016 tarihli ve 6676 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinde” ibaresi “Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri ile tasarım faaliyetlerinde” şeklinde, “Ar-Ge projelerini” ibaresi “Ar-Ge ve yenilik projeleri ile tasarım projelerini” şeklinde, “Ar-Ge harcaması” ibaresi “Ar-Ge veya tasarım harcaması” şeklinde değiştirilmiştir.

(3) 2/7/2018 tarihli ve 698 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 63 üncü maddesi ile bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.

(10) (Ek: 16/2/2016-6676/28 md.) Temel bilimler alanlarında en az lisans derecesine sahip Ar-Ge personeli istihdam eden Ar-Ge merkezlerine, bu personelin her birine ödedikleri aylık ücretin o yıl için uygulanan asgari ücretin aylık brüt tutarı kadarlık kısmı, iki yıl süreyle, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. Ancak bu kapsamda her bir Ar-Ge merkezine sağlanacak destek, ilgili ayda Ar-Ge merkezinde istihdam edilen toplam personel sayısının yüzde onunu geçemez.

(11) (Ek: 16/2/2016-6676/28 md.) Öğretim elemanlarından Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde gerçekleştirilen faaliyetlerde araştırmacı, tasarımcı ya da idari personel olarak hizmetine ihtiyaç duyulanlar, üniversite yönetim kurullarının izniyle tam zamanlı veya yarı zamanlı olarak görevlendirilebilirler. Tam zamanlı görevlendirme için herhangi bir üniversitede altı yıllık tam zamanlı olarak çalışmak gerekmekte olup, görevlendirme süresi her altı yıl sonrasında bir yıldır. Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde tam zamanlı görevlendirilenlerin geçirdikleri süreler, tam zaman eşdeğer Ar-Ge veya tasarım personeli hesaplamasında dikkate alınır. Yarı zamanlı görev alan öğretim elemanlarının bu hizmetleri karşılığı elde edecekleri gelirler, üniversite döner sermaye kapsamı dışında tutulur. Tam zamanlı olarak görevlendirilecek personele kurumlarınca aylıksız izin verilir ve kadroları ile ilişkileri devam eder. Bu şekilde aylıksız izne ayrılanlardan, önceki görevleri sebebiyle 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi veya geçici 4 üncü maddesi kapsamında sigortalı veyahut iştirakçi sayılanların aylıksız izne ayrıldığı tarihi takip eden on beş gün içerisinde talepte bulunmaları halinde; aylıksız izinli sayıldıkları ve buralarda çalıştırıldıkları sürece aynı kapsamdaki sigortalılık veya iştirakçilik ilişkisi devam eder. Bu şekilde aylıksız izne ayrılanlardan;

a) 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için önceki kadroları için tespit edilen sigorta primine esas kazanç unsurları esas alınmak suretiyle ilgili aya ilişkin olarak hesaplanacak sigorta primi çalışan hissesi ile genel sağlık sigortası primi çalışan hissesi tutarı kendilerince, sigorta primi işveren hissesi ile genel sağlık sigortası primi işveren hisseleri görev yaptıkları işverenleri tarafından,

b) 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında iştirakçi sayılanlar için önceki kadroları için tespit edilen emekli keseneğine esas aylık unsurları esas alınmak suretiyle ilgili aya ilişkin olarak hesaplanacak kişi keseneği kendilerince, kurum karşılıkları ile genel sağlık sigortası primlerinin tamamı görev yaptıkları işverenleri tarafından,

ödenir. Prim ödeme yükümlülüğü görevlendirildikleri işverene aittir. İlgililerin bu şekilde aylıksız izinde geçirdikleri süreler önceki kadro unvanları esas alınmak suretiyle emekli keseneğine esas aylık unsurlarının veya sigorta primine esas kazanç unsurlarının tespitinde dikkate alınır. Bunlara aylıksız izin dönemindeki söz konusu çalışma süreleri için görev yaptıkları işveren tarafından kıdem tazminatı ödenmez ve bu süreler emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınır. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesinin bu maddede yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri uygulanmaz.

10280-1

(12) (Ek: 16/2/2016-6676/28 md.) Türk Tasarım Danışma Konseyinin önerileri doğrultusunda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından belirlenen kriterleri haiz tasarım yarışmalarında sergilenen tasarımların tescil giderleri, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesine konulacak ödenek imkânları çerçevesinde geri ödemesiz olarak desteklenebilir.

Diğer teşvik unsurları

MADDE 3/A- (Ek: 15/7/2016-6728/60 md.)

(1) Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, işletmeleri bünyesinde gerçekleştirdikleri münhasıran yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik araştırma ve geliştirme harcamaları tutarının %100’ü, bu kapsamdaki projelerin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Ar-Ge ve yenilik projesi olarak değerlendirilmesi şartıyla, 5520 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi ve 193 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi uyarınca kazancın tespitinde indirim konusu yapılır. Ayrıca bu harcamalar, 213 sayılı Kanuna göre aktifleştirilmek suretiyle amortisman yoluyla itfa edilir, bir iktisadi kıymet oluşmaması hâlinde ise doğrudan gider yazılır.

(2) Kazancın yetersiz olması nedeniyle ilgili vergilendirme döneminde indirim konusu yapılamayan tutar, sonraki vergilendirme dönemlerine devredilir. Devredilen tutar, takip eden yıllarda 213 sayılı Kanuna göre her yıl belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınır.

(3) Araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile doğrudan ilişkili olmayan giderlerden Ar-Ge indirimi hesaplanmaz. Ar-Ge indirimi tutarının hesabında tamamen araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde kullanılan amortismana tabi iktisadi kıymetler için hesaplanan amortismanlar ile başka faaliyetlerde de kullanılan makine ve teçhizat için hesaplanan amortismanların bu kıymetlerin araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde kullanıldıkları gün sayısına isabet eden kısmı dikkate alınabilir. Bu madde kapsamında Ar-Ge indiriminden yararlanılacak harcamaların kapsamını ve uygulamadan yararlanılabilmesi için gerekli belgeler ile usulleri belirlemeye Maliye Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı müştereken yetkilidir.

Uygulama ve denetim esasları(1)(2)(3)

MADDE 4 – (1) Bu Kanun kapsamındaki destek ve teşvik unsurlarından yararlananların bu Kanunda öngörülen şartları taşıdıklarına ilişkin tespitler en geç iki yıllık süreler itibarıyla yapılır.

(2) Bu Kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen gelir vergisi stopajı ve sigorta primi işveren hissesine ilişkin teşviklerden yararlanacak olan destek personelinin tam zaman eşdeğeri sayısı, toplam tam zamanlı Ar-Ge veya tasarım personeli sayısının yüzde onunu geçemez. (2)

(3) Asgari Ar-Ge veya tasarım personeli sayısının hesabında fiilen ve tam zamanlı olarak çalışan personelin üçer aylık dönemler itibarıyla ortalaması esas alınır. (2)

(4) Bu Kanunda öngörülen şartların ihlali veya teşvik ve destek unsurlarının amacı dışında kullanılması halinde, zamanında tahakkuk ettirilmemiş vergiler yönünden vergi ziyaı doğmuş sayılır. Sağlanan vergi dışı destekler ise 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ve gecikme zammı uygulanmak suretiyle tahsil edilir.

(5) (Değişik: 16/2/2016-6676/29 md.) Bu Kanun kapsamındaki indirim, istisna, destek ve teşviklerden yararlananlar; 193 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi, 5520 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi hükümleri ile 4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi hükümlerinden ayrıca yararlanamazlar.(3)

(6) (Ek: 6/2/2014-6518/101 md.; Değişik: 16/2/2016-6676/29 md.) Bu Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan elli tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli sayısını on beşe kadar indirmeye, kanuni seviyesine kadar artırmaya veya belirlenen sınırlar dâhilinde sektörler itibarıyla farklılaştırmaya, (k) bendinde belirtilen on tam zaman eşdeğer tasarım personeli sayısını yarısına kadar indirmeye, kanuni seviyesine kadar artırmaya veya belirlenen sınırlar dâhilinde sektörler itibarıyla farklılaştırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.(4)

(7) Bu Kanunun uygulamasına ve denetimine ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından birlikte çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.(1)(2)

––––––––––––

(1) 6/2/2014 tarihli ve 6518 sayılı Kanunun 101 inci maddesiyle bu maddeye beşinci fıkrasından sonra gelmek üzere altıncı fıkra eklenmiş, takip eden fıkra buna göre teselsül ettirilmiştir.

(2) 16/2/2016 tarihli ve 6676 sayılı Kanunun 29 uncu maddesiyle, bu maddenin ikinci fıkrasında yer alan “Ar-Ge personeli” ibaresi “Ar-Ge veya tasarım personeli” şeklinde, üçüncü fıkrasında yer alan “Ar-Ge personeli” ibaresi “Ar-Ge veya tasarım personeli” şeklinde, yedinci fıkrasında yer alan “TÜBİTAK’ın görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı” ibaresi “Maliye Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı” şeklinde değiştirilmiştir.

(3) 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesi ile bu maddenin beşinci fıkrasında yer alan “193 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (9) ve (13) numaralı bentleri, 5520 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (ğ) bentleri hükümleri ile” ibaresi “193 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi, 5520 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi hükümleri ile”  şeklinde değiştirilmiştir.

(4) 2/7/2018 tarihli ve 698 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 63 üncü maddesi ile bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.

(8) (Ek: 16/2/2016-6676/29 md.) Bu Kanun kapsamında gerçekleştirilen Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerine ilişkin yerindelik ve uygunluk denetimleri, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından gerçekleştirilir.

Değiştirilen hükümler

MADDE 5 – (1) 193 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (9) numaralı bendi ile 5520 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “araştırma ve geliştirme harcamaları tutarının % 40’ı oranında” ibareleri “araştırma ve geliştirme harcamaları tutarının %100’ü oranında” şeklinde değiştirilmiştir.

Yürürlük

MADDE 6 – (1) Bu Kanun 31/12/2023 tarihine kadar uygulanmak üzere, yayımını takip eden ay başında yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 7 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

5746 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN
MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN İPTAL EDİLEN HÜKÜMLERİN YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ
GÖSTERİR LİSTE

 

Değiştiren Kanunun/KHK’nin/ İptal Eden Anayasa Mahkemesi Kararının Numarası

5746 sayılı Kanunun değişen veya iptal edilen maddeleri

Yürürlüğe Giriş Tarihi

5904

2 ve 3

3/7/2009 tarihini izleyen aybaşında

6215

3

12/4/2013

6518

4

19/2/2014

6552

3

11/9/2014

6676

Kanunun Adı, 1, 2, 3, 4

26/2/2016 tarihini takip eden ay başında

6728

Madde 3/A, 4

9/8/2016

KHK/698

2,3,4

24/6/2018 tarihinde birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının andiçerek göreve başladığı tarihte

 

Yeraltı Suları Hakkında Kanun

0

Yeraltı Suları Hakkında Kanun

Kanun Numarası : 167

Kabul Tarihi : 16/12/1960

Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 23/12/1960 Sayı : 10688

Yayımlandığı Düstur : Tertip : 4 Cilt : 1 Sayfa : 814

*

* *

Bu Kanun ile ilgili tüzük için, “Tüzükler Külliyatı”nın kanunlara

göre düzenlenen nümerik fihristine bakınız.

*

* *

Yeraltı sularının mülkiyeti:

Madde 1 – Yeraltı suları umumi sular meyanında olup Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.Bu suların her türlü araştırılması, kullanılması, korunması ve tescili bu kanun hükümlerine tabidir.

Terimler:

Madde 2 – Bu kanunda yeraltı suyu ile ilgili olarak kullanılan terimler aşağıdaki manaları ifade eder:

Yeraltı suyu:

Yeraltındaki durgun veya hareket halinde olan bütün sulardır.

Yer altı suyu deposu:

Bünyesinde yeraltı suyu bulunan tabakalardır ki, bu tabakaların her hangi bir noktasından su çekildiğinde, bütün su kütlesine tesir edilmiş olur.

Kimse:

Resmi, yarı resmi veya hususi hüviyeti haiz hakiki ve hükmi şahıslar.

Komşu :

Bitişik arazi sahibi veya aynı bölgede bulunan ve halin icaplarına göre bitişik arazi sahibi gibi aynı yeraltı suyu imkanlarından faydalanması lazım gelen kimse.

Müracaat sahibi:

Arama, kullanma veya ıslah ve tadil belgesi isteyen kimse.

Belge sahibi:

Arama, kullanma veya ıslah ve tadil belgesi almış olan kimse.

Faydalı kullanış:

Yeraltı suyunun içmede, temizlikte, belediye hizmetlerinde, hayvan sulamada, zirai sulamada,maden ve sanayide, sportif vesair tesislerde kullanılması.

Faydalı ihtiyaç:

Yeraltı suyunu kullanacak kimsenin faydalı kullanışları için muhtaç olduğu su miktarı.

Emniyetli verim haddi:

Yeraltı suyu deposu verimine zarar vermeden devamlı olarak alınabilecek su miktarı.

3332

Araştırma kuyusu:

Yeraltı suyu hakkında bilgi edinmek üzere açılan kuyular.

İşletme kuyusu:

İstifadeye arzolunan kuyular.

Yeraltı suyu işletme sahalarının tesbit ve ilanı:

Madde 3 – (Değişik: 4/7/1988 – KHK – 336/1 md.; Aynen Kabul: 7/2/1990 – 3612/37 md.)

Sınırları ve yapısal özellikleri belirlendikçe yeraltısuyu sahaları,Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün teklifi üzerine,ilgili bakanlıkça “Yeraltısuyu İşletme Alanları” kabul ve ilan edilir.

İlan edilmiş yeraltı suyu işletme sahaları içinde kuyu açılması:

Madde 4 – Yeraltı suyu işletme sahaları içinde 8 inci madde hükmüne göre belge alınarak açılması gereken kuyuların adedi, yerleri, derinlikleri ve diğer vasıflariyle çekilecek su miktarı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü tarafından tayin ve tesbit edilir.

Yeraltı suyu işletme sahalarında 8 inci madde şümülüne giren her türlü yeraltı suyu tesisleri, Bayındırlık Bakanlığınca tanzim edilecek teknik talimatname hükümlerine göre meydana getirilir.

Kuyu açan kimse, bulunan suyun ancak kendi faydalı ihtiyaçlarına yetecek miktarını kullanmaya yetkilidir. (Ek cümleler: 3/7/2003-4916/22 md.) Bu miktarı aşan sular ile sulama, kullanma ve işlenerek veya doğal haliyle içme suyu olarak satılmak üzere çıkarılan yeraltı suları, Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdeki kaynak suları (mazbut vakıflara ait sular hariç), 2886 sayılı Kanun hükümlerine uyularak il özel idarelerince kiraya verilir. Tahsil edilen kira gelirinden; yer altı veya kaynak suyunun çıktığı yer, köy sınırları içinde ise o yerdeki köy tüzel kişiliğine %15, belediye sınırları içinde ise ilgili belediyeye % 25 oranında pay verilir.(1)

Faydalı ihtiyaç miktarı,tahsis edilecek maksada göre ilgili bakanlıkların mütalaası alınmak suretiyle, Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü tarafından tayin ve tesbit edilir.

İlan edilmiş yeraltı suyu işletme sahaları dışında yeraltı suyu aranması ve kullanılması:

Madde 5 – İlan edilmiş yeraltı suyu işletme sahaları dışında her arazi sahibi; arazisinde yeraltı suyu aramak, suyu bulduktan sonra, bunun kendi faydalı ihtiyaçlarına yetecek miktarını kullanmak hakkına maliktir.

Ancak bu işler 8 inci maddenin şümülüne girdiği takdirde belge alınması mecburidir.

Faydalı ihtiyaç miktarı dördüncü madde hükümlerine göre tayin olunur.

_____________________

(1) Bu fıkrada yer alan “Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdeki kaynak suları,” ibaresi, 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle “Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdeki kaynak suları (mazbut vakıflara ait sular hariç),” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

3333

Komşu hakkı: (1)

Madde 6 – Arazisinde faydalı ihtiyaçları için yeter miktarda su bulunmıyan veya bu suyu elde etmesi fahiş masrafı icabettiren bir kimsenin, komşu arazideki yeraltı suyundan istifade şartları 20 nci maddede sözü geçen yönetmelikte belirtilir.

Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğünün yetkileri:

Madde 7 – Yeraltı suyu etüd ve araştırmaları için Devlet Su İşleri, herhangi bir yerde kuyular açmak veya açtırmak hakkına maliktir. Bu kuyular için istimlak yapılmaz.

Araştırma kuyularından işletme kuyusu haline ifrağ edilenlerle, doğrudan doğruya işletme kuyusu olarak açılan kuyular için, kuyu yeri ile geliş gidişe lüzumlu arazi Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü tarafından istimlak olunur.İstimlak bedeli,kuyunun maliyet hesabına ithal edilir.İşletme kuyularının intifa hakkı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü tarafından hakiki veya hükmi şahıslara devredilebilir veya kiralanabilir. Devir veya kira bedeli Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü tarafından takdir olunur.

Kuyunun intifa hakkının devrinde veya kiralanmasında arazi sahibine tercih hakkı tanınır.

Belge alınması ve bilgi verilmesi mecburiyeti:

Madde 8 – Aşağıdaki (a) ve (b) fıkralarında beyan edilen kazıların yapılması veya kuyuların açılması için Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğünden belge alınması mecburidir:

a) (Değişik: 4/7/1988 – KHK – 336/1 md.; Aynen Kabul: 7/2/1990 – 3612/38 md.) Su temini maksadıyla, kesitleri ne olursa olsun, tabii zemin üstünden itibaren derinliği Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından tesbit ve ilgili bakanlığın onayından sonra ilan olunan haddi aşan her türlü çukur, sondaj ve kuyular (el ile açılan kuyular hariç),

b) Su temini maksadiyle, boyları ve kesitleri ne olursa olsun, ufki veya meyilli her türlü galeriler ve tüneller.

Bu kazıların yapılması ve kuyuların açılması su temini maksadını gütmemesi halinde, bunlar hakkında belge aranmamakla beraber, Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğünün talebi üzerine bilgi verilmesi mecburidir.

Arama belgesi:

Madde 9 – Yeraltı suyu aranmasında belge almayı icabettiren işler için bir sene süreli arama belgesi verilir.Bu süre içinde,arama bitirilmezse; belge sahibinin,sürenin son ayı içinde müracaat etmesi şartiyle belge bir sene için temdit edilir. Bu süre zarfında da arama bitirilemezse; belge hükümsüz sayılır ve iş sahibi yeniden belge alır.

Kullanma belgesi

Madde 10 – Arama belgesine dayanarak arazisinde yeraltı suyu bulunan kimse, bu suyu kullanabilir. Ancak, bir ay içinde Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğüne müracaat ederek kullanma belgesi alır.

–––––––––––––

(1) 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 44 üncü maddesiyle, bu maddede yer alan “tüzükte” ibaresi “yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.

3334

(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/126 md.; Değişik: 14/2/2013-6427/1 md.) Kuyu, galeri, tünel ve benzerlerine ölçüm sistemleri kurulmadan kullanma belgesi verilemez. Ölçüm sistemlerinin kurulmasını lüzumlu kılacak yeraltı suyunun; kullanım maksadı, miktarı, havza sınırı ve diğer hususlar Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün teklifi üzerine Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlıkça tespit edilir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlıkça tespit edilen hususlara ilişkin uygulama usul ve esasları ile ölçüm sistemine dair hususlar yönetmelikle belirlenir. Su ölçüm sisteminin kurulmasına dair süre Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlığın kararıyla uzatılabilir. (1)

Islah ve tadil belgesi:

Madde 11 – Kullanma belgesini haiz bir kimse arazisindeki kuyuların veya yeraltı suyu menbalarının verimini artırmak veya başka bir maksadı sağlamak gibi mülahazalarla bunlar üzerinde kendiliğinden her hangi bir müdahalede bulunamaz veya kuyuların kullanma şeklini değiştiremez. Ancak, Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğünden “ıslah ve tadil belgesi” almak suretiyle, böyle bir ameliyeye girişebilir.

Belgelerin ücret, resim ve harctan muafiyeti:

Madde 12 – Dokuzuncu, onuncu ve on birinci maddelerde sözü geçen belgeler hiçbir ücrete, damga resmine, harca ve sair rüsuma tabi değildir.

Belge için müracaat:

Madde 13 – Arama, kullanma veya ıslah ve tadil belgesi almak isteyen kimse, doğrudan, doğruya, bulunduğu yerdeki Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü teşkilatına, Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü teşkilatı yoksa, en yakın mülkiye amiri vasıtasiyle, Devlet Su İşleri teşkilatına müracaatla belge talebinde bulunur.

Müracaat sahibine, bir ay zarfında,belge verilmek veya reddedilmek suretiyle cevap verilir.

Aynı zamanda yapılan müracaatlarda su taleplerinin emniyetli verim haddine yaklaşması:

Madde 14 – Su taleplerinin yeraltı suyu deposunun emniyetli verim haddine yaklaşması halinde, belge için yapılmış bir müracaattan sonra, bir hafta zarfında, aynı yeraltı su deposundan istifade etmek üzere,yapılacak başka müracaatlar, ilgili Bakanlıkların temsilcilerinden müteşekkil bir heyet marifetiyle incelenerek taliplerden hangilerine kullanma belgesi verileceği karara bağlanır.

––––––––––––––––

(1)19/4/2018 tarihli ve 7139 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibareleri “Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlıkça” şeklinde ve “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlığın” şeklinde değiştirilmiştir.

3334-1

Tescil:

Madde 15 – Bu kanun hükümlerine göre verilen bütün belgeler, Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü tarafından bir sicile kaydedilir.

Şartların tesbiti ve kontrolü: (1)

Madde 16 – Arama, kullanma, ıslah ve tadil ameliyelerinin şartları ve kuyuların açılmasında fen elemanlarına tanınacak hak ve salahiyetlerle mesuliyetleri ve bu hususların kontrolü 20 nci maddede sözü geçen yönetmelikte belirtilir.

Proje ve fenni mesuliyet:

Madde 17 – Bu kanun hükümlerine göre yeniden yapılacak veya tadil ve ıslah edilecek her türlü yeraltı suyu tesislerinin etüd, proje ve aplikasyonları, yetkili elemanlarca yapılan tasdikli bir proje ve mesuliyete istinat eder.

Satıh alüvyunları içerisinde açılan ve derinliği 8 inci madde gereğince ilan edilen haddi aşmayan kuyular bu hüküm dışındadır.

Ceza hükümleri:

Madde 18 – (Değişik: 23/1/2008-5728/270 md.)

Bu Kanundaki vecibeleri yerine getirmeyenler bu hareketlerinden dolayı, diğer kanunlara göre suç oluşturmadığı takdirde, bu madde hükmüne göre cezalandırılırlar.

a) Belge almadan 8 inci maddedeki işleri yapanlar ile kasten yanlış bilgi verenler bin Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır. Ceza alınmakla beraber, kuyunun açılıp işletilmesinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce bir mahzur görülmezse, sahibine gerekli belge verilir. Aksi hâlde, kuyu kapatılır ve masrafı kuyuyu açtırandan alınır.

b) 10 ve 11 inci madde hükümlerine aykırı hareket edenlerle arama, kullanma, ıslah ve tadil faaliyetleri sırasında konulan şartlara riayet etmeyenler, müracaat formlarında istenen bilgileri vermeyenler, 8 inci maddenin son fıkrasındaki mecburiyete riayet etmeyenler beşyüz Türk Lirasından ikibin Türk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır. Ayrıca, kuyu kapatılarak masrafı açtırandan alınır.

Bu Kanunda yazılı olan idarî para cezaları mahallî mülkî amir tarafından verilir.

İstisnalar:

Madde 19 – 6309 sayılı kanun hükümleri gereğince maden telakki edilen sularla 927,4268 ve 6977 sayılı kanunların hükümlerine tabi bulunan içmiye ve yıkanmaya mahsus şifalı maden suları, bu kanun hükümlerinden istisna edilmiştir. Ancak, sekizinci maddenin son fıkrası hükmü mahfuzdur. (2)

–––––––––––––

(1) 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 44 üncü maddesiyle, bu maddede yer alan “tüzükte” ibaresi “yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.

(2) Bu maddede geçen 4268 sayılı Kanun 3/3/1954 tarih ve 6309 sayılı Kanunun 158 inci maddesi ile 2 nci maddesi hükmü hariç tutularak yürürlükten kaldırılmış olup, mezkür 2 nci madde de 10/6/1926 tarih ve 927 sayılı Kanuna Ek 5 inci madde olarak eklenmiştir.

3335

Önce açılmış kuyular:

Geçici Madde 1 – (167 sayılı Kanunun kendi numarasız geçici maddesi olup teselsül için numaralandırılmıştır.)

Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olup da, zirai sulama ile maden işletmelerinde ve sanayide kullanılan ve 8 inci maddenin şümulüne giren yeraltı suyu kuyuları için, bunların sahipleri, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, 2 sene içinde kuyunun bulunduğu yerin bağlı bulunduğu Devlet Su İşleri teşkilatına müracaat ederek, hususi formları doldurup vermekle mükelleftir. Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü; bu formları inceliyerek kuyuların kullanma şartlarını tayin ve sahiplerine, müracaat tarihinden itibaren 1 ay içinde kullanma belgesi verir.

İşbu geçici madde gereğince müddeti içinde belge almayanlar 500 liradan 1500 liraya kadar para cezası ile cezalandırılır.

Geçici Madde 2-(Ek: 13/2/2011-6111/127 md.)

10 uncu maddenin ikinci fıkrasında öngörülen yönetmelik, üç ay içinde hazırlanarak Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlık tarafından yürürlüğe konulur.

Geçici Madde 3-(Ek: 13/2/2011-6111/127 md.; Değişik: 14/2/2013-6427/2 md.)(1)(2)(3)

Bu maddeyi değiştiren Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yeraltı suyu temini amacıyla kuyu, galeri, tünel ve benzerleri için kullanma belgesi almış olanlardan;

a) Sanayi amaçlı kullanılan kuyu, galeri, tünel ve benzerlerine ölçüm sistemi, bir yıl içinde belge sahibince kurulur. Süresi içerisinde ölçüm sistemini kurmayanların belgeleri iptal edilerek kuyuları kapatılır ve kapatma masrafları sahibinden alınır.

b) Zirai, içme ve kullanma suyu amaçlı açılan ve ölçüm sistemi kurma zorunluluğu dâhilinde bulunan kuyu, galeri, tünel ve benzerlerine ölçüm sistemi, bir yıl içerisinde belge sahibince kurulur. Ölçüm sistemini kuramayanların bu süre içerisinde talep etmesi hâlinde ölçüm sistemleri, bedeli yüzde on fazlası ile ilgililerinden tahsil edilmek üzere, bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren üç yıl içerisinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından kurulur veya kurdurulur. Bu şartlara uymayanların belgeleri iptal edilerek kuyuları kapatılır ve kapatma masrafları sahibinden alınır.

Yönetmelikler (1)

Madde 20- (Değişik: 2/7/2018-KHK-700/44 md.)

Bu Kanunda belirtilen yönetmelikler, münhasıran Bakanlıkça düzenleneceği öngörülenler hariç, Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulur.

Madde 21 – Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 22 – Bu kanunun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

_________________

(1) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin olarak 4/3/2014 tarihli ve 28931 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 17/2/2014 tarihli ve 2014/6033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karara bakınız.

(2) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin olarak 7/5/2016 tarihli ve 29705 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5/4/2016 tarihli ve 2016/8740 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karara bakınız.

(3) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin olarak 2/5/2018 tarihli ve 30409 sayılı Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 9/4/2018 tarihli ve 2018/11645 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karara bakınız.

(4) Bu madde başlığı “Tüzük hazırlanması:” iken. 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 44 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

3336-1

167 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN

MEVZUATIN YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ

GÖSTERİR LİSTE

 

Değiştiren Kanunun/ KHK’nin Numarası

167 sayılı Kanunun değişen veya iptal edilen maddeleri

Yürürlüğe Giriş Tarihi

KHK/336

5/8/1988

3612

16/2/1990

4854

6/5/2003

4916

19/7/2003

5335

4

27/4/2005

5728

18

8/2/2008

6111

10, Geçici Madde 2, Geçici Madde 3

25/2/2011

6427

10, Geçici Madde 3

1/3/2013

7139

10

28/4/2018

KHK/700

6, 16, 20

24/6/2018 tarihinde birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının andiçerek göreve başladığı tarihte (9/7/2018)

 

Adli Sicil Kanunu

0

Adli Sicil Kanunu

Kanun Numarası : 5352

Kabul Tarihi : 25/5/2005

Yayımlandığı Resmî Gazete : Tarih : 1/6/2005 Sayı : 25832

Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 44

Amaç ve kapsam

Madde 1- (1) Bu Kanun, kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine mahkûmiyete ilişkin bilgilerin otomatik işleme tâbi bir sistem kullanılarak toplanmasına, sınıflandırılmasına, değerlendirilmesine, muhafaza edilmesine ve gerektiğinde en seri ve sağlıklı biçimde ilgililere bildirilmesine dair usul ve esasları belirler.

Adlî sicil kayıtlarının tutulması

Madde 2- (1) Hakkında Türk mahkemeleri veya yabancı ülke mahkemeleri tarafından kesinleşmiş ve Türk Hukukuna göre tanınan mahkûmiyet kararı bulunan Türk vatandaşları ile Türkiye’de suç işlemiş olan yabancıların kayıtları da dahil tüm adlî sicil bilgileri; mahallinde bilgisayar ortamına aktarılmasını takiben, Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğündeki Merkezî Adlî Sicilde tutulur.

Merkezî ve mahalli adlî sicillerin görevleri

Madde 3- (1) Merkezî Adlî Sicil, adlî sicil kayıtlarının güncelleştirilmesi, düzenlenmesi, düzeltilmesi ve mahalli adlî sicillere ulaştırılması ile görevlidir.

(2) Mahalli adlî sicil, bulunduğu yer ile gerektiğinde diğer yerlere ait adlî sicil bilgilerinin bilgisayara girilmesi, bu bilgilerin merkezî adlî sicile aktarılması ile merkezî adlî sicilden bilgilerin alınıp ilgili şahıs ve kurumlara iletilmesi ile görevlidir.

Adlî sicile kaydedilecek bilgiler

Madde 4- (1) Türk mahkemeleri tarafından vatandaş veya yabancı hakkında verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri adlî sicile kaydedilir. Bu bağlamda;

a) Hapis cezaları ile ilgili olarak;

1. Hapis cezasına mahkûmiyet kararı,

2. Koşullu salıverilme kararı,

3. Koşullu salıverilmede denetim süresinin uzatılmasına ilişkin karar,

4. Koşullu salıverilme kararının geri alınmasına dair karar,

5. Hapis cezasının infazının tamamlandığı hususu,

b) Hapis cezasının ertelenmesi halinde;

1. Denetim süresi,

2. Denetim süresinin yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirilmesi dolayısıyla cezanın infaz edilmiş sayıldığı hususu,

3. Ertelenen hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine ilişkin karar,

c) Adlî para cezası ile ilgili olarak;

1. Adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmü,

2. Adlî para cezasının ödenmek suretiyle infaz edildiği hususu,

3. Adlî para cezasının tazyik hapsi suretiyle kısmen veya tamamen infaz edildiği hususu,

4. Adlî para cezasının tazyik hapsinden sonra kalan kısmının ödenmek suretiyle infaz edildiği hususu,

d) Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırıma mahkûmiyet halinde;

1. Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım olarak, adlî para cezasına mahkûmiyet veya güvenlik tedbiri uygulanması hükmü,

2. (Değişik: 26/2/2008-5739/7 md.) Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım olarak hükmedilen güvenlik tedbirinin gereklerinin yerine getirilmemesi dolayısıyla hapis cezasının infazına ilişkin karar,

3. Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım olarak hükmedilen güvenlik tedbirinin değiştirilmesine ilişkin karar,

e) Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma ile ilgili olarak;

1. Kasten işlenen bir suç nedeniyle hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak yoksun kalınan haklara cezanın ertelenmesi dolayısıyla getirilen istisnaya ilişkin karar,

2. Mahkûmiyet hükmüyle bağlantılı olarak verilen, belli bir hak ve yetkinin kullanılmasının veya belli bir meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin karar,

f) Türk vatandaşı hakkında yabancı mahkemeden verilmiş ve kesinleşmiş olan mahkûmiyet kararının Türk hukuku bakımından doğurduğu hak yoksunluklarına ilişkin olarak Cumhuriyet savcısının istemi üzerine mahkemece verilen karar,

g) Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık dolayısıyla verilen karar,

h) Ceza zamanaşımının dolduğunun tespitine ilişkin karar,

i) Genel veya özel affa ilişkin kanun; özel affa ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararı,

j) Askerî Ceza Kanununa göre verilmiş mahkûmiyet kararlarındaki ferî cezalar,

k) (Ek: 24/11/2016-6763/39 md.) Akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kararlar,

Adlî sicile kaydedilir.

(2) Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen mahkûmiyet hükmü ya da eski hükümde değişiklik yapan tüm hüküm ve kararlar açısından da birinci fıkra hükümleri uygulanır.

(3) Kanun gereği olarak gerçek kimliği saklı tutulan kişilerin adlî sicil ve arşiv kayıtlarına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.

Adlî sicile kaydedilmeyecek bilgiler

Madde 5- (1) Türk mahkemeleri tarafından verilmiş olsa bile;

a) Disiplin suçlarına ve sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyet hükümleri,

b) Disiplin veya tazyik hapsine ilişkin kararlar,

c) İdarî para cezasına ilişkin kararlar,

Adlî sicile kaydedilmez.

Diğer bilgilerin kaydı

Madde 6- (1) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedilir.(1)

(2) (Ek: 2/7/2012-6352/103 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda etkin pişmanlıktan yararlanması dolayısıyla şüpheli, sanık veya hükümlü hakkında verilen kararlar adlî sicilde bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Onbeş yıl süreyle muhafaza edilen bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından istenmesi halinde verilebilir.

Adlî sicil bilgileri verilebilecek olanlar

Madde 7- (1) Adlî sicil bilgileri, kullanılış amacı belirtilmek suretiyle;

a) İlgili kişiye veya vekâletnamede açıkça belirtilmek koşuluyla vekiline,

b) Kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına,

Verilebilir.

(2) Yabancı devletler tarafından istenilen adlî sicil bilgileri mütekabiliyet esasına göre verilir.

Adlî sicil bilgilerini verebilecek merciler

Madde 8- (1) Adlî sicil bilgileri; mahalli adlî sicillerde Cumhuriyet başsavcılıklarınca, (…)(3) kaymakamlıklarca yurt dışında elçilik ve konsolosluklarca, merkezî adlî sicilde ise Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce verilir. (2)(3)

Adlî sicil bilgilerinin silinmesi

Madde 9- (1) Adlî sicildeki bilgiler;

a) Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması,

b) Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık,

c) Ceza zamanaşımının dolması,

d) Genel af,

Halinde Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınır.

(2) Adlî sicil bilgileri, ilgilinin ölümü üzerine tamamen silinir.

(3) Türk vatandaşları hakkında yabancı mahkemelerce verilmiş olup 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (f) bendine göre adlî sicile kaydedilen hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûmiyet hükümleri, kesinleştiği tarihten itibaren mahkûmiyet kararında belirtilen sürenin geçmesiyle, Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce adlî sicil kayıtlarından çıkartılarak arşiv kaydına alınır. Adlî para cezasına mahkûmiyet hükümleri ile cezanın ertelenmesine ilişkin hükümler, adlî sicil kaydına alınmadan doğrudan arşive kaydedilir.

Arşiv bilgilerinin istenmesi

Madde 10- (1) Arşiv bilgileri;

a) Kullanılış amacı belirtilmek suretiyle, kişinin kendisi veya vekâletnamede açıkça belirtilmiş olmak koşuluyla vekili,

b) Bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemeler,

c) Yetkili seçim kurulları,

d) Özel kanunlarda gösterilen hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşları,

Tarafından istenebilir.

––––––––––––––––

(1) 2/7/2018 tarihli ve 698 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 60 ıncı maddesi ile bu fıkrada yer alan “hâkim, askerî hâkim, Cumhuriyet Başsavcılığı veya askerî savcılık” ibaresi “hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı” şeklinde değiştirilmiştir.

(2) Bu fıkraya 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 37 nci maddesiyle, “kaymakamlıklarca” ibaresinden sonra gelmek üzere “yurt dışında elçilik ve konsolosluklarca” ibaresi eklenmiş ve metne işlenmiştir.

(3) 5/4/2012 tarihli ve 6290 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile bu fıkrada yer alan “asliye mahkemelerinin bulunmadığı ilçelerde” ibaresi metinden çıkarılmıştır.

(2) Kanunda açıkça belirtilmediği takdirde, kişi hakkında alınacak bir karar veya yapılacak bir işlemle ilgili olarak, bir yakınının adlî sicil ve arşiv kayıtları istenemez ve bu bilgiler, kişiyi herhangi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak olarak kullanılamaz.

(3) Onsekiz yaşından küçüklerle ilgili adlî sicil ve arşiv kayıtları; ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemelerce istenebilir.

Adlî sicil ve arşiv bilgilerinin gizliliği

Madde 11- (1) Adlî sicil ve arşiv bilgileri gizlidir. Bu bilgiler, görevlilerce açıklanamaz ve bu Kanun hükümlerine göre verilen kişi, kurum ve kuruluşlarca veriliş amacı dışında kullanılamaz.

Adlî sicil ve arşiv bilgilerinin silinmesi

Madde 12- (1) (Değişik: 5/4/2012-6290/2 md.) Arşiv bilgileri;

a) İlgilinin ölümü üzerine,

b) Anayasanın 76 ncı maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren;

1. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla onbeş yıl geçmesiyle,

2. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu aranmaksızın otuz yıl geçmesiyle,

c) Diğer mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle,

tamamen silinir.

(2) Fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması halinde, bu suçtan mahkûmiyete ilişkin adlî sicil ve arşiv kayıtları, talep aranmaksızın tamamen silinir.

(3) Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararına ilişkin adlî sicil ve arşiv kaydı tamamen silinir.

(4) (Ek: 24/11/2016-6763/40 md.) Akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kayıtlar, infazının tamamlanmasıyla tamamen silinir.

Adlî sicil ve arşiv kayıtlarında sorgulama yetkisi verilmesi

Madde 13- (1) Bir suça ilişkin soruşturma ve kovuşturma kapsamında adlî sicil ve arşiv kayıtlarında;

a) Mahkeme, hâkim ve Cumhuriyet Başsavcılığı doğrudan doğruya, (1)

b) Kolluk ve diğer kamu kurum ve kuruluşları Adalet Bakanının onayı ile,

Sorgulama yapabilirler.

(2) (Ek: 4/7/2012-6353/32 md.) Kamu kurum ve kuruluşları, mevzuatın adli sicil ve arşiv kaydı alınmasını öngördüğü hallerde, Adalet Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde ilgili kişiler hakkında adli sicil ve arşiv kayıtlarında sorgulama yapabilirler. Gerçek kişiler de kendileriyle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtlarını, Adalet Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde ve güvenli kimlik doğrulama araçlarını kullanarak sorgulayabilir, sonucu fiziki veya elektronik ortamda merciine verebilirler.

____________________

(1) 2/7/2018 tarihli ve 698 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 60 ıncı maddesi ile bu bentte yer alan “hâkim, askerî hâkim, Cumhuriyet Başsavcılığı ve askerî savcılık” ibaresi “hâkim ve Cumhuriyet Başsavcılığı” şeklinde değiştirilmiştir.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi

Madde 13/A(Ek: 6/12/2006-5560/38 md.)

(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,

a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,

b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması,

gerekir.

(2) Mahkûm olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukukî nedenle son verilmiş olması halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilmesi için, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir. Ancak, bu süre kişinin mahkûm olduğu hapis cezasına üç yıl eklenmek suretiyle bulunacak süreden az olamaz.

(3) Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir.

(4) Mahkeme bu husustaki kararını, dosya üzerinde inceleme yaparak ya da Cumhuriyet savcısını ve hükümlüyü dinlemek suretiyle verebilir.

(5) Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi üzerine mahkemenin verdiği karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir.

(6) Yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar, kesinleşmesi halinde, adlî sicil arşivine kaydedilir.

(7) Yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurulması nedeniyle oluşan bütün masraflar hükümlü tarafından karşılanır.

Komisyon

Madde 14- (1) Adlî sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesiyle ilgili kararları almak ve kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere, Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün teklifi ve Bakan onayı ile üç hâkimden oluşan bir komisyon kurulur.

Yönetmelik

Madde 15- (1) Bu Kanunun uygulama usul ve esasları, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde Adalet Bakanlığınca çıkartılacak yönetmelikte belirlenir.

Merkezî ve mahalli adlî sicildeki atamalar

Madde 16- (1) Merkezî ve mahalli adlî sicildeki şube müdürü, mühendis, çözümleyici, programcı, istatistik uzmanı, tercüman, şef, bilgisayar işletmeni ile veri hazırlama ve kontrol işletmenleri Adalet Bakanlığınca atanırlar; gerektiğinde sözleşmeli olarak da çalıştırılabilirler.

Malî hükümler

Madde 17- (Mülga: 4/7/2012-6353/33 md.)

Yürürlükten kaldırılan hükümler

Madde 18- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 22.11.1990 tarihli ve 3682 sayılı Adlî Sicil Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.

Geçici Madde 1- (1) Bu Kanunda öngörülen adlî sicil sistemi ile mevcut kayıtların bu Kanuna uyarlanması bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl içinde tamamlanır.

Geçici Madde 2- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce toplanmış olsun veya olmasın, suç tarihi itibarıyla bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanuna göre süre yönünden silinme koşulu oluşanlar silinir; diğer kayıtlar için bu Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. (Mülga ikinci cümle: 5/4/2012-6290/3 md.)

(2) (Değişik: 5/4/2012-6290/3 md.) Bu Kanunun yayımı tarihinde, Anayasanın 76 ncı maddesi ile bazı özel kanunlarda yer alan ve bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından, arşive alınan veya şartları oluştuğu halde ya da henüz şartları oluşmadığı için arşive alınmayan kayıtlar hakkında 12 nci maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır.

(3) (Ek: 5/4/2012-6290/3 md.)İkinci fıkrada sayılanlar dışında, birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar 3682 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan mahkûmiyetin esasen vaki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinir.

Yürürlük

Madde 19- (1) Bu Kanun 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 20- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

5352 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA

ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARININ

YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR TABLO

 

Değiştiren Kanunun/KHK’nin veya İptal Eden Anayasa Mahkemesi Kararının Numarası

5352 sayılı Kanunun değişen veya iptal edilen maddeleri

Yürürlüğe Giriş Tarihi

5560

8 ve 13/A

19/12/2006

5739

4, 17

1/3/2008

6290

8, 12, Geçici 2 nci madde

11/4/2012

6352

6

5/7/2012

6353

13, 17

12/7/2012

6763

4, 12

2/12/2016

KHK/698

6,13

24/6/2018 tarihinde birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının andiçerek göreve başladığı tarihte

 

Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi

0
Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi

Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, 2013 Yılı Mayıs ayında Yayın hayatına başlayan, Türkiye ve Dünya’da Hukuk alanına katkıda bulunmayı amaçlayan özgün araştırma ve makalelerin yayınlandığı bilimsel ve hakemli bir dergidir.

Yılda iki kez yayınlanmaktadır. Makaleler yayınlanmak üzere Türkçe ve diğer yabancı dillerde düzenlenebilir.

Dergi, TÜBİTAK ULAKBİM Sosyal ve Beşeri Bilimler Veritabanı, Ebscohost, ve Asos İndeks tarafından taranmaktadır.

Bu dergi yayınlanma ile birlikte açık erişimi sağlama politikasını benimsemiştir.

Dergi, TÜBİTAK ULAKBİM Sosyal ve Beşeri Bilimler Veritabanı, Ebscohost, ve Asos İndeks tarafından taranmaktadır.

Derginin Önceki Sayıları 

(Aralık 2017) Ulusal Hakemli Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi 10.Sayı

(Haziran 2017) Ulusal Hakemli Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi 9. Sayı

(Aralık 2016) Ulusal Hakemli Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi 8. Sayı

 (Haziran 2016) Ulusal Hakemli Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi 7. Sayı

 (Aralık 2015) Ulusal Hakemli Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi 6. Sayı

 (Haziran 2015) Ulusal Hakemli Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi 5. Sayı

 (Aralık 2014) Ulusal Hakemli Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi 4. Sayı

 

Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi Ulakbim’de arşivlenmektedir.

ULUSAL HAKEMLİ UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ DERGİSİ 
 DANIŞMA KURULU

                  

Sıra No: 
 
Adı Soyadı
Üniversite / Fakülte / Birim
Alanı
1
Prof. Dr. Abdurrahman EREN
Haliç Üniversitesi
Rektörlük
2
Prof. Dr. Ahmet BİLGİN
Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Hukuk Tarihi
3
Prof. Dr. Ahmet GÜRBÜZ
Bingöl Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Hukuk Bilimleri
4
Prof. Dr. Ahmet Mithat KILIÇOĞLU
Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Aile Hukuku, Borçlar hukuku, Miras hukuku, Kişiler Hukuku, Marka Hukuku
5
Prof. Dr. Ahmet Nezih KÖK
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi
Adli Tıp
6
Prof. Dr. Ali AKYILDIZ
Başkent Üniversitesi HukukFakültesi
İdare Hukuku
7
Prof. Dr. Ali GÜZEL
Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi
İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku, Sendikalar Hukuku
8
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Kamu Yönetimi
9
Prof. Dr. Atila ÖZER
Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Kamu Hukuku
10
Prof. Dr. Ayşe Füsun ARSAVA
Atılım Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Devletler Hukuku
11
Prof. Dr. Ayşe NUHOĞLU AYKUT
Bahçeşehir Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku
12
Prof. Dr. Cemil KAYA
İstanbul Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
İdare Hukuku
13
Prof. Dr. Cevdet YAVUZ
İstanbul Medipol Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Medeni Hukuk
14
Prof. Dr. Cumhur ŞAHİN
Gazi Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku
15
Prof. Dr. Çetin ARSLAN
Hacettepe Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku
16
Prof.Dr. Doğan SOYASLAN
Çankaya Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Ceza ve Ceza Usulü Hukuku
17
Prof. Dr. Elif Sibel ÇAKAR
Kırıkkale Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Kamu Hukuku
18
Prof. Dr. Emine TUNCAY KAPLAN
Başkent Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
19
Prof. Dr. Ender Ethem ATAY
Gazi Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
İdare Hukuku
20
Prof. Dr. Erkan KÜÇÜKGÜNGÖR
Hacettepe Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Medeni Hukuk
21
Prof. Dr. Erol ULUSOY
Alman Türk Hukuk Akademisi Başkanı
Ticaret Hukuku
22
Prof. Dr. Faruk AŞICIOĞLU
İstanbul Üniversitesi
Adli Tıp Kurumu
Tıp Bilimleri
23
Prof. Dr. Faruk TURHAN
Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku
24
Prof. Dr. Fethi GEDİKLİ
İstanbul Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Hukuk Tarihi
25
Prof. Dr. Gürcan ALTUN
Trakya Üniversitesi
Tıp Fakültesi
Adli Tıp
26
Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ
Galatasaray Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Medeni Usul ve İcra ve İflas Hukuku
27
Prof. Dr. Halil AKKANAT
İstanbul Üniversitesi
Türk Alman Üniversitesi
Medeni Hukuk
28
Prof. Dr. Haluk BURCUOĞLU
İstanbul Aydın Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Sözleşmeli
Medeni Hukuk
29
Prof. Dr. Hasan TUNÇ
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Anayasa Hukuku, Anayasa Yargısı
30
Prof. Dr. İbrahim ÖZBAY
Erzincan Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku
31
Prof. Dr. İhsan ERDOĞAN
Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Medeni Hukuk
32
Prof. Dr. İlhan ÜZÜLMEZ
Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku
33
Prof. Dr. İsmail KIRCA
TOBB Ekonomi Ve Teknoloji Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Ticaret Hukuku
34
Prof. Dr. Kayıhan İÇEL
İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Ceza Hukuku, Kitle İletişim Hukuku
35
Prof. Dr. Köksal BAYRAKTAR
Yeditepe Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Ceza Hukuku ve Ceza Usul Hukuku
36
Prof. Dr. M. Macit KENANOĞLU
İstanbul Şehir Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Hukuk Tarihi, Siyaset Bilimi, Anayasa Hukuku
37
Prof. Dr. Mahmut KOCA
İstanbul Şehir Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Ceza Hukuku, Ceza Muhakemesi Hukuku Kriminoloji
38
Prof. Dr. Mehmet Emin BİLGE
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Ticaret Hukuku
39
Prof. Dr. Metin GÜNDAY
Atılım Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Kamu Hukuku
40
Prof. Dr. Mustafa Fadıl YILDIRIM
Gazi Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Medeni Hukuk
41
Prof. Dr. Mustafa Fatih YAVUZ
İstanbul Üniversitesi
Adli Tıp Enstitüsü
Tıp Bilimleri
42
Prof. Dr. Mustafa KOÇAK
Okan Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Anayasa Hukuku
43
Prof. Dr. Müslüm AKINCI
Kocaeli Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
İdare Hukuku
44
Prof. Dr. Nasi ASLAN
Çukurova Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi
İslam Hukuku
45
Prof. Dr. Nevzat KOÇ
Yakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Medeni Hukuk
46
Prof Dr. Nihat BULUT
İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Genel Kamu Hukuku
47
Prof. Dr. Nur CENTEL
Koç Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Ceza ve Ceza Usul Hukuku
48
Prof. Dr. Nuray EKŞİ
Yeditepe Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Milletlerarası Özel Hukuk
49
Prof. Dr. Osman DOĞRU
Marmara Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
İnsan Hakları Hukuku
50
Prof. Dr. Ömer ANAYURT
Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Anayasa Hukuku
51
Prof. Dr. Pervin SOMER
Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Roma Hukuku,
Borçlar Hukuku,
Sağlık Hukuku,
İlaçtan Doğan Sorumluluk
52
Prof. Dr. Ramazan ÇAĞLAYAN
Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi
İdare Hukuku
53
Prof. Dr. Ramazan GÖKBUNAR
Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Maliye Teorisi
54
Prof. Dr. Rauf KARASU
Ankara Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Ticaret Hukuku
55
Prof. Dr. Salih CENGİZ
İstanbul Üniversitesi
Adli Tıp Enstitüsü
Fen Bilimleri
56
Prof. Dr. Selami KURAN
Marmara Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Milletlerarası Hukuk
57
Prof. Dr. Selçuk ÖZTEK
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Özel Hukuk
58
Prof. Dr. Selma ÇETİNER
Girne Amerikan Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Medeni Hukuk
59
Prof. Dr. Serap AKİPEK
Ankara Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Milletlerarası Hukuk
60
Prof. Dr. Sibel İNCEOĞLU
Marmara Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Anayasa Hukuku
61
Prof. Dr. Şebnem AKİPEK ÖCAL
Ankara Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Sözleşmeler Hukuku,
Enerji Hukuku,
Banka Hukuku, Tüketicinin Korunması Hukuku
62
Prof. Dr. Tayfun AKGÜNER
Lefke Avrupa Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Medeni Hukuk
63
Prof. Dr. Timur DEMİRBAŞ
Yaşar ÜniversitesiHukuk Fakültesi
Ceza Hukuku
64
Prof. Dr. Veli Özer ÖZBEK
Dokuz Eylül Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku
65
Prof. Dr. Veysel BAŞPINAR
Ankara Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Medeni Hukuk
66
Prof. Dr. Yener ÜNVER
Özyeğin Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Ceza Hukuku, Ceza Özel Hukuku, Kriminoloji, Bilişim Hukuku, Sağlık Hukuku
67
Prof. Dr. Yusuf KARAKOÇ
Dokuz Eylül Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Mali Hukuk
68
Prof. Dr. Yüksel METİN
Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Anayasa Hukuku
69
Prof. Dr. Ziya AKINCI
Galatasaray Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Milletlerarası Özel Hukuk
70
Doç. Dr. Devrim AYDIN
Ankara Üniversitesi
Siyasal Bilgiler Fakültesi
Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku
71
Doç. Dr. Elif GÖKÇEARSLAN ÇİFCİ
Ankara Üniversitesi
Sağlık Bilimleri Fakültesi
Sosyal Hizmet Bölümü
72
Doç. Dr. İlke GÖÇMEN
Ankara Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Avrupa Birliği Hukuku Anabilim Dalı
73
Doç. Dr. İştar CENGİZ
Hacettepe Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
74
Dr. Öğr. Üyesi Adnan KÜÇÜK
Kırıkkale Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Anayasa Hukuku
75
Dr. Öğr. Üyesi İdris Hakan FURTUN
Ankara Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Kamu Hukuku Bölümü
76
Dr. Öğr. Üyesi Rifat Murat ÖNOK
Koç Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Ceza Hukuku, Uluslararası Kamu Hukuku, Uluslararası Ceza Hukuku, İnsan Hakları ve Kriminoloji
77
Dr. Öğr. Üyesi Sinan BAYINDIR
Piri Reis Üniversitesi
Hukuk Fakültesi
Ceza Hukuku
78
Dr. Gürsel ÖZKAN
Danıştay 13. Dairesi Üyesi

Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi 

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI
Temel İletişim:Mevlüt DÖNERTAŞ – Editör/ Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Sekreteri
Destek İletişim: Emre İnal
Posta Adresi:Ahlatlıbel Mahallesi İncek Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz Bulvarı No:4 06805 Çankaya Ankara/Türkiye
Telefon:(312) 489 82 04 – 07
Faks:(312) 489 80 59
E-Posta :uyusmazlikmakale@hotmail.com

Bilimsel Yayıncılıkta Açık Erişim Politikası

0
Bilimsel Yayıncılıkta Açık Erişim Politikası, bilimsel dergilerin yayınlanması ile birlikte açık erişimi sağlama politikasını ifade etmektedir. Ülkemizde yayınlanan hukuk dergileri ve diğer bilimsel yayınlar ULAKBİM tarafından açık erişime açık şekilde arşivlenmektedir. Ulakbim, 1996 yılında TÜBİTAK’a bağlı bir enstitü olarak kurulmuştur. Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi; Türkiye’deki tüm akademik kurumları birbirine ve küresel araştırma ağlarına bağlayan Ulusal Akademik Ağ alt yapısını işletmekte ve bu ağ üzerinden yeni ağ servisleri sunmaktadır. 
Açık Erişim, hakem değerlendirmesinden geçmiş bilimsel literatürün, internet aracılığıyla; finansal, yasal ve teknik engeller olmaksızın, serbestçe erişilebilir, okunabilir, indirilebilir, kopyalanabilir, dağıtılabilir, basılabilir, taranabilir, tam metinlere bağlantı verilebilir, dizinlenebilir, yazılıma veri olarak aktarılabilir ve her türlü yasal amaç için kullanılabilir olmasıdır.
Budapeşte Açık Erişim Girişimi (BOAI), on yıl önce, hakem değerlendirmesinden geçmiş tüm yeni araştırmalara açık erişim (AE) için dünya çapında bir kampanya başlatmıştır. BOAI, “Daha geniş, derin ve hızlı başarıya ulaşmak için” nasıl birlikte çalışılabileceğini araştırmak amacıyla mevcut projeleri bir araya getirmiştir. BOAI, “açık erişim” terimini ilk kez kullanan, kamusal tanımı açık bir şekilde ifade eden, Açık Erişimin gerçekleştirilmesi için tamamlayıcı stratejiler öneren, tüm disiplinlere ve ülkelere AE için genel bir çağrı yapan ve önemli bir fon desteğine sahip olan ilk girişimdir. Bugün dünya genelindeki bu kampanya halen devam etmektedir.
Daha önce erişilememiş ölçüde önemli kamu yararına ulaşılması, araştırmaların hızlandırılması, eğitimin geliştirilmesi, zengin ile yoksulun, yoksul ile zenginin edinilen bilgiyi paylaşması, bilgi kaynaklarının olabildiğince yararlı hale getirilmesi ve insanlığın ortak bir entelektüel iletişim ve bilgi arayışı yolunda birleşmesine zemin hazırlanması amacı devam emektedir.
Açık Erişimin, teknik, ekonomik ve yasal fizibilitesi iyice test edilmiş ve belgelenmiştir. Bilim insanları araştırmalarının ürünlerini akademik dergilerde ücretsiz olarak ve herhangi bir ücret beklentisi olmadan yayımlamayı sürdürmektedirler. Ayrıca, bilim insanları, genellikle ücret beklentisi olmadan, editör ve hakem olarak makale değerlendirme sürecine katkıda bulunmaktadırlar. Ancak, hakemli araştırma literatürüne erişimin önünde yer alan; çoğu zaman, araştırma, araştırmacı ve araştırmacı kuruluşlarının zararına olan; yazar, hakem ve editörlerden ziyade bazı aracıların işine yarayan engeller kararlı bir şekilde yerinde durmaktadır.
Bilgiyi onu kullanabilecek, uygulayabilecek veya üzerine bir şeyler ekleyebilecek herkesin erişebileceği hale getirme gerekliliği kendini her zamankinden daha fazla hissettirmektedir.
Açık Erişimin Yaygınlaşması İçin Kabul Edilen İlkeler

Her yüksek öğretim kurumu, yazılacak tüm hakem değerlendirmesinden geçmiş bilimsel makalelerin kurumun özel sayısal arşivlerinde tutulmasını sağlayacak bir politikaya sahip olmalıdır.

Yayınlar resmi yayın tarihinden geç olmamak kaydıyla, mümkün olan en kısa sürede, tercihen kabul edilir edilmez, dijital arşive konulmalıdır. Üniversite politikaları, akademisyenlerin yeni çalışmalarını gönderecekleri dergileri seçme özgürlüğüne saygı göstermelidir.

Üniversite politikaları, Açık Erişimi, dergilerde yayın yapmayı teşvik etmeli, ancak zorunlu tutmamalıdır; bir açık erişim dergide yayın yapmakla yayınlarını bir açık erişim arşivine koymak arasındaki farkın anlaşılması konusunda akademisyenlere yardımcı olmalıdır. Üniversite politikaları, mümkün olduğunca, akademisyenlerin oylarıyla oluşturulmalıdır.

 Yüksek lisans ve doktora dereceleri veren her yüksek öğretim kurumu; kabul edilen tezlerin, kurumun dijital açık erişim arşivinde saklanmasını sağlayacak bir politikaya sahip olmalıdır. Çalışmalarını yayımlamak veya buluşları için patent almak isteyen öğrencileri kalıcı bir şekilde dışlamak yerine, bunu makul gecikmelerle yapmalarına imkan veren politikalar izlenmelidir.

Yayınlar mümkün olan en kısa sürede, tercihen kabul edilir edilmez, resmi yayın tarihinden daha geç olmamak üzere dijital arşive konulmalıdır. Politikalar telif hakkı ile korunmayan çalışmalar için ambargo kabul etmemelidir.

Tüm üniversite ve fon sağlayıcıların açık erişim politikaları, makalenin kabulü ve yayımlanma tarihi arasında uygun bir açık erişim arşivinde arşivlenmesini zorunlu kılmalıdır.

Tek tek makalelerin etkilerinin ölçümüne ihtiyaç duyan üniversiteler, fon sağlayıcı kuruluşlar ve araştırma değerlendirme programları; dergi düzeyinde değil de, makale düzeyinde ölçümler kullanmalıdır.

Kurumsal dijital arşivlere sahip üniversiteler, atama ve yükseltmelerle diğer kurum içi değerlendirme ve incelemeler için kullanılabilecek araştırma makalelerinin bu arşivlerde saklanmasını zorunlu kılmalıdır.

Araştırma değerlendirmesi yapan hükümetler ulusal değerlendirme amaçları dahilinde incelenecek olan tüm araştırma makalelerinin açık erişim arşivlerinde saklanmasını zorunlu kılmalıdır. Hiç bir politika, diğer kanıt türlerinin incelenmesinin sınırlandırılmasına veya değerlendirme standartlarının değiştirilmesine yol açacak şekilde yorumlanmamalıdır.

Yayıncılar, kamu yararına hareket eden hükümetlerle araştırmacılar ve araştırma yararı gözeten araştırma kuruluşlarına karşı lobi yapmaktan kaçınmalıdır. Yayıncılar; kendi adlarına profesyonel veya ticari yayın birliklerince yürütülen, kamu yararına, araştırmacılar ve araştırma yararına karşı olan lobi kampanyalarını reddetmelidir.

Araştırmacılar; kendi çıkarlarına karşı hareket eden yayıncılar için yazar, editör ve hakem olarak çalışmak zorunda değildir.

Yüksek öğretim kurumlarıyla bağlantısı olmayanlar da dahil, her alanda ve her ülkede yayın yapan tüm araştırmacılar, yayınlarının bir açık erişim arşivinde arşivlenmesi hakkına sahip olmalıdır.

Evrensel kurumsal dijital arşivlerin ara yüzü çoklu dil seçeneğine sahip olmalıdır.

Açık Erişim arşivleri, yazarlarına, indirme, kullanım ve atıf verilerine erişim hakkı vermeli ve bu verileri alternatif etki ölçümleri için kullanılabilir hale getirmelidirDijital arşivler bu verileri birbirleriyle standart formatta paylaşmalı, böylece, örneğin yazarlar için, birden çok dijital arşivde arşivlenmiş bir makalenin toplam indirilme sayısını öğrenmelerini mümkün kılmalıdır.

Üniversiteler ve fon sağlayan kuruluşlar yazarların ücret tabanlı açık erişim dergilerde makul bir yayın ücreti ödemelerine yardımcı olmalı ve dergilere destek olmak veya para yardımında bulunmak için uygun yollar bulmalıdır.

Açık Erişim arşivleri, PDF formatında arşivlenmiş makaleleri, XML gibi makine tarafından okunabilen bir formata çevirebilecek ücretsiz kullanıma hazır araçlar sağlamalıdır.

Araştırma kurumları üst veri ve sorgulama için dünya çapında açık standartların oluşturulmasını da desteklemeli; böylece, yayıncılar ve arşivler de daha kolay keşfedilebilir, erişilebilir ve kullanılabilir hale getirebilir.

Yayımlanmış literatürdeki bibliyografik atıflar veya referansların harmanlanması için gerekli araçlar geliştirilmelidir.

Kimin kime atıfta bulunduğu kamuya açık durumdadır; ve kullanım, yeniden kullanım ve analiz için standart formatta erişime açık olmalıdır.

Bilimsel yayıncılar, çapraz bağlantı ve kalıcı URL’ler için; açık standartlara dayalı, ücretsiz kullanılabilir, paragraf, görüntü ve açıklama düzeyinde tanımlamalar gibi rastgele parçalılık düzeylerine sahip bağlantı ve atıf vermeyi destekleyen bir altyapıya sahip olmalıdır.

Yayıncıların, editörlerin, hakemlerin ve araştırmacıların; örneğin, lisanslama, editöryal süreçler, makale gönderimleri, sahipliğin açıklanması ve yayın ücretlerinin ele alınışı konularında, yayıncılığın profesyonel davranış standartlarının bilincinde olması sağlanmalıdır.

Editörler, hakemler ve araştırmacılar; yayıncı ve dergiler ile bu profesyonel davranış standartları temelinde iletişim kurma fırsatlarını değerlendirmelidir. Bu standartlara uymayan yayıncıların öncelikle kendilerini geliştirmelidir.

Gazetecilerin Mesleki Davranış İlkeleri Bildirgesi

0
Gazetecilerin Mesleki Davranış İlkeleri Bildirgesi

Gazetecilerin Mesleki Davranış İlkeleri Bildirgesi, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun (IFJ) 1954 tarihinde yapılan Dünya Kongresinde kabul edilmiş, 1986 tarihinde düzenlenen Dünya Kongresinde ise yenilenmiştir. Bildirge basın özgürlüğünü ve gazetecilerin uyması gereken kuralları 9 maddede özetlemektedir.

Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (International Federation of Journalists) gazetecilik mesleğini yapmakta olan kişileri örgütleyen uluslararası bir sivil toplum örgütüdür. Örgütün merkezi Brüksel’dedir. IFJ, 1926 yılında sosyal adalet, gazetecilerin hakları, demokrasi, insan hakları, yoksulluk ve toplumsal yozlaşmaya karşı gazetecilerin oluşturduğu bir kuruluştur. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu 600.000’den fazla üyeye 100’den fazla ülkede temsilciye sahiptir. Türkiye’de Çağdaş Gazeteciler Derneği IFJ üyesidir. 

Gazetecilerin Mesleki Davranış İlkeleri Bildirgesi – Uluslararası Gazeteciler Federasyonu

Bu uluslararası bildirge, haber ve bilgiyi toplayan, ileten, yayan ve yorumlayan gazetecilerin, olayları anlatırken uyacağı mesleki davranış standardı olarak ilan edilmiştir.

1- Gazetecinin ilk görevi, gerçeğe ve halkın gerçekleri öğrenme hakkına saygı duymaktır.

2- Gazeteci, bu görevi yerine getirirken, haberleri dürüst bir şekilde toplama ve yayımlama özgürlüğü ile tarafsız yorum ve eleştiri hakkı ilkelerini her zaman savunur.

3- Gazeteci yalnızca kaynağını bildiği olgulara uygun haber yapmalıdır. Gazeteci temel bilgiyi örtbas edemez, belgeleri tahrif edemez.

4- Gazeteci, haber, fotoğraf ve belgeleri elde ederken yalnızca dürüst yöntemler kullanır.

5- Gazeteci, zarar verecek şekilde hatalı olduğu belirlenen, yayımlanmış herhangi bir bilgiyi düzeltmek için azami çaba gösterir.

6- Gazeteci, güven çerçevesinde elde edilen bilginin kaynağıyla ilgili olarak meslek sırrını korur.

7- Gazeteci, ayrımcılığın medya yoluyla daha da artırılması tehlikesine karşı uyanık olmalı ve başka şeylerin yanı sıra ırk, cinsiyet, cinsel tercih, dil, din, siyasi veya diğer görüşler ile ulusal ya da toplumsal kökene dayalı ayrımcılığa hizmet etmekten kaçınmak için azami çaba göstermelidir.

8- Gazeteci, aşağıdaki hususları ciddi meslek suçu olarak kabul eder:

-intihal,

-kasıtlı yalan beyan,

-iftira, bühtan, hakaret, asılsız suçlamalar,

-(bir haberi veya bilgiyi) yayımlama ya da örtbas etme karşılığında herhangi bir biçimde rüşvet alma.

9- Gazeteci adına layık olanlar, yukarıda belirtilen ilkelere sadık kalmayı görev bilir. Gazeteci, her ülkenin genel hukuk kuralları çerçevesinde, mesleki konularda –hükümetlerin ya da başka birilerinin her tür müdahalesini reddederek– yalnızca meslektaşlarının yargılarını kabul eder.

Türkiye’den Çağdaş Gazeteciler Derneği IFJ üyesidir.
Uluslararası Gazeteciler Federasyonu Gazetecilerin Mesleki Davranış İlkeleri Bildirgesinin İngilizce metni aşağıda sunulmaktadır. 

IFJ DECLARATION OF PRINCIPLES ON THE CONDUCT OF JOURNALISTS

This international Declaration is proclaimed as a standard of professional conduct for journalists engaged in gathering, transmitting, disseminating and commenting on news and information in describing events.

1. Respect for truth and for the right of the public to truth is the 0first duty of the journalist.

2. In pursuance of this duty, the journalist shall at all times defend the principles of freedom in the honest collection and publication of news, and of the right of fair comment and criticism.

3. The journalist shall report only in accordance with facts of which he/she knows the origin. The journalist shall not suppress essential information or falsify documents.

4. The journalist shall use only fair methods to obtain news, photographs and documents.

5. The journalist shall do the utmost to rectify any published information which is found to be harmfully inaccurate.

6. The journalist shall observe professional secrecy regarding the source of information obtained in confidence.

7. The journalist shall be aware of the danger of discrimination being furthered by the media, and shall do the utmost to avoid facilitating such discrimination based on, among other things, race, sex, sexual orientation, language, religion, political or other opinions, and national or social origins.

8. The journalist shall regard as grave professional offences the following:

  • plagiarism;
  • malicious misrepresentation;
  • calumny, slander, libel, unfounded accusations;
  • acceptance of a bribe in any form in consideration of either publication or suppression.

9. Journalists worthy of the name shall deem it their duty to observe faithfully the principles stated above. Within the general law of each country the journalist shall recognise in professional matters the jurisdiction of colleagues only, to the exclusion of every kind of interference by governments or others.

(Adopted by 1954 World Congress of the IFJ. Amended by the 1986 World Congress.)

İdare Mahkemeleri

0
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi

İdare Mahkemeleri

İdare Mahkemeleri, idarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerine karşı açılan idari davalara bakmakla görevli temel mahkemelerdir.

İdare mahkemeleri, idari yargıda genel görevli ilk derece mahkemesidir. İdare mahkemesi genel görevli mahkeme olduğundan kanunla açıkça yetki verilmediği müddetçe diğer mahkemelerin idari davalara bakma görevi yoktur. Vergi mahkemeleri ve ilk derecede Danıştay‘da çözümlenecek olanlar dışındaki tüm idari işlem ve eylemlere karşı açılacak davalar idare mahkemesinde görülmektedir.

Anayasaya göre “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” ve bu görevi idare mahkemeleri yapmaktadır.

İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlamaktadır. Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdare mahkemeleri yerindelik denetimi yapamamaktadır.

Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.

İdare mahkemesi, idari işlemler nedeniyle telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verebilmektedir. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.

İdare mahkemesi, idari dava açıldıktan sonra davayla ilgili gerekli gördüğü her türlü bilgi ve belgeyi, talep olmasa bile kendiliğinden ilgili yerlerden veya taraflardan isteyerek toplamaktadır. Bu mahkemeler kural olarak yazılı yargılama usulüne göre yargılama yapmaktadır. Tüm bilgi ve belgeler toplandıktan sonra keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verebilir.

Bölge Adliye Mahkemeleri-İstinaf Mahkemeleri

0
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemeleri-İstinaf Mahkemeleri

Bölge Adliye Mahkemeleri-İstinaf Mahkemeleri, ilk derece hukuk ve ceza mahkemelerinin vermiş olduğu kararları incelemekle görevlidir. Hukuk ve Ceza Mahkemeleri tarafından verilen tüm kararlar mahkemelerinin denetimine tabidir. Ayrıca, yerel mahkemelerinin verdiği ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararlarına karşı istinaf başvurusu yapılabilir.

Bölge Adliye Mahkemeleri kısaca BAM olarak nitelenmektedir ve istinaf incelemesi, hukuk ve ceza istinaf incelemesi olarak iki kategoriye ayrılmaktadır. İş bölümü, hukuk daireleri ve ceza daireleri olarak yapılmaktadır.

İstinaf Mahkemeleri Hukuk Daireleri Asliye Hukuk Mahkemesi, Sulh Hukuk mahkemesi, Asliye Ticaret Mahkemesi, Tüketici Mahkemesi, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi, Kadastro Mahkemesi, İş Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemelerinin verdiği kararları incelemektedir. Bölge adliye mahkemeleri hukuk dairesi kararları aleyhine Yargıtay nezdinde temyiz başvurusu yapılabilir. Hukuk dairelerinin temyiz edilebilen kararlarının temyiz süresi, tebliğ tarihinden itibaren iki haftadır.Temyiz sınırları miktar olarak her yıl belirlenmektedir. Temyiz edilemeyecek kararlar kanun tarafından istisnai olarak sayılmıştır.

İstinaf Mahkemeleri Ceza Daireleri, Ağır ceza mahkemesi, Asliye ceza mahkemesi, Çocuk mahkemesi, Çocuk ağır ceza Mahkemesi, Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemelerinin verdiği verdiği kararları incelemektedir. İstinaf Mahkemeleri, yerel mahkeme kararının bozulmasına gerek olmadan kendisinin yeniden bir karar vermesini mümkün görürse, ceza davasının yeniden görülmesi için davayı duruşmalı olarak karar bağlayabilir. Hükmedilen cezanın miktarı dikkate alınarak istinaf mahkemesinin bazı kararları aleyhine Yargıtay temyiz yolu kapalıdır. İstinaf Mahkemesi Ceza Dairesi kararlarının hangilerinin kesin olduğu ve hangilerinin temyiz edilebileceği kanun ile sayılmıştır.

Evrensel Basın Meslek İlkeleri

1
Evrensel Basın Meslek İlkeleri

Evrensel Basın Meslek İlkeleri, demokratik ülkelerde kabul gören ve basın kitle örgütlerinin ve gazetecilerin prensip olarak kabul ettikleri ilkelerdir.

Evrensel Basın Meslek İlkeleri

1 – Yayınlarda hiç kimse ırkı, cinsiyeti, sosyal düzeyi ve dini inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz.

2- Düşünce, vicdan ve ifade özgürlüğünü sınırlayıcı; genel ahlak anlayışını, din duygularını, aile kurumunun temel dayanaklarını sarsıcı ya da incitici yayın yapılamaz.

3- Kamusal bir görev olan gazetecilik, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilemez.

4- Kişi ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.

5- Kişilerin özel yaşamı -kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında- yayın konusu olamaz.

6- Soruşturulması gazetecilik imkanları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayımlanamaz.

7- Saklı kalması kaydıyla verilen bilgiler, kamu yararı ciddi bir biçimde gerektirmedikçe yayımlanamaz.

8- Bir basın organının dağıtım süreci tamamlanmadan o basın organının özel çabalarla gerçekleştirdiği ürün, bir başka basın organı tarafından kendi ürünüymüş gibi kamuoyuna sunulamaz. Ajanslardan alınan özel ürünlerin kaynağının belirtilmesine özen gösterilir.

9- Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez.

10- Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez.

11- Gazeteci, kaynaklarının gizliliğini korur. Kaynağın, kamuoyunu kişisel, siyasal, ekonomik ve benzeri nedenlerle yanıltmayı amaçladığı haller bunun dışındadır.

12- Gazeteci; görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır.

13- Şiddet ve zorbalığı özendirici yayın yapmaktan kaçınılır.

14- İlan ve reklam niteliğindeki yayınların bu nitelikleri, tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirtilir.

15- Yayın tarihi için konan zaman kaydına saygı gösterilir.

16- Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip haklarına saygı duyarlar

İngiliz İnsan Hakları Bildirgesi-Bill of Rights

0
İngiliz İnsan Hakları Bildirgesi-Bill of Rights, 1689 yılında İngiltere’de yayımlanan ve İngiltere kralının yetkilerini kısıtlayıp keyfi davranışlarını engelleyen bir insan hakları bildirgesidir. İngiliz İnsan Hakları Bildirgesi ile Britanya İmparatorluğu’nda tahta çıkan krallar, yetkilerinin çoğunu parlamentoya devretmiş; insan haklarının korunması bağlamında tüm Avrupa ülkeleri için önemli bir adım atılmıştır.
Bu imparatorluk halkının tüm zümrelerinin temsilcisi, meşru ve özgür, ruhani ve dünyevi lordlarla Avam Kamarası’nın M.S.1688’de Westminster’de bir araya gelmeleri ve o zamanlar William ve Mary adlarını, Orange prensesi ve prensesi unvanlarını taşıyan ve böyle çağrılan ve şahsen orada bulunan Majestelerine, kendilerinin kaleme aldıkları, aşağıdakinin tıpkısı bir yazılı açıklamayı sunmaları nazarı dikkate alınsın.
Şöyle ki; Ölen Kral II. James, görevlendirdiği çeşitli kötü niyetli danışmanın, yargıcın ve bakanın yardımıyla, Protestan dinini, İmparatorluğun özgürlüğünü ve yasalarını, aşağıda saydıklarımızı yapmak suretiyle yıkmaya ve köklerini kurutmaya kalkışmıştır.
  1.  Parlamentonun onayı olmadan, kendisini yasalardan ve bu yasaların icrasından muaf tutup, bunları zaman zaman iptal ederek, iktidarı ele geçirmiş ve elinde bulundurmuştur.
  2.  Nice namuslu din adamını tutuklatmış ve haklarında yargısal kovuşturma açtırmıştır; çünkü bu din adamları, ele geçirilen iktidara bir katkıda bulunmak için, alçakgönüllülük gösterip ricada bulunmuşlardır.
  3.  “Kilise yetkilileri mahkemesi” adını taşıyan bir mahkemenin kurulması için, altında büyük devlet mührünü taşıyan bir yönerge çıkarmış ve bu yönergenin uygulanmasını sağlamıştır.
  4.  Parlamentonun kabul ettiğinden başka bir zamanda ve başka bir biçimde, veto hakkı bahanesiyle, tahtın çıkarı ve yararına para toplamıştır.
  5.  Barış zamanında Parlamentonun onayı olmadan krallığın sınırları içinde, sürekli bir ordu kurmuş, hazır bulundurmuş ve askerleri yasaya aykırı bir biçimde garnizonlara yerleştirmiştir.
  6.  Papacıların yasayı hiçe sayarak silahlandırılıp, kışkırtıldıkları bir zamanda, Protestan inancından olan nice dürüst uyruklarının silahlarını ellerinden almıştır.
  7.  Parlamento üyeliği seçiminin serbestliği ilkesini çiğnemiştir.
  8.  Sadece Parlamento tarafından kovuşturulabilecek birçok olay ve dava hakkında, Yüksek Saray Mahkemesinde (the Court of King’s Bench) yargısal kovuşturma açılmıştır ve daha başka pek çok keyfi ve yasa dışı yönteme başvurulmuştur.
  9.  Son yıllarda hizipçi, kötü ahlaklı, yoz ve niteliksiz kişiler soruşturma jürilerine üye olarak katılmışlar ve yeniden üyeliğe seçilmişlerdir. Daha da önemlisi, yüksek ihanet soruşturmaları, kendi adına mülk sahibi olmayan jüri üyelerince yürütülmüştür. Bu hususlar da nazarı dikkate alınmalıdır.
  10.  Uyrukların özgürlüklerini korumak için sağlanan yararları ortadan kaldırmak amacıyla olsa gerek, haklarında suç duyurusunda bulunulmuş kişiler için gereğinden çok, abartılı koruma önlemleri alınmıştır.
  11.  Oldukça yüksek para cezaları verilmiş, insanlar korkunç, yasadışı cezalara çarptırılmışlardır.
  12.  İlgili kişiler hakkında daha herhangi bir suçluluk duyurusu ya da mahkeme kararı çıkmadan önce, ödeyecekleri kefalet ve çekecekleri hapis cezalarıyla (sukut-u hak cezaları) ilgili sözler verilmiş, vaatlerde bulunulmuştur.
Tüm bunlar, bu İmparatorluğun bildik yasalarıyla tüzükleriyle ve özgürlüğüyle doğrudan ve tamamen çelişmektedir. Adı geçen, ölü Kral II. James’in tahttan çekilmesi ve dolayısıyla tahtın boşta kalmasından sonra, Kadir-i Mutlak Tanrı tarafından, (bu krallığı papacılıktan ve keyfi yönetimden kurtarmak amacıyla, Tanrı’nın yüce elçisi seçilen) Siz Orange Prensi Altesiniz, (ruhani ve dünyevi lordların ve Avam Kamarasındaki çeşitli önde gelen kişilerin örgütlerine uyarak,) Protestan inancına bağlı ruhani ve dünyevi lordlarla, çeşitli kontluklara, kentlere, üniversitelere, seçim bölgelerine ve bazı limanlara mektup yazılmasını buyurmuştunuz. Bu kişilerden, dinlerinin yasalarının ve özgürlüklerinin yeniden tehlikeye düşürülmemesi için, kendilerini temsilen Parlamento’ya yollanmayı hak edebilecek, binaltıyüzseksensekiz yılının Ocak ayının 22.günü, Westminster’de bulunup, oradaki toplantıya katılabilecek kişileri seçmeleri istenmişti; bu mektuplara dayanılarak da seçimler yapılmıştı.
Böylece yukarda sözü edilen ruhani ve dünyevi lordlar ve Avam Kamarası; ilkin, atalarının buna benzer bir durumda yaptıkları gibi, eski hak ve özgürlüklerini temellendirmek ve geçerliklerini pekiştirmek üzere, sözkonusu mektuplara ve seçimlere dayanarak; bu kez ulusun tamamının, özgürce temsil edildiği bir toplantıda bir araya gelmişlerdir. Yukarıda sözü edilen amaçlara ulaşmak için de, en ciddi sorunlara en geçerli yöntemlerle eğilmeyi uygun bulmuşlardır.
  1.  Parlamentonun onayı olmadan, Kral’ın yetkisine dayanarak, yasaları ve bu yasaların icrasını iptal etmek gücü sözde kalır ve yasa dışıdır.
  2.  Son zamanlarda alışkanlık haline getirmek küstahlığını gösterdikleri gibi; Kral’ın yetkisine dayanarak, kendini yasalardan ve bu yasaların icrasından muaf tutmak gücü de sözde kalır ve yasadışıdır.
  3.  Geçmişteki, “Kilise yetkileri Mahkemesinin” kurulması için çıkarılan yönerge ve benzeri türden diğer tüm yönergeler ve mahkemeler yasa dışı ve zararlıdır.
  4.  Veto hakkı bahanesiyle, Parlamento’nun onayı olmadan, uzun bir süre için; kabul edildiğinden ya da edileceğinden başka bir biçimde tahtın yararına para toplamak yasadışıdır.
  5.  Kral’a rica ve minnet mektupları yollamak uyruklarının hakkıdır. Bu mektupların Kral’a sunulmasından dolayı yapılan tutuklamalar ve kovuşturmalar yasadışıdır.
  6.  Barış zamanında, Krallık sınırları içerisinde Parlamento’nun onayı olmadan, sürekli bir ordunun kurulması ve hazır bulundurulması yasaya aykırıdır.
  7.  Protestan inancına bağlı uyruklar, mevkilerinin gerektirdiği ve yasanın izin verdiği ölçüde, kendi güvenlikleri için silah taşıyabilmelidirler.
  8.  Parlamento üyelerinin seçimi serbest olacaktır.
  9.  Konuşma özgürlüğü vardır; Parlamento’daki tartışmalar ve görüşmeler, Parlamento’dan başka hiçbir yerde ya da mahkemede suçlama ya da soruşturma konusu yapılmamalıdır.
  10.  Gereğinden çok, abartılı güvenlik önlemleri öngörülmemeli, kefaletler yüksek tutulmamalı, korkunç ve olağandışı cezalar verilmemelidir.
  11.  Jüri üyeleri yasal yoldan atanmalı ve yeniden seçilebilmelidir. Yüksek ihanetle suçlanan insanların mahkemesine katılan jüri üyelerinin kendi adlarına mülk sahibi olmaları gerekmektedir.
  12.  İlgili kişinin yargılanmasından önce, kefalet ve hapis cezasıyla ilgili söz verilmesi ve vaatlerde bulunulması yasadışıdır.
  13.  Parlamento şikayetlerinin giderilmesi, yasaların düzeltilip, güçlendirilmesi ve korunması amacıyla sık sık toplanacaktır.

Basın Konseyi Basın Meslek İlkeleri

0
Basın Konseyi Basın Meslek İlkeleri

Basın Konseyi Basın Meslek İlkeleri, 6 şubat 1988 tarihinde kurulan Basın Konseyi tarafından ilan edilmiş ilke ve kurallar bütünüdür.

Basın Konseyi Basın Meslek İlkeleri
Basın Konseyi Basın Meslek İlkeleri
Basın Konseyi Basın Meslek İlkeleri

İletişim Özgürlüğünü ülkemizde insanca yaşamanın, saydam bir yönetime kavuşmanın ve demokratik sistemin temel koşulu sayan biz gazeteciler;

Kanun koyucunun veya öteki kurum ve kişilerin, İletişim Özgürlüğünü kısıtlamalarına, her zaman ve her yerde karşı çıkacağımıza kendi özgür irademizle söz vererek;

İletişim Özgürlüğünü, Halkın Gerçekleri Öğrenme Hakkı‘nın bir aracı sayarak;

Gazetecilikte temel işlevin, gerçekleri bulup bozmadan, abartmadan kamuoyuna yansıtmak olduğunu göz önünde tutarak;

Basın Konseyi‘nin kendi çalışmaları üzerinde hiçbir dış müdahaleye izin vermeme kararlılığını vurgulayarak;

Yukarıdaki bölümü de içeren Basın Meslek İlkeleri‘ne uymayı, sözünü ettiğimiz temel inançlarımızın bir gereği saydığımızı, kamuoyu önünde açıklarız.

1- Yayınlarda hiç kimse; ırkı, cinsiyeti, yaşı, sağlığı, bedensel özrü, sosyal düzeyi ve dini inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz.

2- Düşünce, vicdan ve ifade özgürlüğünü sınırlayıcı; genel ahlak anlayışını, din duygularını, aile kurumunun temel dayanaklarını sarsıcı yada incitici yayın yapılamaz.

3- Kamusal bir görev olan gazetecilik, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilemez.

4- Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.

5- Kişilerin özel yaşamı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, yayın konusu olamaz.

6- Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.

7- Saklı kalması kaydıyla verilen bilgiler, kamu yararı ciddi bir biçimde gerektirmedikçe yayınlanamaz.

8- Bir basın organının dağıtım süreci tamamlanmadan o basın organının özel çabalarla gerçekleştirdiği ürün, bir başka basın organı tarafından kendi ürünüymüş gibi kamuoyuna sunulamaz. Ajanslardan alınan özel ürünlerin kaynağının belirtilmesine özen gösterilir.

9- Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez.

10- Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez.

11- Gazeteci, kaynaklarının gizliliğini korur. Kaynağın kamuoyunu kişisel, siyasal ekonomik vb. nedenlerle yanıltmayı amaçladığı haller bunun dışındadır.

12- Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır.

13- Şiddet ve zorbalığı özendirici, insani değerleri incitici yayın yapmaktan kaçınılır.

14- İlan ve reklam niteliğindeki yayınların bu nitelikleri, tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirtilir.

15- Yayın tarihi için konan zaman kaydına saygı gösterilir.

16- Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.

Türkiyeli Gazeteciler İçin Etik Kodlar

0
Türkiyeli Gazeteciler İçin Etik Kodlar
Türkiyeli Gazeteciler İçin Etik Kodlar, Medya Etiği Platformu tarafından 2010 yılı ağustos ayında kabul edilmiştir. 
Giriş

Biz Türkiyeli gazeteciler olarak bilgiyi toplama, haberleştirme ve yorumlama konusunda dürüst, adil ve cesur olmak gerektiğine inanıyoruz. Bağımsız davranmayı ve kamuoyunun bilme hakkı dışında hiçbir çıkara hizmet etmemeyi savunuyoruz. Kaynaklarımıza, konu ettiğimiz şahıslara ve meslektaşlarımıza saygılı davranmayı ve hesap verebilmeyi temel ilke ediniyoruz.

Gazeteciler sıfatıyla yaptığımız mesainin ayrımcılık ve düşmanlıktan arınmış olacağını; haksızlığa, manipülasyona, tektipleştirmeye veya nefret söylemine yol açmayacağını; haberi yorumdan ayırmak konusunda büyük dikkat göstereceğimizi samimiyetle taahhüt ediyoruz.

Ancak bu temel gazetecilik ilkelerine bağlı kalarak ülkemizdeki gazeteciliğin prestijini ve kalitesini koruyabilir ve artırabiliriz. Başlıca motivasyonumuz habercilikteki hatalarımızı asgariye indirmek ve günün haberlerini Türkiye kamuoyuna adil, dengeli ve doğru şekilde aktarmaktır.

Buna ek olarak, gazetecilik etiğine aykırı uygulamaların çalıştığımız haber kuruluşlarında cezai yaptırımlarla karşılanması, böylece medya profesyonellerine yaptıklarından dolayı hesap sorulabilmesi gerektiğine de inanıyoruz.

Biz Türkiyeli gazeteciler aşağıdaki etik kodlara ve mesleğimize dair yol gösterici ilkelere bağlı kalmayı taahhüt ediyoruz:

– Gerçeği aramak ve bildirmek.

– Zararı asgariye indirmek

– Bağımsız davranmak

– Hesap verebilmek

Gerçeklik ve Doğruluk

Gazeteciler bilgiyi toplama, haberleştirme ve yorumlama konusunda dürüst, adil ve cesur davranmalıdır. Kamuoyuna hizmet en başta gelen amaçları olmalıdır.

Gerçeği eksiksiz ve yalın bir şekilde yansıtmak gazetecinin temel görevidir. Bilgileri net bir şekilde ortaya koymalı, soru işaretlerine, kafa karışıklığına ve manipülasyona yol açabilecek muğlaklıktan uzak durmalıyız.

Bunu başarmak için gazeteciler şunları yapmalıdır:
  • Bütün kaynaklardan eline ulaşan bilginin doğruluğunu sınamalıdır. Haberlerde kullanmak üzere elde ettiği yazılı, dijital, görsel ve işitsel belgelerin orijinalliğinden emin olmalıdır.
  • Bilgiyi, belgeleri ve iddiaları, sanki haberin konusuyla ilk kez karşılaşıyormuş gibi, titizlikle gözden geçirmelidir.
  • Bilgiyi tam olarak doğrulayamıyorsa, sorumlu olduğu editöre danışmalı ve şu sorulara cevap aramalıdır:

a) Bilgi kamuoyunun bilmesi açısından ne kadar önem taşımaktadır?

b) Haberin, konu ettiği şahıslar açısından olası sonuçları nelerdir?

c) Zarar nasıl asgariye indirilebilir?

d) Elimizde ne gibi alternatifler var?

Habere konu olan kişiler aranmalı, onlara haberdeki iddialara cevap verme fırsatı tanınmalıdır. Haberde sözü edilen bireyler, kurumlar ve yerler hakkında teyit edebildiğimiz bilgiyi doğru ve ayrıntılı bir şekilde aktarmak konusunda dikkatli olmalıyız.

Gazeteci bu gerekleri uygularken şu hususlara dikkat etmelidir:

– Gerçeğe ulaşabilmek için elindeki tüm imkânları kullanmalı, alternatifleri değerlendirmelidir.

– Bilhassa hassas meseleleri ele alırken, haberin güvenilirliğine zarar verebilecek olası davalara veya yalanlamalara karşı korunmak için röportajlarda ses kayıt cihazı kullanmayı düşünmelidir. Bu durumda gazetecilerin kaynaklarına sözlerinin kaydedildiğini söylemesi gerekir. Gizli ses kayıtları, röportaj yapılanların izni olmaksızın daimi şekilde kullanılmamalıdır. Haberin güvenilirliğini sağlamak için televizyon kameraları da kullanılabilir.

– Haberin odak noktasını yönlendirmekte çıkarı olabilecek kurumlardan veya bireylerden gelen bilgiye kuşkuyla yaklaşmalıdır. Haberi kendi lehine saptırabilecek veya karşıtlarını kötü gösterebilecek bilgi veren kaynakların saiklerini daima sorgulamalıdır.

Tarafsızlık ve Adil Olmak

Türkiye’deki medya çalışanları herhangi bir siyasi partinin veya özel çıkar çevresinin sözcülüğü rolünü üstlenmemeli veya bunlara açık destek vermemelidir. Buna, bir parti veya siyasi hareket adına konuşmalar yapmak da dahildir.

Haber yaparken tarafsız ve adil kalmalı; siyasi, toplumsal veya ekonomik ideolojilerin geçmişte yaşanan, halihazırda vuku bulan ya da gelecekte gerçekleşmesi ihtimal dahilinde olan çatışmalarında taraf olmamalıdır.

Bir gazeteci belgeleri toplama, röportaj yapma ve haberi hazırlama esnasında tüm kişisel fikirlerini, ideolojisini ve yorumlarını askıya almalı ve tarafsızlığını korumalıdır.

Bunu başarmak için gazeteciler şunları yapmalıdır:

– Haberde konu edilen bütün tarafların ifade özgürlüğüne saygı göstermeli ve adil olmak ve tarafsızlık adına görüşlerine haberde yer vermelidir.

– Kişileri veya grupları hedef haline getirmemelidir.

– Habere konu olan kişi ya da kurumlara ekonomik bağlılık durumlarında bile (sözgelimi haberde sözü edilen kişi veya kurumlardan elde edilen reklam geliri) haberin tarafsızlığını sağlamak için tüm olası alternatifleri değerlendirmelidir.

Bağımsızlık

Gazeteciler kamuoyunun bilme hakkından başka hiçbir özel çıkara bağlı olmamalıdır. Gerçek veya öyle algılanabilecek çıkar çatışmalarından kaçınmalı ve dürüstlükten taviz verebilecek veya güvenilirliklerine halel getirebilecek ilişkilerden ve faaliyetlerden uzak durmalıdır.

Yayın kuruluşları devletten, özel çıkar çevrelerinden ve siyasi partilerden bağımsız olmalıdır. Kamuoyu siyasi, ticari ya da kişisel çıkarların kuruluşun yayın politikası üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığına inanmalıdır.

Gazeteciler, toplumdaki diğer insanlar gibi, kuvvetli siyasi ve ideolojik görüşlere sahip olsalar da, bu görüşler habercilik süreçlerine dahil olmamalıdır. Kişisel fikirlerin veya siyasi inançların haberlerde yeri yoktur. Gazeteciler yazdıklarının fikir veya yorum olduğunu, olgulara dayalı haberlerle karıştırılmaması için, net bir şekilde belirtmelidir.

Reklam verenlere veya özel çıkarlara iltimas geçilmemeli ve onların haberleri etkilemesine izin verilmemelidir.

Gazeteciler iltimas, hediye veya para için bilgi vermeyi öneren kaynaklardan uzak durmalıdır.

Kaynakların Kullanımı

Kaynaklar konusunda gazeteciler şu hususlara dikkat göstermelidir:

– Kaynakla ilişkisinde, habercinin veya çalıştığı haber kuruluşunun güvenilirliğini zayıflatacak hiçbir çıkar çatışması olmadığından emin olmalıdır.

– Kaynakla arasında hesabını veremeyeceği herhangi bir maddi bağ kurmamaya özen göstermelidir.

– Kaynaktan edindiği iddiaların doğruluğundan emin olmalıdır. Kaynağın kamuoyunun gözünde güvenilir olup olmadığına bakmaksızın, bu iddiaları destekleyecek belgeler istemelidir.

İsimsiz Kaynakların Kullanımı

Gazeteciler isim kullanmama sözü vermeden önce kaynakların saiklerini daima sorgulamalıdır. Bilgi karşılığında herhangi bir söz verirken, bunun hangi koşullara bağlı olduğunu açıkça belirttiğinden emin olmalıdır. Bir kez ismi saklı tutma sözü verdiğinde, o sözü tutmalıdır.

Türkiye’de isimsiz kaynaklara dayanan haberler yayınlamak alışkanlık haline gelmiştir; bu tür haberler sık sık bilginin manipülasyonuna ve kanıtlanmamış iddialara veya söylentilere yol açmaktadır. Etik kodlar uyarınca, özel koşullar olmadığı sürece, bütün kaynakların ismi verilmelidir.

Böyle bir durumda, haber kuruluşunun yöneticileri ile tartışılmalı ve kaynağın isminin niye saklandığına dair bilgi kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

Gazeteciler editörleriyle veya sorumlu oldukları kişilerle şu hususları gözden geçirmelidir:

a) Kaynağın verdiği bilgiler onu ya da yakınlarını hayati tehlikelerle ya da sosyal sorunlarla baş başa bırakıyor mu?

b) Verilen haber kamuoyunu ne ölçüde ilgilendiriyor? Haber önemli mi ve ciddi bir etkisi var mı?

c) Kaynağın, iddialarını destekleyecek belgeleri var mı?

d) Kaynağın bu bilgiyi vermekteki saiki ne?

e) Kaynağın isimsiz kalması, haberin güvenilirliğini zedeler mi?

Kaynağın isminin saklanması konusunda karar alınırsa, gazeteciler editör istediği takdirde kaynağın kimliğini editörüne açıklamalıdır. Editör, yanı sıra haberci, ismi saklama taahhüdünü yerine getirmelidir.

Kaynağı bilinmeyen bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinde şüpheci davranılmalı ve orijinal olup olmadıkları titizlikle soruşturulmalıdır.

Editörlerin doğru olmayabileceğini bildiği bir haberi yayınlaması kararında, haber diğer medya kuruluşlarına sızdırılmış olsa bile, rekabetten galip çıkmak belirleyici bir faktör olmamalıdır. Bugünün rekabetçi medya piyasasında bile karar verirken gözetilmesi gereken faktörler doğruluk ve hakikat olmalıdır.

Bu konuda taktiklerden biri bilgiyi haberde, orijinalliğini sorgulayan ve bilginin nereden geldiğini ve niye yayınlandığını sorgulayarak veriye dair bir bakış açısı sağlayan bir bölümle birlikte yayınlamak olabilir.

Haber hırsızlığı / İntihal

İntihalle ilgili kural basittir:  Yapmayın.

Haberlerimizde herhangi bir başka mecradan (internet, gazete, televizyon, radyo, kitap ya da dergi) alıntı yapılarak kullanılan özgün ifade, üslup ve fikirlerin kaynağı mutlaka belirtilmelidir. Kaynak gösterme ilkesi haber ajansı havuzlarından alınan haberler için de geçerlidir. Haber hırsızlığı internetle birlikte iyice yaygınlaştığı için, bunun ne olduğunu anlamak ve tanımlamak her zamankinden daha önemlidir.

Bilgi hırsızlığı: Başka bir muhabirin elde ettiği bilgiyi, onu ya da haberini kaynak göstermeden kullanmak.

Üslup hırsızlığı: Bir muhabir bir haberi yarıtıcı ve alışılmadık bir tarzda yazarsa ve bir başka muhabir kendi haberinde bu haberden pasajlar kopyalarsa, üslup hırsızlığı yapmış olur.

Fikir hırsızlığı: Bir gazeteci, genellikle de bir köşe yazarı veya haber analisti, yazısında veya haberinde bir meseleyle ilgili yeni bir fikir veya teori ortaya atar da bir gazeteci fikrin kaynağına atıfta bulunmadan bunu kopyalarsa fikir hırsızlığı yapmış olur.

Görsel Malzeme Kullanımı

Fotoğrafları ve görsel malzemeleri üreten gazeteciler çalışmalarında yüksek etik standartlara riayet etmekle yükümlüdür. Görsel malzemenin sunumunda doğru ve kapsayıcı olmalı, görselleri yeni dijital teknolojilerle manipüle etmenin ayartıcılığına karşı koymalıdır. Sorulacak kilit soru şudur: Bu görsel, fotoğrafladığımız sahneyi veya olayı doğru yansıtıyor mu?

Kullanılan video ve fotoğraflar kişi mahremiyetine saygılı olmalı ve gazeteciler haberlerine dahil ettikleri fotoğrafları ve görsel malzemeleri seçerken adil olmaya azami dikkat göstermelidir.

Şu hususlara dikkat gösterilmelidir:

– Fotoğraf çekimleri rahatsızlık vermeyen ve şiddet kurbanlarının veya hayatta kalanların acılarını deşmeyen bir mesafeden yapılmalıdır. Trajediden etkilenenlerin özel yas ve acı anlarında duyarlı davranılmalıdır.

– Kullanılan görsel malzemeler gerçeği olduğu gibi yansıtmalıdır. Kamuoyu, dijital olarak değiştirilmiş görsel malzemelerle, bilhassa bu malzemelere ekleme veya çıkarma yapılmak suretiyle manipüle edilmemelidir. Görüntü kalitesini artırmak için yapılacak teknik müdahaleler bu kuraldan müstesnadır.

– Çocukların, cinsel taciz ve suç kurbanlarının, travmatik olayların kurbanları ve hayatta kalanların fotoğraflarının veya videolarının çekilmesi ve kullanılması konusunda daha fazla hassasiyet gösterilmelidir.

– Gazeteci görsel malzemelere konu olan herkese saygı ve dürüstlükle davranılmalıdır. Fotoğrafçılar savunmasız kişileri ele alırken özel dikkat göstermeli ve suç veya trajedi kurbanlarına merhametle yaklaşmalıdır. İçerdiği kişilere acı verebilecek bir fotoğrafı ya da videoyu kullanmanın ille de gerekli olup olmadığını, yanı sıra bunları hangi motivasyonla kullanmak istediğini sorgulamalıdır. Fotoğrafları ve görsel malzemeleri kullanmanın olası sonuçlarını gözden geçirmelidir.

– Haberleri destekleyen görsel malzeme sunulmalı ve fotoğraf altı yazıları fotoğrafta sunulan gerçekliği ifade etmelidir.

– Arşiv görüntüsü kullanımında dikkat ve hassasiyet gösterilmeli, trajedinin veya travmanın anılarını canlandırmanın hayatta kalanlara ve genel olarak kamuoyuna acı verebileceği unutulmamalıdır. Eğer fotoğrafı kullanmak için iyi bir gazetecilik sebebi varsa (sözgelimi trajik bir olayın yıldönümü) tarihi verilmeli ve başlıkları açık konulmalıdır.

Özel Hayat

– Bilgi toplama ve haber yapma sürecinde meslek ilkeleri akıldan çıkarılmamalı ve gazetecilik konumunun bize özel hayatı ihlal etme hakkı vermediği hiçbir zaman unutulmamalıdır.

Bu nedenle haber peşinde koşarken, bir kişinin mahremiyetini ihlal etme tehlikesi ortaya çıktığında, “Bu haberi yapmamızın amacı nedir? Aynı şey benim başıma gelse ne hissederdim? Bu haber kamu yararına gerçekten hizmet ediyor mu?” gibi soruları kendimize sormalıyız.

Cinsel suç mağdurları ve çocuk zanlıların kimliklerinin açıklanması konusunda büyük dikkat gösterilmelidir.

Ayrımcılık ve Nefret Söylemi

Haberler hiçbir şekilde kışkırtıcı veya ayrımcı bir dil kullanmamalıdır. Doğrudan haberle ilgili olmadıkça gazeteciler bir kişiyi veya bir grubu dili, inancı, ırkı, toplumsal cinsiyeti, cinsel kimliği veya toplumsal sınıfı ile tanımlamamalıdır.

Medya kuruluşları herhangi türde nefret söylemini veya ayrımcı görüntüleri yayınlarken azami dikkat göstermelidir. Bu son derece hassas bir meseledir: Bir yandan olayları aktarmak gazetecilerin görevidir. Nefret eylemlerini görmezden geldiğimizde, kimsenin tepki gösterme, kınama veya farklı bir bakış açısı ortaya koyma fırsatı olmayacaktır.

Gazeteciler, saldırgan görüşleri aktarma görevlerine bağlı kalmayı sürdürürken zararı asgariye indirebilecek seçenekler bulmalıdır. Takipçilerine, büyük resmi anlamalarını sağlayacak bilgiyi vermelidirler. Medyanın, bunun niye nefret söylemi olduğunu ve bir haberde veya video görüntüsünde niye kullanıldığını anlaması noktasında kamuoyuna yardımcı olması önemlidir. Diğer bir deyişle, kamuoyuna bağlamı da sunmak sorumluluğumuz vardır.

Bu yüzden nefret suççeren ifadelerin veya diğer malzemelerin kullanılmasına, ancak haber değeri olduğuna hükmedildiğinde, bir meseleye veya olaya ışık tuttuğunda ve kamusal yarar söz konusu olduğunda izin verilebilir.

Aldatma

Bütün geleneksel habercilik yöntemleri tükenmediği ve kamuoyu açısından hayati önem taşıyan bir bilgi elde edilemediği sürece gizli ses veya görüntü kaydı gibi yöntemleri kullanmaktan kaçınmak gerekir. Elde edilmeye çalışılan bilgi, aldatma yönteminin kullanılmasını (sözgelimi bir habercinin takma ad kullanarak kendisini gizlemesi) haklı gösterecek kadar büyük önem taşımalıdır.

Önemli bir bilgi elde etmek için aldatma yöntemi kullanıldığı takdirde, haber kuruluşu kamuoyu da dahil, ilgili bütün taraflara aldatmanın niteliğini ve sebebini açıkça söylemelidir.

Bu noktada önemli bir kural: Aldatma yoluyla ifşa edilen bilgi sayesinde önlenen zarar, bizzat aldatma eyleminin neden olduğu zarara baskın çıkmalıdır.

Gazeteciler aldatmanın aldatılanlar açısından (uzun ve kısa vadeli) sonuçlarını, gazeteciliğin güvenilirliği ve misyonu açısından etkisini veya aldatma yoluna başvurmanın sebebini tartmalıdır.

Çıkar Çatışması

Gazetecilerin topluma karşı taşıdıkları büyük sorumluluktan dolayı, gerçek veya algı düzeyinde çıkar çatışması yaratan durumlara dair bilhassa dikkatli olması gerekir. Gazeteciler aşağıda sayılan durumların etkisine karşı sorumluluklarını göz önünde bulundurmalıdır:

Belli faaliyetlerde yer almak, sözgelimi siyasi bir gösteride konuşmak

Kampanyalar veya örgütlerle yakın ilişkiler

Kaynaklar, reklamverenler veya diğer taraflardan iltimas veya özel muamele kabul etmek.

Gazetecinin güvenirliğini riske sokacak yan işlerde çalışmak.

Bilhassa haberlerinin parçası olarak takip edilen kaynaklarla veya başkalarıyla dostluklar kurmamak.

Bir gazeteci mesleği ile kesişen veya çatışan bir başka işte çalışmamalıdır. Devlet daireleri veya siyasi partiler gibi kurumlar için, bilhassa da bunların haberini yapmakla görevliyse, yarı zamanlı veya gönüllü iş yapmamalıdır.

Gazeteciler kaynaklarıyla ilişkilerinde dikkatli davranmalıdır.

Hediyeler, özel muamele veya para almak kabul edilemez.

Gazeteciler kendilerine şu soruları sormalıdır:

Bağımsız mı davranıyorum?

Yaptığım şey güvenilirliğime veya haber kuruluşumun güvenilirliğine halel getirebilir mi? Çıkar çatışmasının sadece izlenimini vermek bile, kamuoyunun gözünde dürüstlüğümü ortadan kaldırmaya yeter mi?

Blog Yazma Etiği:  Yeni Bir Alan

Etik standartlar mevzu bahis olduğunda, geleneksel gazetecilik değerleri ve ilkelerinin blogcular ve diğer sosyal medya türleri için de değişmeden kalması yönünde genel bir uzlaşma vardır. Birçok gazeteci ve haber kuruluşçin bu yeni bir alan, fakat temel ilkeler özünde aynıdır:

Blogcular dürüst ve adil olmalı, hakikati söylemelidir

Üslupları veya fikirleri intihal etmemeli veya çalmamalıdır

Mümkün olduğu her zaman kaynakları belirtmeli ve onlara bağlantı vermelidir

Hakkında yazdıkları kişilerin özel hayatlarını ihlal etmemek konusunda dikkatli olmalıdır

İnternet sitesindeki girişlerin, alıntıların, başlıkların, fotoğrafların ve diğer içeriğin yanlış sunulmadığından emin olmak önemlidir

Blogcular çıkar çatışmalarını, yakın ilişkileri, faaliyetleri ve şahsi gündemleri ifşa etmelidir

Blog yazmanın başka önemli veçheleri de vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir:

– Blog yazarı, kurumunun ilkelerine uygun davranmalı ve gazetede veya televizyon ve radyoda kabul görmeyecek kişisel fikirlerini açıklamaktan kaçınmalıdır.

– Bloglar içeriğinde hiçbir şekilde nefret dili veya tektipleştirme kullanmamalıdır.

– Gazeteciler haberlerde kullanılan malzeme, ses kaydı, fotoğraf, görüntü ve diğer görsel malzemelere kaynak göstermelidir. Haber hırsızlığından her durumda kaçınılmalıdır.

– Kimi özel durumlarda blog sahibinin kimliğini gizlemesi ve mahlas kullanması kabul edilebilir.

– Hiçbir durumda gerçek ya da bağlam saptırılmamalıdır.

– Blog sahibi yazdıkları konusunda hesap verebilir olmalıdır. Hata yaparsa bunu kabul etmeli ve derhal düzeltmelidir.

Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği

0
Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği
Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam ve Dayanak
Amaç

Madde 1 — Bu Yönetmeliğin amacı; bu Yönetmelik kapsamında olanların, iş elde etmek için reklam sayılabilecek her türlü girişim ve eylemde bulunmalarının önlenmesidir. Avukatların mesleklerini özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmelerini, avukatlık sıfatının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır şekilde hareket etmelerini, yargılama faaliyetindeki yerlerini ve işlevlerini olumsuzlaştıracak ve yargının görünümünü bozacak davranışlardan kaçınılmasını sağlamaktır.

Kapsam

Madde 2 — Bu Yönetmelik; avukatları, avukatlık ortaklıklarını, avukatlık bürolarını, avukat stajyerlerini ve dava vekillerini kapsar.

Hukuki Dayanak

Madde 3 — Bu Yönetmelik 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 55 inci maddesi gereğince hazırlanmıştır.

 

İKİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
Büro

MADDE 4 – (Değişik:RG-7/9/2010-27695)

Avukat, müvekkillerini bürosunda kabul eder. Bunun mümkün olmaması halinde müvekkille görüşme yapılacak yerin, bu amaca elverişli ve mesleğin saygınlığına yaraşır nitelikte olması gerekir.

Avukat büroları; avukatlık hizmetinin bağımsızlığına aykırı olacak şekilde, meslek hizmetleri dışındaki iş ve amaçlara tahsis edilemez.

Tabela

Madde 5 — Bu Yönetmelik kapsamında olanlar kullanacakları tabelada; avukatlık unvanı ile ad ve soyadı, varsa akademik unvanı, büronun bulunduğu kat ve büro/daire numarası telefon numarası, internet adresi ile e-posta adresi yer alabilir. Tabelada bu Yönetmelikte belirlenenlerin dışında unvan, deyim, şekil, amblem ile Türkçe dışında yabancı dillerde ifade ve sair şekiller, işaret, resim, fotoğraf ve benzerlerine yer verilemez.

Aynı büroda birlikte çalışma halinde, avukatlardan birinin veya bir kaçının adı ve soyadı veya sadece soyadı yanında “avukatlık bürosu” ibaresinin ve avukatlık ortaklığı halinde de; ortaklık sözleşmesinde belirtilen ortaklığın adı ve unvanı yanında “avukatlık ortaklığı” ibaresinin de yer alması zorunludur.

(Değişik üçüncü fıkra:RG-7/9/2010-27695) Tabela, fiziki imkansızlık hallerinde bina cephelerine, büro balkonu ve pencerelerine asılabilir. Fiziki imkansızlık halleri dışında, büronun bulunduğu binanın giriş kapısının yanına, giriş holü veya koridoruna, büro giriş kapılarının yanına asılabilir.

Bina cephelerine, büro balkonu ve pencerelerine birden fazla tabela asılamaz, benzeri yazılar yazılamaz. Tabela yerine ışıklı pano kullanılamaz, tabela ışık verici donanımla süslenemez. Tabelada en çok iki renk kullanılabilir.

Tabela (70 cm x 100 cm) boyutunu geçemez. Ancak birden fazla avukata ya da avukatlık ortaklığına ait tabelalar ile yüksek katlarda kullanılacak tabelalarda bu boyut (100 cm X 150 cm) ye kadar arttırılabilir.

Basılı Evrak

Madde 6 — Başlıklı kağıtlar, kartvizitler ve diğer basılı evrak, reklam niteliği taşıyacak aşırılıkta olamaz.

Başlıklı kağıtlarda, kartvizitlerde ve diğer basılı evrakta; sadece avukatlık unvanı, varsa akademik unvan, adı ve soyadı, adres, telefon-faks numaraları, internet ve e-posta adresleri ile bağlı bulunulan; Baro ve Türkiye Barolar Birliği sicil numaraları, vergi dairesi ile vergi sicil numarası (Ek ibare:RG-7/9/2010-27695) ve Türkiye Barolar Birliği ve/veya kayıtlı bulunduğu baronun amblemi yer alabilir.

Birlikte çalışma halinde; “avukatlık bürosu” ibaresi, avukatlık ortaklığı halinde “avukatlık ortaklığı” ibaresi ve ortaklıkta yer alan avukatların ad ve soyadlarının yer alması da zorunludur.

Ortaklığa mensup avukatların, başlıklı kağıtlarında, kartvizitlerinde ve diğer basılı kağıtlarında; büro ya da ortaklığın adı yanında, kendi ad ve soyadlarını da kullanmaları zorunludur.

Başlıklı kağıtlarda, kartvizitlerde ve diğer basılı kağıtta avukat unvanı ve akademik unvan dışında; emekli yargıç, emekli savcı, emekli noter, hukuk uzmanı, marka- patent vekili, sigorta uzmanı, bilirkişi, Bakan, Milletvekili ve benzeri sıfatlar kullanılamayacağı gibi kamu kurum ve kuruluşu ile özel kurum ve kuruluşlardaki, siyasi partilerdeki geçmiş ve mevcut görevler belirtilemez. Barolar ve Türkiye Barolar Birliği organlarında geçmişte görev alan avukatlar bu unvanlarını kullanamazlar. Halen görevli olanlar bu unvanlarını; ancak bu görevin ifasında ve bu görevleri ile sınırlı olmak kaydıyla kullanabilirler.

Başlıklı kağıtlarda, kartvizitlerde ve diğer basılı evrakta; avukatın veya avukatlık ortaklığının ad ve unvanını belirtme amacını aşan her türlü yazı, deyim, resim, kayıtlı bulunduğu baro veya Türkiye Barolar Birliği amblemi dışında amblem ve şekiller yer alamaz.

Avukatlık hizmeti, hiçbir unvan altında marka tesciline konu olamaz; bu yolda başvuruda bulunulamaz.

(Ek son fıkra:RG-7/9/2010-27695) Bu Yönetmelik kapsamında olanlar mühür biçiminde damgalar kullanamazlar.

Telefon Rehberi

Madde 7 — Bu Yönetmelik kapsamında olanlar, telefon rehberinin “meslekler” kısmına alfabetik sırada dizilmiş olmak ve diğer avukatlardan, avukat bürolarından ve avukatlık ortaklıklarından ayırt edici her hangi bir ifade, sembol, işaret ve saire kullanmamak koşulu ile; adı, soyadı, büro adresi, telefon ve faks numaraları, internet adresi ve e-posta adresini yayınlatabilirler.

Medya İlişkileri

Madde 8 — Bu Yönetmelik kapsamında olanlar;

a) Adres değişikliğini, büro açılışını ve altı ayı aşan ara vermeden sonra yeniden mesleğe dönüşünü; avukatlık ortaklığına girişini ve çıkışını, reklam niteliğini taşımayacak şekilde, gazete ve sair yazılı basın yolu ile bir kez duyurabilirler. Avukatlık ortaklığının tescil ya da sona ermesi ya da ortaklardan birinin ayrılması ilan yolu ile duyurulabilir,

b) Yaşamları, kazançları, mesleki faaliyeti hakkında “reklam niteliğinde” yayınlarda bulunamaz, halen ya da eskiden takip ettiği, devam eden veya sonuçlanmış bir dava hakkında; dava ile özdeşleşip tarafların sözcüsü gibi hareket edemez, davanın hukuki boyutları içinde kalmak kaydıyla ve zorunlu haller dışında yazılı, işitsel ve görsel iletişim araçlarına ve internet’e görüntü, bilgi, demeç veremez, açıklama yapamazlar,

c) Yazılı, işitsel ve görsel iletişim araçlarında ve internet’te röportaj, sohbet, konuşma, tartışma ve benzeri programlara katıldıklarında; reklam sayılabilecek her türlü davranıştan, avukatlık mesleğini zedeleyici her türlü açıklamadan kaçınmak zorundadırlar,

d) Avukat unvanı kullanarak yazılı, işitsel, görsel iletişim araçlarında ve internet’te yönetmen, düzenleyici, danışman ve sair sıfatlar ile dizi, sürekli yayın, süreli ya da süresiz programlar hazırlayamaz, sunamaz, yönetemez, hazırlanmasına, sunulmasına ve yönetilmesine katılamazlar,

e) Gerek mahkemede temsil görevini yerine getirirken, gerek yazılı, işitsel ve görsel iletişim araçları ve internet ile ilişkisinde kendisini veya üzerinde çalışmakta olduğu hukuki işi reklam olabilecek nitelikte ön plana çıkaramazlar.

f) (Ek:RG-7/9/2010-27695) Bu Yönetmelik kapsamında olanlar iş sağlama amacına yönelik olmamak ve meslektaşlarıyla haksız rekabete yol açmamak kaydıyla, baro veya Türkiye Barolar Birliği organ ve başkanlık seçimleri ile genel veya yerel seçimlerdeki adaylıklarına ilişkin bilgileri seçim tarihinden azami 2 ay önce başlayıp seçimi izleyen 10 gün içinde sona erdirmek kaydı ile yazılı, işitsel ve görsel iletişim araçları veya internet yoluyla duyurabilirler. Bu duyurular amaca elverişli ve mesleğin saygınlığına yaraşır nitelikte olur.

Internet

Madde 9 — Bu Yönetmelik kapsamında olanlar, internet dahil, teknolojinin ve bilimin olanak tanıdığı her tür ortamda avukatlık mesleğinin onur ve kurallarına, avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene, Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenen “Avukatlık Meslek Kuralları”na aykırı olmayacak şekilde kendisini ifade etme hakkına sahiptir.

(Değişik ikinci fıkra:RG-7/9/2010-27695) Bu Yönetmelik kapsamında olanlar, mesleki faaliyetlerini internet üzerinden sürdürmek, müvekkillerini bilgilendirmek, mesleki makalelerini ve bilimsel çalışmalarını yayımlamak amacıyla internet sitesi açabilir. Tabelada, basılı evraklarında ve internet sitesinde tercih ettiği e-posta adreslerini kullanabilir. İnternet sitesi üzerinden mesleki faaliyetini yürütürken avukatlık mesleğinin onur ve kurallarına, avukat unvanının gerektirdiği saygı ve güvene aykırı olmamak şartı ve gerekli güvenlik tedbirlerini alarak, sır saklama yükümlülüğüne uygun davranmak kaydı ile internetin kendine özgü araçlarını ve sadece ilgili kişinin ulaşabileceği, şifre-algoritma ile korunan internet sitesinin geri planında kişiselleştirilmiş “sanal ofis” benzeri uygulamaları kullanabilir. Bu uygulamalar ilgilisinin dışındakilerin kullanımına açılamaz.

Bu Yönetmelik kapsamında olanlar açacakları internet sitelerinde;

a) Site sahibi ya da sahiplerinin adı soyadı varsa akademik unvanı, avukatlık ortaklığı ise tescil unvanı, avukatlık bürosu ise büro unvanı, fotoğrafı, Türkiye Barolar Birliği ve baro sicil numaraları, mesleğe başlama tarihi, mezun oldukları üniversite, bildikleri yabancı dil, mesleki faaliyetin yürütüldüğü büro adresi, telefon ve faks numaraları, e-posta adresi, (Ek ibare:RG-7/9/2010-27695) baro ve Türkiye Barolar Birliği seçimlerine yönelik oy verecek üye ve delegeleri kendileri ve diğer adaylar hakkında bilgilendirme gibi bilgilerin bulunmasını sağlar,

b) İş sağlama amacına yönelik olmamak ve meslektaşlarıyla haksız rekabete yol açmamak kaydıyla internet sitelerini arama motorlarına kayıt ederken anahtar kelime (keyword) olarak; “adı ve soyadı”, “avukatlık ortaklığı unvanı”,”avukatlık bürosu unvanı”, “bulunduğu şehir ve kayıtlı oldukları baro” “avukat, hukuk, hukukçu, adalet, savunma, iddia, eşitlik, hak” dışında bir sözcük ya da tanıtım tümcesi kullanamaz,

c) İş sağlama amacına yönelik ve meslektaşlarıyla haksız rekabete yol açacak şekilde, internet kullanıcılarını kendi sitesine veya kendi sitesinden bir başka siteye yönlendirecek internet kısa yolları kullanamaz, kullanılmasına izin veremez ve reklam veremez ve alamaz.

İşbirliği

Madde 10 — Bu Yönetmelik kapsamında olanlar, ülke içinde ve dışında işbirliği yaptıkları ve başka kentlerdeki avukatları, ortak avukat bürolarını ve avukatlık ortaklıklarını; “İrtibat Bürosu” ve benzeri tanımlarla, işbirliğini genelleştirecek ve süreklilik kazandıracak biçimde açıklayamazlar, duyuramazlar.

Yükümlülükler

Madde 11 — Bu Yönetmelik kapsamında olanlar; salt ün kazanmaya yönelik her tür girişim ve eylemlerden kaçınmak, iş elde etmek için reklam sayılabilecek her hangi bir girişim ve eylemde bulunmamak, üçüncü kişilerin kendileri için reklam sayılabilecek bu tür eylem ve davranışlarına izin vermemek, engel olmak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler.

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Yönetmelik Hükümlerine Aykırılık

MADDE 12 – (Değişik:RG-7/9/2010-27695)

Bu Yönetmelik hükümlerine aykırılık tespiti halinde barolar tarafından ilgiliye bir uyarı yazısı gönderilir ve söz konusu aykırılığın 15 gün içerisinde giderilmesi gerektiği aksi takdirde baro tarafından resen soruşturma açılacağı bildirilir. Uyarı yazısının ilgilisine tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde aykırılığın giderilmediği tespit edilirse, baro tarafından resen soruşturma başlatılır. Bu Yönetmeliğe aykırı fiil veya fiilleri birden fazla işleyenler hakkında uyarı yazısı gönderilmez, derhal ve resen disiplin soruşturması açılır.

Türkiye Barolar Birliğine yapılan şikayet başvuruları içerik incelemesine tabi tutulmaksızın avukatın kayıtlı olduğu baroya gönderilir

Yürürlükten Kaldırılan Mevzuat

Madde 13 — 14/11/2001 tarihli ve 24583 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.

Geçici Madde 1 — (Mülga:RG-7/9/2010-27695)

Kesinleşmemiş disiplin soruşturmaları

GEÇİCİ MADDE 2 – (Ek:RG-7/9/2010-27695)

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte kesinleşmemiş disiplin soruşturmaları hakkında da 12 nci madde hükümleri uygulanır.

Yürürlük

Madde 14 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 15 — Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu yürütür

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliği 

0
Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliği

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliği 

BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam ve Dayanak
Amaç

Madde 1 — Bu Yönetmelik, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun uygulanması amacıyla düzenlenmiştir.

Kapsam

MADDE 2 – (Değişik:RG-27/6/2009-27271)

Bu Yönetmelik, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun uygulanmasına ilişkin usul ve esasları kapsar.

Ancak, 1136 sayılı Kanunun 55 inci maddesine dayanılarak çıkarılan Türkiye Barolar Birliği Reklâm Yasağı Yönetmeliğinde, 176 ila 181 inci maddelerine dayanılarak çıkarılan Türkiye Barolar Birliği Adli Yardım Yönetmeliğinde, 44 üncü maddesinin (B) bendine dayanılarak çıkarılan Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ortaklığı Yönetmeliğinde, 27 nci maddesine dayanılarak çıkarılan Türkiye Barolar Birliği Staj Kredi Yönetmeliğinde ve 23 üncü maddesine dayanılarak çıkarılan Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Staj Yönetmeliğinde düzenlenen hususları kapsamaz.

Hukuki Dayanak

Madde 3 — Bu Yönetmelik, Avukatlık Kanununun 182 nci maddesi gereğince çıkarılmıştır.

İKİNCİ BÖLÜM
Avukatlık Mesleğine Kabul
Başvurma ve Eklenecek Belgeler

Madde 4 — (Değişik:RG-27/6/2009-27271) Avukatlık Kanununun 4 üncü maddesinde yazılı şartları haiz olanlar levhasına yazılmak üzere, diledikleri baroya başvurabilirler.

Başvurma dilekçe ile olur. Dilekçeye aşağıdaki belgeler ikişer adet eklenir;

  1. a) Nüfus cüzdanının onaylanmış örneği,
  2. b) Türk veya yabancı hukuk fakültelerinden birinin bitirildiğini gösteren belge ya da lisans diplomasının aslı veya onaylanmış örneği,

Yabancı bir memleket hukuk fakültesini bitirmiş olanlar ayrıca Türkiye hukuk fakültelerinden herhangi birinin programına göre eksik kalan derslerden usulüne uygun başarılı sınav vermiş olduklarını belgelendirmek zorundadırlar.

  1. c) Staj bitim belgesi,
  2. d)(Mülga:RG-27/6/2009-27271)
  3. e) Levhasına yazılmak üzere başvurulan baro bölgesinde ikâmet edildiğine dair belge,
  4. f) Avukat adayının Avukatlık Kanununun 5 inci maddesinde yazılı avukatlığa kabule engel halleri bulunmadığına dair imzalı beyanı,
  5. g) Bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde belirtilen yerden alınacak ve başvuranın Avukatlık Kanununun 5 inci maddesinin (a) bendinde yazılı suçlardan hükümlü bulunmadığını gösteren arşivli adlî sicil belgesi,
  6. h) Başvurunun yapıldığı baro levhasında kayıtlı iki avukat tarafından ayrı ayrı düzenlenmiş, başvuranın ahlaki durumu hakkında tanıtma kağıdı,

ı) Başvuru sahibinin avukatlığı sürekli olarak gereği gibi yapmasına engel vücut veya akılca malul olmadığına dair resmî tabipliklerin birinden alınacak rapor.

Baro yönetim kurulu sağlık incelemesinin baro merkezinin bulunduğu resmi bir hastanenin sağlık kurulu tarafından yapılmasını da isteyebilir.

İstisnalar

Madde 5 — a) Bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde yazılı belgelerden, staj dosyasında bulunanların ayrıca başvuru dilekçesine eklenmesi gerekmez.

  1. b) Avukatlık Kanununun 4 üncü maddesi yoluyla levhaya yazılma isteğinde bulunanlar için; bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a), (b), (e) ve (f) bentlerinde yazılı belgeler aranır. Bu kişilerin sicil özetleri baro başkanlıklarınca ilgili dairelerden istenir.
  2. c) Yabancı hukuk fakültesini bitiren yabancı avukatlardan Türk uyruğuna geçmiş olanlar için, 4 üncü maddenin ikinci fıkrasının(Değişik ibare:RG-27/6/2009-27271)(c) bendinde yazılı belgeler aranmaz. Ancak bu kişiler başvuru dilekçelerine, ayrıca aşağıdaki belgeleri de eklemek zorundadırlar.

(1) Yabancı ülkede yazılı bulunduğu baro veya benzeri kuruluş tarafından verilmiş, beş yıl süre ile mahkemelerin her derecesinde avukatlık yaptığını gösteren belge.

(2) Başvurduğu baro yönetim kurulu tarafından yapılmış; başvuru sahibinin avukatlık, mesleğini yürütmeye yeterli ölçüde Türkçe bildiğini kanıtlayan sınav başarı belgesi; bu sınav yazılı ve sözlü olarak iki aşamada yapılır.

(3)Türkiye Hukuk Fakültelerinden herhangi birinin programına göre noksan kalan derslerden usulüne uygun olarak yapılan sınavı başarı ile verdiğine dair resmi belge.

Adli Sicil Araştırması

Madde 6 — Avukatın levhasına yazılma isteğinde bulunduğu baro başkanlığınca Cumhuriyet Savcılığı aracılığı ile adlî sicil müdürlüğünden adlî sicil araştırması yapılır.

Staj Dosyasının Getirtilmesi

Madde 7 — Staj bitim belgesi aldığı barodan başka bir baro levhasına yazılma isteminde bulunanların staj dosyaları ilgili barodan getirtilerek incelenir ve bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesine göre eksik olan belgeler tamamlattırılır.

Başvuru Dilekçesinin Kaydı

Madde 8 — Bu Yönetmeliğin 4 üncü, 5 inci ve 7 nci maddesine göre eklenmesi gereken belgelerde herhangi bir eksiklik bulunmadığı ve adlî sicil araştırması ile sağlık incelemesi sonucu alındığı takdirde, başvuru dilekçeleri baro başkanlığı tarafından kabul edilerek deftere yazılır.

Başvuru dilekçesinin kayıt tarihini ve numarasını tespit eden iki nüsha belge düzenlenir. Bu belgelerden biri adaya verilir, diğeri başvuru dilekçesine eklenir. Avukatlık Kanununun 7 nci maddesinde yazılı bir aylık süre, bu tarihten itibaren işlemeye başlar.

Belgelerde eksiklik bulunması halinde başvuru dilekçesi, belgeler tamamlanıncaya kadar kabul edilmez.

İsteğin Kabulü

Madde 9 — Başvuruyu kabul eden baro yönetim kurulu, başvuranın avukatlık mesleğine kabul ile levhasına yazılması konusunda, başvurma dilekçesinin kabul edildiği tarihten itibaren bir ay içinde gerekçeli kararını verir. Karar ile kararın dayanağı dosya, karar tarihinden itibaren onbeş gün içinde Türkiye Barolar Birliğine gönderilir. 19/12/2001 tarihli ve 24615 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Staj Yönetmeliğinin 4 üncü maddesi uyarınca evvelce Türkiye Barolar Birliğine gönderilen evrakın, Birliğe gönderilen dosyaya konmasına lüzum yoktur. Türkiye Barolar Birliğince düzenlenecek Avukatlık ruhsatname bedeli ve ruhsat harcının ödendiğine ilişkin belgeler ile avukatın başı açık ve erkek avukatların kravatlı olarak çekilmiş (6×9) büyüklüğünde iki adet cübbeli fotoğrafı da Türkiye Barolar Birliğine gönderilen dosyaya eklenir.

Türkiye Barolar Birliği, kararın kendisine ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde uygun bulma ya da bulmama konusunda bir karar verir ve bu kararını, dosya ile birlikte, onaylanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderir. Türkiye Barolar Birliğinin bu kararı, Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya onaylandığı takdirde kesinleşir. Adalet Bakanlığı, uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, uygun bulmama gerekçesi ile birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına ve ilgili baroya bildirilir.

Adalet Bakanlığının ikinci fıkra uyarınca verdiği kararlara karşı Türkiye Barolar Birliği, aday ve ilgili baro; Adalet Bakanlığının uygun bulmayıp bir daha görüşülmek üzere geri göndermesi üzerine Türkiye Barolar Birliğince verilen kararlara karşı ise, Adalet Bakanlığı, aday ve ilgili baro idari yargı merciine başvurabilirler.

Baro kesinleşen kararı derhal uygulamak zorundadır.

İsteğin Reddi ve İtiraz

Madde 10 — Baro yönetim kurulunca, levhaya yazılma isteğinin reddedilmesine veya kovuşturma sonucuna kadar beklenmesine karar verilmesi halinde aday, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde kararı veren baro vasıtasıyla Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilir. Adaya itiraz edildiğini belirten bir belge verilir.

Posta gideri itirazcıdan alınır.

İtirazın İncelenmesi

Madde 11— İtiraz, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından, dosyanın geldiği tarihten itibaren bir ay içinde incelenerek, karara bağlanır. Türkiye Barolar Birliği tarafından, bu süre içinde karar verilmezse itiraz reddedilmiş sayılır. Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca yapılan incelemede belgelerde eksiklik tespit edilerek, eksikliklerin tamamlattırılması veya tamamlatılmak üzere dosyanın iadesine karar verilmesi halinde bu bir aylık süre; eksik belgelerin tamamlandığı veya dosyanın Türkiye Barolar Birliğine intikal ettirildiği tarihten itibaren başlar.

Türkiye Barolar Birliğinin; itirazın kabul veya reddi hakkındaki kararları onaylanmak üzere, karar tarihinden itibaren bir ay içinde Adalet Bakanlığına gönderilir. Bu kararlar, Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça bir karar verilmediği veya onaylandığı takdirde kesinleşir. Adalet Bakanlığınca yapılan incelemede belgelerde eksiklik tespit edilerek, eksikliklerin tamamlattırılması veya tamamlatılmak üzere dosyanın iadesine karar verilmesi halinde bu iki aylık süre; eksik belgelerin tamamlandığı veya dosyanın Adalet Bakanlığına tekrar intikal ettirildiği tarihten itibaren başlar.

Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gerekçesi ile birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen kararlar, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca 2/3 çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır. Sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına ve ilgili baroya bildirilir.

Adalet Bakanlığının bu madde uyarınca verdiği kararlara karşı Türkiye Barolar Birliği, aday ve ilgili baro; Adalet Bakanlığının uygun bulmayıp bir daha görüşülmek üzere geri göndermesi üzerine Türkiye Barolar Birliğince verilen kararlara karşı ise, Adalet Bakanlığı, aday ve ilgili baro idari yargı merciine başvurabilirler.

İtirazın Sonuçları

Madde 12 — İtirazın kabulüne ilişkin kararın Adalet Bakanlığınca onaylanması veya onaylanmış sayılması yoluyla kesinleşmesi halinde bu Yönetmeliğin 9 uncu, 10 uncu ve 13 üncü maddeleri gereğince işlem yapılarak aday baro levhasına yazılır, ruhsatnamesi verilir.

İtirazın reddine ilişkin karar Adalet Bakanlığınca onaylanarak veya onaylanmış sayılarak kesinleştiği takdirde adayın kimliği, Türkiye Barolar Birliği tarafından gereği yapılmak üzere tüm barolara duyurulur.

Adayın kimliği Türkiye Barolar Birliğinde bu iş için tutulan özel bir deftere yazılır.

Ret ve bekleme sebepleri kalkmadıkça hiç bir baro o kimseyi levhasına yazamaz.

Avukatlık Ruhsatnamesi, Ant ve Avukat Kimliği

Madde 13 — Avukatlık ruhsatnamesi ve avukat kimliği, Türkiye Barolar Birliği tarafından tek tip olarak bastırılır ve düzenlenir.

Türkiye Barolar Birliği, mesleğe kabul edilen adayın dosyasındaki bilgilere göre ruhsatnameyi düzenleyerek, soğuk damga ile fotoğrafını mühürler ve ruhsatname defterine kaydeder. Türkiye Barolar Birliği Başkanınca imzalanan ruhsatname, baro başkanı tarafından imzalanmak üzere barosuna gönderilir ve imza tamamlandıktan sonra ilgilisine verilir. Mesleğe kabul edilen adayın avukat kimliği de, ruhsatname ile birlikte ilgilisine verilmek üzere Türkiye Barolar Birliği tarafından düzenlenerek barosuna gönderilir.

Adayın Avukatlık Kanununun 9 uncu maddesi uyarınca “hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranacağıma namusum ve vicdanım üzerine ant içerim” şeklinde ant içtiği ve ruhsatnamesinin verildiğine ilişkin bir tutanak düzenlenerek bu tutanak, baro yönetim kurulu üyeleri ve ant içen avukat tarafından imzalanır.

Ant içmeyen adaya ruhsatnamesi verilmez.

Aday, ruhsatnamesini aldıktan sonra, Avukat unvanını kazanır.

Durum ve ruhsatnamenin alındığına ilişkin belge, Türkiye Barolar Birliğine gönderilir. Türkiye Barolar Birliği arşiv kartı bu yazıya eklenir.

Türkiye Barolar Birliği tarafından tek tip olarak bastırılan ve barolardan gelen bilgilere göre düzenlenen kimlikler ilgilisine verilmek üzere barosuna gönderilir.

Avukat kimliği resmi belge niteliğindedir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Yalnız Avukatların Yapabileceği İşler ve Kılık
Yalnız Avukatların Yapabileceği İşler

Madde 14 — Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir.

Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem ve yargı yetkisini taşıyan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek yalnız baroda kayıtlı avukatlar tarafından yapılabilir.

Yukarıda belirtilen konularda, avukatlar dışında hiç kimse evrak düzenleyemez ve takipte bulunamaz. Bu konularda iş takibi yapamaz.

Kooperatif ve Anonim Şirketler

Madde 15 — 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 272 nci maddesinde öngörülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır.

(Mülga ikinci fıkra:RG-27/6/2009-27271)

(Mülga üçüncü fıkra:RG-27/6/2009-27271)

(Mülga dördüncü fıkra:RG-27/6/2009-27271)

Uzlaşma Müzakereleri
Madde 16 — (Mülga:RG-14/4/2017-30038)(2)
Uzlaşma Tutanağının Şekli
Madde 17 — (Mülga:RG-14/4/2017-30038)(2)
Vekaletname Örneği ve Yetki Belgesi

Madde 18 — Avukatın çıkaracağı vekaletname örneğinde; vekaletnameyi düzenleyen merciin adı, kayıt numarası, düzenleme tarihi ile avukatın adı, soyadı, vergi numarası, imzası ve ayrıca vekil edenin adı, soyadı, adresi ve yetki kapsamının ne olduğunun bulunması zorunludur.

Avukatlar veya avukatlık ortaklıkları, başkasını tevkil etme yetkisini taşıdıkları tüm vekaletnameleri kapsayacak şekilde tek bir genel ya da ayrı ayrı özel yetki belgesi düzenleyerek; bir başka avukatı veya avukatlık ortaklığını müvekkilleri adına vekil tayin edebilirler. Vekaletname hükmünde olan bu yetki belgesi; tüm yargı mercileri ile resmi ve özel kişi, kurum ve kuruluşlar için hukuken vekaletname işlev ve etkisi taşır. Yetki belgesinde yetki verenin ve yetkilendirilenin adı, soyadı, barosu, sicil ve vergi numarası ve bu maddenin birinci fıkrasında yazılı hususların yer alması gereklidir.

Vekaletname ve yetki belgesinin asıl ve örnekleri ibraz edilirken, vekaletname pulu yapıştırılması zorunludur. (Ek cümle:RG-3/5/2012-28281)Vekalet pulunun elektronik ortamda tedavülü ile elektronik ortamda vekaletname sunulan mercilerin vekaletname pulu bedelinin ödendiğini elektronik ortamda teyit etmelerini sağlayacak usul ve esaslar Adalet Bakanlığı ve Türkiye Barolar Birliği tarafından müştereken belirlenir.

Baro tarafından 1/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve adli yardımdan görevlendirilen avukat, görevlendirildiği işle ilgili olarak başka bir avukata yetki veremez, bu konuda yetki ilgili baroya aittir.

Onaylama ve Tebligat Yapabilme Hakkı

Madde 19 — Vekaletname örneklerinin asıllarına uygunluğunu onaylama şekli, Avukatlık Kanununun 56 ncı maddesine göre avukatların örneklerinin aslına uygunluğunu onaylamağa yetkili oldukları diğer belgelerde de uygulanır.

Avukat, usulüne uygun olarak düzenlenen ve kendisine verilmiş olan vekaletnamelerin örneklerini çıkarıp aslına uygunluğunu imzası ile onaylayarak kullanabilir. Asıllarının verilmesi kanunda açıkça öngörülmeyen hallerde avukat, takip ettiği işlerde, aslı kendisinde olan her türlü kağıt ve belgenin örneğini de onaylayarak kullanabilir. Avukatın onayladığı bu örnekler ile vekaletname örnekleri bütün yargı mercileri, resmi daire ve kurumlar ile gerçek ve tüzel kişiler için resmi örnek hükmündedir.

Aslı olmayan vekaletname veya diğer kağıt ve belgelerin örneğini onaylayan ya da aslına aykırı örnek veren avukat, Avukatlık Kanununun 56 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre cezalandırılır.

Avukatlar, vekalet aldıkları işlerde, ilgili yargı mercii aracılığı ile ve bu yargı merciinin tebligat konusunda bir kararı olmaksızın, diğer tarafa adli kağıt ve belge tebliğ edebilirler. Tebliğ edilen kağıt ve belgelerin birer nüshası, gerekli harç, vergi ve resim ödenmek şartıyla, ilgili yargı merciinin dosyasına konur.

Kılık

Madde 20 — Avukatlar, mahkemelerde, Türkiye Barolar Birliği ve baro disiplin kurullarında görev yaparken ve avukatlık ant içme törenlerinde, Türkiye Barolar Birliğinin belirlediği resmi kılığı giymek zorundadırlar.

Türkiye Barolar Birliğince belirlenen resmi kılık, Türkiye Barolar Birliği ve baro genel kurullarında ya da yargı kuruluşları mensuplarının resmi kılıkları ile katıldıkları resmi törenlerde de giyilebilir.

Avukatlar, mahkemelerde münhasıran vekalet görevi ifa ettikleri davalar dışında resmi kılık giyemezler.

Avukatlar, mesleki ve yargısal faaliyetleri sırasında meslek kurallarının 20 nci maddesine uygun davranmak zorundadırlar.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Başka Baroya Nakil

Başvurma

Madde 21 — Nakil için başvuru, avukatın levhasına yazılmak istediği baro yönetim kuruluna yazı ile yapılır.

Başvuru yazısında, istekte bulunan avukatın levhasında kayıtlı olduğu baronun adı, baro sicil numarası, ruhsatname tarih ve numarası, sosyal güvenlik yönünden hangi statüye tabi bulunduğu, levhasına yazılmak istediği baro bölgesindeki tebligat adresini bildirmesi şarttır.

Başvuru yazısına; ikametgah belgesi, avukatların başı açık ve erkekler için kravatlı çekilmiş iki adet 6×9 büyüklüğünde cübbeli fotoğrafı eklenir.

İnceleme

Madde 22 — Başvurunun yapıldığı baro yönetim kurulu nakil istemi üzerine;

  1. a) Avukatın levhasına yazılı olduğu barodan, avukatın nakil isteğinde bulunduğunu da bildirerek; baroya aidat borcu, yaşlılık sigortası prim borcu olup olmadığını, disiplin kovuşturması altında bulunup bulunmadığını ve gerekli gördüğü diğer hususları sorar.
  2. b) Türkiye Barolar Birliğine avukatın nakil yoluyla levhasına yazılmak istediğini bildirir, ruhsatname tarih ve numarasını belirterek, avukatın bu konudaki bildirisini doğrular.
  3. c) Gerekli gördüğü diğer incelemeleri yapar.
Karar

Madde 23 — Baro yönetim kurulu, avukatın, istek sırasında levhasına yazılı olduğu baroya yıllık kesenek borcu, Sosyal Sigortalar Kurumuna (Mülga ibare:RG-27/6/2009-27271) (…) prim borcu olduğunu veya disiplin kovuşturması altında bulunduğunu tespit ederse, bu engeller ortadan kalkıncaya kadar işlem yapılmamasını kararlaştırır ve avukata, nakil isteği hakkında bir karar verilebilmesi için borçlarının ödenmesinin ve/veya disiplin kovuşturmasının sonuçlanmasının gerektiğini tebliğ eder.

Avukatın; levhasına yazılı olduğu baroya yukarıda sözü edilen türde borçları yoksa ya da yapılan tebligat üzerine bu borçlarının ödendiği, avukatın borçlu olduğu baro tarafından düzenlenecek bir belge ile kanıtlanmışsa; avukat disiplin kovuşturması altında bulunmuyor ya da hakkındaki disiplin kovuşturmasının sonuçlandığı, kovuşturma yapan baronun bu konudaki yazısı ile kanıtlanmışsa; nakil isteminde bulunulan baro yönetim kurulu nakil istemini inceler ve istemin kabulü veya reddine dair bir karar verir.

İstemin Kabulü ve Reddi

Madde 24 — İstemin kabulü kararı ile birlikte avukat o baronun levhasına yazılmış olur. Baro levhasına yazılma günü, derhal Türkiye Barolar Birliğine ve avukatın önceden yazılı olduğu baroya bildirilir. Avukatın nakil öncesi kayıtlı bulunduğu baro bu bildirim üzerine, naklin gerçekleştiği baro levhasına kayıt tarihi itibariyle avukatın adını kendi baro levhasından siler. Avukatın baro sicil ve sigorta dosyaları naklettiği baroya gönderilir. Avukatın naklettiği baronun adı, Türkiye Barolar Birliğine ve Adalet Bakanlığına bildirilir.

Avukattan, naklettiği baro levhasına kaydı yapılırken giriş keseneği alınır.

(Mülga:RG-19/08/2005-25911)

BEŞİNCİ BÖLÜM
Levhadan ve Avukatlık Ortaklığı Sicilinden Silinme ve Yeniden Yazılma
Levhadan ve Avukatlık Ortaklığı Sicilinden Silinme

Madde 25 — Avukatın baro ve Türkiye Barolar Birliği keseneklerini ödememekte direndiği ya da topluluk sigorta primlerini zamanında ödemediği veya Avukatlık Kanununun 72 nci maddesinde yazılı levhadan silinmeyi gerektiren nedenlerden birinin varlığının tespit edilmesi ya da avukatın yazılı istemi üzerine; levhasına yazılı olduğu baro yönetim kurulu tarafından, avukatın adının levhadan silinmesine karar verilir.

Baro yönetim kurulu levhadan silme kararı almadan önce avukata tebligat yaparak tebliğden itibaren on gün içinde cevap vermesini ister; bu tebligatta avukata ayrıca, gün ve saati yazılarak dinlenmek üzere yönetim kurulunda hazır bulunması da bildirilir.

Avukatın yazılı cevabı alındıktan, sözlü açıklamaları dinlendikten veya süresi içinde yazılı cevap vermediği ya da yapılan çağrıya uymadığı bir tutanakla tespit edildikten sonra, baro yönetim kurulu levhadan silme hakkında bir karar verir. Karar gerekçeli olur ve avukata tebliğ edilir. Bu karara karşı Avukatlık Kanununun 71 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uyarınca işlem yapılır.

Yeniden Yazılma

Madde 26 — Avukat, Avukatlık Kanununun 74 üncü ve bu Yönetmeliğin 27 nci maddelerine göre levhadan silinmiş olmadıkça, silinmesini gerektiren hallerin sona erdiğini kanıtlayarak yeniden levhaya yazılma isteminde bulunabilir.

Baro yönetim kurulu başvuru üzerine, öncelikle avukatın bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde yazılı belgelerden hangilerini tekrar baroya vermesi gerektiğine karar verir. Tekrar yazılma isteminde bulunan avukat dilekçesine;

  1. a) Levhadan silinmesine sebep olan olayın ortadan kalktığını kanıtlayan belgeyi,
  2. b) Levhadan silinme kararının kesinleşme tarihi ile tekrar yazılma istemi tarihi arasında bir yıldan fazla bir süre geçmiş ise bu süre içinde meşgul olduğu işi kanıtlayan belge ile levhasına yazılmak istediği baro bölgesinde ikamet ettiğine ilişkin belgeyi eklemek zorundadır. Bu durumdakiler hakkında baro, ayrıca adli sicil incelemesi de yapar.
Bir Daha Yazılmamak Üzere Levhadan Silinme

Madde 27 — Baro yönetim kurulu aşağıdaki durumların varlığı halinde avukatın bir daha yazılmamak üzere levhadan silinmesine karar verir.

  1. a) Yargı organları tarafından verilen ceza kararı ile meslekten çıkarılanlar,
  2. b) Haklarında Avukatlık Kanununun 135 inci maddesinin beş numaralı bendi uyarınca meslekten çıkarma cezası verilmiş olanlar,
  3. c) Avukatlık Kanununun 5 inci maddesinin (a) bendinde yazılı olan suçlardan hüküm giyenler.

Adı levhadan silinen avukat, Avukatlık Kanununun 71 inci maddesinde yazıldığı şekilde bu karara itiraz edebilir.

Avukatlık Kanununun 8 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları hükmü ile bu Yönetmeliğin 11 inci maddesi bu konuda da kıyasen uygulanır.

Avukatlık Kanununun 74 üncü maddesine göre adları baro levhasından silinenlerin kimlikleri ruhsatnamenin geri alınıp alınmadığı da belirtilmek suretiyle Türkiye Barolar Birliği ve Adalet Bakanlığına bildirilir. (Ek cümle:RG-5/12/2015-29553) İlgilinin sicil durumu, Baro Başkanlığınca Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine (UYAP) işlenir.

(Değişik:RG-5/12/2015-29553) Durum, Türkiye Barolar Birliğince Resmî Gazete’de yayımlanır.

ALTINCI BÖLÜM
Baroların Kuruluşu ve Baro Genel Kurulları
Kuruluş

Madde 28 — Avukatlık Kanununun 77 nci maddesine göre kurulmuş bulunan baroların kanuni organlarını kurabilme olanağını sonradan yitirmeleri halinde, Türkiye Barolar Birliği bu baroya kayıtlı avukatların en yakın baroya bağlanmasına karar verir.

Protokolde barolar, İl Cumhuriyet Başsavcısının yanında yer alır.

Yeni Baro Kurulması

Madde 29 — Baro bulunmayan bir ilin bölgesi içinde otuz avukatın sürekli olarak çalıştığının anlaşılması, o ilde yeni bir baro kurulmasını gerektirir.

Türkiye Barolar Birliği, bağlı bulundukları bölge barosundan baro kurmak isteyen avukatların ad ve adresleriyle, kaç yıldan beri orada oturduklarını ve meslek kıdemlerini belirten listeyi göndermelerini ister.

Yeni baro kurulması için gerekli yasal koşulların saptanmasından sonra Türkiye Barolar Birliği, baronun kurulacağı il merkezinde ikametgahı bulunan avukatlardan en kıdemlisini, kuruluşu gerçekleştirmek üzere görevlendirir.

Görevli avukatın seçeceği ve başkanlığını yapacağı dört kişilik kurucu kurul, en geç altı ay içinde yeni baronun kuruluşunu tamamlar ve Türkiye Barolar Birliğine bildirir. Baro bu bildirimle tüzel kişilik kazanır. Baronun kuruluşu, Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirir.

Avukatlık Kanununun 77 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca baro kurulmasını gerektiren koşulların mevcudiyeti, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından saptandığı hallerde de, bu madde hükmü uygulanır.

Baro Genel Kurulunun Oluşumu

Madde 30 — Genel kurul baronun en yüksek organıdır.

Baro genel kurulu levhada yazılı bütün avukatlardan oluşur. Aşağıda yazılı kimseler genel kurula katılamaz.

  1. a) Levhaya yazılmasına karar verilmiş olmakla birlikte, henüz mesleki andını içmemiş olanlar,
  2. b) Avukatlık Kanununun 71 inci maddesinin son fıkrası gereğince işten yasaklanmış olanlar.
  3. c) Baro ve Türkiye Barolar Birliğine kesenek borcu olanlar.
Toplantılar

Madde 31 — Baro genel kurulu olağan ve olağanüstü olmak üzere iki türlü toplanır.

Baro levhasında yazılı avukat, gerek olağan gerek olağanüstü genel kurul toplantılarına katılmak ve oy kullanmakla yükümlüdür. Bu toplantılara haklı bir neden olmaksızın gelmeyenlere veya oy kullanmayanlara, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından, o baroya kayıtlı avukatların yıllık keseneğinin üçte biri miktarında para cezası verilir. Bu para cezaları baro başkanlığınca tahsil edilir ve baro bütçesine gelir kaydedilir.

Toplantıyı terk edenlerle toplantıya katılmayanların, genel kurul toplantısı sona ermeden önce, özürlerini, baro başkanı veya başkanlık divanına bildirmeleri gereklidir.

Olağan Toplantılar

Madde 32 — Baro olağan toplantıları, iki yılda bir ekim ayının ilk haftası içinde yapılır. Bu toplantıların gündemini baro yönetim kurulu belirler.

Aşağıda yazılı hususların gündemde bulunması zorunludur;

  1. a) Açılış ve genel kurul başkanlık divanının seçimi,
  2. b) Yönetim kurulunun geçmiş dönem çalışmaları ve işlemleri hakkında hesap raporu ile denetleme kurulu raporlarının okunup görüşülmesi ve karara bağlanması,
  3. c) Takip eden yıl bütçesinin okunması, görüşülmesi ve karara bağlanması,
  4. d) Seçim süreleri sona eren baro başkanı, yönetim kurulu, disiplin kurulu ve denetleme kurulu asıl ve yedek üyeleriyle Türkiye Barolar Birliği delegeleri seçimlerinin yapılması,

Genel kurul, istek üzerine gündeme yeni bir madde eklenmesine karar veremez. Yeni bir toplantı yapılması kararı bu hükmün dışındadır.

Olağanüstü Toplantılar

Madde 33 — Baro genel kurulu;

  1. a) Türkiye Barolar Birliği,
  2. b) Baro başkanı,
  3. c) Baro yönetim veya denetleme kurulları,

tarafından olağanüstü toplantıya çağrılabilir.

Ayrıca, levhada yazılı avukatların beşte birinin yazılı istemi ile de baro başkanı, genel kurulu onbeş gün içinde toplantıya çağırmak zorundadır.

Avukatların olağanüstü toplantı isteğinin kabul ve uygulanabilmesi için görüşme konularının yazılı olarak belirtilmesi şarttır. Sebebi belirtilmemiş olağanüstü toplantı istekleri dikkate alınmaz.

Bu Yönetmeliğin 34 üncü maddesinin birinci fıkrası hükümleri, olağanüstü toplantılarda da kıyasen uygulanır.

Toplantılara Çağrı ve Gündem

Madde 34 — Genel kurulun olağan toplantısının yapılacağı yer, toplantı saati ve gündemi ile ilk toplantıda yeterli çoğunluk sağlanamadığı takdirde ikinci toplantının yeri, günü ve saati, baro çevresi adalet dairelerinde ve baronun uygun bir yerinde en az otuz gün önceden başlamak üzere, genel kurulun toplanacağı tarihe kadar duyurulur. Bu duyuru, tebligat hükmündedir.

Yönetim kurulu toplantı tutanaklarıyla çalışma raporunun, kesin hesap ve denetçi raporunun ve bütçenin, yeterli sayıda örneklerinin, olağan toplantı çağrısının yapılmasıyla birlikte, baroda avukatların incelemesine sunulması gereklidir.

Yoklama Cetveli

Madde 35 — Genel kurul toplantılarında, baro levhasında yazılı avukatların baro sicil numaraları sırasına uygun olarak ad ve soyadlarının yer aldığı bir yoklama cetveli düzenlenir.

Avukatın toplantıya katılabilmesi, yoklama cetvelinde adının karşısını imzalamasıyla mümkündür. Avukatlık Kanununun 87 nci maddesinde yazılı toplantı yeter sayısı sağlanırsa, başkan genel kurul toplantısını açar.

İtiraz halinde, cetvele göre ad okumak suretiyle yoklama yapılır, sonuç kesindir.

Genel Kurul Başkanlık Divanı

Madde 36 — Olağan ve olağanüstü genel kurul toplantılarında; öncelikle bir başkan, bir başkan vekili ile iki üyeden oluşan bir başkanlık divanı seçilir. Seçim, her aday için ayrı ayrı ve genel kurulda aksine karar alınmamışsa işari oyla yapılır. Kullanılan oyların en çoğunu alanlar seçilir.

Baro başkanı ile yönetim ve denetleme kurulu üyeleri, başkanlık divanına seçilemezler.

Söz Alma Sırası ve Süresi

Madde 37 — Başkan, söz isteyenlere sırası ile söz verir. Ancak, baro başkanı ile yönetim kurulu üyelerine ve Türkiye Barolar Birliğini ilgilendiren konularda da Türkiye Barolar Birliği Genel Kuruluna seçilmiş delegelere öncelik tanınır.

Başkanlık divanı, usul hakkında yapılacak konuşmalara öncelik verilmesine karar verebilir.

Önergelerin Görüşülmesi

Madde 38 — Gündem maddeleri ile ilgili önergelerin görüşülmesi sırasında, önerge sahibinin açıklaması dışında, önergenin lehinde ve aleyhinde konuşmak üzere en az birer konuşmacıya da söz verilir.

Görüşme Sonucu Oylama

Madde 39 — Bir gündem maddesinin görüşülmesi; söz isteyenlerin konuşmalarının bitmesiyle veya yeterlik önergesinin kabul edilmesiyle tamamlanmış olur.

Başkan, görüşülmesi tamamlanan konuyu ve ileri sürülen görüşleri özetleyerek genel kurulun oyuna sunar. Avukatlık Kanununda ve bu Yönetmelikte aksine hüküm bulunmadıkça; kararlar toplantıda hazır bulunan üyelerin açık oylarıyla ve oyçokluğu ile alınır.

Genel kurul toplantısında, görüşüleceği gündemde belirtilmemiş konular hakkında karar verilemez, yeni bir toplantı kararı bu hükmün dışındadır.

Toplantı Düzeni

Madde 40 — Genel kurul başkanlık divanı, toplantının ve görüşmelerin düzenini korumakla görevlidir. Toplantı ve görüşme düzenini bozan avukata ihtar verilebileceği gibi, oy hakkı saklı kalmak kaydıyla, konuşulan hususun sonuna kadar toplantıdan çıkarılmasına da karar verilebilir.

Toplantıya Ara Verme ve Erteleme

Madde 41 — Toplantı, aşağıda yazılı durumlarda ertelenebilir.

  1. a) Toplantıya devam edilemeyecek kadar düzenin bozulması,
  2. b) Toplantıya katılan avukatların, üye sayısı altmışa kadar (altmış dahil) olan barolarda en az 1/3 ünün, dörtyüze kadar (dörtyüz dahil) olan barolarda 1/5 inin, dörtyüzden çok olanlarda 1/10 unun toplantı salonunda bulunmadığı yoklama sonucu anlaşılması.

Başkanlık divanı bu maddenin (a) bendindeki durumun tespiti halinde, toplantıya en fazla iki saat ara verir; bu maddenin (b) bendindeki durumun saptanması halinde ise başkanlık divanı toplantıyı onbeş günü geçmemek üzere başka bir güne erteler. Ertelenen toplantı önceki toplantının devamı niteliğindedir. Önceki toplantıda görevli bulunanlar bu toplantıda da görevlidirler.

YEDİNCİ BÖLÜM
Baro Yönetim Kurulları ve Baroların Çalışmaları
Yönetim Kurulu Toplantısı

Madde 42 — Yönetim kurulu, üyelerinin salt çoğunluğu ile toplanır.

Başkanın bulunmadığı toplantıya, başkan yardımcısı; yardımcının da bulunmadığı toplantıya, en kıdemli üye başkanlık eder.

Oylama Şekli ve Karar

Madde 43 — Yönetim kurulu tarafından aksi kararlaştırılmadıkça, oylama açık olarak yapılır. Başkan, tartışılması biten konuyu, sicil numarası sırasına göre en kıdemsiz üyeden başlayarak oylar, en son kendi oyunu kullanır.

Toplantıya katılan üyelerin sayısı ne olursa olsun, kararlar, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile alınır. Oylarda eşitlik halinde başkanın bulunduğu taraf üstün tutulur. Baro başkanı veya yönetim kurulu üyeleri, ilgili oldukları işlerin görüşülmesine katılamazlar ve oy kullanamazlar.

Tutanak

Madde 44 — Yönetim kurulu toplantı tutanakları, genel sekreterler tarafından tutulur. Tutanağa kurulun aldığı kararlar yazılır. Karar alınmadan önce yapılan tartışmaların tutanağa yazılması yönetim kurulunun kararına bağlıdır. Tutanak, toplantıda hazır bulunanlar tarafından imzalanır. Karara karşı olanlar karşı oy nedenlerini yazarak tutanağı imzalarlar.

İdari İşlemlerin Yürütülmesi

Madde 45 — Baro idari işlemleri, baro başkanı, başkanlık divanı ve görevli personel tarafından yürütülür.

Baro başkanı, aynı zamanda baro idari teşkilatının da başıdır.

Avukatların ve diğer kişilerin başvuru yeri baro başkanlığıdır.

Sayman; para alma ve verme işlemlerinde düzenlenen kağıtları; başkan ile birlikte, başkanın yokluğunda da başkan yardımcısı veya genel sekreter ile birlikte imzalar.

Baro başkanı veya yönetim kurulu, levhada yazılı avukatlara veya avukat stajyerlerine, geçici olmak kaydıyla idari işlerin yürütülmesinde görev verebilir.

Hizmetler ücretsizdir.

Sorumluluk

Madde 46 — Baro başkanı, başkanlık divanı ve üyeleri baro idari işlemlerinin yürütülmesinden dolayı öncelikle yönetim kuruluna karşı sorumludurlar.

Genel kurul karşısında sorumluluk yönetim kuruluna aittir.

Baro Bölgesindeki Adliye Merkezlerinde Temsilciler

Madde 47 — Baro yönetim kurulu, bölgesindeki adliye merkezlerinde iki yıl için görev yapmak üzere, bir temsilci atar.

Temsil görevini üstlenen avukat kendisine, uygun göreceği en fazla iki yardımcı seçer ve yönetim kurulunun onayına sunar.

Temsilci, Avukatlık Kanunu ve baro yönetim kurulunun kararları doğrultusunda ve onların gözetiminde görev yapar. Baro yönetim kurulu, staj ve baroya ait diğer görev ve etkinlikleri düzenler ve gözetir. İlgili defter ve kayıtları tutarlar, üyeler, kurum, resmi daireler ve baro arasındaki koordinasyona yardımcı olurlar. Adli yardım ve CMUK temsilcilikleri baro temsilciliği ile birleşebilir.

Temsilcinin görevinin; sürenin dolması, istifa, göreve son verilme ve başka nedenlerle sona ermesi halinde, yerine baro yönetim kurulunca yeni temsilci atanır. Yeni atanan temsilci, eski temsilcinin süresini tamamlar.

Başvurma

Madde 48 — Herhangi bir idari işlemin yapılmasına ilişkin başvurular, yazılı olarak baroya yapılır.

Baro başkanı veya varsa görevlendirdiği başkanlık divanı üyesi tarafından görülüp ilgilisine havale edilmemiş başvurular, deftere kaydedilmez ve işlem görmez. Aynı kural resmi başvurularla ilgili evrak hakkında da uygulanır.

Yetkili İmzalar

Madde 49 — Baro başkanı, başkan yardımcısı ya da kıdemli üye veya başkanın görevlendirdiği bir yönetim kurulu üyesi tarafından imzalanmamış yazılar, baro adına düzenlenemez.

Görevlendirme

Madde 50 — Baro başkanı idari bir işlemin görülmesi için, varsa başkanlık divanından yoksa yönetim kurulundan bir üyeyi, ayrıca görevlendirebilir.

Tutulacak Defterler

Madde 51 — Başkanlık divanı ve yönetim kurulu, baro idari işlerinin en iyi şekilde yürütülebilmesi için gerekli tedbirleri alır, tutulacak defterleri ve dosyaları belirler.

  1. a) Genel kurul tutanak ve karar,
  2. b) Yönetim kurulu karar,
  3. c) Gelen ve giden evrak,
  4. d) Disiplin kararları esas,
  5. e) Soruşturma esas,
  6. f) Baro gelir ve giderleri,
  7. g) Adli yardım,
  8. h) CMUK,

ı) Avukatlık ortaklığı sicil,

  1. j) Vekalet pulu,
  2. k)(Mülga:RG-27/6/2009-27271)

konularında defter tutulması zorunludur.

Defterlerin yönetim kurulu tarafından sayfa numaraları belli edilerek ve kaç sayfadan ibaret olduğu defterin başına ve sonuna yazılmak suretiyle mühür ve imza ile onaylanması şarttır. Gereken durumlarda bu defterlerin tamamı veya bir kısmı dosya şeklinde düzenlenebilir.

Başkanlık, defter kayıtları ve dayanağı belgelerin düzenli bir şekilde saklanması için gerekli tedbirleri alır.

Barolar, kayıtlarını, bu madde uyarınca tutmakla yükümlü oldukları defterler dışında, ayrıca bilgisayar ortamında da tutabilirler.

SEKİZİNCİ BÖLÜM
Seçim
Seçim İşlerinin Yürütülmesi

Madde 52 — Üye sayısı 400’ü aşan barolarda görüşmeler Cumartesi günü sonuçlandırılır. Oy verme işlemi Pazar günü saat 9.00’da başlar saat 17.00’de sona erer.

Üye sayısı 400’den az (400 dahil) olan barolarda görüşmeler ve seçimler aynı gün yapılabilir. Gündemdeki konuların görüşülmesinden sonra seçim süresinin başlangıç ve bitiş saatini seçim sandık kurulu belirler.

Adayların Tespiti

Madde 53 — Organlara aday olanların isimleri seçim saatine kadar seçim sandık kuruluna ayrı ayrı veya liste halinde verilir.

(Mülga ikinci fıkra:RG-27/6/2009-27271)

Oy Pusulaları

Madde 54 — Oy verme zarflarının mühürlenmiş olması gerekir. Oy pusulalarının mühürlü olması gerekmez. Oy pusulası el ile yazılabileceği gibi basılmış veya çoğaltılmış olabilir. Oy pusulasında yazılı isim çizilip yerine başkası yazılabilir.

Oy Verme

Madde 55 — Oy verme gizli olur. İlçe seçim kurulu tarafından belirlenmiş seçim sandık kurulu, oy vermenin gizli ve her türlü etkiden uzak düzenli bir şekilde yürütülmesinden sorumludur.

Oy Vermenin Bitimi ve Sayım

Madde 56 — Genel kurula katılan avukatların tümünün oyunu kullanması ya da oy verme süresinin dolmasından sonra oy verme işlemi sona erer. Durum bir tutanakla tespit edilir ve açık sayım yapılır.

  1. a) Sandıktan çıkan oy zarfları sayılır.
  2. b) Zarf sayısının verilen oy sayısından fazla olması halinde, fazla olan miktarda zarf rastgele alınarak açılmadan yok edilir.
  3. c) Zarflar teker teker açılır ve oy pusulası çıkan zarflar ayrı ayrı olmak üzere sıralanır. Birden fazla oy pusulası çıkan zarflar sayıma katılmaz.
  4. d) Üye tam sayısının yarısından en az bir fazla ad yazılı bulunmayan oy pusulası geçersizdir.
  5. e) Seçilecek üye sayısından daha fazla ad yazılı bulunan oy pusulasında, sondan başlanarak fazla adlar hesaba katılmaz.
  6. f) Oyların sayımı yapılır ve sonuç en çok oy alandan en az oy alana doğru sıralanarak bir tutanakla tespit ve ilan olunur.

Adayların aldıkları oylarda eşitlik olması halinde, meslek kıdemi fazla olan, kıdemlerin eşitliği halinde ise adayların en yaşlısı ön sırada yer alır.

Seçim sonuçlarını belirtir tutanağın bir örneği Türkiye Barolar Birliğine gönderilir.

Bu kurallar tüm organ seçimlerinde geçerlidir.

Yönetmeliğin bu bölümünde yer alan seçime ilişkin hükümler ile Yönetmeliğin Altıncı Bölümündeki genel kurul toplantısına ilişkin hükümler; Türkiye Barolar Birliği için de kıyasen uygulanır.

DOKUZUNCU BÖLÜM
Denetleme Kurulu
Görevleri

Madde 57 — Denetleme kurulunun görevi baronun mali işlerini incelemektir.

Kurul, denetleme görevini en az iki ayda bir yapar. Bunun şeklini ve yöntemini kendisi kararlaştırır. Ancak, denetim sırasında aşağıdaki hususların yerine getirilmesi zorunludur.

  1. a) Baro gelir ve gider hesaplarının ve kayıtların dayanaklarının incelemesini yapmak,
  2. b) Kayıtların usulüne göre yapılıp yapılmadığını tespit etmek,
  3. c) Gider kayıtlarının; bütçeye, genel kurul ve yönetim kurulu kararı ile mevzuata uygunluğunu incelemek,
  4. d) Baro yönetim kurulu tarafından kendilerine tevdi edilen hesap raporlarını incelemek ve varsa usulsüzlük ve hataları tespit etmek,
  5. e) CMUK hesaplarının denetimini yapmak.

Denetçiler, inceleme sonunda üç nüsha rapor düzenlerler. Bu raporlardan biri denetleme kurulunun karar ve rapor dosyasına konur, biri yönetim kuruluna verilir, diğeri de dönem sonunda bu Yönetmeliğin 58 inci maddesine göre hazırlanacak yıllık raporlara eklenir.

Baro yönetim kurulu; denetleme kurulunun çalışmalarını kolaylaştırmak ve istenilen belge ve kayıtları denetleme kurulunun incelemesine hazır bulundurmak zorundadır.

Denetleme kurulunun görev süresi, baro genel kurulunun bir toplantı dönemidir.

Rapor Düzenlenmesi

Madde 58 — Baro denetleme kurulu, dönem sonunda genel kurula sunulmak üzere, baronun iki yıllık mali işlerini gösteren bir rapor düzenler.

Olağanüstü Toplantıya Çağrı

Madde 59 — Baro denetleme kurulu, incelemeleri sırasında baro mali işlerinde ve kayıtların tutulmasında düzensizlikler ve açıklar tespit eder ve bu düzensizliklerin devam ettiği sonucuna varırsa veya mevcut düzensizlikleri vahim görürse; bu konuda bir rapor düzenler ve baro genel kurulunun olağanüstü toplantıya çağırılmasına karar verir. Genel kurul, Avukatlık Kanununun 84, 85 ve 87 nci maddelerine göre toplanarak karar verir.

ONUNCU BÖLÜM
Türkiye Barolar Birliğinin İşlemleri
İdari İşler

Madde 60 — Avukatlık Kanunu ve bu Yönetmelik hükümleri gereğince baro kararlarına karşı yapılan itirazlar, kararı veren baro aracılığıyla veya doğrudan Türkiye Barolar Birliğine yapılır.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı protokolde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının yanında yer alır.

Denetleme Kurulu

Madde 61 — Bu Yönetmelikte yer alan baro denetleme kurullarının çalışma biçim ve yöntemleri, Türkiye Barolar Birliği Denetleme Kurulu hakkında da uygulanır.

İtirazlarla İlgili Dosyadaki Eksiklikler

Madde 62 — Türkiye Barolar Birliği Yönetim ve Disiplin Kurulları, itirazen inceledikleri dosyada noksan gördükleri hususları tamamlatmak üzere dosyayı, kararı veren kurula iade edebilir. Böyle bir durumda noksan tamamlanıncaya kadar inceleme yapılmaz ve Türkiye Barolar Birliğinin karar verme süresi işlemez.

ONBİRİNCİ BÖLÜM
Disiplin İşlemleri
Genel Kural

Madde 63 — Disiplin kovuşturmalarında; isnat olunan hususların ilgiliye açıkça ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve savunma için en az on günlük bir süre tanınması şarttır. Disiplin işlemleri; soruşturma ve disiplin kovuşturması olmak üzere iki bölümden oluşur. Disiplin kovuşturmasının açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilebilmesi, soruşturmanın yapılmasına bağlıdır.

Avukatlık Kanununa ve Meslek Kurallarına aykırı davranışlar, disiplin kovuşturmasını gerektirir.

Soruşturma

Madde 64 — Avukat hakkında soruşturma;

  1. a) İlgilinin ihbar veya şikayeti,
  2. b) Cumhuriyet Savcısının isteği,
  3. c) Baro yönetim kurulunca görülecek lüzum,

üzerine yapılır.

İhbar veya Şikayet

Madde 65 — İhbar veya şikayet, yazılı ya da sözlü olarak yapılır.

  1. a) Sözlü ihbar veya şikayet, herhangi bir kişinin baroya başvurması ve hakkında ihbarda bulunduğu avukatı belirtip, iddialarını açıklamasıyla yapılmış olur.
  2. b) Yazılı ihbar veya şikayet, bu konuda baroya verilecek yazı ile yapılır.

Her iki durumda da başvuran kişinin açık kimliği ve adresi, ihbar veya şikayet olunan avukatın kimliği, ihbar veya şikayet konusu, maddi olaylar ve ihbar gününün belirtilmesi zorunludur. Sözlü ihbar veya şikayette bu hususlar, baro başkanı veya yönetim kurulu üyelerinden biri ile ihbar veya şikayette bulunan kişi ve katip tarafından imzalanacak bir tutanakla tespit edilir.

Şikayet edenden, şikayetin mahiyeti ve genişliği göz önünde bulundurularak, baro başkanınca masraf avansı istenebilir. Talep edilen avans ve tamamlanması istenen miktar ilgilisi tarafından ödenmedikçe, işlem yapılmayabilir.

İlk İnceleme

Madde 66 — Yönetim kurulu, acil durumlar dışında, ihbar veya şikayetin yapılmasından sonra yapacağı ilk toplantıda ihbar veya şikayeti inceler.

İhbar veya şikayette bulunanın kimliği, adresi ve imzası bulunmayan istekler işleme konamaz. Ancak yönetim kurulu lüzum gördüğü durumlarda ihbar veya şikayet konusu olay hakkında kendiliğinden soruşturma yapabilir.

Soruşturma Yapılması Görevi

Madde 67 — Şikayet veya ihbar ya da istek konusu olan husus, yönetim kurulunun üyeleri arasından görevlendireceği biri tarafından incelenir. Bu üye delilleri toplar, ihbar veya şikayette bulunanları dinleyebilir ve gerekli göreceği kimselerin ifadelerini yeminli olarak da alabilir. Dayanak olan veya lüzum görülen dava ve icra dosyaları görevli üye tarafından incelendikten ve hakkında ihbar veya şikayette bulunulan avukat dinlendikten veya dinlenmek üzere verilen süre dolduktan sonra düzenlenecek rapor yönetim kuruluna verilir.

Yönetim kurulu, soruşturma raporunu eksik görürse daha önce görevlendirdiği üyeyi veya diğer bir üyeyi eksikliğin tamamlattırılması için görevlendirebilir.

Yönetim kurulu, ivedilikle ve her halde şikayet, ihbar veya istek tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde disiplin kovuşturması hakkında bir karar vermek zorundadır.

Disiplin Kovuşturmasına Yer Olmadığı Kararı

Madde 68 — Yönetim kurulu dosyayı ve raporu inceleyerek, aleyhinde şikayet veya ihbarda bulunulan avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasını gerektirecek bir durumun mevcut olmadığını tespit ederse disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verir.

Bu kararda; ihbar veya şikayette bulunanın adı ve adresi, şikayet olunan avukatın kimliği, isnat olunan fiil, yapılan inceleme ve deliller ile gerekçe belirtilir.

Karar, ilgili dosya eklenerek Cumhuriyet Savcılığına resmi yazı ile bildirilir; hakkında soruşturma açılmış bulunan avukata ve varsa şikayetçiye tebliğ olunur.

Şikayetçiye tebligat, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır. Şu kadar ki, karar örneğinin elden verilerek tebliği de mümkündür. Bu takdirde tebligatın yapıldığı tarih, tebellüğ eden şikayetçinin adı ve soyadı bir tutanakla tespit edilerek şikayetçi ile baro adına başkatip ve ilgili memur tarafından imzalanır. Cumhuriyet Savcısına gönderilen resmi yazının bir örneği, yazıyı alan tarafından yazının alındığı tarih belirtilerek imzalanır. Tebligat parçaları veya tutanakla savcılık alındısı dosyaya konur.

İtirazlar

Madde 69 — Baro yönetim kurulunun disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığı kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde; ilgili Cumhuriyet Savcılığı ile şikayet eden tarafından, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kuruluna itiraz edilebilir. Baro, itiraz dilekçesini, dosyayı da ekleyerek Türkiye Barolar Birliğine gönderir. Dosyanın Türkiye Barolar Birliğine gidiş dönüş posta gideri itiraz edenden alınır. İtirazın Cumhuriyet Savcılığınca yapılması halinde posta gideri ilgili baro tarafından ödenir.

Türkiye Barolar Birliğinin; itirazın reddi hakkındaki kararları onaylanmak üzere, karar tarihinden itibaren bir ay içinde Adalet Bakanlığına gönderilir. Bu kararlar, Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça bir karar verilmediği veya onaylandığı takdirde kesinleşir.

Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gerekçesi ile birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen kararlar, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca 2/3 çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır. Sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına ve ilgili baroya bildirilir.

Adalet Bakanlığının bu madde uyarınca verdiği kararlara karşı Türkiye Barolar Birliği, şikayetçi ve ilgili baro; Adalet Bakanlığının uygun bulmayıp bir daha görüşülmek üzere geri göndermesi üzerine Türkiye Barolar Birliğince verilen kararlara karşı ise, Adalet Bakanlığı, şikayetçi ve ilgili baro idari yargı merciine başvurabilirler.

Disiplin Kovuşturması Açılması

Madde 70 — Baro yönetim kurulunun disiplin kovuşturması açılmasına karar vermesi halinde; dosya derhal baro disiplin kuruluna gönderilir ve Avukatlık Kanununun 144 üncü ve sonraki maddeleri uyarınca işlem yapılır.

Disiplin kurulu kararı, ilgililer ile Cumhuriyet Savcısına bu Yönetmeliğin 68 inci maddesine göre tebliğ olunur.

Baro Disiplin Kurulu Kararına İtiraz

Madde 71 — Cumhuriyet Savcısı ve ilgililer, disiplin kurulu kararının tebliğinden itibaren otuz gün içinde, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kuruluna itiraz edebilirler.

İtiraz dilekçesi ilgili baroya verilir. Baro dosya ile birlikte itiraz dilekçesini Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu Başkanlığına gönderir. Dosyanın Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kuruluna gidiş dönüş posta gideri itiraz edenden alınır. İtirazın Cumhuriyet Savcılığınca yapılması halinde gider baro tarafından ödenir.

Resmi ve Özel Kuruluşların İncelemeye İzin Vermeleri

Madde 72 — Resmi ve özel kuruluşlarla yargı mercileri, gerçek ve tüzel kişiler; baroların, yönetim kurulunca görevlendirilen üyelerinin, baro disiplin kurulunun ve Türkiye Barolar Birliği Yönetim ve Disiplin Kurullarının isteği üzerine soruşturma, kovuşturma veya itiraz konusu ile ilgili dosya ve belgelerin incelenmesine izin verirler.

İncelemenin başka bir baro bölgesinde istinabe yoluyla yapılması gereken hallerde de bu madde hükümleri uygulanır.

ONİKİNCİ BÖLÜM
Denetim
Barolar ve Türkiye Barolar Birliğinin Denetimi

Madde 73— Barolar ve Türkiye Barolar Birliğinin idari ve mali denetimi, hazırlanacak program dahilinde adalet müfettişlerince yapılır.

İdari denetim; barolar ve Türkiye Barolar Birliği organlarının görevlerini kanun hükümlerine uygun olarak yapıp yapmadıklarını tespite yönelik olup, bu sebeple tüm kayıt, işlem, defter, her türlü evrak ve belgelerin incelenmesi suretiyle yapılır.

Mali denetim;

  1. a) Barolar ve Türkiye Barolar Birliğinin gelir ve giderlerin incelenmesi,
  2. b) Giderlerin amacına ve usulüne uygun olup olmadığı,
  3. c) Gelirlerin yasal kaynaklara dayalı ve zamanında eksiksiz olarak kayıtlara intikal ettirilip ettirilmediği,
  4. d) Üye keseneklerinin tahsil edilip edilmediği,
  5. e) Türkiye Barolar Birliği keseneklerinin vaktinde ödenip ödenmediği,
  6. f) Ölüm yardımı keseneklerinin hak sahiplerine ödenmek üzere Türkiye Barolar Birliğine vaktinde gönderilip gönderilmediği,
  7. g) Barolar ve Türkiye Barolar Birliğinin, memur ve hizmetlilerin prim ve stopaj vergileri ile ücretlerini, baroların avukatlara ait Sosyal Sigortalar Kurumu prim borçlarını zamanında ödeyip ödemedikleri,
  8. h) Baro hesaplarında herhangi bir suiistimal bulunup bulunmadığı,

ı) CMUK hesaplarının denetimi,

hususlarını kapsar.

Denetimin amacına uygun ve sağlıklı yürütülebilmesi için, denetim süresince yetkililer müfettişlere yardımcı olur. İstenilen bilgi ve belgeler geciktirilmeden temin edilir.

Yapılan denetimde, mahallinde giderilmesi mümkün aksaklıklar dışında öneriye değer hususlar ilgili baroya ve Türkiye Barolar Birliğine bildirilir. Müteakip denetimde bu hususlara uyulup uyulmadığı üzerinde durulur.

Denetim sırasında idari ve mali konularda tespit edilecek organların usulsüzlük ve yolsuzluklarından dolayı yapılan soruşturma sonunda düzenlenecek fezlekeli evrak Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına tevdi edilir.

(Ek bölüm:RG-6/9/2008-26989)

ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Sürekli Avukatlık Hizmetlerinde Uygulanacak Esaslar
 
Sözleşme yapılması ve sözleşmede bulunması gereken hükümler

MADDE 73/A – Sürekli avukatlık hizmeti içeren çalışma şekillerinde, 1136 sayılı Avukatlık Kanununa ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uygun, yazılı sürekli avukatlık hizmetleri sözleşmesi düzenlenmesi zorunludur. Bu sözleşme taraf sayısından bir fazla nüsha olarak hazırlanır. Birer nüshası taraflara,  bir nüshası da sözleşmenin tarafı olan avukat tarafından kayıtlı olduğu baroya verilir. Sözleşme metninde uyuşmazlık çıkması halinde Baroda saklanan nüshaya itibar edilir.

Her baro sözleşmeler için ayrıca bir kayıt defteri tutar ve bu deftere yıl bağlantılı sıra numarasına göre sözleşmeler kayıt edilir. Kaydı yapılan sözleşme kayıt sıra numarasına göre sözleşmeler klasöründe, bir fotokopisi de avukatın sicil dosyasında saklanır.

Sözleşmede;

  1. a) İş sahibinin adı, soyadı, mesleki ya da ticari unvanı, adresi, vergi/T.C. kimlik numarası,
  2. b) Avukatın/avukatlık bürosunun/avukatlık ortaklığının adı, soyadı, unvanı, vergi/T.C. kimlik numarası,
  3. c) İşin tanımı,
ç) Avukatlık ücreti ve bu ücretin ödenme şekli,
  1. d) Sözleşme hükümlerinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi değişikliklerine uyarlanacağı,
  2. e) Süresi,
  3. g) Sona erme koşulları,

ğ) İşin harç ve giderlerinin iş sahibine ait olduğu, bunların peşin olarak ya da avukatın ilk talebinde derhal ödenmesi gerektiği, sözleşmede yazılı adresin avukatın bu konudaki taleplerini ileteceği adres olduğu, bu adrese yapılan tebligatların iş sahibine yapılmış sayılacağı,

  1. h)(Mülga:RG-7/9/2010-27695)

yer alır.

Serbest meslek makbuzu veya bordro düzenlenmesi ve baroya ibraz

MADDE 73/B – 1136 sayılı Avukatlık Kanunu kapsamındaki sürekli avukatlık hizmeti içeren çalışma şekillerinde sözleşmelere göre tahsil edilen avukatlık ücretine ilişkin serbest meslek makbuz veya bordro örnekleri, her yıl sonunda avukat tarafından bir liste ekinde kayıtlı olduğu baro başkanlığına sunulur. Bu belgeler avukatın sicil dosyasında saklanır.

Kanuna uygun davranmayan tüzel kişiler ve yıllık rapor

MADDE 73/C – 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı davranan tüzel kişiler, merkezlerinin bulunduğu yer barosu tarafından takip edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulur. Baro başkanlığı bu konudaki çalışmaların sonuçlarını sözleşmeye taraf olan avukatları da içeren bir rapor ile her yıl sonunda Türkiye Barolar Birliğine bildirir.

Disiplin sorumluluğu

MADDE 73/D – 73/A ve 73/B maddelerine aykırı davranışlar ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi altında vekalet ücreti kararlaştırılması Meslek Kurallarına aykırılık oluşturur.

 

ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM(1)
Çeşitli Hükümler

Dava Vekilleri

Madde 74 — Avukatlık Kanununun Geçici 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava vekilliği yapmaları kabul edilenler, barolarca düzenlenen listeye yazılmakla yükümlüdürler.

Dava vekilleri listesinde, dava vekillerinin adları ve soyadları dava vekilliği ruhsatnamelerinin tarihi, Bakanlık sicil ve baro listesinde kayıt sıra numarası gösterilir. Liste, isim alfabe sırasına göre düzenlenir. Her adli yılın başında 31 Aralık tarihine kadar, baro listesinde yazılı dava vekillerinin isimlerinin yer aldığı liste düzenlenerek avukatlar listesine eklenip Adalet Bakanlığı ile Türkiye Barolar Birliği ile dava vekillerinin vekalet icra edebilecekleri yer Cumhuriyet Savcılıklarına, en büyük idare amirine, o yer yargı mercilerine, icra ve iflas dairelerine ve noterlerine gönderilir.

Dava vekillerinin listeye yazılmak için başvurmalarına, listeden silinmelerine ve istemlerinin reddine dair kararlara karşı itirazlar hakkında, avukatlarla ilgili hükümler kıyasen uygulanır.

Dava ve İş Takipçileri

Madde 75 — Avukatlık Kanununun Geçici 17 nci maddesi hükümleri saklı kalmak üzere bu Yönetmeliğin 74 üncü maddesi ile avukatlık mesleğine kabul, yalnız avukatların yapabileceği işler, başka baroya nakil, disiplin işlemlerine ilişkin hükümleri dava ve iş takipçileri hakkında da kıyasen uygulanır.

Dava ve iş takipçileri, Avukatlık Kanununun Geçici 17 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bulundukları yerdeki avukat veya dava vekilleri sayısı üçü bulmadıkça listesine yazılı oldukları baro veya başka bir baro bölgesindeki bir yere nakledilemezler.

Dava ve iş takipçilerine verilecek yetki belgesi Türkiye Barolar Birliğinin belirleyeceği örneğe göre düzenlenir.

Yürürlükten Kaldırılan Hükümler

Madde 76— 20/2/1973 tarihli ve 14454 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Kanunu Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.

Geçici Madde 1 — Bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesi uyarınca Türkiye Barolar Birliği tarafından düzenlenen avukat kimlikleri dışındaki kimlikler, 1/1/2003 tarihinden sonra avukat kimliği olarak kullanılamaz.

Mevcut sözleşmelerin uyumu

GEÇİCİ MADDE 2 – (Ek:RG-6/9/2008-26989)

Bu Yönetmeliğin onüçüncü bölüm hükümlerinin yürürlük tarihinden önce düzenlenen sürekli avukatlık hizmetleri sözleşmeleri, 31/12/2008 tarihine kadar bu Yönetmelikle uyumlu hale getirilir ve sözleşmenin tarafı olan avukatların Yönetmelikten doğan yükümlülükleri aynı süre için devam eder.

Yürürlük

Madde 77 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 78 — Bu Yönetmelik hükümleri Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından yürütülür.

___________

(1)       6/9/2008 tarihli ve 26989 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinde Değişiklik Yapilmasina Dair Yönetmelik uyarınca, bu Yönetmeliğe onikinci bölümünden sonra gelmek üzere onüçüncü bölüm eklenmiş, mevcut onüçüncü bölüm ondördüncü bölüm olarak teselsül ettirilmiştir.

 

(2)       14/4/2017 tarihli ve 30038 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği ile Yönetmeliğin 16 ncı ve 17 nci maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi

0
Öyeğin Üniversitesi
Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi, eğitim öğretim yılı başında açılış dersi etkinliğini geleneksel hale getirmiştir. 2018-2019 dönemi için açılış konuşmasını İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu yapmıştır. 

Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 07.01.2011 tarihinde, 2809 sayılı Kanunun ek 30. maddesine göre 2011/1315 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kurulmuştur. Fakülte, Çekmeköy Kampüsünde eğitime devam etmektedir. 2018 yılı rakamlarına göre fakültede 5 profesör görev yapmakta ve 1240 civarında öğrenci eğitim görmektedir. Fakülte dekanı Prof. Dr. Yener ÜNVER’dir. Fakültede, Profesör Dr. Özlem YENERER ÇAKMUT, Prof. Dr. Mustafa TOPALOĞLU, Prof. Dr. Paul TIEDEMANN ve Profesör Dr. Jan C. JOERDEN görev yapmaktadır. Fakültede toplam 24 tam zamanlı öğretim üyesi, 12 araştırma görevlisi ve 1 uzman bulunmaktadır.

Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi, öğrencilerin teorik dersler yanında muhakeme yeteneklerini güçlendirecek, interaktif eğitimle kendi yetenek ve bilgilerini geliştirecek, sorgulayan, bilimsel kuşkucu, mantık ve muhakeme yöntem ve ilkelerine hakim, özgüveni yüksek, araştıran, proje geliştiren, hukukun uygulama-pratik yönünü bizzat işin mutfağında öğrenerek, toplumsal hukuki sorunlara vakıf, duyarlı, sorumluluk sahibi ve yüksek standartta birer hukukçu kimliğine sahip olmalarını hedeflemektedir.

Üniversite, Hüsnü Özyeğin tarafından kurulmuştur.

Öğrenciler, yurt içi ve yurt dışı hukuk kurum ve kuruluşlarını ziyaret etmekte ve çalışmalara katılmakta, adliyelerde duruşma izlemekte, cezaevlerinde toplumsal sorumluluk projeleri icra etmekte, Adli Tıp Kurumu, Yüksek Sağlık Şurası, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Sayıştay gibi kurumları ziyaret ederek uygulamalı bilgi almaktadır.

Öğrenciler hazırlık sınıfı okumakta dil bilgi seviyesi yüksek öğrenciler, dil sınavını geçtiklerinde hazırlık okumadan doğrudan lisans eğitimine başlamakta, lisans eğitimi boyunda hukuk İngilizcesi, hukuk Almancası ve hukuk Fransızcası dersleri verilmektedir.

Fakülte, Erasmus ve Sokrates programlarına entegredir. Başarılı öğrencilere burs sağlanmakta, başarılı öğrenciler lisansüstü eğitim masraflarından muaf tutulmaktadır.

Fakülte, sağlık, bilişim teknolojileri, insan hakları, enerji, spor, gıda, vergi, ekonomi hukuku, tasarım-moda ve uluslararası tahkim gibi uzmanlık alanlarında spesifik eğitimleri artırmayı amaçlamaktadır.

Fakülte eğitim programının sürekli güncellenip geliştirilen müfredat programı ile güçlendirileceği, sertifika programları, karşılaştırmalı hukuk çalışmaları, uluslararası hukuk çalışmaları, zorunlu stajları, sektörlere özel dersler, hukuk klinikleri uygulamaları, değişim programları, kurgusal dava sunumları, diksiyon, hukuki yazışma ve beden dili eğitimleri ile güçlendirileceği ilan edilmiştir.

Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Adalet Bakanlığı izni ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Eğitimi Sertifika Programı, Ceza Muhakemesi Uyuşmazlıklarında Uzlaştırmacı Eğitimi ve Bilirkişilik Temel Eğitimi Sertifika Programı düzenlemektedir.

Alman Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi

Özyeğin Üniversitesi bünyesinde kurulan Alman Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi, hukuk fakültesi öğretim üyeleri tarafından yürütülmektedir. Merkez, birçok kitap yayınının yanı sıra Hukuk Köprüsü/ Rechtsbrücke isimli bilimsel hukuk dergisini yayına hazırlamakta ve hukukçuların hizmetine sunmaktadır. Dergi 2018 Eylül ayı itibari ile 14 sayı yayınlamıştır. Merkez ayrıca Sanat ve Ceza Hukuku konulu sergi düzenlemiştir.

Fakülte her yıl çeşitli konferans, panel ve bilimsel toplantılar düzenlemektedir.


Tüketici Hukuku Kongresi

0
8. Tüketici Hukuku Kongresi

Tüketici Hukuku Kongresi, Tüketici Hukuku Enstitüsü tarafından her yıl düzenli olarak yapılmakta olan ve sektör temsilcileri ile uzman hukukçuları aynı platformda tartıştırarak Tüketici Hukuku alanındaki gelişmelere öncülük eden bilimsel kongredir. 2018 yılı itibari ile kongrenin sekizincisi düzenlenmektedir. Her yıl düzenlenen kongrelerde sunulan tebliğler yazılı hale getirilerek kitap olarak yayınlanmakta ve bilim çevrelerinin hizmetine sunulmaktadır.

Kongre organizatörü Avukat Hakan Tokbaş’tır. Organizasyonun resmi internet sitesine http://tuketicihukukukongresi.com/tr/davet adresinden ulaşılabilmektedir. Çok sayıda bilim insanının tebliğler sunduğu toplantılar Doğuş Üniversitesi Acıbadem Kampüsünde gerçekleşmektedir.

7. Tüketici Hukuku Kongresi Açılış Konuşması

Tüketici Hukuk Enstitüsü tarafından yapılan çalışmalar “Milli Şerh Projesi– Tüketicinin Korunması Kanunu Şerhi” adıyla yayınlanmış ve hukukçuların hizmetine sunulmuştur. Milli Şerh projesi Almanya’da akademisyenlerin bir araya gelerek oluşturduğu Alman Medeni Kanunu (BGB) şerhlerinden ilham alarak yürürlüğe konulmuştur. Projeye birçok akademisyen destek ve danışmanlık vermiştir.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Kongre Programı

Futuristler

Bankacılık Sektöründe Tüketici Hukuku Uygulamaları

Sigortacılık Sektöründe Tüketici Hukuku Uygulamaları

Fintech Sektöründe Tüketici Hukuku Uygulamaları

İnşaat Sektöründe Tüketici Hukuku Uygulamaları

Otomotiv Sektöründe Tüketici Hukuku Uygulamaları

Telekomünikasyon Sektöründe Tüketici Hukuku Uygulamaları

Taşımacılık Sektöründe Tüketici Hukuku Uygulamaları

Taşınmaz Simsarlığı Sektöründe Tüketici Hukuku Uygulamaları

Reklam Sektöründe Tüketici Hukuku Uygulamaları

Tıp ve İlaç Sektöründe Tüketici Hukuku Uygulamaları

E-Ticaret Sektöründe Tüketici Hukuku Uygulamaları

Avukatlık Ücret Sözleşmelerinde Tüketici Hukuku

Tüketici Yargılaması ve Usul Hukuku

HAKİMLER
İlhan KARA (Ankara 7. Ticaret Mahkemesi Başkanı)

 

AKADEMİSYENLER
Prof. Dr. Abdullah DİNÇKOL (Doğuş Üniversitesi Rektörü)

Prof. Dr. Fikret EREN (Başkent Üniversitesi)

Prof. Dr. Aydın ZEVKLİLER (Yaşar Üniversitesi)

Prof. Dr. İlhan ULUSAN (İstanbul Kültür Üniversitesi)

Prof. Dr. Ergun ÖZSUNAY (İstanbul Üniversitesi Em. ve İstanbul Kültür Üniversitesi)

Prof. Dr. Ejder YILMAZ (Bilkent Üniversitesi)

Prof. Dr. Selçuk ÖZTEK (Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi)

Prof. Dr. Fehim ÜÇIŞIK (Doğuş Üniversitesi)

Prof. Dr. Güzin ÜÇIŞIK (Doğuş Üniversitesi)

Prof. Dr. Cevdet YAVUZ (Marmara Üniversitesi)

Prof. Dr. Serap HELVACI (Marmara Üniversitesi)

Prof. Dr. Turgut ÖZ (İstanbul Kültür Üniversitesi)

Prof. Dr. Mehmet BAHTİYAR (Yeditepe Üniversitesi)

Prof. Dr. Hamide ZAFER (Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı)

Prof. Dr. Şebnem AKİPEK ÖCAL (Ankara Üniversitesi)

Prof. Dr. Alper GÜMÜŞ (İstanbul Şehir Üniversitesi)

Prof. Dr. Faruk ACAR (Marmara Üniversitesi)

Prof. Dr. Murat İNCEOĞLU (İstanbul Bilgi Üniversitesi)

Çelik Ahmet ÇELİK (Tazminat Hukukçusu–Araştırmacı –Yazar)

AVUKATLAR
Av. Hakan TOKBAŞ (Tüketici Hukuku Enstitüsü Başkanı)
BÜROKRAT ve SEKTOR TEMSİLCİLERİ
Özcan PEKTAŞ (E. TKPG Genel Müdürü)

Kamu Görevlileri Etik Sözleşmesi

0

Kamu Görevlileri Etik Sözleşmesi, kamu görevlilerinin imzalamak zorunda olduğu “Etik Sözleşme” belgesidir.

Bir kişinin Kamu Görevlileri Etik Sözleşmesi’ne tabi olması için kamusal bir faaliyet yürütmesi zorunludur.

Kamu Görevlileri Etik Sözleşmesi

Kamu hizmetinin her türlü özel çıkarın üzerinde olduğu ve kamu görevlisinin halkın hizmetinde bulunduğu bilinç ve anlayışıyla;

Halkın günlük yaşamını kolaylaştırmak, ihtiyaçlarını en etkin, hızlı ve verimli biçimde karşılamak, hizmet kalitesini yükseltmek ve toplumun memnuniyetini artırmak için çalışmayı,

Görevimi insan haklarına saygı, saydamlık, katılımcılık, dürüstlük, hesap verebilirlik, kamu yararını gözetme ve hukukun üstünlüğü ilkeleri doğrultusunda yerine getirmeyi,

Dil, din, felsefi inanç, siyasi düşünce, ırk, yaş, bedensel engelli ve cinsiyet ayrımı yapmadan, fırsat eşitliğini engelleyici davranış ve uygulamalara meydan vermeden tarafsızlık içerisinde hizmet gereklerine uygun davranmayı,

Görevimi, görevle ilişkisi bulunan hiçbir gerçek veya tüzel kişiden hediye almadan, maddi ve manevi fayda veya bu nitelikte herhangi bir çıkar sağlamadan, herhangi bir özel menfaat beklentisi içinde olmadan yerine getirmeyi,

Kamu malları ve kaynaklarını kamusal amaçlar ve hizmet gerekleri dışında kullanmamayı ve kullandırmamayı, bu mal ve kaynakları israf etmemeyi,

Kişilerin dilekçe, bilgi edinme, şikayet ve dava açma haklarına saygılı davranmayı, hizmetten yararlananlara, çalışma arkadaşlarıma ve diğer muhataplarıma karşı ilgili, nazik, ölçülü ve saygılı hareket etmeyi,

Kamu Görevlileri Etik Kurulunca hazırlanan yönetmeliklerle belirlenen etik davranış ilke ve değerlerine bağlı olarak görev yapmayı ve hizmet sunmayı taahhüt ederim.

Çalıştığı Birim:                                                                             İmza

Kurum Sicil No:                                                                     Adı ve Soyadı

                                  

Kamu Yaşamında Etik Kültürünün Egemen Olması için Bazı Etik İlkeler

Görevin yerine getirilmesinde kamu hizmeti bilinci
Halka hizmet bilinci
Hizmet standartlarına uyma
Amaç ve misyona bağlılık
Dürüstlük ve tarafsızlık
Saygınlık ve güven
Nezaket ve saygı
Yetkili makamlara bildirim
Çıkar çatışmasından kaçınma
Görev ve yetkilerin menfaat sağlamak amacıyla kullanılmaması
Hediye alma ve menfaat sağlama yasağı
Kamu malları ve kaynaklarının kullanımı
Savurganlıktan kaçınma
Bağlayıcı açıklamalar ve gerçek dışı beyan konusunda hassasiyet
Bilgi verme, saydamlık ve katılımcılık
Yöneticilerin hesap verme sorumluluğuna riayet
Eski kamu görevlileriyle ilişkilerde zarafet ve deneyime saygı
Mal bildiriminde bulunmak

Adı ve Soyadı:

İmza               :

Tarih              :

Sicil No           :

Adres             :

KAMU GÖREVLİSİ TANIMI

Kamu görevlisi kavramı mevzuatının çeşitli yerlerinde tanımlanmıştır. Genel geçer bir tanıma tabi tutulmamıştır. Tüm hukuk dalları için geçerli ve bağlayıcı memur veya kamu görevlisi tanımı bulunmamaktadır. Kavram, Anayasa Hukuku ve İdare Hukuku başta olmak üzere diğer hukuk dallarındaki kullanımları ile birlikte bütüncül bir tanımlamaya tabi tutulduğunda daha iyi anlaşılabilecektir. Kamusal faaliyetin yürütülmesine katılmak kamu görevlisi sayılmanın asli unsudur.

Anayasaya Göre Kamu Görevlisi

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında kamu görevlisi tanımı yapılmamıştır. Kamu görevlilerine ilişkin hükümler 128. ve 129. maddelerde düzenlenmiştir. Anayasaya göre kamu hizmeti gören kişiler kamu görevlisi olarak tanımlanmıştır.

“Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür”.

Kamu görevlileri memurlar ve diğer kamu görevlileri olmak üzere iki sınıfta tasnif edilmiştir. Memurlar dışındaki kamu görevlilerinin kim oldukları Anayasada açıklanmamış, kamu iktisadi teşebbüslerine vurgu yapılmıştır.

Tüm kamu personeli kamu görevlisi sayılmaktadır. Kamu görevinin tanımı bakımından memurlar ile diğer kamu görevlileri arasında fark bulunmamaktadır. İdareye bağlı olan, kadrolu, bütçeden ödeme yapılan ve kendilerine yasalarda belirtilen özel kurallar uygulanan memur ve diğer kamu görevlileri, genel idare esaslarına göre asli ve sürekli görevleri yerine getirerek kamu hizmetini yürütmektedir.

Ceza Hukukunda Kamu Görevlisi

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 6. Maddesine göre Kamu Görevlisi; “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” olarak tanımlanmıştır.

Ceza Kanununa göre kamu görevlisinin en önemli vasfı kamusal faaliyete katılmasıdır.

Özel kanunlarda da işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi sayılan kişiler sayılmaktadır. Türk Ceza Hukuku açısından kamu görevlisi sayılanlar; görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlar ve görevleriyle ilgili olarak kendileri aleyhine işlenen suçlar bakımından kamu görevlisi sayılırlar. Özel kanunlarda belirtilen kişiler ise Kamu Görevlisi Gibi Cezalandırılanlar olarak tanımlanmakta ancak kamu görevlisi sayılmamaktadır.

İdare Hukukunda Kamu Görevlisi

Türk İdare Hukukunda kamu görevlisi,

  • devlet örgütünde veya kamudaki bir örgütte çalışan
  • ve işçi statüsü dışındaki kişilerden oluşan kamu personelidir.

Kamuda çalışan tüm görevliler, kamu personeli olarak tanımlanmaktadır.

Türk Ceza Kanununun aksine İdare Hukukunda bir kişinin kamu görevlisi sayılabilmesi için;

  • o kişiyle devlet arasında bir istihdam ilişkisi bulunması
  • ve o kişinin kamuya bağlı bir örgütte daimi bir görevde çalışması gerekmektedir.

Bir kişinin yaptığı görevin veya yürüttüğü faaliyetin kamusal hizmet ya da kamusal nitelikte bir iş olması o kişinin doğrudan kamu görevlisi olması sonucunu doğurmamaktadır.

Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Kamu Görevlisi

Kavram, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda şu şekilde tanımlanmıştır.  

“Kamu kurum ve kuruluşlarının işçi statüsü dışındaki bir kadro veya sözleşmeli personel pozisyonunda çalışan, adaylık veya deneme süresini tamamlamış kamu görevlileri”

Kanuna göre kamu görevlisi olmanın koşulu;

  • kişinin bir kamu kurum ve kuruluşunda çalışması,
  • işçi statüsü dışında kadrolu veya sözleşmeli personel statüsünde bulunması,
  • adaylık ve deneme süresini tamamlamasıdır.

Kişinin kamu görevlisi tanımına uyması için çalıştığı yer ve statüsünden çok yaptığı iş baz alınmaktadır.

Avrupa’da Hasta Haklarının Geliştirilmesi Amsterdam Bildirgesi

0
Avrupa'da Hasta Haklarının Geliştirilmesi Amsterdam Bildirgesi
Avrupa’da Hasta Haklarının Geliştirilmesi Amsterdam Bildirgesi, 28-30 Mart 1994 tarihlerinde Amsterdam’da kabul edilmiştir. 
Hasta Hakları
1.Sağlık bakımında (hizmetlerinde) insan hakları ve değerleri. 

1.1.Kadın veya erkek herkesin insan olması dolayısıyla saygı görmeye hakkı vardır.
1.2.Herkes kendi yaşamını belirleme hakkına sahiptir.
1.3.Herkes fiziksel ve mental bütünlüğe sahip olmaya ve kişi olarak güvenli bir yaşam sürdürme hakkına sahiptir.
1.4.Kadın veya erkek herkesin özel yaşamına saygı gösterilmelidir.
1.5.Herkes kendi ahlaki ve kültürel değerlerine, dinsel ve felfesi inançlarına sahip olma ve bunlara saygı gösterilme hakkına sahiptir.
1.6.Herkes hastalıkların önlenmesi ve sağlık bakımı için yeterli ölçüde çaba gösterilerek sağlığının korunması ve kendisi için edinilebilir en yüksek sağlık seviyesine kavuşma fırsatı hakkına sahiptir.

2.Bilgilendirme 

2.1.Sağlık servisleri ve bu servislerin en iyi nasıl kullanacağı konusundaki bilgi herkes için ulaşılabilir olmalıdır.
2.2.Hastalar, durumları ile ilgili tıbbi gerçekleri, önerilen tıbbi girişimleri ve herbir girişimin potansiyel risk veya yararlarını, önerilen girişimlerin alternatiflerini, tedavisiz kalmanın sonucunu, tanı, prognoz ve tedavinin gidişi konularını içerecek şekilde sağlık durumları konusunda tam olarak bilgilenme hakkına sahiptir.
2.3.Bilgilendirme, yalnızca bilgi vermemenin hasta üzerine açık ve olumlu bir etkisinin olacağına inanmak gibi geçerli bir nedenin olduğu zamanlarda kısıtlanabilir.
2.4.Bilgi, hastanının anlama kapasitesine uygun bir yolla ve yabancı teknik terminoloji kullanımını en aza indirerek iletilmelidir. Hasta ortak dil konuşamıyorsa çeviri yapılabilir.
2.5.Hastalar kesin olarak belirttikleri takdirde bilgilendirilmeme hakkına sahiptirler.
2.6.Hastalar kendi yerlerine kimin bilgilendirileceğini seçme hakkına sahiptir.
2.7.Hastalar ikinci bir görüş alma imkanına sahip olmalıdır.
2.8.Sağlık kurumuna kabul edilen hastalar, kendilerine bakan sağlık personelinin kimliği, mesleki durumu, o kurumda kaldığı ve bakıldığı sürece uyacağı kurallar ve rutin işlemler konularında bilgilendirilmelidir.
2.9.Hastalar, sağlık kurumundan taburcu edildiklerinde tanıları, tedavileri ve bakımlarını içeren bir yazılı özet alma ve isteme imkanına sahiptir.

3.Onay 

3.1. Hastanının bilgilendirilmiş onayı herhangi bir tıbbi girişimin ön koşuludur.
3.2.Hasta tıbbi girişimi reddetme veya durdurma hakkına sahiptir. Reddedilen veya durdurulan tıbbi girişimin getireceği sonuçlar hastaya dikkatli bir şekilde açıklanmalıdır.
3.3.Hastanın iradesini beyan etmesinin mümkün olmadığı ve acilen tıbbi girişim yapılması gereken durumlarda, daha önceden bu girişimi reddettiğini gösteren bir açıklaması yoksa hastanın onayı varsayılarak girişim yapılabilir.
3.4.Hastanın yasal temsilcisinin onayının gerektiği ve önerilen girişimin acil olduğu durumda eğer temsilcinin onayı zamanında alınamıyorsa tıbbi girişim yapılabilir.
3.5.Yasal temsilcinin onayı gerektiği zaman, hastalar (çocuk veya erişkin olsun) durumlarının izin verdiği ölçüde yine de karar alma sürecine dahil edilmelidir.
3.6.Yasal temsilcinin onay vermeyi reddettiği durumda, doktor veya diğer sağlık personelinin görüşü girişimin hastayı ilgilendirdiği yolunda ise, karar mahkemeye veya hakem heyeti benzeri merciye bırakılmalıdır.
3.7.Hastanın onay vermesinin mümkün olmadığı ve yasal temsilcisinin bulunmadığı veya bu amaçla seçilmediği bütün diğer durumlarda hastanın istekleri tahmin edilerek ve hesaba katılarak alternatif karar alma biçimii için uygun önlemler alınmalıdır.
3.8.İnsan vücudunun bütün parçalarının kullanımı ve korunması için hasta onayı gereklidir. Tanı, tedavi ve hasta bakımı için madde kullanımı gereken durumlarda onay varsayılarak davranılabilir.
3.9.Klinik çalışmalara katılım için hastanın bilgilendirilmiş onayına ihtiyaç vardır.
3.10.Hastanın bilgilendirilmiş onayı) bilimsel araştırmalarda dahil edilme için önkoşuldur. Bütün araştırma protokolleri uygun etik kurul onayı işlemlerinden gerçirilmelidir. Bu gibi araştırmalar, yasal temsilcisinin onayı olmadıkça ve hastayı ilgilendirmedikçe kendi iradesini beyan edemeyen hastalarda yapılmamalıdır. Bu konuyla ilgili bir istisna, önemli bir değeri olan, alternatif yöntemleri olmayan ve başka araştırma öznesi bulunmayan araştırmalardır. Böyle bir durumda risk ve/veya yük çok azsa, kişinin itirazı yoksa, hastanın sağlığına doğrudan bir yararı olmasa da kapasite eksikliği olan bireyler gözleme dayalı araştırmalara dahil edilebilir.

4.Mahremiyet ve özel hayat 

4.1.Hastanın sağlık durumu, tıbbi durumu, tanısı,prognozu, tedavisi hakkındaki ve kişiye özel diğer tüm bilgiler, ölümden sonra bile gizil olarak korunmalıdır.
4.2.Hastaya ait bu bilgiler, yalnızca hastanın açık izni veya mahkemenin kesin isteği üzerine açıklanabilir. Hastanın tedavisi ile ilgili diğer sağlık personeline ihtiyaç sözkonusu olduğunda hastanın onayı olduğu varsayılarak davranılır.
4.3.Hastanın kimliğine dair bilgiler korunmalıdır. Bu bilgilerin korunması usulüne uygun yapılmalıdır.
4.4.Hastalar, tanıları, tedavileri ve bakımları ile ilgili kayıtlara, diğer dosyalara, teknik kayıtlara ve tıbbi dosyalarına bakabilme ve kendi dosyalarının ve kayıtlarının kopyesini alabilme hakkına sahiptir. Bu hak üçüncü kişilerin bilgilerine bakabilmeyi içermez.
4.5.Hastalar, kendileriyle ilgili tıbbi ve kişisel bilgilerin uygunsuz, eksik, çift anlamlı, eski olması veya tanı, tedavi ve bakım amacıyla ilgili olmaması durumunda bu bilgileri yenileme, daha açık hale getirme, bazı kısımlarını çıkarma, tamamlama, düzeltme hakkına sahiptir.
4.6.Hastanın tanı, tedavi ve bakımı için gerekli olmadıkça ve ek olarak hasta izin vermedikçe hastanın özel ve aile hayatına girilemez.
4.7.Tıbbi girişimler ancak kişinin özel hayatına saygı gösterilmesi durumunda yapılabilir. Bunun anlamı önerilen girişimin hastanın onayı veya isteğine göre ve kişinin ihtiyacı durumunda yapılabileceğidir
4.8.Sağlık kurumlarına başvuran hastalar, özellikle sağlık personelinin kişisel bakımlarını veya muayene ve tedavilerini yapacağı durumda kurumların özel hayatlarının korunmasını sağlayan fiziksel özelliklere sahip olmasını bekleme hakkına sahiptirler.

5.Bakım ve Tedavi 

5.1.Herkes,kadın ve erkek olarak koruyucu bakım ve sağlığının geliştirilmesi çalışmalarını içeren, sağlık ihtiyaçlarının karşılamaya yönelik yeterli sağlık bakımı alma hakkına sahiptir. Sağlık hizmetleri, herkes için eşit ulaşılabilirlikte ve sürekli olmalı; ayırımsız ve maddi,insani, finansman kaynaklarından bağımsız olarak hizmet verilen toplum için mevcut olmalıdır.
5.2.Hastaların, sağlanan hizmetlerinin düzeni, kalitesi ve amaçlarını içerecek şekilde sağlık hizmetlerinin değerlendirilmesi ve planlamasını ilgilendiren konularda sağlık sisteminin her düzeyinde temsilci biçiminde katılmaya hakkı vardır.
5.3.Hastalar, hem yüksek teknik standartlar hem de sağlık personeli ile hastalar arasındaki insani ilişkiler bakımından kaliteli sağlık hizmeti hakkın sahiptir.
5.4.Hastalar, tanı, bakım ve tedavi bakımından tüm sağlık personeli ve/veya sağlık kurumları arasında işbirliğini kapsayacak şekilde bakım devamlılığı hakkına sahiptir.
5.5.Özellikle tedavi bakımdan hizmet sınırlılığı olan durumlarda sağlık personelinin hasta seçimi yapması gerekiyorsa, bu seçimin bütün hastaların hakkı dikkate alınarak eşit bir şekilde yapılması gerekir. Bu seçim tıbbi ölçütlere göre ve ayırım yapılmaksızın yapılmalıdır.
5.6.Hastalar, sağlık sisteminin işleyişi ile uyumlu olarak, hekimlerini veya diğer sağlık personelini ve sağlık kurumlarını seçme ve değiştirme hakkına sahiptir.
5.7.Tıbbi nedenlerle sağlık kurumlarında daha fazla kalması gerekmeyen hastalara başka bir sağlık kurumuna veya eve gönderilmeden önce durumları tam olarak açıklanmalıdır. Başka bir sağlık kurumuna nakil ancak o sağlık kurumunun hastayı kabul etmesi durumunda yapılabilir. Durumları evine gönderilmesine uygun olan hastalar için ayaktan ve ev bakım servisleri olmalıdır.
5.8.Hastalar tanı,tedavi ve bakımları sırasında saygı görme; kültür ve değerlerine uygun şekilde davranılma hakkına sahiptir.
5.9.Hastalar bakım ve tedavileri süresince arkadaşları, akrabaları ve aileleri tarafından desteklenme ve her zaman manevi destek ve yol gösterilme hakkına sahiptir.
5.10.Hastalar son bilgilerin ışığında çektikleri ıztırapların iyileştirilmesi hakkına sahiptirler.
5.11.Hastalar yaşamlarının son döneminde insanca bakılıp, itibar içinde ölme hakkına sahiptir.

6.Başvuru 

6.1. Bu dokümanda belirtilen hakların uygulanması, yalnızca bu amaca uygun anlamları çerçevesinde mümkündür.
6.2.Bu hakların kullanılması ayırım olmaksızın sağlanmalıdır.
6.3.Bu hakların uygulanmasında, hastalar yalnızca insan hakları belgeleri ile uyumlu sınırlılıkların ve yasa ile belirlenen prosedürlerin hükmü altındadır.
6.4.Hastaların bu dökümanda belirtilen hakları kendilerinin kullanmasının mümkün olmadığı durumda, resmi temsilcileri veya bu amaçla belirleyecekleri kişiler hastalar adına sorumlu olabilirler; resmi temsilci veya hastaca atanan kişinin olmadığı durumda ise hastaların temsili için gerekli diğer önlemler alınmalıdır.
6.5.Hastalar, bu dökümanda belirtilen hakların uygulanması ile ilgili bilgi ve önerilere ulaşabilmelidirler. Hastalar haklarına saygı gösterilmediğini hissetiklerinde şikayet için başvuru imkanına sahip olmalıdır. Mahkemelere başvurmanın yanısıra, diğer düzeylerde başvuruda bulunma, hakemlik isteme ile ilgili bağımsız mekanizmalar bulunmalıdır. Bu mekanizmalar şikayet prosedürleri ile ilgili bilgi edinmeyi, bağımsız kişilere ulaşabilmeyi ve hastanın en uygun nasıl hareket edeceği konusunda danışmada bulunma imkanlarını sağlamalıdır. Bu mekanizmalar bunların ötesinde hasta adına savunma ve yardım imkanlarını gerekirse sağlamalıdır. Hastaların şikayetlerinin değerlendirilmesine etkili ve tam olarak ilgilenilmesine ve sonuç hakkında bilgilendirmeye hakkı vardır.

Habeas Corpus Bildirgesi

0
Habeas Corpus Bildirgesi

Habeas Corpus Bildirgesi, 1679 yılında ilan edilmiştir. Devletin bireysel hürriyetleri keyfi bir şekilde kısıtlamamasını amaçlamaktadır.

Habeas Corpus Bildirgesi (1679)

Caniyane ya da sözde caniyane bazı olaylar yüzünden Kral’ın uyruklarını, nezaretleri altında bulunduran kontluklardaki fahri memurların, zindancıbaşıların ve diğer görevlilerin, kendilerine gönderilen resmi celp emirlerini geri yollayarak, bir ya da bazen birden çok Habeas Corpus’u çeşitli ve türlü biçimde çiğneyerek ve başka vesilelerle, görevlerine, ülkenin kabul edilmiş yasalarına aykırı olarak, bu tür resmi celp emirlerine karşı gösterilmesi gereken bağlılığı savsayarak, sürüncemelere neden oldukları, böylelikle Kral’ın uyruklarının birçoğunun, yasa uyarınca kefaletle serbest bırakılacakları durumlarda, büyük zararlara ve sıkıntılara maruz bırakılarak zindanda tutuldukları ve ilerde daha da uzun bir süre tutulabilecekleri nazarı dikkate alınsın.
Bu durumlardan kaçınılması ve böylesi caniyane ya da sözde caniyane olaylardan dolayı tutuklanan tüm kişilerin hızla serbest bırakılması amacıyla, ruhani ve dünyevi lordların ve burada toplanmış bulunan Parlamentonun Avam Kamarası’nın öğüdü ve onayı alınıp, Parlamentonun meşru yetkisine dayanarak, yüce Majesteleri Kral tarafından buyurulacaktır ki:
Ne zaman olursa olsun, kendi nezaretleri altında bulundurdukları kişiye ilişkin, bir ya da birden çok fahri memura, zindancıbaşına, görevliye ya da herhangi başka birisine gönderilmiş, herhangi bir resmi celp emri, onlara bir ya da birden çok kişi tarafından ibraz edilecektir.
Sözü edilen celp emri, sözü edilen görevlinin eline verilecek ya da zindandaki ya da hapishanedeki bir alt görevliye ya da gardiyan yardımcısına ya da bu sözü edilen görevlilerin ve gardiyanların vekillerine teslim edilecektir.
Sözü edilen görevli ya da görevliler, bunların yardımcısı ya da yardımcıları, yardımcı gardiyanlar ya da vekiller, yukarda sözü edilen celp emrinin ellerine geçmesinden sonraki üç gün içinde, (eğer yukarda bahsedilen tutuklama, ihanet ya da devlete karşı işlenen bir suç yüzünden verilmemiş ve bu durum, tutuklama emrinde açık ve kesin bir biçimde belirtilmemişse), sözü edilen tutuklunun nakledilmesi için gereken ücreti, sonradan yargıç ya da mahkeme tarafından ödenmesi ve her mil için 12 peniyi geçmemesi kaydıyla, ödeyerek; eğer yargıç ya da mahkeme sanığının geriye naklini talep ederse, ki bu halihazırdaki yasanın amacına uygun bir biçimde yapılacaktır, geriye nakil için gereken ücretin ödeneceğini bir borç senediyle güvence altına alarak ve yolda tutuklunun hiçbir kaçma girişiminde bulunmaması için önlem alarak, celp emrini geriye yollayacaktır.
Ve tutukluyu ya da gözaltında bulundurulan kişiyi, bizzat Lordkanzler’in ya da o gün için Lord mührünü taşıyan kişinin önüne ya da sözü edilen celp emrinin verildiği mahkemenin yargıçlarının ya da baronlarının ya da celp emrinde belirtilen kişi ya da kişilerin önüne çıkaracaklar ya da çıkmalarını sağlayacaklardır.
Ve eğer bu sözü edilen durumdaki kişilerin tutuklanmaları, böyle bir mahkemenin ya da bir yetkili kişinin ikamet ettiği ya da edeceği yerden ya da yerlerden 20 mil uzakta ise; tutuklamanın gerçek nedenleri de hiç vakit kaybetmeden tasdik ettirilecektir.
Bu tasdik, 20 milden uzak ve 100 milden yakın yerler için 10 gün içinde, 100 milden uzak yerler içinse 20 gün içinde ve bu zaman sınırını kesinlikle aşmadan yerine getirilecektir.
Ayrıca yukarıda adı geçen otorite tarafından buyurulacaktır ki: Eğer bir görevli ya da görevliler, bunların yardımcısı ya da yardımcıları, yardımcı gardiyanları ya da vekilleri, yukarda sözü edilen celp emrini geriye yollamayı ya da tutuklu ya da tutukluların bizzat mahkeme önüne çıkarılmalarını, resmi celp emrinin hükümlerine bağlı kalarak, yukarıda kaydedilen zaman içinde yerine getirmeyi savsar ya da reddeder ya da reddederlerse; ya da eğer tutuklunun ya da onun tarafından görevlendirilmiş birisinin istemi üzerine, istemde bulunan kişiye böyle bir tutuklu hakkında verilmiş bir tutuklama emrinin ya da emirlerinin asli bir kopyasını göstermemekte diretirlerse ya da aradan altı saat geçtikten sonra da istem üzerine yine göstermezlerse, bu kez sözkonusu emirleri göstermeleri için ona ya da onlara karşı zor kullanılacaktır; dahası bu hapishanelerdeki başgardiyanlar, gardiyanlar ya da nezaretle görevli kişiler istisnasız, bu suçun birinci işlenişinde tutukluya ya da zarara uğrayan hizbe 100 lira para cezası ödemek zorunda kalacaklar ve aynı suçu ikinci kez yerine getirme hakkını da yitireceklerdir.
Bu suçu işleyenlerden ya da onların görevlendirdikleri ya da vekalet verdikleri kişilerden sözkonusu paraların alınması, tutuklu ya da zarara uğrayan hizip tarafından ya da vekalet verdikleri kişilerden sözkonusu paraların alınması, tutuklu ya da zarara uğrayan hizip tarafından ya da bunların görevlendirdikleri ya da vekalet verdikleri kişiler tarafından Kral’ın mahkemelerinden birine herhangi bir suç duyurusu, dava istemi, iddianame, şikayetname ya da dilekçeyle başvurulması yoluyla sağlanacaktır.
Mahkemede başvurunun haksız yere reddedilmesine, adam kayırılmasına, ayrıcalık tanınmasına, adli değişikliklere, ya da “non vult ulterius prosequi”  yoluyla davanın düşürülmesine ya da benzeri şeylere izin verilmeyecek ya da göz yumulmayacaktır. Aynı biçimde davanın ertelenmesi için de başvurulamayacaktır.
Her tazminat istemi ya da zarara uğrayan hizbin şikayeti üzerine alınan mahkeme kararları, birinci cürümün suçluluk duyurusu için yeterli sayılacaktır. Daha sonraki her tazminat istemi ya da birinci mahkeme kararından sonra işlenen herhangi bir cürümle yeniden zarara uğratılan hizibin şikayeti üzerine alınan mahkeme kararları; görevlilerin ya da ilgili kişilerin ikinci cürüm için belirlenen para cezasını ödemelerini sağlayacak bir suçluluk duyurusu için yeterli sayılacaktır.

Hukukçular Felsefeciler Düşünürler

0
Sokrates'in Savunması

Bülbülü Öldürmek/To Kill a Mockingbird

0
Bülbülü Öldürmek

Bülbülü Öldürmek/To Kill a Mockingbird, Harper Lee’nin yazmış olduğu Pulitzer ödüllü aynı isimli romanın 1960’da yayımlandıktan sonra 1962 yılında sinemaya uyarlanması ile dünya sinema tarihi eşine az rastlanır bir eser kazanmıştır. Eser, kült filmler arasında ön sıralarda yer almıştır. 

Modern Amerikan edebiyatının klasik yapıtlarından biri olan Bülbülü Öldürmek, Harper Lee’nin gerçek yaşamda şahit olduğu olayları işleyen ve içeriği gerçekte yaşanmış olaylara dayanan bir romandır. Atticus karakterini oynaması için teklif ilk olarak James Staward’a gitmiş ancak Staword rolünü “fazla liberal” bulduğundan kabul etmemiştir. Rolün ikinci teklif edildiği kişi olan Gregory Peck ise senaryoyu okur okumaz kabul etmiş; oyunculuğuyla “En iyi Erkek Oyuncu” oscarını kazanmıştır.

Film uyarlama dalında da oscar almıştır. Kitabın yazarı Harper Lee ve Truman çocukluk arkadaşlarıdır ve romandaki Dill karakteri de Capote’den esinlenerek yazılmıştır. Bülbülü Öldürmek Harper Lee’nin tek eseri iken 55 yıl sonra Git Bir Bekçi Dik/Go Set a Watchman isimli eserini yazmıştır.

Eserde, tecavüzle suçlanmış olan bir zenciyi savunan güneyli bir avukatın çevresindeki tepkilere rağmen aslı olmayan bir iddia ile suçlanan genci savunma hikayesini anlatılmaktadır. Orta seviyede bir durumu olan avukat iki tane çocuğu ve eşi ile hayatlarını olumlu bir şekilde sürdürmektedir. Bir zaman sonra genç bir zenci adam her gün yolda işe giderken tanıdığı bir kadına selam vermekteydi. Fakat günün birinde kadın ondan bir şey rica edince suçlu durumuna düşecektir ancak üstüne atılan büyük bir iftira vardır. Avukat ise çevresindekilerin baskısına rağmen siyah adamın masum olduğuna inandığı için hakim karşısında savunacaktır.

Arzu Oğuz

0

Prof. Dr. Arzu Oğuz, 03.08.1963 tarihinde Merzifon’da doğmuş, ilk ve orta öğrenimini Çankırı’da, lise öğrenimini Ankara Anıttepe Lisesi’nde tamamladıktan sonra, 1986 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur.

Prof. Dr. Arzu Oğuz, 1999’da Yardımcı Doçent, 2002’de Doçent 2003 tarihinde Doçent, 2005 yılında ise Profesör olmuştur.

Akademik Yaşamı

Prof. Dr. Arzu Oğuz 1987–1989 yılları arasında, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Özel Hukuk alanında yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. 1988 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’de akademik kariyerine başlangıç yapan Oğuz, doktora öğrenimi yapmak üzere burslu olarak gittiği Almanya Münih Ludwig-Maximilians Üniversitesi’nden 1997 yılında doktor ünvanı alarak dönmüştür.

Prof. Dr. Arzu Oğuz, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Roma Hukuku Anabilim Dalında Araştırma Görevlisi olarak görevini sürdürürken, aynı Anabilim Dalı’na 20.04.1998 tarihinde Öğretim Görevlisi, 20.12.1999 tarihinde Yardımcı Doçent, 12.03.2002 tarihinde de Doçent olarak atandıktan sonra 4 Aralık 2003 tarihinde Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde kurulan Karşılaştırmalı Hukuk Anabilim Dalı’na Doçent olarak atanmış olup, 2005 yılından itibaren Profesör ve Anabilim Dalı Başkanı olarak bu Anabilim Dalı’nda görev yapmaktadır.

Prof. Dr. Arzu Oğuz, Devlet ve Vakıf Üniversiteleri hukuk fakültelerinde lisans ve yüksek lisans alanında dersler vermektedir. Bunun yanı sıra Prof. Dr. Oğuz, pek çok defalar araştırma yapmak ve konferanslar vermek üzere, Amerika Birleşik devletleri, Almanya, Avusturya ve Birleşik Krallık’ta bulunmuştur.

Sivil Toplum Çalışmaları ve Aldığı Ödüller

Prof. Dr. Arzu Oğuz, Türk-Alman Hukukçular Derneği (Türkisch-Deutsch Juristenvereinigung) üyesidir ve 2007-2011 yılları arasında Almanya’da Yüksek Öğrenim Görenler Derneği (AYÖG) Başkanlığı yapmıştır

Prof. Dr. Arzu Oğuz 2011 yılından bu yana TOBB bünyesinde faaliyet gösteren Patent ve Marka Vekilleri Sektör Meclisi Akademik Danışmanı olarak görev yapmaktadır.

Prof. Dr. Oğuz ayrıca, Türk Marka ve Patent Kurumu tarafından kurulan Fikri Mülkiyet Akademisi’nde üye olarak görev yapmaktadır.

Ankara Üniversitesi’nde Fakülte Kurulu üyeliği, Erasmus Koordinatörlüğü, Öğrenci Evleri Yönetim Kurulu Üyeliği, gibi idari görevlerde bulunan Oğuz, 31.12.2012-31.12.2015 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı görevini yürütmüştür. Oğuz halen Ankara Üniversitesi Fikri ve Sınaî Haklar Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü görevini yapmakta olup, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Karşılaştırmalı Hukuk Anabilim Dalı Başkanıdır.

Prof. Dr. Arzu Oğuz, halihazırda Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Siciline kayıtlı olup, Ağustos 2013 tarihinde Brüksel’de “Association for International Arbitration” tarafından düzenlenen „Uluslararası Arabuluculuk“ kursuna katılarak sertifika almaya hak kazanmıştır. Viyana Tahkim Merkezi’ne de kayıtlı olan Oğuz, Ankara’da bulunan Avusturya Ticaret Merkezi’nin “güvenilir avukatı“ olarak çalışmakta ve 11 Aralık 2015 tarihinde Avusturya Devleti tarafından “Bilim ve Sanat Nişanı“ onuruna layık görülmüştür.

Prof. Dr. Arzu Oğuz’un Eserleri

1. Probleme der Simulation in rechtshistorischer und rechtsvergleichender Sicht (Doktora Tezi), Ankara, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No:535, 1998, s.202, ISBN: 975 482 457 6.

2. Karşılaştırmalı Hukuk (Ders Notları), Gazimağusa, Doğu Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 2001, s. 140.

3. Karşılaştırmalı Hukuk: Kavram, Amaç ve İşlevler, Metot, Tarihçe, Büyük Hukuk Çevreleri, Ankara, Yetkin Yayınları, 2003, s.317, ISBN: 975-464-269-9

4. Lex Mercatoria, Tarihçe, Kaynaklar, Teori ve Uygulama, Ankara 2004.

5. KOBİ’ler için Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları (Prof. Dr. Bilgin TİRYAKİOĞLU, Yrd. Dr. Feyzan H. ŞEHİRALİ, Uğur YALÇINER ve Hasibe ÇINAR IŞIKLI ile ortak yayın), Ankara, TOBB Yayınları, 2005, s.105.

Ahmet Arslan 

0
Prof. Dr. Ahmet Arslan

Prof. Dr. Ahmet Arslan, 1944 yılında Urfa’da doğmuş, lisans ve lisansüstü öğ­renimini Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümünde tamamlamıştır. Arslan, ülkemizin yetiştirmiş olduğu önemli filozoflardandır.   

Prof. Dr. Ahmet Arslan

Prof. Dr. Ahmet Arslan, 1966 – 1973 yılları arasında Asistan olarak, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümünde,1973 – 1978 yılları arasında Doktor Asistan olarak yine aynı bölümde çalışmıştır. Arslan, 1978 Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümünde doçent olmuş,1978-1987 yılları arasında Doçent olarak Ege Üniversitesi Felsefe Bölümünde akademisyenlik yapmış,1988 yılında Ege Üniversitesinde profesör olmuş, bu üniversitede çalışmalarına devam etmiş binlerce öğrenci yetiştirmiş ve eserler üretmiştir.

Prof. Dr. Ahmet Arslan, 2011 yılında Ege Üniversitesinden emekliye ayrılmış, bilimsel çalışmalarına emekliliğinde de devam etmiştir.

Arslan, 1979 yılında Ege Üniversitesinde o zamanki adıyla Sosyal Bilimler Fakültesi olan Edebiyat Fakültesinde Felsefe bölümünü kurmuştur. Ahmet Arslan Arapça, Fransızca, İngilizce ve Almanca bilmektedir. Bu dillerden ve felsefenin çeşitli alanlarına ait çok sayıda çeviri eseri bulunmaktadır.

Prof. Dr. Ahmet Arslan’ın uzmanlık sahası Antikçağ Yunan Felsefesi, Ortaçağ İslam Felsefesi, Osmanlı Kelam Düşüncesidir ve bu alanlarda çok sayıda eseri vardır.

Ahmet Arslan’ın Yayınlanmış Kitapları

Kemalpaşazade’nin Tehafüt Haşiyesi, Haşiye Ala Tehafüt Tahlili, İbn Haldun, Felsefeye Giriş, İslam Felsefesi Üzerine, İslam, Demokrasi ve Türkiye, İlkçağ Felsefe Tarihi, Metafizik (Aristoteles’den Çeviri), Erken İslam’da Mizah (Rosenthal’den Çeviri), Materyalizmin Tarihi ve Günümüzdeki Anlamının Eleştirisi, İdeal Devlet (Farabi’den Çeviri), İlimlerin Sayımı, Mutluluğun Kazanılması(Tahsilus-Seda), Felsefe Ders Kitabı, İslam Hümanizmi (Goodman’dan Çeviri), İlkçağ Felsefe Tarihi 2, İlkçağ Felsefe Tarihi 3, Aristoteles, İkçağ Felsefe Tarihi 4, Hellenistik Dönem Felsefesi, Epikurosçular, Stoacılar, Septikler, İlkçağ Felsefe Tarihi 5, Plotinos, Yeni Platoncular ve Erken Dönem Hristiyan Felsefesi

Ahmet Arslan’ın Yazmış olduğu Makaleler ve Sunmuş Olduğu Bildiriler

Yunan Tarzında Felsefe veya Saf Felsefe Geleneği, Tanzimat ve Meşrutiyetler, Aydınlar, Entelektüel ve Müminler, Tevfik Fikret ve Din, İslam, Democracy and Turkey, İslam, Demokrasi ve Türkiye, İnsan Hakları ve İslam, Türk Laikliği ve Geleceği Üzerine Bazı Düşünceler, İslam Felsefesinin Özgünlüğü Sorunu, La Conception de la Logique chez Aristote et İbn Khaldoun, Aydınlanma, Aristoteles ve İbni Haldun’un Mantık Anlayışları, İbni Sina ve Spinoza, Seminer Felsefe, İbni Sina’nın Felsefesi ve Düşünce Tarihindeki Yeri, Cumhuriyet Sonrası Türk Felsefe Hayatıyla İlgili Bazı Gözlem ve Değerlendirmeler,  Büyük Çeviri Hareketleri ve Dünya Edebiyatından Tercümeler Dizisi, İslam ve Demokrasi Açısından Eşitlik, Kur’an İlahi Sıfatlar ve Hoşgörü,Çağdaş bir Müslüman Düşünürü ve Filozofu Nasıl Olmalıdır?, İbni Sina ve Spinoza’da Felsefe Din İlişkileri, Uluslararası Katılımlı Bilim Din ve Felsefe Tarihinde Harran Okulu Sempozyumu

 

 











ILO 155 No’lu İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin Sözleşme

0

ILO 155 No’lu İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin Sözleşme, 03.06.1981’tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansının Cenevre’deki oturumunda kabul edilmiştir.

ILO Kabul Tarihi: 3 Haziran 1981
Kanun Tarih ve Sayısı: 07.01.2004 / 5038
Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 13.01.2004 / 25345
ILO 155 No’lu İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin Sözleşme

Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansı,

Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu’nun daveti üzerine, 3 Haziran 1981 tarihinde Cenevre’de yaptığı altmışyedinci oturumunda;

Oturum gündeminin 6 ıncı maddesini oluşturan sağlık, güvenlik ve çalışma ortamına ilişkin belirli önerilerin kabulüne ve bu önerilerin bir uluslararası sözleşme şeklini almasına karar vererek,

İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi, 1981 olarak adlandırılacak olan aşağıdaki sözleşmeyi, bin dokuz yüz seksen bir yılı Haziran ayının yirmi ikinci günü kabul eder.

BÖLÜM I
KAPSAM VE TANIMLAR
Madde 1

Bu Sözleşme, bütün ekonomik faaliyet kollarına uygulanır.

Bu Sözleşmeyi onaylayan Üye, mümkün olan en erken safhada, ilgili işçi ve işverenlerin temsilcisi olan kuruluşlara danıştıktan sonra, işin gereği olarak önemli özel sorunlar yaratan deniz taşımacılığı veya balıkçılık gibi belirli ekonomik faaliyet kollarını, tamamen veya kısmen uygulama alanı dışında tutabilir.

Bu Sözleşmeyi onaylayan her Üye, Uluslararası Çalışma Örgütü Anayasası’nın 22 inci maddesi uyarınca, Sözleşmenin uygulanmasına ilişkin vereceği ilk uygulama raporunda, bu maddenin 2 inci fıkrası gereği, uygulama alanı dışında tutulan her bir ekonomik faaliyet kolunu, kapsam dışında tutulma nedenleri verilerek ve bu kollarda çalışanların yeterli şekilde korunması için alınan önlemler tanımlanarak bir liste halinde verecek ve daha sonraki raporlarda uygulama kapsamının genişletilmesi yolunda kaydedilmiş gelişmeleri belirtecektir.

Madde 2

Bu Sözleşme, kapsanan ekonomik faaliyet kollarında çalışan bütün işçilere uygulanır.

Bu sözleşmeyi onaylayan Üye, mümkün olan en erken safhada, ilgili işçi ve işverenlerin temsilcisi olan kuruluşlara danıştıktan sonra, uygulanmasında özel güçlüklerin bulunduğu sınırlı işçi kategorilerini kısmen veya tamamen bu Sözleşmenin uygulanması dışında tutabilir.

Bu sözleşmeyi onaylayan her Üye, Uluslararası Çalışma Örgütü Anayasası’nın 22 inci maddesi uyarınca Sözleşmenin uygulanmasına ilişkin vereceği ilk raporda, bu maddenin 2. fıkrası gereği, kapsam dışında tutulan sınırlı işçi kategorilerini, kapsam dışında tutulma nedenlerini belirterek liste halinde verecek ve daha sonraki raporlarında uygulama kapsamının genişletilmesi yolunda kaydedilmiş gelişmeleri belirtecektir.

Madde 3

Bu sözleşmenin amacı bakımından;

“Ekonomik faaliyet kolları” terimi, kamu hizmetleri dahil olmak üzere, işçi çalıştırılan bütün kolları kapsar.

“İşçiler” terimi, kamu çalışanları dahil olmak üzere istihdam edilen bütün kişileri kapsar:

“İşyeri” terimi, işçilerin, işleri nedeniyle gitmeleri veya bulunmaları gereken ve işverenin doğrudan veya dolaylı kontrolü altında bulunan bütün yerleri kapsar;
“Düzenlemeler” terimi, yetkili makam veya makamlarca kanun gücü verilen bütün hükümleri kapsar;

“Sağlık” terimi, işle bağlantısı açısından, sadece hastalık veya sakatlığın bulunmaması halini değil, aynı zamanda, çalışma sırasındaki hijyen ve güvenlik ile doğrudan ilişkili olarak sağlığı etkileyen fiziksel ve zihinsel unsurları da kapsar.

BÖLÜM II
ULUSAL POLİTİKA İLKELERİ
Madde 4

Her üye, ulusal koşullar ve uygulamaya göre ve en fazla temsil kabiliyetine sahip işçi ve işveren kuruluşlarına danışarak iş güvenliği, iş sağlığı ve çalışma ortamına ilişkin tutarlı bir ulusal politika geliştirecek, uygulayacak ve periyodik olarak gözden geçirecektir.

Bu politikanın amacı, işle bağlantılı olan veya işin yürütümü sırasında ortaya çıkan kaza ve yaralanmaları, çalışma ortamında bulunan tehlike nedenlerini mümkün olduğu ölçüde asgariye indirerek önlemek olacaktır.

Madde 5

Sözleşmenin 4 üncü maddesinde atıfta bulunulan politika, iş sağlığı ve güvenliği ve çalışma ortamını etkiledikleri ölçüde, aşağıdaki esas eylem alanlarını dikkate alacaktır :

İşin maddi unsurlarının (işyerleri, çalışma ortamı, araçlar, makine ve teçhizat, kimyasal, fiziksel ve biyolojik maddeler ve etkenler, çalışma yöntemlerinin) tasarımı, test edilmesi, seçimi, ikamesi, montajı, düzenlenmesi, kullanımı ve bakımı;

İşin maddi unsurları ile işi yapan veya nezaret eden kişiler arasındaki ilişkiler ve makine teçhizat, çalışma süresi, işin düzenlenmesi ve iş usullerinin işçilerin fiziksel ve zihinsel kapasitelerine uyarlanması;

Yeterli sağlık ve güvenlik düzeyine ulaşılması amacıyla bütün çalışanların ileri düzeyde eğitimini, kalifiyesini ve motivasyonunu kapsayan eğitimi;

Çalışma grubu ve işletme düzeylerinde ve ulusal düzeyi de kapsayan uygun diğer bütün düzeylerde haberleşme ve işbirliği;

Sözleşmenin 4 üncü maddesinde atıfta bulunulan politikaya uygun olan eylemlerinde, işçilerin ve temsilcilerinin disiplin cezalarına karşı korunması;

Madde 6

Sözleşmenin 4 üncü maddesinde atıfta bulunulan politikanın geliştirilmesi, kamu makamlarının, işverenlerin, işçilerin ve diğer kuruluşların iş sağlığı ve güvenliği ve çalışma ortamına ilişkin görev ve sorumlulukları, ulusal şartları ve uygulamaların tamamlayıcı karakterleri göz önüne alınarak belirtilecektir.

Madde 7

İş sağlığı ve güvenliği ve çalışma ortamı ile ilgili durum; sorunların tespiti, bunların çözümü için etkin metotların geliştirilmesi, öncelikler ve sonuçların değerlendirilmesi amacıyla, ya top yekun, ya da belirli alanlar itibariyle belirli aralıklarla gözden geçirilecektir.

BÖLÜM III
ULUSAL DÜZEYDE EYLEM
Madde 8

Her üye, yasa veya yönetmelik çıkarmak suretiyle veya ulusal şartlarına ve uygulamasına uygun diğer bir yöntemle, ilgili işçi ve işverenlerin temsilcisi olan kuruluşlara danışarak, Sözleşmenin 4 üncü maddesine etkinlik kazandırmak için gerekli önlemleri alacaktır. .

Madde 9

İş sağlığı ve güvenliği ve çalışma ortamına ilişkin ilgili mevzuatın uygulanması uygun ve yeterli bir denetim sistemi ile güvence altına alınacaktır.

Yürütme sistemi, mevzuat ihlallerine karşı yeterli cezalar öngörecektir..

Madde 10

Yasal yükümlülüklere uymalarına yardım amacıyla, işverenler ve işçiler için yol gösterici tedbirler alınacaktır.

Madde 11

Sözleşmenin 4 üncü maddesinde atıfta bulunulan politikaya etkinlik kazandırmak amacıyla, yetkili makam veya makamlar aşağıdaki işlevlerin aşamalı bir şekilde yerine getirilmesini sağlayacaklardır:

Yetkili makamlar tarafından tayin edilen usullerinin uygulanmasının belirlenmesinde olduğu gibi, tehlikelerin niteliği ve derecesinin gerektirdiği yerlerde işyerlerinin tasarımı, inşası ve düzenlenmesi ve bunların faaliyetlerinin başlaması, onları etkileyen önemli değişiklikler ve amaçları doğrultusunda değişimler, işte kullanılan teknik donanımın güvenliği konularının belirlenmesi;

Maruz kalınması yetkili makam veya makamların kontrolü veya iznine bağlanacak veya yasaklanacak, sınırlandırılacak maddelerin, etkenlerin ve çalışma usullerinin belirlenmesi; birden fazla madde veya etkenlere aynı anda maruz kalınmasından ortaya çıkan sağlık tehlikelerinin göz önüne alınması;

İş kazaları ve meslek hastalıklarının, işverenlerce,uygun olduğu durumlarda, sigorta şirketlerince veya doğrudan ilgili diğer kişilerce bildirilmesi usullerinin oluşturulması ve uygulanması, iş kazaları ve meslek hastalıkları istatistiklerinin yıllık olarak hazırlanması;

İş kazaları ile meslek hastalıkları ve diğer sağlığa aykırı durumların iş sırasında veya işle ilgili olarak ortaya çıktığı ve ciddiyet arz ettiği hallerde soruşturma yapılması;

Sözleşmenin 4. Maddesinde atıfta bulunulan politika uyarınca alınılan önlemler ve işin icrası sırasında veya işle ilgili olarak ortaya çıkan diğer sağlığa aykırı durumlar dahil, iş kazaları, meslek hastalıkları veya diğer sağlık sorunları ile ilgili bilgilerin yıllık yayımı;

Ulusal şartlar ve imkanlar göz önüne alınarak, işçilerin sağlığına verdikleri risklerle ilgili olarak, kimyasal, fiziksel ve biyolojik etkenlerin incelenmesi sisteminin oluşturulması veya genişletilmesi;

Madde 12

İşte kullanılacak makine, teçhizat ve maddeleri tasarlayan, üreten, ithal eden sağlayan veya transfer edenlerin aşağıdaki hususları sağlamaları konusunda, ulusal hukuk ve uygulamaya uygun olarak önlemler alınacaktır.

Makine, teçhizat ve maddelerin, doğru bir şekilde kullanıldığında, kullananların sağlığı ve güvenliği için tehlike içermediğine kanaat getirmeleri;

Makine ve teçhizatın doğru bir şekilde montajı ve kullanımı,maddelerin doğru kullanımı, makine ve teçhizatın arz ettiği tehlikeler ve kimyasal maddeler ve fiziksel ve biyolojik etkenler ve ürünlerin tehlikeli özellikleri ile bu tehlikelerin nasıl bertaraf edileceğine dair bilgileri içeren talimatları hazırlamaları;

Bu Maddenin (a) ve (b) paragraflarına uygun gerekli teknik ve bilimsel bilginin izlenmesi yada çalışma ve araştırmaların üstlenilmesi;

Madde 13

Sağlığı ve hayatı için ciddi ve yakında vaki olmasından korktuğu tehlike nedeniyle, haklı bir gerekçeyle, işinden uzaklaşan bir işçi, işinden uzaklaşması nedeniyle olabilecek uygunsuz sonuçlara karşı ulusal koşullar ve uygulama uygun bir şekilde korunacaktır.

Madde 14

Ulusal koşullar ve uygulamaya uygun bir şekilde, iş sağlığı ve güvenliği ve çalışma ortamına ilişkin sorunlara yönelik yüksek teknik, tıbbi ve mesleki eğitimini de kapsayan, tüm çalışanların eğitim ihtiyacını karşılayacak şekilde tüm seviyelerde eğitim ve öğretimin geliştirilmesi için önlemler alınacaktır.

Madde 15

Sözleşmenin 4 üncü maddesinde atıfta bulunulan politika ve uygulama önlemlerinin tutarlılığını sağlamak amacıyla, her Üye, mümkün olan en erken safhada, en fazla temsil yeteneğine haiz işçi ve işveren kuruluşları veya uygun diğer kurumlara danıştıktan sonra, bu Sözleşmenin II. veya III. Bölümlerini uygulamakla görevli çeşitli makamlar ve kurumlar arasında gerekli koordinasyonun sağlanması için ulusal şart ve uygulamaya uygun düzenlemeleri yapacaktır.

Şartların gerektirdiği ve ulusal koşullar ve uygulamanın izin verdiği hallerde bu düzenlemeler merkezi bir kurumun kurulmasını da içerecektir.

BÖLÜM IV
İŞLETME DÜZEYİNDE EYLEM
Madde 16

Makul olduğu ölçüde, işverenlerden, kontrolleri altındaki işyerleri, makine, teçhizat ve usullerin güvenlik ve sağlık bakımından riskli olmamasını sağlamaları istenecektir.

Makul olduğu ölçüde, işverenlerden; kontrolleri altındaki kimyasal, fiziksel ve biyolojik madde ve etkenlerin, gerekli uygun önlemler alındığında, sağlık için risk oluşturmamasını sağlamaları istenecektir.

İşverenlerden, gerektiğinde, kaza riskinin veya sağlık üzerindeki ters etkilerin imkanlar ölçüsünde önlenmesi için, uygun koruyucu elbise ve donanımı sağlamaları istenecektir.

Madde 17

İki veya daha fazla işletmenin aynı işyerinde aynı anda faaliyette bulunduğu hallerde; söz konusu işletmeler, bu Sözleşmenin gereklerini yerine getirmek için işbirliği yapacaklardır.

Madde 18

İşverenlerden, gerektiğinde, yeterli ilk yardım düzenlemelerine de kapsayan kazalar ve olağanüstü durumlarla ilgili önlemleri sağlamaları istenecektir.

Madde 19

Aşağıda belirtilen hususların sağlanması için işletme düzeyinde düzenlemeler olacaktır.

İşverenlerin üstlendikleri yükümlülüklerini yerine getirmeleri için, işçilerin, işlerini yaparken, işverenle işbirliği yapmaları;

İşletmedeki işçi temsilcilerinin, iş sağlığı ve güvenliği alanında işverenle işbirliği yapmaları,

İşletmedeki işçi temsilcilerine, iş sağlığını ve güvenliğini sağlamak için yeterli bilgi verilmesi ve ticari sırları açıklamamak şartıyla kendilerini temsil eden kuruluşlarla bu bilgilerin istişare edilmesi;

İşletmedeki işçi ve temsilcilerine, iş güvenliği ve işçi sağlığı konusunda yeterli eğitim verilmesi,

İşletmedeki işçilerin veya temsilcilerinin ve bulunması durumunda, işletmedeki temsilci kuruluşların ulusal yasa ve uygulamaya uygun olarak, işleri ile ilgili iş sağlığı ve güvenliğinin bütün safhalarında incelemelere katılmasının ve bu konularda işverence onlara danışılmasının sağlanması, bu amaçla karşılıklı anlaşma halinde işletme dışından teknik danışmanlar getirebilmeleri;

Bir İşçi, hayatı ve sağlığı için ciddi bir tehlike oluşturduğuna ve yakında vaki bulacağına haklı gerekçelerle inandığı herhangi bir durumu, derhal bir üstüne rapor eder; ve işveren bu durumun giderilmesi için gerekli önlemi alıncaya kadar yaşam ve sağlık için ciddi tehlike oluşturmaya devam eden çalışma alanına işçilerin dönmesini isteyemez.

Madde 20

İşletmedeki işçiler ve veya temsilcileri ile yönetim arasındaki işbirliği; bu Sözleşmenin 16 -19 maddeleri uyarınca alınacak örgütsel ve diğer önlemlerin asli unsuru olacaktır.

Madde 21

İş güvenliği ve sağlığına ilişkin önlemler, işçilere herhangi bir mali yük getirmeyecektir.

BÖLÜM V
Genel Hükümler
Madde 22

Bu Sözleşme, herhangi bir çalışma Sözleşmesi veya Tavsiye Kararlarını değiştirmez.

Madde 23

Bu Sözleşme’ nin resmi onay belgeleri Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne tescil için gönderilecektir.

Madde 24

Bu Sözleşme sadece, onay belgeleri Genel Müdür tarafından tescil edilen Uluslararası Çalışma Örgütü Üyeleri için bağlayıcı olacaktır.

Bu sözleşme , iki Üyenin onay belgelerinin Genel Müdür tarafından tescil edildiği tarihten on iki ay sonra yürürlüğe girecektir.

Daha sonra, bu Sözleşme, onu onaylayan her Üye için, onay belgesinin tescil edildiği tarihten on iki ay sonra yürürlüğe girecektir.

Madde 25

Bu Sözleşmeyi onaylayan her üye, onu ilk yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on yıllık bir süre sonunda, tescil için Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecek bir işlem ile feshedebilir. Fesih, tescil tarihinden ancak bir yıl sonra geçerli olur.

Bu Sözleşmeyi onaylamış olup da, onu bundan önceki fıkrada sözü edilen on yıllık sürenin bitiminden itibaren bir yıl zarfında, bu Maddede öngörüldüğü şekilde feshetmeyen her üye, yeniden on yıllık bir müddet için bağlanmış olur ve bundan sonra bu Sözleşmeyi, her on yıllık süre bitiminde, bu maddede öngörülen şartlar içinde feshedebilir.

Madde 26

Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Örgüt üyeleri tarafından kendisine gönderilen bütün onay ve fesihlerin kaydedildiğini Uluslararası Çalışma Örgütünün bütün Üyelerine bildirecektir.

Genel Müdür, kendisine gönderilen Sözleşmenin ikinci onay belgesinin kaydedildiğini örgüt Üyelerine duyururken bu sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarihe Örgüt Üyelerinin dikkatini çekecektir.

Madde 27

Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki maddeler gereğince; tescil ettiği bütün onay ve fesihlere ilişkin tam bilgileri, Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 102 inci maddesi uyarınca tescil edilmek üzere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine ulaştıracaktır.

Madde 28

Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu, gerekli gördüğü zaman bu Sözleşmenin uygulanması hakkındaki bir raporu Genel Konferansa sunacak ve Sözleşmenin tamamen veya kısmen değiştirilmesi konusunun Konferans gündemine alınması gereği hakkında karar verecektir.

Madde 29

Konferansın bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir Sözleşme kabul etmesi halinde ve bu yeni Sözleşme aksini öngörmediği takdirde;

Değiştirici yeni Sözleşmenin bir Üye tarafından onaylanması durumu, yukarıdaki 25 inci madde dikkate alınmaksızın ve değiştirici yeni Sözleşme yürürlüğe girmiş olmak kayıt ve şartıyla, bu Sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini gerektirecektir.

Değiştirici yeni Sözleşmenin yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren, bu Sözleşme Üyelerin onaylamasına artık açık bulundurulmayacaktır.
Bu Sözleşme, onu onaylayıp da değiştirici Sözleşmeyi onaylamamış bulunan Üyeler için; her halükarda şimdiki şekil ve içeriği ile geçerli olmakta devam edecektir.

Madde 30

Bu sözleşmenin İngilizce ve Fransızca metinlerinin her ikisi de aynı şekilde geçerlidir.

İspanyol Halkının Politik Anayasası

0
1812 İspanyol Anayasası
İspanyol Halkının Politik Anayasası

İspanyol Halkının Politik Anayasası, 19 Mart 1812 tarihinde ilan edilmiştir. Bugün yürürlükte bulunan İspanya Anayasası İspanyol Halkının Politik Anayasasından ilham alınarak hazırlanmıştır.

İspanyol Halkının Politik Anayasası
Başlangıç Bölümü

Her şeye kadir Tanrı’nın, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un ve toplumun yüksek kanun koyucusu ve yaratıcısının adıyla:

İspanyol ulusunun genel ve olağanüstü Meclis’i son derece gizli inceleme ve müzakerelerden sonra istikrarlı ve sürekli bir ortamda uygulanmasını sağlayacak ihtiyat ve uygun hükümlerle birlikte Monarşinin kadim temel kanunlarının bütün ulusun refahını, bereketini ve zaferini sağlamadaki büyük hedefini layıkıyla gerçekleştireceğine emindir ve devletin adil bir şekilde yönetilmesi ve iyi bir devlet için aşağıdaki politik anayasayı ferman eylemektedir.

Birinci Başlık: İspanyol Ulusu ve İspanyollar
I. Bölüm. İspanyol Ulusu

1.Madde: İspanyol ulusu her iki yarımküredeki İspanyollardan oluşur.

2.Madde: İspanyol ulusu özgür ve bağımsızdır ve hiçbir aile ya da kişinin mirası değildir; olamaz da.

3.Madde: Egemenlik esasen millete aittir ve bu nedenle temel kanunların oluşturulması hakkı da tamamen millete aittir.

4.Madde: Ulus, adil ve akılcı kanunları, sivil özgürlükleri, mülkiyeti ve kendisine mensup tüm bireylerin diğer haklarını korumak ve muhafaza etmek zorundadır.

II. Bölüm. İspanyollar

5.Madde: Aşağıdakiler İspanyoldur:

İspanyol hakimiyetinde ikamet eden ve doğan bütün özgür insanlar ve onların çocukları;

Meclis’ten uyrukluğa kabul edilmiş sertifikası alan yabancılar;

Böyle bir sertifikaya sahip olmamakla birlikte on yıl monarşinin her hangi bir kasabasında yaşayan ve kanunlara göre uyrukluk elde eden yabancılar;

İspanya’da özgürlüğünü elde eden köleler

6. Madde: İyilik ve adalet kadar ülkesini sevmek de bütün İspanyolların en temel yükümlülüklerinden biridir.

7. Madde: Her İspanyol anayasaya sadakatle, kanunlara itaatle ve kurulu otoriteye saygıyla yükümlüdür.

8. Madde: Her İspanyol, aynı şekilde, hiçbir ayrım gözetilmeksizin devletin giderlerine kendi maddi imkanları ile orantılı olarak katkıda bulunmak zorundadır.

9. Madde: Her İspanyol, bunun yanı sıra, kanunlara uygun bir şekilde çağrıda bulunulduğunda, silah kuşanarak anavatanını savunmakla yükümlüdür.

İkinci Başlık
İspanyol Ülkesi, Dini, Hükümeti ve İspanyol Vatandaşları
II. Bölüm
Din

12. Madde: İspanyol ulusunun dini tek doğru din olan Papaya ait Roma Katolik dinidir ve daima da öyle olmaya devam edecektir. Ulus akılcı ve adil kanunlarla onu koruyacaktır ve başka her hangi bir dinin uygulanmasını da yasaklayacaktır.

III. Bölüm
Devlet

13. Madde: Devletin amacı ulusun mutluluğunu sağlamaktır zira politik toplumun tümünün amacı yalnızca kendisini meydana getiren bireylerin refah içinde olmasıdır.

14. Madde: İspanyol ulusunun devleti sınırlı ve saltanata dayalı bir monarşidir.

15. Madde: Kanun yapma erki Meclise ve krala aittir.

16. Madde: Kanunları icra erki krala aittir.

17. Madde: Sivil ve cezai vakalarda kanunların uygulanması erki kanunlara dayalı olarak oluşturulan mahkemelere aittir.

Üçüncü Başlık
Meclis
I. Bölüm. Meclisin Oluşturulma Usulü

27. Madde: Meclis, aşağıda belirlenen çerçeve içinde vatandaşlarca seçilen ve ulusu temsil eden tüm temsilcilerin meclisidir.

28. Madde: Ulusal temsilin temeli her iki yarım kürede de aynıdır.

29. Madde: Bu temel, her iki yakada da aslen İspanyol hakimiyetindeki yerlere ait olan ve 21. Maddedekileri de kapsayacak şekilde Meclis’ten vatandaşlık sertifikası elde eden yerlilerin oluşturduğu nüfustur.

30. Madde: 29. Maddedeki açıklamalara göre oluşan her 70 bin kişilik nüfus başına Meclis’e bir temsilci gönderilecektir.

VII. Bölüm
Meclisin Gücü
31. Md. Meclis aşağıdaki yetkilere sahiptir:

Kanun yapmak ve önermek ve gerektiğinde kanunları değiştirmek ve yorumlamak;

Kraldan, Avusturya prensinden ve kral vekillerinden yemin almak;

Tahta çıkma sırasında meydana gelebilecek her hangi bir şüpheli hak veya olayı çözüme bağlamak;

Kral vekili seçmek ya da anayasa tarafından öngörülmüşse bir krallığın vekilini seçmek ve kraliyet otoritesini temsil edecek vekilin ya da naibin hangi sınırlar içerisinde uygulama yapacağını tespit etmek;

Kamuya açık bir şekilde Avusturya prensini tanımak;

Anayasa tarafından öngörülen küçük kral için bir muhafız atamak;

Özel ticaret anlaşmalarının, sübvansiyon ve savunma anlaşmalarının imzalanmasından önce onamak;

Yabancı  askeri güçleri krallığa girişini kabul ya da reddetmek;

Anayasa tarafından oluşturulan Meclis dairelerinin kurulması ya da kaldırılmasına ve devlet dairelerinin kurulmasına ya da kaldırılmasına karar vermek;

Kraliyetin önerisi üzerine kara ve deniz kuvvetlerini yerleştirmek, barış zamanında kurumları hazırlamak, savaşta ise artışları tespit etmek;

Ordu, deniz kuvvetleri ve ulusal askeri güçlerin tüm branşları için nizamnameler yayımlamak;

Kamu yönetiminin harcamalarını tespit etmek;

Yıllık olarak vergileri ve gümrük resmini saptamak;

Gerekli olduğunda ulusal kredi olarak borç almak;

Vergileri illere taksim etmek;

Kamu fonlarındaki değişimin hesabını incelemek ve onaylamak;

 Gümrük kapıları ve vergileri oluşturmak;

Kamu mallarının idaresi, korunması ve temliki için gerekli olan şeyleri yerine getirmek;

Paranın ismini, tipini, standardını, ağırlığı ve değerini saptamak;

En doğru ve uygun ağırlık ve ölçü sistemini kabul etmek;

Sanayinin her türünü teşvik etmek ve önündeki engelleri ortadan kaldırmak;

 Monarşinin tümünde kamu eğitim-öğretimi için genel bir plan oluşturmak ve Avusturya prensliğinde eğitim için planlanan şeyleri onamak;

Krallığın sağlık teşkilatı ve polisi için hazırlanan genel düzenlemeleri onaylamak;

Basının politik özgürlüğünü korumak;

 Bakanların ve diğer kamu görevlilerinin sorumluluklarını etkinleştirmek;

Anayasanın gerekli gördüğü tüm olay ve eylemlerde rıza göstermek veya kabul etmemek.

Dördüncü Başlık
Kral
I. Bölüm. Kralın ve Otoritesinin Dokunulmazlığı

168. Madde: Kralın şahsı kutsaldır, dokunulmazdır ve sorumluluğu yoktur.

169. Madde: Kral “Katolik Majeste” unvanını kullanacaktır.

170. Madde: Kanunları icra etme erki tamamen krala aittir ve otoritesi, anayasa ve kanunlara uygun olmak koşuluyla, yurtiçinde kamu düzeninin korunmasına ve devlet güvenliğinin sağlanmasına vesile olan her şeye şamildir.

173. Madde: Kral, tahta çıktığında ya da yaşı küçükse krallığın hükümetini uhdesine aldığında Meclisin önünde aşağıdaki yemini eder:

‘Tanrı’nın lütfu ile ve İspanyol Monarşisinin anayasasının izniyle ben … (ismi) İspanya Kralı: Tanrı ve İncil-i Şerif adına yemin ederim ki krallıkta başka hiçbir dine müsaade etmeyerek Papalığa ait Roma Katolik dinini koruyacağıma ve muhafaza edeceğime; İspanyol Monarşisinin kanunlarını ve politik anayasasını savunacağıma ve destekleyeceğime; tüm eylemlerimi Monarşinin iyiliği ve refahına yönlendireceğime; Krallığın her hangi bir parçasından vazgeçmeyeceğime-diğerine yeğ tutmayacağıma, bağışlamayacağıma ve üyelikten çıkarmayacağıma; Meclis tarafından kararlaştırılmayan her hangi bir şeyi yapmayacağıma; hiç kimseyi malından mülkünden yoksun bırakmayacağıma ve yukarıdakilerin hepsinden öte bireylerin şahsi özgürlüklerine ve ulusun politik özgürlüğüne saygılı olacağıma; yemin ettiğim şeylerin ya da bir kısmının aleyhine bir eyleme girdiğimde bana boyun eğilmeyebileceğine ve bu eylemlerin hükümsüz ve batıl olacağına yemin ederim. Tanrım yeminimi tutabilmem için bana yardım etsin ve beni korusun; aksi takdirde, beni hesaba çeksim.’
Beşinci Bölüm
Devlet Bakanları

222. Madde: Yedi tane devlet bakanı olabilir.

226. Madde: Anayasaya ve kanunlara karşı gelen yetkileri dışındaki emirlerinden ve bu tip anayasaya ve kanunlara karşı eylemlerinden Kralın affetmemesi halinde Meclise karşı sorumludurlar.

227. Madde: Devlet bakanları her yıl kamu idaresindeki ilgili departmanların harcamalarını tahmin ederler ve kurallara uygun bir şekilde kendi harcamalarının hesabını verirler.

228. Madde: Bakanların sorumlu tutulabilmesi için Meclisin suçlama nedeninin var olduğuna dair bir karar alması gereklidir.

229. Madde: Bu karar alındıktan sonra devlet bakanları geçici olarak görevden alınabilir ve Meclis konu ile ilgili tüm dokümanları yüksek adalet mahkemesine gönderir. Bu mahkeme vaka ile ilgili bilgi sahibi olur ve kanunlara göre karar verir.

230. Madde: Mahkeme bakanların görev süreleri boyunca aldıkları maaşları devredebilir.

Yedinci Bölüm
Danıştay

231. Madde: Danıştay haklarını tam olarak kullanma ehliyetine sahip vatandaşlardan oluşan 40 üyeden meydana gelir. Vatandaşlık sertifikası alsalar bile yabancılar üye olamazlar.

232. Madde: Danıştay üyelerinin aşağıdaki nitelikleri tam olarak karşılamaları gereklidir: yalnızca dört tanesinin kiliseye ait bilgilere sahip olması ve ayrıcalıklı yeteneklerinin olması; iki tanesinin piskopos olması; yalnızca dört tanesinin iyi meziyetlere ve gerekli bilgilere sahip yüksek rütbelilerden oluşması; geriye kalanların ise zeka ve hünerleri ile ayrıcalıklı bir yere sahip olanlardan ve hükümette ya da kamu yönetiminin önemli branşlarında belirli hizmetlerde bulunanlar arasından seçilmiş olmaları gerekir.

233. Madde: Tüm Danıştay üyeleri Meclisin önermesi üzerine kral tarafından atanırlar.

236. Madde: Danıştay kralın tek konseyidir ve bu nedenle özellikle kanunları red ya da kabul etmek, savaş ilan etmek ve barış anlaşmalarına imza atmak olmak üzere önemli devlet meselelerinde Danıştay’a danışmak durumundadır.

241. Madde: Danıştay üyeleri atandıkları zaman Kraldan önce anayasayı destekleyeceklerine, krala sadık olacaklarına, ulusun çıkarlarını gözeteceklerine ve şahsi çıkarlarını gözetmeyeceklerine yemin ederler.

Uluslararası Hukukta Hukukun Genel İlkeleri

0
Uluslararası Hukukta Hukukun Genel İlkeleri- Mehmet Emin Büyük

Uluslararası Hukukta Hukukun Genel İlkeleri, Mehmet Emin Büyük tarafından yazılmış bir eserdir. Kitap, On İki Levha Yayınları tarafından okurların beğenisine sunulmuştur.

Uluslararası Adalet Divanı

Uluslararası Hukukta Hukukun Genel İlkeleri isimli kitabın kapağı şu şekildedir:Uluslararası Daimi Adalet Divanı‘nın kuruluşu, uluslararası hukukun uyuşmazlık çözümünde yeni bir aşamayı temsil etmektedir. Daimi Adalet Divanı Statüsü ile doktrinin gündemine giren ve ciddi ihtilafa konu olan bir yenilik, “medeni milletlerce tanınmış hukukun genel ilkeleri”nin, uluslararası andlaşmalar ve teamülle birlikte, Divanın, önüne gelen uyuşmazlıklarda uygulayacağı hukuk kuralları arasında sayılmış olmasıdır. Uluslararası hukuk teorisinde bu kadar kafa karışıklığı ve tartışma yaratan başka bir konu bulmak zordur. Uluslararası Daimi Adalet Divanı Statüsü’nün hazırlayıcıları, hazırladıkları metne bu ifadeyi eklemekle, tartışmaların da fitilini ateşlemişlerdir. Bu çalışma da Statü’ye eklenmesinden yaklaşık bir asır sonra, Statü’nün hazırlık çalışmaları, bahsi geçen tartışmalar ve bu süre boyunca ortaya çıkan uygulama ışığında, eklenen metni anlama çabasının bir ürünüdür.”

KİTABIN İÇİNDEKİLER
BİRİNCİ BÖLÜM
HUKUKUN GENEL İLKELERİNE İLİŞKİN STATÜ DÜZENLEMESİ VE DÜZENLEMEYE YÖNELİK DOKTRİNDEKİ YAKLAŞIMLAR
I. Hareket Noktası: Uluslararası Daimi Adalet Divanı Statüsü

A. Uluslararası Daimi Adalet Divanı Projesi ve Statünün Hazırlanmasına Yönelik Hazırlıklar
B. Danışma Komitesinin 38. Maddeye İlişkin Görüşmeleri
C. Milletler Cemiyeti Konseyinin Alt Komisyonlarında Yapılan İyileştirmeler ve Statünün Kabulü
D. 1945 San Francisco Konferansı ve Uluslararası Adalet Divanı Statüsünün 38. Maddesi

II. Uluslararası Hukuk Doktrini ve Uygulamasında Hukukun Genel İlkeleriyle İlişkili Meseleler

A. Genel Açıklamalar ve Metot

B. Statü Düzenlemesine Yönelik Olumsuz Eleştiriler

1. Düalist ve İradeci Akımlar ve İç Hukuk İlkelerinin Uluslararası Hukuktaki Yeri
2. Hukukun Genel İlkelerine Katı Monist Yaklaşımın Üç Farklı Görünümü
3. Hukuk Kurallarının Belirlenmesine Yardımcı Araçlar ve Hukukun Genel İlkeleri
4. Hukukun Genel İlkeleri ve ex aequo et bono Uyuşmazlık Çözümü
5. Farklı Milletlerde Ortak Hukuk İlkelerinin Varlığına a priori Reddiye

C. Uluslararası Hukukun Şekli Kaynağı Olarak Hukukun Genel ilkeleri

1. Uluslararası Daimi Adalet Divanı Statüsü Öncesi Uluslararası Tahkim ve Devlet Uygulamaları
2. Hukukun Genel İlkelerinin Özerk Kaynak Olarak Varlığına İlişkin Lehte Görüşler
3. Hukukun Genel İlkelerinin Kökeni

D. Statü Düzenlemesine Olumlu ve Olumsuz Yaklaşımların Değerlendirilmesi

E. Medeni Milletler İfadesinin Anlamı ve Hukukun Genel İlkelerinin Belirlenmesi

1. Statüdeki İfadenin Kolonyal Kökenine Yönelik Eleştiriler
2. İlkelerin Türetileceği Sistemlere Yönelik Ayrımın Gerekliliğine İlişkin Görüşler
3. Genel Hukuk İlkelerinin Belirlenmesinde Karşılaştırmalı Hukuk Çalışması ve Yargı Organlarının Konuya İlişkin Uygulamaları
4. Değerlendirme ve Sonuç

İKİNCİ BÖLÜM
ULUSLARARASI HUKUK UYGULAMASINDA HUKUKUN GENEL İLKELERİ
I. Genel Açıklamalar ve Metot

A. İlkelerin İşlevi
B. Uygulamaya Dair Genel Çerçeve
C. Sınıflandırma ve Plan

II. İyi Niyet ve Hakların Kullanılmasıyla İlişkili İlkeler

A. İyi Niyet ve Andlaşmalar Hukuku

1. Pacta sunt servanda
2. Yürürlüğe Girmeden Önce Andlaşmanın Konu ve Amacını Ortadan Kaldırmama Yükümlülüğü
3. Andlaşmaların Yorumlanması
4. Andlaşmaların Geçersizliği
5. Andlaşmaların Sona Erdirilmesi

B. İyi Niyet ve Hakların Kötüye Kullanılmaması
C. Kazanılmış Haklara Saygı İlkesi
D. Nemo plus juris transferre potest quam ipse habet

III. Uluslararası Sorumluluk Hukukuna İlişkin Genel Hukuk İlkeleri

A. Sorumluluğa İlişkin Genel İlkeler
B. Hukuka Aykırı Fiilin Devlete İsnat Edilmesi
C. Hukuka Aykırılığı Ortadan Kaldıran Haller
D. Uluslararası Sorumluluğun Neticeleri

IV. Yargılamaya ve Yargılama Usulüne İlişkin Genel Hukuk İlkeleri

A. Arbiter nihil extra compromissum facere potest
B. Compétence de la compétence
C. Nemo judex in causa sua
D. Audi alteram partem
E. Jura novit curia
F. Davalarda Delil ve İspat İlkeleri
G. Res judicata
H. Estoppel

V. Hakkaniyet ve ex aqeuo et bono

A. Tarihi Arka Plan ve Statü Düzenlemesi
B. Hakkaniyetin İşlevleri
C. Ex aequo et bono
D. Uluslararası Hukuk Uygulamasında Hakkaniyet

VI. Uluslararası Hukukun Genel İlkeleri

A. Genel Açıklamalar
B. Uygulamadan Muhtelif Örnekler
C. Temel İnsani Mülahazalar

Uluslararası Hukukta Hukukun Genel İlkeleri

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi

0
Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 1988 yılında yayın hayatına başlamıştır. Dergi, 2000 yılından itibaren hakemli dergi olarak yayınlanmaya başlanmıştır.

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 2005 yılın kadar, yılda 4 sayı halinde yayımlanmış, 13. ciltten itibaren yılda iki sayı halinde çıkarılmaya başlanmıştır. 2015 yılı sonunda derginin 23. Cildi yayımlanmıştır.
Derginin editörlüğü Fakülte akademik personeli tarafından yerine getirilmektedir.

Dergi editörlüğünü 2018 yılı itibariyle Doç. Dr. Ü. Süleyman ÜSTÜN, Yrd. Doç. Dr. Ayşe ARAT ve Yrd. Doç. Dr. Alper Uyumaz yürütmekte olup, editör yardımcıları ise Arş. Gör. Süleyman Emre ZORLU ile Arş.Gör. Kemal ERDOĞAN’dır.

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi yılda iki kez, Temmuz ve Aralık aylarında yayımlanmaktadır. Kamu hukuku, özel hukuk ve mali hukuk alanlardaki makalelerin yanı sıra mahkeme kararları ve içtihatlar da dergide incelenmektedir.

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Yayın Kurulu Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 10 öğretim üyesinden oluşmaktadır. Derginin Danışmanlar Kurulu ise sekiz farklı üniversiteden 14 öğretim üyesidir.

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Yayın Kurulu

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Yayın Kurulunda Prof. Dr. Mustafa AVCI, Prof. Dr. Halûk Hâdi SÜMER, Prof. Dr. Faruk BİLİR, Prof. Dr. Reyhan SUNAY, Doç. Dr. Ümit Süleyman ÜSTÜN, Yrd. Doç. Dr. Murat AKSAN, Yrd. Doç. Dr. Ayşe Arat,  Yrd. Doç. Dr. Alper Uyumaz yer almaktadır.

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Danışmanlar Kurulu

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Danışmanlar Kurulu, Prof. Dr. Nizamettin AKTAY (Gazi Ü.), Prof. Dr. Fahrettin ARAL (Ankara Ü.), Prof. Dr. Rıza AYHAN (Gazi Ü.), Prof. Dr. Halûk BURCUOĞLU (İstanbul Ü.), Prof. Dr. Halil CİN (Ufuk Ü.), Prof. Dr. Ali ERTEN (Bilkent Ü.), Prof. Dr. Hamdi MOLLAMAHMUTOĞLU (Gazi Ü.), Prof. Dr. Doğan SOYASLAN (Başkent Ü.), Prof. Dr. Cemal ŞANLI (İstanbul Ü.), Prof. Dr. İlhan ULUSAN (İstanbul Kültür Ü.), Prof. Dr. Hüseyin ÜLGEN (İstanbul Ü.), Prof. Dr. Mehmet ÜNAL (Ankara Ü.), Prof. Dr. Ejder YILMAZ (Ankara Ü.)’dan oluşmaktadır.

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,  ULAKBİM Hukuk Veri Tabanında, bu veri tabanının kurulduğu 2010 yılından beri yer almaktadır. Veri tabanının internet adresinde http://dergipark.gov.tr/suhfd 2008 yılı ve sonrasında yayınlanan makalelerin listesine ulaşılabilmektedir.

Derginin web sayfası http://www.selcuk.edu.tr/hukuk/birim/web/sayfa/ayrinti/2100/tr şeklindedir.

İnternet sitesinde dergiyle ilgili bilgiler, yazım kuralları ve yayımlanmış makalelerin listesi bulunmaktadır. Derginin ilk sayısından itibaren yayımlanmış tüm makaleleri tam metin halinde erişime açıktır.

Dergide Yayınlanacak Makalelerdeki Standartlar

Dergide, hukuk alanına ilişkin güncel ve özgün makalelerin yer alması amaçlanmakta, hukuk alanına katkı sağlanması hedeflenmektedir. Bilimsel nitelikte hazırlanmış araştırma makalelerine yer verilmektedir. Hukukun tüm alanlarına ilişkin makalelerin yayımlanması mümkündür. Temel bölümleme olarak ise, kamu hukuku, özel hukuk ve mali hukuk şeklinde makaleler tasnif edilebilmektedir. Bunun dışında tez özetlerine de dergide yer verilmektedir. Ayrıca mahkeme kararlarının incelemeleri de dergide yer bulabilmektedir. Fakülte tarafından gerçekleştirilen panel, sempozyum gibi etkinliklerde sunulan tebliğlerin de ayrı bir bildiri kitabında yayımlanmaması halinde, dergide ayrı bir bölümde yayımlanması planlanmaktadır.

Derginin Yayın Dili ve Hakem İncelemesi

Derginin yayın dili Türkçe olmakla birlikte, başka dillerde hazırlanmış makalelere de yer verilebilmektedir. Makalelerde Türkçe ve yabancı dilde özet bulunması zorunlu olup; giriş, ana metin, sonuç ve kaynaklar şeklinde bir sıralamanın yapılması tercih edilmektedir.

Dergi yayın kurallarına uygun olarak hazırlanan makalelerden editörlüğe ulaştırılanlar editörlerce gözden geçirerek konu, bilimsellik ve yayın kuralları açısından denetlemekte; ön düzeltme, ret veya uygunluk kararından birisini vermektedir. Ön düzeltme kararı verilen makale yazarına durum bildirilmekte ve gerekli düzeltmeleri yapması istenmektedir. Makalelerin istenilen formatta hazırlanıp gönderilmesi bu bakımdan büyük önem arz etmektedir. Hakem sürecinin başlatılması için uygun görülen makalelere; gerektiğinde yayın ve danışma kurulunda yer alan öğretim üyelerinin görüşleri de alınarak editör tarafından iki hakem belirlenmektedir. Daha sonra hakemlere yazı yazılarak, makale e-postayla veya elden gönderilmektedir.

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisine gönderilen makalelerin hakem sürecinin en geç üç ay içerisinde tamamlanması arzulanmaktadır. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisinin her sayısı 500 adet basılmakta ve ücretsiz dağıtılmaktadır. Derginin her bir sayısı başta Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi akademik personeli olmak üzere; dergi danışma kurulu üyelerine, Milli Kütüphane’ye, Selçuk Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’ne ve diğer üniversite kütüphaneleri, Selçuk Üniversitesi Bilimsel Dergiler Koordinatörlüğü ile ilgili sayıdaki makale yazarlarına gönderilmektedir.

Telif Hakkı

Makalenin daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış veya yayımlanmak üzere gönderilmemiş olması gerekir. Yazarlara telif hakkı ödenmemektedir. Yazarlar, yayımlanan yazılar üzerinde Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin, her türlü formatta yayımlamak dâhil, tüm yayın haklarına sahip olduğunu kabul ederler.Değerlendirmeye alınan makalelerin daha önce yayınlanıp yayınlanmadığı, kaynakların doğruluğu, ileri sürülen görüşler gibi hususlar açısından sorumluluğu yazara aittir. Yayınlanan makalelerin her türlü telif hakkı ise Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesine aittir.

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergi Editörlüğü
Alaaddin Keykubat Kampüsü 42079 KONYA
İnternet adresi: http://www.hukuk.selcuk.edu.tr
e-posta: hukukdergi@selcuk.edu.tr

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ
HUKUK FAKÜLTESİ DERGİSİ
Sahibi : Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Adına
Prof. Dr. Mustafa AVCI (Dekan)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 2016 Yılı 1.Sayı Kapağı

Noterlik Kanunu Yönetmeliği 

0
Noterlik Kanunu Yönetmeliği

Noterlik Kanunu Yönetmeliği 

BİRİNCİ KISIM

Başlangıç

Konu ve kapsam:

Madde 1 – Bu yönetmelik, 1512 sayılı Noterlik Kanununun düzenlenmesini Yönetmeliğe bıraktığı hususlar ile kanunun uygulanabilmesi için gerekli olan diğer konuları kapsar. (N.K. Md. 198)

Noterlik Kanunu Yönetmeliği

 

İKİNCİ KISIM

Noterlik Dairesinin Yerinin Tesbiti ve Değiştirilmesi

 

              Noterlik dairesinin yerinin tesbiti:

              Madde 2 – Her asliye ve münferit sulh mahkemesinin bulunduğu yerde kurulan noterlik dairesinin yeri, o noterliğin bağlı bulunduğu noter odası ile mahalli Cumhuriyet Savcılığının düşüncesi alındıktan sonra Adalet Bakanlığınca tespit edilir.

İlgili oda Bakanlığa görüşünü bildirmeden evvel, açılacak noterliğin yerinin tesbiti için bir üyesini görevlendirebilir. Bu üye incelemesini bir rapor ile odaya bildirir. Oda saptayacağı görüşünü, varsa belgeleri ile birlikte noterliğin bulunduğun yer Cumhuriyet Savcılığına gönderir. Cumhuriyet Savcılığı da gerekli gördüğü araştırma ve incelemeleri yaptıktan sonra kendi görüşü ile birlikte evrakı Adalet Bakanlığına yollar.

Noterlik dairesinin iş merkezlerinde mümkün olduğu oranda mahkemelere ve bankalara yakın yerlerde açılması hususu göz önünde tutulur.

 

              Noterlik dairesinin yerinin değiştirilmesi:

              Madde 3 – Bir noterliğin yerinin değiştirilmesinde de 2. madde hükümleri uygulanır.

Dairesinin yerini değiştirmek isteyen noter, gerekçe göstermek suretiyle Adalet Bakanlığına başvurur.

Bir noterlik dairesinin yerinin değiştirilmesi, noterin muvafakati ve ilgili odanın görüşü alınmak suretiyle Türkiye Noterler Birliğince de istenebilir.

Yangın, su baskını vesair tabii afetler nedeniyle yer değiştirmek ve iş yerini tahliye etmek mecburiyetinde kalan noter, tayini sırasında belirlenen bölge içerisinde kalmak şartıyla Adalet Bakanlığına, Odaya ve Cumhuriyet Savcılığına haber vermek suretiyle çalışma yerini değiştirebilir.

 

ÜÇÜNCÜ KISIM

Noterlik Dairesinin İç Düzeni

 

              Noterlik dairesine tabela ve bayrak asılması:

              Madde 4 – Her noterlik dairesinin bulunduğu binanın dış kısmında ve herkesin kolaylıkla görebileceği biçimde bir yere, resmi dairelerin tabelaları niteliğinde ve noterliğin unvanını taşıyan bir tabelanın asılması zorunludur.

Umumi iş hanlarının bir bölümünde bulunan noterlik dairelerinin tabelaları hem binanın dışına ve hem de bina içinde dairenin bulunduğu bölüm kapısına asılır.

Reklam niteliğinde olmamak şartıyla ve iş sahiplerinin noterlik dairesini kolayca bulmalarını sağlamak amacı ile büyük iş hanlarının dış kısmına dışardan görülecek şekilde veya binanın etrafını çevreleyen yaya kaldırımlarım taşmamak kaydıyle giriş kapıları önüne tabela asmak noterlik unvanını ve noterin ad ve soyadını yazmak veya yazılı levha asmak mümkündür. Bu tabela ve levhalara noterlikte kullanılan evraka ve kartvizite doktor ünvanından başka hususların yazılması reklam sayılır.

Noterlik daireleri, bulundukları binalara tatil günlerinde Türk Bayrağı Kanununun 3. ve Türk Bayrağı Tüzüğünün 9. maddeleri uyarınca Bayrak çekmek zorundadırlar.

 

              Noterlik dairesinin kiralanması, döşenmesi ve giderleri:

              Madde 5 – Noterlik dairesinin bulunduğu bina veya binaların kira sözleşmeleri, daire adına noter tarafından yapılır.

Noterlik daireleri, noterliğin sınıfı, iş yoğunluğu ve geliri gözönünde tutularak döşenir.

Döşeme Deyimi: Noterlik dairesinde bulunan ve mesleki faaliyetin ifası için, gerekli, noterin şahsına ait eşya ile noter tarafından daire hizmetine tahsis edilmiş taşınır ve sabit eşya ve malzemenin tamamını kapsar. Bunların hepsi notere aittir.

Kanunda ve yönetmelikte yazılı defter, evrak belge ve emanetler yukarıdaki fıkra kapsamı dışındadır.

Noterlik dairesinin kirası, aydınlatma, ısıtma, kırtasiye, personel ücretleri, sigorta primleri, iş yeri ile ilgili vergi, resim ve harçlar, görevin yapıla bilmesi için başkalarına gördürülen iş karşılığı ödenen ücretler, döşeme ve demirbaş amortismanları, görevle ilgili PTT ücretleri ve vergi mevzuatına göre gider kaydı mümkün olan sair harcamalar noterlik giderleridir.

 

              Noterlik dairesinin bölümleri:

              Madde 6 – Noterlik dairesi, noterliğin sürekli faaliyet gösterdiği yer olup noter çalışma, servisler, bekleme ve arşiv bölümlerinden oluşur.

Her daire, o yerdeki noterlik işlerinin yoğunluğu gözönünde tutularak, işlerin rahat görülmesini sağlayacak ve iş sahiplerinin kolaylıkla işlerini gördürebilecekleri nitelikte olmalıdır.

Noterlik dairesi bağımsız bir bina olabileceği gibi bir binanın bir dairesi veya bir dairenin münasip bir bölümü de olabilir.

a) Noter çalışma bölümü:

Noterlik dairesinde noterin oturduğu yerdir. Daire içinde ayrı bir oda olabileceği gibi aynı mahalde icabı hale göre ve noterlerin tensip edeceği şekilde diğer mahallerden ayrılmış bir bölümde olabilir.

Şu kadarki; noter odası imkan nispetinde diğer bölümlerle irtibatlı ve bölümleri daimi surette gözetim altında bulundurulabilecek durumda olur.

b) Servisler Bölümü:

Noterlik işlemlerinin görüldüğü ve personelin çalıştığı yerdir. Başkatiplik, hesap işleri, vezne, yazı işleri ve tebligat işleri servislerinden oluşur.

Servislerle bekleme bölümlerinin birbirine karışmamasına dikkat olunur.

İş yoğunluğu ve noterliğin sınıfı gözönünde tutularak servisleri azaltma veya çoğaltma noterin taktir ve yetkisi içindedir.

c) Bekleme Bölümü:

İş sahiplerinin işlerini gördürürken bekleyecekleri yerdir.

İş Kanununa göre, iş yerinde asgari ücreti, çalışma saatlerini belirten bir levha ile çalışanları ve sıfatlarını bildiren levha asılır.

d) Arşiv Bölümü:

Noterlik evrak ve defterlerinden kanun ve tüzüklerin tespit ettiği süreler sonuna kadar saklanması öngörülen bilcümle kağıt, defter vs. nin saklandığı yere arşiv bölümü denir.

Bu bölüm noterlik dairesinin içinde olabileceği gibi daire dışında bir yerde de olabilir.

 

DÖRDÜNCÜ KISIM

Noterlik Dairesinin Çalışma Şekli

 

              Noterlerin genel ve özel olarak yapacakları işlemler:

              Madde 7 – Noterler ilgililerin istekleri üzerine hukuki işlemleri kanunlar ve yönetmeliklerde gösterilen şekil ve surette yapmak zorundadırlar.

Noterlerin görevlerine giren işler mahiyetleri itibariyle genel ve özel işler olarak iki gruba ayrılır.

a) Genel olarak yapılacak işler:

Evlenme sözleşmesi,

Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi,

Zilyetlik devri sözleşmesi,

Miras taksimi G. menkul, hibe vaadi sözleşmesi,

Şirket sözleşmesi,

İrtifak hakkı vaadi ve ortak mülkün idaresi sözleşmesi,

Medeni Kanunun 748. maddesine müstenit sükna hakkı sözleşmesi,

Kaydı hayat ile irat bağlanması sözleşmesi (Borçlar Kanunu 507),

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, (Borçlar Kanunu 511),

Mülkiyeti muhafaza kaydı ile satış sözleşmesi,

Kira sözleşmesi,

Menkul mallarda hibe sözleşmesi,

Taksim ve ifraz sözleşmesi,

Evlat edinme sözleşmesi,

Temlik,

Taahhütname,

Kefaletname,

Vasiyetname,

Vakıf senedi,

Aile vakfı senedi,

Tanıma senedi,

Muvafakatname,

Sulhname,

Yeddiemin senedi,

Rehin senedi,

Borç senedi,

Fesihname,

İbraname,

Beyanname,

Şahadetname,

Piyango – Kur’a ve toplantı tutanağı,

Emanetleri saklama tutanağı,

İfade tutanağı,

Tespit tutanağı,

Vekaletname,

Defter onaylanması,

Çevirme,

Örnek çıkartma,

İmza sirküleri,

Protesto işleri,

İhbar – ihtarname işleri ve tebliği,

Tescil,

Kanunlarında noterler tarafından düzenlenmesi veya onaylanması öngörülen diğer işler.

b) Özel olarak yapılacak işler:

Tespit işleri,

Emanet işleri, (emanet kabul ve saklama)

Vasiyetname ve ölüme bağlı tasarruflarla ilgili işler,

Tebligat işleridir.

 

              Noterlik personeli ve servisleri:

              Madde 8 – Her noterlik dairesi işlerin yoğunluğuna göre yeteri kadar personel ve gereği kadar servisler halinde çalışır.

Noterlik personeli, noterin emri altında çalışan katip ve hizmetlilerdir. Başkatipler ve katipler noterliğin her işinde ve muamelatında fiilen çalışmak zorundadırlar.

Odacı, temizleyici ve bekçilik gibi işlerde çalışan «hizmetli» dir. Bunlar dışındaki hangi serviste çalışırsa çalışsın tüm personel «noter katibi»dir.

Noter, iş yoğunluğuna göre katip ve hizmetli adedi ile servis durumunu tayin eder. Ancak sınıfı ne olursa olsun en az iki katip bulunan noterliklerde katiplerden  birisi  «başkatip»lik görevi yapar.

 

              Noter katibi olabilme şartları:

              Madde 9 – Noter katibi olabilmek için:

A – Devlet Memurları Kanununun 48. maddesine göre;

1 – Genel Şartlar

a) Türk vatandaşı olmak,

b) Devlet Memurları Kanununun 40. maddesindeki yaş hadlerinde bulunmak,

c) Devlet Memurları Kanununun 40. maddesine göre ortaokulu bitirmiş olmak,

d) Kamu haklarından mahrum bulunmamak,

e) Ağır hapis veya 6 aydan fazla veyahut affa uğramış olsalar bile, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanmak, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı bir fiilden dolayı hapis cezasından hükümlü bulunmamak,

f) Askerlik durumu itibariyle;

– Askerlikle ilgisi bulunmamak,

– Askerlik hizmetini yapmış veya ertelenmiş veya yedek subay sınıfına geçirilmiş olmak,

g) Görevini devamlı yapmasına engel olabilecek bir sakatlığı olmamak,

2 – Özel Şartlar

a) Hizmet göreceği sınıf için Devlet Memurları Kanununun 36. ve 41. maddelerinde belirtilen öğretim ve eğitim kurumlarından birinden diploma almış olmak,

b) Görev ve çalışma yönetmeliklerinde belirtilen diğer şartları haiz bulunmak,

B – (Değişik:RG-26/6/2011-27976) Noterliğe atanacak kâtibin ceza ve disiplin kararı ile meslekten çıkarılmamış olması gereklidir.

Bu hususlarda adayın yazılı beyanı esas alınır ve söz konusu beyanın doğruluğu daha sonra noter tarafından yetkili mercilerden teyit edilir.

C – Yukarıdaki A ve B fıkralarındaki şartları noter katipliğine uygun olanlar ilgili noter yanında altı ay süreli aday olarak çalıştırılır. Türkiye No terler Birliğinin açtığı kursları bitirenler adaylığa öncelikle alınırlar. (Noterlik Kanunu M. 44 son)

Altı ay sonunda noter tarafından aday hakkında bir rapor düzenlenir. Bu raporda adayın yeterliği onaylanmışsa aday «Noter Katibi» olur. Durum siciline işlenmek üzere rapor ile birlikte Odaya bildirilir.

Yeterliği onaylanmayan aday 6 ay daha çalıştırılabilir. Yine başarı göstermezse o noterlikte çalışıtırılmaz. Bu takdirde noter adayın çalıştığı servisler ve süresini ve adayın yeterliliğinin neden onaylanmadığını gerekçeli olarak açıklayacağı bir raporu odaya gönderir.

 

              Özel durumda katip atama usulü:

              Madde 10 – Noterlik dairesinde çalıştırılmak üzere Yönetmeliğin 9. maddesinin A fıkrasına göre en az ortaokul mezunu bir aday bulamayan noter, durumu bağlı bulunduğu odaya yazılı olarak bildirir ve masrafı kendisine ait olmak kaydıyla odaca ilan yapılmasını ister.

Noter odasının en geç 10 gün içinde odanın ve noterin bulunduğu mahal de en az bir gazete ile gazete yoksa mahalli usullere göre üç gün süreli yapacağı ilanlar üzerine, ilanda belirtilecek süre içinde başvuranlar arasından en az ortaokul mezunu olanların adlarını oda başkanlığı ilgili notere bildirir. Noter, bunların arasından seçim yapmakta serbesttir

Odaya başvuranlar arasında en az ortaokul mezunu istekli olmadığı takdirde bu husus odaca tanzim olunacak bir zabıtla tesbit ve ilgili notere tebliğ olunur. Bu takdirde ilgili noter başvuran ilkokul mezunlarından birisini de alabilir. Vasıfsız da olsa ortaokul mezunu talip varken ilkokul mezunu katip alınamaz.

1512 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin son fıkrası hükmü saklıdır.

 

              Katiplerin noterlik değiştirmeleri halinde uygulanacak usûl:

              Madde 11 – (Mülga: RG-07/04/2012-28257) (Danıştay, 8. Dairesinin 8.6.1978 tarihli ve 976/4749 esas, 978/5214 sa­yılı kararı ile iptal edilmiştir.)

 

              Sözleşme ve sicil tutma zorunluluğu:

              Madde 12 – Noter katibi veya adayı ile yapılacak sözleşme dört nüsha olarak düzenlenir ve onbeş gün içinde noter odası ile bölge çalışma müdürlüğüne birer nüshası gönderilir. Diğer nüshalardan birisi noterde diğeri katip veya adayda kalır. Bu sözleşmelerin notere onaylattırılması zorunludur.

Noter odasına gönderilen sözleşmeye 9. maddeye göre aranan bilgilerin noter tarafından özel olarak onaylanmış birer örneği de eklenir. Katip adayının yeterliliğini bildiren rapor ile birlikte yeniden katip sözleşmesi yapılmışsa bir örneği gönderilir, yapılmamışsa, aday sözleşmesinin katiplik sözleşmesi halinde devam ettiği de odaya bildirilir.

Keza, aday veya katip sözleşmesi herhangi bir sebeple ortadan kalkarsa durumun yine odaya bildirilmesi şarttır.

Noter odası, bu değişiklikleri odada tutulan özel dosyalarda saklamak zorundadır.

(Mülga beşinci fıkra: RG-07/04/2012-28257)

(Mülga altıncı fıkra: RG-07/04/2012-28257)

 

              Hizmetliler:

              Madde 13 – Noterlik dairesinde «hizmetli» olarak çalışan kimselerde 9. maddede yazılı şartlar aranmaz. Noter, gördüreceği işe göre yetenekli gördüğü kimseyi serbestçe tayin eder. Katipler için verilen raporlar ile tutulan dosya ve siciller bunlar için de aynı şekilde tutulur.

 

              Personel ücretleri:

              Madde 14 – Noterler, yanlarında çalıştırdıkları katip ve hizmetlilere, noterlik işlerinde çalışmaları karşılığı olarak aylık ücret öderler. Bu ücretler İş Kanununun 30. maddesi hükmü gereğince düzenlenecek ücret hesabını gösterir imzalı veya noterliğin unvanını taşıyan bir pusula ile (tediye ücret hesap pusulası) (Örnek 3) ödenir. Ayrıca bordro yapılır.

Katip ve hizmetlilere verilecek ücretlerde aşağıdaki esaslar uygulanır:

A – İlk işe başlamada asgari ücretten az ücret verilemez.

B – (Mülga: RG-07/04/2012-28257) (Danıştay, 8. Dairesinin 8.6.1978 tarihli ve 976/4749 esas, 978/5214 sa­yılı kararı ile iptal edilmiştir.)

C – Noterin ayrılması veya ölümü halinde, yeni atanacak noterle katip ve hizmetliler arasında yeniden bir ücret sözleşmesi yapılacağından, bunların geçmiş terfi süreleri bu sözleşmelerde nazara alınır.

 

              Personelin terfii ve buna bağlı işlemleri:

              Madde 15 – (Mülga: RG-07/04/2012-28257) (Danıştay, 8. Dairesinin 8.6.1978 tarihli ve 976/4749 esas, 978/5214 sa­yılı kararı ile iptal edilmiştir.)

 

Personel yaş tahdidi:

              Madde 16 – Katip ve hizmetliler 65 yaşını tamamladıklarında, yaş tahdidine tabi tutulurlar. Yaşın hesabında Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun hükümleri kıyasen uygulanır.

 

              Sigorta ettirme yükümlülüğü ve ikramiye:

              Madde 17 – Noterler yanında çalıştırdıkları katip ve hizmetlileri

a) T.C. Emekli Sandığından emeklilik veya malullük aylığı almakta olanlar dışında yanında çalışanları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu hükümlerine göre sigorta ettirmekle yükümlüdürler.

b) T.C. Emekli Sandığından emeklilik ve malullük aylığı almakta olup, yaşı 65’i geçmeyen katip ve 55’i geçmeyen hizmetlilerin de (hastalık) ve (analık) sigortasına girmelerini sağlarlar.

c) (Mülga: RG-07/04/2012-28257) (Danıştay, 8. Dairesinin 8.6.1978 tarihli ve 976/4749 esas, 978/5214 sa­yılı kararı ile iptal edilmiştir.)

Verilecek ikramiyenin zamanını noter tayin eder.

 

              Personelin izninde uygulanacak kurallar:

              Madde 18 – Yıllık izinler, noterlik dairesini işlerini aksatmayacak şekilde başkatip tarafından her yılın Ocak ayında düzenlenecek ve noter tarafından onaylanacak bir çizelgeye göre kullandırılır.

İzin talepleri, yazılı olarak başkatibe verilir. İzin için müracaat etmeyen katipler ve hizmetliler noter tarafından tayin edilecek günde iznini kullanmak zorundadır.

Taleplerin aynı zamana rastlaması halinde veya iş durumuna göre noterin yapacağı tertibe, ilgili katip ve hizmetli uymak zorundadır. Noter katiplerinin yıllık izinleri İş Kanunu ve bu yönetmelik gereğince tutulacak deftere kaydolunur. Ayrıca her katibin ve hizmetlinin izne başlama ve bitirme tarihleri özel dosyasına konulmak üzere noter odasına bildirilir.

 

              Kıdem tazminatı:

              Madde 19 – Katip ve hizmetlilere kanunlar ve Türkiye Noterler Birliği organlarının tesbit edeceği usuller dairesinde kıdem tazminatı verilir.

 

              Servisler:

              Madde 20 – Kanunda ve Yönetmelikte yer alan işlemler noterlik personeli tarafından ilgili servislerdeki çalışma ile görülür.

Servisler;

A) Başkatiplik  servisi,

B) İşlemler (muamelat) servisi,

C) Hesap işleri servisi ve vezne,

D) Tebligat servisinden oluşur.

 

              Başkatiplik servisi:

              Madde 21 – Bu servis,

a) Haberleşme ve yazışma işlerini yürütmek,

b) Kanun ve yönetmeliklerle tanzimi diğer servislere verilmemiş liste, beyanname ve bildiriler düzenlemek ve ilgili mercilere zamanın da göndermek,

c) Noterlikte tutulması gerekli defterleri usulüne uygun tutmak, (başkatip, noterin yazılı onayı olmak suretiyle defterlerden bazılarını ilgili servislere de tutturabilir.)

d) Emanetlerin teslim ve muhafazası için gerekli işlemleri yapmak,

e ) Her türlü karton ve dosyaları usulüne uygun olarak tutmak ve günlük işlem kağıtlarının ciltbentlere yerleştirilmesini temin etmek,

f) Arşiv bölümünü tanzim ve çalışma tarzını tayin, tesbit, yürütme ve denetlemek,

g) Noterlik dairesinin iç hizmetleri, temizlik ve koruma tedbirlerini yerine getirmek,

h) Aylık ve yıllık iş cetvelleri, beyannameler ve her türlü cetvelleri düzenlemek ve bunları ilgili yerlere göndermek ve gecikmeye meydan bırakmadan gerekli ödemelerin zamanında yapılmasını sağlamak,

İşlerini yapmakla görevlidir. Bu işler başkatiplik servisi tarafından yapılacağı gibi başkatibin teklifi, noterin onayı ile diğer servislere de yaptırılabilir.

 

              İşlemler (muamelat) servisi:

              Madde 22 – Kanunlarda genel ve özel olarak noterliklerde yapılması öngörülen tüm noterlik işlemlerini kanun ve yönetmelikte gösterilen şekil ve suretle hazırlamak, bu işlemlerin harç, vergi ve sair ücretlerinin tahakkukunu yapmak ve iş kağıtlarını vezneye gidebilecek şekilde hazırlamak ve işi biten kağıdı vezneye sevk etmekle görevli servistir.

İş yoğunluğuna göre noter servislerde yeteri kadar personel çalıştırır. Ancak, birden çok katibin çalıştığı serviste noter gerekli görürse bunlardan birisine «servis şefliği» görevini verir.

Şef, servisinin en yakın amiri olup, servisinin işlerini düzenli bir şekilde ve zamanında yapılmasından sorumludur.

 

              Hesap işleri servisi ve vezne:

              Madde 23 – Noterlik dairesinin gelir, gider, vergi ve sigorta gibi tüm hesap işleri ile vezne ve kasa işlerini ve noterin vereceği diğer işleri yürüten servis hesap işleri servisidir

Bu servis doğrudan doğruya notere bağlı olup vezne, kasa ve muhasebe bölümleri halinde çalışır. Vezne işlerini yürüten kişiye «veznedar» denir.

Servisler tam olan noterliklerde yevmiye defteri, muvazene defteri, harç, damga vergisi beyannameleri, bodrolar, vergi ve sigorta bildirimleri bu servis tarafından tanzim edilir.

Çalışma tarzı; işlemler servisinden çıkan her işlemin tahakkukunun doğru olup olmadığı başkatip tarafından kontrol edilerek paraf edildikten sonra vezneye gelir. Vergi, harç, resim değerli kağıdın ve diğer ücretlerin noksansız ve doğru tahakkuk ettiğine kanaat getiren veznedar evvela bu işlemin makbuzunu keser, bedelini tahsil eder. İşlemin sağ üst köşesine yevmiye numarası kor ve kağıdın sağ alt tarafındaki noterlik tasdik mahallini noterlik mühürü ile mühürler. İşin niteliğine göre evrakın üst orta kısmına örnek, tercüme ve sair şerhleri ihtiva eden kaşeyi basar. Yazı ile yazılması gerekli şerhlerin noksanlığı halinde tamamlanmak üzere servisine iade eder. İşleme değerlendirme pulu yapıştırılıyorsa bu pullara tarih damgası basılır. Bundan sonra altı notere, noter yokluğunda imzaya yetkili vekile imzalattırılır. Noterlikte kalacak nüsha alıkonularak diğeri ilgiliye verilir.

              (Değişik beşinci fıkra:RG-20/12/1995-22499) İşlem kâğıdının noterlikte kalan nüshası yevmiye defterine işlendikten sonra ait olduğu gruba ait cilt veya ciltbentte saklanır. Cilt veya ciltbentlere sığmayacak büyüklükte ya da kalınlıkta olan veya emniyet nedeniyle noter tarafından gerekli görülen işlemler ayrı yerde saklanır. Ancak, işlemin yevmiye numarası, niteliği, ilgilileri ve evrakın nerede saklandığı ayrı bir kâğıda yazılarak, o evraka ait cilt veya ciltbentteki yerine konur. İşlem tescile tabi ise bu arada bu da ikmal edilir ve evrakın üzerine tescil edildiği işareti konulur. Cilt veya ciltbente yerleştirilen evrakın her işi bitmiş olmalıdır.

              (Değişik altıncı fıkra:RG-20/12/1995-22499) Defter onaylamalarında onaylanan defterler için, onaylama şerhinde bulunan bilgileri kapsayan bir kâğıt, cilt veya ciltbentteki yerine tek tek veya toplu halde sıra takip etmek üzere konulur.

 

              Tebligat servisi:

              Madde 24 – Tebliği istenen kağıt noterlik dairesi aracılığı ile kanun ve nizamlara uyarak muhatabına ulaştırılması veya muhatabın ıttılaına en emin şekilde arz edilmesi ile görevlidir.

Tebligatın gerektirdiği bütün masraflar peşin veya avans olarak tahsil olunur. Tebliği isteyen tarafından bu suretle gerekli masrafın tamamı ödenmeyen tebligattan sarfınazar olunmuş sayılır.

              (Mülga üçüncü fıkra: RG-20/12/1995-22499)

              (Mülga dördüncü fıkra: RG-20/12/1995-22499)

Tebliği istenen kağıtların her nüshasına veznece yapılması gerekli işlemleri yapılır ve her nüshaya hangi yolla tebliği talep olunmuş ve noterlikçe uygun görülmüş ise bu hususu belirtir şerh konulur.

 

BEŞİNCİ KISIM

Tutulması Zorunlu Olan Defterler

 

              Adalet Bakanlığında tutulacak defterler:

              Madde 25 – Adalet Bakanlığında aşağıda gösterilen defterlerin tutulması zorunludur.

1 – Noterlik belgesine sahip olanlar defteri,

2 – Noterlikler defteri,

3 – Noterler sicil defteri ve sicil cüzdanı,

 

              Noterlik belgesine sahip olanlar defteri:

              Madde 26 – 1512 sayılı Kanunun 6. maddesindeki niteliklere sahip olanlar ile aynı Kanunun 17. maddesi gereğince noterlik stajını bitirmek suretiyle noterlik belgesi almaya hak kazananların kaydolduğu defterdir.

Bundan başka, 1512 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce noterlik veya noter yardımcılığı ehliyetnamesi aldığı halde tayini yapılmamış olanlar da bu deftere kaydolunur.

Bu defterde, sıra numarası, fotoğraf yeri, belge sahibinin adı soyadı, işi, belge tarihi, adres sütunları ile belgenin Kanunun hangi maddesine göre verildiği, teklif edilen noterlik, teklifin yapıldığı tarih, teklifin reddedildiği ya da reddedilmiş sayıldığı tarih, kaydının silindiği tarihlerin yazılmasına mahsus düşünceler sütunu bulunur.

 

              Noterlik belgesine sahip olanlar defterinden kaydın silinmesi:

              Madde 27 – Noterlik belgesine sahip olanların

1 – Atandığı noterlikte göreve başlaması,

2 – Noterliğe atanma koşullarını daimi olarak kaybetmesi,

3 – Adalet Bakanlığınca yapılan tekliflerin ikisini reddetmesi veya reddetmiş sayılması,

4 – Başvurması üzerine atandığı noterlik görevine başlamıyarak iki defa istifa etmesi veya istifa etmiş sayılması,

5 – Ölmesi,

Hallerinde defterdeki kaydı silinir.

Bu suretle defterdeki kaydı silinmiş olanların başvurmaları üzerine önceden almış oldukları belgeler iptal edilir ve bu husus defterin düşünceler sütununda gösterilir.

Yeniden başvuran, noterliğe atanma şartlarını yitirmediğini belgelendirmesi halinde noterlik belgesine sahip olanlar defterine, ilk defa başvuranlar için uygulanan usul gereğince yeniden kaydedilir ve yeni sıra numarasına göre belge verilir.

 

              Noterlikler defteri:

              Madde 28 – Noterlikler defteri, her noterliğin ayrı bir sayfaya kaydedildiği bir defterdir. Bu defterde noterliğin adı, dosya numarası, noterin adı, soyadı, göreve başlama tarihi, ayrılma tarihi, noterliğin sınıfı, iş yeri adresi ve düşünceler sütunları bulunur.

Noterin değişmesi halinde yeni notere ait gerekli bilgiler aynı sayfadaki özel yerlerine işlenir.

 

              Noterler sicil defteri:

              Madde 29 – Noterler sicil defterinde her noter ayrı bir sayfaya kaydedilir. Bu defter sıra numarası, sicil numarası, noterin adı ve soyadı, doğum yeri, doğum tarihi, noterliğe başladığı tarih, bulunduğu noterliklerin adları, göreve başlama ve ayrılma tarihleri, ne suretle atandığı, ayrıldığı ve düşünceler sütunlarını kapsar.

Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte noter olanlara Adalet Bakanlığınca kıdemlerine göre sicil numarası verilir. Daha sonra noterliğe atananlara da işe başlama tarihlerine göre sicil numarası verilir.

Sicil numarası bulunan bir kimse noterlikten ayrılıp, tekrar noterlik görevine atanması halinde eski sicil numarasını alır. Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce meslekten ayrılmış olup ta, yeniden noterliğe atananlar yeni sicil numarası alırlar.

 

              Noterler sicil cüzdanı:

              Madde 30 – Noterler sicil cüzdanı her noter için ayrı bir defter halinde tutulur. Bu defterde noterin fotoğraf yeri ile sicil numarası, kimliği, öğrenim ve askerlik durumu, eserleri, bildiği yabancı diller, ne suretle noterliğe atandığı, bulunduğu noterlikler ve bu noterliklere başlama ayrılma tarihleri, noterliğe atanmasından önce bulunduğu görevler, aldığı madalya ve ödüller, sağlık durumu, Adalet Müfettişliğince yapılan teftiş sonuçları, fahri olarak yaptığı görevler ve düşünceler sayfa ve sütunları bulunur.

 

              Bakanlıkça tutulacak dosya ve kartonlar:

              Madde 31 – Adalet Bakanlığında ayrıca atama, teminat, izin, teftiş, şikayet ve gerekli görülen sair konular için dosyalar tanzim edilebilir.

 

              Türkiye Noterler Birliğinde tutulacak defterler:

              Madde 32 – Türkiye Noterler Birliğinde aşağıda gösterilen defterlerin tutulması zorunludur.

1 – Karar defterleri,

2 – Sicil defterleri,

3 – Vasiyetnamelerin tesciline dair uluslararası sözleşmelere göre tutulacak defterler,

4 – Muhasebe defterleri,

5 – Diğer defterler,

6 – Disiplin Kurulu defterleri,

Türkiye Noterliği Birliğinde ve organlarında tutulacak defterler, düzenlenecek ayrı bir iç yönetmelikle ihtiyaca göre artırılabilir. Defterlerin nitelikleri ve nicelikleri ile muhasebe çalışmaları da bu yönetmelikle belirlenir.

 

              Karar defterleri:

              Madde 33 – A) Yönetim Kurulu ve Başkanlık Divanı Karar Defteri:

Yönetim Kurulu ile divan müzakere sonuçlarının yazıldığı defterlerdir. Kullanmaya başlamadan evvel notere onaylattırılır. Aynı defter birden fazla yıl için kullanılırsa, ilk yılın kararlarının bittiği sayfanın altına veya onu takip eden ilk sayfaya o yıla ait kullanmanın hangi sayfada bittiği yazılarak kapanır ve altı mühürlenip başkanlıkça imzalanır.

Kararın başlangıç sayfasında aşağıdaki kayıtlar bulunur.

a – Hangi kurula ait olduğu,

b – Tutanak numarası,

c – Tutanak tarihi,

d – Karar numarası,

e – Karar tarihi,

f – Kurulu teşkil eden üyelerin unvanları, ad, soyad ve asıl görevi,

g – Toplantıda bulunanların adı, soyadı ve kuruldaki görevleri,

h – Toplantıda bulunamayanların adı, soyadı ve kuruldaki görevleri,

i – Gündem maddeleri,

j – Karar fıkraları yazılır.

B) Birlik ve Odalar Memur ve Hizmetlileri Disiplin Mercii Karar Defterleri:

Bu defter el yazısı ile tutulur, tasdiki diğer karar defterleri gibi olur.

Yönetim Kurulu ve Divanca verilen kararların sadece karar fıkrası tarih ve numara sıra altında yazılır ve aslına uygunluğu Başkanlıkça mühür ve imza ile onaylanır.

Kişiler tarafından verilen disiplin cezaları deftere geçirilerek cezayı veren tarafından imzalanır.

 

              Sicil defterleri:

              Madde 34 – Sicil defterleri,

1 – Noterler sicil defteri,

2 – Türkiye Noterler Birliğinde çalışan memur ve hizmetliler sicil defteridir.

Bu defterler föy, kalamoza ve karton şekillerinde tutulabilir, yukarıdaki maddede açıklandığı şekilde onaylanır.

 

              Vasiyetnamelerin tescili sözleşmesine göre tutulacak defterler:

              Madde 35 – Vasiyetnamelerin tescil konusunda bir usul kurulmasına dair Avrupa Sözleşmesi uyarınca tescil gereken vasiyetnamelere iliş kin bilgiler sözleşmede yazılı olduğu şekilde bu defterlere işlenir. Bu defter de 33 üncü maddedeki usule göre onaylanır.

 

              Muhasebe defterleri:

              Madde 36 – Mevcut muhasebe usullerinden bir veya birkaçına göre aşağıdaki defterler tutulur

a – Yevmiye defteri,

bu ikisi birlikte de ‘tutulabilir’

b – Defteri kebir,

c – Kasa defteri,

d – Demirbaş eşya defteri,

e – Diğer yardımcı defterler,

f – Dahili muhabere defteri,

g – Dahili zimmet defteri,

Muhasebe defterleri, özel kanunlardaki usule göre tasdik ettirilir.

 

              Diğer defterler:

              Madde 37 – Diğer defterler

a – Muhabere defteri,

b- Zimmet defteri,

c- İç yönetmelikte belirtilecek defterler ile gerekli sair yardımcı defterlerdir.

Bu defterlerde 33 üncü maddedeki usule göre onaylattırılır.

 

              Disiplin kurulu defterleri:

              Madde 38 – Türkiye Noterler Birliği Disiplin Kurulunda, aşağıdaki defterler tutulur.

a – Esas defteri,

b – Talik defteri,

c – Muhabere defteri,

d – Karar defteri,

e – Zimmet defteri,

f- Karar kartonu,

g – Diğer yardımcı defter ve kartonlardan ibarettir.

Bu defterler 33 üncü madde uyarınca onaylanır.

 

              Noter odalarında tutulacak defterler:

              Madde 39 – Noter Odalarında aşağıda gösterilen defterlerin tutulması zorunludur.

1 – Noter odası üye kayıt defteri,

2 – Noter odası karar defteri,

3 – Stajiyer defteri,

4 – Noter katipleri sicil defteri,

5 – Noterlikler ortak cari hesap defteri,

6 – Diğer defterler.

 

              Noter Odası üye kayıt defteri:

              Madde 40 – Noter odasına bağlı noterliklerde görev yapan noterlerin üye olarak kaydedildiği defterdir. Bu defterde her notere bir sayfa ayrılır. Sayfanın sağ başına fotoğraf, altına noterin adı, soyadı, odaya kayıt numarası, noterliğin adı, noterin doğum tarihi, doğum yeri, noterliğe ilk tayin edildiği tarih ile nakli varsa geldiği veya gittiği noterlik, giriş aidatına ait makbuzun tarih ve numarası ve düşünceler sütunu ile noterin, her türlü tatbike medar olacak imzası ve mühürünü ihtiva etmesi gerekir.

 

              Noter Odası karar defteri:

              Madde 41 – Noter Odası karar defteri bu yönetmeliğin 33 üncü maddesinde yer alan karar defterleri gibi aynı şekilde ve usuller dairesinde tutulur.

 

              Stajiyer defteri:

              Madde 42 – Noter odaları, bölgelerindeki stajyerlerin durumunu gösteren bir defter tutarlar. Bu deftere stajyerin adı, soyadı, doğum tarihi ve yeri, adresi, bitirdiği okul, staj için müracaat ettiği tarih, kabul tarihi, staj yaptığı noterlik ve aldığı ücret ile stajın sonucu ve stajyer hakkında tanzim edilen rapor özetleri, imza yetkisi verilmişse tarihi ve vekalet ettiği noterlik adı ve süresi kaydolunur.

 

              Noter katipleri sicil defteri:

              Madde 43 – Her noter odası kendi bölgesindeki noterliklerde çalışan katipler için sicil defteri tutmakla zorunludur. Bu defter, birlik memur ve hizmetlileri için tutulacak defterler gibi tutulur. (Örnek 4)

Her oda, işbu yönetmelik yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde bölgesindeki katiplere bir sicil numarası vermek suretiyle bu deftere kaydetmek zorundadır. Sicil numarası verirken katiplerin noterliklerden hizmet süreleri esas alınır.

Bu deftere katibin sicil numarası, adı, soyadı, doğum tarihi ve yeri, çalıştığı noterlik, tahsil durumu, imza yetkisi varsa yetkinin verildiği veya alındığı tarih, aldığı cezaları, naklen geldiği veya gittiği noterlik adı ve ünvanındaki değişiklikler kaydolunur.

Noter Odasında tutulan bu defter kayıtları gizli olup ancak oda bunu, istendiğinde Bakanlık yetkilileri, Türkiye Noterler Birliği, Disiplin Kurulu gibi merciler ile o katibi çalıştıran veya çalıştırmak isteyen notere gizli olarak bildirir.

Noter katipliğine veya adaylığına yeni atananlar, tayin tarihini takip eden 15 gün içinde bu deftere kaydedilir. Her noter aldığı katip veya adayı bu süre içinde odaya bildirmekle yükümlüdür.

Bu defterden başka odalarda her noter katibi için yönetmeliğin 9 uncu maddesinde aranan belgeleri ve imza yetkisi verildikçe yemin zaptı suretlerini ve ceza verilmişse ilam ve kararları ihtiva eden bir dosya tutulur.

 

              Noterlikler ortak cari hesap defteri:

              Madde 44 – Noterlikler ortak cari hesap defteri, 1512 sayılı Kanunun 109 uncu ve 166/2. maddeleri uyarınca tutulacak defterlerdir.

A – 1512 sayılı Kanunun 109 uncu maddesine göre her bankada açılacak hesap için tutulacak Banka Cari Hesap Defteri,

B – 1512 sayılı Kanunun 166/12. maddesine göre kambiyo senetleri ortak hesabı için yine her bankada açılacak hesaba ait olmak üzere, tutulacak Kambiyo Senetleri Banka Cari Hesap Defteri (Örnek 5)

Bu defterler Yönetmeliğin 12 inci kısmındaki esaslar gözönünde bulundurularak tutulur.

 

              Diğer defterler:

              Madde 45 – Noter Odalarınca, ayrıca, görevli noterlikler defterleri, oda memurları sicil defteri, muhabere defteri, zimmet defteri, demirbaş eşya defteri, muhasebe yevmiye defteri, sigorta dosyası, gelen giden yazışmalar için kartonlar, her noter için ayrı ayrı yazışma dosyaları usullerine göre tutulur.

Odalarca tutulacak defterler, 33 üncü madde gereğince onaylanır.

 

              Noterliklerde tutulacak defterler:

              Madde 46 – Noterliklerde aşağıdaki defterlerin tutulması zorunludur.

1 – Yevmiye defteri,

2 – Emanet defteri,

3 – Tescil defteri,

4 – Muvazene defteri,

5 – (Mülga: RG-20/12/1995-22499)

6 – Teftiş defteri,

7 – Muhabere defteri,

8 – Zimmet defteri,

9 – Personel sicil defteri,

10 – İzin defteri,

11 – Demirbaş eşya defteri,

Noterliklerde tutulacak defterler kullanılmadan önce bağlı bulundukları hakimliğe tasdik ettirilir.

 

              Yevmiye defteri:

              Madde 47 –  (1) – (Değişik ilk fıkra : 15.11.1987) Yevmiye defteri iki sayfalı bir defterdir. Defterin sol tarafında, yevmiye sıra numarası, işin ni­teliği, ilgililer, harç, damga vergisi, katma değer vergisi ve değerli kağıt­lar, sağ sayfada diğer gelirler adı altında, noter ücreti, (Kanunlarında, harç, vergi ve resimden bağışık olduğu yazılı işlemler dahil) düzenleme ücreti, yazı (bildirim yazı ücreti dahil), çevirme, karşılaştırma tescil, emanetlerin saklanması, defter onaylama, yol ödeneği, aracılık ücreti, memur vasıtası ile tebliğ vesair ücretleri ile ücretler yekünu ve genel yekünsütunları kap­sar.

Yevmiye defterine, gelen iş kağıtları geliş sırasına göre numara alır ve deftere işlenir. Her iş günü bitiminde günlük işlerin kalem kalem ye­künları alınır.

Bir günkü yekunun altına varsa bir evvelki gün veya günler yekünu yazılır. 15 gün toplamı birinci dönem yekünu olmuş olur. Maliyeye veri­len beyanname yekünu bu miktarı ihtiva eder.

Ayın 16 ncı günü, ikinci dönemin birinci günü olduğu için yekünu alındıktan sonra evvelki günler yekünu eklenmez. 17 nci (İkinci dönemin ikinci günü) günün toplamı altına 16 ncı günün toplamı eklenir, bu suret­le ayın son günü ikinci dönemin toplamı bulunmuş olurki, ikinci dönem beyannameye bu miktarlar işlenir.

İkinci dönem toplamının altına, birinci dönemin toplamı eklenerek birinci ayın yekünu elde edilmiş olur. Bu yekûnda aylık cetvelin ve aylık gelirin işlendiği muvazene defterinin esasını teşkil eder. Aylık gelirler bu toplamın rakamlarına göre tespit edilir.

Türkiye Noterler Birliğine, Noterlik Kanununun 71. maddesine gö­re verilecek cetveller bu toplama göre hazırlanır.

Müteakip aylarda yukarıdaki usulle toplama işlemleri yapılır, bir ay evvelki genel yekün aylık son yeküna eklenerek sene tamamlanır. Bu su­retle yıl sonu hesaplan da bu yeküna göre yapılmış olur.

Görevli noterliklerde ortak cari hesaba ait işlemler yevmiye defteri sıra numarasına göre yevmiye kırmızı boyalı bir kalemle işlenir. Bu müm­kün olmazsa bu sıra numarasının düşünceler hanesine noterlikler ortak ca­ri hesabına ait olduğu işaret veya mühür basılarak belirtilir.

Yevmiye defteri yılın başında bir numaradan başlayarak sene sonu­na kadar, yapılan işlem kadar numara alır. 15 günlük yekünlara göre nu­mara yenilenmez, numara birbirini izler.

Noterlik Kanununun 52. maddesine göre tatilde yapılan işler tatili iz­leyen ilk iş gününün ilk yevmiye numarasına kayıt günü tarihi ile yazılır. Ondan sonra günlük işlere devam olunur.

(Değişik 11 nci fıkra – 15.11.1987) Aynı biçimde işlenmesi ve aynı bilgileri taşıması şartıyla bu defter, bilgisayar aracılığı ile de tutulabilir. Bu takdirde, bilgisayarda işlem gör­meye elverişli ve her birisi üzerlerine mühür basılmak, ilk ve sonuncu say­faları imzalanmak suretiyle yetkili Asliye Hukuk hâkimine onaylatılmış ve teselsül eden sıra ve onay numaraları yazılı olan müstakil kağıt yaprak­lar kullanılır. Bu yapraklar özel dosyada muhafaza edilir. Bir seri yaprağın işlenmesi bitince ciltlenerek, cilt kapağına kaç sayfadan ibaret olduğu ya­zılıp onaylandıktan sonra dairede saklanır.

(Ek fıkra -15.11.1987) Aynı ilgiliye ait, aynı nitelikteki birden fazla işler, numaraları tek tek belirtilmek suretiyle deftere tek kalem halinde işlenebilir.

 

—————————————————————————————————————-

(1) Maddede iki kez değişiklik yapılmıştır.

      Önce 2 Ekim 1984 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik değişikliği sırasında 11’inci fıkra eklenmiştir.

       15 Kasım 1987 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik değişikliği sırasında 1’inci ve 11’inci fıkralar değiştirilmiş ve 12’nci fıkra eklenmiştir. (Adalet Bakanlığı HİGM.nün 3/11/1987 tarihli ve 35709 sayılı onay yazısı. Bakınız:1987/74 sayılı genelge)

 

              Emanet defteri:

              Madde 48 – Noterliklere verilen her türlü emanetlerin kayıt defteridir. Defter karşılıklı iki sayfalı olarak kullanılır.

Sol tarafa, emanet tutanağının tarih ve numarası ile emaneti verenin adı, soyadı, baba adı, doğum tarihi, adresi ve adına yatırılanın adı, soyadı (biliniyorsa) baba adı, doğum tarihi, adresi açık olarak yazılır. Bu sayfaya lehine emanet yatırılan kimseye tutanağın bir örneğinin tebliğ edildiği tarih ve emanetin miktar ve cinsi, varsa özel vasıfları yazılır

Sağ tarafa, emanetin ilgiliye verilmesi işlemi yazılır. Emanetin verildiğini gösteren tutanağın tarih ve numarası, para ise çekin tarih ve numarası yazılır ve imzası alınır.

 

              Tescil defterleri:

              Madde 49 – Kanunlara göre tescilleri gereken işlemlerin yazıldığı defterlerdir.

Tescil defterine, tescili gerekli işlemler sıra numarası, işlemin tarih ve numarası, ilgililerin adı soyadı, işlemin niteliği yazılmak suretiyle tescil edilir. Tescilde işlem aynen yazılabileceği gibi özet halinde de yazılabilir. Kanunlarında gösterilen sair şekiller saklıdır.

Noterliklerde tutulacak tescil defterleri şunlardır:

1 – Mülkiyeti muhafaza kaydıyle yapılan satışların tesciline ait defter,

2 – Kanunların tescilini emrettiği akit ve işlemlerin kaydına mahsus tescil defteri.

Ayrıca, noterler dairelerinde yapılan vasiyetname vesair ölüme bağlı tasarruf işlemlerini, vasiyette veya tasarrufta bulunan ilgilinin soyadına göre tutulacak bir fihrist defterine işlem tarih ve numarasını da belirtmek suretiyle kaydederler.

 

              Muvazene defteri:

              Madde 50 – Noterliklerin aylık gelir ve giderlerinin kaydedildiği defterdir. Karşılıklı iki sayfa olarak kullanılır. Sol sayfasına yevmiye defterinde gösterilen kaynaklarına göre aylık gelirler, sağ sayfasına da aylık giderler yazılır.

 

              Değerli kağıt defteri:

              Madde 51 – (Mülga:RG-20/12/1995-22499)

 

              Teftiş defteri:

              Madde 52 – Adalet Müfettişlerinin teftişleri sonunda yapacakları tenkit ve tavsiyelerin işlenmesine mahsus defterdir.

 

              Muhabere ve zimmet defterleri:

              Madde 53 – Muhabere defteri, noterlik dairesine gelen ve noterlik ten gönderilen yazıların kaydedildiği defterdir. Bir yaprağına gelen, diğer yaprağına giden yazılar kaydedilir. Gelen ve giden yazılar için ayrı ayrı iki defter de tutulabilir. (Örnek 6)

Zimmet defteri, noterlik dairesinden gönderilen evrakın personel aracılığı ile diğer tarafa verilmesi halini tesbit eden defterdir. Bu defter bir tane olabileceği gibi, kambiyo senetleri protesto evrakının teslimi ve sair yazışmalar için ayrı olmak üzere birden fazla da olabilir. (Örnek 7)

 

              Personel sicil ve izin defteri:

              Madde 54 – Noterlik dairesinde çalışan personele ait bilgilerin kaydedildiği defterdir. Bu defterde her katip ile aday ve hizmetli için karşılıklı iki sayfa ayrılır. Sayfanın sol baş tarafına ilgilinin fotoğrafı yapıştırılır. Defterde adı soyadı, doğum tarihi ve yeri, baba ve anasının adı, öğrenim durumu, sicil numarası, iş yeri numarası, sigorta sicil numarası, işe giriş tarihi, ücreti, ücretindeki değişiklikler işten ayrılma nedeni ve tarihi, geldiği iş yeri ve görevler, bu noterlikte aldığı disiplin cezaları, daha önce aldığı disiplin cezaları sütunları bulunur.      (Örnek 4)

İş Kanununa göre ayrıca ücretli izin defteri tutulur.

 

              Demirbaş eşya defteri:

              Madde 55 – Özel kanuna göre tutulur. Mesleki faaliyetin ifası için noterin zati eşyası ile noter tarafından daire hizmetine tahsis edilmiş taşınır ve sabit eşya ve malzemenin tümü bu deftere yazılır. Bu eşyalardan amortismana tabi olanlar ayrı bir bölüme, amortismana tabi olmayanlar ise ayrı bir bölüme kaydedilir.

Bu defterin ayrı bir bölümüne noterlikte kullanılan mühür, başlık, kaşe gibi malzemelerin kaydedilmesi zorunludur. Bunların iptali halinde yenileri kaydolunur. İptal olunanların karşısına iptal edildiği yazılar ve iptal olunanlar imha edilmek üzere noter odasına gönderilir.

 

              Noterlikte tutulacak dosya ve kartonlar:

              Madde 56 – Noterliklerde gelen giden yazıları saklamak için aşağıda gösterilen dosya ve kartonların da tutulması zorunludur.

1 – Adalet Bakanlığı ve C. Savcılığından gelen yazılar kartonu,

2  -Türkiye Noterler Birliği ile noter odasından gelen yazılar kartonu,

3 – Değişik işlere ait gelen yazılar kartonu,

4 – Adalet Bakanlığı ve C. Savcılığına giden yazılar kartonu,

5 – Türkiye Noterler Birliği ile noter odasına giden yazılar kartonu,

6 – Değişik işlere ait giden yazılar kartonu,

7 – Genelgeler kartonu,

8 – Adalet Bakanlığı ve Türkiye Noterler Birliğine gönderilen cetveller kartonu,

9 – Teminat paraları makbuz kartonu,

10 – Noter katiplerine ait sözleşmeler dosyası,

11 – Noter personeli siciline ilişkin belgeler dosyası,

12 – Maliyeye yatırılan paralara ait makbuzlar kartonu,

13 – Müşterek hesaplara ait makbuz ve yazılar kartonu,

14 – Tavsiyeler dosyası,

15 – Tercümanlara ait yemin tutanakları kartonu,

16 – Noter ve imzaya yetkili katiplere ait yemin tutanakları kartonu,

              (Değişik son fıkra:  RG-20/12/1995-22499) Kanunen noterlikte kalacak işlemlerin nüsha ve örnekleri yevmiye sıra numarasına göre kendi gruplarına ait cilt veya ciltbentlerde saklanır. Her ciltbentte en çok ikiyüzelli dil bulunur. Ciltbentte kaç dilin olduğu kullanılmadan önce noter tarafından ciltbentin sonuna yazılarak onaylanır. İşlem kağıdı ile dilin yapıştırıldığı kısımlar noter mührü ile mühürlenir. Yine her cildin kaç sayfadan oluştuğu, noter tarafından cildin sonuna yazılıp onaylanır.

 

ALTINCI KISIM

Evrak, Defter ve Sair Büro Malzemelerinin Temini ile Evrak ve

Belgelerin Korunması ve İmhası

 

              Evrak, defter ve sair büro malzemelerinin temini:

              Madde 57 – Türkiye Noterler Birliği, organlarında ve noterliklerde kullanılan evrak, defter vesair büro malzemelerinin temini Türkiye Noterler Birliği ile organlarına ve noterlere aittir.

Bu ihtiyaçlar piyasadan veya Devlet Malzeme Ofisinden temin edilebilir.

İhtiyaçların Devlet Malzeme Ofisinden temini istendiğinde ofisin mübayaa şartlarına uygun talepte bulunulması zorunludur.

İhtiyaçlar noterin bağlı bulunduğu ofis ünitesinden karşılanır.

Noterlerde kullanılacak evrak ve defterlerde beraberlik sağlamak gerekli görüldüğü taktirde Türkiye Noterler Birliği aracılığı ile temin edilecek evrak ve defterlerin kullanılması zorunludur.

 

              Sabit eşya ve demirbaşların kullanılması:

              Madde 58 – Sabit eşya ve demirbaşlar, demirbaş defterine kaydedilerek numaralanır. Noterler ofisten sağlanan yazı ve hesap makinası ile sair büro malzemelerini bir liste halinde bağlı bulunduğu odaya derhal bildirmek zorundadır. Bunlar devlet dairelerindeki esaslara göre miadı dolmadıkça elden çıkarılamazlar. Bunun aksine hareket eden disiplin cezası ile cezalandırılır.

 

              Evrak, belge ve defterlerin saklanması ve korunması:

              Madde 59 – Noterliğe ait evrak, belge ve defterler noterlik arşivinde saklanır. Ancak vasiyetname ve emanet gibi özel surette muhafazası gereken belgelerin demir kasa veya çelik dolaplarda saklanması zorunludur.

Noterlik daire ve arşivlerinin yangın, su baskını, çalınma, sabotaj ve sair tehlikelere karşı korunması zorunludur.

Daire ve arşivin korunmasından noter ve başkatiple birlikte sorumludurlar.

 

              Evrak ve belgelerin imhası:

              Madde 60 – (Değişik:RG-20/12/1995-22499)

Noterlikte kullanılan evrak ve belgelerin imhası, Muhafazasına Lüzum Kalmayan Evrak ve Malzemenin Yok Edilmesi Hakkında 3473 sayılı Kanunun 6 ve Devlet Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesine dayanılarak hazırlanan Noterlik Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılır.

 

YEDİNCİ KISIM

Noterliklerde Kullanılacak Mühürler

 

              Mühür kullanma zorunluluğu ve temini:

              MADDE 61 – (Başlığı ile birlikte değişik: RG 12.6.2012 – 28321) Noterler, 8/8/1984 tarihli ve 84/8422 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Resmi Mühür Yönetmeliği hükümlerine göre temin edecekleri, noterliğin ismini taşıyan bir mühür kullanırlar.

Mühürlerin temin ve tedariki notere aittir. Mühürler, noterlik dairesinin demirbaşı olup, demirbaş eşya defterinde ilgili bölüme kayıt olunur.

İşin icabı ve zaruretine göre noterler birden fazla mühür kullanabilirler. Bu takdirde, ihtiyacı belirleyen Adalet Bakanlığının onayı ile 1 numaradan başlamak üzere ve sıra takip eden numaralı birden fazla mühür yaptırılır.

 

 

              Noterlik mührünün saklanması, devri, iadesi, yenilenmesi ve kaybı:

              MADDE 62 – (Başlığı ile birlikte değişik: RG 12.6.2012 – 28321) Noterlik mührünün saklanması, devri, iadesi, yenilenmesi ve kaybı hallerinde Resmi Mühür Yönetmeliğinde yer alan hükümlere göre işlem yapılır.

Noterlik mührünün herhangi bir sebeple kaybolması halinde durum derhal odaya da bildirilir.

 

              Noterlik mührünün kullanılma usulü:

              Madde 63 – Mühür, noterlikte yapılan her türlü işlemlerin en sonuna ve sağ alt köşeye ve noterliğin unvanı altına yazılan noterin veya imzaya yetkili memurun isim ve soyadının altına okunaklı şekilde basılır ve bunun üzeri noter veya imzaya yetkili memur tarafından imzalanır.

Ancak Kanunun 191. maddesine göre yabancı memleketlerde, konsolosluklar tarafından yapılan noterlik görevinin ifası sırasında işlemin altına ilgili konsolosluğun mühürü basılır.

 

              Mühür ve imza örneklerinin gönderilmesi zorunluluğu:

              Madde 64 – Noterler göreve başladıkları tarihten itibaren 15 gün içinde noterlik mührü ve imzalarının üçer örneğini bulundukları yer Va­liliğine, Adalet Bakanlığı, Türkiye Noterler Birliğine ve Noter Odasına gönderirler.

İmza yetkisi verilen stajyer ve kâtipler ve diğer vekiller hakkında da aynı hüküm uygulanır.

              (Ek son fıkra: RG 12.6.2012 – 28321) Noterlikte kullanılmak üzere yeni bir mühür temin edildiği takdirde, kullanılmasına başlanması üzerine birinci fıkra hükmüne göre işlem yapılır.

 

              Yapıldıkları ülke dışında kullanılacak noterlik işlemlerinde mühür ve imza onayı:

              Madde 65 – Türkiye’de yapılıp yabancı memleketlere gönderilecek noterlik işlemlerinin altındaki mühür ve imza o noterliğin bulunduğu yer Valiliğince onanır. Ancak, onama sadece imza ve mühüre ait olup işlemin münderecatına şamil değildir. İşlem ile, dışarıda iş görülecek ise, işin gö­rüleceği dış memleketin Türkiye’deki temsilciliğince yapılması gerekli muamelenin işin ilgilisince yaptırılması iş sahibine noterlikçe duyurulur.

              (Değişik: RG 12.6.2012 – 28321) Yabancı memleketlerde usulü uyarınca yapılan noterlik işlemlerinin altındaki o memleketin yetkili merciinin imza ve mühürü konsolos tarafından onanır. Özel kanun hükümleri saklıdır.

 

SEKİZİNCİ KISIM

Noterlik Stajı ve Stajiyerin Görevleri

 

              Noterlik stajının şekli:

              Madde 66 – Noter olabilmek için, Noterlik Kanunu’nun 6 ncı maddesindeki hükümler saklı kalmak kaydiyle anılan Kanun ve bu Yönetmelik hükümleri uyarınca staj yapılarak noterlik belgesi alınması şarttır.

 

              Stajda ücret:

              Madde 67 – Türkiye Noterler Birliğince tespit olunarak, Birlik bütçesinden stajiyerlere ödenecek ücret, hâkim adaylarına yapılan aylık ödemeden fazla olamaz.

Stajiyer hastalığını, yanında staj gördüğü noterin yazısı ve Cumhuriyet Savcılığının havalesi üzerine, hükümet tabiplerinden veya Devlet Hastanesi doktorlarından alacağı raporla belgelendirmek zorundadır. İzin süresi ile iki ayı geçmeyen hastalık hallerinde ücret kesilmez. Bir yıllık staj devresinde iki aydan fazla rapor alanlara, iki ayı geçen hastalık devresi için ücret ödenmez.

Stajın, Noterlik Kanununun 17 nci maddesine göre uzatılması halinde uzatılan süre için de stajyere ücret ödenmez.

 

              Stajın ne suretle yapılacağı:

              Madde 68 – Stajyer çalıştığı noterlikte, noterlik dairesinin mevcut servislerinde, noterin gerekli göreceği sıraya göre ve tensip edeceği sürelerde çalışmak zorundadır.

Noterlik stajı, işlemin neve’ine  göre harç, damga vergisi vesair ücretlerin hesaplanması, yevmiye defteri tutulması vezne, hesap işleri ve işlemler servisinde çalışılması ile noterlik dairesinin genel gözetimi hususlarını kapsar.

Noterlik stajı bir yıldır. Ancak, stajyer ilk altı ayda, staj yaptığı noterliğin bütün servislerinde stajı tamamlıyacaktır. İkinci altı aylık devrede, Noterlik Kanununun 33 üncü ve müteakip maddeleri ile kendisine verilen görevleri yapmak zorunda olduğundan bütün servislerin çalışması hakkında genel bilgileri kazanmış olması gerekir. Noter, stajyerin yetişmesi için lüzumlu göreceği tedbirleri alır.

 

              Staja alt rapor:

              Madde 69 – Noterlik Kanununun 16 ncı maddesine göre stajiyer için her üç ayda bir (Örnek: 9) daki şekle uygun olarak rapor düzenlenir.

Bu raporlardan altıncı ay sonunda verilecek raporda, stajyerin bir notere vekalet edebilecek niteliği kazanıp kazanmadığı hakkındaki noterin görüşü de yer alır. Noterlik Kanununun 33, 34 ve 35 inci maddelerinin uygulanması sırasında bu rapordaki noter görüşünün gözönünde  tutulması gerekir.

 

              Stajiyerlerin görev ve sorumlulukları:

              Madde 70 – Noterlik Kanununa göre kendisine imza yetkisi veya vekalet görevi verilen stajyerler, bu Kanunun sekizinci kısmında yer alan işlerin hepsini yapmakla görevlidirler.

Stajyerler yaptıkları işlerden dolayı o işin asıl görevlisi gibi sorumludurlar. Ayrıca, mesleğin vekar ve onuruna aykırı eylem ve hareketlerde bulunanlarla, görevini yapmayan veya kusurlu olarak yapan yahutta görevinin gerektirdiği güveni sarsıcı hareketlerde bulunan stajyerler hakkında, noterlik hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesi ve stajdan beklenen maksadın hasıl olması amacı ile durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Noterlik Kanununun 146 ncı maddesinde yazılı disiplin cezaları verilir.

 

              Stajyerin defterden kaydının silinmesi:

              Madde 71 – Aşağıdaki yazılı hallerde stajyerin defterden kaydı silinir.

A – İlgilinin noterliğe atanması,

B – Stajyerin kendi isteği ile stajdan ayrılması,

C – Stajyerin ölmesi,

D – Noterliğe atanma şartlarını kaybetmesi,

E – Noterlik belgesi almak suretiyle noterlik belgesine sahip olanlar defterine kayıt edilmesi,

F – Kayıt silinmesini gerektiren bir disiplin cezası almış olması,

Hallerinde stajyerin staj defterinden kaydı silinir.

Noterlik belgesi alamadan staj defterinden kaydı silinen bir stajyer, müddeti ne olursa olsun, sahip olduğu bütün hakları kaybeder.

Her ne sebeple olursa olsun defterden kaydı silinen stajyer yeniden staj yapmak isterse, staja yeni başlayanlar hakkındaki hükümler uygulanır.

 

DOKUZUNCU KISIM

Notere Vekalet ve İmza Yetkisi

 

              Notere vekalet:

              Madde 72 – Hangi hallerde, ne suretle ve kimlerin notere vekalet edeceği Noterlik Kanununun 33 34 ve 35 inci maddelerinde gösterilmiş bulunmaktadır.

Bir noterliğin boşalması veya noterin geçici bir süre işten hallerinde, noter odasınca görevlendirilecek bir stajyer yoksa, Cumhuriyet Savcısının Kanundaki sırayı gözetmek suretiyle ve ayrılması mahalli gerekli gördüğü taktirde noter odasının görüşünü de alarak görevlendirileceği vekil noterliği yönetir.

Geçici yetkili noter yardımcılarına vekalet, notere engel halinde vekalet ile boşalma veya geçici bir süre işten ayrılmalarda bir adalet memurunun görevlendirilmesi gereken hallere ilişkin Kanun hükümleri saklıdır.

Geçici Yetkili Noter Yardımcılarının hastalık ve izin gibi haklı engelleri nedeniyle usulünce vekalet görevi verilmiş adalet memurları, noter görevlilerinin daha sonra ortaya çıkacak engelleri halinde, vekil olabilme niteliğini kaybetmemiş olmaları ve mahalli Cumhuriyet Savcısının uygun görmesi kaydıyla yeni bir karara ve izne gerek olmaksızın noterliği vekaleten yönetirler. Ancak her defasında Adalet Bakanlığına bilgi verilmesi zorunludur.

 

              İmza yetkisi:

              Madde 73 – (Değişik:RG-30/4/1980-16975)

Noter;

a – Üç ayını tamamlamış stajyerine,

b – Süre aramaksızın dairesinde çalışan başkatibine,

c – Üç ayını tamamlamış katiplerinden bir veya bir kaçına imza yetkisi verebilir.

Tek katiple çalışan noterliklerde (c) bendindeki şart aranmaz.

Katip adaylarına imza yetkisi verilemez.

Noterliğin boşalması halinde ayrılan Noter tarafından verilmiş imza yetkileri kendiliğinden kalkar. Boşalan Noterliğe vekâlet eden Noter vekilinin yukarıdaki şartları taşıyanlardan, istediğine yeniden imza yetkisi vermesi gerekir.

 

              Yemin şekli  ve yetki belgesi:

              Madde 74 – Noter; stajyer, başkatip veya katiplerden birisine imza yetkisi verirse, Cumhuriyet Savcılığına yazı yazarak bunlara yemin ettirilmesini ister. Cumhuriyet Savcılığı noterin bağlı bulunduğu asliye veya münferit sulh hukuk mahkemesinden yemin ettirilmesini talep eder. Yemin, (bana verilen bu yetkiyi, kanun ve nizamlara uygun olarak tam bir tarafsızlık içinde, mesleğin onur ve haysiyetini korumak suretiyle yapacağıma vicdan ve namusum üzerine and içerim) şeklinde yaptırılır.

Yemini yaptıran mahkeme, en az üç nüsha zabıt tanzim eder. Zaptın birisi noterlikte saklanır, diğeri yetki verilen stajyer veya katibin dosyasına konulmak üzere noter odasına gönderilir.

İmza yetkisi verilen, kimseye, noter tarafından düzenlenen bir belge verilir. Bu belgede ilgilinin adı, soyadı, sıfatı, yetkinin verildiği tarih, yemini yaptıran mahkemenin adı, yetki sınırları, yetkinin kullanılacağı zaman ve yer belirtilir. Ayrıca yetkinin öncelik sırası yazılır ve fotoğraf yapıştırılarak, belge noterce onanır. (Örnek: 10)

 

              Yetki dereceleri ve İmza yetkisinin geri alınması:

              Madde 75 – Noter, stajyerine, başkatip  ve katiplerine imza yetkisi verdiği takdirde, bu yetkilerin öncelik sırasını yetki belgelerinde gösterir, İmza yetkisi birinci, ikinci ve üçüncü derecede olabilir. Bir önceki derecede imzaya yetkili kişi daha sonraki derecedekilerin önünde gelir.

Noterin herhangi bir sebeble görevi başında bulunmadığı sırada evrak, öncelikle imzaya yetkili kimse tarafından noter adına imzalanır. Bu takdirde imza yerine yetkili şahsın ismi ve sıfatı yazılır.

Noter gerekli gördüğü takdirde imza yetkisini her zaman geri alabilir ve keyfiyeti ilgiliye yazılı olarak tebliğ eder. Ayrıca noter yetkinin geri alındığını Cumhuriyet Savcılığı aracılığı ile Adalet Bakanlığına, Valiliğe, Türkiye Noterler Birliği ve Noter Odasına bildirmek zorundadır. Noter gerekli görürse İmza yetkisinin geri alındığını ve tarihini, giderleri kendisine ait olmak üzere bir gazete ile ilanını noter odasından isteyebilir.

 

ONUNCU KISIM

Teminat

 

              Teminat parasının yatırılacağı bankalar:

              Madde 76 – Noterlik mesleğine girenler ile noter vekilleri ve geçici yetkili noter yardımcılarının göreve başladıktan sonra, Noterlik Kanununun 38. maddesi hükmü uyarınca vermeleri zorunlu bulunan teminat paralarının yatırılacağı bankalar aşağıda gösterilmiştir.

1- T.C. Ziraat Bankası,

2- T. Emlak Kredi Bankası,

3- Sümerbank,

4- Etibank,

5- T. Halk Bankası,

6- Devlet Yatırım Bankası

7- T.C. Turizm Bankası,

8- T Vakıflar Bankası

9- T.C. Merkez Bankası

Bir noterliğin teminat parası, o noterliğin bulunduğu yerde mevcut, yukarıda gösterilen banka şubelerinden herhangi birinde ( … noterliği teminat hesabı) adı ile açtırılacak hesaba yatırılır. Her yıl yatırılması öngörülen teminat tutarları da aynı hesaba ilave olunur.

Bu hesap noter tarafından açılır ve (Adalet Bakanlığı veya Cumhuriyet Savcılığından talimat verilmedikçe bu hesaptan para çekilemez) şerhinin konulması da noterce bankaya bildirilir.

İlgili noter, teminat hesabını açtırdığı bankanın adını ve hesap numarasını, hesabın açıldığı tarihten itibaren en geç on gün içinde C. Savcılığı aracılığı ile Adalet Bakanlığına ve Türkiye Noterler Birliğine bildirmekle yükümlüdür

 

ONBİRİNCİ KISIM

Noterlik Görevinin Yürütülmesi

 

              Görev bölümü:

              Madde 77 – Noter, noterlik dairesi servislerinde çalışan personel arasında, iş durumuna göre gerekli görev bölümünü yaparak dairenin düzenli bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür.

Noterlik görevinin yürütülmesinden noterle birlikte başkatip de sorumlu olup, başkatip dairedeki bütün servislerin bu servislerde çalışan personelin amirdir.

 

ONİKİNCİ KISIM

(Değişik kısım başlığı:RG-20/12/1995-22499)

Noterlik Aidatı ve Noterlikler Ortak Cari

Hesabı ile Bunlara İlişkin İşlemler

 

              Noterlik Aidatının Gönderilme Zamanı ve Şekli:

              Madde 78 – (Başlığı ile birlikte değişik: RG-20/12/1995-22499)

Noterlik aidatının yasal süresi içinde Türkiye Noterler Birliğine gönderilmesi zorunludur.

Ödeme, Birlik tarafından gösterilen banka hesaplarına veya aynı bankaların şubelerine yatırılmak suretiyle yapılır.

Çek veya başka suretlerle gönderilmesinden dolayı paranın Birlik hesaplarına anılan süreden geç intikal etmesi halinde aidat zamanında yatırılmamış sayılır ve bu nedenle doğacak faiz ve masraflarla diğer sorumluluklar notere ait olur.

 

              Noterlikler Ortak Cari Hesabı:

              Madde 79 – (Başlığı ile birlikte değişik: RG-20/12/1995-22499)

Her noter odası, kendi bölgesinde birden çok noter olan yerlerde, noterlikler tarafından Noterlik Kanununun 109 uncu maddesi kapsamında yapılacak işlerden alınacak gelirlerin yatırılması için milli bankalardan birisinde (Noterlikler Ortak Cari Hesabı) açtırır ve bunu bölgesindeki noterliklere duyurur. Durum ayrıca Türkiye Noterler Birliğine de bildirilir.

 

              Ortak Cari Hesaba Giren İşlemlerde Örnek Verme: (Değişik madde başlığı: RG-20/12/1995-22499)

              Madde 80 – Noterlik Kanununun 109 uncu maddesi kapsamına giren işlerden işlemin yapıldığı sırada fazla örnek istenmesi halinde bu örnekler aynı gün ve yevmiye numarası altında verilir. Ancak başka bir gün örnek istenirse esas işlemden ayrı tarih ve yevmiye alacağı cihetle işlem yalnız örnek işlemi olarak kabul edilir, hasıl olan noterlik geliri işlemi yapan notere ait olur.

 

              Uyulması Gereken Kurallar:

              Madde 81 – (Başlığıyla birlikte değişik: RG-20/12/1995-22499)

Noterlikler, Noterlik Kanununun 109 uncu maddesi kapsamında yaptıkları işleri, yevmiye defterine yevmiye sıra numarasına göre işlerler ve bu Yönetmeliğin 47/8 inci maddesindeki şekilde işlem yaparlar.

Noterin bu kapsamdaki iş için iş sahibinden tahsil edeceği kesin giderden Devlete ait harç, damga vergisi, değerli kâğıt bedeli ayrıldıktan sonra geriye kalan her çeşit ücret (Noter ücreti, yazı, karşılaştırma, düzenleme ücreti, yol ödeneği gibi) ile harç ve damga vergisinden ve değerli kâğıttan dolayı noter hissesi tutarının tamamının (Noterlikler Ortak Cari Hesabı)’na işlemi takip eden beş iş günü içinde yatırılması zorunludur.

Ortak Cari Hesaba giren işlemi yapan noterler, aldıkları her türlü ücreti (Noterlikler Ortak Cari Hesabı)’na yatırdıktan sonra alacağı iki nüsha makbuzun birisini en kısa zamanda hesabına işlenmek üzere bağlı bulunduğu odaya gönderir, diğer nüshasını kendi dosyasında saklar.

Ortak cari hesaba giren işlemi yapan noterlerce, o ay içinde noterlikler ortak cari hesabına yatırılan miktarlar muvazene defterine gider olarak kaydedilir.

Noterlikler ortak cari hesabından üç ayda bir yapılan dağıtımdan noterlik hissesine düşen miktar, dağıtımın yapıldığı ay itibariyle muvazene defterine gelir kaydolunur.

 

              Noter Odasınca Yapılacak İşler ve Gelirin Dağıtımı:

              Madde 82 – (Değişik: RG-20/12/1995-22499)

Ortak cari hesaba giren işlemlerle ilgili olarak yatırılan miktarlara ait makbuzlar noterlerden odaya geldikçe, her ayrı yer için ayrı olarak tutulan defterde, o noterin hesabına işlenir. Bankadan gelen dekontlar bu kayıtlarla karşılaştırılarak mutabakat sağlanır.

Ortak cari hesaba dahil işlemleri yapan noterler, odaların bu konudaki denetleme görevlerini yapabilmeleri için, her işleme ait Ortak Cari Hesaba Ait Bildirim Cetveli düzenlemek ve beş iş günü içinde banka dekontu ile birlikte Noter Odasına göndermek, ayrıca her ayın sonunda bir önceki ay için yaptıkları bu tür işlemlerin tarih, yevmiye numarası, değeri, makbuz tarihi ve yatırılan miktarı gösteren İşlem Cetvelini düzenlemek ve ay sonunu izleyen beş iş günü içinde Noter Odasına göndermek, her iki cetvelin birer örneğini de dairede saklamakla yükümlüdürler.

Her üç ay sonunda ortak hesapta toplanan paralar o yerdeki ilgili noterlere ve Noterlik Kanununa göre görevlendirilmiş noter vekili varsa vekile noter geliri olarak ve muvazene defterine kaydedilmek üzere, eşit miktarda ödenir. Ödemenin ne şekilde yapılacağı, çek veya nakit yapılması, gerektiğinde üç ay dolmadan avans ödenmesi konularında oda genel kurulları yıllık olağan toplantılarında, oda yönetim kurullarını yetkili kılabilir.

Üç aylık süre dolmadan evvel herhangi bir sebeple noterlik mesleğinden ayrılan veya başka bir oda bölgesindeki noterliğe atanan noterin, o güne kadar birikmiş olan meblağdan hissesi, süre sonu beklenilmeksizin derhal ödenir, noterin ölümü halinde ödeme kanuni mirasçılarına yapılır.

 

 

ONÜÇÜNCÜ KISIM

Gözetim ve Denetim

 

              Denetim Yetkisi ve Zamanı:

              Madde 83 – (Değişik birinci fıkra – 2.10. 1984) Noterlikler, Türki­ye Noterler Birliği ve Birliğin mahalli organları olan Noter Odalarının her türlü faaliyetleri ile hesap ve işlemleri Adalet Müfettişleri ve Cumhuriyet Savcılarınca denetlenir. Türkiye Noterler Birliği ve Odaların Cumhuriyet Savcılarınca denetimi, Adalet Bakanlığı tarafından gerekli görüldüğünde verilecek talimata göre yapılır. Ayrıca, Noterlikler ile Noter Odaları, Tür­kiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu ile görevlendireceği bölgesel organ­ları tarafından da denetlenir.

Adalet Müfettişleri ve Türkiye Noterler Birliği tarafından yapılacak teftişlerin zamanı gereğine göre ilgili mercilerce tayin ve tespit olunur. Noterliklerin, Cumhuriyet Savcılarınca yılda en az bir defa yapılması ön­görülen teftişlerin her yıl Mayıs ayı içinde yerine getirilmesi zorunludur.

 

              Denetime Başlama:

              Madde 84 – (Değişik birinci fıkra:  RG-20/12/1995-22499) Denetimin ilgili dairenin çalışma saati içinde ve mesai saatlerine riayet olunarak yapılmasına gayret edilir. Denetimi yapacak kimse, denetlenen dairenin yetkilisine, kimlik kartı veya yetki belgesini gerektiğinde veya istendiğinde gösterir.

              (Değişik ikinci fıkra: RG-20/12/1995-22499) Hizmetin gereği gibi yürütülebilmesi için denetimi yapan kimsenin sıfatına yakışır uygun bir yer sağlanır. Göreve başlandığında başlama tutanağı düzenlenir ve altı, denetimi yapan kimse ile dairenin yetkilisi tarafından imzalanır. İki nüsha düzenlenen bu tutanağın bir nüshası dosyasına konmak üzere daire yetkilisine verilir.

(Değişik 3. fıkra 2.10.1984) Denetlenen dairenin yetkilisi, denetim­den beklenen sonucun elde edilmesi için gerekli kolaylıkları göstermek suretiyle deneticiye yardımcı olur. Özellikle istek halinde hizmeti aksat­mamak şartı ile eleman ile gerekli araç ve gereç sağlanır.

 

              Denetim Usulü:

              Madde 85 – (Değişik 1. fıkra – 2.10.1984) Adalet Müfettişleri tarafından yapılacak denetim, Teftiş Kurulu Başkanlığı Yönetmeliğinde gösterilen; Türkiye Noterler Birliği tarafından yapılacak denetim ise, Birliğin saptayacağı usul ve şekilde yürütülür. Cumhuriyet Savcıları tarafından noterliklerin denetiminde izlenilecek usul, Adalet Bakanlığınca saptanır ve denetim sırasında düzenlenecek rapor örneği bir genelge ile gönderilir. Cumhuriyet Savcılarınca üç nüsha olarak düzenlenecek denetim raporunun bir nüshası notere verilir, bir nüshası Savcılıkta saklanır ve diğer nüshası da denetimi izleyen bir hafta içinde Adalet Bakanlığına gönderilir.

Noter odalarının, Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunca yaptırılacak teftişlerinde;

a – Kanun ve yönetmelikte yer alan defterlerin usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığı,

b – Harcamaların ve bütçe uygulamalarının usulüne uygun olup olmadığı,

c – Kanuni görevleri ile Birlikçe verilmiş diğer görevlerin yerine getirilip getirilmediği,

d – Kanun, yönetmelik, genelge, emir ve talimatlara uyulup uyulmadığı,

e – Teftiş yapan tarafından gerekli görülecek sair hususlara bakılır.

 

ONDÖRDUNCÜ KISIM

Noter ve Katiplerine Borç Para Verilmesi

 

              Verilecek borcun saptanması:

              Madde 86 – (Değişik: RG-20/12/1995-22499)

Türkiye Noterler Birliği, noter ve noterlik personeline aşağıdaki şartlar dairesinde borç para verir.

Her yıl bütçesinin (noter ve noterlik personeline verilecek borç) faslına konulacak ödenek, bu kredinin karşılığını teşkil eder.

Yeniden kurulan ve boşalan noterliklere atananlara, noterliklerin sınıfı ve atamanın şekli dikkate alınarak verilebilecek borç para miktarları konulan bu ödeneğe göre, her yıl Yönetim Kurulu tarafından tespit olunur.

Atama dışındaki sebeplerle borç isteyen noterlere kredi verilip verilmemesi, verilecek ise miktarın belirlenmesi noterin gösterdiği nedenlere göre ve ödenek durumu dikkate alınarak Yönetim Kurulunca saptanır.

Noterlik personeline verilecek borç miktarı, almakta oldukları aylık brüt ücretin iki katını geçemez.

 

              Vade ve usul:

              Madde 87 – (Değişik: RG-20/12/1995-22499)

Borç para bir yıl için verilir. Ancak bu süre Birlik Yönetim Kurulu kararıyla kısaltılabileceği gibi iki yıla kadar da uzatılabilir.

Borç para karşılığında faiz alınmaz. Ancak, bu işlemlerle ilgili giderler borç isteyenden ayrıca tahsil edilir.

 

              Teminat ve kefalet:

              Madde 88 – (Değişik: RG-20/12/1995-22499)

Borç isteyen noter veya noterlik personelinin, Türkiye Noterler Birliği tarafından verilen borç miktarını ödemeyi taahhüt eden, örnekleri Birlik tarafından kendilerine gönderilecek taahhütnameyi imzalayarak göndermeleri yeterlidir.

Ancak, Birlik Yönetim Kurulu gerekli gördüğü takdirde başka teminat isteyebilir.

 

              İstemin kabulü ve tahsil usulü:

              Madde 89 – (Değişik: RG-20/12/1995-22499)

Türkiye Noterler Birliğine gönderilen borç isteme kâğıdı Yönetim Kurulu tarafından incelenerek istemin kabulü halinde, kendisine borç para verilmesine karar verilen noter veya noterlik personelinden, yukarıdaki maddede anılan taahhütnamenin imzalanarak gönderilmesi istenir.

Ödeme, taahhütnamenin Türkiye Noterler Birliğine gelişindeki kayıt sırasına göre yapılır.

Borç para alan noter veya noterlik personeli, Birlikçe kendisine ödeme yapıldığı ayı takip eden ay sonunda ilk taksidini ve müteakip ay sonlarında da diğer taksitlerini öder.

Taksitlerin ödeneceği belirtilen banka şubesine veya PTT’ye yatırıldığı tarih, taksitin ödeme tarihidir.

Taksitlerden üst üste ikisinin veya üç ay içinde iki taksitin zamanında ödenmemesi halinde borcun tamamı muacceliyet kesbeder ve kanuni takibata geçilir.  

 

ONBEŞİNCİ KISIM

Noterlik İşlemlerinde Uyulması Gerekli Hususlar

 

              Kimlik tesbitinde izlenecek yol:

              Madde 90 – Noter, belgelendirme isteminde bulunan ilgili ile işleme katılan kimselerin kimliğini tesbit edebilmek için nüfus hüviyet cüzdanı, buna dayalı olarak resmi mercilerden verilmiş pasaport, ehliyet, fotoğrafı kimlik kartı vesair kimlik belirten belgeleri aramak zorundadır.

Bu belgelerin gösterilmemesi veya noterin gerekli görmesi halinde tanık dinlemek yoluyla da kimlik tespit olunabilir.

 

              Yeteneğin tesbiti:

              Madde 91 – Noterin ilgilinin yeteneği hakkında bir kanı sahibi olması gereklidir. Temyiz kudretine sahip bulunan ve işlemin niteliğine göre gerekli yaşa girdiği anlaşılan herkes hukuki işlemleri yapmaya ehil olup, bu yaş resmi belge ile saptanır. Tanık veya kanı ile yaş tespit edilemez.

İlgilinin yaşlılık, hastalık veya dış görünüşü itibariyle yeteneğinden şüphe edilmesi veya bu konuda ihbar ve şikâyet bulunması hallerinde temyiz kudretinin varlığı doktor raporu ile saptanır. Bu takdirde metnin içinde tarih ve numarası ile rapordan bahsedilir, raporun aslı işlemin noterde kalan nüshasına eklenir.

Hukuki işlerin belgelendirilmesi anında ilgili iradesini serbestçe ve kendi isteğine uygun olarak beyan etmelidir. Beyanın tam ve eksiksiz olarak yazılması gereklidir. Yapılan işlemin niteliğine göre gerekli soruların sorularak işlemin sonucu hakkında ilgiliye açıklama yapılması gereklidir.

 

              Başkaları adına işlem yaptıracaklardan aranacak belgeler:

              Madde 92 – Başkaları adına işlem yaptıracaklardan Noterlik Kanununun 79 uncu maddesinde yazılan belgelerin aranması işlemle ilgili kısımlarının örneklerinin işlem kağıdına eklenmesi zorunludur. Vekil ve mümessilin temsil ettikleri kişiler birden çok iseler, temsil ettikleri bütün kişilerin ad ve soyadlarının işleme teker teker yazılması ve ibraz olunan belge veya belgelerin bu kişileri tamamen kapsaması şarttır.

Yetki izni gösteren belgeler:

a – Vekil için, vekaletname düzenlemeye yetkili makam veya noterlerce onanmış vekâletname,

b – Veli için, kendisi veya velayeti altında bulunan küçüğün nüfus hüviyet cüzdanları,

c – Vasi ve kayyım için, mahkeme kararı ve nüfus cüzdanları,

d – Mirasçı için veraset belgesi ve nüfus hüviyet cüzdanları,

e – Mümessiller için, temsil veya izin kağıdı,

f – Köy hükmi şahsiyetini temsil yetkisine haiz muhtarlar için yetkili idare makamların usulüne göre verecekleri yetki belgeleridir.

 

              İşlemlere fotoğraf yapıştırılması:

              Madde 93 – Aşağıdaki noterlik işlemlerinde ilgilinin fotoğrafının yapıştırılması zorunludur.

a – Niteliği bakımından tapuda işlem yaptırılmasını gerektiren sözleşmelere,

b – Niteliği bakımından tapuda işlem yaptırılmasını gerektiren vekaletnamelere,

c – Vasiyetname,

d – Mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış,

e – Gayrimenkul satış vaadi,

f – Vakıf senedi,

g – Evlenme mukavelesi,

h – Evlat edinme,

ı – Tanıma,

j – Mirasın taksimi sözleşmesi,

k – Boşanma davaları için düzenlenecek vekaletnameler,

Yukarıda sayılan işlemler dışında kalmakla beraber, diğer kanunların öngördüğü, noterin işlemin ve ilgilinin durumuna göre gerekli bulduğu veya bizzat ilgilinin istemde bulunduğu işlem kağıtlarına da fotoğraf yapıştırılabilir.

Asıllarına fotoğraf yapıştırılması zorunlu noterlik işlemlerinin, çıkartılacak örneklerine de fotoğraf yapıştırılması zorunludur.

 

              Örnek ve kimlere verilebileceği:

              Madde 94 – Örnek, noterlikte yapılmış bir işlemin veya ilgilisince ibraz olunan bir belgenin tamamının veya istenilen kısmının istenildiği kadar, yazı, fotokopi veya benzeri usullerle çıkartılarak aslının aynı olduğuna dair bir şerhi kapsayan ve noterliği mührünü ve görevlinin imzasını taşıyan belgedir.

Örneklerin kimlere verileceği Noterlik Kanununun 94 ve 95. maddeleri hükümleri uyarınca saptanır.

 

              Örnek verme şekilleri:

              Madde 95 – a – İbrazdan örnek:

İlgili tarafından ibraz edilip, örneğin çıkartılması ve onaylanması istenilen bir belgenin usulünce örneğinin çıkartılarak verilmesine ibrazdan örnek çıkarma denir.

İbrazdan örneklerin altına (ibraz edilenin aynıdır) ibaresini kapsayan bir şerh konulur.

İbrazdan örnek vermede, örneklerden bir nüshası dairede saklanır. Bu nüshaya ilgilinin imzası (ibraz ettiğim aslına uygundur) şerhinin altına alınır. İbraz edilen aslına örneğin tarih ve yevmiye numarası yazılıp, noter mühürü ile mühürlenir.

Aslında bir bozukluk olan belgelerin, örneklerinde bu bozukluğun açıklanması şarttır.

İbraz olunan belgenin örneği ilgili tarafından dışarda da çıkartılıp, onama için noterliğe ibraz olunabilir.

Bu takdirde örnek ile asıl belge noterlikçe karşılaştırılır. Asıl ve örneğin yekdiğerine uygunluğu şerhte belirtilir.

Her ne suretle olursa olsun çıkartılan örneklerde belgenin belirli bir kısmının örneği de ilgilinin isteği üzerine çıkartılabilir. Bu takdirde bu husus açıkça yazılır.

b – Daireden örnek:

O noterlikte yapılmış bir işlemin ilgilisinin isteği üzerine yeteri kadar örneği çıkartılıp aslına uygunluğu onaylandıktan sonra ilgiliye verilmesine, daireden örnek verme denir

Ciltbentde saklı işlemin örneği istenilenden bir fazla çıkarılır, bunların altına (işbu örnek dairede saklı …….tarih ve …..yevmiye nolu aslının veya nüshasının aynıdır) şerhi konur. Bu şerhin altına noterlik mühürü basılarak, yetkili tarafından imza edilir. Örneğin birinci sayfasınınbaştarafına (örnektir) damgası basılır veya yazı ile (örnektir) ibaresi yazılır ve örneğe o günkü tarih ile yeni yevmiye numarası konur. Fazla çıkarılan nüsha dairede saklanır.

Şerhlerde kaç örnek verildiği herhalde belirtilir ve dairede kalan nüshaya ilgilinin imzası alınır

c – Yabancı dilde yazılı kağıttan örnek

Örneği istenen kağıt yabancı dilde yazılmış ise, evvela bu kağıt usulünce tercüme olunur. Sonra, yabancı dildeki kağıdın örneği çıkartılıp gerekli şerh verilmek suretiyle onaylanır. Ayrıca, gerek ilgilisine verilen, gerekse dairede saklanan nüshalara tercüme edilmiş nüshaların birer adedi de eklenir.

d – Yazıdan başka usullerle örnek çıkarma

İlgili ister veya noter gerekli görürse fotokopi, teksir makinası, fotoğraf veya benzeri usullerle de örnek çıkartılabilir

Bu takdirde, tarifede gösterilen ücretler alınır ve diğer hususlarda yazılı örnek verilmiş gibi hareket olunur.

e – Başka bir noterlikten örnek getirtme (Aracılık)

Giderleri başvurulan notere verilmek sureti ile ve bu noterlik aracılığı diğer bir yerdeki noterlikten de bir işlemin örneği getirtilebilir.

Bu gibi hallerde, başvurulan noter, diğer yerdeki notere ilgilinin isteğini yazı ile bildirmekle beraber, acele hallerde -telgraf, teleks veya telefonla durumu haber verir ve yazının gönderildiğini de açıklar.

Örnek çıkarma ve onaylama giderlerinin tümü ile birlikte gerekli haberleşme masraflarını da ilgiliden tahsil eder. İşlemin gerektirdiği harç, vergi ve noterlik giderlerini, örneği çıkaran notere gönderir. Kendisi ücret tarifesi ile saptanan aracılık ücretini alır.

 

              Çevirme işlemleri:

              Madde 96 – Belgelerin bir dilden diğer dile veya bir yazıdan başka bir yazıya çevrilmesine ve noterlikçe onaylanmasına çevirme işlemi denir.

Noterin, çevirmeyi yapanın o dili veya yazıyı doğru olarak bildiğine, diplomasını veya diğer belgelerini görerek veya diğer yollarla ve hiçbir tereddüde yer kalmayacak şekilde kanaat getirmesi gerekir.

Noterlik Kanununun 75. maddesinin son fıkrası gereğince noter tercümana Hukuk Yargılama Usulü Kanununa göre and içirir. Bunun bir tutanakla belgelendirilmesi zorunludur. Bu tutanakta tercümanın adı, soyadı, doğum tarihi, iş adresi, ev adresi, tahsil derecesi, hangi dil veya dilleri, hangi yazıyı bildiği, noterin çevirenin bu dil ve dilleri veya yazıyı bildiğine ne suretle kanı sahibi olduğu, yemin biçimi ve tutanağın tarihini gösterir. Tutanağın altı noter ve tercüman tarafından imzalanır.

Kendisine çevirme yaptırılan kimselerin yemin tutanakları noterlik dairesinde özel bir kartonda saklanır. Noter, kartonunda yemin tutanağı bulunmayan bir kimseye çevirme yaptıramaz.

Noter tarafından ilgilisinden alınan çevirme ücretleri noterlik dairesinin gelirlerinden olup, yevmiye defterine gelir olarak kaydedilir. Noterin çevirene ödediği parada dairenin giderlerindendir.

Çevirme ücreti hesaplanırken, çevrilmesi istenilen yazının sayfaları değil, çevirme yapıldıktan sonra noter tarafından yazdırılan değerli kağıdın sayfa sayısı esas tutulacaktır.

Çevirme işleminin, ilgilinin bulunduğu yer noterliğinde yaptırılması mümkün bulunmayan hallerde, o noterlik aracılığı ile başka bir yer noterliğinde çevirme yaptırılabilir. Bu takdirde, ilgiliden ayrıca, aracılık ücreti de tahsil olunur.

 

              Protesto işlemleri:

              Madde 97 – Keşidecinin veya hamilinin istemi üzerine Türk Ticaret Kanununun 625. maddesinde yazılı, vadesi hulul etmiş bir poliçenin, (kambiyo senedi, çek, emre muharrer senet) «kabul edilmeme» veya «ödeme» halle rinde, kabul etmeme veya ödememe durumunun noterlik tarafından belgelendirilmesine protesto işlemi denir.

Noterler protesto işlemlerini Türk Ticaret Kanununda yazılı şekil ve şartlara göre yaparlar.

 

              İhtarname ve ihbarname işlemleri:

              Madde 98 – Her türlü hukuki işlemlerde muhatabına kanun, sözleşme, örf ve adetten doğan hak ve isteklerin yazılı şekilde bildirilmesi veya haber verilmesi için yapılan işlemlere ihtarname veya ihbarname denir.

İhtarname veya ihbarname işlemleri Noterlik Kanununda öngörülen şekil ve şartlara göre yapılır.

 

              Defter onaylama işlemleri:

              Madde 99 – Defter onaylaması, kanunlarca noterlikte onaylanmaları öngörülen defterlerin kanun ve yönetmelikte gösterilen şekil ve şartlara göre onaylanmaları işlemidir.

 

              Onaylama usulü:

              Madde 100 – Ciltli olarak noterliğe getirilen defterlerin her sayfası birden başlamak ve teselsül etmek suretiyle numaralanır.

Tek sayfa olarak tutulan defterler tek numara ile çift sayfa olarak tutulan defterler iki sayfaya da aynı numara verilmek suretiyle numaralanır. Numaralama noterlikçe yapılabileceği gibi önceden de yapılmış olabilir. Bu takdirde noterlik teselsülü kontrol eder. Her sayfa ayrıca noterlik mührü ile mühürlenir.

Defterler müteharrik yapraklı ise her yaprak ciltli defterler gibi muamele görür. Onaylanmış yapraklar bittiği takdirde, yeniden getirilen yapraklar evvelce onaylanan yaprakların en son numarasından itibaren teselsül ettirilir. Ayrıca ilave olunan yapraklar onaylama şerhinde noterlikçe belirtilir.

 

              Onaylama şerhinde bulunacak hususlar:

              Madde 101 – Defterlerin ilk ve son sayfasına noterlikçe aşağıdaki bilgileri kapsayan birer şerh konulur.

İlk sayfaya konacak onaylama şerhinde

a) Defter sahibinin gerçek kişilerde evvela soyadı, adı ve müessesenin ilgilice bildirilen unvanı. İlgili tüzel kişi ise unvanı.

b) İş adresi, iş ve mesleğin nevi,

c) Defterin nevi,

d) Defterin kaç sayfadan ibaret olduğu,

e) Defterin kullanılacağı dönemi

f) Defter sahibinin bağlı bulunduğu vergi dairesi,

g) Onaylama tarihi,

h) Yevmiye numarası bulunur.

Noterliğin mührü ile noterin veya görevlinin imzasını da taşıyacak bu şerh defterin ilk sayfasına el ile yazılabileceği gibi ayrı bir kağıda makine ile yazılıp ilk sayfaya yapıştırılabilir. Bu takdirde kağıdın dört köşesine noter mührü basılır.

Defterin son sayfasına ise, defterin kaç sayfadan ibaret olduğu yazılarak altı noterlik mührü ile mühürlenip noter tarafından imza olunur. Bu şerhe onaylama tarihi ile yevmiye numarası da konur.

 

              Görülme  kaydı ile onaylama:

              Madde 102 – Yevmiye, envanter ve bilanço defterlerinin son kaydının altına noterlikçe görülmüştür şerhinin konulması suretiyle yapılan onaylama işlemidir. Şerh son kaydın altına yazılır.

Görülme şekli ile yapılan onaylamalarda, defterin son kaydının bulunduğu sayfasında yer yoksa ondan sonra gelen sayfaya (görülmüştür) kaydı taşıyan şerh verilir. Yevmiye numarası ve tarihi yazılmak suretiyle şerhin altı noterlik mührü ile mühürlenip imzalanır.

Görülme şekliyle yapılan onaylamaların noterlikçe herhangi bir makama bildirilmesi zorunluğu yoktur.

 

              Ara (yenileme) onaylaması:

              Madde 103 – Eskiden beri işe devam etmekte olup da aynı defteri ertesi yılda kullanmak isteyenlerin kanuni süre içinde açılış onaylamasındaki şart ve şekiller dairesinde defterlerinin yeniden onaylanmasına ara veya yenileme onaylaması denir.

Ara (yenileme) onaylamalarında defterin kullanılmış kısmından sonra arta kalan sayfaların hangi sıra numarasında başlayıp hangi sıra numarasında bittiği şerhde belirtilir. Bu sayfalar mühürlü ise, ara onaylamasını yapan noter başka bir noter olsa bile sayfaların yeniden mühürlenmesi gerekmez.

 

              Kapanış onaylaması:

              Madde 104 – Görülme kaydı ile onaylamadaki usul ve şekilde yapılan ve (işbu defter ………ncı sayfada kapatılmıştır.) şerhini kapsayan bir defter onaylama işlemidir.

 

              Özel kanunlara göre tutulan defterlerin onaylanması:

              Madde 105 – Türk Ticaret Kanunu ile Vergi Usul Kanunu dışındaki kanunlarla tutulması öngörülen defterlerin onaylanması, bu kanunlarla özel bir şekil getirilmemiş olması şartı ile, yukarıdaki hükümlere göre yapılır.

 

              Emanet işleri:

              Madde 106 – Saklanmak, ileride tevdi edene veya üçüncü bir kişiye verilmek üzere noterliğe tevdi edilen emanet, para veya paradan gayri her türlü taşınır mal, hisse senedi, tahvil, kıymetli evrak, ziynet eşyası olabileceği gibi kapalı vasiyetname veya kanunlarında noterliklerce saklanması öngörülen evrak, defter ve beyanname gibi şeyler de olabilir.

Bulundurulması ve taşınması kanunla yasak edilmiş şeylerle, zamanla bozulması muhtemel maddeler emanet olarak kabul edilemez.

Emanet, noter veya noterlikçe hiçbir suretle kullanılamayacağı gibi hasar ve kaybından noter sorumludur.

 

              Emanetlerin kabul, saklanma ve  iadesi:

              Madde 107 – Her türlü emanet, Noterlik Kanununun 101 inci maddesine göre düzenlenecek bir tutanak ile kabul edilir. Bu tutanakta ayrıca, emanetin nitelikleri, biliniyorsa gerçek değeri, değeri tam olarak bilinmiyorsa tahmini değeri, ne süre saklanacağı, kime ve ne zaman iade olunacağı ve iade şartları da gösterilir.

Emanetlerin saklanması, süre sonunda hak sahibine iadesi, giderlerin ödenmemesi veya emanetin geri alınmaması halleriyle hazineye devri konusunda Noterlik Kanununun emanetlere ilişkin 62 ve müteakip maddeleri uyarınca işlem yapılır.

Emanet paranın noterliğe tevdi olunduğunun en geç ertesi iş günü, bu yönetmelikte teminat paralanın yatırılması belirtilen milli bankalardan birinde açtırılacak noterlik emanet cari hesabına yatırılması zorunludur. Bir noterliğe ait emanet paraların tek bir hesapta toplanması gerekir.

 

              Noterliğin tevdi mahalli olarak tayini:

              Madde 108 – Borçlar Kanununun 91 inci maddesinin söz konusu olduğu hallerde, noterliğin emanet parayı kabul edebilmesi için mahkemece tevdi mahalli olarak tayin edilmesi şarttır. Bu taktirde mahkeme kararının istenmesi, emanet tutanağı ve emanet defterine, kararı veren mahkemenin adı ile kararın tarih ve sayısının da yazılması zorunludur. Ancak Türk Ticaret Kanununun 624 – 690. maddelerine göre kambiyo senetleri bedellerinin notere tevdii halinde hakim kararı aranmaz.

 

              Ölüme bağlı tasarruflarla ilgili işler:

              Madde 109 – Noterler ilgilinin istemi üzerine ölüme bağlı tasarrufları da belgelendirirler. Bunlardan başka açık veya kapalı olarak kendilerine tevdi edilen vasiyetnameleri de saklamak zorundadırlar.

Noter ölüme bağlı tasarrufları belgelendirirken Medeni Kanundaki şekil şartlarına uymakla mükelleftir.

Ölüme bağlı tasarrufların vasiyetname şeklinde noter tarafından belgelendirilmesi isteniyorsa, ilgilinin takririnin iki tanık huzurunda alınması gerekir.

Vasiyette bulunan, vasiyetinden her zaman için rücu edebilir. Rücu halin de vasiyetnamenin Noterlikçe tanzim veya açık veya kapalı olarak tevdi edildiği zaman tatbik edilen usul ve şartlar aynen uygulanmak sureti ile düzenlenecek bir tutanak tanzim edilir. Bu işlemin aslı ciltbendinebir sureti vasiyetnameye eklenir.

 

              Noterlik işlemlerinin hukuk hakimi tarafından yapılması:

              Madde 110 – Noterlik Kanununun 76 ncı maddesine göre noterin işlemi yapamaması ve o yerde işlemi yapacak başka bir noterin de bulunmaması halinde, işlem o yerdeki asliye hukuk hakimi, asliye hukuk hakimliği yoksa sulh hukuk hakimi tarafından ve aşağıda gösterilen esaslara göre yapılır.

Noter işlemi yapamaması nedenini bir tezkere ile hakimliğe bildirir. Hakim, evvela mahkemenin değişik işler defterinden bir numara vermek suretiyle işleme girişir. İşlemin gerektirdiği harç, damga vergisi ve varsa kontrato resmi maliye ve belediye veznelerine makbuz karşılığı yatırılır. Daha sonra Noterlik Kanunu ve ilgili sair kanunlarla bu yönetmelik esaslarına göre işlem tamamlanır. İşlemin altı işleme katılanlarla birlikte hakim tarafından imzalanıp onaylandıktan sonra mahkeme mührü ile mühürlenir. İşlerin ne sebeple hakim tarafından yapıldığı da işlem kağıdında açıklanır. İşlemin noterlikte kalması gereken nüsha veya örneği mahkemece saklanır. İşlem sona erdiğinde, hakim, işlemin yapıldığı, tarih ve sayısını notere bildirir.

Noterlik işlemini yapan hakim, Noterlik Ücret Tarifesinde yer alan ücretlerden hiç birisini ve bu işlemler dolayısıyla tahsil edilen harç, vergi ve resim karşılığı olan noter hisselerini alamaz. Ancak, işlemin daire dışında yapılması halinde, Harçlar Kanununun 34 üncü maddesinde gösterilen yol tazminatının ilgili tarafından ödenmesi zorunludur.

 

​ONALTINCI KISIM

Türkiye Noterler Birliği ve Çalışma Şekli

 

              Türkiye Noterler Birliği ve organları:

              Madde 111 – Türkiye Noterler Birliği noterlik mesleğinin amaçlarına uygun bir şekilde görülmesi, mesleğin gelişmesini ve meslekdaşlar arasında birlik ve yardımlaşmayı sağlamak üzere kamu kurumu niteliğinde tüzel kişiliğe sahip ve merkezi Ankara’da olan bir kuruluştur.

Noterler, Birliğin tabii üyesidirler.

Türkiye Noterler Birliği Noterlik Kanununun 166. maddesi ve diğer hükümler ile kendisine verilen görevleri organları olan,

a – Türkiye Noterler Birliği Başkanı,

b – Türkiye Noterler Birliği Başkanlık Divanı,

c – Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu,

d – Türkiye Noterler Birliği Disiplin Kurulu,

e – Türkiye Noterler Birliği Kongresi,

f – Noter Odaları,

vasıtasıyla yapar.

 

              Birlik Kongresi:

              Madde 112 – Türkiye Noterler Birliğinin en yüksek organı olan Birlik Kongresi noter odaları Genel Kurulunca kanun hükümleri uyarınca seçilecek noterler ile noter odaları başkanlarından kurulur. Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu Başkan ve Üyeleri de Kongrenin tabii üyeleridir.

Türkiye Noterler Birliği Kongresine delege seçilebilmek için;

a – Noterliğe engel bir suçtan dolayı hakkında son soruşturma açılmasına karar verilmiş bulunmamak,

b – Beş yıl içinde noterlik mesleğinde geçici olarak işten çıkarma cezası almış olmamak, gereklidir.

Delege seçildikten sonra (a) ve (b) bentlerindeki engelleri ortaya çıkan noterin delegelik sıfatı kendiliğinden sona erer. Bunun yeri en çok oy almış yedek üye ile doldurulur.

 

              Kongre toplantısı ve çalışma şekli:

              Madde 113 – Toplantı günü delegelerin isimlerini kapsayan iki liste delegeler tarafından imzalanmak üzere toplantının yapılacağı yerin uygun bir bölümüne konulur. Bu liste toplantı salonunda bulunan delegelerle karşılaştırılır.

Türkiye Noterler Birliği Başkanı tarafından yaptırılacak yoklama sonun da Noterlik Kanununun 177 nci maddesindeki çoğunluğun hazır olduğu anlaşılırsa toplantı açılır ve Birlik Kongresi Başkanlık Divanı seçimleri yapılır. Başkanlık divanı göreve başladıktan sonra gündeme geçilir.

Gündemde görüşülecek maddelerin konusuna göre divanın gerekli göreceği alt komisyonlar seçilerek teşekkül eder. Alt komisyonlar üyeleri arasında bir başkan ile yeteri kadar raportör seçilir. Seçimlerde oy sayısının çoğunluğu yeterlidir.

 

              Kongre tutanakları ve karar yeter sayısı:

              Madde 114 – Birlik Kongresinin başlangıcından sonuna kadar yapılan işlemlerin ve görüşmelerin bir tutanakla belgelendirilmesi gereklidir

Bu tutanak;

a – Kongre tarihini,

b – Kongrenin yapıldığı yeri,

e – Kongrenin olağan veya olağanüstü olduğunu,

d – Kongre başkan, başkan yardımcısı ve katiplerin isimlerini,

e – Birlik Başkanı tarafından yaptırılacak yoklama sonucu ile çoğunluğun bulunduğu hususlarını, kapsar.

Daha sonra gündeme göre yapılacak görüşmeler ve alınacak kararlar Kongre Divanınca uygun bulunacak şekillerde tutanağa geçirilir.

Kongrede yapılan konuşmaların saptanması için ayrıca ve yeteri kadar teyp de kullanılabilir.

Tutanaklar arasındaki noksanlık veya değişikliklerde teyp bandındaki kayıtlar esas alınır.

Kongre sonunda bandlarla tesbit edilen konuşmalar kongre başkanlık divanı tarafından bizzat daktiloda yazdırılabilir. Buna imkan görülmediği takdirde Başkanlık Divanı veya Birlik Yönetim Kurulunun görevlendireceği kimseler tarafından bu işlemin yapılmasını karar altına alırlar

Kongre başkanı, disiplini bozanlara birincisinde ve ikincisinde ihtar, üçüncü defasında ise belirli bir süre oturumdan çıkarma cezası verebilir.

Birlik Kongresi, toplantıya katılanlar sayısının salt çoğunluğu (yarısından bir fazla) ile karar verir.

Birliğin taşınır ve taşınmaz malları ile paralarını Birlik amaçlarına uygun şekilde yönetmek ve işletmek konularındaki kararlar ancak Birlik Kongresi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile alınabilir. Oylarda eşitlik halinde Birlik Kongresinin Başkanının bulunduğu taraf çoğunlukta sayılır.

 

              Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu:

              Madde 115 – Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu yedi üyeden kurulur ve dört yıllık bir süre için Türkiye Noterler Birliği Kongresi tarafından seçilir. Kurulun dörtte yedek üyesi bulunur. Şu kadarki asıl ve yedek üyelerin yarısı iki yılda bir ve dört yıl için yenilenir.

Noterlik Kanununun 170 inci maddesi hükmüne göre kongrece seçilen Yönetim Kurulu, seçimi izleyen ilk toplantısında aralarında gizli oyla Başkan, Başkan Yardımcısı, Genel Sekreter ve Sayman üyeyi seçerler. Yönetim Kurulu bu toplantısında genel sekreter veya saymanın veya her ikisinin de dışardan alınmasına karar verebilir.

Başkanlık Divanı Üyelerinden birinin veya birkaçının süresinin bitmesi sebebiyle boşalan divan üyeliğine Yönetim Kurulunun yeni seçimleri takip eden ilk oturumunda gizli oyla seçim yapılır. Seçim dönemi sona ermeden Yönetim Kurulu Başkan ve üyelerinden birinin ayrılması halinde, göreve çağrılan yedek üyenin görevi, ayrılan asil üyenin seçim dönemi sonuna kadar devam eder.

Genel Sekreter veya sayman veya her ikisinin de dışardan alınmasına karar verilmişse bunların dışındaki başkanlık divanı üyeleri ve başkan seçimi yapılır. Dışardan atanacak genel sekreter veya saymanın göreve başlamasına kadar Yönetim Kurulu bu görevlerin geçici olarak üyelerince görülmesine karar verir.

Yönetim Kurulu dışarıdan alınacak genel sekreter veya saymanın nitelikleri, çalışma süresi ve ücretlerini tespit ve atamalarını yapar.

(Değişik: RG-30/4/1980-16975) Dışardan atanan Genel Sekreter ve dışardan atanan sayman Yönetim Kurulu toplantılarına katılırlar. Ancak, oya iştirak edemezler.

 

              Birlik Yönetim Kurulu toplantı usulü ve karar sayısı:

              Madde 116 – Birlik Yönetim Kurulu ayda bir defa olağan toplantı yapmak zorundadır. Başkan veya Yönetim Kurulu üyelerinden birinin isteği ile kurul, acele hallerde her zaman olağanüstü toplantıya çağrılabilir.

Başkan veya yardımcısının bulunmadığı hallerde toplantıya noterlikte en kıdemli üye başkanlık eder. Toplantı açıldığında ilk defa evvelki oturum tutanağı okunarak işe başlanır, her toplantı sonunda gelecek toplantının günü kararlaştırılır.

Toplantı günü, üyelere çağrı mektubuyla bildirilir. Engeli olanlar, bunu en az yedi gün önce ve yazı ile başkanlık divanına bildirirler.

Belgeye bağlanmış haklı bir engele dayanmaksızın üst üste üç toplantıya gelmeyen üye istifa etmiş sayılır. Üçüncü toplantıdan sonra durum ilgili üyeye bildirilir. Aynı zamanda ilk yedek üye de bir sonraki toplantıya asil üye olarak çağrılır.

Başkanlık divanı üyelerinden herhangi birisinin yerinin boşalması halin de, boşalan üye Yönetim Kurulu üyelerinden ise Yönetim Kurulunca yeniden seçim yapılır. Şu kadarki boşalan yer Saymanlık veya Genel Sekreterlik ise Yönetim Kurulu seçim veya dışardan atama yapılacağına karar verir ve karar gereği yerine getirilir.

Birlik Yönetim Kurulu, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır Toplantıda yeter sayıda üyenin bulunması halinde başkan oturumu açar.

Yönetim Kurulunda toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verilir. Şu kadarki, en az dört üyenin bir oyda birleşmesi şarttır. Oylarda eşitlik halinde, Başkanın bulunduğu taraf üstün sayılır.

 

              Birlik Yönetim Kurulu toplantılarının tutanakla tesbiti:

              Madde 117 – Yönetim Kurulu toplantılarında görüşmeler bir tutanakla tesbit olunur. Tutanaklar Stenografi, stenedaktilo, teyp ve benzeri vasıtalardan biri veya bir kaçı ile tutulur. Gerektiğinde el yazısı ile de tutulabilir. El yazısından başka bir usulle tutulduğu takdirde karar fıkraları ayrıca el ile veya daktilo ile karar defterine yazılır. Deftere yazılan kararlar altı aynı gün ve toplantı yerinde katılanlar tarafından imzalanır.

Başka usulle tutulan tutanaklar yönetim kurulunun müteakip toplantısına kadar ilgililerce deşifre olunarak daktilo edilir.

Bu tutanakların altı da katılanlarca imza edilir.

Teyp bandı yapılacak ilk kongreden sonra yönetim kurulunun kararı ile silinir. Bunun dışındaki usullerle tutulan tutanaklar saklanır.

Deşifre edilen tutanağa itirazı bulunan üyenin itirazı imzası altında kendi el yazısı ile tutanağa geçirilir. Bu teyp bandı müteakip kongre toplantısına kadar saklanır.

Yönetim Kurulunca imzası tamamlanan tutanaklar özel dosyalar içerisin de saklanır.

Yönetim Kurulu toplantılarında düzenlenecek tutanakta oturum numarası, oturum yeri, oturum gün ve saati, tutanak numarası oturuma katılanlar ve katılmayanlar, katılmayanların engelleri olup olmadığı hususları gösterilir, engeli için belge gönderenler hakkında bir karar verilir. Engel belgesi göndermeyenlerin durumu ertesi oturumda incelenir.

 

              Birlik Yönetim Kurulu gündeminin tesbiti ve görüşülme usulü:

              Madde 118 – Toplantı gündemi başkanlıkça tesbit edilir ve başkanın imzasını taşır.

Servisler tarafından gündeme alınması istenilen herhangi bir konu o servisin bağlı olduğu Başkanlık Divanı üyelerine intikal ettirilir. Divan üyesi gerekli görürse bu konular Başkanın, yokluğunda Başkan Yardımcısının, Sayman veya Genel Sekreterin imzasını taşıyan bir yazı ile Yönetim Kurulunun gündemine alınır. Kurul lüzum görürse servis yetkililerinden açıklama isteyebilir.

Üyeler de herhangi bir konunun gündeme alınmasını teklif edebilirler. Başkanlıkça yapılacak onaylama sonunda kabul edildiği takdirde teklif gündeme ilave olunur.

Yönetim Kurulu gündemdeki maddelerin yerlerini, görüşme sırasını değiştirmeye yetkilidir. Şu kadarki, gündemde yapılacak bu değişikliklerin o maddenin görüşülmesine geçilmeden yapılması şarttır. Herhangi bir maddenin gerekirse ertelenmesi mümkündür.

Gündemin görüşülmesine geçilince görüşülen her madde hakkında ilgiliden açıklayıcı bilgi alınabilir. Madde ile ilgili bu açıklamalardan sonra söz isteyen üyelere sırası ilen en az bir defa söz verilir. Görüşmeler yeterli bulunduğunda oylamaya geçilir. Oylama işarı oyla yapılır. (Kanunun 170/son maddesi mahfuzdur.) Oylama sonuçları zapta geçirilir ve karar sayısı belirtilir. Muhalif üyenin muhalefeti tutanakta belirtilir ve muhalif üye gerekli görürse aynı gün karar altına muhalefet şerhini yazar veya yazılı olarak verebilir. Muhalefetin yazılı olarak bildirilmesi halinde evrak kayıt defterine kaydedilerek tarih ve numara alması zorunludur. Kurulun toplantıyı başka bir güne ertelemesi halinde tayin edeceği gün için hazırlanacak gündemin başına o gün bitirilemeyen gündem maddeleri alınır. Yeni konulan maddeler bundan sonraki sıraya girer.

Tutanağın birer örneği gelecek oturuma kadar üyelere verilir.

 

              Başkanlık Divanı ve görev bölümü:

              Madde 119 – Başkanlık Divanı, Başkan, Başkan Yardımcısı ve Genel Sekreter ile Saymandan teşekkül eder.

Başkan: Divan toplantılarında divana başkanlık eder ve kararlarını yürütür. Kanunla verilmiş diğer yetkileri kullanır ve görevleri yapar.

Başkan yardımcısı : Başkanın bulunmadığı zamanlarda veya başkanlığın herhangi bir sebeple boşalması halinde başkana ait yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.

Başkan yardımcısının da yokluğunda bu görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak Yönetim Kurulunun meslekte en kıdemli üyesine aittir.

Sayman: Birlik mallarını ilgili kurulların vereceği kararlar gereğince yönetir. Para alıp verme, bütçe uygulaması ve bunlara dair her türlü saymanlık işlerini yürütür ve gözetir. Sayman aynı zamanda para alıp vermede ve para ile ilgili işlemlerde düzenlenen kağıtları Birlik Başkanı ile birlikte imza eder.

Yetkili kurullarca başka servis ve merci görevlendirilmedikçe Birliğe ait her türlü mal ve işletmelerin yönetilmesi işlerini kurul kararları ve özel yönetmelikler gereğince yürütür ve gözetir.

Özel yönetmeliğe göre muhasebe servisinin personelini tezkiye ve murakabe eder.

Genel sekreter: Birlik Yönetim Kurulu Toplantılarına ait tutanakların düzenlenmesi, Birlik iç çalışmalarının ve yazı işlerinin yönetilmesi Birlik Merkez teşkilatına gerekli direktiflerin verilmesi ve düzenli çalışmasını sağlamak işleri ile kanun ve bu yönetmelikle başka merci, makam ve şahsa verilmemiş Birliğin her türlü sevk ve idaresi ve Personel Özlük işlerinin kurullar kararları ve özel yönetmeliğe göre Genel sekretere aittir.

 

              Başkanlık Divanının çalışma şekli:

              Madde 120 – Başkanlık Divanı Yönetim Kurulu toplantı halinde olmadığı zamanlarda bu kurulun vereceği yetki dairesinde çalışır. Genel Sekreter ve Sayman dışardan atandıkları takdirde divan toplantılarına asli üye olarak katılırlar ve oy kullanırlar. Başkanlık Divanı üyelerinden birisi süresi dolmadan önce ayrılırsa geriye kalan görev süresi için bir ay içinde yenisi seçilir. Dışardan atananlar için süre sözleşme ile tespit olunur. Bunlardan birisinin herhangi bir sebeple ayrılması halinde yerine atanacakla yeni sözleşme yapılır.

Genel Sekreter, görevlerinden bir kısmını veya tamamının görülmesi için gerektiğinde yardımcısını veya bir görevliyi yetkilendirebilir.

Sayman makbul engeli haline münhasır olmak şartıyle saymanlık yetki ve görevlerini yapmak ve yerine başkanla birlikte imza kullanmak üzere Yönetim Kurulu kendi üyelerinden birini vekil tayin eder.

 

              Başkanlık Divanı toplantılarında gündem, tutanak ve karar yeter sayısı:

              Madde 121 – Başkanlık divanı Başkanın davetiyle toplanır. Toplantı gün ve saatlerini başkan tespit ve üyelere tebliğ eder. Tebligatın yazılı olması gerekmez. Toplantıda gündemi başkan tespit ve toplantıya arz eder, toplantı esnasında divan üyelerinin gündeme alınmasını öngören tekliflerini Başkan oya sunar kabul edilen teklifler gündeme ilave olunur.

Divan kararları çoğunlukla alınır. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu taraf üstün sayılır. Kararlar bir tutanakla tespit olunur. Bu tutanaklar özel dosyalarda saklanır. Bilahare karar fıkraları karar defterine yazılarak altı oturumda bulunmuş başkan ve üyelere imza ettirilir ve aslından gereği kadar örnek çıkartılarak ilgili servislere dağıtılmak üzere genel sekreterliğe verilir. Bu örneklerin aslına uygunluğu Başkanlıkça onaylanır.

Karar tutanakların başına kararın tarihi, sayısı, katılanların ad ve soyadları ile görevleri yazılır.

Tutanakların tutulması, kararların yazılması ve bu hususa ait diğer işler özel yönetmelikte belirtilen şekilde görevlendirilecek raportör ve katipler tarafından yapılır. Bu fıkra yönetim kurulu toplantılarında da uygulanır.

 

              Noter odalarının kuruluşu ve odaya kayıt olma zorunluluğu:

              Madde 122 – Üç veya daha fazla Noterlik bulunan her belediye hududu içinde bir Noter Odası kurulur.

Adalet Bakanlığı Noter Odası kurulamıyan Noterliklerin hangi odaya bağlanacağını tayin eder ve ondan az noter bulunan yerlerdeki noterleri zorunlu gördüğü hallerde başka bir odaya bağlayabilir.

Noter Odaları Türkiye Noterler Birliğinin bölgesel organlarıdır. Her noter, bölgesi içinde bulunduğu noter odasına kayıt olmak zorunluğundadır.

 

              Noter Odası Genel Kurulu:

              Madde 123 – Noter odaları Genel Kurulları, Noterlik Kanununun 186 ve 187 nci maddelerine göre toplanırlar.

Oda Genel Kurullarının kanuna ve usulüne uygun toplanıp toplanmadığını Birlik Yönetim Kurulu denetler. Bunun için genel kurul tutanaklarının tümü toplantının bitimini izleyen en geç 15 gün içinde Türkiye Noterler Birliğine gönderilir. Birlik Yönetim Kurulu dosya üzerinde yapacağı inceleme sonucunu Oda Başkanlığına bildirir.

Türkiye Noterler Birliği dilerse Oda Genel Kurul toplantılarında gözlemci de bulundurabilir.

 

              Noter Odası Yönetim Kurulu:

              Madde 124 – Noter Odası Yönetim Kurulu Noter Odası Başkanı ile iki üyeden kurulur. Başkan ve üyeler Genel Kurul tarafından verilen oyların çoğunluğu ile ve iki yıl için seçilir. 3 den fazla noter bulunan odalardan 1, ondan fazla noter bulunan odalarda da 2 yedek üye seçilir.

Başkanlığa ve yönetim kurulu asil ve yedek üyeliğine seçilebilmek için noterliğe engel bir suçtan dolayı hakkında son soruşturma açılmasına karar verilmiş bulunmamak veya 5 yıl içinde noterlik mesleğinde işten çıkarma cezası almamış olmak gerekir. Ancak, noter odası başkan veya üyesi seçilebilmek için 5 yıllık hizmet görmüş olmak şart değildir.

Başkan ve üyelerden birinin seçim devresi içinde kesinleşmiş geçici olarak işten çıkarma cezası ile tecziyesi halinde bu görevi kendiliğinden sona erer.

Başkanın bulunmadığı zamanlarda veya Başkanlığın herhangi bir sebeple boşalması halinde, Başkana ait yetkilerin kullanılması ve görevlerin yerine getirilmesi Oda Yönetim Kurulunun meslekte en kıdemli üyesine aittir.

Seçim dönemi bitmeden önce ayrılan Yönetim Kurulu üyesinin yeri en çok oy almış yedek üye ile doldurulur. Bundan sonra yapılacak ilk kongrede bir yedek üye seçilir.

Bu şekilde kurulun teşekkülünden sonra Başkanın bulunmaması veya Başkanlığın herhangi bir şekilde boşalması halinde diğer üyenin yedekten geldiği söz konusu olmaksızın iki üye arasından en kıdemlisi başkana ait yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir

Yönetim Kurulu  Üyelerinden biri hakkında seçilmeye engel bir suçtan dolayı kamu davası açılmış ise dava sonuna kadar bu üye yönetim kurulu çalışmalarına katılamaz, yeri en çok oy alan yedek üye ile doldurulur.

Yönetim Kurulunun yapacağı ilk toplantıda üyelerden biri odanın hesap işlerini diğeri ise yazı işlerini yürütmekle görevlendirilir.

 

              Noter Odası Genel Kurulu ve olağanüstü toplantıya çağırılması:

              Madde 125 – Görevini yapmayan ve Birlik Yönetim Kurulu kararlarına uymayan oda başkan veya yönetim kurulu üyeleri hakkında aşağıdaki şekil de işlem yapılır.

Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu görevlendireceği bir veya bir kaç denetici aracılığı ile o odaya ait evrak ve sair işlemlere el koyar ve oda yönetim kurulu başkan veya üyeleri hakkında soruşturmaya girişir. Gerekirse ilgilileri her zaman işten geçici olarak yasaklıyabilir.

Gerekli görüldüğünde, Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu Noterlik Kanununun 186 ncı maddesinin son fıkrası delaletiyle 176 ncı maddesinin son fıkrası gereğince oda genel kurulunu, 188 nci maddenin birinci fıkrasında yazılı konuyu ihtiva eden gündemi görüşmek üzere olağanüstü toplantıya çağırır.

Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu yetkili temsilcisi olağanüstü oda genel kuruluna gündem hakkında gerekçeli izahat verir. Oda Yönetim Kurulu çalışma raporunu genel kurula sunar ve gerekli açıklamada bulunur.

 

              Noter odalarına uygulanacak yönetmeliğin diğer hükümleri:

              Madde 126 – Noter odaları hakkında konulan hükümler dışında, Türkiye Noterler Birliği Kongresi ve Yönetim Kuruluna ilişkin bu yönetmelik hükümlerinden, Kanuna aykırı olmayanlar, noter odaları genel kurul ve yönetim kurulları için de uygulanır. Ancak, oda yönetim kurulunun toplantı, görüşme ve tutanak usulü Türkiye Noterler Birliği Başkanlık Divanında uygulanan esaslara göre yapılır.

 

              Türkiye Noterler Birliği Disiplin Kurulu:

              Madde 127 – Disiplin Kurulu, Türkiye Noterler Birliğinin bir organı olup Birlik Kongresi tarafından üyeler arasında 4 yıl süre için gizli oyla seçilen 5 asıl, 3 yedek üyeden kurulur. Kurul, seçimden sonraki ilk toplantısında kendi üyeleri arasından bir başkan seçer.

Disiplin Kurulu Kanun ve Yönetmelikte kendisine bırakılmış işlerle noterler hakkında disiplin kovuşturmalarını yapar.

 

              Disiplin Kurulunun toplanma usulü:

              Madde 128 – Kurul ayda bir ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır. Birlik Başkanının veya Disiplin Kurulu Başkan yahut üyelerinden birinin isteği ile kurul acele hallerde her zaman olağanüstü toplantıya çağrılabilir.

Her olağan toplantı sonunda, gelecek toplantının günü kararlaştırılır. Ayrıca, toplantı günü, üyelere çağın mektubuyla bildirilir. Engeli sebebiyle toplantıya katılamıyacak üye veya Başkan en az 7 gün önce engelini Başkanlığa bildirir.

Olağanüstü toplantı yapılmasını gerektiren hallerde, Başkan üyeleri en seri vasıta ile toplantıya çağırır. Ancak telefonla çağırı halinde bunun derhal yazı ile teyidi şarttır. Keza, olağanüstü toplantılarda engel bulunan üyenin bunu telefonla bildirmesi halinde aynı gün yazı ile de bildirmesi gerekir.

Haklı engeli belgelendirmeden üst üste üç toplantıya gelmeyen üye istifa etmiş sayılır. Engelin haklı olup olmadığına; müteakip toplantıda; kurul karar verir. Kurul gerekli görürse ilgili üyeden bilgi alır.

Kurul Başkan ve üyelerinden biri hakkında yapılmış olan şikayetler üzerine ilgili, kurulun bu kovuşturma ile alakalı çalışmalara katılamaz. Bu yüzden açılacak üyelikler yedekleri tarafından, onlarında engeli olmaları halinde Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunda görevli, engeli olmayan en kıdemli Noter tarafından doldurulur.

Başkanın bulunmadığı hallerde kurula, noterlikte en kıdemli üye Başkanlık eder.

 

              Şikayet ve ihbar üzerine yapılacak işler:

              Madde 129 – Herhangi bir şikayet veya ihbar Disiplin Kuruluna Bakanlıktan veya Türkiye Noterler Birliği tarafından intikal ettirilir.

Adalet Bakanlığı veya Türkiye Noterler Birliğinden intikal eden şikayet üzerine Disiplin Kurulu evvela şikayet veya ihbar konusunun kovuşturmaya değer olup olmadığı hakkında bir karar verir.

Şikayet veya ihbar konusunun kovuşturmaya değer olmadığına ilişkin Disiplin Kurulu kararı, şikayetçiye ve şikayet olunan noterin çalıştığı yerdeki Cumhuriyet savcısına tebliğ olunur.

Cumhuriyet Savcısı veya şikayetçi tebliğden itibaren 15 gün içinde doğrudan doğruya veya Türkiye Noterler Birliği aracılığı ile Adalet Bakanlığına verecekleri bir dilekçe ile bu karara itiraz edebilirler.

Türkiye Noterler Birliği, kendisine verilen itiraz dilekçelerini derhal Adalet Bakanlığına intikal ettirir. İtiraz üzerine Bakanlık disiplin dosyasını getirterek inceler ve bir karar verir. Bakanlığın bu kararı kesindir.

İtiraz üzerine bu karar Adalet Bakanlığınca bozulmuş ise, şikayet olunan noter hakkında kovuşturmaya geçilir.

Kovuşturma açılmasına yer olmadığına dair verilen kararların kesinleşmesi halinde, aynı konuda yeniden inceleme yapılabilmesi, yeni delillerin bulunmasına ve kesinleşme tarihinden itibaren 3 yıl geçmemiş olmasına bağlıdır.

 

              Kovuşturma açılması ve yürütülmesi:

              Madde 130 – Kurul şikayet veya ihbar konusunda kovuşturma açılmasına karar vermiş veya kovuşturma açılmasına yer olmadığına dair verilen karar, itiraz üzerine, Adalet Bakanlığınca bozulmuş ise şikayet olunan noter hakkında kovuşturmaya geçilir.

Ancak aynı konudan dolayı ceza davası açılmış ise kesin hükme kadar disiplin kovuşturması bekletilir.

Birinci fıkradaki hallerde Türkiye Noterler Birliği Disiplin Kurulu bu işi incelemek üzere bir üyesini görevlendirir.

Bu üye delilleri toplar, gerekenlerin ifadelerini yeminli olarak alır ve şikayet olunanın savunmasını da aldıktan sonra dosyayı bir raporla kurula sunar. Raporun en geç 3 ay içerisinde verilmesi şarttır. Gerekli hallerde Kurul bu süreyi 2 ay daha uzatabilir.

Kurulca raporun tevdiinden itibaren en geç iki ay içinde işin sonuçlandırılması zorunludur.

 

              Duruşma yapılması ve usulü:

              Madde 131 – Noter istemişse kurul incelemenin duruşmalı olarak yapılmasına karar verir. Duruşma gizli olup, davetiyeye rağmen gelmeyenlerin gıyabında yapılır. Ancak, gelinmemesi halinde duruşmanın gıyapta yapılacağının  davetiyeye yazılmış olması şarttır.

Duruşma tutanağı Başkanın görevlendireceği bir üye tarafından yazılabileceği gibi, onun gözetimi altında bir katibe de yazdırtılabilir.

Duruşmaya raporun okunması ile başlanması zorunludur. Tanık ve bilirkişilerin duruşmaya çağrılmasına veya üyelerden biri tarafından dinlenilmesine yahut yazılı ifadenin okunmasına disiplin kurulunca karar verilir.

Delil bir tanıktan ibaret ise bu tanık muhakkak dinlenir.

Duruşmadan önce veya duruşma dışında dinlenilen kimselere ait tutanakların duruşmada okunması zorunludur.

Tanık ve bilirkişilerin dinlenmesi veya bu konulara dair talimatın yerine getirilmesi hususlarında Noterlik Kanununun 137 ve 138 inci maddelerine göre işlem yapılır.

 

 

 

ONYEDİNCİ KISIM

Değişik Hükümler

 

              İşlem kağıtlarının her sayfasının imzalanması:

              Madde 132 – Düzenlenme veya onaylama şeklinde yapılan noterlik işlemlerinin birden fazla sayfayı kapsaması halinde, kanunen ilgili tarafından imzalanması zorunlu asıl veya örneklerin her sayfasının ilgili ve noter tarafından imzalanması gereklidir. Ciltli, kitap halinde ve sayfa numaraları teselsül eden basılı işlem kağıtları bu kaydın dışında tutulabilir.

 

              Noter vekillerinin denetimi, ücretleri, görev ve yetkileri:

              Madde 133 – (Değişik madde – 2.10.1984)(1)

Noterin izin ve hastalık hallerinde bu noterliğe vekâlet edecek kimse, esas noterin denetim ve gö­zetimine tabidir. Bu sırada noterliğin zarar etmesi halinde zarar, mazeretli noterin kendisine aittir. İşten el çektirildiği veya tutuklu bulunduğu dö­nemdeki zarardan da aynı şekilde noter kendisi sorumludur.

Boşalan noterliklerle noteri geçici olarak işten çıkarılan noterliklerin ve bu noterlikleri tedvir eden vekillerinin hesaplarının denetim ve gözeti­mi Türkiye Noterler Birliğinin yetkili kılacağı görevliler tarafından yapı­lır.

Noterlik Kanunu’nun 33, 34 ve 35 inci maddeleri gereğince, boşalan veya noteri işten ayrılan noterlikleri ücret karşılığı yönetmek üzere, daire­de çalışan personelden birinin ya da dairede yetenekli eleman bulunma­ması nedeniyle bir adalet memurunun vekil olarak görevlendirilmesi ha­linde vekile, noterliğin bağlı bulunduğu noter odası tarafından; iş yoğun­luğu ve yüklenilecek sorumluluk gözetilerek bir ücret takdir ve tespit edi­lir. Bu ücret vekilin asıl görevinden aldığı aylık veya ücretinden az, noter­liğin safi gelirinin yansından fazla olamaz. Vekil, adalet memuru ise al­makta olduğu maaşı, noterlik personeli ise, noterle yaptığı sözleşmedeki (yan ödemeler hariç) ücreti, asıl görevinden aldığı aylık ve ücret sayılır.

Noterliğin aylık safi geliri, noter odalarında vekile takdir olunan üc­retten çok olduğu aylarda takdir olunan ücret, az olduğu aylarda ise safi gelirin yarısı ücret olarak ödenir. Bu durumdaki vekilin vekâlet dönemin­deki safi gelir tutarının yarısı, o döneme ilişkin takdir edilen ücret tutarın­dan çok olduğu takdirde noksan olarak ödenen miktar safi gelirin yarısını aşmamak üzere tamamlanır. Ancak, engelli notere vekâlet eden adalet me­murunun ücretinin tamamı, noterlik zarar etse dahi asıl noter tarafından ödenir.

Noter vekilleri, yasalar, yönetmelikler ve genelgeler ile noterlere ve­rilmiş görevleri yapmak, aylık iş cetvelleri ile aidatları yasal süreler için­de Noterler Birliğine ve sair ilgili mercilere göndermek zorundadırlar. Boş ve noteri geçici olarak işten çıkarılmış olan noterlikleri yöneten noter vekilleri ayrıca, her ayın gelir ve giderlerini gösteren bir cetvel ile gidere iliş­kin belge örneklerini ve cetvelde gösterilen safi geliri, o ayı izleyen en geç 15 gün içinde Birliğe göndermeye mecburdur.

Boşalan ve noteri geçici olarak işten çıkarılan noterliklerde noter ve­killeri, görevin derhal, zamanında ve noksansız görülebilmesi için zorun­lu olan personel ücretleri, daire kirası, Birlik Yönetim Kurulunca her yıl belirlenecek miktarı aşmayan kırtasiye, posta, basılı kağıt ve sair konular­daki harcamaları yapmaya yetkilidirler. Vekiller yeni personel, daktilo, he­sap makinesi, mefruşat, demirbaş gibi eşyaları almaya, kira sözleşmesini yenilemeye, kirayı artırmaya yetkili değildirler. Ancak, Türkiye Noterler Birliğinden izin alma koşulu ile ayrılan personelin yerine, Birlikçe belir­lenecek ücretle yeni personel alabilirler ve diğer harcamalarda bulunabi­lirler.

Vekaleten yönetilen boş noterliklerde çalışan personele, ayrılan no­terle yaptıkları sözleşmede yazılı ücret ve sair yan ödemeleri aynen ödenir. Ancak, sözleşme süresi sona eren personelin ücret ve yan ödemelerinde artırma yapmaya, Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu yetkilidir.

Vekaleten yönetilen noterliklerde çalışanlara ödenen ücretlerden ge­rekli vergilerin kesilerek süresinde ilgili daireye yatırılması, Bölge Çalış­ma ve Sosyal Sigortalar Kurumu Müdürlüklerine verilecek bildirgelerin düzenlenmesi, süresi içinde ilgili mercilere verilmesi, sigorta primlerinin kesilip yatırılması ve benzeri işlerden noter vekilleri sorumludur.

Vekaleten yönetilen boş noterliğin gayrisafi gelirinin daire kirasını, personel giderlerini (vekil ücreti hariç) kırtasiye gibi normal giderleri kar­şılamaması suretiyle zarar etmesi halinde, Birlik Yönetim Kurulunun mu­vafakati ile vekil, derhal zararı önleyici tedbirleri almaya ve uygulamaya mecburdur. Zarar eden böyle bir noterlikteki personelin işine iş mevzuatı hükümlerine göre son verilmesi gerektiğinde veya kendiliğinden ayrılmak istemeleri halinde bunların ihbar önelleri, ihbar ve kıdem tazminatları Bir­likçe ödenir. Ayrıca, noterliğin zararı da, Birlik tarafından karşılanır. Zarar eden noterlik üçüncü sınıf ise dördüncü sınıfa indirilmesi için Bakanlığa Birlikçe teklif yapılır.

 

—————————————————————————————————————-

(1) Bu madde iki defa değişikliğe uğramıştır. Daha önce 30 Nisan 1980 gün 16975 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan metinle değiştirilmiştir.

 

              Vasiyetnamelerin uluslararası tescil usulü:

              Madde 134 – Vasiyetnamelerin Tescili Konusunda Bir Usul Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin 3 üncü maddesinde öngörülen “Milli tescil merkezi” olarak sözleşme hükümleri uyarınca, bu işleri yapmakla görevli bulunan Türkiye Noterler Birliği, aşağıda yazılı olduğu şekilde bu görevi yürütür:

1 – Milli Tescil Merkezi olarak Türkiye Noterler Birliğinin görevleri:

a) Vasiyette bulunanın istemi üzerine, Türkiye’de Noterlerce düzenlenen veya saklanmak üzere açık veya kapalı olarak teslim edilen vasiyetnamelerin diğer akit devletlerin Milli Mercilerinde tescilini istemek.

b) Diğer akit devletlerin milli mercileri aracılığı ile gelecek istemler üzerine vasiyetnamelerin tescil edilmelerini sağlamak.

c) Akit Devletlerin millî mercileri aracılığı ile gelecek bilgi istemlerini karşılamak,

d) Ülkemizdeki kişilerin bilgi istemlerini; diğer akit devletlerin milli mercilerine intikal ettirmektir.

2 – Birlikçe tescil edilecek vasiyetnameler:

a) Türkiye’de düzenlenen veya saklanmak üzere noterliklere teslim edilen vasiyetnamelerden, vasiyette bulunan tarafından diğer bir akit devlette tescili istenen vasiyetnameler;

b) Yabancı uyruklu olanların Türkiye’de düzenlettikleri veya saklanmak üzere el yazısı ile noterliklere teslim ettikleri vasiyetnameler;

c) Yabancı uyruklulara ait olup, ilgili Devletin mevzuatı izin verdiği takdirde tesellüm belgesi tanzim edilmeksizin notere tevdi edilen el yazılı vasiyetnameler;

d) Tescil edilmiş bulunan vasiyetnamelerin iptalini, geri alınmalarını veya tadil edilmelerini öngören vasiyetnameler (tescili zorunlu bir şekilde düzenledikleri taktirde);

c) Akit devletlerden herhangi birisinin milli merci aracılığı ile Türkiye’de tescili istenen vasiyetnamelerdir.

3 – Tescil talebi:

a) Vasiyette bulunan veya belge sahibinin soyadı ve adı (varsa kızlık soyadı),

b) Doğum tarihi ve yeri (bilinmiyorsa doğduğu memleket)

c) Adresi veya beyan ettiği ikametgahı,

d) Tescili istenen belgenin niteliği ve tarihi,

e) Belgeyi teslim eden ya da belgenin tevdi olunduğu noter, kamu mercii veya kişinin adı ve adresini kapsar.

4 – Tescil şu suretle yapılır:

Türkiye Noterler Birliğinde; birisi yabancı memlekette düzenlenip o memleketin milli tescil merkezi aracılığı ile Türkiye’de tescil istenen vasiyetnamelere ait sicil defteri; diğeri Türkiye’de düzenlenen vasiyetnamelerle saklanmak üzere notere teslim edilen veya tevdi edilen yabancılara ait vasiyetnamelere ait sicil defteri olmak üzere 2 defter tutulur. Bu defterler, yukarıda gösterilen tescil talepnamesinde bulunan hususlardan başka sıra numarası ve genişçe düşünceler sütununu kapsar.

Yabancı memlekette düzenlenip o memleketin milli tescil merkezi aracılığı ile gönderilen tescil talepnamesine göre geliş tarihi itibariyle bu işe ait deftere kayıt yapılır ve yapılan işlem düşünceler hanesine el yazısı ile yazılır.

Tescil talepnamesi, Türk uyruklu birisine ait ise ayrıca vasiyetçinin kayıtlı bulunduğu nüfus dairesinde talepnamede yazılı hususların nüfus siciline ve ismi hizasına kaydedilmesi ve kaydedildiğinin bildirilmesi hususu yazılır. Gelen cevabın tarih ve numarası düşünceler hanesine yazılır.

Türkiye’de düzenlenen veya noterliklere teslim edilen bir vasiyetnamenin diğer bir akit devlette tescili istendiğinde, tescil talepnamesinin o devletin diline veya uluslararası geçerliği olan bir dile çevirme ve yazışma giderleri talep edenden alınır. Türkiye Noterler Birliği aracılığı ile diğer bir akit devletten bilgi istemlerine ilişkin taleplere ait giderler de ilgilisinden alınır.

5 – Tescile ilişkin genel hükümler

a) Vasiyetçi hayatta olduğu sürece, sicil kaydı gizli tutulur.

b) Vasiyetçinin ölümünden sonra, ölüm belgesi, ya da ölümü kanıtlıyan diğer herhangi bir belge ibraz eden herkes tescil talepnamesinde yazılı hususlarda bilgi alabilirler.

c) Vasiyetname 2 ya da daha fazla kişi tarafından müştereken düzenlenmiş olduğu takdirde vasiyette bulunanlardan herhangi birinin ölümü halinde, gizlilik hükmü nazara alınmaksızın (b) bendi hükmü uygulanır.

 

              Vasiyetnamelerin nüfus dairelerine bildirilme usulü:

              Madde 135 – Noterlik Kanununun 69 uncu maddesi hükmü uyarınca düzenlenen veya saklanmak üzere noterliklere teslim olunan vasiyetnameler hakkında vasiyette bulunanın ölümü halinde bilgi verilmesi için kayıtlı oldukları nüfus dairelerine yapılacak yazılı bildirimlerde, yukarı ki maddede sözü edilen tescil talepnamesindeki bütün bilgilerin bulunması zorunludur. Nüfus memurları, Türkiye Noterler Birliği tarafından gönderilecek tescil talep bilgilerle noterler tarafından bildirilecek hususları ilgilinin nüfus kaydına aynen yazmakla yükümlüdürler.

 

              Türkiye Noterler Birliği teşkilatı ve iç yönetmelik:

              Madde 136 – Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulunun onayı ile Birlik bünyesinde kanun ve yönetmelikle verilmiş görevlerini yerine getirebilmesi için gerekli teşki1at kurulur.

Teşkilatın kuruluşu ve çalışma şekli, görev ve yetkileri, kadroları ücretli memur ve hizmetlilerin ücret vesair hakları ile atanma ve yükselme sistemleri düzenlenerek, Yönetim Kurulunca kabul edilecek bir iç yönetmelikte gösterilir.

Odalar teşkilatı dahi bu iç yönetmeliğe tabidir.

 

              Yönetmeliğin dördüncü sınıf noterliklere uygulanması:

              Madde 137 – İşin niteliğine, noter görevlisinin sıfatına ve kanunlara aykırı olmamak kaydıyle, dördüncü sınıf noterliklerle, üçüncü sınıfa geçirildiği halde atama yapılamayıp Bakanlıkça geçici yetki ile tedvirine devam olunması uygun görülen noterlikler hakkında da bu yönetmelik hükümleri uygulanır.

 

              Geçici Madde – Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesini izleyen 1 ay için de, bütün noterler kullandıkları mühür örnekleri ile kaç adet mühür kullandıklarını, bağlı bulundukları noter odalarına bildirmekle yükümlüdürler.

Noter odaları da, örneklerin gelişini izleyen bir ay içinde, yönetmeliğe uygun bulunmayan mühürlerin yerine derhal yenilerinin temini ile eskilerinin imhasını sağlayan tedbirleri alır ve uygularlar.

Dördüncü sınıf noterliklerde, idari yönden bulundukları vilayet noterliğinin kayıtlı olduğu noter odalarına mühür örneklerini gönderirler.

 

              Yürürlük:

              Madde 138 – Noterlik Kanununun geçici 6. ve 198. maddelerine dayanılarak Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu tarafından hazırlanıp Adalet Bakanlığınca onaylanan bu Yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandıktan bir ay sonra yürürlüğe girer.

Süreç Adaleti-Hilmi Şeker

0
Süreç Adaleti-Hilmi Şeker

Süreç Adaleti, Medeni Hak ve Yükümlülüklere İlişkin Davalarda SÜREÇ ADALETİ(Usul Hukuku ve İstinaf Yorumu) adıyla Yargıç Hilmi Şeker tarafından kaleme alınmıştır.

Süreç Adaleti, temelleri 2011 yılında atılan ve 2018 yılı Nisan ayında Beta Yayınları tarafından baskısı yapılmış bir başyapıttır.

Yazar Hilmi Şeker, 2010 yılında basılan Esbab-ı Mucibe‘den-Retoriğe HUKUKTA GEREKÇE ve 2012 yılında basılan İlkeler Işığında Ön İnceleme Kurumu isimli eserlerinden sonra Süreç Adaleti isimli yapıtı ile okuyucunun karşısına çıkmıştır.

Hilmi Şeker, okuyucudan, kantiteye, niceliğe, dile ve kitabın hacmine ilk adımda bakmaması ve eleştirileri erteleyerek, çalışmanın özüne, söylemine ve amacına odaklanmasını istemiş, özün üsluba yönelik eleştirilerin gölgesinde bırakılmamasını talep etmiştir. “Kitabın hacmine yönelik eleştirilerin, okuma ile arası olmayan bir toplumda kitabın okunması önüne dikilen bir başka bariyer ve caydırıcı etki olma olmaması” ve eleştirilerin bir ön yargıya dönüşmemesi yazarın en önemli arzusudur.

Süreç Adaleti, Hukuk Muhakemeleri Kanunu değişikliği ile sisteme entegre olan ön inceleme kurumunu merkeze yerleştirmiştir ve altı yıllık sabır ve uygulamada oluşan birikimi dikkate alarak hazırlanmıştır.

Kendine has bir dil ve söylemle hukuk anlatmayı seçen İstanbul 22. Bölge İdare Mahkemesi başkanı Yazar, kitabın öne çıkan özelliğini şöyle ifade etmektedir.; “…dışarıdaki hukuki metin ve onu yorumlayan yargı kararlarına burnunu sokarak, okuyucuya yerel usul hükümlerini yorumlarken bir başka olasılık üzerine kafa yormanın imkanını hatırlattı.”

Medeni Hak ve Yükümlülüklere İlişkin Davalarda SÜREÇ ADALETİ(Usul Hukuku ve İstinaf Yorumu)
Süreç Adaleti-Beta Yayınları

Kitabın girişinden sonraki ilk bölüm, HMK ve diğer hukuki metinlerdeki usul hukuku ilkelerine ayrılmıştır. Yazar, sosyolojik, felsefi ve etik kurallar olarak nitelediği bu ilke ve temel referansların yargı makamları tarafından doğrudan bir direktif gibi kabul edilmesini savunmuştur.

Kitapta, usul hukukunun kaynakları karşıtlık temelinde referans alınmıştır. Kriz çözümünde başvurulacak etik alternatif çözümler çoğaltılmıştır. Kitap, yargının yavaş davranmasının insan haklarına aykırı olduğunu tespit etmekte, adaletin tecellisini başat amaç saymaktadır. Uygulamadaki usul sorunları ile ön inceleme kurumu arasındaki bağlar incelenmiş, muhakeme ilkeleri ve adil yargılanma gibi temel ilkeler üzerinde dikkatle durulmuştur.

Kitapta usul sorunları, uluslararası hukukun kaynakları takip edilerek özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve diğer kuruluşların içtihat ve temel metinleri ile yerel uygulamalar arasındaki farklar ortaya konulmuştur.

Yazar, uygulamacıları sadece söylenenleri tekrara ve teyide değil, tartışılan her kavram, yöntem, araç ve kavramların arka planını aydınlatarak düşünmeye teşvik etmeyi hedeflemiştir. Şeker, hüküm kurucuları yaptıklarını sorgulamaya zorlamanın gayreti içinde olmuştur.

Hilmi Şeker
Hilmi Şeker şu ana kadar 3 önemli eser kaleme almıştır.

Kitap bir uyuşmazlığın hangi yöntem ve araçlarla, nasıl ve ne şekilde çözüleceğine ilişkin sığ bir usul tartışması yerine usulün birden çok anlam ve ilişkisi ya da etik yanı üzerine yoğunlaşmıştır.

Kitap, HMK ve 5235 sayılı yasayı değiştiren 7035 sayılı yasayı, 694 sayılı KHK’nın getirdiği değişiklikleri kendi bakış açısı ile işlemiş; bu değişikliklerin usul hukuku ilkeleri ile uyumluluğunu ve çelişkilerini irdeleyerek kuramsal önermeler getirmiştir.

Süreç Adaleti ve İstinaf Uygulaması

Yazar, kitabında 2016 yılının Temmuz’unda yürürlüğe giren İstinaf Mahkemeleri uygulamanın içinde bulunmanın vermiş olduğu deneyim ve ayrıcalıkla Türkiye’de henüz uygulanmaya başlanan bu sistemin ilk kararlarını da okuyucu için ilk elden analiz etme şansı yakalamıştır. İstinaf uygulaması, muhakemenin yazgısını belirleyen tensip, ara kararı, mazeret gibi usul hukukunun kavramları kitapta yer bulmuştur. Yazarın kendi ifadesiyle Süreç Adaleti; “Teorik bilgilerin sahaya inme ve yansıma biçimini büyüteç altına alıp, hatalı uygulamaları deşifre ederek uygulamayı bu defolarla yüzleşmeye zorlamıştır.”

Medeni Hak ve Yükümlülüklere İlişkin Davalarda SÜREÇ ADALETİ (Usul Hukuku ve İstinaf Yorumu)’nin son bölümü, uygulanmaya başlanan İstinaf Mahkemeleri sistemini, kurumsal kimlik, işleyiş ve içtihatlar bakımından Uluslararası Hukuk uygulamaları ile kıyaslamış; İstanbul BAM. 22 Hukuk Dairesi’nin uygulamalarını da yansıtmıştır. İstinaf mahkemesinin görev tanımı, işleyiş koşulları ve misyonu konu edinilmiş; okuyucuya sınır ötesi uygulamalarla İstanbul 22 HD pratikleri üzerinden Türk uygulamasını kıyaslama imkânı verilmiş, mahkemenin görevini pratikler üzerinden izaha çalışmıştır.

Süreç Adaleti ve Hukukta Gerekçe

Yazar, SÜREÇ ADALETİ isimi eserinde 2010 yılında ilk baskısı yapılan ve 2018 Nisan Ayında Yeditepe Üniversitesi Yayınlarından İkinci Baskısı çıkan Esbab-ı Mucibe’den-Retoriğe HUKUKTA GEREKÇE isimli kitabın ana felsefesine atıflar da yapmış, hukukta gerekçe ile usul hukuku arasında köprü kurmuştur. Gerekçeli karar alma hakkı, öngörülebilir bir yargılamayı isteme hakkı, adil yargılanma hakkı gibi ilkeler süreç adaleti bakımından yeniden değerlendirilmiştir.

Hilmi Şeker’in 2018 yılında İkinci Baskısı Yapılan Hukukta Gerekçe isimli eseri

SÜREÇ ADALETİ, yargılama sonucu kurulan hükmün adilliğinden çok, adil bir hükmün nasıl ve ne şekilde inşa edilmesi gerektiği üzerinde yoğunlaşmaktadır. Hilmi Şeker’e göre usul, nevi şahsına münhasır etik kurallar manzumesi veya damıtılmış etik kuralların türevidir. Bu nedenle adaletli sonuç, ancak ve ancak usule sadakatle mümkündür.

Hukukta Gerekçe ve Süreç Adaleti

ILO 153 No’lu Karayolları Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişkin Sözleşme

0
ILO 153 No'lu Karayolları Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişkin Sözleşme

ILO 153 No’lu Karayolları Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişkin Sözleşme, 6 Haziran 1979  tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından kabul edilmiştir. Sözleşme, Türkiye tarafından 15.7.2003 tarihinde 4933 sayılı yasa ile onaylanmış, Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

ILO 153 No’lu Karayolları Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişkin Sözleşme
ILO 153 No’lu Karayolları Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişkin Sözleşme

ILO Kabul Tarihi: 6 Haziran 1979
Kanun Tarih ve Sayısı: 15.7.2003 / 4933

Uluslararası Çalışma Örgütü Yönetim Kurulu tarafından Cenevre’de toplantıya çağrılan ve 6 Haziran 1979 tarihinde toplanan Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansı altmış beşinci oturumunda,
Oturum gündeminin beşinci maddesini oluşturan, karayolu taşımacılığında çalışma ve dinlenme sürelerine ilişkin çeşitli önerilerin kabulüne karar verdikten sonra,
Bu önerilerin uluslararası bir Sözleşme biçimini almasına karar vererek,
Çalışma ve Dinlenme Süreleri (Karayolu Taşımacılığı) Sözleşmesi; 1979 olarak adlandırılacak olan aşağıdaki Sözleşmeyi bin dokuz yüz yetmiş dokuz yılının Haziran ayının bu yirmi yedinci gününde kabul etmiştir:

Madde 1

Bu Sözleşme, üçüncü taraflar için taşımacılık yapan işletmelerin veya kendi adına yük veya yolcu taşıma işleri yapan işletmelerin; ulusal ya da uluslararası karayolu ile yük veya yolcu taşıma işlerinde profesyonel olarak kullanılan motorlu araçlarında ücretli olarak çalışan sürücülere uygulanır.

Bu Sözleşme aksine bir hüküm içermiyor ise; karayolu taşımacılığını meslek edinmiş motorlu araç sahiplerine ve sürücü olarak çalıştıkları zamanlarda onların ücretsiz çalışan aile bireylerine uygulanır.

Madde 2

Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu, aşağıdaki işleri yapan araçlarda çalışan sürücüleri bu Sözleşme hükümlerinin veya bazı hükümlerinin kapsamı dışında tutabilir:

yerel koşullar ve özel teknik çalışma koşuları nedeniyle kent taşımacılığı veya kent taşımacılığının bazı biçimleri,

traktörler veya yerel tarım ve ormancılık faaliyetlerine tahsis edilen diğer araçlar tarafından yapıldığı sürece ve münhasıran bu işletmelerin işleri için kullanılmak kaydıyla, tarım veya ormancılık işletmelerinin taşıma işleri,

hasta ve yaralı taşıma, kurtarma ve tahliye amaçlı taşıma ve itfaiye hizmetlerinin ulaşımı,

polis hizmetleri ve ulusal savunma amaçlı taşıma ve üçüncü taraflar için taşımacılık yapan işletmelerle rekabete girmemek koşuluyla, diğer temel kamu hizmetlerini yerine getirmek amacıyla yapılan taşıma,

taksi ile yapılan taşıma, veya

kullanılan araç türü, araçların yolcu veya yük taşıma kapasitesi, sınırlı güzergahları veya izin verilen azami hız nedeniyle çalışma ve dinlenme sürelerine ilişkin özel düzenleme yapılmasını gerektirmediği öngörülen taşıma işleri.

Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu, bu maddenin 1. paragrafı gereğince, bu Sözleşme hükümlerinin veya bu hükümlerin bazılarının uygulanma kapsamı dışında bırakılan sürücülerin çalışma sürelerine ilişkin uygun standartlar belirler.

Madde 3

Bu Sözleşme hükümlerinin kapsadığı herhangi bir konuda karar alınmadan önce, her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu tarafından temsil yetkisine sahip ilgili işçi ve işveren kuruluşları ile danışmalarda bulunacaktır.

Madde 4

Bu Sözleşmenin uygulanması bakımından “çalışma süreleri” deyimi ücretle çalışan sürücülerin

aracın çalışır durumda olduğu sürede araç kullanarak ve diğer işler yaparak, ve

araçla, yolcuları veya yüküyle ilgili yardımcı işler yaparak geçirdikleri süre anlamına gelir.

Sürücülerin araçta veya işyerinde hazır durumda bekleyip iş yapmaksızın geçen ve fakat diledikleri gibi kullanma serbestliğine sahip olmadıkları süreler, her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşları tarafından, toplu sözleşmeler veya ulusal teamüle uygun diğer yollarla belirlenen ölçüde, çalışma süreleri olarak kabul edilebilir.

Madde 5

Hiçbir sürücünün mola vermeksizin ve devamlı olarak dört saatten fazla araç kullanmasına izin verilmez.

Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu, özel ulusal koşulları dikkate alarak, bu maddenin 1. paragrafında sözü geçen süreyi bir saatten fazla olmamak üzere artırabilir.

Bu maddede sözü geçen molanın uzunluğu ve uygun olduğu takdirde, bu molanın ne şekilde bölünebileceği her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu tarafından belirlenir.

Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu, tarifede öngörülen durmalar veya işin niteliği gereği aralıklarla yapılıyor olması nedeniyle yeterli molaya sahip sürücüler için bu madde hükümlerinin uygulanamayacağı durumları belirler.

Madde 6

Fazla mesai dahil, azami toplam araç kullanma süresi günde dokuz, haftada 48 saati aşamaz.

Bu maddenin 1. paragrafında sözü geçen toplam araç kullanma süreleri her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu tarafından, birkaç günün veya haftanın bir ortalaması olarak hesaplanabilir.

Bu maddenin 1. paragrafında sözü geçen toplam araç kullanma süreleri, taşıma işinin çok güç koşullar altında yapıldığı durumda azaltılır. Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu bu işleri tanımlar ve ilgili sürücülere uygulanacak toplam araç kullanma sürelerini belirler.

Madde 7

Ücretle çalışan her sürücü; bu Sözleşmenin 4 üncü maddesinin 1 inci paragrafında tanımlandığı biçimde beş saatlik sürekli çalışmadan sonra bir molaya hak kazanır.

Bu maddenin 1 inci paragrafında sözü geçen molanın uzunluğu ve uygun olduğu takdirde,; bu molanın ne şekilde bölünebileceği her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu tarafından belirlenir.

Madde 8

Sürücülerin günlük dinlenme süresi; işgününün başlamasından itibaren 24 saatlik bir süre içinde aralıksız asgari on saattir.

Günlük dinlenme süresi, hiçbir şekilde sekiz saatten az olmamak ve bir haftada iki defadan fazla sekiz saate indirilmemek kaydıyla her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu tarafından belirlenecek sürelerin ortalaması olarak hesaplanabilir.

Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu, bu maddenin asgari sürelere ilişkin 1 ve 2 nci paragraf hükümlerine uyulması koşuluyla, yapılan işin yolcu veya yük taşıma işi olmasına ve dinlenme süresinin evde veya başka bir yerde kullanılmasına göre farklı uzunlukta günlük dinlenme süreleri belirleyebilir.

Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu, iki sürücüsü olan araçlar ile bir feribot veya trenden yararlanan araçlar söz konusu olduğunda, günlük dinlenme sürelerinin uzunluğuna ve bu dinlenme sürelerinin kullanılması usulüne ilişkin olarak, bu maddenin 1 ve 2 nci paragraf hükümlerine istisnalar getirebilir.

Aracın ve yükünün güvenliğini sağlayacak gerekli önlemleri almış ise; günlük dinlenme süresini kullanmakta olan sürücüden aracın içinde veya yakınında kalması istenemez.

Madde 9

Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu, işin hayati kısmının yürütülmesi için gerekli oranda olmak kaydıyla

kaza, bozulma, önceden tahmin edilemeyen gecikme, hizmetin durması veya trafik akışının kesintiye uğraması durumlarında ,

mücbir sebep bulunduğunda, ve

kamu yararına olan hizmetlerin görülmesini sağlamak için acil ve istisnai bir zorunluluk olması durumunda,

bu Sözleşmenin 5, 6, 7 ve 8 inci maddelerinde öngörülen günlük dinlenme sürelerinde azaltma yapmaya, araç kullanma ve devamlı çalışma sürelerini uzatmaya geçici istisnalar olarak izin verebilir.

Karayolu taşımacılığının tabi olduğu ulusal ve yerel koşullar bu Sözleşmenin, 5, 6, 7 ve 8 inci maddelerinin tam olarak uygulanmasına imkân vermediği durumlarda, her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu, bu maddelerde öngörülen dinlenme sürelerinde azaltma yapmaya, araç kullanma ve devamlı çalışma sürelerini uzatmaya ve bu Sözleşmenin 1 inci maddesinin 2 nci paragrafı kapsamına giren sürücülere 5, 6 veya 8 inci maddelerin uygulanmasına ilişkin olarak istisnalara izin verebilir. Bu durumda ilgili üye ülke, onay belgesine ekleyeceği bir bildirimle, bu ulusal veya yerel koşulları bu paragraf gereğince izin verdiği uzatma, azaltma veya istisnalarla birlikte tarif eder.

Bu durumdaki herhangi bir üye ülke, Uluslararası Çalışma Örgütü Anasözleşmesinin 22 nci maddesi gereğince göndereceği raporlarda, bu Sözleşmenin 5, 6, 7 ve 8 inci maddelerinin daha dar veya geniş kapsamlı uygulanmasına yönelik olarak kaydedilen gelişmeleri belirtir ve müteakip bir bildirimle bu bildirimi iptal edebilir.

Madde 10

Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu,

bireysel kontrol belgesi düzenler ve bu belgenin verilmesine ilişkin koşulları, içeriğini ve sürücüler tarafından tutulması usulünü belirtir, ve

bu Sözleşmenin 9 uncu maddesi 1 inci paragrafı uyarınca çalışılan sürenin ve bu süreyi gerektiren koşulların bildirim usulünü belirler.

Her işveren,

her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşunca kabul edilen şekle uygun olarak; istihdam ettiği her sürücünün çalışma ve dinlenme sürelerini gösteren bir kayıt tutar, ve

her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşunca belirlenen usule göre, bu kaydı denetim makamlarının incelemesine sunar.

Bu maddenin 1 ve 2 nci paragraflarında söz konusu geleneksel denetim yolları, şayet bazı ulaştırma biçimleri açısından gereklilik arz ediyor ise, her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşunca belirlenen kurallara uygun olarak takograf gibi modern yöntemlerle mümkün olduğunca desteklenir veya ikame edilir.

Madde 11

Her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşu

işletmelerde ve karayollarında gerçekleştirilecek yeterli bir teftiş sistemi sağlar ve

bu Sözleşme hükümlerinin ihlaline karşı uygun cezalar öngörür.

Madde 12

Toplu sözleşme veya hakem kararları ya da ulusal teamüle uygun başka usul ile yürürlüğe konulduğu durumlar hariç, bu Sözleşme hükümlerine yasa veya diğer mevzuat düzenlemeleriyle işlerlik kazandırılır.

Madde 13

Bu Sözleşme 1939 tarihli Çalışma ve Dinlenme Süreleri (Karayolu Taşımacılığı) Sözleşmesini revize eder.

Madde 14

Bu Sözleşmenin kesin onama belgeleri Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Müdürüne gönderilir ve onun tarafından kaydedilir.

Madde 15

Bu Sözleşme, ancak onama belgeleri Genel Müdür tarafından kaydedilmiş olan Uluslararası Çalışma Örgütü üyelerini bağlar.

Bu Sözleşme iki üyenin onama belgesi Genel Müdür tarafından kaydedildiği tarihten oniki ay sonra yürürlüğe girer.

Daha sonra bu Sözleşme, onu onayan her üye için, onama belgesi kaydedildiği tarihten oniki ay sonra yürürlüğe girer.

Madde 16

Bu Sözleşmeyi onaylayan her üye; onu, ilk yürürlüğe girdiği tarihinden itibaren on yıllık bir süre sonunda, Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Müdürüne göndereceği ve Genel Müdürün kaydedeceği bir belge ile feshedebilir. Fesih, kayıt tarihinden ancak bir yıl sonra geçerli olur.

Bu Sözleşmeyi onamış olup da onu bundan önceki fıkrada sözü edilen on yıllık sürenin bitiminden itibaren bir yıl süresince bu madde gereğince feshetmek seçeneğini kullanmayan her üye yeniden on yıllık, bir süre için bağlanmış olur ve bundan sora bu Sözleşmeyi, her on yıllık süre bitiminde, bu maddenin içerdiği koşullar içinde feshedebilir.

Madde 17

Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Müdürü; Örgüt üyeleri tarafından kendisine bildirilen bütün onama ve fesihlerin kaydedildiğini Uluslararası Çalışma Örgütünün bütün üyelerine duyurur.

Genel Müdür, kendisine gönderilen Sözleşmenin ikinci onama belgesinin kaydedildiğini Örgüt üyelerine duyururken bu Sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih hakkında örgüt üyelerinin dikkatini çeker.

Madde 18

Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Müdürü, yukarıdaki maddeler gereğince, kaydetmiş olduğu bütün onama ve fesihlere ilişkin tam bilgileri, Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 102 nci maddesi uyarınca kaydedilmek üzere; Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine ulaştıracaktır.

Madde 19

Uluslararası Çalışma Örgütü Yönetim Kurulu; gerekli gördüğü zaman bu Sözleşmenin uygulanması hakkındaki bir raporu Genel Konferansa sunar ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi konusunun Konferans gündemine alınması gereği hakkında karar verir.

Madde 20

Konferansın bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir Sözleşme kabul etmesi halinde ve yeni Sözleşme aksini öngörmediği takdirde:

değiştirici yeni Sözleşmenin bir üye tarafından onanması durumu; yukarıdaki 9 uncu madde dikkate alınmaksızın ve değiştirici yeni Sözleşme yürürlüğe girmiş olmak kayıt ve şartı ile, bu Sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini gerektirir.

değiştirici yeni Sözleşmenin yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren bu Sözleşme üyelerin onamasına açık bulundurulamaz.

Bu Sözleşme, onu onayıp da Değiştirici Sözleşmeyi onamamış bulunan üyeler için; her halde şimdiki şekil ve içeriğiyle geçerli olmaya devam eder.

Madde 21

Bu Sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinleri aynı şekilde muteberdir.

Türkiye’nin Onayladığı ILO Sözleşmeleri

Türkiye, ILO tarafından kabul edilmiş olan sözleşmelerden 59 adetini onaylamıştır. Sekiz adet temel sözleşmenin tamamı, yönetişim sözleşmelerinden öncelikli olan dört sözleşmeden üçünü, 177 teknik sözleşmeden 48’i onaylanmıştır. Türkiye tarafından onaylanan 59 Sözleşmeden 55’i yürürlüktedir, 4 Sözleşmeye karşı çıkılmıştır.

Hasta Hak ve Sorumlulukları

0
Dünya Hekimler Birliği Hasta Hakları Bildirgesi

Hasta Hak ve Sorumlulukları tıp ve sağlık hukukunun en önemli bölümlerinden biridir. Dünya Tıp Birliği 1996 yılında “Hastaneye Yatırılan Çocukların Hakları Konusunda DTB Bildirgesini” yayınlamıştır. Dünya Tıp Birliği insan denekleri üzerinde tıbbi araştırmalar konusunu içeren “Helsinki Bildirgesi”ni 2002 yılında revize etmiştir. Bu çalışmalar, herkesin insanca sağlık hizmeti alınmasını sağlama amacı gütmektedir. Hasta Hakları Yönetmeliği gereğince hasta hakları uygulamalarının yürütülmesi amacıyla sağlık kurum ve kuruluşları bünyesinde hasta iletişim birimleri oluşturulmuştur.

Hasta Hak ve Sorumlulukları tıp ve sağlık hukukunun en önemli bölümlerinden biridir.
Hasta Hakları
Bilgi edinme hakkı:

Hastanın tıbbi sürecinde;
• Her türlü tıbbi gerçekler,
• Kendisine uygulanacak girişimler ve maddi karşılıkları ile
• Bu girişimlerin risk ve yararları ve uygulanabilecek alternatif tedaviler hakkında bilgi edinme hakkı vardır.
• Hizmet veren sağlık personeli hakkında her türlü kimlik ve mesleki bilgiyi alma ve
• Tedavinin herhangi bir aşamasında ikinci bir görüşü alma hakkı vardır.

Tıbbi bakım ve tedavi hakkı

Her hastanın;
• Irk, dil, din ayrımı gözetmeksizin eşit olarak, saygın bir şekilde sağlık hizmetlerinden yararlanma,
• Sağlık kuruluşunu, hekimini ve diğer sağlık personelini seçebilme ve değiştirebilme,
• Kendisiyle ilgili tıbbi kararlara ve tedavi planına katılma veya tedavi planını reddetme ve
• Tıbbi bakıma her an ulaşabilme hakkı vardır.

Aydınlatılmış onay hakkı

Hastanın;
• Her türlü girişim için bilgilendirilerek onayının alınmasını isteme hakkı vardır.

Mahremiyet ve özel hayata saygı, tıbbi kayıtların saklanması hakkı

Hastanın;
• Tüm bilgilerinin gizlilik esaslarına uyarak saklanmasını isteme,
• Tıbbi kayıtlarının tam ve doğru olarak korunmasını isteme,
• Bu kayıtlara, kendisi veya yetkili kıldığı kişi tarafından istediğinde ulaşabilme hakkı vardır.

Başvuruda bulunma hakkı

Hastanın;
• Kolayca ulaşabileceği,
• Kendisini dinleyen,
• Sorunlarını rahatça ifade edebileceği bir başvuru mekanizmasını hastanede bulma hakkı vardır.

Bunlara karşılık hastanın da yerine getirmesi gereken sorumlulukları mevcuttur.

Hasta Sorumlukları 

• Sağlık durumunuz ile ilgili tam ve doğru bilgiyi sağlık personeli ile paylaşmak.
• Tedavi planınız ve/veya bu planın başarı ile tamamlanması için tedaviniz ile ilgili endişe ve sorularınızı sağlık personeli ile paylaşmak.
• Tıbbi bakımınızdan birinci derecede sorumlu kişilerin tedavi planınız ile ilgili tavsiyelerine uymak.
• Tedavi planınızı uygulamadığınız veya reddettiğiniz durumlarda yaşayabilecekleriniz konusunda bilgilendirildikten sonra, bu karara ait sorumluluğu taşımak.
• Hastanede kalış süreniz boyunca hastane kural ve prosedürlerine uymak.
• Verilen her hizmetin maddi bir karşılığı olabileceğini bilmek ve bunu karşılamak.
• Diğer hastaların, çalışanların ve hastane içinde ilişki içinde olduğunuz her bireyin haklarına saygılı olmak.
• Yeni gelişen veya kontrol edemediğiniz bir ağrı ile karşılaştığınızda, doktorunuzu veya hemşirenizi daha etkili bir ağrı yönetimini belirlemek için bilgilendirmek.

 

Hasta Hakları Yönetmeliği

0
Hasta Hakları Yönetmeliği

Hasta Hakları Yönetmeliği gereğince hasta hakları uygulamalarının yürütülmesi amacıyla sağlık kurum ve kuruluşları bünyesinde hasta iletişim birimleri oluşturulacak ve bu yönetmeliğin hükümleri Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülecektir.

BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve İlkeler
 Amaç

Madde 1- Bu Yönetmelik; temel insan haklarının sağlık hizmetleri sahasındaki yansıması olan ve başta Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda, diğer mevzuatta ve milletlerarası hukuki metinlerde kabul edilen “hasta hakları”nı somut olarak göstermek ve sağlık hizmeti verilen bütün kurum ve kuruluşlarda ve sağlık kurum ve kuruluşları dışında sağlık hizmeti verilen hallerde, insan haysiyetine yakışır şekilde herkesin “hasta hakları”ndan faydalanabilmesine, hak ihlallerinden korunabilmesine ve gerektiğinde hukuki korunma yollarını fiilen kullanabilmesine dair usül ve esasları düzenlemek amacı ile hazırlanmıştır.

Kapsam

Madde 2- Bu Yönetmelik; sağlık hizmeti verilen resmi ve özel bütün kurum ve kuruluşları, bu kurum ve kuruluşlarda veya bunların dışında hizmete katılan her kademedeki ve unvandaki ilgilileri ve hizmetten faydalanma hakkını haiz olan bütün fertleri kapsar.

Hukuki Dayanak

Madde 3-(Değişik:RG-8/5/2014-28993)

Bu Yönetmelik; 15/5/1987 tarihli ve 3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununa ve 11/10/2011 tarihli ve 663 Sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 nci ve 40 ncı maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

Madde 4- Bu Yönetmelik’te geçen deyimlerden;

a) Bakanlık: Sağlık Bakanlığı’nı,

b) Hasta: Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan kimseyi,

c) Personel: Hizmetin, resmi veya özel sağlık kurumlarında ve kuruluşlarında veya serbest olarak sunulmasına bakılmaksızın, sağlık hizmetinin verilmesine iştirak eden bütün sağlık meslekleri mensuplarını ve sağlık meslekleri mensubu olmasa bile sağlık hizmetinin verilmesine sorumlu olarak iştirak eden kimseleri,

d) (Değişik:RG-8/5/2014-28994) Sağlık kurum ve kuruluşu: Sağlık hizmeti verilen kamu veya özel bütün kurum ve kuruluşları ile tababet icra edilen bütün yerleri,

e) Hasta hakları: Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin, sırf insan olmaları sebebiyle sahip bulundukları ve T.C. Anayasası, milletlerarası andlaşmalar, kanunlar ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan haklarını,

f) (Ek:RG-8/5/2014-28994) Yeterlik: Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan onay verenin önerilen tıbbi müdahalede karşılaşabileceği ya da reddettiğinde doğabilecek sonuçları makul bir şekilde anlama ve değerlendirme yeteneğine sahip olma halini,

g) (Ek:RG-8/5/2014-28994) Tıbbi müdahale: Tıp mesleğini icraya yetkili kişiler tarafından uygulanan, sağlığı koruma, hastalıkların teşhis ve tedavisi için ilgili meslekî yükümlülükler ve standartlara uygun olarak tıbbın sınırları içinde gerçekleştirilen fizikî ve ruhî girişimi,

ğ) (Ek:RG-8/5/2014-28994) Bilgilendirme: Yapılması planlanan her türlü tıbbi müdahale öncesinde müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından kişiye gerekli bilginin verilmesini,

h) (Ek:RG-8/5/2014-28994) Rıza: Kişinin tıbbi müdahaleyi serbest iradesiyle ve bilgilendirilmiş olarak kabul etmesini,

ifade eder.

İlkeler

Madde 5- Sağlık hizmetlerinin sunulmasında aşağıdaki ilkelere uyulması şarttır:

a) Bedeni, ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde yaşama hakkının, en temel insan hakkı olduğu, hizmetin her safhasında daima gözönünde bulundurulur.

b) Herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını haiz olduğu ve hiçbir merci veya kimsenin bu hakkı ortadan kaldırmak yetkisinin olmadığı bilinerek, hastaya insanca muamelede bulunulur.

c) Sağlık hizmetinin verilmesinde, hastaların, ırk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç ve ekonomik ve sosyal durumları ile sair farklılıkları dikkate alınamaz. Sağlık hizmetleri, herkesin kolayca ulaşabileceği şekilde planlanıp düzenlenir.

d) Tıbbi zorunluluklar ve kanunlarda yazılı haller dışında, rızası olmaksızın kişinin vücut bütünlüğüne ve diğer kişilik haklarına dokunulamaz.

e) Kişi, rızası ve Bakanlığın izni olmaksızın tıbbi araştırmalara tabi tutulamaz.

f) Kanun ile müsaade edilen haller ile tıbbi zorunluluklar dışında, hastanın özel hayatının ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

 İKİNCİ BÖLÜM
Sağlık Hizmetlerinden Faydalanma Hakkı
Adalet ve Hakkaniyete Uygun Olarak Faydalanma

Madde 6- Hasta, adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlıklı yaşamanın teşvik edilmesine yönelik faaliyetler ve koruyucu sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere, sağlık hizmetlerinden ihtiyaçlarına uygun olarak faydalanma hakkına sahiptir. Bu hak, sağlık hizmeti veren bütün kurum ve kuruluşlar ile sağlık hizmetinde görev alan personelin adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun hizmet verme yükümlülüklerini de içerir.

Bilgi İsteme

Madde 7- Hasta, sağlık hizmetlerinden nasıl faydalanabileceği konusunda bilgi isteyebilir. Bu hak, hangi sağlık kuruluşundan hangi şartlara göre faydalanılabileceğini, sağlık kurum ve kuruluşları tarafından verilen her türlü hizmet ve imkanın neler olduğunu ve müracaat edilen kuruluşta verilen sağlık hizmetlerinden faydalanma usulüne öğrenme haklarını da kapsar.

Bütün sağlık kurum ve kuruluşları, hastayı birinci fıkra uyarınca bilgilendirmek için yeterli teknik donanımı haiz birimi oluşturmak; bu birimde, hastaya kesin ve yeterli bilgi verebilecek nitelik ve ehliyete sahip personeli daimi olarak istihdam etmek ve hastanın ihtiyacı olan birimlere kolayca ulaşabilmesini temin etmek üzere, kuruluşun uygun yerlerinde bilgilendirici tabela, broşür ve işaretler bulundurmak gibi tedbirleri almak zorundadırlar.

Sağlık Kuruluşunu Seçme ve Değiştirme

Madde 8- Hasta; tabi olduğu mevzuatın öngördüğü usül ve şartlara uyulmak kaydı ile, sağlık kurum ve kuruluşunu seçme ve seçtiği sağlık kuruluşunda verilen sağlık hizmetinden faydalanma hakkına sahiptir.

Mevzuat ile belirlenmiş sevk sistemine uygun olmak şartı ile hasta sağlık kuruluşunu değiştirebilir. Ancak, kuruluşu değiştirmenin hayati tehlikeye yol açıp açmayacağı ve hastalığının daha da ağırlaşıp ağırlaşmayacağı hususlarında hastanın tabip tarafından aydınlatılması ve hayati tehlike bakımından sağlık kuruluşunun değiştirilmesinde tıbben sakınca görülmemesi esastır.

Acil vak’alar dışında, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olup da mevzuatın öngördüğü sevk zincirine uymayanlar aradaki ücret farkını kendileri karşılar.

Hastanın sağlık kuruluşunda kalmasında tıbben fayda bulunmayan veya bir başka sağlık kuruluşuna nakli gerekli olan hallerde, durum hastaya veya 15 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen kişilere açıklanır. Nakilden önce, gereken bilgiler nakil talebinde bulunulan veya tıbben uygun görülen sağlık kuruluşuna, sevkeden kuruluş veya mevzuatla belirlenen yetkililerce verilir. Her iki durumda da hizmetin aksamadan ve kesintisiz olarak verilmesi esastır.

Personeli Tanıma, Seçme ve Değiştirme

Madde 9- Hastaya talebi halinde, kendisine sağlık hizmeti verecek veya vermekte olan tabiplerin ve diğer personelin kimlikleri, görev ve unvanları hakkında bilgi verilir.

Mevzuat ile belirlenmiş usüllere uyulmak şartı ile hastanın, kendisine sağlık hizmeti verecek olan personeli serbestçe seçme, tedavisi ile ilgilenen tabibi değiştirme ve başka tabiplerin konsültasyonunu istemek hakkı vardır.

Personeli seçme, tabibi değiştirme ve konsültasyon isteme hakları kullanıldığında, mevzuat ile belirlenen ücret farkı, bu hakları kullanan hasta tarafından karşılanır.

Öncelik Sırasının Belirlenmesini İsteme

Madde 10- Sağlık kuruluşunun hizmet verme imkanlarının yetersiz veya sınırlı olması sebebiyle sağlık hizmeti talebi zamanında karşılanamayan hallerde, hastanın, öncelik hakkının tıbbi kriterlere dayalı ve objektif olarak belirlenmesini istemek hakkı vardır.

Acil ve adli vak’alar ile yaşlılar ve özürlüler hakkında öncelik sırasının belirlenmesinde ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.

Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis, Tedavi ve Bakım

Madde 11- Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir.

Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.

Tıbbi Gereklilikler Dışında Müdahale Yasağı

Madde 12- Teşhis, tedavi veya korunma maksadı olmaksızın, ölüme veya hayati tehlikeye yol açabilecek veya vücut bütünlüğünü ihlal edebilecek veya akli veya bedeni mukavemeti azaltabilecek hiçbir şey yapılamaz ve talep de edilemez.

Ötenazi Yasağı

Madde 13- Ötenazi yasaktır.

Tıbbi gereklerden bahisle veya her ne suretle olursa olsun, hayat hakkından vazgeçilemez. Kendisinin veya bir başkasının talebi olsa dahil, kimsenin hayatına son verilemez.

Tıbbi Özen Gösterilmesi

Madde 14- Personel, hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni gösterir. Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorunludur.

 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Sağlık Durumu İle İlgili Bilgi Alma Hakkı
Bilgilendirmenin Kapsamı

Madde 15-(Başlığı ile birlikte değişik:RG-8/5/2014-28994)

Hastaya;

a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği,

b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi,

c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri,

ç) Muhtemel komplikasyonları,

d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri,

e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri,

f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri,

g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği,

hususlarında bilgi verilir.

Kayıtları İnceleme

Madde 16- Hasta, sağlık durumu ile ilgili bilgiler bulunan dosyayı ve kayıtları, doğrudan veya vekili veya kanuni temsilcisi vasıtası ile inceleyebilir ve bir suretini alabilir. Bu kayıtlar, sadece hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olanlar tarafından görülebilir.

Kayıtların Düzeltilmesini İsteme

Madde 17- Hasta; sağlık kurum ve kuruluşları nezdinde bulunan kayıtlarında eksik, belirsiz ve hatalı tıbbi ve şahsi bilgilerin tamamlanmasını, açıklanmasını, düzeltilmesini ve nihai sağlık durumu ve şahsi durumuna uygun hale getirilmesini isteyebilir.

Bu hak, hastanın sağlık durumu ile ilgili raporlara itiraz ve aynı veya başka kurum ve kuruluşlarda sağlık durumu hakkında yeni rapor düzenlenmesini isteme haklarını da kapsar.

Bilgi Vermenin Usulü

Madde 18-(Değişik:RG-8/5/2014-28994)

Bilgi, mümkün olduğunca sade şekilde, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden, hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde verilir.

Hasta, tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından tıbbi müdahale konusunda sözlü olarak bilgilendirilir. Bilgilendirme ve tıbbi müdahaleyi yapacak sağlık meslek mensubunun farklı olmasını zorunlu kılan durumlarda, bu duruma ilişkin hastaya açıklama yapılmak suretiyle bilgilendirme yeterliliğine sahip başka bir sağlık meslek mensubu tarafından bilgilendirme yapılabilir.

Hastanın kendisinin bilgilendirilmesi esastır. Hastanın kendisi yerine bir başkasının bilgilendirilmesini talep etmesi halinde, bu talep kişinin imzası ile yazılı olarak kayıt altına alınmak kaydıyla sadece bilgilendirilmesi istenilen kişilere bilgi verilir.

Hasta, aynı şikayeti ile ilgili olarak bir başka hekimden de sağlık durumu hakkında ikinci bir görüş almayı talep edebilir.

Acil durumlar dışında, bilgilendirme hastaya makul süre tanınarak yapılır.

Bilgilendirme uygun ortamda ve hastanın mahremiyeti korunarak yapılır.

Hastanın talebi halinde yapılacak işlemin bedeline ilişkin bilgiler sağlık hizmet sunucusunun ilgili birimleri tarafından verilir.

Bilgi Verilmesi Caiz Olmayan ve Tedbir Alınması Gereken haller

Madde 19- Hastanın manevi yapısı üzerinde fena tesir yapmak suretiyle hastalığın artması ihtimalinin bulunması ve hastalığın seyrinin ve sonucunun vahim görülmesi hallerinde, teşhisin saklanması caizdir.

Hastaya veya yakınlarına, hastanın sağlık durumu hakkında bilgi verilip verilmemesi, yukarıdaki fıkrada belirtilen şartlar çerçevesinde tabibinin takdirine bağlıdır.

Tedavisi olmayan bir teşhis, ancak bir tabip tarafından ve tam bir ihtiyat içinde hastaya hissettirilebilir veya bildirilebilir. Hastanın aksi yönde bir talebinin bulunmaması veya açıklanacağı şahsın önceden belirlenmemesi halinde, böyle bir teşhis ailesine bildirilir.

Bilgi Verilmesini Yasaklama

Madde 20-(Değişik:RG-8/5/2014-28994)

İlgili mevzuat hükümleri ve/veya yetkili mercilerce alınacak tedbirlerin gerektirdiği haller dışında; kişi, sağlık durumu hakkında kendisinin, yakınlarının ya da hiç kimsenin bilgilendirilmemesini talep edebilir. Bu durumda kişinin kararı yazılı olarak alınır. Hasta, bilgi verilmemesi talebini istediği zaman değiştirebilir ve bilgi verilmesini talep edebilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Hasta Haklarının Korunması
Mahremiyete Saygı Gösterilmesi

Madde 21- Hastanın, mahremiyetine saygı gösterilmesi esastır. Hasta mahremiyetinin korunmasını açıkça talep de edebilir. Her türlü tıbbi müdahale, hastanın mahremiyetine saygı gösterilmek suretiyle icra edilir.

Mahremiyete saygı gösterilmesi ve bunu istemek hakkı;

a) Hastanın, sağlık durumu ile ilgili tıbbi değerlendirmelerin gizlilik içerisinde yürütülmesini,

b) Muayenenin, teşhisin, tedavinin ve hasta ile doğrudan teması gerektiren diğer işlemlerin makul bir gizlilik ortamında gerçekleştirilmesini,

c) Tıbben sakınca olmayan hallerde yanında bir yakınının bulunmasına izin verilmesini,

d) Tedavisi ile doğrudan ilgili olmayan kimselerin, tıbbi müdahale sırasında bulunmamasını,

e) Hastalığın mahiyeti gerektirmedikçe hastanın şahsi ve ailevi hayatına  müdahale edilmemesini,

f) Sağlık harcamalarının kaynağının gizli tutulmasını, kapsar.

Ölüm olayı, mahremiyetin bozulması hakkını vermez.

Eğitim verilen sağlık kurum ve kuruluşlarında, hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olmayanların tıbbi müdahale sırasında bulunması gerekli ise; önceden veya tedavi sırasında bunun için hastanın ayrıca rızası alınır.

Rıza Olmaksızın Tıbbi Ameliyeye Tabi Tutulmama

Madde 22- Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.

Bir suç işlediği veya buna iştirak ettiği şüphesi altında bulunan kişinin işlediği suçun muhtemel delillerinin, kendisinin veya mağdurun vücudunda olduğu düşünülen hallerde; bu delillerin ortaya çıkarılması için sanığın veya mağdurun tıbbi ameliyeye tabi tutulması, hakimin kararına bağlıdır.

Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde bu ameliye, cumhuriyet savcısının talebi üzerine yapılabilir.

Bilgilerin Gizli Tutulması

Madde 23- Sağlık hizmetinin verilmesi sebebiyle edinilen bilgiler, kanun ile müsaade edilen haller dışında, hiçbir şekilde açıklanamaz.

Kişinin rızasına dayansa bile, kişilik haklarından bütünüyle vazgeçilmesi, bu hakların başkalarına devri veya aşırı şekilde sınırlanması neticesini doğuran hallerde bilginin açıklanması, bunları açıklayanın hukuki sorumluluğunu kaldırmaz.

Hukuki ve ahlaki yönden geçerli ve haklı bir sebebe dayanmaksızın hastaya zarar verme ihtimali bulunan bilginin ifşa edilmesi, personelin ve diğer kimselerin hukuki ve cezai sorumluluğunu da gerektirir.

Araştırma ve eğitim amacı ile yapılan faaliyetlerde de hastanın kimlik bilgileri, rızası olmaksızın açıklanamaz.

BEŞİNCİ BÖLÜM
Tıbbi Müdahalede Hastanın Rızası
Hastanın Rızası ve İzin

Madde 24- (Değişik:RG-8/5/2014-28994)

Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir. Hasta küçük veya mahcur ise velisinden veya vasisinden izin alınır. Hastanın, velisinin veya vasisinin olmadığı veya hazır bulunamadığı veya hastanın ifade gücünün olmadığı hallerde, bu şart aranmaz.

Kanuni temsilcinin rızasının yeterli olduğu hallerde dahi, anlatılanları anlayabilecekleri ölçüde, küçük veya kısıtlı olan hastanın dinlenmesi suretiyle mümkün olduğu kadar bilgilendirme sürecine  ve  tedavisi ile ilgili alınacak kararlara katılımı sağlanır.

Sağlık kurum ve kuruluşları tarafından engellilerin durumuna uygun bilgilendirme yapılmasına ve rıza alınmasına yönelik gerekli tedbirler alınır.

Kanuni temsilci tarafından rıza verilmeyen hallerde, müdahalede bulunmak tıbben gerekli ise, velayet ve vesayet altındaki hastaya tıbbi müdahalede bulunulabilmesi; Türk Medeni Kanununun 346 ncı ve 487 inci maddeleri uyarınca mahkeme kararına bağlıdır.

Tıbbi müdahale sırasında isteğini açıklayabilecek durumda bulunmayan bir hastanın, tıbbî müdahale ile ilgili olarak önceden açıklamış olduğu istekleri göz önüne alınır.

Yeterliğin zaman zaman kaybedildiği tekrarlayıcı hastalıklarda, hastadan yeterliği olduğu dönemde onu kaybettiği dönemlere ilişkin yapılacak tıbbi müdahale için rıza vermesi istenebilir.

Hastanın rızasının alınamadığı hayati tehlikesinin bulunduğu ve bilincinin kapalı olduğu acil durumlar ile hastanın bir organının kaybına veya fonksiyonunu ifa edemez hale gelmesine yol açacak durumun varlığı halinde, hastaya tıbbi müdahalede bulunmak rızaya bağlı değildir. Bu durumda hastaya gerekli tıbbi müdahale yapılarak durum kayıt altına alınır. Ancak bu durumda, mümkünse hastanın orada bulunan yakını veya kanuni temsilcisi; mümkün olmadığı takdirde de tıbbi müdahale sonrasında hastanın yakını veya kanuni temsilcisi bilgilendirilir. Ancak hastanın bilinci açıldıktan sonraki tıbbi müdahaleler için hastanın yeterliği ve ifade edebilme gücüne bağlı olarak rıza işlemlerine başvurulur.

Sağlık kurum ve kuruluşlarında yatarak tedavisi tamamlanan hastaya, genel sağlık durumu, ilaçları, kontrol tarihleri diyet ve sonrasında neler yapması gerektiği gibi bilgileri içeren taburcu sonrası tedavi planı sağlık meslek mensubu tarafından sözel olarak anlatılır. Daha sonra bu tedavi planının yer aldığı epikrizin bir nüshası hastaya verilir.

Tedaviyi Reddetme ve Durdurma

Madde 25- Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir. Bu halde, tedavinin uygulanmamasından doğacak sonuçların hastaya veya kanuni temsilcilerine veyahut yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması gerekir.

Bu hakkın kullanılması, hastanın sağlık kuruluşuna tekrar müracaatında hasta aleyhine kullanılamaz.

Rıza Formu

Madde 26-(Başlığı ile birlikte değişik:RG-8/5/2014-28994)

Mevzuatta öngörülen durumlar ile uyuşmazlığa mahal vermesi tıbben muhtemel görülen tıbbi müdahaleler için sağlık kurum ve kuruluşunca 15 inci maddedeki bilgileri içeren rıza formu hazırlanır. Rıza formunda yer alan bilgiler; sözlü olarak hastaya aktarılarak rıza formu hastaya veya kanuni temsilcisine imzalatılır. Rıza formu iki nüsha olarak imza altına alınır ve bir nüshası hastanın dosyasına konulur, diğeri ise hastaya veya kanuni temsilcisine verilir.

Acil durumlarda tıbbi müdahalenin hasta tarafından kabul edilmemesi durumunda, bu beyan imzalı olarak alınır, imzadan imtina etmesi halinde durum tutanak altına alınır. Rıza formu bilgilendirmeyi yapan ve tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından imzalanır. Verilen bilgilerin doğruluğundan ilgili sağlık meslek mensubu sorumludur. Rıza formları arşiv mevzuatına uygun olarak muhafaza edilir.

Alışılmış Olmayan Tedavi Usullerinin Uygulanması

Madde 27- Klinik veya laboratuar muayeneleri sonucunda bilinen klasik tedavi metodlarının hastaya fayda vermeyeceğinin sabit olması ve daha evvel deney hayvanları üzerinde kafi derecede tecrübe edilmek suretiyle faydalı tesirlerinin anlaşılması ve hastanın rızasının bulunması şartları birlikte mevcut olduğunda, bilinen klasik tedavi metodları yerine başka bir tedavi usulü uygulanabilir. Ayrıca, bilinen klasik tedavi metodu dışındaki bir metodun uygulanabilmesi için, hastaya faydalı olacağının ve bu tedavinin bilinen klasik tedavi usullerinden daha elverişsiz sonuç vermeyeceğinin muhtemel olması da şarttır.

Evvelce tecrübe edilmemiş bir tıbbi tedavi ve müdahale usulü, ancak zarar vermeyeceğinin ve hastayı kurtaracağının mutlak olarak öngörülmesi halinde yapılabilir.

Altıncı Bölüm’de yer alan hükümler saklıdır.

Rızanın Şekli ve Geçerliliği

Madde 28- Mevzuatın öngördüğü istisnalar dışında, rıza herhangi bir şekle bağlı değildir.

Hukuka ve ahlaka aykırı olarak alınan rıza hükümsüzdür ve bu şekilde alınan rızaya dayanılarak müdahalede bulunulamaz.

Organ ve Doku Alınmasında Rıza

Madde 29- 18 yaşından küçük ve mümeyyiz olmayanlardan organ ve doku alınamaz. Bu şartları tamam olanlardan teşhis, tedavi ve bilimsel amaçlar ile organ veya doku alınması, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun’un 6 ncı maddesinde öngörülen yazılı şekil şartına tabidir. Ölüden organ ve doku alınma şartı ve cesetlerin bilimsel araştırma için muhafazası hususunda 2238 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi hükümleri saklıdır.

Aile Planlanması Hizmetleri ve Gebeliğin Sona Erdirilmesi

Madde 30- İlgilinin rızası mevcut olsun veya olmasın, Bakanlık tarafından tespit edilmiş olanlar dışındaki ilaç ve araçlar aile planlaması hizmetlerinde kullanılamaz.

Gebeliğin sona erdirilmesi, 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ile öngörülen şartlara tabidir.

Sterilizasyon ve gebeliğin sona erdirilmesi hallerinde, hastanın rızası ile evli ise eşinin de rızası gereklidir.

Rızanın Kapsamı ve Aranmayacağı Haller

Madde 31-(Başlığı ile birlikte değişik:RG-8/5/2014-28994)

Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır.

Hastanın verdiği rıza, tıbbi müdahalenin gerektirdiği sürecin devamı olan ve zorunlu sayılabilecek rutin işlemleri de kapsar.

Tıbbi müdahale, hasta tarafından verilen rızanın sınırları içerisinde olması gerekir.

Hastaya tıbbi müdahalede bulunulurken yapılan işlemin genişletilmesi gereği doğduğunda müdahale genişletilmediği takdirde hastanın bir organının kaybına veya fonksiyonunu ifa edemez hale gelmesine yol açabilecek tıbbi zaruret hâlinde rıza aranmaksızın tıbbi müdahale genişletilebilir.

 ALTINCI BÖLÜM
Tıbbi Araştırmalar
Tıbbi Araştırmalarda Rıza

Madde 32- Hiç kimse; Bakanlığın izni ve kendi rızası bulunmaksızın, tecrübe, araştırma veya eğitim amaçlı hiçbir tıbbi müdahale konusu yapılamaz.

Tıbbi araştırmalardan beklenen tıbbi fayda ve toplum menfaati, üzerinde araştırma yapılmasına rıza gösteren gönüllünün hayatından ve vücut bütünlüğünün korunmasından üstün tutulamaz.

Tıbbi araştırmalar, sadece, mevzuata göre araştırmada bulunmayan yetkili ve yeterli tıbbi bilgi ve tecrübeyi haiz olan personel tarafından, mevzuat ile belirlenmiş bulunan yerlerde yürütülür.

Gönüllünün tıbbi araştırmaya rıza göstermiş olması, bu araştırmada görev alan personelin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Gönüllünün Korunması ve Bilgilendirilmesi

Madde 33- Araştırmalarda, gönüllünün sağlığına ve diğer kişilik haklarına zarar verilmemesi için gereken bütün tedbirler alınır. Araştırmanın gönüllüye vereceği muhtemel zararlar önceden tespit edilemediği takdirde; gönüllü, rızası bulunsa dahi, araştırma konusu yapılamaz.

Gönüllü; araştırmanın maksadı, usulü, muhtemel faydaları ve zararları ve araştırmaya iştirak etmekten vazgeçebileceği ve araştırmanın her safhasında başlangıçta verdiği rızayı geri alabileceği hususlarında, önceden yeterince bilgilendirilir.

Rıza Alınmasının Usülü ve Şekli

Madde 34- Tıbbi araştırma hakkında yeterince bilgilendirilmiş olan gönüllünün rızasının maddi veya manevi hiçbir baskı altında olmaksızın, tamamen serbest iradesine dayanılarak alınmasına azami ihtimam gösterilir.

Tıbbi araştırmalarda rıza yazılı şekil şartına tabidir.

Küçüklerin ve Mümeyyiz Olmayanların Durumu

Madde 35- Reşit ve mümeyyiz olmayanlara, kendilerine faydası olmadan, sırf tıbbi araştırma amacı güden tıbbi müdahaleler hiçbir surette tatbik edilemez. Faydaları bulunması şartı ile reşit ve mümeyyiz olmayanlar üzerinde tıbbi araştırma yapılması, velilerinin veya vasilerinin rızasına bağlıdır.

Kanuni temsilci tarafından muvafakat verilmeyen hallerde, 24 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.

İlaç ve Terkiplerin Araştırma Amacıyla Kullanımı

Madde 36- Özel mevzuatına göre izin veya ruhsat alınmış olsa dahi, sırf tıbbi araştırma amacı ile hasta üzerinde kendi rızası ve Bakanlığın izni bulunmaksızın hiçbir ilaç ve terkip kullanılamaz.

İlaç ve terkiplerin tıbbi araştırmada kullanımı, 29/11/1993 tarihli ve 21480 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İlaç Araştırmaları Hakkında Yönetmelik hükümlerine tabidir.

 YEDİNCİ BÖLÜM
Diğer Haklar
Güvenliğin Sağlanması

Madde 37- Herkesin, sağlık kurum ve kuruluşlarında güvenlik içinde olmayı bekleme ve bunu istemek hakları vardır.

Bütün sağlık kurum ve kuruluşları, hastaların ve ziyaretçi ve refakatçi gibi yakınlarının can ve mal güvenliklerinin korunması ve sağlanması için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar.

Tutuklu ve hükümlerin sağlık kurum ve kuruluşlarında muhafazaları ile ilgili özel mevzuat hükümleri saklıdır.

Dini Vecibeleri Yerine Getirebilme ve Dini Hizmetlerden Faydalanma

Madde 38- Sağlık kurum ve kuruluşlarının imkanları ölçüsünde hastalara dini vecibelerini serbestçe yerine getirebilmeleri için gereken tedbirler alınır.

Kurum hizmetlerinde aksamalara sebebiyet verilmemek, başkalarını rahatsız etmemek ve personelce düzenlenip yürütülen tıbbi tedaviye hiç bir şekilde müdahalede bulunulmamak şartı ile hastalara dini telkinde bulunmak ve onları manevi yönden desteklemek üzere talepleri halinde, dini inançlarına uygun olan din görevlisi davet edilir. Bunun için, sağlık kurum ve kuruluşlarında uygun zaman ve mekan belirlenir.

İfadeye muktedir olmayıp da dini inancı bilinen ve kimsesiz olan agoni halindeki hastalar için de, talep şartı aranmaksızın, dini inançlarına uygun olan din görevlisi çağrılır.

Bu hakların nasıl ve ne zaman kullanılacağı ve bu konuda alınacak tedbirler, sağlık kuruluşunun çalışma usul ve esaslarını gösteren mevzuatta ayrıca düzenlenir.

İnsani Değerlere Saygı Gösterilmesi ve Ziyaret

Madde 39- Hasta, kişilik değerlerine uygun bir şekilde ve ortamda sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkına sahiptir.

Sağlık hizmetlerinde görev alan bütün personel; hastalara, yakınlarına ve ziyaretçilere güleryüzlü, nazik, şefkatli ve sağlık hizmetleri ile ilgili mevzuat ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde davranmak zorundadır.

Sağlık hizmetlerinin her safhasında, hastalara, onların bedeni ve ruhi durumları dikkate alınarak, hangi işlemin neden ve nasıl yapıldığı, yapılacağı ve bekletilmeleri sözkonusu ise, bekletilmenin sebepleri hususunda gerekli ve yeterli bilgi verilir.

Sağlık kurum ve kuruluşlarında, insan haysiyetine yakışır gereken her türlü hijyenik şartların sağlanması, gürültünün ve rahatsız edici diğer bütün etkenlerin bertaraf edilmesi esastır. Gerektiğinde, bu hususlar hasta tarafından talep konusu yapılabilir.

Hasta ziyaretçilerinin kabul edilmesi, kurum veya kuruluşça belirlenen usul ve esaslara uygun olarak ve hastaların huzur ve sükunlarını bozacak fiil ve tutumlara sebebiyet vermeyecek şekilde gerçekleştirilir ve bu konuda gereken tedbirler alınır.

Refakatçi Bulundurma

Madde 40- Muayene ve tedavi sırasında hastaya yardımcı olmak üzere; mevzuatın ve kurum imkanlarının elverdiği ve hastanın sağlık durumunun gerektirdiği ölçüde, tedaviden sorumlu olan tabibin uygun görmesine bağlı olarak, refakatçi bulundurulması istenebilir.

Bu hakkın nasıl ve ne zaman kullanılacağı ve bu konuda alınacak tedbirler, sağlık kurum ve kuruluşunun çalışma usül ve esaslarını gösteren mevzuata ayrıca düzenlenir.

Hizmetin Sağlık Kurum ve Kuruluşu Dışında Verilmesi

Madde 41- Hastalar, aşağıdaki hallerde sağlık hizmetlerinden bulundukları yerlerde de faydalanabilirler:

a) Koruyucu sağlık hizmetlerinin verilmesinde,

b) Tıbbi sebeplerden dolayı sağlık kuruluşuna bizzat gidilemeyen veya götürülemeyen hallerde,

c) Tabii afetler gibi olağanüstü hallerde.

Hizmetin sağlık kuruluşu dışında verilmesi ile ilgili usul ve esaslar, Bakanlık tarafından ayrıca düzenlenir.

 SEKİZİNCİ BÖLÜM

Sorumluluk ve Hukuki Korunma Yolları
Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı

Madde 42- Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.

Hastanın Uyması Gereken Kurallar

Madde 42/A – (Ek:RG-8/5/2014-28994)

Hasta sağlık hizmeti alırken aşağıdaki kurallara uyar:

a) Başvurduğu sağlık kurum ve kuruluşunun kural ve uygulamalarına uygun davranır ve katılımcı bir yaklaşımla teşhis ve tedavi ekibinin bir parçası olduğu bilinciyle hareket eder.

b) Yakınmalarını, daha önce geçirdiği hastalıkları, gördüğü tedavileri ve tıbbi müdahaleleri, eğer varsa halen kullandığı ilaçları ve sağlığıyla ilgili bilgileri mümkün olduğunca eksiksiz ve doğru olarak verir.

c) Hekim tarafından belirlenen sürelerde kontrole gelmeli ve tedavisinin gidişatı hakkında geri bildirimlerde bulunur.

ç) Randevu tarih ve saatine uyar ve değişiklikleri ilgili yere bildirir.

d) İlgili mevzuata göre öncelik tanınan hastalar ile diğer hastaların ve personelin haklarına saygı gösterir.

e) Personele sözlü ve fiziki saldırıya yönelik davranışlarda bulunmaz.

f) Haklarının ihlal edildiğini düşündüğünde veya sorun yaşadığında hasta iletişim birimine başvurur.

Hasta İletişim Birimleri, Hasta Hakları Kurulları, Sertifikalı Eğitim

Madde 42/B –(Ek:RG-8/5/2014-28994)

Hasta hakları uygulamalarının yürütülmesi amacıyla sağlık kurum ve kuruluşları bünyesinde hasta iletişim birimleri oluşturulur.

İl sağlık müdürlüğü; üniversite hastaneleri, askeri hastaneler ve özel sağlık kurum ve kuruluşları, kamu hastaneleri, ağız diş sağlığı merkezleri, aile sağlığı merkezleri ve toplum sağlığı merkezlerinden gelen başvuruları değerlendirmek, karara bağlamak, öneri sunmak ve düzeltici işlemleri belirlemek üzere Hasta Hakları Kurulu oluşturur.

Kurul, başkan dahil aşağıdaki üyelerden oluşur. İl sağlık müdürü veya müdürlük temsilcisi Kurulun başkanıdır.

Diğer üyeler şunlardır: şikayet edilen personelin varsa bir işyeri sendika temsilcisi, şikayet edilen personelin görev yaptığı kurumun ildeki üst yöneticisi tarafından görevlendirilen bir kurum temsilcisi (üniversite rektörlüğü, Halk Sağlığı Müdürlüğü, Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği), özel sağlık kuruluşlarında ise kuruluşun üst yöneticisi tarafından belirlenen bir temsilci, hasta hakları derneklerinden yoksa tüketici derneklerinden bir temsilci, valilikçe görevlendirilen bir vatandaş.

Birden fazla hasta hakları derneğinin veya tüketici derneğinin başvurması durumunda, dernek temsilcisi il sağlık müdürlüğünce kura yoluyla belirlenir.

İl sağlık müdürlüğü ihtiyaç halinde birden fazla kurul oluşturabilir.

Bu Yönetmelik kapsamında yapılacak sertifikalı eğitimler 4/2/2014 tarihli ve 28903 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı Sertifikalı Eğitim Yönetmeliği hükümlerine tabidir.

Kurulun Görevleri, Çalışma Usul ve Esasları

Madde 42/C –(Ek:RG-8/5/2014-28994)

Kurulun görevleri ile çalışma usul ve esasları şunlardır;

a) Kurul, sağlık kurum ve kuruluşu tarafından yerinde çözülemeyen yazılı ve/veya elektronik başvuruları değerlendirir.

b) Hasta hakları uygulamalarına veya etik ilkelere aykırı davranış sebebiyle kurul tarafından verilen ihlal kararları, ilgili sağlık kurum ve kuruluşuna ve ilgili personele yazılı olarak tebliğ edilir. Son altı ay içerisinde ikiden fazla hak ihlali kararı verilen sağlık meslek mensubu hakkındaki dosya 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 23 üncü maddesinin yedinci fıkrasının (b) bendi hükmüne göre Sağlık Meslekleri Kuruluna gönderilir.

c) Kurul, gerek görürse hasta hakları ihlaline sebep olabilecek uygulamaları inceler  ve hasta haklarının geliştirilmesi için öneri ve düzeltici işlem belirlenmesine karar verir. Sağlık kurum ve kuruluşu belirlenen süre içinde gerekli önlemleri alır, girişimlerde bulunur ve yapılan işlem hakkında kurulu bilgilendirir.

ç) Kurul en geç on beş günde bir toplanır. Sekretarya hizmetleri il sağlık müdürlüğü hasta hakları koordinatörlüğünce yürütülür.

d) Kurul, başvurunun kurula ulaştığı tarihten itibaren otuz gün içerisinde başvuru hakkında karar verir.

e)  Kurul, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu ile karar alır. Karara itirazı olan üyelerin karşı oy gerekçeleri, kararın altına özet olarak yazılır.

f) Kararlar, üyeler tarafından imzalanarak dosyalanır. Kararlar ilgili sağlık kurum ve kuruluşu ile başvurana bildirilir.

g) Hasta iletişim birimine yapılan başvurular ve kurulda görüşülen dosyalar gizlidir, hiçbir şekilde üçüncü kişilere bilgi verilemez. Bilgi ve dosyalar resmi olarak talep edilmesi kaydıyla idari soruşturma yapan incelemeciye ya da adli mercilere gizliliğe riayet edilerek verilir. Kurul üyeleri gizliliğe riayet etmekle yükümlüdür.

ğ) Kurul gerek gördüğünde ilgilileri kurula davet edebilir.

h) Sivil toplum temsilcisi ve sendika temsilcisi olan üyelerin görev süresi takvim yılıdır. Komisyon üyelerinin görev süresi iki yıldır. Süresi dolan üyeler tekrar görevlendirilebilir. Kurul toplantılarına mazeretsiz olarak üst üste üç defa katılmayan üyenin üyeliği sona erer ve bu kişiler üç yıl süreyle yeniden üye olarak seçilemez. Herhangi bir sebeple boşalan üyelik için kalan süreyi tamamlamak üzere yeni üye seçilir.

ı) Tıbbi hata iddialarına ilişkin başvurular kurul tarafından değerlendirilmez.

İl sağlık müdürlüğünce bu Yönetmelik uygulamalarına aykırı davranışı tespit edilen kurul üyelerinin üyeliğine son verilir ve bunlar beş yıl süreyle yeniden üye olarak seçilemez.

Hasta hakları kurulu kararlarının özeti, şikayet edilen kişi isimlerine yer verilmeksizin il sağlık müdürlüğünün internet sayfasında duyurulur.

Sağlık Kurum ve Kuruluşlarının Sorumluluğu

Madde 43- Hasta haklarının ihlali halinde, personeli istihdam eden kurum ve kuruluş aleyhine maddi veya manevi veyahut hem maddi ve hem de manevi tazminat davası açılabilir.

Ancak, aleyhine dava açılacak merciin kamu kurum ve kuruluşu olması halinde;

a) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12 nci maddesine göre; hakkın bir idari işlem dolayısı ile ihlal edilmesi halinde ilgililer, doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine dava açma süresi içerisinde tam yargı davası açabilirler.

b) Aynı Kanun’un 13 üncü maddesi uyarınca, zarar verici eylemin öğrenildiği tarihten itibaren en geç bir yıl içinde maddi ve manevi tazminat olarak istenilen tazminat miktarı ayrı ayrı gösterilerek idareye müracaat edilmesi ve talebin açıkça veya zımnen reddi halinde kanuni süresi içinde idari yargı mercilerinde dava açılması gerekir.

Devlet Memuru veya Diğer Kamu Görevlisi Personelin Sorumluluğu

Madde 44- Bu Yönetmelik’te gösterilmiş olan hasta haklarının fiilen kullanılmasına mani olan veya bu hakları başka şekilde ihlal eden personelin, cezai, mali ve inzibati sorumluluklarının tamamı veya bunlardan bir kısmı doğabilir.

Birinci fıkrada belirtilen sorumluluklar haricinde, ihlalin durumuna göre, personeli istihdam eden kurum ve kuruluş tarafından personel hakkında uygulanacak idari tedbir ve müeyyideler saklıdır.

Kamu Personelinin Sorumluluğunu Tespit Usulü

Madde 45- Kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personelin, hasta haklarını ihlal eden fiil ve halleri, şikayet halinde veya idarece kendiliğinden tespit edildiğinde, hadisenin takibi, soruşturulması ve gerekir ise müeyyideye bağlanması için doğrudan valiliklerce veyahut Bakanlık veya personelin görevli olduğu kurumlar tarafından müfettiş veya muhakkik görevlendirilir.

Kamu Personeli Hakkındaki Müeyyideler

Madde 46- Hasta haklarının Devlet memuru veya diğer kamu görevlisi personel tarafından ve görevleri sırasında herhangi bir şekilde ihlali halinde uygulanacak müeyyideler aşağıda gösterilmiştir:

a) Kamu görevlisi olan personelin fiilinin niteliğine göre, soruşturmacı tarafından hakkında disiplin cezası teklif edilmiş ise, mevzuatın öngördüğü disiplin cezaları yetkili amir veya kurullarca usulüne göre takdir edilir.

b) Hak ihlali aynı zamanda ceza hukukuna göre suç teşkil ettiği takdirde, memur olan personel hakkında, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre yapılan soruşturma sonucunda lüzum-u muhakeme kararı verilir ise, dosya cumhuriyet başsavcılığı’na gönderilerek ceza davası açılması ve böylece personel hakkında fiiline uygun bulunan cezai müeyyidenin tatbiki sağlanır.

c) Anayasa’nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13 üncü maddesi ve ilgili diğer mevzuat uyarınca, memurların ve diğer kamu görevlilerinin hukuki sorumluluğu doğrudan doğruya memur aleyhine açılacak dava yolu ile gerçekleştirilemez. Dava, 43 üncü maddede gösterilen usule göre, ancak idare aleyhine açılabilir. Bu personelin hukuki sorumluluğunun doğması, idare aleyhine açılacak dava neticesinde tazmin kararı verilmesine bağlıdır.

Kamu görevlisi personelin verdiği zarar, mahkeme kararı üzerine idare tarafından tazmin edildikten sonra, müsebbibi olan sorumlu personele rücu edilir.

d) Kamu görevlisi personelin mesleklerini resmi görevleri dışında serbest olarak icra etmekte iken işledikleri fiillerden dolayı haklarında 47 nci maddeye göre işlem yapılır.

Kamu Görevlisi Olmayan Personelin Sorumluluğu

Madde 47- Hasta haklarının Devlet memuru veya diğer kamu görevlisi olmayan personel tarafından herhangi bir şekilde ihlali halinde uygulanacak müeyyideler aşağıda gösterilmiştir:

a) Kamu görevlisi olmayan personel; hakları ihlal edilen hastanın doğrudan vaki olacak şikayeti üzerine veya bu fiillerin başka şekilde tespiti halinde Bakanlık veya başka kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan bildirim üzerine, bunların özel kanunlara göre kurulmuş olan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları haysiyet divanlarınca disiplin cezaları ile cezalandırılabilir.

b) Kamu görevlisi olmayan personelin hasta haklarını ihlallerinden doğan hukuki sorumlulukları, genel hükümlere göre doğrudan doğruya kendilerine veya bunları çalıştıran kurum ve kuruluşlara karşı veya hem kendilerine ve hem de çalıştıranlara karşı birlikte dava açılarak ileri sürülebilir.

c) Kamu görevlisi olmayan personel hakkında, ceza hukukuna göre suç teşkil eden fiilleri sebebiyle cezai müeyyideler tatbik edilmesi, genel hükümlere göre doğrudan doğruya cumhuriyet savcılıklarına yapılacak ihbar veya şikayet yoluyla gerçekleştirilebilir.

 DOKUZUNCU BÖLÜM

Son Hükümler
Kurum ve Kuruluş Yetkililerinin Görevi

Madde 48- Sağlık kurum ve kuruluşlarının yetkilileri; bu Yönetmelik’te ve diğer mevzuatta belirtilen hasta haklarının lafzına ve ruhuna uygun olarak kullanılabilmesine yardımcı olmak amacı ile bu Yönetmelik’te gösterilen “hasta hakları”nı bir liste, tabela veya broşür haline getirerek, bunları sağlık kurum ve kuruluşunun, hastalar, personel ve ziyaretçiler tarafından kolayca ulaşılıp okunabilecek uygun yerlerinde bulundurmak da dahil olmak üzere, gereken bütün tedbirleri almakla mükellef ve yetkilidir.

Saklı Olan Hükümler

Madde 49- Milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunması maksatları ve kanun hükümleri ile getirilen özel düzenlemeler ve sınırlamalar saklıdır.

Geçiş Hükmü

GEÇİÇİ MADDE 1 – (Ek:RG-8/5/2014-28994)

Sağlık kurum ve kuruluşları bünyesinde bulunan hasta hakları birimleri, en geç üç ay içerisinde hasta iletişim birimine dönüştürülür. Bünyesinde hasta iletişim birimi bulunmayan sağlık kurum ve kuruluşları en geç altı ay içerisinde bu birimi kurar.

İl sağlık müdürlüğü bünyesinde hasta hakları kurulu oluşturuluncaya kadar mevcut hasta hakları kurulları görevine devam eder. Bu maddenin yayımı tarihinden itibaren en geç altı ay içerisinde il sağlık müdürlüğünce kurul oluşturulur. İl sağlık müdürlüğü bünyesinde kurul oluşturulduğu tarihte mevcut hasta hakları kurulu ve üyelerinin görevi sona erer.

Yürürlük

Madde 50- Bu Yönetmelik, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 51- Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.

Seçim Kuralları, Genelgeler, Rehber Kitapçıklar, Pratik Bilgiler

0
Seçim Kuralları, Genelgeler, Rehber Kitapçıklar, Pratik Bilgiler

Yüksek Seçim Kurulu 

Genel Seçimler Hakkında Bilinmesi Gerekenler

 Milletvekili Seçimlerine İlişkin Anayasa Hükümleri

Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu

Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun

Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 298 Sayılı Kanun

Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge

Yurt İçi Seyyar Sandık Kurullarına İlişkin 135/2 No’lu Genelge

Cumhurbaşkanı Seçiminde; İl ve İlçe Seçim Kurullarının Görev ve Yetkilerine Dair 139 Sayılı Genelge

Yurt Dışı Sandık Kurullarına İlişkin 202 No’lu Genelge

İlçe Seçim Kurulu, Oluşumu, Görev ve Yetkileri

Oy Verme Düzeni, Süresi, Oy Verme Sırası ve Kimlik Tespiti

Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar

Sandık Kurullarının Görev ve Yetkileri

Seçimlerde Bina Sorumlularının Görevleri

Sandık Kurulu, Oluşumu, Üyeleri ve Başkanının Belirlenmesi

Sandık Kurulları, Oluşumu, Başkanı, Üyeler ve İtirazlar

Sandık Kurulunun Toplanması, Hemen Yapacağı İşlemler ve Alınacak Tedbirler

Seçimler Hakkında Pratik Bilgiler, Seçim Mevzuatı, Kurallar, Genelgeler

Sandık Kurulu Üyeleri ve Müşahitler İçin Rehber

İstanbul Barosu Her Okulda Bir Avukat El Kitabı

Oy ve Ötesi: Nasıl Oy Vermeliyiz? #GeleceğinVarsaSandıkBurada

Oy ve Ötesi Sandık Başı Eğitimi

Sandık Müşahidi Eğitimi Bölüm 1 – Seçim Öncesi ve Sabahı Hazırlık Süreci (S01B01 – Müşahidin Dönüşü)

Sandık Müşahidi Eğitimi Bölüm 2 – Seçim Günü Oy Verme Süreci (S01B02 – Mühür Kardeşliği)

Sandık Müşahidi Eğitimi Bölüm 3 – Seçim Günü: Sandığın Açılması (S01B03 Mührün Gizemi)

Sandık Müşahidi Eğitimi Bölüm 4 – Seçim Günü : Sayım ve Döküm İşlemleri (S01B04 Son Tutanak)

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği

0
Mevzuat ve İçtihat Siteleri
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Resmi Gazetenin 2 Haziran 2018 tarihli sayısında yayınlanmıştır.

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 2 Haziran 2018 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yeni çıkarılan yönetmelik ile 2013 yılında düzenlenen yönetmelik yürürlükten kalkmıştır.

Yönetmeliğin amacı, hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesine ilişkin her türlü arabuluculuk faaliyeti ile arabuluculuğa ilişkin usul ve esasları düzenlemek, Arabuluculuk sisteminin çerçeve kanunu olan 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunununun uygulamasını göstermektir.

6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, 07.06.2012 tarihinde kabul edilmiş ve Resmi Gazetenin 22.06.2012 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

İş Uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuğun esaslarını da düzenleyen İş Mahkemeleri Kanunu 2017 çıkarılmıştır.  İş Mahkemeleri Kanunu 7036 kanun numarası ile 12.10.2017 tarihinde kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 25.10.2017 tarihli sayısına yayınlanmış ve 01.01.2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.  İş Mahkemeleri Kanununa paralel olarak, arabulucuların uzmanlık alanları ve uzmanlığa ilişkin usul ve esaslar Daire Başkanlığı tarafından belirlenmiştir.

Arabuluculuk Kurulu, Türkiye Arabulucular Etik Kurallarını 2017 yılı sonunda düzenleyerek yayınlamıştır. Etik kurallar, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından hazırlanmış, Arabuluculuk Kurulu tarafından gözden geçirilerek kabul edilmiştir.

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesine ilişkin her türlü arabuluculuk faaliyeti ile arabuluculuğa ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik; hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesine ilişkin her türlü arabuluculuk faaliyeti, idarenin taraf olduğu özel hukuk uyuşmazlıklarında idarenin temsili, dava şartı olarak düzenlenen arabuluculuk sürecinin usul ve esasları ile arabulucuların eğitimi, arabuluculuk sınavının yapılması, arabulucular sicilinin düzenlenmesi, arabulucuların ve eğitim kuruluşlarının denetlenmesi ile Arabuluculuk Daire Başkanlığı ve Arabuluculuk Kurulunun çalışma usul ve esaslarını kapsar.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 15 inci maddesinin onuncu fıkrası, 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesi, 31 inci maddesinin sekizinci fıkrası, 36 ncı maddesi ile 12/10/2017 tarihli ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 3 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Adliye arabuluculuk bürosu: Arabuluculuğa başvuranları bilgilendirmek, arabulucuları görevlendirmek ve kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere Bakanlıkça adliyelerde kurulan birimi,

b) Arabulucu: Arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça oluşturulan arabulucular siciline kaydedilmiş gerçek kişiyi,

c) Arabuluculuk: Sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve kamu hizmeti olarak yürütülen ihtiyari bir uyuşmazlık çözüm yöntemini,

ç) Arabulucu Bilgi Sistemi: Arabuluculukla ilgili tüm iş ve işlemlerin elektronik ortamda yapılmasını sağlayan bilişim sistemini,

d) Arabuluculuk bürosu: Arabulucunun işlerini yürüttüğü yeri,

e) Bakanlık: Adalet Bakanlığını,

f) Daire Başkanlığı: Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Arabuluculuk Daire Başkanlığını,

g) Eğitim kuruluşları sicili: Arabuluculuk eğitimi verme izni alan eğitim kuruluşlarının kaydedildiği sicili,

ğ) Eğitim modulü: Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan ve eğitim kuruluşlarına arabuluculuk eğitiminde kullanılmak üzere verilen eğitim ve öğretim materyallerini,

h) Elektronik ortam: Bilişim sistemi ve bilişim ağından oluşan toplam ortamı,

ı) Genel Müdürlük: Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünü,

i) İdare: 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan idare ve kurumlar ile 5018 sayılı Kanunda tanımlanan mahalli idareler ve bu idareler tarafından kurulan işletmeleri, özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmelerini, sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları,

j) Kanun: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununu,

k) Komisyon: Arabuluculuk müzakerelerinde idareyi temsil eden komisyonu,

l) Kurul: Arabuluculuk Kurulunu,

m) Sicil: Arabulucular sicilini,

n) Tarife: Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından yıllık olarak hazırlanan ve Kurul tarafından onaylanan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesini,

o) Üst yönetici: Bakanlıklarda müsteşarı, il özel idarelerinde valiyi, belediyelerde belediye başkanını, diğer kamu idarelerinde kendi mevzuatına göre tanımlanan en üst yöneticiyi veya kurulu,

ö) Yazılı sınav: Temel arabuluculuk eğitimini tamamlayanlara Bakanlıkça yapılacak yazılı sınavı,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM
Arabuluculuğun Temel İlkeleri
İradi olma ve eşitlik

MADDE 5 – (1) Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda tamamen serbest olup, öncelikle uyuşmazlığı arabuluculuk yoluyla sonuçlandırma konusunda anlaşırlar. Taraflar, bu sürecin içine zorla dâhil edilemeyecekleri gibi her aşamada uyuşmazlığı arabuluculuk yoluyla çözmekten de vazgeçebilirler. Ancak dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin özel hükümler saklıdır.

(2) Taraflar, gerek arabulucuya başvururken gerekse süreç boyunca eşit haklara sahiptirler. Taraflardan biri arabuluculuk sürecinin dışında bırakılamayacağı gibi söz hakkı da diğerine göre kısıtlanamaz.

Gizlilik

MADDE 6 – (1) Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça arabulucu, arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde kendisine sunulan veya herhangi bir şekilde elde ettiği bilgi ve belgeler ile diğer kayıtları gizli tutmakla yükümlüdür.

(2) Aksi kararlaştırılmadıkça taraflar, kanuni temsilcileri, avukatları ve görüşmelere katılan diğer kişiler de bu konudaki gizliliğe uymak zorundadır.

(3) Gizlilik kuralına uyma yükümlülüğü, arabulucunun yanında çalışan kişiler, denetim ve gözetimi altında ilgili mevzuat çerçevesinde staj yapanlar, Bakanlık ve Kurul görevlileri yönünden de geçerlidir.

(4) Gizlilik kuralına aykırı hareket eden arabulucunun; hukuki ve cezai sorumluluğu saklı olup, sicilden silinmesine  karar verilebilir.

Beyan veya belgelerin kullanılamaması

MADDE 7 – (1) Taraflar, arabulucu veya arabuluculuğa katılanlar da dâhil olmak üzere üçüncü bir kişi, uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk davası açıldığında yahut tahkim yoluna başvurulduğunda, aşağıdaki beyan veya belgeleri delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık yapamaz:

a) Taraflarca yapılan arabuluculuk daveti veya bir tarafın arabuluculuk faaliyetine katılma isteği.

b) Uyuşmazlığın arabuluculuk yolu ile sona erdirilmesi için taraflarca ileri sürülen görüşler ve teklifler.

c) Arabuluculuk faaliyeti esnasında, taraflarca ileri sürülen öneriler veya herhangi bir vakıa veya iddianın kabulü.

ç) Sadece arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla hazırlanan belgeler.

(2) Birinci fıkra hükmü, beyan veya belgenin şekline bakılmaksızın uygulanır.

(3) Birinci fıkrada belirtilen bilgilerin açıklanması mahkeme, hakem veya herhangi bir idari makam tarafından istenemez. Bu beyan veya belgeler, birinci fıkrada öngörülenin aksine, delil olarak sunulmuş olsa dahi hükme esas alınamaz. Ancak, söz konusu bilgiler bir kanun hükmü tarafından emredildiği veya arabuluculuk süreci sonunda varılan anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekli olduğu ölçüde açıklanabilir.

(4) Birinci, ikinci ve üçüncü fıkralar, arabuluculuğun konusuyla ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, hukuk davası ve tahkimde uygulanır.

(5) Birinci fıkrada belirtilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla, hukuk davası ve tahkimde ileri sürülebilen deliller, sadece arabuluculukta sunulmaları sebebiyle kabul edilemeyecek deliller hâline gelmez.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Arabulucuların Hak ve Yükümlülükleri
Unvanın kullanılması

MADDE 8 – (1) Arabulucu unvanını ve bu unvanın sağladığı yetkileri sadece sicile kayıtlı arabulucular kullanabilir. Hukuk uyuşmazlıklarında arabulucular haricinde, her ne nam altında olursa olsun taraflar arasında iletişim ve müzakere sürecini yürütmek üzere bir üçüncü kişi görevlendirilemez.

(2) Arabulucu, arabuluculuk faaliyetine başlamadan önce bu unvanını taraflara bildirmek zorundadır.

(3) Daire Başkanlığı, arabulucuların uzmanlık alanlarını ve uzmanlığa ilişkin usul ve esasları belirler.

Ücret ve masrafların istenmesi

MADDE 9 – (1) Arabulucu yapmış olduğu faaliyet karşılığı ücret ve masrafları isteme hakkına sahiptir. Arabulucu, ücret ve masraflar için avans da talep edebilir.

(2) Arabulucu, arabuluculuk süreci başlamadan önce de arabuluculuk teklifinde bulunan taraf veya taraflardan ücret ve masraflar için avans isteyebilir. Bu fıkra uyarınca alınan ücret arabuluculuk süreci sonunda alınacak arabuluculuk ücretinden mahsup edilir. Arabuluculuk sürecinin başlamaması hâlinde bu ücret iade edilmez. Masraftan kullanılmayan kısım arabuluculuk süreci sonunda iade edilir.

(3) Aksi kararlaştırılmadıkça arabulucunun ücreti, faaliyetin sona erdiği tarihte yürürlükte bulunan Tarifeye göre belirlenir ve ücret ile masraf, taraflarca eşit olarak karşılanır.

(4) Arabulucu, arabuluculuk sürecine ilişkin olarak belirli kişiler için aracılık yapma veya belirli kişileri tavsiye etmenin karşılığı olarak herhangi bir ücret talep edemez. Bu yasağa aykırı olarak tesis edilen işlemler batıldır.

Taraflarla görüşme ve iletişim kurulması

MADDE 10 – (1) Arabulucu, tarafların her biri ile ayrı ayrı veya birlikte görüşebilir. Bu amaçla her türlü iletişim aracını kullanabilir.

(2) Arabulucu, arabuluculuk faaliyetine ilişkin işlem ve eylemlerin doğru uygulandığına dair başlangıcından sona ermesine kadar sürece ilişkin önemli hususları belgelendirir. Belge, arabulucu, taraflar ile varsa tarafların kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır. Belge, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanmaz ise sebebi belirtilmek sureti ile sadece arabulucu tarafından imzalanır.

Görevin özenle ve tarafsız biçimde yerine getirilmesi

MADDE 11 – (1) Arabulucu görevini özenle ve bizzat kendisi yerine getirmek zorunda olup, bu görevini kısmen dahi olsa bir başkasına devredemez.

(2) Arabulucu, arabuluculuk faaliyetini yürütürken tarafsız davranmak zorunda olup, tarafsızlığı hakkında şüpheye yol açacak tutum ve davranışta bulunamaz.

(3) Arabulucu olarak görevlendirilen kimse, tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek önemli hâl ve şartların varlığı veya bu hâl ve şartların sonradan ortaya çıkması hâlinde tarafları bilgilendirmekle yükümlüdür. Bu açıklamaya rağmen taraflar, arabulucudan görevi üstlenmesini birlikte talep ederlerse, arabulucu bu görevi üstlenebilir yahut üstlenmiş olduğu görevi sürdürebilir.

(4) Arabulucu, taraflar arasında eşitliği gözetmekle yükümlüdür.

(5) Arabulucu, bu sıfatla görev yaptığı uyuşmazlık ile ilgili olarak açılan davada, daha sonra taraflardan birinin avukatı olarak görev üstlenemez.

Reklam yasağı

MADDE 12 – (1) Arabulucuların iş elde etmek için reklam sayılabilecek her türlü teşebbüs ve harekette bulunmaları ve özellikle tabelalarında ve basılı kâğıtlarında arabulucu, avukat ve akademik unvan ile sicil numarası haricinde başka sıfat kullanmaları yasaktır.

Tarafların aydınlatılması

MADDE 13 – (1) Arabulucu, arabuluculuk faaliyetinin başında, tarafları arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında, şahsen ve gerektiği gibi aydınlatmakla yükümlüdür.

(2) Arabulucu, arabuluculuk yoluyla çözümlenen hukuki uyuşmazlıklar ve arabuluculuk faaliyeti sonucunda tarafların anlaşmaya varması durumunda düzenlenecek olan anlaşma belgesi ile icra edilebilirliğin nitelik ve hukuki sonuçları hakkında tarafları bilgilendirir.

Aidat ödenmesi

MADDE 14 – (1) Arabuluculardan sicile kayıtlarında giriş aidatı ve her yıl için yıllık aidat alınır. Aidatlar Maliye Bakanlığına ödenir.

(2) Aidatlar, her yıl için Kurul tarafından belirlenir.

(3) Giriş aidatı ve yıllık aidatlar genel bütçeye gelir kaydedilir.

(4) Yıllık aidat her yılın Haziran ayı sonuna kadar ödenir.

İKİNCİ KISIM
Özel Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Arabuluculuk Faaliyeti
Arabulucuya başvuru

MADDE 15 – (1) Taraflar dava açılmadan önce veya davanın görülmesi sırasında arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler. Mahkeme de tarafları arabulucuya başvurmak konusunda; arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında aydınlatıp, arabuluculuk yoluyla uyuşmazlığın çözülmesinin sosyal, ekonomik ve psikolojik açıdan faydalarının olabileceğini hatırlatarak onları teşvik edebilir. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki ön incelemeye ilişkin düzenlemeler saklıdır.

(2) Aksi kararlaştırılmadıkça, taraflardan birinin arabulucuya başvuru teklifine otuz gün içinde olumlu cevap verilmez ise bu teklif reddedilmiş sayılır.

(3) Arabuluculuk ücretini karşılamak için adli yardıma ihtiyaç duyan taraf, adliye arabuluculuk bürosunun bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinin kararıyla adli yardımdan yararlanabilir. Bu konuda 6100 sayılı Kanunun 334 ilâ 340 ıncı maddeleri kıyasen uygulanır.

(4) Üçüncü fıkra kapsamında arabuluculuk hizmeti verilmesi hâlinde arabulucunun ücreti Tarifeye göre belirlenir.

(5) Arabuluculuk sürecinde tarafların avukatlık hizmeti bakımından adli yardımdan yararlanabilmesi hususunda 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 176 ilâ 181 inci maddeleri uygulanır.

Arabulucunun seçilmesi

MADDE 16 – (1) Başkaca bir usul kararlaştırılmadıkça arabulucu veya arabulucular taraflarca seçilir.

Arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesi

MADDE 17 – (1) Arabulucu, seçildikten sonra tarafları en kısa sürede ilk toplantıya davet eder.

(2) Taraflar, emredici hukuk kurallarına aykırı olmamak kaydı ile arabuluculuk usulünü serbestçe kararlaştırabilir.

(3) Taraflarca kararlaştırılmamışsa arabulucu; uyuşmazlığın niteliğini, tarafların isteklerini ve uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesi için gereken usul ve esasları göz önüne alarak arabuluculuk faaliyetini yürütür.

(4) Niteliği gereği yargısal bir yetkinin kullanımı olarak sadece hâkim tarafından yapılabilecek işlemler arabulucu tarafından yapılamaz.

(5) Arabulucu, sürecin yürütülmesi sırasında, taraflara hukuki tavsiyelerde bulunamaz.

(6) Arabulucu, arabuluculuk sürecini yürütürken tarafların temel çıkar ve gereksinimlerini ortaya koymaları ve bu doğrultuda menfaat temelli anlaşma sağlamaları için çaba gösterir. Arabulucu bu aşamada çözüm önerisinde bulunamaz. Ancak tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde arabulucu menfaat temelli bir çözüm önerisinde bulunabilir. Bununla beraber tarafları bir çözüm önerisi ya da öneriler dizisini kabule zorlayamaz. Ancak, taraflardan birinin uyuşmazlığın çözümü bağlamında sunmuş olduğu bir önerinin arabulucu tarafından, diğer tarafa iletilmesi ve onun bu konudaki beyanının alınması bu kapsamda değerlendirilemez.

(7) Dava açıldıktan sonra tarafların birlikte arabulucuya başvuracaklarını beyan etmeleri hâlinde yargılama, mahkemece üç ayı geçmemek üzere ertelenir. Bu süre, tarafların birlikte başvurusu üzerine bir defaya mahsus olmak üzere üç aya kadar uzatılabilir.

(8) Arabuluculuk müzakerelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığı ile katılabilirler. Tarafların açık rızasıyla uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayabilecek uzman kişiler de müzakerelerde hazır bulundurulabilir.

(9) Arabulucular, Arabulucu Bilgi Sistemi üzerinden faaliyetlerini yürütebilirler.

(10) Arabulucular, yargı organları ve elektronik altyapısını tamamlamış kamu kurum ve kuruluşları ile bilgi ve belge alışverişini elektronik ortamda yapabilirler.

İdarenin temsili

MADDE 18 – (1) Arabuluculuk müzakerelerinde idareyi, üst yönetici tarafından belirlenen iki üye ile hukuk birimi amiri veya onun belirleyeceği bir avukat ya da hukuk müşavirinden oluşan komisyon temsil eder. Hukuk biriminin veya kurum avukatının olmadığı hallerde komisyon üyelerinin tamamı üst yönetici tarafından belirlenir. Yedek komisyon üyeleri de aynı usulle seçilir. Komisyon kendisini vekil ile temsil ettiremez.

(2) İdare, arabuluculuk davetlerinin yapılacağı adres, kayıtlı elektronik posta adresi ve telefon numarasını, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içerisinde internet sitesinde yayınlar. Arabulucular görüşmeler kapsamında yapacakları davetlerde öncelikle bu bilgileri esas alır.

(3) Komisyonda 2 yıl süreyle görev yapmak üzere asıl ve yedek üyeler belirlenir. İdare merkezde veya taşra teşkilatlarında komisyonlar kurabilir.

(4) Süresi dolan üye yeniden seçilebilir. Asıl üyenin katılamadığı toplantıya yedek üye katılır. Komisyon kararlarını oy birliği ile alır.

(5) Belirlenen komisyon üyeleri arabuluculuk sürecinde karar alma konusunda tam yetkilidir.

(6) Komisyon, arabuluculuk müzakereleri sonunda gerekçeli bir rapor düzenler ve beş yıl boyunca saklar. Komisyonun sekretarya hizmetlerini yürüten birim tarafından gerekçeli raporların saklanmasına ilişkin gerekli tedbirler alınır.

(7) Komisyon üyeleri, bu madde kapsamındaki görevleri uyarınca aldıkları kararlar ve yaptıkları işlemler nedeniyle görevinin gereklerine aykırı davrandıklarının mahkeme kararıyla tespit edilmesi dışında, mali ve idari yönden sorumlu tutulamazlar.

(8) Komisyon üyelerinin arabuluculuk faaliyeti kapsamında yaptıkları işler ve aldıkları kararlar sebebiyle açılacak tazminat davaları, ancak Devlet aleyhine açılabilir. Devlet ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan üyelere ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder.

(9) Devlet aleyhine tazminat davası açılması hâlinde mahkeme ilgili komisyon üyelerine davayı re’sen ihbar eder.

(10) Komisyonun ve sekretaryasının çalışma usul ve esasları idareler tarafından belirlenir.

(11) Komisyon üyeleri bu madde kapsamındaki görevleri uyarınca ilgili özel ve kamu kurum ve kuruluşları ile sekretarya aracılığıyla yazışma yetkisine sahiptir. Kurum ve kuruluşlar tarafından komisyona ivedi olarak cevap verilir.

(12) İdarelerin taraf olduğu özel hukuk uyuşmazlıklarında, arabuluculuk sürecinde idarenin temsili, anlaşma belgesinin düzenlenmesi ve diğer hususlarda 7036 sayılı Kanun ile bu Yönetmelik hükümleri uygulanır.

Arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi

MADDE 19 – (1) Arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dava açılmasından sonra arabulucuya başvuru hâlinde ise bu süreç, mahkemenin tarafları arabuluculuğa davetinin taraflarca kabul edilmesi veya tarafların arabulucuya başvurma konusunda anlaşmaya vardıklarını duruşma dışında mahkemeye yazılı olarak beyan ettikleri ya da duruşmada bu beyanlarının tutanağa geçirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

(2) Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.

Arabuluculuğun sona ermesi

MADDE 20 – (1) Aşağıda belirtilen hâllerde arabuluculuk faaliyeti sona erer:

a) Tarafların uyuşmazlık konusu üzerinde anlaşmaya varması.

b) Taraflardan birinin karşı tarafa veya arabulucuya, arabuluculuk faaliyetinden çekildiğini bildirmesi.

c) Tarafların anlaşarak arabuluculuk faaliyetini sona erdirmesi.

ç) Taraflara danışıldıktan sonra arabuluculuk için daha fazla çaba sarf edilmesinin gereksiz olduğunun arabulucu tarafından tespit edilmesi.

d) Uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olmadığının tespit edilmesi.

(2) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı son tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu tutanak; arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır. Tutanak; taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanmazsa, sebebi belirtilmek sureti ile sadece arabulucu tarafından imzalanır.

(3) Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir. Arabulucu, bu tutanak ve sonuçları konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapar.

(4) Arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi hâlinde, arabulucu, bu faaliyete ilişkin kendisine yapılan bildirimi, tevdi edilen ve elinde bulunan belgeleri, ikinci fıkraya göre düzenlenen tutanağı beş yıl süre ile saklamak zorundadır. Arabulucu, arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlediği son tutanağın birer örneğini taraflara  verir. Tutanağın bir örneğini de arabuluculuk faaliyetinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde Arabulucu Bilgi Sistemi üzerinden Genel Müdürlüğe gönderir.

(5) Arabulucu, arabuluculuk sürecinde hukuki ve fiili sebeplerle görevini yapamayacak hâle gelirse, tarafların üzerinde anlaştığı yeni bir arabulucu ile süreç kaldığı yerden devam ettirilebilir. Önceki yapılan işlemler geçerliliğini korur.

Tarafların anlaşması

MADDE 21 – (1) Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir, anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde, bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır.

(2) Taraflar, arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır.

(3) Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, çekişmesiz yargıya ilişkin yetki hükümleri yanında arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir.

(4) Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir.

(5) İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılır. Ancak arabuluculuğa elverişli olan aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda inceleme duruşmalı olarak yapılır. Bu incelemenin kapsamı anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebrî icraya elverişli olup olmadığı hususları ile sınırlıdır. Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bunun üzerine verilecek kararlara karşı ilgili tarafından istinaf yoluna gidilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden başka bir resmî işlemde kullanmak isterlerse, damga vergisi de maktu olarak alınır.

(6) Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır.

(7) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.

İKİNCİ BÖLÜM
Dava Şartı Olarak Arabuluculuk
Dava şartı olarak arabuluculuk

MADDE 22 – (1) Arabulucuya başvurulmuş olmasının kanunla dava şartı olarak düzenlendiği durumlarda davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.

(2) Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.

(3) Dava dilekçesi içeriğinden açıkça arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde derhal herhangi bir usuli işlem yapılmadan ve duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.

Dava şartı olarak arabuluculuğa başvuru

MADDE 23 – (1) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki adliye arabuluculuk bürosuna, adliye arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne yapılır. Adliye arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde, büronun görevini, görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü yerine getirir.

(2) Tarafların ve uyuşmazlık konusunun aynı olduğu durumlarda birden fazla başvuru yapılmış ise, başvurunun hukuki sonuçları bakımından ilk başvuru esas alınır.

(3) Başvuru, dilekçe ile veya bürolarda bulunan formların doldurulması suretiyle yahut elektronik ortamda yapılabilir.

(4) Arabuluculuk başvurusu sırasında başvurandan, uyuşmazlık konusuna ilişkin hususların açıklanması istenir.

Dava şartı olarak arabuluculukta arabulucunun görevlendirilmesi

MADDE 24 – (1) Arabulucu, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanlıklarına bildirilen listeden adliye arabuluculuk bürosu tarafından puanlama yöntemiyle belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde başvuru sırasında anlaşmaları hâlinde taraflar veya tarafların imzasını taşıyan bir tutanakla beraber üzerinde anlaşılan arabulucu, durumu adliye arabuluculuk bürosuna bildirdiğinde bu arabulucu görevlendirilir. Dava şartı olan arabuluculuk ile ilgili uyuşmazlıklarda liste dışında bir arabulucu görevlendirilemez.

(2) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini adliye arabuluculuk bürosuna verir. Adliye arabuluculuk bürosu, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, uyuşmazlık konusuyla sınırlı olmak üzere adliye arabuluculuk bürosu tarafından talep edilen iletişim bilgilerini vermekle yükümlüdür.

(3) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya adliye arabuluculuk bürosu tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya tarafları ve varsa avukatlarını birlikte davet eder. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. Arabulucu taraflara ulaşamaması hâlinde,  ulaşmak için hangi yolları denediğini ve hangi sebeplerle ulaşamadığını son tutanakta belirtir.

Dava şartı olarak arabuluculukta arabuluculuk faaliyeti

MADDE 25 – (1) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları, idareler ise oluşturacakları komisyon aracılığıyla katılabilirler. İşverenin adi veya resmi yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir.

(2) Arabulucu adliye arabuluculuk bürosu tarafından görevlendirildikten sonra ilk önce başvuran taraftan başlamak üzere asiller ile ön görüşme yapar, başvurucudan ve diğer taraftan uyuşmazlığın esasını öğrenir. Arabulucu asilleri, arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında aydınlatıp, arabuluculuk yoluyla uyuşmazlığın çözümünün ekonomik, sosyal ve psikolojik faydalarının olduğunu hatırlatarak onları bilgilendirir. Asilleri ilk oturuma varsa vekilleri ile birlikte davet eder.

(3) Arabulucu ilk oturum davetini yaparken toplantı tarihi ve yerinin belirlenmesi konusunda taraflar ile iletişim kurar. Taraflarla yaptığı görüşme sonucunda bir mutabakat sağlanamazsa toplantı tarihini ve yerini kendisi belirler.

(4) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan adliye arabuluculuk bürosunun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle adliye arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhal ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere adliye arabuluculuk bürosuna teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden ivedilikle yapacağı inceleme sonunda yetkili adliye arabuluculuk bürosunu belirleyip kesin olarak karara bağlar ve dosyayı adliye arabuluculuk bürosuna iade eder. Yetki itirazına ilişkin inceleme yapılırken mahkemece atamayı yapan büro değil görevlendirilen arabulucunun listesinde kayıtlı bulunduğu komisyon dikkate alınır.

Mahkeme kararı adliye arabuluculuk bürosu tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara masrafı suçüstü ödeneğinden karşılanmak üzere tebliğ edilir. Yetkisiz adliye arabuluculuk bürosu ayrıca kararı görevlendirdiği arabulucuya bildirir. Arabulucu görevlendirmeyi Arabulucu Bilgi Sistemi üzerinden sonlandırır. Arabulucu bundan önceki yaptığı hizmetler sebebiyle 26 ncı maddenin ikinci fıkrası uyarınca ücrete hak kazanır. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve 27 nci  maddenin birinci fıkrasında belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili adliye arabuluculuk bürosuna başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz adliye arabuluculuk bürosuna başvurma tarihi yetkili adliye arabuluculuk bürosuna başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili adliye arabuluculuk bürosu, 24 üncü maddenin birinci fıkrası uyarınca arabulucu görevlendirir.

(5) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. Sürenin sonucunda arabulucu anlaşamama yönünde re’sen son tutanağı düzenler.

(6) Tarafların uyuşmazlık konusunda anlaşmaları veya kısmen anlaşmaları hâlinde süreç anlaşma son tutanağı ile sonuçlandırılır. Bunların haricindeki her durumda taraflar anlaşmamış sayılır ve anlaşmama son tutanağı düzenlenir.

(7) Tarafların arabuluculuk sürecinde ileri sürülen taleplerden bir kısmı üzerinde anlaşmaya varmaları hâlinde, üzerinde anlaşma sağlanan ve sağlanamayan hususlar son tutanakta açıkça belirtilir ve ücret taraflardan aksi kararlaştırılmadıkça eşitçe alınır.

(8) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması, yapılan görüşmeler sonucunda veya kanunda belirtilen süre içerisinde anlaşmaya varılamaması yahut varılması hallerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhal adliye arabuluculuk bürosuna bildirir.

(9) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Arabulucu tarafları ilk toplantıya her türlü iletişim aracıyla davet ettiğini belgelendirir. Arabulucunun düzenlediği belgeler geçerli mazeretin değerlendirilmesinde esas alınır.

Dava şartı olarak arabuluculukta arabuluculuk ücreti ve giderler

MADDE 26 – (1) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda tamamen veya kısmen anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir.

(2) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Bakanlık bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde, Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır.

Bakanlık bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. Dava açılması hâlinde mahkeme tarafından dava öncesi ödenen arabuluculuk ücretlerine ilişkin makbuz dosyaya eklenir. Yargılama giderleri olarak hükmedilen tutar 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilir.

(3) Sürecin sehven kayıt, mükerrer kayıt veya arabuluculuğa elverişli olmama nedeniyle sona erdirilmesi hallerinde arabulucuya ikinci fıkra uyarınca ücret ödenmez.

(4) Bu madde uyarınca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Bakanlık bütçesinden karşılanır. Dava açılması hâlinde mahkeme tarafından, yapılan zorunlu giderlere ilişkin makbuz dosyaya eklenir. Yargılama giderleri olarak hükmedilen tutar 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilir.

(5) Adliye arabuluculuk bürosu tarafından, adliye arabuluculuk bürosu bulunmayan yerde sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü tarafından Bakanlık tarafından ödenen arabuluculuk ücretine ilişkin liste, ödenmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

(6) Kamu görevlileri tarafından yürütülen arabuluculuk faaliyetleri sonucunda taraflarca anlaşılan ya da Tarifeye göre tahakkuk edecek arabuluculuk ücreti, arabulucunun listesinde yer aldığı komisyona bağlı adliye arabuluculuk bürosu veya adliye arabuluculuk bürosu bulunmayan yerde sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne arabulucu tarafından bildirilir. Taraflar, arabulucu ücretini belirlenen tarihte adliye arabuluculuk bürosu veznesine yatırır. Adliye arabuluculuk bürosu yasal kesintileri yaptıktan sonra arabulucunun bildirmiş olduğu banka hesabına havale eder. Dava şartı olan arabuluculukta anlaşamama hâlinde düzenlenen sarf kararı gereğince ücret Cumhuriyet savcılığınca arabulucunun banka hesabına yatırılır.

Dava şartı olarak arabuluculuğun sürelere etkisi

MADDE 27 – (1) Adliye arabuluculuk bürosuna başvurulmasından, son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede uyuşmazlık konusu hususlarda zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.

Dava şartı olarak arabuluculukta yetki ve atama usulü

MADDE 28 – (1) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren adliye arabuluculuk bürosunun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür.

(2) Seri uyuşmazlıklar, adliye arabuluculuk bürosu tarafından atanan aynı arabulucuya tevdi edilir. Seri uyuşmazlığın sayısı ve puanlama usulü Daire Başkanlığınca belirlenir.

(3) Adliye arabuluculuk bürosunca yapılan atamalarda her dosya için arabulucuya puan verilir, puanlama ve atama usulü ile performans kriterleri Daire Başkanlığı tarafından belirlenir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Arabulucular Sicili
Sicilin tutulması

MADDE 29 – (1) Özel hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk yapma yetkisini kazanmış kişilerin sicilleri, sicil numarası verilmek suretiyle, Daire Başkanlığınca tutulur.

(2) Sicilde kişinin ad ve soyadı, uzmanlık alanı, varsa diğer mesleği, iş adresi ve akademik unvanı gibi şahsi bilgileri yer alır. Bu bilgiler, Daire Başkanlığı internet sitesinde duyurulur.

(3) Arabulucu, sicilde yer alan kendisine ait bilgilerde meydana gelen her türlü değişikliği bir ay içinde varsa belgesi ile birlikte Genel Müdürlüğe bildirmek zorundadır. Bu değişiklikler ile ilgili olarak Daire Başkanlığı tarafından elektronik ortamda gerekli düzeltmeler yapılır.

(4) Daire Başkanlığı, arabulucular hakkında elektronik ortamda şahsi sicil dosyası tutar. Şahsi sicil dosyasına arabulucunun kimliği, öğrenim ve meslek durumu, bildiği yabancı dil, meslekî eserleri ve yazıları, disiplin ve ceza soruşturması ve sonuçları, başka görevlerde geçen hizmet gibi hususlara ilişkin belgeler konulur.

Sicile kayıt olma şartları

MADDE 30 – (1) Sicile kayıt, ilgilinin Daire Başkanlığına Arabulucu Bilgi Sistemi üzerinden başvurması ve şartları taşıdığının anlaşılması üzerine yapılır.

(2) Sicile kaydedilebilmek için;

a) Türk vatandaşı olmak,
b) Mesleğinde en az beş yıllık kıdeme sahip hukuk fakültesi mezunu olmak,
c) Tam ehliyetli olmak,

ç) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak,

d) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak,
e) Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve Bakanlıkça yapılan yazılı sınavda başarılı olmak, gerekir.

(3) İlgili, başvuru sırasında 29 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şahsi bilgilerini içeren belgeler ile bu maddenin ikinci fıkrasındaki şartları taşıdığına dair belgeleri elektronik ortamda iletir.

(4) Başvuru tarihi itibarı ile fiilen avukatlık mesleğini veya bir kamu görevini ifa etmeyen başvuru sahiplerinin, arabuluculuk mesleğini yapmalarına ruhen ve bedenen engel bir hâllerinin bulunmadığını sağlık kuruluşlarından alacakları raporlarla belgelendirmeleri gerekir.

(5) Sicile kayıt için başvuruda bulunan kişi, ikinci fıkranın (b) bendindeki şartı taşıdığını ve dördüncü fıkrada bahsedilen sağlık durumunu düzenlenme tarihi itibarı ile altı aydan daha eski tarihli olmayan belgelerle ispatlamak zorundadır.

(6) İkinci fıkrada sayılan sicile kayıt şartlarını taşıdığı anlaşılan ve belgelerinde eksiklik bulunmayan başvuru sahiplerinin sicile kayıtlarının yapılacağı hususu ile şartları taşımadığı anlaşılan veya verilen bir aylık süreye rağmen eksik belgelerini sunmayan başvuru sahiplerinin sicile kayıtlarının yapılamayacağı hususunda Daire Başkanlığınca başvuru tarihinden veya eksik belgenin ikmalinden itibaren iki ay içinde karar verilir. Bu kararlar ilgilisine de tebliğ edilir. Bu kişiler belge eksikliklerini ikmal ettiklerinde yeniden sicile kayıt için başvuruda bulunabilirler.

(7) Arabulucu, sicile kayıt tarihinden itibaren faaliyetine başlayabilir.

(8) Arabulucu, üçüncü fıkrada sayılan şartlarla ilgili olarak kendisine ait bilgilerde meydana gelen her türlü değişikliği bir ay içinde varsa belgesi ile birlikte Genel Müdürlüğe iletir. Bu değişiklikler ile ilgili olarak Daire Başkanlığı tarafından sicilde ve elektronik ortamda gerekli düzeltmeler yapılır.

(9) Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabulucuları, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Bir arabulucu, en fazla üç komisyon listesine kaydolabilir.

Sicilden silinme

MADDE 31 – (1) Arabuluculuk için aranan koşulları taşımadığı hâlde sicile kaydedilen veya daha sonra bu koşulları kaybeden arabulucunun kaydı Daire Başkanlığınca silinir. Arabulucunun ölümü hâlinde de aynı işlem yapılır.

(2) Daire Başkanlığı, Kanunun öngördüğü yükümlülükleri önemli ölçüde veya sürekli yerine getirmediğini tespit ettiği arabulucuyu yazılı olarak uyarır; uyarıya uyulmaması hâlinde arabulucunun yazılı savunmasını ister. Arabulucu, istemin tebliğinden itibaren on günlük süre içinde savunmasını vermek zorundadır. Tebliğden imtina eden veya bu süre içinde savunmada bulunmayan arabulucu savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. Bu işlemlerden sonra Daire Başkanlığı, gerekirse arabulucunun adının sicilden silinmesini Kuruldan talep eder. Kurul tarafından sicilden silinmeye yönelik bir karar verilirse Daire Başkanlığınca bu karar ilgilisine tebliğ edilir.

(3) Arabulucu, sicilden kaydının silinmesini her zaman isteyebilir. Bu şekilde sicilden kaydı silinenler sınav şartı aranmaksızın diğer şartları haiz ise yeniden sicile kayıt yaptırabilirler.

ÜÇÜNCÜ KISIM
Eğitim, Sınav ve Denetim
BİRİNCİ BÖLÜM
Arabuluculuk Eğitimi ve Eğitim Kuruluşları
Arabuluculuk eğitimi

MADDE 32 – (1) Arabuluculuk eğitimi, hukuk fakültesi mezunu ve beş yıllık meslekî kıdem kazanmış kişiler tarafından alınan, arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesi ile arabuluculuğun yerine getirilmesi için gerekli olan bilgi ve becerilerin kazanılmasını amaçlayan eğitimi ifade eder.

(2) Arabulucu olacak kişilere altmışsekiz saati teorik ve onaltı saati uygulamalı olmak üzere  asgari toplam seksendört saat arabuluculuk eğitimi verilir.

(3) Teorik ve uygulamalı eğitimin verilmesinde, eğitim modulü esas alınır.

(4) Eğitime katılanların, belgeye dayalı ve eğitim kuruluşlarınca kabul edilen haklı bir mazeretleri olmadıkça arabuluculuk eğitimi süresince verilen ders ve çalışmalara katılımları zorunludur. Eğitim kuruluşlarınca, adayların derslere devam durumunu gösteren çizelge düzenlenir ve derslerin 1/12’sine devam etmeyenlerin eğitim programıyla ilişiği kesilir.

(5) Daire Başkanlığı, arabulucuların uzmanlık alanlarını ve uzmanlığa ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

(6) Arabuluculara, arabuluculuk eğitim izni verilen kuruluşlarca teorik ve uygulamalı, toplam sekiz saatten az olmamak üzere üç yılda bir defa yenileme eğitimi verilir. Arabulucular yenileme eğitimine sicile kaydedildiği tarihten itibaren üçüncü yılın içinde katılmak zorundadır.

(7) Yenileme eğitiminde; arabuluculuğa ilişkin mevzuat ve içtihat değişiklikleri ile arabuluculuk becerilerinin geliştirilmesine yönelik eğitim verilir.

Arabuluculuk eğitimi katılım belgesi

MADDE 33 – (1) Eğitim kuruluşlarınca, eğitimlerini başarı ile tamamlayan kişilere en geç bir ay içinde arabuluculuk eğitimini tamamladıklarına dair katılım belgesi verilir.

Eğitim kuruluşlarına izin verilmesi

MADDE 34 – (1) Arabuluculuk eğitimi üniversitelerin hukuk fakülteleri, Türkiye Barolar Birliği veya Türkiye Adalet Akademisi tarafından verilir. Bu kuruluşlar Bakanlıktan izin alarak eğitim verebilirler. İzin verilen eğitim kuruluşlarının listesi elektronik ortamda yayınlanır.

(2) İzin için yazılı olarak başvurulur. Başvuruda eğitimin içeriğini ve süresini kapsar şekilde eğitim programı, eğiticilerin sayısı, unvanları, uzmanlıkları, yeterlikleri ve eğitim programının finansman kaynakları ile eğitim verilecek mekânlar hakkında gerekçeli ve yeterli bilgilere yer verilir.

(3) Başvuruda sunulan belgelere dayalı olarak, eğitimin amacına ulaşacağı, eğitimin yapılacağı mekânların uygunluğu ve eğitim kuruluşlarında eğitim faaliyetinin devamlılığının sağlanacağı tespit edilirse, ilgili eğitim kuruluşuna en çok üç yıl için geçerli olmak üzere izin verilir. İzin verilen eğitim kuruluşu, eğitim kuruluşları siciline kaydedilir.

(4) İkinci ve üçüncü fıkralarda belirtilen nitelikleri taşımadığı anlaşılan eğitim kuruluşunun başvurusu, başvuru talebinin Bakanlığa ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde incelenerek reddedilir ve karar ilgilisine tebliğ edilir. Bakanlıkça iki ay içinde karar verilemediği takdirde talep reddedilmiş sayılır.

(5) İzin süresi uzatılmayan veya izni iptal edilen eğitim kuruluşu, eğitim kuruluşları sicilinden ve elektronik ortamdaki listeden silinir. Bu eğitim kuruluşuna ait belgeler dosyasında saklanır.

İzin süresinin uzatılması

MADDE 35 – (1) Sicile kayıtlı olan bir eğitim kuruluşu kayıt süresinin bitiminden en erken bir yıl ve en geç üç ay önce, eğitim kuruluşları sicilindeki kaydının geçerlilik süresinin uzatılmasını yazılı olarak talep edebilir. Eğitim kuruluşunun 36 ncı maddeye göre sunduğu raporlardan, arabuluculuk eğitiminin başarılı şekilde devam ettiği ve 37 nci maddede belirtilen sebepler bulunmadığı takdirde, verilmiş bulunan iznin geçerlilik süresi her defasında üç yıl uzatılabilir. Eğitim kuruluşu, süresi içinde yaptığı başvuru hakkında karar verilinceye kadar listede kayıtlı kalır.

(2) İzin süresinin uzatılmasına ilişkin talepler, talebin Bakanlığa ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde incelenerek karara bağlanır ve karar ilgilisine tebliğ edilir.

Daire Başkanlığına bilgi verme yükümlülüğü

MADDE 36 – (1) Eğitim kuruluşları, her yıl ocak ayında bir önceki yıl içinde gerçekleştirdikleri eğitim faaliyetinin kapsamı, içeriği ve başarısı konusunda Daire Başkanlığına bir rapor sunar.

(2) Rapor sunmayan eğitim kuruluşuna yazılı ihtarda bulunularak bir aylık süre verilir. İhtarda, raporun verilen süreye rağmen sunulmaması hâlinde eğitim verme izninin iptal edileceği hususu belirtilir.

Eğitim kuruluşuna verilen iznin iptali

MADDE 37 – (1) Aşağıdaki hâllerde eğitim kuruluşuna verilmiş olan izin, Bakanlığın talebi üzerine Kurul tarafından iptal edilir:

a) İzin verilebilmesi için aranan şartlardan birinin ortadan kalkmış olduğunun veya mevcut olmadığının tespiti.

b) Eğitimin yeterli şekilde verilemediğinin tespiti.

c) Arabuluculuk eğitimi başarı belgesi düzenlenmesinde sahtecilik veya önemli hatalar yapılması.

ç) 36 ncı maddedeki rapor verme yükümlülüğünün yapılan ihtara rağmen yerine getirilmemesi.

d) Eğitim faaliyetinin devamlılığının sağlanmadığının tespiti.

(2) Eğitim kuruluşunun yazılı talebi üzerine Daire Başkanlığınca her zaman eğitim izninin iptaline karar verilebilir.

İKİNCİ BÖLÜM
Sınav İlke ve Kuralları
Sınav

MADDE 38 – (1) Arabuluculuk eğitimini tamamlayanların sicile kayıt olabilmeleri için bu Yönetmeliğe uygun olarak yapılacak yazılı sınavda başarılı olmaları zorunludur.

(2) Başarılı olanların sınav sonuçları, sicile kayıt işlemleri tamamlanıncaya kadar geçerliliğini korur.

Sınavın yeri ve günü

MADDE 39 – (1) Sınav Bakanlık tarafından belirlenen arabulucu ihtiyaç sayısına göre yapılır. Sınavın yapılacağı yer, tarih ve saat Daire Başkanlığınca belirlenir.

(2) Sınavın yeri, tarihi ve saati Genel Müdürlüğün resmî internet sayfasında yayımlanmak suretiyle duyurulur.

Sınavın konusu

MADDE 40 – (1) Sınav, 32 nci madde uyarınca arabuluculuk eğitimi sırasında verilen konuları kapsar.

Sınav işlemlerinin yürütülmesi

MADDE 41 – (1) Daire Başkanlığı sınavla ilgili soruların hazırlattırılması, sınavın ilanı, süresi, sınav tutanaklarının düzenlenmesi ile sınavlara ilişkin diğer işlemlerin yürütülmesini sağlar.

Sınava başvuru

MADDE 42 – (1) Sınava girmek isteyenlerin 30 uncu maddenin ikinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen şartları taşıması ve arabuluculuk eğitimini tamamlaması gerekir.

(2) Sınava başvurular, Arabulucu Bilgi Sistemi üzerinden elektronik imza ya da e-Devlet şifresi kullanmak suretiyle, T.C. kimlik numarasını gösteren belge, adli sicil beyanı veya belgesi, arabuluculuk eğitimini tamamladığını gösteren katılım belgesi, hukuk fakültesi mezunu ve mesleğinde en az beş yıllık kıdeme sahip olduğunu gösterir belgenin son başvuru günü bitimine kadar sisteme yüklenmesi suretiyle yapılır.

(3) Başvuruya ilişkin diğer usul ve esaslar sınav ilanında belirtilir.

Başvurunun incelenmesi

MADDE 43 – (1) Başvuru, ilgilinin sınava girebilme şartlarını taşıyıp taşımadığının tespiti açısından incelenir.

(2) Başvuru sırasında istenen belgeleri sisteme eksik veya hatalı yüklemiş olanların ya da sınava girebilme şartlarını taşımadığı tespit edilenlerin başvuruları reddedilip, bu durum kendilerine bildirilir.

(3) Sınava girebilme şartlarını taşıyanlara ilişkin gerekli bilgiler, sınavı yapacak kuruma iletilir.

Sınavların yapılışı

MADDE 44 – (1) Sınav, klasik veya test usulü şeklinde yapılır.

(2) Bu sınav, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü veya yükseköğretim kurumları arasından Bakanlıkça belirlenecek bir kuruluşa yaptırılabilir.

Sınavda başarı koşulu

MADDE 45 – (1) Sınavda yüz tam puan üzerinden en az yetmiş puan alması koşuluyla en yüksek puan alan adaydan başlamak üzere sınav ilanında belirtilen arabulucu ihtiyaç sayısı kadar aday, sınavda başarılı sayılır. Başarılı sayılan en düşük puanlı adayla aynı puanı alan adaylar da başarılı sayılır.

Sınav sonuçlarının açıklanması ve itiraz

MADDE 46 – (1) Daire Başkanlığı, sınav sonuçlarını, sınav sonuçlarının kendisine intikal ettiği tarihten itibaren bir ay içinde ilan eder.

(2) İlgililer, sınav sonuçlarının ilanından itibaren yedi gün içinde Daire Başkanlığına yazılı olarak itiraz edebilirler.

(3) Daire Başkanlığı tarafından sınav ile ilgili itirazlar sınavı yapan kuruma yedi gün içinde bildirilir. İtiraz sonuçları da ilgililere aynı süre zarfında Daire Başkanlığınca yazılı olarak bildirilir.

(4) Sınava yapılan itirazlar, sınavı yapan kurum tarafından karara bağlanır.

(5) Sınavda hatalı sorulara tekabül eden puanlar eşit şekilde diğer sorulara dağıtılır. Ancak, soruların yüzde beşinden fazlasının hatalı olduğunun ikinci fıkrada belirtilen süre içinde tespit edilmesi hâlinde, sınav iptal edilir ve en kısa sürede yeni sınav yapılır.

Sınavların geçersiz sayılması

MADDE 47 – (1) Sınava girenlerden;

a) İzin almadan sınav salonu veya yerini terk edenler,

b) Sınavda kopya çekenler veya kopya çekmeye teşebbüs edenler,

c) Sınavda kopya verenler veya kopya vermeye teşebbüs edenler,

ç) Kendi yerine başkasının sınava girmesini sağlayanlar,

d) Sınav düzenine aykırı davranışta bulunanlar

hakkında düzenlenen tutanak üzerine bunların sınavları geçersiz sayılır.

(2) Sınavı kazananlardan başvuruda gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin sınavı da geçersiz sayılır. Bu durumda olanlar hiçbir hak talebinde bulunamazlar. Ayrıca gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenler hakkında idari ve yasal işlemler yapılır.

Sınavlarda başarısız kabul edilme

MADDE 48 – (1) Sınava başvuranlardan;

a) 45 inci maddedeki sınav başarı koşulunu sağlamayanlar,

b) Sınavı geçersiz sayılanlar,

c) Sınava katılmayanlar,

başarısız kabul edilirler.

Yeni sınav hakkı

MADDE 49 – (1) 47 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince sınavları geçersiz sayılanlar ile 48 inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri gereğince sınavlarda başarısız kabul edilenler, sınavlara yeniden girebilme hakkına sahiptirler.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Denetim
Denetim yetkisi

MADDE 50 – (1) Arabulucular, arabuluculuk büroları ve arabuluculuk eğitim izni verilen kuruluşlar, Daire Başkanlığının denetimi altındadır.

Denetimin kapsamı

MADDE 51 – (1) Eğitim kuruluşları, arabulucular ve arabuluculuk büroları, Kanun, Yönetmelik ve ilgili mevzuat uyarınca çıkarılan diğer düzenleyici işlemlere uygun hareket edip etmediği yönünden denetlenir.

(2) Denetim sonucunda tespit edilen eksiklikler duruma göre Daire Başkanlığınca ilgili kişi ve kuruluşlara yazılı bir şekilde bildirilerek bu eksikliklerin giderilmesi için eksikliğin niteliğine göre uygun bir süre verilir. Verilen süre sonunda eksiklikler giderilmediği takdirde veya denetim sonucu, konusu suç teşkil eden uygulamalar tespit edildiğinde arabulucu veya eğitim kuruluşları hakkında Kanun, Yönetmelik ve bu mevzuat uyarınca çıkarılan diğer düzenleyici işlemler uyarınca işlem yapılır ve gerekirse adli mercilere bildirimde bulunulur.

DÖRDÜNCÜ KISIM
Teşkilat
BİRİNCİ BÖLÜM
Daire Başkanlığı
Daire Başkanlığı

MADDE 52 – (1) Daire Başkanlığı, bir daire başkanı, yeteri kadar tetkik hâkimi ve diğer personelden oluşur.

(2) Daire Başkanlığı nezdinde, Kanun ve bu Yönetmelikle verilen arabuluculuk faaliyetleri ile ilgili görevleri yerine getirmek üzere; Arabuluculuk Hizmetleri Bürosu, Sicil Bürosu ve Eğitim Bürosu gibi bürolar başta olmak üzere hizmetin gereklerine uygun olarak yeterli sayıda büro oluşturulur.

Daire Başkanlığının görevleri

MADDE 53 – (1) Daire Başkanlığının görevleri genel olarak şunlardır:

a) Arabuluculuk hizmetlerinin düzenli ve verimli olarak yürütülmesini sağlamak.

b) Arabuluculukla ilgili yayın yapmak, bu konudaki bilimsel çalışmaları teşvik etmek ve desteklemek.

c) Kurulun çalışması ile ilgili her türlü karar ve işlemi yürütmek ve görevleri ile ilgili bakanlık, diğer kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan vakıf ve dernekler ile uygun görülen gönüllü gerçek ve tüzel kişilerle işbirliği yapmak.

ç) Arabuluculuk kurumunun tanıtımını yapmak, bu konuda kamuoyunu bilgilendirmek, ulusal ve uluslararası kongre, sempozyum ve seminer gibi bilimsel organizasyonları düzenlemek veya desteklemek.

d) Ülke genelinde arabuluculuk uygulamalarını izlemek, ilgili istatistikleri tutmak ve yayımlamak.

e) Arabuluculuk eğitimi verecek kuruluşlar tarafından bu amaçla yapılan başvuru ile eğitim kuruluşları sicilindeki kaydın geçerlilik süresinin uzatılması talebinin karara bağlanmasını Bakanlığın onayına sunmak, arabuluculuk eğitimi verecek eğitim kuruluşlarını listelemek ve elektronik ortamda yayımlamak.

f) Arabulucu sicilini tutmak, sicile kayıt taleplerini karara bağlamak, 31 inci maddenin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında arabulucunun sicilden silinmesine karar vermek ve bu sicilde yer alan kişilere ilişkin bilgileri elektronik ortamda duyurmak.

g) Arabulucular tarafından arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanakların kayıtlarını tutmak ve birer örneklerini saklamak.

ğ) Görev alanına giren kanun ve düzenleyici işlemler hakkında inceleme ve araştırma yaparak Genel Müdürlüğe öneride bulunmak.

h) Yıllık faaliyet raporunu ve izleyen yıl faaliyet planını hazırlayarak Kurulun bilgisine sunmak.

ı) Yıllık Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesini hazırlamak.

İKİNCİ BÖLÜM
Arabuluculuk Kurulu ve Görevleri
Kurul

MADDE 54 – (1) Kurul aşağıdaki üyelerden oluşur:

a) Hukuk İşleri Genel Müdürü.

b) Arabuluculuk Daire Başkanı.

c) Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından hukuk mahkemelerinde görev yapmakta olan birinci sınıfa ayrılmış hâkimler arasından seçilecek iki hâkim.

ç) Türkiye Barolar Birliğinden üç temsilci.

d) Türkiye Noterler Birliğinden bir temsilci.

e) Yükseköğretim Kurulu tarafından seçilen özel hukuk alanından bir öğretim üyesi.

f) Adalet Bakanı tarafından seçilecek üç arabulucu.

g) Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden bir temsilci.

ğ) Kendisine mensup işçi sayısı en çok olan üç işçi sendikaları konfederasyonunca seçilecek birer temsilci.

h) En çok işveren mensubu olan işveren sendikaları konfederasyonunca seçilecek bir temsilci.

ı) Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonundan bir temsilci.

i) Türkiye Adalet Akademisi Eğitim Merkezi Başkanı.

(2) Kurul Başkanı ihtiyaca göre Kurul toplantılarına uzman kişileri çağırabilir.

(3) Kurul Başkanı Hukuk İşleri Genel Müdürüdür. Genel Müdürün bulunmadığı toplantılarda Başkanlık görevi Arabuluculuk Daire Başkanı tarafından yerine getirilir.

(4) Kurul, mart ve eylül aylarında olmak üzere yılda en az iki kez toplanır. Ayrıca, Başkanın veya en az beş üyenin talebiyle Kurul her zaman toplantıya çağrılabilir.

(5) Kurul en az on kişi ile toplanır.

(6) Kurul üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar alır. Karara muhalif kalan üyelerin görüşlerini yazılı olarak sunma hakları vardır. Karara muhalif üyeler, muhalefet gerekçelerini en geç on gün içinde Kurul başkanlığına ibraz ederler.

(7) Mazeretsiz olarak art arda iki toplantıya katılmayan üyenin üyeliği düşer. Üyeliği düşen kişinin yerine, kalan süreyi tamamlamak üzere kurum veya kuruluşunca yeni bir üye görevlendirilir. Üyenin istifası veya ölümü hâlinde de aynı hüküm geçerlidir.

(8) Kurulun Bakanlık dışından görevlendirilen üyelerinin görev süresi üç yıldır. Görev süresi dolan üyeler yeniden görevlendirilebilir. Eski Kurulun görevi yeni Kurul oluşuncaya kadar devam eder.

(9) Kurulun gündemi Daire Başkanlığınca belirlenip, Kurul toplantısından beş gün önce Kurul üyelerinin iletişim adreslerine elektronik posta yoluyla gönderilir. Gündem dışı konular da Kurulda görüşülebilir.

(10) Kurulun sekretaryası Daire Başkanlığınca yürütülür.

(11) Arabuluculuk Kuruluna başka yerden katılan Kurul üyelerinin gündelik, yol gideri, konaklama ve diğer zorunlu giderleri 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre Bakanlıkça karşılanır.

Kurulun görevleri

MADDE 55 – (1) Kurulun görevleri şunlardır:

a) Arabuluculuk hizmetlerine ilişkin temel ilkeler ile arabuluculuk meslek kurallarını belirlemek.

b) Arabuluculuk eğitimine ve eğitim kuruluşlarının nitelikleri ile çalışma usul ve esaslarına yönelik ilke ve standartlar ile arabuluculuk eğitimi sonunda yapılacak olan sınava ilişkin temel ilke ve standartları tespit etmek.

c) Arabulucuların denetimine ilişkin kuralları belirlemek.

ç) Kanuna göre çıkarılması gereken ve Genel Müdürlük tarafından hazırlanan yönetmelik taslaklarına, gerekirse değişiklik yaparak son şeklini vermek.

d) Eğitim kuruluşlarının eğitim izinlerini iptal etmek.

e) 31 inci maddenin üçüncü fıkrası kapsamında arabulucunun sicilden silinmesine karar vermek.

f) Arabulucuların ödeyecekleri giriş aidatını ve yıllık aidatları tespit etmek.

g) Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesini gerekiyorsa değişiklik yapmak suretiyle onaylamak.

ğ) Daire Başkanlığı tarafından yürütülecek faaliyetlerin etkinliğini artırmak üzere tavsiyelerde bulunmak.

h) Daire Başkanlığının yıllık faaliyet raporu ve planı hakkında görüş bildirmek.

ı) Daire Başkanlığının faaliyet planında yer alan konularla ilgili kurum ve kuruluşların uygulamaya sağlayabileceği katkıları belirlemek.

i) Arabuluculuk hizmetlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak gerek Daire Başkanlığınca bildirilen ve gerekse re’sen öğrenilen genel ve önemli sorunları görüşüp, çözüm önerilerinde bulunmak.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Adliye Arabuluculuk Bürosu
Adliye arabuluculuk bürosu

MADDE 56 – (1) Arabuluculuğa başvuranları bilgilendirmek, arabulucuları görevlendirmek ve kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere Bakanlık tarafından uygun görülen adliyelerde, adliye arabuluculuk büroları kurulur.

Adliye arabuluculuk büro personeli

MADDE 57 – (1) Adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu tarafından, münhasıran bu bürolarda çalışmak üzere bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar personel görevlendirilir.

Adliye arabuluculuk bürolarının denetimi

MADDE 58 – (1) Adliye arabuluculuk büroları, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenen sulh hukuk hâkiminin gözetim ve denetimi altında görev yapar. Adliye arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde bu büroların görevi, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunca görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü tarafından ilgili hâkimin gözetim ve denetimi altında yerine getirilir.

BEŞİNCİ KISIM
Çeşitli ve Son Hükümler
Yürürlükten kaldırılan yönetmelik

MADDE 59 – (1) 26/1/2013 tarihli 28540 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.

Yenileme eğitimine esas kayıt tarihi

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) 1/1/2018 tarihinden önce sicile kaydolanlar bakımından bu Yönetmeliğin Resmî Gazete’de yayımlandığı tarih 32 nci maddenin altıncı fıkrası uyarınca, sicile kayıt tarihi sayılır.

Yürürlük

MADDE 60 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 61 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı yürütür.

İlçe Seçim Kurulu, Oluşumu, Görev ve Yetkileri

0
İlçe Seçim Kurulu, Oluşumu, Görev ve Yetkileri

İlçe Seçim Kurulu, Oluşumu, Görev ve Yetkileri, 298 Sayılı Seçim Kanununun 18,19 ve 20. maddelerinde belirlenmiş, Yüksek Seçim Kurulunun 135 Sayılı Genelgesi ile Yurtiçi İlçe Seçim Kurullarının ve 202 Sayılı Genelgesi ile Yurtdışı İlçe Seçim kurullarının çalışma usul ve esasları son mevzuat değişiklikleri çerçevesinde güncellenmiştir.

Tüm seçimler anayasal güvence altındadır ve yargıç denetimi ile yapılmaktadır
İlçe Seçim Kurulu:

Madde 18 – (Değişik: 22/12/2005-5435/45 md.)

İlçe seçim kurulu, iki yılda bir ocak ayının son haftasında, bir başkan ile altı asıl ve altı yedek üyeden kurulur ve iki yıl süre ile görev yapar. İlçedeki en kıdemli hâkim kurulun başkanıdır. Bu kurul asıl üyeleriyle toplanır. Bir asıl üyenin katılmadığı toplantıya, öncelikle o üyenin yedeği çağırılır.

İl merkezlerinde kurulacak merkez ilçe seçim kurullarına, il seçim kurullarına başkanlık edecek hâkimden sonra gelen en kıdemli hâkim başkanlık eder.

Seçmen sayısı 25 000`i aşan ilçelerde seçim evrakının dağıtım ve toplanması sandık kurul başkanları ve en az bir üyenin eğitimi ile sandık kurullarından sonuçların alınması ve birleştirilerek bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna teslim görevini niyabeten yerine getirmek amacıyla geçici ilçe seçim kurulları oluşturulabilir. Bu kurullar bir başkanla altı üyeden oluşur. İl ve ilçe seçim kurullarında görev almış hâkimlerden sonra gelen en kıdemli hâkimler bu kurullara başkanlık eder. Kurulun iki üyesi kurul başkanınca kamu görevlileri arasından belirlenir. Dört üye ise dört yedeği ile birlikte 19 uncu madde esaslarına göre siyasî partilerden alınır. Bu kurulların çalışma usûl ve esasları, kurulacağı ilçeler ile sayısı ve görev süresi Yüksek Seçim Kurulu tarafından kararlaştırılır.

Hâkimlerin kıdemi 2802 sayılı Kanunun 15 inci maddesine göre belirlenir. Ancak, bu kıdemin belirlenmesinde, kınama veya daha ağır disiplin cezası almış olanlar diğerlerinden kıdemsiz sayılırlar.

İlçe seçim kurulu üyelikleri:

Madde 19 – (Değişik: 17/5/1979-2234/1 md.)

  1. İlçe seçim kurulunun dört asıl ve dört yedek üyesi siyasi partilerden alınır.

Bu üyeler aşağıda yazılı olduğu gibi belli edilir:

İlçe seçim kurulu başkanı, bu kurulun yeniden kurulması için yukarıdaki maddede öngörülen sürenin başında, ilçede teşkilatı bulunan ve son milletvekili genel seçiminde o ilçede en çok oy almış olan dört siyasi partiye birer asıl ve birer yedek üye adını iki gün içinde bildirmelerini tebliğ eder.

Bu işlemle belirlenen veya süresi içinde ad bildiren siyasi parti sayısı dörtten az olduğu takdirde, eksik kalan üyelikler, aynı şartları taşıyan diğer siyasi partilerden, o ilçede aldıkları oyların büyüklük sırasına göre, aynı usulle tamamlanır.

Oylarda eşitlik halinde ad çekilir.

Yukarıdaki hükümlerin uygulanmasına rağmen dört asıl ve dört yedek üyenin tümü belirlenemediği takdirde, 14 üncü maddenin dördüncü bendi gereğince Yüksek Seçim Kurulunun ilan ettiği siyasi partilerden o ilçede teşkilatı bulunanlar tespit edilerek bunlar arasında ad çekilir. Ad çekmedeki sıraya göre, adı çıkan, eksik üyelik sayısı kadar siyasi partinin, yukarıda yazılan usulle bildireceği kimseler ilçe seçim kurulu üyesi olur.

İlçe seçim kurulunun bu bentte gösterilen üyeliklerinden eksik kalanlar, ikinci bent hükümleri gereğince tamamlanır.
  1. Diğer iki asıl ve yedek üyelikle yukarıdaki bentte yazılan işlemler sonucunda eksik kalan asıl ve yedek üyelikler, ilçe merkezinde görev yapan ve toplam memuriyet süresi on yıldan fazla olan, yasama meclisleri veya yerel idare seçimlerinden birine siyasi parti adayı veya aday adayı olarak katılmamış ve evvelce hiç bir siyasi partiye kaydolmamış Devlet memurlarını gösteren, o ilçedeki görev süreleri esas alınarak düzenlenecek listenin ilk sekiz sırasında yer alanlar arasından ad çekme ile belli edilir. Ad çekme, birinci bent hükümleri gereğince tespit edilen asıl üyeler huzurunda ilçe seçim kurulu başkanı tarafından yapılır. Ad çekme sırasında, adları önce çıkanlar asıl, sonrakiler sıra ile yedek üye olur. Bu yoldan her asıl üyenin yedeği belirlenir. Ancak, aynı bakanlığa mensup memurlardan birden fazla asıl üye olamaz; zorunlu durumlar saklıdır.
  1. İlçe seçim kurulu başkanı, siyasi partiler arasında yapılan ad çekmenin gün ve saatini, ad çekmeye katılan siyasi partilere tebliğ eder.

Görev süresi içinde asıl üyeliklerde vukubulacak boşalmalar, eksilen asıl üyenin yerine kendi yedeği getirilmek suretiyle doldurulur. Yedek üyeliklerdeki eksilmeler, eksilen üyenin niteliğine göre, seçilmesinde uygulanan hükümler gereğince tamamlanır.

14 üncü maddenin onbirinci bendi gereğince yapılan tespit ve ilandan seçime katılamayacağı anlaşılan veya o seçim çevresinde seçime katılmayan partinin ilçe seçim kurulundaki üyelerinin görevi sona erer. Bu yoldan boşalan üyelikler, o seçim çevresinde seçime katılan ve ilçe seçim kurulunda üyesi bulunmayan partiler hakkında birinci bentte yazılan hükümlerin uygulanmasıyla belirlenir.

İlçe seçim kurulunda boşalan göreve getirilen kimse, yerine geldiği üyenin süresini tamamlar.

Görev ve yetkileri:

Madde 20 – İlçe seçim kurullarının, başlıca görev ve yetkileri şunlardır:

  1. İlçe çevresinde seçimin düzenle yürütülmesini sağlamak için gereken bütün tedbirleri almak ve seçim işlerini denetlemek,
  1. Sandık kurullarını kurmak,
  1. İlçedeki sandık kurullarına, oy sandıklarını ve bu kanunda yazılı diğer seçim araç ve gereçlerini göndermek,
  1. Sandık kurullarının teşekküllerine, işlemlerine ve kararlarına karşı yapılan itirazları inceliyerek karara bağlamak,
  1. Sandık kurulları başkanlıklarınca seçim işlerinin yürütülmesi hakkında sorulacak hususları derhal cevaplandırmak,
  1. İlçe çevresindeki sandık kurullarından gelen tutanakları birleştirerek, ilçe seçim tutanağını düzenlemek ve bu tutanağı seçim işlerine ait diğer evrak ile birlikte il seçim kuruluna derhal teslim etmek,
  1. Kanunla kendisine verilen başkaca görevleri yapmak.
Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun görev ve yetkileri

Madde 20/A – (Ek: 9/5/2012-6304/2 md.)

Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:
  1. Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı vatandaşların oy kullanmalarıyla ilgili seçim iş ve işlemlerinin düzenle yürütülmesini sağlamak ve gereken bütün tedbirleri almak.
  1. Yurt dışı sandık kurullarını kurmak.
  1. Oy pusulaları ile arkası kendi mührüyle mühürlenmiş oy zarflarını ve diğer seçim araç ve gereçlerini oy verme işleminin başlayacağı günden en geç yedi gün önce Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla ilgili yurt dışı temsilciliklerinde hazır bulunacak şekilde göndermek veya gerekli görülmesi halinde oy sandığı, oy verme kabinleri gibi araçların mahallinden teminini Dışişleri Bakanlığından istemek.
  1. Yurt dışı sandık kurullarının işlemlerine ve kararlarına karşı yapılan itiraz ve şikayetleri incelemek ve karara bağlamak.
  1. Yurt dışı sandık kurulu başkanlıklarınca seçim iş ve işlemleri hakkında sorulacak hususları derhal cevaplandırmak.
  1. Yurt dışı seçmen kütüğüne, askı süresinde doğrudan ya da konsolosluklar aracılığıyla yapılacak itirazları sonuçlandırmak, verilecek kararları Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne göndermek ve bu kararlara uygun gerekli kayıt ve düzeltme işlemlerini yaptırmak.
  1. Yerleşim yeri adresi yurt dışında olup da, yurt dışı seçmen kütüğünün askı süresi içinde herhangi bir nedenle yurt içerisinde bulunan seçmenlerin, yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlarının yapılması için doğrudan ya da ilçe seçim kurulları aracılığıyla iletilen adres beyan formlarını onaylayarak Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne göndermek.
  1. Askerlikten terhis olanlardan yurt dışı seçmen kütüğünde kaydı bulunmayanlar ile kısıtlılık hali sona erenlerin, doğrudan ya da ilçe seçim kurulları aracılığıyla iletilen başvurularını kabul etmek ve yurt dışı seçmen kütüğüne kaydını sağlamak.
  1. Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı olmakla beraber, (izinli olsalar bile) silah altında bulunan erler, erbaşlar ve askeri öğrenciler ile kesinleşmiş mahkeme kararı ile kısıtlanan seçmenlerin yurt dışı seçmen kütüğündeki kayıtlarının dondurulmasına karar vermek.
  1. Yurt dışı seçmen kütüğüne yazılması için askı süresi içinde yapılan başvuruların kütüğe kaydedilmesine karar verildiği hâlde, kesinleşen yurt dışı seçmen kütüğünde ismi yer almayan seçmenlerin, yurt dışı seçmen kütüğünün kesinleşmesine bakılmaksızın kütüğe ilave edilmelerine karar vermek ve Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğüne göndermek.
  1. Yurt dışından ağzı mühürlü olarak gelen oy torbalarını genel esaslara uygun bir şekilde yurt içerisinde oy verme süresi bittikten sonra; bir başkan, bir kamu görevlisi üye ve son milletvekili genel seçiminde Türkiye genelinde en çok oy alan üç siyasi partinin bildirdiği bir asil bir yedek üyeden oluşan yeteri kadar sandık kurulu kurmak suretiyle denetimi altında açtırarak sayım ve dökümünü yaptırmak, tutanak tutturmak ve birleştirme işlemlerini yapmak, ayrıca geçici gümrük kapısı seçim kurullarından gelen sonuçları birleştirmek ve Ankara İl Seçim Kuruluna iletmek.
  1. Kanunlarla kendisine verilen başkaca görevleri yapmak.

 

Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 298 Sayılı Kanun

Yurt Dışı Sandık Kurullarına İlişkin 202 No’lu Genelge

0
Yurt Dışı Sandık Kurullarına İlişkin 202 No'lu Genelge

Yurt Dışı Sandık Kurullarına İlişkin 202 No’lu Genelge, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu hükümlerine dayanılarak Yüksek Seçim Kurulunun 08/05/2018 tarih ve 2018/399 sayılı kararı ile “202 sayılı Genelge” olarak kabul edilmiştir

24 HAZİRAN 2018 PAZAR GÜNÜ BİRLİKTE YAPILACAK OLAN CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ VE 27. DÖNEM MİLLETVEKİLİ GENEL
SEÇİMİ İLE İLK OYLAMADA GEÇERLİ OYLARIN SALT ÇOĞUNLUĞU SAĞLANAMADIĞI TAKDİRDE İKİNCİ OYLAMASI 8 TEMMUZ 2018 PAZAR GÜNÜ YAPILACAK OLAN CUMHURBAŞKANI SEÇİMİNDE YURT DIŞI İLÇE SEÇİM KURULUNUN, YURT DIŞI SANDIK KURULLARININ, YURT DIŞI TEMSİLCİLİKLERDE OYLARI SAKLAMAK VE YURT DIŞI İLÇE SEÇİM KURULUNA ULAŞTIRMAKLA GÖREVLİ SANDIK KURULLARI İLE YURT DIŞI OYLARIN SAYIM VE DÖKÜMÜ İLE GÖREVLİ SANDIK KURULLARININ GÖREV VE YETKİLERİ İLE YURT DIŞINDA OY VERME İŞLEMLERİ

Yurt Dışı Sandık Kurullarına İlişkin 202 No’lu Genelge, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu hükümlerine dayanılarak Yüksek Seçim Kurulunun 08/05/2018 tarih ve 2018/399 sayılı kararı ile “202 sayılı Genelge” olarak kabul edilmiştir.
Yurt Dışı Sandık Kurullarına İlişkin 202 No’lu Genelge
Amaç ve kapsam

MADDE 1- Bu Genelge; 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 94/C maddesine göre yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin temsilciliklerimizde ve ihtiyaç duyulması halinde diğer yerlerde kurulacak seçim
sandıklarında oy verme işlemleriyle, Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu ve yurt dışı sandık kurulları, temsilciliklerde oyları saklamak ve Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna ulaştırmakla görevli sandık kurulları ile yurt dışı oyların sayım ve dökümü ile görevli sandık kurullarının görev ve yetkilerini belirlemek amacı ile hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 2- Bu Genelge’de geçen;
a) İlçe Seçim Kurulu: Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunu,
b) Seçmen Kütüğü: Yurt dışı seçmen kütüğünü,
c) Temsilcilik: Seçim yapılacak yabancı ülkelerdeki yurt dışı temsilciliğimizi (büyükelçilik, başkonsolosluk),
d) Komisyon: Yurt dışı temsilciliklerde oyları saklamak ve İlçe Seçim Kuruluna ulaştırmakla görevli sandık kurulunu,
e) Sandık Kurulu: Yurt dışı sandık kurulunu,
f) Sayım Sandık Kurulu: Yurt dışı temsilciliklerden gelen oyların sayım ve dökümünü yapmak üzere İlçe Seçim Kurulunca görevlendirilen sandık kurulunu,
g) SEÇSİS: Seçim Bilişim Sistemini,
h) Seçimler : 24 Haziran 2018 Pazar günü birlikte yapılacak olan Cumhurbaşkanı Seçimi ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi ile ilk oylamada geçerli oyların salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde ikinci oylaması 8 Temmuz 2018 Pazar günü yapılacak olan Cumhurbaşkanı Seçimini, ifade eder.

Oylamanın başlayacağı gün ve oy verme süresi

MADDE 3- Temsilciliklerde oy kullanma gün sayısı ve başlangıç günü o ülkedeki seçmen sayısı gözetilerek her bir temsilcilik için Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir. Oy kullanma saatleri yerel saat ile 09.00-21.00 arasıdır.

Oylamaya katılacak olanlar

MADDE 4- Temsilciliklerimizde ve diğer yerlerde kurulacak seçim sandıklarında sadece seçmen kütüğüne kayıtlı olan Türk vatandaşları oy kullanabilirler.

Kullanılacak oy pusulaları, zarflar ve mühür

MADDE 5- Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçiminde, önyüzünün sol üst köşesinde “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigranlı sarı renkteki zarf, seçime katılan siyasi parti ve ittifakların yer aldığı beyaz renkli birleşik oy pusulası, seçime katılan cumhurbaşkanı adaylarının isim ve resimlerinin yer aldığı beyaz renkli birleşik oy pusulası ile “TERCİH” veya “EVET” mührü kullanılır.

Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması ve referandum şeklinde yapılması halinde önyüzünün sol üst köşesinde “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigranlı sarı renkteki zarf, beyaz zemin üzerine “EVET”, kahverengi zemin üzerine “HAYIR”
ibarelerinin bulunduğu birleşik oy pusulası ile “TERCİH” mührü kullanılır.

Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun görev ve yetkileri (298/20-A)

MADDE 6-

a) Seçmen kütüğüne kayıtlı vatandaşların oy kullanmalarıyla ilgili seçim iş ve işlemlerinin düzenle yürütülmesini sağlamak ve gereken bütün tedbirleri almak,

b) Temsilciliklerde ve diğer yerlerde Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen sayı ve esaslara uygun olarak görev yapacak sandık kurullarını oluşturmak,

c) Oy pusulaları ile arkası İlçe Seçim Kurulu mührüyle mühürlenmiş oy zarflarını ve diğer seçim araç ve gereçlerini Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen sürede oy verme işleminin başlayacağı günden en geç üç gün önce Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla ilgili temsilciliklerde hazır bulunacak şekilde göndermek veya gerekli görülmesi halinde oy sandığı, oy verme kabinleri gibi araçların mahallinden teminini Dışişleri Bakanlığından istemek,

d) Sandık kurullarının oluşumuna karşı yapılan itirazları inceleyip karara bağlamak,

e) Sandık kurullarınca şikâyet üzerine verilen kararlara karşı veya doğrudan gelen itirazları, itirazın yapıldığı tarihten sonraki ikinci gün saat 17.00’ye kadar karara bağlamak ve verilen kararı itirazı yapan hazırsa kendisine bildirmek, değilse tebliğ etmek (298/128),

f) Sandık kurulu başkanlıklarınca seçim iş ve işlemleri hakkında sorulacak hususları derhal cevaplandırmak,

g) Sandık kurulu başkanları ile en az birer üyenin (Devlet memuru olan) eğitimi için kurs düzenlemek dâhil gerekli önlemleri almak (Bu görev İlçe Seçim Kurulu başkanına aittir.) (298/18-3)

h) Seçmen kütüğüne askı süresinde yapılacak itirazları sonuçlandırmak ve bu kararlara uygun kayıt ve düzeltme işlemlerini yapmak,

i) Yerleşim yeri yurt dışında olup da, askı süresi içinde herhangi bir nedenle yurt içinde bulunan seçmenlerin seçmen kütüğüne kayıtlarının yapılması için ibraz ettikleri

belgelerle birlikte adres beyan formunu onaylayarak seçmen kütüğüne işlemek, j) Seçmen kütüğüne yazılması için ilân süresi içinde yapılan başvuruların kütüğe kaydedilmesine karar verildiği halde, kesinleşen seçmen kütüğünde ismi yer almayan seçmenlerin, seçmen kütüğünün kesinleşmesine bakılmaksızın kütüğe ilave edilmelerine karar vermek ve Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğüne göndermek,

k) Askerlikten terhis olanlardan seçmen kütüğünde kaydı bulunmayanlar ile kesinleşmiş mahkeme kararıyla kısıtlı olup da, kısıtlılık hali sona eren Türk vatandaşlarının başvurularını kabul etmek ve seçmen kütüğüne kaydını sağlamak,

l) Seçmen kütüğüne kayıtlı olmakla beraber, izinli olsalar bile silahaltında bulunan erler, onbaşılar, kıta çavuşları ve askeri öğrenciler ile kesinleşmiş mahkeme kararıyla kısıtlanan seçmenlerin seçmen kütüğündeki kayıtlarının dondurulmasına karar vermek,

m) Cumhurbaşkanı seçiminde her sandık için farklı sandık numarası ve karekod kaydı bulunduğundan SEÇSİS’ten Örnek: 507 sayılı “Yurt Dışı Sandık Sonuç Tutanağı, Örnek: 506 sayılı “Cumhurbaşkanlığı Yurtdışı Oy Sayım Döküm Cetveli”, Cumhurbaşkanı seçiminde oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 506/A “Cumhurbaşkanlığı Yurt Dışı Sayım Döküm Cetveli”, Örnek : 507/A “Yurt Dışı Sandık Sonuç Tutanağı” sadece A4 (210×297 mm) formatında beyaz kâğıda dökümünü almak (fotokopi ile çoğaltılmış tutanaklar kullanılamaz.),

Milletvekili seçiminde her sandık için farklı sandık numarası ve karekod kaydı bulunduğundan SEÇSİS’ten Örnek: 513 sayılı “Yurt Dışı Sandık Sonuç Tutanağı” ile Örnek: 512 sayılı “Yurt Dışı Sayım Döküm Cetveli”nin sadece A4 (210×297 mm) formatında beyaz kâğıda dökümünü almak (fotokopi ile çoğaltılmış tutanaklar kullanılamaz.),

n) Oy verme sürecinde yapılacak şikâyet ve itirazlar ile geçici İlçe Seçim Kurulu ve sandık kurulu tutanağındaki maddi hataları derhal inceleyip sonuçlandırmak,

o) Yurt dışından ağzı mühürlü olarak gelen oy torbalarını 24 Haziran 2018 Pazar günü saat 17.00’den, cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması halinde 8 Temmuz 2018 Pazar günü saat 17.00’den itibaren; yeteri kadar sayım sandık kurulu kurmak suretiyle denetimi altında açtırarak sayım ve dökümünü yaptırmak, tutanak düzenletmek ve birleştirme işlemlerini yapmak, ayrıca geçici gümrük kapısı seçim kurullarından gelen sonuçların birleştirmesini de yapmak suretiyle bu iki birleştirme tutanağını Ankara İl Seçim Kuruluna iletmek.

Geçici yurt dışı ilçe seçim kurulları

MADDE 7- Yüksek Seçim Kurulunca, ihtiyaç duyulması halinde görev ve yetkileri de belirtilmek suretiyle yeteri kadar geçici İlçe Seçim Kurulu kurulabilir (298/18-3).

Bina sorumlularının görevleri

MADDE 8- Temsilciliklerde görevli misyon şefinin teklif edeceği ve İlçe Seçim Kurulunun görevlendireceği bina sorumluları;

a) Binaya veya oy verme yerine getirilen oy sandıkları ile oy verme kabinlerinin yerleştirilmesinde sandık kuruluna yardım etmek,

b) Seçimde kullanılacak masa, sıra, sandalye gibi araç ve gereçlerin temini ve seçim malzemelerinde eksiklik bulunması durumunda tamamlanması için komisyon başkanını
bilgilendirmek,

c) Oy verme günü, oy vermenin başlama saatinde görev yerine gelmeyen sandık kurulu başkanını İlçe Seçim Kurulu başkanına iletilmek üzere ilgili misyon şefine bildirmek,

d) Oy verme süresince binadan veya oy verme yerinden ayrılmamak ve oy vermenin düzen içinde geçmesi için sandık kurulu başkanlarının isteklerini yerine getirmek,

e) Oy verme günü binanın veya oy verme yerinin ısınma, su, elektrik gibi hizmetlerinin işler durumda bulundurulması için gerekli önlemleri almak,

f) Zarf sayım işlemlerini izleyerek biter bitmez ulaşım için misyon şefine haber vermek,

g) Sandık kurulları görevlerini tamamlayıp binayı veya oy verme yerini terk ettikten sonra, oy sandıklarının içinde oy pusulası ya da zarf olup olmadığının kontrolünü yaparak, sandık çevresinde unutulabilecek oy zarfı, oy pusulası gibi seçim malzemelerini paketleyip Komisyona teslim etmek,

h) Her oy verme günü bitiminde seçim malzemelerini (oy sandığı, oy verme kabini vb.) bir sonraki gün kullanılmak üzere muhafaza etmek,

i) Sandık çevresinde, 298 sayılı Kanun’da gösterilen yasaklara aykırı davranışlar olması veya suç işlenmesi halinde görevli kolluk güçlerini veya özel güvenlik görevlilerini çağırmak (298/82) görevlerini yürütür.

Sandık kurullarının oluşumu

MADDE 9-Temsilciliklerde ve ihtiyaç duyulması halinde diğer yerlerde kurulacak sandıklardaki oy verme işlemlerinde görev yapacak sandık kurullarının sayısı hakkında Yüksek Seçim Kurulunun kararı uygulanır.

Sandık kurulu başkan ve üyelerinin seçimi İlçe Seçim Kurulunca yapılır. Sandık kurulu bir başkan, bir kamu görevlisi üye ve son milletvekili genel seçiminde Türkiye genelinde en çok oy alan üç siyasi partinin bildirdikleri birer isimden oluşur ve aynı usulle yedek üye seçilir. Siyasi partiler üye bildirmez ise eksiklik kamu görevlileri veya seçmenler arasından seçilecek üye ile doldurulur. Sandık kurulu başkan ve üye seçimleri, yurt dışında öncelikle sandığın kurulacağı yerde görevli kamu görevlisi ve seçmenler arasından yapılır.

Siyasi partiler yurt dışında her oy verme günü için ayrı sandık kurulu üyesi bildirebilir (298/94/C).

Zorunlu hallerde meydana gelebilecek eksilmeler yukarıdaki usule göre tamamlanır.

Sandık kurullarının görev ve yetkileri
MADDE 10 -Sandık kurullarının görev ve yetkileri şunlardır:

a) Sandık çevresinde [Sandık çevresinde düzenin sağlanması sandık kurulu başkanına, sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında (binanın bahçesi müştemilata dahildir.) seçimin düzenle geçmesi için gereken tedbirleri almak, oy verme işlerini yürütmek ve denetlemek,

b) Sandık bölgesinde sandığın konulacağı yeri belirlemek, sandığın konulacağı yeri gösteren işaretler koymak (298/71-2),

c) Sandıktan çıkan oy zarflarını açmadan saymak, oy kullanan seçmen sayısı ile birbirine uygunluğunu sağlayarak tutanağa geçirmek,

d) Örnek: 502 sayılı ” Yurt Dışı Temsilciliklerde Sandık Kurullarınca Düzenlenecek Zarf Sayım Tutanağı” düzenlenip imzalanıncaya kadar ileri sürülecek şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak, kararları tutanak defterine geçirerek altını imzalamak, bu kararlardan itiraza uğrayanları İlçe seçim kuruluna göndermek üzere derhal Komisyona teslim etmek,

e) Sandık kurulu tutanak defterindeki tutanakları ve gerekli diğer tutanakları düzenlemek ve altını imzalamak,

f) Kullanılmayarak artan zarflar ile oy pusulalarını ve matbu evrakı, ayrı ayrı bağlayıp mühürledikten sonra komisyona teslim etmek, imzalı Örnek: 500 sayılı “Sandık Seçmen Listesi”ni, tutanak defterini, kurulca imza edilen zarf sayım tutanağı ile kapalı oy zarflarını torbaya koyarak ağzını bağlamak ve sandık kurulu mührü ile mühürleyerek muhafaza altına alınmak üzere sandık kurulu başkanı ve ad çekme ile seçilecek en az iki üye tarafından komisyona teslimini sağlamak,

g) Kanunlarla ve Yüksek Seçim Kurulu genelge ve kararları ile verilen diğer görevleri yapmak (298/71-6)

Sandık kurulu başkanının öncelikle yapacağı işler

MADDE 11- Sandık kurulu başkanı, oy verme saatinden önce, komisyon başkanı veya komisyonun görevlendirdiği bir üye tarafından Örnek: 501 sayılı ” Yurt Dışı Sandık Kurullarına Teslim Edilen Malzemeyi Gösterir Tutanak ” karşılığında kendisine teslim edilen;

a) En az iki adet oy verme kabini ile bir adet oy sandığını,
b) Görevli olduğu sandık için bir kese içine konulmuş numaralı bir sandık kurulu mührü (mühür numarası tutanakla belirtilir) ve en az iki adet “TERCİH” veya “EVET” yazılı mührü,
c) Her birinin üzeri İlçe Seçim Kurulu mührü ile mühürlenmiş ve birleşik oy pusulalarının konulmasına mahsus yeteri kadar oy zarfı paketini (zarf sayısı tutanakta belirtilir),
d) Birleşik oy pusulası paketini (oy pusulası sayısı tutanakta belirtilir),
e) Kapalı oy verme yerine asılacak Örnek: 19 sayılı “Açıklama Levhası”nı,
f) Kapalı oy verme yerine asılacak Örnek: 20 sayılı “Uyarı Levhası”nı,
g) Cumhurbaşkanı adaylarını gösteren Örnek: 402 sayılı Aday Listesini,
h) Oy kullananların yazılacağı Örnek: 500 sayılı “Sandık Seçmen Listesi”ni,
i) Oy sandıklarının önüne ve üstüne yapıştırılacak etiket ile sandık numarasını gösterir etiketi,
j) Istampa, ıstampa mürekkebi, mühür mumu ve sicim ile sayfaları İlçe Seçim Kurulu Başkanlığınca mühürlenmiş ve onaylanmış tutanak defteri, zarf sayım tutanağı, tutanak kâğıtları, tükenmez kalem, bağlama kartonu, boş torba ve kese zarfını,
k) 3 (üç) adet “Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçiminde Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunun, Yurt Dışı Sandık Kurullarının, Yurt Dışı Temsilciliklerde Oyları Saklamak ve Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna Ulaştırmakla Görevli Sandık Kurulları ile Yurt Dışı Oyların Sayım ve Dökümü ile Görevli Sandık Kurullarının Görev ve Yetkileri ile Yurt Dışında Oy Verme İşlemleri” hakkında 202 sayılı Genelge’yi (Genelgelerden bir adedi başkana, bir adedi kursa katılan memur üyeye verilir; bir adedi de yedek olarak torbada bulundurulur.),
l) Yedi (7) adet Örnek: 502 sayılı “Yurt Dışı Temsilciliklerde Sandık Kurullarınca Düzenlenecek Zarf Sayım Tutanağı” nı
oy verme yerinde bulundurur.

Oy verme gününde sandık kurulunun toplanma zamanı ve hemen yapacağı işler ve sandık kurulunun andiçmesi

MADDE 12-Sandık kurulu başkan ve üyeleri, oy verme günü oy verme saatinden en az bir saat önce sandık başında toplanarak ilk iş olarak sandık başında bulunanlar önünde birer birer aşağıdaki şekilde and içerler.

“Hiçbir tesir altında kalmaksızın, hiç kimseden korkmadan, seçim sonuçlarının tam ve doğru olarak belirmesi için görevimi kanuna göre, dosdoğru yapacağıma, namusum, vicdanım ve bütün mukaddesatım üzerine and içerim.” (298/70)

Başkan, tutanakla teslim almış olduğu torbayı kurula gösterdikten sonra açarak içerisinde bulunan sandık kurulu mührü ile “TERCİH” veya “EVET” mühürlerini masanın üzerine koyar. Bundan sonra seçim sandığının boş olduğunu orada bulunan sandık kurulu üyeleriyle müşahitler önünde tespit ederek sandığın kapağını kapatır ve kapağı mühür bozulmadan açılamayacak şekilde sandık kurulu mührü ile mühürler.

Sandık kurulu, and içme, sandığı yerleştirme, kapalı oy verme yerlerini düzenleme işini bitirdikten sonra hazır bulunanlar önünde teslim aldığı ve üzeri numaralanıp paketlenmiş birleşik oy pusulası paketini açıp, oy pusulalarını sayar; bir gün önce kullanılmak üzere mühürlenmiş ancak kullanılmadan ertesi güne kalan birleşik oy pusulaları hariç Yüksek Seçim Kurulunca numaralanıp mühürlenerek paketlenmiş birleşik oy pusulası paketini açıp, tümünü sayar; birleşik oy pusulalarının her birinin arkasını sandık kurulu mührü ile mühürler ve birleşik oy pusulalarının sayısı ile her birinin arkasının sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olduğunu tutanak defterine geçirir.

Sandık kurulu ilçe seçim kurulundan teslim alınan filigranlı kâğıttan üretilmiş ve ön yüzünün sol üst köşesinde Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu amblemi ve ilçe seçim kurulu başkanlığı mührünü taşıyan sarı renkte bastırılmış olan oy zarflarını sayar, her zarfın üzerine sandık kurulu mührünü basar ve zarfların sayısı ile her birinin ön yüzünün sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olduğunu tutanak defterine geçirir.

Sayılan ve mühürlenen birleşik oy pusulaları ve zarflar, kullanılacağı sandığın yanına masanın üzerine düzenli biçimde konulur. Sandık kurulu birlikte yapılacak olan Cumhurbaşkanı seçimi ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimine ilişkin etiketlerden birini sandığın önüne, diğerini ise üstüne yapıştırır.

Sandık kurulu, yaptığı sayımların sonucunu ve yukarıda sayılan işlemleri bu Genelge gereğince tutanak defterine geçirip imzalar (298/77).

Başkan veya üyelerden bir kısmının göreve gelmemesi (Çoğunluğun sağlanması)

MADDE 13- Sandık başında, oy verme başlamadan önce veya oy verme sırasında, sandık kurulu üyelerinden biri veya birkaçı görevini yapmazsa, ceza hükümleri saklı kalmak üzere, yerine yedek üyelerden biri getirilir. Şayet, bu dahi mümkün olmaz ve kurul üyeleri sayısı ikiden aşağı düşerse bu konu tutanağa geçirilir ve eksiklikler, o ilçe seçim kurulunca belirlenen bina, yapı ve benzeri yerlerde seçme yeterliliğine sahip, okur-yazar olanlar arasından başkanın seçeceği kimselerle tamamlanır (298/73).

Göreve gelmeyen veya bırakıp giden başkan yahut üyenin yerine görevlendirilen kişi, önceki başkan veya üye daha sonra gelse dahi görevini sürdürür. Sandık kurulu başkanının görevi başına gelmemesi veya bırakıp gitmesi halinde, yerine kurulun siyasi partili olmayan ve kurs gören üyesi, bu da yoksa üyelerden en yaşlısı başkanlık eder.

Yaş konusunda uyuşmazlık çıkarsa resmi kimlik belgesindeki bilgi esas alınır. Doğum tarihlerinin de aynı olması durumunda ad çekilir. Yaş konusunda uyuşmazlık çıkarsa nüfus cüzdanındaki bilgi esas alınır. Doğum tarihlerinin de aynı olması durumunda ad çekilir. Sandık kurulu başkanı ve iki üyenin hazır bulunması halinde eksik üyeliklerin tamamlanması yoluna gidilmez.

Sandığın konulacağı yerin tespiti

MADDE 14- Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen bina/oy verme yerinde sandığın konulacağı yer sandık kurulunca kararlaştırılır. Sandığın konulacağı yerlerin belirlenmesinde, seçmenin oyunu kolaylıkla, serbestçe ve gizli şekilde verebilmesi göz önünde bulundurulur.

Ayrıca İlçe Seçim Kurulu ve temsilciliklerce sandıkların konulacağı yere elektrik ve internet hattının çekilmesi için gerekli önlemler alınır.

Sandığın konulduğu yer, oy verme süresince değiştirilemez.

Ayrıca cep telefonu, fotoğraf veya film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla oy verme yerine girilmesinin yasak olduğunu ve cezasının bulunduğunu, bu tür cihazların oy verme işlemi bittikten sonra iade edilmek üzere sandık kuruluna bırakılması gerektiğini belirten levhalar (Örnek: 20) sandık çevresinde herkesin görebileceği yerlere asılır (298/92)

Kapalı oy verme yeri ve nitelikleri

MADDE 15-Sandık kurulları, oy serbestliğini ve gizliliğini sağlayacak şekilde, en az iki kapalı oy verme kabini hazırlar.

Yüksek Seçim Kurulunca gönderilen oy vermeye özel kabinlerin kullanılması esastır. Oy verme kabini gönderilmeyen temsilciliklerde ise, kapalı oy verme yeri, içerisi dışarıdan görülemeyecek ve oy veren kişinin birleşik oy pusulasını inceleyip tercihini kullandıktan sonra zarfın içine koyabileceği şekil ve nitelikte olmalıdır. Bu halde kapalı oy verme yerinde masa veya benzeri bir şey bulundurulur.

Yüksek Seçim Kurulunca hazırlanıp gönderilen ve oy verme serbestliğine ve gizliliğine dair hükümleri kapsayan (Örnek: 19) sayılı levha kapalı oy verme yerine asılır.

Sandık, oy verme kabini ve torba sayısı

MADDE 16- Seçim yapılacak yerlerde her bir sandık kurulu için bir oy sandığı, ikiden az olmamak üzere yeteri kadar oy verme kabini ve her oy verme günü için ayrı bir seçim torbası verilir. Oy sandığının dolması halinde kullanılacak olan ikinci oy sandığı komisyon tarafından temin edilir.

Sandık yerinin duyurulması

MADDE 17-Yurt dışında sandıkların konulacağı yerler Yüksek Seçim Kurulunun www.ysk.gov.tr internet adresinde ilân edilir ve temsilciliklerimizce de bölgelerinde bulunan seçmenlere uygun araçlarla duyurulur.

Sandık kurulu başkanı, sandıkların konulduğu yeri, işaretler veya alışılmış araçlarla seçmenlere duyurur (Örneğin; “4 NO.LU SANDIĞA GİDER” yazısı ve ok işareti).

Sandık çevresi

MADDE-18

Sandık çevresi, oy sandığının konulduğu ve sandık kurulunun görev yaptığı oda, bölüm veya bu amaçla oluşturulan yerdir. (298/81).

Sandık çevresinde bulunabilecekler

MADDE 19- Sandık çevresinde, sandık kurulu başkan ve üyeleri, adaylar, milletvekilleri, o sandık bölgesinde kayıtlı seçmenler ve o sandıkta görevli müşahitler ile bina sorumluları ve çağrı veya ihbar üzerine gelen görevli kolluk güçleri veya özel güvenlik
görevlilerinden başka kimse bulunamaz. Şu kadar ki, adayların ve siyasi partilerin İlçe Seçim Kuruluna bildirdikleri itiraza yetkili kişiler ile temsilciler, İlçe Seçim Kurulunca önceden kendilerine verilen belge ile sandık çevresinde bulunabilirler.

Medya mensuplarının; sandık çevresinde, sandık başı işlemlerine engel olmamak şartıyla, haber amacıyla görüntü almaları ve bilgi elde etmeleri serbesttir (298/82-2)

Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçleri ve özel güvenlik görevlileri dışında resmî üniforma ve silah taşıyanlar sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına giremezler.

Sandık kurulunca alınacak kararlarda uyulacak usul ve esaslar

MADDE 20- Sandık kurulunca kanun uyarınca alınması gereken tedbirler ve yapılması icap eden işlemler üzerinde anlaşma olmadığı takdirde, kurulu oluşturan üyelerin yarısından bir fazlasının görüşüne göre karar alınır veya işlem yapılır. Oyların eşitliği halinde başkanın katıldığı tarafın görüşü üstün tutulur. Sandık kurulu tarafından verilen kararlar veya yapılan işlemler matbu tutanak defterine geçirilerek altları başkan ve üyeler tarafından imzalanır. Kanuna göre başkan tarafından yapılması gereken işler ve özel olarak sandık başında yapılacak işler (açıklamalar ve uyarmalar) üyeler tarafından da yapılabilir.

Sandık çevresinde düzenin sağlanması ve yasaklar

MADDE 21- Sandık çevresinde düzenin sağlanması sandık kurulu başkanına aittir. Sandık çevresinde alınacak tedbirler, o sandık çevresinde bulunma hakkına sahip kimselerin seçim iş ve işlemlerini takip etmelerini engelleyecek mahiyette olamaz (298/82-1).

Seçmenin oyunu tam bir serbestlikle ve gizli şekilde kullanmasına veya sandık kurulunun görevini yapmasına engel olmaya kalkışanlar ile oy verme, zarfların sayımı ve dökümü veya tutanaklara geçirilmesi gibi tüm sandık başı iş ve işlemlerinin düzenini bozmaya kalkışanları başkan uyarır. Bu uyarının gereğini yerine getirmeyen kimse, özel güvenlik görevlisi çağrılarak sandık çevresinden uzaklaştırılır (298/82-3)

Sandık kurulu başkanının bu maddede belirtilen görevini yapmaması halinde, sandık kurulu karar alarak ilgili hakkında yukarıda belirtilen yetkiyi kullanır ve durumu derhal İlçe Seçim Kurulu Başkanına bildirir (298/82-4)

Sandık çevresinde cebir, şiddet veya tehdit kullanarak sandık başı düzenini bozmaya kalkışanlar, sandık kurulu başkanı veya üyelerinden biri tarafından, yapılan çağrı ya da seçmenlerin ihbarı üzerine gelen özel güvenlik görevlilerince derhal sandık çevresinden uzaklaştırılır ve gerekli yasal işlem yapılır. Seçmenlerce ihbar o yerdeki özel güvenlik görevlilerine şahsen yapılır.

Bu madde uyarınca çağrılacak özel güvenlik görevlileri, başkanın talebine veya kurulun kararına uymak zorunda olup, çağrı veya ihbar sebebi ortadan kalkınca sandık çevresinden ayrılır.

Bu madde uyarınca çağrılacak özel güvenlik görevlileri, başkanın talebine veya kurulun kararına uymak zorundadır. Bu madde uyarınca sandık çevresine gelen özel güvenlik görevlileri, başkanın talebine veya kurulun kararına uymak zorunda olup, çağrı veya ihbar sebebi ortadan kalkınca sandık çevresinden ayrılır. (298/82-7)

Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli özel güvenlik görevlileri hariç, resmî üniforma ve silah taşıyan kişiler, sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına giremezler.

Sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında hiç kimse, başkalarının görebileceği şekilde bir siyasi parti veya adaya ait rozet, amblem veya benzeri işaretler ya da propaganda amaçlı yayınlar taşıyamaz; yazılı, sözlü veya görüntülü propaganda yapamaz. Bu fıkra hükümlerine uymayan kişiler özel güvenlik görevlileri tarafından uzaklaştırılır.

Sandık kurulunun görev yaptığı yerde cep telefonu vb. iletişim araçlarıyla görüşme yapmak yasaktır. Ancak sandık kurulu başkan ve üyelerinin, görevleri gereği yapacağı görüşmeler bu hükmün dışındadır. Bu hükme aykırı davranan kimseler kurul başkanı tarafından uyarılır. Bu uyarıya rağmen görüşmesini sürdüren kimse, derhal oradan çıkarılır(298/82-8)

Sandık çevresinde bir suç işlenmesi halinde, sandık kurulu, durumu tutanağa geçirir ve ilgili hakkında işlem yapılmak üzere kolluk güçlerini veya özel güvenlik görevlilerini çağırır (298/82-9)

İlçe seçim kurulu başkanı, sandık çevresinde, sandık başı iş ve işlemlerinin düzen içinde yürütülmesini ve sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında güvenliği ve bu Kanunda öngörülen yasaklara uyulmasını sağlayacak tedbirleri alır; seçmenin ve bu yerlerde bulunma hakkına sahip diğer kişilerin buralara serbestçe girmesini engelleyen veya güçleştiren her türlü hareketi önler. Bu kapsamda, ilçe seçim kurulu başkanınca verilen talimatlara komisyonlar ve bina sorumluları ile sandık kurulları uymak zorundadır. 298/82-son)

Oy vermeden önceki işler

MADDE 22- Sandık kurulu başkanı, kurul üyeleri arasında iş bölümü yaparak oy verme işlemini izlemek üzere iki üyeyi görevlendirir. Bu üyeler, oy vermek üzere gelen seçmenin kimliğini ve seçmen kütüğünde kayıtlı olup olmadığının kontrol edilmesini, oy pusulasının seçmene verilmesini, seçmenin oy verme işlemini takip ederek karışıklığa meydan verilmemesini, seçmenin oyunu sandığa atmasını ve kendilerinin önünde bulunan oy pusulaları ve oy zarflarının kaybolmamasını sağlarlar.

Diğer bir üyeyi, oyunu veren seçmenin seçmen listesine bilgilerinin yazılmasını ve isminin karşısına imza atmasını sağlamakla görevlendirir.

Ayrıca bir üyeyi de, oy vermek üzere gelen seçmene İlçe Seçim Kurulu mührünü ve sandık kurulu mührünü taşıyan oy zarfı, arkası sandık kurulu mührü ile mühürlenmiş Cumhurbaşkanı ve Milletvekili seçimine ilişkin oy pusulaları ve “TERCİH” veya “EVET” mührünü vermek ve seçmeni kabine yönlendirmekle görevlendirir.

Oy verme yeterliliğinin tespiti

MADDE 23- Seçmen kütüğüne kayıtlı her Türk vatandaşı oy verme hakkına sahiptir.

Seçmen, yurtdışında sandık kurulan temsilciliklerin herhangi birinde oy kullanabilir.

Kasıtlı suçtan dolayı hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş olmakla birlikte, henüz ceza infaz kurumuna alınmayan, koşullu salıverilen ya da denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanmak suretiyle salıverilen ancak hak ederek salıverilme süresi dolmayan hükümlüler ile uzun süreli cezasının ertelenmesi nedeniyle ceza infaz kurumunda bulunmayan hükümlüler seçmen kütüğünde kayıtlı olmaları şartıyla oy kullanabilirler.

Oy verme gününe kadar, haklarında seçme yeterliliğini kaybettiğine dair yetkili mercilerden resmî belge gelmiş bulunan seçmenlere oy kullandırılmaz.

Oy verme süresi

MADDE 24– Oy verme süresi; oy verme günü yerel saat ile 09.00’dan 21.00’a kadar geçecek zaman dilimidir.

Seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin oy verme süresi içinde oy kullanmaları esastır.

Oy vermenin bitiş saati geldiği halde sandık başında oylarını vermek üzere bekleyen seçmenler varsa, sandık kurulu başkanı bunları saydıktan ve kimliklerini aldıktan sonra sıra ile oylarını kullanmalarına izin verir. Oy vermenin bitiş saatinden sonra gelen seçmen oy kullanamaz. Saat 21.00 itibariyle sandık başında oylarını vermek için bekleyen seçmenlerin saat 23.55’den önce oy kullanmaları sağlanır (298/89, 96)

Oy verme düzeni

MADDE 25-Sandık başında seçmene, vereceği oy hakkında hiç kimse müdahale, telkin veya tavsiyede bulunamaz. Hiçbir seçmen oyunu kullandıktan sonra sandık başında kalamaz (298/88)

Oyunu kullandıktan sonra sandık başından ayrılmayan seçmene başkan, uzaklaşmasını hatırlatır.

Seçmen yine orada kalırsa başkan, onu özel güvenlik görevlisi aracılığı ile uzaklaştırır.

Sandık kurulu önüne alınmada sıra

MADDE 26-Oy verme günü sandık başına gelen seçmenler, sandık kurulu önüne kurul başkanı tarafından sıra ile birer birer alınırlar. Gebeler, hastalar ve engelliler, bekletilmeden oylarını verirler. Yaşlıların da bekletilmeden oy kullanmalarına izin verilebilir. Bu seçmenlere yardım eden seçmenin de öncelikle oy kullanmasına izin verilebilir(298/90)

Oy verme işlemi

MADDE 27- Seçmen oy vermek için geldiğinde sandık kurulu başkanı;

a) Seçmenin, Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı, geçici kimlik belgesi, nüfus cüzdanı, resmî dairelerce verilen soğuk damgalı kimlik kartı, pasaport, evlenme cüzdanı, askerlik belgesi, sürücü belgesi, hâkim ve savcılar ile yüksek yargı organı mensuplarına verilen mesleki kimlik kartı, avukat, noter ve askerî kimlik kartı gibi kimliğini tereddütsüz ortaya koyan resimli, resmî nitelikteki belgelerden biri ile kimliğini tespit eder. Bu belgelerde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası yer almıyorsa temsilcilikçe verilmiş seçmeni tanıtacak nitelikte Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan nüfus kayıt örneğinin ibrazı gereklidir. Bu şekilde kimliğini ispata yarayan belge ibraz edemeyen seçmene oy kullandırmaz.

b) Komisyon başkanınca temin edilen bilgisayar ile SEÇSİS’te SEC_005_B “Yurt Dışı Seçmen Sorgulama ve Oy Kullandı Bilgi Girişi” ekranı üzerinden kişinin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası girilerek seçmen kütüğüne kayıtlı olup olmadığını, kayıtlı ise oy kullanıp kullanmadığını sorgular.

c) Seçmen kütüğünde kaydı bulunmayan veya “Oy Kullandı” bilgisi işaretli bulunan vatandaşlara oy kullandırmaz.

d) Seçmen, seçmen kütüğüne kayıtlı ve “Oy Kullandı” bilgisi işaretli değilse Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, adı, soyadı, baba adı, doğum tarihine ilişkin bilgileri Örnek: 500 sayılı “Sandık Seçmen Listesi”ne yazdırır.

Ayrıca;
Kanuna uygun biçimde hazırlanmış İlçe Seçim Kurulu ve sandık kurulu mührünü taşıyan oy zarfını,

a) Başkan, kanuna uygun biçimde hazırlanmış ve mühürlenmiş oy zarfı ile birleşik oy pusulasını, hiçbir tarafında herhangi bir işaret bulunmadığını ve arkasının sandık kurulu mührü ile mühürlü olduğunu, kurul üyelerine, müşahitlere ve seçmene gösterdikten sonra “TERCİH” veya “EVET” mührünü seçmene vererek kapalı oy verme yerini gösterir.

Başkan tarafından seçmene kapalı oy verme yerine girmeden önce:

b) Birleşik oy pusulalarında tercih ettiği cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti veya ittifak için ayrılan bölümden dışarı taşırmamak suretiyle “TERCİH” veya “EVET” mührünü basması, “TERCİH” veya “EVET” mührü dışında herhangi bir yerine imza atmaması veya işaret koymaması, aksi halde oyunun geçersiz sayılacağı, birleşik oy pusulalarını düzgün bir şekilde katlayıp zarfa koyması ve yapıştırması gerektiği,

c) Seçmenin; cep telefonu, fotoğraf veya film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla kapalı oy verme yerine girmesinin yasak olduğu ve cezasının bulunduğu, bu tür cihazlar varsa oy verme işlemi bittikten sonra iade
edilmek üzere bırakılması gerektiği (298/92)

d) Birleşik oy pusulalarından başka, zarfa hiçbir şey koymaması, aksi halde kullandığı oyun geçersiz olacağı,

e) Zarf içine birleşik oy pusulasından başka hiçbir şey koymamasını,

f) Birleşik oy pusulasının herhangi bir yerine başkaca bir işaret koyması halinde oyunun geçersiz olacağını hatırlatır ve kapalı oy verme yerine girmesini söyler. Cumhurbaşkanı ve milletvekili oy pusulalarını aynı zarfa koyarak ve zarfı kapatarak oy sandığına atmak suretiyle oyunu kullanan seçmene, çizelgede isminin bulunduğu yer imza cetveli kullanılarak imzalattırıldıktan, “TERCİH” mührü teslim alınıp seçmenin kimliği kendisine iade edildikten sonra oy verme işleminin tamamlanmasını sağlar (298/94/C)

Seçmen, imza atmasını bilmiyor veya herhangi bir engeli nedeniyle imza atacak durumda bulunmuyorsa, sol elinin başparmağını basar. Sol elinin başparmağı olmayanların hangi parmağını bastığı listenin imza bölümüne ayrıca yazılır. Hiç parmağı olmayan seçmenin durumu adının karşısına yazılıp başkan tarafından imzalanır (298/93)

Seçmene;

a) Birleşik oy pusulası verildikten sonra hata veya başka bir neden ileri sürülerek yeni bir birleşik oy pusulası verilemeyeceği,
b) Cep telefonu, fotoğraf veya film makinesi gibi görüntü kaydedici veya haberleşme sağlayıcı cihazlarla kapalı oy verme yerine girmesinin yasak olduğu ve cezasının bulunduğu,
c) Bu tür cihazlar varsa oy verme işlemi bittikten sonra iade edilmek üzere bırakması gerektiği de hatırlatılır (298/92)

Engellilerin oy kullanması

MADDE 28-Görme engelliler, felçliler, elleri eksik olanlar veya bu gibi bedeni engelleri açıkça belli olanlar o seçim çevresi seçmeni olan ve o sırada sandık çevresinde bulunan akrabalarından birinin, akrabası yoksa diğer herhangi bir seçmenin yardımı ile oylarını kullanabilirler. Bir seçmen birden fazla engelliye yardım edemez (298/93-2)

Sandık kurulu başkan veya üyeleri, engelli seçmenlere yardım etmek amacıyla oy verme kabinine giremez, oy kullanma sırasında yardım edemez.

Okuma – yazma bilmeyen seçmenlerin oy kullanmaları

MADDE 29- Okuma – yazma bilmeyen seçmenlere, oylarını kullanmaları konusunda başkaları tarafından sandık çevresinde yardım edilemez. Okuma – yazma bilmeyen seçmen, sorduğu ve istediği takdirde sandık kurulu başkanı, sadece birleşik oy pusulaları üzerinde bulunan cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti ve ittifakların işaretlerinden hangisinin hangi aday veya partiye ait olduğunu ve tercih ettiği cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti ve ittifakların diğer bölüme taşırmamak suretiyle “TERCİH” veya “EVET” mührünü basması ve birleşik oy pusulalarını katlayıp sarı renkli zarfa koyarak ağzını yapıştırması gerektiğini anlatır.

Okuma – yazma bilmeyen seçmenlere oy verme sırasında yardım etmek amacıyla oy verme yerine kendisinden başka kimse giremez ve oy kullanma sırasında yardım edemez.

Sandık kurulu üyelerinin oy kullanması

MADDE 30- Temsilciliklerimizde veya ihtiyaç duyulması halinde diğer yerlerde kurulacak oy sandıklarında görevli sandık kurulu başkan ve üyeleri, yurt dışı seçmen kütüğünde kayıtlı olmak koşulu ile görevli oldukları sandıkta bu Genelge’nin 27. maddesinde öngörülen usul ve esaslara göre oy verirler.

Sayım ve döküm başlamadan önce yapılacak işler

MADDE 31- Oy verme işlemi bitince, sandık kurulu başkanı bunu yüksek sesle ilân eder ve oy vermenin bittiği saat tutanak defterine geçirilir. Oy sandıkları yerel saat ile 21.00’dan önce açılamaz (298/96)

Zarf sayım ve dökümünün açık olması ve sayım düzeni

MADDE 32- Zarf sayım ve dökümü açık olarak yapılır. Oy verme yerinde bulunanlar sayım ve dökümü izleyebilirler.

Sandık kurulu; çalışmalarını düzenli yürütebilmek bakımından, sayım ve döküm masası etrafında boş kalması gereken kısmı bir karar ile belirtir ve bu kısım etrafında orada bulunanların bu işlemleri izlemelerine engel olmayacak (ip germek gibi) tedbirleri alabilir (298/95)

Masa üzerindeki eşyaların kaldırılması, oy verenlerin sayısının denetlenmesi ve tutanağa geçirilerek ilânı

MADDE 33- Masa üzerinde, sandıktan başka ne varsa kaldırılır. Bundan sonra oy kullananları belirten imzalı sandık seçmen listesinde yazılı seçmenlerin toplamı tespit edilerek; Örnek: 502 sayılı ” Yurt Dışı Temsilciliklerde Sandık Kurullarınca Düzenlenecek Zarf Sayım Tutanağı”na geçirilir ve sonuçları yüksek sesle ilân edilir (298/96)

Kullanılmayan birleşik oy pusulaları ve zarflar

MADDE 34- Oy zarflarından ve birleşik oy pusulalarından;

a) Kullanılmayanlar sayılır ve oylarını veren seçmen sayısına eklenerek sandık kuruluna teslim edilmiş bulunan birleşik oy pusulası veya zarf miktarı toplamına uygun olup olmadığı tespit edilir.

b) Kullanılmayan birleşik oy pusulaları veya zarflar üzerlerine sayıları yazılarak ayrı ayrı bağlanıp mühürlenir.

c) Kullanılmayan zarf ve birleşik oy pusulası sayıları Örnek: 502 sayılı Yurt Dışı Temsilciliklerde Sandık Kurullarınca Düzenlenecek Zarf Sayım Tutanağına yazılır.

d) Sandık kurulu başkanı tarafından, ertesi gün kullanılmak ve Komisyona teslim edilmek üzere “TERCİH” veya “EVET” mühürleri mühür kesesine konulur.

e) Oy verme günü birden fazla belirlenen yerlerde sandık kurulları, kullanılmayan birleşik oy pusulaları ve zarfları tutanağa geçirdikten sonra kullanılmayan oy pusulaları,zarflar ve sandık kurulu mühürleri ile diğer oy kullanma araç ve gereçlerini komisyona Örnek: 503 sayılı Sandık Kurulunca Komisyona Teslim Edilecek Malzemeyi Gösterir Tutanakla teslim eder. Bu teslim sırasında kullanılmayan birleşik oy pusulaları ve oy zarflarının adetleri tespit edilir.

f) Oy verme süresinin son günü kullanılmayarak artan zarflar ile oy pusulaları üzerlerine sayıları yazılarak ayrı ayrı bağlanıp mühürlenir ve torbanın alt kısmına konularak, bir boğum oluşturacak şekilde bağlanır. Bir sonraki gün oy verme devam edecek ise artan zarflar ve oy pusulaları ile mühürler kesinlikle bu torbaya konulmaz.

g) Bu işlemler bitirildikten sonra torbanın sandıktan çıkacak zarfların konulacağı kısmının boş olduğu hazır bulunanlara da gösterilmek suretiyle tespit ve ilân olunur. Bütün bu işlemler tutanağa geçirilir (298/97)

Sandığın açılması, zarfların sayımı ve oy kullanan seçmen sayısına uygunluğunun tespiti

MADDE 35- Yukarıdaki maddede yazılı işlemler tamamlandıktan sonra, oy sandığı oy verme yerinde bulunanların gözü önünde sandık kurulu başkanı tarafından açılarak sandıktan çıkan zarflar, sandık kurulu başkanı tarafından yüksek sesle iki defa sayılır.

İki sayım arasında fark olursa, üçüncü sayım yapılarak sonucuna göre işlem yapılır ve kullanılan toplam zarf sayısı tespit edilir.

Oy sandığından çıkan zarf sayısı oy verenlerin sayısıyla karşılaştırılır. Bu zarfların sayısı oy veren seçmen sayısına eşit ise bu uygunluk tespit edilerek Örnek: 502 sayılı yurt dışı temsilciliklerde sandık kurullarınca düzenlenecek zarf sayım tutanağına geçirilir.

Oy kullananların sayısı oy zarflarının sayısına eşit olmadığı takdirde bu husus nedeni de açıklanarak aynı tutanağa yazılır.

Oy sayım yetkisi İlçe Seçim Kuruluna ait olduğundan kesinlikle zarflar açılmaz ve oy sayımı yapılmaz.

Bütün bu işlemler ayrıca tutanak defterine geçirilerek, sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanır ve mühürlenir.
Sandıklar, seçime ait zarf sayımı bitinceye kadar oy verme yerinden çıkarılamaz (298/98)

Sandık kurulunca düzenlenen bu tutanağın aslı ile imzalı seçmen cetvelinin aslı ve tutanak defteri sandıktan çıkan zarflarla birlikte kurula ait torbaya konulur ve ağzı kapatılarak mühürlenir. Oy verme süresinin son günü ise, kurula ait torbanın boğumdan sonraki üst kısmına konulur ve ağzı kapatılarak mühürlenir.

Sandık kurulu başkanı ile ad çekmeyle belirlenen bir kurul üyesi tarafından, oy zarfları ve tutanakları içeren sandık numarası yazılı ağzı mühürlü oy torbası Örnek: 503 sayılı “Sandık Kurulunca Komisyona Teslim Edilecek Malzemeyi Gösterir Tutanak düzenlenerek en kısa sürede Komisyona teslim edilir.

Sandık kurullarınca, birden fazla oy verme günü tespit edilen temsilciliklerde, her oy verme günü sonunda yukarıda belirtilen usuller çerçevesinde sandıklar açılır ve zarfların sayımı ile torbalama işlemi yapılır. Komisyona teslim edilecek oy zarflarını ve tutanak örneklerini içeren torbaların üzerine sandık kurulu numarası da yazılır.

Oy verme süresi sonunda sandık kurulu, kullanılmayan birleşik oy pusulaları ve zarfları tutanağa geçirdikten sonra İlçe Seçim Kurulunca belirtilecek diğer araç ve gereçlerle birlikte Örnek: 503 sayılı tutanakla komisyona teslim eder. Bu teslim sırasında kullanılmayan birleşik oy pusulaları ve oy zarflarının adetleri kesinlikle doğru tespit edilir.

Ertesi gün, komisyona teslim edilen birleşik oy pusulaları ve zarflar öncelikle kullanılır, bunlar bitmeden yeni paketler açılmaz.
Günlük oy verme süresi içinde oy sandığının dolması halinde, dolu sandık oy verme yerinde seçmenlerin görebileceği bir şekilde muhafaza edilir ve oy verme işlemlerine yeni seçim sandığının boş olduğu, orada bulunan sandık kurulu üyeleriyle müşahitler önünde tespit edilerek sandığın kapağını kapatmak ve kapağı mühür bozulmadan açılamayacak şekilde sandık kurulu mührü ile mühürlemek suretiyle ikinci sandık ile devam edilir.

Oy verme süresinin son günü “TERCİH” veya “EVET” mühürleri ile sandık kurulu mührü, mühür kesesine konularak, kesenin ağzı kapatılır. Bu mühür kesesi Komisyona ayrıca teslim edilir.

Temsilciliklerde oyları saklamak ve İlçe Seçim Kuruluna ulaştırmakla görevli sandık kurullarının (Komisyonun) oluşumu ve görevleri

MADDE 36- Her temsilcilikte oyları saklamak ve ağzı mühürlü oy torbalarını Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenen yöntemlerle İlçe Seçim Kuruluna ulaştırmakla görevli olmak üzere; o yer misyon şefi veya en kıdemlisinin başkanlığında, o temsilcilikte görevli bir kamu görevlisi üye ve son milletvekili genel seçiminde Türkiye genelinde en çok oy alan üç siyasi partinin bildirdikleri isimlerden oluşturulan komisyon, Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak İlçe Seçim Kurulunca kurulur ve aynı usulle yedek üyeler seçilir. Siyasi parti üye bildirmez ise eksiklik kamu görevlileri arasından seçilecek üye ile doldurulur.

Oy verme günü bir günden fazla olan temsilciliklerde kurulacak olan Komisyonun siyasi partili asıl ve yedek üyelerinin birden fazla bildirilebilmeleri ve bunların dönüşümlü olarak görev yapabilmeleri mümkündür.

Zaruret halinde Dışişleri Bakanlığının teklifi üzerine Komisyonun kamu görevlisi üyesinde değişiklik yapılabilir.

Yüksek Seçim Kurulu ile İlçe Seçim Kurulu tarafından temsilciliklere gönderilecek her türlü seçim malzemesini, oy zarfını ve birleşik oy pusulalarını belirlenen takvim ve usul uyarınca teslim almak ve sandık kurullarına verilmek üzere temsilciliğin önceden belirlenen uygun bir yerinde muhafazasını sağlamak komisyon başkanının görevidir.

Bu komisyon;

a) Her oy verme gününün başında seçmenin başka yöntemle oy kullanıp kullanmadığını sorgulamak maksadıyla her bir sandık kurulu için elektrik ve internet bağlantısı mevcut bir bilgisayarı kullanıma hazır bulundurmak,
b) Her oy verme gününün başında o gün kullanılacak oy torbalarını, birleşik oy pusulalarını, “TERCİH” veya “EVET” mühürleri ile sandık kurulu mührünün bulunduğu mühür kesesini ve kırtasiye malzemelerini Örnek: 501 sayılı “komisyonca yurtdışı sandık kurullarına teslim edilen malzemeyi gösteren tutanak” karşılığı sandık kurullarına teslim etmek,
c) Sandık kurullarına teslim edilen seçim malzemelerinde eksiklik bulunması durumunda bunları tamamlamak,
d) Sandık kurullarınca her oy verme günü sonunda getirilen sandık kurulu mührüyle mühürlü torbaları, kullanılmadan artan oy zarfları ile oy pusulalarını muhafaza edilmek üzere Örnek: 503 sayılı tutanak karşılığında teslim almak,
e) Sandık kurullarınca şikâyet üzerine verilen kararlara karşı yapılacak itirazları İlçe
Seçim Kuruluna derhal ulaştırmak,
f) Oy verme süresinin bitiminde oy torbalarını Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen usul ve esaslarla İlçe Seçim Kuruluna Örnek: 504 sayılı “Komisyon Tarafından Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna Kargo ile Gönderilen Torbalara İlişkin Tutanak”la birlikte
göndermek,
g) Örnek: 504 sayılı “Komisyon Tarafından Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna Kargo ile Gönderilen Torbalara İlişkin Tutanak”ın bir suretinin ilgili temsilcilikte saklanmasını sağlamak,
h) Oy verme süresinin bitiminde oy zarfları ve birleşik oy pusulalarından kullanılmayarak artanları İlçe Seçim Kuruluna göndermek görevlerini yürütür.

Torbaların korunması, tutanakların saklanması

MADDE 37- Komisyon başkanı, sandık kurulu başkanlarının getirecekleri oy torbalarını teslim almak üzere bir yetkili bulundurmak zorundadır.

Bu oy torbaları, temsilciliklerde komisyonun izni olmadan girilip çıkılamayan, kapısında en az üç farklı kilidi olan (asma kilit olabilir) ve anahtarlardan biri komisyon başkanı ve diğerleri ad çekme suretiyle belirlenecek siyasi partili üyelerde bulunan, güvenli bir yerde muhafaza edilir. Ad çekmede ismi çıkmayan siyasi partili üyenin talepte bulunması ve kilidin talepte bulunan siyasi parti üyesi tarafından temin edilmesi halinde kilit sayısı dörde çıkarılabilir. Bu yerlerin dış güvenliğinin sağlanması bakımından yerel makamlarla işbirliği yapılarak gerekli önlemler alınır.

Komisyon başkan ve üyeleri, oy verme günü oy verme süresi bitiminde, o güne ait oy torbalarının muhafaza edileceği yerde hazır bulunmak zorundadır.

Torbalarla birlikte teslim alınan tutanak örnekleri komisyon başkanı tarafından ayrı bir dosyaya konularak onun sorumluluğunda kilitli bir yerde muhafaza edilir.

Oy torbalarının İlçe Seçim Kuruluna gönderilmesi

MADDE 38- Temsilciliklerimizde oy kullanma süresince komisyona teslim edilen oy torbaları Örnek: 504 sayılı tutanak düzenlenerek Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen usul ve esaslarla İlçe Seçim Kuruluna gönderilir ve teslim edilir.

Sayım – dökümle görevli sandık kurullarının oluşturulması

MADDE 39- İlçe Seçim Kurulunca; yurt dışından ağzı mühürlü olarak gelen oytorbalarının genel esaslara uygun bir şekilde yurt içinde oy verme süresi bittikten sonra sayım ve dökümünü yaptırmak üzere 298 sayılı Kanun’un 22 ve 23. maddeleri uyarınca belirlenen bir başkan, bir kamu görevlisi üye ile son milletvekili genel seçiminde Türkiye genelinde en çok oy alan üç siyasi partinin bildirdiği bir asıl ve bir yedek üyeden oluşturulan yeteri kadar sayım sandık kurulu kurulur.

İlçe Seçim Kurulunca oyların sayım ve dökümüne ilişkin usul ve esaslar

MADDE 40- Temsilciliklerde oy vermenin başlangıç tarihinden itibaren saklanarak oy verme süresi bittikten sonra İlçe Seçim Kuruluna ulaştırılan torbalardaki oyların sayım ve dökümü, İlçe Seçim Kurulunca oluşturulan sayım sandık kurullarınca 24 Haziran 2018 Pazar günü saat 17.00’den itibaren, cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması halinde 8 Temmuz 2018 Pazar günü saat 17.00’den itibaren yapılır.

İlk önce temsilciliklerde kurulan oy sandıklarından gelen ve içinde kullanılmış oy zarfıyla tutanaklar bulunan mühürlü torbalar, oy kullanılan temsilciliklere göre ayrılır. Birden çok sandık varsa ayrıca sandık sırasına göre ayrıma tabi tutulur. Daha sonra her sandığa ait torbalar tarih sırasına ve bu tarih sırası dikkate alınarak kendi aralarında oy kullanma gününe göre A, B ve C harfleriyle tanımlanan sayım sandık kurulu sıra numaralarına göre dizilir.

Sayım sandık kurulu başkanı;

a) Sayım ve döküm cetvellerini işlemek,
b) Oy zarflarını torbadan teker teker çıkarıp kendisine vermek,
c) Dökümü yapılmış oy pusulalarını torbaya geri atmak işlemleri için kurul üyeleri arasında iş bölümü yapar.

Zarfların açılması ve oyların dökümü için önceden hazırlanan masaya görevlilerden başka kimse yaklaştırılmaz.

Sayım ve dökümü izlemek isteyenler, başkanın bu konuda alacağı güvenlik önlemlerine ve izleme düzenine uymak zorundadırlar.

Sayım sandık kurulu başkanı sayım ve döküm işine başlamadan önce cetvellerin boş ve yazısız olduğunu orada bulunanlara gösterir.

Geçerli ve geçersiz zarflar

MADDE 41- Sayım sandık kurulu tarafından mühürlü torbalar sıra numarasına göre açılır. Bütün zarflar sayıldıktan sonra zarflar geçerli olup olmaması yönünden aşağıdaki şekilde kontrol edilir.

a) Sandık kurulunca verilen biçim ve renkte olmayan,

b) “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigranı olmayan kâğıttan imal edilmiş olan,

c) Yüksek Seçim Kurulu amblemi olmayan,

d) Üzerinde İlçe Seçim Kurulu mührü bulunmayan,

e) Üzerinde sandık kurulu mührü bulunmayan,

f) Tamamı yırtılmış olan,

g) Üzerinde İlçe Seçim Kurulu ve sandık kurulu mührü dışında herhangi bir mühür, imza, yazı, parmak izi veya herhangi bir işaret bulunan zarflar geçersiz sayılır. (298/78-2, 298/98)

Ancak, üzerinde sandık kurulu mührü bulunmamasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı, amblemi ve ilçe seçim kurulu mührü bulunan zarflar ile üzerinde leke veya çizik bulunsa dahi bunun özel işaret koymak amacıyla yapıldığı kesin olarak anlaşılamayan zarflar geçerli sayılır.

İtiraza uğrayan zarflar ile itiraza uğramadan geçersiz sayılan zarflar, sayım sandık kurulu başkanı tarafından bir kenara ayrılır.

Sayım sandık kurulu, bütün zarfları kontrol ettikten sonra, itiraza uğrayan zarfları inceleyerek, geçerli veya geçersiz sayılması yönünde kararını verir. Bundan sonra o sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz oy zarflarının toplam sayısı
tutanak defterine işlenir.

Geçersiz zarflar paketlenir ve paketin üzeri mühürlenerek zarf sayısı yazılır. Bu zarflar saklanır ve kesinlikle açılmaz.
Bu işlemler yapıldıktan sonra, o sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz zarfların toplam sayısı ile oy kullanan seçmen sayısı karşılaştırılır.

Zarf sayısı, oy kullanan seçmen sayısına eşit veya eksik ise başkaca bir işlem yapılmaz.

Zarf sayısı, oy kullanan seçmen sayısından fazla ise eşitliği sağlamak için önce geçersiz zarf sayısı düşülür.

Geçersiz zarf sayısının düşülmesi halinde de eşitlik sağlanamıyorsa, sandık kurulu başkanı geçerli zarflar arasından, eşitliği sağlayacak sayıda zarfı gelişigüzel çeker ve bu zarflar açılmadan derhal yakılarak imha edilir.

İmha edilen zarf sayısı Milletvekili seçiminde sandık sonuç tutanağına (Örnek:513), Cumhurbaşkanı seçiminde Yurt Dışı Sandık Sonuç Tutanağı (Örnek: 507), Cumhurbaşkanı seçiminde oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde ( Örnek : 507/A ) yazılır.

Geçerli ve geçersiz oylar

MADDE 42-

a) Sandık kurulunca verilen biçim ve renkte olmayan,
b) Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı bulunmayan,
c) Arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan,
d) Hiçbir yerine “TERCİH” veya “EVET” mührü basılmamış olan,
e) Birden fazla cumhurbaşkanı adayına, aynı ittifak içinde yer almayan birden fazla siyasi partiye, birden fazla ittifaka ayrılan alanlara “TERCİH” veya “EVET” mührü basılmış olan,
f) Birden fazla cumhurbaşkanı adayına, aynı ittifak içinde yer almayan birden fazla siyasi partiye, birden fazla ittifaka ayrılan alana taşmış “TERCİH” veya “EVET” mührü bulunan,
g) Sandığın ait olduğu seçim çevresinden başka bir seçim çevresi için düzenlenmiş olan,
h) Bütünlüğü bozulacak şekilde yırtılmış veya koparılmış olan,
i) Üzerine “TERCİH” veya “EVET” mührü dışında veya “TERCİH” veya “EVET” mührü yerine herhangi bir özel işaret, herhangi bir isim, imza kaşesi, mühür veya parmak izi basılmış olan,
j) Üzerinde yer alan cumhurbaşkanı adaylarına, siyasi partilere, ittifaklara ait bölümleri belirgin bir şekilde ve özel olarak karalanmış, çizilmiş veya işaretlenmiş olan,
k) Üzerinde yer alan matbu yazıların ve şekillerin dışında yazılar veya harfler veya sayılar yazılmış veya şekiller çizilmiş olan,
birleşik oy pusulaları geçerli değildir.

Ancak;
Aşağıdaki haller oy pusulalarını geçersiz kılmaz:

a) Zarfların açılması veya oyların okunması sırasında yırtılması,
b) Bütünlüğü bozulmaksızın bir kısmının kazaen yırtılması,
c) Herhangi bir şekilde lekelenmiş olup da bunun özel olarak işaret koymak amacıyla yapıldığının anlaşılamaması,
d) Birleşik oy pusulasının katlanarak zarfa konulması sebebiyle “TERCİH” veya “EVET” mührü ile oy pusulasının arkasına basılan sandık kurulu mühür izinin oy pusulasının diğer kısımlarına geçmesi,
e) Bir cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti, ittifak alanına basılan “TERCİH” veya “EVET” mührünün alanları ayıran çizgili bölgeye taşmış olması,
f) Başka bir cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti, ittifak alanına taşmamak kaydıyla, cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti, ittifak alanına birden çok “TERCİH” veya “EVET” mührü basılması,
g) Yetkili seçim kurulları tarafından gönderilen ve Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı bulunan oy pusulalarının arkasının sandık kurullarının ihmaliyle mühürlenmemiş olması.

Zarftan çıkan oy pusulalarında bir seçim türüne ait olanının geçersiz olması, diğerinin geçersiz sayılmasını gerektirmez.

Zarfların açılması, oyların sayım ve dökümü ile sandık sonuç tutanaklarının düzenlenmesi

MADDE 43-  Oyların sayım ve dökümüne derhal başlanır, açık ve aralıksız yapılır. Yapılacak şikâyet ve itirazlar, işi durdurmaz.
Sayım sandık kurulu başkanı, sayım ve döküm işine başlamadan önce, sayım ve döküm cetvellerinin boş ve yazısız olduğunu hazır bulunanlara gösterir.

Sayım sandık kurulu başkanı, oy sayım ve dökümünün düzenini sağlamak bakımından;

a) Bir üyeyi sandıktaki zarfları kendisine vermek,
b) İki üyeyi okunan oy pusulalarını sayım ve döküm cetvellerine işlemek,
c) Bir üyeyi okunan ve dökümü yapılan oy pusulalarını ve açılan zarfları masa üzerine düzenli biçimde yerleştirmek ve korumak üzere görevlendirir.

Sayım ve döküm cetvellerinde (Örnek: 512- Milletvekili, Örnek: 506- Cumhurbaşkanı, oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 506/A), ilk önce birleşik oy pusulasındaki sıraya göre siyasi partilerin adları/cumhurbaşkanı adayları soldan sağa doğru sütunların yukarısındaki hanelere yazılır. Bunlardan sonra, ittifakların birleşik oy pusulasındaki sıralarına göre ortak oyları için yeteri kadar sütun ayrılır ve bu sütunların üzerine ittifakların unvanları yazılır.

Sayım sandık kurulu başkanı tarafından görevlendirilen üye, oy zarfını sandıktan teker teker alarak başkana verir. Aynı zarf içinde birden fazla oy kullanıldığından, zarfın içinden çıkan oy pusulaları okunmadan önce, seçim türüne göre ters çevrilerek tasnif edilip masanın üzerine konulur.

Oy zarfı içinden eksik oy pusulası çıkmış ise eksik çıkan oyların hangi seçim türüne ait olduğu ve sayısı ile içinden hiç oy pusulası çıkmayan boş zarf sayısı toplamı, zarfların açılması bittikten sonra tespit edilip sandık sonuç tutanağına işlenir.

Geçerli zarflar, görevli üye tarafından, masa üzerine düzenli biçimde yerleştirilir ve muhafaza edilir.

Önce Cumhurbaşkanı seçimine ait oy pusulalarının sayım ve dökümü yapılır.

Başkan oy pusulasının ön yüzünü herkesin görebileceği ve işitebileceği şekilde okur.

Geçersiz sayılan veya geçerli olmasına rağmen hesaba katılmaması gereken oy pusulaları ile geçerli olup olmadığı veya hesaba katılıp katılmaması yönünden tereddüt edilen veya itiraza uğrayan oy pusulaları, sayım ve döküm cetveline işlenmeksizin ayrılır ve sandık kurulu başkanı tarafından muhafaza altına alınır.

A) Cumhurbaşkanı seçimi için;

Birleşik oy pusulası üzerinde hangi cumhurbaşkanı adayına ait yere “TERCİH” veya “EVET” mührü basılmış ise, o cumhurbaşkanı adayının adı ve soyadı okunur.

Cumhurbaşkanı adayının aldığı ve herhangi bir itiraza uğramadan geçerli sayılan her oy, okunmasını müteakiben, görevli iki üye tarafından, aynı anda sayım ve döküm cetvelinde o cumhurbaşkanı adayına ayrılmış bulunan sütundaki rakamlar birden başlamak üzere, sırasına göre çizilmek suretiyle, ayrı ayrı işaretlenir. Bu işlemin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, sandık kurulu başkanı tarafından sürekli denetlenir.

Okunan geçerli oy pusulaları, görevli üye tarafından, masa üzerine düzenli biçimde yerleştirilir ve muhafaza edilir.

Bütün zarfların açılıp okunması bittikten sonra; itiraz edilmeksizin geçerli sayılan ve her iki sayım ve döküm cetveline işlenen oy sayıları, her cumhurbaşkanı adayı sütununda işaretlenmiş son rakamlar karşılaştırılarak, her cumhurbaşkanı adayının aldığı geçerli oy sayısının iki cetvelde de aynı olup olmadığı, başkan tarafından kontrol edilir.

Oy sayıları aynı ise, her cumhurbaşkanı adayının aldığı geçerli oylar toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı, sandık kurulunca düzenlenecek “Cumhurbaşkanı Seçimi Yurt Dışı Sandık Sonuç Tutanağı”na (Örnek: 507-Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı, oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 507/A) rakam ve yazıyla işlenir.

Cumhurbaşkanı adaylarının aldıkları ve kendi hanelerine işlenmiş geçerli oy sayılarını gösterir rakamların her iki sayım ve döküm cetvelinde de aynı olmaması halinde ikinci sayım yapılır. İkinci sayımda, geçerli tüm oy pusulaları yeniden, tek tek okunarak, boş ve yazısız ayrı iki sayım ve döküm cetveline (Örnek: 506- Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 506/A) işlenir. Bu cetvellerdeki oy sayıları aynı ise, her cumhurbaşkanı adayının aldığı geçerli oylar toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı, sayım sandık kurulunca düzenlenecek sandık sonuç tutanağına (Örnek: 507-Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı, oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 507/A) rakam ve yazıyla işlenir.

B) Milletvekili seçimi için;

İttifak alanı; İttifak unvanı bölümü ile aralarındaki boşluk dâhil ittifak yapan siyasi partilerin sütunlarının tamamını ifade eder.
İttifak alanı içerisinde, “EVET” mührünün;

a) Bir siyasi partiye ayrılan alana,

b) Hem bir siyasi partiye ayrılan alana hem de ittifak unvanı bölümüne,

c) İttifak unvanı bölümüne taşacak şekilde, bir siyasi partiye ayrılan alana, basılması halinde, bu oy pusulaları geçerli kabul edilir ve sayım döküm cetvelinde o siyasi partinin cetveldeki sütununa işaretlenir.

Bu haller dışında, yalnız ittifak alanı içerisine “EVET” mührünün basıldığı her durumda, bu oy pusulaları da geçerli kabul edilir ve sayım döküm cetvelinde ittifakın ortak oyları sütununa rakamlar birden başlamak üzere, sırasına göre çizilmek suretiyle, ayrı ayrı işaretlenir.

Birleşik oy pusulası üzerinde hangi siyasi partiye veya ittifaka ait yere “TERCİH” veya “EVET” mührü basılmış ise, o siyasi partinin veya ittifakın adı okunur.

Siyasi partilerin ve ittifakların aldığı ve herhangi bir itiraza uğramadan geçerli sayılan her oy, okunmasını müteakiben, görevli iki üye tarafından, aynı anda Örnek 512 sayılı sayım ve döküm cetvelinde o siyasi partiye veya ittifak alanına ayrılmış bulunan sütundaki rakamlar birden başlamak üzere, sırasına göre çizilmek suretiyle, ayrı ayrı işaretlenir. Bu işlemin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, sandık kurulu başkanı tarafından sürekli denetlenir.

Okunan geçerli oy pusulaları, görevli üye tarafından, masa üzerine düzenli biçimde yerleştirilir ve muhafaza edilir.

Bütün zarfların açılıp okunması bittikten sonra; itiraz edilmeksizin geçerli sayılan ve her iki sayım ve döküm cetveline işlenen oy sayıları, her siyasi parti ve ittifakın ortak oyları sütununda işaretlenmiş son rakamlar karşılaştırılarak, her siyasi parti ve ittifakın ortak aldığı geçerli oy sayısının iki cetvelde de aynı olup olmadığı, başkan tarafından kontrol edilir. Oy sayıları aynı ise, her siyasi parti ve ittifakın ortak aldığı geçerli oylar toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı, sandık kurulunca düzenlenecek sandık sonuç tutanağına (Örnek: 513-Milletvekili) rakam ve yazıyla işlenir.

Siyasi partilerin ve ittifakların ortak aldıkları ve kendi hanelerine işlenmiş geçerli oy sayılarını gösterir rakamların her iki sayım ve döküm cetvelinde de aynı olmaması halinde ikinci sayım yapılır. İkinci sayımda, geçerli tüm oy pusulaları yeniden, tek tek okunarak, boş ve yazısız ayrı iki sayım ve döküm cetveline (Örnek: 512- Milletvekili) işlenir. Bu cetvellerdeki oy sayıları aynı ise, her siyasi parti ve ittifakın ortak aldığı geçerli oylar toplanarak, itiraz edilmeksizin geçerli sayılan bu oyların toplam sayısı, sandık kurulunca düzenlenecek sandık sonuç tutanağına (Örnek: 513-Milletvekili) rakam ve yazıyla işlenir.

İkinci sayımda kullanılan sayım ve döküm cetvelinde yer alan oy sayıları da aynı çıkmazsa, yukarıda belirtilen usule göre üçüncü sayım yapılır ve kurulun varsa siyasi partili olmayan, yoksa başkan tarafından belirlenecek üyesi tarafından tek sayım ve döküm cetveline işlenmek suretiyle, sonucuna göre işlem yapılır. Birden fazla sayım yapılan hallerde, bu sayımlarda kullanılan sayım ve döküm cetvellerinin üzerine, hangi sayıma ait olduğu büyük harflerle yazılır ve tüm cetveller muhafaza edilir.

Açılan sandığa ait son oy pusulası okunduktan sonra, sandık başkanı tarafından o sandığa ait açılmayan geçerli zarf olup olmadığı kontrol edilir ve açılan zarfların sayısı ile sandıktan çıkan ve tutanağa işlenmiş olan geçerli zarf sayısı karşılaştırılır ve sonuç, tutanak defterine işlenir.

Geçerli oyların sayım ve döküm cetvellerine işlenmesinden sonra, hesaba katılıp katılmaması veya geçerli sayılıp sayılmaması yönünden tereddüt edilen veya itiraza uğrayan oy pusulaları, sayım sandık kurulunca ayrı ayrı değerlendirilerek karara bağlanır ve bu karar, tutanak defterine yazıldıktan sonra mühürlenip imzalanır.

Sayım sandık kurulu kararı ile geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulaları, sayım ve döküm cetvelinde ait olduğu cumhurbaşkanı adayları, siyasi parti veya ittifakın ortak oyu için ayrılmış bulunan sütuna işlenir. Bu şekilde geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulalarının toplam sayısı, sandık sonuç tutanağında (Örnek: 513-Milletvekili, Örnek: 507-Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 507/A) ilgili yere işlenir.

Kararla geçerli sayılan oy pusulaları ayrı ayrı paket yapılarak bağlanır ve paketin üzeri mühürlenerek, sayısı yazılır ve saklanır.
Geçerli sayılmayan veya hesaba katılmayan oy pusulaları, ayrı ayrı paket yapılarak bağlanır ve paketin üzeri mühürlenerek, sayısı yazılır ve saklanır. Bu oy pusulaları yakılamaz,yırtılamaz ve yok edilemez. Bunların sayısı, özel tutanakta ilgili yere işlenir.
Yukarıda belirtilen işlemler tamamlandıktan sonra, sayım ve döküm cetvellerinde cumhurbaşkanı adaylarının, siyasi partilerin ve ittifakların ortak aldığı oyların toplam sayısı, kendi sütununun altına rakam ve yazıyla işlenir.

Sayım ve döküm cetvellerinde, cumhurbaşkanı adaylarının, siyasi partilerin ve ittifakların ortak aldığı oylar, orada bulunanlara, başkan tarafından yüksek sesle ilân edilir.

Sayım ve döküm cetvelinin bir örneği zarf içinde Yurt Dışı İlçe Seçim Kuruluna teslim edilir.

Bu ilândan sonra, bu bilgilerin doğruluğu, sandık başkanı tarafından sayım ve döküm cetveli sonuçları ile karşılaştırıldıktan sonra, sandık sonuç tutanağı (Örnek: 513-Milletvekili, Örnek: 507-Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 507/A), başkan ve üyeler tarafından imzalanıp, mühürlenir.

Bütün bu işlemler, tutanak defterine geçirilerek, sayım sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanıp, mühürlenir.
Sandık sonuç tutanağı (Örnek: 513-Milletvekili, Örnek: 507-Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı oylamasının referandum şeklinde yapılması halinde Örnek: 507/A) yukarıda belirtilen işlemler tamamlanmadan imzalanamaz.

Cumhurbaşkanı adayları ile yetkilendirdiği temsilcileri, siyasi parti müşahitleri, sayım masası başında yer alabilir ve oy pusulalarını görebilirler. Ancak cumhurbaşkanı adayları ile yetkilendirdiği temsilcileri ve siyasi parti müşahitlerinin sayısı beşten fazla ise, hazır bulunanlar arasından başkan tarafından kurul önünde ad çekme suretiyle, sandık başında kalacak beş siyasi parti müşahidi ile birlikte her bir cumhurbaşkanı adayının yetkilendirdiği temsilciler her biri ayrı aday veya siyasi partiden olmak üzere tespit edilir. Müşahitler ve temsilciler için sayım işlemini yakından takip edebilecekleri bir yer ayrılır(298/100)

Sayım sandık kurulunca düzenlenen tutanak, torbalardaki oyların sayım ve dökümü sırasında ilçe seçim kurulunca düzenlenen tutanaklar, kurullarca imza edilen sayım ve döküm cetvelleri, sandık seçmen listesi, geçerli sayılan oy pusulaları, geçersiz sayılan oy pusulaları ve itiraz sonucu geçerli sayılan oy pusulaları ile beraber hesaba katılmayan zarflar ayrı ayrı paketler halinde mühürlenip torbaya konulur ve torbanın ağzı kapatılarak mühürlenir. Bu torbalar İlçe Seçim Kuruluna yasal süresince saklanmak üzere teslim edilir (298/100)

SEÇSİS’ten elektronik ortamda alınan sandık sonuç tutanaklarında, her sandık için farklı sandık numarası ve karekod bulunduğundan, söz konusu tutanakların Milletvekili seçiminde sandık sonuç tutanağına (Örnek:513), Cumhurbaşkanı seçimde Yurtdışı sandık sonuç tutanağına; ( Örnek :507), Cumhurbaşkanı oylamanın referandum şeklinde yapılması halinde (Örnek: 507/A) bilgisayardan sadece A4 (210×297 mm) formatında beyaz kâğıda çıktısı alınır. Bu sebeple fotokopi ile çoğaltılmış tutanaklar kullanılamaz. Tutanaklar ilçe seçim kurulunca tarayıcıdan geçirileceğinden buruşturulmaması, katlanmaması, karekodun üzerinin herhangi bir şekilde çizilmemesi, ıslatılmaması vb. hususlara dikkat edilmesi gerekir. Bu nedenle sandık sonuç tutanakları imzalanıp, mühürlendikten sonra ilçe seçim kuruluna teslim edilinceye kadar katlanmadan sığabileceği poşet dosya içerisinde muhafaza edilmelidir.

Siyasi parti müşahitlerinin oy sayım ve dökümünde bulunmaları

MADDE 44- Cumhurbaşkanı adayları, yetkilendirdikleri temsilcileri ile siyasi parti müşahitleri, sayım masası başında yer alabilir ve oy pusulalarını görebilirler. Ancak Cumhurbaşkanı adayları, yetkilendirdikleri temsilcileri ve siyasi parti müşahitlerinin sayısı beşten fazla ise, hazır bulunanlar arasından başkan tarafından kurul önünde ad çekmesuretiyle, sandık başında kalacak beş siyasi parti müşahidi ile birlikte her bir Cumhurbaşkanı adayının yetkilendirdiği temsilciler her biri ayrı aday veya siyasi partiden olmak üzere tespit edilir. Müşahitler ve temsilciler için sayım işlemini yakından takip edebilecekleri bir yer ayrılır (298/100)

Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunca sandık sonuç tutanaklarının birleştirilmesi ve denetlenmesi

MADDE 45- Sandık kurullarından gelen sonuçların SEÇSİS’te YRTDS-010 “Sandık Sonuçları Girişi” ekranı kullanılarak girişi yapılır. Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu tarafından, sandık kurullarından gelen Örnek: 507 sayılı ve Örnek: 513 sayılı tutanaklarda yer alan bilgiler SEÇSİS uygulamaları, seçim işlemleri sandık sonuç girişi (YRTDS-010) ekranına girildikten sonra karekodlu ve imzalı sandık sonuç tutanakları ile sayım ve döküm cetvelleri, İlçe Seçim Kurulunda bulunan tarayıcılar ile SEÇSİS uygulamaları tarama modülü kullanılarak taranır. Bu işlem tutanaklar geldikçe bekletilmeksizin yapılır.

Tüm sandıklara ait sonuç girişleri yapıldıktan sonra Örnek: 508 sayılı “Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” ile Örnek: 514 sayılı “Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” alınır. Örnek: 508 sayılı “Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” ile Örnek: 514 sayılı “Temsilcilik
Birleştirme Tutanağı” imzalandıktan sonra SEÇSİS uygulamaları tarama modülü kullanılarak taranır.

Örnek: 508 sayılı “Cumhurbaşkanı Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” ile Örnek: 514 sayılı “Milletvekili Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” imzalanmadan önce, birleştirmesi yapılan sandık sonuç tutanaklarındaki bilgilerin tamamını gösterir bir döküm cetveli, İlçe Seçim Kurulunun siyasi partili üyelerine de birer nüsha çoğaltılarak verildikten sonra, o tutanakta birleştirmesi yapılan sandık sonuç tutanaklarında, cumhurbaşkanı, siyasi parti ve ittifakların aldıkları oy sayıları, İlçe Seçim Kurulunda, başkanın görevlendireceği memur üyelerden biri tarafından, birleştirme tutanağındaki sıraya göre, yüksek sesle okunmak suretiyle Örnek: 508, Cumhurbaşkanı Temsilcilik Birleştirme Tutanağına Örnek: 514 Milletvekili Temsilcilik Birleştirme Tutanağına işlenen oy sayılarında yanlışlık olup olmadığı denetlenir. Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulunda yeterli imkân olması halinde denetim işlemi, hazır bulunanların izleyebileceği şekilde görüntülü olarak cihazlarla yayınlanabilir.

Başkan, denetim sırasında tespit edilen hataları denetim tutanağına Cumhurbaşkanı seçimi (Örnek: 90/A) ile Milletvekili genel seçiminde (Örnek: 90/A) ayrı, ayrı geçirmek üzere, kurulun diğer memur üyesini görevlendirir. Denetim tutanağında, İlçe Seçim Kurulunun adı, denetlenen seçim türü ve çevresi ile denetim işlemi sırasında hatalı bilgi girişi yapıldığı tespit edilen sandıkların numarasını yazmaya elverişli bir cetvel yer alır. Denetleme sırasında, ilçe birleştirme tutanağına hatalı olarak işlenmiş sandık kurulu sonuç tutanakları bir kenara ayrılır. Denetim işlemi sonucunda, düzenlenen tutanak başkan ve üyelerce imzalanır.

Denetim işlemi tamamlandıktan sonra, hata tespit edilmişse, ayrılan sandık sonuç tutanaklarına göre gerekli düzeltmeler yapılarak hazırlanan Örnek: 508 sayılı “Cumhurbaşkanı Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” ile Örnek: 514 sayılı “Milletvekili Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” , kurul başkanı ve üyelerince imzalanır ve sonuçlar hazır bulunanlara sözlü olarak ilân edilir.

Hatalı bilgi girişi nedeniyle düzenlenen (Örnek:90/A) tutanağın imzalanmasından sonra SEÇSİS’te (YRTDS-010_1) “Sandık Sonuçları Günleme” ekranından denetim tutanağı (Örnek: 90/A) değişikliği veya ilçe seçim kurulu kararına göre ilgili sandıklar için sonuç bilgi değişikliği yapılır. İlgili sandıklar için SCNR_001 ekranında sandık sonuç tutanağındaki karekodun yanında bulunan karekod numaralarının elle girişi sağlandıktan sonra denetim tutanağı (Örnek: 90/A) ile varsa ilçe seçim kurulu kararının taraması gerçekleştirilir.

Bu işlemlerden sonra Örnek: 508 sayılı “Cumhurbaşkanı Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” ile Örnek: 514 sayılı “Milletvekili Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” yeniden düzenlendikten ve imzalandıktan sonra tekrar taranır.

Örnek: 508 sayılı “Cumhurbaşkanı Temsilcilik Birleştirme Tutanağı” ile Örnek: 514 sayılı “Milletvekili Temsilcilik Birleştirme Tutanağı”ndaki bilgilere göre hazırlanacak tutanak özetinin Örnek:508/1 sayılı Cumhurbaşkanı Yurt Dışı Temsilcilik Birleştirme Tutanak Özeti” ile Örnek: 514/1 sayılı “Milletvekili Yurt Dışı Temsilcilik Birleştirme Tutanak Özeti” nin onaylı bir sureti, İlçe Seçim Kurulunda herkesin inceleyebileceği uygun bir yere bir hafta süreyle asılmak suretiyle ilân edilir.

Aynı yabancı ülke içinde birden fazla temsilcilikte oy kullanılmış ise Örnek:509 ” Cumhurbaşkanı Ülke (Temsilcilikler) Birleştirme Tutanağı” ile Örnek: 515 sayılı “Milletvekili Ülke (Temsilcilikler) Birleştirme Tutanağı” alınır, imzalandıktan sonra SEÇSİS uygulamaları tarama modülü kullanılarak taranır.

Bundan sonra Örnek:510 sayılı “Cumhurbaşkanı Ülkeler Birleştirme Tutanağı” ve Örnek: 516 sayılı “Milletvekili Ülkeler Birleştirme Tutanağı” ile geçici gümrük kapısı seçim kurullarından gelen sonuçların birleştirmesini de yapmak suretiyle bu iki birleştirme tutanağı, imzalandıktan sonra SEÇSİS uygulamaları tarama modülü kullanılarak taranır ve birleştirilmek üzere İlçe Seçim Kurulu Başkanı ve en az iki üye tarafından en kısa sürede Ankara İl Seçim Kuruluna götürülür ve teslim edilir (298/94/C)

Bu tutanaklar başkan ve üyeler tarafından imza edilerek birer örneği kurulun siyasi partili üyeleri ile siyasi partilerin müşahitlerine imza karşılığında verilir. Bir örneği de İlçe Seçim Kurulunun çalıştığı binanın kapısına bir hafta süre ile asılır.

Yurt dışı sandıklardan ve gümrük kapılarından gelen sonuçlar Ankara İl Seçim Kurulunca Örnek:511 sayılı “Cumhurbaşkanı Seçimi Yurt Dışı Sandıklarından ve Gümrük Kapılarından Gelen Oyların Birleştirme Tutanağı”, Örnek: 517 sayılı “Milletvekili Seçimi Yurt Dışı ve Gümrük Kapıları Birleştirme Tutanağı” nda birleştirilir, imzalandıktan sonra SEÇSİS uygulamaları tarama modülü kullanılarak taranır ve bu tutanak en seri vasıtayla Yüksek Seçim Kuruluna gönderilir.

Şikâyet, itiraz ve diğer hükümler

MADDE 46– Sandık kurulu başkanlarının veya bu kurulların yaptıkları işlemlere veya aldıkları tedbirlere ve bunlara benzer sair işlemlerine karşı yapılacak şikâyet ve itirazlar ile bu Genelge’de hüküm bulunmayan hallerde “Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçiminde Sandık Kurullarının Oluşumu, Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge’nin” ilgili hükümleri uygulanır

Dayanak

MADDE 47- Bu Genelge, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu hükümlerine dayanılarak Yüksek Seçim Kurulunun 08/05/2018 tarih ve 2018/399 sayılı kararı ile “202 sayılı Genelge” olarak kabul edilmiştir.

Yurt İçi Seyyar Sandık Kurullarına İlişkin 135/2 No’lu Genelge

0
Yurt İçi Seyyar Sandık Kurullarına İlişkin 135/2 No'lu Genelge
Yurt İçi Seyyar Sandık Kurullarının Görev ve Yetkilerini Gösterir 135/2 No’lu Genelge, YSK tarafından 08/05/2018 tarihinde kabul edilmiştir.

Yurt İçi Seyyar Sandık Kurullarına İlişkin 135/2 No’lu Genelge, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun; 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu hükümlerine dayanılarak Yüksek Seçim Kurulunun 08/05/2018 tarih ve 2018/397 sayılı kararı ile kabul edilmiştir. Genelge, seyyar sandık kurullarının oluşumu ile görev ve yetkilerini, yapacakları iş ve işlemleri, oy verme şekli ile ilgili esas ve usulleri düzenlemektedir.

Yurt İçi Seyyar Sandık Kurullarının Görev ve Yetkilerini Gösterir 135/2 No’lu Genelge
Kapsam

MADDE 1- Bu Genelge; seyyar sandık kurullarının oluşumu ile görev ve yetkilerini, yapacakları iş ve işlemleri, oy verme şekli ile ilgili esas ve usulleri kapsar.

Seyyar sandık kurullarının oluşumu

MADDE 2- Seyyar sandık kurulu, bir başkan, altı asıl ve altı yedek üyeden oluşur ve asıl üyeleri ile toplanır.

Seyyar sandık kurulunun ilişkilendirileceği sandık kurulunun belirlenmesi

MADDE 3- İlçe seçim kurulu başkanı, ulaşım, seyyar sandık sayısı, sabit sandık kurulan binaların konumu ve sandık sayılarını dikkate alarak seyyar sandık kurulu ile sabit bir sandık kurulunu ilişkilendirir. Bu ilişkilendirmede sandık kurullarının işlemlerinin seri, rahat, güvenli, kolay ulaşılabilir ve herhangi bir aksamaya mahal vermeyecek şekilde belirlenmesine özen gösterir.

Bu belirleme, imkânlar ölçüsünde aynı binadaki sabit sandıkların ilişkilendirilmesi suretiyle ve birden fazla seyyar sandık olması halinde sandığın konulduğu binadaki son sandıktan başlamak üzere geriye doğru yapılır.

Seyyar sandık kurulu başkanının belirlenmesi

MADDE 4- İlçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin (298 sayılı Kanunun 26. maddesinde sayılanlar hariç) listesi, mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyle ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilir.

İlçe seçim kurulu başkanı, bu kamu görevlileri arasından ihtiyaç duyulan seyyar sandık kurulu başkanı sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişiler arasından mani hali bulunmayanları seyyar sandık kurulu başkanı olarak belirler.

Seyyar sandık kurulu başkanının göreve gelmemesi halinde; kamu görevlileri arasından belirlenen üye, bu üyenin de bulunmaması durumunda en yaşlı üye kurula başkanlık eder. (298/22).

Seyyar sandık kurulu üyelikleri

MADDE 5-

İlçe seçim kurulu başkanı, seçime katılma yeterliliğine sahip ve o ilçede teşkilatı bulunan siyasi partilerden, son milletvekili genel seçiminde o ilçede en çok oy almış olan beş siyasi parti tarafından, seçim takvimi dikkate alınarak kendilerine tanınan beş günlük süre içinde bildirilen birer asıl ve birer yedek üye isimleri arasından seyyar sandık kurulu üyelerini tamamlar.

Bu yöntemle tespit edilen seyyar sandık kurulu üye sayısı beşten az olduğu takdirde; eksik kalan üyelikler, aynı şartları taşıyan diğer siyasi partilerden, aldıkları oyların büyüklük sırasına göre aynı usulle tamamlanır.

Oylarda eşitlik halinde ad çekilir.

Buna rağmen beş asıl ve beş yedek üyenin tümü belirlenemediği takdirde, seçime katılma yeterliliğine sahip ve o ilçede teşkilatı bulunan diğer siyasi partiler arasından ad çekilir. Ad çekmedeki sıraya göre, eksik üyelik sayısı kadar adı çıkan siyasi partinin, aynı usulle bildireceği kimselerle seyyar sandık kurulu üyelikleri tamamlanır.

İlçe seçim kurulu başkanı, seyyar sandık kurulunun kalan bir asıl ve bir yedek üyesini belirlemek için önce, 22 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca bildirilen listeden seyyar sandık kurulu başkanı olarak belirlenmeyenler arasından, ihtiyaç duyulan seyyar sandık kurulu üye sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişilerden mani hali bulunmayanları seyyar sandık kurulu asıl ve yedek üyesi olarak belirler.

Üyeliklerin bu şekilde doldurulması mümkün olmazsa, eksiklikler, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından, o çevrede bulunan ve seyyar sandık kurulunda görev verilmesinde sakınca olmayan kimseler arasından tamamlanır (298/23).

Seyyar sandık kurullarında görev alamayacaklar

MADDE 6- İdare amirleri, zabıta amir ve memurları, Askeri Ceza Kanunu’nun 3. maddesinde yazılı (sivil memurlar dâhil) askeri şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve adaylar seyyar sandık kurullarına seçilemezler (298/26).

Seyyar Sandık kurullarının teşekkülüne karşı şikâyet ve itiraz

MADDE 7- Seyyar sandık kurullarının teşkiline dair şikâyet, ilçe seçim kurulu veya başkanı tarafından yapılan işlemlerin düzeltilmesi için bu işlemlerin neticesinden itibaren bu kurullara veya başkanlarına sözlü olarak veya dilekçeyle iki gün içinde (4-5 Haziran 2018 tarihleri arasında) 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 110. maddesinde gösterilenler tarafından yapılır.

Şikâyetin reddine dair kararlara karşı, 7 Haziran 2018 Perşembe günü il seçim kuruluna itiraz olunur. İl seçim kurulu 8 Haziran 2018 Cuma günü kararını kesin olarak verir.

Bu şikâyetin yapılmamış olması sandık kurulunun teşekkülüne karşı itiraza engel olmamakla birlikte, itirazın sandık kurulunun teşekkülünden itibaren yukarıda belirtilen sürede yapılması şarttır (298/119)

Seyyar Sandık kurullarının görev ve yetkileri
MADDE 8- Seyyar sandık kurullarının başlıca görev ve yetkileri şunlardır:

a) Sandığın taşınmasında ve seçmenin hastalığı dikkate alınarak oy kullanma sırasında gerekli önlemleri almak (Gerekirse maske takılması, vb),

b) Oyun gizliliğini sağlamak amacıyla seyyar oy kabininin yerleştirilmesini ve seçmenin rahat oy kullanmasını sağlayacak tedbirleri almak,

c) Görev yaptığı seyyar sandığın seçmen listesinde kayıtlı olmayıp da, başka bir sandık seçmen listesinde kayıtlı olan sandık kurulu başkan ve üyelerine, seyyar sandık kurulu üyelerini görev yerlerine ulaştırmak için görevlendirilen kişilere ve varsa o sandığın güvenliğini sağlamakla görevli kolluk görevlilerine ilçe seçim kurulundan aldıkları belgelere istinaden oy kullandırmak, oy kullandıkları seçmen listesinin sonuna yazmak, imzalarını almak ve belgeleri ilçe seçim kuruluna teslim etmek,

d) Seyyar sandıktan çıkan zarfları saymak, “Seyyar Sandık Kurulunca Düzenlenecek Uygunluk Tespit Tutanağı” ile önceden ilişkilendirilen ve sayımın yapılacağı sabit sandık kuruluna teslim etmek,

e) Oy verme işleri hakkında ileri sürülecek şikâyet ve itirazları incelemek ve karara bağlamak, kararları tutanak defterine geçirerek altını imzalamak,

f) Sandık kurulu tutanak defteri ile gerekli diğer tutanakları düzenlemek ve altını imzalamak,

g) İlişkilendirildiği sandığa oy kullanılan zarfların tesliminden sonra elinde kalan malzemeyi sandık ve seyyar oy kabini dışında torbaya koyarak, Örnek 88/A sayılı “Seyyar Sandık Kurulu Tarafından İlçe Seçim Kuruluna Teslim Edilen Malzemeyi Gösterir Tutanak” ile bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna teslim etmek,

h) Kanunlarla ve Yüksek Seçim Kurulu genelge ve kararları ile verilen diğer görevleri yapmak (298/71-6)

Oy verme işlemlerini, müşahitler de isterlerse ve taşıtta yer varsa veya taşıt kendileri tarafından sağlanmak suretiyle izleyebilirler.

Seyyar sandık kurulu başkanının öncelikle yapacağı işler

MADDE 9- Seyyar sandık kurulu başkan ve üyeleri; oy verme günü saat 06.00 da bağlı olduğu ilçe seçim kurulu başkanlığında hazır bulunmak ve ilçe seçim kurulu başkanından aşağıda yazılı oy verme araçlarını kontrol ederek tutanakla teslim almak zorundadırlar.

Görev sırasında kullanacakları araç, sürücüsü ile birlikte ilçe seçim kurulu başkanlığınca temin edilir.

Sandık kurulu başkanınca;
a) Görevli olduğu sandık için ağzı mühürlü kese içine konulmuş numaralı sandık kurulu mührü ve iki adet “TERCİH” veya “EVET” yazılı mührü,

b) Filigranlı kâğıttan üretilmiş ve Yüksek Seçim Kurulu tarafından üstü numaralanıp mühürlenen birleşik oy pusulası paketini, (Oy pusulası paketleri ilçe seçim kurulunca 40 adetlik paketler olarak önceden hazırlanır.)

c) Filigranlı kâğıttan üretilmiş ve ön yüzünün sol üst köşesinde Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu amblemi bulunan ve ilçe seçim kurulu başkanlığı mührünü taşıyan (SARI) renkli oy zarflarına ait paketi (Oy zarfı paketleri ilçe seçim kurulunca 40 adetlik paketler olarak önceden hazırlanır.)

d) Oy sandıklarının önüne yapıştırılacak sandık numarasını gösterir etiket,

e) Istampa, ıstampa mürekkebi, mühür mumu ve sicim ile sayfaları ilçe seçim kurulu başkanlığınca mühürlenmiş tutanak defteri, sayım cetvelleri ve tutanak kâğıtları, tükenmez kalem, maske,

f) Her sayfası ilçe seçim kurulu başkanı tarafından mühürlü ve sonu onaylı olan iki nüsha seyyar sandık seçmen listesi,

g) Sahiplerine verilememiş olan seçmen bilgi kâğıtları,

h) Sandık Kurullarının Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge,

i) Seyyar Sandık Kurullarının Görev ve Yetkilerini Gösterir 135/II sayılı Genelge,

j) Seyyar sandık kurulu başkan ve üyeleri ile o sandığın güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçlerinin ve ilçe seçim kurulu tarafından seyyar sandık kurulu başkan ve üyelerini görev yerine ulaştırmak için görevlendirilmiş kişilerin oy kullanma haklarının bulunduğuna dair belgeler,

k) Seyyar oy verme kabini ve oy sandığı

l) İmza cetveli ilçe seçim kurulundan temin edilir.

Seyyar sandık kurulunun andiçmesi

MADDE 10- Seyyar sandık kurulu başkan ve üyeleri, oy verme günü, göreve başlamadan önce, ilk iş olarak, birer birer aşağıdaki şekilde and içer.

“Hiçbir tesir altında kalmaksızın, hiç kimseden korkmadan, seçim sonuçlarının tam ve doğru olarak belirmesi için, görevimi kanuna göre, dosdoğru yapacağıma, namusum, vicdanım ve bütün mukaddesatım üzerine and içerim.” (298/70).

Başkan veya üyelerden bir kısmının göreve gelmemesi (Çoğunluğun sağlanması)

MADDE 11- Seyyar sandık kurulu üyelerinden biri veya birkaçı göreve gelmezse veya görevini yapmazsa; ceza hükümleri saklı kalmak üzere, yerine yedek üyelerden biri getirilir.

Şayet, bu dahi mümkün olmaz ve kurul üyeleri sayısı (başkan hariç) üçten aşağı düşerse; bu konu tutanağa geçirilir ve eksiklikler, o seçim bölgesinde seçme yeterliliğine sahip, okur-yazar olanlar arasından başkanın seçeceği kimselerle tamamlanır.

Seyyar sandık kurulu başkanının görevi başına gelmemesi veya bırakıp gitmesi halinde; yerine kamu görevlileri arasından belirlenen üye, bu üyenin de bulunmaması durumunda en yaşlı üye kurula başkanlık eder.

Yaş konusunda uyuşmazlık çıkarsa resmi kimlik belgesindeki bilgi esas alınır. Doğum tarihlerinin de aynı olması durumunda ad çekilir.

Göreve gelmeyen veya bırakıp giden başkan yahut üyenin yerine görevlendirilen kişi, önceki başkan veya üye daha sonra gelse dahi görevini sürdürür.

Seyyar sandık kurulu başkanı ve üç üyenin hazır bulunması halinde eksik üyeliklerin tamamlanması yoluna gidilmez.

Seyyar sandığın konulacağı yerin belirlenmesi

MADDE 12- Seyyar sandık, yatağa bağımlı seçmenin evinde gizlilik temin edilecek ve oy kullanma rahatlığı sağlanacak şekilde belirlenir.

Seyyar oy kabini

MADDE 13- Oyun gizliliğini sağlamak amacıyla seyyar oy kabini seçmenin rahat oy kullanmasını sağlayacak şekilde belirlenir.

Oy verme gününde sandık kurulunun toplanma zamanı ve hemen yapacağı işler

MADDE 14- Seyyar sandık kurulu oy verme günü olan 24 Haziran 2018 Pazar günü oy verme saatinden en az bir saat önce sandık başında toplanarak andiçer. Başkan, ilçe seçim kurulundan kontrol ederek teslim almış olduğu keseyi açarak ilçe seçim kurulunun bulunduğu binada sandık kurulu mührünü ve ayrıca “TERCİH” veya “EVET” mührünü masanın üzerine koyar.

Bundan sonra seçim sandığının boş olduğunu orada bulunan sandık kurulu üyeleriyle müşahitler önünde tespit ederek sandığın kapağını kapatır ve kapağı mühür bozulmadan açılamayacak şekilde sandık kurulu mührü ile mühürler.

Seyyar sandık kurulu; ilçe seçim kurulu başkanlığından teslim aldığı ve filigranlı kâğıttan üretilmiş, üzeri Yüksek Seçim Kurulunca numaralanıp mühürlenerek paketlenmiş birleşik oy pusulası paketini açıp, tümünü sayar; birleşik oy pusulalarının her birinin arkasını sandık kurulu mührü ile mühürler ve birleşik oy pusulalarının sayısı ile her birinin arkasının sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olduğunu tutanak defterine geçirir.

Seyyar sandık kurulu ilçe seçim kurulundan teslim alınan filigranlı kâğıttan üretilmiş ve ön yüzünün sol üst köşesinde Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu amblemi ve ilçe seçim kurulu başkanlığı mührünü taşıyan sarı renkte bastırılmış olan oy zarflarını sayar, her zarfın üzerine sandık kurulu mührünü basar ve zarfların sayısı ile her birinin ön yüzünün sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olduğunu tutanak defterine geçirir.

Sandık kurulu, sandık numarasını gösteren etiketi sandığın önüne yapıştırır. Seyyar sandık kurulu bu işlemlerden sonra, seçmenlerin adreslerine göre bir güzergâh belirler ve sandık seçmen listesinde kayıtlı olan tüm seçmenlerin bildirdikleri adreslere tahsis edilen araçla gider. Adreste seçmenin bulunmaması veya makul sürede kapının açılmaması durumunda, bu husus sandık seçmen listesine şerh düşülür ve aynı zamanda tutanak defterine işlenerek imza altına alınır. Bu durumda o seçmenin adresine tekrar gidilmez.

Kurulca yapılacak işlemler, alınacak tedbirler

MADDE 15- Kanun gereği seyyar sandık kurulunca alınması gereken tedbirler ve yapılması gereken işlemler üzerinde anlaşma olmadığı takdirde, kurulu oluşturan üyelerin yarısından bir fazlasının görüşüne göre karar alınır veya işlem yapılır.

Oyların eşitliği halinde başkanın katıldığı tarafın görüşü üstün tutulur.

Seyyar sandık kurulu tarafından verilen kararlar veya yapılan işlemler varsa matbu tutanağa, yoksa olayın mahiyetine göre tutanak defterinin boş sayfalarına sırayla yazılarak başkan ve üyeler tarafından imzalanır.

Kanuna göre başkan tarafından yapılması gereken işler ve özel olarak sandık başında yapılacak işler (açıklamalar ve uyarmalar) üyeler tarafından da yapılabilir.

Oy verme yetkisi

MADDE 16- Onaylı seyyar sandık seçmen listesinde yazılı her seçmen, oy verme yetkisine sahiptir.

298 sayılı Kanun’da sayılan istisnalar dışında, seyyar sandık seçmen listesinde kaydı olmayanların oy kullanmalarına izin verilmez.

Her seçmen, kanunda sayılan istisnalar dışında, hangi seyyar sandık seçmen listesinde kayıtlı ise ancak o sandıkta oy kullanabilir.

Bir seçmen, aynı seçim türü için birden fazla oy kullanamaz.

Oy verme düzeni

MADDE 17- Seyyar sandık başında seçmene, vereceği oy hakkında hiçbir kimse müdahale, telkin veya tavsiyede bulunamaz. Seçmen oy kullanamayacak durumda ise oyun gizliliğini ihlal etmeyecek şekilde bir yakınının yardımı ile oy kullanması sağlanır.

Oy verme süresi

MADDE 18-

24 Haziran 2018 Pazar günü, Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci oylamaya kalması durumunda ise; 8 Temmuz 2018 Pazar günü oy verme süresi tüm yurtta 08.00 – 17.00 saatleri arasındadır.

Oy vermenin bitiş saati geldiği halde seyyar sandık seçmen listesinde yer almasına rağmen adresine gidilemeyen seçmenler varsa; bu seçmenlerin adreslerine gidilerek oy vermeleri sağlanır.

Oy vermenin bitiş saatinden önce, seyyar sandık seçmen listesinde yer alan tüm adreslere gidilerek oy verme işleminin tamamlanması halinde seyyar sandık kurulu ilişkilendirildiği sandık kurulunun bulunduğu yere giderek sandıkların açılış saatini burada bekler.

Sandıklar, açılış saatinde ilişkilendirildiği sandıkla beraber açılır.

Seçmenin kimliğinin tespiti

MADDE 19- Adresine gidilen seçmen; Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan; Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı, Geçici Kimlik Belgesi, nüfus cüzdanı, resmî dairelerce verilen soğuk damgalı kimlik kartı, pasaport, evlenme cüzdanı, askerlik belgesi,
sürücü belgesi, hâkim ve savcılar ile yüksek yargı organı mensuplarına verilen mesleki kimlik kartı, avukat, noter ve askerî kimlik kartı gibi kimliğini tereddütsüz ortaya koyan resimli, resmî nitelikteki belgelerden birini başkana verir ve seçmen sıra numarasını söyler.

Bu belgelerden birini vermeyen seçmen oy kullanamaz. (298/87, 91)

Belediyeler ile köy veya mahalle muhtarlarınca düzenlenip onaylanan kimlik belgeleri seçmenin kimliğinin tespitinde geçerli değildir (298/87)

Üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası olmayan resimli ve resmî bir kimlik belgesi ibraz eden seçmenin oy kullanabilmesi için, bu belgelerin yanında ayrıca seçmen bilgi kâğıdını veya nüfus müdürlüklerince verilmiş nüfus kayıt örneğini ibraz etmesi şarttır.

Oy verme

MADDE 20-

a) Oy vermeden önceki işler;

Seyyar sandık kuruluna kayıtlı seçmen, oyunu kullanmadan önce kimlik belgesini ve varsa seçmen bilgi kâğıdını başkana verir ve kimliğini ispat eder.

Sandık kurulu başkanı, adrese giderken seyyar sandık seçmen listesi ile sandık kurulu mührünü ve EVET/TERCİH mühürlerini bir keseye koyarak yanına alır. Seyyar sandık kurulu üyelerinden biri sandığı, diğeri seyyar oy kabinini taşır.

b) Oy verme işlemi;

Seyyar sandık kurulu tarafından seçmenin adı seyyar sandık seçmen listesinde bulunduktan sonra, seçmene oy kullandırılır.
Başkan, kanuna uygun biçimde hazırlanmış ve mühürlenmiş oy zarfı ile birleşik oy pusulasını, hiçbir tarafında herhangi bir işaret bulunmadığını ve arkasının sandık kurulu mührü ile mühürlü olduğunu, kurul üyelerine, müşahitlere ve seçmene gösterdikten sonra “TERCİH” veya “EVET” mührünü seçmene vererek seyyar oy kabinini seçmenin en rahat oy kullanabileceği şekilde yerleştirir.

Başkan tarafından seçmene;

ba) Birleşik oy pusulalarında tercih ettiği cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti, ittifak veya bağımsız aday için ayrılan bölümden dışarı taşırmamak suretiyle “TERCİH” veya “EVET” mührünü basması, “TERCİH” veya “EVET” mührü dışında herhangi bir yerine imza atmaması veya işaret koymaması, aksi halde oyunun geçersiz sayılacağı, birleşik oy pusulasını düzgün bir şekilde katlayıp zarfa koyması ve yapıştırması gerektiği,

bb) Birleşik oy pusulalarından başka, zarfa hiçbir şey koymaması, aksi halde kullandığı oyun geçersiz olacağı,

bc) Seçmene birleşik oy pusulaları verildikten sonra hata veya başka bir neden ileri sürülerek yeni bir birleşik oy pusulası verilemeyeceği,

bd) Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimi oy pusulalarının aynı zarfa konulacağı, açıklanır.

Seçmen, sandık kurulu başkanının açıkladığı şekilde hareket ettikten sonra seyyar oy kabininde kullandığı ve zarfa koyduğu oyları, bizzat veya bir yakını vasıtasıyla sandığa atar.

Kurul başkanı oyunu kullanan seçmene kimlik kartını verirken seçmen listesindeki adı karşısına imza cetveli kullanarak imzasını attırır. Seçmen, imza atmasını bilmiyor veya herhangi bir sakatlığı nedeniyle imza atacak durumda bulunmuyorsa, sol elinin başparmağını basar. Sol elinin başparmağı olmayanların hangi parmağını bastığı listenin imza bölümüne ayrıca yazılır. Hiç parmağı olmayan seçmenin durumu adı karşısına yazılıp başkan tarafından imzalanır.

Okuma – yazma bilmeyen seçmenlerin oy kullanmaları

MADDE 21- Okuma – yazma bilmeyen seçmenlere, oylarını kullanmaları konusunda başkaları tarafından sandık çevresinde yardım edilemez.

Okuma – yazma bilmeyen seçmen, sorduğu ve istediği takdirde sandık kurulu başkanı, sadece birleşik oy pusulaları üzerinde bulunan cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti ve ittifakların işaretlerinden hangisinin hangi aday veya partiye ait olduğunu ve tercih ettiği cumhurbaşkanı adayı, siyasi parti ve ittifakların diğer bölüme taşırmamak suretiyle “TERCİH” veya “EVET” mührünü basması ve birleşik oy pusulalarını katlayıp sarı renkli zarfa koyarak ağzını yapıştırması gerektiğini anlatır.

Okuma – yazma bilmeyen seçmenlere oy verme sırasında yardım etmek amacıyla oy verme yerine kendisinden başka kimse giremez ve oy kullanma sırasında yardım edemez.

Seyyar oy kabininde müdahale yasağı

MADDE 22- Seyyar sandık kurulu başkan veya üyeleri ile adreste hazır bulunanlar; oy verme sırasında seçmenlere yardım etmek amacıyla seyyar oy kabinine oyun gizliliğini ihlal edecek şekilde müdahale edemez.

Sandık seçmen listesine kayıtlı olmayan seçmenlerin oy kullanması

MADDE 23- İlçe seçim kurulu başkanı, seçimin yapıldığı çevrede oy verme hakkına sahip olduğu halde; (Seçimin yapıldığı seçim çevresindeki seçmen listesinde kayıtlı olması koşuluyla) görev yaptığı seyyar sandığa ait seçmen listesinde kayıtlı bulunmayan;

a) Seyyar sandık kurulu başkan ve üyelerinin,

b) Seyyar sandığın güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçlerinin,

c) İlçe seçim kurulu tarafından seyyar sandık kurulu üyelerini görev yerine ulaştırmak için görevlendirilmiş kişilerin, her birine seçmen olduğunu ve seçimde oy kullanabileceğini gösteren ve sandık seçmen listesindeki bilgileri kapsayan bir belge verir (Örnek: 142).

Ayrıca, bu seçmenlerin esas kayıtlı olduğu sandık seçmen listesine meşruhat verilmek üzere kayıtlı bulunduğu sandık kurulu başkanlığına durumu yazı ile bildirir.

Bu madde uyarınca, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından kendilerine oy kullanma hakkı bulunduğuna ilişkin olarak belge verilen görevliler, bu belge ile görevli oldukları seyyar sandıkta oy verirler.

Seyyar sandık kurulu, bu madde kapsamında oy kullanan kimselerin ilgili belgelerini, oy verme işleminden önce alır. Bu belgeler, diğer seçim evrakı ile birlikte Örnek 88/A sayılı “Seyyar sandık kurulu tarafından ilçe seçim kuruluna teslim edilen malzemeyi gösterir tutanak” ile kurulun bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna teslim edilir.

Bu madde uyarınca oy kullanan seçmenlerin ad ve soyadları ile kimlik bilgileri, oy kullandıkları sandık seçmen listesinin sonuna yazılarak karşısına imzaları alınır.

Yukarıda sayılan seçmenlerin sayısı o sandık seçmen listesine dâhil edilmez; oy kullanan seçmenlerin toplamına dâhil edilir.

Seyyar sandık kurulunun oy verme işlemi bittikten sonra yapacağı işler 

MADDE 24-
Seyyar sandık kurulu, oy verme işlemi saat 17.00’den önce bitmişse saat 17.00’yi beklemeden; saat 17.00 itibariyle seyyar sandık seçmen listesinde yer almasına rağmen adresine gidilemeyen seçmenler varsa, bu seçmenlerin adreslerine gidilerek oy vermeleri sağlandıktan sonra derhal ilişkilendirildiği sandığın bulunduğu yere hareket eder.

Seyyar sandık kurulu saat 17.00’den önce oy verme işlemini tamamlamış ise, saat 17.00’ye kadar ilişkilendirildiği sandıkta bekler.

Seyyar sandık kurulu ile ilişkilendirilen sandık kurulu; seyyar sandık kurulu gelmeden ve uygunluk teslim tutanağı ile seyyar sandık kuruluna ait zarflar teslim alınmadan kendi sandığını açamaz.

Mühürlü seyyar oy sandığını saat 17.00’den sonra ilişkilendirildiği sandığın bulunduğu yerde ve bu sandıkta oy verme işlemi bittikten sonra açar. Sandıktan çıkan zarflar, seyyar sandık kurulu başkanı tarafından yüksek sesle iki defa sayılır.

İki sayım arasında fark olursa, üçüncü sayım yapılarak sonucuna göre işlem yapılır ve seçimde kullanılan toplam zarf sayısı tespit edilir.

Bütün zarflar sayıldıktan sonra, geçerli olup olmaması yönünden aşağıdaki şekilde kontrol edilir.

a) Sandık kurulunca verilen biçim ve renkte olmayan,

b) “Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu” filigranı olmayan kâğıttan imal edilmiş olan,

c) Yüksek Seçim Kurulu amblemi olmayan,

d) Üzerinde İlçe Seçim Kurulu mührü bulunmayan,

e) Üzerinde sandık kurulu mührü bulunmayan,

f) Tamamı yırtılmış olan,

g) Üzerinde İlçe Seçim Kurulu ve sandık kurulu mührü dışında herhangi bir mühür, imza, yazı, parmak izi veya herhangi bir işaret bulunan, zarflar geçersiz sayılır.

Ancak, üzerinde sandık kurulu mührü bulunmamasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı, amblemi ve ilçe seçim kurulu mührü bulunan zarflar ile üzerinde leke veya çizik bulunsa dahi bunun özel işaret koymak amacıyla yapıldığı kesin olarak anlaşılamayan zarflar geçerli sayılır.

İtiraza uğrayan zarflar ile itiraza uğramadan geçersiz sayılan zarflar, seyyar sandık kurulu başkanı tarafından bir kenara ayrılır. Seyyar sandık kurulu, bütün zarflar kontrol edildikten sonra, itiraza uğrayan zarfları inceleyerek, geçerli veya geçersiz sayılması yönünde kararını verir.

Bundan sonra, o sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz oy zarflarının toplam sayısı ayrı ayrı Seyyar Sandık Kurulunca Düzenlenecek Uygunluk Tespit Tutanağının ilgili yerine işlenir.

Geçersiz zarflar seyyar sandık kurulunca paketlenir ve paketin üzeri mühürlenerek zarf sayısı yazılır. Bu zarflar saklanır ve kesinlikle açılmaz.

Bu işlemler yapıldıktan sonra, o sandıktan çıkan geçerli ve geçersiz zarfların toplam sayısı ile oy kullanan seçmen sayısı karşılaştırılır.

Zarf sayısı, oy kullanan seçmen sayısına eşit veya eksik ise başkaca bir işlem yapılmaz.

Zarf sayısı, oy kullanan seçmen sayısından fazla ise eşitliği sağlamak için önce geçersiz zarf sayısı düşülür. Geçersiz zarf sayısının düşülmesi halinde de eşitlik sağlanamıyorsa; sandık kurulu başkanı geçerli zarflar arasından, eşitliği sağlayacak sayıda zarfı gelişigüzel çeker ve bu zarflar açılmadan derhal yakılarak imha edilir. İmha edilen zarf sayısı, Seyyar Sandık Kurulunca Düzenlenecek Uygunluk Tespit Tutanağına yazılır.

Bu tutanak seyyar sandık kurulu ile ilişkilendirilen sabit sandık kurulu tarafından beraberce imzalandıktan sonra seyyar sandık kurulunca paketlenen geçersiz zarflar ile geçerli sayılan zarflardaki kullanılan oylara ait oy zarfları ile uygunluk tespit tutanağının bir örneği ilişkilendirilen sandık kuruluna teslim edilir.

İlişkilendirilen sandık kurulu 135 sayılı Genelge uyarınca kendi sandığına ait zarf sayım ve tespitini yaptıktan sonra, oy sayımına geçmeden önce seyyar sandık kurulunun geçerli zarfları ile kendi sandığından çıkan geçerli zarfları karıştırarak oy sayımına geçer.

Seyyar sandık kurulundan teslim alınan geçerli zarfların sayısı ilişkilendirilen sandığın sandık sonuç tutanağının ilgili yerlerine işlenir.

Seyyar sandık kurulunun malzemeleri ilçe seçim kuruluna teslimi

MADDE 25- Yukarıdaki tüm işlemler bittikten sonra seyyar sandık kurulu başkanı tarafından; ilçe seçim kuruluna teslim edilmek üzere “TERCİH” veya “EVET” mühürleri mühür kesesine konulur.

Ayrıca, kullanılmayan birleşik oy pusulaları ve zarfların sayısı tutanağa (Örnek 88/A) geçirilerek bunlarla birlikte oy sandığı, sandık kurulu mühürleri ile diğer oy kullanma araç ve gereçlerini sandık kurulu başkanı ile ad çekme yoluyla belli edilecek siyasi partili en az iki üye tarafından hiçbir gecikmeye meydan verilmeksizin ve hiçbir yere uğranmaksızın en kısa zamanda, sandık kurulunun bağlı olduğu ilçe seçim kuruluna Örnek 88/A sayılı “Seyyar Sandık Kurulu Tarafından İlçe Seçim Kuruluna Teslim Edilecek Malzemeyi Gösterir  Tutanak” ile teslim eder. Bu maddeye aykırı hareket edenler hakkında cezai kovuşturma
yapılır.

Sandık kurulunun diğer üyeleri ile müşahitler de isterlerse ve taşıtta yer varsa veya taşıt kendileri tarafından sağlanırsa başkanla birlikte gidebilirler.

Hüküm bulunmayan haller

MADDE 26- Bu Genelge’de hüküm bulunmayan hallerde 135 sayılı Genelge’nin bu Genelge’ye aykırı olmayan hükümleri uygulanır.

Dayanak

MADDE 27- Bu Genelge, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun; 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu hükümlerine dayanılarak Yüksek Seçim Kurulunun 08/05/2018 tarih ve 2018/397 sayılı kararı ile kabul edilmiştir.

Seçimler Hakkında Pratik Bilgiler, Seçim Mevzuatı, Kurallar, Genelgeler

0
Seçimler Hakkında Pratik Bilgiler, Seçim Mevzuatı, Kurallar, Genelgeler

Seçimler Hakkında Pratik Bilgiler, Seçim Mevzuatı, Kanun, Yönetmelik, Kurallar, Genelgeler; Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge

Seçimlerde Bina Sorumlularının Görevleri; Sandık Kurulu, Oluşumu, Üyeleri, Başkanının Belirlenmesi; Sandık Güvenliği; Genel Seçimler Hakkında Bilinmesi Gerekenler; Sandık Kurulunun Toplanması, Yapacağı İşlemler ve Alınacak Tedbirler; Oy Verme Düzeni, Süresi, Oy Verme Sırası ve Kimlik Tespiti

Seçimler Hakkında Pratik Bilgiler, Seçim Mevzuatı, Kurallar, Genelgeler

Genel Seçimler Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Genel Seçimler Hakkında Bilinmesi Gerekenler, Yüksek Seçim Kurulunun resmi internet sitesinde detaylı şekilde açıklanmaktadır. Yüksek seçim Kurulu seçimlerin ilanından seçim sonuçlarının kesin olarak açıklanmasına kadar geçecek tüm süreçlerde karşılaşılabilecek soru ve sorunlara cevap vermektedir.

Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun

Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun 7062 kanun numarası ile 30.11.2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiş, 12 Aralık 2017 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 298 Sayılı Kanun

Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 298 Sayılı Kanun, 26.04.1961 tarihinde kabul edilmiş; 02.05.1961 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

İşbu kanun metninde çeşitli tarihlerde yapılan değişiklikler 13.06.2018 tarihi itibari ile; ilgili madde ve fıkraların altlarına dipnot düşmek suretiyle belirtilmiş ve okuyucunun tüm değişiklikleri görmesi kolaylaştırılmıştır.

 

https://hukukansiklopedisi.com/miletvekili-secimlerine-ilisin-anayasa-hukumleri/

Miletvekili Seçimlerine İlişin Anayasa Hükümleri ve milletvekili olma koşulları Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 75. ve devamı maddelerinde belirlenmiştir. Anayasada 2017 yılında yapılan halk oylaması sonucunda kabul edilen değişikliklerle milletvekili sayısı beşyüzelliden altıyüze çıkarılmıştır. Milletvekili olma yaşı ise 2006 yılında Yirmibeşe ve 2017 yılındaki değişikliklerle yirmişbeşten onsekize indirilmiştir. Milletvekili olma şartlarından sayılan “yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar” ibaresi “askerlikle ilişiği olanlar” şeklinde değiştirilmiştir.

İlçe Seçim Kurulu, Oluşumu, Görev ve Yetkileri

İlçe Seçim Kurulu, Oluşumu, Görev ve Yetkileri, 298 Sayılı Seçim Kanununun 18,19 ve 20. maddelerinde belirlenmiş, Yüksek Seçim Kurulunun 135 Sayılı Genelgesi ile Yurtiçi İlçe Seçim Kurullarının ve 202 Sayılı Genelgesi ile Yurtdışı İlçe Seçim kurullarının çalışma usul ve esasları son mevzuat değişiklikleriçerçevesinde güncellenmiştir.

Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge

Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge 2018 yılında Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenerek yayınlanmıştır.

Yüksek Seçim Kurulunun 06/05/2018 Tarihli ve 390 Sayılı Kararının eki olarak çıkarılan 135 Sayılı Genelge Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini 298 Sayılı Seçim Kanunu ve diğer mevzuat çerçevesinde düzenlemekte, sandıkların kurulmasından başlayarak oy verme işleminin bitmesi ve yapılacak itirazların sonuçlandırılarak sandıkların ilçe seçim kurullarına gönderilmesi aşamasına kadar olan süreci adım adım anlatmaktadır.

Yurt İçi Seyyar Sandık Kurullarına İlişkin 135/2 No’lu Genelge

Yurt İçi Seyyar Sandık Kurullarına İlişkin 135/2 No’lu Genelge, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu hükümlerine dayanılarak Yüksek Seçim Kurulunun 08/05/2018 tarih ve 2018/397 sayılı kararı ile kabul edilmiştir. Genelge, seyyar sandık kurullarının oluşumu ile görev ve yetkilerini, yapacakları iş ve işlemleri, oy verme şekli ile ilgili esas ve usulleri düzenlemektedir.

Cumhurbaşkanı Seçiminde; İl ve İlçe Seçim Kurullarının Görev ve Yetkilerine Dair 139 Sayılı Genelge

24 HAZİRAN 2018 PAZAR GÜNÜ BİRLİKTE YAPILACAK OLAN CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ VE 27. DÖNEM MİLLETVEKİLİ GENEL SEÇİMİ İLE İLK OYLAMADA GEÇERLİ OYLARIN SALT ÇOĞUNLUĞU SAĞLANAMADIĞI TAKDİRDE İKİNCİ OYLAMASI 8 TEMMUZ 2018 PAZAR GÜNÜ YAPILACAK OLAN CUMHURBAŞKANI SEÇİMİNDE İL, İLÇE VE GEÇİCİ İLÇE SEÇİM KURULLARININ GÖREV VE YETKİLERİ

Sandık Kurulu, Oluşumu, Üyeleri ve Başkanının Belirlenmesi

Sandık Kurulu, Oluşumu, Üyeleri, Başkanının Belirlenmesi, yemin töreni ve sandık kurulunun görevi ile görev süresi ve görevin sona erme anı 298 Sayılı Seçim Kanununun 21, 22, 23, 24, 25. 26 ve 27. maddelerinde açık bir şekilde sıralanmıştır. Seçimlerde uygulanacak usul ve sandık görevlilerinin yetkileri kanun ile detaylıca belirlenmiştir. Her yurttaş sandıklarda görev alabileceği gibi sandıkların mühürlenerek ilçe seçim kuruluna teslimine kadar tüm süreçlere katılma hakkına sahiptir.

Sandık Kurulları, Oluşumu, Başkanı, Üyeler ve İtirazlar

Sandık Kurulları, Oluşumu, Başkanı, Üyeler ve İtirazlar, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, sandık başında görev yapacak kurulların yetkileri tek tek sayılmış, Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.

Sandık Kurulları oy veren seçmen ile doğrudan muhatap olan ve oyların kullanımını birinci dereceden kontrol eden en önemli seçim kuruludur.

Sandık Kurulu dışındaki tüm kurulların düzenlenen tutanak ve evraklara göre karar vermesine yada kullanılan oyların sonuçlarına göre karar vermesine karşın sandık kurulları, oy verme işleminin başından sonuna kadar denetim ve gözetim görevini yapmakta; oy kullanmaya gelenlerin gerçek seçmenler olup olmadıklarını kontrol etmekte, sandık aşında kamu düzenini sağlamakta, oyların yasalar ve yönetmelikler çerçevesinde kullanımını sağlamakta, gizli oy ilkesinin uygulamasını seçmenin birebir muhatabı olarak kontrol etmektedir.

Sandık kurullarında görev alacak kişilerin ve müşahit olarak görev yapacak vatandaşların sandık kurullarının görevlerini bilmeleri ve yasaların çizmiş olduğu sınırlar çerçevesinde görevlerini yapmaları seçimlerin güvenliği ve oylamanın demokratik olması bakımından önemlidir.

Sandık Kurulunun Toplanması, Hemen Yapacağı İşlemler ve Alınacak Tedbirler

Sandık Kurulunun Toplanması, Yapacağı İşlemler ve Alınacak Tedbirler, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.

Sandık kurulunun toplanma zamanı; toplandıktan sonra kurulca derhal yapılacak iş ve işlemler  ve sandık çevresinde alınacak tedbirler oylamanın yasal çerçevede yapılmasının teminatıdır.

Seçimlerde Bina Sorumlularının Görevleri

Seçimlerde Bina Sorumlularının Görevleri, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, bina sorumlularının görevleri tek tek sayılmış, Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.

Bina Sorumluları, oy verme koşulların oluşturulması ve binalardaki ısınma, su, elektrik, iletişim gibi hizmetler için gerekli önlemleri almak zorundadır.

Seçimlerde Bina Sorumluları, binaya getirilen oy sandıkları ile oy verme kabinlerini imza karşılığı teslim almakta, kullanılacak masa, sıra, sandalye gibi araç ve gereçleri temin etmekte, görev yerine gelmeyen sandık kurulu başkanını ilgili ilçe seçim kuruluna bildirmekte, sandık kurulu başkanlarının isteklerini karşılamaktadır.

Bina görevlileri, oy verme işlemleri bittikten sonra sandık çevresini kontrol etmekte, unutulan oy zarfı, oy pusulası gibi seçim kağıtlarını paketleyip ilgili ilçe seçim kuruluna teslim etmektedir. Ayrıca, sandık çevresi hariç olmak üzere binada, seçim yasaklarına uyulmaması veya suç işlenmesi halinde kolluk güçlerini çağırmaktadır.

Sandık Kurullarının Görev ve Yetkileri

Sandık kurullarının görev ve yetkileri 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, sandık başında görev yapan kurulların yetkileri tek tek sayılmış, Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir. Sandık Kurulları oy veren seçmen ile doğrudan muhatap olan ve oyların kullanımını birinci dereceden kontrol eden en önemli seçim kuruludur.

Sandık Kurulu dışındaki tüm kurulların düzenlenen tutanak ve evraklara göre karar vermesi yada kullanılan oyların sonuçlarına göre karar vermesine karşın sandık kurulları, oy verme işleminin başından sonuna kadar denetim ve gözetim görevini yapmakta, oy kullanmaya gelenlerin gerçek seçmenler olup olmadıklarını kontrol etmekte, sandık aşında kamu düzenini sağlamakta, oyların yasalar ve yönetmelikler çerçevesinde kullanımını sağlamakta, gizli oy ilkesinin uygulamasını seçmenin birebir muhatabı olarak kontrol etmektedir.

Sandık kurullarında görev alacak kişilerin ve müşahit olarak görev yapacak vatandaşların sandık kurullarının görevlerini bilmeleri ve yasaların çizmiş olduğu sınırlar çerçevesinde görevlerini yapmaları seçimlerin güvenliği ve oylamanın demokratik olması bakımından önemlidir.

Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar

Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, sandık çevresi ve bu çevre dışında kalan sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatındaki kurallar tek tek sayılmış, Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.

Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar, oy sandığının konulduğu ve sandık kurulunun görev yaptığı oda, bölüm veya bu amaçla oluşturulan yer ile  sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında oy verme koşulları ve güvenliğinin oluşturulmasını amaçlamakta ve teminat altına almaktadır.

Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçleri hariç, özel güvenlik görevlileri ve belediye zabıtaları gibi görevliler de dâhil olmak üzere; resmî üniforma ve silah taşıyan kişiler, sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına giremezler.

Oy Verme Düzeni, Süresi, Oy Verme Sırası ve Kimlik Tespiti

Oy Verme Düzeni, Süresi, Oy Verme Sırası ve Kimlik Tespiti, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.

Sandık kurulu toplandıktan ve yemin ettikten sonra başlayacak olan oy verme işlemlerinde; Oy Verme Düzeni, Süresi, Oy Verme Sırası ve Kimlik Tespitine ilişkin kuralların her biri usulüne uygun yapılmalıdır.

Üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası olmayan resimli ve resmî bir kimlik belgesi ibraz eden seçmenin oy kullanabilmesi için, bu belgelerin yanında ayrıca seçmen bilgi kâğıdını veya nüfus müdürlüklerince verilmiş nüfus kayıt örneğini ibraz etmesi şarttır.

Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu

Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu, 6271 kanun numarası ile 19.01.2012 tarihinde kabul edilmiş ve Resmi Gazetenin 26.01.2012 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Türkiye’de, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin anayasa değişiklikleri 21 Ekim 2007 tarihinde halkoyuna sunulmuş; Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin karar bu halk oylaması sonucunda kabul edilmiştir.

Aynı oylamada milletvekili genel seçimlerinin beş yılda yapılması kuralı değiştirilmiş, seçimlerin dört yılda bir yapılmasına karar verilmiştir. Anayasa değişikliğine uygun yasal değişiklik Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile 2012 yılında yapılmıştır. 2017 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi getirilmiştir.

Yüksek Seçim Kurulu

Yüksek Seçim Kurulu, Anayasal bir kuruluştur ve seçimlerin genel yönetim ve denetimini yürüten bir kuruldur. Kurul ayrıca, Yargıtay ve Danıştay’ın kendi içlerinden çıkardıkları üyelerden oluşan seçimlerin yargısal denetimini sağlayan üst yargı makamıdır.

Yüksek Seçim Kurulu, 1982 Anayasasıyla getirilen referandum müessesesinin gereği olarak; Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halkoyuna sunulması işlemlerinin genel yönetim ve denetimini de yapmaktadır.

 

Sandık Kurulu Üyeleri ve Müşahitler İçin Rehber

Oy Verme Düzeni, Süresi, Oy Verme Sırası ve Kimlik Tespiti

0
Oy Verme Düzeni, Süresi, Oy Verme Sırası ve Kimlik Tespiti, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.

Oy Verme Düzeni, Süresi, Oy Verme Sırası ve Kimlik Tespiti, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.

Üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası olmayan resimli ve resmî bir kimlik belgesi ibraz eden seçmenin oy kullanabilmesi için, bu belgelerin yanında ayrıca seçmen bilgi kâğıdını veya nüfus müdürlüklerince verilmiş nüfus kayıt örneğini ibraz etmesi şarttır.

Sandık kurulu toplandıktan ve yemin ettikten sonra başlayacak olan oy verme işlemlerinde, Oy Verme Düzeni, Süresi, Oy Verme Sırası ve Kimlik Tespitine ilişkin kuralların her biri usulüne uygun yapılmalıdır.

Oy verme düzeni

MADDE 24- Sandık başında seçmene, vereceği oy hakkında hiçbir kimse müdahale, telkin veya tavsiyede bulunamaz. Hiçbir seçmen oyunu kullandıktan sonra sandık başında kalamaz (298/88).

Oyunu kullandıktan sonra sandık başından ayrılmayan seçmene başkan uzaklaşmasını hatırlatır. Seçmen yine orada kalırsa, başkan onu kolluk aracılığı ile uzaklaştırır.

Oy verme süresi

MADDE 25-

24 Haziran 2018 Pazar günü, Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci oylamaya kalması durumunda ise, 8 Temmuz 2018 Pazar günü oy verme süresi tüm yurtta 08.00 – 17.00 saatleri arasındadır.Oy vermenin bitiş saati geldiği halde sandık başında oylarını vermek üzere bekleyen seçmenler varsa, sandık kurulu başkanı bunları saydıktan ve kimliklerini aldıktan sonra sıra ile oylarını kullanmalarına izin verir. Yüksek Seçim Kurulunun belirlediği bitiş saatinden sonra gelen seçmen oy kullanamaz (298/89, 96).

Sandık kurulu önüne alınmada sıra

MADDE 26- Oy verme günü sandık başına gelen seçmenler, sandık kurulu önüne kurul başkanı tarafından sıra ile birer birer alınırlar.

Gebeler, hastalar ve engelliler sıra ile bekletilmeden oylarını verirler. Yaşlıların da bekletilmeden oy kullanmalarına izin verilebilir (298/90).

Bu seçmenlere yardım eden seçmenin de öncelikle oy kullanmasına izin verilebilir(298/90).

Görevlendirilen güvenlik güçlerinin de bekletilmeden oy kullanmalarına izin verilebilir.

Seçmenin kimliğinin tespiti

MADDE 27– Sandık başına gelen seçmen; Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan; Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı, Geçici Kimlik Belgesi, nüfus cüzdanı, resmi dairelerce verilen soğuk damgalı kimlik kartı, pasaport, evlenme cüzdanı, askerlik belgesi, sürücü belgesi, hâkim ve savcılar ile yüksek yargı organı mensuplarına verilen mesleki kimlik kartı, avukat, noter ve askerî kimlik kartı gibi kimliğini tereddütsüz ortaya koyan resimli, resmî nitelikteki belgelerden birini başkana verir ve seçmen sıra numarasını söyler. Bu belgelerden birini vermeyen seçmen oy kullanamaz. (298/87, 91)

Belediyeler ile köy veya mahalle muhtarlarınca düzenlenip onaylanan kimlik belgeleri seçmenin kimliğinin tespitinde geçerli değildir (298/87).

Üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası olmayan resimli ve resmî bir kimlik belgesi ibraz eden seçmenin oy kullanabilmesi için, bu belgelerin yanında ayrıca seçmen bilgi kâğıdını veya nüfus müdürlüklerince verilmiş nüfus kayıt örneğini ibraz etmesi şarttır.

Ceza infaz kurumlarında tutuklu ya da taksirli suçlardan hükümlü bulunan seçmenlerden yukarıda sayılan kimlik belgeleri bulunmayanlar için, cezaevi idaresince verilmiş belge, kimlik belgesi yerine geçer (298/87)

Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge

Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge 2018 yılında Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenerek yayınlanmıştır. Yüksek Seçim Kurulunun 06/05/2018 Tarihli ve 390 Sayılı Kararının eki olarak çıkarılan 135 Sayılı Genelge Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini 298 Sayılı Seçim Kanunu ve diğer mevzuat çerçevesinde düzenlemekte, sandıkların kurulmasından başlayarak oy verme işleminin bitmesi ve yapılacak itirazların sonuçlandırılarak sandıkların ilçe seçim kurullarına gönderilmesi aşamasına kadar olan süreci adım adım anlatmaktadır. 

Sandık Kurulunun Toplanması, Hemen Yapacağı İşlemler ve Alınacak Tedbirler

0
Sandık Kurulunun Toplanması, Yapacağı İşlemler ve Alınacak Tedbirler, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.

Sandık Kurulunun Toplanması, Yapacağı İşlemler ve Alınacak Tedbirler, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.

Sandık kurulunun toplanma zamanı; toplandıktan sonra kurulca derhal yapılacak iş ve işlemler  ve sandık çevresinde alınacak tedbirler oylamanın yasal çerçevede yapılmasının teminatıdır.

Sandık kurulu, yaptığı tüm bu işlemleri bu Genelge gereğince tutanak defterine geçirip imzalar.
Oy verme gününde sandık kurulunun toplanma zamanı ve hemen yapacağı işler

MADDE 21- Sandık kurulu; oy verme günü olan 24 Haziran 2018 Pazar günü oy verme saatinden en az bir saat önce sandık başında toplanarak bu Genelge’nin 11. maddesinde gösterilen şekilde andiçer.

Başkan, ilçe seçim kurulundan kontrol ederek teslim almış olduğu keseyi açarak içerisinde bulunan sandık kurulu mührünü ve ayrıca “TERCİH” veya “EVET” mührünü masanın üzerine koyar.

Bundan sonra seçim sandığının boş olduğunu orada bulunan sandık kurulu üyeleriyle müşahitler önünde tespit ederek sandığın kapağını kapatır ve kapağı mühür bozulmadan açılamayacak şekilde sandık kurulu mührü ile mühürler.

Sandık kurulu; and içme, sandığı yerleştirme, kapalı oy verme yerini düzenleme işini bitirdikten sonra; hazır bulunanlar önünde ilçe seçim kurulu başkanlığından teslim aldığı ve filigranlı kâğıttan üretilmiş, üzeri Yüksek Seçim Kurulunca numaralanıp mühürlenerek paketlenmiş birleşik oy pusulası paketini açıp, tümünü sayar; birleşik oy pusulalarının her birinin arkasını sandık kurulu mührü ile mühürler ve birleşik oy pusulalarının sayısı ile her birinin arkasının sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olduğunu tutanak defterine geçirir.

Sandık kurulu ilçe seçim kurulundan teslim alınan filigranlı kâğıttan üretilmiş ve ön yüzünün sol üst köşesinde Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu amblemi ve ilçe seçim kurulu başkanlığı mührünü taşıyan sarı renkte bastırılmış olan oy zarflarını sayar; her zarfın üzerine sandık kurulu mührünü basar ve zarfların sayısı ile her birinin ön yüzünün sandık kurulu mührüyle mühürlenmiş olduğunu tutanak defterine geçirir. Birleşik oy pusulaları ve zarflar masanın üzerine düzenli bir şekilde konulur.

Sandık kurulu, sandık numarasını gösteren etiketi sandığın önüne yapıştırır.

Sandık kurulu, yaptığı tüm bu işlemleri bu Genelge gereğince tutanak defterine geçirip imzalar. (298/77).

Kurulca yapılacak işlemler, alınacak tedbirler

MADDE 22- Kanun gereği sandık kurulunca alınması gereken tedbirler ve yapılması gereken işlemler üzerinde anlaşma olmadığı takdirde; kurulu oluşturan üyelerin yarısından bir fazlasının görüşüne göre karar alınır veya işlem yapılır. Oyların eşitliği halinde başkanın katıldığı tarafın görüşü üstün tutulur.

Sandık kurulu tarafından verilen kararlar veya yapılan işlemler varsa matbu tutanağa; yoksa olayın mahiyetine göre tutanak defterinin boş sayfalarına sırayla yazılarak başkan ve üyeler tarafından imzalanır.

Kanuna göre başkan tarafından yapılması gereken işler ve özel olarak sandık başında yapılacak işler; (açıklamalar ve uyarmalar) üyeler tarafından da yapılabilir.

Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge

Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge 2018 yılında Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenerek yayınlanmıştır. Yüksek Seçim Kurulunun 06/05/2018 Tarihli ve 390 Sayılı Kararının eki olarak çıkarılan 135 Sayılı Genelge Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini 298 Sayılı Seçim Kanunu ve diğer mevzuat çerçevesinde düzenlemekte, sandıkların kurulmasından başlayarak oy verme işleminin bitmesi ve yapılacak itirazların sonuçlandırılarak sandıkların ilçe seçim kurullarına gönderilmesi aşamasına kadar olan süreci adım adım anlatmaktadır. 

Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar

0
Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar
Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar, 298 Sayılı Seçim Yasası ile belirlenmiş, sandık çevresi ve bu çevre dışında kalan sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatındaki kurallar tek tek sayılmış, Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar 135 sayılı Genelge ile detaylıca izah edilmiştir.
Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçleri hariç, özel güvenlik görevlileri ve belediye zabıtaları gibi görevliler de dâhil olmak üzere; resmî üniforma ve silah taşıyan kişiler, sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına giremezler.

Sandık Çevresinde Düzenin Sağlanması ve Yasaklanan Davranışlar, oy sandığının konulduğu ve sandık kurulunun görev yaptığı oda, bölüm veya bu amaçla oluşturulan yer ile  sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında oy verme koşulları ve güvenliğinin oluşturulmasını amaçlamakta ve teminat altına almaktadır.

Sandık çevresi

MADDE 18-
Sandık çevresi, oy sandığının konulduğu ve sandık kurulunun görev yaptığı oda, bölüm veya bu amaçla oluşturulan yerdir. (298/81).

Sandık çevresinde düzenin sağlanması ve yasaklar

MADDE 19– Sandık çevresinde, sandık kurulu başkan ve üyeleri, adaylar, milletvekilleri, o sandık bölgesinde kayıtlı seçmenler ve o sandıkta görevli müşahitler ile bina sorumluları ve çağrı veya ihbar üzerine gelen görevli kolluk güçlerinden başka kimse bulunamaz. Şu kadar ki, siyasi partilerin seçim kurullarına bildirdikleri itiraza yetkili kişiler ile temsilciler, seçim kurullarınca önceden kendilerine verilen belge ile sandık çevresinde bulunabilirler. Medya mensuplarının sandık çevresinde, sandık başı işlemlerine engel olmamak şartıyla, haber amacıyla görüntü ve bilgi elde etmeleri serbesttir (298/82-2).

Sandık çevresinde seçmenin oyunu tam bir serbestlikle ve gizli şekilde kullanmasına veya sandık kurulunun görevini yapmasına engel olmaya kalkışanlar ile oy verme, oyların sayım ve dökümü veya tutanaklara geçirilmesi gibi tüm sandık başı iş ve işlemlerinin düzenini bozmaya kalkışanları, başkan uyarır. Bu uyarının gereğini yerine getirmeyen kimse, kolluk gücü çağrılarak sandık çevresinden uzaklaştırılır (298/82-3).

Sandık kurulu başkanının bu maddede belirtilen görevini yapmaması halinde; sandık kurulu karar alarak ilgili hakkında yukarıda belirtilen yetkiyi kullanır ve durumu derhal ilçe seçim kurulu başkanına bildirir (298/82-4).

Sandık çevresinde cebir, şiddet veya tehdit kullanarak sandık başı düzenini bozmaya kalkışanlar; sandık kurulu başkanı veya üyelerinden biri tarafından yapılan çağrı ya da seçmenlerin ihbarı üzerine gelen kolluk güçlerince derhal sandık çevresinden uzaklaştırılır ve gerekli yasal işlem yapılır. Seçmenlerce ihbar, o yer kolluk güçlerine şahsen yapılır (298/82-5)

Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde, yukarıda sayılan tedbirlere uymayanlar, cezaevi idaresinin görüşü alındıktan sonra, güvenliği zayıflatmayacak şekilde uygulama yapılarak, sandık çevresinden dışarı çıkarılır (298/82-6) Bu madde uyarınca çağrılacak kolluk güçleri, başkanın talebine veya kurulun kararına uymak zorundadır. Bu madde uyarınca sandık çevresine gelen kolluk güçleri, başkanın talebine veya kurulun kararına uymak zorunda olup, çağrı veya ihbar sebebi ortadan kalkınca
sandık çevresinden ayrılır (298/82-7).

Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçleri hariç, özel güvenlik görevlileri ve belediye zabıtaları gibi görevliler de dâhil olmak üzere; resmî üniforma ve silah taşıyan kişiler, sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına giremezler. (298/82-8)

Sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında hiç kimse, başkalarının görebileceği şekilde bir siyasi parti veya adaya ait rozet, amblem veya benzeri işaretler ya da propaganda amaçlı yayınlar taşıyamaz; yazılı, sözlü veya görüntülü propaganda yapamaz. Bu fıkra hükümlerine uymayan kişiler kolluk güçleri tarafından uzaklaştırılır (298/82-9)

Sandık kurulunun görev yaptığı yerde cep telefonu ile görüşme yapmak yasaktır. Ancak sandık kurulu başkan ve üyelerinin, görevleri gereği yapacağı görüşmeler bu hükmün dışındadır. Bu hükme aykırı davranan kimseler kurul başkanı tarafından uyarılır. Bu uyarıya rağmen görüşmesini sürdüren kimse, derhal oradan çıkarılır (298/82-10).

Sandık çevresinde bir suç işlenmesi halinde, sandık kurulu; durumu tutanağa geçirir ve ilgili hakkında işlem yapılmak üzere kolluk güçlerini çağırır (298/82-11)

İlçe seçim kurulu başkanı, sandık çevresinde, sandık başı iş ve işlemlerinin düzen içinde yürütülmesini ve sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında güvenliği ve bu Kanunda öngörülen yasaklara uyulmasını sağlayacak tedbirleri alır; seçmenin ve bu yerlerde bulunma hakkına sahip diğer kişilerin buralara serbestçe girmesini engelleyen veya güçleştiren her türlü hareketi önler. Bu kapsamda, ilçe seçim kurulu başkanınca verilen talimatlara sandık kurulları, mülki ve idari makamlar uymak zorundadır (298/82-12)

Sandık çevresi dışındaki inzibat tedbirleri

MADDE 20- Sandık çevresi dışında, zabıtaya emir verme yetkisine sahip makamlarla, zabıta amir ve memurları tarafından alınacak tedbirler; seçmenin sandığın konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatına serbestçe girmesini engelleyici veya güçleştirici mahiyette olamaz (298/85).

Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge

Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini Gösterir 135 sayılı Genelge 2018 yılında Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenerek yayınlanmıştır. Yüksek Seçim Kurulunun 06/05/2018 Tarihli ve 390 Sayılı Kararının eki olarak çıkarılan 135 Sayılı Genelge Sandık Kurullarının Oluşumu ile Görev ve Yetkilerini 298 Sayılı Seçim Kanunu ve diğer mevzuat çerçevesinde düzenlemekte, sandıkların kurulmasından başlayarak oy verme işleminin bitmesi ve yapılacak itirazların sonuçlandırılarak sandıkların ilçe seçim kurullarına gönderilmesi aşamasına kadar olan süreci adım adım anlatmaktadır. 

ILO 135 No’lu İşçi Temsilcileri Sözleşmesi

0
ILO 135 No’lu İşçi Temsilcileri Sözleşmesi

ILO 135 No’lu İşçi Temsilcileri Sözleşmesi, 2 Haziran 1971  tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından kabul edilmiştir.

İşçi Temsilcileri Sözleşmesi, 2 Haziran 1971  tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından kabul edilmiştir.

Sözleşme, Türkiye tarafından 25. 11. 1992 tarihinde 3845 sayılı yasa ile onaylanmış, Resmi Gazetenin 25. 02.1993 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Sözleşme, sendika özgürlüğünü korumak, her türlü ayrımcılığa karşı işçileri korumak, örgütlenme ve toplu pazarlık hakkına uygun şekilde işletmelerdeki işçi temsilcilerinin görevlerini hızlı ve etkin şekilde yapmasını sağlamak üzere kabul edilmiştir.

ILO 135 No’lu İşçi Temsilcileri Sözleşmesi

ILO Kabul Tarihi : 2 Haziran 1971
Kanun Tarih ve Sayısı : 25. 11. 1992/3845
Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı : 11. 12. 1992/21432 Mükerrer
Bakanlar Kurulu Kararı Tarih ve Sayısı: 8. 1. 1993 / 93-3967
Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 25. 2. 1993 / 21507

Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansı;

Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu’nca 2 Haziran 1971 tarihinde Cenevre’de toplanmaya çağrılmış ve düzenlediği 56′ ncı oturumunda,
İstihdam konusunda sendika özgürlüğüne zarar vermeye yönelik her türlü ayrımcılık eylemlerine karşı işçileri koruyan Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkına ilişkin Sözleşme (1949) hükümlerini not ederek, işçi temsilcileri ile ilgili olarak ek hükümler kabul etmenin gerekliliğini dikkate alarak,

Oturumun gündeminde 5 inci maddeyi teşkil eden işletmelerde işçi temsilcilerinin korunması ve onlara sağlanacak kolaylıklara ilişkin çeşitli önerilerin kabulüne karar verdikten sonra,

Bu önerilerin uluslararası bir Sözleşme şeklini almasına karar vererek,

Aşağıda İŞÇİ TEMSİLCİLERİ HAKKINDA SÖZLEŞME olarak adlandırılacak olan bu Sözleşmeyi, 1971 yılı Haziran ayının bu 23 üncü gününde kabul etmiştir.

MADDE 1

İşletmelerdeki işçi temsilcileri, kanunlara toplu sözleşmelere veya yürürlükteki sözleşmelere dayalı diğer düzenlemelere uygun hareket etmeleri koşulu ile işten çıkarma dahil kendilerine zarar verebilecek ve işçi temsilcisi sıfatını taşımalarından veya bu sıfatla faaliyetlerde bulunmalarından, sendika üyesi olmalarından veya sendika faaliyetlerine katılmalarından ileri gelecek her nevi işleme karşı etkili bir korumadan yararlanırlar.

MADDE 2

İşletmelerde işçi temsilcilerine görevlerini hızlı ve etkili biçimde yapmalarına imkan verecek uygun kolaylıklar sağlanır.

Bu hususta ülkenin endüstriyel ilişkiler sisteminin özellikleri ile ilgili işletmenin ihtiyaçları, büyüklüğü ve olanakları göz önünde bulundurulur,

Bu tür kolaylıkların sağlanması, ilgili işletmenin etkin faaliyetini engellemeyecektir.

MADDE 3

Bu sözleşmenin uygulanmasında “işçi temsilcileri” deyimi ulusal mezuat ve uygulama ışığında;
Ya sendika temsilcileri, şöyle ki; sendikalarca veya bu tür kuruluşların üyelerince seçilen veya atanan temsilciler;

Yada seçimle gelen temsilciler, şöyle ki; ulusal mevzuat veya toplu sözleşme hükümlerine göre işletmenin işçileri tarafından serbestçe seçilen ve ilgili ülkede, sendikalara tanınan özel ayrıcalıklı faaliyetleri içermeyen görevlere sahip temsilciler, anlamına gelir.

MADDE 4

Ulusal mevzuat, toplu sözleşme, hakem kararları veya mahkeme kararları, bu Sözleşmede sözü edilen kolaylıkları ve korunmaya hak kazanacak işçi temsilcileri tipini veya tiplerini belirleyebilir.

MADDE 5

Aynı işletmede hem sendika temsilcilerinin ve hem’de seçilmiş temsilcilerin bulunduğu hallerde, eğer gerekiyorsa, seçilmiş temsilcilerin bulunmasının ilgili sendikaların veya temsilcilerinin durumunu zayıflatacak şekilde kullanılmaması ve ilgili bütün konularda seçilmiş temsilcilerle, ilgili sendikalar ve onların temsilcileri arasında işbirliğini teşvik için önlemler alınacaktır.

MADDE 6

Bu sözleşmenin uygulanması, ulusal mevzuat veya toplu sözleşmelerle veya ulusal uygulamaya uygun diğer herhangi bir yöntemle sağlanabilecektir.

MADDE 7

Bu sözleşmeninkesin onama belgeleri Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilir ve onun tarafından kaydedilir.

MADDE 8

Bu sözleşme, ancak onama belgeleri Genel müdür tarafından kaydedilmiş olan Uluslararası Çalışma Örgütü üyelerini bağlar.

Bu sözleşme iki üyenin onama belgesi Genel Müdür tarafından kaydedildiği tarihten oniki ay sonra yürürlüğe girer.

Daha sonra bu Sözleşme, onu onayan her üye için, onama belgesi kaydedildiği tarihten oniki ay sonra yürürlüğe girer.

MADDE 9

Bu sözleşmeyi onaylayan her üye, onu, ilk yürürlüğe girdiği tarihinden itibaren on yıllık bir süre sonunda, Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne göndereceği ve bu Müdürün kaydedeceği bir belge ile feshedebilir. Fesih, kayıt tarihinden ancak bir yıl sonra geçerli olur.

Bu sözleşmeyi onamış olup’da onu bundan önceki fıkrada sözü edilen on yıllık sürenin bitiminden itibaren bir yıl süresince bu madde gereğince feshetmek seçeneğini kullanmayan her üye yeniden on yıllık bir süre için bağlanmış olur ve bundan sonra bu Sözleşmeyi, her on yıllık süre bitiminde, bu maddedenin içerdiği koşullar içinde feshedebilir.

MADDE 10

Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Örgüt üyeleri tarafından kendisine bildirilen bütün onama ve fesihlerin kaydedildiğini Uluslararası çalışma Örgütünün bütün üyelerine duyurur.

Genel Müdür, kendisine gönderilen Sözleşmenin ikinci onama belgesinin kaydedildiğini örgüt üyelerine duyururken bu sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih hakkında örgLıı üyelerinin dikkatini çeker.

MADDE 11

Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki maddeler gereğince, kaydetmiş olduğu bütün onama ve fesihlereilişkin tam bilgileri, Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 102 nci maddesi uyarınca kaydedilmek üzere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine ulaştıracaktır.

MADDE 12

Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu, gerekli gördüğü zaman bu Sözleşmenin, uygulanması hakkındaki bir raporu Genel Konferansa sunar ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi konusunun konferans gündemine alınması gereği hakkında karar verir.

MADDE 13

Konferan,sın bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir sözleşme kabul etmesi halinde ve yeni Sözleşme aksini ön görmedi!_i takdirde:

Değiştirici yeni Sözleşmenin bir üye tarafından onanması durumu, yukarıdaki 9. madde dikkate alınmaksızın ve değiştirici yeni Sözleşme yürürlüğe girmiş olmak kayıt ve şartı ile, bu Sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini gerektirir.

Değiştirici yeni Sözleşmenin yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren bu Sözleşme üyelerin onamasına artık açık bulundurulamaz.

Bu Sözleşme, onu onayıpta Değiştirici Sözleşmeyi onamamış bulunan üyeler için herhalde şimdiki şekil ve içeriğiyle geçerli olmakta devam eden.

MADDE 14

Bu sözleşmenin Fransızca ve ingilizce metinleri aynı şekilde muteberdir.

Türkiye’nin Onayladığı ILO Sözleşmeleri

Türkiye, ILO tarafından kabul edilmiş olan sözleşmelerden 59 adetini onaylamıştır. Sekiz adet temel sözleşmenin tamamı, yönetişim sözleşmelerinden öncelikli olan dört sözleşmeden üçünü, 177 teknik sözleşmeden 48’i onaylanmıştır. Türkiye tarafından onaylanan 59 Sözleşmeden 55’i yürürlüktedir, 4 Sözleşmeye karşı çıkılmıştır.