Ana Sayfa Blog Sayfa 17

Asgari Yaş Sözleşmesi

0
ILO 138 No’lu Asgari Yaş Sözleşmesi Çocuk İşçiliğini Yasaklamaktadır

Asgari Yaş Sözleşmesi, 6 Haziran 1973  tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından kabul edilmiştir. Sözleşme, Türkiye tarafından 23 Ocak 1998 tarihinde onaylanmış, Resmi Gazetenin 27 Ocak 1998 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Çocuk İşçilik küresel bir sorundur
ILO Kabul Tarihi: 6 Haziran 1973
Kanun Tarih ve Sayısı: 23 Ocak 1998 / 4334
Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 27 Ocak 1998 / 23243
Bakanlar Kurulu Kararı Tarih ve Sayısı: 5 Mayıs 1998 / 98-11184
Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 21 Haziran 1998 / 23379Uluslararası Çalışma Teşkilatı Genel konferansı;
Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından Cenevre’de toplantıya çağrılmış ve 6 Haziran 1973 tarihinde düzenlediği 58 inci oturumunda;
Oturum gündeminin dördüncü maddesini oluşturan istihdama kabulde asgari yaş konusunda yapılan bazı önerileri kabule karar vererek,
1919 tarihli asgari yaş (sanayi) sözleşmesi, 1920 tarihli Asgari Yaş (denizcilik) Sözleşmesi, 1921 tarihli Asgari Yaş (Tarım) Sözleşmesi, 1921 tarihli Asgari Yaş (Trimci ve Ateşçiler) Sözleşmesi, 1932 tarihli Asgari Yaş (Sanayi Dışı işler) Sözleşmesi, 1936 tarihli Asgari Yaş (Denizcilik) Sözleşmesi (Düzeltilmiş), 1937 tarihli Asgari Yaş (Sanayi.) Sözleşmesi (Düzeltilmiş), 1937 tarihli Asgari Yaş (Sanayi Dışı işler) Sözleşmesi (Düzeltilmiş), 1959 tarihli Asgari Yaş (Balıkçılık) Sözleşmesi ve 1965 tarihli Asgari Yaş (Yeraltı Maden işleri) Sözleşmesi hükümlerini not ederek,
Çocukların çalıştırılmasına tamamen son vermek amacıyla; sınırlı sayıdaki ekonomik sektöre uygulanabilen ve zamanla mevcutların yerine geçecek bir genel belge oluşturulması zamanının geldiğini mülahaza ederek ve,
Bu önerilerin bir uluslararası Sözleşme haline getirilmesini kararlaştırarak,
Bin dokuz yüz yetmiş üç yılı Haziran ayının iş bu yirmialtıncı günü asgari yaş sözleşmesi 1973 olarak adlandırılabilecek aşağıdaki sözleşmeyi kabul etmiştir.
MADDE 1
Bu sözleşmenin kendisi için yürürlükte olduğu her üye, çocuk işçiliğini etkin bir şekilde ortadan kaldırmayı ve istihdama ve çalışmaya kabul için asgari yaşın giderek gençlerin fiziksel ve zihinsel yönden tam olarak gelişmelerine olanak tanıyacak bir düzeye yükseltilmesini sağlayan ulusal bir politika takip etmeyi kabul eder.
MADDE 2

Bu sözleşmeyi onaylayan her üye, onay belgesine ekleyeceği bir açıklamayla ile kendi ülkesinde ve kendi ülkesinde kayıtlı bulunan ulaşım araçlarında istihdama veya çalışmaya kabul için asgari yaş sınırını belirleyecektir; bu sözleşmenin 4 üncü ve 8 inci maddeleri saklı kalmak üzere, hiç bir kimse bu yaşın altında herhangi bir meslekte istihdama ve çalışmaya kabul edilmeyecektir.

Bu sözleşmeyi onaylayan her üye, daha önce belirlemiş olduğu asgari yaştan daha yüksek bir asgari yaş belirlendiğini sonradan yapacağı yeni açıklamalarla Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’ne bildirebilir.

Bu maddenin 1 inci fıkrasına göre belirlenen asgari yaş sınırı, zorunlu öğrenim yaşının bittiği yaşın, altında ve her halükarda 15 yaşın altında olmayacaktır.

Ekonomisi ve eğitim olanakları yeterince gelişmemiş olan, her üye bu maddenin 3. fıkrası hükümlerini dikkate almaksızın varsa ilgili iş veren ve işçi örgütlerinin görüşünü aldıktan sonra, asgari yaşı başlangıçta 14 olarak belirleyebilir.

Bir önceki fıkra gereğince asgari yaşı 14 olarak belirleyen her üye, bu sözleşmenin uygulanmasına ilişkin olarak Uluslararası Çalışma Örgütü Anayasası’nın 22. maddesine göre sunacağı raporlarda;

bu belirlemenin gerekçelerinin devam ettiğine veya

belirli bir tarihten sonra söz konusu hükümlerden yararlanma hakkından yaz geçtiğine,
ilişkin bir açıklamaya yer verecektir.

MADDE 3

Doğası veya yapıldığı koşullar bakımından genç kişilerin sağlığını, güvenliğini veya ahlakını tehlikeye düşürebilecek her türlü istihdam veya çalışmaya kabul için asgari yaş 18’in altında olmayacaktır.

Bu maddenin 1. fıkrasının uygulandığı istihdam veya çalışma türleri varsa işveren ve işçi örgütlerine danışıldıktan sonra ulusal mevzuat yahut makamca belirlenecektir.

Ulusal mevzuat yahut yetkili makam bu maddenin 1. fıkrası hükümlerine bakılmaksızın, varsa işveren ve işçi örgütlerine danışarak, söz konusu genç kişilerin sağlığı, güvenliğinin ve ahlakının tam olarak güvenceye alınması ve genç kişilerin ilgili faaliyet dalında yeterli özel öğrenim veya mesleki eğitim görmeleri koşuluyla 16 yaşından itibaren istihdamlarına veya çalışmalarına izin verebilir.

MADDE 4

Yetkili makam gerektiğinde, varsa ilgili işveren ve işçi örgütlerine danıştıktan sonra özel ve önemli uygulama sorunlarının çıktığı sınırlı istihdam ve çalışma kategorilerini bu sözleşmenin uygulama alanı dışında tutabilir.

Bu sözleşmeyi onaylayan her üye, Uluslararası Çalışma Örgütü Anayasası’nın 22. maddesi gereğince sözleşmenin uygulanmasıyla ilgili olarak vereceği ilk raporda bu maddenin 1. fıkrasına göre uygulama alanı dışında bırakılan kategorilerin listesini kapsam dışı bırakma nedenlerini de belirterek açıklayacak ve müteakip raporlarında kapsam dışı tutulan bu kategorilerle ilgili mevzuatın durumu ile sözleşmeye bu kategorileri kapsama alması bakımından ne ölçüde işlerlik kazandırıldığı veya kazandırılmasının öngörüldüğü hususlarında bilgi verecektir.

Bu sözleşmenin 3. maddesinin kapsadığı istihdam veya çalışma, bu maddeye dayanılarak sözleşme kapsamı dışında bırakılmayacaktır.

MADDE 5

Ekonomisi ve idari yapısı yeterince gelişmemiş bir üye bu sözleşmenin uygulama alanını, varsa ilgili işçi ve işveren örgütlerine danışarak başlangıç aşamasında sınırlayabilir.

Bu maddenin 1. fıkrası hükmünden yararlanan her üye, onay belgesine ekleyeceği beyanda sözleşme hükümlerinin uygulanacağı işyerlerini ya da ekonomik faaliyet dallarını belirtecektir.

Bu sözleşme hükümleri her halükarda aşağıda kayıtlı işler bakımından uygulanacaktır: madencilik ve maden çıkarımı; imalat; inşaat; elektrik, gaz ve su; temizlik hizmetleri; ulaştırma, depolama ve haberleşme; düzenli olarak ücretli işçi istihdam etmeyen ve yerel tüketim amacıyla üretim yapan küçük ölçekli aile işletmeleri dışında kalan ticari amaçlı üretimde bulunan diğer tarım işletmeleri ve plantasyonlar.

Sözleşmenin uygulama kapsamını bu madde uyarınca sınırlamış olan üyeler,

Uluslararası Çalışma Örgütü Anayasası’nın 22. maddesi uyarınca düzenleyecekleri raporlarda, sözleşmenin uygulanma kapsamı dışında bırakılan faaliyet dallarında çocukların ve gençlerin çalışmaları yada istihdamlarına ilişkin genel durumu ve sözleşme hükümlerinin uygulama alanının genişletilmesi doğrultusunda kaydedilen gelişmeleri bildirecekler

Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderecekleri resmi bir beyan ile uygulama kapsamını her zaman genişletebileceklerdir.

MADDE 6

Bu sözleşme, çocuklar ve gençler tarafından genel, mesleki ve teknik eğitim için okullarda ve diğer eğitim kuruluşlarında yapılan işlere veya yetkili makamın varsa ilgili işçi ve işveren örgütlerine danışarak belirlediği koşullara göre işyerlerinde en az 14 yaşındaki kişilerin yaptıkları ve

Esas olarak bir okul yada bir eğitim kuruluşunun sorumlu bulunduğu bir eğitim veya öğretim kursunun,

Yetkili makam tarafından onaylanmış olup büyük ölçüde veya tamamen bir işyerinde yürütülen bir eğitim programının veya

Eğitim veya meslek seçimini kolaylaştırmak amacıyla hazırlanmış bir yönlendirme ya da rehberlik programının

ayrılmaz parçası olan işlere uygulanmaz.

MADDE 7

Ulusal mevzuat 13-15 arası yaşlardaki kişilerin,

Sağlıklarına veya gelişmelerine zarar vermesi ihtimali bulunmayan ve

Okula devamlarını, yetkili makamın onayladığı mesleğe yöneltme veya mesleki eğitim programlarına katılmalarını veya derslerden yararlanmalarını engellememek koşuluyla hafif işlerde çalışmalarına veya istihdamlarına izin verilebi1ir.

Ulusal mevzuat en az 15 yaşında olmakla birlikte henüz zorunlu öğrenimlerini tamamlamamış olan kişilerin bu maddenin 1. fıkrasının a ve b paragraflarında belirtilen koşullara uygun işlerde çalışmalarına veya istihdamlarına da izin verilebilir.

Yetkili makam; bu maddenin 1. ve 2. fıkralarına uygun olarak istihdama veya çalışmaya izin verebilecek faaliyetlerin neler olduğuna karar verecek ve bu çalışma veya istihdamın koşulları ile çalışma sürelerini belirleyecektir.

Bu maddenin 1. ve 2, fıkraları dikkate alınmaksızın 2. maddenin 4. fıkrasının hükümlerinden yararlanmakta olan bir üye; bu durum devam ettiği sürece bu maddenin 1. fıkrasındaki 13 ve 15 yaşları 12 ve 14 ile, 2. fıkradaki 15 yaşı 14 ile değiştirebilir.

MADDE 8

Yetkili makam, varsa ilgili işçi ve işveren örgütlerine danıştıktan sonra; Sözleşmenin 2 nci maddesinin öngördüğü çalışma ya da istihdam yasaklarına sanatsal faaliyetlere katılma gibi amaçlar için münferit çalışma izinleri vermek suretiyle istisnalar getirebilir.

Bu şekilde verilecek izinler, çalışma ya da istihdamın koşullarını belirleyecek, süresini sınırlayacaktır.

MADDE 9

Yetkili makam, bu sözleşme hükümlerinin etkin bir biçimde uygulamasını sağlamak için uygun cezai hükümleri de dahil gerekli tüm önlemleri alacaktır.

Ulusal mevzuat veya yetkili makam, sözleşmenin uygulanmasına ilişkin hükümlere uyulmasından sorumlu kişileri tanımlayacaktır.

Ulusal mevzuat veya yetkili makam, işverenin muhafaza edeceği ve hazır bulunduracağı kayıt defteri veya diğer belgeleri tanımlayacaktır. Bu kayıt defteri veya belgelerin işverenin istihdam ettiği ya da kendisi için çalışan ve yaşları 18 den küçük olan kişilerin adları ile, mümkün olduğu hallerde usulünce onaylanmış doğum tarihlerini veya yaşlarını içermesi gerekir.

MADDE 10

Bu sözleşme 1919 tarihli Asgari Yaş Sanayi Sözleşmesi, 1920 tarihli (Denizcilik) Sözleşmesini, 1921 tarihli Asgari Yaş (Tarım) Sözleşmesini, 1921 Tarihli Asgari Yaş (Trimci ve Ateşçiler) Sözleşmesini, 1932 tarihli Asgari Yaş (Sanayi Dışı işler) Sözleşmesi, 1936 tarihli Asgari Yaş Denizcilik Sözleşmesi (Düzeltilmiş), 1937 tarihli Asgari Yaş Sanayi Sözleşmesini (Düzeltilmiş), 1937 tarihli Asgari Yaş Sanayi Dışı İşler Sözleşmesi (Düzeltilmiş), 1959 tarihli Asgari Yaş (balıkçılık) Sözleşmesini ve 1965 tarihli Asgari Yaş (Yeraltı Maden lşleri) Sözleşmesini bu maddede ön görülen koşullar dahilinde tadil eder.

Bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesi 1936 tarihli asgari yaş (denizcilik) sözleşmesini (Düzeltilmiş), 1937 tarihli asgari yaş (sanayi) sözleşmesi (Düzeltilmiş), 1937 tarihli asgari yaş (sanayi dışı işler) sözleşmesi (Düzeltilmiş), 1959 tarihli asgari yaş (balıkçılık) sözleşmesi ya da 1965 tarihli asgari yaş (Yeraltı Maden işleri) sözleşmesini başka onaylara kapatmaz.

1919 tarihli Asgari Yaş (Sanayi) Sözleşmesine, 1920 tarihli Denizcilik Sözleşmesine, 1921 tarihli Asgari Yaş (Tarım) Sözleşmesi ve 1921 tarihli Asgari Yaş (Trimci ve Ateşçiler) Sözleşmesine taraf bütün ülkeler, bu sözleşmelerin onaya kapatılmasına, bu sözleşmeyi onaylamak suretiyle veya Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü’ne iletecekleri bir beyan ile muvafakat ettiklerinde bu sözleşmeler başka onaylara kapanırlar.

İş bu sözleşme yükümlülüklerinin,

1937 tarihli Asgari Yaş (Sanayi) sözleşmesine (Düzeltilmiş) taraf olan bir üye ülke tarafından kabul edilmesi ve bu sözleşmenin 2. maddesi uyarınca 15 yaştan az olmayan bir asgari yaş belirlenmesi halinde anılan sözleşme kendiliğinden derhal yürürlükten kalkar.

1932 tarihli Asgari Yaş (sanayi dışı işler) Sözleşmesinde tanımlandığı şekilde sanayi dışı istihdama ilişkin olarak anılan sözleşmeye taraf bir üye ülke tarafından kabul edilmesi halinde o sözleşme kendiliğinden derhal yürürlükten kalkar.

1937 tarihli Asgari Yaş (sanayi dışı işler) sözleşmesinde (Düzeltilmiş) tanımlandığı şekilde sanayi dışı istihdama ilişkin olarak anılan sözleşmeye taraf bir üye ülke tarafından kabul edilmesi ve işbu sözleşmenin 2. maddesi uyarınca 15 yaştan az olmayan bir asgari yaş, belirlenmesi halinde o sözleşme kendiliğinden derhal yürürlükten kalkar.

Deniz işlerinde istihdam bakımından 1936 tarihli Asgari Yaş (Denizcilik) sözleşmesine (Düzeltilmiş) taraf bir üye ülke tarafından kabul edilmesi ve işbu sözleşmenin 2. maddesi uyarınca 15 yaştan az olmayan bir asgari yaş belirlenmesi ya da üye ülkenin bu sözleşmenin 3. maddesini deniz işlerindeki istihdama uygulandığını belirtmesi halinde o sözleşme kendiliğinden derhal yürürlükten kalkar.

Deniz balıkçılığında istihdama ilişkin olarak 1959 tarihli Asgari Yaş (Balıkçılık) sözleşmesine taraf bir üye ülke tarafından kabul edilmesi ve sözleşmenin 2. maddesi uyarınca 15 yaştan az olmayan bir asgari yaş belirlenmesi ya da üye ülkenin bu sözleşmenin 3. maddesini deniz balıkçılığına istihdama uygulandığını belirtmesi halinde o sözleşme kendiliğinden derhal yürürlükten kalkar.

1965 tarihli asgari yaş (Yeraltı Maden işleri) sözleşmesine taraf bir üye ülke tarafından kabul edilmesi ve o Sözleşme uyarınca belirlenen yaştan daha az olmayan bir asgari yaşın bu Sözleşmenin 2. maddesi uyarınca belirlenmesi ya da üye ülkenin işbu sözleşmenin 3. maddesi gereğince bu yaş sınırının yeraltı maden ocaklarında istihdama da uygulandığını belirtmesi halinde anılan sözleşme bu sözleşmenin yürürlüğe girmesiyle kendiliğinden ve derhal yürürlükten kalkar.

Bu sözleşme yükümlülüklerinin kabulü, sözleşmenin yürürlüğe girmesi halinde ve yürürlüğe girdiği tarihte,

12. Maddesi uyarınca 1919 tarihli Asgari Yaş (Sanayi) sözleşmesinin yürürlükten kalkmasını

9. maddesi uyarınca tarıma ilişkin olarak 1921 tarihli Asgari Yaş (tarım) Sözleşmesinin yürürlükten kalkmasını,

Deniz işlerinde istihdama ilişkin olarak 10. maddesi uyarınca 1920 tarih Asgari Yaş (Denizcilik) sözleşmesinin ve 12. maddesi uyarınca 1921 tarihli asgari yaş (Trimci ve Ateşçiler) sözleşmesinin yürürlükten kalkmasını gerektirir.

MADDE 11
Bu sözleşmenin kesin onama belgeleri Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilir ve onun tarafından kaydedilir.
MADDE 12

Bu sözleşme, ancak onay belgeleri Genel müdür tarafından kaydedilmiş olan Uluslararası Çalışma Örgütü üyelerini bağlar.

Bu sözleşme iki üyenin onama belgesi Genel Müdür tarafından kaydedildiği tarihten 12 ay sonra yürürlüğe girer.

Bu sözleşme, onu onayan her üye için onama belgesi kaydedildiği tarihten 12 ay sonra yürürlüğe girer.

MADDE 13

Bu sözleşmeyi onayan her üye, ilk yürürlüğe girdiği tarihinden itibaren on yıllık bir süre sonunda; Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne göndereceği ve bu Müdürün kaydedeceği bir belge ile feshedebilir. Fesih kayıl tarihinden ancak bir yıl sonra geçerli olacaktır.

Bu sözleşmeyi onaylamış olup da, onu bundan önceki fıkrada sözü edilen on yıllık sürenin bitiminden itibaren bir yıl süresin bu madde gereğince feshetmek seçeneğini kullanmayan her üye yeniden on yıllık süre için bağlanmış olur ve bundan sonra bu sözleşmeyi, her on yıllık devre bitince, bu maddenin içerdiği koşullar içinde feshedebilir.

MADDE 14

Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Örgüt üyeleri tarafından kendisine bildirilen, bütün onama ve fesihlerin kaydedildiğini Uluslararası Çalışma Örgütü’nün bütün üyelerine duyurur.

Genel Müdür, kendisine gönderilen sözleşmenin ikinci onama belgesinin kaydedildiğini örgüt üyelerine duyururken bu sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih hakkında örgüt üyelerinin dikkatini çeker.

MADDE 15
Uluslararası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki maddeler gereğince; kaydetmiş olduğu bütün onama beyan ve fesihlere ilişkin tam bilgileri, Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 102 nci maddesi uyarınca kaydedilmek üzere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine ulaştıracaktır.
MADDE 16
Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim kurulu gerekli gördüğü zaman bu Sözleşmenin, uygulanması hakkında bir raporu Genel Konferansa sunar ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi konusunun konferans gündemine alınması gereği hakkında karar verir.
MADDE 17

Konferansın bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir sözleşme kabul etmesi halinde ve yeni sözleşme aksini ön görmediği taktirde:

Değiştirici yeni sözleşmenin bir üye tarafından onanması durumu; yukarıdaki 16 ıncı madde dikkate alınmaksızın ve değiştirici yeni sözleşme yürürlüğe girmiş olmak kayıt ve şartı ile, bu sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini gerektirir.

Değiştirici yeni sözleşmenin yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren bu sözleşme üyelerin onamasına artık açık bulundurulamaz.

Bu sözleşme, onu onayıp da değiştirici sözleşmeyi onamamış bulunan üyeler için, herhalde şimdiki şekil ve içeriğiyle geçerli olmakta devam eder.

MADDE 18
Bu sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinleri aynı derecede muteberdir.

Tehlikedeki Avukatlar Günü

0
#DayOfTheEndangeredLawyer

Tehlikedeki Avukatlar Günü (Day of the Endangered Lawyer), 24 ocak 1977 tarihinde İspanya’da katledilen avukatlar anısına her yıl düzenlenmektedir. Diktatör Franco yanlısı silahlı faşist teröristlerden oluşan bir grup İspanya’nın başkenti Madrid’de bir hukuk bürosunu basarak dördü avukat beş kişiyi sadece mesleklerini ifa ettikleri için katlettikleri olayın anmasını yapmak üzere her yıl düzenlenen anma ve duyarlılık günüdür.

2026 yılı Tehlike Altındaki Avukatlar Günü için odak ülke Amerika Birleşik Devletleri seçilmiştir. ABD’de, 2025 yılında avukatlara yönelik artan saldırılar, hukuk bürolarını, avukatları, baroları, savcıların ve hakimlerin bağımsızlığını hedef alan başkanlık kararnameleri, taciz, siyasi misillemeler ve hukuk mesleğinin bağımsızlığını zayıflatan  gelişmeler ve endişeler, 15. yılına giren 24 Ocak etkinliklerinin  ABD’li avukatlara ithaf edilmesine neden olmuştur. Uluslararası Tehlike Altındaki Avukatlar Günü Koalisyonu, bir Rapor ve bildiri yayınlayarak (Statement and Petition Based on the Report of the International Coalitionfor the Day of the Endangered Lawyer – 2026 / United States of America) alınması gereken önlemleri sıralamıştır. 

Abd’de baskı altındaki avukatlar yalnız değildir

2025 yılı Tehlikedeki Avukatlar Günü, 2020’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra üzerlerindeki baskı gün geçtikçe artan Belarus’lu avukatlara ithaf edilmiştir. Güne özel olarak Lahey’deki Belarus Büyükelçiliğinde bir protesto gösterisi tertip edilmiştir.

İzmir Barosu, 2025 yılı Tehlikedeki Avukatlar Günü için bir açıklama yaparak, “her yıl bir ülkeye ithaf edilen ve daha önce iki kez ithaf edilen Türkiye’de tehlikenin bitmediğini, bu sebeple bu yılki 23 Ocak’ı “Adalet için Mücadele Günü” olarak ilan ettiğini, İstanbul Barosu başta olmak üzere savunmaya yönelik tüm hukuk dışı müdahalelere karşı” toplumu uyarmıştır.

2024 yılı, Tehlike Altındaki Avukatlar Günü Projesi’nin 15. yıl dönümü olup 2009 yılında olduğu gibi, İran’daki avukatlara ithaf edilmiştir. Uluslararası Tehlike Altındaki Avukatlar Günü’nde, İran’daki cesur avukatların mesleki görevlerini yerine getirmek için yaşadıkları zorluklara ve tehlikelere dikkat çekilmiştir. (İnsan hakları davaları ve/veya siyasi bakımdan hassas olaylarla ilgilendikleri için hapiste olan, zulüm gören ve tehdit edilen İranlı avukatların durumu hakkındaki rapor)

Tehlikedeki Avukatlar Günü

Avrupa Demokrat Avukatlar (AED), Demokrasi ve Dünya İnsan Hakları İçin Avrupa Avukatlar Birliği (ELDH), Avrupa Barosu İnsan Hakları Enstitüsü (IDHAE) ve Tehlike Altındaki Avukatlar Günü Vakfı tarafından organize edilen Tehlikedeki Avukatlar Günü, ilk kez 2010’da İran’daki avukatlar için düzenlenmiştir.

Her yıl bir ülkeye ithaf edilen Tehlikedeki Avukatlar Günü, Türkiyeli avukatlar için son on yılda üç defa tekrarlanmıştır.

Tehlikedeki Avukatlar Günü, 2010 yılından itibaren; Çin, Filipinler, Honduras, Afganistan, İran, İspanya/Bask Bölgesi, Kolombiya, Mısır, Pakistan ve Türkiye’deki avukatlara adanmış; avukatlık mesleğini ifa ettikleri için tacize uğrayan, susturulan, baskı gören, tehdit edilen, zulme uğrayan, yargılanan, bazı ülkelerde işkence gören ve katledilen avukatların korunmasını sağlayabilecek yol ve yöntemlerin geliştirilmesi için çalışmalar yapılmıştır.

Atocha Katliamı

Atocha Caddesi‘nde ofisleri bulunan bir grup avukat, haksızlıklara karşı işçileri korumakta ve savunma mesleğini ifa etmekte iken ölüm tehditleri almaya başlamış, saldırıya uğramış ve yaşamlarını yitirmişlerdir. Dar merdivenlerle veya neredeyse hiç çalışmayan bir asansörle ulaşılabilen üçüncü kattaki avukatlık ofisinde bulunan dokuz kişiye korkunç bir saldırı gerçekleşmiştir. Saldırganlar merkezi bir lokasyonda bulunan hukuk bürosuna girmiş, öncelikle telefon hatlarını kesmiş, herkesi bir odada toplamış, ateş etmeye başlamış ve sonra da kaçmışlardır.

Atocha Katliamı Cenaze töreni

Enrique Valdelvira, Luis Javier Benavides ve Ángel Rodríguez Leal olay mahallinde; Javier Sauquillo ve Serafín Holgado ise hastanede yaşamını yitirmiştir. Luis Ramos, Miguel Sarabia, Dolores González ve Alejandro Ruiz-Huerta ise ölümden kurtulmuşlardır. Bu olay yıllar sonra avukatlara yönelen baskılara karşı geliştirilen ve her 24 Ocak’ta düzenlenen Tehlikedeki Avukatlar Günü’nün hareket noktası olmuştur.

Katliam, olaydan sonra Seven Days In January isimli sinema filmine konu olmuş; Komünist Parti’ye bağlı Calle Atocha’daki bir İş Hukuku firmasına aşırı sağcı bir grubun saldırısı, dört avukat ve bir idari memurun ölümü sonucundaki trajedi beyazperdeye de aktarılmıştır.
2021 Tehlikedeki Avukatlar Günü

Yeni bir yasal düzenleme ile avukatların mesleklerini ifa etmesinin önüne geçilmek için girişimde bulunulması nedeniyle 2021 yılı Tehlikedeki Avukatlar Günü, 2020 yılını daha zor koşullarda geçiren Azeri avukatlara adanmış, Azerbaycanlı avukatların korunması için mücadele çağrısı yapılmıştır.

Azerbaycanlı avukatlara yönelen tehdide karşı hukuk kurumları, barolar ve insan hakları örgütleri tarafından açıklamalar yapılmış ve Azerbaycanlı avukatların korunması için mücadele çağrısında bulunulmuş, tüm dünyada baskı, zulüm ve işkence gören avukatların sorunlarına dikkat çekilmiştir.
Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu`nun Azerbaycan ziyaretinin (29 Eylül 2017) akabinde yayınladığı raporunda, insan hakları savunucularının davalarını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşıyan avukatların baro kaydının silindiği yahut çeşitli suçlamalarla tutuklandığı belirtilmiştir.
Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic, 11 Aralık 2019 tarihli raporunda, yersiz gerekçelerle ve muğlak kriterlerle avukatların barodan kayıtlarının silinmesi ile sonuçlanan disiplin yaptırımları uygulandığına dikkat çekmiştir.
2019 yılında Uluslararası Barolar Birliği İnsan Hakları Enstitüsü (IBAHRI) Azerbaycan Barosu’nu keyfi gerekçelerle barodan ihraç edilen tüm insan hakları avukatlarının ruhsatlarını derhal iade etmeye ve Azerbaycan`da avukatlık mesleğinin bağımsızlığını baltalamak yerine korumaya çağırmıştır.
İnsan Hakları İzleme Örgütü’ün (Human Rights Watch), 2019 yılında Azerbaycan ile ilgili tespitlerinde, gözaltında işkence ve kötü muamele, örgütlenme özgürlüğü, avukatların mesleki faaliyetlerine yersiz müdahale ve medya özgürlüğünün önüne geçen kısıtlamalar dahil olmak üzere insan hakları sorunlarının olduğu vurgulanmıştır.
Azerbaycan’da 1 Ocak 2018 tarihi itibariyle Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu, İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Avukatlar ve Avukatlık Faaliyetleri Hakkında Kanunda (Law № 853-VQD; Law № 854-VQD;Law № 855-VQD) yapılan değişiklikler yürürlüğe girmiş; bu değişiklikle Azerbaycan Barosu’na (ABA) kayıtlı olmayan avukatlar ile stajyerlerin, avukatlık mesleğini ifa etmelerinin, örneğin mahkemelerde bulunmalarının ve gerçek kişileri temsil etmelerinin önüne geçilmiş; bir grup insan hakları avukatı tarafından oluşturulan Avukatlar Grubu (Group of Practicing Lawyers, GPL), ABA üyesi olmayan avukatların Azerbaycan mahkemelerindeki temsil yetkisini ortadan kaldırmayı amaçlayan bu yasa değişikliklerine karşı çıkmıştır.
Azerbaycanlı avukatlar, insan hakları ihlalleri ile ilgili soruşturmaları ve davaları takip etmeleri ve bu alanda çalışmaları sebebiyle hedef olmuşlar, disiplin uygulamaları veya ceza davaları ile mesleklerini yapmaktan alıkonulmuşlardır. Avukatlar barodan ihraç edilme ve hapsedilme gibi haksız ve hukuka aykırı şekilde cezalarla karşılaşmışlardır.
2020 Yılı Tehlikedeki Avukatlar Günü

Yılı Tehlikedeki Avukatlar Günü, 2020 yılında Pakistanlı avukatlara ithaf edilmiştir. Uluslararası hukuk örgütleri, Pakistan hükümetini evrensel hukukun yargılamada avukatların rolüne dair çizdiği temel kurallara uymaya çağırmışlardır.

Geçmiş yıllarda Pakistanlı avukatlar tehdit, saldırı, işkence ve ölümlerle yüz yüze gelmişler, avukatların büroları hukuksuz şekilde aranmış, evleri basılmış, azınlıklara mensup avukatlar ölümle tehdit edilmiştir. 2016 yılında meydana gelen bir terör saldırısında 54 avukat yaşamını yitirmiştir. 2019 yılında en az 9 Pakistanlı avukatın öldürüldüğü rapor edilmiştir.

2020 Yılı Tehlikedeki Avukatlar Günü, 2020 yılında Pakistanlı avukatlara ithaf edilmiştir.
2019 Yılı Tehlikedeki Avukatlar Günü

Avrupa Demokrat Avukatlar Birliği (AED) ve Dünyada İnsan Hakları ve Demokrasi İçin Avrupalı Avukatlar Birliği (ELDH) ile Avrupa Barosu İnsan Hakları Enstitüsü (İDHAE) tarafından düzenlenen Tehlikedeki Avukatlar günü, üçüncü kez Türkiye’ye ithaf edilamiş, hukuka, adil yargılanmaya ve avukat haklarına yönelik çağrılar yapılmıştır. Türkiye’deki avukatların çok zor şartlar altında çalıştıkları ve şiddete maruz kaldıkları raporlanmıştır.

1930’dan bu yana aktif yasal eylemler düzenleyen İngiltere Sosyalist Avukatlar Birliği Haldane Society, Türkiye’de avukatların görevini engelleyen 78 olay saptandığını belirterek Tehlikedeki Avukatlar Günü’nde Türkiye hükümetini protesto etmiş, Londra Büyükelçiliği önünde eylem yapmıştır.

ELDH’nin hazırladığı “Tehlikedeki Avukatlar 2019” raporunda, katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi anılmıştır.

Avukat Tahir Elçi

İstanbul Barosu öncülüğünde Türk hukuk kurumları Taksim Galatasaray Meydanı’nda, “Avukatların sesi kesilirse, yurttaşların nefesi kesilir” sloganı ile kalabalık bir eylem gerçekleştirmiş, Türkiye’nin birçok ilinde barolar gösteri ve basın açıklamaları yapmışlardır. Galatasaray Meydanındaki eylemde Adana Barosu Başkanı Av. Veli Küçük, Antalya Barosu Başkanı Av. Polat Balkan, Aydın Barosu Başkanı Av. Gökhan Bozkurt, Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun , Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Cihan Aydın , Hatay Barosu Başkanı Av. Ekrem Dönmez, İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel, Mersin Barosu Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz, Tekirdağ Barosu Başkanı Av. Sedat Tekneci, Antalya Barosu Başkan Yardımcısı Av. Cenk Soyer ve Gaziantep Barosu Başkan Yardımcısı Av. Bülent Duman konuşmalar yapmışlardır.

İstanbul Barosu başkanı Mehmet Durakoğlu; Avukatların müvekkilleri ile özdeşleşmesine, etkili savunma yaptı diye avukatların tutuklanmasına, adliyeden dışlanmasına, görev yapmalarının engellenmesine, salondan atılmasına, avukatlara dönük ölüm tehditlerine ve diğer hukuksuzluklara dönük açıklamalar yapmış ve “Bu çok haklı bir ithaftır. Türkiye’nin hukuk tarihinin hiçbir evresi, avukatların bu denli tehlikede olduğu bir zaman dilimini ifade etmedi.” şeklinde konuşmuştur.

2018 Tehlikedeki Avukatlar Günü
Mısırlı avukatlara ithaf edilmiştir.
2018 Tehlikedeki Avukatlar Günü Mısırlı avukatlara ithaf edilmiştir.
2017 Tehlikedeki Avukatlar Günü
Çinli avukatlara ithaf edilmiştir.
2016 Tehlikedeki Avukatlar Günü

Honduras’ta katledilen ve ölüm tehdidi altına yaşayan avukatlara ithaf edilen Tehlikedeki Avukatlar Günü nedeniyle; 22 Ocak 2016 tarihinde eş zamanlı olarak dünyanın birçok ülkesinde ve Türkiye’de birçok ilde basın açıklamaları ve kitlesel eylemler gerçekleştirilmiştir.

Anma gününe özel Honduras raporunun güncellendiği son ayda dahi iki avukat öldürülmüştür.

2015 Tehlikedeki Avukatlar Günü

Dünya çapında bir anma ve farkındalık günü olan 24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü, 2015 yılında Filipinli avukatlara ithaf edilmiştir. Hukuk örgütleri tarafından düzenlenen raporlara göre Temmuz 2012-Aralık 2014 tarihleri arasında 16 avukat görevlerini yapmaları sebebiyle öldürülmüştür. 2001 senesinden sonra öldürüldüğü rapor edilmiş 41 avukatın 9’u yani % 22’si, doğrudan insan hakları davalarına ya da vakalarına aktif olarak dahil olmuş avukatlardır. Bunun dışında, 57 avukat, tehdit edilmekte, tacize uğramakta, baskı altında tutulmakta, izlenmekte, fişlenmekte veya daha farklı biçimlerde saldırıya uğramaktadır. Bu avukatların da 43’ü, yani % 76 gibi büyük bir oranı, insan hakları vakalarına aktif katılmakta, bu davalarda savunmanlık üstlenmektedir.

Bütün bunlara ek olarak 2001’den bu yana 18 yargıç da öldürülmüştür. Kayıtlara geçen ve bilinen faillerin % 65’i ordu mensubu iken, % 20’sinin emniyet mensubu olduğu tespit edilmiştir. Ancak bu saldırıların yarıdan fazlasının faili bugün hala meçhuldür.

Filipinli avukatlar ve yargıçların ölümü ve saldırıya uğraması konusundaki belgelere dayanan raporlar, ölümlerin, tacizlerin ve mesleğe yönelik diğer saldırıların ciddi bir artış gösterdiğini ortaya koymaktadır. Neredeyse hiçbir fail yakalanmamış, hiçbiri yargılanmamış ya da mahkemelerce cezalandırılmamıştır. Filipin hükümeti, bu başarısız sonuç karşısında eleştirilmiş; tehlike altındaki avukatların, onların ailelerinin, cinayete kurban gidenlerin ya da farklı biçimler altında saldırıya uğrayanların karşısında devletin tüm sorumluluğu üstlenerek yasalara uygun hareket etmesi çağrısı yapılmıştır.

Avukatlar; Ankara, Atina, Barselona, Berlin, Bern, Bilbao, Brüksel, Düseldorf, Lahey, İstanbul, İzmir, Londra, Madrid, Manila, Milan, Paris, Roma ve Viyana’da protesto gösterileri düzenlemişlerdir. Türkiye Barolar Birliği olarak, mesleğini yaparken baskı ve tehdit altında olan tüm avukatlar ile dayanışma ve birlik içinde olduğunu ve mücadelenin devam edeceğini ilan etmiştir. 

Avukatlar arasında yakın zamanda katledilenlerin isimleri şu şekildedir: Rudolfo Felicio, Noel D. Archival, John Mark Espera, Ian Vela Cruz, Jubian Achas, Sulpicio Landicho, Lazaro Gayo, Christobal Fernandez. (Daha fazla detay için; Filipinler’de devam eden tehdit altında insan hakları avukatları ile ilgili rapor incelenebilir.)

2014 Yılı Tehlikedeki Avukatlar Günü

2014 yılı Tehlikedeki Avukatlar Günü, sadece 2013 yılında 16 avukatın kaçırıldığı veya öldürüldüğü Kolombiya’daki avukatlara ithaf edilmiştir. Tüm Avrupa ülkelerindeki avukatlar 24 Ocak 2014 tarihinde Kolombiya Büyükelçilikleri ve konsoloslukları önünde cübbeleriyle protesto gösterileri düzenlemişlerdir.

24 Ocak 2014 Tehlikedeki Avukatlar Gününde; Barselona, ​​Berlin, Bern, Bilbao, Brüksel, Douala, Düsseldorf, Lahey, İstanbul, İzmir, Ankara, Londra, Madrid, Milano, Paris, Quito, Roma, Sevilla, Stockholm olmak üzere tüm Avrupa’da, Kolombiya’daki avukatlara yönelik saldırılar protesto edilmiştir.

Yoksulların haklarını savunan ve insan hakları ihlallerine karşı mücadele eden avukatlara karşı son  yıllarda artan saldırılar kınanmış, Kolombiya hakkında düzenlenen rapor Uluslararası  Avukat Örgütleri tarafından bir basın açıklaması ile yayınlanmıştır. ELDH-AED-Lawyers of Lawyers-IDH ve Kolombiya Karavan UK Lawyer group tarafından yayınlanan raporda; 2012 yılında Başsavcılık Ofisinden alınan bilgiye göre, 2002 ve 2012 arasında avukatlara karşı 400 saldırının gerçekleştiği, 1991’den beri Kolombiya’da 400 avukatın öldürüldüğü, bunun her ay  bir avukatın öldürüldüğü anlamına geldiği bildirilmiş, sadece 2013’in ilk on bir ayında en az 16 avukat öldürüldüğü belirtilmiştir. 

2013 Yılı Tehlikedeki Avukatlar Günü

Avrupa Demokrat Avukatlar Birliği (AED), Dünyada İnsan Hakları ve Demokrasi İçin Avrupalı Avukatlar Birliği (ELDH) ile Avrupa Barosu İnsan Hakları Enstitüsü (İDHAE), 2013 yılı 24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü’nü Türkiye ve İspanya’da ki avukatlara ifhaf etmiştir.

Türk Hükümetine hitaben bir dilekçe yazılmış; Amsterdam, Barselona, ​​Berlin, Bern, Brüksel, Düsseldorf, Lahey, Hamburg, Madrid, Milano, Paris, Roma ve diğer şehirlerde forum tartışmaları veya diğer faaliyetler organize edilmiştir. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü ve insan hakları örgütleri insan hakları ihlallerini kınamışlardır. ELDH’nin konuyla ilgili raporunda da tutuklanan veya yargılanan avukatlara yer verilmiştir.

2012 Yılı Tehlikedeki Avukatlar Günü

Türkiye, 2012 yılında avukatlar için en kötü ülke seçilmiştir. 2012 yılında Tehlikedeki Avukatlar Günü, siyasal nedenlerle kendilerine eziyet edilen, tutuklanan ve mesleki faaliyetlerini yerine getirmeleri engellenen Türkiye’deki avukatlara ithaf edilmiştir.

2010 Yılı Tehlikedeki Avukatlar Günü

İspanya’da sendika çalışanı avukatların öldürüldüğü 24 Ocak 1977 gününün anısına ilk kez 2010 yılında düzenlenen Tehlikedeki Avukatlar Günü, İran’daki avukatlara ithaf edilmiştir. Baskı altındaki İranlı avukatların içinde bulunduğu tehlikelere dikkat çekilmiştir.

#DayOfTheEndangeredLawyer

Aile Arabuluculuğu ve Cinsiyet Eşitliğine ilişkin Tavsiye Kararı

0
Aile Arabuluculuğu ve Cinsiyet Eşitliğine ilişkin Tavsiye Kararı

Aile Arabuluculuğu ve Cinsiyet Eşitliğine ilişkin Tavsiye Kararı, Kadınlar ve Erkekler için Eşit Fırsatlar Komitesinin raporu ve Sosyal, Sağlık ve Aile İlişkileri Komitesinin görüşü çerçevesinde 2003 yılında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilmiştir.

Avrupa Konseyi
Tavsiye Karar 1639 (2003)
Aile Arabuluculuğu ve Cinsiyet Eşitliği
1.MADDE 

Aile arabuluculuğu, bağımsız ve tarafsız üçüncü bir kişi olan arabulucu huzurunda aile üyeleri arasında bir yaşam kurma ve yönetme sürecidir. Aile arabuluculuğu genellikle boşanma, eğitim, velayet ve çocukla görüşme, çocuğun yetiştirilmesi ve bakımı için uygun nafakanın belirlenmesi, mal paylaşımı, miras gibi uyuşmazlıklarda sıklıkla uygulanmaktadır. Arabulucunun görevi, tarafların daha önceden belirlenmiş bir amaç üzerinde bir anlaşmaya varmaları sürecinde tarafları desteklemektir. Arabuluculuğun amacı, herhangi bir suçlama veya sorumlulukla ilgili bir tartışmaya mahal ermeden taraflarca kabul edilebilir bir sonuç bulunmasıdır. Süreç sonunda sağlanan anlaşmanın amacı, tarafların yatıştırılması ve ilişkilerinin uzun vadede iyileştirilmesidir.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

2.MADDE 

Arabuluculuk, başta batı Avrupa, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Avrupa Konseyi üye devletleri ve gözlemci statüsündeki devletlerde giderek daha yaygın bir şekilde uygulanmaktadır. Parlamenterler Meclisi, Bakanlar Komitesinin aile arabuluculuğuna ilişkin R (98) 1 sayılı Tavsiye Kararını memnuniyetle karşılar. Bahse konu tavsiye kararda aile uyuşmazlıklarının çözümünde uygun bir yöntem olarak aile arabuluculuğunun kullanılması teşvik edilmektedir; ayrıca arabuluculuk kapsamı, düzenlenmesi ve süreci, arabuluculuk anlaşmalarının statüsü, mahkeme süreci, arabuluculuğun tanıtılması ve arabuluculuğa erişim konularına dair uyulması gereken ilkeler ortaya konulmuştur.

3.MADDE 

Genel olarak, aile arabuluculuğu, dostane çözüm yöntemlerini teşvik etmesi, ayrılık ve boşanmayla ilgili olarak aileler, devlet ve toplum için  ekonomik ve sosyal maliyeti azaltması bakımından avantajlı olması sebebiyle alternatif bir çözüm yöntemi olarak öne çıkmaktadır. Diğer taraftan aile arabuluculuğunun başarılı olması için arabuluculuğun temel ilkelerine uyulması gerekir. Bunların başında özel eğitim almış olması gereken arabulucunun bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile sürecin gizliliği gelmektedir.

4.MADDE

Aile arabuluculuğu, aile uyuşmazlıklarına (boşanma, velayet, bakım, mal ve miras paylaşımı gibi) ilişkin mahkemelerde dava yoğunluğunun önüne geçerken aile uyuşmazlıklarının tamamını çözecek evrensel bir yöntem değildir. Arabuluculuk alanında çalışan araştırmacılar ve uygulayıcılar, arabuluculuk uygulamasını ilgili ilkeler çerçevesinde incelemekte olup, özellikle teori ve uygulama arasındaki tutarlılık üzerinde durmaktadır. Bu bağlamda, mahkeme bağlantılı arabuluculuğun, yargılama giderlerini karşılayamayan kişiler için daha düşük maliyetli ve daha hızlı bir yönteme dönüşmemesinin sağlanmasına çalışılmaktadır. Mahkeme bağlantılı arabuluculuk “yoksulun adaletine” dönüşmemelidir. Bunun yanında, aile içi şiddet ve eşlerin istismarı gibi unsurların olduğu vakalarda taraflar arası güç dengesizliğinin tespit edilmesi veya düzeltilmesi gibi arabulucuların karşılaştığı sorunlar da ifade edilmektedir.

5. MADDE

Aile adalet sistemlerinde olduğu gibi aile arabuluculuğunda da cinsiyet eşitliğinin teminat altına alınması gerekmektedir. Maliyet etkinlik ve alternatif çatışma çözümü yöntemlerine yönelik trendin yükselmesi gibi nedenlerle bireysel haklar göz ardı edilmemelidir. Güç dengesizliği nedeniyle aile arabuluculuğunda cinsiyet dezavantaj haline gelmemelidir. Güç dengesizliği istismardan kaynaklı olabilir ve kişi kendini tam olarak ifade edemeyebilir (örn. uyuşturucu/alkol bağımlılığı veya ruhsal sağlık sorunlar gibi nedenlerle) veya duygusal veya mali açıdan dezavantajlı olabilir (örn. kişi evde çocuklara bakıyordur ve ev dışında çalışmıyordur). Güç dengesizliğinin bir sonucu olarak aile arabuluculuğunda adil olmadığı aşikâr anlaşmalar yapılması halinde, anlaşma arabulucu veya hâkim tarafından onaylanmamalıdır.

6.MADDE

Taraflar arasında güç dengesizliği olması halinde, arabuluculuğun sadece taraflardan birinin isteklerini karşılayacak nitelikte bir anlaşmaya yol açmaması sağlanmalıdır. Tartışma konusu olan çocuk ise, çocuk arabuluculuk sürecinde dinlenmelidir, çünkü çocuğun da kendi hakları vardır. Çocuğun yüksek yararına uygun çözüm bulunacak ise, çocukların da görüş bildirmesine izin verilmelidir.

7. MADDE

Arabuluculuğun başlıca amacı mahkemelerdeki iş yükünün azaltılması değil, arabuluculuk alanında eğitim almış bir profesyonel yardımıyla taraflar arasındaki iletişim kopukluğunu onarmaktır. Arabuluculuğun temel unsurları olmaksızın arabuluculuk yargılamanın yerini alamaz. Bu unsurlar kısaca
şöyledir:

i.Arabuluculukta tarafların seçme özgürlüğü başlıca unsur olduğundan, arabuluculuğa zorunlu yönlendirme yasaklanmalıdır;

ii. Arabulucunun bağımsızlığı ve tarafsızlığı hem kurumsal hem de mesleki bakımdan teminat altına alınmalıdır;

iii. Sürecin gizliliği mahkeme bağlantılı arabuluculuk da dahi hem hâkim hem de taraflar açısından teminat altına alınmalıdır;

iv. Arabuluculuk anlaşmalarının hızlı bir şekilde onaylanması yükümlülüğü çerçevesinde, anlaşmaların hukuka uygunluğu ve tarafların bireysel haklarının korunması sağlanmalıdır;

v. Taraflar arasında güç dengesi sağlanmalıdır. Bu arabulucunun sorumluluğudur. Dolayısıyla bu kıstasın yerine getirilmesini sağlayabilmesi için arabulucunun özel olarak eğitim almış olması gerekmektedir;

vi. Arabulucunun yetkin olması vasıflarına bağlı olduğundan, arabulucu eğitimi, arabulucuya resmi yetki verilmesi ve denetim konusuna özellikle önem verilmelidir.

8. Bu bağlamda Parlamenterler Meclisi Avrupa Konseyi Üye devletleri ve Gözlemci devletleri, Bakanlar Komitesinin R (98) 1 sayılı Tavsiye Kararında da ortaya konduğu üzere, aile arabuluculuğunun geliştirilmesi ve kullanılmasına yönelik ilkeleri uygulamaya ve aşağıdaki tedbirleri almaya veya güçlendirilmeye davet eder:

i. Taraflar için seçme özgürlüğü; bu arabuluculuğa zorunlu yönlendirmenin yasaklanması anlamına gelmektedir;

ii. Hem teoride hem de uygulamada taraflar arasında eşit güç dengesinin bulunması;

iii. Uyuşmazlıkların aile arabuluculuğuna uygun olup olmadığının doğru bir şekilde tespit edilebilmesi amacıyla, eşler veya aileler arasında güç ilişkisi veya şiddet olup olmadığının kapsamlı bir şekilde incelenebilmesine yönelik standartlaştırılmış tarama araçlarının geliştirilmesi;

iv. Aile arabuluculuğunun adli yardım sistemine dâhil edilmesi;

v. Arabuluculuk anlaşmalarının hukuka ve hakkaniyete uygunluğunun yetkili mahkeme şerhi ile denetlenmesi;

vi. Arabuluculuk anlaşmalarının yetkili mahkemelerce onaya tabi olması;

vii. Arabuluculuk hizmetlerine ilişkin resmi bir şikâyet sistemim bulunması;

9. MADDE

Parlamenterler Meclisi, Üye devletler tarafından son beş yılda edinilen deneyimler çerçevesinde, Bakanlar Komitesine;

i. Yukarıda bahsedilen hususların ve çözümlerin yansıtılması ve çocukların görüşlerinin alınması ve haklarının teminat altına alınması ihtiyacından kaynaklanan hususların ele alınması amacıyla R (98) 1 sayılı Tavsiye Kararında yer alan rehber ilkeleri yeniden gözden geçirmesini ve

ii. Bu amaçla uzmanların ve deneyimli uygulayıcıların yardımını sağlamasını tavsiye eder.

Uğur Alacakaptan

0

Prof. Dr. Uğur Alacakaptan, 1934 yılında Aydın’ın Nazilli ilçesinde doğmuş, 1955 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuş ve aynı fakültede yaptığı doktorasını 1958 yılında tamamlayarak hukuk doktoru unvanını kazanmıştır. Türkiye Ceza Hukuku’nun hümanist doktrini savunan ekolünün önde gelen akademik simalarındandır. Prof. Dr. Çetin Özek’in ilkokul arkadaşıdır.

Prof. Dr. Uğur Alacakaptan

Alacakaptan, 1958-1960 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine asistan olarak atanmış, doçentlik çalışmalarını yürütmek üzere 2 yıla yakın bir süre İtalya’nın Roma ve Perigua şehirlerinde kalmış, 1960 yılında doçent olmuş, 1967 yılına kadar doçent olarak görev yapmıştır.

1965 yılında Fakülte Profesörler Kurulu tarafından İngiltere’ye gönderilmiş, 1967 yılında profesörlük unvanını kazanarak Türkiye’nin en genç ceza hukuku profesörü unvanını kazanmıştır. Profesör Alacakaptan, Türkiye Ceza Hukuku camiasında hümanist doktrini savunan akademisyenlerden olmuştur.

Ceza ve Ceza Usulü Hukuku Kürsüsünde öğretim üyesi olarak görev yapmaya devam etmiştir. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 1968-70 yıllarında dekanlık görevini yürütmüş, 1968-71 yılları arasında TRT Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev almış; Ankara Polis Enstitüsü Yüksek Kısmı Öğretim Üyeliği, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyeliği yapmış, 1974 yılında Ankara Üniversitesindeki görevinden ayrılarak aktif siyasete atılmıştır.

18 Aralık 1977’de Ankara Barosu Genel Kurulunda  Av.Faruk EREM başkanlığındaki yönetim kuruluna seçilmiştir.

28 Mart 1997 tarihinde kurulan Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesinin kurucu dekanlığını üstlendi ve 1999 yılına kadar dekan olarak görev yaptı.

Bilgi Üniversitesinin kurucuları arasında yer alan Alacakaptan, 1999 yılının Kasım ayında sağlık nedeniyle Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki dekanlık görevinden ayrıldı ve öğretim üyeliğine devam etti.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yönetim Kurulu Üyeliği, Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığı ve aynı üniversitenin Mütevelli Heyeti Üyeliği yaptı.

Uluslararası Ceza Hukuku Derneği ve Türk Hukuk Kurumu’nda ye olarak yer aldı, çeşitli kurullarında görev yaptı.

Türk Ceza Hukuku Derneği ve Avukatlar Vakfı  kurucu üyesidir.

Prof. Dr. Uğur Alacakaptan’ın Siyasi Yaşamı

Alacakaptan, TBMM üyeliği yapmış, 1974-76 yıllarında Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi Üyesi olarak görev almış, 1975-980 yılları arasında Ankara Senatörü olarak temsil edilmiştir. Bülent Ecevit liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisinde 1977-1979 yılları arasında Genel Sekreter Yardımcısı olarak siyasal faaliyet yürütmüştür. TBMM üyeliği döneminde Kuzey Atlantik Asamblesi Türk Grubu Başkanlığı ve Avrupa Konseyi Parlamento Asamblesi Türk Grubu Üyeliğini deruhte etmiştir.

Askeri darbe dönemlerinde çeşitli soruşturma ve kovuşturmalara uğramış, hakkında yapılan siyasi yargılamalar sırasında daha sonra bombalı suikast sonucunda öldürülen Yazar Uğur Mumcu ile birlikte yargılandı. 18 Aralık 1972’de Alacakaptan 6 yıl 3 ay, hukukçu ve gazeteci Uğur Mumcu ise 5 yıl 10 ay hapse mahkûm oldu ve Ankara Mamak cezaevinde altlı üstlü ranzalarda ve aynı hücrede yattılar. Halk Kurtuluş Ordusu sanıklarıyla aynı cezaevini paylaştılar. Cezaevinde, Deniz Gezmiş ve iki arkadaşının asılmadan önce tutuldukları hücrede kalmıştır. Hapishane günlerinde, İsmet İnönü ile mektuplaşma yoluyla yazışmaları bulunmaktadır.

Uzun akademik yaşamı boyunca binlerce öğrenci yetiştiren ve adına makale yarışmaları da düzenlenen Alacakaptan 2010 yılında yapılan bir röportajda kendisini Türkiye’deki ceza hukukçularının en kıdemlisi olarak tanımlamıştır. Akademisyenliğinin yanında serbest avukat olarak çalışmış, birçok ünlü ismin avukatlığını üstlenmiştir.

2004-2019 yıllarında yayınlanan Güncel Hukuk Dergisi‘nin danışma kurulunda yer almıştır.

22 Ocak 2022 günü 88 yaşında iken yaşamını yitirmiş,  25 Ocak 2022 Salı günü Zincirlikuyu Camii’nde öğle namazını müteakip düzenlenen törenin ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda defnedilecektir.

Eserleri

Alacakaptan, 1975 yılında “Suçun Unsurları”, 1968 yılında “İşlenemez Suç”, 1961 yılında “Sarhoşluk Halinde İşlenen Suçlarda Cezai Mesuliyet” ve 1958 yılında “İngiliz Ceza Hukukunda Suç ve Cezaların Kanuniliği Prensibi” isimli eserleri kaleme almıştır.

Suçun Unsurları – Uğur Alacakaptan
Uğur Alacakaptan-İşlenemez Suç

Ulusal ve uluslararası dergilerde birçok makale yayınlamıştır. “Kişi Dokunulmazlığı–Kişi Güvenliği”, “Temyiz Mahkemesi Başsavcılığının Ceza Genel Kuruluna Yaptığı İtiraz Hükmün Kesinleşmesine Mani Olur mu?”, “Delil Yasakları”, “23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanuna Genel Bir Bakış”, “Devletin Güvenliğini İlgilendiren Suçlar”, “Hileli İflas Suçunun İşlenme Zamanı ve Anılan Suçta Zamanaşımının Başlangıcı”, “Genel Olarak ve Bazı Suçlar Bakımından Cürüm İşlemek İçin Örgüt (Teşekkül) Meydana Getirme Suçu”, “Çıkar Amaçlı Suç Örgütü Kurma Suçu” ve “Öteki Ceza Hukuku” bu makalelerden bazılarıdır.

Uğur Alacakaptan

Ulusal ve uluslararası bilimsel toplantılarda yüzlerce bildiri sunmuştur. “1929’dan Bugüne Ceza Muhakemesi Yasası Güncel Sorunlar”, “Savunma Hakkının Gelişimi ve CMUK Değişikliği”, “Fikir ve Düşünce Özgürlüğü ve Tehlike Suçları, Çağdaş Batı Hukukunda Bu Konudaki Düşünce ve Uygulamalar”, “Yeni Ceza Kanunu ve Ceza Mahkemeleri Kanunu” ve “Yargı Reformu” bunlardan bazılarıdır.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları tarafından 2008 yılında basılan Uğur Alacakaptan’a Armağan isimli eser bulunmaktadır.

Uğur Alacakaptan: “Adalet Bakanı olmakla hukukçu olunmaz”

Uğur Mumcu Hukuk Ödülü

0

Uğur Mumcu Hukuk Ödülü, Antalya Barosu tarafından, öldürülen gazeteci, yazar ve hukukçu Uğur Mumcu anısına her yıl verilen özel ödüldür.

Ödülün verilmesine, Av. Mehmet Zeki DURMAZ (Başkan), Av. Fatma Birsen ŞAKRAK (Başkan Yardımcısı), Av. Hasan UĞUR (Genel Sekreter), Av. Mustafa TAŞBAŞ (Sayman), Av. Seyfi GÜNDÜZ, Av. Oğuz SARIÇOBANOĞLU, Av. Kadri Levent DİM, Av. Abit KÜÇÜKARSLAN, Av. Sedat ALP, Av. Soner USTAOĞLU ve Av. Makbule TANIŞ’tan oluşan Antalya Barosu Yönetim Kurulu’nun 08/11/2006 tarih ve 4/28 sayılı kararıyla başlanmış, ilk ödül 2007 yılında verilmiştir.

Antalya Barosu tarafından her yıl verilen Uğur Mumcu Hukuk Ödülü’nün 10. Yıl Afişi

Uğur Mumcu Hukuk Ödülü Tevcih Edilen Kişilerin Yıllara Göre Listesi

2007

24/01/2007 tarihinde; Danıştay 2. Dairesi üyesiyken 17/05/2006 tarihinde yapılan saldırıda katledilen Yargıç Mustafa Yücel ÖZBİLGİNe verilmiştir. Ödül eşi Ayşe Sema ÖZBİLGİN’e takdim edilmiştir.
2008
24/01/2008 tarihinde; yaşamı boyunca hukuk mücadelesi veren Balıkesir Barosu eski Başkanı Av. Turgut İNAL’a verilmiştir. İnal, 7 Temmuz 2019’da 82 yaşında vefat etmiştir.
2009
24/01/2009 tarihinde; Yargıtay eski Başsavcısı ve Onursal Başsavcısı Sabih KANADOĞLU’na verilmiştir.
2010
24/01/2010 tarihinde; İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinin eski Dekanı ve ilk kadın Adalet Bakanı Prof. Dr. Aysel ÇELİKEL’e verilmiştir.
2011
24/01/2011 tarihinde; dönemin Ankara Barosu başkanı Prof. Dr. Metin FEYZİOĞLU ve dönemin İstanbul Barosu başkanı Prof. Dr. Ümit KOCASAKAL’a verilmiştir.
2012
24/01/2012 tarihinde; Anayasa Hukuku Profesörü olup özellikle “Uygarlık Tarihi” kitabı yıllarca üniversitelerde ders kitabı olarak okutulan ve 29/11/2011 tarihinde aramızdan ayrılan Prof. Dr. Server TANİLLİ’ye tevcih edilmiş; ödül ailesinin isteği üzerine Prof. Dr. Ümit KOCASAKAL‘a takdim edilmiştir.
2013
24/01/2013 tarihinde; görevi başında öldürülen Ovacık Başsavcısı Şehit Murat Uzun’a verilmiştir. Ödül ailesine takdim edilmiştir.
2015
24/01/2015 tarihinde; Anayasa Mahkemesi‘nde Adalet Nöbeti başlatan Ankara Barosu avukatlarından Av. Şule Nazlıoğlu Erol’a verilmiştir.
2016
24/01/2016 tarihinde; İstanbul Barosu önceki dönem Başkanlarından Av. Turgut KAZAN’a verilmiştir.
2017
24/01/2017 tarihinde, gerçek bir Cumhuriyet Savcılığı yapması nedeniyle eski Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı ve eski İstanbul Milletvekili İlhan CİHANER’e verilmiştir.
2018
24/01/2018 tarihinde; Uğur Mumcu’nun Yeni Ortam, Cumhuriyet ve Milliyet gazetelerinde birlikte çalıştığı Cumhuriyet gazetesi yazarı Ali Sirmen’e verilmiştir.
2019
24/01/2019 tarihinde; yaşamı boyunca hukuk devleti inşa edilmesi için mücadele eden ve ülkemizde Anayasa Hukukunun duayenlerinden olmasına karşın 07 Şubat 2017 tarihli ve 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile akademik görevinden ihraç edilen Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu’na verilmiştir.
2020
24/01/2020 tarihinde, Cumhuriyet Gazetesi davasında yargılanan ve basın özgürlüğü için mücadele etmeleri nedeniyle hukukçu gazeteciler Av. Akın Atalay, Av. Bülent Utku ve Av. Mustafa Kemal Güngör’e verilmiştir.
2021
24/01/2021 tarihinde; yaşamı boyunca “herkes için adalet, herkes için barış, herkes için demokrasi, herkes için hukuk, herkes için özgürlük” diyen, Türkiye Aydınlanma hareketi denince akla ilk gelen aydınlardan, ömrünü demokrasiye ve gerçek bir hukuk devleti inşasına adayan ve bu uğurda ağır ve büyük bedeller ödeyen, gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde Anayasa Hukuku alanında çok saygın bir yere sahip olan ve 2002 yılında aramızdan ayrılan Prof. Dr. Bülent Tanör’e verilmesi uygun görülmüştür.
2022
24/01/2022 tarihinde; Türkiye kadın hareketi aktivistlerinden biri olarak, Eşitlik İzleme Kadın Grubu(EŞİTİZ), Kadınların Medya İzleme Grubu (MEDİZ), EŞİK-Eşitlik İçin Kadın Platformu gibi çok sayıda kadın örgütünün kurucularından, uzun yıllar Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı”nın gönüllü avukatlığını yapan, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Yasa Platformu, İstanbul Sözleşmesi İzleme platformunun kurucu üyelerinden ve sözcülerinden, 2007-2010 yılları arasında Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin (KADER) genel başkanlığını yapan ve Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nın Genel Kurul üyesi olan Avukat Hülya Gülbahar’a verilmesi uygun görülmüştür.
2023

24 Ocak 2023 Salı günü, Uğur Mumcu Anma Etkinliğinde, 2022 Yılı Uğur Mumcu Özel Ödülü; adalet sistemindeki çürümeye, yaşam hakkı ihlallerine ve doğa katliamlarına karşı mücadelenin öncü isimlerinden Av. Şerafettin Can Atalay’a verilmiştir. Ödül, sahibi hapiste olması nedeniyle babası hapiste ola
2024

24 Ocak 2024 günü düzenlenen Uğur Mumcu Anma Etkinliği ve Ödül Töreni’nde 2023 yılı ödülü; ülkemizde gerçekleşen hukuka aykırılıklara, adalet sistemindeki çürümeye, yaşam hakkı ihlallerine karşı mücadelenin öncü isimlerinden olan Av. Fikret İlkiz’e verilmiştir.
2025
24.01.2025 tarihinde;  29 Ekim Kadınları Derneği Genel Başkanı, eski Ankara Milletvekili, Avukat Şenal Sarıhan‘a verilmiştir.
 2026

Eylem Ümit Atılgan

Doç. Dr. Eylem Ümit Atılgan‘a verilmiştir.

Antalya Barosu Başkanı Av. Ali Çağdaş BOZANER
Antalya Barosu önceki başkanı Avukat Hüseyin Geçilmez
Antalya Barosu önceki başkanı Avukat Polat Balkan

Eylem Ümit Atılgan

0
Eylem Ümit Atılgan

Doç. Dr. Eylem Ümit Atılgan, Gaziantep’te dünyaya geldi. 1986-1993 yıllarında Gaziantep Anadolu Lisesinde eğitim aldı. 1993 yılında başladığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1997’de mezun oldu.

Atılgan, 1997-2000 arasında Ankara Barosu’nda stajını tamamladı ve bir süre avukatlık yaptı.

2000 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Anabilim Dalı’nda göreve getirildi ve 2017’ye kadar öğretim üyesi olarak bilimsel faaliyetler yürüttü. “Aristoteles’in Devlet Kuramı ve Modern Kuramlara Katkısı” başlıklı teziyle 2000 yılında yüksek lisans derecesi elde etti. Aynı anabilim dalındaki doktora eğitimini 2006 yılında tamamladı. “Kentte suça karışmış çocuklarda toplumsal ortam ve ceza ehliyeti araştırmaları/Social milieu of juvenile delinquency in urban and legal capacity research” başlıklı doktora tezi nedeniyle Türkiye Sosyal Bilimler Derneği tarafından “Genç Bilim İnsanı Ödülü”ne layık görüldü.

Almanya, İtalya ve Türkiye’de çeşitli üniversitelerde araştırmalar yaptı. 2011-2012 döneminde Humboldt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde konuk öğretim üyesi ve doktora sonrası araştırmacısı olarak çalışmalar yürüttü. Aynı dönemde Berlin Humboldt Üniversitesi Hukuk Fakültesinde ve 2013 yılında da Macerata ve Bolonya Üniversitesi Hukuk Fakültelerinde konuk öğretim üyeliği yaptı.

Mithat Sancar ile birlikte kaleme aldığı “Adalet Biraz Es Geçiliyor” adlı kitap, Türkiye’deki en kapsamlı yargı sosyolojisi araştırmalarından biri olarak kabul edilmektedir.

Adalet Bakanlığı ve diğer kamu kurumlarına strateji belirleme süreçlerinde danışmanlık yaptı. BM, UNICEF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlarda kadın ve çocuk hakları projelerinde çalıştı. Hukuk klinikleri ve şiddet mağdurlarına yönelik hizmetler konusunda da aktif rol aldı. 2010-2017 yılları arasında Ankara Üniversitesi’nde cinsel şiddetle mücadele alanında görev yaptı.

Türkiye’deki İç Hukuk Kültürü Üzerine Sosyo-Hukuki Bir Araştırma, Haksız Tahrik Kararlarında Eril Tahakküm Kodları” başlıklı doçentlik teziyle 2015 yılında doçentlik unvanını aldı. Doçentlik tezi ayrıca Turhan Yayınevi tarafından kitap olarak basıldı.

2017 yılından itibaren Yakın Doğu Üniversitesi ve Girne Üniversitesi’nde öğretim üyeliği görevine getirildi.

2019 yılında Girne Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcılığı ve Yakındoğu Üniversitesi Hukuk & Toplum Merkezi Başkanlığı görevlerini üstlendi.

Haksız Tahrik: Bir Erkeklik Hakkı” adlı kitabıyla; Türkiye’deki kadın cinayetleri davalarına odaklandı ve “haksız tahrik” kavramının yargı süreçlerini nasıl etkilediğini derinlemesine ele aldı. Mahkeme etnografisi yöntemiyle hazırlanan ve İletişim Yayınları tarafından 2024 yılı Haziran ayında basılan kitap, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Sedat Simavi Ödülleri’nde 2024 Yılı “Sosyal Bilimler Araştırma Ödülü”ne layık görüldü.

Antalya Barosu tarafından 2007 yılından beri her yıl verilen “Uğur Mumcu Özel Ödülü” 2026 yılında Atılgan’a tevcih edildi.

Doç. Dr. Eylem Ümit Atılgan, Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi, İnsan Hakları, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Ayrımcılık Hukuku, Hukukta Ampirik Çalışmalar, Hukuk Metodolojisi ve Hukuk Başlangıcı, Hukuk ve Etik gibi dersler vermektedir. Avrupa Hukuk Öğrencileri Derneği, Uluslararası Hukuk Felsefesi ve Sosyal Felsefe Derneği, Hukuk ve Toplum Derneği, Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Derneği, Flamenko Ankara Derneği, Kadın Cinayetlerini Önleyeceğiz Platformu, Oyun ve Tiyatro Akademisi (OYTAD) ve başkaca birçok sivil toplum faaliyetinin içinde üye ve yönetici olarak bulunmuştur. İngilizce, Fransızca ve Almanca bilmektedir.

Penoloji

0
penoloji

Penoloji, suçluların cezalandırılması ve ardından topluma kazandırılması yöntemlerini araştıran bir suç bilimi dalıdır. Ceza hukuku ve kriminoloji ile ilişkili, infaz ve ıslah süreçlerini inceleyen bir bilim dalıdır. Suçlara uygulanan cezaları ve bu cezaların suçluların davranışlarındaki değişimde üstlendiği rolü ve cezaların suçun önlenmesindeki etkisini incelemektedir. Suç işleyenler hakkında uygulanacak önlemleri, yaptırımları, cezaları ve bunları uygulama yöntemlerini inceleyen bilimsel bir disiplindir. Ceza infaz hukukunda “suçluların ıslahı” prensibi ile yakından ilgilidir. Ancak “suç bilimi” (kriminoloji) ile özdeş değildir. Kriminoloji suçun nedenlerini incelerken, penoloji daha çok cezalar ve infaz yöntemleriyle ilgilenmektedir.

Penoloji sadece uygulamaları değil, aynı zamanda cezaların teorik temellerini, toplumsal etkilerini ve infaz rejimlerini de incelemektedir. Yasaların uygulamasını gerçekleştiren kurumlar mahkemeler ve  ceza infaz kurumları iken, penoloji bu uygulamaları bilimsel açıdan değerlendirmektedir Hapishane yönetimi ve hüküm giymiş mahkûmların rehabilitasyonu konuları ile ilgilenen penoloji, suçluların ıslah edilerek topluma yeniden kazandırılması üzerine yoğunlaşmaktadır. Özellikle Hollanda, Belçika, İsveç, Kanada, Almanya, Yeni Zelanda, Finlandiya, Danimarka, Norveç, Avustralya, İngiltere ve eyalet bazında Kaliforniya gibi bölgelerde yaygın olarak benimsenen kavram, suç işledikleri sabit olan insanların topluma yeniden kazandırılmaları için uygulanan insani yöntemlere odaklanmaktadır.

Türkiye’de kavram sınırlı ölçüde bilinmekte ve uygulama alanı kısıtlı kalmaktadır. Parkları temizlemek, yaşlıların bakımı, kütüphanelerde hizmette bulunmak, ağaç dikmek, bağış yapmak, sivil topluma katkı sunmak, gönüllü hizmetlerde bulunmak şeklindeki yaptırımlar hem sosyal düzeni korumaya hizmet etmekte hem de suçlunun toplum içine karışarak kendini yeniden iyi bir insan olarak hissetmesini sağlamaktadır.

Doping

0
Doping nedir?

Doping, sporcunun performansını artırmak amacıyla yasa dışı performans artırıcı maddelerin verilmesidir. Dopingin ilk resmi tanımı 1963 yılında yapılmıştır. Buna göre doping; sporcu ya da oyuncuların yarışma sırasında veya oyuna hazırlanırken spor ahlâkına yakışmayacak şekilde performanslarını yapay olarak artıracak ve sporcunun fiziksel ve psikolojik sağlığına zarar verecek madde veya başka olası yöntemleri kullanmasıdır. Dopingde genellikle sentetik malzemeler kullanılmaktadır. Doğal olmayan ve organizmanın üretemediği besin kaynakları vücuda enjekte edilerek spor performansı yasa dışı bir şekilde artırılmaktadır. Sporcunun rakiplerine karşı avantaj elde ettiği bu durumlar ulusal ve uluslararası spor otoriteleri tarafından yasaklanmıştır.

Türkiye’de Dopingle Mücadele Komisyonu ve Kurallar 

Türkiye’de Dopingle Mücadele Komisyonu, Türkiye’de dopingle mücadeleyi kurumsallaştırmak üzere gerçekleştirilecek iş birliğinin ana ilkelerini belirlemek ve dopingle mücadele faaliyetlerini yürütmek amacıyla 24 Mayıs 2011 tarihinde, Spor Genel Müdürlüğü (SGM) ile Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi arasında imzalanan protokolle Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi bünyesinde kurulmuştur. Komisyon tarafından hazırlanan TÜRKİYE DOPİNGLE MÜCADELE TALİMATI 1 Ocak 2021 tarihinde ilan edilmiştir.

Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu Kural İhlalleri

  • Sporcudan alınan örnekte yasaklı bir maddenin veya metabolitlerinin veya belirteçlerinin tespit edilmesi
  • Yasaklı bir madde veya yasaklı bir yöntemin sporcular tarafından kullanılması veya kullanılmaya teşebbüs edilmesi
  • Bir sporcunun örnek vermekten kaçınması, örnek vermeyi reddetmesi veya örnek vermemesi
  • Bir sporcunun bulunabilirlik kusurları işlemesi
  • Bir sporcu veya diğer kişi tarafından doping kontrolünün herhangi bir bölümünün bozulması veya bozulmaya teşebbüs edilmesi
  • Bir sporcu veya bir sporcu destek personeli tarafından yasaklı bir maddenin veya yasaklı bir yöntemin bulundurulması
  • Bir sporcu veya diğer kişi tarafından herhangi yasaklı bir maddenin veya yasaklı bir yöntemin yasa dışı ticaretinin yapılması veya yasa dışı ticaretini yapmaya teşebbüs edilmesi
  • Bir sporcu veya diğer kişi tarafından herhangi yasaklı bir madde veya yasaklı bir yöntemin herhangi bir sporcuya müsabaka içi dönemde tatbik edilmesi veya tatbik etmeye teşebbüs edilmesi veya müsabaka dışında yasak olan herhangi yasaklı bir madde veya yasaklı bir yöntemin herhangi bir sporcuya müsabaka dışındaki bir dönemde tatbik edilmesi veya tatbik etmeye teşebbüs edilmesi
  • Bir sporcu veya diğer kişi tarafından suç ortaklığı yapılması veya suç ortaklığına teşebbüs edilmesi
  • Bir sporcu veya diğer kişi tarafından yasak iş birliği yapılması
  • Yetkililere bilgi vermek isteyen bir kişinin bundan vazgeçirilmesi veya bu kişiye zarar vermek amacıyla bir sporcu veya diğer kişi tarafından gerçekleştirilen eylemlerin bulunması

Anti Doping Sözleşmesi

Paul-Henri Spaak

0

Belçikalı hukukçu ve devlet adamı Paul-Henri Spaak 25 Ocak 1899 tarihinde doğdu. (Ölümü: 31 Temmuz 1972)

Université Libre de Bruxelles’de hukuk eğitimi gördü. Lisans derecesini aldıktan sonra, Brüksel’de avukat olarak çalıştı ve ülkenin güvenliğine karşı komplo kurmakla suçlanan komünistleri savunarak önemli başarılar elde etti ve adını duyurdu.

1932’de Sosyalist Parti’den Temsilciler Meclisi’ne girdi. 1938’de Belçika’nın ilk sosyalist başbakanı oldu. 1940-1944 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı görevinde bulundu.

1945’te Birleşmiş Milletler Antlaşması‘nın hazırlık çalışmalarına katıldı. 1946’da Genel Kurul başkanlık seçiminde, daha sonra BM’nin ilk genel sekreteri olan Trygve Halvdan Lie‘ye karşı yarıştı ve  örgütün ilk genel kurulunun başkanlığını üstlendi. 

Trygve Halvdan Lie

Kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan ve Merkez Bankası’nı devlet denetimine alan Sosyal Hristiyan-Sosyalist koalisyon hükûmetinde başbakan oldu.

1948’de Birleşik Krallık, Fransa ve Benelüks ülkeleri arasında bölgesel bir savunma ittifakı kuran Brüksel Antlaşması’nı imzaladı.

Avrupa Birliği‘nin başlıca savunucularından oldu. Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET), Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı (NATO) ve Benelüks Ekonomik Birliği’nin kurulmasında önemli rol oynadı,

Spaak Raporu’nu yayınladı ve Avrupa Ekonomi Topluluğu’nun temel politikalarını oluşturdu. Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu(EURATOM) temellerini atan Roma Antlaşmalarında(1957) etkin rol aldı.

1948-1952 arasında, Avrupa ülkelerinin siyasal ve ekonomik işbirliğini öngören kuruluşlarda ve Avrupa Parlamentosu‘nda ilk başkan olarak görev yaptı.

1954-1957 arasında yeniden dışişleri bakanlığı görevini üstlendi.

1957-1961 yıllarında NATO genel sekreterliği görevini yürüttü.

12 Eylül 1963 tarihinde toplanan tam yetkili temsilciler tarafından Ankara’da imzalanan Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu Arasında Ortaklığa İlişkin Ankara Antlaşması‘na Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı sıfatıyla imza attı.

1961-1966 arasında kendisi gibi hukukçu olan Théo Lefèvre’in koalisyon hükûmetinde başbakan yardımcılığı ve dışişleri bakanlığı görevlerini üstlendi.

1966’da Sosyalist Parti’den ayrılarak akademik hayata atıldı.

31 Temmuz 1972’de yaşamını yitirdi.

Müstakbel Hukukçunun Yol Haritası

0

Müstakbel Hukukçunun Yol Haritası, Dr. Ramazan Arıtürk tarafından kaleme alınarak Seçkin Yayınlarından okuyucuya sunulmuştur.

Eser, yazarın, hukuk fakültesini kazanan kızından ilhamla tüm hukukçulara ve özellikle de hukuk öğrencilerine tavsiye ve nasihatleri niteliğindedir.
 
Dr. Ramazan Arıtürk Hakkında 
Arıtürk, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki lisans eğitimini 1993 yılında, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Ana Bilim Dalındaki yüksek lisansını 2008 yılında ve aynı enstitüdeki doktora eğitimini ise 2011 yılında bitirdi. Yazarın ayrıca Şirket Yöneticilerinin Ceza Sorumluluğu, Vatan Yahut Kırım, İhaleye Fesat Karıştırma Suçu ve Yargının Yeniden Yapılandırılması gibi eserleri ile çok sayıda makalesi mevcuttur. 

Kitabın Açıklaması

 
Bu kitap, yirmi beş yılı aşkın avukatlık ve aynı zamanda on yılı aşkın akademisyenlik yapan bir babanın, 2020 yılında hukuk fakültesini kazanması üzerine “müstakbel hukukçu” olan ilk evladına yazdığı tavsiye niteliğindeki mektubunun iki kapak arasına getirilmiş halidir.
 
Bu eser, her sınıfta yeniden okunması gereken ve her okuyuşunuzda yaşınız, elde ettiğiniz bilgi ve tecrübeyle size yeni şeyler söyleyecek olan sadık bir yol arkadaşıdır. Yıllar sonra geriye dönüp bakınca, değeri gün geçtikçe artan bir hazine haline geldiğini anlayacaksınız. Fakültede öğrencilikten, adliyede staja ve staj sonrasında meslek hayatınıza dair bu kitabın gösterdiği yolda yürümeniz halinde sonunda başarıya ulaşacağınızdan emin olabilirsiniz. Zira Ali Fuad Başgil Hocamızın da dediği gibi “Ben sadece senin geçtiğin yoldan geçmiş, duyduğun boşluğu duymuş ve çektiğin ıstırabı çekmiş bir hocayım.”
Bu kitap; adaleti omuzlarının üzerinde yücelterek müreffeh yarınlarımızı inşa edecek, istikbalde hukuk dünyasına damgasını vuracak ve dünyayı bir güneş gibi aydınlatacak genç hukukçularımız için yazılmıştır.

Kitabın Konu Başlıkları

  • Fakülteyi Kazandım, Peki Hukuk Nedir?
  • Sebeb–i Telif
  • Hukuk Fakültesi Sonrası Staj Evresi ve Yüksek Lisans
 
 
Kitabın İçindekileri
Birinci Bölüm  
Fakülteyi Kazandım, Peki Hukuk Nedir? 
 
Hukukçunun Kim Olduğu Üzerine
 
Türkiye’de Hukukçu Olmak Özel Bir Anlam İfade Eder Mi?
 
 

İkinci Bölüm 

Sebeb–i Telif
 
Bir Hukuk Öğrencisinin Sahip Olması Gereken Meziyetler
 
1) Maddi Olgular
 
a) Hukuk Bilgisi
b) Muhakeme Becerisi
c) Analitik/Eleştirel Okuma Ve Yazma
d) Temiz Bir Çehre Ve Diksiyon
e) Yabancı Dil
f) Ders Takip Ve Çalışma Becerisi
g) Hayat Bilgisi
 
 
2) Manevi Olgular
 
a) İrade Ve Ruh Terbiyesi: Düşünce–Tefekkür 
b) Adalet Duygusu
c) Yasa Bilinci
d) Para Ve Siyaset İle Kontrollü İlişki
e) Onurlu Ve Dürüst Bir Kişilik
f) Kültürel Zenginlik
g) Arkadaşlık (Arkam–Daş)
h) Teknoloji Ve Sosyal Medyanın Ölçülü Kullanımı
ı) Marka Bağımlılığıyla Mücadele
 
 
3-Hukuk Eğitiminize Eşlik Etmesi Gereken Faaliyetler
 
1) Sivil Toplum Ve Öğrenci Kulübü Çalışmaları
2) Farklı Sektörlerde İş Tecrübesi / Yaz Stajı
3) Yurt İçi Ve Yurt Dışı Seyahatler 
 
Yurt İçi Seyahat Rotaları
Yurt Dışı Seyahat Rotaları
 
 
4) Ek Akademik Faaliyetler
 
5) Networking (Sosyal Sermaye)
 
Fakültede Hukuku İyi Öğrenmenin Yolları
 
1) 1. Sınıf
 
2) 2. Sınıf
 
3) 3. Sınıf
 
4) 4. Sınıf
 
 

Üçüncü Bölüm 

 
Hukuk Fakültesi Sonrası Staj Evresi Ve Yüksek Lisans
 
1) Adliye Stajı
 
a) Cumhuriyet Başsavcılığı
b) Ağır Ceza Mahkemesi
c) Asliye Ceza Mahkemesi
d) Sulh Hukuk Mahkemesi
e) Asliye Hukuk Mahkemesi
f) Ticaret / İş Mahkemesi
g) İcra Mahkemesi
h) İdare / Vergi Mahkemesi
 
 
2) Büro Stajı
 
3) Staj Sonrası Avukatlık
 
4) Cv/Özgeçmiş Hazırlama
 
5) Yüksek Lisans

İlim ve Edebiyat Sektörü Meslek Birlikleri

0
İlim ve Edebiyat Sektörü Meslek Birlikleri

Kuruluş Tarihi : 21.01.2000
Adresi    : Sahne Sokak, Ali Han No:307 Galatasaray/İstanbul
Telefon : 0 212 293 55 88
Faks: 0.212.251 95 23
2. İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği)
Kuruluş Tarihi : 11.08.1986
Adresi  : İzmir Caddesi No:33/16   Kızılay /ANKARA
Telefon : 0.312.419 49 38
Faks: 0.312.419 49 39
Web Adresi: www.ilesam.org.tr   
3. BİYESAM (Bilişim ve Yazılım Eser Sahipleri Meslek Birliği)
Kuruluş Tarihi:01.11.2005/162635
Adresi    : Büyükdere Caddesi Garaj Sokak Andsoy Apt. No:4 K:3 D:6
Telefon : (0212) 211 32 11
Faks: (0212) 211 32 12
Web Adresi: www.biyesam.org.tr
4. ÇEVBİR  ( Çevirmenler Meslek Birliği)
Kuruluş Tarihi:01.05.2006/68003

Adresi : Osmanağa Mah. Kırtasiyeci Sokak No:8/3 34714 Kadıköy/İSTANBUL

Telefon : 0.216.337 16 99

Faks: 0216 337 68 36
Web Adresi: www.cevbir.org
5. YAYBİR   (Yayıncılar Telif Hakları ve Lisanslama Meslek Birliği)
Kuruluş Tarihi : 19.04.2006

Adresi : İnönü Cad. Opera Palas Apt. No:55 Kat:2 Gümüşsuyu

34437 Taksim/İSTANBUL

Telefon : 0212.512 42 10-14
Faks: 0212.512 42 15
Web Adresi: www.yaybir.org.tr
6. TBYM (Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği)
Kuruluş Tarihi : 04.01.2007 / 179

Adresi: Küçük Çamlıca Mah. Şekerkaya Sok. No: 9/A Üsküdar/ İSTANBUL

Tel: 0 216 327 07 73

Faks: 0 216 310 59 06

E-Posta : bilgi@tbym.org

Web Adresi: www.tbym.org
7. DEKMEB (Ders ve Kültür Kitapları Yayıncıları Meslek Birliği)
Kuruluş Tarihi: 22.07.2013 / 143499
Adresi: Bahçelievler Mah. Muammer Aksoy Caddesi (Eski 2.Cd.) No: 4/5 Çankaya / ANKARA
Tel/Fax : 0312 309 09 54
Faks: 0312 309 09 56
E-Posta : dekmeb@gmail.com
Web Adresi : www.dekmeb.org
8. EĞİTİMYAYBİR (Eğitim Yayıncıları Meslek Birliği)
Adresi : Gazi Mustafa Kemal Bulvarı 122/2 Maltepe/ANKARA
Telefon : 0312 230 5757
Faks: 0312 230 4757

Web Adresi: http://www.egitimyaybir.org.tr/

MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi

0

MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi, vizyonunu “mezunlarının ulusal ve uluslararası düzeyde, kamu sektörü ya da özel sektör ayrımı gözetmeksizin, mesleklerini ifa ettikleri her coğrafyada başarılı olabilmelerini ve mesleklerinin gereklerini yerine getirmek ve kazandıkları bilgileri uygulamak suretiyle saygın birer mesleki konum elde edebilmelerini sağlamak” olarak ilan etmekte “Kaliteli, nitelikli ve saygın bir hukuk eğitimi almayı; nitelikli, adaletli ve hakkaniyet değerlerine saygılı hukukçu olmayı arzu eden tüm öğrencileri” fakülteye davet etmekte, “akademik özgürlüklerin korunduğu, evrensel değerlere dayalı, adalet ve hakkaniyet anlayışının yüceltildiği özgür ve yaratıcı bir eğitim, düşünce ve araştırma ortamı oluşturmayı hedeflediğini” ilan etmektedir.

İbrahim Arıkan Eğitim ve Bilimsel Araştırmaları Destekleme Vakfı tarafından kurulan MEF Üniversitesinin eğitim dili tamamen İngilizce’dir ancak Hukuk Fakültesi eğitiminin ulusal niteliği göz önünde bulundurularak yüzde 30 oranında İngilizce eğitim verilmektedir. Fakülte’nin 2017 yılı itibari ile dekanı Prof. Dr. Havva KARAGÖZ’dür. Fakülte kampüsü Sarıyer’dedir.

Hukuk ve Sinema, Hukuk Mesleğinde Güzel Konuşma Sanatı, Hukuk, Edebiyat ve Sanat gibi seçimlik dersler programa dahil edilmiştir. Staj, sertifika, hukuk kliniği, farazi mahkeme gibi eğitimi çeşitlendiren, hukuk uygulaması yeteneğini geliştirmeyi amaçlayan, yeni gelişen teknikler seçimlik dersler kapsamında sunulmaktadır.

Hukuk Kliniği dersi kapsamında, MEF Üniversitesi hukuk öğrencileri tarafından, MEF Okulları klinik kulübü öğrencilerine önceden belirlenmiş konularda hukuki bilgiler verilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde değişik örneklerine rastlanan bu faaliyet kapsamında, hukuk öğrencilerinin interaktif bir şekilde öğrenim faaliyetine katılması ve yaparak öğrenmesi, hedef toplum kesiminin temel hukuk bilgileri alması ve bilinçlenmesi amaçlanmaktadır. Ders kapsamında hukuk öğrencileri tarafından, medeni hukuk ve borçlar hukuku, aile hukuku, tüketici hukuku gibi alanlara ilişkin hukuk bilgileri lise öğrencilerine sunulmakta, toplumdaki bireylerin günlük hayatlarında karşılaşacakları hukuki problemlere dair bilinç oluşturulması hedeflemektedir.

 

MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi, öğrencilerine Erasmus Programı çerçevesinde Avrupa Üniversiteleri ile öğrenci değişim programları uygulamaktadır.

MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi, öğrencilerinin Uluslararası Ticari Tahkim Yarışması’na, Farazi Dava ve Farazi Duruşma Yarışmalarına katılmasını teşvik etmekte ve desteklemektedir.

Hukuk Fakültesi öğrencilerine akademisyenler tarafından CV (Özgeçmiş) hazırlama eğitimi verilmektedir.

MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kariyer Günleri düzenli olarak öğrencilerin hizmetine sunulmaktadır. Kariyer Günleri ile öğrencilere kariyer planlarını daha bilinçli bir şekilde yapabilmeleri için yol göstermek amaçlanmakta, öğrencilerin uygulamaya ilişkin bilgi edinmeleri arzu edilmekte; staj yapacakları büro, kurum ve kuruluşları tanıma ve kendini  onlara tanıtma imkanı bulmaları hedeflenmektedir.

MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Eğitimi Sertifika Programları da düzenlemektedir. Bu kapsamda arabuluculuk temel eğitimi, arabuluculuk mevzuatı, iletişim ve öfke kontrolü, arabuluculukta psikoloji eğitimi, çatışma ve anlaşmazlıklar, arabuluculuk araç ve teknikleri, arabuluculukta ilkeler, yazılı ve uygulamalı sınava hazırlık ve uyuşmazlık simülasyonu başlıklarında eğitim verilmektedir.

Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği-TOMEB

0
Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği-TOMEB
Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği-TOMEB, tiyatro oyunculuğu mesleğini savunma, daha iyi koşullarda tiyatro oyunculuğu yapılmasın sağlamak ve tiyatro oyuncularının ortak çıkarlarını koruyarak onların haklarını izlemek için kurulmuştur.
TOMEB, 21 Ocak 2000 tarihinde kurularak tüzel kişiliğini kazanmıştır ve tiyatro icralarının kullanılmasından kaynaklanan gelirlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamaktadır.
Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği, izinsiz kullanımları tespit etmekte, tespit edilen icraların izinsiz kullanımından doğan tazminatları takip etmektedir.
Birliğin ilk genel kurulu, 6 Temmuz 2000 Tarihinde yapılmış, ilk yönetim kurulu başkanı Tamer Levent olmuştur. Tamer Levent, 2002, 2004 ve 2006 tarihlerinde yeniden başkan seçilmiştir.
Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği-TOMEB başkanlığına 2008 ve 2010 yıllarında Erhan Gökgücü seçilmiştir.
başkanlığa seçilmiş ve kurullar aşağıdaki şekilde oluşmuştur.

Birlik Yönetim kurulu, Erhan Gökgücü, Tamer Levent, Hakan Beşen, T.Tolga Tecer ve M.Nurkut İlhan’dan oluşmaktadır.

Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği-TOMEB  Faaliyetleri

Tomeb, yurt içinde ve yurt dışında fikri haklar ve telif hakları konularında çalışmalar yapmış, Kültür Bakanlığı ve diğer meslek birlikleri ile işbirliği içinde faaliyetler yürütmüştür.

Birlik, tiyatro oyuncularının ve diğer meslek alanlarındaki kişi ve kurumların ilgili meslek birliğine zorunlu üye olması için yasal düzenleme yapılmasını savunmuştur.

Birlik, profesyonel tiyatroların bulunduğu ilerde temsilcilikler kurmuştur.

Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği-TOMEB, Kültür ve Turizm Bakanlığı işbirliği ile “Türkiye Ütopyası Oyun Yazma Yarışması’nı düzenlemiş, ödül kazanan oyunların kitap olarak basımını ve dağıtımını yapmıştır.

Tomeb, film ajansları ile ilişki kurarak üyelerinin televizyon dizisi ve filmlerde rol almasını sağlamakta, hak ettikleri ücretleri takip etmektedir.

Tomeb, DEVLET TİYATROSU, OPERA VE BALE ÇALIŞANLARI YARDIMLAŞMA VAKFI(TOBAV) ile birlikte “Kamu Personeli Kanun Taslağı” üzerinde çalışmalar üretmiş 2006 yılında bir rapor düzenleyerek Cumhurbaşkanlığı’na  iletmiştir.

Birlik, parlamentoda yapılmakta olan yasalaştırma çalışmaları hakkında görüş ve raporlarını bildirmiş, hazırlamış olduğu bu çalışmalara diğer kuruluşlar da imza atmışlardır.

Birlik, devlet tiyatrolarında telif haklarının doğru ve günün koşullarına uygun biçimde işlemesi, maddi ve manevi hakların takibi ve tiyatro bölümü mezunu konuk sanatçıların yevmiyelerinin arttırılması için girişimlerde bulunmuştur. Birlik, Kültür Sanat Sen, TOBAV, Işık Der ve Teknik Der ile birlikte Devlet Tiyatroları Tüzük Taslağının hazırlanması konusunda çalışmış, tamamlanan taslak Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne sunulmuştur.

TOMEB, Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları İhtisas Mahkemeleri tarafından resmi muhatap kabul edilmekte ve gerektiğinde konusunda bilirkişi olarak atanmaktadır.

TOMEB (Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği)
Kuruluş Tarihi : 21.01.2004
Adresi : Esat Cad. No: 66/5 Küçükesat/ANKARA
Telefon: 0 312 427 8588
Faks: 0 312 427 8909

İmla Kılavuzu’nun tüm okul ve iş yerlerinde kullanılması hakkında genelge

0
İmla Kılavuzu'nun tüm okul ve iş yerlerinde kullanılması hakkında genelge

İmla Kılavuzu’nun tüm okul ve iş yerlerinde kullanılması hakkında genelge, Başbakanlık tarafından “Yazıların imlâ Kılavuzuna uygun olarak yazılması” başlıklı tamim olarak 22 Ocak 1942’de deruhte edilmiş ve Resmi Gazetenin 2 Şubat J942 tarihli sayısında yadımlanmıştır. 

Başvekâletten:
Tarihi : 22/1/1942
Sayı: 6-142/367
ÖZÜ : Yazıların «îmlâ Kılavuzu»na uygun olarak yazılması h.


8. sonteşrin 1928 tarihli ve 1353 sayılı kanun ile kabul edilmiş olan Türk harflerile yazıda imlâ birliğini yeniden sağlamak ve 1929 da basılmış olan imlâ lügatinin ikinci basımı sayılmak üzere Türk Dil Kurumu tarafından bir çok anketler ve incelemeler sonunda hazırlanıp bastırılmış olan (imlâ kılavuzu)nun bir nüshası ilişik olarak sunulmuştur. Bir dilin imlâsında birlik bulunması, yazısının okunup yazılmasında her türlü kargaşalığı ortadan kaldıracak en esaslı bir bor ç olduğuna göre bu kılavuzda gösterilen kaideler ve örnekler dairesindeki yazılışın doğru imlâ olarak kabul ile bütün okullarda ve Devlet dairelerinde yazıların buna uygun olarak yazılmasına ve basımlarda da bu imlâya riavet edilmesine önem verilmesini ehemmiyetle rica eder. Bu vesile ile de saygılarımı sunarım.

Yaya Hakları Bildirgesi

0

Yaya Hakları Bildirgesi, İnsan Hakları Derneği Çevre Komisyonu tarafından 1990 yılında hazırlanmıştır.

YAYA HAKLARI BİLDİRGESİ

Biz yayalar, kent nüfusunun büyük çoğunluğunu meydana getiren ve toplumun her kesiminden gelen bir kitleyiz. Bebekler, çocuklar, çocuklular, hamileler, yaşlılar dahil, her yaştan insandan, çeşitli sakatlıkları olanlardan, herhangi bir biçimde yük taşıyanlardan oluşan bir topluluğuz.

İNSANA VE ÇEVREYE DOST ULAŞIMI

Yayalık, diğer insanlara ve çevreye hiçbir zarar vermeyen, insanın kendi sağlığına da katkıda bulunan bir ulaşım biçimidir. İnsanın kendi enerjisi dışında kaynak tüketmediği için havayı kirletmemesi, park ederek alan işgal etmemesi ve diğer yayalara zarar verme riskinin sıfır olması, çevresine dost bu ulaşım biçiminin ayırt edici nitelikleridir. Ayrıca toplumsal ilişkiyi de kolaylaştırma ve sıklaştırma olanakları sunmaktadır.

Bu esnek ve insancıl ulaşımı seçen bizler, ne yazık ki, kentlerde korumasız durumdayız ve son yıllarda, giderek daha fazla zarara uğratılmakta, köşeye kıstırılmaktayız.

YÜRÜMÜYORUZ SÜZÜLÜYORUZ

Motorlu araç sayısının her gün hızla artması ve bu artışla oranlı gelişmeyen altyapı, bir yandan motorlu araç trafiğini kilitlenme noktasına getirirken, diğer yandan, yaya haklarına tecavüzü olağanüstü ve dayanılmaz boyutlara ulaştırdı.

Yayaların, motorlu araçlar karşısında yalnız, gasp edilmiş hakları bakımından savunmasız bırakılmaları, çok büyük bir haksızlıktır.

Bu sorunun yaratılmasında hiçbir sorumluluğumuz olmadığı halde, ortaya çıkan durumdan ötürü anında ve fiilen cezalandırılıyoruz, haklarımız kısıtlanıyor.

Kentlerin yaya kaldırımlarında, özellikle kent merkezlerinde ve akşamları mahalle içlerinde artık yürüyemiyor, araçların ve engellerin arasından adeta süzülüyoruz.

ÇÖZÜMSÜZLÜK SARMALI

Trafik kördüğümüne getirilen çözümler, hep motorlu araç trafiğini rahatlatmaya yönelik oldu. Oysa bu çözümlerin hepsi, sorunu ortadan kaldıracağına daha da çözümsüzleştiriyor.

Yapılması gereken, motorlu araç yerine alternatif ulaşım sistemlerini ele alan ve yayaları gözeten önerilerin kamuoyunda tartışılması ve gerçekleştirilmesidir.

Biz yayalar,

Bu eşitsiz ve haksız durumu neredeyse kanıksadık; yayalık haklarımızı talep etmeyi ve korumayı unuttuk.

Yaya Hakları Bildirgesi’ni

Yayalık haklarımızı hatırlamak, hatırlatmak, gündeme getirmek, savunmayı kolaylaştırmak ve genişletmek amacıyla, yurttaşların bu konudaki inisiyatiflerinin gelişimine katkıda bulunmak üzere hazırladık.

Daha adil ve eşitlikçi bir yapıda, kentsel ekolojiye olumlu katkılarımızla, yayalar olarak haklarımızı elde edeceğimize inanıyoruz.

Bu Bildirge ile,

Yaya haklarının tanımlanması, sahiplenilmesi, fiilen tanınması ve uygulanması için somut bir çerçeve ilan edilmektedir.

YAYA KALDIRIMLARI YAYALARINDIR

Bu nedenle;

• Bütün yerleşim merkezlerinde, örgün ve yaygın yaya kaldırımı ağının bulunması, en temel yaya hakkıdır.

• Bütün yerleşim alanlarında yaya kaldırımlarının yapımı zorunludur.

• Araçlar, yaya kaldırımına park edemez.

• Kaldırımlar üzerindeki bütün fiziki ve toplumsal engeller, serbest yürüyüşü aksatmayacak biçimde düzenlenir.

• Yayaların egzoz gazlarıyla zehirlenmemesi, gürültüyle rahatsız olmaması, üzerlerine çamur, toz ve benzerlerinin sıçratılmaması için önlemler alınır.

KENT MERKEZİ YAYA BÖLGELERİNİNDİR

Bu nedenle;

• Toplu taşım dışındaki araçlar, merkeze girmekten özenle kaçınır.

• Yaya bölgeleri, giderek bütün merkezi kapsayacak biçimde genişletilir.

• Yaya bölgeleri, her türlü motorlu araçtan, kesinlikle arındırılır.

• Yayalar, bu bölgeleri, kentsel etkileşim, kültürel etkinlik ve alış-veriş için özgür bir biçimde kullanırlar.

YAYA GEÇİTLERİNDE ÜSTÜNLÜK, MUTLAK OLARAK YAYALARINDIR

Bu nedenle;

• Yayaların gereksindiği kadar sık, yaya geçidi sağlanır.

• Yaya geçitleri işaretlenir ve buraları, hiçbir biçimde, araçlar tarafından işgal edilemez. Yayalar için yeşil ışık süresi, gerekli yürüme süresine göre ayarlanır.

• Zemin katı yayalarındır. Genel kural olarak, yayalar, üst ve alt geçitlere zorlanamaz.

HERKESİN, İSTEDİĞİ YERE, YAYA YOLLARINDAN GİTME HAKKI VARDIR

Bu nedenle,

• Kentlerde, motorlu trafik altyapısından tamamen ayrı, sırf yayalar için, özel yollar yapılır.

• Her çocuğun, okula, yaya yolundan güvenlik içinde gitmesi sağlanır.

• Kent yönetimi, yaya yolunu hizmet ve tesislerle donatır.

• Yaya yoluna paralel, bisiklet yolları yapılır.

• Yaya ve bisikletli ulaşımı, kitle haberleşmesi ile ve diğer özendiricilerle desteklenir.

KENT YAŞAMININ GERÇEK SAHİPLERİ YAYALARDIR

Bu nedenle;

• Yayalık, insanlar arası etkileşimi artırıp kentsel kültüre katkıda bulunduğu için, desteklenir ve özendirilir.

• Yayalar, yerel yönetimlerle birlikte, yayalık haklarını savunabilecek, şikayetlerini iletecek bir örgütlenme geliştirir.

• Trafikle ilgili kararlar ve polisler, yayaların haklarını da gözetir ve korurlar.

• Yaya altyapısının, gece-gündüz bakımını, temiz ve aydınlık tutulmasını, onarılmasını, bitki ve ağaçlarla görsel çekiciliğinin sağlanmasını, yayaların katkılarıyla, yerel yönetimler yapar.

Ve yayalar,

• Kaldırımlar, yaya bölgeleri, yaya yolları, yaya geçitleriyle ilgili kararların alınmasına katılmak hakkına sahiptir.

Bruno Kreisky

0
Bruno Kreisky
Hukukçu ve Avusturya Şansölyesi Bruno Kreisky 22 Ocak 1911’de dünyaya geldi. (Ölümü: 29 Temmuz 1990) Viyana Üniversitesi‘nde hukuk, siyaset ve iktisat öğrenimi gördü. Aynı üniversitede doktora çalışmasını tamamladı. Öğrenciliği sırasında sosyalist harekete katıldı. 1936’da siyasi etkinliklerinden dolayı tutuklanarak kısa bir süre hapis yattı. Gazetecilik ve ticaretle uğraştı. 1946-1950 yılları arasında Stokholm‘deki Avusturya Elçiliğinde çalıştı. Daha sonra Viyana‘ya dönerek Dışişleri Bakanlığında görev aldı. 1956’da ilk kez parlamentoya seçildi. 1959’da SPÖ’nün başkan yardımcılığına getirildi ve Dışişleri Bakanı oldu. Orta Doğu sorununda Filistinlilerden yana tavır aldı. 21 Nisan 1970 – 24 Mayıs 1983 arasında şansölye olarak görev yaptı. 1987 yılına dek SPÖ’nün onursal başkanlığını sürdürdü. 29 Temmuz 1990’da Viyana’da yaşamını yitirdi. 

22 Ocak – Hukuk Takvimi

0
22 Ocak Hukuk Takvimi; geçmişten günümüze hukuk tarihine ışık tutan önemli olaylar, yasal düzenlemeler, tarihte bugün ilan edilen bildirgeler, uluslararası sözleşmeler ve diplomatik adımların kronolojik dizini. bu gün doğan ve vefat eden hukukçular, görülen önemli davalar, alınan kararlar, yapılan tutuklamalar, infazlar ve hukuk dünyasını etkileyen eylemler. Tarihte bugün hukuk alanında yaşanan gelişmeler, takip ederek kolektif hukuki hafızanızı güçlendirin.
22 Ocak – Hukuk Takvimi
1263 Arap bilgin Takıyyüddin ibn Teymiyye doğdu. (Ölümü: 26 Eylül 1328) Arap dili grameri, Arap tarihi, Felsefe ve mantık ilimleriyle ilgilendi. İbn-i Teymiye fakih (hukuk âlimi) ve muhaddis (hadis âlimi) kişiliğinin yanı sıra akaid konularında da çeşitli söylemlerde bulundu. İslâm hukuku (fıkıh), hadis ilmi ve siyasî düşünce başta olmak üzere birçok konuda uzmanlaştı. Dört Sünni İmam’ın görüşlerinin dışında kalan özgün düşünce ve görüşlere sahipti. Boşanmanın yemin olarak kullanılmasını doğru bulmamış, çoğunlukla bu yemini eden kişinin eşini boşamak gibi bir niyeti olmadığını belirtmiş ve bu nedenle boşanmanın yemin konusu yapılmasının boşanmaya yol açmayacağını iddia etmiştir.
1561 İngiliz hukukçu, filozof, bilim insanı, avukat ve devlet adamı Francis Bacon dünyaya geldi. (Ölümü: 9 Nisan 1626)

Francis Bacon

1891 İtalyan düşünür, siyasetçi ve sosyalist kuramcı Antonio Gramsci doğdu. (Ölümü: 27 Nisan 1937)

Antonio Gramsci ile ilgili 1937 tarihli gazete haberi
1911 Hukukçu ve Avusturya Şansölyesi Bruno Kreisky 22 Ocak 1911’de dünyaya geldi. (Ölümü: 29 Temmuz 1990) Viyana Üniversitesi‘nde hukuk, siyaset ve iktisat öğrenimi gördü. Aynı üniversitede doktora çalışmasını tamamladı. 

Bruno Kreisky
1922 Danimarkalı yazar, öğretmen ve pasifist siyasetçi Fredrik Bajer yaşamını yitirdi. (Doğumu: 21 Nisan 1837 ) Bir papazın oğlu olarak dünyaya geldi. Danimarka ordusunda subay olarak görev aldı. 1864’te Prusya ve Avusturya karşısında savaştı ve üsteğmenliğe terfi etti. 1865’de terhis edildi Kopenhag’a taşındı ve orada öğretmen, yazar ve çevirmen olarak çalıştı. 1872 yılında Danimarka Parlamentosuna girdi ve 23 yıl görev yaptı. Parlamento üyesi olarak, uluslararası çatışmaları çözmede uluslararası tahkimin kullanımı için çalıştı. Birçok barış örgütünü destekledi. Hem Danimarka içinde hem Avrupa çapında tahkim anlaşmalarına ulaşmak için bir yasa tasarısının geçişini sağladı. Çabalarından ötürü 1908 yılında Nobel Barış Ödülü’nü kazandı.

Fredrik Bajer
1930 Gazi ve Türklük aleyhine yayın yapmaktan dolayı 22 Ocak 1930’da Resimli Ay dergisi aleyhine dava açıldı.

Resimli Ay Dergisi sorumluları mahkemede

1942 İmla Kılavuzu’nun tüm okul ve iş yerlerinde kullanılması hakkında genelge yayımlandı.
1953 Türkiye Milliyetçiler Derneği 22 Ocak 1953’te kapatıldı.
1959 İzmir Toplu Basın MahkemesiDemokrat İzmir gazetesi Yazı İşleri Müdürü Şeref Bakşık’a 15 gün, gazetenin sahibi Adnan Düvenci’ye ise, 1 yıl mahkumiyet cezası verdi.
1959 Kadın avukatlar, Refik Erduran’a “Bir Kilo Namus” adlı yapıtı nedeniyle açtıkları davadan vazgeçtiler.
1965 Yeni Seçim Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. Yeni Seçim Kanunu milli bakiye sistemini ve birleşik oy pusulası kullanımını öngörüyordu.
1969 ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü’nün Komer’in aracının yakılması ve sonrasına ilişkin yayınladığı “Türk Halkına Mektup” başlıklı bildirisi toplatıldı. Büyükelçi Komer’in aracını yakma eyleminden dolayı isimleri tespit edilen 18 öğrenciden 7’si hakkında 9 Ocak’ta gıyabi tutuklama kararı çıkarılmıştı.

Türk Halkına Mektup
1972 Brüksel Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre Birleşik Krallık, İrlanda, Danimarka ve Norveç’in 1 Ocak 1973’ten itibaren Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) üye olması kabul edildi.
1973 12 Mart dönemi başbakanlarından Nihat Erim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıçlığına aday oldu. Çok tepki görünce adaylıktan çekildi.

1971 darbesinden sonra hükumeti kuran Başbakan Nihat Erim
1981 İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığınca gözaltına alınan Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu (MİSK) yöneticilerinin tümü serbest bırakıldı.
1982 Şilili hukukçu ve  siyasetçi Eduardo Frei Montalva yaşamını yitirdi. (Doğumu: 16 Ocak 1911) Universidad Católica Hukuk Okulu’ndan mezun oldu. Siyasi kariyerine Muhafazakar Parti’de başladı. 1945’te Bayındırlık Bakanı oldu. 1949’da Frei, Atacama ve Coquimbo için senatör seçildi. 1954’te BM, tarafından Rio de Janeiro’da düzenlenen Şansölyeler Konferansı’nın raporunu hazırlamaktan sorumlu Komisyon Başkanı olarak atandı. 1960 ve 1962 yılları arasında Columbia Üniversitesinde Latin Amerika’daki sorunlar üzerine ders verdi. 1962’de Notre Dame Üniversitesinde Latin Amerika ülkelerinin gelişimi ve entegrasyonu konusunda konferanslar verdi. 3 Kasım 1964 – 3 Kasım 1970 tarihleri arasında Şili’nin 27. başkanı olarak görev yaptı. Eski başkanın doktorları, şoförü, bir ordu subayı ve eski bir istihbarat ajanı, 71 yaşındaki Frei’yi 1982’de bir Santiago kliniğinde zehirlemekten Ocak 2019’da üç ila 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Karar daha sonra temyiz aşamasında yeterli kanıt olmaması nedeniyle bozuldu.
1987 Türkiye-Yunanistan Uyum Antlaşması, 22 Ocak 1987’de Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) adına parafe edildi.
2000 Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, DYP Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu’nun ölümü ile ilgili davada, MHP Milletvekili Cahit Tekelioğlu’nu 2 yıl 9 ay 10 gün ağır hapse mahkum etti. MHP Milletvekili Mehmet Kundakçı’nın ise beraatine karar verildi.
2006 Orhan Pamuk’a TCK 301 uyarınca “Türklüğe hakaret” iddiasıyla açılan dava düştü. Dava için Adalet Bakanlığı’nın “yargılama izni” vermesi gerektiğine hükmeden mahkeme, “izin yetkimiz yok” yanıtını alınca davayı düşürdü.

Orhan Pamuk
2008 Ümraniye’de ele geçirilen el bombalarıyla ilgili soruşturmada emekli Tuğgeneral Veli Küçük, avukat Kemal Kerinçsiz, gazeteci Güler Kömürcü, Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sözcüsü Sevgi Erenerol, Susurluk davası hükümlüsü Sami Hoştan’ın da aralarında bulunduğu 33 kişi gözaltına alındı.
2009 Hukukçu ve siyasetçi İsmail Hakkı Birler yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1927) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Savcılık, hakimlik ve serbest avukatlık yaptı. 3. ve 4. dönem Tokat Milletvekili olarak meclise girdi. CHP-MSP Koalisyon Hükümeti’nde Devlet Bakanı oldu. Daha sonra Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı.
2012 Fransız hukukçu, siyasetçi ve direnişçi Pierre Sudreau yaşamını yitirdi. (Doğumu: 13 Mayıs 1919 ) Hür Siyasal Bilgiler Okulu’nda hukuk ve edebiyat eğitimini tamamladı. 1945’te İçişleri Bakanlığı’nda bir takım görevler yürüttü. 1947 yılında Ulusal Polis Müdürlüğü Genel İşler ve İdare Müdürü oldu. 1949’da ise İçişleri Bakanlığı Mali Hizmetler Müdürlüğü görevine atandı. 1951-1955 yılları arasında Loir-et-Cher valisi oldu ve 32 yaşında en genç Fransız vali unvanını aldı. 1955’te Paris Bölgesi Şehircilik ve Yapı Komiseri olarak atandı ve 1958 yılına dek bu görevde kaldı. Charles de Gaulle’ün son başbakanlığı döneminde Yapı Bakanı oldu. 1959’da Charles de Gaulle’ün cumhurbaşkanı olması ardından Başbakan Michel Debré‘nin hükümetinde de yer aldı. 1. Georges Pompidou Hükümeti‘nde Milli Eğitim Bakanı olarak görev yaptı.
2016 Hukukçu ve siyasetçi Osman Şahinoğlu yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1927) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Serbest Avukatlık, Çiftçilik, Terme, Hazine ve Belediye Avukatlığı, Terme Ortaokulu Tarih Öğretmenliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi 1. (XII) ve 2. (XIII) Dönem Samsun Milletvekilliği yaptı.
2014 EMEP, Adana’da durdurulan MİT tırlarında arama yapılmasını engelleyen AKP ve MİT yetkilileri hakkında yargıya başvurdu.
2022
  • Prof. Dr. Uğur Alacakaptan yaşamını yitirdi. 
  • Cumhurbaşkanına hakaret suçundan tutuklanma talebiyle İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen gazeteci Sedef Kabaş “kaçma ve saklanma ihtimalinin yüksek” olması gerekçe gösterilerek tutuklandı. Kabaş, ilk duruşmada “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı ve tahliye edildi.

22 Ocak- Hukuk Takvimi

Avrupa Konseyi Şartlı Tahliye Hakkında Tavsiye Kararı

0
Avrupa Konseyi Şartlı Tahliye Hakkında Sayılı Tavsiye Kararı

Avrupa Konseyi Şartlı Tahliye Hakkında Tavsiye Kararı, 24 Eylül 2003 tarihinde kabul ve ilan edilmiştir.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Yönelik 22 No’lu Tavsiyesi (2003) (Rec(2003)22 – Recommendation of the Committee of Ministers to member states on conditional release (parole) (Adopted by the Committee of Ministers on 24 September 2003 at the 853rd meeting of the Ministers’ Deputies) Bakanlar Delegelerinin 853. toplantısında, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından onaylanmıştır.

Hukuki Statü: Bu bir “Tavsiye Kararı” (Recommendation) olduğu için üye devletler üzerinde doğrudan bağlayıcı bir sözleşme (Treaty) değildir; ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında “yaşayan hukuk” olarak dikkate alınmakta ve devletlerin infaz yasalarını bu standartlara uydurması beklenmektedir.

Tavsiye Kararı, modern ceza infaz hukukunda “Şartlı Tahliye” (Conditional Release) müessesesine ilişkin en temel uluslararası belgelerden biri olarak kabul edilmektedir. Karar şartlı tahliyeyi sadece bir “lütuf” değil, hükümlünün topluma kazandırılması için gerekli bir “hak ve süreç” olarak tanımlamaktadır.

Bu tavsiye kararı, üye devletlerin iç hukuklarında şartlı tahliye sistemlerini yapılandırırken uymaları gereken temel ilkeleri belirlemektedir. Kararın öne çıkan bazı temel prensipleri şunlardır:

  • Şartlı Tahliyenin Amacı: Şartlı tahliyenin temel amacı, hükümlünün topluma yeniden kazandırılmasını (reintegrasyon) sağlamak ve suç işleme riskini azaltmaktır. Bu süreç, sadece cezaevindeki kalabalığı önlemek için bir araç olarak görülmemelidir.
  • Erişilebilirlik: Kanunen belirlenmiş kriterleri yerine getiren tüm hükümlülerin (müebbet hapis cezası alanlar dahil) şartlı tahliyeden yararlanma hakkı olmalıdır.
  • Bireyselleştirme: Tahliye kararı verilirken hükümlünün kişisel gelişimi, cezaevindeki tutumu ve dışarıdaki destek mekanizmaları bireysel olarak değerlendirilmelidir.
  • Hukuki Güvenceler: Şartlı tahliye süreci şeffaf olmalı, hükümlüye karara karşı itiraz etme ve yargısal denetim yollarına başvurma hakkı tanınmalıdır.
  • Destek ve Denetim: Şartlı tahliye edilen bireylerin topluma uyum sağlaması için gerekli sosyal ve psikolojik destek mekanizmaları (denetimli serbestlik gibi) kurulmalıdır.

Bu belge, Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlandığı için Türk infaz hukuku reformları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları açısından da önemli bir referans noktası teşkil etmektedir. Özellikle “umut hakkı” (right to hope) bağlamında müebbet hapis cezalarının gözden geçirilmesi tartışmalarında sıkça bu tavsiye kararına atıf yapılmaktadır.

Recommendation No. 22 of the Committee of Ministers to the Member States on the Council of Ministers of the Council of Europe on Member States (2003) 22

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Şartlı Tahliye Hakkında Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere (2003) 22 Sayılı Tavsiye Karar
(Bakan Delegelerinin 853 üncü Toplantısında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından 24.10.2003 tarihinde kabul edilmiştir)
Avrupa Konseyi Statüsü’nün 15.b Maddesi uyarınca. Bakanlar Komitesi,
Bu alandaki uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi için hapis cezalarının infazına ilişkin ortak ilkeler saptamanın Avrupa Konseyi üyesi devletlerin çıkarına olduğunu dikkate alarak;
Şartlı tahliyenin, mahkumun toplumla planlı, yardımlı ve gözetimli bütünleşmesini sağlayarak, yeniden suç işlemeyi önlemede ve topluma yeniden katılmayı desteklemede en etkili ve yapıcı araçlardan birisi olduğunu kabul ederek;
Şartlı tahliyenin, kişisel şartlarla uyumlulaştırılmış ve adalet ve hak tanıma ilkelerine uyacak şekilde kullanılması gerektiğini göz önünde bulundurarak;
Hapsetmenin mali açıdan topluma ağır bir yük getirdiğini ve yapılan araştırmalara göre olumsuz etkileri olduğu ve suçluları rehabilite etmekte başarısız kaldığı olgusunu dikkate alarak;
Dolayısıyla, hapis cezalarının süresinin mümkün olduğunca kısaltılması ve cezanın tamamı çekilmeden şartla tahliye etmenin bu amaca yönelik önemli bir araç olduğunu dikkate alarak;
Şartlı tahliye tedbirlerinin, siyasi liderler, idareciler, hakimler, savcılar, avukatlar ve toplum tarafından verilecek desteği gerektirdiğini ve bu nedenle, hapis cezalarının adapte edilmesine ilişkin ayrıntılı bir açıklamaya ihtiyaç duyulduğunu kabul ederek;
Şartlı tahliyeye ilişkin mevzuat ve uygulamanın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve söz konusu sözleşmenin uygulanmasıyla yetkili organların içtihat kararları doğrultusunda, insan haklarını güvence altına almayı öncelikli amaç edinen, hukukun üstünlüğüne bağlı demokratik ülkelerin temel ilkeleri ile uyumlu olması gerektiğini göz önünde tutarak:
Şartla Mahkum Edilmiş veya Şartla Tahliye Edilmiş Suçluların Gözetimi Hakkında Avrupa Sözleşmesini (ETS No. 51) hatırlatarak;
-Cezanın tecili. Denetimli Serbestlik ve hapsedilmeye diğer alternatifler hakkında (65) 1 Sayılı Kararın;
-Şartla mahkum edilmiş veya şartla tahliye edilmiş suçluların gözetimine ve bakımına yönelik tedbirlerin uygulamadaki organizasyonuna ilişkin (70) I Sayılı Kararın;
-Uzun süreli mahkumların iyileştirilmesine ilişkin (76) 2 Sayılı Kararın; Hapsedilmeye alternatif ceza tedbirleri hakkında (76) 10 Sayılı Kararın;
-Cezaevi iznine dair (82) 16 Sayılı Tavsiye Kararının;
-Avrupa Cezaevi Kuralları hakkında (87) 3 Sayılı Tavsiye Kararının;
-Cezaevinde eğitim hakkında (89) 12 Sayılı Tavsiye Kararının;
-Kamusal cezalar ve tedbirler hakkında Avrupa kurallarına ilişkin (92) Sayılı Tavsiye Kararının;
-Cezalandırmada tutarlılık hakkında (92) 17 Sayılı Tavsiye Kararının;
-Ceza ve tedbirlerin uygulanmasıyla görevli personel hakkında (97)12 Sayılı Tavsiye Kararının;-Cezaevinde aşırı kalabalıklaşma ve cezaevi mevcudunda artışa dair (99)22 Sayılı Tavsiye Kararının;
-Kamusal cezalar ve tedbirler hakkında Avrupa Kurallarının uygulanmasının geliştirilmesine ilişkin Rec (2000) 22 Sayılı Tavsiye Kararının, önemini hatırlatarak, üye devletlere:

1.eğer mevzuatlarında yer almıyorsa şartlı tahliyeyi getirmelerini;
2.bu tavsiye kararının ekinde yer alan ilkelerin, şartlı tahliyeye ilişkin mevzuat, politika ve
3.bu tavsiye kararı ile buna eşlik eden açıklayıcı bilgi notunun memorandumun mümkün olduğunca geniş bir çevreye iletilmesini sağlamalarını
tavsiye eder.

R(2003) 22 Sayılı Tavsiye Kararına Ek
I. Şartlı tahliyenin tanımı

1.Bu tavsiye kararının amaçları açısından şartlı tahliye, kişiselleştirilmiş tahliye sonrası şartlar altında hüküm giymiş mahkumların erken tahliye edilmesidir.

2.Şartlı tahliye kamusal bir tedbirdir. Şartlı tahliyenin hukuken tanınmasına ve bireysel durumlara uygulanmasına, kamusal cezalar ve tedbirler hakkında Avrupa kurallarına ilişkin (92) 16 Sayılı Tavsiye Kararı ile kamusal cezalar ve tedbirler hakkında Avrupa kurallarının uygulanmasının geliştirilmesine ilişkin Rec(2000) 22 Sayılı Tavsiye Kararında yer verilmiştir.

II. Genel ilkeler

3.Şartlı tahliye, tahliye sonrası şartlar ve gözetim aracılığıyla mahkumların cezaevi yaşamından toplum içinde yasalara uygun bir yaşama geçişlerine yardımcı olmayı amaçlamalı ve kamu güvenliğini sağlamaya ve toplumda suçluluğu azaltmaya katkıda bulunmalıdır.

4.a. Hapsedilmenin zararlı etkilerini azaltmak ve dış toplumun güvenliğini güvence altına almayı amaçlayan koşullar altında mahkumların topluma yeniden katılmalarını desteklemek için ömür boyu hapse mahkum olanlar dahil tüm mahkumlar, kanunen şartlı tahliyeden yararlanabilmelidirler.

4.b. Hapis cezası sürelerinin şartlı tahliyeye elvermeyecek kadar kısa olması durumunda, bu amaçları gerçekleştirmede başka yollar aranmalıdır.

5. Mahkumlar cezalarını çekmeye başladıklarında, ya asgari süreyi doldurarak ne zaman şartlı tahliyeden yararlanabileceklerini (bu süre mutlak zaman olarak ve/veya cezanın oranına göre belirlenir) ve şartlı tahliyeden yararlanabilmek için gerekli olan kriterleri(“takdire bağlı tahliye sistemi”) ya da mutlak zaman olarak ve/veya cezanın oranına göre belirlenen sabit bir süreyi doldurarak (“zorunlu tahliye sistemi”) ne zaman tahliyeden yararlanma hakkına sahip
olduklarını bilmelidir.

6.Asgari veya sabit süre, şartlı tahliye ile amaçlananların gerçekleştirilmesini engelleyecek kadar uzun olmamalıdır.

7.Sonucu olumsuz olan kişiselleştirilmiş değerlendirmenin, şartlı tahliye tarihinde çok küçük bir değişiklik yapacağı cezalarda, zorunlu tahliye sistemi uygulanarak tasarruf edilecek kaynaklar göz önünde bulundurulmalıdır.

8.Şartla tahliye edilen mahkumların yeniden suç işleme riskini azaltmak amacıyla, mahkumlar, aşağıda belirtilen kişiselleştirilmiş şartlara tabi tutulabilmelidir:

-tazminat ödemek veya mağdurun zararının karşılamak;
-suçun işlenmesi ile açıkça bağlantılı olan uyuşturucu veya alkol kullanımı ya da tedavi edilebilen başka rahatsızlıklar için tedaviye tabi tutulmak;
-çalışmak ya da örneğin eğitim veya mesleki eğitim gibi, onaylanmış diğer meşguliyet faaliyetlerine katılmak;
-kişisel gelişim programlarına katılmak;
-bazı yerlerde ikamet etmekten ya da bu yerleri ziyaret etmekten men edilmek.

9. İlke olarak şartlı tahliyeye, yardım ve denetim tedbirlerini içeren gözetim de eşlik etmelidir. Gözetimin niteliği, süresi ve yoğunluğu her bireysel duruma göre uyarlanmalıdır. Şartlı tahliye süresi boyunca düzeltmeler yapılabilmelidir.

10.Şartlar ve gözetim tedbirlerinin geçerli olacağı süre, cezanın henüz çekilmemiş kısmı ile orantısız olmayacak şekilde düzenlenmelidir.

11.Süresi belirsiz olan şartlar ve gözetim tedbirleri, ancak, toplumun korunmanı için kati suretle gerekliyse ve Rec(2000) 22 Sayılı Tavsiye Kararında gözden geçirilmiş haliyle, kamusal ceza ve tedbirler hakkında Avrupa Kuralları’nın 5. Maddesinde yer alan güvenceler doğrultusunda ise uygulanmalıdır.

III. Şartlı tahliyeye hazırlık

12. Şartlı tahliyeye hazırlık, cezaevinde çalışan personel ile tahliye sonrası gözetimden sorumlu personelin yakın işbirliği ile yürütülmeli ve asgari ya da sabit sürenin bitiminden önce sonuçlandırılmalıdır.

13.Cezaevi hizmetleri, mahkumların uygun tahliye öncesi programlar ile kendilerini toplum yaşamına hazırlayan eğitim ve mesleki eğitim kurslarına katılmalarını teşvik etmelidir. Mahkumları topluma yeniden katılmaya hazırlamak amacıyla, cezaların infazında mümkün olduğunca yarı özgürlük, açık rejimler ya da geçici yerleşmeler gibi belirli yöntemler kullanılmalıdır.

14. Şartlı tahliyeye hazırlama, mahkumların aileleri ve yakın akrabaları ile olan ilerini sürdürme veya yeniden kurma olasılığı ile tahliye olmuş mahkumların ima uyum sağlamalarında yardımcı olabilecek servisler, örgütlenmeler ve gönüllü kuruluşlarla olan ilişkilerin desteklenmesini de kapsamalıdır. Bu amaçla, farklı cezaevi izinleri verilmelidir.

15.Tahliye sonrası uygun şartların ve gözetim tedbirlerinin erken bir zamanda göz önünde bulundurulması teşvik edilmelidir. Mahkumlara, olası şartlar, sağlanabilecek yardım, denetimin gerektirdikleri ve başarısızlığın olası sonuçları özenle anlatılmalı ve birlikte tartışılmalıdır.

IV. Şartlı Tahliyeden Yararlandırma
Takdire bağlı tahliye sistemi

16.Mahkumların şartlı tahliyeden yararlanabilmek için çekmeleri gereken asgari süre hukuken tespit edilmelidir.

17.İlgili makamlar, mahkum asgari süreyi çeker çekmez şartlı tahliye kararının alınması için gerekli prosedürü başlatmalıdır.

18.Mahkumların şartla tahliye edilebilmek için sahip olmaları gereken kriterler açık ve kesin bir ifadeyle belirtilmelidir. Ayrıca, mahkumların kişilikleri ile toplumsal ve ekonomik koşullarının yanı sıra yeniden yerleştirme programlarının uygunluğunu da göz önünde bulundurmak anlamında gerçekçi olmalıdır.

19.Tahliye sonrasında çalışma olanağının bulunmayışı, şartlı tahliyenin reddedilmesi ya da ertelenmesi için gerekçe teşkil etmemelidir. Başka işler bulabilmek için çaba gösterilmelidir.

Düzenli bir ikametgahın olmayışı da şartlı tahliyeyi reddetme ya da erteleme için bir gerekçe olamaz ve bu tür durumlarda geçici yerleştirme ayarlanmalıdır.
20.Şartla tahliye etme kriterleri, yasalara uyan vatandaş olmak için gereken asgari şartları yerine getiren tüm mahkumları şartlı tahliyeden yararlandıracak şekilde uygulanmalıdır.

Mahkumun kriterleri sağlamadığını göstermek yetkililerin sorumluluğundadır.

21.Şayet karar vermekle yetkili merci şartlı tahliye kararı vermezse, konuyu tekrar değerlendirmek üzere bir tarih saptamalıdır. Her durumda mahkumlar, durumları kendi lehlerine kayda değer bir şekilde değişir değişmez, karar vermekle yetkili merciye yeniden başvurabilmelidirler.

Zorunlu Tahliye Sistemi

22.Mahkumların tahliye edilebilmek için geçirmeleri gereken süre kanunla belirlenmelidir.

23.Tahliyenin ertelenmesi, ancak kanunda öngörülen istisnai hallerde mümkün olabilir.

24.Tahliyeyi erteleme kararında yeni bir tahliye tarihi saptanmalıdır.

V. Getirilecek Şartlar

25.Getirilecek şartlar ile gözetimin gerekip gerekmediğini değerlendirirken, karar vermekle yetkili merci, mahkumlar ve onların kişisel koşullarını bilen cezaevi personelinden gelen raporları ve sözlü beyanları kullanabilmelidir. Tahliye sonrası gözetimle ilgilenen uzmanlar veya mahkumların sosyal koşulları hakkında bilgi sahibi olan diğer kişiler de gerekli bilgiyi sağlamalıdır.

26.Karar vermekle yetkili merci, mahkumların, getirilen şartları, yapılacak yardımı, denetimin gereğini ve getirilen şartlara uyulmadığı takdirde ortaya çıkacak olası sonuçları anlamalarını sağlamalıdır.

VI. Şartlı tahliyenin uygulanması

27.Şartlı tahliyenin uygulanması ertelenecekse, tahliye olmayı bekleyen mahkumlar, mümkün olduğunca toplumda sahip olacakları şartlara en yakın şartlarda tutulmalıdır.

28.Şartlı tahliyenin ve gözetim tedbirlerinin uygulanması, kamusal ceza ve tedbirler hakkında Avrupa Kurallarının 7.8 ve 11’inci maddeleri uyarınca bir icra mercinin sorumluluğu altında olmalıdır.

29. Uygulama, kamusal ceza ve tedbirler hakkında Avrupa Kurallarının 37 ilâ 75’inci maddeleri ile ve kamusal ceza ve tedbirler hakkında Avrupa Kurallarının [uygulanmasının geliştirilmesi hakkında Rec(2000)22 Sayılı Tavsiye Kararı’nın 9 ilâ I3 üncü maddelerindeki ilgili hükümlerde öngörülen yürürlük için gerekli şartlarla uyum içinde düzenlenmeli ve ele alınmalıdır.

VII. Getirilen şartlara uymama

30 Getirilen şartların küçük boyutlu ihlalleri, tavsiye veya uyarı yoluyla icra merci tarafından ele alınır. Daha ciddi boyuttaki ihlaller, olası iptal kararını verecek olan merciye derhal bildirilmelidir. Ancak söz konusu merci, daha fazla tavsiye ya da uyarı, daha katı şartlar veya geçici süreyle iptal etmenin yeteri kadar ceza teşkil edip etmediğini göz önünde bulundurmalıdır.

3l. Genel olarak, getirilen şartlara uyulmaması durumunda, kamusal ceza ve tedbirler hakkında Avrupa kurallarının 85 inci maddesi ile söz konusu kuralların X bölümünde yer alan diğer ilgili hükümler gereğince işlem yapılmalıdır.

VIII. Usulî Güvenceler

32. Şartlı tahliyeden yararlandırma veya şartlı tahliyeyi erteleme ya da iptal etme, ayrıca şartlı tahliyeye bağlı şartlar ve tedbirler getirme veya değiştirmeye ilişkin kararlar, aşağıdaki güvencelerde dile getirilen usullere uygun olarak yasayla belirlenmiş merciler tarafından alınır:

a. Hüküm giymiş kişiler şahsen dinlenmeli ve yasalara uygun olarak yardım alabilmelidirler.
b. Karar vermekle yetkili merci, ifadeler dahil hükümlü kişilerin kendi davalarının lehine sundukları her tür öğeyi titizlikle dikkate almalıdır,
c. hükümlü kişiler dava dosyalarına erişme hakkına sahip olmalıdır,
d. kararlar temel nedenleri belirtmeli ve yazı ile bildirilmelidir.

33. Hükümlü kişiler, kararın özüne ve usulî güvencelere uyulmamasına karşı, yasayla belirlenmiş daha yüksek bağımsız ve tarafsız bir merciye şikayette bulunabilmelidirler.

34. Şartlı tahliyenin uygulanmasına ilişkin şikayet usulleri de ulaşılabilir olmalıdır.

35. Tüm şikayet usulleri, kamusal ceza ve tedbirler hakkında Avrupa kurallarının 13 ilâ 19 uncu maddelerinde belirtilen güvencelerle uyumlu olmalıdır.

36. 32 ilâ 35 inci paragraflarda yer alan hiçbir hüküm, bu bağlamda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiyle güvence altına alınan hakları sınırlayacak ya da azaltacak şekilde yorumlanamaz.

IX.Karar vermeyi geliştirmede yöntemler

37.Karar vermede yardımcı olacak diğer yöntemlerin yanı sıra güvenilir risk ve ihtiyaç değerlendirmesi araçlarının kullanımı ve geliştirilmesi teşvik edilmelidir.

38. Hukuk ve sosyal bilimler alanındaki uzmanlar ile şartla tahliye edilmiş mahkumların topluma yeniden kazandırılması ile ilgilenen herkesin katkılarıyla, karar vermekle yetkili kişiler için bilgilendirme oturumları ve/veya eğitim programları düzenlenmelidir.

39.Karar vermede makul bir tutarlılık derecesi elde etmek için gerekli adımlar atılmalıdır.

X. Şartlı tahliye hakkında bilgilendirme ve danışmanlık

40.Siyasetçiler, yargı mercileri, karar almak ve uygulamakla yetkili merciler, ilgili üniversite öğretim üyeleri ve araştırmacılar bilgilendirilmeli ve şartlı tahliyenin işleyişi ile bu alana yeni mevzuat ve uygulamanın kazandırılması hakkında kendileriyle görüşmeler yapılmalıdır.

41.Karar vermekle yetkili merciler şartlı tahliyenin başarılı ve başarısız olduğu mahkum sayısı ve başarı ya da başarısızlığın nedenleri hakkında bilgilendirilmelidir,

42.Şartlı tahliyenin kullanımı ve bunun ceza adalet sistemi içindeki rolü hakkında kamuoyunu bilgi sahibi kılmak amacıyla medya ve diğer kampanya faaliyetleri düzenlenmelidir.

Şartlı tahliye süresi içinde meydana gelen herhangi dramatik ve aleni bir başarısızlık derhal duyurulmalıdır. Bu tür olaylar medyanın ilgisini çekeceğinden, bunun yanında şartlı tahliyenin amacı ve olumlu etkileri de vurgulanmalıdır.

XI. Araştırma ve İstatistik

43.Mevcut şartlı tahliye sistemlerinin uygunluğu ve bunların daha da geliştirilmesi hakkında daha fazla bilgi edinmek amacıyla, şartlı tahliyenin temel amaçlarını gerçekleştirmede bu sistemlerin işleyişi ve etkinliklerine dair bilgi sağlamak için 1 değerlendirme yapılmalı ve istatistik toplanmalıdır.

44.Yukarıda tavsiye edilen değerlendirmelere ilaveten, şartlı tahliye sistemlerinin işleyişi hakkında araştırmalar teşvik edilmelidir. Yargı makamlarının ve karar vermekle yetkili mercilerin, icra makamlarının, mağdurların, kamunun ve mahkumların görüşleri, tutumları ve izlenimlerine bu
tür araştırmalarda yer verilmelidir, Dikkate alınması gereken diğer hususlar ise şartlı tahliyenin maliyet etkin olup madiği, yeniden suç işleme oranlarında düşüşe neden olup olmadığı, şartlı edilen mahkumların toplum yaşamına ne ölçüde tatmin edici bir uyum ve bir şartlı tahliye programı geliştirmenin getirilen ceza ve tedbirler ile cezaların infazı üzerindeki olası etkileri inceleme
konusu olmalıdır.

45.Gerekli nitelikleri haiz olma bakımından şartlı tahliyeden yararlandırılan mahkum sayısı, ilgili ceza ve suçların süresi, şartlı tahliyeden yararlandırılmadan önce çekilen ceza süresinin oranı, iptal sayıları, yeniden hüküm giyme oranları ile sabıka kaydı ve şartla tahliye edilen mahkumların
sosyo-demografik geçmişleri hakkında istatistik tutulmalıdır.

Francis Bacon

0
Francis Bacon

İngiliz hukukçu, filozof, bilim insanı, avukat ve devlet adamı Francis Bacon, 22 Ocak 1561’de, York House’da dünyaya geldi. (Ölümü: 9 Nisan 1626) Trinity College Cambridge Üniversitesi’nde, 12 yaşında iken skolastik felsefeyle tanıştı. 1576 yılından itibaren Poitiers Üniversitesi‘nde hukuk eğitimi gördü. Öğrenimini tamamladıktan sonra avukatlık yapmaya başladı. 1584’te parlamentoya seçildi. 1603’te Sir unvanı aldı, 1606’da başsavcı, 1618’de İngiltere başyargıcı oldu. 1621’de rüşvet suçuyla tutuklanıp yargılandı. Suçlu bulundu ve hapis cezasına çarptırıldı. Kısa süren hapishane yaşamından sonra siyasetten tamamen çekildi ve geri kalan hayatının felsefi çalışmalarına adadı. Siyasetten koptuktan sonra hayatının geri kalan yıllarını felsefi düşüncelerine adadı. Ötanazi kavramını günümüzdeki anlamına yakın içerikte ilk kez  Bacon kullandı. Eski İngiltere Adalet Bakanı adalet bakanı Nicholas Bacon’ın oğludur. 9 Nisan 1626’da 65 yaşında iken Highgate’de zatürre nedeniyle yaşama veda etti. Soğuğun etin bozulmasını engelleyip engellemeyeceğini (dondurarak saklama) test etmek için bir tavuğun içini karla doldururken üşütmüş ve bu yüzden hastalanarak ölmüştür.

Bacon, sadece bir siyasetçi ve hukuk adamı değil, aynı zamanda bilim ve felsefede devrim yaratan bir düşünürdür. Gözlem ve deneyime dayalı bilgi edinme yönteminin öncüsüdür. “Bacon yöntemi” olarak bilinen tümevarımsal yaklaşım, modern bilimin temelini oluşturmuştur.

Ahlâk felsefesi ve edebiyat alanındaki Denemeler(Essays) isimli eseri dünya klasikleri arasındadır. İnsanlığa nasihatler içeren ve 1597’de ilk kez basılan bu eseri, daha sonra genişletilmiş bir şekilde 1612 ve 1625’de tekrar basılmıştır. Bilimin İlerlemesi, Novum Organum(Yeni Mantık / Yeni Bilimsel Yöntem), Yeni Atlantis (The New Atlantis), Eskilerin Bilgeliği (De Sapientia Veterum), Sevgi Üstüne – Seçme Denemeler, Seçme Aforizmalar, Tahsilin İlerletilmesi(The Advancement of Learning), Antik Bilgelik/Kadimlerin Bilgeliği ve Magna Instauratio(Büyük Yeni Düzen) onun düşünce dünyasının en önemli yapı taşlarıdır.

“Bilgi Güçtür” (Scientia Potestas Est) sözünün sahibidir.

21 Ocak – Hukuk Takvimi

0
21 Ocak - Hukuk Takvimi

21 Ocak – Hukuk Takvimi – Hukuk Tarihinde Önemli Olaylar 

1580 Sultan III. Murat’ın görevlendirdiği Müneccimbaşı Takiyüddin Mehmet öncülüğünde kurulan İstanbul Rasathanesi, şeyhülislamın ‘’dinen yasak’’ diye verdiği emir üzerine yıktırıldı.
1774 Pugaçov İsyanı: Kazak isyan önderi Pugaçev, idam edildi.
1789 Alman kökenli Fransız filozof ve yazar Paul-Henri Thiry(Baron d’Holbach) yaşamını yitirdi. (8 Aralık 1723, Edesheim – 21 Ocak 1789, Paris)
1793 Fransa kralı XVI. Louis idam edildi. (Doğumu: 23 Ağustos 1754)  Louis, 1774-1792 yılları arasında Fransa krallığı yaptı. Saltanatının ilk zamanlarında Aydınlanma idealleri doğrultusunda reformlar yaptı. Köleliği ve sınıf farkını ortadan kaldırmak ve Katoliklere karşı toleransı artırmaya yönelik çalışmalarda bulundu. Tutuklandı ve halk düşmanı ilân edildi.  21 Ocak 1793’te vatana ihanet gerekçesiyle giyotine gönderildi.

1860 İsveçli avukat ve liberal politikacı Karl Albert Staaff doğdu. (Ölümü: 4 Ekim 1915) Uppsala Üniversitesi‘nde hukuk eğitimi gördü. Genel oy hakkı için İsveç hareketinde aktifti ve Liberal partinin Başbakanı olarak 1905’te erkekler için evrensel ve eşit oy hakkı getirme girişimine başkanlık etti. 1918-19 arasında kadınlar da dahil olmak üzere evrensel oy kullanmaları girişimini başardı.
1878 Avusturyalı filozof, tarihçi, gazeteci, oyuncu, kabare sanatçısı ve tiyatro eleştirmeni Egon Friedell dünyaya geldi. (d. 21 Ocak 1878, Viyana – ö. 16 Mart 1938, Viyana)  Berlin Üniversitesi’nde felsefe ve Germanistik eğitiminin ardından 1904 yılında Heidelberg Üniversitesi’nde Bir Filozof Olarak Novalis teziyle doktorasını yaptı. 1922-27 yılları arasında Max Reinhardt tiyatrosunda oyunculuk yapan Friedell, dramacı, kabareci ve tiyatro eleştirmeni yönüyle Viyana kültür çevresinin önemli şahsiyetlerinden biri oldu. Ardından sanat ve kültür tarihi üzerine serbest yazarlık yaptı, Mısır’ın ve Eski Şark’ın Kültür Tarihi kitabıyla ilgi topladı. 1938 yılında Alman birlikleri Avusturya’ya girdikten sonra intihar ettiğinde ona asıl şöhretini kazandıracak Kulturgeschichte der Neuzeit (Yeniçağın Kültür Tarihi) eserini yeni bitirmişti. Gestapo tarafından manüskriptine el konulan bu eser Friedell’in varislerinin girişimleri sonucunda kurtarılabildi ve 1949 yılında yayımlandı.
1884 Amerikalı insan hakları savunucusu Roger Nash Baldwin doğdu. (ö. 1981)
1908 New York Belediyesinin aldığı bir kararla, kadınların toplum içinde sigara içmeleri yasaklandı.
1919 İrlanda Bağımsızlık Savaşı başladı.
1921 İtalyan Komünist Partisi kuruldu.
1924 Rus hukukçu, sosyalist devrimci ve politikacı Vladimir Lenin yaşamını yitirdi. (Doğumu: 22 Nisan 1870) St. Petersburg Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim gördü. Marksizm üzerine kurulmuş politik ve ekonomik bir teori olan Leninizm‘in de kurucusudur. Lenin ve onun eserleri, 20. yüzyılda tüm dünyada sosyalist devrimlerin ve emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelelerinin yaşanmasında büyük etkiye sahip olması dolayısıyla pek çok yazar ve tarihçi tarafından dikkatle incelendi. Hakkında 2 bine yakın eser yazıldı. Dünya proletaryasının ve pek çok komünist partinin ideolojik önderi kabul edilir. Ayrıca dünyada eserleri yabancı dile en fazla tercüme edilen yedinci kişidir.
1925 Arnavutluk Cumhuriyeti ilan edildi.
1943

Varlık Vergisi ödemesinin son günüydü. Vergisini ödemeyen mükelleflerin ev ve iş yerlerindeki malları haczedildi, daha sonra da icra yoluyla satış yöntemiyle vergileri tahsil edildi.

1946 Türkiye İş Kurumu kuruldu.
1950 Ünlü 1984 ve Hayvan Çiftliği isimli kitaplarının yazarı George Orwell öldü.
1952 Bulgaristan, Türkiye’nin kendisi için saldırgan bir üs haline geldiğini ileri sürerek bir nota verdi.
1958 Lefkoşa’da taksim lehine gösteri yapan Kıbrıslı Türk gençlerine İngiliz askerleri müdahale etti, altı kişi tutuklandı.
1959 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi’ne üye ülkeler tarafından, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin uygulanmamasından kaynaklanan insan hakları ihlallerinin tespiti için 21 Ocak 1959 tarihinde kuruldu; Türkiye Cumhuriyeti 1987 tarihinden itibaren bireysel başvuru hakkını kabul etti. İç hukukun tüketilmesi şartıyla hak ihlallerini tespit eden en üst seviye mahkemedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin şu anki idari düzeni 1 Kasım 1998 yılında yürürlüğe giren AİHM İç Tüzüğünde ayrıntılarıyla belirtilmiştir. Mahkeme, Fransa’nın Strazburg  kentindedir.
1959 Ulus gazetesinin Yazı İşleri Müdürü Ülkü Arman ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu “Nalıncı Keseri” başlıklı yazısı nedeniyle birer yıl hapse mahkûm oldu, gazete bir ay süreyle kapatıldı. Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Ülkü Arman ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu birer yıl hapse mahkum oldu; gazete bir ay süreyle kapatıldı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Nalıncı Keseri” başlıklı yazısı dava konusu olmuştu.
1963 Hukukçu Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca doğdu.

1967 Kayyım Atanan Türkiye Millî Talebe Federasyonu‘nun beş yöneticisi tutuklandı.

Türkiye Millî Talebe Federasyonu‘nun beş yöneticisi tutuklandı. Sencer Güneşsoy, Baykan Kalaba, Naci Özdemir, Hüsnü Temiz, Kâzım Musa bir gün önce polis tarafından mühürlenen federasyon binasına girmek istemişlerdi. Kayyım atanıp (Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş) mühürlenen Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) binasına arka kapıdan girip yarıya kadar bayrak çeken 32 öğrenciden Sencer Güneşsoy, Baykan Kalaba, Naci Özdemir, Hüsnü Temiz, Kâzım Musa tutuklandı.

1977 Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Jimmy Carter, Vietnam savaşı sırasındaki asker kaçaklarını affetti.
 1981 Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz’ü öldürmekten sanık sağ eylemci İbrahim Çiftçi, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesince üçüncü kez ölüm cezasına çarptırıldı. Daha önceki kararlar bozulmuştu.
 1981 444 Gündür Tahran’da rehin tutulan Amerikalılar serbest bırakıldı.
1983 Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davasında İstanbul eski Belediye Başkanı Ahmet İsvan tahliye edildi.
1985
  • 1983’ten beri süren Yazarlar Sendikası davasında sanıklar beraat etti.
  • İkinci Barış Derneği Davası’nda yargılanan Aziz Nesin: “Yasaların elverdiği ölçüde yeniden Barış Derneği kurulması için çalışacağım.” dedi
1988 Milletvekili seçimlerine “bağımsız sosyalist aday” olarak katılan Sungur Savran, Müslim Özbay, Ali Fidan, Muzaffer Bal ve 6 destekçinin DGM’de yargılanmalarına devam edildi.
1996 Özgürlük ve Dayanışma Partisi Kuruldu. Parti 1993 yılında AYM kararıyla kapatıldı.
1988 Hukukçu, maliyeci, gazeteci, yazar, siyaset adamı, milletvekili Cemal Reşit Eyüboğlu yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1906, Akçaabat) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nden mezun oldu. Paris Hukuk Fakültesi’nden doktora derecesi elde etti. Maliye Müfettiş Muavinliği ve Maliye Müfettişliği yaptı. Millî Emlâk Müdürlüğü, Millî Emlâk Genel Müdürlüğü, IX. Dönem CHP Trabzon milletvekilliği ve Kurucu Meclis Trabzon temsilciliği görevlerinde bulundu. 1961’de Milli Birlik Komitesince Kurucu Meclis üyeliğine (6 Ocak 1960 – 25 Ekim 1960) seçildi. Arapça ezanın yeniden serbest bırakılması için Millet Meclisi’nde 1950’nin 16 Haziran günü yapılan görüşmeler sırasında, CHP grubu adına Partisinin ezanın Arapça okunmasına karşı çıkmayacağını açıkladı.: “Türkçe ezan, Arapça ezan mevzuu üzerinde bir politika münakaşası açmaya taraftar değiliz. Millî şuurun bu konuyu, kendiliğinden halledeceğine güvenerek Arapça ezan meselesinin ceza konusu olmaktan çıkarılmasına aleyhtar olmayacağız.” (TBMM Zabıt Ceridesi, 16.6.1950, birleşim 9, oturum 1, sayfa: 182) 1961-1967 tarihleri arasında haftalık olarak yayımlanan Yön Dergisi’nin üç kurucusu arasında yer aldı. Vatan Gazetesi’nde çalıştı, 21 Ekim 1969 – 27 Nisan 1971 tarihleri arasında haftalık Devrim Gazetesi’nin çıkmasına katkıda bulundu. Sol ve özgürlükçü görüşlerini, politik yaşamından sonra yazılarıyla savunmaya devam etti. 21 Ocak 1988’de Ankara’da yaşamını yitirdi.

Cemal Reşit Eyüboğlu

1990 Adnan Oktar ve müridi oldukları öne sürülen 66 erkek ve 68 kadın gözaltına alındı
 1997 Atatürkçü Düşünce Derneği, Başbakan Necmettin Erbakan hakkında konutta verdiği yemek daveti nedeniyle suç duyurusunda bulundu.
 2000 Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine İlişkin Lahey Sözleşmesi, 25 Ekim 1980 tarihinde imzalanan çok taraflı uluslararası sözleşmedir. Türkiye, sözleşmeyi 21 Ocak 1998 tarihine imzaladı ve 5 Şubat 2000 tarihli resmi gazetede yayınlayarak ilan etti.
2000 Konya’da bir Hizbullah toplu mezarı daha bulundu. Bir evin bodrum katında biri kadın dört ceset bulundu. Sekiz ilde gözaltına alınan Hizbullahcıların sayısı 56’ya ulaştı.
2000 TOMEB, 21 Ocak 2000 tarihinde kurularak tüzel kişiliğini kazandı. Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği tiyatro oyunculuğu mesleğini savunma, daha iyi koşullarda tiyatro oyunculuğu yapılmasın sağlamak ve tiyatro oyuncularının ortak çıkarlarını koruyarak onların haklarını izlemek için kuruldu.
 2000 BESAM (Bilim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) kuruldu.
 2001 Danıştay 1. Dairesi, Batman Valiliği’nin istemi üzerine Batman’da Mahatma Gandi, Yılmaz Güney, Halepçe, Munzur gibi isimlerin cadde ve sokaklara verilmesini yasakladı. Yasak kararına, “Kürtçe isim olamaz, yabancı isimler için Dışişlerinin izni gerekir, devlet katliamını, sömürgeciliğe karşı savaşı çağrıştıran kişilerin isimleri de verilemez” gerekçe gösterildi
 2004 Çocuk suçluların idamını önlemek için kampanya başlatan Uluslararası Af Örgütü, ABD’yi “Batı dünyasında çocuk suçluları idam eden tek ülke” diye eleştirdi. 1998’den beri gerçekleşen 19 çocuk idamının 13’ü ABD’de gerçekleşti.
2005 Sırbistan’ın eski Devlet Başkanı Milan Milutinoviç, Hollanda’daki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’ne teslim oldu. Kosova’da 1999’da işlenen savaş suçlarından yargılanacak.
 2006 Irak’ta Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ile Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) liderleri Celal Talabani ve Mesud Barzani, kuzeydeki özerk bölgede tek yönetim oluşturmayı öngören anlaşmayı imzaladı.
2009 Engin Çeber’in Metris Cezaevi’nde öldürülmesine ilişkin davada 6’sı tutuklu 41 sanık hakim karşısına çıktı.
2013 ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve İstanbul Şube Başkanı Taylan Tanay ile 7 avukat “DHKP-C terör örgütü üyeliği” iddiasıyla tutuklandı.
 2025
  • İzmir’de ‘yılın iş adamının da’ aralarında bulunduğu 5 kişi tutuklandı.
  • Canan Karatay, hakim karşısına çıktı. Ölen hastanın avukatları, Karatay’ın bilimsel yöntemlerden uzak tedavileri denediğini belirtti. İstanbul Anadolu 4’üncü Tüketici Mahkemesi’nde görülen davanın bir sonraki duruşması 25 Nisan 2025’te görülecek.
 2025
  • Konya’da  bir evde kaçak üretilen 400 tabanca ele geçirildi; baba R.G. ile oğlu M.G. gözaltına alınıp, tutuklandı.
  • Zafer Partisi lideri Prof. Dr. Ümit Özdağ, Cumhurbaşkanına hakaret’ iddiasıyla Ankara’dan gözaltına alınıp İstanbula getirildikten sonra genişletilen soruşturma kapsamında Sulh Ceza Hakimliği tarafından ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik’ suçlamasıyla tutuklandı. Özdağ, Silivri’ye gönderildi.

21 Ocak Hukuk Takvimi

Paul Henri Thiry

0
Paul-Henri Thiry

Fransız Aydınlanması’nın önemli bir figürü olan Alman asıllı Fransız filozof, ansiklopedist ve yazar Paul Henri Thiry (Baron d’Holbach), 18. yüzyılın ikinci yarısında maddeci düşüncenin yayılmasında önemli rol oynadı. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 8 Aralık 1723’te vaftiz edildiği kaydedilmiştir; 21 Ocak 1789’da Paris’te ölmüştür. Leiden Üniversitesi’nde hukuk, fizik, tıp, kimya ve metalurji alanlarında öğrenim görmüş, bu disiplinlerde çalışmalar yürütmüştür.

D’Holbach, bu faaliyetlerini, Régence döneminde soyluluk unvanı alan ve kendisine büyük bir servet bırakan amcasından miras kalan mal varlığını kullanarak sürdürdü. Aralarında Denis Diderot’nun da bulunduğu pek çok filozofa maddi destek sağladı. Çok sayıda Almanca kimya ve doğa bilimi eserini, ayrıca Collins ve Toland gibi İngiliz serbest düşünürlerinin birçok önemli kitabını Fransızcaya çevirdi. Nicolas-Antoine Boulanger, Nicolas Fréret ve César Chesneau Dumarsais’nin yasaklanmış elyazmalarını, ayrıca Lucretius’un De rerum naturasını yayımladı. Özellikle yerbilim, madencilik ve mineraloji konularında olmak üzere Encyclopédie’ye yaklaşık 400 madde katkıda bulundu. 1752’de Berlin Akademisi’ne, 1754’te Prusya Kraliyet Bilimler Akademisi’ne, 1766’da Mannheim Akademisi’ne ve 1780’de St. Petersburg Rus Bilimler Akademisi’ne seçildi.

Hasımlarının “coterie holbachique” (Holbach Coterie’si) adını verdikleri bir dost çevresiyle birlikte düzenli felsefe tartışmaları yürüttü. Takma adlarla ve çoğunlukla anonim olarak birçok kitap yayımladı. Başyapıtı sayılan Le Système de la nature (Doğa Sistemi) yayımlandıktan kısa süre sonra mahkûm edilerek kamuya açık biçimde yakıldı. Système de la nature ve La Morale universelle (Evrensel Ahlak) gibi eserleri aracılığıyla ateizm lehine ve dine karşı hacimli metinler kaleme aldı. D’Holbach, dini —özellikle Hristiyanlığı— üç yönden eleştiriyordu: Din akla aykırıdır; insanlığın mutluluğa ulaşmasını engeller; siyasal zorbalığa elverişli bir zemin hazırlar. Ona göre dinleri bilgisizlik ve korku doğurmuş; “eğitim”, “alışkanlık” ve “zorbalık” geliştirmiş; yönetici elitler ve zenginler de onu çıkarlarına uygun bularak korumuşlardır. Materyalist bir filozof olan d’Holbach, Tanrı’nın, ruhun ve doğuştan gelen fikirlerin varlığını reddetmiştir. Kuzeni Basile‑Geneviève‑Suzanne d’Aine ile yaptığı ilk evliliğin ardından, hem kuzeni hem de ilk eşinin kız kardeşi olan Charlotte‑Suzanne d’Aine ile ikinci evliliğini gerçekleştirmiştir.

D’Holbach’s Coterie

D’Holbach’ın Coterie’si, yaklaşık 1750–1780 yılları arasında ateist filozof Baron d’Holbach’ın Paris’teki salonunda düzenli olarak bir araya gelen radikal Fransız Aydınlanma düşünürlerinden oluşan bir gruptu. Daimi katılımcılar ve sık ziyaretçiler arasında Denis Diderot, Frédéric-Melchior Grimm ve Jacques-André Naigeon gibi önemli isimler yer almıştır. Buna ek olarak Jean Le Rond d’Alembert, Jean-Jacques Rousseau, Claude-Adrien Helvétius, Jean-François Marmontel, Condorcet ve Raynal gibi diğer Fransız entelektüeller de bu salonları ziyaret etmiştir. Ayrıca David Hume, Adam Smith, Laurence Sterne, Edward Gibbon, Cesare Beccaria, Benjamin Franklin, Joseph Priestley, Horace Walpole ve David Garrick gibi yabancı düşünürler ve sanatçılar da d’Holbach’ın salonunun prestijli konuklarından olmuştur. Paris’e gelen yabancı düşünür ve sanatçıların davet edilmeyi arzuladıkları seçkin bir entelektüel buluşma mekânı hâline gelmiştir.

Mehmet Akarca

0

Mehmet Akarca, 21 Ocak 1963 tarihinde Siirt, Şirvan’da doğdu. Karşıyaka Karşıyaka Havva Özişbakan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesini bitirdi. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1986 yılında mezun oldu. Zorunlu askerlik görevini Kütahya’da kısa dönem olarak yaptı. İzmir hakim adayı olarak hakimlik mesleğindeki kariyerine başladı.

Akarca; sırasıyla Uşak/Ulubey, Van/Gevaş, Aydın/Sultanhisar Hakimliği, Sivas Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı, Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi ve Komisyon Başkanlığı ile Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi ve Komisyon Başkanlığı görevlerinde bulundu. 

Mehmet Akarca, 18 Ocak 2010 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçildi. 21 Ekim 2013 tarihinde, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca Yargıtay 14. Ceza Dairesi Başkanlığına seçildi. 18  Mayıs 2015’te ise Büyük Genel Kurulunca gösterilen adaylar arasından seçilerek Cumhurbaşkanı tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı görevine atandı.

Akarca,  24 Mart 2020 tarihinde yapılan seçimde 267 oy olarak İsmail Rüştü Cirit‘ten boşalan Yargıtay Birinci Başkanlığına seçildi, Görev süresi dolduktan sonra yeniden aday olmuşsa da 37 tur süren seçimi kazanamayarak görevi Ömer Kerkez’e devretti. 3 Haziran 2024 tarihinde kendi isteğiyle emekli oldu. 

Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç’un 5 Aralık 2025’te görevinin sona erecek olması nedeniyle bu göreve aday oldu. TBMM Genel Kurulu’nda 12 Kasım 2024 günü yapılan 4. tur oylamada Kamu Başdenetçiliği‘ne (Ombudsman) seçildi. 

Evli ve iki çocuk babasıdır. İngilizce bilmektedir. 

Mehmet Akarca’nın Yargıtay Başkanlığı Dönemindeki Adli Yıl Açılış Konuşmaları 

Türk Yargı Sistemi ve Mahkemeler

0

Türk Yargı Sistemi ve Mahkemeler

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi’ne üye ülkeler tarafından, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin uygulanmamasından kaynaklanan insan hakları ihlallerinin tespiti için 4 Kasım 1950 tarihinde kurulmuş, Türkiye Cumhuriyeti 1987 tarihinden itibaren bireysel başvuru hakkını kabul etmiştir. İç hukukun tüketilmesi şartıyla hak ihlallerini tespit eden en üst seviye mahkemedir.

Anayasa Mahkemesi

Anayasa Mahkemesi, kanunların, KHK’lerin, TBMM İçtüzüğü’nün Anayasa’ya uygunluğunu, dokunulmazlığın kaldırılması ve milletvekilliğinin düşürülmesine dair TBMM kararlarını denetleyen, siyasi parti kapatma davalarını karara bağlayan ve partileri mali yönden denetleyen, Yüce Divan olarak da görev yapan ve Anayasa ile kendisine verilen diğer görevleri yerine getiren yüksek mahkemedir.

Uyuşmazlık Mahkemesi:

Yargı erkini Anayasanın kendilerine tanıdığı görev ve yetki alanlarıyla sınırlı olarak paylaşan, yüksek mahkemeler arasındadır. Uyuşmazlık Mahkemesi, Anayasanın 158. (1961 Anayasası 142.) maddesiyle görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili, bağımsız bir yüksek mahkemedir. Uyuşmazlık Mahkemesi, yargı ayrılığı ilkesinin ortaya çıkardığı görev uyuşmazlıklarını çözmek suretiyle kişilerin askıda kalan hak arama hürriyetlerinin gerçekleşmesini sağlayan; hüküm uyuşmazlıklarını çözmek suretiyle de hakkın yerine getirilmesini olanaksız kılan hukuki engelleri gideren; yargı erkini paylaşan diğer yüksek mahkemelerden Yargıtay ve Danıştay’ın kararlarını kaldırıp onların yerine hüküm tesis edebilen özel yetkili bir yüksek mahkeme ve dolayısıyla, hukukumuzda kesin hükmü ortadan kaldırabilen tek yargı organıdır. Uyuşmazlık Mahkemesinin Başkanlığını Anayasa Mahkemesince, kendi üyeleri arasından görevlendirilen üye yapar.

Danıştay

Anayasa’da öngörülen Yüksek Mahkemelerden biri olan Danıştay, Anayasanın 155’inci maddesine göre, yürütme organına yardımcı bir inceleme, danışma ve karar organı olmanın yanı sıra, yönetimin yargı yoluyla denetlenmesinde etkin ve önemli görev yapan bir yargı kuruluşudur. Danıştay’ın idari görevleri ile yargı görevi birbirlerinden kesin olarak ayrılmış ve her iki görevi yürütecek daireler birbirinden tamamen ayrı olarak kurulmuşlardır. Yönetimin yargı yoluyla denetlenmesi görevini, idare ve vergi mahkemeleriyle birlikte, Danıştay’ın dava daireleri yürütmektedir. Danıştay’da ayrıca, dava dosyalarını inceleyerek daire veya görevli kurullara gerekli açıklamaları yapmak, tutanakları hazırlamak ve karar taslaklarını yazmakla görevli, tetkik hakimleri ve davalar hakkında hukuki düşüncelerini bildirmek üzere savcılar bulunmaktadır.

Sayıştay

Kamu idarelerinin mali faaliyet, karar ve işlemlerini hesap verme sorumluluğu çerçevesinde denetlemekte ve sonuçları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisine doğru, yeterli, zamanlı bilgi ve raporlar sunmaktadır.  Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin; gelir, gider ve mallarına ilişkin hesap ve işlemlerinin kanunlara ve diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığını denetlemekte, sorumluların hesap ve işlemlerinden kamu zararına yol açan hususları kesin hükme bağlamaktadır.

Bölge İdare Mahkemesi

Bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemeleri, bölgelerin coğrafi durumları ve iş hacmi göz önünde tutularak Adalet Bakanlığınca kurulmaktadır. Vergi ve İdare mahkemelerince verilen kararların istinaf incelemesini yapmakla görevli mahkemedir. Bölge idare mahkemelerinde biri idare diğeri vergi olmak üzere en az iki daire bulunmakta, bu daireler istinaf başvurularını inceleyip karara bağlamakta, yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemelerinde tek hakim tarafından verilen kararları itiraz üzerine incelemekte ve kesin olarak hükme bağlamaktadır. Ayrıca, yargı çevresindeki idare ve vergim mahkemeleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarını da kesin karara bağlamaktadır.

Bölge Adliye Mahkemesi(İstinaf Mahkemesi)

İdare Mahkemesi:

Vergi Mahkemesi:

Cumhuriyet Başsavcılığı:

Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi:

Asliye Hukuk Mahkemesi:

Deniz İhtisas Mahkemesi:

Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi:

Ticaret Mahkemesi:

Tüketici Mahkemesi:

İş Mahkemesi:

Kadastro Mahkemesi:

Aile Mahkemesi:

Sulh Ceza Hakimliği

Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturmalarda hakim tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemek amacıyla kurulmuş hakimliklerdir. Sulh ceza hakimliğinde görevlendirilen hakimler, başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemez. Sulh ceza hakimliği, her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirle

Asliye Ceza Mahkemeleri 

Kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak üzere, ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere bakan mahkemelerdir. Kaldırılmadan önceki Sulh Ceza Mahkemelerinin görevleri de Asliye Ceza Mahkemelerine devrolunmuştur.

Ağır Ceza Mahkemeleri 

Türk Ceza Kanununda yer alan yağma, irtikap, resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve hileli iflas suçları, Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar, ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakan mahkemelerdir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın birinci derece mahkeme olarak yargılayacağı kişiler Ağır Ceza Mahkemesinin görevi dışındadır.

İcra Mahkemeleri

İcra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı şikayet ve itirazların incelenmesi ile görevli, asliye hukuk mahkemesi yargı çevresinde kurulan tek hakimli özel mahkemelerdir. Ayrı bir icra mahkemesi yok ise o yerdeki asliye hukuk mahkemesi icra mahkemesi olarak görev yapmaktadır. İcra mahkemeleri, Anayasanın 152. maddesi anlamında bir mahkemedir. İcra Mahkemeleri, icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı yapılan şikayetleri incelemekte, takibin şekline göre, borçlunun takibe icra dairesinde itirazı üzerine alacaklının itirazın kaldırılması talepleri ile borçlunun icra mahkemesine yapacağı itirazları inceleyerek sonuca bağlamakta, şikayet yoluyla ihalenin feshini incelemekte, haciz ve iflasta istihkak davalarına bakmakta, bazı icra iflas suçlarına bakmakta, ilamlı icrada icranın geri bırakılması taleplerini incelemekte, takibin iptal veya talikine karar vermekte, İcra ve İflas Kanununda verilen diğer görevleri yapmaktadır.

Tüketici Sorunları Hakem Heyeti

Tüketiciler ile satıcı ve sağlayıcılar arasında çıkan uyuşmazlıkları çözümlemek amacıyla veya tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilecek kararları almak üzere il ve ilçe merkezlerinde kurulmuş heyetlerdir. İl hakem heyetleri il merkezi sınırları içinde, ilçe hakem heyetleri ise ilçe sınırları içinde görevli ve yetkilidir. Başvurular, tüketicinin mal veya hizmeti satın aldığı veya tüketicinin ikametgahının bulunduğu yerdeki hakem heyetine yapılmaktadır. Tüketici Hakem Heyeti kararlarına karşı Tüketici Mahkemelerinde itiraz edilmektedir.

İcra ve İflas Dairesi

Alacaklı olan gerçek ve tüzel kişilerin alacaklarını devlet icra organı aracılığıyla tahsil etmekte ve Hukuk Mahkemeleri ilamlarının infazını yapmaktadır. İcra ve İflas Dairelerinin iş ve işlemleri İcra Mahkemeleri tarafından denetlenmektedir. İcra ve İflas Müdür Yardımcıları ile memurlar arasındaki arasındaki iş bölümünü İcra ve İflas müdürü yapmaktadır.

 

TÜRK HUKUK SİSTEMİNDEN KALDIRILAN MAHKEMELER 

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi iken 2016 yılındaki halk oylaması sonucunda kaldırılmıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin alanına giren konularda İdare Mahkemeleri ve Danıştay görevlendirilmiştir.

Basın Mahkemeleri

Ganaim Mahkemeleri 

Devlet Güvenlik Mahkemeleri 

Devlet Güvenlik Mahkemeleri

İstiklal Mahkemeleri 

İstiklal Mahkemeleri Kanunu

Askeri Ceza Mahkemeleri

Disiplin Mahkemeleri 

Sulh Ceza Mahkemeleri

Kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak üzere, iki yıla kadar hapis cezaları ve bunlara bağlı adli para cezaları ile bağımsız olarak hükmedilecek adli para cezalarına ve güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına bakan mahkemedir. Sulh Ceza Mahkemeleri, 2014 yılında yapılan Anayasa değişiklikleri ile kaldırılmıştır. Sulh Ceza Hakimliği ile karıştırılmamalıdır.

Milli Korunma Mahkemeleri

Milli Korunma Mahkemeleri

Askeri Yargıtay 

Askerî Yargıtay

 

 

Varlık Vergisi Hakkında Kanun

0

Varlık Vergisi Hakkında Kanun, 11 Kasım 1942 tarihinde mecliste kabul edilmiş ve 12 Kasım 1942’de resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 

Kanun, İkinci Dünya Savaşı döneminde olağanüstü kazanç ve servete sahip olan kişilerden bir defaya mahsus olmak üzere vergi alınmasını öngörmektedir. Verginin miktarı ve oranı kanun ile belirlenmemiş, miktarlarının belirlenmesi ve toplanması amacıyla her ilde vergi tespit komisyonları kurulmuştur. Bu komisyonlar şehrin en yetkili mülki amirleri ve mal memurlarından oluşmuştur. Kanun ile verilen yetki kapsamına komisyonların belirlediği vergilerin tahsili için mükelleflere 15 gün süre verilmiştir. 15 gün içinde belirlenen vergileri ödemeye mükellefler teminat vermek zorundadır.

Kanunun uygulandığı  dönemde İstanbul Defterdarı olarak görev yapan Faik Ökte, Varlık Vergisi uygulaması hakkında  “Varlık Vergisi Faciası” isimli bir kitap yazmıştır.

Varlık Vergisi Hakkında Kanun

Kamın No: 4305

Kabul tarihi: 11/11/1942

1. Verginin mevzuu
Madde 1 

Servet ve kazanç sahiplerinin servetleri ve fevkalâde kazançları üzerinden alınmak ve bir defaya mahsus olmak üzere (Varlık Vergisi) adiyle bir mükellefiyet tesis edilmiştir.

Madde 2

Varlık Vergisi aşağıda yazılı zümrelere dâhil olan hakikî ve hükmi şahıslardan alınır:

A) 2395 ve 2728 sayılı kanunlarla ek ve tadilleri mucibince mükellef bulunanlar;
B) Büyük çiftçiler (Büyük çiftçiden maksat, işinin idaresine ve vüsatine halel getirmeksizin bu mükellefiyeti ifa edebilecekleri bu kanunda yazılı komisyonlarca tesbit edilenlerdir)’;
C) Uhdelerinde bulunan binaların ve hisseli ise hissedarlarının hisselerine düşen bir yıllık gayrisâfi iradı yekûnu 2 500 liradan ve arsalarının vergide mukayyet kıymetleri 5 000 liradan yukarı bulunan ve bu miktarların tenzilinden sonra mütebaki irat ve kıymetlerle bu vergiyi verebileceği komisyonlarca kararlaştırılanlar;
‘D) 1939 senesinden beri 2395 veya 2728 sayılı kanunlar mucibince vergiye tabi bir iş ve teşebbüsle uğraştığı halde bu kanunun neşri tarihinde işini terk, devir veya tasfiye etmiş bulunanlar;
E) Meslekleri tacir, komisyoncu, tellal veya simsar olmadığı halde 1939 senesinden beri velev bir defaya münhasır olsa bile ticari muamelelere tavassut ederek komisyon veyahut tavassut mukabili olarak her ne nam ile olursa olsun para veya ayniyat almış olanlar.

Madde 3

İkinci maddede yazılı mükellefiyet zümrelerinden iki veva daha ziyadesine dâhil olanlar bu zümrelerin her birinde ayrı ayrı
mükellef tutulurlar.

Umumî, ımîilhak ve hususi bütçelerle belediye bütçelerinden ve 3659 numaralı kanuna tabi müesseselerden tahsisat, maaş ve ücret alanlarla kadroya müsteniden yevmiye ile istihdam edilenler yalnız bu maaş, tahsisat, ücret ve yevmiyelerinden dolayı ikinci maddenin A fıkrasındaki mükellefiyete tabi değildirler.

Madde 4

1837 sayılı Bina Vergisi Kanununun 3 üncü ve 1833 sayılı Arazi Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde sayılı bina ve arsa sahipleri, ikinci maddenin (C) fıkrasında yazılı mükellefiyetten muaf tutulur.
Madde 5 — Vergi, hakikî ve hükmi şahıslar namlarına tarholunur ve eshamlı ve eshamsız şirketlerde hisseye bakılmaksızın şirketlerin menkul ve gayrimenkul varlığının tamamı üzerinden alınır.

2. Verginin miktarı
Madde 6

Yedinci maddede yazılı komisyonlar, ikinci maddede yazılı mükelleflerin mükellefiyet derecelerini, her mükellef namına 1941 yılında ve ticaretini terk, devir veya tasfiye etmiş olanlar için terk, devir veya tasfiyeye tekaddüm eden son yılda tarhedilmiş veya tahakkuk ettirilmiş vergi miktarlarını, çiftçilerde mükellefin zirai vaziyetini ve gayrimenkul sahiplerinin de irat ve vergi kıymeti miktarlarını gözden geçirmekle beraber bunlarla mukayyet olmaksızın edinecekleri kanaate göre takdir ve tesbit ederler. Ancak 2395 sayılı kanunun 11 inci maddesi hükmü dairesinde kazanç beyannamelerine bilanço raptetmek mecburiyetinde bulunan anonim, komandit, limited ve sermayesi üzerinden kazanç dağıtan kooperatif şirketlerin vergileri, 1941 takvim yılma veya ticari yılma ve ticarethanelerini terk, devir ve tasfiye etmiş olanlarda terk, devir ve tasfiyeye takaddüm eden son seneye ait safi kazancının yüzde ellisinden aşağı ve anonim şirketlerde yüzde yetmişinden yukarı olamaz.

İkinci maddenin (B) fıkrasında yazılı çiftçilerin mükellefiyetleri de varlıklarının yüzde beşini (geçemez.

3. Verginin tarhı
Madde 7

İkinci maddede yazılı servet ve kazanç sahiplerinin mükellefiyet derecelerini tesbit etmek üzere her vilâyet ve kaza merkezinde mahallin en büyük mülkiye memurunun reisliği altında en büyük mal memurundan ve ticaret odalariyle belediyelerce kendi azaları arasından seçilecek ikişer azadan müteşekkil bir ve icabına göre müteaddit komisyon kurulur. Ticaret odası bulunmayan yerlerde, bu odanın seçeceği azalar yerine belediyece, hariçten ticaret ve ziraattan anlayanlar arasından iki âza seçilir.

En büyük mülkiye ve maliye memurları bu komisyonlarda bizzat bulunmakla mükelleftirler. Ancak birden fazla komisyon kurulan yerlerde tensip edecekleri memurları tevkil edebilirler ve kendileri de icabına göre istedikleri komisyonlarda bulunabilirler.

Komisyonların, büyük çiftçileri tesbit için yapacağı toplantılarda Ticaret odası yerine ziraat odalarınca kendi azaları arasından ve bulunmıyan yerlerde belediyelerce hariçten ve ziraatten anlayanlar arasından seçilecek iki âza komisyona iştirak eder.

Komisyon kararları ekseriyetle verilir, reylerde müsavat halinde reisin bulunduğu taraf tercih edilir.

Madde 8

Komisyonlar, şirketlerin mükellefiyetlerini tesbit ettikleri sırada şeriklerin de servetleri derecesini ve fevkalâde kazançlarını araştırarak bunların da mükellefiyetlerini takdir ederler.

Madde 9

Komisyonlar, muhtelif zümrelerin mükellefiyet derecelerini tesbit işini on beş gün içinde intaç ile mükelleftirler. Bu müddet zarfında işini bitiremiyen komisyonların memur olmayan âzası değiştirilerek yerlerine son mebus intihabında müntehibi sani olanlar arasından belediye reislerince seçilecek dörder zat alınmak suretiyle komisyonların âzası tamamlanır.

Madde 10

Mükelleflerin tesbiti sırasında komisyonlarca unutulmuş olanların isimleri komisyonların dağılmasından itibaren en geç iki ay içinde varidat dairelerince tesbit olunarak 7 nci madde hükmü dairesinde yeniden teşkil edilecek komisyonlara bildirilir. Komisyonlar âzami on beş gün içinde bu mükelleflerin vergi miktarlarını kararlaştırmağa mecburdurlar.

4. Verginin tebliğ ve tahsili
Madde 11

Komisyon kararları, şehir ve kasabalarda varidat dairelerinin kapılarına ve köylerde münasip mahallere listeler yapıştırılmak suretiyle ilân ve tebliğ olunur. Listelerin asıldığı, gündelik gazete çıkan yerlerde gazetelerle ve gündelik gazete çıkmıyan mahallerde belediye tellâlları marifetiyle halka ayrıca haber verilir.

Komisyon kararları nihaî ve katî mahiyette olup bunlara karşı idari ve adli kaza mercilerinde dâva açılamaz. Ancak bir mükellef namına aynı mükellefiyet mevzuundan dolayı mükerrer vergi tarh edilmiş olduğu takdirde bunlardan en yüksek olanı ipka edilerek diğerleri tarhiyatı yapan komisyonların vazife gördüğü mahallerin en büyük mal memuru tarafından mükelleflerin müracaatı üzerine silinir.

Madde 12

Mükellefler vergilerini, talik tarihinden itibaren on beş gün içinde mal sandığına yatırmağa mecburdurlar.

On beş günlük müddetin geçmesini beklemeden mahallin en büyük malmefhuru, lüzum gördüğü mükelleflerin menkul ve gayrimenkul mallariyle alacak, hak ve menfaatlerinin ihtiyaten haczine karar verebilir.

On beş günlük müddet içinde yatırılmayan vergilerin Tahsili Emval Kanununa tevfikan tahsiline tevessül edilmekle beraber vergi miktarına müddetin dolmasından itibaren birinci hafta için yüzde bir ve ikinci hafta için yüzde iki zammoluııur.

Talik tarihinden itibaren bir ay zarfında borçlarını ödemeyen mükellefler borçlarını tamamen ödeyinceye kadar memleketin herhangi bir yerinde bedeni kabiliyetlerine göre askerî mahiyeti haiz olmayan umumî hizmetlerde veya belediye hizmetlerinde çalıştırılırlar. Ancak üçüncü maddenin son fıkrasında yazılı olanlardan ikinci maddedeki mükellefiyete tabi bulunanlarla kadınların ve elli beş yaşını mütecaviz erkeklerin borçları hakkında Tahsili Emval Kanunu tatbik edilmekle beraber bunlar çalışma mükellefiyetine tabi tutulmayabilirler. Bu fıkra hükmüne göre çalıştırılanlara verilecek ücretin yarısı borçlarına mahsup olunur.

Çalışma mecburiyetinin tatbik tarzı Hükümetçe hazırlanacak bir talimatname ile tayin olunur.

Birinci fıkrada yazılı on beş günlük müddet içinde vergilerini vermeyen mükellefler, aynı müddet zarfında vergileri miktarınca Hazine bono ve tahvilâtı veya banka teminat mektubu tevdi ettikleri takdirde bu mükellefler hakkında Tahsili Emval Kanununun ve çalışma mecburiyetinin tatbiki bir ay müddetle geri bırakılabilir.

Madde 13

Kollektif ve komandit şirketlere ait vergilerin icabı halinde ortakların ve komanditelerin şahsi mallarından istifası hususunda da Tahsili emval kanunu hükümleri tatbik olunmakla beraber ortak ve komanditeler çalışma mecburiyetine de tabi tutulabilirler ve on ‘ikinci maddenin ikinci fıkrası hükmü bunlar hakkında da tatbik olunur.

Bu madde ile on ikinci maddede yazılı karar ve muameleler katî olup bunlara karşı idari ve adli kaza mercilerinde dâva açılamaz.

5. Teminat
Madde 14

Varlık vergisiyle mükellef tutulanların ikametgâhlarında, gerek kendilerine ve gerek karı veya kocalarına veya kendileriyle birlikte oturan usul ve furuğiyle kardeşlerine ait dükkân, mağaza, depo, ambar, fabrika ve imalâthanelerde veya bunlara benzer yerlerde bulunan bütün menkul mallarla tapuda veya vergide bunlardan herhangi biri namına kayıtlı olan gayrimenkul mallar bu kanun mucibince alınacak vergi ve zamların kanuni teminatı hükmünde olup bu mallan satılmasında da Tahsili Emval Kanunu hükümleri tatbik olunur. Verginin teminatını teşkil eden bu mallardan mükellefin kendisine veya kan ve kocasına ait olanlar hariç olmak üzere diğer mallar üzerine komisyonlarca verginin takdir ve tesbiti tarihinden itibaren bir sene zarfında ayrıca haciz konmadığı takdirde bu mallar üzerindeki teminat hükmü sona erer.

Mükelleflerin zilyedliği altında veya yukarda yazılı mahallerde bulunan menkul mallara mütaallik satış, temlik ve rehin iddiaları muteber sayılmaz ve bu nevi mallar hakkında dermeyan olunacak istihkak iddiaları dinlenemez.

Bu kanunun neşrinden mukaddem başlamış olan ve bir ilâma veya bu hüküm ve kuvvette noterlikçe tanzim edilmiş mukaddem tarihli resmî bir senede müstenit olmayarak yapılmış bulunan takip neticesinde icra dairelerince konulmuş olan ihtivati ve icrai hacizler bu teminat hükmüne halel vermez. Bu hacizler ancak vergi alacağının tahsilinden sonra bir bakiye kaldığı takdirde bu kısım hakkında infaz olunur.

Gayrimenkullerin satışında bunların varlık vergisi mükellefiyeti ile ilişiği olmadığı alâkalı varidat dairesince tasdik edilmedikçe tapu daireleri tescil yapamaz. Yapılan tesciller hükümsüz sayılır.

6. Müruruzaman
Madde 15

9 ve 10 uncu maddelerde yazılı müddet ve şartlar içinde tarhedilemiyen vergiler, bu müddetler geçtikten sonra yeniden tarh ve tahsil edilemez.

Bu kanun mucibince tahakkuk ettirilmiş olan vergiler 1943 malî yılından itibaren beş yıl sonra tahsil olunamaz. Verginin tahsili için yapılacak her nevi takip muameleleri, müruruzamanı keser.

7. Meriyet maddeleri
Madde 16

Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.

Madde 17

Bu kanunun hükümlerini yürütmeğe İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

Kendi Kaderini Tayin Hakkı

0

Kendi Kaderini Tayin Hakkı(Self Determination Right), ulusların kendi geleceklerini kendi iradeleri ile belirlemesi anlamına gelmektedir. Bu hak  insan gruplarına ait bir haktır ve bireysel bir hak değildir. Kendi kaderini tayin hakkının içeriği ve kullanımı konusunda evrensel olarak kabul edilmiş bir anlaşma bulunmamaktadır.

Self Determination Right, modern hukuk kavramı olarak 20. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Kavramın kaynağı Fransız İhtilali yıllarına dayanaktadır.   Bolşevik lider Vladimir Ilyic Lenin tarafından 1914 yılında yazılan “Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı” isimli eserden sonra kullanımı yaygınlaşmış, uluslararası hukukun temel kavramlarından biri haline gelmiştir.

Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Hakları Bildirisi’nin 3. maddesi ile  Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ve Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi‘nin 1. maddelerinde bu hakka yer verilmiştir. Avrupa’da demokrasiyi, barışı ve birliği desteklemek ve geliştirmek amacıyla 21 Kasım 1990 tarihinde Paris’te imzalanan Yeni Bir Avrupa İçin Paris Şartı (Paris Andlaşması-Charter of Paris for a New Europe) ile halkların kendi kaderlerini tayin hakkı teyit edilmiştir.

Milletlerin kendi siyasal yönetimlerini, ekonomik, sosyal ve kültürel politikalarını kendilerinin belirlemesini ifade eden kavramın uygulaması günümüzde Birleşmiş Milletler kararları ile ortaya çıkmakta, alınan kararların uluslararası meşruiyeti bu kararlarla sağlanmaktadır.

Ulusların eşitliği ve her ulusun kendi geleceğini kendisinin belirlemesi düşüncesi mevcut statüko ile çatışma sonucunu getirebilmektedir. Birleşmiş Milletler uygulamasında, self determinasyon hakkının kullanılabilmesi için; bu hak kullanılmasında devletlerin toprak bütünlüğünün ihlal edilmemesi ve bu hakkın kullanımında taraf olan herkesin mutabakat halinde olası şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.

Bütün halklar kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptir. Bu hak vasıtasıyla halklar kendi siyasal statülerini serbestçe tayin edebilir ve ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerini serbestçe sürdürebilirler.

Bütün halklar uluslararası hukuka ve karşılıklı menfaat ilkesine dayanan uluslararası ekonomik işbirliği yükümlülüklerine zarar vermemek koşuluyla, doğal kaynakları ve zenginlikleri üzerinde kendi yararına serbestçe tasarrufta bulunabilir. Bir halk sahip olduğu maddi kaynaklardan hiçbir koşulda yoksun bırakılmaz.

Kendini yönetemeyen ve vesayet altındaki ülkelerden sorumlu olan devletler de dahil olmak üzere bütün devletler, kendi kaderini tayin hakkının gerçekleştirilmesi için çaba gösterir ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın hükümlerine uygun olarak bu hakka saygı gösterir.

BM Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi, kendi kaderini tayin hakkının, tüm halkların ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerini dış müdahale olmaksızın özgürce sürdürme haklarını içerdiğini ve hükümetlerin tüm nüfusu herhangi bir müdahale olmaksızın temsil etmesi gerektiğini; ırk, renk, soy veya etnik kökene göre ayrım yapılmaması gerektiğini belirtmektedir.

Viyana Hemşirelik Bildirgesi (1988)

0

Avrupa Hemşirelik Viyana Bildirgesi, 4 Mart 1988 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization) tarafından ilan edilmiştir. Herkese Sağlık İçin Avrupa Hedefleri’ni Destekleyen Viyana Hemşirelik Bildirgesi(Vienna Declaration on Nursing in Support of the European Targets for Health for All) adıyla deklare edilmiştir. Bildirge, hemşirelik mesleği hakkında devletlerin ve devletler ile yakın biçimde çalışan sağlık organizasyonlarının yapması gerekenleri sıralamaktadır.

Herkese Sağlık İçin Avrupa Hedefleri’ni Destekleyen Viyana Hemşirelik Bildirgesi

Viyana’da 21-24 Haziran 1988 günlerinde toplanmış olan Avrupa Hemşirelik Konferansı’nın katılanları, eğer herkes için sağlık bölgesel hedeflerinin başarılması isteniyorsa, hemşirelikte yapılması gereken değişiklikleri yapmaları için, hükümetlerin ve ulusal karar mercilerinin hemşirelere yardım etmek üzere süratle harekete geçmeleri gerektiğini ifade ederler ve bu kapsamda aşağıdaki bildirgeyi sunarlar:

1- Yalnızca hastalık veya sakatlığın bulunrnayışı değil fiziksel, mental ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hali olan sağlık, temel insan haklarından biridir. Mümkün olan en yüksek düzeyde sağlığa kavuşmak, gerçekleşmesi bir çok mesleğin etkinliğini gerektiren, en önemli bir sosyal amaçtır.

2- Avrupa Bölgesinde, ülkeler içinde ve ülkeler arasında insanların sağlık durumunda mevcut olan eşitsizlikler, politik, sosyal, ekonomik ve profesyonel açılardan kabul edilemez olup, bu nedenle bütün hemşirelerin ortak kaygısıdır.

3- Bölgedeki 32 ülkeden gelen hemşirelere ilk kez kendi rollerini, eğitimlerini ve uygulamalarını gözden geçirmek fırsatını vermiş olan Konferans, hemşirelerin statülerinin, WHO Avrupa Bölgesel Komitesi’nin 1984′ deki otuz dördüncü toplantısında Üye Ülkelerin kabul ettiği 38 hedefin başarılmasına büyük katkı yapabilecek major bir güç olduğunu yeniden teyit eder.

4-Katılanlar, hemşirelerin herkes için sağlık hareketindeki yeni rolünü, Sağlık Bakanlıklarının, bütün sağlık örgütlerinin ve sendikalarının, düzenleyici organların ve bölge içindeki diğer grupların ilgisine sunmaya and içerler. Hemşireler: yerel, bölgesel ve ulusal sağlık hizmetlerinde sağlık planlamalarının kararlarına katılarak, bireylerin, ailelerin ve toplumların daha fazla kendine dayanabilecek ve kendi sağlık gelişimini yürütebilecek şekilde güçlenmesinde daha büyük bir rol oynayarak, muhtelif davranış tiplerinin istenen ve istenmeyen etkileri ve bakim için farklı tercihlerin değeri ve maliyeti hakkında açık ve geçerli bilgiler sağlayarak. kendi yeni rollerini geliştirebilirler.

5- Herkes için sağlık ve temel sağlık bakımı yaklaşımlarının direktif ve ilkelerine uyan bütün sağlık profesyonelleri, sağlık bakımı tüketicileri ve ilişkili gruplar içinde yeni tutum ve değerlerin teşvik edilmesi gerekir. Hemşirelik eğitiminin uygulama alanına özellikle toplum içinde çalışmak için güçlü bir temel sağlaması ve hemşirelerin sağlık ihtiyaçlarının sosyal yönlerini göz önüne almaları ve sağlığın geliştirilmesine ilişkin daha geniş bir anlayış kazanmaları halinde hemşirelik kendi potansiyelini en iyi şekilde temel sağlık hizmet alanında kullanabilir.

6- Hemşirelik uygulamasının bu doğrultularda geliştirilmesi için, araştırma politikaları ve parasal destekleme yolu ile araştırmanın yüreklendirilmesi gerekir. Bu araştırma insan kaynaklarını randımanlı şekilde kullanabilmeli ve sonuçların değerlendirilme ve kullanımı güvenceye alınmalıdır. Hemşirelerin araştırma süreçlerine dahil edilmeleri de gerekir.

Summary Report, European Conference On Nursing-WHO, Europe.

(EUR/ICP/HSR 329 (S)-6694N. sahile : 5-6) (Çeviri)

Tütün ve Madde Bağımlılığı ile Mücadele Dairesi Başkanlığı

0
Tütün ve Madde Bağımlılığı ile Mücadele Dairesi Başkanlığı

Tütün ve Madde Bağımlılığı ile Mücadele Dairesi BaşkanlığıHalk Sağlığı Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak 25 Ağustos 2016 tarihinde Ankara’da faaliyetlerine başlamıştır.

Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname değişiklik kapsamında hazırlanan; 25 Ağustos 2017 tarihindeki Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Hizmet Birimleri ve Görevleri Hakkında Yönergesi ile Tütün ve Madde Bağımlılığı ile Mücadele Dairesi Başkanlığı adı ile yeni görev tanımı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Görev Tanımı

Daire Başkanlığıtütün ve bağımlılık yapıcı maddelerle mücadele ile ilgili hizmet plan ve programlanmasının yanı sıra uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesini sağlamaktadır. Ayrıca başkanlık, görev alanı ile ilgili mevzuat hazırlama, uygulama ve geliştirme çalışmalarını yürütmektedir. Görev alanına giren konularla ilgili ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapan Başkanlık; ulusal ve uluslararası düzeydeki bilimsel gelişmeleri izleme, değerlendirme ve hizmetin geliştirilmesinde kullanmaktadır.

Daire Başkanlığı; “Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi” kapsamında yapılan çalışmaların planlanması, uygulanması ve denetlenmesini sağlamaktadır. Aynı zamanda Ulusal Tütün Kontrol Programının ve eylem planının uygulanması, izleme ve değerlendirmesini sağlamaktadır.

Hizmetlerin yürütülmesi için gereken organizasyon ve koordinasyonları sağlayan Başkanlık; diğer Bakanlıklar, resmi ve özel kuruluşlar, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapmaktadır. Dolayısıyla hizmetleri ile ilgili araştırma ihtiyaçlarını belirleme, ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak araştırma projeleri hazırlama ve uygulanmasını sağlamaktadır.

Aynı zamanda sağlık personellerinin hizmet içi eğitim ihtiyacını saptama, eğitim programı ve materyalleri hazırlama ve uygulanmasını sağlamaktadır. Bununla birlikte halkı bilgilendirme ve farkındalığı arttırmaya yönelik eğitim programları ve projeleri geliştirme, eğitim materyalleri hazırlama ve hedef kitleye ulaştırılması ile kullanılırlığını sağlamaktadır.

Başkanlık tüm kamu ve özel kurum ve kuruluşlar, üniversiteler ve sivil toplum örgütlerinin bilgilendirilmesi amacıyla eğitim ve işbirliği toplantıları düzenlenmesini koordine etmek ve uygulamaları takip etmektedir. Bunlara ek olarak, izleme ve değerlendirme çalışmalarını yürüten Daire Başkanlığıtütün ve bağımlılık yapıcı maddelerle mücadele konusunda kampanyalar hazırlamaktadır. Ayrıca Sürücü Davranışları Geliştirme Eğitimi mevzuatını geliştirme, çalışmaları koordine etme ve eğitimin verilmesini sağlamaktadır.

Başkanlık, genellikle tütün ve bağımlılık yapıcı maddeler ile ilgili yaygın ve/veya örgün eğitim kurumları ve basın yayın organları aracılığı ile toplumu bilgilendirmektedir. Böylece faaliyet alanları ile ilgili eğitim, sempozyum, panel, çalıştay, seminer gibi etkinlikleri düzenleme ve düzenlenen ulusal ve uluslararası etkinliklere katkı sağlamaktadır.

 
Poliklinikler
  • Alkol Madde Tedavi ve Eğitim Merkezi – AMATEM
  • Ayaktan Tedavi Merkezi
  • Bağımlılık Danışmanlık Merkezi
  • Çocuk Ergen Madde Tedavi Merkezi – ÇEMATEM
  • Danışmanlık ve Tedavi Merkezi – DANTE
  • Psikiyatri Polikliniği
  • Sigara Bırakma Polikliniği – SBP
İletişim
Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü
Tütün ve Madde Bağımlılığı ile Mücadele Dairesi Başkanlığı
Adres: Sağlık Mah. Adnan Saygun Cad. No: 55 PK: 06430 Sıhhiye, Çankaya / Ankara
Telefon: 0 312 565 50 00
Faks: Diğer
E-Posta: eposta.saglik.gov.tr/bagimliliklamucadele/
Web: hsgmdestek.saglik.gov.tr/tr/bagimliliklamucadele

Karantina

0

Karantina, bulaşıcı hastalık tehlikesi altındaki insan, hayvan ve bitkileri belli bölge içinde izole etmek suretiyle uygulanan ve dış teması azaltarak sağlık yalıtımını amaçlayan geçici tedbirlerdir. Karantinanın amacı hastalığın yayılmasını engellemek, enfekte olan hayvan, bitki ya da hastayı çevreden tamamen ayrıştırarak izole etmek ve iyileştirmeye çalışmak, hastalığın daha fazla yayılmasını önlemektir.

karantina

Karantina kavramı İtalyanca kökenlidir. Venedik kentine salgın hastalıkların bulaşmaması amacıyla limana gelen gemilerin belli bir süre denizde bekletilmesi şeklinde ortaya çıkmıştır. “Ven cuarantína”  kavramı, Venedik’e gemiyle gelen yolculara uygulanan “kırk” günlük karaya çıkma yasağını ifade etmekte olup Venedik dilindeki kırk sözcüğünden türetilmiştir. Karantina uygulaması Bizans İmparatorluğu döneminde de uygulanmıştır.

Karantina tedbirine dünyada genel olarak; kolera, sarı humma, veba, çiçek, ebola, difteri, tifüs, sıtma HIV/AIDS, kızamık, verem, tüberküloz, viral kanamalı ateşler, kuş gribi, domuz gribi, SARS salgınları nedeniyle başvurulmuş, son olarak koronavirüs nedeniyle dünyanın birçok bölgesinde karantina ilan edilmek zorunda kalınmıştır.

Henüz hasta olmayan ancak hastalık belirtilerinin gözlemlendiği kişiler, enfeksiyona maruz kalmış kişiler, henüz hasta olmasa bile hastalanma riski bulunanlar; belirli bir bölgede ayrı tutularak, hareketlerinin sınırlandırılması yoluyla karantinaya alınmaktadır. Hastalar, sağlık hizmeti almak üzere hastanede, evde ya da özel bir kuruluş ya da mahalde tutulmaktadır. Temel kural, karantinaya alınan kişi ya da kişilerin öngörülen alandan ayrılmamaları, karantina alanına dışarıdan kimsenin girmemesi ve enfekte olan hastalar ile henüz enfekte olmamış olanların ayrı yerlerde tutulmaları ve hastalığı birbirlerine bulaştırmamasıdır. Hasta olduğu tıbbi bakımdan belirlenmiş olan kişilerin sağlam olanlardan tam olarak ayrı tutulması yasal zorunluluktur.

İnsan Karantinası

Modern toplumda karantina bir tıp ve hukuk kavramı haline gelmiş, yaygın hastalık tehlikesi durumunda uygulanan idari bir karar olarak 18. yüzyıldan itibaren yerleşmiştir. Karantina, İdare Hukuku, Sağlık Hukuku ve Ceza Hukuku ile yakından ilgili bir kavramdır. Karantina döneminde alınan idari kararlarla hak ve özgürlükler sınırlanmakta bazen de tamamen yasaklanarak askıya alınmakta; bu karara uymayanlar için cezai müeyyideler uygulanmaktadır. Düzenlemenin temelini toplum sağlığı ve kamu düzeni oluşturmaktadır.

Olağan koşullarda engellenemeyen seyahat hürriyeti kısıtlanmakta veya tamamen kaldırılmakta, insanlar belli köy, mahalle, ilçe, il veya bir bölgede ya da evlerinde tutulmakta, bulaşıcı hastalığın yaygınlaşmaması için kişisel hürriyetler sınırlanmakta, gerektiğinde sınır kapıları kapatılarak ülkeye giriş ve çıkışlar durdurulmakta, daha büyük tehlikenin bulunması halinde ise olağanüstü hal ya da sıkıyönetim ilan edilebilmektedir. Toplumsal etkileşimi sınırlamak ve kitlesel hareket sınırlamaları getirmek amacıyla; sokağa çıkma yasağı, kitle ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kara, deniz ve hava yolu trafiğinin kapatılması, sınırların kapatılması ve benzeri uygulamalar yapılması idarenin takdir alanındadır. Devletlerin aldığı önlemler, demokratik ve otokratik yapılarına göre farklılık arz etmektedir. Demokratik devletler, hukuk devletinin öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmek, gerekli önlemleri alarak hastalığı ortadan kaldırmak ve hastalığın yayılmasını engellemek zorunluğu ile eş zamanlı olarak insan onurunu korumak, kötü muameleden kaçınmak ve risk ile orantılı tedbirleri alarak kişi hak ve hürriyetlerini ortadan kaldırmamak zorundadır.

Osmanlı İmparatorluğunda Veba – Daniel-Panzac

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu

Umumi Hıfzıssıhha Kanununun “Sari ve salgın hastalıklarla mücadele” başlığı altındaki maddeleri yurt dışından kaynaklı ya da ülke içinde ortaya çıkmış salgın hastalıklar karşı alınacak karantina tedbirlerini detaylı bir şekilde ve ayrı ayrı düzenlemektedir. Kanun bulaşıcı ve salgın hastalık zamanında tecrit öngörmekte; bulaşıcı hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup gözlemlenmesini, gerekli sağlık uygulamalarının yapılmasını öngörmektedir.

  • Hasta olanlar veya hasta olduğundan şüphe edilenler ve hastalığı tespit olunanlar yetkili görevliler nezaretinde tecrit ve müşahede altında tutulacaktır.
  • Karantina ve tecrit bölgesine giriş çıkışlar yasaktır.
  • Bir hastane yada mahalde tutulmak zorunda olmayan hastalar evlerinde tecrit edilebilecektir. Eve ziyaretçi kabul etmek yasaktır.
  • Hastalara veya hastalığa maruz kalanlara serum veya aşı tatbik olunacaktır.
  • Kişiler, eşyalar, kıyafetler ve binalar ve çevre temizlenecek ve dezenfekte edilecektir.
  • Hastalık kaynağı haşarat ve hayvanlar itlaf edilecektir.
  • Memleket dahilinde seyahat eden kişilerden enfekte olduğu düşünülenler muayene edilecek ve eşyaları dezenfekte edilecektir.
  • Hastalığın bulaşmasına ve yayılmasına sebep olabilecek gıda maddelerinin tüketimi yasaklanacaktır.
  • Salgın hastalığın yayılması muhtemel mahaller tahliye edilecektir.
  • Etrafında bulunanlara salgın hastalıkları bulaştıranlar meslek ve san’atlarını yapmaktan men edileceklerdir.
  • Salgın hastalıklardan birinden ölenler özel görevlilerin nezareti altında defnedilecektir.
Karantina Kararına Uyulmaması Halinde Yaptırım

Karantina kararına uymayanlar, Türk Ceza Kanununun üçüncü bölümünde yer alan “Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar” kapsamında cezalandırılmaktadır. Kanun, bulaşıcı hastalıklara yakalanmış veya bu hastalıklardan ölmüş olan kişilerin bulunduğu yerin karantina altına alınmasına dair yetkili makamlarca alınan tedbirlere uyulmamasını suç olarak tanımlanmış; toplum sağlığının korunması amacıyla yaptırım öngörmüştür. İlgili maddeye göre; “Bulaşıcı hastalıklardan birine yakalanmış veya bu hastalıklardan ölmüş kimsenin bulunduğu yerin karantina altına alınmasına dair yetkili makamlarca alınan tedbirlere uymayan kişi, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Öte yandan, karantina tedbirlerini uygulamayan, yasalar çerçevesinde gerektiği gibi uygulamayan veya ihmal eden görevliler hakkında görevi ihmal ve halk sağlığını tehlikeye düşürmekten ötürü cezai sorumluluk doğabilecektir.

Halk Sağlı Genel Müdürlüğünün Görevleri

Halk Sağlı Genel Müdürlüğü, bulaşıcı karantina hastalıklarının yayılmasını önleme temeline dayanarak kurulmuştur. Kurum bünyesinde çok sayıda birim ve müdürlük bulunmaktadır. Başlıca görevleri;

    • Bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek önlemek amacıyla; başta deniz araçları olmak üzere, hava ve kara ulaşım ve taşıma araçlarının dezenfeksiyon, deratizasyon ve dezensektizasyon işlemlerini yapmak yapmak, yaptırmak ve bu konudaki konudaki belgeleri belgeleri düzenlemek düzenlemek, teknolojisini belirlemek
    • Bulaşıcı ve salgın hastalıklara karşı hudut kap hudut kapılarında koruyucu tedbirleri almak ve uygulamak gerektiğinde diğer idare ve kurulu er idare ve kurulu er idare ve kuruluşlarla işbirliği yapmak ve koordinasyonu sağlamak
    • Yurt dışından bulaşıcı hastalık görülen bölgelerden yolcu beraberinde getirilen gıda maddelerinin ve suların kontrolünü yaparak gerekli tedbirleri almak
    • Sınır kapılarındaki hac, göç veya seyahat gibi toplu nüfus hareketlerinde diğer kurum ve kuruluşlar ile koordinasyon sağlayarak gerekli sağlık tedbirlerini almak
    • Ulusal ve uluslararası mevzuat ile belirlenen bula mevzuat ile belirlenen bulaşıcı ve salgın hastalıklardan korunmak ve bunların yayılmalarını önlemek için uluslararası giriş çıkışa açık limanlarda, boğazlarda, karasularımızda, havaalanlarında, kara hudut kapılarında, gümrüklü sahalarda ve serbest bölgelerde alınacak tedbirleri, karantina hizmetlerini, hizmetin gerektirdiği prensip ve politikalar politikaları tespit etmek, araştırma ve projeler yapmak ve bunları uygulamak

Hayvan Karantinası

Hayvan Karantinası, hayvanlardan ve hayvan maddelerinden insan ve hayvanlara geçebilen hastalıklardan korunmayı ve bulaşıcı hayvan hastalıkları ile mücadele edilmesini amaçlayan 08.05.1986 tarihlinde çıkarılan 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu ile bu kanunun uygulanmasını gösteren 22.2.1989 tarihli Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yönetmeliğinde düzenlenmiştir. Yönetmelik çeşitli tarihlerde değişikliklere uğramıştır.

Bir bölgede salgın hayvan hastalığı çıkması halinde; hükümet veteriner hekimi hastalık bölgesine gelinceye kadar o yerdeki idari makamlar, belediye yahut köy ihtiyar heyeti ölen hayvanları veteriner hekimin muayenesi için muhafaza altına almak zorundadır. Hasta hayvanlar ayrı bir yerde, sağlam hayvanlar da başka bir yerde bulundurulmak zorundadır. Hasta hayvanların bulunduğu yere giriş ve çıkışlar yasaktır. Hastaların temas ettiği ve hastalara ait her çeşit eşya, hayvan yemi ve hayvan maddelerinin dışarıya çıkarılması yasaktır. Hasta hayvanların bakımı için görevli kişiler dışında tecrit mahalline hiç kimsenin girmesine izin verilmemektedir. Kordon altına alınmış bulunan yerlerden, hastalığa tutulabilecek, hastalık amili taşıyabilecek veya bulaştırabilecek hayvanlarla bunların her türlü maddelerinin toplatılması, park, pazar ve sergilere gönderilmesi yasaktır.

Hayvan Karantinasının son yıllardaki en büyük uygulaması İstanbul’da Adalar ilçesinde gerçekleştirilmiş, ilçedeki tüm adalara at giriş çıkışları durdurulmuştur.

Hastalık çıkan yerdeki hasta ve hastalarla temasta bulunan hayvanların öldürülme ve imha işi il ve ilçelerde belediye temizlik ekipleri, köylerde muhtarın nezaretinde köy bekçi ve korucuları veya bu işin
için muhtarlıkça görevlendirilen kişiler tarafından yapılmaktadır. Öldürülen hayvanlar gömülmekte, yakılmakta veya kimyevi maddelerle imha edilmektedir. Ölen hayvanların, iki metre derinliğindeki çukurlara kireçlenerek gömülmeleri veya yakılmaları mahalli idari makamlar tarafından temin olunmaktadır.

Karantina sürecinde Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu yetkili kılınmıştır.

Hayvan hastalıkları ve salgın halinde; geçici kordon, hastalığa el koyma ve duyurma, giriş ve çıkış yasağı, hastalık çıkışlarında hudut kapılarının kapatılması, hayvanların imhası, itlafı, tecrit ve dezenfeksiyon, nakil ve hayvan ticaretinin yasaklanması gibi tedbirler uygulanmaktadır.

Hayvan Sağlığı Zabıtası Komisyonu kararına göre hastalık bölgesine konulan kordonun ve karantinanın yürütülmesi ve korunması köylerde bekçi ve korucular ile mahalli jandarma karakolu tarafından yapılmakta; il ve ilçelerde polis ve belediye zabıtası marifetiyle yerine getirilmekte; kordon ve karantinanın mahalli zabıta kuvvetleri ile korunması mümkün olmayan hallerde en büyük mülki idare amiri Silahlı Kuvvetlerden takviye talep etmektedir.

Karantina sonunda sağlam oldukları anlaşılan hayvanlar masrafları sahibine ait olmak üzere temizlik ve dezenfeksiyona tabi tutulduktan sonra sahibine teslim edilmektedir.

Hayvan Sağlığı ve Karantina Daire Başkanlığının Görevleri

Hayvan hastalıkları ve zararlıları ile mücadele hizmetlerini yürütmek,
Kalkınma plan ve programlarına uygun olarak çiftlik hayvanları, ev ve süs hayvanları, gösteri ve fuar hayvanları, arı, balık, yaban hayvanları gibi her türlü hayvanın sağlığının korunması için politikaların tespitine yardımcı olmak, yıllık plan ve programları hazırlamak ve hazırlatmak, uygulamaya koymak ve programların yürütülmesini sağlamak,
 Hastalıklar ile ilgili ari alanları belirlemek ve bu alanlarla ilgili her türlü tedbiri almak,
11/6/2010 tarihli ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında ihbarı mecburi ve tazminatlı hastalıkları tespit etmek; bu hastalıklarla ilgili mücadele esaslarını belirlemek,
Hayvan hastalıkları ile ilgili acil eylem planlarını yayımlamak ve uygulamak
Hayvan hastalıkları ile ilgili her türlü epidemiyolojik çalışmaları yapmak ve yaptırmak, rutin ve özel raporlar hazırlamak ve hazırlatmak, uygulanacak projelerin fayda/maliyet analizlerini yapmak ve yaptırmak,
Hayvan hastalık ve zararlılarının yurt içindeki dağılımıyla ilgili verileri toplamak amacıyla hastalığın kontrolü ve eradikasyonu için programlar yapmak, yaptırmak ve izlemek, bu hizmetler ile ilgili veri tabanı oluşturmak, hayvan sağlığı bilgi sistemini kurmak ve kurdurmak, ülke geneline yayılmasını sağlamak,
Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı ile koordineli olarak, buna ilişkin gerekli bilgisayar programlarını yapmak ve yaptırmak
Hayvan hastalık ve zararlıları ile ilgili bütçe teklifini hazırlamak, bütçe uygulamalarını takip etmek, hayvan sağlığı hizmetleri için ihtiyaç duyulan personel, taşıt, alet, makine, malzeme, ekipman ve diğer girdileri tespit etmek, bunların temini için ilgili birimlerle işbirliği yapmak
Hayvan sağlığına yönelik enstitü, laboratuvar ve benzeri tesislerin kurulması için teklifte bulunmak; izin vermek, kurulmasını sağlamak, kontrol ve denetimlerini koordine etmek,
Veteriner teşhis ve analiz laboratuvarları ve deney hayvanı kuruluşlarının, kuruluş ve çalışma izinlerini vermek, denetim ve kontrollerini yapmak, yaptırmak, teşhis, hastalık kontrol metotları konusunda laboratuvar hizmetlerine ilişkin yeni gelişmeleri ve teknolojileri takip etmek, bu konulardaki eğitim eksikliklerini gidermek amacıyla yurtiçi ve yurtdışı teklifler hazırlamak, laboratuvar çalışmaları ile ilgili mevzuat tekliflerini hazırlamak,
Ülkenin hayvan sağlığı politikaları ve stratejilerinin tespiti için Bakanlık birimleri ve Bakanlık dışı kuruluşlarla işbirliği yapmak, ikili ve çok taraflı anlaşmalar kapsamında hayvan sağlığı konusunda işbirliği ve koordinasyonu sağlamak, hayvan sağlığı hizmetlerine yönelik müzakere, çalışma ve değerlendirme toplantıları için çalışmalar yapmak, rapor hazırlamak, toplantılara iştirak etmek, diğer ülkelerdeki hayvan hastalıklarının durumlarını takip etmek,
Hayvan sağlığı konusunda eğitim eksikliklerini belirlemek,
Eğitim, Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanlığı ile koordineli olarak hizmet içi eğitim programlarını hazırlamak ve takip etmek,
Hayvanların tanımlanması, kayıt altına alınması, bunlara ilişkin veri tabanının oluşturulması ve işletilmesi, numaralandırma, adlandırma, tasma takma gibi işlemlerle tanımlanması ve sağlık kayıtlarının tutulması ile ilgili prensipleri belirlemek, buna yönelik faaliyetleri yapmak ve yaptırmak,
Ülke içindeki sperma, ovum, embriyo vb. ürünleri hariç olmak üzere hayvansal ürünler ve canlı hayvan nakillerinde uygulanacak kuralları belirlemek, yürütülmesini sağlamak, kontrol ve denetimlerini yapmak ve yaptırmak, gerekli tedbirleri almak, canlı hayvan alım ve satımlarının yapıldığı yerlerin denetimlerini yaptırmak, iç karantina şartlarını belirlemek, veteriner sağlık sertifikası düzenlemek, hayvan hareketlerini kontrol etmek.
Serbest Veteriner Hekimlik hizmetlerinin geliştirilmesi, muayenehane, klinik, poliklinik, hayvan hastanesi, ev ve süs hayvanı satış yerleri, hayvan eğitim ve barınma yerleri, otel hizmeti veren hayvan bakımevleri ile ilgili onay ve kayıt işlemlerini yürütmek ve bu konularda mevzuat çalışmaları yapmak,
 Hayvan sağlığı hizmetleri ile ilgili tüm konularda mevzuat çalışmaları yapmak,
Türkiye Milli Zoonoz Komitesi faaliyetlerini yürütmek,
OIE (Dünya Hayvan Sağlığı Teşkilatı), FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü), WHO(Dünya sağlık Örgütü), MZCC, İAEA, ECO, TAIEX gibi uluslararası kuruluşlarla ilişkileri yürütmek ve Ülkemizdeki koordinasyonu sağlamak,
Deney hayvanlarının refahı, nakil esnasında hayvan refahı ve çiftlik hayvanlarının refahı ile ilgili çalışmaları yürütmek,
Görev alanına giren konularda istatistikî verileri toplamak ve analiz etmek

Bitki ve Ormancılık Karantinası

Zararlı organizmaların ülkeye girişini veya ülke içinde yayılmasını önlemek amacıyla, her türlü bitki ile orman bitkisel ürünlerinin kontrol altına alınması amacıyla uygulanan karantina türüdür. Habitat değişiklikleri ve artan uluslar arası zararlı göçleri; bitki ticareti, bitki üretimi ile ilişkili ürünler ve konteynırlar, toprak, endüstriyel ekipmanlar ve kişisel bagajlar gibi diğer maddeler de ülke içerisinde ya da ülkeler arasında zararlıların yayılmasına katkıda bulunmaktadır. Bitkilerle ilgili karantinanın uygulanmasını göstermek üzere 6968 Sayılı Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanunu ile Bitki Karantinası Yönetmeliği bulunmaktadır.

Zararlı bitkilerin yayılması riskinin artmış olması ve iklim değişikliği benzeri faktörlerin etkilerini azaltarak ormanların sağlığını ve canlılığını koruma kapsamında orman karantinası tedbirleri uygulanmaktadır. Orman karantinasında; ürünlerin zararlıların bulunmadığı bir bölge ya da yerden geldiğine dair teminat istenmesi, ürün imalatları için belirli şartların öngörülmesi, büyüme mevsiminde ve nakliye öncesinde denetimlerin yapılması, sertifikalandırma, ithalatının yasaklanması, nakliye sırasında bitki sağlığı uygulamalarının şart koşulması, nakliyede dezenfekte şartı, kimyasal ilaçlama yapılması şartı, taşıma sırasında koruma tedbirlerinin uygulanması, belli dönemlerde nakliyenin yasaklanması gibi uygulamalar yapılmaktadır.

Orman Zararlıları İle Mücadele Şube Müdürlüğü 

Orman Genel Müdürlüğü Teşkilatı ve Görevleri Hakkındaki Kanun’da ‘Ormancılık Karantina Hizmetleri’ Orman Genel Müdürlüğüne görev olarak verilmiştir. Orman Genel Müdürlüğüne bağlı olarak Orman Zararlılarıyla Mücadele Daire Başkanlığı ve Ormancılık Karantina Şube Müdürlüğü bulunmaktadır.

Orman Zararlıları İle Mücadele Şube Müdürlüğü; ormanlarda tahribat yapan böcek, mantar ve benzeri zararlılara karşı mücadele işlerini yürütmek, biyolojik dengenin korunması amacıyla zararlı böceklerle mücadele kapsamında temin edilen kuş ve böceklerin ormana salınması, kuş yuvası asılması, karınca nakli yapılması iş ve işlemlerini yürütmek, entegre böcek yönetimi kapsamında zararlılara karşı plan, proje ve programlarının yapılmasını sağlamakla yükümlüdür.

Ormancılık Karantina Şube Müdürlüğü

Ormancılık Karantina Şube Müdürlüğü; ormanlarda ve orman ürünlerinde gereklilik halinde iç ve dış karantina tedbirlerini alarak uygulanmasını sağlamak; ülke ormanlarının risk haritalarını yaptırmak ve çıkarılan risk haritalarına göre tehlikeli orman alanlarını izlemek ve çözüm üretmek; orman zararlıları ile bunları dengeleyen faydalı unsurların yurt düzeyinde teşhis ve tespitlerini yapmak veya yaptırmak; ormanlarda biyolojik dengenin korunması amacıyla faydalı yırtıcı böcek ve faydalı parazit v.b. üretilmesini sağlamak; zararlılarla mücadele çalışmalarında ilaç ve feremon v.b. gibi ruhsatlandırma işlerini yaptırmakla görevlidir.

Birleşmiş Milletler’in uzmanlık kuruluşu olan Gıda ve Tarım Örgütü(FAO); politikacılara, planlamacılara ve yöneticilere, kurumlar arasındaki ilişkileri ulusal çapta geliştirmek ve ormancılık sektöründe standart kılavuzu uygulayabilmek açısından destek olmaktadır. FAO; Uluslararası Ormancılık Karantinası Araştırma Grubu (IFORG); Uluslararası Orman Araştırmaları Organizasyonu Birliği(IUFRO); Biyolojik Çeşitlilik Konvansiyonu (CED); Bitki Sağlığı Önlemleri Konvansiyonu (CPM); Vahşi Fauna ve Florada Yer Alan Tehlike Altındaki Türlerin Uluslar Arası Ticareti Konvansiyonu (CİTES) ve benzeri örgütleri desteklemektedir.

[box type=”shadow” align=”aligncenter” class=”” width=””] KARANTİNA ADASI

Antik Klazomenai kenti kalıntılarının da bulunduğu 320 dönümlük Karantina Adası, ilk kez Büyük İskender devrinde karaya bağlanmıştır. Antik çağ bağlantıları zamanla yıkılırken 1955 yılında dolgu alanlar yapılmıştır. İzmir’in Urla ilçesinde bulunan Karantina Adası, Osmanlılar tarafından bu amaçla kullanılmış, karantina binaları da Fransızlara yaptırılmıştır. Binalar 1950 yılından sonra Deniz ve Güneş Enstitüsü, daha sonra Kemik ve Mafsal Hastalıkları Hastanesi olarak kullanılmış; 1986 yılında ise Urla Devlet Hastanesi’ne dönüştürülmüştür. Halihazırda Sit alanı olan Karantina Adası Osmanlı İmparatorluğu döneminde bulaşıcı hastalıkla mücadele amacıyla kullanılmıştır. Ada, adını Fransızların 1865 yılında yaptığı karantina tesislerinden almıştır. Avrupa ve Asya’da görülen yaygın veba ve kolera salgınlarına karşı  korunmak amacıyla birçok ülkenin aldığı tedbirler Osmanlı Devleti tarafından da uygulanmıştır.

Şehirlere giriş çıkışların tutulmasına karşın hastalıkların deniz yoluyla taşındığının anlaşılması üzerine yabancı ülkelerden gelen gemiler limana girmeden önce açık denizde bekletilmiş; gemi personelinden hastalık şüphesi olanlar gözlem altında tutulmuş, gözlem altında tutulan kişiler hastanelerden ayrı bir bina olarak tasarlanmış olan “karantina binalarında” tutulmuşlardır. Bulaşıcı hastalıktan ölenler, özel olarak tasarlanmış derin mezarlara gömülmüş, sönmüş kireçle dolu mezarlardan etrafa hastalığın yayılması engellenmek istenmiştir. Karantina bölgesindeki eşyaların mikroptan arındırılması hedeflenmiş, kıyafetler ise yüksek dereceli buharla sterilize ve dezenfekte edilmiştir.  [/box]

Ulusal Tütün Kontrol Programı

0
Ulusal Tütün Kontrol Programı

Ulusal Tütün Kontrol Programı, tütün ve tütün ürünlerinin kullanımının sağlık, ekonomik ve sosyal açıdan zararlı etkileri konusunda halkın eğitilmesi, bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesini sağlamak amacıyla 2006 yılında Başbakanlık Genelgesi ile yürürlüğe girmiştir.

Tütün tüketiminin sağlık ve ekonomi üzerinde yarattığı olumsuz etkileri bertaraf etmek amacıyla uygulanan tütün kontrol politikalarına dünya genelinde Dünya Bankası ve Dünya Sağlık Örgütü liderliğinde yürütülen çalışmalar ile 1990’lı yıllardan itibaren artırılmıştır. Böylelikle, “Tütün Kontrol Çerçeve Sözleşmesi – TKÇS” ve “MPOWER” politika paketi önemli rol oynamıştır. Türkiye’de, özellikle 1996 yılında 4207 Sayılı Kanun’un ve 2004 yılında TKÇS’nin yürürlüğe girmesi ile tütün kontrol politikalarındaki artışı beraberinde getirmiştir.

Tütün Kontrol Çerçeve Sözleşmesi, Türkiye tarafından uygun bulunmasının ardından 28 Nisan 2004 tarihinde imzalanması ile 25 Kasım 2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye’de TKÇS doğrultusunda, Başkanlığını Sağlık Bakanlığının yaptığı, Eylem Planının izlenmesi, sonuçlarının değerlendirilmesi, gerektiğinde değiştirilmesi ve güncellenmesi ile ihtiyaç duyulması halinde yeni strateji, program ve eylem planları hazırlanarak onaylanması ve uygulamaya konulması görevlerini yürütmek üzere, “Ulusal Tütün Kontrolü Koordinasyon Komitesi”nin kurulması sonrasında “Ulusal Tütün Kontrolü Programı” hazırlanmıştır. Böylece, 2006 yılında Başbakanlık Genelgesi olarak yayınlanan ve 2008-2012 dönemini kapsayan “Ulusal Tütün Kontrolü Programı ve Eylem Planı” oluşturulmuştur.

Ayrıca genelge kapsamında, komite çalışmalarında aldığı kararlar ile Program ve Eylem Planının uygulanmasında ihtiyaç duyduğu her türlü katkı ve desteğin; tüm bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilmesi ve bu kapsamda kurumlarca üstlenilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesi belirtilmiştir.

Programı ve Eylem Planı

Ulusal Tütün Kontrolü Programı ve Eylem Planı, T.C. Sağlık Bakanlığı Tütün ve Diğer Bağımlılık Yapıcı Maddelerle Mücadele Daire Başkanlığı tarafından 10 temel başlıktan oluşturulmuştur.

  • Tütün tüketiminin sağlık üzerinde yarattığı olumsuz etkiler hakkında toplumun bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi
  • Sigara tüketiminin bırakılmasının sağlanması
  • Fiyat ve vergilendirmenin artırılması
  • Bireylerin tütün tüketiminden pasif etkileniminin önlenmesi
  • Tütün ürünleri ile ilgili reklam, promosyon ve sponsorluğun yasaklanması
  • Tütün ürünlerinin kontrolü ve tüketicinin bilgilendirilmesi
  • Tütün ürünlerinin yasa dışı ticaretinin engellenmesi
  • Gençlerin tütün ürünlerine ulaşabilirliğinin engellenmesi
  • Tütün üretiminin azaltılması ve alternatif politikaların üretilmesi
  • Tütün tüketimi ve kontrol yöntemlerinin izlenmesi ve değerlendirilmesi

Daha sonraki yıllarda hazırlanan, “2015-2018 Ulusal Tütün Kontrol Programı Eylem Planı” ve “2018-2023 Tütün Kontrolü Strateji Belgesi ve Eylem Planı”nda da temel başlıklar yer almaktadır.

Nikola Mandić

0
Nikola Mandić

Hukukçu ve siyasetçi Nikola Mandić, 20 Ocak 1869 tarihinde Travnik’te doğdu (Ölümü: 7 Haziran 1945). Viyana Üniversitesi’nde hukuk öğrenimi gördü. 1900’lerin başında Bosna-Hersek’teki en etkili Hırvat politikacılardan biri oldu ve Saraybosna Belediye Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü.

1910 yılında Hırvat Ulusal Topluluğu’nu (HNZ) temsil ederek, o dönemde Avusturya-Macaristan İmparatorluğu yönetimi altındaki Bosna-Hersek’in yerel parlamentosu olan Bosna Diyeti’ne (Bosanski Sabor) üye oldu. 1911’de Diyet Başkanı seçildi ve İmparator Franz Joseph’in kararnamesiyle Bosna-Hersek Vali Yardımcılığına getirildi. Hırvat Merkez Bankası ile onun yan kuruluşu olan Saraybosna Ziraat Bankası’nın kurucusu ve ilk başkanı oldu.

Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı’nın kurulmasının ardından Ulusal Meclis’te milletvekili seçildi. 1920’de Hırvat Halk Partisi’ni temsilen Kurucu Meclis’e atandı. 1943 yılına kadar Saraybosna Barosu Başkanı olarak görev yaptı. 1943-1945 yılları arasında Bağımsız Hırvatistan Devleti’nde Hükümet Başkanı (Başbakan) olarak görev aldı. II. Dünya Savaşı’nın ardından askeri mahkemede savaş suçlusu olarak yargılandı ve 7 Haziran 1945’te idam edildi.

20 Ocak – Hukuk Takvimi

0
20 Ocak - Hukuk Takvimi
20 Ocak – Hukuk Takvimi
767
İslam hukuku bilgini. Şafii mezhebinin kurucusu İmam Şafii Gazze’de doğdu. (Ölümü: 19 Ocak 820, Kahire)
1265
İlk İngiliz parlamentosu toplandı.
1805
Hukukçu Henry Bleecker Metcalfe doğdu. (Ölümü: 7 Şubat 1881) Hukuk eğitimi aldıktan sonra Baro‘ya kabul edildi. Richmond County’de 1826-1832 yılları arasında savcılık yaptı. 1840’ta Eyalet Yargıçlığına seçildi. 1841’de bu görevinden istifa etti. Daha sonra 1847 – 1875 yılları arasında bu görevine tekrar devam etti. Demokratik Parti‘den 44. ABD Kongresi‘ne seçildi. Kamu Binaları Harcamaları Komitesinde başkanlık yaptı.
1869
Hukukçu ve Hırvatistan devlet başkanı Nikola Mandić, L.D. doğdu. (Ölümü: 7 Haziran 1945)
1895
Darülaceze kuruldu.
1902
Ordinaryüs Profesör Dr. Ernst E. Hirsch, doğdu. Münih ve Giessen Eyalet Üniversitesi Hukuk Fakültelerinde okudu. 1930 yılında Frankfurt’ta, Ticaret Hukuku, Medeni Hukuk, Alman ve Uluslararası Özel Hukuku dallarında doçent olarak ders verdi. Hirsch, 1931 yılında Frankfurt Asliye Hukuk Mahkemesine atandı.
1920
Dr. Nuri Dersimi, İstanbul Hükümeti tarafından tutuklanarak cezaevine konuldu.
1921
  • TBMM’nin açılmasının ardından yeni Türkiye devletinin ilk Anayasası olan Teşkilatı Esasiye 23 madde halinde kabul edildi.
  • Dağıstan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti; Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne bağlı özerk bir bölge olarak kuruldu.
1923
Türkiye Büyük Millet Meclisi, gizli oturumunda Elcezire bölgesinde bir İstiklal Mahkemesi kurulması kararı aldı.
1936
Ankara’da Endüstri Kongresi toplandı. Toplantıda İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı esasları kabul edildi.
1936
Sinemaların esas filmle beraber bir de öğretici film göstermek zorunda olduğuna ilişkin yasa çıktı.
1950
Kiraların serbest bırakılması kararlaştırıldı.
1953
Yargıçlık, başsavcılık, Adalet Bakanlığı Müsteşarlığı, Adalet Bakanlığı, Başbakanlık Başdanışmanlığı, Başbakanlık Müsteşarlığı, YÖK Üyeliği, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı olarak görev yapan Fahri Kasırga 20 Ocak 1953’te Çayeli, Rize’de dünyaya geldi.
1961
Londra Konferansı’nda Kıbrıslı Rumlar, “federal yönetim” tezini reddetti. Bunun üzerine Kıbrıs Türk toplumu temsilcileri konferanstan çekildi.
1964
Bosnalı Hırvat hukukçu ve siyasetçi Željko Komšić doğdu. Saraybosna Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Sosyal Demokrat Parti’de (SDP) siyasi olarak aktif hale geldi ve belediye başkan yardımcısı oldu. 2000 yılında Novo Saraybosna belediye başkanı seçildi ve 2001’de BH’nin ilk Sırbistan-Karadağ büyükelçisi oldu. 2006 tarihinde Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi’ne Hırvat Temsilci olarak seçildi. Bosna Savaşı sırasında Bosna-Hersek Ordusu’nda görev yaptı. Alınabilecek en yüksek madalya olan Altın Leylak’ı cesareti nedeniyle almaya hak kazandı.  Dört kez Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.
1964
  • Fener Rum Patriği Vekili Emilyanos ve Metropolit Canavaris Türk uyruğundan çıkarılarak sınır dışı edildi. Yunanistan,
  • Kıbrıs’taki askeri birliğini, Birleşmiş Milletler Barış Gücü emrine vermeyi kabul etti.
1968
Türkiye, Yunanistan’daki askeri rejimi tanıyan ilk ülke oldu.
1971
Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Akademik Konsey’in kararıyla süresiz kapatıldı.
1973
Eski Millî Birlik Komitesi üyesi Cemal Madanoğlu ve 31 kişi hakkında “Anayasayı değiştirme ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ıskat için gizli örgüt kurma” iddiasıyla dava açıldı. Dava açılanlar arasında Doğan Avcıoğlu, İlhan Selçuk, İlhami Soysal gibi simler de bulunuyordu.
1981
  • İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi, 223 Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu üyesinin tutuklanmasına karar verdi.
  • İran, 444 gündür rehin tutulan 52 Amerikalının serbest bırakıldığını açıkladı.
1983
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davasında tutuklu yargılanmakta olan Eski İstanbul Belediye başkanı Ahmet İsvan tahliye edildi.
1986
1477 sanıklı DİSK Davası’nda askeri savcı 674 sanık için beraat, 881 sanık için 6-20 yıl arası hapis cezası talep etti.
1988
  • Aziz Nesin, Mehmet Ali Aybar ve 2000’e Doğru Dergisi Yazı İşleri Müdürü Fatma Yazıcı hakkında, derginin 32.sayısındaki “Kürt sorununa çözüm: kritik karar” başlıklı yazıda “yayın yoluyla milli duyguları zayıflatıp yok etmek” ve ”bölücülük” iddiasıyla DGM’de dava açıldı; Mehmet Ali Aybar ile Aziz Nesin hakkında 15’er yıla kadar hapis cezası istendi.
  • 1980 öncesi Demokrat Gazetesi’nde “Devrimci Yol örgütünün sözcülüğünü yaptıkları” suçlamasıyla Emil Galip Sandalcı, Arslan Başer Kafaoğlu, Ragıp Zarakolu, Adnan Aktaş ve Arslan Kahraman’ın yargılanmasına başlandı.
1993
  • Anayasa Mahkemesi, dini bayramlarda Bayram günleri dışında gazete çıkarılmasını yasaklayan yasayı iptal etti.
  • TBMM, Safa Giray ile Cengiz Altınkaya’nın Yüce Divan’a verilmesine karar verdi.
  • Hukukçu Bill Clinton, Amerika Birleşik Devletleri’nin 42. Başkanı olarak göreve başladı.
1995
Yargıtay Eski  Başkanı Hasan Gerçeker 20 Ocak 1995 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçildi.
2000
Yargıtay, gazeteci Metin Göktepe’yi gözaltında öldürdükleri gerekçesiyle 7 yıl altışar ay ağır hapis cezasına çarptırılan 6 sanık polisten 5’inin cezasını onadı, sanıklardan Emniyet Amiri Seydi Battal Köse’nin cezasını ise esastan bozdu.

Metin Göktepe
2000
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Mehmet Ali Ağca’nın tahliyesine ilişkin Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararını bozdu. Ağca, Yargıtay’ın kararı doğrultusunda Kartal’da bulunduğu yerden alınarak, Kartal H Tipi Cezaevine konuldu.
2001
RTÜK, Batman FM’i 90 gün kapattı. Aynı gerekçeyle Hatay Çağrı Radyo, Ankara İmaj Radyo, Şanlıurfa Mega Radyo ile Ankara Özgür Radyo’ya uyarma cezası verildi.
2003
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Siyasi Partiler Kanunu’nda “komünist” adıyla parti kurulmasını yasaklayan hükmün iptalini ve Anayasa Mahkemesi’nde TKP’ye ilişkin açılan kapatma davasının reddini istedi.
2004
  • Katar’da Emir Şeyh Hamid bin Halife el-Thani Eğitim Bakanlığı’na kızkardeşi Şeika Hossa bin Halife’yi getirdi. Şeika, Katar’ın ilk kadın bakanı oldu.
  • 1986’da İsrail’in gizli nükleer çalışmalarını belge ve fotoğraflarla ifşa eden Fas kökenli olan fizikçi Mordehay Vanunu 18 yılın ardından hapisten çıktı.
2005
Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) kapsamında Türkiye’nin yaptığı iyileştirmeleri içeren rapor BM’ye sunuldu.
2006
Adalet Bakanı Çiçek’in Mehmet Ali Ağca’nın “hatalı kararla erken tahliye edildiği” başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Ağca’nın Abdi İpekçi suikastinden dolayı 10 yıl daha cezaevinde kalması gerektiğine hükmetti ve tahliye kararını bozdu. Ağca, serbest bırakıldıktan 9 gün sonra tekrar cezaevine konuldu.
2007
Hrant Dink’in öldürülmesi olayının zanlısı Ogün Samast, cinayetten bir gün sonra Samsun’da yakalandı.
2009
Hukukçu Barack Obama, Amerika Birleşik Devletleri’nin 44. Başkanı olarak göreve başladı.
2014
Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, KCK ana davasında yargılanan 94 tutuklu sanıktan 88’inin tutuklulukta geçirdikleri süre göz önüne alınarak tahliyeleri için AYM’ne başvuruda bulunduklarını açıkladı, daha önce de 6 tutuklu sanık AYM’ne başvurmuştu.
2018
Geçici bütçe tasarısının Senato’dan geçememesi nedeniyle Donald Trump’ın başkanlığının birinci yıl dönümünde federal hükümet resmi olarak kapandı.
2021
Hukukçu Joe Biden Amerika Birleşik Devletleri’nin 46. Başkanı olarak göreve başladı. Yardımcısı Kamala Harris de hukukçudur.
2025
Aralık 2023’te Türkiye’den İran’a sınır dışı edilen ve Tataloo olarak da bilinen pop yıldızı Amir Hossein Maghsoudloo, Hazreti Muhammed’e hakaretten suçlu bularak idam cezasına mahkum edildi. 2024 yılında İran’da en az 901 kişinin idam edildiği tahmin ediliyor.
2025
  • İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ve ailesi hakkındaki sözleri nedeniyle soruşturma başlatıldı.
  • İstanbul Başsavcısına dönük sosyal medya paylaşımı nedeniyle CHP Gençlik Kolları Başkanı Cem Aydın, ifadesinin ardından adli kontrol şartıyla yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Aydın haftada üç gün imza verecek.
  • Zafer Partisi’nin genel başkanı Ümit Özdağ hakkında ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçundan resen soruşturma başlatıldığı öğrenildi.

20 Ocak – Hukuk Takvimi

Ernst Eduard Hirsch

0
Ernst Eduard Hirsch

Ordinaryüs Profesör Dr. Ernst E. Hirsch, 20 Ocak 1902 tarihinde Almanya’da Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Hirsch, ilkokul, ortaokul ve liseyi Hessen eyaletine bağlı Friedberg’de tamamlamıştır.

Hirsch’in Eğitimi Yaşamı ve Almanya’daki Kariyeri

Hirsch, 1920 yılında liseden mezun olduktan sonra Frankfurt’ta amcası Otto Hirsch’in bankasında çalışmaya başlamış ve eş zamanlı olarak Ekonomi ve Sosyal Bilimler bölümünde eğitim almıştır. Münih ve Giessen Eyalet Üniversitesi Hukuk Fakültelerinde okuduktan sonra 1924 yılında mezun olmuş; avukatlık stajı ile yardımcı hakimlik yapmıştır.

Hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra bilim alanında çalışmaya başlamış, doçent unvanı kazanmıştır. 1930 yılında Frankfurt’ta, Ticaret Hukuku, Medeni Hukuk, Alman ve Uluslararası Özel Hukuku dallarında doçent olarak ders vermiştir. Hirsch, 1931 yılında Frankfurt Asliye Hukuk Mahkemesine hakim olarak atanmıştır.

Ernst Eduard Hirsch

Almanya’nın siyasi çalkantıları içerisinde ırkçılık ile tanışan Hirsch; 7 Nisan 1933 tarihinde saf Alman ırkına ait olmadığı için yargıçlık yapma hakkını yitirmiş ve üniversitede ders vermesi de yasaklanmıştır.

Hirsch’in Türkiye’ye Gelişi

Hirsch, 1933 yılında turistik pasaportla Hollanda’ya gitmiş ve kısa bir süre Amsterdam’da Ticaret Hukuku dersleri vermiş, İstanbul Üniversitesinden almış olduğu davet sonucunda İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘ne katılmıştır. Aynı tarihlerde Hirsch ile birlikte birçok yabancı bilim insanı Türkiye’ye gelmiştir. Türkçe’yi tren yolculuğunda öğrenmeye başladığı yönünde bilgiler bulunmaktadır. Hirsch’i uzun yolculuğu sonrasında Sirkeci Tren Garı’nda Hitler’den kaçarak İstanbul’a gelmiş olan Alman Yahudisi, aile dostu ve eski öğrencisi Hans Kitzinger karşılamıştır.

İstanbul Üniversitesinde göreve başlayan Hirsch, üçüncü yılın sonunda Türkçeyi mükemmel derecede öğrenmiştir. İlk yıllarda derslerini Almanca olarak anlatan ve daha sonra asistanı da olan Halil Arslanlı kendisine tercümanlık yapmış, sonraki yıllarda derslerini Türkçe olarak vermiştir. Hirsch, İstanbul Üniversitesi’ne gelen Musevi asıllı bilim insanları arasında Türkçeyi en hızlı öğrenen ve derslerini Türkçe dilinde veren ilk kişi olmuştur.

Ordinaryüs Profesör Dr. Ernst E. Hirsch, 1933-1943 yılları arasında İstanbul Üniversitesinde Ticaret Hukuku, Fikri ve Sınai Haklar alanlarında lisans ve doktora dersleri vermiş, 1943–1952 yıllarında ise Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi (AÜHF) öğretim üyeliği görevinde bulunmuştur.

Hirsch, Türk Ticaret Kanunu, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Marka ve Patent Kanunu projelerinin hazırlanmasında görev almış, Modern Türk Hukukunun temellerini atan kadroda yer almıştır.

Ernst E. Hirsch, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi kütüphanesinin gerçek anlamda bir kütüphane olmasına emek vermiştir.

Hirsch, 1938 yılında Türk Vatandaşlığına geçmek için başvuru yapmış, başvurusu beş yıl sonra sonuçlanmış ve 21 Eylül 1943 tarihinde Türk vatandaşı olmuş, Ernest Hirş adıyla nüfus kütüğüne kaydedilmiştir.

Akademik Kariyeri ve Bilimsel Çalışmaları

Hirsch, 1944 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine tayin edilmiş, eşinin rahatsızlığı nedeniyle evini İstanbul’da bırakmak zorunda kalmış, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki derslerine devam etmiş, ticaret hukuku, hukuk felsefesi ve hukuk sosyolojisi, pratik hukukta metot dersleri okutmuştur.

Hirsch, 5 Temmuz 1945 tarihinde 1696 sicil numarası ile İstanbul Barosuna kayıt yaptırmış, 13 Haziran 1946 tarihinde nakil yaptırarak 372 sicil numarası ile Ankara Barosuna geçmiştir.

Alman ekolünün kaynaklarından biri olarak da gösterilen Hirsch, Ankara ve İstanbul üniversitelerinde 20 yıl akademisyen olarak görev yapmış, Medeni Kanun ile Ticaret Kanunu arasındaki çelişkilerin giderilmesine katkıda bulunmuş, Türk hükümetlerine danışmanlık yapmıştır. Ankara üniversitesi Hukuk Fakültesindeki çalışma odasının kapısında adına bir plaket bulunmakta ve fakültenin şeref salonunda resmi asılı bulunmaktadır. Demokrat Parti döneminde 31 Temmuz 1951 tarihinde kabul edilen Atatürk’ü Koruma Kanunu’nun hazırlanmasına katkısı olan Hirsch, Berlin Belediye Başkanı Ernst Reuter tarafından Almanya’ya dönmesi konusunda ikna edilmiş ve 1953 ve 1955 yılları arasında Berlin Özgür Üniversitesi’ne rektör seçilmiştir. Tekrar Almanya’ya döndükten sonra Alman vatandaşlığına yeniden kabul edilmiştir. 1982 yılında Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanına layık görülmüştür. 

Türkiye Cumhuriyeti pasaportunu ölümüne kadar muhafaza eden Hirsch, 30 Mart 1985 tarihinde yaşama veda etmiştir.

Hirsch’in Eserleri

Ordinaryüs Profesör Dr. Ernst E. Hirsch; Ticaret Hukuku, Borçlar Hukuku, Kooperatif Hukuku, Fikri ve Sınaî Haklar, Kıymetli Evrak Hukuku, Sigorta Hukuku ve Deniz Ticaret Hukuku konularında çok sayıda kitap ve makale yazmış; ulusal ve uluslararası birçok toplantıda bilimsel tebliğler sunmuştur.

  1. Aus des Kaisers Zeiten durch die Weimarer Republik in das Land Atatürks. Eine unzeitgemäße Autobiographie (Türkçesi: Anılarım. (Çeviren:Fatma Suphi)
  2. Hukuk Felsefesi ve Hukuk Sosyolojisi Dersleri
  3. Pratik Hukukta Metot
  4. Fikri ve Sınai Haklar. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınlarından (Ankara AR Basımevi,1948)
  5. Dünya Üniversiteleri ve Türkiye’de Üniversitelerin Gelişmesi (iki cilt),

Kellogg-Briand Paktı – Harbin Millî Siyaset Aleti Olarak Kullanılmaması Hakkında Umumi Muahede

0

Kellogg-Briand Paktı ya da Harbin Millî Siyaset Aleti Olarak Kullanılmaması Hakkında Umumi Muahede, 27 ağustos 1928 tarihinde Paris’te imzalanmıştır. Sözleşme, savaşın ulusal politika olarak kullanılmasını yasaklamaktadır. Antlaşmanın imzalanmasında önemli çabaları olması nedeniyle, ABD Dışişleri Bakanı Frank B. Kellogg ve Fransa Dışişleri Bakanı Aristide Briand’ın isimleri ile anılmakta ve sözleşmeye “Kellogg-Briand Paktı” adı verilmektedir. Antlaşmaya göre taraflar aralarındaki sorunları barışçıl yollardan çözeceklerini ve çözülmezse Milletler Cemiyeti’nin hakemliğini kabul edeceklerini kabul etmişlerdir.

Kellogg-Briand Paktı; Avustralya, Belçika, Kanada, Çekoslovakya, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Britanya Hindistan’ı, Özgür İrlanda Devleti, İtalya Krallığı, Japon İmparatorluğu, Yeni Zelanda, Polonya, Güney Afrika Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından imzalanmış ve 24 Temmuz 1929 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Antlaşmanın imzasından sonra birçok ülke katılma yoluyla sözleşmeyi onaylamış; Türkiye Cumhuriyeti ise 1928 Eylül ayında davet edilmiş ve 1929 yılı Ocak ayında antlaşmaya katılmıştır. 19 Ocak 1929 tarihine mecliste kabul edilen “Devletler arasında harbin millî siyaset âleti olarak istimalinden feragati muntazamın muahedeye Türkiye cumhuriyetinin iştiraki hakkında kanun” ile Türkiye sözleşmenin tarafı olmuş, kanun 5 Şubat 1929’da Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. 

Briand-Kellog Paktı, Sovyetler Birliği-ABD bloklaşmasının temeli olarak görülmektedir. Sovyetler Birliği bloka karşı Litvinov Sözleşmesi ile kendi grubunu kurmuştur. Litvinov Sözleşmesi Varşova Paktı’nın, Briand-Kellog Paktı da NATO’nun temeli sayılmaktadır.

Devletler arasında harbin millî siyaset âleti olarak istimalinden feragati muntazamın muahedeye Türkiye cumhuriyetinin iştiraki hakkında kanun

Madde 1 — Almanya, Amerika, Belçika, Fransa, İngiltere ve Dominyonları İtalya, Japonya, Lehistan ve Çekoslovakya Hükümetleri arasında 27 ağustos 1928 tarihinde Pariste akt edilmiş olan ve harbin millî siyaset âleti olarak istimalinden feragati tazammun. eden birçok taraflı muahedeye Türkiye Cümhuriyetinin, mezkûr muahedenin üçüncü maddesi mucibince ve Vaşington Büyük Elçisi tarafından Amerika Hariciye nezaretine ita edilen Beyan, nameye tevfikan, iltihakı tasdik edilmiştir.

Madde 2 — İşbu kanun neşri tarihinden muteberdir.

Madde 3 — İşbu kanunun icrasına Hariciye Vekili memurdur. 28/1/1929

Kellogg-Briand Paktı – Harbin Millî Siyaset Aleti Olarak Kullanılmaması Hakkında Umumi Muahede

Alman hükümeti Reisi,

Amerika Düveli müttehidesi hükümeti Reisi

Haşmetlu Belçika Kiralı,

Fransa Cumhuriyeti Reisi

Haşmetlu Büyük Britanya ve İrlanda ve maverayi ebhardaki İngiliz ülkeleri Kiralı ve Hindistan İmparatoru,

Haşmetlu Japonya imparatoru,

Lehistan Cumhuriyeti Reisi,

Çekoslovakya Cümhuriyeti Reisi,

Kendilerine terettüp eden insaniyetin saadet ve refahını inkişaf ettirmek vazifesini derin bir surette hissederek,

Milletleri beyninde halen cari münasebatı dostane ve sulhparveranenin ilelebet idamesi için harbin millî siyasete âlet ittihaz olunmasından açık bir surette feragat edilmek zemanı hulul ettiğine kail olarak; münasebatı mütekabillerinde her türlü tahavvülatın ancak tarzı muslihanede istihsal ile sulh ve intizam dairesinde kuvveden file isal ve badezin miliî menafiinin inkişafını harbe müracaat ederek temine sai olacak olan vaziulimza her hangi bir devletin işbu muahede fevaidinden mahrum edilmesi lüzumuna kanaat getirerek;

Gösterdikleri misale imtisal eylediğini bilumum milletlerin işbu mesaii insaniyeye biliştirak muahedeyi hazıraya meriyülicra olur olmaz iltihak ederek kendi efradını feyzaver ahkâmından müstefit ve bu suretle
cihanın medeli milletlerini harbi kendi milî siyasetlerine âlet ittihaz etmekten müştereken feragat hususunda tevhit edecekleri ümidile,

Bir muahade aktetmeğe karar vermişler ve bu maksatla murahhaslarını tayin etmişlerdir.

Şöyleki:

Alman Reisicumhuru: Hariciye Nazırı Doktor Gustav Stresemann’ı,
Amerika Reisicümhuru: Nazır Frank B. Kellogg’ıu,
Haşmetlu Belçika Kıralı: Hariciye Nazırı Paul Hymans’ı,
Fransa Reisicümhuru: Hariciye Nazın Aristide Brıand’ı,

Haşmetlu Büyük Beritanya ve İrlanda ve Maverayi Ephardaki İngiliz ülkeleri Kralı ve Hindistan İmparatoru: Büyük Britanya ve şimalî İrlanda ile Şıhsen Cemiyeti Akvam âzasından olmayan Beritanya İmperatorluğu aksamı için: Lancaster Dakalığı Şansöliyesi, Hariciye Nazırı vekili Lord Cushendun’i,

Kanada Dominyonu İçin: Başvekil ve Harciye Nazırı William Lyon Mackenzie King‘ı,

Avusturalya Commonvvealthi için: Heyeti İcraiye âzasından Alexandere John Mehachlan’ı,

Yeni Zelanda Dominyonu için: Büyük Beritanyada Yeni Zelanda Komseri âlisi Sir Christopher James
Parr’ı,

Cenubî Afrika İttihadı için: Büyük Bsritanyada Cenubı Afrika İttihadı Komseri âlisi Jacobus Sstephanos Smiti,

İrlanda Serbest Hükümeti için: Heyeti İcraiye Reisi M. Vılliam Thomas Cosgrave ı,

Hindistan için: Lancastre Dükalığı Şansölyesi, Hariciye Nazırı Vekili Lord Cushendun ı,

Haşmetlu İtalya Kıralı: Pariste Elçi ve fevkalâde murahhas Kont Gaetano Manzoni’ı,

Haşmetlu Japon İmperatoru: Müşaviri hususi Kont Uchiday’ı,

Lehistan Rerisicümhuru. Hariciye Nazırı M. A. Zileskiy’i,

Çekoslovakya Reisicümhuru: Hariciye Nazırı Doktor Eluard Benes’ı,

Müşarileyhim usulüne muvafık görülen salâhiyetnamelerini badettaati mevaddı atiyede mutabık kalmışlardır:

Madde 1

Âli Âkit taraflar kendi milletleri namına beynelmilel ihtilâfatı hal için harba müracatı ret ve takbih ve münasebatı mütekabillerinde harbi mill i siyaset için âlet itihaz etmekten feragat ettiklerini sureti resmiye ve müdepdebede beyan ederler.

Madde 2

Âli Âkit taraflar menşe veya mahiyeti ne olursa olsun aralarında zuhur edebilecek bilcümle ihtilafat ve münazeatın hal ve faslı çarelerini ancak vesaiti muslihanede taharri edilmek lâzimesini tasdik ederler.

Madde 3

İşbu muahede, mukaddimede zikrolunan Âli Âkiteler tarafından her birinin kendi teşkilâtı esasiye kanunları tatbikatına tevfikan, tasdik edilecek ve mütunu musaddakanın kâffesinin Washington’a tevdini müteakip beyinlerinde beyinlerinde mamulünbıh olacaktır

İşbu muahede, balâdakı fıkrada tasrih olunan veçhile mevkii meriyete vaz olunduktan sonra diğer bilumum devletlerin iltihakı için icap eden müddetin devamınca küşade bulundurulacaktır. Her devletin iltihakını musaddak metin Washington’a tevdi olunacak ve muahede keyfiyeti tevdii müteakip haman bu suretle iltihak eden devlet ile düveli sairei Âkide beyninde meriyülicra olacaktır.

Mukaddemedede zikrolunan devletlerle bilahara işbu muahedeye iltihak edecek olan her devlete muahedename metni ile tasdik veya iltihakı natık metinlerin herbirinin sureti musaddakalarını ita hususu Amerika Düveli mültehidesi hükümetine aittir.

Kezalik marüzzıkir Hükümetlere tasdik veya iltihakı natık her metni tevdii müteakip, derhal telgrafla tebliğ etmek Cemahiri Müttehide hükûmetine ait olacaktır.

Tasdikan lilmakal murahhaslar her iki metin aynı derecede muteber olmak üzere işbu muahedeyi fransızca ve ingilizce olarak imza ve mühürlerile tahtim etmişlerdir.

Bin dokuzyüz yirmi sekiz senesi Ağustosunun yirmi yedinci günü pariste tanzim edilmiştir.

İmza

Gustav Streseman
Frank B. Kellogg
Paul Hymans
Arı. Bnand
Cushendun
W . L . Mackenzie King
A. J. Mclachlan
C. J. Parr
J. S. S.mt
Lam T. Maccosgair
Cushendun
G. Manzom

İmza
Uchıda
August Zaleski
Dr, Edaard Benes

Almanya, Amerika, Belçika Fransa, İngiltere ve Dominyonları, İtalya, Japonya, Lehistan ve Çokoslavakya Hükümetleri arasında 27 ağustos 1928 tarihinde Paris’te imza edilen ve harbin millî siyaset aleti olarak istimalinden feragati tazammun eden bir çok taraflı misaka Türkiye Cumhuriyetinin iltihakını bildirmek ve muahedenin üçüncü maddesi mucibince metnin imzası mahiyetini haiz olmak üzere Washington Büyük Elçisi Muhtar beyefendi tarafından salahiyeti mahsusava müsteniden 31 teşrinievel tarihinde Amerika Hariciye nezaretine ita edilmiş olan beyanname

Zirde vaziülimza Türkiye’nin Washigton Murahhas ve Büyük Elçisi usulü dairesinde salahiyettar olarak hükümeti nam ve hesabına resmen beyan ile kesbi şeref eder ki, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti,  Türkiye Büyük Millet Meclisinin tasdiki kaydı ihtirazisi tahtında Paris’te 27 ağustosta Al-manya, Amerika, Belçika, Fransa, İngiltere ve Dominyonları, İtalya, Japonya, Lehistan ve Çekoslovakya hükümetleri arasında imza edilmiş olan muahedenameye iltihak eyler.

İmza: Ahmet Muhtar

İşbu beyannamenin vusulünü bildirmek üzere Amerika Hariciye Nezareti tarafından Washington Büyük Elçiliğimize gönderilen cevap:

T. B. M . tarafından tasdik edilmek şartiyle Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin Paris’te 27 ağustos 1928 tarihinda Almanya, Belçik, Hükümetleri tarafından imza olunan harpten feragati mütezammın olan muahedeye iltihak ettiğini natık hükümetiniz mam ve hesabına verdiğiniz beyanname ile salahiyetnameleri tevdi eden 31 birinci teşrin tarihli notanızı almakla şeref kesbettim. Muahede dosyasına vazedilen salahiyetnamelerle beyannameyi büyük memnuniyetle ahzeyledim.

İmza
Frank B. Kellog

Birleşmiş Milletler Üyesi Devletler

0

Birleşmiş Milletler Üyesi Devletler ve Üyelik Tarihleri Listesi 

Birleşmiş Milletlerin 193 üye ülkesi bulunmaktadır. Türkiye, BM’nin kurucu üyelerindendir.

Üye Devlet Kabul Tarihi
Afganistan 19 Kasım 1946
Arnavutluk 14 Aralık 1955
Cezayir 8 Ekim 1962
Andora 28 Temmuz 1993
Angola 1 Aralık 1976
Antigua ve Barbuda 11 Kasım 1981
Arjantin 24 Ekim 1945
Ermenistan 2 Mart 1992
Avustralya 1 Kasım 1945
Avusturya 14 Aralık 1955
Azerbaycan 2 Mart 1992
Bahamalar 18 Eylül 1973
Bahreyn 21 Eylül 1971
Bangladeş 17 Eylül 1974
Barbados 9 Aralık 1966
Belarus 24 Ekim 1945
Belçika 27 Aralık 1945
Belize 25 Eylül 1981
Benin 20 Eylül 1960
Bhutan 21 Eylül 1971
Bolivya 14 Kasım 1945
Bosna Hersek 22 Mayıs 1992
Botsvana 17 Ekim 1966
Brezilya 24 Ekim 1945
Brunei Sultanlığı 21 Eylül 1984
Bulgaristan 14 Aralık 1955
Burkina Faso 20 Eylül 1960
Burundi 18 Eylül 1962
Kamboçya 14 Aralık 1955
Kamerun 20 Eylül 1960
Kanada 9 Kasım 1945
Yeşil Burun Adaları 16 Eylül 1975
Orta Afrika Cumhuriyeti 20 Eylül 1960
Çad 20 Eylül 1960
Şili 24 Ekim 1945
Çin 24 Ekim 1945
Kolombiya 5 Kasım 1945
Komorlar 12 Kasım 1975
Kongo (Cumhuriyeti) 20 Eylül 1960
Kosta Rika 2 Kasım 1945
Fildişi Sahili 20 Eylül 1960
Hırvatistan 22 Mayıs 1992
Küba 24 Ekim 1945
Kıbrıs 20 Eylül 1960
Çek Cumhuriyeti 19 Ocak 1993
Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti 17 Eylül 1991
Kongo Demokratik Cumhuriyeti 20 Eylül 1960
Danimarka 24 Ekim 1945
Cibuti 20 Eylül 1977
Dominika 18 Aralık 1978
Dominik Cumhuriyeti 24 Ekim 1945
Ekvador 21 Aralık 1945
Mısır 24 Ekim 1945
El Salvador 24 Ekim 1945
Ekvator Ginesi 12 Kasım 1968
Eritre 28 Mayıs 1993
Estonya 17 Eylül 1991
Etiyopya 13 Kasım 1945
Fiji 13 Ekim 1970
Finlandiya 14 Aralık 1955
Fransa 24 Ekim 1945
Gabon 20 Eylül 1960
Gambiya 21 Eylül 1965
Gürcistan 31 Temmuz 1992
Almanya 18 Eylül 1973
Gana 8 Mart 1957
Yunanistan 25 Ekim 1945
Grenada 17 Eylül 1974
Guatemala 21 Kasım 1945
Gine 12 Aralık 1958
Gine-Bissau 17 Eylül 1974
Guyana 20 Eylül 1966
Haiti 24 Ekim 1945
Honduras 17 Aralık 1945
Macaristan 14 Aralık 1955
İzlanda 19 Kasım 1946
Hindistan 30 Ekim 1945
Endonezya 28 Eylül 1950
İran 24 Ekim 1945
Irak 21 Aralık 1945
İrlanda 14 Aralık 1955
İsrail 11 Mayıs 1949
İtalya 14 Aralık 1955
Jamaika 18 Eylül 1962
Japonya 18 Aralık 1956
Ürdün 14 Aralık 1955
Kazakistan 2 Mart 1992
Kenya 16 Aralık 1963
Kiribati 14 Eylül 1999
Kuveyt 14 Mayıs 1963
Kırgızistan 2 Mart 1992
Lao Demokratik Halk Cumhuriyeti 14 Aralık 1955
Letonya 17 Eylül 1991 |-
Lübnan 24 Ekim 1945
Lesoto 17 Ekim 1966
Liberya 2 Kasım 1945
Libya 14 Aralık 1955
Lihtenştayn 18 Eylül 1990
Litvanya 17 Eylül 1991
Lüksemburg 24 Ekim 1945
Madagaskar 20 Eylül 1960
Malawi 1 Aralık 1964
Malezya 17 Eylül 1957
Maldivler 21 Eylül 1965
Mali 28 Eylül 1960
Malta 1 Aralık 1964
Marşal Adaları 17 Eylül 1991
Moritanya 27 Ekim 1961
Mauritius 24 Nisan1968
Meksika 7 Kasım 1945
Mikronezya (Federal Devletler) 17 Eylül 1991
Monako 28 May 1993
Moğolistan 27 Ekim 1961
Karadağ 28 Haziran 2006
Fas 12 Kasım 1956
Mozambik 16 Eylül 1975
Myanmar 19 Nisan 1948
Namibya 23 Nisan 1990
Nauru 14 Eylül 1999
Nepal 14 Aralık 1955
Hollanda 10 Aralık 1945
Yeni Zelanda 24 Ekim 1945
Nikaragua 24 Ekim 1945
Nijer 20 Eylül 1960
Nijerya 7 Ekim 1960
Norveç 27 Kasım 1945
Umman 7 Ekim 1971
Pakistan 30 Eylül 1947
Palau 15 Aralık 1994 |-
Panama 13 Kasım 1945
Papua Yeni Gine 10 Ekim 1975
Paraguay 24 Ekim 1945
Peru 31 Ekim 1945
Philippines 24 Ekim 1945
Polonya 24 Ekim 1945
Portekiz 14 Aralık 1955
Katar 21 Eylül 1971
Kore Cumhuriyeti 17 Eylül 1991
Moldova Cumhuriyeti 2 Mart 1992
Romanya 14 Aralık 1955
Rusya Federasyonu 24 Ekim 1945
Rwanda 18 Eylül 1962
Saint Kitts ve Nevis 23 Eylül 1983
Saint Lucia 18 Eylül 1979
Saint Vincent ve Grenadinler 16 Eylül 1980
Samoa 15 Aralık 1976
San Marino 2 Mart 1992
Sao Tome ve Principe 16 Eylül 1975
Suudi Arabistan 24 Ekim 1945
Senegal 28 Eylül 1960
Sırbistan 1 Kasım 2000
Seyşeller 21 Eylül 1976
Sierra Leone 27 Eylül 1961
Singapur 21 Eylül 1965
Slovakya 19 Ocak 1993
Slovenya 22 Mayıs 1992
Solomon Adaları 19 Eylül 1978
Somali 20 Eylül 1960
Güney Afrika 7 Kasım 1945
Güney Sudan 14 Temmuz 2011
İspanya 14 Aralık 1955
Sri Lanka 14 Aralık 1955
Sudan 12 Kasım 1956
Suriname 4 Aralık 1975
Esvatini 24 Eylül 1968
İsviçre 10 Eylül 2002 |-
İsveç 19 Kasım 1946
Suriye 24 Ekim 1945
Tacikistan 2 Mart 1992
Tayland 16 Aralık 1946
Kuzey Makedonya  8 Nisan 1993
Timor Leste 27 Eylül 2002
Togo 20 Eylül 1960
Tonga 14 Eylül 1999
Trinidad ve Tobago 18 Eylül 1962
Tunus 12 Kasım 1956
Türkiye 24 Ekim 1945
Türkmenistan 2 Mart 1992
Tuvalu 5 Eylül 2000
Uganda 25 Ekim 1962
Ukrayna 24 Ekim 1945
Birleşik Arap Emirlikleri 9 Aralık 1971
Birleşik Krallık 24 Ekim 1945
Birleşik Tanzanya Cumhuriyeti 14 Aralık 1961
Birleşik Devletler 24 Ekim 1945
Uruguay 18 Aralık 1945
Özbekistan 2 Mart 1992
Vanuatu 15 Eylül 1981
Venezuela 15 Kasım 1945
Vietnam 20 Eylül 1977
Yemen 30 Eylül 1947
Zambiya 1 Aralık 1964
Zimbabve 25 Ağustos 1980

Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi

0
Hacıvat Karagöz

Somut olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO)’nun 17 Ekim 2003 tarihinde Paris’te düzenlenen 32. Genel Konferansında kabul edilmiştir.

Somut Olmayan Kültürel Miras

Türkiye 19 Ocak 2006 tarihli ve 5448 sayılı Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesinin Uygun Bulunduğuna Dair Kanunla sözleşmeyi onaylamış ve 27 Mart 2006 tarihinde resmen taraf olmuştur.

Türkiye, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Komitesi üyesidir

Kültür ve Turizm Bakanlığının, 4848 Sayılı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanununun 13. maddesine göre Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü icracı birim olarak belirlenmiştir.

Somut Olmayan Kültürel Miras UNESCO tarafından; toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekanlar biçiminde tanımlanmaktadır.

Somut  olmayan kültürel miras, dille birlikte sözlü gelenekler ve anlatımlar, destanlar, efsaneler, halk hikayeleri, atasözleri, masallar, fıkralar, gösteri sanatları, karagöz, meddah, kukla, halk tiyatrosu, toplumsal uygulamalar, ritüeller ve şölenler, nişan, düğün, doğum, nevruz,  doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar, geleneksel yemekler, halk hekimliği, halk takvimi, halk meteorolojisi, el sanatları geleneği, dokumacılık, nazar boncuğu, telkari, bakırcılık ve halk mimarisi gibi unsurları ifade etmektedir.

Ankara Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi

Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesinin Amaçları, somut olmayan  kültürel mirası korumak, somut olmayan kültürel mirasın taşıyıcısı konumundaki toplulukların, grupların ve bireylerin  somut olmayan kültürel mirasına saygı göstermek; somut olmayan kültürel mirasın önemi konusunda yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde  duyarlılığı arttırmak ve karşılıklı değerbilirliği  sağlamak ve uluslararası işbirliği ve yardımlaşmayı sağlamaktır.

Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması, kimlik saptaması, belgeleme, araştırma, muhafaza, koruma, geliştirme,  güçlendirme, örgün ve yaygın eğitim yoluyla kuşaktan kuşağa aktarma, kültürel mirasın değişik yanlarının canlandırılması gibi yöntemleri içermektedir.

Türkiye, Somut Olmayan Türk Kültür Mirası Daire Başkanlığı’nı kurmuştur ve sözleşme uygulamasını takip etmektedir. Türkiye’nin önerisiyle Eskişehir 2013 yılında Somut Olmayan Kültürel Miras Başkenti olmuştur.

UNESCO-Somut Olmayan Kültürel Miras

Somut olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi
Paris, 17 Ekim 2003

Aşağıda kısaca UNESCO olarak anılacak olan, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatının Paris’te Yirmidokuz Eylül-Onyedi Ekim İkibinüç tarihleri arasında toplanan 32.Genel Konferansı,

İnsan hakları alanında mevcut uluslararası belgelere, özellikle 1948 İnsan Hakları Evrensel Bildirgesine, 1966 Ekonomik, Sosyal, Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesine, 1966 Medeni ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesine atıfta bulunarak,

1989 UNESCO Geleneksel Kültür ve Folklorun Korunması Tavsiye Kararında, 2001 UNESCO Kültürel Çeşitlilik Evrensel Bildirgesinde ve Kültür Bakanları Üçüncü Yuvarlak Masa Toplantısında kabul olunan 2002 İstanbul Bildirgesinde vurgulandığı gibi, somut olmayan kültürel mirasın, kültürel çeşitliliğin potası ve sürdürülebilir kalkınmanın güvencesi olarak önemini gözönünde tutarak,

Somut olmayan kültürel miras ile somut kültürel ve doğal miras arasındaki köklü karşılıklı bağlılığı göz önünde bulundurarak,

Küreselleşme ve sosyal değişim süreçlerinin, topluluklar arasında diyalogu yenileme koşullarını oluşturmakla birlikte, hoşgörüsüzlük olgusunun yaptığı gibi, özellikle korumaya yönelik kaynakların yetersizliğinden dolayı, somut olmayan kültürel mirasla ilgili bozulma, yokolma veya yıkılma gibi ciddi tehditleri arttırdığını kabul ederek,

Ebru Sanatı Somut Olmayan Kültürel Miras Listesindedir

İnsanlığın somut olmayan kültürel mirasının korunması konusunda evrensel istenç ile bir ortak kaygının varlığının farkında olarak,

Toplulukların, özellikle yerli toplulukların, grupların ve bazı durumlarda bireylerin somut olmayan kültürel mirasın üretimi, korunması, bakımı ve yeniden yaratılması konusunda önemli rol oynadıklarını, böylece kültürel çeşitliliği ve insan yaratıcılığını zenginleştirdiklerini kabul ederek,

UNESCO’nun, başta 1972 tarihli Dünya Kültürel ve Doğal Mirası Koruma Sözleşmesi olmak üzere kültürel mirasın korunması konusunda norm oluştuırucu belgeler hazırlama yolundaki çalışmalarının geniş etkileri bulunduğunu not ederek,

Somut olmayan kültürel mirasın korunması konusunda henüz, bağlayıcılığı olan hiçbir çok taraflı metin bulunmadığını ayrıca not ederek,

Kültür ve doğa mirasıyla ilgili mevcut uluslararası anlaşmaların, tavsiyelerin ve kararların, somut olmayan kültürel mirasa ilişkin yeni hükümlerle etkili bir şekilde zenginleştirilmesi ve tamamlanması gerektiğini düşünerek,

Somut olmayan kültürel mirasın önemi ve korunması konusunda, özellikle yeni kuşakların daha fazla bilinçlendirilmesi gerektiğini göz önünde bulundurarak,

Uluslararası topluluğun, Sözleşmeye Taraf Devletlerle birlikte işbirliği ve karşılıklı yardımlaşma ruhu içinde bu mirasın korunmasına katkıda bulunması gerektiğini göz önünde bulundurarak,

UNESCO’nun somut olmayan kültürel mirasla ilgili programlarını, özellikle İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Mirasının Başyapıtları Bildirgesini hatırlayarak,

Somut olmayan kültürel mirasın, insanları birbirlerine yakınlaştırıcı ve onlar arasında değiş tokuşu ve anlayışı sağlayıcı, paha biçilmez rolünü gözönünde bulundurarak,

2003 Ekim’inin on yedinci gününde işbu Sözleşmeyi kabul etmiştir.

Hacıvat Karagöz

I. Genel Hükümler
Madde 1: Sözleşmenin Amaçları

İşbu Sözleşmenin amaçları şunlardır:

a)somut olmayan kültürel mirası korumak;

b)ilgili toplulukların, grupların ve bireylerin somut olmayan kültürel mirasına saygı göstermek;

c)somut olmayan kültürel mirasın önemi konusunda yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde duyarlılığı arttırmak ve karşılıklı değerbilirliği sağlamak;

d) uluslararası işbirliği ve yardımlaşmayı sağlamak.

Madde 2: Tanımlar

Bu Sözleşmenin amaçları bağlamında,

1. “Somut olmayan kültürel miras” toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler -ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekanlar- anlamına gelir. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu somut olmayan kültürel miras, toplulukların ve grupların çevreleriyle, doğayla ve tarihleriyle etkileşimlerine bağlı olarak, süreklı biçimde yeniden yaratılır ve bu onlara kimlik ve devamlılık duygusu verir; böylece kültürel çeşitliliğe ve insan yaratıcılığına duyulan saygıya katkıda bulunur. İşbu Sözleşme bağlamında, sadece, uluslararası insan hakları belgeleri esaslarına uyan ve toplulukların, grupların ve bireylerin karşılıklı saygı gereklerine ve sürdürülebilir kalkınma ilkelerine uygun olan somut olmayan kültürel miras göz önünde tutulacaktır.

2. Yukarıda 1. fıkrada tanımlanan “somut olmayan kültürel miras”, özellikle aşağıdaki alanlarda belirir:

a) Somut olmayan kültürel mirasın aktarılmasında taşıyıcı işlevi gören dille birlikte sözlü gelenekler ve anlatımlar;

b) Gösteri sanatları;

c) Toplumsal uygulamalar, ritüeller ve şölenler;

d) Doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar;

e) El sanatları geleneği.

3. “Koruma” terimi, somut olmayan kültürel mirasın yaşayabilirliğini güvence altına alma anlamına gelir; buna kimlik saptaması, belgeleme, araştırma, muhafaza, koruma, geliştirme, güçlendirme ve özellikle okul içi ya da okul dışı eğitim aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarma olduğu kadar, bu kültürel mirasın değişik yanlarının canlandırılması dahildir.

4. “Taraf Devletler” Sözleşmeyle bağlı olan ve Sözleşmenin yürürlükte bulunduğu Devletlerdir.

5. Sözleşme 33. maddede gönderme yapılan ve işbu Sözleşmeye o maddede belirtilen koşullara uygun biçimde Taraf olan topraklara aynen uygulanır. Bu bağlamda “Taraf Devletler ” terimi mezkur topraklara da atıfta bulunmaktadır.

Çinicilik Kültürel Miras Listesindedir

Madde 3:Başka Uluslar Arası Belgelerle İlişki

Bu Sözleşmenin hiçbir hükmü,

a) 1972 Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına ilişkin Sözleşme gereğince dünya mirasına dahil oldukları ilan olunan ve somut olmayan bir kültürel miras biriminin doğrudan bağlı bulunduğu malların statüsünü değiştirecek veya koruma düzeyini azaltacak biçimde ; ya da

b) taraf Devletlerin telif haklarına veya ekolojik ve biyolojik kaynaklarının kullanımına ilişkin uluslararası belgelerden doğan haklarını ve yükümlülüklerini etkileyecek şekilde yorumlanamaz.


II. Sözleşmenin Organları
Madde 4: Taraf Devletler Genel Kurulu

1. İşbu Sözleşme ile bir Taraf Devletler Genel Kurulu oluşturulmuştur; buna aşağıda “Genel Kurul”denilecektir. Genel Kurul, işbu Sözleşmenin egemen organıdır.

2. Genel Kurul, iki yılda bir olağan olarak toplanır. Genel Kurulun karar alması veya Hükümetlerarası Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Komitesinin veya Taraf Devletlerin üçte birinin çağrısı üzerine olağanüstü toplantı yapılabilir.

3. Genel Kurul, kendi İç Tüzüğünü kabul eder.

Madde 5: Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Hükümetlerarası Komitesi 

1.UNESCO nezdinde bir somut olmayan kültürel mirasın korunması hükümetler arası Komitesi kurulmuştur; buna aşağıda “Komite” denilecektir . Komite, bu Sözleşme 34. madde uyarınca yürürlüğe girdikten sonra, Taraf Devletler Genel Kurulunca seçilecek 18 Taraf Devletin temsilcilerinden kurulu olacaktır

2.Sözleşmeye Taraf Devlet sayısı 50 olunca Komite üye sayısı 24’e yükseltilecektir.

Madde 6: Komite Üyelerinin Seçimi ve Görev Süreleri

1.Komite üyesi Devletlerin seçimi hakça coğrafi dağılım ve dönüşüm ilkelerine göre yapılır.

2.Komiteye üye Devletler, 4 yıllık bir görev süresi için, Genel Kurul olarak toplanacak Sözleşmeye Taraf Devletler tarafından seçilir.

3.Bununla birlikte, birinci seçim döneminde seçilen Komite üyesi Devletlerin yarısının görev süresi iki yıl ile sınırlıdır. Bu Devletler birinci seçimde kurayla belirlenir.

4. Komiteye üye Devletlerin yarısı, her iki yılda bir Genel Kurul tarafından yenilenir.

5.Genel Kurul, boş üyelikleri doldurmak için gerekli sayıda Devleti üyeliğe seçer.

6.Komite üyesi bir Devlet, art arda iki görev süresi için seçilemez.

7. Komitesi üyesi Devletler, kendilerini temsil etmek için, somut olmayan kültürel mirasın çeşitli alanlarında nitelikli kişileri seçerler.

Madde 7: Komitenin Görevleri

İşbu Sözleşme tarafından verilmiş başka yetkilere zarar vermemek koşuluyla Komitenin görevleri şunlardır:

a) Sözleşmenin amaçlarını desteklemek, bu amaçların uygulamaya geçirilmesini özendirmek ve izlemek;

b) İyi örnek uygulamalar konusunda rehberlik etmek ve somut olmayan kültürel mirasın korunması önlemleri konusunda tavsiyelerde bulunmak;

c) 25. Maddeye uygun olarak Fon kaynaklarının kullanımı konusunda bir taslak hazırlamak ve Genel Kurulun onayına sunmak;

d) 25. Maddeye uygun olarak kaynaklarını arttırma yollarını aramak ve bu amaçla gerekli önlemleri almak;

e) Sözleşmenin hayata geçirilmesi için uygulama yönergeleri hazırlamak ve bunları Genel Kurul’un onayına sunmak;

f) 29. Maddeye uygun olarak Taraf Devletler tarafından sunulan raporları incelemek ve Genel Kurul için bunları özetlemek;

g) Taraf Devletlerin sunduğu talepleri incelemek ve Komite tarafından saptanarak Genel Kurul tarafından onaylanacak ölçütlere göre:
i)16, 17 ve 18. maddelerde kayıtlı listeye yazım ve teklifler hakkında karar vermek;
ii) 22. madde uyarınca uluslararası yardım tahsisi konunda karar vermek.

Madde 8: Komitenin Çalışma Yöntemleri

1. Komite, Genel Kurula karşı sorumludur. Bütün uygulamaları ve kararları hakkında Genel Kurula rapor verir.

2. Komite, kendi iç tüzüğünü üyelerinin üçte iki çoğunluğu ile belirler.

3. Komite, görevlerini yerine getirmek için geçici süre ile uygun gördüğü göreve özel danışma organlarını kurabilir.

4. Komite, belirli konularda danışmak amaciyle, toplantılarına somut olmayan kültürel mirasın çeşitli alanlarında yetkili olan herhangi bir özel ya da resmi kuruluşu veya özel kişiyi davet edebilir.

Madde 9: Danışsal Örgütlerin Akreditasyonu

1. Komite, somut olmayan kültürel miras alanında yetkileri kabul edilmiş olan hükümet dışı kuruluşların Komiteye akredite edilmesini Genel Kurul’a önerir. Bu örgütlerin danışsal görevleri bulunacaktır.

2. Komite, aynı zamanda bu akreditasyona ilişkin ölçüt ve usulleri de Genel Kurul’a önerir.

Madde 10: Sekreterya

1. UNESCO Sekretaryası Komiteye destek sağlayacaktır.

2. Sekretarya, Komite ve Genel Kurul’un belgelerini ve Komite toplantılarının gündem taslağını hazırlar, alınan kararların yürürlüğe koyulmasını sağlar.

III. Ulusal Düzeyde Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması
Madde 11: Taraf Devletlerin Rolü

Her Taraf Devlet,

a. Kendi toprağı üzerinde bulunan somut olmayan kültürel mirasın korunmasını güvence altına almak için gerekli önlemleri alacaktır;

b. 2. maddenin 3. fıkrasında belirtilen koruma önlemleri arasından, kendi toprağı üzerinde bulunan somut olmayan kültürel mirasın çeşitli öğelerini grupların, toplulukların ve ilgili Hükümet dışı kuruluşların katılımıyla, belirleyecek ve tanımlayacaktır.

Madde 12: Envanterler

1. Her Taraf Devlet, korumak için tesbit amaciyle kendi toprağı üzerindeki somut olmayan kültürel mirasın bir veya daha fazla envanterini, kendi durumuna uygun olacak biçimde hazırlar. Bu envanterler düzenli olarak güncelleştirilir.

2. Her Taraf Devlet 29. Madde gereğince devresel raporunu Komite’ye sunduğunda, bu envanterlerle ilgili bilgileri de verir.

Madde 13: Diğer Koruma Önlemleri

Her Taraf Devlet kendi toprağı üzerindeki somut olmayan kültürel mirasın korunmasını, gelişmesini ve değer kazanmasını güvence altına almak amacıyla aşağıdaki hususları gerçekleştirmeğe gayret eder :

a) Toplum içinde somut olmayan kültürel mirasın işlevinin değer kazanması yönünde bir genel politika benimsemek ve planlama programlarına bu mirasın korunmasını dahil etmek;
b) kendi toprağı üzerindeki somut olmayan kültürel mirasın korunması konusunda bir veya daha fazla yetkili kurum belirlemek ya da kurmak;
c) özellikle tehlike altındaki somut olmayan kültürel miras konusunda, somut olmayan kültürel mirasın etkili bir şekilde korunması için bilimsel, teknik ve sanatsal incelemeleri ve araştırmaya ilişkin yöntembilimini özendirmek;
d) Aşağıdaki hususları amaçlayan uygun yasal, teknik, idari ve mali önlemler almak:
(i) Somut olmayan mirasın eğitimi ve idaresi ile ilgili kurumların oluşturulmasını özendirmek ve bu mirasın sunum ve anlatımına ayrılmış yerlerde geleceğe iletilmesini sağlamak;
(ii) bu mirasa ulaşılmasını düzenleyen, mirasın kendine özgü geleneksel uygulamalarına saygı göstererek, somut olmayan kültürel mirasa ulaşılmasını güvence altına almak;
(iii) somut olmayan kültürel miras konusunda dokümantasyon merkezleri kurmak ve buralara ulaşılmasını kolaylaştırmak.

Madde 14: Eğitim, Duyarlılığın ve Kapasitenin Güçlendirirlmesi

Her Taraf Devlet, uygun tedbirlerle şu hususları gerçekleştirmeye gayret eder:

a) somut olmayan kültürel mirasın tanınmasını, buna saygı duyulmasını ve geliştirilmesini özellikle aşağıda belirtilen önlemlerle sağlamak:
(i) toplumun genelini ve özellikle gençleri hedefleyen eğitici, duyarlılığı arttırıcı ve bilgilendirici programlar düzenlemek;
(ii) ilgili topluluklar ve gruplar içinde belirli eğitim ve yetiştirme programları düzenlemek;
(iii) somut olmayan kültürel mirasın korunması için özellikle yönetim ve bilimsel araştırma gibi alanlarda kapasite güçlendirici etkinlikler düzenlemek;
(iv) bilginin kuşaktan kuşağa geçişini okul dışı olanaklarla sağlamak;

b) kamuoyunu bu mirasa yönelen tehditler ve işbu Sözleşme gereğince yapılan
etkinlikler konusunda bilgilendirmek;

c) somut olmayan kültürel mirasın anlatımı için gerekli olan doğal alanların ve belleğe ilişkin mekanların korunması için eğitim verilmesini teşvik etmek.

Madde 15: Topluluk, Grup ve Kişilerin Katılımı

Her Taraf Devlet, somut olmayan kültürel mirasın korunması etkinlikleri çerçevesine, toplulukların, grupların ve gerekli durumlarda bu mirası yaratan, sürdüren ve nakleden bireylerin, mümkün olan en geniş biçimde katılımlarını sağlamaya ve bunların yönetime etkin olarak iştiraklerini gerçekleştirmeye gayret eder.

IV. Uluslar Arası Düzeyde Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması
Madde 16: İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi

1. Komite, somut olmayan kültürel mirası daha gözle görülür kılmak, önemi konusunda bilinçlenmeyi sağlamak ve kültürel çeşitliliğe saygı içinde diyalogu desteklemek için, ilgili Taraf Devletlerin teklifi üzerine, insanlığın somut olmayan kültürel mirasının temsili bir listesini hazırlar, güncelleştirir ve yayımlar.

2. Komite, bu listenin oluşturulması, güncelleştirilmesi ve yayımı ile ilgili ölçütleri hazırlar ve Genel Kurulun onayına sunar.

Madde 17: Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi

1.Komite, uygun koruma önlemlerini almak amacıyla, bir Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi hazırlar, güncelleştirir ve yayımlar ve ilgili Taraf Devletin talebi üzerine bu mirası listeye kaydeder.

2.Komite, bu listenin oluşturulması, güncelleştirilmesi ve yayımı ile ilgili ölçütlerini hazırlar ve Genel Kurula sunar.

3.Çok acil durumlara ilişkin nesnel ölçütlerin Komite’nin talebi üzerine Genel Kurul tarafından onaylanması koşuluyla, Komite, ilgili Taraf Devlete danışmak suretiyle bir miras kalemini, 1. fıkrada belirtilen listeye kaydedebilir.

Madde 18: Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Programları, Projeleri ve Etkinlikleri

1. Komite, gelişmekte olan ülkelerin özel ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, Taraf Devletlerce sunulan öneriler temelinde, Komite tarafından tanımlanıp Genel Kurul tarafından onaylanan ölçütlere uygun biçimde, peryodik olarak, mirasın korunmasına yönelik ulusal, bölgesel veya yerel karakterli, Sözleşmenin hedef ve ilkelerini en iyi şekilde yansıtan program, proje ve etkinlikleri seçer ve destekler.
2. Komite, bu amaçla, Taraf Devletlerin önerilerin hazırlanması için uluslar arası yardım taleplerini alır, inceler ve onaylar.
3. Komite, kendisi tarafından saptanacak yöntemlerle iyi örnek uygulamalarına ilişkin bilgileri yaymak suretiyle anılan projelerin, programların ve etkinliklerin hayata geçirilmesine eşlik eder.

V. Uluslar Arası İşbirliği ve Yardım
Madde 19- İşbirliği

1.İşbu Sözleşme bağlamında, uluslararası işbirliği; diğerleri yanında bilgi ve tecrübe değiş tokuşunu, ortak girişimleri, ve somut olmayan kültürel mirası koruma çabalarında Taraf Devletlere yardımcı olacak bir yardım mekanizmasını kurmayı içerir.

2.Taraf Devletler, kendi ulusal mevzuatlarına, örf ve adet hukukuna ve uygulamalarına halel gelmeden, somut olmayan kültürel mirasın korunmasının insanlığın genel çıkarı olduğunu kabul ederler ve bu amaçla birbirlerleriyle ikili, alt bölgesel, bölgesel ve uluslararası çerçevede işbirliği yapmayı üstlenirler.

Madde 20- Uluslar Arası Yardımın Amaçları

Uluslararası yardım şu amaçlarla sağlanabilir:

(a) Acil koruma gerektiren somut olmayan kültürel miras Listesine kayıtlı mirasın korunması;

(b) 11 ve 12. Maddeler bağlamında envanterler hazırlanması;

(c)Somut olmayan kültürel mirasın korunması amacına yönelik, yöresel, bölgesel ve ulusal düzeyde sürdürülen programların, projelerin ve etkinliklerin desteklenmesi;

(d)Komitenin gerekli görebileceği herhangi bir başka amaç.

Madde 21-Uluslar Arası Yardımın Biçimleri

Komite tarafından Taraf Devlete verilen yardım, 7. Maddede öngörülen uygulama yönergelerine ve 24. Maddede sözü edilen anlaşmaya göre yapılır ve şu biçimlerde olabilir:

(a) korumanın çeşitli yönlerine ilişkin incelemeler;

(b) uzman ve uygulayıcı sağlanması;

(c) gerekli tüm personelin eğitimi;

(d) norm oluşturucu metinlerin ya da başka önlemlerin düzenlenmesi;

(e) altyapı oluşturulması ve işletilmesi;

(f) donatım ve beceri sağlanması;

(g) gerektiğinde, düşük faizli borç ve bağış dahil olmak üzere başka mali ve teknik yardım biçimleri.

Madde 22- Uluslar Arası Yardımın Koşulları

1.Komite uluslararası yardım taleplerini inceleme usulünü tespit edecek ve taleplerin, alınması öngörülen önlemler, gereken müdaheleler ve bunların maliyetinin hesaplanması gibi hangi unsurları içermesi gerektiğini belirleyecektir.

2..Acil durumlarda, yardım talepleri Komite tarafından öncelikli olarak incelenecektir.

3. Komite karar verebilmek için gerekli gördüğü inceleme ve danışmaları yapar.

Madde 23- Uluslar Arası Yardım Talepleri

1.Her Taraf Devlet topraklarındaki somut olmayan kültürel mirasın korunması için Komiteden uluslar arası yardım talebinde bulunabilir.

2.İki ya da daha fazla Taraf Devlet böyle bir talebi ortaklaşa sunabilir.

3.Talepler 22. Maddenin 1. fıkrasında yazılı bilgileri ve gerekli belgeleri içerir.

Madde 24- Yardımdan Yararlanan Taraf Devletlerin Rolü

1. Sözleşmenin hükümleri gereğince, tahsis olunan uluslararası yardım, yardımdan yaralanan Taraf Devlet ile Komite arasında yapılacak bir anlaşmaya göre yürütülür.

2. Genel kural olarak, yardımdan yararlanan Taraf Devlet, kendi kaynaklarının müsaadesi nisbetinde, uluslar arası yardım sağlanan koruma önlemlerinin maliyetini paylaşır.

3. Yardımdan yararlanan Taraf Devlet, somut olmayan kültürel mirasın korunması için sağlanan yardımın kullanımı hakkında Komiteye bir rapor sunar.

VI. Somut Olmayan Kültürel Miras Fonu
Madde 25- Fonun Niteliği ve Kaynakları

1. Aşağıda “Fon” olarak adlandırılacak olan bir “Somut Olmayan Kültürel Mirası Koruma Fonu” oluşturulmuştur.

2.“Fon” UNESCO’nun Finans Yönetmeliğine uygun biçimde emanet fonlarından oluşur

3.Fon’un kaynakları şunları içerir:

(a) Taraf Devletler tarafından yapılan katkılar;

(b) UNESCO Genel Konferansı tarafından bu amaçla tahsis edilen fonlar;

(c) aşağıda belirtilenler tarafından yapılabilecek bağışlar, hediyeler, vasiyetler:
(i) diğer devletler;

(ii) Birleşmiş Milletler sisteminin örgütleri ve programları, özellikle Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve diğer uluslararası örgütler;

(iii) Özel ya da kamu kurumları ya da bireyler.

(d) Fon kaynaklarına ödenen faizler;

(e) Fon için toplanan paralar ve Fon yararına düzenlenen etkinliklerden sağlanan girdiler;

(f) Komite tarafından hazırlanacak Fon yönetmeliklerinin müsaade ettiği diğer kaynaklar.

4. Komite bu kaynakları Genel Kurul tarafından belirlenmiş rehber esaslarına uygun olarak harcar.

5. Komite, genel amaçlar için veya kendisi tarafından onaylanmış proje olması koşuluyla belli projelere ilişkin özel amaçlı katkıları veya başka yardımları kabul edebilir.

6. Fon’a yapılan katkılar, işbu Sözleşmenin amaçlarıyla uyuşmayan hiçbir politik, ekonomik veya başka koşulla ilişkilendirilemez.

Madde 26- Taraf Devletlerin Fona Katkıları

1.Sözleşmeye Taraf Devletler, herhangi bir ek gönüllü katkıyı olumsuz yönde etkilememek koşuluyla, Fon’a en az her iki yılda bir ödeme yapmayı üstenirler. Katkı, tüm Devletlere uygulanabilir eşit oran biçiminde Genel Kurul tarafından belirlenecektir. Genel Kurul’un bu kararı bu maddenin 2. paragrafında sözü edilen beyanı yapmamış olan, toplantıya katılan ve oy veren Taraf Devletlerin çoğunluğu tarafından alınır. Taraf Devletlerin katkı payı hiç bir şekilde UNESCO’nun normal bütçesine yaptığı katkının %1’ni aşamaz.

2.Bununla birlikte, Sözleşmenin 32. ya da 33. Maddesinde belirtilen her Devlet, onay, kabul, uygun görme ya da katılma belgelerinin tevdii sırasında işbu Maddenin 1. fıkrasının kendisini bağlamayacağını beyan edebilir.
3.Bu Maddenin 2. fıkrasında sözü edilen beyanı yapmış olan Taraf Devlet, anılan beyanı UNESCO Genel Müdürüne yapacağı bir bildirimle geri çekmeye gayret edecektir. Bununla birlikte, beyanın geri çekilmesi, Devletin ödeyeceği katkı payını, Genel Kurulun bir sonraki oturumunun açıldığı tarihe kadar etkilemez.

4. Komitenin çalışmalarını etkili bir biçimde planlayabilmesi için, işbu Maddenin 2.
fıkrasında kayıtlı bildirimde bulunmuş olan işbu Sözleşmeye Taraf Devletlerin katkıları en az iki yılda bir düzenli bir biçimde ödenmeli ve bu Maddenin 1.fıkrası ile bağlı bulunmuş olsalar da, ödemeleri gerekecek katkıya mümkün olduğu ölçüde yakın olmalıdır.

5. O yılın ve hemen bir önceki takvim yılının zorunlu ya da gönüllü katkısını vaktinde
ödememiş olan Sözleşmeye Taraf her Devlet, Komite üyesi seçilemez; bu koşul birinci seçimde uygulanmaz. O sırada Komite üyesi olan böyle bir Devletin görev süresi Sözleşmenin 6. Maddesinde kayıtlı seçimlerle sona erer.

Madde 27-Fona Ek Gönüllü Katkılar

26. Maddede öngörülenlere ek olarak Fona gönüllü katkı yapmak isteyen Taraf Devletler, Komitenin çalışmalarını buna göre planlayabilmesi için, en kısa zamanda bu konuda Komiteye bilgi verirler.

Madde 28- Uluslar Arası Bağış Toplama Kampanyaları

Taraf Devletler UNESCO’nun himayesinde Fon yararına düzenlenen uluslar arası bağış toplama kampanyalarına mümkün olduğu ölçüde destek olmalıdırlar.

VII. Raporlar
Madde 29: Taraf Devletin Raporları

Taraf Devletler Komite tarafından belirlenen biçimlerde ve zaman dilimlerinde Sözleşmenin etkin bir şekilde uygulanması için gereken yasa, tüzük ve yönetmelik düzenlemelerini içeren raporlarını Komiteye sunarlar.

Madde 30: Komite’nin Raporları

1.Komite, Taraf Devletlerin 29. maddede sözü edilen etkinliklerini ve raporlarını esas alan bir raporu her oturumunda Genel Kurula sunar.

2.Bu rapor UNESCO Genel Konferansı’nın bilgisine sunulur.

VIII. Geçici Hükümler
Madde 31: İnsanlığın Somut Olmayan ve Sözel Kültürel Mirasının Başyapıtları İlanı ile İlişki

1.Komite, işbu Sözleşme yürürlüğe girmeden ilan edilmiş olan “İnsanlığın Somut Olmayan ve Sözel Kültürel Mirasının Başyapıtları”nı İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi’ne dahil eder.

2. Bu kalemlerin İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi’ne dahil edilmesi, 16. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmiş olan, daha sonraki
yazılımların ölçütlerini hiçbir şekilde etkilemez.

3.İşbu Sözleşme yürürlüğe girdikten sonra hiçbir İlan yapılamaz.

XI. Son Hükümler

Madde 32- Onay, Kabul ya da Uygun Görme

1.Bu Sözleşme, UNESCO’ya Üye Devletlerin kendi anayasal usulleri doğrultusunda onaylanır kabul edilir ya da uygun görülür

2. Onay, kabul ya da uygun görme belgeleri UNESCO Genel Müdürü nezdine tevdi olunur.

Madde 33: Katılma

1.Bu Sözleşme, UNESCO üyesi olmayan, UNESCO Genel Konferansı tarafından katılmaya davet edilmiş olan devletlerin katılımına açıktır.

2.Bu Sözleşme, Birleşmiş Milletler tarafından içişlerinde kendilerini tam olarak yönetebilecekleri tanınmış, ancak Genel Kurul’un 1514 (XV) kararı uyarınca tam bağımsızlığını kazanmamış, işbu Sözleşmenin belirlediği konularda antlaşma yapma dahil, bu konularda yetkisi tanınmış toprakların katılmasına da açıktır.

3. Katılma belgeleri UNESCO Genel Müdürü nezdine tevdi edilir.

Madde 34: Yürürlük

Bu Sözleşme, sadece onay, kabul, uygun görme ya da katılım belgelerini o tarihte ya da o tarihten önce tevdi etmiş Devletler bakımından, otuzuncu onay, kabul, uygun görme ya da katılım belgesinin tevdii tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girer. Herhangi bir başka Taraf Devlet bakımından onay, kabul, uygun görme ya da katılma belgesinin tevdii tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girer.

Madde 35: Üniter Olmayan ya da Federatif Anayasalı Sistemler

Aşağıdaki şartlar üniter olmayan ya da federatif anayasa sistemlerine sahip Taraf Devletlere uygulanır:

(a) Bu Sözleşme hükümlerinin federal ya da merkezi yasama gücünün yasal yetki alanının içinde bulunanlar tarafından uygulanması bakımından, federal ya da merkezi hükümetin yükümlülükleri, federal olmayan Taraf Devletlerinki ile aynı olacaktır.
(b) Bu Sözleşme hükümlerini uygulayacak olan, ancak federasyonun anayasal sistemi bakımından yasal önlemler almak zorunda bulunmayan bireysel kurucu Devletler, ülkeler,eyaletler ya da kantonlar bakımından, federal hükumet, bu Devletlerin, ülkelerin, eyaletlerin ya da kantonların yetkili makamlarını anılan hükümlerden haberdar eder ve bunların kabulü yönünde tavsiyede bulunur.

Madde 36: Fesih 

1. Her Taraf Devlet, Sözleşmeyi feshettiğini bildirme yetkisine sahiptir.

2. Fesih UNESCO Genel Müdürüne tevdi edilecek yazılı bir bildirimle yapılır.

3. Fesih, fesih belgesinin teslim alınmasından on iki ay sonra yürürlüğe girer.Bu durum ayrılan Taraf Devletin parasal yükümlülüklerini ayrılışının yürürlüğe girdiği tarihe kadar hiçbir şekilde etkilemez.

Madde 37: Sözleşmenin Tevdi Edildiği Makamın Görevleri

UNESCO Genel Müdürü bu Sözleşmenin tevdi edildiği makam olarak, Örgütün Üye Devletlerine, 33. maddede belirtilen Örgüte üye olmayan Devletlere, Birleşmiş Milletlere 32. ve 33. maddelerde sözü edilen her onay, kabul, uygun görme ya da katılma belgesinin ve 36. Maddede değinilen fesih belgesinin tevdiini bildirir.

Madde 38: Değişiklikler

1.Her Taraf Devlet, Genel Müdüre yapacağı yazılı bir bildirim ile Sözleşmenin değiştirilmesini önerebilir. Genel Müdür bu bildirimi bütün Taraf Devletlere duyurur.Bu bildirimin duyurulmasından sonraki altı ay içerisinde Taraf Devletlerin en az yarısından fazlası talep lehinde cevap verirse, Genel Müdür bu öneriyi bir sonraki Genel Kurul oturumuna görüşülmek ve mümkünse kabul edilmek üzere sunar.

2.Değişiklikler toplantıya katılan ve oy veren Taraf Devletlerin üçte iki çoğunluğuyla kabul edilir.

3.Değişiklikler kabul edildikten sonra Taraf Devletlerin onay, kabul, uygun görme ya da katılımına sunulur.

4. Değişiklikler, sadece bunu onaylayan, kabul eden, uygun gören veya katılan Taraf Devletler bakımından, bu maddenin 3. fıkrasında sözü edilen belgelerin Taraf Devletlerin üçte ikisi tarafından tevdiinden üç ay sonra yürürlüğe girer. Bundan sonra, sözü edilen değişiklik, bu değişikliği onaylayan, kabul eden,uygun gören veya katılan her Taraf Devlet bakımından, onay, kabul uygun görme veya katılma belgelerinin tevdiinden üç ay sonra yürürlüğe girer.

5. 3. ve 4. fıkrada ortaya konan bu yöntem, Komitenin Taraf Devletlerin sayısıyla ilgili 5. Madde konusundaki değişikliklere uygulanmaz. Bu değişiklik önerileri kabul edildikleri anda yürürlüğe girer.

6. Bu maddenin 4. fıkrası gereğince değişikliklerin yürürlüğe girmesinden sonra bu Sözleşmeye Taraf olan bir Devlet farklı bir bildirimde bulunmadığı takdirde,
(a) Sözleşmenin değiştirilmiş haline Taraf kabul edilir;
(b) Değişikliklerle yükümlü olmayan herhangi bir Taraf Devlet bakımından ise, Sözleşmenin değiştirilmemiş haline Taraf kabul edilir.

Madde 39: Geçerli Sözleşme Metinleri 

İşbu Sözleşme; Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca hazırlanmıştır.Altı metin de aynı derecede geçerlidir.

Madde 40: Sözleşmenin Tescili

İşbu Sözleşme, Birleşmiş Milletler Senedinin 102.Maddesi gereğince UNESCO Genel Müdürü’nün talebiyle Birleşmiş Milletler Sekreteryasına tescil olunur.

Türk Kahvesi-Türkiye’nin Somut Olmayan Kültürel Mirası Katalog Listesindedir

Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu

0

Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu, 6271 kanun numarası ile 19 Ocak 2012’de kabul edilmiş ve Resmi Gazetenin 26 Ocak 2012 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Türkiye’de, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin anayasa değişiklikleri 21 Ekim 2007 tarihinde halkoyuna sunulmuş Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin karar bu halk oylaması sonucunda kabul edilmiştir. Aynı oylamada milletvekili genel seçimlerinin beş yılda yapılması kuralı değiştirilmiş, seçimlerin dört yılda bir yapılmasına karar verilmiştir. Anayasa değişikliğine uygun yasal değişiklik Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile 2012 yılında yapılmıştır. 2017 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi getirilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı

Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
Amaç ve kapsam

MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; Cumhurbaşkanı seçimine, Cumhurbaşkanı adaylarında aranacak niteliklere, seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonrası yapılması gereken işlemlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Seçimde uygulanacak genel ilkeler

MADDE 2- (1) Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilir.

(2) Seçim genel, eşit ve gizli oyla, bütün yurtta aynı günde, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının oy kullanmaları, 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde sağlanır.

(3) Seçmen, oyunu tam bir serbestlikle kendisi kullanır.

(4) Oyların sayımı, dökümü ve tutanaklara bağlanması açık olarak yapılır.

(5) Bu Kanunda özel hüküm bulunmayan hâllerde 298 sayılı Kanun, 22/4/1983 tarihli ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu, 10/6/1983 tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu, 18/1/1984 tarihli ve 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun, 23/5/1987 tarihli ve 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun ile bunların ek ve değişikliklerinin bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.

(6) Yüksek Seçim Kurulu, Cumhurbaşkanı seçimlerinin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapmak ve yaptırmak amacıyla, gerekli ilke kararları almaya, beşinci fıkrada sayılan kanunlar ile bu Kanunda seçimle ilgili olarak yer alan bütün süreleri gerektiğinde kısaltarak tespit ve ilâna yetkilidir.

Seçim dönemi, seçim döneminin başlangıcı ve seçimlerin tamamlanması

MADDE 3- (1) Cumhurbaşkanı seçimleri beş yılda bir yapılır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.

(2) Cumhurbaşkanı seçimi, Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından önceki altmış gün içinde; makamın herhangi bir şekilde boşalması hâlinde ise boşalmayı takip eden altmış gün içinde tamamlanır. Cumhurbaşkanı seçim dönemi, Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından önceki altmışıncı gün, makamın herhangi bir şekilde boşalması hâlinde ise boşalmayı takip eden gün başlar.

(3) İkinci fıkrada öngörülen süreler içinde seçimin tamamlanması amacıyla, Yüksek Seçim Kurulu tarafından, seçim takvimi resen belirlenir ve ilân edilir.

Seçim sistemi ve uygulanması

MADDE 4- (1) Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış bulunan iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur.

(2) İkinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin ölümü veya seçilme yeterliğini kaybetmesi hâlinde, ikinci oylama, boşalan adaylığın birinci oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi suretiyle yapılır. Bunların dışındaki sebeplerle boşalma olması hâlinde ikame yoluna gidilemez.

(3) Oylamalara tek adayla gidilmesi hâlinde, oylama referandum şeklinde yapılır. Aday geçerli oyların çoğunluğunu alması hâlinde Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. Oylamada, adayın geçerli oyların çoğunluğunu alamaması hâlinde seçim yenilenir.

(4) Yeni seçilen Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar görev süresi dolan Cumhurbaşkanının görevi devam eder. Cumhurbaşkanlığı makamının ölüm, çekilme veya başka bir sebeple boşalması hâlinde, yenisi seçilinceye kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cumhurbaşkanlığına vekillik eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır.

(5) Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.

Seçimin geri bırakılması

MADDE 5- (1) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkân görülmediğine dair karar verilmesi hâlinde, Cumhurbaşkanı seçimi bir yıl geriye bırakılır.

(2) Geri bırakma sebebi ortadan kalkmamışsa, erteleme kararındaki usule göre bu işlem tekrarlanabilir.

Seçilme yeterliği

MADDE 6- (1) Kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip her Türk vatandaşı Cumhurbaşkanı seçilebilir.

 İKİNCİ BÖLÜM
Seçim Öncesi İşleri
Aday gösterilme 

MADDE 7- (1) Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri içinden veya Meclis dışından aday gösterilebilmesi en az yirmi milletvekilinin yazılı teklifiyle mümkündür. Her bir milletvekili ancak bir aday için teklifte bulunabilir.

(2) En son yapılan milletvekili genel seçimlerinde, aldıkları geçerli oylar toplamı birlikte hesaplandığında, yüzde onu geçen siyasi partiler ortak aday gösterebilir. Her bir siyasi parti ancak bir aday için teklifte bulunabilir.

(3) Aday gösterilmek kişinin yazılı muvafakatine bağlıdır.

(4) Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilân edilen süre içinde, adayların isimleri, muvafakat belgeleri ve gerekli diğer belgelerle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına veya Yüksek Seçim Kuruluna başvurularak aday gösterilmiş olur. Başvurunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yapılması hâlinde, tüm bilgi ve belgeler, başvuru süresinin bitiminden itibaren yirmidört saat içinde Yüksek Seçim Kuruluna iletilir.

(5) Aday gösterme süresinin sona erdiği tarihten itibaren hiçbir şekilde yeni aday gösterilemez.

Adaylarla ilgili bilgi ve belgelerde eksiklik

MADDE 8- (1) Adaylarla ilgili bilgi ve belgelerde eksiklik tespit edilmesi hâlinde, Yüksek Seçim Kurulunca, eksikliklerin giderilmesi için beş günlük süre verilir.

(2) Eksikliklerin, verilen süre içinde aday tarafından giderilmemesi hâlinde, aday kendiliğinden adaylıktan çekilmiş sayılır.

Adaylığın incelenmesi ve geçici aday listesi

MADDE 9- (1) Yüksek Seçim Kurulu, adaylar hakkında yaptığı inceleme sonucunda seçilme yeterliğini ve aday gösterilme şartlarını taşıyanları gösteren geçici aday listesini belirler. Geçici aday listesi ve itiraz süresi Resmî Gazetede yayımlanır.

İtiraz ve kesin aday listesi

MADDE 10- (1) Resmî Gazetede yapılan ilândan itibaren iki gün içinde, geçici aday listesine veya bu listeye alınmamaya ilişkin karara karşı Yüksek Seçim Kuruluna itiraz edilebilir.

(2) Yüksek Seçim Kurulu itirazları üç gün içinde kesin karara bağlar ve kesin aday listesini Resmî Gazetede yayımlar.

Adayların görevden ayrılması ve göreve dönmesi

MADDE 11- (1) Cumhurbaşkanı adayı gösterilen hâkimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yüksek öğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeleri, kamu kurumu ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, belediye başkanları ve subaylar ile astsubaylar, siyasi partilerin il ve ilçe yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile belediye meclisi üyeleri, il genel meclisi üyeleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalar, kamu bankaları ile üst birliklerin ve bunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev alanlar, aday listesinin kesinleştiği tarih itibarıyla görevlerinden ayrılmış sayılır. Bu durum Yüksek Seçim Kurulunca aday gösterilenin bağlı bulunduğu bakanlığa veya kuruma derhal bildirilir.

(2) Yüksek mahkeme üyeleri, hâkimler, savcılar ve bu meslekten sayılanlar ile subay ve astsubaylar hariç olmak üzere, Cumhurbaşkanı adayı gösterilen Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri, adaylığı veya seçimi kaybetmeleri hâlinde, Yüksek Seçim Kurulunca Cumhurbaşkanının  seçildiğinin  ilân  edilmesini  takip  eden  bir  ay  içinde müracaat etmeleri kaydıyla eski görevlerine veya kazanılmış hak aylık derecelerindeki başka bir göreve dönebilirler.

Adaylıkta eksilme

MADDE 12- (1) Birinci oylamada, kesin aday listesinin Resmî Gazetede yayımından itibaren, oy verme günü saat 17.00’ye kadar listede meydana gelecek eksilmeler, değişikliği gerektirmez.

Propaganda

MADDE 13- (1) Propaganda dönemi, aday listesinin kesinleştiği gün başlar ve oylamaların yapılacağı günden önceki gün saat 18.00’de sona erer.

(2) Propaganda döneminde, Türkiye Radyo ve Televizyonlarında yapılacak propaganda yayınlarının tam bir tarafsızlık ve eşitlik içinde yapılması, Yüksek Seçim Kurulu ile Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu tarafından sağlanır.

(3) Adayların, özel radyo ve televizyonlardaki propaganda konuşmalarında, süre ile ilgili sınırlamalar dışında, 298 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uygulanır.

(4) Propaganda döneminde Başbakan, bakanlar ve milletvekilleriyle ilgili yasaklara ilişkin hükümler dâhil olmak üzere propagandaya dair diğer hususlarda 298 sayılı Kanun hükümleri kıyasen uygulanır.

Adaylara yardım

MADDE 14- (1) Adaylar, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan, tüzel kişilerden ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek kişilerden bağış ve yardım alamazlar.

(2) Adaylar, Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenecek adaylık başvurusu süresi içinde mal bildiriminde bulunmak zorundadır. Seçilen adayın mal bildirimi, seçim sonuçlarının kesinleşmesini müteakip Resmî Gazetede yayımlanır.

(3)  Her bir kişinin adaylara yapabileceği nakdî yardım miktarı, her bir tur için en yüksek Devlet memuruna mali haklar kapsamında fiilen yapılmakta olan her türlü ödemelerin bir aylık brüt tutarını geçemez. Alınan bağış ve yardımlar veraset ve intikal vergisinden müstesnadır. Adaylar ödünç niteliğinde para kabul edemez.

(4) Seçimlerde şeffaflığın sağlanması amacıyla, Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek tutarın üzerindeki nakdî yardımlar adayların “Seçim Hesabı” olarak kendileri adına açtıracakları bir banka hesabına yatırılır. Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek tutarın altında kalan nakdî yardımlar ise makbuz karşılığında alınır ve seçim hesabına yatırılır. Alınan bağış ve yardımlar sadece seçim harcamalarında kullanılır ve başka bir amaç için tahsis edilemez.

(5) Adaylığın kesinleşmesinden seçim sonuçlarının kesinleşmesine kadar geçen dönemde bağış ve yardımlar ile yapılan harcamalar Yüksek Seçim Kurulu tarafından tasdik edilen listelere kaydedilir.

(6) Seçim hesapları ile bağış, yardım ve harcamalara ilişkin bilgi ve belgeler, seçim sonuçlarının kesinleşmesini izleyen on gün içinde Yüksek Seçim Kuruluna sunulur. Yüksek Seçim Kurulu bir ay içinde, seçim hesaplarını inceler ve varsa usulsüzlükleri ve öngörülen limitlerin aşılıp  aşılmadığını  tespit eder.   Bu aşamada tespit  edilen eksikliklerin  giderilmesi amacıyla Yüksek Seçim Kurulu tarafından adaylara uygun bir süre verilir. Alınan bağış ve yardımlardan belirtilen limiti aşan miktar ile harcanmayan kısım Hazineye intikal ettirilir. Kurul bu görevi yerine getirirken Sayıştaydan ve gerekli görülen diğer ilgili kamu kurumlarından yardım alabilir.

(7) Yüksek Seçim Kurulunca yapılan inceleme sonuçları kesin olup, incelemenin tamamlanmasını müteakip bir ay içinde ilân edilir.

(8) Aday, Yüksek Seçim Kuruluna önceden bildirmek şartıyla, seçim hesapları ile gelir ve harcamalara ilişkin bilgi ve belgelerin kayda geçirilmesi ve ibrazına ilişkin hususlarda 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre yetki almış meslek mensuplarından veya avukatlardan birini ya da birkaçını yetkili kılabilir. Bu durumda, yetkilendirilen meslek mensubu, yukarıda belirtilen hususların yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesinde ilgili mevzuat hükümlerine göre sorumlu tutulur.

(9) Aday tarafından verilecek mal bildiriminin usul ve esasları, adaylar tarafından kullanılacak listelerin şekil, içerik ve tasdiki, makbuzların şekil ve içeriği, bastırılması, bağış ve yardımların alınması, kayda geçirilmesi, harcanması, harcanmayan ya da bağış sınırını aşan kısmın Hazineye intikali ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.

 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Seçim Günü İşleri
Kullanılacak oy pusulasının şekli

MADDE 15- (1) Oylamalarda kullanılacak filigranlı birleşik oy pusulasında “Cumhurbaşkanı Adayları” ibaresi ile Yüksek Seçim Kurulu tarafından çekilen kuraya göre sırası belirlenen adayların adı ve soyadı yer alır.

(2) Oylamanın referandum şeklinde yapılması hâlinde beyaz üzerine “Evet”, kahverengi üzerine “Hayır” ibareleri yazılı, iki ayrı renkten oluşan birleşik oy pusulası kullanılır.

(3) Kullanılacak birleşik oy pusulalarıyla ilgili diğer hususlar Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir. Yüksek Seçim Kurulu, birleşik oy pusulalarını kendisi bastırabileceği gibi gerektiğinde uygun göreceği il seçim kurulları vasıtasıyla bastırmaya da yetkilidir. Gerekli ödenek Maliye Bakanlığınca karşılanır.

Oy kullanma şekli

MADDE 16- (1) Seçmen, sandık kurulunca kendisine verilen birleşik oy pusulası ve “Evet” veya “Tercih” yazılı mührü alarak oyunu kullanmak üzere kapalı oy verme yerine girer.

(2) Seçmen, mührü, birleşik oy pusulasında tercih ettiği adaya ait özel daire içine basmak, birleşik oy pusulasını zarfa koymak ve zarfı sandığa atmak suretiyle oyunu kullanır.

(3) Oyunu kullanan seçmen, mührü sandık kurulu başkanına geri verir.

Oylamanın referandum şeklinde yapılması hâlinde oy kullanma

MADDE 17- (1) Seçmen, sandık kurulunca kendisine verilen, beyaz üzerine “Evet” kahverengi üzerine “Hayır” ibareleri bulunan iki  ayrı  renkten  oluşan  birleşik oy pusulası  ve “Evet” veya “Tercih” yazılı mührü alarak oyunu kullanmak üzere kapalı oy verme yerine girer.

(2) Seçmen, mührü, birleşik oy pusulasında tercih ettiği kısmın üzerine basmak, birleşik oy pusulasını zarfa koymak ve zarfı sandığa atmak suretiyle oyunu kullanır.

(3) Oyunu kullanan seçmen, mührü sandık kurulu başkanına geri verir.

 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Seçimden Sonra Yapılacak İşler ve Son Hükümler
Seçim tutanakları ve sonuçların birleştirilmesi

MADDE 18- (1) Sandık, ilçe ve il seçim kurullarınca düzenlenmesi gereken tutanakların içeriği ile seçim sonuçlarının birleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir.

(2) Yüksek Seçim Kurulu, il seçim kurullarından gelen sonuçları birleştirerek ilân eder.

Seçimin veya birleştirme tutanağının iptali

MADDE 19- (1) Bir veya birkaç seçim çevresinde, yapılan seçimin veya düzenlenen birleştirme tutanağının, seçim işlemleri sebebiyle iptaline karar verilmesi hâlinde, iptal edilen kısmın ülke genelindeki seçim sonuçlarına etkisi olup olmadığı göz önüne alınarak Yüksek Seçim Kurulu tarafından söz konusu seçim çevrelerinde seçimlerin yenilenip yenilenmeyeceğine karar verilir.

Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılması

MADDE 20- (1) Cumhurbaşkanı seçiminin kesin sonuçları, Yüksek Seçim Kurulu tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Makamına bildirilir, kamuoyuna ilân edilir ve Resmî Gazetede yayımlanır.

(2) Seçilen Cumhurbaşkanı adına, Yüksek Seçim Kurulu tarafından Cumhurbaşkanı seçildiğine dair bir tutanak düzenlenir.

Cumhurbaşkanına tutanağın verilmesi ve andiçme töreni

MADDE 21- (1)  Seçilen Cumhurbaşkanı adına düzenlenen tutanak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı tarafından verilir ve aynı oturumda andiçme töreni yapılır. Bu oturum, eski Cumhurbaşkanının görev süresinin dolduğu gün, makamın başka bir sebeple boşalması hâlinde ise seçim sonuçlarının kesinleşmesinden itibaren üç gün içinde gerçekleştirilir.

Değiştirilen mevzuat

MADDE 22- (1) 298 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “milletvekili” ibaresinden önce gelmek üzere “Cumhurbaşkanı,” ibaresi eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 1- (1) Onbirinci Cumhurbaşkanının görev süresi yedi yıldır.

(2) 31/5/2007 tarihli ve 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce seçilen Cumhurbaşkanları, iki defa seçilememeleri kuralı dâhil, Anayasanın değişiklik öncesi hükümlerine tabidir.

Yürürlük

MADDE 23- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 24- (1) Bu Kanun hükümlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ile Bakanlar Kurulu yürütür.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Yargı Etiği Kodları

0

Uluslararası Ceza Mahkemesi Yargı Etiği Kodları, yargı sürecinin meşruiyetini ve etkinliğini sağlamak, yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına katkıda bulunmak amacıyla genel uygulamaya ilişkin kılavuz ilkelerdir. Kurallar, Yargıçların mesleki rolleriyle ilgili mahkeme içinde ve dışındaki davranış standartlarını düzenlemektedir. Mahkemenin Yargı Etiği Kodları (Code of Judicial Ethics), 19 Ocak 2021 tarihinde güncellenmiş, 7 Ekim 2022 tarihinde mahkemenin web sitesinde yayınlanarak ilan edilmiştir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Yargı Etiği Kodları
Giriş

Uluslararası Ceza Mahkemesi‟nde görev yapmakta olan hâkimler;

Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsünün (statü) 45. maddesinde ve Usul ve Delil Kurallarının (kurallar) 5. kuralının 1. fıkrasının A bendinde yer alan bağlayıcı yemini kaydederek;

Hem Statüde, hem de Kurallarda, yargı bağımsızlığına, tarafsızlığına ve yargı mesleğine uygun davranışların sergilenmesine ilişkin olarak belirlenmiş olan ilkeleri hatırda tutarak;

Yargı bağımsızlığına ve tarafsızlığına katkıda bulunacak genel uygulama yönergelerine duyulan gereksinimin farkındalığıyla ve uluslararası yargı süreçlerinin meşruiyetinin ve etkililiğinin temini amacıyla;

Birleşmiş Milletler‟in 1985 tarihli Yargı Bağımsızlığına İlişkin Temel İlkeler belgesi ile birlikte, yargıda mesleki etik ve davranış kurallarına ilişkin diğer uluslararası ve ulusal kural ve standartları göz önüne alarak;

Mahkemenin uluslararası niteliği ile sorumluluklarını icra ederlerken karşılaştıkları özel zorlukların bilincinde olarak;

Aşağıdaki esaslara uyacakları hususunda anlaşmışlardır:

Madde 1
Kodların Kabulü

Bu kodlar, hâkimler tarafından 126. Yönetmeliğe uygun şekilde kabul edilmiş olup, Statüye ve Kurallara ve Mahkemenin mevzuatına tâbi olacak şekilde yorumlanacaktır.

Madde 2
Terimlerin Kullanımı

Bu yargı etiği kodlarında geçen “mahkeme”, “statü”, “kurallar” ve “mevzuat” terimleri, kendilerine mahkemenin mevzuatında verilen anlamlarıyla kullanılır.

Madde 3
Yargı Bağımsızlığı

1. Hâkimler makamlarının bağımsızlığını ve mahkemenin otoritesini muhafaza eder ve yargı görevlerini yerine getirirlerken buna uygun davranırlar.

2. Hâkimler, yargı görevleri ile çatışacak ya da bağımsızlıklarına dair duyulan güveni etkileme olasılığı bulunan hiçbir faaliyette bulunmazlar.

Madde 4
Tarafsızlık

1. Hâkimler, tarafsız olmalı ve yargı görevlerini yerine getirirlerken tarafsız göründüklerinden de emin olmalıdırlar.
2. Hâkimler her türlü çıkar çatışmasından ya da makul bir göz tarafından çıkar çatışması şüphesi olarak algılanabilecek duruma düşmekten kaçınırlar.

Madde 5
Doğruluk

1. Hâkimler, kamuoyunun yargıya güveninin artmasını sağlamak amacıyla, bulundukları mevkiinin gerektirdiği şekilde dürüst ve doğru davranırlar.

2. Hâkimler, doğrudan ya da dolaylı olarak, makul bir göz tarafından yargı görevlerini etkilemeyi amaçlar nitelikte algılanabilecek hiçbir hediyeyi, avantajı, ayrıcalığı ya da ödülü kabul etmezler.

Madde 6
Gizlilik

Hâkimler, yargı görevleriyle ilişkili olarak istişarelerin ve müzakerelerin gizliliğine saygı duyarlar.

Madde 7
Özen ve Gayret

1. Hâkimler görevlerini yerine getirirlerken özen ve gayretle çalışırlar ve mesleki faaliyetlerini bu görevlere adarlar.

2. Hâkimler, bulundukları mevkiin gerektirdiği bilgi birikimini, becerileri ve kişisel nitelikleri sürdürmek ve geliştirmek için tüm makul adımları atarlar.

3. Hâkimler, görevlerini usulüne uygun ve hızlı şekilde yerine getirirler.

4. Hâkimler, karar ve hükümlerini, haklı nedenlere gecikmeye sebep olmayan hallerde, gecikme olmadan verirler.

Madde 8
Davaların Görülmesi Esnasındaki Davranışlar

1. Hâkimler, yargısal görevlerini icra ederken, düzeni sağlarlar, genel anlamda kabul görmüş mahkeme adabına uygun davranırlar, mahkemede hazır bulunan tüm katılımcılara ve seyircilere sabır ve nezaket gösterirler ve herkesin aynı şekilde davranmasını sağlarlar.

2. Hâkimler, tanık ve mağdurların Kurallara uygun sorgulanıp sorgulanmadıklarını denetlemek hususunda dikkatli davranırlar ve davanın katılımcılarının her birinin eşit şekilde korunma ve yasadan faydalanma hakkına özellikle dikkat ederler.

3. Hâkimler, ırkçı, cinsiyetçi ya da başka türlü aşağılayıcı davranış ve yorumlardan kaçınırlar ve davanın katılımcılarının da bu tür davranış ya da yorumlarda bulunmasını mümkün olabildiğince engeller.

Madde 9
İfade ve Örgütlenme Özgürlüğü

1. Hâkimler, ifade ve örgütlenme özgürlüklerini, bulundukları mevkiin gerekliliklerine uyacak ve bağımsızlıklarını ya da tarafsızlıklarını etkilemeyecek şekilde kullanırlar.

2. Hâkimler, hukuki konulara, yargı sistemine ya da adaletin yönetimine ilişkin kamuoyuna açık tartışmalara katılmakta serbest iseler de, görülmekte olan davalara ilişkin yorum yapmazlar ve mahkemenin duruşuna ve tutarlılığına zarar verebilecek görüşler beyan etmezler.

Madde 10
Ek Yargı Faaliyetleri

1. Hâkimler, kendi yargı görevleriyle, ya da mahkemenin verimli ve zamanında işleyişiyle uyumlu olmayan, ya da bağımsızlıklarını ve tarafsızlıklarını olumsuz etkileyebilecek, ya da makul bir gözde etkiliyor algısı yaratabilecek hiçbir ek yargı faaliyeti icra edemezler.

2. Hâkimler hiçbir siyasi faaliyette bulunamazlar.

Madde 11
Kodlara Uyulması

1. Bu kodlarda şekillendirilen ilkeler, hâkimlerin yargı görevlerini yerine getirirken uymaları gereken temel etik standartlara ilişkin rehber işlevi görürler. Bu kodlar tabiatları gereği tavsiye niteliğinde olup, amaçları, hâkimlere, karşılaştıkları mesleki ve etik meseleler hususunda yardımcı olmaktır.

2. Bu kod içerisindeki hiçbir hüküm, hiçbir şekilde, hâkimlerin yargı bağımsızlığını kısıtlamaya ya da sınırlamaya yönelik değildir.

19 Ocak – Hukuk Takvimi

0
19 Ocak Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar, kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları, ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.
19 Ocak – Hukuk Takvimi
1798 Fransız sosyolog, matematikçi ve filozof. Auguste Comte doğdu.(19 Ocak 1798 – 5 Eylül 1857) Sosyolojinin babası olarak tanımlanmaktadır. Comte, sosyoloji ismini öne süren ilk sosyologdur. “Sosyoloji neden diğer bilim dalları gibi bir dal olmasın” tezini savunarak sosyolojinin temelini attı.
1802 Belçikalı hukukçu ve siyasetçi Sylvain Van de Weyer doğdu. (Ölümü: 23 Mayıs 1874) Louvain Eyalet Üniversitesi‘nde hukuk okudu ve 1823’te Brüksel’de avukat olarak çalıştı. Belçika Geçici Hükümeti’nin merkezi komitesinin bir üyesi oldu. Kral Leopold, tarafından Londra’da “özel temsilci” olarak atandı. Daha sonra Belçika’nın sekizinci Başbakanı olarak görev yaptı. Ayrıca 1848 yılından 1874 yılına  kadar Londra Kütüphanesi Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı.
1808 ABD’li hukuk kuramcısı, politik düşünür, yazar, üniteryen, kölelik ve savaş karşıtı, bireyci anarşist ve sosyalist Birinci Enternasyonal  üyesi Lysander Spooner doğdu. (Ölümü: 14 Mayıs 1887) Massachusetts Valisi ve senatör olan John Davis ve eyalet senatörü olan Charles Allen gibi zamanın önde gelen politikacıları ve avukatlarının altında hukuk eğitimi aldı. Üç yıl sonra Worcester’da kendi bürosunu kurdu. Her türlü zorunlu lisans yasasına karşı çıktı. Vergi de dahil olmak üzere bireylere ve mülklerine karşı baskıya sebebiyet verecek eylemleri ahlaki olmaması sebebiyle suç olarak kabul ederken, keyfi olarak konulan insan yapımı yasaları ihlal eden sözde suçları suç olarak saymayan doğa hukukunu ya da kendi tabiriyle Adalet Bilimi’ni savundu. Kölelik karşıtı hareketin bir figürü olarak kamuoyunda tanınan biri haline geldi. 1845 yılında Köleliğin Anayasaya Aykırılığı adlı kitabı yayınlandı. 
1863 Alman hukukçu, ekonomist ve sosyolog Werner Sombart dünyaya geldi. (Ölümü: 18 Mayıs 1941) Pisa, Berlin ve  Roma üniversitelerinde hukuk ve ekonomi okudu. 1888’de Berlin üniversitesi’nde  doktorasını yaptı ve aynı üniversitede 1918 yılında ekonomi profesörlüğüne atandı. Bremen Ticaret Odası’nın baş avukatı oldu. Alman genç tarihçi okulu içinde yer aldı. Ekonominin tarihsel bir süreç olduğunu ve bu nedenle evrensel ekonomi yasalarının olamayacağını savundu. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Kıta Avrupası’nın önde gelen sosyal bilimcilerindendir.
1865 Fransız ekonomist ve düşünür Pierre-Joseph Proudhon yaşamını yitirdi. (15 Ocak 1809- 19 Ocak 1865) Kendini “anarşist” olarak adlandıran ilk kişidir ve ilk anarşist düşünür olarak nitelenmektedir.

1866 Danimarka’lı avukat ve politikacı Carl Theodor Zahle dünyaya geldi. (Ölümü: 3 Şubat 1946) Kopenhag Üniversitesi‘nde hukuk okudu.  1901’de parlamento maliye komitesinin üyesi oldu. 1905’te Sosyal Liberal Parti’yi kurdu ve yeni partinin ilk başkanı oldu.  1911’de Stege belediye başkanı seçildi. Birinci Dünya Savaşı sırasında başbakanlık yaptı. 1929’dan 1935’e kadar adalet bakanı olarak görev yaptı. 
1875 Celâlettin Arif Bey, doğdu. (Ölümü: 18 Ocak 1930) Paris’e giderek hukuk eğitimi aldı, ardından 1901’de Mısır’a giderek Kahire’de avukatlığa başladı. 1909 yılında Hukuk Mektebi ile Mülkiye Mektebi’nin hukuk-ı esâsiyye (Anayasa Hukuku) kürsüsüne tayin edildi, burada verdiği dersleri Hukuk-ı Esâsiyye adıyla kitap olarak yayınladı.
1929 Türkiye’nin Kellogg-Briand Paktı‘na katılasına ilişkin “Devletler arasında harbin millî siyaset âleti olarak istimalinden feragati muntazamın muahedeye Türkiye cumhuriyetinin iştiraki hakkında kanun” 19 Ocak 1929 tarihine mecliste kabul edildi. Pakt, Avustralya, Belçika, Kanada, Çekoslovakya, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Britanya Hindistan’ı, Özgür İrlanda Devleti, İtalya Krallığı, Japon İmparatorluğu, Yeni Zelanda, Polonya, Güney Afrika Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından imzalanmış ve 24 Temmuz 1929 tarihinde yürürlüğe girmişti. Antlaşmanın imzasından sonra birçok ülke katılma yoluyla sözleşmeyi onaylamış; Türkiye Cumhuriyeti ise 1928 Eylül ayında davet edilmiş ve 1929 yılı Ocak ayında antlaşmaya katılmıştır. Kanun” ile Türkiye sözleşmenin tarafı olmuş, 5 Şubat 1929’da Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
1949 Küba, İsrail’i diplomatik olarak tanıdı.
1950 Yol Mükellefiyeti Kanunu, 19 Ocak 1925 tarihinde kabul edildi. 23 maddeden oluşan Kanuna göre, Türkiye’de oturan 18–60 yaş arasındaki erkekler yol vergisine tabi tutulmuş, ancak sakatlığı tespit edilen fakirler, öğrenciler, askerler ve hayatta altı çocuğu olanlar muaf olmuştur.
1956 Türkiye’de İş Mahkemeleri kurulmasına yönelik karar alındı.
1956 Metin Toker’in kurduğu Akis dergisi Yazı İşleri Müdürü Cüneyt Arcayürek hakkında, “Kedi gelince fareler kaçtı” başlıklı yazısı nedeniyle açılan davadan beraat etti.
1959 Amerika Birleşik Devletleri ile imzalanan İstimlak ve Müsadere Garantisi Anlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onaylandı. Anlaşma basında kapitülasyonlara dönüş olarak nitelendi.
1960

Türkiye Sosyalist Partisi faaliyete geçti. Genel başkanlığa eski savcı, müfettiş, milletvekili ve  Ceza Hukuku Profesörü Atıf Akgüç getirildi. Parti bir yıl sonra Türkiye İşçi Partisi‘ne katılmıştır.

1961 Yassıada duruşmaları devam etti. Usulsüz kredi kullanımı ve ülke dışına döviz kaçırma iddiasına dayanan ve 15 Kasımda başlayan İpar Davası’nda sanıklar Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, Medeni Berk, Hayrettin Erkmen ve armatör Ali İpar mahkûm oldu. İpar ayrıca ömür boyu ticaretten men edildi.
1961 İstanbul’da atlı arabalara plaka verilmemesi kararlaştırıldı.
1966 Hindistan’da Nehru’nun kızı İndira Gandhi, Başbakan oldu.
1967 Türkiye Milli Talebe Federasyonu’na(TMTF)  Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın 19. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Yedd-i Adil(kayyım) olarak atanması kararına direnen ve gözaltına alınan öğrencilerden  Deniz Gezmiş, Attila Özdemiroğlu ve Bülent Yardımcı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
1972 Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararını protesto için Ataol Behramoğlu, Necmiye Alpay, Çelik Bilge, Nihat Fırıncıoğulları ve Lütfü Yazar bildiri dağıtarak açlık grevine başladı.
1974 Ankara Sıkıyönetim 3 No’lu Askeri Mahkemesi, 3. kez Yargıtay’da bozulan Prof. Dr. Mümtaz Soysal’ın 6 yıl 8 ay hapis ve 2 yıl 2 ay sürgün cezalarında direme kararı verdi.
1983 ABD Yüksek Mahkemesi yargıcı William O. Douglas yaşamını yitirdi. (16 Ekim 1898, Maine, Minnesota – 19 Ocak 1980, Washington, ABD) Columbia Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Bir süre serbest çalıştı ve hukuk fakültelerinde ders verdi. 17 Nisan 1939 – 12 Kasım 1975 arasında Yüksek Makemede görev yaptı. Douglas, kişi özgürlüklerini güvence altına alan Haklar Bildirisi’ne mutlak bağlılığıyla tanınıyordu.
1983 Lyon Kasabı olarak da bilinen Nazi savaş suçlusu Klaus Barbie, Bolivya’da tutuklandı.
1983 Tokat’ın Niksar ilçesinin Cumhuriyet Savcısı Nihat Gerçek‘in 8 Nisan 1980 günü evinden Adliyesine giderken yol üstünde öldürülmesi olayına ilişkin olarak 12 Eylül’den sonra yapılan yargılamalarda Seyfettin Top ve Abdullah Adakan ismli 2 sanık suçlu bulunarak idama mahkûm edildi.

1987 Ankara 6.İdare Mahkemesi, 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasası’na dayanılarak 1402’liklerle birlikte görevine son verilen SBF Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyelerinden Dr. Baskın Oran’ın göreve iadesini kararlaştırdı. 19 Temmuz 1985’de Sıkıyönetim kalkınca AÜ’ne göreve iade başvurusu yapan Oran’ın talebi reddedilmişti.
1989 Nihat Behram’ın “Yürekleri Şafakta Kıvılcımlar” ve “İşkencede Ölümün Güncesi” adlı kitapları için avukat Kazım Bayraktar’ın itirazı sonucu kaldırılan toplatma kararı, DGM savcılığının itirazı üzerine mahkemece yeniden verildi.
1990 Danıştay kararıyla üzerindeki yasak kaldırılan Yılmaz Güney’in “Umut” filmine ilişkin olarak Kültür Bakanlığı’nın verdiği direktif gereği filmi izleyen Film Denetleme Kurulu “gösterilebilir” kararı verdi.
1990
  • Devrimci Sol ana davasında idam istemiyle yaklaşık 9 yıldır tutuklu olark yargılanan H.Öztürk, T.Bağdatlıoğlu ve R.Dinçer tahliye edildi.
  • Çek Cumhuriyeti ve Slovakya, Birleşmiş Milletlere üye oldu 
1997 Kenan Şeranoğlu‘nun ultra lüks doğum günü partisi ulusal basına yansıyınca, Titan Saadet Zinciri ortaya çıktı, 30 bin kişiden 85 milyon 750 bin mark ve yaklaşık 10 trilyon lira toplandığı anlaşıldı. Kadıköy Asliye Ceza Mahkemesinde 16 Haziran 1998’de Şeranoğlu 25 yıl 10 ay hapis ile cezalandırıldı. Aralarında babasının da bulunduğu 7 sanık dolandırıcılık suçuyla çeşitli hapis cezalarına mahkûm edildi.
2000 Hukukçu ve İtalya eski başbakanı Bettino Craxi yaşamını yitirdi. (24 Şubat 1934 – 19 Ocak 2000)
2000 Zorunlu Göç Raporu’nu açıklayan Göç Edenler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği (Göç-Der) Başkanı Şefika Gürbüz, İstanbul 4 No’lu DGM’de 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ceza, para cezasına çevrildi.
2006 Somut olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO)’nun 17 Ekim 2003 tarihinde Paris’te düzenlenen 32. Genel Konferansında kabul edildi. Türkiye 19 Ocak 2006 tarihli ve 5448 sayılı Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesinin Uygun Bulunduğuna Dair Kanunla sözleşmeyi onayladı ve 27 Mart 2006 tarihinde resmen taraf oldu.
2007 Agos gazetesinin kurucusu ve yayın yönetmeni Ermeni gazeteci Hrant Dink uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.
2012 Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu, 6271 kanun numarası ile 19 Ocak 2012 tarihinde kabul edildi ve Resmi Gazetenin 26.01.2012 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girdi. Türkiye’de, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin anayasa değişiklikleri 21 Ekim 2007 tarihinde halkoyuna sunuldu Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ve görev süresinin de 7 yıl olmasını ilişkin karar bu halk oylaması sonucunda kabul edildi.
2015 Meclis, 10 yıl sonra Yüce Divan oylaması yaptı. İçişleri Bakanı Muammer Güler, eski Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış ile eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın Yüce Divan’a sevkleri kabul edilmedi.
2017 Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un silahlı saldırı sonucu öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında mahkemeye çıkarılan 2 polis memuru tutuklandı
2018

15 Temmuz darbe girişiminde TRT’nin Ulus’taki yerleşkesi ve Digiturk binasının işgaline ilişkin 57’si tutuklu 93 sanığın yargılandığı davada, 23 sanık ağırlaştırılmış müebbet, 35 sanık müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

2021 Uluslararası Ceza Mahkemesi Yargı Etiği Kodları güncellendi. Bu ileler, yargı sürecinin meşruiyetini ve etkinliğini sağlamak, yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına katkıda bulunmak amacıyla genel uygulamaya ilişkin kılavuz ilkelerdir. Kurallar, Yargıçların mesleki rolleriyle ilgili mahkeme içinde ve dışındaki davranış standartlarını düzenlemektedir.
2025
  • İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Barış Boyun suç örgütü ile bağlantılı olduğu belirtilen ve  İnterpol tarafından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan Ercan Yılmaz ile İbrahim Kaymak’ın Ermenistan ile başlatılan görüşmeler sonucu yakalanarak Türkiye’ye getirildiğini duyurdu.
  • Gazze ile İsrail arasındaki ateşkes yürürlüğe girdi. Hamas 3 İsrailli rehineyi serbest bıraktı.
  • Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde 2013’te öldürülen Arif Meçin (57) cinayeti polisin yoğun çalışması sonucu çözüldü. Maktulün oğlu, yeğeni ve kardeşi tutuklandı.

  • İran’ın başkenti Tahran’da Yüksek Mahkeme önünde düzenlenen silahlı saldırıda Hüccetulislam Muhammed Mukise ve Hüccetulislam Ali Razini adlı iki hakim hayatını kaybetti. Bir hakim ile koruması yaralandı. Saldırgan olayın ardından kendini vurarak intihar etti. 

Somut Olmayan Türk Kültür Mirası Daire Başkanlığı

0

Somut Olmayan Türk Kültür Mirası Daire Başkanlığı, Türk kültür mirasını araştırmak, derlemek ve gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak için gerekli toplumsal bilinci oluşturmak amacıyla kurulmuştur.

Kültür ve Turizm Bakanlığının, 4848 Sayılı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanununun 13. maddesine göre Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü icracı birim olarak belirlenmiştir.

Somut Olmayan Türk Kültür Mirası Daire Başkanlığı; ulusal ve uluslar arası düzeyde ilgili kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör ve sivil toplum örgütleriyle kamu yararına odaklı kültürel etkinlikler düzenlemek, yazılı ve görsel materyaller üretmek; kültür ve turizm konularında gerekli eğitim hizmetlerini sunarak, turizmin nicelik ve nitelik olarak gelişmesinde sektöre öncülük etmeyi hedeflemektedir. 

Somut olmayan Kültürel Mirasın Korunması SözleşmesiBirleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO)’nun 17 Ekim 2003 tarihinde Paris’te düzenlenen 32. Genel Konferansında kabul edilmiştir.

Somut Olmayan Kültürel Miras

Türkiye 19 Ocak 2006 tarihli ve 5448 sayılı Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesinin Uygun Bulunduğuna Dair Kanunla sözleşmeyi onaylamış ve 27 Mart 2006 tarihinde resmen taraf olmuştur.

Türkiye, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Komitesi üyesidir.Somut Olmayan Türk Kültür Mirası Daire Başkanlığı, kültürel değerleri araştıran, koruyan, geliştiren ve tanıtan, uluslararası pazarda yüksek rekabet gücü sağlayacak yetkin ve kaliteli işgücünün yetiştirilmesini sağlayan, yenilikçi, yönlendirici bir birim olmak için çaba göstermektedir. 

Somut Olmayan Türk Kültür Mirası Daire Başkanlığının Görevleri

Somut olmayan kültürel mirasın yurt içinde ve yurt dışında kayıt altına alınması, korunması ve farkındalığın arttırılması amacıyla düzenlenen faaliyetlere yönelik iş ve işlemlerin yürütülmesini sağlamak,

Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi çerçevesinde; Türkiye’nin somut olmayan kültürel miras envanterlerinin ve uluslararası listelerin hazırlanması ile ilgili çalışmaların yürütülmesini sağlamak,

Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamındaki alanlarda Sözleşme’nin öngördüğü perspektif çerçevesinde araştırmaların yapılması ve koruma sistemlerinin geliştirilmesine yönelik faaliyetlerin gerçekleştirilmesini sağlamak,

Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi çerçevesinde gerçekleştirilen faaliyetlere ilişkin periyodik raporların hazırlanmasını ve ilgili kurum ve kuruluşlara sunulmasını sağlamak

Somut olmayan kültürel mirasın korunmasına ilişkin yurt içindeki ve yurt dışındaki çalışma ve projeleri takip edilmesini ve desteklenmesini sağlamak,

Somut olmayan kültürel miras ile ilgili Bakanlık içi ve dışı kurul ve komisyonlarda görev alınmasını sağlamak,

Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında oluşturulan komite ve komisyonlar arasındaki işbirliğini sağlamak,

UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listeleri için dosya hazırlık, gönderim ve sonuçlandırma çalışmalarının yapılmasını sağlamak,

Daire Başkanlığının görevleri kapsamında düzenlenecek yurt içinde ve yurt dışındaki genel kurul, komite, kongre, konferans, seminer vb gibi toplantılara ve eğitim programlarına katılımı sağlamak,

Somut olmayan kültürel miras konusunda Bakanlık stratejileri ve politikaları doğrultusunda araştırmalar yapmak ve rapor hazırlanmak,

Basımına karar verilen ve hazırlanan yayınlara ilişkin iş ve işlemlerin yürütülmesini sağlamak,

Mevzuat hükümleri çerçevesinde Boratav Halk Kültürü Araştırma Kütüphanesi ve Turizm İhtisas Kütüphanesi’nin yeni bilgi ve belgelerle zenginleştirilmesine, bulunan bilgi ve belgelerin muhafazasına ve erişime sunulmasına ilişkin her türlü iş ve işlemlerin yürütülmesini sağlamak,

Kullanıcıların kütüphane kaynaklarına erişimleri için gerekli tedbirlerin alınmasını ve uygulanmasını sağlamak,

Kültür ve turizm alanındaki güncel yayınların takip edilmesini ve Boratav Halk Kültürü Araştırma Kütüphanesi ve Turizm İhtisas Kütüphanesi’ne kazandırılmasını sağlamak,

Hazırlanan projelerin ilgili Daire Başkanlığına iletilmesini sağlamak,

Daire Başkanlığının Toplumsal Faaliyetler Koordinatörlüğüne yönelik iş ve işlemlerinin yürütülmesini sağlamak,

Bölgesel Kalkınma Projeleri (GAP vb.) ve eylem planları ile program tedbirleri vb. konularında Daire Başkanlığının iş ve işlemlerinin yürütülmesini sağlamak,

5018 sayılı Kanun kapsamında, stratejik plan, performans programı, performans ölçme ve değerlendirme, iç kontrol çalışmaları, birim faaliyet raporları, araştırma, veri tabanı oluşturma ve bu faaliyetlere ilişkin Daire Başkanlığının iş ve işlemlerinin yürütülmesini sağlamak,

Daire Başkanlığının ISO Kalite Yönetim Sistemine ilişkin iş ve işlemlerinin yürütülmesini sağlamak,

Kamu Hizmetlerinin Sunumunda Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik kapsamında Daire Başkanlığının çalışmalarını yürütülmesini sağlamak,

21. Görev alanına giren mevzuat çalışmaları ile diğer hukuki iş ve işlemlerin yürütülmesini sağlamak,

Elektronik ortamda veya yazılı olarak istenen bilgi taleplerine ve veri girişlerinin güncellenmesine ilişkin Daire Başkanlığı işlemlerinin yürütülmesini sağlamak,

Görev alanına giren konularda yıllık çalışma programı ve yıl sonu değerlendirme raporu hazırlanmasını sağlamak,

Başkanlığın bütçesini hazırlamak, idari ve personel işlerinin yürütülmesini sağlamak,

Faaliyet alanına ilişkin istatistikî bilgilerin tutulmasını sağlamak,

Üst makamlarca verilecek görevleri yapmak veya yaptırmak.

4848 SAYILI KANUNUN 13. MADDESİ GEREĞİNCE ARAŞTIRMA VE EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN GÖREVLERİ

Güzel sanatlar alanında bilimsel araştırma, inceleme, yayınlar yapmak, arşiv kurmak, geliştirmek ve faydalanılmasını sağlamak,

Halk kültürlerinin, halk edebiyatı ve tiyatrosu, gelenek, görenek ve inançları, halk müziği ve oyunları, sanatları, mutfağı, giyim, kuşam, süsleme ve benzeri bütün dallarında araştırma, derleme, inceleme ve diğer bilimsel çalışmaları yapmak, yaptırmak, yayımlamak, tanıtmak,

Somut olmayan kültürel mirasın araştırılması, derlenmesi, arşivlenmesi, tanıtımı, tescili, bu kapsamda tespit ve tescil kurullarının oluşturulması, ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar arasında bu konuda koordinasyonun sağlanması, işbirliği geliştirilmesi,

Türkiye’de ve Türkiye dışında yaşayan Türklerin kültür varlıklarını, kültür anlaşmaları ve kültürel mübadele programları çerçevesinde araştırmak, incelemek, derlemek ve diğer bilimsel çalışmaları yapmak, yaptırmak, bunları yayımlatmak, tanıtmak, açık hava müzelerine ve halk kültürleri arşivine kazandırmak,

Yabancı ülkelerde halen konuşulmakta olan Türkçe lehçe ve şiveleri ile bunlara yardımcı dilleri öğretmek ve bu konuda araştırmalar yapmak üzere mevzuat çerçevesinde enstitü kurulmasını sağlamak,

Kültür ve turizm sektörlerinin eğitilmiş eleman ihtiyacının tespiti ve bu ihtiyacın karşılanması için gerekli tedbirlerin alınması, eğitim programlarının hazırlanması ve uygulanmasını sağlamak, bu amaçla kurslar açmak, ilgili meslek ve kamu kuruluşlarıyla gerekli işbirliğini yapmak,

Kültür ve turizm eğitimi programlarının geliştirilmesi ve eğitim düzeyinin yükseltilmesi amacıyla dış kaynaklardan teknik yardım sağlamak,

Toplumda kültür ve turizm bilincinin geliştirilmesi için gerekli çalışmaları yapmak, bu amaçla ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği sağlamak,

Kültür ve turizmle ilgili kamu kuruluşları personelinin kültür ve turizm konularında eğitilmesini plânlamak ve gerçekleştirmek,

Bakanlık personelinin ve meslek elemanlarının yurt içinde ve yurt dışında yetiştirilmesini plânlamak ve gerçekleştirmek,

Bakanlık personeli ile ilgili hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim programlarını düzenlemek ve uygulamak,

Bakanlık makamınca verilecek benzeri görevleri yapmak,

Turist rehberliğine ilişkin mevzuat hükümleri ile verilen görevleri ve denetimleri yapmak, turist rehberliği mesleği ve turist rehberliği hizmetleri alanında kültür ve turizm politikalarının gerektirdiği tüm tedbirleri almak, turist rehberleri odaları birliklerini ve turist rehberleri odalarını her türlü iş, işlem, faaliyet ve hesapları bakımından denetlemek.

Bilimsel Yayıncılıkta Kör Danışman Sistemi

0

Bilimsel Yayıncılıkta Kör Danışman Sistemi, bilimsel dergilerde, hakemli dergilerde ve birçok yayın dalında kullanılan ve objektif yayıncılığı sağlamaya dönük bir yöntemdir. Bazı yayınlarda çift kör danışmanlık yöntemi denilen daha sıkı bir yol izlenebilir. Bilimsel yayıncılıkta Danışmanlık, yazar ve yayın kuruluşu arasında yayınlanması talep edilen yazı ve makale için yapılan müzakeredir ve araştırmacıların yaptıkları araştırmanın kalite ve uygunluk açısından aynı alandaki uzmanlar tarafından değerlendirilmesi işlemidir.

Bilimsel Yayıncılıkta Kör Danışman Sistemi, subjektif yargılardan uzaklaşmak ve gerçek anlamda bilimselliği sağlamak için önemli bir sistemdir. Yazıyı hazırlayan yazar yada yazarlar yazı taslağını yayıncıya gönderirken; kendisini tanımlayan ismini, unvanını, görev yerlerini ve kimliğini ortaya çıkaracak özel durumları gizleyerek körleştirilmiş bir ana metin dosyası hazırlamaktadır. Metin içinde yazarın kimliğini ortaya çıkaracak atıf veya kaynaklar gizlenmektedir. Özel bilgiler yazarın ismi, görev yerleri ve iletişim bilgileri gibi konular ayrı bir dosya halinde yedeklenerek makale yayıncıya sunulmaktadır.

Bilimsel Yayıncılıkta Kör Danışman Sistemi, akademik araştırma ve yayıncılık alanında en iyi uygulamaları sağlamak için sıkı bir yöntemdir. Bu modelde yazar yada yazarlar yayın danışmanlarının kim olduğunu bilmediği gibi yayın danışmanları da yazarların kimliğini ve yazıların kim tarafından yazıldığını bilmemektedir. Danışman çalışmanın gizliliğine saygı duymalıdır; yayınlanmadan önce çalışmanın içeriğinin başkalarıyla paylaşılması doğru değildir. Kör danışmanlık sürecinde bu gizliliği sağlayabilmek için yazının hiçbir yerinde yazar isimlerinin bulunmaması şarttır. Körleştirilen metnin sunumu üzerine, ilgili uzmanlık alanından yayın danışmanları seçilmekte ve kör danışman değerlendirmesi yapılmak üzere makale danışmanlarla paylaşılmaktadır. Süreç boyunca danışman ve yazarlar birbirlerinin kimlikleri hakkında bilgi sahibi olmamaktadırlar. Yayın danışmanı, yazıyı yazan kişi ile aynı kurum yada kurullarda görev yapmayan kişiler arasından seçilmeli, şayet gizliliği ihlal eden bir durum söz konusu ise yayın danışmanı danışmanlıktan çekilmelidir.

Değerlendirme sürecinde danışman, yayın kurul yada kuruluşuna, gönderinin kabulü, düzeltme gerekli, düzeltme sonrası yeniden değerlendirme, başka bir yere gönderme, gönderinin reddi  gibi önerilerde bulunabilmektedir. Danışmanların yazarlar için faydalı önerilerde bulunması mümkün olup, kimliği henüz belli olmayan yazara daha bilimsel bir makale için pozitif ve objektif yönlendirmeler yapabilmektedir. Danışmanların önerileri doğrultusunda yazı üzerinde gerekli düzeltmelerin yapılması halinde yapılan bu değişiklikler danışmanlara ayrıca iletilmektedir. Danışmanların değişiklikleri onaylamaması halinde makale danışma kurulu yada yayın kuruluna havale edilebilmekte, sorumlu editör, yayın kurulu yada danışma kurulunun önerilerinin yazar tarafından dikkate alınıp alınmadığını denetlemektedir.

Bilimsel Yayıncılıkta Kör Danışman Sisteminde, danışman yazının dizgisine yada şekline karışmamakta birden fazla danışmanın varlığı halinde ortak kanaate göre karar verilmekte, makalenin kabul veya reddi yönünde ortak bir fikir oluşması beklenmektedir. İki danışmanın görev yaptığı danışmanlıklarda oydaşma olmaması durumunda üçüncü bir danışmanın görüşüne başvurulmaktadır. Danışmanların görüşlerinin birbirinden çok uzak olması halinde sorumlu editör yazının kabulü veya reddi yönünde bir karar verebilmek için daha yetkili bir kuruldan değerlendirme almaktadır. Değerlendirme süreci için danışılan kişilere verilen sürenin dolması halinde sorumlu editör yazının değerlendirilmesi için başka danışmanlardan değerlendirme talep etmektedir.

Bilimsel Yayıncılıkta Kör Danışman Sisteminde, yayıncıya gönderilen yazının yayınlanmak için uygun bulunmaması halinde reddedilme gerekçeleri de açıklanmak sureti ile makale yazarına iade edilmektedir. Yazarın hatalı veya dürüst olmayan bir değerlendirme yapıldığını düşünmesi halinde itiraz hakkı bulunmaktadır. Kararın hangi gerekçelerle değiştirilmesi gerektiğini açıklayan bir yazı yayıncı kurumun üst sorumlularına gönderilmekte ve karar gözden geçirilmektedir.

Bir yazının yayınlanmak üzere kabul edilip edilmediği konusunda yazar yada yazarlar bilgilendirilmekte, yayınlanmayan yazılar telif hakları kapsamında yazarına iade edilmektedir. Kabul edilen yazıların taslak halleri ve baskı müsveddeleri yazarlara gönderilmekte ve sn düzeltmelerin yapılması istenmekte, son düzeltmeler de yapıldıktan sonra baskı aşamasına geçilmektedir.

Bir Adalet Teorisi

0
Bir Adalet Teorisi - John Rawls

Bir Adalet Teorisi, John Rawls tarafından yazılan ve yirminci yüzyılın ahlak ve siyaset felsefesi üzerine yapılmış en önemli çalışmalardandır. Eser, Kant’ın ve Mill’in çalışmalarının yanında duran bir klasiktir.

Rawls, adaletin doğru ilkelerinin, özgür ve rasyonel kişilerin yer aldıkları ‘orijinal pozisyonda bir bilinmezlik perdesi arkasında; toplumdaki kendi yerlerini, sınıflarını, ırklarını cinsiyetlerini, yeteneklerini, zekalarını ve güçlerini, hatta iyi/değer kavramlarını bilmeden bile üzerinde anlaştıkları ilkeler olduğunu ileri sürmektedir. Buna göre Rawls, türettiği adaletin iki ilkesinin, özgürlüklerin dağıtımını, sosyal ve ekonomik değerleri düzenlediğini iddia etmiştir.

A Theory of Justice isimli eserin orijinal eski ve yeni baskıları bir arada

Kitabın orijinal metni 1975 yılında yapılan Almanca tercümesi için önemli ölçüde gözden geçirilmiş, bu düzeltmeler sonraki tüm tercümelere ve kitabın yeni baskılarına dahil edilmiştir. Kitap, Türkçe’ye Türkiye Barolar Birliği önceki başkanı Vedat Ahsen Coşar tarafından tercüme edilmiş ve fikir dünyasına kazandırılmıştır.

Coşar, çeviri hakkında; “Kırk altı yıl önce yayınlanan, yayınlandıktan sonra pek çok ülkenin diline tercüme edilen ve ne yazık ki Türkçeye tercüme edilmemiş olan Amerikalı siyaset bilimci ve hukukçu John Rawls’ın yazdığı 513 sayfadan oluşan A Theory of Justice/Bir Adalet Teorisi isimli kitabı Türkçeye çevirdim. Özel hayatımda ve mesleki kariyerimde başkanlıklarım da dahil, kendi çapımda ve alanımda önemli ve değerli pek çok iş, pek çok hizmet yaptım. Ama diyebilirim ki, bugüne kadar yaptığım hiçbir iş, hiçbir hizmet, benim için bu kitabı Türkçeye çevirmek kadar önemli ve değerli olmamış, bana manevi yönden keyif vermemiştir. Esasen bunu da bu amaçla ve bunun için yaptım. Zira profesyonel bir çevirmen değilim ben. Pozisyona, statüye, bir şey olmaya bağlı hırslarım yoktur benim.” demiştir.

Kitabın tanıtım yazısında; “20. Yüzyılda, Bir Adalet Teorisi” adlı eseriyle çağdaş siyaset felsefesine yön veren John B. Rawls, kendi teorisini; başlangıç durumu, cehalet perdesi, adaletin iki ilkesinin seçimi ve bunların uygulanması konularıyla detaylandırır. Adalet, özgürlük ve eşitlik kavramlarını “fark ilkesi” aracılığıyla bir “hakkaniyet olarak adalet” çerçevesinde yapılandırması hem Marksist hem de liberal taraftan eleştirilerin gelmesine neden olmuştur.” denilmektedir.

Yazar John Bordley Rawls’ın Eserleri

A Theory of Justice

Bu kitap 20.yüzyılın siyaset felsefesi alanında hazırlanmış en önemli kitap olarak görülmektedir. Harvard Üniversitesi’nden emekli olduktan sonra James Bryant Conant Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapan, siyaset ve etik felsefesine önemli katkılarda bulunan ve aynı zamanda hukukçu da olan John Rawls’ın diğer önemli eserleri arasında, Türkçeye de çevrilmiş olan The Law of People’s (Halkların Yasası) ile Political Liberalism (Siyasal Liberalizm) sayılabilir. Siyasal Liberalizm, Rawls tarafından 1993 yılında yazılmış, adalet teorisi çalışmasının devamı niteliğinde bir eserdir. Uluslararası adalet hakkındaki görüşlerini The Law of Peoples ile dile getirmiştir. Ölümünden kısa süre önce Bir Adalet Teorisi isimli eserine dönük eleştirilere yanıt niteliğindeki Justice As Fairness: A Restatement isimli eserini yayınlamıştır.

Kitabın Konusu

Bir Adalet Teorisi – John Rawls

Avukat Vedat Ahsen Coşar tarafından “Bir Adalet Kuramı” adıyla çevrilen ve Bir Adalet Kuramı adıyla da bilinen eserinde Rawls, ‘hakkaniyet olarak adalet’ düşüncesi üzerine kafa yormuş, faydacı ahlak felsefesi karşısında toplumsal bir adalet düşüncesi arayışında olmuştur.

Rawls, liberal adalet anlayışını Rousseau’nun sözleşmecilik ilkesiyle birlikte temellendirmiş, toplumsal sözleşme teorisrini devam ettirmiştir. Rawls, özgürlükler konusunda eşitlik ve toplumsal eşitsizliklerin çözümlenmesinde zayıf durumda olanların menfaatlerinin gözetilerek çözümlenmesini savunmuştur.

Rawls, 1980’li yıllarda başlayan liberal toplumsal süreçlerde Bir Adalet Teorisindeki tezlerini yeni argümanlarla savunmaya devam etmiştir. Bir Adalet Teorisi, moral bir teoriden politik bir önermeye dönüşmüş, ahlaki ilkelerle ekonomi politikalarının uyumlu olmasını savunmuştur. Birey, sosyal adalet, faydacılık ve etik yazarın üzerinde durduğu önemli kavramlardandır. 

Yazar John Bordley Rawls

Yazar John Bordley Rawls

Bir Adalet Teorisi (A Theory of Justice) isimli eserin sahibi John Bordley Rawls, 21 Şubat 1921 tarihinde Baltimore, Maryland’de doğmuş ve 24 Kasım 2002 tarihinde ölmüş olan ABD’li filozoftur. John Rawls’ın babası Avukat William Lee Rawls’tır. Kitap, yazarın en önemli eseridir.

Rawls, İkinci Dünya Savaşı sırasında Pasifik’te piyade olarak görev yapmış, Yeni Gine, Filipinler ve Japonya’da bulunmuş Hiroşima bombalamasının etkilerine tanıklık etmiştir. Rawls subay olma teklifini reddetmiş ve 1946’da ordudan er olarak ayrılmış, Princeton Üniversitesi’ne dönerek etik felsefesi üzerine doktoraya başlamış, Margaret Fox ile 1949 yılında evlenmiştir.

Rawls, 1950 yılında doktorasını tamamladıktan sonra aynı okulda ve başka üniversitelerde ders vermiş, 1962 yılında profesör olmuştur. Harvard Üniversitesi’ne geçiş yaparak 40 yıl boyunca etik ve siyaset felsefesi alanında dersler vermiştir. Rawls, kekeme olması nedeniyle az sayıda röportaj vermiş, şöhretine rağmen medyatik davranmamış, zamanının çoğunu bilime ve aile yaşamına harcamıştır.

Askerliği bırakarak bilime döndüğü yıllardan ölümüne kadar Etik, toplumsal adalet, eşitlik ve siyaset felsefesi üzerine çalışmıştır.

Vedat Ahsen Coşar

18 Ocak – Hukuk Takvimi

0
18 Ocak Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar, kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları, ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.
18 Ocak – Hukuk Takvimi
1689
Montesquieu(Charles-Louis de Secondat, baron de La Brède et de Montesquieu), 18 Ocak 1689’da Fransa’nı Bordeaux kentinde dünyaya geldi. (Ölümü: 10 Şubat 1755)
1803 Fransız hukukçu, şair, filozof, devrimci Sylvain Maréchal yaşamını yitirdi. (Doğumu: 15 Ağustos 1750) Paris’te hukuk bilimi okudu ve avukat oldu. Ütopik Sosyalizmi geliştirdi ve tarım mülklerinin ortaklaşmasını savundu. İnsanın her türlü kölelikten kurtulması gerektiğini ve dinin, halkın sömürülmesinde araç olarak kullanıldığını ileri sürdü. Maréchal Takvimini yayınlaması, kiliseyi ve din anlayışını eleştirmesi  sonucunda hapse mahkûm edildi. Bu takvim, Fransız Devrimi’nde esas alındı. Devrim sonrası 1796’da Gracchus Babeuf’in hareketine katıldı ve cezalandırılmaktan kurtuldu. Kadın hakları ve eşitlik üzerine çalıştı. Baskılardan korunmak için anonim isimlerle yazılar yazdı.

1869 Amerikalı hukukçu ve siyasetçi John Tyler yaşamını yitirdi. (29 Mart 1790 – 18 Ocak 1862) William ve Mary Koleji‘nde hukuk eğitimi gördü. Genç yaşta baroya kabul edildi ve avukat olarak çalışmaya başladı. 1811’de, 21 yaşındayken Delegeler Meclisi’ne Charles City County’yi temsil etmek üzere seçildi. Birer yıl üst üste beş dönem görev yaptı. Eyalet yasa koyucusu olarak Mahkemeler ve Adalet Komitesi’nde yer aldı.  1816’da ABD Temsilciler Meclisi üyesi oldu. 1825’de Virginia Valisi olarak görev yaptı. 1827’de Birleşik Devletler Senatörü oldu. 1941’de kısa bir süre Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin 10. Başkanı seçildi. 1841’den 1845’e kadar Amerika Birleşik Devletleri’nin onuncu başkanı olarak görev yaptı.

John Tyler- Hukukçu ve ABD'nin onuncu başkanı

1869 Macar hukukçu, şair ve Başbakan Bertalan Szemere yaşamını yitirdi. (Doğumu: 27 Ağustos 1812) Pressburg’da hukuk okudu. Parlamento Genç Üyeler Grubu’nun bir üyesi oldu ve liberal ilkeleri savundu. Macar Bilimler Akademisi’ne üye oldu. İlk Macar cumhurbaşkanı Regent Lajos Kossuth’un döneminde, 1848’de Batthyány Hükümeti’nin İçişleri Bakanı oldu. 1849’dan itibaren Başbakan olarak görevine devam etti. Avusturya-Macaristan Uzlaşmasını destekledi. Macar Devrimi’nin kısa döneminde Macaristan’ın üçüncü Başbakanı oldu.
1886 Kadınlar, Osmanlı döneminin ilk Müslüman kadın dergisi olan Şükufezar’da “saçı uzun aklı kısa” deyimine karşı mücadele başlattı. İmtiyaz sahibi ve tüm yazarları kadın olan Dergi, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı tarafından arşivlenerek erişime açılmıştır. (Şükufezar: Çiçek bahçesi)

1896 Fransız hukukçu ve eski başbakan Charles Thomas Floquet yaşamını yitirdi. (Doğumu: 2 Ekim 1828) Paris École d’administration‘da hukuk okudu. 1871’de Seine eyaleti temsilcisi olarak Ulusal Meclis’e seçildi. Paris Komünü (Fransızca: La Commune de Paris) sırasında, Versailles hükümetiyle uzlaşma girişiminde bulunmak için Ligue d’union républicaine des droits de Paris’i kurdu. 1876’da milletvekili seçildi. Aşırı radikaller arasında yer aldı ve “Birlik cumhuriyeti ” grubunun başkanı oldu. 1882’de kısa bir süre Seine valisi olarak görev yaptı. 1885’te meclis başkanı oldu. 1888-1889 yıllarında başbakanlık yaptı.
 1906 Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi (Bolşevikler) kurucularından İvan Vasilyeviç Babuşkin yargısız bir infaza kurban edilerek kurşuna dizildi. Kurşuna dizilmiş olduğu ancak 1910’da açığa çıkartılabildi.

 1919 Birinci Dünya Savaşı’nda yenik düşen devletlerle anlaşmalar yapmak üzere, İtilaf Devletleri temsilcilerinin oluşturduğu Paris Barış Konferansı açıldı. Avrupa’nın haritası yeniden çizildi. Konferans’ta, Trabzon ve yöresinde Rum-Pontus, Erzurum ve yöresinde Ermenistan devletlerinin kurulması fikirlerinin öne çıkması, Erzurum Kongresinin toplanmasında önemli rol oynadı.
 1924 İstanbul’da Millî Türk Ticaret Birliği Kongresi toplandı.
 1927 Lozan Antlaşması, Amerikan Senatosu tarafından reddedildi.
 1928 Çerkes Hacı Sami çetesinden 3 kişi, Atatürk’e suikast iddiasıyla Eminönü Meydanı’nda idam edildi.
 1937 Kuzey İrlandalı politikacı, Sosyal Demokrat ve İşçi Partisi’nin kurucusu John Hume doğdu. (Ölümü: 3 Ağustos 2020) Kuzey İrlanda’da gerçekleşen Yurttaşlık Hakları Hareketi’nin öncülerindendir. Modern Kuzey İrlanda siyasi tarihinin en önemli şahsiyetlerinden ve Kuzey İrlanda barış sürecinin mimarlarından biri olarak kabul edilmektedir. David Trimble ile birlikte 1998 Nobel Barış ödülünü kazandı. Gandhi Barış Ödülü ve Martin Luther King ödüllerinin de sahibi olarak üç büyük barış ödülünü alan tek kişi unvanını kazanmıştır. 

David Trimble ve John Hume bir arada
1940 Milli Korunma Kanunu, 18 Ocak 1940 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildi. Resmi Gazetenin 26 Ocak 1940 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girdi. Kanun yaygın olarak 1940-42 yılları ile 1956-1960 yılları arasında uygulandı. 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesinden sonra “Millî Korunma suçlarının affına, Millî Korunma teşkilât, sermaye ve fon hesaplarının tasfiyesine ve bazı hükümler ihdasına dair Kanun”  adıyla 10 Eylül 1960 tarihinde çıkarılan ve 16 Eylül’de Resmi Gazetede yayınlanan 79 numaralı yasa ile Milli Korunma Kanunu ilga edildi, kanun ile kurulan Milli Korunma Mahkemeleri de tamamen lağvedildi.
1947 İstanbul’da Muallimler Birliği kuruldu.
1954 Yabancı Sermaye Yasası Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi.
1961 Prof. Dr. H. Birsen Hekimoğlu (Örs), doğdu.

Prof. Dr. H. Birsen Hekimoğlu (Örs)
1964 Pemba(Zanzibar) Halk Cumhuriyeti kuruldu.
1970 Avukat, siyasetçi ve spor yöneticisi Mehmet Mümtaz Tarhan yaşamını yitirdi (Doğumu: 1908)

Mehmet Mümtaz Turhan, Akis Dergisi kapağında.
1983 Kültür Bakanlığı’nca Sinema Yasa Tasarısı hazırlandı.
1984 Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Davası duruşmasında, sanıklara tek tip elbise giydirildi.
2002 Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi ile İlgili İhtiyari Protokol (Optional Protocol to the Convention on the Rights of the Child on the sale of children), 18 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girdi. Protokol, 20 Kasım 1989 tarihli Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesine Ek olarak Genel Kurulun 25 Mayıs 2000 tarihli ve 54/263 sayılı Kararıyla kabul edilip imza, onay ve katılıma açılmıştı.
2010 Hukukçu, psikolog, senarist ve Ordinaryüs Profesör Reha Oğuz Türkkan yaşamını yitirdi. (Doğumu: 12 Ekim 1920) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı. Sorbonne Üniversitesi’nde tarih ve Türkoloji dallarında, Columbia Üniversitesi’nde deneysel psikoloji dalında uzmanlık çalışması yaptı. 1944-1945 arasında Irkçılık-Turancılık Davasında yargılandı. Beraat ettikten sonra 1947-1972 yılları arasında Columbia üniversitesinde, 1975-1976 yıllarında İstanbul Üniversitesi’nde ve daha sonra da 1996 yılında Ahmet Yesevi Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı.
2015 Arjantinli savcı Natalio Alberto Nisman yaşamını yitirdi.  (Doğumu: 5 Aralık 1963) Buenos Aires Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu ve Ulusal Mahkemeler Adliyesi’nde hukuk katibi olarak görev yaptı. Daha sonra Buenos Aires ilçe banliyösüne savcı olarak atandı. 2004’te AMIA bombalama soruşturmasından sorumlu Özel Savcı oldu. 2006’da Nisman, İran hükümetini AMIA bombalama eylemini yönetmek ve Hizbullah milislerini bunu gerçekleştirmekle resmen suçladı.
2016 Portekizli hukukçu ve sosyalist siyasetçi António de Almeida Santos yaşamını yitirdi. (Doğumu: 15 Şubat 1926) Coimbra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 1953-1974 yıllarında Mozambik’te avukatlık yaptı ve Mozambik Demokratlar Partisi’nin üyesi oldu. Demokratik muhalefet listesinden milletvekili adayı olsa da adaylığı sömürge idaresi tarafından reddedildi. Karanfil Devrimi sonrası 1974-1975 yılları arasında Bölgelerarası Koordinasyon Bakanı olarak görev yaptı. 1976-2005 yılları arasında milletvekili,  1976 – 1978 tarihleri arasında Adalet Bakanı, 1978-1978 tarihleri arasında Başbakan nezdinde Yardımcı Bakan, 1983-1985 tarihlerinde Devlet Bakanı ve Parlamenter İşleri Bakanı oldu. 1986 yılında geçici olarak Sosyalist Parti’nin genel sekreterliği görevini yürüttü. 1995-2002 tarihleri arasında Meclis Başkanı olarak görev yaptı. 1985-2002 yılları arasında Danıştay üyesi olarak görev üstlendi.

18 Ocak – Hukuk Takvimi

H. Birsen Hekimoğlu (Örs)

0
Prof. Dr. H. Birsen Hekimoğlu (Örs)

Prof. Dr. H. Birsen Hekimoğlu (Örs), 18 Ocak.1961 tarihinde doğmuş,  1982 yılında Marmara Üniversitesi Zanzibar bölümünden mezun olmuş, İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünden 1984 yılında yüksek lisans derecesini elde etmiş aynı bölümde yapmış olduğu doktorasını 1990 yılında tamamlamıştır.

Hekimoğlu, 1997 yılında doçent ve 2009 yılında profesör olmuştur. Hekimoğlu, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü, Siyaset Bilimi Anabilim Dalında görev yapmaktadır. 2008-2010 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekan Yardımcılığı yapmış, 2011-2014 yıllarında Senato Üyeliği, 2010-2013 yıllarında Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanlığını yürütmüş, 2015 yılından itibaren Siyaset Bilimi Anabilim Dalı Başkanlığına atanmıştır. Hekimoğlu, akademik kariyerinde, Fakülte Yönetim Kurulu Üyeliği, Fakülte Kurul Üyeliği, Uluslararası İlişkiler Bölümü Yandal-Çift Anadal Koordinatörlüğü, İstanbul Üniversitesi Rektörlük Akademik Yükseltme Komisyonu üyeliği ve Sürekli Eğitim Merkezi Yönetim Kurulu Üyeliği yapmıştır.

Modern Siyasal İdeolojiler

Makale ve Bilimsel Bildirileri

Hekimoğlu, “Perception of the Army by Armenian Minorities Living in Turkey, “Armenian Women of İstanbul: Notes on Their Survival of the Armenian Community”, “Turkey’s Armenians: A Research Note on Armenian Identity”,  “Postmodern Dünya’da İdeolojinin Dönüşümü”, “Siyasal Temsil”, “Türkiye’de Yaşayan Ermenilerin ’12 Eylül’ Algılaması”, “Uluslaşma, Orduların Değişen Rolü ve Sivil Kontrol” ve “Birey, Toplum ve Devlet İlişkileri Çerçevesinde Yeni İngiliz İdealizmi”, “Türkiye’de Anayasaların Kurumsallaşma Sorunu”, “Geç Modernleşen Ülkelerde Ordunun Rolü: Türkiye Örneği”, “Siyasal Temsil ve Demokrasi”, “Geç Modernleşen Ülkelerde Ordunun Rolü: Mısır Örneği: 1952 Hür Subaylar Hareketinin Temelleri ve Özellikleri”, “Batı’da Temsili Demokrasi Krizi”, “ Türkiye’de İktisat Politikalarında İstikrarsızlığa Neden Olan Siyasal Etmenler ”, “Türkiye’de Askeri Müdahaleler İçin Bir Açıklama” ve “Modernleşme ve Siyasal İstikrarsızlık” başlıkları ile makaleler yazmış, yazdığı makaleler Ulusal ve Uluslararası hakemli dergilerde yayınlanmıştır.

Prof. Dr. H. Birsen Hekimoğlu (Örs), “The Process of Democratization in the Balkans”, “İstanbul Ermeni Cemaatinde Kadın ve Siyaset”, “Early Findings of a Field Survey on the Perception of the Army by Non-Muslim Minorities Living in Turkey: The Case of Armenians”, “Küreselleşme Çerçevesinde İdeolojilerin Sonu Tezi’ne Yeniden Bakmak”, “Günümüz Otoriter Rejimlerinin Doğası Üzerine”, “Faşizm: 21. Yüzyılda Yeni Yüzüyle”, “Otoriter ve Totaliter Rejimlerde Şiddetin Çeşitli Yüzleri”, “Reassessing Fascism with the Lenses of 21stYüzyıl ”,“ Modern Ulus Devlet ve Beden Politikası ”,“ Düşmanın İmajı – Düşman Kim / Ne:? Kore Savaşında Savaşan Türk Gazileriyle Sözlü Tarih Çalışması ”,“ İstanbul’daki Ermeni Toplumunun Kadınları: Toplu Topluluğun Kimliği ve Kültürel Yeniden Üretimi ”,“ Türk Ordusunu Kalıcı Bir Askeri Devletten Uzak tutan nedir: Türk Ordusunun Türk Siyasetinde oynadığı rolün sınırları ”,“ Ermeni Dilinin Ermeni Kimliği ve Kültürü Üzerine Etkisi ” Türkiyeli Ermenilerin “,” Türkiye’deki Ulusal Devlet Yapısı Aşamasında Askerlerin Rolü “,” Türkiye’nin Müslüman Olmayan Azınlıkların Askerlik Algıları: Türkiye’deki Ermeniler Örneği “,” Söz Savaşanların: Kore Gazileri ile Sözlü Tarih Çalışması ”,“ Küresel ve Postmodern Dünyada İdeolojinin Dönüşümü ve Hukuk ”,“Günümüz Türkiye’sinde Ermeni Kimliği”, “Uluslaşma Süreci ve Pretoryenizm” ve “Türkiye’de Askeri Müdahaleler İçin Bir Açıklama Modeli” başlıkları ile Ulusal ve Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan bu bildiriler çeşitli dergi ve raporlarda yayımlanmıştır.

“Türkiye’de Askeri Müdahaleler: Bir Açıklama Modeli”, “Çağdaş Siyasal Teoriler” ve “Karşılaştırmalı Siyasal Sistemler” isimli eserlerin sahibidir.

Türk Sosyal Bilimler Derneği ve Western Political Science Association üyesidir.

Gender, Place and Culture Dergisi’nde hakemlik görevi yürütmekte olan Prof. Hekimoğlu, 2009 yılı TÜBA Telif Ders Kitabı Ödülünün sahibidir.  

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi

0
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Binası
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı tarafından 14 Nisan 1990 tarihinde kurulmuştur. Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi binası, Büyükşehir Belediyesi başkanı Prof. Dr. Nurettin Sözen döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından tahsis edilmiş, İstanbul’un Haliç-Fener semtinde tarihi bir binada hizmete açılmıştır.

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi

Kütüphanenin giderleri, restorasyon ve bakım onarım çalışmaları Belediye tarafından karşılanmaktadır. Kütüphane kadın tarihi kaynaklarının korunduğu önemli bir kurum haline gelmiştir.

Vakıf Kurucusu Şirin Tekeli-Açılış Konuşması

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezinin Kuruluşu

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, “Kadınların geçmişini iyi tanımak, bu bilgileri bugünün araştırmacılarına derli toplu bir şekilde sunmak ve bugünün yazılı belgelerini gelecek nesiller için saklamak” amacıyla kurulmuş, 8 Mart 1990 tarihinde tüzel kişiliğini kazanmıştır.

Kadın merkezli bir kütüphane ve arşiv merkezi oluşturma fikri 1988 yılında ortaya çıkmış, Türkiye’de kadın tarihi araştırmalarına kaynak olacak bir kütüphane, arşiv ve enformasyon merkezi kurulması planlanmıştır. Vakfın kurucuları Aslı Davaz, Füsun Akatlı, Füsun Ertuğ, Jale Baysal ve Şirin Tekeli’den oluşmaktadır. Mevcut Yönetim Kurulu, Aslı Davaz (Başkan) Firdevs Gümüşoğlu, Meryem Turan, Selhan Savcıgil Endres ve Tülin Tankut’tan oluşmaktadır.

Kütüphane için yayınevlerinden kitaplar toplanmış, birçok kişi ve kurum, kadın konusunda elinde bulunan kitapları bağışlamıştır. Osmanlı dönemi kadın dergileri bölümünü açmak için eski harfli Türkçe kadın dergileri edinilmiş, Cumhuriyet dönemi dergileri bir araya getirilmiş ve yeni koleksiyonlar açılmıştır. Vakıf, 1991 yılında kadınların özel arşivlerini koruyacak arşiv merkezini faaliyete sokmuştur.  Merkezin kuruluş ve yapılanma süreci yaklaşık beş yıl sürmüş ve bugünkü arşiv ana hatları ile oluşmuştur.

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, 1995 yılında  vakfın daha geniş bir kadın katılımına açılmasına karar vermiş, Vakıf senedinde değişiklik yaparak 25 yeni üyenin seçilmesine karar vermiş ve Genel Kurul oluşturmuş, vakıf genel kurulu 30 kişilik bir kadroya ulaşmıştır.

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezinden bir salon

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Faaliyetleri

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezindeki koleksiyonlar, Osmanlı’dan günümüze kadınlara ait ya da kadınlarla ilgili eserleri, belgeleri barındırmaktadır. Kadınlara dair günlük ve özel yaşamla ilgili kaynaklar, eserler, kadın hareketinin ürettiği belgeler merkezde toplanmaktadır. Kadınlar tarafından yazılmış günceler, kadınların kişisel arşivleri, aile evrakları ve arşivleri, mektuplar, kadın örgütleri ve kampanyalarının kayıtları, sanat eserleri; öz geçmişler, biyografiler, slaytlar, filmler, video bantları, çizimler, afişler, efemeralar, sözlü tarih kayıtları ve transkripsiyonları ve kadınlar hakkında başka hiçbir yerde bulunamayacak bilgi kaynakları merkezde sergilenmektedir.

Kadın Eserleri Kütüphanesi-Kadın Tarihini Yazmak

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezindeki Kitap Koleksiyonu, 13 binin üzerinde kadın konulu kitabı barındırmaktadır.

Süreli Yayın Koleksiyonunda 400’ün üzerinde harf devrimi öncesi ve 1928’den bu yana yayımlanan kadın dergisi mevcuttur.

Davetiye, program, broşür, bildiri, el ilanı ve benzeri malzemeyi içeren Efemera Koleksiyonunda 200’ün üzerinde arşiv kutusu efemera türü materyal bulunmaktadır. Merkez, efemera koleksiyonuna sahip en önemli kurumdur.

Tezler ve Makaleler Koleksiyonu 580 tez ve 6865 makaleden oluşmakta, özellikle üniversite öğrencileri ve araştırmacılar tarafından sık başvurulan bir koleksiyon olma özelliği taşımaktadır.

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi 28. Kuruluş Yıldönümü Şenliği Nisan-2018 de yapılmıştır

Özel Arşivler Koleksiyonunda kurum ve kişileri kapsayan 59 kadın özel arşiv bulunmaktadır.

Merkezde ayrıca, Gazete Kupür, Görsel-İşitsel, Kadın Sanatçılar, Sanat Eserleri, Kadın Örgütleri ve Örgütlenmeleri, Kadın Yazarlar, Nadir Eserler Koleksiyonları olmak üzere toplamda 12 koleksiyon bulunmaktadır.

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezindeki Kütüphane haftanın beş günü 9.00-17.00 arası hizmet vermektedir. Nadir eserler bölümü ve arşiv belgeleri dışında kitaplar, dergiler tezler vb. materyal, bütün okuyucuların kullanımına açıktır. Arşivden yararlanabilmek için randevu alınması gerekmektedir.

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi-İstanbul Kadın Kadın İstanbul Projesi

Etkinlikler

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, rutin çalışmalarının yanı sıra kendi alanında çeşitli etkinlikler yapabilmek ve kadınları görünür kılmak amaçları çerçevesinde çeşitli projeler üretmiştir. Kütüphane; araştırmacılara mevcut koleksiyonları ile hizmet vermesinin yanı sıra; seminerler, konferanslar düzenlemektedir. Araştırmalar, bibliyografyalar, kütüphanecilik ve arşivcilik hizmetlerinin niteliğinin geliştirilmesi için projeler üretmiş, bu projelere birçok araştırmacı kişi ve kurum katılmıştır.

Dijitalleştirilme Projesi Aralık 2012 – Ocak 2013

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı

Aralık 2012-Ocak 2013 tarihleri arasında süren proje sonucunda kütüphane bünyesinde bulunan 55.000 adet belgenin görüntüsü, uygun cihazlar ile dijital ortama aktarılmıştır. Proje hazırlık ve gerçekleştirme sürecinde, dijitalleştirilecek malzeme tek tek elden geçirilerek, yıpranmış zarflar yenilenmiş, işlevsel biçimde tasarlanmış etiketler hazırlanarak yapıştırılmış, temizlenen belgeler daha sağlıklı kutulara yerleştirilmiştir.

İstanbul 2010 Avrupa Başkenti Ajansı İstanbul Kadın – Kadın İstanbul Projesi (15 Ağustos 2009 – 26 Aralık 2010)

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi-İstanbul Kadın Kadın İstanbul Projesi

Projenin amaçları; İstanbul’daki kadınları ve kadın tarihini görünür kılmak, unutulmuş ve süregelen folklorik değerleri gün ışığına çıkarmak, İstanbul’un kültür tarihinde kadınların rollerini ortaya koymak; İstanbul’da yer alan kadınların yaptırdığı veya yaşadığı tarihî mekânları, tarihî eserleri kadın bakış açısıyla incelemek, bu mekânları rehber eşliğinde gezmek ve bu geziler sırasında farkındalık yaratmaktır. Bu amaçlarla 2009-2010 tarihleri arasında 30 panel, 8 gezi yapılmış, bu etkinliklere 900 kişi katılmıştır. Gezilerin rehberliğini Doç. Dr. Oğuz İçimsoy yapmıştır. Fatma Türe, proje asistanlarının desteğiyle panellere katılan konuşmacıların öz geçmişlerinin ve konuşma metinlerinin yer aldığı kitabı yayıma hazırlamıştır.

Türkiye Kadın Thesaurusu Kadın Konulu Kavramlar Dizini Projesi

Türkiye Kadın Thesaurusu Kadın Konulu Kavramlar Dizini Projesi

Uluslararası alanda, Avrupa’da, kadınlar üzerine araştırmalarda kullanılacak terimlerde standartlaşmayı; kaynaklara erişimde ortak kavramlar üzerinde arama yapmayı, böylece Avrupa Birliği ile ortak standartlar oluşturmayı sağlayan Türkiye Kadın Konulu Kavramlar Dizini Thesaurusu, 4 yıllık kolektif çalışma sonucunda ortaya çıkmıştır. Avrupa Kadın Thesaurusu’nun ana gövdesini oluşturan terimlerin alfabetik listesinin Türkçe çevirisi ve çevirinin Türkçe koşullarına adaptasyonu yapılmıştır. Siyaset, hukuk, ekonomi, eğitim, din, kültür ve benzeri 20 konuda Türkiye’ye özgü terimler üretilmiştir.

Proje,İstanbul İngiltere Başkonsolosluğu, Global Fund of Women ve İstanbul Hollanda Başkonsolosluğu sponsorluğunda gerçekleşmiş, birçok uzman projeye destek vermiştir.

Kadın Belleğini Oluşturmada Kaynak Sorunu Uluslararası Sempozyumu Bildiri Kitabı

Sözlü Tarih Projeleri

Sözlü tarih, kaynağın az bulunduğu ya da hiç olmadığı yerlerde, bilgi açığını kapatmaya ve yeni bilgi kaynakları yaratmaya yönelik katkılar getiren bir bilgi toplama tekniğidir. Vakıf, sözlü anlatılarda, toplumun farklı kesimleri için farklı sesleri toplamış, baskı altında olan, ihmal edilen grupların gerçekliklerinin anlaşılması yolunda bilinçlenme sağlamaya; sosyal, siyasal ve kültürel tarihe katkılar yapmaya çalışmıştır.

Proje kapsamında 1923 öncesi doğmuş çeşitli mesleklerden 12 kadınla; Hayrünnisa Köni, Sare Okçu, Gültekin Ağaoğlu, İclal Balkan, Esma Deniz, Neşet Eren, Seniye Fenmen, Liza Eskenazi, Peride Celal, Zeynep Fırat Menemenci, Araksi Oranyan ve Nimet Özgüç ile görüşmeler yapılmıştır.

Şubat 1994 tarihinde “Kadın Eserleri Kütüphanesi Kadın Sözel Tarih Çalışmaları Pilot Projesi” başlatılmıştır. Proje,, Başbakanlık Kadın ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığı Kadın Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü maddi desteği ile yürütülmüştür.

Vakıf, 1999 yılında The British Council desteğiyle bir yıl süren sözlü tarih projesi yapmıştır. Proje kapsamında CHP, MHP, DYP, ANAP, DSP ve Fazilet Partisi’nden, içlerinde Gönül Say, Melek Denli Karaca, Nazlı Ilıcak, Nesrin Nas ve Oya Akgönenç’in de bulunduğu 10 kadın milletvekili ile görüşülmüştür.

Fragen Projesi

Avrupa kadın kütüphanelerinin ve akademisyenlerin birlikte çalıştığı, 20. yüzyılın ikinci yarısında feminist hareketin önemli metinlerini toplamayı hedefleyen bir proje olan FRAGEN (FRAmes on GENder) Projesi “QUING Project” (Quality in Gender + Equality Politics) desteğiyle gerçekleştirilen bir Avrupa Birliği projesidir.

Projenin Türkiye katılımcısı Kadın Eserleri Kütüphanesi’dir. FRAGEN Projesi için 1960’dan günümüze Türkiye kadın hareketinin dönüm noktasını oluşturan kitap, bildiri, süreli yayın ve kampanya başlıklarını kapsayan 10 eser, ülke çapında katılımla seçilmiştir. 29 AB ülkesiyle birlikte Türkiye’nin de yer aldığı bu proje sonucunda seçilen eserlerden oluşan bir seçki internete aktarılmıştır.

Bibliyografyalar ve Kitaplar

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi; Eski Harfli Türkçe Kadın De, rgileri Bibliyografyası, Çağdaş Türk Edebiyatında, Kadın Süreli Yayınları Bibliyografyası ve Kadın Konulu Kitaplar Bibliyografyası ve Kadın Yazarlar Bibliyografyasını hazırlamıştır

Kültür Bakanlığının desteği ile “Türkiye’de Kadın Konulu Belgelerin Ulusal Bibliyografyası” adı altında bir yıllık bir proje başlatılmış, Türkiye’de kadın konulu tüm kaynakların ulusal bir bibliyografyası hazırlanmıştır.

Kadın Belleğini Oluşturmada Kaynak Sorunu Uluslararası Sempozyumu Bildiri Kitabı, Kadınların Belleği Uluslararası Kadın Kütüphaneleri Sempozyum Tutanaklar ve “Kadın Hayatlarını Yazmak: Oto/Biyografi, Yaşam Anlatıları, Mitler ve Tarih Yazımı Uluslararası Sempozyum Bildiri Kitabı” merkezin yayınladığı diğer kitaplardır.

Süreli Yayınlar ve Gazete Kupürleri
kütüphanede 1869’dan bu güne kadın konulu 413 farklı dergiden 10420’ten fazla nüsha bulunmaktadır. Ayrıca, 1990’dan günümüze günlük gazetelerden kesilen kupürler muhafaza edilmektedir. Kadın örgütleri ve örgütlenmeleri ile ilgili doküman ve belgeler; kadın sanatçıların bağışladıkları resim, heykel, fotoğraf ve benzeri eserler, resim, heykel, hat, tezhip, ebru alanlarında eser vermiş kadınlar, harf devrimi öncesi ve sonrası 800’den fazla kadın yazara ait malzemelerden oluşan arşiv ziyaretçilerin hizmetindedir.

İtham Ediyorum

0
itham ediyorum

İtham Ediyorum filmi, 1972 yılında Orhan Elmas’ın yönetmenliğinde çekilmiştir. Türk hukuk filmleri arasında öne çıkan yapımın senaryosu Fuat Özlüer tarafından kaleme alınmıştır.

Film, yargı etiği, bireysel dram ve aşk üzerine kuruludur. Öncelikle, Mahkeme sahneleri gerçeğe uygun şekilde tasarlanmaya çalışılmıştır. Film, gerilim dolu hikayesiyle dikkat çekmiştir.

Filmin yapımcılığını Yeşilçam’ın önde gelen isimlerinden Türker İnanoğlu üstlenmiştir. Başrollerde ise dönemin jönleri Kartal Tibet ve Hale Soygazi’dir.

Film, adalet sistemi ve aile yaşamı arasında sıkışan bir savcının dramatik hikayesini konu almaktadır.

Sanık Fatma, kasten işlenen bir cinayetle suçlanmaktadır. Suçlama genç kadın ve eşi tarafından kesinlikle reddedilmektedir.

Fatma’nın masum olduğuna inanan pek çok kişi vardır. Ancak savcı Aydın’ın elindeki deliller, onu suçlu ilan etmeye yetecek kadar güçlüdür. Bu sebeple, savcının elindeki delillerin önemi daha da artmaktadır.

Dava derinleştikçe, Aydın, zanlının geçmişini araştırmış ve olaylar karmaşık bir hale gelmiştir.  Öte yandan Aydın’ın eşi Selma, bir süredir psikolojik sorunlar yaşamaktadır ve dava ilerledikçe Selma’nın rahatsızlığı ile Fatma’nın işlediği iddia edilen suç arasında bir bağlantı ortaya çıkacaktır. Bunun yanı sıra, dava ilerledikçe bu sorunlar daha da belirgin hale gelecektir.

Savcı Aydın, cinayet davasını araştırdıkça karısının geçmişi ile suçlanan kadının hayatı arasında benzerlikler fark etmiştir. Acaba gerçek katil kendi eşi midir? Peki, savcılık görevinden ayrılmalı ve suçlanan kadın lehine şahitlik mi yapmalıdır?

Filmin görüntü yönetmenliğini Çetin Gürtop üstlenmiştir. Oyuncu kadrosunda Hale Soygazi, Kartal Tibet, Hulusi Kentmen gibi Yeşilçam’ın yıldız isimleri yer almıştır.

İtham Ediyorum, Erler Film’in güçlü yapımlarından biri olarak dönemin sinema severleri tarafından büyük ilgi görmüştür.: İtham Ediyorum, Türk sinemasının altın dönemi olarak kabul edilen 1970’lerde çekilmiş ve büyük ilgi görmüştür. Film, adalet, vicdan ve aile bağları gibi temaları ustaca işlemektedir. Sonuç olarak, psikolojik gerilim ögeleriyle seyirciyi etkisi altına almayı başarmıştır.

ANA REPLİK “GÖREVİNİ SAĞLAM YAPAN BİR SAVCIYI HİÇBİR ŞEY KORKUTAMAZ”

Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü

0
Saharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü

Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü, 1988’den itibaren Avrupa Parlamentosu tarafından düzenlenmektedir. Sovyet bilim insanı ve 1975 Nobel Barış Ödülü sahibi Andrei Sakharov’un adını taşıyan ödülü alan kişi ve gruplar her yıl 10 Aralık İnsan Hakları Günü’ne yakın bir tarihte açıklanmaktadır.

Ödülün amacı, insan hakları, ifade özgürlüğü, azınlık hakları, hukukun üstünlüğü gibi temel değerlere katkıda bulunan kişi, grup veya kurumları onurlandırmaktır. Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü, 50 bin Avro’dur.

Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü, Avrupa Birliği’nin temel değerleri olan insan onuru, özgürlük, demokrasi, eşitlik ve insan haklarının savunulmasına yönelik kararlılığı ifade etmektedir. Ödül, Avrupa Birliği‘nin küresel ölçekte insan hakları savunucularına verdiği desteğin sembolü olarak görülmektedir. 

Ödülü alan kişiler arasında aktivistler, gazeteciler, politik tutuklular, düşünürler ve baskı altındaki toplumları temsil eden gruplar bulunmaktadır. Ödül törenleri genellikle, Aralık ayında Strasbourg’da bulunan Avrupa Parlamentosu’nun Genel Kurulunda düzenlenmektedir. 

Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü Sahipleri 
  • 2025 – Andrzej Poczobut (Belarus’lu Gazteci)ile Mzia Amaglobeli ve Gürcistan’ın demokrasi yanlısı protesto hareketi (Gürcistan)
  • 2024 – Edmundo González Urrutia ve María Corina Machado (Venezuela)
  • 2023 – Mehsa Emini ve “Kadın, Yaşam, Özgürlük” Hareketi (İran)
  • 2022 – Ukrayna halkı
  • 2021 – Aleksey Navalni (Rusya)
  • 2020 – Belarus demokrasi hareketi (Belarus)
  • 2019 – İlham Tohti (Çin)
  • 2018 – Oleg Sentsov (Ukrayna)
  • 2017 – Demokratik Birlik Masası (Venezuela)
  • 2016 – Nadia Murad ve Lamiya Başar (Irak)
  • 2015 – Raif Bedevi (Suudi Arabistan)
  • 2014 – Denis Mukwege (Kongo Demokratik Cumhuriyeti)
  • 2013 – Malala Yusufzay (Pakistan)
  • 2012 – Cafer Penahi ve Nesrin Sotoudeh (İran)
  • 2011 – Esma Mahfuz (Mısır), Ahmed el-Senussi (Libya), Razan Zaitouneh (Suriye), Ali Farzat (Suriye) ve Muhammed Buazizi (Tunus)
  • 2010 – Guillermo Fariñas (Küba)
  • 2009 – Memorial (Rusya)
  • 2008 – Hu Jia (Çin)
  • 2007 – Salih Mahmoud Osman (Sudan)
  • 2006 – Alaksandar Milinkievič (Belarus)
  • 2005 – Damas de Blanco (Küba), Sınır Tanımayan Gazeteciler (Reporters Without Borders) ve Hauwa Ibrahim (Nijerya)
  • 2004 – Belarus Gazeteciler Topluluğu
  • 2003 – Birleşmiş Milletler
  • 2002 – Oswaldo Payá (Küba)
  • 2001 – Nurit Peled-Elhanan (İsrail), İzzet Ghazzawi (Filistin), Dom Zacarias Kamwenho (Angola)
  • 2000 – ¡Basta Ya! (İspanya)
  • 1999 – Xanana Gusmão (Doğu Timor)
  • 1998 – İbrahim Rugova (Kosova)
  • 1997 – Salima Ghezali (Cezayir)
  • 1996 – Wei Jingsheng (Çin)
  • 1995 – Leyla Zana (Türkiye)
  • 1994 – Teslime Nesrin (Bangladeş)
  • 1993 – Oslobođenje (Bosna ve Hersek)
  • 1992 – Plaza de Mayo Anneleri (Arjantin)
  • 1991 – Adem Demaçi (Kosova)
  • 1990 – Aung San Suu Kyi (Myanmar)
  • 1989 – Alexander Dubček (Slovakya)
  • 1988 – Nelson Mandela (Güney Afrika) ve Anatoly Marchenko (Ukrayna; ölümünden sonra)
Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz tarafından 1990 yılı ödülün sahibi Aung San Suu Kyi'ye verilen ödül 2013
Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz tarafından 1990 yılı ödülün sahibi Aung San Suu Kyi’ye verilen ödül 2013

İnsan Hakları Filmleri Listesi 

0
Anayasa-İnsan Hakları Filmleri Listesi
İnsan Hakları Filmleri Listesi, Anayasa Hukuku alanında öğretim üyesi Prof. Dr. Tolga Şirin, tarafından hazırlanmıştır. Şirin, öğrencilerine verdiği dersler kapsamında izlenmesini önerebileceği film listesini  hazırladı.

İnsan Hakları Genel

  • GG19 (Boris Anderson & 18 farklı yönetmen)

Yaşam Hakkı
Açlık Grevi
  • Hunger (Steve McQueen)

Ötanazi
  • Kelebek ve Dalgıç (Julian Schnabel)

  • İçimdeki Deniz (Alejandro Amenábar)

  • Dr. Death (Clive Entwistle)

Ölüm Cezası
  • Karanlıkta Dans (Lars von Trier)

  • Öldürmek Üzerine Kısa Bir Film (Krzysztof Kieslowski)

  • Yeşil Yol ​

Kürtaj
  • 4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün (Cristian Mungiu)

  • If These Walls Could Talk (Cher & Nancy Savoca)

Pozitif Yükümlülükler Kuramı
  • Silkwood (Mike Nichols)

  • Maden (Yavuz Özkan)

  • Silikozis (P. Holzer & S. Erzurumlu & E. Özgüven)

Etkili Soruşturma
  • Anatomy of a Murder (Otto Preminger)

  • Bir Zamanlar Anadolu’da (Nuri Bilge Ceylan)

İşkence Yasağı

Etik

  • White Christmas (Black Mirror) (Carl Tibbets)

  • La piel que habito (Pedro Almodóvar

Tutulana Yönelik Müdahaleler
  • Gece Yarısı Ekspresi (Alan Parker)

  • Garage Olimpo (Marco Bechis)

  • Ses (Zeki Ökten)

  • Murder in the First (Marc Rocco)

Saatli Bomba Senaryosu
  • Unthinkable (Gregor Jordan)

  • The Siege (Edward Zwick)

Yatay İhlal Biçimleri
  • Tereddüt (Yeşim Ustaoğlu)

  • Te doy mis ojos (Icíar Bollaín)

  • The Burning Bed (Robert Greenwald)

  • The Skin I Live In (Pedro Almodóvar)

Aşağılayıcı ve İnsanlık Dışı Muamele/Ceza
  • Full Metal Jacket (Stanley Kubrick)

  • The Stoning of Soraya M. (Cyrus Nowrasteh)

Etkili Soruşturma
  • The Accused (Jonathan Kaplan)

  • Aus dem nichts (Fatih Akın)

Kölelik ve Angarya Yasağı
  • I am Slave (Gabriel Range)

  • 12 Years a Slave (Steve Mcqueen)

  • The Whistleblower (Larysa Kondracki)

  • Trade (Marco Kreuzpaintner)

  • Sold (Jeffrey D. Brown)

Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkı
  • Pardon (Mert Baykal)

  • Genco (Ali Kemal Çınar)

  • Terörist (Terry Green)

  • Gözlerindeki Sır (Juan José Campanella)

  • Esaretin Bedeli (Frank Derebont)

  • Uçurtmayı Vurmasınlar (Tunç Başaran)

Zorla Kaybedilme
  • La Noche de Los Lapices (Héctor Olivera)

  • Kayıp (Costa-Gavras)

Adil Yargılanma Hakkı
  • Davacı (Zeki Ökten)

  • Reis Bey (Mesut Uçakan)

  • The Night Of (Ep. 1-10) (Richard Price & Steven Zaillian)

  • And Justice For All (Norman Jewison)

  • In the Name of the Father (Jim Sheridan)

Suçta ve Cezada Kanunilik
  • Nurnberg Yargılamaları (Stanley Kramer)

  • Music Box (Costa-Gavras)

  • Azınlık Raporu (Steven Spielberg)

  • Storm (Hans-Christian Schmid)

  • Amistad (Steven Spielberg)

Özel Hayata – Aile Yaşamına- Haberleşmenin Gizliliğine Saygı
  • Devlet Düşmanı (Tony Scott)

  • The Truman Show (Peter Weir)

  • Azınlık Raporu (Steven Spielberg)

  • Philadelphia (Jonathan Demme)

  • Milk (Gus Van Sant)

  • Das Leben der Anderen (Florian Henckel von Donnersmarck)

  • Kızım Olmadan Asla (Brian Gilbert)

  • Kramer vs. Kramer (Robert Benton)

Din ve Vicdan Özgürlüğü
  • Inherit the Wind (Daniel Petrie)

  • The Conscientious Objector (Belgesel) (Terry Benedict)

  • Saklı Hayatlar (Haluk Ünal)

İfade Özgürlüğü
  • Jimy’s Hall (Ken Loach)

  • Shouting Fire: Stories from the Edge of Free Speech (Liz Garbus)

  • The People vs. Larry Flynt (Milos Forman)

Basın Özgürlüğü
  • All The President’s Men (Alan J. Pakula)

  • Mediastan (Johannes Wahlström)

  • The Post (Steven Spielberg)

  • Spotlight (Tom McCarthy)

  • Nightcrawler (Dan Gilroy)

Sanatsal İfade Özgürlüğü
  • Taksi Tahran (Cafer Penahi)

Akademik İfade Özgürlüğü
  • American Radical: The Trials of Norman Finkelstein (D. Ridgen)

Toplanma ve Örgütlenme Özgürlüğü
  • Bloody Sunday (Paul Greengrass)

  • Germinal (Claude Berri)

  • The Grapes of Wrath (John Ford)

  • Norma Rae (Martin Ritt)

  • Matewan (John Sayles)

  • Bread and Roses (Ken Loach)

  • Kibar Feyzo (Atıf Yılmaz)

  • Maden (Yavuz Özkan)

Eğitim Özgürlüğü
  • Kara Tahta (Samira Makhmalbaf)

  • The First Grader (Justin Chadwick)

ANAYASA HUKUKU FİLMLERİ

Devrimler-Darbeler
Fransız Devrimi
  • Danton (Andrzej Wajda)

  • La Revolution Francoise (Robert Enrico & Richard T. Heffron)

Amerikan Devrimi
  • Vatansever (Roland Emmerich)

  • Lincoln (Steven Spielberg)

Sosyalist Devrimler
  • Oktyabr (Grigoriy Aleksandrov & Sergei Eisenstein)

  • The Motorcycle Diaries (Walter Salles)

  • Libertarias (Vicente Aranda)

  • Land and Freedom (Ken Loach)

Doğu Avrupa
  • Elveda Lenin (Wolfgang Becker)

  • Berlin is in Germany (Hannes Stöhr)

  • A fost sau n-a fost? (Corneliu Porumboiu)

  • Szabadsag Szerelem (Krisztina Goda)

Türkiye
  • Abdülhamit Düşerken (Ziya Öztan)

  • Devrim Arabaları (Tolga Örnek)

  • Demir Kırat (Belgesel) (M. Birand & C. Dündar & B. Çaplı)

  • Bütün Kapılar Kapalıydı (Memduh Ün)

  • Eve Dönüş (Ömer Uğur)

  • Gülün Bittiği Yer (İsmail Güneş)

  • 12 Eylül (Belgesel) (Mustafa Ünlü)

Sınırsız İktidar – Toplum Sözleşmesi – İnsan Doğası – Faşizm
  • Das Experiment (Oliver Hirschbiegel)

  • Edukators (Hans Weingartner)

  • Tehlikeli Oyun (Dennis Gansel)

  • Das weiße Band – Eine deutsche Kindergeschichte (M. Haneke)

  • Fahrenheit 451 (Ramin Bahrani)

  • A Nagy Füzet (János Szász)

  • The Last King Of Scotland (Kevin Macdonald)

  • Schindler’s List (Steven Spielberg)

  • The Great Dictator (Charles Chaplin)

  • American History X (Tony Kaye)

Egemenlik- Devlet

  • No Man’s Land (Danis Tanovic)

  • El Secreto De Sus Ojos (Juan José Campanella)

  • The Net (Ki-duk Kim)

  • Ölümsüz Z (Costa-Gavras)

  • La Historia Oficial (Luis Puenzo)

  • Mississippi Burning (Alan Parker)

  • Runaway Jury (Gary Fleder)

Milliyetçilik – Resmî Dil

  • Rwanda Hotel (Terry George)

  • District 9 (Neill Blomkamp)

  • Güz Sancısı (Tomris Giritlioğlu)

  • Malcolm X (Spike Lee)

  • İki Dil Bir Bavul (Özgür Doğan & Orhan Eskiköy)

  • Büyük Adam Küçük Aşk (Handan İpekçi)

Demokratik Devlet
  • Çoğunluk (Seren Yüce)

  • Zübük (Kartal Tibet)

  • To Kill a Mockingbird (Robert Mulligan)

  • Election (Alexander Payne)

  • No (Pablo Larrain)

  • Selma (Ava DuVernay)

  • Suffragette (Sarah Gavron)

Laik Devlet

  • Persepolis (Vincent Paronnaud & Marjane Satrapi

Sosyal Devlet
  • Modern Zamanlar (Charles Chaplin)

  • Ben, Daniel Blake (Ken Loach)

  • Babamın Kanatları (Kıvanç Sezer)

  • Sicko (Belgesel) (Michael Moore)

Hukuk Devleti

  • Nürnberg Yargılamaları (Stanley Kramer)

  • In the Name of the Father (Jim Sheridan)

  • 12 Angry Men (Sidney Lumet)

  • V for Vendetta (James McTeigue)

Çevre Devleti

  • Fitzcarraldo (Werner Herzog)

  • Spirited Away (Ruhların Kaçışı) (Hayao Miyazaki)

  • Dr. Strangelove (Stanley Kubrick)

  • Even the Rain (Icíar Bollaín)

  • Erin Brockovich (Steven Soderbergh)

  • Ekümenopolis: Ucu olmayan Şehir (Imre Azem)

Olağanüstü Hal
  • The Siege (Edward Zwick)

  • Unconstitutional (Nonny de la Peña)

Michelle Obama

0
Michelle Obama

Amerikalı kadın avukat Michelle LaVaughn Robinson Obama 17 Ocak 1964’te Chicago, Illinois’te doğdu. Barack Obama’nın eşidir. İlköğrenimini üstün zekalılar okulunda tamamladı. Princeton Üniversitesi’nde sosyoloji eğitimi gördü ve eşi Barack Obama gibi Harvard Hukuk Okulu’ndan hukuk diploması aldı. Eğitiminin ardından Chicago’ya dönerek Amerika’nın bilinen bir hukuk firması olan Sidley Austin’de çalıştı. Daha sonra kar amacı gütmeyen kuruluşlarda görev aldı. Chicago Üniversitesi’nde Öğrenci Hizmetleri dekan yardımcısı ve Chicago Üniversitesi Tıp Merkezi’nde Toplum ve Dış İlişkilerden sorumlu başkan yardımcısı oldu. Kadınlara rol model oldu; yoksulluk bilinci, eğitim, beslenme, fiziksel aktivite ve sağlıklı yaşam konusunda önemli çalışmalar yürüttü. Avukatlığının yanı sıra giyim tarzıyla ve moda anlayışıyla pek çok kez en iyi giyinenler listelerinde yer aldı. 2009–2017 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri’nin First Lady’si rolünü üstlendi.

Kariyeri boyunca çeşitli ödüller aldı. Anı kitabı Becoming, Kasım 2018’de yayınlandı ve milyonlarca tiraj aldı. Kitap, 2020 Grammy Ödülü kazandı. Time dergisi tarafından “Dünyanın En Etkili 100 İnsanı” listesine seçildi. Obama’nın ikinci kitabı, The Light We Carry: Overcoming in Uncertain Times, Kasım 2022’de, üçüncü kitabı The Look ie Kasım 2025’te yayımlandı.

Ad hoc

0

Ad hoc, Roma Hukuku’ndan günümüze intikal etmiş Latince bir kavramdır.

Belli bir amaca yönelik, amaca özel, niyete mahsus, geçici anlamlarına gelmektedir. Bir sorunu çözmek için üretilen geçici bir çözüm yolunu tanımlamak için kullanılmaktadır. Kavram ile ifade edilen geçici çözümler, genellikle esnek ve duruma özel olmalarıyla bilinmektedir. Kavram, diplomasi alanında uzun bir geçmişe sahiptir.

Hukukta, Ad Hoc Terimi
Mahkemeler, komisyonlar veya belirli bir sorunu çözmek için geçici olarak kurulan yapılar için kullanılmaktadır.
Uluslararası yargı ve tahkim süreçleri, örgütlenme şekli bakımından ad-hoc ve kurumsal olarak iki grupta incelenmektedir. Özel bir amaç için oluşturulan ya da kullanılan komisyon, komite veya mahkemeler bu kavram ile ifade edilmektedir. Dönemsel ya da bölgesel bir hukuki sorunu çözmek için kurulan mahkeme, bir projeyi incelemek için belirli bir süreyle sınırlı olarak  kurulan özel bir komite ya da acil bir ihtiyaç nedeniyle geçici olarak görev yapan bir çalışma grubu bu şekilde sıfatlandırılmaktadır. 

Uluslararası Ceza Mahkemesinin daimi olmayan heyetleri bu kapsamdadır. BM’nin  belli sorunlar için kurduğu geçici araştırma ve soruşturma komisyonları da bu vasıfla görev yapmaktadır.

Adhokrasi, kurumsallaşmış bürokratik yapı yerine geçici görevler yapan uzmanlaşmış örgütsel yapıları ifade etmektedir.

Ad hoc Yargıç, belirli bir dava veya hukuki mesele için geçici olarak atanmış yargıçtır. Bu tür yargıçlar, genellikle kalıcı bir yargıçlık pozisyonuna sahip değildir. Belirli bir durumu veya davayı yürütmek için oluşturulan özel bir mahkeme veya komisyonda görev yaparlar.

Türkiye’den, Rıza Türmen, Ayşe Işıl Karakaş ve Saadet Yüksel,  AİHM’de daimi görevler üstlenmişlerdir. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde ise Aydın Sefa Akay daimi yargıç olarak görev yapmıştır.

Ad hoc Hakem, Tarafların herhangi bir tahkim kurumuna tabi olmaksızın hakem veya hakem heyetini oluşturması ve tahkim usulünü belirlemesi ile görevini yapmaktadır. Tarafların anlaşmasıyla ve sadece o taraflar arasındaki somut uyuşmazlığı çözmek için geçici olarak görevlendirilmektedir.

AİHM Uygulaması: 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde bir daire önüne gelen davada, ulusal hâkimin başvurunun incelenmesinde görev alabilmesi mümkün değilse daire başkanı tarafından onun yerine ad hoc hâkim atanmaktadır. AiHM uygulamasında, ilgili hükümet tarafından, ulusal yargıcın dava heyetine katılımının mümkün olmadığı, davadan çekildiği ya da dava heyetine katılmaktan muaf olduğu durumlarda geçici olarak atanan yargıçtır.

Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası

1
Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası

Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası, Çin Halk Cumhuriyeti Dördüncü Milli Halk Meclisinin Birinci Oturumunda, 17 Ocak 1975 tarihinde kabul edilmiş, değişikliklerden sonra 1982 tarihli son metin yürürlüğe girmiştir. Bu anayasalar arasında ciddi farklar olduğu gibi 1982 Anayasası da daha sonraki yıllarda değiştirilmiştir. Anayasa, birçok ülkenin anayasasına göre kısadır.

Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası komünist yönetim esasına dayanmaktadır.

Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası, 1988, 1993, 1999 ve 2004 yıllarında değişikliklere uğramıştır. Çin’de daha önce 1954 Anayasası ve 1975 Anayasası yapılmıştır.

Anayasa genel hatları ile; girişgenel ilkelertemel haklar ve yurttaşların görevleriUlusal Halk Kongresi, Devlet Konseyi, Yerel Halk Kongresi, Yerel Halk Hükumetleri, Halk Mahkemeleri ve Halk avukatları gibi devlet organlarının ve görevlerinin tanımlandığı bölümlerden oluşmaktadır. Devletin yapısıulusal bayrak ve devlet armaları Anayasadaki hükümlerle belirlenmiştir. Anayasa, Dünya Anayasaları içinde kısa olarak tanımlanabilecek nitelikte bir anayasadır. 

Çin Haritası

GEREKÇE

Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulması, yeni-demokratik devrimin büyük zaferini ve yeni bir tarihi dönemin, sosyalist devrim ve proletarya diktatörlüğü döneminin başlangıcını belirledi. Bu zafer, ancak Çin halkının yüz yılı aşkın kahramanca mücadelesinden sonra ve nihayet, Çin Komünist Partisi önderliğinde, emperyalizmin,feodalizmin ve bürokrat kapitalizmin gerici hakimiyetini bir devrimci halk savaşıyla alaşağı etmesinden sonra kazanılmıştı.

Çin Komünist Partisi önderliğinde zafer dolu ilerleyişine devam eden bütün milliyetlerden halkımız, son yirmi küsur yıl içinde, hem sosyalist devrim ve sosyalist inşada hem de Büyük Proleter Devriminde büyük zaferler kazandı, proletarya diktatörlüğünü sağlamlaştırdı ve güçlendirdi. Sosyalist toplum oldukça uzun bir tarihi dönemi kapsar. Bu tarihi dönem boyunca sınıflar, sınıf çelişmeleri ve sınıf mücadelesi vardır, sosyalist yolla kapitalist yol arasında mücadele vardır, kapitalizme geri dönüş tehlikesi vardır ve emperyalizmin ve sosyal emperyalizmin saldırı ve yıkıcılık tehdidi vardır. Bu çelişmeler ancak proletarya diktatörlüğü altında devrimin devam ettirilmesi teorisine ve bu teorinin rehberliğindeki pratiğe dayanılarak çözülebilir.

Çin Halk Cumhuriyeti Bayrağı

Yüce anayurdumuzun daima Marksizm-Leninizm-Mao Tsé-toung Düşüncesinin gösterdiği yolda ilerlemesi için, sosyalizm tarihi döneminin tümü boyunca Çin Komünist Partisinin temel çizgisine ve siyasetlerine sıkıca bağlı kalmalı ve proletarya diktatörlüğü altında devrimi devam ettirmede sebat etmeliyiz.

Bütün milliyetlerden halkın, işçi sınıfı önderliğindeki ve işçilerle köylülerin ittifakına dayanan büyük birliğini pekiştirmeli ve devrimci birleşik cepheyi geliştirmeliyiz. Halk içindeki çelişmeleri, düşmanla bizim aramızdaki çelişmelerden doğru bir şekilde ayırt etmeli ve doğru bir şekilde ele almalıyız. Üç büyük devrimci hareketi, yani sınıf mücadelesi, üretim mücadelesi ve bilimsel araştırma hareketlerini sürdürmeliyiz; sosyalizmi, bağımsız olarak ve insiyatifi kendi elimizde tutarak, kendi gücümüze güvenerek, çetin bir şekilde mücadele ederek, çalışkanlık ve tutumlulukla ve var gücümüzle ileri hedeflere yönelerek, daha büyük, daha hızlı, daha iyi ve daha ekonomik sonuçlar elde ederek inşa etmeliyiz. Savaşa ve doğal afetlere karşı hazırlıklı olmalı, halk için her şeyi yapmalıyız.

Uluslar arası meselelerde proleter enternasyonalizmini yüksekte tutmalıyız. Çin asla bir süper devlet olmayacaktır. Sosyalist ülkelerle ve bütün ezilen halklar ve ezilen milletlerle olan birliğimizi güçlendirmeli, karşılıklı olarak birbirimizi desteklemeliyiz. Bağımsızlık ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı, karşılıklı saldırmazlık, birbirinin içişlerine karışmama, eşitlik ve karşılıklı yarar ve barış içinde bir arada yaşama Beş İlkesi temelinde, farklı sosyal sistemlere sahip ülkelerle barış içinde bir arada yaşamak için çaba sarf etmeli, emperyalist ve sosyal-emperyalist saldırı ve savaş siyasetlerine ve süper devletlerin hegemonyacılığına karşı çıkmalıyız.

Çin halkı, Çin Komünist Partisi önderliğinde içerdeki ve dışarıdaki düşmanları yeneceğine ve insanlığa daha büyük bir katkıda bulunmak üzere bütün zorlukları alt ederek Çin’i güçlü bir sosyalist proletarya diktatörlüğü devleti haline getireceğine kesinlikle inanmaktadır.

Bütün milliyetlerden halkımız, daha da büyük zaferler kazanmak için birleşin!

 BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL İLKELER
Madde 1

Çin Halk Cumhuriyeti, işçi sınıfı önderliğinde ve işçi köylü ittifakına dayanan bir sosyalist proletarya diktatörlüğü devletidir.

Madde 2

Çin Komünist Partisi, bütün Çin halkının önder çekirdeğidir. İşçi sınıfı, devlete, öncüsü Çin Komünist Partisi vasıtasıyla önderlik eder.

Marksizm-Leninizm-Mao Tsé-toung Düşüncesi, milletimizin düşüncesine yol gösteren teorik temeldir.

Madde 3

Çin Halk Cumhuriyeti’nde bütün iktidar halka aittir. Halkın iktidarı kullanma aracı olan organlar, çoğunluğunu işçi, köylü ve asker temsilcilerin oluşturduğu her düzeydeki halk meclisleridir.

Her düzeydeki halk meclisleri temsilcileri, demokratik danışma yoluyla seçilirler. Seçmen birimleri ve seçmenler, seçtikleri temsilcileri denetlemek ve kanun hükümlerine uygun olarak her an yerlerine bir başkasını atamak gücüne sahiptirler.

Madde 4

Çin Halk Cumhuriyeti, birleşik bir çok uluslu devlettir. Bölgesel milli özerkliğin uygulandığı bölgeler Çin Halk Cumhuriyeti’nin ayrılmaz parçalarıdır.

Bütün milliyetler eşittir. Büyük milliyet şovenizmine ve mahalli milliyet şovenizmine karşı çıkılmalıdır.

Bütün milliyetler kendi konuşma ve yazı dillerini kullanma hürriyetine sahiptirler.

Madde  5

Çin Halk Cumhuriyeti’nde, bugünkü aşamada esas olarak iki çeşit üretim araçları mülkiyeti vardır: Bütün halkın üretim araçları mülkiyeti ve emekçi halkın kolektif sosyalist mülkiyeti.

Devlet, kanunla düzenlenen sınırlar içinde ve şehir ve kasabalarda  mahalle örgütlerinin veya köy halk komünlerindeki üretim ekiplerinin birleşik düzenlenmesi altında, tarım dışı sektörlerdeki bireysel üreticilerin başkalarının emeğini sömürmeksizin kendi başlarına çalışmalarına izin verebilir. Ayna zamanda, kendi başlarına çalışan bu emekçilere, adım adım sosyalist kolektifleşme yolu gösterilmelidir.

Madde  6

Devlet sektörü, milli ekonominin yönetici gücüdür.

Bütün madenler, sular, ormanlar, işlenmemiş topraklar ve devlete ait olan diğer kaynaklar, bütün halkın malıdır.

Devlet, kanunla düzenlenen şartlar altında, diğer üretim araçlarına olduğu gibi şehir ve köylerdeki araziye de bedeli karşılığında el koyabilir, kullanmak için devralabilir veya millileştirebilir.

Madde   7 

Köy halk komünü, hükümet yönetimiyle iktisadi yönetimi birleştiren bir örgüttür.

Bugünkü aşamada, köy halk komünlerindeki kollektif mülkiyet iktisadi sistemi, genel olarak, tabanını üretim ekibinin oluşturduğu üç kademeli bir mülkiyet biçimindedir: Komünün üretim tugayının ve üretim ekibinin mülkiyeti. Temel muhasebe birimi, üretim ekibidir.

 Halk komününün kolektif ekonomisinin mutlak hakimiyeti ve gelişmesi teminat altına alınmak şartıyla, halk komünü üyeleri kendi kişisel ihtiyaçlarını karşılamak üzere  küçük toprak parçalarını işleyebilir, sınırlı olarak aile yan-üretiminde bulunabilir ve meralarda az sayıda hayvan besleyebilirler.

Madde   8 

Sosyalist kamu mülkiyetine dokunulamaz. Devlet, sosyalist ekonominin sağlamlaştırılmasını gelişmesini teminat altına alacak ve kimsenin sosyalist ekonomiye kamu yararına zarar vermesine hiçbir şekilde izin vermeyecektir

Madde   9 

Devlet şu sosyalist ilkeyi uygular: “Çalışmayana ekmek yok” ve  “Herkesten yeteneğine göre, herkese emeğine göre.”

Devlet, yurttaşların çalışmaları karşılığında elde ettikleri gelir, tasarruf, ev ve diğer geçim vasıtaları üzerindeki mülkiyet haklarını korur.

Madde   10 

Devlet, devrimi sıkıca kavramak, üretimi ve diğer çalışmaları ilerletmek ve savaşa karşı hazırlıklı olmak ilkesini uygular;  tarımı temel, sanayiyi yönetici unsur kabul ederek ve hem merkezi, hem de mahalli organların inisiyatifini tam olarak harekete geçirerek sosyalist ekonominin planlı ve dengeli gelişmesini ilerletir; sosyal üretimin sürekli artması temelinde halkın maddi ve kültürel hayatını adım adım iyileştirir ve ülkenin bağımsızlık ve güvenliğini sağlamlaştırır.

Madde   11  

Devlet örgütleri ve devlet görevlileri Marksizm-Leninizm-Mao Tsé-toung Düşüncesini ciddiyetle incelemeli, proletarya siyasetini kesinlikle hakim kılmalı, bürokrasiye karşı savaşmalı, kitlelerle sıkı ilişkiler sürdürmeli ve halka canla başla hizmet etmelidirler. Her düzeydeki kadrolar, kolektif üretici çalışmaya katılmalıdırlar.

Devletin her organı, etkin ve basit yönetim ilkesini uygulamalıdır. Her devlet organının yönetici kadrosu, yaşlılar, orta yaşlılar ve gençlerin üçlü birliğinden oluşmalıdır.

Madde   12  

Proletarya bütün kültür alanları dahil olmak üzere üst yapıda burjuvaziye karşı kesin diktatörlük uygulamalıdır, kültür ve eğitim, sanat ve edebiyat, beden eğitimi, sağlık hizmetleri ve bilimsel araştırma çabaları hep proletarya siyasetine hizmet etmeli, işçilere, köylülere ve askerlere hizmet etmeli ve üretici çalışma ile birleştirilmelidir.

Madde   13  

Serbestçe konuşmak görüşleri tam olarak ortaya sermek, büyük tartışmalara girişmek ve duvar afişleri yazmak, sosyalist devrimi devam ettirmenin halk kitleleri tarafından yaratılan yeni biçimlerdir. Devlet, hem demokrasinin hem merkeziyetçiliğin, hem disiplinin, hem hürriyetin, hem irade birliğinin hem de kişisel gönül rahatlığı ve canlılığın bulunduğu bir siyasi ortam yaratmak amacıyla kitlelerin bu biçimleri kullanma hakkını teminat altına alacaktır. Ve böylece, Çin Komünist Partisi’nin devlet üzerindeki önderliğini ve proletarya diktatörlüğünü sağlamlaştırmasına yardım edecektir.

Madde   14 

Devlet sosyalist sistemi korur, bütün ihanet faaliyetlerini ve karşı devrimci faaliyetleri bastırır ve bütün hainlerle karşı-devrimcileri cezalandırır.

Devlet, toprak ağalarını, zengin köylüleri, gerici kapitalistleri ve diğer kötü unsurları kanuna uygun olarak belirli süreler dahilinde siyasal haklardan mahrum eder ve aynı zamanda çalışma  yoluyla düzelmelerini ve emeğiyle geçinen, kanunlara itaatkar yurttaşlar haline gelmelerini sağlamak amacıyla onlara hayatlarını kazanma fırsatını verir.

Madde 15  

Çin Halk Kurtuluş Ordusu ve halk milisleri, işçi ve köylülerin Çin Komünist Partisi önderliğindeki öz silahlı güçleridir. Onlar, bütün milliyetlerden halkın silahlı güçleridir.

Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Başkanı, ülkenin silahlı güçlerinin komutanıdır.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu her zaman savaşçı bir güçtür ve aynı zamanda bir çalışma ve üretim gücüdür.

Çin Halk Cumhuriyeti silahlı güçlerinin görevi, sosyalist devrimin ve sosyalist inşanın kazançlarını korumak, devletin egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini savunmak ve emperyalizmin, sosyal-emperyalizmin ve uşaklarının saldırı ve yıkıcılığına karşı tetikte bulunmaktır.

İKİNCİ BÖLÜM
DEVLETİN YAPISI
I. Kısım:  Milli Halk Meclisi
Madde  16

Milli Halk Meclisi, Çin Komünist Partisinin önderliğindeki en yüksek iktidar organıdır.

 Milli Halk Meclisi, eyaletlerin, özerk bölgelerin, doğrudan doğruya merkezi hükümete bağlı belediyelerin ve Halk Kurtuluş Ordusunun seçtiği temsilcilerden oluşur. Gerektiğinde, belli sayıda yurtsever şahsiyet özel olarak temsilci olmaya davet edilebilir.

Milli Halk Meclisi beş yıllık bir dönem için seçilir. Özel şartlar altında görev süresi uzatılabilir.

Milli Halk Meclisi her yıl bir oturum yapar. Gerektiğinde oturum öne alınabilir veya ertelenebilir.

Madde  17 

Milli Halk Meclisinin görev ve yetkileri şunlardır; Anayasayı değiştirmek kanun yapmak; Çin Komünist Partisi Merkez Komitesinin teklifi üzerine Devlet Konseyi Başbakanını ve üyelerini atamak ve değiştirmek; milli iktisadi planı, devlet bütçesini ve nihai devlet hesaplarını onaylamak; ve Milli Halk Meclisinin gerekli göreceği bu tür başka görev ve yetkileri kullanmak.

Madde  18 

Milli Halk Meclis Daimi Komitesi, Milli Halk Meclisinin sürekli organıdır. Görev ve yetkileri şunlardır: Milli Halk Meclisini toplamak; kanunları yorumlamak, kararnameler çıkarmak; yabancı ülkelere tam yetkili temsilciler yollamak ve geri çağırmak; yabancı diplomatik görevlileri kabul etmek; yabancı devletlerle yapılan anlaşmaları onaylamak ve feshetmek; ve Milli Halk Meclisinin kendisine vereceği bu tür başka görev ve yetkileri kullanmak.

Milli Halk Meclisi Daimi Komitesi, Başkan, Başkan Yardımcıları ve diğer üyelerden oluşur. Bunların tümü Milli Halk Meclis tarafından seçilir ve görevden alınabilir.

II. Kısım:  Devlet Konseyi
Madde 19

Devlet Konseyi, Merkezi Halk Hükümetidir. Devlet Konseyi, Milli Halk Meclisi ve onun Daimi Komitesine karşı sorumludur. Ve ona hesap verir.

 Devlet Konseyi, Başbakan, Başbakan Yardımcıları, bakanlar ve Komisyon Başkanı bakanlardan oluşur.

Madde  20 

Devlet Konseyinin görev ve yetkileri şunlardır: İdari tedbirleri tespit etmek ve Anayasaya, kanunlara ve kararnamelere uygun karar ve emirler vermek; ülke çapında, bakanlıkların, komisyonların ve çeşitli düzeylerdeki mahalli devlet organlarının çalışmalarında birleşik önderlik uygulamak; milli iktisadi planı ve devlet bütçesini hazırlamak ve uygulamak; devletin idari işlerini yönetmek; ve milli Halk Meclisinin veya onun daimi komitesinin kendisine vereceği bu tür başka görev ve yetkileri kullanmak.

III.Kısım:  Çeşitli Düzeylerdeki Mahalli Halk Meclisleri ve Mahalli Devrimci Komiteler
 Madde 21 

Çeşitli düzeylerdeki mahalli halk meclisleri mahalli iktidar organlarıdır. Eyaletlerdeki ve doğrudan doğruya merkezi hükümete bağlı belediyelerdeki halk meclisleri beş yıllık bir dönem için seçilirler. İl, şehir ve ilçelerdeki halk meclisleri üç yıllık bir dönem için seçilirler, Köy halk komünleri ve kasabalardaki halk meclisleri iki yıllık bir dönem için seçilirler.

Madde 22 

Çeşitli düzeylerdeki mahalli devrimci komiteler, mahalli halk meclislerinin sürekli organlarıdır ve aynı zamanda çeşitli düzeylerdeki mahalli halk hükümetleridirler.

Mahalli devrimci komiteler, bir başkan, başkan yardımcıları ve diğer üyelerden oluşurlar. Bunların tümü o düzeydeki halk meclisleri tarafından seçilir ve onlar tarafından geri çekilebilirler. Seçilmeleri veya geri çekilmeleri bir üst düzeydeki iktidar organının inceleme ve onayına sunulur.

Mahalli devrimci komiteler, o düzeydeki halk meclislerine ve bir üst düzeydeki iktidar organına karşı sorumludurlar ve onlara hesap verirler.

Madde 23 

Çeşitli düzeylerdeki mahalli halk meclisleri ve onlar tarafından seçilen mahalli devrimci komiteler kendi bölgelerinde kanun ve kararnamelerin uygulanmasını sağlarlar; kendi bölgelerinde sosyalist devrime ve sosyalist inşaya önderlik ederler; mahalli iktisadi planları, bütçeleri ve nihai hesapları inceleyip onaylarlar; devrimci düzeni sürdürürler ve yurttaşların haklarını korurlar.

IV. Kısım:  Milli Özerk Bölgelerin Kendi Kendini Yönetim Organları
Madde  24 

Özerk bölgelerin, özerk illerin ve özerk ilçelerin tümü, milli özerk bölgelerdir; bunların kendi kendini yönetim organları, Anayasa’nın İkinci Bölümünün III. Kısmında belirtilen mahalli iktidar organlarının görev ve yetkilerini kullanmanın yanı sıra, kendi yetkileri dahilinde kanunun gösterdiği şekilde özerklik uygulayabilirler.

Devletin daha yüksek organları, milli özerk bölgelerin kendi kendini yönetim organlarının özerklik uygulamasını tamamen teminat altına alırlar ve sosyalist devrimi ve sosyalist inşayı yürütmede azınlık milliyetlerini faal bir şekilde desteklerler.

V. Kısım:  Yargı Organları ve Savcılık Organları
Madde   25  

Yargı yetkisini, Yüksek Halk Mahkemesi, çeşitli düzeylerdeki mahalli halk mahkemeleri ve özel halk mahkemeleri kullanır. Halk mahkemeleri, o düzeydeki halk meclislerine ve onların sürekli organlarına karşı sorumludurlar. Halk mahkemelerinin başkanları, o düzeydeki halk meclislerinin sürekli organları tarafından seçilir ve gene onlar tarafından geri çekilebilirler.

Savcılık organlarının görev ve yetkileri, çeşitli düzeylerdeki kamu güvenliği organları tarafından kullanılır.

Savcılık çalışmalarında ve davaların yargılanmasında kitle çizgisi uygulanmalıdır. Önemli, karşı-devrimci suçların yargılanması sırasında kitleler tartışmak ve eleştirmek üzere seferber edilmelidir.