Ana Sayfa Blog Sayfa 5

23 Nisan – Hukuk Takvimi

0
23 Nisan Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar. Kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları. Ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.
23 Nisan – Hukuk Takvimi
1791 Avukat ve 15. Amerika Birleşik Devletleri başkanı James Buchanan doğdu. (Ölümü:1 Haziran 1868) Dickinson Koleji‘nde eğitim gördü. Pennsylvania’da önde gelen bir avukat oldu. 1820’de ABD Temsilciler Meclisi’ne seçildi. 1832’de Rusya’ya büyükelçi olarak atandı. 1834’te Pennsylvania’dan senatör seçildi ve bu görevi 11 yıl boyunca sürdürdü. 1845’te Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı. 1953’te Birleşik Krallık Birleşik Devletleri büyükelçisi olarak görev yaptı.  1857 yılında 15. ABD başkanı seçildi. Görev döneminde ilk deniz aşırı telgraf iletişimi kuruldu ve bu iletişim İngiltere kraliçesiyle yapıldı.

James Buchanan
1844 Hukukçu ve siyasetçi Sanford Ballard Dole doğdu. (Ölümü: 9 Haziran 1926) Williams Koleji‘nde eğitim gördü. Bir yıl boyunca Boston’da bir hukuk bürosunda çalıştı. 1880’de Honolulu’da Noter olarak görevlendirildi. 1887 Anayasasının güvence altına alınmasında aktif olarak görev yaptı. Hawaii Krallığı Yargıtay’ında yargıçlık yaptı.  1887 devriminde yer aldı. Krallık Ocak 1893’te sona erdikten sonra 1894 yılından 1900 yılına kadar Hawaii’nin ilk ve tek seçilmiş başkanı olarak hizmet etti.1900’de Bölgesel Vali olarak görev yaptı. Diplomat kimliği ile ön plana çıktı.1903’te A.B.D Bölge Mahkemesi hâkimi olarak 1915’e kadar görev yaptı.

Sanford Ballard Dole
1847 Cinsiyet ayırmaksızın bütün çocuklara eşit miras hakkı tanıyan 7 Cemaziyülevvel 1263/23 Nisan 1847 tarihli İrade-i Seniyye ile babanın arazisinde intikal hakkı kız çocuklarına da tanındı ve bu tarihten itibaren babanın arazisinde erkek ve kız çocukların eşit intikal hakkına sahip oldukları kabul edildi. 1856 yılında Osmanlı topraklarında kadınların köle ve cariye olarak alınıp satılmaları yasaklandı.
1906 Rusya’da Çar II. Nikolay, “Temel Yasalar” olarak bilinen anayasayı ilan etti.
1920 Kurtuluş Savaşının 19 Mayıs 1919 tarihinde başlaması ile birlikte Anadolu’da yapılan kongrelerden sonra 23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi kuruldu.23 Nisan tarihi Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaktadır.
1920 Celâleddin Ârif bey, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Erzurum milletvekili olarak katıldı ve meclis ikinci başkanlığına getirildi.

Celâlettin Arif Bey
1920 23 Nisan 1920 tarihinden 19 Aralık 1921 tarihine kadar olan dönemde vatana ihanet suçundan dolayı hakkında işlem yapılmayanlara Hıyaneti Vataniye kanunundan itibaren herhangi bir işlem yapılmaması  kararlaştırıldı.
1921 23 Nisan’ın Milli Bayram Addine Dair Kanun” TBMM’de kabul edildi.
1923 İkinci Lozan görüşmeleri başladı. İzmir İktisat Kongresinde alınan kararlar TBMM’ye yön verdi. Kapitülasyonların kaldırılması konusunda TBMM heyetine büyük bir destek sağladı.
1924 Ankara’da toplanan kurultay ile Türk Ocakları yeniden kuruldu.
1926 Tayyare Makinist Mektebi hizmete açıldı. THK, 10 yıl içinde 351 uçak satın alarak Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim etti.
1937 İstanbul Yedek Subay Okulu’nda (Harbiye) Atatürk Anıtı açıldı.
1951 Amerikalı hukukçu, bankacı ve devlet adamı Charles G. Dawes, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 27 Ağustos 1865) Cincinnati Hukuk Okulundan mezun oldu. Nebraska State Bar Association‘a kabul edildi. I. Dünya Savaşı savaş tazminatı için üzerinde çalıştığı Dawes Planı sayesinde Nobel Barış Ödülü kazandı. City National Bank and Trust Co. da yönetim kurulu başkanı olarak iki yıl görev yaptı.
1963 İsrail Devleti’nin İkinci Cumhurbaşkanı Yitzhak Ben-Zvi, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 24 Kasım 1884) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim gördü. 1909 Jön Türk Devrimi’nin ardından Türkiye’ye gönderildi. Kudüs’te, ilk İbrani lisesini kurdu. 1914 yılında Filistin’e döndü ancak Osmanlı yetkililerince 1915 yılında kovuldu. Bunun üzerine ABD’ye göç ederek orada Siyonizm ile ilgili yayınlar ve aktiviteler gerçekleştirdi. 1920’den 1929’a kadar  İsrail’de baskın işçi örgütü haline gelen Genel Çalışma Federasyonu “Histadrut” sekreterliğinin üyesi olarak görev yaptı. 14 Mayıs 1948’de İsrail’in Bağımsızlık Bildirgesi‘ni imzaladı. 1952’de İsrail cumhurbaşkanı oldu ve ölümüne kadar bu pozisyonda kaldı. Ortadoğu tarihi ve arkeolojisi alanında tanınmış bir bilgindi.  Yahudi Ortadoğu Toplulukları Araştırma Enstitüsü’nü yönetti (Bugünkü adıyla Ben-Zvi Enstitüsü) 1958’de “Yahudilerin tarihi, Sürgünler ve Kurtarılanlar” kitabını yazdı.

İsrail’in ikinci Cumhurbaşkanı Yitzhak Ben-Zvi, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu idi.
1979 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, UNESCO’nun 1979 yılını “Çocuk Yılı” olarak duyurmasının ardından, TRT tarafından “TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği” adı ile ilk kez kutlandı.
1981 Millî Güvenlik Konseyi, eski Gümrük ve Tekel Bakanlarından Tuncay Mataracı’nın Yüce Divan’da yargılanmasına karar verdi.
1982 1974 yılında başka biriyle evlenmek için karısının başına dört kurşun sıkarak öldüren Sabri Altay, idam edildi.
1992 Polonya Cumhuriyeti için Anayasa Hazırlama ve Yürürlüğe koyma hakkında 23 Nisan 1992 tarihli Anayasa kanunu çıkarıldı.
1994 Gagavuzya kuruldu.
1998 Yunan hukukçu ve siyasetçi Konstantin Karamanlis yaşamını yitirdi. (Doğumu: 8 Mart 1907) Atina Üniversitesi‘nde  hukuk eğitimi gördü. 1935’te milletvekili seçildi. 1946’dan sonra Çalışma, Ulaşım, Haberleşme, Toplumsal Refah, Millî Savunma ve Kamu İşleri bakanlıklarında bulundu. 1955’te başbakan oldu. 1959’da Adnan Menderes’le Kıbrıs’ı bağımsız bir cumhuriyet haline getiren Zürih Antlaşması’nı karara bağladı. 1974 parlamento seçimlerinden sonra Yeni Demokrasi (ND) hükûmetinin başına getirildi. Başbakanlığı döneminde cunta üyeleri yargılandı, genel af çıkarıldı, 1952 Anayasası yeniden yürürlüğe kondu, Avrupa’yla ilişkiler yakınlaştı. 1990 yılında  Yunanistan Cumhurbaşkanı olarak seçildi ve 1995 yılına kadar bu görevini sürdürdü.

Konstantin Karamanlis
1999 Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Bildirisi, 23 Nisan 1999 tarihinde Uluslararası Savcılar Birliği (The International Association of Prosecutors-IAP) tarafından onaylandı.
1999 Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası, Ölüm Orucu eylemlerini sona erdirmek için başlatılan ‘Hayata Dönüş Operasyonundan sonra, 22 Aralık 2000 tarihinde 4616 sayılı yasa olarak çıkarıldı. 23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenen suçları kapsamaktadır.
2003 Kazakistan Cumhuriyeti Anayasası 30 Mayıs 1995 tarihinde kabul edildi. 7 Ekim 1998, 23 Nisan 2003, 21 Mayıs 2007 ve 2 Şubat 2011 tarihlerinde değişiklik ve ilaveler yapıldı.
2003 Bangalore İlkeleri, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edildi.
2017 Anayasa Hukukçusu  Erdoğan Teziç yaşamını yitirdi. (Doğumu:1936)

Prof. Dr. Erdoğan Teziç

 

23 Nisan – Hukuk Takvimi

Erdoğan Teziç

0
Erdoğan Teziç

Anayasa Hukukçusu Erdoğan Teziç 7 Nisan 1936’da dünyaya geldi. Ortaöğrenimini 1947-1955 yıllarında Galatasaray Lisesinde tamamladı. Lisede iken 1952 yılında voleybola başlado ve aynı zamanda Galatasaray Spor Kulübü voleybol takımında yer aldı, 1954 yılında Belgrad’da oynanan maçta milli oldu.  1956 Paris Dünya Voleybol Şampiyonası’na, 1957 İstanbul Beynelmilel Voleybol Turnuvası’na katıldı. 1958’de takım kaptanı olarak Prag Avrupa Voleybol Şampiyonası’na ve 1959 Beyrut Akdeniz Oyunlarına katılarak 29 kez milli oldu.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1959 yılında mezun olduktan sonra Fransa’da Anayasa Hukuku ve Siyaset Bilimi üzerine lisansüstü eğitim aldı. Paris Hukuk Fakültesinde doktorasını burslu olarak tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Dr. Asistan olarak göreve başladı.

1970 yılında askerlik görevini yaparken doçent oldu. Askerlik dönüşünde, 12 Mart Muhtırasının etkisi ile üniversiteye kabul edilmedi. Temmuz 1974’de, Danıştay kararı ile üniversitedeki görevine döndü.  1980 yılında Anayasa Hukuku Profesörü olarak atandı. yıllar anabilim dalı başkanı olarak görev yatı.

1987-1996 yıllarında Avrupa Voleybol Konfederasyonu Hukuk Komisyonu Üyesi olarak çalıştı.

1992-2000 yıllarında Galatasaray Lisesi müdürlüğü ve 1992-1995 yılarında İstanbul Olimpiyat Oyunları ve Düzenleme Komitesi Üyesi olarak görev yaptı.

Galatasaray Üniversitesi rektör yardımcılığı ve Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığı görevlerini deruhte etti. 1993-2000 yılları arasında da TBMM Başkanlığı Hukuk Danışmanlığı görevini yürüttü.

Paris Üniversitesi ile Rennes I Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi  olarak bilimsel katkılar sundu. Fransa Cumhurbaşkanı tarafından 1999 yılında “Officier de L’ordre National du Mérite” nişanı verildi.

2000 yılında Galatasaray Üniversitesi Rektörlüğü görevine atandı.

  8 Aralık 2003’te Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Yükseköğretim Kurulu (YÖK) başkanlığına atandı.

2004’te Fransa Cumhuriyeti tarafından Légion d’Honneur (Fransa Devleti Onur Lejyonu Nişanı’nın en üst derecesi olan “Commandeur” (Büyük Şövalye) rütbesine layık görüldü. Fakat aldığı bu nişanı, Fransa Ulusal Meclisinin Ermeni Soykırımı İnkâr Yasası’nı kabul etmesinden dolayı, Fransa Büyükelçiliği aracılığı ile iade etti.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Türkiye Cumhuriyeti Liyakat Nişanı ile ödüllendirildi.

9 Aralık 2007 tarihinde YÖK başkanlığı görevi sona erdi. 23 Nisan 2023 günü kalp yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi. Aşiyan Mezarlığına defnedildi.

 2004 yılında Fransız dili ile de öğretim yapan Galatasaray Üniversitesi’nin gelişmesine yaptığı önemli katkılardan dolayı fahri doktora (Docteur Honoris Causa) unvanı verilmiştir. 2005 yılında Bulgaristan Varna Üniversitesi tarafından fahri profesör unvanı verilmiştir. Teziç’e ayrıca, Paris I Panthéon Sorbonne Üniversitesi tarafından akademik çalışmalara katkılarından ötürü Paris I Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı verilmiştir.  Bu ödülü alan ilk Türk’tür .

Anayasa Hukuku, Türk Parlamento Hukukunun Kaynakları ve İlgili Anayasa Mahkemesi Kararları, Siyasi Partiler, Kıbrıs Sorunu, Türkiye’de 1961 Anayasasına Göre Kanun Kavram ve Seçim Sistemleri başlıklı eserleri bulunmaktadır.

Bilimsel Makaleleri

  • Teziç, E., 1998 , Türkiye’de Parlamenter Rejimin Bugünkü Anlamı ve İşleyişi, Türki Parlamenterler Birliği’ne sunulan Tartışma Raporu, 26 Eylül
  • Teziç, E., 1998 The Constitutional Regime of Turkey, Business Guide to Turkey, Universal Yayıncılık, İstanbul, s: 1-9
  • Teziç, E., 1998, Anayasa Mahkemesi’nin Seçim Sistemini Belirlemesi, Yiğit Okur’a Armağan, Galatasaray Üniversitesi Yayınları, İstanbul, Sayı 3, s: 375-379
  • Teziç, E.,1996, Dava Mahkemesinin Anayasa Aykırılık İddiasını Ciddi Bulma Zorunluluğu, Coşkun Kırca’ya Armağan, Galatasaray Üniversitesi Yayınları, İstanbul Sayı 2, s:23-25
  • Teziç, E., 1995, Sorun Siyasi Rejimin Yapılanması mı?, Yeni Türkiye, Ankara, Mayıs-Haziran, Sayı 4, S: 7-12
  • Teziç, E.,1991, Anayasa Yargılanmasında Karar Sürecinde Koruyucu Tedbir yolları, İstanbul Barosu Dergisi, İstanbul
  • Teziç, E., 1994, Kanun’un Yürürlüğünün durdurulması, İnan Kıraç’a Armağan, Galatasaray Üniversitesi Yayınları, İstanbul, Sayı 1, s: 251-254
  • Teziç, E., 1990, Türkiye’de Siyasal Düşünce ve Örgütlenme Özgürlüğü, Anayasa Yargısı, Ankara s: 29-46
  • Teziç, E.,1990, Körfez Krizi Sırasında TBMM’nin Toplanması, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, Özer Eskiyurt’un Anasına Özel Sayı, İstanbul, Yıl 19, s: 191-196
  • Teziç, E., 1989, Parlamento Kararı ve Kanun, Anayasa Yargısı, Ankara, s: 121-130
  • Teziç, E., 1988, Anayasaya Uygunluk Denetiminde Belçika Hakemlik Divanı, İdare Hukuku ve İlimleri Dergisi, Prof. Dr. Lütfi Duran’a Armağan Özel Sayısı, İstanbul, Yıl 9, Sayı 1-3
  • Teziç, E., 1987, Cumhurbaşkanının Geri Gönderme Yetkisi, Anayasa Yargısı, Ankara, s: 81-105
  • Teziç, E., 1986, Kanunların Anayasaya Uygunluğunun Esas Açısından Denetimi, İ.Ü. Hukuk Fakültesi Mecmuası, İstanbul, Cilt 51, Sayı 1-3
  • Teziç, E., 1982, Anayasa Hukuku İçinde Çalışma Hayatına İlişkin Temel Haklar, İ.Ü. Hukuk Fakültesi İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayını, İstanbul, Yıl 3 Sayı 1-3
  • Teziç, E., 1982, 1982 Anayasasına Göre Anayasaya Uygunluğun Denetimi, İdare Hukuku ve İlimleri Dergisi, Ragıp Sarıca’ya Armağan Özel Sayısı İstanbul, Yıl 3, Sayı 1-3
  • Teziç, E., 1980, 1961 Anayasasına Göre Cumhurbaşkanı, Yargı Dergisi, İstanbul, Sayı 49
  • Teziç, E., 1980, Batı Demokrasilerinde Yürütmenin Üstünlüğü ve Yeni Kurumları Dengesi, İdare Hukuku ve İlimleri Dergisi, İstanbul, Yıl 1, Sayı 2
  • Teziç, E., 1977, 1923-1938 Döneminde Siyasal Parti Programlarında Sosyal ve Ekonomik Görüşler, İstanbul Yüksek ve Ticaret Mektebi Mezunlar Derneği Yayını, İstanbul
  • Teziç, E., 1973, Révision de la Constitution de la République de Turquie relative à la modification de certains articles et à l’annexion des dispositions transitoires, Annales de la Faculté de Droit d’İstanbul, İstanbul, Sayı 37- 1971
  • Teziç, E., 1973, Arrêts de la Cour Constitutionnelle, Annales de la Faculté de Droit d’İstanbul, İstanbul, Sayı 37-1971
  • Teziç, E., 1972, Yasama Yetkisi ve Kanun Hükmünde Kararnameler. Amme İdaresi Dergisi, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Yayını, Ankara, Cilt 5, Sayı 1, s: 3-14
  • Teziç, E., 1969, La Loi Relative aux Partis Politiques Turcs, Annales de la Faculté de Droit d’İstanbul, İstanbul
  • Teziç, E., 1968, L’Evolution du Système Electoral Turc sous la Second République, Annales de la Faculté de Droit d’İstanbul, İstanbul
  • Teziç, E., 1967, Mart 1967 Fransız Seçimleri, İstanbul Üniversitesi Mukayeseli Hukuk Enstitüsü, Mukayeseli Hukuk Araştırmaları Dergisi, İstanbul Üniversitesi, Sayı 1
  • Teziç, E., 2003, La Suspension Provisoire de L’application de la Loi d’après la Jurisprudence de la Cour Constitutionnelle de Turquie, Mélanges en L’honneur de Pierre Pactet, Dallaz Paris
  • Teziç, E., 2012, Cumhuriyetin Kuruluş Döneminde Devletin Hukuki Yapısı, Bugünün Bilgileri ile Kemal’in Türkiye’si “la Turquie Kémâliste,” Boyut Yayınevi, İstanbul, s: 170 ve devamı
  • Teziç, E., 2012, Cumhuriyet Dönemi Anayasaları 29 Ekim 2011 Konferans Metni, Türk Hukuk Kurumu, Ankara
  • Teziç, E.., Hukuk Devleti ve Demokrasi, Ankara Barosu Uluslar arası Hukuk Kurultayı’na sunulan Rapor, 10 Ocak 2012
  • Teziç E., Yeni Bir Anayasa mı?, Yeni Anayasa Özel Sayısı 50, Yeni Türkiye Stratejik Araştırma Merkezi, Ankara, Ocak-Şubat 2013, Sayfa 199
  • Teziç E., Başkanlık Rejimini Anlamak, Başkanlık Sistemi Özel Sayısı 51, Türkiye Stratejik Araştırma Merkezi, Ankara, Mart-Nisan 2013, Sayfa 366
Erdoğan Teziç'e Armağan

Erdoğan Teziç, 07.04.1936’da İstanbul’da doğmuştur. Galatasaray Lisesi’nden 1955’te, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden de 1959 yılında mezun olmuştur. Aynı fakültede 1959 yılında asistan olarak akademik yaşamına başlayan Erdoğan Teziç, Fransız Hükümetinin burslusu olarak gittiği Paris Hukuk Fakültesi’ndeki doktora öğrenciliğini “La Seconde République Turque” adlı tezi ile 1965 yılında tamamlamış ve İstanbul Hukuk Fakültesi’nde doktor asistan olarak görevine devam etmiştir. Dr. Teziç, 1970’de “Türkiye’de 1961 Anayasasına Göre Kanun Kavramı” başlıklı tezi ile yedek subaylığını yaparken girdiği doçentlik sınavlarını başararak Anayasa Hukuku Doçenti unvanını almıştır. 1971 yılında askerlik sonrası üniversiteye dönüşü, o günün siyasi koşullarında, hayli sıkıntılı olmuş ve uzun bir aradan sonra, Danıştay kararının uygulanmasıyla, 1974 yılında görevine başlayabilmiştir. 1980 yılında “Türk Parlamento Hukukunun Kaynakları Ve İlgili Anayasa Mahkemesi Kararları” başlıklı takdim tezi ile profesörlük unvanını almış ve Nisan 1981 tarihinde Üçlü Kararname ile Devlet Başkanı tarafından ataması yapılmıştır. Prof. Dr. Erdoğan Teziç, İstanbul Üniversitesi’ndeki görevini Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı olarak 1993 – 1999 yılları arasında devam ettirdiği dönemde, Galatasaray Lisesi’nde ve Galatasaray Üniversitesi’nin kuruluş aşamasında önemli görevleri de üstlenmiştir. Bu yıllarda Prof. Dr. Teziç, Galatasaray Lisesi Müdürü, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı ve Galatasaray Üniversitesi Rektör Yardımcısıdır. 1999 yılında, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki görevinden ayrılarak, Galatasaray Üniversitesi’ne kadrolu profesör olarak atanmıştır. Temmuz 2001- Şubat 2002 tarihleri arasında Galatasaray Lisesi Müdürlüğü’nü uhdesinde tedviren yerine getiren Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Galatasaray Üniversitesi’ndeki görevine 3 Temmuz 2000 – 7 Aralık 2003 tarihleri arasında “Rektör” olarak devam etmiştir.

Bangalore Yargı Etiği İlkeleri

0
Yargı Etiği Belgeleri
Bangalore Yargı Etiği İlkeleri

Bangalore Yargı Etiği İlkeleri, Yargıda Doğruluğun Güçlendirilmesine Yönelik Yargı Grubu tarafından kabul edilen 2001 Bangalore Yargı Etiği Taslak Belgesi’nin 25-26 Kasım 2002 tarihlerinde Lahey Barış Sarayı’nda düzenlenen Yüksek Mahkeme Başkanları Yuvarlak Masa Toplantısında revize edilmiş halidir.

Bangalore Yargı Etiği İlkeleri, Adalet Bakanlığı Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü tarafından tercüme edilmiştir.

 

2003/43 Sayılı Birleşmiş Milletler Bangalore Yargı Etiği İlkeleri

1-) Bu ilkeler, Birleşmiş Milletler’in 2000 yılı Nisan ayında Viyana’da gerçekleştirilen ilk toplantısından sonra Şubat 2001 tarihinde Hindistan’ın Bangalore şehrinde gerçekleştirilen ikinci toplantıda, Yargısal Tutarlılığın Kuvvetlendirilmesi Hakkındaki Yargı Grubu tarafından taslak olarak kabul edilmiştir.

2-) 25-26 2002 Kasım tarihlerinde Lahey Barış Sarayında yapılan Adalet Başkanları Yuvarlak Masa Toplantısında, Yargısal Tutarlılığın Kuvvetlendirilmesi Hakkındaki Yargı Grubu tarafından ilk taslak gözden geçirilmiş ve taslak üzerinde anlaşma sağlanmıştır.

3-) Bangalore İlkeleri, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilmiştir.

4-) Avrupa Konseyi’nin Avrupa Hakimleri Danışma Komitesi de bu ilkeleri, 13 Kasım 2000 tarihli oturumunda (ilkeler henüz BM tarafından onaylanmadan) Bakanlar Komitesi’ne bu konuda tavsiye kararı vaz’etmek üzere önermiştir.

ÖNSÖZ

Uluslararası İnsan Hakları Bildirgesi’nin, herkesin, hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinde ve kendisine herhangi bir suç isnâdında bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından tam bir eşitlikle, âdil ve alenî olarak yargılanma hakkına sahip olduğunu temel bir prensip olarak tanımış olmasından,

Siyâsî ve Medenî Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin, herkesin mahkemeler önünde eşit olduğuna, ve hakkındaki bir suç isnâdının veya hak ve yükümlülükleri ilgili bir hukuki uyuşmazlığın karara bağlanmasında, hukuken kurulmuş yetkili, bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından âdil ve alenî olarak, sebepsiz gecikme olmaksızın, yargılanma hakkına sahip olduğunu garanti altına almış olmasından,

Bölgesel insan hakları belgelerinde, ulusal anayasalarda, yasalarda ve yazılı olmayan hukukta, ve hukuksal teâmül ve geleneklerde yukarıda anılan prensip ve hakların tanınmış olması ya da yansıtılmış olmasından,

Diğer tüm hakların, nihâî anlamda icra edilebilmesinin, yargıya ilişkin konuların tam ve doğru bir şekilde yönetimine bağlı olması keyfiyetinin; insan haklarının korunması açısından yetkili, bağımsız ve tarafsız bir yargıya vurgulama yaptığından,

Aynı şekilde yetkili, bağımsız ve tarafsız bir yargının, meşrûiyet ve hukuk devleti ilkesine riayet açısından, mahkemelerin görevlerini yerine getirip getirmediği hususunda esaslı bir unsur olmasından,

Modern ve demokratik bir toplamda, yargının iç tutarlılığı ve manevi gücü ile yargı sistemine olan kamusal güvenin son derece önemli olmasından,

Bireysel ve kurumsal olarak, yargı sistemine olan güveni sürdürme ve artırma çabası ve kamusal bir güvence olarak, hâkimlerin hâkimlik makamına saygı göstermeleri ve onur duymalarının esas olmasından,

Yargı etiği ile ilgili yüksek standartları muhâfaza etmeye ve ilerletmeye yönelik temel sorumluluğun, her ülkede yine yargının üzerinde olmasından,

Ve Yargının Bağımsızlığına Dair Birleşmiş Milletler Temel İlkelerinin yargının bağımsızlığını güvence altına almak ve ilerletmek için dizayn edilmiş olması ve evvelemirde bu ilkelerin devletlere yöneltilmiş olmasından,

DOLAYI,

Hâkimlere yönelik meslek ahlâkı standartlarını oluşturmak niyetiyle, AŞAĞIDAKİ PRENSİPLER tasarlanmıştır. Bu prensipler, hâkimlere rehberlik edecek ve yargı etiğini düzenleyecek bir çerçeveyi yargıya temin edecek şekilde öngörülmüştür. Yine bu prensipler, yasama ve yürütme mensupları ile avukatların ve kamuoyunun, yargıya daha iyi destek olmalarına ve onu daha iyi anlamalarına yardımcı olacak şekilde tasarlanmıştır. Bu prensipler, hâkimlerin; yargı mesleği standartlarını takviye etmek üzere oluşturulan ve bizzat kendileri de bağımsız ve tarafsız olan uygun kurumlar karşısında, meslekî davranışlarından dolayı sorumlu olduklarını varsayar ve bu prensipler, hâkimleri bağlayıcı mevcut hukuk ve davranış kurallarını değiştirmeyi değil onları tamamlamak niyetiyle öngörülmüştür.

Değer 1:
BAĞIMSIZLIK
İlke:

Yargı bağımsızlığı, hukuk devletinin ön koşulu ve âdil yargılanmanın temel garantisidir. Bundan dolayı hâkim, hem bireysel hem de kurumsal yönleriyle yargı bağımsızlığını temsil ve muhâfaza etmelidir.

Uygulama:

1.1 Hâkim, doğrudan ya da dolayısıyla her hangi bir sebeple ya da her hangi bir yerden gelen müdâhale, tehdit, baskı, teşvik ve tüm hâricî etkilerden uzak, hâkimin olayları değerlendirmesi temelinde, vicdânî hukuk anlayışı ile uyum içerisinde bağımsız olarak yargısal işlevini yerine getirmelidir.

1.2 Hâkim, genelde toplumdan, özelde ise karar vermek zorunda olduğu ihtilâfın taraflarından bağımsızdır.

1.3 Hâkim, yasama ve yürütme organlarının etkisi ve bu organlarla uygun olmayan ilişkilerden fiîlen uzak olmakla kalmayıp, aynı zamanda öyle görünmelidir de.

1.4 Hâkim, yargısal görevlerini yerine getirirken, tek başına karar vermek zorunda olduğu hususlarda diğer yargıçlardan da bağımsızdır.

1.5 Hâkim, yargının kurumsal ve eylemsel bağımsızlığını sürdürmek ve arttırmak için, yargısal görevlerinin ifasına yönelik koruma tedbirlerini almalı ve bunları artırmalıdır.

1.6 Hâkim, yargı bağımsızlığını sürdürmede esas olan yargıya yönelik kamusal güveni güçlendirmek amacıyla, yargı etiği ile ilgili yüksek standartlar sergilemeli ve bunları ilerletmelidir.

Değer 2:
TARAFSIZLIK
İlke:

Tarafsızlık, yargı görevinin tam ve doğru bir şekilde yerine getirilmesinin esasıdır. Bu prensip, sadece bizâtihî karar için değil aynı zamanda kararın oluşturulduğu süreç açısından da geçerlidir.

Uygulama:

2.1 Hâkim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir.

2.2 Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır.

2.3 Hâkim, duruşma ve karar aşamalarında, kendisini yargılamadan zorunlu olarak el çektirecek olasılıkları makul ölçüler içerisinde asgariye indirecek şekilde hareket etmelidir.

2.4 Hâkim, önündeki bir dava veya önüne gelme ihtimâli olan bir konu hakkında, bilerek ve isteyerek; yargılama aşamasının sonuçlarını veya sürecin açıkça âdilânelik vasfını makul ölçüler çerçevesinde etkileyecek veya zayıflatacak hiçbir yorumda bulunmamalıdır. Ayrıca hâkim, her hangi bir şahsın ya da meselenin âdil yargılanmasını etkileyebilecek alenî olsun veya olmasın her hangi bir yorum da yapmamalıdır.

2.5 Hâkim, tarafsız olarak karar veremeyeceği durumda veya makul olarak düşünme yeteneği olan bir kişide tarafsız olarak karar veremeyeceği izlenimi yaratması halinde, yargılamanın her hangi bir aşamasına katılmaktan çekinmelidir. Sınırlı sayıda sayılmamakla birlikte bu durum aşağıdaki ihtimâllerde söz konusu olur:

2.5.1 Hâkimin, yargılama aşamasında delil kâbilinden tartışılan olaylarla ilgili kişisel bir bilgiye sahip olması veya davanın bir tarafıyla ilgili gerçek bir önyargı veya tarafgirlik içerisinde olması veya

2.5.2 Hâkimin ihtilâf konusu davada, olaya ilişkin bir tanıklığının olması ya da daha önceden bu konuda avukat olarak hizmet vermiş olması veya

2.5.3 Hâkim ya da hâkimin ailesinden birisinin ihtilâf konusu dava sonuçlarıyla ilgili ekonomik bir çıkarının olması.

Davaya bakmaya devam edecek yeni bir mahkemenin kurulamaması halinde veya hiçbir şeyin yapılmamasının durumun aciliyeti nedeniyle ciddi şekilde adaletsizliğe yol açacağı halde hâkime, görevden el çektirmek gerekmez.

Değer 3:
DOĞRULUK ve TUTARLILIK
İlke:

Doğruluk ve tutarlılık, yargı görevinin düzgün bir şekilde yerine getirilmesinde esastır.

Uygulama:

3.1 Hâkim, meslekî davranış şekli itibariyle, makul olarak düşünme yeteneği olan bir kişide her hangi bir serzenişe yol açmayacak hal ve tavır içinde olmalıdır.

3.2 Hâkimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ve tutarlılığına ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır: Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.

Değer 4:
DÜRÜSTLÜK
İlke:

Dürüstlük ve dürüstlüğün görüntü olarak ortaya konuluşu, bir hâkimin tüm etkinliklerini icrada esaslı bir unsurdur.

Uygulama:

4.1 Hâkim, hâkimden sâdır olan tüm etkinliklerde yakışıksız ve yakışık almayan görüntüler içerisinde olmaktan kaçınmalıdır.

4.2 Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır.

4.3 Hâkim, kendi mahkemesinde hukuk mesleğini icra eden kimselerle olan bireysel ilişkilerinde, objektif olarak bakıldığında tarafgirlik veya bir tarafa meyletme görüntüsü ya da şüphe doğuracak durumlardan kaçınmalıdır.

4.4 Hâkim, ailesini temsil eden birisinin davacı olduğu veya böyle bir kimsenin her hangi bir şekilde ilişkili olduğu davalara bakmamalıdır.

4.5 Hâkim, ikâmetgahının, hukuk mesleğini icra eden birisi tarafından müşterilerini veya bu kişinin diğer meslektaşlarını kabul yeri olarak kullanılmasına izin vermemelidir.

4.6 Hâkim, diğer vatandaşlar gibi, ifade, inanç ve dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahiptir, ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranmalıdır.

4.7 Hâkim, şahsına ait olan ve kendisine emanet olarak bırakılan mal varlığını bildirmeli ve aile üyelerinin mal varlıklarının bildirimine ilişkin makul bir çaba sarf etmelidir.

4.8 Hâkim; ailesinin, sosyal veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya vereceği yargısal kararı etkilemesine izin vermemelidir.

4.9 Hâkim, hâkimlik mesleğinin prestijini; kendisine, aile üyelerinden birisine veya her hangi bir kimseye özel çıkar sağlayacak şekilde ne kendisi kullanmalı ne de başka birisine kullandırtmalıdır. Ayrıca hâkim, yargı görevinin yerine getirilmesinde, her hangi bir kimsenin kendisini etkileyebileceği izlenimine ne kendisi yol açmalıdır, ne de başkalarının böyle bir izlenime yol açmalarına müsaade etmelidir.

4.10 Hâkim tarafından, hâkimlik mesleğinin icrası sırasında elde edilen gizli bilgiler, hâkimin yargısal göreviyle ilgili olmayan diğer amaçlar için hakim tarafından da kullanılamaz ve ifşa edilemez.

4.11 Yargısal görevlerini tam ve eksiksiz bir şekilde icra etmek kaydıyla, hakim aşağıdaki faaliyetlerde bulunabilir:

4.11.1 Hukuk, hukuk sistemi, adalet teşkilatı veya bunlarla ilintili diğer konularda yazı yazabilir, konferans verebilir, ders verebilir ve diğer etkinliklere katılabilir;

4.11.2 Hukuk, hukuk sistemi, adalet teşkilatı veya bunlarla ilintili diğer konularla ilgili resmi bir organ önündeki kamuya açık bir oturuma katılabilir;

4.11.3 Üye olması halinde, bu üyelik bir hâkimin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesine halel getirmeyecekse, resmi bir organın, veya başka bir idari komisyonun, komitenin veya danışma kurulunun üyesi olarak hizmet verebilir. Veya

4.11.4 Yargıçlık makamının onurunu zedelememesi ve yargısal görevlerin yerine getirilmesine engel olmaması koşuluyla, diğer etkinliklere katılabilir.

4.12 Hâkim, yargıçlık makamında görevli iken avukatlık yapamaz.

4.13 Hâkim, yargıçlarla ilgili derneklere katılabilir veya böyle bir dernek kurabilir, ya da yargıçların çıkarlarını temsil eden diğer örgütlere katılabilir.

4.14 Hâkim ve aile üyeleri; yargısal görevlerin yerine getirilmesine ilişkin olarak, bir şeyin hâkim tarafından yapılması, yapılmaması veya yapılmasına kayıtsız kalınması ile ilintili herhangi bir hediye, bir kredi, bir teberrû ya da bir iltimas talebinde ne bulunabilir ne de kabul edebilir.

4.15 Hâkim, mahkeme personeline veya nüfûzu, idaresi ve yetkisi tahtında kalan diğer kişilere, görevlerinin veya işlevlerinin yerine getirilmesine ilişkin olarak; bir şeyin yapılması, yapılmaması veya yapılmasına kayıtsız kalınması ile ilintili herhangi bir hediye, bir kredi, bir teberrû ya da bir iltimas talebinde bulunmaları veya kabul etmeleri konusunda, izin veremez.

4.16 Umuma açıklama konusundaki yasal gerekler ve hukuk gözetilmek suretiyle hâkim; tarafgirlik görüntüsüne yol açmayacak veya yargısal görevlerin icrasında hâkimi etkilemek amacıyla verildiği izlenimi yaratmayacak hatıra kâbilinden hediye, ödül veya benzeri şeyi alabilir.

Değer 5:
EŞİTLİK
İlke:

Yargıçlık makamının gerektirdiği performans açısından asıl olan; herkesin mahkemeler önünde eşit muameleye tabi tutulmasını sağlamaktır.

Uygulama:

5.1 Hâkim, toplumdaki çeşitliliğin ve sınırlı sayıda olamamakla birlikte ırk, renk, cinsiyet, din, tabiiyet, sosyal sınıf, sakatlık, yaş, evlilik durumu, cinsel yönelim, sosyal ve ekonomik durum ve benzeri diğer sebeplerden neşet eden farklılıkların (davaya mesnet olmayan sebepler) şuurunda olmak ve bunları anlamak zorundadır.

5.2 Hâkim, yargıçlık görevini yerine getirirken, davaya mesnet olmayan sebeplere dayanarak herhangi bir kişi ya da gruba karşı sözle veya davranışlarıyla meyilli ya da önyargılı olarak hareket edemez.

5.3 Hâkim, yargısal görevlerini; davaya mesnet olmayan ve yargı görevinin düzgün bir şekilde işlemesinde ehemmiyetsiz olan sebeplerde bir ayrımcılığa gitmeksizin davanın tarafları, tanıklar, avukatlar, mahkeme personeli ve yargı görevini icra eden meslektaşları dahil herkes için uygun yasal mülahazalarla yerine getirmelidir.

5.4 Hâkim, mahkeme personeline veya hâkimin nüfuzu, yönetimi veya denetimi tahtında olan diğer kişilere; hâkimin önüne gelmiş bir konuda, davaya mesnet olmayan sebeplere dayanarak, bireyler arasında ayırımcılık yapmalarına izin vermemelidir.

5.5 Hâkim, mahkeme önündeki yargılama aşamasında, avukatlardan; sözleriyle ya da davranışlarıyla, yargılama konusunun ve savunma konusunun bu sebep olması hali dışında, davaya mesnet olmayan sebeplere dayanarak herhangi bir kişi ya da gruba karşı meyilli ya da önyargılı olduklarını izhar etmemelerini talep etmelidir.

Değer 6:
EHLİYET VE LİYÂKAT
İlke:

Ehliyet ve liyâkat, yargıçlık makamının gerektirdiği performansın ön koşuludur.

Uygulama:

6.1 Bir hâkimin yargısal görevleri, diğer tüm etkinliklerin önünde yer alır.

6.2 Hâkim, meslekî aktivitesini, sadece mahkemedeki yargısal işlevler ile sorumlulukların yerine getirilmesine ve karar vermeye değil aynı zamanda mahkemenin işleri ve yargıçlık makamıyla ilgili diğer vazifeleri de içeren yargısal görevlere adamalıdır.

6.3 Hâkim, yargıçlar için yargının kontrolünde yapılan eğitim ve diğer fırsatları kollayarak, yargısal görevlerin düzgün bir şekilde icrası için meslekî bilgisini, becerisini ve bireysel yeteneklerini sürdürmek ve artırmak için gerekli adımları atmalıdır.

6.4 Hâkim, uluslararası sözleşmeleri ve insan hakları normlarını oluşturan diğer belgeleri kapsayan uluslararası hukuk gelişmeleri hakkında kendisini sürekli güncellemelidir.

6.5 Hâkim, mahkeme kararlarının verilmesi de dahil tüm yargısal görevlerini etkin bir şekilde, âdilâne ve makul bir süre içerisinde yerine getirmelidir.

6.6 Hâkim, mahkemedeki tüm yargılama aşamalarında düzeni ve uygun hareket edilmesini sağlamalı, davanın tarafları, jüri üyeleri, tanıklar, avukatlar ve diyalog kurduğu resmi bir sıfatı haiz diğer kişilerle ilişkilerinde sabırlı, nazik ve vakur olmalıdır. Hâkim, aynı davranış tarzını tarafların yasal temsilcilerinden, mahkeme personelinden ve hâkimin nüfuzu, yönetimi ve denetimine bağlı diğer kişilerden de talep etmelidir.

6.7 Hâkim, yargısal görevlerini layıkıyla yerine getirmesine uygun düşmeyen davranışlar içerisinde bulunamaz.

YÜRÜRLÜK

Yargıçlık makamının niteliği sebebiyle, bu prensipleri yürürlüğe koyacak mekanizmalar şayet hâlihazırda hukuklarında mevcut değilse; ulusal adalet teşkilatı, bu prensipleri yürürlüğe koymayı temin edecek etkili tedbirleri almalıdır.

TANIMLAR

Metnin bağlamı aksine izin vermedikçe ya da gerektirmedikçe, prensiplerin anlatımında kullanılan kelimeler aşağıdaki anlamlarda kullanılmıştır.

“Mahkeme personeli”; katipler de dahil hâkimin personelini içerir.

“Hâkim”; yargı yetkisini kullanan atanmış kişi anlamına gelir.

“Hâkimin ailesi”; hâkimin eşini, oğlunu, kızını, damadını, gelinini ve evinde yaşamak kaydıyla çalıştırdığı kimseyi, yakın akrabalarını veya kendisine eşlik eden diğer kişileri kapsar.

“Hâkimin eşi”; hâkimin aynı evde yaşayan eşini veya hangi cinsten olursa olsun hâkimle yakın ilişkide olan diğer herhangi bir şahsı kapsar.

AÇIKLAMALAR

1- Uluslar arası Suçların Önlenmesine Dair Birleşmiş Milletler Merkezinin daveti üzerine 2000 yılı Nisan ayında Viyana’da gerçekleştirilen ilk toplantıda ve bununla bağlantılı Suçların Önlenmesi ve Suçlulara Muamele Hakkındaki 10.

Birleşmiş Milletler Kongresinde,

Yargısal Tutarlılığı Kuvvetlendirme Hakkındaki Yargı Grubu:

Bangladeş Adalet Başkanı Latifur Rahman,

Hindistan’ın Karnataka Eyaleti Adalet Başkanı Bhaskar Rao,

Nepal Adalet Başkanı Bahadur Shrestha,

Nijerya Adalet Başkanı Uwais,

Güney Afrika Anayasa Mahkemesi Başkan Yardımcısı Langa,

Tanzanya Adalet Başkanı Nyalali ve

Uganda Adalet Başkanı Odoki’nin hazır bulunduğu,

Hâkim Christopher Weeremantry’nin başkanlığındaki toplantı,

Uluslararası Adalet Mahkemesinin Başkan Yardımcısı, Avusturya Yüksek

Mahkemesi Hâkimi Michael Kirby’nin raportörlüğü ve Bağımsız Hâkimler ve Hukukçular hakkındaki Birleşmiş Milletler özel raportörü olan Dato’ Param Cumaraswamy katılımıyla), yargı görevlilerinin davranışlarını ölçebilecek bir koda gereksinim olduğunu kabul etmişlerdir. Bu yüzden, Yargı Grubu, yargıda etikle ilgili kabul edilen kodların analiz edilmesini ve aşağıdaki konularda Yargısal Tutarlılık Programı Koordinatörü Dr. Nihal Jayawickrama tarafından bir rapor hazırlanmasını talep etmiştir: (a) benzer kodifikasyonlarda tekrar edilen öz mülahazalar; (b) hepsinde değil de bazılarında ortaya konulmuş, kimi ülkeler tarafından kabul edilebilecek kimileri tarafından da kabul edilemeyecek seçimlik ve ilave mülahazalar.

2- Yukarıda göz önüne serilen direktiflere uygun olarak yargı mesleğiyle ilgili taslak kodun hazırlanması aşamasında, varolan çeşitli kodlara ve özellikle aşağıda belirtilen uluslararası belgelere müracaat edilmiştir:

(a) Ağustos 1972 tarihinde Amerika Barolar Birliği tarafından kabul edilen Yargı Etiği Kodu.

(b) Avusturya Eyaletleri ve Toprakları Adalet Başkanı tarafından Nisan 1977 tarihinde çıkartılan Yargısal Bağımsızlık Prensipleri Deklarasyonu.

(c) Mayıs 2000 tarihinde Bangladeş Halk Cumhuriyeti Anayasasının 96 (4)

(a) maddesine göre yürütme kuvveti içerisinde kalan Yüksek Yargı Konseyi tarafından düzenlene Bangladeş Yüksek Mahkeme Hâkimlerine Yönelik Davranış Kodu.

(d) 1998 tarihli, Kanada Hâkimler Konferansı işbirliği ile hazırlanan ve Kanada Yargı Konseyi tarafından onaylanan Hâkimler için Etik Kurallar.

(e) Haziran 1998 tarihli, Hâkimlerin statüsüne dair Avrupa Konseyi Şartı.

(f) 1976 tarihli Idaho Yargı Etiği Kodu.

(g) 1999 tarihli, Hindistan Adalet Başkanları tarafından kabul edilen Yargısal Hayatla İlgili Değerlerin Yeniden İfadesi.

(h) Yargı Etiği ile İlgili Iowa Kodu.

(i) Haziran 1999 tarihli, Kenya Yargı Mensuplarına Yönelik Davranış Kodu.

(j) 1994 tarihli, Malezya Federal Anayasasının 125 (3A) maddesince erklerin kullanılmasında, Yüksek Mahkemelerin Başkanları ve Temyiz Mahkemesi Başkanı, Adalet Başkanının tavsiyesi üzerine Yang di- Pertuan Agong tarafından hazırlanan Malezya Hâkimlerinin Ahlak Yasası.

(k) Namibya Hâkimler İçin Davranış Yasası.

(l) ABD New York Eyaleti Yargıda Etiği Düzenleyen Kurallar.

(m) Nijerya Federal Cumhuriyeti Yargı Mensupları Davranış Kodu.

(n) Pakistan Yüksek Mahkemesi ve Üst Dereceli Mahkeme Hâkimleri tarafından ileri sürülen Davranış Kodu.

(o) Eylül 1989 tarihli, Filipinler Yargı Etiği Kodu.

(p) Filipinler Barolar Birliği tarafından teklif edilen, Manila İlk Derece Hâkimleri tarafından onaylanan, il ve şehir hâkimlerini de kapsayan Yüksek Mahkemenin idari denetiminde hâkimlerin rehberliği ve gözetimiyle kabul edilen Filipinler Yargı Ahlakı Kanunları.

(q) Yandina Beyanatı: Kasım 2000 tarihli Solomon Adaları Yargı Bağımsızlığı Prensipleri.

(r) Mart 2000 tarihli Adalet Başkanı, Anayasa Mahkemesi Başkanı, Üst Derece Mahkeme ve Temyiz Mahkemesi Başkanları tarafından çıkartılan Güney Afrika Hâkimlerine Yönelik Rehber.

(s) Hâkimler ve Sulh Hâkimleri Konferansı tarafından kabul edilen1984 tarihli Tanzanya Yargı Mensupları Davranış Kodu.

(t) Teksas Yargı Etiği Kodu.

(u) Haziran 1989 tarihli, Yüksek ve Üst Derece Mahkemesi hâkimleri tarafından kabul edilen Hâkimler, Sulh Hâkimleri ve Diğer Yargı Mensupları Davranış Kodu.

(v) ABD Yargı Konferansı Davranış Kodu.

(w) 1998 tarihli, Virginia Yüksek Mahkemesi tarafından kabul edilip ilan edilen, Virginia Cumhuriyeti Yargı Etiği Kanunları.

(x) Ekim 1995 tarihli, ABD Washington Eyaleti Yüksek Mahkemesi tarafından kabul edilen Yargısal Davranış Kodu

(y) Aralık 1999 tarihli, Zambiya Parlamentosu tarafından yasalaştırılan Yargısal Davranış Yasası.

(z) 1981 tarihinde, Uluslararası Hukukçular Komisyonu, Bağımsız Hâkimler ve Hukukçular Birliği Merkezi ve Ceza Hukuku Uluslararası Birliği tarafından toplanan uzmanların oluşturduğu bir komite tarafından hazırlanan, Yargının Bağımsızlığı üzerine taslak prensipler (Siracusa Prensipleri).

(aa) 1982 tarihinde, Uluslararası Barolar Birliği tarafından Kabul edilen Minimum Bağımsız Yargı Standartları.

(bb) 1985 tarihli, BM Genel Kurulu tarafından onaylanan, Yargı Bağımsızlığına Dair BM Temel Prensipleri.

(cc) 1989 tarihli, Yargı Bağımsızlığına Dair Çalışmalar Konusunda BM Özel Raportörü L.V.Singhvi tarafından hazırlanan Bağımsız Adalet Üzerine Evrensel Bildiri Tasarısı (Singhvi Deklerasyonu)

(dd) Ağustos 1997 tarihli, 6.Adalet Başkanları Konferansı tarafından kabul edilen, Lawasia Bölgesi Yargı Bağımsızlığı Prensipleriyle İlgili Beijing Beyanatı

(ee) 1998 tarihli, Harare Prensiplerinin etkin bir şekilde uygulanmasını temin etmeye yönelik, insan hakları, hukuk devleti ve iyi yönetimin ilerletilmesi açısından, Yasama,

Yürütme ve Yargı ararsındaki ilişkileri iyi idare etmeye dair Latimer Cumhuriyet Rehberi.

(ff) Şubat 2000 tarihli, Bağımsız Hâkimler ve Hukukçular Birliği Merkezi tarafından toplanan uzman grupça kabul edilen Yargı Sisteminin Tarafsızlığını Sağlamaya ve Yolsuzluğu Önlemeye ve Yok Etmeye Dair Çerçeve Politika.

 

Şubat 2001 tarihinde Bangalore’deki ikinci toplantısında,

Yargı Grubu,

– Banladeş Adalet Başkanı Mainur Reza Chowdhury,

– Kanada Adalet Başkanı Claire L’Heureu Dube,

– Hindistan’daki Hindistan’ın Karnataka Eyaleti Adalet Başkanı Reddi,

– Nepal Upadhyay Adalet Başkanı, Nijerya Uwais Adalet Başkanı,

– Güney Afrika Langa Adalet Başkanı,

– Sri Lanka Silva Adalet Başkanı,

– Tanzanya Adalet Başkanı Samatta ve Uganda Adalet Başkanı Odoki’ninhazır bulunduğu, Hâkim Weeremantry’nin başkanlığında, Hâkim Kirby’nin raportörlüğü ve BM Özel Raportörünün katılımı ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğini temsilen BM İnsan Hakları Komitesi Başkanı Hâkim Bhagwati katılımıyla) daha önce meydana getirilen taslak üzerindeki çalışmaları ileri götürmüş, temel değerleri somutlaştırıp ilgili prensipleri formule ederek Yargı Etiğiyle İlgili Bangalore Taslak Kodu üzerinde anlaşmıştır. Bununla birlikte Yargı Grubu, Bangalore Taslağının temelde Anglo-sakson hukukunun uygulandığı ülkelerden gelen hâkimler tarafından geliştirilmesini dikkate alarak, söz konusu Taslağın yargı etiğiyle ilgili usulüne uygun mevsûk bir uluslararası belge statüsünü kazanmasını imkan dahiline sokmak için, Taslağın diğer hukuk geleneğinden gelen hâkimler tarafından da sıkı bir şekilde gözden geçirilmesinin esas olduğunu belirlemiştir.

Bangalore Taslağı, hem Anglo-sakson hem de kara Avrupa hukuku hâkimleri arasında basılıp dağıtılmış ve çeşitli yargı konferanslarında tartışılmıştır.

Haziran 2002 tarihinde,

Avusturya Hâkimler Birliği Başkan Yardımcısı Reissner,

Çek Cumhuriyeti Yüksek Mahkeme Hâkimi Fremr,

Fransa Temyiz Mahkemesi Başkanı Lacabaratas,

Almanya Federal İdare Mahkemesinde Hâkim Mailmann,

İtalya Sulh Hâkimi Sabato,

Lituanya Temyiz Mahkemesinden Hâkim Virgilijus,

Portekiz Temyiz Mahkemesinden Hâkim Conseiller Afonso,

Slovenya Yüksek Mahkemesinden Hâkim Ogrizek,

sveç Svea Temyiz Mahkemesi Başkanı Hirschfeldt ve

İngiltere’den Hâkim Mance’ın bulunduğu

Avrupa Yargıçları Danışma Konseyi Çalışma Toplantısında (CCJE-GT) tartışılmıştır. Amerika Barolar Birliğinin inisiyatifiyle Bangalore Taslağı değişik dillere tercüme ettirilmiştir. Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri, özellikle Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Kosova, Romanya, Sırbistan ve Slovokya hâkimleri tarafından gözden geçirilmiştir.

Bangalore Taslağı,

  • CCJE-GT’nin yargının bağımsızlığı ile ilgili standartlar üzerine 1 nolu (2001) görüşü;
  • CCJE-GT’nin hâkimlerin meslekî davranışlarını düzenleyen kurallar ve prensipler üzerine, özellikle, etik, uygun olmayan davranış ve tarafsızlık üzerine taslak Görüşü;
  • Haziran 2002 tarihli Avusturya Adalet Başkanları Konseyi tarafından yayınlanan Yargısal Davranışla İlgili Rehber,
  • Baltık ülkeleri hâkimlerine yönelik Davranış Kuralları Modeli,
  • Çin Halk Cumhuriyeti Hâkimlerine Yönelik Yargı Ahlakı Kodu ve
  • Makedonya Hâkimler Birliği Yargı Ahlakı Kodu gibi son zamanlarda çıkartılan yasalardan;

CCJE-GT ve yukarıda belirtilen referanslardan alınan yorumların ışığı altında yeniden gözden geçirilmiştir.

Gözden geçirilmiş Bangalore Taslağı; Hâkim Weeramantry başkanlığında Kasım 2002 tarihinde Hollanda’nın Lahey şehrinde gerçekleştirilen Adalet Başkanları Yuvarlak Masa Toplantısında bir öncekinin yerini almıştır. Bu toplantıya katılanlar şunlardır:

Brezilya Federal Temyiz Mahkemesinden Hâkim Vladimir de Freitas

Çek Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesinden Adalet Başkanı İva Brozova,

Mısır Yüksek Anayasa Mahkemesinden Adalet Başkanı Mohammad Fathy Naguib,

Fransa Temyiz Mahkemesinden Christine Chanet,

Meksika Yüksek Mahkemesinden Başkan Genaro David Gongora,

Mozambik Yüksek Mahkemesinden Başkan Mario Mangaze,

Hollanda’dan Başkan Haak,

Norveç Yüksek Mahkemesinden Hâkim Trond Dolva, ve

Filipinler Yüksek Mahkemesinden Adalet Başkanı Hilario Davide.

Aynı zamanda toplantının bir oturumuna Uluslar arası Adalet Mahkemesi hâkimlerinden aşağıdaki isimler de katılmıştır:

Hâkim Ranjeva (Madagaskar), Hâkim Herezegh (Macaristan), Hâkim Fleischhauer (Almanya), Hâkim Koroma (Sierra Leone), Hâkim Higgins (İngiltere), Hâkim Rezek (Brezilya), Hâkim Eleraby (Mısır), ve Ad-Hoc Hâkim Frank (USA). BM Özel Raportörü toplantıda hazır bulunmuştur.

Bangalore “Yargı Etiği İlkeleri” bu toplantının bir ürünüdür

Adalet Bakanlığı Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü tarafından tercüme edilmiştir.

Kazakistan Cumhuriyeti Anayasası 

0
Kazakistan Cumhuriyeti Anayasası

Kazakistan Cumhuriyeti Anayasası 30 Mayıs 1995 tarihinde kabul edilmiş ve 7 Ekim 1998, 23 Nisan 2003, 21 Mayıs 2007, 2 Şubat 2011 tarihlerinde değişiklik ve ilaveler yapılmıştır. Anayasa genel olarak dünya anayasaları içinde kazuistik sınıfta yer almaktadır ve devlet sistemi detaylı bir şekilde tanımlanmıştır.

Giriş

Biz,

Ortak tarihi kaderle birleşmiş Kazakistan halkı, Ezeli Kazak toprakları üzerinde devleti kurarak,

Kendimizi özgürlük, eşitlik ve barış ideallerine adamış, barışsever ve sivil bir toplum olduğumuzun bilincine vararak,

Dünya toplumu içinde hak ettiği yeri almayı arzulayarak,

Bugünkü ve gelecek nesiller karşısında yüksek sorumluluğumuzun bilincinde olarak,

Egemenlik hakkımızdan yola çıkarak,

Bu Anayasayı kabul ediyoruz

1.KISIM

GENEL HÜKÜMLER

Madde 1

Kazakistan Cumhuriyeti, en yüksek değerleri birey, onun yaşamı, hak ve özgürlükleri olan, demokratik, dünyevi, hukuk ve sosyal bir devlet olduğunu ilan eder.

Cumhuriyetin faaliyetinin temel ilkeleri, toplumsal barış ve siyasal istikrar; tüm halkın yararına yönelik ekonomik kalkınma; Kazakistan vatanseverliği ve devlet işlerinin en önemli sorunlarının, ulusal düzeyde ya da parlamentodaki seçimler dahil demokratik yöntemlerle çözülmesidir.

Madde 2

Kazakistan Cumhuriyeti, başkanlık yönetim şekliyle üniter bir devlettir.

Cumhuriyetin egemenliği, onun bütün ülkesini kapsar. Devlet, kendi ülkesinin bütünlüğünü, ihlal edilemezliğini ve devredilemezliğini sağlar.

Cumhuriyetin idari-mülki yapısı, onun başkentinin statüsü kanunla belirlenir. Kazakistan’ın başkenti, Astana şehridir.

Kazakistan Cumhuriyeti ve Kazakistan adları aynı anlama gelir.

Madde 3

Devlet egemenliğinin tek kaynağı halktır.

Halk, egemenliğini ulusal referandum ve serbest seçimler aracılığıyla doğrudan kullanabileceği gibi egemenliğin kullanımını devlet organlarına aktarabilir.

Kazakistan Cumhuriyetinde hiç kimse iktidara el koyamaz. İktidara el koyma, kanunlarla cezalandırılır. Halk ve devlet adına hareket etme hakkı, Başkana ve Anayasayla belirlenmiş yetkiler çerçevesinde Parlamentoya aittir. Hükümet ve diğer devlet organları, kendilerine verilen yetkiler içinde yalnızca devlet adına hareket edebilir.

Kazakistan Cumhuriyetinde devlet iktidarı bütündür ve yasama, yürütme ve yargı kollarına ayrılması ilkesine ve bunların etkileşimini sağlayan fren ve denge sistemine uygun olarak Anayasa ve kanunlar temelinde kullanılır.

 Madde 4

Anayasa hükümleri, ona uygun kanunlar, diğer normatif hukuk düzenlemeleri, uluslararası antlaşmalar, Cumhuriyetin diğer taahhütleri ayrıca Anayasa Konseyi ve Cumhuriyetin Yüksek Mahkemesinin düzenleyici kararları, Kazakistan Cumhuriyetinde geçerli hukuku oluşturur.

Anayasa, en üstün hukuki güce sahiptir ve Cumhuriyetin tüm topraklarında doğrudan geçerlidir.

Cumhuriyet tarafından onaylanan uluslararası antlaşmalar, kanunlara göre önceliğe sahiptir ve bir uluslararası antlaşma, uygulanması bir kanunla yayımlanmasına bağlı olduğu durumlar hariç doğrudan uygulanır.

Bütün kanunlar ve Cumhuriyetin taraf olduğu tüm uluslararası antlaşmalar yayımlanır. Vatandaşların hak, özgürlük ve ödevleriyle ilgili normatif hukuk düzenlemelerinin resmen yayımlanması onların uygulanması için gerekli şarttır.

 Madde 5

Kazakistan Cumhuriyeti, ideolojik ve siyasal çoğulculuğu tanır. Toplumsal ve devlet kurumlarının birleştirilmesi, devlet organlarında siyasi parti örgütlerinin kurulması yasaktır.

Toplumsal birlikler kanun karşısında eşittirler. Devletin toplumsal birliklerin işlerine kanun dışı müdahalesi ve toplumsal birliklerin devlet işlerine müdahalesi, toplumsal birliklere devlet organlarının işlevlerinin yüklenilmesi yasaktır.

Anayasal düzeni zorla değiştirmeye, cumhuriyetin toprak bütünlüğünü ihlal etmeye yönelik amaç ve faaliyetler izleyen, devlet güvenliğini zayıflatan, sosyal, ırki, milli, dini, sınıfsal ve köken ayrımcılığını teşvik eden, toplumsal birliklerin kuruluşu ve faaliyeti, ayrıca izinsiz yarı askeri birimlerin kurulması yasaktır.

Kazakistan Cumhuriyetinde diğer devletlerin siyasi partilerinin ve sendikalarının, din temelinde kurulan partilerin faaliyeti, ayrıca siyasi partilerin ve sendikaların yabancı tüzel kişiler ve yabancılar, yabancı devletler ve uluslararası örgütler tarafından finansmanı, yasaktır.

Ülke sınırları içinde yabancı dini birliklerin faaliyeti, ayrıca yabancı dini merkezler tarafından ülkedeki dini birliklerin yöneticilerinin atanması, ülkenin ilgili devlet organıyla işbirliği içinde gerçekleştirilir.

Madde 6

Kazakistan Cumhuriyetinde devlet mülkiyeti ve özel mülkiyet tanınır ve eşit şekilde korunur.

Mülkiyet yükümlülük getirir, onun kullanılması aynı zamanda toplum yararına olmalıdır. Mülkiyetin sahibi ve konusu, ayrıca mülkiyet sahiplerinin kendi haklarından yararlanma kapsamı ve sınırları, onların haklarının güvencesi kanunla belirlenir.

Toprak ve yer altı kaynakları, sular, bitki ve hayvanlar alemi, diğer doğal kaynaklar devlet mülkiyetindedir. Toprak, kanunlarla belirlenen esaslar, şartlar ve sınırlar dahilinde özel mülkiyet konusu olabilir.

Madde 7

Kazakistan Cumhuriyetinde devlet dili Kazakça’dır.

Devlet kurumlarında ve yerel yönetim birimlerinde Kazakça’yla birlikte eşit şartlarda, resmi olarak Rusça da kullanılır.

Devlet, Kazakistan halkının dillerinin öğrenilmesi ve geliştirilmesi için uygun şartlar sağlar.

Madde 8

Kazakistan Cumhuriyeti uluslararası hukuk ilkeleri ve normlarına saygılıdır, devletler arasında işbirliği ve iyi komşuluk ilişkileri, eşitlik ve birbirinin iç işlerine karışmama, uluslararası sorunları barış yoluyla çözme politikası izler, silahlı kuvvetlerin öncelikli olarak kullanılmasından kaçınır.

Madde 9

Kazakistan Cumhuriyeti devlet simgesi olarak kendi Bayrağına, Armasına ve Milli Marşına sahiptir. Onların tarifi ve resmi kullanılış şekli anayasal kanunla belirlenir.

2.KISIM

İNSAN VE VATANDAŞ

Madde 10

Kazakistan Cumhuriyeti vatandaşlığı, kanuna uygun olarak edinilir veya sona erer, edinme esası ve nedenine bakılmaksızın tek ve eşittir.

Kazakistan Cumhuriyet vatandaşı hiç bir şekilde vatandaşlıktan, vatandaşlığını değiştirme hakkından yoksun bırakılamaz, ayrıca Kazakistan Cumhuriyetinden sınır dışı edilemez.

Kazakistan Cumhuriyeti vatandaşının, başka bir devlet vatandaşlığı tanınmaz.

Madde 11

Kazakistan Cumhuriyetinin taraf olduğu antlaşmalar aksini öngörmedikçe, Kazakistan vatandaşı yabancı ülkeye verilemez.

Kazakistan Cumhuriyeti, kendi vatandaşlarını yurtdışında koruyacağına ve himaye edeceğine güvence verir.

Madde 12

Kazakistan Cumhuriyetinde insan hak ve özgürlükleri Anayasaya uygun olarak tanınır ve güvence altına alınır.

İnsan hak ve özgürlükleri doğuştan itibaren herkese ait olup, mutlak ve ayrılmazdır, kanun ve diğer normatif hukuk düzenlemelerinin içerik ve uygulama şeklini belirler.

Kazakistan vatandaşı, vatandaşlığı itibariyle haklara sahiptir ve yükümlülükler taşır. Yabancılar ve vatandaşlığı olmayan kişiler, Kazakistan’da Anayasa, kanunlar ve uluslararası antlaşmalar aksini öngörmedikçe, vatandaşlarla aynı haklara sahip olur ve aynı yükümlülükleri taşırlar.

İnsan ve vatandaş hak ve özgürlüklerinin kullanılması, diğer kişilerin hak ve özgürlüklerini ihlal etmemeli, anayasal düzen ve toplum ahlakına aykırı olmamalıdır.

 Madde 13

Herkes kendisinin hak ehliyetinin tanınması hakkına sahiptir ve hak ve özgürlüklerini meşru-müdafaa dahil, kanuna aykırı olmayan tüm yollarla koruyabilir.

Herkes hak ve özgürlüklerinin yargısal korunması hakkına sahiptir.

Herkes yeterli hukuk yardımı alma hakkına sahiptir. Kanunla öngörülen durumlarda hukuki yardım ücretsiz olarak sağlanır.

Madde 14

Herkes kanun ve mahkeme önünde eşittir.

Köken, sosyal durum, görev ve mali durum, cinsiyet, ırk, milliyet, dini inanç, görüş, oturma yeri veya her hangi bir özellik nedeniyle kimseye ayrım yapılamaz.

Madde 15

Herkes yaşam hakkına sahiptir.

Hiç kimse, insanı keyfi olarak yaşamından yoksun bırakamaz. Ölüm cezası, terör suçluları ve savaş zamanında işlenen ağır suçlar bakımından, mahkumun af konusunda istemde bulunma hakkı sağlanarak, istisnai bir ceza şekli olarak kanunlarla belirlenir.

Madde 16

Herkesin kişisel özgürlük hakkı vardır.

Tutuklama ve gözaltı, sadece kanunla öngörülen durumlarda ve yalnızca kanuni mahkeme ya da savcının kararıyla, tutuklanan kişiye itiraz hakkı verilerek, mümkündür. Gözaltına alınan kişinin itiraz etme hakkı vardır. Savcının kararı olmaksızın hiç kimse yetmiş iki saatten fazla gözaltında kalamaz.

Gözaltına alınan, tutuklanan ve suç işlemekle itham edilen herkes, gözaltına alındığı, tutuklandığı veya suçlandığı andan itibaren avukat (savunucu) yardımından yararlanma hakkına sahiptir.

Madde 17

İnsan onuru dokunulmazdır.

Hiç kimse işkenceye, şiddete, diğer zalimce veya insan onurunu aşağılayıcı muameleye veya cezaya maruz bırakılamaz.

Madde 18

Herkes özel yaşamının, kişisel ve ailevi sırrının dokunulmazlığı, şeref ve onurunun korunması hakkına sahiptir.

Herkes bireysel tasarruflarının ve mevduatlarının, yazışmalarının, telefon konuşmalarının, posta, telgraf ve diğer haberleşmelerinin gizliliği hakkına sahiptir. Bu hakkın sınırlandırılmasına sadece doğrudan kanunda belirlenen durumlarda ve şekilde izin verilir.

Devlet organları, toplumsal birlikler, yetkili kişiler ve kitle iletişim araçları her vatandaşa, onun hak ve çıkarlarını ilgilendiren belgeleri, kararları ve bilgi kaynaklarını görme ve inceleme imkanı sağlamakla yükümlüdürler.

Madde 19

Herkes, kendi milliyetini, etnik, parti ve dini mensubiyetini belirtmek veya belirtmemek hakkına sahiptir.

Herkes kendi ana dilinde konuşma, kendi kültürünü yaşama, iletişim, konuşma, eğitim ve yaratıcılık dilini özgürce seçme hakkına sahiptir.

Madde 20

İfade ve yaratıcılık özgürlüğü güvence altına alınır. Sansür yasaktır.

Herkes, kanunla yasaklanmamış her türlü yolla serbestçe bilgi edinme ve yayma hakkına sahiptir. Kazakistan Cumhuriyetinin devlet sırrı kapsamına giren bilgiler listesi kanunla belirlenir.

Anayasal düzeni zor kullanarak değiştirmeye, devletin toprak bütünlüğünü ihlal etmeye, devletin güvenliğini sarsmaya, savaşa, sosyal, ırki, milli, dini, sınıfsal ve köken ayrıcalığına, ayrıca gaddarlığa ve şiddete yönelik propaganda yapmak ve teşvik etmek yasaktır.

Madde 21

Kazakistan Cumhuriyeti sınırları içinde kanuni olarak bulunan herkes, kanunlarla önceden belirlenmiş durumlar hariç, ülke sınırları içinde serbest dolaşım ve ikamet yerini serbestçe seçme hakkına sahiptir.

Herkes, Kazakistan dışına çıkma hakkına sahiptir. Kazakistan Cumhuriyeti vatandaşları engellenmeksizin ülkeye dönebilirler.

Madde 22

Herkes vicdan özgürlüğü hakkına sahiptir.

Vicdan özgürlüğü hakkının gerçekleştirilmesi, evrensel ve medeni hakların ve devlet karşısında ödevlerin sınırlandırılmasına veya bunlara şart koşulmasına yol açamaz.

 Madde 23

Kırgızistan Cumhuriyeti vatandaşları örgütlenme özgürlüğü hakkına sahiptirler. Toplumsal birliklerin faaliyeti kanunla düzenlenir.

Orduda görevde bulunanlar, milli güvenlik organları ve hukuk muhafaza organları mensupları ve hakimler parti ve sendika üyesi olamazlar, herhangi bir siyasi partiyi destekleyemezler.

Madde 24

Herkes, çalışma özgürlüğü, özgürce faaliyet ve meslek seçme hakkına sahiptir. Zorunlu çalıştırma, sadece mahkeme kararıyla yapılabilir veya olağanüstü durum yahut savaş halinde uygulanır.

Herkes, hijyen ve sağlık koşullarının uygun olduğu ortamda çalışma, herhangi bir ayrım yapılmadan emeğinin karşılığını alabilme, ayrıca işsizlik dolayısıyla sosyal güvence hakkına sahiptir.

Grev hakkı dahil, kanunlarla belirlenmiş kurallar uyarınca, bireysel ve toplu iş ihtilaflarını çözümleme hakkı tanınır.

Herkes dinlenme hakkına sahiptir. Sözleşmeli olarak çalışanlara kanunlarla öngörülen şekilde mesai süresi, tatil ve bayram günleri, yıllık ücretli izin güvence altına alınır.

Madde 25

Konut dokunulmazdır. Mahkeme kararı olmadan konuta el konulması yasaktır. Konuta giriş, arama yapma ve inceleme, sadece kanunla öngörülen hallerde yapılabilir.

Kazakistan Cumhuriyetinde vatandaşlara konut sağlamak için ortam oluşturulur. Kanunlarda belirtilen ve konut ihtiyacı bulunan vatandaş gruplarına, yine kanunlarla öngörülen normlara göre devlet konut fonundan uygun ücretle konut temin edilir.

Madde 26

Kazakistan Cumhuriyeti vatandaşları kanuni şekilde edindikleri her türlü özel mülkiyete sahip olabilirler.

Mülkiyet, miras hakkı dahil, kanuni güvence altındadır.

Hiç kimse mahkeme kararı olmaksızın kendi malvarlığından yoksun bırakılamaz. Kanun ile öngörülmüş istisnai durumlarda devlet ihtiyaçları için malvarlığının zorunlu olarak kamulaştırılması, eşdeğer tazminat şartıyla yapılabilir.

Herkes serbest girişimcilik hakkına sahiptir. Tekel faaliyetler kanunlarla düzenlenir ve sınırlanır. Haksız rekabet yasaktır.

Madde 27

Evlenme ve aile, annelik, babalık ve çocukluk devletin koruması altındadır.

Çocukların bakımı ve yetiştirilmesi ebeveynlerin doğal hakkı ve yükümlülüğüdür.

Yetişkin yaştaki çocuklar, engelli ebeveynlerine bakmakla yükümlüdürler.

Madde 28

Kazakistan Cumhuriyeti vatandaşının asgarî ücreti ve emekli maaşı ve yaşlanması, hastalanması, engelli olması ya da geçimini sağlayan kişinin kaybı durumlarında ve diğer kanuni esaslar gereğince sosyal güvenliği güvence altına alınır.

İsteğe bağlı sosyal sigorta, ek sosyal güvence şekilleri ve hayır işleri teşvik edilir.

 Madde 29

Kazakistan Cumhuriyeti vatandaşları sağlıklarının koruması hakkına sahiptirler.

Cumhuriyet vatandaşları, kanunlarla belirlenmiş ölçüde ücretsiz, güvenceli ve yaygın sağlık hizmeti alabilir.

Ücretli sağlık hizmetleri, kanunlarla belirlenen şartlar ve usullere göre, devlet ve özel sağlık kurumlarında, ayrıca özel tıbbi çalışmalar yürüten kişilerce verilebilir

Madde 30

Vatandaşların, devlet eğitim kurumlarında ücretsiz orta eğitim alma hakkı güvence altına alınır. Orta eğitim zorunludur.

Vatandaşlar, devletin yüksek eğitim kurumlarında rekabetçi bir temelde, yüksek eğitim alma hakkına sahiptirler.

Vatandaşlar kanunda belirtilen esas ve koşullarda, özel eğitim kurumlarında eğitim alma ve ödeme yapma hakkına sahiptir.

Devlet ülke genelinde zorunlu genel eğitim standartlarını belirler. Her türlü eğitim kurumunun faaliyeti bu standartlara uygun olmalıdır.

 Madde 31

Devlet, insan yaşamı ve sağlığına uygun bir çevreyi korumayı amaç edinir.

Yetkililer, kanuna göre, insan yaşamını ve sağlığını tehdit eden olayları ve koşulları gizlemekten dolayı sorumlu tutulurlar.

Madde 32

Kazakistan Cumhuriyeti vatandaşları, barışçıl ortamda ve silahsız olarak, toplanma, miting, yürüyüş, gösteri, sokak tören ve protestosu yapma hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılması devlet güvenliği, kamu düzeni, sağlığın korunması ve diğer kişilerin, hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Madde 33

Kazakistan Cumhuriyeti vatandaşları, doğrudan veya kendi temsilcileri aracılığıyla devlet yönetimine katılma, kişisel olarak hitap etme, ayrıca devlet organlarına ve yerel yönetimlere bireysel ve toplu başvuruda bulunma hakkına sahiptirler.

Cumhuriyet vatandaşları, devlet organlarına ve yerel yönetimlere seçme ve seçilme, ayrıca genel referandumlara katılma hakkına sahiptirler.

Mahkeme tarafından ehliyetsizliğine hükmedilen, ayrıca mahkeme kararıyla cezaevinde hükümlü olan vatandaşlar, seçme ve seçilme, referanduma katılma hakkına sahip değildirler.

Kazakistan vatandaşları eşit olarak devlet memuriyetine girme hakkına sahiptirler. Devlet memuru olarak çalışmak isteyen adaylarda aranan koşullar, sadece görevin özellikleriyle bağlantılı olabilir ve kanunlarla belirlenir.

 Madde 34

Herkes, Anayasa ve Kazakistan Cumhuriyeti kanunlarına uymak, diğer kişilerin hak ve özgürlüklerine, şeref ve onurlarına saygı göstermekle yükümlüdür.

Herkes, Kazakistan Cumhuriyetinin devlet simgelerine saygı göstermekle yükümlüdür.

Madde 35

Kanunlarla belirlenmiş vergi, harç ve benzeri yükümlülüklerin ödenmesi herkesin ödevi ve sorumluluğudur.

Madde 36

Kazakistan Cumhuriyetini savunma, her bir vatandaşın kutsal borcu ve yükümlülüğüdür.

Kazakistan vatandaşları, kanunların öngördüğü şekil ve yöntemlerde askeri hizmetlerini yaparlar.

 Madde 37

Kazakistan Cumhuriyeti vatandaşları, tarihi ve kültürel mirası korumaya özen göstermekle, tarihi ve kültürel anıtları muhafaza etmekle yükümlüdürler.

Madde 38

Kazakistan Cumhuriyeti vatandaşları, doğayı korumak, doğal servetlere özenle davranmakla yükümlüdürler.

Madde 39

İnsan ve vatandaş hak ve özgürlükleri, sadece anayasal düzen, kamu düzeni, insan hakları ve özgürlükleri, halkın sağlığı ve ahlaki değerleri korumanın gerektirdiği derecede ve sadece kanunlarla sınırlanabilir.

Milletlerarası barışı ihlal edebilecek her türlü eylem Anayasaya aykırıdır.

Siyasi gerekçelerle hiç bir şekilde insan hakları ve özgürlükleri sınırlandırılamaz. Anayasanın 10, 11, 13-15. maddelerinde ve 16. maddesinin 1.fıkrasında, 17, 19, 22. maddelerinde, ayrıca 26. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen hak ve özgürlükler hiç bir şekilde sınırlandırılamaz.

3.KISIM

DEVLET BAŞKANI

Madde 40

Kazakistan Cumhurbaşkanı devletin başı olup, devletin iç ve dış politikasının temel yönlerini belirleyen ve Kazakistan’ı ülke içinde ve uluslararası ilişkilerde temsil eden en yüksek yetkili kişidir.

Cumhurbaşkanı, halkın birliğinin ve devlet iktidarının, Anayasanın, insan ve vatandaşların hak ve özgürlüklerinin dokunulmazlığının, simgesi ve güvencesidir.

Cumhurbaşkanı, devlet iktidarının bütün kollarının uyum içinde çalışmasını, hakimiyet organlarının halk karşısında sorumluluğunu sağlar.

 Madde 41

Kazakistan Cumhurbaşkanı anayasal kanun uyarınca, Kazakistan Cumhuriyetinin reşit vatandaşları tarafından genel, eşit ve doğrudan seçme hakkına dayanan gizli oylamayla beş yıllık süre için seçilir.

Doğumdan Kazakistan Cumhuriyeti vatandaşı olan, en az kırk yaşını doldurmuş, Kazakistan’da son 15 yıl ikamet etmiş ve devlet dilini serbestçe kullanabilen her bir vatandaş Cumhurbaşkanı seçilebilir.

Cumhurbaşkanı olağan seçimleri Aralık ayının ilk Pazar günü yapılır ve tarih olarak Parlamento seçimleriyle aynı günde gerçekleştirilemez.

Olağanüstü başkanlık seçimleri, Cumhurbaşkanı tarafından kararlaştırılır ve Anayasal kanunla belirlenen zaman ve koşullarda yapılır

Oylamaya katılan seçmenlerin yüzde ellisinden fazlasının oyunu alan aday seçilmiş sayılır. Adaylardan hiç birisinin gereken oy miktarını alamaması durumunda tekrar oylama yapılır ve bu oylamaya en fazla oy almış iki aday katılır. Oylamaya katılan seçmenlerin çoğunluğunun oylarını alan aday seçilmiş sayılır.

Madde 42

Kazakistan Cumhurbaşkanı, halka, aşağıdaki şekilde yemin ettikten sonra göreve başlar: “Kazakistan halkına sadakatle hizmet edeceğime, Anayasaya ve Kazakistan kanunlarına titizlikle uyacağıma, vatandaşların hak ve özgürlüklerini güvence altına alacağıma, Kazakistan Cumhurbaşkanı gibi yüce bir görevden doğan yükümlülüklerimi vicdanla ve namuslu şekilde yerine getireceğime resmen yemin ederim”

Yemin töreni, Ocak ayının ikinci Çarşamba günü Parlamento milletvekilleri, Anayasa Mahkemesi üyeleri, Yüksek Mahkeme hakimleri ve Kazakistan’ın eski Cumhurbaşkanlarının katılımıyla, törensel bir ortamda, gerçekleştirilir. Anayasanın 48. maddesinde öngörülen durumda, Kazakistan Cumhurbaşkanı yetkilerini üslenen kişi, Cumhurbaşkanı yetkilerini üslendiği günden itibaren bir ay içinde yemin eder.

Cumhurbaşkanının yetkileri, yeni Cumhurbaşkanı göreve başladığı andan itibaren, ayrıca zamanından önce görevinden alınması veya uzaklaştırılması, yahut ölümü durumunda sona erer. Görevinden uzaklaştırılanlar dışında bütün eski Cumhurbaşkanları, Kazakistan Cumhuriyetinin eski Cumhurbaşkanı unvanını taşırlar.

Aynı kişi üst üste iki defadan fazla Cumhurbaşkanı seçilemez. Bu kısıtlama Kazakistan Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanı için geçerli değildir.

Madde 43

Kazakistan Cumhurbaşkanı, temsili organlarda milletvekili olamaz, diğer maaşlı görevlerde bulunamaz ve girişimcilik faaliyetini gerçekleştiremez.

 Madde 44

Kazakistan Cumhurbaşkanı:

Ülkenin durumu ve Kazakistan Cumhuriyetinin iç ve diş politikasının temel yönlerine ilişkin yıllık mesajla Kazakistan halkına yıllık hitap eder;

Cumhuriyetin Parlamentosu ve Kamaralarına olağan ve olağanüstü seçimleri belirler; Parlamentoyu ilk dönem toplantısına çağırır ve milletvekillerinin Kazakistan halkı karşısında yaptıkları yemini kabul eder; Parlamentoyu olağanüstü toplantıya çağırır; Parlamento Senatosunun sunduğu kanunu bir ay içinde imzalar ve ilan eder veya tekrar görüşülmek ve oylanmak üzere kanunu veya belli maddelerini geri gönderir;

Parlamento Meclisinde temsil edilen siyasi parti grupları ile yapılan istişareler sonrasında, Cumhuriyetin Başbakan adayını onaylanmak üzere Meclise sunar; Parlamento Meclisinin onayından sonra, Cumhuriyetin Başbakanını atar; onu görevinden alır; Başbakanın önerisi üzerine Cumhuriyet Hükümetinin yapısını belirler, Hükümet dışındaki merkezi yürütme organlarını kurar, fesheder veya yeniden yapılandırır, Cumhuriyet Hükümeti üyelerini atar; Dışişleri, Savunma, İçişleri ve Adalet Bakanlarını atar; Hükümet üyelerinin görevlerine son verir; Hükümet üyelerinin yeminlerini kabul eder; özel öneme sahip konularda, Hükümet toplantılarına başkanlık eder; Parlamento Meclisine kanun tasarısı sunması için Hükümetten istekte bulunur; Hükümetin ve vilayetlerin, büyük kentlerin ve başkentin akimlerinin düzenlemelerini tamamen veya kısmen iptal eder veya askıya alır;

Senatonun onayı ile Kazakistan Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanını, Başsavcıyı ve Milli Güvenlik Komitesi Başkanını göreve atar; onların görevlerine son verir;

Cumhurbaşkanına karşı doğrudan sorumlu ve hesap veren Hükümet kuruluşlarını kurar, fesheder ve yeniden yapılandırır, bu kurumların yöneticilerini atar ve görevden alır;

Cumhuriyetin diplomatik temsilciliklerinin yöneticilerini göreve atar ve geri çağırır.

Merkez Seçim Komisyonu Başkanı ve iki üyesini, Cumhuriyet bütçesi denetimine ilişkin Denetim Komitesi Başkanı ve iki üyesini beş yıllık süreyle göreve atar;

Cumhuriyetin devlet programlarını onaylar;

Başbakanın teklifi üzerine devlet bütçesi hesabında bulunan bütün organ ve kurumlarda çalışanların maaşları ve bunların finansmanı için bir bütün oluşturan sistemi onaylar;

Ulusal referandum yapılması konusunda karar alır;

Cumhuriyetin uluslararası antlaşmalarını görüşür ve imzalar; onay belgelerini imzalar; yabancı devletlerin diplomatik ve diğer temsilcilerinin güven mektuplarını ve geri çağırma belgelerini kabul eder;

Cumhuriyetin Silahlı Kuvvetlerinin Yüksek Başkumandanıdır ve Silahlı Kuvvetlerin üst düzey komutanlarını göreve atar ve görevden alır;

Cumhuriyetin devlet ödülleri, onursal ödüler, üst düzey askeri ve diğer rütbeler, sayılı unvanlar, diplomatik payeler, yeterlilik dereceleri ile ödüllendirir;

Cumhuriyetin vatandaşlığı ve siyasi sığınma verilmesi konularını karara bağlar;

Vatandaşlar için af çıkarır;

Cumhuriyetin demokratik kurumları, bağımsızlığı, toprak bütünlüğü, siyasi istikrarı, vatandaşların güvenliği ciddi ve doğrudan tehdit altındaysa ve devletin anayasal kurum ve birimlerinin normal işleyişi sürdürülemiyorsa, Cumhurbaşkanı, Kazakistan Başbakanı ve Parlamento Kamaralarının Başkanlarıyla resmi danışma ve görüşmelerden sonra, Kazakistan genelinde ve belli bir bölgesinde olağanüstü hal ilan edilmesi ve Cumhuriyetin Silahlı Kuvvetlerinin kullanılması dahil, bu konudaki kararını derhal Parlamentoya bildirmek koşuluyla, söz konusu durumun gerektirdiği her türlü önlemleri alır.

Cumhuriyete karşı saldırı veya onun güvenliğine karşı yakın dış tehlike durumunda ülkenin belirli bölgelerinde veya genelinde sıkıyönetim uygular, kısmi veya tam seferberlik ilan eder ve kararını derhal Parlamentoya bildirir;

Kendine bağlı olan Cumhuriyet Devlet Başkanlığı Koruma Hizmetini ve Cumhuriyet Muhafız Birliğini oluşturur;

Kazakistan Cumhuriyeti Devlet Sekreterini göreve atar ve görevden alır, onun statüsünü ve yetkilerini belirler; Cumhurbaşkanlığı Sekreterliğini oluşturur;

Güvenlik Kurulunu ve diğer danışma ve istişare organlarını, ayrıca Kazakistan Halkları Meclisini ve Yüksek Yargı Kurulunu oluşturur;

Anayasa ve kanunlara uygun olarak diğer yetkilerini kullanır.

Madde 45

Kazakistan Cumhurbaşkanı, Anayasa ve kanunlara dayanarak ve uygulanması için Cumhuriyet genelinde bağlayıcı olan kararname ve emirler çıkarır.

Anayasanın 53. maddesinin 4. bendinde öngörülen durumlarda, Cumhurbaşkanı kanunlar çıkarır, 61. maddenin 2. fıkrasında öngörülen durumdaysa, Cumhuriyet kanunlarının uygulanmasına yönelik kanun hükmünde kararname çıkarır.

Cumhurbaşkanınca imzalanmış Parlamento düzenlemeleri, ayrıca Hükümetin teşebbüsüyle çıkarılan Cumhurbaşkanı düzenlemeleri, bunların hukuka uygunluğunda yargısal olarak sorumlu olan, sırasıyla Parlamentonun her iki kamarasının Başkanlarınca veya Başbakanca öncelikle imzalanır.

Madde 46

Kazakistan Cumhurbaşkanı, onun şeref ve onuru dokunulmazdır.

Cumhurbaşkanı ve ailesinin geçimi, güvenliği ve korunması devlet tarafından sağlanır.

Bu madde hükümleri eski Cumhurbaşkanlarını da kapsar.

Kazakistan ilk Cumhurbaşkanın konumu ve yetkileri, Cumhuriyet Anayasası ve Anayasal kanunla belirlenir.

 Madde 47

Kazakistan Cumhurbaşkanı hastalık nedeniyle devamlı olarak görevlerini yerine getiremediği hallerde zamanından önce görevinden alınabilir. Bu durumda, Parlamento her iki kamaradan eşit sayıda üyeden ve ilgili tıp dallarında uzmanlardan oluşan bir komisyon kurar. Cumhurbaşkanın zamanından önce görevinden alınmasına ilişkin karar, Parlamento kamaralarının bileşik toplantısında söz konusu komisyon görüşü ve belirlenmiş anayasal prosedürlere uyulmasına ilişkin Anayasa Konseyinin görüşü esas alınmak suretiyle, her Kamaranın üye tam sayısının en az dörtte üç oy çoğunluğuyla kabul edilir.

Cumhurbaşkanı, sadece görevlerini yerine getirirken işlemiş olduğu eylemlerden dolayı sorumlu tutulabilir ve sadece vatana ihanet dolayısıyla Parlamento tarafından görevinden uzaklaştırılabilir. Suçlama ve ilgili tahkikat için karar, milletvekillerinin üye tam sayısının en az üçte birinin isteği üzerine Meclis milletvekilleri üye tam sayısının en az yarısından fazlasının oyuyla alınır. Suçlamayla ilgili tahkikat, Senato tarafından düzenlenir ve sonuçlar Senatonun üye tam sayısının en az yarısından fazlasının oyuyla, Parlamento Kamaralarının bileşik toplantısının görüşüne sunulur. Bu konuda nihai karar, ithamın gerekçeliliğine ilişkin Yüksek Mahkeme görüşünün ve belirlenmiş anayasa prosedürlerine uyulmasına ilişkin Anayasa Konseyinin görüşünün olması şartıyla Parlamento Kamaralarının bileşik toplantısında, her iki Kamaranın toplam üye sayısının en az dörtte üçünün oyu ile kabul edilir. Suçlama tarihini izleyen iki ay içinde nihai karar alınmadığı durumda, Cumhurbaşkanına yöneltilen itham reddedilmiş sayılır. Cumhurbaşkanının vatana ihanetle suçlanmasının her hangi bir aşamada reddi, bu konunun görüşülmesini isteyen Meclis milletvekillerinin yetkilerinin zamanından önce sona ermesi sonucunu doğurur.

Cumhurbaşkanının, Cumhuriyet Parlamentosu veya Parlamento Meclisinin yetkilerinin zamanından önce sona ermesi konusunu görüştüğü sırada, Cumhurbaşkanının görevden uzaklaştırılmasına ilişkin konu gündeme getirilemez.

Madde 48

Kazakistan Cumhurbaşkanının zamanından önce görevinden ayrılması veya uzaklaştırılması, ayrıca ölümü durumunda, Cumhurbaşkanlığı görevi, kalan görev süresi için Parlamento Senatosu Başkanına geçer; Senato Başkanının, Cumhurbaşkanı görevini üslenememesi durumunda bu görev, Parlamento Meclis Başkanına geçer; Meclis Başkanının, Cumhurbaşkanı görevini üslenememesi durumunda bu görev, Başbakana geçer. Cumhurbaşkanı yetkilerini üslenen kişi, sırasıyla Senato Başkanı, Meclis Başkanı veya Başbakan görevini bırakır. Bu durumda boşalmış devlet görevlerinin doldurulması, Anayasada öngörülen şekilde gerçekleştirilir.

Bu maddenin birinci fıkrasında öngörülen esas ve şekilde Kazakistan Cumhurbaşkanı görevini üslenen kişi, Kazakistan Cumhuriyeti Anayasasına değişiklikler ve ilaveler yapılması girişiminde bulunma hakkı yoktur.

4.KISIM

PARLAMENTO

Madde 49

Kazakistan Cumhuriyeti Parlamentosu, yasama işlevini yerine getiren, Cumhuriyetin en üst temsili organıdır.

Parlamentonun yetkileri, ilk dönem toplantısı açıldığında başlar ve yeni seçilen Parlamentonun ilk toplantısında son bulur.

Parlamentonun yetkileri, Anayasada belirlenmiş durumlarda ve şekilde zamanından önce sona erdirilebilir.

Parlamentonun oluşumu ve faaliyeti, milletvekillerinin hukuki statüleri anayasal kanunla belirlenir.

Madde 50

Parlamento, daimi esasta çalışan iki kamaradan; Senato ve Meclisten oluşur.

Senato, Anayasal kanunla belirlenen şekilde, sırasıyla her ilden (oblast), büyük şehirden ve Kazakistan Cumhuriyetinin başkentinden ikişer kişi olmak üzere, seçilen vekillerden oluşur. Senatonun on beş üyesi Cumhurbaşkanı tarafından, ulusal-kültürel ve toplumun diğer menfaatleri göz önünde bulundurularak, doğrudan atanır.

Meclis, Anayasal kanuna göre seçilen 107 milletvekilinden oluşur.

Bir Parlamento üyesi aynı zamanda iki kamarada milletvekili olamaz.

Senato milletvekillerinin görev süresi altı yıl, Meclis milletvekillerinin görev süresi ise beş yıldır.

 Madde 51

Meclis milletvekillerinin seçilmesi, doğrudan, eşit ve genel seçim hakkına dayanan gizli oylamayla yapılır. Meclisin dokuz milletvekili, Kazakistan Halklar Meclisi tarafından seçilir. Meclisin olağan seçimleri, mevcut Parlamentonun yetkilerinin sona ermesine en az iki ay kala yapılır.

Senato seçimleri gizli oylamaya dayanan, dolaylı seçimler yoluyla yapılır. Senato milletvekillerinin yarısı her üç yılda bir tekrar seçilir. Olağan seçimler ise, söz konusu milletvekillerinin yetkilerinin sona ermesine en az iki ay kala yapılır.

Parlamento veya Parlamento Meclisi milletvekillerinin olağanüstü seçimleri, mevcut Parlamento veya Parlamento Meclisi milletvekillerinin yetkilerinin zamanından önce sona ermesini izleyen iki ay içinde yapılır.

Kazakistan Cumhuriyeti vatandaşlığında olan ve son on yıldır ülkede sürekli ikamet etmiş bir kişi milletvekili olabilir. Otuz yaşına ulaşmış, yüksek öğrenim yapmış, en az beş yıl iş deneyimi olan, ilgili il, büyük şehir veya başkentte en az üç yıl ikamet etmiş her bir Kazakistan Cumhuriyeti vatandaşı Senato milletvekili seçilebilir. Yirmi beş yaşını doldurmuş vatandaşlar Kazakistan Meclisine milletvekili olarak seçilebilirler.

Cumhuriyet Parlamentosu Milletvekilleri seçimi, Anayasal kanunla düzenlenir.

Parlamento milletvekili Kazakistan halkı karşısında yemin eder.

Madde 52

Parlamento milletvekilleri, Parlamento çalışmalarına katılmakla yükümlüdürler. Parlamentoda oylama, milletvekili tarafından şahsen yapılır. Haklı bir mazereti olmaksızın Kamaraların ve onların organlarının oturumlarına üç defadan fazla bir Milletvekilinin katılmaması, ayrıca oy hakkını devretmesi, kanunla öngörülen cezaların uygulanmasına sebep olur.

Parlamento milletvekili, başka bir temsili organda üye olamaz, eğitim, bilim ve diğer yaratıcılık faaliyetleri dışında herhangi bir ücretli görevde bulunamaz, girişimcilik faaliyeti yapamaz veya ticari kurumların yönetim organı veya denetim kurulunda görev alamaz. Bu kuralların ihlali, milletvekili görevlerinin sona ermesine sebep olur.

Parlamento üyesi suçüstü yakalanma ve ağır suç işleme durumları hariç, görev süresince ilgili kamaranın izni olmaksızın, gözaltına alınamaz, tutuklanamaz, yargı kararıyla idari cezaya çarptırılamaz, hakkında suç dolayısıyla dava açılamaz.

Parlamento milletvekilinin yetkileri, istifa etmesi, ölümü, yürürlüğe girmiş bir mahkeme kararıyla yasal ehliyetsizliğinin, ölüm ya da gaipliğinin belirlenmesi ve Anayasa ve Anayasal kanunla belirlenmiş diğer durumlarda sona erer.

Parlamento milletvekilin görevi şu durumlarda sona erer

Kazakistan dışına daimi ikamet etmek için çıkması;

Bir mahkeme tarafından verilen mahkumiyet kararının yürürlüğe girmesi;

Kazakistan Cumhuriyeti vatandaşlığını kaybetmesi;

Bir Parlamento Meclis milletvekili şu durumlarda görevinden yoksun bırakılır:

Anayasal kanuna uygun olarak seçildiği bir siyasi partiden istifa etmesi ya da ihraç edilmesi;

Anayasal kanun uyarınca milletvekili seçildiği siyasi partinin fesih edilmesi. Senatoya atanan üyelerin yetkileri, Cumhurbaşkanı tarafından fesih edilebilir.

Parlamento Meclisi ve milletvekillerinin yetkileri, Parlamento veya Parlamento Meclisinin dağılması ile sona erer.

Milletvekillerine karşı uygulanacak işlemler, bu maddenin 3. fıkrasına ilişkin taleplere uyulması, milletvekilinin davranış kuralları, ayrıca, milletvekili yetkilerinin sona ermesi, yetkilerinin ve dokunulmazlıklarının ortadan kaldırılmasıyla ilgili konuların hazırlanması görevi, Kazakistan Cumhuriyeti Merkezi Seçim Komisyonu tarafından yerine getirilir.

Madde 53

Kamaraların bileşik oturumunda Parlamento:

Kazakistan Cumhurbaşkanının teklifi üzerine Anayasada değişiklik ve ilaveler yapar;

Devlet bütçesini, Hükümetin ve bütçe denetiminden sorumlu Denetim Komitesinin bütçenin uygulanmasına ilişkin raporlarını onaylar. Hükümetin ulusal bütçenin uygulanmasına ilişkin raporunun onaylanmaması, Parlamentonun Hükümete karşı güvensizliği anlamına gelir.

Cumhurbaşkanının isteği üzerine, her bir kamaranın milletvekili üye tam sayısının üçte iki oy çoğunluğuyla, yasama yetkisi azami bir yıl süreyle Cumhurbaşkanına devredilebilir;

Savaş ve barışa karar verir;

Cumhurbaşkanının önerisi üzerine uluslararası barış ve güvenliği korumaya yönelik yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla, Silahlı Kuvvetleri kullanma konusunda karar verir;

Cumhuriyette anayasal düzene uygunluğa dair Anayasa Konseyinin yıllık mesajlarını dinler;

Kamaraların ortak komisyonlarını oluşturur, onların başkanlarını seçer ve görevden alır, komisyonların faaliyetlerine ilişkin raporları dinler;

Anayasa ile Parlamentoya tanınmış diğer yetkileri kullanır.

Madde 54

Parlamento, Anayasal kanun ve diğer kanunlar dahil, sırasıyla önce Meclis, sonra Senatoda konuların ardı ardına görüşülmesi yoluyla, kamaralarının ayrı ayrı oturumlarında:

Ulusal bütçeyi onaylar, değişiklik ve ilaveler yapar;

Devlet vergi ve harçlarını belirler ve iptal eder;

Kazakistan Cumhuriyetinin idari-mülki yapısı ile ilgili sorunların çözüm yollarını belirler;

Devlet ödüllerini, onursal, askeri ve diğer unvanları, payeleri ve rütbeleri, diplomatik paye ve dereceleri, Cumhuriyetin devlet simgelerini belirler;

Devletin borçlanması ve devlet tarafından ekonomik ve başka yardım yapılması konularını görüşür;

Vatandaşlar için genel af çıkarır;

Cumhuriyetin uluslararası antlaşmalarını onaylar ve iptal eder.

Parlamento, sırasıyla önce Meclis, sonra Senatoda konuların ardı ardına görüşülmesi yoluyla, kamaralarının ayrı ayrı oturumlarında:

Ulusal bütçenin onaylanması hakkında raporu görüşür;

Cumhurbaşkanı tarafından itiraz edilen kanun veya kanun maddelerini, söz konusu itiraz tarihini izleyen bir ay içinde tekrar görüşür veya oylamaya sunar. Bu süreye uyulmaması halinde, Cumhurbaşkanının itirazları kabul edilmiş sayılır. Eğer Meclis ve Senato, daha önce kabul ettiği kararını, her kamaranın milletvekili üye tam sayısının üçte iki oy çoğunluğuyla yeniden onaylarsa, Cumhurbaşkanı, bir ay içinde kanunu imzalar. Cumhurbaşkanının itirazları kamaralardan en az biri tarafından aşılamıyorsa, kanun kabul edilmemiş veya Cumhurbaşkanının önerdiği şekliyle kabul edilmiş sayılır. Anayasal kanunların Parlamento tarafından kabul edilen hükümlerine, Cumhurbaşkanının itirazı, bu bentte öngörüldüğü şekliyle ele alınır. Parlamentonun her kamerasının üye sayısının en az dörtte üç çoğunluğu ile Cumhurbaşkanının anayasal kanunlara itirazı aşılır.

Cumhuriyet referandumu konusunda istekte bulunur.

 Madde 55

Aşağıdakiler sadece Senatonun yetkisindedir:

Kazakistan Cumhurbaşkanının önerisi üzerine Cumhuriyet Yüksek Mahkemesi Başkanını, ve Yüksek Mahkemesi hakimlerinin seçilmesi ve görevden alınması, onların yemininin kabul edilmesi;

Cumhurbaşkanı tarafından, Merkez Bankası, Başsavcı ve Milli Güvenlik Komitesi Başkanının atamasına onay verilmesi;

Cumhuriyet Başsavcısı, Yüksek Mahkeme Başkanı ve hakimlerinin dokunulmazlığının kaldırılması;

Meclisin geçici olarak çalışmalarına ara verdiği ya da görevinin erken sona ermesi durumlarında, Anayasal kanun ve kanunların kabulüne ilişkin, Cumhuriyet Parlamentosunun işlevini yerine getirmek;

Senato, Anayasa tarafından verilen diğer görevleri yerine getirir.

 Madde 56

Meclisin münhasır yetkisine aşağıdakiler girer:

Parlamentoda değerlendirilmek üzere, Anayasal kanun ve kanun taslaklarını hazırlamak ve bu taslakları görüşmek;

Senatonun milletvekillerinin çoğunluğunun oyuyla, Cumhuriyetin Başbakanının atanması için Cumhurbaşkanına onay vermek;

Cumhurbaşkanı olağan seçimlerinin ilan edilmesi;

Parlamento Meclisine Anayasa tarafından verilen diğer yetkileri kullanır.

Melis milletvekillerinin en az beşte birinin teklifiyle ve Meclis milletvekillerinin oy çokluğuyla, Hükümete güvensizlik oyu verme hakkına sahiptir.

Madde 57

Parlamentonun her bir kamarası diğer kamaradan bağımsız olarak aşağıdakileri gerçekleştirir:

Anayasa Konseyinin iki üyesini atamak; Merkezi Seçim Komisyonunun iki üyesini, Devlet bütçesinin uygulanması hakkında denetimden sorumlu Denetim Komitesinin üç üyesini, beş yıllık süre için göreve atamak;

Bu Anayasanın 47. maddesinin l. fıkrasında öngörülen durumda, Parlamentonun oluşturduğu komisyon üyelerinin yarısını göreve atamak;.

Kamaraların ortak komisyonlarının üyelerinin yarısını seçmek;

Kamaraların milletvekillerinin yetkilerini sona erdirmek, ayrıca Kazakistan Cumhuriyet Başsavcısının önerisiyle kamaraların milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması konusunda karar almak;

Kendi yetkilerine giren konularda parlamento görüşmeleri yapmak;

Kamara milletvekilleri üye tam sayısının en az üçte birinin isteği üzerine, Hükümet üyelerinden faaliyetlerine ilişkin rapor isteyebilir. Bu raporun sonucunda, Kamara milletvekilleri üye tam sayısının üçte iki oy çoğunluğuyla, Hükümet üyesinin kanunları ihlal ettiği gerekçesiyle görevden alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanına müracaatta bulunabilir. Eğer Cumhurbaşkanı bu müracaatı geri çevirirse, milletvekilleri ilk müracaat tarihinden altı ay sonra kamara milletvekili üye tam sayısının en az üçte iki çoğunluğuyla Hükümet üyesinin görevden alınmasına ilişkin konuyu tekrar Cumhurbaşkanının gündemine getirebilirler. Bu durumda Cumhurbaşkanı Hükümet üyesini görevden alır;

Kamaraların koordinasyon ve çalışma organlarını oluşturmak;

Kendi faaliyet içtüzüğünü ve kamaranın yapısı ve iç düzenine ilişkin konularda diğer kararları almak.

Madde 58

Kamaralar, devlet dilini akıcı şekilde kullanabilen milletvekilleri arasından, Senato ve Meclis milletvekili üye tam sayılarının çoğunluğu tarafından gizli oylamayla seçilen Başkanlar yönetir. Senato Başkanlığına adaylık, Kazakistan Cumhurbaşkanı tarafından gösterilir. Meclis Başkanı adayını kamaranın milletvekilleri belirler.

Kamara Başkanları, milletvekili üye tam sayısının oy çoğunluğu ile görevden alınabilir veya istifa edebilirler.

Parlamento kamaraları Başkanları:

Kamaraları oturuma çağırır ve oturumları yönetirler;

Kamaraların görüşüne sunulacak konuların hazırlanmasında genel gözetimde bulunurlar;

Kamaraların başkan yardımcılıklarına adaylıkları, kamaraların onayına sunarlar;

Kamaraların faaliyetlerinde iç tüzüklere uyulmasını sağlarlar;

Kamaraların koordinasyon organlarının faaliyetlerini denetlerler;

Kamaraların kabul ettikleri düzenlemeleri imzalarlar;

Anayasa Konseyine, Merkezi Seçim Komisyonuna ve Devlet bütçesinin uygulanması hakkında denetimden sorumlu Denetim Komitesine üyelik için, Kamaralara aday sunarlar.

Parlamento Tüzüğü uyarınca kendilerine verilmiş diğer görevleri yerine getirirler;

Meclis Başkanı:

Parlamentonun dönem toplantısını açar;

Kamaraların olağan bileşik oturumunu toplantıya çağırır ve kamaraların olağan ve olağanüstü bileşik oturumlarına başkanlık yapar;

Kamara başkanları yetkileri dahilinde emirler çıkartırlar.

Madde 59

Parlamento toplantıları, kamaraların bileşik veya ayrı toplantıları şeklinde düzenlenir.

Parlamentonun ilk oturumu, Kazakistan Cumhurbaşkanı tarafından seçim sonuçlarının ilanını izleyen otuz gün içinde toplantıya çağrılır.

Parlamentonun olağan dönem toplantıları Eylül ayının ilk mesai gününden başlamak üzere Haziran ayının son mesai gününe kadar yılda bir kez düzenlenir.

Parlamento toplantısı, genelde Cumhurbaşkanı tarafından açılır, Senato ve Meclisin bileşik toplantısında kapanır. Parlamentonun dönem toplantıları arasında, Cumhurbaşkanı kendi girişimiyle, kamara başkanlarının teklifi üzerine veya Parlamento milletvekilleri üye tam sayısının en az üçte birinin teklifiyle, Parlamentoyu olağanüstü oturuma çağırabilir. Bu oturumda sadece toplanmaya esas oluşturan konular görüşülebilir.

Kamaraların bileşik ve ayrı oturumları, her kamaranın milletvekili üye tam sayısının en az üçte ikisinin hazır bulunduğu durumda düzenlenebilir.

Kamaraların bileşik ve ayrı oturumları açıktır. İçtüzüklerle öngörülen durumlarda kapalı oturumlar düzenlenebilir. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Hükümet üyeleri, Milli Banka Başkanı, Başsavcı ve Milli Güvenlik Komitesi Başkanı istediği oturuma katılabilir ve dinlenilebilir.

Madde 60

Kamaralar, her bir kamarada yediden çok olmamak üzere, daimi komiteler oluştururlar.

Kamaraların ortak faaliyetleriyle ilgili konuların çözümü için, Senato ve Meclis, eşitlik temelinde, ortak komisyonlar oluştururlar.

Komiteler ve komisyonlar, yetkilerine giren konularında kararlar alırlar.

Komite ve komisyonların oluşturulması, yetkileri ve faaliyet şekli kanunla belirlenir.

Madde 61

Yasama teklifinde bulunma hakkı, Cumhurbaşkanına, Parlamento milletvekillerine ve Hükümete aittir ve sadece Mecliste kullanılabilir.

Cumhurbaşkanı, kanun tasarılarının görüşülme önceliğini belirleme, ayrıca bir kanun tasarısının sunulmasını takip eden bir ay içinde Parlamento tarafından görüşülmesini sağlamak üzere, kanun tasarısının ivedilikle görüşülmesi gerektiğini ilan etme hakkına sahiptir. Söz konusu talebin Parlamento tarafından yerine getirilmediği durumda, Cumhurbaşkanı kanun hükmünde Kararname çıkarabilir ve bu Kararname, Anayasada öngörülen şekilde Parlamento tarafından yeni kanun kabul edilmesine kadar yürürlükte kalır.

Parlamento önemli toplumsal ilişkileri düzenleyen ve aşağıdaki konulara ilişkin temel ilke ve normları belirleyen kanunlar çıkarma hakkına sahiptir:

Gerçek ve tüzel kişilerin hak ehliyeti, kişi hak ve özgürlükleri, gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ve sorumlulukları;

Mülkiyetin koşulları ve diğer mülkiyet hakları;

Devlet organlarının ve yerel yönetim organlarının kuruluş ve faaliyetleri ile devlet ve askerlik hizmetinin esasları;

Vergiler, harçlar ve diğer zorunlu ödemelerin belirlenmesi;

Cumhuriyet bütçesi;

Yargı sistemi ve yargılama konuları;

Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik;

İşletmeler ve varlıklarının özelleştirilmesi;

Çevrenin korunması;

Cumhuriyetin idari-mülki yapısı;

Devletin savunmasının ve güvenliğinin sağlanması. Diğer tüm ilişkiler, yasal düzenlemelere tabidir.

Mecliste görüşülen ve milletvekili üye tam sayısının oy çoğunluğu ile onaylanan kanun tasarısı Senatoya intikal eder ve burada en çok altmış gün içinde görüşülür. Senato milletvekili üye tam sayısının oy çoğunluğu ile kabul edilen tasarı, yasalaşır ve on gün içinde Cumhurbaşkanının imzasına sunulur. Senato milletvekili üye tam sayısının oy çoğunluğuyla tümüyle reddedilen tasarı Meclise iade edilir. Meclis, milletvekili üye tam sayısının üçte iki oy çoğunluğuyla aynı tasarıyı tekrar onaylarsa, tasarı tekrar görüşülmesi ve oylanması için Senatoya gönderilir. İkinci kez reddedilen tasarı aynı dönem toplantısı süresince tekrar sunulamaz.

Kanun tasarısına, Senato milletvekili üye tam sayısının oy çoğunluğuyla yapılan değişiklikler ve ilaveler Meclise gönderilir. Meclis, milletvekili üye tam sayısının oy çoğunluğuyla teklif olunan değişiklik ve ilaveleri kabul ederse, kanun kabul edilmiş sayılır. Meclis aynı oy çoğunluğu ile Senatonun önerdiği ilave ve değişikliklere karşı çıkarsa, Kamaralar arasındaki anlaşmazlık, uzlaşma yöntemleriyle giderilir.

Anayasal kanun tasarısı, Meclis üye tam sayısının en az üçte iki çoğunluğu ile görüşülüp ve onaylandıktan sonra Senatoya gönderilir ve Senato en geç altmış gün içinde bu tasarıyı ele alır. Senato milletvekillerinin en az üçte iki çoğunluğu ile onaylanan tasarı anayasal kanun haline gelir ve on gün içinde imzalanmak üzere Cumhurbaşkanına sunulur. Anayasal kanun tasarısı, Parlamentoda Meclis ve Senato üye tamsayısının oy çokluğu ile reddedilebilir.

Anayasal kanun tasarısına, Senato milletvekili üye tam sayısının en az üçte iki çoğunluğuyla yapılan değişiklikler, Meclise gönderilir. Meclis, milletvekili üye tam sayısının en az üçte iki oy çoğunluğuyla, teklif olunan değişiklik ve ilaveleri kabul ederse, kanun kabul edilmiş sayılır.

Meclis, en az üçte iki oy çoğunluğu ile Senatonun önerdiği ilave ve değişikliklere karşı çıkarsa, Kamaralar arasındaki anlaşmazlık, uzlaşma yöntemleriyle giderilir.

Devlet gelirlerinin azaltılmasını veya devlet harcamalarının artırılmasını öngören kanun tasarıları, sadece hükümetin olumlu görüşünün alınması şartıyla önerilebilir. Cumhurbaşkanının bir yasama teşebbüsü olarak, Meclise sunulan kanun tasarısı için, bu şartın varlığı gerekli değildir.

Hükümet tarafından sunulan kanun tasarısı kabul edilmemesi durumunda, Başbakan Parlamento Kamaralarının bileşik oturumunda Hükümete güvenoyu konusunu gündeme getirebilir. Bu konuyla ilgili oylama, güvenoyu konusu gündeme geldiği andan itibaren en az kırk sekiz saat sonra yapılabilir. Güvensizlik oyu teklifi, her bir kameranın oy çokluğu ile kabul edilmezse, kanun tasarısı oyla­ma­ yapılmaksızın kabul edilmiş sayılır. Fakat Hükümet bu hakkını, yılda bir defadan fazla kullanamaz.

Madde 62

Parlamento, Cumhuriyetin tamamında uygulanması zorunlu olan, Kazakistan Cumhuriyeti kanunları, Parlamento kararları, Senato ve Meclis kararları şeklinde, yasal düzenlemeler kabul eder.

Cumhuriyet Kanunları, Cumhurbaşkanı tarafından imzalandıktan sonra yürürlüğe girer.

Anayasaya değişiklikler ve ilaveler, her bir kamaranın milletvekili üye tam sayısının en az dörtte üç oy çoğunluğu ile yapılır.

Anayasal kanunlar, Anayasada belirtilen konularla ilgili olarak her bir kamaranın milletvekili üye tam sayısının en az üçte iki oy çoğunluğuyla kabul edilir.

Parlamento ve Kamaralarının yasal düzenlemeleri, Anayasada aksi öngörülmedikçe, Kamaraların milletvekilleri toplam oy sayısının çoğunluğuyla kabul edilir.

Kazakistan Cumhuriyeti Anayasasına ilave ve değişiklikler yapılmasına ilişkin görüşmelerin en az iki defa yapılması zorunludur.

Cumhuriyet kanunları, Parlamento ve Kamaralarının kararları Anayasaya aykırı olamaz. Parlamento ve kamaraların kararları kanunlara aykırı olamaz.

Kanun ve diğer normatif hukuk düzenlemelerinin hazırlanması, sunulması, görüşülmesi, yürürlüğe konması ve yayımlanması şekli özel bir kanunla, Parlamento ve kamaralarının iç tüzükleriyle belirlenir.

Madde 63

Kazakistan Cumhurbaşkanı Parlamentonun Kameralarının Başkanları ve Başbakanla görüştükten sonra, Parlamentoyu ve Parlamento Meclisini feshedebilir.

Parlamento, olağanüstü hal ve sıkıyönetim durumlarında, Cumhurbaşkanının görev süresinin son altı ayı içinde, ayrıca bir önceki Parlamento feshini izleyen bir yıl içinde, feshedilemez.

 

5.KISIM HÜKÜMET

Madde 64

Hükümet, Kazakistan Cumhuriyetinde yürütme yetkisini kullanır, yürütme organına başkanlık eder ve faaliyetlerini düzenler.

Hükümet, kolejyal bir organdır ve bütün faaliyetlerinden dolayı Cumhurbaşkanı karşısında sorumludur, ayrıca Anayasada belirtilen durumlarda Parlamento Meclisi ve Parlamento önünde sorumludur.

Hükümet üyeleri, Anayasanın 57. maddesi 6. bendinde öngörülen durumlarda Parlamentonun kamaralarına hesap verir.

Hükümetin yetkileri, kuruluş şekli ve faaliyeti anayasal kanunla belirlenir.

Madde 65

Hükümet, Kazakistan Cumhurbaşkanı tarafından Anayasada öngörülen şekilde kurulur.

Hükümetin yapısı ve oluşumu konusunda teklifler, Başbakanın atanmasından sonra on gün içinde Başbakan tarafından Cumhurbaşkanına sunulur.

Hükümet üyeleri halka ve Kazakistan Cumhurbaşkanına yemin eder.

Madde 66

Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti:

Devletin sosyo-ekonomik politikasının, onun savunma gücünün, güvenliğinin, kamu düzeninin sağlanmasının temel yönlerini belirler ve bunların gerçekleştirilmesini organize eder;

Devlet bütçesini ve onun uygulanmasına ilişkin raporu Parlamentoya sunar, bütçenin uygulanmasını sağlar;

Meclise kanun tasarıları sunar ve kanunların uygulanmasını sağlar;

Devlet mülkiyetinin yönetimini düzenler;

Cumhuriyetin dış politikasının yürütülmesine ilişkin önlemler alır;

Bakanlıkların, devlet komitelerinin, diğer merkezi ve yerel yürütme organlarının faaliyetlerini yönetir;

Bakanlıkların, devlet komitelerinin, devletin diğer merkezi ve yerel yürütme organlarının düzenlemelerini tamamen veya kısmen iptal eder veya yürürlüğünü durdurur;

Hükümete girmeyen merkezi yürütme organlarının yöneticilerini göreve atar ve görevden alır;

Anayasa, kanunlar ve Cumhurbaşkanının düzenlemeleri ile belirlenen diğer işlevleri yerine getirir.

Madde 67

Kazakistan Cumhuriyeti Başbakanı:

Hükümetin faaliyetini organize eder ve yönetir, onun çalışmasından dolayı şahsen sorumludur;

Hükümet kararnamelerini imzalar;

Hükümet faaliyetlerinin başlıca yönleri ve onun tüm önemli kararları hakkında rapor sunar;

Hükümetin faaliyetlerinin yönetimi ve denetimine ilişkin diğer işlevleri yerine getirir.

Madde 68

Hükümet üyeleri kendi yetki alanlarında serbestçe karar alabilir ve onlara bağlı olan devlet organlarının faaliyeti dolayısıyla Başbakan karşısında şahsen sorumludur. Hükümetin yürüttüğü politikaya karşı çıkan veya bu politikayı uygulamaktan kaçınan Hükümet üyesi istifa eder veya görevinden uzaklaştırılır.

Hükümet üyeleri, temsili organlarda vekil olamaz, eğitim, bilim ve diğer yaratıcı faaliyetler dışında herhangi bir ücretli görevde bulunamaz, girişimcilik faaliyeti yapamaz veya kanuna uygun olarak onlara verilen görevler hariç, ticari kurumların yönetim veya denetleme kurulunda görev alamazlar.

Madde 69

Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti kendi yetkileri çerçevesindeki konularda ülke genelinde bağlayıcı olan kararlar alır.

Başbakan, ülke genelinde bağlayıcı olan emirler verir.

Hükümetin kararları ve Başbakanın emirleri Anayasaya, kanunlara, Cumhurbaşkanının kararname ve emirlerine aykırı olamaz.

Madde 70

Hükümet, yeni seçilmiş Cumhurbaşkanı önünde yetkilerini iade eder.

Cumhuriyetin Başbakanı, yeni seçilmiş Parlamento Meclisi önünde, Hükümeti güven oylamasına sunar. Mecliste güven oylaması sırasında, Cumhurbaşkanı tarafından başka türlü karar verilmedikçe, Hükümet görevine devam eder.

Hükümet ve onun her bir üyesi kendisine verilen görevleri yapabilmesinin mümkün olmadığını düşüyorsa, Cumhurbaşkanına istifasını sunma hakkına sahiptir.

Parlamento Meclisi veya Parlamento, Hükümete güvensizlik oyu verirse, Hükümet Cumhurbaşkanına istifasını sunar.

Cumhurbaşkanı on gün içinde istifanın kabul edilmesine veya geri çevrilmesine karar verir.

İstifanın kabulü, Hükümetin veya onun ilgili üyesinin yetkilerinin sona erdiği anlamına gelir. Başbakanın istifasının kabulü tüm Hükümetin yetkilerinin sona ermesi anlamına gelir.

Hükümetin veya onun herhangi bir üyesinin istifası kabul edilemezse, Cumhurbaşkanı onu görevini sürdürmekle görevlendirir.

Cumhurbaşkanı kendi inisiyatifiyle Hükümetin yetkilerinin sona erdiğine dair karar verebilir ve Hükümetin herhangi bir üyesini görevden alabilir. Başbakanın görevden alınması bütün Hükümetin yetkilerinin sona ermesi anlamına gelir.

6.KISIM

ANAYASA KONSEYİ

Madde 71

Kazakistan Cumhuriyeti Anayasa Konseyi, görev süresi altı yıl olan yedi üyeden oluşur. Eski Cumhurbaşkanları Anayasa Konseyinin ömür boyu üyesi olma hakkına sahiptirler.

Anayasa Konseyi Başkanını Cumhurbaşkanı göreve atar ve oyların eşit dağılımı durumunda Başkanın oyu belirleyicidir.

Anayasa Konseyinin iki üyesini Cumhurbaşkanı, ikişer üyeyi sırasıyla Senato ve Meclis atar. Anayasa Konseyi üyelerinin yarısı her üç yılda bir yenilenir.

Anayasa Konseyi üyeleri ve Başkanı milletvekili olamaz, eğitim, bilim ve diğer yaratıcı faaliyetler dışında başka ücretli görevlerde bulunamaz, girişimcilik faaliyeti yapamaz veya ticari kurumlarda yönetim organı veya denetim kurulunda görev alamazlar.

Anayasa Konseyi Başkanı ve üyeleri, yetkileri süresince suçüstü yakalanma ve ağır suç işleme durumları hariç, Parlamentonun izni olmaksızın tutuklanamaz, gözaltına alınamaz, mahkeme kararıyla idari cezaya çarptırılamaz, hakkında cezai dava açılamaz.

Anayasa Konseyinin kuruluşu ve faaliyeti anayasal kanunla düzenlenir.

Madde 72

Anayasa Konseyi Kazakistan Cumhurbaşkanının, Senato Başkanı ve Meclis Başkanının, parlamentonun üye tam sayısının en az beşte birinin ve Başbakanın başvurusu üzerine:

Cumhurbaşkanı, Parlamento milletvekilleri seçimlerinin ve Cumhuriyet referandumunun yapılmasına ilişkin uyuşmazlıkları çözüme bağlar;

Parlamentoda kabul edilmiş kanunların, imzalanmadan önce, Kazakistan Anayasasına uygun olup olmadığını görüşür;

Parlamento ve onun Kamaralarının kararlarının Anayasaya uygunluğunu incelemek;

Onaylanmadan önce Kazakistan’ın uluslararası antlaşmalarının Anayasaya uygunluğu hakkında görüş bildirmek;

Anayasa normlarının resmi yorumunu yapar;

Anayasanın 47. maddesinin l. ve 2. fıkralarında öngörülen durumlarda görüş bildirir.

Anayasa Konseyi, bu Anayasanın 78. maddesinde öngörülen durumlarda mahkemelerin başvurularını görüşür.

Madde 73

Anayasanın 72. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendinde belirtilen konularda Anayasa Konseyine müracaat edilmesi durumunda Cumhurbaşkanının göreve başlaması, Parlamentonun seçilmiş milletvekillerinin kaydı veya cumhuriyet referandumu sonuçlarının belirlenmesi durdurulur.

Anayasanın 72. maddesinin 1. fıkrasının 2. ve 3. bentlerinde belirtilen konularda Anayasa Konseyine müracaat edilmesi durumunda ilgili düzenlemenin imzalanma veya onaylanma süreleri durdurulur.

Anayasa Konseyi, başvuru tarihini izleyen bir ay içinde karar verir. Cumhurbaşkanının isteği ile acil durumlarda bu süre on güne kadar kısaltılabilir.

Anayasa Konseyi kararına tamamen veya kısmen Cumhurbaşkanı itiraz edebilir ve bu itirazlar Anayasa Konseyi üye tam sayısının üçte ikisinin oyu ile aşılır. Cumhurbaşkanının itirazı giderilmezse Anayasa Konseyinin kararı kabul edilmemiş sayılır.

Madde 74

Kazakistan Cumhuriyeti Anayasasına uygun bulunmayan kanunlar ve uluslararası antlaşmalar imzalanamaz, onaylanamaz ve yürürlüğe konulamaz.

İnsan ve vatandaş hak ve özgürlüklerini ihlal edenler dahil Anayasaya aykırılığı saptanan kanunlar ve diğer normatif hukuk düzenlemeleri iptal edilir ve uygulanamaz.

Anayasa Konseyi kararları, kabul edildiği günden yürürlüğe girer, ülke genelinde bağlayıcı ve nihai olup, itiraz edilemez.

7.KISIM

MAHKEMELER VE YARGILAMA

Madde 75

Kazakistan Cumhuriyetinde yargılama, sadece mahkemeler tarafından yerine getirilir.

Yargı yetkisi medeni, cezai ve kanunlarla belirlenmiş diğer yargılama usulleriyle kullanılır. Kanunla öngörülen durumlarda ceza yargılaması jürinin katılımıyla gerçekleştirilir.

Mahkemeler, Kazakistan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi, yerel mahkemeler ve kanunla kurulan diğer mahkemelerden oluşur.

Cumhuriyetin mahkeme sistemi Anayasa ve anayasal kanunla kurulur. Herhangi bir unvan altında özel veya olağanüstü mahkemeler kurulması yasaktır.

Madde 76

Yargı yetkisi, Kazakistan Cumhuriyeti adına kullanılır ve Anayasanın, kanunların, diğer normatif hukuk düzenlemelerinin uygulanması yoluyla vatandaşların ve kurumların hakları, özgürlükleri ve kanuni çıkarlarının korunması amaçlanır ve uluslararası antlaşmaların uygulanması sağlanır.

Yargı yetkisi, Anayasa, kanunlar, diğer normatif belgeler, uluslararası antlaşmalar esasında meydana gelen her türlü dava ve antlaşmazlıkları kapsar.

Mahkemelerin kararları, hükümleri ve diğer kararları ülke genelinde bağlayıcı güce sahiptir.

Madde 77

Hakim, yargılama sırasında bağımsız olup sadece Anayasa ve kanunlara tabidir.

Mahkemenin yargılama işlevine herhangi bir müdahale söz konusu olamaz ve kanunlar gereğince sorumluluk getirir. Belli bir dava ile ilgili olarak hakimlere, hesap sorulamaz.

Kanunları uygularken hakim aşağıdaki ilkelerden hareket etmelidir:

Kişi, suçu kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla ispatlanana kadar, bir suçu işleme konusunda masum kabul edilir;

Hiç kimse, aynı suçtan dolayı iki kez cezai veya idari yargılamaya tabi tutulamaz;

Kendi rızası olmaksızın hiç kimsenin kanun gereğince davasının görüşülmesi gereken mahkeme değiştirilemez;

Herkes mahkemede dinlenilme hakkına sahiptir;

Vatandaşların sorumluluklarını belirleyen ve artıran, yeni yükümlülükler getiren veya onların durumunu kötüleştiren kanunlar geriye yürümez. Bir suç işlendikten sonra kanunla sorumluluk kaldırılmış veya azaltılmışsa, yeni kanun uygulanır;

Sanık suçsuz olduğunu ispatlamakla yükümlü değildir;

Hiç kimse kendisi, eşi ve kapsamı kanunla belirlenen yakın akrabaları aleyhinde tanıklık yapmak zorunda değildir. Din görevlileri dini ibadetler sırasında kendilerine güvenenler aleyhinde tanıklık yapmak zorunda değildir.

Kişinin suçluluğu açısından her türlü şüphe, sanığın lehine yorumlanır.

Yasadışı yolla elde edilen deliller hukuken geçerli değildir. Hiç kimse yalnız kendi ikrarına dayanılarak cezalandırılamaz.

Kıyas yapılarak ceza kanunlarının uygulanması yasaktır.

Anayasayla belirlenmiş yargılama ilkeleri, Cumhuriyet mahkemeleri ve yargıçlarının tamamı için ortak ve aynı niteliktedir.

Madde 78

Mahkemeler, Anayasada öngörülen insan ve vatandaş hak ve özgürlüklerini ihlal eden kanunları ve diğer normatif hukuk düzenlemelerini uygulamazlar. Mahkeme, uygulanması gereken kanun veya diğer normatif hukuk düzenlemesinin Anayasada öngörülmüş insan hak ve özgürlüklerini zedelediğini tespit ederse, o, davaya ilişkin yargılamayı durdurur ve bu düzenlemenin Anayasaya aykırılığının belirlenmesi için Anayasa Konseyine başvurur.

Madde 79

Mahkemeler, bağımsızlıkları Anayasa ve kanunlarla korunan daimi hakimlerden oluşur. Hakimin görevi, sadece kanunla öngörülmüş nedenlerle sona erdirilebilir veya durdurulabilir.

Hakim, suçüstü yakalanma ve ağır suç işleme durumları hariç, Cumhurbaşkanının, Cumhuriyet Yüksek Yargı Kurulu görüşüne dayanan onayı olmaksızın veya Anayasanın

3.maddesinin 3. bendinde öngörülen durumda ise Senatonun onayı olmaksızın tutuklanamaz, göz altına alınamaz, yargı yoluyla idari cezaya çarptırılamaz, hakkında ceza kovuşturulması yapılamaz.

Yirmi beş yaşını doldurmuş, yüksek hukuk eğitimi almış, en az iki yıl hukuk alanında çalışmış ve yeterlik sınavını geçmiş Kazakistan vatandaşları hakim olabilirler. Kanunlarla hakimlerde diğer şart ve özellikler aranabilir.

Hakimler milletvekili olamaz, eğitim, bilim ve diğer yaratıcı faaliyetler dışında başka ücretli görevlerde bulunamaz, girişimcilik faaliyeti yapamaz, ticari kurumların yönetim organı ve denetim kurulunda görev alamazlar.

Madde 80

Mahkemelerin finansmanı, hakimlerin konut teminatı devlet bütçesinden sağlanır ve yargının tam ve bağımsız şekilde gerçekleşmesine yeterli olmalıdır.

Madde 81

Kazakistan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi, medeni, cezai ve diğer davalara ilişkin yerel ve diğer mahkemelerin üst yargı organı olup, kanunun öngördüğü usul ve kurallar gereğince mahkemelerin faaliyetlerini denetler ve mahkeme uygulamaları hakkında yorumlar yapar.

Madde 82

Yüksek Mahkeme Başkanı ve hakimleri, Cumhuriyet Yüksek Yargı Kurulunun tavsiyesi üzerine Cumhurbaşkanının önerdiği kişiler arasından Senato tarafından seçilir.

Yerel ve diğer mahkemelerin başkan ve hakimleri Yüksek Yargı Kurulunun tavsiyesi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından atanırlar.

Anayasal kanunla öngörülen şekilde mahkemelerde, yargı kurulları oluşturulabilir. Kurul başkanlarının yetkilendirilmesin ilişkin düzen, Anayasal kanunla belirlenir.

Yüksek Yargı Kurulu, Cumhurbaşkanının atadığı Başkan ve diğer görevlilerden oluşur.

Yüksek Yargı Kurulunun yapısı ve oluşumu kanunla belirlenir.

Madde 83

Savcılık, devlet adına, kanunların ve Cumhurbaşkanı kararnamelerinin ve diğer normatif hukuk düzenlemelerinin ülke genelinde zamanında ve aynı şekilde uygulanması üzerinde, arama faaliyetinin, tahkikat ve soruşturma işlemlerinin, idari ve yürütme işlerinin yasallığı üzerinde yüksek denetimi gerçekleştirir, her türlü yasadışı işlem ve eylemlerin giderilmesi için karşı önlem alır, ayrıca, Anayasa ve kanunlara aykırı olan kanun ve diğer hukuk düzenlemelerine itiraz eder. Savcılık mahkemede ve davada devlet çıkarlarını temsil eder, ayrıca, kanunla belirlenmiş şekilde ve çerçevede ceza takibatını gerçekleştirir.

Cumhuriyet Savcılığı, alt kademe savcıların üst kademedekilere ve Cumhuriyet Başsavcısına tabi olması ilkesine dayanan tek merkezi sistemden oluşturur. O, kendi yetkilerini diğer devlet organlarından ve yetkili kişilerden bağımsız olarak gerçekleştirir ve sadece Cumhurbaşkanına karşı sorumludur.

Cumhuriyet Başsavcısı yetki süresi boyunca suçüstü yakalanma ve ağır suç işleme durumları hariç, Senatonun onayı olmaksızın tutuklanamaz, göz altına alınamaz yargı yoluyla idari cezaya çarptırılamaz, hakkında ceza kovuşturulması yapılamaz. Başsavcının görev süresi beş yıldır.

Cumhuriyet Savcılığının yetkileri, kuruluşu ve çalışma şekli kanunla belirlenir.

Madde 84

Yürürlükten kaldırılmıştır.

8.KISIM

YEREL DEVLET İDARESİ VE YEREL YÖNETİMLER

Madde 85

Yerel devlet idaresi, kendi yetki alanlarındaki durumlardan sorumlu olan, yerel temsili ve yürütme organları tarafından gerçekleştirilir.

Madde 86

Yerel temsili organlar – Maslahatlar, ilgili idari-mülki birimdeki halkın iradesini ifade eder ve genel devlet çıkarlarını dikkate alarak onun gerçekleştirilmesi için gereken önlemleri alır ve uygulanmasını denetler.

Maslahatlar, halk tarafından genel, eşit ve doğrudan seçim hakkına dayanan gizli oylamayla beş yıllık süre için seçilirler.

Yirmi yaşını doldurmuş Kazakistan Cumhuriyeti vatandaşı maslahat üyesi seçilebilir. Bir vatandaş sadece bir maslahatın üyesi olabilir.

Maslahatların yetki alanına aşağıdakiler girer:

İlgili bölgenin ekonomik ve sosyal kalkınma plan ve programlarının, yerel bütçenin ve uygulanmasına ilişkin raporun onaylanması;

Kendi yetki alanında yerel idari-mülki teşkilat konularında karar alma;

Kanunla maslahatların yetkisine bırakılmış konularda idari-mülki birimlerin yöneticilerinin raporlarını değerlendirme;

Maslahatın daimi komisyonları ve diğer çalışma birimlerini oluşturma, bunların faaliyet raporlarını değerlendirme, maslahatın çalışma düzeniyle ilgili diğer sorunları çözümleme;

Cumhuriyetin kanunları uyarınca vatandaşların hak ve kanuni çıkarlarını sağlamak üzere diğer yetkileri kullanma;

Maslahatların yetkileri, zamanından önce kanunla belirlenmiş şekilde ve esaslar gereğince Cumhurbaşkanı tarafından, ayrıca kendi kendini feshetmeğe ilişkin karar kabul etmesi durumunda sona erer;

Maslahatların yetkileri, kuruluşu ve faaliyet şekli, üyelerinin hukuki statüsü kanunla belirlenir.

Madde 87

Yerel yürütme organları, Kazakistan Cumhuriyetinin bir bütün oluşturan yürütme sistemi içinde yer alır ve ilgili bölgenin menfaat ve kalkınma talepleriyle bağlantılı şekilde yürütme organının genel devlet politikasının uygulanmasını sağlarlar.

Yerel yürütme organlarının yetki alanına aşağıdakiler girer:

Bölgede ekonomik ve sosyal kalkınma plan ve programlarının, yerel bütçenin hazırlanması ve onların uygulanmasının sağlanması;

Kamu mülkiyetinin yönetimi;

Yerel yürütme organlarının yöneticilerini göreve atama ve görevden alma, yerel yürütme organlarının faaliyetinin teşkiline ilişkin diğer konuları karara bağlama;

Yerel devlet yönetiminin çıkarları doğrultusunda Cumhuriyet kanunları ile yerel yürütme organlarına tanınan diğer yetkilerin kullanılması;

Yerel yürütme organı, Cumhurbaşkanı ve Hükümetin temsilcisi olan ilgili idari-arazi biriminin akimi tarafından yönetilir.

İllerin, büyük şehirlerin ve başkentin akimleri, sırasıyla, illerin, büyük şehirlerin ve başkentin Maslahatlarının teklifiyle Cumhurbaşkanı tarafından atanır. Diğer idari-mülki birimlerinin akimleri Kazakistan Cumhurbaşkanının belirlediği şekilde göreve atanır veya seçilirler. Cumhurbaşkanı kendi görüşü doğrultusunda akimleri görevden alabilir.

Bir akime karşı güven oylaması teklifi, Maslahat üye tam sayısının en az beşte birinin oyuyla verebilir. Bu durumda, Maslahat üye sayısının çoğunluğuyla akime güvenoyu verilebileceği gibi Cumhurbaşkanından veya bir üst akimden söz konusu akimi görevden alması talep edilebilir. İllerin, büyük şehirlerin ve başkentin akimlerinin yetkileri, yeni seçilen Cumhurbaşkanının göreve başlamasıyla sona erer.

Yerel yürütme organlarının yetkileri, kuruluşu ve faaliyet şekli kanunla belirlenir.

Madde 88

Maslahatlar, kendi yetkileri çerçevesinde kararlar alırlar, akimler ise ilgili idari-mülki birimde bağlayıcı kararlar ve emirler çıkarırlar.

Maslahatların yerel bütçe gelirlerinin azaltılmasını ve yerel bütçe giderlerinin artırılmasını öngören karar tasarıları, sadece akimin onayı ile görüşmeye sunulabilir.

Maslahatların, Anayasaya ve Kazakistan Cumhuriyeti mevzuatına aykırı olan kararları, yargı yoluyla iptal edilebilir.

Akimlerin karar ve emirleri sırasına göre, Cumhurbaşkanı, Hükümet veya ilgili üst makam akim tarafından, ayrıca yargı yoluyla iptal edilebilir.

Madde 89

Kazakistan Cumhuriyetinde yerel önem taşıyan konuların halk tarafından şerbetçe çözümlenmesini sağlayan yerel yönetimler tanınır.

Yerel yönetimler, doğrudan halk tarafından, maslahatlar veya nüfusun belli bir kısmının bir arada yaşadığı ilgili bölgeyi kapsayan diğer yerel topluluklarda diğer yerel yönetim organları aracılığıyla gerçekleştirilir.

Kanuna uygun olarak yerel makamlara, devlet işlevlerinin yerine getirilmesi aktarılabilir.

Kazakistan’da yerel yönetimin kuruluş ve faaliyet şekli, kanunla belirlenir.

Yasayla belirlenen yetkiler kapsamında yerel yönetim organlarının bağımsızlığı güvence altına alınır.

9.KISIM

NİHAİ VE GEÇİCİ HÜKÜMLER

Madde 90

Genel referandumla kabul edilen Kazakistan Cumhuriyeti Anayasası, referandum sonuçlarının resmen yayımlandığı gün, önceki Anayasanın eş zamanlı olarak yürürlükten kalkması ile yürürlüğe girer.

Cumhuriyet referandumuyla Anayasanın kabul edildiği gün, Kazakistan Cumhuriyeti Anayasa Günü olarak, devlet bayramı ilan edilir.

Madde 91

Kazakistan Anayasasına değişiklik ve ilaveler, Cumhurbaşkanının kendi teşebbüsü, Parlamento veya Hükümetin teklifi üzerine almış olduğu kararla gerçekleştirilen Cumhuriyet referandumuyla yapılabilir. Anayasa değişikliği ve ilavelerine ilişkin tasarı, Cumhurbaşkanı tarafından Parlamentonun görüşüne sunma kararı alırsa, cumhuriyet referandumuna sunulamaz. Bu durumda Parlamento, Anayasada öngörülen şekilde karar alır. Eğer Cumhurbaşkanı, Parlamentonun Anayasaya değişiklikler ve ilaveler yapılmasına ilişkin teklifini Cumhuriyet referandumuna çıkarmayı reddederse, Parlamento her bir parlamento kamarasının üye tam sayısının beşte dört çoğunluğuyla Anayasaya değişiklikler ve ilaveler yapılmasına ilişkin kanun kabul edebilir. Bu durumda Cumhurbaşkanı kanunu imzalar ve Cumhuriyet referanduma çıkarır. Bu referandum, referanduma katılma hakkına sahip vatandaşların yarıdan fazlasının oylamaya katıldığı durumda gerçekleşmiş sayılır. Cumhuriyet referandumuna çıkarılmış Anayasa değişiklik ve ilaveleri, iller, şehirler ve başkentin vatandaşlarının üçte ikisinin oylama katılması ve katılanların yarıdan fazlasının lehte oy vermesiyle kabul edilmiş sayılır.

Anayasada belirlenen devletin üniter yapısı ve toprak bütünlüğü, cumhuriyet yönetim şekli değiştirilemez.

Madde 92

Anayasal kanunlar, Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihi izleyen bir yıl içinde çıkarılmalıdır. Anayasada anayasal kanun diye belirtilen kanunlar veya böyle bir kanun gibi geçerli olan diğer düzenlemeler, Anayasanın yürürlüğe girmesinden önce kabul edilirlerse, bu durumda Anayasaya uygun şekle getirilir ve Kazakistan Cumhuriyeti anayasal kanunu sayılırlar.

Anayasada belirtilen diğer kanunlar Parlamentonun belirlediği sürelerde ve şekilde, fakat Anayasanın yürürlüğe girdiği günü izleyen en geç iki yıl içinde kabul edilmelidir.

“Kazakistan Cumhurbaşkanına ve Yerel İdari-Mülki Birimlerin Başkanlarına Geçici Olarak Ek Yetkiler Verilmesine İlişkin” Kazakistan Cumhuriyetinin 10 Aralık 1993 tarihli Yasası uyarınca, Cumhurbaşkanının ek yetkilerini kullandığı süre içinde imzaladığı kanun hükmünde kararnameler, sadece Cumhuriyetin diğer kanunlarının değiştirilmesi, ilaveler yapılması veya iptali için öngörülen şekilde değiştirilebilir, ilaveler yapılabilir veya iptal edilebilir. Kazakistan Cumhuriyetinin 28 Ocak 1993’te kabul edilmiş Anayasasının 64. maddesinin 12.-15., 18., ve 20. bentlerinde öngörülen konularla ilgili olarak Cumhurbaşkanının ek yetkilerini kullandığı süre içinde çıkardığı kararnamelerin Parlamentoda onaylanması gerekmez.

Anayasanın yürürlüğe giriş tarihinde yürürlükte olan Kazakistan Cumhuriyeti mevzuatının Anayasa ile çelişmeyen kısımları uygulanır ve bunlar Anayasanın kabul tarihini izleyen iki yıl içinde Anayasaya uygun şekle getirilir.

Madde 93

Anayasanın 7. maddesi hükmünü gerçekleştirmek amacıyla Hükümet, yerel temsili ve yürütme organları, özel kanun uyarınca Kazakistan Cumhuriyetinin bütün vatandaşlarının devlet dilini serbestçe ve ücretsiz olarak öğrenmeleri için gereken bütün organizasyonu, maddi ve teknik ortamı oluşturmakla yükümlüdürler.

Madde 94

Anayasanın yürürlüğe giriş tarihinde yürürlükte olan kanunlara göre seçilmiş Kazakistan Cumhurbaşkanı, söz konusu Anayasanın Cumhurbaşkanına verilen yetkileri elde eder ve 29 Nisan 1995 tarihinde kabul edilmiş Cumhuriyet referandumu kararıyla düzenlenen süre içinde bu yetkileri kullanır. Kazakistan Cumhurbaşkanının rızasıyla Cumhurbaşkanının bu yetki süresi Parlamento kamaralarının bileşik oturumunda her bir kamaranın üye tam sayısının çoğunluğuyla kabul edilmiş Parlamento kararıyla azaltılabilir. Bu durumda Parlamento Meclisi bir ay içinde Kazakistan Cumhurbaşkanı seçimlerini belirler. Bu seçimler sonucu seçilen Cumhurbaşkanı, seçim sonuçlarının yayımlandığı günden itibaren bir ay içinde yemin eder ve yedi yıl sonra Aralık ayının ilk Pazar günü yapılacak olan olağan Cumhurbaşkanı seçimlerinde seçilen Cumhurbaşkanının göreve başlamasına kadar yetkilerini kullanır.

Anayasanın yürürlüğe giriş tarihinde yürürlükte oları kanunlara göre seçilmiş Cumhurbaşkanı yardımcısı seçildiği sürenin sonuna kadar yetkilerini kullanır.

Madde 94-1

Cumhurbaşkanının görev süresini belirleyen Anayasanın 41. maddesinin 1. paragrafındaki hükümler, 4 Aralık 2005 tarihindeki seçimlerde seçilen Cumhurbaşkanının yedi yıllık görev süresinin sona ermesi ile düzenlenecek olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde seçilecek kişiye de uygulanır.

Madde 95

Anayasal kanunla belirlenmiş şekilde Senato milletvekillerinin yarısı dört yıllığına, diğer yarısı ise iki yıllığına seçilir.

Parti listeleri esasında Parlamento Meclisine milletvekili seçimlerine ilişkin Kazakistan Cumhuriyeti Anayasasının hükümleri, Parlamento Meclisinin ikinci süre için seçilen milletvekilleri seçimlerinden başlayarak uygulanır.

Madde 96

Anayasa yürürlüğe girdiği günden itibaren Kazakistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, Anayasada öngörüldüğü şekilde Kazakistan Cumhuriyeti Hükümetinin hak, yükümlülük ve sorumluluğunu üzerine alır.

Madde 97

Kazakistan Cumhuriyeti ilk Anayasa Konseyi aşağıdaki şekilde oluşturulur: Cumhurbaşkanı, Parlamento Senatosu Başkanı ve Parlamento Meclisi Başkanı, Anayasa Konseyine birer üyeyi üç yıllığına, birer üyeyi de altı yıllığına atarlar. Anayasa Konseyi Başkanı, Cumhurbaşkanı tarafından altı yıllık süre için atanır.

Madde 98

Anayasada öngörülen yargı ve soruşturma organları, ilgili kanunlarla öngörülen şekilde ve sürelerde oluşturulur. Bunlar oluşturuluncaya kadar mevcut yargı ve soruşturma organları kendi yetkilerini devam ettirir.

Kazakistan Cumhuriyetinin Yüksek Mahkemesi ve Yüksek Hakem Mahkemesinin, yerel mahkemelerin hakimleri Anayasada öngörülen mahkemeler kuruluncaya kadar yetkilerini devam ettirirler. Boş görevlere Anayasanın öngördüğü şekilde hakim atanır.

Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası

0

Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası, Ölüm Orucu eylemlerini sona erdirmek için başlatılan ‘Hayata Dönüş Operasyonundan sonra, 22 Aralık 2000 tarihinde 4616 sayılı yasa olarak çıkarılmıştır. Bu yasa temel olarak cezaevlerinde yer kalmaması nedeniyle çıkarılmıştır ancak 70 bin kişilik kapasitesi dolan cezaevlerinin nüfusu 40 bine kadar düşmüştür. Daha sonra 3 yıl içinde mahkum sayısı artarak yeniden 64 bine çıkmıştır.

4616 sayılı Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası 23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenen suçları kapsamaktadır.

Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası çıktıktan sonra ilk planda cezaevlerindeki 23 bini aşkın tutuklu ve hükümlü aftan yararlanarak tahliye olmuştur.

Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarıyla yasanın kapsamı genişlemiş, tahliye olanların sayısı 45 bini aşmıştır.

Affın kapsamı 23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenen suçları kapsadığından yargılaması uzun süren ve davası daha sonra açılan davalarda affın etkisi halen sürmektedir.

 

23 NİSAN 1999 TARİHİNE KADAR İŞLENEN SUÇLARDAN DOLAYI ŞARTLA SALIVERİLMEYE, DAVA VE CEZALARIN ERTELENMESİNE DAİR KANUN

Kabul Tarihi: 21 Aralık 2000

Resmi Gazete ile Neşir ve İlânı: 22 Aralık 2000 – Sayı: 24268

Madde 1

23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlar nedeniyle;

  1. Verilen ölüm cezaları yerine getirilmez. Bu durumda olanlar hakkında tâbi oldukları kanunlardaki infaz hükümleri aynen uygulanır.
  2. (Yeniden Düzenleme: 4758 – 21.5.2002 /m.1 – Yürürlük m.2) Müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanların veya şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilenlerin ya da aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından on yıl indirilir. İndirim, verilen her bir ceza için ayrı ayrı değil, toplam ceza üzerinden bir defaya mahsus yapılır. Ancak bir kişinin muhtelif suçlarından dolayı cezaları ayrı ayrı tarihlerde verilmiş olsa bile, bu cezaların toplamı üzerinden yapılacak indirim on yılı geçemez.

Birinci paragraf hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından on yıllık indirim yapıldıktan sonra ceza süresi dolmuş olanlar, iyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın ve istemleri olmaksızın derhal; toplam cezaları on yıldan fazla olanlar kalan cezalarını çektikten sonra şartla salıverilirler. 2. (…)

(Madde 1 in (2) numaralı bendi, Anayasa Mahkemesinin 6.11.2002 tarih ve 24928 sayılı R.G.’de yayımlanan 28.5.2002 gün ve K.2002/51 – E.2002/99 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.) 
  1. 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlar nedeniyle tutuklu olan sanıklardan;
  2. a) Hazırlık soruşturmasında, iddianameye esas olan suçun niteliğine,
  3. b) Son soruşturmada, iddianamede yazılı suça veya değişen suç niteliğine göre kanunda belirtilen cezanın asgari haddi esas alınmak suretiyle, tâbi oldukları infaz hükümlerine göre on yıllık indirim göz önüne alınarak, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren otuz gün içinde, kamu davası açılmamışlar için savcılıklarca, kamu davası açılan tutuklu sanıklar için mahkemelerce, dosyaları Yargıtayda veya Askerî Yargıtayda bulunanlar ilgili dairesince veya başsavcılıklarınca bu Kanuna göre hesaplamalar yapılarak; tutukluluk halinin devamı veya kaldırılması hakkında karar verilir.

23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili kanun maddesinde ölüm, müebbet ağır hapis ve üst sınırı on yılı aşan şahsî hürriyeti bağlayıcı ceza öngörülen suçlardan dolayı haklarında henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına girişilmiş olmakla beraber dava açılmamış olan sanıkların yargılamaları yapılır. Yapılan yargılama sonunda mahkûmiyetine karar verilenlere de hükmün kesinleşmesinden sonra bu maddedeki şartla salıverilme hükümleri uygulanır.

  1. (Yeniden Düzenleme: 4758 – 21.5.2002 /m.1 – Yürürlük m.2) 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili kanun maddesinde öngörülen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılı geçmeyen suçlardan dolayı haklarında henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına girişilmiş olmakla beraber dava açılmamış veya son soruşturma aşamasına geçilmiş olmakla beraber henüz hüküm verilmemiş veya verilen hüküm kesinleşmemiş ise, davanın açılması veya kesin hükme bağlanması ertelenir; varsa tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verilir. Bu suçlarla ilgili dosya ve deliller, her bir suçun dava zamanaşımı süresinin sonuna kadar muhafaza edilir.

Erteleme konusu suçun dava zamanaşımı süresi içinde bu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde, erteleme konusu suçtan dolayı da dava açılır veya daha önce açılmış bulunan davaya devam edilerek hüküm verilir. Bu süre, erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin geçirildiğinde, ertelemeden yararlanan hakkında kamu davası açılmaz; açılmış olan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilir.

Bu bentle ilgili olarak bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde dosyanın bulunduğu yargı merciine başvurmak suretiyle soruşturmaya veya davaya devam edilmesini istediklerini bildirenler hakkında soruşturma veya davaya devam olunur. Mahkumiyet halinde verilen ceza, dava zamanaşımı süresince ertelenir. Bu süre içinde erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde ertelenen ceza da infaz edilir. Aynı süre, erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin geçirildiğinde, mahkumiyet vaki olmamış sayılır. (*)

(*) Madde 1 in 4. bendi, Anayasa Mahkemesinin 17.12.2003 tarih ve 25319 sayılı R.G.’de yayımlanan, 15.10.2003 gün ve E: 2003/84 – K: 2003/89 sayılı kararı ile “… haklarında … son soruşturma aşamasına geçilmiş olmakla beraber henüz hüküm verilmemiş …”ler yönünden iptal edilmiştir.Ancak;
  1. a) Türk Ceza Kanununun 125 ilâ 157, 161, 162, 168, 171, 172, 188, 191, 192, 202, 205, 208, 209, 211 ilâ 214, 216 ilâ 219, 240, 243,264, 298, 301 ilâ 303, 305 inci maddelerinde, 312 nci maddenin ikinci fıkrasında, 313 üncü maddesinde, 314 üncü maddesinin birinci fıkrasında, 339 ilâ 349, 366, 367, 383, 394, 403 ilâ 408, 414 ilâ 418 ve 503 ilâ 506 ncı maddelerinde,(*)
    _____
(*) 1 – a alt bendi, Anayasa Mahkemesinin 27.10.2001 tarih ve 24566 sayılı R.G.’de yayımlanan 18.7.2001 gün ve E. 2001/4 – K. 2001/332 sayılıkararı ile Türk Ceza Kanunu’nun 188., 191., 240., 298., 383. maddeleri yönünden anayasaya aykırı olup iptal edilmiştir.
2 – a alt bendi, Anayasa Mahkemesinin 30.5.2002 tarih ve 24770 sayılı R.G.’de yayımlanan 17.4.2002 gün ve E. 2002/61 – K. 2002/43 sayılı kararıile Türk Ceza Kanunu’nun 192. maddesi yönünden anayasaya aykırı olup iptal edilmiştir.

b) Askerî CezaKanununun54 ilâ 62, 69, (…) (*), 78, 79 ilâ 82, 85, 87 ilâ 102, 118, 121 ilâ 129, 131, 134, 135, 140, 148, 153, 159 ve 160 ıncı maddelerinde,

(*) Madde 1 in 5. bendinin (b) alt bendindeki “… Askeri Ceza Kanunu’nun… 76,…” bölümü, Anayasa Mahkemesinin 29.11.2002 tarih ve 24951 sayılı R.G.’de yayımlanan 15.7.2002 gün ve K.2002/66 – E.2002/115 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

c) Kaçakçılığın Men ve Takibine DairKanunun26 ilâ 30, 33 ve 36 ncı maddelerinde,

d) Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar HakkındaKanunda,

e) Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler HakkındaKanunun12 nci maddesinde,

f) OrmanKanununun91 ilâ 94, 104 ilâ 114 üncü maddelerinde,

g) Kültür ve Tabiat Varlıklarını KorumaKanununun68 inci maddesinde,

h) Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla MücadeleKanununda,

ı) Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine, 2313 Sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunda, 657 Sayılı Devlet MemurlarıKanununda ve 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 7 nci maddesinde,

  1. Bankalar Kanununda,
  2. Vergi, resim ve harçlara ilişkin kanunlarda yer alan suçları işleyenler hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.
  3. (…) (6. bent Anayasa Mahkemesinin, 27.10.2001 tarih ve 24566 sayılı R.G.’de yayımlanan 18.7.2001 gün ve E. 2001/4 – K. 2001/332 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.)
  4. (…) (7. bent Anayasa Mahkemesinin, 27.10.2001 tarih ve 24566 sayılı R.G.’de yayımlanan 18.7.2001 gün ve E. 2001/4 – K. 2001/332 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.)
  5. Bu Kanunun yayımı tarihinden sonra, cezaevinin disiplinini bozucu hareketlerinden dolayı disiplin cezası alanlar, Ceza İnfaz Kurumları ile Tevkifevlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Tüzük hükümlerine göre disiplin cezaları kaldırılmadığı sürece, bu madde hükümlerinden yararlanamazlar.
  6. (…) (Madde 1 in 9. bendi, Anayasa Mahkemesinin 22.7.2003 tarih ve 25176 sayılı R.G.’de yayımlanan, 27.5.2003 gün ve E: 2003/42 – K: 2003/44 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.) 

Madde 2

28.8.1999 tarihli ve 4454 sayılı Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanunun 1 inci maddesinin Anayasa Mahkemesince bir bölümü iptal edilen birinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

23 Nisan 1999 tarihine kadar sorumlu müdür sıfatı ile işlenmiş suçlar dahil, basın yoluyla veya sözlü veya görüntülü yayın araçlarıyla yahut miting, kongre, konferans, seminer, sempozyum, açık oturum veya panel gibi her türlü toplantılarda yapılan konuşmalarla işlenmiş olup; ilgili kanun maddesinde öngörülen şahsî hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı oniki yılı geçmeyen suçlardan dolayı oniki yıl veya daha az şahsî hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm edilmiş bulunan kimselerin cezalarının infazı ertelenmiştir.

Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası

GEÇİCİ MADDE 1.– (4758 – 21.5.2002) 21.12.2000 tarihli ve 4616 sayılı Kanunun 1 inci maddesinden yararlananlar ikinci defa bu Kanundan yararlanamazlar. Türk Ceza Kanununun 2 nci maddesi hükmü saklıdır.

Madde 3 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 4 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Bildirisi

0
Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Beyannamesi
Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Bildirisi

Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Bildirisi, 23 Nisan 1999 tarihinde Uluslararası Savcılar Birliği (The International Association of Prosecutors-IAP) tarafından onaylanmıştır.

The International Association of Prosecutors (Uluslararası Savcılar Birliği)

Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Bildirisi
Önsöz

Uluslararası Savcılar Birliği, Haziran 1995 tarihinde Birleşmiş Milletler Viyana Bürosu’nda kurulmuş olup resmi olarak 1996 yılının Eylül ayında Budapeşte’de gerçekleşen ilk Genel Toplantısında göreve başlamıştır. Bir sonraki yıl Ottawa’da gerçekleşen Genel Toplantısında,

Birliğin şu anki Anayasası’nın 2.3. maddesinde korunan Birliğin Amaçları onaylanmıştır. Bu Amaçlardan en önemlilerinden biri aşağıdaki gibidir:

“… suçların uygun ve bağımsız bir şekilde kovuşturulabilmesi için gerekli olduğu üzere uluslararası çapta genel olarak tanınmış standart ve ilkeleri teşvik etmek ve geliştirmek.”

Özellikle de bu amaca destek olarak, Birliğin Güney Afrika’dan Reth Meintjes başkanlığındaki komitesi, savcılara yönelik standartlar oluşturma çalışmalarına başlamıştır. 1998 yılının Temmuz ayında hazırlanan ilk taslak tüm üyelere dağıtılmış, 1999 yılının Nisan ayında ise son versiyonu Yönetim Kurulu tarafından Amsterdam’da düzenlenen Bahar toplantısında onaylanmıştır.

Uluslararası Savcılar Birliğinin Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görevleri ve Haklarına İlişkin Beyannamesi, gerek bireysel olarak savcıların gerekse savcılık hizmetlerinin işleyişi için uluslararası çapta bir mihenk taşı görevi görecek olan bir beyannamedir. Bunun yalnızca temel bir beyanname olmakla kalmayıp savcılık hizmetlerinde  kendi standartlarını desteklemek ve geliştirmek için kullanılacak bir çalışma belgesi olarak kullanılmasını amaçlamaktayız. Birliğin gelecekteki çabalarının birçoğu, söz konusu standartlar ile bu standartların dünya genelinde çalışan savcılar tarafından kullanılmasına yönelik olacaktır.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Bildirisi

Uluslararası Savcılar Birliği Anayasası’nın 2.3. maddesinde belirtilen; cezai suçların adil, etkin, tarafsız ve verimli bir şekilde kovuşturulması ile cezai yargının idaresinde yüksek standartlar ve ilkelerin var olmasını teşvik eden Amaçları;

Birleşmiş Milletlerin 1990 yılında Küba’nın Havana şehrinde düzenlenen Suçların Önlenmesi ve Suçlulara Müdahale üzerine Sekizinci Konferansında kabul ettiği Savcıların Rolüne İlişkin Kılavuz İlkeleri;

Uluslar topluluğunun Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve ardından düzenlenen uluslararası sözleşmeler, ahitler ve diğer araçlarda bildirdiği, tüm insanların hak ve özgürlüklerini;

Cezai yargı sisteminin bütünlüğüne güvenmeye yönelik toplumsal ihtiyacı;

Cezai adaletin idaresinde savcıların oynadığı mühim rolü;

Savcıların, eğer dâhil oluyorlar ise, soruşturma aşamasına dâhil olma derecelerinin bir yargı sisteminden diğerine değişiklik gösterdiğini;

Savcılık takdir yetkisinin elzem olduğunu ve ciddi bir sorumluluk ihtiva ettiğini;

Ve bu tür uygulamaların mümkün olduğunca açık, insan haklarıyla uyumlu, hassas olması, mağdurları yeniden mağdur etmemesi, tarafsız ve objektif bir biçimde yürütülmesi gerektiğini göz önünde bulundurarak,

Uluslararası Savcılar Birliği, aşağıda belirtilenleri savcıların mesleki sorumluluk standartları ile temel görev ve hakları beyannamesi olarak kabul etmektedir:

1. Mesleki Davranışlar

Savcılar;

Her zaman mesleklerinin onurunu ve itibarını korumalı,

Mesleki davranışlarını her zaman kanunlar uyarınca ve mesleklerinin kuralları ve etik ilkeleri uyarınca düzenlemeli,

Dürüstlüğe ve özene dair her zaman en yüksek standartları uygulamalı,

Kendilerini hukuki gelişmelere ilişkin iyice bilgili ve güncel tutmalı,

Tutarlı, bağımsız ve tarafsız olmaya gayret etmeli, bu gayretleri görülmeli,

Her zaman suçlanan kişinin adil yargılanma hakkını korumalı ve özellikle de suçlanan kişi lehindeki delilleri hukuka ya da adil yargılamanın gerekliliklerine uygun şekilde gizli tutmalı,

Her zaman kamu menfaati yönünde hizmet etmeli ve bu menfaatleri korumalıdır: insan onuruna ve insan haklarına saygı göstermeli, bunları korumalı ve yüceltmelidir.

2. Bağımsızlık

2.1. İzin verilen yargı sistemlerinde, savcıların takdir yetkisi, bağımsız olarak ve herhangi bir siyasi müdahale olmaksızın kullanılmalıdır.

2.2. Savcılık dışı yetkililerin savcılara genel ya da özel talimatlar verme hakları bulunduğunda, bu talimatların,

Şeffaf,

Kanuna uygun yetkiler ile tutarlı,

Bağımsız savcılığın gerçekleştirilmesini ve algılanmasını teminat altına alacak kılavuz ilkelere tabi olması gereklidir.

2.3. Savcılık dışı makamların soruşturmayı başlatma veya durdurmalarındaki tüm hakları benzer olmalıdır.

3. Tarafsızlık

Savcılar, görevlerini korkusuzca, ayrımcılık yapmadan ve önyargı olmaksızın yerine getirmeleri gereklidir.
Savcılar özellikle de;

Görevlerini tarafsız bir şekilde yerine getirmeli;

Bireysel ya da bölgesel menfaatler ile kamu ya da medya baskılarından etkilenmemeli, yalnızca kamu menfaatini göz önünde bulundurmalı, objektif bir şekilde hareket etmeli;

Şüphelinin lehine ya da aleyhine olmasından bağımsız olarak, tüm ilgili koşulları göz
önünde bulundurmalı;

Yerel kanunlara ya da adil yargılanmanın gerekliliklerine uygun bir şekilde, tüm gerekli ve makul araştırmaların yapılmasını ve sonuç itibarıyla şüphelinin suçlu ya da masum olduğunu gösterecek olsa bile, bu araştırmaların sonuçlarının gizli olmasını sağlamaya gayret etmeli;

Her zaman doğruyu aramalı, mahkemelerin doğruya ulaşmasını ve toplum, mağdur ve şüpheli arasında kanunlara ve adil olmanın gerekliliklerine uygun bir şekilde davranılmasını sağlamaya çalışmalıdırlar.

4. Ceza yargılamalarındaki rol

4.1. Savcılar görevlerini adil, tutarlı ve hızlı bir şekilde yerine getirmelidirler.
4.2. Savcılardan, ceza yargılamalarında şu şekilde aktif bir rol oynamaları
beklenmektedir.

a) Kanunlar ya da tüzükler uyarınca ceza soruşturmasına katılmaya ya da polis veya başka soruşturmacılar üzerinde yetkilerini kullanmaları halinde; bunu tarafsız, objektif ve profesyonel olarak gerçekleştirmeleri;

b) Soruşturma yürüttükleri zaman, soruşturma hizmetlerinin yasal kurallara uygun ve temel insan haklarına saygıyı gözettiğini temin etmeleri;

c) Tavsiye verirken tarafsız ve objektif kalmaları;

d) Ceza yargılamasında, yalnızca olayın makul olarak güvenilir ve kabul edilebilir kanıtlara sağlam olarak dayandırıldığı durumda işlemleri sürdürmeleri, bu tür kanıtların yokluğunda soruşturma işlemlerini sürdürmemeleri; bu süreçte ise olayı kesin sınırlar ile fakat adil olarak ve kanıtların dışına çıkmadan ele almaları;

e) Yerel kanun ve uygulamalar kapsamında mahkeme kararlarının icralarına ilişkin denetleyici bir fonksiyonları olduğunda ya da savcılık dışında başka görevler yaptıklarında, her zaman kamu menfaatini göz önünde bulundurarak hareket etmeleri gerekmektedir.

4.3. Savcılar ayrıca mesleki gizliliği korumalı, yerel kanunlar ve adil yargılanmanın gereklilikleri uyarınca, mağdurların ve tanıkların kişisel menfaatlerinin etkilendiği ya da etkilenebileceği durumlarda, onların görüşlerini, meşru menfaatlerini ve muhtemel endişelerini göz önünde bulundurmalı ve kişisel haklarına ilişkin bilgilendirilmiş olduklarından emin olmalı;

Aynı şekilde, mağdur olan herhangi bir tarafın, mümkün olan durumlarda; daha yüksek bir yetkiliye/mahkemeye başvuru/itiraz hakkı olduğundan haberdar olmasını sağlamaya gayret etmeli;

Mahkeme ve diğer ilgili yetkililer ile işbirliği içerisinde, şüphelinin haklarını teminat altına almalı;

Kanunlar ya da adil yargılanmanın gereklilikleri kapsamında; makul olan en kısa sürede ilgili olan lehte ve aleyhte tüm bilgileri şüpheliye bildirmeli;

Sunulan delillerin kanunlar ya da Anayasa uyarınca toplanıp toplanmadığını incelemeli;

Şüphelinin insan haklarına karşı ağır ihlaller teşkil eden ve özellikle işkence veya acımasız muamele teşkil eden yöntemlere başvurularak elde edildiğine ilişkin makul şüpheler bulunan delilleri kullanmayı reddetmeli;

Bu tür yöntemleri kullanmaktan sorumlu kişilerin aleyhinde gerekli işlemlerin yapılmasını sağlamaya gayret etmeli;

Yerel kanunlar ya da adil yargılanmanın gereklilikleri kapsamında, resmi yargı sistemi içerisinde, şüphelilerin ve mağdurların haklarına tamamen saygılı bir şekilde ve uygun olan durumlarda; takipsizlik kararı vermeye ya da özellikle çocuk davalıları içeren ceza davalarında özel usulleri uygulamaya gereken önemi vermelidirler.

5. İşbirliği

Kovuşturma işlemlerinin adilliği ve etkinliğini sağlamak adına, savcılar; ulusal ve uluslararası düzeyde, polisle, mahkemelerle, hukuki hizmet veren mesleklerle, savunma makamlarıyla, kamu avukatlarıyla ve diğer devlet kurumlarıyla işbirliği içinde olmalı;

Kanunlara uygun bir şekilde ve karşılıklı işbirliği ruhuyla, başka yargı sistemlerindeki savcılık hizmetleri ve meslektaşlarına yardım sunmalıdırlar.

6. Hakları

Görevlerini bağımsız olarak ve bu standartlar doğrultusunda yerine getirebildiklerinden emin olmak adına, savcıların devlet tarafından uygulanabilecek keyfi hareketlerden korunmaları gereklidir. Genel olarak, savcıların şunlara hakları olmalıdır:

Gözdağına, engellemeye, tacize, usulsüz müdahaleye veya hukuki, cezai ya da diğer yaptırımlara maruz bırakılmadan mesleki işlevlerini yerine getirme,

Savcılık işlevlerini doğru bir şekilde yerine getirmeleri sonucunda kişisel güvenliklerinin tehdit altında olduğu durumlarda; aileleri ile birlikte, yetkililer tarafından fiziksel olarak korunma,

Yaptıkları elzem görev ile orantılı olan makul hizmet şartları ve yeterli ücret alma, maaşlarının ya da diğer imkânlarının keyfi olarak kısıtlanamaması; çalışma koşullarına, bazı durumlarda da seçim koşullarına tabi olarak, makul ve düzenli bir şekilde görev, emekli maaşı ve emeklilik sahibi olma;

Özellikle de mesleki özellikler, yeterlilik, dürüstlük, performans ve tecrübe gibi objektif faktörlere dayanarak, adil ve tarafsız usuller ile karar verilerek işe alınma ve terfi etme,

Uygun mesleki standartların kapsamını ihlal edecek davranışlarda bulunulduğu iddialarının disiplin işlemleri gerektirdiği durumlarda, kanunlara ve diğer yasal düzenlemelere uygun olarak, hızlı ve adil yargılanma,

Disiplin sürecinde yapılan değerlendirmelerin ve verilen kararların objektif olması,

Menfaatlerini temsil edecek, mesleki eğitimlerini teşvik edecek ve statülerini koruyacak mesleki birlikler kurma ve bu birliklere katılma, ayrıca kanuna ya da mesleki standartlara veya etik ilkelerine aykırı bir emri yerine getirmekten muaf olma.

Türk Hava Kurumu ve Tüzüğü

0

Türk Hava Kurumu (THK), 16 Şubat 1925’te Türk Tayyare Cemiyeti adıyla kurulan, tüzel kişiliğe sahip en köklü havacılık kuruluşudur. Cemiyetler Kanununa göre kurulmuş, 5 Ağustos 1925 tarihinde kamu yararına çalışan dernek statüsünü kazanmış ve Türk Hava Kurumu adını almıştır.

Tayyare Cemiyeti Logosu

İlk başkanı Cevat Abbas olan ve havacılık federasyonu yetkisini taşıyan Türk Hava Kurumu’nun Onursal Genel Başkanı Cumhurbaşkanıdır. Kurum, Türkiye Cumhurbaşkanının ve Bakanlar Kurulunun manevi koruması altındadır. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK kurumun ilk onursal üyesidir.

Ankara 9’uncu Sulh Hukuk Mahkemesinin 16 Ekim 2019 tarih ve 2019/1509 sayılı kararıyla kayyım heyeti atanan THK, 2021 yılı itibari ile aynı heyet tarafından yönetilmektedir.

Türk Hava Kurumu, orman yangınları ile etkin mücadelede uzman kuruluştur

[box type=”shadow” align=”” class=”” width=””]Mustafa Kemal ATATÜRK: “Türk; yurdun dağlarında, ormanlarında, ovalarında, denizlerinde, her bucağında, nasıl bir bilgi ve kendine güvenle yürüyor, dolaşıyorsa, yurdun gökyüzünde de aynı şekilde dolaşabilmelidir. Bu ise Türk’ü, çocukluğundan, vatan kuşlarıyla, vatan havası içinde yarışa alıştırmakla başlar, işte bugün burada bizi toplayan sebep, o kutsal işe başlama ayinidir. Türk Çocuğu! Her işte olduğu gibi havacılıkta da en yüksek düzeyde, gökte seni bekleyen yerini az zamanda dolduracaksın. Bundan gerçek dostlarımız sevinecek, Türk Milleti mutlu olacaktır.”[/box]

THK; havadan yangın söndürme, hava ambulans, hava taksi, sivil uçak bakım hizmetleri, sportif havacılık faaliyetleri, akademik eğitimler, pilotaj eğitimleri, uçak imalat faaliyetleri, bakım ve modernizasyon ve sigorta faaliyetleri yürütmektedir. Son 25 yılda 2 binden fazla orman yangınına havadan müdahale eden THK yangın söndürme uçakları, yurt dışındaki yangınlara da destek vermektedir.

Türk Hava Kurumunun Kamu Yararına Çalışan Dernekler Arasına İthali Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararı; ‘Türk Tayyare Cemiyeti’nin Cemiyetler Kanununun 17 nci maddesi mucibince menafii umumiyeye hadim Cemiyetler meyanına ithali Dahiliye Vekâleti celilesinin 5 Ağustos 1341 tarihli tezkeresiyle vuku bulan teklif üzerine İcra Vekilleri Heyetinin 5.8.1341 tarihli içtimaında tasvip ve kabul olunmuştur. Cemiyetin Nizamnamesi(Tüzüğü) bizzat Atatürk tarafından tespit edilmiş; Yüzbaşı Fazıl, Üsteğmen Şakir Hazım, Pilot Fehmi Yemenli, Mazlum Keyüsk ve Vecihi Hürkuş tarafından hazırlanmıştır. Yürürlükteki TÜRK HAVA KURUMU TÜZÜĞÜ, 39’ncu Büyük Genel Kurul tarafından kabul edilmiş, Bakanlar Kurulu’nun 20/10/2008 tarih ve 2008/14307 sayılı kararıyla onaylanmış olan ve 04/12/2008 tarih ve 27074 sayılı resmi gazetede yayımlanmıştır.

Türk Hava Kurumu (THK) Tarihçesi 

  • 23 Nisan 1926’da Tayyare Makinist Mektebi hizmete açıldı. THK, 10 yıl içinde 351 uçak satın alarak Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim etti.
  • 1929 yılında, Uluslararası Havacılık Federasyonu’na (FAI) üye oldu.
  • 1932 yılında, motor ve pervanesi dışında ilk ulusal tipteki uçağın prototipini üretti.
  • 1935 yılında Cemiyet’in adı,  Türk Hava Kurumu olarak değiştirildi.
  • 3 Mayıs 1935 tarihinde Türkiye’nin ilk uçuş okulu olan Türkkuşu kuruldu. Kurulduğu günden bu yana havacılık sektörüne yaklaşık 7 bin pilot yetiştirdi.
  • 1936 yılında Tayyare Okulu açıldı. Türkiye’nin ilk kadın savaş pilotu ve Atatürk’ün manevi kızı Sabiha GÖKÇEN Tayyare Okulu’nun ilk öğrencilerinden oldu.
  • 1937 yılında THK, ilk Türk uçak tasarımcısı Vecihi Hürkuş’u mühendislik eğitimi alması için, Almanya’ya gönderdi.
  • 10 Temmuz 1936 tarihinde İnönü Planör Kampı açıldı.
  • 1937 yılında Etimesgut Motorlu Uçuş Kampı ve Ankara ve İzmir Paraşüt kuleleri açıldı. Paraşüt Okulunun ilk müdürü ise Abdurrahman Türkkuşu oldu.
  • Türkkuşu öğretmenlerinden pilot Emrullah Ali Yıldız, 12 Haziran 1938’de 14 saat 20 dakika süren bir planör uçuşuyla dünya rekoru kırdı. Öğrencisi Ziya Aydoğan, THK İnönü Eğitim Merkezi’nden Kayseri’ye kadar, 466 km’lik bir mesafeyi planörle uçtu.
  • 1940 yılında Akköprü’de sınırlı bir kadroyla çalışan atölye fabrika haline getirildi ve İngiliz Miles Magister eğitim uçaklarının seri montajına başlandı. THK’nin planörleri Akköprü Atölyesi’nde 1940 yılına kadar planör üretimi, motor ve planör onarımlarını yaptı.
  • 1939-1941 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığı’nın da isteğiyle Etimesgut Uçak Fabrikası kuruldu. 1944 yılında faaliyete geçen Etimesgut Uçak Fabrikası’nda, Magister uçakları ile planörler ve eğitim, sağlık ve nakliye uçakları üretildi.
  • Türkiye’deki ilk motor fabrikası THK tarafından Gazi Orman Çiftliği’nde kuruldu. Bu fabrikanın çalışmaları 1951 yılına kadar sürdü ve dönemin getirdiği koşullar nedeniyle aynı yıl Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu’na devredildi. Fabrika 1952’de kapatıldı, hâlen Türk Traktör Fabrikası olarak işletilmektedir.
  • 1953 yılında  Türk Hava Kurumu, Uluslararası Hava Öğrenci Mübadelesi Teşkilatı’na üye oldu.
  • THK’nin yetiştirdiği havacılar, 1974 Kıbrıs Harekâtında paraşütçü olarak katıldı.
  • 1985 yılında havadan yangın söndürme faaliyetlerine başladı.
  • 1986 yılında, Hava Taksi İktisadi İşletmesi kuruldu.
  • Mevcut planör, paraşüt, uçuş okulu ve model uçak okuluna ilave olarak 1996 yılında bünyesinde balon, yelkenkanat ve yamaç paraşütünün bulunduğu Çok Hafif Hava Araçları Okulu kuruldu.
  • 1995 yılında Dünya Paraşüt Şampiyonası, Türk Hava Kurumu’nun ev sahipliğinde gerçekleşti.
  • 1996 yılında 1. Dünya Hava Oyunları Test Yarışmaları, Türk Hava Kurumu’nun ev sahipliğinde gerçekleşti.
  • 1996 yılında bünyesinde balon, yelken kanat ve yamaç paraşütünün bulunduğu Çok Hafif Hava Araçları Okulu kuruldu.
  • 1997 yılında 1. Dünya Hava Oyunları Türk Hava Kurumu’nun ev sahipliğinde gerçekleşti.
  • 1998 yılında, Brüksel’deki AB organları nezdinde lobi faaliyetleri yürüten Avrupa Hava Sporları Birliği’ne (EASA) üye oldu.
  • Haziran 2000’de 6 dalda 1. Türkiye Hava Oyunları, Temmuz 2002’de 2. Türkiye Hava Oyunları, Haziran 2004’te 3. Türkiye Hava Oyunları gerçekleştirildi.
  • 19 Mayıs 2002 tarihinde Ankara’da Türk Hava Kurumu Müzesi açıldı.
  • THK Paraşüt Öğretmeni Hakan Zengin 19 Haziran 2004 tarihinde İnönü Havacılık Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen 3. Türkiye Hava Oyunları’nın resmi açılış töreninde, dünyanın en büyük bayrağıyla (433.5 m2) paraşütle atlayarak Guiness Rekorlar Kitabı’na girdi.
  • 2007 yılında, Hava Taksi İktisadi İşletmesi’nin adı, THK’nın yetiştirdiği dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’in onuruna, “Gökçen Havacılık İktisadi İşletmesi” değiştirildi.
  • 2010 yılında; ilmi, teknik, ticari, turistik, sportif, havacılık, eğitim, sağlık, kültürel ve sosyal alanda faaliyette bulunmak üzere uzay ve uydu çalışmaları yapmak amacıyla THK Havacılık Vakfı kuruldu.
  • 29 Mayıs 2011 tarihinde, THK Erzincan Havacılık Eğitim Merkezi açıldı.
  • 2011 yılında, Türkiye’nin havacılık ve uzay bilimleri alanında ilk ve tek ihtisas üniversitesi olan Türk Hava Kurumu Üniversitesi 6114 sayılı kanun ile Ankara ilinde bir kuruldu. Türkiye’nin havacılık eğitiminde en büyük filoya sahip kurumudur.
  • Ankara 9’uncu Sulh Hukuk Mahkemesinin 16 Ekim 2019 tarih ve 2019/1509 sayılı kararıyla kayyım heyeti atandı. THK, 2021 yılı itibari ile aynı heyet tarafından yönetilmektedir.
  • Türk Hava Kurumu, 1954’ten bu yana kesintisiz olarak Uçan Türk adlı kurum dergisini iki ayda bir ücretsiz olarak yayınlamaktadır.
Türk Tayyare Cemiyeti Müteşebbis Heyeti – Türk Hava Kurumu Kurucular Heyeti

Mehmed Cevad Abbas – Türk Hava Kurumu Kurucu Başkanı

İzmit Mebusu Saffet Bey
İstanbul Mebusu Ali Rıza Bey
Çorum Mebusu Dr. Mustafa Bey
Kars Mebusu Ağaoğlu Ahmet Bey
Kozan Mebusu Saip Bey
Cebelibereket Mebusu Avni Bey
Afyon Mebusu Ali Bey
Zonguldak Mebusu Halil Bey
Muş Mebusu İlyas Sami Bey
Manisa Mebusu Esat Bey
Siverek Mebusu Kadri Ahmet Bey
Kütahya Mebusu Recep Bey
Kütahya Mebusu Ragıp Bey
Malatya Mebusu Mahmut Nedim Bey
Çorum Mebusu Ferit Bey
Bitlis Mebusu Muhittin Bey
Kırklareli Mebusu Fuat Bey
Ankara Mebusu İhsan Bey
Ankara Mebusu Şakir Bey
Eskişehir Mebusu Emin Bey
Çorum Mebusu İsmail Kemal Bey
Afyon Mebusu Ruşen Eşref Bey
Urfa Mebusu Yahya Kemal Bey
Tekirdağ Mebusu Cemil Bey
Urfa Mebusu Ali Bey
Ankara Mebusu Hilmi Bey
Erkânı Harbiye Umumiye Reisi Sanisi Kazım Paşa
Diyanet İşleri Reisi Hoca Rifat Efendi
Tüccardan Avunduk Zade Mehmet Bey
M.M.V. Müsteşar Miralay Hüseyin
Muavini Hüsnü Bey
Hakimiyeti Millîyeden Ziya Gevher Bey
Tüccardan Nemlizade Sıtkı Bey
Tüccardan Erzurumlu Nafiz Bey
Mimar Hikmet Bey

Türk Hava Kurumu Başkanları

Cevat Abbas Gürer (1925)

Ahmet Fuat Bulca (1925-1939)

Şükrü Koçak (1939-1947)

Seyfi Düzgören (1947-1949)

Şükrü Sökmen Süer (1949-1950)

Mustafa Zeren (1950-1961)

Adnan Özsoy (1961-1962)

Nuri Aslantaş (1962-1967)

Cemal Engin (1967-1969)

Lemi Tüzün (1969-1970)

Kani Madasoğlu (1970-1975)

Mehmet Bilir (1975)

Şefik Aktuğlu (1975-1977)

Abdullah Orakçılar (1979-1981)

Yılmaz Oral (1981-1985)

Baki Aydın (1985-1986)

İnanç Ayas (1986-1990)

Attila Taçoy (1990-1999)

İbrahim Büyükyumukoğlu (1999-2000)

Erdoğan Karakuş (2000-2002)

Rasim Arslan (2002-2004)

Yusuf Güngör (2004-2009)

Osman Yıldırım (2009-2014)

Vacit Öktem (2014[3]-2015)

Kürşat Atılgan (2015[4]-2018)

Ahmet Bertan Nogaylaroğlu (2018-2019)

TÜRK HAVA KURUMU TÜZÜĞÜ

BİRİNCİ KISIM
Genel Esaslar
Amaç ve Kapsam

Madde 1 – Bu Tüzüğün amacı, havacılığı Türk Milletine benimsetmek ve sevdirmek üzere, ilmi, teknik, turistik ve sportif alanda faaliyet gösteren Türk Hava Kurumu’nun üyeleri, merkez ve şube organlarının görev ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esaslarını belirlemektir.

Tanımlar ve kısaltmalar

Madde 2 -Bu Tüzükte geçen:

a) Tanımlar;

Kurum : Türk Hava Kurumu’nu,
Merkez : Türk Hava Kurumu’nun ANKARA’daki Genel Merkezi’ni,
Şube : Türk Hava Kurumu’nun, il ve ilçelerle yurt dışında temel fonksiyonlarını yürüten alt birimlerini,
Organ : Türk Hava Kurumu’nun yönetim, denetim ve disiplin ile ilgili işlevlerini yerine getirmek üzere
tesis edilen kurulları,
Temsilcilik : Türk Hava Kurumu’nun çalışmalarına yardımcı olan alt birimlerini, ifade eder.

b) Kısaltmalar;

THK : Türk Hava Kurumu,
FAI : Federation Aeronautique Internationale (Uluslararası Havacılık Federasyonu),
KKK : Kara Kuvvetleri Komutanlığı,
Dz.K.K. : Deniz Kuvvetleri Komutanlığı,
Hv.K.K. : Hava Kuvvetleri Komutanlığı,
J.Gn.K. : Jandarma Genel Komutanlığı,
TRT : Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü,
DHMİ : Devlet Hava Meydanları İşletmeleri Genel Müdürlüğü,
GATA : Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanlığı, anlamında kullanılmıştır.

Esaslar

Madde 3 – a) Türk Milletinin ve Vatanının kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder ATATÜRK’ün direktifleri doğrultusunda 16 ŞUBAT 1925 tarihinde “Türk Tayyare Cemiyeti” adı altında kurulmuş bulunan Türk Hava Kurumu’nun amacı, büyük Türk Milletinin maddi ve manevi desteğinde, Cumhurbaşkanı ve Hükümetin yüksek himayelerinde, havacılığı Türk Milletine benimsetmek ve sevdirmek üzere ilmi, teknik, turistik ve sportif alanda faaliyet göstermektir.

b) Cumhurbaşkanı Türk Hava Kurumu’nun Onursal Genel Başkanıdır. Gerekli gördüğü takdirde Türk Hava Kurumu’nun Olağan Genel Kuruluna katılarak açılış konuşmasını yapar.
c) Kurumun merkezi ANKARA’dadır.
d) Kurum 5253 sayılı Dernekler Kanununa tabi özel hukuk tüzel kişidir.
e) THK 5 AĞUSTOS 1925 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile kamu yararına çalışan dernekler arasına alınmıştır.
f) THK Uluslararası Havacılık Federasyonu’nun üyesi olup, Türkiye’nin Havacılık Federasyonu yükümlülüğünü taşır.
g) THK teknik alanlarda, Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile işbirliği yapabilir.

Yetki ve sorumluluklar

Madde 4 – Türk Hava Kurumu aşağıdaki yetki ve sorumluluklara sahiptir:

a) Türkiye’de havacılığın askeri, siyasi, sosyal, ekonomik, turistik ve sportif önemini tanıtmak, benimsetmek ve milli havacılığa destek olmak için gerekli çalışmaları yapmak,
b) Türk milletinde havacılık sevgisini uyandırmak ve Türk gençliğini havacılığın her dalında yetiştirmek,
c) Türkiye’de havacılığın kuruluş ve gelişmesini sağlamak, genel havacılık (havadan yangın söndürme, hava ambulansı, tarifesiz seferler) alanında Türk Milletine hizmet etmek,
d) Havacılık için lüzumlu olan personel, araç ve gereci çoğaltmak, havacılık alanında turizm ile ilgili her türlü faaliyette bulunmak ve gerekli yatırımları yapmak,
e) Türk Milletinde havacılık sevgisini yaratmak ve Kurumu tanıtmak amacı ile yurt içinde ve yurt dışında spor gösterileri ve yarışmaları ile geziler düzenlemek ve düzenlenen bu gibi faaliyetlere katılmak,
f) Havacılık alanındaki milli ve milletlerarası rekorları, tescil etmek ve onaylanmak üzere FAI’ye bildirmek ve yayınlamak,
g) Havacılık çalışmaları hakkında istatistiki bilgileri düzenlemek, tarihi bilgileri toplamak ve bireylerin havacılıkla ilgili bilimsel düzeylerinin yükselmesine çalışmak, bu maksatla, havacılıkla ilgili yayınlar hazırlamak, basmak ve bunları satmak,
h) Yurt düzeyindeki şubelerinde, eğitim kurum ve kuruluşlarında, havacılık kulüplerinin ve kollarının kurulmasını yönetmeliklere göre teşvik etmek ve çalışmalarına yardımcı olmak, gerekli gördüğü şekilde desteklemek ve gerektiğinde alınmış olan destekleme kararını iptal ederek mülki amirliğe ve ilgili şubeye bilgi vermek,
ı) Havacılığın bütün dallarında eğitim vermek, bu maksatla kurslar açmak, hava spor ve eğitim tesisleri kurmak ve işletmek, hak edenlere FAI ve THK’ye ait lisans, diploma ve brövelerini vermek, kurslardan yabancıların da yararlanmasını sağlamak,
j) Hava izciliğine ilişkin faaliyetleri Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile koordine ederek teşvik etmek,
desteklemek, gerektiğinde kurmak,
k) Bu maddedeki sorumluluklarını gerçekleştirmek ve yetkilerini yerine getirebilmek için her türlü ekonomik ve ticari faaliyetleri yapmak, taşınır-taşınmaz mal edinmek ve bu mallar üzerinde tasarrufta bulunmak,
l) Her türlü kamu ve özel kurum, kuruluş ve kişiler ile gerektiğinde yurtdışındaki diğer kuruluşlarla işbirliği yapmak,
m) Bu maddedeki yetki ve sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirebilmek için, gerekli görülen veya ihtiyaç duyulan teşkilatı kurmak ve bunların çalışma usul ve esaslarını yönetmeliklerle belirlemek, n) Her yılın 16 Şubat tarihini “KURULUŞ GÜNÜ” olarak, Genel Merkez ve bütün Kurum şubelerinde törenlerle kutlamak,
o) ŞEHİTLERİ ANMA gününde tüm şehitleri törenlerle anmak ve her yıl 15-21 Mayıs arasındaki günleri HAVACILIK HAFTASI olarak gösteri, şenlik ve çeşitli etkinliklerle tüm yurtta kutlamak,
p) Madalya, plaket, rozet ve armağanların çeşitleri ve kimlere verileceği ile bu Tüzüğün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları yönetmeliklerle belirlemek.

İKİNCİ KISIM
Üyeler
Üye çeşitleri

Madde 5 – Kurumun iki türlü üyesi vardır:

a) Onursal üyeler: Kuruma maddi ve manevi yardımları bulunan gerçek ve tüzel kişiler ile yabancı şahıslardan Genel Yönetim Kurulu kararı ile onursal üyelik sıfatı verilenlerdir. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Kurumun ilk onursal üyesidir.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Kurumun onursal üyesidir.

b) Asıl üyeler: Dernek kurma hakkına sahip gerçek ve tüzel kişilerden Türk Hava Kurumu şubelerinden birine başvurarak usulüne uygun olarak üyeliğe kabul edilen
kişilerdir.

Üyelik hakları

Madde 6 – Üyelerin:

a) Kayıtlı oldukları şubelerin genel kurullarında söz sahibi olma, seçme ve seçilme,
b) Büyük Genel Kurula delege olabilme,
c) Sahip olduğu tek oy hakkını bizzat kullanabilme,
d) Kayıtlı bulunduğu şube başkanlığına yazılı olarak
müracaat etmek suretiyle üyelikten ayrılabilme,
e) Her üyenin şubelerden yalnız birine üye olma,
hakları vardır.

Üyelerin yükümlülükleri

Madde 7 – Üyeler:

a) Üyelik aidatını muntazam ödeme,
b) Kurumun amacına yönelik çalışmalarda, kendilerinden istenecek görevleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirme, yükümlülüğü altındadırlar.

Üye aidatları

Madde 8 – Her yıl OCAK ayında bütçe kanunu ile belirlenen memur maaş katsayısının en az otuz gösterge rakamı ile çarpımından elde edilecek miktar, o yılın üyelik aidatı olarak kabul edilir.

Her yılın aidatı, şubelerin genel kurul tarihlerinden en az yirmi gün önce ödenmiş olmalıdır.

Üyeliğin sona ermesi

Madde 9 – Üyelik aşağıdaki hallerde sona erer:

a) Üyenin kayıtlı bulunduğu şube başkanlığına üyelikten ayrıldığını yazılı olarak bildirmesi halinde üyelik kendiliğinden sona erer.
b) Kurumun amacına aykırı çalışmalar yapanlar ile Kurum tarafından verilen görevleri yerine getirmeyen üyelerin üyelikleri yönetim kurulları tarafından sona erdirilir.
c) Merkez ve şube yönetim kurulları tarafından haklarında çıkarma kararı verilenlerin üyeliği sona erdirilir ve bu şekilde üyeliği sona erenler yeniden Kurum üyesi olamazlar.
d) Tüzel kişiliğin feshi halinde üyelik sona erer.

ÜÇÜNCÜ KISIM
Türk Hava Kurumu Organları
Organlar
Madde 10 – Kurumun organları:

a) Büyük Genel Kurul,
b) Genel Yönetim Kurulu,
c) Merkez Denetleme Kurulu,
d) Merkez Disiplin Kurulu’dur.

BİRİNCİ BÖLÜM : Büyük Genel Kurul
Büyük Genel Kurulun yapısı

Madde 11 – Büyük Genel Kurul, aşağıda belirtilen delegelerden meydana gelir:

a) T.B.M.M. Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı, Hava Kuvvetleri Komutanı, Jandarma Genel Komutanı, Ankara Valisi, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türk Hava Kurumu Genel Başkanlığı yapanlar.

b) Başbakanlıktan daire başkanı veya daha üst düzeyde bir delege, Savunma Sanayii Müsteşarlığından daire başkanı veya daha üst düzeyde bir delege, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı, Genelkurmay Harekat Başkanlığından iki delege, K.K.K.lığı Havacılık Daire Başkanlığından iki general veya şube müdürü düzeyinde delege, Dz.K.K. ve J.Gn.K.lığından birer delege, Hv.K.K.lığından muvazzaf veya emekli general ile şube müdürü düzeyinde toplam beş delege, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürü, Diyanet İşleri Başkanlığından, Türkiye Kızılay Derneğinden, Sosyal Hizmetler ve Çocuk
Esirgeme Kurumundan birer delege, Milli Savunma, İçişleri, Dışişleri, Milli Eğitim, Tarım ve Köyişleri, Kültür ve Turizm ile Çevre ve Orman Bakanlıklarından daire başkanı veya daha üst düzeyde birer delege, TRT, D.H.M.İ., Sivil Havacılık, Posta ve Telgraf Teşkilatı ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüklerinden birer delege, mesleki ve teknik yönden havacılık eğitimi veren üniversitelerden birer delege, Muhtarlar Federasyonundan bir delege, Ankara’daki her üniversiteden ve GATA’dan öğretim üyesi olmak kaydıyla birer delege.

c) THK Genel Başkanı, Genel Yönetim, Merkez Denetleme ve Merkez Disiplin Kurulu asıl üyeleri.

d) THK şube başkanları ve 12 nci maddede belirtilen esaslara göre şube başkanları da dahil olmak üzere azami 600 kişiden oluşan ve şube genel kurullarınca seçilecek delegeler.

Delege tespiti

Madde 12 – a) Şube delegelerinin tespitinde şubeler vasıtasıyla Büyük Genel Kurulun yapılacağı yıldan önceki son üç takvim yılında sağlanan kira gelirleri hariç net gelirlerin, şube başkanları hariç olmak üzere kalan delege sayısına bölünmesi ile belirlenecek miktar, her bir delege için esas alınır. Büyük Genel Kurul tarihinden üç ay öncesine kadar genel kurulunu yapmamış olan şubeler, başkanları dahil Büyük Genel Kurulda temsil edilemezler.

b) Delege tespitine esas olacak gelirler şunlardır:

1) Üye aidatları,

2) Nakdi bağışlar,

3) Ayni bağışlar ve bunların satışından elde edilen veya satılmadığı takdirde Genel Başkanlıkça bilirkişi,
komisyon veya mahkemeden uygun görülen biri ile tespit ettirilen parasal değeri,

4) Yardım pulu satışlarının Genel Başkanlığa gönderilen miktarı,

5) Kurban derisi, bağırsak, fitre ve zekat gelirlerinden toplama giderleri düşüldükten sonra Kurum hissesine düşen miktar,

6) Son üç yıllık dönem içinde bağış yolu ile elde edilmiş taşınmaz malların Mahalli Takdir Komisyonlarınca tespit edilecek gerçek değerlerinin tamamı,

7) Bağış yolu ile elde edilmiş tüm taşınmaz malların Kurumca yeniden inşa ettirilen veya kat karşılığı yaptırılanlar hariç, aynı dönem içindeki kira gelirlerinin %50 (elli)’si,

8) Diğer gelirler.

Büyük Genel Kurul toplantıları

Madde 13 – Büyük Genel Kurul iki şekilde toplanır:

a) Olağan toplantı, üç yılda bir Eylül ayında yapılır.

b) Olağanüstü toplantı;

1) Genel Yönetim Kurulu veya Merkez Denetleme Kurulunun alacağı karar ile,

2) Türk Hava Kurumunun tüm asıl üyelerinin 1/5’inin yazılı isteğiyle,

3) Genel Yönetim Kurulu ve Merkez Denetleme Kurulu üye sayılarının, boşalmalar sebebi ile yedeklerin de getirilmesinden sonra, üye tam sayısının yarısından aşağı düşmesi ile, yapılır.

Olağanüstü Büyük Genel Kurul toplantısı isteği üzerine, Genel Yönetim Kurulu, Büyük Genel Kurulu bir ay içinde toplantıya çağırmaya mecburdur. Genel Yönetim Kurulunun yedeklerle dahi tamamlanamaması halinde Büyük Genel Kurul, mevcut Genel Yönetim Kurulu üyeleri veya Merkez Denetleme Kurulu tarafından aynı süre içinde toplantıya çağrılır.

Olağanüstü toplantılarda yalnız toplantı için tespit edilmiş gündem görüşülür ve bu toplantı mevcut şube başkanları ve son olağan toplantının delegeleri ile yapılır.

Toplantıya çağrı

Madde 14 – Büyük Genel Kurula çağrı usulü:

a) Genel Yönetim Kurulu, Tüzüğe göre Büyük Genel Kurula katılma hakkı bulunan delegelerin listesini düzenler.

Büyük Genel Kurulun toplanma gününü, saatini, yerini ve gündemi ile, çoğunluk sağlanamadığı takdirde ikinci toplantının hangi gün, saat ve yerde yapılacağını, en az on beş gün önceden yazılı çağrı ile Büyük Genel Kurula katılacak delegeleri toplantıya çağırır.

b) Büyük Genel Kurulun yapılacağı gün, saat ve yer ile toplantı gündemi, toplantı gününden en az on beş gün önce mahallin en büyük mülki amirliğine yazı ile bildirilir.

c) İlk toplantı ile ikinci toplantı arasında bırakılacak zaman yedi günden az 60 günden fazla olamaz.

d) Büyük Genel Kurul toplantısı üye çoğunluğunun dışında bir sebeple geri bırakılırsa ikinci toplantının iki ay içinde yapılması mecburidir.

e) Büyük Genel Kurul toplantısı bir defadan fazla geri bırakılamaz.

f) Gündem, Genel Yönetim Kurulunun çalışma raporu ve Merkez Denetleme Kurulu raporu ile bilanço ve tahmini bütçenin birer örnekleri önceden delegelere gönderilir.

Yeter Sayı

Madde 15- Büyük Genel Kurul, Tüzüğe göre katılma hakkı bulunan delegelerin en az yarısından bir fazlasının, tüzük değişikliği ile derneğin feshi halinde 2/3’sinin katılması ile toplanır. İlk toplantıda yeter sayı sağlanamaz ise ikinci toplantıda çoğunluk aranmaz. Ancak, bu ikinci toplantıya katılan delege sayısı, Genel Yönetim ve Merkez Denetleme Kurulları üye tam sayısının iki katından az olamaz.

Toplantı Usulü

Madde 16- Büyük Genel Kurulun yapılış usulü ve karar yetersayısı:

a) Büyük Genel Kurul toplantıları, THK Genel Merkezinin bulunduğu ANKARA’da, belirtilen ve mahallin en büyük mülki amirliğine bildirilen gün, saat ve yerde yapılır.

b) Büyük Genel Kurula katılacak delegeler, düzenlenmiş delege listesindeki isimlerinin karşısını imza ederek toplantı yerine girerler. Toplantı yerine gireceklerin resmi makamlarca verilmiş kimlik belgeleri Genel Yönetim Kurulu üyeleri veya Genel Yönetim Kurulunca belirlenecek görevliler tarafından kontrol edilir. Toplantı yeter sayısının sağlanıp sağlanmadığı bir tutanakla tespit edilir.

c) Toplantı, gerek gördükleri takdirde Cumhurbaşkanı tarafından açılır. Cumhurbaşkanınca açılış yapılamaması halinde toplantı, Genel Başkan veya görevlendireceği Genel Yönetim Kurulu üyelerinden biri tarafından açılır. Açılıştan sonra toplantıyı yönetmek üzere, bir başkan, bir başkan vekili ve ikisi yedek olmak üzere dört katip seçilir. Görüşmeler tutanağa geçirilir. Tutanaklar başkan ve katipler tarafından imzalanır.

d) Büyük Genel Kurul toplantısında gündemde yer alan konuların görüşülmesine ilaveten, toplantıda hazır bulunan delegelerin en az 1/10’u tarafından teklif edilen hususların da görüşülmesi zorunludur.

e) Büyük Genel Kurul toplantıya katılan delegelerin salt çoğunluğu ile karar alır.

f) Derneğin feshine ilişkin karar ise delege tam sayısının 2/3′ ünün oyu ile alınır.

Büyük Genel Kurul’un görev ve yetkileri

Madde 17- Büyük Genel Kurul, Kurumun en yetkili organıdır.

Bu sıfatla:

a) Genel konuşmalar açılmadan önce Genel Yönetim Kurulu’nun hesap raporunu incelemek üzere bir hesap komisyonu, bütçeyi tetkik için bir bütçe komisyonu, tüzük değişiklik tekliflerini incelemek için bir tüzük komisyonu, dilekleri incelemek üzere dilek komisyonu ve gerek duyulduğunda kurulacak diğer komisyonları seçer. Komisyonlar en az beş kişiden oluşur.

b) Genel Yönetim Kurulu çalışma raporunun, Merkez Denetleme Kurulu raporunun, hesap komisyonu raporunun okunması ve görüşülmesinden sonra Genel Yönetim Kurulu’nun ibra edilmesini oylar.

c) Genel Yönetim Kurulu’nun disiplin ile ilgili kararlarına süresi içinde yapılan ve Büyük Genel Kurul gündemine dahil edilmiş bulunan itirazları karara bağlar.

d) Kuruma gelir kaynakları sağlamak amacıyla sermaye şirketleri ve vakıf kurulması veya bu amaçla kurulmuş/kurulacak vakıf ve sermaye şirketlerine ayni ve/veya nakdi sermaye arzıyla katılınması veya hizmet, istisna ve iş ortaklıkları kurulması; Kurum için gerekli taşınmaz mallar satın alınması, mevcut taşınmazlardan gerekli görülenlerin satılması, bankalardaki kredi taahhütnamelerinin imzalanması, akreditif limiti açtırılması, nakit kredi talep edilmesi, bankalardan her türlü kredi ilişkisine girilmesi, teminat ve ipotek verilmesi, nakit karşılığı bloke işlemlerinin yapılması işlemlerini karara bağlar ve bu konularda her türlü işlemleri yapmak üzere Genel Yönetim Kuruluna yetki verir.

e) Bütçe komisyonunun raporunu görüşerek üç yıllık tahmini bütçeyi karara bağlar.

f) Büyük Genel Kurula sunulan dilekleri ve tüzük değişiklik tekliflerini görüşerek karara bağlar.

g) Ulusal ve uluslararası bir üst teşekküle katılma ve ayrılmaya karar verir.

h) Yasal şartların gerçekleşmiş olması halinde fesih kararı alır.

ı) 11 inci maddede belirtilen delegeler arasından Genel Başkan ile Genel Yönetim Kurulu için 11 asıl 11 yedek, Merkez Denetleme Kurulu için üç asıl üç yedek, Merkez Disiplin Kurulu için 5 asıl 5 yedek üye seçer

j) Seçimler, gizli oy açık sayım esasına göre yapılır.

k) Seçimlerde, Büyük Genel Kurul Başkanlığınca dağıtılan damgalı boş oy veya basılı oy pusulaları kullanılabilir. Basılı oy pusulalarında, Kurum organları için seçilecek asıl ve yedek üyelerin toplam sayıları kadar aday gösterilmesi zorunludur.

l) Oylar, Büyük Genel Kurul’ca seçilen en az beş kişilik bir tasnif komisyonu tarafından sayılır. Seçim sonucu bir tutanakla tespit edilerek Büyük Genel Kurul Başkanlığına sunulur.

m) Yurt içinde ve yurt dışında yeni şubeler ve temsilcilikler açılmasına, çalışmaları etkin olmayan şube ve temsilciliklerin kapatılmasına karar verir ya da bu konularda Genel Yönetim Kurulu’na yetki verir.

İKİNCİ BÖLÜM : Genel Yönetim Kurulu ve Genel
Başkan
Genel Yönetim Kurulu’nun Yapısı

Madde 18 – Genel Yönetim Kurulu:

a) Büyük Genel Kurulca seçilmiş, Genel Başkan ile 11 asıl ve 11 yedek üyeden oluşur. Genel Başkan, Genel Yönetim Kurulunun başkanı olarak Kurul üyeleri arasından bir Genel Başkan Yardımcısı ve tutanakları yazmak üzere bir sekreter üye seçer.

b) Genel Başkan ve Genel Başkan Yardımcısının yokluğunda, Genel Başkanlığa vekalet edecek birine, vekalet verir.

c) Genel Başkanlığın herhangi bir nedenle boşalması halinde, Genel Yönetim Kurulu kendi arasından Büyük Genel Kurula kadar görev yapacak bir Genel Başkan Vekili, Genel Başkan Vekili de yardımcısını seçer.

Genel Yönetim Kurulu’nda bu ve diğer sebeplerle meydana gelen eksilmeler, oy sırasına göre yedeklerin en geç bir sonraki Genel Yönetim Kurulu toplantısında hazır bulunmalarını sağlayacak sürede, Genel Başkan tarafından çağrılması suretiyle tamamlanır.

Genel Yönetim Kurulunun toplantıları, çağrı usulü, yeter sayısı

Madde 19 –

a) Genel Yönetim Kurulu, üyelerin yarısından bir fazlası ile ayda en az bir defa Genel Başkanın, bulunmadığı hallerde yetki verdiği Başkan Yardımcısının başkanlığında toplanır.

b) Her toplantıda bir sonraki toplantının tarihi tespit olunur. Genel Yönetim Kurulu, gerektiğinde Genel Başkanın çağrısı üzerine de toplanır.

c) Kararlar oy çokluğu ile alınır. Oyların eşitliğinde Başkanın oyuna göre karar alınmış sayılır.

d) Geçerli mazereti olmaksızın üst üste üç toplantıya katılmayan üye çekilmiş sayılır. Genel Yönetim Kurulu’nun görevleri, yetki ve sorumluluğu

Madde 20 – Genel Yönetim Kurulu:

a) Kurumu; kanun, tüzük, yönetmelik hükümlerine ve Büyük Genel Kurul kararlarına uygun şekilde yönetir.

b) Tüzükte yapılacak değişiklikleri hazırlar, Büyük Genel Kurula sunar.

c) Büyük Genel Kurulun verdiği yetki doğrultusunda yurt içinde ve yurt dışında şube ve temsilcilikler açılmasına, çalışmaları etkin olmayan şube ve temsilciliklerin kapatılmasına karar verir, açılacak şubelerin girişimlerini yapacak heyetleri görevlendirir.

d) Onursal üyelik önerilerini inceleyerek karara bağlar.

e) Kanun, tüzük, yönetmelik hükümlerine, Genel Yönetim Kurulu kararlarına ve Genel Başkanlık genelge ve emirlerine, Kurumun onur ve yararlarına aykırı davranan ve Kurumu siyasete araç eden üyeleri ve şube organlarında görevli kişileri gerektiğinde toptan veya ferden Merkez Disiplin Kurulu’na sevk eder ve disiplin kuruluna sevk edilen şube organlarında görevli üyeleri, Merkez Disiplin Kurulu’nun görüşünün Genel Yönetim Kurulu’na bildirilmesine kadar işten el çektirebilir.

f) İşten el çektirilenlerin yerine yedekleri getirilir. Şube organlarının yedeklerle dahi kurulamaması halinde; genel kurul, kalan yönetim kurulu üyeleri ile denetim kurulu tarafından bir ay içinde toplantıya çağrılır.

g) Bu maddenin (e) bendinde sayılmış bulunan davranış ve fiillerin Genel Yönetim, Merkez Denetleme ve Merkez Disiplin Kurullarında görev almış kişilerce işlenmesi halinde, bu kişileri Merkez Disiplin Kuruluna sevk eder ve aynı zamanda haklarında verilecek kararın kesinleşmesine kadar görevden uzaklaştırabilir. İlgili, Merkez Disiplin Kurulu üyesi ise hakkındaki karar kesinleşinceye kadar görevden çekilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılan veya çekilmiş sayılanların yerine yedek üyeler göreve çağrılır. Asıl üyenin yeniden göreve iadesi halinde yedek üyenin görevi sona erer. Genel Yönetim Kurulunun verdiği disiplin kararları ilgililere yazı ile bildirilir. Kararlar, tebliği müteakip otuz gün içinde itiraz edilmediği takdirde kesinleşir. Bu süre içinde ilgililerin karara itiraz etmeleri halinde ise, karar Büyük Genel Kurul’da görüşülür. Disipline ilişkin kararların Büyük Genel Kurul tarafından bozulması halinde, ilgili geçmişe ilişkin hak iddia edemez.

h) Üç yıllık gelir-gider hesaplarına ilişkin işlemler ile, gelecek dönemlere ait bütçeyi Büyük Genel Kurula sunar.

ı) Büyük Genel Kurulu toplantıya çağırır. Gündemini ve dönemine ait faaliyet raporunu en az onbeş gün önceden delegelere gönderir.

i) THK Genel Merkez Teşkilatını, bağlı kurumları ve şube başkanlıklarını denetler veya denetlettirir.

j) Gerekli gördüğü hallerde Büyük Genel Kurul tarihini azami iki ay sonraki bir tarihe kadar erteleyebilir.

k) Genel Başkan ile gerek gördüğü diğer kişilerin harcama yetkisini belirler.

l) Genel Başkan için belirlenecek harcama yetkisi dışında kalan harcamaları yapar ve sözleşmeleri onaylar.

m) Kurum işyerlerinin kuruluş ve kadrolarını tespit eder.

n) Bir yıl evvelki gelirin % 25’ini aşmamak şartı ile gelecek yıllara geçici üstlenmelerde bulunur.

o) Büyük Genel Kurulun verdiği yetkiye dayanarak her türlü taşınır ve taşınmaz malların satın alınması, inşa edilmesi, satılması, ipotek alınıp verilmesi, tevhit, ifraz, kamuya bedelli veya bedelsiz terk ve benzeri işlemleri yapmak üzere karar alır.

ö) Kurumun zarara uğratılmaması şartıyla Kurum tarafından veya Kuruma karşı açılmış veya açılacak davalarda uzlaşma, vazgeçme ve tahsil imkanı kalmamış alacakların silinmesine karar verir.

p) Eğitim, turistik, sosyal ve gelir getirici tesislerin kurulmasına karar verir.

r) Kurumun amacına ve görevlerine ilişkin havacılıkla ilgili imalat tesislerinin kurulmasına karar verir.

s) Amacı amatör sportif havacılık olan derneklerin talep etmeleri halinde ilgili yönetmeliğine göre Kurum merkezince tutulan kütüğe kulüp adı ile geçirilmesine, bunların desteklenmesine, kanunlara, Kurumun tüzük ve yönetmeliklerine aykırı hareket edenlerin de desteklenmesinin iptal edilmesine karar verir.

t) Kurum envanterindeki malların kayıtlarının silinmesi hususunda gerekeni yapar.

u) Uygun görülen şahısları, üyeleri ve şubeleri taltif eder.

ü) Üyelik başvurularının reddine ilişkin kararlara ait itirazları karara bağlar.

v) Türk Hava Kurumu Genel Başkanlığınca yapılacak sosyal yardımlara karar verir.

y) Kanunların, Kurum tüzüğünün ve Kurum faaliyetlerinin gerektirdiği yönetmelikleri yapar.

z) Büyük Genel Kurulun verdiği yetkiye dayanarak Kuruma gelir kaynakları sağlamak amacıyla sermaye şirketleri ve vakıf kurar veya bu amaçla yurt içinde kurulmuş/kurulacak vakıf ve sermaye şirketlerine ayni ve/veya nakdi sermaye arzıyla katılır veya hizmet, istisna ve iş ortaklıkları kurar.

Genel Başkanın görevleri, yetki ve sorumluluğu

Madde 21 – Genel Başkan:

a) Türk Hava Kurumunu temsil eder.
b) Genel Yönetim Kurulunun başkanıdır.
c) Genel Yönetim Kurulu toplantılarının gündemini hazırlar.
d) Kurumun hizmet ve faaliyetlerini, kanun, tüzük, yönetmelik ve yönerge hükümlerine, Büyük Genel Kurul ve Genel Yönetim Kurulunun kararlarına uygun olarak yürütür.
e) Kurumun ita amiridir.
f) Kurum işyerlerinin kuruluş ve kadroları, Kurum çalışanlarının özlük hakları ile ilgili olarak Genel Yönetim Kurulu’na tekliflerde bulunur.
g) Kurumun ihtiyacı olan personeli işe alır, yasal gereklerin varlığında işine son verir, gerektiğinde yer ve
görevini değiştirebilir. İhtiyaç duyulduğunda Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 124 üncü maddesine göre Türk Silahlı Kuvvetlerinden personel talebinde bulunabilir.
h) Personel kadro giderleri ve sınırı Genel Yönetim Kurulunca saptanan diğer harcamaları ve sözleşmeleri yapar. Ödemeleri muhasebe müdürü ile birlikte imza eder.
ı) Şubelerin bütçelerini onaylar ve şube gelirinin yetmediği hallerde, Genel Merkezden ek ödenek gönderir.
j) Genel Yönetim Kurulu’ndan aldığı yetkiye dayanarak taşınır ve taşınmaz malların alım, satım, ipotek alınması ve verilmesi işlemini yapar, aynı yolla kiraya verir ve Kurum için taşınmaz kiralar.
k) Kurum tarafından ve Kuruma karşı açılmış davalarda Kurumu temsil eder. Bu sıfatla başkalarını vekil tayin edebilir.
l) Üç yıllık gelir-gider hesaplarına ilişkin işlemler ile, gelecek dönemlere ait bütçeyi hazırlayarak Genel Yönetim Kuruluna sunar. Büyük Genel Kurulca veya Genel Yönetim Kurulunca onaylanmış bütçeyi uygular.
m) Havacılık kulüplerinin faaliyetlerini inceler, Kurumu’nun amacına aykırı faaliyette bulunan kulüplerin desteklenmesinin iptali için Genel Yönetim Kurulu’na teklifte bulunur.
n) Kanunların, Kurum Tüzüğünün ve Kurum faaliyetlerinin gerektirdiği yönetmelikleri hazırlar ve Genel
Yönetim Kuruluna sunar.
o) İvedi durumlarda, 20 nci maddenin (e) bendi hükmünü uygular ve ilk Genel Yönetim Kurulu toplantısına sunar.
p) Genel Yönetim Kurulunun yetki verdiği diğer işleri yapar.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM : Merkez Denetleme Kurulu
Yapısı

Madde 22 –

a) Merkez Denetleme Kurulu, üç asıl ve üç yedek üye olmak üzere Büyük Genel Kurulca seçilir. Merkez Denetleme Kurulu üyeleri Genel Yönetim Kurulu toplantılarına katılabilirler. Söz hakları vardır, oy hakları yoktur.

b) Büyük Genel Kurul’dan sonra Merkez Denetleme Kurulu asıl üyeleri, en yaşlı üyenin başkanlığında toplanarak bir Başkan seçerler ve görev bölüşümü yaparlar.

c) Herhangi bir nedenle bir üyenin ayrılması halinde THK Genel Başkanlığınca yedekten bir üye davet edilir.

Merkez Denetleme Kurulu Başkanının ayrılması halinde yeni başkan seçimi yedek üyeler arasından bir üye katıldıktan sonra yapılır.

d) Merkez Denetleme Kurulu çoğunlukla toplanır ve kararlarını oy çokluğu ile alır.

Görev ve yetkileri

Madde 23 – a) Merkez Denetleme Kurulu, yapacağı bir plana göre Büyük Genel Kurul adına, yılda bir kez ve gerektiğinde, THK Genel Merkezi ve Genel Merkeze bağlı kuruluşların (THK şubeleri hariç) her türlü mali ve idari işlemlerini denetler. Denetlemelerde gerekirse uzmanlardan yararlanılır.

b) Denetleme sonuçları yazılı olarak Genel Yönetim Kuruluna ve toplandığında Büyük Genel Kurula sunar.

c) Denetleme esnasında istenen her türlü evrak, defter, vesika, kayıt ve kıymetli evrak ilgililer tarafından ibraz edilir.

d) Denetleme esnasında soruşturmaya lüzum görülen hususlar hemen THK Genel Yönetim Kuruluna bildirilir.

e) Merkez Denetleme Kurulu, üç yıllık denetleme sonuçlarını Büyük Genel Kuruldan en az bir ay önce Büyük Genel Kurulda görüşülmek üzere Genel Yönetim Kuruluna sunar.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM : Merkez Disiplin Kurulu
Yapısı

Madde 24 –

a) Merkez Disiplin Kurulu, beş asıl ve beş yedek üye olmak üzere Büyük Genel Kurulca seçilir.

b) Büyük Genel Kurul’dan sonra Merkez Disiplin Kurulu asıl üyeleri en yaşlı üyenin başkanlığında toplanıp başkan ve sekreter seçerek görev bölüşümü yapar.

c) Herhangi bir nedenle bir üyenin ayrılması halinde THK Genel Başkanlığınca yedekler arasından oy sırasına göre bir üye davet edilir. Merkez Disiplin Kurulu Başkanının veya sekreterin ayrılması halinde yeniden yapılacak seçim yedekler arasından üye katıldıktan sonra gerçekleştirilir.

Görev ve yetkileri

Madde 25-

a) Merkez Disiplin Kurulu, Genel Yönetim Kurulu’nun kendisine sevk ettiği işler ile şube yönetim kurulu kararına itiraz eden ilgilinin müracaatı üzerine, gerekli inceleme ve soruşturmayı yaparak tavsiye niteliğindeki kararını Genel Yönetim Kuruluna sunar.

b) Merkez Disiplin Kurulu, kendisine sevk edilen konuları görüşmek üzere en geç on beş gün içerisinde Başkanın çağrısı üzerine toplanır, Başkanın bulunmadığı hallerde bu görevi sekreter üye yürütür.

c) Kararlar çoğunlukla alınır. Eşitlik halinde Başkanın oyuna göre karar alınmış sayılır.

d) Merkez Disiplin Kurulu, kendisine intikal eden olayı aydınlatmak üzere gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapar, tanık dinler, bilirkişi incelemesi yaptırabilir ve savunma yapması için ilgiliye yazılı çağrı yapar. Karardan önce üyelikten ayrılmış kişiler için de karar verilir.

DÖRDÜNCÜ KISIM
Türk Hava Kurumu Şubeleri
BİRİNCİ BÖLÜM :Genel Esaslar
Şubelerin kuruluşu

Madde 26 – Kurum gerekli gördüğü yerlerde yeteri kadar şube açar. Bu amaçla, Genel Yönetim Kurulunca yetkilendirilen en az üç kişi, şubenin açılacağı yerin mülki amirine gerekli müracaatı yapar.

Şubeler doğrudan Genel Merkeze bağlı olup mülki amir şubenin onursal başkanıdır. Mülki amir (onursal başkan) ihtiyaç halinde istek olunca ek görevli personel ihtiyacının karşılanması ve Kurumun Tüzüğünde belirlenen gelirlerin toplanmasında Kurum şubelerine yardımcı olur.

Şubelerin üyeleri

Madde 27 – Şubelerin Onursal ve asıl olmak üzere iki çeşit üyesi vardır.

a) Onursal üyeler; yörede havacılığın gelişmesine katkıda bulunan ve Kuruma maddi ve manevi yardım yapan kişilerden şubece Genel Başkanlığa teklif edilmek suretiyle üyelik kazananlar ile vali veya kaymakam, belediye başkanı, garnizon komutanı, jandarma komutanı, askerlik daire/şube başkanı, emniyet müdürü/amiri, defterdar veya mal müdürü, müftü, milli eğitim il veya ilçe müdürleri, gençlik ve spor müdürü, halk eğitim müdürü ve yörenin basın temsilcileridir.

b) Asıl üyeler; dernek kurma hakkına sahip olanlardan Türk Hava Kurumu şubelerinden birine kaydını yaptırıp, yükümlendiği yıllık aidatı defaten ödeyenlerdir.

Şubenin organları

Madde 28 – Şubeler:

a) Genel Kurul,
b) Yönetim Kurulu,
c) Denetleme Kurulu, olmak üzere üç organdan oluşur.

İKİNCİ BÖLÜM : Şube Genel Kurulları
Yapısı

Madde 29 – Şube genel kurulu, 27’nci maddede sayılmış olan onursal ve asıl üyelerden oluşur. Onursal üyelerin oy hakkı yoktur.

Genel kurul toplantıları

Madde 30 – Şube genel kurulu iki şekilde toplanır:

a) Olağan toplantı: Üç yılda bir MART veya NİSAN aylarında yapılır.

b) Olağanüstü toplantı:
1) Şube yönetim kurulu veya şube denetleme kurulunun alacağı karar ile,
2) Şube toplam üye sayısının 1/5’inin yazılı isteğiyle,
3) Şube yönetim veya denetleme kurulu üye sayısının boşalmalar nedeniyle yedeklerin de getirilmesinden sonra, üye tam sayısının yarısından aşağı düşmesi ile,
4) Genel Başkanın teklifi ve Genel Yönetim Kurulunun kararı ile, yapılır.

Bu şekillerdeki olağanüstü genel kurul istekleri üzerine, yönetim kurulu, bir ay içerisinde toplantıya çağırmaya mecburdur. Yönetim kurulunun yedeklerle dahi tamamlanamaması halinde, genel kurul mevcut yönetim kurulu üyeleri veya denetleme kurulu tarafından aynı süre içerisinde toplantıya çağırılır.

Olağanüstü toplantılarda yalnız o toplantı için tespit  edilmiş gündem görüşülür ve bu toplantı genel kurula katılmaya hak kazanmış üyelerle yapılır. Ancak toplantıda hazır bulunan üyelerin en az onda biri tarafından görüşülmesi yazılı olarak istenen konuların gündeme alınması zorunludur.

Toplantıya çağrı

Madde 31 – Genel kurul toplantısına çağrı usulü:

a) Şube yönetim kurulu, Tüzüğe göre genel kurula katılmaya hakkı bulunan üyelerin listesini düzenler. Ayrıca tespit ettiği toplantı günü, yeri, saati, gündemi ile çoğunluk sağlanamadığı takdirde ikinci toplantının hangi gün, saat ve yerde yapılacağını, toplantıdan en az on beş gün önce genel kurula katılmaya hak kazanmış her üyeye ismen yazılı çağrı yapılır.

b) Genel kurulun yapılacağı tarih, yer, saat ve gündemi, toplantıdan en az on beş gün önce mülki amirliğe yazı ile bildirilir.

Yeter Sayı

Madde 32 – Şube genel kurulları, katılma hakkı bulunan üyelerden en az yarıdan bir fazlasının hazır bulunması ile toplanır. İlk toplantıda yeter sayı sağlanamaz ise ikinci toplantıda çoğunluk aranmaz. Ancak ikinci toplantının üye sayısı, yönetim ve denetleme kurulları asıl üye tam sayısının iki katından az olamaz.

Toplantı usulü

Madde 33 – Genel kurul toplantı usulü:

a) Şube genel kurulu, şubenin bulunduğu yerde ve çağrıda belirtilen gün, yer ve saatte yapılır.

b) Genel kurula katılacak üyeler, önceden düzenlenmiş üye listesini imza ederek toplantı yerine girerler. Toplantı yeter sayısı sağlanmışsa durum bir tutanakla tespit edilir.

c) Toplantı, şube başkanı veya yönetim kurulu üyelerinden biri tarafından açılır. Açılıştan sonra toplantıyı yönetmek üzere bir başkan, bir başkan vekili ve ikisi yedek olmak üzere dört kâtip üye seçilir. Görüşmeler tutanağa geçirilir. Tutanaklar başkan ve kâtipler tarafından imzalanır.

d) Gündemde yer alan konulara ilaveten, toplantıya katılanların en az 1/10’u tarafından teklif edilen hususların da görüşülmesi zorunludur.

e) Genel kurul, kararlarını çoğunlukla alır.

Genel kurulların görev ve yetkileri

Madde 34 – Şube genel kurulları:

a) Genel konuşmalar açılmadan önce, gerek görüldüğünde döneme ait şube hesaplarını incelemek üzere en az üç kişilik bir hesap komisyonu seçer.

b) Yönetim ve denetleme kurullarının raporlarını görüşür, yönetim kurulunun ibra edilmesini oylar.

c) Genel kurula katılmaya hak kazanan üyeler arasından; şube yönetim kurulu için beş asıl beş yedek, şube denetleme kurulu için üç asıl üç yedek üye seçer.

d) Seçimler, gizli oy açık sayım esasına göre yapılır.

e) Seçimlerde, genel kurul başkanlığınca dağıtılan damgalı oy pusulaları kullanılacağı gibi, genel kurul kabul ettiği takdirde, basılı oy pusulaları da kullanılabilir.

f) Basılı oy pusulalarında şube kurulları için seçilecek asıl ve yedek üyelerin sayıları kadar aday gösterilmesi zorunludur.

g) Oylar, genel kurulca seçilen en az üç kişiden oluşan tasnif komisyonu tarafından sayılır. Seçim sonucu bir tutanakla tespit edilir ve şube genel kurul başkanlığına sunulur.

h) 12’nci maddedeki esaslara uygun olarak üyeler arasından Büyük Genel Kurul delegelerini seçer.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM : Şube Yönetim Kurulları Yönetim kurulunun yapısı

Madde 35 – a) Yönetim kurulu, beş asıl beş yedek üye olmak üzere şube genel kurulunca seçilir.

b) Yönetim kurulu üyeliklerindeki boşalmalar oy sırasına göre yedeklerle tamamlanır.

c) Yönetim kurulu kendi arasından bir başkan ve bir başkan yardımcısı seçer. Başkanlığın ve başkan yardımcılığının herhangi bir nedenle boşalması halinde yeni başkan veya başkan yardımcısı yedekten üye davet edildikten sonra seçilir.

Yönetim kurulu toplantıları, çağrı usulü, yeter sayısı

Madde 36 –

a) Yönetim kurulu, üyelerin yarısından bir fazlası ile en az ayda bir defa şube başkanının başkanlığında toplanır.

b) Her toplantıda bir sonraki toplantının tarihi tespit olunur ve mutat vasıtalarla en az bir gün önceden üyelere başkan tarafından duyurulur.

c) Yönetim kurulu, gerektiğinde şube başkanının çağrısı üzerine de toplanır.

d) Kararlar çoğunlukla alınır. Eşitlik halinde başkanın oyuna göre karar alınmış sayılır.

e) Geçerli mazereti olmaksızın üst üste üç toplantıya katılmayan üye çekilmiş kabul edilir.

Yönetim kurulunun görevleri, yetki ve sorumlulukları

Madde 37 – Şube yönetim kurulu:

a) Şubeyi, kanun, tüzük, yönetmelikler ve Genel Başkanlık genelge ve emirlerine uygun olarak yönetir.

b) Genel Başkanlık ve Genel Yönetim Kurulu’nun plan, prensip ve direktifleri doğrultusunda, bölgesinde havacılık faaliyetlerini düzenler.

c) Kurumu tanıtıcı, havacılığı özendirici ve şubenin üye sayısı ve gelirini artırıcı her türlü faaliyeti yürütür.

d) Yüklendiği görev ve faaliyetini sürdürürken, şubenin onursal başkanı olan mülki amir ile düzenli ilişkiler kurar.

e) Şube Denetleme Kurulu’nun raporlarını inceler ve gerekli işlemleri yapar.

f) Üyelik için yapılan müracaatları en geç otuz gün içinde kabul veya ret şeklinde karara bağlayıp sonucunu müracaat sahibine yazı ile duyurur.

g) Üye kayıtlarını tutar.

 h) Şubenin personel ihtiyacı için uygun görülen personeli işe alınmak üzere Genel Başkanlığa teklif eder.

ı) Genel kurul tarihini tespit eder ve buna göre gereken işlemleri yapar.

j) Organlara seçilenleri Genel Başkanlığa ve 30 gün içerisinde mülki amirliğe bildirir.

k) Kanun, tüzük, yönetmelik hükümlerine ve Genel Başkanlık genelge ve emirlerine, Kurumun onur ve yararlarına aykırı davranan ve Kurumu siyasete araç eden üyeler hakkında şube yönetim kurulu gerekli disiplin kararlarını verir. Şube organlarında görevli üyeler hakkında 20/g maddesi hükmü uygulanır.

l) Madalya, Plaket ve Armağan Yönetmeliği uyarınca gerekli kararları alır.

m) Bütçeyi hazırlar, gelir-gider hesaplarını inceler.

n) Şube genel kuruluna sunulmak üzere, üç yıllık döneme ait faaliyet raporu ve hesap raporunu hazırlar.
o) Şubenin alacaklarını ve kira ilişkilerini takip eder.

Şube başkanı, görevleri, yetki ve sorumluluğu

Madde 38 – Şube başkanı:

a) Yönetim kurulunca seçilir ve şubeyi temsil eder.

b) Şube başkanının bulunmadığı zamanlarda başkan yardımcısı, onun da bulunmadığı hallerde başkanın yerine bırakacağı yönetim kurulu üyelerinden birisi vekalet eder. Şube başkanı ayrılmadan evvel vekil tayin ettiği kişiyi Genel Başkanlığa bildirir.

c) Şube yönetim kurulu toplantılarının gündemini hazırlar, yönetim kurulu toplantılarının süresinde yapılmasını sağlar ve toplantılara başkanlık eder.

d) Şubenin tüm idari ve mali işlerinin, kanun, tüzük, yönetmelik, emir, genelge ve şube yönetim kurulu kararlarına uygun olarak yürütülmesini sağlar.

e) Genel Yönetim Kurulundan aldığı yetki ile kurumu yargı ve icra mercilerinde temsil eder. Bu sıfatla dava açar, hasım olur, icra takiplerini yapar, protesto keşide eder ve itirazda bulunur.

f) Şube hesaplarının günü gününe tutulmasını sağlar. Para ile ilgili işlemlerde gerekli olan belgeleri, şube saymanı ile birlikte imzalar.

g) Şubede çalışan ücretlilerin yıllık sicillerini, Personel Yönetmeliği esaslarına uygun olarak düzenler.

h) Genel Yönetim Kurulundan aldığı yetki ile yürüttüğü işlerin seyri ve neticesi hakkında Genel Başkanlığa bilgi verir.

ı) Üyeliğe kabul edilenlere yazılı duyuruda bulunur. Üye kayıtlarını tutar. Üye kayıt defterine kayıtlı üyelerin tam listesini, defterdeki bilgileri de kapsayacak şekilde her yıl sonunda, yıl içerisindeki değişiklikleri ise her üç ayda bir Genel Yönetim Kuruluna bildirir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM : Şube Denetleme Kurulları Yapısı

Madde 39 –

a) Şube Denetleme Kurulu, şube genel kurullarınca seçilen üç asıl ve üç yedek üyeden meydana gelir.

b) Şube genel kurulundan sonra denetleme kurulu asıl üyeleri, en yaşlı üyenin başkanlığında toplanarak bir başkan seçer ve görev bölüşümü yapar.

c) Denetleme Kurulundan herhangi bir üyenin ayrılması halinde şube başkanlığınca yedekler arasından bir üye davet edilir. Denetleme kurulu başkanının görevden ayrılması halinde yeni başkan seçimi, yedekler arasından üye katıldıktan sonra yapılır.

Denetleme usul ve esasları ile kurulun görevleri

Madde 40 – a) Denetleme Kurulu, en az altı ayda bir şubenin bütün kayıt ve hesaplarını kontrol ederek sonucunu bir rapor halinde şube yönetim kuruluna ve toplandığında şube genel kuruluna gönderir.

b) Bunun dışında denetleme kurulu, ferden veya kurul olarak, gerekli gördüğü zaman şube hesaplarını, kasayı ve işlemlerini kontrol edebilir.

c) Çalışma dönemi hakkında şube genel kuruluna rapor verir.

d) Denetleme kurulu üyeleri, yönetim kurulu toplantılarına katılabilirler; söz hakları vardır, oy hakları
yoktur.

BEŞİNCİ KISIM
Mali Hükümler
Gelirler

Madde 41 – Kurumun gelirleri şunlardır:

a) Üye aidatları,
b) Kurban derisi ve bağırsak ile fitre ve zekat toplama faaliyetlerinden elde edilen gelirler,
c) Her türlü bağış,
d) Ticari faaliyetlerden elde edilen gelirler,
e) Kira gelirleri,
f) Diğer gelirler.

Bütçe

Madde 42 –

a) Kurumun bütçe yılı 01 OCAK’ta başlar.

b) Kurumun bir yıllık gelir ve gideri, bu müddet için yapılacak bir bütçe ile düzenlenir ve genel merkez ile şubeler, faaliyetlerini bu bütçeye göre yürütürler.

c) Şubelerin bütçeleri, şube yönetim kurullarınca hazırlanıp, kabul edilmek üzere genel kurula sunulur.

Geçici görev giderleri ve ödemeler

Madde 43 – Kurumun bütçesinden karşılanmak üzere, yönetmelikle belirlenecek esaslara göre;

a) Büyük Genel Kurula katılan delegelere, yurt içi ve yurt dışında geçici olarak görevlendirilen merkez ve şube organlarında görevliler ile diğer kişilere harcırah,

b) Genel Başkan ile şube başkanlarına temsil ödeneği, verilir.

Şube giderler

Madde 44 –

a) Personel giderleri ile diğer zorunlu giderler, şubeler vasıtasıyla elde edilen Kurum gelirlerinden karşılanır.

b) Şubelerin, Kurumun amacı doğrultusundaki faaliyetleri için yapacakları harcamalar, Genel Başkanlıkça ödenek tahsisi suretiyle karşılanır.

c) Şubeler sosyal yardım harcaması yapabilir ve bu harcama Genel Başkanlıkça gönderilen ödenekten yapılır.

Sosyal yardım ödeneği şubelerin Genel Başkanlığa gönderdikleri aşağıda belirtilen gelirlerin yüzde on ikisi olup bunlar;

1) Kurban derisi ve bağırsak ile fitre ve zekat gelirlerinin Kurum hissesine düşen miktarı,

2) Yardım pulu gelirleri

3) Taşınır ve taşınmaz mal bağışları haricindeki diğer gelirlerdir.

d) Elde ettikleri gelirlerle, giderlerini karşılayamayan şubelerin durumu Genel Yönetim Kurulunca değerlendirmeye alınır.

ALTINCI KISIM
Genel Kısıtlayıcı Hükümler, Yürürlük ve Yürütme

Madde 45 – Genel Yönetim Kurulu, Merkez Denetleme ve Merkez Disiplin Kurulu üyeleri ile şubelerin yönetim ve denetleme kurulu üyeleri Kurumda ücretli bir görev alamaz;

Kurumla ilgili işlerde müteahhit veya vekil olarak iş ilişkisi ve ticari ilişki kuramaz veya dava alamazlar. Bu hükme uymayanlar hakkında disiplin kovuşturması yapılır.

Madde 46 – Türk Hava Kurumu merkez ve şube organlarında görevli üyelere kurum taşınmazları (Hizmet lojmanları hariç) kiraya verilemez.

Madde 47 – Birbirlerinin birinci dereceden yakını olanlar:

a) Genel Yönetim, Merkez Denetleme ve Merkez Disiplin Kurullarında,

b) Şube yönetim ve denetim kurullarında, görev alamazlar.

Madde 48 – Kurumda ücretle çalışmakta olan personel, delege olamaz ve Kurum organlarında görev alamaz.

Madde 49 – Kurumda ücretle çalışmış personel, merkez ve şube organlarında görev yapmış üyeler, görevlerinden ayrıldıktan itibaren iki yıl geçmeden Kurumla ticari ilişki
kuramaz.

Madde 50 -45, 46 ve 47’nci maddeler hükümlerine uyulmadığının tespiti halinde ilgili yönetim, denetleme ve disiplin kurulu üyeleri, bu görevlerinden çekilmiş sayılır.

Madde 51 – Kurum üyeleri hakkında suçun niteliği ve derecesine göre kınama veya üyelikten çıkarma kararı verilir.

Madde 52 – Şubelerin kapatılması halinde taşınır ve taşınmaz malları ile para ve hakları Türk Hava Kurumu Genel Merkezine, Türk Hava Kurumunun feshi halinde ise yukarıda sayılan maddi varlığı Hazineye intikal eder.

Geçici Madde 1 – Şube yönetim ve denetleme kurulu üyeleri üç yılı tamamlar.

Yürürlük Madde

53 – Bu Tüzük hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 54 – Bu Tüzük hükümlerini THK Genel Başkanı ve Kurumun yetkili organları yürütür.

23 Nisan’ın Milli Bayram Addine Dair Kanun

0
23 Nisan’ın Milli Bayram Addine Dair Kanun

Cumhuriyetin ilânına müsadif 29 teşrinievvel gününün millî bayram addi
hakkında kanun


(Resmî Ceride ile neşir ve ilâm : 23 . IV. 1341 – Sayı : 96)

No. 628

BİRİNCİ MADDE — Türkiye dahil ve haricinde Devlet namına yapılacak millî bayram merasimi Cumhuriyetin ilân edildiği 29 teşrinievvel günü icra edilir.

İKİNCİ MADDE — İşbu millî bayram merasiminin tarzı icrasiyle sair bayramlarda icra olunacak merasimin tarzı İcra Vekilleri Heyetince tâyin olunur.ÜÇÜNCÜ MADDE — Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.

DÖRDÜNCÜ MADDE — Bu kanunun icrasma İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

25 ramazan 1343 ve 19 nisan 1341

 

Celâlettin Arif Bey

0

Celâlettin Arif Bey, Meclisi Mebusan’ın son başkanı ve Türkiye Cumhuriyetinin ilk adalet bakanıdır. İstanbul Barosu‘nun Cumhuriyet sonrası kuruluşunda rol oynamış ve uzun süre başkanlığını yürütmüştür.

Celâlettin Arif Bey, Misak-ı Milli Kararlarını ilan eden son Osmanlı Meclisinin başkanıdır. 

Celâlettin Arif Bey’in Yaşamı

Celâlettin Arif Bey, 19 Ocak 1875’te Erzurum’da doğmuştur. Hukukçu ve yazar Mehmed Ârif’in oğludur. Soğukçeşme Askerî Rüşdiyesi’nden sonra İstanbul’daki Mekteb-i Sultânî’de (Galatasaray Lisesi) okumuş, 1895’te liseyi bitirdikten sonra Paris’e giderek hukuk eğitimi almış, ardından 1901’de Mısır’a giderek Kahire’de avukatlığa başlamıştır.

Celâlettin Arif Bey, II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Ağustos 1908’de İstanbul’a dönmüş, İttihat ve Terakki Fırkası’na karşı 13 Eylül 1908’de kurulan ilk muhalefet partisi Ahrar Fırkası’nın kurucuları arasında yer almış ancak Mondros Mütarekesi’nden sonra Dîvân-ı Harb’e verilen İttihat ve Terakkî Fırkası mensuplarının yargılanmalarında savunma avukatı olarak yer almaktan çekinmemiştir.

1909 yılında Hukuk Mektebi ile Mülkiye Mektebi’nin hukuk-ı esâsiyye(Anayasa Hukuku) kürsüsüne tayin edilmiş, burada verdiği dersleri Hukuk-ı Esâsiyye adıyla kitap olarak yayınlamıştır.

Celâleddin Ârif Bey’in Siyasi Hayatı ve Üstlendiği Görevler 

1914 yılında İstanbul Barosu başkanlığına seçilmiş ve bu görevini 1920’ye kadar sürdürmüştür.

1919 yılında Millî Ahrar Fırkası ve Osmanlı Çiftçiler Derneği’nin adayı olarak katıldığı seçimlerde İstanbul mebusu seçilmiş, 12 Ocak 1920’de çalışmalarına başlayan ve Misak-ı Milli Kararlarını ilan eden son Osmanlı Meb‘ûsan Meclisi’nde geçici başkanlığa getirilmiş, 31 Ocak 1920’de başkan olan Reşad Hikmet’in ölümü üzerine 4 Mart 1920’de meclis başkanlığına seçilmiş, İstanbul’un işgali ve meclisin dağıtılmasından sonra 2 Nisan 1920’de Ankara’ya gitmiş, Mustafa Kemal ile görüş ayrılığı olmasına rağmen Millî Mücadele’yi desteklemiştir.

Celâleddin Ârif bey, 23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Erzurum milletvekili olarak katılmış, meclis başkanlığına aday olmuş, Mustafa Kemal’in 110 oyuna karşılık 109 oy alarak meclis ikinci başkanlığına getirilmiştir. İki gün sonra kurulan Muvakkat İcra Encümeni’ne, 3 Mayıs 1920’de ise Adliye Vekilliğine(Adalet Bakanlığı) getirilmiş, Türkiye Cumhuriyetinin ilk adalet bakanı olmuştur. Millî Mücadele’ye katıldığı için İstanbul’da kurulan Dîvân-ı Harb tarafından gıyabında ölüm kararı verilmiştir.

24 Ocak 1921’de Adliye vekilliğinden ve meclis ikinci başkanlığından istifa eden Celâleddin Ârif bey; Mustafa Kemal tarafından Avrupa’ya gönderilmiş, Aralık 1921’de Roma Büyükelçisi olmuştur. 12 Temmuz 1922’de ikinci defa Adalet Bakanlığına tayin edilmiş ancak görevi kabul etmemiş; Haziran 1923’te Roma’daki görevinden ayrılmış ve Paris’e yerleşmiştir.

Celâleddin Ârif bey, 18 Ocak 1930 tarihinde Paris’te vefat etmiştir.

Celâlettin Arif Bey

Öldürme Üzerine Kısa Bir Film – A Short Film About Killing (1988)

0

Öldürme Üzerine Kısa Bir Film  (A Short Film About Killing), 1988 yılında vizyona giren ve hukuk sorgulaması yapan bir filmdir.  Film, Polonya’da ölüm cezasının fiilen uygulamadan kaldırıldığı yıl gösterime girmiştir.

Polonya ve dünya sinema tarihinin usta yönetmen ve senaristlerinden Krzysztof Kieslowski’nin baş yapıtlarındandır. Bu film, On Emir’in özellikle “Öldürmeyeceksin” ilkesinden hareket etmektedir. Ancak Kieślowski bunu yalnızca bireysel bir ahlaki yasak olarak değil, devletin uyguladığı idam cezası üzerinden genişleterek tartışmaktadır. Filmde hem bireysel cinayet hem de hukuki infaz paralel biçimde irdelenmektedir.

Ayrıca film, komünist rejimin son dönemine yaklaşan Polonya’daki toplumsal çürümeyi, sınıf farklılıklarını ve bireyin yalnızlığını sert bir görsellikle yansıtmaktadır. Hukukun bu yapı içindeki rolü ise oldukça eleştirel bir bakışla sunulmaktadır: yasa vardır, prosedür işler, ama adalet duygusu eksiktir.

    • Devletin öldürmesi ile bireyin öldürmesi arasında ahlaki fark var mıdır?
    • Hukuk, adalet üretir mi yoksa yalnızca düzeni mi sürdürür?
    • Toplumsal koşullar bireyin suçunu ne ölçüde belirler?

On Emir’den hareket eden sinema filozofu yönetmenin filminde; ölüm, toplumsal değerler ve idam cezası masaya yatırılmaktadır. Film, komünist rejimin sona yaklaştığı dönemdeki sosyal sınıflar arası ilişkileri ve hukukun bu ilişkilerdeki yerini de sorgulamaktadır.

Öldürme Üzerine Kısa Bir Film, görünüşe göre tamamen sebepsiz şekilde işlenen bir cinayeti ve daha sonra da devlet eliyle işlenen başka bir cinayeti; bir insanın idamını ele almaktadır. İnsan öldürme suçu işlediği için yakalanan Jacek, hukuk fakültesini bitirip avukatlığa henüz başlayan ve ilk davasını alacak olan avukat Piotr’ı bulmuştur. Savunma avukatının elinde çok fazla bir argüman bulunmamaktadır. Müvekkilinin aleyhindeki güçlü deliller nedeniyle  davadan beraat çıkma şansı da çok azdır. Piotr’ın tüm çabalarına rağmen Jacek suçlu bulunur ve asılarak idama mahkum edilir. Piotr daha sonra hakime yaklaşarak müvekkilinin hayatını kurtarmak için daha fazlasını yapıp yapamayacağını sorar. Yargıç, Piotr’un idam cezasına karşı yıllardır duyduğu en iyi argümanları ortaya koyduğunu ancak hukuki sonucun doğru olduğunu söyleyecektir.

Film, sadece bir suç hikâyesi değil; hukuk felsefesi, etik ve siyasal düzen üzerine güçlü bir sinema yapımıdır.

Nihayet idamın infaz günü gelmiştir, cellat hapishaneye gelir ve idama hazırlanır. Avukat Piotr da idama katılmak üzere hapishanededir.

‘Soğukkanlı bir şekilde idam emri veren sistemin, sıradan katillerden bir farkı var mı?’ sorusu tüm ağırlığı ile ortada durmaktadır. Hukuk adil midir yoksa adaletsizlik mi üretmektedir? Hukuk hayatları kurtarmakta mıdır yoksa mahvetmekten sorumlu sistem midir? Hukuk, toplumun, insanın ve devletin yarattığı kötülükleri yok edebilir mi?

Filmin vizyona girmesinden ve dam cezasının kaldırılmasından yıllar sonra “Polonya Başbakanı Mateusz Morawiecki, “Çok ciddi suçlar için idam cezasına izin verilmeli.demiştir.

Yönetmen Krzysztof Kieślowski
Senaryo

Krzysztof Kieślowski, Krzysztof Piesiewicz

Yapımcı Ryszard Chutkowski
Oyuncular

Mirosław Baka, Krzysztof Globisz, Jan Tesarz, Zbigniew Zapasiewicz, Barbara Dekanı, Aleksander Bednarz, Zdzislaw Tobiasz, Arthur Barcis, Krystyna Janda, Olgierd Lukaszewicz, Leonard Andrzejewski, Maciej Maciejewski, Andrzej Mastalerz, Zdzislaw Rychter

Sinematografi Sławomir Idziak
Kurgu Ewa Smal
Müzik Zbigniew Preisner
Yayın tarihi

11 Mart 1988 (Polonya)

Süre
84 dakika
Ülke Polonya
Dil Lehçe

Kieslowski filmi çekmek istemesinin nedenini şu şekilde açıklamaktadır: “Bu filmi çekmek istememin sebebi, bütün bu olanların benim adıma yapıldığını düşünmem, çünkü ben bu toplumun bir üyesiyim, bu ülkenin vatandaşıyım ve bu ülkede birisi, bir başkasının boynuna ipi geçirip ayağının altındaki tabureye tekme atarsa, bunu benim adıma da yapıyor demektir. Ve ben böyle bir şeyi istemem. Bunu yapmalarını istemem. Bu filmin ölüm cezasından çok, genel anlamda öldürmeyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Hangi sebeple olursa olsun, kimi öldürürseniz öldürün ve kim öldürülürse öldürülsün, öldürmek yanlıştır. Sanırım bu, bu filmi yapmamın ikinci sebebi. Üçüncü olaraksa Polonyalının dünyasını, insanların birbirlerine hiç acımadığı, birbirlerinden nefret ettiği, kimsenin birbirine yardım etmediği, sadece engel olduğu korkunç ve renksiz bir dünyayı tanımlamak istedim. İnsanların birbirlerini geri püskürttükleri bir dünya. Yalnız yaşayan insanların dünyası.”

#HukukFilmi #Cinayet #İdam #HukukSineması #Yargı #PolonyaSineması #HukukFelsefesi

İdam Türleri

Türkiye Avukatları Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı

0
Türkiye Barolar Birliği

Türkiye Avukatları Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı(Türavak), 22 Nisan 2000 tarihinde resmi işlemleri tamamlanarak kurulmuştur. Vakıf girişimi, 1997 yılında 26 kurucu Mütevelli Heyet Üyesinin kuruluş çalışmalarına dönük çalışmaları ile başlanmıştır.

Türkiye Avukatları Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı; Türkiye Barolarına kayıtlı Avukatların mesleki, sosyal, kültürel, ekonomik ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanması, sosyal yardım ve dayanışmalarına katkıda bulunmak ve bu amaçları gerçekleştirmeye özgülenecek kaynak yaratmak amacıyla kurulmuştur.

Türkiye Avukatları Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfının Misyonu

Barolara kayıtlı tüm Avukatların mesleki onurunun ve haklarının korunup geliştirilmesini, onların ekonomik-sosyal, kültürel ve mesleki gereksinmelerinin karşılanmasına katkıda bulunulmasını, hukuk politikaları oluşturulması ve bunların hayata geçirilmesi için her türlü çalışmalar yapmak suretiyle Avukatlar arasında iş birliği ve dayanışmayı sağlamak, avukatların; kendine güvenen, donanımlı, sosyal sorumluluk bilinci gelişmiş, öğrenme ve gelişime açık, yeteneklerini adalete ve adaletin gerçekleşmesine yardımda kullanabilecekleri gelişime katkı yapacak yardım ve faaliyetler yapmaktır.

Türkiye Avukatları Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfının Vizyonu; Avukatların ve avukatlık mesleğinin geleceğe yönelik beklenti ve özlemlerinin; gelecekte bugünden daha iyi olması ve yaşayacakları geleceğin koşullarına uygun olarak yetişmelerinin ve o şekilde mesleklerini yapmalarının şartlarını hazırlamaya katkı için, çözülemeyen meslek sorunlarının çözülmesi, avukatların ulaşamadıkları sosyal ve ekonomik imkanlara ulaşmalarına imkan sağlayan, büyüme ve gelişmenin önündeki engellerin kaldırılmasını hedefleyen demokratik çoğulculuk anlayışı içinde, evrensel değerlere sahip, Atatürk ilkelerine bağlı, demokratik, laik, çağdaş bir Vakıf yapısıyla hizmet edebilme yoludur.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Vakfın organları; Mütevelli Heyet, Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulundan oluşmaktadır.

Vakfın Merkezi Ankara’dır.

Mütevelli Heyet

Vakıf Kurucuları ile Avukatlık Kanunu hükümlerine göre seçilecek Türk Barolar Birliği Başkanı ile Barolar Birliği Yönetim, Disiplin ve Denetim Kurulu üyelerinden oluşur. T.B.Birliği Başkanı, Disiplin ve Denetim Kurulları Üyelerinin Mütevelli Heyetteki görevleri anılan Kurullardaki görev süreleriyle sınırlıdır.

Yönetim Kurulu

Mütevelli Heyet tarafından Barolara kayıtlı Avukatlar arasından iki yıl için seçilecek 7 asil, 7 yedek üyeden meydana gelir. Bu Kurul ilk toplantısında kendi aralarından bir başkan, başkan yardımcısı, sekreter ve sayman seçer.

Denetim Kurulu

 Mütevelli Heyet tarafından Barolara kayıtlı Avukatlar arasından iki yıllık süre için seçilen 2 asil, 2 yedek üyeden oluşur.

Vakfın Kurucuları

1- Av. Eralp Özgen
2- Av. Burhan Karaçelik
3- Av.Hüseyin Erkenci
4- Av.Özdemir Özok
5- Av.Sadık Erdoğan
6- Av.Sabri Kurt
7- Av.Emine Yıldız Bağatur
8- Av.Zeki Ekmen
9- Av.Ayşenur Bahçekapılı
10- Av.Kazım Kolcuoğlu
11- Av. Şefik Kircı
12- Av. Mustafa Ayhan Erol
13- Av.Ömer Dedeoğlu
14- Av.Tuncer Yılmaz
15- Av.Mehmet Erdoğan Saruhanoğlu
16- Av.Pınar Çıtakoğlu
17- Av.Zafer Merzifonluoğlu
18- Av. Mustafa Çavuş
19- Av. Mustafa Kemal Hakimoğlu
20- Av. Mehmet Say
21- Av.Aydın Gürel
22- Av.İsmail İnan
23- Av.Çetin Doğan Çimen
24- Av.Mehmet Hadimi Yakupoğlu
25- Av.Salih Akgül
26-Av.Hüseyin Öğüşlü

İletişim: Oğuzlar Mah. Av. Özdemir Özok Sokak (Eski 1366. Sk.) No:3 Kat:1 06520

Balgat/ANKARA|TEL : (0312) 287 74 65 / (0312) 292 59 00-99233| FAX : (0 312) 287 74 66

http://www.turavak.org.tr/iletisim.html     http://www.turavaksigorta.com/ http://www.turavakuzem.com/

Pandekt Hukuku

0
Pandekt Hukuku, Roma hukukunu günümüze taşıyan, Türk Medeni Hukuku ve Çağdaş Kıta Avrupası medeni hukukunun temelini oluşturan hukuk sistemidir. Ortaçağda ve Rönesanstan sonra Batı Avrupa ülkelerince iktibas edilen ve kodifikasyon hareketlerine kadar, yani XII. yüzyıldan XIX. yüzyıla dek tamamlayıcı hukuk olarak yürürlükte bulunan Roma Hukuku, Ortak Hukuk ve daha geniş anlamıyla Pandekt hukuku olarak literatürde yer almıştır. Ortaçağ sonlarına doğru Batı Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan Roma Hukuku’nun benimsenmesi akımı 19. yüzyıldaki kanunlaştırma (codification) hareketlerine dek sürmüştür. Bu süreçte Justinianus’un büyük derlemesi Corpus luris Civilis’in en önemli bölümü olan Digesta’nın Yunan dilindeki karşılığıyla Pandekt Law olarak adlandırılmıştır. Roma Hukuku’nun Almanya’da geçerli olduğu bölgenin ve zamanın gereklerine göre düzenlenmiş hâli olarak, Cermen Hukuku’yla harmanlanmış bir hukuktur. Bu yüzden Roma-Cermen Hukuku olarak da anılagelmiştir.

Pandekt Hukuku

Pandekt Hukuku, Roma hukukunu günümüze taşıyan, Türk Medeni Hukuku ve Çağdaş Kıta Avrupası medeni hukukunun temelini oluşturan hukuk sistemidir.

Ortaçağda ve Rönesanstan sonra Batı Avrupa ülkelerince iktibas edilen ve kodifikasyon hareketlerine kadar, yani XII. yüzyıldan XIX. yüzyıla dek tamamlayıcı hukuk olarak yürürlükte bulunan Roma Hukuku, Ortak Hukuk ve daha geniş anlamıyla Pandekt hukuku olarak literatürde yer almıştır.

Ortaçağ sonlarına doğru Batı Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan Roma Hukuku’nun benimsenmesi akımı 19. yüzyıldaki kanunlaştırma (codification) hareketlerine dek sürmüştür. Bu süreçte Justinianus’un büyük  derlemesi Corpus luris Civilis’in en önemli bölümü olan Digesta’nın Yunan dilindeki karşılığıyla Pandekt Law olarak adlandırılmıştır.

Roma Hukuku’nun Almanya’da geçerli olduğu bölgenin ve zamanın gereklerine göre düzenlenmiş hâli olarak, Cermen Hukuku’yla harmanlanmış bir hukuktur. Bu yüzden Roma-Cermen Hukuku olarak da anılagelmiştir. 

Türkiye-İran Dostluk ve Güvenlik Antlaşması – 1926

0

Türkiye-İran Dostluk ve Güvenlik Antlaşması, 22 Nisan 1926 tarihinde İran’ın başkenti Tahran’da imzalanmıştır. Antlaşma 11 maddeden oluşmaktadır. (Türkiye Cumhuriyeti İle İran Devleti arasında 22 Nisan 1926 tarihinde Tahran’da münakit Emniyet ve Muhadenet Muahedenamesi)  Antlaşmayı tamamlayıcı mahiyette bir protokol 15 Haziran 1928 tarihinde kabul edilmiştir.

Antlaşma, Türkiye Cumhuriyeti ile İran Devleti beyninde 22 Nisan 1926 tarihînde Tahran’da tanzim ve imza olunan emniyet ve muhadenet muahedesinin tasdikine dair 22 Mayıs 1926 tarihli ve 971 sayılı kanun ile onaylanmıştır.

Anlaşmaya göre:
  • Türkiye ve İran, birbirlerine karşı sürekli bir barış ve dostluk içinde olmayı taahhüt etmişlerdir.
  • Her iki ülke, sınır güvenliğini sağlamak için bölgedeki aşiretlerin huzuru bozucu faaliyetlerini önleme sözü vermiştir.
  • Antlaşma, iki devletin birbirine askeri ya da politik saldırılarda bulunmamasını öngörmektedir. Bir tarafın aleyhinde ittifaklar söz konusu olduğunda, diğer ülke tarafsız kalacaktır.
  • İki taraf da birbirlerine karşı saldırmayacaklar, birbirlerinin aleyhindeki askeri, siyasi ve ekonomik ittifaklarda yer almayacaklardır. Taraflar, kendi topraklarında diğer ülkenin güvenliğini tehdit eden örgütlenme ve toplantılara izin vermemeyi kabul etmişlerdir.
  • Antlaşma, iki tarafın diğer devletlerle ilişkilerinde bağımsız hareket etme hakkını korumaktadır.
  • Türkiye ve İran, ticaret, gümrük, posta ve telgraf gibi alanlarda iş birliği yapmak amacıyla antlaşmanın imzasından sonra altı ay içinde anlaşmalar yapmayı kararlaştırmıştır.
  • 1928’de imzalanan ek protokol ile Türkiye ve İran, birbirine yapılan saldırılarda dostane çözüm için çalışmayı kararlaştırmıştır. Ayıca iktisadi iş birliğini güçlendirme kararı alınmıştır. Bir taraf düşmanca bir tutum ile karşılaştığında diğer tarafın bu durumu düzeltmek için elinden geleni yapması öngörülmüştür.

Türkiye-İran Dostluk ve Güvenlik Antlaşması – 1926

(Bir taraftan Türkiye, diğer taraftan İran asrı hazırın her iki millete tevcih etmekte olduğu ihtiyacat ve mecburiyet ahkâmı tebaiyyetle mevcut olan dostluk ve kardeşliklerini takviye lüzumuna kail olarak samimi
münasebetlerinin maddi şeraitini tespit için aralarında bir Emniyet ve Muhadenet Muahedesi akdini tasmim etmişler ve bu hususta Tahran şehrini müzakere mahalli olarak tayinde ittifak ile murahhasları olmak üzere,

Türkiye Reisicumhuru: İran’da Türkiye Büyük Elçisi Memduh Şevket Beyi,
Alâ Hazreti Hümayun İran Şehinşahı: Reisülvüzera Canabı Eşrefi Akay Mirza Mehmet Ali Han füruğu ile Hariciye Veziri Vekili Cenabı Akay Mirza Davut Han miftahı,

Tayin eylemişlerdir.

Mezkûr murahhaslar usulüne muvafık görülen salahiyetnameleri teatiden sonra atideki mevaddı kararlaştırmışlardır:

Madde 1

Türkiye Cumhuriyeti ile İran Devleti (beyninde ve keza iki Devletin tebaaları arasında, Hilali gayri kabil, sulh ve samimiyet ve ebedî muhadenet carî olacaktır.

Madde 2

Tarafeyni akideynden biri aleyhinde diğer bir veya bir kaç Devleti salise tarafında bir hareketi askeriye vaki olduğu takdirde diğer Taraf âkit birincisine karşı bitaraflığını muhafaza etmeyi taahhüt eyler.

Madde 3

Tarafeyni akideynden her biri diğerine karşı biç bir tecavüzde bulunmamayı ve bir veya birkaç Devleti salise ile akdolunup diğer tarafı âkidin aleyhine veya diğer taraf memleketinin emniyeti askeriye veya bahriyesi aleyhine müteveccih siyasî, iktisadî veya malî hiç bir ittifak ve itilafa iştirak etmemeyi taahhüt eyler. Bundan maada tarafı akideynden her biri diğer taraf âkit aleyhine tevcih edilmiş her hangi bir hareketi husumetkâraneye iştirak etmeyeceğini taahhüt eylerler.

Madde 4

Bir veya birkaç devleti salise tarafeyni akideynden birine karşı hasım muamelât ve askerî harekât icrasında tarafı diğerin arazisinden asakir, esliba ve mühimmat imrar veya vasaiti harbiyeden olan erzak, hayvanat ve saire tedariki ve ricat eden kıtaatın nakil ve anıran suretiyle istifade veya ahalisini tahrik ve teşvik ile kendi maksatlarına göre istihdam veyahut askerî istikşafat için Devleti mefkurenin bitaraflığını ihlâle tasaddi eylese bu Devlet harekâtı vakıaya karşı bitaraflığını müsellehan müdafaaya mecburdur.

Madde 5

Tarafeyni akideyn kendi memleketleri dahilinde tarafı diğer memalikinin emniyet ve asayişini ihlâl veya Hükümet taklibi sayesini takip eden teşkilât ye tecemmüatın teşekkül veya ikametini ve keza diğer memlekete karşı propaganda veya diğer başka bir vasıta ile mücadele maksadında bulunan eşhas veya tecemmüatın ikametini kabul etmemeyi taahhüt ederler.

Madde 6.

Tarafeyni akideyn hudut mıntıkaları ahalisinin huzur ve emniyetlerini temin edebilmek maksadiyle hudut civar arazide bulunan aşiretlerin ihdas edegelmekte oldukları iki memleketin asayişini muhilli efali mücrimaneye ve tertibata nihayet vermek için bilcümle tedabiri lâzimeyi ittihaz edeceklerdir.

Bu tedabir tarafeyn hükümetlerince ayn ayrı rey veya lüzumuna kail oldukları takdirde müştereken ittihaz olunacaktır.

Madde 7

Tarafeyni akideyn işbu Muahedenin akdinden itibaren nihayet altı ay zarfında ticaret, şehbenderlik, gümrük, posta ve telgraf, ikamet ve iadei mücrimin mukaveleleri akdine başlamak hususunda itilâf eylemişlerdir. Mukavelâh akt için tarafeyn murahhasları Tahran şehrinde toplanacaklardır.

Madde 8

Tarafeyni akideyn aralarında tahaddüs edip adi, diplomasi tarikiyle hallolunamayan ihtilaf atın tesviyesi, zımmında müracaat olunacak usulü tespit edeceklerdir.

Madde 9

Şurası mukarrerdir ki tarafeyni akideynden her biri işbu muhadenamede taahhüt edilen mütekabil taahhüdat haricinde diğer devletlerle her türlü münasebatında serbestii hareketini tamamen muhafaza edecektir.

Madde 10

Bu muahedename Türkçe, Farisi ve Fransızca lisanlarıyla yazılmıştır. İhtilâf zuhurunda Fransızca metin muteber olacaktır.

Madde 11

İşbu muahedename imzasından itibaren muteber olup mümkün olduğu derecede kısa bir zaman zarfında tarafeyni akideyn Millet Meclislerinin tasvibine arz edilecek ve tasdik olunan nüshalar Tahran’da teati edilecektir.

Muahedenamenin müddeti meriyeti beş sene olacaktır. Şayet muahedename mezkûr beş senelik müddetin hitamından altı ay evvel tarafeyni akideynden biri veya diğeri canibinden fesholunmazsa kendiliğinden bir sene daha merî addedilecek. Ve fesih keyfiyeti ancak altı aylık bir müddetin inkizasından sonra hüküm ve tesiri haiz olacaktır. İki taraf murahhasları yukarıda mezkûr on bir madde ahkâmını kabul ve tasdik ederek bu muahedeyi imza ve tahtım eylemişlerdir.

Tahran’da 22 Nisan 1926 tarihinde iki nüsha olarak tanzim edilmiştir.

22 Nisan 1926 tarihli Türkiye – İran muhadenet mukavelenamesini ikmalen 15 haziran 1928 tarihinde akit ve imza edilmiş olan protokolün tasdiki hakkında kanun

BİRİNCİ MADDE — 22 Nisan 1926 tarihli Türkiye – İran muhadenet mukavelenamesini ikmalen 15 haziran 1928 tarihinde akit ve imza edilen protokol ile keza 15 haziran 1928 tarihli imza protokolü tasdik edilmiştir.
İKİNCİ MADDE — İşbu kanun tarihi neşrinden itibaren mer’i olacaktır.
ÜÇÜNCÜ MADDE — işbu kanunun akâmını icraya Hariciye Vekili memurdur.
8 kânunuevvel 1928

22 NİSAN 1926 TARİHLİ TÜRKİYE – İRAN MUHADENET VE EMNİYET MUAHEDESİNE MERBUT PROTOKOL

Türkiye Cumhuriyeti ve İran Devleti Aliyyesi, aralarında mevcut müşterek siyasî ve iktisadî revabıtı tahkim ve takviyeyi mütesaviyen arzu etmekte olduklarından 22 Nisan 1926 tarihli Türkiye-İran muhadenet ve emniyet ahitnamesini ikmalen işbu protokolün tanzimini lâzım addetmiş ve murahhasları olarak:

Türkiye Reisicumhuru Hz. tarafından: Türkiye Cumhuriyeti Tahran Büyük Elçisi Memduh Şevket Beyi ve Türkiye Cumhuriyeti Moskova Büyük Elçisi Mehmet Tevfik Beyi,

İran Şahinşahi Hz. tarafından : Umuru Hariciye Veziri Vekili Akay Fethullah Hanı Pâkrevan Cenaplarını, Tayin eylemişlerdir. Müşarüleyhim hamil oldukları salâhiyetnameleri teati ve usulüne muvafık bularak atideki mevat hakkında tevafuku nazar nasıl eylemişlerdir.

MADDE 1

Tarafeyni âkideynden biri ahar bir veya birkaç Devletin harekâtı hasmanesine maruz kaldığı takdirde tarafı diğer vaziyeti ıslah için bütün kuvvetile sarfı mesai edecektir. Bu mesaiye rağmen harp emri vaki olursa tarafeyni âkıdeyn kendi menafii âliyelerile mütenasip bir çarei hal bulmak maksadile vaziyeti aralarında dostane ve hayirhahane dikkatle mutalea eylemeği taahhüt ederler.

MADDE 2

Tarafeyni âkideyni âliyeyn aralarında mevcut iktisadî teşriki mesai şeraitini mümkün olduğu kadar sür’atle tanzim eylemek hususunda ittifak eylemişlerdir.

Müsellemdir ki iktisadî teşriki mesai vesait ve vesailini ve yekdiğerinin arazisinden serbest transit icrasını ve iki memleket arasında her türlü münakale ve muvasale vesaiti tesisini, tarafeyni âkıdeyn canibinden tayin olunacak salâhiyyettar murahassıslar mütalea ve tayin eyleyeceklerdir.

Tarafeyn salâhiyettar murahashları Tahranda 22 Nisan 1926 tarihinde imza edilen muhadenet ve emniyet ahitnamesinin cüz’ü gayri münfekki olan işbu protokolü Türkçe, Farisî, ve Fransızca lisanlarında aslî nüsha olarak tanzim ve imza etmişlerdir. İhtilâf zuhurunda Fransızca metin muteber olacaktır.

15 Haziran 1928 tarihinde Tahranda tanzim olunmuştur.

İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun

0

İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun, 10 Nisan 1926 tarihinde kabul edilerek 22 Nisan 1926 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı ve aynı gün yürürlüğe girdi.

Kanun gereğince, ekonomi dünyasında Türkçeyi kullanma zorunluluğu getirildi. Her türlü şirket ve ticari faaliyet yürütün kurumların, Türkiye’deki faaliyetlerinde, her türlü iş ve işleminde, sözleşme, yazışma, hesap ve defter tutma usulünde Türkçe dilini kullanmak zorunlu hale getirildi. İmzaların Türkçe metin üzerine atılması esası kabul edildi. Kanun hükümlerine aykırı davrananlar hakkında çeşitli yaptırımlar getirildi.

Cumhuriyet Devrimlerinin bir parçası olan Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun, şirket ve tüm özel kuruluşlara Türk harflerini kullanma zorunluğu getirdi. Türk Ticaret Kanunu ile Vergi Usul Kanununun ilgili maddeleri ‘İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun’a uygun hükümler taşımaktadır.

İKTİSADİ MÜESSESELERDE MECBURİ TÜRKÇE KULLANILMASI HAKKINDA KANUN

Kanun Numarası : 805
Kabul Tarihi : 10/4/1926
Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 22/4/1926 Sayı : 353
Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 7 Sayfa : 9

Madde 1

Türk tabiiyetindeki her nevi şirket ve müesseseler, Türkiye dahilindeki her nevi muamele, mukavele, muhabere, hesap ve defterlerini Türkçe tutmağa mecburdurlar.

Madde 2

Ecnebi Şirket ve müesseseler için bu mecburiyet Türk müessesatı ile ve Türkiye tebaasından olan efrat ile muhabere, muamele ve temaslarına ve devair ve memurini Devletten birine ibraz mecburiyetinde bulundukları evrak ve defterlerine hasredilmiştir.

Madde 3

İkinci maddede mezkür şirket ve müesseseler muamelatında Türkçeden başka bir lisanı dahi ilaveten kullanabilirlerse de asıl olan Türkçe olup mesul imzaların Türkçe metin zirine vaz’ı mecburidir. Bu memnuiyete rağmen imza diğer lisanla yazılmış kısım veya nüshanın altına mevzu olsa dahi Türkçesi
muteberdir.

Madde 4

Bu kanunun mevkii meriyete vaz’ından sonra birinci ve ikinci maddeler ahkamına muhalif olarak tanzim kılınmış olan evrak ve vesaik şirket ve müesseseler lehine nazarı itibara alınmaz.

Madde 5

Yukarıdaki maddeler ahkamı 1 kanunusani 1927 tarihinden itibaren tatbik edilir.

Mezkür müddetin hulülüne kadar 10 mart 1332 tarihli kanunun 1, 2, 3, 4, 5 inci maddeleri ahkamı caridir. Bu maddeler 1 kanunusani 1927, diğer maddelerde işbu kanunun neşri tarihinden itibaren mülgadır

Madde 6

Bu kanunun hilafına hareket edenler hakkında ait oldukları vekaletler memurini mahsusasının tutacakları zabıt varakaları hilafı sabit oluncaya kadar muteberdir.

Madde 7

(Değişik: 23/1/2008-5728/5 md.)

Bu Kanun hükümlerine aykırı hareket eden kişi, yüz günden az olmamak üzere adlî para cezasıyla cezalandırılır.

Madde 8

Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.

Madde 9

Bu kanunun icrasına Ticaret, Adliye ve Nafıa Vekilleri memurdur.

Köy Enstitüleri Kanunu

1

Köy Enstitüleri Kanunu, 17 Nisan 1940 tarihinde 3803 sayılı yasa olarak mecliste kabul edilmiş ve 22 Nisan 1940 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yasa ile 1936 yılında başlanan eğitmen projesi, Köy Enstitüsü projesine dönüştürülmüştür.

Köy Enstitüleri Kanunu’nda bu kurumların amacı, köy öğretmeni ve köye yönelik diğer mesleklerde eğitilmiş elemanlar yetiştirmek olarak açıklanmıştır.

19 Haziran 1942 tarihinde, aynı çerçevede 4274 Sayılı Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunu yasalaşmış ve 25 Haziran 1942’de resmi gazetede yayınlanmıştır. Bu yasa ile, enstitülerin yapılanmasının hukukî temelleri tamamlanmıştır.

Köy Enstitüleri’nin Kuruluşu ve Eğitim Şekli

Köy Enstitüleri, okuma yazma oranının düşük olması, nüfusun ezici çoğunluğunun köylerde yaşaması, Anadolu’da büyük bir okul ve öğretmen eksikliği olması nedeniyle kurulmuştur. Projenin hazırlanması, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1931 ve 1935 kurultaylarında alınan kararlar doğrultusunda oluşturulan eğitmen projesine dayanmaktadır. İlk eğitmen kursu 1936-1937 öğretim yılında Eskişehir Çifteler’de başlatılmıştır. 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu, mevcut deneme okullarının enstitüye dönüştürülmesini ve ayrıca on yedi yeni Köy Enstitüsü açılmasını öngörmektedir.

İlkokullara öğretmen yetiştirmeyi temel amaç edinen enstitüler dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından geliştirilen çağa uygun ileri düzey bir eğitim programının parçasıdır. Karma sistemin uygulandığı Köy enstitülerinin öğretim süresi beş yıldır.

Hasan Ali Yücel, Köy Enstitüsü öğrencileri ile birlikte

Köy enstitüsü kurulacak yerler seçilirken, tarıma uygun devlet arazisi üzerinde olması ve şehir merkezlerinin ortak noktalarında olmasına özen gösterilmiştir. Kendisine ait tarlası, bağı, besi hayvanları, arı kovanları ve atölyeleri olan ve modern tarım tekniklerinin köylü nüfusa öğretilmesini de amaçlayan Köy Enstitülerinin elde etmiş olduğu başarılarda İsmail Hakkı Tonguç’un çabaları da etkili olmuştur.

Köylerden alınan çocuklara öğretmenlik mesleğiyle birlikte demircilik, yapı ustalığı, dülgerlik; kızlar için dikiş, ev idaresi, hasta bakımı gibi pratik meslekler de öğretilmiştir. Köylerde büyümüş öğrencilere klasik müzik enstrümanları ve geleneksel sazları çalması da öğretilmiştir. Başarılı öğrenciler yüksek eğitim fırsatı elde etmiş, öğretmen olamayacak öğrenciler ise edindikleri meslek bilgisi ile köy işlerine dönmüşlerdir.

Hasan Ali Yücel’den sonra Milli Eğitim Bakanı görevini sürdüren Reşat Şemsettin Sirer Köy döneminde Köy enstitülerinin değiştirilmesi teklifleri gelmeye başlamış, İsmail Hakkı Tonguç ve ekibi, Reşat Şemsettin Sirer döneminde görevden uzaklaştırılmıştır. 1947 yılında Köy Enstitüsü müfredat programında köklü değişim olmuş, eğitmen kurslarına son verilmiş, Yüksek Köy Enstitüsü kapatılarak öğrencileri başka okullara aktarılmıştır. Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden sonra karma eğitime son verilerek kız öğrenciler başka okullarda toplanmış, okulların adı Köy Öğretmen Okulları olmuştur.

27 Ocak 1954 tarihinde, 6234 sayılı kanunla, Köy Enstitüleri tamamen kapatılmış; kapatılma kararı karşı devrim olarak nitelendirilmiştir.

Köy Enstitülerinin kuruldukları yerler ve kuruluş tarihleri

Köy Enstitülerinin kurulduğu yerleri gösteren harita

İzmir Kızılçullu (1937), Eskişehir Çifteler (1937), Kırklareli Kepirtepe (1938), Kastamonu Gölköy (1938), Malatya Akçadağ (1940), Samsun Akpınar (1940), Antalya Aksu (1940), Kocaeli Arifiye (1940), Trabzon Beşikdüzü (1940), Kars Cılavuz (1940), Adana Düziçi (1940), Isparta Gönen (1940), Kayseri Pazarören (1940), Balıkesir Savaştepe (1940), Ankara Hasanoğlan (1941), Konya İvriz (1941), Sivas Pamukpınar (1941), Erzurum Pulur (1942), Diyarbakır Dicle (1944), Aydın Ortaklar (1944), Van Ernis (1948)

Köy Enstitüleri Kanunu

(Resmî Gazete ile neşir ve ilâm : 22/IV/1940 – Sayı : 4491)
No. Kabul tarihi

BİRİNCİ MADDE

Köy öğretmeni ve köye yarayım diğer meslek erbabını yetiştirmek üzere ziraat işlerine elverişli arazisi bulunan yerlerde, Maarif vekilliğince Köy enstitüleri açılır.

İKİNCİ MADDE

Bu enstitülerin 1 numaralı cedvelde gösterilen maaşlı muallim ve memurları 3656 sayılı kanunun ikinci maddesine bağlı cedvelin Maarif vekilliği kısmına ilâve edilmiştir.

ÜÇÜNCÜ MADDE

Enstitülere tam devreli köy ilk okullarını bitirmiş sıhhatli ve müstaid köylü çocuklar seçilerek alınırlar.
Enstitülerin tahsil müddetleri en az beş yıldır. Öğretmen olamayacağına kanaat getirilen talebenin ayrılacağı mesleklerin tahsil müddetleri Maarif vekilliğince tos bit edilir.

DÖRDÜNCÜ MADDE

Enstitülere kabul edilenler sıhhî sebebden gayri sebeblerle müesseseden ayrıldıkları veya çıkarıldıkları takdirde okudukları müddete isabet eden masraf, kendilerinden veya kefillerinden alınır.

BEŞİNCİ MADDE

Bu müesseselerde tahsillerini bitirerek öğretmen tayin edilenler. Maarif vekilliğinin göstereceği yerlerde yirmi sene çalışmağa mecburdurlar. Mecburî hizmetlerini tamamlamadan meslekten ayrılanlar Devlet memuriyetlerine ve müesseselerine tayin edilemezler. Bu gibilerin kendilerinden veya kefillerinden müessesede bulundukları zamana aid masrafın iki misli alınır.

ALTINCI MADDE

Köy enstitülerinden mezun Öğretmenler, tayin edildikleri köylerin her türlü öğretim ve eğitim işlerini görürler. Ziraat işlerinin fennî bir şekilde yapılması için bizzat meydana getirecekleri örnek tarla, bağ ve bahçe, atölye gibi tesislerle köylülere rehberlik eder ve köylülerin bunlardan istifade etmelerini temin ederler. Bu öğretmenlerin disiplin işlerinin ne suretle görüleceği bir nizamname ile tayin edilir.

YEDİNCİ MADDE

Köy enstitülerinden mezun olan öğretmenler, ayda (20) lira ücretle Maarif vekilliğince tayin edilirler. Muvaffakiyetle hizmet görenlerin ücretleri 6 ncı ders yılı başında 30, 15 nci ders yılı başında da 40 liraya çıkarılır. Bu öğretmenlerin istihkakları üç ayda bir peşin olarak yılda dört defada ödenir, öğretmenlerin aylık ücretleri ve vazife mahalline gitme zarurî yol masrafları Maarif vekilliği bütçesinden ödenir.

SEKİZİNCİ MADDE

Köy enstitülerinden mezun olan öğretmenler hasta oldukları takdirde. 788 sayılı kanunun 84 ııcü maddesinin A, B ve C fıkralarındaki hükümlere göre, ücretlerini alırlar.

DOKUZUNCU MADDE

Köy enstitülerinden mezun öğretmenlerin fiilî askerlik hizmetleri esnasında kayıtları terkin olunmayacağı gibi kendilerine 1076 numaralı kanun mucibince asteğmenlik veya askerî memurluk tevcihine kadar almakta oldukları ücretin üçte ikisi aylık tazminat olarak verilir, Ayni öğretmenler, seferberlik, talim ve manevra gibi sebeplerle silâh altına alındıkları takdirde. 3041 numaralı kanım ahkâmına tâbi tutulurlar.

ONUNCU MADDE

Köy enstitülerinden mezun olanlara, Maarif vekilliği bütçesinden ve bir defaya mahsus olmak üzere vazifeye başladıkları ay içinde zatî teçhizat bedeli olarak (60) lira verilir.

ON BÎRÎNCÎ MADDE

Koy enstitülerinden mezun Öğretmenlere istihsale yarayıcı âletler, ıslah edilmiş tohum, çift ve irad hayvanları, cins fidan gibi istihsal vasıtaları, köy öğretmenlerinin tayin edildikleri okulların demirbaşına geçirilmek suretile Devletçe parasız olarak verilir.

ON ÎKÎNCÎ MADDE

Köy öğretmenlerinin tayin edildikleri okullara, koy hududu içindeki ziraat işlerine elverişli araziden Köy kanununa göre satın alınarak öğretmenin ve ailesinin geçimine, okul talebesinin ders tatbikatına yetecek mikdarda arazi tahsis edilir. Köyde Devlete aid arazi bulunduğu takdirde okula tahsis edilecek arazi tercihan bunlardan, ayrılır.

ON ÜÇÜNCÜ MADDE

Köy öğretmenlerinin okul namına meydana getirdikleri her türlü işletmelerdeki mahsul, hayvan ve binalar kuraklık, sel, yangın, çok hasar yapan nebat ve hayvan hastalıkları ve bilûmum cevvî hâdiseler gibi sebcblcrle ziyana uğradıkları takdirde işletmeği yeniden tesis maksadile ve Maarif vekilliği bütçesinden zamanında okul namına zarar ve ziyanı karşılayacak bir yardım yapılır.

ON DÖRDÜNCÜ MADDE

Köy okuluna aid her türlü demirbaş eşya, hayvan ve saire okulun malı olub bu işletmeden elde edilecek hasılat, öğretmene aiddir. Ancak, Öğretmenin ayrılışında bu demirbaşlar yeni gelen öğretmene, bu mümkün olmadığı hallerde yeni öğretmen gelinceye kadar köy ihtiyar heyetine, işletilmek üzere, aynen teslim edilir, îşletmeyi köy ihtiyar heyeti tesellüm ettiği takdirde işler imece ile yapılır. Bu suretle elde olunan mahsullerden satılması zarurî olanlar, ihtiyar heyetlerince satılarak nakden ve diğerleri aynen muhafaza ve yeni öğretmene devir ve teslim olunur.

İşletmeye aid eşya ve tesisat ile hayvanlar Devlet emvali muamelesine tâbi tutulur.

ON BEŞİNCİ MADDE

Köy öğretmenlerinin işleri, gezici başöğretmenler ve ilk tedrisat müfettişleri tarafından takip ve teftiş edilir.

Köy öğretmenin işlerinin normal bir şekilde yürütülmesine Devlet teşkilâtı mensupları yardım ederler.

ON ALTINCI MADDE

Koy Öğretmenlerinin tayin edilecekleri okulların binaları ve öğretmen evleri Maarif vekilliğince verilecek plânlara göre Köy kanununa tevfikan, bölge ilk tedrisat müfettişi ile gezici başöğretmenin nezaretinde koy ihtiyar heyetleri tarafından yaptırılır ve öğretmen tayin edilecek köylere keyfiyet üç yıl önce bildirilir. Köy bütçesinde de ona göre tedbirler alınır. Öğretmen işe başlamadan evvel okul binası ile Öğretmen evi tamamen bitirilir.

Köy okulları binalarının tamiri ve okulun daimî masrafları köy ihtiyar heyetlerince temin edilir.

ON YEDİNCİ MADDE

Köy enstitülerine aşağıda adları yazılı müesseselerden mezun olanlar öğretmen tayin edilirler:

1) Yüksek okullar ve Üniversite fakülteleri mezunları,
2) Gazi Terbiye enstitüsü mezunları,
3) Öğretmen okulları mezunları,
4) Ticaret liseleri ve Orta ziraat okulları mezunları,
5) Erkek sanat okulları ve Kız enstitüleri mezunları,
ü) Köy enstitüleri mezunları,
7) İnşaat usta okulları mezunları,
8) Bunlardan başka her türlü teknik ve meslekî okullar mezunları.

Bu enstitülerde mütehassıs işçiler yevmiye veya aylık ücretle usta öğretici olarak çalıştırılabilir. Köy enstitülerinde çalıştırılacakların ne suretle tayin edilecekleri, terfi şekilleri ve bu enstitülerin idarî işlerinin nasıl yürütüleceği bir nizamname ile tesbit olunur.

ON SEKİZİNCİ MADDE

Bu kanun hükümlerine tâbi olacak köy öğretmenleri için Maarif vekilliği tarafından : Hükmî şahsiyeti haiz ve mercii Vekillik olmak üzere «Köy öğretmenleri tekaüd sandığı» ve «Köy öğretmenleri sağlık ve içtimaî yardım sandığı» teşkil edilecektir.

a) Tekaüd sandığının sermayesi ve gelirleri şunlardır:

1 – Maarif vekilliği bütçesine Köy enstitüleri masrafı olarak her yıl konulacak tahsisat yekûnunun binde biri,

2 – Aylıkları arttırılan, sandığa dahil, köy öğretmenlerinin ücretlerinden kesilecek ilk ayhk zamları,

3 – Sandık sermayesinin bütün gelirlerile bilûmum müteferrik gelirler. Tekaüd sandığımla, mevcud alacakları Devlet emvaline mahsus hak ve ruhbanları haizdir. Bu paralar ve alelûmum aidat ile faiz ve temettüleri bir gûna harç ve resme tâbi olmadığı gibi haciz ve temlik edilemez. Hizmet müddetleri (30) seneyi dolduran ve sandığa dahil bulunan köy öğretmenleri tekaüdlüklerini taleb edebilirler. Bu gibiler ayda 20 lira ücretle tekaüde sevk edilirler. Tekaüdlük ücretleri üç ayda bir peşin olarak ödenir.

b) Sağlık ve içtimaî yardım sandığının sermayesi ve gelirleri şunlardır:

1 – Maarif vekilliği bütçesine Köy enstitüleri masrafları namile her yıl konulacak tahsisat yekûnunun binde biri,

2 – Sandığa dahil öğretmenlerin aylıklarından kesilecek yüzde birler,

3 – Teberrüler

4 – Sandık sermayesinin gelirlerile sair bilûmum gelirler.

Her iki sandığın tediyeleri Divanı muhasebat vizesine tâbi değildir.

ON DOKUZUNCU MADDE

Bir öğretmenin vefatı halinde okula aid olub menfaati öğretmene tahsis edilmiş bulunan emvalin ölüm yılı içinde elde edilecek hasılatının yarısı yardım sandığına ve yarısı da gelecek öğretmene verilir.

Ölen öğretmenin mirasçıları, okul emvalinin hasılatı üzerinde hiç bir hak iddia edemezler.

YİRMİNCİ MADDE

Koy öğretmenleri tekaüd sandığı ile Köy öğretmenleri sağlık ve içtimaî yardım sandığının idaresi, işleyiş tarzı, öğretmenlerin tekaüde sevk usulleri, yapılacak yardımların şekilleri, velhasıl bu iki sandığın bütün işlerine müteferri bilumum hususlar birer nizamname ile tespit olunur.

Bu nizamnamelerde hükmî şahsiyeti haiz Devlet müesseselerinde kurulmuş mümasil sandıkların azalarına temin eylediği menfaatlere mütenazır menfaatler gösteren hükümlerin bulunması şarttır.

YİRMİ BİRİNCİ MADDE

Köylerde çalışan öğretmenlerin ve ailelerinin, köy okullarındaki talebenin sıhhat işlerine meccanen bakmak üzere Maarif vekilliğince sıhhat müfettişi hekimler tayin edilir.

Köy öğretmenleri, öğretmenlerin eşleri ve çocukları Maarif vekilliği prevantoryum ve sanatoryumunda parasız tedavi edilirler.

YİRMİ İKİNCİ MADDE

Bu enstitülerin tesisat, inşaat ve tamirat işleri 2490 saydı Arttırma ve eksiltme ve ihale kanununa tâbi değildir.

MUVAKKAT MADDE

A) 1 numaralı cedvelde gösterilen kadrolardan ilişik 2 sayılı cedvelde yazılı muallimlikler ve memuriyetler 1939 yılı Umumî muvazene kanununun 16ncı maddesine bağlı (L) cedvelinm Maarif vekilliği kısmına konulmuştur.

B) 7 -VII- 1939 tarih ve 3704 numaralı kanunda adı geçen köy öğretmen okulları bu kanunla köy enstitülerine kalbedilmişlerdir. Mezkûr kanunun metnindeki köy öğretmen okulları tâbirleri köy enstitüleri şeklinde değiştirilmiştir.

18.01.1940 tarih ve 3782 sayılı kanunun 7 nci maddesiyle açılan Köy öÖğretmen Okulları her türlü masrafı) unvanlı fasıl (Köy enstitülerinin maaş, ücret ve her türlü masrafları) şeklinde değiştirilmiş ve bu fasla fevkalâde tahsisat olarak (250 000) lira konulmuştur.

C) 1939 ve 1940 malî yularında bu enstitülerde çalıştırılacak ücretli müstahdemler kadrosu İcra Vekilleri Heyetince tesbit edilir.

D) 1939 malî yılı umumî muvazene kanununun 4 ncü maddesine bağlı (D) cedvelinin Maarif vekilliği kısmında yazılı leylî talebeler mey anma (Köy enstitüleri) talebesi namile 2 000 adcd talebe kadrosu ilâve edilmiştir.

YİRMİ ÜÇÜNCÜ MADDE

Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.

YİRMİ DÖRDÜNCÜ MADDE

Bu kanunun hükümlerini icraya icra Vekilleri heyeti memurdur.
20 Nisan 1940

 

Toplumsal Bellekte Köy Enstitüleri Deneyimi – Kerim Koray Berktaş

Toplumsal Bellekte Köy Enstitüleri Deneyimi

Sayın Berktaş, bu tez araştırmasında Köy Enstitüleri öğretmenlerinin ve buralarda yetişen öğretmenlerin anı kitaplarını incelemiş, bazılarıyla yüz yüze görüşmüş, bunların çevrelerinde oluşturdukları olumlu etkileri gerçek olaylarla anlatmıştır.

Tahsin Yücel (Çifteler Köy Enstitüsü ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü Mezunu)

Türkiye’nin “Köy Enstitüleri” deneyiminin çok yazılması, okunması, konuşulması gerektiğini düşünüyorum. Böylesine eşsiz bir deneyim mümkün olduğu kadar çok kişi tarafından bilinmeli. Kendisi de öğretmen olan Kerim Koray Berktaş’ın kitabı bu amaca hizmet eden önemli bir emeğin ürünü. Mutlaka okunmalı.

Prof. Dr. Ester Biton Ruben

Köy Enstitüleri’nin kamusal tartışma ve sivil toplum için bir ilham kaynağı olmaya devam etmeleri, Türkiye toplumsal belleğinde korudukları canlılığı ortaya koymaktadır. Genç bir Cumhuriyet’in ihtiyaç duyduğu toplumsal tabanın inşasında öncü bir rol oynayacak bireylerin yetiştirilmesine yönelik bir girişim olarak Köy Enstitüleri, sosyal bilimlerin çeşitli disiplinlerinden araştırmacılar tarafından yeni bakış açılarıyla ele alınmaya değer bir olgu teşkil etmektedirler. Köy Enstitüleri’nin siyasî, ideolojik veya kültürel ön kabullerin ötesinde çeşitli boyutlarıyla incelenmesi, ilgili tarihî bağlam dâhilinde mahiyet ve işlevlerinin doğru anlaşılması kadar, günümüzde yurttaşlık, eğitim ve ekoloji alanlarındaki girişimleri besleyebilecek bir fikir kaynağı olarak değerlendirilebilmeleri açısından da önem arz etmektedir. Kerim Koray Berktaş’ın çalışmasının bu çabaya katkı sağlamasını temenni ederim.

Kerem Bilgin

1940’lı yıllar Türkiye’sinin yaşadığı kültürel dönüşümün en önemli kurumları arasında yer alan “Köy Enstitüleri” üzerine yazılan bu eseri farklı kılan husus, belgesel ağırlıklı kaynaklardan beslenen monografilerle kıyaslandığında daha canlı bir anlatımın tercih edilmesidir. Köy Enstitüleri deneyimine tanıklık etmiş şahısların yaşanmışlıkları ve anlatımlarından yola çıkılarak hazırlanan bu eser, Köy Enstitüleri literatürüne sağlayacağı katkının yanında, 1940’lı yılların sosyo-kültürel dünyasına da yeni bir pencere açmaktadır.

Doç. Dr. Resul Babaoğlu

Giorgio Agamben

0
Giorgio Agamben
Giorgio Agamben

Giorgio Agamben 22 Nisan 1942 tarihinde İtalya’nın Roma kentinde doğmuş, hukuk ve felsefe eğitimi almıştır. 

Agamben yüksek eğitimini Roma La Sapienza Üniversitesi’nde yapmış ve 1966 yılında Simone Weil’in felsefi düşünceleri hakkında tamamladığı doktora teziyle doktora unvanını kazanmıştır.

Agamben, politik felsefe ve estetik konularında sonradan geliştirdiği önemli kavramlar üzerinde araştırmalar yapmış, 1974-1975’de İngiltere’de “Warburg Enstitüsü”, Londra Üniversitesi’de araştırmacı olarak bulunmuştur.

Akademik Kariyeri

Giorgio Agamben, 1988-1992 yılları arasında İtalya’da Macerata Üniversitesinde ve 1993-2000 yılları arasında Verona Üniversitesi’nde doçent olarak çalışmıştır.

Agamben İtalya’da Venedik IUAV Üniversitesi’nde; Paris Felsefe Uluslarası Koleji (Collège International de Philosophie)’nde ve Saas-Fee, İsviçre’de Avrupa Diploma-Üstü Okulu (European Graduate School)’nda profesörlük yapmaktadır. Amerika Birleşik Devletlerinde Kaliforniya Üniversitesi, Berkley ve Northwestern, Evanston ve İllinois’de ve Almanya’da Heinrich Heine Üniversitesi, Düsseldorf’da misafir profesörlük yapmıştır.

Giorgio Agamben, önemli bir düşünür olması yanında iki önemli sinema filminde rol almış bir oyuncudur.

Oyunculuğu ve Ödülleri

Agamben, 2006 yılında Charles Veillon Deneme Avrupa Ödülü (Prix Européen de l’Essai Charles Veillon) kazanmıştır.

Agamben’in, Elsa Morenta hakkında “Saklı Hazinenin Kutlanması” ve “Parodi” adlı denemeleri basılmıştır. Çeşitli yayınevlerine editörlük yapmıştır.

Genova, İtalya’da Temmuz 2001’de G8 toplantısı için ortaya çıkan şiddetli protestolara ve buna önemli katkısı olan “Kara Blok” ve “Anarşist” adını taşıyan grupların protestolarının analizleri üzerinde şahsi felsefe görüşlerini yansıtmak üzere “Get Rid of Yourself (Kendini Ortadan Kaldır)” adlı bir sanat filminde de başrol oynamıştır.

Pier Paulo Pasolini’nin II. Vangelo secondo Matteo (Matta’nın İkinci İncili) adlı sinema filminde Havari Filippo rolünü oynamıştır.

Giorgio Agamben’in de oyuncu olarak rol aldığı Matta’nın İkinci İncili isimli filmin afişi

Agamben’in Felsefe Dünyası

Agamben’in siyaset felsefesi hakkındaki fikirlerinin şekillenmesinde Aristoteles‘in eserleri ve bu eserlerin antik çağ ve orta çağdaki yorumları etkili olmuştur.

Agamben’in ana felsefe düşüncelerini en fazla etkileyen çağdaş filozoflar Martin Heidegger ve Walter Benjamin’dir. Agamben, 1996’ya kadar, Walter Benjamin’in toplanmış eserlerini İtalyanca’ya çevirmiş ve editörlüğünü yapmıştır.  Agamben 2000’li yıllarda Fransız filozofu Michel Foucault’nun ortaya çıkarttığı kavramların geliştirilip derinleştirilmesi üzerinde uğraşmıştır.

Giorgio Agamben’in Olağanüstü Hal isimli eseri 2008 yılında Türkçe’ye çevrilmiştir. 

Agamben, olağanüstü hal rejimlerinin nasıl kontrol altına alınması gerektiği ve demokrasiyi tehdit
etmeyecek bir olağanüstü hal rejiminin mahiyetinin ne olması gerektiği hakkında derin tartışmalar yapmıştır. Agamben’e göre siyasi iktidar temel insan haklarını korumayı garanti altına alan hukuki bir güç gibi görünse de, insanları her türlü haktan mahrum bırakan bir tahakkümden başka bir şey değildir.

Kutsal İnsan – Homo Sacer

Giorgio Agamben – Homo Sacer

Giorgio Agamben’in, Hannah Arendt ve Foucault’un totalitarizm ve biyopolitik konularındaki görüşlerine karşı geliştirdiği Homo Sacer (Kutsal İnsan) teorisi bu konuda yazmış olduğu kitabının da temelini oluşturmaktadır. Yakın geçmişteki çalışmalarında kimlik, tekillik, cemaat kavramları üzerinde yoğunlaşan ve totaliter olmayan ama bireyden de hareket etmeyen bir cemaatin olabilirlik koşullarını araştıran Agamben, bu kitabında çıplak hayat kavramından yola çıkarak eski Yunan’dan bugüne Batı siyasi düşüncesine hakim olan iktidar anlayışının görünmeyen yüzünü ortaya koymaktadır.

Michel Foucault’nun biyolojik modernliğin eşiği olarak adlandırdığı ve insanın biyolojik varoluşunun taşıdığı tüm güçlerle birlikte doğrudan doğruya siyasetin nesnesi haline gelmesi olarak tanımladığı biyosiyaset kavramını çıkış noktası olarak alan Agamben, Foucault’nun tersine biyosiyasetin sadece modernliğe özgü olmadığını, farklı biçimlerde de olsa Aristoteles’ten Roma Hukuku’na, İnsan Hakları Beyannamesi’nden Carl Schmitt’e, Auschwitz’den günümüz toplama kamplarına kadar siyasi düşünce ve pratikleri boydan boya katettiğini açıklamaktadır. İnsanın biyolojik varoluşunu “çıplak hayat” olarak kavramsallaştıran Agamben’e göre bütün bu süreçte söz konusu olan, yaşamın siyasi düzenin içine dahil edilmesi, aslında egemen iktidarın kendisini de kuran kökensel bir edimle iktidarın çıplak hayat üzerinde egemenlik kurmasıdır.

Agamben’in Eserleri

Agamben’in İtalyanca Kitapları
L’uomo senza contenuto, Milano:Rizzoli, 1970
Stanze. La parola e il fantasma nella cultura occidentale, Torino: Einaudi, 1979 (Son baskı: Einaudi, 2006)
Infanzia e storia. Distruzione dell’esperienza e origine della storia, Torino: Einaudi 1979 (Son baskı:Einaudi, 2001)
Il linguaggio e la morte. Un seminario sul luogo della negatività, Torino: Einaudi, 1982 (Son baskı:Einaudi, 2008)
La fine del pensiero, Paris: Le Nouveau Commerce, 1982
Idea della prosa, Milano:Feltrinelli, 1985
La comunità che viene, Torino: Einaudi, 1990 (Son baskı: Torino: Bollati Boringhieri)
Homo sacer. Il potere sovrano e la nuda vita, Torino: Einaudi, 1995 (Son baskı: 2008)
Mezzi senza fine. Note sulla politica, Torino: Bollati Boringhieri, 1996
Categorie italiane. Studi di poetica, Venezia: Marsilio, 1996
Image et mémoire, Paris: Hoëbeke, 1998
Quel che resta di Auschwitz. L’archivio e il testimone. Homo sacer. III, Torino: Bollati Boringhieri, 1998
Il tempo che resta. Un commento alla «Lettera ai romani», Torino: Bollati Boringhieri, 2000
L’aperto. L’uomo e l’animale, Torino: Bollati Boringhieri, 2002
L’ombre de l’amour, Paris: Rivages, 2003 (con Valeria Piazza)
Stato di Eccezione. Homo sacer II, 1, Torino: Bollati Boringhieri, 2003
Genius, Roma:Nottetempo, 2004
Il giorno del giudizio, Roma: Nottetempo, 2004
Profanazioni, Roma: Nottetempo, 2005
Che cos’è un dispositivo?, Roma: Nottetempo, 2006
L’amico, Roma: Nottetempo, 2007
Ninfe, Torino: Bollati Boringhieri, 2007
Il regno e la gloria. Per una genealogia teologica dell’economia e del governo. Homo sacer II, 2, Vicenza: Neri Pozza, 2007 (Son baskı: Torino: Bollati Boringhieri, 2009)
Che cos’è il contemporaneo?, Roma: Nottetempo, 2008
Signatura rerum. Sul Metodo, Torino: Bollati Boringhieri, 2008
Il sacramento del linguaggio. Archeologia del giuramento. Homo sacer II, 3, Roma-Bari: Laterza, 2008
Nudità, Roma: Nottetempo, 2009
Angeli. Ebraismo, Cristianesimo, Islam, a cura di E. Coccia e G. Agamben, Vicenza: Neri Pozza 2009
La Chiesa e il Regno, Roma: Nottetempo, 2010
La ragazza indicibile. Mito e mistero di Kore (con Monica Ferrando), Milano: Electa Mondadori, 2010
Altissima povertà. Regole monastiche e forma di vita. Homo sacer IV, 1, Vicenza: Neri Pozza, 2011
Opus Dei. Archeologia dell’ufficio. Homo sacer II, 5, Torino: Bollati Boringhieri, 2012
Agamben’in İngilizce Kitapları
(1991) Language and Death: The Place of Negativity, University of Minnesota Press.
(1993) Stanzas: Word and Phantasm in Western Culture, University of Minnesota Press
(1993) Infancy and History: The Destruction of Experience, Verso
(1993) The Coming Community, University of Minnesota Press
(1995) Idea of Prose, State University of New York Press
(1998) Homo Sacer: Sovereign Power and Bare Life , Stanford University Press
(1999) The Man without Content Stanford University Press
(1999) The End of the Poem: Studies in Poetics, Stanford University Press,
(1999) Remnants of Auschwitz: The Witness and the Archive Zone Books
(1999) Potentialities: Collected Essays in Philosophy, Stanford University Press
(2007) Profanations, Zone Books
Agamben’in Türkçeye Çevrilmiş Eserleri
(2004) Auschwitz’den Artakalanlar, Bağımsız Kitaplar (Çev: Ali İhsan Başgül)
(2008) Olağanüstü Hal, Varlık Yayınları(Çev: Kemal Atakay)
Infanzia e Soria (1979; Çocukluk ve Tarih; Çev. Betül Parlak, Kanat Kitap, 2010)
Idea della prosa (1985; Nesir Fikri, Çev. Fırat Genç, Metis Yay., 2009)
La Comunità che viene (1990; Gelmekte Olan Ortaklık, Çev. Betül Parlak, Monokl Yay., 2012)
Homo Sacer: Il potere sovrano e la nuda vita (1995; Kutsal İnsan: Egemen İktidar ve Çıplak Hayat, Çev. İsmail Türkmen, Ayrıntı Yay., 2001)
O que resta de Auschwitz: O arquivo e a testemunha (1999; Tanık ve Arşiv: Auschwitz’den Artakalanlar, Çev. Ali İhsan Başgül, Dipnot Yay., 2000)
L’aperto: l’uomo e l’animale (2002; Açıklık: İnsan ve Hayvan, Çev. Meryem Mine Çilingiroğlu, Yapı Kredi Yay., 2015)
Profanazioni (2005; Dünyevileştirmeler, Çev. Betül Parlak, Monokl Yay., 2011)
Stato di Eccezione (2005; İstisna Hâli, Çev. Kemal Atakay, Ayrıntı Yay., 2018)
Che Cos’è un Dispositivo? (2006) ve L’amico (2007)  Dispozitif Nedir? / Dost, Çev. Ekin Dedeoğlu, Monokl Yay., 2012)
Signatura rerum: sul metodo (2008; Şeylerin İşareti: Yöntem Üstüne, Çev. Betül Parlak, Monokl Yay., 2012)
Nudità (2009; Çıplaklıklar, Çev. Suna Kılıç, Alef Yay., 2017)

Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu

0
Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu

Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu, 1567 Kanun numarasıyla, dünya genelinde büyük ekonomik buhranın yaşandığı dönemde, 25 Şubat 1930 tarihinde çıkarılmış; Resmi Gazetede yayınlanarak üç yıl süreyle geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir. Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanununun süresi, daha sonra çeşitli tarihlerde yayımlanan kanunlarla 25 Şubat 1970 tarihine kadar uzatılmış; son olarak 11 Şubat 1970 tarihinde yayımlanan 1224 sayılı kanunla süresiz olarak uzatılmıştır.

22 Nisan 1947 tarihinde 13 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Karar alınmıştır.

Türkiye’de yabancı sermayenin teşviki konusunda çıkartılan ilk yasa ise, 1 Mart 1950 tarih ve 5583 sayılı “Hazinece Özel Teşebbüslere Kefalet Edilmesine ve Döviz Taahhüdünde Bulunulmasına Dair Kanun‘dur

Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanununda 13.09.2018 Tarihinde Yapılan Değişiklik

Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanununda yapılan 13.09.2018 tarihinde yeniden değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklik ile; Türkiye’de yerleşik kişilerin, ilgili Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacaktır. Menkul ve gayrimenkul alım satım ile kiralama sözleşmelerinde döviz üzerinden belirlenmiş bedellerin 30 gün içinde Türk lirasına dönüştürülmesi öngörülmüştür.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Eski 10 Türk Lirası

Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanununda Yapılan Değişiklikler

Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu, sırasıyla; 2 Aralık 1936 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 3070 sayılı, 26 Aralık 1942 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 4328 sayılı, 18 Mart 1950 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5540 sayılı, 20 Şubat 1954 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6258 sayılı, 15 Mart 1966 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 753 sayılı, 24 Mayıs 1985 tarihli Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 3196 sayılı, 28 Şubat 1989 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 3521 sayılı, 6 Ağustos 2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 4961 sayılı, 30 Aralık 2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5827 sayılı Kanunlarla değişikliğe uğrayarak ilişikteki bugünkü şeklini almıştır.

Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanununun özellikle; Bakanlar Kurulunca alınacak kararlara aykırı hareket edenlere verilecek cezaları açıklayan 3 ve 4 üncü maddeleri en çok değişikliğe uğrayan maddeleridir.

Eski 1.000 Türk Lirası

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu
                  Madde 1 – (Değişik: 15/2/1954 – 6258/1 md.)

        Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarıyan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Bakanlar Kurulu salahiyetlidir.(2)

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

             Madde 2 – (Değişik: 16/12/1942 – 4328/1 md.)

            Bu kararlar (Türk Parası Kıymetini Koruma) başlığı altında Resmi Gazete ile ve Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlığın münasip göreceği diğer neşir vasıtalariyle neşir ve ilan olunur.

             Şu kadar ki kararların yürürlüğe girmesinde Resmi Gazete ile yapılacak neşir ve ilan esas olup bu gazete ile neşredilen kararlar başka vasıtalarla neşir ve ilan edilmiş olsun olmasın metinlerinde mer’iyet tarihi varsa o tarihten yok ise Resmi Gazete ile neşredildiğinin ertesi gününden itibaren Türkiye’nin her tarafında yürürlüğe girer.

Eski 500.000 Türk Lirası

             Madde 3 – (Değişik: 24/12/2008 – 5827/1 md.)

             Bakanlar Kurulunun bu Kanun hükümlerine göre yapmış bulunduğu genel ve düzenleyici işlemlerdeki yükümlülüklere aykırı hareket eden kişi, üçbin Türk Lirasından yirmibeşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır.

             Fiil, 1 inci maddede yazılı kıymetlerin izinsiz olarak yurttan çıkarılması veya yurda sokulması mahiyetinde ise 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümlerine göre suç veya kabahat oluşturmadığı takdirde kişi; eşya ve kıymetlerin rayiç bedeli kadar, teşebbüs halinde bu bedelin yarısı kadar idarî para cezası ile cezalandırılır.

——————————

(1)    7/3/1954 tarih ve 6326 sayılı Kanunun 5/4/1973 tarih ve 1702 sayılı Kanunla değişik 118 inci maddesi gereğince; bu kanun petrol hakkı sahiplerine de uygulanır.
(2)    Bakanlar Kurulunun 25/10/1988 tarihli ve 88/13431 sayılı “Bedelsiz İthala ta İlişkin Karar”; 14/11/1988 tarihli ve 19979 Mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
  (3)    Bu Kanunda geçen “İcra Vekilleri Heyeti” ibareleri, “Bakanlar Kurulu”; “Maliye Vekaleti” ibareleri, “Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlık”; “Cumhuriyet müddeiumumileri” ibareleri, “Cumhuriyet savcıları” olarak; ek 1 inci maddede geçen “kambiyo kontrolörleri” ibaresi ise “Hazine kontrolörleri ve stajyer Hazine kontrolörleri” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

            Her türlü mal, kıymet, hizmet ve sermaye ithal ve ihraç edenler veya bu işlere aracılık edenlerden bu işlemlerinden doğan alacaklarını 1 inci maddeye göre alınan kararlardaki hükümlere göre ve bu kararlarda tayin edilen süreler içinde yurda getirmeyenler, yurda getirmekle yükümlü oldukları kıymetlerin rayiç bedelinin yüzde beşi kadar idarî para cezasıyla cezalandırılırlar. İdarî para cezasına ilişkin karar kesinleşinceye kadar alacaklarını yurda getirenlere, birinci fıkra hükmüne göre idarî para cezası verilir. Ancak, verilecek idarî para cezası yurda getirilmesi gereken paranın yüzde ikibuçuğundan fazla olamaz.

Eski 10.000.000 Türk Lirası

   İthalat, ihracat ve diğer kambiyo işlemlerinde döviz veya Türk Parası kaçırmak kastıyla muvazaalı işlemlerde bulunanlar, yurda getirmekle yükümlü oldukları veya kaçırdıkları kıymetlerin rayiç bedeli kadar idarî para cezasıyla cezalandırılırlar. Bu fiilin teşebbüs aşamasında kalması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.

Bu kabahatlerin bir tüzel kişinin yararına olarak işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişiye de aynı miktarda idarî para cezası verilir.

Kabahatin konusunu yabancı para oluşturması halinde; idarî para cezasının hesaplanmasında fiilin işlendiği tarih itibarıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının bu paraya ilişkin “döviz satış kuru” esas alınır.

Hükmolunacak idarî para cezasına, suç tarihi ile tahsil tarihi arasındaki süreler için 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında, para cezası ile birlikte tahsil olunmak üzere, gecikme faizi uygulanır. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri nazara alınmaz.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçların tekerrürü halinde verilecek cezalar iki kat olarak hükmedilir.

Bu madde hükmüne göre idarî para cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı yetkilidir.

Eski 20.000.000 Türk Lirası

             Madde 4 – (Mülga : 24/12/2008 – 5827/2 md.)
             Madde 5 – (Mülga : 24/12/2008 – 5827/2 md.)
             Ek Madde 1 – (Ek: 15/2/1954 – 6258) (1)

             Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları, Hazine kontrolörleri ve stajyer Hazine kontrolörleri ve kambiyo murakabe mercileri bu kanun hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında tetkikat ve tahkikat yapmak ve tahkikat sırasında suç emareleri bulunursa maznunlar ve suçla ilgisi görülenler nezdinde Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun zabıt ve arama hakkındaki hükümleri gereğince muamele ifa etmek salahiyetini haizdirler.

–––––––––––––––––––––

(1) 7/7/2011 tarihli ve 646 sayılı KHK’nin 2 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “Maliye müfettişleri ile Maliye müfettiş muavinleri, hesap uzman ve yardımcıları” ibaresi “Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
              Ek Madde 2 – (Ek: 15/2/1954 – 6258; Değişik: 8/3/1966 – 753/1 md.)

             Muhacir ve mültecilerin İskan Kanununun 31 inci maddesi haricinde; menkul ve gayrimenkul mallarının bedeli ve ellerindeki nakitler karşılığında yapacakları ithalat bu kanun hükümlerine tabidir.

             Hariçteki servetlerin tevsik şekli; getirilecek malların cins ve nev’i ile ithal için müracaat zamanı ve Maliye Bakanlığınca verilecek müsaadelerin geçerlik süresi ve konuyla alakalı diğer hususlar ayrı bir Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit olunur.

             Bu kanun yürürlükte kaldığı müddetçe; İskan Kanununun 32 nci maddesinin ithal edilecek eşyaların cins ve nev’ini tahdit ve tayin eden hükmü ile 33 üncü maddesi uygulanmaz.

             Ek Madde 3 – (Ek: 15/2/1954 – 6258)

             Bu kanuna aykırı fiilleri ihbar edenlerle suç delillerinin tesbitinde hizmeti görülenlere; hangi hallerde ikramiye verileceği ve verilecek ikramiyenin miktar ve nispeti Bakanlar Kurulu kararı ile tesbit olunur.

             Ancak verilecek ikramiyenin miktarı, bu kanun mucibince hükmolunacak para cezalarından tahsil edilecek miktarın % 45 ini geçemez.

             Ek Madde 4 – (Değişik: 15/2/1989 – 3521/2 md.)

             Bu Kanuna göre gerçek ve tüzelkişiler hakkında hükmolunacak para cezalarıyla 1 inci maddeye göre alınan kararlar uyarınca tahsili gereken alacaklar hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.

             Ek Madde 5 – (7/5/1985 – 3196/3 md. ile gelen Ek md. hükmü olup madde numarası teselsül ettirilmiştir.)

             Bu Kanunun 1 inci maddesine göre Bakanlar Kurulunca alınan kararlarda lehe değişiklik yapılması veya bu kararların yürürlükten kaldırılması hallerinde; değiştirilen veya kaldırılan kararlara aykırı davranışta bulunmuş olanlar hakkında, failin lehine olan kararlar ve kanun hükümleri tatbik ve infaz olunur.(1)

             Madde 6 – Bu kanun neşri tarihinden üç sene müddetle muteberdir.(2)

             Madde 7 – Bu kanun hükümlerinin icrasına Bakanlar Kurulu memurdur.

             20/2/1930 TARİHLİ VE 1567 SAYILI ANA KANUNA İŞLENEMEYEN
             GEÇİCİ MADDELER :
             1 – 7/5/1985 tarihli ve 3196 sayılı Kanunun geçici maddesi :

             Geçici Madde –Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte 1567 sayılı Kanuna muhalefetten dolayı tutuklu veya hükümlü olanlar derhal tahliye edilirler.

             1567 sayılı Kanuna göre verilmiş ve henüz yerine getirilmemiş mahkümiyet kararlarının yalnızca para cezalarına ilişkin kısımları infaz olunur. Hürriyeti bağlayıcı cezalar ile mütemmim ve feri cezalar infaz edilmez. İnfaz edilecek para cezasından, aynı suçtan dolayı daha önce tutuklu kalınan süreler ile infaz edilmekte olan hürriyeti bağlayıcı cezadan fiilen infaz edilmiş olan süreler, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 numaralı bendindeki cürümler için gösterilen asgari hadde göre hesap edilerek mahsup edilir.

——————————

(1)    Sözü geçen 1 inci madde 1567 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin değişikliği hakkında olup yerine işlenmiştir.
(2)    Maddedeki üç yıllık süre; 2100, 2686, 3336, 3974, 4512, 5014, 5540, 6060, 6258, 7220, 402, 723 ve 990 sayılı Kanunlarla çeşitli tarihlerde uzatılmış olup; en son 3/2/1970 tarih ve 1224 sayılı Kanunla süresiz olarak uzatılmıştır.

                1567 sayılı Kanuna muhalefetten açılmış olup da bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte henüz karara bağlanmamış davalarda, sanık, hakim tarafından verilecek 10 günlük mehil içinde bu Kanunla getirilen ağır para cezasının aşağı haddini yargılama giderleriyle birlikte merciine ödediği takdirde kamu davası ortadan kaldırılır, ancak müsadere hükmü uygulanır. Verilen mehil içinde paranın ödenmemesi halinde ise kamu davasına devam olunur.

             2 – 15/2/1989 tarihli ve 3521 sayılı Kanunun geçici maddesi :

             Geçici Madde – Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce ticari amaçlarla ihraç edilen ve süresinde yurda getirilmemiş olan mal bedeli dövizlerin, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren otuz gün içinde yurda getirilerek bir bankaya satılması halinde cari alış kurundan alımları yapılır.

             Verilen süre içinde yurda getirilmeyerek bankalara satışı yapılmayan açık taahhüt hesaplarına ait dövizlerle ilgili olarak, bu dövizlerin, 1 inci maddeye göre çıkarılan kararlar uyarınca yurda getirilmeleri gereken tarihteki kur ile verilen sürenin son günündeki kura göre hesaplanacak kur farkları ilgililerden, 6183 sayılı Kanuna göre tahsil olunur.

             Yukarıdaki fıkralara göre alımı yapılan döviz ve kur farkları ile ilgili açık taahhüt hesapları kapatılır.

             3 – 30/7/2003 tarihli ve 4961 sayılı Kanunun geçici maddeleri :
             Geçici Madde 1-

Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce 1567 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (b) bendine istinaden kesinleşen mahkeme kararları ile hükmolunan, ancak henüz tahsil edilmemiş bulunan para cezalarına esas teşkil eden yurda getirilmesi gereken kıymetin ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası alış kurları üzerinden yüzde beşinin, bu Kanunun  yayımı  tarihinden  itibaren  doksan  gün  içinde ilgili vergi dairesine ödenmesi veya bu Kanunun yürürlük tarihinden önce 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kısmen tahsil edilen para cezasının yurda getirilmesi gereken kıymetin başvuru tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası alış kurları üzerinden hesap edilen tutarının yüzde beşine tekabül ettiğinin tespiti halinde, kesinleşmiş mahkeme kararları bütün neticeleri ile ortadan kalkar. Fazla ödenen tutarlar iade edilmez.

             Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan gün içinde yükümlü oldukları kıymetleri cari kurdan yurda getirenlerin, cari kur üzerinden hesaplanan değer ile defter kayıtlarında yer alan ihracat bedeli arasındaki fark, pasifte bir fon hesabında izlenir. Bu fon sermayeye eklenmesi halinde gelir veya kurumlar vergisine tabi tutulmaz.

             Geçici Madde 2-

Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce 1567 sayılı Kanuna istinaden yürürlüğe konulan mevzuat hükümleri uyarınca süresi içinde zorunlu döviz ve efektif devir ve satış yükümlülüklerini yerine getirmeyen yetkili müesseseler ve kıymetli maden aracı kuruluşları, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren yüzelli gün içinde devirle yükümlü oldukları kıymetin yüzde birine tekabül eden tutarın, ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası alış kurları üzerinden Türk Lirası karşılığını ilgili vergi dairesine ödemeleri halinde, bu konuda açılmış davalar ile idarî işlemler bütün neticeleri ile ortadan kalkar.

             Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümlerine göre haklarında kambiyo takibi başlatılan, ancak henüz yargıya intikal ettirilmeyenlerin, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren yüzelli gün içinde yükümlü oldukları kıymeti yurda getirmeleri halinde bu konuda yürütülen idarî işlemler ortadan kalkar. Bu hüküm çerçevesinde yurda getirilen kıymetler için cari kur uygulanır.

             Kanunun yayımı tarihinden itibaren en çok yüzseksen gün içinde kambiyo takibine konu kıymetin yüzde dördüne tekabül eden tutarın ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası alış kurları üzerinden Türk Lirası karşılığını ilgili vergi dairesine ödemeleri halinde; bu konuda açılmış davalar ile idarî işlemler ortadan kalkar.

             25.2.2003 tarihli ve 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunundan yararlanarak adlarına salınan vergileri ödeyen ya da ödeme plânına bağlatan ihracatçı gözüken malî kuruluşlar hakkında geçici 2 nci maddedeki yüzde dört oran yüzde bir olarak uygulanır.

               1567 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN
MEVZUATIN VEYA ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN İPTAL EDİLEN HÜKÜMLERİN YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ
GÖSTERİR LİSTE
Değiştiren Kanunun/KHK’nin/ İptal Eden Anayasa Mahkemesi Kararının  Numarası 1567 sayılı Kanunun değişen veya iptal edilen maddeleri Yürürlüğe Giriş  Tarihi
2100 23/1/1933
2686 18/4/1935
3070 2/12/1936
3336 19/3/1938
3974 15/1/1941
4328 26/12/1942
4512 29/1/1944
5014 24/2/1947
5540 18/2/1950
6060 26/2/1953
6258 20/2/1954
7220 25/2/1959
402 20/2/1964
723 17/2/1966
753 15/3/1966
990 31/1/1968
1224 11/2/1970
3196 24/5/1985
3521 28/2/1989
4961 6/8/2003
5827 3,4,5 30/12/2008
KHK/646 Ek Madde 1 10/7/2011

Mustafa Ruhan Erdem

0
Mustafa Ruhan Erdem

Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem, 22 Nisan 1966 Trabzon/Tonya’da dünyaya geldi. İlk öğrenimini Sivas Karamehmetli Köyü İlkokulunda, ortaokulu Sivas Atatürk Ortaokulunda, liseyi Sivas Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nde okudu. 1983 yılında kazandığı Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 1987 yılında tamamladı.

Mustafa Ruhan ERDEM

Akademik Kariyeri

Prof. Dr. Mustafa Ruhan ERDEM, 1988 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı’na araştırma görevlisi olarak atandı.

Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde devam ettiği yüksek lisansını “Türk Hukukunda Karşılıksız Yararlanma Suçları” konulu tezle yüksek lisansımı 1991 yılında bitirdi.

Erdem, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde 1992 yılında doktora ders aşamasını tamamladıktan sonra 1995 yılında Prof. Dr. Durmuş Tezcan, Prof. Dr. Bahri Öztürk ve Prof. Dr. Zeki Hafızoğulları’nın bulunduğu jüri tarafından oy birliği ile doktora yeterlilik aşamasını tamamladı. Ağustos 1993’te Alman Akademik Değişim Kurumu (DAAD) tarafından sağlanan bursla 10 ay süre ile Augsburg Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Prof. Dr. Joachim Herrmann nezdinde doktora tezi ile ilgili araştırma yaptı. 1996 yılında Avusturya Akademik Değişim Kurumu (ÖAD) tarafından sağlanan bursla Viyana Ceza Hukuku ve Kriminoloji Enstitüsü’nde Prof. Dr. Winfried Platzgummer nezdinde doktora tezi ile ilgili araştırmalarıma devam etti. 1997 yılında Prof. Dr. Durmuş Tezcan, Prof. Dr. Bahri Öztürk ve Prof. Dr. Mehmet Emin Artuk’un bulunduğu jüri tarafından oy birliği ile başarılı bulunan “Ceza Muhakemesinde Organize Suçlulukla Mücadelede Gizli Soruşturma Tedbirleri” konulu doktora tezi ile doktor unvanı kazandı.

Erdem,1997 yılında Yardımcı Doçentlik kadrosuna atandı, Haziran 2001’de kısa dönem askerlik görevimi tamamladı.

2001-2002 tarihleri arasında Adalet Meslek Yüksekokulu müdür yardımcılığı görevini yürüttü.

2003-2004 yılları arasında Alexander von Humboldt Vakfı tarafından sağlanan bursla 14 ay süre ile Giessen Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Prof. Walter Gropp nezdinde doçentlik tezi ile ilgili araştırmalarda ve incelemelerde bulundu.

Mstafa Ruhan Erdem

İdari Görevleri

Prof. Dr. Mustafa Ruhan ERDEM, 2004-2005 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi yönetim kurulu üyeliği yaptı. 2005 tarihi itibariyle tekrar yönetim kurulu üyeliğine atandı. Kasım 2004’te atandığı Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekan yardımcılığı görevini 2006 yılına kadar sürdürdü.

17.05.2005 tarihinde Prof. Dr. Durmuş Tezcan, Prof. Dr. Bahri Öztürk, Prof. Dr. Timur Demirbaş, Prof. Dr. M. Emin Artuk ve Prof. Dr. Füsun Sokullu Akıncı’dan oluşan jürinin kararı ile doçentlik unvanını kazandı ve “Ceza ve Ceza Usul Hukuku Doçenti” oldu.

09.01.2006 tarihi itibariyle DEÜ Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığı’na atandı. 2010 yılında Yaşar Üniversitesi’nde profesör olarak çalışmaya başladı. Halen Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi de öğretim üyesi olarak tam zamanlı çalışmaktadır. Çok sayıda makalesi, bilimsel tebliği ve kitabı bulunmaktadır.

Paris İklim Anlaşması

0
Paris İklim Anlaşması, temiz enerjiye geçişte tüm dünyaya yol göstermek üzere 2015 yılında düzenlenmiş ve  22 Nisan 2016 tarihinde imzalanmış olan iklim değişikliği konusundaki ilk çok uluslu anlaşmadır.
Paris İklim Anlaşması, Kyoto Protokolü’nün 2020 yılında sona erecek olması sebebiyle, 2015 yılında Fransa’nın Paris kentinde gerçekleştirilen 21. Taraflar Konferansı’nda (COP21), 2020’den sonra geçerli olmak üzere kabul edilmiştir.
Anlaşmanın öncesindeki dönemde bir insan hakkı olan ‘çevre hakkı’ ile ilgili olarak 1972 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı sonucunda Stockholm Bildirgesi yayınlanmış, 28 Ekim 1982 tarihinde Dünya Doğa Şartı kabul edilmiş, 1990 Paris Sözleşmesinde çevre hakkı ile ilgili somut  maddeler yer almıştır.
Bergen- BM Avrupa Ekonomik Komisyonu Çevre ve Kalkınma Konferansı  Sonuç Bildirgesi, 1990 yılında çevre hakkı konusunda önemli gelişme sağlamıştır.
1992 yılında Rio Toplantısında Çevre Sözleşmesi imzalanmış, insanların sürekli ve dengeli kalkınmanın merkezinde olduğu ve doğa ile uyum içinde sağlıklı ve verimli bir hayata hakları olduğu vurgulanmıştır.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi(BMİDÇS) iklim değişikliği sorununa karşı küresel tepkinin temelini oluşturmak üzere 1992 yılında kabul edilmiş ve 21 Mart 1994 tarihinde yürürlüğe girmiş, Türkiye, Sözleşmeye 24 Mayıs 2004 tarihinde katılmıştır.
Anlaşma, 5 Ekim 2016 itibariyle, küresel sera gazı emisyonlarının %55’ini oluşturan en az 55 tarafın anlaşmayı onaylaması koşulunun karşılanması sonucunda, 4 Kasım 2016 itibariyle yürürlüğe girmiştir. Ülkemiz ise Paris Anlaşması’nı, 22 Nisan 2016 tarihinde, New York’ta düzenlenen Yüksek Düzeyli İmza Töreni’nde 175 ülke temsilcisiyle birlikte imzalamış, henüz Taraf olmamıştır.
Avrupa Birliği, 2030 İklim ve Enerji Politikaları Çerçevesi ve Avrupa Komisyonu’nun 2020 sonrası küresel iklim değişikliği ile mücadele planını esas alarak iklim eylem planını sunan ilk büyük ekonomi olmuş; 2030 yılı için ekonomi genelindeki sera gazı emisyonunu en az %40 azaltma hedefini açıklamıştır.
Paris İklim Anlaşması, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, G20 ve G7 toplantılarının gündemlerinde yer almakta olan ve sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğun ortadan kaldırılması bağlamında, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi‘nin amaçladığı hedefleri gerçekleştirmek üzere; 22 Nisan 2016 tarihinde New York’ta düzenlenen üst düzey bir törenle imzaya açılmıştır. Küresel sera gazı emisyonlarının asgari %55’ini temsil eden en az 55 ülkenin imzasını takiben yürürlüğe girmesi planlanan Anlaşma, dünya ülkelerinin ezici çoğunluğu tarafından imzalanmıştır.
Amerika Birleşik Devletleri, anlaşmaya önce katılmış ancak Donald Trump döneminin sona ermesine kısa bir süre anlaşmadan çekilmiştir. İklim değişikliğiyle mücadeleyi öncelikleri arasına alan Joe Biden’ın 2021 yılı ocak ayında başkanlık görevine başladığı ilk gün Trump’ın çekildiği Paris İklim Anlaşması’na yeniden dahil olmaya yönelik başkanlık kararnamesini imzalamış ve sözleşmeye katılıma iradesi gösterilmiştir. Türkiye 2021 yılı başı itibari ile anlaşmaya katılmamıştır.

Paris Anlaşması’nın Önemi

Paris anlaşması, sera gazı emisyonlarının tavan yapması nedeniyle küresel bir tehdit olan iklim sorununun çözülmesi için bir takvim oluşturulmasını amaçlamakta, önerilen çözümlerin en kısa sürede uygulanmasını temin etmek üzere küresel bir eylem planı ortaya koymaktadır.
Anlaşmanın, küresel ısınmayı sanayi devrimi öncesine göre 2°C’nin oldukça altında tutan ve hatta 1.5°C ile sınırlamayı amaçlayan uzun vadeli bir hedefi bulunmakta; tüm paydaş devletlere, yatırımcılara, işletmelere, sivil toplum örgütlerine ve politika yapıcılara temiz enerjiye küresel olarak
geçmeyi hedef olarak koymaktadır.
Tüm emisyonların yaklaşık % 98’inden sorumlu 189 ülkenin sunduğu ulusal iklim planları (INDC) ile, iklim değişikliği ile mücadelede planlı ve programlı bir çaba harcanmakta; izleme ve durum değerlendirmesi yapmayı amaçlayan dinamik bir mekanizma ihtiyacı ortaya konulmaktadır. 2023 yılından itibaren taraflar, emisyon azaltımı, uyum ve sağlanan/alınan destekler konusundaki ilerlemeyi değerlendirmek üzere, her beş yılda bir “küresel durum değerlendirme” zirvelerinde bir araya gelecektir.
Taraflar, şeffaflık ve sorumluluk içinde yasal yükümlülüklerini yerine getirecek, iki yılda bir sera gazı envanterlerini çıkaracak ve ulusal gelişmeleri raporlayacaktır. Hedeflere ulaşmada, “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler”  ilkesi prensip olarak benimsenmiştir.
Uyum konusu, Paris Anlaşması ile ilk defa kapasite geliştirme, iklim değişikliğine direnç ve iklim değişikliğinden etkilenebilirlik konularını içerecek şekilde çalışmalar yapacaktır.
Anlaşmaya göre; gelişmiş ülkeler, mutlak emisyon azaltım hedeflerini üstlenerek öncülük edecekler, gelişmekte olan ülkelere destek olacaklardır. En az gelişmiş ülkeler ise düşük sera gazı emisyonlu büyüme strateji, plan ve eylemlerini özel koşulları çerçevesinde hazırlayabileceklerdir.
Türkiye, Paris Anlaşmasına taraf olmamakla birlikte, Niyet Edilen Ulusal Katkı Beyanını  30 Eylül 2015 tarihinde Sözleşme Sekretaryasına sunmuştur. Türkiye’nin ulusal katkı beyanına göre, sera gazı emisyonlarının 2030 yılında referans senaryoya (BAU) göre artıştan  %21 oranına kadar azaltılması öngörülmüştür. Türkiye, finans ve teknoloji desteklerine erişebilmek bakımından kendisi ile benzer konumdaki ülkelerle aynı şekilde muamele görmeyi talep etmekte ve ekonomik büyüme, nüfus artışı gibi ölçütler dikkate alındığında mutlak emisyon azaltımı yapmanın imkansızlığını ileri sürmektedir.

Anlaşmanın Çevirisi 

Paris İklim Anlaşması’nın Türkçe çevirisi, Ekoloji Kolektifi Derneği tarafından yapılmış  ve 2016 yılı ocak ayında yayınlanmış, https://ekolojikolektifi.org/  sitesinde açık erişime açılmıştır. Editör olarak, Ilgın Özkaya Özlüer, Ethemcan Turhan ve Fevzi Özlüer görev almış,  çeviri Yunus Bakihan Çamurdan tarafından yapılmıştır.

Paris İklim Anlaşması

İşbu Anlaşmanın Tarafları,
Bundan sonra “Sözleşme” olarak anılacak olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin Tarafları sıfatıyla,
Sözleşme Taraflar Konferansının on yedinci oturumunda alınan 1/CP.17 kararı uyarınca kurulan Daha Etkin Tedbirler için Durban Platformu gereğince,
Sözleşmenin amacına yönelik olarak ve Sözleşmenin hakkaniyet ilkesine ve ortak ama farklı ulusal koşullar ışığında farklılaştırılmış sorumluluklar ve mütekabil yetkiler gibi ilkelerine dayanarak,
İklim değişikliğinin doğurduğu acil tehdide karşı elde bulunan en iyi bilimsel veriler temelinde etkin ve gittikçe gelişen bir müdahale gereğini kabul ederek,
Ayrıca gelişmekte olan ülke Tarafların, özellikle de iklim değişikliğinin olumsuz etkileri karşısında kırılgan ülkelerin Sözleşme kapsamında özel gereksinimlerini ve koşullarını kabul ederek,
İklim değişikliği eylemleri, müdahaleleri ve etkileri ile sürdürülebilir kalkınmaya adil erişim ve yoksulluğun ortadan kaldırılması arasındaki esaslı ilişkiyi vurgulayarak,
Gıda güvenliğini sağlama ve açlığı sona erdirme yönünde temel önceliği ve gıda üretimi sistemlerinin iklim değişikliğinin olumsuz etkileri karşısında özel hassasiyetlerini dikkate alarak,
İklim değişikliğinin insanlığın ortak bir kaygısı olduğunu kabul ederek, Tarafların iklim değişikliğine müdahale amaçlı eyleme geçtiklerinde insan hakları, sağlık hakkı, yerli halkların, yerel toplulukların, göçmenlerin, çocukların, engellilerin ve hassas durumdaki kişilerin hakları, kalkınma hakkı ve ayrıca cinsiyetler arası eşitlik, kadınların güçlendirilmesine ve kuşaklar arası adalet konularındaki yükümlülüklerine uygun hareket etmeli, bu hususlara saygılı olmalı ve onları geliştirmelidir.
Sözleşmede belirtilen sera gazı yutak ve rezervuarlarını uygun şekilde korumanın önemini kabul ederek,
Tüm ekosistemlerin, bu kapsamda okyanısların bütünlüğünün güvenceye alınması, bazı kültürlerin Toprak Ana olarak adlandırdığı biyoçeşitliliğin korunmasının önemini ve iklim değişikliğine müdahalede faaliyete geçerken “iklim adaleti” kavramının önemini vurgulayarak,
İşbu Anlaşmada ele alınan her konunun her düzeyinde eğitimin, öğretimin, toplum bilincinin, halk katılımının, bilgiye açık erişimin ve işbirliğinin önemini teyit ederek,
İklim değişikliğine müdahale sırasında her düzeydeki idare ve muhtelif aktörler arasında ilgili Tarafların ulusal mevzuatı kapsamında sürdürülen ilişkilerin önemini kabul ederek,
Ayrıca gelişmiş ülke Tarafların öncülük ettiği sürdürülebilir yaşam tarzlarının ve sürdürülebilir tüketim ve üretim biçimlerinin iklim değişikliğine müdahalede oynadığı önemli rolü kabul ederek,
Aşağıdaki kararları almıştır:
MADDE 1

İşbu Anlaşmanın amacı yönünden Sözleşmenin Madde 1 hükmünde ifade edilen tanımlar geçerli olacaktır.

Bunlara ek olarak:

1 . “Sözleşme” 9 Mayıs 1992 tarihinde New York’ta kabul edilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi anlamındadır.

2. “Konferans” Sözleşme Taraflarının Konferansı anlamındadır.

3. “Taraf” işbu Anlaşmanın tarafı anlamındadır.

MADDE 2

1. Sözleşmenin uygulanmasına ve hedefine ulaşmakta destek niteliğindeki bu Anlaşma iklim değişikliği tehdidine, sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğu ortadan kaldırma çabaları bağlamında küresel yanıtı aşağıdaki yollarla güçlendirmeyi amaçlamaktadır:

(a) Küresel ortalama sıcaklıktaki artışı endüstri öncesi düzeylerin 2 °C üstünün çok aşağısında tutarak ve sıcaklık artışını endüstri öncesi düzeylerin 1,5 °C üstüyle sınırlamak yönünde çaba göstererek bunların iklim değişikliği risk ve etkilerini önemli ölçüde sınırlayacağını kabul etmek,

(b) İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine uyum kabiliyetini arttırmak, iklim direncini ve sera gazı düşük emisyonlu büyümeyi gıda üretimini tehdit etmeyecek şekilde güçlendirmek,

(c) Düşük emisyonlu ve iklim yönünden dirençli büyümeyle uyumlu finansman akışını sağlamak.

2. İşbu Anlaşma hakkaniyet ilkesine ve ortak fakat farklı ulusal koşullar ışığında farklılaştırılmış sorumluluklar ve mütekabil yetkiler ilkelerini yansıtacak şekilde uygulanacaktır.

MADDE 3

İklim değişikliğine küresel müdahale yönünden ulusal düzeyde belirlenmiş katkılar olarak Tarafların tamamı işbu Anlaşmanın Madde 2 hükmünde belirtilen amacı elde etme yönünde Madde 4, 7, 9, 10, 11 ve 13 hükümlerinde belirlenen istekli çabaları üstlenecek ve iletecektir. Tarafların tamamının çabaları gelişmekte olan ülke Tarafların işbu Anlaşmayı uygulamaları yönünden desteklenmesini kabul ederken zaman içinde bir ilerlemeyi ifade edecektir.

MADDE 4

1. Madde 2 hükmünce ifade edilen uzun vadeli sıcaklık hedefine ulaşabilmek için Taraflar sera gazı emisyonları küresel zirve değerlerine en kısa sürede ulaşmayı amaçlarken zirve değerlere ulaşılmasının gelişmekte olan ülke Taraflar yönünden daha geç gerçekleşeceğini dikkate alarak bunun ardından eldeki en iyi bilimsel veriler ışığında ve bu yüzyılın ikinci yarısında sera gazlarının kaynaklar temelinde insan kaynaklı emisyonları ile yutaklar temelinde uzaklaştırmaları arasında dengeyi adalet temelinde ve sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğun ortadan kaldırılması çabaları bağlamında hızla azaltım çalışmalarına başlamayı amaçlar.

2. Taraflardan her birisi elde etmeyi amaçladığı ardışık ulusal katkıları hazırlayacak, iletecek ve sürdürecektir. Taraflar bu katkıların amaçlarına ulaşmaya yönelik ulusal azaltım tedbirlerini hayat geçirecektir.

3 . Her bir Tarafa ait ardışık ulusal katkılar o Tarafın sürmekte olan ulusal katkısına göre ilerlemeyi ifade edecek ve en yüksek olası isteği yansıtırken o Tarafın ortak ama farklı ulusal koşullar ışığında farklılaştırılmış sorumluluklar ve mütekabil kapasitelerini temsil edecektir.

4. Gelişmiş ülke Taraflar ekonomi genelinde mutlak emisyon azaltım hedeflerini üstlenerek öncülük etmeye devam etmelidirler. Gelişmekte olan ülke Taraflar azaltım çabalarını güçlendirmeyi sürdürmeli ve emisyon azaltım veya sınırlama hedeflerini zaman içinde ekonomi geneline genişletme çabaları için teşvik edilmelidir.

5. Gelişmekte olan ülke Taraflara sunulacak desteğin faaliyetlerinde istekliliği arttıracağını dikkate alarak gelişmekte olan ülke Taraflara işbu Maddenin uygulanmasında ve Madde 9, 10 ve 11 çerçevesinde destek sağlanacaktır.

6. En az gelişmiş ülkeler ve küçük ada gelişmekte olan devletleri düşük sera gazı emisyonlu büyüme strateji, plan ve eylemlerini özel koşulları çerçevesinde hazırlayarak iletebilirler.

7. Tarafların uyum faaliyetlerinden ve/veya ekonomik çeşitlendirme planlarından kaynaklı ek faydalar işbu Madde kapsamındaki azaltım sonuçlarına katkıda bulunabilir.

8. Ulusal düzeyde belirlenmiş katkılarını sunarken Tarafların tamamı 1/CP.21 kararı ve Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansınca alınan diğer ilgili kararlar gereğince netlik, şeffaflık ve anlaşılırlık için gerekli bilgileri temin edecektir.

9. Tarafların tamamı 1/CP.21 kararı ve Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansınca alınan diğer ilgili kararlar gereğince ulusal katkılarını her beş yılda bir iletecek ve Madde 14 hükmünde ifade edilen küresel envanter sonuçlarıyla ilgili olarak bilgilendirilecektir.

10. Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansı ulusal katkılar için ortak bir takvimi ilk oturumunda görüşecektir.

11. Taraflardan herhangi birisi mevcut ulusal katkısını isteklilik düzeyini yükseltmek amacıyla ve Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansı tarafından belirlenecek usule uygun olarak uyarlayabilir.

12. Taraflarca iletilen ulusal katkılar Sekretarya tarafından tutulan ortak bir kayda geçirilecektir.

13. Taraflar belirledikleri ulusal katkılarının hesaplanmasından sorumlu olacaklardır. Kendi ulusal katkılarına tekabül eden insan kaynaklı emisyonları ve uzaklaştırmaları hesaplarken Taraflar Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansı tarafından belirlenecek usule uygun olarak çevresel bütünlüğü, şeffaflığı, doğruluğu, tamlığı, karşılaştırılırlığı ve tutarlılığı ön plana çıkaracak ve mükerrer sayımın önlenmesini sağlayacaklardır.

14. Ulusal katkıları bağlamında, Taraflar insan kaynaklı emisyon ve uzaklaştırtmalar yönünden azaltım faaliyetlerini kabul eder ve uygularken Sözleşme kapsamındaki mevcut yöntem ve düzenlemeleri işbu Maddenin fıkra 13 hükmü çerçevesinde dikkate alacaktır.

15. Taraflar işbu Anlaşmanın uygulanmasında ekonomileri müdahale tedbirlerinden en çok etkilenen Tarafların, özel olarak gelişmekte olan ülke Tarafların kaygılarını göz önünde bulunduracaktır.

16. Taraflar, bu kapsamda bölgesel ekonomik işbirliği örgütleri ve bunların üye devletleri, işbu Maddenin fıkra 2 hükmü çerçevesinde ortak hareket etme kararı alırlarsa Sekretaryayı bu yönde varılan anlaşmanın hükümlerinden, bu bağlamda Taraflara ilgili süre zarfında ayrı ayrı tahsis edilen emisyon düzeylerinden, ulusal katkılarını iletmeleri sırasında haberdar edecektir. Sekretarya da o anlaşmanın hükümlerini Taraflara ve Sözleşme imzacılarına duyuracaktır.

17. Böyle bir anlaşmaya varan her bir Taraf işbu Maddenin 13 ve 14. fıkra hükümleriyle Madde 13 ve 15 uyarınca, yukarıdaki 16. fıkra kapsamındaki emisyon düzeyinden anlaşmada belirtilen miktar üzerinden sorumlu olacaktır.

18. Eğer birlikte hareket etmeyi kararlaştıran Taraflar kendisi de işbu Anlaşmaya taraf bir bölgesel ekonomik işbirliği örgütü çerçevesinde davranmak üzerinde anlaşmışlarsa işbu Maddenin 13 ve 14. fıkra hükümleriyle Madde 13 ve 15 uyarınca, yukarıdaki 16. fıkra kapsamındaki emisyon düzeyinden hem bu bölgesel ekonomik işbirliği örgütünün her bir üye devlet tekil olarak, hem de bölgesel ekonomik işbirliği örgütü birlikte ve anlaşmada belirtilen miktar üzerinden sorumlu olacaktır.

19. Tarafların tamamı uzun vadeli düşük sera gazı emisyonlu büyüme stratejilerini ortak ama farklı ulusal koşullar ışığında farklılaştırılmış sorumluluklar ve mütekabil kapasitelerini dikkate alan Madde 2 hükmüne uygun şekilde formüle etmek ve iletmek için çaba gösterecektir.

MADDE 5

1. Taraflar Sözleşme Madde 4 fıkra 1(d) hükmünde ifade edilen sera gazı yutak ve rezervuarlarını ve bu kapsamda ormanları uygun şekilde muhafaza etmek ve güçlendirmek için harekete geçecektir.

2. Taraflar Sözleşme çerçevesinde kararlaştırılmış bulunan mevcut çerçeveyi hayata geçirmek ve sonuç temelli ödemeler gibi yöntemlerle desteklemek için harekete geçmeye ormansızlaşma ve orman alanlarının bozulmasından kaynaklı emisyonların azaltılmasıyla ilgili eylemler için politika yaklaşımları ve pozitif teşvikler, ormanların korunmasının ve sürdürülebilir yönetiminin ve gelişmekte olan ülkelerde orman karbon stoklarının güçlendirilmesinin oynadığı rol, ormanların bütünsel ve sürdürülebilir yönetimi için ortak azaltım ve uyum yaklaşımları gibi alternatif politika yaklaşımlarıyla birlikte bu yaklaşımlarla ilgili karbon dışı yararların uygun şekilde teşvik edilmesinin önemini teyit ederlerken yönlendirilirler.

MADDE 6

1. Taraflar Taraflardan bazılarının ulusal katkılarının uygulanması yönünden azaltım ve uyum faaliyetlerinde daha üst düzeyde istekliliğe olanak sağlanması ve sürdürülebilir kalkınma ve çevresel bütünlüğün desteklenmesi için gönüllü işbirliği yolunu seçebileceklerini kabul eder.

2. Taraflar uluslararası olarak aktarılmış azaltım sonuçlarının ulusal katkılara yönlendirilerek kullanılmasını kapsayan işbirlikçi yaklaşımlara gönüllü temelde katılırken sürdürülebilir kalkınmayı destekleyecek ve çevresel bütünlükle birlikte özellikle idarede şeffaflığı temin edecek ve diğer sakıncaların yanında mükerrer sayımı da engellemek için Paris Anlaşması Taraflarının buluşması niteliğinde olan Taraflar Konferansının kabul ettiği yönlendirici düzenlemelere uygun, güvenilir bir hesap sistemi uygulayacaktır.

3. Uluslararası olarak aktarılmış azaltım sonuçlarının işbu Anlaşma çerçevesinde ulusal olarak belirlenmiş katkılara ulaşmak amacıyla kullanılması gönüllülük esasında olacak ve katılan Tarafların yetkilendirmesiyle gerçekleşecektir.

4. Sera gazı salımlarının azaltılmasına ve sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesine katkıda bulunmak amaçlı bir mekanizma işbu Anlaşma kapsamında ve Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansının yetki ve yönlendirmesi altında, Taraflarca gönüllülük esasında kullanılmak üzere oluşturulmaktadır.

Bu mekanizmaya Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansınca belirlenmiş bir organ tarafından nezaret edilecek ve aşağıdaki hedeflere ulaşılmaya çalışılacaktır:

(a) Sera gazı salımlarının azaltılmasını sürdürülebilir kalkınmanın güçlendirilmesiyle birlikte desteklemek,

(b) Tarafça yetkilendirilen kamu veya özel tüzellerin sera gazı salımlarının azaltılmasına katılmasını teşvik etmek ve kolaylaştırılmak,

(c) Başka Tarafların da kendi ulusal katkılarını gerçekleştirmeleri için kullanabilecekleri salım azaltımlarıyla sonuçlanan azaltım faaliyetlerinden faydalanacak ev sahibi Tarafın emisyon düzeylerinin azaltılmasına katkıda bulunmak,

(d) Küresel emisyonlarda toplam bir azaltımı sağlamak.

5. İşbu Madde fıkra 4 hükmünce ifade edilen mekanizmadan kaynaklanan salım azaltımları başka bir Tarafın kendi ulusal katkısını gerçekleştirdiğini göstermek için kullanılmışsa ev sahibi Tarafın ulusal katkısının gerçekleştirildiğini göstermek amacıyla kullanılmayacaktır.

6. Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansı işbu Madde fıkra 4 hükmünce ifade edilen mekanizma kapsamındaki faaliyetlerin maddi getirisinin bir kısmının idari harcamaların karşılanması ve ayrıca iklim değişikliğinin olumsuz etkileri karşısında özel hassasiyeti bulunan gelişmekte olan ülke Tarafların uyum giderlerinde yardımcı olunması için kullanılmasını güvenceye alacaktır.

7. Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansı işbu Madde fıkra 4 hükmünce ifade edilen mekanizma için kuralları, şekilleri ve usulleri ilk oturumunda kabul edecektir.

8. Taraflar Tarafların ulusal katkılarını sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğun ortadan kaldırılması bağlamında, koordine ve etkin şekilde, bu kapsamda azaltım, uyum, finans, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme konularında uygulamaları için gerekli desteğin sağlanmasında bütünlüklü, bütüncül ve dengeli piyasa dışı yaklaşımların önemini kabul ederler.

Bu yaklaşımların amacı:

(a) Azaltım ve uyum yönünde istekliliğin desteklenmesi,
(b) Ulusal katkıların uygulanmasında kamu ve özel sektör katılımının güçlendirilmesi,
(c) Belgeler ve ilgili kurumsal düzenlemeleri kapsayıcı koordinasyon için olanaklar sağlanması olacaktır.

9. Sürdürülebilir kalkınma için piyasa dışı yaklaşımlara ilişkin çerçeve işbu Madde fıkra 8 hükmünde belirtilen piyasa dışı yaklaşımları desteklemek amacıyla işbu Anlaşmada tanımlanmaktadır.

MADDE 7

1. İşbu Anlaşma Tarafları uyum kapasitesinin arttırılması, dirençliliğin güçlendirilmesi ve iklim değişikliği karşısında kırılganlığın azaltılması için, sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunma ve Madde 2 kapsamında tanımlanan sıcaklık hedefi açısından uygun bir uyum tedbiri alınmasını sağlamak üzere uyum konusunda küresel bir hedefi belirlemektedirler.

2. Taraflar uyumun yerel, ulusal altı, ulusal, bölgesel ve uluslararası tüm boyutlarıyla birlikte karşılaşılan küresel bir zorluk olduğunu ve insanları, geçim kaynaklarını ve ekosistemlerini korumak amaçlı olarak iklim değişikliğine uzun vadeli ve küresel müdahalenin iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine özel olarak hassas gelişmekte olan ülke Tarafların acil ve dolaysız gereksinimlerini dikkate alarak uygulanmasında kilit bir bileşen olmanın yanında temel katkı sağladığını da kabul ederler.

3. Gelişmekte olan ülke Tarafların uyum çabaları Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansının ilk oturumunda kabul edilen usul ve esaslar çerçevesinde tanınacaktır.

4. Taraflar uyum için mevcut gereksinimin önemli olduğunu ve daha yüksek seviyede azaltmanın ek uyum çalışmalarına duyulan ihtiyacı azaltacağını ve daha fazla uyum ihtiyacının daha yüksek uyum maliyeti anlamına geleceğini kabul ederler.

5. Taraflar uyum faaliyetinin ülke temelli, cinsiyetler konusunda duyarlı, katılımcı ve tamamen şeffaf bir yaklaşımı takip etmesi gerektiğini, bu yaklaşımda kırılgan grupların, toplulukların ve ekosistemlerin dikkate alınacağını ve mevcut en iyi bilimsel veriler ve uygun hallerde uyumu ilgili sosyo-ekonomik ve çevresel politika ve eylemlere entegre etmek üzere kullanılan geleneksel bilgiler, yerli halkların bilgileri ve yerel bilgi sistemleri ışığında temellendirileceğini ve yönlendirileceğini kabul ve taahhüt ederler.

6. Taraflar uyum çabalarında desteğin ve uluslararası işbirliğinin önemini ve gelişmekte olan ülke Tarafların, özellikle iklim değişikliğinin olumsuz etkileri karşısında kırılgan olanların gereksinimlerini dikkate almanın önemini kabul ederler.

7. Taraflar uyum konusunda faaliyetlerini güçlendirici işbirliklerini aşağıdaki konular dâhil olmak üzere Cancun Uyum Çerçevesini dikkate alarak geliştireceklerdir:

(a) Uyum faaliyetlerine ilişkin bilim, planlama, politika ve uygulama gibi konularla bağlantılı bilgilerin, iyi uygulamaların, deneyimlerin ve çıkarılan derslerin paylaşılması,

(b) Sözleşme kapsamında işbu Anlaşmaya ilişkin olan kurumsal düzenlemelerin ilgili bilgi ve verilerin sentezlenmesi ve Taraflara teknik destek ve rehberlik sağlanması için güçlendirimesi,

(c) İklim hakkında bilimsel bilgilerin, bu kapsamda iklim sisteminin ve erken uyarı sistemlerinin araştırılmasının, sistematik gözleminin iklim kuruluşlarını bilgilendiren ve karar almayı destekleyen şekilde güçlendirilmesi,

(d) Gelişmekte olan ülke Taraflara etkili uyum uygulamalarının, uyum gereksinimlerinin ve önceliklerinin, uyum faaliyet ve çalışmaları için sağlanan ve alınan desteğin ve zorluklar ve boşlukların tanımlanması konusunda iyi uygulamaları teşvik eden biçimde destek sağlanması,

(e) Uyum faaliyetlerinin etkinliğinin ve kalıcılığının geliştirilmesi.

8. Birleşmiş Milletlerin uzman örgütleri ve kurumları Tarafların işbu Madde fıkra 7 hükmünce tanımlanan çabalarını işbu Madde fıkra 5 hükmünü dikkate almak suretiyle desteklemeye teşvik edilir.

9. Her bir Taraf, uygun olan şekilde, uyum planlama süreçlerinde ve faaliyetlerin hayata geçirilmesinde, bu kapsamda ilgili plan, politika ve/veya katkıların oluşturulmasında veya geliştirilmesinde katılım sağlayacaktır.

Bu katılım şunları kapsayabilir:

(a) Uyum eylemleri, taahhütleri ve/veya çabalarının hayata geçirilmesi,

(b) Ulusal uyum planlarının formüle edilmesi ve hayata geçirilmesi süreci,

(c) İklim değişikliği etkileri ve kırılganlığın ulusal olarak öncelikli belirlenmiş eylemleri kırılgan insanları, yerleri ve ekosistemleri dikkate alarak formüle etme perspektifiyle değerlendirilmesi,

(d) Uyum planları, politikaları, programları ve eylemlerinin izlenmesi, değerlendirilmesi ve bunlardan dersler çıkartılması,

(e) Sosyo-ekonomik ve ekolojik sistemlerin esnekliğinin ekonomik çeşitlendirme ve doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi gibi yöntemlerle inşa edilmesi.

10. Taraflardan her birisi sunacağı ve periyodik olarak güncelleyeceği, önceliklerini, uygulama ve destek gereksinimlerini, planlarını ve eylemlerini gelişmekte olan ülke Taraflara herhangi bir ek yük yüklemeksizin içerebilecek bir uyum bildirimi oluşturacaktır.

11. İşbu Madde fıkra 10 hükmünde belirtilen uyum bildirimi iletilen diğer bildirim veya belgelerin, bu kapsamda ulusal uyum planının, Madde 4 fıkra 2 hükmünce belirtilen ulusal katkının ve/veya ulusal bildirimin parçası olarak veya onlarla bağlantılı şekilde sunulacak ve periyodik olarak güncellenecektir.

12. İşbu Madde fıkra 10 hükmünde belirtilen uyum bildirimi Sekretarya tarafından tutulan ortak kayıt bünyesinde kaydedilecektir.

13. İşbu Madde fıkra 7,9, 10 ve 11 hükümlerinin Madde 9, 10 ve 11 çerçevesinde uygulanması için gelişmekte olan ülke Taraflara sürekli ve güçlendirilmiş uluslararası destek sağlanacaktır.

14. Madde 14 tarafından belirtilen küresel envanter diğer hususların yanında aşağıdakileri içerecektir:

(a) Gelişmekte olan ülke Tarafların uyum çabalarının tanınması,

(b) Uyum faaliyeti uygulamasının işbu Madde fıkra 10 hükmünce belirtilen uyum bildirimi dikkate alınarak güçlendirilmesi,

(c) Uyumun ve uyum için sağlanan desteğin uygunluğunun ve etkinliğinin gözden geçirilmesi,

(d) İşbu Madde fıkra 1 tarafından beliritlen küresel uyum hedefine ulaşmada kaydedilen toplam ilerlemenin gözden geçirilmesi.

MADDE 8

1. Taraflar iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle, bu kapsamda ekstrem hava olayları ve yavaş başlangıç olaylarıyla ilgili kayıp ve zararın tersine çevrilmesinin, azaltılmasının, bunlara müdahale edilmesinin ve kayıp ve zarar riskinin azaltılmasında sürdürülebilir kalkınmanın oynadığı rolün önemini bilmektedirler.

2. İklim Değişimiyle Etkileriyle ilişkili Kayıp ve Zarar için Varşova Uluslararası Mekanizması Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansının yetkisine ve yönlendirmesine tâbi olacak ve Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansı tarafından kararlaştırılacağı üzere desteklenip güçlendirilebilecektir.

3. Taraflar iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle ilgili kayıp ve zarar yönünden işbirlikçi ve kolaylaştırıcı bir zeminde, örneğin Varşova Uluslararası Mekanizması üzerinden karşılıklı anlayışı, eylem ve desteği güçlendirmelidir.

4 . Bu nedenle karşılıklı anlayışı, eylem ve desteği güçlendirme amaçlı işbirliği ve kolaylaştırma alanları aşağıdakileri kapsayabilir:

(a) Erken uyarı sistemleri,
(b) Acil durumlara hazırlıklılık,
(c ) Yavaş başlayan iklim olayları,
(d) Geri döndürülemez ve kalıcı kayıp ve zarar içerebilen olaylar,
(e ) Kapsamlı risk değerlendirmesi ve yönetimi,
(f) Risk sigortası kaynakları, iklim riski havuz sistemi ve diğer sigorta çözümleri,
(g) Ekonomik olmayan kayıplar,
(h) Toplulukların, geçim kaynaklarının ve ekosistemlerin esnekliği.
5 . Varşova Uluslararası Mekanizması Anlaşma kapsamındaki mevcut organlar ve uzman gruplarıyla ve ayrıca Anlaşma dışında yer alan ilgili kurumlar ve uzmanlık organlarıyla işbirliği yapacaktır.

MADDE 9

1. Gelişmiş ülke Taraflar Sözleşme kapsamındaki mevcut yükümlülüklerinin bir uzantısı olarak gelişmekte olan ülke Taraflara azaltım ve uyum yönünden destek amaçlı mali kaynaklar temin edeceklerdir.

2. Diğer Taraflar ise bu desteği gönüllülük esasında sağlamaya veya sürdürmeye teşvik edilirler.

3. Küresel çabanın bir parçası olarak gelişmiş ülke Taraflar ülke temelli stratejiler gibi çeşitli eylemler üzerinden ve gelişmekte olan ülke Tarafların gereksinimlerini ve önceliklerini gözeterek, kamu fonlarının önemli rolünü dikkate alan şekilde çok çeşitli kaynak, araç ve kanallardan iklim finansmanını harekete geçirmekte öncü rol oynamaya devam etmelidir. İklim finansmanının bu şekilde sağlanması önceki çabalara göre ileri bir noktayı temsil ediyor olmalıdır.

4. Ölçeklendirilmiş finansal kaynakların sağlanması uyum ve azaltım arasında bir dengeye ulaşmayı amaçlamalı, ülke temelli stratejileri ve gelişmekte olan ülke Tarafların, özellikle iklim değişikliğinin olumsuz etkileri karşısında özel olarak kırılganlık taşıyan ve en az gelişmiş ülkeler ve küçük ada gelişmekte olan devletleri gibi uyum için kamusal ve hibe temelli kaynaklara gereksinim duyan ölçüde ciddi kapasite kısıtlılıkları bulunan Tarafların önceliklerini ve gereksinimlerini dikkate almalıdır.

5. Gelişmiş ülke Taraflar işbu Madde 1 ve 3. fıkralarında belirtilen nitel ve nicel betimleyici bilgileri gelişmekte olan ülke Taraflara sağlanacak kamusal finansman kaynaklarının planlanan düzeyleriyle birlikte iki yılda bir olmak üzere ileteceklerdir. Kaynak sağlayan diğer Taraflar ise bu bildirimi yine iki yılda bir olmak üzere gönüllülük esasında sağlamaya teşvik edilirler.

6. Madde 14 hükmünce ifade edilen küresel envanter gelişmiş ülke Tarafların ve/veya Anlaşma organlarının iklim finansmanına ilişkin çabaları hakkında gerekli bilgileri de dikkate alacaktır.

7. Gelişmiş ülke Taraflar gelişmekte olan ülke Taraflara kamusal müdahaleler sonucunda sağlanan ve kullanıdırılan destek hakkında şeffaf ve tutarlı bilgileri iki yılda bir olmak üzere ve Madde 13, fıkra 13 hükmü gereğince Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansının ilk oturumunda kabul edilecek şekil, usul ve düzenlemelere uygun şekilde bildirecektir. Diğer Taraflar da bu şekilde hareket etmeye teşvik edilirler.

8. Sözleşmenin Finansal Mekanizması ve bu kapsamda operasyonel tüzelleriyle birlikte Anlaşmanın finansal mekanizması olarak işlev görecektir.

9. İşbu Anlaşma çerçevesinde hizmet veren kuruluşlar, bu kapsamda Sözleşme Finansal Mekanizmasının operasyonel tüzelleri finansal kaynaklara yalınlaştırılmış onay prosedürleri ve gelişmekte olan ülke Taraflara, özel olarak en az gelişmiş ülkeler ile küçük ada gelişmekte olan devletlerine ulusal iklim stratejileri ve planları bağlamnında güçlendirilmiş hazırlıklılık desteği sağlanmasını amaçlamalıdır.

MADDE 10

1. Taraflar iklim değişikliği karşısında esnekliğin geliştirilmesi ve sera gazı salımlarının azlatılması yönlerinden teknoloji geliştirme ve transferinin tam olarak hayata geçirilmesinin
önemi konusunda uzun vadeli bir vizyonu paylaşmaktadırlar.

2. Taraflar işbu Anlaşma çerçevesinde azaltım ve uyum eylemlerinin hayata geçirilmesi yönünden teknolojinin önemine dikkat çekerek ve mevcut teknoloji kullanımı ve yaygınlaştırılması çabalarını bilerek teknoloji geliştirme ve transferi konularında işbirliği faaliyetlerini güçlendireceklerdir.

3 . Sözleşme kapsamında kurulan Teknoloji Mekanizması Anlaşma çerçevesinde işlev gösterecektir.

4. Teknoloji Mekanizmasının işbu Anlaşmanın uygulanmasını destek amaçlı teknoloji geliştirme ve transferi için güçlendirilmiş eylemi desteklemek ve kolaylaştırmak yönünde çalışmalarında işbu Madde fıkra 1 hükmündeki uzun vadeli bakış üzerinden kapsayıcı bir düzenleyicilik sağlamak amacıyla bir teknoloji çerçevesi oluşturulmuştur.

5. Yeniliklerin hızlandırılması, teşvik edilmesi ve olanaklı kılınması iklim değişikliğine etkin, uzun vadeli bir küresel yanıt verilmesi ve ekonomik büyüme ile sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi için kritik öneme sahiptir. Bu çabalar araştırma ve geliştirmede işbirlikçi yaklaşımlar ve gelişmekte olan ülke Tarafların özellikle teknoloji çevriminin ilk evrelerinde teknolojiye erişimlerini kolaylaştırmak için Teknoloji Mekanizması tarafından ve Sözleşme Finansal Mekanizmasının mali araçları üzerinden uygun şekilde desteklenecektir.

6. Destek, bu kapsamda finansal destek, işbu Maddenin uygulanması, bu çerçevede tekonoloji geliştirme ve transferi hakkında işbirlikçi eylemin teknoloji çevriminin farklı aşamalarında güçlendirilmesi amacıyla ve azaltım ile uyum destekleri arasında bir denge oluşturma perspektifiyle gelişmekte olan ülke Taraflara temin edilecektir.

MADDE 11

1. İşbu Anlaşma çerçevesindeki kapasite geliştirme çabaları gelişmekte olan ülke Tarafların, özellikle en az gelişmiş ülkeler ve ayrıca küçük ada gelişmekte olan devletleri gibi iklim değişikliğinin olumsuz etkileri karşısında özel hassasiyete sahip Tarafların uyum ve azaltım faaliyetlerini hayata geçirmek gibi etkin iklim değişikliği eylemlerine girişmek yönünde kapasite ve yeteneklerini güçlendirmeli ve teknoloji geliştirme, dağıtım ve kullanımını, iklim finansmanına erişimi, eğitim, öğretim ve toplum bilincinin ilgili yönlerini ve bilginin şeffaf, zamanında ve doğru içerikte aktarılmasını kolaylaştırmalıdır.

2. Kapasite geliştirme ülke temelli, ulusal gereksinimlere dayanır ve hitap eder olacak ve Tarafların, özel olarak gelişmekte olan ülke Tarafların sahipliğini ulusal, ulusal altı ve yerel düzeylerde destekleyecektir. Kapasite geliştirme çıkartılan dersler, bu kapsamda Sözleşme gereği kapasite geliştirme çalışmalarından dersler ekseninde yönlendirilecek ve katılımcı, ortaklaşmacı ve cinsiyetler konusunda duyarlı, etkin ve süreklilik arz eden bir süreç oluşturacaktır.

3. Gelişmekte olan ülke Tarafların işbu Anlaşmayı uygulama yönünden kapasitesini güçlendirmek için Tarafların tamamı işbirliği yapmalıdır. Gelişmiş ülke Taraflar gelişmekte olan ülke Taraflardaki kapasite geliştirme çalışmalarına desteklerini arttırmalıdır.

4. Gelişmekte olan ülke Tarafların işbu Anlaşmayı uygulama kapasitelerini bölgesel, iki taraflı ve çok taraflı yaklaşımlarla destekleyen tüm Taraflar kapasite geliştirme konusundaki bu eylem veya tedbirler konusunda düzenli olarak bildirim yapmalıdır. Gelişmekte olan ülke Taraflar ise işbu Anlaşmanın uygulanması yönünden kapasite geliştirme planlarını, politikalarını, eylemlerini veya tedbirlerini hayata geçirme konusundaki ilerlemeyi düzenli olarak bildirecektir.

5. Kapasite geliştirme faaliyetleri işbu Anlaşmanın uygulanmasını destekleme amaçlı uygun kurumsal düzenlemeler, bu kapsamda Sözleşme çerçevesinde kurulmuş olup da işbu Anlaşma kapsamında işlev gösteren uygun kurumsal düzenlemeler üzerinden güçlendirilecektir. Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansı kapasite geliştirmeye ilişkin başlangıç kurumsal düzenlemelerini ilk oturumunda görüşecek ve karara bağlayacaktır.

MADDE 12

Taraflar uygun şekilde iklim değişikliği eğitimini, öğretimini, toplum bilincini, halkın katılımını ve bilgiye açık erişimi bu adımların işbu Anlaşma kapsamındaki eylemleri güçlendirmek için öneminin bilinciyle güçlendirecek tedbirler alınmasında işbirliği yapacaklardır.

MADDE 13

1 . Karşılıklı güven tesis etmek ve etkin uygulamayı desteklemek için eylem ve destek konularında, Tarafların farklı kapasitelerini dikkate alan ve kolektif deneyimler üzerine inşa edilen, içsel esnekliğe sahip bir güçlendirilmiş şeffaflık çerçevesi işbu Anlaşmayla oluşturulmaktadır.

2. Şeffaflık çerçevesi işbu Anlaşma hükümlerinin uygulanması konusunda gelişmekte olan ülke Tarafların kendi kapasiteleri ışığında gereksinim duydukları esnekliği sağlayacaktır. İşbu Madde fıkra 13 hükmünce belirtilen şekiller, usuller ve yönlendirici düzenlemeler bu esnekliği yansıtacaktır.

3. Şeffaflık çerçevesi Sözleşme kapsamındaki şeffaflık düzenlemelerine, en az gelişmiş ülkelerin ve küçük ada gelişmekte olan devletlerinin özel koşullarını dikkate alarak dayanacak ve bunları güçlendirecek ve kolaylaştırıcı şekilde, aşırı zorlayıcı ve cezalandırıcı olmayan bir tarzda, ulusal egemenliğe saygılı biçimde ve Taraflar üzerine aşırı yük bindirmeyi önleyerek uygulanacaktır.

4. Sözleşme kapsamındaki şeffaflık düzenlemeleri, bu kapsamda ulusal bildirimler, iki yıllık raporlar ve iki yıllık güncelleme raporları, uluslararası değerlendirme ve inceleme ile uluslararası istişare ve analiz işbu Madde fıkra 13 gereğince şekiller, usuller ve yönlendirici düzenlemelerin oluşturulmasında esas alınacak deneyimin parçası olacaktır.

5. Faaliyet şeffaflık çerçevesinin amacı iklim değişikliği eylemini Madde 2 hükmünce belirtilen Sözleşme amacının ışığında, Tarafların Madde 4 çerçevesindeki bireysel ulusal katkılarını gerçekleştirme yönünde ilerlemenin netliği ve takibi ile Madde 14 tarafından belirtilen küresel envantere veri teşkil edecek iyi uygulamalar, öncelikler, gereksinimler ve boşluklar dâhil olmak üzere Tarafların Madde 7 kapsamındaki uyum eyleminin net şekilde anlaşılmasını sağlamaktır.

6. Destek şeffaflık çerçevesinin amacı ilgili Tarafların Madde 4, 7, 9, 10 ve 11 kapsamındaki iklim değişikliği eylemleri bağlamında sağladıkları ve aldıkları desteğin net şekilde anlaşılmasını ve sunulan toplam finansal desteğin Madde 14 tarafından belirtilen küresel envantere veri teşkil edecek şekilde mümkün olduğu ölçüde eksiksiz bir görüntüsünün çıkartılmasını sağlamaktır.

7. Taraflardan her birisi aşağıdaki bilgileri düzenli olarak temin edecektir:

(a) Sera gazlarının kaynak başına insan kaynaklı salımlarının ve yutak başına uzaklaştırmalarının Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından kabul edilmiş ve Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansı tarafından kararlaştırılmış iyi uygulama yöntemleri kullanılarak hazırlanmış ulusal envanter raporu,

(b) Madde 4 kapsamında belirlenen ulusal katkıyı uygulamak ve elde etmek yönünde kaydedilen ilerlemeyi izleyebilmek için gerekli bilgiler.

8. Ayrıca her bir Taraf Madde 7 kapsamında iklim değişikliği etkilerine ve uyuma ilişkin bilgileri uygun şekilde sunacaktır.

9. Gelişmiş ülke Taraflar ve destek sağlayan diğer Taraflar gelişmekte olan ülke Taraflara Madde 9, 10 ve 11 uyarınca finans, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme desteği hakkında bilgi sunacaklardır.

10. Gelişmekte olan ülke Taraflar Madde 9, 10 ve 11 uyarınca aldıkları finans, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme desteği hakkında bilgi sunacaklardır.

11. Taraflardan her birisinin işbu Madde fıkra 7 ve 9 hükümleri gereğince sundukları bilgiler 1/CP.21 kararı uyarınca teknik uzman incelemesinden geçirilecektir. Kapasiteleri ışığında ihtiyaç duyan gelişmekte olan ülke Taraflar için inceleme süreci kapasite geliştirme gereksinimlerinin tanımlanmasını
da kapsayacaktır. Buna ek olarak her bir Taraf Madde 9 kapsamındaki çabaları yönünden ve uygulanması ile ulusal katkısının gerçekleştirilmesi yönlerinden kolaylaştırıcı, çok taraflı bir ilerleme değerlendirmeye katılacaktır.

12. Bu fıkra kapsamındaki teknik uzman incelemesi Tarafa sağlanan desteği ve bunun uygulanmasıyla birlikte ulusal katkısının gerçekleştirilmesine ilişkin değerlendirmeyi içerecektir. İnceleme ayrıca Tarafın ilerleme gösterdiği alanları saptayacak ve sunulan bilgilerin işbu Madde fıkra 13 hükmünde ifade edilen şekiller, usuller ve düzenlemelerle uyumunu Tarafa işbu Madde fıkra 2 kapsamında tanınan esnekliği dikkate alarak tespit edecektir. İncelemede gelişmekte olan ülke Tarafların ilgili ulusal kapasitelerine ve koşullarına özel bir dikkat gösterilecektir.

13. Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansı Sözleşmenin şeffaflığa ilişkin düzenlemelerinden edinilen deneyimler temelinde ve işbu Maddenin ilgili hükümleri uyarınca faaliyet ve destek şeffaflığı yönünden ortak şekiller, usuller ve yönlendirici düzenlemeleri ilk oturumunda kabul edecektir.

14. Gelişmekte olan ülke Taraflara destek işbu Maddenin uygulanmasını sağlamak için temin edilecektir.

15. Gelişmekte olan ülke Taraflara destek ayrıca gelişmekte olan ülke Tarafların şeffaflıkla ilgili kapasite geliştirme çalışmaları için sürekli olarak temin edilecektir.

MADDE 14

1. Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansı işbu Anlaşmanın amacının elde edilmesi ve uzun vadeli hedefleri yönünde ortak ilerlemeyi değerlendirmek için işbu Anlaşmanın uygulanmasının envanter kaydını periyodik olarak tutacaktır (“küresel envanter” olarak adlandırılır). Bunu azaltmayı, uyumu ve uygulama ve destek araçlarını dikkate alarak, hakkaniyet ilkesi ve eldeki en iyi bilimsel veriler ışığında kapsayıcı ve kolaylaştırıcı bir tutumla gerçekleştirecektir.

2. Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansı ilk küresel envanterini 2023 yılında düzenleyecek ve Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansı tarafından başkaca bir periyod belirlenmiş olmadıkça müteakip her beş yılda bir envanter düzenleyecektir.

3. Küresel envanter sonucu ulusal temelde belirlenen şekilde Tarafların eylemlerini ve desteği işbu Anlaşmanın ilgili hükümlerine uygun olarak güncellemelerine ve güçlendirmelerine ve ayrıca iklim eylemi için uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesine yardımcı olacaktır.

MADDE 15

1 . İşbu Anlaşmanın uygulanmasını kolaylaştırmak ve hükümleri ile uyumu desteklemek amaçlı bir mekanizma oluşturulmaktadır.

2 . İşbu Maddenin fıkra 1 hükmünce ifade edilen mekanizma uzman temelli ve kolaylaştırıcı nitelikte olacak ve şeffaf, karşıtlaşmadan kaçınan ve cezalandırıcı olmayan bir tutumla işlev gösterecektir. Komite Tarafların özel ulusal kapasitelerine ve koşullarına bilhassa dikkat edecektir.

3. Komite Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansının ilk oturumunda kabul ettiği şekiller ve usuller çerçevesinde faaliyet gösterecek ve Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansına yıllık olarak rapor sunacaktır.

MADDE 16

1. Sözleşmenin üst düzey organı olan Taraflar Konferansı işbu Anlaşması Taraflarının buluşması olarak işlev gösterecektir.

2. Sözleşmenin işbu Anlaşmaya taraf olan Tarafları Anlaşma Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansının herhangi bir oturumundaki görüşmelerde gözlemci sıfatıyla yer alabilirler. Taraflar Konferansı Anlaşma Taraflarının buluşması olarak hareket ettiğinde karar alma sürecinde yalnızca Anlaşma Tarafları yer alabilecektir.

3. Taraflar Konferansı Anlaşma Taraflarının buluşması olarak hareket ettiğinde Sözleşmeye taraf olan ancak o tarihte Anlaşmaya taraf olmayan bir Tarafı temsil eden Taraflar Konferansı Bürosu üyesi işbu Anlaşmanın Tarafları arasından seçilecek ek bir üyeye yerini bırakır.

4. Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansı işbu Anlaşmanın uygulanmasını düzenli olarak inceleyecek ve etkin uygulanması için kendi yetkileri dâhilinde gerekli kararları alacaktır. Kendisine Anlaşma tarafından verilen işlevleri yerine getirecek ve şu faaliyetleri
gerçekleştirecektir:

(a) Anlaşmanın uygulanması için gerekli kabul edilen yardımcı organların kurulması,
(b) Anlaşmanın uygulanması için gerekli kabul edilen diğer işlemlerin gerçekleştirilmesi.

5. Taraflar Konferansının usul kuralları ve Sözleşme kapsamında uygulanan finansal prosedürler Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansı tarafından farklı bir karar alınmış olmadıkça, gerekli uyarlamalar yapılmak kaydıyla işbu Anlaşma için de uygulanacaktır.

6. Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansının ilk oturumu Sekretarya tarafından işbu Anlaşmanın yürürlüğe girmesini müteakip belirlenen Taraflar Konferansının ilk oturumuyla çakışacak şekilde organize edilecektir. Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansının müteakip olağan oturumları da Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansınca farklı şekilde öngörülmediği müddetçe Taraflar Konferansının olağan oturumlarıyla çakışacak şekilde toplanacaktır.

7. Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansının olağanüstü oturumları Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansınca gerekli görülecek diğer tarihlerde veya talebin Sekretaryaya tesliminden itibaren altı ay içinde Tarafların en az üçte birinin desteğini alması şartıyla herhangi bir Tarafın yazılı talebiyle toplanacaktır.

8. Birleşmiş Milletler ve uzmanlık kuruluşları ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ile bunların Sözleşmeye taraf olmayan üye veya gözlemci Devletleri Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansı oturumlarına gözlemci sıfatıyla katılabilirler. İşbu Anlaşmada belirtilen hususlarda yeterliliğe sahip olan ve Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansına gözlemci olarak katılma isteğini Sekretaryaya iletmiş olan ulusal veya uluslararası, hükümete bağlı veya hükümet dışı her türlü kurum ve kuruluş Tarafların en az üçte biri itiraz etmedikçe oturuma katılabilirler. Gözlemcilerin kabul edilmesi ve katılımı işbu Madde fıkra 5 hükmünde belirtilen usule tâbi olacaktır.

MADDE 17

1. Sözleşmenin Madde 8 hükmünce kurulan Sekretarya işbuAnlaşmanın Sekretaryası olarak görev yapacaktır.

2. Sözleşmenin sekretaryanın görevleri hakkındaki Madde 8, fıkra 2 hükmü ve Sekretaryanın çalışmasına ilişkin düzenlemelere dair Madde 8, fıkra 3 hükmü gerekli uyarlamalar yapılmak kaydıyla işbu Anlaşmaya da uygulanacaktır. Bunların yanısıra Sekretarya kendisine işbu Anlaşma tahtında ve Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansınca verilen diğer görevleri de ifa edecektir.

MADDE 18

1. Sözleşmenin Madde 9 ve 10 hükümleri gereğince kurulan Bilimsel ve Teknolojik Danışmanlık içn Yardımcı Organ ve Uygulama için Yardımcı Organ işbu Anlaşma yönünden Bilimsel ve Teknolojik Danışmanlık içn Yardımcı Organ ve Uygulama için Yardımcı Organ olarak işlev gösterecektir. Sözleşmenin bu iki organın işleyişine ilişkin hükümleri gerekli uyarlamalar yapılmak kaydıyla işbu Anlaşmaya da uygulanacaktır. Bilimsel ve Teknolojik Danışmanlık içn Yardımcı Organ ve Uygulama için Yardımcı Organ toplantılarının oturumları Sözleşmenin Bilimsel ve Teknolojik Danışmanlık içn Yardımcı Organ ve Uygulama için Yardımcı Organ toplantılarıyla çakışacak şekilde organize edilecektir.

2 . Sözleşmeye taraf olup da işbu Anlaşmaya taraf olmayan Taraflar yardımcı organların herhangi bir oturumdaki görüşmelere gözlemci sıfatıyla katılabilirler. Yardımcı organlar işbu Anlaşmanın yardımcı organları olarak hareket ettiğinde karar alma sürecinde yalnızca Anlaşma Tarafları yer alabilecektir.

3. Sözleşmenin Madde 9 ve 10 hükümlerince kurulan yardımcı organlar görevlerini işbu Anlaşmaya ilişkin konularda yerine getirirlerse Sözleşmeye taraf olan ancak o tarihte Anlaşmaya taraf olmayan bir Tarafı temsil eden yardımcı organ büroları üyesi işbu Anlaşmanın Tarafları arasından seçilecek ek bir üyeye yerini bırakır.

MADDE 19

1 . Sözleşme tarafından veya Sözleşme gereğince kurulmuş olan ancak işbu Anlaşmada belirtilmeyen yardımcı organlar ve diğer kurumsal düzenlemeler Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansının vereceği karar doğrultusunda işbu Anlaşmaya hizmet edeceklerdir. Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansı bu yardımcı kurumlar ve diğer kurumsal düzenlemeler tarafından yerine getirilecek görevleri tanımlayacaktır.

2 . Paris Anlaşması Taraflarının buluşması olarak Taraflar Konferansı bu türden yardımcı organlar ve kurumsal düzenlemeler yönünden ek kurallar da getirebilir.

MADDE 20

1. İşbu Anlaşma imzaya açık ve Sözleşmeye taraf olan Devletlerin ve bölgesel ekonomik işbirliği örgütlerinin onaylanmaya, kabul edilmeye ve tasdike tâbi olacaktır. New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde 22 Nisan 2016 tarihinden 21 Nisan 2017 tarihine kadar imzaya açık tutulacaktır. Bundan sonra da imzaya kapandığı tarihin ardından Anlaşmaya iltihak etmek mümkün olacaktır. Onaylama, kabul, tasdik veya iltihaka ilişkin belgeler Kayıt Bürosunda saklanacaktır.

2. Üye Devletlerinden hiçbirisi Taraf olmadığı halde işbu Anlaşmaya taraf olan bölgesel ekonomik işbirliği örgütleri de işbu Anlaşma çerçevesindeki tüm yükümlülüklere tâbi olacaktır. Bölgesel ekonomik işbirliği örgütünün bir veya daha fazla üye Devletinin işbu Anlaşmaya taraf olmaları halinde işbu Anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerin hangilerini üstleneceklerini o örgüt ve üye Devletleri karar verecektir. Böyle durumlarda örgüt ve üye Devletler işbu Anlaşma çerçevesindeki hakları eşzamanlı olarak kullanamayacaklardır.

3 . Onaylama, kabul, tasdik veya iltihaka ilişkin belgelerinde bölgesel ekonomik işbirliği örgütleri işbu Anlaşma tarafından düzenlenen konularda yetkin olduklarını beyan edeceklerdir.

Yetkinliklerinin kapsamında herhangi bir esaslı değişiklik olması halinde bu örgütler Kayıt Bürosunu, Kayıt Bürosu da Tarafları bilgilendirecektir.

MADDE 21

1. İşbu Anlaşma onaylama, kabul, tasdik veya iltihaka ilişkin belgelerin Sözleşmenin küresel sera gazı emisyonları toplamının tahminen en az yüzde 55’ine tekabül den en az 55 Tarafınca Kayıt Bürosuna teslim edilmesi tarihinden sonraki otuzuncu gün yürürlüğe girecektir.

2 . Yalnızca işbu Madde fıkra 1 hükmünün amacı yönünden “küresel sera gazı emisyonları toplamı” Sözleşmenin Taraflarının işbu Anlaşmayı kabul ettikleri tarihte veya daha öncesinde ilettikleri en güncel miktar anlamına gelecektir.

3. İşbu Anlaşmayı bu Maddenin fıkra 1 hükmünde belirtilen şekilde yürürlüğe girdikten sonra onaylayan, kabul eden, tasdik eden veya Anlaşmaya iltihak eden Devletler veya bölgesel ekonomik işbirliği örgütleri için işbu Anlaşma o Devletin veya bölgesel ekonomik işbirliği örgütünün onaylama, kabul, tasdik veya iltihaka ilişkin belgelerini teslim etmeleri tarihinden sonraki on üçüncü gün geçerli hale gelecektir.

4. İşbu Madde fıkra 1 hükmünün amacı yönünden bölgesel ekonomik işbirliği örgütleri tarafından teslim edilen belgeler üye Devletleri tarafından teslim edilmiş belgelere ek sayılmayacaktır.

MADDE 22

Sözleşmenin Sözleşme değişikliklerinin kabulüne ilişkin Madde 15 hükmü gerekli uyarlamalar yapılmak kaydıyla işbu Anlaşmaya da uygulanacaktır.

MADDE 23

1. Sözleşmenin Sözleşme eklerinin ve eklerde değişikliklerin kabulüne ilişkin Madde 16 hükmü gerekli uyarlamalar yapılmak kaydıyla işbu Anlaşmaya da uygulanacaktır.

2. İşbu Anlaşmaya yapılan ekler Anlaşmanın ayrılmaz bir parçasını oluşturacak ve işbu Anlaşmaya yapılan atıflar, aksi açıkça ifade edilmiş olmadıkça, eklerine de atıf yapıldığı anlamına gelecektir. Bu ekler bilimsel, teknik, usulü veya idari nitelikte olup betimleyici işleve sahip listeler, formlar ve sair materyallerle sınırlı tutulacaktır.

MADDE 24

Sözleşmenin uzlaşmazlıkların çözümlenmesine ilişkin Madde 14 hükmü gerekli uyarlamalar yapılmak kaydıyla işbu Anlaşmaya da uygulanacaktır.

MADDE 25

1. İşbu Maddenin fıkra 2 hükmünde belirtilen haller dışında her bir Tarafın bir oy hakkı bulunacaktır.

2. Bölgesel ekonomik işbirliği örgütleri kendi yetkinlik alanlarındaki oylamalarda işbu Anlaşmaya taraf üye Devletlerinin sayısı kadar oy hakkına sahip olacaktır. Üye Devletlerden herhangi birisi oy kullanıyorsa bölgesel ekonomik işbirliği örgütü, bölgesel ekonomik işbirliği örgütü oy kullanıyorsa üye Devletler oy kullanma hakkından feragat edecektir.

MADDE 26

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri işbu Anlaşmanın Kayıt Bürosu sıfatıyla hareket edecektir.

MADDE 27

İşbu Anlaşmaya herhangi bir çekince konulamaz.

MADDE 28

1. İşbu Anlaşmanın Tarafları Anlaşmanın kendisi için geçerlilik kazandığı tarihten üç yıl sonra istedikleri tarihte ve Kayıt Bürosuna yazılı bildirimde bulunmak suretiyle işbu Anlaşmadan çekilebilirler.

2 . Bu çekilme yazılı bildirimin Kayıt Bürosunca teslim alındığı tarihten bir yıl sonra ve en geç çekilme bildiriminde belirtilen tarih itibariyle geçerlilik kazanacaktır.

3 . Sözleşmeden çekilen Taraflar işbu Anlaşmadan da çekilmiş kabul edileceklerdir.

MADDE 2 9

İşbu Anlaşmanın her biri belge aslı hükmündeki Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca metinleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri nezdinde saklanacaktır.

İki bin on beş yılı Aralık ayının bu on ikinci gününde, Paris’te AKDEDİLMİŞTİR.

İşbu Anlaşma aşağıda imzası bulunan ve imza yetkisini haiz kişiler imzasıyla TASDİK EDİLMİŞTİR.

22 Nisan – Hukuk Takvimi

0
22 Nisan Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar. Kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları. Ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.
22 Nisan – Hukuk Takvimi  / Hukuk  Tarihinde Önemli Günler
1854 Belçikalı hukuk adamı Henri La Fontaine doğdu. (Ölümü: 14 Mayıs 1943) Université Libre de Bruxelles‘de hukuk eğitimi aldı. Uluslararası hukuk üzerine yoğunlaştı. 1893 yılında profesör unvanını aldı. 1895’te Belçika senatosuna girdi. 1913 yılında Nobel Barış Ödülüne layık görüldü. 1919’da Paris Barış Konferansına, 1920’de Milletler Cemiyeti toplantısına Belçika delegesi olarak katıldı. Bu dönemlerde dünya barışı için yoğun çaba gösterdi.

Henri La Fontaine
1870 Rus hukukçu, sosyalist devrimci ve politikacı Vladimir Lenin dünyaya geldi. (Doğumu: 22 Nisan 1870) St. Petersburg Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim gördü. Marksizm üzerine kurulmuş politik ve ekonomik bir teori olan Leninizm‘in de kurucusudur. Lenin ve onun eserleri, 20. yüzyılda tüm dünyada sosyalist devrimlerin ve emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelelerinin yaşanmasında büyük etkiye sahip olması dolayısıyla pek çok yazar ve tarihçi tarafından dikkatle incelendi. Hakkında 2 bine yakın eser yazıldı. Dünya proletaryasının ve pek çok komünist partinin ideolojik önderi kabul edilir. Ayrıca dünyada eserleri yabancı dile en fazla tercüme edilen yedinci kişidir. 21 Ocak 1924 günü yaşamını yitirdi. Kaynak Linki : https://hukukansiklopedisi.com/21-ocak-hukuk-takvimi/ .
1908 Mısır Ulusal Hareketi ve Kahire Üniversitesi’nin kurucularından, Mısırlı feminist ve yargıç Kasım Emin yaşamını yitirdi. (Doğumu:1863) İlk Arap feminist olarak kabul edilmektedir. Aristokrat Mısır kadının “kendi evinde mahpus ve bir köleden bile daha kötü” durumda tutulduğunu öne sürdü ve bu durumu İslami ilimler temelinde eleştirdi. Emin, İslam ülkelerindeki kadın hareketinde önemli bir yere sahip olan eseri “Tahrir al-Mara”‘yi (Kadınların Özgürleşmesi) cahil, tembel ve eğitime ihtiyacı olduğu düşünülen aristokratik Mısır kadınının koşullarını dile getirmek amacıyla kaleme aldı. Diyarbekirli, Annesi ise Araptır.

Kasım Emin
1909 Hukukçu ve Yunanistan eski başbakanı Spyros Markezinis doğdu. (Ölümü: 4 Ocak 2000) Atina Üniversitesinde, hukuk ve siyaset bilim eğitimi aldı. 8 Ekim 1973 – 25 Kasım 1973 tarihlerinde başbakanlık yapmış ve cunta rejimine karşı demokrasi mücadelesi vermiş, cunta yönetimi altında görev üstlenmesi tartışma konusu olmuştu. Yaşamının son kısmını, anılarını ve çağdaş Yunanistan siyasi tarihini yazarak geçirdi.

Spyros Markezinis
1920 22 Nisan 1920 İtilaf Devletleri, Osmanlı Hükümeti’ni Paris Barış Konferansı’na davet etti.
1925 T.B.M.M.’nde “Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu” kabul edildi.
1924 23 Nisan 1924 Ankara’da toplanan kurultay ile Türk Ocakları yeniden kuruldu. (İlk kuruluş, 25 Mart 1912. 1931’de kapatılmış, yerlerine Halkevleri açılmıştı.1949’da yeniden kurulmuştur.)
1924 T.B.M.M.’nde “Anadolu Demiryollarının Mübayaasına ve Müdüriyet-i Umumiyesinin Teşkiline ve Vezaifine Dair Kanun” kabul edildi. (Bu Kanun’la, Devlet Demiryolları kurulmuş oldu.)
1926 T.B.M.M.’nde “Kadastro Kanunu” kabul edildi.
1926 İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun, 10 Nisan 1926 tarihinde kabul edilerek 22 Nisan 1926 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı ve aynı gün yürürlüğe girdi.
1926 Türkiye-İran Dostluk ve Güvenlik Antlaşması, 22 Nisan 1926 tarihinde İran’ın başkenti Tahran’da imzalanmıştır. Antlaşma 11 maddeden oluşmaktadır. (Türkiye Cumhuriyeti İle İran Devleti arasında 22 Nisan 1926 tarihinde Tahran’da münakit Emniyet ve Muhadenet Muahedenamesi) Antlaşmayı tamamlayıcı mahiyette bir protokol 15 Haziran 1928 tarihinde kabul edilmiştir.
1926 Denizaltı savaşına dair 22 Nisan 1930 tarihli Londra Deniz Sözleşmesi kabul edildi.
1933 Türkiye ile Osmanlı Düyunu Umumiye Hamilleri arasında imzalanan antlaşmayla Osmanlı İmparatorluğu borçlarının tasfiyesi sağlandı.
1940 Köy Enstitüleri Kanunu, 17 Nisan 1940 tarihinde 3803 sayılı yasa olarak mecliste kabul edildi ve 22 Nisan 1940 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yasa ile 1936 yılında başlanan eğitmen projesi, Köy Enstitüsü projesine dönüştürüldü.

Hasan Ali Yücel, Köy Enstitüsü öğrencileri ile birlikte
1942 Hukukçu ve felsefeci Giorgio Agamben doğdu. Roma La Sapienza Üniversitesi’nde eğitim gördü. 1966 yılında Simone Weil’in felsefi düşünceleri hakkında tamamladığı teziyle doktor unvanını kazandı. 1974-1975’de İngiltere’de “Warburg Enstitüsü”, Londra Üniversitesi’nde araştırmacı olarak bulundu. 1988-1992 yılları arasında İtalya’da Macerata Üniversitesinde ve 1993-2000 yılları arasında Verona Üniversitesi’nde doçent olarak çalıştı. Önemli bir düşünür olması yanında iki önemli sinema filminde rol almış bir oyuncudur.

Giorgio Agamben
1947 “Yunanistan ve Türkiye’ye Yapılacak Yardım Hakkında Kanun” ABD’de 22 Nisan 1947 tarihinde kabul edilmiştir. Kanun tasarısının ABD Temsilciler Meclisi’nde oylaması 9 Mayıs 1947 tarihinde onaylanmıştır. Kanun, “barışa doğru önemli bir ilerleme” şeklinde tanımlanmış ve 22 Mayıs 1947’de Başkan Truman tarafından imzalanarak yürürlüğe girmiştir. ABD’de onaylanan kanun uyarınca, ABD, 20 Haziran 1947’de Yunanistan ile ve 12 Temmuz 1947’de de Türkiye ile yardım anlaşması yapmıştır. Kaynak Linki : https://hukukansiklopedisi.com/turkiye-abd-12-temmuz-1947-yardim-antlasmasi/
1947 Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu, 1567 Kanun numarasıyla, dünya genelinde büyük ekonomik buhranın yaşandığı dönemde, 25 Şubat 1930 tarihinde çıkarıldı. Çeşitli tarihlerde yayımlanan kanunlarla 25 Şubat 1970 tarihine kadar uzatıldı. Son olarak 11 Şubat 1970 tarihinde yayımlanan 1224 sayılı kanunla süresiz olarak uzatıldı. 22 Nisan 1947 tarihinde 13 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Karar alındı.
1947 Türkiye’ye yabancı sermaye girişine izin veren yasa kabul edildi.
1962 Anayasa Mahkemesi, 22 Nisan 1962 tarihli “Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun” ile kuruldu ve kuruluş kanunu 25 Nisan 1962 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı.

Anayasa Mahkemesi Binası-Ankara
1966 Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem doğdu. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim gördü. 1988 yılında aynı okula Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı’na araştırma görevlisi olarak atandı. Yüksek lisansını “Türk Hukukunda Karşılıksız Yararlanma Suçları” üzerine yaptı. “Ceza Muhakemesinde Organize Suçlulukla Mücadelede Gizli Soruşturma Tedbirleri” konusuyla doktorasını tamamladı. 2006’da DEÜ Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığı’na atandı. 2010 yılında Yaşar Üniversitesi’nde Profesörlüğe atandı. Halen Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi de öğretim üyesi olarak tam zamanlı çalışmaktadır.

Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem
1970 Türkiye Gazetesi kuruldu.
1970 22 Nisan Dünya Günü(Earth Day), iklim değişikliği ve çevre kirliliğine dikkat çekmek amacıyla 1970 yılından beri çeşitli etkinliklerin düzenlendiği küresel bir gündür.
1972 THKO davası sanıkları Nahit Töre ve Osman Bahadır müebbet hapse mahkûm oldu.
1976 İsrail Başbakanı İzak Rabin‘in eşi bir Amerikan bankasındaki yasa dışı hesabından ötürü hapse girdi. Bunun üzerine Rabin görevinden istifa etti.
1983 Siyasi Partiler Kanunu 22 Nisan 1983 tarihinde 2820 kanun numarası ile kabul edildi, Resmi Gazetede 24 Nisan 1983 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girdi. Kanun 124 maddeden oluşmakta ve Anayasanın 68 ve 69 maddelerinde düzenlenen siyasal haklara ve siyasi partilerin uyacakları esaslara uygun şekilde anayasaya aykırı olmayacak düzenlemeler içermektedir.
1987 Dil Derneği kuruldu.
1994 Hukukçu ve Amerika Birleşik Devletleri’nin 37. Başkanı Richard Milhous Nixon yaşamını yitirdi. (Doğumu: 9 Ocak 1913) Duke Üniversitesi’nde hukuk öğrenimi gördükten sonra Whittier’da avukatlık yapmaya başladı. Cumhuriyetçi Parti’nin adayı olarak katıldığı 1947 seçimlerini kazanarak Temsilciler Meclisi’ne California temsilcisi olarak girdi ve bu görevini 1950’ye kadar sürdürdü. McCarthyciliğe varan “cadı avı” akımına katıldı ve New Deal Amerikası ile liberalizmin simgesi Alger Hiss’in mahkûm edilmesini sağlayarak en önemli başarılarından birini kazandı. 1950-52 arasında California Senatörlüğü yaptı. Başkan seçildiği 1952 seçimlerinin sonunda başkan yardımcısı oldu. 1972’de başkanlığa seçildi.

Başkan Richard Nixon ve Burger bir arada
2000 Türkiye Avukatları Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı (Türavak), 22 Nisan 2000 tarihinde resmi işlemleri tamamlanarak kuruldu. Vakıf girişimi, 1997 yılında 26 kurucu Mütevelli Heyet Üyesinin kuruluş çalışmalarını başlatması ile başlatıldı.
2010 Toprak Ana Hakları Evrensel Beyannamesi (Universal Declaration of the Rights of Mother Earth), 22 Nisan 2010 tarihinde Bolivya’da toplanan Dünya Halkları İklim Değişikliği ve Toprak Ananın Hakları Konferansı’nda kabul edildi ve Bolivya hükümeti tarafından Birleşmiş Milletler’e sunuldu. Beyanname dünyanın birçok ülkesinden yüzbinlerce kişi tarafından imzalandı.
2016 Paris İklim Anlaşması, temiz enerjiye geçişte tüm dünyaya yol göstermek üzere 2015 yılında düzenlenen ve 22 Nisan 2016 tarihinde imzalanan olan iklim değişikliği konusundaki ilk çok uluslu anlaşmadır. Paris İklim Anlaşması, Kyoto Protokolü’nün 2020 yılında sona erecek olması sebebiyle, 2015 yılında Fransa’nın Paris kentinde gerçekleştirilen 21. Taraflar Konferansı’nda (COP21), 2020’den sonra geçerli olmak üzere kabul edilmiştir.
2025
  • CHP’ye kayyum atanacağı iddiasında bulunmasının ardından gözaltına alınıp adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Rasim Ozan Kütahyalı hakkında bir yıldan 3 yıla kadar hapis istemiyle iddianame düzenlendi.
  • 58 sanık yargılandığı Yenidoğan Çetesi davasında dördüncü duruşma yapıldı.
  • Tunceli’de 5 yıl önce kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun dosyası yeniden açıldı. Doku için kurulan özel ekip, delilleri incelemeye başladı.

  • Birleşik Tekstil, Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen, yeniden elektronik kelepçeyle ev hapsine alındı.
  • İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Dilan-Engin Polat çiftinin araçlarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından ihale ile satışa sunulmasına ilişkin idari işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verdi.. Polat çiftinin aralarında Ferrari, Porsche, Mercedes ve Audi gibi markaların da yer aldığı 16 tane arabasına el konulmuştu.
  • Konya’nın Güneysınır ilçesinde 11 Nisan 2006’da bulunan yanmış kadın cesedinin kime ait olduğuna yönelik soruşturma kapsamında cinayet şüphesiyle gözaltına alınan 2 zanlıdan biri tutuklandı. Jandarma, kadının, öldürüldükten sonra üzerine benzin dökülerek yakıldığını belirledi.
  • İstanbul Barosu, 19 Mart operasyonlarının ardından başlayan protestolarda yaşanan hak ihlallerine dikkat çeken bir raporu açıkladı. Rapora göre, 15 avukatın gözaltına alındığı, 17 çocuk hakkında gözaltı uygulandığı ve 12 çocuğun da şiddete maruz kaldığı, toplamda 593 kişi gözaltı, 238 tutuklandı,83 ev hapsi, 37 yurtdışı yasağı ve genel olarak 358 adli kontrol tedbirine karar verildiği açıklandı.

22 Nisan – Hukuk Takvimi

Toprak Ana Hakları Evrensel Beyannamesi

0

Toprak Ana Hakları Evrensel Beyannamesi(Universal Declaration of the Rights of Mother Earth), 22 Nisan 2010 tarihinde Bolivya’da toplanan Dünya Halklarıtem İklim Değişikliği ve Toprak Ananın Hakları Konferansı’nda kabul edilmiş ve Bolivya hükümeti tarafından Birleşmiş Milletler’e sunulmuştur. Beyanname dünyanın birçok ülkesinden yüzbinlerce kişi tarafından imzalanmıştır.

Toprak Ana Hakları Evrensel Beyannamesi

GİRİŞ

Biz, Dünya halkları ve ulusları:

Hepimiz, ortak bir kadere sahip birbiriyle ilişkili ve birbirine bağımlı varlıklardan oluşan, parçalanamaz ve canlı bir topluluğun, Toprak Ana’nın parçası olduğumuzu biliyoruz;

Toprak Ana’nın yaşamın, gıdanın ve öğrenmenin kaynağı olduğunu ve iyi yaşamamız için ihtiyaç duyduğumuz her şeyi sağladığını minnetle kabul ediyoruz;

Kapitalist sistemin ve her çeşit yağma, sömürü, istismar ve kirlenmenin, bugün bildiğimiz yaşamı iklim değişikliği gibi olaylarla riske atarak, Toprak Ana’ya büyük yıkım, bozulma ve parçalanma getirdiğinin farkındayız;

Birbirine bağımlı varlıkların oluşturduğu bir topluluk içerisinde, yani Toprak Ana’da, bir dengesizliğe yol açmadan sadece insanların haklarını tanımanın mümkün olmadığına ikna olduk;

İnsan haklarını garanti altına almak için Toprak Ana ve tüm varlıkların haklarını tanımak ve savunmak gerektiğini ve bunu yapan kültürlerin, uygulamaların ve yasaların var olduğunu söylüyoruz;

İklim değişikliğine ve Toprak Ana üzerinde tehditlere neden olan yapıların ve sistemlerin dönüşümü için belirleyici, kolektif eylemlerde bulunmanın aciliyetinin bilincindeyiz;

Toprak Ana Hakları Evrensel Beyannamesi’ni kamuya ilan ediyor ve Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmesi için çağrıda bulunuyoruz.

Bu, tüm dünya halkları ve ulusları için ortak bir başarı standardı olmalı. Her birey ve kurum öğretim, eğitim ve bilinçlendirmeyle bu standartları destekleme sorumluluğu almalı. bu Beyanname’de tanımlanmış haklara saygı göstermeli ve gecikmeden ulusal ve uluslararası yenilikçi önlem ve mekanizmalarla dünyadaki tüm halklar ve devletler arasında evrensel olarak etkili bir şekilde tanınması ve yerine getirilmesi garanti altına alınmalı.

MADDE 1
Toprak Ana

(1) Toprak Ana canlı bir varlıktır.

(2) Toprak Ana, tüm varlıkları besleyen, kapsayan ve meydana getiren birbiriyle ilişkili varlıkların eşsiz, parçalanamaz, kendi kendini düzenleyen bir topluluğudur.

(3) Her varlık, Toprak Ana’nın ayrılmaz bir parçası olarak ilişkileriyle tanımlanır.

(4) Toprak Ana’nın doğal hakları, varoluş ile aynı kaynaktan geldiğinden dolayı elinden alınamaz.

(5) Toprak Ana ve tüm varlıklar, türler, organik ve inorganik varlıklar arasında yapılan, insanlar için kullanılan her türlü ayrım olmadan bu Beyanname’de tanımlanmış tüm doğal haklara sahiptir.

(6) İnsanların insan haklarına sahip olduğu gibi, tüm diğer varlıklar da kendilerine özel, varoldukları topluluklar içerisindeki rol ve işlevlerine uygun haklara sahiptir.

(7) Her varlığın hakları diğer varlıkların haklarıyla sınırlıdır. Haklar arasındaki herhangi bir çatışma Toprak Ana’nın bütünlüğünü, dengesini ve sağlığını sürdürecek şekilde çözülmek zorundadır.

MADDE 2
Toprak Ana’nın Doğal Hakları

(1) Toprak Ana ve meydana getirdiği tüm varlıklar aşağıdaki doğal haklara sahiptir:

(a) Yaşama ve var olma hakkı;

(b) Saygı duyulma hakkı;

(c) Yaşamsal döngülerini ve süreçlerini insan tarafından bozulmadan devam ettirme ve biyolojik kapasitesini yeniden oluşturma hakkı;

(d) Kendi kimliğini ve bütünlüğünü ayrı, özlük ve birbiriyle ilişkili varlıklar olarak sürdürme hakkı;

(e) Yaşam kaynağı olarak su hakkı;

(f) Temiz hava hakkı;

(g) Bütünsel sağlık hakkı;

(h) Kirlenmeden, zehirli ve radyoaktif atıklardan muaf olma hakkı;

(i) Bütünlüğünü yahut yaşamsal ve sağlıklı işleyişini tehdit edecek şekilde genetik yapısındaki bozulma ve değişikliklerden muaf olma hakkı;

(j) Bu Beyanname’de kabul edilmiş hakların insan faaliyetleri nedeniyle ihlal edilmesi durumunda bunların gecikmeden ve tam olarak iyileştirilmesi hakkı;

(2) Her varlık, Toprak Ana’nın uyumlu işleyişi için kendi rolünü yerine getirme hakkına sahiptir.
(3) Her varlık, insanların işkence yahut kötü muamelesinden muaf olma ve belli bir refaha sahip olma hakkına sahiptir.

MADDE 3
İnsanların Toprak Ana’ya Olan Yükümlülükleri

(1) Her insan Toprak Ana’ya saygı göstermek ve onunla uyum içerisinde yaşamaktan sorumludur.
(2) İnsanlar, tüm devletler, tüm kamu ve özel kurumlar aşağıdakileri yapmak zorundadır:

(a) Bu Beyanname’de tanımlanmış haklar ve yükümlülüklere uygun olarak hareket etmek;

(b) Bu Beyanname’de tanımlanmış haklar ve yükümlülüklerin tam olarak yerine getirilmesi ve uygulanmasını kabul ve teşvik etmek;

(c) Bu Beyanname’ye uygun olarak Toprak Ana ile uyum içerisinde nasıl yaşanacağı konusunda öğrenme, analiz, yorumlama ve iletişimde yer almak ve teşvik etmek;

(d) Günümüzde ve gelecekte, insanın refahına yönelik faaliyetlerin Toprak Ana’nın refahına katkıda bulunmasını garanti etmek;

(e) Toprak Ana’nın haklarının savunulması, korunması ve muhafaza edilmesi için etkili standartlar ve yasalar belirlemek ve uygulamak;

(f) Toprak Ana’nın yaşamsal ekolojik döngülerine, süreçlerine ve dengelerine saygı göstermek, korumak, muhafaza etmek ve gerekli olduğu yerlerde bütünlüğünü iyileştirmek;

(g) Bu Beyanname’de tanımlanmış doğal hakların insanlar tarafından ihlal edilmesiyle oluşan hasarların düzeltilmesini ve sorumluların Toprak Ana’nın bütünlüğünü ve sağlığını yeniden sağlamaktan sorumlu tutulmasını garanti etmek;

(h) Toprak Ana’nın ve tüm varlıkların haklarını savunmak için insanlara ve kurumlara yetki vermek;

(i) Türlerin neslinin tükenmesine, ekosistemlerin yok olmasına yahut ekolojik döngülerin bozulmasına neden olan insan faaliyetlerini önlemek için ihtiyatlı ve kısıtlayıcı önlemler tesis etmek;

(j) Barışı sağlamak ve nükleer, kimyasal ve biyolojik silahları ortadan kaldırmak;

(k) İnsanların kendi kültürlerine, geleneklerine ve adetlerine uygun olarak Toprak Ana ve tüm varlıklara saygı gösterdikleri pratikleri teşvik etmek ve desteklemek;

(l) Toprak Ana ile uyum içerisinde olan ve bu Beyanname’de tanımlanmış haklara uygun ekonomik sistemleri teşvik etmek;

MADDE 4
Tanımlar

(1) “Varlık” tanımı ekosistemleri, doğal toplulukları, türleri ve Toprak Ana’nın bir parçası olarak varolan tüm diğer doğal varoluşları kapsar.

(2) Bu Beyanname’deki hiçbir şey tüm varlıkların yahut belirtilen varlıkların diğer doğal haklarının tanınmasını kısıtlamaz.

22 Nisan Dünya Günü

0
Dünya günü

22 Nisan Dünya Günü(Earth Day), iklim değişikliği ve çevre kirliliğine  dikkat çekmek amacıyla 1970 yılından beri çeşitli etkinliklerin düzenlendiği küresel bir gündür.. Dünya Günü fikri, John McConnell tarafından San Francisco’da 1969 yılında düzenlenen Ulusal UNESCO Dünya Konferansında önerilmiştir. 200’e yakın ülkedeki kutlamaları Washington merkezli Earth Day Network organize etmektedir. 

Dünya Günü’nün Doğuşu

İlk Dünya Günü Etkinliklerinden bir kare
İlk Dünya Günü Etkinliklerinden bir kare

22 Nisan Dünya Günü’nü tetikleyen olay 28 Ocak 1968’de gerçekleşmiştir. ABD’nin Kaliforniya eyaletinde Santa Barbara kıyısı açıklarına yaklaşık 12 milyon litre petrol dökülmüş, o güne kadar görülen en büyük çevre felaketlerinden biri meydana gelmiş, 10 bini aşkın kuş, yunus, fok balığı ve deniz aslanı ölmüş, bu atıklar bin 300 kilometre kareyi aşkın bir alana yayılmıştır. Çevreci aktivistt John McConnell’in önerisi ve güneş enerjisi kullanımının yaygınlaşmasına yönelik çabalarıyla bilinen çevreci Denis Hayes’in organizatörlüğünde ilk kez Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 1970 yılında düzenlenmiş ve bu kutlamalara 20 milyonu aşkın kişi katılmıştır. ABD’nin ilk Temiz Hava Yasası ve Temiz Su Yasaları bu etkinlikler sayesinde hazırlanmış çevre felaketleri, küresel ısınma, kirlilik gibi konuların uluslararası toplumun gündemine gelmesi sağlanmıştır.

Paris İklim Antlaşması 

İklim değişikliğine karşı tarihi bir dönüm noktası olarak gösterilen Paris İklim Anlaşması Dünya Günü’nün kutlandığı 22 Nisan 2016’da imzalanmıştır. Paris İklim Anlaşması, temiz enerjiye geçişte tüm dünyaya yol göstermek üzere imzalanmış olan iklim değişikliği konusundaki ilk çok uluslu anlaşmadır. Paris İklim Anlaşması, Kyoto Protokolü’nün 2020 yılında sona erecek olması sebebiyle, 2015 yılında Fransa’nın Paris kentinde gerçekleştirilen 21. Taraflar Konferansı’nda (COP21), 2020’den sonra geçerli olmak üzere kabul edilmiştir.

 

22 Nisan Dünya Günü
22 Nisan Dünya Günü

Sülün Osman

0
Alınteri ile Yaşamak
Sülün Osman cezaevinde konferans verirken

Sülün Osman (gerçek adıyla Osman Ziya Sülün, 1923 – 1984), Türkiye’nin en meşhur dolandırıcılarından biridir. Yaşamı boyunca işlediği sıra dışı ve bir o kadar da zekice kurgulanmış dolandırıcılık olayları nedeniyle halk arasında “Dolandırıcılar Kralı” olarak anılmıştır.

1923’te İstanbul’da doğmuştur. İlk dolandırıcılığını 1948’de, Fatih’te yeni kiraladığı evin sahibini kandırarak yapmıştır.

1950’li ve 1960’lı yıllarda İstanbul’da gerçekleştirdiği hayali satış ve kiralamalarla ün kazanmıştır.  Sülün Osman, insanları “gerçek olamayacak kadar cazip” tekliflerle insanları kandırmasıyla meşhur olmuştur.

Galata Kulesi’ni saf vatandaşlara satmış, İstanbul Tramvaylarını kiralamış, kent meydanlarındaki saatleri, şehir hatları vapurlarını ve hatta Taksim Meydanı’ndaki bankları bile “sahibiymiş” gibi başkalarına para karşılığı devretmiştir. Hayatı ve dolandırıcılıkları birçok filme konu olmuş, Kemal Sunal’ın filmlerinde de yer almıştır

Dolandırıcılıklarının temelinde, insanların kolay yoldan kazanç elde etme hırsı ve sorgulamadan inanma eğilimi bulunmaktadır. Jet Fadıl’ın on yıllar önceki versiyonudur. Arkasından daha profesyonelleri geldi. Ünlü dolandırıcı hapisteyken 20 Nisan 1962’de, Alınteri ile Yaşamak konulu konferans vermeyi de ihmal etmemiştir.

10 Ocak 1984’te Beyoğlu’nda sürekli kaldığı otelde kalp krizinden ölmüş ve kimlik taşımadığı için kimsesizler mezarlığına gömülmüştür.

Kan Davaları – Sosyal Antropolojik Yaklaşım

0

Kan Davaları – Sosyal Antropolojik Yaklaşım, isimli eser, Doç. Dr. Mahmut Tezcan tarafından 1981 yılında kaleme alınmış ve İstanbul Üniversitesi Yayınları tarafından okuyucu ile buluşturulmuştur. 

Kan Davaları – Sosyal Antropolojik Yaklaşım / Doç. Dr. Mahmut Tezcan

SUNUŞ

Elinizdeki yapıt, Eğitim Fakültesi, Eğitim Sosyolojisi Kürsüsü Asistanlarından Sayın Mahmut Tezcan’ın aynı fakültenin 1969-1970 öğrenim yılı Lisans-Üstü Programındaki “Köy Sosyolojisi Açısından Halk Eğitimi ve Toplum Kalkınması” konulu dersimiz için hazırladığı seminer ödevidir.’ Kan dâvası olayı özellikle köylerimizdeki toplumsal, ekonomik ve eğitsel sorunların kör düğüm olduğu bir noktadır. Konuyla ilgili araştırmalar yok denecek kadar azdır. Daha doğrusu, öteki araştırmalarda yan konu olarak ele alınabildiği ölçüde incelenmektedir. Bu arada konu, edebî bazı yapıtlarda da işlenmiştir. Toplumsal değişme, özellikle, kentleşme süreci içinde kan dâvâsı olayı yeni eğitsel, ekonomik ve toplumsal boyutlar kazanmaktadır.

Yazar, konuyla ilgili kaynakları derinlemesine taramış, mülâkat tekniklerinden de yararlanarak konuyla ilgili örnek olayları derlemiştir. Bir Lisans-Üstü seminerinin genişlik ve akademik düzeyini aşan ciddî bir emek ürünü olan bu yapıt, kuşkusuz, ileride girişilmesi gerekli alan araştırmalarıyla tamamlanmak zorundadır.

Yapıt, bu tür alan araştırmaları için ön hazırlık niteliğindedir. Alan araştırmaları, olayın nedenlerinden hangisinin ağır bastığım ortaya çıkarabilir, böylece köy sorunlarımıza bazı çözüm yolları getirebilir. Bu nedenle, yazardan alan araştırmaları da bekleyerek bundan sonraki çalışmalarında da başarılar dilerim.

30.11.1971
Doç. Dr. Cevat Geray
Eğitim Sosyolojisi Kürsüsü öğretim Üyesi

YAZAR MAHMUT TEZCAN’IN KİTABA YAZDIĞI ÖNSÖZ

Kan gütme olayları, Ülkemizde şimdiye değin sosyolojik ve kriminolojik yönleriyle ele alınmış bir konu değildir. Konu, esas olarak hukukçular tarafından ele alınmış olmakla birlikte yine de hukuksal yönden bir kaç makale konusu olmaktan öteye gidememiştir. Olayın toplumsal yönleri ile ilgili olarak bir iki makale yayınlanmıştır. Ayrıca çeşitli toplumsal araştırmalarda konuya çok kısa olarak değinilmiştir. Biz kendi araştırmamızın verileri dışında. bu kaynaklardan da yararlandık.

Olayın ülkemizde toplumsal bir sorun olarak varlığı gün geçtikçe önemini arttırmaktadır. Bu bakımdan her yönden bilinmesinde yarar vardır. Özellikle olayların temel nedenlerinin bilinmesi önlemler alınmasında kolaylıklar sağlayacaktır. Olay, tüm halkımızı ilgilendirdiği gibi, özellikle yönetimsel ve hukuksal sorumluluk taşıyan kimseleri de yakından ilgilendirmektedir.

Araştırmamız, konunun toplumsal yönden bütün boyutlarıyla ele alınmasında bir. başlangıç niteliğindedir. Bu bakımdan, ilerde bu konu ile ilgili olarak yurt ölçüsünde yapılacak geniş çaptaki toplumsal araştırmalara bir ışık tutabilirsek kendimizi mutlu sayacağız. Esasen bu monografinin amacı da budur.

Araştırmanın tümünü gözden geçiren, bütün aşamalarında gerek yakın ilgi, gerekse kaynak bakımından yardımlarını esirgemeyen

Fakültemiz Eğitim Sosyolojisi Kürsüsü öğretim üyelerinden hocam Doç. Dr. Cevat GERAY’a çok teşekkür ederim. Araştırmanın bu duruma gelmesinden kendisinin teşvik ve emeği çoktur.

Yine, Fakültemiz “Çocuk Suçluluğu” dersi asistanı arkadaşım Dr. Esin Konanç’tan da olayın özellikle hukuksal yönleriyle ilgili bölümünde gerek görüş ve gerekse kaynakların sağlanması bakımından oldukça yararlandım. Kendisine de ayrıca teşekkür ederim.

10.11.1971 – Ankara

Doç. Dr. Mahmut Tezcan

Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi

0

Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi(Convention for the Protection of the Architectural Heritage of Europe), Avrupa Konseyi üye ülkeleri tarafından 3 Ekim 1985 tarihinde Granada’da kabul edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti sözleşmeyi, 13 Nisan 1989’da onaylamış, onay kanunu 20 Nisan 1989’da resmi gazetede yayınlanmıştır.

Türkiye’nin de aralarında olduğu ülkeler, sözleşmeyi imzalayarak Mimari Mirasın korunması için yasal önlemler almayı ve bu önlemler çerçevesinde anıtların, bina gruplarının ve ören yerlerinin korunmasını taahhüt etmiştir.

AVRUPA MİMARİ MİRASININ KORUNMASI SÖZLEŞMESİNİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN

—————————————————-
Sözleşmenin Kabul Tarihi ve Yeri : 03.10.1985, Granada
Geçerli Dili : İngilizce ve Fransızca
Depositer : Avrupa Konseyi Genel Sekreteri
Türkiye’nin İmza Tarihi : 03.10.1985
Onay Şekli : Onay Kanunu ve Bakanlar Kurulu Kararı
Onay Kanunu Tarihi : 13.04.1989
Onay Kanunu No : 3534
Resmi Gazete Tarihi : 20.04.1989
Resmi Gazete No : 20145
Bakanlar Kurulu Kararı Tarihi : 18.05.1989
Bakanlar Kurulu Kararı Sayısı : 89/14165
Resmi Gazete Tarihi : 22.07.1989
Resmi Gazete No : 20229
—————————————————-

Madde 1

3 Ekim 1985 tarihinde Granada’da imzalanmış olan “Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi”nin onaylanması uygun bulunmuştur.

Madde 2

Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 3

Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

18/4/1989
Bakanlar Kurulu Kararı
Karar Sayısı : 89/14165

3 Ekim 1985 tarihinde imzalanan ve 13/4/1989 tarihli ve 3534 sayılı kanunla onaylanması uygun bulunan ekli Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi”nin onaylanması; Dışişleri Bakanlığının 2/5/1989 tarihli ve KİÇT/3609-2227 sayılı yazısı üzerine, 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 18/5/1989 tarihinde kararlaştırılmıştır.
———————————————————-

Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi

DİBACE

İşbu Anlaşmayı imzalayan Avrupa Konseyi üye Devletleri;
– Avrupa Konseyi’nin amacının, kendilerinin ortak mirası olan ideal ve prensipleri korumak ve gerçekleştirmek maksadıyla üyeleri arasında daha sıkı bir birlik sağlamayı başarmak olduğu hususunu göz önünde tutarak;
– Mimari mirasın, Avrupa kültür mirasının zenginliği ve çeşitlerinin eşsiz bir ifadesi, geçmişimizin değer biçilmez bir tanığı olduğunu ve bütün Avrupalıların bir ortak mirasını oluşturduğunu kabul ederek;
– 19 Aralık 1954 tarihinde Paris’te imzalanan Avrupa Kültür Sözleşmesi ve bu Sözleşmenin 1. Maddesi bakımından;
– Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından 26 Eylül 1975 tarihinde kabul edilen Avrupa Mimari Mirası Yasası ile milli kanun ve nizamnamelerin, mimari mirasın tümüyle korunması için gereken hususlara intibak ettirilmesi hakkındaki 14 Nisan 1976 tarihli ve 28 numaralı Karar (76)’ı nazarı itibara alarak;
– Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin Mimari Mirasın korunmasına ilişkin 880 sayılı tavsiye kararını (1979) gözönünde tutarak;
– Mimar, mühendis, şehir ve peyzaj planlamacısı uzmanlarının yetiştirilmesi ile ilgili olarak Bakanlar Komitesinin üye ülkelere yaptığı R (80) 16 sayılı tavsiye kararı ile el sanatları çalışmalarının bazı dallarında yok olma tehlikesi bulunan mesleklere yapılacak yardımlara ilişkin R (81) 13 sayılı tavsiye kararını dikkate alarak;
– Kentsel ve kırsal çevreleri geliştirme ve böylece Devletlerin ve bölgelerin ekonomik, sosyal ve kültürel açılardan kalkınmasına katkıda bulunma yoluyla, gelecek nesillere bir kültürel kaynaklar sistemi devredilmesinin önemini hatırda tutarak;
– Mimari mirasın korunması ve bu korunmanın yaygınlaştırılması hususunda ortak bir politikanın ana ilkeleri bakımından bir anlaşmaya varılmasının önemini kabul ederek, aşağıdaki hususlarda mutabık kalmışlardır:
MİMARİ MİRASIN TANIMLANMASI
Madde 1

İşbu Sözleşmede geçen Mimari Miras deyimi aşağıda belirtilen kalıcı varlıkları kapsayacaktır.

1. Anıtlar: Tarihsel, arkeolojik, sanatsal, bilimsel, sosyal ve teknik bakımlardan önemleri nedeniyle dikkate değer binalar ile diğer yapılar ve bunların müştemilatı ile tamamlayıcı kısımları;

2. Bina Grupları: Topografik olarak tanımlanabilecek birimleri oluşturmaya yeterince uygun olan ve tarihsel, arkeolojik, sanatsal, bilimsel, sosyal veya teknik bakımlardan önemleri nedeniyle dikkate değer, kentlerde veya kırsal bölgelerdeki mütecanis bina grupları;

3. Ören Yerleri (Sitler): Topografik olarak tanımlanabilecek derecede yeterince belirgin ve mütecanis özelliklere sahip, aynı zamanda tarihsel, arkeolojik, sanatsal, bilimsel, sosyal veya teknik bakımlardan dikkate değer, kısmen inşa edilmiş, insan emeği ile doğal değerlerin birleştiği alanlar.

KORUNACAK VARLIKLARIN TESBİTİ
Madde 2

Korunacak anıt, bina grupları ile ören yerlerinin kesin olarak tesbit edilebilmesi için her bir taraf bu tarihsel varlıkların envanterlerini oluşturur ve bu tarihsel varlıklara zarar verebilecek tehlikeli durum doğduğunda, en kısa zamanda gerekli dokümanları hazırlamayı taahhüt eder.

YASAL KORUMA İŞLEMLERİ
Madde 3

Her bir Taraf,
1. Mimari Mirasın korunması için yasal önlemler almayı;

2. Bu önlemler çerçevesinde ve her ülkeye ve bölgeye has yöntemlere göre anıtların, bina gruplarının ve ören yerlerinin korunmasını taahhüt eder.

Madde 4

Her bir Taraf,
1. Sözkonusu varlıkların yasal korunması için gerekli denetim ve yetki işlemlerini uygulamayı;

2. Tüm korunan varlıkların bozulmasını, hasar görmesini veya yıkılmasını önlemeyi, taahhüt eder. Bu amaçla,

Her bir Taraf,
Aşağıdaki durumları kapsayan yasalar mevcut değilse, bu yasaların çıkarılmasını taahhüt eder:
a) Korunmakta olan veya korunma işlemine konu olan anıtların yıkım veya tadil projelerinin veyahut bunların çevrelerini etkileyen bir projenin yetkili bir makama sunulmasını sağlamak;

b) Tarihsel binalar grubunu veya bunların bir kısmını veyahut bir ören yerini etkileyen;
– binaların yıkımını,
– yeni binaların yapımını,
– binaların veya ören yerlerinin özelliklerini bozacak önemli tadilat çalışmaları ile ilgili projelerin yetkili bir makama sunulmasını,

c) Kamu makamlarının korunmaya alınan bir varlıkta gerekli çalışmaların yürütülmesini o varlık sahibinden istemeye veya varlık sahibi istenilen çalışmayı yapmazsa bizzat kamu makamlarının gerekli çalışmaları yapmasına izin vermeyi,

d) Korunmaya alınan bir varlığın istimlakine izin vermeyi.

Madde 5

Her bir Taraf,
Maddi koşulların tehlikeye düşürdüğü ve başka bir yere taşınmanın zorunlu olduğu durumlar dışında, korunmaya alınan bir anıtın tümünün ya da bir bölümünün taşınmasını yasaklamayı taahhüt eder. Bu gibi durumlarda, yetkili makamın, anıtın sökülmesi, nakli ve uygun bir yerde yeniden eski şekline getirilmesi için gerekli önlemleri alacaktır.

TAMAMLAYICI TEDBİRLER
Madde 6

Her bir Taraf, aşağıdaki hususları taahhüt etmeyi kabul eder:

1. Mimari Mirasın bulundukları yerlerde, bunların bakımı ve restorasyonları için kamu kuruluşlarınca, ulusal, bölgesel ve yerel yetkiler ve mevcut bütçe olanakları içinde, mali destek sağlamak,

2. Gerekirse, bu varlıkların korunmasını kolaylaştırmak için, parasal önlemlere başvurmak,

3. Mimari Mirasın bakım ve restorasyonu konusunda özel girişimleri teşvik etmek.

Madde 7

Her bir Taraf, anıtların çevresinde, bina gruplarının ve ören yerlerinin içinde, çevre düzenini geliştirmeyi amaçlayan önlemler almayı taahhüt eder.

Madde 8

Her bir Taraf, Mimari Mirasın fiziksel açıdan bozulma tehlikesini sınırlamak amacıyla;

1. Çevre kirliliğini ve bunun zararlı etkilerini saptayıp analizler yapmayı ve bu zararlı etkileri azaltmaya veya yok etmeye yönelik yolları tayin etmek için bilimsel araştırmaları desteklemeyi;

2. Mimari Mirasın korunması sırasında, çevre kirliliğine karşı alınacak önlemlerden doğabilecek özel nitelikli sorunları gözönünde bulundurma sorumluluğunu taahhüt eder.

YAPTIRIMLAR
Madde 9

Her bir Taraf, Mimari Mirasın korunmasını sağlayan mevzuata aykırı hareket edildiğinde, sahip oldukları yetkiler çerçevesinde, yetkili makam tarafından bu hususla ilgili ve yeterli bir tepkinin gösterilmesinin teminini taahhüt eder. Bu tepki, uygun durumlarda, zorunlu olan hususlara uymayacak bir biçimde yeni bir bina yapan kişinin bu binayı yıktırmasını gerektireceği gibi, korunan bir mimari mirasın eski durumuna gelmesi için restore edilmesini de icap ettirir.

KORUMA POLİTİKALARI
Madde 10

Her bir Taraf, aşağıda belirtilen entegre koruma politikalarını uygulamayı yükümlenir:

1. Mimari mirasın korunmasını kırsal yörelerle şehirlerin düzenlenmesinde başlıca hedefler arasına dahil etmek ve bu gereksinmenin hem düzenleme planlarının hazırlanması ve hem de sözkonusu planların uygulamaya konulması aşamalarında dikkate alınmasını sağlamak;

2. Mimari Mirasın restorasyonu ve bakımı ile ilgili programları teşvik etmek;

3. Mimari Mirasın korunması, bunun teşviki ve yaygınlaştırılmasını kültürel ve çevresel planlama politikalarının başlıca unsuru olarak kabul etmek;

4. Kırsal yöreler ve kent planlamasında koruma önlemlerinin mümkün olan her durumda alınmasını kolaylaştırmak ve işbu Sözleşmenin 3. Maddesi, 1. fıkrasının anlamı uyarınca korunmayı gerektirmediği halde, konumu bakımından bir değer taşıyan binaların da kentsel ve kırsal çevre ve yaşam tarzı çerçevesinde korunmasını ve kullanılmasını sağlamak;

5. Mimari Mirasın geleceğine esas teşkil etmek üzere, geleneksel becerilerin uygulanmasını ve kullanılan malzemenin geliştirilmesini teşvik etmek;

Madde 11

Her bir Taraf, Kültür mirasının mimari ve tarihsel özelliklerini koruma açısından,
– Korunan varlıkların, çağdaş hayatın gereksinmeleri gözönüne alınacak şekilde kullanımını,
– Uygun olan durumlarda, eski binaların yeni kullanımlara intibaklarını teşvik etmeyi,
taahhüt eder.

Madde 12

Her bir Taraf, korunan varlıkların halk tarafından ziyaret edilmesine müsaade olunmasının değerini kabul ederken, bu müsaadenin sonuçlarının özellikle yapısal gelişmelere ve bu varlıkların ve çevrelerinin mimari ve tarihsel özelliklerine zarar vermemesini taahhüt eder.

Madde 13

Bu politikaların uygulanmasını kolaylaştırmak amacıyla, her bir Taraf, kendi siyasal, yönetimsel yapılarına göre koruma, kültürel ve çevresel planlama faaliyetinden sorumlu makamların çeşitli kademeleri arasında etkin bir işbirliğinin geliştirilmesini taahhüt eder.

KATILMA VE KURULUŞLAR
Madde 14

Her bir Taraf, Mimari Mirasın tesbiti, korunması, restorasyonu, bakımı, yönetimi ve sayılarının arttırılması açılarından resmi makamların çalışmalarına yardımcı olmak amacıyla:

1. Karar alma süreçlerinin çeşitli aşamalarında Devlet, mahalli idareler, kültürel kurumlar ile kuruluşlar ve halk arasında, bilgi sağlama, danışmanlık ve işbirliğini geliştirmeyi;

2. Bu konuda çalışacak, parasal ve emek açılarından yardım edecek ve kazanç gayesi gütmeyen kuruluşların oluşturulup geliştirilmesini teşvik etmeyi taahhüt eder.

ENFORMASYON VE EĞİTİM
Madde 15

Her bir Taraf;

1. Mimari mirasın korunmasının bir kültürel kişilik unsuru olduğu kadar, bugünün ve geleceğin nesilleri için de bir ilham ve yaratıcılık kaynağı olarak değerlendirilmesi için halkın bilinçlendirilmesini geliştirmesi;

2. Bu amaçla, modern iletişim ve tanıtma tekniklerinin yardımıyla, özellikle aşağıdaki hedeflere ulaşmak üzere gerekli bilgiyi yayma ve uyandırılan ilgiyi arttırmak için politikaları teşvik etmek üzere,
a) Mimari mirasın korunması, insan tarafından düzenlenip yapılmış çevrenin ve binaların niteliklerine karşı halkın ilgisinin uyandırılması ve arttırılması için daha okul çağlarından başlayıp bu konulara yönelik çalışmaların uygulanmasını;
b) Avrupa düzeyinde veya ulusal veyahut bölgesel çapta kültürel varlıklar ile mimarlık, sanat, halk sanatları ve hayat tarzları arasında varolan birliği ortaya çıkararak, üzerinde durmayı taahhüt eder.

Madde 16

Her bir Taraf, Mimari mirasın korunmasıyla ilgili olarak çeşitli mesleklerde ve çeşitli el sanatları kuruluşlarındaki eğitimini teşvik etmeyi taahhüt eder.

KORUMA POLİTİKALARINDA AVRUPA KOORDİNASYONU
Madde 17

Taraflar, aşağıdaki konularda, koruma politikaları ile ilgili bilgi teati etmeyi taahhüt ederler:

1. Mimari mirasın, tarihsel gelişmesi ve sayılarındaki artış gözönüne alınarak, sözkonusu varlıkların incelenmesi, korunması ve muhafazası alanlarında kabul edilen metotlar;

2. Mimari miras varlıklarının korunması zorunluluğunu bugünün ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetiyle en iyi şekilde bağdaştıracak önlemler;

3. Mimari mirasın tesbit ve kayıt edilmesi ve malzemelerin bozulması ile mücadelede olduğu kadar, bilimsel araştırma, restorasyon çalışmaları alanlarında mirasın yönetim ve teşvik yöntemleri ile de ilgili olarak yeni teknolojinin sunduğu imkanlar;

4. Mimari yaratıcılığın, çağımızın Avrupa Mirasına katkıda bulunmasını sağlayacak şekilde geliştirmek için alınacak önlemler.

Madde 18

Taraflar, gerektiğinde, Mimari mirasın korunması konusunda tecrübe ve uzman teatisi şeklinde karşılıklı teknik yardımlaşmada bulunmayı taahhüt ederler.

Madde 19

Taraflar, ilgili ulusal yasalar ve bağlı oldukları uluslararası anlaşmalar çerçevesinde Mimari mirasın korunması dalında Avrupa çapında devamlı eğitimden sorumlu olanlar da dahil olmak üzere uzman teatisini teşvik etmeyi taahhüt ederler.

Madde 20

İşbu Sözleşmenin amacına hizmet etmek üzere, Avrupa Konseyi Yasasının 17. maddesi uyarınca, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kurulan Uzmanlık Komitesi, işbu Sözleşmenin uygulanmasını takip edeceği gibi aşağıda belirtilen hususlarda da görevlendirilmiştir:

1. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne periyodik olarak, Sözleşmeye taraf Devletlerdeki Mimari mirasın korunma politikalarının durumu, sözleşmede öngörülen ilkelerin uygulanması ve bizzat kendi faaliyetleri ile ilgili raporlar sunmak;

2. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne, çok taraflı faaliyetler ve işbu Sözleşmenin gözden geçirilmesi veya değiştirilmesi ve halkın, Sözleşmenin hedefleri hakkında bilgi edinmesi gibi konular dahil olmak üzere, Sözleşmenin hükümlerinin uygulanmasına yönelik her türlü tedbiri önermek;

3. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne, Avrupa Konseyi’ne üye olmayan Devletleri Sözleşmeye girmeye davet hususunda önerilerde bulunmak.

Madde 21

Bu Sözleşmenin hükümleri 1. maddede belirtilen Mimari mirasın korunmasını ilgilendiren ve aşağıda belirtilen evvelki Sözleşmelerin daha belirli ve elverişli hükümlerinin uygulanmasına engel değildir.
– 16 Kasım 1972 tarihli Dünya Kültürel ve Tabii Mirasının Korunması ile ilgili Sözleşme;
– 6 Mayıs 1969 tarihli Arkeolojik Mirasın Korunması Avrupa Sözleşmesi.

NİHAİ HÜKÜMLER
Madde 22

1. İşbu Sözleşme, Avrupa Konseyi üyesi Devletlerin imzasına açıktır. Sözleşme, onaylanmaya, kabule veya tasvibe tabidir. Onay, kabul veya tasvip belgeleri, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine teslim edilecektir.

2. İşbu Sözleşme, Avrupa Konseyine üye üç Devletin, bir önceki paragrafın hükümleri uyarınca, işbu Sözleşmeye bağlı olduklarına dair rızalarını belirten tarihten sonraki üç aylık sürenin bitimini izleyen ayın birinci günü yürürlüğe girer.

3. Bu Sözleşmeyle bağlı olduğuna dair rızasını daha sonra ifade eden her Devlet için de Sözleşme onay, kabul veya tasvip belgelerinin Genel Sekretere tesliminden itibaren geçen üç aylık sürenin bitimini izleyen ayın birinci günü yürürlüğe girer.

Madde 23

1. İşbu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Tüzüğünün 20. Maddesinde öngörülen çoğunlukla alınmış bir karar uyarınca ve Komitede yer almaya hakkı olan üye Devletlerin temsilcilerinin oybirliği ile Konseye ve Avrupa Ekonomik Topluluğuna dahil olmayan her Devleti bu Sözleşmeye katılmaya davet edebilir.

2. Sözleşmeye katılan her Devlet veya katıldığı takdirde Avrupa Ekonomik Topluluğu için, Sözleşme, katılma belgesinin, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine teslim tarihinden itibaren geçen üç aylık sürenin bitimini izleyen ayın birinci günü yürürlüğe girer.

Madde 24

1. Her Devlet, imza sırasında veya onay, kabul, tasvip veya katılma belgesinin tesliminde, işbu Sözleşmenin uygulanacağı toprak veya toprakları belirtebilir.

2. Her Devlet, daha sonraki bir tarihte, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine hitaben yapacağı bir beyanla, işbu Sözleşmenin imza sırasında belirtilen toprak veya topraklardan başka bir toprağa veya topraklara teşmil edileceğini belirtebilir. Sözleşme, sözkonusu genişletilen toprak veya topraklarla ilgili beyanın Genel Sekreter tarafından alınmasından sonra üç aylık sürenin bitimini izleyen ayın birinci günü yürürlüğe girer.

3. Bundan önceki iki paragraf uyarınca yapılan her türlü beyan, bu beyanda belirtilen bütün topraklarla ilgili olarak Genel Sekretere hitaben yapılacak bir ihbar ile geri çekilebilir. Geri çekme, ihbarın Genel Sekretere yapılış tarihinden sonra altı aylık sürenin bitimini izleyen ayın ilk gününden itibaren geçerli olur.

Madde 25

1. Her Devlet, imza sırasında veya onay, kabul, tasvip veyahut katılma belgesinin tesliminde, madde 4, paragraf c ve d hükümlerine tümüyle veya kısmen uymama hakkını mahfuz tuttuğunu beyan edebilir. Başka çekince konamaz (kayıt konamaz.)

2. Bir önceki paragraf uyarınca, bir çekince bildiren her Akit Devlet, bunu Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bildirmek suretiyle tamamen veya kısmen geri çekebilir. Geri çekme, ihbarın Genel Sekreter tarafından alınması tarihinden itibaren geçerli olur.

3. Yukarıdaki 1. paragrafta zikredilen hükümler hakkında ihtirazi bir kayıt koyan Taraf, başka bir Tarafın bu hükmü uygulamasını talep edemez; bununla beraber, çekince kısmi veya şartlı ise, bu hükmün kendisinin kabul ettiği ölçüde uygulanmasını talep edebilir.

Madde 26

1. Taraflardan biri, herhangi bir zamanda Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bir ihbar göndererek işbu Sözleşmeyi feshedebilir.

2. Sözleşmenin feshi, ihbarın Genel Sekreter tarafından alınma tarihinden itibaren altı ay sonraki sürenin bitimini izleyen ayın ilk gününden itibaren geçerli olur.

Madde 27

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Avrupa Konseyine üye Devletlere, işbu Sözleşmeye katılan her Devlete ve katıldığı takdirde Avrupa Ekonomik Topluluğuna;
a) Tüm imza,
b) Tüm onay, kabul, tasvip ve katılma belgelerinin teslimi,
c) İşbu Sözleşmenin 23. ve 24. maddeler uyarınca, her türlü yürürlüğe giriş tarihini,
d) İşbu Sözleşme ile ilgili olan diğer bütün işlem, duyuru ve haberleşmeyi bildirecektir.

Tanık huzurunda, aşağıda imzalan bulunanlar, tam yetkili kişiler olarak işbu Sözleşmeyi İmzalamışlardır.

İşbu Sözleşme İngilizce ve Fransızca dillerinde, her iki metin de eşit olarak geçerli olmak üzere ve tek kopya halinde Avrupa Konseyi arşivlerinde muhafaza edilmek için 3 Ekim 1985 tarihinde Granada’da yapılmıştır. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Sözleşmesinin tasdikli bir kopyasını Avrupa Konseyine üye bütün Devletlere ve bu Sözleşmeye katılmaya davet olunan her Devlete veya Avrupa Ekonomik Topluluğuna gönderecektir.

Sacit Kayasu

0
Sacit Kayasu

Sacit Kayasu, 21 Ekim 1952 tarihinde Denizli, Babadağ’da doğdu. 1958 yılında ailesi ile birlikte Babadağ’dan Denizli’ye taşındı. İlkokulu 1958-63 yılları arasında Denizli Katip Çelebi İlkokulunda okudu. 1969 yılında Denizli Lisesi’ni bitirdi. Lisede okurken önce duvar gazetesi sonra da mahalli gazete olarak Meş’ale isimli okul gazetesini çıkardı. 1970 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘ne girdi. 1975 yılı Şubat döneminde üniversiteden mezun oldu. 1976 yılının Mart ayına kadar avukatlık stajı yaptı. Mart 1976’da yedek subay olarak askerliğe başladı. 1977 yılı Temmuz ayında askerliğini tamamladı ve eksik kalan avukatlık stajını tamamlayarak aynı yıl avukatlığa başladı. 1988 yılının Ağustos ayına kadar Denizli’de avukatlık yaptı.

Avukatlığı müddetince mahalli gazetelerde vatandaşa yardımcı olacak şekilde başta hukuki konular olmak üzere her konuda yazılar yazdı. Ancak avukat olarak adalete yeterince katkıda bulunamadığını düşünerek 12 yıl avukatlık yaptıktan sonra Hakimlik ve Savcılık mesleğine geçmek için talepte bulundu. Adalet Bakanlığınca talebi kabul edildi. 4 Ağustos 1988 tarihinde fiilen savcılığa başladı. İlk görev yeri Çamlıhemşin’di. Daha sonra sırasıyla Oğuzeli, Iğdır, Adıyaman, Ödemiş ve Adana’da görev yaptı. 28 Mart 2000 tarihinde, Adana Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaparken, 1980 darbesini gerçekleştiren Kenan Evren hakkında darbe yapmak suçundan iddianame tazim edince, önce açığa alındı, daha sonra da meslekten ihraç edildi.

Emeklilik hakkını elde ettiği için, ihraç edilmeden önce emekliliğini talep etti ve emekli oldu. AİHM’de kazandığı dava sonrası avukatlık yapmak isteyen Kayasu’nun talebi İstanbul Barosu tarafından reddedildi. Barolar Birliğine yaptığı itiraz sonucu İstanbul Barosu levhasına kayıt oldu. Kayasu, üç çocuk babasıydı.

Meslekten ihracı

Kayasu Ödemiş Savcılığı görevini ifa ederken, işkence edilerek öldürülen bir erkeğe ait cesedin Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’a ait olduğunu iddia etmiş, soruşturma sürerken Adalet Bakanlığı tarafından Adana’ya atanmıştı.

Mesleki hayatının sonunu getirecek olan iddianameyi de orada hazırladı. Kayasu’nun Ağustos 1999’da bir vatandaş olarak Ankara DGM’ye dilekçeye yanıt verilmedi. Bunun üzerine 28 Mart 2000 tarihinde, 12 Eylül darbesinin lideri Kenan Evren’in anayasal suç işlediğine dair iddianamesini tazim etti ve 12 Eylül yöneticilerinin yargılanmasını istedi. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Kayasu’nun evine davet ettiği gazetecilere açıklama yaptığı ve iddianame suretlerini dağıttığı gerekçesiyle 29 Mart 2000 tarihinde yargılanmasına izin verdi. HSYK, Kayasu’ya 30 Mart 2000 tarihinde kınama cezası verdi.

Bu arada Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianameyi sadece kınama olarak görerek işlem yapılmasına da Anayasanın Geçici 15. madde uyarınca gerek olmadığına karar verdi. Yargıtay Ceza Daireleri Genel Kurulu’nun 15 Mayıs 2001 tarihli kararını yerine bulan Yargıtay 9. Ceza Dairesi de, 11 Aralık 2002 tarihinde Kayasu’yu “görevi kötüye kullanmak” ve “askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif” iddialarıyla hapisten para cezasına mahkûm etti ve cezaları erteledi. 20 Nisan 2000’da savcılık görevinden uzaklaştırılan Kayasu, HSYK kararıyla da 27 Şubat 2003’te meslekten ihraç edildi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararı

13 Kasım 2008 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sacit Kayasu’nun “ifade özgürlüğünü kısıtladığı” için Türkiye’yi 41 bin avro tazminata mahkûm etti. Kayasu’nun, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 13. ve 10. maddelerine aykırı davranıldığı iddiasıyla yaptığı başvuruyu karara bağlayan AİHM, Türkiye’nin hem kendisini girişim ve kararlarıyla ifade eden bir savcıyı engellediğini, hem de mahkemede hakkını aramasına engel olduğuna oybirliğiyle karar verdi.

AİHM Sacit Kayasu Kararı

Eski Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu, Kasım 2014’te İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

Burhan Apaydın

0
Burhan Apaydın

Avukat Burhan Apaydın, 1924 yılında dünyaya geldi.  İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘ni kazandı ve bu okuldan mezun oldu. İstanbul Üniv2ersitesi Hukuk Fakültesi Teşkilatı Esasiye(Anayasa Hukuku) Hukuku Kürsüsü Asistanlığına atandı ve bir süre burada görev yaptı.

1948 yılında İstanbul Barosuna bağlı olarak Serbest Avukatlık yapmaya başladı. 

Türk Hukuk Tarihinde adı ile önemli yer tutan hukukçularından biri olan Avukat Burhan Apaydın’ın babası cumhuriyet tarihinin ilk faili meçhul cinayetinin kurbanı olan Ağır Ceza Reisi Ali Rıza Bey’dir.  Apaydın’ın kardeşi  ise Türkiye’de ünlü avukat olan sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanmış olan Avukat Orhan Adli Apaydın’dır. 

1961 seçimlerinde Adalet Partisi'nden Ankara Milletvekili seçilen Av. Burhan Apaydın ve Aydın Milletvekili Av. Orhan Adlî Apaydın kardeşler TBMM'de.

Yassıada Yargılamaları ve Burhan Apaydın

Avukat Burhan Apaydın, İstanbul Barosu yönetim kurulunun almış olduğu karara aykırı davranarak ünlü 1960 ihtilali sonrası kurulan mahkemelerde yargılanan ve Yassıada’da bulunan Adnan Menderes‘in avukatlığını ve savunmasını kardeşi Avukat Orhan Adli Apaydın ile birlikte üstlendi. Silahların gölgesinde yapılan yargılama sırasında Adnan Menderes için “Yere düşmekle sakıt olmaz cevher kadrü kıymetten” dediği için tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tutuklandıktan kısa bir süre sonra serbest bırakıldı. Ancak Menderes’in savunmasını yaparken Cemal Gürsel’in yazdığı ve Bayar’ın yerine Menderes’in Cumhurbaşkanı olmasını öneren ancak değiştirilen mektubunun aslının okunmasında ısrar ettiği için tekrar tutuklandı. 

Tutuklu bulunduğu sırada Menderes’in idam edileceği haberini aldığında büyük bir üzüntü yaşadığı için aynı cezaevinde tutuklu bulunan Kürt İdris lakaplı İdris Özbir tarafından kendisine gösterilen dostluk sebebiyle Kürt İdris’in ömür boyu avukatlığını üstlendi. 

Avukat Burhan Apaydın, Ahmet Emin Yalman, Hüseyin Emir Erkilet, Uğur Mumcu, Dündar Kılıç, Aysel Toprak ve Abdullah Baştürk gibi ünlü Türklerin avukatlığını yapmıştır.

Siyasal Yaşamı

Avukat Burhan Apaydın,  27 Mayıs 1960 darbesi sonrası Yassıada yargılamalarında avukatlığını üstlendiği Adnan Menderes’in idamından sonraki ilk seçimlerde Adalet Partisi’nden 12. dönem Ankara milletvekili seçildi. 1962 yılında Adalet Partisi’nden ihraç edildi ve Yeni Türkiye Partisi’ne katıldı.  1963 seçimlerinde Yeni Türkiye Partisi’nin İstanbul Belediye Başkan adayı oldu,

1965 yılında siyaseti bırakarak tekrar serbest avukatlığa devam etme kararı aldı ve uzun yıllar avukatlık mesleğini icra etti. 

Apaydın, 20 Nisan 2013 tarihinde 89 yaşında iken Kadıköy’deki evinde hayata veda etti. Cenazesi avukat kardeşi Orhan Apaydın’ın yanında Zincirlikuyu Mezarlığı’nda aile kabristanına defnedildi. 

Doğan Yurdakul ve F. Cengiz Erdinç’in ortaklaşa yazdıkları “Adalet Savaşçısı” adlı kitap Avukat Burhan Apaydın’ın hayatını anlatmaktadır.

Avukat Burhan Apaydın’ın babası cumhuriyet tarihinin ilk faili meçhul cinayetinin kurbanı olan Ağır Ceza Reisi Ali Rıza Bey’dir.

 

Harun Tepe

0

Prof. Dr. Harun Tepe, 1956 yılında Balıkesir’de doğdu. Eğitim hayatına Balıkesir Muharrem Hasbi Koray Lisesi’nde başladı. 1973 yılında liseden mezun oldu.

1978 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü bitirdi. Sosyoloji eğitiminin yanı sıra felsefe, psikoloji ve pedagoji alanlarında sertifikalar aldı. Lisans eğitiminin ardından 1978-1981 yılları arasında Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü’nde çalıştı.

Akademik Kariyeri ve Bilimsel Çalışmaları 

Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde Nüfus Dinamiği Programını 1981 yılında tamamladı. Yüksek lisans derecesi bu program ile elde etti. Aynı üniversitenin Felsefe Bölümünde başladığı ikinci yüksek lisansını 1985 yılında tamamladı. Aynı yıl doktora eğitimine başladı.

1989-1990 yılları arası doktora teziyle ilgili, 1990-1991 yılları arasında ise doktora sonrası bilimsel araştırmalar yürütmek üzere Almanya’nın Johannes Gutenberg (Mainz) Üniversitesi’nde bulundu. Prof. Dr. Richard Wisser danışmanlığında bilimsel araştırmalar yaptı.

1990 yılında Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi danışmanlığında hazırladığı ve ” doğruluk-kesinlik sorununu” ele aldığı “Ontolojik yaklaşım açısından R. Carnap ve N. Hartmann’da Bilgi ve Doğruluk Sorunu başlıklı tezini savunarak felsefe doktoru oldu.

Goethe Enstitüsü bursu ile Berlin ve Mannheim Goethe Enstitüleri’nde dil kurslarına katıldı. Ayrıca Alman Akademik Değişim Servisi (DAAD) bursuyla Freiburg Goethe Enstitüsü’nde dil kursu aldı. Almanya’da bulunduğu yıllarda Latince öğrendi. DAAD bursunun bir yıl daha uzatılmasıyla Almanya’da “Doğruluk ve Kesinlik Sorunu” üzerine çalışmalarına devam etti.

Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü’nde; 1991-1993 yıllarında yardımcı doçent olarak olarak çalıştı. 1993 yılında felsefe doçenti oldu ve 2002 yılına kadar aynı fakültede kariyerine devam etti. 2002 yılında felsefe alanında profesörlük derecesini elde etti.

2018’de sekiz ay süreyle Toronto Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak çalıştı. İnsan hakları eleştirileri üzerine araştırmalar yaptı.

Son yıllarda özellikle; 20. Yüzyılda Felsefe, Özgürlük Sorunu, Yabancı Dilde Felsefe Metinleri, Felsefede Araştırmanın Özelliği, Yüzyılımızda İnsan, İnsan Haklarının Antropolojik Temelleri, İnsan Haklarına İlişkin Pratiğe Yansıyan Teorik Sorunlar, 18. Yüzyılda Felsefe, İnsan Felsefesi, Etik Problemleri ve İnsan Haklarının Bilgisel Temelleri başlıkları altında dersler vermektedir.

İdari Görevleri ile Ulusal ve Uluslararası Kurum ve Kuruluşlardaki Faaliyetleri 

Prof. Dr. Harun Tepe, Hacettepe Üniversitesinde; 17 Nisan 1999- 17 Nisan 2002 tarihleri arasında doçent temsilcisi olarak Edebiyat Fakültesi Yönetim Kurulu Üyeliği, 1995- 2002 yılları arasında Felsefe Bölüm Başkan Yardımcılığı, 1998-2008 yıllarında İnsan Hakları ve Felsefesi Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyeliği, 2003- 2009 yıllarında İnsan Hakları Anabilim Dalı Başkanlığı, 2003-2006 yıllarında Felsefe Bölüm Başkanlığı görevlerini yürüttü.

2008’de, Hacettepe Üniversitesi İnsan Hakları ve Felsefesi Uygulama ve Araştırma Merkezi‘nin müdürlüğüne getirildi. Merkez, Türkiye’deki ilk insan hakları doktora programı düzenleyen birimdir.

 1991 yılından itibaren Türkiye Felsefe Kurumu Yönetim Kurulu üyesi olarak göreve başladı. Kurum bünyesinde birçok yayın faaliyeti ve bilimsel çalışma yürüttü.

2010-2014 yılları arasında UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’nda Yönetim Kurulu üyesi, Felsefe İhtisas ve İnsan Hakları İhtisas Komiteleri Başkanı olarak görev yaptı. Hacettepe Üniversitesi Akademik Etik Kurul üyesi, “YÖK, Sosyal ve Beşeri Bilimler Etik Kurulu Üyesi” ve Hacettepe Üniversitesi, Sosyal ve Beşeri Bilimler Yayın Etiği Kurulu başkanı olarak faaliyetlerini yürüttü.

2016-2018 ve 2018-2020 yönetim dönemlerinde Türkiye Tabipleri Birliği Merkez Etik Kurul Üyesi olarak görev yaptı 2020 yılında aynı görevi yeniden üstlendi.

Makaleleri ve Bilimsel Tebliğleri 

Prorf. Harun Tepe’nin; “Yüzyılımızın Dönemecinde Etikten Beklenenler ve Etiğin Durumu”, “Türkiye’de Etik Çalışmaları”, “Viyana Çevresi Filozoflarında Doğrulama ve/veya Onaylama”, “İnsan Hakları ve Anayasalarımız: 1924, 1961 ve 1982 Anayasaları”, “Çiğnenen Onurlar ya da Gazetecilikte Etik Sorunlar”, “Etik, ‘Biyoetik’ ve ‘Psikiyatri Etiği’”, “Platons Politeia: Eine Utopie oder ein Entwurf einer ‘geschlossenen Gesellschaft’?”, “Çalışma İlişkileri ve Etik”, “İnsan Hakları Nedir ve Neyin Aracıdır?”,  “Bilgilenme Hakkı: Bilgi ve İnsan”, “Değerler ve Değer Bilgisi”, “Hukuk Felsefesi: Hukuk mudur Felsefe mi?”, “Etik Bilgi ve Yaşam”, “Günümüz Sorunları Karşısında Kant Etiği”, “Hukuk ve Etik: Hukukun Etik Temelleri”, “Değerlerden Bağımsız Bir Hukuk Mümkün müdür? Hukukun Etik Temelleri”,  ’İyi’ Nedir ya da Neye ‘İyi’ Denebilir?”, “Approaches in Ethics and Kuçuradi’s Ethics”, “Günümüz Etiğinin Epistemolojik İkilemleri”, “Ethics in the Beginning of XXI. Century”, “Identity, Cultural Identities and Human Rights”, “Professional Ethics: It’s Foundations and Problems”, “Approaches to Ethics in Turkey and in the World”, “Karl Otto Apel’in Ortak Sorumluluk Etiği”, “Etik Bakış Açısından Yozlaşma”, “Epistemological Dilemmas of Contemporary Ethics”, “Ethics in Turkey” ve “‘Ethics of Journalism’ or On Ethical Problems in the Mass Media” başlıkları altında, çeşitli ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanmış makaleleri, konferans ve sempuzyumlarda sunulmuş tebliğleri ve kitap bölümleri bulunmaktadır.

 

Prof. Dr. Harun Tepe’nin Eserleri

Hukukta ve Yargıda Etik

Hukukun etikle ilişkisi tartışmalıdır. Soru bazen doğrudan “Hukuk etiksiz olabilir mi?” biçiminde, bazen de değerler dolayımında “Değerlerden bağımsız bir hukuk olabilir mi?” biçiminde sorulagelmiş; ama hukukun etikle ilişkisi hep hukuk felsefesinin ana tartışma konuları arasında yer almıştır. Bu kitapta yer alan yazılarda hukukun değerlerden bağımsız olamayacağı, hukukun etik temellere dayalı olduğu, adalete dayalı olmayan hukukun hukuk olamayacağı iddia edilmektedir. Bu kuşkusuz belli bir “hukuk” kavramına dayanılarak ve farklı türden kimi bilgisel öncüllerden yola çıkılarak yapılmakta, hukukun neden etik olmadan “hukuk” olamayacağı temellendirilmeye çalışılmaktadır.

İnsan Hakları Felsefesi

Kimi sert teorik ve pratik eleştirilere karşın, insan hakları hala günümüzün öne çıkan söylemlerinden biridir. Tüm diğer rastlantısal özellikleri bir yana, yalnızca insan oldukları için kişilerin bazı temel hakları oldukları düşünülmekte, bu haklara da “insan hakları” denilmektedir. Bu kitapta yer alan yazılarda “insan”, “insan doğası”, “insan hakları” ve “evrensellik” kavramları üzerinde durulmakta; bir insan hakları ölçütü geliştirilmesi ve insan haklarının temellendirilmesi gibi, insan haklarının bilgisel ve antropolojik temellerine ilişkin kimi teorik sorunlar ele alınıp tartışılmaktadır. İnsan Hakları kapsamına felsefi bir disiplinle incelenen kitabın; temel kavramlar, ölçüt ve kapsamları irdelenerek insan haklarının bilgisel derinliklerine iniyor. Günümüzde varlığını devam ettiren insan hakları ve evrensellik boyutundaki tartışmaları ele alınıyor. İnsan nedir? Sorunun cevabını aralayan; İnsanın ve haklarının evrendeki amacına yönelik çok yönlü yani; Multi disiplinel bir katkı sağlarken karşılaştırmalarda bulunuyor. İnsan doğasının bilinmezliğine yönelik araştırmalarla bir nebze katkı sunmaya çalışan kitap insanı tanımayı ve tanıtmayı da kendisine bir amaç edinmiş.

Platon’dan Habermas’a Felsefede Dogruluk Ya Da Hakikat 

“Bilim adamları doğruluğu arıyorlar, ara sıra buluyorlar da sanatçılar doğruluğu aramıyorlar, bu nedenle buldukları da yok; felsefenin ise bilim ve sanat arasında paradoksal bir yeri var, çünkü filozoflar doğruluğu arıyorlar, ama bir türlü bulamıyorlar.” Felsefenin doğruluğu ya da hakikati arama çabası olduğu yaygın bir kanıdır. Aranılan, yüzyıllardır izi sürülen bu hakikat nedir, nerededir, neden bir türlü ona ulaşılamamaktadır? Doğruluk nedir, doğru bilgiyi yanlıştan ayırabileceğimiz bir ölçüt var mıdır? Kesinlik nedir, tüm bilgilerden aynı kesinliği bekleyebilir miyiz? Bu kitap tüm bu ve benzeri soruları ele alarak, doğruluğun ne olduğunu, Platon’dan Habermas’a farklı felsefe görüşlerine dayanarak yanıtlamaya, doğruluğun nesneye uygunluk olduğunu söyleyen geleneksel doğruluk kuramını ve ona karşı çıkan doğruluk kuramlarını değerlendirmeye çalışmaktadır. İlk baskısı Ark Yayınevi tarafından 1995 2017 yılında yapılmış, daha sonra yeni baskıları çıkmıştır.

Günümüzden Bakınca Kant Etiği

Günümüzden Bakınca Kant Etiği

Harun Tepe, “Günümüzden Bakınca Kant Etiği”  adlı eseri İoanna Kuçuradi ve Nebil Reyhani ile birlikte  kaleme almıştır.

Günümüz felsefe tartışmalarında görmezden gelinemeyen etik görüşlerinin başında gelen Kant etiği çok farklı ve sorunlu biçimlerde anlaşılıp değerlendirilmektedir. Günümüzden Bakınca Kant Etiği, İoanna Kuçuradi ile Hacettepe Felsefe’de onun farklı tarihlerde öğrencisi olmuş, kendisinden Kant dersi almış olan Harun Tepe ve Nebil Reyhani’nin yazılarını bir araya getirmektedir. Üç kuşak felsefecinin yazılarının bir kitapta toplanıp yayınlanmasının nedeni ise etik sorunlara değeri hiç eksilmeyen bir ışık tutmuş olan Kant’ın etik görüşünün anlaşılması ve doğru değerlendirilmesine katkıda bulunmak, onun günümüz etik sorunlarının aydınlatılmasına yapabileceği katkıya işaret etmektir.

 

Etik ve Metaetik-20. Yüzyıl Felsefesinde Normatiflik Sorunu 

Bu kitap, “bilimsel felsefe”nin etikte bir yansıması olan ve Anglo-Amerikan felsefe dünyasında bugün etikle en yaygın uğraşma yolu olan metaetik üzerine, ülkemizde yayımlanan ilk çalışmadır.

Harun Tepe bu çalışmasında, etik alanında metaetik ile kural getiren (normatif) etik yaklaşımlarını benimseyenler arasındaki tartışmayı serimlemekte, bu tartışmanın kaynağına ve sonuçlarına ışık tutmakta, ayrıca da etikteki bu yaklaşımların özgün bir değerlendirmesini yapmaktadır.

Eserin ilk baskısı Türkiye Felsefe Kurumu Yayınlarından 1992 yılında yapılmıştır.

 

Türkiye‘de ve Dünyada İnsan Hakları Eğitimi/Human Rights Education in Turkey and in the World

Bu kitap UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, İnsan Hakları İhtisas Komitesi’nin öncülüğünde, Hacettepe ve Maltepe Üniversiteleri İnsan Hakları Merkezleri tarafından Hacettepe Üniversitesi’nde düzenlenen “UNESCO Karar ve Verileri Işığında İnsan Hakları Eğitimi” uluslararası konferansının bildirilerinden oluşmaktadır. Kitabın editörlüğünü Komite Üyesi Harun Tepe yapmıştır. 

Türkçe ve İngilizce olarak sunuldukları dilde basılan bu bildirilerde, dünyamızda insan hakları eğitiminin sorunları ele alınmakta ve nasıl bir insan hakları eğitimiyle bugün yaşanan insan hakları ihlallerinin azaltılabileceği, insan hakları ihlallerinin daha az yaşandığı bir dünyanın ne tür bir eğitimle kurulabileceği, farklı ülkelerin bu konudaki deneyimlerine dayanılarak tartışılmaktadır.

 

Teorik Etik – Etiğin Bilgesel Sorunları

Son zamanlarda etik yerine, ‘pratik etik’ ve ‘teorik etik’ adlandırmaları yaygın bir biçimde kullanılır oldu. Etiğin teorik ve pratik sorunlarının olduğu düşünülerek, etiğin teorik yanını adlandırmak için ‘teorik etik’ veya ‘felsefi etik’; pratik yanı içinse ‘pratik etik’ veya ‘uygulamalı etik’ sözcükleri kullanılmaya başlandı. Aslında etik ne salt teorik ne de salt pratiktir. Etik bir bilme etkinliğidir, sözcüğün kökensel anlamıyla bir theoria, olan biteni seyretme etkinliğidir; ama bilgi için bilgi ya da kendisi amaç olan bilgi değildir etiğin amaçladığı, pratiğe ya da eyleme dönük bilgidir.

Bu kitapta yer alan yazılar etik-yaşam ilişkisi, olgu-değer uçurumu, etiğin bilgikuramsal ikilemleri, değerler ve değerlerin bilgisi, iyi ve kötünün ne olduğu gibi teorik etikle ilgili bilgisel sorunları ele alıp tartışmaya açmaktadır.

 

Pratik Etik – Etiğin Pratik Sorunları

Ayrımcılık, yoksulluk, şiddet, adaletsizlik, küresel iklim değişikliği gibi sorunlar günümüzde etik sorunlar olarak da ele alınmaya başlandı. Çoğu zaman insan haklarının çiğnenmesine yol açan bu sorunları etiğin görmezden gelmesi de beklenemezdi zaten. Tıp etiği kökenli biyoetiğin ve bununla birlikte farklı ‘meslek etikleri’nin ortaya çıkıp gelişmeleri ve şiddet, ayrımcılık, yozlaşma, adaletsizlik vb. etik sorunları ele alan çalışmaların sayısının artması, ‘pratik etik’ veya ‘uygulamalı etik’ olarak adlandırılan yeni bir etik alanından söz edilmesine yol açtı. Ayrımcılık, başkaldırı, şiddet, yozlaşma gibi etik sorunlar ile çevre, bilim, işletmeler, gazetecilik, tıp ve akademik çalışma alanlarında ortaya çıkan etik sorunları ele alan bu kitaptaki yazılarda da görülebileceği gibi, bu sorunların etik bakışla ele alınıp aydınlatılması yalnız insan türü için değil, gezegenimizin tüm canlılarının geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.

 

 

Etik ve Meslek Etikleri

Son yıllarda meslek etiklerinden daha sık söz edilmeye başlandı. Çeşitli mesleklerde karşılaşılan etik sorunların gittikçe daha fazla farkına varılmasıyla birlikte meslek etiklerinin sayısı da arttı. Etik sorunlaını aşmak için her meslek kendi meslek ilkelerini geliştirmeye çalıştı. Sonuçta neredeyse meslek sayısı kadar “etik” ortaya çıktı. Bu durum akla şu soruları getirmekte: “Bir mesleğin yapılması sırasında karşılaşılan etik sorunlar, günlük yaşamda karşılaşılan etik sorunlardan farklı mıdır?”, “Yoksa farklı mesleklerde, o mesleğe özgü kimi bilgiler de gerektiren, aynı türden etik sorunlarla mı karşı karşıyayız?” Kitap, bu ve benzeri soruları ele alarak, meslek etiklerine farklı bir yaklaşımın olduğuna dikkati çekmektedir. Bu ise İoanna Kuçuradi, Peter Koslowski, Yaman Örs, Kriton Curi, Klaus Leiseinger, Vittorio Hösle, Harun Tepe, Zeynep Davran, Friedrich Kübler, Hayrettin Ökçesiz ve Mümtaz Soysal‘ın yazılarıyla yapılmakta. Eser, Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları tarafından 2000 yılında basılmış, kitabın editörlüğünü Harun Tepe yapmıştır.

 

Miletli Filozoflar Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes

“Anadolu’da doğup büyümüş olmak, bu topraklarda yaşamak, çoğumuzun farkında olmadığı bir ayrıcalıktır. Çünkü bu topraklarda dokuz-on uygarlık –Urartu, Hitit, Frigya, Lidya, Troia, İonya, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı uygarlıkları− yeşermiş ve birbirini etkilemiştir…. Bu dokuz-on uygarlığın yeşerdiği bu topraklar, aynı zamanda felsefenin ve felsefî bilgiye dayanan bilgeliğin de kaynağını bulduğu topraklardır… Felsefeyi başlatanlar olsun olmasın, Miletos’lu üç filozof/bilim insanı, elimizdeki kaynaklara bakarak konuşursak, düşünce tarihinde bir dönüm noktasıdırlar. ‘Anadolu’da Felsefeye Yolculuk’ projesiyle, topraklarımızda gerçekleşen düşünce başarılarına, kitapların dışında, yaşadıkları yerlerde sahip çıkmak istedik.”

Bu kitap UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, Felsefe İhtisas Komitesi’nin, Türkiye Felsefe Kurumu ve Adnan Menderes Üniversitesi Felsefe Bölümü ile birlikte 8-9 Kasım 2013 tarihlerinde Aydın’da gerçekleştirdiği, felsefeci ve arkeologların katıldığı Anadolu’da Felsefeye Yolculuk III, “Miletli Filozoflar: Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes” başlıklı sempozyumun bildirilerini bir araya getirmektedir. Yayına Harun Tepe tarafından hazırlanmıştır.

 

Sinoplu Bir Filozof Diogene

 

Bu kitap UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, Felsefe İhtisas Komitesi’nin, Türkiye Felsefe Kurumu ve Sinop Üniversitesi Rektörlüğüyle birlikte 19-20 Nisan 2013’te Sinop’ta gerçekleştirdiği Anadolu’da Felsefeye Yolculuk II, Sinoplu Bir Filozof: Diogenes başlıklı sempozyumun bildirilerinden oluşmaktadır. Bu kitap, “bilimsel felsefe”nin etikte bir yansıması olan ve Anglo-Amerikan felsefe dünyasında bugün etikle en yaygın uğraşma yolu olan metaetik üzerine, ülkemizde yayımlanan ilk çalışmadır. Harun Tepe bu çalışmasında, etik alanında metaetik ile kural getiren (normatif) etik yaklaşımlarını benimseyenler arasındaki tartışmayı serimlemekte, bu tartışmanın kaynağına ve sonuçlarına ışık tutmakta, ayrıca da etikteki bu yaklaşımların özgün bir değerlendirmesini yapmaktadır. “Diogenes’in dâhil edildiği akım bir yaşayış biçimini yansıtır: köpeksi, kynik. Akımın temsilcileri de bu adı benimsemiştir. Aşağılayıcı bir kelime olduğu belli, ama sokak köpeğinin boynundan bağlanmadığı, özgür olduğu da düşünülmeli… Diogenes’in en çok bilinen cümlesi Büyük İskender’e söylediğidir. İskender, Aristoteles’in öğrencisiydi; babası Filip filozofu sarayına çağırmıştı. İskender’in “Eğer İskender olmasaydım Diogenes olmak isterdim” deyişi, hocasından çok bir köpeksiye saygısını gösterir. O komutan o filozofa kendisinden bir istekte bulunmasını söylediğinde, “güneşime engel olma yeter” (yaygın bilinen şekliyle “gölge etme başka ihsan istemem”) cevabını alınca daha da saygı duymuş olmalı” (Uluğ NUTKU)

 

On Kavramda Wittgenstein

Ludwig Wittgenstein, modern felsefe denilince akla gelen ilk isimlerden. Kendi rızasıyla Birinci Dünya Savaşı’nın en ön cephelerinde görev almıştı, çünkü ölümle burun buruna yaşamanın nasıl bir şey olduğunu tecrübe etmek istiyordu. Titiz bir mantık işçiliğinin sonucunda, felsefenin, dilin mantığının yanlış anlaşılmasından doğduğu fikrini ortaya atmış ve böylece felsefi sorunların kaynağını bulduğunu ve “nihai çözüme” ulaştığını iddia etmişti. Bunun sonucundaysa “felsefeyle uğraşmayı” bırakmıştı. Trinity College’da felsefe dersleri verdiyse de bu dersler öğrencilerin dikkatini pek de çekmemişti; zira hem Wittgenstein’ın yaptığı şey ders anlatmaktan ziyade sesli düşünmekti hem de ele aldığı konular öyle kolayca nüfuz edilebilecek türden değildi.  On Kavramda Wittgenstein başlıklı çalışmasında Harun Tepe, bu sıra dışı filozofun sarsıcı ve görece girift fikirlerini ana hatlarıyla açıklıyor. Dil ile dünya arasındaki ilişki, dünyayı oluşturan şeyin neliği, anlam, etik ve estetik gibi Wittgenstein felsefesinin en temel temalarına, filozofun düşünce dünyasını derli toplu bir şekilde haritalandırmak suretiyle odaklanıyor.

 

L. Wittgenstein: Temel Kavram ve Sorunlar

Bu kitap ana kavram ve sorunlarıyla Wittgenstein felsefesini oraya koymaya çalışan bir Wittgenstein albümü olarak okunabilir. Tek bir dil geliştirme çabasıyla başlayıp dilin kullanımlarına hiçbir müdahalede bulunmama, sadece çeşitli yaşam bağlamlarında oynanan dil oyunları çokluğunu gözler önüne sermeyle biten bir felsefe çizgisini tüketici bir biçimde sunmak aşırı bir iddia olurdu. Burada onun dil (ve/veya mantık) ve metafizik sorunlarını ele alan kimi yazılara olduğu kadar, estetik ve etikle ilgili çalışmalarını ele alan yazıları da yer verilmiştir. Bunun Wittgenstein düşüncesini değişen ve aynı kalan yanlarıyla anlamaya yardımcı olması beklenmektedir.

 

Varlık ve Bilgi, Ontolojik Yaklaşımla Felsefe Yapmak

Ontolojik yaklaşım, “nesne edinilenin varlıkça yapısına ve neliğine yönelen ve bağlantılarını olduğu kadar diğer şeylerle ilgisini ve onlardan farkını gören bakıştır”. Bu kitapta yer alan yazılar bilgi sorunlarını ontolojik bir yaklaşımla ele almanın elverişliliğine dikkat çekmektedirler. Ama bu, ne bilmenin zihinsel bir edim olduğunun (epistemolojik bakışın), ne de bilgilerin yalnızca sözcüklerle ifade edilebildiğinin (dilsel bakışın) yadsınması veya önemsiz görülmesidir. Öte yandan, dil, sözcüklerden oluşsa bile, varolan herşeyin sözcükler olmadığı; “varolan” da bir sözcük olsa bile, dünyanın farlı türden varolanlardan oluştuğu ve bunların bilgilerinin de bazı farklılıklar taşıdığı da açıktır. Bu kitap işte bu ve benzeri düşünceleri tartışan yazılardan oluşmaktadır. Zeitgeist’a aykırı yazıların da okunabileceği ve yararlı olabileceği umudu ve beklentileriyle yayımlanmasına karar verilmiştir.

 

Siyaset Felsefesi

Siyaset çağdaş toplumlar için en yaşamsal kurumlardan birisidir. Onun kararlardan
toplumun tüm kesimleri etkilenmekte, yaptıkları ve yapmadıklarıyla siyaset, toplumun yazgısını belirlemektedir. Bu nedenle siyaset sorunlarına ilgisiz kalmak güçtür. Filozofların, düşünürlerin bu sorunlara ilgisiz kalmaları ise çok daha güçtür; çünkü felsefe sorunları yaşamda filizlenen, yaşamdan devşirilen sorunlardır. Felsefe yaşamda karşılaşılan sorunların üzerine gider. Yaşamda karşı karşıya kalınan ve ancak felsefi bakışla çözülebilecek sorunlardır felsefe sorunları. Nesneleştirerek, kavramlaştırarak, ideleştirerek onlar üzerine düşünür filozof. Sonuçta da, baktığı şeyin yapısını, neliğini, diğer şeylerle benzerlik ve farklılıklarını veren bilgiler, felsefi bilgiler ortaya koyar. Bu ortaya koyduğu felsefi bilgilerle de tek tek olaylara, yaşananlara, sorunlara ışık tutar felsefe. Siyaset felsefesi de bu doğrultuda siyaset sorunlarına yönelerek onları aydınlatmaya çalışmaktadır.

 

Biyoetik Terimleri Sözlüğü
Türkçede bir ilk olan bu sözlük, Türkçe biyoetik dilinin oluşmasına katkıda bulunmak amacıyla hazırlanmıştır. Etik terimlerin dilimizdeki kullanımlarına bakarak ve İngilizce terimlere önerilmiş olan Türkçe karşılıkları tarayarak yapılan bu çalışmada, biyoetik terimlerine dilimizde en uygun karşılıkların bulunması, anlamlarının açık biçimde belirlenmesi ve sınırlarının çizilmesi hedeflenmiştir. Genel etik terimleri ile biyoetik terimlerinden oluşan bu sözlük, hem kuramsal çalışma yapan akademisyenler, öğrenciler hem de sağlık alanında çalışanlar için etik bir kılavuz niteliğindedir.

Çocuklar için Felsefe Eğitimi

“Oğuz Atay, Tutunamayanlar’ın bir yerinde kahramanına, lüzumu kadar sorumuz olmadığını ama lüzumundan çok cevabımız olduğunu söyletir. Çok haklı. Çok cevabımız, ama pek az sorumuz var. İnsanlığın soru açığını felsefe yapanlar ve çocuklar kapatmaya çalışıyor. Felsefe yapanlar ile çocuklar arasında başka bir ilişki daha var: Çocuklar, inatla, ısrarla, sorularının hakkını ararlar. Eğer yol üstünde buldukları cevaplarla tatmin olmadan, cevap istiflemenin baştan çıkarıcılığına kapılmadan büyüyebilir, yaş alabilirlerse, yani içlerindeki çocuğu koruyabilirlerse, ileri yaşlarda yapmayı sürdürdükleri şeye felsefe deriz.”

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu, MEB ve Türkiye Felsefe Kurumu’nun ortaklaşa gerçekleştirdikleri İlk ve Ortaöğretimde Felsefe Çalıştayı’nın bildirilerini bir araya getiren bu kitap, felsefe öğretmenleri ve uzmanlarının ülkemizdeki ve dünyadaki felsefe eğitimine ilişkin görüşleri yanında çocuklar için felsefe kitapları yazan yazar ve yayınevlerinin görüşlerini de ortaya koyarak ülkemizdeki felsefe eğitimine ışık tutmaya çalışmaktadır. Prof. Dr. Betül ÇOTUKSÖKEN  ile birlikte “Çocuklar için Felsefe Eğitimi” isimli ve “Sinoplu Bir Filozof Diogene”; A. Kadir ÇÜÇEN ile birlikte  “Miletli Filozoflar Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes” isimli eseri Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları tarafından basılmıştır. Ayrıca, Fenomenoloji Üzerine Beş Ders (Edmund Husserl’dan, 1997), Ontolojinin Işığında Bilgi (N. Hartmann’dan, 1998), İnsanın Kosmostaki Yeri (Max Scheler’den, 1998)  isimli çeviri eserleri bulunmaktadır. 

 

Fenomenoloji Üzerine Beş Ders

Bu kitap Husserl’in 1907de Göttingen Üniversitesinde Fenomenoloji üzerine verdiği beş dersin metnini bir araya getirmektedir. Husserl bu Beş Derste fenomenolojisinin ana savlarını ve neredeyse tüm temel kavramlarını ortaya koyarak fenomenolojik düşünmenin yürüdüğü yolu bize göstermektedir. Bu dersler aynı zamanda onun düşünce çizgisindeki önemli bir dönüşüme, fenomenolojinin transzendental fenomenolojiye dönüşümünün başlangıcına da tanıklık etmektedir. Fenomenoloji görerek, aydınlatarak, anlam belirleyerek ve anlam ayrımı yaparak yol alır. Fenomenoloji karşılaştırır, ayrım yapar, bağlar, ilişkiye sokar, parçalara böler, öğelerine ayırır. Ama her şeyi saf görmeyle yapar. Kuramlaştırmaz, matematikleştirmez; zira, tümdengelimli kuram anlamında hiçbir açıklamada bulunmaz. Edmund Husserl

Kitap, Türkçe’ye Harun Tepe tarafından kazandırılmıştır.

 

Ontolojinin Işığında Bilgi / Die Erkenntnis im Lichte der Ontologie

Nicolai Hartmann bu kitabında, günümüzde yaygın olarak yapıldığı gibi, bilgiye yalnızca bir bilinç fenomeni olarak bakmanın, bilgi ve varlık arasındaki bağlantıyı göz ardı etmenin sakıncalarına dikkati çekiyor. Bilmenin aşkın bir edim, her bilginin de bir varolana, bir nesneye ilişkin olduğunu anımsatarak, bilgiye ontolojinin ışığında bakmanın, başta bilginin doğruluğu-kesinliği sorunu olmak üzere, birçok bilgi sorununu aydınlatmada ne kadar yol açıcı olabileceğini gösteriyor.  Bizi, günümüzde sıkça yapıldığı gibi, kuramlardan veya görüşlerden fenomenlere değil, sorunlardan ve fenomenlerden kuramlara gitmeye çağıran Hartmann’a kulak vermenin tam zamanı olsa gerek.

 

Etik, Hukuk ve İnsan Hakları. İoanna Kuçuradi’ye 85. Doğum Günü İçin

Bu kitap farklı tarihlerde ve farklı kurumlarda Hocanın öğrencisi olmuş, birçoğu onun danışmanlığında tez yazmış, kimileri bugün kendi alanlarının en iyileri arasına girmiş kişilerin yazılarından oluşuyor. Yazıların bir kısmı İoanna Kuçuradi’nin değerler, etik, sanat felsefesi ve insan haklarıyla ilgili görüşlerini inceleyen, bir kısmı onun görüşlerini başka filozofların görüşleriyle karşılaştıran, bir kısmı ise onun görüşlerinden hareketle günümüz teorik veya pratik sorunlarını ele alan özgün incelemelerdir. Hepsinde ortak olan şey ise, Hocanın felsefe yapma biçiminden veya onun görüşlerinden şu ya da bu biçimde etkilenmiş olmaları ve kendi uzmanlık alanlarında karşılaştıkları teorik veya pratik sorunların çözümünde onlardan yararlanmalarıdır.

Etik, İnsan Hakları, Hukuk Felsefesi ve Sanat Felsefesi olarak dört bölümden oluşan bu kitap, Sevgi Şahintürk, Nebil Reyhani, Nazile Kalaycı, Berfin Kart, Zuhal Kişin Köseoğlu, Özge Yücel Dericiler, Elif Dilan Kara, Yunus Düger, Aris Abacı, Elif Şahin Hamidi, Gülriz Uygur, Nadire Özdemir, Zeynep İspir, Bülent Altun, Olcay Karacan, Damla Alver, Çetin Türkyılmaz, Türkân Soman Çelik ve Ozi Huntürk’ün yazılarını bir araya getirmektedir. Kitabın editörlüğünü Harun Tepe yapmıştır.

 

İnsanın Kosmostaki Yeri

Her felsefe sorunu, doğrudan ya da dolaylı olarak insanla ilgilidir. Bu nedenle felsefede ele alınıp tartışılan her sorunun temelinde, insanın neliğine ilişkin bir kabul vardır. Bu önemli yeri nedeniyle, “İnsan nedir?” sorusu, yani soruyu soranın kendisini, kendi türünü sorguladığı soru, en başından beri filozofların sormadan edemedikleri temel sorulardan biridir. Soru, insanın kendini bilmesinin, kendi varlığının ya da türünün temel ıralayıcılarını belirleme sorusudur.”Düşünce tarihimizin hiçbir döneminde insan kendisi için günümüzdeki kadar sorun olmamıştır” saptamasından yola çıkan Scheler, İnsanın Kosmosdakı Yeri’nde “İnsan nedir?” sorusunu, yeni bir bakış açısıyla yanıtlamaya girişir.

Eser, Türkçeye Harun Tepe tarafından kazandırılmıştır.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu

0

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, insan haklarını korumak ve geliştirmek, ulusal önleme mekanizması görevini yerine getirerek ayrımcılıkla mücadele etmek amacıyla Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu gereğince 2016 yılında kurulmuştur. Kuruluş kanununa göre kurum, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz, Başbakanlıkla ilişkilidir.

Türkiye İnsan Hakları Kurumu adıyla 21 Haziran 2012 tarihli ve 6332 sayılı “Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu” ile kurulan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu 9 Aralık 2013 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile ulusal önleme mekanizması olmuş, özel bütçeli bir idare olan kurumun adı, 20 Nisan 2016’da değiştirilerek bugünkü adıyla faaliyetine devam etmesine karar verilmiştir.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun Kuruluş Amacı

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, uluslararası insan hakları sözleşmeleriyle ülkenin temel değerlerini ve beklentilerini bağdaştırarak insan hakları alanında halka ve global topluma öncülük eden, açıklama ve kararlarına güvenilen, referans alınan, kalitesi ve marka özelliğiyle uluslararası kabul gören,  insan hakları politikalarını etkileyebilen kurum olmayı vizyon olarak edinmiştir. Kurum, uluslararası arenada Türk vatandaşlarının ve akraba toplulukların yurt dışında uğrayabilecekleri insan hakları ihlallerini de gözlemleyen ve uluslararası toplumun gündemine getirebilen, gerektiğinde uluslararası alanda ihlal edilen insan hakları konusunda araştırma yapıp raporlar yayınlayabilen, yapılan haksız ithamları cevaplandırabilen ve yeni evrensel haklar tespit edebilen bir kurum olmayı amaçlamaktadır.

Kamu kurum ve kuruluşları ile görevliler; Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu tarafından yapılacak ziyaretler sebebiyle gerekli yardım ve kolaylığı göstermek zorundadır.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, görev ve yetkilerine ilişkin olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunu ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunu yılda en az bir defa bilgilendirmektedir.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun Görevleri 

İnsan haklarının korunmasına, geliştirilmesine, ayrımcılığın önlenmesine ve ihlallerin giderilmesine yönelik çalışmalar yapmak

İnsan hakları ve ayrımcılıkla mücadele konularında kitle iletişim araçlarını da kullanarak bilgilendirme ve eğitim yoluyla kamuoyunda duyarlılığı geliştirmek

Milli eğitim müfredatında bulunan insan hakları ve ayrımcılık yasağıyla ilgili bölümlerin hazırlanmasına katkıda bulunmak

Üniversiteler ile ortaklaşa faaliyetlerde bulunmak; Yükseköğretim Kurulunun eş güdümünde üniversitelerin insan hakları ve eşitlik ile ilgili bölümlerinin kurulmasına ve insan hakları ve eşitlik öğretimine dair müfredatın belirlenmesine katkıda bulunmak

Kamu kurum ve kuruluşlarının meslek öncesi ve meslek içi insan hakları ve eşitlik eğitimi programlarının esaslarının belirlenmesine ve bu programların yürütülmesine katkıda bulunmak

Görev alanıyla ilgili mevzuat çalışmalarını izlemek, değerlendirmek, bunlara ilişkin görüş ve önerilerini ilgili mercilere bildirme

İnsan hakları ihlallerini resen incelemek, araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek

Ayrımcılık yasağı ihlallerini resen veya başvuru üzerine incelemek, araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek

Kuruma başvuranlara mağduriyetlerinin giderilmesi için kullanabilecekleri idari ve hukuki süreçler konusunda yol göstermek ve başvurularını takip etmelerini sağlamak amacıyla yardımcı olmak

İşkence ve kötü muamele ile mücadele etmek ve bu konuda çalışmalar yapmak

İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsanî veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek İhtiyari Protokol hükümleri çerçevesinde ulusal önleme mekanizması olarak görev yapmak

Özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin ulusal önleme mekanizması kapsamındaki başvurularını incelemek, araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek

Özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin bulundukları yerlere haberli veya habersiz düzenli ziyaretler gerçekleştirmek, bu ziyaretlere ilişkin raporları ilgili kurum ve kuruluşlara iletmek, Kurulca gerekli görülmesi durumunda kamuoyuna açıklamak, ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurulları, il ve ilçe insan hakları kurulları ile diğer kişi, kurum ve kuruluşların bu gibi yerlere gerçekleştirdikleri ziyaretlere ilişkin raporları incelemek ve değerlendirmek

Cumhurbaşkanlığına, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına ve Başbakanlığa sunulmak üzere; insan haklarının korunması ve geliştirilmesi, işkence ve kötü muameleyle mücadele ve ayrımcılıkla mücadele alanlarında yıllık raporlar hazırlamak

Kamuoyunu bilgilendirmek, düzenli yıllık raporlar dışında, gerek görüldüğünde görev alanına ilişkin özel raporlar yayımlamak

İnsan hakları ve ayrımcılıkla mücadele alanındaki uluslararası gelişmeleri izlemek ve değerlendirmek, alanındaki uluslararası kuruluşlarla ilgili mevzuat dahilinde işbirliği yapmak

İnsan haklarının korunması ve ayrımcılıkla mücadele kapsamında faaliyet yürüten kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları ve üniversitelerle işbirliği yapmak

Diğer kurumların ayrımcılığın önlenmesine yönelik faaliyetlerine destek vermek

Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerinin uygulanmasını izlemek, bu sözleşmeler uyarınca kurulan inceleme, izleme ve denetleme mekanizmalarına Devletin sunmakla yükümlü olduğu raporların hazırlanması sürecinde, ilgili sivil toplum kuruluşlarından da yararlanmak suretiyle görüş bildirmek, bu raporların sunulacağı uluslararası toplantılara temsilci göndererek katılmak

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun Çalışma Biçimi  

Kurul, Başkanın çağrısı üzerine toplanmakta ve toplantıları başkan yönetmektedir. Toplantı gündemi Başkan tarafından hazırlanarak, toplantıdan en az üç gün önce Kurul üyelerine bildirilir. Başkanın dışında en az beş üyenin birlikte talep etmesi halinde, Kurul, Başkan tarafından beş gün içinde toplanmak zorundadır. Kurul, en az yedi üye ile toplanmakta ve en az altı üyenin aynı yöndeki oyuyla karar almakta; kararlarda çekimser oy kullanılamamaktadır.

Kurul, kendi üyeleri arasından, her bir çalışma alanı için üçer üyeli komisyonlar oluşturabilir ve başkan hariç beş üyeli daireler oluşturabilir. Başkan, dairelerin doğal üyesidir.

Kurul kararları, toplantı tarihinden itibaren en geç on beş iş günü içinde gerekçeler ve varsa karşı oy gerekçeleri yazılır. Gerektiğinde, Kurul tarafından bu süre uzatılabilir.

Aksi kararlaştırılmadıkça Kurul toplantılarındaki müzakereler gizlidir.

Kurul, gerekli gördüğü durumlarda kararlarını, kişisel verilerin gizliliği ilkesine bağlı kalmak kaydıyla uygun vasıtalarla kamuoyuna duyurabilir.

Kurul üyeleri ile Kurum personelinin uyacakları mesleki ve etik ilkeler; bu maddede belirtilen komisyonların ve dairelerin oluşumu, çalışma esasları ile Kurulun çalışma usul ve esasları ve diğer hususlar yönetmelikle düzenlenir.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna Başvuru Şekli ve Usulü   
  • Ayrımcılık yasağı ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek ve tüzel kişi Kuruma başvurabilir.
  • Başvuru dilekçeleri Kuruma veya Kurumun gerekli gördüğü yerlerde açtığı bürolara elden verilebileceği gibi posta, elektronik posta veya faks yoluyla da gönderilebilir. Kurum tarafından oluşturulan elektronik sistem aracılığıyla da başvuru mümkündür.
  • Ayrıca, illerde valilikler veya ilçelerde kaymakamlıklar aracılığıyla da başvuru yapılabilir.
  • Faks veya elektronik posta yoluyla yapılan başvurulara ait dilekçe asılları, on beş gün içinde Kuruma gönderilmedikçe başvuru geçerli sayılmaz. Kayıtlı elektronik posta yoluyla yapılan başvurularda bu şart aranmaz.
  • Başvuru, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin ekinde yer alan ve Kurumun resmi internet sitesinde yayımlanan Gerçek Kişiler İçin Başvuru Formu veya Tüzel Kişiler İçin Başvuru Formu doldurulmak suretiyle yapılır.
  • Yönetmelikte belirlenen zorunlu bilgi ve belgelerin bulunması koşuluyla form kullanılmadan da başvuru yapılabilir.
  • Haklı bir nedenin bulunması hâlinde başvuru yapılan yerde formun doldurulmasına yardımcı olunmak suretiyle sözlü yapılan başvurular da kabul edilebilir.
  • Başvurular okunaklı ve anlaşılır bir şekilde yazılır veya doldurulur.
  • Varsa başvuru konusuna ilişkin bilgi ve belgeler de başvuruya eklenir.
Kuruma yapılan başvurularda aşağıdaki hususlara yer verilir
a) Başvurucu gerçek kişi ise;
  1. Adı, soyadı ve imzası,
  2. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için vatandaşlık kimlik numarası, yabancılar için pasaport numarası, uyruğu ve varsa kimlik numarası,
  3. Tebligata esas yerleşim yeri veya iş adresi,
  4. Aleyhine başvuru yapılan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri, başvuru konusu ve talep,
  5. İlgili tarafa başvuru tarihi ve ilgili tarafın cevap tarihi,
  6. Varsa bildirime esas elektronik posta adresi, telefon ve faks numarası eklenir.
b) Başvurucu tüzel kişi ise;
  1. Unvanı,
  2. Tebligata esas adresi, telefon numarası ve varsa elektronik tebligat adresi,
  3. Yetkili kişinin adı, soyadı, unvanı, imzası ve varsa bildirime esas elektronik posta adresi, telefon ve faks numarası,
  4. Aleyhine başvuru yapılan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri, başvuru konusu ve talep,
  5. İlgili taraf başvuru tarihi ve ilgili tarafın cevap tarihi,
  6. Yetkili kişinin yetki belgesinin aslı veya onaylı örneği,
  7. Varsa merkezi tüzel kişilik numarası eklenir.
  • Başvuru kural olarak Türkçe dilekçe ile yapılır. Ancak, başvurucunun kendisini daha iyi ifade edebildiği başka bir dildeki başvurusu, Kurumca haklı ve makul olduğunun tespiti halinde kabul edilebilir.
  • Başvuru hakkının etkin bir şekilde kullanılmasına hiçbir surette engel olunamaz.
  • Başvurulardan herhangi bir ücret alınmaz.
  • İlgililer, Kuruma başvurmadan önce bu Kanuna aykırı olduğunu iddia ettikleri uygulamanın düzeltilmesini ilgili taraftan talep eder. Bu taleplerin reddedilmesi veya otuz gün içerisinde cevap verilmemesi hâlinde Kuruma başvuru yapılabilir. Ancak Kurum, telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ihtimali bulunan hâllerde, bu şartı aramadan başvuruları kabul edebilir.
  • Dava açma süresi içinde Kuruma yapılan başvurular işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur.
  • Yasama ve yargı yetkilerinin kullanılmasına ilişkin işlemler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları ile Anayasa’nın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler başvurunun konusu olamaz.
  • İş Kanunu’nun 5. maddesi kapsamına giren ayrımcılık iddialarına ilişkin başvurular, İş Kanunu’nda ve ilgili mevzuatta belirlenen şikâyet usulleri izlendikten sonra herhangi bir yaptırım kararı alınmadığı hâllerde yapılabilir.
  • İnsan hakları ve ayrımcılık yasağı ihlallerine ilişkin resen yapılan incelemeler için ihlal mağdurunun şahsen belirlenebilir olduğu durumlarda kendisinin veya kanuni temsilcisinin açık rızasının alınması şarttır.
  • Çocuğun yüksek yararının gerektirdiği hâllerde kanuni temsilcisinin rızası aranmaz. Kuruma yapılacak başvurularda, vesayet ya da koruma altında olanlar ve çocuklar ile talepleri üzerine mağdur ya da mağdurların kimlik bilgileri gizli tutulur.
  • Ayrımcılık yasağının ihlali iddiasıyla Kuruma yapılan başvurularda, başvuranın iddiasının gerçekliğine ilişkin kuvvetli emarelerin ve karine oluşturan olguların varlığını ortaya koyması hâlinde, karşı tarafın ayrımcılık yasağını ve eşit muamele ilkesini ihlal etmediğini ispat etmesi gerekir.
  • Kurumun “Özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin ulusal önleme mekanizması kapsamındaki başvurularını incelemek, araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek” görevi kapsamında yapılan başvurular hakkında da yukarıdaki şartlar geçerlidir.
  • Kurum, başvuruları ve resen yaptığı incelemeleri başvuru ve resen inceleme kararı tarihinden itibaren en geç üç ay içinde sonuçlandırır. Bu süre, Başkan tarafından bir defaya mahsus olmak üzere en fazla üç ay uzatılabilir.
  • Kurum, ihlal iddiasına muhatap olan taraftan yazılı görüşünü sunmasını ister. Yazılı görüş, istemin tebliğinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ulaştırılır.
  • Yazılı görüş, başvuran kişiye tebliğ edilerek, görüşünü tebliğden itibaren en geç on beş gün içinde Kuruma sunması istenir. Talep hâlinde Başkan bu süreleri bir defaya mahsus olmak üzere on beş gün uzatabilir. Taraflara talepleri hâlinde Kurul önünde ayrı ayrı sözlü açıklama yapma hakkı tanınabilir.
  • Başkan, incelemenin özelliğine göre, görüşlerin alınmasından sonra, resen veya talep üzerine tarafları uzlaşmaya davet edebilir. Uzlaşma, insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlali olduğu iddia olunan uygulamaya son verilmesi veya mağdur açısından bu sonucu sağlayacak çözümleri içerebileceği gibi mağdura belli bir tazminatın ödenmesi biçiminde de olabilir. Uzlaşma en geç bir ay içinde sonuçlandırılır. Uzlaşma müzakereleri sırasında yapılan tespitler, alınan beyanlar veya açıklamalar, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
  • Uzlaşma yoluyla sonuçlandırılamayan başvurular ve incelemeler hakkında ilgili rapora ilişkin müzekkere yirmi gün içinde Kurula sunulur. Bunun üzerine Kurul, insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlali yapılıp yapılmadığına ilişkin karar verir.
  • Kurul, konusu suç teşkil eden insan hakları veya ayrımcılık yasağı ihlallerini tespit ettiği takdirde, bunlarla ilgili suç duyurusunda bulunur.
  • Ayrımcılık yasağının ihlali hâlinde, bu ihlalin etki ve sonuçlarının ağırlığı, failin ekonomik durumu ve çoklu ayrımcılığın ağırlaştırıcı etkisi dikkate alınarak ihlalden sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri hakkında bin Türk lirasından on beş bin Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanır.
  • Söz konusu idari para cezasının kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları hakkında uygulanması hâlinde, ödenen idari para cezası, cezaya esas ayrımcı uygulamaya kusuruyla sebebiyet veren kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında görev yapanlara rücu edilir.
  • Başvurunun Kurum tarafından yerinde görülerek kabul edilmesi ve ihlal kararı verilmesi hâlinde; ilgili merci Kurumun kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis etmez veya eylemde bulunmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlar.

Kabotaj Kanunu

0

Kabotaj Kanunu, 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 1 Temmuz günü 1935 yılından itibaren Kabotaj Bayramı olarak kutlanmaktadır. 2007 tarihinde kabotaj kelimesine denizcilik kelimesi de eklenerek bayramın adı Denizcilik ve Kabotaj Bayramı olmuştur.

[box type=”shadow” align=”” class=”” width=””]

Kabotaj, bir devletin kendi limanlarına deniz ticareti konusunda tanıdığı yasal ayrıcalıktır. Devlet, bu ayrıcalıktan sadece kendi yurttaşlarının yararlanmasını ve milli ekonomiye katkı sağlanmasını amaçlamaktadır. Türk Dil Kurumu kabotajı, “bir ülkenin iskele veya limanları arasında gemi işletme işi” olarak tanımlanmaktadır. [/box]

Osmanlı Devletinin kapitülasyonlar çerçevesinde yabancı ülke gemilerine tanıdığı kabotaj ayrıcalığı Lozan Barış Antlaşması‘yla 1923 yılında kaldırılmıştır.

TÜRKİYE SAHİLLERİNDE NAKLİYATI BAHRİYE (KABOTAJ) ve LİMANLARLA KARA SULARI DAHİLİNDE İCRAYI SAN’AT VE TİCARET HAKKINDA KANUN

Kanun No: 815
Kabul Tarihi: 20 Nisan 1926
Resmi Gazete ile Neşir ve İlânı: 28 Nisan 1926 – Sayı: 358
3.t.Düstur, c.7 – s.759

MADDE 1

 Türkiye sahillerinin bir noktasından diğerine emtia ve yolcu alıp nakletmek ve sahillerde limanlar dahilinde veya beyninde cer ve kılavuzluk ve her hangi mahiyette olursa olsun bilcümle liman hidematını ifa etmek yalnız Türkiye sancağını hamil sefain ve merakibe munhasırdır.
Ecnebi sefaini ancak memaliki ecnebiyeden almış oldukları yolcu ve hamuleyi Türk liman ve limanlarına ihraç ederler ve Türk liman ve limanlarından ecnebi liman ve limanlarına gidecek yolcu ve hamuleyi de alırlar.

MADDE 2

 Nehirler ve göller ve marmara havzasiyle boğazlarda bilûmum kara sulariyle kara sularına dahil bulunan körfez, liman, koy ve sairede vapur, romorkör, istimbot, motörbot, mavna, salapurya, sandal, kayık velhasıl makine, yelken, kürek ile müteharrik merakibi kebire ve sagire ile tarak, prizman, maçuna, algarina, şat ve her nevi nakliye ve su dubaları limyo, sefaini tahlisiye ve emsali ile şamandıra, sal gibi sâbit ve sâbih vesait bulundurmak ve bunlarla seyrüsefer ve nakliyat icra etmek suretleriyle ticaret hakkı Türkiye tebaasına munhasırdır.

MADDE 3

Kara suları dâhilinde balık, istiridye, midye, sünger, inci, mercan, sedef ve saire saydı, kum ve çakıl ve saire ihracı ve gerek sathı bahirde ve gerek ka’rı bahirde mevcut kazazede sefain ve merakiple enkazı metrukenin ihraç ve tahlisi dalgıçlık, arayıcılık, kılavuzluk, deniz bakkallığı, bilcümle Türk vesait ve merakibi bahriyesi derununda kaptanlık, çarkçılık, kâtiplik, tayfalık ve amelelik ve saire icrası ve iskele, rıhtım hammallığı ve bilûmum deniz esnaflığı icrası Türkiye tebaasına munhasırdır.

MADDE 4 

Hükümet, muvakkaten ve hiç bir hak temin etmemek şartiyle ecnebi tahlisiye gemilerinin icrayı sanat etmelerine ve Türk tahlisiye gemilerinde ecnebi mütehassıs ve kaptan ve tayfa istihdamına müsaade edebilir.

MADDE 5

Birinci madde hükmüne muhalif olarak Türkiye limanları beyninde kabotaj yapan sefain ve merakibi ecnebiyeden bin liradan on bin liraya kadar cezayi nakdî ahiz ve o sefine ve merakip maddei mezkurenin ikinci fıkrası mucibince Türkiye limanları için hamule ve yolcu almak ve çıkarmaktan altı aydan bir seneye kadar men olunur.

Mugayiri kanun hareket eden sefine bir şirketi bahriye veya müteaddit sefaire malik olan bir veya müteaddit eşhasa ait olursa işbu meni keyfiyeti şirketin veya eşhası mezkurenin diğer sefainine de şamildir. İkinci ve üçüncü maddelerde zikrolunan tebaai mahalliyeye munhasır hukuku bahriyeden birini icraya cüret eden ecnebiler yüz liradan bin liraya kadar cezayı nakdi ve bir aydan üç aya kadar hapis cezasiyle mücazat olunurlar. Bu cezalardan yalnız biri de hükmolunabilir. Mükerrirler hakkında iki kat olarak hükmedilir.

MADDE 5.- (Değişik: 4854 – 24.4.2003 / m.1/B-3)

Bu Kanunun 1 inci maddesi hükmüne aykırı olarak Türkiye limanları arasında kabotaj yapan gemiler ve yabancılara ait deniz taşıtlarına birmilyar lira idari para cezası verilir. Gemiler ve deniz taşıt araçları 1 inci maddenin ikinci fıkrası gereğince bir yıl Türkiye limanları için yük ve yolcu almak ve çıkarmaktan yasaklanır; Kanuna aykırı hareket eden gemi, bir denizcilik şirketine veya birden çok gemiye sahip olan bir veya birden çok şahsa ait olursa, yük ve yolcu almak ve çıkarmaktan yasaklama cezası, şirketin veya şahısların diğer gemilerine de uygulanır. Bu Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinde belirtilen yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan hakları kullanan yabancılara ikiyüzaltmışmilyon lira idari para cezası verilir. Suçun tekrarı halinde bu ceza iki kat olarak uygulanır.

Birinci fıkrada yazılı olan idari para cezalarıyla yasaklamalar o yerin en büyük mülki amiri tarafından verilir. Derhal ve defaten idari para cezasını ödemeyen veya bu hususta teminat ve kefalet göstermeyen gemiler ve diğer deniz vasıtaları seferden ve faaliyetten alıkonulur. Para cezasına ve yasaklamaya ilişkin kararlar deniz taşıtları için kaptana veya ilgilisine; diğer eylemler için faile 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Bu kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz, idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz. İtiraz üzerine verilen karar kesindir. İtiraz, zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır. Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları 21.7.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. Yasaklama kararı idare mahkemesi kararının kesinleşmesinden sonra uygulanır.

MADDE 6

İşbu kanun ahkâmı 1 Temmuz 1926 tarihinden muteberdir.

MADDE 7

İşbu kanunun icrasına Ticaret ve Adliye Vekilleri memurdur.

2. KABOTAJ KANUNU

19 Nisan 1926 tarih ve 815 sayılı “Türkiye Sahillerinde Nakliyatı Bahriye (Kabotaj) ve Limanlarla Karasuları Dahilinde İcrayı Sanat ve Ticaret Hakkındaki Kanun”(91  RG 29.04.1926 dip not) ile Türk kıyılarında kabotaj hakkı, Türk Bayrağını taşıyan gemilere ve Türk vatandaşlarına hasredilmiş bulunmaktadır.

Lozan Barış Anlaşması, Ticaret Mukavelenamesi, yerli yabancı gemilere eşit davranılması ilkesini getirmekle birlikte kabotaj seferlerini, balıkçılığı ve liman hizmetlerini kendi bayraklarını taşıyan gemilere hasretmek hakkını sözleşen (akid) devletler için saklı tutmuştu. Kabotaj Kanunu, böyle bir hakkın kullanılmasından doğmuştur.

Bu kanun ile öngörülmüş esaslar şunlardır:

A. Gemiler
a. Türk Gemileri

Türk kıyılarının bir noktasından diğer noktasına yük ve yolcu alıp nakletmek ve kıyılarda, limanlar içinde veya arasında römorkaj ve pilotaj (kılavuzluk) ve hangi nitelikte olursa olsun bütün liman hizmetlerini ifa, yalnız Türk Bayrağını taşıyan gemi ve taşıtlara hasredilmiştir.(m. 1/1).

Türk Bayrağı taşıma iznini TTK, 824/2 gereğince geçici olarak (en çok iki yıl için) almış bulunan gemi, sözkonusu izin süresince TTK, 825 gereği Türk Bayrağı taşımak hakkını ve hatta Türk gemisi niteliğini almış bulunduğundan kabotaj seferleri yönünden gerekli birinci koşulun (Türk Bayrağı taşımak koşulunun) bu gemiler için dahi gerçekleştiği sonucu doğar. Karşıt kavram yolu ile de TTK.824/1 de yazılı durumda, yani Türk gemisine geçici olarak yabancı bayrak çekilmiş bulunulması halinde izin süresince geminin kabotaj seferi hakkından yararlanamayacağı hükmüne varmak gerekir.

b. Yabancı Gemiler

Bu gemiler sadece yabancı memleketten aldıkları yolcu ve hamuleyi Türk limanlarına çıkarabilir ve Türk limanlarından yabancı limanlara  gidecek yolcu ve hamuleyi alabilir(m.1/2).

B. Kişiler
a. Türk Vatandaşları

Türkiye’de nehir, göller ve Marmara havzası ile Boğazlar ve bütün karasuları ve karasularına dahil körfez, liman, köy vesairede vapur, römorkor, istimbot, motorbot, mavna, salapurya, sandal, kayık velhasıl makine, yelken  ve kürekle hareket eden büyük taşıtlar ve saire ile duran ve yüzen araçlar bulundurmak ve bunlarla seyrüsefer ve nakliyat ameliyesinde bulunmak suretiyle ticaret hakkı, yalnız Türk tebasına aittir (m. 2).

Kabotaj Kanunu’nun 2 inci maddesinde yer alan “Türk Teb’ası” deyimi üzerinde bir açıklama şöyle gereklidir; Seyrüsefer ve nakliyat icra etmek suretiyle ticari faaliyette bulunan gerçek kişi tek ise bunun birden fazla ise hepsinin Türk olması şarttır. Bir Türk gemisinin yabancılar tarafından kiralanarak kabotaj seferlerinde kullanılması da yasak kapsamına girer. Burada önemli olan, yükle ilgililere karşı kimin taşıyan olarak gözüktüğü değil; seyrüsefer ve nakliyat icra etmek suretiyle kimin ticaret yapmakta olduğudur.

Nitekim Kabotaj Kanunu, 2 de seyrüsefer ve nakliyat icra etmek suretiyle ticaret hakkının yalnız teb’asına özgü bulunduğu açıklanmıştır. Seyrüsefer ve nakliyat icra eden bir tüzel kişi ise bunun bir Türk tüzel kişisi olmasının gerekeceği açıktır. Ancak bu tüzel kişi bir anonim şirketse pay sahipleri ve limited şirket ortakları arasında bir yabancı bulunuyorsa durum nedir? Bu konudaki 25 Şubat 1928 tarihli ve 403 sayılı Tefsir kararı’nda, seyrüsefer ve nakliyat icra etmek suretiyle ticaret hakkının sadece Türk teb’asına hasredildiği hususunda Kabotaj Kanunu’nun 2 inci maddesinde açıklık bulunduğu noktasında hareket edilerek sözkonusu pay sahipleri ve ortakların tümünün Türk olması gerektiği açıklanmıştır(bk. aşağıda m. 4).

b.  Yabancılar

Hükümet, geçici olarak ve kendileri için ücret veya iştirak payı söz konusu bulunmamak üzere; yabancı kurtarma gemilerinin çalışmalarına ve Türk kurtarma gemilerinde yabancı  uzman, kaptan ve tayfa çalıştırılmasına izin verilebilir (m. 4).

C. Yasaklama ve Cezalar
a.  Yabancı Gemiler

Kabotaj Kanunu hükümlerine aykırı şekilde Türk limanları arasında kabotaj yapan yabancı gemi ve teknelerden bin liradan onbin liraya kadar para cezası tahsil olunur. Ayrıca sözü geçen gemi veya tekne Türkiye limanları için hamule ve yolcu almak ve çıkarmaktan altı aydan bir yıla kadar men olunur. İş bu men keyfiyeti, kanuna aykırı hareket eden şahıs ve şahıslarla ilgili şirkete ait diğer gemileri de kapsar (bkz md.5 son hali)

b.  Yabancılar

Kabotaj Kanunu’na  aykırı olarak Türk vatandaşlarına ait haklardan birini icraya yönelen yabancılar; yüz liradan bin liraya kadar para cezası ve bir aydan üç aya kadar hapis cezası ile cazalandırılırlar (bkz md.5 son hali)

Uluslararası Çalışma Örgütü Anayasası

0

Uluslararası Çalışma Örgütü Anayasası, 11 Nisan 1919’da Versailles Antlaşması çerçevesinde kurulan ILO’nun anayasasıdır.  Anayasada, 1901 yılında Basel’de kurulan Uluslararası İş Mevzuatı Derneği’nde test edilen fikirler ve 1919 öncesinde toplanan konferanslar çerçevesinde hazırlanmıştır.

Anayasanın 1919 yılındaki orijinal metni, 4 Haziran 1934 tarihinde yürürlüğe giren 1922 tarihli değişiklik; 26 Eylül 1946 tarihinde yürürlüğe giren ve Filedelfiya Bildirisi çerçevesinde 1945 tarihli değişiklik; 20 Nisan 1948 tarihinde yürürlüğe giren 1946 tarihli değişiklik; 20 Mayıs 1954 Tarihinde yürürlüğe giren 1953 tarihli değişiklik; 22 Mayıs 1963 Tarihinde yürürlüğe giren 1962 tarihli değişiklik ve 1 Kasım 1974 tarihinde yürürlüğe giren 1972 tarihli değişiklik Belgesi ile tadil edilmiştir.  ILO Ana Sözleşmesi’nde 1997 yılında yapılan değişiklikle 19. maddesine 9. paragraf eklenmiştir. Uluslararası Çalışma Konferansının 19 Haziran 1997 tarihinde Cenevre’de yapılan 85.oturumunda kabul edilen bu değişikliği, Türkiye, 8 Temmuz 1999’da onayladı

Uluslararası Çalışma Örgütü Anayasası

BAŞLANGIÇ

Evrensel ve kalıcı bir barışın ancak sosyal adalet temeline dayalı olması nedeniyle;

Çok sayıda insan için, adaletsizliğin, sefaletin ve yoksulluğun bulunduğu çalışma koşullarının varlığı ve bunun dünya barışı ve ahengini tehlikeye düşürecek bir hoşnutsuzluğa yol açtığı ve bu koşulların örneğin günlük ve haftalık maksimum çalışma saatlerinin düzenlenmesi, işçilerin işe alınması, işsizliğe karşı mücadele, yeterli yaşam koşullarını sağlayacak bir ücretin güvence altına alınması, işçilerin genel ve mesleki hastalıklara ve iş sırasında meydana gelen kazalara karşı korunması, çocukların, gençlerin ve kadınların korunması, yaşlılık ve maluliyet aylıklarının bağlanması, eşit işe eşit ücret ilkesinin tanınması, sendikal özgürlük ilkesinin sağlanması, teknik ve mesleki eğitimin düzenlenmesi ve benzer diğer önlemler bakımından bu koşulları iyileştirmenin acilen gerekliliği nedeniyle;

Gerçekten insancıl koşullara sahip bir çalışma düzeninin herhangi bir ulus tarafından kabul edilmemesi kendi ülkelerinde çalışanların durumlarını iyileştirmeyi arzu eden diğer ulusların çabalarına engel oluşturması nedeniyle;

Adalet ve insaniyet duygularından hareketle, aynı zamanda sürekli bir dünya barışını sağlamak arzusu ve bu belirtilen hedeflere ulaşmak amacıyla hareket eden Yüksek Akit Taraflar, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün işbu Anayasasını onaylarlar.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

BÖLÜM I – ÖRGÜT
MADDE 1
Kuruluş

1- Bu Anayasa’nın Başlangıç bölümünde ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün hedef ve amaçları ile ilgili 10 Mayıs 1944 tarihinde Filadelfiya’da kabul edilip, metni bu Anayasa’ya ek olan Bildirge’de açıklanan programın gerçekleşmesine çalışmakla görevli bir sürekli örgüt kurulmuştur.

Üyelik

2- Uluslararası Çalışma Örgütü’nün üyeleri, 1 Kasım 1945 tarihinde Örgüt üyesi bulunan Devletler ile bu maddenin 3. ve 4. fıkra hükümleri gereğince üye niteliğini alacak diğer Devletler olacaktır.

3- Birleşmiş Milletlerin her asıl üyesi ve Şart hükümlerine uygun olarak Genel Kurul kararı ile Birleşmiş Milletler üyeliğine kabul edilen her devlet, Uluslararası Çalışma Örgütü Anayasası’ndan doğan yükümlülükleri resmen kabul ettiğini Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’ne bildirmek suretiyle Uluslararası Çalışma Örgütü’ne üye olabilir.

4- Uluslararası Çalışma Örgütü Genel konferansı, hükümet temsilcilerinin üçte ikisinin toplantıda hazır bulunduğu ve oylamaya katıldığı oturumda temsilcilerin üçte ikisinin kabul oyuyla örgüte üye kabul edebilir. Böyle bir kabul yeni üye ülke hükümetinin, Örgüt Anayasası’nın getirdiği yükümlülükleri resmen kabul ettiğini Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’ne bildirmesi durumunda yürürlük kazanır.

Üyelikten Çekilme

5- Uluslararası Çalışma Örgütü’nün her bir üyesi Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’ne çekilme niyetine dair ön bildirimde bulunmadan Örgütten çekilemez. Bu bildirim Genel Müdür tarafından alındığı tarihten itibaren iki yıl sonra ve bu tarihte üyenin üyelik sıfatından doğan bütün mali yükümlülüklerini yerine getirmiş olması kaydıyla yürürlüğe girecektir. Bir üye ülke, bir uluslararası çalışma sözleşmesini onaylamış ise, bu çekilme sözleşmeden doğan veya onunla ilgili olan yükümlülüklerin sözleşmede öngörülen süre zarfında geçerliliğini etkilemez.

Yeniden Üyeliğe Alınma

6- Bir Devletin Örgüte üyeliğinin sona ermiş olması durumunda, onun tekrar üyeliğe kabul edilmesi bu maddenin 3 ve 4. fıkraları hükümlerine göre düzenlenir.

MADDE 2
Bağlı Kuruluşlar

Daimi Örgüt
(a)   Üye ülke delegelerinden oluşan bir Genel Konferans
(b)   7. maddede tanımlandığı şekilde oluşturulan bir Yönetim Kurulu ve
(c)   Yönetim Kurulu’nun denetimi altında bir Uluslararası Çalışma Bürosundan oluşmaktadır.

MADDE 3
Konferans, Toplantılar ve Temsilciler

1- Üye ülke delegelerinden oluşan Genel Konferans gerekli görüldükçe zaman zaman ve en az yılda bir kez olmak üzere toplanacaktır. Konferans, ikisi hükümet delegesi diğer ikisi ise her üye ülkenin çalışanlarının ve işverenlerinin her birini temsilen katılan delegelerden olmak üzere üye ülkelerin her birinin 4 delegesinden oluşur.

Teknik Müşavirler

2- Her delegeye, toplantının gündeminde yer alan konulardan herbiri için sayısı ikiyi geçemeyen teknik müşavir eşlik edebilecektir. Özellikle kadınları ilgilendiren konular Konferans’ta görüşüleceği zaman, teknik müşavir olarak belirlenen kişilerden en az birisi kadın olacaktır.

Anavatan Dışındaki Topraklardan Belirlenen Teknik Müşavir

3- Anavatan dışındaki toprakların Uluslararası ilişkilerinden sorumlu olan her üye ülkesi, delegelerinin herbiri için
(a) Anılan toprakların kendi yönetim alanı içerisine giren sorunlar konusunda bu toprakların delegeleri tarafından seçilen kişileri, ve
(b) Kendi kendilerini yönetemeyen topraklarla ilgili sorunlar konusunda delegelerine danışmanlık yapmak üzere seçilen kişileri ek teknik müşavir olarak tayin edebilecektir.

4- İki veya daha fazla üye ülkenin ortak yönetimi altında bulunan topraklar sözkonusu olduğunda bu üye ülkeler, delegelerine danışmanlık yapacak kişileri teknik müşavir olarak belirleyebilecektir.

Hükümet dışı Temsilcilerin Belirlenmesi

5- Üye ülkeler, hüküm et dışı delegeleri ve teknik müşavirleri o ülkede mevcut olan çalışanların ve işverenlerin en fazla temsil yetkisine sahip meslek kuruluşlarıyla anlaşarak belirlemeyi taahhüt ederler.

Teknik Müşavirlerin Durumu

6- Teknik müşavirler, eşlik ettikleri delege tarafından yapılan talep üzerine ve Konferans başkanının özel izni dışında söz alamaz ve oylamaya katılamazlar.

7- Bir delege, Başkana vereceği yazılı bildirim ile teknik müşavirlerden birisini vekil tayin edebilecek ve adı geçen vekile bu sıfatla söz almaya ve oylamaya katılmasına izin verilecektir.

8- Delegelerin ve teknik müşavirlerinin adları, üye ülkelerin hükümetleri tarafından uluslararası Çalışma Bürosuna bildirilecektir

Yetki Belgeleri

9- Delegelerin ve teknik müşavirlerin yetki belgeleri Konferansın incelemesine tabi tutulacak ve Konferans, hazır bulunan delegelerin oylarının üçte iki çoğunluğuyla bu maddeye uygun olarak aday gösterilmemiş olan delege ve teknik müşavirin kabulünü reddedebilecektir.

MADDE 4
Oy Hakları

1- Her delege Konferans tarafından görüşülen bütün sorunlar hakkında bireysel olarak oy verme hakkına sahip olacaktır.

2- Üye ülkelerden biri, belirleme hakkı olduğu halde hükümet dışı delegelerden birini belirlememişse, diğer hükümet dışı delegenin Konferansa katılım ve konuşma hakkı olacak, ancak oy verme hakkı olmayacaktır.

3- Konferans, üçüncü madde gereğince üye ülkelerden birinin delegesini kabul etmeyi reddettiği takdirde bu madde hükümleri sözkonusu delege belirlenmemiş gibi uygulanacaktır.

MADDE 5
Konferans Toplantılarının Yeri

Konferans toplantıları, Konferans tarafından bir önceki toplantıda alınan Kararlara uymak koşuluyla, Yönetim Kurulu’nca kararlaştırılan yerde yapılacaktır.

MADDE 6
Uluslararası Çalışma Bürosundaki Sandalye Sayısı

Uluslararası Çalışma Bürosu’nun sandalye sayısında yapılacak herhangi bir değişiklik, mevcut delegelerin oylarının üçte iki çoğunluğu ile Konferans tarafından kararlaştırılacaktır.

MADDE 7
Yönetim Kurulu, Yapısı

1-Yönetim Kurulu;
Yirmi sekizi hükümetleri temsilen
Ondördü işverenleri temsilen
Ondördü işçileri temsilen olmak üzere ellialtı kişiden oluşacaktır.

Hükümet Temsilcileri

2- Hükümetleri temsil eden yirmi sekiz üyeden on’u büyük sınai önemi olan üye ülkeler tarafından atanacak, onsekizi ise, yukarıda sözü edilen on üye ülkenin delegeleri dışında Konferans’a katılan Hükümet delegeleri tarafından bu amaç için seçilen üye ülkelerce atanacaktır.

Sanayileşmiş Büyük Ülkeler
  1. Yönetim Kurulu, gerektiği her defa da, büyük sınai önemi olan Örgüt üyesi ülkelerin hangileri olduğunu belirleyecek ve Yönetim Kurulu bu hususta bir karar vermeden önce büyük sınai önemi olan ülkelerin seçimi ile ilgili tüm sorunların bağımsız bir komite tarafından incelenmesini sağlamak üzere kurallar koyacaktır. Büyük sınai önemi olan üye ülkelerin hangileri olduğu konusunda Yönetim Kurulu’nun beyanına karşı bir üye ülke tarafından yapılan herhangi bir başvuru, Konferans tarafından karara bağlanacak, ancak, Konferansa çıkarılan başvuru, Konferans sözkonusu başvuru ile ilgili karar verinceye kadar anılan beyanın uygulanmasını askıya almayacaktır.
İşveren ve İşçi Temsilcileri

4- İşverenleri temsil eden kişiler ile işçileri temsil eden kişiler karşılıklı olarak, Konferansa katılan işveren delegeleri ile işçi delegeleri tarafından seçileceklerdir.

Görev Süresi 

5- Yönetim Kurulu’nun görev süresi üç yıldır. Eğer herhangi bir nedenle, Yönetim Kurulu seçimleri, bu sürenin sonuna kadar yapılmadığı takdirde, Kurul bu seçimler yapılıncaya kadar görevi başında kalacaktır.

Açık Görevler Vekillerin Tayini vs.

6- Açık görevlerin doldurulması ve vekillerin atanması şekli ile diğer benzer konular hakkında Konferansın onayı ile Yönetim Kurulu karar verebilir.

Yetkililer

7- Yönetim Kurulu, zaman zaman kendi arasından bir başkan ve iki başkan yardımcısı seçer, bunlardan birisi hükümeti, birisi işverenleri birisi de işçileri temsil eden kişiler olacaktır.

Tüzük

8- Yönetim Kurulu kendi çalışma yöntemini kendisi düzenleyecek ve toplanma zamanlarını kendisi belirleyecektir Özel toplantı, Yönetim Kurulu’ndaki en az Onaltı temsilcinin bu amaca yönelik yazılı talebi üzerine yapılacaktır.

MADDE 8
Genel Müdür

1- Uluslararası Çalışma Bürosu’nun bir Genel Müdürü olacak ve bu kimse Yönetim Kurulu tarafından atanacak, Kurulun talimatlarına uyacak, Uluslararası Çalışma Bürosu’nun iyi bir şekilde çalışmasından ve kendisine verilecek görevlerin yürütülmesinden sorumlu olacaktır.

2- Genel Müdür veya onun yardımcısı Yönetim Kurulu’nun bütün toplantılarına katılacaktır.

MADDE 9
Personelin Atanması

1- Uluslararası Çalışma Bürosu Personeli, Yönetim Kurulunca uygun görülen düzenlemeler çerçevesinde Genel Müdür tarafından atanacaktır.

2- Büronun verimli bir şekilde çalışması amacıyla mümkün olduğunca Genel Müdür’ün farklı milliyetlerden kişileri seçmesi gerekecektir.

3- Bu kişilerden belirli sayıdaki kısmı kadın olacaktır.

Görevlerin Uluslararası Niteliği

4- Genel Müdür ve personelin görevleri sadece uluslararası nitelikte olacaktır. Görevlerin yerine getirilmesinde, Genel Müdür ve personeli, hiçbir hükümetten ve örgüt dışındaki hiçbir makamdan talimat istemeyecek ve kabul etmeyecektir. Bunlar sadece örgüte karşı sorumlu uluslararası görevliler olmaları nedeniyle bu durumlarıyla bağdaşmayan herhangi bir hareketten kaçı nacaklardır.

5- Örgüt üyesi her ülke, Genel Müdürün ve personelin görevlerinin sadece uluslararası niteliğine saygı göstermeyi ve görevlerinin yapılması sırasında onları etkilemeye çalışmamayı taahhüt eder.

MADDE 10
Büronun Görevleri

1- Uluslararası Çalışma Bürosunun görevleri, endüstriyel yaşam ve çalışma koşullarına ilişkin uluslararası Sözleşmeler akdetmek amacıyla Konferansta görüşülmesi önerilen konuların incelenmesi ve Konferans veya Yönetim Kurulunca istenilen özel araştırmaların yürütülmesi ile ilgili konularda bilgilerin toplanıp dağıtılmasını içerir.

2- Yönetim Kurulu’nun kendisine verebileceği direktifler saklı kalmak kaydıyla, Büro:

(a) Konferans toplantılarının gündeminde yer alan çeşitli maddeler konusunda dokümanlar hazırlayacak
(b)  İstekleri üzerine, Konferans kararları esas alınarak mevzuat hazırlanması, idari uygulamaların ve denetim sistemlerinin geliştirilmesi için uygun her türlü yardımı, gücü nispetinde hükümetlere sağlayacaktır.
(c) Sözleşmelere etkin bir yürürlük kazandırılması bağlamında bu Anayasa hükümlerince istenen görevleri yerine getirecek
(d) Yönetim Kurulu’nun uygun göreceği dillerde, uluslararası önem arzeden sanayi ve istihdam sorunları ile ilgili yayınları basacak ve yayınlayacak

3- Genel olarak, Konferans ve Yönetim Kurulu tarafından kendisine verilecek diğer görev ve yetkilere de sahip olacaktır.

MADDE 11
Hükümetlerle ilişkiler

Üye ülkelerin sanayi ve istihdam sorunlarıyla ilgilenen bakanlıklar, Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu’ndaki kendi hükümet temsilcisi aracılığıyla ya da böyle bir temsilcisi bulunmadığı takdirde hükümet tarafından bu amaç için belirlenmiş diğer yetkili memuru vasıtasıyla Genel Müdür ile doğrudan iletişim kurabilirler.

MADDE 12
Uluslararası Örgütlerle ilişkiler

1- Uluslararası Çalışma Örgütü, İşbu Anayasa çerçevesinde, özel görevleri bulunan uluslararası kamu hukuku örgütlerinin faaliyetlerini koordine etmekle görevli genel uluslararası örgüt ile ilgili alanlarda özel görevleri olan uluslararası kamu hukuku örgütleriyle işbirliği yapacaktır.

2- Uluslararası Çalışma Örgütü, uluslararası kamu hukuku örgütleri temsilcilerinin oy hakkı olmaksızın kendi görüşmelerine katılabilmeleri için uygun düzenlemeler yapabilir.

3- Uluslararası Çalışma Örgütü, istediği takdirde, uluslararası işverenler, işçiler, tarımcılar ve kooperatifçilerin örgütleri dahil hükümet dışı tanınmış uluslararası kuruluşlara danışmak için uygun düzenlemeler yapabilir.

MADDE 13
Maliye ve Bütçe ile ilgili Düzenlemeler

1- Uluslararası Çalışma Örgütü, Birleşmiş Milletler ile uygun görülecek mali ve bütçe ile ilgili düzenlemeler yapabilir.

2- Bu tür düzenlemeler yapılıncaya kadar veya herhangi bir tarihte bu tür düzenlemeler yürürlüğe girmemişse

(a) Üye ülkelerden herbiri konferans ve Yönetim Kurulu toplantılarına katılan delegelerin ve bunların teknik müşavirleri ile temsilcilerinin yol ve konaklama giderlerini ödeyecek, gerektiği durumda
(b) Uluslararası Çalışma Bürosu’nun diğer bütün giderleri ile Konferans ve Yönetim Kurulu toplantılarının giderleri Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü tarafından Uluslararası Çalışma Örgütü genel bütçesinden ödenecektir.
(c) Uluslararası Çalışma Örgütü bütçesinin onaylanması, toplanması ve tahsisine ilişkin düzenlemeler Konferans tarafından hazır bulunan delegelerin üçte iki çoğunluğuyla belirlenecek ve Hükümet Temsilcilerinin oluşturduğu bir komite tarafından harcamaların

Örgüt üyesi ülkeler arasında tahsisine ilişkin düzenlemeler ile bütçenin onaylanması sağlanacaktır.

3- Uluslararası Çalışma Örgütü’nün giderleri bu maddenin 1 veya 2 ( c) fıkraları gereğince yürürlüğe giren düzenlemelere uygun olarak üye ülkeler tarafından karşılanacaktır.

Aidatların Ödenmesinde Gecikmeler

4- Örgüte mali katkılarını ödemekte gecikmiş olan Örgüt üyesi bir ülke, sözkonusu gecikmiş borç miktarının önceki iki tam yılı için tahakkuk etmiş katkı miktarına eşit olması ya da aşması halinde, Konferans’ta, Yönetim Kurulu’nda ve herhangi bir komitede veya Yönetim Kurulu üyelerinin seçimlerinde oy kullanamaz. Bununla beraber Konferans, ülkenin elinde olmayan koşullar nedeniyle ödemeyi yapamamış olduğuna inanması halinde, hazır bulunan delegelerin üçte iki oy çoğunluğu ile bu üyenin oy kullanmasına izin verebilir.

Genel Müdürün Mali Sorumluluğu

5- Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün fonlarının kullanımından Yönetim Kurulu’na karşı sorumludur.

BÖLÜM II – İŞLEYİŞ
MADDE 14
Konferansın Gündemi

1- Yönetim Kurulu, üye ülkelerden birinin hükümeti veya 3. maddede belirtilen herhangi bir temsili örgüt veya uluslararası kamu hukuku örgütü tarafından gündeme konulacak maddeler konusunda yapılan öneriyi dikkate alarak Konferans toplantılarının tümünün gündemini belirleyecektir.

Konferans Hazırlıkları

1- Yönetim Kurulu, Konferans tarafından bir Sözleşme ya da Tavsiye Kararı’nın kabulünden önce, Konferans hazırlık araçlarıyla öncelikle ilgili üye ülkelerin yeterli danışma ve teknik hazırlık yapmalarını sağlamak için kuralları saptayacaktır.

MADDE 15
Gündemin iletilmesi ve Konferans’a sunulacak Raporlar

1- Genel Müdür, Konferansın Genel Sekreterlik görevini yapacak ve Konferans toplanmadan 4 ay önce gündemi üye ülkelere ulaştıracak ve onlar aracılığıyla belirlenmiş olmaları durumunda hükümet dışı delegelere de iletecektir.

2- Gündemin her maddesi ile ilgili raporlar, Konferans toplanmadan önce üzerinde yeterli inceleme olanağı verecek şekilde zamanında üye ülkelere gönderilecektir. Yönetim Kurulu, bu hükmün uygulanmasına yönelik usulleri belirleyecektir.

MADDE 16
Gündeme İtirazlar

1- Üye ülke hükümetlerinin herbiri gündem maddelerinin tümünün ya da herhangi birinin gündeme konulmasına resmen itiraz edebilir. Bu itirazın gerekçeleri Genel müdüre gönderilecek bildiride açıklanacak, Genel Müdür Örgüt üyesi ülkelerin tümüne bunu iletecektir.

2- Ancak; itiraz edilen maddeler, Konferans’ta hazır bulunan delegelerin üçte iki oy çoğunluğuyla sözkonusu maddeler lehinde karar vermesi durumunda gündemden çıkarılamaz.

Konferans Gündemine Yeni Maddelerin Eklenmesi

3- Konferans (bir önceki fıkradan farklı olarak) hazır bulunan delegelerin üçte iki çoğunluğuyla herhangi bir konunun Konferans’ta görüşülmesine karar vermesi durumunda, o konu, sonraki toplantının gündemine konulacaktır.

MADDE 17
Konferanstaki Görevliler, İşleyiş ve Komiteler

1- Konferans bir başkan ve üç başkan yardımcısı seçecektir. Başkan yardımcılarından birisi hükümet delegesi, birisi işveren delegesi birisi de işçi delegesi olacaktır. Konferans kendi işleyiş biçimini düzenleyecek ve herhangi bir konuda inceleme yapmak ve rapor hazırlamak üzere komiteler belirleyebilecektir.

Oylama

2- İşbu Anayasa’da aksine bir hüküm bulunmaması veya Konferans’a yetkiler veren herhangi bir Sözleşme veya diğer belgede yer alan koşullar ya da 13. madde gereğince kabul edilen bütçe ve mali düzenlemelere ilişkin haller dışında, tüm konularda hazır bulunan delegelerin oylarının salt çoğunluğuyla karar verecektir.

Çoğunluk Yeter Sayısı

3- Eğer kullanılan oyların toplam sayısı Konferans’a katılan delegelerin sayısının yarısına eşit değilse oylama geçersiz sayılır.

MADDE 18
Teknik Uzmanlar

Konferans, komitelere atamak suretiyle oy hakkı olmayan teknik uzmanlar belirleyebilecektir.

MADDE 19
Sözleşmeler ve Tavsiye Kararları Konferans Kararları

1- Eğer Konferans, gündemdeki bir madde ile ilgili önerilerin kabul edilmesi konusunda karar verirse, bu önerilerin: (a) bir uluslararası Sözleşme şeklinde mi yoksa (b) Sözleşme Kabulü için zamanın uygun ve elverişli olmadığı Konu ve durumda ortaya çıkan koşulları karşılamak üzere bir Tavsiye Kararı şeklinde mi olacağını belirleyecektir.

Gerekli Çoğunluk

2- Her iki durumda, bir Sözleşme veya Tavsiye Kararının Konferans tarafından kabulü için son oylamada hazır bulunan delegelerin oylarının üçte iki çoğunluğu gereklidir.

Özel Bölgesel Koşullara Yönelik

3- Konferans, genel uygulamaya yönelik bir Sözleşme veya Tavsiye Kararı hazırlarken, iklim koşulları, sınai örgütün yetersiz gelişimi ya da diğer özel durumların sanayi koşullarını esaslı şekilde farklılaştırdığı ülkeleri dikkate alacak ve bu ülkelere özgü duruma cevap verebilecek gerekli değişiklikleri önerecektir.

Resmi Metinler

4- Sözleşme veya Tavsiye Kararı’nın iki nüshası Konferans Başkanı ve Genel Müdür tarafından imzalanacaktır. Bu nüshalardan birisi Uluslararası Çalışma Bürosu arşivine konulacak, diğeri Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne gönderilecektir. Genel Müdür Sözleşme veya Tavsiye Kararı’nın onaylı bir nüshasını üye ülkelerin herbirine gönderecektir.

Sözleşmeler Açısından Üye Ülkelerin Yükümlülükleri

5- Sözleşme sözkonusu olduğunda

(a) Sözleşme tüm üye ülkelere onaylanmak üzere gönderilecektir
(b) Üye ülkelerden herbiri, Konferans oturumunun kapanışından itibaren bir yıllık süre içerisinde veya istisnai koşullar nedeniyle bir yıllık süre ve Konferans oturumunun kapanışından itibaren 18 ayı geçmeyecek şekilde Sözleşmeyi mevzuat haline getirecek makam veya makamlara sunmayı üstlenir
(c) Üye Ülkeler, Sözleşmenin sözedilen yetkili makam veya makamlara sunulması için bu madde gereğince alınan önlemler ile yetkili sayılan bu makam veya makamlarla ilgili ayrıntılı bilgiler ve bu makamlar tarafından alınan uygulama kararları hakkında Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’ne bilgi verecektir.
(d) Üye ülke, yetkili makam veya makamların olurunu almış ise Sözleşmenin resmi onayını Genel Müdüre iletecek ve Sözleşme hükümlerine yürürlük kazandırmak üzere gerekli önlemleri alacaktır.
(e) Üye ülke, yetkili makam veya makamların olurunu alamamış ise, üye ülkeye, Yönetim Kurulu tarafından istenilen uygun dönemlerde Sözleşmeyi ilgilendiren konulara ilişkin mevzuat ve uygulama hakkında Sözleşme hükümlerinden herhangi birinin mevzuat, idari önlemler, toplu sözleşme veya diğer şekillerle ne dereceye kadar yürürlüğe konulduğunu ya da konulmasının önerildiğini göstermek ve bu tür Sözleşmenin onaylanmasını engelleyen ya da geciktiren güçlükleri belirlemek suretiyle Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’ne rapor göndermek dışında herhangi bir zorunluluk yüklenmeyecektir.

Tavsiye Kararları Açısından Üye Ülkelerin Yükümlülükleri

6- Tavsiye Kararı sözkonusu olduğunda:

(a) Tavsiye Kararı ulusal mevzuat ya da başka şekillerde yürürlüğe konulmak amacıyla incelenmek üzere tüm üye ülkelere gönderilecektir
(b) Üye ülkelerden herbiri Konferans oturumunun kapanışından itibaren en fazla bir yıllık süre içerisinde veya istisnai koşullar nedeniyle bir yıllık süre içerisinde yapma olanağı olmadığı takdirde, mümkün olan en yakın sürede ve Konferans oturumunun kapanışından itibaren 18 ayı geçmeyecek şekilde Tavsiye Kararı’nı mevzuat haline getirmek veya başka türlü önlem almak üzere bu husustaki yetkili makam veya makamlara sunmayı üstlenir
(c) Üye ülkeler, Tavsiye Kararı’nın sözedilen yetkili makam veya makamlara sunulması için bu madde gereğince alınan önlemler ile yetkili sayılan bu makam veya makamlarla ilgili ayrıntılı bilgiler ve bu makamlar tarafından alınan uygulama kararları hakkında Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’ne bilgi verecektir.
(d) Tavsiye kararının sözedilen yetkili makam veya makamlara sunulmasından dolayı üye ülkelere, Yönetim Kurulu tarafından istenilen uygun dönemlerde Tavsiye Kararını ilgilendiren konulara ilişkin e ülkelerdeki mevzuat ve uygulama hakkında Tavsiye Kararı hükümlerinin ne dereceye kadar yürürlüğe konulduğunu ya da konulmasının önerildiğini göstermek ve bu hükümlerin kabul edilmesi ve uygulanması için gerekli görülen veya görülebilecek olan değişiklikleri Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’ne rapor göndermek dışında herhangi bir zorunluluk yüklenmeyecektir.

Federal Devletlerin Yükümlülükleri

7- Federal Devlet sözkonusu olduğu takdirde aşağıdaki hükümler uygulanacaktır.

(a) Sözleşmeler ve Tavsiye Kararları açısından federal hükümet, kendi anayasal sistemine göre federal bir uygulama kararı alınmasını uygun görmüşse, Federal devletin yükümlülükleri federal devlet olmayan üye ülkelerinki ile aynı olacaktır.
(b)  Sözleşmeler ve Tavsiye Kararları açısından federal hükümet kendi anayasal sistemine göre tamamen veya kısmi olarak, federal bir uygulama kararından ziyade kurucu devletler, eyaletler ya da kantonlar tarafından uygulama kararı alınmasını uygun görmüşse, Federal hükümet

(i) Kendi anayasasına ve ilgili kantonlar, eyaletler veya kurucu devletlerin anayasalarına göre yasal mevzuat veya diğer uygulama kararları için Konferans oturumunun kapanışından itibaren 18 ayı geçmeyecek şekilde uygun federal devlet, eyalet veya kantonların makamlarına bu Sözleşme ve Tavsiye Kararlarının sunulması için fiili düzenlemeler yapacak
(ii) Federal devlet içinde bu Sözleşme ve Tavsiye kararlarının hükümlerine yürürlük kazandırmak üzere eşgüdümlü bir uygulama kararının geliştirilmesi amacıyla federal makamları arasında düzenli görüşmeler yapılması için ilgili kurucu devletler, eyaletler ve kantonların hükümetlerinin uygun görüşü ile önlemler alacak
(iii) Sözleşme ve Tavsiye Kararlarının uygun federal makamlara, kurucu devletlerin, eyaletlerin veya kantonların yetkili makamlarına sunulması için bu madde gereğince alınan önlemler ile uygun sayılan bu makamlarla ilgili ayrıntılı bilgiler ve bu makamlarca alınan uygulama kararları hakkında Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’ne bilgi verecek
(iv) Onaylamamış olduğu herbir Sözleşme için, Yönetim kurulu tarafından istenilen uygun dönemlerde Sözleşmeyi dikkate alarak federasyon ve onun kurucu devletlerinde, eyaletler ya da kantonlardaki mevzuat ve uygulama konusunda Sözleşme hükümlerinden herhangi birinin mevzuat, idari önlemler, toplu sözleşme veya diğer şekillerle ne dereceye kadar yürürlüğe konulduğunu ya da konulmasının önerildiğini göstermek üzere Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’ne rapor gönderecek
(v) Her bir Tavsiye Kararı için, Yönetim Kurulu tarafından istenilen uygun dönemlerde Tavsiye Kararını dikkate alarak federasyon ve onun kurucu devletlerinde, eyalet ya da kantonlardaki mevzuat ve uygulama konusunda Tavsiye Kararı hükümlerinin ne dereceye kadar yürürlüğe konulduğunu ya da konulmasının önerildiğini göstermek ve bu hükümlerin kabul edilmesi ve uygulanması için gerekli görülen veya görülebilecek olan değişiklikleri belirtmek üzere Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’ne rapor gönderecektir.

Sözleşme ve Tavsiye Kararlarının Daha Uygun Hükümler Üzerindeki Etkisi

8- Konferans tarafından herhangi bir Sözleşme veya Tavsiye Kararı’nın kabulü veya bir üye tarafından herhangi bir Sözleşme’nin onaylanması, ilgili işçilere Sözleşme ve Tavsiye Kararı’nda öngörülenlerden daha uygun koşullar sağlayan yasa, karar, teamül veya anlaşmayı hiçbir şekilde etkilemeyecektir.

MADDE 20
Birleşmiş Milletler Nezdinde Tescil Ettirme

Bu suretle onaylanmış olan her sözleşme,Birleşmiş Milletler (BM) Andlaşmasının 102 maddesi hükümleri gereğince tescil edilmek üzere Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü tarafından Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine gönderilecek ancak, sadece sözleşmeyi onaylamış üyeleri bağlayacaktır.

MADDE 21
Genel Kurul Tarafından Kabul Edilmeyen Sözleşme Tasarıları

1- Bütünü üzerindeki son oylamada hazır bulunan üyelerin kullandıkları oyların üçte iki çoğunluğunu alamayan her tasarı,örgüt üyelerinden isteyenler arasında özel bir sözleşme konusu oluşturabilir.

2- Bu suretle onaylanan her sözleşme,ilgili üye ülkeler tarafından Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne ve Birleşmiş Milletler Andlaşmasının 102. maddesi hükümlerine uygun olarak tescil edilmek üzere Birleşmiş Milletler Genel sekreterine gönderilecektir.

MADDE 22
Onaylanmış Sözleşmeler Hakkındaki Yıllık Raporlar

Üye Ülkelerden herbiri katılmış olduğu sözleşmeleri yürürlüğe koymak için aldığı önlemler hakkında Uluslararası Çalışma Bürosuna yıllık bir rapor sunmayı taahhüt eder. Bu raporlar, Yönetim Kurulu tarafından belirtilen şekilde yazılacak ve onun istediği açık bilgileri içerecektir.

MADDE 23
Raporların İncelenmesi ve İletilmesi

1- Genel Müdür, 19. ve 22. maddelerdeki uygulama gereği üye ülkeler tarafından kendisine gönderilecek bilgi ve raporların bir özetini yapılacak en yakın konferans toplantısına sunacaktır.

2- Her üye ülke, 19 ve 22 maddelerdeki uygulama gereği, Genel Müdüre iletilen bilgi ve raporların kopyasını 3. maddede belirtildiği üzere temsili kuruluş olarak tanınmış örgütlere gönderecektir.

MADDE 24
Bir Sözleşmenin Uygulanması Hakkındaki Şikayetler

Üye Ülkelerden herhangi birinin, katılmış olduğu bir sözleşmenin memnuniyet verici bir şekilde uygulanmasını sağlamadığına dair mesleki bir işçi veya işveren örgütü tarafından Uluslararası Çalışma Bürosu’na yapılan her şikayet, Yönetim Kurulu tarafından, sözkonusu hükümete iletilebilecek ve bu hükümet konu hakkında, Yönetim Kurulunun uygun göreceği bir açıklama yapmaya davet edilebilecektir.

MADDE 25
Şikayeti Kamuoyuna Duyurma İmkanı

Sözkonusu hükümetten makul bir süre içerisinde hiçbir açıklama alınmadığı veya alınan açıklamanın Yönetim Kurulunca yeterli görülmediği takdirde, bu Kurul alınan şikayeti ve gerekirse verilen cevabı kamuoyuna duyurma hakkına sahip olacaktır.

MADDE 26
Bir Sözleşmenin Uygulanması Hakkındaki Şikayetler

1- Üyelerden herbiri önceki maddeler gereğince kendisiyle beraber onaylamış olduğu sözleşmenin uygulanmış olmasını, kendi fikrince memnuniyet verici bir şekilde sağlamayan diğer bir üye ülke hakkında Uluslararası Çalışma Bürosuna şikayette bulunabilir.

2- Yönetim Kurulu, gerekli gördüğünde ve aşağıda belirtilen prosedür gereği bir Soruşturma Komisyonu oluşturmadan önce, 24. maddede belirtilen şekilde sözkonusu hükümetle temaslara başlayabilir.

3- Şayet Yönetim Kurulu sözkonusu hükümete şikayeti iletmeyi gerekli görmez ise veya şikayet iletildikten sonra, makul bir süre içerisinde, Yönetim Kurulunu tatmin edici bir cevap alınmamışsa, kurul, ortaya konan sorunu incelemek ve bu konuda bir rapor vermekle görevli bir soruşturma Komisyonu oluşturabilecektir.

4- Aynı prosedür gerek doğrudan doğruya, gerekse Konferanstaki bir delegenin şikayeti üzerine kurul tarafından uygulanabilecektir.

5- 25. veya 26. maddelerin uygulanmasıyla ilgili bir sorun Yönetim Kuruluna geldiğinde, sözkonusu Hükümet Yönetim Kurulu’nda bir temsilcisi yoksa Kurulun bu sorun hakkındaki görüşmelerine katılmak üzere bir delege ataması hakkına sahip olacaktır. Bu tartışmaların yapılacağı tarih, sözkonusu hükümete zamanında bildirilecektir.

MADDE 27
Soruşturma Komisyonuna Sunulacak Bilgiler

Bir şikayet, 26. madde gereğince, Soruşturma Komisyonuna gönderildiği takdirde, şikayetle doğrudan ilgili olsun veya olmasın, üyelerden herbiri, şikayet konusu hakkında elinde bulunan her türlü bilgiyi kullanılmak üzere Komisyonun emrine hazır bulundurmayı taahhüt eder.

MADDE 28
Soruşturma Komisyonu Raporu

Soruşturma Komisyonu, şikayetin derinlemesine incelenmesinden sonra bir rapor kaleme alacak ve bu raporda itirazın kapsamını belirlemeye imkan tanıyan bütün hususlar hakkındaki tespitlerini belirtecek ve şikayetçi hükümeti bilgilendirmek için alınması gereken önlemler ve bu önlemlerin alınması için verilmesi gereken süreler hakkında tavsiyelerini bildirecektir.

MADDE 29
Soruşturma Komisyonu Raporuna Göre Yapılacak Uygulamalar

1- Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Soruşturma Komisyonunun raporunu Yönetim Kuruluna ve anlaşmazlıkla ilgili hükümetlerin her birine gönderecek ve raporun yayınlanmasını sağlayacaktır.

2- İlgili hükümetlerden herbiri, Komisyon raporundaki tavsiyeleri kabul edip etmediğini ve kabul etmediği takdirde, anlaşmazlığı Uluslararası Adalet Divanına götürmek isteyip istemediğini, üç aylık bir süre içinde Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne bildirecektir.

MADDE 30
Yetkili Makamlar Tarafından Uymakla Yükümlü Olunan Kuralların İhlali

Üye Ülkelerden her biri bir sözleşme veya tavsiye ile ilgili olarak 19. maddenin (5b), (6b) veya (7b) (i) fıkralarındaki yazılı önlemleri almadığı takdirde, diğer her üyenin bu konuda Yönetim Kuruluna başvuru hakkı olacaktır. Yönetim Kurulu, sözkonusu üyenin saptanan önlemleri almadığı görüşüne vardığı takdirde Genel Kurula bunu rapor edecektir.

MADDE 31
Uluslararası Adalet Divanı Kararları

Uluslararası Adalet Divanının 29.maddeye uygun olarak kendisine sunulan bir şikayet veya bir sorun hakkındaki kararı geri çevrilemez.

MADDE 32

Soruşturma Komisyonun olası görüşlerinin sonuçları veya tavsiyeleri Uluslararası Adalet Divanınca doğrulanabilecek, değiştirebilecek veya iptal edilebilecektir.

MADDE 33
Soruşturma Komisyonu veya Uluslararası Adalet Divanı Tavsiyelerinin Uygulanmaması

Şayet herhangi bir üye gerek Soruşturma Komisyonu raporunda gerekse Uluslararası Adalet Divanı kararında yer alan olası tavsiyelere, öngörülen süre içerisinde uymaz ise Yönetim Kurulu duruma göre bu tavsiyelerin yerine getirilmesini sağlamak için uygun göreceği kimi önlemleri Genel kurula tavsiye ede bilecektir.

MADDE 34
Soruşturma Komisyonu veya Uluslararası Adalet Divanı Tavsiyelerinin Uygulanması

Kusurlu bulunan Hükümet gerek Soruşturma komisyonu tavsiyelerine gerekse Uluslararası Adalet Divanı kararlarına uymak için gerekli önlemleri aldığı konusunda Yönetim Kurulu’na her zaman bilgi verebilir ve bildirimin doğruluğunu ispatlamak için Yönetim kurulundan aldığı önlemleri incelemekle görevlendirilecek bir Soruşturma komisyonu oluşturulmasını talep edebilir. Bu durumda, 27, 28, 29, 31 ve 32 inci maddelerin özel hükümleri uygulanacak ve şayet soruşturma Komisyonu raporu veya Uluslararası Adalet Divanı kararı, kusurlu bulunan hükümet lehinde ise, Yönetim kurulu, derhal 33’üncü maddeye uygun olarak alınan önlemlerin geri alınmasını tavsiye etmek zorunda olacaktır.

BÖLÜM III – GENEL HÜKÜMLER
MADDE 35
Anavatan Dışındaki Ülkelerde Sözleşmelerin Uygulanması

1- Üye Ülkeler, işbu Anayasa hükümlerine uygun olarak onaylayacakları sözleşmeleri vesayet altındaki bütün toprakları dahil, uluslararası ilişkilerini kendileri sağlayıp yönetimlerini üzerine aldıkları anavatan dışındaki ülkelerde de, sözleşmeye konu olan sorunlar, e ülke makamına verilen yetki dahilinde olmamak veya sözleşme, bölgesel şartlar nedeniyle uygulanamaz olmadıkça veya sözleşmeleri bölgesel koşullara uyarlamak için gerekli değişikliklerin yapılmasını saklı tutmak kaydıyla uygulamayı taahhüt ederler.

2- Bir sözleşmeyi onaylayan her üye ülke, sözleşmenin onayından sonra mümkün olan en kısa süre içerisinde aşağıdaki 4 ve 5 inci fıkralarda sözkonusu olanlar dışında kalan ülkeler hakkında, sözleşme hükümlerini uygulamayı ne ölçüde üstlendiğini bildiren ve adı geçen sözleşmede istenilen bütün bilgileri veren bir bildirgeyi Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderecektir.

3- Bir önceki fıkra gereğince bildirge gönderen her üye ülke, sözleşme hükümlerine uygun olarak, daha önceki her bildirgenin hükümlerini değiştiren ve yukarıdaki fıkradan öngörülen ülkelerle ilgili durumu bildiren yeni bir bildirgeyi, belirli süreler içinde gönderebilecektir.

4- Sözleşmede ele alınan sorunlar, anavatan dışı ülkede bulunan makamların kendi yetki alanlarına girdiğinde, bu ülkenin uluslararası ilişkilerinden sorumlu olan üye ülke hükümetinin bir kanun yayınlaması veya diğer önlemleri alabilmesi için, sözkonusu ülke hükümetine mümkün olan en kısa süre içerisinde sözleşmeyi gönderecektir. Daha sonra, bu üye, e ülke hükümeti ile anlaşarak yine o ülke adına sözleşme yükümlülüklerini kabul ettiğine dair bir bildirgeyi Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderebilecektir.

5- Bir sözleşme hükümlerinin kabul edildiğine dair bir bildirge

a) Ortak yetkileri içindeki bir ülke için iki veya daha fazla Örgüt üyesi tarafından,
b) Birleşmiş Milletler Şartı hükümleri veya bu ülke bakımından yürürlükte olan diğer bütün hükümler gereği, bir ülkenin yönetiminden sorumlu uluslararası her makam tarafından, Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’ne gönderilebilir.

6- Bir sözleşmedeki yükümlülükleri 4 ve 5 inci fıkralar gereğince kabulünün, Örgüt Anayasası uyarınca onaylanmış sözleşmelerde uygulanan yükümlülüklerin ve sözleşme hükümlerinden doğan yükümlülüklerin ilgili ülke adına kabul edilmesini de kapsaması gerekecektir. Her kabul bildirgesi, sözleşmenin bölgesel koşullara adapte edilmesi için sözleşmede yapılması gereken değişiklikleri açıklığa kavuşturabilir.

7- İşbu maddenin 4 veya 5’nci fıkraları gereğince bir bildirge gönderecek her üye ülke veya uluslararası makam sözleşme hükümlerine uygun olarak daha önceki her bildirgenin hükümlerini değiştiren veya ilgili ülke adına sözleşme yükümlülüklerinin kabulünün geçersizliğini bildiren yeni bir bildirgeyi belirli süreler içinde gönderebilecektir.

8- Eğer bir sözleşmedeki yükümlülükler, işbu maddenin 4 ve 5 fıkralarında öngörülen ülke adına kabul edilmemiş ise, üye ülke veya üye ülkeler veyahut da uluslararası makam, sözleşmede ele alınan sorunlar bakımından bu ülkenin mevzuat ve uygulamalarına dair Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne rapor verecekler ve bu raporda, mevzuat, idari önlemler, toplu sözleşmeler veya diğer bütün önlemlerle sözleşmenin her hükmüne raporun ne ölçüde etki yapacağı gösterilecek ve raporda ayFıca, bu sözleşmenin kabulünü engelleyen veya geciktiren güçlükler açıklanacaktır.

MADDE 36
Anayasadaki Değişiklikler

Mevcut delegelerce kullanılan oyların üçte iki çoğunluğuyla Konferansça bu Anayasada yapılması kabul edilen değişiklikler işbu Anayasanın 7 inci maddesinin 3’ncü fıkrası hükümlerine uygun olarak sanayide gelişmiş olan ülkeler sıfatıyla Yönetim Kurulunda temsil edilen, on üyenin beşi dahil bulunmak üzere, Örgüt üyelerinin üçte ikisi tarafından onaylandığı veya kabul edildiğinde yürürlüğe girecektir.

MADDE 37
Anayasa ve Sözleşmelerin Yorumlanması

1- Bu Anayasanın ve bu Anayasa gereğince üyelerce daha sonra onaylanan sözleşmelerin yorumlanmasına ait her türlü sorun veya güçlükler Uluslararası Adalet Divanının değerlendirmesine sunulacaktır.

2- Bu maddenin 1 inci fıkrasındaki hükümler dikkate alınmaksızın, Yönetim Kurulu bir sözleşmenin yorumlanmasına ait olup, Kurul tarafından veya anılan sözleşme gereğince mahkemeye gönderilecek her sorun veya güçlüğün çabuk çözümlenmesi amacıyla bir mahkeme oluşturulması hakkında birtakım usuller saptar ve bunu konferansın onayına sunabilir. Uluslararası Adalet Divanının bütün kararları veya danışmaya dayalı görüşleri bu fıkra gereğince oluşturulan her mahkemeyi bağlayacaktır. Böyle bir mahkeme tarafından verilen her hüküm, Örgüt üyelerine gönderilecek ve onların görüşleri Konferansa sunulacaktır.

MADDE 38
Bölgesel Konferanslar

1- Uluslararası Çalışma Örgütü, Bölgesel Konferanslar düzenleyebilecek ve Örgütün hedef ve amaçlarına ulaşması için yararlı göreceği bölgesel kuruluşları oluşturabilecektir.

2- Bölgesel Konferansların, yetkileri, görevleri ve izleyecekleri prosedürler, Yönetim Kurulu tarafından formüle edilecek kurallarla düzenlenecek ve yine Yönetim Kurulu tarafından Genel Kurula onay için sunulacaktır.

BÖLÜM IV – DİĞER TEDBİRLER
MADDE 39
ILO’nun Hukuki Statüsü

Uluslararası Çalışma Örgütü tüzel kişiliğe sahip olacak ve özellikle aşağıdaki hususlarda yetkili bulunacaktır
a) Sözleşmeler akdetme,
b) Menkul ve gayri menkul satın alma ve bunları mülkiyetinde bulundurma,
c) Dava açmak

MADDE 40
Ayrıcalıkları ve Dokunulmazlıkları

1- Uluslararası Çalışma Örgütü, üyelerden herbirinin toprakları üzerinde, amaçlarına ulaşmak için kendisine gerekli olan ayrıcalık ve dokunulmazlıklardan yararlanır.

2- Konferanstaki delegeler, Yönetim kurulu üyeleri, Büro Genel Müdürü ve Memurları da Örgüte ait görevlerini tam bir bağımsızlıkla yapmak için kendilerine gerekli olan ayrıcalık ve dokunulmazlıklardan yararlanırlar.

3- Bu ayrıcalık ve dokunulmazlıklar, üye devletler tarafından kabul edilmek üzere Örgüt tarafından hazırlanacak ayrı bir anlaşma içerisinde belirtilecektir.

ILO Ana Sözleşmesi’nde 1997 yılında yapılan değişiklikle 19. maddesine 9. paragraf  eklenmiştir. 

Uluslararası Çalışma Konferansının 19 Haziran 1997 tarihinde Cenevre’de yapılan 85. oturumunda kabul edilen bu değişikliği, Türkiye, 8 Temmuz 1999’da onaylamıştır.

ULUSLARARASI ÇALIŞMA TEŞKİLATI ANAYASASINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK HAKKINDAKİ BELGE

Uluslararası Çalışma Teşkilatı Genel Konferansı,

Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu’nca Cenevre’de toplanmaya çağrılmış ve toplandığı 3 Haziran 1997 tarihli Seksenbeşinci oturumunda,

Oturum gündeminin yedinci maddesini teşkil eden Uluslararası Çalışma Teşkilatı Anayasası değişikliğinin kabulüne karar vererek,

“Uluslararası Çalışma Teşkilatı Anayasası Değişiklik Belgesi, 1997” olarak adlandırabilecek olan, Uluslararası Çalışma Teşkilatı Anayasası’nda değişiklik yapan aşağıdaki belgeyi Bindokuzyüzdoksanyedi yılı Haziran ayının bu 19 uncu gününde kabul eder;

Madde 1

Bu Değişiklik Belgesi’nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, Uluslararası Çalışma Teşkilatı Anayasası’nın 19 uncu maddesi, aşağıdaki yeni paragrafın 8 inci paragraftan sonra eklenmesi suretiyle değiştirilmiştir;

9.  Yönetim Kurulu’nun teklifi üzerine, konferans, mevcut bulunan delegelerin oylarının üçte iki çoğunluğuyla, bu madde hükümleri uyarınca kabul edilmiş bulunan bir Sözleşmeyi, bu Sözleşmenin amacını kaybettiğinin veya Teşkilatın hedeflerine ulaşılmasında yararlı katkılarının artık mevcut bulunmadığının görülmesi halinde ilga edebilir.”

Madde 2

Bu Değişiklik Belgesi’nin iki sureti, Konferans Başkanı ve Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’nün imzalarıyla tasdik edilir. Bu suretlerden biri Uluslararası Çalışma Bürosu arşivinde muhafaza edilir, diğeri ise, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 102 nci maddesi uyarınca tescil edilmek üzere Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne iletilir. Genel Müdür, Uluslararası Çalışma Teşkilatı’nın bütün üyelerine bu Belge’nin tasdikli bir suretini gönderir.

Madde 3
  1. Bu Değişiklik Belgesi’nin resmi onama veya kabul belgeleri Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’ne gönderilir. Genel Müdür, bu belgelerin alındığını Teşkilatın üyelerine bildirir.
  2. Bu Değişiklik Belgesi, Uluslararası Çalışma Teşkilatı’nın 36 ncı maddesi hükümleri uyarınca yürürlüğe girer.
  3. Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, bu Belge’nin yürürlüğe girdiğini Uluslararası Çalışma Teşkilatı’nın bütün üyelerine ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bildirir.

Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi

0

Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi(European Convention on Mutual Assistance in Criminal Matters), Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin imzasına açılmış ve 20 Nisan 1959 tarihinde Strazburg’da akdedilmiştir. Türkiye, sözleşmeyi 18 Mart 1968 tarihinde kabul etmiş ve 16 Ekim 1968 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlayarak yürürlüğe sokmuştur.

 

 CEZA İŞLERİNDE KARŞILIKLI ADLİ YARDIM AVRUPA SÖZLEŞMESİ

Önsöz

İşbu Sözleşmeyi imzalayan Avrupa Konseyi Üyesi Hükümetler,

Avrupa Konseyi’nin amacının üyeleri arasında daha sıkı bir birliği gerçekleştirmek olduğunu göz önünde tutarak;

Ceza işlerinde karşılıklı adlî yardım alanında ortak kuralların kabulünün bu amaca ulaşmaya katkıda bulunacağına inanarak;

 Karşılıklı adlî yardımın, daha önce 13 Aralık 1957 tarihinde imzalanan Sözleşme ’ye konu teşkil etmiş bulunan suçluların iadesi meselesiyle ilgili olduğunu göz önüne alarak,

Aşağıdaki hususlarda anlaşmışlardır:

 

Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu

 BÖLÜM IGenel Hükümler

Madde 1

1) Âkit Taraflar, yardımlaşma talep edildiği sırada, cezalandırılması talep eden Tarafın adlî makamlarının yetkisine giren suçlara ilişkin davalarda, işbu Sözleşme hükümleri uyarınca, birbirlerine en geniş adlî yardımda bulunmayı taahhüt ederler.

 2) İşbu Sözleşme, tutuklamalarda, hükümlerin infazında veya askeri kanunda suç teşkil eden ancak olağan ceza kanununda suç teşkil etmeyen suçlarda uygulanmaz.

 Madde 2

Adlî yardımlaşma aşağıdaki hallerde reddedilebilir:

a) Talebin, talep edilen Tarafça siyasi bir suç, siyasi bir suçla alakalı bir suç veya mali bir suç olarak addedilen bir suça ilişkin olması halinde;

b) Talep edilen Tarafın, talebin yerine getirilmesini ülkesinin egemenlik, güvenlik, kamu düzeni veya diğer temel menfaatlerine halel getirecek nitelikte addetmesi halinde.

BÖLÜM IIİstinabe Talepleri

 Madde 3

1) Talep edilen Taraf, delil temini veya delil olarak gösterilecek eşya, kayıt veya belgenin gönderilmesi amacıyla talep eden Tarafın adli makamlarınca gönderilen ceza işlerine ilişkin istinabe taleplerini kendi mevzuatında öngörüldüğü şekilde yerine getirir.

 2) Talep eden Taraf, tanıkların veya bilirkişilerin yeminli ifade vermelerini istediği takdirde, bu hususu açıkça talep eder ve talep edilen Taraf, kendi mevzuatının men etmemesi halinde, bu talebe uyar.

 3) Talep edilen Taraf, talep edilen kayıtların veya belgelerin aslına uygunluğu onaylı örneklerini veya onaylı fotokopilerini gönderebilir. Ancak, talep eden Taraf açıkça orijinallerinin gönderilmesini talep ettiği takdirde, bu durumda talep edilen Taraf talebe uymak için elinden geleni yapar.

 Madde 4

Talep eden Tarafın açık talebi üzerine, talep edilen Taraf istinabe taleplerinin yerine getirileceği tarih ve yeri belirtir. Talep edilen Tarafın muvafakati halinde, görevliler ve ilgili kişiler talebin yerine getirilmesi sırasında hazır bulunabilirler.

 Madde 5

1) Âkit Taraflardan her biri, işbu Sözleşme’nin imzası veya onay veya katılım belgesinin tevdii sırasında, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine hitaben göndereceği bir beyanla, eşyaların aranması veya el konulmasına ilişkin istinabe taleplerinin yerine getirilmesini aşağıdaki bir veya daha fazla şarta bağlı kılma hakkını saklı tutar:

a) İstinabe talebine konu suçun hem talep eden Tarafın mevzuatınca hem de talep edilen Tarafın mevzuatınca cezalandırılabilir bir suç olması;

b) İstinabe talebine konu suçun talep edilen Taraf ülkesinde iadeye elverişli bir suç olması;

c) İstinabe talebinin yerine getirilmesinin talep edilen Tarafın mevzuatıyla uyumlu olması.

2) Bir Akit Tarafın, işbu maddenin 1’inci fıkrası uyarınca beyanda bulunması halinde, diğer Akit Taraflardan biri karşılıklılık uygulayabilir.

  

Madde 6

1) Talep edilen Taraf, talep edilen eşya, kayıt veya belgelere derdest bir ceza davasıyla bağlantılı olarak ihtiyaç duyması halinde, söz konusu eşya, kayıt veya belgelerin teslimini erteleyebilir.

2) Talep edilen Taraf iadesinden vazgeçmediği takdirde, istinabe taleplerinin yerine getirilmesinde teslim edilen eşyalar ile orijinal kayıtlar veya belgeler, talep eden Tarafça en kısa sürede talep edilen Tarafa iade edilir.

   BÖLÜM IIIİlamların ve adli hüküm kayıtlarının tebliği – Tanıkları, Bilirkişilerin ve Kovuşturulan Kişilerin Mahkeme Önüne Çıkmaları

Madde 7

1) Talep edilen Taraf, tebliğ edilmek üzere talep eden Tarafça kendisine gönderilmiş olan ilamlar ve adli hüküm kayıtlarını tebliğ eder.

Bu tebligat, tebliğ edilecek kişiye ilamın veya kaydın basit bir şekilde iletilmesi yoluyla yerine getirilebilir. Talep eden Taraf açıkça talep ettiği takdirde, tebligat talep edilen Tarafça benzer belgelerin tebliği için kendi mevzuatında öngörülen şekilde veya bu mevzuatla uyumlu özel bir şekilde yerine getirilir.

2) Tebellüğ belgesi, tarihli ve tebliğ edilen kişi tarafından imzalı bir alındı belgesi veya talep edilen Tarafça tebligatın yerine getirildiğini ve bunun şeklini ve tarihini belirten bir beyanda bulunulması yoluyla verilir. Bu belgelerden biri veya diğeri, derhal talep eden Tarafa gönderilir. Talep eden Tarafın talebi halinde, talep edilen Taraf tebligatın talep edilen Tarafın mevzuatı uyarınca yerine getirilip getirilmediğini belirtir. Tebligatın yerine getirilememesi halinde, bunun nedenleri talep edilen Tarafça derhal talep eden Tarafa bildirilir.

3) Akit Taraflardan her biri, işbu Sözleşme’nin imzası veya onay veya katılım belgesinin tevdii sırasında, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine hitaben göndereceği bir beyanla, kendi ülkesinde bulunan bir sanığa yapılacak celp tebligatının mahkeme önüne çıkmak için tespit edilen tarihten belirli bir süre önce, kendi makamlarına iletilmesini talep edebilir. İşbu süre yukarıda sözü edilen beyanda belirtilir ve 50 günü aşmaz.

 Mahkeme önüne çıkma tarihinin tespitinde ve celpnamenin iletilmesinde bu süre göz önünde tutulur.

Madde 8

Tebliği talep edilen celpnameye icabet etmeyen bir tanık veya bilirkişi, işbu celpname ceza ihtarını ihtiva etse dahi, daha sonra talep eden Tarafın ülkesine kendi iradesiyle gitmediği ve orada usulüne uygun olarak yeniden celp edilmediği takdirde, hiçbir cezaya veya kısıtlayıcı tedbire tabi tutulamaz.

 Madde 9

 Talep eden Tarafça tanık veya bilirkişiye ödenecek harcırah ile iaşe ve geri ödenecek seyahat giderleri, ikametgâh yerinden itibaren hesaplanır ve en az, duruşmanın yapılacağı ülkede yürürlükte olan tarife ve kurallarda öngörülen oranlara eşit olur.

Madde 10

1) Talep eden Taraf, bir tanık veya bilirkişinin kendi adlî makamları önüne bizzat çıkmasını özellikle gerekli addederse, bu hususu celbin tebliği talebinde belirtir ve talep edilen Taraf bu tanık veya bilirkişiyi söz konusu adlî makamlar önüne çıkmaya davet eder.

Talep edilen Taraf, tanığın veya bilirkişinin cevabını talep eden Tarafa bildirir.

2) İşbu maddenin birinci fıkrasında öngörülen halde, talep veya celpname, ödenebilecek harcırahın, geri ödenebilecek seyahat ve iaşe giderlerinin yaklaşık toplamını belirtir.

3) Özellikle talepte bulunulması halinde, talep edilen Taraf tanığa veya bilirkişiye bir avans verebilir. Avans celpnamede teyit edilir ve talep eden Tarafça geri ödenir.

 Madde 11

 1) Talep eden Tarafça, tanık olarak veya yüzleştirme amacıyla mahkeme önüne şahsen çıkması istenilen bir tutuklu, talep edilen Tarafça belirtilen süre içinde geri gönderilmesi ve uygulanabildiği ölçüde 12’nci madde hükümlerine tabi olması şartıyla, duruşmanın yapılacağı ülkeye geçici olarak nakledilir.

 Nakil aşağıdaki hallerde reddedilebilir:

a) Tutuklunun muvafakat vermemesi,

b) Talep edilen Tarafın ülkesinde derdest bir ceza davasında, tutuklunun mevcudiyetinin gerekli olması,

c) Naklin tutukluluk halini uzatma ihtimalinin bulunması,

d) Tutuklunun talep eden Tarafın ülkesine gönderilmesine engel diğer sebeplerin olması.

2) İkinci madde hükümlerine tabi olarak, yukarıdaki fıkrada öngörülen durumda, talep eden Tarafın Adalet Bakanlığınca transit geçişin talep edildiği Tarafın Adalet Bakanlığına hitaben tüm gerekli belgelerle birlikte gönderilen bir başvuru üzerine, tutuklunun işbu Sözleşme’ye Taraf üçüncü bir Devlet ülkesinden transit geçişine izin verilir.

Akit Taraflar, kendi vatandaşlarının transit geçişine izin vermeyebilirler.

 3) Naklin talep edildiği Tarafça, şahsın serbest bırakılması için başvuruda bulunmadıkça, nakledilen kişi, talep eden Taraf ülkesinde ve, uygun hallerde, transit geçişin talep edildiği Taraf ülkesinde tutuklu halde bulundurulur.

 Madde 12

1) Uyruğuna bakılmaksızın, bir celp üzerine talep eden Tarafın adlî makamları önüne çıkan tanık veya bilirkişi, talep edilen Tarafın ülkesinden ayrıldığı tarihten önceki eylem veya mahkûmiyetlerine ilişkin olarak, talep eden Taraf ülkesinde kovuşturulamaz, tutuklanamaz veya hürriyetini sınırlandıran herhangi bir muameleye tabi tutulamaz.

 2) Uyruğuna bakılmaksızın, kendisine karşı işlemlere konu teşkil eden fiiller hakkında beyanda bulunmak üzere talep eden Tarafın adlî makamları huzuruna celp edilen kişi, celpnamede belirtilmemiş olan ve talep edilen Tarafın ülkesinden ayrıldığı tarihten önceki eylem veya mahkûmiyetleri nedeniyle, talep eden Taraf ülkesinde kovuşturulamaz, tutuklanamaz veya hürriyetini sınırlandıran herhangi bir muameleye tabi tutulamaz.

 3) Tanık veya bilirkişi veya kovuşturulan kişinin, adli makamlarca hazır bulunmasının artık gerekli olmadığının bildirilmesini takip eden on beş gün içinde ayrılma fırsatına sahip olmakla birlikte ülkede kalması veya ayrıldıktan sonra geri dönmesi halinde işbu maddede öngörülen dokunulmazlık sona erer.

BÖLÜM IVAdlî Sicil Kaydı

 Madde 13

 1) Talep edilen Taraf, bir Akit Tarafın adli makamlarınca talep edilen ve cezai bir konuda gereken adli sicil kayıtlarını ve bunlara ilişkin bilgiyi diğer Tarafa, bunların benzer bir durumda kendi adli makamlarına sağlanabileceği ölçüde, gönderir.

2) İşbu maddenin 1’inci fıkrasında öngörülenlerin dışındaki hallerde, taleplere, talep edilen Tarafın mevzuatında, yönetmeliklerinde ve uygulamasında öngörülen şartlara uygun olarak yerine getirilir..

BÖLÜM VUsul

Madde 14

 1) Karşılıklı adli yardım talepleri aşağıdaki hususları belirtir:

a) Talepte bulunan makam,

b) Talebin amacı ve nedeni,

c) Mümkün olduğu ölçüde, ilgili kişinin kimliği ve uyruğu,

d) Gereken hallerde, tebligat yapılacak kişinin adı ve adresi,

 2) 3, 4 ve 5’inci maddelerde değinilen istinabe talepleri,  ek olarak suçu belirtir ve unsurlarının özetini içerir.

Madde 15

1) 3, 4 ve 5’inci maddelerde değinilen istinabe talepleri ile 11’inci maddede değinilen başvurular, talep eden Tarafın Adalet Bakanlığınca, talep edilen Tarafın Adalet Bakanlığına gönderilir ve aynı kanallardan iade edilir.

2) İvedi hallerde, istinabe talepleri, talep eden Tarafın adlî makamlarınca doğrudan talep edilen Tarafın adli makamlarına gönderilebilir. İstinabe evrakı, ilgili belgelerle birlikte, işbu maddenin 1’inci fıkrasında öngörülen kanallardan geri gönderilir.

3) 13’üncü maddenin 1’inci fıkrasında öngörülen talepler, ilgili adlî makamlarca doğrudan talep edilen Tarafın uygun makamlarına gönderilebilir ve cevaplar doğrudan bu makamlarca gönderilebilir. 13’üncü maddenin 2’nci fıkrasında öngörülen talepler, talep eden Tarafın Adalet Bakanlığınca talep edilen Tarafın Adalet Bakanlığına gönderilir.

4) İşbu maddenin 1 ve 3’üncü fıkralarında öngörülenler dışındaki karşılıklı adlî yardım talepleri ve özellikle hazırlık soruşturmasına ilişkin talepler, adlî makamlar arasında doğrudan iletilebilir.

5) İşbu Sözleşme’de doğrudan iletime müsaade edilen hallerde, iletim Milletlerarası Polis Teşkilâtı (Interpol) aracılığı ile yapılabilir.

6) Âkit Taraflardan her biri, işbu Sözleşme’nin imzası veya onay veya katılım belgesinin tevdii sırasında, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine hitaben göndereceği bir beyanla, adlî yardım taleplerinin tümünün veya bazılarının, kendisine, işbu maddede öngörülenlerden başka bir yolla yapılmasını bildirebileceği gibi, işbu maddenin 2’nci fıkrasında öngörülen halde, istinabe talebinin bir örneğinin aynı zamanda kendi Adalet Bakanlığına gönderilmesini de isteyebilir.

7) İşbu madde hükmü, Âkit Taraflar arasında yürürlükte bulunan ve kendi makamları arasında adli yardım taleplerinin doğrudan iletimini öngören iki taraflı anlaşmalara veya düzenlemelere halel getirmez.

 Madde 16

 1) İşbu maddenin 2’nci fıkrasına tabi olarak, taleplerin ve bunlara ek belgelerin tercümeleri istenmez.

 2) Akit Taraflardan her biri, Sözleşme’nin imzası veya onay veya katılım belgesinin tevdii sırasında, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine hitaben göndereceği bir beyanla, taleplerin ve bunlara ek belgelerin, kendi dilinde bir tercümesi veya Avrupa Konseyi resmi dillerinden birine veya kendisince belirlenecek bir dile çevrilmiş metinleri ile birlikte kendisine gönderilmesini öngörme hakkını saklı tutabilir. Diğer Âkit Taraflar karşılıklılık uygulayabilirler.

 3) İşbu madde, iki veya daha çok Âkit Taraf arasında yürürlükte olan veya ileride yapılacak olan anlaşmaların veya düzenlemelerin içerdiği, taleplerin ve bunlara ek belgelerin tercümesine ilişkin hükümlere halel getirmez.

Madde 17

İşbu Sözleşme uyarınca iletilen deliller veya belgeler her türlü tasdikten muaftır.

Madde 18

Karşılıklı adli yardım talebini alan makam yerine getirme hususunda yargı yetkisine haiz değilse, talebi resen kendi ülkesindeki yetkili makama iletir ve, talebin doğrudan kanallarla gönderilmiş olması halinde, talep eden Tarafı aynı kanal yoluyla durum hakkında bilgilendirir.

Madde 19

Karşılıklı adlî yardım talebinin her türlü reddinin nedeni belirtilir.

Madde 20

10’uncu maddenin 3’üncü fıkrası hükümlerine tabi olarak, karşılıklı adli yardım taleplerinin yerine getirilmesi, talep edilen Taraf ülkesinde bilirkişilerin katılımı veya 11’inci madde uyarınca gerçekleştirilen tutuklu kişilerin naklinin doğurduğu masraflar dışında hiçbir masrafın geri ödenmesini gerektirmez.

BÖLÜM VIDavalarla ilgili bilginin sunulması

Madde 21

1) Bir Âkit Tarafça diğer bir Tarafın mahkemelerinde görülen davalarla ilgili sunulan bilgi, Âkit Taraf, 6 ila 15. Paragraflarda belirtilen seçenekten faydalanmadıkça, Bakanlıklar arasında paylaşılır.

2) Talep Edilen Taraf bu bilgiye dayanılarak yapılan her türlü işlemi Talep Eden Tarafa bildirir ve verilen her bir kararın bir suretini Talep Eden Tarafa gönderir.

3) 16. madde hükümleri, işbu maddenin 1 inci fıkrasında belirtilen bilgiye uygulanır.

BÖLÜM VIIAdlî Sicil Bilgisinin Paylaşımı

 Madde 22

 Âkit Taraflardan her biri, adli sicil kayıtlarına giren diğer Tarafın vatandaşlarına ilişkin tüm ceza mahkûmiyetleri ve mahkûmiyetleri takip eden tedbirler hakkında ilgili Tarafa bilgi verir. Adalet Bakanlıkları bu bilgiyi yılda en az bir kere birbirlerine gönderirler. İlgili kişinin iki veya daha fazla Âkit Tarafın vatandaşı olarak nitelendirilmesi halinde, kişinin mahkûm edildiği ülkenin bir vatandaşı olmaması durumunda, bu bilgi her bir ilgili Tarafa verilir.

 BÖLÜM VIIINihai Hükümler

Madde 23

1) Âkit Taraflardan her biri, işbu Sözleşmenin imzalanması veya tasdik ya da katılma belgesinin tevdii edilmesi sırasında, Sözleşmenin herhangi bir veya birkaç hükmüne çekince koyabilir.

2) Çekince koyan her bir Âkit Taraf, şartlar müsaade eder etmez, çekincesini geri çeker. Bu geri çekme Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapılacak bir bildirimle gerçekleştirilir.

3) Sözleşmenin bir hükmüne çekince koymuş bir Akit Taraf, kabul etmiş olsa bile diğer bir Tarafın bahsi geçen bu hükmü uygulamasını talep etmeyebilir.

Madde 24

Âkit Taraflardan her biri, işbu Sözleşmenin imzası veya onaylama ya da katılma belgesinin tevdii sırasında, , işbu Sözleşmenin kapsamında, hangi makamları, adlî makamlar olarak kabul edeceğini Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir beyanla belirler.

Madde 25

1) İşbu Sözleşme Âkit Tarafların sınırları içinde uygulanır.

2) İşbu sözleşme, Fransa açısından, Cezayir ve denizaşırı topraklarına, İtalya açısından, İtalyan idaresindeki Somali ülkesine uygulanır.

3) Federal Almanya Cumhuriyeti, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir bildirim ile, Berlin Topraklarını işbu Sözleşmenin uygulanmasına dahil edebilir.

4) Hollanda Krallığı açısından, işbu Sözleşme Krallığın Avrupa’daki topraklarına uygulanır. Hollanda, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir bildirim ile Hollanda Antillerini, Surinam’ı ve Hollanda Yeni Ginesi’ni de Sözleşmenin uygulanmasına dahil edebilir.

5) İki veya daha çok Âkit Taraf arasında doğrudan düzenleme ile, ve düzenlemede belirtilen koşullara tabi olarak, işbu maddenin 1, 2, 3 ve 4. fıkralarında belirtilen topraklardan başka, Taraflardan birinin uluslararası ilişkilerinden sorumlu olduğu herhangi bir toprak işbu Sözleşmenin uygulama alanına dahil edilebilir.

Madde 26

1) 15. maddenin 7. fıkrası ve 16. maddenin 3. fıkrası hükümlerine tabi olmak üzere, işbu Sözleşme uygulandığı ülkeler bakımından, herhangi iki Âkit Taraf arasındaki ceza işlerinde karşılıklı adli yardımlaşmayı düzenleyen Antlaşma, Sözleşme veya iki taraflı Anlaşmaların, hükümlerinin yerini alır.

2) İşbu Sözleşme, belirlenmiş bir alandaki karşılıklı adlî yardımlaşmanın belirli yönlerini düzenleyen maddeler içeren ya da içerebilecek diğer iki veya çok taraflı uluslararası sözleşme hükümlerinden kaynaklanan yükümlülükleri etkilemez.

3) Âkit Taraflar, işbu Sözleşmenin hükümlerini tamamlamak veya Sözleşmede yer alan ilkelerin uygulanmasını kolaylaştırmak amacıyla, kendi aralarında iki veya çok taraflı ceza işlerinde karşılıklı adli yardımlaşa anlaşmaları yapabilirler.

4) Ceza işlerinde karşılıklı adlî yardımlaşmanın, iki veya daha çok Âkit Taraf arasında, ortak bir mevzuat veya karşılıklı yardım tedbirlerinin ülkelerinde iki taraflı olarak uygulanmasını öngören özel bir sistem esasına dayanarak yerine getirilmesi halinde, bu Taraflar, işbu Sözleşmenin hükümlerine bakılmaksızın, bu alandaki karşılıklı ilişkilerini yalnızca bu şekildeki mevzuat ya da sistem uyarınca yürütmekte serbestlerdir. Bu fıkra hükümleri uyarınca aralarında işbu Sözleşmenin uygulanmasını bertaraf eden Âkit Taraflar, Avrupa Konseyi Genel Sekreterini haberdar ederler.

Madde 27

1) İşbu Sözleşme, Avrupa Konseyi üyelerinin imzasına açıktır. . Sözleşme tasdik edilir. Tasdik belgeleri Avrupa Konseyi Genel Sekreterine tevdii edilir.

2) İşbu Sözleşme, üçüncü tasdik belgesinin tevdiinden itibaren 90 gün sonra yürürlüğe girer.

3) İşbu Sözleşmeyi daha sonra tasdik eden imzacı taraflar bakımından, Sözleşme, tasdik belgesinin tevdii tarihinden 90 gün sonra yürürlüğe girer.

Madde 28

1) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Konseye üye olmayan her devleti, işbu Sözleşmeye katılmaya davet edebilir. Bu daveti içeren Konsey kararının, Sözleşmeyi tasdik etmiş Konseyi Üyelerinin oybirliğiyle alınmış olması gerekir.

 2) Katılma, tevdiinden itibaren 90 gün sonra yürürlüğe girecek katılım belgesinin Konsey Genel Sekreterine tevdii edilmesiyle gerçekleşir.

 Madde 29

Her bir Âkit Taraf, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine göndereceği bir bildirimle, işbu Sözleşmeyi kendi bakımından feshedebilir. Bu fesih, Konsey Genel Sekreterinin bildirimi aldığı tarihten itibaren 6 ay sonra hüküm ifade eder.

Madde 30

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Konsey üyelerine ve işbu Sözleşmeye katılmış olan her Devlet Hükümetine, aşağıdaki hususları bildirir:

a) İmzacı tarafların adları ve her türlü tasdik veya katılma belgelerinin tevdii;

b) İşbu Sözleşmenin yürürlüğe giriş tarihini;

c) 5.maddenin 1. fıkrası, 7. maddenin 3. fıkrası, 15. maddenin 6. fıkrası, 16. maddenin 2. fıkrası, 24. madde, 25. maddenin 3 ve 4. fıkraları ve 26. maddenin 4. fıkrası gereğince alınan her bir bildirimi;

d) 23. maddenin 1. fıkrası uyarınca koyulan her türlü çekinceyi;

e) 23.maddenin 2. fıkrası uyarınca geri çekilen her türlü çekinceyi;

f) 29. madde hükümleri uyarınca alınan fesih bildirimlerini ve bunların yürürlüğe gireceği tarihi.

Usulüne uygun olarak yetkilendirilmiş, imza sahipleri, işbu Sözleşmeyi imzalamışlardır.

İşbu Sözleşme, Fransızca ve İngilizce dillerinde ve her iki metin de aynı derecede geçerli olmak ve Avrupa Konseyi’nin arşivlerinde saklanmak üzere, tek nüsha halinde Strazburg’da 20 Nisan 1959 tarihinde akdedilmiştir. Avrupa Konseyi, onaylanmış suretlerini Genel Sekreter, imzacı taraflara ve Sözleşmeye katılan devletlere gönderir.

Hukuk Eğitimi Alan ABD Başkanları

0

Hukuk Eğitimi Alan ABD Başkanları

Amerika Birleşik Devletleri 1776 yılında kurulmuştur. ABD Anayasası kabul edilmiş, ülkenin ilk devlet başkanı George Washington olmuştur. Bazı başkanlar birden fazla görev yapmıştır.

ABD’nin kuruluşundan 2024 yılına kadar 46 başkan görev yapmış, bu başkanlardan 24’ü hukuk eğitimi almıştır.

En çok görev yapan başkan, hukukçu başkanlarından Franklin Delano Roosevelt’tir. Seçimleri dört defa kazanmıştır. FDR, iki dönemden fazla görev yapan tek başkandır.

Bazı başkanların hukuk eğitimi yarım kalmıştır. George W. Bush hukuk fakültesine kabul edilmemiştir. Ayrıca Bush, Bush, ABD Yüksek Mahkemesi’nin seçimler hakkında verdiği karar ile başkan ilan olmuştur. 

İlk dönem başkanların teknik hukuk eğitiminden geçmese bile felsefe, hukuk ve siyaset bilimi ile yakından ilgilendikleri görülmektedir.

Son başkan Joe Biden da hukuk mezunudur.

Başkan

Görev Yılları

John Adams
21 Nisan 1789 – 4 Mart 1797
Thomas Jefferson
4 Mart 1801-4 Mart 1809
James Monroe
2 Nisan 1811 – 4 Mart 1817
John Quincy Adams
22 Eylül 1817 – 4 Mart 1825
4 Mart 1825 – 4 Mart 1829
Martin Van Buren
4 Mart 1833 – 4 Mart 1837
John Tyler
4 Nisan 1841 – 4 Mart 1845
Franklin Pierce
4 Mart 1853 – 4 Mart 1857
James Buchanan
10 Mart 1845 – 7 Mart 1849
Abraham Lincoln
4 Mart 1861 – 15 Nisan 1865
James Abram Garfield
4 Mart 1881 – 19 Eylül 1881
Chester A.Arthur
19 Eylül 1881 – 4 Mart 1885
19 Eylül 1881 – 4 Mart 1881
Rutherford B. Hayes
4 Mart 1877 – 4 Mart 1881
Grover Cleveland
4 Mart 1885 – 4 Mart 1889
4 Mart 1893 – 4 Mart 1897
Benjamin Harrison
4 Mart 1889 – 4 Mart 1893
William McKinley
4 Mart 1897 – 14 Eylül 1901
Theodore Roosevelt
14 Eylül 1901 – 4 Mart 1909
William Howard Taft
4 Mart 1909 – 4 Mart 1913
Thomas Woodrow Wilson
4 Mart 1913 – 4 Mart 1921
Calvin Coolidge
2 Ağustos 1923 – 4 Mart 1929
Franklin D. Roosevelt
4 Mart 1933 – 12 Nisan 1945
Harry S. Truman
12 Nisan 1945 – 20 Ocak 1953
Richard Nixon
20 Ocak 1969 – 9 Ağustos 1974
Gerald Ford
9 Ağustos 1974 – 20 Ocak 1977
Bill Clinton
20 Ocak 1993 – 20 Ocak 2001
Barack Obama
20 Ocak 2009 – 20 Ocak 2017
Joe Biden 20 Ocak 2021 – 20 Ocak 2025

Harvard Hukuk mezunları Barack ve Michelle Obama

Mustafa Kemal Atatürk, Hayatı ve Devrimleri

0
Mustafa Kemal Atatürk, Kronolojik Hayatı ve Devrimleri

Mustafa Kemal Atatürk, Kronolojik Hayatı ve Devrimleri

19 Mayıs 1881
Mustafa Kemal, Selanik’te doğdu.
1894
Mustafa Kemal, Selanik Askeri Rüştiyesi’ne başladı.
1896
Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi’ne girdi.
13 Mart 1899
Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi’ni bitirerek, İstanbul’da Harp Okulu Piyade Sınıfına girdi.
10 Şubat 1902
Mustafa Kemal, Harp Okulu’nu teğmen rütbesiyle bitirerek, Harp Akademisi’ne girdi.
11 Ocak 1905
Mustafa Kemal, Kurmay Yüzbaşı olarak Harp Akademisi’nden mezun oldu.
5 Şubat 1905
Mustafa Kemal, Şam’da bulunan 5. Orduya atandı.
1907
Mustafa Kemal gizlice Selanik’e geçip, orada da, Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin bir şubesini kurdu.
20 Haziran 1907
Mustafa Kemal, Kolağası (kıdemli yüzbaşı) oldu.
20 Eylül 1907
Mustafa Kemal, Selanik’teki 3. Orduya atandı.
22 Haziran 1908
Mustafa Kemal, Selanik – Üsküp (şark) Demiryolları müfettişliğine atandı.
23 Temmuz 1908
İkinci Meşrutiyet ilan edildi.

Kanunu Esasi, İkinci Abdülhamit tarafından 23 Aralık 1876 günü bir ferman ile ilan edilmiş ve meşrutiyetin temeli atılmıştır. Kanunu Esasi, Türk Anayasa tarihinin başlangıcını ve mutlak monarşiden anayasal monarşiye geçişin yasal hükümlerini oluşturmaktadır. I. Meşrutiyet, II. Abdülhamit’in tahta çıkışıyla birlikte ilan edilmiş ancak ilk parlamento dönemi 13 Şubat 1878’de sona ermiştir. Kanunu Esasi, gerçek bir meşrutiyet olmamasına karşın Türk tarihinde Anayasal hareketlerin ilk yazılı belgesi olması, ilk defa yasama meclisinin oluşturulması, ilk defa bir Anayasal metin ile bazı temel hak ve özgürlüklerin sağlanması ve yargı bağımsızlığına dönük bazı prensipler getirmesi bakımından önem taşımaktadır.

17 Aralık 1908
İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra, Meclis-i Mebusan açıldı.
1908
Mustafa Kemal, Almancadan Osmanlıcaya çevirdiği, Berlin Askeri Üniversitesi eski müdürlerinden General Litzmann’ın, “Takımın Muharebe Talimi” kitabını yayınladı.
13 Nisan 1909
31 Mart Olayı oldu.
15-16 Nisan 1909
Mustafa Kemal, 31 Mart (13 Nisan) Olayı üzerine, ayaklanmayı bastırmakla görevli Hareket Ordusu’nun kurmay başkanı olarak, Selanik’ten İstanbul’a hareket etti.
6 Eylül 1909
Mustafa Kemal, Selanik’te 3. Ordu Piyade Subay Talimgahı Komutanı oldu.
10 Mayıs 1909
Mustafa Kemal, Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa’nın kurmay başkanı olarak, Arnavutluk harekatına katıldı.
13 Ocak 1910
Mustafa Kemal, Selanik 3. Tümen kurmay başkanlığına atandı.
17-21 Eylül 1910
Mustafa Kemal, Fransa’da yapılan Pikardi manevralarına Türk Ordusu temsilcisi olarak katıldı.
15 Ocak 1911
Mustafa Kemal, Selanik’te bulunan 38. Piyade Alay Komutan Vekilliği’ne atandı.
13 Eylül 1911
Mustafa Kemal, geçici olarak Trablusgarb Tümeni Kurmay başkanlığına atandı.
29 Eylül 1911
İtalyanlar, Trablusgarp’ı ele geçirmek için Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti.
5 Ekim 1911
Mustafa Kemal, Binbaşılığa yükseltildi.
8 Ekim 1912
Balkan Savaşları başladı. Mustafa Kemal, Bolayır’da kurulan kolordunun hareket şubesi müdürlüğüne getirildi.
15 Ekim 1912
Trablusgarp Savaşı sonunda, Osmanlı Devleti ile İtalya, Uşi Barış Antlaşması‘nı imzaladı. Trablusgarp ve Bingazi, İtalyanlara bırakıldı.

İtalya, 29 Eylül 1911 tarihine, Trablusgarp ve Bingazi’de ekonomik çıkarlarını korumak gerekçesiyle Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etmiş; Trablusgarp’ın bir kısmını ele geçirdikten sonra savaşı Ege Denizi’ne taşımıştır. İtalya, 28 Nisan-20 Mayıs 1912 tarihleri arasında Menteşe Adaları bölgesindeki 16 ada ve adacığı işgal etmiş; taraflar arasındaki savaş barış görüşmeleri ile sona ermiştir. Barış görüşmeleri 13 Temmuz 1912 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentinde başlamış ve 18 Ekim 1912’de imzalanan Uşi Barış Antlaşması ile sona ermiştir. Uşi Barış Antlaşması sonucunda; Osmanlı Devletinin Trablusgarp vilayeti ile Bingazi sancağında özerk bir yönetim uygulanmasını kabul ederek askerlerini çekmesi karşılığında İtalya’nın da adalardan çekilmesi kararlaştırılmıştır.

24 Ekim 1912
Yunanlılar Selanik’i işgal etti.
25 Kasım 1912
Mustafa Kemal, Çanakkale Boğazı Kuvayı Mürettebesi Harekat Şubesi Müdürlüğü’ne atandı.
28 Kasım 1912
Arnavutluk bağımsızlığını ilan etti.
1 Aralık 1912
Mustafa Kemal, Gelibolu’ya gitti.
23 Ocak 1913
İttihatçılar, sadrazam Kamil Paşa’yı uzaklaştırarak yerine Mahmut Şevket Paşa’yı getirdiler. (Babıali Baskını ile)
30 Mayıs 1913
1. Balkan Savaşı sonunda Balkan Devletleri ile Londra Antlaşması imzalandı.
11 Haziran 1913
Sadrazam Mahmut Şevket Paşa bir suikast sonucu öldürüldü.
12 Haziran 1913
Said Halim Paşa sadrazam oldu.
21 Temmuz 1913
Mustafa Kemal, Kolordu Kurmay Başkanı olduğu Bolayır Kolordusu ile, 1. Balkan Savaşlarında kaybedilen Edirneyi geri aldı.
29 Eylül 1913
Balkan Savaşları sonunda Bulgaristan ile İstanbul Antlaşması imzalandı.

İstanbul Antlaşması, Osmanlı Devletinin ağır bir yenilgiye uğradığı Balkan Savaşı sonrasında, 29 Eylül 1913 tarihinde “Bulgaristan’la Barış Andlaşması” adıyla imzalanmıştır. Yirmi madde ve beş Ek’ten oluşan Antlaşma sonucunda; Edirne, Dimetoka ve Kırklareli’nin Osmanlı Devleti’nde kalması, Kavala ve Dedeağaç’ın Bulgaristan’a bırakılması, Meriç Nehri’nin sınır olması ve  Bulgaristan’da kalan Türkler’in siyasi, dini ve sosyal haklarının korunması hüküm altına alınmıştır.

27 Ekim 1913
Mustafa Kemal, Sofya Askeri Ataşesi oldu. Aynı gün Fethi Okyar ise Sofya Büyükelçisi olarak atandı.
14 Kasım 1913
2. Balkan Savaşı’ndan sonra, Yunanistan ile Osmanlı Devleti arasında Atina Antlaşması imzalandı.
3 Ocak 1914
Enver Paşa, Ahmet İzzet Paşa’nın yerine Harbiye Nazırı oldu.
1 Mart 1914
Mustafa Kemal, Yarbaylığa yükseltildi.
13 Mart 1914
Osmanlı – Sırbistan arasında İstanbul anlaşması imzalandı
Mayıs 1914
Mustafa Kemal “Zabit ve Kumandanla Hasbihal” adlı kitabını yazdı Aralık 1918’de İstanbul’da yayımlandı.
1 Ağustos 1914
1. Dünya Savaşı başladı.
3 Kasım 1914
Rusya, Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti.
5 Kasım 1914
İngiltere ve Fransa, Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti.
11 Kasım 1914
Osmanlı Devleti, İttifak Devletleri yanında 1. Dünya Savaşı’na girdi.
20 Ocak 1915
Mustafa Kemal, Sofya’dayken 19. Tümen Komutanlığına atandı.
19 Şubat 1915
İngiliz ve Fransız kuvvetleri, Çanakkale’yi topa tuttu.
25 Şubat 1915
Mustafa Kemal’in komutasındaki 19. Tümen, Fransız ve İngilizlerin Çanakkale’yi topa tutması üzerine Eceabat Bölgesine gönderildi.
18 Mart 1915
İstanbul’u ele geçirmek için Çanakkale Boğazı’nı geçmeye çalışan, İtilaf Devletlerine karşı, 18 Mart Boğaz Muharebesi Zaferi kazanıldı.
23 Mart 1915
Limon Von Sanders, Çanakkale’yi savunmak için kurulan, 5. Ordu komutanlığına getirildi.
25 Nisan 1915
Çanakkale Boğazı’ndan geçmeleri engellenen İtilaf Devletleri, Seddülbahir ve Arıburnu’na asker çıkardı. Mustafa Kemal, tümeniyle düşman birliklerini Conkbayırı’nda durdurdu.
30 Nisan 1915
19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal’e madalya verildi.
1 Mayıs 1915
Mustafa Kemal, Arıburnu Grubu Komutanlığı’nı üstlendi.19. Tümen’in ilk hazırlıklı taarruzu gerçekleşti.
10 Mayıs 1915
Başkomutan Enver Paşa, Mustafa Kemal’in bölgesini denetledi ve takdirlerini bildirdi.
17 Mayıs 1915
Mustafa Kemal, Arıburnu Bölgesi Komutanlığı’ndan ayrılıp, 19. Tümen Komutanlığı’na döndü. (Arıburnu Komutanlığı’nı 1 Mayıs’ta durumun gereği olarak üstlenmişti).
24 Mayıs 1915
Çanakkale’ de bir günlük ateşkes anlaşması yapıldı.
1 Haziran 1915
Mustafa Kemal, Albaylığa yükseltildi.
8-9 Ağustos 1915
Mustafa Kemal, Anafartalar Grubu Komutanlığı’na atandı.
9 Ağustos 1915
Mustafa Kemal, bizzat idare ettiği taarruzla, Anafartalar cephesinde düşmanı geri attı. I. Anafartalar Zaferi kazanıldı.
10 Ağustos 1915
Mustafa Kemal, Conkbayırı süngü hücumuyla önemli bir zafer daha kazandı.
17 Ağustos 1915
Mustafa Kemal, Anafartalar’dan sonra Kireçtepe’de de zafer kazandı.
19 Ağustos 1915
Mustafa Kemal, 16. Kolordu Komutanı oldu. (Aynı zamanda Anafartalar Grubu Komutanı)
21 Ağustos 1915
Mustafa Kemal, II. Anafartalar Zaferi’ni kazandı.
24 Ağustos 1915
Başkomutan Enver Paşa, Anafartalar Grubu bölgesini denetledi.
27 Ağustos 1915
Kayacıkağılı Muharebesi gerçekleşti.
28 Ağustos 1915
Mustafa Kemal, Anafartalar Grubu’nda yeni düzenlemeler yaptı.
10 Aralık 1915
Mustafa Kemal, Çanakkale Cephesi’nden ayrıldı.
19-20 Aralık 1915
Düşman birlikleri, Arıburnu ve Suvla’yı gizlice boşalttı. (Savaş 8-9 Ocak 1916’da tamamıyla sona ermiştir)
9 Ocak 1916
Müttefik Kuvvetleri, Seddülbahir’den çekildi.
14 Ocak 1916
Mustafa Kemal, Edirne’de 16. Kolordu Komutanlığına atandı.
16 Şubat 1916
Ruslar, Erzurum’u işgal ettiler.
3 Mart 1916
Bitlis, Muş, Van ve Hakkari Ruslar tarafından işgal edildi.
15 Mart 1916
Mustafa Kemal, Edirne’den Diyarbakır’a kaydırılan 16. Kolordu komutanı olarak Doğu Cephesinde göreve başladı.
1 Nisan 1916
Mustafa Kemal, Mirlivalığa (Tuğgeneral) yükseltildi.
7-25 Nisan 1916
Mustafa Kemal, Doğu’da Rusların saldırısını püskürttü.
28 Nisan 1916
Irak Cephesindeki savaşlarda, Kutülamare bölgesinde, beş aydır kuşatma altında olan İngiliz birlikleri, teslim oldu.
7-8 Ağustos 1916
Mustafa Kemal Bitlis ve Muş’u, Ruslardan geri aldı.
17 Kasım 1916
10. Türk Kolordusu, Makedonya Cephesine geldi.
11 Aralık 1916
Manastır, İtilaf Devletleri’nin eline geçti.
17 Şubat 1917
Mustafa Kemal, Hicaz Seferi Kuvvetler Komutanlığına atandı
7 Mart 1917
Mustafa Kemal, Diyarbakır’daki 2. Ordu Komutan Vekilliğine atandı.
11 Mart 1917
İngilizler Bağdat’ı ele geçirdi.
16 Mart 1917
Mustafa Kemal, Diyarbakır’daki 2. Ordu Komutanlığı’na asıl olarak atandı.
Haziran 1917
Yıldırım Ordular Grubu kuruldu.
27 Haziran 1917
Yunanistan, İtilaf Devletleri yanında savaşa girdi.
5 Temmuz 1917
Mustafa Kemal, Halep’teki 7. Ordu Komutanlığı’na atandı.
17 Temmuz 1917
Rus Çarı, çıkan ayaklanma sonunda iktidardan çekildi. Sosyalistler, Sovyet Hükümetini kurdu.
9 Eylül 1917
Avusturya Macaristan Hükümeti Mustafa Kemal’e, ikinci rütbe harp alameti Askeri Liyakat madalyası verdi.
20 Eylül 1917
Mustafa Kemal, 7. Ordu Komutanı sıfatıyla, memleketin ve ordunun durumunu açıklayan tarihi raporunu İstanbul’a gönderdi.
6 Ekim 1917
Mustafa Kemal 7. Ordu Komutanlığı’ndan istifa ettiğini bir yazı ile Enver Paşa’ya bildirdi.
9 Ekim 1917
Rusya’da yeni bir ayaklanma çıktı. Lenin öncülüğündeki Bolşevik Hükümeti 1. Dünya Savaşından çekildi. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kuruldu.
15 Ekim 1917
7. Ordu Komutanlığı’ndan ayrılan Mustafa Kemal, 2. Ordu komutanı sıfatıyla, izinli olarak İstanbul’a döndü.
9 Aralık 1917
İngilizler, Kudüs’ü işgal etti.
15 Aralık 1917
Mustafa Kemal, Veliaht Vahdettin ile Almanya’ya gitti.
16 Aralık 1917
Mustafa Kemal’e “Birinci Rütbeden Kılıçlı Mecidi Nişanı” verildi.
19 Şubat 1918
Mustafa Kemal, Alman İmparatoru tarafından, birinci rütbeden Kılıçlı Cordon ve Prussu nişanı ile taltif edildi.
4 Temmuz 1918
Vahdeddin Padişah oldu.
7 Ağustos 1918
Mustafa Kemal, Filistin’de bulunan 7. Ordu Komutanlığı’na ikinci defa atandı.
1 Eylül 1918
7. Ordu Komutanlığı görevine başladı.
19 Eylül 1918
Filistin Cephesi’ndeki, Yıldırım Ordular Grubu, İngilizlerin taarruzunu durduramadı. İngilizler Suriye’ye doğru ilerlediler.
26 Eylül 1918
7. Ordu, Şam doğrultusunda yürüyüşe geçti ve akşama doğru Der’a bölgesinde toplandı.
29 Eylül 1918
7. Ordu, Şam’ın güneyine çekildi.
29 Eylül 1918
Bulgaristan, Selanik Ateşkes Antlaşması ile savaştan çekildi. İtilaf Devletleri’yle masaya oturan Bulgarlar, Selanik Antlaşması sonucunda tam anlamıyla teslim oldu. İtilaf Devletleri, Bulgaristan’ı işgale başladı ve Doğu Avrupa’da üstünlüğü ele geçirdi.
30 Eylül 1918
Bozguna uğrayan Yıldırım Ordular Grubu, 7. Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa’nın gözetiminde derlenip toparlandı.
1 Ekim 1918
7. Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa, bölge valileri ile danışma toplantısı yaptı.
1 Ekim 1918
Beyrut bağımsızlığını ilan etti.
3 Ekim 1918
Yıldırım Ordular Grubu, Halep’e doğru çekilmeye başladı.
3 Ekim 1918
Bölgedeki Arap halkı, İngilizlerin kışkırtmasıyla ayaklandı.
4 Ekim 1918
Mustafa Kemal Paşa’nın Karargahı, Halep’e getirildi.
5 Ekim 1918
Mustafa Kemal Paşa, 7. Ordu’yu yeniden düzenlemeye başladı.
8 Ekim 1918
Talat Paşa kabinesi görevinden çekildi.
8 Ekim 1918
Mustafa Kemal Paşa, Arapların düşmanca hareket ve propagandalarına karşı yeni tedbirler aldı.
11 Ekim 1918
Hükümeti kurmakla görevlendirilen Tevfik Paşa, görevden affını istedi.
14 Ekim 1918
Hükümeti kurma görevi, Ahmet İzzet Paşa’ya verildi.
14 Ekim 1918
Fransız savaş gemileri, İskenderun’u bombaladı.
16 Ekim 1918
4. Ordu kaldırıldı. 7. Ordu takviye edildi.
20 Ekim 1918
İngiliz, Fransız ve Amerikan Temsilcileri, Lazkiye’de geçici bir hükümet kurdu.
26 Ekim 1918
Mustafa Kemal’in komuta ettiği 7. Ordu Birlikleri, İngilizlerin taarruzunu Halep’in kuzeyinde, durdurdu.
28 Ekim 1918
Yeniden düzenlenen, Yıldırım Ordular Grubu, Halep’in kuzeyine çekildi.
30 Ekim 1918
Yıldırım Ordular Grubu Komutanı Mareşal Liman Von Sanders’in veda mektubu yayımlandı.
30 Ekim 1918
Mustafa Kemal Paşa, Yıldırım Orduları Grup Komutanı oldu.
30 Ekim 1918
1. Dünya Savaşını, Osmanlı Devleti için, sona erdiren Mondros Mütarekesi Limni adasında imzalandı.

Mondros Ateşkes Antlaşması, Birinci Dünya Savaşının yenilenleri arasında olan Osmanlı Devleti ile Müttefik Devletler adına hareket eden İngiltere arasında 30 Ekim 1918’de Mondros’ta imzalanmıştır. Mondros Ateşkes Antlaşması, Silah Bırakışımı Sözleşmesidir. Sözleşme, 1919 yılından itibaren başlayan Kurtuluş hareketi sonrasında geçerliliğini yitirmiş, 1922 yılında  Mudanya Ateşkes Antlaşması ile yeni Silah Bırakışımı Sözleşmesi imzalanmıştır.

31 Ekim 1918
Osmanlı Devleti, 1. Dünya Savaşından mağlup olarak çıktı. Mondros Mütarekesi yürürlüğe girdi.

Mondros Ateşkes Antlaşması; Müttefik Devletlerin yetkili kıldığı İngiltere Hükümeti adına Akdeniz Donanması Başkomutanı Oramiral Sir Arthur Cough Calthorpe ile, Osmanlı Devleti adına Donanma Bakanı Sayın Hüseyin Rauf(Orbay), Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Reşat Hikmet Bey ve Yarbay Sadullah Bey tarafından  Limni Adasının Mondros Limanında Agamemnon Zırhlısında imzalanmıştır. Osmanlı İmparatorluğu Dönemi Antlaşmaları arasında yer alan Mondros Ateşkes Antlaşması 25 maddeden oluşmaktadır. Ağır şartlar taşıyan Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devleti açısından 1. Dünya Savaşı sona ermiş, silahlı çatışmalar durdurulmuştur. Sözleşme, Osmanlı Devleti’nin yıkılışını ve neredeyse tüm toprakların işgalini hukuki altyapıya kavuşturmuş, imparatorluk fiilen sona ermiştir.

2 Kasım 1918
Enver, Talat ve Cemal Paşalar, beraberindekilerle birlikte, bir Alman gemisi ile yurttan ayrıldılar.
3 Kasım 1918
İskenderun’a gelen bir İngiliz ve Fransız subayı, İskenderun’a kuvvet çıkarılacağını bildirdi. Mustafa Kemal Paşa bunu reddetti.
3 Kasım 1918
Musul, İngilizler tarafından işgal edildi.
4 Kasım 1918
Bir Fransız alayı, Uzunköprü – Sirkeci demiryolunu işgal etti.
5 Kasım 1918
Kars’ta, “Kars İslam Şurası” kuruldu.
5 Kasım 1918
İttihat ve Terakki Fırkası kendi kendisini kapattı.
5 Kasım 1918
Mustafa Kemal Paşa, Mondros Ateşkes Antlaşması hakkındaki görüşlerini, bir raporla Başkomutanlığa bildirdi.
7 Kasım 1918
Yıldırım Ordular Grubu kaldırıldı. Mustafa Kemal Paşa, Harbiye nezareti emrine alındı.
8 Kasım 1918
Ahmed İzzet Paşa, sadrazamlıktan istifa etti.
9 Kasım 1918
Çanakkale Boğazı’nın iki yakası, İngilizlerce işgal edildi. Çanakkale’ye bir İngiliz Müfrezesi çıktı. Daha sonra 20 Kasım’da, Rumeli Yakası Fransızlara devredildi.
9 Kasım 1918
İngilizler, İskenderun ve Antakya’ya asker çıkardı.
10 Kasım 1918
Mustafa Kemal, Adana’dan trenle İstanbul’a hareket etti.
10 Kasım 1918
İstanbul’da “Garbi Trakya Cemiyeti” kuruldu.
11 Kasım 1918
Ahmet İzzet Paşa’nın istifası üzerine, Tevfik Paşa yeni Osmanlı Hükümetini kurdu.
13 Kasım 1918
İtilaf Devletleri donanmaları ile Yunan savaş gemileri, İstanbul önüne demirledi.
13 Kasım 1918
Mustafa Kemal, Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı’nın kaldırılması üzerine, İstanbul’a geldi.
15 Kasım 1918
Mustafa Kemal Paşa, Vahideddin ile görüştü.
21 Kasım 1918
Mustafa Kemal, Fethi Bey (Okyar) ile birlikte, Minber gazetesini çıkardı.
29 Kasım 1918
Milli Kongre, İstanbul’da toplandı.
30 Kasım 1918
1. Kars Milli İslam Şurası toplandı.
1 Aralık 1918
Trakya-Paşaeli Müdafaa Heyet-i Osmaniyesi kuruldu.
3 Aralık 1918
Urfa’da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.
4 Aralık 1918
Vilâyet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti, İstanbul’da kuruldu.
6 Aralık 1918
İngilizler, Kilis’i işgal etti.
7 Aralık 1918
Fransızlar, Antakya’yı işgal etti.
10 Aralık 1918
Trabzon’da Milli Mücadeyi destekleyen İstikbal Gazetesi yayın hayatına başladı.
11 Aralık 1918
Bir Fransız – Ermeni taburu Dörtyol’u işgal etti.
17 Aralık 1918
Tarsus, Ceyhan ve Adana, Fransızlar tarafından işgal edildi.
19 Aralık 1918
Bahçe, Islahiye, Hassa, Mamure ve Osmaniye, Fransızlar tarafından işgal edildi.
19 Aralık 1918
İşgalcilere karşı ilk direniş, Hatay Dörtyol’da başladı.
21 Aralık 1918
İstanbul’da, “Kilikyalılar Cemiyeti” kuruldu.
21 Aralık 1918
Meclis-i Mebusan padişah tarafından feshedildi.

Meclisi Mebusan, Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra 21 Aralık 1918 tarihinde Padişah Vahdettin tarafından, feshedilmiş, yeni seçimler yapılmış ve son Osmanlı Meclisi 16 Mart 1920’de İstanbul’un işgalinden hemen sonra 11 Nisan 1920’de resmen kapatılmış, 23 Nisan 1920 tarihinde TBMM açılmıştır. Misak-ı Millinin ilanı Osmanlı Meclisinin kapatılışını hızlandırmış, Meclis-i Mebusanın kapatılması ise TBMM’nin kuruluşuna meşru zemin hazırlamıştır.

24 Aralık 1918
İngilizler Batum’u işgal etti.
24 Aralık 1918
İlk Yunan savaş gemisi, İzmir açıklarında görüldü.
26 Aralık 1918
2. Ordu birlikleri, Pozantı’ya değin Adana’yı boşalttı.
27 Aralık 1918
Pozantı işgal edildi.
2 Ocak 1919
Lord Curzon’un, “Doğu Trakya’daki Türkler ile Batı Anadolu’daki Rumlar mübadele edilmelidir” yolundaki muhtırası açıklandı.
7 Ocak 1919
İngilizler, Kars, Ardahan ve Batum’un boşaltılmasını istedi.
10 Ocak 1919
Türk birlikleri, Medine’yi teslim etti.
12 Ocak 1919
İngilizler, Kars’a girerek bazı mevkilere yerleşti.
13 Ocak 1919
İstanbul’da ikinci Tevfik (Okday) Paşa Hükümeti kuruldu. (3 Mart’ta istifa etti. İlk kabinesi : 11.11.1918’de kurulmuştu.)
14 Ocak 1919
Hadımköy – Kuleliburgaz demiryolu istasyonları, Yunanlılarca işgal edildi. (Daha sonra Şark Demiryolları Müdürlüğü Fransızlarca işgal edildi).
15 Ocak 1919
İngilizler, Haydarpaşa Garı’nı işgal etti.
17 Ocak 1919
Kars’ta 2. İslam Şurası toplandı.
18 Ocak 1919
Paris Barış Konferansı toplandı.
22 Ocak 1919
Türk Kuvvetleri, Batum’u boşalttı.
22 Ocak 1919
Bir İngiliz birliği, Konya’ya girdi.
22 Ocak 1919
Hürriyet ve İtilaf Fırkası, yeniden çalışmaya başladı.
26 Ocak 1919
Nurettin Paşa, İzmir Valisi olarak göreve başladı.
30 Ocak 1919
İttihat ve Terakki Fırkası’nın 27 üyesi, Divan-ı Harbe verildi.
2 Şubat 1919
Venizelos, Paris Barış Konferansı’nda Ege Adalarının, Trakya’nın ve Batı Anadolu’nun Yunanistan’a bırakılmasını istedi.
5 Şubat 1919
Meşrutiyetin ilanı üzerine, 24 Temmuz 1908’de kaldırılmış olan sansür, yeniden İstanbul’da yürürlüğe kondu. (Kaldırılışı : 4 Ekim 1922)
7 Şubat 1919
İngiliz Mareşali Allenby, İstanbul’a geldi.
8 Şubat 1919
23.11.1918’de, İstanbul’a vapurla gelmiş olan, Doğu Orduları Başkomutanı General Franchet D’Esperey, görkemli bir törenle İstanbul’a girdi.
9 Şubat 1919
Mareşal Allenby, İstanbul Hükümeti’ne muhtıra verdi.
12 Şubat 1919
Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti, kuruldu.
14 Şubat 1919
Nurettin Paşa, 17. Kolordu Komutanlığına atandı.
19 Şubat 1919
İstanbul’da “Teali-i İslam Cemiyeti” kuruldu.  Kurucuları Fâtih dersiâmlarından Abdülfettah, Geyveli İbrâhim Hakkı, İskilipli Mehmed Âtıf ve Bayezid dersiâmlarından Ermenekli Mustafa Saffet efendilerdir. Mustafa Sabri Efendi’nin şeyhülislâmlığa tayini üzerine başkanlığa  İskilipli Atıf Hoca getirildi.
Atıf Efendi, 26 Aralık 1925’te, Frenk Mukallitliği ve Şapka risalesini yayımlayan ve dağıtanlarla birlikte yargılanmak üzere Ankara’ya gönderilmiştir. Teâlî-i İslâm Cemiyeti’nin başkanı iken bu cemiyet tarafından hazırlanan ve Yunan uçakları tarafından Anadolu’ya atılarak dağıtılan Millî Mücadele karşıtı bir beyannamesi (fetva) sebebiyle 26 Ocak 1926 Salı günü Ankara İstiklâl mahkemesinde yargılanmış, bir hafta sonra Ankara Samanpazarı Meydanı’nda asılmıştır.
19 Şubat 1919
Karadeniz Türkleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, kuruldu.
22 Şubat 1919
Maraş, İngilizler tarafından işgal edildi.
1 Mart 1919
Paris Konferansı’nda, İngiliz ve Fransız delegeleri, Anadolu’da Yunanlılara arazi verilmesini önerdi.
4 Mart 1919
Bir gün önce istifa eden Tevfik (Okday) Paşa Hükümeti yerine, Damat Ferid Paşa’nın Hükümeti geldi.
6 Mart 1919
İstanbul Rumları, bazı taşkınlıklar yaparak saldırılar gerçekleştirdi.
7 Mart 1919
Fransızlar, Kozan’ı işgal etti.
8 Mart 1919
Zonguldak ve Ereğli, Fransızlar tarafından işgal edildi. (Kurtuluşu:20-21.6.1921)
13 Mart 1919
Kazım Karabekir Paşa, Erzurum’da 15. Kolordu komutanlığına atandı. (3 Mayıs’ta Erzurum’a geldi)
14 Mart 1919
Yunanlıların çıkarma planını, İngiltere Başkanı Lloyd George, Fransa Başkanı Clemenceau, İtalya Başkanı Orlando, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Wilson, Paris’te kabul ettiler.
15 Mart 1919
İstanbul’da, Arnavut Teavün Cemiyeti kuruldu.
19 Mart 1919
İzmirli bir heyet, padişahla görüştü.
19 Mart 1919
İzmir Müdafa-i Hukuk kongresi toplandı.
19 Mart 1919
Mustafa Kemal Erzurum’a, örgütlenmeyi anlatan bir mektup gönderdi.
24 Mart 1919
İngilizler, Urfa’yı işgal etti.
28 Mart 1919
İtalyanlar, Antalya’yı işgal etti.
30 Mart 1919
İngilizler, Merzifon’u işgal etti.
30 Mart 1919
Damat Ferid Paşa, İngiltere’nin himayesini sağlamak üzere, Amiral Calthorphe’a bir proje verdi.
10 Nisan 1919
Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey, 10 Nisan 1919’da İstanbul’da idam edildi. İdamın gerekçesi; Birinci Dünya Savaşı’nın son yıllarında Yozgat mutasarrıfı ve Boğazlıyan kaymakamı iken, Sevk ve İskan Kanunu gereğince Ermeni tehciri sırasında gerekli önlemleri almadığı ve bu nedenle tehcire konu kişilerin can ve mal kaybına uğramalarına neden olduğu idi. Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında 7 Ocak 1919 tarihinde gözaltına alındı ve 30 Ocak 1919’da İstanbul’a getirilerek Divan-ı Harbi Örfi’de yargılandı ve idam cezasına mahkum edidi. Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin verdiği fetva sonucunda Beyazıt Meydanı’nda asılarak gerçekleştirildi. 1908’de Mülkiye Mektebi’nden mezun olan Mehmed Kemal Bey, benzer gerekçelerle Yozgat’ta yapılan yargılamada beraat kararı verilmişti. 14 Ekim 1922 tarihinde, Bakanlar Kurulu Kararıyla ’Milli Şehit’ ilan edildi.
13 Nisan 1919
Kars, İngilizler tarafından işgal edildi.
16 Nisan 1919
Fransızlar, Afyonkarahisar’ı işgal etti.
20 Nisan 1919
Gürcü Birlikleri, Ardahan’a girdi.
24 Nisan 1919
İtalyan askerleri, Konya’ya girdi.
30 Nisan 1919
Mustafa Kemal, 9. Ordu Müfettişi oldu.
5 Mayıs 1919
Mustafa Kemal’in Samsun’a atanma emri, Takvimi Vekayi‘de(Resmi Gazete) yayınlandı.
5-6 Mayıs 1919
İngiltere Başkanı Lloyd George, Paris’te Barış Konferansı’nda Yunanlıların İzmir’e çıkarma yapmasını istedi
10 Mayıs 1919
İzmir’in işgali, Paris’te İtilaf Devletlerince kararlaştırıldı.
11 Mayıs 1919
Ali Batı ayaklanması başladı.
14 Mayıs 1919
Amiral Calthorphe, İzmir’in işgali için nota verdi.
14 Mayıs 1919
Genelkurmay başkanlığına Cevat Paşa atandı.
14 Mayıs 1919
Foça, Karaburun, Urla, Yenikale istihkamları İngiliz, Fransız ve Yunanlılarca işgal edildi.
14-15 Mayıs 1919
İzmir yurtseverleri, gece Yahudi Maşatlığı (şimdi park)’ında toplanarak “Redd-i İlhak” ilkesini kabul ettiler. Kurulan Redd-i İlhak Heyet-i Milliyesi” halka bir bildiri yayınladı.
15 Mayıs 1919
İzmir, İtilaf Devletlerinin desteği ile, Yunanlılar tarafından işgal edildi ve ilk silahlı direniş başladı.
15 Mayıs 1919
İzmir’in işgalinden 4 saat 10 dakika sonra, Denizli Müftüsü Ahmed Hulusi Efendinin başkanlığında, “Denizli Heyeti Milliyesi” kuruldu.
15-16 Mayıs 1919
Damat Ferid Paşa Hükümeti, yeniden kuruldu.
16 Mayıs 1919
Balıkesirliler, işgali protesto ve silahlı mücadele kararı aldı.
16 Mayıs 1919
Yunanlılar, Urla ve Seferihisar’ı işgal etti.
16 Mayıs 1919
Mustafa Kemal, 9 uncu Ordu Müfettişi olarak Samsun’a gitmek üzere, Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan ayrıldı.
17 Mayıs 1919
Refet Bey (Bele), Sivas’ta 3. Kolordu komutanlığına atandı.
18 Mayıs 1919
İstanbul Dar-ül fünunu, (Üniversite) işgali protesto için ilk toplantıyı düzenledi.
18 Mayıs 1919
Balıkesirliler, Alacamescid toplantısını düzenledi. Kuvayı Milliye hareketi ve kongre toplanması kararı alındı.
19 Mayıs 1919
Mustafa Kemal, Samsun’a çıktı ve Kurtuluş Savaşı başladı.
19 Mayıs 1919
Damat Ferid Paşa, ikinci hükümetini kurdu.
20 Mayıs 1919
İngiliz Muhipleri Cemiyeti kuruldu.
20 Mayıs 1919
Albay Bekir Sami, 17. Kolordu komutanlığına atandı.
20 Mayıs 1919
Seydiköy Yunanlılarca işgal edildi.
21 Mayıs 1919
Mustafa Kemal, Erzurum’da 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa’ya şifre ile düşüncelerini bildirdi.
21 Mayıs 1919
16 Nisan’da, Fransızlar tarafından işgal edilen Afyonkarahisar, İtalyanların eline geçti.
22 Mayıs 1919
Mustafa Kemal Paşa, Sadaret’e raporunda “Millet tek vücut olup hâkimiyet esasını ve Türklük duygusunu hedef kabul etmiştir.” dedi.
22 Mayıs 1919
Kadıköy Mitingi düzenlendi ve Halide Edip, konuşma yaptı.
23 Mayıs 1919
Sultanahmet Meydanı’nda ve Sivas’ta mitingler düzenlendi.
23 Mayıs 1919
Mustafa Kemal Paşa’nın bir telgraf çekerek, 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa (Cebesoy) ile ilk kez temas kurdu.
23 Mayıs 1919
Sait Molla, “İngiliz Muhipleri Cemiyeti”nin kurulduğunu belediye başkanlarına bildirdi.
25 Mayıs 1919
Mustafa Kemal Paşa, Havza’ya geldi.
26 Mayıs 1919
Yunanlılar, Manisa’yı işgal etti.
26 Mayıs 1919
İstanbul’da Şuray-ı Saltanat, İngiliz mandasını kabule karar verdi.
27 Mayıs 1919
Yunanlılar, Aydın’ı işgal etti.
28 Mayıs 1919
Mustafa Kemal Havza’dan, sivil ve asker yüksek memur ve komutanlıklara, işgaller üzerine mitingler düzenlenmesini bildirdi.
28 Mayıs 1919
Ödemiş dolaylarında Yunanlılarla çatışmalar başladı.(İngilizler, İstanbul’da tutukladıkları 67 Türk politika adamını Malta’ya sürdü)
29 Mayıs 1919
Ayvalık’ta, Ali Bey (Çetinkaya) komutasında, Yunanlılara karşı direniş başladı.
2 Haziran 1919
Kazım Özalp, 61. Tümen’de göreve başladı.
3 Haziran 1919
Mustafa Kemal Paşa’nın mitinglerle ilgili Harbiye Nezareti’ne (Bakanlığa) cevabında “Milletin heyecanını ve tezâhürât-ı milliyeyi (millî gösterileri) men ve tevkif için (durdurmak için) hiç kimsede kudret ve takat göremem”  dedi
4 Haziran 1919
Nazilli, Yunanlılar tarafından işgal edildi.
6 Haziran 1919
Müttefik komutanlardan General Milne, Mustafa Kemal Paşa hakkında İstanbul Hükümeti’ne ültimatom verdi.
6 Haziran 1919
Damat Ferid ve yanındakiler, Paris Konferansı’na katılmak üzere yola çıktı.
8 Haziran 1919
Harbiye Nazırı, Mustafa Kemal Paşa’yı İstanbul’a geri çağırdı.
8 Haziran 1919
Rauf Orbay, Ankara’ya geldi.
9 Haziran 1919
Aydın Cephesinde, Kuvayı Milliye birliği kuruldu.
10 Haziran 1919
Mustafa Kemal Paşa’nın tamimi (genelgesi): “İstiklâl-i millîmiz (millî bağımsızlığımız) uğrunda bütün mevcudiyetimle… milletle beraber nihayetine kadar çalışacağıma mukaddesatım namına söz veririm”.
11 Haziran 1919
Damat Ferid Paşa, Paris Barış Konferansına katılmak üzere, İstanbul’dan Paris’e gitti.
12 Haziran 1919
Mustafa Kemal, Havza’dan ayrıldı.
12 Haziran 1919
Alaşehir’de oluşturulan gönüllü müfreze ile Yunan kuvvetleri çarpıştı.
13 Haziran 1919
Mustafa Kemal, Amasya’da bir heyeti kabul etti.
16 Haziran 1919
Yörük Ali Efe bir Yunan, müfrezesini imha etti.
17 Haziran 1919
Erzurum İl Kongresi toplandı.
17 Haziran 1919
İstanbul’da İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, Mustafa Kemal’in geri çağırılması için Harbiye Nezaretine yazı yazdı.
18 Haziran 1919
Ali Batı ayaklanması bastırıldı.
18 Haziran 1919
Mustafa Kemal Paşa, Anadolu ve Rumeli milli teşkilatının birleştirilmesi hakkında, bir genelge yayınladı.
18 Haziran 1919
Mustafa Kemal, Trakya’da bulunan kolordu komutanı Cafer Tayyar’a (Eğilmez) şifre ile düşüncelerini bildirdi.
19 Haziran 1919
Ali Fuat Paşa ve Rauf Bey, Mustafa Kemal Paşa ile buluşmak üzere Amasya’ya geldi.
21 Haziran 1919
Mustafa Kemal, İstanbul’da bulunan tanınmış kişilere (Abdurrahman Şeref, Reşit Akif Paşa, Seyit, Halide Edip (Adıvar), Kara Vasıf, Nafia Nazırı Ferit Paşa, Sulh ve Selamet Fırkası Başkanı Ferit Paşa, Cami (Baykut), Ahmet (Rıza)) gönderdiği mektupta “Artık İstanbul Anadolu’ya hakim değil, tabi olmak mecburiyetindedir” dedi.
21 Haziran 1919
Amasya Tamimi hazırlandı.
22 Haziran 1919
Mustafa Kemal, Amasya Genelgesiyle, milli kuvvetleri bir gaye ve bir teşkilat çevresinde toplamak amacıyla, Sivas’ta bir kongre toplanması gerektiğini duyurdu.
22 Haziran 1919
Erzurum İl Kongresi kapandı.
23 Haziran 1919
Mustafa Kemal, İstanbul Hükümeti tarafından görevinden alındı.
25 Haziran 1919
Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe kuvvetleri, Yunanlılarla çarpışmaya başladı.
25 Haziran 1919
Mustafa Kemal Paşa, Amasya’dan Sivas’a hareket etti.
26 Haziran 1919
1. Dünya Savaşı sonunda, İtilaf Devletleri ile Almanya arasında Versay Barış Anlaşması imzalandı.
27 Haziran 1919
Mustafa Kemal, Sivas’a geldi.
28 Haziran 1919
Mustafa Kemal, Sivas’tan Erzurum’a doğru yola çıktı.
28 Haziran 1919
1. Balıkesir Kongresi toplandı.
3 Temmuz 1919
Mustafa Kemal, Şark İlleri Müdafaai Hukuk Cemiyeti’nin kongresine katılmak üzere, Erzurum’a geldi.
8 Temmuz 1919
Mustafa Kemal resmi görevinden ve askerlikten çekildi.
9 Temmuz 1919
Mustafa Kemal Paşa’nın görevine son verildiği hakkında, Harbiye Nazırı genelge yayınladı.
10 Temmuz 1919
Trakya – Paşaeli Kongresi başladı.
11 Temmuz 1919
Demirci Mehmet Efe, Kuvay-i Milliye saflarına katıldı.
13 Temmuz 1919
Refet Bele Bey, İstanbul hükümeti tarafından görevinden (3. Kolordu Komutanlığı’ndan) alındı.
18 Temmuz 1919
Müttefik Yüksek Konseyi, işgal bölgeleri hakkında anlaşamayan İtalya ve Yunanistan arasında bölüştürme yaptı ve Aydın’ın İtalyanlara verilmesi kararlaştırıldı.
20 Temmuz 1919
Kazım Karabekir Paşa, 3. Ordu (eski adı 9. Ordu) Müfettişliğine Vekil olarak atandı.
20 Temmuz 1919
Mustafa Kemal, Mazhar Müfit’e (Kansu) ileride Cumhuriyet‘in kurulacağını söyledi.
21 Temmuz 1919
Damat Ferid Paşa, 3. kez hükümeti kurdu.
23 Temmuz 1919
Erzurum Kongresi toplandı ve Mustafa Kemal, Erzurum Kongresi’ne Başkan seçildi.
23 Temmuz 1919
Erzurum Kongresi çalışmalarına başladı.
Erzurum Kongresi, bölgesel bir toplantı olmasına karşın alınan kararların niteliği yönüyle ilk olma özelliği taşımakta; manda ve himayeyi kesin bir şekilde reddetmesi ve ilk kez ulusal egemenliğe vurgu yaparak geçici bir hükumetin kurulacağından bahsedilmesi bakımından önem arz etmektedir.
26 Temmuz 1919
2. Balıkesir Kongresi toplandı.
4 Ağustos 1919
3. Kafkas Tümeni Komutanı Yarbay Halit (General Karsıalan), Mustafa Kemal Paşa’ya bağlılık telgrafı çekti.
4 Ağustos 1919
İsmet Bey Askeri Şûra üyeliğine getirildi.
6 Ağustos 1919
1. Nazilli Kongresi toplandı.
7 Ağustos 1919
Erzurum Kongresi sona erdi.
Erzurum Kongresi, bölgesel müdafaa cemiyetlerinin katılımıyla 21 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum’da toplanan bölgesel nitelikli bir kongredir. Kongre, Erzurum’daki Eski İdadi Mektebi binasında düzenlenmiş, çoğunluğu İtilaf devletleri tarafından işgal edilmiş olan illerden gelen 63 delegenin katılımı ile yapılmıştır. Erzurum Kongresi’ne Erzurum, Trabzon, Erzincan, Sivas, Giresun, Rize, Ağrı, Bingöl, Bayburt, Artvin, Tunceli, Gümüşhane, Ordu, Tokat, Amasya, Bitlis, Siirt ve Van illerinden 63 temsilci katılmıştır.
7 Ağustos 1919
Mustafa Kemal Paşa, Yarbay Halit’in telgrafına karşılık verdi.
9 Ağustos 1919
1. Nazilli Kongresi çalışmalarını tamamladı.
9 Ağustos 1919
Mustafa Kemal, askerlikten çıkarıldı.
10 Ağustos 1919
Halide Edip (Adıvar), Mustafa Kemal’e bir mektup göndererek, Amerika’ya başvurmayı önerdi.
14 Ağustos 1919
Heyet-i Temsiliye’nin ilk toplantısı gerçekleştirildi.
16 Ağustos 1919
Alaşehir Kongresi açıldı.
24 Ağustos 1919
Şarki Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.
25 Ağustos 1919
Alaşehir Kongresi, çalışmalarını tamamladı.
27 Ağustos 1919
Mustafa Kemal’e “Erzurum hemşehriliği” payesi verildi.
29 Ağustos 1919
Mustafa Kemal, Erzurum’dan ayrıldı.
2 Eylül 1919
Mustafa Kemal, Sivas’a geldi.
3 Eylül 1919
İstanbul Hükümeti, Sivas Kongresi’ni önlemeye çalıştı.
4 Eylül 1919
Sivas Kongresi toplandı ve Mustafa Kemal, Sivas Kongresi’ne Başkan seçildi. Tüm yurtta, iç ve dış tehlikelerin ortaya çıkardığı millî uyanış sonucunda toplanan kongrede alınan kararlar TBMM’nin kuruluşuna temel teşkil etti. Heyet-i Temsiliye seçildi ve köylerden il merkezlerine kadar bütün millî teşkilatlanma güçlendirilerek birleştirildi.
7 Eylül 1919
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.
8 Eylül 1919
Manda önerileri Kongre’de kabul edilmedi.
9 Eylül 1919
Sivas Kongresi’nin karar – tatbik yetkileri verdiği Heyet-i Temsiliye, Ali Fuat Paşa’yı Anadolu Umum Kuvay-ı Milliye Kumandanlığına tayin etti.
10 Eylül 1919
İtilaf Devletleri ile Avusturya arasında, Sen Jermen (Saint German) barış anlaşması imzalandı.
11 Eylül 1919
Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi Başkanlığına seçildi.
11 Eylül 1919
Sivas Kongresi sona erdi. 12 Eylül 1919 Padişah Mehmet Vahideddin, İngiltere ile manda anlaşmasını tasdik etti.
13 Eylül 1919
Mustafa Kemal Paşa’nın, mebus (milletvekili) seçimi hazırlıkları hakkındaki genelgesi yayınlandı.
14 Eylül 1919
Sivas’ta “İrade-i Milliye” gazetesi yayımlandı.
16 Eylül 1919
3. Balıkesir Kongresi toplandı.
19 Eylül 1919
2. Nazilli Kongresi toplandı.
20 Eylül 1919
Vahidettin, İstanbul Hükümeti’ne yardımcı olunmasına ilişkin bir beyanname yayınladı.
22 Eylül 1919
Mustafa Kemal, General Harbourd ile görüştü.
27 Eylül 1919
3. Bozkır Ayaklanması çıktı.
27-28 Eylül 1919
Konya Valisi Cemal, İstanbul’a kaçtı.
30 Eylül 1919
Damat Ferid Paşa, sadrazamlıktan istifa etti.
2 Ekim 1919
Ali Rıza Paşa Hükümeti kuruldu.
2 Ekim 1919
Mustafa Kemal, İstanbul Belediyesine mektup yazarak, İstanbul ahalisini Anadolu’daki mücadeleye çağıran beyannamesini yayınladı.
3 Ekim 1919
Mustafa Kemal, yeni sadrazama çektiği telgrafta, hükümet, Erzurum ve Sivas kongreleri amaçlarına uyduğu takdirde, ulusal örgütlerin hükümete yardımcı olacağını belirtti.
4 Ekim 1919
1. Bozkır Ayaklanması bastırıldı. Aynı tarihte Mustafa Kemal, çektiği bir telgrafla, Yahya Kaptan adlı milis komutandan İzmit yöresinde güçlü bir örgüt kurmasını istedi.
7 Ekim 1919
Trakya Paşaeli Müdafaa Heyet-i Osmaniyesi, Anadolu ve Rumeli Mudafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne katıldı.
7 Ekim 1919
Yunanlıların yaptıkları zulümleri incelemek üzere kurulmuş olan, Uluslararası İnceleme Komisyonu, hazırladığı raporu Paris’te Barış Konferansı’na verdi.
13 Ekim 1919
“Tasviri Efkar” gazetesi başyazarı Velit’in (Ebüzziya) Mustafa Kemal’e sorduğu sorulara Mustafa Kemal yanıt verdi.
15 Ekim 1919
Bahriye Nazırı Salih Paşa, Amasya’ya hareket etti.
16 Ekim 1919
1. Edirne Konferansı başladı.
16 Ekim 1919
Mustafa Kemal ve arkadaşları Sivas’tan, Amasya’ya doğru yola çıktılar.
17 Ekim 1919
Batı Trakya’daki İskeçe kasabası, Yunanlılar tarafından işgal edildi.
18 Ekim 1919
Mustafa Kemal ve arkadaşları Amasya’ya geldiler.
20 Ekim 1919
2. Bozkır Ayaklanması çıktı.
20-22 Ekim 1919
Mustafa Kemal, İstanbul’dan gelen Bahriye Nazırı (Bakan) Salih Paşa ile Amasya’da görüştü. Amasya Protokolü imzalandı.
23 Ekim 1919
Pontus Hareketi (ve Doğu Trakya) için, İstanbul Rumlarca merkez kabul edildi.
25 Ekim 1919
1. Anzavur isyanı başladı.
26 Ekim 1919
Bayburt’un Hart bucağında, Şeyh Eşref ayaklanması başladı.
27 Ekim 1919
Mustafa Kemal, Tokat’a gitti.
28 Ekim 1919
Mustafa Kemal Tokat’tan Sivas’a doğru yola çıktı.
28 Ekim 1919
Heyet-i Temsiliye, Ali Rıza Paşa kabinesini destekleme kararı aldı.
29 Ekim 1919
Fransızlar, Güneydoğuda İngiliz işgal kuvvetlerinin yerini aldı ve Fransızlar Antep’e girdi.
31 Ekim 1919
Maraş’ta, Sütçü İmam Olayı gerçekleşti.
3 Kasım 1919
“Karakol Cemiyeti” adlı direniş örgütü kuruldu.
3 Kasım 1919
General Milne, İzmir Cephesindeki Milli kuvvetlerin, 3 km. geri alınması gerektiğini, Harbiye Nazırı Cemal Paşa’ya bildirdi.
4 Kasım 1919
3. Bozkır Ayaklanması bastırıldı.
5 Kasım 1919
Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti kuruldu.
7 Kasım 1919
Mustafa Kemal, İstanbul’da toplanması kararlaştırılan Osmanlı Meclisi için Erzurum’dan milletvekili seçildi.
16 Kasım 1919
Mustafa Kemal Paşa, batıdaki milli kuvvetlerin örgütlenmesi ve ordu tarafından desteklenmesi için bazı kolordu ve tümen komutanlarına önerilerde bulundu.
16 Kasım 1919
Batı Anadolu’daki kuvvetlerin, üç cephe üzerinde tertiplenmesi hakkında, Mustafa Kemal Paşa, Heyeti Temsiliye adına Harbiye Nezareti’ne öneri sundu.
16 Kasım 1919
Balıkesir’de, Mustafa Necati ile Vasıf ve Esat (Çınar) kardeşler “İzmir’e Doğru” gazetesini yayınlamaya başladılar.
19 Kasım 1919
4. Balıkesir Kongresi toplandı.
21 Kasım 1919
Gökçen Efe şehit oldu.
27 Kasım 1919
İtilaf Devletleri ile Bulgaristan arasında, Nöyyi Barış Anlaşması imzalandı.
27 Kasım 1919
Kara Vasıf Sivas’a gitti.
28 Kasım 1919
Maraş mücadelesi başladı.
29 Kasım 1919
Antep ve Maraş’a Kılıç Ali Paşa komutan olarak atandı ve Kuvayi Milliye’yi örgütlemekle görevlendirildi
29 Kasım 1919
Maraş’da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.
29 Kasım 1919
İstanbul’da “Karakol” Cemiyeti kuruldu.
30 Kasım 1919
1. Anzavur İsyanı’nda, Anzavur kuvvetleri yok edildi.
4 Aralık 1919
Trabzon ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti kuruldu.
8 Aralık 1919
Batı Anadolu hareketinin yönetimi, Ali Fuat Paşa’ya verildi.
10 Aralık 1919
3. Kolordu komutanı Albay Refet (Bele), Nazilli’ye gelerek, Aydın Kuvay-ı Milliye komutanlığını üzerine aldı.
13 Aralık 1919
Galibler Yüksek komiserleri, Yunanlıların İzmir’i işgalini kabul etmedi.
18 Aralık 1919
Mustafa Kemal Paşa, Sivas’tan ayrıldı.
18 Aralık 1919
Batum’da Pontus Hükümeti kuruldu.
23 Aralık 1919
İtalyanlar Antalya’dan sonra, Konya’ya kadar geldi.
27 Aralık 1919
Mustafa Kemal, Heyet-i Temsiliye üyeleriyle birlikte Ankara’ya geldi.
28 Aralık 1919
Mustafa Kemal, Ankaralılarla bir konuşma yaparak durumu anlattı.
29 Aralık 1919
Urfa’da Kuvayı Milliye kuruldu.
29 Aralık 1919
Mustafa Kemal Paşa’nın, Heyet-i Temsiliye ile görüşmek üzere milletvekillerinin Ankara’ya gelmesi hususundaki genelgesi yayınlandı.
29 Aralık 1919
Mustafa Kemal’in ordudan atılmadığı, istifa ettiği, alınan nişan ve madalyalarının geri verilmesi üzerinde Meclis-i Vükela (bakanlar kurulu) kararı alındı.
3 Ocak 1920
Milletvekilleri Mustafa Kemal ile görüşmeye başladı.
9 Ocak 1920
Kuvay-i Milliye’ci Yahya Kaptan Gebze’de, İstanbul Hükümetinin adamlarınca öldürüldü.
10 Ocak 1920
Ankara’da Hâkimiyet-i Milliye gazetesi kuruldu.
11 Ocak 1920
Konya’da miting yapıldı.
12 Ocak 1920
İstanbul’da son Meclis-i Mebusan’ı açıldı.
13 Ocak 1920
Sultanahmet alanında, İstanbul’un Türk kalması için büyük bir miting yapıldı.
14 Ocak 1920
Mustafa Kemal, Meclis-i Mebusan’ın açılışını kutladı.
15 Ocak 1920
2. Edirne Kongresi toplandı.
20 Ocak 1920
İsmet Bey, Ankara’ya gitti.
20 Ocak 1920
Maraş’ta kurtuluş mücadelesi başladı.
24 Ocak 1920
Kastamonu’da “Gençler Kulübü” açıldı.
26 Ocak 1920
Celalettin Arif Bey, geçici olarak Mebusan Meclisi başkanlığına seçildi.
26-27 Ocak 1920
Köprülü Hamdi Bey, Kuvay-i Milliyecilerle, Fransızların koruduğu Akbaş cephaneliğini basmak için, Rumeli yakasına geçti.
28 Ocak 1920
Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nın gizli toplantısında Misâk-ı Millî kabul edildi.
31 Ocak 1920
Mebusan Meclisi başkanlığına Reşat Hikmet Bey seçildi.
1 Şubat 1920
Maraş’ta Fransızlar, çarşıları yakmaya başladı ve çok şiddetli sokak savaşları başladı.
3 Şubat 1920
Fevzi Paşa, Osmanlı Hükümeti’nin Harbiye Nazırı oldu.
6 Şubat 1920
Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde, Mondros Müterekesi‘ne karşı direnme yanlısı Felah-ı Vatan Grubu kuruldu.
9 Şubat 1920
Kuvay-i Milliye birlikleri, Urfa’ya girdi.
11 Şubat 1920
Mustafa Kemal, Fevzi Paşa ile görüştü.
12 Şubat 1920
Maraş, Fransız işgalinden kurtuldu.
14 Şubat 1920
Yenihan isyanı başladı.
15 Şubat 1920
Londra Konferansı’nda, İstanbul’un Türklere bırakılması kararı verildi.
16 Şubat 1920
2. Anzavur Ayaklanması başladı.
17 Şubat 1920
İstanbul Osmanlı Mebuslar Meclisi, kabul ettiği Milli Misak‘ın, basında yayınlanmasını ve bütün yabancı parlamentolara bildirilmesini kararlaştırdı.
18 Şubat 1920
Milli Misak, İstanbul Meclisi’nce yayımlandı.
19 Şubat 1920
Müttefiklerin tehdit ültimatomları, İstanbul Hükümeti’nce yayımlandı.
22 Şubat 1920
Müttefik ültimatomlarına karşılık olmak üzere, Mustafa Kemal Paşa, İstanbul Hükümeti’ne cevap verdi.
28 Şubat 1920
Yunan 1. Kolordusu Başkomutanlık Karargâhı, Selanik’ten İzmir’e taşındı.
3 Mart 1920
Yunanlılar, Gölcük Yaylası ile Bozdağ’ı işgal etti.
3 Mart 1920
Ali Rıza Paşa kabinesi istifa etti.
4 Mart 1920
Celalettin Arif Bey, Mebusan Meclisi başkanlığına seçildi.
5 Mart 1920
Kuvayı Milliye birlikleri, Fransızlara karşı saldırıya geçti.
8 Mart 1920
Salih Hulusi (Kezrak) Paşa kabinesi kuruldu.
10 Mart 1920
5. Balıkesir Kongresi toplandı.
15 Mart 1920
İngilizler, İstanbul’da yüz elli Türk aydınını tutukladı.
16 Mart 1920
İstanbul, İtilaf Devletleri tarafından işgal edildi. Meclis basıldı, bazı milletvekilleri tutuklandı ve Malta Adası’na sürüldü. Mustafa Kemal, durumu bütün devletler ve Millet Meclisleri nezdinde protesto etti. Ankara’da yeni bir Millet Meclisi toplama teşebbüsüne geçildi.
17 Mart 1920
İngilizler, Eskişehir ve Afyon’dan çekildiler. (24 Nisan’da Şile’ye asker çıkardılar)
18 Mart 1920
Balıkesir’de, Kastamonu’da, İstanbul’un işgalini protesto mitingleri yapıldı.
18 Mart 1920
Meclis-i Mebusan, bir kapanış toplantısı yaparak ebediyen faaliyetlerine son verdi.
19 Mart 1920
Mustafa Kemal, Ankara’da toplanacak Meclis için seçim yapılmasını bir yazı ile illere ve komutanlıklara bildirdi.
26 Mart 1920
Amerika Birleşik Devletleri Cumhurbaşkanı Wilson, Büyük Ermenistan kurulması hakkında nota verdi.
28 Mart 1920
Antep’te Fransızlara karşı direnişiyle ünlenen Şahin Bey şehit oldu.
29 Mart 1920
Yarbay Rahmi Bey, Anzavur’a bağlı askerler tarafından öldürüldü.
31 Mart 1920
Lüleburgaz Kongresi toplandı.
1 Nisan 1920
Trakya Kongresi toplandı.
1 Nisan 1920
Antep’te, Kızılhisar Baskını ve şehir içi muharebeleri.
2 Nisan 1920
İstanbul’da Salih Hulusi Paşa Hükümeti, İngilizlerin baskısıyla istifa etti.
2 Nisan 1920
İstanbul Mebuslar Meclisi’nden ilk grup Ankara’ya geldi.
3 Nisan 1920
İsmet Bey (İnönü) Ankara’da, Milli Mücadeleye katıldı.
4 Nisan 1920
12. Kolordu komutanı Fahrettin (Altay) Ankara’ya gelerek, Mustafa Kemal ile görüştü.(Ankara’ya katılmış oldu)
4 Nisan 1920
Anzavur Ahmed, Gönen’i ele geçirdi.
5 Nisan 1920
Damat Ferid Paşa, 4. kez hükümeti kurdu.
6 Nisan 1920
Ankara’da Anadolu Ajansı kuruldu.
8 Nisan 1920
Fransızlar, ateşkes istedi.
8 Nisan 1920
Salih Paşa’nın istifası ile kurulan Damat Ferit Paşa kabinesinin tanınmayacağı yolunda, Heyeti Temsiliye genelgesi yayınlandı.
11 Nisan 1920
Şeyhülislâm Dürrizâde Abdullah’ın, “Padişah ve Halife kuvvetleri dışındaki millî kuvvetleri kâfir ilan eden ve katlinin vacip (gerekli)” olduğunu bildiren fetvası “Takvim-i Vekayi“de yayınlandı.
11 Nisan 1920
Fransızlar, Urfa’dan çekildi.
11 Nisan 1920
Damat Ferid, Kuvayi Milliye aleyhinde bildiri yayınladı.
11 Nisan 1920
Mebusan Meclisi Padişah tarafından feshedildi.
12 Nisan 1920
Urfa, Fransız işgalinden kurtuldu.
13 Nisan 1920
1. Düzce Ayaklanması başladı.
15 Nisan 1920
2. Anzavur İsyanı bastırıldı.
17 Nisan 1920
Fevzi Paşa, Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere İstanbul’dan ayrıldı.
18 Nisan 1920
Milli Kuvvetleri bastırmak amacı ile, İstanbul Hükümeti “Kuvve-i İnzibatiye” adlı bir örgüt kurulmasına ilişkin kararname çıkardı. (Hilafet Ordusu adını taşıyan bu örgüt 25.6.1920’de kaldırıldı)
19 Nisan 1920
Beypazarı, Nallıhan isyanları başladı.
19 Nisan 1920
Anzavur Ahmed İstanbul’a kaçtı.
19-26 Nisan 1920
İtilaf Devletleri temsilcileri, Türkiye ile yapılacak anlaşmanın esaslarını kararlaştırmak üzere, San Remo’da toplandı.
21 Nisan 1920
Mustafa Kemal Paşa’nın, Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 1920’de açılması hakkındaki tamimi yayınlandı.
21 Nisan 1920
Bursa’da bazı din adamları, Milli Mücadelenin meşruiyyetine dair fetva verdi.
22 Nisan 1920
İtilaf Devletleri, Osmanlı Hükümeti’ni Paris Barış Konferansı’na davet etti.
22 Nisan 1920
24. Tümen komutanı Yarbay Mahmut, Hendek’ten Düzce üzerine yürürken, ayaklananlar tarafından şehit edildi.
23 Nisan 1920
Mustafa Kemal, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açtı.
24 Nisan 1920
TBMM Mustafa Kemal’i başkan seçti. Mustafa Kemal İlk Meclis konuşmasını yaptı.
24 Nisan 1920
İlk Kanun özelliğini taşıyan Ağnam Resmi Kanunu, TBMM’de kabul edildi.
25 Nisan 1920
İsmet Bey (İnönü), Genelkurmay Başkanlığına getirildi.
25 Nisan 1920
T.B.M.M.’de “Muvakkat İcra Encümeni” kuruldu.
26 Nisan 1920
Mustafa Kemal, Sovyet Hükümeti’nden savaş malzemesi istedi.
27 Nisan 1920
Fevzi Paşa (Mareşal Çakmak), TBMM’ne girdi
28 Nisan 1920
İstanbul Hükümeti, Anadolu’da Padişah Hükümeti’nin yönetimini kurmak amacı ile “Anadolu Fevkalade Müfettiş-i Umumiliği’ni oluşturan kararnameyi yayınladı. (Bu örgüt, 3 Kasım 1920’de kaldırıldı).
29 Nisan 1920
Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarıldı.
30 Nisan 1920
Mustafa Kemal, TBMM’nin açıldığını Avrupa devletleri dışişleri bakanlıklarına, bir yazı ile bildirdi.
2 Mayıs 1920
TBMM’nde “Büyük Millet Meclisi İcra Vekillerinin Suret-i İntihabına Dair Kanun” kabul edildi.
3 Mayıs 1920
Ankara’da ilk Bakanlar Kurulu olan İcra Vekilleri Heyeti kuruldu.
5 Mayıs 1920
TBMM tarafından seçilen ilk Bakanlar Kurulu, Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında toplandı.
5 Mayıs 1920
Konya’da ayaklanma çıktı.
5 Mayıs 1920
Şeyhülislam Dürizzade Abdullah’ın fetvasına karşılık, Ankara Müftüsü Rıfat (Börekçi) ile Anadolu din adamlarının, 251 imzalı fetvası yayınlandı. (Hakimiyeti Milliye’de)
6 Mayıs 1920
TBMM’nde “İstanbul Hükümeti ile Resmi Muharebenin Memnuiyeti Hakkında” 12 sayılı karar çıkarıldı.
9 Mayıs 1920
Büyük Edirne Kongresi gerçekleştirildi.
9 Mayıs 1920
TBMM, İslam dünyasına bir bildiri yayınladı.
10 Mayıs 1920
Anzavur Ahmed’e bağlı kuvvetler, Adapazarı’nı ele geçirdi.
10 Mayıs 1920
Mustafa Kemal, Chicago Tribune gazetesi muhabiri Williams ile konuştu.
11 Mayıs 1920
İstanbul Hükümeti temsilcisi Tevfik (Okday) Paşa’ya, San Remo’da saptanan barış antlaşması taslağı bildirildi
11 Mayıs 1920
Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’da toplanan bir Divan-ı Harp tarafından idama mahkum edildi. (Padişah 24 Mayıs’ta onayladı)
11 Mayıs 1920
Hariciye Vekili Bekir Sami başkanlığında bir kurul Moskova’ya doğru yola çıktı.
13 Mayıs 1920
Cafer Tayyar Bey, Trakya kuvvetlerinin komutanı oldu.
15 Mayıs 1920
Kuvay-ı İnzibatiye, Kuvay-ı Milliye tarafından yenilgiye uğratıldı.
15 Mayıs 1920
1. Yozgat İsyanı başladı.
19 Mayıs 1920
T.B.M.M.’nde Damat Ferit ile arkadaşlarının yurttaşlıktan çıkarılmasına karar verildi.
23 Mayıs 1920
Çerkez Ethem, Sapanca ve Adapazarı’nı, Anzavur Ahmed’e bağlı kuvvetlerden geri aldı.
24 Mayıs 1920
Mustafa Kemal’in idam kararını padişah onayladı.
24 Mayıs 1920
İstanbul Divan-ı Harb’i, Fevzi (Çakmak) Paşa’yı idama mahkum etti. (onaylanması 27 Mayıs)
25 Mayıs 1920
Çerkez Ethem kuvvetleri, Hendek’e girdi.
27 Mayıs 1920
Bolu, isyancıların elinden alındı.
27 Mayıs 1920
Batı Trakya Hükümeti kuruldu.
28 Mayıs 1920
Osmaniye, Fransızlarca işgal edildi.
30 Mayıs 1920
Fransa ile Ankara’da imzalanan mütareke (Ateşkes Anlaşması) yürürlüğe girdi. (20 gün için)
30-31 Mayıs 1920
Cafer Tayyar’a (Eğilmez), Edirne Müdafaa-i Hukuk Merkez Heyeti’nce Trakya Müdafaa-i Milliye Kumandanı sanı verildi.
1 Haziran 1920
Başkan W. Wilson’un, Ermeni mandası önerisini Amerikan senatosu reddetti.
2 Haziran 1920
Kozan, düşman işgalinden kurtuldu.
3 Haziran 1920
Sovyet Hükümeti, Mustafa Kemal’in mektubunu yanıtladı.
4 Haziran 1920
İtilaf Devletleri Macarlarla, Trianon Barış anlaşmasını imzaladı.
6 Haziran 1920
İstanbul Divan-ı Harb-i, İsmet İnönü, Bekir Sami Kunduh, Celalettin Arif, Dr. Rıza Nur, Yusuf Kemal Tengirşenk, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Rıfat Börekçi ve Fahrettin Altay’ı, idama mahkum etti.
6-7 Haziran 1920
Zile Ayaklanması başladı.
7 Haziran 1920
“16 Mart 1920 Tarihinden itibaren İstanbul Hükümeti’nce aktedilen Bilcümle Mukavelat, Uhudat vesairenin Keelemyekun Addi Hakkında Kanun” T.B.M.M.’nde kabul edildi. (İstanbul Hükümeti’nin İstanbul’un işgali gününden sonra yaptığı ve yapacağı tüm anlaşmaların hükümsüz sayılacağı)
8Haziran 1920
Doğu bölgesinde Ermeni saldırısına karşı seferberlik ilan edildi.
8-26 Haziran 1920
Doğuda Milli Aşireti ayaklanması çıktı.
13 Haziran 1920
İsyancılar, Köhne kasabasını bastı.
14 Haziran 1920
Yozgat’ta Çapanoğulları ayaklanması çıktı.
15 Haziran 1920
15. Korodu Komutanlığı “Doğu Cephesi Komutanlığı” olarak adlandırıldı ve Kazım Karabekir Paşa komutanlığa atandı.
15 Haziran 1920
İsmet Bey’in idam kararını padişah onayladı.
18 Haziran 1920
Fransızlar, Zonguldak’ı işgal etti ve 20 günlük mütareke sona erdi.
20 Haziran 1920
Yunan ordusuna taarruz emri verildi.
21 Haziran 1920
Mustafa Kemal, Eskişehir’de Ali Fuat (Cebesoy) ile görüştü.
21-22 Haziran 1920
Boulogne Konferansı toplandı.
22 Haziran 1920
Yunanlılar Milne Hattı’nı geçerek, genel taarruza başladı. Doğu’dan da Ermeniler taarruza başladı.
23 Haziran 1920
Çerkez Ethem, Yozgat’a girdi.
24 Haziran 1920
Yunanlılar, Alaşehir’i işgal etti.
24-25 Haziran 1920
Batı Cephesi Kumandanlığı kuruldu. Kumandanlığa da Ali Fuat (Cebesoy) Paşa atandı.
25 Haziran 1920
İngilizler, Mudanya’ya asker çıkardılar ve kısa sürede ayrıldılar.
26 Haziran 1920
Bakanlar Kurulu Kararı ile Elcezire ve Adana cephesi komutanlıkları kuruldu.
27 Haziran 1920
Çapanoğulları ayaklanması bastırıldı.
27 Haziran 1920
Kula Olayı çıktı. (Bozguncular askeri dağıttılar)
30 Haziran 1920
Yunanlılar, Balıkesir ve Edremit bölgelerini işgal etti.
2 Temmuz 1920
İngilizler, Mudanya’ya kuvvet çıkarma girişiminde bulundu ve Yunanlılar, Kemal Paşa ve Gönen ilçelerini işgal etti.
3 Temmuz 1920
İstiklal Mahkemesi, Damat Ferit Paşa’yı idama mahkûm etti.
3 Temmuz 1920
Haçin (Saimbeyli) Fransızlarca işgal edildi.
6 Temmuz 1920
İngilizler, Mudanya bölgesine kuvvet çıkardı.
8 Temmuz 1920
Yunanlılar, Bursa’yı işgali etti.
9 Temmuz 1920
Doğudaki katliamı protesto için, Ermenistan’a ültimatom verildi.
10 Temmuz 1920
Bursa’nın, 8 Temmuz’da Yunanlılarca işgali üzerine, TBMM kürsüsüne siyah örtü konuldu.
10 Temmuz 1920
Bilecik kurtuldu.
12 Temmuz 1920
İznik, Yunanlılar tarafından işgal edildi.
14 Temmuz 1920
İstanbul Divan-ı Harbi, Mustafa Kemal’e katılan subayları idama mahkum etti. (Padişah 25 Temmuz’da onayladı)
14 Temmuz 1920
Gizli Türkiye Komünist Fırkası kuruldu.
18 Temmuz 1920
Büyük Millet Meclisi’nde, Milli Misak üzerine and içildi.
19 Temmuz 1920
Hariciye Vekili Bekir Sami başkanlığındaki kurul Moskova’ya vardı.
19 Temmuz 1920
2. Düzce Ayaklanması çıktı.
20 Temmuz 1920
Yunanlılar Bandırma’dan gelen kuvvetlerle, Tekirdağ bölgesini işgal etti.
20-25 Temmuz 1920
Doğu Trakya Savaşları başladı.
22 Temmuz 1920
Padişah Vahdettin’in başkanlığında toplanan Saltanat Şurası’nda Sevr Antlaşması kabul edildi.
23 Temmuz 1920
Yunanlılar Babaeski, Lüleburgaz ve Hayrabolu’yu işgal etti.
23-24 Temmuz 1920
Albay Cafer Tayyar (Eğilmez), Havsa-Bostanlı’da Yunanlılara esir düştü.
30 Temmuz 1920
İstanbul’da bir gün önce istifa eden Damat Ferid Paşa, 5. kez hükümeti kurmakla görevlendirildi.
1 Ağustos 1920
Çerkez Ethem kuvvetleri Demirci kasabasına girdi.
6 Ağustos 1920
Çapanoğulları Ayaklanması önderlerinden, Halit Bey yakalandı.
10 Ağustos 1920
Sevr Antlaşması imzalandı.
14 Ağustos 1920
Yüzbaşı Şeref Bey, Bolu’ya girdi.
17 Ağustos 1920
Bekir Sami başkanlığındaki Türk Heyeti ile Sovyet Heyeti arasında Moskova’da görüşmeler başladı.
18 Ağustos 1920
Kuvayı Milliye birlikleri Antep’e girdi.
19 Ağustos 1920
Sevr Barış Antlaşması’nı imzalayanlar ve Saltanat Şûrası’nda olumlu oy kullananlar TBMM’nce vatan haini ilân edildi.
24 Ağustos 1920
2. Milli Aşiret Ayaklanması çıktı. Söndürülmesi 8 Eylül 1920
29 Ağustos 1920
Yunanlılar Uşak’ı işgal etti.
30 Ağustos 1920
Ayaklanmaya katılan Adapazarı ve Düzce halkı TBMM ‘nde affedildi.
3 Eylül 1920
Simav, Yunanlılar tarafından işgal edildi.
3 Eylül 1920
Nizip işgal edildi.
5 Eylül 1920
TBMM ‘nde “Nisab-ı Müzakere Kanunu” kabul edildi.
5 Eylül 1920
2. Yozgat Ayaklanması başladı. Söndürülmesi 30 Aralık 1920
6 Eylül 1920
Refet Bey İçişleri Bakanı oldu.
7 Eylül 1920
Takvimi Vekayi” Gazetesinde, rütbeleri indirilen subaylar arasında Mustafa Kemal’in rütbesinin yarbaylığa indirildiği yazıldı.
11 Eylül 1920
TBMM’nde İstiklal Mahkemelerinin kurulmasına karar verildi.
12 Eylül 1920
Doğu Cephesi birlikleri Ermenilere karşı saldırıya geçti.
13 Eylül 1920
Mustafa Kemal’in “Halkçılık Programı” T.B.M.M. ‘ne sunuldu. (18 Eylül’de T.B.M.M. ‘nde okundu)
13 Eylül 1920
Mustafa Kemal, İstanbul’dan gelen Osmanlı delegeleri, Ahmet İzzet ve Salih Paşa’larla, Bilecik tren istasyonunda görüştü.
14 Eylül 1920
TBMM ‘nde “Men-i Müskirat Kanunu” kabul edildi. (28 Şubat 1921’de yayınlandı) (Sarhoş eden şeylerin yasaklanması)
23 Eylül 1920
İlk Sovyet Savaş malzemeleri geldi.
24 Eylül 1920
Doğu Cephesinde Ermeniler, Bardız ve Kötek’te saldırıya geçti.
29 Eylül 1920
Sarıkamış, Ermenilerden geri alındı.
1 Ekim 1920
Milli Kuvvetler, Kağızman’ı geri aldı.
2 Ekim 1920
Konya’da Delibaş Ayaklanması çıktı.
6 Ekim 1920
Kuvayı Milliye Konya’ya girdi.
7 Ekim 1920
“Ceride-i Resmiye” (Resmi Gazete) kuruldu. (Çıkışı
15 Ekim 1920
Güney cephesinde Saimbeyli kurtarıldı.
17 Ekim 1920
Damat Ferid Paşa sadrazamlıktan istifa etti.
17 Ekim 1920
Misak-ı Milli esaslarına aykırı Sovyet önerileri, TBMM ‘nde reddedildi.
18 Ekim 1920
Resmi Türkiye Komünist Fırkası kuruldu.
21 Ekim 1920
Tevfik Paşa başkanlığında İstanbul’da son Osmanlı Hükümeti kuruldu.
24 Ekim 1920
Batı Cephesi’nde Türk kuvvetleri Gediz Taarruzunu gerçekleştirdi.
27 Ekim 1920
Yunanlılar İnegöl ve Yenişehir’i işgali etti.
27 Ekim 1920
T.B.M.M., bundan böyle İstanbul Meclisinden başka milletvekili kabul edilmemesine karar verdi.
30 Ekim 1920
Kars Ermenilerden geri alındı.
1 Kasım 1920
Ankara’daki “Zabit Namzetleri Talimgahı” ilk mezunlarını verdi.
2 Kasım 1920
İkinci parti Sovyet savaş malzemeleri geldi.
4 Kasım 1920
İcra Vekilleri Heyeti’nin seçim yönteminde değişiklik yapıldı. (Şimdiye değin bakanları Meclis gizli oyla seçiyordu. Bundan böyle bakanlar, T.B.M.M. Başkanınca gösterilen adaylar arasından seçilecekti)
6 Kasım 1920
Doğu cephesinde Ermeniler mütareke istedi.
7 Kasım 1920
Doğu Cephesi birlikleri, Gümrü’yü işgal etti.
8 Kasım 1920
Ermeniler, T.B.M.M. ‘nin barış koşullarını kabul etmedi.
8 Kasım 1920
Ali Fuat Paşa’nın, Moskova Büyükelçiliği’ne atanma kararı alındı.
8 Kasım 1920
Savaş’ın, düzenli ordu ile yürütülmesine karar verildi.
9 Kasım 1920
Batı Cephesi iki bölüme ayrıldı.(kuzey cephesi, güney cephesi) İsmet Bey’in (İnönü) Batı Cephesi, Refet Bey’in (Bele) Güney Cephesi Komutanlıklarına tayini.
11 Kasım 1920
Doğu Cephesi Karargâhı, Gümrü’ye taşındı.
12 Kasım 1920
Ermeniler’in boşalttığı Iğdır’a, Türk birlikleri girdi.
15 Kasım 1920
Şeyh Sunusi (Libya) Ankara’ya geldi.
15 Kasım 1920
Islahiye kurtuldu.
18 Kasım 1920
Ermenistan’la Ateşkes Anlaşması imzalandı.
18 Kasım 1920
T.B.M.M., Emperyalizme karşı bildirisini (beyanname) yayınladı.
20 Kasım 1920
General Papulas, Türkiye’deki Yunan orduları başkomutanlığına atandı.
21 Kasım 1920
Ali Fuat Paşa, Moskova Büyükelçisi oldu.
22 Kasım 1920
Yunan Başkomutanı General Papulas İzmir’e geldi.
25 Kasım 1920
T.B.M.M. ‘nde “Düğünlerde Men’i İsrafat Kanunu” kabul edildi. (Düğünlerde gereksiz harcamanın önlenmesi)
27 Kasım 1920
Çerkes Ethem birliklerinin itaatsizlikleri, Ethem’in kardeşi Tevfik’in Batı cephesi komutanına ve Mustafa Kemal’e yazdığı mektuplarla ortaya çıktı.
29 Kasım 1920
İstiklal Madalyası Kanunu” kabul edildi.
1 Aralık 1920
Demirci Mehmet Efe’nin ayaklanması.
3 Aralık 1920
Türkiye – Ermenistan arasındaki sınırı çizen Gümrü Antlaşması imzalandı.
3 Aralık 1920
Mamure kurtuldu.
4 Aralık 1920
Eskişhir’de Mustafa Kemal, İsmet İnönü ile Çerkez Ethem’in kardeşi milletvekili Çerkez Reşit arasında görüşmeler yapıldı
5 Aralık 1920
İstanbul’dan gelen İzzet (Furgaç) ve Salih (Hulusi Kezrak) Paşalarla Mustafa Kemal arasında Bilecik görüşmesi yapıldı.
6 Aralık 1920
Bilecik Görüşmesine katılanlar, Ankara’ya götürüldü.
9 Aralık 1920
İç ayaklanmaları bastırmak üzere, Merkez Ordusu kuruldu. Komutanlığa Nurettin Paşa getirildi.
11 Aralık 1920
Demirci Mehmet Efe üzerine, birlik gönderildi.
13 Aralık 1920
Doğu Cephesi Karargâhı, Kars’a taşındı.
16 Aralık 1920
Demirci Mehmet Efe yenildi.
19 Aralık 1920
5 Aralık’ta yapılan plesibit üzerine, Konstantin yeniden Yunanistan Kralı olarak Atina’ya geldi.
24 Aralık 1920
Çerkez Ethem’i yola getirmek için, bir ögüt kurulu, Kütahya’ya gönderildi.
27 Aralık 1920
Çerkez Ethem Ayaklanması başladı.
29 Aralık 1920
Kütahya, T.B.M.M. Kuvvetlerince Ethem kuvvetlerinden temizlendi.
6 Ocak 1921
Yunanlılar, Eskişehir’e doğru ilerlemeye başladı.
6-10 Ocak 1921
I. İnönü Muharebesi ve Zaferi
9 Ocak 1921
Bilecik’in, Yunanlılar tarafından işgali.
17 Ocak 1921
Türk Heyeti görüşmelerde bulunmak üzere Tiflis’e gitti.
17 Ocak 1921
Büyük Millet Meclisi, asi Ethem hakkında bir bildiri yayınladı.
20 Ocak 1921
İlk Anayasa, (Teşkilat-ı Esasiye) Büyük Millet Meclisi’nce kabul edildi.
22 Ocak 1921
Çerkez Ethem birlikleri tamamiyle yenildi.
23 Ocak 1921
“Alemdar” gemisi, Milli Mücadele’ye katılmak üzere İstanbul’dan Karadeniz’e açıldı. (Arada Fransızların eline geçen gemi 28 Ocak günü silahsız mürettebatınca yeniden kurtarılmıştır.)
24 Ocak 1921
Asi Ethem ayaklanması bastırıldı.
24 Ocak 1921
Fevzi Paşa, İcra Vekilleri başkanlığına getirildi. (9 Temmuz 1922’ye kadar bu görevde kaldı.)
26 Ocak 1921
İtilaf Devletleri, Sadrazam Tevfik Paşa’dan Londra Konferansı’na delege göndermesini istedi.
28-29 Ocak 1921
Türkiye’ye geldikten sonra, denize açılarak Rusya’ya dönmekte olan Mustafa Suphi ve arkadaşları, Yahya Kahya’nın adamlarınca denizde öldürüldü. (Bu olay, zaman zaman Mustafa Kemal ve Kazım Karabekir aleyhinde propaganda için kullanılmıştır.)
29 Ocak 1921
Türk Heyeti, Tiflis’den Bakü’ye geçti.
31 Ocak 1921
Bekir Sami Kurulu, Moskova’dan Ankara’ya döndü.
5 Şubat 1921
Ankara, Londra Konferansı’na heyet göndermeye karar verdi.
6 Şubat 1921
Mustafa Kemal, “Hakimiyeti Milliye” muhabirine: “Komünizm içtimai bir meseledir” dedi
6 Şubat 1921
“Hakimiyeti Milliye” günlük çıkmaya başladı. (Bir süre Pazar günleri çıkmamış, savaşın kızıştığı günlerde ek yayınlamış, sonra tamamı ile günlük olmuştur.)
8 Şubat 1921
T.B.M.M. Ayıntap’a (Antep) kahramanca direnişinden dolayı “Gazi”sanı veren kanunu kabul etti.
9 Şubat 1921
Gaziayıntap, bir anlaşma imzalanarak Fransızlara teslim oldu.
10 Şubat 1921
Mustafa Kemal, cepheye doğru yola çıktı.(15 Şubat’ta döndü).
17 Şubat 1921
Ankara dışındaki İstiklal Mahkemeleri kaldırıldı.
21 Şubat 1921
Londra Konferansı başladı.
22 Şubat 1921
Moskova’da Türk-Sovyet görüşmeleri başladı.
23 Şubat 1921
T.B.M.M. Hükümeti, Ardahan, Artvin ve Batum’un boşaltılması için Gürcistan’a ültimatom verdi.
25 Şubat 1921
Kızıl Ordu Tiflis’e girdi.
26 Şubat 1921
Türk-Sovyet görüşmeleri başladı.
28 Şubat 1921
T.B.M.M.’nde ilk bütçe kabul edildi. (1920 yılı bütçesi: 630,149,58 TL idi. 11,9.1920’de “Altı Aylık Muvakkat Bütçe Kanunu” çıkarılmıştı.
1 Mart 1921
Afganistan’la Moskova’da dostluk anlaşması imzalandı. Batı Cephesi Komutanı İsmet (İnönü) Bey generalliğe terfii etti.
2 Mart 1921
Dr. Adnan Bey Meclis ikinci başkanı oldu.
6 Mart 1921
Koçgir Ayaklanması başladı. Bastırılması 17 Haziran 1921.
7 Mart 1921
Ahmet İzzet ve Salih Paşalar serbest bırakıldı.
11 Mart 1921
Doğu Cephesi kuvvetleri, Batum’u işgal etti.
12 Mart 1921
Londra Konferansı sona erdi.
12 Mart 1921
“İstiklal Marşı” TBMM’nde kabul edildi.
14 Mart 1921
Doğu Cephesi kuvvetleri Ahıska’yı işgal etti.
15 Mart 1921
Talat Paşa Berlin’de öldürüldü.
16 Mart 1921
TBMM Hükümeti ile Sovyet Rusya arasında “Moskova Antlaşması” imzalandı.
18 Mart 1921
Gürcülerin milli kuvvetlerimize saldırısı sonunda, Kızılordu birlikleri Batum’a girdi.
21 Mart 1921
Yeşil Ordu adlı sol kuruluşla ilgileri dolayısıyla TBMM’nin gizli oturumunda Tokat Milletvekili Nazım (Resmor), Afyon Milletvekili Mehmet Şükrü (Koç), Bursa Milletvekili Servet’in dokunulmazlıkları kaldırıldı.
23 Mart 1921
Bursa ve Uşak Cephelerinden Yunan saldırısı başladı.
25 Mart 1921
Yunanlılar Sapanca’yı işgal etti.
26 Mart 1921
Yunanlılar Adapazarı’nı işgal etti.
28 Mart 1921
Doğu birliklerimiz Batum, Ahıska, Ahılkelek’i boşalttı.
7-8 Nisan 1921
Afyon Yunanlılardan geri alındı.
12 Nisan 1921
Mustafa Kemal, Anadolu’daki Yunan zulümlerini protesto ederek “İnsanlık alemine” bir beyanname yayınladı.
12 Nisan 1921
Mehmet Emin (Yurdakul) ile Yusuf Akçura Ankara’ya geldi.
13 Nisan 1921
Türk ve Yunan birlikleri arasında, Dumlupınar Savaşı başladı.
15 Nisan 1921
Ahmet Anzavur Bandırma yakınlarında öldürüldü. (Padişah kendisine Paşalık vermişti.)
18 Nisan 1921
İsmal Fazıl Paşa öldü. (Ali Fuat Cebesoy’un babası, Nafia Vekili.)
22 Nisan 1921
Mustafa Kemal, “Hakimiyeti Milliye’ye verdiği demecinde: Hürriyet ve İstiklal benim karakterimdir” dedi.
23 Nisan 1921
“23 Nisan’ın Milli Bayram Addine Dair Kanun” TBMM’nde kabul edildi.
27 Nisan 1921
İzmit, Yunanlılar tarafından işgal edildi.
28 Nisan 1921
İngilizlerin Malta’dan serbest bıraktıkları Ziya Gökalp ile 39 arkadaşı İstanbul’a geldi.
30 Nisan 1921
Fransız kadın gazeteci Geoges Berthe-Gaulis Ankara’ya geldi. (Mustafa Kemal ile görüştü. Lehimizde yazı ve kitaplar yazdı.)
3 Mayıs 1921
Batı Cephesi yeniden birleştirildi.
8 Mayıs 1921
Bekir Sami Bey hariciye vekilliğinden ayrıldı.
9 Mayıs 1921
Çerkez Ethem, idama mahkum edildi.
10 Mayıs 1921
TBMM’nde Mustafa Kemal ve Arkadaşları, “Birinci Grup” diye bilinen “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu’nu kurdular. (Ertesi gün Mustafa Kemal Grup’a başkan seçildi. “İkinci Grup” ise, muhaliflerden oluşmuştur.
13 Mayıs 1921
İstanbul’daki İtilaf Devletleri yüksek komiserleri (Pell, Rumbold, Garroni) boğazları “tarafsız bölge” ilan etti.
16 Mayıs 1921
Yusuf Kemal, Hariciye vekili oldu.
19 Mayıs 1921
Fevzi Paşa başkanlığında yeni bir kabine kuruldu.
24 Mayıs 1921
Ankara’ya, Hint müslümanların temsilcisi gibi gelmiş, fakat Mustafa Kemal’i öldürmekle görevli bir casus olduğu anlaşılarak yargılanmış olan Mustafa Sagir, idam edildi.
25 Mayıs 1921
İtalyanlar Marmaris’ten çekildi.
1 Haziran 1921
İtalyanlar, Antalya bölgesinden çekilmeye başladı.
9 Haziran 1921
Fransa temsilcisi Franklin-Bovillon Ankara’ya geldi.
12 Haziran 1921
Yunanistan Kralı Konstantin, İzmir’e geldi.
13 Haziran 1921
Çapanoğlu Halit Bey, Amasya’da idam edildi.
13 Haziran 1921
Büyük Millet Meclisi tarafından Mustafa Kemal’e, Başkomutanlık görevi verildi.
17 Haziran 1921
Koçgiri Ayaklanması bastırıldı.
18-19 Haziran 1921
Paris Görüşmeleri başladı. (Üç büyük devlet, Yunanistan’a, arabuluculuk önerisinde bulundu.)
21 Haziran 1921
Yunanlılar, Adapazarı’ndan çekildi.
21 Haziran 1921
Fransızlar, Zonguldak’ı boşalttı.
28 Haziran 1921
Türk Kuvvetleri İzmit’e girdi.
30 Haziran 1921
Çocuk Esirgeme Kurumu kuruldu.
5 Temmuz 1921
Yunan Kralı Konstantin, taarruz emri verdi. İtalyanlar Antalya’dan tamamen çekildi.
7 Temmuz 1921
Yunan Kralı Konstantin cepheye gitti.
8 Temmuz 1921
Kütahya-Eskişehir Muharebesi başladı.
10 Temmuz 1921
Yunan kuvvetleri genel saldırıya geçti.
13 Temmuz 1921
Afyon-Altıntaş Muharebesi.
15 Temmuz 1921
Batı Cephesi Komutanının emri ile Türk ordusu geriye çekildi.
16 Temmuz 1921
Ankara’da Maarif Kongresi açıldı ve Mustafa Kemal Paşa açılış konuşması yaptı.
17 Temmuz 1921
Mustafa Kemal Paşa cepheyi denetledi.
18 Temmuz 1921
Mustafa Kemal Paşa, Ankara’dan Karacahisar’daki Batı Cephesi Karargahına geldi.
24 Temmuz 1921
Batı Cephesi Karargahı Polatlı’ya taşındı.
25 Temmuz 1921
Türk Ordusu Sakarya Nehri doğusuna çekildi.
26 Temmuz 1921
Yunanlılar Ankara’ya saldırı kararı aldı.
5 Ağustos 1921
Mustafa Kemal Paşa’ya üç ay süre ile ve geniş yetkilerle Başkomutanlık tevcih eden kanun kabul edildi.
7-8 Ağustos 1921
Mustafa Kemal Paşa, Başkomutanlık Kanunu’nun verdiği yetkiye dayanarak Tekalif-i Milliye emirlerini (Milli Yükümlülük Emirleri) yayınlayarak, ordu için halkın vereceği malzemeyi bildirdi.
8 Ağustos 1921
Alit Fethi (Okyar), Malta’dan Ankara’ya döndü.
9 Ağustos 1921
42. Alay Ankara’ya geldi.
12 Ağustos 1921
Mustafa Kemal Paşa Alagöz akargahına gitti.
12 Ağustos 1921
Mustafa Kemal ile Fevzi (Çakmak) Paşa, Polatlı’da cephe karargahına geldiler. (Mustafa Kemal bu sırada attan düşerek yaralanmış, Ankara’ya dönerek tedaviden sonra 17.8.1921’de yeniden cepheye gelmiştir.)
14 Ağustos 1921
Yunanlılar Sivrihisar’ı işgal etti.
15 Ağustos 1921
Yunan Kralı Konstantin “Ankara’ya Doğru” emrini verdi.
18 Ağustos 1921
Halide Edip’in, cephede görev isteği Mustafa Kemal tarafından kabul edildi.
23 Ağustos 1921
22 gün 22 gece sürecek olan Sakarya Meydan Muharebesi başladı.
28 Ağustos 1921
Delibaş Mehmet öldürüldü.
11 Eylül 1921
Yunan kuvvetleri geri çekilmeye başladı.
13 Eylül 1921
Sakarya Zaferi.
14 Eylül 1921
Seferberlik ilan edildi. Grup teşkilatı kaldırıldı ve kolordu halinde örgütlenme başladı.
17 Eylül 1921
Yunan ordusu Eskişehir’e doğru çekilmeye başladı.
18 Eylül 1921
Mustafa Kemal Ankara’ya döndü.
19 Eylül 1921
Mustafa Kemal Paşa’ya “Gazilik” ünvanı ve “Mareşallik” verildi.
21 Eylül 1921
Türk ordusu Sakarya Nehri batısına geçti.
24 Eylül 1921
Franklin-Bouillon 21 Eylül’de Ankara’ya geldi, yeni Gazi Mustafa Kemal ile görüşmeler başladı.
26 Eylül 1921
Kars’ta Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan ve Sovyet Rusya temsilcileri ile Kazım Karabekir arasında görüşmeler başladı.
5 Ekim 1921
Malta’dan dönen Ali İhsan (Sabis) Paşa Ankara’ya geldi.
7 Ekim 1921
Batı Cephesine bağlı 1. Ordu kuruldu.
13 Ekim 1921
TBMM Hükümeti ile Kafkas Cumhuriyetleri (Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan) arasında Kars anlaşması imzalandı.
20 Ekim 1921
TBMM Hükümeti ile Fransa Hükümeti arasında Ankara Anlaşması imzalandı.
23 Ekim 1921
İstanbul’daki Ankara temsilcisi Hamit Bey ile İngiliz temsilcisi Sir H. Rumbold arasında, İngiliz esirleriyle Malta’daki Türk tutukluların değiştirilmesi konusunda anlaşma imzalandı. (Serbest bırakılan Malta tutukluları 31 Ekim’de İnebolu’ya çıktılar.)
31 Ekim 1921
Gazi Mustafa Kemal’in Başkomutanlığını üç ay daha uzatan kanun TBMM’nde kabul edildi.
1 Kasım 1921
Türk davasını destekleyen Pierre Loti’ye Meclis adına armağan gönderilmesi kararı alındı.
12 Kasım 1921
Hamdullan Suphi Maarif vekilliğinden istifa etti.
15 Kasım 1921
Sürgünden dönen Rauf Bey Meclis’e katıldı.
21 Kasım 1921
TBMM, Fransız kadın yazarı G.B. Gaulis’e teşekkür kararı aldı.
5 Aralık 1921
Adana, Ankara Hükümetinin denetimine girdi.
7 Aralık 1921
Fransızlar, Kilis’ten çekilmeye başladı.
8 Aralık 1921
İstanbul Fener Patrikliğine, IV. Meletios seçildi.
11 Aralık 1921
İstanbul’da oluşan Anadolu hareketini durdurmayı amaç edinen “Anadolu Cemiyeti” Yunanistan Yüksek Komiserliği’ne, Yunan işgal bölgelerinde padişah adına geçici bir hükümet kurulmasını önerdi.
13 Aralık 1921
General Frunze başkanlığında, Ukrayna Kurulu Ankara’ya geldi.
24 Aralık 1921
Osmaniye, Fransız işgalinden kurtuldu.
20 Aralık 1921
Adana’da Kolordu binasına Türk bayrağı çekildi.
25 Aralık 1921
Gaziantep’in kurtuluşu.
27 Aralık 1921
Fransızlar Tarsus’tan çekildi.
22 Mayıs 1922
San Remo Konferansı kararları, TBMM’de reddedildi.
2 Ocak 1922
Ankara Hükümeti ile Ukrayna Hükümeti arasında dostluk antlaşması imzalandı.
4 Ocak 1922
Adana boşaltıldı. (Türk ordusu 5 Ocak’ta Adana’ya girdi.) Mersin ve Dörtyol kurtuldu. (Adana’nın Kurtuluş Günü 1973’te 20 Aralık’a alındı.)
10 Ocak 1922
Gazi Mustafa Kemal, Vakit Gazetesi için, yaşamına, anılarına değinen uzun bir demeç verdi.
1 Şubat 1922
Musul’un kurtarılması kararı alındı.
4 Şubat 1922
Başkomutanlık Kanunu’nun süresi, üç ay daha uzatıldı.
16 Şubat 1922
Merkez Ordusu kaldırıldı.
19 Şubat 1922
Kazım Karabekir, uzmanlardan oluşan üçüncü bir Meclisin kurulmasını önerdi.
1 Mart 1922
T.B.M.M. 3’üncü toplantı yılına başladı.
1 Mart 1922
Rauf Bey, Meclis ikinci başkanı oldu.
4 Mart 1922
Gazi Mustafa Kemal, cepheyi denetlemek üzere Ankara’dan ayrıldı.
15 Mart 1922
Mustafa Kema,l Batı Cephesini ziyaret etti.
22-26 Mart 1922
Paris Konferansı. İtilaf devletleri, 22 Mart’ta Türklere ve Yunanlılara mütareke önerisinde bulundu.
26 Mart 1922
Müttefikler, Sevr Antlaşması’nda bazı değişiklikler önerdi.
30 Mart 1922
Gazi Mustafa Kemal, İsmet (İnönü) Paşa ile birlikte Akşehir’den Çay’a döndü.
12 Nisan 1922
İstanbul Darülfünunu, öğrencilerin, milliyet duygularını inciten kimi müderrislerin değiştirilmesini istemeleri üzerine, geçici olarak kapatıldı.
13 Nisan 1922
İtalyanlar, Söke yöresini boşaltmaya başladı.
14 Nisan 1922
Yusuf İzzet Paşa öldü.
17 Nisan 1922
Mustafa Kemal, Batı Cephesi karargâhından Ankara’ya döndü.
21 Nisan 1922
Söke, Yunanlılar tarafından işgal edildi.
25 Nisan 1922
İstanbul’da, Garbi Trakya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.
26 Nisan 1922
Yunan şilebini, Türk denizcileri ele geçirdi.
6 Mayıs 1922
Başkomutanlık Kanunu’nun süresi, ikinci defa üç ay daha uzatıldı.
11 Mayıs 1922
Hasan Bey, iktisat vekili oldu.
2 Haziran 1922
Moskova’dan dönen Ali Fuat Paşa, Ankara’da Mustafa Kemal ile görüştü.
3 Haziran 1922
T.B.M.M. Yunan zulmünü dünyaya duyurma kararı aldı.
4 Haziran 1922
Yunanistan’ın Anadolu Orduları Başkomutanlığına, General Hacıanesti atandı.
7 Haziran 1922
Averof gemisi ile iki Yunan gemisi, Samsun’u bombaladı.
11 Haziran 1922
Yunan ordusu başkomutanı General Hacıanesti, Afyon’a geldi.
14 Haziran 1922
Mustafa Kemal Adapazarı’nda, annesi ile görüştü.
17 Haziran 1922
İsmet Paşa, Ali İhsan Paşa’nın görevden alınmasını istedi.
18 Haziran 1922
Gazi Mustafa Kemal İzmit’te, Fransız yazarı Claude Farere ile görüştü. (T.B.M.M. Türkleri destekleyen yazara, 21 Ocak 1922 günlü toplantıda teşekkür kararı almıştı)
20 Haziran 1922
Fahrettin Paşa, Ali İhsan Paşa’nın yerine vekaleten 1. Ordu komutanlığına atandı.
24 Haziran 1922
Mustafa Kemal annesi ile birlikte, Adapazarı’ndan Ankara’ya döndü.
29 Haziran 1922
Nurettin Paşa, 1. Ordu komutanlığına atandı.
3 Temmuz 1922
Ali İhsan Paşa yargılanmak üzere, İstiklal Mahkemesine sevk edildi.
8 Temmuz 1922
T.B.M.M.’nde İcra Vekilleri Heyeti’nin, Meclis başkanınca aday gösterilmeksizin, gizli oyla seçilmesi kabul edildi.
13 Temmuz 1922
Dr. Adnan Bey, T.B.M.M. ikinci başkanı oldu.
14 Temmuz 1922
Fransız milli bayramı dolayısı ile Ankara’da Albay Mougun’in evinde verilen şölende, Gazi M. Kemal uzun bir konuşma yaptı.
16 Temmuz 1922
Gazi Mustafa Kemal , Anadolu ve Müdafaa-i Hukuk Grubu toplantısında doğal başkan, Ali Fuat (Cebesoy) Paşa ise Grup Başkanı oldu. “Misak-ı Milli” temel ilke kabul edildi.
20 Temmuz 1922
Gazi Mustafa Kemal’in Başkomutanlık yetkileri, süresiz olarak uzatıldı.
21 Temmuz 1922
Mustafa Kemal, Batı cephesine gitmek üzere Ankara’dan ayrıldı.
23 Temmuz 1922
Gazi Mustafa Kemal, Akşehir’e geldi.
25 Temmuz 1922
Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa, Batı Cephesinin bulunduğu Akşehir’e ulaştı.
27 Temmuz 1922
Mustafa Kemal Paşa, taarruza hazırlanma emrini verdi.
29 Temmuz 1922
İstanbul Darülfünunu’ndan, milliyet duygularına aykırı söz ve davranışları dolayısı ile bir bölük müderris çıkarıldı.
29 Temmuz 1922
İtilaf Devletleri, Yunanistan’a nota göndererek, İstanbul’u işgal etmelerine izin vermeyeceklerini bildirdiler.
30 Temmuz 1922
Planların son şeklini alması ve taarruz günü hakkında Başkomutan’ın karar vermesi. (26 Ağustos 1922)
30 Temmuz 1922
İzmir’deki Yunan Başkomiseri Sterghiades “Ionia” devletini ilan etti. (Bu kararı, İstanbul ve Ankara Hükümetleri ile İtilaf Devletleri Ağustos ayı içinde protesto ettiler)
31 Temmuz 1922
Yeniden düzenlenen İstiklal Mahkemeleri Kanunu’nu kabul edildi.
4 Ağustos 1922
Enver Paşa öldürüldü.
6 Ağustos 1922
Batı Cephesi komutanı İsmet (İnönü) Paşa, ordulara gizli olarak “Taarruza Hazırlık” emri verdi.
6 Ağustos 1922
Gazi Mustafa Kemal, Ankara’ya döndü.
7 Ağustos 1922
Fevzi Paşa, Ankara’ya döndü.
7 Ağustos 1922
İstanbul’da İngiliz Yüksek Komiseri Sir H. Rumbold, Vahidettin’le görüştü. Padişah, Yunanlıların işgal ettikleri bölgelerin, Hükümetine verilmesi, Anadolu’daki hareketi bastırmada kendisine yardım edilmesini istedi.
13 Ağustos 1922
Genelkurmay Karargâhı’nın, Ankara’dan Batı Cephesi’ne hareketi.
14 Ağustos 1922
Celaleddin Arif Bey, başkanlık görevinden istifa etti.
16 Ağustos 1922
Genelkurmay Karargâhı, Akşehir’de göreve başladı.
17 Ağustos 1922
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Ankara’dan cepheye hareket etti.
20 Ağustos 1922
Başkomutan, Akşehir’e geldi.
24 Ağustos 1922
Akşehir’deki karargâh, Şühut’a nakledildi.
25 Ağustos 1922
Mustafa Kemal Paşa, Rauf Bey’e (Başbakan) ordularımızın yarın taarruza başlayacağını bildirdi.
26 Ağustos 1922
Büyük Taarruz başladı. (saat : 5:30’da topçu ateşi ile)
26 Ağustos 1922
İznik kurtuldu.
27 Ağustos 1922
Afyon kurtuldu.
30 Ağustos 1922
Dumlupınar’da Başkomutan Muharebesi kazanıldı.
31 Ağustos 1922
Mustafa Kemal, Fevzi ve İsmet Paşaların son durumu değerlendirmeleri ve Başkomutan’ın takip emrini vermesi.
1 Eylül 1922
Mustafa Kemal Paşa’nın Başkomutanlık emri: “Ordular! İlk Hedefimiz Akdenizdir. İleri!”
2 Eylül 1922
Yunan Başkomutanı Trikopis, Çalköy civarında esir alındı, Eskişehir kurtarıldı.
3 Eylül 1922
30 Ağustos Muharebesi’ne “Başkomutan Muharebesi” adı verildi.
3 Eylül 1922
Gazi Mustafa Kemal, Dumlupınar’dan Uşak’a geldi.
4 Eylül 1922
Yunanlılar Akşehir’i yaktı, Söğüt ve Kula kurtarıldı.
5 Eylül 1922
Bilecik kurtarıldı.
6 Eylül 1922
Bursa’nın Yunanlılarca işgal edilmesi üzerine, T.B.M.M. kürsüsüne örtülmüş olan kara örtü kaldırıldı.
6 Eylül 1922
Yunanistan’ın Anadolu ordularına Başkomutan olarak atadığı Polyemekalis İzmir’e geldi.
7 Eylül 1922
İtilaf Devletleri, Ankara Hükümetine başvurarak mütareke istediler. Yunanistan’ın Anadolu’yu boşaltmasını koşul olarak ileri sürdüler.
7 Eylül 1922
Yunanistan’da Hükümet istifa etti. Yeni kabineyi Kalogeropulus kurdu.
7 Eylül 1922
Aydın’ın kurtuluşu.
8 Eylül 1922
Manisa’nın kurtuluşu.
9 Eylül 1922
İzmir geri alındı.
10 Eylül 1922
Mustafa Kemal Paşa’nın İzmir’e girişi.
10 Eylül 1922
Bursa’nın kurtuluşu.
12 Eylül 1922
Akdeniz İngiliz Filosu Başkomutanı Amiral Brock, Ankara’nın İngilizlerle savaş halinde olup olmadığını, Gazi Mustafa Kemal’e mektupla sordu. (Gazi Mustafa Kemal, 13 Eylül’de yanıt vererek, iki hükümetin siyasal ilişkiler kurabileceğini bildirdi.)
13 Eylül 1922
Gazi Mustafa Kemal’in ulusa bildirisi. (Ulusu kutlarken, İzmir’den, Bursa’dan, Akdeniz ufuklarından ordunun selamını bildirdi.)
14 Eylül 1922
Mustafa Kemal’e “İzmir hemşehriliği” payesi verildi.
15 Eylül 1922
Ayvalık ve bazı kasabalar işgalden kurtarıldı.
15 Eylül 1922
İngiliz kabinesi aldığı kararla, Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya, tarafsız bölgeye saldırmaması için bildiride bulunmayı ve bir konferans toplanmasını öngördü.
17 Ağustos 1922
Türk birlikleri Bandırma’ya girdi.
18 Eylül 1922
İtilaf Devletleri, İstanbul ve Boğazlardaki tarafsız bölgelerin tarafsızlığına uyulması konusunda Ankara Hükümetine nota verdi.
18 Eylül 1922
Erdek ve Biga Yunan işgalinden kurtarıldı.
19 Eylül 1922
Başkomutan, General Pelle ile İzmir’de görüştü.
19 Eylül 1922
Fransız ve İtalyan’lar Çanakkale’nin Anadolu yakasını boşaltılar.
20 Eylül 1922
Fransız ve İtalyan kuvvetleri Çanakkale’den çekildi.
23 Eylül 1922
İtilaf Devletleri’nin zaferden sonra ilk notaları.
24 Eylül 1922
Damat Ferid yurt dışına kaçtı.
24 Eylül 1922
Türk kuvvetleri Çanakkale’de “tarafsız bölge” ye girdi.
27 Eylül 1922
General Harington, Gazi Mustafa Kemal’e, İstanbul’daki Yunan donanmasının uzaklaştırıldığını bildirdi.
27 Eylül 1922
Yunanistan’da ihtilal. Kral Konstantin tahtı bıraktı.
28 Eylül 1922
Franklin Bouillon’un güvence vermesi üzerine, Türk ordularının Boğazlara yönelen hareketi durduruldu.
29 Eylül 1922
Gazi Mustafa Kemal , İtilaf Devletleri’nin 23 Eylül notasına yanıt vererek, Mudanya Konferansı’nın kabul edildiğini, İsmet (İnönü) Paşa’nın delege olarak atandığını bildirdi.
30 Eylül 1922
İsmet Paşa, Mudanya Konferansı delegesi olarak Mudanya’ya hareket etti.
1-2 Ekim 1922
Franklin Bouillon, Müttefik fevkalade komiserleriyle toplantı yaptı.
3-11 Ekim 1922
Mudanya Konferansı.
4 Ekim 1922
İtilaf Devletleri’nin 23 Eylül notasına, T.B.M.M. Hükümeti geniş yanıtını verdi.
5 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal, kendisine önerilmiş olan Ankara hemşehriliğini kabul etti.
5 Ekim 1922
Fethi Bey Dahiliye vekili oldu.
7 Ekim 1922
Paris Kararları.
9 Ekim 1922
Fransız ve İtalyan delegeleri, İsmet Paşa ile özel bir görüşme yaptılar.
10 Ekim 1922
İsmet Paşa’ya antlaşma imzalamada yetki verildi.
10 Ekim 1922
Mustafa Kemal Paşa’nın, Franklin Bouillon’a gönderdiği karşılık mesajı.
11 Ekim 1922
Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı.
14 Ekim 1922
MudanyaAteşkes Antlaşması, Yunan Hükümeti tarafından kabul edildi.
15 Ekim 1922
Mudanya Ateşkes Antlaşması yürürlüğe girdi.
15 Ekim 1922
Yunanlılar Doğu Trakya’yı boşaltmaya başladı.
16 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Bursa’ya gitti.
19 Ekim 1922
Trakya’yı teslim almakla görevlendirilen Refet (Bele), İstanbul’a geldi.
19 Ekim 1922
İngiltere Başbakanı Lloyd George iktidardan düştü. 23 Ekim’de Bonar Law kabinesi kuruldu.
23 Ekim 1922
Doğu Trakya’nın devir teslim tarihleri saptandı.
26 Ekim 1922
İsmet Paşa Hariciye vekilliğine getirildi.
26 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal, kendisine “fahri müderrislik” veren İstanbul Darülfünunu Edebiyat Medresesi’ne teşekkür etti.
27 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal, Bursa’da öğretmenlere bir konuşma yaptı.
27 Ekim 1922
İsmet Paşa, Batı Cephesi komutanlığından ayrıldı.
27 Ekim 1922
Fevzi (Çakmak) Paşa, Genelkurmay Başkanlığı üzerinde kalmak üzere Batı Cephesi komutanlığına atandı.
28 Ekim 1922
İtilaf Devletleri, Lozan’da toplanacak Konferans için Ankara ve İstanbul Hükümetlerinden delege gönderilmesini istediler. (Ankara Hükümeti 29 Ekim’de, öneriyi kabul ettiğini bildirdi.)
30 Ekim 1922
“Osmanlı İmparatorluğu’nun İnkıraz Bulup Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Teşekkül Ettiğine Dair Heyet-i Umumiye” kararı.
30 Ekim 1922
İstanbul’da son Heyet-i Vükela toplantısı yapıldı. (Askeri tıp öğrencileriyle ilgili bir karar alınmıştır.)
31 Ekim 1922
Doğu Trakya, Türk Jandarma ve sivil memurlarına teslim edilmeye başlandı. Çorlu, Silivri teslim edildi.
1 Kasım 1922
Türk Jandarma birlikleri, Çanakkale Boğazı bölgesinde ve diğer yerlerde yeni durumlarını aldılar.
1 Kasım 1922
Saltanat kaldırıldı.
4 Kasım 1922
İstanbul’da Tevfik Paşa kabinesinin istifasıyla son Osmanlı Hükümeti de ortadan kalktı. İstanbul Ankara Hükümetinin denetimine girdi.
4 Kasım 1922
Osmanlı Devleti’nin resmi gazetesi “Takvimi Vekayi”nin son sayısı çıktı.
4 Kasım 1922
İsmet (İnönü) Paşa, Saltanatın kaldırıldığını İtilaf Devletlerine bildirdi.
5 Kasım 1922
Refet (Bele), İstanbul’da nezaretlere, her türlü çalışmaları kesmeleri buyruğunu verdi. İstanbul Hükümeti böylelikle sona erdi.
5 Kasım 1922
Lozan’a gidecek heyet, Ankara’dan ayrıldı.
6 Kasım 1922
T.B.M.M.’nce kabul edilen kanunlar, İstanbul ve Trakya’da uygulanmaya başlandı.
9 Kasım 1922
Lozan’a gidecek heyet İstanbul’dan ayrıldı.
10 Kasım 1922
Kırklareli’nin işgalden kurtuluşu.
10 Kasım 1922
VI. Mehmet Vahidettin’in son selamlık töreni yapıldı.
11 Kasım 1922
Türk Heyeti Lozan’a vardı.
16 Kasım 1922
Son Padişah Vahidettin, İşgal Orduları Başkomutanı Harrington’a yazıyla başvurarak, İstanbul’da hayatını tehlikede gördüğünü ve İngiltere’ye sığınmak isteğini bildirdi.
17 Kasım 1922
Vahidettin, İngiliz savaş gemisi Malaya ile İstanbul’dan kaçtı.
18 Kasım 1922
Vahidettin, T.B.M.M.’nce Halifelikten düşürüldü.
18 Kasım 1922
Abdülmecid Efendi Halife seçildi.
20 Kasım 1922
Lozan Konferansı’nın başlaması.
21 Kasım 1922
Lozan Konferansı’nın ilk oturumu yapıldı.
25 Kasım 1922
Edirne işgalden kurtuldu.
26 Kasım 1922
Çanakkale işgalden kurtuldu.
28 Kasım 1922
“Sened-i Hakanilerin Balasına Mevzu Tuğra Yerine “Türkiye Büyük Millet Meclisi” Nam-ı Alisinin İkamesi ve Sened-i Mezkure İzafe olunan “Hakani” Kaydının Ref’i ile “Milli” Sıfat-ı Mübeccelinin Vaz’ı Hakkında Kararname” yayınlandı.
28 Kasım 1922
Yunanistan’da, yenilgiye neden olan kabine üyleri ile Başkomutan Hacıanesti, idama mahkum edildi.
30 Kasım 1922
Mudanya Ateşkes Antlaşması uyarınca, Doğu Trakya’nın teslim işlemleri tamamlandı.
2 Aralık 1922
Gazi Mustafa Kemal T.B.M.M.’nde, üç milletvekilinin, seçim kanununun değiştirilmesi yolunda verdikleri önerge üzerinde konuştu.
6 Aralık 1922
Dr. Adnan Bey, T.B.M.M. ikinci başkanlığından istifa etti.
6 Aralık 1922
Gazi Mustafa Kemal , Ankara’da Hakimiyeti Milliye, Öğüt, Yenigün muhabirlerine, Halk Fırkası’nı kuracağını açıkladı.
13 Aralık 1922
Ali Fuat Paşa, T.B.M.M. İkinci başkanı seçildi.
16 Aralık 1922
Dr. Adnan Bey, Hükümetin İstanbul temsilcisi oldu.
22 Aralık 1922
Lozan Konferansı’nın kesilmesi ihtimaline karşı, Başkomutan orduya hazırlık emri verdi.
14 Ocak 1923
Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım İzmir’de öldü. Karşıyaka’ya gömüldü.
14-20 Şubat 1923
Mustafa Kemal, Batı Anadolu gezisine çıktı.
27 Ocak 1923
Mustafa Kemal’in İzmir’e gidişi.
29 Ocak 1923
Mustafa Kemal Paşa, Lâtife Hanım’la evlendi. (5 Ağustos 1925’te ayrılmıştır.)
30 Ocak 1923
Lausanne’de, “Sivil Mevkufinin İadesiyle Harb Esirlerinin Mübadelesine Dair Türk-Yunan İtilafnamesi” imzalandı.
4 Şubat 1923
Lozan Konferansı, önemli noktalardaki uyuşmazlıklar sebebiyle kesildi. (ara verildi)
7 Şubat 1923
Mustafa Kemal’in Balıkesir Zagnos Paşa Camii minberinden halka hitap edişi.
16 Şubat 1923
Lozan Heyeti, İstanbul’a döndü.
17 Şubat 1923
İzmir’de “Türkiye İktisat Kongresi” toplandı.
19 Şubat 1923
Mustafa Kemal, İsmet Paşa ile birlikte Ankara’ya gitti.
24 Şubat 1923
İstanbul Polis Müdüriyeti Umumiyesi lağvedilerek, yerine Ankara’daki Emniyet Umumiye Müdürlüğü’ne bağlı ve İl Teşkilatları düzeyinde İstanbul Polis Müdürlüğü kuruldu.
27 Şubat 1923
T.B.M.M.’nde Lozan Konferansı üzerinde gizli oturumda görüşmeler yapıldı. (6 Mart’da görüşmeler yapıldı. Ankara Hükümetinin karşı barış önerileri, İtilaf Devletleri temsilcilerine 8 Mart’ta verildi)
28 Şubat 1923
Mustafa Kemal’e “İstanbul hemşehriliği” payesi verildi.
1 Mart 1923
Ali Fuat Paşa yeniden, TBMM ikinci başkanı oldu.
4 Mart 1923
İzmir İktisat Kongresi sona erdi.
15 Mart 1923
Mustafa Kemal, Adana’yı ziyaret etti.
17 Mart 1923
Mustafa Kemal, Adana’dan Mersin ve Tarsus’a geçti.
20 Mart 1923
Mustafa Kemal, Konya’da halka seslendi.
21 Mart 1923
Gazi Mustafa Kemal , Konya’da Hilaliahmer (Kızılay) Kadınlar Şubesi’nde yaptığı konuşmada, kadın haklarına değindi.
22 Mart 1923
Mustafa Kemal Konya’da, Mevlâna Türbesi’ni ziyaret etti.
27 Mart 1923
Milletvekili Ali Şükrü Bey Topal Osman tarafından öldürüldü.
31 Mart 1923
İtilaf Devletleri, Lozan’a yeniden delege istediler.
31 Mart 1923
“Mahkum Askeri ve Sivil Esirler Hakkında Aff-ı Umumi ilanına Dair Kanun” T.B.M.M.’nde kabul edildi.
1 Nisan 1923
Topal Osman, Ankara’nın Seyranbağları’ndaki evinde yaralı olarak ele geçirildi.
1 Nisan 1923
T.B.M.M., seçimin yenilenmesi için karar aldı.
8 Nisan 1923
Gazi Mustafa Kemal “Dokuz Umde” ‘yi yayınladı. (Seçim bildirisi niteliğindeki bu ilkeler, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti adına yayınladı.)
9 Nisan 1923
Doğu Anadolu demiryolunun yapımı karşılığında bazı imtiyazların verildiği “Chester Projesi” T.B.M.M. tarafından onaylandı.( Ancak bu proje uygulamadan kaldırıldı.)
16 Nisan 1923
Birinci T.B.M.M. çalışmaları sona erdi.
21 Nisan 1923
İsmet Paşa başkanlığındaki heyet Lozan’a vardı.
23 Nisan 1923
Lozan Konferansı’nın ikinci evresi başladı.
30 Mayıs 1923
Antakya – İskenderun ve Havalisi Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.
26 Haziran 1923
General Harington, Abdülmecid Efendi’yi ziyaret etti.
28 Haziran 1923
Gazi Mustafa Kemal, kendine “Müderrislik Şahadetnamesi” gönderen İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi’ne teşekkür telgrafı yolladı.
10 Temmuz 1923
Fener Kilisesi Patriği Meletios, Yunanistan’a kaçtı.
12 Temmuz 1923
Polonya ile ticaret antlaşması imzalandı.
19 Temmuz 1923
Gazi Mustafa Kemal, İsmet İnönü’ye Lozan Konferansı konusunda telgraf gönderdi.
23 Temmuz 1923
Türkiye-Polonya dostluk antlaşması imzalandı.
24 Temmuz 1923
Lozan Barış Antlaşması, imzalandı.
29 Temmuz 1923
Batı Cephesi karargâhı Ankara’ya taşındı.
4 Ağustos 1923
Rauf Bey Başbakanlıktan ayrıldı.
5 Ağustos 1923
Genelkurmay Başkanlığı, barış, konuş ve kuruluş planını uygulamaya başladı.
6 Ağustos 1923
Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında Lozan’da suçluların geri verilmesi ve başka konularda sözleşmeler imzalandı. (Görüşmeler 29 Haziran’da başlamıştı.)
10 Ağustos 1923
İsmet Paşa Lozan’dan döndü.
11 Ağustos 1923
T.B.M.M.’nin ikinci dönemi başladı.
13 Ağustos 1923
Mustafa Kemal ikinci kez T.B.M.M. Başkanlığına seçildi.
14 Ağustos 1923
Fethi Bey yeni bir Hükümet kurdu.
18 Ağustos 1923
İzmir’den de seçilmiş olan Gazi Mustafa Kemal, Ankara milletvekilliğini kabul etti.
23 Ağustos 1923
Lozan Antlaşması’nı T.B.M.M. onayladı.
1 Eylül 1923
Batı Cephesi karargâhı kaldırıldı.
9 Eylül 1923
Halk Fırkası kuruldu.
15 Eylül 1923
Karaağaç Yunanlılardan alındı.
20 Eylül 1923
İstanbul’da , kapütilasyonların öngördüğü yabancı devletlere ait postaneler kapatıldı.
21 Eylül 1923
Bozcaada Yunanlılardan alındı.
22 Eylül 1923
İmroz Yunanlılardan alındı.
25 Eylül 1923
Milli sınırlar dışında kalmış ve Milli Mücadele’ye katılmamış olanlara yapılacak işlemleri belirten 347 sayılı kanun T.B.M.M.’nde kabul edildi.
27 Eylül 1923
Harb Okulu, İstanbul’da Harbiye’deki binasına taşındı.
2 Ekim 1923
İtilaf Devletlerinin son birlikleri İstanbul’dan ayrıldı.
4 Ekim 1923
Anadolu Müstakil Türk Ortodoksları lideri Papa Eftim, Milli Hükümeti destekleyen beyannamesini yayınladı.
4 Ekim 1923
İstanbul’da sansür kaldırıldı.
6 Ekim 1923
Şükrü Naili (Gökberk) Paşa komutasındaki Türk birlikleri İstanbul’a girdi.
6 Ekim 1923
İngilizler Çanakkale’den ayrıldı.
13 Ekim 1923
Ankara’yı “Hükümet Merkezi” yapan kanun kabul edildi.
13 Ekim 1923
T.B.M.M.’nde “Mübadele İmar ve İskan Vekaleti İhdasına Dair Kanun” kabul edildi.
24 Ekim 1923
T.B.M.M.’nde (362 sayılı) “12 Rebiülevvel Gecesiyle Gününün (Saltanatın kaldırıldığı 1 Kasım günü) Milli Bayram Addine Dair Kanun” kabul edildi. (27.5.1935 günlü, 2739 sayılı, ulusal bayramlarla ilgili kanun’la kaldırılmıştır.)
27 Ekim 1923
Fethi (Okyar) Bey Hükümeti istifa etti.
29 Ekim 1923
Cumhuriyet ilân edildi. Gazi Mustafa Kemal Paşa gizli oyla oybirliği ile Cumhurbaşkanı seçildi.
30 Ekim 1923
Cumhuriyet’in İlk Hükümetini, Başvekil sanı ile İsmet (İnönü) kurdu.
31 Ekim 1923
Seferberliğin 1 Kasım 1923 tarihinde kaldırılmasına ilişkin Kanun T.B.M.M.’nde kabul edildi. (Seferberlik 13 Eylül 1921’de ilan edilmişti).
1 Kasım 1923
Fethi (Okyar) Bey T.B.M.M. Başkanlığına seçildi.
14 Kasım 1923
Temyiz’in (Yargıtay) Ankara’ya taşınmasını öngören kanun, T.B.M.M.’nde kabul edildi.
19 Kasım 1923
Gazi Mustafa Kemal, Halk Fırkası başkanlığına vekalet etmesini bir yazı ile İsmet (İnönü)’den istedi.
20 Kasım 1923
Halk Fırkası “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” örgütlerini kendi içinde topladı.
24 Kasım 1923
Hindistan’daki İsmaillerin başkanı Ağa Han ve Emir Ali, İsmet (İnönü) Paşa’ya Hilafet konusunda yazılar yazdılar.
10 Aralık 1923
Türkiye-Arnavutluk arasında dostluk antlaşması imzalandı. (Ankara)
15 Aralık 1923
Türkiye-Macaristan dostluk antlaşması imzalandı. (İstanbul)
26 Aralık 1923
“Zafer ve Barış Şerefine” kimi suçlar dışında “Aff-ı Umumi Kanunu” T.B.M.M.’nde kabul edildi.
1 Ocak 1924
Gazi Mustafa Kemal İzmir’e gitti.
2 Ocak 1924
T.B.M.M.’nde “Hafta Tatili Hakkında Kanun” kabul edildi. (O güne değin hafta tatili zorunluluğu yoktu.)
2 Ocak 1924
İstanbul İstiklal Mahkemesi’nde yargılanmakta olan gazeteciler beraat etti. Gazeteciler ve İstanbul Barosu Başkanı Lütfi Fikri Bey, Hıyanet-i Vataniye Kanunu‘na aykırı davranmakla suçlanıyorlardı. Gazeteciler beraat ederken Lütfi Fikri Bey, 5 yıl kürek hapsine mahkûm oldu. Lütfü Fikri Bey, meşruti yönetimi ve hilâfeti savunuyordu.
28 Ocak 1924
Türkiye-Avusturya dostluk, ticaret ve ikamet antlaşmaları imzalandı. (İstanbul)
7 Şubat 1924
T.B.M.M.’nde, Milli Mücadelede şehit olan gönüllü ve subayların ailelerine maaş bağlanmasına ilişkin kanun kabul edildi.
13 Şubat 1924
İstanbul İstiklal Mahkemesi’nin mahkum ettiği gazetecilerin affı T.B.M.M.’nde kabul edildi.
15-22 Şubat 1924
İzmir’de harp oyunları yapıldı. (Bu günlerde, Hilafetin kaldırılması için karar verildi. Gazi Mustafa Kemal ile İsmet (İnönü) bu konuda görüştüler.)
29 Şubat 1924
Halife Abdülmecit için İstanbul’da son Cuma selamlığı töreni yapıldı.
1 Mart 1924
Gazi Mustafa Kemal, T.B.M.M.’nin açış konuşmasında, öğretimin birleştirilmesi ve ordunun siyasetten ayrılmasının gereğine işaret etti.
2 Mart 1924
C.H.P. Grubu toplantısında, ertesi gün alınacak kararlar üzerinde görüşüldü.
3 Mart 1924
Hilafet kaldırıldı.
3 Mart 1924
Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edilerek, eğitimde birlik sağlandı.
3 Mart 1924
Şeriye ve Evkaf Vekaletleri kaldırıldı. (laik devlete doğru ilk adım)
3 Mart 1924
Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti kaldırıldı. (Genelkurmay Başkanlığı, hükümet ve siyaset dışına çıktı)
5 Mart 1924
T.B.M.M.’nde “Ziraat ve Ticaret Vekaletleri Teşkiline Dair Kanun” kabul edildi.
8 Mart 1924
T.B.M.M. Birinci dönem üyelerine İstiklal Madalyası verilmesi yolunda karar aldı.
13 Mart 1924
T.B.M.M.’nde “Orta Tedrisat Muallimleri Kanunu” kabul edildi.
18 Mart 1924
T.B.M.M.’nde “Köy Kanunu” kabul edildi.
30 Mart 1924
Mehmet Rıfat (Börekçi), Diyanet İşleri Başkanlığına atandı.
1 Nisan 1924
Ergani Bakır madeninin devletçe işletilmesi konusunda Kanun, T.B.M.M.’nde kabul edildi.
8 Nisan 1924
“Mehakim-i Şer’iyenin İlgasına ve Mehakim Teşkilatına Ait Ahkamı Muaddil Kanun” ile dinsel mahkemeler kaldırılarak mahkemeler birleştirildi. Kanun, Mayıs başında yürürlüğe girdi.
13 Nisan 1924
Mithat, Mahmut Şevket, Talat Paşalar, Reşit Hikmet Bey ve başkalarının ailelerine vatan hizmetinden dolayı maaş bağlanması konusunda kanun T.B.M.M.’nde kabul edildi.
16 Nisan 1924
T.B.M.M’i “Aff-ı Umumi Kanunu” ile, Kurtuluş Savaşı sırasında düşmanlara yardım edenleri bağışladı.
20 Nisan 1924
Yeni Anayasa kabul edildi.
21 Nisan 1924
T.B.M.M.’nde “İstanbul Darülfünunu’nun Şahsiyet-i Hükmiyesi Hakkında Kanun” kabul edildi.
22 Nisan 1924
T.B.M.M.’nde “Anadolu Demiryollarının Mübayaasına ve Müdüriyet-i Umumiyesinin Teşkiline ve Vezaifine Dair Kanun” kabul edildi. (Bu Kanun’la, Devlet Demiryolları kurulmuş oldu.)
23 Nisan 1924
Ankara’da toplanan kurultay ile Türk Ocakları yeniden kuruldu. (İlk kuruluş, 25 Mart 1912. 1931’de kapatılmış, yerlerine Halkevleri açılmıştı.1949’da yeniden kurulmuştur.)
4 Mayıs 1924
19 Mayıs 1924
Türk-Irak sınırı konusunda Türkiye – İngiltere görüşmeleri İstanbul’da başladı. (5 Haziran’a değin sürmüş, antlaşmaya varılamamış, konu Milletler Cemiyeti’ne götürülmüştür.)
1 Haziran 1924
Milli Mücadele aleyhinde çalışmaları nedeniyle, Lozan Antlaşması’na bağlı genel af beyannamesinin dışında bırakılan 150 kişinin yurt dışına çıkarılması konusunda Bakanlar Kurulu karar verdi.
6 Haziran 1924
İstanbul’da Papa Eftim (Erenerol)’in girişimi ile Türk Ortodoksları Panaiya kilisesinde kongre yaptılar ve “Müstakil İstanbul Türk Ortodoks Kilisesi”ni kurarak başına Papa Eftim’i getirdiler.
8 Ağustos 1924
Lozan Antlaşması yürürlüğe girdi.
22 Ağustos 1924
Kadınlarımızın yargıçlığa atanmak istemeleri.
25 Ağustos 1924
Gazi Mustafa Kemal, Ankara’da Muallimler Birliği Kongresi üyelerine verilen çayda.
26 Ağustos 1924
Türkiye İş Bankası kuruldu.
30 Ağustos 1924
Gazi Mustafa Kemal, Başkomutanlık Meydan Savaşı’nın ikinci yıl dönümünde, Dumlupınar’da yapılan törendeki uzun konuşmasının sonunda, gençlere seslenerek : “Ey yükselen yeni nesil:İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz tesis ettik
30 Ağustos 1924
Dumlupınar’da Meçhul Asker anıtının temeli atıldı.
1 Eylül 1924
Ankara’da Musiki Muallim Mektebi kuruldu.
22 Eylül 1924
Gazi Mustafa Kemal Samsun’da, İstiklal Ticaret Mektebi’nde öğretmenlerle yaptığı konuşmada: “Dünyada her şey için medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için, en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlmin ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir” dedi.
25 Ekim 1924
Ziya Gökalp öldü.
26 Ekim 1924
Bazı komutanların siyaseti seçmeleri nedeniyle bunalım doğdu.
29 Ekim 1924
T.B.M.M. ikinci binasında Cumhuriyetin yıldönümünü kutladı.
1 Kasım 1924
T.B.M.M. toplantı yıllarına Kasım’da başladı. Daha önce 1 Mart idi.
10 Kasım 1924
Halk Fırkası, “Cumhuriyet Halk Fırkası” adını aldı.
17 Kasım 1924
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kuruldu.
21 Kasım 1924
İsmet (İnönü) Paşa, Başbakanlıktan çekildi. (22 Kasım’da Fethi (Okyar) Bey Başbakan oldu. 2 Mart 1925’e değin Başbakanlıkta kaldı.)
26 Kasım 1924
Kazım (Özalp) Paşa T.B.M.M. Başkanı oldu. (1 Mart 1935’e değin)
20 Aralık 1924
“Kırkkilise İsminin Kırklareli’ye Çevrilmesi Hakkında Kanun” T.B.M.M.’nde kabul edildi.
29 Aralık 1924
T.B.M.M.’nde “Bahriye Vekaleti Teşkili Hakkında Kanun” kabul edildi.
1 Ocak 1925
Gazi Mustafa Kemal Konya’ya doğru yola çıktı.
3 Ocak 1925
Türkiye-Letonya dostluk antlaşması (Varşova) yapıldı.
11 Ocak 1925
Mustafa Kemal Paşa’nın Birinci İnönü Zaferi’nin Dördüncü Yıldönümü dolayısıyla Konya’da bir konuşma yaptı ve bu zaferin inkılâp tarihimizin bir sayfası olduğunu belirtti.
11-15 Şubat 1925
Doğu’da Şeyh Sait ayaklanması başladı.
14 Şubat 1925
Kurtuluş Savaşı komutanlarından Halit Paşa öldü. (T.B.M.M.’nde Ali Çetinkaya ile vuruşması sonucu)
16 Şubat 1925
Türk Hava Kurumu (Türk Tayyare Cemiyeti adı ile) kuruldu.
17 Şubat 1925
Âşar kaldırıldı.
25 Şubat 1925
Dinin siyasete alet edilmemesi hakkındaki kanun kabul edildi.
26 Şubat 1925
Fransız şirketince yönetilen Tütün Rejisi’nin 1 Mart’ta kaldırılmasına ilişkin “Tütün İdare-i Muvakkatesi ve Sigara Kağıdı İnhisarı Hakkında Kanun” T.B.M.M.’nde kabul edildi.
2 Mart 1925
Fethi (Okyar) kabinesi istifa etti. İsmet (İnönü) 3 Mart’ta Hükümeti kurdu. (Bu olay da Şeyh Sait Ayaklanmasına bağlıdır)
4 Mart 1925
Takrir-i Sükun (huzur ve güveni sağlama, anarşiyi önleme) Kanunu TBMM de kabul edildi.
8 Mart 1925
Adliye vekillerinden Prof. Seyit (Bey) öldü.
9 Mart 1925
6 Mart’ta Bakanlar Kurulu Kararı ile kapatılan dört gazeteden sonra bugün iki gazete daha kapatıldı.
5 Nisan 1925
Şeker Fabrikalarının kurulması ile ilgili kanun T.B.M.M.’nde kabul edildi.
17 Nisan 1925
Ankara-Yahşihan demiryolu işletmeye açıldı. (20 Kasım : Yahşiyan – Yerköy demiryolu işletmeye açıldı)
19 Nisan 1925
“Cumhuriyet’in İlan günü olan 29 Teşrinievvel (Ekim) Gününün Milli Bayram Addi Hakkında Kanun T.B.M.M.’nde kabul edildi.
19 Nisan 1925
T.B.M.M.’nde “Ticaret Sanayi ve Maadin Bankası Kanunu” kabul edildi.
22 Nisan 1925
T.B.M.M.’nde “Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu” kabul edildi.
22 Nisan 1925
T.B.M.M.’nde “Kadastro Kanunu” kabul edildi.
5 Mayıs 1925
Ankara’da Gazi Orman Çiftliğinin kurulması için işe başlandı.
5 Mayıs 1925
Yunanistan’daki Ermeni komitecilerinin Gazi Mustafa Kemal’i öldürmekle görevlendirdikleri Manok Manükyan Ankara’da idam edildi.
3 Haziran 1925
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Bakanlar Kurulu Kararı ile kapatıldı.
29 Haziran 1925
Şeyh Sait ile 46 adamı Diyarbakır İstiklal Mahkemesi’nce idama mahkum edildi
23 Ağustos 1925
İstanbul’da Sarayburnu’nda Mustafa Kemal’in ilk heykeli dikildi.
27 Ağustos 1925
Mustafa Kemal Paşa şapka ile İnebolu Türkocağına geldi. (Kastamonu seyahati boyunca, kıyafet inkılabı ile ilgili konuşmaları.)
1 Eylül 1925
Ankara’da Birinci Türk Tıp Kongresi toplandı.
2 Eylül 1925
Tekke ve Zaviyeler kapatıldı.
2 Eylül 1925
Sivas’ta gericiler şapka ve tekkeler konusunda ayaklandı. (İstiklal Mahkemesi’nce cezalandırıldılar)
4 Eylül 1925
İstanbul’da bir baloda Türk Kadınları ilk kez güzellik yarışmasına katıldı.
13 Eylül 1925
Gazi Mustafa Kemal, Elazığ İstiklal Mahkemesinde yargılanan gazetecileri bağışladı.
1 Ekim 1925
Bursa dokuma fabrikası, Gazi Mustafa Kemal’in konuşmasıyla açıldı.
11 Ekim 1925
“İcra Vekilleri Heyet-i Celilesinin 2626 Numaralı ve 11 Teşrinievvel 1341 Tarihli Kararnamesi yayınlandı: Resmi Merasimde Giyilecek Elbise ve Teferruatı Hakkında Talimatname” (Frak, silindir v.b.)
14 Ekim 1925
Gazi Mustafa Kemal, İzmir Erkek Muallim Mektebi’nde yaptığı konuşmada : “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak muallimlerdir” dedi.
5 Kasım 1925
Ankara Hukuk Mektebi açıldı.
14 Kasım 1925
Gazi Mustafa Kemal’in Mütareke sıralarında Şişli’de oturduğu eve bir plaka kondu.
22 Kasım 1925
İstanbul Darülfünunu’na İnkılap tarihi kürsüsü ve bir inkılap müzesi kurulması konusunda Edebiyat Fakültesi meclisinde karar alındı.
23 Kasım 1925
Şuray-ı Devlet (Danıştay) yeniden kuruldu.
25 Kasım 1925
Şapka Kanunu çıktı.
30 Kasım 1925
Tekke ve Zaviyeler ile türbelerin kapatılmasına ve türbedarlar ile bazı ünvanların men ve ilgasına dair kanun yürülüğe girdi.
8 Aralık 1925
Maarif Vekaleti “Türk Birliğini Parçalamaya Çalışan Cereyanlar” üzerine bildiri yayınladı. (Kürt, Laz, Çerkez, Kürdistan, Lazistan adlarının kullanılmaması, bu konularda mücadele edilmesi)
9 Aralık 1925
T.B.M.M.’nde “Yerli Kumaştan Elbise Giyilmesine Dair Kanun” kabul edildi.
17 Ararlık 1925
Türk – Sovyet tarafsızlık ve saldırmazlık antlaşması ve bağlı üç protokol Paris’te imzalandı. (S.S.C.B. bu antlaşmayı 7 Kasım 1945’te bozdu.)
26 Aralık 1925
Milletlerarası saat ve takvimin kabulü hakkında Kanun kabul edildi.
30 Ocak 1926
Türkiye – Şili dostluk antlaşması imzalandı.
11 Şubat 1926
İstanbul’da Mahmut (Soydan) “Milliyet” gazetesini çıkarmaya başladı. (Bugünkü “Milliyet” değildir. 1935’te “Tan” adı ile yayınını sürdürmüştür. Bugünkü “Milliyet” 3 Mayıs 1950’de çıktı.)
17 Şubat 1926
Medeni Kanunu’nun Kabulü (Kadının medeni haklara kavuşması, çok evliliğin yasaklanması, hukuk düzeninin çağdaşlaştırılması)
1 Mart 1926
Yeni “Türk Ceza Kanunu” kabul edildi.
3 Mart 1926
T.B.M.M.’de “Hakimler Kanunu” kabul edildi.
14 Mart 1926
Gazi Mustafa Kemal’in anıları, Ankara’da “Hakimiyeti Milliye” İstanbul’da “Milliyet” gazetesinde yayımlanmaya başlandı. 15 Mart’tan itibaren de Cumhuriyet gazetesi yayınlanmaya başlar.
17 Mart 1926
T.B.M.M.’de “Demir Sanayinin Tesisine Dair Kanun” kabul edildi.
22 Mart 1926
“Memurin Kanunu” T.B.M.M.’de kabul edildi.
24 Mart 1926
Türkiye’de petrol arama ve işletilmesinin devletçe yönetilmesini öngören kanun T.B.M.M.’de kabul edildi.
1 Nisan 1926
T.B.M.M.’de “Zafer Bayramı Kanunu” ile 30 Ağustos günü bayram olarak kabul edildi.
10 Nisan 1926
“İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun” T.B.M.M.’de kabul edildi.
22 Nisan 1926
“Borçlar Kanunu” T.B.M.M.’de kabul edildi.
23 Nisan 1926
Samsun – Kavak Demiryolu işletmeye açıldı.
7 Mayıs 1926
Gazi Mustafa Kemal yurt gezisine çıktı.
13 Mayıs 1926
T.B.M.M’de “Sıtma Mücadelesi Kanunu” kabul edildi.
22 Mayıs 1926
T.B.M.M’de “Emlak ve Eytam Bankası Kanunu” kabul edildi.
26 Mayıs 1926
“Mücadele-i Milliye’ye İştirak Etmeyen Memurin Hakkında Kanun” T.B.M.M’de kabul edildi.
28 Mayıs 1926
Ödemiş’te, İlk Kurşun Anıtı açıldı.
31 Mayıs 1926
T.B.M.M’de “İskan Kanunu” kabul edildi.
2 Haziran 1926
T.B.M.M’de Genel Nüfus Sayımı konulu kanun kabul edildi.
17 Şubat 1927
Amerika Birleşik Devletleri ile yeniden siyasal ilişkilerin kurulması için notalar alınıp verildi.
2 Mart 1927
”Takrir-i Sükun Kanunu”nun ikinci maddesini değiştiren ve konunu iki yıl daha uzatan kanun TBMM’de kabul edildi.
7 Mart 1927
İstiklal Mahkemeleri kaldırıldı.
10 Nisan 1927
Yerköy-Kayseri Demiryolu işletmeye açıldı.
25 Mayıs 1927
Türkiye-Meksika dostluk antlaşması imzalandı.
28 Mayıs 1927
“Lozan’da Akdolunan Aff-ı Umumi Beyanname ve Protokolünde Mevzubahis 150 Kişilik Listede İsimleri Muharrer Eşhası Türkiye Tabiiyetinden İskatı Hakkında Kanun” TBMM’de kabul edildi.
1 Haziran 1927
Devlet Demiryolları ve Limanları İdaresi kuruldu.
16 Haziran 1927
TBMM’de Yedek Subaylarla ilgili kanun kabul edildi.
18 Haziran 1927
TBMM’de “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu” kabul edildi.
20 Haziran 1927
TBMM’den “Ziraat ve Baytar Enstitüleri ile Ali Mektepleri Tesisine ve Ziraat Tedrisatının Islahına Dair kanun” kabul edildi.
21 Haziran 1927
TBMM’de “Küçükleri Muzır Neşriyattan Korumu Kanunu” kabul edildi.
27 Haziran 1927
TBMM’de “Umumi Müfettişlikler Teşkiline Dair Kanun” kabul edildi.
30 Haziran 1927
Gazi Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Kazım Özalp’ı askerlikten emekliye ayrıldılar.
2 Ağustos 1927
Milletlerarası Lahey Adalet Divanında Bozkurt-Lotüs davasının görüşülmesine başlandı.
27 Ağustos 1927
Gazi Mustafa Kemal’e suikast hazırlamak üzere Sisam Adası’ndan Anadolu’ya geçen Hacı Sami ölü, arkadaşları yaralı olarak yakalandı.
12 Ekim 1927
Amerika Birleşik Devletleri’nin İlk Türkiye Büyükelçisi Joseph C.Grev, Ankara’dan Gazi Mustafa Kemal’e itimatnamesini sundu.
15-20 Ekim 1927
Gazi Mustafa Kemal’in C.H.P. İkinci Kurultayı’nda tarihi büyük nutkunu söylemesi.
19 Ekim 1927
Gazi Mustafa Kemal mülklerini C.H.P.’ye bırakacağını söyledi.
28 Ekim 1927
Türkiye’de birinci genel nüfus sayımı yapıldı. (Sonuç:13.648.270)
1 Kasım 1927
TBMM’nin üçüncü dönemi açıldı. Gazi Mustafa Kemal ikinci kez Cumhurbaşkanlığına seçildi.
4 Kasım 1927
Gazi Mustafa Kemal Ankara Etnografya Müzesi önünde ve Yenişehir’de dikilen heykellerinin açılışını yaptı.
4 Kasım 1927
Afgan Kralı Amanullah Han Ankara’da Gazi Mustafa Kemal’i ziyaret etti.
6 Kasım 1927
Bünyan Mensucak Fabrikası açıldı.
25 Aralık 1927
İlk kadın avukat Süreyya Ağaoğlu göreve başladı.
1928
Amsterdam Olimpiyatları başladı. (İlk dördüncülüğümüzün alınması. Tayyar Yalaz)
8 Ocak 1928
Adliye Vekili Mahmut Esat (Bozkurt) Ankara Türk Ocağı’nda Latin Harfleri konusunda konuştu.
16 Ocak 1928
T.B.M.M’I, Ticaret ve Zıraat vekaletlerinin, İktisat vekaleti olarak birleştirilmesini sağlayan kanunu kabul etti.
29 Ocak 1928
Hristiyanlık propagandası ile öğrencilere zararlı olan Bursa Amerikan Kız Koleji Bakanlar Kurulu Kararı ile kapatıldı.
31 Ocak 1928
Türk Maarif Cemiyeti (Türkiye Eğitim Derneği) kuruldu.
3 Şubat 1928
Hutbe İstanbul’da Türkçe okunmaya başlandı.
10 Nisan 1928
Anayasa’nın dinle ilgili maddeleri kaldırıldı.
16 Nisan 1928
İlk Divan-ı Ali Kararı alındı. Eski Bahriye Vekili İhsan (Topçu) ile Dr. Fikret Divan-ı Ali mahkum oldular.
19 Mayıs 1928
T.B.M.M’de “Yüksek Mühendis Mektebi Kanunu” kabul edildi.
20 Mayıs 1928
Gazi Mustafa Kemal Sarayburnu’nda Türk Harfleri hakkındaki nutkunu söyledi.
20 Mayıs 1928
Afgan Kralı Amanullah Han ile Kraliçe İstanbul’da Gazi Mustafa Kemal tarafından kabul edildi.
22 Mayıs 1928
Türkiye – Afganistan dostluk ve işbirliği antlaşması yapıldı.
23 Mayıs 1928
T.B.M.M’de “Damga Resmi Kanunu” kabul edildi.
24 Mayıs 1928
Latin asıllı Türk rakamları kabul edildi.
28 Mayıs 1928
Millet Mekteplerinin açılması kanunu kabul edildi. Türk Vatandaşlığı Kanunu kabul edildi.
4 Haziran 1928
Gazi Mustafa Kemal İstanbul’a geldi.
13 Haziran 1928
Düyunu Umumiye (Dış Genel Borçlar) hakkında Paris’te, ilgililerle bir anlaşma yapıldı.
8 Ağustos 1928
Hakkı Şinasi Paşa İstanbul’da Taksim Anıtı’nı açtı.
11 Ağustos 1928
Dolmabahçe’de alfabe dersi verildi.
25 Ağustos 1928
Ankara’da toplanan dördüncü Muallimler Birliği Kongresi’nde öğretmenler, yeni Türk Harfleri’ni öğretecekleri konusunda ant içtiler.
2 Eylül 1928
Kütahya – Tavşanlı Demiryolu işletmeye açıldı.
21 Eylül 1928
Gazi Mustafa Kemal, başvekalete gönderdiği yazıda Türk Harfleri’nin kolaylıkla uygulanması konusunda direktif verdi.
29 Eylül 1928
Yeni Türk Harfleri Marşı yayımlandı.
1 Kasım 1928
Türk Harfleri’nin kabulü. (Latin asıllı)
31 Aralık 1928
Anadolu ve Mersin – Tarsus – Adana Demiryolları ile Haydarpaşa Limanının satın alınmasına ilişkin antlaşma T.B.M.M’de bir kanunla onaylandı.
1 Ocak 1929
Millet Mektepleri açıldı.
4 Ocak 1929
Türkiye-Uruguay dostluk antlaşması imzalandı.
17 Şubat 1929
İsmet (İnönü) Paşa “İlmi Istılahlar Encümeni”nde öz Türkçe bir konuşma yaptı.
4 Mart 1929
Takrir-i Sükun Kanunu” kaldırıldı.
9 Nisan 1929
TBMM’de “Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu” kabul edildi.
24 Nisan 1929
İcra ve İflas Kanunu kabul edildi.
13 Mayıs 1929
TBMM’de “Ticaret Kanunu” kabul edildi.
1 Haziran 1929
Türk harfleri devlet işlerinde zorunlu olarak kullanılmaya başlandı.
10 Haziran 1929
TBMM’de “Yol ve Köprü Yapımına Dair Kanun” kabul edildi.
5 Ağustos 1929
Gazi Mustafa Kemal trenle Ankara’dan İstanbul’a doğru yola çıktı.
19 Ağustos 1929
İstanbul’da doktorlar, kafeslerin kaldırılmasını istediler.
30 Ağustos 1929
Dumlupınar’da Meçhul Asker Anıtı açıldı.
1 Eylül 1929
Okullarda Arapça ve Farsça dersler kaldırıldı.
2 Eylül 1929
Türkiye’de ilk kez Güzellik Kraliçesi seçildi. (Kraliçe Feriha Tevfik)
9 Eylül 1929
Fevzi Paşa-Gölbaşı Demiryolu açıldı.
29 Kasım 1929
Tekirdağ’da Atatürk Anıtı açıldı.
30 Kasım 1929
Gazi Mustafa Kemal, Alman tarihi yazarı Emil Ludwig ile görüştü.
30 Ocak 1930
Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti (Ulusal Ekonomi ve Araştırma Kurumu) kuruldu.
1 Şubat 1930
Kayseri – Şarkışla Demiryolu işletmeye açıldı. (30 Ağustos’ta : Ankara – Kayseri – Sivas Demiryolunu İsmet (İnönü) Sivas’ta açtı.)
1 Şubat 1930
T.B.M.M. ‘nde “İstatistik Umum Müdürlüğünün Vazife ve Selahiyetleri Hakkında Kanun” kabul edildi. (1962’de Devlet İstatistik Enstitüsü’ne dönüştürülmüştür.)
20 Şubat 1930
Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu kabul edildi.
31 Mart 1930
Afet (İnan) Hanım, partiye yazılan ilk kadın üye oldu.
3 Nisan 1930
Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını da tanıyan “Belediye Kanunu” T.B.M.M’nde kabul edildi.
24 Nisan 1930
T.B.M.M’nde “Umumi Hıfzısıhha Kanunu” kabul edildi.
29 Nisan 1930
İlk Türk Kadın Yargıçlar (Nezahet (Güreli), Beyhan Hanım) Asliye Mahkemesi üyeliğine atandı.
22 Mayıs 1930
Gazi Mustafa Kemal’e T.B.M.M’nce altın bir alfabe levhası sunuldu. (Bu Levha, Anıt – Kabir müzesindedir.)
22 Mayıs 1930
T.B.M.M’de “Askeri Ceza Kanunu” kabul edildi.
9 Haziran 1930
T.B.M.M’de “Tütün İnhisarı Kanunu” kabul edildi.
11 Haziran 1930
T.B.M.M’de “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu” kabul edildi.
20 Haziran 1930
İran sınırını geçen eşkiyanın dürtüsü ile Ziylan bucağında gericilik hareketi başladı. (1930 Doğu Ayaklanması)
18 Temmuz 1930
Ankara Etnoğrafya Müzesi halka açıldı.
12 Ağustos 1930
Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruldu. (Lideri Fethi (Okyar) Gericilerin Fırka’ya sızması sonucu, Fırka 17 Kasım’da kendi kendini feshetti.)
17 Eylül 1930
Türkiye – Lituanya Dostluk Antlaşması Moskova’da imzalandı.
29 Eylül 1930
Adana’da “Ahali Cumhuriyet Fırkası” kuruldu. (Abdülkadir Kemali Öğütçü 29 Eylül’de, Edirne’de “Türk Cumhuriyet Amele ve Çiftçi Fırkası’nın kurulmasına izin verilmedi)
27 Ekim 1930
Yunan Başbakanı Venizelos Ankara’da Atatürk’ü ziyaret etti.
17 Kasım 1930
Serbest Cumhuriyet Fırkası kendini feshetti.
23 Aralık 1930
Menemen’de İnkılaplar aleyhine ayaklanma çıktı. Öğretmen yedeksubay Kubilay şehit edildi.
15 Mart 1931
Gölbaşı – Malatya Demiryolu işletmeye açıldı.
16 Mart 1931
İlk kadın Operatör Dr. Suat, Haseki Nisa Hastanesi’nde sınav vererek uzmanlık belgesi aldı.
23 Mart 1931
“Türkiye’de İlk Tahsillerini Mektepte Yapacak Türk Vatandaşı Çocukların Türk Mekteplerine Girmelerine Dair, 23 Eylül 1911 Tarihli Tedrisat-ı İptidaiye Kanunu’na Müzeyyel Kanun” T.B.M.M’de kabul edildi.
26 Mart 1931
Ölçüler Kanunu kabul edildi.
10 Nisan 1931
Ankara’da Türk Ocakları Fevkalade Kurultayı toplandı. Türk Ocakları’nın lağvını kabul etti. (1949’da yeniden kuruldu.)
12 Nisan 1931
Mustafa Kemal Paşa’nın direktifiyle Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti kuruldu. (Türk Tarih Kurumu)
20 Nisan 1931
C.H.F. Genel Başkanı Gazi Mustafa Kemal imzası ile yayınlanan seçim bildirisinde “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesi de yer aldı.
4 Mayıs 1931
Irak Kralı Emir Faysal Ankara’da Mustafa Kemal’i ziyaret etti.
4 Mayıs 1931
T.B.M.M”nin VI. Dönem Fevkalade toplantısında Gazi Mustafa Kemal üçüncü kez Cumhurbaşkanlığına seçildi.
10-18 Mayıs 1931
C.H.F.’nın Üçüncü büyük kurultayı toplandı.
1 Haziran 1931
Mudanya – Bursa demiryolu Hükümetçe satınalındı.
19 Temmuz 1931
Mustafa Kemal Paşa Ankara’da Türk Tarih Kurumu toplantısına başkanlık etti.
25 Temmuz 1931
T.B.M.M’de “Matbuat Kanunu” kabul edildi.
26 Ekim 1931
Gazi Mustafa Kemal, İkinci Balkan Konferansı’nın son toplantı gününde üyelerle konuşmasında şunları söyledi : “İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak gayr-ı insani ve son derece teesüfe şayan bir sistemdir.”
29 Aralık 1931
T.B.M.M’de “Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti İhdasına dair Kanun” kabul edildi.
29 Aralık 1931
T.B.M.M’de “Ziraat Vekaleti Teşkiline Dair Kanun” kabul edildi.
1932
Polis Teşkilat Kanunu kabul edildi.
15 Ocak 1932
Samsun’da Atatürk Anıtı açıldı.
17 Ocak 1932
Kurtuluş Savaşı komutanlarından Derviş Paşa öldü.
22 Ocak 1932
İstanbul’da Yerebatan Camisinde ilk kez Türkçe Kur’an, Hafız Yaşar (Okur) tarafından okundu. (İstanbul’da ilk Türkçe hutbe : 3 Şubat 1928)
28 Ocak 1932
Balkan Konferansı İstanbul’da açıldı. (31 Ocak’ta kapandı)
30 Ocak 1932
Gazi Mustafa Kemal İstanbul’a geldi.
1 Şubat 1932
Malatya – Fırat Demiryolu işletmeye açıldı.
19 Şubat 1932
Halkevleri kuruldu.
1 Mayıs 1932
Ankara’da Milli Sanayi Sergisi açıldı.
22 Mayıs 1932
Adana Ağır Ceza Mahkemesi, Ağrı Dağı bölgesindeki ayaklanmaya katılanlardan 34 kişiyi idama mahkum etti.
12 Haziran 1932
Gazi Mustafa Kemal, Hicaz Genel Valisi Emir Faysal’ı Ankara’da kabul etti.
2 Temmuz 1932
Ankara Halkevi’nde birinci Türk Tarih Konferansı toplandı.
12 Temmuz 1932
Mustafa Kemal Paşa’nın direktifiyle Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin kuruldu. (Türk Dil Kurumu)
12 Temmuz 1932
Yugoslavya Kralı Aleksandre Gazi Mustafa Kemal’i İstanbul’da ziyaret etti.
18 Temmuz 1932
Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan İstanbul Müftülüğü’ne yazılan özel – 636 sayılı yazı ile ezan ve kametin birkaç ay içinde Türkçe okunacağı bildirildi. (16 Haziran 1950’de, D.P. İktidarı, TCK’nın ilgili maddesinde değişiklik yaparak ezanın Arapça okunmasına olanak verdi)
18 Temmuz 1932
Türkiye Milletler Cemiyeti’ne üye oldu.
27 Temmuz 1932
İzmir’de Gazi Mustafa Kemal’in heykeli, İsmet (İnönü)’nün konuşması ile açıldı.
30 Temmuz 1932
Türkiye parasızlıktan dolayı Amerika’da yapılan Olimpiyatlara katılamadı.
31 Temmuz 1932
Türkiye Güzellik Karliçesi Keriman Halis (Atatürk’ün verdiği ad : Ece) Belçika’da yapılan yarışmada Dünya Güzellik Kraliçesi seçildi.
27 Eylül 1932
Gazi Mustafa Kemal, General Mac Arthur’la görüştü.
13 Kasım 1932
Dr. Müfide Kazım ilk kadın Hükümet Tabibi oldu.
3 Aralık 1932
Türk Dil Kurumu ilk başkanı Samih Rıfat öldü.
12 Aralık 1932
Adile Ayda ilk kadın Dışişleri memuru seçildi.
15 Ocak 1933
Gazi Mustafa Kemal, Ankara’dan Eskişehir’e yola çıktı.
16 Ocak 1933
Kurtuluş Savaşı Dışişleri Bakanlarından Bekir Sami öldü.
3 Şubat 1933
İstanbul – Ankara arasında ilk uçak seferi denemesi yapıldı.
5 Şubat 1933

Atatürk’ün Bursa Nutku 5 Şubat 1933 tarihinde irat edilmiştir. 1947 yılında “Atatürk’e Ait Birkaç Fıkra ve Hatıra” adlı kitabı yayımlayan Rıza Ruşen Yücer, on dört sene önce genç bir gazeteci iken yemeğe katıldığını, Mustafa Kemal’in bir çırpıda söylediği sözleri not ettiğini ifade etmiş ve yıllardır sakladığını söylediği bu nota kitabında yer vermiştir

7 Şubat 1933
İstanbul’da camilerde ezan ve kametin Türkçe olarak okunmaya başlanması.
25 Şubat 1933
İstanbul’da yüksek öğrenim gençliği
15 Nisan 1933
Samsun – Çarşamba Demiryolu işletmeye açıldı.
20 Nisan 1933
İstanbul’da yüksek öğrenim gençliği, Razgrad’da BulgarlarınTürk mezarlığını yıkmaları üzerine (17 Nisan) İstanbul’daki Bulgar mezarlığına çelenk koyarak gösteri yaptı.
22 Nisan 1933
Türkiye Cumhuriyeti ile, Osmanlı Düyunu Umumiyesi hamilleri (alacaklılar) arasında, Paris’te borçların saptanması ve ödeme şekli hakkında anlaşma imzalandı.
31 Mayıs 1933
T.B.M.M’de “İstanbul Darülfünunu’nun Ilgasına ve Maarif Vekaletince Yeni Bir Üniversite Kurulmasına Dair Kanun” kabul edildi. (İstanbul Üniversitesi 1 Ağustos’da açıldı
3 Haziran 1933
Sümerbank’ın kurulmasını öngören Kanun T.B.M.M’de kabul edildi.
8 Haziran 1933
Halk Bankası’nın kurulmasını öngören Kanun T.B.M.M’de kabul edildi.
10 Haziran 1933
“Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü Kanunu” T.B.M.M’de kabul edildi. (Açılış : 30.10.1933. Enstitü, 30 Haziran 1948 günlü “Üniversiteler Kanununa ek kanun”la Ziraat ve Veteriner Fakülteleri olarak Ankara Üniversitesi’ne bağlandı.
11 Haziran 1933
“Cumhuriyet İlanının Onuncu Yıldönümü Kutlama Kanunu” T.B.M.M’de kabul edildi.
11 Haziran 1933
T.B.M.M’de “Belediyeler Bankası Kanunu” kabul edildi.
12 Haziran 1933
İzmir Rıhtım Şirketi’nin satın alınması ile ilgili Kanun T.B.M.M’de kabul edildi. (Sözleşme 3 Ekim 1932’de parafe edilmişti)
12 Haziran 1933
“Gazi Mustafa Kemal Hazretlerinin Kanun-ı Medeni’nin 452. Maddesine Göre Olan Tasarruflarının Mahfuz Hisseler Hakkındaki Hükümden Müstesna Olduğuna Dair Kanun” T.B.M.M’de kabul edildi.
20 Haziran 1933
Milli Eğitim Bakanlığı, üniversitede bir İnkılâp Enstitüsü açılması hakkında karar aldı.
27 Temmuz 1933
Gazi Mustafa Kemal, Dolmabahçe’de eski Afgan Kralı Amanullah’la görüştü.
14 Eylül 1933
Ankara’da Türkiye – Yunanistan dostluk antlaşması imzalandı.
26 Eylül 1933
Gazi Mustafa Kemal, Dolmabahçe’de Venizelos’u kabul etti.
4 Ekim 1933
Türk İnkılap Enstitüsü’nde ilk İnkılap dersi Milli Eğitim Bakanı Yusuf Hikmet (Bayur) tarafından verildi.
4 Ekim 1933
Gazi Mustafa Kemal, Dolmabahçe’de Yugoslavya Kralı I. Aleksandr ile Kraliçeyi kabul etti.
4 Ekim 1933
Gazi Mustafa Kemal Cumhuriyet’in onuncu yıldönümü dolayısıyla tarihi nutkunu söyledi.
26 Ekim 1933
Türk kadınlarına Köy İhtiyar Heyetlerine seçme ve seçilme hakkı tanındı.
26 Ekim 1933
T.B.M.M’de “Af Kanunu” kabul edildi.
29 Ekim 1933
Cumhuriyet’in Onuncu Yılı kutlandı.
4 Kasım 1933
Mustafa Kemal Paşa’nın Selanik’te doğduğu ev müze haline getirildi.
18 Kasım 1933
Yeni İstanbul Üniversitesi açıldı.
1 Aralık 1933
İktisat Vekaleti’nin hazırladığı, T.C. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı Başbakanlığa sunuldu.
5 Aralık 1933
Eskişehir Şeker Fabrikası açıldı.
27 Aralık 1933
T.B.M.M, Şehit Kubilay’ın annesine maaş bağlayan kanunu kabul etti.
1 Şubat 1934
Gazi Mustafa Kemal Kırşehir’e geldi.
9 Şubat 1934
Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya arasında Balkan Antantı imzalandı.
4 Mart 1934
İstanbul Üniversitesi’nde Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü öğretime başladı.
6 Mart 1934
Eski Milli Eğitim Bakanlarından Dr. Reşit Galip öldü.
20 Mart 1934
Başvekil İsmet (İnönü) Paşa Ankara Halkevi’nde devrim tarihi dersi verdi.
4 Nisan 1934
Ankara’da Türkiye – Çin dostluk antlaşması imzalandı.
15 Nisan 1934
Kurtuluş Savaşı komutanlarından Kemalettin Sami Paşa öldü.
27 Nisan 1934
Menemen-Bandırma-Manisa Demiryolu satınalındı. (27 Mayıs: Basmane – Afyon Demiryolu satınalındı
3 Mayıs 1934
Kayseri uçak fabrikasında yapılan ilk uçaklardan biri Ankara’ya uçtu.
14 Haziran 1934
T.B.M.M’de “İskan Kanunu” kabul edildi.
16 Haziran 1934
İran Şehinşahı Rıza Pehlevi Gazi Mustafa Kemal’i Ankara’da ziyaret etti.
21 Haziran 1934
Soyadı Kanunu kabul edildi.
2 Temmuz 1934
“Basma, Yazı ve Resimleri Derleme Kanunu” yürürlüğe girdi.
13 Ağustos 1934
Bakırköy bez fabrikası açıldı.
18 Ağustos 1934
Dolmabahçe Sarayı’nda İkinci Türk Dil Kurultayı toplandı.
30 Eylül 1934
Keçiborlu’da Kükürt, Isparta’da Gülyağı Fabrikaları açıldı.
3 Ekim 1934
İsveç Veliahtı Prens Gustav Adolf, Ankara’da Gazi Mustafa Kemal tarafından kabul edildi.
19 Ekim 1934
Turhal Şeker Fabrikası açıldı.
1 Kasım 1934
Ankara Kızılay’da Güven Anıtı açıldı.
20 Kasım 1934
Konya Ereğlisi Bez Fabrikası açıldı.
24 Kasım 1934
Mustafa Kemal Paşa’ya ATATÜRK soyadı verilmesi hakkındaki kanun kabul edildi.
24 Kasım 1934
Ayasofya Camisinin müze olması, Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edildi.
26 Kasım 1934
Efendi, Bey ve Paşa gibi lakap ve unvanların kaldırıldığına dair kanunun kabulü.
26 Kasım 1934
İsmet Paşa “İnönü” soyadını aldı.
3 Aralık 1934
Hangi dine mensup olursa olsun, din adamlarının mabet ve ayinler dışındaki dini kisve taşımalarının yasaklanmasına dair kanun kabul edildi.
5 Aralık 1934
Türk kadınlarına milletvekili seçme ve seçilme hakkının verildiğine dair kanunun kabul edildi.
1 Ocak 1935
İstanbul Ruhtım Şirketi Devletçe satın alındı.
2 Şubat 1935
Ayasofya Müzesi halka açıldı.
18 Şubat 1935
“Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanunun Tatbik Suretini Gösterir Nizamname” yayınlandı.
1 Mart 1935
Atatürk dördüncü kez Cumhurbaşkanlığına seçildi.
1 Mart 1935
İlk kadın milletvekillerinin katıldığı beşinci dönem T.B.M.M çalışmalarına başladı.
1 Mart 1935
Kayseri’de Atatürk Heykeli açıldı.
9 Nisan 1935
2/2295 sayılı kararname ile ordudaki rütbe adlarının yeni karşılıkları (bugünkü adları) saptandı.
18 Nisan 1935
İstanbul’da Milletlerarası Kadınlar Kongresi toplandı.
27 Mayıs 1935
T.B.M.M’de “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun” kabul edildi.
2 Haziran 1935
Eski Milli Eğitim Bakanlarından, büyükelçi Vasıf Çınar öldü.
14 Haziran 1935
“Diyanet İşleri Reisliği Teşkilat ve Vazifelerine Dair Kanun” T.B.M.M’de kabul edildi.
14 Haziran 1935
T.B.M.M’de “Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü Kurulması Hakkında Kanun” kabul edildi.
14 Haziran 1935
T.B.M.M’de “Etibank Kanunu” kabul edildi.
14 Haziran 1935
T.B.M.M’de “Elektrik İşleri Etüt İdaresi Teşkiline Dair Kanun” kabul edildi.
5 Ağustos 1935
Fevzi Paşa – Ergani Demiryolu işletmeye açıldı.
16 Eylül 1935
Kayseri bez fabrikası açıldı.
13 Ekim 1935
Türkiye Mason Locaları, İçişleri Bakanlığınca kapatıldı.
21 Ekim 1935
Çerkez Ethem ve kardeşlerinin Atatürk’e hazırladığı suikast üzerine İstanbul Üniversitesinde gençlik, protesto mitingi yaptı.
23 Kasım 1935
Çalışmalarına son veren İstanbul Haliç Şirketinin işletmesi Belediyeye geçti.
29 Kasım 1935
Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası açıldı.
9 Ocak 1936
Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi Atatürk tarafından açıldı.
20 Ocak 1936
Ankara’da toplanan Endüstri Kongresinde İkinci Beş Yıllık Sanayi Planının esasları kabul edildi.
25 Ocak 1936
İstanbul’da Vapurculuk Şirketi ile yapılan sözleşme, bütün kabotajın Denizyolları İdaresine geçmesini sağladı.
6 Şubat 1936
Beyaz Olimpiyatlarda ilk kez Türk Bayrağı dalgalandı. (Garmisch Parten – Kirchen Olimpiyatları).
21 Şubat 1936
İzmir Havagazı şirketi satın alındı.
24 Mart 1936
Afyon Zafer Anıtı açıldı.
25 Mart 1936
Afyon – Karakuyu, Bozanönü – Isparta Demiryolları işletmeye açıldı.
9 Nisan 1936
İstanbul Telefon Şirketi satın alındı.
6 Mayıs 1936
Ankara’da Devlet Konservatuarı kuruldu.
29 Mayıs 1936
Türk Bayrağı Kanunu kabul edildi.
1 Haziran 1936
T.B.M.M’de “Bankalar Kanunu” kabul edildi.
8 Haziran 1936
Sosyal Haklar ve Sosyal Güvenlik açısından ilk önemli adım olan “İş Kanunu” kabul edildi
20 Temmuz 1936
Montrö Boğazlar Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile Boğazlar tamamen Türk hakimiyetine geçti. Türk askerleri “gayri askeri” adı verilen bölgelere girdi.
11 Ağustos 1936
Berlin Olimpiyatları ile Türkiye Cumhuriyeti ilk altın madalyalarını kazandı
24 Ağustos 1936
Üçüncü Türk Dil Kurultayı Dolmabahçe Sarayı’nda toplandı.
1 Eylül 1936
Atatürk, Devletçilik görüşünü açıkladı.
4 Eylül 1936
Atatürk, çiftliklerini Devlete, bir kısım gayrimenkullerinide Ankara Belediyesi’ne bağışladı.
4-6 Eylül 1936
İngiltere Kralı VIII. Edward İstanbul’da Atatürk’ü ziyaret etti.
26 Ekim 1936
Kurtuluş Savaşı komutanlarından General Şükrü Naili Gökberk öldü.
1 Kasım 1936
Atatürk Toprak Kanunu üzerindeki düşüncelerini açıkladı.
3 Kasım 1936
Ankara’da Çubuk Barajı açıldı.
6 Kasım 1936
İzmit’de birinci Kağıt ve Karton Fabrikası açıldı.
28 Kasım 1936
Ereğli Kömür Şirketi’nin Hükümetçe satın alınma sözleşmesi imzalandı.
29 Kasım 1936
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nde Devrim Tarihi dersleri başladı.
10 Aralık 1936
Zonguldak’ta Türk Antrasit Fabrikası törenle açıldı.
27 Aralık 1936
“İstiklal Marşı” şairi Mehmet Akif Ersoy öldü.
1 Ocak 1937
Şark Demiryolları (Sirkeci – Edirne) satın alındı.
27 Ocak 1937
Cenevre’de Milletler Cemiyeti toplantısında, Hatay’ın bağımsızlığı kabul edildi.
4 Şubat 1937
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi açıldı.
5 Şubat 1937
Altı ok, Anayasa’ya girdi. (T.B.M.M’de görüşülerek, kabul edilen “Teşkilat-ı Esasiye Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun” la altı ilke de Anayasa’ya alındı. Malatya milletvekili İsmet İnönü ve altı arkadaşının önerdiği değişiklik, ikinci maddeyi şu biçime soktu : “Türkiye Devleti Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve İnkılapçıdır.”)
8 Şubat 1937
T.B.M.M’de “Orman Kanunu” kabul edildi.
13 Şubat 1937
Atatürk’ün Selanik’te doğduğu ev Selanik Belediyesi’nce satın alınarak Atatürk’ün buyruğuna verildi.
28 Şubat 1937
Metoroloji Genel Müdürlüğü kuruldu.
3 Nisan 1937
Karabük Demir ve Çelik Fabrikasının temel atma töreni yapıldı.
7 Nisan 1937
Türkiye – Mısır dostluk, ikamet ve tabiiyet antlaşması yapıldı.
15 Nisan 1937
Selaların kaldırıldığı, diyanet işleri reisliğinin, yazısı ile valiliklere bildirildi.
23 Nisan 1937
İstanbul Yedek Subay Okulu’nda (Harbiye) Atatürk Anıtı açıldı.
4 Haziran 1937
T.B.M.M’de “Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Kanunu” kabul edildi.
9 Haziran 1937
T.B.M.M’de “Ankara’da Bir Tıp Fakültesi Tesisi Hakkındaki Kanun” kabul edildi.
11 Haziran 1937
Atatürk, Trabzon’dan, Hükümete “Bütün çiftliklerini ve mallarını millete bağışladığını” bildirmesi.
14 Haziran 1937
Hatay’ın Bağımsızlık Antlaşması Büyük Millet Meclisi tarafından onaylandı.
15 Haziran 1937
İş Kanunu yürürlüğe girdi.
17 Haziran 1937
“Kadıköy Su Şirketi”nin satın alınmasına dair sözleşme imzalandı.
1 Temmuz 1937
Fevzi Paşa – Meydanıekbez, Toprakkale – İskenderun Demiryolu satın alındı.
8 Temmuz 1937
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran’da Sâ’dâbat Paktı imzalandı.
12 Eylül 1937
Tunceli’de olay çıkaran Seyit Rıza ve arkadaşları teslim oldu.
20 Eylül 1937
İkinci Türk Tarih Kurultayı Dolmabahçe Sarayı’nda toplandı.
20 Eylül 1937
Atatürk, Türkiye’nin ilk resim galerisini Dolmabahçe’de açtı.
9 Ekim 1937
Nazilli Basma Fabrikası Atatürk tarafından açıldı.
25 Ekim 1937
İnönü Başbakalıktan çekildi. Celal Bayar Başbakanlık görevini devraldı.
28-30 Ekim 1937
Atatürk Ankara’da son defa Cumhuriyet Bayramı törenlerine katıldı.
27 Aralık 1937
T.B.M.M’de “Denizbank Kanunu” kabul edildi.
14 Ocak 1938
Türkiye-Irak-İran-Afganistan arasında aktedilen “Sadabat Paktı” T.B.M.M’de onaylandı.
22 Ocak 1938
Atatürk İzmit üzerinden Derince’ye geçti.
24 Ocak 1938
İzmir Telefon İşletmesi Hükümetçe satın alındı.
1 Şubat 1938
Atatürk’ün hazır bulunduğu törenle Gemlik Suniipek Fabrikası açıldı.
2 Şubat 1938
Bursa Merinos Fabrikası Atatürk tarafından açıldı.
13 Mart 1938
Kurtuluş Savaşı komutanlarından Orgeneral Cevat Çobanlı öldü.
30 Mart 1938
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Atatürk’ün hastalığı hakkında ilk resmi bildiriyi yayınladı.
11 Nisan 1938
Üsküdar ve Kadıköy Su Şirketi satın alındı.
19 Mayıs 1938
Atatürk son defa 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı gösterilerini izledi ve Hatay sorunu ile ilgili olarak -rahatsızlığına rağmen- Güney gezisine çıktı.
20-24 Mayıs 1938
Atatürk Hatay Sorunu nedeniyle Mersin dolaylarına gitti.
21 Mayıs 1938
Atatürk Mersin’de askeri geçit törenini izledi.
23 Mayıs 1938
İstanbul Elektrik Şirketi satın alındı.
24 Mayıs 1938
Atatürk’ün Adana’da askeri geçit törenini izlemesi.
1 Haziran 1938
Devletçe satın alınan Savarona Yatı İstanbul’a geldi.
16 Haziran 1938
Kadın Havacımız Sabiha Gökçen tek başına uçakla Balkan turuna çıktı.
19 Haziran 1938
Romanya Kralı II. Carol, Atatürk’ü İstanbul’da ziyaret etti.
20 Haziran 1938
T.B.M.M’de kabul edilen “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki 2739 Sayılı Kanuna Ek Kanun” ile 19 Mayıs günü “Gençlik ve Spor Bayramı” kabul edildi.
24 Haziran 1938
T.B.M.M, “Toprak Mahsulleri Ofisi Kurulması Hakkında Kanun”u kabul etti.
28 Haziran 1938
T.B.M.M, “Cemiyetler Kanunu”nu kabul etti.
3-4 Temmuz 1938
Türkiye ve Fransa, Hatay’da eşit sayıda asker bulundurmaları konusunda anlaşma yaptı. Birlikler 4 Temmuz’da Hatay’a girdi.
5 Temmuz 1938
Türk birliklerinin tümü Hatay’daki konuş yerlerine geldi.
24 Ağustos 1938
Demiryolu Kemah’a ulaştı.
29 Ağustos 1938
Askeri Mahkeme, Nazım Hikmet (Ran) ve başkalarını mahkum etti.
2 Eylül 1938
Hatay Millet Meclisi açıldı ve Devlet Başkanlığı’na Tayfur Sökmen seçildi.
5 Eylül 1938
Atatürk vasiyetnamesini yazdırdı.(Açılış: 28 Kasım 1938)
5 Eylül 1938
Atatürk’ün hastalık durumu hakkında, günlük resmi tebliğlerin yayımına başlandı. 17 Ekim 1938 Atatürk, ilk defa komaya girdi.
28 Ekim 1938
Ankara Radyosu yayına başladı.
29 Ekim 1938
Kuleli Askeri Lisesi öğrencileri, vapurla Dolmabahçe önünden geçerken hep bir ağızdan İstiklal Marşını söyleyerek Atatürk’ü selamladılar.
29 Ekim 1938
Cumhuriyet’in 15 nci Yıldönümü dolayısıyla Atatürk’ün Türk ordusuna mesajı.
1 Kasım 1938
Başbakan Celal Bayar, Atatürk adına T.B.M.M açış konuşmasını yaptı.
8 Kasım 1938
Atatürk’ün hastalığının ağırlaştığını bildiren raporlar yeniden yayımlanmaya başlandı.
10 Kasım 1938
Atatürk maddi hayata gözlerini kapadı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Dolmabahçe Sarayında son günlerini geçirdiği odası

Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Hazretlerinin Millete Beyannamesi

0
Mustafa Kemal Atatürk Onuncu Yıl Nutkunu Okurken

Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Hazretlerinin Millete Beyannamesi, 21 Nisan 1931 Salı günü Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Beyanname, Türk Milleti’ne yönelik genel bir hitap şeklinde olup, yeni kurulan Cumhuriyetin nitelikleri ile amaçlarını ve hedeflerini doğrudan halka anlatma amacı taşımakta; Cumhuriyet Devrimlerinin milliyetçi, halkçı, devletçi, lâik ve inkılâpçı vasıflara vurgu yapmaktadır. “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi özellikle vurgulanmaktadır.

Reisicümhur Gazi Mustafa Kemal Hazretlerinin Millete Beyannamesi

Aziz vatandaşlarım,

Senelerdenberi şahsıma ve reisi bulunduğum Cümhuriyet Halk Fırkasına itimat ederek tevdi eylediğiniz devlet ve millet işlerini, hakikî icaplara uyarak ifaya çalışmaktayız. Yapılmış işler yüksek nazarlarınızın önündedir. Onları takdir ve tenkit etmek sizin hakkınızdır. Ancak biz memleket ve millet işlerini içinde yaşanılan umumî şartlar ve hadiselere göre en isabetli yaptığımıza vicdanen kani bulunuyoruz. Bu kanaatlardır ki bu defaki intihapta dahi başlamış bulunduğumuz inkilâp ve itilâ mesaimize devam edebilmek için itimadınızı talep etmek üzere yüksek huzurunuza çıkıyoruz.

Şimdiye kadar olduğu gibi bu gün dahi huzurunuzda vukubulacak beyanatımız açık ve kat’î olacaktır. Çünkü onlar yarın size hesabı verilmek muhakkak olan, yapılacak müsbet işlerin ifadesidir.

Aziz vatandaşlarım,

Esasen hep beraber üzerinde yürüdüğümüz yol malûmdur. Mesai ve faaliyet tarzımızın esasları fırkamızın programında ve bilhassa dört sene evvel Büyük Kongremizin tasvibine iktiran eden umumî riyasetin program beyannamesinde vazıhtır.

Son senelerdeki icraatımızla bu umumî riyaset beyannamesi muhteviyatı karşılaştırılırsa dört sene evvel millete yapabileceklerimizi arzettiğimiz meseleler üzerinde ne kadar ciddî çalışıldığı ve azamî derecede muvaffak olunduğu kolaylıkla görülür.

Bizim bugün yeniden millete hatırlatmayı faydalı gördüğümüz esas noktalar şunlardır:

1 — Cumhuriyet Halk Fırkasının Cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, lâik ve inkılâpçı vasıfları onun değişmeyen bariz mahiyetidir.

Bu mahiyeti şu noktalar izah eder:

A ) Millî mefkûreye sadık kalmak,

B) Milletin irade ve hâkimiyetini, devletin vatandaşa ve vatandaşın devlete, karşılıklı vazifelerinin hakkile ifasını tanzim yolunda kullanmak,

C) Ferdî mesai ve faaliyeti esas tutmakla beraber – mümkün olduğu kadar az zaman içinde – milleti refaha ve memleketi mamuriyete eriştirmek için milletin umumî ve yüksek menfaatlerinin icap ettirdiği işlerle bilhassa iktisadî sahada devleti filen alâkadar ve faal kılmak.

2 — Türkiye Cümhuriyeti halkını ayrı ayrı sınıflardan mürekkep değil ve fakat ferdî ve içtimaî hayat için iş bölümü itibarile muhtelif mesai erbabına ayrılmış bir camia telâkki etmek esas prensiplerimizdendir.

A) Çiftçiler,
B) Küçük san’at erbabı ve esnaf,
C) Amele ve işçi,
i D) Serbest meslek erbabı,
I E) Sanayi erbabı,
F) Tüccar,
G) Memurlar,

Türk camiasını teşkil eden başlıca çalışma zümreleridir. Bunların her birinin çalışması diğerinin ve umumî camianın hayat ve saadeti için zaruridir. Fırkamızın bu prensiple istihdaf ettiği gaye sınıf mücadelesi yerine içtimaî intizami ve tesanüt temin etmek ve birbirini nakzetmeyecek surette menfaatlerde ahenk tesis eylemektir. Menfaatler, kabiliyet, marifet ve çalışma derecesile mütenasip olur.

3 — Çiftçilerimizi kredi, istihsal kooperatifleri gibi iktisadî teşekküllere mazhar etmek ve bu teşekkülleri terakki ve tekemmül ettirmek gayedir.

4 — Küçük san’atlar erbabını, esnafı müşkülât ve zaaftan kurtarmak ve onları daha kuvvetli, emniyetli bir vaziyete koymak için icabeden kredi müesseseleri yaratmak düşündüğümüz esaslı noktalardan biridir.

5 — Milliyetçi Türk amelesi ve işçileri mevcudiyetleri ve emeklerile Türk camiasının kıymetli uzuvlarıdır. Bu itibarla amele ve işçilerin hayat ve haklarını ve menfaatlerini göz önünde tutarız.

6 — Serbest meslek erbabının millî Türk mevcudiyeti için çok lüzumlu ve faydalı olan hizmetleri fırkanın daima takdir gözü önünde tutulur. Kabiliyetleri ve hizmetleri karşılığını görmeleri için faaliyetleri sahasını açık ve emin bulundurmak ehemmiyet verdiğimiz vazifelerdendir.

7 — Memleketin inkişafında büyük ticaret, fabrika, büyük arazi ve çiftlik sahiplerinin faaliyetleri mühimdir. Normal çalışan ve teknike istinat eden sermaye sahipleri teşvik ve himayeye layıktır.

8 — Milletin yüksek menfaatini daima göz önünde tutarak bütün dikkat ve himmetlerile vazifelerine hasrıhayat eden memurlar her türlü huzur ve refaha layıktırlar.

9 — Devletin yüksek bünyesinin sarsılmaz temeli olan ve millî mefkureyi, millî varlığı ve inkılâbı kollayan ve koruyan Cumhuriyet ordusunun ve onun fedakâr ve kıymetli mensuplarının daima hürmet ve şeref mevkiinde tutulmasına sureti mahsusada itina ederiz.

Muhterem vatandaşlarım,

Cumhuriyet Halk Fırkasının müstakar umumî siyasetini şu kısa cümle açıkça ifadeye kâfidir zannederim:

Yurtta sulh, cihanda sulh için çalışıyoruz.

Bundan sonra arzetmek isterim ki, millî vaziyetimizi refaha ve inkişafa doğru hareketli bir gidiş haline koymak hususundaki düşüncelerimize kuvvetle bağlıyız. Bu yolda yürürken ehemmiyet vermeğe lüzum gördüğümüz bazı esas noktalan da arzedeyim:

1 — Bütün inkılâp neticelerini, vatandaşların tam emniyetini ve millî nizam ve inzibatı, dahilî ve adlî teşkilât ve kanunlarile koruyan ve hiç bir hadise veya tesir önünde sarsılmayan bir hükümet otoritesi kurmak ve işletmek işlerimizin temelidir.

2 — Vergi kanunlarımızı ilmî ve tatbikî bir itina ile ve milletin tediye kabiliyetini istihfaf etmiyen bir zihniyetle tekemmül ettirmek hususundaki mesaiye devam olunacaktır.

3 — Maarifi, bugünküne nisbetle fazla çocuk okutacak basit bir program altında ileriye yürütmeği mühim görüyoruz. Fikrî olduğu gibi bedenî inkişafa da çok ehemmiyet veririz. Bilhassa millî seciyeyi derin tarihimizin ilham ettiği yüksek derecelere çıkarmak heyecanla takip ettiğimiz büyük emellerimizdendir.

4 — Sıhhat ve içtimaî muavenet mesaimizi umumî ihtiyaçla mütenasip bir surette tevsi çarelerine tevessül olunacaktır. Türk camiası içinde cidden himaye ve yardıma muhtaç olanlar dikkat gözümüzün önündedir.

5 — Nafıa işlerimiz her şubesinde amelî ve verimli bir tatbik programına tevfikan takip olunacaktır. Bu işlerden büyük feyiz ve kuvvet vasıtası olan demiryolu inşaatına ısrarla devam edeceğiz. İlk inşa programlarının cidden müstacel olan tatbiki yolunda çekilen sıkıntıların tamamen yerinde olduğu kanaatindeyiz. Şimdiki inşaat devam etmekle beraber Sivas – Erzurum, Zonguldak – Havza hatlarının ve daha sonra Ergani – Diyarbekir hattının yapılmasına başlanacaktır. Ereğli, Mersin ve Samsun limanlarının da inşaları gireceğimiz mesai devresinin münasip zamanlarında başlanacak işlerimizdendir.
Vilâyet şoseleri üzerinde çalışmakla beraber memleketi bağlıyan eyi ve fennî bir şose şebekesine kavuşmak için mümkün olan tedbirler alınacaktır.

İktisadî maksatlara vefa edecek bir büyük su işi idealimiz olmakla beraber bugün müspet olarak söyleyebileceğimiz şudur: Küçük su işlerimizi mütevazi bir tarzda başarmak ilk hedeflerimizdendir.

6 — İktisadî mülahazalarımızda, herhangi vekâlet ve makamlara taallûk eden bütün devlet işlerinin millî iktisat noktai nazarından mutlaka kârlı olması kaidesini umumiyetle esas tutarız. Eskiden kalmış kanunların ve usullerin zamanla bu noktadan ıslahına ehemmiyet veririz.

Üzerinde yaşadığımız vatanın servet membalarını işletmek ve bu suretle istikbalimizi açmak ve aydınlatmak için yapılabilecek olan her tedbire tevessül olunacaktır.

Memleket içindeki dokuyucu tezgâh ve küçük büyük fabrika san’atlarma inkişaf vermek emelimizdir.

Haricî ticaretimizin tanzimi başlıca işimizdir. Bu hususta ticaret erbabının faaliyetini semereli kılacağız. Millî mahsulât ve mamulâtımızın revaçlarını teshil, şöhretlerini muhafaza ve ihraçlarını temin tedbirlerile yakından alâkadar olacağız. Sanayi kredesine ehemmiyet vermekteyiz.

Vatandaşlarım,

Noktai nazarlarımızı açık ve samimî olarak arzettim. Bunları milletimizin kuvvet ve hayatiyetine güvenerek şimdiye kadar olduğu gibi tatbik ve icraya muvaffak olabileceğimize emniyetim vardır. Yapmak iktidarında olmadığımız işleri uyuşturucu, oyalayıcı sözlerle yaparız diyerek millete karşı gündelik siyaset takip etmek şiarımız değildir.

Şimdi sevgili vatandaşlarım sizden bana ve şerefli yakın tarihimizim unutulmaz hatıralarını taşıyan fırkama, Cumhuriyet Halk Fırkasına itimadınızı isterim.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde, millet ve devlet işlerini beraber başarabileceğimi çok vicdanî mülâhazalara tâbi olarak takdir ettiğim meb’us namzetleri arkadaşlarımın isimlerini reylerinize arzettim.
En isabetli, yüksek ve kat’î karar sizindir.

20/4/1931
C . H . F . Umumi Reisi
GAZİ M. KEMAL

Cumhariyet Halk Fırkasına mensup muhterem müntehibi sani arkadaşlarıma

Cumhuriyet Halk Fırkası namına bazı intihap dairelerinde noksan namzet göstereceğime dair 15/4/1931 tarihli Riyaset Divanı kararı malûmunuz olmuştur. Fırkamız namına namzetlerimizi reylerinize arzettiğim bu gün ayni noktaya temas etmeği münasip gördüm.

Fırkamızın millete arzettiği esas noktalar dahilindeki mesai ve faaliyetin bizim fikrimize ve görüşümüze iştirak etmeyen millet vekilleri tarafından tahlil ve tenkit edilmesini iltizam ediyoruz. Bunda bilhassa beklediğimiz faide fırkamızın candan, vatanperverane gayretlerinin teşrihine, tevsiine fırsat bulmak ve ekseriya tahrif edilen hakikatların iyice anlaşılmasını kolaylaştırmaktır. Yaptığını bilen ve hizmet yolunda tedbirlerine inanan mefkûreciler olarak kendimizi tenkide muhatap kılmağı lüzumlu görüyoruz. Bu sebepledir ki sizden, fırkama mensup arkadaşlarımdan bizim programımıza tarafdar olmayan namzetlere rey vermeniz gibi ağır bir fedakârlık istedim. Bu fedakârlığın memleket idaresi için fırkamızdan meb’us seçmek vazifeniz kadar mühim bir maksada matuf olduğuna emin olunuz. Başka programdan seçeceğiniz meb’uslar için fırkamın müntehibi sanilerine dikkat noktası olarak gösterdiğim evsaf yalnız lâik cümhuriyetçi, milliyetçi ve samimî olmaktır. Açık bıraktığım yerler için hiç bir şahsiyet lehinde veya aleyhinde her hangi bir telkinim yoktur ve olmayacaktır. Açık yerlere namzetliklerini koyacaklar hakkında vicdanî kanaatınıza göre rey vermek hassatan rica ettiğim husustur.

C. H. F. Umumî Reisi
GAZİ M. KEMAL

Muammer Aksoy-Atatürk ve Sosyal Demokrasi

Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası

0
Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası

Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası

Azerbaycan Halkı, asırlık devlet geleneklerini devam ettirerek, “Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı hakkında” Anayasa Aktında yansıyan prensipleri esas alarak, bütün toplumun ve herkesin refahının sağlanmasını arzulayarak, adaletin, özgürlüğün ve güvenliğin tesisi yapılmasını isteyerek, geçmiş, şimdiki ve gelecek nesiller karşısında Devletin haklarını kullanarak, sorumluluğunu kabul etmek, aşağıdaki niyetleri ciddiye alır:
  – Azerbaycan devletinin bağımsızlığını, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak;
  – Anayasa’da demokratik yapıyı sağlamak;
  – Sivil toplumun kurulmasını sağlamak;
  – İnsanların iradesinin bir ifadesi olarak hukukun üstünlüğünü sağlayan yasal, laik bir devlet kurmak;
  – Adil ekonomik ve sosyal kurallara uygun olarak iyi bir yaşam standardı sağlamak;
  – Evrensel değerlere sadık kalarak bütün dünya halkları ile dostluk, barış ve huzur içinde yaşamak ve bu amaçla karşılıklı faaliyette bulunmak.
Bu Anayasa, ülke çapında oylama – referandum, yukarıda sözü edilen yüksek umutlarla kabul edildi.
İlk bölüm. Genel Hükümler
1. Bölüm İnsanların gücü
Madde 1. İktidarın Kaynağı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti’ndeki tek devlet gücü kaynağı Azerbaycan halkıdır.
II. Azerbaycan halkı, Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında ve dışında yaşayan, Azerbaycan Devleti ve kanunlarına ta­­bi olan, Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşlarından ibarettir. Bu konuda, uluslararası hukukla belirtilmiş normlar saklıdır.
Madde 2. Halkın egemenliği
I. Azerbaycan halkının özgür ve bağımsız kendi kaderini tayin haklarını çözmek ve kendi hükümet biçimlerini belirlemek için egemenlik hakkıdır.
II. Azerbaycan halkı, egemenlik hakkını doğrudan ulusal çaptaki oylama – referandum yoluyla ve serbest, gizli ve kişisel oylamaya dayalı temsilciler aracılığıyla evrensel, eşit ve doğrudan oy hakkı temelinde kullanır.
Madde 3
Ulusal Referandum – Referandumla Çözülen Konular
I. Azerbaycan halkı, hak ve çıkarlarıyla ilgili her konuyu bir referandumla çözebilir.
II. Aşağıdaki konular sadece referandumla çözülebilir:
1) Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasının kabul edilmesi ve değiştirilmesi;
2) Azerbaycan Cumhuriyeti devlet sınırlarının değiştirilmesi.
III. Aşağıdaki konularda bir referandum yapılamaz:
1) vergiler ve devlet bütçesi;
2) af ve af;
3) seçim, tayin veya onayın gerçekleştirildiği yasal ve / veya icra makamlarının yetkisinde olan görevlilerin seçimi, atanması veya onaylanması.
Madde 4
İnsanları temsil etme hakkı
Hiç kimse, halkı temsil etme, halk adına konuşma ve halkın seçtiği yetkili temsilciler hariç, halk adına halkı temyiz etme hakkına sahip değildir.
Madde 5
İnsanların Birliği
I. Azerbaycan halkı birleşiktir.
II. Azerbaycan halkının birliği, Azerbaycan devletinin temelidir. Azerbaycan Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin tüm vatandaşları için ortak ve bölünmez bir anavatandır.
Madde 6. Hükümet kuralının kabul edilmemesi.
I. Azerbaycan halkının, sosyal grubunun, örgütünün ya da herhangi bir kimsenin hiçbir kısmı iktidarı ele geçirme gücünü ele geçiremez.
II. İktidarın ustalaşması, insanlara karşı en ciddi suçtur.
2. Bölüm Devletin temelleri
Madde 7. Azeri Devleti
I. Azerbaycan devleti demokratik, hukuki, laik, üniter bir cumhuriyettir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde devlet iktidarı, sadece Azerbaycan Cumhuriyeti’nin içtihadıyla ve sadece Azerbaycan Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmalarla ilgili olarak dış ilişkilerle sınırlandırılmıştır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti’ndeki devlet gücü, güçlerin ayrılığı ilkesi temelinde düzenlenmiştir:
· Yasama yetkisi Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından kullanılır;
 yürütme yetkisi Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına aittir;
 Yargı yetkisi Azerbaycan Cumhuriyeti mahkemeleri tarafından uygulanır.
IV. Bu Anayasa’nın hükümleri uyarınca, yasama organı, yürütme ve yargı bağımsız olarak ve yetkilerinin sınırları dahilinde çalışır.
Madde 8
Azeri Devleti Başkanı
I. Azerbaycan devletinin başı Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’dır. Ülke içinde ve dışında Azerbaycan devletini temsil eder.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Azerbaycan halkının birliğini somutlaştırır ve Azerbaycan devletinin egemenliğini sağlar.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Azerbaycan devletinin bağımsızlığının, toprak bütünlüğünün ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmalara uyumun garantörüdür.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı yargı yetkisinin bağımsızlığının garantörüdür.
Madde 9 Silahlı Kuvvetler
I. Azerbaycan Cumhuriyeti, güvenlik ve korumasını sağlamak için Silahlı Kuvvetler kuracaktır. Silahlı Kuvvetler, Azerbaycan Ordusu ve diğer silahlı birliklerden oluşmaktadır.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti, savaşı diğer devletlerin bağımsızlığı ve uluslararası anlaşmazlıkların çözümü için bir araç olarak kasıtlı bir girişim aracı olarak reddetmektedir.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Azerbaycan Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri Başkomutanıdır.
Madde 10. Uluslararası İlişkiler İlkeleri
Azerbaycan Cumhuriyeti, uluslararası hukukun genel kabul görmüş normlarına dayanarak diğer devletlerle ilişki kurar.
Madde 11. Bölge
I. Azerbaycan Cumhuriyeti toprakları üniter, bölünmez ve bölünmezdir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin iç suları, Azerbaycan Cumhuriyeti’ne ait Hazar Denizi (göl), Azerbaycan Cumhuriyeti’ne yayılan hava sahası, Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçasıdır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti toprakları yabancılaştırılamaz. Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının hiçbir bölümünü hiçbir şekilde vermez; Sadece Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin kararı ile Azerbaycan sınırları içinde halkın referandumu düzenlenmesiyle Azerbaycan halkının iradesi ile devlet sınırları değiştirilebilir.
Madde 12. Devletin Amacı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşları için insan ve vatandaş hak ve özgürlüklerini ve insana yakışır yaşam standartlarını sağlamak devletin yüce bir hedefidir.
II. Bu Anayasada listelenen insani ve medeni hak ve özgürlükler, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmalara uygun olarak uygulanır.
Madde 13. Mülkiyet
I. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde mülkiyet, devlet tarafından dokunulmaz ve korunmaktadır.
II. Mülkiyet, devlet mülkiyeti, özel mülk ve belediye mülkü olabilir.
III. Mülkiyet, insan ve sivil hak ve özgürlüklere, toplumun çıkarlarına ve devlete, bireyin haysiyetine karşı kullanılamaz.
Madde 14. Doğal kaynaklar
Doğal kaynaklar, herhangi bir gerçek veya tüzel kişinin hak ve menfaatlerine halel getirmeksizin Azerbaycan Cumhuriyeti’ne aittir.
Madde 15. Ekonomik Kalkınma ve Devlet
I. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde ekonominin gelişimi, farklı mülk türlerine dayanan halkın refahına hizmet etmektedir.
II. Azerbaycan devleti, piyasa ilişkilerine dayanan, sosyal girişimci bir ekonominin gelişimini teşvik eder, serbest girişimciliği sağlar ve ekonomik ilişkilerde tekel ve haksız rekabete izin vermez.
Madde 16. Sosyal Kalkınma ve Devlet
I. Azerbaycan devleti, halkın ve her vatandaşın refahını, sosyal korumasını ve insana yakışır yaşam standartlarını önemser.
II. Azerbaycan devleti, kültür, eğitim, sağlık, bilim ve sanatın gelişimini teşvik etmekte, ülkenin doğasını, halkının tarihini, maddi ve manevi mirasını korumaktadır.
Madde 17. Aile, çocuk ve devlet
I. Toplumun ana odağı olarak aile, devletin özel koruması altındadır.
II. Çocukların bakımı ve bakımı için ebeveynlerin görevidir. Devlet bu borcun yerine getirilmesini kontrol eder.
III. Ebeveyn bakımından yoksun, ebeveynleri veya velileri olmayan çocuklar devlet bakımı altındadır.
IV. Çocukları hayatlarını, sağlıklarını ya da ahlaklarını tehlikeye atabilecek faaliyetlere dahil etmek yasaktır.
V. 15 yaşın altındaki çocuklar çalıştırılamaz.
VI. Devlet çocuk haklarının uygulanmasını kontrol eder.
Madde 18. Din ve devlet
I. Azerbaycan Cumhuriyetinde din devletten ayrıdır. Tüm dini inançlar yasa önünde eşittir.
II. İnsan haysiyetini ihlal eden ya da hümanizm ilkelerini ihlal eden dinlerin (dini hareketlerin) yayılması ve yayılması yasaktır.
III. Devlet eğitim sistemi laiktir.
Madde 19. Para birimi
I. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin para birimi manattır.
II. Menkul kıymetleri ihraç ve çekilme hakkı sadece Merkez Bankası için geçerlidir. Azerbaycan Cumhuriyeti Merkez Bankası devletin münhasır mülküdür.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti sınırları içerisinde başka para birimlerinin ödeme aracı olarak kullanılması yasaktır.
Madde 20. Devlet Borcuna İlişkin Kısıtlamalar
Azerbaycan devleti aleyhine isyan veya darbeye destek vermek amacıyla alınan borçlar, Azerbaycan Cumhuriyeti tarafından kabul edilemez veya ödenemez.
Madde 21. Devlet dili
I. Azerbaycan Cumhuriyeti devlet dili Azerbaycan dilidir. Azerbaycan Cumhuriyeti, Azerbaycan dilinin gelişimini sağlar.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti, nüfusun konuştuğu diğer dillerin özgür işleyişini ve gelişmesini sağlar.
Madde 22. Sermaye
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin başkenti Bakü’dir.
Madde 23. Azeri devletinin sembolleri
Azerbaycan Cumhuriyetinin devlet sembolleri Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet bayrağı, Azerbaycan Cumhuriyetinin Devlet arması ve Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Marşı.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Bayrakları eşit genişlikte üç yatay çizgiden oluşmaktadır. Üst şerit mavidir, orta çizgili kırmızı ve alt şerit yeşildir ve kırmızı şeridin ortasında bayrakın her iki tarafında beyaz bir hilal ve sekiz köşeli bir yıldız vardır. Bayrağın uzunluğu en fazla 1: 2’dir.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Bayrağı ve Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Amblemi’nin tanımı, Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Marşı’nın müziği ve metni Anayasa Yasası ile belirlenir.
Ikinci bölüm. Temel haklar, özgürlükler ve yükümlülükler
Bölüm 3. Temel insani ve sivil hak ve özgürlükler
Madde 24. İnsan ve Sivil Hak ve Özgürlüklerin Temel İlkeleri
I. İnsanlık onuru korunur ve saygı görür.
II. Herkesin doğumdan bağışıklık, bölünmez ve devredilemez hakları ve özgürlükleri vardır.
III. Haklar ve özgürlükler aynı zamanda herkesin topluma ve diğerlerine karşı sorumluluklarını ve sorumluluklarını da kapsar. Hakların kötüye kullanılması yasaktır.
Madde 25. Eşitlik hakkı
I. Herkes yasa ve mahkemeden önce eşittir.
II. Erkekler ve kadınlar aynı haklara ve özgürlüklere sahiptir.
III. Devlet ırkından, etnik köken, din, dil, cinsiyet, köken, mülkiyet, görevine, görüşüne, siyasi parti, sendika ve diğer sosyal birliklere üyeliğine bakılmaksızın herkesin hak ve özgürlüklerinin eşitliğini güvence altına alır. İnsan, sivil hak ve özgürlüklerin ırk, etnik köken, din, dil, cinsiyet, köken, mahkumiyet, siyasi ya da sosyal aidiyet temelinde kısıtlanması yasaktır.
IV. Bu maddenin III. Kısmında belirtilen gerekçelere kimsenin ihlaline maruz bırakılamaz, imtiyaz ya da imtiyaz verilmez, ayrıca herhangi bir imtiyaz ya da imtiyazdan feragat edilemez.
V. Kamu yetkilileri ve devlet yetkililerinin yetki ve sorumlulukları ile ilişkilerinde herkesin eşit hakları.
VI. Sınırlı sağlık kabiliyetine sahip olanlar, sınırlı kapasiteleri nedeniyle elde edilmesi zor olan haklar ve yükümlülükler dışında, Anayasa’nın tüm hak ve yükümlülüklerinden yararlanırlar.
Madde 26. İnsan ve Sivil Hak ve Özgürlüklerin Korunması
I. Herkes, kendi hak ve özgürlüklerini, yasalarca yasaklanmayan yöntem ve yöntemlerle koruma hakkına sahiptir.
II. Devlet herkesin hak ve özgürlüklerini garanti eder.
Madde 27. Yaşam hakkı
I. Herkesin yaşam hakkı vardır.
II. Devlete silahlı saldırı zamanı düşman askerlerinin öldürülmesi, mahkemenin kesin hükmüne göre ölüm cezasının uygulanması ve kanunla belirlenen digir sürece her kişinin yaşama hakkı dokunulmazdır.
III. İstisnai ceza tedbiri olan ölüm cezası, tam kaldırılıncaya kadar, yalnız devlete, insan hayatına ve sağlığına karşı işlenmiş en ağır suçlara göre kanunla belirlenebilir.
IV. Kanunla öngörülen meşru müdafaa, zaruret, suçlunun yakalanması ve tutuklanması, hapiste olanın hapis yerinden kaçmasının önlenmesi, devlete karşı isyanın bastırılması veya darbenin önlenmesi, ülkeye karşı silahlı saldırı durumları dışında, insana karşı silah kullanımı yasaktır.
Madde 28. Özgürlük hakkı
I. Herkesin özgürlük hakkı vardır.
II. Özgürlük hakkı, yalnızca yasal olarak gözaltında tutulma, tutuklama veya özgürlükten mahrum etme emriyle kısıtlanabilir.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında bulunan herkes yasal olarak serbestçe hareket edebilir, ikamet yeri seçebilir ve Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ötesine geçebilir.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşı, kendi ülkesine her zaman serbestçe dönme hakkına sahiptir.
Madde 29. Mülkiyet Hakkı
I. Herkesin mülkiyet hakkı vardır.
II. Hiçbir özellik tercih edilmemektedir. Özel mülkiyet hakkı da dahil olmak üzere mülkiyet hakkı kanunla korunmaktadır.
III. Herkes taşınır ve taşınmaz mal olabilir. Mülkiyet hakkı, mülk sahibinin veya başka birinin mülkiyeti kullanma, elden çıkarma ve elden çıkarma hakkını içerir.
IV. Kimse mülkünden mahkeme emri olmadan mahrum edilemez. Mülkün tamamen müsadere edilmesine izin verilmez. Devletin mülkiyete yabancılaşmasının ancak değerinin adil bir şekilde doğrulanması durumunda izin verilebilir.
V. Özel mülkiyet sosyal yükümlülüklere neden olur.
VI. Arazi üzerindeki mülkiyet hakları, sosyal adalet ve arazi kullanımı için etkili bir şekilde kanunla sınırlandırılabilir.
VII. Devlet miras haklarını garanti eder.
Madde 30. Fikri Mülkiyet Hakkı
I. Herkes fikri mülkiyet hakkına sahiptir.
II. Telif hakkı, yaratıcı haklar ve diğer fikri mülkiyet hakları yasalarla korunmaktadır.
Madde 31. Güvenle yaşama hakkı
I. Herkesin güvenli bir şekilde kalması hakkı vardır.
II. Kanunla öngörülen haller dışında, kişinin hayatına, fiziksel ve ruhsal sağlığına, mülkiyetine, konutuna dokunmak, ona karşı zor kullanılamaz.
Madde 32. Özel dokunulmazlık hakkı
I. Herkes kişisel dokunulmazlık hakkına sahiptir.
II. Herkesin kişisel ve aile hayatının gizliliğine hakkı vardır. Yasanın öngördüğü haller dışında, kişisel ve aile hayatına müdahale etmek yasaktır. Herkesin kişisel ve aile hayatının yasadışı müdahaleye karşı korunma hakkı vardır.
III. Bir kimsenin özel hayatı hakkındaki bilgilerin rızası olmaksızın toplanması, saklanması, kullanılması ve yayılmasına izin verilmez. Hiç kimse, kanunun belirttiği durumlar haricinde, izlemeye, videoya veya fotoğraf çekmeye, ses kaydına ve benzeri diğer eylemlere tabi tutulamaz.
IV. Herkesin yazışma, telefon görüşmeleri, posta, telgraf veya diğer iletişim araçları ile iletişim kurma hakkını gizli tutma hakkı vardır. Bu hak, bir suçun önlenmesi ya da bir ceza soruşturması sırasında hakikatin açıklanması için kanunun öngördüğü şekilde sınırlandırılabilir.
V. Herkes, Kanunda açıkça belirtilen haller dışında, kendisi hakkında toplanan bilgiler hakkında bilgi sahibi olabilir. Herkes, toplanan ve kendisine açıklanmış, eksik, eksik ve ayrıca kanunun gerekliliklerini ihlal ederek elde ettiği bilgileri açıklayan veya ortadan kaldırmayı (eleme) talep etme hakkına sahiptir.
VI. Kanunla belirlenen durumlar haricinde, elektronik form veya kağıda bilgi kaynaklarına erişimin üçüncü taraflar hakkında bilgi edinmesi yasaktır.
VII. Bilginin ait olduğu kişinin buna rızasını şekilde ifade ettiği durumlar, ayrımcılık vermemek şartıyla anonim karakterli istatistiklerin işleme ve yasanın yol verdiği diğer durumlar dışında, bilgi teknolojilerinden özel hayata dahil inanca, dini ve etnik dair bilgilerin açıklanması için kullanılabilir yapamazsın.
VIII. Kişisel verilerin kapsamı ve bunların işlenmesi, toplanması, iletilmesi, kullanımı ve korunmasının şartları kanunla belirlenir.
Madde 33. Konut Bağışıklığı Hakkı
I. Herkesin dokunulmazlığını barınma hakkı vardır.
II. Mahkeme kararı dışında, yasa ile belirlenen davalar veya apartman sakinlerinin iradesi dışında kimse daireye giremez.
Madde 34. Evlenme hakkı
I. Herkes, kanunla öngörülen çoğunluğun evlenme ve yaşatma hakkına sahiptir.
II. Evlilik gönüllü olarak sonuçlandırılmaktadır. Kimse evlenmeye zorlanamaz.
III. Evlilik ve aile devletin koruması altındadır. Annelik, babalık, çocukluk yasalarla korunmaktadır. Devlet büyük ailelere yardım sağlar.
IV. Karın ve eşin hakları eşittir. Çocukların bakımı ve bakımı, ebeveynlerin hakkı ve görevidir.
V. Ebeveynlerine saygı duymak ve onlara bakmak çocukların sorumluluğundadır. 18 yaşında engelli çocuklar, çalışamayan ebeveynlerini korumak zorundadırlar.
Madde 35. İş hukuku
I. Emeklilik kişisel ve sosyal refahın temelidir.
II. Herkesin mesleğini, mesleğini, mesleğini ve çalıştığı yeri çalışma yeteneğine göre seçme hakkı vardır.
III. Kimse çalışmaya zorlanamaz.
IV. İş sözleşmeleri serbestçe kapatılmıştır. Hiç kimse iş sözleşmesi imzalamaya zorlanamaz.
V. Mahkeme kararı esasında şartları ve süreleri kanunla öngörülen zorunlu çalıştırma, askerlik hizmeti sırasında yetkili kişilerin emirleri yerine getirmeye bağlı çalıştırma, olağanüstü durum ve sıkıyönetim sırasında vatandaşlara gereken işleri gördürmek halleri.
VI. Herkesin güvenli ve sağlıklı ortamda çalışma, hiç bir ayrım gözetmeksizin işine göre devlet tarafından belirlenmiş asgari ücret miktarından az olmayan ücret alma hakkı vardır.
VII. İşsizlerin devletten sosyal haklara sahip olma hakkı vardır.
VIII. Devlet, işsizliği ortadan kaldırmak için tüm araçlarını kullanır.
Madde 36. Grev hakkı
I. Herkes tek başına ya da başkalarıyla birlikte grev yapma hakkına sahiptir.
II. Bir iş sözleşmesine grev hakkı sadece kanunla öngörülen durumlarda sınırlandırılabilir. Azerbaycan Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri’nde görev yapan asker ve siviller grev yapamazlar.
III. Bireysel ve toplu iş uyuşmazlıkları kanuna uygun olarak çözülür.
IV. Yasa ile belirtilen durumlar haricinde, kilitleme yasaklanmıştır.
Madde 37. Dinlenme hakkı
I. Herkesin dinlenmeye hakkı vardır.
II. İş sözleşmesi çalışanlarına yılda en az 21 takvim günü olmak üzere günde en az 8 saat ücretli izin verilir.
Madde 38. Sosyal güvenlik hakkı
I. Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir.
II. Yardıma muhtaç olanlara yardım etmek, her şeyden önce, aile üyelerine karşı olan görevdir.
III. Yasal yaş sınırına ulaşıldığında herkesin sağlık, maluliyet, aile reisi, maluliyet, işsizlik ve kanunla öngörülen diğer şartları vardır.
IV. Asgari burs miktarı ve sosyal yardımlar kanunla belirlenir.
V. Devlet, yardım faaliyetleri, gönüllü sosyal sigorta ve diğer sosyal güvenlik türleri için fırsatlar yaratır.
Madde 39. Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı
I. Herkesin sağlıklı bir çevre hakkı vardır.
II. Herkesin çevresel durum hakkında bilgi toplama ve çevre suçuyla bağlantılı olarak sağlığına ve malına verdiği zararı tazmin etme hakkı vardır.
III. Hiç kimse çevreyi veya doğal kaynakları yasalarca öngörülen sınırların ötesinde tehlikeye atabilir veya zarar verebilir.
IV. Devlet ekolojik dengenin korunmasını, yabani bitkilerin ve vahşi yaşamın meşru türlerinin korunmasını garanti eder.
Madde 40. Medeniyet Hakkı
I. Herkes kültürel yaşama, kültürel olanaklara ve kültürel varlıklara sahip olma hakkına sahiptir.
II. Herkes tarihi, kültürel ve manevi mirasa saygı göstermeli, ona bakmalı ve tarih ve kültür anıtlarını korumalıdır.
Madde 41. Sağlığın korunması hakkı
I. Herkes sağlık ve tıbbi tedavi hakkına sahiptir.
II. Devlet, farklı türde mülkiyete dayalı her türlü sağlık hizmetinin geliştirilmesi için gerekli önlemleri alır, sağlık ve epidemiyolojik refahı sağlar ve çeşitli sağlık sigortası için fırsatlar sunar.
III. İnsanların yaşamlarını ve sağlığını tehdit eden gerçekleri ve koşulları gizleyen memurlar, yasalar uyarınca adalete teslim edilir.
Madde 42. Eğitim hakkı
I. Her vatandaşın eğitim hakkı vardır.
II. Devlet, ücretsiz zorunlu genel orta eğitimi güvence altına alır.
III. Eğitim sistemi devlet tarafından kontrol edilir.
IV. Hükümet yetenekli bireylerin finansal durumlarına bakılmaksızın eğitime devam etmelerini garanti eder.
V. Devletteki asgari eğitim standartlarını belirler.
Madde 43. Konut kanunu
I. Hiç kimsenin evini yasa dışı olarak mahrum edemez.
II. Devlet, konut binalarının ve evlerin yapımını teşvik eder ve insanların konut edinme hakkını gerçekleştirmek için özel önlemler alır.
Madde 44. Ulusal üyelik hakkı
I. Herkes ulusal üyelik hakkına sahiptir.
II. Hiç kimse kendi milliyetini değiştirmeye zorlanamaz.
Madde 45. Anadili Kullanma Hakkı
I. Herkes kendi anadilini kullanma hakkına sahiptir. Herkes istediği dilde eğitim, öğretim ve yaratıcılık hakkına sahiptir.
II. Hiç kimse ana dili kullanma hakkından yoksun bırakılamaz.
Madde 46. Onur ve Onur Hakkı
I. Herkesin onurunu ve onurunu koruma hakkı vardır.
II. Kişinin haysiyeti devlet tarafından korunmaktadır. Hiçbir koşul aşağılayıcı kişiliği haklı gösteremez.
III. Hiç kimse işkence veya işkence edilemez. Hiç kimse aşağılayıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamaz. Tıbbi, bilimsel ve diğer deneyler gönüllü izni olmadan kimseye uygulanamaz.
Madde 47. İfade ve konuşma özgürlüğü
I. Herkesin düşünce ve ifade özgürlüğü hakkı vardır.
II. Hiç kimse kendi düşüncelerini veya inançlarını beyan etmeye veya kendi düşüncelerine ve inançlarına geri dönmeye zorlanamaz.
III. Irk, ulusal, dini, sosyal ve diğer kriterlere dayalı düşmanlık ve düşmanlığa dair bilinçlendirme ve propaganda yapılmasına izin verilmez.
Madde 48. Vicdan hürriyeti
I. Herkesin vicdan özgürlüğü hakkı vardır.
II. Herkesin dini tutumunu bağımsız olarak belirleme, herhangi bir dine tek başına veya başkalarıyla birlikte inanma veya hiçbir dine itikat etmemek, dine bağlı görüşlerini ifade etme ve yayma hakkına sahiptir.
III. Dini düzeni ihlal etmiyorlarsa veya kamu ahlakına aykırı değilse, dini ritüeller özgürdür.
IV. Dini inançlar veya inançlar suçu haklı çıkarmaz.
V. Hiç kimse dini inanç ve inançlarını ifade etmek, dini törenler yapmak veya dini törenlere katılmak zorunda değildir.
Madde 49. Toplanma özgürlüğü
I. Herkes başkalarıyla ilişki kurma özgürlüğüne sahiptir.
II. Herkesin başkalarıyla birlikte devlet organlarını önceden bildirmek suretiyle, kamu düzeninin veya kamu ahlakı bozmamak kaydıyla, huzurlu, silahsız toparlanmak, toplantılar, mitingler, gösteriler, sokak yürüyüşleri geçirmek, piketler etme hakkı vardır.
Madde 50. Bilgi özgürlüğü
I. Herkes hukuki yollardan bilgi alma, edinme, iletme, hazırlama ve verme hakkına sahiptir.
II. Kitle bilgisi özgürlüğü garanti edilir. Medya da dahil olmak üzere kitle iletişim araçlarında devlet sansürü yasaktır.
III. Herkes medyada yayınlanan ve çıkarlarını ihlal eden ya da ihlal eden bilgileri reddetme ya da bunlara cevap verme hakkına sahiptir.
Madde 51. Yaratıcılık özgürlüğü
I. Herkes yaratıcılık hakkına sahiptir.
II. Devlet edebi, sanatsal, bilimsel, teknik ve diğer yaratıcı türlerin özgürce uygulanmasını sağlar.
Madde 52. Vatandaşlık hakkı
Azerbaycan devletine mensup, onunla siyasi ve hukuki bir ilişkisi olan, karşılıklı hak ve görevleri olan bir kişi, Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşıdır. Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında ya da Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşlarında doğan bir kişi Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşıdır. Ebeveynlerden biri Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşı olan Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşıdır.
Madde 53. Vatandaşlık Haklarının Sağlanması
I. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşı, Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşlığından mahrum edilemez (kanunla belirlenen durumlar hariç).
II. Hiçbir durumda Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşı Azerbaycan Cumhuriyeti’nden sınır dışı edilemez veya yabancı bir ülkeye iade edilemez.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının geçici veya sürekli olarak ikamet ettiği vatandaşların yasal olarak korunmasını garanti eder ve yürütür.
Madde 54. Toplumun ve devletin siyasal hayatına katılma hakkı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşları, toplumun ve devletin politik hayatına özgürce katılma hakkına sahiptir.
II. Devlete karşı ayaklanma veya devlet darbesine karşı bağımsız direniş, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin her vatandaşının hakkıdır.
Madde 55. Devlet yönetimine katılma hakkı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşları devlet yönetimine katılma hakkına sahiptir. Bu hakkı doğrudan veya delegeler aracılığıyla kullanabilirler.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşları devlet organlarında hizmet verme fırsatına sahiptir. Devlet organlarının memurları Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşlarından atanır. Yabancılar ve vatansız kişiler, kamu hizmetine yasalarca öngörülen şekilde kabul edilebilir.
Madde 56. Seçim kanunu
I. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşları, referanduma katılmanın yanı sıra devlet organlarına seçme ve seçilme hakkına da sahiptir.
II. Mahkeme kararıyla harekete geçemeyen kişilerin, seçimlere ve referanduma katılma hakları yoktur.
III. Askeri personelin, hakimlerin, devlet memurlarının, din görevlilerinin, mahkemenin hükmüyle edilmiş kişilerin bu Anayasada ve kanunda öngörülen diğer kişilerin seçilme hakkı kanunla sınırlanabilir.
Madde 57. Temyiz hakkı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşları, bireysel ve toplu yazılı taleplerin yanı sıra, devlet kurumlarına kişisel olarak itiraz etme hakkına da sahiptir. Askerler bu hakkı yalnızca bireysel olarak kullanabilirler. Her başvuruya, kanunla belirlenen zaman dilimi içinde ve şekilde yazılı bir cevap verilmelidir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşlarının devlet organlarının ve görevlilerinin, siyasi partilerin, sendikaların ve diğer toplumsal örgütlerin ve ayrıca tek tek vatandaşların faaliyetlerini veya işini eleştirmek hukuku vardır. Takip yasak. Hakaret ve iftira eleştirilemez.
Madde 58. Dernek kurma hakkı
I. Herkes başkalarıyla ilişki kurma özgürlüğüne sahiptir.
II. Herkes, siyasi partiler, sendikalar ve diğer kamu kurumları dahil olmak üzere herhangi bir sendika kurma veya katılma hakkına sahiptir. Tüm birimler ücretsiz garantilidir.
III. Hiç kimse herhangi bir derneğe üye olmak veya katılmak için zorlanamaz.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının tamamında veya herhangi bir bölümünde kanuni devlet hakimiyetini zorla devirme amacı, suç sayılan diğer amaçlar güden veya suç yöntemlerden kullanan topluluklar yasaktır. Anayasa ve yasaları ihlal eden derneklerin faaliyetleri sadece mahkeme emriyle sonlandırılabilir.
Madde 59. Serbest girişimcilik hakkı
I. Herkes kendi imkanlarından, yeteneğinden ve malvarlığını kullanarak tek başına veya başkaları ile birlikte hür teşebbüs faaliyeti veya kanunla yasaklanmamış diğer ekonomik faaliyet türü ile meşgul olabilir.
II. Girişimcilik alanında, devlet sadece devlet çıkarlarının, insan hayatının ve sağlığının korunmasını uygular.
Madde 60. Hak ve özgürlüklerin idari ve adli hükümleri
I. Herkesin hak ve özgürlükleri idari ve adli takibatlarda garanti edilecektir.
II. Herkesin çalışmalarında tarafsız davranma ve davayı idari takibatlarda ve yargılamalarda makul bir süre içinde ele alma hakkı vardır.
III. Herkes idari işlemlerde ve yargılamalarda duyulma hakkına sahiptir.
IV. Herkes, devlet organları, siyasi partiler, tüzel kişiler, belediyeler ve yetkililerin eylemlerine ve ihmallerine karşı idari bir şikayette bulunabilir.
Madde 61. Hukuki Yardım Hakkı
I. Herkes en yüksek yasal yardım standardına sahiptir.
II. Yasaların öngördüğü durumlarda, devlet yardımı pahasına hukuki yardım ücretsiz olarak yapılır.
III. Herkesin bir savunma avukatının tutuklanmasından, yakalanmasından veya bir suç işlemesinden yardım alma hakkı vardır.
Madde 62. Mahkeme yargısının değiştirilmesinin kabul edilemezliği
Herkesin davasını bir mahkemede ele alma hakkı vardır. Bir kişinin rızası olmadan, davası başka bir mahkemede sayılmayabilir.
Madde 63. Masumiyet Karnesi
I. Herkesin masumiyet karinesi hakkı vardır. Suçla suçlanan herkes, suçunun kanunda öngörülen şekilde kanıtlanmaması ve geçerli bir mahkeme kararı olmaması halinde masum sayılır.
II. Bir kişinin suçlu olduğuna dair temel şüpheler varsa, suçluluğa izin verilmez.
III. Suç işlemekle suçlanan kişi, masumiyetini kanıtlamak zorunda değildir.
IV. Adaleti yönetirken kanunun ihlal edilmesiyle elde edilen kanıtlar kullanılamaz.
V. Mahkeme kararı olmadıkça kimse suçsuz bulunamaz.
Madde 64. Bir suç için tekrarlanan mahk conmiyetin kabul edilemezliği
Hiç kimse bir suç için defalarca mahkum edilemez.
Madde 65. Mahkemeye başvurma hakkı
Mahkeme tarafından mahk Everyonem edilen herkes, yüksek mahkemeye kanunla öngörülen şekilde itiraz etme ve af dilemesi ve cezası için tazminat talep etme hakkına sahiptir.
Madde 66. Akrabalara karşı ifade vermeye zorlamadan kaçınma
Hiç kimse kendisine, eşine, çocuğuna, ailesine, erkek kardeşine veya kız kardeşine karşı ifade vermeye zorlanamaz. Zorlayıcı olmayan akrabaların tam listesi kanunla tanımlanmıştır.
Madde 67. Tutuklanan, gözaltına alınan ve suç işlemekle suçlanan kişilerin hakları
I. Yetkili devlet organlarının yakaladığı, hapse aldığı, suç işlemekle təqsirləndirdiyi her bir kişiye derhal hakları bildirilir ve yakalanmasının, tutuklanmasının ve suçlanmasının sebepleri izah edilir.
II. Suçla suçlanan herkes, mahk beforem edilmeden önce duyulur.
Madde 68. Keyfi ve vicdani ret hakkı
I. Herkesin, devlet makamlarının onu keyfi olarak dışlamak için tarafsız davranma hakkı vardır.
II. Suç sonucu mağdurun hakları ve gücün kötüye kullanılması kanunla korunmaktadır. Mağdur, işlemlere katılma ve tazminat talep etme hakkına sahiptir.
III. Herkes, kamu makamlarının veya memurlarının eylemlerinin veya ihmallerinin neden olduğu zararın devlet tarafından tazminat hakkına sahiptir.
IV. Devlet memurlarla birlikte, devlet memurlarının eylemleri ve ihmalleri nedeniyle insan hakları ve özgürlüklerine verilen zararlar için hukuki sorumluluk taşır.
Madde 69. Yabancıların ve vatansız kişilerin hakları
I. Yabancı uyruklu ve vatansız kişiler Azerbaycan Cumhuriyeti’nde, Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşı olan ya da uluslararası anlaşmalar tarafından aksi belirtilmedikçe, Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşları ile tüm haklardan yararlanır ve tüm görevleri yapabilirler.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında sürekli olarak ikamet eden veya geçici olarak bulunan yabancı ve vatansız kişilerin hak ve özgürlükleri sadece uluslararası hukuka ve Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına göre sınırlandırılabilir.
Madde 70. Siyasi İltica Hakkı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti, genel kabul görmüş uluslararası hukuka göre, yabancılara ve vatansız kişilere siyasi sığınma hakkı tanıyacaktır.
II. Azerbaycan Cumhuriyetinde yargılanmayanların yanı sıra siyasi inançları nedeniyle kovuşturulan kişilerin başka bir ülkeye iade edilmesi yasaktır.
Madde 71. İnsan ve Sivil Hak ve Özgürlüklerin Sağlanması
I. Anayasa’da belirtilen insani ve sivil hak ve özgürlüklerin beklenti ve korunması, yasama, yürütme ve yargı makamlarının görevidir.
II. Hiç kimse, insan hakları ve sivil hak ve özgürlüklerin kullanımını kısıtlayamaz. Herkesin hakları ve özgürlükleri, bu Anayasa ve yasaların yanı sıra başkalarının hak ve özgürlüklerinde belirtilen nedenlerle sınırlıdır. Haklar ve özgürlükler üzerindeki kısıtlamalar, devletin beklenen sonucuna orantılı olmalıdır.
III. Savaş, sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde insani ve sivil hak ve özgürlüklerin uygulanması ve seferberlik, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin uluslararası yükümlülükleri ile kısmen ve geçici olarak sınırlandırılabilir. Nüfus, kısıtlı hak ve özgürlükler hakkında önceden bilgilendirilmiştir.
IV. Hiçbir durumda herhangi bir kişi herhangi bir dini, vicdanı, düşünceyi veya inancı açıklamaya mecbur değildir ve bunun için suçlanmayacaktır.
V. Bu Anayasanın hiçbir hükmü, insan ve sivil hak ve özgürlüklerin kaldırılmasına atıfta bulunulduğu şeklinde yorumlanamaz.
VI. İnsanlık, medeni hak ve özgürlükler, Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında doğrudan yürürlüktedir.
VII. İnsan hakları ve medeni hak ve hürriyet ihlallerine ilişkin uyuşmazlıklar mahkemelerce karara bağlanır.
VIII. İşlenmeden ihlal edilmemiş herhangi bir eylemden hiç kimse sorumlu tutulamaz. Yasa ihlal edildiğinde, yeni kanunun bu tür fiillerin sorumluluğunu öngörmesi veya hafifletmesi halinde yeni bir yasa uygulanır.
IX. Herkes kanunen yasaklanmayan eylemlerde bulunabilir ve hiç kimse yasal olarak bağlayıcı olmayan eylemlerde bulunmaya zorlanamaz.
X. Devlet yetkilileri, yalnızca bu Anayasa uyarınca, yasaların öngördüğü şekilde ve usulüne göre hareket edebilir.
4. Bölüm Vatandaşların ana görevleri
Madde 72. Vatandaşların görevlerinin temeli
I. Devletteki ve Toplumdaki herkes, hak ve özgürlüklerinin derhal sorumluluğuna sahiptir. Herkesin görevleri sadece bu Anayasa ya da yasalar tarafından çözülebilir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası ve yasalarını herkes gözetecek, diğer kişilerin hak ve özgürlüklerine saygı gösterecek ve kanunda öngörülen diğer görevleri yerine getirecektir.
III. Yasayı bilmek sizi sorumluluktan kurtarmaz.
Madde 73. Vergiler ve diğer kamu ödemeleri
I. Vergi ve diğer kamu görevlerini yasaya uygun olarak tam ve zamanında ödemenin görevidir.
II. Kimsenin yasalar ve kanunda belirtilen miktarlar haricinde vergi ve diğer kamu görevlerini yerine getirmesi gerekmeyebilir.
Madde 74. Anavatanlığa bağlılık
I. Anavatana sadakat kutsaldır.
II. Göreve seçilme veya tayin yolu ile yasama, yürütme ve yargı organlarının görevlileri, görevlerini dürüst ve layıkıyla yerine getirmedikleri takdirde sorumlu olurlar ve kanunda öngörülen hallerde and içerler.
III. Göreve seçilme veya tayin yolu ile yasama, yürütme veya yargı organlarında, Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına sadık kalacağına dair yemin etmiş kişilerin, özellikle devlete karşı isyan veya darbe ile itham edilmiş ise ve bu suçlardan mahkum, bu görevinden ayrılmış ve bu pozisyonu tekrar tutamaz.
Madde 75. Devlet Sembollerine Saygı
I. Her vatandaş Azerbaycan Cumhuriyetinin devlet simgelerine – bayrağına, armasına, Devlet marşına saygı göstermelidir.
II. Devlet sembollerine saygısızlık gösterilmesi, kanunun oluşturduğu yükümlülükleri beraberinde getirir.
Madde 76. Vatan savunması
I. Anavatanın korunması her vatandaşın görevidir.
Vatandaşlar, yasaya uygun olarak askerlik hizmeti taşırlar.
II. Vatandaşların mahkumiyetinin asıl askerlik hizmetiyle çeliştiği durumlarda, gerçek askerlik hizmetinin alternatif hizmet yoluyla değiştirilmesi yasaya göre izin verilir.
Madde 77. Tarihi ve kültürel anıtların korunması
Tarihi ve kültürel anıtların korunması her insanın görevidir.
Madde 78. Çevrenin korunması
Çevrenin korunması her insanın görevidir.
Madde 79. Yasadışı çelişkilerin kabul edilmemesi
Anayasa’ya veya Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına aykırı olan görevleri yerine getirmeye kimse zorlanamaz.
Madde 80. Sorumluluk
Anayasanın ve kanunların ihlal edilmesi, ayrıca Anayasada ve kanunlarda belirtilen hakların kötüye kullanılması veya görevlerin yerine getirilmemesi yasalarla belirlenen sorumluluğa sebep olur.
Üçüncü bölüm. Devlet gücü
Bölüm 5. Yasama gücü
Madde 81. Yasama Gücünün Uygulanması
Azerbaycan Cumhuriyeti’nde yasama yetkisi Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından yürütülür.
Madde 82. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin Kompozisyonu
Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi 125 milletvekilinden oluşmaktadır.
Madde 83. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclis Milletvekili Seçimlerinin Gerekçeleri
Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekilleri, çoğunluk seçim sistemi genel, eşit ve doğrudan seçim hakkı esasında serbest, şahsi ve gizli oyla seçilir.
Madde 84. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi Yetki Süresi
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin görev süresi 5 yıldır. Savaş şartlarında askeri operasyonların Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne seçilmeleri mümkün değilse, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin görev süresi askeri operasyonların sonuna kadar uzatılır. Bu karar Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi tarafından seçimlerin yürütülmesini sağlayan devlet organının talebi üzerine yapılır (referandum).
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin her bir çağrısının seçimleri, her beş yılda bir Kasım ayının ilk Pazar günü yapılır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekillerinin görev süresi, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin görev süresi ile sınırlıdır.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekilliğinden ayrılanların yerine yeni seçimler yapılırsa, yeni seçilen milletvekilinin görev süresi, ayrılan milletvekilinin kalan görev süresi ile sınırlıdır.
Madde 85. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne adaylar için gereklilikler
I. Azerbaycan Cumhuriyeti seçilme hakkına sahip olan her bir vatandaş, kanunla belirlenen şekilde Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin milletvekili seçilebilir.
II. İkili vatandaşlığı olan, başka devletler karşısında yükümlülüğü olan, yürütme veya yargı organlarında görev yapan, bilimsel, pedagojik ve yaratıcı faaliyet hariç, diğer ücretli faaliyetle uğraşan kişiler, din görevlileri, faaliyet ehliyetinin mahkeme tarafından tasdik edilen, ağır suçlardan mahkum olmuş Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne, mahkeme emri ile özgürlükten yoksun bırakılan yerlerde cezalandırma yapan kişiler tarafından seçilemezler.
Madde 86. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi Seçimlerinin Sonuçlarının Doğrulanması ve Onaylanması
Seçim sonuçlarının doğruluğu Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi tarafından incelenir ve onaylanır.
Madde 87. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekillerinin yetkilerinin sona ermesi
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekillerinin yetkileri, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin yeni oturumunun ilk gününde sona ermektedir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nden ayrılmak yerine, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin görev süresi 120 günden az ise seçimler yapılmayacaktır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin 83 milletvekili, onaylanması halinde geçerli olacaktır.
Madde 88. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi Toplantıları
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi her yıl önümüzdeki ilkbahar ve sonbahar oturumlarında toplanacak.
Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisine yapılan seçimlerden sonra, 10 milletvekili yetkisi 10 milletvekili tarafından onaylanmadıkça, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin ilk toplantısının süresini belirleyecektir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin olağanüstü oturumları, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın talebi üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi Başkanı veya Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin 42 milletvekili tarafından çağrılır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin olağanüstü oturumunun gündemi, çağrısını gerektirenler tarafından belirlenir. Gündem sorunlarının ardından olağanüstü oturum sona erer.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi oturumlarının toplantıları açıktır. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin kapalı bir oturumu Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin 83 milletvekili ya da Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın önerisi üzerine yapılabilir.
Madde 89. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin yokluğu ve Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclis milletvekillerinin yetkilerinin yitirilmesi
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekili aşağıdaki durumlarda görevden mahrum bırakılacaktır:
1) seçimlerde oyların uygun bir şekilde hesaplanmaması durumunda;
2) Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarken veya başka bir devletin vatandaşlığını kabul ederken;
3) bir suç işlerken ve mahkeme kararına sahipken;
4) devlet kurumlarında, dini bir figür olduğunda, girişimciliğe, ticari ve diğer ücretli etkinliklere (bilimsel, pedagojik ve yaratıcı faaliyetler hariç) uğramıştır;
5) kendini reddeder;
6) Bu Anayasanın 93.3 maddesinin ihlal edilmesi durumunda;
7) milletvekili için kanunun belirlediği ahlak kurallarının ihlali.
Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekili mahrumiyet kararı yasaya uygun olarak yapılacaktır.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekilleri yetkilerini sürekli olarak kullanamadıklarında ve kanunla öngörülen diğer durumlarda, yetkileri kaybedilir. İlgili kararı verme prosedürü kanunla belirlenir.
Madde 90. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclis milletvekillerinin dokunulmazlığı
I. Görev süresi boyunca Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekilinin kimliği dokunulmaz olacaktır. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekili, görev süresi boyunca azar azar tutulması durumları haricinde cezai takibata tabi tutulamaz, idari cezalandırma tedbirleri uygulanamaz, aranamaz ve kişisel olarak incelenemez. Suç mahallinde Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekili gözaltına alınabilir. Bu durumda Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekilini tutan organ, Azerbaycan Cumhuriyet Savcılığına derhal bildirecektir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin milletvekilinin dokunulmazlığına sadece Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcısının talebi üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin kararı ile son verilebilir.
Madde 91. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekili yükümlülükleri
Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekilleri, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisindeki faaliyet, oylamaya ve söylediği fikre göre, dava oluna bilmezler. Bu izin olmadan, onlardan herhangi bir açıklama veya açıklama istenebilir.
Madde 92. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi Çalışmalarının Organizasyonu
Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi kendi çalışma düzenini belirler ve Milli Meclisin ilgili organlarını oluşturur, ayrıca kendi başkan ve yardımcılarını seçer, komiteler ve komisyonlar kurar, hesaplama kanadı oluşturur.
Madde 93. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin Faaliyetleri
I. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Milli Meclisi, kendi yetkisi dahilindeki konularda Anayasa yasalarını, yasaları ve kararları kabul edecektir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Milli Meclisindeki anayasal kanunlar, yasalar ve kararlar, bu Anayasa’nın öngördüğü biçimde kabul edilir.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi milletvekilleri bizzat oy kullanma hakkını kullanırlar.
IV. Yasalarda ve Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin kararlarında, yürütme ve yargı makamlarına özel talimatlar verilemez.
Madde 94. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından belirlenen genel kurallar
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi, aşağıdaki konularda genel kurallar belirlemektedir:
1) Bu Anayasa’da belirlenen bir kişi ve vatandaşın hak ve özgürlüklerinden yararlanma, bu hak ve özgürlüklerin devlet garantisi;
2) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Seçimleri;
3) Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne ve Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclis milletvekillerine seçimler;
4) referandum;
5) yargı sistemi ve yargıçların statüsü; savcılık bürosu; savunuculuk ve noter;
6) mahkeme işlemlerinin ve mahkeme kararlarının uygulanması;
7) belediyelere yapılan seçimler ve belediyelerin statüsü;
8) olağanüstü hal; askeri devlet rejimi;
9) devlet ödülleri;
10) bireylerin ve tüzel kişilerin statüsü;
11) medeni hukukun nesneleri;
12) anlaşmalar, medeni sözleşmeler, temsil ve miras;
13) devletin hukuki rejimi, özel ve belediye mülkleri, fikri mülkiyet hakları dahil olmak üzere mülkiyet hakkı; diğer mülkiyet hakları; borç hukuku;
14) hamilik ve vesayet dahil olmak üzere aile ilişkileri;
15) finansal faaliyet, vergi, ücret ve ödemelerin temelleri; özel iş;
16) işçi ilişkileri ve sosyal güvenlik;
17) suçların ve diğer suçların tespiti ve komisyonlarının sorumluluklarının belirlenmesi;
18) savunma ve askerlik hizmeti;
19) kamu hizmeti;
20) güvenlik temelleri;
21) bölgesel yapı; devlet sınır rejimi;
22) uluslararası anlaşmaların onaylanması ve iptali;
23) İletişim ve ulaşım işi;
24) istatistik, metroloji ve standartlar;
25) gümrük davası;
26) ticaret ve değişim faaliyetleri;
27) bankacılık iş, muhasebe, sigorta.
II. Bu Maddenin 2, 3 ve 4 üncü fıkrasında atıfta bulunulan kanunlar, oyların 63 oy çoğunluğuyla kabul edilmesiyle 83 oyla kabul edilir.
III. Bu maddenin ilk kısmı Anayasa ile değiştirilebilir.
Madde 95. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından çözümlenen konular
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin yetkisi aşağıdaki konuları içerecektir:
1) Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin çalışmalarının düzenlenmesi;
2) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından sunulması ile Azerbaycan Cumhuriyeti diplomatik misyonlarının kurulması;
3) idari bölge bölümü;
4) Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına göre devletlerarası ve devletlerarası anlaşmaları sağlayan hükümetler arası anlaşmaların onaylanması ve iptali;
5) Azerbaycan Cumhuriyeti devlet bütçesinin onaylanması ve Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından yapılan sunuma uygun olarak uygulanmasının denetlenmesi;
6) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından Azerbaycan Cumhuriyeti İnsan Hakları Komiserinin seçilmesi;
7) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın sunumu ile Azerbaycan Cumhuriyeti askeri doktrininin onaylanması;
8) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın bu Anayasa’nın öngördüğü kararnamelerinin onaylanması;
9) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının önerisi üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanının atanmasına izin verilmesi;
10) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının teklifi üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesi ve Azerbaycan Cumhuriyeti istinaf mahkemeleri hakimlerinin atanması;
11) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının sunumu üzerine Azerbaycan Cumhuriyet Başsavcılığının atanmasına ve görevden alınmasına izin verilmesi;
12) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin önerisine uygun olarak görevden alma prosedürü ile işten çıkarılması;
13) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından yargıçların görevden alınması;
14) Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Bakanlar Kurulu’na güven konularının çözümlenmesi;
15) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından sunulmasına dayanarak Azerbaycan Cumhuriyeti Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyelerinin atanması ve görevden alınması;
16) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının teklifi üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetlerinin fonksiyonu dışındaki görevlerin yerine getirmesine izin verilmesi;
17) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın talebi doğrultusunda savaş ve barışı koruma beyanına izin vermek;
18) referandumun atanması;
19) af;
20) Belediyelerin raporlarını dinlemek.
II. Bu maddenin 1-5 nci bentlerinde belirtilen konular üzere 63 oy çokluğu ile kanunlar, diğer konularda ise Anayasada başka bir usul belirlenmemişse aynı usulde kararlar kabul edilir.
III. Bu Anayasada Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin yetkilerine ait edilen diğer konulara, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin çalışma ile ilgili konulara, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin fikir bildirmesi gereken konulara ilişkin karar kabul edilir.
IV. Bu maddenin ilk kısmı Anayasa ile değiştirilebilir.
Madde 96. Yasama İnisiyatifi Hakkı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinde yasama teşebbüs hakkı (kanun taslakları ve diğer konuların Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin görüşmesine sunma hakkı) Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin milletvekillerine, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesine, Azerbaycan Cumhuriyeti seçim hakkı olan 40 bin vatandaşına, Azerbaycan Cumhuriyeti Savcılık ve Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin Ali Meclisi.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesinin, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin seçim hakkı olan 40 bin vatandaşının, Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcılığının, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisinin yasama teşebbüsünde Azerbaycan Millî Meclis’e verdiği kanun veya karar müzakereye sunulduğu şekilde çıkarılır ve oylanır.
III. Bu kanun veya karar taslaklarında değişiklikler, yasama teşebbüsünde bulunan verenin rızasıyla yapılabilir.
IV. Yasama teşebbüsünde Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesinin, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin seçim hakkı olan 40 bin vatandaşının, Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcılığının veya Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisi Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisine sunduğu kanun veya karar teklifleri iki ay içinde oylanır.
V. Kanun veya karar taslağı Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesi veya Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisi tarafından acil ilan edilirse, bu süre 20 gündür.
VI. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin seçim hakkı olan 40 bin vatandaşının yasama teşebbüsünde etmesi kanunla belirlenir.
VII. Kanunlar ve kararlar haklı gösterilmeli ve evlat edinilmesinin amacı belirtilmelidir.
Madde 97. İmzalama Yasalarının Teslim Süresi
I. Yasalar, kabulünden itibaren 14 gün içerisinde Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına imzalı olarak ibraz edilir.
II. Acil bir yasa tasarısı, alındığı tarihten 24 saat sonra Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına sunulacaktır.
Madde 98. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin eylemlerinin yürürlüğe girmesi
Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin hukuku ve kararı, kararda aksi belirtilmedikçe, kanunun ve kararın yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.
Madde 98.1. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin serbest bırakılması
I. Azərbaycan Respublikası Milli Məclisinin eyni çağırışı bir il ərzində iki dəfə Azərbaycan Respublikasının Nazirlər Kabinetinə etimadsızlıq göstərdikdə və ya Azərbaycan Respublikası Konstitusiya Məhkəməsinin, Azərbaycan Respublikası Ali Məhkəməsinin və Azərbaycan Respublikası Mərkəzi Bankı İdarə Heyətinin kollegial fəaliyyəti üçün zəruri olan sayda üzvlüyə namizədləri Azərbaycan Respublikasının Prezidenti tərəfindən iki dəfə təqdim edildikdən sonra, qanunla müəyyən edilmiş müddətdə təyin etmədikdə, habelə bu Konstitusiyanın 94-cü və 95-ci maddələrində, 96-cı maddəsinin II, III, IV və V hissələrində, 97-ci maddəsində göstərilən vəzifələrini aradan qaldırıla bilməyən səbəblər üzündən icra etmədikdə, Azərbaycan Respublikasının Prezidenti Azərbaycan Respublikasının Milli Məclisini buraxır.
II. Olağanüstü seçimlerde seçilen Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclis’inin görev süresi beş yıldan az olabilir. Bu durumda Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi bir sonraki seçimler olağanüstü seçimde seçilmiş Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin görev süresinin beşinci yılının Kasım ayının ilk Pazar günü yapılır.
Bölüm 6. Yürütme yetkisi
Madde 99. İcra Yetkilisinin Yetkisi
Azerbaycan Cumhuriyeti’nde icra yetkisi Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığına aittir.
Madde 100. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı adaylarına yönelik şartlar
Azerbaycan Cumhuriyeti sınırları içinde 10 yıldan fazla sürekli yaşamış, seçimlere katılma hakkına sahip olan, ağır bir suçtan mahkum olmamış, başka devletlere karşı yükümlülüğü olmayan, yüksek öğrenim, çifte vatandaşlığı olmayan Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşı Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçilebilir.
Madde 101. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin Temelleri
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı genel, eşit ve doğrudan seçim hakkı esasında, serbest, şahsi ve gizli oy ile 7 yıllık bir süre için seçilir. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın erken seçimini ilan edebilir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, oylamada mevcut olanların yarısından fazlasının oyu ile seçilir.
III. Bu çoğunluk ilk tur oylamada toplanmazsa, ikinci tur oylama, seçim gününden sonra ikinci Pazar günü yapılır. İkinci aşamaya birinci aşamada en çok oy alan iki aday, ya da en çok oy alan ve adaylığını geri alan adaylardan sonra gelen iki aday katılabilir.
IV. İkinci tur oylamada oyların büyük bölümünü toplayan aday Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak kabul edilir.
V. Savaş ortamında askeri operasyonların yapılması Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçimlerinin yapılmasını mümkün olursa, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının görev süresi askeri operasyonların sonuna dek uzatılır. Bu karar seçimlerin (referandumun) yapılmasını sağlayan devlet organının talebi üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilir.
VI. Bu Maddenin uygulanmasına dair kurallar kanunla belirlenir.
Madde 102. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin Sonuçları
Azerbaycan Cumhuriyeti cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarına ilişkin bilgiler, oylama gününden itibaren 14 gün içinde Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi tarafından resmen ilan edilir.
Madde 103. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının seçim anı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçilen kişi Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçim sonuçlarının ilan edildiği günden itibaren 3 gün içinde Anayasa Mahkemesi hakimlerinin de katılımıyla böyle bir yemin ediyor: “Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı yetkilerini Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasını esas alacağıma, devletin bağımsızlığını ve ülke bütünlüğünü koruyacağıma ve yemin ederim ki insanlara haysiyetle hizmet edeceğim. “
II. Açılış tarihinden itibaren Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı görevlerini başlatmış sayılır.
Madde 103.1. Azerbaycan Cumhuriyeti cumhurbaşkanları
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Başkan Yardımcıları, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından atanacak ve görevden alınacaktır.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Başkanı görevine seçilme hakkına sahip, yüksek eğitimli, başka devletler karşısında yükümlülüğü olmayan Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşı atanır.
Madde 104. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini kalıcı olarak yerine getirmemesi
I. Azerbaycan Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı, sağlık nedeniyle görevini yerine getirme yeteneğini tamamen kaybederse, bu Anayasada belirlenen hallerde ve yöntemle görevden alındı ​​ğında görevi sona ermiş sayılır.
II. Azerbaycan Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı, istifa dilekçesi Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’ne verir. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi istifa dilekçesini Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının kendisi tarafından verildiğine emin takdirde Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının istifasının kabulüne dair karar verir. O zaman, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı istifa ettiği için istifa etmiş sayılır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının sağlık nedeniyle görevini yerine getirme yeteneğini tamamen kaybettiği konusunda bilgi verildiğinde, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi bu gerçeğin aydınlatılması için Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’ne başvuruyor. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi bu kararı 6 hakimin çoğunluğuyla kabul etmektedir. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi bu gerçeği teyit etmezse, konu bitmiş sayılacaktır.
Madde 105. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı görevinden ayrıldığında yetkilerinin icra edilmesi
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı süresinden önce görevinden ayrıldıktan 60 gün süreyle olağanüstü Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçim yapılır. Bu durumda Azerbaycan Cumhuriyetinin yeni Cumhurbaşkanı seçilinceye Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının yetkilerini Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Birinci Başkan yürütüyor.
II. Bu süre içinde Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanın yetkilerini kullanan Azerbaycan Cumhuriyeti Birinci Başkan istifa ederse veya sağlık durumuna göre yetkileri kullanma yeteneğini tamamen kaybederse, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının belirlediği sırayla Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Başkanı Birinci Başkan durumu almış olur ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı olarak göreve yürütüyor.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının yetkileri, bu Maddenin II. Bölümünde belirtilen nedenlerden dolayı Azerbaycan Cumhuriyeti Birinci Başkan Yardımcısı tarafından kullanılmazsa, Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini kullanır.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının yetkileri, bu Maddenin II. Bölümünde belirtilen nedenlerden dolayı Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı tarafından kullanılmazsa, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yetkileri Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi Başkanı tarafından yerine getirilir. Bu nedenlerden dolayı, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yetkileri Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclis Başkanı tarafından kullanılmazsa, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinin başka bir yetkili tarafından yerine getirilmesine karar verecektir.
Madde 106. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının Bağışıklığı
Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, dokunulmazlık hakkına sahiptir. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın onur ve saygınlığı yasalarla korunmaktadır.
Madde 106.1. Azerbaycan Cumhuriyeti Başkan Yardımcılarının Bağışıklığı
I. Görev süresi boyunca Azerbaycan Cumhuriyeti başkan yardımcısının kimliği dokunulmaz olacaktır.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Başkanı suçüstü yakalanma durumlarından başka tutuklanamaz, suçlanmasının edilemez, hakkında mahkemece idari ceza uygulanamaz, üzeri aranamaz, muayene edilemez.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin başkan yardımcısı, suçüstü yakalanırsa alıkonulabilir. Bu durumda, onu tutan organ, Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcılığına derhal bildirecektir.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Başkanlığında dokunulmazlığına sadece Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcısının talebi üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından iptal edilebilir.
Madde 107. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının Deşarjı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının görevden uzaklaştırılması teşebbüsü Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının ağır suç işlemesi halinde Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin girişimiyle, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesinin 30 gün içinde vereceği görüş üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi sunulabilir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı 95 milletvekilinin çoğunluğu tarafından kabul edilen bir karar temelinde, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı görevinden alınabilir. Bu karar Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Başkanı tarafından imzalanmıştır. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi bir hafta içinde karar vermeyi başaramazsa, karar yürürlüğe girmez.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını görevden alma kararı, Anayasa Mahkemesi’nin Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne yaptığı itiraz tarihinden itibaren iki ay içinde yapılır. Bu dönemde herhangi bir karar verilmezse, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına karşı suçlama reddedilmiş sayılır.
Madde 108. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının Garantisi
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve ailesi devlet tarafından garanti altına alınmıştır. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve ailesinin güvenliği için özel güvenlik hizmetleri sağlar.
II. Önceden, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçilen Cumhurbaşkanının güvence kuralları Anayasa ile belirlenir.
Madde 108.1. Azerbaycan Cumhuriyeti Birinci Başkan Yardımcısının Garantisi
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ilk Başkan Yardımcısı ve ailesi devlet tarafından garanti altına alınmıştır. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının ve onun ailesinin Birinci Başkan Yardımcısının güvenliği için özel güvenlik hizmetleri sağlar.
Madde 109. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının Yetkileri
Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı:
1) Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne seçimleri atar;
2) Azerbaycan Cumhuriyeti’nin devlet bütçesini Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisine onay için sunmak;
3) devlet ekonomik ve sosyal programlarını onaylar;
4) Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı’nın, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin rızasıyla atar; Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı reddeder;
5) Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu üyelerini atama ve görevden alma; gerekli durumlarda Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu toplantılarına başkanlık etmek;
6) Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’nun istifasına karar verir;
7) Azerbaycan Cumhuriyeti devlet bütçesinde yürütme yetkisi için öngörülen harcamaların sınırları dahilinde merkezi ve yerel yürütme organlarını kurar;
8) Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Bakanlar Kurulu ve Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Bakanlar Kurulu kararları, merkezi ve yerel icra makamları;
9) Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi ve Azerbaycan Cumhuriyeti Temyiz Mahkemelerinin görevlendirilmesi ile ilgili olarak Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne; Azerbaycan Cumhuriyeti diğer mahkemelerinin yargıçlarını atar; Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhuriyet Savcılığını Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin rızasıyla atar ve görevden alır;
10) Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne Azerbaycan Cumhuriyeti Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyelerinin atanması ve görevden alınması; Azerbaycan Cumhuriyeti Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyelerini Azerbaycan Cumhuriyeti Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyeleri arasından seçer;
11) Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Milli Meclise onay için Azerbaycan Cumhuriyeti askeri doktrinini sunmak;
12) Azerbaycan Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri’nin yüksek komuta kadrosunu atamak ve görevden almak;
13) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İdaresini düzenler ve başını atar;
14) Azerbaycan Cumhuriyeti İnsan Hakları Komiseri seçiminde Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisine teslim edilir;
15) Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yabancı ülkelerde ve uluslararası örgütlerde diplomatik misyonlarının kurulması, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yabancı ülkelerde ve uluslararası örgütlerde diplomatik temsilcilerinin görevlendirilmesi ve çağrılması;
16) yabancı devletlerin diplomatik temsilcilerinin kimlik bilgilerini ve ödeneklerini kabul eder;
17) hükümetler arası uluslararası anlaşmaları sonuçlandırır, Azerbaycan Cumhuriyeti yasaları dışında Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne onay ve iptal için kurallar sağlayan devletlerarası ve hükümetlerarası anlaşmaları sunar; onayları imzalamak;
18) Bir referandum atamak;
19) yasaları imzalamak ve yayınlamak;
20) vatandaşlık sorunlarını çözme;
21) siyasi iltica sorunlarını çözer;
22) pardon;
23) ödüller devlet ödülleri;
(24) Daha yüksek askeri ve daha yüksek özel dereceler sağlayın;
25) genel ve kısmi seferberliğin yanı sıra seferberlik için seferberlik çağrılarını duyurur;
26) Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşlarının askerlik hizmetine alınmasına ve askerlik hizmetinde görevli askerlerin emekli olmasına karar vermek;
27) Azerbaycan Cumhuriyeti Güvenlik Konseyi’ni kurar;
28) Azerbaycan Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri’nin atanması ile ilgili olmayan görevlerin yerine getirilmesinde Silahlı Kuvvetlerin müdahil olması ile ilgili olarak Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne;
29) olağanüstü hal ve sıkıyönetim ilan eder;
30) Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin rızasıyla savaşı ilan eder;
31) Azerbaycan Cumhuriyeti devlet bütçesinde bu amaçlarla sağlanan harcamalar çerçevesinde özel güvenlik hizmetleri tesis eder;
32) Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi ve yargısının yetkisi ile ilgili olmayan diğer hususları bu Anayasa ile çözer.
Madde 110. Kanunların imzalanması
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, yasaları teslim tarihinden itibaren 56 gün içinde imzalar. Kanun, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın itirazını artırırsa, kanunu imzalayıp, kendi itirazları ile belirtilen süre içerisinde Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisine geri gönderemez.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmadıkça anayasal kanunlar yürürlüğe girmez. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından çoğunluk oyu ile 95 oydan fazla kabul edilen ve 63 oy çoğunluğuyla yeniden oylanan ve 83 oy çoğunluğuyla kabul edilen kanunlar, tekrarlanan oylamadan sonra yürürlüğe girecek.
Madde 110.1. Hükümetler arası ve hükümetler arası anlaşmalara girme hakkı verilmesi
Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, hükümetlerarası ve hükümetlerarası uluslararası anlaşmaları, başkan yardımcısına, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu üyelerine ve Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından atanan diğer kişilere devretme hakkını devredebilir.
Madde 111. Sıkıyönetim Deklarasyonu
Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Azerbaycan Cumhuriyeti ülkesinin bir kısmı fiilen işgal edildiğinde, yabancı devlet veya devletler Azerbaycan Cumhuriyetine savaş ilan ettiğinde, Azerbaycan Cumhuriyetine karşı gerçek silahlı saldırı tehlikesi ortaya çıktığında, Azerbaycan Cumhuriyeti ülkesi ablukaya alındığı ve bu tür abluka için gerçek tehlike olduğunda Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında ve veya ayrı ayrı bölgelerinde sıkıyönetim ilan eder ve bu hususta fermanı 24 saat içinde Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin onayına sunar.
Madde 112. Acil durumun uygulanması
Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı doğal afetler, salgın hastalıklar, büyük ekolojik ve diğer afetlerin gerçekleşmesi halinde ve aynı zamanda Azerbaycan Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünün bozulmasına, devlete karşı isyan veya darbe amaçlayan hareketler edildiğinde, şiddete dayanan kitlesel karışıklık ve vatandaşların hayatı ve güvenliği yahut devlet kurumlarının normal işleyişi için tehlike yaratan diğer karışıklıklar ortaya çıktığında Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ayrı ayrı bölgelerinde olağanüstü hal ilan eder ve bu konuda çıkardığı fermanı 24 saat içinde Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin onayına sunar.
Madde 113. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın İşleri
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, genel kuralları belirlerken, diğer konulardaki kararnameleri ve emirleri kabul eder.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının ferman ve emirleri, başka bir usul öngörülmemişse yayınlandıkları günden yürürlüğe girer.
Madde 114. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’nun Statüsü
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, icra yetkilerini yerine getirmek amacıyla Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’nu kuracaktır.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Bakanlar Kurulu, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının en üst düzey idari organıdır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına tabidir ve kendisine karşı sorumludur.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun çalışma usulü Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir.
Madde 115. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun Oluşumu
Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun terkibine Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı, onun yardımcıları, bakanlar ve diğer merkezi yürütme organlarının başkanlarından oluşur.
Madde 116. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun İstifaları
Yeni seçilen Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı görevini ve yetkilerini kullanmaya başladığı gün Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına istifasını sunar.
Madde 117. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Toplantıları
Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Bakanlar Kurulu toplantıları, kural olarak, Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı’na başkanlık eder.
Madde 118. Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı tayin usulü
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin onayı ile atanır.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakan adayı hakkında teklifi Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı onun görevine başladığı günden itibaren bir ay veya Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun istifasından günden iki hafta içinde en geç Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclis’e teklif eder.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakan adayı hakkındaki kararını adayın sunulduğu günden geç bir hafta içinde kabul eder. Gösterilen kural uyulmaz veya Cumhurbaşkanının sunduğu adayların Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanlık görevine atanması üç kez reddedilirse, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin onayı olmadan belirleyebilir.
Madde 119. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun Yetkileri
Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu:
Azerbaijan Azerbaycan Cumhuriyeti’nin taslak devlet bütçesini hazırlar ve Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na sunar;
Republic Azerbaycan Cumhuriyeti devlet bütçesinin uygulanmasını sağlar;
-Finansal kredi ve para politikasının uygulanmasını sağlar;
Economic Devlet ekonomik programlarının uygulanmasını sağlar;
Social Devlet sosyal güvenlik programlarının uygulanmasını sağlar;
• bakanlıklara ve diğer merkezi yürütme organlarına başkanlık eder, fiillerini ortadan kaldırır;
Azerbaijan Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yetkililerine emanet ettiği diğer konuları çözer.
Madde 120. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’nun Faaliyetleri
I. Genel kuralları belirlerken, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararnameleri ve diğer emirleri verir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Kararı ve Emirlerinde aksi belirtilmedikçe, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 121. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu üyeliğine adaylar için şartlar.
Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı, Başbakan Yardımcısı, bakan, diğer merkezi yürütme organı başkanı görevine seçilme hakkına sahip, yüksek eğitimli, başka devletler karşısında yükümlülüğü olmayan Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşı atanır.
Madde 122. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu üyelerine yönelik şartlar
Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı, onun yardımcıları, bakanlar, diğer merkezi yürütme organları yöneticileri hiçbir seçimli veya amaçlı görev alamazlar, bilimsel, pedagojik ve yaratıcılık faaliyeti dışında hiç bir özel teşebbüs, ticari ve diğer ücretli faaliyetle meşgul olamazlar, vazife maaşından, bilimsel, pedagojik ve yaratıcı aktivitelerin yanı sıra.
Madde 123. Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı’nın Bağışıklığı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanının görev süresi boyunca kimliği dokunulmaz olacaktır.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı, cezai takibatlar haricinde yargılanamaz, dava açılmamalı, idari başvuruları kendisine uygulanamaz, arama veya şahsi denetime konu olamaz.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı, suçüstü yakalanırsa gözaltına alınabilir. Bu durumda, onu tutan organ, Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcılığına derhal bildirecektir.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı’nın dokunulmazlığı, sadece Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhuriyet Başsavcısı’nın ibrazı üzerine feshedilebilir.
Madde 124.
I. Yürütme yetkisi, yerel icra organlarının başkanları tarafından kullanılır.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının görevinden yürütme yetkisi başkanları tayin ve görevden alma.
III. Yerel idarelerin yetkileri Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir.
Bölüm 7. Yargı gücü
Madde 125. Yargı Gücünün Uygulanması
I. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde yargı yetkisi, mahkemeler tarafından yalnızca adalet tarafından kullanılacaktır.
II. Yargı hakimiyeti Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesi, Azerbaycan Cumhuriyeti istinaf mahkemeleri, Azerbaycan Cumhuriyetinin genel mahkemeleri ve diğer uzmanlık mahkemeleri kullanır.
III. Yargı yetkisi, anayasa, medeni hukuk ve ceza yargılama usulleri aracılığıyla ve yasalarca öngörülen diğer yöntemlerle uygulanacaktır.
IV. Azerbaycan Cumhuriyet Savcılığı ve savunma tarafı ceza yargılamalarına katılır.
V. Mahkeme ve mahkeme işlemlerinin kuralları kanunla belirlenir.
VI. Belirsiz yasal hukuk yollarının tanıtılması ve mahkemelerin yetkilerinin değiştirilmesi için olağanüstü mahkemelerin kurulması yasaktır.
VII. Yargılama işlemleri gerçeğin bulunduğundan emin olmalıdır.
Madde 126. Hakem Adaylarına İlişkin Şartlar
I. Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşları, seçimlere katılmaya hak kazanan, 5 yılı aşkın süredir yüksek hukuk uzmanlığı alanında çalışmış ve hukuk eğitimi almışlardır.
II. Hakimler hiçbir seçimli amaçlı görev alamazlar, bilimsel, pedagojik ve yaratıcılık faaliyeti dışında hiç bir özel teşebbüs, ticari ve diğer ücretli faaliyetle uğraşamazlar, siyasi faaliyetlerde bulunamaz ve siyasi partilere üye olamazlar, vazife maaşından, ayrıca bilimsel, pedagojik ve sanat faaliyetlerinin karşılığı aldıkları ücretten başka ücret alamazlar.
Madde 127. Yargıçların bağımsızlığı, adalet yönetiminin temel ilke ve koşulları
I. Hakimler bağımsızdır, Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına tabidirler ve görev süreleri boyunca geri dönülemezler.
II. Hakimler, adil bir şekilde, tarafların eşitliğine, gerçeklere ve yasaya göre tarafsızdır.
III. Herhangi bir kişinin yargılamada herhangi bir doğrudan veya dolaylı kısıtlama, herhangi bir sebeple yasadışı eylem, gözdağı veya müdahale olması kabul edilemez.
IV. Adalet, kanun ve mahkeme huzurunda eşitlik temelinde uygulanır.
V. Tüm mahkemelerdeki işlemler açıktır.
Mahkemenin, ancak, kamu savcılığının devlet, ticaret veya ticari sırların ifşasına yol açabileceğini veya bireylerin veya aile üyelerinin gizliliğini korumaya ihtiyaç duyduğunu varsaydığı durumlarda, kapalı bir duruşmaya izin verilir.
VI. Kanunla öngörülen durumlar dışında, cezai takibat durumunda mahkeme işlemleri yapılmasına izin verilmemektedir.
VII. Mahkeme işlemleri, çatışma ilkesine dayanmaktadır.
VIII. Yargılamanın herhangi bir aşamasında, herkesin savunma hakkı garanti edilir.
IX. Adalet masumiyet karinesine dayanır.
X. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde adli işlemler, Azerbaycan Cumhuriyeti devlet dilinde veya ilgili nüfusun nüfusun çoğunluğunun dilinde yürütülecektir. Davaya katılan fakat yargılamanın yapıldığı dili bilmeyen şahısların dava içeriğini tam olarak öğrenebilmesi için yargılamaya tercüman aracılığıyla katılması ve mahkemede anadilinde konuşma hakkı sağlanır.
Madde 128. Yargıçların dokunulmazlığı
I. Hakimler dokunulmazdır.
II. Yargıç, sadece kanunda öngörülen şekilde cezai sorumluluğa tabi olabilir.
III. Hakimlerin yetkileri ancak kanunla öngörülen gerekçelere ve kurallara uygun olarak sonlandırılabilir.
IV. Yargıç görevden uzaklaştırılması teşebbüsünü hakimler cinayet işlediğinde Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesinin görüş üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi karşısında ileri sürülebilir. İlgili görüş, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın talebi üzerine 30 gün içinde Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesine sunulmalıdır.
V. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesi ve Azerbaycan Cumhuriyeti İktisat Mahkemesi hakimlerinin görevden uzaklaştırılması hakkında karar Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinde 83 oy çokluğu ile kabul edilir; Diğer yargıçların görevden alınması kararı, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisindeki oyların çoğunluğuyla yapılacaktır.
Madde 129. Mahkeme Kararları ve Yürütme
I. Mahkeme tarafından alınan kararlar Devletten kaldırılmıştır ve bunların uygulanması bağlayıcıdır.
II. Mahkeme kararının yerine getirilmemesi yasal bir yükümlülük gerektirir.
III. Mahkeme kararı, yasa ve kanıtlara dayanmalıdır.
Madde 130. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi 9 hakimlerden oluşmaktadır.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi yargıçları Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın sunumu üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından atanır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesinin, Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcılığının, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisinin talebi üzerine aşağıdaki meseleleri çözer:
1) Azerbaycan Cumhuriyeti kanunlarının, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının ferman ve emirlerinin, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin kararlarının, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun karar ve emirlerinin, merkezi yürütme organlarının düzenleyici işlemlerinin Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına uygunluğu;
2) Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kararnamelerinin, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararlarının, merkezi yürütme organlarının normatif yasal işlemlerinin Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına uygunluğu;
3) Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararlarının, merkezi yürütme organlarının normatif yasal işlemlerinin Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kararnamelerine uygunluğu;
4) Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi’nin kararlarının, yasaların öngördüğü hallerde Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası ve yasaları ile uyumu;
5) Belediye işlemlerinin Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına, Azerbaycan Cumhuriyeti kanunlarına, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının fermanlarına, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararlarına (Nahçıvan Özerk Cumhuriyetinde aynı zamanda Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Anayasasına, kanunlarına, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararlarına) uygunluğu;
6) Azerbaycan Cumhuriyeti’nin devletlerarası anlaşmalarının Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına uygunluğu; Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümetler Arası Sözleşmelerin Anayasa ve Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına uygunluğu;
7) Anayasa’nın uygunluğu, Nahçivan Özerk Cumhuriyeti yasaları, Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Kurulu kararları ve Bakanlar Kurulunun Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına ilişkin kararları; Nahçivan Özerk Cumhuriyeti yasalarının, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Bakanlar Kurulu’nun Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına uygunluğu; Nahcivan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararlarının Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kararları ve Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararlarına uygunluğu;
8) yetkilerin yasama, yürütme ve yargı yetkileri arasında dağıtımı konusunda anlaşmazlıklar.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, Azerbaycan Cumhuriyeti Ali Mahkemesinin, Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcılığının, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisinin talebi üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasını ve kanunlarını yorumlar.
V. Herkes, hak ve özgürlüklerini ihlal eden yasama ve yürütme organlarının normatif düzenlemelerinden, belediye ve mahkeme düzenlemelerinden kanunla belirlenmiş şekilde bu maddenin III bölümünün 1-7 nci bentlerinde belirtilen konuların Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi tarafından çözülmesi için Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’ne bozulmuş İnsan hakları ve özgürlüklerinin restorasyonu için bir şikayette bulunabilir.
VI. Azerbaycan Cumhuriyeti kanunları ile belirlenmiş şekilde mahkemeler insan hak ve özgürlüklerinin kullanımı ile ilgili olan Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasının ve kanunlarının şerh edilmesi için Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilirler.
VII. Azerbaycan Cumhuriyetinin İnsan Hakları Sorumlusu, insan hak ve özgürlüklerini ihlal eden yasama ve yürütme organlarının normatif düzenlemelerinden, belediye ve mahkeme düzenlemelerinden kanunla belirlenmiş şekilde bu maddenin III bölümünün 1-7 nci bentlerinde belirtilen konuların Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi tarafından çözülmesi için Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemeye talepte bulunabilir.
VIII. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, bu Anayasa ile öngörülen diğer yetkileri kullanır.
IX. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, kendi yetkisi dahilindeki konularda kararlar alır. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin kararı, Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında zorlanır. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi kararları yayınlanmalıdır.
X. Kanunlar ve diğer düzenlemeler, ya da onların ayrı ayrı hükümleri, Azerbaycan Cumhuriyetinin hükümetler arası anlaşmaları Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin kararında belirlenmiş sürede yürürlükten kalkar; Azerbaycan Cumhuriyeti’nin devletlerarası antlaşmaları yürürlüğe girmemektedir.
Madde 131. Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi, genel ve ihtisas mahkemelerinin takibatı ile ilgili hukuki, cezai ve diğer davalar için en yüksek yargı organıdır; cassation’da adaleti uygular; Mahkemelerin uygulamaları ile ilgili konularda açıklamalar sağlar.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi Yargıçları Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın sunumu üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından atanır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi kararları yayınlanmalıdır.
Madde 132. Azerbaycan Cumhuriyeti Temyiz Mahkemeleri
I. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin temyiz mahkemeleri, yargı yetkisine sahip oldukları durumlarda daha yüksek mahkemelerdir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin temyiz mahkemelerinin yargıçları, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın sunumuyla Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından atanacaktır.
Madde 133. Azerbaycan Cumhuriyeti Savcılığı
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhuriyet Savcılığı, yasaların usulüne uygun olarak ve yasada öngörülen hallerde uygulanmasını denetler; Kanunla öngörülen hallerde cezai takibat başlayacak ve soruşturulacaktır; mahkemede savcılığa karşı savunma yapar; mahkemede dava açılması; mahkeme kararlarına karşı protesto.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhuriyet Savcılığı, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhuriyet Başsavcısı’na toprak ve ihtisas savcılarının tayin edilmesine dayanan tek bir merkezi organdır.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcısı, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin rızasıyla görevlendirir ve görevden alır.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcı yardımcılarını, uzman prokurorluqlar rehberlik eden savcıları, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti savcısını Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcısının önerisi ile Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı atar ve görevden alır.
V. Arazi ve uzman savcıları Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının onayı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcısı göreve atar ve görevden alır.
Bölüm 8. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti
Madde 134. Nahçıvan Özerk Cumhuriyetinin Durumu
I. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti’nde özerk bir devlettir.
II. Nahcivan Özerk Cumhuriyeti’nin statüsü bu Anayasa ile belirlenir.
III. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bir parçasıdır.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası, kanunları, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının fermanları ve Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun kararları Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ülkesinde bağlayıcıdır.
V. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası ve yasalarına göre Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Kurulu tarafından kabul edilen Özerk Cumhuriyeti Nahçivan Cumhuriyeti Anayasası ve yasaları; Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun kabul ettiği kararlar Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına, kanunlarına, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının fermanlarına, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararlarına aykırı olmamalıdır.
VI. Özerk Cumhuriyeti Nahcivan Cumhuriyeti Anayasası, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisine sunulur ve Anayasa Yasası ile onaylanır.
Madde 135. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nde yetkilerin bölünmesi
I. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nde yasama hakimiyeti Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisi, yürütme hakimiyeti Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, yargı erkini Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti mahkemeleri kullanır.
II. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisi, Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası ve kanunları ile yetkilendirildiği hususların çözümünde, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası, kanunları ve Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı fermanları ile onun yetkisi dahilindeki konuları, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti mahkemeleri ise Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası ve Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına göre.
Madde 136. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin en yüksek yetkilisi
Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin yüce temsilcisi, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Yüce Meclisi’nin başkanıdır.
Madde 137. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin Ali Meclisi
I. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin Ali Meclisi 45 üyeden oluşmaktadır.
II. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Kurulu’nun görev süresi 5 yıldır.
III. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin Yüce Meclisi, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi Başkanı ve onun milletvekillerini seçer ve daimi ve diğer komisyonları düzenler.
Madde 138. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Yüce Meclisi tarafından belirlenen genel kurallar.
I. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Ali Meclisi aşağıdaki genel kuralları belirler:
1) Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Kuruluna Seçimler;
2) vergiler;
3) Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin ekonomik kalkınma yönleri;
4) sosyal güvenlik;
5) çevre koruma;
6) turizm;
7) sağlık, bilim, kültür.
II. Özerk Cumhuriyeti Nahçivan’ın Ali Meclisi, bu Maddede belirtilen konularda yasalar çıkarır.
Madde 139. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Yüce Meclisi tarafından Çözülen Konular
I. Nahcivan Özerk Cumhuriyeti’nin Ali Meclisi aşağıdaki konuları çözmektedir:
1) Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi’nin çalışmalarının örgütlenmesi;
2) Nahçivan Özerk Cumhuriyeti bütçesinin onaylanması;
3) Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin ekonomik ve sosyal programlarının onaylanması;
4) Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Başbakanı’nın atanması ve görevden alınması;
5) Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun Onaylanması;
6) Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’na güven.
II. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Kurulu, bu Maddede belirtilen konularda kararlar alır.
Madde 140. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu
I. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun terkibini Nahcivan Özerk Cumhuriyeti Başbakanının önerisi ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisi onaylar.
II. Nahcivan Özerk Cumhuriyeti Başbakanı, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın önerisi temelinde Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Ali Meclisi tarafından atanır.
III. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu:
Au Özerk cumhuriyet bütçesi taslağını hazırlar ve Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Yüce Meclisine sunar;
Otonom cumhuriyet bütçesini uygular;
Au Özerk cumhuriyetin ekonomik programlarının uygulanmasını sağlar;
Au Özerk cumhuriyetin sosyal programlarının uygulanmasını sağlar;
Azerbaijan Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yetkililerine emanet ettiği diğer konuları çözer.
IV. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, kararnameleri ve emirleri kabul eder.
Madde 141. Nahçivan Özerk Cumhuriyetinde yerel yürütme gücü
Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’ndeki yerel yürütme makamlarının başkanları, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Ali Meclis Başkanı’nın sunulması üzerine Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından atanacaktır.
Dördüncü bölüm. Yerel öz yönetim
9. Bölüm belediyeler
Madde 142. Bireylerde öz yönetimin örgütlenmesi
I. Yerel yönetilen belediyeler.
II. Belediyeler seçimler bazında oluşturulmaktadır.
III. Belediyelerin statüsüne ilişkin gerekçeler bu Anayasa ile belirlenir ve belediye seçimlerinin kuralları kanunla belirlenir.
Madde 143. Belediye İşlerinin Organizasyonu
I. Belediye, faaliyetlerini toplantılar, daimi ve diğer komisyonlarla gerçekleştirir.
II. Belediye oturumları belediye başkanı tarafından çağrılır.
Madde 144. Belediyelerin Yetkileri
I. Aşağıdaki konular belediyelerin toplantılarına göre karara bağlanır:
1) belediye üyelerinin yetkilerinin tanınması, yetkilerinin sona ermesi ve yasaların öngördüğü hallerde yetkilerinin sona ermesi;
2) belediye yönetmeliklerinin onaylanması;
3) belediye başkanının ve milletvekillerinin seçimi, daimi ve diğer komisyonlar;
4) yerel vergi ve ödemelerin belirlenmesi;
5) yerel bütçenin onaylanması ve icrası hakkında raporlar;
6) belediye mülkiyetinin mülkiyeti, kullanımı ve elden çıkarılması;
7) yerel sosyal koruma ve sosyal gelişim programlarının benimsenmesi ve uygulanması;
8) yerel ekonomik kalkınma programlarının kabulü ve uygulanması;
9) yerel çevre programlarının benimsenmesi ve uygulanması.
II. Belediyelere ayrıca yasama ve yürütme makamları tarafından ek yetki verilebilir. Belediyelerin uygulanması için gerekli mali kaynaklar da tahsis edilmelidir. Yasama organı ve yürütme makamları bu yetkilerin kullanılmasından sorumludur.
Madde 145. Belediyelerin Kararları
I. Belediye toplantılarında dikkate alınan konulardaki kararlar alınır.
II. Belediye kararları belediye üyelerinin basit çoğunluğu ile yapılır.
III. Yerel vergiler ve ödemeler hakkındaki kararlar belediye üyelerinin üçte iki çoğunluğu ile alınmaktadır.
Madde 146. Belediyelerin Bağımsızlığının Sağlanması
I. Belediyeler, belediyede yaşayan vatandaşlara karşı sorumluluklarını dışlamayan yetkilerini kullanma konusunda bağımsızdır. Belediye üyelerinin seçimi, feshi veya feshedilmesi ve belediyelerin erken tahliye usulü yasa ile düzenlenir.
II. Belediye yetkililerinin bağımsız olarak uygulanması, Azerbaycan devletinin egemenliğini zayıflatamaz.
III. Devlet belediyelerin faaliyetlerini kontrol eder.
IV. Belediyeler, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisine davalarında ve kanunla öngörülen şekilde rapor verirler.
V. Belediyelerin mahkeme tarafından korunması ve kamu makamlarının kararları sonucunda ortaya çıkan ek masraflar garanti edilecektir.
Madde 146.1. Belediyelerin sorumluluğu
Belediyeler, belediye görevlileriyle birlikte, yasadışı eylemler ve belediye görevlilerinin eylemsizliği nedeniyle insan hakları ve özgürlüklerin neden olduğu zararlar için hukuki sorumluluk taşırlar.
Beşinci bölüm. Hukuk ve hukuk
Bölüm 10. Yasama sistemi
Madde 147. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasının Yasal Gücü
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası, Azerbaycan Cumhuriyeti’nde en yüksek yasal güce sahiptir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası doğrudan yasal güce sahiptir.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yasama sisteminin temelidir.
Madde 148. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yasama sistemine dahil olan eylemler
I. Yasama sistemi aşağıdaki normatif yasal düzenlemelerden oluşmaktadır:
1) Anayasa;
2) referandum tarafından kabul edilen eylemler;
3) yasalar;
4) kararnameler;
5) Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Kararları;
6) merkezi yürütme organlarının normatif eylemleri.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmalar, Azerbaycan Cumhuriyeti hukuk sisteminin ayrılmaz bir parçasıdır.
III. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti’nin Anayasa ve yasaları ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararları yasal güce sahiptir.
IV. Özerk Cumhuriyeti Nahçivan’ın yasama sistemi, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yasama sistemine uygun olmalıdır.
V. Yetkileri kapsamında, yerel icra makamları yasama eylemleriyle çelişmeyen normatif düzenlemeler yapabilirler.
Madde 149. Normatif-yasal düzenlemeler
I. Normatif yasal düzenlemeler hukuk ve adalete (çıkarların eşitliği) dayanmalıdır.
II. Referandum tarafından kabul edilen eylemler sadece yayınlandığında, bunların uygulanması ve yürütülmesi, vatandaşlar, yasama, yürütme ve yargı makamları, tüzel kişiler ve belediyeler için zorunludur.
III. Yasalar Anayasa’ya aykırı olmamalıdır. Bütün vatandaşlar, yasama, yürütme ve yargı makamları, tüzel kişiler ve belediyeler için sadece yayınlanmış yasalar ve düzenlemeler zorunludur.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın kararları, Anayasa’ya ve Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına aykırı olamaz. Bütün vatandaşlar, yürütme makamları ve tüzel kişiler için sadece yayınlanan kararnameler zorunludur.
V. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararları, Anayasa’ya, Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına ve Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kararlarına aykırı değildir. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun kararları sadece vatandaşların, merkezi ve yerel idarelerin ve tüzel kişiliklerin uygulanması ve uygulanması için zorunludur.
VI. Merkezi yürütme organlarının eylemleri, Anayasa’ya, Azerbaycan Cumhuriyeti yasalarına, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kararnamelerine ve Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararlarına aykırı olamaz.
VII. Bireylerin ve tüzel kişilerin hukuki durumlarını iyileştiren, yasal sorumluluğu ortadan kaldıran veya hafifleten normatif yasal düzenlemelerin gücü geriye doğrudur. Diğer normatif yasal eylemlerin gücü geriye doğru değildir.
VIII. Normatif yasal düzenlemeler yayınlanmalıdır. Hiç kimse, yayınlanmamış normatif yasal düzenlemeye bağlı kalmaya zorlanamaz ve bu tür eylemlerin icrasına (uyumsuzluğuna) karşı sorumlu tutulamaz. Normatif yasal işlemlerin yayınlanması kuralı, Anayasa ile belirlenir.
Madde 150. Belediye Elçileri
I. Belediyelerin kabul ettikleri işlemler hukuka ve hak-adalete (eşit menfaatlere eşit muamele) dayanmalı, Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına, kanunlarına, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının fermanlarına, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu kararlarına (Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nde ise aynı zamanda Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Anayasasına, kanunlarına, Nahçivan Özerk Cumhuriyet Bakanlar Kurulu kararları).
II. Belediyenin kabul ettiği düzenlemenin uygulanması ülkesinde yaşayan vatandaşlar ve onun arazisinde yerleşen tüzel kişiler için zorunludur.
Madde 151. Uluslararası eylemlerin yasal gücü
Azerbaycan Cumhuriyeti yasama sistemine dahil olan normatif hukuki düzenlemeler ile (Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası ve referandumla kabul edilen düzenlemeler hariç) Azerbaycan Cumhuriyetinin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar arasında çelişki ortaya çıkarsa, uluslararası anlaşmalar uygulanır.
Bölüm 11. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasında Yapılan Değişiklikler
Madde 152. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasında Yapılacak Değişiklik Usulü
Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası metnindeki değişiklikler sadece referandumla kabul edilebilir.
Madde 153. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasında Yapılacak Değişiklik Önerileri Prosedürü
Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası metninde değişiklik Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi veya Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı teklif edince, önerilen değişikliklere dair önceden Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin reyi alınır.
Madde 154. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin yetkilerinin kısıtlanması
Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, referandumla kabul edilen Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası metninde herhangi bir değişiklik yapamaz.
Madde 155. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına yapılacak değişikliklerin başlatılmasının sınırlandırılması
Bu Anayasanın 1, 2, 6, 7, 8 ve 21’inci Maddelerinde yapılan değişiklikler veya iptaller, Bölüm 3’te belirtilen insani ve sivil hak ve özgürlüklerin sona ermesi veya Cumhuriyetin taraf olduğu uluslararası antlaşmaların öngördüğü tedbirlerden daha kısıtlayıcı bir tedbir önerisi, referanduma sunulamaz.
12. Bölüm Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına Ekler
Madde 156. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına Eklerin Kabulü İçin Usul
I. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası’nda yapılan değişiklikler, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi tarafından Anayasaya uygun olarak 95 oy çoğunluğu ile kabul edilir.
II. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası ile ilgili anayasal kanunlar, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’ne iki kez teslim edilir. İkinci oylama ilkinden altı ay sonra gerçekleşir.
III. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına ilaveler hakkında Anayasa kanunları hem birinci, hem de ikinci oylamadan sonra, bu Anayasada kanunlar için öngörülen şekilde Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının imzasına sunulur.
IV. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası’nda yapılan değişikliklerle ilgili anayasa yasaları, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından ikinci oylamadan sonra imzalandığında yürürlüğe girer.
V. Anayasa yasaları Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasının ayrılmaz bir parçasıdır ve Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasının ana metnine aykırı olmamalıdır.
Madde 157. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası Eklerinin Başlatılması
Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına ilaveler Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı veya Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin en az 63 milletvekili tarafından önerilebilir.
Madde 158. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına yapılacak eklemelerin teklif edilmesi için girişimin kısıtlanması
Bu Anayasa’nın ilk bölümünde yer alan hükümlerle bağlantılı olarak Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasına ilaveler önerilemez.
Geçiş hükümleri
1. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası, referandumla kabul edildikten sonra resmi yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu Anayasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 21 Nisan 1978 tarihinde kabul edilen Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası (Temel Kanun) geçersiz olacaktır.
2. Bu Anayasa’nın yürürlüğe girmesinden önce seçilen Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, bu Anayasa ile Cumhuriyet Başkanına verilen yetkileri kullanır.
3. Bu Anayasanın 101. maddesinin 5. fıkrası, bu Anayasanın kabulünden sonra seçilen Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı için geçerlidir.
4. Azerbaycan Cumhuriyeti Halk Milletvekilleri tarafından kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin yetkileri, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yeni seçilen Milli Meclis’inin ilk günü sona erecektir.
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yeni seçilen Milli Meclisi’nin ilk toplantısı, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin en az 83 milletvekili seçilmesinden bir hafta sonra yapılacaktır. Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi’nin ilk oturumu 31 Mayıs 1996’da devam ediyor.
1995 Ağustos 15-de kabul edilmiş “Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi seçimleri hakkında» Azerbaycan Cumhuriyeti Kanununun 85’inci maddesi bu Kanun uyarınca seçilmiş Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisinin birinci çağrısının yetkileri bitenedek yürürlüktedir.
5. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, bu Anayasa’nın yürürlüğe girmesinden bu yana Anayasa’da tanımlanan yetkileri kullanır.
6. Bu Anayasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, Azerbaycan Cumhuriyeti Halk Meclisi Sovyetlerinin yetkileri sona erdirilecektir.
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Azerbaycan Cumhuriyeti milletvekillerinin yerel Sovyet halkının yetkileri, yerel yürütme organları tarafından kullanılır.
7. Bu Anayasanın yürürlüğe girmesinden sonra, iki yıl içinde yerel özyönetim yasası kabul edilmeli ve belediyelere yapılacak seçimler yapılacaktır.
8. Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında mevcut olan yasalar ve diğer normatif yasal düzenlemeler, mevcut Anayasa’nın kabulüne kadar mevcut Anayasa’ya aykırı olmayan bölümde yürürlükte kalacaktır.
9. Bu Anayasa’nın yürürlüğe girmesinden önce Azerbaycan Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren mahkemeler, bu Anayasa’da tanımlanan yetki ve ilkelere uygun olarak adaleti kullanırlar.
10. Bu Anayasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin hâkimlerin statüsü, yargı sistemi ve yargı reformu ile ilgili mevzuatı kabul edilecek ve Azerbaycan Cumhuriyeti mahkemelerinin hakimleri yeniden atanacaktır.
Hakimlerin tayini ve işten çıkarılması, bu mevzuat yürürlüğe girinceye kadar bu Anayasa’nın yürürlüğe girmesine kadar yürürlükteki mevzuata göre yapılır.
11. Anayasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde, Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Hakkında Kanun kabul edilecek ve Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi oluşturulacaktır. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin bu Anayasa ile öngörülen yetkileri, Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi kuruluncaya kadar kullanılamaz. Bu Anayasanın 130 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının 7. fıkrası tarafından öngörülen konu, Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi tarafından karara bağlanır.
12. Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Tahkim Mahkemesi, bu Anayasa’nın yürürlüğe girdiği günden itibaren Azerbaycan Cumhuriyeti Ekonomi Mahkemesi’ne çağrılacak ve mevcut mevzuatın belirlediği yetkileri kullanacaktır.

Turhan Tufan Yüce

0
Pof. Dr. Turhan Tufan YÜCE

Pof. Dr. Turhan Tufan YÜCE, Atatürk Üniversitesi İşletme Fakültesi öğretim üyesi iken Ege Üniversitesi Senatosu’nun 6 Haziran 1978 tarihli kararı ile Ege Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne naklen atanmıştır.

Bu fakültede 26.10.1978’de göreve başlayan Prof. Dr. Turhan T. YÜCE, 13.03.1979 tarihinde Ceza ve Ceza Yargılama Kürsüsü Başkanlığına, 23.09.1980 tarihinde Adalet Meslek Yüksek Okulu Müdürlüğü’ne ve 21.04.1981 tarihinde de Dekan Yardımcılığına seçilmiştir.

Prof. Dr. Turhan T. YÜCE, 16.04.1981 tarihinde Hukuk Fakültesi Dekanlığı’na seçilmiş ve 17.09.1982 tarihine kadar bu görevini sürdürmüştür.

20.07.1982 tarihinde yürürlüğe giren 41 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 18. madde hükmü ile Hukuk Fakültesinin Dokuz Eylül Üniversitesine bağlanması üzerine Prof. Dr. Turhan T. YÜCE bu yeni Üniversiteye intikal etmiştir.

Dokuz Eylül Hukuk Fakültesinde kamu Hukuku Bölüm Başkanlığı yapan Prof. Dr. Turhan T. YÜCE, 01.02.1987 tarihinde emekli olmuştur.

İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi

0
İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi

İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi

 10 Aralık 1984

Bu Sözleşmeye Taraf Devletler,

Birleşmiş Milletler Antlaşmasında ilan edilen ilkeler uyarınca insanlık ailesinin tüm üyelerinin eşit ve ayrılmaz haklarını tanımanın dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğu anlayışından yola çıkarak, Bu hakların insan kişiliğinin niteliğinde bulunan onurdan kaynaklandığına inanarak,

Birleşmiş Milletler Antlaşmasına Taraf Devletlerin, özellikle Antlaşmanın 55. Maddesi uyarınca insan haklarının ve temel özgürlüklerinin saygı görerek gözetilmesini geliştirme yükümlülüğü üstlendiklerini gözönüne alarak,

Kimsenin işkenceye ya da zalimce, insanlık dışı ya da onur kırıcı bir davranış ya da cezaya uğrayamayacağını hükme bağlayan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 5. Maddesiyle Kişisel veya Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesinin 7. Maddesini anımsayarak,

Aynı zamanda 9 Aralık 1975 tarihinde Genel kurulca kabul edilmiş olan bildirgeyi de gözönünde bulundurarak, tüm dünya işkence ve öteki zalimce, insanlık dışı ya da onur kırıcı davranış ya da cezaya karşı daha etkin bir savaş vermek isteyerek, aşağıdaki hükümlerde uzlaşmıştır:

BÖLÜM I

Madde 1

  1.  Bu Sözleşmenin amaçları bakımından, “işkence” terimi, bir kimseye kendisinden ya da üçüncü bir kişiden bir bilgi ya da bir itiraf sağlamak, kendisinin ya da üçüncü bir kişinin işlediği ya da işlediğinden kuşku duyulan bir eylemden ötürü onu cezalandırmak, kendisine ya da üçüncü bir kişiye gözdağı vermek ya da onları zorlamak amacıyla ya da herhangi bir ayrımcılığa dayalı bir nedenle bir resmi görevli ya da resmi sıfatla davranan bir başkası tarafından ya da onun kışkırtması ya da oluru ya da izniyle bilerek maddi ya da bağlantılı olarak sadece yasal yaptırımlardan doğan acı ya da eziyet işkence sayılmaz.
  2.  Bu madde, daha kapsamlı bir uygulamayı içeren ya da içerebilecek olan uluslararası bir belge ya da bir ulusal düzenlemeyi zedelemez.

Madde 2

  1.  Taraf Devlet, yargı yetkisi içindeki herhangi bir ülkede işkence eylemini önlemek üzere etkin yasal, yönetsel, yargısal ya da öteki önlemleri alır.
  2.  İster bir savaş durumu ya da bir savaş tehdidi, ister iç siyasal karışıklık, ister bir başka olağanüstü durum sözkonusu olsun, hiçbir ayrıksı durum işkenceyi haklı gösteremez.
  3.  Bir üstten ya da bir makamdan alınan emir, işkencenin gerekçesi olamaz.

Madde 3

  1.  Bir Taraf Devlet, bir kimseyi, işkenceye uğrama tehlikesi olduğu yolunda sağlam gerekçelerin bulunduğu bir başka Devlete süremez, gönderemez ya da geri veremez.
  2.  Bu gibi gerekçelerin bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla yetkili makamlar, olanaklıysa, ilgili Devlette insan haklarının geniş ölçüde, belirgin biçimde ya da sık sık çiğnendiği sürekli bir durumun bulunup bulunmadığı dahil tüm ilgili gerekçeleri gözönüne alır.

Madde 4

  1.  Taraf her Devlet, tüm işkence eylemlerinin ceza yasasına göre suç sayılmasını sağlar. Bunun yanında, işkenceye kalkışan ve işkenceye ilişkin olan ya da katılan bir kimsenin eylemi de suç sayılır.
  2.  Taraf her Devlet, bu suçların ağırlık derecesine göre cezalandırılmasını sağlar.

Madde 5

  1.  Taraf her Devlet,
  2.  Bu suçlar kendi yargı yetkisi içindeki bir ülkede ya da bu Devlete kayıtlı bir deniz ya da hava aracından işlendiğinde,
  3.  Bu suç sanığı bu Devletin uyruğu olduğunda,
  4.  Bu Devlet uygun görürse, işkenceye uğrayan kimse kendi uyruğu olduğunda,
  5.  Maddede değinilen suçlar üzerinde yargı yetkisini kullanmak üzere gerekli önlemleri alır.
  6.  Taraf her Devlet, aynı zamanda, bu suç sanığını kendi yargı yetkisi içindeki bir ülkede bulunduğu ve onu bu Maddenin 1. fıkrasında sözügeçen Devletlerden herhangi birine 8. Madde uyarınca geri vermediği durumlarda bu tür suçlar üzerinde yargı yetkisini kullanmak üzere gerekli olan önlemleri de alır.
  7.  Bu Sözleşme, iç hukuk uyarınca ceza alanında kullanılan tüm yargı yetkisini kapsar.

Madde 6

  1.  Bir Taraf Devlet, eldeki bilgilerin incelenmesinden sonra, ülkesinde 4. Maddede sözü edilen suçu işlediği ileri sürülen bir kimsenin bulunduğuna inandığında, onu yakalar ya da gözaltında bulunmasını sağlamak üzere başka yasal önlemlere başvurur.  Yakalama ve öteki yasal önlemler, bu Devletin yasalarına göre olur. Ancak bu durum, bir ceza kovuşturması ya da geri verme işleminin gerektirdiği sürece uygulanır.
  2.  Bu Devlet, hemen bir ilk soruşturmaya girişir.
  3.  Bu maddenin 1. fıkrasına göre gözaltında bulunan bir kimsenin, uyruğunda bulunduğu Devletin en yakın uygun temsilcisiyle ya da devleti yoksa, genellikle oturduğu Devletin temsilcisiyle hemen ilişki kurması sağlanır.
  4.  Bir Devlet, bu madde uyarınca bir kimseyi gözaltına aldığında, 5. Maddenin 1. fıkrasında anılan Devletlere, böyle bir kimsenin gözaltında olduğunu duyurarak tutuklanmasını haklı gösteren koşullar konusunda hemen bilgi verir. Bu Maddenin 2. fıkrasında öngörülen ilk soruşturmayı yapan Devlet, zaman geçirmeksizin bulgularını adı geçen Devletlere bildirerek yargı yetkisini kullanmak amacında olup olmadığını duyurur.

Madde 7

  1.  Yargı yetkisi içindeki bir ülkede 4. Maddede anılan bir suçu işlediği ileri sürülen bir kimsenin bulunduğu bir Taraf Devlet, 5. Maddede öngörülen durumlarda, onu geri vermeyecek olursa, kovuşturma amacıyla durumu yetkili makamlara sunar.
  2.  Bu makamlar, bu Devletin yasalarına göre ağır nitelikteki herhangi bir adı suç durumunda olduğu gibi karar alır. 5. Maddenin 2. fıkrasında anılan durumlarda, kovuşturma ve hüküm vermek için gereken kanıt ölçüleri hiçbir biçimde 5. Maddenin 1. fıkrasında değinilen durumlarda uygulanan ölçülerden daha düşük olamaz.
  3.   4. Maddede değinilen herhangi bir suça ilişkin olarak hakkında işlem yapılan bir kimseye, bu işlemlerin her aşamasında adil bir davranış sağlanır.

Madde 8

  1.   4. Maddede anılan suçlar, Taraf Devletler arasında yürürlükte olan suçluların geri verilmesi anlaşmasında suçlusu geri verilebilir suçlar olarak yer almış sayılır. Taraf Devletler, suçluların geri verilmesi konusunda aralarında yapacakları her anlaşmada, bu tür suçları suçlusu geri verilebilir suç saymayı üstlenir.
  2.  Suçluların geri verilmesini bir anlaşmanın varlığı koşuluna bağlayan bir Taraf Devlet, kendisiyle geri verme anlaşması bulunmayan bir Başka Taraf Devletten böyle bir istek alırsa, bu Sözleşmeyi, bu gibi suçlar bakımından geri vermenin yasal temeli sayılabilir. Suçluların geri verilmesi, kendisinden istekte bulunulan devletin yasalarında öngörülen öteki koşullara bağlıdır.
  3.  Suçluların geri verilmesini bir anlaşmanın varlığı koşuluna bağlamış olan Taraf Devletler, kendisinden istekte bulunulan Devletin yasaları tarafından öngörülen koşullara bağlı olmak üzere bu gibi suçları aralarında suçlusu geri verilebilir suç sayarlar.
  4.  Taraf Devletler arasında suçluların geri verilmesi amacıyla, bu gibi suçlar, sadece işlendiği yerde değil, 5. Maddenin 1. fıkrası uyarınca yargı yetkisini kullanması istenen Devletlerin ülkesinde de işlenmiş gibi işlem görür.

Madde 9

  1.  Taraf Devletler, 4. Maddede anılan suçlardan herhangi biri için açılan ceza kovuşturması sırasında, kovuşturma için gereken tüm kanıtların elde bulunmasını sağlamak dahil, birbirlerine her türlü yardımı yaparlar.
  2.  Taraf Devletler, bu Maddenin 1. fıkrasına göre yükümlülüklerini, aralarında yapabilecekleri karşılıklı yardım anlaşmaları uyarınca yerine getirirler.

Madde 10

  1.  Taraf her Devlet, yakalanan, tutuklanan ya da hapse konulan bir kimsenin gözaltında bulundurulması, sorgulanması ya da uğrayacağı davranışlarla ilgili olabilecek yasa uygulayıcısı, sivil ya da askeri personelle tıp personeli, resmi görevliler ve öteki görevlilerin yetiştirilmesinde işkence yasağına ilişkin eğitim ve bilgilerin tam anlamıyla yer almasını sağlar.
  2.  Taraf her Devlet, anılan kimselerin ödev ve görevleri konusunda konmuş kural ve yönergelerde bu yasağa yer verir.

Madde 11

            Taraf her Devlet, herhangi bir işkence uygulanmasını önlemek üzere yargı yetkisi içindeki bir ülkede herhangi bir biçimde yakalanan, tutuklanan ya da hapse konan kimselerin nasıl gözaltına alınacağı ve bunlara nasıl davranılacağı konusundaki düzenlemelerle sorgulama kural, yönerge, yöntem ve uygulamalarını sistemli olarak gözden geçirir.

Madde 12

            Taraf her Devlet, yargı yetkisi içindeki bir ülkede bir işkence eyleminin işlenmiş olduğuna inanmak için yeterli gerekçe bulunduğunda, yetkili makamlarının en kısa sürede ve yansız bir soruşturma yapmasını sağlar.

Madde 13

            Taraf her Devlet, yargı yetkisi içindeki herhangi bir ülkede işkenceye uğradığını ileri süren bir kimseye, yetkili makamlarına şikayette bulunma ve durumunun bu makamlarca en kısa sürede ve yansız olarak incelenmesini isteme hakkı tanır. Şikayetçi ve tanıkların, şikayetleri ya da gösterecekleri kanıtlardan ötürü tüm kötü davranışlara ya da gözdağına karşı korunmalarını sağlar.

Madde 14

  1.  Taraf her Devlet, yasal sistemi içinde, işkenceye uğrayan birinin olanaklar ölçüsünde tam iyileşmesini sağlama yolları dahil, zararının giderilmesini ve adil ve yeterli bir zorunlu tazminat hakkına sahip olmasını sağlar. İşkenceye uğrayanın bu eylem sonucu ölümü halinde, geçiminden sorumlu oldukları kimseler bu tazminata hak kazanır.
  2.  Bu Sözleşme hükümleri, işkenceye uğrayanın ya da öteki kimselerin ulusal yasalarına göre sahip olabilecekleri giderim hakkını etkilemez.

Madde 15

            Taraf her Devlet, işkence sonucu verilmiş olduğu anlaşılan bir ifadenin, bu ifadenin verildiğine bir belge olmak üzere işkenceden suçlanan bir kimseye karşı olması dışında, herhangi bir kovuşturmada bir kanıt olarak kullanılmamasını sağlar.

Madde 16

  1.  Taraf her Devlet, yargı yetkisi içinde bulunan bir ülkede, bir resmi görevli ya da resmi sıfatla davranan bir başkası tarafından ya da onun kışkırtması ya da oluru ya da kabulüyle işlenmesi durumunda 1. Maddede tanımlanmış işkence ölçüsünde olmayan başka zalimce, insanlık dışı ya da onur kırıcı davranış ya da cezayı da önlemeyi üstlenir. Özellikle 10, 11, 12 ve 13. Maddelerde yeralan yükümlülüklerini; işkenceye ilişkin hükümleri öteki zalimce, insanlık dışı ya da onur kırıcı davranış ya da cezaya ilişkin sayacak biçimde uygular.
  2.  Bu Sözleşmenin hükümleri, zalimce, insanlıkdışı yada onur kırıcı davranış ya da cezayı yasaklayan ya da suçluların geri verilmesi ya da sınır dışı edilmesine ilişkin öteki uluslararası belgelerin ya da ulusal yasaların hükümlerini zedelemez.

BÖLÜM II

Madde 17

  1.  Aşağıda öngörülen görevleri yerine getirmek üzere (bundan böyle Komite olarak anılacak olan) bir İşkenceye Karşı Komite kurulur. Bu Komite, yüksek ahlak kişiliği ve insan hakları alanındaki yeterliğiyle tanınmış ve kendi adlarına hizmet verecek olan on uzmandan oluşur. Uzmanlar, Taraf Devletlerce, hakça bir coğrafi dağılım ve hukuksal deneyimi olan kimi kişilerin katılmasını sağlayacak biçimde seçilir.
  2.  Komite üyelerinin seçimi, Taraf Devletlerce aday gösterilen kişiler arasından gizli oyla yapılır. Taraf olan her Devlet, kendi uyrukları arasından bir kişiyi aday gösterebilir. Taraf Devlet, kendi uyrukları arasından bir kişiyi aday gösterebilir. Taraf Devletler, aynı zamanda Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi uyarınca kurulan İnsan Hakları Komitesi Üyesi bulunan ve İşkenceye Karşı Komitede çalışmaya istekli olan kişileri aday göstermelerinin yararlı olacağını gözönüne alır.
  3.  Komite üyelerinin seçimleri, Taraf Devletlerin iki yılda bir Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından çağrısı yapılan toplantılarında olur. Taraf Devletlerin üçte ikisinin yeter sayıyı oluşturduğu bu toplantılarda hazır bulunan ve oy veren temsilcilerin oylarından en çoğunu alan ve salt çoğunluğu sağlayanlar Komiteye seçilir.
  4.  İlk seçim, bu Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki altı ay içinde yapılır. Her seçim tarihinden en az dört ay önce, Birleşmiş milletler Genel Sekreteri, Taraf Devletlere, üç ay içinde adaylarını sunmaya çağıran bir yazı gönderir. Genel Sekreter, bu yolla gösterilmiş tüm adayların, kendilerini aday gösteren Taraf Devletleri de belirten alfabetik bir listesini hazırlayarak Taraf Devletlere sunar.
  5.  Komite üyeleri dört yıllık bir süre için seçilir. Aday gösterildiklerinde yeniden seçilebilirler. Bununla birlikte, ilk seçimde seçilmiş üyelerden beşinin süresi iki yılın sonunda sona erer. İlk seçimden hemen sonra bu beş üyenin adları, bu maddenin 3. fıkrasında değinilen toplantının başkanı tarafından ad çekmeyle belirlenir.
  6.  Bir Komite üyesinin ölümü ya da çekilmesi durumlarında ya da başka bir nedenle komite görevini yerine getirmediği durumlarda, onu aday göstermiş olan Taraf Devlet, Taraf Devletlerin çoğunluğunun onayına bağlı olmak ve ayrılan üyenin süresini tamamlamak üzere kendi vatandaşları arasından bir başka uzman atar. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından önerilen atamanın bildirilmesinden sonraki altı hafta içinde Taraf Devletlerin yarısından ya da çoğunluğunun olumsuz yanıt alınmadıkça sözkonusu onay verilmiş sayılır.
  7.  Taraf Devletler, Komite üyelerinin, Komite görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki giderlerini üstlenir.

Madde 18

  1.  Komite, görevlilerini iki yıllık bir süre için seçer. Bunlar yeniden seçilebilir.
  2.  Komite kendi çalışma kurallarını belirler, ancak bu kurallar, ötekilerin yanısıra;
  3.  Yeter sayısının altı üyeden oluşmasını,
  4.  Komite kararlarının hazır bulunan üyelerin çoğunluğunun oyuyla alınmasını, öngörür.
  5.  Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Komitenin bu Sözleşmeye göre görevlerini gereğince yerine getirebilmesi için gerekli kurmay personeli ve kolaylıkları sağlar.
  6.  Komitenin ilk toplantısı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin çağrısıyla olur. Komite, ilk toplantısından sonra kendi çalışma kurallarında öngörülen zamanlarda toplanır.
  7.  Taraf Devletler, sağlanan kurmay personel ve öteki kolaylıklar için bu Maddenin 3. fıkrası uyarınca yapılan harcamaların Birleşmiş Milletlerce ödenmesi dahil, Taraf Devletlerin ve Komitenin toplanmasına ilişkin giderlerden sorumludur.

Madde 19

  1.  Taraf Devletler, bu Sözleşmenin kendileri bakımından yürürlüğe girişinden sonraki bir yıl içinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri aracılığıyla Sözleşmeye göre üstlendikleri yükümlülüklere işlerlik kazandırmak üzere almış oldukları önlemler konusunda Komiteye rapor sunar. Taraf Devletler bundan sonra, her dört yılda bir alınan yeni önlemler konusunda rapor vermek zorunda olduğu gibi, Komitenin isteyebileceği bu gibi başka raporlar sunmakla da yükümlüdür.
  2.  Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bu raporları tüm Taraf Devletlere iletir.
  3.  Her rapor, üzerinde uygun gördüğü genel görüşlerini bildirebilecek olan Komite tarafından incelenerek ilgili Taraf Devletlere gönderilir. Bu Taraf Devlet, Komiteye kendi görüşlerini içeren bir yanıt verebilir.
  4.  Komite, 24. Madde uyarınca hazırlanan yıllık raporunda dilerse bu maddenin 3. fıkrası uyarınca kendisi tarafından belirtilmiş görüşlere; bu konuda ilgili Taraf Devletten alınmış görüşlerle birlikte yer vermeye karar verebilir. İlgili Taraf Devletçe istendiğinde, Komite bu maddenin 1. fıkrası uyarınca sunulmuş raporun bir örneğine de yer verebilir.

Madde 20

  1.  Komite, bir Taraf Devletin ülkesinde işkencenin sistemli olarak uygulanmakta olduğu yolunda sağlam gerekçeler içeren güvenilir bilgiler aldığında, bu taraf Devleti bilgilerin incelenmesinde işbirliğine ve bu amaçla ilgili bilgilere ilişkin görüşlerini sunmaya çağırır.
  2.  Komite, elinde bulunan öteki ilgili bilgilerle, İlgili Taraf Devletçe sunulabilecek gözönüne alarak durumun haklı gösterdiğine karar verirse, üyelerden birini ya da bir kaçını gizli bir soruşturma yapmak ve Komiteye ivedi bir rapor sunmak üzere görevlendirebilir.
  3.  Bu maddenin 2. fıkrasına göre bir soruşturma açılırsa Komite, ilgili Devletin işbirliğini ister. Taraf Devletle görüş birliğine varılarak, böyle bir soruşturma o Devletin ülkesine gitmeyi içerebilir.
  4.  Komite, bu maddenin 2. fıkrası uyarınca bir üyesince ya da üyelerince sunulan bulguları inceledikten sonra bu bulguları, durum gerektirdiğinde uygun gördüğü görüş ve tavsiyelerle birlikte ilgili Taraf Devlete iletir.
  5.  Bu maddenin ilk dört fıkrasında tüm Komite işlemleri gizli yapılar ve işlemlerin her aşamasında Taraf Devletin işbirliği istenir. 2. fıkra uyarınca yapılan bir soruşturmaya ilişkin bu işlemler tamamlandıktan sonra, Komite, ilgili Taraf Devlete danışarak, 24. Madde uyarınca hazırlanan yıllık raporunda bu işlemlerin sonuçlarının bir özetine yer vermeye karar verebilir.

Madde 21

  1.  Bu Sözleşmeye Taraf bir Devlet, bu maddeye göre herhangi bir tarihte, bir Taraf Devletin bir başka Taraf Devlet aleyhine bu Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmediği yolunda Komitenin duyurular alma ve inceleme yetkisini tanıdığını bildirebilir. Bu gibi duyurular, ancak kendisi bakımından Komitenin yetkisini tanıdığını bildirmiş olan bir Taraf Devletçe sunulması koşuluyla bu maddede öngörülen işlemlere göre alınıp incelenir. Böyle bir bildirimde bulunmamış bir taraf Devlete ilişkin hiçbir duyuru, bu maddeye göre Komite tarafından ele alınmaz. Bu madde uyarınca kabul edilen duyurular aşağıdaki işleme göre alınır.
  2. a) Bir Taraf Devlet, bir başka Taraf Devletin bu Sözleşme hükümlerine işlerlik kazandırmadığını gözlemesi durumunda bu konuyu yazılı bir duyuruyla adıgeçen Taraf Devletin dikkatine sunabilir. Duyuruyu alan Devlet duyurunun alınmasından sonraki üç ay içinde duyuruda bulunan Devlete konuyu açığa kavuşturan yazılı bir açıklamada ya da bildirimde bulunur. Bu açıklama ve bildirimler, olanaklı ve ilgili olduğu ölçüde, bu konuda başvurulabilecek ya da başvurulmuş iç işlemlerle yargı yollarını da içerir.
  3.  Konu, ilk duyurunun alınış tarihinden sonraki altı ay içinde ilgili Taraf Devletlerden her ikisini de yeterli bulacakları bir çözüme bağlanamazsa, her iki Devletin, Komiteye ve öteki devlete bildirimde bulunarak konuyu komiteye iletme hakkı vardır.
  4.  Komite, bu madde uyarınca kendisine iletilen bir konuyu, ancak uluslararası hukukun genel olarak benimsenmiş ilkeleri uyarınca bu konuda tüm iç yargı yollarının bütünüyle kullanıldığı kanısına varıldıktan sonra ele alır. bu yargı yollarını uygulamanın makul olmayan bir ölçüde geciktirildiği ya da bu Sözleşmenin çiğnenmesinden zarar gören kimseye etkin bir yardımda bulunma olasılığının bulunmadığı durumlarda bu bir kural değildir.
  5.  Komite, bu maddeye göre yapılan duyuruları incelerken kapalı toplantı yapar.
  6.  Komite (c) bendi hükümleri saklı kalmak üzere bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere saygı temeli üzerinde konunun dostça bir çözü-me bağlanması amacıyla, ilgili Taraflara arabuluculuk yapar. Bunun için Komite gerektiğinde sadece amaçla bir uzlaştırma komisyonu kurar.
  7.  Komite, bu maddede anılan herhangi bir konuda (b) bendinde sözü edilen ilgili Taraf Devletlere, ilgili bilgileri sağlama çağrısında bulunabilir.
  8.  Konu Komitede incelenirken (b) bendinde alınan ilgili Taraf Devletlerin temsilci bulundurmak ve sözlü ve/ya da yazılı bildirimlerde bulunmaya hakkı vardır.
  9.  Komite, (b) bendine göre bildirimin alınış tarihinden sonraki oniki ay içinde bir rapor sunar.
  10.  (e) bendi hükümleri içinde bir çözüme varıldığında, Komitenin raporu, olguların ve varılan çözümün kısa bir özetiyle sınırlıdır.
  11.  (e) bendi hükümleri içinde bir çözüme varılamadığında, Komitenin raporu, olguların kısa bir özetiyle sınırlıdır ve ilgili Taraf Devletlerin yazılı sunuşlarıyla sözlü sunuşlarının tutanakları rapora eklenir.

Her durumda, adı geçen rapor, ilgili taraf Devletlere duyurulur.

  1.  Bu maddenin hükümleri, bu Sözleşmeye Taraf beş Devletin bu maddenin 1. fıkrasına göre bildirimde bulunması üzerine yürürlüğe girer. Bu bildirimler Taraf Devletlerce Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine verilir. Genel Sekreter, bunların örneklerini öteki Taraf Devletlere gönderir. Böyle bir bildirim, herhangi bir anda Genel Sekretere bildirilerek geri alınabilir. Bu durum, bu madde uyarınca daha önce yapılmış bir duyurunun içerdiği herhangi bir konunun incelenmesini engellemez, ancak, bildirimin geri alındığı yolundaki bilgi Genel Sekreterce alındıktan sonra, ilgili Taraf Devlet yeni bir bildirimde bulunmadıkça, bu maddeye göre bir Taraf Devletten başka bir duyuru alınmaz.

Madde 22

  1.  Bu Sözleşmeye Taraf bir Devlet, herhangi bir tarihte bu maddeye göre, Komitenin, kendi yargı yetkisi içinde bulunan ve bir Taraf Devletçe bu Sözleşme hükümlerinin çiğnenmesinden ötürü zarar gördüğünü ileri süren bireylerden y ada onlar adına duyurular alma ve inceleme yetkisini tanıdığını bildirebilir. Böyle bir bildirimde bulunmamış olan bir Taraf Devletle ilgili olan bir duyuru Komite tarafından kabul edilmez.
  2.  Komite, bu maddeye göre, imzasız olan ya da bu gibi duyurularda bulunma hakkının kötüye kullanılması olarak nitelediği ya da bu Sözleşmenin hükümleriyle bağdaşmaz gördüğü herhangi bir duyuruyu kabul edilmez sayar.
  3.  Komite, 2. fıkra hükümleriyle bağlı olarak bu Maddeye göre kendisine sunulmuş herhangi bir duyuruyu, 1. fıkraya göre bir bildirimde bulunmuş olan ve Sözleşmenin hükümlerini çiğnediği ileri sürülen Taraf Devletin dikkatine sunar. Duyuruyu alan Devlet, altı ay içinde Komiteye, konuyu açığa kavuşturan ve –varsa- bu Devletçe başvurulmuş yargı yolunu belirten yazılı açıklamalar ay da bildirimlerde bulunur.
  4.  Komite, adı geçen birey tarafından ya da onun adına ve ilgili Taraf Devletçe kendisine sunulan tüm bilgilerin ışığında bu maddeye göre alınmış duyuruları inceler.
  5.  Komite, bu maddeye göre, bu bireyden alınan herhangi bir duyuruyu;
  6.  Aynı konunun, bir başka Uluslararası soruşturma ya da çözümleme işlemine göre incelenmiş ya da incelenmekte olmadığı,
  7.  Yargı yollarını uygulamanın makul olmayan bir ölçüde geciktirildiği ya da sözleşmenin çiğnenmesinden zarar gören kişiye etkin bir yardımda bulunma olasılığının bulunmadığı durumlar dışında, bireyin tüm iç yargı yollarını denediği kanısına varmadıkça incelenemez.
  8.  Komite, bu maddeye göre aldığı duyuruları incelerken kapalı toplantı yapar.
  9.  Komite, görüşlerini ilgili Taraf Devlete ve bireye bildirir.
  10.  Bu maddenin hükümleri, bu Sözleşmeye Taraf olan beş Devletin bu maddenin 1. fıkrasına göre bildirimde bulunması üzerine yürürlüğe girer. Bu bildirimler, Taraf Devletlerce Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine verilir. Genel Sekreter bunların örneklerini öteki Taraf Devletlere gönderir. Bir bildirim, herhangi bir tarihte Genel Sekretere bilgi verilerek geri alınabilir. Böyle bir geri alma, bu maddeye göre yapılmış bir duyurunun içerdiği herhangi bir konunun incelenmesini engellemez. Ancak, bildirimin geri alındığı yolundaki bilgi Genel Sekreterce alındıktan sonra, Taraf Devlete yeni bir bildirimde bulunmadıkça, bu maddeye göre bireylerden ya da onlar adına başka bir duyuru alınmaz.

Madde 23

Komite üyeleri ve 21. Maddenin 1 (e) fıkrasına göre kurulabilecek olan özel amaçlı uzlaştırma komisyonlarının üyeleri, Birleşmiş Milletlerin Ayrıcalık ve Dokunulmazlıkları Sözleşmesinin ilgili bölümlerinde belirtilmiş olan ve Birleşmiş Milletler için görev yapan uzmanlara tanınan kolaylık, ayrıcalık ve dokunulmazlıklardan yararlanır.

Madde 24

Komite, bu Sözleşmeye Taraf Devletlerle Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna bu maddeye göre bulunduğu etkinlikler konusunda yıllık bir rapor sunar.

BÖLÜM III

Madde 25

  1.  Bu Sözleşme tüm Devletlerin imzalanmasına açıktır.
  2.  Bu Sözleşme onaya bağlıdır. Onay belgeleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine verilir.

Madde 26

Bu Sözleşme, tüm devletlerin katılmasına açıktır. Katılma, bir katılma belgesinin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine verilmesiyle olur.

Madde 27

  1.  Bu Sözleşme, yirminci onay belgesi ya da katılma belgesinin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine veriliş tarihinden sonraki otuzuncu gün yürürlüğe girer.
  2.  Yirminci onay belgesi ya da katılma belgesinin verilişinden sonra bu Sözleşmeyi onaylayan ya da ona katılan her Devlet için bu Sözleşme, kendi onay belgesi ya da katılma belgesini verdiği tarihten sonraki otuzuncu gün yürürlük kazınır.

Madde 28

  1.  Her Devlet, bu Sözleşmeyi imzalama ya da onaylama ya da ona katılma sırasında Komitenin 20. Maddede öngörülen yetkisini tanımadığını bildirebilir.
  2.  Bu maddenin 1. fıkrası uyarınca bir çekince koymuş olan herhangi bir Taraf Devlet, herhangi bir tarihte, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine başvurarak bu çekinceyi geri alabilir.

Madde 29

  1.  Bu Sözleşmeye taraf herhangi bir Devlet, bir değişiklik önerisinde bulunabilir ve bu öneriyi Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine verir. Genel Sekreter, bunun üzerine, önerilen değişikliği Taraf Devletlere duyurarak öneri konusunda görüşme ve oylama amacıyla bir Taraf Devletler konferansından yana olup olmadıklarını kendisine bildirmelerini ister. Bu duyurunun yapılış tarihinden başlayarak dört aylık bir süre içinde Taraf Devletlerden en az üçte birinin böyle bir konferansı desteklemesi durumunda, Genel Sekreter, Birleşmiş Milletlerin girişimiyle adı geçen konferansı toplantıya çağırır. Konferansta hazır bulunan ve oy veren Taraf Devletlerin çoğunluğunca benimsenen bir değişiklik, Genel Sekreterce tüm Taraf Devletlerin kabulüne sunulur.
  2.  Bu maddenin 1. fıkrası uyarınca benimsenen bir değişiklik, bu Sözleşmeye taraf Devletlerden üçte ikisinin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine kendi anayasal süreçlerine göre bunu kabul ettiklerini bildirmesi üzerine yürürlüğe girer.
  3.  Değişiklikler yürürlüğe girdiğinde, kabul eden Taraf Devletler için bağlayıcı olur. Öteki Taraf Devletler, bu Sözleşmenin hükümleri ve kabul etmiş oldukları daha önceki değişikliklerle bağlıdır.

Madde 30

  1.  iki ya da daha çok Taraf Devlet arasında bu Sözleşmenin yorumlanması ya da uygulaması konusunda görüşmeler yoluyla çözümlenemeyen bir anlaşmazlık, bunlardan birinin isteği üzerine, arabuluculuk yoluyla çözüme sunulur. Arabuluculuğun istendiği tarihten başlayarak altı ay içinde Taraflar, bu yöntemin işletilmesi konusunda görüş birliğine varamazlarsa Taraflardan herhangi biri anlaşmazlığı, statüsü uyarınca Uluslararası Adalet Divanına götürebilir.
  2.  Her Devlet, bu Sözleşmenin imzalanması ya da onaylanması ya da ona katılması sırasında, kendisini bu maddenin 1. fıkrasıyla bağlı saymadığını bildirebilir. Öteki Taraf Devletler, böyle bir çekinceye koymuş olan herhangi bir Taraf Devlet bakımından bu maddenin 1. fıkrasıyla bağlı olamaz.
  3.  Bu maddenin 2. fıkrası uyarınca bir çekince koymuş olan herhangi bir Taraf Devlet, herhangi bir tarihte Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bildirimde bulunarak bu çekinceyi geri alabilir.

Madde 31

  1.  Bir Taraf Devlet, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine yazılı bildirimde bulunarak bu Sözleşmeyi bozabilir. Sözleşmenin bozulması, bildirimin Genel Sekreterce alınış tarihinden bir yıl sonra geçerlik kazanır.
  2.  Sözleşmenin böylesine bozulması, Taraf Devleti, bozmanın geçerlik kazandığı tarihten önceki herhangi bir eylem ya da ihmal bakımından bu Sözleşmeye göre üstlendiği yükümlülüklerden kurtarmadığı gibi, bu bozma, geçerlik kazandığı tarihten önce Komite tarafından incelenmeye alınmış olan herhangi bir konunun incelenmesinin sürdürülmesini etkilemez.
  3.  Bir Taraf Devletin Sözleşmeyi bozmasının geçerlik kazandığı tarihten başlayarak Komite, bu Devlete ilişkin bir yeni konunun incelenmesine başlamaz.

Madde 32

            Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Birleşmiş Milletlerin tüm üye Devletleriyle bu Sözleşmeyi imzalayan ya da ona katılan tüm Devletlere,

  1.  25 ve 26. Maddelere göre imzalama, onaylama ve katılmaları;
  2. Maddeye göre bu Sözleşmenin yürürlüğe giriş tarihini ve 29. Maddeye göre herhangi bir değişikliğin yürürlüğe giriş tarihini;
  3.  Maddeye göre Sözleşmenin bozulmasını; bildirir.

Madde 33

Arapça, Çince, Fransızca, İngilizce, İspanyolca ve Rusça metinleri aynı ölçüde geçerli olan bu Sözleşme, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine verilir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bu Sözleşmenin onaylı örneklerini tüm Devletlere gönderir.

Rehin Alma Olaylarına Karşı Uluslararası Sözleşme

0

Rehin Alma Olaylarına Karşı Uluslararası Sözleşme, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 17 Aralık 1979’da 34/146 sayılı kararla kabul edilmiştir. Uluslararası terörizmin önlenmesinde önemli bir adım olarak kabul edilmektedir. (International Convention Against the Taking of Hostages)

Sözleşme, BM’nin himayesinde tüm devletlerin imzasına açıktır. 1980 yılı sonuna kadar 39 devlet tarafından imzalanmış ve 22 devlet tarafından onaylandıktan sonra 3 Haziran 1983’te yürürlüğe girmiştir. 2016 yılı itibarıyla sözleşmenin 176 taraf devleti bulunmaktadır.

1970’li yıllarda rehin alma olaylarının artması, Rehineler Sözleşmesi’nin hazırlanmasında etkili olmuştur. Sözleşme, rehin alma suçunun insan haklarını ve uluslararası barışı tehdit ettiğini dikkate alarak, mağdurların korunması ve suçluların adalet önüne çıkarılması için ülkeler arası iş birliğinin güçlendirilmesini hedeflemiştir. Devletler, rehine alan kişileri kovuşturmak veya teslim etmek yükümlülüğü altındadır. Suçluların iadesi prosedüründe sözleşme hükümlerine uygun hareket edilecektir.

Rehin Alma’nın Tanımı

Bir devleti, uluslararası örgütü, gerçek veya tüzel kişiyi bir şey yapmaya, bir şeyi yapmaktan kaçınmaya zorlamak için açıkça veya üstü kapalı olarak rehin alınan bir kişinin salıverilmesi şartına bağlamak “rehin alma” suçunu oluşturur.

Türkiye’nin Tutumu

Türkiye, terörizmle mücadelede uluslararası iş birliği çağrısında bulunan ülkeler arasında yer almıştır. Terörizmin küresel bir tehdit haline gelmesi, iş birliği çabalarını hızlandırmış ve sözleşmenin hazırlanmasında katkı sağlamıştır. Rehine Alınmasına Karşı Uluslararası Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun, 21 Nisan 1988 tarihinde kabul edilmiş, 29 Nisan 1988’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Ancak Türkiye, sözleşmenin hakemlik ve zorunlu yargıya ilişkin hükümlerine çekince koymuştur.

Sözleşmenin Amaçları

Sözleşme, rehine alma suçunun uluslararası bir sorun olduğunu vurgulamış ve bu eylemlerin; tanımlanması, cezalandırılması, önlenmesi ve uluslararası iş birliği ile ele alınması için taraf devletlere yükümlülükler getirmiştir. Sözleşme imzacısı devletler, devletlerin rehin alma eylemini yasaklamış ve cezalandırmayı taahhüt etmiştir. 

Sözleşmenin Arka Planı: Almanya’nın Girişimleri ve Müzakereler

Almanya, Nisan 1975’te İsveç’in Stockholm kentindeki Alman Büyükelçiliği’nde yaşanan rehine krizinin ardından, sorunu Birleşmiş Milletler gündemine getirmiştir. Rehine alma karşıtı bir antlaşmanın oluşturulması, 1976 yılında Federal Almanya Cumhuriyeti tarafından başlatılan bir projedir. Rehin alma olaylarının insanlık dışı olduğu vurgulanmış ve bu suçun İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme‘yi ihlal ettiği belirtilmiştir. Silahlı çatışma halleri dışında rehin alma suçunu cezalandıran ve devletlere yükümlülük getiren uluslararası bir düzenleme bulunmadığı için, Almanya’nın önerisi desteklenerek gündeme alınmış ve Ad Hoc Komite’ye sevk edilmiştir

Müzakereler devam ederken, uluslararası alanda rehine alma olayları da sürmüştür. Bunlardan bazıları:

  • 1976’da Entebbe Havaalanı’ndaki uçak kaçırma olayı,
  • 1977’de Somali’ye giden bir Alman uçağının kaçırılması,
  • 1979’da Tahran’daki ABD Büyükelçiliğinin işgali.

Bu olaylar, sözleşmeye olan ihtiyacı daha da güçlendirmiştir. 1977-1979 yıllarında Rehine Almalara Karşı Uluslararası Sözleşme Taslağı Hazırlama Geçici Komitesi tarafından yapılan çalışmalar sonucunda nihayet Rehineler Sözleşmesi hazırlanmıştır.

‘REHİNE ALINMASINA KARŞI ULUSLARARASI SÖZLEŞME

Bu Sözleşmeye Taraf olan Devletler,

Birleşmiş Milletler Beyannamesinin, uluslararası ‘barış ve güvenliğinin idamesine ve devletler arasında dostane ilişkiler ve işbirliğinin desteklenmesine dair, prensip ve amaçlarını hatırda tutarak,

İnsan Halkları Evrensel Beyannamesinde ve Medenî ve Politik Halklar Uluslararası Sözleşmesinde öngörüldüğü üzere, herkesin özellikle yaşama, hürriyet ve kişi güvenliği haklarına sahip bulunduğunu kabul ederek,

Genel Asamblenin diğer ilgili kararlarında olduğu gibi, Birleşmiş Milletler Beyannamesine uygun olarak, Devletler arasında dostane ilişkileri ce işbirliğini ilgilendiren Devletler Hukuku Prensipleri Hakkındaki Deklarasyon ve Birleşmiş Milletler Beyannamesinde zikredildiği üzere, halikların eşitliği ve self – determinasyon hakları, kuralını yeniden teyit ederek,

Rehine almanın uluslararası toplumu ciddî şekilde ilgilendiren bir suç olduğunu ve bu Sözleşme hükümlerine uygun olarak rehine allıma suçunu işleyen herkesin ya kovuşturulacağım ya da iade edileceğini düşünerek,

Uluslararası terörizmin tezahürleri olarak tüm rehine alma fiillerinin önlenmesi, kovuşturulması ve cezalandırılması için etkin tedbirlerin hazırlanması ve kabul edilmesinde, Devletler arasında uluslararası işbirliğinin geliştirilmesinin acil olarak gerekli bulunduğuna kani olarak,

MADDE 1

1. Bir başka şahıs (bundan sonra «rehine» olarak atıf yapılacaktır), bir üçüncü tarafı, yani bir Devleti, uluslararası bir kuruluşu, bir hakikî veya hükmî şahsı veya bir kişi grubunu; rehinenin serbest bırakılmasının kesin veya dolaylı bir sarftı olarak, herhangi bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlamak için cebren tutan veya hapseden ve ‘öldürmek ,yaralamak veya hapsetmeye devam etmekle tehdit eden herhangi bir şahıs, bu Sözleşmeye göre «rehine alma» suçunu işlemişidir.

2. a) Rehine  alma fiilini işlemeye teşebbüs eden veya,
b) Rehine alma fiilini işleyen veya buna teşebbüs eden kişiye, suç ortaklığı yapan şahıslar bu Sözleşmenin amaçları bakımından keza suç işlemiş addedilir.

MADDE  2

Taraf Devletler, 1 inci maddede belirtilen suçları, bu suçların ciddî niteliğini dikkate alan uygun müeyyidelerle cezalandıracaklardır.

MADDE : 3 

1.Taraf Devletlerden birinde rehine alınma olayı vuku bulduğu hallerde bu taraf devlet, rehinenin durumunu kolaylaştırmak, özellikle serbest bırakılmasını sağlamak ve serbest bırakılmasından sonra gerekiyorsa bu ülkeden ayrılmasını kolaylaştırmak için uygun göreceği tüm tedbirleri alacaktır.

2. Rehine alma suçu işleyen tarafından bu fiil sırasında ele geçirilen herhangi bir eşyaya, taraf Devletçe el konulduğu takdirde, bu Devlet mümkün olduğu anda bu eşyayı (rehineye veya olayın durumuna (göre 1 inci maddede belirtilen üçüncü tarafa veya bunların münasip yetkili makamlarına iade edecektir.

MADDE 4

Taraf Devletler 1 inci maddede belirtilen suçların önlenmesinde, özellikle;

a) Ülkelerinde rehine alma eylemlerinin işlenmesinde, cesaret veren, kışkırtan, düzenleyen veya dahil olan kişilerin, grupların ve teşekküllerin kanun dışı faaliyetlerinin yasaklanması dahil olmak üzere, bu suçların ülkeleri içinde veya dışında işlenmesi amacıyla kendi ülkelerinde hazırlık yapılmasını önlemek için pratik tüm tedbirleri alarak,

b) Bu suçların işlenmesini önlemek için bilgi teatisinde bulunarak ve uygun görülecek idarî ve diğer tedbirlerin alınmasında ‘koordinasyon sağlayarak,

İşbirliği yapacaklardır.

MADDE 5

1. Her taraf Devlet, 1 inci maddede belirtilen suçlardan herhangi birisinin;

a) Kendi ülkesinde veya bu Devlette kayıtlı bir gemi veya uçakta;
b) Kendi uyruklularından herhangi (birisi veya bu Devletin uygun bulması halinde, ülkesinde mutad ikametgâhı bulunan vatansız kişiler tarafından;
c) Bu Devleti herhangi bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlamak için; veya,
d) Bu Devletin uygun görmesi kaydıyla kendi uyruğu olan bir rehine İle ilgili olarak,

İşlenmesi halinde, bu suçlara kendi yargı yetkisini tesis etmek için gerekli olabilecek tedbirleri alacaktır.

2. Her Taraf Devlet, 1 inci maddede (belirtilen suçları işlediği iddia olunan sanığın, kendi ülkesinde bulunması ve onu, bu maddenin 1 inci paragrafında zikredilen devletlerden (herhangi birisine iade etmemesi hainde 1 inci maddede belirtilen suçlar üzerinde kendi yargı yetkisini tesis etmek için lüzumlu görülebilecek tedbirleri de aynı şekilde alacaktır.

3. Bu Sözleşme, iç hukuka uygun olarak yerine getirilen ceza yargısını bertaraf etmez.

MADDE 6

1. Ülkesinde suç işlediği iddia olunan sanığın bulunduğu herhangi bir Taraf Devlet, şartların o şekilde gerektirdiği kanısında ise, kendi kanunlarına uygun olarak sanığı nezarete koyacak veya herhangi bir ceza veya iade kovuşturmasının başlatılmasına imkân verecek bir zaman süresince o ülkede bulunmasını sağlamak için ‘başka tedbirleri alacaktır. Bu Taraf Devlet, olaylar hakkında derhal bir ön soruşturma yapacaktır.

2. Bu maddenin 1 inci paragrafında atıf yapılan nezarete alma ve öteki tedbirler gecikilmeden doğrudan veya Birleşmiş Miletler Genel Sekreteri vasıtasıyla,

a) Suçun işlendiği Devlete; ,
b) Aleyhine zorlama yapılan veya buna teşebbüs edilen devlete;
c) Aleyhine zorlama yapılan veya buna teşebbüs edilen gerçek veya tüzelkişinin uyrukluğunu taşıdığı devlete;
d) Rehinenin, uyrukluğunda bulunduğu veya ülkesinde mutad ikametinin bulunduğu Devlete;
e) Suçu işlediği iddia olunan sanığın uyrukluğunda olduğu veya sanık vatansız kişi ise, mutad ikametgâhının bulunduğu Devlete;
f)’ Aleyhine zorlama yapılan veya buna teşebbüs edilen Hükümetlerarası Uluslararası kuruluşa;
g) İlgili diğer tüm Devletlere;

bildirecektir.

3. Hakkında bu maddenin 1 inci paragrafında atıf yapılan tedbirler alman her şahıs;

a) Gecikmeksizin uyrukluğunda olduğu veya bir başka sebeple kendisi ile haberleşmeye yetkili devletin en yakın münasip temsilci ile veya vatansız kişi ise, mutad ikametgâhının bulunduğu Devlet ile haberleşme;
b) Bu Devletin bir temsilcisi tarafından ziyaret edilme;

Hakkına haiz olacaktır.

4. Bu maddenin 3 üncü paragrafında atıf yapılan haklar rehin alma suçu işlediği iddia edilen sanığın ülkesinde bulunduğu Devletin kanun ve kurallarına uygun olarak kullanılacaktır. Bununla birlikte anılan kanun ve kurallar, bu maddenin! 3 üncü paragrafında düzenlenen hakların amacına geçerlilik sağlayacak şekilde (olmalıdır.

5. Bu maddenin 3 ve 4 üncü paragrafları hükümleri, herhangi bir taraf Devletin, 5 inci maddenin 1 (b) paragrafına uygun olarak yangı yetkisini öne sürmesine ve Kızılhaç Uluslararası Komitesini sanık ile haberleşmeye ve onu ziyarete davet etme hakkına halel getirmeyecektir.

6. Bu maddenin 1 inci paragrafında öngörülen hazırlık soruşturmasını yapan Devlet vardığı sonuçlara dair raporunu derhal bu maddenin 2nci paragrafında atıf yapılan devletlere veya teşekküllere bildirecek Ve yangı yetkisini kollanıp, kullanmayacağını belirtecektir.

MADDE 7

Taraf olan Devletin rehine alma suçu işlediği iddia edilen sanık hakkında kovuşturma yapması halinde, kemdi kanunlarıma uygun olarak, kovuşturma sonucunu, ilgili devletler ve alakalı Uluslararası Hükümetlerarası kuruluşlara intikal ettirecek olan Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bildireceklerdir.

MADDE 8

1. Rehine alma suçunu işlediği iddia edilen sanığın ülkesinde bulunduğu Taraf Devlet, bu kişiyi iade etmediği takdirde, hiçbir istisnaya) tabi olmadan ve suçun, ülkesinde işlenip işlenmediğine bakmadan, olayı o Devlet kanunlarına uygun olarak kovuşturma yapılmak üzere yetkili mercilere intikale ettirmekle yükümlü olacaktır.

Bu yetkili merciler, o devlet kanunlarına göre ciddî nitelikte herhangi bir olağan suçla ilgili davada olduğu gibi, aynı şekilde karar alacaktır.

2. 1 indi maddede belirtilen suçlardan herhangi birisi ile ilgili alarak, hakkında kovuşturmaya tevessül edilen herhangi bir şahsa, kovuşturmanın bütün aşamalarında, o ülke kanunlarının bahşettiği tüm haklar ve teminatlardan yararlanma dahil olmak üzere, adilane muamele yapılması garanti edilecektir.

İMADDE! 9

Bu Sözleşmeye uygun olarak suç işlediği iddia edilen sanığın iade talebi, talepte bulunulan Devletin aşağıdaki önemli nedenlerin bulunduğuna ikna olması halinde yerime getirilmeyecektir.

a) 1 inci maddede belirtilen suç için iade talebinin, bir şahsın ırkı, dini, milliyeti, etnik menşei, veya siyasî görüşü sebebiyle kovuşturulması için yapılmış olması;
veya;
b) İadesi talep olunan kişinin durumundun;

i) Bu paragrafın (a) alt paragrafındaki herhangi bir sebeple, veya
ii) Sanığı korumakla yükümlü ülkenin yetkili makamlarının kendisiyle irtibat kurma imkânı olmaması hali,

2 Bu Sözleşmede tanımlanan suçlarla ilgili olarak, Taraf Devletler arasında yürürlükte olan iade sözleşmeleri ve anlaşmaları, bu Sözleşme ile uyumlu olmadığı nispette taraflar arasında tadıl edilir.

MADDE 10

1. 1inci maddede belirtilen suçlar, Taraf Devletler arasında mevcut herhangi bir iade sözleşmesinde, iadesi mümkün suçlar arasına girmiş sayılacaktır. Taraf Devletler bu suçları, aralarında yapılacak her iade sözleşmesinde iadesi mümkün suçlar arasına dahil etmeyi üstlenmişleridir.

2. İadeyi bur sözleşmenin mevcudiyeti şaftına ‘bağlayan bir Taraf Devlet, aralarında iade sözleşmesi bulunmayan diğer bir Taraf Devletten iade talebi aldığı takdirde, iade talep edilen Devlet 1nci maddede belirtilen suçlarla ilgili olarak, bu Sözleşmeyi ‘kendi tercihine göre hukukî bir mesnet olarak düşünebilir. İade işlemi, talep edilen Devlet kanunu tarafımdan öngörülen diğer şartlara tabi tutulacaktır.

3. İadeyi bir sözleşmenin mevcudiyetine bağlı tutmayan Taraf Devletler; 1 inci maddede belirtileri suçları, talep edilen Devletin kanununda öngörülen şartlara bağlı olarak, iadesi mümkün suçlar olarak tanıyacaklardır.

4. 1 inci maddede belirtilen suçlar, Taraf Devletler arasında iade maksadıyla, sadece vuku buldukları yerde işlenmiş sayılmayacak fakat aynı zamanda 5 inci maddenin 1 inci paragrafına uygun olarak kendi yargı yetkilerini tesis etmeleri gerekli olan devletlerin ülkesinde işlenmiş sayılacaktır.

MADDE 11

1 inci maddede belirtilen suçlarla ilgili ceza kovuşturmaları dolayısıyla Taraf Devletler, kovuşturmalar ‘için gerekli ellerinde mevcut tüm delillerim temini dahil olmak üzere ‘birbirlerine en geniş ölçüde yardım sağlayacaklardır.

2. Bu maddemin 1 inci paragrafı hükümleri başka herhangi bir Sözleşmede yer alan karşılıklı adli yardımı ilgilendiren yükümlülükleri etkilemeyecektir.

MADDE 12

Harp mağdurlarının korunması hakkında 1949 Cenevre .Sözleşmelerini veya bu sözleşmelere Ek Protokollerin muayyen bir rehine alma olayına uygulanabildiği durumlarda, Taraf Devletler bu sözleşmelerle, rehine alanı kovuşturmak veya teslim etmek yükümlülüğü altında bulundukları sürece, işbu Sözleşme, Birleşmiş Milletler Beyannamesine uygun olarak Devletler arasında dostane ilişkiler ve işbirliğini ilgilendiren Devletler Hukuku Prensipleri Hakkındaki Deklarasyon ve Birleşmiş Milletler Beyannamesinde ifadesini bulan self determinasyon haklarını kullanmada koloni hâkimiyetine ve yabancı işgaline ve ırkçı rejimlere karşı halkların savaşmasında 1977 tarihli 1 numaralı Ek Protokolün 1 inci maddesinin 4 üncü paragrafında zikredilen silahlı çatışmalar dahil olmak üzere, 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve bunlara bağlı Protokollerde tanımlanan silahlı çatışmalar sırasında işlenen bir rehine alma olayına uygulanmayacaktır.

MADDE 13

Bu Sözleşme, suçun tek bir devlette işlenmesi, rehinenin ve suçu işlediği iddia olunan sanığın ,bu Devletin uyruklusu olması ve suçu işlediği iddia olunan sanığın da bu Devlet ülkesinde bulunmaması halinde uygulanmayacaktır.

MADDE 14

Bu Sözleşmedeki hiçbir hüküm, Birleşmiş Milletler Beyannamesine ters düşecek biçimde bir ,Devletin ülke bütünlüğünü ve siyasî bağımsızlığınım ihlal edilmesini haklı kılacak şekilde yorumlanmayacaktır.

MADDE 15

Bu Sözleşme hükümleri, Sözleşmenin kabul: edildiği tarihte yürürlükte olan iltica anlaşmalarının uygulanmasını, bu anlaşmalarla taraf olan devletler yönünden etkilemeyecektir; ancak bir Taraf Devlet, iltica arılaşmalarına ‘taraf olmayan bu Sözleşmeye #araf ‘bir diğer Devletle ilgili olarak iltica anlaşmalarına başvurmayabilir.

MADDE 16

1. Bu Sözleşmenin uygulanması ve yorumlanmasıyla ilgili olarak iki veya daha ziyade Taraf Devlet arasında müzakere ile halledilemeyen herhangi bir ihtilaf, bunlardan birisinin istemi üzerime hakeme havale edilecektir. Hakem için istemin yapıldığı tarihten itibaren altı ay içinde Taraflar hakemin teşkili hususunda anlaşmaya varamazlarsa bu taraflardan herhangi bir ihtilafı mahkeme statüsüne uygun (bir talep ile Milletlerarası Adalet Divanına intikal ettirebilir.

2. Her Devlet bu Sözleşmenin imzalama veya onaylama .zamanında veya katılma sırasında bu maddenin 1inci paragrafı ile bağlı olmadığını beyan edebilir. Diğer Taraf Devletler, böyle bir rezervasyonda bulunmuş herhangi bir Taraf Devletle ilgili olarak bu maddemin 1 inci paragrafı ile bağlı olmayacaklardır.

3. Bu maddenin 2nci paragrafına uygun olarak rezerv koyan herhangi bir Taraf Devlet Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine yapılacak bildiri ile bu rezervi herhangi bir zamanda geni alabilir.

MADDE 17

1. Bu Sözleşme, New York’ta Birleşmiş Milletler Merkezinde 31 Aralık 1980 tarihine kadar tüm devletlerin imzasına açıktır.

2. Bu Sözleşme, onaylamaya tabidir. Onaylama belgeleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine tevdi olunacaktır.

3. Bu Sözleşme, herhangi bir Devletin katılmasına açıktır. Katılma belgeleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine tevdi olunacaktır.

MADDE 18

1. Bu Sözleşme, yirmilikti onaylama Veya kaltıtoıa belgesinin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine /tevdu edildiği tarihli tafâlbeden otuzuncu |gün yürürlüğe girecektir.

2. Yirminci onaylama veya katılma belgesinin tevdiinden sonra Sözleşmeyi onaylayan veya katılan her Devlet için, Sözleşme böyle, bir onaylama veya katılma belgesinin tevdii tarihini takip eden otuzuncu günü yürürlüğe girecektir.

MADDE 19

1. Herhangi bir Taraf Devlet, Birleşmiş Milletler Geneli Sekreterine hitaben yapacağı yazılı bildirim ile bu Sözleşmenin feshini ihbar edebilir.

2. Böyle bir feshi ihbar, bildirimin Birleşmiş Milletler Genel Sekreter tarafından alındığı günü takip eden bir yıl içinde yürürlüğe girecektir.

MADDE 20

Bu Sözleşmenin Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca aynı şekilde geçerli orijinal metinleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine tevdi edilecektir.

BM Rehine Alınmasına Karşı Uluslararası Sözleşmeye Türkiye’nin Koyacağı İhtirazı Kayıt Metni

Türk Hükümeti, Rehine Alınmasına Karışı Uluslararası Sözleşmeye karıtılırken sözleşmenin 16ncı maddesinin 2nci paragrafı muvacehesinde, bu maddenin 1inci paragrafı hükümleriyle kendini bağlı saymayacağını beyan eder.

Mahmut Şerafettin Dikerdem

0
Mahmut Dikerdem

Mahmut Şerafettin Dikerdem, 6 Ocak 1916 tarihinde İstanbul’da doğdu ve 3 Ekim 1993’te yine İstanbul’da yaşamını yitirdi. Gazeteci ve yazar Mehmet Ali Birand’ın dayısıdır.

Diplomatik Görevleri 
Yazın Hayatı ve Eserleri 

1960’tan sonra “Mehmet Bora”, “Mahmud Ferhad” adlarıyla YönÖncü ve Forum gibi gazete ve dergilerinde yazdı.

1976’dan başlayarak PolitikaMilliyet ve Cumhuriyet gazetelerinde güncel dış sorunlara ilişkin yazıları çıktı.

“Ortadoğu’da Devrim Yılları: Bir Büyükelçinin Anıları“, “Türkiye Barış Derneği Davası: Sorgular – Savunmalar”, “Hariciye Çarkı”, “Direnenler: Barışın Savunmasıdır” isimi eserleri bulunmaktadır.

Hakkında, “Barış Elçisi Dikerdem” ve “Barışın Büyükelçisi: Mahmut Dikerdem” isimleri ile kitaplar yazılmıştır.

Barış Derneği ve Yargılanması 

Dikerdem, 1972 yılında kurulan ve 1977’de “nükleer silahların yasaklanması ve tüm askeri ittifakların kaldırılması” talebiyle kamuoyunun karşısına çıkan Barış Derneğinin Kurucu Başkanlığını üstlendi. Barış Derneği 1979 yılında Sovyetler Birliği’nin ve diğer sosyalist ülkelerin Soğuk Savaş döneminde barış ve silahsızlanma politikasında önemli rol üstlenenle Dünya Barış Konseyine üye oldu.

12 Eylül darbesinin ardından, İstanbul 2 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından, 23 Şubat 1982 tarihinde, Barış Derneği’nin 44 yöneticisi ile birlikte hakkında tutuklama kararı verildi ve cezaevinde işkence gördü. 17 Mayıs 1982 tarihinde hakkında iddianame düzenlendi ve Türkiye Barış Derneği Davası açıldı. İddianamede, derneğin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği taraftarı olduğu, Türkiye’deki düzene ve bu düzeni sağlayan ittifaklara, NATO’ya karşı olduğu, mevcut düzeni yıkarak yerine Marksist bir düzen getirmeyi amaçladığı ileri sürülerek sanıkların Türk Ceza Kanununun 141 ve 142. maddelerine göre cezalandırılması istendi. İstanbul Barosu önceki başkanlarından Orhan Ali Apaydın ile birlikte yıllarca yargılandı ve hüküm giydi. Karar daha sonra bozuldu. Barış Derneği Davası sanıklarından olan CHP Adana Milletvekili İsmail Hakki Öztorun yargılama devam etmekte iken 20 Haziran 1986’da hayatını kaybetti. Sanıklardan, İstanbul Barosu eski Başkanı Orhan Adli Apaydın ise 28 Şubat 1986 tarihinde yaşamını yitirdi. Dava sonunda tüm sanıklar beraat etti.

1982 yılında İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesindeki duruşmada yargıçlara şu şekilde seslenmesi ile tarihe geçti: “İçtenlikle inanıyorum ki, beni yetiştiren ve her şeyimi ona borçlu olduğum halkıma yaşamım boyunca mütevazı bir hizmette bulunabilmişsem; bunu otuz yedi yıllık mesleki görevimden çok, üç buçuk yıllık Barış Derneği Başkanlığı’nda yerine getirebildim.”

Hariciye Çarkı : Anılar / Mahmut Dikerdem

“Mahmut Dikerdem’in anıları Hariciyeyi anlamak için paha biçilmez bir kaynak. Türkiye’nin dış politikasına ve Hariciye mesleğine eleştirel bakabilen bir gözün anlattıkları, bugüne kadar bakanların ve elçilerin anıları dışında büyük ölçüde gizli bir kutu olarak kalan Hariciyeyi anlamak için çok kıymetli. Devletin kurumlar ve kadrolar bütünü olduğu düşünülürse Türkiye Cumhuriyeti devletinin dış politikasını yürütenlerin öncelikleri, meslek alışkanlıkları, akıl yürütme biçimleri özellikle önem taşıyor. Dikerdem’in anıları bugüne kadar Hariciyecilerin yazdığı anılar arasında bu açıdan en tatmin edici olanı dersek abartmış olmayız.

Marksist bir Hariciyecinin nasıl olup da Türkiye Cumhuriyeti’ni dışarıda temsil eden en yüksek kademeye, büyükelçiliğe terfi edebildiği ve bu kritik görevi uzun yıllar sürdürebildiği kitabın bize sordurduğu soruların başında geliyor.”  Doç. Dr. Cangül Örnek (Arka Kapak Yazısı)

Orhan Adli Apaydın

0

Avukat Orhan Adli Apaydın, 1926 yılında doğmuş, İstanbul Haydarpaşa Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘ne kaydını yaptırmıştır. Apaydın’ın babası cumhuriyet tarihinin ilk faili meçhul cinayetinin kurbanı olan Ağır Ceza Reisi Ali Rıza Bey; kardeşi ise kendisi gibi ünlü bir hukukçu olan Burhan Apaydın‘dır.

Genç yaşta yazarlığa başlamış ve henüz öğrencilik yaşamı devam dietmekte iken 1945-1946 yıllarında Vakit Gazetesinde yazıları yayınlanmıştır. 1945-50 arasında Yeniden Doğuş adlı bir düşün ve edebiyat dergisini çıkarmıştır. 1948 yılında fakülteyi bitirdikten sonra stajını tamamlayarak 1949 yılında başladığı Avukatlık mesleğine devam ederken yöneticisi olduğu Yeniden Doğuş dergisi ile Dünya ve Milliyet gazetelerine yazılar yazmıştır.

Orhan Apaydın ve Burhan Apaydın’ın avukatlık Ruhsatnameleri

Politik Yaşamı ve Sosyal Faaliyetleri

Avukat Orhan Adli Apaydın, 1947 yılında kurulan Hür Fikirleri Yayma Cemiyetinin kurucuları arasında yer almıştır. 27 Mayıs Darbesi’nden sonra, İstanbul Barosu yönetim kurulunun yasaklamasına rağmen Yassıada duruşmalarında ağabeyi Burhan Apaydın ve Hüsamettin Cindoruk ile birlikte savunma avukatlığı yapmış, Adnan Menderes’in avukatlığını üstlenmiş ve ceza davalarındaki savunmalarıyla tanınmıştır.

1961 seçimlerinde Adalet Partisi'nden Ankara Milletvekili seçilen Av. Burhan Apaydın ve Aydın Milletvekili Av. Orhan Adlî Apaydın kardeşler TBMM'de.

Apaydın, 1961 yılında Adalet partisinden Aydın milletvekili seçilmiş, 1962 yılında bu partiden istifa ederek bağımsız milletvekili olmuş, 1965 yılına kadar süren meclis çalışmalarında işçi haklarını savunmuş, Sendikalar Kanunu ve Grev-Lokavt Kanununun hazırlanmasında katkılar vermiştir. 1972 yılında kurulan Barış Derneği kurucuları arasında yer almış, bu dernek nedeniyle 12 Eylül darbesinden sonra yargılanmıştır.

1965 yılında milletvekilliğinin sona ermesinden sonra Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) hukuk danışmanlığını yürütmüştür.

1970 yılında sonra Cumhuriyet Gazetesinde yazıları yayınlanmış, 1975 yılında ise Türkiye Yazarlar Sendikası Yönetim Kurulu üyeliğine getirilmiştir.

Orhan Adli Apaydın, 1976 yılında İstanbul Barosu başkanı seçilmiş ve ardı ardına üç dönem başkanlık görevine devam etmiştir. Dünya barolar birliği başkan vekilliği görevini de yürütmekte iken 12 Eylül askeri darbesi gerçekleşmiş, darbeciler tarafından yargılanan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) yöneticilerinin savunmasını üstlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Merkezinin İstanbul’daki kurucuları arasında yer almıştır.

Barış Derneği kurucuları arasında yer aldığı gerekçesiyle 1982 yılında tutuklanmış, Türkiye Yazarlar Sendikası Yönetim Kurulu üyeliği yaptığı için hakkında dava açılmıştır. Baro Başkanlığı görevine 1983 yılına kadar devam etmiş ancak  1983 yılında Adalet Bakanı tarafından Baro Başkanlığı görevinden alınmıştır.

Yargılaması devam etmekte iken 1982 yılında Uluslararası Hukukçular Birliği tarafından Pierre Cot Ödülü’ne layık görülmüş, aynı yıl Paris Vincent Üniversitesi tarafından kendisine onursal hukuk doktoru unvanı verilmiştir. 

Ağır sağlık sorunları devam ettiği için Apaydın yurt dışına çıkış yasağı getirilerek tahliye edilmiş, tutuksuz olarak yargılaması devam etmekte iken 28 Şubat 1986 tarihinde ve 60 yaşında, geçirdiği kalp krizi sonucunda yaşama veda etmiştir. Apaydın’ın naaşı Zincirlikuyu Mezarlığı‘nda aile kabristanına defnedilmiştir. İstanbul barosu‘nun bulunduğu sokağa ve İstanbul Barosu konferans salonuna Orhan Adli Apaydın’ın adı verilmiştir.

Orhan Adli Apaydın anısına Hukuk ve İnsan Hakları Ödülleri oluşturulmuş, hakkında birçok konferanslar düzenlenmiş ve konferanslardaki tebliğler kitaplaştırılmıştır. 

Orhan Adli Apaydın’ın Eserleri 

1978 yılında ise “Kim Öldürüyor Niçin Öldürüyor – Dünyada ve Türkiye’de terör üstüne bir inceleme ve araştırma” ismiyle terör olaylarının kaynaklarını ve odaklarını inceleyen bir eser kaleme almıştır. 

Türk-İş’in Politik Yönü (1969) adlı bir de inceleme yayımlamıştır. 

Kim Öldürüyor Niçin Öldürüyor – Dünyada ve Türkiye’de terör üstüne bir inceleme ve araştırma – Orhan Apaydın

12 Eylül Askeri Darbesi, Yargılanması ve Ölümü

Darbe döneminde İstanbul Barosu Başkanı ve Dünya Barolar Birliği Başkan Vekili olan Avukat Orhan Adli Apaydın, darbe yönetimine karşı ders niteliğinde bir hukuk mücadelesi vermiş, avukatlık görevinden uzaklaştırılmak amacıyla, Yazarlar Sendikası Yöneticiliği sırasındaki yasal faaliyetleri bahane edilerek hakkında dava açılmış ancak bu dava beraat ile sonuçlanmıştır.

İstanbul Barosu Arşivinden

Türkiye Barış Derneği Davası

Yazarlar Sendikası davasından beraat etmesi üzerine Barış Derneği Yönetim Kurulu üyesi olduğu gerekçesiyle açılan dava sonucunda 12 Eylül dönemini hapishanede geçirmiş, İstanbul 2 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından, 23 Şubat 1982 tarihinde, Barış Derneği’nin 44 yöneticisi hakkında, tutuklama kararı verilmiştir. Apaydın ile birlikte Mahmut Dikerdem, Reha İsvan, Erdal Atabek, Aykut Göker, Tahsin Usluoglu, Haluk Tosun, Şefik Asan, Aybars Ungan, Ali Taygun, Uğur Kökden, Metin Özek, Niyazi Dalyancı, Ataol Behramoğlu, Ali Sirmen, Gencay Saylan, Ergun Elgin, Orhan Taylan, Hüseyin Bas, Nedim Tarhan, Mustafa Gazalci, İsmail Hakkı Öztorun, Nurettin Yılmaz, Kemal Anadil ve Melih Tümer tutuklanarak cezaevine konulmuştur.

17 Mayıs 1982 tarihinde sanıkları hakkında iddianame düzenlenerek Türkiye Barış Derneği Davası açılmıştır. İddianamede, derneğin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği taraftarı olduğu, Türkiye’deki düzene ve bu düzeni sağlayan ittifaklara, NATO’ya karşı olduğu, mevcut düzeni yıkarak yerine Marksist bir düzen getirmeyi amaçladığı ileri sürülmüş, sanıkların Türk Ceza Kanununun 141 ve 142. maddelerine göre cezalandırılması istenmiştir.

Apaydın’ın tutuklanması üzerine Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi bir tavsiye kararı alarak serbest bırakılmasını istemiştir. Paris Barosu, Türkiye’ye başvurarak Apaydın’n serbest bırakılmasını istemiş, avukatlar göndererek duruşmaları takip ettirmiştir. Yargılaması devam etmekte iken, Adalet Bakanlığı tarafından Avukatlık Yasasında bir değişiklik yapılarak tutuklanmış ve görevinden alınmıştır. Görevden alınmasına karşın Dünya Barolar Birliği Başkan Vekilliği görevi devam etmiştir.

Dava sırasında ağır sağlık sorunları olan Apaydın, tutuklu olduğu dönemde sevk zincirine ve prangaya karşı çıkarak hastaneye gitmeyi reddettiği için böbrek yetmezliği yaşamıştır.

Türkiye Barış Derneği’ne ilişkin ikinci bir dava daha açılmış, ikinci davada,  birinci davanın avukatları olan Halit Çelenk, Turgut Kazan, Turgut Arınır, Atilla Coşkun, Nezahet Gündoğmuş, Rasim Öz, Mustafa Özkan ve Ali Sen, avukatlık görevlerinden uzaklaştırılmıştır. 18 Mart 1986’da iki dava birleştirilerek tek dava haline gelmiştir.

Türkiye Barış Derneği Davası sürerken, dava sanıkları 1984 Nobel Barış Ödülü için aday gösterilmiştir.

Dava devam etmekte iken, sanıklardan Metin Özek’in de üyesi bulunduğu Savaşa Karşı Hekimler, Nobel Barış Ödülü’nü almıştır.

Dava sanıklarından İstanbul Barosu eski Başkanı Orhan Adli Apaydın 28 Şubat 1986 tarihinde, CHP milletvekili İsmail Hakki Öztorun ise 20 Haziran 1986’da hayatını kaybetmiştir.

Türkiye Barış Derneği Davası 21 Nisan 1991’de tüm sanıkların beraatıyla sona ermiştir.

Apaydın’ın hapishane arkadaşı olan Ataol Behramoğlu; “Orhan Apaydın, bir insanın kırılgan denecek kadar narin, zarif, fakat aynı zamanda çeliksi bir bükülmezliğe sahip oluşunun eşsiz örneğidir. Benim gözümde bir insanlık ve hukuk anıtıdır.” demiştir.

Mehmet Durakoğlu ve Ümit Kocasakal, Orhan Adli Apaydın’ın mezarında

İstanbul Barosunun Mühürlenmesi

İstanbul Barosu, başkan Apaydın döneminde darbe hukukuna karşı mücadele verdiği için tarihinde ilk kez 12 Eylül 1980 cuntası tarafından kapısına kilit vurularak mühürlenmiştir. Utanç mührü İstanbul Barosu binasının girişinde sergilenmektedir.

İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, “Darbe yönetimi İstanbul Barosu’nun kapısını mühürlediğinde sandı ki baroyu ve avukatları susturacak. Öyle olmadı. Avukatlar da kendi barolarının kapanmış olmasına rağmen mücadeleyi hiçbir zaman bırakmadılar. Prangalar ve darbeler bizi susturamaz” demiştir.

12 Eylülde İstanbul Barosunun kapısına vurulan mühür halen baroda sergilenmektedir. 

Kütüphanesi İstanbul Barosuna Bağışlandı

Orhan Adli Apaydın ve kardeşi Burhan Asri Apaydın’ın Sirkeci Palas Han’daki Hukuk Bürosunda bulunan kitapları ailesi tarafından İstanbul Barosu’na bağışlanmıştır. Burhan Asri Apaydın’ın eşi Beyhan Apaydın ile Av Orhan Adli Apaydın’ın oğlu Hüseyin Apaydın tarafından bağışlanan kitaplar İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Ufuk Özkap ve Baro Hukuk Müşaviri Av. Atilla Özen tarafından teslim alınarak Baro Kütüphanesine getirilmiştir.

Av.Orhan Apaydın ve Av.Burhan Apaydın’ın Kitapları İstanbul Barosuna Bağışlandı

Psikiyatri Meslek Etiği İlke ve Kuralları

0

Psikiyatri Meslek Etiği İlke ve Kuralları, Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) tarafından yayınlanmıştır.

TPD; 1995’te kurulmuştur ve Türkiye’de mesleğini uygulayan psikiyatri hekimlerinin çatı meslek örgütüdür.

İlke ve kurallar, derneğin 22 Haziran 2002 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda Ruh Hekimliği (Psikiyatri) Meslek Etiği Kuralları adıyla kabul edilmiştir. Ancak, çağcıl gelişmelere göre güncelleme yapma gereği doğmuş, 2024 yılında yeni versiyonu yayınlanmıştır. 

2021 yılında TPD Etik İlkeleri Güncelleme Görev Grubu kurulmuştur. Görev grubunda, Ayşe Ceren Kaya, Ayşegül Yay, Berna Diclenur Uluğ, Gonca Aşut, İbrahim Fuat Akgül, Raşit Tükel ve Simavi Vahip yer almıştır. Görev grubu, yenilenmiş uluslararası metinleri ve yapılan çalışmaları ayrıntılı olarak değerlendirdikten sonra taslak metin oluşturmuştur. 18 Haziran 2023’te TPD Etik İlkeleri Güncelleme Toplantısı’nda tartışmaya açılmıştır. Gelen öneriler değerlendirilmiş, güncellenmiş Etik Kurallar metninin nihai taslağı Ekim 2023’te 59. Ulusal Psikiyatri Kongresi’ne sunulmuştur.

Nihai metin, iki yıllık bir çalışma döneminin ardından TPD 21. Olağan Genel Kuruluna getirilmiştir. 21 Nisan 2024 Pazar günü, Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mazhar Osman Eğitim ve Toplantı salonunda gerçekleşen kurulda etik ilke ve kurallar kabul edilerek derneğin web sitesinden yayınlanmıştır. 

TÜRKİYE PSİKİYATRİ DERNEĞİ PSİKİYATRİ MESLEK ETİĞİ İLKE VE KURALLARI 

Giriş

Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) Türkiye’de mesleğini uygulayan psikiyatri hekimlerinin çatı meslek örgütüdür.

TPD, üyelerinin sürekli eğitimi ve sürekli mesleki gelişimi, psikiyatri hizmetlerinin niteliğinin yükseltilmesi ve geliştirilmesi, hasta ve hasta yakınlarının savunuculuğu ve her yönden desteklenmesi ve toplumun bilgilendirilmesi için çalışır. Tüm bu amaçlar doğrultusunda yerel ve merkezi karar vericiler ve yöneticilerle birlikte yapılan çalışmalara katılma sorumluluğunu üstlenir.

TPD, bu çalışmaların tümünü en yüksek etik standartları sağlayarak yürütür. Psikiyatri Meslek Etiği İlke ve Kuralları, bu standartların psikiyatri hekimlerine ve topluma bildirimidir.

Psikiyatri Hekimliği Meslek Etiği İlke ve Kuralları, uluslararası sözleşmeler, bildirgeler ve başta hekimlik etik ilkeleri olmak üzere ulusal ve uluslararası etik ilke ve kuralları temel alır, düzenli olarak gözden geçirilir ve güncellenir.

Bu metin, psikiyatri hekimlerinin mesleki eğitim almaya başladıkları andan itibaren ve tüm meslek yaşamları boyunca uymaları gereken ilke ve kuralları içerir.

1. Bölüm: Genel İlkeler

Psikiyatri Hekiminin Yükümlülükleri
Madde 1.

Mesleğin saygınlığı iyi hekimlikten geçer; bu saygınlık toplum ve bireylerle kurulan güven ilişkisine dayanır.

Psikiyatri hekimi toplum ruh sağlığının korunması ve ruhsal hastalıkların önlenmesi, ruhsal bozukluğu olanların tanısal değerlendirmesi, tedavisi, esenlendirmesi ve ruh sağlığının geliştirilmesinden sorumludur. Çağdaş bilimsel bilgiler ve etik ilkelerle uyumlu en iyi tedaviyi sunarak hastalara ve yakınlarına hizmet verir. Bu hizmeti verirken genel tıp etiği ilkelerine ve psikiyatri hekimliği etik kurallarına uyar.

Mesleğini en iyi şekilde uygulayabilmek için sürekli eğitimin gerekli olduğunu bilir. Psikiyatri alanındaki bilimsel gelişmeleri yakından izler, bunları uygulamalarına yansıtır ve yeni bilgileri meslektaşlarıyla paylaşır. Araştırmalarının amacı psikiyatri alanındaki bilimsel bilgiye katkıda bulunmaktır.

Ruh sağlığı hizmetinin genel sağlık hizmetinin bir parçası olduğu ve bir ekip içerisinde verildiğinin bilinciyle, gerektiğinde diğer tıp mensupları ya da ruh sağlığı alanında çalışanlar ile iş birliği yapar. Bu iş birliğinde diğer disiplinlerde ya da ruh sağlığı hizmet sunumunda çalışanların eğitim, beceri ya da etik nitelikler açısından yetkin olup olmadıklarını göz önünde tutar.

Psikiyatri hekimliği meslek sınırları içinde yer alan hekimlik görev ve yetkilerini farklı meslektaşlarına, diğer ruh sağlığı çalışanlarına ve tıp dışı kişilere devretmez.

Madde 2.

Psikiyatri hekimi sağlık hakkının sosyal belirleyicilerle birlikte bütünsel bir yaklaşımla olanaklı olduğunun ve bu hakkın gerçekleştirilmesi yönündeki toplumsal sorumluluğunun farkındadır. Toplumsal adalet ve herkes için eşitliğin uygulayıcısı ve savunucusudur.

Hekimin Yansızlığı
Madde 3.

Psikiyatri hekimi her durumda hastaları arasındaki siyasal görüş ve politik aidiyetler, dini inanç, milliyet, etnik köken, yurttaşlık bağı, ırk, renk, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, cinsiyet kimliği, cinsiyet ifadesi ve cinsel yönelim, yaş, medeni durum, gebelik, suç geçmişi, özgürlüğünden yoksun bırakılma durumu, engellilik, bedensel ve ruhsal hastalıklar ve özellikler, sosyoekonomik durum, sağlık güvencesi bakımından farklılıkların görevini engellemesine izin vermez. Hasta ve yakınlarına karşı onur kırıcı, dışlayıcı ya da ayrımcılık içeren herhangi bir davranışta bulunmaz, kendi değerlerini dayatmaz.

Sır Saklama Yükümlülüğü
Madde 4.

Psikiyatri hekimi sır saklamakla yükümlüdür. Mesleğini uygularken edindiği, hastası ve bağlantılı kişilere ilişkin tüm bilgileri tıbbi, kurumsal ve yasal zorunluluklar çerçevesinde gizli tutar. Bu gizlilik, hastası ile tedavi ilişkisi sonlandıktan, hatta hastası öldükten sonra da devam eder.

Kişisel sağlık verilerini yasal temsilci, aile üyeleri veya bakım veren gibi üçüncü kişilerle ancak hastanın bilgisi ve onamı doğrultusunda ya da yasaların zorunlu kıldığı hallerde paylaşır. Karar verme yetisine sahip hastalara bilgi paylaşımı ve aktarımının gerekçesini, sınırlarını, bilginin paylaşılmaması durumunda ortaya çıkabilecek sonuçları açıklar. Karar verme yetisi bozulmuş ya da çocuk ve ergen hastaların bilgilerini hastanın çıkarına olacaksa aile üyeleri, bakım verenler veya yasal temsilcilerle paylaşır. Hastanın kendisi veya başka kişiler için ciddi ve yakın bir tehlike oluşturduğu kanaatine vardığında, bu durumu, önlem alabilecek ya da koruma sağlayabilecek kişi veya kurumlara bildirir. Hastanın onamı olsa da hastaya zarar verebileceğini düşündüğü bilgileri üçüncü kişilere açıklamaz.

Muayene, tetkik ve tedavi sürecinde oluşturduğu kayıtlarda yer alan hastasına ait bilgileri en iyi şekilde korur; kişisel verileri koruma mevzuatı çerçevesinde bireysel sorumluluğunun ve kurumların sorumluluklarının farkındadır; kişisel sağlık verilerinin gizliliği konusunda hastasını bilgilendirir. Sağlık verilerini toplum yararı için, bilimsel bilginin geliştirilmesi amacıyla, kişisel bilgilerden arındırılmış olarak kullanabilir.

Kitle İletişim Araçları, Geleneksel Medya, Yeni Medya ve Diğer Yayın Ortamlarında Yer Alma
Madde 5.

Psikiyatri hekimi kitle iletişim araçları, geleneksel medya, yeni medya ve diğer yayın ortamlarında psikiyatri hekimi kimliği ile yaptığı paylaşımlarda ve bu ortamlarla kurduğu ilişkilerde, genel meslek etiği ilke ve kurallarına uygun olarak dürüstlük, saygınlık, özerkliğe saygı, zarar vermeme ve yarar sağlama ilkelerini dikkate alır. İnsan onurunu gözetir, hastalarının, meslektaşlarının ve psikiyatri hekimliği mesleğinin onurunu korumaya özen gösterir ve zedelemekten kaçınır. Bireyleri ve toplumu bilgilendirerek ruh sağlığının korunmasına ve geliştirilmesine katkıda bulunur. Paylaşımlarında yer alan bilgilerin doğru, yorumların bilimsel bilgiye uygun, tarafsız ve nesnel olmasından sorumludur.

Kitle iletişim araçları ve diğer yayın ortamlarında, kişilere onların muayenesi anlamına gelebilecek sorular sormaz, tanı koymaz, yorum yapmaz ya da öneride bulunmaz. Bu ortamlarda muayene etmediği kişilere tanı koymaz, onlar hakkında ruhsal bir değerlendirmede bulunmaz.

Muayene ettiği kişilerle ilgili bilgi vermez. Sır saklama yükümlülüğü kamuoyu önünde, kitle iletişim araçları ve diğer yayın ortamlarında da devam eder.

Hastanın güvenliği, eğitim ve bilimsel amaçlar dışında hastasının görüntülü veya sesli kaydını almaz, alınmasına izin vermez. Bu amaçlarla alınacak kayıtlar için hastadan ya da yasal temsilcisinden aydınlatılmış onam alır. Hastaya ya da yasal temsilcisine istediği zaman onamı geri çekebileceği bilgisini verir. Toplumu bilgilendirme amacı dışında bir kitle iletişim aracında yayımlanması için hastalarla konuşma yapılmasına aracı olmaz.

Uzman Görüşü Sunma, Toplumu Bilgilendirme ve Eğitim Etkinlikleri
Madde 6.

Psikiyatri hekimi kitle iletişim araçları ve diğer yayın ortamları aracılığıyla toplumu ruhsal bozukluklar ve ruh sağlığı konularında doğru ve bilimsel olarak bilgilendirir ve aydınlatır.  Bu ortamlarda yapılan bilgilendirmelerde mesleki sınırları gözetir. Topluma yanıltıcı veya yanlış bilgiler verilmesine karşı çıkar. Ruhsal hastalıklar konusunda toplumda ön yargı, kaygı, damgalama yaratabilecek ve tedaviyi engelleyebilecek tutum ve davranışlardan kaçınır.

Kamuoyu önünde toplumun tüm bileşenlerini kapsayıcı bir dil kullanır ve damgalayan, ayrımcılığa neden olan açıklama ve yorumlarda bulunmaz.

Toplumun genelini ilgilendiren olağandışı hallerde kitle iletişim araçları ve diğer yayın ortamları aracılığıyla ruh sağlığının korunmasına, desteklenmesine ve güçlendirilmesine katkıda bulunur.

Yanlış yönlendiren ve paniğe yol açan açıklamalar yapmaz.

Tanıtım ve Reklam Faaliyetleri
Madde 7.

Psikiyatri hekimi mesleğini uygularken reklam yapmaz. Talep ve haksız rekabet oluşturan tanıtım ve bilgilendirme yapmaz, ilaç endüstrisi firmalarının, özel sağlık ve eğitim kuruluşlarının reklamlarında yer almaz, bilimsel çalışmalarının sunumuna ticari bir görünüm vermez.

Geçmişte ya da güncel olarak muayene ya da tedavi ettiği kişileri reklam ve tanıtım amacıyla kullanmaz.

Hekimlik Dışı Uygulamalar ve Yöntemler
Madde 8.

Psikiyatri hekimi herhangi bir muayene, tanısal değerlendirme ve tedavi girişimi için bilim dışı uygulamaları kullanmaz ve önermez.

Hastasını bilim dışı uygulamalar yapan kişi ya da kişilere yönlendirmez.

Hastasına bu tür uygulamaların zararlı olabileceğini ve tedaviyi aksatabileceğini açıklar.

Muayenesiz Tedavi Uygulamama
Madde 9.

Psikiyatri hekimi mesleki uygulamalarından sorumludur, bütün kararlarını ve eylemlerini gerekçelendirme yükümlülüğünü taşır.

Hastasına tedavi önermeden önce hastanın durumu hakkında yeterli düzeyde bilgi sahibi olur.

Acil durumlarda hastanın tanı ve tedavisi ile ilgili kararları öncelikli ve gerekli bilgiler üzerinden verir.

Tıbben zorunlu durumlar ve eğitim amacı dışında muayene etmediği hastaya tedavi önermez.

Tetkik ve Tedavi Kurumları ile İlişkiler
Madde 10.

Psikiyatri hekimi hastasına gereksiz harcama yaptırmaz ve yararı olmayacağını bildiği bir inceleme veya tedaviyi önermez.

Özel hastane ve diğer tedavi kurumlarına, laboratuvar ve ileri inceleme merkezlerine maddi çıkar karşılığı hasta göndermez.

Hastaların kendisine yönlendirilmesini sağlamak amacıyla maddi çıkar karşılığında aracılık yapan kişi ve kuruluşlardan yararlanmaz.

Endüstri ile İlişkiler
Madde 11.

Psikiyatri hekiminin ilaç ve öteki tıbbi teknoloji içerikli endüstrilerle kuracağı ilişkilerin etik dayanağı bilimsel iş birliğidir. Psikiyatri hekimi bu ilişkinin hastaların tedavisini olumsuz etkilememesini en üst düzeyde gözetir.

İlaç endüstrisi ile iş birliği içinde gerçekleştirilecek bilimsel etkinliklerde mesleki özerkliği ve nesnelliği ödünsüz uygular.

Eğitsel veya bilimsel etkinlik için verilenler dışında destek kabul etmez. Bu amaçla verilen ayni ya da nakdi desteği içeren her türlü ilişkiyi açık ve net bir şekilde açıklar.

2. Bölüm: Hasta Hakları ve Hekim-Hasta İlişkileri

Tedavi Hakkı
Madde 12.

Psikiyatri hekimi herhangi bir gerekçeyle kişinin tedavi hakkını engellemez.

Aydınlatılmış Onam Alma
Madde 13.

Psikiyatri hekimi değerlendirme, tanı, tedavi ya da araştırma amacıyla yapacağı her türlü tıbbi ve ruhsal müdahale öncesinde hastaya uygulanacak işlemin nedeni, amacı, türü, yöntemi, riskleri, olası etki, yan etki ve sonuçları, müdahaleyi reddetme durumunda ortaya çıkabilecek olası riskler ve varsa başka tedavi seçenekleri hakkında bilgi verir. Hastanın karar verme yeterliliği ölçüsünde aydınlatılmış onam sürecine katılmasını sağlar. Hastadan verilen bilgileri anlamış olması koşuluyla onam alır.

Hastanın kendi ruh sağlığı konusunda karar verme yeterliğini engelleyecek derecede bir ruhsal hastalığının olduğu durumlarda, hastanın yararını güvence altına almak üzere, yasal temsilcisinden ya da bakım verenden aydınlatılmış onam alır.

Hastaya, yasal temsilcisine veya bakım verenine tıbbi müdahale için verdiği onamı, sürecin herhangi bir aşamasında geri alma hakkı olduğu konusunda bilgi verir.

Hastanın hastalıkla ilişkili konularda bilgilendirilmeme hakkını kabul eder.

Hastanın Tedaviye Karar Verme ve Tedaviyi Reddetme Hakkı
Madde 14.

Psikiyatri hekimi tedaviye karar verirken hastanın iradesi ve tercihini dikkate alır, her hastanın karar verme yeterliliği ölçüsünde karar sürecine katılımını sağlar.

Hastasının özerk ve özgür bir kişi olduğunu bilerek, saygı ve güven duyarak en az kısıtlayıcı tedavi girişimlerini uygular.

Hastanın kendisi veya çevresi için yakın ve ciddi tehlikelilik halinin olmadığı durumlarda hastanın tedaviyi reddetme hakkını kabul eder. Hastayı kararının olası sonuçları hakkında aydınlatma sorumluluğunu yerine getirir.

İstemsiz Bakım ve Tedavi
Madde 15.

Psikiyatri hekimi hastanın bakımını sağlamak ve hastanın veya diğer kişilerin güvenliğinden emin olmak için başka bir seçenek olmadığında istemsiz bakım ve tedavi uygulamalarına başvurur. İstemsiz bakım ve tedaviyi yalnızca hasta ciddi bir ruhsal hastalık nedeniyle karar verme kapasitesi önemli ölçüde etkilenip kendisi veya çevresi için tehlikeli olmaya devam ettiği sürece sürdürür. Sürecin her aşamasında istemsiz müdahaleleri istemli hale getirmek için çaba gösterir.

Tedaviyi Üstlenmeme Hakkı
Madde 16.

Psikiyatri hekimi hastanın hayati tehlikesinin bulunduğu durumlar dışında hastanın sağlık hizmetine erişim hakkını sınırlamamak ve engellememek koşulu ile gerekçelerini açıklayarak hastaya hizmet vermekten çekilebilir.

Üçüncü Taraflara Karşı Sorumluluk ve Adli Süreçler
Madde 17.

Psikiyatri hekimi adli değerlendirmelere katılırken hasta hekim ilişkisinin etik ilke ve değerlerine bağlı kalır.

Adli psikiyatri süreçlerinde mahkemeye ya da idareye karşı sorumlu olmasının hastaya olan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını bilir.

Adli ya da idari raporlama süreçlerinde görüşmenin mahkemeye ya da idari makamlara raporlanacağı yönünde kişiye bilgi verir. Bu görüşmenin kişi için olumlu ya da olumsuz etkileri olabileceğini, kişinin bunu bilerek görüşmeyi sürdürme ya da sona erdirme hakkı olduğunu bildirir.

Bilirkişi olarak değerlendirme yaptığında görevini dürüst, tarafsız, nesnel olarak ve gizlilik kurallarına göre yerine getirir, etki altında kalmadan bağımsız olarak ruh sağlığı alanındaki bilimsel kanıta dayalı verilere göre tıbbi kanaatini bildirir. Değerlendirilen kişinin acil tıbbi tedavisi gerektiğinde tedaviye erişimin sağlanmasının öncelikli olduğunu bilir ve buna göre davranır.

Yasaların zorunlu kıldığı haller dışında mesleki ilişki içinde olduğu hasta ile ilgili tanıklıktan ve bilirkişilikten çekilebilir.

Kişisel verilerin yargı organları tarafından istenmesi halinde ilgili kanunu ve ne amaçla istendiğini dikkate alarak hastasını bilgilendirir ve onamını ister. Bunun mümkün olmaması halinde yargı organından bilgilendirme yapılmasını ve onam alınmasını talep eder. Mahkemenin kesin talebi olması halinde gizliliğe dikkat edilmesini belirterek kişilik haklarına ve hassas kişisel verilere dikkat ederek bilgi paylaşabilir.

Hasta-Hekim İlişkisi Dışına Çıkmama
Madde 18.

Psikiyatri hekimi geçmişte veya halen hasta hekim ilişkisi içinde olduğu kişilerle tanı ve tedavi amacının dışında bir ilişki kurmaz.

Hastayla oluşabilecek sosyal karşılaşmaları hekimliğin etik ilkeleri çerçevesinde sınırlı tutar.

Muayene ve tedavi ücreti dışında hastasından herhangi bir maddi ya da başka bir karşılık beklemez ve önerilince kabul etmez. Hastasıyla çıkar elde etmeye ya da yarar sağlamaya yönelik herhangi bir ilişkiye girmez. Hastasına herhangi bir cinsel yakınlaşmada bulunmaz.

Psikoterapiler
Madde 19.

Psikoterapi eğitimi, psikiyatri eğitiminin temel bileşenlerinden biridir. Psikiyatri hekimi psikoterapi uygulamalarına ruhsal ve bedensel muayeneyi kapsayan bütüncül bir değerlendirme sonrasında hastanın gereksinimi doğrultusunda ve onamını alarak başlar.

Kendi yetkin olduğu yöntemi ya da yöntemleri tek seçenek olarak sunmaz, kendisinin yetkin olmadığı ancak hastanın yararlanabileceği seçeneklerin varlığında hastasını bilgilendirir ve yönlendirir.

Telepsikiyatri
Madde 20.

Psikiyatrik hizmet sunumunda hekim ile hastanın yüz yüze görüşmesi esastır.

Psikiyatri hekimi telepsikiyatri uygulamalarını yüz yüze psikiyatrik hizmet sunumuna ulaşmakta zorluk yaşayan hastalar için kullanır. Telepsikiyatri uygulamalarında yüz yüze psikiyatrik hizmet sunumundaki etik ilkeler geçerlidir.

3. Bölüm: Meslektaşlar Arası İlişkiler

Meslektaşlar Arasında Saygı
Madde 21.

Psikiyatri hekimi tüm hekimler ve insan sağlığı ile uğraşan öteki meslek mensupları ile karşılıklı saygıya dayalı ilişkiler kurar. Bu ilişkilerin mesleğin saygınlığını koruyacak nitelikte olmasını gözetir.

Mesleki Dayanışma
Madde 22.

Psikiyatri hekimi meslektaşlarının, tıpta uzmanlık ve tıp öğrencilerinin ruh sağlıklarını, iyilik hallerini korumak ve geliştirmek için çaba harcar. Mesleki yönden onur kırıcı ve haksız saldırılara uğrayan meslektaşlarının ve öğrencilerinin haklarını savunur. Hiyerarşiden (eğiticilik, amirlik vb.) kaynaklanan yetki ve gücünü onlara zarar verecek şekilde kullanmaz.

Meslektaşlarının Hastalığı
Madde 23.

Psikiyatri hekimi meslektaşlarının ve öğrencilerinin sağlığını gözetir, ruh sağlığının korunmasına yönelik önlemler alır. Bir meslektaşının veya öğrencisinin ruh sağlığının bozulduğunu fark etmesi halinde sağlığına kavuşması için onu destekler, gerektiğinde kurumsal iş birliği sağlayarak ve mahremiyeti gözeterek tedavi için uygun şekilde yönlendirir. Kendisine tedavi için başvurmadığı sürece bir meslektaşının veya öğrencisinin tedavisini üstlenmez.

Yetkinlik Dışına Çıkmama
Madde 24.

Psikiyatri hekimi gerçeğe aykırı olarak kendini bir konuda uzman ya da yetkin olarak göstermez.

Eğitim ve Denetim-Gözetim Sorumluluğu
Madde 25.

Psikiyatri hekimi mesleki bilgisini meslektaşları ve öğrencileriyle paylaşır.

Eğitim veren psikiyatri hekimi eğitim süreçlerinde farklı görüş ve düşüncelerin konuşulup tartışılabildiği bir ortamın yaratılmasını sağlar.

Uzmanlık ve tıp öğrencilerinin eğitim haklarına özen gösterir, verilen eğitim ile sağlık hizmetinin dengesini dikkate alır. Eğitim süreçlerinde yer alanlar da dahil olmak üzere hastaların eksiksiz ve uygun ruh sağlığı hizmeti almakla ilgili haklarının korunmasına özen gösterir. Eğitim alanın eğitim sürecinde uygun mesleki bilgi ve beceri kazanmasını sağlar, eğitim sonrasında da destek ve rehberliğini sürdürür.

Ruh sağlığı alanındaki eğitimleri bilimsel ve etik standartlara uygun olarak verir. Klinik uygulama yetkisi veren eğitimleri klinik uygulama içinde ve denetim-gözetim altında gerçekleştirir.

Temel eğitimi ruh sağlığı mesleklerinden olmayanlara psikiyatrinin klinik uygulama alanlarında yetki kazandırmak amacıyla düzenlenen eğitimlerde yer almaz.

4. Bölüm: İnsan Hakları

İnsan Haklarına Saygı Gösterme, Ayrımcılık ve Damgalamanın Karşısında Olma
Madde 26.

Psikiyatri hekimi insan onuruna saygı gereği insan hakları ve temel özgürlüklerin doğal savunucusudur.

Mesleğin doğası nedeniyle insan hakları ihlallerinin tanığı olup bu ihlallerin ortaya çıkarılması, belgelendirilmesi ve engellenmesinde sorumluluk taşır.

Hastalar, çalışanlar, eğitim öğretim ilişkisi içinde olduğu kişiler, araştırmaya katılan gönüllüler, meslektaşları ve diğer meslek grupları ile ilişkisinde insan haklarına dayanan bir tutum sergiler ve ayrımcılık yapmaz.

İçinde bulundukları özel koşullar (hastalık, engellilik, belirli yaş grupları, cinsiyet, cinsiyet kimliği, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet, etnik köken, göçmenlik vb.) nedeniyle toplumda dezavantajlı veya kırılgan durumda bulunanların yanında yer alır ve mesleğinin olanaklarını kullanarak hak savunuculuğu yapar.

Mesleki uygulamalarında tüm hastalarına aynı özen ve hassasiyet ile yaklaşır.

Ruhsal hastalıklarla ilgili her tür damgalanmanın ortadan kaldırılması için kişisel, mesleki ve toplumsal düzeyde mücadele eder.

Şiddetin her türlüsünün ve adaletli olmayan güç ilişkilerinin ruhsal sağlık ve iyilik hali üzerindeki yıkıcı etkisinin farkındadır. Koruyucu, önleyici, tedavi edici ve esenlendirici uygulamalarda, ayrımcılığın ve şiddetin beden ve ruh sağlığına etkilerini gözetir ve ortaya çıkışını olabilecek en az düzeye indirmek için çalışır.

Silahlı kuvvetler, kolluk kuvvetleri veya güvenlik birimleri tarafından özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişilerin sorgulanmasında hiçbir şekilde bulunmaz veya yardım etmez.

Toplumsal Cinsiyete Duyarlılık
Madde 27.

Psikiyatri hekimi cinsiyet kimliği veya cinsel yönelimi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalan gruplar (lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks vb.) lehine toplumsal cinsiyet eşitliğini destekler.

Cinsiyetçi iş bölümüne dayalı bakım yükünün kadınların ruh sağlığı ve iyilik hali üzerindeki yıkıcı sonuçlarının farkında olur.

Toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin, duygusal ve cinsel tacizin özellikle kadınların, çocukların ve cinsiyet kimliği veya cinsel yönelimi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalan grupların (lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks vb.) ruh sağlığı ve iyilik hali üzerindeki yıkıcı sonuçlarının farkındadır.

Yakın ilişkiler içerisindeki şiddeti ortadan kaldırmak, şiddete uğrayan kişinin mümkün olan en hızlı şekilde güvenliğini sağlamak ve şiddetin etkilerini iyileştirmek için çalışır.

Ruhsal değerlendirme ve müdahalede cinsel haklar ve üreme ile ilgili hakları gözetir.

Mesleki uygulamalarında kadının iyilik halini önceler, gebelik ve annelik temelli ayrımcılık yapmaz.

İşkence Yasağı
Madde 28.

Psikiyatri hekimi her koşulda işkenceye karşıdır. İşkence görmüş ve buna bağlı ruhsal bozukluğu olan kişilerin tedavisi ile ilgilenir ya da tedavilerini sağlayacak kişi veya kurumlara yönlendirir.

İşkence ve benzeri uygulamalara hiçbir koşulda katılmaz, yardımcı olmaz, gerçeğe aykırı rapor düzenlemez.

Mesleki bilgi ve becerilerini işkence ve kötü muamelelerin belgelenmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için kullanır.

Hiçbir koşulda insanlık dışı cezalandırma eylemlerinde değerlendirici ve uygulayıcı olmaz.

Tutuklu ve Hükümlü Muayenesi
Madde 29.

Psikiyatri hekimi özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişilerin (hükümlü, tutuklu, gözaltında tutulanlar vb.) muayenesini, tüm hastalarda olduğu gibi, hekimlik sanatını uygulamaya elverişli koşullarda, hastaların kişilik haklarına saygı göstererek yapar ve gizlilik haklarını korur.

Hastasını kelepçeli olarak veya kolluk kuvvetlerinin bulunduğu bir ortamda muayene etmez.

Ağır şiddet davranışı gösterebilen hastalarda, hekim kendi güvenliğini sağlama hakkına sahiptir.

Psikiyatri hekiminin, bu koşulların sağlanması için ilgililerden istekte bulunma hakkı ve sorumluluğu vardır. Psikiyatri hekimi uygun olmayan koşullarda muayene etmeye, baskı altında belge ve rapor yazmaya zorlandığında, bu durumu en kısa zamanda meslek örgütüne (Türk Tabipleri Birliği ve Türkiye Psikiyatri Derneği’ne) bildirir.

Muayene ve tedavi olanaklarını bilinçli olarak reddeden tutuklu ve hükümlülere bu davranışlarının sonuçlarının neler olabileceğini açıklar, zorla muayene veya tedavi yapmaz ve önermez.

İdam Cezası
Madde 30.

Psikiyatri hekimi idam cezasına karşıdır. Hiçbir zaman idam cezası infazında bulunmaz, infaza yardımcı olmaz, idam cezasının uygulanması için hiçbir şekilde tıbbi hizmet vermez.

Savaşlar ve Diğer Olağandışı Durumlar
Madde 31.

Psikiyatri hekimi her türlü savaş ve silahlı çatışmaya karşı barışı savunur. Savaşlar ve diğer olağandışı durumlarda evrensel nitelikteki tıbbi etik ilkeleri yansızlıkla uygular.

Olağandışı koşullarda çalışırken kendi bedensel ve ruhsal sağlığını gözetir.

Herkes İçin Nitelikli ve Erişilebilir Sağlık Hakkı
Madde 32.

Psikiyatri hekimi herkes için kapsayıcı, erişilebilir ve nitelikli sağlık hizmetini savunur.

Ruhsal hastalığı olan kişiler için adil ve uygun korunma, bakım, tedavi ve esenlendirme hizmetlerinin geliştirilmesi için çalışır. Herkesin anadilinde sağlık hizmeti alma olanaklarının sağlanmasını savunur ve çalışır.

Onurlu Ölme Hakkı
Madde 33.

Psikiyatri hekimi herkesin onuruyla ölme hakkı olduğunu kabul eder.

Karar verme yeterliliğini bozan bir ruhsal hastalığa bağlı olmaksızın, özerk kararı doğrultusunda tedavisini reddeden kişilere saygı gösterir ve kişinin talebini de dikkate alarak gerekli psikiyatrik destek ve danışmanlık verme sorumluluklarını yerine getirir.

5. Bölüm: Tıbbi Araştırmalar ve Yayın Etiği

Psikiyatride Bilimsel Çalışmanın Özellikleri
Madde 34.

Psikiyatride bilimsel araştırma uygulamalarında gözetilecek temel etik ilkeler yarar sağlama, zarar vermeme, dürüstlük, gizlilik, özerkliğe saygı, topluma saygı ve adaleti içerir.

Psikiyatri hekimi araştırmalarını kabul edilen bilimsel yöntem ve ilkelere uygun olarak, ilgili bilimsel bilgileri eksiksiz kullanarak ve en yüksek standartlarla uyumlu şekilde gerçekleştirir.

Bilimsel araştırmalarda etik ilkelerin ödünsüz olarak yaşama geçirilmesi ve hastaların, yakınlarının (aile bireyleri, yasal temsilcisi, bakım verenleri vb.) ve toplumun güveninin kazanılması için gerekli çabayı gösterir.

Yer aldığı bilimsel araştırmalarda yürürlükte olan yönlendirici veya bağlayıcı uluslararası ve ulusal düzenlemelere uyar.

Bilimsel bir araştırmadan önce ilgili araştırma etik kurulundan onay alır ve araştırma boyunca etik kurul ile gerekli iş birliğini sürdürür.

Araştırmalarda hastanın haklarını ve bakımını uygunsuz bir şekilde etkileyebilecek olası çıkar çatışmaları ya da ikincil kazançların farkındadır ve bu çatışmalardan kaçınır. Bu bağlamda kendini övmez, öne çıkarmaz, kendinin ya da kurumların reklamını yapmaz, araştırmaya fon sağlayan kuruluşlarla çıkar ilişkisi kurmaz, kişisel hediye ve destek almaz.

Araştırmalarda Aydınlatılmış Onam
Madde 35

Psikiyatri hekimi araştırmalarda özerkliğe saygı ilkesi gereği aydınlatılmış onam alır. Hastaların araştırma için onam verme kapasitesinin değerlendirilmesinde yetkindir. Bu yetkinliğini sürekli kılmak, geliştirmek için çaba gösterir. Onam verme kapasitesi bozulmuş hastaların araştırmaya alınabilmesi için yasal temsilcilerinin (vasi, aile üyeleri gibi) onamına başvurur. Bu süreç, hastaların en yüksek yararının gözetilmesi, şeffaflık ve dürüstlüğün sağlanması için üçüncü bir kişinin tanıklığında gerçekleştirilir.

Psikiyatri hekimi hastaları, ailelerini, yakınlarını veya vasilerini araştırmaya katılım için zorlamaz.

Araştırmaya katılım önerisinin reddedilmesi durumunda hastanın tedavisinin etkilenmesine izin vermez.

Araştırmalarda hastaların güvenliği ve esenliğini her durumda dikkate alır, araştırmalarda yer almanın taşıdığı olası riskler ve yararları hastaya net bir şekilde ve anlaşılabilir bir dille açıklar.

Araştırmalarda Gizlilik ve Veri Güvenliği
Madde 36.

Psikiyatri hekimi araştırmanın tüm aşamalarında gizliliği korur, bu ilkenin hangi zorunlu koşullarda geçerliğini yitireceği konusunda hastaları veya yasal temsilcilerini bilgilendirir. Araştırma süresince tüm kayıtları zamanında, titizlikle ve denetlenebilir şekilde tutar. Araştırma verilerini yetkili olmayan herhangi bir kişinin ulaşamayacağı biçimde güvenlik önlemleri alarak yasal yönden zorunlu olan süre boyunca saklar.

Araştırmalarda Adalet İlkesi
Madde 37.

Psikiyatri hekimi araştırmalarda adalet ilkesi doğrultusunda gönüllülerin adil seçimine özen gösterir ve kaynakların adil kullanılmasında sorumluluk üstlenir.

Araştırmalarda Yayın Etiği
Madde 38.

Psikiyatri hekimi araştırma sonuçlarını genellenebilir bilgiye katkı sağlamak ve bilimi geliştirmek üzere yayımlar. Araştırmadan elde edilen olumlu ya da olumsuz tüm sonuçları hem topluma saygının gereği hem de toplumsal güvenin ve desteğin sürmesi amacıyla kamuoyu ve bilim dünyası ile paylaşır. Yanlı istatistiksel analizler yaparak sonuçlarda tahrifat yapmaz.

Araştırma ya da araştırma sonuçlarını bildirmede dürüstlük ve şeffaflık ilkelerine bağlı kalır. Hastaların konu olduğu vaka bildirimleri dahil tüm yayınlarda kişisel verilerin korunması ilkesine bağlı kalır.

Çalışmaya katılanların ve araştırmaya katkısı olanların hakkını gözetir. Yayınlarında çalışmanın planlanması, yürütülmesi, sonuçlarının analizi ve yayına hazırlanması aşamalarında anlamlı düzeyde katkısı olan kişilere yazar olarak yer verir. Yazar sıralamasının belirlenmesinde araştırmaya ve yayına katkı derecelerini dikkate alır. Gölge yazarlık, hediye yazarlık ya da anlaşarak karşılıklı yazarlık gibi haksız uygulamaların içinde yer almaz.

Yayınlarında başka bir yazara ait eserden ya da çalışmadan alınacak her türlü alıntı, bilgi ve veriyi kaynak göstererek kullanır.

Yayın sürecinde tarafsız bir hakem değerlendirmesini sekteye uğratacak şekilde davranmaz.

Uydurma, çarpıtma, dilimleme yoluyla yayın yapmaz. Anlaşmalı atıf yapmaz.

Yağmacı dergiler, yağmacı kongreler gibi etik açıdan kabul edilemez ortamların farkında olur, araştırmalarını bu ortamlar aracılığı ile duyurmaz, yayımlamaz. Bu konularda meslektaşlarını bilgilendirir.

Araştırma sonuçlarının kitle iletişim araçları, geleneksel medya, yeni medya ve diğer yayın ortamlarında duyurulmasında ve yayımlanmasında yayın etiği ilkelerine bağlı kalır. Araştırma sonuçlarıyla ilgili yanlış ve çarpıtılmış bilgilerin yayımlandığını fark ettiğinde tekzip ve gerekli düzeltmeyi sağlamaya çalışır.

Araştırma ve yayın etiği alanındaki gelişmeleri yakından izler ve ilgili güncellemeleri uygulamalarına aktarır.

Başlıca yönlendirici ve bağlayıcı belgeler : 

Dünya Tabipler Birliği (DTB) Helsinki Bildirgesi, DTB Hawaii Bildirgesi, Avrupa Konseyi İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi, Sağlık Bakanlığı Hasta Hakları Yönetmeliği, Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Mesleği Etik Kuralları ve insan araştırma etiği ile hayvan deneyleri etik ilkelerinin yer aldığı yönetmelik ve yönergelerdir.

21 Nisan – Hukuk Takvimi

0
21 Nisan Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar. Kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları. Ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.
21 Nisan – Hukuk Takvimi / Hukuk Tarihinde Bugün
MÖ 753 Romulus ve Remus, Roma’yı kurdu.
1488

Alman hümanist düşünür ve şair Ulrich von Hutten doğdu. (Ölümü: 9 Ağustos 1523) İmparatorluk Şövalyeleri’nin lideri oldu. Martin Luther Reformlarını destekledi. Skolastik düşüncelere karşı çıktı ve felsefe tarihinde önemli bir isim haline geldi.

1789

Hukukçu John Adams ABD başkanı oldu. 21 Nisan 1789 – 4 Mart 1797 tarihleri arasında görev yaptı.

1800

Hukukçu Alfred Moore  ABD Yüksek Mahkemesi yargıçlığına getirildi. 21 Nisan 1800 – 26 Ocak 1804 tarihleri arasında görev yaptı.

1821

Sadrazam Benderli Ali Paşa görevinden ayrıldı ve 30 Nisan’da idam edildi. Benderli Ali Paşa, Padişah emri ile idam edildiği bilinen son sadrazamdı.

1837

Danimarkalı yazar, öğretmen ve pasifist siyasetçi Fredrik Bajer doğdu. (Ölümü: 22 Ocak 1922) 1872 yılında Danimarka Parlamentosuna girdi ve orada 23 yıl kaldı. Uluslararası çatışmaları çözmek amacıyla tahkim kuralları alanında çalıştı. Birçok barış örgütünü destekledi. Hem Danimarka içinde hem Avrupa çapında tahkim anlaşmalarını sağlamak için bir yasanın hazırlanmasında rol üstlendi. 1908 yılında Nobel Barış Ödülü’nü aldı.

1864

Alman düşünür, sosyolog ve ekonomi politik uzmanı Max Weber doğdu. (Ölümü: 14 Haziran 1920) Sosyoloji bilimini metodolojik olarak zenginleştirdi. Siyaset sosyolojisi ve eğitim sosyolojisi alanında yaptığı araştırmalarıyla da tanındı. Marx’ın sınıf temelli çözümlemelerinin yerine statü kavramını literatüre kazandırdı. Modern antipozitivistik sosyoloji incelemesinin öncüsü olarak nitelenmektedir.

1918

Hukukçu Carl Theodor Zahle, Danimarka başbakanlığı görevine seçildi. (Doğumu: 19 Ocak 1866) Kopenhag Üniversitesi‘nde hukuk okudu. 1901’de parlamento maliye komitesinin üyesi oldu. 1905’te Sosyal Liberal Parti’yi kurdu ve yeni partinin ilk başkanı oldu. 1911’de Stege belediye başkanı oldu. Birinci Dünya Savaşı sırasında başbakanlık yaptı. 1929’dan 1935’e kadar adalet bakanı olarak görev yaptı. 21 Nisan 1918–30 Mart 1920 arasında Danimarka Başbakanlığı yaptı. 3 Şubat 1946, Kopenhag’da yaşamını yitirdi.

 1920

Mustafa Kemal Paşa, Meclis’in 23 Nisan 1920 günü açılacağını bildiren bir genelge yayımladı.

1923 İsmet Paşa başkanlığındaki heyet Lozan’a vardı.
1924 T.B.M.M.’nde “İstanbul Darülfünunu’nun Şahsiyet-i Hükmiyesi Hakkında Kanun” kabul edildi.
1924 Ziraat Bankası’nın üreticilere kredi açmasına ilişkin kanun kabul edildi.
1930 Columbus-Ohio’daki bir hapishanede çıkan yangında 320 kişi öldü.
1931

Reisicümhur Gazi Mustafa Kemal Hazretlerinin Millete Beyannamesi, 21 Nisan 1931 Salı günü Resmî Gazete’de yayınlandı. Beyanname, Türk Milleti’ne yönelik genel bir hitap şeklinde olup, yeni kurulan Cumhuriyetin nitelikleri ile amaçlarını ve hedeflerini doğrudan halka anlatma amacı taşımakta; Cumhuriyet Devrimlerinin milliyetçi, halkçı, devletçi, lâik ve inkılâpçı vasıflara atıf yapmaktadır. “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi özellikle vurgulanmaktadır.

1934

İstanbul Belediyesi’ne bağlı müfettişler, belediye tarafından kurulan Esnaf Bankası’nın yöneticileri tarafından hortumlandığına dair bir rapor düzenledi. Türkiye’de banka hortumlama olayı ortaya çıktı.

1939 Yeni kurulan Hatay Cumhuriyeti, Türk Gümrük Tarifesine dahil oldu.
1944 Fransa’da kadınlar oy kullanma hakkını elde etti.
1952 Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan anlaşmayla vize formaliteleri kaldırıldı.
1964 Rum Patriği Vekili Emilyanos ile Metropolit Canavaris, Türkiye aleyhine faaliyet gösterdikleri gerekçesiyle sınır dışı edildi.
1963 27 Mayıs 1960’ta gerçekleşen askerî darbe sonrasında Halkevleri 21 Nisan 1963 tarihinde bir dernek statüsünde, bağımsız bir demokratik kitle örgütü olarak tekrar kuruldu. Ancak, 12 Eylül 1980 tarihinde gerçekleşen askerî darbe ile Halkevleri yeniden kapatılmış, bir kez daha tüm varlıklarına el konulmuştur.
1967 Yunanistan’da darbe yapıldı. Yorgo Papadopulos liderliğindeki “Albaylar Cuntası” yönetime el koydu, yedi yıl sürecek olan askeri rejim başladı. Yunan hukukçu, yazar ve eski Yunanistan Başbakan Panagiotis Kanellopoulos(Παναγιώτης Κανελλόπουλος) 21 Nisan 1967’de meydana gelen askeri darbe sonucunda görevinden uzaklaştırıldı. Darbe döneminin sonuna kadar yedi yıl boyunca ev hapsinde tutuldu. Darbe sonrası geçiş dönemi başbakanlık tekliflerini reddetti.
1968 Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Rusya, zor durumda kalan astronotları kurtarmak için bir antlaşma imzaladı.
1970 Hutt River Vilayeti Prensliği, Avustralya’dan bağımsızlığını ilan etti.
1970 Hukukçu Bruno Kreisky Avusturya şansölyesi olarak görev başladı.
1976 Adana/Ceyhan’ın Sarıbahçe köyünde 225 dönümlük Hazine toprağını eken topraksız köylülerden 11’i şikâyet üzerine tutuklandı. Hazine’yle davalık olan Andırın ailesinin topraklarının bir kısmını eken köylüler jandarma müdahalesiyle uzaklaştırılmış, ekinleri sökülmüştü.
1976 Cem Karaca hakkında İzmit Lisesi Koruma Derneği’nin düzenlediği müzik şöleninde İhtarname adlı şarkısını okurken sol yumruğunu havaya kaldırarak kışkırtıcı sözler söylediği iddiasıyla soruşturma açıldı.
1978 Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası (Temel Kanun) 21 Nisan 1978 tarihinde kabul edildi. Bu anayasa, 12 Kasım 1995 yılında referandum yoluyla kabul edilen ve 27 Kasım’da yürürlüğe giren yeni Azerbaycan Anayasası ile yürürlükten kaldırıldı.
1980 Sağmalcılar Cezaevi’ndeki 23 tutuklu, cezaevi aracından kaçtı.
1981 Prof. Dr. Turhan T. YÜCE,  21 Nisan 1981 tarihinde de Ege Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekan yardımcılığı görevine getirildi.
1984 İşkence yaparak bir öğrencinin ölümüne neden olan iki polis, İstanbul Sıkıyönetim Mahkem si tarafından 6’şar yıl 8’er ay hapis cezasına çarptırıldı.
1987 Müstehcen bulunan “Bitmeyen Aşk” romanının yazarı Pınar Kür ve yayımcı Erdal Öz’ün yargılanmalarına başlandı.
1988 İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi, İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsanî veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi Türkiye tarafından 21 Nisan 1988 tarihli ve 3441 sayılı kanunla kabul edilerek onaylandı ve 29 Nisan 1988 tarihli resmî gazetede yayınlandı. Sözleşme, BM Genel Kurulu’nda 10 Aralık 1984 tarihli oturumda, 39/46 sayılı kararla kabul edilmiş ve 26 Haziran 1987 tarihinde yürürlüğe girmişti. Türkiye, sözleşmeye 25 Ocak 1988’de imza atmıştı.
1988 Rehine Alınmasına Karşı Uluslararası Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun, 21 Nisan 1988 tarihinde kabul edilmiş, 29 Nisan 1988’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Ancak Türkiye, sözleşmenin hakemlik ve zorunlu yargıya ilişkin hükümlerine çekince koymuştur.
1988 Başbakan Turgut Özal Hürriyet, Cumhuriyet, Günaydın ve Tempo’daki yazılardan dolayı birçok gazeteci hakkında soruşturma talep etti, 7 yurttaşı da hakaret suçundan şikayet etti.
1988 Türkiye Barış Derneği Davası 21 Nisan 1991’de tüm sanıkların beraat etmesi ile sona erdi. Barış Derneği üyelerine açılan dava sonucunda, İstanbul 2 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından, 23 Şubat 1982 tarihinde, 44 yönetici hakkında, tutuklama kararı verildi. Orhan Adli. Apaydın ile birlikte Mahmut Şerafettin Dikerdem, Reha İsvan, Erdal Atabek, Aykut Göker, Tahsin Usluoglu, Haluk Tosun, Şefik Asan, Aybars Ungan, Ali Taygun, Uğur Kökden, Metin Özek, Niyazi Dalyancı, Ataol Behramoğlu, Ali Sirmen, Gencay Saylan, Ergun Elgin, Orhan Taylan, Hüseyin Bas, Nedim Tarhan, Mustafa Gazalcı, İsmail Hakkı Öztorun, Nurettin Yılmaz, Kemal Anadil ve Melih Tümer tutuklanarak cezaevine konuldu. 17 Mayıs 1982 tarihinde sanıklar hakkında iddianame düzenlenerek Türkiye Barış Derneği Davası açıldı ve sanıkların Türk Ceza Kanunu’nun 141 ve 142. maddelerine göre cezalandırılması istendi. Apaydın’ın tutuklanması üzerine Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi bir tavsiye kararı alarak serbest bırakılmasını istedi. Paris Barosu, Türkiye’ye başvurarak Apaydın’n serbest bırakılmasını istedi. Türkiye Barış Derneği’ne ilişkin ikinci davada, birinci davanın avukatları Halit Çelenk, Turgut Kazan, Turgut Arınır, Atilla Coşkun, Nezahet Gündoğmuş, Rasim Öz, Mustafa Özkan ve Ali Sen, avukatlık görevlerinden uzaklaştırıldı ve 18 Mart 1986’da iki dava birleştirildi. Dava sürerken, sanıklar, 1984 Nobel Barış Ödülü için aday gösterildi. Sanıklardan Metin Özek’in de üyesi bulunduğu Savaşa Karşı Hekimler, Nobel Barış Ödülü’nü aldı. İstanbul Barosu eski Başkanı Orhan Adli Apaydın 28 Şubat 1986 tarihinde, CHP milletvekili İsmail Hakki Öztorun ise 20 Haziran 1986’da dava sona ermeden hayatını kaybetti.
1988 İsrail’de Mordehay Vanunu, 18 yıl sonra hapisten çıktı. Fas kökenli fizikçi Vanunu, 1986’da İsrail’in gizli nükleer çalışmalarını belge ve fotoğraflarla ifşa etmişti.20 Kasım 2005’te yasa dışı olarak Filistin topraklarına girdiği ve tahliye koşullarını ihlal ettiği iddiasıyla yeniden tutuklandı.
1989 Sağmalcılar Cezaevi’nde tek tip elbise vb.ne 1987 yazında arkadaşlarıyla birlikte ölüm orucu ile direnen Ertuğrul Mavioğlu’nun -avukat babası vasıtasıyla- açtığı dava sonuçlandı: Danıştay’ın tek tip elbise uygulamasının kaldırılması kararı kesinleşti.
1989 Ankara’da Kutlu ve Sargın’ın DGM’deki duruşmasını izlemek isteyenler Çevre Sokak’ta beklerken “avukatlar dışında kimsenin duruşmaya alınmayacağı” kararını gerekçe gösteren polisçe tekme/tokat dağıtıldı, itiraz eden 3 avukat tartaklandı. Avukatlar suç duyurusu yaptı.
1990 Anayasa Mahkemesi hükümeti uyardı. Çok sayıda kanun hükmünde kararname çıkarılmasının parlamentonun işlerliğini engelleyebileceği bildirdi.
1992 12 Eylül 1980 darbesi sonra faaliyeti durdurulup idaresi kayyıma devredilen DİSK’e bağlı Petkim-İş Sendikası’nın taşınır ve taşınmaz malvarlığı ile nakit parası Mahkeme kararıyla sendikaya geri verildi.
1992 Kayseri Cezaevi’nden tünel kazarak kaçan TKP/ML-TİKKO üyesi mahpuslardan 8’inin yakalandığı açıklandı.
1996 Çeçenistan Devlet Başkanı Cahar Dudayev, Rus füze saldırısında öldü.
1998 Siirt’te 5 Aralık’ta yaptığı konuşmada okuduğu “Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler nefer” şiirinden dolayı Diyarbakır DGM’de yargılanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan 10 ay hapis ve para cezasına çarptırıldı.
2000 Diyarbakır DGM Başsavcılığı PKK liderlerinden Osman Öcalan hakkında idam istemiyle dava açtı.
2001 Amerika kıtasındaki 34 ülkenin liderleri Kanada’nın Quebec kentinde toplantı yaptı. Gündem: 2005 yılında Amerika Serbest Ticaret Bölgesi (FTAA) kurulması.
2003 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Bakanlar Kurulu, saat 09.00-24.00 arasında KKTC’den Kıbrıs Rum kesimine, Rum kesiminden de KKTC’ye geçişi serbest bıraktı.
2004 DEP’li milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak DGM’de yeniden yargılandı. Mahkeme 15’er yıllık hapis cezasını aynen onayladı. Duruşmayı Avrupa Parlamentosu (AP) adına izleyen İtalyan Milletvekili Luici Vinci “DGM faşist, karar utanç verici. Dava AİHM’den döner” dedi.
2004 Afganistan’da Amina adındaki genç kadın zina suçlamasıyla taşlanarak öldürüldü.
2006 Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’u onayladı. Değişiklik, eski Başbakan Necmettin Erbakan’ın cezasını evinde çekmesini sağladı. Cumhurbaşkanı yasayı daha önce veto etmiş, TBMM’den ikinci kez aynen geçmişti.
2010 Arjantin’de askeri Cunta’nın son devlet başkanı Bignone 56 ayrı cinayet, işkence ve adam kaçırmadan 25 yıl hapse mahkûm oldu.
2014 YSK, tekrarlanan sayımda CHP’nin 6 oy farkla kazandığı ve CHP’li Vefa Salman’ın mazbatasını aldığı Yalova belediye seçimlerini AKP’nin başvurusu üzerine “7 kısıtlı seçmenin oy kullandığı” gerekçesiyle iptal etti; seçim 1 Haziran’da tekrarlandı.
2014 Gündem Çocuk Derneği raporunu açıkladı: Son 8 yılda biber gazından 5’i 12 yaş altı 8 çocuk hayatını kaybetti, 146 çocuk yaralandı.
2021 Cezayirli kadın hakları savunucusu aktivist Annie Steiner, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 7 Şubat 1928) Hadjout, Tibaze Vilayeti’nde doğdu. Ulusal Kurtuluş Cephesi üyesiydi. 15 Ekim 1956’da tutuklandı ve Mart 1957’de Cezayir Silahlı Kuvvetleri Mahkemesi tarafından Ulusal Kurtuluş Cephesi’ne yardım ettiği için beş yıl hapis cezasına çarptırılarak Serkadji Hapishanesinde hapsedildi. 1961 yılında serbest kaldı. Steiner, 21 Nisan 2021 tarihinde Cezayir’de 93 yaşında hayata veda etti.
2021 ABD Başkanı Joe Biden, 24 Nisan’da 1915 olaylarının yıldönümüyle ilgili yaptığı yazılı açıklamada 21 Nisan 2021 tarihinde, yaşananları “soykırım” olarak tanımladı. Ermeni soykırımı yasa tasarısı, ABD Temsilciler Meclisi’nin Uluslararası Operasyonlar ve İnsan Hakları Alt Komitesi’nde, 21 Eylül 2000‘de oy çokluğuyla kabul edilmiş, ABD Temsilciler Meclisi 30 Ekim 2019 tarihinde tasarıyı kabul etmiş, ABD Senatosunda 12 Aralık 2019 tarihinde onaylandı.
2024 TÜRKİYE PSİKİYATRİ DERNEĞİ genel kurulunda etik ilke ve kurallar kabul edilerek derneğin web sitesinden yayınlandı. PSİKİYATRİ MESLEK ETİĞİ İLKE VE KURALLARI 
2025 Usulsüz diploma soruşturması kapsamında Ekrem İmamoğlu ve diploması iptal edilen diğer 27 kişinin savcılık tarafından verilen talimat gereğince ifadelerinin alınmaya başlanacağı açıklandı.
2025 CHP İstanbul il başkanı Özgür Çelik, kurultay soruşturması kapsamında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında ifade verdi.
2025 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Bağcılar Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi açılış töreninde konuşması sırasında “AK Parti sebep enflasyon sonuçtur”, “Allah’ın dinini kullanma Reis” şeklinde pankart açan, elindeki telefonu platforma doğru atan 3 çocuk babası tekstil işçisi N.K. (44) “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “basit yaralama” suçlamasıyla tutuklandı.
2025 Saraçhane eylemleri nedeniyle haklarında “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” ve 14’ü “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla daha önce tutuklanan 49 kişinin yargılanmasına başlandı. Davanın ilk duruşması İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, duruşmayı 24 Ekim’e erteledi.
2025 DİSK’in, enflasyona esas ortalama madde fiyat listesini yayımlamadığı gerekçesiyle TÜİK’e açtığı davada Ankara 6. İdare Mahkemesi’nin DİSK lehine verdiği karar İstinafta onandı.

21 Nisan – Hukuk Takvimi

1924 Anayasası

0
1924 Anayasası

1924 Anayasası, 20 Nisan 1924’te yürürlüğe girmiş ve 1921 tarihli Teşkilât-ı Esasîye Kanununu yürürlükten kaldırmıştır. Birkaç önemli değişiklikle 1961’e dek yürürlükte kalmıştır.

10 Ocak 1945 tarihinde Anayasa metninin içeriği değiştirilmeden, dili Türkçeleştirilerek yeniden kabul edilmiştir.

1924 Anayasasında; 1928, 1931, 1934 ve 1937 yıllarında çeşitli değişiklikler yapılmıştır.

Laiklik ilkesi 5 Şubat 1937 tarihinde kabul edilmiş; “Türkiye Devleti Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve İnkılapçıdır. Resmi dili Türkçedir. Makam Ankara şehridir.” hükmü getirilerek altı ilke Anayasaya girmiştir.

T. Düstur, Cilt 26, s.170
Resmi Gazete 15/1/1945-5905
Kanun No Kanun Tarihi  4695 10/1/1945
BİRİNCİ BÖLÜM
Esas Hükümler
Madde 1

Türkiye Devleti Bir Cumhuriyettir.

Madde 2

Türkiye Devleti Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi Laik ve Devrimcidir. Devlet dili Türkçedir. Başkent Ankara’dır. (**)

(*) 20/4/1340 tarih ve 491 sayılı Teşkilatı Esasiye Kanununun, 10/1/1945 tarih ve 4695 sayılı Kanunla, mana ve kavramda bir değişiklik yapılmaksızın Türkçeleştirilmiş şeklidir.

(**) Maddenin ilk şekli:

“Türkiye Devletinin dini, dinî İslâmdır: Resmi dili Türkçedir; makkarı Ankara şehridir.”

Maddenin 1222 sayılı kanunla değişik şekli:

“Türkiye Devletinin resmi dili Türkçedir; makkarı Ankara şehridir.”

Madde 3

Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir.

Madde 4

Türk milletini ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi temsil eder ve Millet adına egemenlik hakkını yalnız o kullanır.

Madde 5

Yasama yetkisi ve yürütme erki Büyük Millet Meclisinde belirir ve onda toplanır.

Madde 6

Meclis, yasama yetkisini kendi kullanır.

Madde 7

Meclis, yürütme yetkisini kendi seçtiği Cumhurbaşkanı ve onun tayin edeceği Bakanlar Kurulu eliyle kullanır.

Meclis, Hükûmeti her vakit denetleyebilir ve düşürebilir.

Madde 8

Yargı hakkı, millet adına usul ve kanuna göre bağımsız mahkemeler tarafından kullanılır.

İKİNCİ BÖLÜM
Yasama Görevi
Madde 9

Türkiye Büyük Millet Meclisi, özel kanuna göre millet tarafından seçilmiş milletvekillerinden kurulur.

Madde 10

Milletvekili seçmek, yirmi iki yaşını bitiren kadın, erkek her Türk’ün hakkıdır. (*)

Madde 11

Otuz yaşını bitiren kadın, erkek her Türk milletvekili seçilebilir. (**)

Madde 12

Yabancı Devlet resmi hizmetinde bulunanlar terhipli cezaları gerektiren suçlardan veya hırsızlık, sahtecilik, dolandırıcılık, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar, kısıtlılar, yabancı Devlet uyrukluğunu ileri sürenler kamu hizmetlerinden yasaklılar, Türkçe okuyup yazma bilmiyenler milletvekili seçilemezler.

Madde 13

Büyük Millet Meclisinin seçimi dört yılda bir yapılır.

Süresi biten milletvekilleri tekrar seçilebilirler.

Eski Meclis, yeni Meclisin toplanmasına kadar devam eder.

Yeni seçim yapılmasına imkân görülmezse, toplanma dönemi bir yıl daha uzatılabilir.

Her milletvekili, yalnız kendini seçen çevrenin değil, bütün milletin vekilidir.

Madde 14

Büyük Millet Meclisi, her yıl kasım ayı başında çağrısız toplanır.

Meclis, üyelerinin memleket içinde dolaşmaları, inceleme yapmaları, denetleme vazifelerine hazırlanmaları ve dinlenmeleri için çalışmasına yılda altı aydan fazla ara veremez.

Madde 15

Kanun teklif etmek hakkı, Meclis üyelerinin ve Bakanlar Kurulunundur.

Madde 16

Milletvekilleri Meclise katıldıklarında şöyle andiçerler.(***)

“Namusum üzerine söz veririm ki:

Vatanın ve milletin mutluluğuna, esenliğine, milletin kayıtsız şartsız eğemenliğine aykırı bir amaç gütmiyeceğim ve Cumhuriyet esaslarına bağlılıktan ayrılmıyacağım.”

——————————————————————————–

(*) Maddenin ilk şekli:

“Onsekiz yaşını ikmal eden her erkek Türk mebusan intihabına iştirak etmek hakkını haizdir.”

(**) Maddenin ilk şekli:

“ otuz yaşını ikmal eden her erkek Türk, mebus intihap edilmek salahiyetini haizdir.”

(***) Maddenin ilk şekli:

“ Mebuslar Meclise iltihak ettiklerinde şu şekilde tahlif olunurlar;

(Vatan ve milletin saadet ve selametine ve milletin bilâ kaydu şart hakimiyetine mugayir bir gaye takip etmiyeceğime ve Cumhuriyet esaslarına sadakatten ayrılmayacağıma “Vallahi”).”

——————————————————————————–

Madde 17

Bir milletvekili ne Meclis içindeki oy, düşünce ve demeçlerinden ne de Meclisteki oy, düşünce ve demeçlerini Meclis dışında söylemek ve açığa vurmaktan sorumlu değildir. Seçiminden gerek önce ve gerek sonra üstüne suç atılan bir milletvekili Kamutayın kararı olmadıkça sanık olarak sorgulanamaz, tutulamaz ve yargılanamaz. Cinayetten suçüstü yakalanma hali bu hükmün dışındadır. Ancak bu halde yetkili makam bunu hemen Meclise bildirmek ödevindedir. Seçiminden önce veya sonra bir milletvekili hakkında verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi milletvekilliği süresinin sonuna bırakılır. Milletvekilliği süresi içinde zamanaşımı yürümez.

Madde 18

Milletvekillerinin yıllık ödenekleri özel kanunla gösterilir.

Madde 19

Araverme sırasında Cumhurbaşkanı veya Meclis Başkanı gerekli görürse meclisi toplanmıya çağırabilir. Üyelerden beşte birinin istemesi üzerine de Meclis Başkanı Meclisi toplanmıya çağırır.

Madde 20

Meclis görüşmeleri herkese açıktır ve olduğu gibi yayılır.

Fakat Meclis, İçtüzük hükümlerine uygun olarak kapalı oturumlar dahi yapabilir. Kapalı oturumlardaki görüşmeleri yaymak Meclisin kararına bağlıdır.

Madde 21

Meclis görüşmelerini İç tüzük hükümlerine göre yapar.

Madde 22

Soru, gensoru ve Meclis soruşturması Meclisin yetkilerinden olup bunların nasıl yapılacağı İç tüzükte gösterilir.

Madde 23

Milletvekilliği ile Hükûmet memurluğu bir kişide birleşemez.

Madde 24

Türkiye Büyük Millet Meclisi kamutayı her kasım ayı başında kendine bir yıl için bir başkan, üç Başkan vekili seçer.

Madde 25

Seçim dönemi bitmeden Meclis, üyelerinin tam sayısının saltçokluğu ile seçim yenilemeğe karar verirse, yeni toplanan Meclisin seçim dönemi kasım ayından başlar.

Kasımdan önceki toplantı, olağanüstü toplantı sayılır.

Madde 26

Kanun koymak, kanunlarda değişiklik yapmak, kanunları yorumlamak, kanunları kaldırmak, Devletlerle sözleşme, andlaşma ve barış yapmak, harb ilan etmek, Devletin bütçe ve kesin hesap kanunlarını incelemek ve onamak, para basmak, tekelli ve akçalı yüklenme sözleşmelerini ve imtiyazları onamak ve bozmak, genel ve özel af ilan etmek, cezaları hafifletmek ve değiştirmek, kanun soruşturmalarını ve kanun cezalarını ertelemek, mahkemelerden çıkıp kesinleşen ölüm cezası hükümlerini yerine getirmek gibi görevleri Büyük Millet Meclisi ancak kendisi yapar. (*)

——————————————————————————–

(*) Maddenin ilk şekli:

“ Büyük Millet Meclisi ahkâmı şer’iyenin tenfizi, kavaninin vaz’ı tâdili, tefsiri, fesih ve ilgası, devletlerle mukavele, muahede ve sulh akti, harp ilanı, muvazenei umumiyei maliye ve Devletin umum hesabı kati kanunlarının tetkik ve tasdiki, meskukat darbı, inhisar ve mali taahhüdü mutazammın mukavelat ve imtiyazatın tasdik ve feshi, umumi ve hususi af ilanı, cezaların tahfif veya tahvili, tahkikat ve mücazatı kanuniyetinin tecili, mahkemelerden sadır olup katiyet kesbetmiş olan idam hükümlerin infazı gibi vezaifi bizzat kendi ifa eder.”

——————————————————————————–

Madde 27

Bir milletvekilinin vatan hayınlığı ve milletvekilliği sırasında yiyicilik suçlarından biriyle sanık olduğuna Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamutayı hazır üyelerinin üte iki oy çokluğu ile karar verilir yahut on ikinci maddede yazılı suçlardan biriyle hüküm giyer ve bu da kesinleşirse milletvekilliği sıfatı kalkar.

Madde 28

Çekilme, kanun hükümleri gereğince kısıtlanma, özürsüz ve izinsiz iki ay Meclise devamsızlık yahut memurluk kabul etme hallerinde milletvekilliği düşer.

Madde 29

Ölen yahut yukardaki maddeler gereğince milletvekilliği sıfatı kalkan veya düşen milletvekilinin yerine bir başkası seçilir.

Madde 30

Büyük Millet Meclisi kendi kolluk işlerini Başkanı elile düzenler ve yürütür.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Yürütme Görevi
Madde 31

Türkiye Cumhurbaşkanı, Büyük Millet Meclisi kamutayı tarafından ve kendi üyeleri arasından bir seçim dönemi için seçilir. Cumhurbaşkanlığı görevi, yeni Cumhurbaşkanının seçimine kadar sürer. Yeniden seçilmek olur.

Madde 32

Cumhurbaşkanı, Devletin başıdır. Bu sıfatla törenli oturumlarda Meclise ve gerekli gördükçe bakanlar kuruluna Başkanlık eder ve Cumhurbaşkanı kaldıkça Meclis tartışma ve görüşmelerine katılamaz ve oy veremez.

Madde 33

Cumhurbaşkanı, hastalık ve memleket dışı yolculuk gibi bir sebeple görevini yapamaz veya ölüm, çekilme ve başka sebeple Cumhurbaşkanlığı açık kalırsa Büyük Millet Meclisi Başkanı vekil olarak Cumhurbaşkanlığı görevini yapar.

Madde34

Cumhurbaşkanlığı boş kaldığında Meclis toplanıksa Cumhurbaşkanını hemen seçer.

Meclis toplanık değilse Başkanı tarafından hemen toplanmaya çağrılarak Cumhurbaşkanı seçilir. Meclisin seçim dönemi sona ermiş veya seçimin yenilenmesine karar verilmiş olursa Cumhurbaşkanını gelecek Meclis seçer.

Madde 35

Cumhurbaşkanı, Meclisin kabul ettiği kanunları on gün içinde ilan eder.

Cumhurbaşkanı, uygun bulmadığı kanunları bir daha görüşülmek üzere gene on gün içinde gerekçesi ile birlikte Meclise geri verir. Anayasa ile Bütçe kanunu bu hüküm dışındadır.

Meclis geri verilen kanunu gene kabul ederse Cumhurbaşkanı onu ilan etmek ödevindedir.

Madde 36

Cumhurbaşkanı her yıl Kasım ayında hükümetin geçen yıldaki çalışmaları ve giren yıl içinde alınması uygun görülen tedbirler hakkında bir söylev verir. Yahut söylevini Başbakana okutur.

Madde 37

Cumhurbaşkanı, yabancı devletler yanında Türkiye Cumhuriyetinin siyasi temsilcilerini tayin eder ve yabancı devletlerin siyasi temsilcilerini kabul eder.

Madde 38

Cumhurbaşkanı, seçiminden hemen sonra Meclis önünde şöyle andiçer:(*)

“Namusum üzerine söz veririm ki:

Cumhurbaşkanı olarak, Cumhuriyet kanunlarını, milletin egemenlik esaslarını sayacağım;

Ve bunları müdafaa edeceğim;

Türk milletinin mutluluğuna bütün bağlılığımla, bütün kuvvetimle çalışacağım;

Türk Devletine yönelecek her tehlikeyi en son şiddetle önleyeceğim;

Türkiye’nin şanını, şerefini koruyup yükseltmek, üstüme aldığım görevin isterlerini yerine getirmek için olanca varlığımla çalışmaktan asla ayrılmıyacağım.”

Madde 39

Cumhurbaşkanının çıkaracağı bütün kararlar Başbakan ile birlikte ilgili Bakan tarafından imzalanır.

Madde 40

Başkomutanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yüce varlığından ayrılmaz ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur. Harb kuvvetlerinin komutası barışta özel kanuna göre Genel kurmay Başkanlığına ve seferde Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından tayin edilecek kimseye verilir.

Madde 41

Cumhurbaşkanı, vatan hayınlığı halinde Büyük Millet meclisine karşı sorumludur. Cumhurbaşkanının çıkaracağı bütün kararlardan doğacak sorumlar 39 uncu madde gereğince bu kararı imzalayan Başbakanın ve ilgili bakanındır.

Cumhurbaşkanının özlük işlerinden dolayı sorumlanması gerekirse Anayasanın milletvekilliği dokunulmazlığı ile ilgili 17 nci maddesi hükümlerine uyulur.

Madde 42

Cumhurbaşkanı, Hükümetin teklifi üzerine, daimi malulluk veya kocama gibi özlük sebeplerden dolayı belli kimselerin cezalarını kaldırabilir veya hafifletebilir.

Cumhurbaşkanı, Büyük Millet Meclisi tarafından sanıklanarak hüküm giyen bakanlar hakkında bu yetkiyi kullanamaz.

Madde 43

Cumhurbaşkanının ödeneği özel kanunla gösterilir.

Madde 44

Başbakan, Cumhurbaşkanınca Meclis üyeleri arasından tayin olunur.

Öteki bakanlar Başbakanca meclis üyeleri arasından seçilip tamamı Cumhurbaşkanı tarafından onandıktan sonra Meclise sunulur.

Meclis toplanık değilse sunma işi Meclisin toplanmasına bırakılır.

——————————————————————————–

(*) Maddenin ilk şekli:

“ Reisicumhur intihabı akabinde ve Meclis huzurunda şu suretle yemin eder:

(Reisicumhur sıfatı ile Cumhuriyetin kanunlarına ve hakimiyeti milliye esaslarına riayet ve bunları müdafaa, Türk Milletinin saadetine sadıkane ve bütün kuvvetimle sarfı mesai, Türk devletine teveccüh edecek her tehlikeyi kemali şiddetle men Türkiye’nin şan ve şerefini vikaye ve ilaya ve deruhde ettiğim vazifenin icabatına hasrınefs etmekten ayrılmıyacağıma “Vallahi”)”.

——————————————————————————–

Hükûmet, tutacağı yolu ve siyasi görüşünü en geç bir hafta içinde Meclise bildirir ve ondan güven ister. (*)

Madde 45

Bakanlar, Başbakanın reisliği altında (Bakanlar Kurulu)’nu meydana getirir.

Madde 46

Bakanlar Kurulu, Hükümetin genel politikasından birlikte sorumludur.

Bakanların her biri kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden ve politikasının genel gidişinden tekbaşına sorumludur.

Madde 47

Bakanların görev ve sorumları özel kanunla gösterilir. (**)

Madde 48

Bakanlıkların kuruluşu özel kanuna bağlıdır. (***)

Madde 49

İzinli veya herhangi bir sebeble özürlü olan bir Bakana, Bakanlar Kurulu üyelerinden bir başkası geçici olarak vekillik eder. Ancak bir Bakan birden fazlasına vekillik edemez. (****)

Madde 50

Bakanlardan birinin Yücedivana yollanması hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisince verilen karar, kendisini Bakanlıktan da düşürür. (*****)

——————————————————————————–

(*) Maddenin ilk şekli:

“ Başvekil, Reisicumhur canibinden ve Meclis azası meyanından tayin olunur. Sair vekiller Başvekil tarafından, Meclis azası arasından intihap olunarak heyeti umumiyesi reisicumhurun tasdiki ile Meclise arzolunur. Meclis müctemi değilse arz keyfiyeti meclisin içtimaına talik olunur.

Hükümet hattı hareket ve siyasi noktai nazarını azami bir hafta zarfında Meclise bildirir ve itimat talep eder”

Maddenin 3115 sayılı kanunla değişiklik şekli:

“Başvekil, Reisicumhur canibinden ve Meclis azası meyanından tayin olunur. Sair vekiller Başvekil tarafından Meclis azası arasından intihap olunarak heyeti umumiyesi Reisicumhurun tasdiki ile Meclise arz olunur.

Meclis müçtemi değilse arz keyfiyeti Meclisin içtimaına talik olunur. Hükûmet hattı hareket ve siyasi noktai nazarını azami bir hafta zarfında Meclise bildirir ve itimat talep eder.

Siyasi müsteşarları Başvekil, Meclis azası arasından geçerek Reisicumhurun tasdikine arz eder.

(**) Maddenin ilk şekli:

“ Vekillerin vazife ve mesuliyetleri kanunu mahsus ile tayin olunur.”

Maddenin 3115 sayılı kanunla değişik şekli:

“Vekillerin ve siyasi müsteşarların vazife ve mesuliyetleri mahsus kanunla tayin olunur”

(***) Maddenin ilk şekli:

“Vekillerin adedi kanunla tayin olunur.”

(****) Maddenin ilk şekli:

“ Mezun veyahut herhangi bir sebeple mazur olan bir Vekile, İcra Vekilleri Heyeti azasından bir diğeri muvakkaten niyabet eder. Ancak bir Vekil bir Vekaletten fazlasına niyabet edemez.

Maddenin 3115 sayılı kanunla muaddel şekli:

“Mezun ve herhangi bir sebeple mazur olan bir vekile İcra Vekilleri Heyeti azasından bir diğeri veya siyasi müsteşarlardan biri muvakkaten niyabet eder. Ancak bir vekil veya bir siyasi müsteşar bir vekaletten fazlasına niyabet edemez.

Siyasi müsteşarın vekile niyabeti halinde kararnamesi Meclise arz olunur.”

(*****) Maddenin ilk şekli:

“Türkiye Büyük Millet Meclisince İcra Vekillerinden birinin Divanı Aliye sevkine dair verilen karar Vekaletten sukutunu dahi mutazammındır.”

Maddenin 3115 sayılı kanunla değişik şekli:

“İcra Vekillerinden veya siyasi müsteşarlardan birinin Divanı Âliye sevkine dair Türkiye Büyük Milet Meclisince verilen karar vekalet veya müsteşarlıktan sukutu dahi mutazammındır.”

——————————————————————————–

Madde 51

İdare davalarına bakmak ve idare uyuşmazlıklarını çözmek, Hükumetçe hazırlanarak kendine verilecek kanun tasarıları ve imtiyaz sözleşme ve şartlaşmaları üzerine düşünüşünü bildirmek, gerek kendi özel kanunu ve gerek başka kanunlarla gösterilen görevleri yapmak üzere bir Danıştay kurulur. Danıştay başkanları ve üyeleri, daha önce önemli görevlerde bulunmuş, uzmanlıkları, bilgileri ve görgüleriyle belirgin kimseler arasından Büyük Millet Meclisince seçilir.

Madde 52

Bakanlar kurulu, kanunların uygulanışlarını göstermek yahut kanunun emrettiği işleri belirtmek üzere içinde yeni hükümler bulunmamak ve Danıştayın incelemesinden geçirilmek şartıyle tüzükler çıkarır.

Tüzükler Cumhurbaşkanının imzası ve ilaniyle yürürlüğe girer.

Tüzüklerin kanunlara aykırılığı ileri sürüldükte bunun çözüm yeri Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Yargı Erki
Madde 53

Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri kanunla gösterilir.

Madde 54

Yargıçlar, bütün davaların görülmesinde ve hükmünde bağımsızdırlar ve bu işlerine hiçbir türlü karışılamaz. Ancak kanun hükmüne bağlıdırlar.

Mahkemelerin kararlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Bakanlar Kurulu hiçbir türlü değiştiremezler, başkalayamazlar, geciktiremezler ve hükümlerinin yerine getirilmesine engel olamazlar.

Madde 55

Yargıçlar, kanunda gösterilen usuller ve haller dışında görevlerinden çıkarılamazlar.

Madde 56

Yargıçların nitelikleri, hakları, görevleri, aylık ve ödenekleri, nasıl tayin olunacakları ve görevlerinden nasıl çıkarılacakları özel kanunla gösterilir.

Madde 57

Yargıçlar, kanunla gösterilenlerden başka genel veya özel hiçbir görev alamazlar.

Madde 58

Mahkemelerde yargılamalar herkese açıktır.

Yalnız yargılama usulü kanunları gereğince bir yargılamanın kapalı olmasına mahkeme karar verebilir.

Madde 59

Herkes mahkeme önünde haklarını korumak için gerekli gördüğü yasalı araçları kullanmakta serbesttir.

Madde 60

Hiçbir mahkeme görev ve yetkisi içindeki davalara bakmazlık edemez. Görev ve yetki dışında olan davalar ancak bir kararla reddolunur.

Yücedivan
Madde 61

Bakanları, Danıştay ve Yargıtay başkanları ve üyelerini ve Cumhuriyet Başsavcısını görevlerinden doğacak işlerden dolayı yargılamak için Yücedivan kurulur. (*)

Madde 62

Yücedivan üyeliği için, on biri Yargıtay, onu Danıştay başkanları ve üyeleri arasından ve kendi Genelkurulları tarafından gerekli görüldükte gizli oyla, yirmi bir kişi seçilir.

Bunlar gizli oy ve salt çoğunlukla içlerinden birini Başkan ve birini Başkan vekili seçerler.

Madde 63

Yücedivan bir Başkan ve on dört üye ile kurulur ve kararlarını salt çoğunlukla verir.

Geri kalan altı kişi gerektiğinde kurulun eksiğini tamamlamak için yedek üye durumundadır.

Bu yedek üyeleri, üçü Yargıtay, üçü Danıştay’dan seçilmiş üyeler arasında olmak üzere adçekme ile ayrılır.

Başkanlığa ve başkan vekilliğine seçilenler bu adçekmeye girmezler.

Madde 64

Yücedivanın savcılık görevi, Başsavcılık tarafından görülür.

Madde 65

Yücedivanın kararları kesindir.

Madde 66

Yücedivan kanunlara göre yargılar ve hüküm verir.

Madde 67

Yücedivan gerekli görüldüğünde Türkiye Büyük Millet Meclisi karariyle kurulur.

BEŞİNCİ BÖLÜM
Türklerin Kamu Hakları
Madde 68

Her Türk hür doğar, hür yaşar. Hürriyet, başkasına zarar vermiyecek her şeyi yapabilmektir.

Tabii haklardan olan hürriyetin herkes için sınırı, başkalarının hürriyeti sınırıdır. Bu sınırı ancak kanun çizer.

Madde 69

Türkler kanun karşısında eşittirler ve ayrıksız kanuna uymak ödevindedirler. Her türlü grup, sınıf, aile ve kişi ayrıcalıkları kaldırılmıştır ve yasaktır.

——————————————————————————–

(*) Maddenin ilk şekli:

“Vazifelerinden münbais hususatta İcra Vekilleriyle Şurayı Devlet ve Mahkemei Temyiz rüesa ve azasını ve Başmüddeiumumiyi muhakeme etmek üzere bir (Divanı Âli) teşkil edilir.”

Maddenin 3155 sayılı kanunla değişik şekli:

“Vazifelerinden münbais hususatta İcra Vekilleri ve siyasi müsteşarları ve Şurayı Devlet ve Temyiz Mahkemesi rüesası ve azasını ve Cumhuriyet Başmüddeimumisini muhakeme etmek üzere bir (Divanı Ali) teşkil edilir.”

——————————————————————————–

Madde 70

Kişi dokunulmazlığı, vicdan, düşünme, söz, yayım, yolculuk, bağıt, çalışma, mülkedinme, malını ve hakkını kullanma, toplanma, dernek kurma, ortaklık kurma hakları ve hürriyetleri Türklerin tabii haklarındandır.

Madde 71

Cana, mala, ırza, konuta hiçbir türlü dokunulamaz.

Madde 72

Kanunda yazılı hal ve şekillerden başka türlü hiçbir kimse yakalanamaz ve tutulmaz.

Madde 73

İşkence, eziyet, zoralım ve angarya yasaktır.

Madde 74

Kamu faydasına gerekli olduğu usulüne göre anlaşılmadıkça ve özel kanunları gereğince değer pahası peşin verilmedikçe hiç kimsenin malı ve mülkü kamulaştırılamaz.

Çiftçiyi toprak sahibi kılmak ve ormanları devletleştirmek için alınacak toprak ve ormanların kamulaştırma karşılığı ve bu karşılıkların ödenişi özel kanunlarla gösterilir.

Olağanüstü hallerde kanuna göre yükletilecek para ve mal ve çalışma ödevleri dışında hiçbir kimse başka hiçbir şey yapmaya ve vermeye zorlanamaz. (*)

Madde 75

Hiçbir kimse felsefi inanından, din ve mezhebinden dolayı kınanamaz. Güvenliğe ve edep törelerine ve kanunlar hükümlerine aykırı bulunmamak üzere her türlü din törenleri serbesttir. (**)

Madde 76

Kanunda yazılı usul ve haller dışında kimsenin konutuna girilemez ve üstü aranamaz.

Madde 77

Basın, kanun çerçevesinde serbesttir ve yayımından önce denetlenemez, yoklanamaz.

Madde 78

Seferberlik ve sıkıyönetim hallerinin veyahut salgın hastalıklardan dolayı kanun gereğine alınacak tedbirlerin gerektirdiği kısıntıların dışında yolculuk hiçbir kayıt altına alınamaz.

Madde 79

Bağıtların, çalışmaların, mülkedinme ve hak ve mal kullanmanın, toplanmaların, derneklerin ve ortaklıkların serbestlik sınırı kanunlarla çizilir.

Madde 80

Hükûmetin gözetimi ve denetlemesi altında ve kanun çerçevesinde her türlü öğretim serbesttir.

——————————————————————————–

(*) Maddenin ilk şekli:

“Menafii umumiye için lüzumu usulen tahakkuk etmedikçe ve kanunu mahsus mucibince değer pahası peşin verilmedikçe hiçbir kimsenin malı istimval ve mülkü istimlak olunamaz.

Fevkalade ahvalde kanun mucibince tahmil olunacak nakdi, ayni ve sayu amele müteallık mükellefiyetler müstesna olmak üzere hiçbir kimse hiçbir fedakarlığa icbar edilemez.”

(**) Maddenin ilk şekli:

“Hiçbir kimse mensup olduğu, din, mezhep, tarikat ve felsefi içtihadından dolayı muaheze edilemez. Asayiş, adabı muaşereti umumiye ve kavanine mugayir olmamak üzere her türlü ayinler serbesttir.”

——————————————————————————–

Madde 81

Postalara verilen kağıtlar, mektuplar ve her türlü emanetler yetkili sorgu yargıcı veya yetkili mahkeme kararı olmadıkça açılamaz ve telgraf ve telefonla haberleşmenin gizliliği bozulamaz.

Madde 82

Türkler gerek kendileri, gerek kamu ile ilgili olarak kanunlara ve tüzüklere aykırı gördükleri hallerde yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine tek başlarına veya toplu olarak haber verebilir ve şikayette bulunabilirler. Haber veya şikayeti alan makam kişi ile ilgili başvurmaların sonucunu dilekçiye yazılı olarak bildirmek ödevindedir.

Madde 83

Hiç kimse kanunca bağlı olduğu mahkemeden başka bir mahkemeye verilemez ve yollanamaz.

Madde 84

Vergi, Devletin genel giderleri için, halkın pay vermesi demektir.

Bu esaslara aykırı olarak gerçek veya tüzel kişiler tarafından veya onlar adına resimler, ondalık alınması ve başka yüklemeler yapılması yasaktır.

Madde 85

Vergiler ancak kanunla salınır ve alınır.

Devletçe, illerin özel idarelerince ve belediyelerce alınagelmekte olan resimler ve yüklemeler, kanunları yapılıncaya kadar alınabilir.

Madde 86

Harb halinde veya harbi gerektirecek bir durum baş gösterdikte veya ayaklanma olduğunda yahut vatan ve Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma olduğunu gösterir kesin belirtiler görüldükte Bakanlar Kurulu, süresi bir ayı aşmamak üzere yurdun bir kesiminde veya her yerinde sıkıyönetim ilan edebilir ve bunu hemen Meclisin onamasına sunar. Meclis sıkıyönetim süresini, gerekirse uzatabilir veya kısaltabilir. Meclis toplanık değilse hemen toplanmaya çağrılır.

Sıkıyönetim süresi ancak Meclisin karariyle uzatılabilir. Sıkıyönetim, kişi ve konut dokunulmazlığının, basın, gönderişme, dernek, ortaklık hürriyetlerinin geçici olarak kayıtlanması veya durdurulması demektir.

Sıkıyönetim bölgesiyle bu bölgede hangi hükümlerin uygulanacağı ve işlemlerin nasıl yürütüleceği harb halinde de dokunulmazlığın ve diğer hürriyetlerin nasıl kayıtlanabileceği veya durdurulacağı kanunla gösterilir.

Madde 87

Kadın, erkek bütün Türkler ilk öğretimden geçmek ödevindedirler. İlk öğretim Devlet okullarında parasızdır.

Madde 88

Türkiye’de din ve ırk ayırdedilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese “Türk” denir.

Türkiye’de veya Türkiye dışında bir Türk babadan gelen yahut Türkiye’de yerleşmiş bir yabancı babadan Türkiye’de dünyaya gelipte memleket içinde oturan ve erginlik yaşına vardığında resmi olarak Türk vatandaşlığını isteyen yahut Vatandaşlık Kanunu gereğince Türklüğe kabul olunan herkes Türktür.

Türklük sıfatının kaybı kanunda yazılı hallerde olur.

ALTINCI BÖLÜM
Türlü Maddeler
İller
Madde 89

Türkiye, coğrafya durumu ve ekonomi ilişkileri bakımından illere, iller ilçelere, ilçeler bucaklara bölünmüştür ve bucaklar da kasaba ve köylerden meydana gelir.

Madde 90

İllerle şehir, kasaba ve köyler tüzelkişilik sahibidirler.

Madde 91

İllerin işleri, yetki genişliği ve görev ayrımı esaslarına göre idare olunur.

Memurlar
Madde 92

Siyasi hakları olan her Türkün, yeterliğine ve hakedişine göre, Devlet memuru olmak hakkıdır.

Madde 93

Bütün memurların nitelikleri, hakları, görevleri, aylık ve ödenekleri, göreve alınmaları ve görevden çıkarılmaları, yükselme ve ilerlemeleri özel kanunla gösterilir.

Madde 94

Kanuna aykırı işlerde üstün emrine uymuş olmak memuru sorumdan kurtarmaz.

Maliye İşleri
Madde 95

Bütçe Kanunu tasarısı ve buna bağlı bütçeler ve cetvellerle katma bütçeler Meclise bütçe yılı başından en az üç ay önce sunulur. (*)

Madde 96

Devlete malları bütçe dışı harcanamaz.

Madde 97

Bütçe Kanununun geçerliği bir yıldır.

Madde 98

Kesinhesap kanunu, ilişkin olduğu yıl bütçesinin hesap dönemi içinde elde edilen gelirle gene o yılki ödemelerin gerçekleşmiş tutarını gösterir kanundur. Bunun şekli ve bölümleri Bütçe Kanunu ile tam karşılıklı olacaktır.

Madde 99

Her yılın kesin hesap kanunu tasarısı o yılın sonundan başlıyarak en geç ikinci yıl Kasım ayı başına kadar Büyük Millet Meclisine sunulur.

Madde 100

Büyük Millet Meclisine bağlı ve Devletin gelirlerini ve giderlerini özel kanuna göre denetlemekle görevli bir Sayıştay kurulur.

Madde 101

Sayıştay, genel uygunluk bildirimini ilişkin olduğu kesin hesap kanununun maliyece Büyük Millet Meclisine verilmesi tarihinden başlıyarak en geç altı ay içinde Meclise sunar.

Anayasanın Dayanakları
Madde 102

Anayasada değişiklik yapılması aşağıdaki şartlara bağlıdır:

Değişiklik teklifinin Meclis tam üyesinin en az üçte biri tarafından imzalanması şarttır.

Değişiklikler ancak tam sayısının üçte iki oy çokluğu ile kabul edilebilir.

Bu kanunun, Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki birinci maddesinde değişiklik ve başkalama yapılması hiçbir türlü teklif dahi edilemez.

——————————————————————————–

(*) Maddenin ilk şekli:

“Muvazenei Umumiye Kanunu müteallik olduğu senei maliyenin duhulünde mevkii icraya konulabilmek için layihası ve merbutu bütçeler ve cetveller nihayet Teşrinisani iptidasında Meclise takdim olunur.”

——————————————————————————–

Madde 103

Anayasanın hiçbir maddesi hiçbir sebep ve bahane ile savsanamaz ve işlerlikten alakonamaz. Hiçbir kanun Anayasaya aykırı olamaz.

Madde 104

20 Nisan 1340 tarih ve 491 sayılı Teşkilatı Esasiye Kanunu yerine manâ ve kavramda bir değişiklik yapılmaksızın Türkçeleştirilmiş olan bu kanun konulmuştur.

Madde 105

Bu kanun yayım tarihinde yürürlüğe girer.

——————————————————————————–

NOT

Anayasa’da 5 kez değişiklik yapılmıştır:

1. 1222 sayılı ve 10/4/1928 günlü kanun (R.G. 14/4/1928-863; 3. T. Düstur, Cilt 9)

2. 1893 sayılı ve 10/12/1931 günlü kanun (R.G. 15/12/1931-1976; 3. T. Düstur, Cilt 13)

3. 2599 sayılı ve 5/12/1934 günlü kanun (R.G. 11/12/1934-2877; 3. T. Düstur, Cilt 16)

4. 3115 sayılı ve 5/2/1937 günlü kanun (R.G. 13/2/1937-3533; 3. T. Düstur, Cilt 18)

Teşkilâtı Esasiye Kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesine dair kanun Kanun No: 3115 Kabul tarihi: 5/2/1937

Madde 1 — Teşkilâtı Esasiye Kanununun ikinci maddesi aşağıda yazılı şekilde değiştirilmiştir:

Türkiye Devleti, cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, lâik ve inkılâpçıdır. Resmî dili Türkçedir. Makamı Ankara şehridir.

“İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın Meclisteki görüşmelerde Laiklik ile ilgili değişikliğe ilişkin açıklamaları:  Arkadaşlar; bu memleket kâhinlerin ve gayri mes’ullerin vicdanlara âmil olmasından ve Devlet ve Millet işlerini görmesinden çok zarar görmüştür. Eğer Türkün yolu başka yerlerden geçseydi ve orta asırlardaki zamanlarda kendi bildiği, kendi yaptığı kanunlarla idare etseydi Devlet ve Millet idaresini mistik ve dogmatik esaslara bağlamasaydı ilk zamanlarda ve Osmanlıların ilk devirlerinde olduğu gibi kendini kendi kanunları ile ve usulleri ile idare etseydi bugünkü bulunduğundan daha çok ileri ve geniş olur ve medeniyete daha çok hizmet ederdi. Türk milletinin son asırlarda gördüğü felâketlerin, çektiği sıkıntıların sebepleri, aslı bir takım gayri mes’ullerin ve gayri mer’î menba ve vasıtaların yaptıkları kanunların altında zebun olarak iş görmek mecburiyetinde kalmasıdır. Mademki tarihte deterministiz, mademki icraraatta pragmatik maddiyetçiyiz, o halde kendi kanunlarımızı kendimiz yapmalıyız. Kendi cemaatımızı maverayı dünyaya taallûk eden her türlü endişelerden her türlü lahutî hayallerden müeberra olarak kanunlarımızı bugünün icablarını, maddî zaruretlerini göz önünde tutarak yapmalıyız. Memleketin maddî hayatı ancak bu suretle kurtulur. Maneviyatı için Türkün temiz ahlâkını inkişaf ettirmek kâfidir. Onun içindir k i biz her şeyden evvel lâikliğimizi ilân ettik. Kanunlarımızı ona göre yaptık, şimdi de Teşkilâtı Esasiye Kanunumuza koymak istiyoruz. Eşhasın vicdan hürriyetlerine ve istedikleri dinlere intisabına zerre kadar müdahalemiz yoktur. Herkesin vicdanı hürdür. Bizim istediğimiz hürriyet, lâiklikten maksadımız dinin memleket işlerinde müessir ve âmil olmamasını temin etmektir. Bizde lâikliğin çerçevesi ve hududu budur. Arkadaşlar; biz şerayii salifenin geçmiş hükümlerinden çok zarar gören bir milletiz. Onun fena göreneklerinden yine en çok zararı biz Türkler görmüşüzdür. Çünkü Türklerin hasleti ve karakteri, inandığı şeye sadıkane raptı kalb etmek ve onun uğrunda kanını dökmeği ve hayatını feda etmeği emreder. Ferd ve aile hayatında beğendiğimiz ve inandığımız ahlak esaslarına bağlılığımız da bundan gelir.”

Madde 2 — Teşkilâtı Esasiye Kanununun 44 üncü maddesi aşağıda yazılı şekilde değiştirilmiştir:

Başvekil, REİSİCÜMHUR canibinden ve Meclis azası meyanından tayin olunur. Sair vekiller Başvekil tarafından Meclis azası arasından intihab olunarak heyeti umumiyesi Reisicumhurun tasdikile Meclise arzolunur. Meclis, müçtemi değilse arz keyfiyeti Meclisin içtimaına talik olunur. Hükümet hattı hareket ve siyasî noktai nazarını azamî bir hafta zarfında Meclise bildirir ve itimad taleb eder. Siyasî müsteşarları Başvekil, Meclis azası arasından seçerek Reisicumhurun tasdikına arzeder.

Madde 3 — Teşkilâtı Esasiye Kanununun 47 nci maddesi aşağıda yazılı şekilde değiştirilmiştir:

Vekillerin ve siyasî müsteşarların vazife ve mes’uliyetleri mahsus kanunla tayin olunur.

Madde 4 — Teşkilâtı Esasiye Kanununun 49 uncu maddesi aşağıda yazılı şekilde değiştirilmiştir:

Mezun ve her hangi bir sebeple mazur olan bir vekile İcra Vekilleri Heyeti azasından bir diğeri veya siyasî müsteşarlardan biri muvakkaten niyabet eder. Ancak bir vekil veya bir siyasî müsteşar bir vekâletten fazlasına niyabet edemez. Siyasî müsteşarın vekile niyabeti halinde kararnamesi Meclise arzolunur.

Madde 5 — Teşkilâtı Esasiye Kanununun 50 nci maddesi aşağıda yazılı şekilde değiştirilmiştir:

İcra Vekillerinden veya siyasî müsteşarlardan birinin Divanı Âliye şevkine dair Türkiye Büyük Millet Meclisince verilen karar vekâlet veya müsteşarlıktan sukutu dahi mutazammındır.

Madde 6 — Teşkilâtı Esasiye Kanununun 61 inci maddesi aşağıda yazılı şekilde değiştirilmiştir:

Vazifelerinden münbais hususatta İcra Vekilleri ile siyasî müsteşarları ve Şurayı Devlet ve Temyiz Mahkemesi rüesası ve azasını ve Cumhuriyet Başmüddeiumumisini muhakeme etmek üzere bir (Divanı Âli) teşkil edilir.

Madde 7 — Teşkilâtı Esasiye Kanununun 74 üncü maddesi aşağıda yazılı şekilde değiştirilmiştir:

Umumî menfaatler için lüzumu, usulüne göre anlaşılmadıkça ve mahsus kanunları mucibince değer pahası peşin verilmedikçe hiç bir kimsenin malı istimval ve mülkü istimlâk olunamaz. Çiftçiyi toprak sahibi yapmak ve ormanları Devlet tarafından idare etmek için istimlâk olunacak arazi ve ormanların istimlâk bedelleri ve bu bedellerin tediyesi sureti, mahsus kanunlarla tayin olunur. Fevkalâde hallerde kanuna göre tahmil olunacak para ve mal ve çalışmaya dair mükellefiyetler müstesna olmak üzere hiç bir kimse hiç bir fedakârlık yapmağa zorlanamaz.

Madde 8 — Teşkilâtı Esasiye Kanununun 75 inci maddesi aşağıda yazılı şekilde değiştirilmiştir:

Hiç bir kimse mensub olduğu felsefî içtihad, din ve mezhebden dolayı muahaze edilemez. Asayiş ve umumî muaşeret âdabına ve kanunlar hükümlerine aykırı bulunmamak üzere her türlü dinî âyinler yapılması serbesttir.

Madde 9 — Bu kanun neşri tarihinden muteberdir. 9/2/1937

1-49 1 numaralı Teşkilâtı Esasiye Kanunu 71 sayılı Resmî Gazetededir.
II – Teşkilâtı Esasiye Kanununun bazı maddelerini muaddil 1222 numaralı kanun 863 sayılı Resmî Gazetededir.
III – Teşkilâtı Esasiye Kanununun 95 inci maddesini muaddil 1893 numaralı kanun 1976 sayılı Resmî Gazetededir.
IV – Teşkilâtı Esasiye Kanununun 10 ve 11 inci maddelerinin tadiline dair 2599 numaralı kanun 2877 sayılı Resmî Gazetededir.
V – Teşkilâtı Esasiye Kanununun 23 üncü maddesine dair 111 numaralı tefsir 565 sayılı Resmî Gazetededir.

5. 3272 sayılı ve 29/11/1937 günlü kanun (R.G. 1/12/1937-3773; 3. T. Düstur, Cilt 19)

20 Nisan – Hukuk Takvimi

0
20 Nisan Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar. Kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları. Ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.

20 Nisan – Hukuk Takvimi / Hukuk Tarihinde Önemli Olaylar 

571

İslam Hukukunu kuran Hazreti Muhammed, Mekke’de dünyaya geldi.

702 Ca’fer es-Sâdık, İslam fıkhî mezhebi Caferiliğe ismini veren Şii imam (ö. 765)
1792 Birinci Fransa Cumhuriyeti yönetimi, Avusturya Habsburg Monarşisi’ne savaş ilan etti.
1808 1848-1852 yılları arasında Fransa Cumhurbaşkanlığı yapan, sonrasında cumhuriyeti yıkarak imparatorluğunu ilan eden  III. Napoléon (Charles Louis Napoléon Bonaparte, 20 Nisan 1808, Paris – 9 Ocak 1873, Chislehurst, İngiltere) dünyaya geldi.
1869 Mecelle, 20 Nisan 1869 tarihinde yazılmaya başlandı ve 16 Ağustos 1876 tarihinde tamamlandı.
1889 Alman nazizminin sembolü Adolf Hitler Avusturya’da doğdu.  (ö. 1945)
1910

Hukukçu, bürokrat ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu dünyaya geldi. (İdamı: 16 Eylül 1961)

1921 Barselona Konferansı toplandı. Uluslararası Öneme Sahip Ulaşıma Elverişli Su Yollarının Rejimi Hakkındaki Sözleşme, Barselona’da kabul edildi. Deniz kıyısı bulunmayan Devletlerin gemi bayrağına sahip olma haklarının tanınmasına ilişkin 20 Nisan 1921 günlü Barselona Deklarasyonu ilan edildi. Konferansta, Uluslararası demiryollarına ilişkin öğütleme kararları alındı. Türkiye, konferansta alınan kararları Lozan’da kabul etti.
1923 Gazeteci Oktay Akbal doğdu. (Ölümü: 28 Ağustos 2015) Saint Benoit Fransız Lisesi’nde başladığı ortaöğrenimini, 1942 yılında İstiklal Lisesi’nde bitirdi. Bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk ve Edebiyat fakültelerinde eğitim gördü ancak yüksek öğrenimini yarıda bırakarak yazarlığa devam etti.
1924 1924 Anayasası, 20 Nisan 1924’te yürürlüğe girdi ve 1921 tarihli Teşkilât-ı Esasîye Kanununu yürürlükten kaldırdı. Birkaç önemli değişiklikle 1961’e dek yürürlükte kaldı. 10 Ocak 1945 tarihinde Anayasa metninin içeriği değiştirilmeden, dili Türkçeleştirilerek yeniden kabul edildi.
1924 Bilecik il oldu.
1926 Türkiye Sahillerinde Nakliyatı Bahriye (Kabotaj) ve Limanlarla Kara Suları Dahilinde İcrayı Sanat ve Ticaret hakkında kanun kabul edildi.
1931

C.H.F. Genel Başkanı Gazi Mustafa Kemal imzası ile yayınlanan seçim bildirgesinde Yurtta Sulh, Cihanda Sulh ilkesi yer aldı.

1933 Bulgaristan’ın Razgrad şehrindeki Türk mezarlığının bir grup Bulgar tarafından yerle bir edilmesiyle, İstanbul’da Razgrad Olayları başladı. Milli Türk Talebe Birliği kapatıldı.
1942 İzmir Ticaret Gazetesi kuruldu.
1942 Kız öğrencilerin ipek çorap, topuklu ayakkabı ve kısa etek giymesi ve saçlarını kıvırması yasaklandı.
1942 Anadolu Ajansı’nda çalışan 26 Yahudi kökenli vatandaşın işine Başbakan Refik Saydam’ın emri ile son verildi.
1944 Türkiye, Almanya’ya krom ihracatını durdurdu.
1946  Demokrat Parti, milletvekili genel seçimlerine girme kararı aldı.
1946 Uluslararası Çalışma Örgütü Anayasası’nda yapılan değişiklikler 20 Nisan 1948 tarihinde yürürlüğe girdi.
1951 Türkiye – Yunanistan Kültür Anlaşması, 20 Nisan 1951 tarihinde, Ankara’da imzalandı. Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan Krallığı arasında imzalanan Kültür Anlaşmasının onanması hakkında Kanun, 12 Mayıs 1952 tarihinde mecliste kabul edildi, 17 Mayıs 1952 tarihinde resmi gazetede yayınlandı.
1953 7 Türk askeri Kore’deki esir değişimi ile geri alındı.
1959 Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi (European Convention on Mutual Assistance in Criminal Matters), Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin imzasına açılmış ve 20 Nisan 1959’da Strazburg’da akdedilmiştir. Türkiye, sözleşmeyi 18 Mart 1968 tarihinde kabul etmiş ve 16 Ekim 1968 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe sokmuştur.
1962

Ünlü dolandırıcı Sülün Osman hapisteyken Alınteri ile Yaşamak konulu konferans verdi.

1965 John Steinbeck’in Bitmeyen Kavga adlı romanın Türkçe çevirisi, 1948 yılına ait bir Bakanlar Kurulu Kararı dayanak gösterilerek toplatıldı.
1968 Hukukçu Pierre Elliott Trudeau, Kanada Başbakanı oldu.
1973 Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyetin 50. yılı nedeniyle hazırladığı genel af teklifini Meclis’e sundu.
1975 Hukukçu, yargıç ve Adalet Akademisi önceki başkanlarından Muhittin Özdemir, 20 Nisan 1975’te Tokat’ın Niksar ilçesinde dünyaya geldi.
1978 Kızıl Tugaylar örgütü, 16 Mart’ta kaçırdıkları İtalya’nın eski Başbakanı Aldo Moro’yu, tutuklu arkadaşlarının serbest bırakılmaması halinde öldüreceklerini bildirdi.
1978 Dev-Genç ve Ülkücü Memurlar Derneği kapatıldı.
1979 İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı, 1 Mayıs kutlamasıyla ilgili açıklamasından dolayı DİSK Genel Sekreteri Fehmi Işıklar hakkında “halkı izinsiz gösteri ve toplantı yapmaya teşvik ettiği” iddiasıyla kamu davası açtı.
1981 17/18 Ocak 1981’de mensubu oldukları komünist örgüte para bulmak için giriştikleri kuyumcu soygununda kuyumcunun oğlu Hasan Kahveci’yi ve polis memuru Mustafa Kılıç’ı öldüren, emniyet kuvvetlerine ve halka ateş açan, polis otosunu tarayan sol görüşlü militanlar Ramazan Yukarıgöz, Ömer Yazgan, Erdoğan Yazgan ve Mehmet Kambur, ölüm cezasına çarptırıldı.
1981 Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) Genel Başkanı Gültekin Gazioğlu ve 15 yönetici Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nce 8-16 ay arası hapis cezasına çarptırıldı.
1981 1978’e kadar çıkan “Halkın Yolu” dergisinin Yazı İşleri Müdürü Mehmet Çerik, dergide 1976 ve 1977’de yayınlanan 3 yazıdan dolayı 1 no’lu Askeri Mahkeme’ce gıyabında 18 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırıldı.
1982 YÖK’ün yetkileri arttırıldı
1983

978 yılında Fethiye’ye tatile gelen Avusturya Büyükelçisi’nin kızına tecavüz etmek isteyen ve buna karşı çıkan kızı ve annesini öldüren Şener Yiğit, idam edildi.

1983 12 Eylül Darbesi’nin 45. idamı: Kan davasından 2 Nisan 1977’de tarlada çalışmakta olan bir kişiyi tabancayla öldüren, kaçmakta olan diğer bir kişiyi av tüfeğiyle uzaktan ateş açıp yaraladıktan sonra yanına gidip tabancayla onu da öldüren Cafer Aksu (Altuntaş), idam edildi.
1984 Kürt devleti kurma girişiminde bulundukları iddiasıyla 3 yıldır yargılanan Mardin eski bağımsız milletvekili Nurettin Yılmaz ile eski Bayındırlık Bakanı Şerafettin Elçi beraat etti. Yılmaz ve Elçi 1981’de tutuklanmış, Yılmaz 13 ay Elçi 30 ay sonra tahliye edilmişti.
1986 Türkiye, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesine Ek 8 nolu Protokolü 4 Şubat 1986 tarihinde imzaladı, 12 Nisan 1989 tarih ve 3526 sayılı Onaya Uygun Bulma Kanunu, 20 Nisan 1989 tarih ve 20145 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı.
1989 Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi (Convention for the Protection of the Architectural Heritage of Europe), Avrupa Konseyi üye ülkeleri tarafından 3 Ekim 1985 tarihinde Granada’da kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti sözleşmeyi, 13 Nisan 1989’da onayladı, onay kanunu 20 Nisan 1989’da resmî gazetede yayınlandı.
1994 Türkiye’de Radyo-Televizyon Üst Kurulu kuruldu.
2000 Metin Göktepe Davası’nda Yargıtay, 7 yıl 6’şar ay hapse mahkum edilen 6 sanıktan 5’inin cezasını onadı. “Öldürme fiilinde iştirak iradesi bulunmadığı” gerekçesiyle cezası bozulan Emniyet Amiri S.B.Köse’ye 1 yıl 8 ay hapis, 5 ay memuriyetten men cezası verildi.
2000 HSYK, Kenan Evren hakkında ölüm cezası istemiyle hazırladığı iddianame için Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ”yetkisizlik” gerekçesiyle takipsizlik kararı verilen Adana Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu’ya ”kınama” cezası vererek “tedbiren” 3 ay süreyle görevden aldı.
2006 Güney Kore’nin ilk kadın Başbakanı Han Myeong-sook göreve başladı.
2010  Şili Katolik Kilisesi, tacizde bulunmakla suçlanan papazların kurbanlarından özür diledi.
2011 Sivas’ta Madımak Oteli’nin yakılması ve 37 kişinin ölümüyle sonuçlanan olaya ilişkin davada tutuklu yargılanırken tahliye edilen, 13 yıl boyunca firarda olan ve bu sebeple dosyası ayrılan Bülent Düvenci müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
2013

Eski başbakanlardan Adnan Menderes’in de avukatlığını yapan Burhan Apaydın vefat etti.

2013 UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, Felsefe İhtisas Komitesi, Türkiye Felsefe Kurumu ve Sinop Üniversitesi  Sinop’ta “Anadolu’da Felsefeye Yolculuk, Sinoplu Bir Filozof: Diogenes” başlıklı sempozyum düzenledi.
2016 Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, insan haklarını korumak ve geliştirmek, ulusal önleme mekanizması görevini yerine getirerek ayrımcılıkla mücadele etmek amacıyla Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu gereğince 2016 yılında kuruldu. Kurumun adı, 20 Nisan 2016’da değiştirilerek bugünkü adıyla faaliyetine devam etmesine karar verildi.
2017 MİT’e ait tırları Hatay’da durdurarak arama yapmak isteyen, itiraz eden MİT görevlilerini tehdit ettiği iddiasıyla gözaltına alınan ve meslekten ihraç edilen eski Kırıkhan Cumhuriyet Savcısı Yaşar Kavalcıoğlu Ankara’da tutuklandı.
2018 Kanal D’deki Beyaz Show’a Diyarbakır’dan telefonla bağlanarak, “Yazık; insanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın” diyen öğretmen Ayşe Çelik (Ayşe Öğretmen) bebeğiyle birlikte cezaevine girdi.
2020 İsviçreli hukukçu ve profesör Jiří Toman 5 Kasım 1938’de Çekya’da dünyaya geldi. Charles Üniversitesi’nde hukuk eğitimi gördü. Cenevre Üniversitesi‘nde doktorasını yaptı. Savaşın Hukuki Yönleri, İnsancıl Hukuk, Uluslararası Örgütler, Uluslararası İnsan Hakları Semineri ve Uluslararası Hukuk alanlarında uzmanlaştı. Santa Clara Üniversitesi, George Washington Üniversitesi, Université de Franche-Compté, Birmingham, Cambridge, Londra, Oxford, Pisa, Uppsala, Virginia, Waseda ve Yale Üniversitelerinde dersler verdi. Afrika ve Latin Amerika’da uluslararası hukuk ve ceza hukuku üzerine bölgesel seminerler düzenledi. UNESCO, UNDRO, UNCTAD ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Merkezi, Avrupa Konseyi dahil olmak üzere birçok uluslararası ve bölgesel kuruluşta çalıştı ve danışmanlık yaptı. 20 Nisan 2020 günü Cenevre’de yaşamını yitirdi.
2023 Tunus’ta ana muhalefet partisi Nahda Hareketi lideri ve eski Halkın Temsilcileri Meclisi başkanı Raşid Gannuşi tutuklandı. Gannuşi, 17 Nisan’da güvenlik güçlerince evine düzenlenen baskında gözaltına alınmış, 48 saatlik savcılık sorgusunun ardından dün akşam mahkemeye sevk edilmişti.
2025
  • Danıştay, Kırklareli’nin Demirköy ilçesindeki Sisli Vadi adlı tesiste yaşanan sel felaketinde, ihmalleri bulunduğu gerekçesiyle aralarında Eski Kırklareli Valileri Osman Bilgin ve Birol Ekici’nin yer aldığı 12 kamu görevlisi hakkında adli yargılama yapılmasına hükmetti.
  • .ABD’nin Boston Üniversitesi’nde görev yapan Profesör Nathan Phillips, tutuklu Türk üniversite öğrencisi Rümeysa Öztürk’e destek amacıyla açlık grevine başladı: “Rümeysa’nın gözaltına alınmasıyla ABD anayasasının iki maddesi birden çiğnendi”
  • “Britanya’da yeni Suç ve Polislik Yasa Tasarısı’na “Romeo ve Juliet” maddesi ekleneceği öğrenildi: 18 yaş altı bireyler arasındaki rızaya dayalı cinsel ilişkilerin çocuk istismarı kapsamında otomatik olarak kolluk kuvvetlerine bildirilmesi zorunlu olmaktan çıkarılıyor.
  • Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, 2021 yılında ABD’deki “Stop Erdoğan” yazılı reklamlara karşı ilçeye izinsiz olarak asılan ‘Love Erdoğan’ pankartlarını toplatması nedeniyle hakkında açılan davadan beraat etti. Yerel mahkemenin verdiği  ceza İstinaf Mahkemesi tarafından kaldırıldı.
  • Adalet Bakanlığı’nın raporuna göre; 2023 yılına kıyasla 2024’te dolandırıcılığın yüzde 41 oranında arttığı açıklandı. Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak,  kabul etmek veya bulundurmak, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarında da ciddi artış olduğu kaydedildi.

İbn Rüşd(Averroes)

0

İbn Rüşd(Averroes), Araplar tarafından Ebul-Velid Muḥammed ibn Aḥmed ibn Muḥammed ibn Rüşd olarak anılmaktadır. İbn Rüşd, batılılar tarafından latince adıyla Averroes olarak bilinen ve 14 Nisan 1126 tarihinde doğup 10 Aralık 1198 tarihinde ölen Endülüslü Arap felsefecidir. Turtuba’da doğmuş ve Marakeş, Fas’ta ölmüştür.

Türkiye’de Arapça isminin sonundaki İbn-i Rüşd olarak bilinir. Kendisi aynı zamanda tıpkı İbn-i Sina gibi hekim, matematikçi ve tıpçıdır.

İbn Rüşd’e göre tek filozof Aristo’dur ve onun yolunda gitmek gerekir.  Genel yaklaşımları bunu öngörmektedir.  

İbn-i Rüşd, Aristo’nun eserlerini Arapça’ ya tercüme etmiş, bu eserlere şerh yazmıştır. Bu sayede  Batı’da çok ünlenmiştir. Birçok yerde heykelleri dikilmiştir.

İbn Rüşd, siyaset, din, hukuk, tıp ve felsefenin pek çok alanında 150’den fazla eser kaleme almıştır.

İbn-i Rüşdün yaşadığı dönemde Avrupa’da Aristo’nun eserlerinin tercümesini bulmak zor olduğundan yaptığı işin değeri çok büyüktür. Batı’da Aristo’nun mirasının yeniden keşfedilmesi, İbn Rüşd’ün yazdığı Arapça eserlerin 12. yüzyıl başlarında Latinceye tercümesiyle başlamıştır.

İbn-i Rüşd’ ün Aristo üzerine çalışmaları otuz yıl sürmüştür. Orta Çağ’ın Avrupalı skolastiklerinin kendisine gösterdikleri saygıdan ötürü Dante, İbn Rüşd’ü İlahi Komedya’da diğer büyük pagan filozoflarla beraber zikretmiştir.

İlmi ve Felsefi eserleri

Organon’a Giriş (İsagoci)

Organon’a Giriş Şerhi

İkinci Analitikler Şerhi

Diyalektika Şerhi

Sofistika Şerhi

Poetika Şerhi

Retorika Şerhi

Devlet Şerhi

Cevâmi, el-Hiss ve el-Mahsûs (Duyum ve Algı Üzerine)

Cevâmi, fî el-Felsefe (Felsefe Üzerine Değerlendirme)

Cevâmi Kitâb el-Nefs (Nefis Kitabı Üzerine Değerlendirme)

Cevâmi Kütûb Aristutâlîs fî el-Tabiîyyât ve el-İlahîyyât

Cevâmi Mâba’de’t-tabî’a (Metafizik Üzerine Değerlendirme)

Cevâmi Siyâseti Eflâtun (Platon‘un Devlet Kitabı Üzerine Değerlendirme)

Darûrî fî el-Mantık (Mantık Üzerine Zorunlu Bilgiler)

Darûrî fî el-Nahv (Nahiv Üzerine Zorunlu Bilgiler)

Kelâm ‘ala el-Kelimeti ve el-İsm el Muştak (Kelime ve Türetilmiş İsimler Üzerine)

Kitâb el-Hayevân (Hayvanlar Üzerine)

Kitâb fî el-Fahsi an Mesâil Vaka’at fî el-‘İlm el-İl’ahi fî Kitâb el-Şifâ lî İbn-Sina (İbn Sînâ’nın Şifâ’sının Metafizik Kısmındaki Problemlerin Açıklanması)

Makâle fî el-‘Akl (Akıl Üzerine)

Makâle fî el-Cimri’ el-Semâvî (Göksel Nesnelerin Doğası Üzerine)

Makâle fî el-Kıyâs (Kıyas Üzerine)

Makâle fî el-Kıyâs el-Şartî (Şartlı Kıyaslar Üzerine)

Makâle fî el-Mantık ve el-‘İlm el-Tabî-î (Mantık ve Doğa Felsefesi Üzerine)

Makâle fî Hareket el-Felek (Feleklerin Hareketi Üzerine)

Makâle fî İttisâl el-‘Akl el-Mufârık bî el-İnsân (Mufarık Aklın İnsanla İlişkisi Üzerine)

Mes’ele fî enne Allahe Tebâreke ve Te’ale ya’lemu el-Cüz’iyyât (Yüce Allah’ın Tekilleri Bilmesi Üzerine)

Mes’ele fî el-Zamân (Zaman Üzerine)

Mes’ele fî el-Hikme (Felsefe Problemleri)

Muhtasar el-Mecisti (Almagest’in Özeti)

Muhtasar Kitâb el-Mustasfâ lî el-Gazâlî (Gazâlî’nin Mustafâ Kitabı Üzerine)

Risâle el-Âsâr el-‘Adiyye (Olağan Yapıtlar Üzerine)

Risâle el-Âsâr el-Ulviyye (Yüce Yapıtlar Üzerine)

Risâle el-Kevn ve el-Fesâd (Oluş ve Bozuluş Üzerine)

Risâle el-Nefs (Nefis Üzerine)

Risâle el-Semâ el-Tabî’î (Gökyüzü Üzerine)

Risâle el-Semâ ve el-‘Âlem (Gökyüzü ve Evren Üzerine)

Risâle Mâba’de’t-Tabî’a (Metafizik Üzerine)

Şerh Akîde el-İmâm el-Mebdî (İmam Medbî’nin Kurallarının Yorumu)

Şerh el-Kebir lî Kitab el-Nefs lî Aristutâlis (Aristoteles’in Nefis Kitabı’nın Büyük Yorumu)

Şerh Kitâb Aristutâlis fî el-Semâ ve el-‘Âlem (Aristoteles’in Gökyüzü ve Evren Kitabının Yorumu)

Şerh Kitâb el-Burhân lî Aristutâlis (Aristoteles’in Burhan Kitabı’nın Yorumu)

Şerh Kitâb el-Kıyâs lî Aristutâlis (Aristoteles’in Kıyas Kitabı’nın Yorumu)

Şerh Kitâb el-Nefs lî Aristutâlis (Aristoteles’in Nefis Kitabı’nın Yorumu)

Şerh Kitâb Siyâset lî Eflatun (Platon‘un Devlet Kitabı’nın Yorumu)

Şerh Mâba’di’t-Tabî’a (Metafizik’in Yorumu)

Şerh Makâle el-İskender fî el-‘Akl (İskender’in Akıl Hakkındaki Makalesi’nin Yorumu)

Tefsîr Mâba’de’t-Tabî’a (İbn Sînâ’nın Tıp Özeti Kitabının Yorumu)

Tehâfüt el-Tehâfüt el-Felâsife (Filozofların Tutarsızlığı’nın Yorumu)

Telhîs İlâhiyyât lî Nikulâvus (Metafizik’in Özeti)

Telhîs Kitâb Aristoteles fî el-Cedel (Aristoteles’in Cedel Kitabının Özeti)

Telhîs Kitâb el-‘İbare lî Aristutâlis (İbare Kitabının Özeti)

Telhîs Kitâb el-Ahlâk lî Aristutâlis (Aristoteles’in Ahlak Kitabının Özeti)

Telhîs Kitâb el-Âsâr el-Ulviyye (Yüce Yapıtlar Kitabının Özeti)

Telhîs Kitâb el-Burhân lî Aristutâlis (Aristoteles’in Burhan Kitabı’nın Özeti)

Telhîs Kitâb el-Hâss ve el-Mahsûs (Duyum ve Algı Kitabının Özeti)

Telhîs Kitâb el-Hitabe lî Aristutâlis (Aritoteles’in Retorik Kitabı’nın Özeti)

Telhîs Kitâb el-Kevn ve el-Fesâd lî Aristutâlis (Aristoteles’in Oluş ve Bozuluş Kitabı’nın Özeti)

Telhîs Kitâb el-Kıyas lî Aristutâlis (Aristoteles’in Kıyas Kitabı’nın Özeti)

Telhîs Kitâb el-Ma’kûlât lî Aristutâlis (Aristoteles’İn Kategoriler Kitabı’nın Özeti)

Telhîs Kitâb el-Nefs lî Aristutâlis (Aristoteles’İn Nefis Kitabı’nın Özeti)

Telhîs Kitâb el-Safsata lî Aristutâlis (Aristoteles’in Safsata Kitabı’nın Özeti)

Telhîs Kitâb el-Semâ el-Tabiî (Gökyüzü Üzerine Kitabının Özeti)

Telhîs Kitâb el-Semâ ve el-‘Âlem lî Aristutâlis (Aristoteles’İn Gökyüzü ve Evren Kitabının Özeti)

Telhîs Kitâb el-Şi’r lî Aristutâlis (Aristoteles’in Şiir Kitabı’nın Özeti)

Telhîs Kitâb Mâba’de’t-Tabî’a (Metafizik Kitabının Özeti)

Telhîs Mantıki Aritutâlis (Aristoteles’in Mantık’ının Özeti)

Teolojik Eserleri

Bidâyet el-Müctehid ve Nihâyet el-Muktesid (İçtihâdın Başlangıcı ve Ilımlılığın Sonu)

Fasl el-Makâl fî mâ beyne el-Şerî’a ve el-Hikme min el-İttisâl (Felsefe ve Din İlişkisi Üzerine)

Keşf’an Menâhic el-Edille ve ‘Akâ’id el-Mille (Milletlerin Akaidleri Hakkındaki Kanıtların Yöntemlerinin Keşfi)

Kitâb el-‘Usûl el-Fıkh (Fıkıh Üzerine)

Makâle fî el-‘Ümyu el-İlâhî (el-Damîme) (İlahi Körlük Üzerine)

Tıp Eserleri

Cümletün min el-Edviye el-Müfred (Müfred İlaçlar Hakkında)

Kavl fî Âlât el-Teneffüs (Solunum Üzerine)

Kelâm fî İhtisâr el-İlel ve el-A’râd lî Câlînûs (Galenos’un Hastalıklar ve Belirtileri Kitabı Üzerine)

Kitâb el-Külliyât fî el-Tıb (Tıp Külliyatı)

Kitâb fî Hıfz el-Sıhha (Sağlığın Korunması Üzerine)

Makâle fi Asnâf el-Mizâc (Mizaç Türleri Üzerine)

Makale fî el-Mizâc (Mizaç Üzerine)

Makâle fi el-Tiryâk (Tiryak Üzerine)

Makâle fî Hummeyât el-‘Ufûn (Ateşli Hastalıklar Üzerine)

Mes’eletün fî Nevâib el-Hummâ (Humma Hastalığıyla İlgili Sorunlar)

Resâil İbn Rüşd el-Tıbbiyye (İbn Rüşd’ün Tıp Makaleleri)

Şerh Urcûze lî İbn Sinâ (İbn Sînâ’nın Tıp Özeti Kitabının Yorumu)

Telhîs el-Nisfu el-Sâni min Kitâb Hilet el-Beri lî Câlînûs (Galenos’un Hastalıklardan Korunma Kitabı’nın İkinci Bölümünün Özeti)

Telhîs Evvelu Kitâb el-Edviye el-Müfrede (Müfred İlaçlar’ın Birinci Kitabının Özeti)

Telhîs Kitâb el-Hummeyyât lî Câlînûs (Galenos’un Humma Kitabının Özeti)

Telhîs Kitâb el-İlel ve el-A’râz li Câlînûs (Galenos’un Hastalıklar ve Belirtileri Kitabının Özeti)

Telhîs Kitâb el-Kuvvâ el-Tabî’iyye lî Câlînûs (Galenos’un Doğal Kuvvetler Kitabının Özeti)

Telhîs Kitâb el-Mizâc lî Câlînûs (Galenos’un Mizaç Kitabı’nın Özeti)

Telhîs Kitâb Ustukussât li Câlînûs (Galenos’un İlkeler Kitabı’nın Özeti)

Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun

0

Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, 14 Nisan 1928 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun, Türkiye’de Hasta Hakları ile ilgili olarak yapılan yasal düzenlemelerin başlangıcını oluşturmaktadır.

Bu kanundan sonra 1960 yılında Türk Tabipler Birliği tarafından Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi hazırlanmış ve Türkiye’de hasta-hekim ilişkileri düzenleyen ilk yazılı metin oluşturulmuştur. Bu nizamname “Hekimlik ve Meslek Etiği Kuralları” adı altında yeniden düzenlenerek Türk Tabipler Birliği’nin Ekim 1998’de Ankara’da yaptığı 47. Büyük Kongresi’nde kabul edilmiştir.

1987  yılında Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve 1993 yılında İlaç Araştırmaları Hakkında Yönetmelik çıkarılmış, 1998 yılında Hasta Hakları Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir.

TABABET VE ŞUABATI SAN’ATLARININ TARZI İCRASINA DAİR KANUN(1)

Resmi Gazete: 14.04.1928 – 863

BİRİNCİ FASIL

Tabipler

   Madde 1 – (Değişik: 11/10/2011-KHK-663/58 md.)

Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmak şarttır.

Madde 2 – Yukarki maddede yazılı diplomanın muteber olması için diploma sahibinin 8 Teşrinisani1339 tarih ve 369 numaralı kanun mucibince hizmeti mecburesini ikmal etmiş ve diplomasının Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tasdik ve tescil edilmiş olması lazımdır. Tababet sanatını icra etmek istiyen askeri tabipler de diplomalarını tasdik ve tescil ettirirler. Ancak hizmeti mecburelerini ifa eyledikleri müddetçe diplomaları alıkonulan tabipler bu müddet zarfında dahi icrayı sanata mezundurlar.

Madde 3 – Yukarki maddelerde zikredilen tabip diplomasını ve fenni, cerrahi veya şuabatında ihtısas sahibi olduğuna dair işbu kanunun tarifleri dairesinde vesaikı lazimeyi haiz olmıyan hiç bir kimse hiç bir ameliyei cerrahiye icra edemez. Cerrahii sağireye ait ameliyat ile sünneti her tabip yapabilir.(2) (Ek cümle: 2/1/2014–6514/20 md.) Ancak, olağanüstü ve istisnai hâllerde Sağlık Bakanlığınca düzenlenecek eğitimi alan kimseler tarafından hekim gözetiminde sünnet ameliyesi yapılmasına Bakanlıkça izin verilebilir. Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaleti tarafından açılan ve idare edilen mekteplerden mezun küçük sıhhiye memurları ve işbu mekteplere muadil tedrisat yapan mekteplerden mezun olup şahadetnameleri Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tasdik ve tescil edilenler talimatnamelerinde yazılı olanlara munhasır kalmak şartiyle küçük ameliyeleri yapabilirler. (Mülga son cümle: 2/1/2014–6514/20 md.)(2)

(Ek fıkra: 21/6/2005 – 5371/ 7 md.) Acil tıbbi yardım ve bakım ile sınırlı kalmak ve Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliğinde belirtilmek kaydıyla acil tıp teknikerleri ile verilecek gerekli eğitimleri başarıyla tamamlamak kaydıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli sağlık astsubayları (…)(2) hastaya müdahale edebilir, bu hususta lazım gelen iş ve işlemleri yapabilirler. Hastane öncesi acil tıbbi yardım veren personel özel tip kıyafet giyer.(2)(3)

(Ek: 27/12/1993 – 3954/1 md.; Değişik fıkra: 2/1/2017-KHK-680/25 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/24 md.) Türk Silahlı Kuvvetlerince yetiştirilen ve Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığına tertiplenen sıhhiye sınıfına mensup erbaş ve erler de birliklerinde görev yaptıkları süre ve görevle sınırlı olmak üzere küçük sıhhi işlemleri yapmaya yetkilidirler.

(Ek: 27/12/1993 – 3954/1 md.) Yukarıdaki fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulacak yönetmelikte gösterilir. (1)

   (Ek fıkra: 2/1/2014–6514/20 md.; Değişik fıkra: 2/1/2017-KHK-680/25 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/24 md.) Türk Silahlı Kuvvetleri muharip unsurlarından, Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı operasyonel unsurlarından ve Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Dairesi Başkanlığının merkez ve taşra teşkilatı personelinden görevlendirilen ve ilgili eğitimi başarıyla tamamlayanlar, görev yaptıkları süre ve görevle sınırlı olmak üzere, sağlık personeli yokluğunda, sağlık hizmetine ulaşıncaya kadar acil tıbbi müdahaleleri yapmaya yetkilidir. Söz konusu personelin yetki ve sorumlulukları ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığınca müştereken hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.

——————————

(1)  25/1/1956 tarih ve 6643 sayılı Kanunun 59 uncu maddesiyle  bu kanunun etıbba  odaları hakkındaki hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.

(2)  2/1/2014 tarihli ve 6514 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle  bu maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “ameliyat” ibaresi “ameliyat ile sünneti” şeklinde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasında geçen “ile acil tıp teknisyenleri” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

(3)  20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 3 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “acil tıp teknikerleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile verilecek gerekli eğitimleri başarıyla tamamlamak kaydıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli sağlık astsubayları” ibaresi eklenmiş; daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

(1) 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 7 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Milli Savunma Bakanlığınca altı ay içinde hazırlanıp Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.

——————————

Madde 4 – (Değişik: 7/6/1935 – 2764/1 md.)(2)

Yabancı memleketlerin tıp fakültelerinden izinli hekimlerin Türkiye’de hekimlik edebilmeleri için Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığından ve Üniversite Tıb Fakültesi Profesörler Meclisinden seçilmiş bir jüri heyeti tarafından hüviyetlerine bakıldıktan sonra diplomalarının Türkiye Tıp Fakültesi ders programının ve öğrenim süresinin aynı veya benzeri bir fakülteden bütün sınaç devreleri geçirilerek alınıp alınmamış olduğu araştırılır. Bu şartlarda alınmış olduğu anlaşılan diplomalar kabul edilip Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanarak kütüğe geçirilir ve iyelerinin sanat yapmalarına izin verilir. Bu şartlara uygun olarak alınmamış diplomaların iyeleri Tıp Fakültesi Profesörleri Meclisince seçilmiş bir jüri heyeti karşısında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığından gönderilecek bir işyar da bulunduğu halde teori ve pratikten bir sınaç geçirilir. Bu sınacın şekli Sağlık ve Sosyal Yardım ve Kültür Bakanlıkları tarafından beraberce kararlaştırılır. Ancak Türkiye Tıb Fakültesi öğretim süresine ve ders programlarına göre okumamış olanlar eksiklerini tamamlamak üzere Tıb Fakültesinde okuduktan ve staj gördükten sonra sınaca girerler. Sınacları başaranların sanat yapmalarına usulüne göre izin verilir.

——————————

 (2)          11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı KHK’nin 58 inci maddesiyle bu maddenin birinci cümlesindeki “Türk hekimlerinin” ibaresi “hekimlerin” şeklinde değiştirilmiştir

——————————

Madde 5 – Hususi muayenehane açmak veyahut evinde muayenehane tesis eylemek suretiyle sanatını icra eylemek istiyen her tabip hasta kabulüne başladığından itibaren en çok bir hafta içinde isim ve hüviyetini, diploma tarih ve numarasını ve muayenehane ittihaz eylediği mahal ile mevcut ise ihtısas vesikalarını mahallin en büyük sıhhiye memuruna kaydettirmeğe ve muayenehanenin nakli halinde en az yirmi dört saat evvel keyfiyeti nakli ihbara mecburdur.

Madde 6 – Bir mahalde sanatını icra eden mukayyet bir tabip o mahalli terkeylediği veya her hangi bir sebep ile olursa olsun muayenehanesini set ile icrayı sanattan sarfı nazar ettiği takdirde en az yirmi dört saat evvel evvelce kaydedilmiş olduğu sıhhiye dairesine müracaatla kaydına işaret ettirir.

Madde 7 – Münhasıran veya kısmen Türk memur ve müstahdem kullanılan müessesatı umumiye ve hususiye ile Türk hastaları da tedavi eden her hangi bir müessesei hayriye ve sıhhiyede istihdam edilecek tabiplerin birinci ve ikinci maddelerde gösterilen vasıfları haiz olması şarttır. Yetmiş yedinci maddede zikredilen ecnebi tabipler bu hükümden müstesnadır.

Madde 8 – Türkiye’de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olmalıdır.

Madde 9 – (Mülga: 11/10/2011-KHK-663/58 md.)

Madde 10 – Usul ve nizamına tevfikan müdderis, muallim ve emsali sıfatları iktisap etmemiş veya sekizinci maddede zikredilen vesikaları istihsal eylememiş bir tabibin tıp tedrisi ve talimine ve ihtısasa mütaallik unvanları kullanması ve bunları veya hakikata tevafuk etmiyen sair sıfatları her hangi şekil ve suretle ilan etmesi memnudur.

Madde 11 – Mahkemelerce ihtibar için müracaat edilecek tabipler yalnız bu kanun ile Türkiye’de icrayı sanat salahiyetini haiz olanlardır. Muhtebirlere sureti müracaat ve bunların müstahak olacakları ücret ve tazminat miktarları hakkında Sıhhiye ve Adliye Vekaletlerince müşterek bir talimatname tertip olunur.

Madde 12 – (Değişik: 17/1/1949 – 5304/1 md.)(1)(2)

Sanatını icra etmek üzere bir mahalde kayıtlı olan herhangi bir tabibin bizzat dükkan ve mağaza açmak suretiyle her türlü ticaret yapması memnudur.

(Değişik ikinci fıkra: 21/1/2010-5947/7 md.; Değişik: 2/1/2014-6514/21 md.) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir:(1)

a) Kamu kurum ve kuruluşları.

b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri.

c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası.

(Değişik üçüncü fıkra: 21/1/2010-5947/7 md.)Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilir. Bu maddenin uygulanması bakımından Sosyal Güvenlik Kurumunca branş bazında sözleşme yapılan özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversiteleri yalnızca sözleşme yaptıkları branşlarda (b) bendi kapsamında kabul edilir. Mesleğini serbest olarak icra edenler, hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, (b) bendi kapsamında sayılan sağlık kuruluşlarında da hastalarının teşhis ve tedavisini yapabilir. (Değişik dördüncü cümle: 2/1/2014-6514/21 md.) Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan ve yöneticilik görevi bulunmayan tabipler ile aile hekimleri, kurum ve kuruluşlarındaki çalışma saatleri dışında ve kurumlarının izniyle aylık otuz saati geçmemek üzere iş yeri hekimliği yapabilir. Döner sermayeli sağlık kuruluşları ise kurumsal olarak işyeri hekimliği hizmeti verebilir. (Ek cümle: 2/1/2014-6514/21 md.) Tabipler, iş yeri hekimliği eğitimi alma ve iş yeri hekimliği belgesine sahip olma şartı aranmaksızın 10’dan az işçi çalıştıran az tehlikeli iş yerlerinin iş yeri hekimliği görevini yapabilirler. Bu maddenin uygulamasına ve işyeri hekimliğine ilişkin esaslar Sağlık Bakanlığınca belirlenir.(2)

––––––––––––––

(1) 2/1/2014 tarihli ve 6514 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle bu maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinden önceki bölümü metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

(2) 26/7/2018 tarihli ve 7146 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu maddenin, üçüncü fıkrasının birinci cümlesine “uzman olanlar,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve” ibaresi eklenmiştir.

––––––––––––––

(Ek fıkra:26/7/2018-7146/3 md.) Sağlık Bakanlığına, üniversitelere ve özel sektöre ait uluslararası sağlık turizmi sağlık tesisi yetkisi verilmiş sağlık kuruluşları arasında, uluslararası sağlık hizmetleri kapsamında, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar tarafından verilen sağlık hizmetleri için bütçeleri ayrı olmak şartıyla işbirliği yapılabilir. İşbirliği protokolleri Sağlık Bakanlığı ilgili birimi, ilgili üniversite ve özel sağlık kuruluşunun yetkili makamları tarafından imzalanır ve uygulamaya konulur. Bu işbirliği kapsamında Bakanlık ve üniversite hastanelerinde çalıştırılacaklar, ikinci ve üçüncü fıkradaki ve ilgili kanunlardaki sınırlayıcı hükümlerden istisna olarak, ilgilinin muvafakatiyle ve kadrosunun bulunduğu kurum/kuruluştaki eğitim, araştırma ve mesleki yükümlülüklerini aksatmamak koşuluyla karşılıklı mutabakat çerçevesinde protokol eki liste ile belirlenir. Bakanlık veya Devlet üniversiteleri personelince özel sektöre ve vakıf üniversitelerine ait sağlık kuruluşlarında bu fıkraya göre hizmet sunulamaz. Bu kapsamda verilen hizmetin Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen ücretinin %50’sini geçmemek üzere belirlenen kısmı, hizmeti alan sağlık hizmet sunucusu tarafından ilgili hekime ödenir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenir.

Madde 13  – Bir şahsın ahvali bedeniye ve akliyesi hakkında rapor tanzimine munhasıran bu kanunla icrayı sanata salahiyeti olan tabipler mezundur. Türkiye’de icrayı sanat salahiyetini haiz olmıyan tabiplerin raporları muteber olamaz.

Madde 14 – Hudut ve merkezi Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tayin edilecek mıntakalarda birer etıbba odası tesis olunur. Etıbba odaları tabiplerin mesleki haysiyet ve menfaatlerine taallük eden bilümum meseleleri rüyet ve teşkil edecekleri divanı haysiyetler vasıtasiyle mesleki adaba riayetsizliği görülen tabipler, diş tabipleri ve dişçiler hakkında inzibati cezalar tayin ve tabipler arasında tahaddüs eden mesleki ihtilafatı hal ve tesviye eder.

Madde 15 – Etibba odaları teşekkül eden mıntakalarda işbu kanuna göre Türkiye’de icrayı sanat salahiyetini haiz bilümum etıbbanın odalara dahil olması mecburidir. Memuriyet bu mecburiyetten istisnayı istilzam etmez. Odaların idariye ve kırtasiyesine ve divanı haysiyetlerle ali divanı haysiyet azasının hakkı huzur ve harcırahlarına tekabül etmek üzere odalar azalarından bir defaya mahsus olmak üzere bir duhuliye ve muayyen bir nispet dairesinde aidatı seneviye alınır.

Madde 16 – Etıbba odaları divanı haysiyetleri adabı meslekiyeye riayet etmiyen tabipler hakkında tahriren ihtar, meclis huzurunda tevbih ve bir haftadan altı aya kadar muvakkat icrayı sanattan meni suretiyle mücazatı intibahiye tayin edebilirler.

             Madde 17 – Etıbba odaları heyeti idareleri heyeti umumiye tarafından iki sene için müntahap üçten beşe kadar azadan müteşekkildir. Reislerini aralarından reyi hafi ile intihap ederler. Divanı haysiyet yine heyeti umumiye tarafından da kezalik iki sene için evvelce müntahap iki azanın heyeti idareye iltihakiyle teşekkül eder. Heyeti idare ve divanı haysiyetler nısfından bir ziyadesiyle içtima edebilirler. Tesavii ara vukuunda reisin reyi tercih olunur. Ancak divanı haysiyet azasından biriyle etibbadan biri arasında tahaddüs eden ihtilafların veya divan azasından birine ait mesailin tetkikı esnasında meselede alakadar aza ve divanın kur’a ile taayyün edecek nısıf azası içtimaa iştirak etmiyerek yerlerine evvelce intihap edilmiş olan yedek azadan kur’a ile tefrik edilecekler ifayı vazife eyler.

Madde 18 – Odalar heyeti idareleriyle divanı haysiyetlerin ve bunların yedek azalarının evsafı ve sureti intihabı vazifeleri azadan alınacak duhuliye ve aidat ve divanı haysiyet azalarına verilecek hakkı huzur miktarları Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tanzim edilecek bir yönetmelik ile tayin olunur. (1)

Madde 19 – Evsaf ve şeraiti kanuniyeyi cami olmıyan veya kendisine mevdu vezaifi ifadan imtina eden veyahut bitaraflığı muhil hareketi görülen oda heyeti idare ve divanı haysiyetleri Ali Divanı Haysiyet karariyle Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince fesih ve esbabı mucibesiyle oda mıntakasında tamim ve intihabat tecdit olunur.

Madde 20 – Oda intihaplarının hitamını mütaakıp bir hafta zarfında müntahap aza içtima ederek reislerini reyi hafi ile intihap ederler. Reis intihabın netayicini ve aza ile yedek azanın esamisini ve aldıkları reyler adedini derhal Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletine bildirir.

Madde 21 – Divanı haysiyetlerin tahriri ihtar ve meclis huzurunda tevbih cezaları katidir. Muvakkaten icrayı sanattan meni hakkında verilen kararlarda Ankara’da bulunan Ali Divanı Haysiyetin tasdikıyle muteber olur. Ali divanı haysiyet berveçhi ati teşekkül eder.

A) Sıhhiye Vekaleti Müsteşarının riyasetinde Vekalet erkanı memurininden  veya sair memurini sıhhiye arasından intihap edilecek üç tabip,

B) Adliye Vekili tarafından intihap edilecek hakimler sınıfından bir zat,

C) Tıp Fakültesi Meclisi Müderrisini tarafından müntahap bir müderris,

D) Biri asker ve diğer ikisi sivil olmak üzere odalar tarafından müntahap üç tabip.

Ali Divanı Haysiyet reis ve azası üç senede bir tecdit olunur. Eski azanın yeniden intihabı caizdir. Mahalli divanı haysiyetlerin kararlarının temyizi esnasında mahküm tabibin şifahi veya tahriri müdafaat ve itirazatı kabul edileceği gibi divanı haysiyetin mütalaatı da nazarı dikkate alınır. Bu gibi kararların divanı haysiyete vürudu tarihinden itibaren azami bir ay zarfında ret veya tasdikı veya tadili lazım gelir.

Ali Divanı Haysiyet, azasının nısfından bir fazlasiyle içtima edebilir. Tesavii ara vukuunda reisin bulunduğu tarafın reyi tercih olunur.

Madde 22 – Ali Divanı Haysiyet karariyle muvakkaten icrayı sanattan menedilen tabip, bu müddet zarfında icrayı sanat edemez.

Memur etıbbanın memuriyetine mütaallik vazifelerine halel gelmez. Karar alakadarlarca malüm olmak üzere Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince münasip suretlerle ilan olunur.

Madde 23 – Umumi veya mevzii iptali his ile yapılan büyük ameliyeler behemehal ihtısas vesikasını hamil olan bir mütehassıs ile beraber diğer bir tabip tarafından yapılmak lazımdır. Mütehassıs bulunması veya celbi mümkün olmıyan mahallerde yapılması zaruri görülen ameliyeler ile ahvali müstacele ve fevkalade bu hükümden müstesnadır.

——————————

(1) 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 7 nci maddesiyle, bu maddede yer alan “nizamname” ibaresi “yönetmelik” şeklinde değiştirilmiştir.

––––––––––––––

Madde 24 – İcrayı sanat eden tabipler hasta kabul ettikleri mahal ile muayene saatlerini ve ihtısaslarını bildiren ilanlar tertibine mezun olup diğer suretlerle ilan, reklam ve saire yapmaları memnudur.

Madde 25 – (Değişik: 23/1/2008-5728/22 md.)

Diploması olmadığı hâlde, menfaat temin etmek amacına yönelik olmasa bile, hasta tedavi eden veya tabip unvanını takınan şahıs iki yıldan beş yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Madde 26 – (Değişik: 23/1/2008-5728/23 md.)

Bu Kanunun ahkamına tevfikan icrayı sanat salahiyeti olmayan veya her ne suretle olursa olsun icrayı sanattan memnu bulunan bir tabip sanatını icra ederse, beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Madde 27 – (Değişik: 23/1/2008-5728/24 md.)

5, 6, 10, 12, 15, 23 ve 24 üncü maddeler ahkamına riayet etmeyen tabiplere yüz Türk Lirasından bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Madde 28 – (Değişik: 23/1/2008-5728/25 md.) (1)

Hekimlik mesleğinin icrası için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…) (1) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis cezasına mahkûm olmamak gerekir.

İcrayı sanat etmesine mani ve gayrıkabili şifa bir marazı aklı ile malul olduğu bilmuayene tebeyyün eden tabipler, Sağlık Bakanlığının teklifi ve Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla icrayı sanattan menolunur ve diplomaları geri alınır.

(Ek fıkra: 15/8/2017-KHK-694/5 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/5 md.) Millî Savunma Bakanlığı ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi nam ve hesabına tıp fakültelerinde okuyan tabip subaylardan yükümlülük süresini tamamlamadan mahkeme veya disiplin kurulu kararına dayanılarak ilişiği kesilenler, kalan yükümlülük süresince hekimlik mesleğini icra edemezler.

İKİNCİ FASIL

Diş tabipleri (…) (2)

Madde 29 – (Değişik: 11/12/2010-6088/1 md.) Diş tabibi, insan sağlığına ilişkin olarak, dişlerin, diş etlerinin ve bunlarla doğrudan bağlantılı olan ağız ve çene dokularının sağlığının korunması, hastalıklarının ve düzensizliklerinin teşhisi ve tedavisi ve rehabilite edilmesi ile ilgili her türlü mesleki faaliyeti icra etmeye yetkilidir.

Diş tabipliğinin herhangi bir dalında münhasıran uzman olmak ve o unvanı ilan edebilmek için diş hekimliği fakültelerinden veya Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarından alınmış bir uzmanlık belgesine sahip olmak şarttır.

Madde 30 – Türkiye Cumhuriyeti dahilinde dişçilik sanatını icra ve diş tabibi unvanını taşıyabilmek için Türk olmak ve Türkiye Darülfünunu Dişçi Mektebinden diploma almak lazımdır.

–––––––––––

(1) Bu maddenin birinci fıkrasında yer alan  “… milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun sağlığına karşı suçlar, … ” bölümü, Anayasa Mahkemesi’nin 25/2/2010 tarihli ve E.: 2008/17, K.: 2010/44 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.

(2) 11/12/2010 tarihli ve 6088 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fasıl başlığında yer alan “ve dişçiler” ibaresi çıkarılmıştır.

––––––––––––––

Madde 31 – (Değişik: 7/6/1935 – 2764/2md.)

Yabancı memleketlerdeki diş hekim mekteplerinden izinli Türk diş hekimlerinin Türkiye’de sanatlarını yapabilmeleri için Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığından ve Üniversite Tıb Fakültesi Profesörler Meclisinden ve Diş Hekimi Mektebi profesörlerinden seçilmiş bir jüri heyeti tarafından hüviyetlerine bakıldıktan sonra diplomalarının Türkiye Diş Hekimi Mektebi ders programının ve öğrenim süresinin aynı veya benzeri bir mektepten bütün sınaç devreleri geçirilerek alınıp alınmamış olduğu araştırılır. Bu şartlarda alınmış olduğu anlaşılan diplomalar kabul edilip Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanarak kütüğe geçirilir ve iyelerinin sanat yapmalarına izin verilir. Bu şartlara uygun olarak alınmamış diplomaların iyeleri Diş Hekimi Mektebi profesörleri karşısında ve Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığından gönderilecek bir işyar da bulunduğu  halde  teori ve pratikten bir sınaç geçirirler. Bu sınacın şekli Sağlık ve Sosyal Yardım ve Kültür Bakanları tarafından beraberce kararlaştırılır. Ancak Türkiye’de Diş Hekimi Mektebi Ders programlarına ve öğrenim süresine göre okumamış olanlar eksiklerini tamamlamak üzere Diş Hekimi Mektebinde okuduktan ve staj gördükten sonra sınaca girerler. Sınaçları başaranların sanat yapmalarına usulüne göre izin verilir.

Madde 32 – (Mülga: 11/12/2010-6088/2 md.)

Madde 33 – (Mülga: 11/12/2010-6088/2 md.)

Madde 34 – Tabipler diş çekmeğe ve dişler üzerine iptidai tedavi tatbikına ve diş etlerine ait her nevi hastalıkları tedaviye mezun iseler de doğrudan doğruya dişçilik etmek istiyen ve o suretle icrayı sanat ettiğini ilan eden bir tabip behemehal Dişçi Mektebince verilmiş bir ruhsatnameyi hamil olmalıdır. Ruhsatname bir sene müddetle Dişçi Mektebine devam ile tatbikat gördükten sonra bilimtihan ita olunur.

Madde 35 – Diş tabipleri ve dişçiler Eczaneler Kanununa müteferri talimatnamede gösterilen mevaddı reçete ile eczanelerden alabilirler. Reçete ile alınması mecburi olup da salifüzzikir talimatnamede münderiç olmıyan maddeleri muhtevi reçete yazamazlar.

Madde 36 – Bir mahalde sanatını icra etmek istiyen bir diş tabibi veya dişçi icrayı sanata başladığından itibaren azami bir hafta zarfında isim ve hüviyetini, diploma veya ruhsatname tarih ve numarasını ve muayenehane ittihaz ettiği yeri havi bir ihbarnameyi o mahallin en büyük sıhhiye memuruna vermeğe mecburdur. Muayenehanenin nakli halinde en az yirmi dört saat evvel nakil keyfiyetini ihbar edecektir.

Madde 37 – (Mülga: 11/12/2010-6088/2 md.)

Madde 38 – (Mülga: 11/12/2010-6088/2 md.)

Madde 39 – Usul ve nizamına tevfikan iktisap edilmedikçe hiç bir diş tabibi veya dişçi talim ve tedrise delalet eden veya her hangi surette olursa olsun hakikate tevafuk etmiyen bir sıfat ve unvanı ilan edemez.

Madde 40 – İcrayı sanat eden diş tabipleri ve dişçiler hasta kabul ettikleri mahal ile muayene saatlerini bildiren ilanlar tertibine mezun olup diğer suretlerle reklam ve saire yapmaları memnudur.

Madde 41 – (Değişik: 23/1/2008-5728/26 md.)

Kişisel çıkar amacı olmasa bile diplomasız olarak diş hekimliği mesleğine ilişkin herhangi bir muayene veya müdahale yapan, diş hekimliği klinik hizmetleri ile ilgili işyeri açanların meslek icraları durdurulur. Bu kimseler hakkında üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Madde 42 – (Değişik: 23/1/2008-5728/27 md.)

Bu Kanunun ahkamına tevfikan icrayı sanata salahiyeti olmayan veya her ne suretle olursa olsun icrayı sanattan memnu bulunan bir tabip veya diş tabibi veyahut dişçi, dişçilik sanatını icra ederse beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Madde 43 – Bir diş tabibi veya dişçinin mütaaddit yerlerde muayenehane açarak icrayı sanat etmesi memnudur.

Madde 44 – (Değişik: 23/1/2008-5728/28 md.)

29 uncu maddede hududu gösterilen icrayı sanat salahiyetini tecavüz eden veya 33, 35, 36, 37, 39 ve 40 ıncı maddeler ahkamına riayet etmeyen diş tabipleri veya dişçilere yüz Türk Lirasından bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Madde 45 – (Değişik: 23/1/2008-5728/29 md.) (1)

Diş hekimliği mesleğinin icrası için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…) (1) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis cezasına mahkûm olmamak gerekir.

İcrayı sanata mani ve gayri kabili şifa bir marazı akli ile malul olduğu bilmuayene tebeyyün eden diş tabibi ve dişçiler, Sağlık Bakanlığının teklifi ve Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla icrayı sanattan menolunur ve diploma veya ruhsatnameleri geri alınır.

(Ek fıkra: 15/8/2017-KHK-694/6 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/6 md.) Millî Savunma Bakanlığı ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi nam ve hesabına diş hekimliği fakültelerinde okuyan diş hekimi subaylardan yükümlülük süresini tamamlamadan mahkeme veya disiplin kurulu kararına dayanılarak ilişiği kesilenler, kalan yükümlülük süresince diş hekimliği mesleğini icra edemezler.

Madde 46 – Diş tabipleri ve dişçilerin muayenehanelerinde çalışan ve dişçilik etmek salahiyeti olmıyan eşhasın hastalara tedavi tatbik etmesi ve sair suretlerle müdahale yapması memnudur. Muayenehanelerinde bu gibi salahiyetsiz  kimselerin dişçilik sanatını icra etmesine müsaade eyliyen diş tabipleri ve dişçiler hakkında “44” üncü madde ahkamı tatbik edilir.

ÜÇÜNCÜ FASIL

Ebeler

Madde 47 – (Değişik: 2/1/2014-6514/22 md.)

Türkiye’de üniversitelerin ebelik ile ilgili lisans eğitimi veren fakülte ve yüksekokullarından mezun olan ve diplomaları Sağlık Bakanlığınca tescil edilenler ile öğrenimlerini yurt dışında ebelik ile ilgili bir okulda tamamlayarak denklikleri onaylanan ve diplomaları Sağlık Bakanlığınca tescil edilenlere ebe unvanı verilir.

             (Ek fıkra: 27/3/2015-6639/1 md.) Lisans mezunu ebeler meslekleriyle ilgili lisansüstü eğitim alarak uzmanlaştıktan ve diplomaları Sağlık Bakanlığınca tescil edildikten sonra uzman ebe olarak çalışırlar.

(Ek fıkra: 27/3/2015-6639/1 md.) Ebeler meslekleri ile ilgili olan özellik arz eden birim ve alanlarda belirlenecek esaslar çerçevesinde yetki belgesi alırlar. Yetki belgesi alınacak eğitim programlarının düzenlenmesi, uygulanması, koordinasyonu, belgelendirme ve tescili, kredilendirme ve yetki belgelerinin iptali gibi hususlar ile uzman ebelerin ve yetki belgesi alanların görev, yetki ve sorumlulukları Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Madde 48 – (Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

__________________

(1) Bu maddenin birinci fıkrasında yer alan  “… milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun sağlığına karşı suçlar, … ” bölümü, Anayasa Mahkemesi’nin 25/2/2010 tarihli ve E.: 2008/17, K.: 2010/44 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.

Madde 49 – (Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Madde 50 – Bir mahalde icrayı sanat etmek istiyen ebeler azami bir hafta zarfında isim ve hüviyetlerini, şahadetname, vesika tarih ve numarasını ve icrayı sanat edecekleri mevkii mübeyyin bir ihbarnameyi bulunduğu mahallin en büyük sıhhiye memuruna vermeğe ve ikametgahın tebdili veya diğer bir mahalle nakli halinde de en az yirmi dört saat evvel nakli keyfiyeti ihbar etmeğe mecburdur.

Madde 51 – Ebeler gebelerin muayenesiyle bunların hıfzıssıhhatlerine mütaallik tedabirin ifasına ve doğumun teshiline ve bu esnada yapılacak basit manevraların ve çocuk için lazım gelen ilk tedbirlerin ifasına salahiyettar iseler de her nevi alet ve saire tatbik etmeleri memnu ve sureti avarızı velade vekayiinde behemahal bir tabip davetine mecburdurlar. Her ebe Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tayin olunacak levazım ve edviyeyi doğum vekayiinde beraberinde bulunduracaktır. Ebeler çiçek aşısı tatbik edebilirler.

Madde 52 – Ebelerin reçete yazmaları memnudur. İcrayı sanatları için lazım gelen ve reçete ile alınması mecburi olan mevaddı resmi etıbbanın reçetesiyle eczanelerden tedarik ederler. Etıbbayı resmiye bu yolda vakı olan müracaatları sürat ve suhuletle ifaya mecburdurlar.

Madde 53 – (Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Madde 54 – (Değişik: 23/1/2008-5728/30 md.)

Diploma veya belgesi olmadığı hâlde ebeliği sanat ittihaz edenlere, fiilleri suç oluşturmadığı takdirde, ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Madde 55 – (Değişik: 23/1/2008-5728/31 md.)

Bu Kanunun 47, 49, 50 ve 53 üncü maddelerindeki şeraiti ifa etmemiş olan veya muvakkaten menedilmiş oldukları hâlde icrayı sanat eden ebelere yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Madde 56 – (Değişik: 23/1/2008-5728/32 md.)

51 inci maddede zikredilen icrayı sanat hududunu tecavüz eden veya 51 ve 52 nci maddeler ahkamına riayet etmeyen ebelere yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Madde 57 – (Değişik: 23/1/2008-5728/33 md.)

İcrayı sanata mani ve gayrikabili şifa bir marazı akli ile maluliyeti bilmuayene anlaşılan ebeler, Sağlık Bakanlığının teklifi ve Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla icrayı sanattan menolunur ve şahadetname veya vesikası geri alınır.

DÖRDÜNCÜ FASIL

Sünnetçiler

Madde 58 – (Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Madde 59 – (Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Madde 60 – (Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Madde 61 – (Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Madde 62 – (Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

 

BEŞİNCİ FASIL

Hastabakıcı hemşireler

Madde 63 – Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince musaddak hastabakıcı mekteplerinden mezun veya resmi hastanelerden verilmiş vesikaları haiz bulunmıyan ve Türk olmıyan kadınlar hastabakıcılık sanatını ifa edemezler.Bu vesikalar muteber olmak için Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tasdik ve tescil edilmiş olmak lazımdır.

Madde 64 – (Mülga: 25/2/1954 – 6283/13 md.)

Madde 65 – Bir mahalde icrayı sanat etmek istiyen hastabakıcılar isim ve hüviyetleri ve vesikalarını havi bir ihbarnameyi en çok bir hafta zarfında mahallin en büyük sıhhiye memuruna vermeğe ve ikametgah tebeddülü veya başka bir yere nakil vukuu halinde yirmi dört saat evvel keyfiyeti nakli ihbara mecburdur.

Madde 66 – Hastabakıcıların mesleki haysiyet ve menfaatlerini vikaye ve mesleki teavünü temin etmek üzere şahsiyeti hükmiyeyi haiz bir veya mütaaddit  yurt teşkil etmeleri caiz olup bu yurtlar Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletinin nezaret ve murakabesi altında ve olbaptaki talimatnamelere tevfikan tesis olunurlar.

             Madde 67 – (Değişik: 23/1/2008-5728/36 md.)

Salahiyeti olmadığı hâlde hastabakıcılık eden ve bu unvanı takınanlara yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

             Madde 68 – (Değişik: 23/1/2008-5728/37 md.)

64 üncü maddede gösterilen icrayı sanat hududunu tecavüz eden veya 65 inci madde hükmüne riayet etmeyen hastabakıcılara yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

ALTINCI FASIL

Ahkamı umumiye

Madde 69 – Tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler bu kanunda tasrih edilmiyen ve sair kavanin ve nizamat ile kendilerine tevdi edilmiş olan bilcümle vezaifin ifasiyle mükelleftirler.

Madde 70 – (Değişik: 23/1/2008-5728/38 md.)

Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır. (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir.) Hilafında hareket edenlere ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Bu Kanunda yazılı olan idarî para cezaları mahallî mülkî amir tarafından verilir.

Madde 71 – Tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler hastalar arasında ücreti müdavattan dolayı vakı olacak ihtilafatın mercii bu ihtilafa mevzu teşkil eden meblağ miktarı ne olursa olsun sulh mahkemeleridir. Yalnız iki sene mürurunda bu hak zail olur.

Madde 72 – İcrayı sanat eden tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler numunesi veçhile Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaleti tarafından tertip ve mahalli sıhhiye memurlarınca musaddak, hastaların isim ve hüviyetlerini kayda mahsus bir protokol defteri tutmağa mecburdurlar. Bu defterlerin kuyudu ücretten mütevellit davalarda Sahibi lehine delil ittihaz olunabilir. Şu kadar ki müstenidi iddia olan kaydın hilafı vesaik veya delaili muteberei saire ile ispat edilebilir.

Madde 73 – (Değişik: 23/1/2008-5728/39 md.)

Protokol defterlerinde tahrifat yapan ve mugayiri hakikat malumat derceylediği sabit olan tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler Türk Ceza Kanununun belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılır.

Madde 74 – Sıhhiye ve Muaveneti İştimaiye Vekaletince lüzum görülecek mıntakalarda ücurat ihtilafatında mahkemelerce nazarı dikkate alınmak üzere asgari ve azami ücreti müdavat tarifeleri tanzim edilebilir.

Bu menatık etıbba odaları mıntakaları hududiyle tahdit olunur.

Madde 75 – (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin  3/6/2010 tarihli ve E.: 2009/69, K.: 2010/79 sayılı Kararı ile.)

Madde 76 – Vefat eden tabip, diş tabibi, eczacı, dişçi, ebe, küçük sıhhiye memurları ve hastabakıcıları diploma veya şahadetname veya ruhsatnameleri alınarak Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince Müntahak bir heyet huzurunda iptal edildikten sonra ailelerine iade olunur.

Madde 77 – Türkiye’de mevzuatı kanununiyeye müsteniden hakkı müktesepleri tanınmış olan ecnebi tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler sanatlarını bu kanun ahkamı dairesinde icra edebilirler.

             Madde 78 – Bu kanunun meriyeti tarihinden itibaren tababeti belediye icrasına dair olan 7 Rebiülahir 1278 tarihli nizamname ve bu kanuna muhalif olan bütün ahkam mülgadır.

Madde 79 – Bu kanunun tarihi meriyetinden ve nizamnamei mahsusun kabul ve tasdikından sonra yapılacak ilk odalarla divanı haysiyetler intihabatı Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaletince tanzim ve idare olunur.

Madde 80 – (Mülga: 23/1/2008-5728/578 md.)

Ek Madde 1 – (20/5/1933 – 2182 sayılı ek kanunun 1 inci maddesi hükmüolup, ek madde haline getirilmiştir.)

Ankara Nümune Hastanesinde vazife görmek ve dışarıda hekimlik etmemek ve hizmet müddetleri beş yılı geçmemek şartiyle beş ecnebi mütehassıs tabip getirilir.

Ek Madde 2 – (11/12/1933-2351 sayılı ek kanunun 1 inci maddesi hükmü olup, ek madde olarak numarası teselsül ettirilmistir.)

İstanbul Üniversitesi Tıp fakültesi üçüncü dahili hastalıklar ve seririyatında ve birinci harici hastalıklar ve seririyatında, göz hastalıkları ve seririyatında, kulak, boğaz, burun hastalıkları ve seririyatında, kadın ve doğum hastalıkları ve seririyatında ve radyoloji laboratuvarında ders vermek ve mensup oldukları hastanelerde hasta tedavi etmek ve poliklinik yapmak ve dışarıda serbest doktorluk etmemek, hususi hastanelerde çalışmamak ve hizmet  müddetleri beş seneyi geçmemek şartiyle altı ecnebi müderris tabip getirilir.

Ek Madde 3 – (25/12/1935 -2876 sayılı ek kanunun 1 inci maddesi hükmü olup, ek madde olarak numarası teselsül ettirilmiştir.)

Ankara Nümune Hastanesinde vazife görmek ve dışarda hekimlik etmemek ve hizmet müddetleri beş yılı geçmemek şartile daha üç ecnebi mütehassıs hekim getirilir.

             Ek Madde 4 – (Ek: 14.6.1989 – 3575/2 md.; Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Ek Madde 5 – (Ek: 14.6.1989 – 3575/2 md.; Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Ek Madde 6 – (Ek: 14.6.1989 – 3575/2 md.; Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Ek Madde 7 – (Ek: 14.6.1989 – 3575/2 md.;Değişik:2/6/2004-5181/2 md.)

Diş protez teknikerleri; sahip oldukları diploma veya belgelerin hak kazandırdığı unvanlardan başkalarını kullanamazlar, hastalarla doğrudan doğruya meslekî ilişkiye giremezler, laboratuvarlarında münhasıran diş hekimliği mesleğini icra etmekte kullanılan araç ve gereçleri bulunduramazlar, ek 4 üncü maddenin belirlediği sınırlar dışında herhangi bir çalışma yapamazlar, tavsiyede bulunamazlar.(1)

            (Değişik ikinci fıkra: 23/1/2008-5728/40 md.) Yukarıdaki fıkra hükmüne aykırı hareket eden diş protez teknisyenleri, 41 inci madde hükümlerine göre cezalandırılır.

Ek Madde 8 – (Ek: 14/6/1989 – 3575/2 md.; Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Ek Madde 9 – (Ek: 14/6/1989 – 3575/2 md.; Mülga: 23/1/2008-5728/578 md.)

Ek Madde 10 – (Ek: 14.6.1989 – 3575/2 md.)

Diş protez teknikerleri veya diş hekimleri, diş protez laboratuvarı açmak istedikleri takdirde, mahallin en büyük mülki amirine başvurmak ve bu makamın belirteceği şartlara uymak zorundadırlar. Diş protez laboratuvarlarının sahip olmaları gereken şartlar ile bulundurmaları gereken asgari araç ve gereçlerin sayıları ve nitelikleri, Sağlık Bakanlığınca yayımlanacak bir yönetmelikle belirtilir. Laboratuvarların yönetmelik ve kanuna uygun çalışıp çalışmadıkları, il sağlık müdürlüklerince denetlenir.(2)

Ek Madde 11 – (Ek: 2/6/2004-5181/4 md.; Mülga:2/1/2014-6514/26 md.)

Ek Madde 12 – (Ek: 21/1/2010-5947/8 md.)

Kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama nedeniyle kendilerinden talep edilebilecek zararlar ile kurumlarınca kendilerine yapılacak rüculara karşı sigorta yaptırmak zorundadır. Bu sigorta priminin yarısı kendileri tarafından, diğer yarısı döner sermayesi bulunan kurumlarda döner sermayeden, döner sermayesi bulunmayan kurumlarda kurum bütçelerinden ödenir.

Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan veya mesleklerini serbest olarak icra eden tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama sebebi ile kişilere verebilecekleri zararlar ile bu sebeple kendilerine yapılacak rücuları karşılamak üzere mesleki malî sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır.

_______________

(1) 2/1/2014 tarihli ve 6514 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle bu maddede yer alan “diş protez teknisyenleri” ibareleri “diş protez teknikerleri” şeklinde değiştirilmiştir.

(2) 2/1/2014 tarihli ve 6514 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle bu maddede yer alan “diş protez teknisyenleri” ibareleri “diş protez teknikerleri” şeklinde değiştirilmiştir.

––––––––––––––

Zorunlu mesleki malî sorumluluk sigortası, mesleklerini serbest olarak icra edenlerin kendileri, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanlar için ilgili özel sağlık kurum ve kuruluşları tarafından yaptırılır.

Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanların sigorta primlerinin yarısı kendileri tarafından, yarısı istihdam edenlerce ödenir. İstihdam edenlerce ilgili sağlık çalışanı için ödenen sigorta primi, hiçbir isim altında ve hiçbir şekilde çalışanın maaş ve sair malî haklarından kesilemez, buna ilişkin hüküm ihtiva eden sözleşme yapılamaz.

Zorunlu sigortalara ilişkin teminat tutarları ile uygulama usul ve esasları Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığınca belirlenir.

Bu maddedeki zorunlu sigortaları yaptırmayanlara, mülki idare amirince sigortası yaptırılmayan her kişi için beşbin Türk Lirası idari para cezası verilir.

Ek Madde 13 – (Ek: 6/4/2011-6225/9 md.)

a) Klinik psikolog; psikoloji veya psikolojik danışma ve rehberlik lisans eğitimi üzerine klinik ortamlarda gerekli pratik uygulamaları içeren klinik psikoloji yüksek lisansı veya diğer lisans eğitimleri üzerine psikoloji veya klinik psikoloji yüksek lisansına ilaveten klinik psikoloji doktorası yapan sağlık meslek mensubudur.

Klinik psikolog, nesnel ve yansıtmalı ölçüm araçları, gözlem ve görüşme teknikleri kullanarak psikolojik değerlendirme ile uluslararası teşhis ve sınıflama sistemlerinde hastalık olarak tanımlanmayan ve Sağlık Bakanlığının da uygun bulduğu durumlarda psikoterapi işlemleri yapar. Hastalık durumlarında ise ancak ilgili uzman tabibin teşhisine ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak psikoterapi uygulamalarını gerçekleştirir.

Psikoloji lisans eğitimi üzerine ilgili mevzuatına göre Sağlık Bakanlığınca uygun görülen psikolojinin tıbbi uygulamalarıyla ilgili sertifikalı eğitim almış ve yeterliliğini belgelemiş psikologlar sertifika alanlarındaki tıbbi uygulamalarda görev alabilirler.

Uzman tabibin teşhis ve yönlendirmesiyle ya da bağımsız olarak yapılabilecek mesleki uygulamalar, bu bentteki prensipler çerçevesinde Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

b) Fizyoterapist; fizyoterapi alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun sağlık meslek mensubudur.

Fizyoterapist, hastalık durumları dışında, kişilerin fiziksel aktivitelerini düzenlemek ve hareket kabiliyetlerini arttırmak için mesleğiyle ilgili ölçüm ve testleri yaparak kanıta dayalı koruyucu ve geliştirici protokolleri belirler, planlar ve uygular. Hastalık durumlarında ise fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı tabibin veya uzmanlık eğitimleri sırasında fiziksel tıp ve rehabilitasyon rotasyonu yapmış veya uzmanlık sonrasında ilgili dalın rotasyon süresi kadar fiziksel tıp ve rehabilitasyon eğitimi almış uzman tabiplerin kendi uzmanlık alanları ile ilgili teşhisine ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak hastaların hareket ve fiziksel fonksiyon bozukluklarının ortadan kaldırılması veya iyileştirilmesi amacıyla gerekli uygulamaları yapar. Hastaların tedavisi yönünden rehabilitasyon ekibinin diğer üyeleri ile işbirliği içinde çalışır ve tedavinin gidişi hakkında ilgili uzman tabibe bilgi verir.

c) Odyolog; odyoloji alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun veya diğer lisans eğitimleri üzerine odyoloji yüksek lisansı veya doktorası yapan, sağlıklı bireylerde işitme ve denge kontrolleri ile işitme bozukluklarının önlenmesi için çalışmalar yapan ve ilgili uzman tabibin teşhis veya tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak işitme, denge bozukluklarını tespit eden, rehabilite eden ve bu amaçlarla kullanılan cihazları belirleyen sağlık meslek mensubudur.

ç) Diyetisyen; beslenme ve diyetetik alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun; sağlıklı bireyler için sağlıklı beslenme programları belirleyen, hastalar için tabibin yönlendirmesi üzerine gerekli beslenme programlarını düzenleyen, toplu beslenme yerlerinde beslenme programları hazırlayan ve besin güvenliğini sağlayan sağlık meslek mensubudur.

d) Dil ve konuşma terapisti; dil ve konuşma terapisi alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun veya diğer lisans eğitimleri üzerine dil ve konuşma terapisi alanında yüksek lisans veya doktora yapan, bireylerin ses, konuşma ve dil bozukluklarının önlenmesi için çalışmalar yapan ve ilgili uzman tabip tarafından teşhisi konulmuş yutkunma, dil ve konuşma bozukluklarının rehabilitasyonunu sağlayan sağlık meslek mensubudur.

e) Podolog; ön lisans seviyesindeki podoloji programından mezun; bireylerin ayak sağlığının korunması ve bakımına yönelik hizmet veren ve ilgili uzman tabibin teşhisine ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak hastaların ayak tedavisini yapan sağlık teknikeridir.(1)

f) Sağlık fizikçisi; fizik, fizik mühendisliği veya nükleer enerji mühendisliği eğitimi üzerine radyoterapi fiziği, diagnostik radyoloji fiziği veya nükleer tıp fiziği dallarının birinde yüksek lisans mezunu; ilgili uzmanının gözetiminde ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak; radyasyon ile yapılan teşhis, görüntüleme ve tedavi sırasında ve sonrasında, gerektiğinde radyo izotop maddeleri ve iyonize ışın kaynaklarının kullanımından, uygulanmasından, korunmasından ve arıtılmasından sorumlu sağlık meslek mensubudur.

g) Anestezi teknisyeni/teknikeri; sağlık meslek liselerinin ve ön lisans seviyesindeki  anestezi programlarından mezun; anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı tabibin sorumluluğunda ve yönlendirmesi doğrultusunda anestezi işlemlerinin güvenli bir şekilde başlatılması, sürdürülmesi ve sonlandırılması için gerekenleri yapan sağlık teknisyeni/teknikeridir.(1)

ğ) Tıbbi laboratuvar ve patoloji teknikeri; ön lisans seviyesindeki tıbbi laboratuvar ve patoloji laboratuvar teknikleri programlarından mezun; bireyin sağlık durumu veya ölüm sebebi hakkında bilgi edinmek amacıyla tıbbi analiz öncesi hazırlıkları yapan, laboratuvar araç ve gereçlerini kullanarak numunelerin tıbbi testlerini ve kan merkezi çalışmalarını yapan sağlık teknikeridir. (1)

Tıbbi laboratuvar teknisyeni; sağlık meslek liselerinin tıbbi laboratuvar programından mezun; tıbbi analiz öncesi hazırlıkları yapan, laboratuvar araç ve gereçlerini kullanarak numunelerin tıbbi testlerini ve kan merkezi çalışmalarını yapan sağlık teknisyenidir.

–––––––––––––––––

(1) 2/1/2014 tarihli ve 6514 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle, bu bentte yer alan “meslek yüksekokullarının” ibareleri “ön lisans seviyesindeki” şeklinde değiştirilmiştir.

––––––––––––––

h) Tıbbi görüntüleme teknisyeni/teknikeri; sağlık meslek liselerinin ve ön lisans seviyesindeki tıbbi görüntüleme programlarından mezun; tıbbi görüntüleme yöntemleri ile görüntü elde eden ve kullanıma hazır hale getiren sağlık teknisyeni/teknikeridir. (1)

ı) Ağız ve diş sağlığı teknikeri; ön lisans seviyesindeki ağız ve diş sağlığı programından mezun; hasta muayenesinde diş tabibine yardımcı olan, tedavi malzemelerinin hazırlanması ve kullanıma hazır halde tutulmasını sağlayan sağlık teknikeridir. (1)

i) Diş protez teknikeri; ön lisans seviyesindeki diş protez programından mezun; diş tabibi tarafından alınan ölçü üzerine, çene ve yüz protezlerini, ortodontik cihazları yapan ve onaran sağlık teknikeridir. (1)

j) Tıbbi protez ve ortez teknisyeni/teknikeri; sağlık meslek liselerinin ve ön lisans seviyesindeki tıbbi protez ve ortez programlarından mezun; kaybedilen organların işlevlerini kısmen de olsa yerine getirecek yapay organlar ile desteklenmesi, korunması ve düzeltilmesi gereken vücut kısımlarına uygulanacak yardımcı cihazları ve aletleri tasarlayan, kullanıma hazır hale getiren, onarımını yapan ve uzman tabip denetiminde hastaya uygulayan sağlık teknisyeni/teknikeridir. (1)

k) Ameliyathane teknikeri; ön lisans seviyesindeki ameliyathane hizmetleri programından mezun; ameliyathanede kullanılan alet ve malzemenin ameliyata hazır hale getirilmesine, cerrahi ekibe malzeme sağlanması ve ameliyathane ortamının ameliyatın özelliğine göre uygun hale getirilmesine yönelik iş ve işlemleri yapan ve uygulama açısından destek veren sağlık teknikeridir. (1)

l) Adli tıp teknikeri; ön lisans seviyesindeki adli tıp programından mezun; kişilerin adlî muayenesinde, insan bedeninden örnek alınmasında, otopside ve adli raporların yazılmasında tabibe yardımcı olan sağlık teknikeridir. (1)

m) Odyometri teknikeri; ön lisans seviyesindeki odyometri programından mezun; endikasyonu belirlenmiş hastalara ilgili ekipmanı kullanarak gerekli testleri uygulayan sağlık teknikeridir. (1)

n) Diyaliz teknikeri; ön lisans seviyesindeki diyaliz programından mezun; tabibin yönlendirmesine göre hastaya diyaliz uygulamalarını yapan sağlık teknikeridir. (1)

o) Fizyoterapi teknikeri; ön lisans seviyesindeki fizyoterapi programından mezun; fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı veya fizyoterapist gözetiminde, fizik tedavi ve egzersiz uygulamalarına yardımcı olan sağlık teknikeridir. (1)

ö) Perfüzyonist; perfüzyon alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun veya diğer lisans eğitimleri üzerine perfüzyon alanında yüksek lisans yapan; kalp ve/veya büyük damarlarda yapılacak müdahalelerde ilgili uzman tabipler gözetiminde kalp akciğer makinesini kullanarak beden dışı kan dolaşımını yöneten sağlık meslek mensubudur.

p) Radyoterapi teknikeri; ön lisans seviyesindeki radyoterapi programından mezun; tabibin hazırladığı ışın tedavi programını hastaya uygulayan sağlık teknikeridir. (1)

–––––––––––––––––

(1) 2/1/2014 tarihli ve 6514 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle, bu bentte yer alan “meslek yüksekokullarının” ibareleri “ön lisans seviyesindeki” şeklinde değiştirilmiştir.

––––––––––––––

r) Eczane teknikeri; ön lisans seviyesindeki eczane hizmetleri programından mezun; reçetedeki ilaçları eczacı gözetiminde hazırlayan ve eczacılık faaliyetlerine yardım eden sağlık teknikeridir. (1)

s) İş ve uğraşı terapisti (Ergoterapist); iş ve uğraşı terapisi alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun, sağlıklı kişilerde mesleği ile ilgili ölçüm ve testleri yaparak, mesleği ile ilgili koruyucu ve geliştirici programları planlayan ve uygulayan; hasta kişiler için uzman tabibin teşhisine bağlı olarak bireylerin günlük yaşam, iş ve üretkenlik, boş zaman aktivitelerine katılımını artırmak, sağlık durumlarını iyileştirmek, engelliliği  önlemek ve çevreyi düzenleyerek katılımı artırmak için gerekli iş ve uğraşı terapisi yöntemlerini uygulayan sağlık meslek mensubudur. (2)

ş) İş ve uğraşı teknikeri (Ergoterapi teknikeri); ön lisans seviyesindeki iş ve uğraşı terapisi bölümlerinden mezun, uzman tabibin tedavi planına bağlı olarak, uzman tabip veya iş ve uğraşı terapisti gözetiminde iş ve uğraşı terapisi programını uygulayan sağlık teknikeridir. (1)

t) Elektronörofizyoloji teknikeri; ön lisans seviyesindeki elektronörofizyoloji bölümünden mezun, elektronörofizyolojik yöntemlerin kullanılmasında ilgili uzman tabibe yardım eden ve tabibin gözetiminde çalışan sağlık teknikeridir. (1)

u) Mamografi teknikeri; ön lisans seviyesindeki mamografi teknikerliği bölümünden mezun; mamogramların kanser açısından pozitif ve negatif yönden incelemesini yaparak radyoloji uzmanının karar vermesi için değerlendirmesine hazır hale getiren, gerektiğinde mamografi çekimlerini yapan sağlık teknikeridir. (1)

ü) (Ek:2/1/2014-6514/24 md.) Acil tıp teknikeri; ön lisans seviyesindeki acil tıp bölümünden mezun, acil tıbbi yardım ve bakım ile sınırlı kalmak kaydıyla hastaya müdahale ve bu hususta lazım gelen iş ve eylemleri yapan sağlık teknikeridir.

v) (Ek:2/1/2014-6514/24 md.) Hemşire yardımcısı; sağlık meslek liselerinin hemşire yardımcılığı programından mezun olup hemşire nezaretinde yardımcı olarak çalışan, ayrıca hastaların günlük yaşam aktivitelerinin yerine getirilmesi, beslenme programının uygulanması, kişisel bakım ve temizliği ile sağlık hizmetlerine ulaşımında yardımcı olan ve refakat eden sağlık teknisyenidir.

y) (Ek:2/1/2014-6514/24 md.) Ebe yardımcısı; sağlık meslek liselerinin ebe yardımcılığı programından mezun olup ebelerin nezaretinde yardımcı olarak çalışan, ayrıca hastaların günlük yaşam aktivitelerinin yerine getirilmesi, beslenme programının uygulanması, kişisel bakım ve temizliği ile sağlık hizmetlerine ulaşımında yardımcı olan ve refakat eden sağlık teknisyenidir.

z) (Ek:2/1/2014-6514/24 md.) Sağlık bakım teknisyeni; sağlık meslek liselerinin sağlık bakım teknisyenliği programından mezun olup en az tekniker düzeyindeki sağlık meslek mensuplarının nezaretinde yardımcı olarak çalışan, ayrıca hastaların günlük yaşam aktivitelerinin yerine getirilmesi, beslenme programının uygulanması, kişisel bakım ve temizliği ile sağlık hizmetlerine ulaşımında yardımcı olan ve refakat eden sağlık meslek mensubudur.

 

–––––––––––––––––

(1) 2/1/2014 tarihli ve 6514 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle, bu bentte yer alan “meslek yüksekokullarının” ibareleri “ön lisans seviyesindeki” şeklinde değiştirilmiştir.

(2) 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “özürlülüğü” ibaresi “engelliliği” şeklinde değiştirilmiştir.

––––––––––––––

Tabipler ve diş tabipleri dışındaki sağlık meslek mensupları hastalıklarla ilgili doğrudan teşhiste bulunarak tedavi planlayamaz ve reçete yazamaz. Sağlık meslek mensuplarının iş ve görev ayrıntıları ile sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının sağlık hizmetlerinde çalışma şartları, iş ve görev tanımları; sertifikalı eğitime ilişkin usûl ve esaslar Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Tabiplerce veya tabiplerin yönlendirmesiyle ilgili sağlık meslek mensubu tarafından uygulanmak şartıyla insan sağlığına yönelik geleneksel/tamamlayıcı tedavi yöntemlerinin alanları, tanımları, şartları ve uygulama usul ve esasları Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Diploması veya meslek belgesi olmadan bu maddede tanımlanan meslek mensuplarının yetkisinde olan bir işi yapan veya bu unvanı takınanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve ikiyüz günden beşyüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Ek Madde 14 – (Ek: 6/4/2011-6225/10 md.)

Tıpta uzmanlık ana dalları ile eğitim süreleri EK–1 sayılı çizelgede; diş tabipliğinde uzmanlık ana dalları ile eğitim süreleri EK–2 sayılı çizelgede; tıpta uzmanlık yan dalları, bağlı ana dalları ve eğitim süreleri de EK–3 sayılı çizelgede belirtilmiştir. Bu çizelgelerde belirtilen eğitim süreleri, Sağlık Bakanlığınca, Tıpta Uzmanlık Kurulunun kararı üzerine üçte bir oranına kadar arttırılabilir. (Ek cümle: 19/11/2014-6569/20 md.) Süre artırımı yapılan ana dallarda, süre artırımının gerekçesi olan çekirdek eğitim müfredatının içeriği o uzmanlık dalına bağlı yan dal alanlarıyla örtüşüyorsa, ilgili yan dalın eğitim süreleri Tıpta Uzmanlık Kurulunca üçte birine kadar azaltılır.

Tıpta ve diş tabipliğinde ana uzmanlık dalı eğitimlerine, merkezi olarak yapılacak tıpta ve diş tabipliğinde uzmanlık sınavları ile girilir. Yan dal uzmanlık eğitimlerine ve EK-1 sayılı çizelgenin 3 üncü sütununda belirtilen uzmanların ikinci uzmanlık eğitimlerine girişleri merkezi olarak yapılacak yan dal uzmanlık sınavı ile olur.

Uzmanlık dallarının eğitim müfredatları ve bu müfredatlara göre uzmanlık dallarının temel uygulama alanları ile görev ve yetkilerinin çerçevesi Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenir.

(Ek fıkra:2/1/2014-6514/25 md.) Tıpta ve diş tabipliğinde yabancı uyruklu kontenjanında uzmanlık eğitimi yapmakta (Ek:7281 s.K. – RG:5.3.2021-31414)  “olanlar ile dost ve müttefik ülkelerle imzalanan askeri anlaşmalar ve protokoller kapsamında tıpta ve diş tabipliğinde uzmanlık eğitimini yapmakta olan yabancı uyruklulara hizmette bulundukları”[1], ilgili kurumun döner sermayesinden, döner sermayesi bulunmayan kurumlarda kurum bütçesinden, vakıf üniversitelerinde ise kendi bütçelerinden (13.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda ödeme yapılır. Bu ödemeden damga vergisi dışında herhangi bir kesinti yapılmaz.


[1] “olanlara” kelimesi yerine bu cümlecik ilave edilmiştir

Tıpta ve diş tabipliğinde yabancı uyruklu kontenjanında uzmanlık eğitimi yapmakta olanlara, ilgili kurumun döner sermayesinden, döner sermayesi bulunmayan kurumlarda kurum bütçesinden, vakıf üniversitelerinde ise kendi bütçelerinden (13.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda ödeme yapılır. Bu ödemeden damga vergisi dışında herhangi bir kesinti yapılmaz.

Ek Madde 15- (Ek:15/11/2018-7151/5 md.)

Terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek ilgili mevzuat çerçevesinde kamu görevinden çıkarılan veya güvenlik soruşturması sonucuna göre kamu görevine alınmayan tabiplerden Devlet hizmeti yükümlüsü olanlar, çıkarılma veya göreve alınmama kararının verildiği tarihten itibaren, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında üçüncü grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile dördüncü grup ilçe merkezleri için belirlenen Devlet hizmeti süresinin sonunda mesleklerini icra edebilirler. Devlet hizmeti yükümlülüğünü yerine getirirken kamu görevinden çıkarılanların hizmet süreleri bu süreden düşülür.

             Geçici Madde 1 – (Ek: 14.6.1989 – 3575/3 md.)

Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte üniversitelerin önlisans diş protez teknikerliği okulları mezunları diş protez teknisyeni unvanına sahip olurlar ve sağlık meslek liseleri diş protez teknisyenliği bölümünün devamı olan meslek yüksek okullarına bir yıllık hızlandırılmış eğitim için sınavsız girme hakkını kazanırlar.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte üniversitelerin ön lisans diş protez teknikerliği okullarında öğrenci olanlar da mezun oldukları tarihte diş protez teknisyenliği unvanına sahip olurlar ve sağlık meslek liseleri diş protez teknisyenliği bölümünün devamı olan meslek yüksek okullarına bir yıllık hızlandırılmış eğitim için sınavsız girme hakkını kazanırlar.

Hızlandırılmış eğitimler için özel program yapılmış eğitim dönemlerinin ilgili yüksekokullarca ilanından sonra ilk döneme başvurmamış olanlar hızlandırılmış eğitim haklarını kaybetmekle beraber bu dönemin başlangıcından itibaren iki yıl süre ile bu yüksekokullara sınavsız girme hakları saklı kalır.

Geçici Madde 2 – (Ek: 14.6.1989 – 3575/3 md.)

Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sağlık meslek liseleri mezunları olup, Sağlık Bakanlığının diş protez teknisyenliği kurslarından mezun olanlar veya dengi okullardan birinin mezunu olup Sağlık Bakanlığının 12 aylık diş protez teknisyenliği kurslarından mezun olanlar, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren diş protez teknisyenliği unvanına sahip olurlar ve kendilerine Sağlık Bakanlığınca kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç üç ay içinde belgeleri verilir. Ayrıca diş protez teknisyeni olarak en az üç yıl meslek icra ettikten sonra ve bu üç yılın bitiminden itibaren en geç iki yıl içinde başvurmaları şartı ile diş protez teknisyenliği ile ilgili meslek yüksek okullarına ön kayıt ve yeterlik sınavı ile girme hakkını kazanırlar.

Geçici Madde 3 – (Ek:14.6.1989-3575/3 md.)

Bu Kanunun  yayımı  tarihine  kadar  mezuniyet belgesine sahip  olmadan  mesleklerini icra  etmekte   olan  diş  teknisyenleri,  bu  Kanunun  yayımlandığı tarihte  en az iki yıldan beri bu

mesleği yürüttüğünü Sağlık Bakanlığına verecekleri BAĞ – KUR, SSK, vergi kaydı gibi resmi belgelerle kanıtlamak, Sağlık Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle; sınav komisyonu, yerleri ve şekli belirtilmiş olan ehliyet  sınavlarına, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç iki yıl içinde başvurmak ve başarı kazanmak şartı ile diş protez teknisyeni unvanını kazanırlar ve Bakanlıkça düzenlenecek meslek belgelerini alırlar.

Yukarıda belirtilen sınavlara katılacak ilgililer sınavların gerektirdiği giderleri kendileri karşılarlar.

İki yıl içinde girecekleri en çok 4 sınavda başarılı olamayanlar ile sınav için başvurmayanlar, iki yıllık sürenin bitiminden sonra mesleklerini icra edemezler.

Geçici Madde 4 –  (Ek:2/6/2004-5181/5 md.)

3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununa göre diş protezciliği meslek dalında;

a) Milli Eğitim Bakanlığınca verilmiş ustalık belgeleri,

b) Ustalık belgesi almak için doğrudan ustalık sınavına girme hakkını elde edenler ile ustalık eğitimi kurslarına devam etmekte olanlardan, girecekleri ustalık sınavı sonunda başarılı olarak ustalık belgesi alanların belgeleri,

c) 3308 sayılı Kanunun geçici 9 uncu maddesi uyarınca, Milli Eğitim Bakanlığınca verilecek ustalık belgeleri,

Başkaca bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılarak Sağlık Bakanlığınca bu belgelerin yerine diş protez teknisyenliği meslek belgesi verilir.

Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilenlerin, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren; (b) ve (c) bentlerinde belirtilenlerin ise ustalık belgelerinin tanzimi tarihinden itibaren bir yıl içerisinde, diş protez teknisyenliği meslek belgesi almak amacıyla Sağlık Bakanlığına müracaat etmemeleri halinde, diş protez teknisyeni unvanını kullanamaz ve bu mesleği icra edemezler.

Geçici Madde 5 – (Ek:2/6/2004-5181/5 md.)

3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununa göre diş protezciliği meslek dalında;

a) Kalfalık belgesi sahibi olanların bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren en geç bir yıl içerisinde,

b) Çıraklık eğitimini tamamlayanlar ile bu eğitime devam edenler ise, çıraklık eğitimini tamamlamalarını müteakiben en geç altı ay içerisinde gerekli bilgi ve belgelerle birlikte,

Müracaat etmeleri ve geçici 6 ncı maddede öngörülen yönetmelik hükümleri uyarınca Sağlık Bakanlığınca düzenlenecek teori ve uygulama eğitimini başarıyla tamamlamaları kaydıyla açılacak ehliyet sınavında başarılı olmaları halinde, kendilerine diş protez teknisyenliği meslek belgesi verilir.

Sağlık Bakanlığınca düzenlenecek eğitimler sonunda, iki yıl içerisinde girecekleri en çok üç sınavda başarılı olamayanlar ile sınav için müracaat etmeyenler, iki yıllık sürenin bitiminden sonra mesleklerini icra edemezler ve diş protezciliği ile ilgili herhangi bir unvanı kullanamazlar.

Yukarıda belirtilen eğitimlere ve sınavlara katılacak ilgililer, bunların gerektirdiği giderleri kendileri karşılarlar.

Geçici Madde 6 – (Ek: 2/6/2004-5181/5 md.)

Geçici 5 inci maddede belirtilen kalfalık belgesine sahip olanlar ile çıraklık eğitimini tamamlayanlara ve çıraklık eğitimine devam edenlere, Sağlık Bakanlığınca diş protez teknisyenliği meslek belgesi verilebilmesi amacıyla düzenlenecek teori ve uygulama eğitimlerinin süreleri ve yerleri, eğitimlerin sonunda yapılacak ehliyet sınavlarının yerleri, sınav komisyonunun teşkili, eğitimlere ve sınavlara müracaat edilmesi konuları ve bunların giderlerinin nasıl karşılanacağı ile ilgili sair esaslar, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde Sağlık Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelik ile belirlenir.

Geçici Madde 7 – (Ek: 6/4/2011-6225/11 md.)

Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla, (…) (1) psikolojinin sertifikalı tıbbi uygulamalarında Sağlık Bakanlığınca belirlenen sürelerde çalıştığını ve yeterli tecrübeyi kazandığını belgeleyen psikologlara, Sağlık Bakanlığınca yapılacak sınavlarda başarılı olmak kaydıyla çalıştığı ve tecrübe kazandığı tıbbi uygulamalarda görev alma yetkisi verilir. Bu yetkinin verilmesine ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığınca belirlenir. (1)

(Değişik ikinci fıkra: 4/7/2012-6354/ 22 md.) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla;

a) Kalp akciğer makinesini kullanarak beden dışı kan dolaşımı işlemini son beş yıl içinde en az toplam bir yıl süre ile yaptığını belgeleyen ve en az lise seviyesinde eğitimi bulunanlar,

b) Üniversitelerin perfüzyon teknikerliği bölümünden mezun olanlar (öğrenim görmekte olanlar mezun olduklarında),

usul ve esasları Sağlık Bakanlığınca belirlenen eğitimleri alarak açılacak sınavlarda başarılı olmaları hâlinde, perfüzyonist yetkisiyle çalışabilirler.

3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu çerçevesinde eczanede çalışan destek personeli eğitimini tamamlamış olanlar eczane teknikeri yetkisiyle çalışabilir.

(Değişik dördüncü fıkra: 4/7/2012-6354/ 22 md.) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ağız ve diş teknikerliğine ilişkin iş ve işlemleri son beş yıl içinde en az toplam bir yıl süre ile yaptığını belgeleyen ve en az lise seviyesinde eğitimi bulunanlardan, usul ve esasları Sağlık Bakanlığınca belirlenen eğitimleri alarak açılacak sınavlarda başarılı olanlar, ağız ve diş sağlığı teknikeri yetkisiyle çalışabilir.

Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla elde edilmiş olan meslek unvanları ve ilgili alanlarda mesleki eğitimlerine başlamış olanların hakları saklıdır. Bunların görev, yetki ve sorumlulukları Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Bu Kanunun ek 13 üncü maddesinde ve bu maddede öngörülen yönetmelikler bir yıl içerisinde yürürlüğe konulur. Bu yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar, mevcut ikincil düzenlemelerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.

Bu Kanunun ek 13 üncü maddesi ile tanımlanan sağlık teknisyeni ve sağlık teknikeri mesleklerinden herhangi birine ait iş ve işlemleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilgili mevzuatına göre gerekli eğitimleri alarak yürütmekte olanların bu hakları saklıdır.

­­­­­­­­­­­­­___________________

(1) 4/7/2012 tarihli ve 6354 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “sağlık kuruluşlarında” ibaresi metinden çıkartılmıştır.

––––––––––––––

(Değişik sekizinci fıkra: 4/7/2012-6354/ 22 md.) Bu madde gereğince Sağlık Bakanlığınca yapılacak eğitimler ve sınavlar en geç 31/12/2012 tarihine kadar yapılır ve bu süre içerisinde ilgililer çalışmalarına devam edebilir.

(Ek fıkra: 4/7/2012-6354/22 md.) Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla en az bir yıldan beri eczanede çalışanlardan 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu çerçevesinde eczanede çalışan destek personeli eğitimini tamamlamış olanlar ve Sağlık Bakanlığı tarafından yapılacak düzenlemeye göre eğitim alacak olanlar eczane teknikeri yetkisiyle çalışabilir.

Geçici Madde 8 – (Ek: 6/4/2011-6225/12 md.)

Bu Kanunun ek 14 üncü maddesinin yürürlüğe girmesinden önce ilgili mevzuatına uygun olarak uzmanlık eğitimi yapmış, eğitime başlamış veya bir uzmanlık eğitimi kontenjanına yerleşmiş olanların hakları saklıdır.

Ağız, Yüz ve Çene Cerrahisi ana dalında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yurt içinde veya yurt dışında en az dört yılı eğitim kurumlarında olmak üzere altı yıl süreyle araştırma, uygulama ve inceleme yapmış bulunanlar, yaptıkları araştırma, uygulama ve incelemeler ile aldıkları eğitimlere ait belgelerini ve bu alanda yurt içi ve yurt dışında yayımlanmış bilimsel yayınlarını ibraz ederek, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde uzmanlık belgesi almak için Sağlık Bakanlığına başvurabilir. Tıpta Uzmanlık Kurulu, başvuru süresinin bitiminden itibaren bir yıl içerisinde başvuruları değerlendirir. Çalışmaları yeterli görülenlerin uzmanlık belgeleri, Bakanlıkça düzenlenir ve tescil edilir.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu Kanunla diş tabipliğinde uzmanlık dalı olarak belirlenen alanlardan birinde doktora eğitimi yapmış olanlar ile bu alanlarda doktora eğitimine başlamış olanlardan eğitimlerini başarı ile bitirenlere uzmanlık belgesi verilir.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce;

a) Göğüs Hastalıkları ana dalına bağlı Alerji Hastalıkları yan dalında uzmanlık eğitimi yapmakta olanlar, eğitimlerine İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları adı altında devam ederler.

b) Deri ve Zührevi Hastalıkları, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji ve Göğüs Hastalıkları ana dallarına bağlı Alerjik Hastalıklar, Alerjik Göğüs Hastalıkları ya da Alerji Hastalıkları adıyla uzmanlık belgesi almış olanların, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları alanında yaptıkları araştırma, uygulama ve incelemelere ait belgelerini ibraz ederek başvurmaları ve Tıpta Uzmanlık Kurulu tarafından uygun bulunması halinde uzmanlık belgeleri İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları olarak değiştirilir.

c) Enfeksiyon Hastalıkları adıyla uzmanlık belgesi alanların bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde başvurmaları halinde uzmanlık belgeleri Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji olarak değiştirilir. Halen bu alanda uzmanlık eğitimlerine devam edenlerin eğitimlerini başarıyla bitirmeleri halinde belgeleri Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji adıyla tescil edilir.

ç) Çocuk Hematolojisi ya da Çocuk Onkolojisi adıyla uzmanlık belgesi almış olanların bu iki alanda yaptıkları araştırma, uygulama ve incelemelere ait belgelerini ibraz ederek, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde başvurmaları ve Tıpta Uzmanlık Kurulu tarafından uygun bulunması halinde uzmanlık belgeleri Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi olarak değiştirilir. Çocuk Hematolojisi ya da Çocuk Onkolojisi yan dallarında uzmanlık eğitimi yapmakta olanlar eğitimlerine Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi adı altında devam ederler.

d) Çocuk Alerjisi ya da Çocuk İmmünolojisi adıyla uzmanlık belgesi almış olanların bu iki alanda yaptıkları araştırma, uygulama ve incelemelere ait belgelerini ibraz ederek, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde başvurmaları ve Tıpta Uzmanlık Kurulu tarafından uygun bulunması halinde uzmanlık belgeleri Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları olarak değiştirilir. Çocuk Alerjisi ya da Çocuk İmmünolojisi yan dallarında uzmanlık eğitimi yapmakta olanlar eğitimlerine Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları adı altında devam ederler.

e) Gelişimsel Pediatri, Cerrahi Onkoloji, Yoğun Bakım, İş ve Meslek Hastalıkları, Çocuk Metabolizma Hastalıkları ve El Cerrahisi yan dallarında, bağlı ana dallarda uzman olduktan sonra o yan dal alanında yurt içinde veya yurt dışında beş yıl süreyle araştırma, uygulama ve inceleme yapmış bulunanlar, yaptıkları araştırma, uygulama ve incelemeler ile aldıkları eğitimlere ait belgelerini ve bu alanda yurt içi ve yurt dışında yayımlanmış bilimsel yayınlarını ibraz ederek, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde uzmanlık belgesi almak için Sağlık Bakanlığına başvurabilir. Tıpta Uzmanlık Kurulu, başvuru süresinin bitiminden itibaren bir yıl içerisinde başvuruları değerlendirir. Çalışmaları yeterli görülenlerin uzmanlık belgeleri, Bakanlıkça düzenlenir ve tescil edilir.

Geçici Madde 9- (Ek: 11/10/2011-KHK-663/58 md.)

1/1/2020 tarihine kadar, 24/11/2004 tarihli ve 5258 sayılı Kanun hükümlerine göre sözleşmeli aile hekimi olarak çalışmakta olanlar, tıpta uzmanlık sınavı sonuçlarına göre, merkezi yerleştirmeye tabi olmaksızın, Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenen esaslar çerçevesinde aile hekimliği uzmanlık eğitimi yapabilir. Bu eğitim uzaktan ve/veya kısmî zamanlı eğitim metotları da uygulanmak suretiyle yapılabilir ve en az altı yılda tamamlanır. Eğitim süresince aile hekimliği sözleşmesi devam eder. Uzmanlık eğitimi ile beraber aile hekimliği hizmetlerinin yürütülmesine, ilgililere ve eğitim sorumlularına ödenecek ücretlere ilişkin usûl ve esasları 5258 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre hazırlanan yönetmeliklerle belirlenir.

Bu maddeye göre yapılacak aile hekimliği uzmanlık eğitiminde çekirdek eğitim müfredatının ve rotasyonların uygulanması ve eğitimin şekli ile sair hususlar Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenir.

(Ek fıkra:2/1/2014-6514/27 md.) Eğitime başladıkları tarihte çalıştıkları aile hekimliği birimini en az üç yıl değiştirmemek şartıyla bu maddeye göre uzmanlık eğitimini başarıyla tamamlayanlar, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun ek 3 üncü maddesi uyarınca yapmakla yükümlü oldukları Devlet hizmetini ifa etmiş sayılırlar.

Geçici Madde 10-(Ek:2/1/2014-6514/28 md.)

Bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla mülga 58 inci ve 59 uncu maddeler uyarınca sünnetçilik etme yetkisi bulunanlar, 31/12/2014 tarihine kadar sünnetçilik etmeye devam edebilir.

Geçici Madde 11-(Ek:2/1/2014-6514/29 md.)

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, sağlık meslek liselerinin hemşire yardımcılığı, ebe yardımcılığı ve sağlık bakım teknisyenliği haricindeki programlarına öğrenci kaydedilmez. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 25/2/1954 tarihli ve 6283 sayılı Hemşirelik Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında sağlık meslek liselerinin hemşirelik programına da öğrenci kaydı yapılmaz. Bu tarihe kadar kaydı yapılmış olan öğrenciler eğitimlerini kayıtları yapılan programlarda tamamlarlar ve bitirdikleri programların meslek unvanını kullanırlar. Sağlık meslek liselerinin kapatılan programlarından bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar mezun olanlar da meslek unvanlarını kullanmaya devam ederler.

Geçici Madde 12-(Ek: 19/11/2014-6569/21 md.)

25/11/2012 tarihinden önce en az üç yılı eğitim kurumlarında olmak üzere toplam beş yıl süreyle yoğun bakım ünitelerinde çalışmış bulunan yoğun bakım uzmanlık yan dalının bağlı olduğu ana dal uzmanları ile çocuk yoğun bakım ve çocuk acil ünitelerinde çalışmış olan çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilgili yan dal uzmanlık belgesini almak için Sağlık Bakanlığına başvurabilirler. Başvuranlardan Bakanlıkça yapılacak veya yaptırılacak sınavda başarılı olanların uzmanlık belgeleri, Bakanlıkça düzenlenir ve tescil edilir. Bu şekilde uzmanlık belgesi alanlar, Devlet hizmeti yükümlülüğüne tabi olurlar.

Geçici Madde 13– (Ek:15/11/2018-7151/6 md.)

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce oral patoloji alanında doktora eğitimi yapmış olan veya doktora eğitimine başlamış olanlardan eğitimlerini başarı ile bitiren diş hekimlerine oral patoloji dalında uzmanlık belgesi verilir. Diş hekimlerinden, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tıbbi patoloji ve tümör patolojisi alanlarında doktora eğitimi yapmış olup yurt içinde veya yurt dışında en az iki yılı eğitim kurumlarında olmak üzere üç yıl süreyle oral patoloji alanında araştırma, uygulama ve inceleme yapmış bulunanlar, yaptıkları araştırma, uygulama ve incelemeler ile aldıkları eğitimlere ait belgelerini ve bu alanda yurt içi ve yurt dışında yayımlanmış bilimsel yayınlarını ibraz ederek bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde uzmanlık belgesi almak için Sağlık Bakanlığına başvurabilir. Tıpta Uzmanlık Kurulu, başvuru süresinin bitiminden itibaren altı ay içerisinde başvuruları değerlendirir. Çalışmaları yeterli görülenlere oral patoloji dalında uzmanlık belgesi verilir.

             Madde 81 – Bu kanun neşri tarihinden itibaren mer’idir.

Madde 82 –Bu kanun hükümlerinin icrasına Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye, Adliye ve Maarif Vekilleri memurdur

Dünya Kültürel Ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi

0

Dünya Kültürel Ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü(UNESCO) Genel Konferansının 17 Ekim-21 Kasım 1972 tarihleri arasında Paris’te toplanan onyedinci oturumunda kabul edilmiştir.

Nemrut Dağı

Dünya Kültürel Ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi, 14.04.1982 tarihli ve 2658 sayılı kanunla onaylanmış ve Resmi Gazetenin 14.02.1983 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu 2863 kanun numarası ile 21.07.983 tarihinde kabul edilmiş ve 23.07.1983 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra bir takım değişiklikler yapılmıştır. Anayasa Mahkemesinin 13/10/2012 tarihli kararıyla, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 65’inci maddesinin (a) ve (b) fıkralarının iptaline hükmedilmesi nedeniyle kanunda değişiklikler yapılmış, Kanunun 7, 8, ve 65. maddelerinde yapılan değişiklikler 11.10.2013 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Dünya Kültürel Ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi 1972

Dünya Kültürel Ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Genel Konferansı 17 Ekim-21 Kasım l972 tarihleri arasında Paris’te toplanan onyedinci oturumunda,

Kültürel mirasın ve doğal mirasın sadece geleneksel bozulma nedenleriyle değil; fakat sosyal ve ekonomik şartların değişmesiyle bu durumu vahimleştiren daha da tehlikeli çürüme ve tahrip olgusuyla gittikçe artan bir şekilde yok olma tehdidi altında olduğunu not ederek,

Kültürel ve Doğal mirasın herhangi bir parçasının bozulmasının veya yok olmasının; bütün dünya milletlerinin mirası için zararlı bir yoksullaşma teşkil ettiğini göz önünde tutarak,

Bu mirasın ulusal düzeyde korunmasının, korumanın gerekli kıldığı kaynakların genişliği ve kültürel varlığın toprakları üstünde bulunduğu ülkenin ekonomik, bilimsel ve teknik kaynaklarının yetersizliği nedeniyle çoğu kez tamamlanmamış olarak kaldığını göz önünde tutarak,

Örgüt yasasının, dünya mirasının muhafaza ve korunmasını sağlamak ve ilgili milletlere gerekli uluslararası sözleşmeleri tavsiye etmek suretiyle; bilgi muhafazasını, arttırmayı ve yaymayı öngördüğünü hatırlatarak,

Kültürel ve doğal varlıklara ilişkin mevcut uluslararası sözleşme, tavsiye ve kararların hangi halka ait olursa olsun; bu eşsiz ve yeri doldurulmaz kültür varlıklarının korunmasının dünyanın bütün halkları için önemini gösterdiğini göz önünde tutarak,

Dünya Kültür Mirası Listesi-Türkiye

Kültürel ve doğal mirasın parçalarının istisnaî bir öneme sahip olduğunu ve bu nedenle tüm insanlığın dünya mirasının bir parçası olarak muhafazasının gerektiğini göz önünde tutarak,

Kültürel ve doğal varlıkları tehdit eden yeni tehlikelerin vüsat ve ciddiyeti karşısında, ilgili devletin faaliyetinin yerini almamakla beraber bunu müessir bir şekilde tamamlayacak kolektif yardımda bulunarak; istisnaî evrensel değerdeki kültürel ve doğal mirasın korunmasına iştirakin, bütün milletlerarası camianın ödevi olduğunu göz önünde tutarak,

Bu amaçla, daimi bir temel üzerine ve modern bilimsel yöntemlere uygun olarak; istisnaî değerdeki kültürel ve doğal mirasın kolektif korunmasına matuf etkin bir sistemi kuran yeni hükümleri, bir sözleşme biçiminde kabulünün zorunlu olduğunu göz önünde tutarak,

Onaltıncı oturumunda bu sorunun uluslararası bir sözleşme konusu yapılmasına karar vermiş olarak,

16 Kasım 1972 tarihinde bu sözleşmeyi kabul eder.

Dünya Kültürel Ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi-40. Yıl

I- Kültürel ve Doğal Mirasın Tanımları
Madde 1.- Bu sözleşmenin amaçları bakımından aşağıdakiler “kültürel miras” sayılacaktır:

Anıtlar: Tarih, sanat veya bilim açısından istisnaî evrensel değerdeki mimari eserler, heykel ve resim alanındaki şaheserler, arkeolojik nitelikte eleman veya yapılar, kitabeler, mağaralar ve eleman birleşimleri.

Yapı toplulukları: Mimarileri, uyumlulukları veya arazi üzerindeki yerleri nedeniyle tarih, sanat veya bilim açısından istisnaî evrensel değere sahip ayrı veya birleşik yapı toplulukları.

Sitler: Tarihsel, estetik, etnolojik veya antropolojik bakımlardan istisnaî evrensel değeri olan insan ürünü eserler veya doğa ve insanın ortak eserleri ve arkeolojik sitleri kapsayan alanlar.

Madde 2.- Bu Sözleşmeye göre aşağıdaki eserler “doğal miras” sayılacaktır:

Estetik veya bilimsel açıdan istisnaî evrensel değeri olan, fiziksel ve biyolojik oluşumlardan veya bu tür oluşum topluluklarından müteşekkil doğal anıtlar.

Bilim veya muhafaza açısından istisnaî evrensel değeri olan jeolojik ve fizyografik oluşumlar ve tükenme tehdidi altındaki hayvan ve bitki türlerinin yetiştiği kesinlikle belirlenmiş alanlar,

Bilim, muhafaza veya doğal güzellik açısından istisnaî evrensel değeri olan doğal sitler veya kesinlikle belirlenmiş doğal alanlar.

Madde 3.- Yukarıda 1. ve 2. maddelerde belirtilen ve kendi toprakları üzerinde bulunan çeşitli varlıkları saptayıp belirlemek bu Sözleşmeye taraf olan her devlete ait bir sorumluluktur.

II- Kültürel ve Doğal Mirasın Ulusal ve Uluslararası Korunması

Madde 4.- Bu Sözleşmeye taraf olan devletlerden her biri 1. ve 2. maddelerde sözü edilen ve topraklarında bulunan kültürel ve doğal mirasın saptanması, korunması, muhafazası, teşhiri ve gelecek kuşaklara iletilmesinin sağlanması görevinin öncelikle kendisine ait olduğunu kabul eder. Bunun için kaynaklarını sonuna kadar kullanarak ve uygun olduğunda özellikle mali, sanatsal, bilimsel ve teknik alanlarda her türlü uluslararası yardım ve işbirliği sağlayarak elinden geleni yapacaktır.

Madde 5.- Bu Sözleşmeye taraf olan her Devlet topraklarındaki kültürel ve doğal mirasın korunması, muhafazası ve teşhiri amacıyla etkili ve faal önlemlerin alınmasını sağlamak için, mümkün olduğunca her ülkenin kendi koşullarına uygun biçimde şu çabaları gösterecektir:

a) Kültürel ve doğal mirasa, toplumun yaşamında bir işlev vermeyi ve bu mirasın korunmasını kapsamlı planlama programlarına dahil etmeyi amaçlayan genel bir politika benimsemek;

b) Kültürel ve doğal mirasın korunması, muhafazası ve teşhiri için, halen mevcut değilse, topraklarında bir veya daha fazla hizmet kurumunu, işlevlerini ifaya yeterli olacak görevli ve araçlarla kurmak;

c) Bilimsel ve teknik çalışma ve araştırmaları geliştirmek ve Devletin kültürel ve doğal mirasını tehdit eden tehlikelere karşı harekete geçmesine olanak sağlayacak müdahale yöntemlerini mükemmelleştirmek;

d) Bu mirasın saptanması, korunması, muhafazası, teşhiri, yenileştirilmesi için gerekli olan uygun yasal, bilimsel, teknik, idarî ve malî önlemleri almak; ve

e) Kültürel ve doğal mirasın korunması, muhafazası ve teşhiri konularında eğitim yapan ulusal veya bölgesel merkezlerin kurulmasını veya geliştirilmesini desteklemek ve bu alandaki bilimsel araştırmaları teşvik etmek,

Madde 6.-

1. Bu Sözleşmeye taraf olan Devletler, 1. ve 2. maddelerde sözü edilen kültürel ve doğal mirasın toprakları üzerinde bulunduğu devletlerin egemenliğine tam olarak saygı göstererek ve ulusal yasaların sağladığı mülkiyet haklarına zarar vermeden, bu tür mirasın, bütün uluslararası toplum tarafından işbirliği ile korunması gereken evrensel bir miras olduğunu kabul ederler.

2. Taraf devletler, 11. maddenin 2. ve 4. paragraflarında belirtilen kültürel ve doğal mirasın saptanması, korunması, muhafazası ve devamının sağlanması konularında bu mirasa sahip olan devletler istediği takdirde yardım etmeyi bu Sözleşme hükümleri uyarınca üstlenirler.

3. Bu Sözleşmeye taraf olan her Devlet, Sözleşmeye taraf olan diğer devletlerin topraklarında bulunan ve 1. ve 2. maddelerde sözü edilen kültürel ve doğal mirasa doğrudan doğruya veya dolaylı olarak zarar verebilecek kasıtlı önlemleri almamayı üstlenir.

Madde 7.- Bu Sözleşmenin amacı bakımından, dünya kültürel ve doğal mirasının uluslararası alanda korunması deyimi, Sözleşmeye Taraf olan Devletlerin kültürel miraslarını saptama ve koruma çabalarına destek olmaya matuf bir uluslararası işbirliği ve yardım sisteminin kurulması olarak anlaşılacaktır.

III- Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması İçin Hükümetlerarası Komite
Madde 8.-

1. İstisnaî evrensel değere sahip kültürel ve doğal mirasın korunması için bu Sözleşmeye Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü çerçevesinde “Dünya Mirası Komitesi” adı altında bir Hükümetler arası Komite kurulmuştur. Komite, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Genel Konferansı’nın olağan oturumu sırasında genel kurul olarak toplanan ve Sözleşmeye Taraf Devletlerce seçilen 15 Taraf Devletten oluşacaktır. Komite üyesi Devletlerin sayısı, Genel Konferansın, bu sözleşmenin en az 40 Devlet için yürürlüğe girişini izleyen olağan oturumunun yapıldığı tarihten itibaren 21’e yükseltilecektir.

2. Komite üyelerinin seçiminde, dünyanın değişik bölge ve kültürlerinin adilâne bir biçimde temsili güvence altına alınacaktır.

3. Kültürel Varlığın Muhafazası ve Restorasyonu Çalışmaları Uluslararası Merkezinin (Roma Merkezi) bir temsilcisi, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi’nin (ICOMOS) bir temsilcisi ve Uluslararası Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği’nin (IUCN) bir temsilcisi ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Genel Konferansının olağan oturumu sırasında genel kurul olarak toplanan Sözleşmeye taraf Devletlerin isteği üzerine benzer amaçlı diğer hükümetlerarası veya hükümet dışı örgütlerin temsilcileri anılan Komite’nin toplantılarına danışman olarak katılabilirler.

Madde 9.-

1. Dünya Mirası Komitesine üye Devletlerin görev süreleri, Genel Konferansın, Komite üyeliğine seçildikleri olağan oturumunun sonundan, bunu izleyen üçüncü olağan oturumunun sonuna kadar sürecektir.

2. Ancak, ilk seçim sırasında atanan üyelerin üçte birinin görev süreleri, Genel Konferansın, üyeliğe seçildikleri olağan oturumunu izleyen ilk olağan oturumunun sonunda sona erecektir; aynı zamanda atanan diğer üçte bir üyenin görev süresi de Genel Konferansın seçildikleri olağan oturumunu izleyen ikinci olağan oturumunun sonunda sona erecektir. Bu üyelerin isimleri Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Genel Konferansı Başkanı tarafından, İlk seçimden sonra kura ile belirlenecektir.

3. Komiteye üye Devletler, temsilcilerini kültürel ve doğal miras alanında yetkili kişiler arasından seçeceklerdir.
Madde 10.-

1. Dünya Mirası Komitesi kendi iç tüzüğünü kabul edecektir.

2. Komite, belirli sorunlar hakkında danışmada bulunmak üzere, özel veya resmî örgütleri veya kişileri her zaman toplantılarına katılmaya çağırabilir.

3. Komite, görevlerinin yerine getirilmesi bakımından gerekli gördüğü danışma organlarını kurabilir.

Madde 11.-

1. Bu Sözleşmeye Taraf olan her Devlet, kültürel ve doğal mirasının bir parçasını oluşturan, kendi topraklarında bulunan ve bu maddenin 2. paragrafındaki listeye girmesi uygun olan kültürel varlıklarının bir envanterini, mümkün olan en kısa sürede, “Dünya Kültür Mirası Komitesi”ne sunacaktır. Nihaî addedilmeyecek olan bu envanter söz konusu kültürel varlığın yerini ve önemini gösteren belgeleri ihtiva edecektir.

2. Komite, 1. Paragraf uyarınca Devletlerce verilen envanterlere dayanarak, bu Sözleşmenin 1. ve 2. maddelerinde tanımlandığı üzere, saptamış olacağı ölçütlere göre istisnaî evrensel değerde mütalâa ettiği, kültürel veya doğal mirasın parçasını oluşturan varlıkların bir listesini yapacak, güncel hale getirecek ve “Dünya Kültür Mirası Listesi” başlığı altında yayınlanacaktır. En geç her iki yılda bir, güncelleştirilmiş bir liste dağıtıma tâbi tutulacaktır.

Bir varlığın Dünya Kültür Mirası Listesine alınması

3. Bir varlığın Dünya Kültür Mirası Listesine alınması, ilgili Devletin onayını gerektirir. Üzerinde birden çok devletin egemenlik veya kaza hakkı iddiasında bulunduğu bir toprakta bulunan bir kültürel varlığın listeye alınması anlaşmazlığa taraf olan devletlerin haklarını hiç bir biçimde etkilemeyecektir.

4. Komite, Dünya Kültür Mirası Listesi’nde bulunup korunması için çok büyük çapta çalışmaları gerektiren ve bu maksatla işbu Sözleşme çerçevesinde yardım talep edilmiş olan kültürel varlıkların bir listesini,”Tehlike Altındaki Dünya Kültür Mirası Listesi” başlığı altında durum gerektirdikçe düzenleyecek, güncelleştirecek ve yayınlayacaktır.Söz konusu liste, gerekli çalışmaların tahminî bedelini de içerecektir.Liste, kültürel ve doğal mirası oluşturan varlıklardan, yalnız hızlı bozulma nedeniyle yok olma tehdidi, büyük çapta resmî veya özel projeler veya hızlı kentsel veya turistik gelişim projeleri; toprağın kullanım veya mülkiyetindeki değişikliklerin neden olduğu tahribat; bilinmeyen nedenlere bağlı büyük değişiklikler; herhangi bir nedenle bir varlığın terkedilmesi; silâhlı bir çatışmanın çıkması veya çatışma tehdidi; âfet ve felâketler; ciddi yangınlar, depremler, yer kaymaları; volkanik patlamalar; su düzeyindeki değişmeler, su baskınları ve gelgit dalgaları gibi ciddi ve belirgin tehlikelerin tehdidi altında bulunanları içerebilir.Âcil ihtiyaç halinde Komite, herhangi bir zamanda tehlike altındaki Dünya Kültür Mirası.uyurabilir.

5. Komite, kültürel veya doğal mirasa ait bir varlığın; bu maddenin 2. ve 4. paragraflarında belirtilen iki listeden her birine dahil edilmesinde temel alınacak ölçütlerin tanımını yapacaktır.

6. Bu maddenin 2. ve 4. paragraflarında belirtilen iki listeden birine dahil edilme isteğini reddetmeden önce; Komite, söz konusu edilen kültürel veya doğal varlığın toprakları üzerinde bulunduğu devlete danışacaktır.

7. Komite, ilgili Devletlerin onayıyla; bu maddenin 2. ve 4. paragraflarında atıfta bulunulan listelerin hazırlanması için gerekli olan çalışma ve araştırmaları koordine ve teşvik eder.

Madde 12.- Kültürel ve doğal mirasa ait olan bir varlığın 11. maddenin 2. ve 4. paragraflarında sözü edilen her iki listeye de dahil edilmemiş olması hiçbir şekilde onun bu listelere dahil edilme sonucu olanlar dışındaki amaçlar için istisnaî değeri olmadığı anlamına gelmeyecektir.

Madde 13.-

1. Dünya Kültür Mirası Komitesi, bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin, topraklarında bulunan ve 11. maddenin 2. ve 4. paragraflarında sözü edilen listelere dahil olan veya dahil edilmesi muhtemel bulunan Kültürel ve doğal mirasın bir parçasını oluşturan varlıklara ilişkin olarak yaptıkları, uluslararası yardım isteklerini alır ve inceler. Bu tür istekler, bu tür varlıkların korunmasını, muhafazasını, teşhirini veya yenilenmesini sağlamaya yönelik olabilir.

2. Bu maddenin 1. paragrafı çerçevesindeki uluslararası yardım istekleri, ön incelemeler daha ileri araştırmaların yararlı olacağını gösterdiği takdirde, 1. ve 2. maddelerde tanımlanan kültürel ve doğal varlıkların saptanmasıyla ilgili olabilir.

3. Komite, bu isteklere ilişkin olarak yapılacak olan işlemi kararlaştıracak, uygun olması durumunda yapacağı yardımın niteliği ve boyutunu belirleyecek ve gerekli tertiplerin ilgili hükümet ile kendi adına alınması için yetki verecektir.

4. Komite, çalışmaları için bir öncelik sırası saptayacaktır. Bunu yaparken, koruma gerektiren kültür varlığının dünya kültürel ve doğal mirası içindeki önemini, bir doğal çevreyi veya dünya milletlerinin dehasını ve tarihini en iyi biçimde temsil niteliği olan varlığa uluslararası yardım yapılması zorunluluğunu, yapılacak işin ivediliğini, tehdit altındaki varlıkların topraklarında bulunduğu Devletlerin kaynaklarının durumunu ve özellikle, kendi olanaklarıyla bu tür varlıkları ne dereceye kadar koruyabildiklerini göz önünde bulunduracaktır.

5. Komite, uluslararası yardım yapılmış olan varlıklarla ilgili olarak bir listeyi hazırlayacak, güncelleştirecek ve duyuracaktır.

6. Komite, bu Sözleşmenin 15. maddesi gereğince kurulan Fon’un kaynaklarının kullanımı konusunda karar sahibi olacaktır. Bu kaynakları arttırma yollarını arayacak ve bu amaç için faydalı bütün tedbirleri alacaktır.

7. Komite, bu Sözleşmenin amaçlarına benzer amaçları olan, uluslararası ve ulusal örgütler ve hükümetlerarası veya hükümet dışı örgütlerle işbirliği yapacaktır. Komite, programlarının ve projelerinin uygulanması için, bu tür örgütlere özellikle Kültürel Varlıkların Muhafazası ve Restorasyonu Çalışmaları Uluslararası Merkezi’ne (Roma Merkezi), Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi’ne (ICOMOS) ve Uluslararası Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği’ne (IUCN) ve ayrıca resmi ve özel kurum ve kişilere çağrıda bulunabilir.

8. Komitenin kararları oylamada bulunan ve oy veren üyelerin üçte iki çoğunluğuyla alınır. Komite üyelerinin çoğunluğu, nisabı oluşturur.

Madde 14.-

1. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Genel Direktörü tarafından atanan bir Sekreterya Dünya Kültür Mirası Komitesine yardımcı olur.

2. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Genel Direktörü, Kültürel Varlıkların Muhafazası ve Restorasyonu Çalışmaları Uluslararası Merkezi’nin (Roma Merkezi), Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi’nin (ICOMOS) ve Uluslararası Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği’nin (IUCN) ihtisasları ve imkânları dahilinde hizmetlerinden azami şekilde yararlanarak, Komite’nin belgelerini, toplantılarının gündemini hazırlayacak ve kararlarının uygulanmasından sorumlu olacaktır.

IV- Dünya Kültürel ve Doğal Mirasını Koruma Fonu
Madde 15.-

1. İstisnaî Evrensel Değeri olan Dünya Kültürel ve Doğal Mirasını korumak için “Dünya Mirası Fonu”adı altında bir Fon kurulmuştur.

2. Fon, UNESCO’nun Malî tüzüğü hükümlerine uygun olarak vakıf şeklinde teşkil edilecektir.

3. Fon’un kaynakları aşağıdakilerden oluşacaktır.

a) Bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin yaptıkları zorunlu ve gönüllü katkılar;

b) Aşağıdaki kaynaklardan sağlanabilecek katkı, hibe ve bağışlar;

i) Diğer Devletler;

ii) Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü, Birleşmiş Milletler Sisteminin diğer örgütleri, özellikle Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve diğer hükümetlerarası örgütler;

iii) Resmi veya özel kurum ve kişiler,

c) Fon’un kaynaklarından sağlanan her türlü faiz geliri;

d) Fon’un yararına düzenlenen faaliyetlerden sağlanan bağış ve gelirler ve

e) Dünya Mirası Komitesi’nce hazırlanacak Fon yönetmeliğinde belirtilen diğer bütün kaynaklar.

4. Fon’a yapılan katkılar ve Komite için sağlanmış olan diğer tür yardımlar ancak Komite’nin belirleyeceği amaçlar için kullanılabilir. Komite, yalnız belirli bir program veya projede kullanılmak üzere yapılan katkıları, bu program veya projenin yürütülmesinin komitece kararlaştırılmış olması şartıyla kabul edebilir. Fon’a yapılan katkılar hiçbir siyasal koşula bağlanamaz.

Madde 16.-

1. Bu Sözleşmeye taraf Devletler ilâve gönüllü katkıda bulunma hakları haleldar edilmeden Dünya Mirası Fonuna muntazaman iki yılda bir katkıda bulunmayı taahhüt ederler. Bu katkıların bütün Devletlere uygulanabilecek tek bir yüzdeye göre hesaplanan miktarı, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Genel Konferansı sırasında, toplanan sözleşmeye taraf Devletlerin genel kurulu tarafından kararlaştırılacaktır. Genel Kurulun bu kararı, bu maddenin 2. paragrafında öngörülen beyanı yapmamış olan, hazır bulunan ve oy veren Taraf devletlerin çoğunluğu ile alınır. Sözleşmeye taraf Devletlerin zorunlu katkısı hiç bir surette Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün mutat bütçesine yaptıkları katkının % 1′ inden fazla olamaz.

2. Ancak, bu Sözleşmenin 31. ve 32. maddelerinde atıfta bulunulan her Devlet, onay, kabul veya katılma belgelerinin verilmesi sırasında bu maddenin 1. paragrafı hükümleriyle bağlı olmayacağını bildirebilir.

3. Bu maddenin 2. paragrafında sözü edilen bildirimi yapmış olan Sözleşmeye Taraf bir Devlet, her an Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Genel Direktörünü haberdar ederek sözü geçen bildirimi geri alabilir. Ancak bildirimin geri alınması, bu Devletin zorunlu katkısı bakımından, Sözleşmeye Taraf olan Devletlerin bir sonraki Genel Kurulu tarihine kadar hüküm ifade etmeyecektir.

4. Komite’nin faaliyetlerini etkili biçimde planlayabilmesi için, bu Sözleşmeye taraf olan Devletlerden bu maddenin 2. paragrafında sözü edilen bildirimi yapmış olan Taraf Devletlerin katkıları, düzenli olarak her iki yılda bir ödenecek ve bu katkı, bu maddenin 1. paragrafı hükümleriyle bağlı oldukları takdirde ödeyecekleri katkılardan az olmayacaktır.

5. Bu Sözleşmeye taraf olan herhangi bir Devlet, içinde bulunulan yıl ile ondan hemen önceki yıla ait zorunlu veya gönüllü katkılarından borçlu ise Dünya Kültür Mirası Komitesi üyeliğine seçilemeyecektir; ancak bu hüküm ilk seçime uygulanmayacaktır.

Komite üyeliğinde bulunan böyle bir Devletin görev süresi, bu Sözleşmenin 8. Maddesinin 1. paragrafında belirtilen seçimler yapıldığı zaman sona erer.

Madde 17.- Bu Sözleşmeye Taraf olan Devletlere, Sözleşmenin 1. ve 2. maddelerinde tanımlanan Kültürel ve doğal mirasın korunması için yardım sağlamak amacıyla ulusal, resmi ve özel vakıf veya dernekler kurmayı öngörür veya kuruluşunu teşvik ederler.

Madde 18.- Bu Sözleşmeye Taraf olan Devletler Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü himayesinde Dünya Mirası Fonu yararına uluslararası fon toplama kampanyalarının örgütlenmesine yardımcı olacak, 15. maddenin 3. paragrafında sözü edilen organların para toplamasını kolaylaştıracaklardır.

V- Uluslararası Yardımın Koşulları ve Düzenlenmesi

Madde 19.- Taraf olan herhangi bir Devlet topraklarında bulunan istisnaî evrensel değere sahip kültürel ve doğal mirasın bir parçasını oluşturan varlıklar için uluslararası yardım isteyebilir. Elinde bulunan ve Komite’nin bir karara varmasını sağlayacak nitelikteki 21.maddede öngörülen bilgi ve belgeleri de bu yardım istemiyle birlikte Komiteye sunar.

Madde 20.- 13. maddenin 2. paragrafının, 22. maddenin (c) fıkrası ve 23. maddenin hükümlerine bağlı olarak, bu Sözleşmeyle sağlanan uluslararası yardım, kültürel ve doğal mirasın parçasını oluşturan varlıklardan yalnız Dünya Kültür Mirası Komitesi’nin 11.maddesinin 2. ve 4.paragraflarında belirtilen listelerden birine girmesine karar verdiği veya karar verebileceği varlıklara yapılabilir.

Madde 21.-

1. Dünya Mirası Komitesi, Uluslararası yardım isteklerini değerlendirme usullerini saptayacak ve özellikle tasarlanan faaliyet, gerekli çalışma, bunlara ait fiyat tahmini, ivedilik derecesi ve yardımı isteyen Devletin kaynaklarının bütün harcamaları karşılayamamasının nedenlerini içerecek yardım talebinin muhtevasını belirleyecektir. Bu tür talepler, mümkün olduğunca uzman raporlarıyla desteklenmelidir.

2. Felâket ve doğal âfetler nedeniyle yapılan talepler, âcil çalışma gerektirebilmeleri nedeniyle, bu tür hadiselere karşı bir ihtiyat fonu ayırmış bulunması gereken Komite tarafından hemen, öncelikle değerlendirmeye alınmalıdırlar.

3. Komite, bir karara varmadan önce gerekli gördüğü inceleme ve danışmalarda bulunacaktır.

Madde 22.- Dünya Kültür Mirası Komitesi’nce verilen yardımlar aşağıdaki biçimlerde olabilir:

a) Bu sözleşmenin 11. maddesinin 2. ve 4. paragraflarında tanımlandığı üzere kültürel ve doğal mirasın korunması, muhafazası, teşhiri ve yenilenmesinden çıkan sorunlarla ilgili sanatsal, bilimsel ve teknik incelemeler,

b) Onaylanan çalışmanın doğru biçimde yürütülmesini sağlamak için uzmanların, teknisyenlerin ve nitelikli işgücünün temini,

c) Kültürel ve doğal mirasın saptanması, korunması, muhafazası, teşhiri ve yenilenmesi alanlarında her düzeydeki görevli ve uzmanların eğitimi,

d) İlgili Devletlerin sahip olmadığı veya elde edebilecek durumda olmadığı araçların sağlanması,

e) Uzun vadede ödenebilecek düşük faizli ve faizsiz borçlar,

f) İstisnaî durumlarda ve özel nedenlerle, geri ödenmesi gerekmeyen hibeler.

Madde 23.- Dünya Kültür Mirası Komitesi, ulusal veya bölgesel merkezlere de kültürel ve doğal mirasın saptanması, korunması, muhafazası, teşhiri ve yenilenmesi alanlarında bütün düzeylerdeki görevli ve uzmanların eğitimi konusunda uluslararası yardım sağlayabilir.

Madde 24.- Büyük çaptaki uluslararası yardımdan önce, ayrıntılı bilimsel, ekonomik ve teknik incelemelerde bulunulacaktır. Bu incelemeler, doğal ve kültürel mirasın korunması, muhafazası, teşhiri ve yenilenmesi için en ileri teknikleri araştıracak ve sözleşmenin amaçlarıyla uyumlu olacaktır. İncelemeler, ilgili devletin mevcut kaynaklarının rasyonel kullanımı yollarını da araştıracaktır.

Madde 25.- Genel bir kural olarak, gerekli çalışmanın bedelinin yalnız bir bölümü uluslararası toplum tarafından karşılanacaktır. Uluslararası yardımdan yararlanan devletin katkısı; kaynaklarının buna elverişli olmaması dışında her program veya projeye ayrılan tüm kaynakların önemli bir payını oluşturacaktır.

Madde 26.- Dünya Kültür Mirası Komitesi ve yardım alan devlet yaptıkları anlaşmayla; bu sözleşme hükümleri gereği uluslararası yardım sağlanan bir program veya projenin yürütüleceği koşulları saptayacaklardır.

Anlaşmayla koyulan kurallara uygun olarak himaye altına alınmış varlığın korunmasına, muhafazasına ve teşhirine devam etme sorumluluğu bu uluslararası yardımı alan devlete ait olacaktır.

VI- Eğitim Programları
Madde 27.-

1. Bu Sözleşmeye taraf devletler, kendi halklarının sözleşmenin 1. ve 2. maddelerinde tanımlanan kültürel ve doğal mirasa karşı bağlılık ve saygı hislerini güçlendirmek için; bütün uygun araçlarla ve özellikle eğitim ve tanıtma programlarıyla çaba göstereceklerdir.

2. Taraf Devletler, kamuoyunu, kültür mirasını tehdit eden tehlikelerden ve Sözleşmenin uygulanması için yürütülen etkinliklerden geniş biçimde haberdar etmeyi taahhüt ederler.

Madde 28.- Sözleşme çerçevesinde uluslararası yardım alan bu sözleşmeye taraf devletler; kendisi için yardım alınan kültürel varlığın öneminin ve bu yardımın oynadığı rolün bilinmesi için uygun önlemleri alacaklardır.

VII- Raporlar
Madde 29.-

1. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Genel Kuruluna, onun tarafından belirlenen tarih ve biçimde verecekleri raporlarda, kabul ettikleri yasal ve idari hükümler ve bu sözleşmenin uygulanması için yaptıkları diğer işlemler hakkında bu alanda kazandıkları tecrübenin ayrıntıları ile birlikte bilgi vereceklerdir.

2. Bu raporlar Dünya Kültür Mirası Komitesi’nin dikkatine sunulacaktır.

3. Komite, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Genel Konferansı’nın her olağan oturumunda faaliyetleri hakkında rapor verecektir.

VIII- Son Hükümler

Madde 30.- Bu Sözleşme, beş metni de aynı derecede geçerli olmak üzere, Arapça, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca olarak hazırlanmıştır.

Madde 31.-

1. Bu sözleşme Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütüne üye devletlerin kendi anayasal yöntemlerine göre onaylarına ve kabullerine tâbi olacaktır.

2. Onay veya kabul belgeleri Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü Genel Direktörüne tevdi edilecektir.

Madde 32.-

1. Bu Sözleşme Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü üyesi olmayıp, örgütün Genel Konferansı tarafından sözleşmeye katılmaya çağrılan bütün devletlerin katılmasına açık olacaktır.

2. Katılma bir katılma belgesinin Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Genel Direktörüne tevdii ile gerçekleştirilir.

Madde 33.- Bu Sözleşme, yirminci onay, kabul veya katılma belgesinin tevdi tarihinden üç ay sonra; fakat sadece onay, kabul veya katılma belgelerini bu veya önceki bir tarihte tevdi eden devletler bakımından yürürlüğe girecektir. Diğer her devlet için, Sözleşme kendi onay, kabul veya katılma belgesinin tevdiinden üç ay sonra yürürlüğe girecektir.

Madde 34.- Aşağıdaki hükümler, Sözleşmeye taraf olan Devletlerden federal veya üniter olmayan anayasal sisteme sahip olanlarına uygulanacaktır.

a) Bu Sözleşmenin hükümlerinin uygulanmasının federal veya merkezî yasal gücün yargı yetkisi alanına girdiği hallerde; federal ve merkezî hükümetin yükümlülükleri, federal devlet olmayan taraf devletlerinkilerle aynı olacaktır.

b) Bu Sözleşmenin uygulanmasının, federasyonun anayasal sistemi icabı, yasal önlemler almakla yükümlü tutulmayan ve federasyonu oluşturan her bir devlet, ülke, eyalet veya kantonun yargı yetkisi alanına girdiği hallerde Federal Hükümet; anılan hükümleri, kabulü tavsiyesiyle böyle devletlerin, ülkelerin, eyaletlerin veya kantonların yetkili makamlarının bilgisine sunar.

Madde 35.-

1. Bu Sözleşmeye taraf olan her Devlet Sözleşmeden çekilebilir.

2. Çekilme Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Genel Direktörüne tevdi edilecek yazılı bir belgeyle duyurulacaktır.

3. Çekilme, çekilme belgesinin alınmasından 12 ay sonra geçerli olacaktır. Bu, çekilen Devletin mali yükümlülüklerini, çekilmenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar etkilemeyecektir.

Madde 36.- Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Genel Direktörü, Örgüte üye Devletlere; 32. maddede sözü edilen Örgüte üye olmayan devletlere ve Birleşmiş Milletlere 31. ve 32. maddelerde belirtilen bütün onay, kabul ve katılma belgelerinin ve 35. maddede belirtilen çekilme belgelerinin tevdi edildiğini bildirecektir.

Madde 37.-

1. Bu Sözleşme, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Genel Konferansı tarafından tadil edilebilir. Bununla beraber, böyle bir tadil yalnızca tadil edilmiş Sözleşmeye taraf olacak devletleri bağlar.

2. Eğer Genel Konferans bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir Sözleşme benimserse; yeni Sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça, bu Sözleşme tadil edilen Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren onaya, kabule veya katılmaya açık olmayacaktır.

Madde 38.- Bu Sözleşme, Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 102. maddesi uyarınca; Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Genel Direktörünün isteği üzerine Birleşmiş Milletler Sekreteryasınca tescil edilecektir.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgüt Genel Konferansı’nın onyedinci oturum Başkanı’nın ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü Genel Direktörünün imzalarını taşıyan iki geçerli nüsha olarak Paris’te 23 Kasım 1972’de yapılmış olup; Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü arşivlerinde saklanacak ve aslına uygunluğu onaylanmış suretleri 31. ve 32. maddelerde belirtilen bütün Devletlere ve Birleşmiş Milletlere gönderilecektir.

Convention Concerning the Protection of the World Cultural and Natural Heritage

Simone Lucie Ernestine Marie Bertrand de Beauvoir

0
Simone de Beauvoir

Simone Lucie Ernestine Marie Bertrand de Beauvoir, 1908–1986 yılları arasında yaşamış olan Fransız yazar ve filozoftur.

 Simone de Beauvoir, Paris’te Georges Bertrand ve Françoise (Brasseur) de Beauvoir çiftinin kızı olarak 9 Ocak 1908’de dünyaya gelmiştir. Ataerkil bir ailede büyümüştür. Kişiliğinin koyu katolik annesinin ve bilinemezci babasının karşıtı olarak şekillendiği söylenmiştir.

Beauvoir, Sartre ile birlikte

Beauvoir, Katolik Enstitüsü’nde matematik öğrenimi ve Sainte Marie Enstitüsünde yabancı dillerde edebiyat eğitimi görmüş, daha sonra Sorbonne Üniversitesinde felsefe eğitimi almıştır. 1929 yılında Ecole Normale Superieure’ye kayıt olan ve Sorbonne’da kurs almakta olan Sartre ile tanışmıştır. 1929 yılında felsefede Agregation başaran en genç öğrenci olmuştur. Jean-Paul Sartre o yıl birinci olmuş, Beauvoir ise ise ikinci olmuştur.

Roman, felsefe politik ve sosyal deneme, biyografi ve otobiyografi alanlarından yazılar yazmış, gazetecilik yapmıştır. Feminizmin temellerini atan düşünürlerden biri olarak kabul edilmektedir.

İlk karşılaşmalarından çok kısa süre sonra Jean-Paul Sartre ve Simone de Beauvoir ayrılmaz ikili olmuşlar, yaşam boyu macera ve tutku ile bağlı kalmışlardır. Başka erkek ve kadınların da müdahil olduğu ilişkileri sarsılmaz bir nitelik kazanmıştır. Biseksüel olan Simone de Beauvoir, hayat arkadaşı olan Jean Paul Sartre ile birlikte “açık ilişki” yaşamıştır. Her ikisinin de birbirleri dışında birçok cinsel ve duygusal beraberliği olmuş ancak her iki filozofun birbirlerine bağlılıkları devam etmiştir.

Simone de Beauvoir, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Modern Zamanlar isimli politik gazetede çalışmış, ölene dek bu gazetede editör olarak hayatına devam etmiş ve gazetecilik yapmış, 14 Nisan 1986’da vefat etmiştir.

1981 yılında Sartre’ın son yıllarını anlattığı Veda Töreni’ni (Cérémonie Des Adieux) yazmıştır. Vefat ettikten sonra Kendisi de Paris’de Cimetière du Montparnasse Mezarlığına Sartre’ın yanına gömülmüş, mezar taşında isimleri alt alta yazılmıştır.

Eserleri ve Etkileri

Simone de Beauvoir, 1943 yılında, Konuk Kız (L’Invitée) adlı Rouen okulundaki öğrencilerinden Olga Kosakiewicz ile olan kronik lezbiyen ilişkisinin öyküsünü yayınlamıştır. Bu öykü aynı zamanda de Beauvoir ile Sartre arasındaki karmaşık ilişkiyi ve ilişkinin bu üçlü yapıdan nasıl zarar gördüğünü anlatmaktadır.

En önemli eseri 1949’da yazdığı, kadınların gördüğü baskıların bilimsel incelenmesini yaptığı ve modern feminizmin temellerini kurduğu İkinci Cins (Le Deuxième Sexe) adlı eseridir. Freudcu yönleri ağır basan feminist bir varoluşçuluğun göze çarptığı kitapta Varoluşçulukta olduğu gibi  temel prensip olarak var oluşun özden önce geldiğini kabul etmiş, “Kadın doğulmaz kadın olunur.” prensibine ulaşmıştır.

ABD’li kadın filozof Judith Butler, yazdığı eserlerde Simone Lucie Ernestine Marie Bertrand de Beauvoir’in fikirleri üzerinden tartışmalar yapmış ve  postmodern feminizm kavramını geliştirmiştir.

Simone de Beauvoir açık ilişkilerden ve açık evlilikten yana olduğunu sıkça belirtmiş, hayatını da buna göre yaşamış biridir. “Second Sex” isimli kitabında “21 yaşımda her iki cinsiyetin de tecrübelerini elde etmiştim” diye yazmıştır. L’Invitée adlı eserinde ilişkilerini detaylandırır. Röportajlarında Jean-Paul Sarte ile olan açık evliliğinden mutluluğunu dile getirmiştir.

1990 yılında iki cilt olarak yayınlanan günlükleri ve Sartre’ye yazdığı mektupları ile bir çok kere kadınlarla da ilişkiye girmiş olduğu ortaya çıkmıştır.

1952 yılında Amerikali fotoğrafçı Art Shay tarafından çekilen çıplak fotoğrafı Le Nouvel Observateur dergisi tarafından 2008 yılında yayınlandığında çok konuşulmuştur.

En önemli eseri olarak, 1949’da yazdığı, kadınların gördüğü baskıların bilimsel incelemesini yaptığı ve modern feminizmin temellerini kurduğu “İkinci Cins”(Le Deuxième Sexe) kabul edilmektedir.

Olga Kosakiewicz

Olga Kosakiewicz, 1915–1983 yılları arasında yaşamıştır. Simone de Beauvoir’ın öğrencisidir. Kosakiewicz ve kız kardeşi Wanda Kosakiewicz, Beauvoir’in ilk romanı olan Konuk Kız’ın ana karakterlerini oluşturmuşlardır. Beauvoir’ın, Sartre’ye yazdığı mektuplarında Olga’dan ‘vaftiz çocuğumuz’ olarak bahsettiği bilinmektedir. Deirdre Bair, Simone de Beauvoir’ın biyografisini yazdığı kitabında bu ilişkiyi incelemiştir. Kosakiewicz, 1983 yılında tüberkülozdan ölmüştür. 

“Dünyanın dört bir yanındaki kadınlara ilham veren ve birçok insanın düşünme şeklini değiştiren bir kadının büyüleyici bir portresini okumak için harcadığınız zamana değer.”
The Sunday Times

“Kirkpatrick, Beauvoir’ın feminizmle olan karşıt ilişkisine hatırı sayılır derecede yer veriyor ve buradaki tartışma oldukça zengin. Kirkpatrick’in biyografisinin en güçlü olduğu yer, Beauvoir’ın etik taahhütlerinin sağlamlığını netleştirmek ve göstermek ve de bunların savaştan sonra siyasi taahhütlere nasıl dönüştürüldüğünü açıklamak.”
The Guardian

“Kirkpatrick’in biyografisi titiz bir araştırma. Yeni yayımlanmış günlükleri kullanmak –ancak son zamanlarda araştırmacılara sunuldu– basit tanımlamaları reddediyor ve Beauvoir’ı tüm parlaklığı ve karmaşıklığıyla ortaya koyuyor… Beauvoir Olmak olağanüstü bir kadına harikulade bir övgü.”
Times Higher Education

“Büyüleyici ve derinlemesine araştırılmış.”
Daily Mail

“Kirkpatrick, Beauvoir’ın felsefesinin önceki biyografilerden çok daha ayrıntılı ve analitik bir açıklamasını sunuyor. Kirkpatrick’in buradaki temel başarısı, Simone de Beauvoir’ın mantığını kendi hayatıyla ilişkilendirmiş olmasıdır. Bu şimdiye kadarki en iyi Beauvoir biyografisi.”
Standpoint Dergisi

“Yepyeni mükemmel biyografisinde Kate Kirkpatrick bize neden Beauvoir’dan öğrenecek daha çok şeyimiz olduğunu gösteriyor.”
New Statesman

“Beauvoir’ı savunurken, çeşitli eleştirilere karşı çıkarken… titizlikle ve ilgi çekici bir şekilde Kirkpatrick ikonun arkasındaki akışın sayısız “an”ını yakalıyor.”
Australian

“Kirkpatrick, yorumlarını, günlüklerini ve daha da önemlisi, hayatının sonuna doğru verdiği röportajları titizlikle araştırdı. Sonuç, bu ilham verici feminist, filozof ve Varoluşçunun zengin bir biçimde yeniden keşfidir. Politik olarak bilinçli bu tür feministler… yepyeni bir aşk ilişkisini ateşleyecek.”
SA Weekend Magazine
“Bu güçlü, önemli kitap Simone de Beauvoir’ın yaşamının ve çalışmasının radikal ve yeni, kanıtlara dayalı bir okumasını sunuyor. Beauvoir’a hem yaşamı boyunca hem de o zamandan beri yöneltilen olağanüstü küçümseme ve cinsiyetçi eleştiri selini ortaya çıkarıyor ve onu Jean-Paul Sartre’ın gölgesinden kurtararak kendi ışığına kavuşturuyor. Bu akıldan çıkmayan, bilimsel ve ilgi çekici biyografi okuyucunun zihninde uzun süre dolaşmaya devam ediyor.”
—Suzannah Lipscomb, Tarih Profesörü, Roehampton Üniversitesi

Beauvoir Olmak, sadece Beauvoir’ın hayatıyla değil, o hayattaki felsefeyle de ilgilenen herkes için temel bir okumadır.”
—Fiona Vera-Gray, Durham

Çocuk Haklarına Dair Bireysel Başvuru Usulüne İlişkin İhtiyari Protokol

0

BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Bireysel Başvuru Usulüne İlişkin İhtiyari Protokol Kapsamındaki Usul Kuralları, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 19 Aralık 2011 tarihli ve 66/138 sayılı kararıyla kabul edilmiştir. Protokol, 14 Nisan 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Türkiye, İhtiyari Protokol’ü 24 Eylül 2012 tarihinde imzalamış, onayın uygun bulunduğuna ilişkin 9 Mart 2017 tarih ve 6976 sayılı Kanun, 3 Nisan 2017 tarih ve 30027 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Bakanlar Kurulu’nun 11 Eylül 2017 tarih ve 2017/10836 sayılı kararıyla İhtiyari Protokol’ün onaylanması kabul edilmiş ve Bakanlar Kurulu kararı, 7 Aralık 2017 tarih ve 30263 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Onay belgeleri 26 Aralık 2017 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne tevdi edilmiş ve İhtiyari Protokol, Türkiye bakımından 26 Mart 2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye İhtiyari Protokol’e şerh koymuş; Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye, Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi ile İlgili İhtiyari Protokol’e ve Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocukların Silahlı Çatışmalara Dâhil Olmaları Konusundaki İhtiyari Protokol’e koyduğu çekincelerin ve öne sürdüğü beyanların geçerliliklerini koruduğunu beyan ederek imza atmıştır.

BÖLÜM I
GENEL HÜKÜMLER

Genel hüküm, bireysel başvurular, tahkikat usulü ya da Devletler arası bireysel başvuru olsun tüm usuller için geçerlilik taşır.

I. Komite’nin işleyişine yol gösteren genel ilkeler
Kural 1 – Genel ilkeler

Komite, Çocuk Haklarına dair Sözleşme’nin bireysel başvuru usulü ile ilgili İhtiyari Protokolü (Protokol) ile kendisine verilen tüm işlevleri yerine getirirken, çocuğun (çocukların) yüksek yararı ilkesini kılavuz alacaktır. Komite aynı zamanda çocuğun (çocukların) hakları ve görüşlerine saygı ve çocuğun (çocukların) görüşlerine yaş ve olgunluk durumlarına göre gerekli ağırlığı tanıma ilkelerini de gözetecektir.

Komite, bunları yaparken, çocuğun (çocukların) kendileri adına hareket edenler tarafından yersiz bir baskıya ya da yönlendirmeye maruz kalmamaları için gerekli tüm önlemleri alacaktır.

Kural 2 – Hızlılık ilkesi 

Protokol çerçevesindeki herhangi bir işlemde ve işlemin herhangi bir aşamasında Komite bireysel başvuruları hızla ele alacak, gereksiz gecikmelerden kaçınacaktır. Komite, tarafları da gereksiz
gecikmelerden kaçınmaya özendirecektir.

Kural 3 – Gizlilik

Protokol kapsamında başlatılan herhangi bir girişimin ilgilendirdiği herhangi bir kişinin veya kişilerin kimlikleri, kendilerinin açık onayı olmaksızın saklı tutulacak, açıklanmayacaktır.

Kural 4 – Koruma önlemleri

Komite, Protokolün 4. Maddesinin 1. paragrafı uyarınca bir taraf Devletin egemenliği alanındaki bir kişinin Komiteye yaptığı başvuru ya da Komiteyle işbirliği sonucu insan haklarının ihlal edilmemesi, kötü muamele ya da baskı ve sindirmeye maruz kalmamasını sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediğine ilişkin güvenilir bilgi elde etmişse, ilgili Devletten bu ihlalin sona erdirilmesi için gerekli tüm önlemleri ivedilikle almasını ve Komiteye bu konuya ilişkin yazılı açıklama iletmesini talep edebilir. Bu talebe uyulup uyulmadığı Komite tarafından izlenecektir. Komite, ayrıca bu konuda kamuya açıklamalar da yapabilir ve gerekli diğer önlemleri alabilir.

II. Çalışma yöntemleri
Kural 5 – Protokol kapsamındaki etkinliklerin kaydı

Genel Sekreter, Komite’nin dikkatine sunulan tüm bireysel başvuruların, herhangi bir taraf Devletteki ağır ya da sistematik ihlallerine ilişkin bilgilerin ve Devletler arası iletişimin sürekli olarak kaydını tutacak; elindeki tüm bilgileri, talep eden Komite üyelerine bu bilgilerin sunulduğu dilde iletecektir.

Kural 6 – Çalışma grubu (grupları) ve raportör (raportörler)

1 Komite, kendisine tavsiyelerde bulunmak ve belirleyeceği yollardan yardımcı olmak üzere çalışma grubu (grupları) oluşturabilir ve raportör (raportörler) tayin edebilir.

2 Komite’nin usul kuralları, yerine göre, bu kural çerçevesinde oluşturulan çalışma grubunun (gruplarının) toplantıları ve tayin edilen raportörün (raportörlerin) çalışmaları için de geçerlilik taşır.

Kural 7 – Geçici tedbirler

1 Komite, kişisel ya da Devletler arası bir bireysel başvurunun ya da bir tahkikatın bulgularının geçerliliği konusunda bir tespitte bulunmadan önce, işlemler sırasında herhangi bir zamanda, ilgili taraf Devlete, iddia olunan ihlallerin mağdurlarının telafisi mümkün olmayan zararlara uğramalarını önlemek amacıyla, bazı istisnai durumlarda gerekli olabilecek ara önlemler alınması için ivedilikle dikkate alınmak üzere bir talepte bulunabilir.

2 Komite, bir röportör ya da çalışma grubu tayini yoluna gidebilir. Bu raportör ya da çalışma grubu, Komite adına, taraf Devletten, iddia olunan ihlallerin mağdurlarının telafisi mümkün olmayan zarara uğramasını önlemek üzere gerekli gördüğü ihtiyari tedbirleri alması talebinde bulunabilir. Raportör ya da çalışma grubu bunun üzerine başlatılan girişimler konusunda Komiteyi mümkün olan en kısa sürede bilgilendirecektir.

3 Komite’nin paragraf 1 çerçevesinde geçici tedbirler alınmasını talep ettiği durumlarda, bu talebin, kişisel ya da Devletler arası başvurunun ya da tahkikattan elde edilen bulguların kabul edilebilirliği ya da geçerliliği bakımından bir tespit yapılmış olduğu anlamına gelmediği belirtilmelidir.

4 Komite, raportör ya da çalışma grubu, geçici tedbirler alınması talebine uyulup uyulmadığını izleyecek ve taraf Devletten bu talebe uygun olarak uygun her tür tedbiri alıp uygulamasını isteyebilecektir. Komite, raportör ya da çalışma grubu ayrıca bu hususta kamuoyuna açıklamalarda da bulunabilecektir.
5 İlgili taraf Devlet, geçici tedbirler alınması talebinin geri çekilmesi gerektiği ya da geçerliliğini yitirdiği kanaatindeyse, bu konudaki argümanlarını işlemlerin herhangi bir aşamasında iletebilir.

6 Komite, raportör ya da çalışma grubu, kişisel başvuruda, araştırma sürecinde ya da Devletler arası başvuruda yer alan taraflardan aldığı bilgilerden hareketle, geçici tedbirler alınması yönündeki talebini işlemlerin herhangi bir aşamasında geri çekebilir.

7 Komite, raportör ya da çalışma grubunun geçici tedbirler alınması talebinde bulunduğu durumlarda kişisel ya da Devletler arası başvuru veya tahkikat üzerindeki değerlendirmelerini hızlandıracaktır.

Kural 8 – Bir üyenin başvuru usulü sürecinde yer alamaması

1 Komite’nin herhangi bir üyesi, aşağıda belirtilen durumlarda süreçlerde yer almayacak, hazır bulunmayacak ya da bu süreçleri herhangi bir biçimde etkilemeyecektir:

a Üyenin, aleyhindeki durum görüşülecek olan Devletin yurttaşı olması;
b Üyenin, gündemdeki konuyla kişisel ya da mesleki bir ilgisinin bulunması ya da gerçek veya algılanan başka herhangi bir çıkar uyuşmazlığının mevcudiyeti;
c Üyenin, taşıdığı herhangi bir sıfatla, bu Protokol, Sözleşme ya da bunların asli İhtiyari Protokolleri için geçerli usuller dışında kalan başka yollardan ilgili başvuruyla ilgili olarak oluşturulan ve benimsenen bir karara katılmış olması.

2 Yukarıdaki 1 paragrafla bağlantılı olarak ortaya çıkabilecek herhangi bir soru, ilgili üyenin katılımı olmaksızın Komite tarafından karara bağlanacaktır.

Kural 9 – Üyelikten çekilme

Herhangi bir üyenin herhangi bir nedenle bir başvurunun incelenmesinde yer almaması ya da yer almasının gerekmediğini düşünmesi halinde, bu üye görevinden çekilecek ve bu kararından Komite Başkanı’nı haberdar edecektir.

Kural 10 – Uzmanlara danışma

1 Komite, gerekli gördüğünde, kendi inisiyatifiyle bağımsız uzmanlara danışabilir.

2 Komite aynı zamanda taraflardan herhangi birinin talebi üzerine de bağımsız uzmanlara danışabilir. Taraflardan birinin belirli bir uzmanı tavsiye etmesi durumunda diğer tarafın ek ya da alternatif bir uzman önerme fırsatı olacaktır. Hangi uzmana danışılacağı konusundaki nihai kararı Komite verecektir.

Kural 11 – Bütçe

Genel Sekreter, Protokol çerçevesinde, Komite’nin çalışmaları için gerekli mali kaynakları sağlayacaktır.

BÖLÜM II
İHTİYARİ PROTOKOL KAPSAMINDA YAPILAN KİŞİSEL
BAŞVURULARIN DEĞERLENDİRİLMESİNE İLİŞKİN
USULLER

Kural 12 – Başvuruların sahibi (sahipleri)

Mevcut kurallar uyarınca, bireysel başvuru sahibi (sahipleri), mağdur olduğu iddia edilen kişi (kişiler) olup olmadığına bakılmaksızın bireysel başvuruyu sunan kişi anlamına gelir. Mağdur olduğu iddia edilen kişinin (kişilerin) temsil ediliyor olmaları, bu kişilerin Komite’yle doğrudan temas edemeyecekleri anlamına gelmez.

Kural 13 – Bireysel başvuruların sunulması

1 Başvurular, belirli bir taraf Devletin yurttaşı olup Sözleşme’de ve/ya da onun asli İhtiyari Protokollerinde yer alan hükümlerin bu Devlet tarafından ihlal edilmesi sonucu mağdur oldukları iddiasında bulunan kişi ya da bir grup kişi tarafından sunulur.

Burada, başvuruda bulunan kişi veya kişilerin hukuki ehliyetinin ilgili taraf Devletçe tanınmış olup olmadığına bakılmaz.

2 Bireysel Başvurular, kendilerinin açık onayıyla, mağdur oldukları iddiasında bulunan kişilerin belirledikleri temsilciler ya da onlar adına hareket eden başka kişilerce de sunulabilir. Bu temsilin, mağdurun (mağdurların) onayına rağmen uygunsuz bir baskının ya da yönlendirmenin sonucu olabileceğine ilişkin kaygılar bulunması durumunda Komite Genel Sekretere bu konuda ek bilgi ve belge toplaması için başvurabilir. Bu kurallar arasında yer alan Kural 23 paragraf 1 uyarınca bu bilgi ve belgeler üçüncü taraflardan da toplanabilir. Amaçlanan, mağdur olduğu iddia edilen kişi (kişiler) adına bir bireysel başvuru sunulmuş olmasının, uygunsuz bir baskı ya da yönlendirme sonucu olmayıp çocuğun yüksek yararına olduğunun ortaya konulmasıdır. Üçüncü taraflara yönelik böyle bir talep gizli kalacaktır ve hiçbir biçimde söz konusu üçüncü tarafların da ilgili sürecin bir parçası oldukları anlamına gelmeyecektir.

3 Bu kuralın 2’nci paragrafı saklı kalmak üzere, bireysel başvurular mağdur oldukları iddia edilen kişi (kişiler) adına yukarıda sözü edilen açık onay olmadan da sunulabilir. Bunun için, başvuruyu hazırlayan(lar)ın kendi eylemlerini gerekçelendirebilmeleri ve Komite’nin de bunu çocuğun yüksek yararına görmesi gerekir.  Mümkünse, adlarına başvuru yapılan mağdur oldukları iddia edilen kişi (kişiler) de başvuru hakkında bilgilendirilmeli ve bu kişilerin görüşlerine yaş ve olgunluk düzeylerine göre gerekli ağırlık tanınmalıdır.

Kural 14 – Bilgilendirme ilkesi

1 Komite, Genel Sekreter aracılığıyla, işlemlerin zamanlanması, ilerlemesi ve gerektiği durumlarda alınan kararlar konusunda başvuruyu hazırlayan(lar)a gecikmeden ve yeterli bilgiyi verecektir. Bilgiler, gerek yetişkinler gerekse çocuklar için uygun ve erişilebilir formatta sağlanacak, bu arada mümkün olduğu ölçülerde başvuruyu hazırlayan(lar)ın yaşlarına ve olgunluk düzeylerine göre uyarlanacaktır.

2 İşlemler sırasında daha fazla bilgi alınması yönünde bir talep olması halinde, bu talep yetişkinler ve çocuklar için uygun ve erişilebilir formatta/formatlarda iletilecek, ayrıca çocuklar bir yetişkin tarafından temsil ediliyor olsalar bile bu talepte ilgili çocukların yaş ve olgunluk durumları dikkate alınacaktır.

Kural 15 – Açıklama ya da ek bilgi talebi

1 Genel Sekreter, gerektiğinde, başvuruyu hazırlayan(lar)dan ve/ ya da mağdur olduğu iddia edilen kişiden (kişilerden) aşağıda sıralananları talep edebilir:

a Başvuruyu hazırlayan(lar)ın ve/ya da mağduriyeti iddia konusu olan kişi/lerin adları, adresleri ve doğum tarihleri ve başvuruyu hazırlayan(lar)ın/mağdur olduğun iddia edilen kişi/lerin kimliklerinin teyidi;

b Başvuruyu hazırlayan(lar) başvuruyu mağdur olduğu iddia edilen kişi/ler adına yapmışsa, temsil durumunun teyidi;

c Taraf Devletin fiilinin ya da fiilsizliğinin çocuk (çocuklar) üzerinde nasıl olumsuz etki yaratmış olduğuna ilişkin bilgi;

d Bireysel başvurunun çocuğun yüksek yararına olup olmadığı;

e Başvuruyu hazırlayan(lar)ın ve/ya da mağdur olduğu iddia edilen kişinin (kişilerin) kimliklerinin, Protokolün 4. Maddesinin 2’nci paragrafı uyarınca açıklanmasının istenip istenmediği;

f Bireysel başvurunun yöneltildiği taraf Devletin adı;

g Bireysel başvurunun konusu;

h İddiayla ilgili kanıtlar;

i İç hukuk yollarını tümüyle tüketmek üzere atılan adımlar ya da başvuruyu hazırlayan(lar)ın iç hukuk yollarını neden makul olmayan uzunlukta olduğunu ya da etkili bir sonuç vermeyeceğini düşündükleri konusunda bilgi;

j Aynı konunun, başka bir uluslararası araştırma ya da çözüm sürecinde incelenmiş ya da halen incelenmekte olup olmadığı;

k Sözleşme’nin ve/ya da asli İhtiyari Protokolün ihlal edildiği iddia olunan hükmü (hükümleri).

2 Genel Sekreter, açıklama ya da ek bilgi talep ederken, bu bilgilerin sunulması için makul bir zaman süresini uygun ve erişilebilir bir formatta belirtecektir. Bu zaman süresi gerektiği durumlarda uzatılabilir.

3 Komite, belirli bir kişisel başvurunun başvuruyu hazırlayan(lar)

a ve/ya da mağdur olduğu iddia edilen kişiye (kişilere) yönelik açıklama ya da ek bilgi taleplerini kolaylaştırmak amacıyla, uygun ve erişilebilir, mümkün olduğu ölçülerde çocuğun yaşına ve olgunluk düzeyine uyarlanmış bir format benimseyebilir. Komite, bu formatı seçerken, özellikle çocuk üzerindeki uygunsuz baskıyı ya da yönlendirmeyi önlemek için, Protokolün 2 ve 3’üncü maddelerindeki ilkeleri göz önünde bulunduracaktır. Komite ayrıca, başvurunun çocuğun yüksek yararına olup olmadığını belirleme açısından bir dizi somut soru da yöneltebilir.

Kural 16 – Bireysel Başvuruların Komite’ye gönderilmesi

1 Genel Sekreter, buradaki kurallara uygun olarak, bir başvuru usulü kapsamında İhtiyari Protokolün 5. Maddesine göre incelenmek üzere Komite’ye sunulan ya da böyle olduğu izlenimi veren başvuruları Komite’nin dikkatine sunacaktır.

2 Genel Sekreter, herhangi bir başvuruyu hazırlayan kişi(ler)den başvurunun Protokolün 5. Maddesi çerçevesinde incelenmek üzere Komite’ye aktarılmak amacıyla mı iletilmiş olduğu konusunda açıklama talep edebilir. Başvuruyu hazırlayan(lar)ın bu husustaki gerçek niyetlerine ilişkin herhangi bir tereddüt doğması halinde Genel Sekreter başvuruyu Komite’nin dikkatine sunacaktır.

3 Komite, aşağıdaki durumlarda hiçbir başvuruyu kabul etmeyecektir:

a Başvurunun Protokole taraf olmayan bir Devletle ilgili olması;

b Protokolün 1. Maddesinin 2’nci paragrafı çerçevesinde, ilgili Devletin taraf olmadığı bir belgede yer alan hakların ihlaliyle ilgili olması;

c Başvuru sahibinin kimliğinin belli olmaması;

d Yazılı olmaması. Yazılı başvurulara eşlik eden yazılı olmayan materyaller bu kuralın dışındadır;

e Bu tür başvuruların hakkın kötüye kullanılması teşkil etmesi ya da başvurunun Sözleşme’nin ve/ya da onun asli İhtiyari Protokolünün hükümleriyle bağdaşmaması;

f Aynı konunun daha önce Komite tarafından incelenmiş olması ya da halen başka bir uluslararası araştırma ya da çözüm sürecinde inceleniyor olması;

g Mevcut tüm iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması. Bu kural, telafi- tazminat uygulamalarının makul sınırların ötesinde geciktiği ya da etkili bir sonuç vermesinin mümkün görünmediği durumlarda uygulanmayacaktır;

h Başvurunun açık biçimde yetersiz temellendirilmiş ve yeterince savunulmamış olması;

i Aynı durumların daha sonra da devam etmesi saklı kalmak üzere, başvurunun bu Protokol ilgili taraf Devlet için yürürlüğe girdiği tarihten önceki durumlarla ilgili olması ve j Başvuruyu hazırlayan(lar)ın başvuruyu söz konusu zaman sınırı içinde teslim etmelerinin mümkün olmadığını kanıtladıkları durumlar dışında, başvurunun iç hukuk yollarının tüketilmesini izleyen bir yıl içinde teslim edilmemiş olması.

Kural 17 – Kişisel başvuruların sıraya konulması

1 Komite, diğer hususların yanı sıra örneğin, gündeme getirilen konuların ivediliği gibi nedenlerle başka türlü kararlaştırmadığı sürece başvuruları kendisine ulaşma sırasına göre değerlendirecektir.

2 Komite, iki ya da daha fazla sayıda başvuruyu birlikte değerlendirme kararı alabilir.

3 Komite, herhangi bir başvurunun farklı durumları içermesi ya da birden çok kişiye atıfta bulunması veya iddia olunan ihlallerin zaman ve mekan olarak birbirinden ayrı olması gibi durumlarda bu başvuruyu belirli bölümlere ayırıp bu bölümleri ayrı ayrı değerlendirebilir.

Kural 18 – Gelen bireysel başvurularla ilgili usuller

1 Komite, ilgili Taraf Devlete atıfta bulunmadan bir başvuruyu kabul edilemez bulmadığı sürece, Komite, bir tebligat alındıktan sonra mümkün olan en kısa sürede, ilgili Taraf Devlete bu durumu gizlilik ilkeleri çerçevesinde iletir ve Taraf Devletten bu konuyla ilgili yazılı gözlemlerini ve yorumlarını talep eder.

2 Yukarıdaki 1. paragraf çerçevesinde yöneltilen herhangi bir talepte, bu talebin, kabul edilebilirlik ya da başvurunun geçerliliği konusunda bir karara varılmış olduğu anlamına gelmediğini belirten bir açıklama da yer alacaktır.

3 Taraf Devlet, mümkün olan en kısa sürede ve bu kural çerçevesinde Komite’nin talebi kendine ulaştıktan sonra altı ay içinde Komite’ye başvurunun kabul edilebilirliğine ve esasa ilişkin yazılı açıklamalarını ya da beyanını iletecek, ayrıca bu konuda herhangi bir tazminat/telafi yoluna gidilmişse bunu belirtecektir.

4 Komite, bir başvurunun yalnızca kabul edilebilirlik yönüne ilişkin yazılı açıklamalar ya da beyan talep edebilir; ancak böyle durumlarda taraf Devlet mümkün olan en kısa sürede ve Komite’nin talebini izleyen altı ay içinde başvurunun hem kabul edilebilirliğine hem de geçerliliğine ilişkin yazılı açıklamalarda ya da beyanda bulunabilir.

5 Bu kuralın 1. Paragrafı uyarınca yazılı yanıt talebini alan taraf Devlet, kabul edilemezlik gerekçelerini de ortaya koyarak, başvurunun kabul edilemez bulunarak reddedilmesini yazılı olarak isteyebilir; ancak böyle bir talebin Komite’ye mümkün olan en kısa sürede ve 1. paragraf çerçevesinde yapılan talebi izleyen iki ay içinde iletilmesi gerekir.

6 Komite, bu kuralın 5’inci paragrafı çerçevesinde kendi talebini desteklemek üzere taraf Devlet tarafından sağlanan bilgiler ve başvuruyu hazırlayan(lar)ın buna ilişkin yorumları temelinde kabul edilebilirliği esastan ayrı olarak değerlendirmeye karar verebilir.

7 Taraf Devletin bu kuralın 5’inci paragrafı çerçevesinde ilettiği talep, Komite kabul edilebilirliği esastan ayrı olarak değerlendirmeye karar vermedikçe kendi yazılı açıklamalarını ya da beyanlarını yapması için taraf Devlete tanınan altı aylık süreyi uzatmaz.

8 Taraf Devletin, Protokolün 7. Maddesinin 1. paragrafı uyarınca başvuruyu hazırlayan(lar)ın mevcut ve etkili tüm iç hukuk yollarının tüketilmiş olduğuna ilişkin iddiasına karşı çıkması durumunda taraf Devlet, gündemdeki konunun özel koşulları çerçevesinde mağdur olduğu ileri sürülenler için halen mevcut etkili iç hukuk yolları konusunda ayrıntılı bilgi verecektir.

9 Komite taraf Devlete ya da başvuruyu hazırlayan(lar)a başvurunun kabul edilebilirliği ya da esası konusunda belirli bir zaman süresi içinde ek yazılı açıklamalarda ya da gözlemlerde bulunmaları talebini yöneltebilir.

10 Genel Sekreter, bu kural uyarınca, taraflardan her birince Komite’ye teslim edilen tüm belgeleri diğer tarafa iletecektir. Taraflardan her birine, belirli zaman sınırları içinde bu belgelere ilişkin görüş bildirme fırsatı tanınacaktır. Bu görüşlerin belirlenen zaman süresi içinde iletilmemesi, genel olarak alındığında, başvurunun görüşülmesini geciktirmeyecektir.

Kural 19 – Sözlü oturum

1 Komite, bunu çocuğun (çocukların) yüksek yararına sayması durumunda, başvuruyu hazırlayan(lar)ı ve/ya da mağdur olduğu iddia edilen kişiyi (kişileri), ayrıca ilgili taraf Devletin temsilcilerini, şahsen hazır bulunarak ya da video veya telekonferans yoluyla başvurunun geçerliliği konusunda daha fazla açıklamada bulunmaya ya da bu konudaki soruları yanıtlamaya davet edebilir.

Bu tür görüşmeler kapalı oturumlarda gerçekleştirilecektir. mağdur olduğu iddia edilen kişilerin bu yönde talepte bulunduğu ve Komite’nin de bunu çocuğun (çocukların) yüksek yararına gördüğü durumlar dışında, ilgili Devletin temsilcileri mağdurla (mağdurlarla) yapılan görüşmelerde orada bulunmayacaktır. Komite, mağdur olduğu iddia edilen kişi ya da kişilerle görüşmelerde çocuğa duyarlı usullerin uygulanmasını, mağdurun (mağdurların) görüşlerine yaş ve olgunluk düzeyine göre gerekli ağırlığın tanınmasını sağlayacaktır. Herhangi bir tarafın hazır bulunmaması, durumun görüşülmesi önünde engel sayılmayacaktır.

2 Bir görüşmenin yapılacağı ya da yapılmış olduğu bilgisi ve bunun içeriği, kendi görüşlerini iletme olanağı tanınacak olan diğer tarafa iletilecektir.

Kural 20 – Başvuruların kabul edilebilirliği

1 Komite, mümkün olan en kısa sürede, basit çoğunlukla ve aşağıdaki kurallara tabi olmak üzere, Protokole göre başvurunun kabul edilebilir olup olmadığına karar verecektir.

2 Bir başvurunun kabul edilebilirliğine ilişkin karar, tüm üyelerinin mutabık kalması halinde, bu kurallar uyarınca oluşturulacak bir çalışma grubu tarafından da alınabilir.

3 Bu kurallar uyarınca oluşturulacak bir çalışma grubu, üyelerinin tümünün mutabık kalması durumunda bir başvurunun kabul edilemezliği kararı alabilir. Alınan bu yöndeki bir karar tüm üyeleriyle toplanan Komite’ye iletilecek, Komite de bir üyesi bu konuda tartışma talep etmedikçe alınan bu kararı formel bir görüşme açılmaksızın onaylayabilecektir.

4 Bir başvurunun, bir çocuk ya da bir grup çocuk adına kendilerinin onayına ilişkin herhangi bir kanıt gösterilmeksizin Komite’ye sunulmuş olması durumunda Komite, durumun özel koşullarını ve sağlanan bilgileri değerlendirdikten sonra, bu başvurunun incelenmesinin ilgili çocuğun (çocukların) yüksek yararına olmayacağına karar verebilir.

Kural 21 – Kabul edilemez başvurular

1 Komite bir başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verdiğinde, Genel Sekreter aracılığıyla ve gecikmeksizin bu kararını ve gerekçelerini, mümkün olduğu kadar uyarlanmış ve erişilebilir bir formatta, başvuruyu hazırlayan(lar)a ve ilgili taraf Devlete bildirecektir.

2 Komite’nin bir başvuruya ilişkin olarak aldığı kabul edilemezlik kararı, başvuruyu hazırlayan(lar) tarafından ya da onlar adına kabul edilemezlik kararının gerekçelerinin artık geçerli olmadığı
bilgisinin yazılı olarak iletilmesi üzerine Komite tarafından yeniden
gözden geçirilebilir.

Kural 22 – Taraf Devletin esası konusundaki yorumlarından önce kabul edilebilir bulunan kişisel başvurular

Buradaki kurallardan 18’incisinin 6’ncı paragrafı uyarınca, Taraf devletin görüşlerini iletmeden önce alınan kabul edilebilirliği kararları, Genel Sekreter aracılığıyla başvuruyu hazırlayan(lar)a ve ilgili taraf Devlete iletilecektir. Komite, taraf Devlet ve/ya da başvuruyu hazırlayan(lar) tarafından sunulan açıklamaların ya da beyanların ışığında, bir başvurunun kabul edilebilirliğiyle ilgili kararını geri alabilir.

Kural 23 – Kişisel başvuruların esase ilişkin incelenmesi

1 Bir kişisel başvurunun alınmasıyla bu başvurunun esası konusunda alınacak karar arasındaki sürenin herhangi bir noktasında Komite, aşağıda belirtilen organ, örgüt veya kuruluşlara danışabilir ya da bunlardan konuyla ilgili belgeleri alabilir: Uluslararası belgelerle ya da Birleşmiş Milletlerin özel usulleriyle oluşturulmuş diğer sözleşme organları dahil Birleşmiş Milletler organları, kurulları, uzman kuruluşları, fonları, programları ve mekanizmaları; bölgesel insan hakları sistemleri dahil diğer uluslararası kuruluşlar; hükümet dışı kuruluşlar, Ulusal İnsan Hakları Kurumları; çocuk haklarını gözetmek ve korumakla görevli ilgili diğer uzman kurumlar ve başvurunun incelenmesi sırasında yardımı olabilecek ilgili diğer tüm Devlet kurumları, kuruluşları ya da daireleri.

2 Komite, bilginin ilgili taraflara usulüne uygun biçimde iletilmiş olması ve taraflardan her birine bu konudaki görüşlerini belirli bir zaman süresi içinde bildirme fırsatı tanınması koşuluyla, başvuru hakkındaki görüşlerini,başvuruyu hazırlayan(lar)ı, ilgili taraf Devlet ya da bu kuralın 1. paragrafında atıfta bulunulan diğer kaynaklarca sağlanan tüm belgeler ışığında oluşturur.

3 Üçüncü tarafların bu kuralın 2’nci paragrafı çerçevesinde sunacakları bilgilerin Komite tarafından incelenmesi, hiçbir biçimde, bu üçüncü tarafların da yürütülen işlemlere taraf oldukları anlamına gelmez.

4 Komite herhangi bir başvuruyu, esası hakkında Komite’ye tavsiyelerde bulunması için bir çalışma grubuna yönlendirebilir.

Kural 24 – Bireysel görüşler

Karara katılan herhangi bir Komite üyesi, kendi kişisel görüşünün Komite kararına ya da görüşlerine ek olarak konulmasını talep edebilir. Komite, bu tür kişisel görüşlerin teslimi için zaman sınırı koyabilir.

Kural 25 – Dostane çözüm

1. Protokolün 9. Maddesi çerçevesinde taraflardan herhangi birinin talebi üzerine, bir başvurunun alınmasından bu başvurunun esasına ilişkin karar verilmesi arasındaki sürenin herhangi bir noktasında Komite, Sözleşme’nin ve/ya da onun asli İhtiyari Protokollerinin ihlali anlamına geldiği ileri sürülen ve Protokol çerçevesinde incelenmek üzere sunulan konunun Sözleşme’de ve/ya da onun asli İhtiyari Protokollerinde yer alan yükümlülüklere saygı çerçevesinde dostane çözüme ulaşılması için kendi imkanlarını ilgili taraflara sunacaktır.

2 Dostane çözüm usulü tarafların onayı temelinde yürütülür.

3 Komite, üyelerinden birini ya da birkaçını taraflar arasındaki görüşmeleri kolaylaştırmak üzere görevlendirebilir.

4 Dostane çözüm işlemleri gizli tutulacak ve tarafların Komite’ye sundukları bilgi ve belgeler saklı kalacaktır. Dostane çözüm çerçevesindeki yazılı ya da sözlü herhangi bir iletişim ya da verilen ödün, Komite nezdindeki işlemler sırasında bir tarafça diğerine karşı kullanılamaz.

5 Komite, ortadaki meselenin çözüme uygun olmadığı sonucuna varırsa, taraflardan biri dostane çözüm uygulamasına onay vermezse, bu işlemlerin kesilmesini isterse ya da Sözleşme’de ve/ya da onun asli İhtiyari Protokollerinde yer alan yükümlülüklere saygı çerçevesinde dostane çözüme ulaşmak için gerekli istekliliği sergilemezse, dostane çözüm işlemlerini kolaylaştırma işlevini bırakabilir.

6 Taraflardan her ikisi de dostane çözümü açıkça kabul ettiklerinde, Komite durumu ve ulaşılan çözümü açıklayan bir karar çıkartır. Bu karar benimsenmeden önce Komite, başvuruyu hazırlayan(lar) ın dostane çözüm anlaşmasına onay verdiklerini teyit eder. Her durumda, dostane çözüm Sözleşme’de ve/ya da onun asli İhtiyari Protokollerinde yer alan yükümlülüklere saygı temelinde gerçekleşmelidir. Komite, Sözleşme’de ve/ya da onun asli İhtiyari Protokollerinde yer alan yükümlülüklere saygı temelinde olmayan herhangi bir dostane çözümü kabul etmeyecektir.

7 Dostane çözüme ulaşılamaması durumunda Komite, başvuruyu mevcut kurallar çerçevesinde incelemeye devam eder.

Kural 26 – Başvuruların değerlendirilmesine son verilmesi

Komite, diğer durumların yanı sıra, bir başvurunun Sözleşme ve/ya da onun asli İhtiyari Protokolleri çerçevesinde incelenmek üzere sunulmasının nedenleri tartışmalı hale geldiğinde bu başvurunun
görüşülmesini durdurabilir.

Kural 27 – Dostane çözüm uyarınca Komite’nin Kabul edilebilirlikte ilgili kararları ve esasla ilgili görüşler

1 Komite’nin bir başvurunun kabul edilebilirliğine ya da edilemezliğine ilişkin kararları, dostane bir çözüme ulaşılması üzerine herhangi bir başvurunun görüşülmesini durdurma kararları ve başvurunun esasına ilişkin Görüşleri anlaşılabilir bir dilde yazılacak ve mümkün olduğu ölçüde mağdur olduğu iddia edilen kişinin (kişilerin) yaş ve olgunluk durumlarına göre uyarlanacaktır.

2 Komite, İhtiyari Protokolün 7. Maddesinde atıfta bulunulan kabul edilebilirlik zeminlerinin hepsini dikkate almadan başvurunun esasına ilişkin karar almayacaktır.

3 Komite, kararlarını ve Görüşlerini gecikmeksizin ve Genel Sekreter aracılığıyla ilgili taraf Devlete ve başvuruyu hazırlayan(lar)a iletecektir. Komite, kararlarında ya da Görüşlerinde, bunların üçüncü taraflara da aktarılacağını ve kamuoyuna açıklanacağını belirtebilir.

4 Komite, Devletin taraf olduğu Sözleşme’deki ya da onun asli İhtiyari Protokollerindeki yükümlülüklerini ihlal ettiğini belirlediği durumlarda, mağduriyeti ileri sürülen kişiye (kişilere) tazminat konusunda tavsiyelerde bulunacaktır. Bunların arasında, diğerlerinin yanı sıra, rehabilitasyon, onarım, maddi tazminat, aynı durumun tekrarlanmaması güvencesi, failin (faillerin) kovuşturulması talebi yer alabilecek, ayrıca bunların uygulanmasına ilişkin zaman süresi belirtilecektir. Komite bunların yanı sıra taraf Devletin bu tür ihlallerin bir daha tekrarlanmaması için gerekli yasal, kurumsal ya da diğer genel önlemlerin alınmasını tavsiye edebilir.

5 Komite bir bireysel başvurunun kabul edilebilirliğine ya da edilemezliğine ilişkin kararlarının, dostane bir çözüme ulaşılması üzerine herhangi bir başvurunun görüşülmesini durdurma kararlarının ve başvurunun esasına ilişkin Görüşlerinin özetlerini, Sözleşme’nin 44. Maddesinin 5’inci paragrafı ve Protokolün 16. Maddesi uyarınca hazırlayacağı raporlara dahil edecektir.

Kural 28 – Komite’nin görüşlerinin takibi ve dostane çözüm anlaşmaları

1 Komite’nin bir bireysel başvuru hakkındaki Görüşlerini ya da dostane çözüm dolayısıyla başvurunun incelenmesine son verilmesi kararını bildirmesinden sonra mümkün olan en kısa sürede ve en geç altı ay içinde ilgili taraf Devlet Komite’ye yazılı bir yanıt verecek, bu yanıtta Komite’nin görüş ve tavsiyeleri ya da dostane çözüm anlaşması çerçevesinde yapılan işler varsa bunlar yer alacaktır.

2 Bu kuralın yukarıdaki (1) paragrafında belirtilen altı aylık süreden sonra Komite, ilgili taraf Devleti, başvuruyu hazırlayan(lar)ı ya da ilgili başka herhangi bir aktörü, iletilen Görüşler ve tavsiyeler ya da dostane çözüm anlaşması çerçevesinde taraf Devlet tarafından atılan adımlar hakkında daha fazla bilgi vermeleri için davet edebilir.

3 Komite, Genel Sekreter aracılığıyla, taraf Devletlerden gelen bilgileri başvuruyu hazırlayan(lar)a aktaracaktır.

4 Komite taraf Devletten, Sözleşme’nin 44. Maddesine, çocuk satışı, çocuk fuhuşu ve pornografisi ile ilgili İhtiyari Protokolün 12. Maddesi ve çocukların silahlı çatışmalarda yer almalarıyla ilgili İhtiyari Protokolün 8. Maddesi uyarınca daha sonra verecekleri raporlarda, Komite’nin Görüşleri, tavsiyeleri ve dostane çözüm anlaşması üzerine bir başvurunun incelenmesinin kesilmesi konusunda atılan adımlar hakkında bilgi vermesi talebinde bulunabilir.

5 Komite, kendi Görüşleri ya da Protokolün 11. Maddesi uyarınca dostane çözüm anlaşmasına varılması üzerine bir başvurunun incelenmesini durdurma kararları karşısında taraf Devletin bu Görüşler ya da dostane çözüm anlaşması üzerine incelemenin durdurulması sonrasında attığı adımların ve aldığı önlemlerin takibi amacıyla bir raportör ya da çalışma grubu görevlendirecektir.

6 Raportör ya da çalışma grubu, kendilerine verilen görevi gereğince yerine getirmek için çeşitli temaslarda bulunup çeşitli adımlar atabilir. Raportör ya da çalışma grubu, Komite’nin daha sonra başlatması gerekebilecek girişimlere ilişkin tavsiyelerde bulunur.

7 Raportör ya da çalışma grubu, taraf Devletin yetkili temsilcilerinden alacağı yazılı beyanlar ya da bunlarla yapacağı toplantılara ek olarak, başvuruyun hazırlayan(lar)dan ve ilgili diğer kaynaklardan da bilgi alabilir.

8 Raportör ya da çalışma grubu, takip çalışmalarıyla ilgili olarak Komite’yi gerçekleştireceği her oturumda bilgilendirir.

9 Komite, Sözleşme’nin 44. Maddesinin 5’inci paragrafı ve Protokolün 16. Maddesi uyarınca hazırlayacağı raporda, takip çalışmaları ve yerine göre ilgili taraf Devletin açıklamaları ve beyanları ile birlikte Komite’nin kendi önerileri ve tavsiyeleri hakkında bilgi verecektir

Kural 29 – Bireysel başvuruların gizliliği

1 Protokol çerçevesinde sunulan başvurular Komite tarafından kapalı toplantılarda incelenir.

2 Genel Sekreter tarafından Komite için hazırlanan tüm çalışma belgeleri Komite aksi yönde bir karar almadıkça gizli tutulur.

3 Genel Sekreter ya da Komite, kabul edilemezlik kararının, Görüşlerin ya da dostane çözüm anlaşması üzerine görüşmenin sona erdirilmesi kararlarının açıklandığı tarihten önce, herhangi bir başvuruya ilişkin olarak kendisine gönderilenleri ya da aldığı bilgileri açıklamaz.

4 Mağdurun (mağdurların) yaşına ve olgunluk düzeyine göre böyle bir açıklama için onay verdikleri durumlar istisna olmak üzere, başvuruyu hazırlayan(lar)ın ve/ya da mağdur olduğu iddia edilen kişinin (kişilerin) adları Komite’nin kabul edilemezlik kararında, Görüşlerinde ya da dostane çözüm anlaşması üzerine görüşmenin sona erdirilmesi kararlarında belirtilmez.

5 Komite bir başvuruyu hazırlayan(lar) dan ya da ilgili taraf Devletten, işlemler sırasında yapılan beyanların ya da verilen bilgilerin tamamını ya da bir bölümünü gizli tutmasını talep edebilir.

6 Protokolün 4. Maddesinin 2’nci paragrafına ve bu kuralların 4 ve 5. paragraflarına tabi olmak üzere, bu kuralda yer alan hiçbir husus, başvuruyu hazırlayan(lar)ın ya da ilgili taraf Devletin işlemlerle ilgili bilgi verme ve açıklama yapma hakkını etkilemez. 7 Protokolün 4. Maddesinin 2’nci paragrafına ve bu kuralların 4 ve 5. paragraflarına tabi olmak üzere, Komite’nin kabul edilemezlik kararı, Görüşleri ya da dostane çözüm anlaşması üzerine görüşmenin sona erdirilmesi kararları kamuoyuna açıklanır.

8 Genel Sekreter, Komite’nin kabul edilemezlikle ilgili nihai kararlarının, görüşlerinin ya da dostane çözüm anlaşması üzerine görüşmenin sona erdirilmesi kararlarının gecikmeksizin başvuruyu hazırlayan(lar)a ve ilgili taraf Devlete iletilmesinden sorumludur.

9 Komite aksi yönde bir karar almadıkça ve Protokolün 4.Maddesinin 2’nci paragrafı uyarınca, Komite’nin Görüş ve tavsiyelerinin, dostane çözüm anlaşması üzerine görüşmenin sona erdirilmesi kararlarının takibine ilişkin bilgiler gizli tutulmaz.

BÖLÜM III
İHTİYARİ PROTOKOLÜN TAHKİKAT USULÜ
KAPSAMINDAKİ İŞLEMLERİ
Kural 30 – Uygulanabilirlik

Bu kurallardan 30’dan 42’ye kadar olanlar, Protokolün 13. Maddesinin 7’nci paragrafına uygun olarak Protokolü kabul ettiği ya da onayladığı zaman 13. Madde çerçevesinde Komite’nin bu konudaki ehliyetini
tanımadığını beyan eden taraf Devletler için geçerlilik taşımayacaktır. Ancak, daha sonra, Protokolün 13. Maddesinin 8’inci paragrafı uyarınca ilk beyanını geri çekmiş olan ülkeler, bu kurallara tabi olacaktır.

Kural 31 – Komite’ye bilgi aktarımı

1 Buradaki kurallar uyarınca Genel Sekreter, Protokolün 13.Maddesinin 1. paragrafı çerçevesinde Komite’nin incelemesine sunulmuş bulunup ya da böyle görünüp Sözleşme’de ya da onun asli İhtiyari Protokollerinde öngörülen hakların bir taraf Devlet tarafından ağır ve sistematik biçimde ihlal edildiğine işaret eden güvenilir bilgileri Komite’ye iletecektir.

2 Komite, bir taraf Devlette çocuklara yönelik ağır ve sistemli ihlallerin olduğu konusunda güvenilir bilgiler elde ettiğinde kendi inisiyatifiyle araştırma başlatabilir.

Kural 32 – Özet bilgi 

Genel Sekreter, gerektiğinde, buradaki kurallardan 2’ncisine uygun olarak sunulan bilgilerin kısa bir özetini çıkartarak Komite üyelerine dağıtır.

Kural 33 – Gizlilik

1 Tahkikatın yürütülmesiyle ilgili Komite belgeleri ve tutanakları, Protokolün 13. Maddesinin 6’ncı paragrafı hükümleri saklı kalmak üzere gizli tutulur.

2 Komite’nin Protokolün 13. Maddesi kapsamında tahkikatin cereyan ettiği toplantıları kapalı yapılır.

Kural 34 – Komite’nin ön değerlendirmesi

1 Komite, Protokolün 13. Maddesi kapsamında dikkatine sunulan bilgilerin ve/ya da bilgi kaynaklarının güvenilirliğini Genel Sekreter aracılığıyla teyit ettirebilir. Komite, verili durumla ilgili gerçekleri kanıtlamak üzere ek bilgiler arayıp talep edebilir.

2 Komite, elde edilen bilgilerin, Sözleşme’de ya da onun asli İhtiyari Protokollerinde yer alan hakların ilgili taraf Devletçe ağır ya da sistemli biçimde ihlal edildiğini gösterip göstermediğini belirler.

3 Komite, bu kural çerçevesindeki görevlerini yerine getirmede yardımcı olmak üzere bir ya da daha fazla üyesini görevlendirebilir.

Kural 35 – Bilgilerin incelenmesi

1 Komite kendisine ulaşan bilgilerin güvenilir olduğuna, bu bilgilerin Sözleşme’de ya da onun asli İhtiyari Protokollerinde yer alan hakların ilgili taraf Devlet tarafından ağır ya da sistemli biçimde ihlale uğradığına işaret ettiğine kanaat getirirse, Genel Sekreter aracılığıyla söz konusu taraf Devleti yapılacak incelemede işbirliği yapmaya ve bu amaçla verilen bilgiler hakkındaki gözlemlerini gecikmeksizin kendisine iletmeye davet eder.

2 Komite, ilgili taraf Devlet tarafından sunulabilecek bilgilerin yanı sıra ilgili diğer bilgileri dikkate alır.

3 Komite, diğerlerinin yanı sıra aşağıdaki kaynaklardan ek bilgi edinme kararı verebilir:

a İlgili taraf Devletin temsilcileri;

b Hükümete bağlı kuruluşlar;

c Birleşmiş Milletler organları, uzman kuruluşları, fonları, programları ve mekanizmaları;

d Bölgesel insan hakları sistemleri içinde yer alanlar dahil uluslararası kuruluşlar;

e Çocuk haklarının gelişmesi ve korunması ile ilgili çalışmalar yapan Ulusal İnsan Hakları Kurumları ve ilgili diğer uzman kuruluşlar;

f Hükümet dışı kuruluşlar;

g Çocuklar dahil olmak üzere kişiler.

4 Komite, bu tür ek bilgilerin elde edilme biçimini ve yolunu kendisi kararlaştırır.

Kural 36 – Tahkikatin başlatılması

1 Komite, ilgili taraf Devlet tarafından sunulmuş olabilecek gözlemleri ve diğer güvenilir bilgileri dikkate alarak, üyelerinden birini ya da birkaçını ivedilikle bir tahkikat yapmak ve Komite’ye rapor sunmak üzere görevlendirebilir.

2 Komitenin belirleyeceği usullerle ve gizlilik ilkeleri çerçevesinde bir tahkikat gerçekleştirilir.

3 Komite tarafından tahkikat için görevlendirilen üye (üyeler) Sözleşme, üç İhtiyari Protokol ve halihazırdaki usul kuralları çerçevesinde kendi çalışma yöntemlerini belirler.

4 Tahkikatin yürütüldüğü dönem içinde Komite, Sözleşme’nin 44. Maddesi, çocuk satışı, çocuk fuhuşu ve pornografisi ile ilgili İhtiyari Protokolün 12. Maddesi ve çocukların silahlı çatışmalarda yer almalarıyla ilgili İhtiyari Protokolün 8. Maddesi uyarınca taraf Devlet tarafından sunulmuş olabilecek herhangi bir raporun incelenmesini erteleyebilir.

Kural 37 – İlgili taraf Devletin işbirliği

1 Komite, bir tahkikat sürecinin her aşamasında ilgili taraf Devletle işbirliğini gözetecektir.

2 Komite ilgili taraf Devletten Komite tarafından belirlenmiş bir üyeyle (üyelerle) görüşecek bir temsilciyi aday göstermesini isteyebilir.

3 Komite ilgili taraf Devletten, Komite tarafından görevlendirilen üyeye (üyelere) kendilerinin ya da taraf Devletin tahkikat açısından ilgili gördüğü bilgileri sağlamasını talep edebilir.

Kural 38 – Ziyaretler

1 Gerekli duyulduğunda ve taraf Devletin de onayıyla, tahkikat kapsamında ilgili taraf Devlete ziyarette bulunulabilir.

2 İlgili taraf Devletin ziyaret konusunda mutabık kalması durumunda, Komite ve taraf Devlet bu ziyaretin biçimi konusundaki belirlemeler için birlikte çalışır ve taraf Devlet Komite’ye ziyaretin başarılı biçimde sonuçlanması için her tür kolaylığı sağlar. Bilgiye, mekanlara ve ilgili kişilere serbest erişim de bu kolaylıklar arasındadır.

3 Komite, ilgili taraf Devleti, ziyaretin zamanlanması ve Komite tarafından görevlendirilen üyenin (üyelerin) gerekli tahkikatı yapabilmesi için sağlanacak kolaylıklar konusunda bilgilendirir.

Kural 39 – Görüşmeler

1 Ziyaretler sırasında Komite’nin belirlenmiş üyesi (üyeleri) tahkikat ile ilgili gerçekleri ya da diğer konuları belirlemek üzere görüşmeler yapabilir.

2 Bu kuralın 1’inci paragrafı çerçevesinde yapılan görüşmelerle ilgili koşullar ve güvenceler, taraf Devleti ziyaret eden görevlendirilmiş Komite üyesi (üyeleri) tarafından belirlenir. Üye (üyeler) bu konuda Protokolün 2. Maddesinde belirtilen ilkeleri izler.

3 Bir çocuğun ya da çocukların dinlenilmesi durumunda görevlendirilmiş Komite üyesi (üyeleri) bu görüşmelerde çocuğa duyarlı usullere uyar ve özellikle çocukların başkalarından ayrı olarak dinlenilmelerini ve çocukların yaş ve olgunluk düzeylerine göre görüşlerine gerekli ağırlığın tanınmasını sağlar.

Kural 40 – Tahkikat sırasında yardım

1 Komite’nin görevlendirdiği üye (üyeler), bir tahkikatle bağlantılı olarak Genel Sekreterin sağlayacağı, örneğin ilgili taraf Devlete yapılan ziyaret sırasındakiler dahil personel ve imkanlara ek olarak, tahkikatin tüm aşamalarında gerekli yardımların sağlanması açısından Komite tarafından gerekli görülürse, Genel Sekreter aracılığıyla tercümanlara ve/ya da Sözleşme’nin ve onun üç İhtiyari Protokolünün kapsadığı alanlarda özel yetkinliği olan kişilere başvurabilir.

2 Bu tercümanların ya da özel yetkinliğe sahip diğer kişilerin Birleşmiş Milletlere sadakat yemini ile bağlı olmadıkları durumlarda kendilerinden görevlerini dürüstçe, sadakatle ve tarafsız olarak yerine getirecekleri ve sürecin gizliliğine saygı gösterecekleri konusunda beyanda bulunmaları talep edilecektir.

Kural 41 – Bulguların, yorumların ya da tavsiyelerin iletilmesi

1 Komite, görevlendirilen üyenin (üyelerin) bu kurallardan 35’incisi uyarınca sunduğu bulguları inceledikten sonra, bu bulguları başka yorum ve tavsiyelerle birlikte Genel Sekreter aracılığıyla ilgili taraf
Devlete iletecektir.

2 Bulguların, yorumların ve tavsiyelerin bu şekilde iletilmesi Protokolün 13. Maddesinin 6’ncı paragrafı saklı kalmak üzere gerçekleştirilecektir.

3 İlgili taraf Devlet, bulgular, yorumlar ve tavsiyelere ilişkin gözlemlerini Genel Sekreter aracılığıyla mümkün olan en kısa sürede ve en geç alındıktan sonra altı ay içinde Komite’ye sunacaktır.

Kural 42 – Takip çalışması

Komite, gerekiyorsa, Protokolün 13. Maddesinin 5’inci paragrafında atıfta bulunulan altı aylık sürenin sonunda, Genel Sekreter aracılığıyla ilgili taraf Devleti yapılan tahkikat üzerine alınan ve öngörülen önlemlerle ilgili bilgi vermeye; Sözleşme’nin 44. Maddesi, çocuk satışı çocuk fuhşu ve pornografisi ile ilgili İhtiyari Protokolün 12. Maddesi ve çocukların silahlı çatışmalarda yer almalarıyla ilgili İhtiyari Protokolün 8. Maddesi uyarınca sunacağı daha sonraki raporlarında Komite’nin bulgularına, yorumlarına ve tavsiyelerine karşılık olarak alınan önlemlerle ilgili ayrıntıları belirtmeye davet edebilir. Komite, bu kuralların 35’incisinde söz edilen kaynaklardan ek bilgi edinmeye karar verebilir.

BÖLÜM IV
İHTİYARİ PROTOKOLÜN DEVLETLER ARASI BAŞVURU
USULÜ KAPSAMINDAKİ İŞLEMLERİ
Kural 43 – Devletler arası başvurunun Komite’ye iletilmesi

1 Genel Sekreter, bu kurallar uyarınca, Protokolün 12. Maddesi çerçevesinde Komite tarafından incelenmek üzere sunulan ya da böyle olduğu anlaşılan başvuruları Komite’nin dikkatine sunar.

2 Genel Sekreter, herhangi bir başvuru sunan taraf Devletten, bu başvurunun Protokolün 12. Maddesi çerçevesinde Komite tarafından incelenmek üzere sunulup sunulmadığı konusuna açıklık getirmesini talep edebilir. Başvuruyu sunan taraf Devletin gerçek niyeti konusunda tereddüt oluşmuşsa, Genel Sekreter bu başvuruyu Komite’nin dikkatine sunacaktır.

3 Protokolün 12. Maddesi çerçevesinde ve buna uygun beyanda bulunmuş bir taraf Devlet, bir başka taraf Devletin Sözleşme ve/ ya da onun asli İhtiyari Protokollerinde yer alan yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasını taşıyan bir başvuruyu Komite’ye sunabilir.

4 Başvuruda, aşağıdaki hususlara ilişkin bilgi bulunacaktır:

a Başvurunun muhatabı durumundaki taraf Devletin adı;

b Protokolün 12. Maddesi çerçevesinde başvuru sunan taraf Devletin beyanı;

c Sözleşme’nin ve/ya da onun asli İhtiyari Protokollerinin ihlal edildiği ileri sürülen hükmü ya da hükümleri;

d Başvurunun amaçları;

e İddiada yer alan gerçekler.

Kural 44 – Komite üyelerine bilgi

Genel Sekreter, buradaki kurallardan 43’üncüsü çerçevesindeki herhangi bir Devletler arası kişisel başvuru konusunda Komite üyelerini gecikmeksizin bilgilendirecek ve başvuruların sunulduğu dildeki kopyalarıyla birlikte ilgili başka bilgileri gene gecikmeksizin Komite üyelerine iletecektir.

Kural 45 – Başvuruların incelenmesi için ön koşul

Taraf Devletlerin her ikisi de Protokolün 12. Maddesi kapsamında beyanlarda bulunmadıkça başvuru Komite tarafından incelenmeyecektir.

Kural 46 – Toplantılar

Komite Protokolün 12. Maddesi çerçevesindeki başvuruları kapalı toplantılarda inceleyecektir.

Kural 47 – Dostane girişim

1 Buradaki kurallardan 45’incisinde yer alan hükme tabi olmak üzere Komite, Sözleşme’de ve onun asli İhtiyari Protokollerinde yer alan yükümlülüklere saygı temelinde konunun dostane bir çözüme bağlanması için elindeki imkanları ilgili taraf Devletlerin kullanımına sunacaktır.

2 Komite, bu kuralın 1. paragrafında belirtilen amaç açısından gerektiğinde ad hoc bir uzlaştırma komisyonu oluşturabilir.

Kural 48 – Bilgi talebi

Komite, Genel Sekreter aracılığıyla, ilgili taraf Devletlerden ya da bunlardan herhangi birinden, yazılı olarak ek bilgi ve gözlemler sunmasını talep edebilir. Komite, bu bilgi ya da gözlemlerin sunulması için bir zaman sınırı belirleyecektir. Yazılı sunum yapmak için diğer yöntemlere, ilgili Taraf Devletlerle yapılan görüşmelerden sonra Komite tarafından karar verilecektir.

Kural 49 – Komite raporu

1 Komite, Protokolün 12. Maddesi çerçevesinde kendisine ulaşan herhangi bir başvuruyla ilgili rapor hazırlayabilir. 2 Buradaki kurallardan 47’ncisi çerçevesinde bir çözüme ulaşılmışsa, Komite raporunu gerçeklere ve ulaşılan çözüme ilişkin kısa bir açıklamayla sınırlayacaktır; 47’nci kural çerçevesinde bir çözüme ulaşılmaması durumunda ise Komite, raporunda, ilgili taraf Devletler arasındaki konuyla ilgili esasları ortaya koyacaktır. İlgili taraf Devletler tarafından verilen yazılı belgeler rapora eklenecektir. Komite, ayrıca, yalnızca ilgili taraf Devletlere yönelik olmak üzere, aralarındaki meseleyle ilgili olduğunu düşündüğü görüşleri aktarabilir.

3 Komite’nin raporu BM Genel Sekreteri tarafından gecikmeksizin ilgili taraf Devletlere iletilecektir.