Uğur Alacakaptan

0

Prof. Dr. Uğur Alacakaptan, 1934 yılında Aydın’ın Nazilli ilçesinde doğmuş, 1955 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuş ve aynı fakültede yaptığı doktorasını 1958 yılında tamamlayarak hukuk doktoru unvanını kazanmıştır. Türkiye Ceza Hukuku’nun hümanist doktrini savunan ekolünün önde gelen akademik simalarındandır. Prof. Dr. Çetin Özek’in ilkokul arkadaşıdır.

Prof. Dr. Uğur Alacakaptan

Alacakaptan, 1958-1960 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine asistan olarak atanmış, doçentlik çalışmalarını yürütmek üzere 2 yıla yakın bir süre İtalya’nın Roma ve Perigua şehirlerinde kalmış, 1960 yılında doçent olmuş, 1967 yılına kadar doçent olarak görev yapmıştır.

1965 yılında Fakülte Profesörler Kurulu tarafından İngiltere’ye gönderilmiş, 1967 yılında profesörlük unvanını kazanarak Türkiye’nin en genç ceza hukuku profesörü unvanını kazanmıştır. Profesör Alacakaptan, Türkiye Ceza Hukuku camiasında hümanist doktrini savunan akademisyenlerden olmuştur.

Ceza ve Ceza Usulü Hukuku Kürsüsünde öğretim üyesi olarak görev yapmaya devam etmiştir. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 1968-70 yıllarında dekanlık görevini yürütmüş, 1968-71 yılları arasında TRT Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev almış; Ankara Polis Enstitüsü Yüksek Kısmı Öğretim Üyeliği, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyeliği yapmış, 1974 yılında Ankara Üniversitesindeki görevinden ayrılarak aktif siyasete atılmıştır.

18 Aralık 1977’de Ankara Barosu Genel Kurulunda  Av.Faruk EREM başkanlığındaki yönetim kuruluna seçilmiştir.

28 Mart 1997 tarihinde kurulan Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesinin kurucu dekanlığını üstlendi ve 1999 yılına kadar dekan olarak görev yaptı.

Bilgi Üniversitesinin kurucuları arasında yer alan Alacakaptan, 1999 yılının Kasım ayında sağlık nedeniyle Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki dekanlık görevinden ayrıldı ve öğretim üyeliğine devam etti.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yönetim Kurulu Üyeliği, Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığı ve aynı üniversitenin Mütevelli Heyeti Üyeliği yaptı.

Uluslararası Ceza Hukuku Derneği ve Türk Hukuk Kurumu’nda ye olarak yer aldı, çeşitli kurullarında görev yaptı.

Türk Ceza Hukuku Derneği ve Avukatlar Vakfı  kurucu üyesidir.

Prof. Dr. Uğur Alacakaptan’ın Siyasi Yaşamı

Alacakaptan, TBMM üyeliği yapmış, 1974-76 yıllarında Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi Üyesi olarak görev almış, 1975-980 yılları arasında Ankara Senatörü olarak temsil edilmiştir. Bülent Ecevit liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisinde 1977-1979 yılları arasında Genel Sekreter Yardımcısı olarak siyasal faaliyet yürütmüştür. TBMM üyeliği döneminde Kuzey Atlantik Asamblesi Türk Grubu Başkanlığı ve Avrupa Konseyi Parlamento Asamblesi Türk Grubu Üyeliğini deruhte etmiştir.

Askeri darbe dönemlerinde çeşitli soruşturma ve kovuşturmalara uğramış, hakkında yapılan siyasi yargılamalar sırasında daha sonra bombalı suikast sonucunda öldürülen Yazar Uğur Mumcu ile birlikte yargılandı. 18 Aralık 1972’de Alacakaptan 6 yıl 3 ay, hukukçu ve gazeteci Uğur Mumcu ise 5 yıl 10 ay hapse mahkûm oldu ve Ankara Mamak cezaevinde altlı üstlü ranzalarda ve aynı hücrede yattılar. Halk Kurtuluş Ordusu sanıklarıyla aynı cezaevini paylaştılar. Cezaevinde, Deniz Gezmiş ve iki arkadaşının asılmadan önce tutuldukları hücrede kalmıştır. Hapishane günlerinde, İsmet İnönü ile mektuplaşma yoluyla yazışmaları bulunmaktadır.

Uzun akademik yaşamı boyunca binlerce öğrenci yetiştiren ve adına makale yarışmaları da düzenlenen Alacakaptan 2010 yılında yapılan bir röportajda kendisini Türkiye’deki ceza hukukçularının en kıdemlisi olarak tanımlamıştır. Akademisyenliğinin yanında serbest avukat olarak çalışmış, birçok ünlü ismin avukatlığını üstlenmiştir.

2004-2019 yıllarında yayınlanan Güncel Hukuk Dergisi‘nin danışma kurulunda yer almıştır.

22 Ocak 2022 günü 88 yaşında iken yaşamını yitirmiş,  25 Ocak 2022 Salı günü Zincirlikuyu Camii’nde öğle namazını müteakip düzenlenen törenin ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda defnedilecektir.

Eserleri

Alacakaptan, 1975 yılında “Suçun Unsurları”, 1968 yılında “İşlenemez Suç”, 1961 yılında “Sarhoşluk Halinde İşlenen Suçlarda Cezai Mesuliyet” ve 1958 yılında “İngiliz Ceza Hukukunda Suç ve Cezaların Kanuniliği Prensibi” isimli eserleri kaleme almıştır.

Suçun Unsurları – Uğur Alacakaptan
Uğur Alacakaptan-İşlenemez Suç

Ulusal ve uluslararası dergilerde birçok makale yayınlamıştır. “Kişi Dokunulmazlığı–Kişi Güvenliği”, “Temyiz Mahkemesi Başsavcılığının Ceza Genel Kuruluna Yaptığı İtiraz Hükmün Kesinleşmesine Mani Olur mu?”, “Delil Yasakları”, “23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanuna Genel Bir Bakış”, “Devletin Güvenliğini İlgilendiren Suçlar”, “Hileli İflas Suçunun İşlenme Zamanı ve Anılan Suçta Zamanaşımının Başlangıcı”, “Genel Olarak ve Bazı Suçlar Bakımından Cürüm İşlemek İçin Örgüt (Teşekkül) Meydana Getirme Suçu”, “Çıkar Amaçlı Suç Örgütü Kurma Suçu” ve “Öteki Ceza Hukuku” bu makalelerden bazılarıdır.

Uğur Alacakaptan

Ulusal ve uluslararası bilimsel toplantılarda yüzlerce bildiri sunmuştur. “1929’dan Bugüne Ceza Muhakemesi Yasası Güncel Sorunlar”, “Savunma Hakkının Gelişimi ve CMUK Değişikliği”, “Fikir ve Düşünce Özgürlüğü ve Tehlike Suçları, Çağdaş Batı Hukukunda Bu Konudaki Düşünce ve Uygulamalar”, “Yeni Ceza Kanunu ve Ceza Mahkemeleri Kanunu” ve “Yargı Reformu” bunlardan bazılarıdır.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları tarafından 2008 yılında basılan Uğur Alacakaptan’a Armağan isimli eser bulunmaktadır.

Uğur Alacakaptan: “Adalet Bakanı olmakla hukukçu olunmaz”

Uğur Mumcu Hukuk Ödülü

0

Uğur Mumcu Hukuk Ödülü, Antalya Barosu tarafından, öldürülen gazeteci, yazar ve hukukçu Uğur Mumcu anısına her yıl verilen özel ödüldür.

Ödülün verilmesine, Av. Mehmet Zeki DURMAZ (Başkan), Av. Fatma Birsen ŞAKRAK (Başkan Yardımcısı), Av. Hasan UĞUR (Genel Sekreter), Av. Mustafa TAŞBAŞ (Sayman), Av. Seyfi GÜNDÜZ, Av. Oğuz SARIÇOBANOĞLU, Av. Kadri Levent DİM, Av. Abit KÜÇÜKARSLAN, Av. Sedat ALP, Av. Soner USTAOĞLU ve Av. Makbule TANIŞ’tan oluşan Antalya Barosu Yönetim Kurulu’nun 08/11/2006 tarih ve 4/28 sayılı kararıyla başlanmış, ilk ödül 2007 yılında verilmiştir.

Antalya Barosu tarafından her yıl verilen Uğur Mumcu Hukuk Ödülü’nün 10. Yıl Afişi
Uğur Mumcu Hukuk Ödülü Tevcih Edilen Kişilerin Yıllara Göre Listesi

2007

24/01/2007 tarihinde; Danıştay 2. Dairesi üyesiyken 17/05/2006 tarihinde yapılan saldırıda katledilen Yargıç Mustafa Yücel ÖZBİLGİN’e verilmiştir. Ödül eşi Ayşe Sema ÖZBİLGİN’e takdim edilmiştir.

2008

24/01/2008 tarihinde; yaşamı boyunca hukuk mücadelesi veren Balıkesir Barosu eski Başkanı Av. Turgut İNAL’a verilmiştir. İnal, 7 Temmuz 2019’da 82 yaşında vefat etmiştir.

2009

24/01/2009 tarihinde; Yargıtay eski Başsavcısı ve Onursal Başsavcısı Sabih KANADOĞLU’na verilmiştir.

2010

24/01/2010 tarihinde; İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinin eski Dekanı ve ilk kadın Adalet Bakanı Prof. Dr. Aysel ÇELİKEL’e verilmiştir.

2011

24/01/2011 tarihinde; dönemin Ankara Barosu başkanı Prof. Dr. Metin FEYZİOĞLU ve dönemin İstanbul Barosu başkanı Prof. Dr. Ümit KOCASAKAL’a verilmiştir.

2012

24/01/2012 tarihinde; Anayasa Hukuku Profesörü olup özellikle “Uygarlık Tarihi” kitabı yıllarca üniversitelerde ders kitabı olarak okutulan ve 29/11/2011 tarihinde aramızdan ayrılan Prof. Dr. Server TANİLLİ’ye tevcih edilmiş; ödül ailesinin isteği üzerine Prof. Dr. Ümit KOCASAKAL‘a takdim edilmiştir.

2013

24/01/2013 tarihinde; görevi başında öldürülen Ovacık Başsavcısı Şehit Murat Uzun’a verilmiştir. Ödül ailesine takdim edilmiştir.

2015

24/01/2015 tarihinde; Anayasa Mahkemesi‘nde Adalet Nöbeti başlatan Ankara Barosu avukatlarından Av. Şule Nazlıoğlu Erol’a verilmiştir.

2016

24/01/2016 tarihinde; İstanbul Barosu önceki dönem Başkanlarından Av. Turgut KAZAN’a verilmiştir.

2017

24/01/2017 tarihinde, gerçek bir Cumhuriyet Savcılığı yapması nedeniyle eski Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı ve eski İstanbul Milletvekili İlhan CİHANER’e verilmiştir.

2018

24/01/2018 tarihinde; Uğur Mumcu’nun Yeni Ortam, Cumhuriyet ve Milliyet gazetelerinde birlikte çalıştığı Cumhuriyet gazetesi yazarı Ali Sirmen’e verilmiştir.

 

2019

24/01/2019 tarihinde; yaşamı boyunca hukuk devleti inşa edilmesi için mücadele eden ve ülkemizde Anayasa Hukukunun duayenlerinden olmasına karşın 07 Şubat 2017 tarihli ve 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile akademik görevinden ihraç edilen Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu’na verilmiştir.

 

2020

24/01/2020 tarihinde, Cumhuriyet Gazetesi davasında yargılanan ve basın özgürlüğü için mücadele etmeleri nedeniyle hukukçu gazeteciler Av. Akın Atalay, Av. Bülent Utku ve Av. Mustafa Kemal Güngör’e verilmiştir.

 

2021

24/01/2021 tarihinde; yaşamı boyunca “herkes için adalet, herkes için barış, herkes için demokrasi, herkes için hukuk, herkes için özgürlük” diyen, Türkiye Aydınlanma hareketi denince akla ilk gelen aydınlardan, ömrünü demokrasiye ve gerçek bir hukuk devleti inşasına adayan ve bu uğurda ağır ve büyük bedeller ödeyen, gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde Anayasa Hukuku alanında çok saygın bir yere sahip olan ve 2002 yılında aramızdan ayrılan Prof. Dr. Bülent Tanör’e verilmesi uygun görülmüştür.

2022

24/01/2022 tarihinde; Türkiye kadın hareketi aktivistlerinden biri olarak, Eşitlik İzleme Kadın Grubu(EŞİTİZ), Kadınların Medya İzleme Grubu (MEDİZ), EŞİK-Eşitlik İçin Kadın Platformu gibi çok sayıda kadın örgütünün kurucularından, uzun yıllar Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı”nın gönüllü avukatlığını yapan, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Yasa Platformu, İstanbul Sözleşmesi İzleme platformunun kurucu üyelerinden ve sözcülerinden, 2007-2010 yılları arasında Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin (KADER) genel başkanlığını yapan ve Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nın Genel Kurul üyesi olan Avukat Hülya Gülbahar’a verilmesi uygun görülmüştür.

2023

24 Ocak 2023 Salı günü, Uğur Mumcu Anma Etkinliğinde, 2022 Yılı Uğur Mumcu Özel Ödülü; adalet sistemindeki çürümeye, yaşam hakkı ihlallerine ve doğa katliamlarına karşı mücadelenin öncü isimlerinden Av. Şerafettin Can Atalay’a verilmiştir. Ödül, sahibi hapiste olması nedeniyle babası hapiste ola

2024

24 Ocak 2024 günü düzenlenen Uğur Mumcu Anma Etkinliği ve Ödül Töreni’nde 2023 yılı ödülü; ülkemizde gerçekleşen hukuka aykırılıklara, adalet sistemindeki çürümeye, yaşam hakkı ihlallerine karşı mücadelenin öncü isimlerinden olan Av. Fikret İlkiz’e verilmiştir.

2025

24.01.2025 tarihinde;  29 Ekim Kadınları Derneği Genel Başkanı, eski Ankara Milletvekili, Avukat Şenal Sarıhan‘a verilmiştir.

 2026

Eylem Ümit Atılgan

Doç. Dr. Eylem Ümit Atılgan‘a verilmiştir.

Antalya Barosu Başkanı Av. Ali Çağdaş BOZANER
Antalya Barosu önceki başkanı Avukat Hüseyin Geçilmez
Antalya Barosu önceki başkanı Avukat Polat Balkan

Müstakbel Hukukçunun Yol Haritası

0

Müstakbel Hukukçunun Yol Haritası, Dr. Ramazan Arıtürk tarafından kaleme alınarak Seçkin Yayınlarından okuyucuya sunulmuştur.

Eser, yazarın, hukuk fakültesini kazanan kızından ilhamla tüm hukukçulara ve özellikle de hukuk öğrencilerine tavsiye ve nasihatleri niteliğindedir.
 
Dr. Ramazan Arıtürk Hakkında 
Arıtürk, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki lisans eğitimini 1993 yılında, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Ana Bilim Dalındaki yüksek lisansını 2008 yılında ve aynı enstitüdeki doktora eğitimini ise 2011 yılında bitirdi. Yazarın ayrıca Şirket Yöneticilerinin Ceza Sorumluluğu, Vatan Yahut Kırım, İhaleye Fesat Karıştırma Suçu ve Yargının Yeniden Yapılandırılması gibi eserleri ile çok sayıda makalesi mevcuttur. 

Kitabın Açıklaması

 
Bu kitap, yirmi beş yılı aşkın avukatlık ve aynı zamanda on yılı aşkın akademisyenlik yapan bir babanın, 2020 yılında hukuk fakültesini kazanması üzerine “müstakbel hukukçu” olan ilk evladına yazdığı tavsiye niteliğindeki mektubunun iki kapak arasına getirilmiş halidir.
 
Bu eser, her sınıfta yeniden okunması gereken ve her okuyuşunuzda yaşınız, elde ettiğiniz bilgi ve tecrübeyle size yeni şeyler söyleyecek olan sadık bir yol arkadaşıdır. Yıllar sonra geriye dönüp bakınca, değeri gün geçtikçe artan bir hazine haline geldiğini anlayacaksınız. Fakültede öğrencilikten, adliyede staja ve staj sonrasında meslek hayatınıza dair bu kitabın gösterdiği yolda yürümeniz halinde sonunda başarıya ulaşacağınızdan emin olabilirsiniz. Zira Ali Fuad Başgil Hocamızın da dediği gibi “Ben sadece senin geçtiğin yoldan geçmiş, duyduğun boşluğu duymuş ve çektiğin ıstırabı çekmiş bir hocayım.”
Bu kitap; adaleti omuzlarının üzerinde yücelterek müreffeh yarınlarımızı inşa edecek, istikbalde hukuk dünyasına damgasını vuracak ve dünyayı bir güneş gibi aydınlatacak genç hukukçularımız için yazılmıştır.

Kitabın Konu Başlıkları

  • Fakülteyi Kazandım, Peki Hukuk Nedir?
  • Sebeb–i Telif
  • Hukuk Fakültesi Sonrası Staj Evresi ve Yüksek Lisans
 
 
Kitabın İçindekileri
Birinci Bölüm  
Fakülteyi Kazandım, Peki Hukuk Nedir? 
 
Hukukçunun Kim Olduğu Üzerine
 
Türkiye’de Hukukçu Olmak Özel Bir Anlam İfade Eder Mi?
 
 

İkinci Bölüm 

Sebeb–i Telif
 
Bir Hukuk Öğrencisinin Sahip Olması Gereken Meziyetler
 
1) Maddi Olgular
 
a) Hukuk Bilgisi
b) Muhakeme Becerisi
c) Analitik/Eleştirel Okuma Ve Yazma
d) Temiz Bir Çehre Ve Diksiyon
e) Yabancı Dil
f) Ders Takip Ve Çalışma Becerisi
g) Hayat Bilgisi
 
 
2) Manevi Olgular
 
a) İrade Ve Ruh Terbiyesi: Düşünce–Tefekkür 
b) Adalet Duygusu
c) Yasa Bilinci
d) Para Ve Siyaset İle Kontrollü İlişki
e) Onurlu Ve Dürüst Bir Kişilik
f) Kültürel Zenginlik
g) Arkadaşlık (Arkam–Daş)
h) Teknoloji Ve Sosyal Medyanın Ölçülü Kullanımı
ı) Marka Bağımlılığıyla Mücadele
 
 
3-Hukuk Eğitiminize Eşlik Etmesi Gereken Faaliyetler
 
1) Sivil Toplum Ve Öğrenci Kulübü Çalışmaları
2) Farklı Sektörlerde İş Tecrübesi / Yaz Stajı
3) Yurt İçi Ve Yurt Dışı Seyahatler 
 
Yurt İçi Seyahat Rotaları
Yurt Dışı Seyahat Rotaları
 
 
4) Ek Akademik Faaliyetler
 
5) Networking (Sosyal Sermaye)
 
Fakültede Hukuku İyi Öğrenmenin Yolları
 
1) 1. Sınıf
 
2) 2. Sınıf
 
3) 3. Sınıf
 
4) 4. Sınıf
 
 

Üçüncü Bölüm 

 
Hukuk Fakültesi Sonrası Staj Evresi Ve Yüksek Lisans
 
1) Adliye Stajı
 
a) Cumhuriyet Başsavcılığı
b) Ağır Ceza Mahkemesi
c) Asliye Ceza Mahkemesi
d) Sulh Hukuk Mahkemesi
e) Asliye Hukuk Mahkemesi
f) Ticaret / İş Mahkemesi
g) İcra Mahkemesi
h) İdare / Vergi Mahkemesi
 
 
2) Büro Stajı
 
3) Staj Sonrası Avukatlık
 
4) Cv/Özgeçmiş Hazırlama
 
5) Yüksek Lisans

İlim ve Edebiyat Sektörü Meslek Birlikleri

0
İlim ve Edebiyat Sektörü Meslek Birlikleri

Kuruluş Tarihi : 21.01.2000
Adresi    : Sahne Sokak, Ali Han No:307 Galatasaray/İstanbul
Telefon : 0 212 293 55 88
Faks: 0.212.251 95 23
2. İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği)
Kuruluş Tarihi : 11.08.1986
Adresi  : İzmir Caddesi No:33/16   Kızılay /ANKARA
Telefon : 0.312.419 49 38
Faks: 0.312.419 49 39
Web Adresi: www.ilesam.org.tr   
3. BİYESAM (Bilişim ve Yazılım Eser Sahipleri Meslek Birliği)
Kuruluş Tarihi:01.11.2005/162635
Adresi    : Büyükdere Caddesi Garaj Sokak Andsoy Apt. No:4 K:3 D:6
Telefon : (0212) 211 32 11
Faks: (0212) 211 32 12
Web Adresi: www.biyesam.org.tr
4. ÇEVBİR  ( Çevirmenler Meslek Birliği)
Kuruluş Tarihi:01.05.2006/68003

Adresi : Osmanağa Mah. Kırtasiyeci Sokak No:8/3 34714 Kadıköy/İSTANBUL

Telefon : 0.216.337 16 99

Faks: 0216 337 68 36
Web Adresi: www.cevbir.org
5. YAYBİR   (Yayıncılar Telif Hakları ve Lisanslama Meslek Birliği)
Kuruluş Tarihi : 19.04.2006

Adresi : İnönü Cad. Opera Palas Apt. No:55 Kat:2 Gümüşsuyu

34437 Taksim/İSTANBUL

Telefon : 0212.512 42 10-14
Faks: 0212.512 42 15
Web Adresi: www.yaybir.org.tr
6. TBYM (Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği)
Kuruluş Tarihi : 04.01.2007 / 179

Adresi: Küçük Çamlıca Mah. Şekerkaya Sok. No: 9/A Üsküdar/ İSTANBUL

Tel: 0 216 327 07 73

Faks: 0 216 310 59 06

E-Posta : bilgi@tbym.org

Web Adresi: www.tbym.org
7. DEKMEB (Ders ve Kültür Kitapları Yayıncıları Meslek Birliği)
Kuruluş Tarihi: 22.07.2013 / 143499
Adresi: Bahçelievler Mah. Muammer Aksoy Caddesi (Eski 2.Cd.) No: 4/5 Çankaya / ANKARA
Tel/Fax : 0312 309 09 54
Faks: 0312 309 09 56
E-Posta : dekmeb@gmail.com
Web Adresi : www.dekmeb.org
8. EĞİTİMYAYBİR (Eğitim Yayıncıları Meslek Birliği)
Adresi : Gazi Mustafa Kemal Bulvarı 122/2 Maltepe/ANKARA
Telefon : 0312 230 5757
Faks: 0312 230 4757

Web Adresi: http://www.egitimyaybir.org.tr/

MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi

0

MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi, vizyonunu “mezunlarının ulusal ve uluslararası düzeyde, kamu sektörü ya da özel sektör ayrımı gözetmeksizin, mesleklerini ifa ettikleri her coğrafyada başarılı olabilmelerini ve mesleklerinin gereklerini yerine getirmek ve kazandıkları bilgileri uygulamak suretiyle saygın birer mesleki konum elde edebilmelerini sağlamak” olarak ilan etmekte “Kaliteli, nitelikli ve saygın bir hukuk eğitimi almayı; nitelikli, adaletli ve hakkaniyet değerlerine saygılı hukukçu olmayı arzu eden tüm öğrencileri” fakülteye davet etmekte, “akademik özgürlüklerin korunduğu, evrensel değerlere dayalı, adalet ve hakkaniyet anlayışının yüceltildiği özgür ve yaratıcı bir eğitim, düşünce ve araştırma ortamı oluşturmayı hedeflediğini” ilan etmektedir.

İbrahim Arıkan Eğitim ve Bilimsel Araştırmaları Destekleme Vakfı tarafından kurulan MEF Üniversitesinin eğitim dili tamamen İngilizce’dir ancak Hukuk Fakültesi eğitiminin ulusal niteliği göz önünde bulundurularak yüzde 30 oranında İngilizce eğitim verilmektedir. Fakülte’nin 2017 yılı itibari ile dekanı Prof. Dr. Havva KARAGÖZ’dür. Fakülte kampüsü Sarıyer’dedir.

Hukuk ve Sinema, Hukuk Mesleğinde Güzel Konuşma Sanatı, Hukuk, Edebiyat ve Sanat gibi seçimlik dersler programa dahil edilmiştir. Staj, sertifika, hukuk kliniği, farazi mahkeme gibi eğitimi çeşitlendiren, hukuk uygulaması yeteneğini geliştirmeyi amaçlayan, yeni gelişen teknikler seçimlik dersler kapsamında sunulmaktadır.

Hukuk Kliniği dersi kapsamında, MEF Üniversitesi hukuk öğrencileri tarafından, MEF Okulları klinik kulübü öğrencilerine önceden belirlenmiş konularda hukuki bilgiler verilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde değişik örneklerine rastlanan bu faaliyet kapsamında, hukuk öğrencilerinin interaktif bir şekilde öğrenim faaliyetine katılması ve yaparak öğrenmesi, hedef toplum kesiminin temel hukuk bilgileri alması ve bilinçlenmesi amaçlanmaktadır. Ders kapsamında hukuk öğrencileri tarafından, medeni hukuk ve borçlar hukuku, aile hukuku, tüketici hukuku gibi alanlara ilişkin hukuk bilgileri lise öğrencilerine sunulmakta, toplumdaki bireylerin günlük hayatlarında karşılaşacakları hukuki problemlere dair bilinç oluşturulması hedeflemektedir.

 

MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi, öğrencilerine Erasmus Programı çerçevesinde Avrupa Üniversiteleri ile öğrenci değişim programları uygulamaktadır.

MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi, öğrencilerinin Uluslararası Ticari Tahkim Yarışması’na, Farazi Dava ve Farazi Duruşma Yarışmalarına katılmasını teşvik etmekte ve desteklemektedir.

Hukuk Fakültesi öğrencilerine akademisyenler tarafından CV (Özgeçmiş) hazırlama eğitimi verilmektedir.

MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kariyer Günleri düzenli olarak öğrencilerin hizmetine sunulmaktadır. Kariyer Günleri ile öğrencilere kariyer planlarını daha bilinçli bir şekilde yapabilmeleri için yol göstermek amaçlanmakta, öğrencilerin uygulamaya ilişkin bilgi edinmeleri arzu edilmekte; staj yapacakları büro, kurum ve kuruluşları tanıma ve kendini  onlara tanıtma imkanı bulmaları hedeflenmektedir.

MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Eğitimi Sertifika Programları da düzenlemektedir. Bu kapsamda arabuluculuk temel eğitimi, arabuluculuk mevzuatı, iletişim ve öfke kontrolü, arabuluculukta psikoloji eğitimi, çatışma ve anlaşmazlıklar, arabuluculuk araç ve teknikleri, arabuluculukta ilkeler, yazılı ve uygulamalı sınava hazırlık ve uyuşmazlık simülasyonu başlıklarında eğitim verilmektedir.

Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği-TOMEB

0
Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği-TOMEB
Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği-TOMEB, tiyatro oyunculuğu mesleğini savunma, daha iyi koşullarda tiyatro oyunculuğu yapılmasın sağlamak ve tiyatro oyuncularının ortak çıkarlarını koruyarak onların haklarını izlemek için kurulmuştur.
TOMEB, 21 Ocak 2000 tarihinde kurularak tüzel kişiliğini kazanmıştır ve tiyatro icralarının kullanılmasından kaynaklanan gelirlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamaktadır.
Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği, izinsiz kullanımları tespit etmekte, tespit edilen icraların izinsiz kullanımından doğan tazminatları takip etmektedir.
Birliğin ilk genel kurulu, 6 Temmuz 2000 Tarihinde yapılmış, ilk yönetim kurulu başkanı Tamer Levent olmuştur. Tamer Levent, 2002, 2004 ve 2006 tarihlerinde yeniden başkan seçilmiştir.
Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği-TOMEB başkanlığına 2008 ve 2010 yıllarında Erhan Gökgücü seçilmiştir.
başkanlığa seçilmiş ve kurullar aşağıdaki şekilde oluşmuştur.

Birlik Yönetim kurulu, Erhan Gökgücü, Tamer Levent, Hakan Beşen, T.Tolga Tecer ve M.Nurkut İlhan’dan oluşmaktadır.

Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği-TOMEB  Faaliyetleri

Tomeb, yurt içinde ve yurt dışında fikri haklar ve telif hakları konularında çalışmalar yapmış, Kültür Bakanlığı ve diğer meslek birlikleri ile işbirliği içinde faaliyetler yürütmüştür.

Birlik, tiyatro oyuncularının ve diğer meslek alanlarındaki kişi ve kurumların ilgili meslek birliğine zorunlu üye olması için yasal düzenleme yapılmasını savunmuştur.

Birlik, profesyonel tiyatroların bulunduğu ilerde temsilcilikler kurmuştur.

Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği-TOMEB, Kültür ve Turizm Bakanlığı işbirliği ile “Türkiye Ütopyası Oyun Yazma Yarışması’nı düzenlemiş, ödül kazanan oyunların kitap olarak basımını ve dağıtımını yapmıştır.

Tomeb, film ajansları ile ilişki kurarak üyelerinin televizyon dizisi ve filmlerde rol almasını sağlamakta, hak ettikleri ücretleri takip etmektedir.

Tomeb, DEVLET TİYATROSU, OPERA VE BALE ÇALIŞANLARI YARDIMLAŞMA VAKFI(TOBAV) ile birlikte “Kamu Personeli Kanun Taslağı” üzerinde çalışmalar üretmiş 2006 yılında bir rapor düzenleyerek Cumhurbaşkanlığı’na  iletmiştir.

Birlik, parlamentoda yapılmakta olan yasalaştırma çalışmaları hakkında görüş ve raporlarını bildirmiş, hazırlamış olduğu bu çalışmalara diğer kuruluşlar da imza atmışlardır.

Birlik, devlet tiyatrolarında telif haklarının doğru ve günün koşullarına uygun biçimde işlemesi, maddi ve manevi hakların takibi ve tiyatro bölümü mezunu konuk sanatçıların yevmiyelerinin arttırılması için girişimlerde bulunmuştur. Birlik, Kültür Sanat Sen, TOBAV, Işık Der ve Teknik Der ile birlikte Devlet Tiyatroları Tüzük Taslağının hazırlanması konusunda çalışmış, tamamlanan taslak Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne sunulmuştur.

TOMEB, Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları İhtisas Mahkemeleri tarafından resmi muhatap kabul edilmekte ve gerektiğinde konusunda bilirkişi olarak atanmaktadır.

TOMEB (Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği)
Kuruluş Tarihi : 21.01.2004
Adresi : Esat Cad. No: 66/5 Küçükesat/ANKARA
Telefon: 0 312 427 8588
Faks: 0 312 427 8909

Yaya Hakları Bildirgesi

0

Yaya Hakları Bildirgesi, İnsan Hakları Derneği Çevre Komisyonu tarafından 1990 yılında hazırlanmıştır.

YAYA HAKLARI BİLDİRGESİ

Biz yayalar, kent nüfusunun büyük çoğunluğunu meydana getiren ve toplumun her kesiminden gelen bir kitleyiz. Bebekler, çocuklar, çocuklular, hamileler, yaşlılar dahil, her yaştan insandan, çeşitli sakatlıkları olanlardan, herhangi bir biçimde yük taşıyanlardan oluşan bir topluluğuz.

İNSANA VE ÇEVREYE DOST ULAŞIMI

Yayalık, diğer insanlara ve çevreye hiçbir zarar vermeyen, insanın kendi sağlığına da katkıda bulunan bir ulaşım biçimidir. İnsanın kendi enerjisi dışında kaynak tüketmediği için havayı kirletmemesi, park ederek alan işgal etmemesi ve diğer yayalara zarar verme riskinin sıfır olması, çevresine dost bu ulaşım biçiminin ayırt edici nitelikleridir. Ayrıca toplumsal ilişkiyi de kolaylaştırma ve sıklaştırma olanakları sunmaktadır.

Bu esnek ve insancıl ulaşımı seçen bizler, ne yazık ki, kentlerde korumasız durumdayız ve son yıllarda, giderek daha fazla zarara uğratılmakta, köşeye kıstırılmaktayız.

YÜRÜMÜYORUZ SÜZÜLÜYORUZ

Motorlu araç sayısının her gün hızla artması ve bu artışla oranlı gelişmeyen altyapı, bir yandan motorlu araç trafiğini kilitlenme noktasına getirirken, diğer yandan, yaya haklarına tecavüzü olağanüstü ve dayanılmaz boyutlara ulaştırdı.

Yayaların, motorlu araçlar karşısında yalnız, gasp edilmiş hakları bakımından savunmasız bırakılmaları, çok büyük bir haksızlıktır.

Bu sorunun yaratılmasında hiçbir sorumluluğumuz olmadığı halde, ortaya çıkan durumdan ötürü anında ve fiilen cezalandırılıyoruz, haklarımız kısıtlanıyor.

Kentlerin yaya kaldırımlarında, özellikle kent merkezlerinde ve akşamları mahalle içlerinde artık yürüyemiyor, araçların ve engellerin arasından adeta süzülüyoruz.

ÇÖZÜMSÜZLÜK SARMALI

Trafik kördüğümüne getirilen çözümler, hep motorlu araç trafiğini rahatlatmaya yönelik oldu. Oysa bu çözümlerin hepsi, sorunu ortadan kaldıracağına daha da çözümsüzleştiriyor.

Yapılması gereken, motorlu araç yerine alternatif ulaşım sistemlerini ele alan ve yayaları gözeten önerilerin kamuoyunda tartışılması ve gerçekleştirilmesidir.

Biz yayalar,

Bu eşitsiz ve haksız durumu neredeyse kanıksadık; yayalık haklarımızı talep etmeyi ve korumayı unuttuk.

Yaya Hakları Bildirgesi’ni

Yayalık haklarımızı hatırlamak, hatırlatmak, gündeme getirmek, savunmayı kolaylaştırmak ve genişletmek amacıyla, yurttaşların bu konudaki inisiyatiflerinin gelişimine katkıda bulunmak üzere hazırladık.

Daha adil ve eşitlikçi bir yapıda, kentsel ekolojiye olumlu katkılarımızla, yayalar olarak haklarımızı elde edeceğimize inanıyoruz.

Bu Bildirge ile,

Yaya haklarının tanımlanması, sahiplenilmesi, fiilen tanınması ve uygulanması için somut bir çerçeve ilan edilmektedir.

YAYA KALDIRIMLARI YAYALARINDIR

Bu nedenle;

• Bütün yerleşim merkezlerinde, örgün ve yaygın yaya kaldırımı ağının bulunması, en temel yaya hakkıdır.

• Bütün yerleşim alanlarında yaya kaldırımlarının yapımı zorunludur.

• Araçlar, yaya kaldırımına park edemez.

• Kaldırımlar üzerindeki bütün fiziki ve toplumsal engeller, serbest yürüyüşü aksatmayacak biçimde düzenlenir.

• Yayaların egzoz gazlarıyla zehirlenmemesi, gürültüyle rahatsız olmaması, üzerlerine çamur, toz ve benzerlerinin sıçratılmaması için önlemler alınır.

KENT MERKEZİ YAYA BÖLGELERİNİNDİR

Bu nedenle;

• Toplu taşım dışındaki araçlar, merkeze girmekten özenle kaçınır.

• Yaya bölgeleri, giderek bütün merkezi kapsayacak biçimde genişletilir.

• Yaya bölgeleri, her türlü motorlu araçtan, kesinlikle arındırılır.

• Yayalar, bu bölgeleri, kentsel etkileşim, kültürel etkinlik ve alış-veriş için özgür bir biçimde kullanırlar.

YAYA GEÇİTLERİNDE ÜSTÜNLÜK, MUTLAK OLARAK YAYALARINDIR

Bu nedenle;

• Yayaların gereksindiği kadar sık, yaya geçidi sağlanır.

• Yaya geçitleri işaretlenir ve buraları, hiçbir biçimde, araçlar tarafından işgal edilemez. Yayalar için yeşil ışık süresi, gerekli yürüme süresine göre ayarlanır.

• Zemin katı yayalarındır. Genel kural olarak, yayalar, üst ve alt geçitlere zorlanamaz.

HERKESİN, İSTEDİĞİ YERE, YAYA YOLLARINDAN GİTME HAKKI VARDIR

Bu nedenle,

• Kentlerde, motorlu trafik altyapısından tamamen ayrı, sırf yayalar için, özel yollar yapılır.

• Her çocuğun, okula, yaya yolundan güvenlik içinde gitmesi sağlanır.

• Kent yönetimi, yaya yolunu hizmet ve tesislerle donatır.

• Yaya yoluna paralel, bisiklet yolları yapılır.

• Yaya ve bisikletli ulaşımı, kitle haberleşmesi ile ve diğer özendiricilerle desteklenir.

KENT YAŞAMININ GERÇEK SAHİPLERİ YAYALARDIR

Bu nedenle;

• Yayalık, insanlar arası etkileşimi artırıp kentsel kültüre katkıda bulunduğu için, desteklenir ve özendirilir.

• Yayalar, yerel yönetimlerle birlikte, yayalık haklarını savunabilecek, şikayetlerini iletecek bir örgütlenme geliştirir.

• Trafikle ilgili kararlar ve polisler, yayaların haklarını da gözetir ve korurlar.

• Yaya altyapısının, gece-gündüz bakımını, temiz ve aydınlık tutulmasını, onarılmasını, bitki ve ağaçlarla görsel çekiciliğinin sağlanmasını, yayaların katkılarıyla, yerel yönetimler yapar.

Ve yayalar,

• Kaldırımlar, yaya bölgeleri, yaya yolları, yaya geçitleriyle ilgili kararların alınmasına katılmak hakkına sahiptir.

22 Ocak – Hukuk Takvimi

0
22 Ocak Hukuk Takvimi; geçmişten günümüze hukuk tarihine ışık tutan önemli olaylar, yasal düzenlemeler, tarihte bugün ilan edilen bildirgeler, uluslararası sözleşmeler ve diplomatik adımların kronolojik dizini. bu gün doğan ve vefat eden hukukçular, görülen önemli davalar, alınan kararlar, yapılan tutuklamalar, infazlar ve hukuk dünyasını etkileyen eylemler. Tarihte bugün hukuk alanında yaşanan gelişmeler, takip ederek kolektif hukuki hafızanızı güçlendirin.
22 Ocak – Hukuk Takvimi
1263 Arap bilgin Takıyyüddin ibn Teymiyye doğdu. (Ölümü: 26 Eylül 1328) Arap dili grameri, Arap tarihi, Felsefe ve mantık ilimleriyle ilgilendi. İbn-i Teymiye fakih (hukuk âlimi) ve muhaddis (hadis âlimi) kişiliğinin yanı sıra akaid konularında da çeşitli söylemlerde bulundu. İslâm hukuku (fıkıh), hadis ilmi ve siyasî düşünce başta olmak üzere birçok konuda uzmanlaştı. Dört Sünni İmam’ın görüşlerinin dışında kalan özgün düşünce ve görüşlere sahipti. Boşanmanın yemin olarak kullanılmasını doğru bulmamış, çoğunlukla bu yemini eden kişinin eşini boşamak gibi bir niyeti olmadığını belirtmiş ve bu nedenle boşanmanın yemin konusu yapılmasının boşanmaya yol açmayacağını iddia etmiştir.
1561 İngiliz hukukçu, filozof, bilim insanı, avukat ve devlet adamı Francis Bacon dünyaya geldi. (Ölümü: 9 Nisan 1626) Francis Bacon
1891 İtalyan düşünür, siyasetçi ve sosyalist kuramcı Antonio Gramsci doğdu. (Ölümü: 27 Nisan 1937)

Antonio Gramsci ile ilgili 1937 tarihli gazete haberi
1911 Hukukçu ve Avusturya Şansölyesi Bruno Kreisky 22 Ocak 1911’de dünyaya geldi. (Ölümü: 29 Temmuz 1990) Viyana Üniversitesi‘nde hukuk, siyaset ve iktisat öğrenimi gördü. Aynı üniversitede doktora çalışmasını tamamladı. 

Bruno Kreisky
1922 Danimarkalı yazar, öğretmen ve pasifist siyasetçi Fredrik Bajer yaşamını yitirdi. (Doğumu: 21 Nisan 1837 ) Bir papazın oğlu olarak dünyaya geldi. Danimarka ordusunda subay olarak görev aldı. 1864’te Prusya ve Avusturya karşısında savaştı ve üsteğmenliğe terfi etti. 1865’de terhis edildi Kopenhag’a taşındı ve orada öğretmen, yazar ve çevirmen olarak çalıştı. 1872 yılında Danimarka Parlamentosuna girdi ve 23 yıl görev yaptı. Parlamento üyesi olarak, uluslararası çatışmaları çözmede uluslararası tahkimin kullanımı için çalıştı. Birçok barış örgütünü destekledi. Hem Danimarka içinde hem Avrupa çapında tahkim anlaşmalarına ulaşmak için bir yasa tasarısının geçişini sağladı. Çabalarından ötürü 1908 yılında Nobel Barış Ödülü’nü kazandı.

Fredrik Bajer
1930 Gazi ve Türklük aleyhine yayın yapmaktan dolayı 22 Ocak 1930’da Resimli Ay dergisi aleyhine dava açıldı.Resimli Ay Dergisi sorumluları mahkemede
1942 İmla Kılavuzu’nun tüm okul ve iş yerlerinde kullanılması hakkında genelge yayımlandı.
1953 Türkiye Milliyetçiler Derneği 22 Ocak 1953’te kapatıldı.
1959 İzmir Toplu Basın Mahkemesi, Demokrat İzmir gazetesi Yazı İşleri Müdürü Şeref Bakşık’a 15 gün, gazetenin sahibi Adnan Düvenci’ye ise, 1 yıl mahkumiyet cezası verdi.
1959 Kadın avukatlar, Refik Erduran’a “Bir Kilo Namus” adlı yapıtı nedeniyle açtıkları davadan vazgeçtiler.
1965 Yeni Seçim Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. Yeni Seçim Kanunu milli bakiye sistemini ve birleşik oy pusulası kullanımını öngörüyordu.
1969 ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü’nün Komer’in aracının yakılması ve sonrasına ilişkin yayınladığı “Türk Halkına Mektup” başlıklı bildirisi toplatıldı. Büyükelçi Komer’in aracını yakma eyleminden dolayı isimleri tespit edilen 18 öğrenciden 7’si hakkında 9 Ocak’ta gıyabi tutuklama kararı çıkarılmıştı.

Türk Halkına Mektup
1972 Brüksel Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre Birleşik Krallık, İrlanda, Danimarka ve Norveç’in 1 Ocak 1973’ten itibaren Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) üye olması kabul edildi.
1973
  • ABD’nin Santa Barbara kentinde Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ile Konsolos Bahadır Demir, Mıgırdıç Yanıkyan tarafından düzenlenen suikast sonucu hayatını kaybetti; olay, Türk diplomatlarına yönelik Ermeni Asala terör örgütü eylemlerinin başlangıcı kabul edildi.
  • 12 Mart dönemi başbakanlarından Nihat Erim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıçlığına aday oldu. Çok tepki görünce adaylıktan çekildi.

1971 darbesinden sonra hükumeti kuran Başbakan Nihat Erim
1981 İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığınca gözaltına alınan Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu (MİSK) yöneticilerinin tümü serbest bırakıldı.
1982 Şilili hukukçu ve  siyasetçi Eduardo Frei Montalva yaşamını yitirdi. (Doğumu: 16 Ocak 1911) Universidad Católica Hukuk Okulu’ndan mezun oldu. Siyasi kariyerine Muhafazakar Parti’de başladı. 1945’te Bayındırlık Bakanı oldu. 1949’da Frei, Atacama ve Coquimbo için senatör seçildi. 1954’te BM, tarafından Rio de Janeiro’da düzenlenen Şansölyeler Konferansı’nın raporunu hazırlamaktan sorumlu Komisyon Başkanı olarak atandı. 1960 ve 1962 yılları arasında Columbia Üniversitesinde Latin Amerika’daki sorunlar üzerine ders verdi. 1962’de Notre Dame Üniversitesinde Latin Amerika ülkelerinin gelişimi ve entegrasyonu konusunda konferanslar verdi. 3 Kasım 1964 – 3 Kasım 1970 tarihleri arasında Şili’nin 27. başkanı olarak görev yaptı. Eski başkanın doktorları, şoförü, bir ordu subayı ve eski bir istihbarat ajanı, 71 yaşındaki Frei’yi 1982’de bir Santiago kliniğinde zehirlemekten Ocak 2019’da üç ila 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Karar daha sonra temyiz aşamasında yeterli kanıt olmaması nedeniyle bozuldu.
1987 Türkiye-Yunanistan Uyum Antlaşması, 22 Ocak 1987’de Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) adına parafe edildi.
2000 Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, DYP Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu’nun ölümü ile ilgili davada, MHP Milletvekili Cahit Tekelioğlu’nu 2 yıl 9 ay 10 gün ağır hapse mahkum etti. MHP Milletvekili Mehmet Kundakçı’nın ise beraatine karar verildi.
2006 Orhan Pamuk’a TCK 301 uyarınca “Türklüğe hakaret” iddiasıyla açılan dava düştü. Dava için Adalet Bakanlığı’nın “yargılama izni” vermesi gerektiğine hükmeden mahkeme, “izin yetkimiz yok” yanıtını alınca davayı düşürdü.

Orhan Pamuk
2008 Ümraniye’de ele geçirilen el bombalarıyla ilgili soruşturmada emekli Tuğgeneral Veli Küçük, avukat Kemal Kerinçsiz, gazeteci Güler Kömürcü, Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sözcüsü Sevgi Erenerol, Susurluk davası hükümlüsü Sami Hoştan’ın da aralarında bulunduğu 33 kişi gözaltına alındı.
2009 Hukukçu ve siyasetçi İsmail Hakkı Birler yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1927) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Savcılık, hakimlik ve serbest avukatlık yaptı. 3. ve 4. dönem Tokat Milletvekili olarak meclise girdi. CHP-MSP Koalisyon Hükümeti’nde Devlet Bakanı oldu. Daha sonra Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı.
2012 Fransız hukukçu, siyasetçi ve direnişçi Pierre Sudreau yaşamını yitirdi. (Doğumu: 13 Mayıs 1919 ) Hür Siyasal Bilgiler Okulu’nda hukuk ve edebiyat eğitimini tamamladı. 1945’te İçişleri Bakanlığı’nda bir takım görevler yürüttü. 1947 yılında Ulusal Polis Müdürlüğü Genel İşler ve İdare Müdürü oldu. 1949’da ise İçişleri Bakanlığı Mali Hizmetler Müdürlüğü görevine atandı. 1951-1955 yılları arasında Loir-et-Cher valisi oldu ve 32 yaşında en genç Fransız vali unvanını aldı. 1955’te Paris Bölgesi Şehircilik ve Yapı Komiseri olarak atandı ve 1958 yılına dek bu görevde kaldı. Charles de Gaulle’ün son başbakanlığı döneminde Yapı Bakanı oldu. 1959’da Charles de Gaulle’ün cumhurbaşkanı olması ardından Başbakan Michel Debré‘nin hükümetinde de yer aldı. 1. Georges Pompidou Hükümeti‘nde Milli Eğitim Bakanı olarak görev yaptı.
2016 Hukukçu ve siyasetçi Osman Şahinoğlu yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1927) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Serbest Avukatlık, Çiftçilik, Terme, Hazine ve Belediye Avukatlığı, Terme Ortaokulu Tarih Öğretmenliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi 1. (XII) ve 2. (XIII) Dönem Samsun Milletvekilliği yaptı.
2014 EMEP, Adana’da durdurulan MİT tırlarında arama yapılmasını engelleyen AKP ve MİT yetkilileri hakkında yargıya başvurdu.
2022
  • Prof. Dr. Uğur Alacakaptan yaşamını yitirdi. 
  • Cumhurbaşkanına hakaret suçundan tutuklanma talebiyle İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen gazeteci Sedef Kabaş “kaçma ve saklanma ihtimalinin yüksek” olması gerekçe gösterilerek tutuklandı. Kabaş, ilk duruşmada “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı ve tahliye edildi.

22 Ocak- Hukuk Takvimi

Avrupa Konseyi Şartlı Tahliye Hakkında Tavsiye Kararı

0
Avrupa Konseyi Şartlı Tahliye Hakkında Sayılı Tavsiye Kararı

Avrupa Konseyi Şartlı Tahliye Hakkında Tavsiye Kararı, 24 Eylül 2003 tarihinde kabul ve ilan edilmiştir.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Yönelik 22 No’lu Tavsiyesi (2003) (Rec(2003)22 – Recommendation of the Committee of Ministers to member states on conditional release (parole) (Adopted by the Committee of Ministers on 24 September 2003 at the 853rd meeting of the Ministers’ Deputies) Bakanlar Delegelerinin 853. toplantısında, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından onaylanmıştır.

Hukuki Statü: Bu bir “Tavsiye Kararı” (Recommendation) olduğu için üye devletler üzerinde doğrudan bağlayıcı bir sözleşme (Treaty) değildir; ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında “yaşayan hukuk” olarak dikkate alınmakta ve devletlerin infaz yasalarını bu standartlara uydurması beklenmektedir.

Tavsiye Kararı, modern ceza infaz hukukunda “Şartlı Tahliye” (Conditional Release) müessesesine ilişkin en temel uluslararası belgelerden biri olarak kabul edilmektedir. Karar şartlı tahliyeyi sadece bir “lütuf” değil, hükümlünün topluma kazandırılması için gerekli bir “hak ve süreç” olarak tanımlamaktadır.

Bu tavsiye kararı, üye devletlerin iç hukuklarında şartlı tahliye sistemlerini yapılandırırken uymaları gereken temel ilkeleri belirlemektedir. Kararın öne çıkan bazı temel prensipleri şunlardır:

  • Şartlı Tahliyenin Amacı: Şartlı tahliyenin temel amacı, hükümlünün topluma yeniden kazandırılmasını (reintegrasyon) sağlamak ve suç işleme riskini azaltmaktır. Bu süreç, sadece cezaevindeki kalabalığı önlemek için bir araç olarak görülmemelidir.
  • Erişilebilirlik: Kanunen belirlenmiş kriterleri yerine getiren tüm hükümlülerin (müebbet hapis cezası alanlar dahil) şartlı tahliyeden yararlanma hakkı olmalıdır.
  • Bireyselleştirme: Tahliye kararı verilirken hükümlünün kişisel gelişimi, cezaevindeki tutumu ve dışarıdaki destek mekanizmaları bireysel olarak değerlendirilmelidir.
  • Hukuki Güvenceler: Şartlı tahliye süreci şeffaf olmalı, hükümlüye karara karşı itiraz etme ve yargısal denetim yollarına başvurma hakkı tanınmalıdır.
  • Destek ve Denetim: Şartlı tahliye edilen bireylerin topluma uyum sağlaması için gerekli sosyal ve psikolojik destek mekanizmaları (denetimli serbestlik gibi) kurulmalıdır.

Bu belge, Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlandığı için Türk infaz hukuku reformları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları açısından da önemli bir referans noktası teşkil etmektedir. Özellikle “umut hakkı” (right to hope) bağlamında müebbet hapis cezalarının gözden geçirilmesi tartışmalarında sıkça bu tavsiye kararına atıf yapılmaktadır.

Recommendation No. 22 of the Committee of Ministers to the Member States on the Council of Ministers of the Council of Europe on Member States (2003) 22

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Şartlı Tahliye Hakkında Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere (2003) 22 Sayılı Tavsiye Karar
(Bakan Delegelerinin 853 üncü Toplantısında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından 24.10.2003 tarihinde kabul edilmiştir)
Avrupa Konseyi Statüsü’nün 15.b Maddesi uyarınca. Bakanlar Komitesi,
Bu alandaki uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi için hapis cezalarının infazına ilişkin ortak ilkeler saptamanın Avrupa Konseyi üyesi devletlerin çıkarına olduğunu dikkate alarak;
Şartlı tahliyenin, mahkumun toplumla planlı, yardımlı ve gözetimli bütünleşmesini sağlayarak, yeniden suç işlemeyi önlemede ve topluma yeniden katılmayı desteklemede en etkili ve yapıcı araçlardan birisi olduğunu kabul ederek;
Şartlı tahliyenin, kişisel şartlarla uyumlulaştırılmış ve adalet ve hak tanıma ilkelerine uyacak şekilde kullanılması gerektiğini göz önünde bulundurarak;
Hapsetmenin mali açıdan topluma ağır bir yük getirdiğini ve yapılan araştırmalara göre olumsuz etkileri olduğu ve suçluları rehabilite etmekte başarısız kaldığı olgusunu dikkate alarak;
Dolayısıyla, hapis cezalarının süresinin mümkün olduğunca kısaltılması ve cezanın tamamı çekilmeden şartla tahliye etmenin bu amaca yönelik önemli bir araç olduğunu dikkate alarak;
Şartlı tahliye tedbirlerinin, siyasi liderler, idareciler, hakimler, savcılar, avukatlar ve toplum tarafından verilecek desteği gerektirdiğini ve bu nedenle, hapis cezalarının adapte edilmesine ilişkin ayrıntılı bir açıklamaya ihtiyaç duyulduğunu kabul ederek;
Şartlı tahliyeye ilişkin mevzuat ve uygulamanın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve söz konusu sözleşmenin uygulanmasıyla yetkili organların içtihat kararları doğrultusunda, insan haklarını güvence altına almayı öncelikli amaç edinen, hukukun üstünlüğüne bağlı demokratik ülkelerin temel ilkeleri ile uyumlu olması gerektiğini göz önünde tutarak:
Şartla Mahkum Edilmiş veya Şartla Tahliye Edilmiş Suçluların Gözetimi Hakkında Avrupa Sözleşmesini (ETS No. 51) hatırlatarak;
-Cezanın tecili. Denetimli Serbestlik ve hapsedilmeye diğer alternatifler hakkında (65) 1 Sayılı Kararın;
-Şartla mahkum edilmiş veya şartla tahliye edilmiş suçluların gözetimine ve bakımına yönelik tedbirlerin uygulamadaki organizasyonuna ilişkin (70) I Sayılı Kararın;
-Uzun süreli mahkumların iyileştirilmesine ilişkin (76) 2 Sayılı Kararın; Hapsedilmeye alternatif ceza tedbirleri hakkında (76) 10 Sayılı Kararın;
-Cezaevi iznine dair (82) 16 Sayılı Tavsiye Kararının;
-Avrupa Cezaevi Kuralları hakkında (87) 3 Sayılı Tavsiye Kararının;
-Cezaevinde eğitim hakkında (89) 12 Sayılı Tavsiye Kararının;
-Kamusal cezalar ve tedbirler hakkında Avrupa kurallarına ilişkin (92) Sayılı Tavsiye Kararının;
-Cezalandırmada tutarlılık hakkında (92) 17 Sayılı Tavsiye Kararının;
-Ceza ve tedbirlerin uygulanmasıyla görevli personel hakkında (97)12 Sayılı Tavsiye Kararının;-Cezaevinde aşırı kalabalıklaşma ve cezaevi mevcudunda artışa dair (99)22 Sayılı Tavsiye Kararının;
-Kamusal cezalar ve tedbirler hakkında Avrupa Kurallarının uygulanmasının geliştirilmesine ilişkin Rec (2000) 22 Sayılı Tavsiye Kararının, önemini hatırlatarak, üye devletlere:

1.eğer mevzuatlarında yer almıyorsa şartlı tahliyeyi getirmelerini;
2.bu tavsiye kararının ekinde yer alan ilkelerin, şartlı tahliyeye ilişkin mevzuat, politika ve
3.bu tavsiye kararı ile buna eşlik eden açıklayıcı bilgi notunun memorandumun mümkün olduğunca geniş bir çevreye iletilmesini sağlamalarını
tavsiye eder.

R(2003) 22 Sayılı Tavsiye Kararına Ek
I. Şartlı tahliyenin tanımı

1.Bu tavsiye kararının amaçları açısından şartlı tahliye, kişiselleştirilmiş tahliye sonrası şartlar altında hüküm giymiş mahkumların erken tahliye edilmesidir.

2.Şartlı tahliye kamusal bir tedbirdir. Şartlı tahliyenin hukuken tanınmasına ve bireysel durumlara uygulanmasına, kamusal cezalar ve tedbirler hakkında Avrupa kurallarına ilişkin (92) 16 Sayılı Tavsiye Kararı ile kamusal cezalar ve tedbirler hakkında Avrupa kurallarının uygulanmasının geliştirilmesine ilişkin Rec(2000) 22 Sayılı Tavsiye Kararında yer verilmiştir.

II. Genel ilkeler

3.Şartlı tahliye, tahliye sonrası şartlar ve gözetim aracılığıyla mahkumların cezaevi yaşamından toplum içinde yasalara uygun bir yaşama geçişlerine yardımcı olmayı amaçlamalı ve kamu güvenliğini sağlamaya ve toplumda suçluluğu azaltmaya katkıda bulunmalıdır.

4.a. Hapsedilmenin zararlı etkilerini azaltmak ve dış toplumun güvenliğini güvence altına almayı amaçlayan koşullar altında mahkumların topluma yeniden katılmalarını desteklemek için ömür boyu hapse mahkum olanlar dahil tüm mahkumlar, kanunen şartlı tahliyeden yararlanabilmelidirler.

4.b. Hapis cezası sürelerinin şartlı tahliyeye elvermeyecek kadar kısa olması durumunda, bu amaçları gerçekleştirmede başka yollar aranmalıdır.

5. Mahkumlar cezalarını çekmeye başladıklarında, ya asgari süreyi doldurarak ne zaman şartlı tahliyeden yararlanabileceklerini (bu süre mutlak zaman olarak ve/veya cezanın oranına göre belirlenir) ve şartlı tahliyeden yararlanabilmek için gerekli olan kriterleri(“takdire bağlı tahliye sistemi”) ya da mutlak zaman olarak ve/veya cezanın oranına göre belirlenen sabit bir süreyi doldurarak (“zorunlu tahliye sistemi”) ne zaman tahliyeden yararlanma hakkına sahip
olduklarını bilmelidir.

6.Asgari veya sabit süre, şartlı tahliye ile amaçlananların gerçekleştirilmesini engelleyecek kadar uzun olmamalıdır.

7.Sonucu olumsuz olan kişiselleştirilmiş değerlendirmenin, şartlı tahliye tarihinde çok küçük bir değişiklik yapacağı cezalarda, zorunlu tahliye sistemi uygulanarak tasarruf edilecek kaynaklar göz önünde bulundurulmalıdır.

8.Şartla tahliye edilen mahkumların yeniden suç işleme riskini azaltmak amacıyla, mahkumlar, aşağıda belirtilen kişiselleştirilmiş şartlara tabi tutulabilmelidir:

-tazminat ödemek veya mağdurun zararının karşılamak;
-suçun işlenmesi ile açıkça bağlantılı olan uyuşturucu veya alkol kullanımı ya da tedavi edilebilen başka rahatsızlıklar için tedaviye tabi tutulmak;
-çalışmak ya da örneğin eğitim veya mesleki eğitim gibi, onaylanmış diğer meşguliyet faaliyetlerine katılmak;
-kişisel gelişim programlarına katılmak;
-bazı yerlerde ikamet etmekten ya da bu yerleri ziyaret etmekten men edilmek.

9. İlke olarak şartlı tahliyeye, yardım ve denetim tedbirlerini içeren gözetim de eşlik etmelidir. Gözetimin niteliği, süresi ve yoğunluğu her bireysel duruma göre uyarlanmalıdır. Şartlı tahliye süresi boyunca düzeltmeler yapılabilmelidir.

10.Şartlar ve gözetim tedbirlerinin geçerli olacağı süre, cezanın henüz çekilmemiş kısmı ile orantısız olmayacak şekilde düzenlenmelidir.

11.Süresi belirsiz olan şartlar ve gözetim tedbirleri, ancak, toplumun korunmanı için kati suretle gerekliyse ve Rec(2000) 22 Sayılı Tavsiye Kararında gözden geçirilmiş haliyle, kamusal ceza ve tedbirler hakkında Avrupa Kuralları’nın 5. Maddesinde yer alan güvenceler doğrultusunda ise uygulanmalıdır.

III. Şartlı tahliyeye hazırlık

12. Şartlı tahliyeye hazırlık, cezaevinde çalışan personel ile tahliye sonrası gözetimden sorumlu personelin yakın işbirliği ile yürütülmeli ve asgari ya da sabit sürenin bitiminden önce sonuçlandırılmalıdır.

13.Cezaevi hizmetleri, mahkumların uygun tahliye öncesi programlar ile kendilerini toplum yaşamına hazırlayan eğitim ve mesleki eğitim kurslarına katılmalarını teşvik etmelidir. Mahkumları topluma yeniden katılmaya hazırlamak amacıyla, cezaların infazında mümkün olduğunca yarı özgürlük, açık rejimler ya da geçici yerleşmeler gibi belirli yöntemler kullanılmalıdır.

14. Şartlı tahliyeye hazırlama, mahkumların aileleri ve yakın akrabaları ile olan ilerini sürdürme veya yeniden kurma olasılığı ile tahliye olmuş mahkumların ima uyum sağlamalarında yardımcı olabilecek servisler, örgütlenmeler ve gönüllü kuruluşlarla olan ilişkilerin desteklenmesini de kapsamalıdır. Bu amaçla, farklı cezaevi izinleri verilmelidir.

15.Tahliye sonrası uygun şartların ve gözetim tedbirlerinin erken bir zamanda göz önünde bulundurulması teşvik edilmelidir. Mahkumlara, olası şartlar, sağlanabilecek yardım, denetimin gerektirdikleri ve başarısızlığın olası sonuçları özenle anlatılmalı ve birlikte tartışılmalıdır.

IV. Şartlı Tahliyeden Yararlandırma
Takdire bağlı tahliye sistemi

16.Mahkumların şartlı tahliyeden yararlanabilmek için çekmeleri gereken asgari süre hukuken tespit edilmelidir.

17.İlgili makamlar, mahkum asgari süreyi çeker çekmez şartlı tahliye kararının alınması için gerekli prosedürü başlatmalıdır.

18.Mahkumların şartla tahliye edilebilmek için sahip olmaları gereken kriterler açık ve kesin bir ifadeyle belirtilmelidir. Ayrıca, mahkumların kişilikleri ile toplumsal ve ekonomik koşullarının yanı sıra yeniden yerleştirme programlarının uygunluğunu da göz önünde bulundurmak anlamında gerçekçi olmalıdır.

19.Tahliye sonrasında çalışma olanağının bulunmayışı, şartlı tahliyenin reddedilmesi ya da ertelenmesi için gerekçe teşkil etmemelidir. Başka işler bulabilmek için çaba gösterilmelidir.

Düzenli bir ikametgahın olmayışı da şartlı tahliyeyi reddetme ya da erteleme için bir gerekçe olamaz ve bu tür durumlarda geçici yerleştirme ayarlanmalıdır.
20.Şartla tahliye etme kriterleri, yasalara uyan vatandaş olmak için gereken asgari şartları yerine getiren tüm mahkumları şartlı tahliyeden yararlandıracak şekilde uygulanmalıdır.

Mahkumun kriterleri sağlamadığını göstermek yetkililerin sorumluluğundadır.

21.Şayet karar vermekle yetkili merci şartlı tahliye kararı vermezse, konuyu tekrar değerlendirmek üzere bir tarih saptamalıdır. Her durumda mahkumlar, durumları kendi lehlerine kayda değer bir şekilde değişir değişmez, karar vermekle yetkili merciye yeniden başvurabilmelidirler.

Zorunlu Tahliye Sistemi

22.Mahkumların tahliye edilebilmek için geçirmeleri gereken süre kanunla belirlenmelidir.

23.Tahliyenin ertelenmesi, ancak kanunda öngörülen istisnai hallerde mümkün olabilir.

24.Tahliyeyi erteleme kararında yeni bir tahliye tarihi saptanmalıdır.

V. Getirilecek Şartlar

25.Getirilecek şartlar ile gözetimin gerekip gerekmediğini değerlendirirken, karar vermekle yetkili merci, mahkumlar ve onların kişisel koşullarını bilen cezaevi personelinden gelen raporları ve sözlü beyanları kullanabilmelidir. Tahliye sonrası gözetimle ilgilenen uzmanlar veya mahkumların sosyal koşulları hakkında bilgi sahibi olan diğer kişiler de gerekli bilgiyi sağlamalıdır.

26.Karar vermekle yetkili merci, mahkumların, getirilen şartları, yapılacak yardımı, denetimin gereğini ve getirilen şartlara uyulmadığı takdirde ortaya çıkacak olası sonuçları anlamalarını sağlamalıdır.

VI. Şartlı tahliyenin uygulanması

27.Şartlı tahliyenin uygulanması ertelenecekse, tahliye olmayı bekleyen mahkumlar, mümkün olduğunca toplumda sahip olacakları şartlara en yakın şartlarda tutulmalıdır.

28.Şartlı tahliyenin ve gözetim tedbirlerinin uygulanması, kamusal ceza ve tedbirler hakkında Avrupa Kurallarının 7.8 ve 11’inci maddeleri uyarınca bir icra mercinin sorumluluğu altında olmalıdır.

29. Uygulama, kamusal ceza ve tedbirler hakkında Avrupa Kurallarının 37 ilâ 75’inci maddeleri ile ve kamusal ceza ve tedbirler hakkında Avrupa Kurallarının [uygulanmasının geliştirilmesi hakkında Rec(2000)22 Sayılı Tavsiye Kararı’nın 9 ilâ I3 üncü maddelerindeki ilgili hükümlerde öngörülen yürürlük için gerekli şartlarla uyum içinde düzenlenmeli ve ele alınmalıdır.

VII. Getirilen şartlara uymama

30 Getirilen şartların küçük boyutlu ihlalleri, tavsiye veya uyarı yoluyla icra merci tarafından ele alınır. Daha ciddi boyuttaki ihlaller, olası iptal kararını verecek olan merciye derhal bildirilmelidir. Ancak söz konusu merci, daha fazla tavsiye ya da uyarı, daha katı şartlar veya geçici süreyle iptal etmenin yeteri kadar ceza teşkil edip etmediğini göz önünde bulundurmalıdır.

3l. Genel olarak, getirilen şartlara uyulmaması durumunda, kamusal ceza ve tedbirler hakkında Avrupa kurallarının 85 inci maddesi ile söz konusu kuralların X bölümünde yer alan diğer ilgili hükümler gereğince işlem yapılmalıdır.

VIII. Usulî Güvenceler

32. Şartlı tahliyeden yararlandırma veya şartlı tahliyeyi erteleme ya da iptal etme, ayrıca şartlı tahliyeye bağlı şartlar ve tedbirler getirme veya değiştirmeye ilişkin kararlar, aşağıdaki güvencelerde dile getirilen usullere uygun olarak yasayla belirlenmiş merciler tarafından alınır:

a. Hüküm giymiş kişiler şahsen dinlenmeli ve yasalara uygun olarak yardım alabilmelidirler.
b. Karar vermekle yetkili merci, ifadeler dahil hükümlü kişilerin kendi davalarının lehine sundukları her tür öğeyi titizlikle dikkate almalıdır,
c. hükümlü kişiler dava dosyalarına erişme hakkına sahip olmalıdır,
d. kararlar temel nedenleri belirtmeli ve yazı ile bildirilmelidir.

33. Hükümlü kişiler, kararın özüne ve usulî güvencelere uyulmamasına karşı, yasayla belirlenmiş daha yüksek bağımsız ve tarafsız bir merciye şikayette bulunabilmelidirler.

34. Şartlı tahliyenin uygulanmasına ilişkin şikayet usulleri de ulaşılabilir olmalıdır.

35. Tüm şikayet usulleri, kamusal ceza ve tedbirler hakkında Avrupa kurallarının 13 ilâ 19 uncu maddelerinde belirtilen güvencelerle uyumlu olmalıdır.

36. 32 ilâ 35 inci paragraflarda yer alan hiçbir hüküm, bu bağlamda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiyle güvence altına alınan hakları sınırlayacak ya da azaltacak şekilde yorumlanamaz.

IX.Karar vermeyi geliştirmede yöntemler

37.Karar vermede yardımcı olacak diğer yöntemlerin yanı sıra güvenilir risk ve ihtiyaç değerlendirmesi araçlarının kullanımı ve geliştirilmesi teşvik edilmelidir.

38. Hukuk ve sosyal bilimler alanındaki uzmanlar ile şartla tahliye edilmiş mahkumların topluma yeniden kazandırılması ile ilgilenen herkesin katkılarıyla, karar vermekle yetkili kişiler için bilgilendirme oturumları ve/veya eğitim programları düzenlenmelidir.

39.Karar vermede makul bir tutarlılık derecesi elde etmek için gerekli adımlar atılmalıdır.

X. Şartlı tahliye hakkında bilgilendirme ve danışmanlık

40.Siyasetçiler, yargı mercileri, karar almak ve uygulamakla yetkili merciler, ilgili üniversite öğretim üyeleri ve araştırmacılar bilgilendirilmeli ve şartlı tahliyenin işleyişi ile bu alana yeni mevzuat ve uygulamanın kazandırılması hakkında kendileriyle görüşmeler yapılmalıdır.

41.Karar vermekle yetkili merciler şartlı tahliyenin başarılı ve başarısız olduğu mahkum sayısı ve başarı ya da başarısızlığın nedenleri hakkında bilgilendirilmelidir,

42.Şartlı tahliyenin kullanımı ve bunun ceza adalet sistemi içindeki rolü hakkında kamuoyunu bilgi sahibi kılmak amacıyla medya ve diğer kampanya faaliyetleri düzenlenmelidir.

Şartlı tahliye süresi içinde meydana gelen herhangi dramatik ve aleni bir başarısızlık derhal duyurulmalıdır. Bu tür olaylar medyanın ilgisini çekeceğinden, bunun yanında şartlı tahliyenin amacı ve olumlu etkileri de vurgulanmalıdır.

XI. Araştırma ve İstatistik

43.Mevcut şartlı tahliye sistemlerinin uygunluğu ve bunların daha da geliştirilmesi hakkında daha fazla bilgi edinmek amacıyla, şartlı tahliyenin temel amaçlarını gerçekleştirmede bu sistemlerin işleyişi ve etkinliklerine dair bilgi sağlamak için 1 değerlendirme yapılmalı ve istatistik toplanmalıdır.

44.Yukarıda tavsiye edilen değerlendirmelere ilaveten, şartlı tahliye sistemlerinin işleyişi hakkında araştırmalar teşvik edilmelidir. Yargı makamlarının ve karar vermekle yetkili mercilerin, icra makamlarının, mağdurların, kamunun ve mahkumların görüşleri, tutumları ve izlenimlerine bu
tür araştırmalarda yer verilmelidir, Dikkate alınması gereken diğer hususlar ise şartlı tahliyenin maliyet etkin olup madiği, yeniden suç işleme oranlarında düşüşe neden olup olmadığı, şartlı edilen mahkumların toplum yaşamına ne ölçüde tatmin edici bir uyum ve bir şartlı tahliye programı geliştirmenin getirilen ceza ve tedbirler ile cezaların infazı üzerindeki olası etkileri inceleme
konusu olmalıdır.

45.Gerekli nitelikleri haiz olma bakımından şartlı tahliyeden yararlandırılan mahkum sayısı, ilgili ceza ve suçların süresi, şartlı tahliyeden yararlandırılmadan önce çekilen ceza süresinin oranı, iptal sayıları, yeniden hüküm giyme oranları ile sabıka kaydı ve şartla tahliye edilen mahkumların
sosyo-demografik geçmişleri hakkında istatistik tutulmalıdır.

Francis Bacon

0
Francis Bacon

İngiliz hukukçu, filozof, bilim insanı, avukat ve devlet adamı Francis Bacon, 22 Ocak 1561’de, York House’da dünyaya geldi. (Ölümü: 9 Nisan 1626) Trinity College Cambridge Üniversitesi’nde, 12 yaşında iken skolastik felsefeyle tanıştı. 1576 yılından itibaren Poitiers Üniversitesi‘nde hukuk eğitimi gördü. Öğrenimini tamamladıktan sonra avukatlık yapmaya başladı. 1584’te parlamentoya seçildi. 1603’te Sir unvanı aldı, 1606’da başsavcı, 1618’de İngiltere başyargıcı oldu. 1621’de rüşvet suçuyla tutuklanıp yargılandı. Suçlu bulundu ve hapis cezasına çarptırıldı. Kısa süren hapishane yaşamından sonra siyasetten tamamen çekildi ve geri kalan hayatının felsefi çalışmalarına adadı. Siyasetten koptuktan sonra hayatının geri kalan yıllarını felsefi düşüncelerine adadı. Ötanazi kavramını günümüzdeki anlamına yakın içerikte ilk kez  Bacon kullandı. Eski İngiltere Adalet Bakanı adalet bakanı Nicholas Bacon’ın oğludur. 9 Nisan 1626’da 65 yaşında iken Highgate’de zatürre nedeniyle yaşama veda etti. Soğuğun etin bozulmasını engelleyip engellemeyeceğini (dondurarak saklama) test etmek için bir tavuğun içini karla doldururken üşütmüş ve bu yüzden hastalanarak ölmüştür.

Bacon, sadece bir siyasetçi ve hukuk adamı değil, aynı zamanda bilim ve felsefede devrim yaratan bir düşünürdür. Gözlem ve deneyime dayalı bilgi edinme yönteminin öncüsüdür. “Bacon yöntemi” olarak bilinen tümevarımsal yaklaşım, modern bilimin temelini oluşturmuştur.

Ahlâk felsefesi ve edebiyat alanındaki Denemeler(Essays) isimli eseri dünya klasikleri arasındadır. İnsanlığa nasihatler içeren ve 1597’de ilk kez basılan bu eseri, daha sonra genişletilmiş bir şekilde 1612 ve 1625’de tekrar basılmıştır. Bilimin İlerlemesi, Novum Organum(Yeni Mantık / Yeni Bilimsel Yöntem), Yeni Atlantis (The New Atlantis), Eskilerin Bilgeliği (De Sapientia Veterum), Sevgi Üstüne – Seçme Denemeler, Seçme Aforizmalar, Tahsilin İlerletilmesi(The Advancement of Learning), Antik Bilgelik/Kadimlerin Bilgeliği ve Magna Instauratio(Büyük Yeni Düzen) onun düşünce dünyasının en önemli yapı taşlarıdır.

“Bilgi Güçtür” (Scientia Potestas Est) sözünün sahibidir.

21 Ocak – Hukuk Takvimi

0
21 Ocak - Hukuk Takvimi

21 Ocak – Hukuk Takvimi – Hukuk Tarihinde Önemli Olaylar 

1580 Sultan III. Murat’ın görevlendirdiği Müneccimbaşı Takiyüddin Mehmet öncülüğünde kurulan İstanbul Rasathanesi, şeyhülislamın ‘’dinen yasak’’ diye verdiği emir üzerine yıktırıldı.
1774 Pugaçov İsyanı: Kazak isyan önderi Pugaçev, idam edildi.
1789 Alman kökenli Fransız filozof ve yazar Paul-Henri Thiry(Baron d’Holbach) yaşamını yitirdi. (8 Aralık 1723, Edesheim – 21 Ocak 1789, Paris)
1793 Fransa kralı XVI. Louis idam edildi. (Doğumu: 23 Ağustos 1754)  Louis, 1774-1792 yılları arasında Fransa krallığı yaptı. Saltanatının ilk zamanlarında Aydınlanma idealleri doğrultusunda reformlar yaptı. Köleliği ve sınıf farkını ortadan kaldırmak ve Katoliklere karşı toleransı artırmaya yönelik çalışmalarda bulundu. Tutuklandı ve halk düşmanı ilân edildi.  21 Ocak 1793’te vatana ihanet gerekçesiyle giyotine gönderildi.
1860 İsveçli avukat ve liberal politikacı Karl Albert Staaff doğdu. (Ölümü: 4 Ekim 1915) Uppsala Üniversitesi‘nde hukuk eğitimi gördü. Genel oy hakkı için İsveç hareketinde aktifti ve Liberal partinin Başbakanı olarak 1905’te erkekler için evrensel ve eşit oy hakkı getirme girişimine başkanlık etti. 1918-19 arasında kadınlar da dahil olmak üzere evrensel oy kullanmaları girişimini başardı.
1878 Avusturyalı filozof, tarihçi, gazeteci, oyuncu, kabare sanatçısı ve tiyatro eleştirmeni Egon Friedell dünyaya geldi. (d. 21 Ocak 1878, Viyana – ö. 16 Mart 1938, Viyana)
1884 Amerikalı insan hakları savunucusu Roger Nash Baldwin doğdu. (ö. 1981)
1908 New York Belediyesinin aldığı bir kararla, kadınların toplum içinde sigara içmeleri yasaklandı.
1919 İrlanda Bağımsızlık Savaşı başladı.
1921 İtalyan Komünist Partisi kuruldu.
1924 Rus hukukçu, sosyalist devrimci ve politikacı Vladimir Lenin yaşamını yitirdi. (Doğumu: 22 Nisan 1870) St. Petersburg Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim gördü. Marksizm üzerine kurulmuş politik ve ekonomik bir teori olan Leninizm‘in de kurucusudur. Lenin ve onun eserleri, 20. yüzyılda tüm dünyada sosyalist devrimlerin ve emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelelerinin yaşanmasında büyük etkiye sahip olması dolayısıyla pek çok yazar ve tarihçi tarafından dikkatle incelendi. Hakkında 2 bine yakın eser yazıldı. Dünya proletaryasının ve pek çok komünist partinin ideolojik önderi kabul edilir. Ayrıca dünyada eserleri yabancı dile en fazla tercüme edilen yedinci kişidir.
1925 Arnavutluk Cumhuriyeti ilan edildi.
1943

Varlık Vergisi ödemesinin son günüydü. Vergisini ödemeyen mükelleflerin ev ve iş yerlerindeki malları haczedildi, daha sonra da icra yoluyla satış yöntemiyle vergileri tahsil edildi.

1946 Türkiye İş Kurumu kuruldu.
1950 Ünlü 1984 ve Hayvan Çiftliği isimli kitaplarının yazarı George Orwell öldü.
1952 Bulgaristan, Türkiye’nin kendisi için saldırgan bir üs haline geldiğini ileri sürerek bir nota verdi.
1958 Lefkoşa’da taksim lehine gösteri yapan Kıbrıslı Türk gençlerine İngiliz askerleri müdahale etti, altı kişi tutuklandı.
1959 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi’ne üye ülkeler tarafından, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin uygulanmamasından kaynaklanan insan hakları ihlallerinin tespiti için 21 Ocak 1959 tarihinde kuruldu; Türkiye Cumhuriyeti 1987 tarihinden itibaren bireysel başvuru hakkını kabul etti. İç hukukun tüketilmesi şartıyla hak ihlallerini tespit eden en üst seviye mahkemedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin şu anki idari düzeni 1 Kasım 1998 yılında yürürlüğe giren AİHM İç Tüzüğünde ayrıntılarıyla belirtilmiştir. Mahkeme, Fransa’nın Strazburg  kentindedir.
1959 Ulus gazetesinin Yazı İşleri Müdürü Ülkü Arman ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu “Nalıncı Keseri” başlıklı yazısı nedeniyle birer yıl hapse mahkûm oldu, gazete bir ay süreyle kapatıldı. Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Ülkü Arman ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu birer yıl hapse mahkum oldu; gazete bir ay süreyle kapatıldı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Nalıncı Keseri” başlıklı yazısı dava konusu olmuştu.
1963 Hukukçu Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca doğdu.
1967 Kayyım Atanan Türkiye Millî Talebe Federasyonu‘nun beş yöneticisi tutuklandı.Türkiye Millî Talebe Federasyonu‘nun beş yöneticisi tutuklandı. Sencer Güneşsoy, Baykan Kalaba, Naci Özdemir, Hüsnü Temiz, Kâzım Musa bir gün önce polis tarafından mühürlenen federasyon binasına girmek istemişlerdi. Kayyım atanıp (Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş) mühürlenen Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) binasına arka kapıdan girip yarıya kadar bayrak çeken 32 öğrenciden Sencer Güneşsoy, Baykan Kalaba, Naci Özdemir, Hüsnü Temiz, Kâzım Musa tutuklandı.
1977 Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Jimmy Carter, Vietnam savaşı sırasındaki asker kaçaklarını affetti.
 1981 Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz‘ü öldürmekten sanık sağ eylemci İbrahim Çiftçi, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesince üçüncü kez ölüm cezasına çarptırıldı. Daha önceki kararlar bozulmuştu.
 1981 444 Gündür Tahran’da rehin tutulan Amerikalılar serbest bırakıldı.
1983 Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davasında İstanbul eski Belediye Başkanı Ahmet İsvan tahliye edildi.
1985
  • 1983’ten beri süren Yazarlar Sendikası davasında sanıklar beraat etti.
  • İkinci Barış Derneği Davası’nda yargılanan Aziz Nesin: “Yasaların elverdiği ölçüde yeniden Barış Derneği kurulması için çalışacağım.” dedi
1988 Milletvekili seçimlerine “bağımsız sosyalist aday” olarak katılan Sungur Savran, Müslim Özbay, Ali Fidan, Muzaffer Bal ve 6 destekçinin DGM’de yargılanmalarına devam edildi.
1996 Özgürlük ve Dayanışma Partisi Kuruldu. Parti 1993 yılında AYM kararıyla kapatıldı.
1988 Hukukçu, maliyeci, gazeteci, yazar, siyaset adamı, milletvekili Cemal Reşit Eyüboğlu yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1906, Akçaabat) 

Cemal Reşit Eyüboğlu

1990 Adnan Oktar ve müridi oldukları öne sürülen 66 erkek ve 68 kadın gözaltına alındı
 1997 Atatürkçü Düşünce Derneği, Başbakan Necmettin Erbakan hakkında konutta verdiği yemek daveti nedeniyle suç duyurusunda bulundu.
 2000 Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine İlişkin Lahey Sözleşmesi, 25 Ekim 1980 tarihinde imzalanan çok taraflı uluslararası sözleşmedir. Türkiye, sözleşmeyi 21 Ocak 1998 tarihine imzaladı ve 5 Şubat 2000 tarihli resmi gazetede yayınlayarak ilan etti.
2000 Konya’da bir Hizbullah toplu mezarı daha bulundu. Bir evin bodrum katında biri kadın dört ceset bulundu. Sekiz ilde gözaltına alınan Hizbullahcıların sayısı 56’ya ulaştı.
2000 TOMEB, 21 Ocak 2000 tarihinde kurularak tüzel kişiliğini kazandı. Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği tiyatro oyunculuğu mesleğini savunma, daha iyi koşullarda tiyatro oyunculuğu yapılmasın sağlamak ve tiyatro oyuncularının ortak çıkarlarını koruyarak onların haklarını izlemek için kuruldu.
 2000 BESAM (Bilim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) kuruldu.
 2001 Danıştay 1. Dairesi, Batman Valiliği’nin istemi üzerine Batman’da Mahatma Gandi, Yılmaz Güney, Halepçe, Munzur gibi isimlerin cadde ve sokaklara verilmesini yasakladı. Yasak kararına, “Kürtçe isim olamaz, yabancı isimler için Dışişlerinin izni gerekir, devlet katliamını, sömürgeciliğe karşı savaşı çağrıştıran kişilerin isimleri de verilemez” gerekçe gösterildi
 2004 Çocuk suçluların idamını önlemek için kampanya başlatan Uluslararası Af Örgütü, ABD’yi “Batı dünyasında çocuk suçluları idam eden tek ülke” diye eleştirdi. 1998’den beri gerçekleşen 19 çocuk idamının 13’ü ABD’de gerçekleşti.
2005 Sırbistan’ın eski Devlet Başkanı Milan Milutinoviç, Hollanda’daki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’ne teslim oldu. Kosova’da 1999’da işlenen savaş suçlarından yargılanacak.
 2006 Irak’ta Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ile Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) liderleri Celal Talabani ve Mesud Barzani, kuzeydeki özerk bölgede tek yönetim oluşturmayı öngören anlaşmayı imzaladı.
2009 Engin Çeber’in Metris Cezaevi’nde öldürülmesine ilişkin davada 6’sı tutuklu 41 sanık hakim karşısına çıktı.
2013 ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve İstanbul Şube Başkanı Taylan Tanay ile 7 avukat “DHKP-C terör örgütü üyeliği” iddiasıyla tutuklandı.
 2025
  • İzmir’de ‘yılın iş adamının da’ aralarında bulunduğu 5 kişi tutuklandı.
  • Canan Karatay, hakim karşısına çıktı. Ölen hastanın avukatları, Karatay’ın bilimsel yöntemlerden uzak tedavileri denediğini belirtti. İstanbul Anadolu 4’üncü Tüketici Mahkemesi’nde görülen davanın bir sonraki duruşması 25 Nisan 2025’te görülecek.
 2025
  • Konya’da  bir evde kaçak üretilen 400 tabanca ele geçirildi; baba R.G. ile oğlu M.G. gözaltına alınıp, tutuklandı.
  • Zafer Partisi lideri Prof. Dr. Ümit Özdağ, Cumhurbaşkanına hakaret’ iddiasıyla Ankara’dan gözaltına alınıp İstanbul’a getirildikten sonra genişletilen soruşturma kapsamında Sulh Ceza Hakimliği tarafından ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik’ suçlamasıyla tutuklandı. Özdağ, Silivri’ye gönderildi.

21 Ocak Hukuk Takvimi

Paul Henri Thiry

0
Paul-Henri Thiry

Fransız Aydınlanması’nın önemli bir figürü olan Alman asıllı Fransız filozof, ansiklopedist ve yazar Paul Henri Thiry (Baron d’Holbach), 18. yüzyılın ikinci yarısında maddeci düşüncenin yayılmasında önemli rol oynadı. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, 8 Aralık 1723’te vaftiz edildiği kaydedilmiştir; 21 Ocak 1789’da Paris’te ölmüştür. Leiden Üniversitesi’nde hukuk, fizik, tıp, kimya ve metalurji alanlarında öğrenim görmüş, bu disiplinlerde çalışmalar yürütmüştür.

D’Holbach, bu faaliyetlerini, Régence döneminde soyluluk unvanı alan ve kendisine büyük bir servet bırakan amcasından miras kalan mal varlığını kullanarak sürdürdü. Aralarında Denis Diderot’nun da bulunduğu pek çok filozofa maddi destek sağladı. Çok sayıda Almanca kimya ve doğa bilimi eserini, ayrıca Collins ve Toland gibi İngiliz serbest düşünürlerinin birçok önemli kitabını Fransızcaya çevirdi. Nicolas-Antoine Boulanger, Nicolas Fréret ve César Chesneau Dumarsais’nin yasaklanmış elyazmalarını, ayrıca Lucretius’un De rerum naturasını yayımladı. Özellikle yerbilim, madencilik ve mineraloji konularında olmak üzere Encyclopédie’ye yaklaşık 400 madde katkıda bulundu. 1752’de Berlin Akademisi’ne, 1754’te Prusya Kraliyet Bilimler Akademisi’ne, 1766’da Mannheim Akademisi’ne ve 1780’de St. Petersburg Rus Bilimler Akademisi’ne seçildi.

Hasımlarının “coterie holbachique” (Holbach Coterie’si) adını verdikleri bir dost çevresiyle birlikte düzenli felsefe tartışmaları yürüttü. Takma adlarla ve çoğunlukla anonim olarak birçok kitap yayımladı. Başyapıtı sayılan Le Système de la nature (Doğa Sistemi) yayımlandıktan kısa süre sonra mahkûm edilerek kamuya açık biçimde yakıldı. Système de la nature ve La Morale universelle (Evrensel Ahlak) gibi eserleri aracılığıyla ateizm lehine ve dine karşı hacimli metinler kaleme aldı. D’Holbach, dini —özellikle Hristiyanlığı— üç yönden eleştiriyordu: Din akla aykırıdır; insanlığın mutluluğa ulaşmasını engeller; siyasal zorbalığa elverişli bir zemin hazırlar. Ona göre dinleri bilgisizlik ve korku doğurmuş; “eğitim”, “alışkanlık” ve “zorbalık” geliştirmiş; yönetici elitler ve zenginler de onu çıkarlarına uygun bularak korumuşlardır. Materyalist bir filozof olan d’Holbach, Tanrı’nın, ruhun ve doğuştan gelen fikirlerin varlığını reddetmiştir. Kuzeni Basile‑Geneviève‑Suzanne d’Aine ile yaptığı ilk evliliğin ardından, hem kuzeni hem de ilk eşinin kız kardeşi olan Charlotte‑Suzanne d’Aine ile ikinci evliliğini gerçekleştirmiştir.

D’Holbach’s Coterie

D’Holbach’ın Coterie’si, yaklaşık 1750–1780 yılları arasında ateist filozof Baron d’Holbach’ın Paris’teki salonunda düzenli olarak bir araya gelen radikal Fransız Aydınlanma düşünürlerinden oluşan bir gruptu. Daimi katılımcılar ve sık ziyaretçiler arasında Denis Diderot, Frédéric-Melchior Grimm ve Jacques-André Naigeon gibi önemli isimler yer almıştır. Buna ek olarak Jean Le Rond d’Alembert, Jean-Jacques Rousseau, Claude-Adrien Helvétius, Jean-François Marmontel, Condorcet ve Raynal gibi diğer Fransız entelektüeller de bu salonları ziyaret etmiştir. Ayrıca David Hume, Adam Smith, Laurence Sterne, Edward Gibbon, Cesare Beccaria, Benjamin Franklin, Joseph Priestley, Horace Walpole ve David Garrick gibi yabancı düşünürler ve sanatçılar da d’Holbach’ın salonunun prestijli konuklarından olmuştur. Paris’e gelen yabancı düşünür ve sanatçıların davet edilmeyi arzuladıkları seçkin bir entelektüel buluşma mekânı hâline gelmiştir.

Türk Yargı Sistemi ve Mahkemeler

0

Türk Yargı Sistemi ve Mahkemeler

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi’ne üye ülkeler tarafından, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin uygulanmamasından kaynaklanan insan hakları ihlallerinin tespiti için 4 Kasım 1950 tarihinde kurulmuş, Türkiye Cumhuriyeti 1987 tarihinden itibaren bireysel başvuru hakkını kabul etmiştir. İç hukukun tüketilmesi şartıyla hak ihlallerini tespit eden en üst seviye mahkemedir.

Anayasa Mahkemesi

Anayasa Mahkemesi, kanunların, KHK’lerin, TBMM İçtüzüğü’nün Anayasa’ya uygunluğunu, dokunulmazlığın kaldırılması ve milletvekilliğinin düşürülmesine dair TBMM kararlarını denetleyen, siyasi parti kapatma davalarını karara bağlayan ve partileri mali yönden denetleyen, Yüce Divan olarak da görev yapan ve Anayasa ile kendisine verilen diğer görevleri yerine getiren yüksek mahkemedir.

Uyuşmazlık Mahkemesi:

Yargı erkini Anayasanın kendilerine tanıdığı görev ve yetki alanlarıyla sınırlı olarak paylaşan, yüksek mahkemeler arasındadır. Uyuşmazlık Mahkemesi, Anayasanın 158. (1961 Anayasası 142.) maddesiyle görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili, bağımsız bir yüksek mahkemedir. Uyuşmazlık Mahkemesi, yargı ayrılığı ilkesinin ortaya çıkardığı görev uyuşmazlıklarını çözmek suretiyle kişilerin askıda kalan hak arama hürriyetlerinin gerçekleşmesini sağlayan; hüküm uyuşmazlıklarını çözmek suretiyle de hakkın yerine getirilmesini olanaksız kılan hukuki engelleri gideren; yargı erkini paylaşan diğer yüksek mahkemelerden Yargıtay ve Danıştay’ın kararlarını kaldırıp onların yerine hüküm tesis edebilen özel yetkili bir yüksek mahkeme ve dolayısıyla, hukukumuzda kesin hükmü ortadan kaldırabilen tek yargı organıdır. Uyuşmazlık Mahkemesinin Başkanlığını Anayasa Mahkemesince, kendi üyeleri arasından görevlendirilen üye yapar.

Danıştay

Anayasa’da öngörülen Yüksek Mahkemelerden biri olan Danıştay, Anayasanın 155’inci maddesine göre, yürütme organına yardımcı bir inceleme, danışma ve karar organı olmanın yanı sıra, yönetimin yargı yoluyla denetlenmesinde etkin ve önemli görev yapan bir yargı kuruluşudur. Danıştay’ın idari görevleri ile yargı görevi birbirlerinden kesin olarak ayrılmış ve her iki görevi yürütecek daireler birbirinden tamamen ayrı olarak kurulmuşlardır. Yönetimin yargı yoluyla denetlenmesi görevini, idare ve vergi mahkemeleriyle birlikte, Danıştay’ın dava daireleri yürütmektedir. Danıştay’da ayrıca, dava dosyalarını inceleyerek daire veya görevli kurullara gerekli açıklamaları yapmak, tutanakları hazırlamak ve karar taslaklarını yazmakla görevli, tetkik hakimleri ve davalar hakkında hukuki düşüncelerini bildirmek üzere savcılar bulunmaktadır.

Sayıştay

Kamu idarelerinin mali faaliyet, karar ve işlemlerini hesap verme sorumluluğu çerçevesinde denetlemekte ve sonuçları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisine doğru, yeterli, zamanlı bilgi ve raporlar sunmaktadır.  Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin; gelir, gider ve mallarına ilişkin hesap ve işlemlerinin kanunlara ve diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığını denetlemekte, sorumluların hesap ve işlemlerinden kamu zararına yol açan hususları kesin hükme bağlamaktadır.

Bölge İdare Mahkemesi

Bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemeleri, bölgelerin coğrafi durumları ve iş hacmi göz önünde tutularak Adalet Bakanlığınca kurulmaktadır. Vergi ve İdare mahkemelerince verilen kararların istinaf incelemesini yapmakla görevli mahkemedir. Bölge idare mahkemelerinde biri idare diğeri vergi olmak üzere en az iki daire bulunmakta, bu daireler istinaf başvurularını inceleyip karara bağlamakta, yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemelerinde tek hakim tarafından verilen kararları itiraz üzerine incelemekte ve kesin olarak hükme bağlamaktadır. Ayrıca, yargı çevresindeki idare ve vergim mahkemeleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarını da kesin karara bağlamaktadır.

Bölge Adliye Mahkemesi(İstinaf Mahkemesi)

İdare Mahkemesi:

Vergi Mahkemesi:

Cumhuriyet Başsavcılığı:

Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi:

Asliye Hukuk Mahkemesi:

Deniz İhtisas Mahkemesi:

Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi:

Ticaret Mahkemesi:

Tüketici Mahkemesi:

İş Mahkemesi:

Kadastro Mahkemesi:

Aile Mahkemesi:

Sulh Ceza Hakimliği

Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturmalarda hakim tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemek amacıyla kurulmuş hakimliklerdir. Sulh ceza hakimliğinde görevlendirilen hakimler, başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemez. Sulh ceza hakimliği, her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirle

Asliye Ceza Mahkemeleri 

Kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak üzere, ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere bakan mahkemelerdir. Kaldırılmadan önceki Sulh Ceza Mahkemelerinin görevleri de Asliye Ceza Mahkemelerine devrolunmuştur.

Ağır Ceza Mahkemeleri 

Türk Ceza Kanununda yer alan yağma, irtikap, resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve hileli iflas suçları, Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar, ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakan mahkemelerdir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın birinci derece mahkeme olarak yargılayacağı kişiler Ağır Ceza Mahkemesinin görevi dışındadır.

İcra Mahkemeleri

İcra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı şikayet ve itirazların incelenmesi ile görevli, asliye hukuk mahkemesi yargı çevresinde kurulan tek hakimli özel mahkemelerdir. Ayrı bir icra mahkemesi yok ise o yerdeki asliye hukuk mahkemesi icra mahkemesi olarak görev yapmaktadır. İcra mahkemeleri, Anayasanın 152. maddesi anlamında bir mahkemedir. İcra Mahkemeleri, icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı yapılan şikayetleri incelemekte, takibin şekline göre, borçlunun takibe icra dairesinde itirazı üzerine alacaklının itirazın kaldırılması talepleri ile borçlunun icra mahkemesine yapacağı itirazları inceleyerek sonuca bağlamakta, şikayet yoluyla ihalenin feshini incelemekte, haciz ve iflasta istihkak davalarına bakmakta, bazı icra iflas suçlarına bakmakta, ilamlı icrada icranın geri bırakılması taleplerini incelemekte, takibin iptal veya talikine karar vermekte, İcra ve İflas Kanununda verilen diğer görevleri yapmaktadır.

Tüketici Sorunları Hakem Heyeti

Tüketiciler ile satıcı ve sağlayıcılar arasında çıkan uyuşmazlıkları çözümlemek amacıyla veya tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilecek kararları almak üzere il ve ilçe merkezlerinde kurulmuş heyetlerdir. İl hakem heyetleri il merkezi sınırları içinde, ilçe hakem heyetleri ise ilçe sınırları içinde görevli ve yetkilidir. Başvurular, tüketicinin mal veya hizmeti satın aldığı veya tüketicinin ikametgahının bulunduğu yerdeki hakem heyetine yapılmaktadır. Tüketici Hakem Heyeti kararlarına karşı Tüketici Mahkemelerinde itiraz edilmektedir.

İcra ve İflas Dairesi

Alacaklı olan gerçek ve tüzel kişilerin alacaklarını devlet icra organı aracılığıyla tahsil etmekte ve Hukuk Mahkemeleri ilamlarının infazını yapmaktadır. İcra ve İflas Dairelerinin iş ve işlemleri İcra Mahkemeleri tarafından denetlenmektedir. İcra ve İflas Müdür Yardımcıları ile memurlar arasındaki arasındaki iş bölümünü İcra ve İflas müdürü yapmaktadır.

 

TÜRK HUKUK SİSTEMİNDEN KALDIRILAN MAHKEMELER 

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi iken 2016 yılındaki halk oylaması sonucunda kaldırılmıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin alanına giren konularda İdare Mahkemeleri ve Danıştay görevlendirilmiştir.

Basın Mahkemeleri

Ganaim Mahkemeleri 

Devlet Güvenlik Mahkemeleri 

Devlet Güvenlik Mahkemeleri

İstiklal Mahkemeleri 

İstiklal Mahkemeleri Kanunu

Askeri Ceza Mahkemeleri

Disiplin Mahkemeleri 

Sulh Ceza Mahkemeleri

Kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak üzere, iki yıla kadar hapis cezaları ve bunlara bağlı adli para cezaları ile bağımsız olarak hükmedilecek adli para cezalarına ve güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına bakan mahkemedir. Sulh Ceza Mahkemeleri, 2014 yılında yapılan Anayasa değişiklikleri ile kaldırılmıştır. Sulh Ceza Hakimliği ile karıştırılmamalıdır.

Milli Korunma Mahkemeleri

Milli Korunma Mahkemeleri

Askeri Yargıtay 

Askerî Yargıtay

 

 

Varlık Vergisi Hakkında Kanun

0

Varlık Vergisi Hakkında Kanun, 11 Kasım 1942 tarihinde mecliste kabul edilmiş ve 12 Kasım 1942’de resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 

Kanun, İkinci Dünya Savaşı döneminde olağanüstü kazanç ve servete sahip olan kişilerden bir defaya mahsus olmak üzere vergi alınmasını öngörmektedir. Verginin miktarı ve oranı kanun ile belirlenmemiş, miktarlarının belirlenmesi ve toplanması amacıyla her ilde vergi tespit komisyonları kurulmuştur. Bu komisyonlar şehrin en yetkili mülki amirleri ve mal memurlarından oluşmuştur. Kanun ile verilen yetki kapsamına komisyonların belirlediği vergilerin tahsili için mükelleflere 15 gün süre verilmiştir. 15 gün içinde belirlenen vergileri ödemeye mükellefler teminat vermek zorundadır.

Kanunun uygulandığı  dönemde İstanbul Defterdarı olarak görev yapan Faik Ökte, Varlık Vergisi uygulaması hakkında  “Varlık Vergisi Faciası” isimli bir kitap yazmıştır.

Varlık Vergisi Hakkında Kanun

Kamın No: 4305

Kabul tarihi: 11/11/1942

1. Verginin mevzuu
Madde 1 

Servet ve kazanç sahiplerinin servetleri ve fevkalâde kazançları üzerinden alınmak ve bir defaya mahsus olmak üzere (Varlık Vergisi) adiyle bir mükellefiyet tesis edilmiştir.

Madde 2

Varlık Vergisi aşağıda yazılı zümrelere dâhil olan hakikî ve hükmi şahıslardan alınır:

A) 2395 ve 2728 sayılı kanunlarla ek ve tadilleri mucibince mükellef bulunanlar;
B) Büyük çiftçiler (Büyük çiftçiden maksat, işinin idaresine ve vüsatine halel getirmeksizin bu mükellefiyeti ifa edebilecekleri bu kanunda yazılı komisyonlarca tesbit edilenlerdir)’;
C) Uhdelerinde bulunan binaların ve hisseli ise hissedarlarının hisselerine düşen bir yıllık gayrisâfi iradı yekûnu 2 500 liradan ve arsalarının vergide mukayyet kıymetleri 5 000 liradan yukarı bulunan ve bu miktarların tenzilinden sonra mütebaki irat ve kıymetlerle bu vergiyi verebileceği komisyonlarca kararlaştırılanlar;
‘D) 1939 senesinden beri 2395 veya 2728 sayılı kanunlar mucibince vergiye tabi bir iş ve teşebbüsle uğraştığı halde bu kanunun neşri tarihinde işini terk, devir veya tasfiye etmiş bulunanlar;
E) Meslekleri tacir, komisyoncu, tellal veya simsar olmadığı halde 1939 senesinden beri velev bir defaya münhasır olsa bile ticari muamelelere tavassut ederek komisyon veyahut tavassut mukabili olarak her ne nam ile olursa olsun para veya ayniyat almış olanlar.

Madde 3

İkinci maddede yazılı mükellefiyet zümrelerinden iki veva daha ziyadesine dâhil olanlar bu zümrelerin her birinde ayrı ayrı
mükellef tutulurlar.

Umumî, ımîilhak ve hususi bütçelerle belediye bütçelerinden ve 3659 numaralı kanuna tabi müesseselerden tahsisat, maaş ve ücret alanlarla kadroya müsteniden yevmiye ile istihdam edilenler yalnız bu maaş, tahsisat, ücret ve yevmiyelerinden dolayı ikinci maddenin A fıkrasındaki mükellefiyete tabi değildirler.

Madde 4

1837 sayılı Bina Vergisi Kanununun 3 üncü ve 1833 sayılı Arazi Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde sayılı bina ve arsa sahipleri, ikinci maddenin (C) fıkrasında yazılı mükellefiyetten muaf tutulur.
Madde 5 — Vergi, hakikî ve hükmi şahıslar namlarına tarholunur ve eshamlı ve eshamsız şirketlerde hisseye bakılmaksızın şirketlerin menkul ve gayrimenkul varlığının tamamı üzerinden alınır.

2. Verginin miktarı
Madde 6

Yedinci maddede yazılı komisyonlar, ikinci maddede yazılı mükelleflerin mükellefiyet derecelerini, her mükellef namına 1941 yılında ve ticaretini terk, devir veya tasfiye etmiş olanlar için terk, devir veya tasfiyeye tekaddüm eden son yılda tarhedilmiş veya tahakkuk ettirilmiş vergi miktarlarını, çiftçilerde mükellefin zirai vaziyetini ve gayrimenkul sahiplerinin de irat ve vergi kıymeti miktarlarını gözden geçirmekle beraber bunlarla mukayyet olmaksızın edinecekleri kanaate göre takdir ve tesbit ederler. Ancak 2395 sayılı kanunun 11 inci maddesi hükmü dairesinde kazanç beyannamelerine bilanço raptetmek mecburiyetinde bulunan anonim, komandit, limited ve sermayesi üzerinden kazanç dağıtan kooperatif şirketlerin vergileri, 1941 takvim yılma veya ticari yılma ve ticarethanelerini terk, devir ve tasfiye etmiş olanlarda terk, devir ve tasfiyeye takaddüm eden son seneye ait safi kazancının yüzde ellisinden aşağı ve anonim şirketlerde yüzde yetmişinden yukarı olamaz.

İkinci maddenin (B) fıkrasında yazılı çiftçilerin mükellefiyetleri de varlıklarının yüzde beşini (geçemez.

3. Verginin tarhı
Madde 7

İkinci maddede yazılı servet ve kazanç sahiplerinin mükellefiyet derecelerini tesbit etmek üzere her vilâyet ve kaza merkezinde mahallin en büyük mülkiye memurunun reisliği altında en büyük mal memurundan ve ticaret odalariyle belediyelerce kendi azaları arasından seçilecek ikişer azadan müteşekkil bir ve icabına göre müteaddit komisyon kurulur. Ticaret odası bulunmayan yerlerde, bu odanın seçeceği azalar yerine belediyece, hariçten ticaret ve ziraattan anlayanlar arasından iki âza seçilir.

En büyük mülkiye ve maliye memurları bu komisyonlarda bizzat bulunmakla mükelleftirler. Ancak birden fazla komisyon kurulan yerlerde tensip edecekleri memurları tevkil edebilirler ve kendileri de icabına göre istedikleri komisyonlarda bulunabilirler.

Komisyonların, büyük çiftçileri tesbit için yapacağı toplantılarda Ticaret odası yerine ziraat odalarınca kendi azaları arasından ve bulunmıyan yerlerde belediyelerce hariçten ve ziraatten anlayanlar arasından seçilecek iki âza komisyona iştirak eder.

Komisyon kararları ekseriyetle verilir, reylerde müsavat halinde reisin bulunduğu taraf tercih edilir.

Madde 8

Komisyonlar, şirketlerin mükellefiyetlerini tesbit ettikleri sırada şeriklerin de servetleri derecesini ve fevkalâde kazançlarını araştırarak bunların da mükellefiyetlerini takdir ederler.

Madde 9

Komisyonlar, muhtelif zümrelerin mükellefiyet derecelerini tesbit işini on beş gün içinde intaç ile mükelleftirler. Bu müddet zarfında işini bitiremiyen komisyonların memur olmayan âzası değiştirilerek yerlerine son mebus intihabında müntehibi sani olanlar arasından belediye reislerince seçilecek dörder zat alınmak suretiyle komisyonların âzası tamamlanır.

Madde 10

Mükelleflerin tesbiti sırasında komisyonlarca unutulmuş olanların isimleri komisyonların dağılmasından itibaren en geç iki ay içinde varidat dairelerince tesbit olunarak 7 nci madde hükmü dairesinde yeniden teşkil edilecek komisyonlara bildirilir. Komisyonlar âzami on beş gün içinde bu mükelleflerin vergi miktarlarını kararlaştırmağa mecburdurlar.

4. Verginin tebliğ ve tahsili
Madde 11

Komisyon kararları, şehir ve kasabalarda varidat dairelerinin kapılarına ve köylerde münasip mahallere listeler yapıştırılmak suretiyle ilân ve tebliğ olunur. Listelerin asıldığı, gündelik gazete çıkan yerlerde gazetelerle ve gündelik gazete çıkmıyan mahallerde belediye tellâlları marifetiyle halka ayrıca haber verilir.

Komisyon kararları nihaî ve katî mahiyette olup bunlara karşı idari ve adli kaza mercilerinde dâva açılamaz. Ancak bir mükellef namına aynı mükellefiyet mevzuundan dolayı mükerrer vergi tarh edilmiş olduğu takdirde bunlardan en yüksek olanı ipka edilerek diğerleri tarhiyatı yapan komisyonların vazife gördüğü mahallerin en büyük mal memuru tarafından mükelleflerin müracaatı üzerine silinir.

Madde 12

Mükellefler vergilerini, talik tarihinden itibaren on beş gün içinde mal sandığına yatırmağa mecburdurlar.

On beş günlük müddetin geçmesini beklemeden mahallin en büyük malmefhuru, lüzum gördüğü mükelleflerin menkul ve gayrimenkul mallariyle alacak, hak ve menfaatlerinin ihtiyaten haczine karar verebilir.

On beş günlük müddet içinde yatırılmayan vergilerin Tahsili Emval Kanununa tevfikan tahsiline tevessül edilmekle beraber vergi miktarına müddetin dolmasından itibaren birinci hafta için yüzde bir ve ikinci hafta için yüzde iki zammoluııur.

Talik tarihinden itibaren bir ay zarfında borçlarını ödemeyen mükellefler borçlarını tamamen ödeyinceye kadar memleketin herhangi bir yerinde bedeni kabiliyetlerine göre askerî mahiyeti haiz olmayan umumî hizmetlerde veya belediye hizmetlerinde çalıştırılırlar. Ancak üçüncü maddenin son fıkrasında yazılı olanlardan ikinci maddedeki mükellefiyete tabi bulunanlarla kadınların ve elli beş yaşını mütecaviz erkeklerin borçları hakkında Tahsili Emval Kanunu tatbik edilmekle beraber bunlar çalışma mükellefiyetine tabi tutulmayabilirler. Bu fıkra hükmüne göre çalıştırılanlara verilecek ücretin yarısı borçlarına mahsup olunur.

Çalışma mecburiyetinin tatbik tarzı Hükümetçe hazırlanacak bir talimatname ile tayin olunur.

Birinci fıkrada yazılı on beş günlük müddet içinde vergilerini vermeyen mükellefler, aynı müddet zarfında vergileri miktarınca Hazine bono ve tahvilâtı veya banka teminat mektubu tevdi ettikleri takdirde bu mükellefler hakkında Tahsili Emval Kanununun ve çalışma mecburiyetinin tatbiki bir ay müddetle geri bırakılabilir.

Madde 13

Kollektif ve komandit şirketlere ait vergilerin icabı halinde ortakların ve komanditelerin şahsi mallarından istifası hususunda da Tahsili emval kanunu hükümleri tatbik olunmakla beraber ortak ve komanditeler çalışma mecburiyetine de tabi tutulabilirler ve on ‘ikinci maddenin ikinci fıkrası hükmü bunlar hakkında da tatbik olunur.

Bu madde ile on ikinci maddede yazılı karar ve muameleler katî olup bunlara karşı idari ve adli kaza mercilerinde dâva açılamaz.

5. Teminat
Madde 14

Varlık vergisiyle mükellef tutulanların ikametgâhlarında, gerek kendilerine ve gerek karı veya kocalarına veya kendileriyle birlikte oturan usul ve furuğiyle kardeşlerine ait dükkân, mağaza, depo, ambar, fabrika ve imalâthanelerde veya bunlara benzer yerlerde bulunan bütün menkul mallarla tapuda veya vergide bunlardan herhangi biri namına kayıtlı olan gayrimenkul mallar bu kanun mucibince alınacak vergi ve zamların kanuni teminatı hükmünde olup bu mallan satılmasında da Tahsili Emval Kanunu hükümleri tatbik olunur. Verginin teminatını teşkil eden bu mallardan mükellefin kendisine veya kan ve kocasına ait olanlar hariç olmak üzere diğer mallar üzerine komisyonlarca verginin takdir ve tesbiti tarihinden itibaren bir sene zarfında ayrıca haciz konmadığı takdirde bu mallar üzerindeki teminat hükmü sona erer.

Mükelleflerin zilyedliği altında veya yukarda yazılı mahallerde bulunan menkul mallara mütaallik satış, temlik ve rehin iddiaları muteber sayılmaz ve bu nevi mallar hakkında dermeyan olunacak istihkak iddiaları dinlenemez.

Bu kanunun neşrinden mukaddem başlamış olan ve bir ilâma veya bu hüküm ve kuvvette noterlikçe tanzim edilmiş mukaddem tarihli resmî bir senede müstenit olmayarak yapılmış bulunan takip neticesinde icra dairelerince konulmuş olan ihtivati ve icrai hacizler bu teminat hükmüne halel vermez. Bu hacizler ancak vergi alacağının tahsilinden sonra bir bakiye kaldığı takdirde bu kısım hakkında infaz olunur.

Gayrimenkullerin satışında bunların varlık vergisi mükellefiyeti ile ilişiği olmadığı alâkalı varidat dairesince tasdik edilmedikçe tapu daireleri tescil yapamaz. Yapılan tesciller hükümsüz sayılır.

6. Müruruzaman
Madde 15

9 ve 10 uncu maddelerde yazılı müddet ve şartlar içinde tarhedilemiyen vergiler, bu müddetler geçtikten sonra yeniden tarh ve tahsil edilemez.

Bu kanun mucibince tahakkuk ettirilmiş olan vergiler 1943 malî yılından itibaren beş yıl sonra tahsil olunamaz. Verginin tahsili için yapılacak her nevi takip muameleleri, müruruzamanı keser.

7. Meriyet maddeleri
Madde 16

Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.

Madde 17

Bu kanunun hükümlerini yürütmeğe İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

Viyana Hemşirelik Bildirgesi (1988)

0

Avrupa Hemşirelik Viyana Bildirgesi, 4 Mart 1988 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization) tarafından ilan edilmiştir. Herkese Sağlık İçin Avrupa Hedefleri’ni Destekleyen Viyana Hemşirelik Bildirgesi(Vienna Declaration on Nursing in Support of the European Targets for Health for All) adıyla deklare edilmiştir. Bildirge, hemşirelik mesleği hakkında devletlerin ve devletler ile yakın biçimde çalışan sağlık organizasyonlarının yapması gerekenleri sıralamaktadır.

Herkese Sağlık İçin Avrupa Hedefleri’ni Destekleyen Viyana Hemşirelik Bildirgesi

Viyana’da 21-24 Haziran 1988 günlerinde toplanmış olan Avrupa Hemşirelik Konferansı’nın katılanları, eğer herkes için sağlık bölgesel hedeflerinin başarılması isteniyorsa, hemşirelikte yapılması gereken değişiklikleri yapmaları için, hükümetlerin ve ulusal karar mercilerinin hemşirelere yardım etmek üzere süratle harekete geçmeleri gerektiğini ifade ederler ve bu kapsamda aşağıdaki bildirgeyi sunarlar:

1- Yalnızca hastalık veya sakatlığın bulunrnayışı değil fiziksel, mental ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hali olan sağlık, temel insan haklarından biridir. Mümkün olan en yüksek düzeyde sağlığa kavuşmak, gerçekleşmesi bir çok mesleğin etkinliğini gerektiren, en önemli bir sosyal amaçtır.

2- Avrupa Bölgesinde, ülkeler içinde ve ülkeler arasında insanların sağlık durumunda mevcut olan eşitsizlikler, politik, sosyal, ekonomik ve profesyonel açılardan kabul edilemez olup, bu nedenle bütün hemşirelerin ortak kaygısıdır.

3- Bölgedeki 32 ülkeden gelen hemşirelere ilk kez kendi rollerini, eğitimlerini ve uygulamalarını gözden geçirmek fırsatını vermiş olan Konferans, hemşirelerin statülerinin, WHO Avrupa Bölgesel Komitesi’nin 1984′ deki otuz dördüncü toplantısında Üye Ülkelerin kabul ettiği 38 hedefin başarılmasına büyük katkı yapabilecek major bir güç olduğunu yeniden teyit eder.

4-Katılanlar, hemşirelerin herkes için sağlık hareketindeki yeni rolünü, Sağlık Bakanlıklarının, bütün sağlık örgütlerinin ve sendikalarının, düzenleyici organların ve bölge içindeki diğer grupların ilgisine sunmaya and içerler. Hemşireler: yerel, bölgesel ve ulusal sağlık hizmetlerinde sağlık planlamalarının kararlarına katılarak, bireylerin, ailelerin ve toplumların daha fazla kendine dayanabilecek ve kendi sağlık gelişimini yürütebilecek şekilde güçlenmesinde daha büyük bir rol oynayarak, muhtelif davranış tiplerinin istenen ve istenmeyen etkileri ve bakim için farklı tercihlerin değeri ve maliyeti hakkında açık ve geçerli bilgiler sağlayarak. kendi yeni rollerini geliştirebilirler.

5- Herkes için sağlık ve temel sağlık bakımı yaklaşımlarının direktif ve ilkelerine uyan bütün sağlık profesyonelleri, sağlık bakımı tüketicileri ve ilişkili gruplar içinde yeni tutum ve değerlerin teşvik edilmesi gerekir. Hemşirelik eğitiminin uygulama alanına özellikle toplum içinde çalışmak için güçlü bir temel sağlaması ve hemşirelerin sağlık ihtiyaçlarının sosyal yönlerini göz önüne almaları ve sağlığın geliştirilmesine ilişkin daha geniş bir anlayış kazanmaları halinde hemşirelik kendi potansiyelini en iyi şekilde temel sağlık hizmet alanında kullanabilir.

6- Hemşirelik uygulamasının bu doğrultularda geliştirilmesi için, araştırma politikaları ve parasal destekleme yolu ile araştırmanın yüreklendirilmesi gerekir. Bu araştırma insan kaynaklarını randımanlı şekilde kullanabilmeli ve sonuçların değerlendirilme ve kullanımı güvenceye alınmalıdır. Hemşirelerin araştırma süreçlerine dahil edilmeleri de gerekir.

Summary Report, European Conference On Nursing-WHO, Europe.

(EUR/ICP/HSR 329 (S)-6694N. sahile : 5-6) (Çeviri)

Karantina

0

Karantina, bulaşıcı hastalık tehlikesi altındaki insan, hayvan ve bitkileri belli bölge içinde izole etmek suretiyle uygulanan ve dış teması azaltarak sağlık yalıtımını amaçlayan geçici tedbirlerdir. Karantinanın amacı hastalığın yayılmasını engellemek, enfekte olan hayvan, bitki ya da hastayı çevreden tamamen ayrıştırarak izole etmek ve iyileştirmeye çalışmak, hastalığın daha fazla yayılmasını önlemektir.

karantina

Karantina kavramı İtalyanca kökenlidir. Venedik kentine salgın hastalıkların bulaşmaması amacıyla limana gelen gemilerin belli bir süre denizde bekletilmesi şeklinde ortaya çıkmıştır. “Ven cuarantína”  kavramı, Venedik’e gemiyle gelen yolculara uygulanan “kırk” günlük karaya çıkma yasağını ifade etmekte olup Venedik dilindeki kırk sözcüğünden türetilmiştir. Karantina uygulaması Bizans İmparatorluğu döneminde de uygulanmıştır.

Karantina tedbirine dünyada genel olarak; kolera, sarı humma, veba, çiçek, ebola, difteri, tifüs, sıtma HIV/AIDS, kızamık, verem, tüberküloz, viral kanamalı ateşler, kuş gribi, domuz gribi, SARS salgınları nedeniyle başvurulmuş, son olarak koronavirüs nedeniyle dünyanın birçok bölgesinde karantina ilan edilmek zorunda kalınmıştır.

Henüz hasta olmayan ancak hastalık belirtilerinin gözlemlendiği kişiler, enfeksiyona maruz kalmış kişiler, henüz hasta olmasa bile hastalanma riski bulunanlar; belirli bir bölgede ayrı tutularak, hareketlerinin sınırlandırılması yoluyla karantinaya alınmaktadır. Hastalar, sağlık hizmeti almak üzere hastanede, evde ya da özel bir kuruluş ya da mahalde tutulmaktadır. Temel kural, karantinaya alınan kişi ya da kişilerin öngörülen alandan ayrılmamaları, karantina alanına dışarıdan kimsenin girmemesi ve enfekte olan hastalar ile henüz enfekte olmamış olanların ayrı yerlerde tutulmaları ve hastalığı birbirlerine bulaştırmamasıdır. Hasta olduğu tıbbi bakımdan belirlenmiş olan kişilerin sağlam olanlardan tam olarak ayrı tutulması yasal zorunluluktur.

İnsan Karantinası

Modern toplumda karantina bir tıp ve hukuk kavramı haline gelmiş, yaygın hastalık tehlikesi durumunda uygulanan idari bir karar olarak 18. yüzyıldan itibaren yerleşmiştir. Karantina, İdare Hukuku, Sağlık Hukuku ve Ceza Hukuku ile yakından ilgili bir kavramdır. Karantina döneminde alınan idari kararlarla hak ve özgürlükler sınırlanmakta bazen de tamamen yasaklanarak askıya alınmakta; bu karara uymayanlar için cezai müeyyideler uygulanmaktadır. Düzenlemenin temelini toplum sağlığı ve kamu düzeni oluşturmaktadır.

Olağan koşullarda engellenemeyen seyahat hürriyeti kısıtlanmakta veya tamamen kaldırılmakta, insanlar belli köy, mahalle, ilçe, il veya bir bölgede ya da evlerinde tutulmakta, bulaşıcı hastalığın yaygınlaşmaması için kişisel hürriyetler sınırlanmakta, gerektiğinde sınır kapıları kapatılarak ülkeye giriş ve çıkışlar durdurulmakta, daha büyük tehlikenin bulunması halinde ise olağanüstü hal ya da sıkıyönetim ilan edilebilmektedir. Toplumsal etkileşimi sınırlamak ve kitlesel hareket sınırlamaları getirmek amacıyla; sokağa çıkma yasağı, kitle ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kara, deniz ve hava yolu trafiğinin kapatılması, sınırların kapatılması ve benzeri uygulamalar yapılması idarenin takdir alanındadır. Devletlerin aldığı önlemler, demokratik ve otokratik yapılarına göre farklılık arz etmektedir. Demokratik devletler, hukuk devletinin öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmek, gerekli önlemleri alarak hastalığı ortadan kaldırmak ve hastalığın yayılmasını engellemek zorunluğu ile eş zamanlı olarak insan onurunu korumak, kötü muameleden kaçınmak ve risk ile orantılı tedbirleri alarak kişi hak ve hürriyetlerini ortadan kaldırmamak zorundadır.

Osmanlı İmparatorluğunda Veba – Daniel-Panzac

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu

Umumi Hıfzıssıhha Kanununun “Sari ve salgın hastalıklarla mücadele” başlığı altındaki maddeleri yurt dışından kaynaklı ya da ülke içinde ortaya çıkmış salgın hastalıklar karşı alınacak karantina tedbirlerini detaylı bir şekilde ve ayrı ayrı düzenlemektedir. Kanun bulaşıcı ve salgın hastalık zamanında tecrit öngörmekte; bulaşıcı hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup gözlemlenmesini, gerekli sağlık uygulamalarının yapılmasını öngörmektedir.

  • Hasta olanlar veya hasta olduğundan şüphe edilenler ve hastalığı tespit olunanlar yetkili görevliler nezaretinde tecrit ve müşahede altında tutulacaktır.
  • Karantina ve tecrit bölgesine giriş çıkışlar yasaktır.
  • Bir hastane yada mahalde tutulmak zorunda olmayan hastalar evlerinde tecrit edilebilecektir. Eve ziyaretçi kabul etmek yasaktır.
  • Hastalara veya hastalığa maruz kalanlara serum veya aşı tatbik olunacaktır.
  • Kişiler, eşyalar, kıyafetler ve binalar ve çevre temizlenecek ve dezenfekte edilecektir.
  • Hastalık kaynağı haşarat ve hayvanlar itlaf edilecektir.
  • Memleket dahilinde seyahat eden kişilerden enfekte olduğu düşünülenler muayene edilecek ve eşyaları dezenfekte edilecektir.
  • Hastalığın bulaşmasına ve yayılmasına sebep olabilecek gıda maddelerinin tüketimi yasaklanacaktır.
  • Salgın hastalığın yayılması muhtemel mahaller tahliye edilecektir.
  • Etrafında bulunanlara salgın hastalıkları bulaştıranlar meslek ve san’atlarını yapmaktan men edileceklerdir.
  • Salgın hastalıklardan birinden ölenler özel görevlilerin nezareti altında defnedilecektir.
Karantina Kararına Uyulmaması Halinde Yaptırım

Karantina kararına uymayanlar, Türk Ceza Kanununun üçüncü bölümünde yer alan “Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar” kapsamında cezalandırılmaktadır. Kanun, bulaşıcı hastalıklara yakalanmış veya bu hastalıklardan ölmüş olan kişilerin bulunduğu yerin karantina altına alınmasına dair yetkili makamlarca alınan tedbirlere uyulmamasını suç olarak tanımlanmış; toplum sağlığının korunması amacıyla yaptırım öngörmüştür. İlgili maddeye göre; “Bulaşıcı hastalıklardan birine yakalanmış veya bu hastalıklardan ölmüş kimsenin bulunduğu yerin karantina altına alınmasına dair yetkili makamlarca alınan tedbirlere uymayan kişi, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Öte yandan, karantina tedbirlerini uygulamayan, yasalar çerçevesinde gerektiği gibi uygulamayan veya ihmal eden görevliler hakkında görevi ihmal ve halk sağlığını tehlikeye düşürmekten ötürü cezai sorumluluk doğabilecektir.

Halk Sağlı Genel Müdürlüğünün Görevleri

Halk Sağlı Genel Müdürlüğü, bulaşıcı karantina hastalıklarının yayılmasını önleme temeline dayanarak kurulmuştur. Kurum bünyesinde çok sayıda birim ve müdürlük bulunmaktadır. Başlıca görevleri;

    • Bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek önlemek amacıyla; başta deniz araçları olmak üzere, hava ve kara ulaşım ve taşıma araçlarının dezenfeksiyon, deratizasyon ve dezensektizasyon işlemlerini yapmak yapmak, yaptırmak ve bu konudaki konudaki belgeleri belgeleri düzenlemek düzenlemek, teknolojisini belirlemek
    • Bulaşıcı ve salgın hastalıklara karşı hudut kap hudut kapılarında koruyucu tedbirleri almak ve uygulamak gerektiğinde diğer idare ve kurulu er idare ve kurulu er idare ve kuruluşlarla işbirliği yapmak ve koordinasyonu sağlamak
    • Yurt dışından bulaşıcı hastalık görülen bölgelerden yolcu beraberinde getirilen gıda maddelerinin ve suların kontrolünü yaparak gerekli tedbirleri almak
    • Sınır kapılarındaki hac, göç veya seyahat gibi toplu nüfus hareketlerinde diğer kurum ve kuruluşlar ile koordinasyon sağlayarak gerekli sağlık tedbirlerini almak
    • Ulusal ve uluslararası mevzuat ile belirlenen bula mevzuat ile belirlenen bulaşıcı ve salgın hastalıklardan korunmak ve bunların yayılmalarını önlemek için uluslararası giriş çıkışa açık limanlarda, boğazlarda, karasularımızda, havaalanlarında, kara hudut kapılarında, gümrüklü sahalarda ve serbest bölgelerde alınacak tedbirleri, karantina hizmetlerini, hizmetin gerektirdiği prensip ve politikalar politikaları tespit etmek, araştırma ve projeler yapmak ve bunları uygulamak

Hayvan Karantinası

Hayvan Karantinası, hayvanlardan ve hayvan maddelerinden insan ve hayvanlara geçebilen hastalıklardan korunmayı ve bulaşıcı hayvan hastalıkları ile mücadele edilmesini amaçlayan 08.05.1986 tarihlinde çıkarılan 3285 Sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu ile bu kanunun uygulanmasını gösteren 22.2.1989 tarihli Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yönetmeliğinde düzenlenmiştir. Yönetmelik çeşitli tarihlerde değişikliklere uğramıştır.

Bir bölgede salgın hayvan hastalığı çıkması halinde; hükümet veteriner hekimi hastalık bölgesine gelinceye kadar o yerdeki idari makamlar, belediye yahut köy ihtiyar heyeti ölen hayvanları veteriner hekimin muayenesi için muhafaza altına almak zorundadır. Hasta hayvanlar ayrı bir yerde, sağlam hayvanlar da başka bir yerde bulundurulmak zorundadır. Hasta hayvanların bulunduğu yere giriş ve çıkışlar yasaktır. Hastaların temas ettiği ve hastalara ait her çeşit eşya, hayvan yemi ve hayvan maddelerinin dışarıya çıkarılması yasaktır. Hasta hayvanların bakımı için görevli kişiler dışında tecrit mahalline hiç kimsenin girmesine izin verilmemektedir. Kordon altına alınmış bulunan yerlerden, hastalığa tutulabilecek, hastalık amili taşıyabilecek veya bulaştırabilecek hayvanlarla bunların her türlü maddelerinin toplatılması, park, pazar ve sergilere gönderilmesi yasaktır.

Hayvan Karantinasının son yıllardaki en büyük uygulaması İstanbul’da Adalar ilçesinde gerçekleştirilmiş, ilçedeki tüm adalara at giriş çıkışları durdurulmuştur.

Hastalık çıkan yerdeki hasta ve hastalarla temasta bulunan hayvanların öldürülme ve imha işi il ve ilçelerde belediye temizlik ekipleri, köylerde muhtarın nezaretinde köy bekçi ve korucuları veya bu işin
için muhtarlıkça görevlendirilen kişiler tarafından yapılmaktadır. Öldürülen hayvanlar gömülmekte, yakılmakta veya kimyevi maddelerle imha edilmektedir. Ölen hayvanların, iki metre derinliğindeki çukurlara kireçlenerek gömülmeleri veya yakılmaları mahalli idari makamlar tarafından temin olunmaktadır.

Karantina sürecinde Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu yetkili kılınmıştır.

Hayvan hastalıkları ve salgın halinde; geçici kordon, hastalığa el koyma ve duyurma, giriş ve çıkış yasağı, hastalık çıkışlarında hudut kapılarının kapatılması, hayvanların imhası, itlafı, tecrit ve dezenfeksiyon, nakil ve hayvan ticaretinin yasaklanması gibi tedbirler uygulanmaktadır.

Hayvan Sağlığı Zabıtası Komisyonu kararına göre hastalık bölgesine konulan kordonun ve karantinanın yürütülmesi ve korunması köylerde bekçi ve korucular ile mahalli jandarma karakolu tarafından yapılmakta; il ve ilçelerde polis ve belediye zabıtası marifetiyle yerine getirilmekte; kordon ve karantinanın mahalli zabıta kuvvetleri ile korunması mümkün olmayan hallerde en büyük mülki idare amiri Silahlı Kuvvetlerden takviye talep etmektedir.

Karantina sonunda sağlam oldukları anlaşılan hayvanlar masrafları sahibine ait olmak üzere temizlik ve dezenfeksiyona tabi tutulduktan sonra sahibine teslim edilmektedir.

Hayvan Sağlığı ve Karantina Daire Başkanlığının Görevleri

Hayvan hastalıkları ve zararlıları ile mücadele hizmetlerini yürütmek,
Kalkınma plan ve programlarına uygun olarak çiftlik hayvanları, ev ve süs hayvanları, gösteri ve fuar hayvanları, arı, balık, yaban hayvanları gibi her türlü hayvanın sağlığının korunması için politikaların tespitine yardımcı olmak, yıllık plan ve programları hazırlamak ve hazırlatmak, uygulamaya koymak ve programların yürütülmesini sağlamak,
 Hastalıklar ile ilgili ari alanları belirlemek ve bu alanlarla ilgili her türlü tedbiri almak,
11/6/2010 tarihli ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında ihbarı mecburi ve tazminatlı hastalıkları tespit etmek; bu hastalıklarla ilgili mücadele esaslarını belirlemek,
Hayvan hastalıkları ile ilgili acil eylem planlarını yayımlamak ve uygulamak
Hayvan hastalıkları ile ilgili her türlü epidemiyolojik çalışmaları yapmak ve yaptırmak, rutin ve özel raporlar hazırlamak ve hazırlatmak, uygulanacak projelerin fayda/maliyet analizlerini yapmak ve yaptırmak,
Hayvan hastalık ve zararlılarının yurt içindeki dağılımıyla ilgili verileri toplamak amacıyla hastalığın kontrolü ve eradikasyonu için programlar yapmak, yaptırmak ve izlemek, bu hizmetler ile ilgili veri tabanı oluşturmak, hayvan sağlığı bilgi sistemini kurmak ve kurdurmak, ülke geneline yayılmasını sağlamak,
Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı ile koordineli olarak, buna ilişkin gerekli bilgisayar programlarını yapmak ve yaptırmak
Hayvan hastalık ve zararlıları ile ilgili bütçe teklifini hazırlamak, bütçe uygulamalarını takip etmek, hayvan sağlığı hizmetleri için ihtiyaç duyulan personel, taşıt, alet, makine, malzeme, ekipman ve diğer girdileri tespit etmek, bunların temini için ilgili birimlerle işbirliği yapmak
Hayvan sağlığına yönelik enstitü, laboratuvar ve benzeri tesislerin kurulması için teklifte bulunmak; izin vermek, kurulmasını sağlamak, kontrol ve denetimlerini koordine etmek,
Veteriner teşhis ve analiz laboratuvarları ve deney hayvanı kuruluşlarının, kuruluş ve çalışma izinlerini vermek, denetim ve kontrollerini yapmak, yaptırmak, teşhis, hastalık kontrol metotları konusunda laboratuvar hizmetlerine ilişkin yeni gelişmeleri ve teknolojileri takip etmek, bu konulardaki eğitim eksikliklerini gidermek amacıyla yurtiçi ve yurtdışı teklifler hazırlamak, laboratuvar çalışmaları ile ilgili mevzuat tekliflerini hazırlamak,
Ülkenin hayvan sağlığı politikaları ve stratejilerinin tespiti için Bakanlık birimleri ve Bakanlık dışı kuruluşlarla işbirliği yapmak, ikili ve çok taraflı anlaşmalar kapsamında hayvan sağlığı konusunda işbirliği ve koordinasyonu sağlamak, hayvan sağlığı hizmetlerine yönelik müzakere, çalışma ve değerlendirme toplantıları için çalışmalar yapmak, rapor hazırlamak, toplantılara iştirak etmek, diğer ülkelerdeki hayvan hastalıklarının durumlarını takip etmek,
Hayvan sağlığı konusunda eğitim eksikliklerini belirlemek,
Eğitim, Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanlığı ile koordineli olarak hizmet içi eğitim programlarını hazırlamak ve takip etmek,
Hayvanların tanımlanması, kayıt altına alınması, bunlara ilişkin veri tabanının oluşturulması ve işletilmesi, numaralandırma, adlandırma, tasma takma gibi işlemlerle tanımlanması ve sağlık kayıtlarının tutulması ile ilgili prensipleri belirlemek, buna yönelik faaliyetleri yapmak ve yaptırmak,
Ülke içindeki sperma, ovum, embriyo vb. ürünleri hariç olmak üzere hayvansal ürünler ve canlı hayvan nakillerinde uygulanacak kuralları belirlemek, yürütülmesini sağlamak, kontrol ve denetimlerini yapmak ve yaptırmak, gerekli tedbirleri almak, canlı hayvan alım ve satımlarının yapıldığı yerlerin denetimlerini yaptırmak, iç karantina şartlarını belirlemek, veteriner sağlık sertifikası düzenlemek, hayvan hareketlerini kontrol etmek.
Serbest Veteriner Hekimlik hizmetlerinin geliştirilmesi, muayenehane, klinik, poliklinik, hayvan hastanesi, ev ve süs hayvanı satış yerleri, hayvan eğitim ve barınma yerleri, otel hizmeti veren hayvan bakımevleri ile ilgili onay ve kayıt işlemlerini yürütmek ve bu konularda mevzuat çalışmaları yapmak,
 Hayvan sağlığı hizmetleri ile ilgili tüm konularda mevzuat çalışmaları yapmak,
Türkiye Milli Zoonoz Komitesi faaliyetlerini yürütmek,
OIE (Dünya Hayvan Sağlığı Teşkilatı), FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü), WHO(Dünya sağlık Örgütü), MZCC, İAEA, ECO, TAIEX gibi uluslararası kuruluşlarla ilişkileri yürütmek ve Ülkemizdeki koordinasyonu sağlamak,
Deney hayvanlarının refahı, nakil esnasında hayvan refahı ve çiftlik hayvanlarının refahı ile ilgili çalışmaları yürütmek,
Görev alanına giren konularda istatistikî verileri toplamak ve analiz etmek

Bitki ve Ormancılık Karantinası

Zararlı organizmaların ülkeye girişini veya ülke içinde yayılmasını önlemek amacıyla, her türlü bitki ile orman bitkisel ürünlerinin kontrol altına alınması amacıyla uygulanan karantina türüdür. Habitat değişiklikleri ve artan uluslar arası zararlı göçleri; bitki ticareti, bitki üretimi ile ilişkili ürünler ve konteynırlar, toprak, endüstriyel ekipmanlar ve kişisel bagajlar gibi diğer maddeler de ülke içerisinde ya da ülkeler arasında zararlıların yayılmasına katkıda bulunmaktadır. Bitkilerle ilgili karantinanın uygulanmasını göstermek üzere 6968 Sayılı Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanunu ile Bitki Karantinası Yönetmeliği bulunmaktadır.

Zararlı bitkilerin yayılması riskinin artmış olması ve iklim değişikliği benzeri faktörlerin etkilerini azaltarak ormanların sağlığını ve canlılığını koruma kapsamında orman karantinası tedbirleri uygulanmaktadır. Orman karantinasında; ürünlerin zararlıların bulunmadığı bir bölge ya da yerden geldiğine dair teminat istenmesi, ürün imalatları için belirli şartların öngörülmesi, büyüme mevsiminde ve nakliye öncesinde denetimlerin yapılması, sertifikalandırma, ithalatının yasaklanması, nakliye sırasında bitki sağlığı uygulamalarının şart koşulması, nakliyede dezenfekte şartı, kimyasal ilaçlama yapılması şartı, taşıma sırasında koruma tedbirlerinin uygulanması, belli dönemlerde nakliyenin yasaklanması gibi uygulamalar yapılmaktadır.

Orman Zararlıları İle Mücadele Şube Müdürlüğü 

Orman Genel Müdürlüğü Teşkilatı ve Görevleri Hakkındaki Kanun’da ‘Ormancılık Karantina Hizmetleri’ Orman Genel Müdürlüğüne görev olarak verilmiştir. Orman Genel Müdürlüğüne bağlı olarak Orman Zararlılarıyla Mücadele Daire Başkanlığı ve Ormancılık Karantina Şube Müdürlüğü bulunmaktadır.

Orman Zararlıları İle Mücadele Şube Müdürlüğü; ormanlarda tahribat yapan böcek, mantar ve benzeri zararlılara karşı mücadele işlerini yürütmek, biyolojik dengenin korunması amacıyla zararlı böceklerle mücadele kapsamında temin edilen kuş ve böceklerin ormana salınması, kuş yuvası asılması, karınca nakli yapılması iş ve işlemlerini yürütmek, entegre böcek yönetimi kapsamında zararlılara karşı plan, proje ve programlarının yapılmasını sağlamakla yükümlüdür.

Ormancılık Karantina Şube Müdürlüğü

Ormancılık Karantina Şube Müdürlüğü; ormanlarda ve orman ürünlerinde gereklilik halinde iç ve dış karantina tedbirlerini alarak uygulanmasını sağlamak; ülke ormanlarının risk haritalarını yaptırmak ve çıkarılan risk haritalarına göre tehlikeli orman alanlarını izlemek ve çözüm üretmek; orman zararlıları ile bunları dengeleyen faydalı unsurların yurt düzeyinde teşhis ve tespitlerini yapmak veya yaptırmak; ormanlarda biyolojik dengenin korunması amacıyla faydalı yırtıcı böcek ve faydalı parazit v.b. üretilmesini sağlamak; zararlılarla mücadele çalışmalarında ilaç ve feremon v.b. gibi ruhsatlandırma işlerini yaptırmakla görevlidir.

Birleşmiş Milletler’in uzmanlık kuruluşu olan Gıda ve Tarım Örgütü(FAO); politikacılara, planlamacılara ve yöneticilere, kurumlar arasındaki ilişkileri ulusal çapta geliştirmek ve ormancılık sektöründe standart kılavuzu uygulayabilmek açısından destek olmaktadır. FAO; Uluslararası Ormancılık Karantinası Araştırma Grubu (IFORG); Uluslararası Orman Araştırmaları Organizasyonu Birliği(IUFRO); Biyolojik Çeşitlilik Konvansiyonu (CED); Bitki Sağlığı Önlemleri Konvansiyonu (CPM); Vahşi Fauna ve Florada Yer Alan Tehlike Altındaki Türlerin Uluslar Arası Ticareti Konvansiyonu (CİTES) ve benzeri örgütleri desteklemektedir.

[box type=”shadow” align=”aligncenter” class=”” width=””] KARANTİNA ADASI

Antik Klazomenai kenti kalıntılarının da bulunduğu 320 dönümlük Karantina Adası, ilk kez Büyük İskender devrinde karaya bağlanmıştır. Antik çağ bağlantıları zamanla yıkılırken 1955 yılında dolgu alanlar yapılmıştır. İzmir’in Urla ilçesinde bulunan Karantina Adası, Osmanlılar tarafından bu amaçla kullanılmış, karantina binaları da Fransızlara yaptırılmıştır. Binalar 1950 yılından sonra Deniz ve Güneş Enstitüsü, daha sonra Kemik ve Mafsal Hastalıkları Hastanesi olarak kullanılmış; 1986 yılında ise Urla Devlet Hastanesi’ne dönüştürülmüştür. Halihazırda Sit alanı olan Karantina Adası Osmanlı İmparatorluğu döneminde bulaşıcı hastalıkla mücadele amacıyla kullanılmıştır. Ada, adını Fransızların 1865 yılında yaptığı karantina tesislerinden almıştır. Avrupa ve Asya’da görülen yaygın veba ve kolera salgınlarına karşı  korunmak amacıyla birçok ülkenin aldığı tedbirler Osmanlı Devleti tarafından da uygulanmıştır.

Şehirlere giriş çıkışların tutulmasına karşın hastalıkların deniz yoluyla taşındığının anlaşılması üzerine yabancı ülkelerden gelen gemiler limana girmeden önce açık denizde bekletilmiş; gemi personelinden hastalık şüphesi olanlar gözlem altında tutulmuş, gözlem altında tutulan kişiler hastanelerden ayrı bir bina olarak tasarlanmış olan “karantina binalarında” tutulmuşlardır. Bulaşıcı hastalıktan ölenler, özel olarak tasarlanmış derin mezarlara gömülmüş, sönmüş kireçle dolu mezarlardan etrafa hastalığın yayılması engellenmek istenmiştir. Karantina bölgesindeki eşyaların mikroptan arındırılması hedeflenmiş, kıyafetler ise yüksek dereceli buharla sterilize ve dezenfekte edilmiştir.  [/box]

Ulusal Tütün Kontrol Programı

0
Ulusal Tütün Kontrol Programı

Ulusal Tütün Kontrol Programı, tütün ve tütün ürünlerinin kullanımının sağlık, ekonomik ve sosyal açıdan zararlı etkileri konusunda halkın eğitilmesi, bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesini sağlamak amacıyla 2006 yılında Başbakanlık Genelgesi ile yürürlüğe girmiştir.

Tütün tüketiminin sağlık ve ekonomi üzerinde yarattığı olumsuz etkileri bertaraf etmek amacıyla uygulanan tütün kontrol politikalarına dünya genelinde Dünya Bankası ve Dünya Sağlık Örgütü liderliğinde yürütülen çalışmalar ile 1990’lı yıllardan itibaren artırılmıştır. Böylelikle, “Tütün Kontrol Çerçeve Sözleşmesi – TKÇS” ve “MPOWER” politika paketi önemli rol oynamıştır. Türkiye’de, özellikle 1996 yılında 4207 Sayılı Kanun’un ve 2004 yılında TKÇS’nin yürürlüğe girmesi ile tütün kontrol politikalarındaki artışı beraberinde getirmiştir.

Tütün Kontrol Çerçeve Sözleşmesi, Türkiye tarafından uygun bulunmasının ardından 28 Nisan 2004 tarihinde imzalanması ile 25 Kasım 2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye’de TKÇS doğrultusunda, Başkanlığını Sağlık Bakanlığının yaptığı, Eylem Planının izlenmesi, sonuçlarının değerlendirilmesi, gerektiğinde değiştirilmesi ve güncellenmesi ile ihtiyaç duyulması halinde yeni strateji, program ve eylem planları hazırlanarak onaylanması ve uygulamaya konulması görevlerini yürütmek üzere, “Ulusal Tütün Kontrolü Koordinasyon Komitesi”nin kurulması sonrasında “Ulusal Tütün Kontrolü Programı” hazırlanmıştır. Böylece, 2006 yılında Başbakanlık Genelgesi olarak yayınlanan ve 2008-2012 dönemini kapsayan “Ulusal Tütün Kontrolü Programı ve Eylem Planı” oluşturulmuştur.

Ayrıca genelge kapsamında, komite çalışmalarında aldığı kararlar ile Program ve Eylem Planının uygulanmasında ihtiyaç duyduğu her türlü katkı ve desteğin; tüm bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilmesi ve bu kapsamda kurumlarca üstlenilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesi belirtilmiştir.

Programı ve Eylem Planı

Ulusal Tütün Kontrolü Programı ve Eylem Planı, T.C. Sağlık Bakanlığı Tütün ve Diğer Bağımlılık Yapıcı Maddelerle Mücadele Daire Başkanlığı tarafından 10 temel başlıktan oluşturulmuştur.

  • Tütün tüketiminin sağlık üzerinde yarattığı olumsuz etkiler hakkında toplumun bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi
  • Sigara tüketiminin bırakılmasının sağlanması
  • Fiyat ve vergilendirmenin artırılması
  • Bireylerin tütün tüketiminden pasif etkileniminin önlenmesi
  • Tütün ürünleri ile ilgili reklam, promosyon ve sponsorluğun yasaklanması
  • Tütün ürünlerinin kontrolü ve tüketicinin bilgilendirilmesi
  • Tütün ürünlerinin yasa dışı ticaretinin engellenmesi
  • Gençlerin tütün ürünlerine ulaşabilirliğinin engellenmesi
  • Tütün üretiminin azaltılması ve alternatif politikaların üretilmesi
  • Tütün tüketimi ve kontrol yöntemlerinin izlenmesi ve değerlendirilmesi

Daha sonraki yıllarda hazırlanan, “2015-2018 Ulusal Tütün Kontrol Programı Eylem Planı” ve “2018-2023 Tütün Kontrolü Strateji Belgesi ve Eylem Planı”nda da temel başlıklar yer almaktadır.

Nikola Mandić

0
Nikola Mandić

Hukukçu ve siyasetçi Nikola Mandić, 20 Ocak 1869 tarihinde Travnik’te doğdu (Ölümü: 7 Haziran 1945). Viyana Üniversitesi’nde hukuk öğrenimi gördü. 1900’lerin başında Bosna-Hersek’teki en etkili Hırvat politikacılardan biri oldu ve Saraybosna Belediye Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü.

1910 yılında Hırvat Ulusal Topluluğu’nu (HNZ) temsil ederek, o dönemde Avusturya-Macaristan İmparatorluğu yönetimi altındaki Bosna-Hersek’in yerel parlamentosu olan Bosna Diyeti’ne (Bosanski Sabor) üye oldu. 1911’de Diyet Başkanı seçildi ve İmparator Franz Joseph’in kararnamesiyle Bosna-Hersek Vali Yardımcılığına getirildi. Hırvat Merkez Bankası ile onun yan kuruluşu olan Saraybosna Ziraat Bankası’nın kurucusu ve ilk başkanı oldu.

Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı’nın kurulmasının ardından Ulusal Meclis’te milletvekili seçildi. 1920’de Hırvat Halk Partisi’ni temsilen Kurucu Meclis’e atandı. 1943 yılına kadar Saraybosna Barosu Başkanı olarak görev yaptı. 1943-1945 yılları arasında Bağımsız Hırvatistan Devleti’nde Hükümet Başkanı (Başbakan) olarak görev aldı. II. Dünya Savaşı’nın ardından askeri mahkemede savaş suçlusu olarak yargılandı ve 7 Haziran 1945’te idam edildi.

20 Ocak – Hukuk Takvimi

0
20 Ocak - Hukuk Takvimi
20 Ocak – Hukuk Takvimi
767
İslam hukuku bilgini. Şafii mezhebinin kurucusu İmam Şafii Gazze’de doğdu. (Ölümü: 19 Ocak 820, Kahire)
1265
İlk İngiliz parlamentosu toplandı.
1805
Hukukçu Henry Bleecker Metcalfe doğdu. (Ölümü: 7 Şubat 1881) Hukuk eğitimi aldıktan sonra Baro‘ya kabul edildi. Richmond County’de 1826-1832 yılları arasında savcılık yaptı. 1840’ta Eyalet Yargıçlığına seçildi. 1841’de bu görevinden istifa etti. Daha sonra 1847 – 1875 yılları arasında bu görevine tekrar devam etti. Demokratik Parti‘den 44. ABD Kongresi‘ne seçildi. Kamu Binaları Harcamaları Komitesinde başkanlık yaptı.
1869
Hukukçu ve Hırvatistan devlet başkanı Nikola Mandić, L.D. doğdu. (Ölümü: 7 Haziran 1945)
1895
Darülaceze kuruldu.
1902
Ordinaryüs Profesör Dr. Ernst E. Hirsch, doğdu. Münih ve Giessen Eyalet Üniversitesi Hukuk Fakültelerinde okudu. 1930 yılında Frankfurt’ta, Ticaret Hukuku, Medeni Hukuk, Alman ve Uluslararası Özel Hukuku dallarında doçent olarak ders verdi. Hirsch, 1931 yılında Frankfurt Asliye Hukuk Mahkemesine atandı.
1920
Dr. Nuri Dersimi, İstanbul Hükümeti tarafından tutuklanarak cezaevine konuldu.
1921
  • TBMM’nin açılmasının ardından yeni Türkiye devletinin ilk Anayasası olan Teşkilatı Esasiye 23 madde halinde kabul edildi.
  • Dağıstan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti; Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne bağlı özerk bir bölge olarak kuruldu.
1923
Türkiye Büyük Millet Meclisi, gizli oturumunda Elcezire bölgesinde bir İstiklal Mahkemesi kurulması kararı aldı.
1936
Ankara’da Endüstri Kongresi toplandı. Toplantıda İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı esasları kabul edildi.
1936
Sinemaların esas filmle beraber bir de öğretici film göstermek zorunda olduğuna ilişkin yasa çıktı.
1950
Kiraların serbest bırakılması kararlaştırıldı.
1953
Yargıçlık, başsavcılık, Adalet Bakanlığı Müsteşarlığı, Adalet Bakanlığı, Başbakanlık Başdanışmanlığı, Başbakanlık Müsteşarlığı, YÖK Üyeliği, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı olarak görev yapan Fahri Kasırga 20 Ocak 1953’te Çayeli, Rize’de dünyaya geldi.
1961
Londra Konferansı’nda Kıbrıslı Rumlar, “federal yönetim” tezini reddetti. Bunun üzerine Kıbrıs Türk toplumu temsilcileri konferanstan çekildi.
1964
Bosnalı Hırvat hukukçu ve siyasetçi Željko Komšić doğdu. Saraybosna Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Sosyal Demokrat Parti’de (SDP) siyasi olarak aktif hale geldi ve belediye başkan yardımcısı oldu. 2000 yılında Novo Saraybosna belediye başkanı seçildi ve 2001’de BH’nin ilk Sırbistan-Karadağ büyükelçisi oldu. 2006 tarihinde Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi’ne Hırvat Temsilci olarak seçildi. Bosna Savaşı sırasında Bosna-Hersek Ordusu’nda görev yaptı. Alınabilecek en yüksek madalya olan Altın Leylak’ı cesareti nedeniyle almaya hak kazandı.  Dört kez Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.
1964
  • Fener Rum Patriği Vekili Emilyanos ve Metropolit Canavaris Türk uyruğundan çıkarılarak sınır dışı edildi. Yunanistan,
  • Kıbrıs’taki askeri birliğini, Birleşmiş Milletler Barış Gücü emrine vermeyi kabul etti.
1968
Türkiye, Yunanistan’daki askeri rejimi tanıyan ilk ülke oldu.
1971
Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Akademik Konsey’in kararıyla süresiz kapatıldı.
1973
Eski Millî Birlik Komitesi üyesi Cemal Madanoğlu ve 31 kişi hakkında “Anayasayı değiştirme ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ıskat için gizli örgüt kurma” iddiasıyla dava açıldı. Dava açılanlar arasında Doğan Avcıoğlu, İlhan Selçuk, İlhami Soysal gibi simler de bulunuyordu.
1981
  • İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi, 223 Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu üyesinin tutuklanmasına karar verdi.
  • İran, 444 gündür rehin tutulan 52 Amerikalının serbest bırakıldığını açıkladı.
1983
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davasında tutuklu yargılanmakta olan Eski İstanbul Belediye başkanı Ahmet İsvan tahliye edildi.
1986
1477 sanıklı DİSK Davası’nda askeri savcı 674 sanık için beraat, 881 sanık için 6-20 yıl arası hapis cezası talep etti.
1988
  • Aziz Nesin, Mehmet Ali Aybar ve 2000’e Doğru Dergisi Yazı İşleri Müdürü Fatma Yazıcı hakkında, derginin 32.sayısındaki “Kürt sorununa çözüm: kritik karar” başlıklı yazıda “yayın yoluyla milli duyguları zayıflatıp yok etmek” ve ”bölücülük” iddiasıyla DGM’de dava açıldı; Mehmet Ali Aybar ile Aziz Nesin hakkında 15’er yıla kadar hapis cezası istendi.
  • 1980 öncesi Demokrat Gazetesi’nde “Devrimci Yol örgütünün sözcülüğünü yaptıkları” suçlamasıyla Emil Galip Sandalcı, Arslan Başer Kafaoğlu, Ragıp Zarakolu, Adnan Aktaş ve Arslan Kahraman’ın yargılanmasına başlandı.
1993
  • Anayasa Mahkemesi, dini bayramlarda Bayram günleri dışında gazete çıkarılmasını yasaklayan yasayı iptal etti.
  • TBMM, Safa Giray ile Cengiz Altınkaya’nın Yüce Divan’a verilmesine karar verdi.
  • Hukukçu Bill Clinton, Amerika Birleşik Devletleri’nin 42. Başkanı olarak göreve başladı.
1995
Yargıtay Eski  Başkanı Hasan Gerçeker 20 Ocak 1995 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçildi.
2000
Yargıtay, gazeteci Metin Göktepe’yi gözaltında öldürdükleri gerekçesiyle 7 yıl altışar ay ağır hapis cezasına çarptırılan 6 sanık polisten 5’inin cezasını onadı, sanıklardan Emniyet Amiri Seydi Battal Köse’nin cezasını ise esastan bozdu.

Metin Göktepe
2000
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Mehmet Ali Ağca’nın tahliyesine ilişkin Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararını bozdu. Ağca, Yargıtay’ın kararı doğrultusunda Kartal’da bulunduğu yerden alınarak, Kartal H Tipi Cezaevine konuldu.
2001
RTÜK, Batman FM’i 90 gün kapattı. Aynı gerekçeyle Hatay Çağrı Radyo, Ankara İmaj Radyo, Şanlıurfa Mega Radyo ile Ankara Özgür Radyo’ya uyarma cezası verildi.
2003
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Siyasi Partiler Kanunu’nda “komünist” adıyla parti kurulmasını yasaklayan hükmün iptalini ve Anayasa Mahkemesi’nde TKP’ye ilişkin açılan kapatma davasının reddini istedi.
2004
  • Katar’da Emir Şeyh Hamid bin Halife el-Thani Eğitim Bakanlığı’na kızkardeşi Şeika Hossa bin Halife’yi getirdi. Şeika, Katar’ın ilk kadın bakanı oldu.
  • 1986’da İsrail’in gizli nükleer çalışmalarını belge ve fotoğraflarla ifşa eden Fas kökenli olan fizikçi Mordehay Vanunu 18 yılın ardından hapisten çıktı.
2005
Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) kapsamında Türkiye’nin yaptığı iyileştirmeleri içeren rapor BM’ye sunuldu.
2006
Adalet Bakanı Çiçek’in Mehmet Ali Ağca’nın “hatalı kararla erken tahliye edildiği” başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Ağca’nın Abdi İpekçi suikastinden dolayı 10 yıl daha cezaevinde kalması gerektiğine hükmetti ve tahliye kararını bozdu. Ağca, serbest bırakıldıktan 9 gün sonra tekrar cezaevine konuldu.
2007
Hrant Dink’in öldürülmesi olayının zanlısı Ogün Samast, cinayetten bir gün sonra Samsun’da yakalandı.
2009
Hukukçu Barack Obama, Amerika Birleşik Devletleri’nin 44. Başkanı olarak göreve başladı.
2014
Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, KCK ana davasında yargılanan 94 tutuklu sanıktan 88’inin tutuklulukta geçirdikleri süre göz önüne alınarak tahliyeleri için AYM’ne başvuruda bulunduklarını açıkladı, daha önce de 6 tutuklu sanık AYM’ne başvurmuştu.
2018
Geçici bütçe tasarısının Senato’dan geçememesi nedeniyle Donald Trump’ın başkanlığının birinci yıl dönümünde federal hükümet resmi olarak kapandı.
2021
Hukukçu Joe Biden Amerika Birleşik Devletleri’nin 46. Başkanı olarak göreve başladı. Yardımcısı Kamala Harris de hukukçudur.
2025
Aralık 2023’te Türkiye’den İran’a sınır dışı edilen ve Tataloo olarak da bilinen pop yıldızı Amir Hossein Maghsoudloo, Hazreti Muhammed’e hakaretten suçlu bularak idam cezasına mahkum edildi. 2024 yılında İran’da en az 901 kişinin idam edildiği tahmin ediliyor.
2025
  • İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ve ailesi hakkındaki sözleri nedeniyle soruşturma başlatıldı.
  • İstanbul Başsavcısına dönük sosyal medya paylaşımı nedeniyle CHP Gençlik Kolları Başkanı Cem Aydın, ifadesinin ardından adli kontrol şartıyla yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Aydın haftada üç gün imza verecek.
  • Zafer Partisi’nin genel başkanı Ümit Özdağ hakkında ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçundan resen soruşturma başlatıldığı öğrenildi.

20 Ocak – Hukuk Takvimi

Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi

0
Hacıvat Karagöz

Somut olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO)’nun 17 Ekim 2003 tarihinde Paris’te düzenlenen 32. Genel Konferansında kabul edilmiştir.

Somut Olmayan Kültürel Miras

Türkiye 19 Ocak 2006 tarihli ve 5448 sayılı Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesinin Uygun Bulunduğuna Dair Kanunla sözleşmeyi onaylamış ve 27 Mart 2006 tarihinde resmen taraf olmuştur.

Türkiye, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Komitesi üyesidir

Kültür ve Turizm Bakanlığının, 4848 Sayılı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanununun 13. maddesine göre Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü icracı birim olarak belirlenmiştir.

Somut Olmayan Kültürel Miras UNESCO tarafından; toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekanlar biçiminde tanımlanmaktadır.

Somut  olmayan kültürel miras, dille birlikte sözlü gelenekler ve anlatımlar, destanlar, efsaneler, halk hikayeleri, atasözleri, masallar, fıkralar, gösteri sanatları, karagöz, meddah, kukla, halk tiyatrosu, toplumsal uygulamalar, ritüeller ve şölenler, nişan, düğün, doğum, nevruz,  doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar, geleneksel yemekler, halk hekimliği, halk takvimi, halk meteorolojisi, el sanatları geleneği, dokumacılık, nazar boncuğu, telkari, bakırcılık ve halk mimarisi gibi unsurları ifade etmektedir.

Ankara Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi

Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesinin Amaçları, somut olmayan  kültürel mirası korumak, somut olmayan kültürel mirasın taşıyıcısı konumundaki toplulukların, grupların ve bireylerin  somut olmayan kültürel mirasına saygı göstermek; somut olmayan kültürel mirasın önemi konusunda yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde  duyarlılığı arttırmak ve karşılıklı değerbilirliği  sağlamak ve uluslararası işbirliği ve yardımlaşmayı sağlamaktır.

Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması, kimlik saptaması, belgeleme, araştırma, muhafaza, koruma, geliştirme,  güçlendirme, örgün ve yaygın eğitim yoluyla kuşaktan kuşağa aktarma, kültürel mirasın değişik yanlarının canlandırılması gibi yöntemleri içermektedir.

Türkiye, Somut Olmayan Türk Kültür Mirası Daire Başkanlığı’nı kurmuştur ve sözleşme uygulamasını takip etmektedir. Türkiye’nin önerisiyle Eskişehir 2013 yılında Somut Olmayan Kültürel Miras Başkenti olmuştur.

UNESCO-Somut Olmayan Kültürel Miras

Somut olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi
Paris, 17 Ekim 2003

Aşağıda kısaca UNESCO olarak anılacak olan, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatının Paris’te Yirmidokuz Eylül-Onyedi Ekim İkibinüç tarihleri arasında toplanan 32.Genel Konferansı,

İnsan hakları alanında mevcut uluslararası belgelere, özellikle 1948 İnsan Hakları Evrensel Bildirgesine, 1966 Ekonomik, Sosyal, Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesine, 1966 Medeni ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesine atıfta bulunarak,

1989 UNESCO Geleneksel Kültür ve Folklorun Korunması Tavsiye Kararında, 2001 UNESCO Kültürel Çeşitlilik Evrensel Bildirgesinde ve Kültür Bakanları Üçüncü Yuvarlak Masa Toplantısında kabul olunan 2002 İstanbul Bildirgesinde vurgulandığı gibi, somut olmayan kültürel mirasın, kültürel çeşitliliğin potası ve sürdürülebilir kalkınmanın güvencesi olarak önemini gözönünde tutarak,

Somut olmayan kültürel miras ile somut kültürel ve doğal miras arasındaki köklü karşılıklı bağlılığı göz önünde bulundurarak,

Küreselleşme ve sosyal değişim süreçlerinin, topluluklar arasında diyalogu yenileme koşullarını oluşturmakla birlikte, hoşgörüsüzlük olgusunun yaptığı gibi, özellikle korumaya yönelik kaynakların yetersizliğinden dolayı, somut olmayan kültürel mirasla ilgili bozulma, yokolma veya yıkılma gibi ciddi tehditleri arttırdığını kabul ederek,

Ebru Sanatı Somut Olmayan Kültürel Miras Listesindedir

İnsanlığın somut olmayan kültürel mirasının korunması konusunda evrensel istenç ile bir ortak kaygının varlığının farkında olarak,

Toplulukların, özellikle yerli toplulukların, grupların ve bazı durumlarda bireylerin somut olmayan kültürel mirasın üretimi, korunması, bakımı ve yeniden yaratılması konusunda önemli rol oynadıklarını, böylece kültürel çeşitliliği ve insan yaratıcılığını zenginleştirdiklerini kabul ederek,

UNESCO’nun, başta 1972 tarihli Dünya Kültürel ve Doğal Mirası Koruma Sözleşmesi olmak üzere kültürel mirasın korunması konusunda norm oluştuırucu belgeler hazırlama yolundaki çalışmalarının geniş etkileri bulunduğunu not ederek,

Somut olmayan kültürel mirasın korunması konusunda henüz, bağlayıcılığı olan hiçbir çok taraflı metin bulunmadığını ayrıca not ederek,

Kültür ve doğa mirasıyla ilgili mevcut uluslararası anlaşmaların, tavsiyelerin ve kararların, somut olmayan kültürel mirasa ilişkin yeni hükümlerle etkili bir şekilde zenginleştirilmesi ve tamamlanması gerektiğini düşünerek,

Somut olmayan kültürel mirasın önemi ve korunması konusunda, özellikle yeni kuşakların daha fazla bilinçlendirilmesi gerektiğini göz önünde bulundurarak,

Uluslararası topluluğun, Sözleşmeye Taraf Devletlerle birlikte işbirliği ve karşılıklı yardımlaşma ruhu içinde bu mirasın korunmasına katkıda bulunması gerektiğini göz önünde bulundurarak,

UNESCO’nun somut olmayan kültürel mirasla ilgili programlarını, özellikle İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Mirasının Başyapıtları Bildirgesini hatırlayarak,

Somut olmayan kültürel mirasın, insanları birbirlerine yakınlaştırıcı ve onlar arasında değiş tokuşu ve anlayışı sağlayıcı, paha biçilmez rolünü gözönünde bulundurarak,

2003 Ekim’inin on yedinci gününde işbu Sözleşmeyi kabul etmiştir.

Hacıvat Karagöz

I. Genel Hükümler
Madde 1: Sözleşmenin Amaçları

İşbu Sözleşmenin amaçları şunlardır:

a)somut olmayan kültürel mirası korumak;

b)ilgili toplulukların, grupların ve bireylerin somut olmayan kültürel mirasına saygı göstermek;

c)somut olmayan kültürel mirasın önemi konusunda yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde duyarlılığı arttırmak ve karşılıklı değerbilirliği sağlamak;

d) uluslararası işbirliği ve yardımlaşmayı sağlamak.

Madde 2: Tanımlar

Bu Sözleşmenin amaçları bağlamında,

1. “Somut olmayan kültürel miras” toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler -ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekanlar- anlamına gelir. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu somut olmayan kültürel miras, toplulukların ve grupların çevreleriyle, doğayla ve tarihleriyle etkileşimlerine bağlı olarak, süreklı biçimde yeniden yaratılır ve bu onlara kimlik ve devamlılık duygusu verir; böylece kültürel çeşitliliğe ve insan yaratıcılığına duyulan saygıya katkıda bulunur. İşbu Sözleşme bağlamında, sadece, uluslararası insan hakları belgeleri esaslarına uyan ve toplulukların, grupların ve bireylerin karşılıklı saygı gereklerine ve sürdürülebilir kalkınma ilkelerine uygun olan somut olmayan kültürel miras göz önünde tutulacaktır.

2. Yukarıda 1. fıkrada tanımlanan “somut olmayan kültürel miras”, özellikle aşağıdaki alanlarda belirir:

a) Somut olmayan kültürel mirasın aktarılmasında taşıyıcı işlevi gören dille birlikte sözlü gelenekler ve anlatımlar;

b) Gösteri sanatları;

c) Toplumsal uygulamalar, ritüeller ve şölenler;

d) Doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar;

e) El sanatları geleneği.

3. “Koruma” terimi, somut olmayan kültürel mirasın yaşayabilirliğini güvence altına alma anlamına gelir; buna kimlik saptaması, belgeleme, araştırma, muhafaza, koruma, geliştirme, güçlendirme ve özellikle okul içi ya da okul dışı eğitim aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarma olduğu kadar, bu kültürel mirasın değişik yanlarının canlandırılması dahildir.

4. “Taraf Devletler” Sözleşmeyle bağlı olan ve Sözleşmenin yürürlükte bulunduğu Devletlerdir.

5. Sözleşme 33. maddede gönderme yapılan ve işbu Sözleşmeye o maddede belirtilen koşullara uygun biçimde Taraf olan topraklara aynen uygulanır. Bu bağlamda “Taraf Devletler ” terimi mezkur topraklara da atıfta bulunmaktadır.

Çinicilik Kültürel Miras Listesindedir

Madde 3:Başka Uluslar Arası Belgelerle İlişki

Bu Sözleşmenin hiçbir hükmü,

a) 1972 Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına ilişkin Sözleşme gereğince dünya mirasına dahil oldukları ilan olunan ve somut olmayan bir kültürel miras biriminin doğrudan bağlı bulunduğu malların statüsünü değiştirecek veya koruma düzeyini azaltacak biçimde ; ya da

b) taraf Devletlerin telif haklarına veya ekolojik ve biyolojik kaynaklarının kullanımına ilişkin uluslararası belgelerden doğan haklarını ve yükümlülüklerini etkileyecek şekilde yorumlanamaz.


II. Sözleşmenin Organları
Madde 4: Taraf Devletler Genel Kurulu

1. İşbu Sözleşme ile bir Taraf Devletler Genel Kurulu oluşturulmuştur; buna aşağıda “Genel Kurul”denilecektir. Genel Kurul, işbu Sözleşmenin egemen organıdır.

2. Genel Kurul, iki yılda bir olağan olarak toplanır. Genel Kurulun karar alması veya Hükümetlerarası Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Komitesinin veya Taraf Devletlerin üçte birinin çağrısı üzerine olağanüstü toplantı yapılabilir.

3. Genel Kurul, kendi İç Tüzüğünü kabul eder.

Madde 5: Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Hükümetlerarası Komitesi 

1.UNESCO nezdinde bir somut olmayan kültürel mirasın korunması hükümetler arası Komitesi kurulmuştur; buna aşağıda “Komite” denilecektir . Komite, bu Sözleşme 34. madde uyarınca yürürlüğe girdikten sonra, Taraf Devletler Genel Kurulunca seçilecek 18 Taraf Devletin temsilcilerinden kurulu olacaktır

2.Sözleşmeye Taraf Devlet sayısı 50 olunca Komite üye sayısı 24’e yükseltilecektir.

Madde 6: Komite Üyelerinin Seçimi ve Görev Süreleri

1.Komite üyesi Devletlerin seçimi hakça coğrafi dağılım ve dönüşüm ilkelerine göre yapılır.

2.Komiteye üye Devletler, 4 yıllık bir görev süresi için, Genel Kurul olarak toplanacak Sözleşmeye Taraf Devletler tarafından seçilir.

3.Bununla birlikte, birinci seçim döneminde seçilen Komite üyesi Devletlerin yarısının görev süresi iki yıl ile sınırlıdır. Bu Devletler birinci seçimde kurayla belirlenir.

4. Komiteye üye Devletlerin yarısı, her iki yılda bir Genel Kurul tarafından yenilenir.

5.Genel Kurul, boş üyelikleri doldurmak için gerekli sayıda Devleti üyeliğe seçer.

6.Komite üyesi bir Devlet, art arda iki görev süresi için seçilemez.

7. Komitesi üyesi Devletler, kendilerini temsil etmek için, somut olmayan kültürel mirasın çeşitli alanlarında nitelikli kişileri seçerler.

Madde 7: Komitenin Görevleri

İşbu Sözleşme tarafından verilmiş başka yetkilere zarar vermemek koşuluyla Komitenin görevleri şunlardır:

a) Sözleşmenin amaçlarını desteklemek, bu amaçların uygulamaya geçirilmesini özendirmek ve izlemek;

b) İyi örnek uygulamalar konusunda rehberlik etmek ve somut olmayan kültürel mirasın korunması önlemleri konusunda tavsiyelerde bulunmak;

c) 25. Maddeye uygun olarak Fon kaynaklarının kullanımı konusunda bir taslak hazırlamak ve Genel Kurulun onayına sunmak;

d) 25. Maddeye uygun olarak kaynaklarını arttırma yollarını aramak ve bu amaçla gerekli önlemleri almak;

e) Sözleşmenin hayata geçirilmesi için uygulama yönergeleri hazırlamak ve bunları Genel Kurul’un onayına sunmak;

f) 29. Maddeye uygun olarak Taraf Devletler tarafından sunulan raporları incelemek ve Genel Kurul için bunları özetlemek;

g) Taraf Devletlerin sunduğu talepleri incelemek ve Komite tarafından saptanarak Genel Kurul tarafından onaylanacak ölçütlere göre:
i)16, 17 ve 18. maddelerde kayıtlı listeye yazım ve teklifler hakkında karar vermek;
ii) 22. madde uyarınca uluslararası yardım tahsisi konunda karar vermek.

Madde 8: Komitenin Çalışma Yöntemleri

1. Komite, Genel Kurula karşı sorumludur. Bütün uygulamaları ve kararları hakkında Genel Kurula rapor verir.

2. Komite, kendi iç tüzüğünü üyelerinin üçte iki çoğunluğu ile belirler.

3. Komite, görevlerini yerine getirmek için geçici süre ile uygun gördüğü göreve özel danışma organlarını kurabilir.

4. Komite, belirli konularda danışmak amaciyle, toplantılarına somut olmayan kültürel mirasın çeşitli alanlarında yetkili olan herhangi bir özel ya da resmi kuruluşu veya özel kişiyi davet edebilir.

Madde 9: Danışsal Örgütlerin Akreditasyonu

1. Komite, somut olmayan kültürel miras alanında yetkileri kabul edilmiş olan hükümet dışı kuruluşların Komiteye akredite edilmesini Genel Kurul’a önerir. Bu örgütlerin danışsal görevleri bulunacaktır.

2. Komite, aynı zamanda bu akreditasyona ilişkin ölçüt ve usulleri de Genel Kurul’a önerir.

Madde 10: Sekreterya

1. UNESCO Sekretaryası Komiteye destek sağlayacaktır.

2. Sekretarya, Komite ve Genel Kurul’un belgelerini ve Komite toplantılarının gündem taslağını hazırlar, alınan kararların yürürlüğe koyulmasını sağlar.

III. Ulusal Düzeyde Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması
Madde 11: Taraf Devletlerin Rolü

Her Taraf Devlet,

a. Kendi toprağı üzerinde bulunan somut olmayan kültürel mirasın korunmasını güvence altına almak için gerekli önlemleri alacaktır;

b. 2. maddenin 3. fıkrasında belirtilen koruma önlemleri arasından, kendi toprağı üzerinde bulunan somut olmayan kültürel mirasın çeşitli öğelerini grupların, toplulukların ve ilgili Hükümet dışı kuruluşların katılımıyla, belirleyecek ve tanımlayacaktır.

Madde 12: Envanterler

1. Her Taraf Devlet, korumak için tesbit amaciyle kendi toprağı üzerindeki somut olmayan kültürel mirasın bir veya daha fazla envanterini, kendi durumuna uygun olacak biçimde hazırlar. Bu envanterler düzenli olarak güncelleştirilir.

2. Her Taraf Devlet 29. Madde gereğince devresel raporunu Komite’ye sunduğunda, bu envanterlerle ilgili bilgileri de verir.

Madde 13: Diğer Koruma Önlemleri

Her Taraf Devlet kendi toprağı üzerindeki somut olmayan kültürel mirasın korunmasını, gelişmesini ve değer kazanmasını güvence altına almak amacıyla aşağıdaki hususları gerçekleştirmeğe gayret eder :

a) Toplum içinde somut olmayan kültürel mirasın işlevinin değer kazanması yönünde bir genel politika benimsemek ve planlama programlarına bu mirasın korunmasını dahil etmek;
b) kendi toprağı üzerindeki somut olmayan kültürel mirasın korunması konusunda bir veya daha fazla yetkili kurum belirlemek ya da kurmak;
c) özellikle tehlike altındaki somut olmayan kültürel miras konusunda, somut olmayan kültürel mirasın etkili bir şekilde korunması için bilimsel, teknik ve sanatsal incelemeleri ve araştırmaya ilişkin yöntembilimini özendirmek;
d) Aşağıdaki hususları amaçlayan uygun yasal, teknik, idari ve mali önlemler almak:
(i) Somut olmayan mirasın eğitimi ve idaresi ile ilgili kurumların oluşturulmasını özendirmek ve bu mirasın sunum ve anlatımına ayrılmış yerlerde geleceğe iletilmesini sağlamak;
(ii) bu mirasa ulaşılmasını düzenleyen, mirasın kendine özgü geleneksel uygulamalarına saygı göstererek, somut olmayan kültürel mirasa ulaşılmasını güvence altına almak;
(iii) somut olmayan kültürel miras konusunda dokümantasyon merkezleri kurmak ve buralara ulaşılmasını kolaylaştırmak.

Madde 14: Eğitim, Duyarlılığın ve Kapasitenin Güçlendirirlmesi

Her Taraf Devlet, uygun tedbirlerle şu hususları gerçekleştirmeye gayret eder:

a) somut olmayan kültürel mirasın tanınmasını, buna saygı duyulmasını ve geliştirilmesini özellikle aşağıda belirtilen önlemlerle sağlamak:
(i) toplumun genelini ve özellikle gençleri hedefleyen eğitici, duyarlılığı arttırıcı ve bilgilendirici programlar düzenlemek;
(ii) ilgili topluluklar ve gruplar içinde belirli eğitim ve yetiştirme programları düzenlemek;
(iii) somut olmayan kültürel mirasın korunması için özellikle yönetim ve bilimsel araştırma gibi alanlarda kapasite güçlendirici etkinlikler düzenlemek;
(iv) bilginin kuşaktan kuşağa geçişini okul dışı olanaklarla sağlamak;

b) kamuoyunu bu mirasa yönelen tehditler ve işbu Sözleşme gereğince yapılan
etkinlikler konusunda bilgilendirmek;

c) somut olmayan kültürel mirasın anlatımı için gerekli olan doğal alanların ve belleğe ilişkin mekanların korunması için eğitim verilmesini teşvik etmek.

Madde 15: Topluluk, Grup ve Kişilerin Katılımı

Her Taraf Devlet, somut olmayan kültürel mirasın korunması etkinlikleri çerçevesine, toplulukların, grupların ve gerekli durumlarda bu mirası yaratan, sürdüren ve nakleden bireylerin, mümkün olan en geniş biçimde katılımlarını sağlamaya ve bunların yönetime etkin olarak iştiraklerini gerçekleştirmeye gayret eder.

IV. Uluslar Arası Düzeyde Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması
Madde 16: İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi

1. Komite, somut olmayan kültürel mirası daha gözle görülür kılmak, önemi konusunda bilinçlenmeyi sağlamak ve kültürel çeşitliliğe saygı içinde diyalogu desteklemek için, ilgili Taraf Devletlerin teklifi üzerine, insanlığın somut olmayan kültürel mirasının temsili bir listesini hazırlar, güncelleştirir ve yayımlar.

2. Komite, bu listenin oluşturulması, güncelleştirilmesi ve yayımı ile ilgili ölçütleri hazırlar ve Genel Kurulun onayına sunar.

Madde 17: Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi

1.Komite, uygun koruma önlemlerini almak amacıyla, bir Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi hazırlar, güncelleştirir ve yayımlar ve ilgili Taraf Devletin talebi üzerine bu mirası listeye kaydeder.

2.Komite, bu listenin oluşturulması, güncelleştirilmesi ve yayımı ile ilgili ölçütlerini hazırlar ve Genel Kurula sunar.

3.Çok acil durumlara ilişkin nesnel ölçütlerin Komite’nin talebi üzerine Genel Kurul tarafından onaylanması koşuluyla, Komite, ilgili Taraf Devlete danışmak suretiyle bir miras kalemini, 1. fıkrada belirtilen listeye kaydedebilir.

Madde 18: Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Programları, Projeleri ve Etkinlikleri

1. Komite, gelişmekte olan ülkelerin özel ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, Taraf Devletlerce sunulan öneriler temelinde, Komite tarafından tanımlanıp Genel Kurul tarafından onaylanan ölçütlere uygun biçimde, peryodik olarak, mirasın korunmasına yönelik ulusal, bölgesel veya yerel karakterli, Sözleşmenin hedef ve ilkelerini en iyi şekilde yansıtan program, proje ve etkinlikleri seçer ve destekler.
2. Komite, bu amaçla, Taraf Devletlerin önerilerin hazırlanması için uluslar arası yardım taleplerini alır, inceler ve onaylar.
3. Komite, kendisi tarafından saptanacak yöntemlerle iyi örnek uygulamalarına ilişkin bilgileri yaymak suretiyle anılan projelerin, programların ve etkinliklerin hayata geçirilmesine eşlik eder.

V. Uluslar Arası İşbirliği ve Yardım
Madde 19- İşbirliği

1.İşbu Sözleşme bağlamında, uluslararası işbirliği; diğerleri yanında bilgi ve tecrübe değiş tokuşunu, ortak girişimleri, ve somut olmayan kültürel mirası koruma çabalarında Taraf Devletlere yardımcı olacak bir yardım mekanizmasını kurmayı içerir.

2.Taraf Devletler, kendi ulusal mevzuatlarına, örf ve adet hukukuna ve uygulamalarına halel gelmeden, somut olmayan kültürel mirasın korunmasının insanlığın genel çıkarı olduğunu kabul ederler ve bu amaçla birbirlerleriyle ikili, alt bölgesel, bölgesel ve uluslararası çerçevede işbirliği yapmayı üstlenirler.

Madde 20- Uluslar Arası Yardımın Amaçları

Uluslararası yardım şu amaçlarla sağlanabilir:

(a) Acil koruma gerektiren somut olmayan kültürel miras Listesine kayıtlı mirasın korunması;

(b) 11 ve 12. Maddeler bağlamında envanterler hazırlanması;

(c)Somut olmayan kültürel mirasın korunması amacına yönelik, yöresel, bölgesel ve ulusal düzeyde sürdürülen programların, projelerin ve etkinliklerin desteklenmesi;

(d)Komitenin gerekli görebileceği herhangi bir başka amaç.

Madde 21-Uluslar Arası Yardımın Biçimleri

Komite tarafından Taraf Devlete verilen yardım, 7. Maddede öngörülen uygulama yönergelerine ve 24. Maddede sözü edilen anlaşmaya göre yapılır ve şu biçimlerde olabilir:

(a) korumanın çeşitli yönlerine ilişkin incelemeler;

(b) uzman ve uygulayıcı sağlanması;

(c) gerekli tüm personelin eğitimi;

(d) norm oluşturucu metinlerin ya da başka önlemlerin düzenlenmesi;

(e) altyapı oluşturulması ve işletilmesi;

(f) donatım ve beceri sağlanması;

(g) gerektiğinde, düşük faizli borç ve bağış dahil olmak üzere başka mali ve teknik yardım biçimleri.

Madde 22- Uluslar Arası Yardımın Koşulları

1.Komite uluslararası yardım taleplerini inceleme usulünü tespit edecek ve taleplerin, alınması öngörülen önlemler, gereken müdaheleler ve bunların maliyetinin hesaplanması gibi hangi unsurları içermesi gerektiğini belirleyecektir.

2..Acil durumlarda, yardım talepleri Komite tarafından öncelikli olarak incelenecektir.

3. Komite karar verebilmek için gerekli gördüğü inceleme ve danışmaları yapar.

Madde 23- Uluslar Arası Yardım Talepleri

1.Her Taraf Devlet topraklarındaki somut olmayan kültürel mirasın korunması için Komiteden uluslar arası yardım talebinde bulunabilir.

2.İki ya da daha fazla Taraf Devlet böyle bir talebi ortaklaşa sunabilir.

3.Talepler 22. Maddenin 1. fıkrasında yazılı bilgileri ve gerekli belgeleri içerir.

Madde 24- Yardımdan Yararlanan Taraf Devletlerin Rolü

1. Sözleşmenin hükümleri gereğince, tahsis olunan uluslararası yardım, yardımdan yaralanan Taraf Devlet ile Komite arasında yapılacak bir anlaşmaya göre yürütülür.

2. Genel kural olarak, yardımdan yararlanan Taraf Devlet, kendi kaynaklarının müsaadesi nisbetinde, uluslar arası yardım sağlanan koruma önlemlerinin maliyetini paylaşır.

3. Yardımdan yararlanan Taraf Devlet, somut olmayan kültürel mirasın korunması için sağlanan yardımın kullanımı hakkında Komiteye bir rapor sunar.

VI. Somut Olmayan Kültürel Miras Fonu
Madde 25- Fonun Niteliği ve Kaynakları

1. Aşağıda “Fon” olarak adlandırılacak olan bir “Somut Olmayan Kültürel Mirası Koruma Fonu” oluşturulmuştur.

2.“Fon” UNESCO’nun Finans Yönetmeliğine uygun biçimde emanet fonlarından oluşur

3.Fon’un kaynakları şunları içerir:

(a) Taraf Devletler tarafından yapılan katkılar;

(b) UNESCO Genel Konferansı tarafından bu amaçla tahsis edilen fonlar;

(c) aşağıda belirtilenler tarafından yapılabilecek bağışlar, hediyeler, vasiyetler:
(i) diğer devletler;

(ii) Birleşmiş Milletler sisteminin örgütleri ve programları, özellikle Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve diğer uluslararası örgütler;

(iii) Özel ya da kamu kurumları ya da bireyler.

(d) Fon kaynaklarına ödenen faizler;

(e) Fon için toplanan paralar ve Fon yararına düzenlenen etkinliklerden sağlanan girdiler;

(f) Komite tarafından hazırlanacak Fon yönetmeliklerinin müsaade ettiği diğer kaynaklar.

4. Komite bu kaynakları Genel Kurul tarafından belirlenmiş rehber esaslarına uygun olarak harcar.

5. Komite, genel amaçlar için veya kendisi tarafından onaylanmış proje olması koşuluyla belli projelere ilişkin özel amaçlı katkıları veya başka yardımları kabul edebilir.

6. Fon’a yapılan katkılar, işbu Sözleşmenin amaçlarıyla uyuşmayan hiçbir politik, ekonomik veya başka koşulla ilişkilendirilemez.

Madde 26- Taraf Devletlerin Fona Katkıları

1.Sözleşmeye Taraf Devletler, herhangi bir ek gönüllü katkıyı olumsuz yönde etkilememek koşuluyla, Fon’a en az her iki yılda bir ödeme yapmayı üstenirler. Katkı, tüm Devletlere uygulanabilir eşit oran biçiminde Genel Kurul tarafından belirlenecektir. Genel Kurul’un bu kararı bu maddenin 2. paragrafında sözü edilen beyanı yapmamış olan, toplantıya katılan ve oy veren Taraf Devletlerin çoğunluğu tarafından alınır. Taraf Devletlerin katkı payı hiç bir şekilde UNESCO’nun normal bütçesine yaptığı katkının %1’ni aşamaz.

2.Bununla birlikte, Sözleşmenin 32. ya da 33. Maddesinde belirtilen her Devlet, onay, kabul, uygun görme ya da katılma belgelerinin tevdii sırasında işbu Maddenin 1. fıkrasının kendisini bağlamayacağını beyan edebilir.
3.Bu Maddenin 2. fıkrasında sözü edilen beyanı yapmış olan Taraf Devlet, anılan beyanı UNESCO Genel Müdürüne yapacağı bir bildirimle geri çekmeye gayret edecektir. Bununla birlikte, beyanın geri çekilmesi, Devletin ödeyeceği katkı payını, Genel Kurulun bir sonraki oturumunun açıldığı tarihe kadar etkilemez.

4. Komitenin çalışmalarını etkili bir biçimde planlayabilmesi için, işbu Maddenin 2.
fıkrasında kayıtlı bildirimde bulunmuş olan işbu Sözleşmeye Taraf Devletlerin katkıları en az iki yılda bir düzenli bir biçimde ödenmeli ve bu Maddenin 1.fıkrası ile bağlı bulunmuş olsalar da, ödemeleri gerekecek katkıya mümkün olduğu ölçüde yakın olmalıdır.

5. O yılın ve hemen bir önceki takvim yılının zorunlu ya da gönüllü katkısını vaktinde
ödememiş olan Sözleşmeye Taraf her Devlet, Komite üyesi seçilemez; bu koşul birinci seçimde uygulanmaz. O sırada Komite üyesi olan böyle bir Devletin görev süresi Sözleşmenin 6. Maddesinde kayıtlı seçimlerle sona erer.

Madde 27-Fona Ek Gönüllü Katkılar

26. Maddede öngörülenlere ek olarak Fona gönüllü katkı yapmak isteyen Taraf Devletler, Komitenin çalışmalarını buna göre planlayabilmesi için, en kısa zamanda bu konuda Komiteye bilgi verirler.

Madde 28- Uluslar Arası Bağış Toplama Kampanyaları

Taraf Devletler UNESCO’nun himayesinde Fon yararına düzenlenen uluslar arası bağış toplama kampanyalarına mümkün olduğu ölçüde destek olmalıdırlar.

VII. Raporlar
Madde 29: Taraf Devletin Raporları

Taraf Devletler Komite tarafından belirlenen biçimlerde ve zaman dilimlerinde Sözleşmenin etkin bir şekilde uygulanması için gereken yasa, tüzük ve yönetmelik düzenlemelerini içeren raporlarını Komiteye sunarlar.

Madde 30: Komite’nin Raporları

1.Komite, Taraf Devletlerin 29. maddede sözü edilen etkinliklerini ve raporlarını esas alan bir raporu her oturumunda Genel Kurula sunar.

2.Bu rapor UNESCO Genel Konferansı’nın bilgisine sunulur.

VIII. Geçici Hükümler
Madde 31: İnsanlığın Somut Olmayan ve Sözel Kültürel Mirasının Başyapıtları İlanı ile İlişki

1.Komite, işbu Sözleşme yürürlüğe girmeden ilan edilmiş olan “İnsanlığın Somut Olmayan ve Sözel Kültürel Mirasının Başyapıtları”nı İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi’ne dahil eder.

2. Bu kalemlerin İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi’ne dahil edilmesi, 16. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmiş olan, daha sonraki
yazılımların ölçütlerini hiçbir şekilde etkilemez.

3.İşbu Sözleşme yürürlüğe girdikten sonra hiçbir İlan yapılamaz.

XI. Son Hükümler

Madde 32- Onay, Kabul ya da Uygun Görme

1.Bu Sözleşme, UNESCO’ya Üye Devletlerin kendi anayasal usulleri doğrultusunda onaylanır kabul edilir ya da uygun görülür

2. Onay, kabul ya da uygun görme belgeleri UNESCO Genel Müdürü nezdine tevdi olunur.

Madde 33: Katılma

1.Bu Sözleşme, UNESCO üyesi olmayan, UNESCO Genel Konferansı tarafından katılmaya davet edilmiş olan devletlerin katılımına açıktır.

2.Bu Sözleşme, Birleşmiş Milletler tarafından içişlerinde kendilerini tam olarak yönetebilecekleri tanınmış, ancak Genel Kurul’un 1514 (XV) kararı uyarınca tam bağımsızlığını kazanmamış, işbu Sözleşmenin belirlediği konularda antlaşma yapma dahil, bu konularda yetkisi tanınmış toprakların katılmasına da açıktır.

3. Katılma belgeleri UNESCO Genel Müdürü nezdine tevdi edilir.

Madde 34: Yürürlük

Bu Sözleşme, sadece onay, kabul, uygun görme ya da katılım belgelerini o tarihte ya da o tarihten önce tevdi etmiş Devletler bakımından, otuzuncu onay, kabul, uygun görme ya da katılım belgesinin tevdii tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girer. Herhangi bir başka Taraf Devlet bakımından onay, kabul, uygun görme ya da katılma belgesinin tevdii tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girer.

Madde 35: Üniter Olmayan ya da Federatif Anayasalı Sistemler

Aşağıdaki şartlar üniter olmayan ya da federatif anayasa sistemlerine sahip Taraf Devletlere uygulanır:

(a) Bu Sözleşme hükümlerinin federal ya da merkezi yasama gücünün yasal yetki alanının içinde bulunanlar tarafından uygulanması bakımından, federal ya da merkezi hükümetin yükümlülükleri, federal olmayan Taraf Devletlerinki ile aynı olacaktır.
(b) Bu Sözleşme hükümlerini uygulayacak olan, ancak federasyonun anayasal sistemi bakımından yasal önlemler almak zorunda bulunmayan bireysel kurucu Devletler, ülkeler,eyaletler ya da kantonlar bakımından, federal hükumet, bu Devletlerin, ülkelerin, eyaletlerin ya da kantonların yetkili makamlarını anılan hükümlerden haberdar eder ve bunların kabulü yönünde tavsiyede bulunur.

Madde 36: Fesih 

1. Her Taraf Devlet, Sözleşmeyi feshettiğini bildirme yetkisine sahiptir.

2. Fesih UNESCO Genel Müdürüne tevdi edilecek yazılı bir bildirimle yapılır.

3. Fesih, fesih belgesinin teslim alınmasından on iki ay sonra yürürlüğe girer.Bu durum ayrılan Taraf Devletin parasal yükümlülüklerini ayrılışının yürürlüğe girdiği tarihe kadar hiçbir şekilde etkilemez.

Madde 37: Sözleşmenin Tevdi Edildiği Makamın Görevleri

UNESCO Genel Müdürü bu Sözleşmenin tevdi edildiği makam olarak, Örgütün Üye Devletlerine, 33. maddede belirtilen Örgüte üye olmayan Devletlere, Birleşmiş Milletlere 32. ve 33. maddelerde sözü edilen her onay, kabul, uygun görme ya da katılma belgesinin ve 36. Maddede değinilen fesih belgesinin tevdiini bildirir.

Madde 38: Değişiklikler

1.Her Taraf Devlet, Genel Müdüre yapacağı yazılı bir bildirim ile Sözleşmenin değiştirilmesini önerebilir. Genel Müdür bu bildirimi bütün Taraf Devletlere duyurur.Bu bildirimin duyurulmasından sonraki altı ay içerisinde Taraf Devletlerin en az yarısından fazlası talep lehinde cevap verirse, Genel Müdür bu öneriyi bir sonraki Genel Kurul oturumuna görüşülmek ve mümkünse kabul edilmek üzere sunar.

2.Değişiklikler toplantıya katılan ve oy veren Taraf Devletlerin üçte iki çoğunluğuyla kabul edilir.

3.Değişiklikler kabul edildikten sonra Taraf Devletlerin onay, kabul, uygun görme ya da katılımına sunulur.

4. Değişiklikler, sadece bunu onaylayan, kabul eden, uygun gören veya katılan Taraf Devletler bakımından, bu maddenin 3. fıkrasında sözü edilen belgelerin Taraf Devletlerin üçte ikisi tarafından tevdiinden üç ay sonra yürürlüğe girer. Bundan sonra, sözü edilen değişiklik, bu değişikliği onaylayan, kabul eden,uygun gören veya katılan her Taraf Devlet bakımından, onay, kabul uygun görme veya katılma belgelerinin tevdiinden üç ay sonra yürürlüğe girer.

5. 3. ve 4. fıkrada ortaya konan bu yöntem, Komitenin Taraf Devletlerin sayısıyla ilgili 5. Madde konusundaki değişikliklere uygulanmaz. Bu değişiklik önerileri kabul edildikleri anda yürürlüğe girer.

6. Bu maddenin 4. fıkrası gereğince değişikliklerin yürürlüğe girmesinden sonra bu Sözleşmeye Taraf olan bir Devlet farklı bir bildirimde bulunmadığı takdirde,
(a) Sözleşmenin değiştirilmiş haline Taraf kabul edilir;
(b) Değişikliklerle yükümlü olmayan herhangi bir Taraf Devlet bakımından ise, Sözleşmenin değiştirilmemiş haline Taraf kabul edilir.

Madde 39: Geçerli Sözleşme Metinleri 

İşbu Sözleşme; Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca hazırlanmıştır.Altı metin de aynı derecede geçerlidir.

Madde 40: Sözleşmenin Tescili

İşbu Sözleşme, Birleşmiş Milletler Senedinin 102.Maddesi gereğince UNESCO Genel Müdürü’nün talebiyle Birleşmiş Milletler Sekreteryasına tescil olunur.

Türk Kahvesi-Türkiye’nin Somut Olmayan Kültürel Mirası Katalog Listesindedir

Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu

0

Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu, 6271 kanun numarası ile 19 Ocak 2012’de kabul edilmiş ve Resmi Gazetenin 26 Ocak 2012 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Türkiye’de, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin anayasa değişiklikleri 21 Ekim 2007 tarihinde halkoyuna sunulmuş Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin karar bu halk oylaması sonucunda kabul edilmiştir. Aynı oylamada milletvekili genel seçimlerinin beş yılda yapılması kuralı değiştirilmiş, seçimlerin dört yılda bir yapılmasına karar verilmiştir. Anayasa değişikliğine uygun yasal değişiklik Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile 2012 yılında yapılmıştır. 2017 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi getirilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı

Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
Amaç ve kapsam

MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; Cumhurbaşkanı seçimine, Cumhurbaşkanı adaylarında aranacak niteliklere, seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonrası yapılması gereken işlemlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Seçimde uygulanacak genel ilkeler

MADDE 2- (1) Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilir.

(2) Seçim genel, eşit ve gizli oyla, bütün yurtta aynı günde, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının oy kullanmaları, 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde sağlanır.

(3) Seçmen, oyunu tam bir serbestlikle kendisi kullanır.

(4) Oyların sayımı, dökümü ve tutanaklara bağlanması açık olarak yapılır.

(5) Bu Kanunda özel hüküm bulunmayan hâllerde 298 sayılı Kanun, 22/4/1983 tarihli ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu, 10/6/1983 tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu, 18/1/1984 tarihli ve 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun, 23/5/1987 tarihli ve 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun ile bunların ek ve değişikliklerinin bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.

(6) Yüksek Seçim Kurulu, Cumhurbaşkanı seçimlerinin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapmak ve yaptırmak amacıyla, gerekli ilke kararları almaya, beşinci fıkrada sayılan kanunlar ile bu Kanunda seçimle ilgili olarak yer alan bütün süreleri gerektiğinde kısaltarak tespit ve ilâna yetkilidir.

Seçim dönemi, seçim döneminin başlangıcı ve seçimlerin tamamlanması

MADDE 3- (1) Cumhurbaşkanı seçimleri beş yılda bir yapılır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.

(2) Cumhurbaşkanı seçimi, Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından önceki altmış gün içinde; makamın herhangi bir şekilde boşalması hâlinde ise boşalmayı takip eden altmış gün içinde tamamlanır. Cumhurbaşkanı seçim dönemi, Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından önceki altmışıncı gün, makamın herhangi bir şekilde boşalması hâlinde ise boşalmayı takip eden gün başlar.

(3) İkinci fıkrada öngörülen süreler içinde seçimin tamamlanması amacıyla, Yüksek Seçim Kurulu tarafından, seçim takvimi resen belirlenir ve ilân edilir.

Seçim sistemi ve uygulanması

MADDE 4- (1) Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış bulunan iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur.

(2) İkinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin ölümü veya seçilme yeterliğini kaybetmesi hâlinde, ikinci oylama, boşalan adaylığın birinci oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi suretiyle yapılır. Bunların dışındaki sebeplerle boşalma olması hâlinde ikame yoluna gidilemez.

(3) Oylamalara tek adayla gidilmesi hâlinde, oylama referandum şeklinde yapılır. Aday geçerli oyların çoğunluğunu alması hâlinde Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. Oylamada, adayın geçerli oyların çoğunluğunu alamaması hâlinde seçim yenilenir.

(4) Yeni seçilen Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar görev süresi dolan Cumhurbaşkanının görevi devam eder. Cumhurbaşkanlığı makamının ölüm, çekilme veya başka bir sebeple boşalması hâlinde, yenisi seçilinceye kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cumhurbaşkanlığına vekillik eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır.

(5) Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.

Seçimin geri bırakılması

MADDE 5- (1) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkân görülmediğine dair karar verilmesi hâlinde, Cumhurbaşkanı seçimi bir yıl geriye bırakılır.

(2) Geri bırakma sebebi ortadan kalkmamışsa, erteleme kararındaki usule göre bu işlem tekrarlanabilir.

Seçilme yeterliği

MADDE 6- (1) Kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip her Türk vatandaşı Cumhurbaşkanı seçilebilir.

 İKİNCİ BÖLÜM
Seçim Öncesi İşleri
Aday gösterilme 

MADDE 7- (1) Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri içinden veya Meclis dışından aday gösterilebilmesi en az yirmi milletvekilinin yazılı teklifiyle mümkündür. Her bir milletvekili ancak bir aday için teklifte bulunabilir.

(2) En son yapılan milletvekili genel seçimlerinde, aldıkları geçerli oylar toplamı birlikte hesaplandığında, yüzde onu geçen siyasi partiler ortak aday gösterebilir. Her bir siyasi parti ancak bir aday için teklifte bulunabilir.

(3) Aday gösterilmek kişinin yazılı muvafakatine bağlıdır.

(4) Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilân edilen süre içinde, adayların isimleri, muvafakat belgeleri ve gerekli diğer belgelerle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına veya Yüksek Seçim Kuruluna başvurularak aday gösterilmiş olur. Başvurunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yapılması hâlinde, tüm bilgi ve belgeler, başvuru süresinin bitiminden itibaren yirmidört saat içinde Yüksek Seçim Kuruluna iletilir.

(5) Aday gösterme süresinin sona erdiği tarihten itibaren hiçbir şekilde yeni aday gösterilemez.

Adaylarla ilgili bilgi ve belgelerde eksiklik

MADDE 8- (1) Adaylarla ilgili bilgi ve belgelerde eksiklik tespit edilmesi hâlinde, Yüksek Seçim Kurulunca, eksikliklerin giderilmesi için beş günlük süre verilir.

(2) Eksikliklerin, verilen süre içinde aday tarafından giderilmemesi hâlinde, aday kendiliğinden adaylıktan çekilmiş sayılır.

Adaylığın incelenmesi ve geçici aday listesi

MADDE 9- (1) Yüksek Seçim Kurulu, adaylar hakkında yaptığı inceleme sonucunda seçilme yeterliğini ve aday gösterilme şartlarını taşıyanları gösteren geçici aday listesini belirler. Geçici aday listesi ve itiraz süresi Resmî Gazetede yayımlanır.

İtiraz ve kesin aday listesi

MADDE 10- (1) Resmî Gazetede yapılan ilândan itibaren iki gün içinde, geçici aday listesine veya bu listeye alınmamaya ilişkin karara karşı Yüksek Seçim Kuruluna itiraz edilebilir.

(2) Yüksek Seçim Kurulu itirazları üç gün içinde kesin karara bağlar ve kesin aday listesini Resmî Gazetede yayımlar.

Adayların görevden ayrılması ve göreve dönmesi

MADDE 11- (1) Cumhurbaşkanı adayı gösterilen hâkimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yüksek öğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeleri, kamu kurumu ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, belediye başkanları ve subaylar ile astsubaylar, siyasi partilerin il ve ilçe yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile belediye meclisi üyeleri, il genel meclisi üyeleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalar, kamu bankaları ile üst birliklerin ve bunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev alanlar, aday listesinin kesinleştiği tarih itibarıyla görevlerinden ayrılmış sayılır. Bu durum Yüksek Seçim Kurulunca aday gösterilenin bağlı bulunduğu bakanlığa veya kuruma derhal bildirilir.

(2) Yüksek mahkeme üyeleri, hâkimler, savcılar ve bu meslekten sayılanlar ile subay ve astsubaylar hariç olmak üzere, Cumhurbaşkanı adayı gösterilen Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri, adaylığı veya seçimi kaybetmeleri hâlinde, Yüksek Seçim Kurulunca Cumhurbaşkanının  seçildiğinin  ilân  edilmesini  takip  eden  bir  ay  içinde müracaat etmeleri kaydıyla eski görevlerine veya kazanılmış hak aylık derecelerindeki başka bir göreve dönebilirler.

Adaylıkta eksilme

MADDE 12- (1) Birinci oylamada, kesin aday listesinin Resmî Gazetede yayımından itibaren, oy verme günü saat 17.00’ye kadar listede meydana gelecek eksilmeler, değişikliği gerektirmez.

Propaganda

MADDE 13- (1) Propaganda dönemi, aday listesinin kesinleştiği gün başlar ve oylamaların yapılacağı günden önceki gün saat 18.00’de sona erer.

(2) Propaganda döneminde, Türkiye Radyo ve Televizyonlarında yapılacak propaganda yayınlarının tam bir tarafsızlık ve eşitlik içinde yapılması, Yüksek Seçim Kurulu ile Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu tarafından sağlanır.

(3) Adayların, özel radyo ve televizyonlardaki propaganda konuşmalarında, süre ile ilgili sınırlamalar dışında, 298 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uygulanır.

(4) Propaganda döneminde Başbakan, bakanlar ve milletvekilleriyle ilgili yasaklara ilişkin hükümler dâhil olmak üzere propagandaya dair diğer hususlarda 298 sayılı Kanun hükümleri kıyasen uygulanır.

Adaylara yardım

MADDE 14- (1) Adaylar, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan, tüzel kişilerden ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek kişilerden bağış ve yardım alamazlar.

(2) Adaylar, Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenecek adaylık başvurusu süresi içinde mal bildiriminde bulunmak zorundadır. Seçilen adayın mal bildirimi, seçim sonuçlarının kesinleşmesini müteakip Resmî Gazetede yayımlanır.

(3)  Her bir kişinin adaylara yapabileceği nakdî yardım miktarı, her bir tur için en yüksek Devlet memuruna mali haklar kapsamında fiilen yapılmakta olan her türlü ödemelerin bir aylık brüt tutarını geçemez. Alınan bağış ve yardımlar veraset ve intikal vergisinden müstesnadır. Adaylar ödünç niteliğinde para kabul edemez.

(4) Seçimlerde şeffaflığın sağlanması amacıyla, Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek tutarın üzerindeki nakdî yardımlar adayların “Seçim Hesabı” olarak kendileri adına açtıracakları bir banka hesabına yatırılır. Yüksek Seçim Kurulunca belirlenecek tutarın altında kalan nakdî yardımlar ise makbuz karşılığında alınır ve seçim hesabına yatırılır. Alınan bağış ve yardımlar sadece seçim harcamalarında kullanılır ve başka bir amaç için tahsis edilemez.

(5) Adaylığın kesinleşmesinden seçim sonuçlarının kesinleşmesine kadar geçen dönemde bağış ve yardımlar ile yapılan harcamalar Yüksek Seçim Kurulu tarafından tasdik edilen listelere kaydedilir.

(6) Seçim hesapları ile bağış, yardım ve harcamalara ilişkin bilgi ve belgeler, seçim sonuçlarının kesinleşmesini izleyen on gün içinde Yüksek Seçim Kuruluna sunulur. Yüksek Seçim Kurulu bir ay içinde, seçim hesaplarını inceler ve varsa usulsüzlükleri ve öngörülen limitlerin aşılıp  aşılmadığını  tespit eder.   Bu aşamada tespit  edilen eksikliklerin  giderilmesi amacıyla Yüksek Seçim Kurulu tarafından adaylara uygun bir süre verilir. Alınan bağış ve yardımlardan belirtilen limiti aşan miktar ile harcanmayan kısım Hazineye intikal ettirilir. Kurul bu görevi yerine getirirken Sayıştaydan ve gerekli görülen diğer ilgili kamu kurumlarından yardım alabilir.

(7) Yüksek Seçim Kurulunca yapılan inceleme sonuçları kesin olup, incelemenin tamamlanmasını müteakip bir ay içinde ilân edilir.

(8) Aday, Yüksek Seçim Kuruluna önceden bildirmek şartıyla, seçim hesapları ile gelir ve harcamalara ilişkin bilgi ve belgelerin kayda geçirilmesi ve ibrazına ilişkin hususlarda 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre yetki almış meslek mensuplarından veya avukatlardan birini ya da birkaçını yetkili kılabilir. Bu durumda, yetkilendirilen meslek mensubu, yukarıda belirtilen hususların yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesinde ilgili mevzuat hükümlerine göre sorumlu tutulur.

(9) Aday tarafından verilecek mal bildiriminin usul ve esasları, adaylar tarafından kullanılacak listelerin şekil, içerik ve tasdiki, makbuzların şekil ve içeriği, bastırılması, bağış ve yardımların alınması, kayda geçirilmesi, harcanması, harcanmayan ya da bağış sınırını aşan kısmın Hazineye intikali ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir.

 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Seçim Günü İşleri
Kullanılacak oy pusulasının şekli

MADDE 15- (1) Oylamalarda kullanılacak filigranlı birleşik oy pusulasında “Cumhurbaşkanı Adayları” ibaresi ile Yüksek Seçim Kurulu tarafından çekilen kuraya göre sırası belirlenen adayların adı ve soyadı yer alır.

(2) Oylamanın referandum şeklinde yapılması hâlinde beyaz üzerine “Evet”, kahverengi üzerine “Hayır” ibareleri yazılı, iki ayrı renkten oluşan birleşik oy pusulası kullanılır.

(3) Kullanılacak birleşik oy pusulalarıyla ilgili diğer hususlar Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir. Yüksek Seçim Kurulu, birleşik oy pusulalarını kendisi bastırabileceği gibi gerektiğinde uygun göreceği il seçim kurulları vasıtasıyla bastırmaya da yetkilidir. Gerekli ödenek Maliye Bakanlığınca karşılanır.

Oy kullanma şekli

MADDE 16- (1) Seçmen, sandık kurulunca kendisine verilen birleşik oy pusulası ve “Evet” veya “Tercih” yazılı mührü alarak oyunu kullanmak üzere kapalı oy verme yerine girer.

(2) Seçmen, mührü, birleşik oy pusulasında tercih ettiği adaya ait özel daire içine basmak, birleşik oy pusulasını zarfa koymak ve zarfı sandığa atmak suretiyle oyunu kullanır.

(3) Oyunu kullanan seçmen, mührü sandık kurulu başkanına geri verir.

Oylamanın referandum şeklinde yapılması hâlinde oy kullanma

MADDE 17- (1) Seçmen, sandık kurulunca kendisine verilen, beyaz üzerine “Evet” kahverengi üzerine “Hayır” ibareleri bulunan iki  ayrı  renkten  oluşan  birleşik oy pusulası  ve “Evet” veya “Tercih” yazılı mührü alarak oyunu kullanmak üzere kapalı oy verme yerine girer.

(2) Seçmen, mührü, birleşik oy pusulasında tercih ettiği kısmın üzerine basmak, birleşik oy pusulasını zarfa koymak ve zarfı sandığa atmak suretiyle oyunu kullanır.

(3) Oyunu kullanan seçmen, mührü sandık kurulu başkanına geri verir.

 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Seçimden Sonra Yapılacak İşler ve Son Hükümler
Seçim tutanakları ve sonuçların birleştirilmesi

MADDE 18- (1) Sandık, ilçe ve il seçim kurullarınca düzenlenmesi gereken tutanakların içeriği ile seçim sonuçlarının birleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir.

(2) Yüksek Seçim Kurulu, il seçim kurullarından gelen sonuçları birleştirerek ilân eder.

Seçimin veya birleştirme tutanağının iptali

MADDE 19- (1) Bir veya birkaç seçim çevresinde, yapılan seçimin veya düzenlenen birleştirme tutanağının, seçim işlemleri sebebiyle iptaline karar verilmesi hâlinde, iptal edilen kısmın ülke genelindeki seçim sonuçlarına etkisi olup olmadığı göz önüne alınarak Yüksek Seçim Kurulu tarafından söz konusu seçim çevrelerinde seçimlerin yenilenip yenilenmeyeceğine karar verilir.

Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılması

MADDE 20- (1) Cumhurbaşkanı seçiminin kesin sonuçları, Yüksek Seçim Kurulu tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Makamına bildirilir, kamuoyuna ilân edilir ve Resmî Gazetede yayımlanır.

(2) Seçilen Cumhurbaşkanı adına, Yüksek Seçim Kurulu tarafından Cumhurbaşkanı seçildiğine dair bir tutanak düzenlenir.

Cumhurbaşkanına tutanağın verilmesi ve andiçme töreni

MADDE 21- (1)  Seçilen Cumhurbaşkanı adına düzenlenen tutanak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı tarafından verilir ve aynı oturumda andiçme töreni yapılır. Bu oturum, eski Cumhurbaşkanının görev süresinin dolduğu gün, makamın başka bir sebeple boşalması hâlinde ise seçim sonuçlarının kesinleşmesinden itibaren üç gün içinde gerçekleştirilir.

Değiştirilen mevzuat

MADDE 22- (1) 298 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “milletvekili” ibaresinden önce gelmek üzere “Cumhurbaşkanı,” ibaresi eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 1- (1) Onbirinci Cumhurbaşkanının görev süresi yedi yıldır.

(2) 31/5/2007 tarihli ve 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce seçilen Cumhurbaşkanları, iki defa seçilememeleri kuralı dâhil, Anayasanın değişiklik öncesi hükümlerine tabidir.

Yürürlük

MADDE 23- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 24- (1) Bu Kanun hükümlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ile Bakanlar Kurulu yürütür.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Yargı Etiği Kodları

0

Uluslararası Ceza Mahkemesi Yargı Etiği Kodları, yargı sürecinin meşruiyetini ve etkinliğini sağlamak, yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına katkıda bulunmak amacıyla genel uygulamaya ilişkin kılavuz ilkelerdir. Kurallar, Yargıçların mesleki rolleriyle ilgili mahkeme içinde ve dışındaki davranış standartlarını düzenlemektedir. Mahkemenin Yargı Etiği Kodları (Code of Judicial Ethics), 19 Ocak 2021 tarihinde güncellenmiş, 7 Ekim 2022 tarihinde mahkemenin web sitesinde yayınlanarak ilan edilmiştir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Yargı Etiği Kodları
Giriş

Uluslararası Ceza Mahkemesi‟nde görev yapmakta olan hâkimler;

Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsünün (statü) 45. maddesinde ve Usul ve Delil Kurallarının (kurallar) 5. kuralının 1. fıkrasının A bendinde yer alan bağlayıcı yemini kaydederek;

Hem Statüde, hem de Kurallarda, yargı bağımsızlığına, tarafsızlığına ve yargı mesleğine uygun davranışların sergilenmesine ilişkin olarak belirlenmiş olan ilkeleri hatırda tutarak;

Yargı bağımsızlığına ve tarafsızlığına katkıda bulunacak genel uygulama yönergelerine duyulan gereksinimin farkındalığıyla ve uluslararası yargı süreçlerinin meşruiyetinin ve etkililiğinin temini amacıyla;

Birleşmiş Milletler‟in 1985 tarihli Yargı Bağımsızlığına İlişkin Temel İlkeler belgesi ile birlikte, yargıda mesleki etik ve davranış kurallarına ilişkin diğer uluslararası ve ulusal kural ve standartları göz önüne alarak;

Mahkemenin uluslararası niteliği ile sorumluluklarını icra ederlerken karşılaştıkları özel zorlukların bilincinde olarak;

Aşağıdaki esaslara uyacakları hususunda anlaşmışlardır:

Madde 1
Kodların Kabulü

Bu kodlar, hâkimler tarafından 126. Yönetmeliğe uygun şekilde kabul edilmiş olup, Statüye ve Kurallara ve Mahkemenin mevzuatına tâbi olacak şekilde yorumlanacaktır.

Madde 2
Terimlerin Kullanımı

Bu yargı etiği kodlarında geçen “mahkeme”, “statü”, “kurallar” ve “mevzuat” terimleri, kendilerine mahkemenin mevzuatında verilen anlamlarıyla kullanılır.

Madde 3
Yargı Bağımsızlığı

1. Hâkimler makamlarının bağımsızlığını ve mahkemenin otoritesini muhafaza eder ve yargı görevlerini yerine getirirlerken buna uygun davranırlar.

2. Hâkimler, yargı görevleri ile çatışacak ya da bağımsızlıklarına dair duyulan güveni etkileme olasılığı bulunan hiçbir faaliyette bulunmazlar.

Madde 4
Tarafsızlık

1. Hâkimler, tarafsız olmalı ve yargı görevlerini yerine getirirlerken tarafsız göründüklerinden de emin olmalıdırlar.
2. Hâkimler her türlü çıkar çatışmasından ya da makul bir göz tarafından çıkar çatışması şüphesi olarak algılanabilecek duruma düşmekten kaçınırlar.

Madde 5
Doğruluk

1. Hâkimler, kamuoyunun yargıya güveninin artmasını sağlamak amacıyla, bulundukları mevkiinin gerektirdiği şekilde dürüst ve doğru davranırlar.

2. Hâkimler, doğrudan ya da dolaylı olarak, makul bir göz tarafından yargı görevlerini etkilemeyi amaçlar nitelikte algılanabilecek hiçbir hediyeyi, avantajı, ayrıcalığı ya da ödülü kabul etmezler.

Madde 6
Gizlilik

Hâkimler, yargı görevleriyle ilişkili olarak istişarelerin ve müzakerelerin gizliliğine saygı duyarlar.

Madde 7
Özen ve Gayret

1. Hâkimler görevlerini yerine getirirlerken özen ve gayretle çalışırlar ve mesleki faaliyetlerini bu görevlere adarlar.

2. Hâkimler, bulundukları mevkiin gerektirdiği bilgi birikimini, becerileri ve kişisel nitelikleri sürdürmek ve geliştirmek için tüm makul adımları atarlar.

3. Hâkimler, görevlerini usulüne uygun ve hızlı şekilde yerine getirirler.

4. Hâkimler, karar ve hükümlerini, haklı nedenlere gecikmeye sebep olmayan hallerde, gecikme olmadan verirler.

Madde 8
Davaların Görülmesi Esnasındaki Davranışlar

1. Hâkimler, yargısal görevlerini icra ederken, düzeni sağlarlar, genel anlamda kabul görmüş mahkeme adabına uygun davranırlar, mahkemede hazır bulunan tüm katılımcılara ve seyircilere sabır ve nezaket gösterirler ve herkesin aynı şekilde davranmasını sağlarlar.

2. Hâkimler, tanık ve mağdurların Kurallara uygun sorgulanıp sorgulanmadıklarını denetlemek hususunda dikkatli davranırlar ve davanın katılımcılarının her birinin eşit şekilde korunma ve yasadan faydalanma hakkına özellikle dikkat ederler.

3. Hâkimler, ırkçı, cinsiyetçi ya da başka türlü aşağılayıcı davranış ve yorumlardan kaçınırlar ve davanın katılımcılarının da bu tür davranış ya da yorumlarda bulunmasını mümkün olabildiğince engeller.

Madde 9
İfade ve Örgütlenme Özgürlüğü

1. Hâkimler, ifade ve örgütlenme özgürlüklerini, bulundukları mevkiin gerekliliklerine uyacak ve bağımsızlıklarını ya da tarafsızlıklarını etkilemeyecek şekilde kullanırlar.

2. Hâkimler, hukuki konulara, yargı sistemine ya da adaletin yönetimine ilişkin kamuoyuna açık tartışmalara katılmakta serbest iseler de, görülmekte olan davalara ilişkin yorum yapmazlar ve mahkemenin duruşuna ve tutarlılığına zarar verebilecek görüşler beyan etmezler.

Madde 10
Ek Yargı Faaliyetleri

1. Hâkimler, kendi yargı görevleriyle, ya da mahkemenin verimli ve zamanında işleyişiyle uyumlu olmayan, ya da bağımsızlıklarını ve tarafsızlıklarını olumsuz etkileyebilecek, ya da makul bir gözde etkiliyor algısı yaratabilecek hiçbir ek yargı faaliyeti icra edemezler.

2. Hâkimler hiçbir siyasi faaliyette bulunamazlar.

Madde 11
Kodlara Uyulması

1. Bu kodlarda şekillendirilen ilkeler, hâkimlerin yargı görevlerini yerine getirirken uymaları gereken temel etik standartlara ilişkin rehber işlevi görürler. Bu kodlar tabiatları gereği tavsiye niteliğinde olup, amaçları, hâkimlere, karşılaştıkları mesleki ve etik meseleler hususunda yardımcı olmaktır.

2. Bu kod içerisindeki hiçbir hüküm, hiçbir şekilde, hâkimlerin yargı bağımsızlığını kısıtlamaya ya da sınırlamaya yönelik değildir.

19 Ocak – Hukuk Takvimi

0
19 Ocak Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar, kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları, ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.
19 Ocak – Hukuk Takvimi
1798 Fransız sosyolog, matematikçi ve filozof. Auguste Comte doğdu.(19 Ocak 1798 – 5 Eylül 1857) Sosyolojinin babası olarak tanımlanmaktadır.
1802 Belçikalı hukukçu ve siyasetçi Sylvain Van de Weyer doğdu. (Ölümü: 23 Mayıs 1874)
1808 ABD’li hukuk kuramcısı, politik düşünür, yazar, üniteryen, kölelik ve savaş karşıtı, bireyci anarşist ve sosyalist Birinci Enternasyonal  üyesi Lysander Spooner doğdu. (Ölümü: 14 Mayıs 1887)
1863 Alman hukukçu, ekonomist ve sosyolog Werner Sombart dünyaya geldi. (Ölümü: 18 Mayıs 1941) Pisa, Berlin ve  Roma üniversitelerinde hukuk ve ekonomi okudu. 1888’de Berlin üniversitesi’nde  doktorasını yaptı ve aynı üniversitede 1918 yılında ekonomi profesörlüğüne atandı. Bremen Ticaret Odası’nın baş avukatı oldu. Alman genç tarihçi okulu içinde yer aldı. Ekonominin tarihsel bir süreç olduğunu ve bu nedenle evrensel ekonomi yasalarının olamayacağını savundu. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Kıta Avrupası’nın önde gelen sosyal bilimcilerindendir.
1865 Fransız ekonomist ve düşünür Pierre-Joseph Proudhon yaşamını yitirdi. (15 Ocak 1809- 19 Ocak 1865) Kendini “anarşist” olarak adlandıran ilk kişidir ve ilk anarşist düşünür olarak nitelenmektedir.
1866 Danimarka’lı avukat ve politikacı Carl Theodor Zahle dünyaya geldi. (Ölümü: 3 Şubat 1946) Kopenhag Üniversitesi‘nde hukuk okudu. Birinci Dünya Savaşı sırasında başbakanlık yaptı. 1929’dan 1935’e kadar adalet bakanı olarak görev yaptı. 
1875 Celâlettin Arif Bey, doğdu. (Ölümü: 18 Ocak 1930)
1929 Türkiye’nin Kellogg-Briand Paktı‘na katılasına ilişkin “Devletler arasında harbin millî siyaset âleti olarak istimalinden feragati muntazamın muahedeye Türkiye cumhuriyetinin iştiraki hakkında kanun” 19 Ocak 1929 tarihine mecliste kabul edildi.
1949 Küba, İsrail’i diplomatik olarak tanıdı.
1950 Yol Mükellefiyeti Kanunu, 19 Ocak 1925 tarihinde kabul edildi. 23 maddeden oluşan Kanuna göre, Türkiye’de oturan 18–60 yaş arasındaki erkekler yol vergisine tabi tutulmuş, ancak sakatlığı tespit edilen fakirler, öğrenciler, askerler ve hayatta altı çocuğu olanlar muaf olmuştur.
1956 Türkiye’de İş Mahkemeleri kurulmasına yönelik karar alındı.
1956 Metin Toker’in kurduğu Akis dergisi Yazı İşleri Müdürü Cüneyt Arcayürek hakkında, “Kedi gelince fareler kaçtı” başlıklı yazısı nedeniyle açılan davadan beraat etti.
1959 Amerika Birleşik Devletleri ile imzalanan İstimlak ve Müsadere Garantisi Anlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onaylandı. Anlaşma basında kapitülasyonlara dönüş olarak nitelendi.
1960

Türkiye Sosyalist Partisi faaliyete geçti. Genel başkanlığa eski savcı, müfettiş, milletvekili ve  Ceza Hukuku Profesörü Atıf Akgüç getirildi. Parti bir yıl sonra Türkiye İşçi Partisi‘ne katılmıştır.

1961 Yassıada duruşmaları devam etti. Usulsüz kredi kullanımı ve ülke dışına döviz kaçırma iddiasına dayanan ve 15 Kasımda başlayan İpar Davası’nda sanıklar Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, Medeni Berk, Hayrettin Erkmen ve armatör Ali İpar mahkûm oldu. İpar ayrıca ömür boyu ticaretten men edildi.
1961 İstanbul’da atlı arabalara plaka verilmemesi kararlaştırıldı.
1966 Hindistan’da Nehru’nun kızı İndira Gandhi, Başbakan oldu.
1967 Türkiye Milli Talebe Federasyonu’na(TMTF)  Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın 19. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Yedd-i Adil(kayyım) olarak atanması kararına direnen ve gözaltına alınan öğrencilerden  Deniz Gezmiş, Attila Özdemiroğlu ve Bülent Yardımcı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
1972 Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararını protesto için Ataol Behramoğlu, Necmiye Alpay, Çelik Bilge, Nihat Fırıncıoğulları ve Lütfü Yazar bildiri dağıtarak açlık grevine başladı.
1974 Ankara Sıkıyönetim 3 No’lu Askeri Mahkemesi, 3. kez Yargıtay’da bozulan Prof. Dr. Mümtaz Soysal’ın 6 yıl 8 ay hapis ve 2 yıl 2 ay sürgün cezalarında direme kararı verdi.
1983 ABD Yüksek Mahkemesi yargıcı William Orville Douglas yaşamını yitirdi. (16 Ekim 1898, Maine, Minnesota – 19 Ocak 1980, Washington, ABD)
1983 Lyon Kasabı olarak da bilinen Nazi savaş suçlusu Klaus Barbie, Bolivya’da tutuklandı.
1983 Tokat’ın Niksar ilçesinin Cumhuriyet Savcısı Nihat Gerçek‘in 8 Nisan 1980 günü evinden Adliyesine giderken yol üstünde öldürülmesi olayına ilişkin olarak 12 Eylül’den sonra yapılan yargılamalarda Seyfettin Top ve Abdullah Adakan ismli 2 sanık suçlu bulunarak idama mahkûm edildi.
1987 Ankara 6.İdare Mahkemesi, 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasası’na dayanılarak 1402’liklerle birlikte görevine son verilen SBF Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyelerinden Dr. Baskın Oran’ın göreve iadesini kararlaştırdı. 19 Temmuz 1985’de Sıkıyönetim kalkınca AÜ’ne göreve iade başvurusu yapan Oran’ın talebi reddedilmişti.
1989 Nihat Behram’ın “Yürekleri Şafakta Kıvılcımlar” ve “İşkencede Ölümün Güncesi” adlı kitapları için avukat Kazım Bayraktar’ın itirazı sonucu kaldırılan toplatma kararı, DGM savcılığının itirazı üzerine mahkemece yeniden verildi.
1990 Danıştay kararıyla üzerindeki yasak kaldırılan Yılmaz Güney’in “Umut” filmine ilişkin olarak Kültür Bakanlığı’nın verdiği direktif gereği filmi izleyen Film Denetleme Kurulu “gösterilebilir” kararı verdi.
1990
  • Devrimci Sol ana davasında idam istemiyle yaklaşık 9 yıldır tutuklu olark yargılanan H.Öztürk, T.Bağdatlıoğlu ve R.Dinçer tahliye edildi.
  • Çek Cumhuriyeti ve Slovakya, Birleşmiş Milletlere üye oldu 
1997 Kenan Şeranoğlu‘nun ultra lüks doğum günü partisi ulusal basına yansıyınca, Titan Saadet Zinciri ortaya çıktı, 30 bin kişiden 85 milyon 750 bin mark ve yaklaşık 10 trilyon lira toplandığı anlaşıldı. Kadıköy Asliye Ceza Mahkemesinde 16 Haziran 1998’de Şeranoğlu 25 yıl 10 ay hapis ile cezalandırıldı. Aralarında babasının da bulunduğu 7 sanık dolandırıcılık suçuyla çeşitli hapis cezalarına mahkûm edildi.
2000 Hukukçu ve İtalya eski başbakanı Bettino Craxi yaşamını yitirdi. (24 Şubat 1934 – 19 Ocak 2000)
2000 Zorunlu Göç Raporu’nu açıklayan Göç Edenler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği (Göç-Der) Başkanı Şefika Gürbüz, İstanbul 4 No’lu DGM’de 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ceza, para cezasına çevrildi.
2006 Somut olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO)’nun 17 Ekim 2003 tarihinde Paris’te düzenlenen 32. Genel Konferansında kabul edildi. Türkiye 19 Ocak 2006 tarihli ve 5448 sayılı Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesinin Uygun Bulunduğuna Dair Kanunla sözleşmeyi onayladı ve 27 Mart 2006 tarihinde resmen taraf oldu.
2007 Agos gazetesinin kurucusu ve yayın yönetmeni Ermeni gazeteci Hrant Dink uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.
2012 Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu, 6271 kanun numarası ile 19 Ocak 2012 tarihinde kabul edildi ve Resmi Gazetenin 26.01.2012 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girdi. Türkiye’de, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin anayasa değişiklikleri 21 Ekim 2007 tarihinde halkoyuna sunuldu Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ve görev süresinin de 7 yıl olmasını ilişkin karar bu halk oylaması sonucunda kabul edildi.
2015 Meclis, 10 yıl sonra Yüce Divan oylaması yaptı. İçişleri Bakanı Muammer Güler, eski Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış ile eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın Yüce Divan’a sevkleri kabul edilmedi.
2017 Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un silahlı saldırı sonucu öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında mahkemeye çıkarılan 2 polis memuru tutuklandı
2018

15 Temmuz darbe girişiminde TRT’nin Ulus’taki yerleşkesi ve Digiturk binasının işgaline ilişkin 57’si tutuklu 93 sanığın yargılandığı davada, 23 sanık ağırlaştırılmış müebbet, 35 sanık müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

2021 Uluslararası Ceza Mahkemesi Yargı Etiği Kodları güncellendi. Bu ileler, yargı sürecinin meşruiyetini ve etkinliğini sağlamak, yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına katkıda bulunmak amacıyla genel uygulamaya ilişkin kılavuz ilkelerdir. Kurallar, Yargıçların mesleki rolleriyle ilgili mahkeme içinde ve dışındaki davranış standartlarını düzenlemektedir.
2025
  • İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Barış Boyun suç örgütü ile bağlantılı olduğu belirtilen ve  İnterpol tarafından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan Ercan Yılmaz ile İbrahim Kaymak’ın Ermenistan ile başlatılan görüşmeler sonucu yakalanarak Türkiye’ye getirildiğini duyurdu.
  • Gazze ile İsrail arasındaki ateşkes yürürlüğe girdi. Hamas 3 İsrailli rehineyi serbest bıraktı.
  • Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde 2013’te öldürülen Arif Meçin (57) cinayeti polisin yoğun çalışması sonucu çözüldü. Maktulün oğlu, yeğeni ve kardeşi tutuklandı.

  • İran’ın başkenti Tahran’da Yüksek Mahkeme önünde düzenlenen silahlı saldırıda Hüccetulislam Muhammed Mukise ve Hüccetulislam Ali Razini adlı iki hakim hayatını kaybetti. Bir hakim ile koruması yaralandı. Saldırgan olayın ardından kendini vurarak intihar etti. 

Bilimsel Yayıncılıkta Kör Danışman Sistemi

0

Bilimsel Yayıncılıkta Kör Danışman Sistemi, bilimsel dergilerde, hakemli dergilerde ve birçok yayın dalında kullanılan ve objektif yayıncılığı sağlamaya dönük bir yöntemdir. Bazı yayınlarda çift kör danışmanlık yöntemi denilen daha sıkı bir yol izlenebilir. Bilimsel yayıncılıkta Danışmanlık, yazar ve yayın kuruluşu arasında yayınlanması talep edilen yazı ve makale için yapılan müzakeredir ve araştırmacıların yaptıkları araştırmanın kalite ve uygunluk açısından aynı alandaki uzmanlar tarafından değerlendirilmesi işlemidir.

Bilimsel Yayıncılıkta Kör Danışman Sistemi, subjektif yargılardan uzaklaşmak ve gerçek anlamda bilimselliği sağlamak için önemli bir sistemdir. Yazıyı hazırlayan yazar yada yazarlar yazı taslağını yayıncıya gönderirken; kendisini tanımlayan ismini, unvanını, görev yerlerini ve kimliğini ortaya çıkaracak özel durumları gizleyerek körleştirilmiş bir ana metin dosyası hazırlamaktadır. Metin içinde yazarın kimliğini ortaya çıkaracak atıf veya kaynaklar gizlenmektedir. Özel bilgiler yazarın ismi, görev yerleri ve iletişim bilgileri gibi konular ayrı bir dosya halinde yedeklenerek makale yayıncıya sunulmaktadır.

Bilimsel Yayıncılıkta Kör Danışman Sistemi, akademik araştırma ve yayıncılık alanında en iyi uygulamaları sağlamak için sıkı bir yöntemdir. Bu modelde yazar yada yazarlar yayın danışmanlarının kim olduğunu bilmediği gibi yayın danışmanları da yazarların kimliğini ve yazıların kim tarafından yazıldığını bilmemektedir. Danışman çalışmanın gizliliğine saygı duymalıdır; yayınlanmadan önce çalışmanın içeriğinin başkalarıyla paylaşılması doğru değildir. Kör danışmanlık sürecinde bu gizliliği sağlayabilmek için yazının hiçbir yerinde yazar isimlerinin bulunmaması şarttır. Körleştirilen metnin sunumu üzerine, ilgili uzmanlık alanından yayın danışmanları seçilmekte ve kör danışman değerlendirmesi yapılmak üzere makale danışmanlarla paylaşılmaktadır. Süreç boyunca danışman ve yazarlar birbirlerinin kimlikleri hakkında bilgi sahibi olmamaktadırlar. Yayın danışmanı, yazıyı yazan kişi ile aynı kurum yada kurullarda görev yapmayan kişiler arasından seçilmeli, şayet gizliliği ihlal eden bir durum söz konusu ise yayın danışmanı danışmanlıktan çekilmelidir.

Değerlendirme sürecinde danışman, yayın kurul yada kuruluşuna, gönderinin kabulü, düzeltme gerekli, düzeltme sonrası yeniden değerlendirme, başka bir yere gönderme, gönderinin reddi  gibi önerilerde bulunabilmektedir. Danışmanların yazarlar için faydalı önerilerde bulunması mümkün olup, kimliği henüz belli olmayan yazara daha bilimsel bir makale için pozitif ve objektif yönlendirmeler yapabilmektedir. Danışmanların önerileri doğrultusunda yazı üzerinde gerekli düzeltmelerin yapılması halinde yapılan bu değişiklikler danışmanlara ayrıca iletilmektedir. Danışmanların değişiklikleri onaylamaması halinde makale danışma kurulu yada yayın kuruluna havale edilebilmekte, sorumlu editör, yayın kurulu yada danışma kurulunun önerilerinin yazar tarafından dikkate alınıp alınmadığını denetlemektedir.

Bilimsel Yayıncılıkta Kör Danışman Sisteminde, danışman yazının dizgisine yada şekline karışmamakta birden fazla danışmanın varlığı halinde ortak kanaate göre karar verilmekte, makalenin kabul veya reddi yönünde ortak bir fikir oluşması beklenmektedir. İki danışmanın görev yaptığı danışmanlıklarda oydaşma olmaması durumunda üçüncü bir danışmanın görüşüne başvurulmaktadır. Danışmanların görüşlerinin birbirinden çok uzak olması halinde sorumlu editör yazının kabulü veya reddi yönünde bir karar verebilmek için daha yetkili bir kuruldan değerlendirme almaktadır. Değerlendirme süreci için danışılan kişilere verilen sürenin dolması halinde sorumlu editör yazının değerlendirilmesi için başka danışmanlardan değerlendirme talep etmektedir.

Bilimsel Yayıncılıkta Kör Danışman Sisteminde, yayıncıya gönderilen yazının yayınlanmak için uygun bulunmaması halinde reddedilme gerekçeleri de açıklanmak sureti ile makale yazarına iade edilmektedir. Yazarın hatalı veya dürüst olmayan bir değerlendirme yapıldığını düşünmesi halinde itiraz hakkı bulunmaktadır. Kararın hangi gerekçelerle değiştirilmesi gerektiğini açıklayan bir yazı yayıncı kurumun üst sorumlularına gönderilmekte ve karar gözden geçirilmektedir.

Bir yazının yayınlanmak üzere kabul edilip edilmediği konusunda yazar yada yazarlar bilgilendirilmekte, yayınlanmayan yazılar telif hakları kapsamında yazarına iade edilmektedir. Kabul edilen yazıların taslak halleri ve baskı müsveddeleri yazarlara gönderilmekte ve sn düzeltmelerin yapılması istenmekte, son düzeltmeler de yapıldıktan sonra baskı aşamasına geçilmektedir.

Bir Adalet Teorisi

0
Bir Adalet Teorisi - John Rawls

Bir Adalet Teorisi, John Rawls tarafından yazılan ve yirminci yüzyılın ahlak ve siyaset felsefesi üzerine yapılmış en önemli çalışmalardandır. Eser, Kant’ın ve Mill’in çalışmalarının yanında duran bir klasiktir.

Rawls, adaletin doğru ilkelerinin, özgür ve rasyonel kişilerin yer aldıkları ‘orijinal pozisyonda bir bilinmezlik perdesi arkasında; toplumdaki kendi yerlerini, sınıflarını, ırklarını cinsiyetlerini, yeteneklerini, zekalarını ve güçlerini, hatta iyi/değer kavramlarını bilmeden bile üzerinde anlaştıkları ilkeler olduğunu ileri sürmektedir. Buna göre Rawls, türettiği adaletin iki ilkesinin, özgürlüklerin dağıtımını, sosyal ve ekonomik değerleri düzenlediğini iddia etmiştir.

A Theory of Justice isimli eserin orijinal eski ve yeni baskıları bir arada

Kitabın orijinal metni 1975 yılında yapılan Almanca tercümesi için önemli ölçüde gözden geçirilmiş, bu düzeltmeler sonraki tüm tercümelere ve kitabın yeni baskılarına dahil edilmiştir. Kitap, Türkçe’ye Türkiye Barolar Birliği önceki başkanı Vedat Ahsen Coşar tarafından tercüme edilmiş ve fikir dünyasına kazandırılmıştır.

Coşar, çeviri hakkında; “Kırk altı yıl önce yayınlanan, yayınlandıktan sonra pek çok ülkenin diline tercüme edilen ve ne yazık ki Türkçeye tercüme edilmemiş olan Amerikalı siyaset bilimci ve hukukçu John Rawls’ın yazdığı 513 sayfadan oluşan A Theory of Justice/Bir Adalet Teorisi isimli kitabı Türkçeye çevirdim. Özel hayatımda ve mesleki kariyerimde başkanlıklarım da dahil, kendi çapımda ve alanımda önemli ve değerli pek çok iş, pek çok hizmet yaptım. Ama diyebilirim ki, bugüne kadar yaptığım hiçbir iş, hiçbir hizmet, benim için bu kitabı Türkçeye çevirmek kadar önemli ve değerli olmamış, bana manevi yönden keyif vermemiştir. Esasen bunu da bu amaçla ve bunun için yaptım. Zira profesyonel bir çevirmen değilim ben. Pozisyona, statüye, bir şey olmaya bağlı hırslarım yoktur benim.” demiştir.

Kitabın tanıtım yazısında; “20. Yüzyılda, Bir Adalet Teorisi” adlı eseriyle çağdaş siyaset felsefesine yön veren John B. Rawls, kendi teorisini; başlangıç durumu, cehalet perdesi, adaletin iki ilkesinin seçimi ve bunların uygulanması konularıyla detaylandırır. Adalet, özgürlük ve eşitlik kavramlarını “fark ilkesi” aracılığıyla bir “hakkaniyet olarak adalet” çerçevesinde yapılandırması hem Marksist hem de liberal taraftan eleştirilerin gelmesine neden olmuştur.” denilmektedir.

Yazar John Bordley Rawls’ın Eserleri

A Theory of Justice

Bu kitap 20.yüzyılın siyaset felsefesi alanında hazırlanmış en önemli kitap olarak görülmektedir. Harvard Üniversitesi’nden emekli olduktan sonra James Bryant Conant Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapan, siyaset ve etik felsefesine önemli katkılarda bulunan ve aynı zamanda hukukçu da olan John Rawls’ın diğer önemli eserleri arasında, Türkçeye de çevrilmiş olan The Law of People’s (Halkların Yasası) ile Political Liberalism (Siyasal Liberalizm) sayılabilir. Siyasal Liberalizm, Rawls tarafından 1993 yılında yazılmış, adalet teorisi çalışmasının devamı niteliğinde bir eserdir. Uluslararası adalet hakkındaki görüşlerini The Law of Peoples ile dile getirmiştir. Ölümünden kısa süre önce Bir Adalet Teorisi isimli eserine dönük eleştirilere yanıt niteliğindeki Justice As Fairness: A Restatement isimli eserini yayınlamıştır.

Kitabın Konusu

Bir Adalet Teorisi – John Rawls

Avukat Vedat Ahsen Coşar tarafından “Bir Adalet Kuramı” adıyla çevrilen ve Bir Adalet Kuramı adıyla da bilinen eserinde Rawls, ‘hakkaniyet olarak adalet’ düşüncesi üzerine kafa yormuş, faydacı ahlak felsefesi karşısında toplumsal bir adalet düşüncesi arayışında olmuştur.

Rawls, liberal adalet anlayışını Rousseau’nun sözleşmecilik ilkesiyle birlikte temellendirmiş, toplumsal sözleşme teorisrini devam ettirmiştir. Rawls, özgürlükler konusunda eşitlik ve toplumsal eşitsizliklerin çözümlenmesinde zayıf durumda olanların menfaatlerinin gözetilerek çözümlenmesini savunmuştur.

Rawls, 1980’li yıllarda başlayan liberal toplumsal süreçlerde Bir Adalet Teorisindeki tezlerini yeni argümanlarla savunmaya devam etmiştir. Bir Adalet Teorisi, moral bir teoriden politik bir önermeye dönüşmüş, ahlaki ilkelerle ekonomi politikalarının uyumlu olmasını savunmuştur. Birey, sosyal adalet, faydacılık ve etik yazarın üzerinde durduğu önemli kavramlardandır. 

Yazar John Bordley Rawls

Yazar John Bordley Rawls

Bir Adalet Teorisi (A Theory of Justice) isimli eserin sahibi John Bordley Rawls, 21 Şubat 1921 tarihinde Baltimore, Maryland’de doğmuş ve 24 Kasım 2002 tarihinde ölmüş olan ABD’li filozoftur. John Rawls’ın babası Avukat William Lee Rawls’tır. Kitap, yazarın en önemli eseridir.

Rawls, İkinci Dünya Savaşı sırasında Pasifik’te piyade olarak görev yapmış, Yeni Gine, Filipinler ve Japonya’da bulunmuş Hiroşima bombalamasının etkilerine tanıklık etmiştir. Rawls subay olma teklifini reddetmiş ve 1946’da ordudan er olarak ayrılmış, Princeton Üniversitesi’ne dönerek etik felsefesi üzerine doktoraya başlamış, Margaret Fox ile 1949 yılında evlenmiştir.

Rawls, 1950 yılında doktorasını tamamladıktan sonra aynı okulda ve başka üniversitelerde ders vermiş, 1962 yılında profesör olmuştur. Harvard Üniversitesi’ne geçiş yaparak 40 yıl boyunca etik ve siyaset felsefesi alanında dersler vermiştir. Rawls, kekeme olması nedeniyle az sayıda röportaj vermiş, şöhretine rağmen medyatik davranmamış, zamanının çoğunu bilime ve aile yaşamına harcamıştır.

Askerliği bırakarak bilime döndüğü yıllardan ölümüne kadar Etik, toplumsal adalet, eşitlik ve siyaset felsefesi üzerine çalışmıştır.

Vedat Ahsen Coşar

18 Ocak – Hukuk Takvimi

0
18 Ocak Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar, kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları, ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.
18 Ocak – Hukuk Takvimi
1689

Montesquieu(Charles-Louis de Secondat, baron de La Brède et de Montesquieu), 18 Ocak 1689’da Fransa’nı Bordeaux kentinde dünyaya geldi. (Ölümü: 10 Şubat 1755)

1803 Fransız hukukçu, şair, filozof, devrimci Sylvain Maréchal yaşamını yitirdi. (Doğumu: 15 Ağustos 1750) Paris’te hukuk bilimi okudu ve avukat oldu. Ütopik Sosyalizmi geliştirdi ve tarım mülklerinin ortaklaşmasını savundu. İnsanın her türlü kölelikten kurtulması gerektiğini ve dinin, halkın sömürülmesinde araç olarak kullanıldığını ileri sürdü. Maréchal Takvimini yayınlaması, kiliseyi ve din anlayışını eleştirmesi  sonucunda hapse mahkûm edildi. Bu takvim, Fransız Devrimi’nde esas alındı. Devrim sonrası 1796’da Gracchus Babeuf’in hareketine katıldı ve cezalandırılmaktan kurtuldu. Kadın hakları ve eşitlik üzerine çalıştı. Baskılardan korunmak için anonim isimlerle yazılar yazdı.
1869 Amerikalı hukukçu ve siyasetçi John Tyler yaşamını yitirdi. (29 Mart 1790 – 18 Ocak 1862) William ve Mary Koleji‘nde hukuk eğitimi gördü. Genç yaşta baroya kabul edildi ve avukat olarak çalışmaya başladı. 1811’de, 21 yaşındayken Delegeler Meclisi’ne Charles City County’yi temsil etmek üzere seçildi. Birer yıl üst üste beş dönem görev yaptı. Eyalet yasa koyucusu olarak Mahkemeler ve Adalet Komitesi’nde yer aldı.  1816’da ABD Temsilciler Meclisi üyesi oldu. 1825’de Virginia Valisi olarak görev yaptı. 1827’de Birleşik Devletler Senatörü oldu. 1941’de kısa bir süre Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin 10. Başkanı seçildi. 1841’den 1845’e kadar Amerika Birleşik Devletleri’nin onuncu başkanı olarak görev yaptı.John Tyler- Hukukçu ve ABD'nin onuncu başkanı
1869 Macar hukukçu, şair ve Başbakan Bertalan Szemere yaşamını yitirdi. (Doğumu: 27 Ağustos 1812)
1886 Kadınlar, Osmanlı döneminin ilk Müslüman kadın dergisi olan Şükufezar’da “saçı uzun aklı kısa” deyimine karşı mücadele başlattı
1896 Fransız hukukçu ve eski başbakan Charles Thomas Floquet yaşamını yitirdi. (Doğumu: 2 Ekim 1828)
 1906 Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi (Bolşevikler) kurucularından İvan Vasilyeviç Babuşkin yargısız bir infaza kurban edilerek kurşuna dizildi. Kurşuna dizilmiş olduğu ancak 1910’da açığa çıkartılabildi.
 1919 Birinci Dünya Savaşı’nda yenik düşen devletlerle anlaşmalar yapmak üzere, İtilaf Devletleri temsilcilerinin oluşturduğu Paris Barış Konferansı açıldı. Avrupa’nın haritası yeniden çizildi. Konferans’ta, Trabzon ve yöresinde Rum-Pontus, Erzurum ve yöresinde Ermenistan devletlerinin kurulması fikirlerinin öne çıkması, Erzurum Kongresinin toplanmasında önemli rol oynadı.
 1924 İstanbul’da Millî Türk Ticaret Birliği Kongresi toplandı.
 1927 Lozan Antlaşması, Amerikan Senatosu tarafından reddedildi.
 1928 Çerkes Hacı Sami çetesinden 3 kişi, Atatürk’e suikast iddiasıyla Eminönü Meydanı’nda idam edildi.
 1937 Kuzey İrlandalı politikacı, Sosyal Demokrat ve İşçi Partisi’nin kurucusu John Hume doğdu. (Ölümü: 3 Ağustos 2020)

David Trimble ve John Hume bir arada
1940 Milli Korunma Kanunu, 18 Ocak 1940 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildi. Resmi Gazetenin 26 Ocak 1940 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girdi. Kanun yaygın olarak 1940-42 yılları ile 1956-1960 yılları arasında uygulandı. 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesinden sonra “Millî Korunma suçlarının affına, Millî Korunma teşkilât, sermaye ve fon hesaplarının tasfiyesine ve bazı hükümler ihdasına dair Kanun”  adıyla 10 Eylül 1960 tarihinde çıkarılan ve 16 Eylül’de Resmi Gazetede yayınlanan 79 numaralı yasa ile Milli Korunma Kanunu ilga edildi, kanun ile kurulan Milli Korunma Mahkemeleri de tamamen lağvedildi.
1947 İstanbul’da Muallimler Birliği kuruldu.
1954 Yabancı Sermaye Yasası Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi.
1961 Prof. Dr. H. Birsen Hekimoğlu (Örs), doğdu.

Prof. Dr. H. Birsen Hekimoğlu (Örs)
1964 Pemba(Zanzibar) Halk Cumhuriyeti kuruldu.
1970 Avukat, siyasetçi ve spor yöneticisi Mehmet Mümtaz Tarhan yaşamını yitirdi (Doğumu: 1908)

Mehmet Mümtaz Turhan, Akis Dergisi kapağında.
1983 Kültür Bakanlığı’nca Sinema Yasa Tasarısı hazırlandı.
1984 Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Davası duruşmasında, sanıklara tek tip elbise giydirildi.
2002 Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi ile İlgili İhtiyari Protokol (Optional Protocol to the Convention on the Rights of the Child on the sale of children), 18 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girdi. Protokol, 20 Kasım 1989 tarihli Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesine Ek olarak Genel Kurulun 25 Mayıs 2000 tarihli ve 54/263 sayılı Kararıyla kabul edilip imza, onay ve katılıma açılmıştı.
2010 Hukukçu, psikolog, senarist ve Ordinaryüs Profesör Reha Oğuz Türkkan yaşamını yitirdi. (Doğumu: 12 Ekim 1920) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı. Sorbonne Üniversitesi’nde tarih ve Türkoloji dallarında, Columbia Üniversitesi’nde deneysel psikoloji dalında uzmanlık çalışması yaptı. 1944-1945 arasında Irkçılık-Turancılık Davasında yargılandı. Beraat ettikten sonra 1947-1972 yılları arasında Columbia üniversitesinde, 1975-1976 yıllarında İstanbul Üniversitesi’nde ve daha sonra da 1996 yılında Ahmet Yesevi Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı.
2015 Arjantinli savcı Natalio Alberto Nisman yaşamını yitirdi.  (Doğumu: 5 Aralık 1963) Buenos Aires Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu ve Ulusal Mahkemeler Adliyesi’nde hukuk katibi olarak görev yaptı. Daha sonra Buenos Aires ilçe banliyösüne savcı olarak atandı. 2004’te AMIA bombalama soruşturmasından sorumlu Özel Savcı oldu. 2006’da Nisman, İran hükümetini AMIA bombalama eylemini yönetmek ve Hizbullah milislerini bunu gerçekleştirmekle resmen suçladı.
2016 Portekizli hukukçu ve sosyalist siyasetçi António de Almeida Santos yaşamını yitirdi. (Doğumu: 15 Şubat 1926) Coimbra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 1953-1974 yıllarında Mozambik’te avukatlık yaptı ve Mozambik Demokratlar Partisi’nin üyesi oldu. Demokratik muhalefet listesinden milletvekili adayı olsa da adaylığı sömürge idaresi tarafından reddedildi. Karanfil Devrimi sonrası 1974-1975 yılları arasında Bölgelerarası Koordinasyon Bakanı olarak görev yaptı. 1976-2005 yılları arasında milletvekili,  1976 – 1978 tarihleri arasında Adalet Bakanı, 1978-1978 tarihleri arasında Başbakan nezdinde Yardımcı Bakan, 1983-1985 tarihlerinde Devlet Bakanı ve Parlamenter İşleri Bakanı oldu. 1986 yılında geçici olarak Sosyalist Parti’nin genel sekreterliği görevini yürüttü. 1995-2002 tarihleri arasında Meclis Başkanı olarak görev yaptı. 1985-2002 yılları arasında Danıştay üyesi olarak görev üstlendi.

18 Ocak – Hukuk Takvimi

H. Birsen Hekimoğlu (Örs)

0
Prof. Dr. H. Birsen Hekimoğlu (Örs)

Prof. Dr. H. Birsen Hekimoğlu (Örs), 18 Ocak.1961 tarihinde doğmuş,  1982 yılında Marmara Üniversitesi Zanzibar bölümünden mezun olmuş, İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünden 1984 yılında yüksek lisans derecesini elde etmiş aynı bölümde yapmış olduğu doktorasını 1990 yılında tamamlamıştır.

Hekimoğlu, 1997 yılında doçent ve 2009 yılında profesör olmuştur. Hekimoğlu, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü, Siyaset Bilimi Anabilim Dalında görev yapmaktadır. 2008-2010 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekan Yardımcılığı yapmış, 2011-2014 yıllarında Senato Üyeliği, 2010-2013 yıllarında Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanlığını yürütmüş, 2015 yılından itibaren Siyaset Bilimi Anabilim Dalı Başkanlığına atanmıştır. Hekimoğlu, akademik kariyerinde, Fakülte Yönetim Kurulu Üyeliği, Fakülte Kurul Üyeliği, Uluslararası İlişkiler Bölümü Yandal-Çift Anadal Koordinatörlüğü, İstanbul Üniversitesi Rektörlük Akademik Yükseltme Komisyonu üyeliği ve Sürekli Eğitim Merkezi Yönetim Kurulu Üyeliği yapmıştır.

Modern Siyasal İdeolojiler

Makale ve Bilimsel Bildirileri

Hekimoğlu, “Perception of the Army by Armenian Minorities Living in Turkey, “Armenian Women of İstanbul: Notes on Their Survival of the Armenian Community”, “Turkey’s Armenians: A Research Note on Armenian Identity”,  “Postmodern Dünya’da İdeolojinin Dönüşümü”, “Siyasal Temsil”, “Türkiye’de Yaşayan Ermenilerin ’12 Eylül’ Algılaması”, “Uluslaşma, Orduların Değişen Rolü ve Sivil Kontrol” ve “Birey, Toplum ve Devlet İlişkileri Çerçevesinde Yeni İngiliz İdealizmi”, “Türkiye’de Anayasaların Kurumsallaşma Sorunu”, “Geç Modernleşen Ülkelerde Ordunun Rolü: Türkiye Örneği”, “Siyasal Temsil ve Demokrasi”, “Geç Modernleşen Ülkelerde Ordunun Rolü: Mısır Örneği: 1952 Hür Subaylar Hareketinin Temelleri ve Özellikleri”, “Batı’da Temsili Demokrasi Krizi”, “ Türkiye’de İktisat Politikalarında İstikrarsızlığa Neden Olan Siyasal Etmenler ”, “Türkiye’de Askeri Müdahaleler İçin Bir Açıklama” ve “Modernleşme ve Siyasal İstikrarsızlık” başlıkları ile makaleler yazmış, yazdığı makaleler Ulusal ve Uluslararası hakemli dergilerde yayınlanmıştır.

Prof. Dr. H. Birsen Hekimoğlu (Örs), “The Process of Democratization in the Balkans”, “İstanbul Ermeni Cemaatinde Kadın ve Siyaset”, “Early Findings of a Field Survey on the Perception of the Army by Non-Muslim Minorities Living in Turkey: The Case of Armenians”, “Küreselleşme Çerçevesinde İdeolojilerin Sonu Tezi’ne Yeniden Bakmak”, “Günümüz Otoriter Rejimlerinin Doğası Üzerine”, “Faşizm: 21. Yüzyılda Yeni Yüzüyle”, “Otoriter ve Totaliter Rejimlerde Şiddetin Çeşitli Yüzleri”, “Reassessing Fascism with the Lenses of 21stYüzyıl ”,“ Modern Ulus Devlet ve Beden Politikası ”,“ Düşmanın İmajı – Düşman Kim / Ne:? Kore Savaşında Savaşan Türk Gazileriyle Sözlü Tarih Çalışması ”,“ İstanbul’daki Ermeni Toplumunun Kadınları: Toplu Topluluğun Kimliği ve Kültürel Yeniden Üretimi ”,“ Türk Ordusunu Kalıcı Bir Askeri Devletten Uzak tutan nedir: Türk Ordusunun Türk Siyasetinde oynadığı rolün sınırları ”,“ Ermeni Dilinin Ermeni Kimliği ve Kültürü Üzerine Etkisi ” Türkiyeli Ermenilerin “,” Türkiye’deki Ulusal Devlet Yapısı Aşamasında Askerlerin Rolü “,” Türkiye’nin Müslüman Olmayan Azınlıkların Askerlik Algıları: Türkiye’deki Ermeniler Örneği “,” Söz Savaşanların: Kore Gazileri ile Sözlü Tarih Çalışması ”,“ Küresel ve Postmodern Dünyada İdeolojinin Dönüşümü ve Hukuk ”,“Günümüz Türkiye’sinde Ermeni Kimliği”, “Uluslaşma Süreci ve Pretoryenizm” ve “Türkiye’de Askeri Müdahaleler İçin Bir Açıklama Modeli” başlıkları ile Ulusal ve Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan bu bildiriler çeşitli dergi ve raporlarda yayımlanmıştır.

“Türkiye’de Askeri Müdahaleler: Bir Açıklama Modeli”, “Çağdaş Siyasal Teoriler” ve “Karşılaştırmalı Siyasal Sistemler” isimli eserlerin sahibidir.

Türk Sosyal Bilimler Derneği ve Western Political Science Association üyesidir.

Gender, Place and Culture Dergisi’nde hakemlik görevi yürütmekte olan Prof. Hekimoğlu, 2009 yılı TÜBA Telif Ders Kitabı Ödülünün sahibidir.  

İtham Ediyorum

0
itham ediyorum

İtham Ediyorum filmi, 1972 yılında Orhan Elmas’ın yönetmenliğinde çekilmiştir. Türk hukuk filmleri arasında öne çıkan yapımın senaryosu Fuat Özlüer tarafından kaleme alınmıştır.

Film, yargı etiği, bireysel dram ve aşk üzerine kuruludur. Öncelikle, Mahkeme sahneleri gerçeğe uygun şekilde tasarlanmaya çalışılmıştır. Film, gerilim dolu hikayesiyle dikkat çekmiştir.

Filmin yapımcılığını Yeşilçam’ın önde gelen isimlerinden Türker İnanoğlu üstlenmiştir. Başrollerde ise dönemin jönleri Kartal Tibet ve Hale Soygazi’dir.

Film, adalet sistemi ve aile yaşamı arasında sıkışan bir savcının dramatik hikayesini konu almaktadır.

Sanık Fatma, kasten işlenen bir cinayetle suçlanmaktadır. Suçlama genç kadın ve eşi tarafından kesinlikle reddedilmektedir.

Fatma’nın masum olduğuna inanan pek çok kişi vardır. Ancak savcı Aydın’ın elindeki deliller, onu suçlu ilan etmeye yetecek kadar güçlüdür. Bu sebeple, savcının elindeki delillerin önemi daha da artmaktadır.

Dava derinleştikçe, Aydın, zanlının geçmişini araştırmış ve olaylar karmaşık bir hale gelmiştir.  Öte yandan Aydın’ın eşi Selma, bir süredir psikolojik sorunlar yaşamaktadır ve dava ilerledikçe Selma’nın rahatsızlığı ile Fatma’nın işlediği iddia edilen suç arasında bir bağlantı ortaya çıkacaktır. Bunun yanı sıra, dava ilerledikçe bu sorunlar daha da belirgin hale gelecektir.

Savcı Aydın, cinayet davasını araştırdıkça karısının geçmişi ile suçlanan kadının hayatı arasında benzerlikler fark etmiştir. Acaba gerçek katil kendi eşi midir? Peki, savcılık görevinden ayrılmalı ve suçlanan kadın lehine şahitlik mi yapmalıdır?

Filmin görüntü yönetmenliğini Çetin Gürtop üstlenmiştir. Oyuncu kadrosunda Hale Soygazi, Kartal Tibet, Hulusi Kentmen gibi Yeşilçam’ın yıldız isimleri yer almıştır.

İtham Ediyorum, Erler Film’in güçlü yapımlarından biri olarak dönemin sinema severleri tarafından büyük ilgi görmüştür.: İtham Ediyorum, Türk sinemasının altın dönemi olarak kabul edilen 1970’lerde çekilmiş ve büyük ilgi görmüştür. Film, adalet, vicdan ve aile bağları gibi temaları ustaca işlemektedir. Sonuç olarak, psikolojik gerilim ögeleriyle seyirciyi etkisi altına almayı başarmıştır.

ANA REPLİK:  “GÖREVİNİ SAĞLAM YAPAN BİR SAVCIYI HİÇBİR ŞEY KORKUTAMAZ”

İnsan Hakları Filmleri Listesi 

0
Anayasa-İnsan Hakları Filmleri Listesi
İnsan Hakları Filmleri Listesi, Anayasa Hukuku alanında öğretim üyesi Prof. Dr. Tolga Şirin, tarafından hazırlanmıştır. Şirin, öğrencilerine verdiği dersler kapsamında izlenmesini önerebileceği film listesini  hazırladı.

İnsan Hakları Genel

  • GG19 (Boris Anderson & 18 farklı yönetmen)

Yaşam Hakkı
Açlık Grevi
  • Hunger (Steve McQueen)

Ötanazi
  • Kelebek ve Dalgıç (Julian Schnabel)

  • İçimdeki Deniz (Alejandro Amenábar)

  • Dr. Death (Clive Entwistle)

Ölüm Cezası
  • Karanlıkta Dans (Lars von Trier)

  • Öldürmek Üzerine Kısa Bir Film (Krzysztof Kieslowski)

  • Yeşil Yol ​

Kürtaj
  • 4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün (Cristian Mungiu)

  • If These Walls Could Talk (Cher & Nancy Savoca)

Pozitif Yükümlülükler Kuramı
  • Silkwood (Mike Nichols)

  • Maden (Yavuz Özkan)

  • Silikozis (P. Holzer & S. Erzurumlu & E. Özgüven)

Etkili Soruşturma
  • Anatomy of a Murder (Otto Preminger)

  • Bir Zamanlar Anadolu’da (Nuri Bilge Ceylan)

İşkence Yasağı

Etik

  • White Christmas (Black Mirror) (Carl Tibbets)

  • La piel que habito (Pedro Almodóvar

Tutulana Yönelik Müdahaleler
  • Gece Yarısı Ekspresi (Alan Parker)

  • Garage Olimpo (Marco Bechis)

  • Ses (Zeki Ökten)

  • Murder in the First (Marc Rocco)

Saatli Bomba Senaryosu
  • Unthinkable (Gregor Jordan)

  • The Siege (Edward Zwick)

Yatay İhlal Biçimleri
  • Tereddüt (Yeşim Ustaoğlu)

  • Te doy mis ojos (Icíar Bollaín)

  • The Burning Bed (Robert Greenwald)

  • The Skin I Live In (Pedro Almodóvar)

Aşağılayıcı ve İnsanlık Dışı Muamele/Ceza
  • Full Metal Jacket (Stanley Kubrick)

  • The Stoning of Soraya M. (Cyrus Nowrasteh)

Etkili Soruşturma
  • The Accused (Jonathan Kaplan)

  • Aus dem nichts (Fatih Akın)

Kölelik ve Angarya Yasağı
  • I am Slave (Gabriel Range)

  • 12 Years a Slave (Steve Mcqueen)

  • The Whistleblower (Larysa Kondracki)

  • Trade (Marco Kreuzpaintner)

  • Sold (Jeffrey D. Brown)

Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkı
  • Pardon (Mert Baykal)

  • Genco (Ali Kemal Çınar)

  • Terörist (Terry Green)

  • Gözlerindeki Sır (Juan José Campanella)

  • Esaretin Bedeli (Frank Derebont)

  • Uçurtmayı Vurmasınlar (Tunç Başaran)

Zorla Kaybedilme
  • La Noche de Los Lapices (Héctor Olivera)

  • Kayıp (Costa-Gavras)

Adil Yargılanma Hakkı
  • ​Davacı (Zeki Ökten)

  • Reis Bey (Mesut Uçakan)

  • The Night Of (Ep. 1-10) (Richard Price & Steven Zaillian)

  • And Justice For All (Norman Jewison)

  • In the Name of the Father (Jim Sheridan)

Suçta ve Cezada Kanunilik
  • Nurnberg Yargılamaları (Stanley Kramer)

  • Music Box (Costa-Gavras)

  • Azınlık Raporu (Steven Spielberg)

  • Storm (Hans-Christian Schmid)

  • Amistad (Steven Spielberg)

Özel Hayata – Aile Yaşamına- Haberleşmenin Gizliliğine Saygı
  • Devlet Düşmanı (Tony Scott)

  • The Truman Show (Peter Weir)

  • Azınlık Raporu (Steven Spielberg)

  • Philadelphia (Jonathan Demme)

  • Milk (Gus Van Sant)

  • Das Leben der Anderen (Florian Henckel von Donnersmarck)

  • Kızım Olmadan Asla (Brian Gilbert)

  • Kramer vs. Kramer (Robert Benton)

Din ve Vicdan Özgürlüğü
  • Inherit the Wind (Daniel Petrie)

  • The Conscientious Objector (Belgesel) (Terry Benedict)

  • Saklı Hayatlar (Haluk Ünal)

İfade Özgürlüğü
  • Jimy’s Hall (Ken Loach)

  • Shouting Fire: Stories from the Edge of Free Speech (Liz Garbus)

  • The People vs. Larry Flynt (Milos Forman)

Basın Özgürlüğü
  • All The President’s Men (Alan J. Pakula)

  • Mediastan (Johannes Wahlström)

  • The Post (Steven Spielberg)

  • Spotlight (Tom McCarthy)

  • Nightcrawler (Dan Gilroy)

Sanatsal İfade Özgürlüğü
  • Taksi Tahran (Cafer Penahi)

Akademik İfade Özgürlüğü
  • American Radical: The Trials of Norman Finkelstein (D. Ridgen)

Toplanma ve Örgütlenme Özgürlüğü
  • Bloody Sunday (Paul Greengrass)

  • Germinal (Claude Berri)

  • The Grapes of Wrath (John Ford)

  • Norma Rae (Martin Ritt)

  • Matewan (John Sayles)

  • Bread and Roses (Ken Loach)

  • Kibar Feyzo (Atıf Yılmaz)

  • Maden (Yavuz Özkan)

Eğitim Özgürlüğü
  • Kara Tahta (Samira Makhmalbaf)

  • The First Grader (Justin Chadwick)

ANAYASA HUKUKU FİLMLERİ

Devrimler-Darbeler
Fransız Devrimi
  • Danton (Andrzej Wajda)

  • La Revolution Francoise (Robert Enrico & Richard T. Heffron)

Amerikan Devrimi
  • Vatansever (Roland Emmerich)

  • Lincoln (Steven Spielberg)

Sosyalist Devrimler
  • Oktyabr (Grigoriy Aleksandrov & Sergei Eisenstein)

  • The Motorcycle Diaries (Walter Salles)

  • Libertarias (Vicente Aranda)

  • Land and Freedom (Ken Loach)

Doğu Avrupa
  • Elveda Lenin (Wolfgang Becker)

  • Berlin is in Germany (Hannes Stöhr)

  • A fost sau n-a fost? (Corneliu Porumboiu)

  • Szabadsag Szerelem (Krisztina Goda)

Türkiye
  • Abdülhamit Düşerken (Ziya Öztan)

  • Devrim Arabaları (Tolga Örnek)

  • Demir Kırat (Belgesel) (M. Birand & C. Dündar & B. Çaplı)

  • Bütün Kapılar Kapalıydı (Memduh Ün)

  • Eve Dönüş (Ömer Uğur)

  • Gülün Bittiği Yer (İsmail Güneş)

  • 12 Eylül (Belgesel) (Mustafa Ünlü)

Sınırsız İktidar – Toplum Sözleşmesi – İnsan Doğası – Faşizm
  • Das Experiment (Oliver Hirschbiegel)

  • Edukators (Hans Weingartner)

  • Tehlikeli Oyun (Dennis Gansel)

  • Das weiße Band – Eine deutsche Kindergeschichte (M. Haneke)

  • Fahrenheit 451 (Ramin Bahrani)

  • A Nagy Füzet (János Szász)

  • The Last King Of Scotland (Kevin Macdonald)

  • Schindler’s List (Steven Spielberg)

  • The Great Dictator (Charles Chaplin)

  • American History X (Tony Kaye)

Egemenlik- Devlet

  • No Man’s Land (Danis Tanovic)

  • El Secreto De Sus Ojos (Juan José Campanella)

  • The Net (Ki-duk Kim)

  • Ölümsüz Z (Costa-Gavras)

  • La Historia Oficial (Luis Puenzo)

  • Mississippi Burning (Alan Parker)

  • Runaway Jury (Gary Fleder)

Milliyetçilik – Resmî Dil

  • Rwanda Hotel (Terry George)

  • District 9 (Neill Blomkamp)

  • Güz Sancısı (Tomris Giritlioğlu)

  • Malcolm X (Spike Lee)

  • İki Dil Bir Bavul (Özgür Doğan & Orhan Eskiköy)

  • Büyük Adam Küçük Aşk (Handan İpekçi)

Demokratik Devlet
  • Çoğunluk (Seren Yüce)

  • Zübük (Kartal Tibet)

  • To Kill a Mockingbird (Robert Mulligan)

  • Election (Alexander Payne)

  • No (Pablo Larrain)

  • Selma (Ava DuVernay)

  • Suffragette (Sarah Gavron)

Laik Devlet

  • Persepolis (Vincent Paronnaud & Marjane Satrapi

Sosyal Devlet
  • Modern Zamanlar (Charles Chaplin)

  • Ben, Daniel Blake (Ken Loach)

  • Babamın Kanatları (Kıvanç Sezer)

  • Sicko (Belgesel) (Michael Moore)

Hukuk Devleti

  • Nürnberg Yargılamaları (Stanley Kramer)

  • In the Name of the Father (Jim Sheridan)

  • 12 Angry Men (Sidney Lumet)

  • V for Vendetta (James McTeigue)

Çevre Devleti

  • Fitzcarraldo (Werner Herzog)

  • Spirited Away (Ruhların Kaçışı) (Hayao Miyazaki)

  • Dr. Strangelove (Stanley Kubrick)

  • Even the Rain (Icíar Bollaín)

  • Erin Brockovich (Steven Soderbergh)

  • Ekümenopolis: Ucu olmayan Şehir (Imre Azem)

Olağanüstü Hal
  • The Siege (Edward Zwick)

  • Unconstitutional (Nonny de la Peña)

Ad hoc

0

Ad hoc, Roma Hukuku’ndan günümüze intikal etmiş Latince bir kavramdır.

Belli bir amaca yönelik, amaca özel, niyete mahsus, geçici anlamlarına gelmektedir. Bir sorunu çözmek için üretilen geçici bir çözüm yolunu tanımlamak için kullanılmaktadır. Kavram ile ifade edilen geçici çözümler, genellikle esnek ve duruma özel olmalarıyla bilinmektedir. Kavram, diplomasi alanında uzun bir geçmişe sahiptir.

Hukukta, Ad Hoc Terimi
Mahkemeler, komisyonlar veya belirli bir sorunu çözmek için geçici olarak kurulan yapılar için kullanılmaktadır.
Uluslararası yargı ve tahkim süreçleri, örgütlenme şekli bakımından ad-hoc ve kurumsal olarak iki grupta incelenmektedir. Özel bir amaç için oluşturulan ya da kullanılan komisyon, komite veya mahkemeler bu kavram ile ifade edilmektedir. Dönemsel ya da bölgesel bir hukuki sorunu çözmek için kurulan mahkeme, bir projeyi incelemek için belirli bir süreyle sınırlı olarak  kurulan özel bir komite ya da acil bir ihtiyaç nedeniyle geçici olarak görev yapan bir çalışma grubu bu şekilde sıfatlandırılmaktadır. 

Uluslararası Ceza Mahkemesinin daimi olmayan heyetleri bu kapsamdadır. BM’nin  belli sorunlar için kurduğu geçici araştırma ve soruşturma komisyonları da bu vasıfla görev yapmaktadır.

Adhokrasi, kurumsallaşmış bürokratik yapı yerine geçici görevler yapan uzmanlaşmış örgütsel yapıları ifade etmektedir.

Ad hoc Yargıç, belirli bir dava veya hukuki mesele için geçici olarak atanmış yargıçtır. Bu tür yargıçlar, genellikle kalıcı bir yargıçlık pozisyonuna sahip değildir. Belirli bir durumu veya davayı yürütmek için oluşturulan özel bir mahkeme veya komisyonda görev yaparlar.

Türkiye’den, Rıza Türmen, Ayşe Işıl Karakaş ve Saadet Yüksel,  AİHM’de daimi görevler üstlenmişlerdir. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde ise Aydın Sefa Akay daimi yargıç olarak görev yapmıştır.

Ad hoc Hakem, Tarafların herhangi bir tahkim kurumuna tabi olmaksızın hakem veya hakem heyetini oluşturması ve tahkim usulünü belirlemesi ile görevini yapmaktadır. Tarafların anlaşmasıyla ve sadece o taraflar arasındaki somut uyuşmazlığı çözmek için geçici olarak görevlendirilmektedir.

AİHM Uygulaması: 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde bir daire önüne gelen davada, ulusal hâkimin başvurunun incelenmesinde görev alabilmesi mümkün değilse daire başkanı tarafından onun yerine ad hoc hâkim atanmaktadır. AiHM uygulamasında, ilgili hükümet tarafından, ulusal yargıcın dava heyetine katılımının mümkün olmadığı, davadan çekildiği ya da dava heyetine katılmaktan muaf olduğu durumlarda geçici olarak atanan yargıçtır.

Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası

1
Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası

Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası, Çin Halk Cumhuriyeti Dördüncü Milli Halk Meclisinin Birinci Oturumunda, 17 Ocak 1975 tarihinde kabul edilmiş, değişikliklerden sonra 1982 tarihli son metin yürürlüğe girmiştir. Bu anayasalar arasında ciddi farklar olduğu gibi 1982 Anayasası da daha sonraki yıllarda değiştirilmiştir. Anayasa, birçok ülkenin anayasasına göre kısadır.

Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası komünist yönetim esasına dayanmaktadır.

Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası, 1988, 1993, 1999 ve 2004 yıllarında değişikliklere uğramıştır. Çin’de daha önce 1954 Anayasası ve 1975 Anayasası yapılmıştır.

Anayasa genel hatları ile; giriş, genel ilkeler, temel haklar ve yurttaşların görevleri, Ulusal Halk Kongresi, Devlet Konseyi, Yerel Halk Kongresi, Yerel Halk Hükumetleri, Halk Mahkemeleri ve Halk avukatları gibi devlet organlarının ve görevlerinin tanımlandığı bölümlerden oluşmaktadır. Devletin yapısı, ulusal bayrak ve devlet armaları Anayasadaki hükümlerle belirlenmiştir. Anayasa, Dünya Anayasaları içinde kısa olarak tanımlanabilecek nitelikte bir anayasadır. 

Çin Haritası

GEREKÇE

Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulması, yeni-demokratik devrimin büyük zaferini ve yeni bir tarihi dönemin, sosyalist devrim ve proletarya diktatörlüğü döneminin başlangıcını belirledi. Bu zafer, ancak Çin halkının yüz yılı aşkın kahramanca mücadelesinden sonra ve nihayet, Çin Komünist Partisi önderliğinde, emperyalizmin,feodalizmin ve bürokrat kapitalizmin gerici hakimiyetini bir devrimci halk savaşıyla alaşağı etmesinden sonra kazanılmıştı.

Çin Komünist Partisi önderliğinde zafer dolu ilerleyişine devam eden bütün milliyetlerden halkımız, son yirmi küsur yıl içinde, hem sosyalist devrim ve sosyalist inşada hem de Büyük Proleter Devriminde büyük zaferler kazandı, proletarya diktatörlüğünü sağlamlaştırdı ve güçlendirdi. Sosyalist toplum oldukça uzun bir tarihi dönemi kapsar. Bu tarihi dönem boyunca sınıflar, sınıf çelişmeleri ve sınıf mücadelesi vardır, sosyalist yolla kapitalist yol arasında mücadele vardır, kapitalizme geri dönüş tehlikesi vardır ve emperyalizmin ve sosyal emperyalizmin saldırı ve yıkıcılık tehdidi vardır. Bu çelişmeler ancak proletarya diktatörlüğü altında devrimin devam ettirilmesi teorisine ve bu teorinin rehberliğindeki pratiğe dayanılarak çözülebilir.

Çin Halk Cumhuriyeti Bayrağı

Yüce anayurdumuzun daima Marksizm-Leninizm-Mao Tsé-toung Düşüncesinin gösterdiği yolda ilerlemesi için, sosyalizm tarihi döneminin tümü boyunca Çin Komünist Partisinin temel çizgisine ve siyasetlerine sıkıca bağlı kalmalı ve proletarya diktatörlüğü altında devrimi devam ettirmede sebat etmeliyiz.

Bütün milliyetlerden halkın, işçi sınıfı önderliğindeki ve işçilerle köylülerin ittifakına dayanan büyük birliğini pekiştirmeli ve devrimci birleşik cepheyi geliştirmeliyiz. Halk içindeki çelişmeleri, düşmanla bizim aramızdaki çelişmelerden doğru bir şekilde ayırt etmeli ve doğru bir şekilde ele almalıyız. Üç büyük devrimci hareketi, yani sınıf mücadelesi, üretim mücadelesi ve bilimsel araştırma hareketlerini sürdürmeliyiz; sosyalizmi, bağımsız olarak ve insiyatifi kendi elimizde tutarak, kendi gücümüze güvenerek, çetin bir şekilde mücadele ederek, çalışkanlık ve tutumlulukla ve var gücümüzle ileri hedeflere yönelerek, daha büyük, daha hızlı, daha iyi ve daha ekonomik sonuçlar elde ederek inşa etmeliyiz. Savaşa ve doğal afetlere karşı hazırlıklı olmalı, halk için her şeyi yapmalıyız.

Uluslar arası meselelerde proleter enternasyonalizmini yüksekte tutmalıyız. Çin asla bir süper devlet olmayacaktır. Sosyalist ülkelerle ve bütün ezilen halklar ve ezilen milletlerle olan birliğimizi güçlendirmeli, karşılıklı olarak birbirimizi desteklemeliyiz. Bağımsızlık ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı, karşılıklı saldırmazlık, birbirinin içişlerine karışmama, eşitlik ve karşılıklı yarar ve barış içinde bir arada yaşama Beş İlkesi temelinde, farklı sosyal sistemlere sahip ülkelerle barış içinde bir arada yaşamak için çaba sarf etmeli, emperyalist ve sosyal-emperyalist saldırı ve savaş siyasetlerine ve süper devletlerin hegemonyacılığına karşı çıkmalıyız.

Çin halkı, Çin Komünist Partisi önderliğinde içerdeki ve dışarıdaki düşmanları yeneceğine ve insanlığa daha büyük bir katkıda bulunmak üzere bütün zorlukları alt ederek Çin’i güçlü bir sosyalist proletarya diktatörlüğü devleti haline getireceğine kesinlikle inanmaktadır.

Bütün milliyetlerden halkımız, daha da büyük zaferler kazanmak için birleşin!

 BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL İLKELER
Madde 1

Çin Halk Cumhuriyeti, işçi sınıfı önderliğinde ve işçi köylü ittifakına dayanan bir sosyalist proletarya diktatörlüğü devletidir.

Madde 2

Çin Komünist Partisi, bütün Çin halkının önder çekirdeğidir. İşçi sınıfı, devlete, öncüsü Çin Komünist Partisi vasıtasıyla önderlik eder.

Marksizm-Leninizm-Mao Tsé-toung Düşüncesi, milletimizin düşüncesine yol gösteren teorik temeldir.

Madde 3

Çin Halk Cumhuriyeti’nde bütün iktidar halka aittir. Halkın iktidarı kullanma aracı olan organlar, çoğunluğunu işçi, köylü ve asker temsilcilerin oluşturduğu her düzeydeki halk meclisleridir.

Her düzeydeki halk meclisleri temsilcileri, demokratik danışma yoluyla seçilirler. Seçmen birimleri ve seçmenler, seçtikleri temsilcileri denetlemek ve kanun hükümlerine uygun olarak her an yerlerine bir başkasını atamak gücüne sahiptirler.

Madde 4

Çin Halk Cumhuriyeti, birleşik bir çok uluslu devlettir. Bölgesel milli özerkliğin uygulandığı bölgeler Çin Halk Cumhuriyeti’nin ayrılmaz parçalarıdır.

Bütün milliyetler eşittir. Büyük milliyet şovenizmine ve mahalli milliyet şovenizmine karşı çıkılmalıdır.

Bütün milliyetler kendi konuşma ve yazı dillerini kullanma hürriyetine sahiptirler.

Madde  5

Çin Halk Cumhuriyeti’nde, bugünkü aşamada esas olarak iki çeşit üretim araçları mülkiyeti vardır: Bütün halkın üretim araçları mülkiyeti ve emekçi halkın kolektif sosyalist mülkiyeti.

Devlet, kanunla düzenlenen sınırlar içinde ve şehir ve kasabalarda  mahalle örgütlerinin veya köy halk komünlerindeki üretim ekiplerinin birleşik düzenlenmesi altında, tarım dışı sektörlerdeki bireysel üreticilerin başkalarının emeğini sömürmeksizin kendi başlarına çalışmalarına izin verebilir. Ayna zamanda, kendi başlarına çalışan bu emekçilere, adım adım sosyalist kolektifleşme yolu gösterilmelidir.

Madde  6

Devlet sektörü, milli ekonominin yönetici gücüdür.

Bütün madenler, sular, ormanlar, işlenmemiş topraklar ve devlete ait olan diğer kaynaklar, bütün halkın malıdır.

Devlet, kanunla düzenlenen şartlar altında, diğer üretim araçlarına olduğu gibi şehir ve köylerdeki araziye de bedeli karşılığında el koyabilir, kullanmak için devralabilir veya millileştirebilir.

Madde   7 

Köy halk komünü, hükümet yönetimiyle iktisadi yönetimi birleştiren bir örgüttür.

Bugünkü aşamada, köy halk komünlerindeki kollektif mülkiyet iktisadi sistemi, genel olarak, tabanını üretim ekibinin oluşturduğu üç kademeli bir mülkiyet biçimindedir: Komünün üretim tugayının ve üretim ekibinin mülkiyeti. Temel muhasebe birimi, üretim ekibidir.

 Halk komününün kolektif ekonomisinin mutlak hakimiyeti ve gelişmesi teminat altına alınmak şartıyla, halk komünü üyeleri kendi kişisel ihtiyaçlarını karşılamak üzere  küçük toprak parçalarını işleyebilir, sınırlı olarak aile yan-üretiminde bulunabilir ve meralarda az sayıda hayvan besleyebilirler.

Madde   8 

Sosyalist kamu mülkiyetine dokunulamaz. Devlet, sosyalist ekonominin sağlamlaştırılmasını gelişmesini teminat altına alacak ve kimsenin sosyalist ekonomiye kamu yararına zarar vermesine hiçbir şekilde izin vermeyecektir

Madde   9 

Devlet şu sosyalist ilkeyi uygular: “Çalışmayana ekmek yok” ve  “Herkesten yeteneğine göre, herkese emeğine göre.”

Devlet, yurttaşların çalışmaları karşılığında elde ettikleri gelir, tasarruf, ev ve diğer geçim vasıtaları üzerindeki mülkiyet haklarını korur.

Madde   10 

Devlet, devrimi sıkıca kavramak, üretimi ve diğer çalışmaları ilerletmek ve savaşa karşı hazırlıklı olmak ilkesini uygular;  tarımı temel, sanayiyi yönetici unsur kabul ederek ve hem merkezi, hem de mahalli organların inisiyatifini tam olarak harekete geçirerek sosyalist ekonominin planlı ve dengeli gelişmesini ilerletir; sosyal üretimin sürekli artması temelinde halkın maddi ve kültürel hayatını adım adım iyileştirir ve ülkenin bağımsızlık ve güvenliğini sağlamlaştırır.

Madde   11  

Devlet örgütleri ve devlet görevlileri Marksizm-Leninizm-Mao Tsé-toung Düşüncesini ciddiyetle incelemeli, proletarya siyasetini kesinlikle hakim kılmalı, bürokrasiye karşı savaşmalı, kitlelerle sıkı ilişkiler sürdürmeli ve halka canla başla hizmet etmelidirler. Her düzeydeki kadrolar, kolektif üretici çalışmaya katılmalıdırlar.

Devletin her organı, etkin ve basit yönetim ilkesini uygulamalıdır. Her devlet organının yönetici kadrosu, yaşlılar, orta yaşlılar ve gençlerin üçlü birliğinden oluşmalıdır.

Madde   12  

Proletarya bütün kültür alanları dahil olmak üzere üst yapıda burjuvaziye karşı kesin diktatörlük uygulamalıdır, kültür ve eğitim, sanat ve edebiyat, beden eğitimi, sağlık hizmetleri ve bilimsel araştırma çabaları hep proletarya siyasetine hizmet etmeli, işçilere, köylülere ve askerlere hizmet etmeli ve üretici çalışma ile birleştirilmelidir.

Madde   13  

Serbestçe konuşmak görüşleri tam olarak ortaya sermek, büyük tartışmalara girişmek ve duvar afişleri yazmak, sosyalist devrimi devam ettirmenin halk kitleleri tarafından yaratılan yeni biçimlerdir. Devlet, hem demokrasinin hem merkeziyetçiliğin, hem disiplinin, hem hürriyetin, hem irade birliğinin hem de kişisel gönül rahatlığı ve canlılığın bulunduğu bir siyasi ortam yaratmak amacıyla kitlelerin bu biçimleri kullanma hakkını teminat altına alacaktır. Ve böylece, Çin Komünist Partisi’nin devlet üzerindeki önderliğini ve proletarya diktatörlüğünü sağlamlaştırmasına yardım edecektir.

Madde   14 

Devlet sosyalist sistemi korur, bütün ihanet faaliyetlerini ve karşı devrimci faaliyetleri bastırır ve bütün hainlerle karşı-devrimcileri cezalandırır.

Devlet, toprak ağalarını, zengin köylüleri, gerici kapitalistleri ve diğer kötü unsurları kanuna uygun olarak belirli süreler dahilinde siyasal haklardan mahrum eder ve aynı zamanda çalışma  yoluyla düzelmelerini ve emeğiyle geçinen, kanunlara itaatkar yurttaşlar haline gelmelerini sağlamak amacıyla onlara hayatlarını kazanma fırsatını verir.

Madde 15  

Çin Halk Kurtuluş Ordusu ve halk milisleri, işçi ve köylülerin Çin Komünist Partisi önderliğindeki öz silahlı güçleridir. Onlar, bütün milliyetlerden halkın silahlı güçleridir.

Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Başkanı, ülkenin silahlı güçlerinin komutanıdır.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu her zaman savaşçı bir güçtür ve aynı zamanda bir çalışma ve üretim gücüdür.

Çin Halk Cumhuriyeti silahlı güçlerinin görevi, sosyalist devrimin ve sosyalist inşanın kazançlarını korumak, devletin egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini savunmak ve emperyalizmin, sosyal-emperyalizmin ve uşaklarının saldırı ve yıkıcılığına karşı tetikte bulunmaktır.

İKİNCİ BÖLÜM
DEVLETİN YAPISI
I. Kısım:  Milli Halk Meclisi
Madde  16

Milli Halk Meclisi, Çin Komünist Partisinin önderliğindeki en yüksek iktidar organıdır.

 Milli Halk Meclisi, eyaletlerin, özerk bölgelerin, doğrudan doğruya merkezi hükümete bağlı belediyelerin ve Halk Kurtuluş Ordusunun seçtiği temsilcilerden oluşur. Gerektiğinde, belli sayıda yurtsever şahsiyet özel olarak temsilci olmaya davet edilebilir.

Milli Halk Meclisi beş yıllık bir dönem için seçilir. Özel şartlar altında görev süresi uzatılabilir.

Milli Halk Meclisi her yıl bir oturum yapar. Gerektiğinde oturum öne alınabilir veya ertelenebilir.

Madde  17 

Milli Halk Meclisinin görev ve yetkileri şunlardır; Anayasayı değiştirmek kanun yapmak; Çin Komünist Partisi Merkez Komitesinin teklifi üzerine Devlet Konseyi Başbakanını ve üyelerini atamak ve değiştirmek; milli iktisadi planı, devlet bütçesini ve nihai devlet hesaplarını onaylamak; ve Milli Halk Meclisinin gerekli göreceği bu tür başka görev ve yetkileri kullanmak.

Madde  18 

Milli Halk Meclis Daimi Komitesi, Milli Halk Meclisinin sürekli organıdır. Görev ve yetkileri şunlardır: Milli Halk Meclisini toplamak; kanunları yorumlamak, kararnameler çıkarmak; yabancı ülkelere tam yetkili temsilciler yollamak ve geri çağırmak; yabancı diplomatik görevlileri kabul etmek; yabancı devletlerle yapılan anlaşmaları onaylamak ve feshetmek; ve Milli Halk Meclisinin kendisine vereceği bu tür başka görev ve yetkileri kullanmak.

Milli Halk Meclisi Daimi Komitesi, Başkan, Başkan Yardımcıları ve diğer üyelerden oluşur. Bunların tümü Milli Halk Meclis tarafından seçilir ve görevden alınabilir.

II. Kısım:  Devlet Konseyi
Madde 19

Devlet Konseyi, Merkezi Halk Hükümetidir. Devlet Konseyi, Milli Halk Meclisi ve onun Daimi Komitesine karşı sorumludur. Ve ona hesap verir.

 Devlet Konseyi, Başbakan, Başbakan Yardımcıları, bakanlar ve Komisyon Başkanı bakanlardan oluşur.

Madde  20 

Devlet Konseyinin görev ve yetkileri şunlardır: İdari tedbirleri tespit etmek ve Anayasaya, kanunlara ve kararnamelere uygun karar ve emirler vermek; ülke çapında, bakanlıkların, komisyonların ve çeşitli düzeylerdeki mahalli devlet organlarının çalışmalarında birleşik önderlik uygulamak; milli iktisadi planı ve devlet bütçesini hazırlamak ve uygulamak; devletin idari işlerini yönetmek; ve milli Halk Meclisinin veya onun daimi komitesinin kendisine vereceği bu tür başka görev ve yetkileri kullanmak.

III.Kısım:  Çeşitli Düzeylerdeki Mahalli Halk Meclisleri ve Mahalli Devrimci Komiteler
 Madde 21 

Çeşitli düzeylerdeki mahalli halk meclisleri mahalli iktidar organlarıdır. Eyaletlerdeki ve doğrudan doğruya merkezi hükümete bağlı belediyelerdeki halk meclisleri beş yıllık bir dönem için seçilirler. İl, şehir ve ilçelerdeki halk meclisleri üç yıllık bir dönem için seçilirler, Köy halk komünleri ve kasabalardaki halk meclisleri iki yıllık bir dönem için seçilirler.

Madde 22 

Çeşitli düzeylerdeki mahalli devrimci komiteler, mahalli halk meclislerinin sürekli organlarıdır ve aynı zamanda çeşitli düzeylerdeki mahalli halk hükümetleridirler.

Mahalli devrimci komiteler, bir başkan, başkan yardımcıları ve diğer üyelerden oluşurlar. Bunların tümü o düzeydeki halk meclisleri tarafından seçilir ve onlar tarafından geri çekilebilirler. Seçilmeleri veya geri çekilmeleri bir üst düzeydeki iktidar organının inceleme ve onayına sunulur.

Mahalli devrimci komiteler, o düzeydeki halk meclislerine ve bir üst düzeydeki iktidar organına karşı sorumludurlar ve onlara hesap verirler.

Madde 23 

Çeşitli düzeylerdeki mahalli halk meclisleri ve onlar tarafından seçilen mahalli devrimci komiteler kendi bölgelerinde kanun ve kararnamelerin uygulanmasını sağlarlar; kendi bölgelerinde sosyalist devrime ve sosyalist inşaya önderlik ederler; mahalli iktisadi planları, bütçeleri ve nihai hesapları inceleyip onaylarlar; devrimci düzeni sürdürürler ve yurttaşların haklarını korurlar.

IV. Kısım:  Milli Özerk Bölgelerin Kendi Kendini Yönetim Organları
Madde  24 

Özerk bölgelerin, özerk illerin ve özerk ilçelerin tümü, milli özerk bölgelerdir; bunların kendi kendini yönetim organları, Anayasa’nın İkinci Bölümünün III. Kısmında belirtilen mahalli iktidar organlarının görev ve yetkilerini kullanmanın yanı sıra, kendi yetkileri dahilinde kanunun gösterdiği şekilde özerklik uygulayabilirler.

Devletin daha yüksek organları, milli özerk bölgelerin kendi kendini yönetim organlarının özerklik uygulamasını tamamen teminat altına alırlar ve sosyalist devrimi ve sosyalist inşayı yürütmede azınlık milliyetlerini faal bir şekilde desteklerler.

V. Kısım:  Yargı Organları ve Savcılık Organları
Madde   25  

Yargı yetkisini, Yüksek Halk Mahkemesi, çeşitli düzeylerdeki mahalli halk mahkemeleri ve özel halk mahkemeleri kullanır. Halk mahkemeleri, o düzeydeki halk meclislerine ve onların sürekli organlarına karşı sorumludurlar. Halk mahkemelerinin başkanları, o düzeydeki halk meclislerinin sürekli organları tarafından seçilir ve gene onlar tarafından geri çekilebilirler.

Savcılık organlarının görev ve yetkileri, çeşitli düzeylerdeki kamu güvenliği organları tarafından kullanılır.

Savcılık çalışmalarında ve davaların yargılanmasında kitle çizgisi uygulanmalıdır. Önemli, karşı-devrimci suçların yargılanması sırasında kitleler tartışmak ve eleştirmek üzere seferber edilmelidir.

17 Ocak – Hukuk Takvimi

0
17 Ocak – Hukuk Takvimi
1783 Venezuelalı avukat, politikacı, ve diplomat Pedro Gual Escandón doğdu. (Ölümü: 6 Mayıs 1862- Pedro José Ramón Gual Escandón)
1851 Osmanlı devletinin ilk anonim şirketi olan Şirket-i Hayriye kuruldu. Şirket, 1945 yılına kadar Boğaziçi’nde yolcu ve yük taşımacılığı yaptı. 1944’te gemileri devletleştirildi ve 15 Ocak 1945’te çıkarılan 4517 sayılı yasayla, Şirket-i Hayriye, fiilen ortadan kaldırılarak Türkiye Denizcilik İşletmeleri adını aldı.
1852 Sand River Antlaşması ile Birleşik Krallık, Transvaal’deki (Güney Afrika) Boer kolonilerinin bağımsızlığını kabul etti.
1863 Britanyalı avukat ve siyasetçi David Lloyd George dünyaya geldi.
1893 Amerikalı hukukçu ve devlet başkanı Rutherford Birchard Hayes (Doğumu: 4 Ekim 1822) Harvard Üniversitesi‘nde hukuk eğitimi gördü. 1850’de Cincinnati’ye taşındı ve Chillicothe’de avukat olan John W. Herron ile hukuk bürosu açtı. 1858’den 1861’e kadar Cincinnati’nin şehir avukatı olarak görev yaptı. ABD İç Savaşı’ndan önce mahkeme işlemlerinde mülteci köleleri savunan bir avukat ve sadık bir kölelik karşıtıydı. ABD Temsilciler Meclisi üyeliği ve Ohio valisi olarak çalıştı. 1881 – 1877 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı yaptı.
1929 Elzie Crisler Segar tarafından yaratılan Temel Reis (Popeye) karikatürü, ilk kez bir gazetede yayımlandı.
1929 Hukukçu ve Prof. Dr. Vecdi Aral, doğdu. (Ölümü: 11 Şubat 2015)
1939 Hukukçu Hristodulos(Christodoulos-Christodoulos of Athens) doğdu. (Ölümü: 28 Ocak 2008) Atina Üniversitesinde hukuk eğitimi aldı ve İlahiyat okudu.  1998 yılında Atina ve Bütün Yunanistan Başpiskoposu olarak seçildi ve ölümüne kadar görevde kaldı.
1942 İkinci Dünya Savaşı’nın etkisi ile sonucunda Ankara’da ekmek karneye bağlandı. Uygulama ile her yurttaşın eşit bir şekilde ekmeğe ulaşması ve karaborsanın önlenmesi hedeflendi.
1946 BM Güvenlik Konseyi(BMGK) 17 Ocak 1946’da ilk toplantısını yaptı.
1954 Amerikalı çevre avukatı, yazar ve aşı karşıtı savunucu Robert Francis Kennedy Jr. doğdu. Harvard Üniversitesi ve London School of Economics’te Amerikan Tarihi ve Edebiyatı okudu. Robert F. Kennedy’nin oğlu ve John F. Kennedy’nin yeğeni olan Robert, Virginia Üniversitesi’nden Juris doktorasını aldı. Pace Üniversitesi’nde kanunlar üzerine master yaptı. Hukuki kariyerinin başlarında, New York’ta bölge savcı yardımcısı olarak görev yaptı. 1986’dan 2017’ye kadar  kar amacı gütmeyen bir çevre örgütü olan Doğal Kaynaklar Savunma Konseyi’nin (NRDC) avukatlığını yaptı. 1984’ten 2017’ye kadar Hudson Riverkeeper’ın yönetim kurulu üyesi ve avukatıydı. Pace Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Çevre hukuku alanında  yardımcı doçent olarak görev yaptı. Pace Üniversitesi’nde profesör oldu. George W. Bush’un başkanlığı boyunca çevre ve enerji politikalarını ısrarla eleştirdi. Bush’u federal bilim projelerini finanse etmek ve yozlaştırmakla suçladı. Aşı karşıtı olarak görüşleri ileri sürdü. 
1964 Amerikalı kadın avukat Michelle LaVaughn Robinson Obama doğdu. İlköğrenimini üstün zekalılar okulunda tamamladı. Princeton Üniversitesi’nde sosyoloji eğitimi gördü ve eşi Barack Obama gibi Harvard Hukuk Okulu‘ndan hukuk diploması aldı.

Harvard Hukuk mezunları Barack ve Michelle Obama
1972 Gürcü hukukçu ve siyasetçi Levan Varşalomidze, Batum’da doğdu. Kiev Üniversitesi’nde aile hukuku, uluslararası özel hukuk, medeni hukuk ve sivil uygulamada hukuk uzmanlığını alanında doktor unvanını kazandı. 1998’den 2000’e kadar Gürcistan Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Hukuk Bölümü İkili İlişkiler Ofisi Başkanlığı yaptı. 2000 ile 2002 yılları arasında Adalet Gürcistan Bakanlığı İcra Dairesi Başkanı oldu.  2002 yılında Maliye Gürcistan Bakanlığı Hukuk Bölümü Müdürlüğü yaptı. Gürcistan Devlet ve Hukuk Enstitüsünde bilimsel bir araştırmacı olarak çalıştı.  2004 tarihinde Acara Özerk Cumhuriyeti Yüksek Kurulu tarafından Acara Özerk Cumhuriyeti Hükûmet Başkanı olarak atandı. 20 Temmuz 2004 – 30 Ekim 2012 arasında bu görevi yürüttü. 2015 yılında Ukrayna Cumhurbaşkanına danışman olarak atandı. Serbest avukat olarak çalışmaktadır.
1973 Ferdinand Marcos, Filipinler’in “ömür boyu” Başkanı oldu. Marcos Filipinler Üniversitesi’nde hukuk eğitimi gördü.  Kurduğu otoriter rejim, yolsuzluklar ve baskı uygulamaları nedeniyle büyük tepki uyandırdı. Hukukçu olan Ferdinand Emmanuel Edralín Marcos, 11 Eylül 1917’de doğdu. (Ölümü: 28 Eylül 1989)  Ortaöğrenimini başkent Manila’da tamamladı, Filipinler Üniversitesi’nde hukuk eğitimini tamamladı ve avukatlık yapmaya başladı. 1965-1986 yılları arasında başkanlık yaptı. 21 Eylül 1972’de komünist ve yıkıcı güçleri gerekçe göstererek sıkıyönetim ilan etti. Muhalif politikacıları tutukladı ve silahlı kuvvetleri rejimin bir baskı aracı haline getirdi. 17 Ocak 1981’de sıkıyönetimi kaldırdı. 16 Haziran 1981’de yapılan seçimlerde seçimleri yeniden kazandı ve altı yıllık bir dönem için yeniden devlet başkanı oldu. 25 Şubat 1986’da ülkesinden kaçarak Hawaii’ye gitmesi üzerine kurduğu baskıcı rejim sona erdi. Otoriterlik, yolsuzluk ve baskı ile anıldı.

Ferdinand Emmanuel Edralín Marcos
1975 Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası, Çin Halk Cumhuriyeti Dördüncü Milli Halk Meclisinin Birinci Oturumunda, 17 Ocak 1975 tarihinde kabul edildi, değişikliklerden sonra 1982 tarihli son metin yürürlüğe girdi. Bu anayasalar arasında ciddi farklar olduğu gibi 1982 Anayasası da daha sonraki yıllarda değiştirildi.

Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası komünist yönetim esasına dayanmaktadır.
1984 Dolandırıcılıktan yargılanan Abidin Cevher Özden (Banker Kastelli) beraat etti.
1984 Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Yerel Seçim Yasası kabul edildi.
1987 Bülent Ecevit, Siyasi Partiler Kanunu’na aykırı davranmaktan 11 ay 20 gün hapse mahkûm edildi. 12 Eylül darbesinden sonra Bülent Ecevit hakkında 80, Süleyman Demirel hakkında 55 dava açılmıştı.
1990 Yazar Aziz Nesin, kendisine “vatan haini” dediği gerekçesiyle Cumhurbaşkanı Kenan Evren aleyhine tazminat davası açtı.
1995 Avrupa Parlamentosu, her yıl 10 Aralık tarihine yakın bir zamanda verilen Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü‘nü cezaevinde bulunan eski DEP milletvekili Leyla Zana’ya verdi. Zana, 1987’de İnsan Hakları Derneği Diyarbakır şubesinin kurucuları arasında yer almıştı. Sovyet bilim insanı ve 1975 Nobel Barış Ödülü sahibi Andrey Sakharov’un adını taşıyan ödül, 1988yılında Avrupa Parlamentosu tarafından hayatını insan hakları ve özgürlüklerini savunmaya adayan kişilere veriliyor.
2003 Bugün gazetesi 17 Ocak 2003’de yayın hayatına başladı.
2006 Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Mehmet Ali Ağca’nın tahliye kararının, yazılı emir yoluyla bozulması istemini içeren başvurusunu Yargıtay’a gönderdi.
2020 Amerikalı hukukçu ve siyasetçi Terence Hallinan yaşamını yitirdi. (Doğumu: 4 Aralık 1936) London School of Economics, California Üniversitesi Berkeley ve California Üniversitesi Hastings Hukuk Fakültesi’nde eğitim gördü. Avukat olarak yüzlerce uyuşturucu suçlusunu savundu. 1996’dan 2004 yılına kadar 26. San Francisco Bölge Savcısı olarak görev yaptı.
2025

Kahramanmaraş’ta 6 Şubat depremlerinde 151 kişiye mezar olan Palmiye Sitesi davasında Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Aralık’ta tutuklanan müteahhit Hacı Mehmet Ersoy’un tahliyesine karar verdi.

 2025
  • Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca “rüşvet” ve “suç örgütüne üye olmak” suçları iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında tutuklandı. Erdoğan “Çok iyi biliyorlar ki daha turpların büyüğü heybede.” dedi.  İçişleri Bakanlığı ise Akpolat’ın görevden uzaklaştırıldığını açıkladı. CHP, belediye meclisinin toplanarak başkan vekili seçeceğini bildirdi. İstanbul Valiliği, Beşiktaş Belediye Başkan vekilinin belirlenmesi için 23 Ocak Perşembe günü seçim yapılacağını açıkladı.
  • İhraç istemiyle haklarında soruşturma başlatılan 5 teğmen ve 3 komutan Yüksek Disiplin Kurullarında sözlü savunmalarını yaptı. Savunmada TBB Başkanı Av. Erinç Sağkan da bulundu.
  • Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Han ve AB Komisyonu’nun Eşitlik, Hazırlık ve Kriz Yönetiminden Sorumlu Üyesi Lahbib, beraberlerindeki heyetlerle birlikte Suriye’de HTŞ lideri Colani ile görüştü.
  • Manken Deniz Akkaya ve beraberindeki 5 şüpheli hakkında ”Hukuki Alacağını Tahsil Etmek Amacıyla Yağma Yapmak”, ”Cebir Tehdit veya Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma” suçları kapsamında düzenlenen iddianame kapsamında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne açılan davada sanıklar hakkında ‘Konutta Yağma’ ve ‘Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma’ suçundan 13 yıl 4 ay hapis cezasın hükmedildi.

17 Ocak – Hukuk Takvimi

Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi

0
Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi-TALİD

Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, 2003 yılından itibaren altı ayda bir yayınlanan bilimsel dergidir. Dergi, Bilim ve Sanat Vakfı Türkiye Araştırmaları Merkezi tarafından yayınlanmaktadır.

Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi

Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi uluslararası hakemli bir dergidir. MLA International Bibliography, Index Islamicus, EBSCO Publishing, Turkologischer Anzeiger ve ASOS Index gibi indekslerce taranmaktadır.

Dergi, literatür çalışmaları yapmayı, her bilim dalına dair bilimsel literatür tasnifi yapmayı, takip edilen yaklaşımları ve kullanılan kaynakları gözden geçirmeyi amaç edinmiş bir süreli yayındır.

Dergi, Türkiye hakkında farklı coğrafyalarda değişik türlerde yazılan eser telif eser sahiplerinin birbirlerinden haberdar olmasını, konu ve sorunlara disiplinler arası ve disiplinler ötesi bir perspektiften bütüncül bir yaklaşım sergilemeyi hedeflemekte, benzer alanlarda çalışmalar yapan araştırmacıların tüm çalışmaları bir arada görmesini sağlamaktadır.

Her sayısında farklı bir bilim dalını ele almakta, konunun alt dallarını içeren değerlendirme yazılarına, konuyla ilgili söyleşilere, kitap ve tezlerin, kurum, dergi ve kongrelerin tanıtımlarına yer vermektedir.

Derginin her sayısı, o sayının özel içeriğini oluşturan konunun literatürünü ele almakta, her sayının sonunda, geçen altı ayın dergilerinde Türkiye ile ilgili çıkmış makalelerin künyelerinin yer aldığı bir bölüm bulunmaktadır.

Dergi, 2003 yılından itibaren altı ayda bir çıkardığı sayılarla; Türk İktisat Tarihi,  Tanzimat’a Kadar Türk Siyaset Tarihi, Tanzimat‘tan Günümüze Türk Siyaset Tarihi, Türk Bilim Tarihi, Türk Hukuk Tarihi, Türk Şehir Tarihi, Yeni Türk Edebiyatı Tarihi I, Yeni Türk Edebiyatı Tarihi II, Eski Türk Edebiyatı Tarihi I, Eski Türk Edebiyatı Tarihi II, Türk Sosyoloji Tarihi, Türk Eğitim Tarihi, Türk Mimarlık Tarihi, Türk Sanat Tarihi, Dünyada Türk Tarihçiliği, İstanbul Tarihi, Türk Felsefe Tarihi, Türkiye’de İslami İlimler: Tefsir ve Kur’an İlimleri, Türkiye’de İslami İlimler: Fıkıh – Osmanlı Dönemi ve Türkiye’de İslami İlimler: Fıkıh – Cumhuriyet Dönemi konularını işlemiştir.

Dergi, gelecek sayılarında Türkiye’de Coğrafya Çalışmaları ve Türk Sineması Çalışmaları başlıkları ile literatür çalışması yapılacağını ilan etmiştir. 

Felsefe Tarihi Sayısı

Yayın ve Danışma Kurulu

Derginin Yazı İşleri Müdürü Salih Pulcu’dur ve  dergi editörü her sayıya ve konuya göre belirlenmektedir. Derginin yayın kurulunda, Şevket Kamil Akar, Yusuf Ziya Altıntaş, Nurullah Ardıç, Serhat Aslaner, Yücel Bulut, Ebubekir Ceylan, Coskun Çakır, Fatma Samime İnceoğlu, Abdülhamit Kırmızı, Mustafa Özel, Yunus Uğur, Ali Adem Yörük yer almaktadır.

Danışma Kurulu, soyadı sırasına göre; Engin Deniz Akarlı, Gökhan Çetinsaya, İhsan Fazlıoğlu, Mehmet Genç, Tevfik Güran, Mehmet İpşirli, Cemal Kafadar, Mustafa Kara, Kemal Karpat, Sabri Orman ve Ali Birinci bulunmaktadır.

Türkiye ve Türkiye tarihi çalışmalarına ağırlık veren derginin önceki sayılarına ve dergide yayınlanmış makalelere dijital olarak ulaşılabilmektedir.

Dergide yayınlanacak yazılarda uyulması gereken kurallar derginin resmi web sitesi www.talid.org tarafından ilan edilmektedir.

Derginin eski sayılarına internet satış portallarından ulaşılabilmekte ve satın alınabilmektedir.

Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi

Adres: Vefa Cad. No. 48 34134 Vefa İstanbul

Tel: 0212 528 22 22

Faks: 0212 513 32 20
e-mail: talid@bisav.org

www.talid.org

ILO 99 No’lu Asgari Ücret Tespit Mekanizması (Tarım) Sözleşmesi

0

Asgari Ücret Tespit Mekanizması (Tarım) Sözleşmesi, 6 Haziran 1951 tarihinde  Uluslararası Çalışma Örgütü-ILO tarafından kabul edilmiş, 30 Nisan 1969 tarihli ve 1168 yasa ile onaylanarak Resmi Gazetenin 26 Mart 1970 tarihli sayısı ile yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

ILO Kabul Tarihi: 6 Haziran 1951
Kanun Tarih ve Sayısı: 30 Nisan 1969 / 1168
Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 9 Mayıs 1969 / 13194
Bakanlar Kurulu Kararı Tarih ve Sayısı: 16 Ocak 1970 / 7-91
Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 26 Mart 1970 / 13455

Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından Cenevre’de toplantıya davet edilerek orada 6 Haziran 1951’de 34 öncü toplantısını yapan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Konferansı toplantı gündeminin 8 inci maddesini teşkil eden tarımda asgari ücret tesbit usulleri meselesine dair tekliflerin kabulüne ve bu tekliflerin bir Milletlerarası Sözleşme şeklini almasına karar verdikten sonra, Bin dokuz yüz elli bir yılı Haziran ayının işbu 28 inci günü, Tarımda Asgari Ücret Tesbit Usulleri Hakkında 1951 Sözleşmesi adını taşıyacak olan aşağıdaki Sözleşmeyi kabul eder:

MADDE 1

Milletlerarası Çalışma Teşkilatının bu Sözleşmeyi onaylıyan her üyesi tarımsal işyerleriyle tarımla ilgili işlerde çalıştırılan işçilerin asgari ücret hadlerinin tesbiti mümkün kılacak münasip usuller koymayı veya bu gibi usulleri muhafaza eylemeyi taahhüt eder.

Bu Sözleşmeyi onaylayan her üye eğer varsa, ilgili işveren ve işçilerin en fazla temsil kabiliyetini haiz teşekküllerine danıştıktan sonra, bundan evvelki fıkrada derpiş olunan asgari ücret tesbit usullerinin hangi işyerleri, işler ve şahıs zümreleri hakkında uygulanacağını tayinde serbesttir.

Yetkili makam, tabi oldukları çalışma şartları dolayısıyle haklarında bu Sözleşme hükümlerine hepsinin veya bir kısmının uygulanması mümkün olmayan çiftçinin çalıştırdığı kendi aile fertleri gibi şahıs zümrelerini bu gibi hükümlerin uygulanmasından hariç tutabilir.

MADDE 2

Asgari ücretlerin kısmen aynı olarak ödenmesi arzuya şayan ve teamülden olduğu hallerde, milli mevzuat, toplu sözleşmeler veya hakem kararları bu şekilde tediyeye müsaade edebilir.

Asgari ücretlerin kısmen ayni olarak ödenmesine müsaade olunduğu hallerde:

Bu gibi ayni yardımların işçinin ve ailesi fertlerinin şahsen kullanma ve faydalanmalarına elverişli bulunmasını; ve,

Bu gibi ayni yardımlara takdir edilen değerin adil ve makul olmasını sağlamak üzere münasip tedbirler alınmalıdır.

MADDE 3

Bu sözleşmeyi onaylayan her üye, aşağıdaki fıkralarda öngörülen şartlar mahfuz kalmak kaydiyle, asgari ücret tespit usulleriyle bu usullerin uygulanmasında takip olunacak yolları tayinde serbesttir.

Bu hususta bir karar vermeden önce, eğer varsa, ilgili işveren ve işçilerin en fazla temsil kabiliyetini haiz teşekkülleriyle ve meslek veya vazifeleri dolayısiyle bu hususta bilhassa ehliyet sahibi olup kendilerine danışılması yetkili makamca faydalı görülen sair şahıslarla etraflıca ihzari bir danışmada bulunulacaktır.

İlgili işveren ve işçiler milli mevzuatın tesbit edebileceği tarz ve ölçüde fakat her halde tam eşitlik esası üzerinden asgari ücret tesbit usullerinin uygulanmasına iştirak edecekler veya bu hususta kendilerine danışılacak veya fikirlerini ifade etme hakkını haiz olacaklardır.

Tesbit edilen asgari ücret hadlerine ilgili işveren ve işçilerin riayeti mecburi olacak ve bu hadler indirilmeyecektir.

Yetkili makam bedeni veya fikri kabiliyetleri mahdut olan işçilerin çalıştırılması imkanlarının azalmasını önlemek maksadiyle, icabettiği takdirde, münferit hallerde, asgari ücret hadlerinde istisnalara müsaade edebilir.

MADDE 4

Bu Sözleşmeyi onaylayan her üye, ilgili işveren ve işçilerin yürürlükte olan asgari ücret hadlerinden haberdar edilmesini ve bu hadlerin uygulandığı hallerde bu hadlerden daha az ücret ödenmemesini sağlamak için gereken tedbirleri alacaktır. Bu tedbirler ilgili memleketin tarımında cari şartlar bakımından gerekli ve bu şartlara en uygun olan bütün kontrol, teftiş ve cezai müeyyide tedbirlerini ihtiva edecektir.

Hakkında asgari hadler uygulanan ve kendisine bu hadlerden az ücret ödenmiş bulunan bir işçi, milli mevzuatın tespit edeceği mühlet zarfında, mahkeme yoluyla veya sair münasip bir yoldan kendisine eksik ödenen meblağın tutarını geri almak hakkını haiz olacaktır.

MADDE 5

Bu Sözleşmeyi onaylayan her üye, her yıl Milletlerarası Çalışma Bürosuna, asgari ücret tesbit usullerinin tatbik şekillerini ve tatbikattan alınan neticeleri belirten genel bir ekspoze gönderecek ve bu ekspozede, şümul içine giren işleri ve işçilerin takribi sayısını, tesbit edilen asgari ücret hadlerini ve eğer varsa, asgari hadlerle ilgili olarak kabul edilmiş olan önemli diğer tedbirleri özet halinde belirtecektir.

MADDE 6

Bu Sözleşmenin resmi onaylama belgeleri Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecek ve onun tarafından tescil edilecektir.

MADDE 7

Bu Sözleşme, ancak Onaylama Belgeleri Genel Müdürü tarafından tescil edilmiş olan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerini bağlayacaktır.

Bu Sözleşme iki üyenin onama belgesi Genel Müdür tarafından tescil edildiği tarihten on iki ay sonra yürürlüğe girecektir.

Daha sonra bu Sözleşme onu onaylayan her üye için onaylama belgesi tescil edildiği tarihten on iki ay sonra yürürlüğe girecektir.

MADDE 8

Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Statüsünün 35 inci maddesinin 2 inci fıkrası gereğince Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecek olan beyanlar şu hususları belirtecektir

İlgili üyenin, Sözleşme hükümlerinin hiçbir değişiklik yapılmadan uygulanacağını taahhüt ettiği ülkeler;

Sözleşme hükümlerinin değişiklikler yapılarak uygulanacağını taahhüt ettiği ülkeler ve bu değişikliklerin nelerden ibaret olduğu;

Sözleşmenin uygulanamayacağı ülkeler ve bu gibi hallerde Sözleşmenin uygulanamamasının sebepleri;

Haklarındaki kararın vaziyetin daha etraflıca tetkikine kadar mahfuz tuttuğu ülkeler.

Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde sözü edilen taahhütler onamanın ayrılmaz kısımları sayılacak ve onaylama kuvvetini haiz olacaktır.

Her üye bu maddenin 1 inci fıkrasının (b), (c) ve (d), bentleri gereğince daha evvel yapmış olduğu beyanda mevcut ihtiyari kayıtların hepsinden veya bir kısmından, yeni bir beyanla vazgeçebilecektir.

Her üye, 10 uncu madde hükümlerine uygun olarak bu Sözleşmenin fesh edilebileceği devreler zarfında Genel Müdüre, daha evvelki herhangi bir beyanın hükümlerini başka herhangi bir bakımdan değiştiren ve belirli ülkelerdeki halihazır vaziyeti bildiren yeni bir beyan gönderebilecektir.

MADDE 9

Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Statüsünün 35 inci Maddesinin 4 öncü ve 5 inci fıkraları gereğince Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilen beyanlar Sözleşme hükümlerinin ilgili ülkede değişikliklerle mi yoksa değişiklik yapılmadan mı uygulanacağını belirtecektir; Beyan, Sözleşme hükümlerinin değişiklikler kaydiyla uygulanacağını bildirdiği zaman Bu değişikliklerin nelerden ibaret olduğunu açık olarak gösterecektir.

İlgili üye, üyeler veya Milletlerarası Makam, daha evvelki bir beyanla bildirilen değişikliğe baş vurma hakkından daha sonraki bir • beyanla tamamen veya kısmen vazgeçebilir.

İlgili üye, üyeler veya Milletlerarası makam 10 uncu madde hükümlerine uygun olarak bu Sözleşmenin feshedilebileceği devreler zarfında Genel Müdüre daha evvelki bir beyanın hükümlerini başka bir bakımdan değiştiren ve Sözleşmenin uygulanması bakımından halihazır vaziyeti bildiren yeni bir beyan gönderebilir.

MADDE 10

Bu Sözleşmeyi onaylayan her üye onu ilk yürürlüğe girdiği tarihinden itibaren on yıllık bir devre sonunda, Milletlerarası Çalışma Genel Müdürün tescil edeceği bir belge ile feshedebilir. Fesih, tescil tarihinden ancak bir yıl sonra muteber olacaktır.

Bu Sözleşmeyi onaylamış olup da, onu bundan evvelki fıkrada sözü edilen on yıllık devrenin bitiminden itibaren bir yıl zarfında, bu maddede öngörüldüğü şekilde feshetme ihtiyarını kullanmayan her üye yeniden on yıllık müddet için bağlanmış olacak ve bundan sonra bu Sözleşmeyi, her on yıllık devre bitince bu maddede ön görülen şartlar içinde feshedebilecektir.

MADDE 11

Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyeleri tarafından kendisine bildirilen bütün onaylama beyan ve fesihlerin tescil olunduğu Teşkilatın bütün üyelerine tebliğ edilecektir.

Genel Müdür, kendisine gönderilen Sözleşmenin ikinci onaylama belgesinin tescil olunduğunu teşkilat üyelerine bildirirken, bu Sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih hakkında Teşkilat üyelerinin dikkatini çekecektir.

MADDE 12

Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü yukarıdaki maddelere uygun olarak tescil etmiş olduğu bütün onaylama beyan ve fesihlere dair tam bilgileri, Birleşmiş Milletler Andlaşmasının 102 nci maddesine uygun olarak tescil edilmek üzere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine ulaştıracaktır.

MADDE 13

Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu gerekli gördüğü her seferinde, bu Sözleşmenin uygulanması hakkındaki bir raporu Genel konferansa sunacak ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi meselesinin konferans gündemine alınıp alınmaması hususunu inceleyecektir.

MADDE 14

Konferansın bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir sözleşme kabul etmesi halinde ve yeni sözleşme aksini öngörmediği takdirde:

Tadil edici yeni Sözleşmenin bir üye tarafından onaylanması keyfiyeti, yukarıdaki 10.uncu madde nazara alınmaksızın ve tadil edici yeni Sözleşme yürürlüğe girmiş olarak kayıt ve şartı ile, bu Sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini tazammun edecektir.

Tadil edici yeni sözleşmenin yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren bu Sözleşme üyelerin onaylanmasına artık açık bulundurulmayacaktır.

Bu Sözleşme onu onaylayıp da tadil edici Sözleşmeyi onaylamamış bulunan üyeler için, herhalde şimdiki şekil ve muhtevasıyle muteber olmakta devam edecektir.

MADDE 15

Bu Sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinleri aynı şekilde muteberdir.

Hasan Fehmi Güneş

0
Hasan Fehmi Güneş

Hukukçu, Senatör ve İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş, 1934 yılında Sakarya ili Karapürçek ilçesinde doğmuş, 23 Kasım 2021 tarihinde, Ankara’da yaşamını yitirmiştir.

Güneş, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘ni bitirdi. Nallıhan Cumhuriyet Savcılığı yaptı ve Sakarya Mühendislik Akademisi Öğretim Görevlisi olarak dersler verdi.

Bir süre serbest avukatlık icra etti.

Akabinde siyasete atıldı. 1961 Anayasası uyarınca ihdas edilen Senato’da görev aldı ve 12 Ekim 1975 – 12 Eylül 1980 tarihleri arasında Cumhuriyet Senatosu Sakarya Üyeliği yaptı. XVIII. ve XXII. dönem İstanbul Milletvekilliği görevlerini yürüttü.

16 Ocak 1979 – 5 Ekim 1979 tarihleri arasında İçişleri Bakanı olarak görev yaptı, oyuncu Aynur Aydan ile aralarında geçen bir aşk skandalı sonucu hükûmetten istifa etti.

Kamu Yönetimi Uzmanı ve sosyal demokrat politikaları takip eden bir siyasetçi idi. Evli ve iki çocuk babasıydı.

Güneş, 23 Kasım 2021’de 87 yaşında Ankara’da tedavi gördüğü Özel Güven Hastanesinde hayatını kaybetti. 24 Kasım 2021’de Türkiye Büyük Millet Meclisinde düzenlenen törenin ardından toprağa verilmek üzere doğduğu yer olan Adapazarı’na doğru yola çıkarıldı. Törene, onuncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, AK Parti Grup Başkanı İsmet Yılmaz, eski Meclis Başkanı Cemil Çiçek ve siyasi partilerin temsilcileri ile eski bakan ve milletvekilleri katıldı.

Eski İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş için TBMM’de yapılan tören

Güneş, 2018 yılında, Beylikdüzü Belediyesi tarafından düzenlenen Vefa gününde ödüle layık görülmüş ve yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullanmıştı: “Cumhuriyetin savcısı olarak ilçelerde görev yaptım. Cumhuriyet Halk Partisi ile tanıştım. Partiye katıldım, senatör seçildim, milletvekili seçildim. İçişleri Bakanı olarak görevlendirildim. Bu süre boyunca başarı sayılabilecek her aşama Cumhuriyet Halk Partisi’ne aittir. Beni ben yapan Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin ürünü olan bir siyasetçiyim. Asıl olan Cumhuriyet Halk Partisi’dir.”

16 Ocak – Hukuk Takvimi

0
16 Ocak – Hukuk Takvimi

1821

Amerikan hukukçu, politikacı ve asker John C. Breckinridge doğdu. (Ölümü: 17 Mayıs 1875)

1846

Osmanlı Devletinde ilk kez Ziraat Bakanlığı kuruldu.

1846

İzlandalı hukukçu, memur ve politikacı Jón Magnússon dünyaya geldi. (16 Ocak 1859 – 23 Haziran 1926)  1891 yılında Hafnar Üniversitesi’nden Hukuk diploması aldı. Uzun yıllar icra memurluğu, yargıçlık, adalet işleri ofisi yöneticiliği yaptı. Adalet, Kilise ve Maarif Bakanı olarak atandı. 1912–1913 yıllarında kongre başkanı seçildi. 4 Ocak 1917-7 Mart 1922 ve 22 Mart 1924-23 Haziran 1926 arasında iki kez başbakanlık yaptı. 

1911

Şilili hukukçu ve siyasetçi Eduardo Nicanor Frei Montalva doğdu. (Ölümü: 22 Ocak 1982) Universidad Católica Hukuk Okulu’ndan mezun oldu. Siyasi kariyerine Muhafazakar Parti’de başladı. 1945’te Bayındırlık Bakanı oldu. 1949’da Frei, Atacama ve Coquimbo’dan senatör seçildi. 1954’te BM tarafından Rio de Janeiro’da düzenlenen Şansölyeler Konferansı’nın raporunu hazırlamaktan sorumlu Komisyon Başkanı olarak atandı. 1960 ve 1962 yılları arasında Columbia Üniversitesi’nde Latin Amerika’daki sorunlar üzerine ders verdi. 1962’de Notre Dame Üniversitesi’nde Latin Amerika ülkelerinin gelişimi ve entegrasyonu konusunda konferanslar verdi. 1964’ten 1970’e kadar Şili’nin 27. başkanı olarak görev yaptı.

1920

Birinci dünya savaşı sonrası kurulan Milletler Cemiyeti, ilk toplantısını Paris’te yaptı.

1923

Basın Onur Günü, Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’i kurma fikrini ilk kez dile getirdiği ve ilk basın toplantısını yaptığı güne ithafen 16 Ocak 1986’dan itibaren kutlanmakta olan, hukuk ve demokrasi günlerindendir.

1928

Doktor Şefik Hüsnü Deymer ve arkadaşlarının yargılandığı Türkiye Komünist Partisi Davası başladı. Takrir-i Sükun Kanunu çerçevesinde TİÇSF kapatılmış ve yurt dışında bulunan Dr. Şefik Hüsnü, gıyabında yapılan yargılama sonucunda İstiklal Mahkemesi tarafından bir yıl hapse mahkûm edilmişti. 1926 yılında Viyana’da parti konferansını düzenlemiş, yurda dönmüş ve cezaevine gönderilmiştir. Cezaevindeyken Komünist Enternasyonal’in İcra Komitesi’ne seçilmiştir.  Hüsnü, 1945 yılında da Türkiye Sosyalist Emekçi Köylü Partisi‘ni kurmuş, parti kuruluşunun üzerinden 6 ay geçmeden kapatılmış ve 43 parti yöneticisi ile birlikte tutuklanmış, 1950 affıyla serbest kalmış, 1951’de TKP yöneticisi olarak yeniden tutuklanmış ve 5 yıl 10 ay hüküm giymiş, 1957’de tahliye edilmiştir. 8 Nisan 1959’da Manisa’da sürgünde öldüğünde TKP Genel Sekreteri olarak görev yapıyordu.

1933

3 Mayıs 1920 – 8 Mayıs 1921 arasında Türkiye’nin ilk Dışişleri Bakanı olan Bekir Sami Kunduh(Kunduk) yaşamını yitirdi. (1867, Osetya – 16 Ocak 1933, İstanbul),

1936

1936 – Amerikalı doktor, seri katil ve yamyam Albert Fish idam edildi. (Doğumu: 1870)

1956

Uluslararası Basın Enstitüsü, Türkiye’de basına baskı yapıldığını açıkladı.

1958

Dokuz subayın, ”isyan muharrikliği(kışkırtıcılığı) yapmak ve fesat çıkarmaktan tutuklandıkları açıklandı. Tarihe Dokuz Subay Davası olarka geçen olayın sanıklarından Kurmay Binbaşı Samet Kuşçu, yapılan yargılama sonucunda 2 yıl hapis ve ”ordudan tart” cezasına çarptırıldı, diğer sanıklar beraat etti.

1961

Yeni kurulacak siyasi parti tüzüklerinin İçişleri Bakanlığı’nca incelenmesine karar verildi.

1963

Yunanistan ve Türkiye’nin katılımı üzerine Kuzey Atlantik Antlaşması Protokolü’nün 2. Maddesi doğrultusunda Kuzey Atlantik Antlaşması metni değiştirildi. 16 Ocak 1963 tarihinde Konsey, Fransa’nın Cezayir Bölgesi söz konusu olduğunda, bu Antlaşmanın ilgili hükümlerinin 3 Temmuz 1962 tarihinden itibaren uygulanamaz hale geldiğini kaydetti. Antlaşma, bütün imzacı devletlerin onayı verildikten sonra 24 Ağustos 1949’da yürürlüğe girdi.

1969

Ankara’da banliyö trenlerinde “İşçi arkadaş” başlıklı bildiri dağıttıkları iddiasıyla gözaltına alınan 4 ODTÜ’lü gençten 3’ü tutuklandı.

1969

Litvanyalı hukukçu, diplomat, yazar ve tarihçi Petras Klimas yaşamını yitirdi. (23 Şubat 1891 – 16 Ocak 1969) Litvanya Bağımsızlık Yasası’nın yirmi imzacısından biridir. 

1970

Muammer Kaddafi, Libya Başbakanı oldu.

1970

ILO 99 No’lu Asgari Ücret Tespit Mekanizması (Tarım) Sözleşmesi, Bakanlar Kurulu’nun 16 Ocak 1970 tarih ve 7-91 sayılı kararı ile kabul edildi. Sözleşme, 30 Nisan 1969 tarihli ve 1168 yasa ile onaylanarak Resmi Gazetenin 26 Mart 1970 tarihli sayısı ile yayınlanarak yürürlüğe girdi.

1979

  • Hitlerin muhafız birlikleri olan SS’lerin önemli ismi August Heißmeyer hayatını kaybetti. (Doğumu: 11 Ocak 1897) İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra savaş suçlusu olarak hapis cezasına çarptırıldı.

  • Hukukçu Hasan Fehmi Güneş, 16 Ocak 1979’da İçişleri Bakanı olarak göreve başladı. 5 Ekim 1979 tarihine kadar kısa bir dönem bakanlık yaptı. Oyuncu Aynur Aydan ile aralarında geçen bir aşk skandalı sonucu hükûmetten istifa etti.

Hasan Fehmi Güneş

1980

Tokat/Artova Cumhuriyet Savcısı İlhan Aktaş, devlet hastanesinden çıkarken açılan ateş sonucunda hayatını kaybetti.

1985

Halkçı Parti (HP) milletvekili Bahriye Üçok, zina yapan erkeklerin de cezalandırılmasını öngören yasa önerisi verdi, TBMM yasa önerisini reddetti. Üçok, 6 Ekim 1990’de suikasta uğrayarak öldürüldü.

1986

  • New York’ta toplanan Uluslararası PEN Kongresi, Türk Hükûmetini yazarlarla ilgili tutumunu gözden geçirmeye çağırdı.

  • 53 sanıklı Dev-Sol-7 Davası’nda 14 sanık için idam cezası istendi. Tek tip elbise giymediği için duruşma salonuna alınmayan 12 sanığın adları tutanağa geçirildi.

1987

  • 1 Ocak 1987’de Çin’in başkenti Pekin’de Tiananmen Meydanı’nda öğrencilerin başlattığı gösteriler sonucunda, Çin Komünist Partisi Lideri Hu Yaobang istifa etti, yerine Zao Ziyang getirildi.

  • 12 Eylül öncesi Adana’da çok sayıda kişinin öldürülmesinden yargılanan 22 ülkücüden 2’si ölüm cezasına çarptırıldı. Ağustos 1979’da cezaevi kaçağıyken yakalanan Ferhat Tüysüz “yaşı küçük olduğu” gerekçesiyle 36 yıl ağır hapse mahkum edildi.

1992

El Salvador Hükûmeti ile isyancılar, Meksiko’da bir antlaşma imzalayarak, en az 75 bin kişinin hayatına mal olan 12 yıllık iç savaşa son verdiler.

1992

Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi, Avrupa Konseyi üyesi devletler ile Avrupa Kültür Sözleşmesine taraf diğer devletler tarafından 16 Ocak 1992 tarihinde Valetta’da (Malta) imzalandı.

1998

Refah Partisi Kapatma Kararı,  laiklik karşıtı eylemler içinde olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından 16 Ocak 1998 tarihinde alındı ve Necmettin Erbakan liderliğindeki Refah Partisi’nin kapatılmasını kararlaştırıldı.  Karar ile birlikte genel başkan Necmettin Erbakan ile birlikte Kocaeli Milletvekili Şevket Kazan ve Ankara Milletvekili Ahmet Tekdal ile kapatma kararından önce partiden ayrılan Ankara Milletvekili Hasan Hüseyin Ceylan, Rize Milletvekili Şevki Yılmaz ve Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Halil Çelik’in milletvekilliğinin düşürülmesine karar verildi. Üyelikleri düşürülen altı milletvekilinin yanında Kayseri Belediye Başkanı hakkında da ayrıca beş yıl süreyle siyaset yasağı getirildi.

 
  • 2001- TÜSİAD’ın hazırlattığı “Kadın-erkek eşitliğine doğru yürüyüş: Eğitim, çalışma yaşamı ve siyaset” raporu açıklandı. Kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 33.Kadınlar arasında işsizlik erkeklerin iki katı seviyesinde, kadınlar özel sektörde kendisiyle aynı düzeydeki erkeğin kazandığının yüzde 68’ini kazanıyor.

  • Körfez ülkesi Kuveyt’te dört kadının seçmen olarak kaydedilmedikleri gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları dava başvurusu reddedildi. Anayasa Mahkemesi, seçme ve seçilme hakkının yalnızca erkeklere verildiğini gerekçe gösterdi.

2002

  • BM Güvenlik Konseyi, Usame bin Ladin’in ve Taliban üyelerinin tüm varlıklarını dondurma kararı aldı.

  • Türkiye, Ermenistan vatandaşlarına uygulanan vize zorunluluğunu kaldırdığını açıkladı. Yeni karar gereği Ermenistan pasaportu taşıyanlar sınır kapılarında bandrol satın alarak Türkiye’ye giriş yapabilecek.

   
   

2006

  • Mehmet Ali Ağca, askerlik işlemlerini yaptırmak üzere avukatı Mustafa Demirbağ ile GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine gitti. Demirbağ, muayene sonucu Ağca’ya askerliğe elverişsiz raporu verildiğini bildirdi.

  • Afrika’nın seçilmiş ilk kadın devlet başkanı olan Ellen Johnson Sirleaf Liberya’da yemin ederek göreve başladı.

   

2014

Aden Körfezi’nde görev yapan TSK’nın 10 Şubat’tan itibaren bir yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi TBMM’de kabul edildi

2015

Uluslararası Ceza Mahkemesi, Filistin’deki savaş suçlarıyla ilgili ön soruşturma açılması kararı aldı.

2016

Tayvan Demokratik İlerleyiş Partisinin (DPP) kadın lideri Tsai Ing-wen, ülkenin ilk kadın lideri oldu.

2021

Amerikalı seri katil Dustin John Higgs hakkında verilen idam cezası infaz edildi. (10 Mart 1972 –16 Ocak 2021) İdam, zehirli iğne yöntemi ile gerçekleştirildi. 

2025

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve 30 kişiyi tutuklama talebiyle, 8 kişiyi ise haklarında adli kontrol hükümlerinin uygulanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk etti.

16 Ocak – Hukuk Takvimi

Basın Onur Günü

0

Basın Onur Günü, Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’i kurma fikrini ilk kez dile getirdiği ve ilk basın toplantısını yaptığı güne ithafen 16 Ocak 1986’dan itibaren kutlanmakta olan, hukuk ve demokrasi günlerindendir. 

Batı Anadolu gezisi kapsamında 16 Ocak 1923 Salı günü Arifiye’de bir konuşma yapan Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu konuşmanın artından İzmit’e gelmiş, basın toplantısını İzmit’te yer alan Kasr-ı Hümayun Müzesinde gerçekleştirmiştir.  Kocaeli’ye gelerek dönemin önde gelen gazetecileri ile bir araya gelmiş; 6 saat süren bu tarihi basın toplantısında Cumhuriyeti kurma fikrini basın yoluyla ilk kez kamuoyuna aktarmıştır. Cumhuriyet ile ilgili temel düşüncelerin paylaşıldığı ve kadınlara seçme seçilme haklarının verilmesinin gerektiğinin konuşulduğu bu toplantıdan 9 ay sonra Türkiye Cumhuriyeti ilan edilmiştir.

16 Ocak 1923 Basın Toplantısı 

Kocaeli’ deki basın toplantısı, Cumhuriyetin kuruluşuna gidilen yolda önemli dönüm noktalarından olmuştur. İzmit Basın Toplantısı, Atatürk’ün 14 Ocak 1923 tarihinde başlayan ve 35 gün süren bir yurt gezisinin ilk halkasıdır. Atatürk’ün Arifiye’de yaptığı konuşmanın ardından başlayan basın toplantısı saat 21.30’da başlamış ve gece saatlerine kadar 6 saat boyunca devam etmiştir. Atatürk, annesinin İzmir’de vefat ettiğine ilişkin haberi almasına karşın, programını bozmayarak programına devam etmiştir.

Toplantının daveti, ilgili gazetecilere Büyük Millet Meclisi Hükûmetinin İstanbul Temsilcisi Dr. Adnan Adıvar ve eşi Halide Edip Adıvar aracılığıyla ulaştırılmıştır.

Toplantıya;  Dr. Adnan Adıvar, Velit Ebuzziya, Ahmet Emin Yalman, Falih Rıfkı Atay, Suphi Nuri İleri, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, İsmail Müştak Mayakom, Halide Edip Adıvar, Hilal-i Ahmer Başkanı Hamit Bey  ile  İleri Gazetesinin İzmit muhabiri Hakkı Kılıçoğlu başta olmak üzere Kurtuluş Savaşına ve Milli Mücadele’ye yazı ve haberleri ile katkılar sunan gazeteci ve yazarları davet edilmiş, fikirleri alınmış ve 29 Ekim’de ilan edilecek cumhuriyet fikrinin halk tarafından benimsenmesi için kamuoyu oluşturulması hedeflenmiştir. İleri gazetesinin İzmit muhabiri Hakkı Bey (Kılıçoğlu) İzmit kökenli bir gazeteci olarak toplantıda hazır bulunmuş dört kişilik bir ekip görüşmeleri not etmiştir. “Kadına seçme ve seçilme hakkının verilmesiyle Halide Edip Adıvar’ı mecliste görebilecek miyiz?” sorusuna “Elbette bir gün göreceksiniz” şeklinde yanıt vermiştir.

Toplantının, Erzurum ve Sivas kongreleri kadar önemli olduğu yönünde görüşler dile getirilmiş; Mudanya Mütarekesi’nin imzalandığı ve Lozan Barış Görüşmelerinin başladığı tarihlere denk gelmesi önem arz etmiştir. Atatürk, öncelikle gazetecilerin sorularını almış, bu sorular doğrultusunda konuşulacak konuları tespit etmiş, daha sonra da ana başlıklar altında bazı konuları ayrıntılarıyla ele almıştır. Katılımcı basın mensupları, toplantıda edindikleri bilgileri tüm ayrıntılarıyla gazetelerinde yazmışlardır.

Kasrı Hümayun Saray Müzesi

Padişaha ait saray anlamına gelen kasr-ı hümayun, ilk kez IV. Murat Dönemi’nde ahşap temeller üzerinde inşa edilmiş ancak deprem ve yangın nedeni ile yıkıldığı anlaşılmıştır. Günümüze ulaşan yapı, Sultan Abdülaziz Dönemi’nde (1861-1876) yapılan saraydır. Neo-Klasik üslupta, Avrupa barok sitilinde iki katlı olup cephesi mermer kaplıdır. Binanın tavan süslemeleri Fransız ressam Sason’un eseridir. Mimarı Karabet Amira Balyan’dır. Saray, dış mekân özelliklerinin yanı sıra, iç mekân özellikleriyle de dikkat çekmektedir. Zemin katın tavan süslemelerinde sitilize edilmiş rumi ve palmet motifleri kullanılmıştır. İç mekândaki parkeler ise antrolak tarzda yapılmıştır. Yapıdaki en dikkat çekici özelliklerden bir tanesi de aynalardır. Birbirlerine benzerlik gösteren ve alınlıklarla taçlandırılmış olan bu aynalar Ampir üslubun özelliklerini taşımaktadır. Mermer işçiliği tavan süslemeleri, bol sütunlu oluşu Dolmabahçe Sarayı’nın küçük bir örneğini hatırlatmaktadır. 1967 yılına kadar Vilayet ve Ziraat Odaları olarak hizmet veren saray binası bu yıldan sonra İzmit Müzesi olarak kullanılmıştır. 1992 yılında restorasyona alınan müze, 17 Ağustos depremi ile ağır hasar görmüştür. 2004 yılında restorasyona başlanmış, 2005 yılında tamamlanarak 16 Ocak 2007 tarihinde ziyarete açılmıştır. Saray, bazı Osmanlı padişahlarına hizmet vermiş, birçok devlet adamı ve önemli şahsiyeti Mustafa Kemal Atatürk de sarayda ağırlamıştır. 

Dünya Tabipler Birliğinin Hapishane Koşulları/Tüberküloz ve Diğer Bulaşıcı Hastalıkların Yayılımı Konusunda Edinburg Bildirgesi

0

Edinburg Bildirgesi, “Dünya Tabipler Birliğinin Hapishane Koşulları/Tüberküloz ve Diğer Bulaşıcı Hastalıkların Yayılımı Konusunda Edinburg Bildirgesi” adıyla 2000 yılı ekim ayında kabul edilmiştir.

Dünya Tabipler Birliğinin Hapishane Koşulları/Tüberküloz ve Diğer Bulaşıcı Hastalıkların Yayılımı Konusunda Edinburg Bildirgesi

Giriş

1. Mahkumlar insani tedavi ve uygun tıbbi bakım hakkına sahiptirler. Mahkumların tedavilerinde kullanılacak standartlar, Birleşmiş Milletlerin çeşitli kurumları tarafından hazırlanan rehber ve bildirgelerle belirlenmiştir.

2. Hekim ve mahkum arasındaki ilişkideki etik kuralların, hekim ve herhangi bir hasta arasındakinden hiçbir farkı yoktur.

3. Bu kuralların önemini vurgulamak için güçlü halk sağlığı gerekçeleri vardır, yakın zamanda, birçok ülkede mahkumlar arasında tüberküloz oranının arttığını gösteren veriler, yeni cezaevi politikalarını belirlerken halk sağlığı konularının gündeme getirilmesini, var olan ceza ve hapishane sistemlerinde reform için baskıda bulunulmasını gündeme getirmiştir.

4. Hapishaneler enfeksiyon için uygun ortamlardır. Fazlasıyla kalabalık ortam, uzun mahkumiyet süresi, kapalı, kötü ışıklandırılmış, iyi ısınmayan ve dolayısıyla kötü havalandırılmış, nemli alanlar cezaevlerinde sık karşılaşılan durumlardır ve hastalıkların yayılmasına neden olur. Bu etkenler, kötü hijyen, yetersiz beslenme ve sağlık hizmetine ulaşımın sınırlı olmasıyla birleştiğinde, cezaevleri, önemli bir halk sağlığı tehdidi oluştururlar. Mahkumları; tıbbi risklere maruz bırakan ortamlarda tutmak, insani bir sorundur. Enfekte bir mahkum, diğer mahkum yanı sıra cezaevi personeli, akrabaları, ziyaretçiler ve tahliye olduğunda tüm toplum için enfeksiyon riski taşır. Enfeksiyonun yayılımını engellemenin en etkin yolu cezaevi ortamını iyileştirmek, aşırı kalabalığa çözüm bulmaktır.

5. Cezaevinde kalanlarda aktif tüberkülozda artış ve dirençli ve özellikle pek çok ilaca dirençli tüberküloz formlarının gelişmesi (DTB’nin Tüberküloz’un Tedavisi konulu Bildirgesi’nde de yer aldığı gibi), Dünya’nın bazı bölgelerinde cezaevlerinde hızla artan insidans ve prevalansla kendini göstermektedir.

6. Hepatit C ve HIV hastalığı gibi durumlar kişiden kişiye solunum yoluyla geçmediğinden tüberküloz gibi yüksek risk taşımamakta ancak kan yoluyla ya da insan vücut sıvılarının bulaşması yoluyla geçmektedir. Aşırı kalabalıklar cinsel yolla ulaşan hastalıkları, IV ilaç kullanımını, HIV, Hepatit B ve C’nin yayılımını da arttırmaktadır. Bu konulara ayrıca yer verilmelidir, ancak aşağıdaki ilkeler bu tür
enfeksiyonların da yayılımını engelleyebilir.

Gereksinim Duyulan Eylemler

7. DTB hem insani hem de halk sağlığı gerekçeleriyle aşağıdaki konulara özel önem verilmesinin çok gerekli olduğunu belirtmektedir:

1. Enfeksiyon durumlarına bakmaksızın ve Birleşmiş Milletler’in cezaevleri altyapısı ile ilgili değişik tutumları doğrultusunda mahkumların haklarını korumak.

Mahkumlar, DTB Lizbon Bildirgesi’nde yer alan tüm hasta haklarından herkes gibi yararlanmalıdır.
2. Mahkum ve tutukluların, gözaltı dönemi, tutukluluk dönemi, mahkumiyet döneminde içinde bulunduruldukları ortamın, hastalık oluşumu, artması ya da bulaşına neden olması engellenmelidir. Bu durum, cezaevleri bu amaç için kullanılmasa da, iltica işlemleri için bekleyenler için de geçerlidir.

3. Mahkum/tutukluların izole edilmeleri, enfeksiyon durumları için uygun işlem yapılmadan ve sağlık hizmetine ulaşmadan tek başlarına bir yerde tutulmaları engellenmelidir.

4. Başka bir cezaevine nakilde, bakımın sürekliliği açısından mahkum ve tutuklunun durumu ilk 12 saat içinde değerlendirilmelidir.

5. Cezaevinden çıktıklarında, özellikle bir bulaşıcı hastalığı olan kişilerin tedavilerinin sürdürülmesi sağlanmalıdır. Çünkü tedavinin yarım bırakılması bireye ve topluma zarar verir, bu nedenle de mahkum sağlığında en önemli etkenlerden birisi tedavide sürekliliğin sağlanmasıdır.

6. Halk sağlığı yöntemlerinin etkinliği ve gerekliliği açısından, bazen en ender olgularda toplum için çok ciddi risk oluşturan olguların zorunlu tutukluluğu gerekebilir. Bunun çok ender uygulanması, böylesine bir engellemenin dikkatli biçimde izlenmesi ve diğer etkin bir alternatifinin olmadığından emin olunması gerekir. Böyle bir durumda; tutukluluk durumunun çok kısa sürmesi ve engellerin en aza indirilmesi sağlanmalıdır. Ayrıca hastanın yakınma başvurusunun önü açık olmalı ve bağımsız bir değerlendirme, periyodik gözden geçirme sistemi oluşturulmalıdır. Her koşulda, bu duruma alternatif yöntemler uygulanmalıdır.

7. Bu model; karşılıklı enfeksiyon bulaşını engellemek ve cezaevi ortamında enfekte mahkumu tedavi etmek için tüm aşamalarıyla kullanılmalıdır.

8. Cezaevlerinde çalışan hekimlerin, mahkumlara verilen sağlık hizmetindeki eksiklikleri ve oluşan yüksek epidemiyolojik riskleri ülkelerinin sağlık otoritelerine ve kendi meslek örgütlerine rapor etme sorumlulukları vardır. Tabip birlikleri bu hekimleri herhangi bir olası olumsuz tepki karşısında korumak durumundadırlar.

9. DTB, üye ulusal tabip birliklerini, ulusal ve yerel yönetimleri; cezaevlerindeki sağlık hizmetleri ve sağlığı geliştirme konularında uygun tutum almaları, güvenli ve sağlıklı bir cezaevi ortamını sağlamaları konusunda ikna etmeye çağırmaktadır.

Çocukların Korunması ve Ülkelerarası Evlat Edinme Konusunda İşbirliğine Dair Sözleşme

0

Çocukların Korunması ve Ülkelerarası Evlat Edinme Konusunda İşbirliğine Dair Sözleşme, 29 Mayıs 1993 günü Lahey’de düzenlenmiştir. (The Convention of 29 May 1993 on Protection of Children and Co-operation in Respect of Intercountry Adoption)

Türkiye, 5 Aralık 2001 tarihinde sözleşmeyi imzalamış, 5049 Sayılı Yasa ile 14 Ocak 2004 tarihinde sözleşme kabul edilmiş, onay işlemi 27 Mayıs 2004 tarihinde gerçekleşmiştir.

Çocukların Korunması ve Ülkelerarası Evlat Edinme Konusunda İşbirliğine Dair Sözleşme,  bir dizi etik standart ve kurallar silsilesini öngörmektedir.

Sözleşme ile, Çocuk Haklarına Dair 20 Kasım 1989 tarihli Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve Çocukların Refahı ve Korunması ile Ulusal Düzeyde Evlât Edinme ve Aile Nezdinde Yerleştirmeye İlişkin Sosyal ve Yasal İlkeler Hakkında Birleşmiş Milletler Bildirisinde öngörülen ilkeler başta olmak üzere uluslararası
belgelerde öngörülen ilkelere sadakat tekrar edilmiş ve bahse konu sözleşmelerde öngörülen hakların korunması bakımından uluslararası işbirliği teyit edilmiştir.

Sözleşme, ülkelerarası evlat edinmelerde çocuğun uluslararası hukukta geçerli olan kabuller ölçüsünde korunmasını, evlat edinmeyi konu edinen ülkeler arasında çocuk kaçırma olaylarını önlemeye yönelik önlemlerin alınmasını ve ülkelerarası evlat edinmelerin sözleşmede belirlenen kurallar çerçevesinde yapılmasının sağlanmasını sağlama amacı taşımaktadır.

ÇOCUKLARIN KORUNMASI VE ÜLKELERARASI EVLÂT EDİNME KONUSUNDA İŞBİRLİĞİNE DAİR SÖZLEŞME

Bu Sözleşmeyi imzalayan Devletler,

Kişiliğinin uyumlu gelişmesi için, çocuğun bir aile ortamında, mutluluk, sevgi ve anlayışla yetişmesi gereğini kabul ederek,

Her Devletin, çocuğun asıl ailesinde kalmasını sağlayacak uygun tedbirleri öncelikle alması lüzumunu hatırlatarak,

Uygun bir ailenin menşe Devletinde bulunamadığı bir çocuğa ülkelerarası evlât edinmenin devamlı bir aile sağlayabileceğinin yararı idrak edilerek,

Ülkelerarası evlât edinmelerin çocuğun yüksek yararları dahilinde yapılması ve onun temel haklarını güvence altına alarak çocukların kaçırılmasının, satımının veya ticaretinin önlenmesine dair koruyucu tedbirlerinin alınması zaruretine inanmış olarak,

Bu amaca yönelik ortak kurallar oluşturmak amacıyla, özellikle Çocuk Haklarına Dair 20 Kasım 1989 tarihli Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve Çocukların Refahı ve Korunması ile Ulusal Düzeyde Evlât Edinme ve Aile Nezdinde Yerleştirmeye İlişkin Sosyal ve Yasal İlkeler Hakkında Birleşmiş Milletler Bildirisinde öngörülen ilkeler başta olmak üzere uluslararası belgelerde öngörülen ilkeler göz önünde tutularak, (Genel Kurulun 3 Aralık 1986 tarihli ve 41/85 sayılı Kararı),
Aşağıdaki hükümlerde anlaşmışlardır.

BÖLÜM I
SÖZLEŞMENİN KAPSAMI
Madde 1
Sözleşmenin Amaçları:

a) Ülkelerarası evlât edinmelerin, çocuğun yüksek yararlarına ve uluslararası hukukun ona tanıdığı temel haklara uyularak yapılması için koruyucu tedbirleri tesis etmek;

b) Bu önlemlere uyulmasını sağlamak ve böylece çocukların kaçırılmasını, satımını ve ticaretini önlemek için Âkit Devletler arasında bir işbirliği sistemi kurmak;

c) Sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirilen evlât edinmelerin Âkit Devletlerce tanınmasını sağlamaktır.

Madde 2

(1) Sözleşme, mutat meskeni bir Âkit Devlette (“Menşe Devlet”) bulunan bir çocuğun, mutat meskeni diğer bir Âkit Devlette (Kabul Eden Devlet) bulunan bir kişi veya eşler tarafından, menşe Devlette evlât edinildikten sonra kabul eden Devlete götürülmüş olması, götürülmekte olması veya götürülmek üzere olması hallerinde uygulanır.

(2) Sözleşme ancak devamlı bir ana, baba-çocuk ilişkisi kuran evlât edinmeler hakkında uygulanır.

Madde 3

17. Maddenin (c) bendinde sözü edilen anlaşmalar, çocuk 18 yaşına girmeden önce yapılmamış ise Sözleşmenin uygulanması sona erer.

BÖLÜM II
ULUSLARARASI EVLÂT EDİNMELERİN ŞARTLARI
Madde 4

Sözleşmenin kapsamına giren bir evlât edinme, menşe Devleti yetkili makamlarınca ancak aşağıdaki hallerde gerçekleştirilecektir:

a) Çocuğun evlât edinmeye uygun olduğunun tespiti;

b) Çocuğun menşe Devletinde yerleştirilme imkânları gerekli şekilde incelendikten sonra, ülkelerarası bir evlât edinmenin, çocuğun yüksek yararlarına uygun olduğunun tespiti;

c) Aşağıdaki hususların sağlanmış olması:

(1) Evlât edinme için muvafakati zorunlu olan kişi, kurum ve makamlarla gerekli görülen hallerde istişarede bulunulmuş ve özellikle bir evlât edinmenin çocuğun asıl ailesi ile olan hukukî ilişkisini sona erdirip erdirmediği ve rızalarının sonuçları hakkında gereğince bilgi verilmiş olması;

(2) Söz konusu kişi, kurum ve makamların rızalarının serbestçe ve yasal şekle uygun olarak beyan edilmiş ve açıkça veya yazılı olarak verilmiş olması;

(3) Bu muvafakatlerin para veya herhangi bedel mukabili elde edilmemiş ve muvafakatlerden vazgeçilmemiş olması; ve

(4) Ananın rızası gerekmekte ise, ancak çocuğun doğumundan sonra verilmiş olması;

d) Çocuğun yaşına ve olgunluğuna ilişkin şu hususların sağlanmış olması:

(1) Çocuğun evlât edinmenin sonuçları ve gerekli ise buna rızası hakkında yeterince bilgilendirilmiş ve kendisiyle istişarede bulunulmuş olması;

(2) Çocuğun arzu ve görüşlerinin nazara alınmış olması;

(3) Çocuğun evlât edinmeye muvafakati gerekli ise bunun serbestçe ve aranan yasal şekillere uygun olarak verilmiş bulunduğu ve muvafakatin açıkça veya yazılı olarak verildiği hususunun tespit edilmiş olması; ve

(4) Bu muvafakatin para ya da herhangi bedel mukabili elde edilmemiş olması.

Madde 5

Sözleşmenin öngördüğü evlât edinmeler, kabul eden Devletin yetkili makamlarınca ancak aşağıdaki hallerde gerçekleştirilecektir;

a) Evlât edinecek olan ebeveynin, evlât edinme vasıflarına sahip ve uygun olduğunun tespit edilmesi,

b) Gerekli görüldüğü takdirde evlât edinecek ebeveyn ile istişarede bulunulmasının sağlanmış olması,

c) Çocuğun bu Devlete girmesine ve orada sürekli ikâmetine izin verilmiş veya verilecek olmasının tespit edilmesi.

BÖLÜM III
MERKEZÎ MAKAMLAR VE YETKİLENDİRİLMİŞ ORGANLAR
Madde 6

(1) Her Âkit Devlet, Sözleşmeyle kendilerine yüklenen görevleri yerine getirmek üzere bir Merkezî Makam tayin edecektir.

(2) Federal Devletler veya birden çok hukuk sistemine veya özerk toprak birimlerine sahip bulunan Devletler birden çok Merkezî Makam tayin etmek ve bunların görev alanlarını bölge veya kişiler itibarî ile serbestçe belirlemek hakkına sahiptir. Birden fazla Merkezî Makam tayin etmek durumunda olan bir Devlet, söz konusu bu Devlet içinde uygun Merkezî Makama iletmek üzere her türlü başvurunun yapılabileceği bir Merkezî Makam belirler.

Madde 7

(1) Merkezî Makamlar, çocukların korunmasını temin etmek ve Sözleşmenin diğer hedeflerini gerçekleştirmek için kendi aralarında ve Devletlerinin yetkili makamları arasında işbirliği yapacaktır.

(2) Merkezî Makamlar, aşağıdaki tüm uygun önlemleri doğrudan alacaktır:

a) Evlât edinmeye ilişkin kendi Devletlerinin kanunları ile istatistik ve standart formlar gibi, diğer genel bilgileri sağlamak,

b) Sözleşmenin işlerlik kazanması hakkında karşılıklı bilgilendirmeyi sürdürmek ve mümkün olduğu kadar bunun uygulanmasına yönelik engelleri bertaraf etmek.

Madde 8

Merkezî Makamlar, kendiliğinden veya kamu makamlarının aracılığı ile bir evlât edinmeden dolayı haksız maddî veya diğer kazancın önlenmesi ve Sözleşmenin amaçlarına aykırı her türlü uygulamanın yasaklanması için tüm gerekli tedbirleri alacaktır.

Madde 9

Merkezî Makamlar, kendiliğinden veya kamu makamları ya da kendi Devletine yetkili kılınan kuruluşları aracılığıyla özellikle aşağıdaki hususlarda tüm uygun tedbirleri alacaktır:

a) Evlât edinmenin gerçekleşmesi için zaruri görüldüğü takdirde çocuğun ve evlât edinecek ebeveynin durumuna ilişkin bilgilerin toplanması, saklanması ve değişimi;

b) Evlât edinmeye yönelik işlemlerin kolaylaştırılması, izlenmesi ve hızlandırılması;

c) Kendi Devletinde evlât edinme danışmanlığı ve evlât edinme sonrası hizmetlerinin geliştirilmesinin sağlanması;

d) Ülkelerarası evlât edinme konusundaki deneyimlerin değerlendirilmesine yönelik genel raporların teati edilmesi;

e) Kendi Devletinin mevzuatı mümkün kıldığı ölçüde, diğer Merkezî Makamların ya da kamu makamlarının evlât edinmenin özel bir durumu hakkında bilgi istemine dair haklı taleplerine cevap verilmesi.

Madde 10

Yetkili kılınma hakkı, sadece kendilerine tevdi edilebilecek görevleri lâyıkıyla yerine getirmeye ehil olduğunu kanıtlayan kuruluşlara verilecek ve bunlar tarafından sürdürülecektir.

Madde 11

Yetkili kılınan kuruluş:

  1. a) Kendisini yetkili kılan Devletin yetkili makamları tarafından tespit edilen şartlar ve sınırlar dahilinde, münhasıran kazanç sağlamaya yönelik olmayan amaçlar takip eder;
  2. b) Ülkelerarası evlât edinme alanında faaliyette bulunmak için ahlâki değerler ve eğitim ve tecrübeleriyle tanınmış kişilerce sevk ve idare edilir;
  3. c) Bu kuruluşun kimlerden oluşacağı, işleyişi ve malî durumu, ilgili Devletin yetkili makamlarının denetimine tâbidir.
Madde 12

Bir Âkit Devlette yetkili kılınan bir kuruluş, diğer bir Âkit Devlette, her iki Devletin yetkili makamları tarafından, yetkili kılınması şartıyla faaliyette bulunabilecektir.

Madde 13

Merkezî Makamların tayini ve gerektiğinde görevlerinin kapsamı, yetkili kuruluşların ad ve adresleri de dahil olmak üzere, her Âkit Devlet tarafından Lahey Milletlerarası Özel Hukuk Konferansının Daimi Bürosuna bildirilecektir.

BÖLÜM IV
ÜLKELERARASI EVLÂT EDİNMEDE USULÎ ŞARTLAR
Madde 14

Bir Âkit Devlette mutat meskeni bulunan kişiler diğer bir Âkit Devlette mutat meskeni bulunan bir çocuğu evlât edinmeyi arzu ettiklerinde, kendi mutat mesken Devletinin Merkezî Makamına başvuracaklardır.

Madde 15

(1) Kabul eden Devletin Merkezî Makamı, başvuruda bulunanların evlât edinme ehliyetine sahip ve elverişli olduklarına kanaat getirirse, bu kişilerin kimliği, ehliyeti, evlât edinmeye elverişliliği, geçmişi, ailesi ve sağlık geçmişi, sosyal çevresi, evlât edinme sebepleri, bakımına hak kazanacağı çocukların özelliği ile birlikte uluslararası bir evlât edinmeyi üstlenme yeteneği hakkında bilgileri içeren bir rapor düzenleyecektir.

(2) Merkezî Makam, bu raporu menşe Devleti Merkezî Makamına iletecektir.

Madde 16

(1) Menşe Devleti Merkezî Makamı çocuğun evlât edinilmeye müsait bulunduğuna kanaat getirirse;

a) Çocuğun kimliği, evlât edinilmeye uygunluğu, geçmişi, sosyal çevresi, ailevî geçmişi, kendisinin ve ailesinin sağlık geçmişi ve çocuğun özel herhangi bir ihtiyacı hakkında bilgileri içeren bir rapor düzenler,

b) Raporda, çocuğun yetişme koşulları ile etnik, dinî ve kültürel geçmişi göz önünde bulundurulur,

c) 4. maddede öngörülen muvafakatların alınmasını sağlar, ve

d) Özellikle çocuk ve evlât edinecek olanlar hakkındaki raporlara dayanarak, öngörülen yerleştirmenin çocuğun yüksek yararlarına uygun olup olmadığını belirler.

(2) Merkezî Makam, menşe Devletinde ana babanın kimliğinin açıklanmaması gerekiyorsa bu hususu da dikkate alarak çocuk hakkındaki gerekli muvafakatların alındığının tevsiki ve çocuğun yerleştirilmesinin sebepleri hakkındaki raporunu, kabul eden Devletin Merkezî makamına yollar.

Madde 17

Bir çocuğun menşe Devletinde evlât edinecek olan ebeveyne teslimine, ancak aşağıdaki şartlarda karar verilebilecektir:

a) Söz konusu Devletin Merkezî Makamı evlât edinecek olan ebeveynin muvafakatini almış ise,

b) Menşe Devleti Merkezî Makamı veya bu Devletin hukuku onaylamayı zorunlu kılıyorsa, kabul eden Devletin Merkezî Makamı tarafından da bu karar onaylanmış ise,

c) Her iki devletin Merkezî Makamları, evlât edinme işinin yürütülebileceği konusunda anlaşmış ise, ve

d) Sözleşmenin 5. maddesine uygun olarak, evlât edinecek olan ebeveynin, evlât edinme ehliyetine ve elverişliliğine sahip bulunduğu ve çocuğun kabul eden Devlete girmesine ve orada sürekli ikametine izin verilmiş olduğu veya verileceği hususları tespit edilmiş ise.

Madde 18

Her iki Devletin Merkezî Makamları, çocuğun menşe Devletinden çıkışı ve kabul eden Devlete girişi ile orada sürekli ikamet izinlerini alması için gerekli tüm tedbirleri alacaklardır.

Madde 19

(1) Çocuğun kabul eden Devlete nakli, ancak 17. maddede öngörülen şartların yerine getirilmesi halinde gerçekleştirilebilecektir.

(2) Her iki Devletin Merkezî Makamları bu yer değiştirmenin güvenli ve uygun şartlarda ve mümkünse evlât edinen veya edinecek olan ebeveynin refakatinde gerçekleşmesini sağlayacaklardır.

(3) Bu yer değiştirme gerçekleşmezse, 15. ve 16. maddelerde öngörülen raporlar, gönderen makamlara iade edilecektir.

Madde 20

Merkezî Makamlar, evlât edinme süreci ve onu sonuçlandırmaya yönelik alınan tedbirler ile birlikte eğer bir deneme süresi gerekli kılınmakta ise yer değiştirme konusunda kaydedilen gelişmeler hakkında birbirlerine bilgi vermeyi sürdüreceklerdir.

Madde 21

(1) Evlât edinme çocuğun kabul eden devlete naklinden sonra yapılacaksa ve bu Devletin Merkezî Makamı, çocuğun evlât edinecek olan ebeveynin yanında kalmasının artık onun yüksek yararlarına uygun olmadığına kanaat getirirse, çocuğun korunmasına yönelik olarak özellikle aşağıdaki tedbirleri alacaktır:

a) Çocuğun, evlât edinecek olan ebeveynden geri alınması ve geçici olarak bakımının sağlanması,

b) Menşe Devleti Merkezî Makamı ile istişarede bulunarak, çocuğun evlât edinilmesi amacı ile, gecikmeksizin yeniden yerleştirilmesinin sağlanması veya bu uygun görülmezse, uzun süreli olarak alternatif bakımının sağlanması; bir evlât edinme, menşe Devletin Merkezî Makamı yeni evlât edinecek olan ebeveyn hakkında yeterli şekilde bilgilendirilmeden önce gerçekleşmeyecektir.

c) Son bir çare olarak, eğer çocuğun yararları gerektirmekte ise dönmesinin kararlaştırılması.

(2) Bu madde uyarınca alınacak tedbirler hakkında, çocuğun özellikle yaşı ve idrak gücü gözönünde tutularak, istişarede bulunulması ve gerekmekte ise çocuğun rızasının alınması sağlanacaktır.

Madde 22

(1) İşbu Bölüm altında bir Merkezî Makama tanınan görevler, kendi Devletinin kanunlarının cevaz verdiği ölçüde, III. Bölüm uyarınca yetkili kılınan kamu makam veya kuruluşları tarafından yerine getirilebilir.

(2) Bir Âkit Devlet, Sözleşme Depozitörü nezdinde, 15 ilâ 21. maddelerde Merkezî Makama tevdi edilen görevlerin, bu Devletteki kanunların cevaz verdiği ölçüde ve söz konusu Devletin yetkili makamlarının denetimine tâbi olarak aşağıdaki niteliklere sahip kişi veya kuruluşlarca yerine getirilebileceğini beyan edebilir:

  1. a) İşbu Devlette aranan, dürüstlük, meslekî yetenek, deneyim ve sorumluluk koşullarına sahip iseler, ve
  2. b) Ülkelerarası evlât edinme alanında faaliyette bulunmak için, ahlâki standartlar, eğitim veya deneyimler açısından yeterli iseler.

(3) 2. fıkrada öngörülen beyanı yapan bir Âkit Devlet, bu kişi ve kuruluşların ad ve adreslerini Lahey Uluslararası Özel Hukuk Konferansının Daimi Bürosuna düzenli olarak bildirecektir.

(4) Bir Âkit Devlet, Sözleşme Depozitörü nezdinde, mutat meskeni kendi ülkesinde bulunan çocukların evlât edinilmesinin ancak Merkezî Makamlara tevdi edilen görevlerin 1. fıkraya uygun olarak yerine getirilmesi kaydı ile gerçekleşebileceğini beyan edebilir.

(5) 2. fıkraya göre bir beyanın yapılmış olması halinde dahi, 15. ve 16. maddelerde öngörülen raporlar, her durumda Merkezî Makam veya diğer makam ve kuruluşların sorumlulukları altında, 1. fıkraya uygun olarak düzenlenecektir.

BÖLÜM V
EVLÂT EDİNMENİN TANINMASI VE SONUÇLARI
Madde 23

(1) Sözleşmeye uygunluğu, yapıldığı Devletin yetkili makamı tarafından tevsik edilen bir evlât edinme, diğer Âkit Devletlerde kanunen tanınır. Tevsik belgesi 17. maddenin (c) bendinde öngörülen onayların zamanını ve kimler tarafından verilmiş olduğunu belirler.

(2) Her Âkit Devlet imza, tasdik, kabul, tasvip veya katılım sırasında, Sözleşme Depozitörüne kendi Devletinde tevsik belgesi düzenlemeye yetkili olan makam veya makamların kimliğini ve görevlerini bildirir. Söz konusu Âkit Devlet ayrıca bu makamların tayinindeki herhangi değişikliği de Depozitöre bildirecektir.

Madde 24

Bir Âkit Devlette, bir evlât edinmenin tanınması, çocuğun yüksek yararları da dikkate alınarak, ancak kamu düzenine açıkça aykırı bulunmakta ise reddedilebilir.

Madde 25

Her Âkit Devlet, Sözleşme Depozitörüne bu Sözleşmenin 39. maddesinin 2. fıkrasının uygulanması ile ilgili olarak yapılan bir anlaşmaya göre gerçekleştirilmiş olan evlât edinmeleri tanımak yükümlülüğünde olmayacağını beyan edebilir.

Madde 26

(1) Bir evlât edinmenin tanınması şu hususları ihtiva eder:

  1. a) Çocuk ile evlât edinen ebeveyn arasındaki yasal ana, baba-çocuk ilişkisini,
  2. b) Evlât edinen ebeveynin çocuğa karşı velâyet sorumluluğunu,
  3. c) Çocuk ile ana ve babası arasında evlât edinmeden önce mevcut olan hukukî ilişkinin, evlât edinmenin gerçekleştiği Âkit Devlette de bu sonucu doğurması halinde, sona ermesini.

(2) Bir evlât edinme hali, daha önce mevcut olan yasal ana, baba-çocuk ilişkisinin sona ermesi sonucunu doğuruyorsa, çocuk, kabul eden Devlette ve evlât edinmenin tanıdığı diğer bir Âkit Devlette, bu Âkit Devletlerin her birinde sahip olduğu evlât edinmeden doğan haklardan aynen yararlanacaktır.

(3) Bir önceki fıkra hükümleri, evlât edinmeyi tanıyan Âkit Devlette yürürlükte bulunan ve çocuğun daha lehine olan hükümlerin uygulanmasını engellemez.

Madde 27

(1) Menşe Devlette gerçekleşen bir evlât edinme, daha önceki mevcut yasal ana, baba-çocuk ilişkisinin sona ermesi sonucunu doğurmuyorsa, Sözleşmeye uygun olarak evlât edinmeyi tanıyan, kabul eden Devlette de, aşağıdaki şartlardan birinin varlığı halinde bu sonucu doğuran bir evlât edinmeye dönüştürülebilir:

  1. a) Eğer kabul eden Devletin kanunları buna cevaz vermekte ise,
  2. b) Eğer 4. maddenin (c) ve (b) bentlerinde öngörülen muvafakatlar böyle bir evlât edinme amacıyla verilmiş veya verilmekte ise.

(2) 23. madde, evlât edinmeye dönüştürme kararlarına uygulanır.

BÖLÜM VI
NİHAÎ HÜKÜMLER
Madde 28

İşbu Sözleşme, bir menşe Devletin, mutat meskeni bu Devlette bulunan bir çocuğun evlât edinilmesinin söz konusu Devlette gerçekleşmesini şart koşan veya onun evlât edinmeden önce kabul eden Devlette yerleştirilmesini veya o Devlete gönderilmesini yasaklayan herhangi bir kanun hükmünü etkilemez.

Madde 29

Evlât edinmenin aynı aileye mensup kişiler arasında gerçekleşmesi veya menşe Devletin yetkili makamı tarafından öngörülen şartlara riayet edilmiş olması halleri dışında, evlât edinecek olan ebeveyn ile çocuğun anne ve babası veya çocuğun bakımını üstlenmiş kişi arasında 4 üncü maddenin (a) ilâ (c) bentleri ile 5. maddenin (a) bendindeki şartlar yerine getirilinceye kadar bir ilişki kurulmayacaktır.

Madde 30

(1) Bir Âkit Devletin yetkili makamları çocuğun kökeni hakkında, özellikle anne, babasının kimliği ile geçmişteki sağlığına ilişkin bilgiler de dahil olmak üzere, elde ettikleri bilgilerin gizli tutulmasını sağlayacaklardır.

(2) Yetkili makamlar, çocuğun veya temsilcisinin bu bilgilere, o devletin kanunlarının müsaade ettiği ölçüde gereken rehberliği yaparak erişmesini sağlayacaklardır.

Madde 31
  1. madde hükümleri saklı kalmak üzere, özellikle 15. ve 16. maddelerde belirtilenler de dahil, Sözleşmeye uygun olarak toplanmış veya gönderilmiş kişisel bilgiler, ancak elde edilme veya gönderilme amaçları doğrultusunda kullanılacaktır.
Madde 32

(1) Hiç kimse ülkelerarası bir evlât edinme ile ilgili bir faaliyetten dolayı haksız maddî veya diğer kazanç elde edemez.

(2) Evlât edinmeye katılmış olan kişilerin sadece, makul meslekî ücretlerini içeren masraf ve harcamaları talep edilebilir veya ödenebilir

(3) Bir evlât edinmeye katılmış olan kuruluşların yönetici, idareci ve memurları verdikleri hizmete oranla makul olmayan ölçüde yüksek ücret alamazlar.

Madde 33

Bir yetkili makam, Sözleşmenin herhangi bir hükmüne riayet edilmediğini veya riayet edilmeyeceği konusunda ciddi bir risk bulunduğunu tespit ederse kendi Devletinin Merkezî Makamını derhal haberdar eder. Bu Merkezî Makam, gerekli tedbirlerin alınmasını sağlayacaktır.

Madde 34

Bir belgenin gönderildiği Devletin yetkili makamı talep ettiği takdirde, aslının onaylı bir tercümesi gönderilecektir. Aksi kararlaştırılmadıkça tercüme masrafları evlât edinecek olan ebeveyn tarafından karşılanacaktır.

Madde 35

Âkit Devletlerin yetkili makamları evlât edinme işlemlerini süratle yürütecektir.

Madde 36

Evlât edinme hakkında farklı toprak birimlerinde iki veya daha ziyade hukuk sisteminin uygulandığı bir Devlette;

  1. a) Bu Devletteki mutat meskene yapılan herhangi bir atıf, bu Devletin bir toprak birimindeki mutat meskene yapılan atıf olarak yorumlanacaktır.
  2. b) Bu Devletin kanununa yapılan herhangi bir atıf, ilgili toprak biriminde yürürlükte olan kanuna yapılan atıf olarak yorumlanacaktır.
  3. c) Bu Devletin yetkili makamlarına veya kamu kuruluşlarına yapılan herhangi bir atıf ilgili toprak biriminde yetkili kılınan makamlara yapılan atıf olarak yorumlanacaktır.
  4. d) Bu Devletin yetkili kılınan kuruluşlarına yapılan herhangi bir atıf, ilgili toprak biriminde yetkili kılınan kuruluşlara yapılan atıf olarak yorumlanacaktır.
Madde 37

Evlât edinmede farklı kategorideki kişilere, iki veya daha ziyade hukuk sistemlerinin uygulandığı bir Devlet açısından, söz konusu Devlet hukukuna yapılan herhangi bir atıf, bu Devlet hukukunun tayin ettiği hukuk sistemine atıf olarak yorumlanacaktır.

Madde 38

Birleştirilmiş bir hukuk sistemine sahip bir Devletin, Sözleşmeyi uygulamak zorunda olmadığı durumlarda, evlât edinme konusunda kendi hukuk kuralları bulunan farklı toprak birimlerine sahip bir Devlet de, Sözleşmeyi uygulamakla yükümlü değildir.

Madde 39

(1) Sözleşme, Âkit Devletlerin taraf oldukları ve bu Sözleşme ile düzenlenen konulara ilişkin hükümleri içeren herhangi milletlerarası belgeyi, bu belgeye taraf olan Devletlerin aksi yönde bir beyanı bulunmadıkça etkilemez.

(2) Her Âkit Devlet, bir veya birden çok diğer Âkit Devletlerle karşılıklı ilişkilerinde Sözleşmenin uygulanmasını geliştirmek amacı ile anlaşmalar yapabilir. Bu anlaşmalar ile, sadece 14 ilâ 16. ve 18 ilâ 21. maddelerdeki hükümler bertaraf edilebilir. Böyle bir anlaşmayı yapan Devletler, bir suretini Sözleşme Depozitörüne tevdi edecektir.

Madde 40

Bu Sözleşmeye herhangi bir çekince konulmayacaktır.

Madde 41

Sözleşme, kabul eden Devlet ile menşe Devletinde yürürlüğe girdikten sonra, 14. madde uyarınca yapılan bir başvurunun alındığı her halde uygulanacaktır.

Madde 42

Lahey Milletlerarası Özel Hukuk Konferansı Genel Sekreteri, Sözleşmenin uygulamadaki işlerliğini gözden geçirmek amacı ile bir Özel Komisyonu düzenli aralıklarla toplantıya davet edecektir.

BÖLÜM VII
NİHAÎ HÜKÜMLER
Madde 43

(1) Sözleşme, Lahey Milletlerarası Özel Hukuk Konferansının onyedinci toplantısında temsil edilen ve bu toplantıya katılan diğer Devletlerin imzasına açıktır.

(2) Sözleşme, onaylanacak, kabul veya tasvip edilecek ve onay, kabul veya tasvip belgeleri Sözleşme Depozitörü olarak Hollanda Krallığı Dışişleri Bakanlığına tevdi edilecektir.

Madde 44

(1) Sözleşmenin 46. maddesinin 1. fıkrasına uygun olarak yürürlüğe girmesinden sonra her Devlet Sözleşmeye katılabilecektir.

(2) Katılma belgesi Depozitöre tevdi edilecektir.

(3) Söz konusu katılma, sadece katılan Devlet ile bu katılmaya 48. maddenin (b) bendinde öngörülen bildiriyi aldıktan sonra altı ay içerisinde itiraz etmeyen Âkit Devletler arasındaki ilişkiler bakımından hüküm ifade edecektir. Bir katılımdan sonra, her Devlet tarafından Sözleşmenin onaylanması, kabulü veya tasvibi sırasında ayrıca bu yönde bir itiraz yapılabilir. Bu itirazlar Depozitöre bildirilecektir.

Madde 45

(1) Bu Sözleşme ile düzenlenen konular hakkında farklı hukuk sistemlerinin uygulandığı iki veya daha çok toprak birimine sahip olan bir Devlet imza, onay, kabul, tasvip veya katılma sırasında Sözleşmenin bu toprak birimlerinin hepsinde veya bunlardan sadece birinde veya bir kaçında uygulanacağını beyan edebilir ve her zaman yapacağı bir bildirimle bu beyanını değiştirebilir.

(2) Böyle bir beyan Depozitöre bildirilecek ve Sözleşmenin uygulanacağı toprak birimleri açıkça belirtilecektir.

(3) Eğer bir Devlet bu madde uyarınca bir beyanda bulunmazsa, Sözleşme bu Devletin bütün toprak birimlerine teşmil edilecektir.

Madde 46

(1) Sözleşme 43. maddede öngörülen üçüncü onay, kabul veya tasvip belgesinin tevdiinden itibaren üçüncü ayı takip eden ayın ilk gününde yürürlüğe girecektir.

(2) Sözleşme diğer taraftan;

  1. a) Sonradan onaylayan, kabul veya tasvip eden her Devlet yönünden onay, kabul, tasvip veya katılım belgesinin tevdiinden itibaren üçüncü ayı takip eden ayın ilk gününde,
  2. b) Sözleşmenin 45. maddesi uyarınca teşmil edildiği bir toprak birimine ilişkin olarak, bu maddede öngörülen bildirimin yapılmasını izleyen üç aylık sürenin bitiminden sonraki ayın ilk gününde, yürürlüğe girecektir.
Madde 47

(1) Sözleşmeye taraf olan bir Devlet, Depozitöre yapacağı yazılı bir bildirimle Sözleşmeden çekilebilir.

(2) Sözleşmenin feshi, Depozitör tarafından bildirimin alındığı tarihi izleyen oniki aylık sürenin sona erdiği tarihi takip eden ayın ilk gününden itibaren geçerlilik kazanacaktır. Bildirimde Sözleşmenin feshinin daha uzun bir süre sonra sonuç doğurması ayrıca belirtilmişse, fesih bildiriminin Depozitör tarafından alınmasından itibaren söz konusu sürenin bitiminde, geçerlilik kazanacaktır.

Madde 48

Depozitör, Lahey Milletlerarası Özel Hukuk Konferansına üye olan Devletlerle, Onyedinci Dönem Toplantısına katılan Devletlere, 44. madde hükümlerine uygun olarak Sözleşmeye katılacak Devletler de dahil olmak üzere aşağıdaki hususları tebliğ edecektir:

  1. a) 43. maddede öngörülen imza, onay, kabul ve tasvipleri,
  2. b) 44. maddede öngörülen katılımları ve bu katılmalara karşı itirazları,
  3. c) 46. madde hükümlerine uygun olarak Sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarihi,
  4. d) 22., 23., 25. ve 45. maddelerde belirtilen beyan ve atamaları,
  5. e) 39. maddede öngörülen anlaşmaları,
  6. f) 47. maddede yer alan fesihleri.

Bunu teyiden, usulüne uygun olarak yetkili kılınan aşağıdaki imza sahipleri işbu Sözleşmeyi imzalamışlardır.

Fransızca ve İngilizce dillerinde her iki metin de eş değerde geçerli olmak ve Hollanda Hükümeti arşivlerine tevdi edilmek suretiyle ve aslına uygun onaylı bir örneği diplomatik kanaldan; Onyedinci Dönem Toplantısı sırasında Lahey Milletlerarası Özel Hukuk Konferansına üye bulunan Devletlere ve bu Toplantıya katılmış diğer Devletlere verilmek üzere tek bir nüsha halinde 29 Mayıs 1993 günü Lahey’de düzenlenmiştir.

Aquilia Kanunu

0
Aquilia Kanunu

Aquilia Kanunu, XII Levha Kanunu’nun kabulünün ardından MÖ 286’da kabul edilen tamamlayıcı yasalardır. 

Lex Aqulia, mala verilen zararlar hakkında çıkarılan en kapsamlı kaynaklardandır. Kanunun kabul tarihi oldukça tartışmalıdır; bu yüzden bazı tarihçiler kanunu M.Ö. IV. yüzyıla yerleştirmektedirler.

Kanunun kapsamı başlangıçta belirli koşullar dâhilinde bir yurttaşın malvarlığına “haksız surette verilen zararların” (damnum injuria datum) onarımından ibaretti. Ancak içtihat ve praetorun faaliyetiyle onarım rejimi oldukça genişlemiştir. Bununla birlikte Roma Hukuku bütüncül bir haksız fiil sorumluluğu teorisi geliştirememiştir. 

Corpus Iuris Civilis’in en önemli kısımlarından biri olan Digesta’da zikredilen fragmanların yüzde kırkından fazlasının müellifi olan Ulpianus, Lex Aquilia’nın hukuka aykırı olarak mala verilen zararı düzenleyen kendisinden önceki kanunların -gerek On İki Levha Kanunları gerekse diğerlerinin- ilgili bölümlerini ilga ettiğini ve Tribunus Aquilius’a başvurularak çıkarılmış bir plebiscitum olduğunu belirtmektedir. 

Lex Aquilia’nın hatırası günümüze kadar korunmuştur. Batı dillerinde “acquilian responsibility”/“responsabilité aquilienne” ifadesi haksız fiil sorumluluğuyla eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.

Fransa’da eski hâkimler hafif bir kusurun dahi onarım yükümlülüğü doğurabileceğini hatırlatmak için “In lege Aquilia et culpa levissima venit” (Aquilia Kanunu’nda en hafif kusur sorumluluk doğurur) özdeyişini yakın zamana kadar zikretmişlerdir.  Damnum iniuria datum,  Lex Aquilia’da düzenlenmiştir.

D.9.2.1.pr. (Ulpianus 18 ad ed.)

“Lex Aquilia omnibus legibus, quae ante se de damno iniuria locutae sunt, derogavit, sive duodecim tabulis, sive alia quae fuit: quas leges nunc referre non est necesse. 1.Quae lex aquilia plebiscitum est, cum eam aquilius tribunus plebis a plebe rogaverit.”

D.9.2.1.pr. (Ulpianus 18 ad ed.) : Lex Aquilia, hukuka aykırı olarak verilen zararı ele alan kendisinden önceki tüm kanunların, gerek On İki Levha Kanunları gerek başka kanunların, yürürlükten kaldırdı. Söz konusu kanunları anmaya gerek yoktur. 1. Bahsi geçen Lex Aquilia, Tribunus Aquilius tarafından pleb meclisine teklif edilen bir plebiscitum’dur

Mekki Hikmet Gelenbeğ

0

Avukat Mekki Hikmet Gelenbeğ, Mekteb-i Mülkiye mezunlarından ve Mektebi Hukuk Fransızca öğretmenlerinden Mehmet Hikmet Bey‘in oğlu olarak 1891 yılında İstanbul’da dünyaya geldi.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Mülkiye Sandıkları Nezâretinde Fransızca Mütercimliği yaptı. Mühessesatı Zatiyye Müdürlüğü, Mülkiye Mektebi Mecelle ve Usul, Ticaret Hukuku Öğretmen Muavinliği, Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulu Ticaret Hukuku Öğretmenliği, (İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Okulu – Yüksek Kısım Ticaret Hukuku öğretmeni) görevlerinde bulundu. Öğretmenlik ve diğer görevlerinin yanı sıra serbest avukatlık mesleğini icra etti. 1944’te terfi ederek yüksek kısım öğretmeni oldu, Yüksek Deniz Ticaret Mektebi Ticaret Hukuku Öğretmenliğine atandı.

İstanbul Barosu’nun çeşitli kademelerinde görev aldı ve başkanlığa seçilerek 1940-1945 arasında bu görevi yürüttü.

5 Mayıs 1941 tarihinde kurulan Darülacazeye Yardım Derneğinin kurucuları arasında yer aldı.

İstanbul milletvekili olarak seçildi ve 10 Aralık 1945 te yemin ederek göreve başladı. 17 Nisan 1947’de yeniden İstanbul Milletvekilli seçildi ve 24 Mart 1950’ye kadar görev yaptı. TBMM Ulaştırma Komisyonunda, Devlet Demiryolları ve Limanları konusunda çalışmalarda bulundu. Cumhuriyet Halk Partisi’nde Genel İdare Kurulu üyesi olarak ve partinin 7. Genel kurlunda divan kurlu üyesi olarak görev yaptı.

30 Aralık 1957’de yaşamını yitirdi. Mekki Hikmet Gelenbeğ, evli ve bir çocuk babasıydı.

Hukukçu ve Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Ali Aybar’ın kuzenidir. Babası Mehmet Hikmet Bey, 1911-1915 yıllarında Mekteb-i Mülkiyeye müdür olarak görev yapmış, fakültedeki ıslahat çalışmalarına katkıda bulunmuştur.

Kağıthane ilçesinde Mekki Hikmet Gelenbey Sokağı bulunmakta olup 2019 yılında  değiştirilmesi teklif edilmiştir.

Baro Toplantısı hakkında bir haber -22 Ocak 1940 – Cumhuriyet Gazetesi

Fatih Selami Mahmutoğlu

0
Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu

Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu, ceza ve ceza usul hukuku profesörü ve avukattır. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1983 senesinde mezun olmuş, yüksek lisans öğrenimini, “Cevap ve Düzeltme Hakkı” konulu tezini savunarak aynı üniversitede tamamlamıştır.

Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu bir televizyon söyleşisinde

Akademik Özgeçmişi

Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu, Doktora çalışmalarına İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalında başlamıştır. Doktora tez çalışması sırasında YÖK bursundan faydalanarak Max Planck Uluslararası Ceza Hukuku Enstitüsü’nde araştırmalarda bulunmuş, 1991 yılında, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Bilim Dalına araştırma görevlisi olarak atmıştır.

1994 yılında “Kabahatleri Suç Olmaktan Çıkarma Eğilimi ve Düzene Aykırılıklar Hukukunda Yargılama Rejimi” başlıklı tezi ile ceza hukuk alanında “Hukuk Doktoru” unvanını almıştır.

1996 senesinden itibaren akademik faaliyetlerini ekonomik suçlar konusunda yoğunlaştıran Mahmutoğlu, iki aylık araştırma bursu ile Max Planck Uluslararası Ceza Hukuku Enstitüsü’nde ekonomik suçlar kapsamında çalışmalarda bulunmuştur.

“Ekonomik Suçlar Bağlamında Kredi Hukukundan Kaynaklanan Suç ve İdari Suçlar” başlıklı tezi ile 2000 yılında “Doçent” unvanını almış, “Kusurluluk Prensibi Açısından Azmettirenin Ceza Sorumluluğu” başlıklı takdim tezi ile 2008 yılında “Profesör” unvanına sahip olmuştur.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2012 yılında emekli olmuş, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü’nde ve Türk – Alman Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyeliği görevini sözleşmeli şekilde devam ettirmiştir.

Fatih Selami Mahmutoğlu bir toplantıda 

Avukatlık Özgeçmişi

Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu, 1986 yılında avukatlık ruhsatnamesini alarak İstanbul Barosu’na kayıt olmuştur. Akademik çalışma süresi içerisinde 2006–2008 döneminde Kazım Kolcuoğlu’nun başkanlığını yaptığı İstanbul Barosu Yönetim Kurulu’nda üye olarak görev yapmıştır.

Farklı yazarların makalelerini içeren ve İstanbul Barosu tarafından 2008 yılında yayınlanan “Avrupa Birliği’ne Uyum Sürecinde Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku” kitabının hazırlanması aşamasında proje yöneticiliği görevini üstlenmiştir.

2008 yılında ‘Fatih Selami Mahmutoğlu (FSM) Hukuk Bürosu’nu kurarak avukatlık mesleğini devam ettirmiştir. Ağırlıklı olarak ceza hukuku, idari ceza hukuku ve ceza hukuku – özel hukuk ilişkisinden kaynaklanan maddi – manevi tazminat davaları alanında faaliyetini sürdürmektedir. Hukuk bürosunda avukatlık faaliyetlerinin yanı sıra bilimsel çalışmalar yürütülmektedir ve akademik toplantılara katılımda bulunulmaktadır.

Fatih Selami Mahmutoğlu- Avukatlık Mesleğinde 30. Yıl Plaketi

Mahmutoğlu, Türkiye’nin gündeminde yer alan birçok ceza hukuku davasında müdafi olarak yer almıştır. Kamuoyu tarafından “Ergenekon” olarak adlandırılan davada Emekli Genel Kurmay Başkanı Mehmet İlker Başbuğ’un, Av. İlkay Sezer ile birlikte müdafilik görevini yürütmüştür. Söz konusu dava sürecinde, Mehmet İlker Başbuğ’un tutukluluk haline ilişkin Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonucunda “Başvurucunun … kişi hürriyeti ve güvenliği kapsamında Anayasa‘nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,” karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 2014/912 Başvuru No’lu ve 06.03.2014 Tarihli Kararı tutukluluk incelemeleri yönünden emsal nitelik taşımaktadır.

2018-2021 arasında İstanbul Barosu’nu temsilen Türkiye Barolar Birliği’nde delege olarak yer almış ve eşzamanlı olarak İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezi Yürütme Kurulu’nda üyelik görevini sürdürmüştür. Stajyer avukatlara yönelik verilen eğitimlere katılımda bulunmaktadır.

2026 yılı başında Türk Ceza Hukuku Derneği Başkanlığı’na seçilmiştir.

Bilimsel Çalışmaları ve Yayınları

Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu, çalışma hayatı boyunca çok sayıda ulusal – uluslararası bilimsel toplantıya katkı sunmuştur ve ceza – ceza usul hukuku alanında kitap ve makale kaleme almıştır.

Katılmış olduğu toplantılar arasında Türkiye Barolar Birliği’ni temsil ettiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun hazırlanması ile ilgili TBMM Adalet Üst Komisyonu toplantıları ve Türkiye Barolar Birliği – il baroları işbirliği ile düzenlenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na ilişkin bilgilendirme seminerleri yer almaktadır. Bunun yanı sıra 29 Mayıs -2 Haziran 2003 tarihinde Bayreuth Üniversitesi’nde düzenlenen Ceza Hukuku Kongresi’ne iştirak etmiştir. Amerika Birleşik Devletleri’nde 19 Eylül – 7 Ekim 2005 tarihleri arasında düzenlenen “Criminal Law in the United States” programında uluslararası ziyaretçi olarak bulunmuştur. 01-02 Şubat 2007 tarihinde Paris Barosu tarafından Paris Üniversitesi’nde düzenlenen İdam Cezasına Karşı 3. Dünya Kongresi’nde, “Türkiye’de Ölüm Cezası ve Avrupa Birliği Süreci’nin Etkisi” konulu tebliğ sunmuştur.

Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu, ayrıca Türk Tabipler Birliği’nin çeşitli faaliyetlerine katkı sağlamıştır. Bu bağlamda yaşadıkları sağlık sorunlarına rağmen ceza infaz kurumunda tutulmaya devam eden Güler Zere’ye, Kuddusi Okkır’a ve Fatih Hilmioğlu’na ilişkin Türk Tabipleri Birliği’nin düzenlediği Bilimsel Araştırma Kurulu Raporu’nda infaz hukuku ve ceza muhakemesi kapsamında görüşlerini sunmuştur.

Türkiye Barolar Birliği, il baroları ve hukuk fakülteleri tarafından tertip edilen bilimsel toplantılara katılımda bulunmaya devam etmektedir.

 Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu’nun bilimsel yayınları şu şekildedir:
 Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu’nun Tezleri ve Kitapları

Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler Şerhi

  1. Cevap ve Düzeltme Hakkı, Yüksek Lisans Tezi, 1985 (İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kütüphanesi’nde mevcuttur.)
  2. Kabahatleri Suç Olmaktan Çıkarma Eğilimi ve Düzene Aykırılıklar Hukukunda (İdari Ceza Hukukunda) Yaptırım Rejimi (Doktora Tezi), Kazancı Yayınları, İstanbul 1995.
  3. Suç Teorisi (Prof. Dr. Kayıhan İçel ve diğerleri ile birlikte), 2. Kitap, Suç Kavramına İlişkin Genel Bilgiler – Suçun Yapısal Unsurları – Suçun Özel Oluşum Biçimleri, Sebat Yayınevi, İstanbul 1999.
  4. Yaptırım Teorisi (Prof. Dr. Kayıhan İçel ve diğerleri ile birlikte), 3. Kitap, Genel Esaslar – Yaptırım Türleri – Cezaların Saptanması – Cezanın Düşmesi – Cezalara Seçenek Olan Kurumlar, Beta Yayınları, İstanbul 2000.
  5. Ekonomik Suçlar Bağlamında Kredi Hukukundan Kaynaklanan Suç ve İdari Suçlar (Doçentlik Tezi), Seçkin Yayınları, Ankara 2003.
  6. Türk Hukuku’nda Müdafiin Yasaklılık Halleri (Ar. Gör. Selman Dursun ile birlikte), Seçkin Yayınları, Ankara 2004.
  7. Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler Şerhi ( Av. Serra Karadeniz ile birlikte), Beta Yayınları, İstanbul, Ocak 2017.

 Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu’nun Bilimsel Makaleleri
  1. Uyuşmazlığın Barışçı Yollarla Çözümünde Resmi Arabuluculuk, Yeni İş Dünyası Dergisi, Haziran 1986, Sy. 80, Sayfa: 0-35
  2. Cevap ve Düzeltme Hakkının Kullanılmasında Pasif Süjelerin Ceza Sorumluluğu, İ.Ü. Basın Yayın Yüksek Okulu Yıllığı, 1988.
  3. Türkiye’deki Siyasal Suçlar, 09.11.1989 tarihinde Almanya’nın Freiburg şehrindeki Max-Planck Uluslararası Ceza Hukuku Enstitüsü’nde düzenlenen bilimsel kolokyumda sunulan tebliğ.
  4. 3984 sayılı Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun Üzerine Düşünceler, Marmara İletişim Dergisi, Temmuz 1994.
  5. İdari Para Yaptırımını Gerektiren Eylemler Yönünden Yargılama Rejimi, İÜHFM, C. LV, S:1-2, 1995-1996, Sayfa:151-171.
  6. Hürriyeti Bağlayıcı Cezaların ve Hürriyeti Sınırlayıcı Emniyet Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (Federal Alman Ceza İnfaz Kanunu Çevirisi -16 Mart.1976), İÜHFM, C. LV, Say: 1-2, 1995-1996, Sayfa: 501-546.
  7. Kanunu Bilmemek Mazeret Sayılmaz (Dr.Yener Ünver ile birlikte), İstanbul Barosu Dergisi, C:72, S: 4-5-6, İstanbul, 1998.
  8. İnsan Hakları Açısından Tutuklama ve Türk Hukuku, Nurullah Kunter’e Armağan, İstanbul, 1998, Sayfa:155-179.
  9. Suçluların Geri Verilmesi, Ceza Hukuku Günleri, 70. Yılında Türk Ceza Kanunu, Genel Hükümler, (26-27 Mart 1997), İstanbul, 1998.
  10. Türk Ceza Kanunu’nun 463. Maddesi Hükmünün Taksirle İşlenen Suçlar Açısından Uygulanabilirliği Sorunu, Adalet Yüksekokulu’nun 20. Yıl Armağanı, İstanbul, 2001, Sayfa: 175-185
  11. Karşılaştırmalı Hukuk Bakımından İnternet Süjelerinin Ceza Sorumluluğu, İÜHFM, C:LIX, Sayı:1-2, İstanbul 2001, Sayfa:39-49.
  12. Ekonomik Suçlar Bağlamında Örgütlü Suçluluk, Organize Suçluluk, Yolsuzluk ve Kara Parayla Mücadelelerde Türkiye’nin Konumu Konulu Panel, Türkiye Barolar Birliği Yayını, Çanakkale, 2001, Sayfa:3-56.
  13. Bankacılık Suçları Bağlamında Çıkar Amaçlı Suç Örgütü, Türkiye’de Organize Suçlarla Mücadelenin Avrupa Birliği’ne Uyum Süreci Çerçevesinde Değerlendirilmesi Konulu 05.10.2001 Tarihli Panel, İ.Ü. Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku ve Kriminoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi, İstanbul, 2002, Sayfa:92-118.
  14. 5020 Sayılı Yasa’nın Getirdiği Yeni Düzenlemeler, Bankacılık Kanunu ve İlişkili Kanun Değişikliklerinin Hukuk Açısından Değerlendirilmesi Konulu Panel, İstanbul Barosu Yayını, 2004, Sayfa:41-52.
  15. Ulusal ve Uluslararası Düzenlemeler Açısından İnternet Süjelerinin Ceza Sorumluluğuna Genel Bakış, Hukuki Perspektifler Dergisi, S:1, İstanbul, 2004, Sayfa: 58-61.
  16. TCK 403/6. Maddesinin İrdelenmesi, Adli Tıp Kurumunun 8-12 Ekim 2003 tarihleri arasında düzenlemiş olduğu 10. Adli Tıp Günleri, Adli Tıp Kurumu Yayınları-10, İstanbul, 2004 (Panel 3, 1. Oturum, Sayfa: 73-76, 2. Oturum, Sayfa: 85-87, Tartışma, Sayfa: 91-92)
  17. Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Türkiye Barolar Birliği’nin Toplumsal Değişim Sürecinde Türk Ceza Kanunu Reformu Konulu 21-22 Mayıs 2004 Tarihli Paneli, Türkiye Barolar Birliği Yayını, Birinci Baskı, Ağustos 2004, Sayfa: 237-255.
  18. TBMM Adalet Komisyonu’nda Kabul Edilen Türk Ceza Kanunu Tasarısı Hakkında Görüş, Türkiye Barolar Birliği’ne Sunulan Rapor, Türkiye Barolar Birliği Yayını, 2. Kitap, Eylül 2004, Sayfa: 357-378.
  19. Yeni Türk Ceza Kanunu’nun Öngördüğü Esaslar Çerçevesinde Akıl Hastalığı ve Kusur Yeteneği, Adli Tıp Kurumunun 29 Eylül – 3 Ekim 2004 Tarihli 11. Adli Tıp Günleri, Adli Tıp Kurumu Dergisi, Adli Tıp Kurumu Yayınları-12, Sayfa: 85-88, Tartışma Sayfa: 88-95.
  20. Ceza Sorumluluğunu Kaldıran ve Azaltan Nedenler, Çanakkale Barosu’nun ve Türkiye Barolar Birliği’nin Yeni Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Kanunu Konulu 01.04.2005 Tarihli Panel, TBB Yayınları 85, 3. Kitap, Ankara, Temmuz 2005, Sayfa: 138-147.
  21. Back to Back, Fiduciary, Off Shore Bankacılık İşlemleri Bağlamında, Bankalar Kanunu 22/3 ile 22/4 Maddeleri Arasındaki Temel Farklar, Hukuki Perspektifler Dergisi, S:3, İstanbul, 2005, Sayfa: 223-238.
  22. Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Müdafiin Görevden Yasaklanması Hali ve Bunun Alman Hukukundaki Düzenlemesiyle Karşılaştırılması (Ar. Gör. Selman Dursun ile birlikte), Polis Dergisi, S: 44, Nisan-Mayıs-Haziran 2005, Sayfa: 25 vd.
  23. Yargının Demokratik Sistemlerle Konumu: Demokratik Bir Güç mü, Bürokratik Bir Hegemonya mı?, Türkiye Barolar Birliği’nin 4-5-6 Ocak 2005 tarihli “Demokrasi ve Yargı” Başlıklı Sempozyum, TTB Yayınları:78, Ankara, Aralık 2005, Sayfa: 368- 384.
  24. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Hukuka Uygunluk Nedenleri, Hukuk ve Adalet Dergisi, Yıl:2, S:5, Nisan 2005, Sayfa: 42-60.
  25. Ekonomik Suçlar ve Ekonomi Ceza Hukuku, Güncel Hukuk Dergisi, S:23, Kasım 2005, Sayfa: 18-21.
  26. Kusurluluk Prensibi Açısından Azmettirenin Ceza Sorumluluğu, İÜHFM, Cilt LXIII, S: 1-2005, Sayfa: 57-112.
  27. CMK kapsamında Bilirkişilik ve Adli Tıp Kurumu’nun Yeri, 13. Ulusal Adli Tıp Günleri, Adli Tıp Kurumu Yayınları-17, Kasım 2006, Sayfa:42-154.
  28. TCK’nın 301. Maddesi’ni Tartışırken, Hukuki Perspektifler Dergisi, S: 8, Eylül 2006, Sayfa: 6-7.
  29. Das neue türkische Strafgesetzbuch, Allgemeiner Teil, Annales de la Faculté de Droit d’Istanbul, Volume: 38, No: 55, 2006, Sayfa: 35- 48.
  30. 5237 Sayılı TCK’daki Yeni Düzenlemeler Işığında Tıbbi Müdahalelerde Hekimin Ceza Sorumluluğu, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi ve Tıp Etiği ve Tıp Hukuku Derneği’nin 12-13 Ekim 2006 tarihli Yüksek Teknoloji Tıbbi ve Hekim – Hasta İlişkisi, Uluslararası Katılımlı 2. Tıp Etiği ve Tıp Hukuku Sempozyumu Bildiri Kitabı, İstanbul 2006, Sayfa: 203-220.
  31. İrade Dışı Tıbbi Müdahalelerden Kaynaklanan Ceza Hukuku Sorunlarına Genel Bakış, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı ile Türkiye Psikiyatri Derneği tarafından 1-5 Kasım 2006 tarihlerinde düzenlenen 42. Ulusal Psikiyatri Kongresi Özet Kitabı, İstanbul 2006, Sayfa: 92-93.
  32. Avukatların Görev Suçları ve Yargılama Rejimi, İstanbul Barosu Dergisi Ceza Hukuk Özel Sayısı, Ocak 2007, Sayfa:13-41.
  33. Terör Suçları, XIV. Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi (21- 24 Mart 2007), XIV.Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi’nin Kongre Kitabı, İstanbul, 2007, Sayfa:11-29.
  34. Türk ve Alman Hukuklarında Avukatların Tabi Olduğu Disiplin Yargılamaları (Ar. Gör. Mehmet Cemil Ozansü ile birlikte), Dr. Şükrü ALPARSLAN’a Armağan, İstanbul Barosu ve Türk Ceza Hukuku Derneği, Genel Yayın Sıra No: 55Mayıs 2007, , Sayfa: 471-487.
  35. Organ Bağışında Modeller; Etik ve Ceza Hukuk Açısından Yorumlanması, Organ ve Doku Naklinde Tıp Etiği ve Tıp Hukuku Sorunları, 1. Uluslararası Tıp Etiği ve Tıp Hukuku Kongre Bildiri Kitabı, İstanbul, 2007, Sayfa: 923-938.
  36. TCK ve Sağlık Mevzuatımızda Organ Nakli ve Organ Bağışından Kaynaklanan Sorunlar, A’dan Z’ye Sağlık Hukuku Sempozyum Notları, Organ Bağışı ve Organ Naklinde Yasal Sorunlar Paneli, İstanbul Barosu Yayınları, 2007, Sayfa:293-298.
  37. Spor Karşılaşmalarında Şiddetin Önlenmesi, Fenerbahçe Spor Kulübü 100. Yıl Spor ve Bilim Kongresi, İstanbul, 2007, Sayfa:30-34.
  38. Tıp Etiği ve Tıp Hukuku Derneği Bülteni İlk Önsöz.(Yıl:3 Sayı:5 Ocak 2008)
  39. Tıp Etiği ve Tıp Hukuku Derneği Bülteni 1. Önsöz. (Yıl:3 Sayı:6 Temmuz 2008)
  40. Ceza Ve Ceza Yargılama Hukukunda Özel Yaşam, Özel Yaşamın Gizliliği Paneli, TTB Yayını 154, 18 Ekim 2008, Sayfa:100-109.
  41. Moleküler Genetik İncelemenin Ceza Muhakemesi Hukuku Bağlamında Analizi, Türk Tıp Etiği ve Hukuku Araştırmaları Yıllığı, Ekim 2008, Sayfa: 53-62.
  42. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’ndaki Devlete Karşı Suçların Genel Olarak Değerlendirilmesi, Türk Ceza Kanunu’nun 2 Yılı Teori ve Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar, TCHD Yayını 10, 2008, Sayfa: 504-515.
  43. İşkence ve Eziyet Suçu, Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer Armağanı, TCHD, Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı, Ankara, Şubat 2008, Sayfa: 1023- 1041.
  44. Telekomünikasyon Yoluyla İletişimin Denetlenmesi, Polise Görev, Yetki ve Sorumluluk Veren Mevzuat Uygulamaları Eğitim Projesi(MUYEP) Tebliğleri – 2, EGM Yayınları Katalog No:444, Eğitim Dairesi Başkanlığı Yayın No:43, 2008 – Ankara, Sayfa:405-418.
  45. Dava Zamanaşımı-Lehe Kanun-Aleyhe Bozma Yasağı, Uğur Alacakaptan’a Armağan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, Cilt 1, 2008, Sayfa: 527-538.
  46. Askeri Ceza Yargılaması’nda Müdafiin Hukuksal Konumu, Avrupa Birliğine Uyum Sürecinde Türk Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul Barosu Yayınları, 2008,Sayfa:357.
  47. Tıp Etiği ve Tıp Hukuku Derneği Bülteni 2. Önsöz.( Yıl:4 Sayı:7-8 Ocak-Temmuz 2009)
  48. Türk Ceza Hukuku’nda Yüz Kavramı, Yüzle Yüzleşme, Adli Tıp Kurumu Yayınları No. 20, 2009, Sayfa: 13-17.
  49. Bankacılık Suçlarının Genel Tasnifi ve Kredi Dolandırıcılığı, Banka ve Finans Hukuku, İstanbul Barosu Yayınları, Mart 2009, İstanbul, Sayfa: 139-147.
  50. Attitudes of The Turkish Medical Profession and Jurist Towards New Turkish Legislation Concerning Body Examination Without Consent in Criminal Procedure (İnci HOT, Hanzade DOĞAN, Coşkun YORULMAZ ile birlikte), Romanian Society of Legal Medicine, 17(1), 2009, 139-146.
  51. İdari Ceza Hukuku’nun Doğuşu Ve Hukuk Düzeni İçindeki Yeri – Suç – Kabahat Ayrımı – İdari Ceza Hukuku’nun Temelleri, İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Tarafından Düzenlenen İdari Ceza Hukuku Sempozyum Kitabı, Seçkin Yayınları, 2009, Sayfa: 27-36
  52. Terminal Dönemdeki Hastalar Ve Ceza İnfaz Hukuku Bağlamında Hapis cezasının Ertelenmesi, Tıp Etiği ve Tıp Hukuku Derneği Bülteni, Yıl:4, S:7-8, Ocak-Temmuz 2009, Sayfa: 46-49.
  53. Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, Ceza Muhakemesi Kanununun 3 Yılı Teori ve Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar, TCHD Yayınları 11, Haziran 2009, Sayfa: 349-368.
  54. Suç Politikasının Ana İlkeleri Bağlamında Çek Kanunu Tasarı Taslaklarının Değerlendirilmesi, Manisa Barosu Dergisi, S:110, Temmuz 2009, Sayfa: 51-68.
  55. Şüpheli, Tutuklu Ve Hükümlünün Sağlık – Tedavi Hakkı, Panel Notları, İstanbul Barosu Yayınları, 2009, Sayfa:11-20.
  56. Hukuk, Siyaset ve İnsan, Panel Notları, İstanbul Barosu Yayınları, 2009, Sayfa: 39- 48.
  57. Ötanazi ve Yaşam Destek Ünitelerine Bağlı Hastaların Durumu, 21. Yüzyıl Başında Yaşama Destek Tedavileri Etik ve Hukuksal Yönler, 2. Uluslararası Tıp Etiği Ve Tıp Hukuku Kongresi Bildiri Kitabı, Ekim 2009, Sayfa: 85-92.
  58. Etik ve Hukuksal Açıdan Hekimlerin işlediği İrtikap Suçu, 21. Yüzyıl Başında Yaşama Destek Tedavileri Etik Ve Hukuksal Yönler, 2. Uluslararası Tıp Etiği Ve Tıp Hukuku Kongresi Bildiri Kitabı, Ekim 2009, Sayfa: 721-747.
  59. İnsan Üzerinde Deney, Yüksek Riskli Hastaya Yaklaşım Etik Ve Hukuksal Boyutlar 3. Tıp Etiği Ve Tıp Hukuku Sempozyumu Bildiri Kitabı, Aralık 2009, Sayfa: 71-76.
  60. Avrupa Birliği’ne Uyum Sürecinde Türk Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku 2. Kitap Önsöz. (2010)
  61. Beden Muayenesi, İstanbul Kültür Üniversitesi Fasikül Aylık Hukuk Dergisi (CEHAMER),Yıl:2, Sayı:7, Haziran 2010, Sayfa:25-28.
  62. Ceza Hukuku Boyutuyla Epilepsi ve Demans, Klinik Aktüel Tıp NöroPsikiyatri Forumu, Cilt :4, Sayı:1, Eylül-Aralık 2010, Sayfa:14-16.
  63. Nurse-Focused Ethical Solutions To Problems In Organ Transplantation, Nursing Ethics, November 2010, 17(6), 705-714.
  64. Beden Muayenesi ve Vücuttan Örnek Alınması, Max Planck- Institut Criminal Law in the Global Risk Society (Hans-Heinrich Jescheck), Risk Altındaki Global Dünya Toplumu ve Ceza Hukuku, Bahçeşehir Üniversitesi, Prof. Dr. H.c. mult. Hans- Heinrich Jescheck Onuruna 27-29 Eylül 2009 Tarihlerinde İstanbul’da Düzenlenen Kolokyumun Kitabı, Ocak 2011.
  65. Türk Ceza Kanunu’nda Yer Alan Basın Yayına İlişkin Bazı Hükümlerin Genel Olarak Değerlendirilmesi, İstanbul Kültür Üniversitesi Fasikül Aylık Hukuk Dergisi (CEHAMER), Yıl:3, Sayı:14, Ocak 2011, Sayfa:14-30.
  66. Türk Ceza Mevzuatındaki Temel Düzenlemelere Psikiyatristlerin Fail ve Uzman Sıfatı Kapsamında Genel Bakış, Türk Tıp Etiği ve Tıp Hukuku Araştırmaları Yıllığı, Ekim 2011-2012-2013, Vol.4-5-6, Sayfa : 149-174.
  67. Klinik Araştırmalarda Etik Kurul Üyelerinin Cezai Sorumluluğu, Türk Tıp Etiği ve Tıp Hukuku Araştırmaları Yıllığı, Vol. 4-5-6, Ekim 2011-2012-2013, Sayfa :389-404.
  68. Sır Saklama Yükümlülüğü Kapsamında Hastaya Ait Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Yayma Suçu, Pi Pazarlama ve İletişim Kültürü Dergisi, Yaz 2011, Sayfa No:44-47.
  69. Çocuklara Yönelik Cinsel İstismar Suçu Ve Bu Yolla Bulaşan Hastalıkların CezaHukuku Açısından İrdelenmesi Ve Bu Kapsamda Mağdur Çocukların Ceza Yargılamasındaki Özel Konumu – Bu Süreçte Hekimlerin Hak Ve Yükümlülükleri Bağlamında Karşılaştıkları Birtakım Olası Hukuksal Sorunlar, 9. Prof. Dr. Faruk Nemlioğlu Dermatolojide Gelişmeler Sempozyumu- Dermatolojide Gelişmeler 9. Kitabı, 2011, Sayfa:323-348.
  70. Aleyhe Bozma Yasağı – Kesin Hükmün Engelleyici Etkisi – Lehe Yasa Kuralının Uygulanması – Somut Cezanın Saptanmasında Alt Sınırdan Uzaklaşılması, Prof. Dr. Köksal Bayraktar Armağan, Cilt 1, Beta Yayınları, Ekim 2011, sayfa:271-285.
  71. Nöroloji Uzmanlarının Bilirkişilik Sıfatıyla Adli Bilimler Bağlamındaki Rolleri, 25 Kasım – 01 Aralık 2011 tarihli 47. Ulusal Nöroloji Kongresi Adli Tıp ve Malpraktis Çalıştayı, Türk Nöroloji Dergisi, Cilt:18, Sayı:2, 2012, Sayfa: 46-53.
  72. Adli Nöropsikiyatri Kitabı, Editör: Prof. Dr. Dursun Kırbaş, Nobel Tıp Kitapevleri, Yıl:2016, Sayfa: 179-192, ,
  1. Yargı Bağımsızlığı, 18 – 19 Şubat 2012 tarihli Anayasa ve Ceza Hukuku Çalıştayı Suç ve Ceza Hukuku Dergisi, Türk Ceza Hukuku Derneği Yayını, , Nisan-Mayıs-Haziran 2012, Sayı:2, Sayfa:105-123.
  2. Türk Ceza Kanununda Yer Verilen Bilişim Alanındaki Suçlar ve Yargı Kararları Işığında Karşılaşılan Sorunlar, Prof. Dr. Füsun Sokullu Akıncı’ya Armağan, C: 2 (İÜHFM, C: LXXI), Legal Yayınları, İstanbul, 2013,Sayfa: 855- 890.
  3. Hasta veya Hasta Yakını Tarafından Hekime Yönelik Gerçekleştirilebilecek Şiddet Vakalarında Karşılaşılabilecek Olası Ceza Hukuku Sorunları, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri Sempozyum Dizisi:78, Hekimlik Uygulamalarının Adli Tıbbi Güncellemesi Sempozyum Kitabı, 2012, Sayfa:71-85.
  4. Bilişim Sistemleri Yoluyla Çocuklara Yönelik Cinsel İstismar Fiillerinin Ceza Mevzuatımız Açısından Değerlendirilmesi ve Bu Bağlamda Çocukların Korunmasına Yönelik Görüş ve Öneriler, Legal Hukuk Dergisi, Cilt:11, Sayı:121, Ocak 2013, Sayfa:3-20.
  5. Ceza Yargılamasında Katılanın, Aynı Zamanda CMK 45. Maddede Öngörülen Kişilerden Biri Olması Halinde, Tanıklıktan Çekinme Hakkını kullanıp Kullanmayacağı Sorunu, Prof. Dr. Nur Centel’e Armağan, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi Özel Sayı C:19, Sayı:2, 2013, Sayfa: 191-209.
  6. TCK’nın Genel Esasları Işığında Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda Yer Alan Suçlarda Şirket Yöneticilerinin Ceza Sorumluluklarına İlişkin Genel Bakış, Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun İş Dünyasına Etkileri, Seçkin Yayınları, Ankara, Ekim 2014, Sayfa: 86-122.
  7. İhale Şartlarını ve Fiyatını Etkilemek Amacıyla Yapılan Açık veya Gizli Anlaşmalardan Kaynaklanan Ceza Sorumluluğu, Kamu İhale Hukuku’na İlişkin Tebliğler ve Makaleler, Hukuk Yayınları Dizisi 310, Bilge Yayınevi Ankara, 2014, Sayfa:64-94.
  8. Yargı Kararları Işığında Ceza ve Hukuk Mahkemelerinin Hukuka Aykırı Yöntemlerle Elde Edilen Delillere Yaklaşımı, Türk Ceza Hukuku Derneği, Sayı:2, Nisan,Mayıs,Haziran 2013,Sayfa:177-303.
  9. İhaleye Fesat Karıştırma Suçu TCK m.235/2/a-3,4 Açısından Değerlendirme, Kamu İhale Hukuku’na İlişkin Tebliğler ve Makaleler -2 Kitabı, 1. Basım , Aristo Yayınevi, İstanbul, Ekim 2016, Sayfa : 38-84.
  10. Bankacılık Yöntemlerinin Kullanılması Kapsamında Suçtan Kaynaklanan Mal Varlığı Değerlerini Aklama Suçu (Av. Serra Karadeniz ile birlikte), İş Bankası Yayınları Seza Reisoğlu Armağanı, Sayfa: 415-502.

Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu

 

Zeki Coşkun

0
Zeki Coşkun

Zeki Coşkun, 1960 yılında Sivas´ta doğdu. Kamu yönetimi öğrenimi gördü. İstanbul Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisans ve doktora yaptı.

2001 yılından itibaren MSGSÜ Fen Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi olarak görev yapmaya başladı. Ayrıca Bilgi, Galatasaray, Maltepe ve Işık üniversitelerinde, özel eğitim kurumlarında dersler, seminerler verdi. Yayın ve iletişim sektöründe faaliyetlerde bulundu, Cumhuriyet, Radikal gibi gazetelerde köşe yazarlığı yaptı; kültür, sanat ve edebiyat alanlarında eleştiri, inceleme ve araştırmalar yayımladı. Belgesel filmler (TRT, Kültür A. Ş., TÜYAP) ve radyo programları hazırlayıp sundu, sergiler düzenledi.

Uluslararası Pen Yazarlar Derneği, Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği(AICA) ve Ada Dostları Derneği üyesidir. 1992 yılı Sabahattin Eyüboğlu Deneme Ödülü sahibidir. Öteki Sivas (1995), Kılıç Artığı (2000), İstanbul Bir Terkiptir (2001) ve Ay Olsun Aynam (2004) isimli eserleri bulunmaktadır. Gazete Duvar’da makaleleri yayınlanmaktadır.

Praetor Beyannameleri

0

Praetor Beyannamesi (Edictum praetoris) Roma Hukuku‘nun günümüze ulaşmış en önemli unsurlarından biridir.

Roma’da, Cumhuriyet döneminin başlarında bir yurttaş hakkını ileri sürmek için dava açmak istediği takdirde konsüle başvurmak ve talebini teamül tarafından öngörülen ya da XII Levha Kanunu’nda yazılı bulunan belirli bir usule bağlamak zorundadır ve bu sisteme “kanun davaları” (legis actiones) usulü denilmektedir.

Davacı bu minval üzere önde gelen yurttaşlar arasından bir hâkim tayin etmesi için öncelikle üst düzey bir magistra’ya başvurmak durumundadır. Davacının ayrıca kanunun öngördüğü bir davaya atıfta bulunması gerekmektedir. Zira talebin kanun davalarından birine tekabül etmemesi halinde yargılama gerçekleşmemektedir ve “dava yoksa, yargılama da yoktur.”

Praetorlar 

M.Ö. III. yüzyıldan itibaren bu sistemin katılığı gittikçe daha fazla rahatsızlık verir olmuş, Roma’nın gücünün artması, toprakların genişlemesi, gittikçe artan sayıda yabancının kentlere göç etmesiyle birlikte eski usulün çözmeye elvermediği yeni ihtilâf türleri ortaya çıkmıştır. Bu yüzden kanun davaları usulünün esnetilerek dönüştürülmesi gerekli hale gelmiştir. Bu görev halk meclisi tarafından bir yıllığına seçilen praetor’a düşmüş, Praetor Beyannameleri, halk meclisi tarafından bir yıllığına seçilen Praetor’lar tarafından oluşturulmuş ve Roma Hukuku’nu geliştirmiştir.

Praetorlar ihtiyaç oldukça yeni davalar yaratarak hukuku söylemenin yeni tarzlarını geliştirmiştir. Praetorlar bunu, kendisini çevreleyen meslek hukukçularının (jurisprudent) yardımıyla, bir “formula” oluşturarak gerçekleştirmiştir. Formula praetor’un hâkimi atarken, uygun bir kanun davasının bulunmaması halinde, ona ihtilâfı ne surette çözebileceğini gösterdiği bir tür küçük programdır. Bu yeni usul “formula usulü” olarak adlandırılmış, ilk aşamada praetor mevcut davaları esnetme yoluna giderek bunların uygulama sahalarını yeni durumlara teşmil etti. İkinci aşamada ise praetor ve danışmanları mevcut davalarla herhangi bir ilgisi bulunmayan tümüyle yeni davalar geliştirdiler.

M.S. II. yüzyılda praetor’lar göreve başlamaları sırasında hukuka getirmeyi tasarladıkları yenilikleri ilân etme alışkanlığını kazandılar. Diğer magistra’lar gibi praetor da ius edicendi’ye, yani görev başlangıcında bir beyanname (edictum) yayınlama yetkisine sahipti. Adaletten sorumlu magistra’nın davacılara bahşetmeyi taahhüt ettiği davaların listesini içeren praetor beyannamesi bir tür yıllık adlî program meydana getirmektedir. Zira her bir yeni praetor selefleri tarafından getirilen davaları benimsemekte, bunlara sadece bazı yenilikler eklemektedir.

Praetor hukuku böylelikle sürekli bir yaratış süreci içerisinde bulunmuştur. Bu yeni hukuk, Cumhuriyet döneminin son iki yüzyılında ve İmparatorluk döneminin başlarında Roma hukukunun başlıca yaratıcı kaynağı olmuştur. Ancak bu son devirde praetor beyannameleri dinamizmini yitirmiş, yeni praetorlar beyannameyi değiştirmeksizin kopyalamakla yetinmeye başlamışlardır.

Roma’da, M.S. 130 yılına doğru imparator Hadrianus büyük hukukçu Iulianus’tan beyannameye nihaî bir tertip vermesini istemiş, Daimî Beyanname (Edictum perpetuum) ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede praetor’ların faaliyeti emperyal mevzuatla birlikte müteakip yüzyıllarda hukukî yaşamı düzenlemeyi sürdürmüştür. Geç İmparatorluk döneminin büyük hukukçuları Daimî Beyanname şerhleri (Libri ad Edictum) hazırlamışlardır. Bunlardan en meşhur olanı Ulpianus’un şerhidir.

XII Levha Kanunları

0
Forum Romanum

XII Levha Kanunları(Lex Duodecim Tabularum) Roma’nın hukuk abidelerinin ilki ve en prestijlisidir. XII Levha Kanunu Roma yurttaşlarına (cives) mahsus hukuku ifade eden ius civile’nin temelini oluşturmuştur.

Erken Roma Cumhuriyeti’nin Pleb Tribünü olan Caius Terentilius Harsa, On İki Levha Kanunlarının yazılmasında önemli rol oynamıştır.  MÖ 467’de Gaius, plebleri konsüllerin gücünü sınırlamaya teşvik etmiştir. Konsüllerin siyasî iktidarının (imperium) sınırlarının kanunen tespit edilmesi bu dönemde talep edilmeye başlanmıştır. Plebler dâhil olmak üzere tüm yurttaşların haklarının tanınması ve teminat altına alınması için yürütülen siyasî kampanya sonuç vermiştir.

XII Levha Kanunlarının Yazılış Süreci

Senato

XII Levha Kanunları, Patrici (soylular) ve Pleb (halk) arasındaki sınıf mücadelesi sonucunda oluşmuştur. Yurttaş olarak tam hukuki güvenceye sahip vatandaşlar Patricilerdir. Ticaret yapma ve mülkiyet hakkı, eşitliğe dayalı evlenme hakkı, seçme hakkı, memur seçme ve memurluk etme hakkı, silah kullanma hakkı ve orduda hizmet etme hakkı tamamen soylulara aitti. Tüm bu haklar babadan oğula geçmekteydi. 

Patriciler, örf ve adetlerin yazıya geçirilmesine, uzun bir zaman karşı koymuşlardır. Patriciler birkaç yıl direndikten sonra M.Ö. 454 yılında konsüllerin imperium’unu düzenleyen kanun metinleri yazmakla görevli bir heyetin oluşturulmasını kabul etmişlerdir. Kanunun prestijini arttırmayı hedefleyen bir efsaneye göre heyet üyeleri Solon kanunlarını incelemek için Atina’ya gitmişlerdir. Pleb`lerin yoğun baskısı sonucunda M.Ö. 450 yılında kanunları oluşturmak için on kişilik bir komisyon (`decemviri legibus scribundis`) kurulmuş, Solon Kanunlarından da istifade edilerek XII Levha Kanunları iki yıl süren bir süreçte hazırlanmıştır. İlk on levha M.Ö. 451 yılında, diğer iki levha ise ertesi yıl yazılmışlardır. Hukukun yeni hükümlerinin yazılı olduğu bu levhalar forumda sergilenmekte ve böylece tüm yurttaşlar tarafından görülebilmekteydiler.

Forum Romanum

XII Levha Kanunları, on iki madeni veya tahta levha üzerine yazılmıştır. Senatonun onaylamasından sonra, tüm halkın görebileceği şekilde Roma’nın en büyük meydanına (Forum Romanum) asılmıştır. Bu nedenle adı XII Levha Kanunları olarak kalmıştır. XII Levha Kanunları, M.Ö.307` de Galler` in Roma`yı yağmalayarak imha etmelerine meydanda asılı kalmıştır.

Roma 12 Levha Kanunlar

XII Levha Kanunları(Lex Duodecim Tabularum)’nın bir kısmı M.Ö. 390 yılına doğru Galyalılar tarafından, daha sonra ise Cermen istilaları sırasında imha edilmiştir. Tahribata uğramaları nedeniyle bir kısmı günümüze kadar ulaşamamışlardır.

Hukuk Devleti ve XII Levha Kanunu

Kanunun muhtelif unsurları bu güne kısmen aktarılabilmiştir. Kanunların yazılı olduğu levhaların bir kısmı çeşitli tarihlerde savaş ya da yangın nedeniyle tahrip ya da yok olmuştur.

Mallara ve kişilere verilen zararlar, ibadet, aile, medeni usul ve icra usulleri hakkında hükümler bulunmaktadır.

Bu kurallar Roma Hukukunun günümüze kadar değişmeyen prensiplerini oluşturmuştur. İki toplum kesimi arasında yazılı bir kurallar sistemi oluşturulmuş, iktidar paylaşımı yapılmış, iki halk grubu seçme ve seçilme hakkına sahip olmuş, sınıf farklılıkları üzerinden kurulan ekonomik denge hukuk sistemine yansıtılmıştır.

XII Levha Kanununun en önemli getirisi Roma’da bir hukuk devleti tesis etmesidir. Yurttaşlara belirli haklar tanıyan kanun, dava yoluyla bu haklara saygı gösterilmesinin sağlanması imkanını getirmektedir. Kanuni koşulların bulunması halinde her yurttaş bir magistraya başvurarak yargılamadan yararlanabilmektedir. Bu durum, pontif ve konsüllerin keyfî uygulamalarına terk edilmiş eski hukuka nazaran gerçek bir devrim teşkil etmektedir.

On İki Levha Kanunları, Hellenistik dönem hukukunu, Ortaçağın Justinianus yasalarını ve Modern Hukukun oluşumunu doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemiştir.

Roma Hukukunun temeli olan On İki Levha Yasaları, hukuk olmadan devletin de olmayacağını ve yasaların halkın isteği ve oyuyla yapılması gerektiği düşüncesini sonraki dönemlere miras bırakmıştır.

Doç. Dr. Sema Sandalcı’nın 1993 yılında yazmış olduğu “12 Levha Yasası” isimli yüksek lisans tezi bulunmaktadır.

15 Ocak – Hukuk Takvimi

0
15 Ocak – Hukuk Takvimi
1795 Hukukçu, Rus oyun yazarı, besteci, şair ve diplomat Aleksandr Sergeyeviç Griboyedov doğdu. (Ölümü: 11 Şubat 1829)
1809 Fransız ekonomist ve düşünür Pierre-Joseph Proudhon doğdu. (Ölümü: 19 Ocak 1865) Kendini “anarşist” olarak adlandıran ilk kişidir ve ilk anarşist düşünür olarak nitelenir.
1863 Alman avukat, devlet adamı ve Merkez Partisi’nin lideri Wilhelm Marx doğdu. (Ölümü: 5 Ağustos 1946) Bonn Üniversitesi’nde hukuk öğrenimi gördü. 1888’de tapu sicilinde deneti olarak çalıştı. Bir süre avukatlık yaptı. 1894’te yargıç oldu, mahkeme üyeliği ve başkanlık görevlerinde bulundu. İstinaf Mahkemesi genel kurulunun başkanlığına yükseldi. Katolik Okullar Örgütü’nün  kurucusu ve ilk başkanıydı. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Katolik Almanya İçin Halk Birliği’nin başkanı oldu. 17 Ocak 1922 – 8 Aralık 1928 arasında parti başkanlığını yürüttü. 30 Kasım 1923 – 15 Ocak 1925 arasında Alman Sansölyesi, 10 Ocak 1926–12 Mayıs 1926  arasında Adalet Bakanı ve 17 Mayıs 1926–12 Haziran 1928 arasında tekrar şansölye olarak görev yaptı.
1873 Avusturyalı Marksist hukukçu, sosyolog ve sosyalist teorisyen Max Adler doğdu. (Ölümü: 28 Haziran 1937) Viyana Üniversitesi’nde hukuk öğrenimi gördü. 1904-1922 arasında Marx-Studien dergisinin editörlüğünü yaptı. Der Kampf dergisinde makaleler yazdı. 1907’de Karl Renner ile birlikte “Viyana Sosyoloji Topluluğu”nu kurdu. 1920-1923 yılları arasında Avusturya Sosyal Demokrat Partisi’nden milletvekili olarak parlamentoda görev yaptı. 1934’te Viyana Üniversitesinde sosyoloji dersleri vermeye başladı.  I. Dünya Savaşı sonrası işçi sınıfı içindeki değişiklikler, aydınlar, hukuk, devlet ve özellikle Kelsen’in “Saf  Hukuk Kuramı” üzerine incelemeler yaptı.
1882 Polonya akademik sosyolojisinin ve sosyolojide düşünce okulunun kurucusu, Polonyalı filozof ve sosyolog Florian Witold Znaniecki doğdu. (Ölümü: 23 Mart 1958)  William I. Thomas ile birlikte , modern çağın temeli olarak kabul edilen Avrupa ve Amerika’da Polonyalı Köylü çalışmasının ortak yazarı olarak uluslararası ün kazandı. Ayrıca hümanist katsayı ve kültürcülük gibi terimleri tanıtarak sosyoloji teorisine büyük katkılarda bulundu. Çalıştığı Adam Mickiewicz Üniversitesi’nde ilk Polonya sosyoloji bölümünü kurdu. Amerikan Sosyoloji Derneği’nin 44. Başkanı seçildi.
1918 Mısırlı devrimci, milliyetçi ve sosyalist lider Cemal Abdünnasır Hüseyin doğdu. (Ölümü: 28 Eylül 1970) Kısa bir süre hukuk okuduktan sonra 1937’de Kraliyet Askerî Akademisi’ne girerek 1939’da mezun oldu. Mısır’ın ikinci cumhurbaşkanı olarak seçildi. Etkin bir dış politikayla Arap dünyasında önemli bir rol oynadı.
1919 Alman hukukçu, sosyalist ve Almanya Komünist Partisi ortak kurucusu Karl Liebknecht yaşamını yitirdi. (Doğumu: 13 Ağustos 1871) Humboldt Üniversitesi‘ndeki hukuk ve politik ekonomi eğitimi sırasında Marksist düşünceyi benimsedi. 1897’de Würzburg Üniversitesi‘nde doktorasını tamamladı ve 1899’da kardeşi Theodor Liebknecht ile beraber Berlin’de bir hukuk bürosu açarak serbest avukatlık yapmaya başladı. Liebknecht, 1919’da Almanya‘daki Spartaküs Hareketi’ne(Daha sonra Almanya Komünist Partisi adını almıştır) öncülük ederek sosyalist devrim gerçekleştirmeye çalıştı ancak milliyetçiler tarafından arkadaşlarıyla birlikte vahşice katledildi. (Baknz: Rosa Luksemburg)
1929 Afro-Amerikan Baptist papaz ve Amerikan yurttaş hakları hareketi önderi Martin Luther King, doğdu. (Ölümü: 4 Nisan 1968)
1952 Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’nin Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı‘na (NATO) girişini onayladı.
1957 Mısır Hükûmeti, ülkedeki bütün İngiliz ve Fransız bankalarının kamulaştırılacağını açıkladı.
1964 III. Londra Konferansı 15 Ocak 1964 tarihinde toplandı. Birleşik Krallık, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs Hükûmetleri ile Kıbrıs Türk ve Rum toplumu liderleri katıldı.
1987 Başörtüsü yasağı nedeniyle Erzurum İlahiyat Fakültesi öğrencileri, dekanlık binasını işgal etti.
1988 İrlandalı hukukçu ve  politikacı Seán MacBride yaşamını yitirdi. (Doğumu: 26 Ocak 1904) Dublin Üniversitesi‘nde  hukuk okudu. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Af Örgütü’nde görev aldı.  Yaptığı çalışmalarla ve  “adaletsizliğe karşı mücadelede dünyanın vicdanını harekete geçiren” adam olarak  1974 yılında Nobel Barış Ödülüne layık görüldü.  International Committee of Jurists in  Genel Sekreterliğini yaptı ve International Peace Bureau kurumuna başkan olarak seçildi. Organisation for European Economic Co-operation (OECD) kurumunda başkan yardımcılığı, Avrupa Konseyinde Bakanlar konseyi başkanlığı görevlerinde bulundu.
1991 Sosyalist Birlik Partisi 15 Ocak 1991 tarihinde TBKP, TSİP ve Sosyalist Parti’den kopan bir grup ve bazı bağımsız sosyalist aydınlar tarafından (SBP) kuruldu. Partinin ilk genel başkanı Sadun Aren’dir. Katıldığı tek seçim olan 1994 yerel seçimlerinde %0,30 oranında oy almıştır. SBP, 19 Temmuz 1995 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmıştır. Kapatılma gerekçesi, “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçlamak” olarak açıklanmıştır. Anayasa Mahkemesi kararından kısa bir süre önce parti kendisini feshetmiş, kadrolarının çoğunluğu Birleşik Sosyalist Parti‘ye katılmış ve 1996 yılında kurulan Özgürlük ve Dayanışma Partisi‘nin kuruluşunda aktif rol almışlardır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kapatılan siyasi partiler arasında kısa süre sonra kapatılan partiler arasındadır.
1992 Avrupa Birliği’nin, Hırvatistan ve Slovenya’nın bağımsızlığını resmen tanıması üzerine Yugoslavya dağıldı.
1996 * Güçlükonak Katliamı gerçekleşti. Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinde 11 köylü bir minibüs içerisinde kurşunlanıp, yakılarak katledildi. Albay Oğuz Kalelioğlu katliamın PKK tarafından gerçekleştirildiğini ve örgütün bir ay önce ilan ettiği ateşkesi bozduğunu açıkladı. Sivil toplum kuruluşu yetkilileri, aydın ve sanatçılar, bölgede yaptıkları incelemeler sonucunda olayın devlet içindeki güçler tarafından gerçekleştirildiği iddia etti ve olayı yargıya taşıdı. Açılan davaların hiçbirinden sonuç alınamadı. Olaydan 13 yıl sonra dönemin devlet bakanı Adnan Ekmen katliamın JİTEM tarafından gerçekleştirildiği iddia edildi.
1996 Kumkapı Davası sanığı Zeynep Uludağ, 6 yıl 8 ay hapis cezası aldı.
1997 Basında promosyonunu yasaklayan yasa TBMM’de kabul edildi.
2005 Teksas’taki bir askeri mahkeme, Charles Graner Jr. isimli ordu mensubunu, Irak’taki Abu Garip cezaevindeki mahkûmlara fiziksel, cinsel ve psikolojik tacizde bulunduğu gerekçesiyle 10 yıl hapse mahkûm etti. Askere,  tutuklulara kötü muamelede bulunmak için komplo kurmak , tutukluları taciz, zulüm ve kötü muameleden korumamak, ayrıca saldırı, ahlaksızlık ve görevi ihmal suçlamaları yöneltilmişti.
2012 Galiçyalı hukukçu ve muhafazakâr siyasetçi Manuel Fraga Iribarne yaşamını yitirdi. (Doğumu: 23 Kasım 1922) Santiago de Compostela Üniversitesi’nde Hukuk , Siyaset ve Ekonomi eğitimi aldı. Valencia Üniversitesi’nde Hukuk Tarihi alanında profesör olarak görev yaptı. Madrid Complutense Üniversitesi Siyasal ve İktisadi Bilimler Fakültesi Devlet Teorisi ve Anayasa Hukuku Kürsüsünde ders verdi. 1951’de Hispanik Kültür Enstitüsü’ne Genel Sekreter olarak atandı. 15 yıl boyunca Galiçya Başbakanlığı yaptı. İspanya’da Franco rejiminin en önemli ideologlarından biri oldu.  İspanyol Halk Partisi’nin onursal başkanı seçildi.
2014 Yargıçlar Sendikası Başkanı ve Çankırı hakimi Ömer Faruk Eminağaoğlu, Gezi Parkı eylemlerine Ankara`da katıldığı ve polisin müdahalesini engellemeye çalıştığı iddiasıyla Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi`nde açılan davanın 2`nci duruşmasında beraat etti. `Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu`na` muhalefet etmek suçundan yargılanan Eminağaoğlu, ‘Gezi sürecinin barışçıl olmak kaydıyla bir hak ve özgürlük kullanımı olduğu verilen bu kararla ortaya konmuştur’ dedi.
2021 83 baro başkanı, AYM’ye seçilecek üye için 32 aday adayı arasından TBMM’ye önereceği 3 ismi: Çorum Barosu Başkanı Kenan Yaşar, Diyarbakır Barosu üyesi Zülal Erdoğan ve Erzurum Baro Başkanı Talat Göğebakan’dan birisi, TBMM tarafından yapılacak oylama sonucunda AYM üyeliğine seçilecek. Kadın hakları savunucuları, AYM’de hiçbir kadın üye olmaması nedeniyle her üç ismin de kadın olması gerektiğini savunuyordu.
2025 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Baro Başkan İbrahim Kaboğlu ile yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesi ve yeni yönetim seçilmesi talebiyle 14 Ocak’ta dava açılması üzerine çeşitli avukat grupları ve barolar İstanbul Barosuna destek açıklaması yaptı. Eski İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, “Baronun yanındayız. Levhada yazılı bütün meslektaşların iradelerine tasallut eden bu uygulamayı reddeden irademizin sergilenebilmesi için en uygun platform olağanüstü genel kuruldur.” dedi. Kaboğlu ise TBB Başkanı Erinç Sağkan, baro başkanları, eski başkanlar ve avukat grupları temsilcileri ile birlikte yapmış olduğu basın toplantısında 23 Şubat günü olağanüstü toplantı kararı aldıklarını açıkladı. 
2025 Konya’nın Meram ilçesinde ev ve otomobilinde uyuşturucu ele geçirilen Avukat M.M.M.S., tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Önceki dönem İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şube Başkanı Avukat Ali Aydın’ı, İzmir’in Çiğli ilçesinde sabah yürüyüşü yaptığı sırada öldüren katil zanlısı M.D.E. çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı. M.D.E. ifadesinde cinayeti işlerken uyuşturucu maddenin etkisinde olduğunu söyledi. Öte yandan, Av. Ali Aydın Son Yolculuğuna Uğurlandı. Av. Ali Aydın anısına ilk tören ve basın açıklaması Karşıyaka Adliyesi önünde gerçekleştirildi. Törende konuşan İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz, Av. Ali Aydın’ın yalnızca bir avukat değil; aynı zamanda bir öğretmen, iyi bir baba, iyi bir eş ve iyi bir insan olduğunu vurguladı. “Hak savunucusuydu, özgürlük savunucusuydu. Her koşulda barış isterdi” diyen Yılmaz konuşmasında, cinayetin ilk andan itibaren İzmir Barosu tarafından yakından takip edildiğini belirterek, soruşturmanın tüm yönleriyle ve titizlikle yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Evka 2 Cemevi’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından Aydın, Yeni Çiğli Mezarlığı’nda toprağa verildi.

İHD İzmir Şube Eş Başkanı Avukat Ali Aydın

2026 Ekrem İmamoğlu’nun lisans diplomasının iptali üzerine İstanbul İdare Mahkemesinde açılan davaya ilişkin duruşma Silivri’deki cezaevi kampüsü duruşma salonunda yapıldı. Mahkeme başkanı, seyircilere dönüp konuşan İmamoğlu’na “Seyircilere değil bize konuşun” dedi. Beyanda bulunan İmamoğlu, konuşmasını Mâide Suresi 8. ayeti okuyarak bitirdi. İmamoğlu’nun avukatları ve İstanbul Üniversitesi’nin avukatlarının beyanlarının ardından duruşma sona erdi. Mahkeme, kararını daha sonra açıklayacak.

15 Ocak – Hukuk Takvimi

Fehmi Kerem Bilgin

0
Fehmi Kerem Bilgin

Fehmi Kerem Bilgin, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2004 yılında mezun oldu.

Lisans eğitiminin ardından, 2005’te Université Panthéon-Assas (Paris II)’ta yüksek lisans derecesi elde etti. Fransa’dan dönerek İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsündeki doktora eğitimini 2007 yılında bitirdi. Uluslararası Hukukta restitutio in integrum ilkesi başlıklı tezi ile kamu hukuku alanında hukuk doktoru oldu. 

Akademik Kariyeri 

Bilgin, akademik kariyerine İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde araştırma görevlisi olarak başladı. 2010 yılında bir süre İzmir Ekonomi Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden görev aldı. İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümüne araştırma görevlisi olarak atandı. 2010-2015 yıllarında bu görevi yürüttü. Bu yıllarda, büyük ilgi gören Felsefe Topluluğu’nu kurdu ve liderliğini uzun üstlendi.

2015-2021 arasında Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümünde tam zamanlı öğretim üyesi olarak bilimsel çalışmalarına devam etti.

2021 yılından itibaren Bakırçay Üniversitesi Kamu Hukuku anabilim dalında görev yapmakta, hukuk felsefesi ve sosyolojisi kürsü başkanlığını yürütmektedir.

Fehmi Kerem Bilgin, hukuk tarihi, hukuk felsefesi, felsefe tarihi ve hukuku kültürü alanındaki çalışmaları ile bilinmekte, görev yaptığı fakültelerde öğrencilerini bu alanlarla ilgilenmeye teşvik etmektedir.

Hukuk Tarihi ismi ile yürüttüğü bilgilendirici çalışmaları ilgi görmektedir.

2013-2106 yıllarında faaliyet gösteren Hukuk Kültürü Grubu çalışmalarının yaratıcılarından ve yürütücülerindendir.

İyi derecede Fransızca ve İngilizce bilmektedir. Prof. Dr. Nuri Bilgin‘in oğludur.

Çok sayıda bilimsel toplantı, seminer ve konferansın yöneticiliği ve sunuculuğunu yürütmüştür. Birçok kitap bölümünün ve makalenin yazarıdır.  İstanbul Barosu Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Komisyonu faaliyetleri çerçevesinde tebliğler sunmuş, İzmir Barosu HFSK’da faaliyetlere katılmış, 3 Ağustos 2022, İstanbul Barosu’nun “1. Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Kampı” kapsamında Şirince’de düzenlenen ilk oturumda Prof. Dr. Halide Gökçe Türkoğlu ile birlikte “Cicero’nun İlk Müdafiliği: Sextus Roscius Davası” başlığında sunum gerçekleştirmiştir

Çevirileri

Bilgin, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 7 Eylül 2001 tarihli toplantıda Dünya Barış Günü ilanına ilişkin verilen kararın tercümesini 2024 yılı Eylül ayında yaparak Türkçe’ye kazandırmıştır.

Hâkimler Uluslararası Derneği Merkez Kurulu tarafından 17 Kasım 1999’da, Tayvan’da kabul edilen ve 14 Kasım 2017 tarihinde güncellenen Hakimin Evrensel Şartı‘nı 2024 yılı Aralık ayında Türkçeye tercüme etmiştir. Belge, Yargı Etiği alanında dünya literatürünün ilk sıralarında yer almaktadır.

Bilimsel Makaleleri

Belçika’da Ulusal Kimlikler ve Federalizmin Gelişimi (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi)

Roma Hukukunda Restitutio in Integrum: İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, (), 815-826.

Eğitim Kurumlarında Türban Sorunları AİHS Nazarında Laiklik İlkesinin Konumu: Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, (1), 203-230.

Türk Gıda Hukukunda Risk Analizi(İzmir Bakırçay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi)
İnsan Hakları Komitesine Ardışık ve Koşut Bireysel Başvurular (Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi)
Türk Gıda Hukuku Hakkında Kısa Bir Değerlendirme (İzmir Bakırçay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi)
İdarî İşlem Kavramının Tanımlanmasında Ölçütler Sorunu ( Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi)
Cicero’nun İlk Müdâfiliği: Pro Sexto Roscio Amerino(Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi)

Felsefi Düşün Dergisi

0
Felsefi Düşün Dergisi

Felsefi Düşün Dergisi, Ekim ve Nisan aylarında yılda iki kez yayınlanan akademik felsefe dergisidir. Derginin İmtiyaz Sahibi Mahmut SEVER ve Yazı İşleri Müdürü Çiğdem DEMİR’dir. Dergi, The Philosopher’s Index,  Tübitak Ulakbim ve  EBSCO Humanities International Index tarafından indekslenmektedir.

Felsefi Düşün Dergisi Türkiye’de yayınlanan sayılı felsefe dergilerindendir

Felsefi Düşün Dergisi, ulusal ve uluslararası akademisyenlerden oluşan danışma ve hakem kurullarının denetiminden geçebilecek akademik kıstas ve yeterlikte makaleler yayınlamakta, temalı her sayısı için konunun uzmanı olan yerli ya da yabancı bir akademisyen misafir sayı editörü olarak ağırlanmaktadır.

Dergiye gönderilen Yazıların Onay Süreci ve Kör Hakemlik Sistemi

Felsefi Düşün Dergisi, kör hakemlik sistemi uygulanan hakemli bir dergidir. Derginin hakem ve danışma kurulları, Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli üniversitelerinde görev yapan akademisyenler topluluğundan oluşmaktadır. Dergiye ulaştırılan makalelerin değerlendirilme süreçleri bilimsel bir disiplinle yürütülmektedir.

Felsefi Düşün Dergisine yazarlar tarafından gönderilen yazılar yayın kurulu tarafından onaylandıktan sonra belirlenen iki hakeme gönderilmekte ve değerlendirilmeleri istenmektedir. Her iki hakem raporunda da kabul gören yazılar yayınlanmakta, hakemlerden birinin onaylamadığı durumlarda makale üçüncü bir hakeme göndermektedir. Üçüncü hakemin olumlu yanıtı ile makale yayınlanmakta, olumsuz ise yazı reddedilmektedir. Hakemler, makalelerin akademik yayın kriterlerine uygun hale gelebilmesi için düzeltme talep edebilirler. Düzeltme istenen makaleler yazarlara bildirilmekte, yazarın istenen düzeltmeleri yapmasının ardından onay süreçlerinin tamamlanması ile makalenin yayınlanmasına karar verilmektedir.

Felsefi Düşün Dergisinde, felsefenin her alanıyla ilgili yayınlanmamış telif-özgün eserler ile kitap değerlendirme yazıları yayımlanabilmektedir. Felsefi Düşün, Türkçeye daha önce kazandırılmamış olan temel felsefe eserlerinin veya filozofların felsefelerine açıklık getirebilecek otantik mektup, günlük ve benzeri metinlerden parçaların çevirilerini de yayın kurulunun onaylaması halinde yayınlamaktadır.Gönderilen makaleler 10.000 kelimeyi geçmemelidir.

Derginin Yayın ve Danışma Kurulu

Yayın Kurulu, Uğur EKREN, Gökhan MURTEZA ve Enver ORMAN’dan oluşmaktadır.

Derginin Danışma Kurulu, Murat BAC, Tülin BUMİN, Sergio CREMASCHI, Betül ÇOTUKSÖKEN, Zeynep DİREK, Dionysis DROSOS, Çiğdem DÜRÜŞKEN, Doğan GÖÇMEN, Richard GUNN, Mehmet GÜNENÇ, Özgüç GÜVEN, M. Ertan KARDEŞ, Aliye KOVANLIKAYA, Zekiye KUTLUSOY, Fania OZ-SALZBERGER, Örsan K. ÖYMEN, Seçkin SERTDEMİR ÖZDEMİR, Harun TEPE, Nilgün TOKER KILINÇ, Ahu TUNÇEL, Ş. Halil TURAN, Sadık TÜRKER, Muhsin YILMAZ, Jure ZOVKO ve Eylem YOLSAL MURTEZA’dan oluşmaktadır.

Dergi,Pandora Kitabevi, Mephisto Kitabevi, Robinson Crusoe Kitabevi ve Nezih Kitabevinde satışa sunulmaktadır. Derginin online satış ağlarından satın alınması da mümkündür

Felsefi Düşün Dergisi İletişim

E-mail: info@pinhanyayincilik.com

 Telefon: (212) 259 27 60

 Faks: (212) 259 27 61

 Adres: Litros Yolu Fatih Sitesi No:12 / 214-15 Z. Topkapı – İstanbul

www.felsefidusun.com

Pardon

0

Pardon, başrollerini Ferhan Şensoy, Rasim Öztekin ve Ali Çatalbaş’ın paylaştığı Türk yargı sistemindeki aksaklıkları ve sorunları trajikomik şekilde anlatan bir yapımdır.

Ferhan Şensoy’a ait Çok Tuhaf Soruşturma adlı tiyatro oyununun sinemaya uyarlanmış hali olan filmin çekimleri Sinop Cezaevi‘nde gerçekleştirilmiştir.

Film Özeti
Vizyon Tarihi
4 Mart 2005
Yapımı
2004 – Türkiye
Tür
Komedi, Dram
Süre
94 dakika
Yönetmen
Mert Baykal
Oyuncular
Ferhan Şensoy, Rasim Öztekin, Ali Çatalbaş, Bülent Kayabaş
Zeki Alasya, Erol Günaydın, Şahnaz Çakıralp
Senaryo
Ferhan Şensoy
Yapımcı
Sinan Çetin

Filmin Konusu 

Gerçek bir olaydan sinemaya aktarılan filmde üç arkadaşın talihsiz hayatları anlatılmaktadır. Sıradan birer vatandaş olan üç arkadaşın yaşamı, içlerinden birinin bir hatası yüzünden tamamen değişecektir. Vaktinden çok sonra askerliğini yapan İbrahim, nerede bir resmi kıyafet görse hemen oradan kaçar hale gelmiştir. Sadece masum bir korku gibi gözüken bu fobisi yüzünden arkadaşları ve kendisinin başına gelmeyen kalmayacaktır.

İbrahim dağıtım için İstanbul’a gelmiştir ve geceyi arkadaşı Muzaffer’de geçirecektir. Fakat otobüs garajında nedensiz yere polisten kaçmaya başlayan İbrahim, Muzaffer’in evinde yakalanır ve birlikte göz altına alınırlar. Sorgulama sert geçer ve işlemedikleri bir suç yüzünden işkence görürler. Polisin, diğer suç ortağını söylemeleri halinde serbest kalacaklarını söylemesi üzerine İbrahim, aklına ilk gelen ismi söyler. Sorgulamayla başlayan kördüğüm Taksim’de büfe işleten arkadaşları Aydın’ın da gözaltına alınmasıyla iyice karmaşık bir hal alır. Aydın’ın işkenceyle alınan ifade sonucunda tüm asılsız suçlamaları kabul etmesi üzerine ise yargılama süreci başlayacaktır.

İbrahim, arkadaşlarıyla beraber kendini mahkeme salonlarından hapishaneye kadar uzanan bir yolculukta bulur. Neler olup bittiğini anlayamadan cezaevine düşen üç arkadaşın akılları hep dışarıdadır. Ama geride kalanlar yavaş yavaş kendi yollarını çizmektedir. Üç arkadaş birlikte hiç beklemedikleri yargı sistemi sorunlarıyla karşılaşacaktır. Suçsuz olmalarına rağmen 6.5 yıl hapis yatarlar ve sonunda “pardon” denilerek serbest kalırlar. Dışarı çıktıklarında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Pardon

Pardon filminin senaryo yazarı, usta sanatçı Ferhan Şensoy iç kanama geçirmesi nedeniyle, 31 Ağustos 2021’te tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirmiştir. Sanatçının Pardon filminde kullandığı ‘Benim artık illaki bir cigara içmem şart’ repliği sosyal medyada viral olmuştur.

Çok Tuhaf Soruşturma

Yanlışlıkla hapse düşen ve suçsuz olarak altı yıl içeride yatan, bu süre sonunda suçsuzluğu anlaşılarak salıverilen bir adamın başından geçen tutuklanma, soruşturma ve hapis sergüzeşti çerçevesinde, ülkemizdeki adalet mekanizmasının işleyiş biçimindeki yanlışlar, hapishanelerdeki uygulamalar ve insan hakları ihlalleri, kara mizah tarzında anlatılıyor.

Çok Tuhaf Soruşturma

Miletli Aspasia

0
Miletli Aspasia

Miletli Aspasia, Anadolu’nun batısında, Ege bölgesinde, Büyük Menderes Nehrinin hemen ağzına yakın deniz kıyısında bir antik kent olan Milet’te M.Ö 470–400 yıllarında yaşayan önemli bir düşünürdür. Babasının adının Axiochus olduğu dışında ailesi hakkında fazla bir bilgi yoktur. Sahip olduğu yüksek eğitim onun zengin bir aileden olduğunu düşündürmektedir. Bazı kaynaklar, Aspasia’nın bir savaş esiri olduğunu da belirtmektedir.

Antik düşünürler ve bazı modern bilim insanları Aspasia’nın Atina’da bir hetaera olduğunu ve genelev işlettiğini iddia etmişlerdir.

Hetairai; Antik Yunanda, iyi eğitimli ve kültürlü kadın arkadaşlara verilen isimdir. Çoğunlukla hamileriyle cinsel ilişki içerisinde olsalar da, hetairailer basit seks işçileri değillerdir.

Miletoslu Aspasia, Felsefe’nin nerede doğduğu konusundaki sorulara Yunanistan, Antik Yunan ya da Atina olarak verilen cevapların yanlış olduğunun en büyük kanıtıdır. Felsefe, Aspasia’nın yurdu olan Milet’te, Aydın-Söke yakınlarındaki Balat köyünde doğmuştur.

Miletli Aspasia’nın yaşadığı dönemde toplumsal ve siyasal yapı aristokratlar üzerinden kurgulanmaktaydı. İnsanlar, yurttaşlar(polites), yabancılar (metoikos) ve köleler(menon) biçiminde üçlü bir kategorik ayrıma tabi tutuluyordu. Yurttaşlar kendi içinde soylular (eupatrid) ve halk (demos) olarak iki temel sınıfa ayrılmaktaydı. Kadınlar ise ikinci sınıf insan olarak görülmekte ve kategorik olarak dört sınıfa ayrılmaktaydılar.

Atina’lı Perikles

Miletli Aspasia, özgür kadınlar sınıfı kabul edilen hetaeralar içinde, Atina toplumunda önde gelen bir figürdür. Hetaera olması Aspasia’yı evli kadınların bağlı bulunduğu kural ve  yasal zorunluluklardan kurtarmış ve şehrin etkin toplum yaşamına katılmasını sağlamıştır. Aydın bir kadın olan Aspasia, 440’lı yılların başında Atina lideri Perikles ile aşk yaşamaya başlamış, Atinalı olmadığı için Perikles’le evlenememiş ve metres hayatı yaşamıştır. Çocuklarına özel bir yasayla Atina yurttaşlığı verilmesi çeşitli tartışmalar yaratmıştır..

Miletli Aspasia, toplum hayatında, fiziki güzelliği yanında güzel konuşma ustası olması, aklı ve zekası ile öne çıkmıştır. Plutarkhos’a göre Aspasia’nın Atina’daki evinde aralarında Sokrates’in de bulunduğu birçok düşünür misafir olmuş ve evi entelektüel bir merkez olmuştur. Aspasia’nın Sokrates‘e öğretmenlik yaptığı ve Sokrates’in ondan felsefe dersleri aldığı yönünde kuvvetli bilgiler bulunmaktadır.

Sokrates‘in öğrencisi olan Platon’un ve Aristophanes ve Xenophon’un eserlerinde Miletli Aspasia’dan söz edilmektedir.

Miletoslu Aspasia/Remzi Yayınları

Remzi yayınlarından çıkan “Miletoslu Aspasia” kitabının kapağında şöyle denilmektedir:

“Bundan 2500 yıl önce Ege Denizinin iki yakasında yasayan ve geceleri “erimiş gün ışığıyla aydınlanan insanların kuskusuz ayni zamanda hırsları, kaygıları, sevinçleri, umutları ve büyük aşkları da vardi. Her iki yakada o dönemde dünya tarihine damgasını vuracak olayların yani sıra özellikle Miletos’lu bilge Aspasia ile Atina´nın güçlü strategosu Perikles arasında büyük bir ask yasandı. Bu ask, karşıtlarının her fırsatta onları çekiştirmelerine neden oldu. Tüm engellemelere, iftiralara karsın ne Aspasia ne de Perikles ödün vermeden sevgilerine sonuna kadar sahip çıktılar.”

Kitap, Miletli Aspasia ile Atina’nın güçlü lideri Perikles arasında yaşanan bir aşk öyküsünü anlatmaktadır.

Kitabın yazarı Ahmet Semih Tulay bir arkeolog olup çeşitli müzelerde ve Milet Müzesi’nde de müdürlük görevinde bulunmuş, kazı çalışmalarına katılmıştır. Kitabın önsözünde şöyle denilmektedir: “Bu kitabın amacı, Aspasia’nın yaşam öyküsünü anlatmak yanında, üzerinde yaşadığımız toprakların kültürel zenginliğini de anlatabilmektir. Aspasia, yaşadığı yüzyıla damgasını vurmuş, dönemin ünlü bilge ve sanatçılarına ev sahipliliği, koruyuculuk yapmış; öldükten sonra da kendinden uzun yıllar söz ettirmiş, bilgisi ve yaşantısı ile tarih sayfalarında yer almış, felsefi bilgileri olan, aydın bir Anadolu kadınıdır.”

Öykünün bir bölümünde Aspasia Perikles’e hitaben şöyle söylemektedir:“Sevgili Perikles, kendine haksızlık yapma. Unutma ki, yazılanı hakkıyla okumak, yazmaktan çak daha zordur.”

Aspasia’nın Cenaze Töreni Söylevi