Ana Sayfa Blog Sayfa 31

Tutuklu Yargılamalar Hakkında Avrupa Konseyi Tavsiye Kararı

0

Tutuklu Yargılamalar Hakkında Avrupa Konseyi Tavsiye Kararı (AVRUPA KONSEYİ BAKANLAR KOMİTESİ’NİN ÜYE DEVLETLERE TUTUKLU YARGILAMANIN KULLANIMI, İÇİNDE VUKU BULDUĞU KOŞULLAR VE İSTİSMARINA KARŞI KORUYUCU DÜZENLEMELER HAKKINDA REC (2006) 13 SAYILI TAVSİYE KARARI), Avrupa Konseyi ülkeleri yetkili bakan delegelerinin 27 Eylül 2006 tarihinde yaptıkları 974 sayılı oturumunda kabul edilmiştir. Konsey kararının amacı, keyfi tutuklamayı önlemek, tutuklama müessesesinin istismarını engellemek, tutuklama tedbirini nesnel koşullara bağlamak, tutuklama sonrası beraat ile sonuçlanacak yargılamalardan kaynaklı geri dönülmez zararlara mahal vermemektir.

Tavsiye Kararı Bakan Delegelerinin 27 Eylül 2006 tarihli 974 sayılı oturumunda Bakanlar Komitesince kabul edilmiştir

Tutuklama için dört şart öngörülmüş; makul şüphe bulunması, şüphelinin tutuklanmaması halinde, kaçabileceği, ciddi bir suç işleyebileceği, yargılama sürecine müdahale edeceği ya da toplum için ciddi tehdit oluşturacağına inanmak için önemli, sağlam nedenler bulunması, kaygıları giderebilecek alternatif tedbirlerin kullanılması imkanı bulunmaması şartı getirilmiştir.

Tutuklu Yargılamalar Hakkında Avrupa Konseyi Tavsiye Kararı; hükmün kesinleşmesini bekleyen kişilere veya mahkûmiyet ya da hükmün onaylanmasını bekleyen kişilere mahkûm edilmemiş kişiler gibi mu­amele edilmesini emretmekte; bir suçun şüphelisi olan kişilerin tutuklu bulunması kuraldan ziyade istisna olmasını öngörmektedir.

Tavsiye Kararına Göre;

Bireysel olarak her davada, tutuklama kesinlikle gerekli olduğu zaman ve son çare tedbiri olarak uygulanmalıdır; cezalandırma amacıyla kullanılmamalıdır. Tutuklu mahpuslar yasal durumlarına uygun koşullara tabi tutulmalıdır; adaletin uygulanması, kurum güvenliği, personel ve mahkumların emniyeti ve özellikle Avrupa Cezaevi Kurallarının uygulanması zaruridir. Küçük çocukların, bebeklerin bakımından birinci derecede sorumlu olanların tutuklanmasından kaçınılmalıdır. İlk özgürlükten mahrum bırakılma ile yetkili makam önüne çıkarılma arasındaki süre tercihen 48 saatten fazla olmamalı, acil bir durumun varlığı halinde ve duruşma yapılması kesinlikle imkansız olmadıkça, bu süre 7 günden fazla olmamalıdır. Gecikmeksizin duruşma açılmalı ve yargılama yapılmalı, tutuklama kararları gerekçeli olmalıdır. Hiçbir koşulda tutukluluk süresi o suça verilmesi muhtemel olan cezayı aşmamalı; tedbir, ceza ile orantısız olmamalıdır. Tutuklu yargılanmakta olan kişilerin dava dosyalarına öncelik verilmeli, bir avukatın yardımından yararlanma hakkı gözetilmeli, savunması hazırlamak için yeterli süre verilmelidir. Tutuklanması istenen kişi ve onun avukatı, bu tür bir kararla ilgili belgelere vaktinde ulaşma hakkına sahip olmalıdır.

AVRUPA KONSEYİ BAKANLAR KOMİTESİ’NİN ÜYE DEVLETLERE TUTUKLU YARGILAMANIN KULLANIMI, İÇİNDE VUKU BULDUĞU KOŞULLAR VE İSTİSMARINA KARŞI KORUYUCU DÜZENLEMELER HAKKINDA REC (2006) 13 SAYILI TAVSİYE KARARI
(Bakan Delegelerinin 27 Eylül 2006 tarihli 974 sayılı oturumunda Bakanlar Komitesince kabul edilmiştir).
Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Statüsünün 15.b maddesi gereğince,
Masumiyet karinesinin temel önemini ve kişi özgürlüğü hakkını düşünerek;
Tutukluluğun, en sonunda suçsuz bulunacak ya da tahliye olacak kişiler üzerinde geri dönülmez hasara neden olabileceği, aile ilişkilerinin sürdürülmesinde zararlı etkiye sahip olabileceği bilincinde olarak;
Tutukluluğun, devlet, etkilenen kişiler ve genel ekonomi için mali sonuçlarını dikkate alarak;
Önemli sayıda kişinin tutuklu olduğunu ve aşırı kalabalıklaşan cezaevlerinin yol açtığı sorunları not ederek;
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarını, İşkencenin, Gayrı insani ya da Aşağılayıcı Muamelenin ya da Cezalandırmanın Önlenmesi için Avrupa Ko­mitesinin raporlarını ve Birleşmiş Milletler insan hakları sözleşmeleri organları­nın raporlarını göz önünde tutarak;
Bakanlar Komitesinin Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında Rec (2006)2 sayılı Tavsiye Kararı ile Cezaevlerinde Aşırı Kalabalıklaşma ve Cezaevi Mevcudu Enflasyonu Hakkında R(99)22 Sayılı Tavsiye kararını göz önüne alarak;
Tutuklu yargılama yoluna başvurmanın, her zaman istisnai olması ve haklı bir gerekçeye dayanması gereğine olan ihtiyacı düşünerek;
Özgürlüğünden mahrum bırakılan insanların temel özgürlüklerini ve insan haklarını, özellikle tutuklu insanların sadece savunmalarını hazırlayabilmeleri ve aile ilişkilerini sürdürebilmelerini sağlama ihtiyacını değil, aynı zamanda masumiyet karinesine dayalı olarak, yasal durumlarına uygun olmayan yerlerde tutul-mamaları gereğini unutmayarak;
Tutuklu yargılamaya başvurulmasını haklı gösteren koşullara ilişkin uluslar arası normlardaki gelişmeye verilen önemi, nereden verilmiş olursa olsun yükle­nen ya da devam eden prosedürleri ve kişilerin tutuklu kaldığı yerlerin koşulları­nı, aynı zamanda bu tür normların etkili uygulanmasına yönelik mekanizmaları göz önünde tutarak;
Üye Devletlerin Hükümetlerine, bu tavsiye kararının ekinde bulunan ve Ba­kanlar Komitesinin Tutuklu Yargılama Hakkındaki (65)11 sayılı Tavsiye Kararı ile Yargılama Bekleyenlerin Hapsedilmelerine İlişkin R.(80) 11 sayılı tavsiye kararı­nın yerini alan prensipleri, yaygınlaştırmalarını ve mevzuat uygulamalarında bunları rehber edinmelerini tavsiye eder.

REC (2006) 13 SAYILI TAVSİYE KARARINA EK

Tutuklu yargılamanın kullanımı, içinde vuku bulduğu koşullar ve istismarına karşı koruyucu düzenlemeler hakkında kurallar,

Başlangıç
Mevcut kurallar;
  1. Tutuklama tedbirinin kullanımına katı sınırlamalar getirilmesini;
  2. Mümkün olan her durumda alternatif tedbirlerinin uygulanmasının teşvik edilmesini;
  3. Tutukluluk ve alternatif tedbirlerin uygulanması ve devam ettirilmesi için adli makamın karar vermesi gereğini;
  4. Tutuklu kişilerin, masumiyet karinesine dayalı olarak, yasal durumlarına uygun koşullarda tutulmalarını ve uygun bir rejime tabi tutulmalarını sağlamayı;
  5. Tutuklu yargılanan kişiler için uygun yönetim ve elverişli tesislerin sağlanması gereğini;
  6. Kuralların muhtemel ihlallerine karşı etkili koruyucu tedbirler alınmasını, amaçlamaktadır.

Mevcut kurallar, bütün insanların insan haklarını ve temel özgürlükleri yansıtmaktadır ancak özellikle işkencenin, gayrı insani ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması, adil yargılanma hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı ve aile hayatına ve özel hayata saygı haklarını yansıtmaktadır.

Mevcut kurallar, bir suç işlediğinden şüphelenilen herkese uygulanır; ancak çocuklara ve özellikle korunmasız kişilere yönelik özel gereklilikler içermektedir.

I. Tanımlar ve Genel Prensipler
Tanımlar

1.[1] ‘Tutuklu yargılama’ suç işlediği şüphesi altında bulunan kişinin adli bir otorite kararıyla kesin mahkumiyetten önce alıkonulduğu dönemdir. Kendi özel koşullarına göre, uluslar arası adli işbirliği ve ülkesine iadeye ilişkin kurallar gereğince gerçekleşen herhangi bir alıkoyma süresini de kapsar. Ancak sorgulama amacı ile polis ya da bir kolluk memuru tarafından (ya da bu şekilde hareket etmek için yetkilendirilmiş bir başka kişi tarafından) gerçekleştirilen ilk alı-konmayı kapsamaz.

[2] ‘Tutuklu yargılama süresi’ aynı zamanda, kişinin mahkum edilmesinden sonraki herhangi bir tutulma süresini de kapsar. Şöyle ki hükmün kesinleşmesini bekleyen kişilere veya mahkûmiyet ya da hükmün onaylanmasını bekleyen kişilere mahkûm edilmemiş kişiler gibi mu­amele edilir.

[3] ‘Tutuklu yargılananlar’, tutukevinde yargılama bekleyen ve henüz bir hapis cezasının infazına başlanmamış olan ya da diğer herhangi bir kararla tutulan kişilerdir.

2. [1] Tutuklu yargılamaya “alternatif tedbirler”, şunları kapsayabilir, örneğin: bir adli merciye gerektiğinde görünme yükümlülüğü, adaletin tecellisine müdahale etmeme, bir meslek erbabı ya da özellik gösteren bir çalışan da dahil olmak üzere özel ilişkilere girmemek, adli bir otoriteye, polis ya da diğer yetkili bir kuruma günlük ya da periyodik olarak rapor vermek; adli otorite tarafından görevlendirilen bir kuruluş tarafından gözetim altında bulunmayı kabul etmek; elektronik izleme şartlarını kabul etmek; şartlı ya da şartsız olarak muayyen saatler dahilinde, belirli bir adreste ikamet etmek; izinsiz olarak belli yerlerden veya bölgelerden ayrılmamak ya da bu yerlere gitmemek, izin almadan belirli kişilerle bir araya gelmemek; pasaport ya da diğer kimlik belgelerini teslim etmek; devam eden duruşma için mali ya da diğer şekillerde garanti sağlamak, teminat göstermek.

[2] Uygulanabilen her durumda, “alternatif tedbirler” şüphelinin ikamet ettiği devlette uygulanmalıdır ancak burası suçun işlendiği iddia edilen devlet değilse.

Genel Prensipler

3.[1] Hem masumiyet hem de özgürlüğün lehinde olma karinelerinden dolayı, bir suçun şüphelisi olan kişilerin tutuklu bulunması kuraldan ziyade istisna olmalıdır.

[2] Bir suçun şüphelisi olan kişilerin (ya da bu tür şahıslara özgü sınıfların) tutukluluk altında tutulmaları zorunlu bir koşul olmamalıdır.

[3] Bireysel olarak her davada, tutuklama kesinlikle gerekli olduğu zaman ve son çare tedbiri olarak uygulanmalıdır; cezalandırma amacıyla kullanılmamalıdır.

4.Tutuklu yargılamanın uygunsuz bir biçimde kullanımından kaçınmak için mümkün olabilen en geniş alternatifler tedbirler ile şüpheli sanığın davranışlarını daha az sınırlayan tedbirler mevcut bulunmalıdır.

5.Tutuklu mahpuslar yasal durumlarına uygun koşullara tabi tutulmalıdır; bu ilke adaletin uygulanması, kurum güvenliği, personel ve mahkumların emniyeti ve diğerlerinin haklarının korunması ve özellikle Avrupa Cezaevi Kurallarının uygulanması ve mevcut metnin III. Bölümünde ay­rıntıları verilen diğer kurallar dışında kısıtlamaların olmamasını

Tutuklu Yargılamanın Kullanılması
Gerekçe

6.Tutuklama genel olarak hapis cezasını gerektiren suçları işlediği id­dia olunan şüpheli kişiler hakkında uygulanabilir olmalıdır.

7.Herhangi bir kişi sadece aşağıdaki dört şart yerine geldikten sonra tutuklanabilir

a-) O kişinin bir suç işlediğine ilişkin makul şüphe vardır; ve

b-) Şayet şüphelinin tutuklanmaması halinde, kaçabileceği, ciddi bir suç işleyebileceği, yargılama sürecine müdahale edeceği ya da toplum için ciddi tehdit oluşturacağına inanmak için önemli, sağlam nedenler varsa; ve

c-) ‘b’ de işaret edilen kaygıları giderebilecek alternatif tedbirlerin kullanılması imkanı yoksa; ve

d-) Bu adım ceza adalet sürecinin bir parçasıysa.

8.[1] Kural 7b. de atıfta bulunulan kaygıların mevcut olup olmadığını ya da böyle devam edip etmediklerini, aynı zamanda bu kaygıların alternatif tedbirler yoluyla güvenli bir şekilde giderilip giderilemeyeceğini belirlemek amacıyla tutuklu yargılamaya ya da tutuklu kişiler için tutukluluğun devam edip etmeyeceğine karar vermekle sorumlu olan adli merciler tarafından objektif kriterler uygulanmalıdır.

[2] Önemli bir riskin var olduğunu ve giderilemeyeceğinin tespit edilmesi yükümlülüğü soruşturma savcısına ya da hakimine ait olmalıdır.

9.[1] Herhangi bir riskin belirlenmesi bireysel dava koşullarına dayanmalı, ancak aşağıdaki hususlar özellikle göz önüne alınmalıdır.

a-) İddia olunan suçun yapısı ve ciddiyeti;

b-) Mahkumiyet halinde uygulanacak muhtemel ceza;

c-) Yaş, sağlık, karakter, ilgili şahsın kişisel ve sosyal durumları ve önceki halleri(sabıkası), ve özellikle onun toplumsal bağları; ve

d-) İlgili kişinin davranışı, özellikle daha önceki ceza usul işlemlerinde kendisine yüklenen yükümlülükleri nasıl yerine getirdiği göz önünde
tutulmalıdır.

[2] ilgili kişinin suçun işlendiği sanılan yer ülke vatandaşı olmaması ya da bu ülke ile diğer bir bağlantısı bulunmaması halinde sadece bu nedenle kaçma riski bulunduğu sonucuna varılmamalıdır.

10.Mümkün olan her durumda, suç şüphesi altında bulunup da küçük çocukların, bebeklerin bakımından birinci derecede sorumlu olanların tutuklanmasından kaçınılmalıdır.

11.Tutukluluk halinin devam edip etmeyeceğine karar verirken, daha önce bu tür bir tedbirin kullanımını uygun kılan ya da alternatif tedbirlerin kullanımının uygun olmadığını gösteren ve zaman içinde daha az zorlayıcı olan özel tecrübeler akılda tutulmalıdır.

12.Alternatif tedbirlerin ihlali bir yaptırıma tabi olabilir fakat otomatik olarak bir kişinin tutuklamaya tabi olmasını haklı çıkarmaz. Bu tür durumlarda alternatif tedbirlerinin tutukluluk ile değiştirilmesi özel sebep gerektirir.

Yargısal Yetki

13.Bir kişiyi tutuklamak, tutuklamanın devamına veya alternatif tedbirler uygulanmasına karar verme sorumluluğu adli bir makam tarafından yerine getirilmelidir.

14.[1] Suç işlediği şüphesi nedeniyle bir kişi, kolluk görevlisi tarafından (ya da yasaya göre bu konuda yetkilendirilen herhangi bir kişi tarafından) ilk olarak gözaltına alınır alınmaz bu özgürlükten mahrum kılmanın haklı olup olmadığının, bu sürenin uzatılıp uzatılmayacağına gerek olup olmadığının ve yahut da bu şüphelinin tutuklanıp tutuklanmayacağının ya da hakkında alternatif bir tedbir uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi için derhal adli bir makam önüne çıkarılmalıdır.

[2] İlk özgürlükten mahrum bırakılma ile yetkili makam önüne çıkarılma arasındaki süre tercihen 48 saatten fazla olmamalıdır ve pek çok olayda daha kısa süreler yeterli olabilir.

15.Avrupa insan Hakları Sözleşmesinin 15. maddesine uygun acil bir durumun varlığı halinde ve duruşma yapılması kesinlikle imkansız olmadıkça, ilk özgürlükten mahrum bırakılma ile tutuklama amacıyla adli makam önüne çıkarılma arasında 7 günden fazla bir süre geçmemelidir.

16.Tutuklamaya, devamına ya da alternatif tedbirler uygulamaya sorumlu olan adli makam konu hakkında gecikmeksizin duruşma açmalı ve karar vermelidir.

17.[1] Tutukluluk halinin devamının haklı olup olmadığı adli makam tarafından periyodik olarak gözden geçirilmeli, Kural 6 ve Kural 7 a, b, c, ve d’de yer alan koşullardan bir ya da daha fazlasının artık bulunmadığını belirlerse şüpheli suçlunun tahliyesine karar vermelidir.

[2] İlgili kişinin, tahliyesi için her zaman başvuru yapma ya da tutukluluğun incelenmesini isteme hakkı bulunmuyorsa, tutukluluk halinin gözden geçirilme aralıkları normal olarak bir aydan fazla olmamalıdır.

[3] Tutukluluk halinin gözden geçirilmesi sorumluluğu iddia makamına veya soruşturmayı yürüten adli makama bırakılmalıdır ve tutukluluğun devamı için iddia makamından ya da soruşturmayı yürüten adli makamdan herhangi bir gelmemesi halinde, bu tür bir tedbire tabi tutulmuş olan herkes otomatik olarak tahliye edilmelidir.

18.Tutuklu bulunan, aynı zamanda bu tür bir tutukluluk ya da alternatif tedbirin uzatılmasına tabi tutulan bir kişinin, bu tür bir karara karşı itiraz hakkı olmalıdır ve bu karar verildiğinde bu hakka sahip olduğu ka­rarla birlikte kendisine bildirilmelidir.

19. [1] Tutuklu bir kişinin, tutuklanmasının yasaya uygun olup olmadığını bir mahkeme önüne götürebilmesi için ayrı bir acele itiraz hakkı olmalıdır.

[2] Bu hak, tutukluluk halinin periyodik olarak gözden geçirilmesi sırasında yerine getirilebilir, ve orada itirazıyla ilgili konuları da gündeme getirebilir.

20.Avrupa insan Hakları Sözleşmesinin 15.maddesine uygun acil bir durumun varlığı tutuklu kişinin tutuklanmasının yasaya uygun olup olmadığına yönelik itiraz hakkını etkilemez.

21. [1] Adli bir makam tarafından, tutuklamaya, bunun devamına ya da alternatif tedbirlere ilişkin her karar gerekçeli olmalıdır ve etkilenen kişiye gerekçenin bir sureti verilmelidir.

[2] Gerekçeli karar, sadece istisnai durumlarda verildiği gün tebliğ edilmeyebilir.

Süre

22.[1] Tutukluluk hali sadece Kural 6 ve 7’deki bütün şartlar bulunduğu sürece devam etmelidir.

[2] Hiçbir koşulda tutukluluk süresi o suça verilmesi muhtemel olan cezayı aşmamalıdır ve normal olarak o ceza ile orantısız olmamalıdır.

[3] Hiçbir zaman tutukluluk hali gözaltındaki kişilerin makul sürede yargılanma hakkını ihlal etmemelidir.

23.Herhangi bir azami tutukluluk süresinin belirlendiği durumlarda, davanın özel koşulları çerçevesinde tutukluluğun devamına olan gerçek ihtiyacın düzenli aralıklarla incelenmesinin ortadan kaldırılmasına yol açılmamalıdır.

24.[1] iddia makamı ya da adli soruşturma makamı, bir soruşturmanın yürütülmesinde gerekli özeni göstermekle ve tutukluluk halini destekleyici hususları sürekli gözden geçirmekle sorumludur.

[2] Tutuklu yargılanmakta olan kişilerin dava dosyalarına öncelik verilmelidir.

Bir Avukatın Yardımı, İlgili Kişinin ve Tercümanın Bulundurulması,

25.[1] Tutuklamayı isteme niyeti ve bunun gerekçeleri ilgili kişiye anladığı bir dille vakit geçirilmeden bildirilmelidir.

[2] Tutuklanması istenecek kişi, tutuklama prosedürleri esnasında, bir avukatın yardımından yararlanma hakkına ve savunmasını hazırlaması için ona yeterli bir süre danışma fırsatına sahip olmalıdır, ilgili kişiye bu haklara sahip olduğu ve bunları kullanabileceği konusunda anladığı bir dilden ve yeterli bir süre bilgilendirilmelidir.

[3] Tutuklanması istenen kişinin mali gücü yoksa avukat yardımı için gereken masraflar kamu kaynaklarından karşılanmalıdır.

[4] Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 15.maddesine uygun acil bir durumun ortaya çıkması, tutuklama prosedürleri kapsamında, bir avukata erişim ve ona danışma hakkını normal olarak etkilememelidir.

26.Tutuklanması istenen kişi ve onun avukatı, bu tür bir kararla ilgili belgelere vaktinde ulaşma hakkına sahip olmalıdır.

27.[1] Başka bir ülkenin vatandaşı olan ve tutuklanması istenen bir kişiye, yeterli bir sürede, ülkesi konsolosluğundan yardım ve danışma alma hakkına sahip olduğu bildirilmelidir.

[2] Bu hak, mümkün olan her durumda, her iki ülke vatandaşlığına sahip olan ve tutuklanması istenen kişileri de kapsayacak şekilde genişletilmelidir.

28.Tutuklanması istenen kişi tutuklama işlemlerinde hazır bulunma hakkına sahip olmalıdır. Belirli koşullara bağlı olarak bu gereklilik uygun video bağlantılar kullanılarak yerine getirilebilir.

29.Adli makam, tutuklama talebine ilişkin kararını verdiği esnada ilgili kişinin, yargılamada kullanılan dili anlamaması ve konuşamaması halinde kamu kaynaklarınca karşılanacak uygun çeviri hizmetlerini duruşmada hazır bulundurmalıdır.

30.Tutuklu yargılanan kişilere yıkanma ve erkek olanlar bakımından görünümlerinin köklü bir biçimde değişmesine neden olma riski olmadıkça tıraş olma imkanı sağlanmalıdır.

31.Yukarıdaki kurallar tutukluluğun devamında da uygulanmalıdır.

Aileye Haber Verme

32.[1] Tutuklanması (ya da tutukluluk halinin devamı) istenen kişi, tutuklama işleminin yapıldığı yer ve tarihi hakkında, ulusal güvenliğe ve adaletin yerine getirilmesine karşı ciddi bir risk oluşturmadıkça, aile fertlerine vaktinde bilgi verilmesini isteme hakkına sahiptir.

[2] Her olayda, aile fertleriyle iletişim kurulması konusundaki karar, kanunen bu konuda karar verme yetkisi bulunmaması veya bunu haklı gören başka nedenler bulunması halleri dışında tutuklanması istenen (veya tutukluluk halinin devamı istenen) kişiye ait olmalıdır.

Gözaltı ve Tutukluluk Süresinin Mahkumiyetten Düşürülmesi

33.[1] Mahkumiyet kararı verilmeden önce tutuklu geçirilen süre, nerede geçirilmiş olursa olsun, bunun sonucunda hükmedilen herhangi bir hapis cezası süresinden indirilmelidir.

[2] Verilecek ceza bir hapis cezası değilse, tutuklukta geçen herhangi bir süre, yeni hapis dışı cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.

[3]Aynı şekilde, daha önce uygulanan alternatif tedbirlerin süresi ve yapısı cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Tazmin

34.[1] Tutuklu kaldıkları suçtan mahkumiyetine karar verilmeyen kişilere tazminat ödenmesine özen gösterilmelidir; bu tazminat gelir kaybını, fırsatların kaçırılmasını ve manevi zararları kapsayabilir.

[2] Tutuklamaya tutuklanan kişinin kendisi, bir suç işlediğine ilişkin uygun şüphe uyandıran davranışlarıyla aktif bir şekilde katkıda bulunmuşsa ya da iddia olunan suçun soruşturmasına kasten engel olmuşsa tazminat gerekmez.

III. Tutukluluk Koşulları
Genel Olarak

35.Tutukluluk koşulları, aşağıda belirtilen kurallar bakımından Avrupa Cezaevi kuralları tarafından yönetilir.

Tutukevi Kurumundan Alınma

36. [1] Tutuklu bir mahpus, sadece daha ileri bir soruşturma kapsamında hakimin ya da savcının kararıyla veya kendisinin bu yöndeki irade beyanıyla ve sınırlı bir süre için kurumdan ayrılabilir.

[2] Tutukevine iadesinde tutuklu mahpus, mümkün olan en kısa sürede kendi talebi üzerine bir tıp doktoru tarafından ya da istisnai hallerde nitelikli bir hemşire tarafından ayrıntılı bir fiziksel incelemeden geçirilmelidir.

Tıbbi Tedavinin Devamı

37.[1] Tutuklu kişinin tutukevine girmeden önce almakta olduğu gerekli tedavilerine ya da diş tedavisine tutukevinde devam edebilmesine olanak sağlayan düzenlemeler yapılmalıdır. Eğer tutukevi doktoru veya diş hekimi tarafından öyle karar verilmişse, tedavi mümkün olan hallerde tutuklunun önceki doktoru ya da diş hekimi ile danışılarak yapılacaktır.

[2] Tıbbi (medikal/dental) bir zorunluluk öyle gerektiriyorsa tutukluya kendi doktoruna danışma ve onun tarafından tedavi edilme imkanı sağlanmalıdır.

[3] Kendi doktoruna ya da diş hekimine danışma konusunda başvuruda bulunan bir tutuklunun bu talebi reddedilirse ret sebepleri gösterilmelidir.

[4] Böyle bir tedavi nedeniyle meydana gelen masraflardan tutukevi idaresi sorumlu olmamalıdır.

Haberleşme

38.Normal olarak, tutuklu tarafından gönderilen ve alınan mektupların sayısında bir kısıtlama olmamalıdır.

Oy Kullanma

39.Tutuklular, tutukluluk esnasında yapılan referandumlarda ve kamu seçimlerinde oy kullanabilmelidirler.

Eğitim

40.Tutukluluk hali, çocukların ve genç kişilerin eğitimini gereksiz yere kesintiye uğratmamalı ya da daha ileri bir eğitime erişimlerine müdahale etmemelidir.

Disiplin ve Ceza

41.Tutukluya verilen hiçbir disiplin cezası, tutukluluk süresinin uzamasına etki etmemeli veya savunmasını hazırlamasına müdahale etmemelidir.

42.Hücre cezası avukata erişim hakkını etkilememeli ve dışarıdaki ailesiyle asgari düzeyde görüşmeye olanak vermelidir. Verilen disiplin cezası, tutuklunun yatak, beden eğitimi, temizlik, okuma materyallerine ve onaylanmış dini temsilcilere erişim gibi tutukluluk koşullarını

Personel

43. Tutukevi kurumunda tutuklularla çalışan personel tutukluların özel statüleri ve ihtiyaçlarını tam olarak hesaba katabilecek biçimde seçilmeli ve eğitilmelidir.

Şikayet Usulü

44. [1] Tutuklular, hem tutukevi içinde hem dışında kendilerine açık şikâyet yollarına ve şikâyetleriyle ilgili olarak yetkilendirilmiş bir makama gizli erişim hakkına sahip olmalıdır.

[2] Bu yollar/tutuklunun sahip olduğu yasal usulü işlemlere ilişkin tüm haklara ilave bir hak olmalıdır.

[3] Şikâyetler mümkün olduğu kadar süratli bir şekilde ele alınmalıdır.

17 Ağustos – Hukuk Takvimi

0
17 Ağustos - Hukuk Takvimi

 17 Ağustos – Hukuk Takvimi

1601

Bask kökenli Fransız hukukçu ve matematikçi Pierre de Fermat, Bordeaux’da doğdu. (Ölümü: 12 Ocak 1665, Castres) İlk öğreniminin ardından üniversitede hukuk eğitimi almak üzere Orleans’a gitti. Toulouse Üniversitesinde eğitim gördü. 1631 yılında hukuk diploması aldı. Medeni hukuk alanında derece aldı. Yargıç oldu ancak matematiğe daha çok zaman ayırdı. Toulouse parlâmentosunda meclis üyesi olma hakkı kazandı. Vebaya yakalandı ve 1653 yılında hastalıktan kurtuldu. Memurluktan arta kalan zamanlarında matematikle ilgilendi. Sayılar teorisinde önemli sonuçlar buldu, olasılık ve analitik geometriye katkıda bulundu. Modern sayılar kuramının kurucusu kabul edildi. Fermat’nın Son Teoremi ile hatırlanmaktadır. 12 Ocak 1665’de yaşamını yitirmiştir.

Pierre de Fermat
1801

İsveçli feminist düşünür Fredrika Bremer, Finlandiya’da doğdu. (Ölümü: 31 Aralık 1865, İsveç) 1856’da yayınlanan Hertha adlı eserinde kadınların da erkekler gibi reşit sayılması gerektiğini ileri sürdü ve bu konu o dönem İsveç meclisinde ateşli tartışmalara sebep oldu. Tartışmalar sonucunda, 25 yaşını dolduran her kadının reşit insan kabul edilmesi yasal olarak kabul edildi. Kızların erkekler kadar yüksek öğrenim hakkı olduğunu, kadınlara oy kullanma hakkı verilmesini, kız okulları açılmasını ve kız okullarında kadınların öğretmenlik yapmalarını savundu.

Fredrika Bremer
1896

Kadınların erkeklerden bağımsızlığını savunan Mary Abigail Dodge, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1833, Massachusetts’)

1900 Venezuelalı avukat, gazeteci ve politikacı Raimundo Andueza Palacio, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 6 Şubat 1846) Venezuela Merkez Üniversitesi’nde hukuk okudu. El Democrata gazetesinin direktörlüğünü yaptı. Linares Alcántara hükümetinde Dışişleri ve Maliye Bakanlığı yaptı. 1889-1890 yılları arasında Kamu Eğitimi ve Dışişleri Bakanlığı görevlerinde bulundu. 19 Mart 1890–17 Haziran 1892 tarihleri arasında Venezuela’nın 24. Devlet Başkanı olarak görev yaptı.
1917

Hukukçu ve devrimci lider Moisei Solomonovich Uritsky 14 Ocak 1873’te dünyaya geldi. Ukrayna’daki Cherkasy kasabasında Yahudi bir ailenin çocuğu olarak büyüdü. Kiev Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Çarlık rejimi tarafından yasaklanan siyasi yayınları ülkeye soktu ve dağıtımını yaptı. 1897 yılında yasadışı matbaa işletmekten tutuklandı ve sürgüne gönderildi. 1905 Devrimi döneminde yeniden tutuklanarak sürgüne gönderildi. 1917’de bolşeviklere katıldı. Askeri bir öğrenci olan Leonid Kannegisser tarafından 17 ağustos 1917’de öldürüldü. Katili idam edildi.

Moisei Solomonovich Uritsky
1920

TBMM’nin kuruluşundan sonra ilk diplomatik temaslardan biri Sovyet Rusya ile gerçekleşti. 17 Ağustos 1920’de Bekir Sami başkanlığındaki Türk Heyeti ile Sovyet Heyeti arasında Moskova’da görüşmeler başladı. Birkaç ay sonra Rus yardımları gelmeye başladı. 16 Mart 1921’de Dostluk ve Kardeşlik Antlaşması imzalandı.

1935

Amerikalı, kadın hareketi öncüsü, sosyolog ve feminist teorisyen Charlotte Perkins Gilman, Kaliforniya’da yaşamını yitirdi. (Doğumu: 3 Temmuz 1860, Hardford) 1878’de 18 yaşında Rhode Island Tasarım Okuluna babasının yardımıyla kabul edildi. Ütopik bir feministti. Ölümcül hastalıklar için ötanaziyi savundu. 17 Ağustos 1935’te aşırı dozda kloroform alarak intihar etti.

Kadınlar Ülkesi – Charlotte Perkins Gilman
1945

Endonezya, Hollanda’dan bağımsızlığını ilan etti. Ülke, Hollanda tarafından 18.yüzyılın sonlarında egemenliği altına almıştı. 1900’lü yılların başlarında sömürgeciliğine karşı, milliyetçilik ve bağımsızlık mücadelesi fiilen başladı. Bu mücadelenin liderlerinden Ahmed Sukarno 1927’de kurulan Milliyetçi Partinin başkanı oldu. 17 Ağustos 1945’te Japonların teslim olmalarıyla Endonezya’da Ahmed Sukarno başkanlığında bir hükûmet kuruldu ve bağımsızlık ilan edildi.

1956

Almanya Komünist Partisi kapatıldı. Ayrıca Anayasa’ya aykırılıkları nedeniyle Federal Almanya Mahkemesi tarafından kapatılan partinin üyelerinin milletvekillikleri düşürüldü. Kapatılan partinin mallarının Hazine’ye aktarılmasına karar verildi. Bu karar, Türkiye’de, Refah Partisi Kapatma Kararında örnek gösterildi.

1976
  • Sivas’ta demir çelik tesisleri kurulmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı, Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
  • Devrimci Gençlik Dergisi’nin çeşitli sayılarında yayınlanan yazılar nedeniyle toplam 676 yıl hapsi istenen Yazı İşleri Müdürü Taner Akçam DGM’de yargılanmaya devam edildi.
  • Halk ozanları Hüseyin Aydın, Necdet Şahin ve Veysel Demir “Türkülerinde hükümeti küçük düşürmek ve komünizm propagandası yapmak”tan DGM’de duruşmaya çıktı. Ozanlar Mart’ta Tokat’ta CHP’nin düzenlediği”Aşıklar Kervanı” gecesinde, ardından Devrek’te türkü çalıp söylemişlerdi.
1981 Sıkıyönetim Askeri Savcılığı, “Genç Öncü”den 38 kişi ile “Halkın Kurtuluşu”ndan 8 kişi hakkında yasadışı örgüte üye olma ve örgüt adına eylemlerde bulunma iddiasıyla 5 ile 30 yıl arası hapis istemiyle dava açtı.
1982 Uyuşturucu kaçakçılığından Fransa’da 10 yıl hapis yatıp Türkiye’ye gönderilen MHP eski senatörü Kudret Bayhan 16 yıl hapse mahkum edildi.
1983
  • Millî Güvenlik Konseyi, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu‘nun kuruluşunu onayladı; 1932 yılında kurulan Türk Dil Kurumu (TDK) ve 1931 yılında kurulan Türk Tarih Kurumu‘nun (TTK) özerkliğine son verildi. Kamu tüzelkişiliğe sahip olan ve Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olan yeni Kurum; Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezini bünyesinde barındırmaktadır. Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu için Atatürk’ün vasiyetnamesinde belirtilen malî hakların tahsisine devam edilmektedir.
  • Barış Derneği Davasında savunma yapan Ataol Behramoğlu: “Nazım Hikmet gibi sanatçıları yok sayarsak, elimizde ulusal kültür adına hiçbir şey kalmaz” dedi.
1984

3 kişi hakkında idam cezası istenen 28 sanıklı THKP-C Kurtuluş duruşması Metris Askeri Cezaevi’nde başladı. Kimlik tespitinden sonra protesto için tek tip elbiselerini çıkaran 8 sanık duruşma salonundan çıkarıldı.

1987
  • 1987’ye kadar kadar sıkıyönetim askeri cezaevi idarelerince uygulatılan tek tip elbiseye yasal dayanak da getirildi: Cezaevleri tüzüğündeki ”tutuklular kendi elbiselerini giyerler.” hükmü “..idarece verilen elbiseleri giymeleri zorunludur.” şeklinde değiştirildi.
  • Hitler’in yardımcısı Rudolf Hess, Nürnberg mahkemelerinde yargılandıktan sonra ömür boyu hapis cezasını çektiği Spandau hapishanesinde öldü.
1988 TİP ve TKP genel sekreterleri Nihat Sargın ve Haydar Kutlu’nun (Nabi Yağcı) yargılanmalarına Nihat Sargın’ın sorgusuyla devam edildi.(Bknz: Kutlu-Sargın Davası)
1995

Suudi Arabistan’da devam eden Türk vatandaşlarının idam kararlarının durdurulması için Başbakan Tansu Çiller, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ı Suudi Arabistan’a özel elçi olarak gönderdi. 20 Ağustos’ta idamların durdurulduğu açıklandı.

1996 Rusya ile Çeçenistan arasında resmî olarak ateşkes antlaşması imzalandı.
1998

Alaattin Çakıcı, Fransa’nın Nice kentinde yakalandı. 1998’de Fransa’da yakalanarak Türkiye’ye getirildi. 1999’da cezaevine girdi. 2002’de salıverildiğinde yeniden yasadışı yollarla Türkiye’den kaçtı. 2004 yılında Avusturya tarafından Türkiye’ye iadesine karar verildi. Mafya ve organize suç örgütü lideri olmaktan yargılandı. Gazeteci Hıncal Uluç’u yaralamaya azmettirmek davasında üç yıl dört ay hapis cezası verildi. Uludağ’da 1995 yılında eski eşi Nuriye Uğur Kılıç’ın öldürülmesi olayında azmettirici olduğu iddiasıyla yargılandı ve 2006 yılında Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından önce ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle on ay hapis cezası verildi. 15 Nisan 2020 Tarihli ve 31100 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ilgili yasa değişikliği kapsamında hükümlü bulunduğu Sincan L Tipi Ceza İnfaz Kurumu’ndan tahliye edildi.

2001

HADEP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Turan Demir, hakkında kesinleşen 1 yıllık hapis cezasının infazı için Ankara Merkez Cezaevi’ne konuldu. Demir, Terörle Mücadele Yasası’nın 8/1 maddesine göre bu cezayı almıştı. Halkın Demokrasi Partisi(HADEP), 11 Mayıs 1994’te kuruldu, Anayasa Mahkemesi tarafından 13 Mart 2003 tarihinde kapatıldı. 

2003

Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından yapılan ve 10–17 Ağustos 2003 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen 21. Dünya Felsefe Kongresi sona erdi. İstanbul’da yapılan “21. Dünya Felsefe Kongresi” çerçevesinde düzenlenen “Dünya Problemleri Karşısında Felsefe” konulu sempozyumun bildirileri HFSA – Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi Dergisinde yayınlandı.

Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi(HFSA)
2004

Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’ne ilk kez bir sivil atandı. Büyükelçi Yiğit Alpogan genel sekreter oldu. Alpagon, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden 1967’de mezun oldu. 1972 yılında Tokyo, 1975 yılında ise Lefkoşa Büyükelçiliklerinde görev aldı. 1995´te Türkmenistan’da Aşkabat büyükelçisi, 2000 yılında ise Dışişleri Bakanlığı’nda müsteşar yardımcısı olarak görev aldı. 2001’de Yunanistan Atina Büyükelçisi oldu. 2004 yılında Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde, resmi gazetede yayımlanan atama kararı ile Millî Güvenlik Kurulu’nun ilk sivil kökenli genel sekreteri oldu.

2010

İtalyan hukukçu ve devlet adamı Francesco Cossiga, Roma’da yaşamını yitirdi. (Doğumu: 26 Temmuz 1928) Cossiga, Klasik lise eğitimi aldı ve başarıları nedeniyle erkenden mezun oldu. 19 yaşında Sassari Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. 1958’de milletvekili oldu. 1976’de içişleri bakanı oldu. Halk protestolarını bastırdığı için sık sık bir diktatör olarak tanımlandı. 1978’de istifa etmek zorunda kaldı. 1979-1980 tarihleri arasında İtalya başbakanlığı yaptı ve yıllık bütçe tasarısının reddedilmesi üzerine istifa etti. 1983 genel seçimlerinde Senatosu’ya girdi, 12 Temmuz’da Senato Başkanı seçildi 1985 – 1992 arasında İtalya cumhurbaşkanlığı yaptı. 25 Nisan 1992’de istifa etti. Ömür boyu senatörlük unvanı aldı. 27 Kasım 2006’da ömür boyu senatörlük görevinden de istifa etti.

Francesco Cossiga
2012 Muğla’da polisin açtığı ateşle ölen Şerzan Kurt cinayeti failinin yargılandığı davaya devam edildi. Savcı tutuklu polis memuru için müebbet hapis cezası istedi. Duruşması öncesi “Milyonlar Adalet İstiyor İnsiyatifi” adliye önünde eylem yaptı.
2016 Cezaevlerindeki aşırı kalabalıklaşmayı önlemek için getirilen Denetimli Serbestlik Sistemi kapsamında kapalı ve açık ceza infaz kurumlarından yaklaşık 38 bin kişi cezaevlerinden tahliye edilmeye başlandı.
2022 25 Temmuz 2022’de yapılan referandum sonuçlarının kesinleşmesi ve Cumhurbaşkanı Kays Said’in onayının ardından Yeni Tunus Anayasası 17 Ağustos 2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak resmen yürürlüğe girdi. Anayasa, Tunus’un yarı başkanlık sistemini başkanlık sistemine dönüştürerek cumhurbaşkanının gücünü merkezileştirdi ve yetkilerini artırdı, Tunus parlamentosunun rolünü büyük ölçüde sınırladı. Önceki anayasalarda yer alan “Devletin dini İslam’dır” maddesi resmi metinden çıkarıldı. Cumhurbaşkanı Kays Said bu durumu, “Tüzel bir kişilik olan devletin dini olamaz, din halka ait bir olgudur” şeklinde açıklamıştır.
2023
  • İstanbul Valiliği, Alkol Satışı ve Alkollü İçeceklerin Tüketimi genelgesi ile halka açık deniz ve sahil kenarlarında, plaj, park, piknik ve mesire alanlarında alkollü içki içmenin yasak olduğu ve yasağa uymayanlara 617 TL para cezası verileceği yönünde açıklama yaptı.
  • Türkiye’nin ilk kadın Ağır Ceza Mahkemesi başkanlarından olan Saime Neylan Feke tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.39 yıllık hâkim, Feke, kendisini ameliyat eden doktoruna açtığı davayı kaybettiğinde “Bunca yıl adalet dağıttım ama kendime 6 yıldır adalet bulamadım” demişti.

Saime Neylan Feke

2024
  • Bodrum’da 2015 yılında belediye tarafından yapılan binanın yapı ruhsatının bulunmadığı ortaya, binanın yapıldığı alanın, imar planında park ve spor alanı olarak geçtiği ortaya çıktı.
  • FBI’ın olay mahallindeki biyolojik kanıtları ortadan kaldırdığını ileri süren Cumhuriyetçi Partili Higgins, Trump suikastçısı Thomas Matthew Crooks’un cesedinin olaydan birkaç gün sonra yakıldığını açıkladı. FBI açıklamasında ise Crooks’un cesedinin ailesine teslim edilmesinin rutin prosedürün bir parçası olduğunun altı çizildi.
2025
  • Tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diploma davasında İstanbul 5. İdare Mahkemesi tarafından verilen yürütmeyi durdurma talebinin reddine dair karara İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nde itiraz edildi.
  • Kahramanmaraş’ta avukat Ö.C., kontrol noktasında otomobiliyle polise çarpıp kaçtı. Takiple yakalanan Ö.C., adli kontrolle serbest bırakılırken, kaçarken attığı paketten uyuşturucu çıktı.
  • Londra adliye kaynakları, bu ayın başlarında Filistin Eylem Grubu’nun öncülüğünde düzenlenen bir gösteride çok sayıda tutuklananların yargılanmasına başlanacağını yargılanacağını duyurdu. Halkın Gazze’deki durumu barışçıl bir şekilde protesto etme hakkına sahip olduğu, ancak yasaklanmış olan Filistin Eylem Grubu’nu desteklemenin Terörle Mücadele Yasası kapsamında suç teşkil ettiği açıklandı. 
  • BM uzmanlarından oluşan bir grup, Belarus’u terörizm ve aşırılıkçılık suçlamalarından hüküm giymiş tutuklulara yönelik kötü muameleleri durdurmaya ve bu tür iddialara yönelik kapsamlı ve tarafsız soruşturma başlatmaya çağırdı.
  • İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Katar’daki Doha mahkemesi tarafından Bahai dini ileri gelenlerinden Remi Rowhani’ye verilen beş yıllık hapis cezasını kınadı. Açıklamada, “Dini Ayrımcılığa Son Verin; Azınlık Haklarını Koruyun” denildi. 71 yaşındaki Remy Rowhani, Ceza Kanunu’nun “İslam’ın temellerine ve öğretilerine gölge düşüren” bir doktrin veya ideolojiyi yaymakla suçlanıyordu.
 
17 Ağustos – Hukuk Takvimi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası

1
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası, 5 Mayıs 1985 tarihinde Halkoylamasına sunulup kabul edilmiştir.

KKTC Cumhuriyeti Anayasası, Halkoylaması sonuçları ile birlikte yine bu Anayasanın 164. maddesi uyarınca Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Anayasa % 70,18 oranında kabul oyu ile onaylanmıştır.

 HALKOYLAMASI SONUÇLARI

 Seçmen  Sayısı                      91810

Oy kullanan seçmen sayısı     71933

Geçerli oy sayısı                     70459

Seçime katılma oranı              %78.35

Evet oylarının sayısı               49447  (%70.18)

Hayır oylarının sayısı              21012  (%29.82)

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası

BAŞLANGIÇ

Tarihi boyunca bağımsız yaşamış, hak ve özgürlükleri için savaşım vermiş büyük Türk Ulusunun ayrılmaz bir parçası bulunan;

Anavatanından koparıldığı 1878 yılından bu yana ulusal varlığına ve yaşam hakkına yöneltilen ve özellikle 1955 yılından sonra silahlı tedhiş, saldırı ve sindirme biçiminde yoğunlaştırılan olaylar karşısında, birlik ve bütünlük içinde, yetkin bir toplum olarak direnişini örgütlemiş olan;

Toplumsal hak ve özgürlüklere sahip olmadan, bireysel hak ve özgürlüklerin sözkonusu olamayacağını, Anavatanın doğal, tarihsel ve andlaşmalardan doğan yasal  garantörlük hakkını kullanması suretiyle Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerinin sonuçlandırdığı ve Kıbrıs Türklüğüne huzur, barış, güvenlik ve özgürlük ortamı içinde yaşama imkanı sağlayan Barış Harekatının yapıldığı 1974 yılına kadar süren acı deneyimlerle saptamış bulunan; ve

Tarihten, uluslararası andlaşmalardan, insan hakları beyanname ve sözleşmelerinden doğan bütün hakları elinden alınmak ve Kıbrıs’taki varlığı  tamamen yok edilmek istenen; 21 Aralık 1963 tarihinden sonra bütün organları, yasa dışı yollarla Kıbrıs Rumlarının tekeline giren, oluşum biçimi yanında, izlediği politikalarla da sadece Kıbrıs Rumlarının devleti haline gelen, Pan-Helenist yayılmacılığa hizmet eden, ırkçı ve ayırımcı düşünce ve eylemlerle andlaşmalardan ve Anayasa esaslarından tamamıyla ayrılarak meşruluğunu yitirmiş bulunan Kıbrıs Cumhuriyeti karşısında, kendi kaderini tayin etme hak ve özgürlüğünü kullanarak, dünya ve tarih önünde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devletini ilan etmiş bulunan,

 KIBRIS TÜRK HALKI

Egemenliğin kayıtsız şartsız sahibi olarak;

15 Kasım 1983 tarihinde, büyük bir coşku ve oybirliği ile kabul edilen Bağımsızlık Bildirisini yaşama geçirmek;

Kendi yurdunda tam bir güven ve insanca bir düzen içinde varlığını sürdürmek;

İnsan hak ve özgürlüklerini, hukukun üstünlüğünü, kişilerin ve toplumun huzur ve refahını korumayı içeren çok partili, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini gerçekleştirmek; ve

Atatürk ilkelerine bağlı kalmak ve özellikle O’nun “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesini yaygınlaştırmak amaçları ile,

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Meclisinin yaptığı bu Anayasayı, 15 Kasım 1983 tarihinde kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Anayasası olarak kabul ve ilân eder;  ve

Asıl güvencenin  yurttaşların gönül ve iradelerinde yer aldığı inancı ile, özgürlüğe, adalete ve erdeme tutkun evlatlarının uyanık bekçiliğine emanet eder.

BİRİNCİ KISIM

Genel İlkeler

       Devletin Şekli ve Nitelikleri

          Madde 1

          Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti, demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan laik bir Cumhuriyettir.

       Devletin Bütünlüğü, Resmi Dili, Bayrağı, Ulusal Marşı ve Başkenti

Madde 2

(1)  Kuzey Kıbrıs Türk Cumnhuriyeti Devleti, ülkesi ve halkı ile bölünmez bir bütündür.

(2)  Resmi dil Türkçe’dir.

(3)  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin Bayrağı ve Ulusal Marşı yasa ile belirlenir.

(4)  Cumhuriyetin başkenti Lefkoşa’dır.

      Egemenlik

Madde 3

          (1)  Egemenlik, kayıtsız şartsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşlarından oluşan halkındır.

(2)  Halk, egemenliğini, Anayasanın koyduğu ilkeler çerçevesinde, yetkili organları eliyle kullanır.

(3)  Halkın hiçbir zümresi, kesimi ve kişisi, egemenliği kendine mal edemez.

(4)  Hiçbir organ, makam veya merci, kaynağını bu Anayasa’dan almayan bir yetki kullanamaz.

          Yasama Yetkisi

Madde 4

Yasama yetkisi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı adına Cumhuriyet Meclisinindir.

     Yürütme Yetkisi ve Görevi

Madde 5

Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa ve yasalara uygun olarak  kullanılır ve yerine getirilir.

      Yargı Yetkisi

Madde 6

          Yargı yetkisi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

      Anayasanın Üstünlüğü  ve Bağlayıcılığı

Madde 7

          (1)  Yasalar Anayasaya aykırı olamaz.

(2)  Anayasa kuralları, yasama, yürütme ve yargı organlarını, Devlet yönetimi makamlarını ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

      Eşitlik

Madde 8

(1)  Herkes, hiçbir ayırım gözetilmeksizin, Anayasa ve yasa önünde eşittir,  Hiçbir kişi, aile, zümre veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz.

(2)  Devlet organları ve yönetim makamları, bütün işlemlerinde yasa önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek ve ayrıcalık yapmamak zorundadırlar.

(3)  Ekonomik bakımdan güçsüz olanların Anayasa ve yasalar ile elde ettikleri veya edecekleri kazanımlar, bu madde ileri sürülerek ortadan kaldırılamaz.

                  Değiştirilemeyecek Kurallar

Madde 9

Bu Anayasanın 1. maddesi ile 2. maddesinin (1). ve (2). fıkrasında ve 3. maddesinde yer alan kurallar değiştirilemez ve değiştirilmesi önerilemez.

 

 

 

İKİNCİ KISIM

TEMEL HAKLAR, ÖZGÜRLÜKLER VE ÖDEVLER

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Kurallar

      Temel Hakların Niteliği ve Korunması

          Madde 10

(1)  Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahiptir.

(2)  Devlet, kişinin temel hak ve özgürlüklerini, kişi huzuru, sosyal adalet ve ukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal bütün engelleri kaldırır, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlar.

(3)  Devletin yasama, yürütme ve yargı organları, kendi yetki sınırları içinde, bu Kısım kurallarının tam olarak  uygulanmasını sağlamakla yükümlüdürler.

      Temel Hak ve Özgürlüklerin Özü ve Sınırlanması

Madde 11

Temel hak ve özgürlükler, özüne dokunmadan, kamu yararı, kamu düzeni, genel ahlak, sosyal adalet, ulusal güvenlik, genel sağlık ve kişilerin can ve mal güvenliğini sağlamak gibi nedenlerle ancak yasalarla kısıtlanabilir.

      Temel Hak ve Özgürlükler ile Yetkilerin Kötüye  Kullanılmaması

Madde 12

          Bu Anayasanın hiçbir kuralı, herhangi bir gerçek veya tüzel kişiye, zümre veya sınıfa, bu Anayasa ile güvence altına alınan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ve Kıbrıs Türk Halkının hak ve statüsünün değiştirilmesini veya bu Anayasanın  kurduğu düzenin yok edilmesini veya tanınan temel hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını amaçlayan hareketlere girişmek ve faaliyetlerde bulunmak hak ve yetkisini verir biçimde anlaşılamaz ve yorumlanamaz.

      Yabancıların Durumu

Madde 13

Bu Anayasada gösterilen hak ve özgürlükler, yabancılar için, uluslararası hukuka uygun olarak yasa ile kısıtlanabilir.

İKİNCİ BÖLÜM

Kişinin Hak, Özgürlük ve Ödevleri

      Kişi dokunulmazlığı

Madde 14

(1)  Herkes, barış, güven ve huzur içinde yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

(2)  Kimseye eziyet ve işkence yapılamaz.

(3)  Kimse, insanlık onuruyla bağdaşmayan bir cezaya çarptırılamaz veya muameleye bağlı tutulamaz.

(4)  Kişinin şeref ve haysiyeti dokunulmazdır.  Herkes buna saygı göstermek ve korumakla yükümlüdür.

      Hayat ve Vücut Bütünlüğü Hakkı

Madde 15

(1)  Herkes, hayat ve vücut bütünlüğü hakkına sahiptir.

(2)  Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında yetkili bir mahkemece verilen bir hükmün yerine getirilmesi dışında kimsenin hayatına son verilemez.

Yasa böyle bir cezayı, ancak savaş halinde vatana ihanet, devletlerarası hukuka göre korsanlık ve tedhiş suçları için veya müebbet hapis cezası gerektiren bir suçtan mükerrer mahkumiyet halinde koyabilir.

(3)  Yasa ile konduğu zaman ve gösterildiği şekilde:

(a)  Kişinin ve malvarlığının, başka türlü kaçınılması ve tamiri olanaksız aynı derecede bir zarara karşı savunulması; veya

(b)  Bir kişinin yakalanması veya yasaya uygun tutukluluktan kaçmasının  önlenmesi; veya

(c)  Bir ayaklanmanın veya karşı koymanın bastırılması amacıyla girişim eylem sırasında kesin olarak gerekli olduğu kadar zor kullanmak suretiyle yaşama son verilmesi, (1). ve (2). fıkra kurallarına aykırı sayılmaz.

      Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği

Madde 16

(1) Herkes kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahiptir.

(2) Bir kişi, yasa ile öngörülmek ve yasanın gösterdiği biçimde olmak koşuluyla, ancak aşağıdaki hallerde özgürlüğünden yoksun bırakılabilir:

(a)  Yetkili mahkemece hakkında  hüküm verilmiş bir kişinin tutukluluğu;

(b)  Mahkemece verilmiş yasal bir emre uymamaktan dolayı bir kişinin yakalanması veya tutukluluğu;

(c)  Bir kişinin, suç işlediği makul şüphesi üzerine, yetkili yargı mercii önüne getirilmesi amacıyla veya suç işlemesini önlemenin veya işledikten sonra kaçmasına engel olmanın makul olarak gerekli görüldüğü hallerde yakalanması veya tutukluluğu;

(ç)  Bir küçüğün ıslahı amacıyla yasal bir emirle bakım altına alınması veya yetkili yargı mercii önüne getirilmesi amacıyla yasal tutukluluğu;

(d)  Bulaşıcı bir hastalık yayabilecek kişilerin, akıl hastalarının, alkoliklerin, uyuşturucu madde düşkünlerinin veya serserilerin tutukluluğu;

(e)  Bir kişinin, Devlet topraklarına izinsiz girmesini önlemek için veya bir yabancının sınırdışı edilmesi veya geri verilmesi işlemine girişilmesi nedeniyle yakalanması veya tutukluluğu;

(f)   Herhangi bir yabancının Cumhuriyette herhangi bir maddi yükümlülükten kurtulmak amacı ile Cumhuriyeti terk etmesini önlemek için yakalanması veya tutukluluğu;

(g)  Birden fazla uyruklu Cumhuriyet yurttaşlarının, uyruğunda bulundukları diğer ülke yasaları karşısında işlemiş oldukları suçlar nedeniyle haklarında verilmiş mahkeme kararlarının, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile o ülke arasında adli yardım ve mahkeme ilamlarının karşılıklı tenfizi andlaşması bulunması kaydıyla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde infazı için tutukluluğu

(3)  Kimse, ölüm veya hapis cezasını gerektiren bir suçüstü halinde, yasa ile konduğu zaman ve gösterildiği usul müstesna, yasanın gösterdiği usullere uygun olarak ve gerekçe, yargıç kararına dayanarak düzenlenmiş adli bir belge bulunmaksızın yakalanamaz.

(4)  Yakalanan veya tutuklanan kişinin durumu, soruşturmanın kapsam ve konusunun açığa çıkmasının sakıncalarının gerektirdiği kesin zorunluluk dışında, yakınlarına en erken bir zamanda ve süratle bildirilir.

(5)  Yakalanan veya tutuklanan herkese, yakalanmasını veya tutuklanmasını gerektiren nedenler, yakalanması veya tutuklanması sırasında anladığı dilde bildirilir ve herkes, kendisinin veya yakınlarının seçtiği bir hukukçunun hizmetinden derhal yararlandırılır.

(6)  Yakalanan kişi, yakalandıktan sonra mümkün olan en kısa zamanda ve daha önce salıverilmediği takdirde her halde yirmi dört saat geçmeden bir yargıç önüne çıkarılır.

(7)  Yargıç, derhal, yakalanan kişinin anladığı dilde yakalanma nedenlerini soruşturur ve en kısa zamanda ve herhalde yargıç önüne çıkma tarihinden başlayarak üç günü geçmeyen bir süre içinde, uygun göreceği koşullarla yakalananı ya salıverir veya yakalanma nedeni suç hakkındaki soruşturma tamamlanmadığı takdirde, yakalanmanın devamına karar verir.  Yargıç, her defasında sekiz günü geçmemek koşuluyla, bu yakalanmanın devamına karar verebilir.

Ancak,  yakalanma veya tutuklanma süresinin toplamı, yakalanma tarihinden başlayarak üç ayı geçemez ve bu sürenin sonunda yakalamayı veya tutuklamayı uygulamakla görevli kişi veya makam, yakalanan veya tutuklanan kişiyi derhal serbest bırakır.

(8)  Yargıcın (7). fıkraya göre verdiği kararlara karşı istinaf yolu kapatılamaz.

(9)  Yakalanması veya tutukluluğu nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan herkes, tutukluluğunun yasaya uygunluğu hakkında bir mahkemece süratle karar verilmesi için, yasal yollara başvurma hakkına sahiptir.  Tutukluluğu yasaya aykırı görüldüğü takdirde, serbest bırakılması mahkemece emredilir.

(10)Bu madde kurallarına aykırı olarak bir yakalanmanın veya bir tutukluluğun mağduru herkes, dava açmak suretiyle tazminat alma hakkına sahiptir.

      Hak Arama Özgürlüğü ve Yasal Yargı Yolu

Madde 17

(1)  Kimse, bu Anayasa ile veya bu Anayasa gereğince kendisine gösterilen mahkemeye başvurmak hakkından yoksun bırakılamaz.  Her ne ad altında olursa olsun adli komisyonlar veya istisnai mahkemeler oluşturulması yasaktır.

(2)  Herkes, yurttaş hak ve yükümlülüklerinin veya kendisine karşı yapılan bir suçlamanın karara bağlanmasında, yasa ile kurulan bağımsız, tarafsız ve yetkili bir mahkeme tarafından, makul bir süre içinde adil ve açık bir surette davanın dinlenmesi hakkına sahiptir.  Karar gerekçeye dayanır ve açık bir oturumda okunur.

(3)  Ulusal güvenlik, anayasal düzen, kamu düzeni, kamu güvenliği veya genel ahlak yararına olduğu veya küçüklerin çıkarları veya tarafların özel hayatlarının korunması için gerekli olduğu ve yayının, adaletin sağlanması için mahkemece zararlı görüldüğü özel durumlarda, mahkeme duruşmanın kısmen veya tamamen kapalı yapılmasına karar verebilir.

(4)  Herkes:

(a)  Mahkeme önüne çıkarılması nedenlerinin kendisine bildirilmesi;

(b)  Davasını mahkemeye sunmak ve bunu hazırlamak için gerekli zamana sahip olmak;

(c)  Delillerini göstermek veya göstertmek veya tanıkların yasaya uygun olarak doğrudan doğruya sorguya çekilmesini istemek;

(ç)  Kendisinin veya yakınlarının seçtiği bir hukukçu tutmak ve adaletin sağlanması için gerekli görülüyorsa, yasanın gösterdiği şekilde kendisine parasız bir hukukçu atanması;

(d)  Mahkemede kullanılan dili anlayamadığı veya konuşamadığı takdirde, bir tercümanın yardımından parasız yararlanmak,

hakkına sahiptir.

 

      Cezaların Yasal ve Kişisel Olması ve Sanık Hakları

Madde 18

(1)  Kimse, işlendiği zaman yasaca suç teşkil etmeyen bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu sayılamaz; herhangi bir suç için, işlendiği zaman yasanın bu suç için koyduğu cezadan daha ağır bir cezaya çarptırılamaz.

(2)  Bir suçtan dolayı beraat eden veya hüküm giyen bir kişi, aynı suçtan dolayı tekrar yargılanamaz.  Kimse, aynı eylem veya ihmalden dolayı, bu eylem veya ihmal ile ölüme sebebiyet verilmiş olmadıkça, iki defa cezalandırılamaz.

(3)  Hiçbir yasa, suçun ağırlığı ile orantılı olmayan bir ceza koyamaz.

(4)  Bir suçtan sanık herkes, suçluluğu yasaya uygun olarak ispat edilinceye kadar suçsuz sayılır.

(5)  Bir suçtan sanık herkes, en azından:

(a)  Hakkında yapılan suçlamanın nitelik ve nedeninin anladığı bir dilde ve etraflı şekilde derhal kendisine bildirilmesi;

(b)  Savunmasını hazırlaması için yeterli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;

(c)  Kendi kendini bizzat veya eğer yeterli mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin sağlanması için gerekli görülüyorsa, kendisine parasız olarak atanacak bir hukukçu aracılığı ile savunmak;

(ç)  İddia tanıklarını bizzat veya avukatı vasıtasıyla sorguya çekmek veya çektirmek ve savunma tanıklarını da iddia tanıkları ile aynı koşullar altında getirtmek ve sorguya çekilmelerini sağlamak;

(d)  Mahkemede kullanılan dili anlayamadığı veya konuşamadığı takdirde, bir tercümanın yardımından parasız yararlanmak,

hakkına sahiptir.

(6)  Malların toptan müsaderesi cezasının konması yasaktır.

      Özel Hayatın Gizliliği

Madde 19

(1)  Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.  Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.  Adli kovuşturmanın gerektirdiği istisnalar saklıdır.

(2)  Yasanın açıkça gösterdiği durumlarda, usulüne göre verilmiş mahkeme veya yargıç kararı olmadıkça, ulusal güvenlik ve kamu düzeni bakımından gecikmede sakınca bulunan durumlarda da, yasa ile yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça, kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz.

      Konut Dokunulmazlığı

Madde 20

(1)  Kimsenin konutuna dokunulamaz.

(2)  Yasanın açıkça gösterdiği durumlarda, usulüne göre verilmiş mahkeme veya yargıç kararı olmadıkça, ulusal güvenlik veya kamu düzeni bakımından gecikmede sakınca bulunan durumlarda da, yasa ile yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça, konuta girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz.

      Haberleşme Özgürlüğü

Madde 21

(1)  Herkes, haberleşme özgürlüğüne sahiptir.

(2)  Haberleşmenin gizliliği esastır.  Yasanın gösterdiği durumlarda mahkeme veya yargıç  tarafından yasaya uygun olarak verilmiş bir karar olmadıkça, bu gizliliğe dokunulamaz.

Gezi ve Yerleşme Özgürlüğü

Madde 22

(1)  Her yurttaş, gezi  özgürlüğüne sahiptir;  bu özgürlük ancak ulusal güvenliği sağlama ve salgın hastalıkları önleme amaçlarıyla ve yasa ile sınırlanabilir.

(2)  Her yurttaş, dilediği yerde yerleşme özgürlüğüne sahiptir, bu özgürlük, ancak ulusal güvenliği sağlama, salgın hastalıkları önleme, kamu mallarını koruma, sosyal, ekonomik ve tarımsal gelişmeyi ve sağlıklı kentleşmeyi gerçekleştirme zorunluluğuyla ve yasa ile sınırlanabilir.

(3)  Her yurttaş, yurda girme ve çıkma özgürlüğüne sahiptir.  Yurt dışına çıkma özgürlüğü yasa ile düzenlenir.

(4)  Hiçbir yurttaş, isteği dışında Devlet sınırları dışına çıkarılamaz ve aynı şekilde girmekten alıkonulamaz.

      Vicdan ve Din Özgürlüğü

Madde 23

(1)  Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat özgürlüğüne sahiptir.

(2)  Kamu düzenine, genel ahlaka veya bu amaçla çıkarılmış yasalara aykırı olmayan ibadetler, dinsel ayin ve törenler serbesttir.

(3)  Kimse, ibadete, dinsel ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlarını açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlarından dolayı kınanamaz.

(4)  Din eğitim ve öğretimi, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.

(5)  Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasal veya yasal temel düzenini, kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasal ve kişisel çıkar veya nüfuz sağlama amacı ile her ne surette olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.  Bu yasak dışına çıkan veya başkasını bu yolda kışkırtan gerçek veya tüzel kişiler hakkında, yasanın gösterdiği kurallar uygulanır ve siyasal partiler, Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemece temelli kapatılır.

      Düşünce, Söz ve Anlatım Özgürlüğü

Madde 24

(1)  Herkes, düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir; kimse, düşünce ve kanaatlarını açıklamaya zorlanamaz.  Düşünce suçu yoktur.

(2)  Herkes, düşünce ve kanaatlarını, söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

Bu hak, herhangi bir resmi makamın müdahalesi ve Devlet sınırları sözkonusu olmaksızın, kanaatını anlatma, haber ve fikir alma ve verme özgürlüklerini kapsar.

(3)  Söz ve anlatım özgürlüklerinin kullanılması, yalnız ulusal güvenlik, anayasal düzen, kamu güvenliği , kamu düzeni, genel sağlık, genel ahlak yararı için veya başkalarının şöhret veya haklarının korunması veya bir sırrın açıklanmasının önlenmesi veya yargının otorite veya tarafsızlığının sürdürülmesi için gerekli ve yasanın koyduğu yöntemlere, koşullara, sınırlamalara veya cezalara bağlı tutulabilir.

      Bilim ve Sanat Özgürlüğü

Madde 25

          Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayına ve bu alanlarda her türlü araştırma yapma hakkına sahiptir.

      Basın Özgürlüğü

Madde 26

(1) Yurtaşlar için basın ve yayın özgürdür, sansür edilemez.

(2) Devlet, basın, yayın ve haber alma özgürlüğünü sağlayacak önlemleri alır.

(3) Basın ve haber alma özgürlüğü, kamu düzenini, ulusal güvenliği veya genel ahlakı korumak, kişilerin şeref, haysiyet ve haklarına tecavüzü, suç işlemeye kışkırtmayı  önlemek veya yargı görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak için yasa ile sınırlanabilir.

(4) Yargı görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi için, yasa ile belirtilecek sınırlar içinde, mahkeme veya yargıç tarafından verilecek kararlar saklı kalmak üzere, olaylar hakkında yayın yasağı konamaz.

      Gazete, Dergi ve Broşür Çıkarma Hakkı

Madde 27

(1) Gazete, dergi ve broşür çıkarılması, her yurttaş için önceden izin alma ve mali güvence yatırma koşuluna bağlanamaz.

(2) Gazete, broşür ve dergilerin çıkarılması, yayımı, mali kaynakları ve gazetecilik mesleği ile ilgili koşullar yasa ile düzenlenir.  Yasa, haber, düşünce ve kanaatların serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya  zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, mali veya teknik kayıtlar koyamaz.

(3) Gazete ve dergiler, devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin veya bunlara bağlı kurumların araç ve olanaklarından eşitlik ilkesine göre yararlanır.

(4) Devlet sınırları içinde yayımlanan gazete, dergi ve broşürler, yasanın gösterdiği suçların işlenmesi halinde, yargıç kararı ile ulusal güvenliğin, kamu düzeninin veya genel ahlakın korunması bakımından gecikmede sakınca bulunan durumlarda da, yasanın açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle toplatılabilir.  Toplatma kararını veren yetkili merci, bu kararı aynı gün mahkemeye bildirir.  Mahkeme bu kararı, en geç iki gün içinde onaylamazsa, toplatma kararı geçersiz sayılır.

      Kitap Çıkarma Hakkı

Madde 28

(1) Kitap yayımı, yurttaşlar için izne bağlı tutulamaz, sansür edilemez.

(2) Devlet sınırları içinde yayımlanan kitaplar, yasanın gösterdiği suçların işlenmesi halinde, yargıç kararı ile ulusal güvenliğin, kamu düzeninin veya  genel ahlakın korunması bakımından gecikmede sakınca  bulunan durumlarda da, yasanın açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle toplatılabilir.  Toplatma kararını veren yetkili merci, bu kararı en geç yirmi dört saat içinde mahkemeye bildirir.  Mahkeme bu kararı en geç yedi gün içinde onaylamazsa, toplatma kararı geçersiz sayılır.

      Basın Araçlarının Korunması

Madde 29

Yurttaşlara ait basımevi ve eklentileri ve basın araçları, suç aracı oldukları gerekçesiyle de olsa, zorla alınamaz veya elkonulamaz veya işletilmekten alıkonamaz.

      Basın Dışı Haberleşme Araçlarından Yararlanma Hakkı

Madde 30

          Yurttaşlar ve siyasal partiler, kamu tüzel  kişilerinin elindeki basın dışı haberleşme ve yayın araçlarından yararlanma hakkına sahiptir.  Bu yararlanmanın koşulları ve usulleri, demokratik ilkelere ve hakkaniyet ölçülerine uygun olarak yasa ile düzenlenir.  Yasa, insan haklarına, demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan laik devletin, ulusal güvenliğin ve genel ahlakın korunması halleri dışındaki bir nedene dayanarak, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlara ulaşmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşumunu engelleyici kayıtlar koyamaz.

      Düzeltme ve Cevap Hakkı

Madde 31

(1) Düzeltme ve cevap hakkı, ancak kişilerin şeref ve haysiyetine dokunulması veya kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve yasa ile düzenlenir.

(2) Düzeltme ve cevap yayınlanmazsa, yayınlanmasının gerekip gerekmediğine, ilgilinin başvurusu tarihinden başlayarak en geç yedi gün içerisinde yargıç tarafından karar verilir.

      Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı

Madde 32

          Yurttaşlar, önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız toplanma veya gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir.  Bu hak, kamu düzenini korumak için yasa ile sınırlanabilir.

      Dernek Kurma Hakkı

Madde 33

(1) Yurttaşlar, önceden izin almaksızın, dernek kurma hakkına sahiptir.  Bu hakkın kullanılmasında uygulanacak şekil ve usuller yasada  gösterilir.  Yasa, ulusal güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması amacıyla sınırlar koyabilir.

(2) Hiçbir yurttaş, herhangi bir derneğe üye olmaya veya herhangi bir dernekte üye kalmaya zorlanamaz.

(3) Dernekler, yasanın öngördüğü durumlarda, yargıç kararıyla kapatılabilir; ulusal güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması bakımından gecikmede sakınca bulunan durumlarda da, yargıç kararına kadar, yasanın açıkca yetkili kıldığı merciin emriyle faaliyetten alıkonulabilir.

      İspat Hakkı

Madde 34

          Kamu görev ve hizmetinde bulunanlara karşı,  bu görev ve hizmetin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılan isnatlardan dolayı açılan hakaret davalarında, sanık, isnadın doğruluğunu ispat hakkına sahiptir.  Bunun dışındaki hallerde ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan eylemin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikayetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Sosyal ve Ekonomik Haklar, Özgürlükler ve Ödevler

      Ailenin Korunması

          Madde 35

          (1)  Aile toplumun temelidir.  Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri ailenin, ananın ve çocuğun korunması için gerekli önlemleri alır ve örgütleri kurar.

(2)  Evlenme çağındaki bir kadın ile bir erkeğin, evlenip aile yuvası kurma hak ve yükümlülükleri yasa ile düzenlenir.

      Mülkiyet Hakkına Ait Genel Kural

Madde 36

(1) Her yurttaş, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.  Bu haklar, kamu yararı amacıyla ve yasa ile sınırlanabilir.

(2) Mülkiyet hakkının kullanılmasına, kamu güvenliği, genel sağlık, genel ahlak, kent ve ülke planlaması veya herhangi bir malvarlığının kamu yararı için geliştirilmesi ve faydalı kılınması veya başkalarının haklarının korunması için kesin olarak gerekli kısıntı veya sınırlamalar yasa ile konabilir.

(3) Malvarlığının ekonomik değerini fiilen azaltan kısıntı ve sınırlandırmalar için derhal tam bir tazminat ödenir; anlaşmazlık halinde tazminatı hukuk mahkemesi saptar.

(4)  Yukarıdaki (2). ve (3). fıkra kuralları, herhangi bir verginin veya para cezasının tahsili, herhangi bir hükmün yerine getirilmesi, sözleşmeden doğan bir yükümün yerine getirilmesi veya can veya malın tehlikeden korunması amacı ile yasa ile konmuş kuralları etkilemez.

(5)  Devletin, 159. maddede belirtilen taşınmaz mallar üzerindeki hakkı saklıdır.

Toprağın Korunması

Madde 37

          Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini gerçekleştirmek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlamak amaçlarıyla gereken önlemleri alır.  Yasa bu amaçlarla, değişik tarım bölgelerine ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini gösterebilir.

      Kıyıların Korunması

Madde 38

(1)  Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve yalnız  kamu yararına kullanılabilir.

(2)  Belediye sınırları dışındaki kıyıların yüz metrelik şeridi içinde kalan bölge-de yalnız Devlete ait, çok gerekli ve kamu yararına olan tesisler kurulabilir.  Ancak, bu gibi tesisler, kıyıların doğal güzelliğini bozacak nitelikte olamaz.

Mevcut bina veya tesislerin gelecekteki durumu yasa ile düzenlenir.

(3)  Belediye sınırları içindeki kıyıların korunması ve yüz metrelik kıyı şeridi içinde kalan bölgede inşa edilebilecek  yapı ve tesisler ile mevcutların durumu, kamu yararının ve kent planlamasının gereklerine  uygun olarak yasa ile düzenlenir.

(4)  Ulusal güvenlik, kamu düzeni, kamu yararı, genel sağlık  ve çevre korunması  amacıyla yasa ile sınırlama konmadıkça, yurttaşların yüz metrelik kıyı şeridi içerisine girmesi kimse tarafından engellenemez ve giriş ücrete bağlı tutulamaz.

Ancak, bu kural, mülkiyet haklarına tecavüz edilmesine olanak tanır biçimde yorumlanamaz.

      Tarih, Kültür ve Doğa Varlıklarının Korunması

Madde 39

Devlet, tarih ve kültür değeri olan eser ve anıtlar ile doğa varlıklarının korunmasını sağlar; bu amaçla düzenleyici, destekleyici ve özendirici önlemleri alır.  Bunlardan özel mülkiyete konu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve sağlanacak bağışıklıklar yasa ile düzenlenir.  Yıkılan veya herhangi bir şekilde yok olan veya tahribata uğrayan tarihi yapıların yerine başka bir yapı inşa edilemez.  İnşa edilme zorunluluğu doğarsa, yıkılan veya herhangi bir şekilde hasar gören tarihi yapı aslına uygun bir şekilde yeniden inşa veya tamir edilir.  Devlet, bu amaçla gerekli önlemleri alır ve yasal düzenlemeleri yapar.

      Çevrenin Korunması

Madde 40

(1)  Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

(2)  Gerçek veya tüzel kişiler, hiçbir amaçla, insan sağlığını bozacak veya deniz varlıklarını tehlikeye düşürecek nitelikteki  sıvı, gaz ve katı maddeleri denizlere, barajlara, göllere veya derelere akıtamaz veya dökemez.

(3)  Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin, gerçek ve tüzel kişilerin ödevidir.

(4)  Devlet, milli parklar oluşturulması amacıyla gerekli önlemleri alır.

      Kamulaştırma ve El Koyma

Madde 41

(1)  Devlet, Belediyeler, yasanın kendilerine kamulaştırma hakkı tanıdığı kamu tüzel kişileri veya kamu yararı güden kuruluşlar:

(a)  Genel bir kamulaştırma yasasında özel olarak gösterilen ve kamu yararına olan bir amaç için; ve

(b)  Bu amacın, kamulaştırma yapan makamın, kamulaştırma ile ilgili yasa kurallarına uygun olarak verdiği  ve kamulaştırma nedenlerini açıkça bildiren bir kararı ile gösterilmesi halinde; ve

(c)  Anlaşmazlık çıktığı takdirde, bir hukuk  mahkemesince saptanacak tam ve hakkaniyete uygun bir tazminatın hemen veya yasanın belirleyeceği beş yılı aşmayan taksitlerle ödenmesi koşuluyla,

herhangi bir taşınır veya taşınmaz malı veya bu gibi mal üzerindeki herhangi bir hak veya yararı kamulaştırmaya yetkilidirler.

(2) Kamulaştırma bedelinin hesaplanma biçim ve usulleri yasa ile düzenlenir.

(3) Kamulaştırılmış herhangi bir taşınmaz mal veya bu gibi bir mal üzerindeki herhangi bir hak veya yarar, sadece bu kamulaştırma amacı için kullanılabilir.  Bu amaç, kamulaştırma tarihinden başlayarak üç yıl içinde gerçekleşmediği takdirde, kamulaştırmayı yapan makam, bu üç yıllık sürenin sonunda kamulaştırılan malı, kamulaştırma bedeline eski sahibine geri vermeyi önerir.  Bu öneriyi alan kişi kabul veya ret cevabını bu öneriyi aldığı tarihten başlayarak üç ay içinde bildirir, kabul ettiğini bildirdiği takdirde, kabul tarihinden başlayarak yine üç ay içinde, kamulaştırma bedelini geri vermesi üzerine, kamulaştırılan mal hemen kendisine geri verilir.

(4) Yukarıdaki (1). fıkra kuralları, herhangi bir verginin veya para cezasının tahsili, herhangi bir hükmün yerine getirilmesi, sözleşmeden doğan bir yükümün yerine getirilmesi veya can veya malın tehlikeden korunması amacı ile konmuş bir yasanın kurallarını etkilemez.

(5) Devlet:

(a) Genel bir el koyma yasasında özel olarak gösterilen kamu yararına bir amaç için; ve

(b) Bu amacın, el koymayı yapan makamın genel el koyma yasasının kurallarına uygun olarak verdiği ve el koyma nedenlerini açıkça bildiren bir kararı ile gösterilmesi halinde; ve

(c) Üç yılı geçmeyen bir süre için; ve

(ç)  Anlaşmazlık çıktığı takdirde bir hukuk mahkemesince saptanacak tam ve hakkaniyete uygun bir tazminatın hemen veya yasanın belirleyeceği beş yılı aşmayan taksitlerle ödenmesi koşuluyla,

herhangi bir taşınır veya taşınmaz mala el koyma yetkisine sahiptir.

(6)  İlgili kişi, bu madde kuralları ile ilgili olarak mahkemeye başvurma hakkına sahiptir ve böyle bir başvurma kamulaştırma işlemini durdurur.

Mahkemenin bu fıkra kurallarına göre vereceği her karar istinaf edilebilir.

      Vakıf Mallarla İlgili Kamulaştırma, El Koyma ve Sınırlandırma

Madde 42

(1) Kamulaştırma ve el koyma konularında vakıf mallarla ilgili kurallar, Temel Evkaf Kurallarına (Ahkamül Evkaf) uygun olarak yasa ile düzenlenir.  Bu Yasada, kent ve ülke planlaması için vakıf mallar hakkında yapılması gereken kısıntı ve sınırlandırmalara ilişkin kurallar da gösterilir.

(2) Kısınt ve sınırlandırma işleminin konu olduğu hallerde, mahkeme bu işlemleri yasa esaslarına göre durdurabilir.

      Devletleştirme

Madde 43

Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel girişimler ve yabancılara ait taşınır ve taşınmaz mallar, kamu yararının gerektirdiği durumlarda, gerçek karşılıkları yasada gösterilen şekilde ödenmek koşuluyla devletleştirilebilir.  Yasanın taksitle ödemeyi öngördüğü durumlarda, ödeme süresi on yılı aşamaz ve taksitler eşit olarak ödenir.  peşin ödenmeyen kısım, Devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddine bağlıdır.

      Konut Hakkı

Madde 44

Devlet, konut sahibi olmayan veya sağlık ve insanca yaşama koşullarına uygun konutu bulunmayan ailelerin konut gereksinimlerini karşılayacak önlemleri yasa ile düzenler.

      Sağlık Hakkı

Madde 45

          Devlet, herkesin beden ve ruh sağlığı içinda yaşayabilmesini ve tıbbi bakım görmesini sağlamakla ödevlidir.

      Sözleşme Hakkı

Madde 46

(1) Herkes, sözleşme hukukunun genel ilkelerince konan koşullara, kısıntılara, sınırlandırmalara ve yürürlükteki yasalara uymak kaydıyla, serbestçe sözleşme yapma  hakkına sahiptir.  Ekonomik bakımdan güçlü kişilerin diğer kişileri istismarı yasa ile önlenir.

(2) Sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülükler kamu yararı, kamu düzeni, sosyal adalet ve ulusal güvenlik gibi nedenlerle yasa ile düzenlenebilir ve kısıtlanabilir.

(3) Devlet yasa ile belirli yörelerdeki sosyal ve ekonomik gereksinmeleri ve özellikleri dikkate alarak, konut kiraları konusunda gerekli önlemleri alabilir, kısıtlama ve düzenlemeler yapabilir.

Ekonomik ve Sosyal Hayatın Düzeni

Madde 47

(1) Ekonomik ve sosyal hayat, adalete,  tam çalışma ilkesine ve her yurttaş için insanlık onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlanması amacına göre düzenlenir.

(2) Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı demokratik yollarla gerçekleştirmek; bu amaçla ulusal tasarrufu artırmak, yatırımları toplum yararının gerektirdiği önceliklere yöneltmek ve kalkınma planlarını yapmak Devletin ödevidir.

      Çalışma Özgürlüğü

Madde 48

(1) Her yurttaş dilediği alanda çalışma özgürlüğüne sahiptir.  Özel girişimler kurmak serbesttir.  Yasa, bu özgürlüğü, kamu yararı amacıyla sınırlayabilir.

(2) Devlet, özel girişimlerin, ulusal ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak önlemleri alır.

      Çalışma Hakkı ve Ödevi

Madde 49

(1) Çalışma her yurttaşın hakkı ve ödevidir.

(2) Devlet, çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık  içinde gelişmesi için, sosyal, ekonomik ve mali önlemlerle çalışanların korur ve çalışmayı destekler; işsizliği önleyici önlemleri alır.

(3) Kimse zorla çalıştırılamaz.  Angarya yasaktır.  Ancak, hükümlülerin, hükümlülükleri süresince rehabilitasyon amacıyla çalıştırılmaları zorla çalıştırma sayılmaz.

(4) Ülke gereksinmelerinin zorunlu kıldığı alanlarda, yurttaşlık ödevi niteliği olan beden veya fikir çalışmalarının şekil ve koşulları, demokratik ilkelere uygun olarak yasa ile düzenlenir.

      Çalışma Koşulları

Madde 50

(1) Kimse, yaşına, gücüne ve cinsiyetine uygun olmayan işte çalıştırılamaz.

(2) Çocuklar, gençler, kadınlar ve bedensel ve ruhsal yetersizler çalışma koşulları bakımından özel olarak korunur.

      Dinlenme Hakkı

Madde 51

(1) Her çalışan dinlenme hakkına sahiptir.

(2) Ücretli hafta ve bayram tatili ve ücretli yıllık izin hakkı yasa ile düzenlenir.

Ücrette Adalet Sağlanması

Madde 52

Devlet, çalışanların, yaptıkları işe uygun ve insanlık onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlamalarına elverişli, adaletli bir ücret elde etmeleri için gerekli önlemleri alır.

      Sendika Kurma Hakkı

Madde 53

(1) Çalışanlar ve işverenler, önceden izin almaksızın sendikalar ve sendika birlikleri kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten ayrılma hakkına sahiptirler.  Bu hakların kullanılışında uygulanacak biçim ve usuller yasada gösterilir.  Yasa, ulusal güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması amacıyla sınırlar koyabilir.

(2) Sendikaların ve sendika birliklerinin tüzükleri, yönetim ve işleyişleri demokratik ilkelere aykırı olamaz.

      Toplu Sözleşme ve Grev Hakkı

Madde 54

(1) Çalışanlar, işverenle olan ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal durumlarını korumak ve düzeltmek amacıyla toplu sözleşme ve grev hakkına sahiptir.

(2) Grev hakkının kullanılması, yalnız ulusal güvenliği, anaysal düzeni, kamu güvenliğini veya bu Anayasanın herhangi bir kişiye sağladığı hak ve özgürlükleri korumak amacıyla yasa ile düzenlenebilir.

(3) Yargıçlar, savcılar, silahlı kuvvetler mensupları, polis mensupları ve sivil savunma kilit personelinin grev hakkı yoktur.

(4) İşverenlerin hakları yasa ile düzenlenir.

      Sosyal Güvenlik Hakkı

Madde 55

Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.  Bu hakkı sağlamak için sosyal sigortalar ve benzeri sosyal güvenlik kurumları ile sosyal yardım örgütleri kurmak ve kurdurmak Devletin ödevlerindendir.

      Açlıktan Korunma Hakkı

Madde 56

Devlet, herkesi açlığa karşı korur ve bu amaçla uluslararası işbirliğinden de yararlanarak besin maddelerinin üretimini artırmak, israfını önlemek, dengeli biçimde dağılımını sağlamak ve etkin beslenme olanaklarını yaratmak amacıyla gerekli önlemleri alır.  Bu yönde bilimsel gelişmeleri izler, yayar ve uygular.  Devletin bu görevleri yasa ile düzenlenir.

      Özel Olarak Korunma Hakkı

Madde 57

(1)  Devlet, savaş ve görev şehitlerinin dul ve yetimleri ile malûl gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir yaşam düzeyi sağlar.

(2) Devlet, ruhen ve bedenen özürlülerin topluma uyumlarını sağlamak amacı ile onların eğitim, rehabilitasyon, istihdam ve sosyal yardımları için gerekli kurum ve kuruluşların kurulmasını sağlar.

(3) Devlet, malülleri, gazileri, yaşlıları ve çalışamayacak durumda olanları korumak, korunmaya muhtaç çocukları topluma kazandırmak için her türlü önlemi alır.

(4) Bu hak ve kolaylıklar yasa ile düzenlenir.

     Güçsüzlerin Esenlendirilmesi

Madde 58

          Devlet, sosyal ve ekonomik bakımdan güçsüz olanların esenlendirilmesi, kendilerine, ailelerine ve topluma yararlı duruma getirilmeleri için gerekli sosyal, ekonomik, mali ve diğer önlemleri alır.

      Öğrenim ve Eğitim Hakkı

Madde 59

(1) Kimse, öğrenim ve eğitim hakkından yoksun bırakılamaz.

(2) Her türlü öğretim ve eğitim etkinliği Devletin gözetim ve denetimi altında serbesttir.

(3) Çağdaş bilim ve eğitim ilkelerine aykırı öğretim ve eğitim yerleri açılamaz.

(4) Halkın öğrenim ve eğitim gereksinimlerini sağlama Devletin başta gelen ödevlerindendir.  Devlet, bu ödevini, Atatürk İlkeleri ve Devrimleri doğrultusunda, ulusal kültür ve manevi değerlerle bezenmiş bir muhteva, çağın ve teknolojinin gelişmesine, kişinin ve toplumun istek ve gereksinimlerine yanıt verecek planlı bir şekilde yerine getirir.

(5) Her çocuk, kız erkek ayırımı yapılmaksızın on beş yaşına kadar zorunlu; on sekiz yaşına kadar ücretsiz öğrenim hakkına sahiptir.

(6) Devlet, durumları dolayısıyla okul içi ve dışında özel eğitime gereksinmeleri olanları topluma yararlı kılacak şekilde yeiştirmek için gereken önlemleri alır.

(7) Devlet, maddi olanaklardan yoksun başarılı öğrencilerin, en yüksek öğrenim derecelerine kadar çıkmalarını sağlamak amacıyla burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar.

      Gençliğin Korunması

Madde 60

Devlet, gençlerin bilgili, sağlıklı, sağlam karakterli ve topluma yararlı birer yurttaş olarak yetişme ve geliştirilmelerini sağlar.

      Sporun Geliştirilmesi

          Madde 61

          Devlet, her yaştaki yurttaşın beden ve ruh sağlığını geliştirecek, sporun kitlelere yayılmasını sağlayacak önlemleri alır, gerekli spor tesislerini yapar ve başarılı sporcuları korur.

Sanatın, Sanatçının ve Kültürel Hakların Korunması

Madde 62

(1)  Devlet, sanatın özgürce gelişebileceği ortamı yaratır; sanatçıyı koruyucu, destekleyici, özendirici ve ödüllendirici önlemleri alır.

(2) Devlet, herkesin, kültür yaşamında yer almak; bilimsel gelişmelerden ve bu gelişmelerin uygulanması sonuçlarından yararlanmak; bilimsel edebi ve sanatsal ürünlerin korunmasının sağladığı maddi ve manevi çıkarlardan yararlanmak hakkını korur ve bilimsel araştırma ve yaratıcı etkinliklerin yürütülmesinin gerektirdiği özgürlüklere saygıyı sağlar.

      Kooperatifçiliğin Geliştirilmesi

Madde 63

      Devlet, kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak önlemleri alır ve kooperatiflerin demokratik ilkelere uygun olarak çalışmalarını yasa ile düzenler.

      Tarım ve Çiftçinin Korunması

Madde 64

(1)  Devlet, yurttaşların gereği gibi beslenmesini, tarımsal üretimin toplumun yararına uygun olarak artırılmasını sağlamak, toprak aşınmasını önlemek, tarım ürünlerini ve tarımla uğraşanların emeğini değerlendirmek için gereken önlemleri alır.

(2) Devlet, çiftçinin işletme araçlarına sahip olmasını kolaylaştırır.

(3) Tarımla uğraşan kişilerin doğal afetlere karşı korunması yasa ile düzenlenir.

      Tüketicilerin Korunması

Madde 65

          Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı önlemleri alır.  Tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirir.

     Devletin Ekonomik ve Sosyal Ödevlerinin Sınırı

Madde 66

          Devlet, bu Anayasada belirtilen ekonomik ve sosyal amaçlara ulaşma ödevlerini, ekonomik gelişme ile mali kaynaklarının yeterliği ölçüsünde yerine getirir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Siyasal Haklar ve Ödevler

      Yurttaşlık

Madde 67

(1) (a)  1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Andlaşmasına bağlı “D” eki uyarınca Kıbrıs Cumhuriyeti yurttaşlığını kazanan ve 15  Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs’ta yerleşik bulunan; ve

(b)  15 Kasım 1983 tarihinden önce Kıbrıs Türk Federe Devleti yurttaşlığına kabul edilen herkes, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşıdır.

(2) 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Andlaşmasına bağlı “D” Eki uyarınca Kıbrıs Cumhuriyeti yurttaşı olma hakkına sahip olup 15 Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs’ta yerleşik olmayan Türk asıllı Kıbrıslı’ların, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşlığını kazanma hakları saklıdır.

  • (a) Yurttaşlığa hak  kazandığı  halde  bu  hakkını  kullanmadan ölen bir baba veya ananı

çocukları ile bu gibi kişilerin dul eşleri, başvuru yoluyla Kuzey Kıbrıs Türk         Cumhuriyeti  yurttaşlığını alabilirler.

(b) Babası veya anası Kuzey Kıbrıs  Türk  Cumhuriyeti  yurttaşı  olan  ve         15 Kasım 1983 tarihinden   sonra  Kuzey   Kıbrıs’ta  doğan  çocuk,  Kuzey   Kıbrıs  Türk  Cumhuriyeti yurttaşıdır.

(c) 15 Kasım 1983  tarihinden  sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşı olmayan ana  veya  babanın,  Kuzey  Kıbrıs  Türk  Cumhuriyetinde       doğan   çocuklarının   yurttaşlığa alınmaları, uluslararası hukuk kurallarına uygun olarak yasa ile düzenlenir.

  • Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti  yurttaşı  veya  Kıbrıs’lı  Türk  baba  veya  anadan  doğum

yoluyla kazanılan yurttaşlıktan kimse çıkarılamaz.

  • Yurttaşlık, bu  maddenin  yukarıdaki  kuralları  saklı  kalmak koşuluyla, yasanın gösterdiği Koşullarla kazanılır ve ancak yasada belirtilen durumlarda kaybedilir.

Yasal koşullarla bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar kazanılmış olan yurttaşlık

hakkı saklıdır.

      Seçme, Halkoylamasına Katılma ve Seçilme Hakkı

Madde  68.

(1) Seçme ve halkoylamasına katılma, onsekiz yaşını bitirmiş olan her yuttaşın hakkı ve ödevidir.

(2) Yirmibeş yaşını bitirmiş olan her yurttaş seçilme hakkına sahiptir.  Seçilebilmek için en az üç yıldan beri daimi ikametgahı Kuzey Kıbrıs’ta olmak ve yurt ödevini yerine getirmiş bulunmak koşuldur.

(3) Seçme ve seçilme ile ilgili diğer nitelikler, bu Anayasanın kuralları saklı kalmak koşuluyla, yasa ile düzenlenir.

(4) Seçimler ve halkoylamaları, serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm ilkelerine uygun olarak yapılır; sayım ve döküm işlemleri tamamlanıncaya kadar aralıksız sürdürülür.

(5) Aday olmak, kamu görevinden çekilme koşuluna bağlanamaz.  Seçim ve kamu hizmetlerinin güvenliği bakımından hangi kamu görevlilerinin ne gibi koşullarla aday olabilecekleri yasa ile düzenlenir.

Yargıçlar, savcılar, silahlı kuvvetler mensupları ile polis mensupları mesleklerinden çekilmedikçe aday olamazlar ve seçilemezler.

(6) Yurt ödevini yerine getirmekte olan yükümlüler halkoylamasında, Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde görev yerlerine en yakın sandıkta oy kullanabilirler.

(7) Seçimler ve halkoylamaları ile ilgili diğer kurallar ile bu maddedeki hakların kullanılması yasa ile düzenlenir.

     Seçimlerin Genel Yönetimi ve Denetimi

Madde 69

(1) Seçimler ve halkoylamaları, yargı organlarının genel yönetimi ve denetimi altında yapılır.

(2) Seçimlerin ve halkoylamalarının başlamasından bitimine kadar, seçimin ve halkoylamasının düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim ve halkoylaması süresince ve seçimden ve halkoylamasından sonra seçim ve halkoylaması konuları ile ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Cumhurbaşkanı ile milletvekillerinin seçim tutanaklarını kabul etme görevi, yargıçlardan oluşan Yüksek Seçim Kurulunundur.

(3) Yüksek Seçim Kurulu  ile diğer seçim kurullarının kuruluşu, işleyişi, görev ve yetkileri yasa ile düzenlenir.

(4) Köy ve mahalle yerel yönetim seçimlerinin,  genel yönetimi ve denetimi için,  (1). fıkra kuralları saklı kalmak koşuluyla, yasa ile özel kurallar konabilir.

     Siyasal Parti Kurma ve Partilerin Siyasal Hayattaki Yeri

Madde 70

(1) Yurttaşlar, siyasal parti kurma ve usulüne göre partilere girme ve çıkma hakkına sahiptir.

(2) Siyasal partiler, önceden izin almadan kurulur ve serbestçe faaliyette bulunur.

(3) Siyasal partiler, ister iktidarda ister muhalefette olsunlar, demokratik siyasal hayatın vazgeçilmez öğeleridir.

(4) Siyasal partiler, bir seçimden doksan gün öncesine kadar kurulup tüzel kişilik kazanmadıkça o seçime katılamaz.

(5) Yargıçlar, savcılar, silahlı kuvvetler mensupları, polis mensupları, kamu görevlileri ve on sekiz yaşından küçük olanlar siyasal parti kuramaz ve siyasal partilere üye olamaz.

(6) Siyasal partilere Devletçe yapılacak yardım yasa ile düzenlenir.

      Siyasal Partilerin Uyacakları İlkeler

Madde 71

(1) Siyasal partilerin tüzük, program ve çalışmaları, Devletin ülkesi ve halkı ile bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, halk egemenliğine, demokratik ve laik Cumhuriyet ve Atatürk İlkelerine aykırı olamaz.

(2) Siyasal partiler tüzük ve programları dışında faaliyette bulunamaz;

(3) Siyasal partilerin parti içi çalışmaları ve kararları, demokratik ilkelere aykırı olamaz.

(4) Siyasal partilerin mali denetimi, Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemece yapılır.

(5) Cumhuriyet Başsavcısı, kurulan partilerin tüzük ve programlarının ve kurucularının hukuksal durumlarının Anayasa ve yasa kurallarına uygunluğunu, kurulmalarını takiben denetler ve faaliyetlerini izler.

(6) Siyasal partiler, yabancı devletlerden nakdi yardım alamaz, bunların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin bağımsızlığı ve ülke bütünlüğü aleyhine kararlarına katılamaz.

(7) Bu maddedeki kurallara aykırı hareket eden siyasal partiler, Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine, Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemece temelli kapatılabilir.

(8) Siyasal partilerin kuruluş ve çalışmalarının denetlenmesi ve kapatılmaları, yukarıdaki esaslar çerçevesinde yasa ile düzenlenir.

(9) Bu madde kuralları, siyasal partilerin, bu Anayasa’nın 162. maddede öngörüldüğü şekilde değiştirilmesini sağlamak amacıyla faaliyette bulunmalarını engeller biçimde anlaşılamaz ve uygulanamaz.

      Kamu Görevine Girme Hakkı

Madde 72

(1) Her yurttaş, kamu görevlerine girme hakkına sahiptir.

(2)  Hizmete alınmada, ödevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.

 

     Mal Bildirimi

Madde 73

Kamu görevine girenlerin girişte ve görev sırasında mal bildiriminde bulunmaları yasa ile düzenlenir.  Yasama ve yürütme organlarında görev alanlar bundan istisna edilemez.

     Yurt Ödevi

Madde 74

(1) Silahlı Kuvvetlerde yurt ödevi, her yurttaşın hakkı ve kutsal ödevidir.

(2) Yurt ödevine ilişkin kurallar yasa ile düzenlenir.

     Vergi Ödevi

Madde 75

(1) Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

(2) Vergi, resim ve harçlar ve benzeri mali yükümler ancak yasa ile konulur.

(3) Yasanın belli ettiği yukarı ve aşağı hadler içinde kalmak, ölçü ve ilkelere uygun olmak koşuluyla, vergi, resim ve harçların bağışıklık ve istisnalarıyla oran ve hadlerine ilişkin kurallarda değişiklik yapmaka Bakanlar Kurulu yetkili kılınabilir.

(4) Geriye yürüyen mali yükümlülükler konulamaz.

      Dilekçe Hakkı

Madde 76

(1) Herkes, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkınde tek başına veya topluca, yetkili makamlara yazı ile başvurma ve bunların süratle incelenmesi ve karara bağlanması hakkına sahiptir.

Gerekçeye dayanacak olan bu karar, en geç otuz gün içinde, dilek ve şikayet sahibine yazılı olarak bildirilir.  Böyle bir karardan zarar gören herkes veya otuz gün içerisinde kendisine bir karar bildirilmeyen her ilgili, dilek ve şikayet konusu hakkında yetkili mahkemeye başvurabilir.

(2) Yurttaşlar, tek başlarına veya topluca Cumhuriyet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.  Bu hakkın kullanılma biçimi yasa ile düzenlenir.

 

ÜÇÜNCÜ KISIM

Yasama

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Cumhuriyet Meclisi

 

     Cumhuriyet Meclisinin Oluşumu

Madde 77

Cumhuriyet Meclisi, elli milletvekilinden oluşur.

     Cumhuriyet Meclisinin Görev ve Yetkileri

Madde 78

Cumhuriyet Meclisinin görev ve yetkileri, yasa koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek; Bütçe ve kesin hesap yasa tasarılarını görüşmek ve kabul etmek, para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek, uluslararası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak; kalkınma planlarını onaylamak; genel ve özel af ilanına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.

     Cumhuriyet Meclisi Seçimleri

Madde 79

(1) Cumhuriyet Meclisi seçimleri, beş yılda bir yapılır.

(2) Seçim sistemi ve esasları yasa ile düzenlenir.

(3) Yenilenmesine karar verilen Meclisin yetkileri, yeni meclis seçilene kadar sürer.

(4) Ara seçimleri, her yıl belli bir zamanda yapılır.  Genel seçimlerin yapılmasına bir yıl kala ara seçimi yapılamaz.

(5) Olağanüstü nedenlerle seçimin yapılması olanağı yoksa, seçimler, bir yıl süreyle, Cumhuriyet Meclisi tarafından ertelenebilir.  Seçimlerin ertelenmesi kararı, üye tamsayısının üçte ikisinin oyu ile alınır.

      Cumhuriyet Meclisinin Dokunulmazlığı, Kolluk ve Yönetim Hizmetleri

Madde 80

(1) Cumhuriyet Meclisi dokunulmazdır,  Kimse Meclisin özgürlüğünü kısıtlayamaz, huzurunu bozucu hareketlerde bulunamaz ve manevi kişiliğini tahkir edemez.

(2) Cumhuriyet Meclisinin bina, tesis, eklenti ve arazisinde kolluk ve yönetim hizmetleri, Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı eliyle düzenlenir ve yürütülür.  Emniyet ve diğer kolluk hizmetleri için yeteri kadar kuvvet, ilgili makamlarca Cumhuriyet Meclisi Başkanlığına tahsis edilir.

      Cumhuriyet Meclisinin Toplantıları ve Çalışma Düzeni

Madde 81

(1) Cumhuriyet Meclisi toplantıları, Meclisin kendi binasında yapılır.

(2) Cumhuriyet Meclisi, milletvekili genel seçimi sonuçlarının Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonraki onuncu gün, saat 10.00’da kendiliğinden toplanır.  Meclise, toplantıda hazır bulunan en yaşlı milletvekili başkanlık eder; en genç iki milletvekili de katiplik görevini yerine getirir.  Bu toplantıda, milletvekilleri and içerler ve Başkanlık Divanı seçimlerine geçilir.  Başkanlık Divanı seçimleri bu tarihten başlayarak en geç on gün içinde tamamlanır.

(3) Cumhuriyet Meclisi, her yıl Ekim ayının ilk iş günü kendiliğinden toplanır ve olağan olarak Haziran ayı sonuna kadar çalışır.

(4) Cumhuriyet Meclisi çalışmalarını kendi yaptığı İçtüzük kurallarına göre yürütür.

İçtüzük kuralları, siyasal parti gruplarının Cumhuriyet Meclisinin bütün faaliyetlerine üye sayısı oranında katılmalarını sağlayacak yolda düzenlenir.  Siyasal parti grupları en az beş üyeden oluşur,

(5) Cumhuriyet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve Anayasada başka kural yoksa, toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir.  Olumlu ve olumsuz oyların eşitliği halinde, oya sunulan husus reddedilmiş sayılır.  Ancak çekimserlik, olumlu veya olumsuz oylardan fazla olanın yönünde karar verilmesini peşin olarak kabul etmek anlamına gelir.

(6) Cumhuriyet Meclisi, Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Bakanlar Kurulu veya en az on milletvekilinin istemi üzerine olağanüstü toplantıya çağrılabilir.

(7) Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulundaki görüşmeler açıktır ve tutanak dergisinde tam olarak yayımlanır.

(8) Cumhuriyet Meclisi, Genel Kurul kararı ile kapalı oturumlar yapabilir,  Bu oturumlardaki görüşmelerin yayını, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurul kararına bağlıdır.

(9) Cumhuriyet Meclisindeki açık görüşmelerin, o oturumdaki Başkanlık Divanının önerisi üzerine Genel Kurulca başka bir karar alınmadıkça, her türlü vasıta ile yayını serbesttir.

     Andiçme

Madde 82

Milletvekilleri görevlerine başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler:

“Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim.”

Başkanlık Divanı

Madde 83

(1) Cumhuriyet Meclisi Başkanlık Divanı, milletvekilleri arasından seçilen bir Meclis Başkanı, bir Meclis Başkan Yardımcısı, yeterli sayıda Katip ve İdare Amirinden oluşur.

(2) Cumhuriyet Meclisi Başkanlık Divanı, bir kurul olarak çalışır ve Meclisteki grupların sayılarıyla orantılı olarak oluşturulur.

(3) Meclis Başkanı ve Meclis Başkan Yardımcısı seçimi, bir yasama döneminde iki kez yapılır.  İlk devre için seçilenlerin görev süresi üç, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi ise iki yıldır.

İkinci devre Meclis Başkanı ve Meclis Başkan Yardımcısı seçimi dördüncü yasama yılının başlangıcından başlayarak en geç on gün içinde tamamlanır.  İkinci devre Meclis Başkanı ve Meclis Başkan Yardımcısı seçilinceye kadar eskilerin görevi devam eder.

(4) Meclis Başkanı ve Meclis Başkan Yardımcısı seçimi gizli oyla yapılır.  İlk dört oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır.  Dördüncü  oylamada da salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için beşinci oylama yapılır.  Beşinci oylamada en fazla oy alan aday seçilmiş olur.

(5) Kâtip ve İdare Amirlerinin sayısı,  hizmet süreleri ve seçimlerine ilişkin kurallar Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğünde belirlenir.

      Yasama Dokunulmazlığı

Madde 84

(1) Milletvekilleri, Cumhuriyet Meclisi çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, bunları dışarıda tekrarlamaktan veya açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.

(2) Seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen milletvekili, Cumhuriyet Meclisinin kararı olmadıkça tutuklanamaz ve yargılanamaz.  Ölüm veya beş yıl veya daha çok hapis cezasını gerektiren suçüstü durumu, bu kuralın dışındadır; ancak, yetkili kişi, durumu derhal Cumhuriyet Meclisine bildirmek zorundadır.

(3) Seçimden önce veya sonra milletvekili hakkında verilmiş cezanın yerine getirilmesi, dönem sonuna bırakılır.  Milletvekilliği süresince zamanaşımı işlemez.

      Milletvekilliğinin Sona Ermesi

Madde 85

(1)  Milletvekilinin ölümü; seçilmeye engel bir suçtan dolayı kesin olarak hüküm giymesi; çekilmesi; kısıtlanması, milletvekilliği ile bağdaşmayan bir görevi kabul etmesi; bir ay süre ile özürsüz veya izinsiz olarak Cumhuriyet Meclisinin çalışmalarına katılmaması hallerinde milletvekilliği sona erer.

(2) Milletvekilliğinin sona ermesine Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu karar verir.

Milletvekilliği ile Bağdaşmayan Görevler

Madde 86

(1) Milletvekilleri, Devlet veya kamu kuruluşlarında kamu görevlisi veya diğer kamu personeli olarak görev alamazlar ve bunların herhangi bir yüklenme işini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kabul edemezler.

(2) Milletvekilliği ile bağdaşmayan diğer görevler ve işler yasa ile düzenlenir.

     Milletvekillerinin Ödenekleri

Madde 87

(1) Milletvekillerinin maaşları, temsil ve hayat pahalılığı ödenekleri ve yollukları yasa ile düzenlenir.  Maaşın aylık tutarı, en yüksek kamu görevlisinin almakta olduğu aylık maaş miktarına eşit olur.  Yolluk ve temsil ödeneğinin toplamı ise, yıllık maaş tutarının yarısını aşamaz.

(2) Cumhuriyet Meclisi Başkanlık Divanı başkan ve üyelerine, yasada belirlenecek miktarda ek ödenek verilir.

     Cumhuriyet Meclisi Seçimlerinin Yenilenmesi

Madde 88

(1) Cumhuriyet Meclisi, kendi seçiminin yenilenmesine, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar verebilir.  Çekimser ve geçersiz oylar sadece toplantı yetersayısına dahil olur; karar yetersayısı bakımından dikkate alınmaz.

(2) Cumhurbaşkanı, bu Anayasanın 106. maddesinin (2). fıkrası kurallarına uygun olarak, altmış günlük süre içinde cumhuriyet Meclisi çoğunluğuna dayalı bir Bakanlar Kurulunun atanmasına olanak bulunmaması halinde, Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir.

(3) Bu Anayasanın 109. maddesi uyarınca, Bakanlar Kurulunun bir yıllık süre içinde, güven oyu alamama veya güvensizlik oylaması sonucu üç kez düşmüş veya düşürülmüş olması halinde, Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir.

(4) Cumhurbaşkanı, yukarıdaki (2). ve (3). fıkra kuralları uyarınca Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermeden önce, gerekli gördüğü takdirde, halkoylamasına başvurabilir.

(5) Cumhurbaşkanı, seçimlerin yenilenmesini veya halkoylamasına başvurulmasını kararlaştırırken, Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Bakanlar Kurulu ve Cumhuriyet Meclisinde grubu bulunan siyasal parti başkanlarının görüşlerini alır.

İKİNCİ BÖLÜM

          Yasaların Yapılması

 

      Yasa ve Kararların Yapılması ile İlgili Genel Kurallar

Madde 89

(1) Yasa ve karar önermeye, Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri yetkilidir.

Yasa ve karar tasarı ve önerilerinin Cumhuriyet Meclisinda görüşülme usul ve esasları İçtüzükle düzenlenir.

(2) Yasa tasarı ve önerilerinin halkın bilgisine nasıl sunulacağı İçtüzükle düzenlenir.

      Uluslararası Andlaşmaları Uygun Bulma

Madde 90

(1) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle veya uluslararası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması Cumhuriyet Meclisinin onaylamayı bir yasa ile uygun bulmasına bağlıdır.

(2) Ekonomik, ticari veya teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi bir yılı aşmayan andlaşmalar, Devlet maliyesi bakımından yüklenme getirmemek, kişi hallerine ve yurttaşların yabancı memleketlerdeki mülkiyet haklarına dokunmamak koşuluyla, yayımlanma ile yürürlüğe konabilir.  Bu takdirde, bu andlaşmalar, yayımlanmalarından başlayarak bir ay içinde Cumhuriyet Meclisinin bilgisine sunulur.

(3) Uluslararası bir andlaşmaya dayanan uygulama andlaşmaları ile yasanın verdiği yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticari, teknik veya idari andlaşmaların Cumhuriyet Meclisince uygun bulunması zorunluluğu yoktur; ancak bu şekilde yapılan ekonomik ve ticari andlaşmalarla gerçek kişilerin haklarını ilgilendiren andlaşmalar, yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz.

(4) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yasalarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında, (1). fıkra kuralları uygulanır.

(5) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmalar yasa hükmündedir.  Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemeye başvurulamaz.

      Savaş Hali İlanı ve Silahlı Kuvvetlerin Kullanılmasına İzin Verme

Madde 91

(1) Uluslararası hukukun meşru saydığı durumlarda savaş hali ilanına ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin taraf olduğu uluslararası andlaşmaların veya nezaket kurallarının gerektirdiği durumlar dışında Silahlı Kuvvetlerin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunmasına izin verme yetkisi Cumhuriyet Meclisinindir.

(2) Ülkenin ani bir silahlı saldırıya uğraması ve Cumhuriyet Meclisinin toplanamaması nedeniyle, silahlı kuvvet kullanılmasına derhal karar verilmesinin kaçınılmaz olması halinde, saldırının yapıldığı anda, silahlı kuvvet kullanılmasına karar vermeye Cumhurbaşkanı da yetkilidir.  Cumhurbaşkanı bu kararını, derhal Cumhuriyet Meclisinin bilgisine sunar.  Cumhuriyet Meclisi ilk fırsatta toplanarak bu konuda gerekli kararları alır.

Bütçenin Hazırlanması, Uygulanması, Görüşülmesi ve Kabulü

Madde 92

(1) Devletin ve kamu iktisadi teşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamaları yıllık bütçelerle yapılır.

(2) Bütçenin hazırlanması ve uygulanmasına ilişkin kurallar yasa ile düzenlenir.

(3) Bütçe yasasına, bütçe ile ilgili kurallar dışında hiçbir kural konulamaz.

(4) Bütçe tasarısı, Bakanlar Kurulunca mali yılbaşından en az iki ay önce Cumhuriyet Meclisine sunulur.

(5) Bütçe Komitesi, en geç bir ay içinde, bütçe konusundaki çalışmalarını tamamlar.

(6) Milletvekilleri, bütçe tasarısının Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında, giderleri artırıcı veya gelirleri azaltıcı önerilerde bulunamazlar.

(7) Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi tarafından kabul edilen bütçe yasasının on gün içinde Resmi Gazete’de yayımlar.

     Kesin Hesaplar

Madde 93

Kesin hesap yasa tasarıları, yasada daha kısa bir süre kabul edilmemiş ise, ilgili oldukları mali yılın sonundan başlayarak en geç bir yıl içinde, Bakanlar Kurulunca Cumhuriyet Meclisine sunulur.  Sayıştay, genel uygunluk bildirimini, ilişkin olduğu kesin hesap yasa tasarısının verilmesinden başlayarak en geç altı ay içinde Cumhuriyet Meclisine sunar.

      Yasaların Cumhurbaşkanınca Yayımlanması

Madde 94

(1) Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisince kabul edilen yasaları on beş gün içinde Resmi Gazete’de yayımlar.  Yayımlanmasını uygun bulmadığı yasaları bir daha görüşülmek üzere gerekçesi  ile birlikte aynı süre içinde Cumhuriyet Meclisine geri gönderir.

(2) Cumhuriyet Meclisi, geri gönderilen yasaları, değiştirerek veya aynen, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kabul ederse, yasa Cumhurbaşkanınca yayımlanır.  Çekimser oylar karar yetersayısı bakımından dikkate alınmaz.

(3) Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisince kabul edilen yasaları, yayımlanma süresi  içinde, Bakanlar Kurulunun  istemi üzerine halkoylamasına sunar.  Halkoylamasında kabul edilen yasalar, kabul tarihinden başlayarak on gün içinde Resmi Gazete’de yayımlanır.

(4) Cumhurbaşkanı, 146. maddedeki yetkisini, on beş günlük süre içinde kullanabilir.  Bu takdirde, 146. madde kuralları uygulanır.

     Kararların İlanı

Madde 95

(1) Cumhuriyet Meclisinin aşağıdaki konularda alacağı kararlar, kararın içeriğinde aksine kural yoksa, derhal yürürlüğe girer ve Cumhuriyet Meclisi Başkanınca on gün içinde Resmi Gazete’de ilan edilir:

(a) Savaş ilanına ilişkin kararlar;

(b) Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetleme ve güvenoyu ile güvensizlik konularındaki kararlar;

(c) Seçimlerin yenilenmesine veya ertelenmesine ilişkin kararlar;

(ç) Milletvekilliğinin sona ermesine ilişkin kararlar;

(d) Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin kararlar;

(e) Meclis içi seçim sonuçları;

(f) Cumhurbaşkanının, Başbakanın veya bakanların Yüce Divana sevki ile ilgili kararlar;

(g) Kamu iktisadi teşebbüslerinin denetimine ilişkin kararlar;

(h) Olağanüstü durum ve sıkıyönetim kararları;

(ı) Kalkınma planlarının onaylanmasına ilişkin kararlar.

(2) Yukarıdaki (1). fıkra kapsamı dışında kalan genel nitelikli Meclis kararlarının ilanı, yasaların ilanı gibi işlem görür.

(3) Cumhuriyet Meclisi, İçtüzüğünün uygulanmasına, Meclisin iç düzenine ve çalışmalarına ilişkin olup, Cumhuriyet Meclisi tarafından yayımlanmasına karar verilen kararlar, yukarıdaki (1). fıkra uyarınca, Cumhuriyet Meclisi Başkanı tarafından yayımlanır.

(4) Yukarıdaki (1). fıkranın (ç), (d) ve (h) bendlerinde yer alan kararlar dışında kalan kararlara karşı mahkemeye başvurulamaz ve Anayasa Mahkemesinde iptal davası açılamaz.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Cumhuriyet Meclisinin Bilgi Edinme ve Denetim Yolları

 

     Genel Olarak Bilgi Edinme ve Denetleme Yetkisi

Madde 96

          Soru, genel görüşme, meclis araştırması, meclis soruşturması ve güven oylaması Cumhuriyet Meclisinin yetkilerindendir.

      Soru ve Genel Görüşme

Madde 97  

(1) Soru, Bakanlar Kurulu adına sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere Başbakan veya bakanlardan belli bir konuda bilgi istemekten  ibarettir.  Başbakan ve bakanlar herhangi bir soruya en geç otuz gün içinde yanıt verir.

(2) Genel görüşme, bir milletvekilinin önergesi ve bunun Cumhuriyet Meclisince kabulü üzerine, belli bir konuda yapılan görüşme demektir.  Genel görüşme sonunda oylama yapılmaz.

      Araştırma ve Soruşturma

Madde 98

(1) Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemeden ibarettir.

(2)  (a)  Başbakan ve bakanlar hakkında yapılacak soruşturma istemleri en az dokuz milletvekili tarafından imzalanmış olmalıdır.

(b)  Soruşturma istemleri Cumhuriyet Meclisince görüşülür ve karara bağlanır.

(c)  Soruşturma, milletvekillerinden kurulu özel bir komitece yürütülür.

(ç)  Cumhuriyet Meclisi, Soruşturma Komitesinin raporunu görüştükten sonra, üye tamsayısının en az üçte ikisinin vereceği kararla, Başbakan veya Bakanları suçlayabilir.

(d)  Başbakan ve bakanlar Yüce Divanda yargılanır.

(e)  Cumhuriyet Meclisindeki siyasal parti gruplarında, Meclis Soruşturması ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.

(3)  Cumhuriyet Meclisi Araştırma ve Soruşturma Komiteleri, araştırma ve soruşturma ile ilgili her türlü belgeyi görmeye, bilgi almaya, tanık çağırmaya ve onları sorguya çekmeye yetkilidir.

Araştırma ve Soruşturma Komitelerince istenen bilgi ve belgeleri vermeyen ve Komite çağrılarına uymayanlar hakkında uygulanacak yaptırımlar ve diğer esaslar yasa ile düzenlenir.

DÖRDÜNCÜ KISIM

Yürütme

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Cumhurbaşkanı

      Cumhurbaşkanı

Madde 99

(1)  Cumhurbaşkanı beş yıllık bir süre için seçilir. Cumhurbaşkanı adaylarının aşağıdaki nitelikleri taşıması gerekir:

(a)  Milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olmak;

(b)  Yüksek öğrenim yapmış olmak;

(c)  Otuz beş yaşını doldurmuş bulunmak;

(ç)  Türk ana ve babadan doğmuş olmak ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşı olmak; ve

(d)  En az beş yıldan beri daimi ikametgâhı Kıbrıs’ta bulunmuş olmak.

(2)  Bir adayın Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için, kullanılan geçerli oyların salt çoğunluğunu alması gerekir.  Hiçbir aday salt çoğunluk sağlayamazsa, seçim yedi gün sonra en çok oy alan iki aday arasında yinelenir.  Bu takdirde, en çok oy alan aday Cumhurbaşkanı seçilir.

(3)  Cumhurbaşkanı, resmi görevleri dışında hiçbir iş yapamaz;  Devlet veya kamu kuruluşlarının herhangi bir yüklenme işini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kabul edemez.

(4)  Cumhurbaşkanının maaşı, temsil ve hayat pahalılığı ödeneği ve yollukları yasa ile düzenlenir.

      Cumhurbaşkanının Andiçmesi

Madde 100

          Cumhurbaşkanı, görevine başlarken Cumhuriyet Meclisi önünde aşağıdaki şekilde andiçer:

“Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa ve yasalara bağlılıktan ayrılmayacağıma; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma; namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”

 

     Cumhurbaşkanının Partisi ile İlişkisi

          Madde 101

Cumhurbaşkanı partili ise, partisinin kararları ile bağlı değildir, bağımsız hareket eder.  Cumhurbaşkanlığı ile parti başkanlığı aynı kişide birleşemez.

      Cumhurbaşkanının Yetki ve Görevleri

Madde 102

(1)  Cumhurbaşkanı Devletin başıdır.  Bu sıfatla, Devletin ve toplumun birliğini ve bütünlüğünü temsil eder.

(2)  Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Anayasasına saygıyı, kamu işlerinin kesintisiz ve düzenle yürütülmesini ve Devletin devamlılığını sağlar.

(3)  Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi adına Cumhuriyet Silahlı Kuvvetleri Başkomutanlığını temsil eder.

(4)  Cumhurbaşkanı, bu Anayasa ve yasalarla kendisine verilen diğer yetkileri kullanır ve görevlerini tarafsız olarak yerine getirir.

      Cumhurbaşkanının Sorumsuzluğu ve Sorumluluğu

Madde 103

(1)  Cumhurbaşkanı, görevleri ile ilgili işlemlerinden sorumlu değildir.  Cumhurbaşkanı ile birlikte imzalanan kararnamelerden, imzası bulunan başbakan ve ilgili bakanlar sorumludur.

(2)  Cumhuriyet Meclisi, Cumhurbaşşkanını vatan hainliğinden dolayı, üye tamsayısının en az üçte ikisinin vereceği kararla suçlayabilir.

(3)  Cumhurbaşkanı Yüce Divanda yargılanır.  Yüce Divanın suçlamayı yerinde görmesi halinde Cumhurbaşkanlığı görevi sona erer; suçlu bulunmazsa, görevine yeniden döner.

(4)  Cumhuriyet Meclisinin suçlama kararı üzerine, Cumhurbaşkanı görevine devam edemez.  Bu takdirde, 105. madde kuralları uygulanır.

(5)  Cumhurbaşkanı makamının manevi kişiliği tahkir edilemez.

Cumhurbaşkanlığının Boşalması

Madde 104

(1)  Cumhurbaşkanlığı, ölüm veya geçici olanların dışında görev başında bulunamama halinde veya Yüksek Mahkeme Başkanlığına gönderilen yazılı istifa ile boşalır.

(2)  Cumhurbaşkanının sağlık nedeni ile görevini devamlı olarak yapamayacak bir duruma gelmesi halinde, Bakanlar Kurulu, durumu Yüksek Mahkeme Başkanlığına bildirir.  Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkeme, Cumhurbaşkanının görevini devamlı olarak yapamayacağına karar verirse, Cumhurbaşkanlığı boşalmış sayılır.

(3)  Cumhurbaşkanlığı boşaldığında, boşalma tarihinden başlayarak kırk beş günü geçmeyen bir süre içinde yapılacak seçimle Cumhurbaşkanlığı doldurulur.

      Cumhurbaşkanlığına Vekillik Etme

Madde 105

(1)  Cumhurbaşkanının hastalık veya yurt dışına çıkma gibi nedenlerle geçici olarak görevinden ayrılması halinde, görevine dönünceye kadar, herhangi bir nedenle Cumhurbaşkanlığının boşalması halinde de yenisi seçilinceye kadar, Cumhuriyet  Meclisi Başkanı, Cumhurbaşkanlığına vekillik eder.

(2)  Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Cumhurbaşkanlığına vekillik ettiği süre içinde, bu Anayasanın 88. maddesinde sayılan yetkileri kullanamaz.

İKİNCİ BÖLÜM

Bakanlar Kurulu

 

      Bakanlar Kurulunun Oluşumu

Madde 106

(1)  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, Başbakan ve bakanlardan oluşur.  Başbakan, bu madde kuralları çerçevesinde, Cumhurbaşkanınca, milletvekilleri arasından görevlendirilir.

(2)  Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulunu kurma görevini, güvenoyu alabilecek bir grup başkanına veya milletvekiline verir.

Bakanlar Kurulunu kurma görevi alan her milletvekili, bu görevini en geç on beş gün içinde tamamlamak veya görevi geri vermekle yükümlüdür.

(3)  Cumhurbaşkanı, yukarıdaki (2). fıkra kurallarına göre Başbakanı ve Başbakanın önerisi üzerine bakanları atar;  Başbakanın istemi üzerine, bakanlardan herhangi birinin görevine son verir.

(4)  Bakanlar, milletvekili olmayan kişiler arasından da atanabilir.  Ancak bu gibi kişilerin milletvekili seçilme niteliklerine sahip olması gerekir.

(5)  Başbakan ve bakan olan milletvekilleri, Cumhuriyet Meclisi üyeliğini kaybetmezler.  Bakanlar Kuruluna Cumhuriyet Meclisi dışından girmiş olan bakanları yasama dokunulmazlığından aynen yararlanırlar. fakat Cumhuriyet Meclisinde oy kullanamazlar.

(6)  Yeni Bakanlar Kurulu Cumhurbaşkanınca atanıncya kadar, mevcut Bakanlar Kurulu görevine devam eder.

      Başbakanın Görev, Yetki ve Sorumluluğu

Madde 107

(1)  Başbakan, bakanlıklar arası işbirliğini, Bakanlar Kurulunun genel siyasetinin yürütülmesini ve yasaların uygulanmasını sağlar.

(2)  Başbakan, bakanların görevlerinin Anayasa ve yasalara uygun olarak yerine getirilmesini gözetmek, Bakanlar Kurulunun çalışma düzenini  ve disiplinini sağlamak ve düzeltici önlemleri almakla yükümlüdür.

(3)  Başbakan, Bakanlar Kurulunun programından ve uygulanmasından veya önemli bir politika girişiminden, Cumhuriyet Meclisine karşı sorumludur.

(4)  Bakanlar Kuruluna Başbakan başkanlık eder.  Cumhurbaşkanı gerekli gürdüğü hallerde veya Başbakanın istemi üzerüne Bakanlar Kuruluna başkanlık edebilir.  Cumhurbaşkanı oy kullanamaz.

(5)  Başbakan, resmi görevleri dışında başka bir iş yapamaz; Devletin ve kamu kuruluşlarının herhangibir yüklenme işini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kabul edemez.

Başbakanın maaşı, temsil ve hayat pahalılığı ödeneği ve yollukları yasa ile düzenlenir.

(6)  Başbakan bu Anayasa ve yasalarla kendisine verilen diğer yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.

      Bakanlıkların Kurulması

Madde 108

(1)  Bakanlıklar, Anayasanın öngördüğü sayı ve ilkelere uygun olarak Başbakanın önerisi ve Cumhurbaşkanının onayı ile Resmi Gazete’de yayımlanacak bir kararname ile kurulur ve kaldırılır.

Ancak, böyle bir kararname, ilgili Başbakanın güvenoyu alması halinde yürürlüğe girer.

(2)  Bakanlık sayısı hiçbir halde onu aşamaz.  Bakanlık merkez örgütünün kuruluşu ve hangi dairelerin ve hizmet birimlerinin hangi bakanlığa bağlanacağı, yasanın öngördüğü ilkelere uygun olarak çıkarılacak tüzükle düzenlenir.

(3)  Açık olan bakanlıklarla izinli veya özürlü olan bir bakana, diğer bir bakan geçici olarak vekillik eder.  Ancak, bir bakan birden fazla bakana vekillik edemez.

(4)  Cumhuriyet Meclisi kararı ile Yüce Divana verilen bir bakan, bakanlıktan düşer.  Başbakanın Yüce Divana verilmesi halinde Bakanlar Kurulu istifa etmiş sayılır.

(5)  Herhangi bir nedenle boşalan bakanlığa, en geç on gün içinde atama yapılır.

Bakanlar Kurulunun Göreve Başlaması ve Sorumluluğu

Madde 109

(1)  Cumhurbaşkanınca atanan Bakanlar Kurulunun listesi, tam olarak,  Cumhuriyet Meclisine sunulur.  Cumhuriyet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağrılır.  Bakanlar Kurulunun programı, atanma tarihinden başlayarak en geç bir hafta içinde, Başbakan veya bir bakan tarafından, Cumhuriyet Meclisinde okunur.

(2)  Programın Cumhuriyet Meclisinde okunmasından sonra güvenoyuna başvurulur.  Güvenoyu için görüşmeler programın okunmasından iki tam gün geçtikten sonra başlar ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçtikten sonra oylama yapılır.  Güvenoyu alan Bakanlar Kuruluna karşı, güven oylamasından sonra üç ay geçmedikçe güvensizlik önergesi verilemez.

(3)  Başbakana karşı güvensizlik önergesi, en az dokuz milletvekili tarafından verilebilir.  Bir güvensizlik önergesinin reddedilmesi tarihinden üç ay geçmedikçe güvensizlik önergesi verilemez.

Güvensizlik önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı, verilişinden sonraki ikinci birleşimde karara bağlanır.  Güvensizlik önergesi üzerine yapılan genel görüşmeler bittikten sonra, aradan bir tam gün geçmedikçe güvensizlik önergesi oylanamaz.

(4)  Başbakan gerekli görürse, Bakanlar Kurulunda görüştükten sonra, Cumhuriyet Meclisinden herhangi bir zaman güven isteyebilir.  Güven istemi, Cumhuriyet Meclisine bildirilmesinden bir tam gün geçmedikçe görüşülemez ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçmedikçe oya konulamaz. Güven istemi, ancak üye tamsayısının salt çoğunluğuyla reddedilebilir.

(5)  Bakanlar Kurulu üyelerinin çoğunluğunun otuz günlük bir süre içinde değişmesi halinde, Başbakan tarafından güvenoyuna başvurulur.

(6)  Güvenoyu alamayan veya güven istemi reddedilen veya hakkında verilen güvensizlik önergesi üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kabul edilen Başbakan istifasını Cumhurbaşkanına sunar.

      Bakanların Görev, Yetki ve Sorumluluğu

Madde 110

(1)  Her bakan, Başbakana karşı sorumlu olup, ayrıca kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden sorumludur.

(2)  Her bakan, bakanlık merkez örgütü ile bakanlığına bağlı dairelerin ve hizmet birimlerinin en üst hiyerarşik amiridir.

(3)  Her bakanın yürütme görevi aşağıdaki konuları da kapsar:

(a)  Bakanlığını ilgilendiren yasaları uygulamak ve normal olarak bakanlığının yetki çevresine giren tüm konu ve işleri yönetmek;

(b)  Başbakana ve Bakanlar Kuruluna sunulmak üzere bakanlığını ilgilendiren kararname, tüzük ve yönetmelikleri hazırlamak;

(c)  Kendi bakanlığını ilgilendiren herhangi bir yasa ve bu yasalara uygun olarak çıkarılan tüzük ve yönetmeliklerin uygulanabilmesi için yönerge, genelge ve benzeri metinleri yayınlamak;

(ç)  Bakanlar Kuruluna sunulmak üzere Cumhuriyet Bütçesinin kendi bakanlığına ait kısmını hazırlamak ve uygulamak.

(4)  Bakanlar, resmi görevleri dışında başka bir iş yapamaz; Devletin ve kamu kuruluşlarının herhangi bir yüklenme işini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kabul edemez.

Bakanların maaşları, temsil ve hayat pahalılığı ödenekleri ve yollukları yasa ile düzenlenir.

(5)  Bakanlar, yürürlükteki mevzuatın, Başbakanın ve Bakanlar Kurulunun kendilerine verdiği diğer yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.

     Cumhuriyet Güvenlik Kurulu

Madde 111

(1)  Cumhuriyet Güvenlik Kurulu, Cumhurbaşkanının başkanlığında, Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Başbakan, Savunma, İçişleri ve Dışişleri Bakanları ile Silahlı Kuvvetler Komutanı ve Emniyet Genel Müdüründen kurulur.

Gündemin özelliğine göre, Kurul toplantılarına diğer ilgili bakan ve kişiler, Başbakanın istemi üzerine çağrılıp görüşleri alınabilir.  Kurulda sekreterlik görevleri Başbakanlık örgütünce yürütülür.

(2)  Cumhuriyet Güvenlik Kurulu, Devletin ve yurdun güvenlik politikasının saptanması ve uygulanması ile ilgili kararların alınması ve gerekli eşgüdümün sağlanması konusundaki görüşlerini Bakanlar Kuruluna bildirir.  Kurulun, Devletin varlığı ve bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği, toplumun huzur ve güvenliğinin korunması hususunda alınmasını zorunlu gördüğü önlemlere ait kararlar, Bakanlar Kurulunca öncelikle dikkate alınır.

     Yasa Gücünde Kararname

Madde 112

(1)  Ekonomik konularda, ivedilik varsa, Bakanlar Kurulu yasa gücünde kararname çıkarabilir.  Yasa gücünde kararname, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer ve aynı gün, gerekçesi ile birlikte Cumhuriyet Meclisine sunulur.

(2)  Cumhuriyet Meclisine sunulan yasa gücünde kararnameler, İçtüzüğün, yasaların görüşülmesi için koyduğu kurallara göre komitelerde ve Genel Kurulda, diğer bütün konulardan önce, öncelik ve ivedilikle görüşülüp karara bağlanır.

(3)  Meclis bu konudaki kararlarını doksan gün içinde verir.

(4)  Bu maddede öngörülen yasa gücünde kararnameler ile, yeni mali yükümlülükler getirilemez, kişisel ve siyasal hak ve özgürlükler kısıtlanamaz.

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Yönetsel Kurallar

 

     Devlet Yönetimi

Madde 113

(1)  Devlet yönetimi, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve yasa ile düzenlenir.

(2)  Devlet yönetiminin kuruluş ve görevleri merkezden yönetim ve yerinden yönetim ilkelerine göre yürütülür.

(3)  Kamu tüzel kişiliği ancak yasa ile veya yasanın açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur.

     Yüksek Yönetim Denetçisi (Ombudsman)

Madde 114

(1)  Yönetimin herhangi bir hizmet veya eyleminin, yürürlükteki mevzuata ve mahkeme kararlarına uygun olarak yapılıp yapılmadığını veya herhangi bir  yürütsel veya yönetsel birim veya görevli tarafından veya onlar adına yapılan herhangi bir hizmet veya eylemi denetlemek, soruşturmadaki yetkililere rapor sunmak veya yasada belirlenecek diğer görevleri yerine getirmek amacı ile, Cumhurbaşkanlığınca, Meclisin onayı ile, bir Yüksek Yönetim Denetçisi atanır.

(2)  Yüksek Yönetim Denetçisinde aranan nitelikler, yetki ve görevleri Yasa ile düzenlenir.

Yüksek Yönetim Denetçisinin görevden alınma koşulları, bir Yüksek Mahkeme üyesine uygulanan koşullara denk tutulur.

(3)  Yargı organları ile dış politikayı ve ülke savunmasını ilgilendiren konular Yüksek Yönetim Denetçisinin yetki alanı dışındadır.

 

      Daire ve Hizmet Birimlerinin Kuruluşu

Madde 115

Dairelerin ve hizmet birimlerinin kuruluşu, görev ve yetkileri yasa ile düzenlenir.

     Merkezi Yönetim

Madde 116

          Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ülkesi, merkezi yönetim kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik koşullara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre yasa ile belirlenen bölümlere ayrılır.

      Yurt Savunması ve Silahlı Kuvvetlerin Kuruluşu

Madde 117

(1)  Yurt savunması, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetlerince sağlanır.

(2)  Yurdun güvenliğinin sağlanmasından ve silahlı kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, Cumhuriyet Meclisine karşı Bakanlar Kurulu sorumludur.

(3)  Silahlı Kuvvetler Komutanı, savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanlığı adına yerine getirir.

(4)  Silahlı Kuvvetler Komutanı, Savunma Bakanının önerisi ve Bakanlar Kurulunun kararı izlerine, Cumhurbaşkanınca atanır.

(5)  Savunma Bakanlığına bağlı silahlı kuvvetlerin ve bağlı komutanlıkların kuruluşu, görev, yetki ve sorumlulukları yasa ile düzenlenir.

     Polis Örgütü

Madde 118

(1)  Polis Örgütünün kuruluşu, görev, yetki ve sorumlulukları yasa ile düzenlenir.

(2)  Polis, demokratik hukuk devleti ilkelerine ve yurttaşların temel haklarına saygılı olarak Anayasa ve yasalar çerçevesinde görev yapmakla yükümlüdür.

     Yerel Yönetimler

Madde 119

(1)  Yerel yönetimler, bölge, belediye veya köy ve mahalle halkının yerel ortak gereksinmelerini kaşılamak üzere kuruluş ilkeleri yasa ile belirtilen ve karar organları seçimle oluşturulan kamu tüzel kişileridir.

(2)  Yerel yönetimlerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak yasa ile düzenlenir.

(3)  Yerel yönetim organlarının seçimleri 68. maddedeki ilkelere uygun olarak dört yılda bir yapılır.

      Kamu Hizmeti ile İlgili Asıl ve Sürekli Görevlerin Yürütülmesi

Madde 120

(1)  Devletin genel yönetim ilkelerine göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği asıl ve sürekli görevler, kamu görevlileri eliyle yürütülür.

(2)  Kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kişilerinin, genel yönetim ilkelerine göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asıl ve sürekli görevler ise diğer kamu personeli eliyle yürütülür.

      Kamu Görevlileri ve Diğer Kamu Personeli ile İlgili Kurallar

Madde 121

(1)  Kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri yasa ile düzenlenir.

(2)  Kamu görevlilerinin atanmalarını,  onaylanmalarını, sürekli ve emeklilik hakkı kazandıran kadrolara yerleştirilmelerini, terfilerini, nakillerini, emekliye sevklerini, uyarma ve kınama cezasını gerektiren disiplin işlemleri dışında, azil ve görevden uzaklaştırma dahil diğer tüm disiplin işlemlerini yapmak üzere tarafsız ve bağımsız organ veya  organlar kurulur.  Bu organ veya organların kuruluş ve işleyişi, belirli kamu görevlileri kesimi için, hizmet özellikleri gözetilerek ayrı düzenlemeler yapılmasına olanak tanıyacak biçimde, yasa ile düzenlenir.

(3)  Diğer kamu personelinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri, bu personelin bağlı oldukları kurumlarca yürütülen hizmetlerin özelliklerine göre yasalarla düzenlenir.

(4)  Kamu görevlileri ile diğer kamu personeli hakkında yapılacak disiplin kovuşturmalarında isnat olunan hususun ilgiliye açıkça ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve savunma için belli bir süre tanınması gereklidir.  Bu ilkelere uyulmadıkça, disiplin cezası verilemez ve disiplin kararları yargı mercilerinin denetimi dışında bırakılamaz.

Yargıçlar ve savcılar hakkında bu Anayasanın kuralları saklıdır.

(5)  Üst kademe yöneticiliği yapan kamu görevlileri, ilgili Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanının imzalarını taşıyan üçlü kararname ile atanırlar.  Bu konudaki kurallar yasa ile düzenlenir.

(6)  Cumhuriyet Meclisi seçim gününün Resmi Gazete’de ilanından başlayarak, seçim sonrasında yeni Bakanlar Kurulunun göreve başlayacağı güne kadar, kamu hizmetlerinde, kamu kuruluşlarında ve kamu iktisadi teşebbüslerinde, işçi dışında atama yapılamaz; terfi, nakil ve barem ayarlamaları tamamen durdurulur.

Bu kuralların nasıl ve hangi koşullarla uygulanacağı yasa ile düzenlenir.

     Tüzük ve Yönetmelikler

Madde 122

          Anayasa ve yasa açıkça yetki vermedikçe Devletin hiçbir organı, tüzük yapamaz ve yürürlüğe koyamaz.  Yönetmelikler de ancak tüzüklere uygun olarak yapılır ve yürürlüğe konur.

      Yasa Dışı Emirler

Madde 123

(1)  Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, tüzük, yasa veya Anayasa kurallarına aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı emri verene bildirir.  Ancak, üstü emrinde direnir ve bu emrini yazı ile yinelerse, emir yerine getirilir; bu durumda emri yerine getiren sorumlu olmaz.

(2)  Konusu suç oluşturan emir, hiçbir şekilde yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.

(3)  Askeri hizmetlerin görülmesi ve ivedi durumlarda kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için yasa ile gösterilen istisnalar saklıdır.

 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Olağanüstü Durumlar

 

      Tabii Afet ve Ağır Ekonomik Bunalım Nedeniyle Olağanüstü Durum İlanı

Madde 124

Tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi üç ayı geçmemek üzere, olağanüstü durum ilan edebilir.

      Şiddet Olaylarının Yaygınlaşması ve Kamu Düzeninin Ciddi Şekilde Bozulması Nedenleriyle Olağanüstü Durum İlanı

Madde 125

Anayasa ile kurulan özgür demokratik düzeni veya temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Cumhuriyet Güvenlik Kurulununda görüşünü aldıktan sonra, yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi üç ayı geçmemek üzere, olağanüstü durum ilan edebilir.

      Olağanüstü Durumlarla İlgili Düzenleme

Madde 126

(1)  Anayasanın 124. ve 125. maddeleri uyarınca olağanüstü durum ilanına karar verilmesi halinde, bu karar Resmi Gazete’de yayımlanır ve derhal Cumhuriyet Meclisinin onayına sunulur.  Cumhuriyet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağrılır.  Cumhuriyet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğu ile, olağanüstü durum kararını veya süresini değiştirebilir; olağanüstü durumu kaldırabilir; Bakanlar Kurulunun istemi üzerine her defasında iki ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilir.

(2)  Herhangi bir olağanüstü durum ilânında, ancak olağanüstü durumu oluşturan nedenlerin giderilmesi ile sınırlı olarak sözü edilen olağanüstü durumun devamı süresince yürürlüğü kısmen veya tamamen durdurulan Anayasa maddeleri açıkca gösterilir.

Ancak, bu gibi herhangi bir olağanüstü durum ilânında,, Anayasanın aşağıda öngörülen maddelerinin yürürlüğü durdurulabilir:

  1. madde; 20. madde; 21. madde; 22. madde; 24. madde; 32. madde; 33. madde; 41. maddenin (5). fıkrasının (ç) bendi; 42. madde; 48. madde; 49. maddenin (3). fıkrası; 53. madde ve 54. madde.

      Sıkıyönetim, Seferberlik ve Savaş Hali

Madde 127

(1)  Anayasanın tanıdığı özgür demokratik düzeni veya temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelen veya olağanüstü durum ilanını gerektiren hallerden daha vahim şiddet hareketlerinin yaygınlaşması veya savaşhali, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, ayaklanma olması veya yurda veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanın veya ülkenin ve halkın bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması nedenleriyle, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Cumhuriyet Güvenlik Kurulunun da görüşünü aldıktan sonra, süresi üç ayı geçmemek üzere, yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde sıkıyönetim ilan edebilir.  Bu karar, derhal Resmi Gazete’de yayımlanır ve derhal Cumhuriyet Meclisinin onayına sunulur.  Cumhuriyet Meclisi, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile sıkıyönetim kararını değiştirebilir, gerekli gördüğü takdirde sıkıyönetim süresini uzatabilir, kısaltabilir veya sıkıyönetimi kaldırabilir.

(2)  Sıkıyönetimin her defasında iki ayı geçmemek üzere uzatılması, Cumhuriyet Meclisinin kararına bağlıdır.  Savaş hallerinde bu süre aranmaz.

(3)  Sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hallerinde, hangi kuralların uygulanacağı ve işlemlerin nasıl yürütüleceği, Yönetim ile olan ilişkiler, özgürlüklerin nasıl kısıtlanacağı veya durdurulacağı ve savaş veya savaşı gerektirecek bir durum başgöstermesi halinde yurttaşlar için getirilecek yükümlülükler yasa ile düzenlenir.

Ancak, savaş hali dışında sıkıyönetim ilanında, sıkıyönetimi gerektiren nedenlerin giderilmesi ile sınırlı olmak koşuluyla, sıkıyönetim süresince yürülüğü kısmen veya tamamen durdurulan Anayasa maddeleri açıkça gösterilir ve böyle bir sıkıyönetim ilanında, sadece Anayasanın 126. maddesinin (2). fıkrasında belirtilen maddelerin yürürlüğü durdurulabilir.

      Olağanüstü Durum ve Sıkıyönetim Süresince Yasa Gücünde Kararname       Çıkarma Yetkisi

Madde 128

(1)  Olağanüstü durum ve sıkıyönetim  süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü durumun veya sıkıyönetimin gerekli kıldığı konularda, yasa gücünde kararname çıkarabilir.  Bu kararnameler, Resmi Gazete’de yayımlanır ve derhal Cumhuriyet Meclisinin onayına sunulur.  Bu kararnameler, Cumhuriyet Meclisinin üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu ile reddedilmedikçe, olağanüstü durum ve sıkıyönetim süresince yürürlükte kalır.

(2)  Bu şekilde sunulan yasa gücünde kararnameler hakkında 112. maddenin (2). ve (3). fıkra kuralları da uygulanır.

 

BEŞİNCİ BÖLÜM

Kuruluşlar

     Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları

Madde 129

(1)  Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, yasa ile kurulur ve organları kendileri tarafından ve kendi üyeleri arasından seçilir.

(2)  Bu kuruluşların seçilmiş organları, bir yargı mercii kararına dayanmak-sızın, geçici veya sürekli olarak görevlerinden uzaklaştırılamazlar.

(3)  Meslek kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri demokratik ilkelere aykırı olamaz.

     Radyo, Televizyon ve Haber Ajansları

Madde 130

(1)  Radyo ve televizyon istasyonlarının kuruluş ve yönetimleri yasa ile düzenlenir.

(2)  Her türlü radyo ve televizyon yayınları, tarafsızlık ilkelerine göre yapılır.

(3)  Haber ve programların seçiminde, sunulmasında, kültür ve eğitime yardımcılık görevinin yerine getirilmesinde, insan haklarına dayanan demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin, ulusal güvenliği, genel ahlakın gereklerine uyulması, haberlerin doğruluğunun sağlanması ilkeleri ile organların seçimi, yetki, görev ve sorumlulukları yasa ile düzenlenir.

(4)  Devlet tarafından kurulan veya Devletten mali yardım alan haber ajansları da yukarıdaki kurallara uymakla yükümlüdürler.

(5)  Siyasal partilerin radyo, televizyon, haber ajansları ve benzeri Devlet kuruluşlarından yararlandırılmaları yasa ile düzenlenir.

(6)  Seçim veya halkoylamasına katılan siyasal partilerin Devlet radyo ve televizyonundan propaganda ve seçim konuşmaları yapmaları yasa ile düzenlenir.

      Vakıflar Örgütü ve Din İşleri Dairesi

Madde 131

(1)  Vakıf Kuruluşu ve Temel Evkaf Kuralları (Ahkamül Evkaf), bu Anayasaca tanınır.

(2)  Vakıf kuruluşlarına veya vakıflara veya camilere ve diğer herhangi bir islam dini kuruluşuna ait mallar da dahil olmak üzere, vakıf malları ilgilendiren veya herhangi bir suretle bunları etkileyen bütün konular, münhasıran Temel Evkaf Kuraları (Ahkamül Evkaf), yürürlükteki mevzuat ve bu Anayasa yürürlüğe girdikten sonra Cumhuriyet Meclisince yapılan yasalara bağlıdır.

(3)  Geliri Vakıflar Örgütüne ait olan vakıflar, her türlü vergiden bağışık tutulur.

(4)  Vakıflar Örgütü ile Din İşleri Dairesinin kuruluşu ve işleyişi yasa ile düzenlenir ve yasada gösterilen görevleri yerine getirir.

(5)  Dini hizmetlerin yürütülmesinde ve bu hizmetlerin giderlerinin karşılanmasında Devlet, Vakıflar Örgütüne yardımcı olur.

ALTINCI BÖLÜM

Ekonomik ve Mali Kurallar

 

     Mali Denetim

Madde 132

(1)  Mali denetim organı olan Sayıştay, kamu gelir ve giderlerini denetler ve sonucu bir raporla Cumhuriyet Meclisine ve Bakanlar Kuruluna bildirir.  Mali konularda Cumhuriyet Meclisine ve Bakanlar Kuruluna yardım eder.

(2)  Sayıştayın başkan ve üyelerinin nitelikleri, atanmaları, kuruluş ve işleyişi yasa ile düzenlenir.

     Kamu İktisadi Kuruluşlarının Denetimi

Madde 133

Kamu iktisadi kuruluşlarının gelir ve giderlerinin denetlenmesi yasa ile düzenlenir.

      Kalkınma ve Planlama

Madde 134

(1)  Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınma, plana bağlanır.  Kalkınma bu plana göre gerçekleştirilir.

(2)  Planlama ile ilgili örgütün kuruluş ve görevleri, planın hazırlanmasında, yürürlüğe konmasında, uygulanmasında ve değiştirilmesinde gözetilecek ilkeler ve planın bütünlüğünü bozacak değişikliklerin önlenmesini sağlayacak önlemler yasa ile düzenlenir.

      Devletin Mali Yükümlülük Altına Konması ve Fon Kurulması

Madde 135

          Yasa açıkça yetki vermedikçe Devlet, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak hiçbir mali yükümlülük altına konamaz ve yasa ile kurulmadıkça hiçbir fon oluşturulamaz.

BEŞİNCİ KISIM

Yargı

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Kurallar

 

      Mahkemelerin Bağımsızlığı

Madde 136  

(1)  Yargıçlar, görevlerinde bağımsızdırlar, Anayasaya, yasaya ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlarına göre hüküm verirler.

(2)  Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında, mahkemelere ve yargıçlara emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

(3)  Görülmekte olan bir dava hakkında, Cumhuriyet Meclisinde yargı yetkisininin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz; görüşme yapılamaz veya herhangi bir demeçte bulunulamaz.  Yasama ve Yürütme organları ile Devlet Yönetimi makamları, mahkeme kararlarına uymak zorundadır.  Bu organ ve makamlar, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.

      Yargıçların Güvenceleri

Madde 137

(1) Yargıçlar görevlerinden uzaklaştırılamaz; kendileri istemedikçe, Anayasa gösterilen yaştan önce emekliye çıkarılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması yolu ile de olsa, kazanılmış haklarından yoksun bırakılamaz.

(2) Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlarla, görevlerini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar, meslekleri ile bağdaşmayan işler yapanlar ve meslekte kalmaları caiz olmadığına karar verilenler hakkında, yasa ile konan istisnalar saklıdır.

(3) Yargıçlar aleyhinde, yargısal görevleri sırasında ve yargısal işlemleri ile ilgili olarak söyledikleri söz ve eylemlerden dolayı, kovuşturmada bulunulamaz.

      Yargıçlık Mesleği

Madde 138

(1) Yargıçların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin veya görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleri ile ilgili suçlardan dolayı soruşturma yapılmasına ve yargılanmasına karar verilmesi, meslekten çıkarılmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve diğer özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine göre, yasa ile düzenlenir.

(2) Yüksek Mahkeme Başkanı ve yargıçları altmış beş yaşını, diğer yargıçlar altmış yaşını bitirinceye kadar görev yaparlar.

(3) Yargıçlar, yasada belirtilenlerden başka genel ve özel hiçbir görev alamaz; resmi görevleri dışında hiçbir iş yapamaz; Devlet veya kamu kuruluşlarının herhangi bir yüklenme işini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kabul edemezler.

      Duruşmaların Açık ve Kararların Gerekçeli Olması

Madde 139

(1) Mahkemelerde duruşmalar bu Anayasanın 17. maddesinin (3). fıkrası kuralları saklı kalmak koşuluyla herkese açıktır.

(2) Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.

      Küçüklerin Yargılanması

Madde 140

Küçüklerin yargılanması ve küçükler hakkında verilen kararların infazı konusunda yasa ile özel kurallar konabilir.

     Yüksek Adliye Kurulu

Madde 141

(1) Yüksek Adliye Kurulu aşağıdaki üyelerden oluşur:

(a) Yüksek Mahkemenin Başkan ve Yargıçları;

(b) Cumhurbaşkanının atayacağı bir üye;

(c) Cumhuriyet Meclisi’nin atayacağı bir üye;

(ç) Cumhuriyet Başsavcısı; ve

(d) Barolar Birliğinin seçeceği bir üye.

Yukarıdaki (b), (c) ve (d) bendlerinde belirtilen üyelerin görev süresi üç yıldır; süresi biten üye yeniden seçilebilir.

(2) Yüksek Adliye Kurulunun Başkanı, Yüksek Mahkeme Başkanıdır; Kurul kararlarının yerine getirilmesini sağlar.

(3) Yüksek Adliye Kurulu;

(a) Yargının genel işleyişi, düzenli çalışması, yargıçların ve mahkemelere bağlı kamu görevlilerinin görevlerine devamları, işlerin verimli bir biçimde yürütülmesi, yargıçların yetişmeleri ve mesleğin vakar ve onurunu korumaları yönünde gerekli önlemleri alır; ve

(b) Her takvim yılı sonunda yargı işlerinin durumu ve bunların yürütülmesinde aksaklık veya varsa nedenleri hakkında Cumhurbaşkanına, Cumhuriyet Meclisine ve Bakanlar Kuruluna rapor verir ve alınmasını gerekli gördüğü önlemler hakkında tavsiyelerde bulunur.

(4) Bu Anayasanın 138. madde kuralları saklı kalmak koşuluyla, yargıçların atanmaları, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin veya görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, görevlerine son verilmesi ve disiplin konuları hakkında karar verme yetkisi Yüksek Adliye Kurulunundur.

(5) Yüksek Adliye Kurulunun görev, yetki ve çalışma usulleri yasa ile düzenlenir.

(6) Yüksek Mahkeme Başkan ve yargıçlarının atanmaları Cumhurbaşkanı tarafından onaylanır.

      Mahkeme Karar ve Emirlerine Uymayanların Cezalandırılması

Madde 142

Yüksek Mahkeme veya herhangi bir mahkeme, bir karar veya emrine uymayan herhangi bir kişiyi, sözkonusu karar veya emre uyuncaya kadar ve herhalde on iki ayı aşmayan bir süre için hapsetme yetkisine sahiptir.

 

İKİNCİ BÖLÜM

Yüksek Mahkeme

 

      Yüksek Mahkemenin Oluşumu ve Görev Bölümü

Madde 143

(1) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi bir Başkan ve yedi yargıçtan oluşur.  Başkanın yokluğunda en kıdemli yargıç ona vekillik eder.

(2) Yüksek Mahkeme; Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan, Yargıtay ve Yüksek İdare Mahkemesi görevlerini yapar.

(3) Yüksek Mahkeme, Başkan ve dört yargıç ile toplanarak Anayasa Mahkemesi görevini yapar.  Yüksek Mahkemenin en son atanan iki yargıcı yedek yargıç olarak görev yapar.  Başkanın oturumda bulunmadığı hallerde, en kıdemli yargıç başkanlık eder.

Bu Anayasanın  148. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine havale edilen konuların duruşmasında, havale kararına taraf olan yargıç veya yargıçlar görev alamaz veya karara iştirak edemezler.

(4) Yüksek Mahkeme, Başkan ve iki yargıç ile veya sadece üç yargıç ile toplanarak Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesi olarak görev yapar.  Bu görev çerçevesinde verilen kararlar nihaidir.  Başkanın oturumda bulunmadığı hallerde en kıdemli yargıç Başkanlık eder.

Ancak, Yüksek Mahkemeye Yüksek İdare Mahkemesi olarak doğrudan doğruya başvurulması yasa ile gösterilen haller dışındaki başvurular, Yüksek İdare Mahkemesinde görevli tek yargıç tarafından incelenip karara bağlanır.

Tek yargıç tarafından verilecek kararlara karşı üç yargıçtan oluşan Yüksek İdare Mahkemesine istinafen başvurulabilir.

(5) Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde görev yapacak  olan Yüksek Mahkeme yargıçları, her adli yılın başlangıcından önce o adli yıl için Yüksek Mahkeme tarafından belirlenir ve bir adli yıl için o yargıç, Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde görev yapar.

Ancak Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde bir yıl için görevli olan yargıçlardan herhangi birinin geçici olarak görevini yürütemediği hallerde Yüksek Mahkeme Başkanının görevlendireceği başka bir yargıç o görevi yürütebilir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Anayasa Mahkemesinin Görev ve Yetkileri

 

     Anayasa Mahkemesinin Yetkileri

Madde 144

(1) Anayasa Mahkemesi bu Anayasa, yasa ve Mahkeme Tüzüğü kurallarında gösterilen bütün konularda kesin olarak karar vermek hususunda münhasır yargı yetkisine sahiptir.

(2) Anayasa Mahkemesi, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde, Cumhurbaşkanını, Başbakanı ve bakanları, ilgili suçlarından dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.  Yüce Divanda savcılık görevini Başsavcı veya Başsavcı Yardımcısı yapar.  Yüce Divan kararları kesindir.

      Organlar Arasında Yetki Uyuşmazlığı

Madde 145

(1) Anayasa Mahkemesi Devlet organları arasında kuvvet veya yetki uyuşmazlık veya itirazlarına dair herhangi bir konu ile ilgili olarak yapılan başvuru hakkında, kesin olarak karar vermek yargı yetkisine sahiptir.

(2) Herhangi bir konu ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin yetkisine giren bir sorun ortaya çıktığı takdirde, bu sorun Anayasa Mahkemesinde kesinlikle karara bağlanır.

(3) Bu maddenin (1). fıkrası gereğince:

(a) Cumhurbaşkanı; veya

(b) Cumhuriyet Meclisi; veya

(c) Devletin diğer herhangi bir organı, uyuşmazlık veya itiraz ile ilgili olmaları halinde, Anayasa Mahkemesine başvurabilirler.

(4) Başvurular, sözkonusu kuvvet veya yetkiye itiraz edilmesinden başlayarak otuz gün içinde yapılır.

(5) Böyle bir başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi başvuru konusu olan yasa, karar veya işlemin, kuvvet veya yetki olmaksızın kabul edildiği, alındığı veya yapıldığı sebebine dayanmak suretiyle uyuşmazlığın çıkmasından  veya itirazın yapılmasından veya başlangıcından başlayarak tamamen veya kısmen hükümsüz olduğuna ve hiçbir hukuki hükmü olmadığına karar verebilir; her iki halde de Anayasa Mahkemesi, böyle bir yasa, karar veya işlem gereğince yapılan veya yapılmamış olan herhangi bir eylem veya işlemin hükmü hakkında yöneride bulunabilir.

(6) Böyle bir başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından verilen herhangi bir karar, derhal ilgili taraflara ve Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere, Cumhurbaşkanına yazılı olarak bildirilir.

(7) Bu madde gereğince yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu olan yasa, karar veya işlemin, karar verilinceye kadar, yürürlülüğünün durdurulmasını emredebilir; böyle bir emir, derhal Resmi Gazete’de yayımlanır.

      Yasaların Anayasaya Aykırılığı Konusu

Madde 146

(1)  Cumhurbaşkanı, bir yasayı veya herhangi bir yasanın herhangi belli bir kuralını veya Cumhuriyet Meclisinin herhangi bir kararını yayımlamadan önce, bu Anayasanın herhangi bir kuralına aykırı veya ona uygun olup olmadığı konsusunda görüşünü bildirmek üzere Anayasa Mahkemesine sunabilir.

(2) Anayasa Mahkemesi, bu maddenin (1). fıkrası gereğince kendisine sunulan her konuyu inceler ve Cumhurbaşkanı ve Cumhuriyet Meclisi adına ileri sürülen iddiaları dinledikten sonra, konu hakkındaki görüşünü en geç kırkbeş gün içinde karara bağlar ve bunu Cumhurbaşkanına yazılı olarak bildirir.

(3)  Anayasa Mahkemesi böyle bir yasa, karar veya onun herhangi bir kuralının bu Anayasanın herhangi bir kuralına aykırı olduğu veya ona uygun olmadığı görüşünde ise, sözkonusu yasa, karar veya kural Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanmaz ve gerekçesi ile birlikte Cumhuriyet Meclisine geri gönderilir.

(4)  Bu şekilde geri gönderilen yasa, karar veya kural hakkında 94. maddenin geri gönderme ile ilgili kuralları uygulanmaz.

      İptal Davası

Madde 147

(1)  Cumhurbaşkanı,  Cumhuriyet Meclisinde temsil edilen siyasal partiler, siyasal gruplar ve en az dokuz milletvekili veya kendi varlık ve görevlerini ilgilendiren alanlarda diğer kurum, kuruluş veya sendikalar bir yasanın, kararnamenin, tüzüğün, Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğünün, Cumhuriyet Meclisi kararının, yönetmeliğin veya bunların herhangi bir kuralının Anayasanın herhangi bir kuralına aykırı veya ona uygun olmadığı gerekçesi ile Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açabilirler.

(2)  Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açma hakkı iptali istenen yasanın, kararnamenin, tüzüğün, Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğünün, Cumhuriyet Meclisi kararının, yönetmeliğin veya bunların herhangi bir kuralının Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak doksan gün sonra düşer.

      Anayasaya Aykırılık Konusunun Mahkemeler Tarafından Yüksek       Mahkemeye İletilmesi

Madde 148

(1)  İstinaf işlemleri de dahil olmak üzere, herhangi bir mahkeme işlemindeki bir taraf, bu işlemin herhangi bir safahsında bu işlemdeki uyuşmazlık konularından herhangi birinin karara bağlanmasında etkisi olabilen herhangi bir yasanın veya kararın veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi bir kuralının Anayasaya aykırılığını ileri sürebilir ve bunun üzerine, mahkeme bu konuyu, Anayasa Mahkemesine sunar ve bu konu hakkında Anayasa Mahkemesince bir karar verilinceye kadar sözkonusu işlemi durdurur.

Ancak Anayasa Mahkemesince herhangi bir yasanın veya kararın veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi bir kuralının Anayasaya aykırılığı konusunda aynı veya benzeri bir konuda daha önce karar verilmişse, mahkeme konunun Anayasa Mahkemesine iletilmesinin reddine karar verebilir.

(2)  Anayasa Mahkemesi kendi kararına sunulan bir konuyu, tarafları dinledikten sonra inceler ve kararını verir.  Alınan karar konuyu sunan mahkemeye bildirilir.

(3)  Anayasa Mahkemesinin, bu maddenın (2). fıkrası gereğince verdiği herhangi bir karar, konuyu sunan mahkemeyi ve ilgili tarafları bağlar.  Alınan karar, yasanın veya kararın veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi belli bir kuralının Anayasaya aykırı olduğu yolunda ise, sözkonusu yasa veya karar veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi belli bir kuralı, Anayasa Mahkemesince aksine karar verilmedikçe yalnız sözkonusu mahkeme işlemine uygulanmaz.

      Anayasanın Yorumu

Madde 149

Anayasa Mahkemesi, bu anayasanın herhangi bir kuralını yorumlamak münhasır yetkisine sahiptir.  Bunu yaparken Anayasa ile ilgili komite raporları ile Meclis tutanaklarından da yararlanır.

      Anayasa Mahkemesinin Kararları

Madde 150

(1)  Anayasa Mahkemesinin vereceği kararlar kesindir.  Kararlar, gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.

(2)  Anayasa Mahkemesince, Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilen yasa, kararname, tüzük, Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğü, Cumhuriyet Meclisi kararı, yönetmelik veya bunların herhangi bir kuralı, gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar.

(3)  Gereken hallerde, Anayasa Mahkemesi, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir.  Bu tarih kararın Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten başlayarak bir yılı geçemez.

(4)  İptal kararı geriye yürüyemez.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Yüksek Mahkemenin Yargıtay Olarak Görev ve Yetkileri

      Yargıtayın Yetkileri

Madde 151

(1)  Yargıtay, Devlette en yüksek istinaf mahkemesidir; bu Anayasa ve onun gereğince yapılan yasa ve Mahkeme Tüzüğü kurallarına bağlı olarak, herhangi bir mahkeme kararının istinafına ait davalara bakmak ve karara bağlamak yetkisine sahiptir.

(2)  Bu maddenin (3). fıkrası kuralları saklı kalmak koşuluyla, Yargıtay, bu Anayasanın veya herhangi bir yasanın gösterdiği hallerde ilk mahkeme olarak ve istinafen davalara bakmak yargı yetkisine sahiptir.

Ancak, ilk mahkeme olarak yetki verildiği hallerde, bu yetki Yüksek Mahkemenin atayacağı Yüksek Mahkeme yargıç veya yargıçları tarafından kullanılır.  Bu suretle verilecek kararlara karşı Yargıtaya istinafen başvurma hakkı vardır.

(3)  Yetkisiz tutuklamanın kaldırılması için emirname (Habeas Corpus), bir yetkinin kullanılmasını sağlamak için emirname (mandamus), herhangi bir mahkeme veya yargı niteliğinde yetki kullanan herhangi bir makamın yanlış bir kararının uygulanmasını önlemek için emirname (Prohibition), bir makamın herhangi bir yetkiye dayanılarak işgal edildiğinin soruşturulmasına ilişkin emirname (quo warranto) ve herhangi bir mahkeme veya yargı niteliğinde yetki kullanan herhangi bir makamın kararının iptali için emirname (certiorari) çıkarmaya münhasıran Yüksek Mahkeme, Yargıtay olarak yetkilidir.

 

 

BEŞİNCİ BÖLÜM

Yüksek Mahkemenin Yüksek İdare Mahkemesi

Olarak Görev ve Yetkileri

 

      Yüksek İdare Mahkemesinin Yetkileri

Madde 152

(1)  Yüksek İdare Mahkemesi, yürütsel veya yönetsel bir yetki kullanan herhangi bir organ, makam veya kişinin bir kararının, işleminin veya ihmalinin, bu Anayasanın veya herhangi bir yasanın veya bunlara uygun olarak çıkarılan mevzuatın kurallarına aykırı olduğu veya bunların sözkonusu organ veya makam veya kişiye verilen yetkiyi aşmak veya kötüye kullanmak suretiyle yapıldığı şikayeti ile kendisine yapılan başvuru hakkında, kesin karar vermek münhasır yargı yetkisine sahiptir.

(2)  Böyle bir başvuru, sahip olduğu meşru bir menfaatı, bu gibi karar veya işlem veya ihmal yüzündan olumsuz yönde ve doğrudan doğruya etkilenen kişi tarafından yapılabilir.

(3)  Sözkonusu  başvuru,  karar veya işleminyayınlanması tarihinden veya yayınlanmadığı takdirde veya bir ihmal halinde, başvuran kişinin bunu öğrendiği tarihten başlayarak yetmiş beş gün içinde yapılır.

(4)  Böyle bir başvuru üzerine Yüksek İdare Mahkemesi, kararında:

(a)  Sözkonusu karar veya işlem veya ihmali, tamamen veya kısmen onaylayabilir; veya

(b)  Sözkonusu karar veya işlemin, tamamen veya kısmen, hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğurmayacağına karar verebilir; veya

(c)  Sözkonusu ihmalin, tamamen veya kısmen yapılmaması gerektiğine ve yapılması ihmal olunan eylem veya işlemin yapılması gerektiğine karar verebilir.

(5)  Bu maddenin (4). fıkrası gereğince verilen herhangi bir karar, Devlet içerisindeki bütün mahkemeleri ve bütün organları veya makamları bağlar.  Karar, ilgili organ veya makam veya kişi tarafından uygulanır ve ona göre hareket edilir.

(6)  Bu maddenın (4). fıkrası gereğince hükümsüz kılınan herhangi bir karar veya işlemin veya yapılmaması gerektiğine karar verilen herhangi bir ihmalin, kendisine zarar verdiği herhangi bir kişi, ilgili organ, makam veya kişi tarafından, istemi kendisini tatmin eder şekilde yerine getirilmediği takdirde, zararların tazmini veya kendisine başka bir tazminat verilmesi için dava açmak ve mahkeme tarafından saptanacak tam ve muhik bir tazminat almak ve sözkonusu mahkemenin vermeye yetkili olduğu diğer tam ve muhik bir tazminat almak hakkına sahiptir.

ALTINCI BÖLÜM

Yüksek Mahkemenin Diğer Görev ve Yetkileri

 

      Yüksek Mahkemenin Diğer Görev ve Yetkileri

Madde 153

          Yüksek Mahkemenin kuruluşu ve oluşumu, işleyişi, görev ve yetkileri bu Anayasa’da belirtilen kurallar saklı kalmak koşuluyla, yasa ile düzenlenir.

     Mahkeme Tüzükleri Yapma Yetkisi

Madde 154

(1)  Yüksek Mahkeme, kendisinin veya herhangi bir diğer mahkemenin uygulama ve usul kurallarını düzenlemek için bu Anayasa ve yasalarda belirlenen kurallar çerçevesinde mahkeme tüzükleri yapar.

(2)  Bu maddenin (1). fıkrasının genelliği saklı kalmak üzere Yüksek Mahkeme, aşağıdaki amaçlar için, mahkeme tüzüklerine kurallar koyabilir:

(a)  Mahkeme oturumlarının düzenlenmesi ve herhangi bir amaç için  yargıçların görevlendirilmesi;

(b)  Yüksek Mahkemedeki veya başka bir mahkemedeki istinaf veya diğer işlemlerin gereğinden fazla veya taciz edici olduğu veya adaletin gerçekleştirilmesini geciktirmek amacıyla yapıldığı görünenlerin seri yargılama usulü ile karara bağlanmaları;

(c)  Mahkemelerdeki yargılama işlemleri ile ilgili şekillerin, harçların, işlemlerin ve onlarla ilgili giderlerin düzenlenmesi;

(ç)  Mahkemelerin kayıt kalemlerinin oluşumu ve mahkemelere bağlı kamu görevlilerinin yetki ve görevlerinin saptanması ve düzenlenmesi;

(d)  Mahkeme tüzüklerinde herhangi bir kuralın yerine getirilmesi için gereken sürenin saptanması.

YEDİNCİ BÖLÜM

Alt Mahkemeler

      Mahkemelerin Kuruluşu, Görev ve Yetkileri

Madde 155

(1)  Bu Anayasa ve yasalar gereğince, Yüksek Mahkeme tarafından kullanılan yargı yetkisi dışındaki yargı yetkisi, bu Anayasa kurallarına bağlı olarak  ve bunlar gereğince yasada gösterilen alt mahkemeler ve ihtisas mahkemeleri tarafından kullanılır.

(2)  Yargı yetkisi kullanan alt mahkemeler ile ihtisas mahkemelerinin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri yasa ile düzenlenir.

SEKİZİNCİ BÖLÜM

Askeri Yargı ve Askeri Yargıtay

 

      Askeri Yargı

Madde 156

(1)  Askeri yargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür.

(2)  Askeri mahkemeler, Silahlı Kuvvetlerde görevli olmayan kişilerin özel yasada belirtilen askeri suçları ile yasada gösterilen görevlerini yaptıkları sırada veya yasada gösterilen Silahlı Kuvvetlere ait yerlerde Silahlı Kuvvetlerdeki görevlilere karşı işledikleri suçlara bakmakla görevlidir.

(3)  Askeri mahkemelerin, savaş veya sıkıyönetim hallerinde veya olağanüstü durumda,hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili olduğu yasa ile düzenlenir.

(4)  Askeri yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri Silahlı Kuvvetlere bağlı yargıçların özlük işleri, askeri mahkemelerde savcılık görevlerini yapanlarla ilgili kurallar, mahkemerlin bağımsızlığı, yargıçların güvenceleri ve Silahlı Kuvvetlerdeki hizmetlerin gereklerine göre yasa ile düzenlenir.

      Askeri Yargıtay

Madde 157

(1)  Askeri Yargıtay, askeri mahkemelerce verilen karar ve hükümlerin son inceleme merciidir.

(2)  Askeri Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri ve üyeleri hakkındaki disiplin ve özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı, yargıçların güvenceleri ve Silahlı Kuvvetlerdeki hizmetlerin gereklerine göre yasa ile düzenlenir.

DOKUZUNCU BÖLÜM

Başsavcılık

      Başsavcı ve Savcılar

Madde 158

(1)  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hukuk Dairesi bağımsız olup Başkanı Başsavcıdır.  Başsavcının yokluğunda kendisine Başsavcı Yardımcısı vekillik eder.

(2)  Başsavcı, Yüksek Mahkeme yargıcı atanabilmek için gerekli niteliklere sahip kişiler arasından atanır ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adliyesinin daimi üyesidir.  Başsavcı, Yüksek Mahkeme yargıçlarının bağlı olduğu aynı koşul ve kayıtlarla görev yapar ve görevine ancak Yüksek Mahkeme yargıçlarına uygulanan aynı nedenlerle ve aynı usulle son verilebilir.

(3)  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başsavcısı, Devletin, Cumhurbaşkanının, Başbakanın, Bakanlar Kurulunun, bakanların ve diğer Devlet  organlarının hukuk danışmanıdır.  Kendisine bu Anayasa veya yasa tarafından verilen veya emrolunan diğer bütün yetkileri kullanır ve görevleri yapar.

(4)  (a)  Başsavcı, kamu yararının gereğine göre, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti mahkemelerinde, herhangi bir suç hakkında dava açmak, izlemek, davayı devralmak, devam ettirmek veya ettirmemek yetkisine sahiptir.  Ceza mahkemelerinde, kovuşturmanın kesin yönetim ve sorumluluğu Başsavcıya aittir.  Bu yetki doğrudan doğruya kendisince veya yönerisine uygunolarak Başsavcı Yardımcısı veya savcılar tarafından kullanılır.

(b)  Başsavcı, gerekli gördüğü hallerde. Resmi Gazete’de yayımlayacağı bir emirname ile, davasız çözümlenmesine yasa ile olanak tanınan yol trafik suçlarını, kendi yönerisi ve sorumluluğu çerçevesinde mahkemelerde kovuşturmak üzere, uygun göreceği bir polis mensubunu yetkilendirebilir.

(c)  Başsavcı, grekli gördüğü hallerde, Resmi Gazete’de yayımlayacağı bir emirname ile bakanlıkların veya diğer kamu kuruluşlarının taraf olduğu davalarda, ilgili bakanlık veya diğer kamu kuruluşlarında görevli ve avukatlık yapmak ehliyetine sahip bir hukukçuyu, bu davaları mahkemelerde yürütmekle yetkili kılabilir.

(5)  Başsavcı, Devletin taraf olduğu hukuk ve Anayasa davalarında Devleti veya organlarını da temsil etme yetkisine sahiptir.

(6)  Başsavcı, Başsavcı Yardımcısı ve Savcılar, herhangi bir mahkemede dinlenilmek hakkına sahiptirler ve bu hakkın kullanılmasında, mahkeme önüne çıkan bütün diğer kişilere karşı öncelik kazanırlar.

(7)  Başsavcı, her takvim yılı sonunda, Hukuk Dairesinin genel işleyişi ve görevlerinin yürütülmesinde görülen aksaklık veya varsa nedenleri hakkında Cumhurbaşkanına, Cumhuriyet Meclisine ve Bakanlar Kuruluna rapor verir ve alınmasını gerekli gördüğü önlemler hakkında tavsiyelerde bulunur.

(8)  Bu Anayasanın kuralları saklı kalmak kaydıyla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hukuk Dairesinin kuruluşu, işleyişi, Başsavcı, Başsavcı Yardımcısı ve savcıların nitelikleri ile atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, haklarında disiplin kovuşturması yapılması ve disiplin cezası uygulanması ve diğer özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve yargıçların güvenceleri kurallarına göre yasa ile düzenlenir.

ALTINCI KISIM

Çeşitli Kurallar

      Devletin Mülkiyet Hakkı

Madde 159

(1)  15 Kasım 1983 tarihinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan, ve;

(a)  Tapusu, 16 Ağustos 1960 tarihinden önce Kıbrıs Hükümeti adına kayıtlı tüm taşınmaz mallar ile, 16 Ağustos 1960 tarihinden sonra Kıbrıs Cumhuriyetine intikal eden tüm taşınmaz mallar; kamuya ait yollar, sular, su kaynakları, liman ve sahiller, rıhtım ve iskeleler, göller, dere ve göl yatakları, tarihi kent, bina ve kalıntılar ile kaleler ve bunların alanları, doğal servetler ve yeraltı kaynakları, ormanlar, savunma yapı ve tesisleri ile yeşil saha ve parklar; kamuya açık köy ve tarla yolları, kamu hizmetinde kullanılan binalar;

(b)  Kıbrıs Türk Federe Devletinin ilan edildiği 13 Şubat 1975 tarihinde  terkedilmiş bulunan veya sözkonusu tarihten sonra yasanın terkedilmiş veya sahipsiz taşınmaz mal olarak nitelendirdiği veya hüküm veya tasarrufu kamuya ait olması gerekli olup da aidiyeti saptanamamış olan tüm taşınmaz mallar, bina ve tesisler; ile

(c)  1960 Kuruluş Andlaşmasında ve ona bağlı eklerde belirlenen askeri tesis, rıhtım, kamp vesair talim sahaları içinde bulunan tüm taşınmaz mallar,

Tapuda böyle kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin mülkiyetindedir ve tapu kayıtları buna göre düzeltilir.

(2)  Yukarıdaki (1). fıkranın (a) ve (c) bendlerinde sözü edilen taşınmaz malların mülkiyeti, bu Anayasanın başka herhangi bir kuralına bakılmaksızın gerçek veya tüzel kişilere devredilemez.

Ancak, kamuya ait yollar ile kamuya açık köy ve tarla yolları üzerinde  Devletin gerekli düzenlemeleri yapması bu kuralın dışındadır.

Bu taşınmaz mallar üzerinde kamu yararı için belli sürelerle irtifak ve intifa hakkı gibi ayni haklar ile uzun vadeli icarlar, yasa ile belirlenen biçim ve koşullarla tesis ve tescil edilebilir.

Süresi elli yılı aşan bu gibi hakların tesis ve tescili, Cumhuriyet Meclisinin onayı ile mümkündür.

(3)  Yukarıdaki (1). fıkranın  (b) bendinde belirtilen taşınmaz mallardan, orman, yeşil saha, anıt ve park yerleri, sular, yeraltı suları, doğal kaynaklar ve savunma alanları, akmu yönetimi ve askeri amaçlar için gerekli bina, tesis ve arsalar ile şehir ve kırsal planlama ve toprak koruma amaçları için gerekli görülenler dışında kalan taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet hakkının gerçek veya tüzel kişilere devredilmesi yasa ile düzenlenir.

(4)  Yukarıdakı (1). fıkranın (b) ve (c) bendlerinin kapsamına giren taşınmaz mallar ile ilgili olarak meşru hak iddia edenlerin ortaya çıkması halinde, haklarının ispatı için gerekli usul ve koşullar ile alacakları tazminat esasları yasa ile düzenlenir.

(5)  Dini ibadet yerleri ile bunların içinde bulundukları taşınmaz mallar gerçek veya tüzel kişilere devredilemez.  Devlet, bunların korunması, bakımı ve idamesi için gerekli önlemleri alır.

      Kamu Görevlilerinin Haklarının Saklı Tutulması

Madde 160

(1) Bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kamu görevlisi bulunan herhangi bir kişi, bu tarihten sonra, kendisine bu tarihe kadar uygulanan aynı hizmet koşullarına bağlı olmak hakkına sahiptir.  Bu hizmet koşulları, Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihte veya ondan sonra, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kamu görevlisi bulunduğu sürece, herhangi bir kişi aleyhine değiştirilemez.

Bu maddede belirtilen kamu görevlileri yeni bir atama işlemine gerek olmaksızın görevlerine devam ederler.

(2) Bu madde amaçları bakımından, kamu görevlisi, Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin kamu hizmetinde herhang, bir hizmeti gören kişiyi anlatır ve bu Anayasa ile diğer kamu personeli olarak tanımlanan kişileri de kapsar.

(3) Bu madde amaçları bakımından hizmet koşulları, bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihte mevcut olan yürürlükteki mevzuat uyarınca saptanmış ücret, izin, azil, görevden uzaklaştırma, emeklilik maaşı, ikramiyeleri ve benzeri hakları kapsar.

     Cumhuriyet Resmi Gazete’si

Madde 161

(1) Cumhuriyetin yasa, tüzük, yönetmelik ve diğer düzenleyici hukuki belgeleri ile kamuyu ilgilendiren ve yasalarla belirlenen ilan, ihbar ve benzeri işlemleri, Başbakanlığın denetimi altında Devlet Basımevinde basılan Resmi Gazete’de yayımlanır.

(2) Resmi Gazete’nin yönetimi, şekil ve koşulları ile nasıl bastırılıp dağıtılacağı ve diğer hususlar yasa ile düzenlenir.

(3) Yukarıdaki (1). fıkrada belirlenen hukuki belge ve işlemler Resmi Gazete’de yayımlanmadıkça yürürlüğe giremez.

 

YEDİNCİ KISIM

Geçici Kurallar

 

      Hakların Korunması

Geçici Madde 1

(1) Türk Toplumunun ulusal direnişi uğruna veya direniş sırasında göç eden veya doğrudan doğruya veya dolaylı olarak zarara uğrayan yurttaşları korumak amacıyla gerekli sosyal, ekonomik, mal, ve tazminat dahil diğer önlemler yasa ile düzenlenir.

(2) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşlarının Devlet sınırları dışında, Kıbrıs’ta kalan taşınmaz malları için Devletten, eşdeğerde taşınmaz mal isteme hakları saklıdır; bu hak yasa ile düzenlenir ve bu Anayasanın 159. maddesinin (2). fıkrası kapsamına giren taşınmaz malların hak sahiplerine mülkiyetinin devri öncelikle gerçekleştirilir.

Şehitlik, malül gazilik nedeniyle yasanın mülkiyet hakkı tanıdığı kişilere ve yasada belirtilen diğer nedenlerle hak sahibi olanlara da mülkiyet verilir.

(3) Devlet, göçmenlerin eşit statü altında esenlendirilmesi, kendilerine, ailelerine ve topluma yararlı duruma getirilmeleri için gerekli sosyal, ekonomik, mali ve diğer önlemleri alır; esenlendirmeyi gerçekleştirinceye kadar gerekli yardımları yapar.

(4) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Türk yurttaşlarının, terketmek zorunda kaldıkları taşınır ve taşınmaz mallar nedeniyle gelir kaybına veya zarara uğramışlarsa tazminat isteme hakları saklıdır.  Bu haklar yasa ile düzenlenir.

(5) Bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak, eşdeğerde mal uygulamalarının önceliğine uyulmak koşuluyla, hak sahiplerine taşınmaz mallarla ilgili mülkiyet hakkı devir işlemleri en geç beş yıl içinde tamamlanır.

      Hak ve Yükümlülüklerin Değerlendirilmesi

Geçici Madde 2

Geçici 1. madde kuralları uyarınca hak sahibi kılınan yurttaşların ellerinde bulundurdukları kaynakların, ellerine geçtiği tarihten itibaren gelirleri veya yıllar itibarıyle kiraları, gerçekçi olarak hesaplanır ve yasanın belirlediği veya belirleyeceği haklarından çıkarılır.  Bu işlem yapıldıktan sonra, Devlet, alacaklı olanlara alacaklarını tamamlar; verecekli olanlar ise, Devlete, makul bir süre içerisinde vereceklerini öderler.

      Orman Tarlaları

Geçici Madde 3

(1) Bu Anayasanın 159. maddesinin (2). fıkrası kurallarına bakılmaksızın, alçak orman bölgelerinde ormantarlası olarak anılan ve 1 Ocak 1955’ten beri tarım arazisi olarak kullanılan Devlet arazilerinin mülkiyet hakkının fiili zilyedlerine devri mümkündür.

Bu fıkra amaçları bakımından fiili zilyed, taşınmaz malı tarım arazisi haline getiren ve 1 Ocak 1955’ten beri kullanmayı sürdüren kişiyi anlatır ve yasal mirasçıları ile bunlardan devralan kişiyi de kapsar.

Bu fıkranın uygulanması yasa ile düzenlenir.

(2) (1). fıkrada belirtilen statü içinde olup 20 Temmuz 1974 tarihine kadar Kıbrıs Türk toplumu mensubu olmayan kişilerin fiili zilyedliğinde bulunan Devlet arazilerinin geleceği yasa ile düzenlenir.

      Mevcut Mevzuatın Geçerliliği ve Bu Mevzuatın Anayasaya Aykırılığı       İddiası

Geçici Madde 4

(1) Bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte olan mevzuat, bu Anayasa kurallarına aykırı olmadığı ölçüde yürürlükte kalır.

(2) Kıbrıs Türk Federe Meclisinin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ve Bağımsızlık Bildirisini onaylayan 15 Kasım 1983 tarihli ve 50 sayılı kararı da, bu Anayasa kurallarına aykırı olmadığı ölçüde yürürlükte kalır.

(3) Yürürlükte olan mevzuat hakkında, bu Anayasaya aykırılığı iddiası ile, bu anayasanın 147. maddesinde belirtilen kişi, kurum ve kuruluşlar, Anayasa Mahkemesinde iptal davası açabilirler.  İptal davası açma hakkı, cumhuriyet Meclisinin göreve başladığı tarihten başlayarak altmış günlük süre sonunda düşer.  148. madde kuralları saklıdır.

(4) Bu madde uyarınca yürürlükte sayılan mevzuat, Anayasa gücünde veya Anayasa nitelikli mevzuat sayılmaz ve mevzuatın niteliğine göre, herhangi bir yasa ile veya bu Anayasanın yetkili kıldığı organ kararı ile iptal edilebilir, değiştirilebilir veya yürürlükten kaldırılabilir.

     Cumhuriyet Meclisi Seçimleri

Geçici Madde 5

Bu Anayasa, halkoylamasında kabul edilip Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdikten sonra, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Meclisinin karara bağladığı tarihte Cumhuriyet Meclisi seçimi yapılır.  Sözkonusu  gün, seçim işlemleri bakımından oy verme günüdür.  Diğer seçim işlerinin tarihleri Yüksek Seçim Kurulunca saptanır.

      Cumhurbaşkanının Seçimi ve Eski Cumhurbaşkanının Görevinin Sona       Ermesi

Geçici Madde 6

Bu Anayasaya  göre ilk Cumhurbaşkanlığı seçimi,  Cumhuriyet Meclisi seçimleriyle birlikte aynı gün yapılır ve seçilen Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisinin toplanıp göreve başladığı günü izleyen gün Mecliste andiçerek göreve başlar.  Seçilen Cumhurbaşkanı, göreve başladığı anda da eski Cumhurbaşkanının görevi sona erer.

Ancak, Kurucu Meclis koşulların gerektirdiği hallerde, Cumhurbaşkanlığı seçiminin değişik bir günde yapılmasını karara bağlayabilir.

Kurucu Meclisin Hukuki Varlığının Sona Ermesi

Geçici Madde 7

Bu Anayasaya göre kurulan Cumhuriyet Meclisinin toplanmasıyla 2 Aralık 1983 tarihli ve 3 sayılı Meclis Kararı ile oluşturulan Kurucu Meclisin hukuki varlığı sona erer ve kendiliğinden dağılmış olur.

      Geçici İçtüzük

Geçici Madde 8

          Bu Anayasaya göre kurulan Cumhuriyet Meclisinin toplantı ve çalışmaları için, kendi İçtüzüğü yapılıncaya kadar, Kıbrıs Türk Federe Meclisi İçtüzüğünün, bu Anayasaya aykırı olmayan kuralları uygulanır.

     Bakanlar Kurulunun Durumu

Geçici Madde 9

Bu Anayasanın 106. maddesine göre yeni Bakanlar Kurulu Cumhurbaşkanınca atandığı zaman, mevcut Bakanlar Kurulunun görevi kendiliğinden sona erer.

      Savunma ve İşbirliği

Geçici Madde 10

Kıbrıs Türk halkının savunması ve iç güvenliği ile milletlerarası durum gerektirdiği sürece bu Anayasanın 117. maddesinde yer alan kurallar yürürlüğe girmez.  Anayasa yürürlüğe girdiği tarihte dış ve iç güvenliğin sağlanmasında kullanılan bütün kuvvetlerle, bunlara ilişkin olarak uygulamada olan usul ve hükümlerin ve bu konularda kabul edilmiş ve edilecek işbirliği esaslarının uygulanmasına devam olunur.

      Anayasanın Kabul Ettiği Organ, Kurum ve Kurulların Durumu

Geçici Madde 11

          Bu Anayasa ile kabul edilmiş olan yeni organ, kurum ve kurulların kuruluş ve işleyişleriyle ilgili yasalar Cumhuriyet Meclisince kabul edilip yürürlüğe konuncaya kadar, bu konularda mevcut mevzuat kurallarının uygulanmasına devam edilir ve mevcut organ, kurum ve kurullar görevlerine devam ederler.

      Anayasa Metninin Yayımlanması

Geçici Madde 12

          Bu Anayasa metni, Kurucu Meclisce kabul edildiği tarihten başlayarak on gün içinde Resmi Gazete’de yayımlanır.

 Ölüm Cezalarının Müebbet Hapse Dönüştürülmesi

Geçici Madde 13

          Anayasanın 15. maddesinin (2). fıkrasında öngörülen ölüm cezaları dışında, yürürlükteki mevzuatta ölüm cezasını gerektiren suçlar için öngörülen ölüm cezaları, bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak, müebbet hapse dönüştürülür.

 

SEKİZİNCİ KISIM

Son Kurallar

      Anayasanın Değiştirilmesi

Madde 162

(1) Bu Anayasa kuralları kısmen veya tamamen ancak Cumhuriyet Meclisinin en az on üyesinin önerisi ve üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun oyuyla değiştirilebilir.  Bu Anayasanın 9. maddesi kuralları saklıdır.

(2) Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki önerilerin görüşülmesi ve kabulü, (1). fıkrada yer alan kayıtlar dışında, yasaların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki kurallara bağlıdır.

Ancak değişiklik önerileri, önerilerin verildiği tarihten başlayarak otuz gün geçmedikçe görüşülemez.

(3) Anayasa değişiklikleri, halkoylamasından sonra, kabul edildiği takdirde, Cumhurbaşkanınca on gün içinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer.

      Başlangıç Kısmı

Madde 163

Toplumsal mücadeleyi ve bu Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten Başlangıç Kısmı, bu Anayasanın metninden sayılır.

      Anayasanın Yürürlüğe Girmesi

Madde 164

Bu Anayasa halkoylamasına sunulup kabul edildikten sonra, en geç on gün içinde halkoylaması sonuçlarıyla birlikte Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin Anayasası olur.

Annan Planı ile kurulması öngörülen Kıbrıs Türk Kurucu Devleti’nin Anayasası

0

24 Nisan 2004 tarihinde gerçekleştirilen referandumda, Kıbrıs Rum kesimi (Güney Kıbrıs) %75.83 oranında, Annan Planı’nı reddetmiş, ve anayasa taslağı uygulamaya geçememiştir. Kıbrıs Türk kesimi (Kuzey Kıbrıs) ise %64.91 oranında kabul oyu vermiştir. Kıbrıs Rum kesiminin reddetmesi nedeniyle Annan Planı uygulanamamıştır.

Annan Planı ile kurulması öngörülen Kıbrıs Türk Kurucu Devleti’nin Anayasası

GİRİŞ
I. BÖLÜM
GENEL İLKELER

Madde 1 :  Kıbrıs Türk Devletinin Şekli ve Nitelikleri
Madde 2 :  Kıbrıs Türk Devletinin Yetkileri
Madde 3 :  Devletin Bütünlüğü, Resmi Dili, Marşı ve Başkenti
Madde 4 :  Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına Sadakat
Madde 5 :  Yasama Erki
Madde 6 :  Yürütmenin Yetkileri ve Görevleri
Madde 7 :  Yargı Erki
Madde 8 :  Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına Bağlı Olarak Anayasanın Üstünlüğü ve Bağlayıcı Gücü
Madde 9 :  Kıbrıs Türk Devletinin Sınırları

II. BÖLÜM
TEMEL HAKLAR ÖZGÜRLÜKLER VE ÖDEVLER
I. KISIM
GENEL HÜKÜMLER

Madde 10 :  İnsan Onuruna Saygı
Madde 11 :  Eşitlik
Madde 12 :  Temel Hakların Niteliği ve Korunması
Madde 13 :  Temel Hak ve Özgürlüklerin Özü ve Kısıtlanması
Madde 14 :  Temel Hak ve Özgürlüklerin Kötüye Kullanılmaması
Madde 15 :  Azınlıkların Statüsü
Madde 16 :  Yabancıların Statüsü

II. KISIM
KİŞİLERİN HAKLARI, ÖZGÜRLÜKLERİ VE ÖDEVLERİ

Madde 17 :  Kişi Bütünlüğü
Madde 18 :  Yaşam Hakkı
Madde 19 :  Kişinin Maddi ve Manevi Bütünlüğünün Korunması
Madde 20 :  Kişinin Özgürlüğü ve Güvenliği
Madde 21 :  Adli Yargıya ilişkin Haklar
Madde 22 :  Sanıkların Hakları
Madde 23 :  Bireyin Özel Hayatının Gizliliği
Madde 24 :  Kişiye ait Bilgilerin Korunması
Madde 25 :  Konut Dokunulmazlığı
Madde 26 :  Haberleşme Özgürlüğü
Madde 27 :  Dolaşım ve İkamet Özgürlüğü
Madde 28 :  Vicdan ve Din Özgürlüğü
Madde 29 :  Düşünce, Konuşma ve İfade Özgürlüğü
Madde 30 :  Bilim ve Sanat Özgürlüğü
Madde 31 :  Basın Özgürlüğü
Madde 32 :  Gazete, Dergi ve Broşür Yayımlama Hakkı
Madde 33 :  Kitap Yayımlama Hakkı
Madde 34 :  Basım Teçhizatının Korunması
Madde 35 :  Basın Dışındaki Haberleşme Araçlarından Yararlanma Hakkı
Madde 36 :  Düzeltme ve Cevap Hakkı
Madde 37 :  Toplantı ve Gösteri Hakkı
Madde 38 :  Dernek Kurma Hakkı
Madde 39 :  İyi Yönetilme Hakkı

III. KISIM
SOSYAL VE EKONOMİK HAKLAR, ÖZGÜRLÜKLER VE ÖDEVLER

Madde 40 :  Ailenin Korunması
Madde 41 :  Çocukların Korunması
Madde 42 :  Yaşlıların Korunması
Madde 43 : Mülkiyet Haklarına İlişkin Genel Hükümler
Madde 44 :  Toprağın Korunması
Madde 45 :  Kıyıların Korunması
Madde 46 :  Tarih, Kültür ve Doğa Varlıklarının Korunması
Madde 47 :  Çevrenin Korunması
Madde 48 :  İktisap ve Müsadere
Madde 49 :  Vakıf Malları ile ilgili İktisap, Müsadere ve Kısıtlamalar
Madde 50 :  Devletleştirme
Madde 51 :  Konut Hakkı
Madde 52 :  Sağlık Hakkı
Madde 53 :  Sözleşme Hakkı
Madde 54 :  Ekonomik ve Sosyal Hayatın Düzeni
Madde 55 :  Çalışma Özgürlüğü
Madde 56 :  Çalışma Hakkı
Madde 57 :  İstihdam Koşulları
Madde 58 :  Dinlenme Hakkı
Madde 59 :  Ücrette Hakkaniyet Sağlanması
Madde 60 :  Sendika Kurma Hakkı
Madde 61 :  Toplu Sözleşme ve Grev Hakkı
Madde 62 :  Sosyal Güvenlik Hakkı
Madde 63 :  Açlıktan Korunma Hakkı
Madde 64 :  Özel Olarak Korunma Hakkı
Madde 65 :  Yoksulların Rehabilitasyonu
Madde 66 :  Öğrenim ve Eğitim Hakkı
Madde 67 :  Gençliğin Korunması
Madde 68 :  Sporun Özendirilmesi
Madde 69 :  Sanatın, Sanatçının ve Kültürel Hakların Korunması
Madde 70 :  Kooperatifçiliğin Geliştirilmesi
Madde 71 :  Tarım ve Çiftçilerin Korunması
Madde 72 :  Tüketicilerin Korunması
Madde 73 :  Devletin Ekonomik ve Sosyal Görevlerinin Sınırı

IV. KISIM
SİYASİ HAKLAR VE ÖDEVLER

Madde 74 :  Kurucu devlette iç vatandaşlık statüsü
Madde 75 :  Seçme, seçilme ve halk oylamasına katılma hakkı
Madde 76 :  Seçimlerin genel yönetimi ve denetimi
Madde 77 :  Siyasi parti kurma hakkı ve partilerin siyasi hayattaki yeri
Madde 78 :  Siyasi partilerin uyacakları ilkeler
Madde 79 :  Kamu hizmetine girme hakkı
Madde 80 :  Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin örgüt, kurum ve kuruluşlarına atamalar
Madde 81 :  Mal bildirimi
Madde 82 :  Vergi ödevi
Madde 83 :  Dilekçe hakkı

III. BÖLÜM
YASAMA
BİRİNCİ KISIM
KIBRIS TÜRK DEVLETİ MECLİSİ

Madde 84 :  Kıbrıs Türk Devleti Meclisi’nin oluşumu
Madde 85 :  Kıbrıs Türk Devleti Meclisi’nin görev ve yetkileri
Madde 86 :  Kıbrıs Türk Devleti Meclis seçimleri
Madde 87 :  Kıbrıs Türk Devleti Meclisi’nin dokunulmazlığı, iç güvenliği ve idare hizmetleri
Madde 88 :  Kıbrıs Türk Devleti Meclisi’nin toplantıları ve çalışma düzeni
Madde 89 :  And içme
Madde 90 :  Kıbrıs Türk Devleti Meclisi’nin başkanlık divanı
Madde 91 :  Yasama dokunulmazlığı
Madde 92 :  Milletvekilliğinin sona ermesi
Madde 93 :  Milletvekilliği ile bağdaşmayan görevler
Madde 94 :  Milletvekillerinin ödenekleri
Madde 95 :  Kıbrıs Türk Devleti Meclisi seçimlerinin yenilenmesi

İKİNCİ KISIM

Yasaların Yapılması

Madde 96 :  Yasa ve kararların yapılması ile ilgili genel kurallar
Madde 97 :  Ticari ve kültürel konularda uluslararası anlaşmaların onaylanması
Madde 98 :  Bütçenin hazırlanması, uygulanması, görüşülmesi ve kabulü
Madde 99 :  Kesin hesaplar
Madde 100 :  Yasaların Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanınca yayınlanması
Madde 101 :  Kararların yayımlanması

ÜÇÜNCÜ KISIM

Kıbrıs Türk Devleti Meclisinin Bilgi Edinme ve Denetim Usulleri
Madde 102 :  Genel olarak Bilgi Edinme ve Denetleme Yetkisi
Madde 103 :  Soru Yöneltilmesi ve Genel Görüşme Açılması
Madde 104 :  Araştırma ve Soruşturma

IV. BÖLÜM
Yürütme
BİRİNCİ  KISIM
Cumhurbaşkanı

Madde 105 :  Cumhurbaşkanı
Madde 106 :  Kıbrıs Türk Devleti Başkanının And İçmesi
Madde 107 :  Cumhurbaşkanın Tarafsızlığı
Madde 108 :  Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanının  Görev ve Yetkileri
Madde 109 :  Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanının Dokunulmazlığı ve Sorumluluğu
Madde 110 :  Cumhurbaşkanlığı Makamının Boşalması
Madde 111 :  Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanlığına Vekalet Etme

İKİNCİ KISIM
Bakanlar Kurulu

Madde 112 :  Bakanlar Kurulu’nun Oluşumu
Madde 113 :  Başbakanın Görevleri, Yetkileri ve Sorumlulukları
Madde 114 :  Bakanlıkların Kurulması
Madde 115 :  Bakanlar Kurulu’nun Göreve Başlaması ve Sorumlulukları
Madde 116 :  Bakanların Görevleri, Yetkileri ve Sorumlulukları
Madde 117 :  Kanun Hükmünde Kararname

ÜÇÜNCÜ KISIM

İdari Hükümler
Madde 118 :  İdare
Madde 119 :  Kamu Denetçisi
Madde 120 :  Daire ve Hizmet Birimlerinin Kuruluşu
Madde 121 :  Merkezi Yönetim
Madde 122 :  Polis Teşkilatı
Madde 123 :  Yerel Yönetimler
Madde 124 :  Kamu Hizmetleriyle İlgili Temel ve Sürekli Görevlerin Yerine Getirilmesi
Madde 125 :  Kamu Personeli ve Diğer Kamu Görevleriyle  İlgili Hükümler
Madde 126 :  Tüzük ve Yönetmelikler
Madde 127 :  Yasadışı Emirler

DÖRDÜNCÜ KISIM

Olağanüstü Hal

Madde 128 :  Tabii Afetler, Ciddi Ekonomik Kriz ve Yaygın Şiddet Olayları Nedeniyle Olağanüstü  Hal ilanı
Madde 129 :  Olağanüstü Hallerle İlgili Düzenlemeler

BEŞİNCİ KISIM

Teşkilatlar
Madde 130 :  Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek  Teşekkülleri
Madde 131 :  Yüksek Öğretim Kurulları
Madde 132 :  Radyo, Televizyon Yayınları ve Haber Ajansları
Madde 133 :  Uzman ve Özerk Kurumlar
Madde 134 :  Vakıflar Teşkilatı ve Din İşleri Dairesi

ALTINCI KISIM

Ekonomik ve Mali Hükümler

Madde 135 :  Sayıştay
Madde 136 :  Kamu Hizmet Teşekküllerinin Denetlenmesi
Madde 137 :  Kalkınma ve Planlama
Madde 138 :  Devlet’in Mali Yükümlülük Altına Sokulması ve Fonların Kurulması

V. BÖLÜM
BİRİNCİ  KISIM
Genel Hükümler

Madde 139 :  Mahkemelerin Bağımsızlığı
Madde 140 :  Yargıçların Görev Süresi Güvencesi
Madde 141 :  Yargıçlık Mesleği
Madde 142 :  Duruşmaların Kamuya Açık ve Kararlarının Gerekçeli Olması
Madde 143 :  Küçüklerin Yargılanması
Madde 144 :  Yüksek Adliye Kurulu
Madde 145 :  Mahkeme Karar ve Emirlerine Uymayanların Cezalandırılması

İKİNCİ  KISIM
Kıbrıs Türk Devleti
Yüksek Mahkemesi

Madde 146 :  Devlet’in Yüksek Mahkemesi’nin Oluşumu ve Görev Bölümü

ÜÇÜNCÜ  KISIM
Anayasa Mahkemesi Sıfatıyla
Görev Yapan Yüksek Mahkemenin
Görev ve Yetkileri

Madde 147 :  Anayasa Mahkemesinin Yetkileri
Madde 148 :  Organlar Arasında Yetki Uyuşmazlığı
Madde 149 :  Yasaların Anayasaya Aykırılığı
Madde 150 :  İptal Davaları
Madde 151 :  Anayasaya Aykırılık Sorunlarının Mahkemeler Tarafından Yüksek Mahkemeye Gönderilmesi
Madde 152 :  Anayasanın Yorumu
Madde 153 :  Anayasa Mahkemesinin Kararları

DÖRDÜNCÜ KISIM
Kıbrıs Türk Devleti Yüksek Mahkemesi’nin Yargıtay Sıfatıyla Görev ve Yetkileri

Madde 154 :  Yargıtayın Yetkileri

BEŞİNCİ KISIM
Kıbrıs Türk Devleti Yüksek Mahkemesi’nin Yüksek İdare Mahkemesi Olarak Görev ve Yetkileri

Madde 155 :  Yüksek İdare Mahkemesinin Yetkileri

ALTINCI KISIM
Kıbrıs Türk Devleti Yüksek Mahkemesi’nin Diğer Görev ve Yetkileri

Madde 156 :  Kıbrıs Türk Devleti Yüksek Mahkemesi’nin Diğer Görev ve Yetkileri
Madde 157 :  Mahkeme İç Tüzükleri Yapma Yetkisi

YEDİNCİ KISIM
Alt Mahkemeler

Madde 158 :  Alt Derece Mahkemelerin Kuruluşu, Görev ve Yetkileri

SEKİZİNCİ  KISIM

Başsavcılık
Madde 159 :  Başsavcı ve Devletin Hukuk Danışmanları

ALTINCI BÖLÜM

Muhtelif Hükümler
Madde 160 :  Devletin Mülkiyet Hakkı
Madde 161 :  Kamu Personeli Haklarının Mahfuz Tutulması
Madde 162 :  Kıbrıs Türk Devleti’nin Resmi Gazetesi

YEDİNCİ BÖLÜM

Nihai Hükümler
Madde 163:  Anayasa’nın Değiştirilmesi
Madde 164:  Tanımlar
Madde 165:  Anayasa’nın Yürürlüğe Girmesi

SEKİZİNCİ BÖLÜM
Geçici Hükümleri

Geçici Madde 1:  Zarar Gören Yurttaşların Korunması
Geçici Madde 2:  Kıbrıs Türk Devlet Meclisi Seçimleri
Geçici Madde 3:  Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Geçiş Dönemi Parlamentosuna Atama
Geçici Madde 4:  Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Eşbaşkanlığı
Geçici Madde 5:  Geçici Kurallar
Geçici Madde 6:  Mevcut Organ, Kurum ve Kuruluşların Durumu
Geçici Madde 7:  Yeniden Yerleştirme Kurulu ve Kıbrıs Mülkiyet Kuruluna Atama
Geçici Madde 8:  Anayasa’nın Yayımlanması
Geçici Madde 9:  Devlet Anayasasının Geçiş Döneminde Değiştirilmesi
Geçici Madde 10: Yerel Otorite Organlarının Seçimi

KIBRIS TÜRK DEVLETİ ANAYASASI

GİRİŞ

Biz Kıbrıs Türk Halkı,

Kıbrıs Türk Devleti’nin toprak bütünlüğü, güvenliği ve anayasal düzeninin Garanti Antlaşmasıyla teminat altına alındığını hatırda tutarak, 24 Nisan 2004 tarihinde düzenlenen halkoylamasıyla kabul edilen işbu Anayasayı Kıbrıs Türk Devletinin Anayasası olarak egemen bir şekilde ilan ederiz.

BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL İLKELER
Kıbrıs Türk Devletinin Şekli ve Nitelikleri
Madde 1

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin, siyasi eşitlik, iki kesimlilik ve eşit statü temeline dayalı iki Kurucu Devletinden biridir. Kıbrıslı Türklerin ayrı kimliğini ve iki bölgeli bir ortaklık içindeki eşit siyasi statüyü temsil eder. Kıbrıs Türk Devleti, insan hakları, demokrasi, temsili cumhuriyet yönetimi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan laik bir Devlettir.

Kıbrıs Türk Devletinin Yetkileri
Madde 2

(1) Devlet, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının açıkça Federal Devlete vermediği yetki ve işlevleri Federal Anayasanın sınırları içerisinde kendi yasama, yürütme ve yargı organları aracılığıyla ülkesinde egemen bir biçimde kullanır.

(2) Devlet ayrıca, Kuruluş Anlaşması, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası veya Federal hükümet tarafından kendisine verilen veya devredilen tüm yetkileri ve görevleri serbestçe yerine getirir.

(3) Devlet’te hiçbir kurum, daire veya makam, doğrudan veya dolaylı olarak işbu Anayasa veya Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasından kaynaklanmayan hiçbir yetkiyi kullanamaz.

Devletin Bütünlüğü, Resmi Dili, Marşı ve Başkenti
Madde 3

(1) Devlet, sınırları içerisinde yaşayan halkıyla bölünmez bir bütündür.

(2) Resmi Dil Türkçe’dir.

(3) Devlet’in kendi bayrağı ve Marşı vardır. Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının ilgili hükümlerine bağlı olmak kaydıyla Devlet’in ülkesinde Türk bayrağı da çekilebilir.

(4) Devletin başkenti Lefkoşa’dır.

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına Sadakat
Madde 4

(1) Devletin herhangi bir kurumu Federal Hükümet veya Kıbrıs Rum Devleti yetkilerine müdahale edemez.

(2) Devletin, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’na aykırı olan herhangi bir işlem yok ve batıldır.

(3) Hükümetin her düzeydeki tüm işlemleri Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti ile bağlılık, sadakat, eşgüdüm ve işbirliği ilkelerine uygun olacaktır.

Yasama Erki
Madde 5

Yasama erki, Devlet’in Meclisinin uhdesindedir.

Yürütmenin Yetkileri ve Görevleri
Madde 6

Yürütme görevleri ve yetkileri, Devlet’in Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa ve yasalara uygun olarak yerine getirilir ve kullanılır.

Yargı Erki
Madde 7

Yargı yetkisi bağımsız mahkemeler tarafından kullanılır.

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına Bağlı Olarak Anayasanın  Üstünlüğü ve Bağlayıcı Gücü
Madde 8

(1) Anayasa hükümleri, Kıbrıs Türk Devletindeki yasama, yürütme ve yargı organlarını, Devlet’in idari makamlarını ve tüm kuruluş ve bireyleri bağlayan temel hukuk ilkeleridir.

(2) Devlet’in hiçbir işlev ve usulü işbu Anayasaya aykırı ve onunla uyumsuz olamaz.

(3) Hükümetin her düzeydeki tüm tasarrufları orantılılık ve iyi niyet ilkelerine uygun olmalıdır.

Kıbrıs Türk Devletinin Sınırları
Madde 9

Devlet’in sınırları Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasıyla belirlenmiştir.

İKİNCİ BÖLÜM
TEMEL HAKLAR, ÖZGÜRLÜKLER VE ÖDEVLER
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
İnsan Onuruna Saygı
Madde 10

Kişinin onuru dokunulamazdır. Kişi onuruna saygı devlet ve toplum yaşamının ana ilkesidir.

Eşitlik
Madde 11

(1) Herkes, hiç ayırım gözetilmeksizin, yasa önünde eşittir. Herhangi bir birey, aile, zümre veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz.

(2) Bireyler arasında, cinsiyet, ırk, renk, etnik ve toplumsal köken, genetik özellikler, dil, din veya inanç, siyasi veya herhangi bir başka görüş, mülkiyet, doğum, özürlü olma, yaş veya cinsel tercih gibi gerekçelerle ayrımcılık yapılamaz.

(3) Devlet kurumları ve idari makamları, tüm tasarruflarında yasa önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek ve ayrımcılık yapmamak zorundadırlar.

(4) Mali açıdan muhtaç durumda olanların Anayasa ve yasalarla elde ettikleri veya edecekleri kazanımlar, bu Madde ileri sürülerek ortadan kaldırılamaz.

(5) İstihdam, çalışma ve ücret dahil olmak üzere her alanda erkekler ve kadınlar arasında kapsamlı eşitlik sağlanır.

(6) Eşitlik ilkesi, toplumsal ve siyasal yaşamda yeterli ölçüde temsil edilemeyen cinsiyetin lehine yasal önlemlerin alınmasını ve sürdürülmesini engellemez.

Temel Hakların Niteliği ve Korunması
Madde 12

(1) Herkes, mevcudiyetinin özünden kaynaklanan, mahrum kılınamayacağı, devredilemez ve vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahiptir.

(2) Devlet, kişinin temel hak ve özgürlüklerini, kişi huzuru, sosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde kısıtlayan siyasal, ekonomik ve toplumsal bütün engelleri kaldırır; insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlar.

(3) Anayasayla tanınmış hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ilgili makamlara etkili yollardan ve gecikme olmaksızın başvurma hakkına sahiptir.

(4) Devlet’in yasama, yürütme ve yargı organları bu bölümdeki hükümlerin tam olarak uygulanmasını sağlamaktan sorumludurlar.

Temel Hak ve Özgürlüklerin Özü ve Kısıtlanması
Madde 13

(1) Herkes, temel hak ve özgürlüklerini kullanırken başkalarının hak ve özgürlüklerine saygı gösterir.

(2) Temel hak ve özgürlükler ancak yasayla ve yalnızca ilgili maddelerde belirtilen neden ve amaçların haklı kıldığı ölçüde kısıtlanabilir.

(3) Kısıtlamalar Anayasanın lafzına ve ruhuna ve demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve bir hak ve özgürlüğün özünü etkilemez.

(4) Temel hak ve özgürlükler ve bunlara getirilebilecek kısıtlamaların yorumunda Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının 11’inci Maddesine uygun olarak, Avrupa ve uluslararası insan hakları kurumlarının içtihat oluşturan veya yönlendirici mahiyetteki kararları münasip şekilde dikkate alınabilir.

Temel Hak ve Özgürlüklerin Kötüye Kullanılmaması
Madde 14

(1) İşbu Anayasayla sağlanan hak ve özgürlüklerden hiçbiri, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Anlaşması ve işbu Anayasayla Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetine ve Devlet’e atfedilen temel nitelikleri ortadan kaldırdığı şeklinde telakki edilmez.

(2) İşbu Anayasa’nın hiçbir hükmü Devlet’e ya da kişilere, işbu Anayasa’yla tanınan hak ve özgürlüklerin yok edilmesini ya da işbu Anayasa’da belirtilenden daha geniş biçimde kısıtlanmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmalarına cevaz verdiği şeklinde yorumlanamaz.

Azınlıkların Statüsü
Madde 15

Devlet, sınırları içinde ikamet eden dinsel azınlıkların, yani Maruni, Latin ve Ermenilerin ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Anlaşmasında ve Anayasasında zikredilen, Karpaz bölgesindeki köylerde ikamet eden Kıbrıslı Rumların haklarını korur.

Yabancıların Statüsü
Madde 16

İşbu Anayasa’da atıfta bulunulan hak ve özgürlükler, yabancılar bakımından, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası ve uluslararası hukuka uygun olarak yasayla kısıtlanabilir.

İKİNCİ KISIM
Kişilerin Hak, Özgürlük ve Ödevleri
Kişi Dokunulmazlığı
Madde 17

(1) Herkes, barış, güvenlik ve huzur içinde yaşama, maddi ve manevi varlığını geliştirme ve koruma hakkına sahiptir.

(2) Kimse kötü muameleye veya işkenceye maruz kılınamaz.

(3) Kimse, insanlık şeref ve haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

(4) Kişinin şeref ve haysiyeti dokunulmazdır. Herkes buna saygı göstermek ve korumakla yükümlüdür.

Yaşam Hakkı
Madde 18

(1) Herkes, yaşam hakkına sahiptir, bu hak yasayla korunur.

(2) Hiç kimseye ölüm cezası verilemez.

Kişinin Maddi ve Manevi Bütünlüğünün Korunması
Madde 19
(1) Kişinin maddi ve manevi bütünlüğüne dokunulamaz. Herkes, Devlet, toplum ve kişilerden maddi ve manevi bütünlüğüne saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.

(2) Yasayla öngörülen tıbbi zorunluluklar dışında herkesin bedeni bütünlüğünü muhafaza hakkı vardır.

(3) Organ bağışı ve nakline ilişkin kurallar yasayla belirlenir.

(4) Kimse, yasada belirtildiği üzere, kendi özgür ve bilgilendirilmiş rızası olmaksızın, bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.

(5) İnsan soyunun genetik yapısına ve insan bedeninin ve parçalarının ticari kazanç kaynağı haline getirilmesine yönelik uygulamalar yasayla kısıtlanmıştır.

(6) Eşeysiz üreme yasaklanmıştır.

Kişinin Özgürlüğü ve Güvenliği
Madde 20

(1) Herkes kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahiptir.

(2) Hiç kimse, yasayla öngörülmek ve yasanın cevaz verdiği şekil ve zamanda olmak koşuluyla, aşağıdaki haller dışında, özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:
(a) Yetkili mahkemece hakkında hüküm verilmiş bir kişinin tutuklanması;
(b) Mahkemece verilmiş yasal bir emre uymamaktan dolayı bir kişinin yakalanması veya tutuklanması;
(c) Bir kişinin, suç işlediği yolunda bir makul şüphe üzerine veya suç işlemesini önlemenin veya işledikten sonra kaçmasına engel olmanın makul olarak gerekli görüldüğü hallerde yetkili yargı mercii önüne çıkarılması amacıyla yakalanması veya gözaltına alınması;
(d) Bir küçüğün ıslahı amacıyla yasal bir emirle tutulması veya yetkili yargı mercii önüne çıkartılması amacıyla yasaya uygun olarak tutuklanması veya gözaltına alınması;
(e) Bulaşıcı bir hastalık yayma ihtimali olan kişilerin, akıl hastalarının, alkoliklerin, uyuşturucu madde bağımlılarının veya serserilerin tutuklanması;
(f) Bir kişinin, Devlet’in ülkesine izinsiz girişini önlemek için yakalanması veya tutuklanması veya hakkında sınırdışı veya iade işlemi başlatılmış olan bir yabancının yakalanması veya tutuklanması;

(3) Hiç kimse, hapis cezası gerektiren ağır suç işlemesi halinde yasayla hükmolunan zaman ve usuller ile yasada tanımlanan kurala uygun gerekçeli yargı emrinin verdiği yetki haricinde, yakalanamaz.

(4) Yakalanan veya tutuklanan kişinin durumu hakkında yakın akrabalarına mümkün olan en kısa sürede bilgi verilir.

(5) Yakalanan veya tutuklanan herkes, yakalanmasını veya tutuklanmasını gerektiren nedenler hakkında, yakalandığı sırada, anladığı dilde bilgilendirilir ve kendisi veya akrabaları tarafından seçilecek bir avukatın hizmetlerinden yararlandırılmasına derhal imkan tanınır.

(6) Yakalanan kişi, yakalandıktan sonra mümkün olan en kısa zamanda ve her hal ve karda, daha önce salıverilmediği takdirde, yirmidört saat geçmeden bir yargıç önüne çıkarılır.

(7) Yargıç, yakalanma nedenini yakalanan kişinin anladığı dilde yakalanan kişiden öğrenmeye çalışır ve mümkün olan en kısa zamanda ve her hal ve karda yargıç önüne çıkma tarihinden başlayarak üç günü geçmeyecek bir süre içinde, uygun göreceği koşullarla yakalananı salıverir veya yakalanma nedenini oluşturan suç hakkındaki soruşturma tamamlanmadığı takdirde, tutukluluğunun devamına karar verir. Yargıç, her defasında sekiz günü geçmemek koşuluyla, bu tutukluluğun devamına karar verebilir. Yakalanma veya tutuklanma süresinin toplamı, yakalanma tarihinden başlayarak üç ayı geçemez ve bu sürenin sonunda yakalamayı veya tutuklamayı uygulamakla görevli kişi veya makam, yakalanan veya tutuklanan kişiyi derhal serbest bırakır.

(8) Yargıcın, yukarıdaki (7)’nci fıkraya göre verdiği kararlara karşı temyiz yolu kapatılamaz.

(9) Yakalanması veya tutukluluğu nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan herkes, yakalanmasının ve tutukluluğunun yasaya uygunluğu hakkında bir mahkemece süratle karar verilmesi için yasal yollara başvurma hakkına sahiptir. Yakalanması veya tutukluluğu yasaya aykırı görüldüğü takdirde, mahkemece serbest bırakılması emredilir.

(10) Bu Madde kurallarına aykırı olarak bir yakalanma veya bir tutuklanma mağduru herkes, dava açmak suretiyle tazminat talep etme hakkına sahiptir.

Adli Yargıya İlişkin Haklar
Madde 21

(1) İşbu Anayasa’yla ve onun hükümleriyle kendisine tanınan medeni hak ve yükümlülükleri ihlal edilen herkes, yetkili bir mahkemeye mümkün olan en kısa sürede başvurma olanağının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

(2) Herkes, medeni hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinde veya kendisine karşı yapılan bir suçlamanın karara bağlanmasında, yasayla kurulan bağımsız, tarafsız ve yetkili bir mahkeme tarafından, makul bir süre içerisinde adil ve açık surette yargılanma hakkına sahiptir. Karar, gerekçeli olur ve açık duruşmada okunur.

(3) Kamu güvenliği veya anayasal düzen veya genel emniyet veya genel ahlak yararına olduğu veya küçüklerin çıkarları veya tarafların özel hayatlarının korunması için gerekli olduğu ve aleniyetin, adaletin sağlanması için mahkemece zararlı görüldüğü özel durumlarda, duruşmanın bir kısmı veya tamamı mahkemenin kararıyla basına ve halka kapalı tutulabilir.

Sanıkların Hakları
Madde 22

(1) Hiç kimse, işlendiği zaman yasada suç teşkil etmeyen bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu sayılamaz ve herhangi bir suç için, işlendiği zaman yasanın bu suç için açıkça koyduğu cezadan daha ağır bir cezaya çarptırılamaz.

(2) Bir suçtan dolayı beraat eden veya hüküm giyen bir kişi, aynı suçtan dolayı tekrar yargılanamaz. Hiç kimse, aynı eylem veya ihmalden dolayı iki defa cezalandırılamaz.

(3) Hiçbir yasa, suçun ağırlığıyla orantılı olmayan bir ceza öngöremez.

(4) Bir suçtan sanık herkes, suçluluğu yasaya uygun olarak ispat edilinceye kadar suçsuz kabul edilir.

(5) Bir suçtan sanık herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

(a) İsnat edilen suçlamanın nitelik ve nedeninin, anladığı bir dilde ve ayrıntılı şekilde derhal kendisine bildirilmesi;
(b) Savunmasını hazırlaması için yeterli zaman ve imkana sahip olmak;
(c) Bizzat veya seçeceği veya eğer yeterli mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin sağlanması için gerekli görülüyorsa, kendisini parasız olarak atanacak bir avukat aracılığıyla savunmak;
Ancak, hapis cezasını gerektiren suçlarda, yeterli imkandan yoksun olan her kişi, Devlet’in atayacağı bir avukattan yararlanma hakkına sahiptir ve bu hak yasayla sağlanır.
(d) Bizzat veya avukatı aracılığıyla, aleyhindeki tanıkların sorguya çekilmesi veya çektirilmesinin ve lehindeki tanıkların celbi ve aleyhindeki tanıklarla aynı şartlar altında sorguya çekilmesinin temini;
(e) Mahkemede kullanılan dili anlayamadığı veya konuşamadığı takdirde, bir tercümanın yardımından bedelsiz olarak yararlanmak.
.
(6) Malların toptan müsaderesi cezasının konulması yasaktır.

Bireyin Özel Hayatının Gizliliği
Madde 23

(1) Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini talep etme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliği ihlal edilemez. Adli kovuşturmanın gerektirdiği istisnalar mahfuzdur.

(2) Yasanın tanımladığı durumlarda mutad usule göre verilmiş mahkeme veya yargıç kararı olmadıkça, kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz.

Kişiye Ait Bilgilerin Korunması
Madde 24

(1) Herkes, kişisel bilgilerinin korunması hakkına sahiptir.

(2) Kişisel bilgiler, belirli şartlar altında veya yasaya uygun surette, ilgili kişinin rızası alınarak adil bir şekilde işleme tabi tutulur. Her şahıs, kendisi hakkındaki bilgilere erişme ve bu bilgilerin düzeltilmesini talep etme hakkına sahiptir.

Konut Dokunulmazlığı
Madde 25

(1) Kimsenin konut dokunulmazlığı ihlal edilemez.

(2) Yasanın açıkça gösterdiği durumlarda, mutad usule göre verilmiş mahkeme veya yargıç kararı olmadıkça, kamu güvenliği veya kamu düzeni bakımından gecikmede sakınca bulunan durumlarda ise, yasayla yetkili kılınan merciin emri olmadıkça, hiçbir konuta girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde onay için mahkemeye veya yargıca sunulur. Mahkeme veya yargıç, el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde konu hakkında karar vermediği takdirde, el koyma işlemi geçersiz ve hükümsüz addolunur.

Haberleşme Özgürlüğü
Madde 26

(1) Herkes, haberleşme ve bilgiye serbestçe erişim özgürlüğüne sahiptir.

(2) Haberleşmenin gizliliği temel bir ilkedir. Yasayla gerekli görülen durumda, mahkeme veya yargıç tarafından yasaya uygun olarak verilmiş bir karar olmadıkça, bu gizliliğe müdahale olunamaz.

(3) Devlet’in kurumları, yasal yetkilerinin tanımı gereği, kişilere, kamuoyunu veya kendilerini ilgilendiren konularda tam ve doğru bilgi vermekle yükümlüdürler.

Dolaşım ve İkamet Özgürlüğü
Madde 27

(1) İşbu Anayasa, Kuruluş Anlaşması, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası ve ilgili Anayasal Nitelikli Yasanın hükümlerine bağlı kalmak koşuluyla, herkes dolaşım özgürlüğüne sahiptir. Bu özgürlük ancak kamu güvenliği ve salgın hastalıkların önlenmesi amaçlarıyla ve yasayla kısıtlanabilir.

(2) İşbu Anayasa, Kuruluş Anlaşması, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası veya ilgili Anayasal Nitelikli Yasanın hükümlerine bağlı kalmak koşuluyla, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin her vatandaşı, Devlet ülkesinde tercih ettikleri herhangi bir yerde ikamet özgürlüğüne sahiptir. Bu özgürlük ancak, ulusal güvenlik, salgın hastalıkların önlenmesi, kamu mallarının korunması, sosyal, ekonomik ve tarımsal gelişmeyi ve sağlıklı kentleşmeyi gerçekleştirme amaçlarıyla gerekli görüldüğünde yasayla kısıtlanabilir.

(3) İşbu Anayasa, Kuruluş Anlaşması, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası veya ilgili Anayasal Nitelikli Yasanın hükümlerine bağlı kalmak koşuluyla, hiçbir Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı isteği dışında Devlet ülkesi dışına çıkarılamaz veya aynı şekilde girmekten alıkonulamaz.

(4) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Devlet ülkesinde sürekli ikamet hakkı, Kuruluş Anlaşmasında zikredilen oranı aşmayacak oran üzerinde uzlaşılmış bir oranda olur. Bu tür kişilerin sürekli ikamet başvuruları işbu Anayasa, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası Kuruluş Anlaşması ve ilgili Anayasal Nitelikli Yasa temelinde ve demokratik ilkeler ve hakkaniyet ilkeleriyle uyumlu olarak değerlendirilir.

(5) Kıbrıs Rum Devleti iç vatandaşlık statüsüne sahip olanların, Devlet ülkesinde ikametleri, Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasında öngörüldüğü şekilde yasayla kısıtlanabilir.

Vicdan ve Din Özgürlüğü
Madde 28

(1) Her birey, vicdan, dini inanç ve düşünce özgürlüğüne sahiptir.

(2) Dini ibadet şekilleri, dinsel törenler ve ayinler ile dinsel eğitim ve öğrenim kamu düzenine, genel ahlaka veya bu amaçla çıkarılmış yasalara aykırı olmadığı takdirde serbesttir.

(3) Hiç kimse, ibadete, dinsel ayin ve törenlere katılmaya, dini itikadını ve inancını açıklamaya zorlanamaz; dini itikat ve inancından dolayı kınanamaz.

(4) Hiç kimse, Devlet’in sosyal, ekonomik, siyasal veya hukuk düzenini, kısmen de olsa, dini esaslara dayandırmak veya siyasal ve kişisel çıkar veya nüfuz sağlamak amacıyla dini veya dini duyguları yahut dince kutsal sayılan şeyleri her ne surette olursa olsun, istismar edemez veya kötüye kullanamaz. Bu yasağı ihlal eden veya başkalarını buna teşvik eden gerçek veya tüzel kişiler hakkında ilgili yasa hükümleri uygulanır.

Düşünce, Konuşma ve İfade Özgürlüğü
Madde 29

(1) Herkes, düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir. Hiç kimse, düşüncelerini ve kanaatini açıklamaya zorlanamaz. Bir kimsenin düşüncelerine dayalı bir suç olamaz.

(2) Herkes, düşüncelerini ve kanaatini, söz, yazı, resim veya başka yayma yöntemleriyle tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayımlama hakkına sahiptir.
Bu hak, herhangi bir kamu makamının müdahalesi olmaksızın ve Devlet sınırlarıyla bağlı kalmaksızın, kanaatını açıklama, haber ve fikir alma ve verme özgürlüklerini de kapsar.

(3) Kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve aynı şekilde düşünceleri ve kanaati nedeniyle kınanamaz ve ayrımcılığa tabi tutulamaz.

(4) Konuşma ve ifade özgürlüklerinin kullanılması, anayasal düzen, laiklik, kamu güvenliği, kamu düzeni, genel sağlık, genel ahlakın yararı için veya başkalarının şöhret veya haklarının korunması veya gizli tutulması kaydıyla alınan bilgilerin açıklanmasının önlenmesi veya yargının tarafsızlığının sürdürülmesi için, demokratik toplumda zorunlu olduğu şekilde gerekli durumlarda ve ölçüde yasayla sınırlandırılabilir.

(5) Savaş propagandası yapılması, ayrımcılık ve milli, ırkçı veya dini nefretin ve şiddetin körüklenmesi yasaktır.

Bilim ve Sanat Özgürlüğü
Madde 30

Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırmayı yapma hakkına sahiptir. Akademik özgürlüğe tam saygı gösterilir.

Basın Özgürlüğü
Madde 31

(1) Basın ve yayın özgürlüğü herkes için teminat altına alınmıştır ve sansüre tabi tutulamaz.

(2) Devlet, basın, yayın ve haber alma özgürlüğünü güvence altına alacak gerekli önlemleri alır.

(3) Basın ve haber alma özgürlüğü, kamu düzeninin veya kamu güvenliğinin veya genel ahlakın korunmasını veya kişilerin şeref, haysiyet ve haklarına saldırıların ve suç işlemeye kışkırtmanın önlenmesini veya yargı görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak üzere yasayla kısıtlanabilir.

(4) Yargı görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak amacıyla ve yasayla belirtilecek sınırlar içinde, herhangi bir mahkeme veya yargıç tarafından verilecek kararlar saklı kalmak üzere, olaylar hakkında yayın yapılmasına yasaklama getirilemez..

Gazete, Dergi ve Broşür Yayımlama Hakkı
Madde 32

(1) Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlarınca gazete, dergi ve broşür yayımlanması, önceden izin alınması ve mali güvence sağlanması koşullarına tabi kılınamaz.

(2) Gazete, broşür ve dergilerin yayımlanması, dağıtım ve mali kaynaklar ile gazetecilik mesleğiyle ilgili koşullar yasayla düzenlenir. Bu tür bir yasa, haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, mali veya teknik kayıtlar koyamaz.

(3) Gazete ve dergiler, Devletin ve diğer kamu teşekküllerinin veya bunlara bağlı kurumların araç ve olanaklarından eşitlik ilkesine göre yararlanır.

(4) Devlet’in sınırları içinde yayımlanan gazete, dergi ve broşürler, yalnızca demokratik bir toplumda gerekli olmak kaydıyla, laikliğin, kamu güvenliğinin, kamu düzeninin veya genel ahlakın korunması amacı için, yasada öngörülen hallerde yargıç kararıyla toplatılabilir.

Kitap Yayımlama Hakkı
Madde 33

(1) Kişiler tarafından kitap yayımlanması herhangi bir ön izne ve sansüre tabi kılınamaz.

(2) Devlet sınırları içinde yayımlanan kitaplar, yalnızca demokratik bir toplumda gerekli olmak kaydıyla, laikliğin, kamu güvenliğinin, kamu düzeninin veya genel ahlakın korunması amacı için yasada öngörülen hallerde yargıç kararıyla toplatılabilir.

Basım Teçhizatının Korunması
Madde 34

(1) Basımevleri ve destek binaları ile matbaa makinaları ve şahıslara ait teçhizat müsadere edilemez, el konulamaz veya faaliyetten men edilemez.

(2) Basımevleri ve destek binaları ile matbaa makinaları ve şahıslara ait teçhizat, demokratik bir toplumda gerekli olan hallerde, laikliğin, kamu güvenliği ve düzeninin ve kamu ahlakının korunması amacıyla, yasanın öngördüğü hallerde yargıç kararıyla müsadere edilebilir, el konulabilir veya faaliyetten menedilebilir.

Basın Dışındaki Haberleşme Araçlarından Yararlanma Hakkı
Madde 35

Vatandaşlar ve siyasi partiler, kamu teşekküllerinin sahip olduğu basın haricindeki haberleşme ve yayın araçlarından yararlanma hakkına sahiptir. Bu yararlanmanın koşulları ve usulleri, demokratik ilkelere ve hakkaniyet ilkesine uygun olarak yasayla düzenlenir. Yasa, insan haklarına, demokrasinin ve hukukun üstünlüğü ve sosyal adalet ilkelerine dayanan laik devletin, kamu güvenliğinin ve genel ahlakın korunması halleri dışındaki bir nedene dayanarak, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlere ulaşmasını veya kamuoyunun serbestçe oluşturulmasını engelleyici şartlar getiremez.

Düzeltme ve Cevap Hakkı
Madde 36

(1) Düzeltme ve cevap hakkı, yalnızca kişilerin şeref ve haysiyetlerinin rencide edilmesi veya haklarında gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve yasayla düzenlenir.

(2) Bir düzeltme veya cevabın yayınlanmadığı hallerde, bunun yayınlanmasının elzem olup olmadığına, ilgili şahsın başvuru tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde yargıç tarafından karar verilir.

Toplantı ve Gösteri Hakkı
Madde 37

Devlet ülkesinde daimi ikamet eden herkes, önceden izin almaksızın, silahsız ve şiddet içermeyen toplantı veya gösteri tertipleme hakkına sahiptir. Bu hak, kamu düzenini korumak için yasayla kısıtlanabilir.

Dernek Kurma Hakkı
Madde 38

(1) Herkes, önceden izin almaksızın, dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasında uygulanacak şekil ve usuller yasayla düzenlenir. Yasa, laik düzenin, kamu güvenliğinin, kamu düzeninin ve genel ahlakın yararı çerçevesinde kısıtlamalar getirebilir.

(2) Hiç kimse, herhangi bir derneğe üye olmaya veya herhangi bir derneğin üyeliğini sürdürmeye zorlanamaz.

(3) Dernekler, yasada öngörülen hallerde ve yukarıdaki (1)’inci fıkrada zikredilen nedenlerle yargıç kararıyla kapatılabilir.

İyi Yönetilme Hakkı
Madde 39

(1) Herkes, makul bir zaman dilimi içinde, Devlet kurumlarından veya diğer idari veya icrai organlardan, tarafsız ve adil idari hizmet almak hakkına sahiptir. Bu hak, aşağıdaki hususları içerir:

(a) Bir kişiyi olumsuz yönde etkileyecek herhangi bir önlem alınmadan önce kişinin kendisini savunma hakkı;
(b) Herkesin, gizlilik ve meslek ve iş sırları bağlamındaki hukuki haklarına saygı gösterilmek kaydıyla, ilgili kişiye ait dosyaya erişim hakkı;
(c) İdarenin, verdiği kararların gerekçelerini bildirme ve bireyleri yetkili makamlara başvuru sırasında kullanacağı yöntem ve usulleri ve telafi süresi hakkında bilgilendirme yükümlülüğü.

(2) Herkes, Devlet kurumlarının veya diğer idari veya icrai kurumların veya kamu görevlilerinin, görevlerini ve işlerini yerine getirirken neden oldukları zararların tazmini hakkına sahiptir.

ÜÇÜNCÜ KISIM
Sosyal ve Ekonomik Haklar, Özgürlükler ve Ödevler
Ailenin Korunması
Madde 40

(1) Aile toplumun temelidir. Devlet ve kamu kurumları ailenin, ananın ve çocuğun korunması için gerekli önlemleri alır ve teşkilatları kurar.

(2) Evlenme çağına erişen herhangi bir kadın ile herhangi bir erkeğin, evlenme ve bir aile yuvası kurma hak ve yükümlülükleri yasayla düzenlenir.

Çocukların Korunması
Madde 41

(1) Çocuklar, korunma ve bakılma hakkına ve düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir. Çocukların düşünce ve kanaatleri yaşları ve olgunlukları gözönünde bulundurularak değerlendirilir.

(2) Çocuklarla ilgili gerçek ve tüzel kişilerin tüm kamuya yönelik ve özel faaliyetlerinde çocukların yararına öncelik verilir.

(3) Her çocuk, şahsi menfaatine aykırı olmadığı sürece, ebeveyninin her ikisiyle de doğrudan ve düzenli temas kurma hakkına sahiptir.

Yaşlıların Korunması
Madde 42

Devlet, yaşlıların, onurlu ve bağımsız bir yaşam sürmeleri ve toplumsal ve kültürel faaliyetlere katılmalarını temin edecek surette korunması için gerekli önlemleri alır ve teşkilatları kurar.

Mülkiyet Haklarına İlişkin Genel Hükümler
Madde 43

(1) Herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar yasayla kamu yararı için yalnızca yasayla kısıtlanabilir.

(2) Mülkiyet hakkının kullanılmasına kısıtlama ve sınırlamalar, kamu güvenliği, genel sağlık, genel ahlak veya şehir ve ülke planlaması veya herhangi bir mülkün kamu yararı için geliştirilmesi ve bundan yararlanılması veya başkalarının haklarının korunması için yasayla getirilir.

(3) Malvarlığının ekonomik değerini fiilen azaltan bu tür herhangi bir kısıtlama ve sınırlama için derhal adil bir tazminat ödenir; anlaşmazlık halinde tazminat hukuk mahkemesince kararlaştırılır.

(4) (2)’nci ve (3)’üncü fıkralardaki hükümler, herhangi bir verginin veya cezanın tahsili, herhangi bir hukuki hükmün yerine getirilmesi, sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün uygulanmasının sağlanması veya can veya malın tehlikeden korunması için yasayla getirilmiş hükümleri etkilemez.

(5) Fikri mülkiyet hakkının korunması yasayla düzenlenir.

(6) Devlet, iç vatandaşlık statüsüne sahip kişilerin, Kıbrıs Rum Devletindeki mülkiyet haklarının korunması için, hukuki yardım sağlanması dahil, Kurucu Anlaşmanın ilgili hükümleri doğrultusunda, yasayla her düzeyde uygun önlemleri alabilir.

Toprağın Korunması
Madde 44

Devlet’in, toprağın verimli olarak kullanımını sağlamak, topraksız olan veya yeterli toprağı bulunmayan çiftçiye toprak vermek ve toprağın erozyon ve çevreye yönelik diğer tehlikelerden korunması amaçlarıyla gereken önlemleri alır. Yasa değişik tarım bölgelerinin ihtiyaçları ve değişik çiftçilik türleri bağlamında, bu amaçlarla yararlanılabilecek toprağın genişliğini tasrih edebilir.

Kıyıların Korunması
Madde 45

(1) Kıyılar, Devletin münhasır kontrolü ve mülkiyeti altındadır ve yalnızca kamu yararı için kullanılabilir.

(2) Belediye sınırları dışında, hareketli kumulun bitiminden itibaren yüz metrelik kıyı şeridi içinde kalan bölgede, kıyıların doğal güzelliğini bozmamak kaydıyla, yalnızca Devlet’e ait, çok gerekli ve kamu yararına olan yapılar inşa edilebilir. Mevcut binalar ve yapılarla ilgili hususlar yasayla düzenlenir.
(3) Belediye sınırları içindeki kıyıların korunması ve yüz metrelik kıyı şeridi
içinde kalan bölgede gelecekte inşa edilebilecek yapı ve tesisler ile mevcutların durumu, kamu yararının ve şehir planlamasının gereklerine uygun olarak yasayla düzenlenir.
(4) Bu hükmün mülkiyet haklarına tecavüzü mümkün kıldığı şeklinde yorumlanmaması kaydıyla, kamu güvenliği, kamu düzeni, kamu yararı, genel sağlık ve çevrenin korunması için yasayla kısıtlama getirilmediği sürece, kıyı şeridinden yüz metre içeriye giriş kimse tarafından engellenemez ve ücrete tabi tutulamaz.

Tarih, Kültür ve Doğa Varlıklarının Korunması
Madde 46

Devlet, Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası çerçevesinde, tarih ve kültür değeri olan eser ve anıtlar ile kültür varlıklarının ve doğal zenginliklerin korunmasını sağlar, bu amaçla düzenleyici, destekleyici ve özendirici önlemleri alır. Bunlardan özel mülkiyete konu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve sağlanacak ayrıcalıklar yasayla düzenlenir.

Yıkılmış veya herhangi bir şekilde yok olmuş veya tahribata uğramış tarihi yapıların yerine başka yapılar inşa edilemez. İnşa edilme zorunluluğu doğarsa, yıkılmış veya herhangi bir şekilde tahribata uğramış tarihi yapı aslına uygun bir şekilde yeniden inşa veya tamir edilir. Devlet, bu amaçla gerekli önlemleri alır ve gerekli yasal düzenlemeleri yapar.

Çevrenin Korunması
Madde 47

(1) Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

(2) Hiçbir gerçek veya tüzel kişi, hiçbir amaçla, insan sağlığına zarar verecek veya doğal kaynakları ve biyolojik çeşitliliği tehlikeye atacak nitelikteki sıvı, gaz veya katı maddeleri doğaya akıtamaz veya dökemez.

(3) Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devlet’in ve gerçek ve tüzel kişilerin görevidir.

(4) Devlet, ulusal parklar kurulması amacıyla gerekli önlemleri alır.

İktisap ve Müsadere
Madde 48

(1) Devlet, Belediye işletmeleri ve yasanın kendilerine zorunlu iktisap yetkisi   tanıdığı kamu teşekkülleri veya kamu hizmeti gören kurumlar:

(a) Genel bir zorunlu iktisap yasasında özel olarak öngörülen ve kamu yararına olan bir amaç için; ve
(b) Bu amacın, iktisap yapan makamın verdiği bir karara dercedilmiş olması ve iktisap nedenlerini açıkça belirten bir yasanın hükümleri uyarınca gerçekleştirilmesi halinde; ve
(c) Hakkaniyete uygun bir tazminatın derhal veya kanunla belirlenen taksitler halinde ödenmesi koşuluyla,

herhangi bir taşınır veya taşınmaz malı veya bu gibi mal üzerindeki  herhangi bir hak veya yararı zorunlu iktisaba yetkilidirler.

(2) Zorunlu iktisaba konu malın bedelinin hesaplanma şekil ve usulü yasayla düzenlenir.

(3) Zorunlu iktisaba konu olmuş herhangi bir taşınmaz mal veya bu gibi bir mal üzerindeki herhangi bir hak veya yarar, sadece zorunlu iktisabın amacı için kullanılabilir. İktisap tarihinden başlayarak üç yıl içerisinde sözkonusu amacın elde edilememiş olması durumunda, iktisabı yapan makam, bu üç yıllık sürenin bitiminde iktisap edilen malı, iktisap bedeli üzerinden eski sahibine vermeyi teklif eder. Bu teklifi alan kişi kabul veya red cevabını teklifi aldığı tarihten başlayarak üç ay içinde bildirir; kabul ettiğini bildirdiği takdirde, kabul tarihinden başlayarak üç ay içinde iktisap bedelini iade etmesi halinde, iktisap edilen mal kendisine derhal geri verilir.

(4) Yukarıdaki fıkranın hükümleri, herhangi bir verginin veya para cezasının tahsili, herhangi bir mahkeme kararının yerine getirilmesi, sözleşmeden doğan herhangi bir yükümlülüğün gereğinin ifası veya can veya malın tehlikeden korunması amacını taşıyan, herhangi bir yasa hükmünü etkilemez.

(5) Devlet,

(a) Genel bir müsadere yasasında özel olarak öngörülen kamu yararına yönelik bir amaç için; ve
(b) Bu amacın, müsadereyi yapan makamın bir kararıyla vazolunması ve müsadere nedenlerini açıkça belirten bir yasanın hükümleri uyarınca gerçekleştirilmesi halinde; ve
(c) Üç yılı geçmeyen bir süre için;
(d) Hakkaniyete uygun tazminatın ödenmesi koşuluyla,

herhangi bir taşınır veya taşınmaz malı müsadere edebilir.

(6) Herhangi bir kişi, bu Madde hükümleriyle ilgili olarak mahkemeye başvurma hakkına sahiptir ve böyle bir başvuru zorunlu iktisap işlemini durdurma sonucunu yaratır. Mahkemenin bu fıkra uyarınca vereceği herhangi bir karar temyiz edilebilir.

Vakıf Mallarıyla İlgili İktisap, Müsadere ve Kısıtlamalar
Madde 49

(1) İktisap ve müsadere bakımından Vakıf mallarıyla ilgili kurallar, Temel Evkaf Hükümleri (Ahkâmül Evkaf) uygun olarak yasayla düzenlenir. Şehir ve ülke planlaması için Vakıf malları üzerinde uygulanacak kısıtlama ve sınırlandırmalara ilişkin hükümler de bu yasada yeralır.

(2) Herhangi bir kısıtlama veya sınırlandırma işleminin sözkonusu olduğu hallerde, mahkeme bu işlemlerin durdurulmasını emredebilir.

Devletleştirme
Madde 50
Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel girişimler, kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde, cari değerinin nakit olarak ödenmesi koşuluyla devletleştirilebilir. Değer takdiri ve ödeme usulleri yasayla düzenlenir.

Konut Hakkı
Madde 51

Devlet, konut sahibi olmayan veya insanca ikamete uygun sağlıklı yaşama koşullarını taşımayan bir evi bulunmayan ailelerin iskan gereksinmelerini karşılayacak önlemleri yasayla düzenler.

Sağlık Hakkı
Madde 52

(1) Herkes, koruyucu sağlık hizmetleri çerçevesinde tıbbi bakımdan yararlanma
hakkına sahiptir.

(2) Herkesin beden ve ruh sağlığı içinde sağlam şekilde yaşayabilmesini ve   tıbbi bakım görmesini en yaygın biçimde sağlamak Devlet’in görevidir.

Sözleşme Hakkı
Madde 53

(1) Sözleşme hukukunun genel ilkelerince konulan koşullara, sınırlandırmalara veya kısıtlamalara ve yürürlükteki yasalara uymak kaydıyla, herkes serbestçe sözleşme yapma hakkına sahiptir. Ekonomik bakımdan güçlü kişilerin diğer kişileri istismarı yasayla önlenir.

(2) Sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülükler kamu yararı, kamu düzeni, sosyal adalet ve kamu güvenliği gibi nedenlerle yasayla düzenlenebilir veya kısıtlanabilir.

(3) Devlet, belirli yörelerdeki sosyal ve ekonomik gereksinmeleri ve özellikleri dikkate alarak, konut kiraları konusunda, yasayla, gerekli önlemleri alabilir, kısıtlamalar getirebilir ve ayarlamalar yapabilir.

Ekonomik ve Sosyal Hayatın Düzeni
Madde 54

(1) Ekonomik ve sosyal hayat, adalet ve tam istihdam ilkelerine ve her şahıs için insanlık onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlanması amacına uygun olarak düzenlenir.

(2) Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı ve cinsiyetlerarası eşitlik perspektifini demokratik yollarla gerçekleştirmek ve bu amaçlarla kamu tasarruflarını arttırmak, yatırımları toplum yararının gerektirdiği önceliklere yönlendirmek ve kalkınma projeleri hazırlamak Devlet’in görevidir.

Çalışma Özgürlüğü
Madde 55

(1) Devlet’te daimi olarak ikamet eden herkes dilediği alanda çalışma özgürlüğüne sahiptir. Özel girişim kurmak serbesttir. Bu özgürlük, kamu yararı amacıyla yasayla kısıtlanabilir.

(2) Yasa, kamu yararına uygun olduğu takdirde, temel kamu hizmeti niteliğinde olan veya Devlet’e ait enerji kaynağı veya doğal kaynakların kullanılmasını ilgilendiren bazı teşebbüslerin münhasıran Devlet, Belediye işletmesi veya sözkonusu yasayla oluşturulup Devlet’in kontrolü altında idare edilen bir kamu teşekkülü tarafından deruhte edilmesini öngörebilir.

(3) Devlet, özel girişimlerin, Devlet ekonomisinin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun olarak gelişmesini ve güvenlik ve istikrar içinde faaliyet göstermesini sağlamak için gerekli önlemleri alır.

Çalışma Hakkı
Madde 56

(1) Çalışma daimi olarak ikamet eden herkesin hakkıdır.

(2) Devlet, işçilerin insanca yaşamasını güvence altına almak ve çalışma koşullarının istikrar içerisinde gelişmesini sağlamak amacıyla, sosyal, ekonomik ve mali önlemler getirerek işçileri korur ve istihdamı destekler; Devlet işsizliği önlemeyi amaçlayan önlemler alır.

(3) Kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır. Ancak, hükümlülerin, hapiste bulundukları sürede rehabilitasyon amacıyla çalıştırılmaları angarya sayılmaz.

(4) Ülkenin ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda, vatandaşlık ödevi niteliğinde olan bedeni veya fikri çalışmaların şekil ve koşulları, demokratik ilkelere uygun olarak yasayla düzenlenir.

İstihdam Koşulları
Madde 57

(1) Kimse, yaşı, yeteneği, cinsiyeti, sağlığı, onuru ve güvenliğiyle uyumlu olmayan bir işte çalıştırılamaz.

(2) Çocuklar, gençler, kadınlar ve bedeni ve ruhi özürlüler çalışma koşulları bakımından özel olarak korunur.

Dinlenme Hakkı
Madde 58

(1)  Her çalışan dinlenme hakkına sahiptir.

(2)  Ücretli hafta sonu ve ulusal ve dini bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakkı yasayla düzenlenir.

Ücrette Hakkaniyet Sağlanması
Madde 59
Devlet, çalışanların, yaptıkları işle ölçülü ve insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlamalarına yeterli, adil ve hakkaniyetli ücretler elde etmeleri için gerekli önlemleri alır.

Sendika Kurma Hakkı
Madde 60

(1) İşverenler ve çalışanlar, önceden izin almaksızın, sendika ve sendika birlikleri kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe ayrılma hakkına sahiptirler. Bu hakların kullanılmasında uygulanacak şekil ve usuller yasayla belirlenir. Yasa, kamu güvenliğinin, kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması amacıyla kısıtlamalar getirebilir.

(2) Sendikaların ve sendika birliklerinin tüzükleri, yönetimi ve işleyişleri demokratik ilkelere aykırı olamaz.

Toplu Sözleşme ve Grev Hakkı
Madde 61

(1) Çalışanlar, işverenle olan ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal durumlarını korumak ve geliştirmek amacıyla toplu sözleşme ve grev hakkına sahiptir.

(2) Greve katılan kişilerin yerine başka kişiler işe alınamaz ve kimse greve katılması nedeniyle işten çıkarılamaz veya kovuşturulamaz.

(3)  Yargıçlar, savcılar, polis ve sivil savunma örgütü personelinin grev hakkı yoktur.

(4)  İşverenlerin hakları yasayla düzenlenir.

Sosyal Güvenlik Hakkı
Madde 62

Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Bu hakkı sağlamak için sosyal sigortalar ve benzeri sosyal güvenlik kurumları ile sosyal yardım örgütleri kurmak ve kurdurmak Devletin görevlerindendir.

Açlıktan Korunma Hakkı
Madde 63

Devlet, herkesi açlığa karşı korur ve bu amaçla gıda maddelerinin üretim, muhafaza ve dengeli biçimde dağıtım yöntemlerini geliştirmek ve etkin beslenme olanaklarını yaratmak için gerekli önlemleri alır. Bu yönde bilimsel gelişmeleri izler, yayar ve uygular. Devletin bu görevleri yasayla düzenlenir.

Özel Olarak Korunma Hakkı
Madde 64

(1) Devlet, savaş ve görev şehitlerinin dul ve yetimleri ile malül gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir yaşam düzeyi sağlar.

(2) Devlet, ruhi ve bedeni özürlülerin topluma tam uyumlarını kolaylaştırmak amacıyla onların eğitim, rehabilitasyon, istihdam ve sosyal yardımları için gerekli kurum ve örgütlerin kurulmasını güvence altına alır.

(3) Malülleri, gazileri, yaşlıları, çalışamayacak durumda olanları ve bakım ve himayeye muhtaç çocukları korumak için Devlet her türlü önlemi alır.

(4) Bu hak ve kolaylıklar yasayla düzenlenir.

Yoksulların Rehabilitasyonu
Madde 65

Devlet, sosyal ve ekonomik bakımdan güçsüz olanların rehabilitasyonu, kendilerine, ailelerine ve topluma yararlı duruma getirilmeleri için gerekli sosyal, ekonomik, mali ve diğer önlemleri alır.

Öğrenim ve Eğitim Hakkı
Madde 66

(1) Kimse, öğrenim ve eğitim hakkından yoksun bırakılamaz.

(2) Her türlü öğrenim ve eğitim faaliyeti Devle’tin gözetim ve denetimi altında serbesttir. İlk ve orta dereceli özel okulların bağlı olduğu esaslar devlet okullarıyla erişilmek istenen düzeye uygun olarak yasayla düzenlenir.

(3) Çağdaş bilim ve eğitim ilkelerine aykırı hiçbir öğrenim ve eğitim merkezi açılamaz. Laik eğitim ve öğretim, öğrenimin ana temelidir.

(4) Halkın öğrenim ve eğitim gereksinimlerini sağlamak Devlet’in başta gelen görevlerindendir. Devlet, bu görevini, Atatürk İlkeleri ve Devrimleri doğrultusunda, evrensel ve ulusal kültür ve insani değerlerle bezenmiş bir içerikle ve çağın ve teknolojik ilerlemenin, kişinin ve toplumun istek ve gereksinimlerine yanıt vermesini sağlayacak planlı bir şekilde yerine getirir.

(5) Her çocuk, cinsiyet ayırımı yapılmaksızın on beş yaşına kadar zorunlu, on sekiz yaşına kadar ücretsiz öğrenim hakkına sahiptir.

(6) Devlet, durumları dolayısıyla okul içi ve dışında özel eğitim ve öğrenime gereksinmeleri olanları onları topluma yararlı kılacak şekilde yetiştirmek için gereken önlemleri alır.

(7) Devlet, maddi olanaklardan yoksun başarılı öğrencilerin, en yüksek öğrenim seviyesini elde etmelerini sağlamak amacıyla burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar.

(8) Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti resmi dillerinden biri olan Rumca’nın orta  eğitim öğrencilerine öğretilmesi zorunludur.

(9) Devlet sınırları içinde yaşayan, anadili Türkçe olmayan dini azınlıklar, yani Maruni, Latin ve Ermeniler, ilk ve orta düzeyde ana dillerinde eğitim ve öğrenim yapma hakkına sahiptirler. Bu hak yasayla düzenlenir. Ancak, bu gibi orta dereceli okullarda, Devlet’in resmi dili olan Türkçe’nin öğretilmesi zorunludur.

Gençliğin Korunması
Madde 67

Devlet, gençlerin bilgili, sağlıklı, sağlam karakterli ve topluma yararlı bireyler olarak yetişme ve gelişmelerini sağlar.

Sporun Özendirilmesi
Madde 68

Devlet, her yaştaki kişilerin beden ve ruh sağlığını geliştirecek, sporun kitlelere yayılmasını sağlayacak önlemleri alır, gerekli spor tesislerini yapar ve başarılı sporcuları korur.

Sanatın, Sanatçının ve Kültürel Hakların Korunması
Madde 69
(1) Devlet, sanatın özgürce gelişebileceği koşulları yaratır; sanatçıyı koruyucu, destekleyici, özendirici ve ödüllendirici önlemleri alır.

(2) Devlet, herkesin, kültürel yaşama katılmak, bilimsel gelişmenin ve bunun uygulanmasının nimetlerinden yararlanmak, bilimsel, edebi ve sanatsal ürünlerin korunmasının sağladığı maddi ve manevi çıkarlardan faydalanmak hakkını korur ve bilimsel araştırma ve yaratıcı etkinliklerin özendirilmesinin gerektirdiği özgürlüklere saygı gösterilmesini sağlar.

Kooperatifçiliğin Geliştirilmesi
Madde 70

Devlet, kooperatifçiliğin geliştirilmesini sağlayacak önlemleri alır ve kooperatiflerin demokratik ilkelere uygun olarak çalışmalarını yasayla düzenler.

Tarım ve Çiftçilerin Korunması
Madde 71

(1) Devlet, herkesin yeterli beslenmesini, tarımsal üretimin toplumun yararına uygun olarak arttırılmasını sağlamak, erozyonu önlemek, tarım ürünlerini ve tarımla uğraşanların emeğini değerlendirmek için gereken önlemleri alır.

(2) Devlet, çiftçinin tarım araçlarına sahip olmasını kolaylaştırır.

(3) Tarımla uğraşan kişilerin doğal afetlere karşı korunması yasayla düzenlenir.

Tüketicilerin Korunması
Madde 72

Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı önlemleri alır. Tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirir.

Devletin Ekonomik ve Sosyal Görevlerinin Sınırı
Madde 73

Devlet, işbu Anayasa’da belirtilen ekonomik ve sosyal amaçlara ulaşma görevlerini, ekonomik kalkınma ve mali kaynakların elverdiği ölçüde yerine getirir.

DÖRDÜNCÜ KISIM
Siyasal Haklar ve Ödevler
Kurucu Devlette İç Vatandaşlık Statüsü
Madde 74

(1) Kıbrıs Türk Devletinde veya onun yönetimindeki topraklarda ikamet eden Kıbrıs vatandaşları, Kuruluş Anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin ilgili Anayasal Nitelikli Yasasına uygun olarak Devlet’in iç vatandaşlık statüsünü alır.

(2) Devlet, Kıbrıs Rum Devletinden gelen kişilerin iç vatandaşlık statüsü kazanmalarını düzenleyebilir.

Seçme, Seçilme ve Halkoylamasına Katılma Hakkı
Madde 75

(1) Devlet’te yapılacak seçimlere ve halkoylamalarına katılmak, onsekiz yaşına gelmiş olup Devlet’te daimi olarak ikamet eden her Kıbrıs vatandaşının hakkı ve ödevidir.

(2) 18 yaşına gelmiş olup, Devlet’te daimi olarak ikamet eden ve Devlet’in resmi diline hakim olan her Kıbrıs vatandaşının Devlet’in kamu kurumlarına seçilme hakkı vardır. Bu hak yasayla düzenlenir.

(3) Seçimler ve halkoylamaları, serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve tasnif ilkelerine uygun olarak yapılır ve sayım ve tasnif işlemleri tamamlanıncaya kadar kesintisiz sürer.

(4) Aday olmak, kamu görevinden çekilme koşuluna bağlanamaz. Kamu görevlileri ve bunların seçimi ve kamu hizmetlerinin güvenliği bakımından aday olma koşulları yasayla düzenlenir.
Yargıçlar, savcılar ve kolluk kuvveti mensupları görevlerinden çekilmedikçe aday olamazlar ve seçilemezler.

(5) Kıbrıs Türk vatandaşlığı statüsünü taşıyan kişilerin seçimler ve halkoylamalarına katılma ve seçilme haklarına ilişkin düzenlemeler ile Kıbrıs Türk vatandaşlığı statüsünü taşımayan, Devlet’te mukim kişilerin yerel seçimlere katılma haklarına ilişkin düzenlemeler yukarıda sayılan kuralların öngördüğü hükümlere ve demokratik ilkelere uygun olarak yasayla düzenlenir.

Seçimlerin Genel Yönetimi ve Denetimi
Madde 76

(1) Seçimler ve halkoylamaları, yargı organlarının genel yönetimi ve denetimi altında yapılır.

(2) Seçimlerin ve halkoylamalarının başlamasından bitimine kadar, seçimler ve halkoylamalarının düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili bütün işlemleri yapmak ve yaptırmak, seçim ve halkoylaması süresince ve sonrasında seçim ve halkoylaması konularıyla ilgili bütün usulsüzlükleri, şikayetleri ve itirazları incelemek ve kesin karara bağlamak ve Devlet’in Başkanı ve milletvekili seçimlerinin tutanaklarını kabul etmek, yargıçlardan oluşan Yüksek Seçim Kurulunun görevidir.

(3) Yüksek Seçim Kurulu ile diğer seçim kurullarının kuruluşu, işleyişi, ödevleri ve yetkileri yasayla düzenlenir.

Siyasi Parti Kurma Hakkı ve Partilerin Siyasi Hayattaki Yeri
Madde 77

(1) Devlet’te daimi olarak ikamet eden Kıbrıs vatandaşları serbestçe siyasi faaliyette bulunma, siyasi parti kurma ve usulüne göre partilere üye olma veya üyelikten çıkma hakkına sahiptir. Devlet’te ikamet eden ve Kıbrıs Türk vatandaşı statüsünü taşımayanların yukarıdaki hükümlere ilişkin hakları demokratik ilkelere uygun olarak yasayla düzenlenir.

(2) Siyasi partiler, önceden izin almadan kurulur ve serbestçe faaliyette bulunurlar.

(3) Siyasi partiler, iktidarda veya muhalefette olsunlar, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez öğeleridir.

(4) Siyasi partiler, bir seçimden en az doksan gün önce kurulup tüzel kişilik kazanmış olmadıkları takdirde o seçime katılamazlar.

(5) Siyasi partilere Devlet tarafından yapılacak yardım yasayla düzenlenir.

Siyasi Partilerin Uyacakları İlkeler
Madde 78

(1) Siyasi partilerin tüzük, program ve faaliyetleri, Devlet’in ülkesi ve halkıyla bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, demokratik ve laik Devlet’e aykırı olamaz.

(1) Siyasi partilerin parti içi faaliyet ve kararları, demokratik ilkelere aykırı olamaz.

(2) Siyasi partiler, yabancı devletlerden veya Kıbrıs Rum Devletinden nakdi yardım alamaz.

(3) Siyasi partilerin gelirleri ve giderleri ile adayların seçim harcamaları şeffaflık ilkesine uygun olarak denetlenir.

(4) İşbu Madde’nin (1)’inci fıkrası hükümlerine aykırı olarak, tüzük, program ve faaliyetleriyle şiddeti özendiren siyasi partiler Devlet Başsavcısının açacağı dava üzerine, Anayasa Mahkemesi sıfatıyla toplanan Devlet Yüksek Mahkemesi tarafından daimi olarak faaliyetten men edilebilir.

(5) Siyasi partilerin kuruluş ve faaliyetlerinin denetlenmesi ve kapatılmaları yukarıdaki hükümler çerçevesinde yasayla düzenlenir.

(6) İşbu Madde hükümleri, siyasi partilerin, işbu Anayasa’nın, 163’üncü Maddesinde öngörüldüğü şekilde değiştirilmesini sağlamak amacıyla faaliyette bulunmalarını engellemesi şeklinde yorumlanamaz ve uygulanamaz.

Kamu Hizmetine Girme Hakkı
Madde 79

(1) Kamu hizmetine girme hakkı, Devlet’in iç vatandaşlık statüsünü taşıyan herkese, Avrupa Birliği Hukuku ve federal yasaya bağlı olarak açıktır. Bu hak yasayla düzenlenir.

(2) Kamu hizmetine atamalarda, görevin gerektirdiği niteliklerin dışında başka hiçbir ayırım gözetilemez.

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Teşkilat, Kurum ve Kuruluşlarına Atamalar
Madde 80

(1) Devlet’in vatandaşlık statüsünü taşıyan onsekiz yaşına gelmiş her şahıs, federal teşkilat, kurum ve kuruluşlara atanma hakkına sahiptir.

(2) Federal örgüt, kurum ve kuruluşlara atanacak olan, Devlet’in vatandaşlık statüsünü taşıyan kişilerde, Kuruluş Anlaşmasında belirtildiği şekilde aranacak nitelikler ile atanma ve seçilme usulleri, Kuruluş Anlaşması çerçevesindeki yasalarla uyumlu olarak düzenlenir.

(3) Avrupa Birliği Yasalarına bağlı olarak, Devlet’te mukim vatandaş olmayan kişiler, Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasında belirtildiği şekilde, federal teşkilat, kurum ve kuruluşlara seçilemez ve atanamazlar.

Mal Bildirimi
Madde 81

Devletin kamu personelinin kamu görevine girişte ve görev sırasında mal bildiriminde bulunmaları yasayla düzenlenir. Yasama ve yürütme organlarında görev alanlar bu zorunluluktan muaf tutulamaz.

Vergi Ödevi
Madde 82

(1) Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür.

(2) Yasa ve yasanın verdiği yetki dışında, hiçbir vergi, resim veya harç veya benzeri mali yükümlülük konulamaz.

(3) Vergi, resim ve harçlardan istisna ve bağışıklığa ilişkin hükümlerde ve sözkonusu vergi, resim ve harçların oran ve hadlerinde değişiklik yapmaya yasanın belirlediği alt ve üst hadler içinde kalmak kaydıyla ve standart ve ilkelere uygun olmak koşuluyla, Devlet’in Bakanlar Kurulu yetkili kılınabilir.

(4) Geriye yürüyen hiçbir mali yükümlülük konulamaz.

Dilekçe Hakkı
Madde 83

(1) Herkes, kendileriyle veya kamuyla ilgili dilek ve şikayetleri hakkında yetkili makamlara tek başına veya topluca yazıyla başvurma ve bunların hızla incelenmesi ve karara bağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Makul şekilde gerekçelendirilmiş bu karar, en geç otuz gün içinde, dilek ve şikayet sahibine yazılı olarak bildirilir. Böyle bir karardan zarar gören veya otuz gün içerisinde kendisine bir karar bildirilmeyen herkes, dilek ve şikayeti hakkında yetkili mahkemeye başvurabilir.

(2) Herkes, Devlet’in Meclisine tek başına veya topluca yazılı olarak başvurma hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılma şekli yasayla düzenlenir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
YASAMA
BİRİNCİ KISIM
Kıbrıs Türk Devleti Meclisi
Kıbrıs Türk Devleti Meclisinin Oluşumu
Madde 84

Devlet’in Meclisi, elli milletvekilinden oluşur.

Kıbrıs Türk Devleti Meclisinin Görev ve Yetkileri
Madde 85

Devlet’in Meclisinin görev ve yetkileri, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin Anayasal Nitelikli Yasalarını Kuruluş Anlaşmasında öngörülen usule uygun olarak onaylamak, Devlet’in Federal Hükümet ve Kıbrıs Rum Devletiyle İşbirliği Anlaşmalarını Kuruluş Anlaşmasında öngörülen usule uygun olarak onaylamak, Devlet’in yasalarını koymak, değiştirmek ve kaldırmak, Bakanlar Kurulunu ve Bakanları denetlemek, Devlet’in bütçe ve kesin hesap yasa tasarılarını görüşmek ve kabul etmek, Devlet’in taraf olduğu (sanat, eğitim ve spor dahil) ticari ve kültürel konulardaki uluslararası anlaşmaları uygun bulmak, kalkınma planlarını kabul etmek, genel ve özel af ilanına karar vermek ve Anayasa’nın diğer Maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.

Kıbrıs Türk Devleti Meclisine Seçimler
Madde 8

(1) Devlet’in Meclisine seçimler beş yılda bir yapılır.

(2) Seçim sistemi ve esasları yasayla düzenlenir.

(3) Yenilenmesine karar verilen Meclis’in yetkileri, yeni Meclis seçilene kadar sürer.

(4) Devlet’in Meclisinin üyeliklerinde boşalma olması halinde bunun nasıl doldurulacağı yasayla düzenlenir.

(5) Seçimin yapılması olağanüstü nedenlerle olanaksız hale gelirse, seçimler, Devlet’in Meclisi tarafından bir yıl süreyle ertelenebilir. Seçimlerin ertelenmesi kararı, üye tam sayısının üçte iki çoğunluğuyla alınır.

Kıbrıs Türk Devleti Meclisinin Dokunulmazlığı, İç Güvenlik ve İdare Hizmetleri
Madde 87

(1) Devlet’in Meclisi dokunulmazdır. Hiç kimse Meclis’in özgürlüğünü kısıtlayamaz, huzurunu bozucu hareketlerde bulunamaz [ve resmi kişiliğini tahkir edemez].

(2) Devlet’in Meclisinin bina, tesis, eklenti ve arazisinde iç güvenlik ve idare hizmetleri, Devlet’in Meclisinin Başkanı tarafından sağlanır ve yürütülür. Polis ve diğer iç güvenlik hizmetleri için yeteri kadar kuvvet, ilgili makamlarca, Devlet’in Meclisinin Başkanına tahsis olunur.

Kıbrs Türk Devleti Meclisinin Toplantıları ve Çalışma Düzeni
Madde 88

(1) Devlet’in Meclisinin toplantıları, Meclis’in kendi binasında yapılır.

(2) Devlet’in Meclisi, genel seçim sonuçlarının Devlet’in Resmi Gazetesi’nde yayımlanmasını izleyen on gün içinde, saat 10.00’da kendiliğinden toplanır. Meclis’e, toplantıda hazır bulunan en yaşlı milletvekili Başkanlık eder; toplantıda hazır bulunan en genç iki milletvekili de Katiplik görevini yerine getirir. Bu toplantıda, milletvekilleri andiçerler ve ardından Başkanlık Divanı seçimlerine geçilir. Meclis Başkanlık Divanı seçimleri bu tarihten başlayarak en geç on gün içinde tamamlanır.

(3) Devlet’in Meclisi, her yıl Ekim ayının ilk çalışma günü kendiliğinden toplanır ve düzenli faaliyetlerini Haziran ayı sonuna kadar sürdürür.

(4) Devlet’in Meclisi, çalışmalarını, kendi yaptığı İçtüzük kurallarına göre yürütür. İçtüzük kuralları, siyasi parti gruplarının Devlet’in Meclisinin bütün faaliyetlerine grup üye sayısı oranında katılmalarını sağlayacak şekilde düzenlenir. Siyasi parti grupları en az beş üyeden oluşur.

(5) Devlet’in Meclisinin toplantı yeter sayısı, üye tamsayısının en az üçte biri olup, kararlar, Anayasa’da aksine bir hüküm yoksa, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla ancak, en az onüç üyenin oyuyla, alınır. Olumlu ve olumsuz oyların eşitliği halinde, çekimser oyların olumlu veya olumsuz oyların fazla olanı lehindeki bir kararın peşin olarak kabul edilmesi anlamına gelmesi kaydıyla, oya sunulan husus reddedilmiş sayılır.

(6) Devlet’in Başkanı, Meclis Başkanının, Bakanlar Kurulunun veya en az on milletvekilinin istemi üzerine Devlet’in Meclisi olağanüstü toplantıya çağrılabilir.

(7) Devlet’in Meclisinin Genel Kurullarındaki görüşmeler açıktır ve tutanakları tam olarak yayımlanır.

(8) Devlet’in Meclisi, Meclis’in Genel Kurulunun kararıyla kapalı oturumlar yapabilir. Bu oturumlardaki görüşmelerin birebir tutanaklarının yayımı, Meclis’in Genel Kurulunun kararına bağlıdır.

(9) Devlet’in Meclisindeki açık görüşmelerin her türlü vasıtayla yayımı, aynı oturumun Başkanlık Divanının önerisi üzerine aksine bir karar alınmadıkça, hiçbir kısıtlamaya tabi değildir.

Andiçme
Madde 89

Milletvekilleri görevlerine başlamadan önce aşağıdaki şekilde andiçerler:
“Devlet’in, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti içindeki varlığını, haklarını ve egemence kullanılan yetkilerini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik Devlete, sosyal adalete ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; herkesin insan haklarından yararlanması ülküsünden ve Anayasa’ya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim.”

Kıbrıs Türk Devleti Meclisinin Başkanlık Divanı
Madde 90

(1) Devlet’in Meclisinin Başkanlık Divanı, milletvekilleri arasından seçilen, Devlet’in Meclisinin Başkanı, Meclis Başkan Yardımcısı ve yeterli sayıda Katip ve İdare Görevlisinden oluşur.

(2) Devlet’in Meclisinin Başkanlık Divanı bir Kurul olarak çalışır ve Meclis’teki grupların üye sayılarıyla orantılı olarak oluşturulur.

(3) Meclis’in Başkanı ve Başkan Yardımcısının seçimi, bir yasama döneminde iki kez yapılır. İlk devre için seçilenlerin görev süresi üç, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi ise iki yıldır.
Meclis’in Başkanı ve Başkan Yardımcısının ikinci devre için seçimi dördüncü yasama yılının ilk günü başlayarak en geç on gün içerisinde tamamlanır. Meclis’in önceki Başkanı ve Başkan Yardımcısının görevleri ikinci devre için yeni Başkan ve Başkan Yardımcısının seçilmelerine kadar devam eder.

(4) Meclis’in Başkanı ve Başkan Yardımcısının seçimi gizli oyla yapılır. İlk iki oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday arasında dördüncü bir oylama yapılır. Dördüncü oylamada en fazla oy alan aday seçilir.

(5) Kâtip ve İdari Görevlilerin sayısı, hizmet süreleri ve seçimlerine ilişkin hükümler Devlet’in Meclisinin İçtüzüğüyle belirlenir.

Milletvekillerinin Dokunulmazlığı
Madde 91

(1) Milletvekilleri, Devlet’in Meclisinin toplantılarındaki oy ve sözlerinden ve bunları dışarıda tekrarlamaktan veya açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.

(2) Seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclis’in izni olmadıkça tutuklanamaz ve kovuşturulamaz. Beş yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçüstü halinde yetkili kişinin durumu derhal Meclis’e bildirmesi şartıyla bu izin gerekli değildir.

(3) Seçimden önce veya sonra bir milletvekili hakkında verilmiş ceza, görev dönemininin bitiminden önce yerine getirilmez. Bir milletvekilinin görevde kaldığı süre zamanaşımının hesaplanmasında dikkate alınmaz.

Milletvekilliğinin Sona Ermesi
Madde 92

(1) Milletvekilinin ölümü, seçime katılmasına engel teşkil eden bir suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesi, çekilmesi, kısıtlanması, milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir görevi kabul etmesi ve bir ay süreyle özürsüz veya izinsiz olarak Meclisin çalışmalarına katılmaması hallerinde milletvekilliği sona erer.

(2) Milletvekilliğinin sona ermesine Devlet’in Meclisinin Genel Kurulunca karar verilir.

Milletvekilliğiyle Bağdaşmayan Görevler
Madde 93

(1) Milletvekilleri, Devlet’te veya kamu kuruluşlarında kamu personeli veya diğer kamu görevlisi olarak görev kabul edemezler ve Devlet’in veya kamu kuruluşlarının herhangi bir iş taahhüdünü doğrudan veya dolaylı olarak üstlenemezler.

(2) Milletvekilliğiyle bağdaşmayan diğer görevler ve işlevler yasayla düzenlenir.

Milletvekillerinin Ödenekleri
Madde 94

Milletvekillerinin maaşları, temsil ve geçinme ödenekleri ile yollukları yasayla düzenlenir. Maaşın aylık tutarı, en yüksek kamu görevlisinin almakta olduğu aylık maaş miktarına eşit olur. Yolluk ve temsil ödeneklerinin toplamı ise yıllık maaş tutarının yarısını aşamaz.

Kıbrıs Türk Devleti Meclisi Seçimlerinin Yenilenmesi
Madde 95

(1) Meclis, seçimlerin yenilenmesine, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar verebilir. Çekimser ve geçersiz oylar karar yetersayısı bakımından değil, sadece toplantı yetersayısının hesaplanmasında dikkate alınır.

(2) İşbu Anayasa’nın 112’nci Maddesinin (2)’nci fıkrası uyarınca, altmış günlük süre içerisinde Meclis çoğunluğuna dayalı bir Bakanlar Kurulunun atanmasına olanak bulunmaması halinde, Devlet’in Başkanı, Meclis’i feshetmeye ve Meclis seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir.

(3) İşbu Anayasa’nın 115’inci Maddesi uyarınca, Bakanlar Kurulunun düşmesi veya bir yıllık süre içinde güven oyu alamama veya güvensizlik oylaması sonucunda üç kez başarısız olması halinde, Devlet’in Başkanı, Meclis için erken seçimlerin düzenlenmesine karar verebilir.

(4) Devlet’in Başkanı, gerekli görmesi halinde, Devlet’in Meclisi seçimlerinin bu maddenin (2). ve (3). fıkraları uyarınca yenilenmesine karar vermeden önce halkoylamasına gidebilir.

(5) Devlet’in Başkanı, seçimlerin yenilenmesi kararını alırken, Meclis Başkanı, Bakanlar Kurulu ve Meclis’te grubu bulunan siyasi parti başkanlarının görüşlerini alır.

İKİNCİ KISIM
Yasaların Çıkartılması
Yasa Çıkartılması ve Karar Alınmasıyla İlgili Genel Kurallar
Madde 96

(1) Yasa ve karar teklifi sunmaya, Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri yetkilidir.
Yasa ve karar tasarı ve tekliflerinin Meclis’te görüşülme usul ve esasları İçtüzükle düzenlenir.

(2) Yasa tasarıları ve karar taslaklarının kamunun bilgisine sunulma usulü İçtüzükle düzenlenir.

Ticari ve Kültürel Konulardaki Uluslararası Anlaşmaların Onaylanması
Madde 97

(1) Devlet adına kültürel ve ticari konulardaki (sanat, eğitim ve spor dahil) anlaşmaların onaylanması, ilke olarak, Devlet’in Meclisince bir yasa çıkarılması yoluyla kabulüne bağlıdır.

(2) Anlaşmaların türü ve Devlet’in Meclisinin kabulü olmadan, yayımlanarak yürürlüğe giriş usülü Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin Avrupa Birliği üyeliği ve uluslararası ilişkileri gözönünde tutularak, bu konuda çıkarılacak bir yasayla belirlenir.

(3) Devlet’in yasalarına değişiklik getiren bütün anlaşmalarda (1)’inci fıkra hükümleri uygulanır.

(4) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmalar yasa hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemeye başvurulamaz.

Bütçenin Hazırlanması, Uygulanması, Görüşülmesi ve Kabulü
Madde 98

(1) Devlet’in ve kamu hizmeti teşebbüsleri dışındaki kamu teşekküllerinin harcamaları yıllık bütçeden karşılanır.

(2) Bütçenin hazırlanmasına ve uygulanmasına yönelik hükümler yasayla tanzim edilir.

(3) Bütçe yasasına, bütçeyle ilgili olanlar dışında hiçbir hüküm konulmaz.

(4) Bütçe tasarısı, Bakanlar Kurulunca mali yılbaşından en az iki ay önce Devlet’in Meclisine sunulur.

(5) Bütçe Komisyonu, bütçe üzerindeki çalışmasını en geç bir ay içinde tamamlar.

(6) Milletvekilleri, bütçe tasarısının Devlet’in Meclisinin Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında, gider arttırıcı veya gelir azaltıcı herhangi bir öneride bulunamazlar.

(7) Devlet’in Başkanı, Meclis tarafından kabul edilen bütçe yasasını, on gün içinde Resmi Gazete’de yayımlamak suretiyle ilan eder.

Kesin Hesaplar
Madde 99

Kesin hesaplara dair yasa tasarıları, yasada daha kısa bir süre şart koşulmamış ise Bakanlar Kurulunca ilgili oldukları mali yılın sonundan başlayarak en geç bir yıl içinde Devlet’in Meclisine sunulur. Sayıştay, genel uygunluk bildirimini, ait olduğu kesin hesaplara dair yasa tasarısının verilmesinden başlayarak en geç altı ay içinde Meclis’e sunar.

Yasaların Kıbrıs Türk Devleti Başkanınca İlanı
Madde 100

(1) Devlet’in Cumhurbaşkanı, Devlet’in Meclisi tarafından kabul edilen yasaları on beş gün içinde Resmi Gazete’de yayımlamak suretiyle ilan eder. İlanını uygun bulmadığı herhangi bir yasayı belirtilen onbeş günlük süre içerisinde bir daha görüşülmek üzere, Meclis’e gerekçesiyle birlikte geri gönderir.

(2) Devlet’in Meclisi, geri gönderilen yasayı aynen kabul ederse, yasa Devlet’in Cumhurbaşkanı tarafından ilan edilir.

(3) Devlet’in Cumhurbaşkanı, 149’uncu Maddeyle kendisine verilmiş olan yetkiyi, on beş günlük süre içerisinde kullanabilir. Bu takdirde, 149’uncu Madde hükümleri uygulanır.

Kararların Yayımlanması
Madde 101

(1) Devlet’in Meclisinin aşağıdaki konularda alacağı kararlar, kararda aksine hüküm olmadığı takdirde, derhal yürürlüğe girer ve Meclis Başkanınca on gün içinde Resmi Gazete’de yayımlanır:

(a) Bakanlar Kurulunun ve Bakanların denetlenmesi ve güvenoyuyla güvensizlik konularındaki kararlar;
(b) Seçimlerin yenilenmesine veya ertelenmesine ilişkin kararlar;
(c) Milletvekilliğinin sona ermesine ilişkin kararlar;
(d) Bir Milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin kararlar;
(e) Meclis içi konularda yapılan seçimlerin sonuçları;
(f) Yüce Divanda Devlet’in Başkanına, Başbakana ve Bakanlara karşı ileri sürülen, suçlamalarla ilgili kararlar;
(g) Kamu hizmeti teşebbüslerinin denetimine ilişkin kararlar;
(h) Bir olağanüstü duruma ilişkin kararlar.
(i) Kalkınma planlarının kabul edilmesine ilişkin kararlar.

(2) Devlet’in Meclisi’nin işbu Maddenin (1)’inci fıkrası kapsamı dışında kalan, genel nitelikli kararları, yasaların yayımlanmasına dair hükümler uyarınca işlem görür.

(3) Devlet’in Meclisi’nin İçtüzüğünün uygulanması, Meclis’in iç yapılanması ve faaliyetleri hakkında, Meclis tarafından yayımlanmasına hükmedilen kararlar, yukarıdaki (1)’inci fıkra uyarınca Meclis’in Başkanı tarafından yayımlanır.

(4) Yukarıdaki (1)’inci fıkranın (c), (d) ve (h) bendlerinde belirtilenler dışında kalan kararlara karşı mahkemeye başvurulamaz ve Anayasa Mahkemesinde iptal davası açılamaz.

ÜÇÜNCÜ KISIM
Kıbrıs Türk Devleti Meclisinin Bilgi Edinme ve Denetim Usulleri
Genel Olarak Bilgi Edinme ve Denetleme Yetkisi
Madde 102

Devlet’in Meclisi soru yöneltme, genel görüşme açma, meclis araştırması, meclis soruşturması düzenleme ve güven oylaması yapma yetkilerine sahiptir.

Soru Yöneltilmesi ve Genel Görüşme Açılması
Madde 103

(1) Soru yöneltilmesi, Bakanlar Kurulu adına sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere Başbakan veya Bakanlardan belli bir konuda bilgi istemekten ibarettir. Başbakan ve Bakanlar yöneltilen bir soruya en geç otuz gün içinde yanıt verir.

(2) Genel görüşme, bir milletvekilinin önergesi ve bunun Devlet’in Meclisi tarafından kabulü üzerine, belli bir konuda yapılan görüşme anlamına gelir. Genel görüşme sonunda oylama yapılmaz.

Araştırma ve Soruşturma
Madde 104

(1) Meclis araştırması, belirli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemedir.

(2)

(a) Başbakan ve Bakanlar hakkında yapılacak soruşturma talepleri en az dokuz milletvekili tarafından imzalanır.
(b) Soruşturma talepleri Meclis tarafından görüşülür ve karara bağlanır.
(c) Soruşturmalar, milletvekillerinden müteşekkil özel bir komite
tarafından yürütülür.
(d) Devlet’in Meclisi, Soruşturma Komitesinin raporunu görüştükten sonra,  Başbakan veya Bakanları üye tamsayısının üçte ikisinin çoğunluğuyla vereceği kararla suçlayabilir.
(e) Başbakan ve Bakanlar Yüce Divanda yargılanır.
(f) Devlet’in Meclisindeki siyasi parti gruplarında, Meclis soruşturmalarıyla ilgili görüşmeler yapılamaz ve kararlar alınamaz.

(3) Devlet’in Meclisi’nin Araştırma ve Soruşturma Komiteleri, araştırma ve soruşturmayla ilgili her türlü belgeyi incelemeye, bilgi almaya, tanık çağırmaya ve  sorguya çekmeye yetkilidir.

Araştırma ve Soruşturma Komitelerince ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri vermeyi reddeden ve bu Komitelerin çağrılarına uymayan kişiler hakkında uygulanacak yaptırımlar ve diğer ilgili kurallar yasayla düzenlenir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
YÜRÜTME
BİRİNCİ KISIM
Cumhurbaşkanı
Başkan
Madde 105

(1) Devlet’in Cumhurbaşkanı Devlet’te daimi olarak ikamet eden Kıbrıs vatandaşları tarafından beş yıllık bir süre için seçilir. Devlet Başkanlığı makamına aday olacakların  aşağıdaki nitelikleri taşımaları gerekir:

(a) Milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olmak;
(b) Yüksek öğrenim yapmış olmak;
(c) Otuz beş yaşına gelmiş bulunmak;
(d) Devlet’in iç vatandaşlık statüsüne sahip olmak;
(e) Seçimden hemen önceki en az beş yıldan beri Kıbrıs’ta düzenli olarak ikamet etmiş olmak.

(2) Bir adayın Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için kullanılan toplam geçerli oyların salt çoğunluğunu alması gerekir. Hiçbir aday sözkonusu çoğunluğu sağlayamazsa, seçim,  kullanılan en çok geçerli oyu almış iki adayın katılımıyla  yedi gün sonra yinelenir. Tekrarlanan bu seçimde, kullanılan geçerli oylardan daha fazlasını alan aday Cumhurbaşkanı seçilir.

(3) Görev süresi dolan Cumhurbaşkanı, seçilen yeni Cumhurbaşkanı göreve başlayana kadar görevine devam eder.

(4) Devlet’in Cumhurbaşkanı, resmi görevleri dışında hiçbir iş üstlenemez; Devlet veya kamu organlarının herhangi bir iş taahhüdünü doğrudan veya dolaylı olarak üzerine alamaz.

(5) Devlet’in Cumhurbaşkanının maaşı, temsil ve geçinme ödeneği ve yollukları yasayla düzenlenir.

Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanın Andiçmesi
Madde 106

Cumhurbaşkanı, görevine resmen başlarken aşağıdaki şekilde and içer:

“Kıbrıs Türk Devletinin Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti içindeki varlığını, haklarnıı, ve egemence kullanılan yetkilerini koruyacağıma; hukukun üstünlüğü ilkesine, demokratik, laik devlet prensiplerine, sosyal adalete ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her vatandaşın insan hak ve özgürlüklerinden yararlanması gerektiği ülküsünden ayrılmayacağıma ve Anayasa ve yasalara sadık kalacağıma; Devleti yüceltmek ve üzerime aldığım görevleri tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma namusum ve şerefim üzerine and içerim.”

Cumhurbaşkanın Tarafsızlığı
Madde 107

(1)  Cumhurbaşkanı tarafsızdır.

(2) Cumhurbaşkanı seçilen kişinin, varsa partisiyle ilişkisi kesilir. Milletvekili   ise, Meclis üyeliği sona erer.

Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanının Görev Yetkileri
Madde 108

(1) Devlet’in Cumhurbaşkanı Devlet’in Başıdır. Bu sıfatla, Devlet’in birliğini ve
bütünlüğünü temsil eder.

(2) Devlet’in Cumhurbaşkanı, Devlet’in Anayasasına saygıyı, kamu işlerinin kesintisiz ve  düzenli şekilde yürütülmesini sağlar.

(3) Cumhurbaşkanı gerekli görürse Bakanlar Kuruluna başkanlık eder. Ticari
ve kültürel konularda (sanat, eğitim ve spor dahil) uluslararası anlaşmaları
onaylar ve ilan eder, bu konularda temsilciler atar ve sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle mahkumların cezalarını hafifletir veya kaldırır.

(4) Devlet’in Cumhurbaşkanı işbu Anayasa ve yasalarla ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasıyla kendisine verilen diğer yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.

Cumhurbaşkanı’nın Dokunulmazlığı ve Sorumluluğu
Madde 109

(1) Cumhurbaşkanı, resmi görevlerinin yerine getirilmesi ile ilgili fiiller bağlamında dokunulmazlığa sahiptir.

Cumhurbaşkanı’nın imzaladığı üçlü kararnamelerden, imzaları bulunan Başbakan ve ilgili Bakan sorumludur.

(2) Cumhurbaşkanı Devlet’in Meclisini toplantıya çağırma, yasaları yayımlama, yasaları Meclis’e geri gönderme, Başbakan’ı atama, Meclis seçimlerini yenileme, Devlet’in Anayasa Mahkemesine başvurma işlemleri ile işbu Anayasada yer alan seçme ve atama işlemlerini ve Devlet’in Yüksek Mahkemesinin Başkanı ve yargıçları ile Başsavcı ve Başsavcı Yardımcısının atanmasının onaylanması konularında münhasır yetki sahibidir.

Cumhurbaşkanlığı Makamının Boşalması
Madde 110

(1) Cumhurbaşkanlığı makamı, ölüm, geçici olmak dışında görev başında bulunmama halinde veya Devlet’in Yüksek Mahkeme Başkanlığına gönderilen yazılı istifayla boşalır.

(2) Cumhurbaşkanı’nın sağlık nedeni ile görevlerini devamlı olarak yapamayacak bir duruma gelmesi halinde Bakanlar Kurulu, durumu Devlet’in Yüksek Mahkeme Başkanlığına bildirir. Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Devletin Yüksek Mahkemesi, Cumhurbaşkanı’nın görevini devamlı olarak yapamayacağına karar verirse, Cumhurbaşkanlığı makamı boşalmış sayılır.

Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanı’na Vekalet  Etme
Madde 111

(1) Başkanın hastalık veya yurt dışına seyahat gibi nedenlerle geçici olarak makamından ayrılması veya herhangi bir nedenle Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması halinde,
Meclis Başkanı duruma göre, Cumhurbaşkanı görevlerini yeniden üstleninceye veya yeni Cumhurbaşkanı seçilinceye kadar Cumhurbaşkanlığı görevini yerine  getirir.

(2) Devlet’in Meclisinin Başkanı, Başkanlığa vekalet ettiği süre içinde, işbu Anayasanın 95. Maddesinde belirtilen yetkileri kullanamaz.

İKİNCİ KISIM
Bakanlar Kurulu
Bakanlar Kurulunun Oluşumu
Madde 112

(1) Devlet’in Bakanlar Kurulu, Başbakan ve Bakanlardan oluşur. Başbakan, işbu Madde hükümleri uyarınca, Cumhurbaşkanı tarafından milletvekilleri arasından atanır.

(2) Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulunu kurma görevini, güvenoyu alabilecek bir grubun başkanına veya milletvekiline verir.
Bakanlar Kurulunu kurma görevini alan her milletvekili, bu görevini en geç on beş gün içinde tamamlamak veya görevi iade etmekle yükümlüdür.

(3) Cumhurbaşkanı, yukarıdaki (2)’nci fıkra hükümleri uyarınca, Başbakanı ve Başbakanın önerisi üzerine Bakanları atar; Bakanlardan herhangi birinin görevine Başbakanın talebi üzerine son verir.

(4) Bakanlar milletvekili olmayan kişiler arasından da atanabilir.

(5) Başbakan ve Bakan olan milletvekilleri Devlet Meclisi üyeliklerini kaybetmezler. Bakanlar Kuruluna Meclis dışından atanmış bulunan Bakanlar yasama dokunulmazlığından Milletvekilleri gibi yararlanırlar, ancak Meclis’te oy kullanamazlar.

(6) Yeni Bakanlar Kurulu Cumhurbaşkanı tarafından atanıncaya kadar mevcut Bakanlar Kurulu görevine devam eder.

Başbakanın Görevleri, Yetkileri ve Sorumlulukları
Madde 113

(1) Başbakan, bakanlıklararası işbirliğini, Bakanlar Kurulunun genel siyasetinin yürütülmesini ve yasaların uygulanmasını sağlar.

(2) Başbakan, Bakanların görevlerinin Anayasa ve yasalara uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak, Bakanlar Kurulunun düzenli bir şekilde çalışmasını ve disiplinini temin etmek ve gerekli düzeltici önlemleri almakla sorumludur.

(3) Başbakan, Bakanlar Kurulunun programından ve bunun uygulanmasından veya herhangi bir önemli politika girişiminden Devlet’in Meclisine karşı sorumludur.

(4) Başbakan Bakanlar Kuruluna başkanlık eder. Cumhurbaşkanı gerekli gördüğü hallerde veya Başbakan’ın talebi üzerine Bakanlar Kuruluna başkanlık edebilir, ancak oy kullanma  hakkına sahip değildir.

(5) Başbakan, resmi görevleri dışında başka herhangi bir iş üstlenemez. Devletin ve kamu organlarının herhangi bir iş taahhüdünü doğrudan veya dolaylı olarak üzerine alamaz.
Başbakanın maaşı, temsil ve hayat pahalılığı ödenekleri ve yollukları yasayla düzenlenir.

(6) Başbakan işbu Anayasa ve yasalarla kendisine verilen diğer yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.

Bakanlıkların Kurulması
Madde 114

(1) Bakanlıklar, Anayasanın öngördüğü sayı ve ilkelere uygun olarak Başbakanın önerisi ve Cumhurbaşkanı’nın onayıyla, Devlet’in Resmi Gazetesinde yayımlanacak bir kararnameyle kurulur ve feshedilir.

Sözkonusu kararname ancak öneride bulunan Başbakan’ın güvenoyu alması halinde yürürlüğe girer.

(2) Bakanlıkların sayısı hiçbir halde on’u aşamaz. Her Bakanlık’ın merkez teşkilatının kuruluşu ve hangi dairelerin ve hizmet birimlerinin hangi Bakanlığa bağlanacağı, yasanın öngördüğü ilkelere uygun olarak çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir.

(3) Bakanlık makamının boş olduğu Bakanlıklar ile izinli veya makamın gerektirdiği görevleri yerine getirmekten aciz kalmış bir Bakan’a, diğer bir Bakan geçici olarak vekalet edebilir. Ancak, bir Bakan birden fazla Bakan adına hareket edemez.

(4) Devlet’in Meclisinin kararıyla Yüce Divana verilen bir Bakan’ın Bakanlık görevi sona erer. Başbakanın Yüce Divanda suçlanması halinde Bakanlar Kurulu istifa etmiş sayılır.

(5) Herhangi bir nedenle boşalan Bakanlık makamına en geç on gün içinde atama yapılır.

Bakanlar Kurulunun Göreve Başlaması ve Sorumlulukları
Madde 115

(1) Cumhurbaşkanı tarafından atanan Bakanlar Kurulunun listesi, Devlet’in Meclisine tam olarak sunulur. Meclis tatilde ise derhal toplanır. Bakanlar Kurulunun programı atanma tarihinden başlayarak en geç bir hafta içinde Başbakan veya bir Bakan tarafından okunur.

(2) Program, Devlet’in Meclisinde okunduktan sonra güvenoyuna sunulur. Güvenoyu için görüşmeler programın okunmasından iki tam gün geçtikten sonra başlar ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçtikten sonra oylama yapılır. Güvenoyu alan Bakanlar Kuruluna karşı, güven oylamasından sonra üç ay geçmedikçe güvensizlik önergesi verilemez.

(3) Başbakana karşı güvensizlik önergesi en az dokuz milletvekili tarafından verilebilir. Bir güvensizlik önergesinin reddedilmesinin üzerinden, üç ay geçmedikçe yeni bir güvensizlik önergesi verilmez.

(4) Güvensizlik önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı, verilişinden sonraki ikinci birleşimde karara bağlanır. Güvensizlik önergesi üzerine yapılan genel görüşmeler bitiminden bir tam gün geçmedikçe güvensizlik önergesi oylanamaz.

(5) Bakanlar Kurulunda konuyu görüştükten sonra gerekli görürse, Başbakan, Devlet’in Meclisinden herhangi bir zamanda güvenoyu talebinde bulunabilir. Güvenoyu talebi, Devlet’in Meclisine yapılmasının üzerinden bir tam gün geçmedikçe görüşülemez ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçmedikçe oya konulamaz. Bu şekilde yapılan güvenoyu talebi, ancak  Meclis üye tamsayısının salt çoğunluğuyla reddedilebilir.

(6) Bakanlar Kurulu üyelerinin çoğunluğunun otuz günlük bir süre içerisinde değişmesi halinde Başbakan güvenoyuna başvurur.

(7) Güvenoyu alamayan veya güvenoyu talebi reddedilen veya hakkında verilen güvensizlik önergesi Meclis üye tamsayısının salt çoğunluğuyla kabul edilen Başbakan, istifasını Cumhurbaşkanı’na sunar.

Bakanların Görevleri, Yetkileri ve Sorumlulukları
Madde 116

(1) Her Bakan, Başbakana karşı ve ayrıca kendi yetkisi içindeki konulardan ve emri altındakilerin işlemlerinden sorumludur.

(2) Her Bakan, Bakanlık merkez teşkilatı ile Bakanlığına bağlı dairelerin ve idari birimlerin hiyerarşisinin en üstünde yer alan sorumlu kişidir.

(3) Her Bakanın icra görevleri aşağıdaki konuları kapsar:

(a) Bakanlığını ilgilendiren yasaları uygulamak ve normal olarak Bakanlığının yetki alanına giren tüm olağan konu ve işleri yönetmek;
(b) Bakanlığını ilgilendiren emir, tüzük ve yönetmelikleri Başbakana ve Bakanlar Kuruluna sunulmak üzere hazırlamak;
(c) Bakanlığını ilgilendiren herhangi bir yasa ve bu yasalara uygun olarak çıkarılan herhangi bir tüzük ve yönetmeliğin uygulanabilmesi için yönergeler, genelgeler ve benzeri metinler yayımlamak;
(d) Devlet Bütçesinin kendi Bakanlığına ait kısmını Bakanlar Kuruluna sunulmak üzere hazırlamak ve bu bütçeye uygulamak.

(4) Bakanlar, resmi görevleri dışında başka herhangi bir iş üstlenemezler; Devletin ve kamu organlarının herhangi bir iş taahhüdünü doğrudan veya dolaylı olarak üzerlerine alamazlar.

Bakanların maaşları, temsil ve geçinme ödenekleri ve yollukları 94’üncü Madde gözönünde tutularak yasayla düzenlenir.

(5) Bakanlar, yürürlükteki mevzuatın, Başbakanın ve Bakanlar Kurulunun kendilerine verdiği diğer herhangi bir yetkiyi kullanırlar ve görevi yerine getirirler.

Yasa Hükmünde Kararname
Madde 117

(1) Bakanlar Kurulu, acil hallerde, ekonomik konularda yasa hükmünde kararname çıkarabilir. Yasa hükmünde kararname, Devlet’in Resmi Gazetesinde yayımlanarak yürürlüğe girer ve aynı gün,  amaçları ve gerekçesiyle birlikte Devlet’in Meclisine sunulur.

(2) Devlet’in Meclisine sunulan yasa hükmünde kararnameler, Yasaların görüşülmesine dair İçtüzük hükümleri uyarınca,  Komitelerde ve Genel Kurulda, diğer herhangi bir konuyla, öncelik ve ivedilikle görüşülüp karara bağlanır.

(3) Meclis bu konularda kararını doksan gün içinde verir.

(4) İşbu Madde’de öngörülen kararnamelerle, yeni mali yükümlülükler getirilemez, kişisel ve siyasi hak ve özgürlükler sınırlandırılamaz.

ÜÇÜNCÜ KISIM
İdari Hükümler
İdare
Madde 118

(1) İdare, yapısı ve görevleriyle bir bütündür ve yasayla düzenlenir.

(2) İdarenin yapısı ve görevleri merkezi ve yerel yönetim ilkelerine dayanır.

(3) Kamu tüzel kişiliği ancak yasayla veya yasanın açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulabilir.

Kamu Denetçisi
Madde 119

(1) İdarenin herhangi bir hizmet veya işleminin, yürürlükteki mevzuata ve mahkeme kararlarına uygun olarak yapılıp yapılmadığını veya herhangi bir icrai veya idari birim veya görevli tarafından veya onlar adına yapılan herhangi bir hizmet veya işlemi kontrol etmek, sözkonusu hizmetler ve işlemlerle ilgili  soruşturma açarak, raporlar   sunmak ve yasada belirlenen diğer görevleri yerine getirmek üzere, Meclis’in onayıyla  Devlet’in Cumhurbaşkanı tarafından bir Kamu Denetçisi atanır.

(2) Kamu Denetçisinin nitelikleri, yetkileri ve görevleri yasayla düzenlenir. Kamu Denetçisinin görevden alınma koşulları bir Yüksek Mahkeme üyesine uygulanan koşullarla aynıdır.

(3) Cumhurbaşkanı’na, adliye idaresine ve ticari ve kültürel alanlarda Dış ilişkilere dair konular Kamu Denetçisinin yetki alanına girmez.

Daire ve Hizmet Birimlerinin Kuruluşu
Madde 120

Dairelerin ve hizmet birimlerinin kuruluşu, görevleri ve yetkileri yasayla düzenlenir.

Merkezi Yönetim
Madde 121

Kıbrıs Türk Devleti, merkezi yönetiminin örgütlenmesi bakımından, coğrafi duruma, ekonomik koşullara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre yasayla belirlenen bölümlere ayrılır.

Polis Teşkilatı
Madde 122

(1) Devlet’in Polis Teşkilatının kuruluşu, görevleri, yetkileri ve sorumlulukları, kuvvet ve teçhizatı ve Ortak Soruşturma Ajansına katılımı Kuruluş Anlaşması, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası ve Federal Hükümet ve Kurucu Devletler Polisi ile ilgili Anayasal Nitelikli Yasaya uygun olarak, yasayla düzenlenir.

(2) Polis, görevlerini, Anayasa ve yasalar çerçevesinde demokratik hukuk devleti ilkelerine ve  herkesin temel haklarına saygılı olarak yerine getirmekle yükümlüdür.

Yerel Yönetimler
Madde 123

(1) Yerel yönetimler, bir bölge, belediye, köy veya mahalle halkının ortak yerel gereksinmelerini karşılamak üzere kurulmuş, kuruluş ilkeleri yasayla belirtilen ve karar verme organları seçimle oluşturulan kamu tüzel kişileridir.

(2) Yerel yönetimlerin kuruluşu, görevleri ve yetkileri, yerel yönetim ilkesi uyarınca  yasayla düzenlenir.

(3) Yerel yönetim organları için seçimler 75’inci Madde hükümleri uyarınca beş  yılda bir yapılır.

Kamu Hizmetleriyle ile İlgili Temel ve Sürekli Görevlerin Yerine Getirilmesi
Madde 124

(1) Devletin genel yönetim ilkelerine göre sağlamakla yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği temel ve sürekli görevler kamu görevlileri eliyle yerine getirilir.

(2) Kamu hizmeti teşebbüsleri ve diğer kamu teşekküllerinin genel yönetim ilkelerine göre sağlamakla yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği temel ve sürekli görevler ise diğer kamu personeli eliyle yerine getirilir.

Kamu Personeli ve Diğer Kamu Görevlileriyle İlgili Hükümler
Madde 125

(1) Kamu personelinin nitelikleri, atanmaları, görevleri ile yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, maaşları ve ödenekleri ve diğer özlük işleri yasayla düzenlenir.

(2) Kamu personelinin atanmalarını, onaylanmalarını, sürekli ve emeklilik hakkı kazandıran kadrolara yerleştirilmelerini, terfilerini, nakillerini, emekliye sevklerini,  azil ve görevden uzaklaştırma dahil, uyarma ve kınama cezası dışındaki, disiplin işlemlerini yapmak üzere tarafsız ve bağımsız organ veya organlar kurulur. Bunların kuruluş ve işlevleri, verilen hizmetin özellikleri gözetilerek belirli kamu personeli kesimi için, ayrı düzenlemeler yapılmasına olanak tanıyacak biçimde yasayla düzenlenir.

Yargıçlar, savcılar, Sayıştay Başkan ve üyeleri, Kamu Denetçisi ve polis mensupları hakkındaki hükümler ile Anayasa’nın bu konudaki diğer hükümleri saklıdır.

(3) Kamu personelinin nitelikleri, atanmaları, görevleri ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, maaşları ve ödenekleri ve diğer özlük işleri, bu personelin bağlı oldukları kurumlarca yürütülen hizmetlerin özelliklerine göre yasayla düzenlenir.

(4) Kamu personeli ile diğer kamu görevlileri hakkında disiplin işlemi başlatılmasına gerek görüldüğü takdirde, isnat olunan suç ilgiliye açıkça ve yazılı olarak bildirilir, yazılı savunması istenir ve savunma için belli bir süre tanınır. Yukarıdaki hükümlere uyulmadıkça, disiplin cezası için harekete geçilmez ve disiplin kararları asli mahkemelerce gözden geçirmeye tabi tutulur.
İşbu Anayasa’nın yargıçlar ve savcılar, Sayıştay Başkan ve üyeleri ile Kamu Denetçisiyle ilgili hükümleri saklıdır.

(5) Üst kademe yöneticiliği yapan kamu personeli, ilgili Bakan, Başbakan ve Devlet’in Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmış bir kararnameyle atanır. Bu konudaki hükümler yasayla düzenlenir.

(6) Devlet’in Meclisi için seçim tarihinin Devlet’in Resmi Gazetesinde yayımlanmasından başlayarak, seçimden yeni Bakanlar Kurulunun göreve başlayacağı tarihe kadar, kamu hizmetine, kamu kurumlarına ve kamu hizmet teşekküllerine, işçiler dışında atama yapılamaz; terfiler, nakiller ve barem ayarlamaları bu dönemde tamamen durdurulur.
İşbu hükümlerin nasıl ve hangi koşullarla uygulanacağı yasayla düzenlenir.

Tüzükler ve Yönetmelikler
Madde 126

Anayasa ve bir yasa açıkça yetki vermedikçe Devlet’in hiçbir organı tüzük yapamaz ve bunları yürürlüğe koyamaz. Yönetmelikler de ancak tüzüklere uygun olarak yapılır ve yürürlüğe konulur.

Yasa Dışı Emirler
Madde 127

(1) Kamu hizmetinde herhangi bir sıfatla çalışmakta olan herhangi bir kimse, üstünden aldığı bir emri,  yönetmelik, tüzük, yasa veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse yerine getirmez ve bu aykırılığı emri verene bildirir. Ancak, üst makam emrinde direnir ve bu emrini yazıyla yinelerse emir yerine getirilir, bu durumda emri yerine getiren sorumlu olmaz.

(2) Konusu suç oluşturan emir hiçbir şekilde yerine getirilmez, yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.

(3) Olağanüstü durumlarda kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için yasayla öngörülen istisnalar saklıdır.

DÖRDÜNCÜ KISIM
Olağanüstü Hal
Tabii Afetler, Ciddi Ekonomik Kriz ve Yaygın Şiddet Olayları Nedeniyle Olağanüstü  Hal İlanı
Madde 128

Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar, ciddi ekonomik kriz veya yaygın şiddet olayları halinde, Devlet’in bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi üç ayı geçmemek üzere, olağanüstü  hal ilan edebilir.

Olağanüstü Hallerle İlgili Düzenleme
Madde 129

(1) Anayasanın 128’inci Maddesi uyarınca olağanüstü hal ilanına karar verilmesi durumunda, bu husus Resmi Gazetede yayımlanır ve Devlet’in Meclisinin onayına derhal sunulur. Meclis tatilde ise bu amaçla derhal toplanır. Meclis üye tam sayısının salt çoğunluğuyla olağanüstü hal ilanını veya süresini değiştirebilir; olağanüstü hali kaldırabilir veya Bakanlar Kurulunun talebi üzerine her defasında iki ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilir.

(2)  Olağanüstü hal ilanında, bu halin devamı süresince yürürlüğü kısmen veya tamamen durdurulabilecek Anayasa Maddeleri açıkça belirtilir.

Olağanüstü hal ilanında, Anayasa’nın aşağıda sayılan Maddelerinde düzenlenen temel hakların ve özgürlüklerin kullanılması, durumun gerektirdiği ölçüde kısmen veya tamamen askıya alınabilir:
20’nci; 25’inci; 26’ncı; 27’nci; 29’uncu; 37’nci; 38’inci Maddeler; 48’inci Maddenin (5)’inci fıkrasının (d) bendi; 49’uncu Madde; 55’inci Madde; 56’ncı Maddenin (3)’üncü fıkrası; 60’ıncı ve 61’inci Maddeler.

(3) Bu ilkeler doğrultusunda, yukarıda sayılan Maddelerde belirtilen temel hak ve özgürlüklerin nasıl sınırlanacağı veya askıya alınacağı, durumun gerektirdiği önlemlerin nasıl getirileceği, kamu görevlilerine ne gibi ek yetkiler verileceği Olağanüstü Hal Yasasıyla düzenlenir.

BEŞİNCİ KISIM
Teşkilatlar
Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Teşekkülleri
Madde 130

(1) Kamu kurumu niteliğindeki meslek teşekkülleri yasayla kurulur ve organları kendileri tarafından ve kendi üyeleri arasından seçilir.

(2) Bu teşekküllerinin seçilmiş organları, mahkeme kararı olmadan, görevlerinden geçici veya sürekli olarak uzaklaştırılamazlar.

(3) Meslek  teşekküllerinin kuralları, yönetimi ve işlevleri demokratik ilkelere aykırı olamaz.

Yüksek Öğretim Kurumları
Madde 131

(1) Üniversiteler ve diğer kamu kurumları yasada kayıtlı usul ve kriterlere göre kurulur, çalışır ve denetlenir.

(2) Çağdaş bilim , öğretim ve öğrenim ilkelerine aykırı hiçbir kurum kurulamaz. Yüksek öğretim kurumları tüzel kişiliğe sahiptir.

(3) Yüksek öğretim kurumlarının eğitim elemanları, araştırma ve yayın faaliyetlerini bilimsel özgürlük ilkesi çerçevesinde serbestçe yürütürler.

(4) Devlet üniversiteleri, özerklik ilkesi doğrultusunda, kendilerince seçilen organlar tarafından yönetilirler.

Radyo, Televizyon Yayınları ve Haber Ajansları
Madde 132

(1) Kişiler tarafından radyo ve televizyon istasyonları kurulması ve işletilmesi, kullanılabilir frekansların ülke düzeyinde adil dağıtımı koşuluyla serbesttir. Bu alanda tekel oluşturulamaz.

(2) Kişiler ve siyasi partiler bu iletişim ve yayın araçlarından yararlanma hakkına sahiptir. Bu yararlanmanın koşulları ve usulleri demokratik ilkelere ve hakkaniyet ölçütlerine uygun olarak yasayla düzenlenir.

(3) Radyo ve televizyon yayınlarının çoğulculuk ve tarafsızlık ilkelerine uygun olarak yapılması için önlemler  alınır.

(4) Yasa, halkın haber almasını, kanaat ve görüş oluşturmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşumunu engelleyici hükümler getiremez. Bu iletişim araçlarına hiçbir şekilde sansür uygulanamaz.

(5) Devlet tarafından kurulan radyo ve televizyon istasyonları ile haber ajansları, yukarıdaki hükümlere ve tarafsızlık ilkesine uymalarını sağlayacak düzenlemeler Devlet tarafından yapılır.

(6) Radyo ve televizyon istasyonlarının kurulmasını, işletilmesini ve kontrolünü  düzenlemek üzere özerk ve tarafsız bir Radyo Televizyon Kurulu yasayla oluşturulur.

(7) Serbestçe radyo ve televizyon yayını yapma hakkı, Anayasanın 31’inci Maddesinde belirlenen amaçlar için yasayla sınırlandırılabilir.

Uzman ve Özerk Kurumlar
Madde 133

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı ihtiyaçların karşılanması, bu alanlarda düzenli faaliyet yürütülmesi ve ilgili hakların ve özgürlüklerin güvenceye alınması amacıyla yasayla, uzman ve özerk kuruluşlar oluşturulabilir.

Vakıflar Teşkilatı ve Din İşleri Dairesi
Madde 134

(1) Vakıf kuruluşu ve Temel Evkaf Kuralları (Ahkâmül Evkaf), işbu Anayasa tarafından tanınır.

(2) Vakıf kuruluş ve tesisine veya camilerin ve herhangi bir diğer Müslüman dini kurumların mal varlıkları da dahil, herhangi bir Vakıf mal varlığına ilişkin veya bunlara tesir edecek bütün konular münhasıran Temel Evkaf Kuralları (Ahkâmul Evkaf), yürürlükteki mevzuat ve işbu Anayasa yürürlüğe girdikten sonra Devlet’in Meclisi tarafından yapılacak yasalara tabidir.

(3) Geliri Evkaf İdaresine ait olan Vakıflar, her türlü vergiden muaf tutulur.

(4) Vakıflar Teşkilatı ile Din İşleri Dairesinin kuruluşu ve işleyişi yasayla düzenlenir ve bunlar yasayla verilen görevleri yerine getirirler.

(5) Devlet, hizmetlerin yürütülmesinde ve bu tür hizmetlerin giderlerinin karşılanmasında, Vakıflar Teşkilatına yardımcı olur.

ALTINCI KISIM
Ekonomik ve Mali Hükümler
Sayıştay
Madde 135

(1)  Mali denetleme organı olan Sayıştay, bağımsız bir kuruluş olup kamu gelir ve giderlerini denetler ve sonucunu bir raporla Devlet’in Meclisine ve Bakanlar Kuruluna bildirir. Meclis bu raporları en geç doksan gün içerisinde inceleyip sonuçlandırır.

(2)  Sayıştay mali konularda Devlet’in Meclisine ve Bakanlar Kuruluna yardım eder.

(3)  Sayıştay’ın Başkan ve üyeleri Devlet’in Meclisi tarafından seçilir ve atanır.

(4)  Sayıştay Başkan ve üyeleri Yüksek Adliye Kurulu tarafından görevden alınırlar. Görevden alınma koşulları Yüksek Mahkeme üyelerine uygulanan koşullardır.

(5)  Sayıştay’ın kuruluş ve işleyişi Başkan ve üyelerinin atanma şartları, nitelikleri, görev ve yetkileri yasayla düzenlenir.

Kamu Hizmeti Teşekküllerinin Denetlenmesi
Madde 136

Kamu hizmeti teşekküllerinin gelir ve giderlerinin denetlenmesi yasayla düzenlenir.

Kalkınma ve Planlama
Madde 137

(1) Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınma, plana bağlanır ve bu plana göre gerçekleştirilir.

(2) Planlama ile ilgili teşkilatın kuruluş ve görevleri, planın hazırlanmasında, yürürlüğe konulmasında, uygulanmasında ve değiştirilmesinde gözetilecek ilkeler ve planın bütünlüğünü bozacak değişikliklerin engellenmesini sağlayacak önlemler yasayla düzenlenir.

Devletin Mali Yükümlülük Altına Sokulması ve Fonların Kurulması
Madde 138

Yasayla açık yetki verilmedikçe, Devlet, doğrudan veya dolaylı olarak hiçbir mali yükümlülük altına sokulamaz ve yasayla kurulmadıkça hiçbir fon oluşturulamaz.

BEŞİNCİ BÖLÜM
YARGI
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
Mahkemelerin Bağımsızlığı
Madde 139

(1) Yargıçlar, görevlerinde bağımsızdırlar, Anayasa’ya, yasaya ve hukuk ilkelerine uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.

(2) Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında, mahkemelere ve yargıçlara emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.

(3) Devam etmekte olan bir dava hakkında, Devlet’in Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Devlet’in Yasama ve Yürütme organları ile idari makamları mahkeme kararlarına uymak zorundadırlar. Bu organlar ve makamlar, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremezler.

Yargıçların Görev Süresi Güvencesi
Madde 140

(1) Yargıçlar görevlerinden uzaklaştırılamaz, kendileri istemedikçe, Anayasa’da belirlenen yaştan önce emekli edilemez ve bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması yoluyla da olsa, kazanılmış haklarından yoksun bırakılamazlar.

(2) Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar ile görevlerini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar, meslekleriyle bağdaşmayan işler yapanlar ve meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında yasayla konulan istisnalar saklıdır.

(3) Yargıçlar aleyhinde, yargılama görevlerini yerine getirirken, yargı işlemleriyle ilgili olarak söyledikleri söz ve eylemlerden dolayı dava açılamaz.

Yargıçlık Mesleği
Madde 141

(1) Yargıçların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri ile meslekte ilerlemeleri, görevlerinin veya görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili suçlardan dolayı soruşturma yapılmasının ve yargılanmalarının kararlaştırılması, meslekten çıkarılmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve diğer özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi uyarınca yasa ile düzenlenir.

(2) Yüksek Mahkeme Başkanı ve yargıçları altmış beş yaşını, diğer yargıçlar altmış yaşını bitirinceye kadar görev yaparlar.

(3) Yargıçlar, yasada belirtilenlerden başka genel ve özel hiçbir görev alamazlar. Resmi görevleri dışında hiçbir iş yapamaz ve Devlet veya kamu kuruluşlarının herhangi bir iş taahhüdünü doğrudan veya dolaylı olarak  üstlenemezler.

Duruşmaların Kamuya Açık ve Kararların Gerekçeli Olması
Madde 142

(1) Mahkemelerde duruşmalar işbu Anayasanın 21’inci maddesinin (2)’nci fıkrası hükümleri saklı kalmak koşuluyla kamuya açıktır.

(2) Bütün mahkemeler tarafından verilen her türlü karar gerekçelendirilmiş yazılı kararlardır.

Küçüklerin Yargılanması
Madde 143

Küçüklerin yargılanması ve küçükler hakkında verilen kararların infazı konusunda yasayla özel kurallar konulabilir.

Yüksek Adliye Kurulu
Madde 144

(1) Yüksek Adliye Kurulu aşağıdaki üyelerden oluşur:

(a)Yüksek Mahkemenin Başkan ve Yargıçları;
(b)Devlet’in Cumhurbaşkanı’nın atayacağı bir üye;
(c)Devlet’in Meclisinin atayacağı bir üye;
(d)Devlet’in Başsavcısı; ve
(e)Barolar Birliğinin seçeceği bir üye.

Yukarıdaki (b), (c) ve (d) bendlerinde belirtilen üyelerin görev süresi üç yıldır; süresi biten üye yeniden seçilebilir.

(2) Yüksek Adliye Kurulunun Başkanı, Yüksek Mahkeme Başkanıdır; Kurul kararlarının yerine getirilmesini sağlar.

(3) Yüksek Adliye Kurulu;

(a) Yargının genel işleyişi, düzenli çalışması, yargıçların ve mahkemelerde çalışan kamu görevlilerinin görevlerine devamları, işlerin verimli bir biçimde yürütülmesi, yargıçların yetiştirilmeleri ve mesleğin vakar ve onurunu korumaları yönünde gerekli önlemleri alır; ve
(b) Her mali yılın sonunda yargı işlerinin durumu ve bunların yürütülmesinde aksaklık ve varsa nedenleri hakkında Devlet’in Cumhurbaşkanı’na, Meclise ve Bakanlar Kuruluna rapor verir ve alınmasını gerekli gördüğü önlemler hakkında tavsiyelerde bulunur.
(c) İşbu Anayasa’nın diğer Maddelerinde öngörülen yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.

(4) Yargıçların atanmaları, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin veya görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, görevlerine son verilmesi ve disiplin konuları hakkında tüm kararları almaya işbu Anayasa’nın 141’inci Madde hükümleri saklı kalmak koşuluyla, Yüksek Adliye Kurulu yetkilidir.

(5) Yüksek Adliye Kurulunun görev, yetki ve çalışma usulleri yasayla düzenlenir.

(6) Yüksek Mahkeme Başkan ve yargıçlarının atanmaları Cumhurbaşkanı tarafından onaylanır.

Mahkeme Karar ve Emirlerine Uymayanların Cezalandırılması
Madde 145

Yüksek Mahkeme veya herhangi bir mahkeme, bir karar veya emrine uymayan herhangi bir kişiyi, sözkonusu karar veya emre uyuncaya kadar ve her hal ve karda bir yılı aşmayacak bir süre için hapis cezasına çarptırma yetkisine sahiptir.

İKİNCİ KISIM
Kıbrıs Türk Devletinin Yüksek Mahkemesi
Yüksek Mahkemenin Oluşumu ve Görev Bölümü
Madde 146

(1) Devlet’in Yüksek Mahkemesi bir Başkan ve yedi yargıçtan oluşur. Başkanın yokluğunda en kıdemli yargıç ona vekalet eder.

(2) Yüksek Mahkeme; Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan, Yargıtay ve Yüksek İdare Mahkemesi’nin görevlerini yapar.

(3) Yüksek Mahkeme, Başkan ve dört yargıç ile toplanarak Anayasa Mahkemesi görevini yapma yetkisine sahip olur. Yüksek Mahkemenin en son atanan iki yargıcı yedek yargıç olarak görev yapar. Başkanın oturumda bulunmadığı hallerde, en kıdemli yargıç başkanlık eder.
İşbu Anayasa’nın 148’inci Maddesi uyarınca bir davanın Anayasa Mahkemesine havale edildiği hallerde, havale kararına katılmış olan yargıç veya yargıçlar havale edilen konunun duruşmasında görev alamaz veya karara iştirak edemezler.

(4) Yüksek Mahkeme, Başkan ve iki yargıçla veya sadece üç yargıçla toplanarak Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesi olarak görev yapma yetkisine sahiptir. Bu yetki çerçevesinde verilen kararlar nihaidir. Başkanın oturumda bulunmadığı hallerde en kıdemli yargıç Başkanlık eder.
Yasayla gösterilen haller dışında Yüksek Mahkemeye, Yüksek İdare Mahkemesi olarak doğrudan yapılan başvurular, Yüksek İdare Mahkemesinde bu tür işlerle görevlendirilen tek yargıç tarafından incelenip karara bağlanır.

Tek yargıç tarafından verilen kararlara karşı üç yargıçtan oluşan Yüksek İdare Mahkemesine temyiz başvurusu yapılabilir.

(5) Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde görev yapacak olan Yüksek Mahkeme yargıçları, her adli yılın başlangıcından önce o Yüksek Mahkeme tarafından atanır ve bir adli yıl için Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde görev yapar.

Ancak, Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde bir yıl için görevli olan yargıçlardan herhangi birinin geçici olarak görevini yürütemediği hallerde Yüksek Mahkeme Başkanının görevlendireceği başka bir yargıç o görevi yürütebilir.

ÜÇÜNCÜ KISIM
Anayasa Mahkemesi Sıfatıyla Görev Yapan
Yüksek Mahkemenin Görev ve Yetkileri
Anayasa Mahkemesinin Yetkileri
Madde 147

(1) Anayasa Mahkemesi işbu Anayasa, yasa ve Mahkeme İç tüzüğü hükümlerinde gösterilen bütün konularda nihai karar vermek hususunda münhasır yargı yetkisine sahiptir.

(2) Yüce Divan sıfatıyla görev yapan Anayasa Mahkemesi, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde, Cumhurbaşkanı’nın, Başbakanı ve Bakanları, işledikleri suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar. Yüce Divanda savcılık görevini Başsavcı veya Başsavcı Yardımcısı yapar. Yüce Divan kararları nihaidir.

Organlar Arasında Yetki Uyuşmazlığı
Madde 148

(1) Anayasa Mahkemesi Devlet organları arasında kuvvet veya yetki uyuşmazlık veya itirazlarına dair herhangi bir konuyla ilgili olarak yapılan başvuru hakkında, nihai olarak karar verme konusunda yargı yetkisine sahiptir.

(2) Anayasa Mahkemesinin yetkisine giren herhangi bir konuda sorun ortaya çıktığı takdirde, Anayasa Mahkemesinde nihai olarak karara bağlanır.

(3) İşbu maddenin (1)’inci fıkrası gereğince:

(a) Cumhurbaşkanı; veya
(b) Meclis; veya
(c) Devlet’in diğer herhangi bir organı, uyuşmazlık veya yetki itirazına müdahil olması halinde Anayasa Mahkemesine başvurabilir.

(4) Bu tür başvurular sözkonusu yetki veya ehliyete  itiraz edilmesinden itibaren otuz gün içinde yapılır.

(5) Bu tür bir başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi yetki veya ehliyet olmaksızın kabul edilmesi, alınması veya yapılmasından kaynaklanması durumunda, başvuru konusu olan yasa, karar veya işlemin ya uyuşmazlığın çıkması veya itirazın yapılmasından ya da  başlangıcından itibaren (ab initio) tamamen veya kısmen hükümsüz olduğuna ve hiçbir hukuki etki doğurmayacağına karar verebilir; ve her iki halde, Anayasa Mahkemesi, böyle bir yasa, karar veya işlem gereğince yapılan veya yapılmamış olan herhangi bir eylem veya işlemin, yarattığı sonuçlar hakkında talimat verebilir.

(6) Bu tür bir başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından verilen herhangi bir karar, derhal ilgili taraflara ve Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere Başkana yazılı olarak bildirilir.

(7) Bu Madde gereğince yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu olan yasa, karar veya işlemin, karar verilinceye kadar, yürürlüğünün durdurulmasını emredebilir, böyle bir emir, Resmi Gazetede derhal yayımlanır.

Yasaların Anayasaya Aykırılığı
Madde 149

(1) Cumhurbaşkanı, bir yasayı veya onun belirli herhangi bir hükmünü veya Devlet’in Meclisinin herhangi bir kararını yayımlamadan önce, işbu Anayasa’nın herhangi bir hükmüne uygun olup olmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinin görüşünü talep edebilir.

(2) Anayasa Mahkemesi, bu Madde’nin (1)’inci fıkrası gereğince kendisine sunulan her konuyu inceler ve Cumhurbaşkanı ve Meclis namına ileri sürülen iddiaları dinledikten sonra, konu hakkındaki görüşünü en geç kırkbeş gün içinde karara bağlar ve bunu Cumhurbaşkanı’na yazılı olarak bildirir.

(3)  Anayasa Mahkemesi böyle bir yasa, karar veya onun herhangi bir hükmünün işbu Anayasa’nın herhangi bir hükmüne aykırı olduğu veya ona uygun olmadığı görüşünde ise, sözkonusu yasa, karar veya hüküm, Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanmaz ve gerekçesiyle birlikte Devlet Meclisine iade  edilir.

(4) Bu şekilde iade edilen yasa, karar veya hüküm hakkında, 100’üncü Madde’nin Meclis’e iade  konusundaki  hükümleri uygulanmaz.

İptal Davaları
Madde 150

(1)  Cumhurbaşkanı, Meclis’te temsil edilen siyasi partiler, siyasi gruplar ve en az dokuz milletvekili veya kendi varlık ve görevlerini ilgilendiren alanlarda diğer kurum, kuruluş veya sendikalar, bir yasanın, kararnamenin, tüzüğün, Meclis İçtüzüğünün, Meclis kararının, yönetmeliğinin veya bunların herhangi bir hükümünün Anayasa’nın herhangi bir hükmüne aykırı veya ona uygun olmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde doğrudan iptal davası açabilirler.

(2) Anayasa Mahkemesinde doğrudan iptal davası açma hakkı, iptali istenen yasanın, kararnamenin, tüzüğün, Meclis İçtüzüğünün, Meclis kararının, yönetmeliğin veya bunların herhangi bir hükmünün Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak doksan gün sonra düşer.

Anayasaya Aykırılık Sorunlarının Mahkemeler Tarafından Yüksek  Mahkemeye Gönderilmesi
Madde 151

(1) İstinaf davaları da dahil olmak üzere, herhangi bir davanın tarafından biri, bu davanın herhangi bir aşamasında, davadaki uyuşmazlık konularından herhangi birinin karara bağlanmasında etkisi olabilen herhangi bir yasanın veya kararın veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi bir hükmünün Anayasa’ya aykırılığını ileri sürebilir ve bunun üzerine, mahkeme bu konuyu Anayasa Mahkemesinin kararına  sunar ve bu konu hakkında Anayasa Mahkemesince bir karar verilinceye kadar sözkonusu davayı askıya alır. Ancak, Anayasa Mahkemesince herhangi bir yasanın veya kararın veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi bir hükmünün Anayasa’ya aykırılığı konusunda aynı veya benzeri bir konuda daha önce verilmiş bir karar  varsa, mahkeme konunun Anayasa Mahkemesine iletilmesinin reddine karar verebilir.

(2) Anayasa Mahkemesi tarafları dinledikten sonra karar için kendisine sunulan konuyu değerlendirir ve karara bağlar ve kararını davayı askıya almış olan Mahkemeye bildirir.

(3) Anayasa Mahkemesinin, işbu Maddenin (2)’nci fıkrası gereğince verdiği herhangi bir karar, konuyu askıya alan mahkemeyi ve davanın taraflarını bağlar. Alınan karar, yasanın veya kararın veya sözkonusu yasa veya kararın belirli herhangi bir hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu yolunda olması durumunda, sözkonusu yasa veya karar veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi bir hükmünün uygulanması, Anayasa Mahkemesince aksine karar verilmedikçe, yalnızca sözkonusu davayla sınırlı değildir.

Anayasanın Yorumu
Madde 152

Anayasa Mahkemesi, işbu Anayasa’nın herhangi bir kuralını yorumlama münhasır yetkisine sahiptir. Bu yetkisini ifa ederken Anayasayla ilgili komite raporları ile Meclis tutanaklarından da yararlanır.

Anayasa Mahkemesinin Kararları
Madde 153

(1) Anayasa Mahkemesi kararları kesindir. Kararlar, gerekçesi yazılmadan açıklanmaz.

(2) Anayasa Mahkemesince, Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilen yasa, kararname, tüzük, Devlet Meclisi İçtüzüğü, Meclis kararı, yönetmelik veya bunların herhangi bir hükmü, gerekçeli kararın Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte geçersiz ve hükümsüz olur.

(3) Gereken hallerde, Anayasa Mahkemesi, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu, kararın Resmi Gazetede yayımından başlayarak bir yıl içindeki bir tarih olur.

(4) İptal kararı geriye yürümez.

DÖRDÜNCÜ KISIM
Yüksek Mahkemenin Yargıtay Sıfatıyla Görev ve Yetkileri
Yargıtayın Yetkileri
Madde 153

(1) Yargıtay Devletin en yüksek temyiz mahkemesidir, işbu Anayasa, yasalar ve bunlara dayanan Mahkeme İçtüzüğü kuralları gereğince, herhangi bir mahkeme kararının temyizine dair davalara bakmak ve karara bağlamak yetkisine sahiptir.

(2) Bu Madde’nin (3). fıkrası hükümleri saklı kalmak koşuluyla, Yargıtay, işbu Anayasa’nın veya herhangi bir yasanın gösterdiği hallerde, ilk derece ve temyiz mahkemesi olarak davalara bakma yetkisine sahiptir.

İlk derece mahkemesi olarak yetki verildiği hallerde, bu yetki Yüksek Mahkemenin atayacağı Yüksek Mahkeme yargıç veya yargıçları tarafından kullanılır. Bu suretle verilecek kararlara karşı Yargıtay’a temyiz başvurusu yapma hakkı vardır.

(3) Yargıtay sıfatıyla görev yapan Yüksek Mahkeme, kanunsuz olarak özgürlüğünden yoksun bırakılan kişinin tahliyesi amacıyla Habeas Corpus niteliğinde emirname, yetkilerin kullanılmasını sağlayan Mandamus, herhangi bir mahkemenin ya da yargı niteliğinde bir yetki kullanan herhangi bir makamın yanlış bir kararının uygulanmasını önlemek için Prohibition, ilgili makamın hangi yetkiye dayandığının araştırılmasına ilişkin quo warranto, bir mahkemenin kararının veya yargısal yetkiye benzer bir yetki kullanan bir makamın kararının bozulması için certiorari çıkarılmasına yetkilidir.

BEŞİNCİ KISIM
Yüksek Mahkemenin Yüksek İdare Mahkemesi
Sıfatıyla Görev ve Yetkileri
Yüksek İdare Mahkemesinin Yetkileri
Madde 155

(1) Yüksek İdare Mahkemesi, icrai veya idari bir yetki kullanan herhangi bir organ, makam veya kişinin bir kararının, işleminin veya ihmalinin, bu Anayasanın veya herhangi bir yasanın veya bunlara uygun olarak çıkarılan mevzuatın hükümlerine aykırı olduğu veya bunların sözkonusu organ veya makam veya kişiye verilen yetkiyi aşmak veya kötüye kullanmak suretiyle yapıldığı şikayetiyle kendisine yapılan başvuru hakkında, nihai kararı verme münhasır yetkisine sahiptir.

(2) Bu tür bir başvuru, meşru menfaati, bu karar veya işlem veya ihmal yüzünden olumsuz ve doğrudan etkilenen kişi tarafından yapılabilir.

(3) Sözkonusu başvuru, karar veya işlemin yayımlanması tarihinden veya yayımlanmadığı takdirde ya da bir ihmal halinde, başvuran kişinin bunu öğrendiği tarihten itibaren yetmiş beş gün içinde yapılır.

(4) Bu tür bir başvuru üzerine Yüksek İdare Mahkemesi:

(a) Sözkonusu karar, işlem veya ihmali, tamamen veya kısmen onaylayabilir; veya
(b) Sözkonusu karar veya işlemin, tamamen veya kısmen hükümsüz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğurmayacağına karar verebilir; veya
(c) Sözkonusu ihmalin, tamamen veya kısmen yapılmaması gerektiğine ve ihmal olunan eylem veya işlemin yapılması gerektiğine karar verebilir.

(5) Bu Maddenin (4). fıkrası gereğince verilen herhangi bir karar, Devlet’in bütün Mahkemelerini ve bütün organlarını veya makamlarını bağlar ve ilgili organ, makam veya kişi tarafından uygulanır ve bu karara göre hareket edilir.

(6) Bu Maddenin (4). fıkrası gereğince hükümsüz kılınan herhangi bir karar veya işlemin veya yapılmaması gerektiğine karar verilen herhangi bir ihmalden zarar gören herhangi bir kişi, bu zararın ilgili organ, makam veya kişi tarafından, kendisini tatmin eder bir şekilde karşılanmaması halinde, zararları için veya kendisine başka bir tazminat verilmesi için dava açma ve mahkeme tarafından saptanacak tam ve muhik bir tazminat alma veya sözkonusu mahkemenin kendisi hakkında vermeye yetkili olduğu diğer tam ve muhik bir tazminatı alma hakkına sahiptir.

ALTINCI KISIM
Yüksek Mahkemenin Diğer Görev ve Yetkileri
Yüksek Mahkemenin Diğer Görev ve Yetkileri
Madde 156

Yüksek Mahkemenin kuruluşu ve oluşumu, işleyişi, görev ve yetkileri işbu Anayasa’da belirtilen kurallar saklı kalmak koşuluyla, yasayla düzenlenir.

Mahkeme İç Tüzükleri Yapma Yetkisi
Madde 157

(1) Yüksek Mahkeme, kendisinin veya herhangi bir diğer mahkemenin uygulama ve usul kurallarını düzenlemek için bu Anayasa ve yasalarda belirlenen kurallar çerçevesinde mahkeme iç tüzükleri yapar.

(2) Bu maddenin (1). fıkrasının genel niteliği saklı kalmak üzere, Yüksek Mahkeme, aşağıdaki amaçlar için mahkeme iç tüzükleri yapabilir:

(a) Mahkeme oturumlarının düzenlenmesi ve yargıçların herhangi bir amaçla görevlendirilmesi için;
(b) Yüksek Mahkemedeki veya başka bir mahkeme önündeki temyiz veya diğer davanın ciddiyetsiz veya rahatsızlık verici şekilde sürüncemede kaldığı veya adaleti geciktirmek amacıyla yapıldığı görünenlerin seri yargılama usulüyle karara bağlanması için;
(c) Mahkemelerdeki yargılama işlemleriyle ile ilgili formların, harçların saptanması ve bütün işlemlerle ilgili giderlerin ve harcamaların düzenlenmesi için;
(d) Mahkeme kalemlerinin oluşumu ve mahkemelerde çalışan kamu görevlilerinin yetki ve görevlerinin saptanması ve düzenlenmesi için;
(e) Mahkeme İçtüzüğünün herhangi bir şartının yerine getirilmesi için gereken sürenin saptanması için.

YEDİNCİ KISIM
Alt Mahkemeler
Alt Mahkemelerin Kuruluşu, Görev ve Yetkileri
Madde 158

(1) İşbu Anayasa ve yasalar gereğince, Yüksek Mahkeme tarafından kullanılan yetkiler dışındaki yargı yetkisi, işbu Anayasa kurallarına bağlı olarak ve bunlar gereğince yasada gösterilen alt mahkemeler ve ihtisas mahkemeleri tarafından kullanılır.

(2) Yargı yetkisi kullanan alt mahkemeler ile ihtisas mahkemelerinin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri yasayla düzenlenir.

SEKİZİNCİ KISIM
Başsavcılık
Başsavcı ve Devletin Hukuk Danışmanları
Madde 159

(1) Devletin Başsavcılık makamı (Hukuk Dairesi) bağımsızdır ve Başkanı Başsavcıdır. Başsavcının yokluğunda kendisine Başsavcı Yardımcısı,  ikisinin yokluğunda ise Başsavcının görevlendireceği bir Başsavcı Yardımcısı Muavini vekillik eder.

(2) Başsavcı, Yüksek Mahkeme yargıcı için gerekli niteliklere sahip kişiler arasından atanır ve Devlet’in adli hizmetinin daimi üyesidir. Başsavcı, Yüksek Mahkeme Yargıcının bağlı olduğu aynı süre ve şartlarda görev yapar ve görevine Yüksek Mahkeme Yargıcına uygulanan nedenler ve usuller dışında son verilemez.

(3) Başsavcı, Devlet’in, Devlet’in Başkanının, Başbakanın, Bakanlar Kurulunun, Bakanların ve diğer Devlet organlarının hukuk danışmanıdır. Kendisine işbu Anayasa veya yasa tarafından verilen veya yüklenen diğer bütün işlevleri ve görevleri yerine getirir, yetkileri kullanır.

(4)

 (a) Başsavcı, bir suçla ilgili olarak kamu yararına göre, Devlet’in mahkemelerinde dava açmak, yürütmek, davayı devralmak ve davaya devam etmek ya da devam etmemek yetkisine sahiptir. Ceza mahkemelerinde kovuşturmanın yürütülmesi hakkı ve sorumluluğu Başsavcıya aittir. Bu yetki bizzat kendisi tarafından veya talimatları doğrultusunda hareket Başsavcı Yardımcısı veya Devlet’in Hukuk Danışmanları tarafından kullanılır.

(b) Başsavcı, gerekli gördüğü hallerde, Resmi Gazete’de yayımlayacağı bir emirnameyle, duruşmasız çözümlenmesine yasayla olanak tanınan trafik suçlarını, kendi talimatı ve sorumluluğu çerçevesinde mahkemelerde kovuşturmak üzere, uygun göreceği bir polis mensubunu yetkilendirebilir.

(c) Başsavcı, gerekli gördüğü hallerde, Resmi Gazete’de yayımlayacağı bir emirnameyle bir Bakanlığın veya diğer kamu kuruluşlarının taraf olduğu davalarda, ilgili Bakanlık veya diğer kamu kuruluşlarında görevli ve avukatlık yapmak ehliyetine sahip bir hukukçuyu, bu davaları mahkemelerde takip etmekle yetkili kılabilir.

(5) Başsavcı, Devletin taraf olduğu hukuk ve Anayasa davalarında Devleti veya organlarını da temsil etme yetkisine sahiptir.

(6) Başsavcı, Başsavcı Yardımcısı ve Devletin Hukuk Danışmanları, herhangi bir mahkemede dinlenilmek hakkına sahiptirler ve bu hakkın kullanılmasında, mahkeme önüne çıkan bütün diğer kişiler bakımından öncelik kazanırlar.

(7) Başsavcı, her takvim yılı sonunda, Başsavcılığın genel işleyişi ve görevlerinin yürütülmesinde görülen aksaklık veya varsa nedenleri hakkında Cumhurbaşkanı’na, Meclis’e ve Bakanlar Kuruluna rapor verir ve telafisi için alınmasını gerekli gördüğü önlemler hakkında tavsiyelerde bulunur.

(8) İşbu Anayasa’nın kurallarına bağlı olarak, Başsavcılığın kuruluşu, işleyişi, Başsavcı, Başsavcı Yardımcısı ve Devlet’in Hukuk Danışmanlarının savcıların nitelikleri ile atanmaları, hakları ve görevleri, maaşları, ödenekleri, terfileri haklarında disiplin kovuşturması yapılması ve disiplin cezası uygulanması ve diğer özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve yargıçların güvenceleri kurallarına göre yasayla düzenlenir.

(9) Başsavcı ve Başsavcı Yardımcısının atanması, Cumhurbaşkanı tarafından onaylanır.

ALTINCI BÖLÜM
MUHTELİF HÜKÜMLER
Devletin Mülkiyet Hakkı
Madde 160

(1) Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası hükümlerine bağlı olarak, Kuruluş Anlaşmasının yürürlüğe girdiği tarihte Devlet sınırları içinde bulunan ve Kuruluş Anlaşmasında federal mülk olarak tanımlanmamış olan mülkler,

(a) 16 Ağustos 1960 tarihinden önce Kıbrıs Hükümeti adına kayıtlı tüm mülkler ile 16 Ağustos 1960 tarihinden sonra Kıbrıs Cumhuriyetine intikal eden tüm taşınmaz mallar; kamuya ait yollar, sular, su kaynakları, liman ve sahiller, rıhtım ve iskeleler, göller, dere ve göl yatakları, tarihi kentler, binalar ve kalıntıları ile kaleler ve bunların arazileri, anıtlar, doğal kaynaklar ve maden ve taşocakları dahil, yer altı kaynakları, ormanlar, yeşil saha ve parklar; kamuya ait köy yolları ve tarlalardaki patikalar devlete ait yollar ve kamu hizmetinde kullanılan binalar,
(b) Kuruluş Anlaşmasının yürürlüğe girdiği tarihe kadar bakım ve tasarrufu kamuya ait olan ve bu amaçla kullanılan taşınmaz mallar, bina ve tesisler Kuruluş Anlaşmasının tazminatla ilgili kuralları saklı kalmak kaydıyla Devlet’e aittir.

(2) İttifak Andlaşması ek protokollerinde ya da eklerinde askeri amaçlar için ihtiyaç duyulduğu belirtilen özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların kamulaştırılması veya tazminiyle ilgili hükümlere saygı gösterilir.

(3)Yukarıda belirtilen malların mülkiyeti gerçek veya tüzel kişilere devredilemez. Devlet, korunmaları, onarım ve bakımları için gerekli tedbirleri alacaktır.

(4) Kuruluş Anlaşması saklı kalmak kaydıyla, dini ibadet yerleri ile bunların içinde bulundukları taşınmaz mallar gerçek ve tüzel kişilere devredilemez. Devlet, bunların korunması, bakım ve idamesi için gerekli önlemleri alır.

Kamu Personelinin Haklarının Mahfuz Tutulması
Madde 161

(1) İşbu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce Devlet’in kamu görevlisi olan herhangi bir kişi, bu tarihten sonra, kendisine bu tarihe kadar uygulanan aynı hizmet süre ve koşullarına tabi olmak hakkına sahiptir. Bu süre ve koşullar, Anayasa’nın yürürlüğe girdiği tarihte veya ondan sonra, kişi Devlet’in kamu görevlisi olduğu sürece, aleyhine değiştirilemez. Bu maddede belirtilen kamu görevlileri yeni bir atama işlemine gerek olmaksızın görevlerine devam ederler.

(2) “Kamu personeli”, bu Madde amaçları bakımından, işbu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kamu hizmetinde herhangi bir görev yapan kişiyi tanımlar ve işbu Anayasayla diğer kamu personeli olarak tanımlanan kişileri de kapsar.

(3) “Hizmet süre ve koşulları”, bu Madde amaçları bakımından işbu Anayasa’nın yürürlüğe girdiği tarihte mevcut olan yürürlükteki mevzuat uyarınca saptanmış ücret, izin, azil, göreve son verilmesi, emeklilik maaşı, emeklilik ikramiyeleri ve benzeri hakları kapsar.

(4) Halen kamu görevinde bulunanların, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti organ, kurum ve kuruluşlarında görev almaları halinde, hakları bu Madde’deki hükümler çerçevesinde korunur.

(5) Bu Anayasa ve Kuruluş Anlaşmasıyla kadroları kaldırılacak olanların sahip oldukları haklar korunur. Bu kişilerin mevcut statülerine uygun görevlerde istihdamı yasayla düzenlenir.

Kıbrıs Türk Devleti’nin Resmi Gazetesi
Madde 162

(1) Yasalar, tüzükler, yönetmelikler ve diğer tali hukuki belgeler ile yasalarla belirlenen ilan, ihbar ve benzeri kamusal belgeler Başbakanlığın denetimi altında Devlet Basımevinde basılan Resmi Gazete’de yayımlanır.

(2) Resmi Gazete’nin yönetim şekli ile bastırılıp dağıtılacağı koşul ve usuller ile diğer hususlar yasayla düzenlenir.

(3) Yukarıdaki (1)’inci fıkrada belirlenen hukuki belgeler ve kamu belgeleri Resmi Gazete’de yayımlanmadıkça yürürlüğe giremez.

YEDİNCİ BÖLÜM
NİHAİ HÜKÜMLER
Anayasa’nın Değiştirilmesi
Madde 163

(1) İşbu Anayasa, Devlet’in Meclisinin en az on üyesinin önerisi ve üye tamsayısının, en az üçte ikisinin oyuyla değiştirilebilir.

(2) Yukarıdaki (1)inci fıkrada yapılan öneri Meclis’in üye tam sayısının çoğunluğu tarafından kabul edilirse halkoylamasına sunulabilir. Anayasa değişikliği, halkoylamasında “Evet” oylarının sayısının “Hayır” oylarından çok olması halinde yürürlüğe girer.

(3) Anayasa’nın değiştirilmesi hakkındaki önerilerin görüşülmesi ve kabulü, (1)’inci fıkrada yer alan hükümler dışında değişiklik önerileri, önerilerin verildiği tarihten itibaren onbeş gün geçmedikçe görüşülmemesi koşuluyla, yasaların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki kurallara bağlıdır.

(4) Anayasa’daki bir değişikliğin yürürlüğe girmesi için önceden halkoylamasıyla kabul edilmesi gereği bu tür bir değişikliğe ilişkin bir yasayla öngörülebilir. Böyle bir durumda halkoylamasında “Evet” oylarının sayısının “Hayır” oylarından fazla olması halinde Anayasa değişikliği yürürlüğe girer.

(5) Halkoylamasıyla onaylanması gerekmeyen Anayasa değişiklikleri Devlet’in Başkanınca on gün içinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girer.

(6) Devlet’in şeklini ve niteliklerini belirten Anayasa’nın 1. Maddesi değiştirilemez.

Tanımlar
Madde 164

İşbu Anayasa’da başka türlü düzenlenmedikçe veya metin başka türlü gerektirmedikçe,
“Devlet” Kıbrıs Türk Devletini;

“Kuruluş Anlaşması” Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların ayrı ayrı ve eş zamanlı olarak yapılan halkoylamasıyla tüm ilaveleri ile birlikte kabul ettikleri Kıbrıs konusunun kapsamlı çözümünü yansıtan anlaşmayı;
ifade eder.

Anayasa’nın Yürürlüğe Girmesi
Madde 165

İşbu Anayasa Kuruluş Anlaşmasının 24 Nisan 2004 tarihinde eş zamanlı halkoylamasıyla kabul edilmesi üzerine yürürlüğe girer.

SEKİZİNCİ BÖLÜM
Geçici Hükümler

Zarar Gören Yurttaşların Korunması
Geçici Madde 1

Devlet, Kuruluş Anlaşmasının toprak ayarlamalarına ilişkin hükümlerinin uygulanması sebebiyle yerlerinden edilenlerin ve taşınmaz malları tahsis edilmiş olanların doğrudan veya dolaylı olarak gördükleri zararlarının giderilmesi için tazminat ödenmesi dahil gerekli sosyal, ekonomik, mali ve hukuki önlemleri düzenler.

Kıbrıs Türk Devlet Meclisi Seçimleri
Geçici Madde 2

(1) Bu süre zarfında, şu an varolan yasama organı geçici yasama kurumu olrak yeralacaktır. Devletin Yasama Organı olacak Devlet Meclisi’nin seçimleri 13 Haziran 2004’te yapılacaktır.

(2) Devlet’in Meclisinin çalışma usulleri yeni seçilen Meclis kendi İçtüzüğünü yapıncaya kadar yürürlükte kalır.

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Geçici Parlamentosuna Atama
Geçici Madde 3

Kurucu Anlaşma’nın yürürlüğe girdiği gün, Kıbrıs Türk Devleti’nin geçici yasama kurumu, siyasi partilerin temsil oranına göre seçilmek üzere geçici federal parlamento için 24 milletvekili belirler.

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin Eşbaşkanlığı
Geçici Madde 4

Kıbrıs Türk Devleti’nin geçici yasama kurumu Referandumu izleyen iki gün içerisinde Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Eşbaşkanı’nın adını Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne iletir.

Geçici Kurallar
Geçici Madde 5

(1) Kıbrıs Türk Kurucu Devletinin sınırları içerisinde Kurucu Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden önce uygulanan mevzuat, Kurucu Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden sonra da Kurucu Anlaşma ve Kurucu Devletin Anayasasıyla uyumlu hale getirilecek gerekli değişiklikler yapılarak uygulanır.

(2) Kuruluş Anlaşması veya işbu Anayasa’nın hükümlerine aykırı veya çelişen hiçbir yasa hükmü yürürlükte kalmaz.

(3) Yukarıdaki fıkralarda kullanılan “değişiklik” terimi; tadilat, uyarlama ve ilgayı içerir.

(4) Halkoylaması sonucu kabul edilen Devlet’in Anayasasının öngördüğü tüm yeni mevzuat düzenlemeleri ile yeni yasalar ve mevcut yasalarda Anayasa’yla uyum sağlanması için yapılması gereken değişiklikler Anayasa’nın yürürlüğe girmesinden başlayarak en geç 1 yıl içerisinde tamamlanır.

Mevcut Organ, Kurum ve Kuruluşların Durumu
Geçici Madde 6

İşbu Anayasa’nın kabulüyle birlikte Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına uygun olarak, önceki hukuk düzeni çerçevesinde kurulmuş olan tüm ilgili kamu organ ve kuruluşları, Devlet’in kamu organ ve kuruluşları olur ve görevlerini işbu Anayasa’nın ve ilgili yasaların hükümlerine uygun olarak yürütür.

Yeniden Yerleştirme Kurulu ve Kıbrıs Mülkiyet Kuruluna Atama
Geçici Madde 7

Devlet’in Meclisi, Kuruluş Anlaşmasında belirtilen Yeniden Yerleştirme Kurulu’nda görev yapacak Kıbrıslı Türk temsilcilerin atanmasını, Kuruluş Anlaşması ve ilgili kanun hükümlerini gözönünde tutarak yapar.

Anayasanın Yayımlanması
Geçici Madde 8

İşbu Anayasa metni, halkoylamasında kabul edildiği tarihten itibaren on gün içinde, Devlet’in Resmi Gazetesinde yayımlanır.

Devlet’in Anayasasının Geçiş Döneminde Değiştirilmesi
Geçici Madde 9

Geçiş Dönemi Meclisi, Anayasa’yı, 162. Maddenin 1. fıkrasında yer alan derogasyon yoluyla, en az beş üye tarafından yapılan önerinin üye toplam sayısının çoğunluğunca kabul edilmesi üzerine, Anayasa hükümlerine göre ilk Devlet’in Meclisi seçilinceye kadar, değiştirilebilir.

Yerel Otorite Organlarının Seçimi
Geçici Madde 10

Bu Anayasa’nın yürürlüğe girmesi ertesinde yerel otoritelerin organları için yapılacak ilk seçimler Ocak 2007’de gerçekleştirilecektir.

Cemiyetler Kanunu

0
Cemiyetler Kanunu

Cemiyetler Kanunu, 28 Haziran 1938 tarihinde kabul edilmiş, 14 Temmuz 1938’de resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 42 maddeden oluşan Cemiyetler Kanunu, bugünkü Dernekler Kanunu, Sendika Mevzuatı ve Siyasi Partilerle ilgili kanunlara kaynaklık ederek hukuki altyapısını oluşturmuştur. 1938 tarihli Cemiyetler Kanunu siyasi partileri de cemiyetlere dahil etmiş, şirket ortaklıkları cemiyet tanımlaması dışında bırakılmıştır. Ayrı bir kanun ile düzenlenmiş olan vakıflar bu kanun kapsamı dışındadır.

Kanun ile Osmanlı döneminde Meclisi Mebusan tarafından düzenlenerek Takvim-i Vekayi‘de yayınlanan Cemiyetler Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Gerek Osmanlı Devleti döneminde ve gerekse Cemiyetler Kanunu döneminde cemiyet kavramı siyasi parti, sendika ve derneklerin tamamını aynı kavram içinde değerlendirmiştir.

İlk Cemiyetler Kanunu 16 Ağustos 1909’da çıkarılmış ve 21 Ağustos 1909’da bu kanun çerçevesinde Kanun-i Esasi’nin 120. maddesinde değişiklik yapılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, kendi kanunlarını oluşturana kadar Osmanlı Devletinden kalan kanunu uygulamaya devam etmiş; 1923 yılında kanunun bazı maddeleri değiştirilmiş, cemiyetlere katılma yaşı on sekize indirilmiş, hükümetin cemiyetleri idari bakımdan denetlemesi öngörülmüştür.

1930 yılından itibaren yeni bir kanun yapılması fikri ortaya çıkmış, İçişleri Bakanlığı tarafından ön hazırlıklar yapılmış, tasarının kanunlaşması 1938 yılında mümkün olmuş; Cemiyetler Kanunu tasarısı 28 Haziran 1938 tarihinde TBMM’de görüşülmüş ve nihai hali hiçbir itiraza uğramadan kabul edilerek 14 Temmuz 1938’de resmi gazetede yayınlanmış ve yürürlüğe girmiştir.

Kanun ile, cemiyetlerin her türlü denetiminin yerel idareler tarafından yapılması kararlaştırılmıştır.

Cemiyetler Kanunu

Kanan No: 3512 Kabili tarihi: 28/6/1938
BİRİNCİ FASI L
Umumî hükümler
Madde I

Kazanç paylaşmaktan başka bir maiksadla ikiden ziyade şahsın bilgilerini ve faaliyetlerini devamlı bir  şekilde birleştirmek suretile vücuda gelen cemiyetler bu kanun hükümlerine tabidir. Cemiyetler, teşekkül ettikten sonra hükmî şahsiyet sahibi olurlar.

Madde 2

Her cemiyetin bir ana nizamnamesi vardır. Bu nizamnamenin aşağıdaki hususları ihtiva etmesi şarttır:

I – Cemiyetin adı ve merkezi,

II – Cemiyetin mevzuu ve gayesi,

III – Müessis azaların öz ve soy adları, meslek veya sanatları, ikametgâhları ve tabiiyetleri,

IV – Cemiyete girmek ve cemiyetten çıkmak için konan şartlar,

V – Cemiyet şubelerinin nasıl tesis, idare ve temsil edileceği ve salâhiyetlerinin derecesi,

VI – Cemiyet umumî heyetinin ne yolda kurulacağı ve şubelerinin ve azalarının nasıl temsil edileceği,

VII – Umumî heyetin vazifeleri, salâhiyetleri, davet tarzı ve alına  kararların cemiyet azalarına ve başkalarına ne suretle bildirileceği,

VIII – İdare heyetinin ne suretle seçileceği, salâhiyeti ve aza adedi,

IX – Yılda 120 lirayı geçmemek üzere cemiyet azalarının verecekleri aidat mikdarı,

X – Hesabların ne suretle teftiş ve murakabe edileceği,

XI – Ana nizamnamenin ne yolda değiştirileceği,

XII – Cemiyetin feshi halinde mallarının tasfiye şekli.

Madde 3

Cemiyetlere aza olacakların medenî haklara sahip ve on sekiz yaşını bitirmiş bulunmaları lâzımdır. Ancak siyasî cemiyetler aza olabilmek için mebus seçmek hakkını haiz olmaları şarttır;

Madde 

Cemiyetler, mahallin en büyük mülkiye âmirine ana nizamnamesinden iki nüshası ilişik olarak verilecek bir beyanname ile teşekkül etmiş olur.

Siyasî cemiyetlerle birden ziyade vilâyetlerde faaliyet gösterecek cemiyetlerin ana nizamnameleri ve beyannameleri Dahiliye Vekâletine verilir. Bir cemiyetin faaliyete geçebilmesi için ana nizamnamesinin verildiği mülkiye makamlarınca tescil olunduğuna dair bir vesika alın­ması şarttır.

Madde 5

Vesika istihsal eden cemiyet bir ay içinde:

a) Adını, merkezini, ikametgâhını ve ana nizamnamesini,
b) İdare heyeti azalarının öz ve soy adlarım, meslek ve san atlarını ve ikametgâhlarını;
İki gazete ile ilân ettirmeğe mecburdurlar.

Madde 6

Cemiyetler aşağıda yazılı defterleri tutarlar:

a) Aza defteri: Cemiyete girenlerin hüviyetleri, cemiyete girin tarihleri, aylık veya yıllık para taahhüdleri bu deftere yazılın
b) Karar defteri: İdare heyetinin kararları tarih ve numara sırasile bu deftere yazılır ve kararların ak ı azaların imzalarile tasdik olunur.
c) Gelen ve giden evrak defterleri: Gelen ve gönderilen evrak tarih ve numara sırasile bu defterlere kayıd ve gelen evrakın asılları ve gönderilen evrakın müsveddeleri bu tarih ve numaralar altında dosyalarında hıfzolunur.
d) Varidat ve sarfiyat defterleri: Cemiyet namına alınan bütün paraların alındıkları ve sarfolunan paraların da verildikleri yerler sarih olarak bu defterlerde gösterilir. Cemiyetler, varidatını dip koçanlı ve müselsel numaralı makbuz mukabilinde alırlar ve masraflarını müsbit evrak mukabilinde yaparlar ve makbuz dip koçanlarını ve müsbit evrakı saklarlar,
e) Bilanço ve hesabı kat’î,

Madde 7

Cemiyetler Dahiliye Vekâletinin müsaadesile birlikler meydana getirebilirler. Bu birlikler ayrı bir cemiyet mahiyetinde olup kuruluş «şartları Dahiliye Vekâletinin müsaade emirnamesinde tesbit ve ana nizamnamelerinde tasrih ve tafsil olunur.

Madde 8

Memleket dışında Türk yurddaşları tarafından tesis edilecek cemiyetlerin ana nizamnamelerinin tasdikli iki nüshasını bir idare heyetile cemiyet aza ve mümessillerinin hüviyetlerini gösterir bir listenin cemiyetin bulunduğu yerdeki ve yoksa en yakındaki Türkiye konsolosluklarına verilmesi mecburidir. Bu cemiyetler, idare heyetinde vuku bulacak değişiklikleri ve yeni girecek azanın da hüviyetlerini konsolosluklara bildirirler.

BİRİNCİ FASI L
Memnu hükümler
Madde 9

Mevzu ve gayeleri aşağıda yazılı hususlara aid olan cemiyetlerin teşkili yasaktır:

a) Devletin mülkî bütünlüğünü bozmağa çalışan,
b) Teşkilâtı Esasiye Kanununun 2 nci maddesinde yazılı Devlet
rejimine aykırı maksad ve gaye güden,
c) Emniyet ve asayişe ve umumî adab ve ahlâka ve gayesi kanunlara uymayan,
d) Siyasal ve ulusal birliği bozan,
e) Din, mezheb ve tarikat esaslarına dayanan,
f) Yerlili k ve yabancılık gibi yurddaşlar arasında ayrılık uyandıran,
g) Her ne şekil ve ne nam altında olursa olsun mıntakavî maksad güden veya unvan taşıyan,
h) Aile , cemaat, ırk, cins ve sınıf esasına veya adına dayanan,
i) Gizli tutulan gayesini saklayan.

Madde 10

Merkezi yurd dışında olan bir cemiyetin Türkiye’de şubesi açılamaz. Arsıulusal maksadlarla cemiyet kurulamaz. Ancak milletler arasında beraberlik yapmakta fayda mülâhaza edilen cemiyetlerin Türkiye’de kurulmasına veya kurulu olanların yurdiçinde şube açmalarına İcra Vekilleri Heyeti kararile izin verilebilir. Bu cemiyetler ve şubeler lüzumunda icra Vekilleri Heyeti kararile fesih ve tasfiye edilir.

Madde 11

Cemiyetler, askerliğe hazırlayıcı talim ve terbiye işlerile meşgul olmazlar. Ancak İcra Vekilleri Heyeti bu işlerden bir kıs­ mı ile meşgul olabilmek salâhiyetini münasib gördüğü cemiyetlere verebilir. Madde 12 — Devlet, hususî idareler ve belediyelerle Devlete bağlı kurumlardan hizmet karşılığı maaş veya ücret alanlar bulundukları işin sıfat ve mahiyeti ile cemiyet kuramazlar.

Madde 13

Talebe cemiyetleri her ne şekilde olursa olsun siyasetle iştigal edemezler. Bu cemiyetler bulundukları mekteb ve müesseselerin idarelerine karşı bir harekette bulunamazlar. Madde 14 — Türklerin bu kanuna göre teşkili memnu olan ce­ miyetleri Türkiye dışında kurmaları ve kurulmuş olan bu kabil cemiyetlere girmeleri memnudur.

Madde 15

Siyasî partilerden başka cemiyetler birden fazla mevzu ile uğraşamazlar.

Madde 16

Bir cemiyet (Cumhuriyet) ve (Millî) unvanlarını İcra Vekilleri Heyet i kararile kullanabilir .

Madde 17

Cemiyetler, ikametgâhlarile gayeleri için zarurî olanlarından başka gayrimenkullere tasarruf edemezler. Cemiyetler bağışlama ve vasiyet suretile uhdelerine intikal eden gayrimenkulu Hükümetin tayin edeceği müddet içinde paraya çevirmeğe mecburdur .

İcra Vekilleri Heyeti kararile bazı cemiyetler e ihtiyaçlarından faz la gayrimenkullere tasarruf etmek salâhiyeti verilebilir .

ÜÇÜNC Ü FASIL
Umumî heyetler ve idare heyetleri
Madde 18

Aşağıda yazılı hallerde umumî heyet içtimaa davet edilir :

a ) Ana nizamnamesinde yazılı sebeblerle,
b) Cemiye t azasının en az beşte birinin talebile.

Madde 19

Umumî heyet içtimaına nizamnamesin e gör e bulunması lâzım gelen azalar çağırılır ve en az üç gün önceden içtimain günü, saati, yeri, ruznamesi en az iki gazete ile ilân olunur ve Hükümete bildirilir.

Madde 20

Umum î heyeti n içtimai, ilân oluna n ve Hükümete bildirilen gün ve saatte ve muayyen yerde yapılır.

İçtima geri bırakıldığı takdirde en az üç gün evvel aza yeniden çağrılır ve geri bırakılma sebeblerile yeni içtimain tarihi ve yeri ruzname ile beraber iki gazete ile ilân olunur ve Hükümete bildirilir.

Umum î heyet içtimainin birde n ziyade geri bırakılması caiz değildir .

Madde 21

Umum î heyette yalnız ruznameye konan maddeler müzakere olunur. Ancak mevcud azanın en az yirmide biri tarafından müzakeresi istenen maddelerin ruznameye konması mecburidir. Kararlar mevcud azanın ekseriyetile verilir . Her azanın yalnız bir reyi vardır.

Madde 22

Aşağıda yazılı hususlar a umumî heyet tarafından karar verilir:

a) Ana nizamnameni n tadili ,
b) Hesapların tedkiki ,
c ) Bütçenin tasdiki ,
d) Cemiyeti n feshi.

Madde 23

Umum î heyet içtimai reis veya varsa vekili, yoksa idare heyeti reis i tarafından açılarak içtima nisabı anlaşılmak üzere yoklama yapıldıktan sonra aza arasından bir reis ile reis vekili ve lüzumu kadar kâtib seçilir.

İçtima bu suretle seçilen reis veya reis vekili tarafından idare olunur. Zabıt ve yazı işlerini de kâtibler idare eder.

Madde 24

Umum î heyetin müzakere zabıtları reis ve reis vekilleri ve kâtibler tarafından imzalanarak saklanır.

Umumî heyet kararları da ayrıca karar halinde yazılarak aynı suretle imza edilip saklanır.

Madde 25

Umumî heyet içtimaında idare heyetine seçilecek azanın hüviyetlerile ana nizamnamede yapılacak değişikliklerin bir hafta içinde o yeri n en büyük mülkiye âmirine bildirilmesi mecburidir .

Madde 26

Cemiyetlerin merkez idare heyetleri üç zattan az olamaz. Bu heyetler resmî ve hususî işlerde cemiyeti temsil eder. İdare heyeti kendi azasından bir veya bir kaçına temsil salâhiyeti verebilir .

İdare heyeti her yıl o yıl içindeki muameleleri, hesabları ve gelecek yıla aid bütçeyi umumî heyetin tasdikına arzetmeğe mecburdur.

Ancak ana nizamnamesine göre umumî heyeti bir kaç yılda bir toplanan cemiyetlerde idare heyetleri, yukarı fıkrada yazılı mecburiyeti geçen ve gelecek içtima devresine aid olmak üzere ifa ederler.

Madde 27

Bir cemiyetin kendi kendine feshine karar verebilmesi için ana nizamnamesine göre toplanacak olan umumî heyet azalarının en az üçte ikisinin huzuru şarttır.

Bu suretle ekseriyet hasıl olmadığı takdirde ikinci defa içtima için yirminci maddeye göre aza davet edilir. Bu davet üzerine toplanacak azanın sayısı ne olursa olsun feshi keyfiyetini n müzakeresi caizdir.

Ancak bu suretle yapılan içtima ve müzakere sonunda fesih hakkında verilecek kararında mevcud azanın üçte iki reyile ittihaz olunması şarttır.

Cemiyetin feshi hakkında müzakere ve karar vermek üzere toplanacak umumî heyetlerde 31inci maddede yazılı Hükümet komiserinin hazır bulunması şarttır. Fesih hakkında umumî heyetçe verilecek kararların mahallin en büyük mülkiye âmiri veya dördüncü maddede yazılan cemiyetlerde Dahiliye Vekâleti tarafından tasdik olunması lâzımdır.

Fesih kararı yukarıdaki fıkrada yazılı makamlarca tasdik edilmeyen cemiyetleri n idaresi bu kanuna göre yeni bir idare heyeti kuruluncaya kadar Hükümet komiserinin nezareti altında bulundurulur.

DÖRDÜNCÜ FASIL
Teftiş ve murakabe
Madde 28

Cemiyetlerin muameleleri, defterleri ve hesabları mahallî Hükümet tarafından her zaman teftiş ve tedkik edilebilir.

Madde 29 

Zabıta, cemiyetlerin merkez ve müesseselerine mahallin en büyük mülkiye âmirinden verilen ve istenildiği zaman ibraza mecbur olduğu yazılı emri hâmil olarak her zaman girmeğe salahiyetlidir.

Madde 30

Mevzuları itibarile hususî murakabeye tâbi tutulmuş ola n cemiyetle r üzerinde aid olduğu makamların murakabesine müteallik hükümler bakidir.

Madde 31

Cemiyetlerin umumî içtimalarında mahallî hükümet lüzum görürse bir Hükümet komiseri bulundurur .

Madde 32

Fesi h kararlarının tatbikatı Hükümet komiserinin Kontrolü altında yapılır .

BEŞİNC İ FASI L
Ceza hükümleri
Madde 33 

Dördüncü ve beşinci maddeler hükümlerini yerine getirmeyen cemiyetler mahallin en büyük mülkiye âmirinin emrile faaliyetten men olunur ve mevcud malları muhafaza altına alır.

Bu suretle faaliyette bulunanlar hakkında hareketleri daha ağır cezayı müstelzim bir suç olmadığı takdirde Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesi hükmü tatbik edilmek üzere kanunî takib yapılır.

Madde 34

Ana nizamnamesindeki mevzu ve gayesi haricinde işlerle meşgul olan cemiyetlerin tescil vesikaları bu vesikaları veren makamlarca geri alınarak faaliyetten menolunur ve mevcud malları muhafaza altına alınır ve alâkalılar hakkında yukarıdaki madde hükümleri dairesinde kanunî takib yapılır.

Madde 35

9, 10, 11, 12, 13, 14, 23 ve 25 inci maddeler hükümlerine aykırı harekette bulunanlar Türk Ceza Kanununa göre bu fiilleri ayrıca bir suç teşkil etmediği takdirde bir seneye kadar hafif hapis veya 10 lirada n 200 liraya kadar hafif para cezasile cezalandırılır.

Madde 36

Cemiyetlerin merkezlerinde ve müesseselerinde her nevi silâh bulundurma k memnudur. Ancak avcılık ve spor cemiyetlerinde meşguliyetlerinin icab ettirdiği silâhları cemiyetin faaliyetine vesika veren maka m ve 11 inci maddede yazılı cemiyetlerde tali m ve terbiye için lüzumu ola n silâhlara İcra Vekilleri Heyeti izi n verebilir . İzin kâğıdında bulundurulacak silâhların cinsi, nev’i ve mikdarı açıkça yazılır.

Cemiyet ve merkez müesseselerinde izin almadan silâh bulunduranlar Türk Ceza Kanununu n 264 üncü maddesinde yazılı silâhlardan ise altı ayda n üç seneye kadar ve bunlardan başka silâhlardan ise bir haftadan altı aya kadar hapis cezasile cezalandırılırlar.

ALTINC I FASIL
Müteferrrik hükümler
Madde 37

Bir cemiyetin umumî menfaatlere hadim cemiyetlerden sayılması, Devlet Şûrası kararile İcra Vekilleri Heyetince tasdik olunmasına bağlıdır.

Madde 38

Türkiye Kızılay Cemiyeti, arsıulusal mukavelelerle taayyün etmiş bulunan mahiyet ve vaziyet dairesinde tanzim edilen ve İcra Vekilleri Heyetince tasdik edilmiş bulunan ana nizamnamesine ve hususî kanunların verdiği vazife ve salâhiyetlere göre idare edilir.

Türk Hava ve Türk Çocuk Esirgeme Kurumlan, İcra Vekilleri Heyetince tasdikli ana nizamnamelerine ve kanunların kendilerine verdiği vazife ve salâhiyetlerle idare olunur.

Madde 39

Bu kanunun neşri tarihinde mevcud bulunan hayrî, dinî, içtimaî, sıhhî, tedrisi ve terbiyevî, kültürel ve kültürel Türk müesseseleri bu kanun hükümleri dairesinde teşkil edilecek cemiyetler tarafından idare olunur.
Bu suretle teşekkül etmiş cemiyetler tarafından idare edilen müesseselere Devletçe icabı halinde yardımda bulunulur.

Madde 40

3 ağustos 1325 tarihli Cemiyetler Kanunu ile 15 teşrinievvel 1339 ve 20 kânunuevvel 1339 tarih ve 353 ve 387 sayılı kanunlar ve bu kanuna aykırı bütün hükümler ve teamüller kaldırılmıştır.

Muvakkat madde

a) Bu kanunun neşri tarihinde müesses cemiyetler ve müesseseler en çok bir sene içinde kendi teşekküllerini bu kanun hükümlerine uydurmağa mecburdurlar.

b) Bu kanunun neşri tarihinde mevcud ve müesses cemiyetlerin tasarrufları altında bulunan gayrimenkuller üzerinde her türlü tasarruf hak ve salâhiyetleri baki olup 17 nci madde hükmü dışında tutulur.

Madde 41

Bu kanun neşri tarihinde n muteberdir .

Madde 42

Bu kanunun hükümlerini icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur .

Vakıflar Kanununun bazı maddelerinin tadiline dair kanun
Kanun No: 3513 Kabul tarihi: 28/6/1938
Madde 1

2762 numaralı Vakıflar Kanununun 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde tadil olunmuştur:
4 birinci teşrin 1926 tarihinden önce vücud bulmuş vakıflardan

A – B u kanundan önce zabtedilmiş bulunan vakıflar ,
B – B u kanundan önce idaresi zabtedilmiş olan vakıflar ,
C – Mütevelliliği bir makama şartedilmiş olan vakıflar ,
D – Kanunen veya filen hayrî bir hizmeti kalmamış olan vakıflar,
E – Mütevelliliği vakfedenleri n ferilerinden başkalarına şart edilmiş vakıflar,

Vakıflar Umum Müdürlüğünce idare olunur. Bunların hepsine birden (Mazbut vakıflar) denir.

A – Mütevelliliği vakfedenlerin ferilerine şart edilmiş vakıflar ,
B – Cemaatlerce idare olunan vakıflar,
C – Bazı sanat sahiplerine mahsus vakıflar,

Mütevelliler i tarafından idare olunur . Bunların hepsine birden (Mülhak vakıflar) denir.

Mütevelliler Vakıflar Umum Müdürlüğünün ve Umum Müdürlükde, idare meclisinin kontrolü altındadır.

Madde 2

Mezkûr kanunu n 18 inci maddesi aşağıdaki şekilde tadil olunmuştur:

Birinci maddede zikredilen mülhak vakıfların tevliyetleri bu kanun hükümleri dairesinde Umum Müdürlükçe tevcih olunur.

Millî sınırlar dışında kala n vakıfların mütevellilikleri vakfiyetlerine göre tevcih olunur.

Madde 3

Mezkûr kanunu n 38 inci maddesi kaldırılmıştır .

Madde 4

Bu kanun neşri tarihinde n muteberdir .

Madde 5

Bu kanun hükümlerinin icrasına Başvekil memurdur .

Baltalimanı Antlaşması

0

Baltalimanı Antlaşması (Baltalimanı Muahedenamesi, İstanbul yakınındaki Balta Liman’da 16 Ağustos 1838’de imzalanmıştır. (Osmanlı-İngiliz Ticaret Antlaşması),

Britanya ile Osmanlı devleti arasında imzalanmıştır. Ticaret ve gemi seferleri ile ilgili olarak bazı kayıt ve koşulları düzeltmiş ve değiştirmiştir.

Anlaşma, 8 Ekim 1838’de Kraliçe Viktorya, bir ay sonra da Sultan II. Mahmut tarafından onaylanmıştır.

Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın İsyanı

Baltalimanı Antlaşması öncesine Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyan etmiştir. Paşa, 1830’lu yıllarda İstanbul’a karşı yürümüştür. Zor duruma düşen Saray, Ruslardan yardım istemiştir. Bu yardı karşılığında 1833 yılında Hünkâr İskelesi Anlaşması’nı imzalanmıştır. Antlaşmaya göre yeni bir saldırı durumunda Ruslar’ın Osmanlıya yardım etmesi öngörülmüştür. Bu durum İngilizleri Orta Doğu siyasetinde daha aktif rol oynamaya sevk etmiştir. İmparatorluk, İngiliz desteği ile kendi paşasının ayaklanmasını bastırmıştır. İngiltere, Mısır sorununun çözümünde önemli bir rol oynamış, akabinde Baltalimanı Antlaşması imzalanmıştır.

Baltalimanı Antlaşması’nın Tarihsel Önemi 

Bu ticaret antlaşması, İngiliz tebaasının Osmanlı topraklarında ticari ayrıcalıklarını genişletmiştir.

Antlaşma, Cumhuriyetin kurulmasından sonra kaldırılan kapitülasyonlar bakımından bir dönüm noktası olarak gösterilmektedir.

Kapitülasyon sistemi, mali gücü zayıf olan Osmanlıları “yarı-sömürge” ülke konumuna düşürmüştür.

Antlaşma, İngiliz tüccarlarına Osmanlı dominyonlarındaki yerli üretim mallarını serbestçe satın alma ve ticaret yapma hakkı tanımaktadır. Bu durum Osmanlı ekonomisini doğrudan ve olumsuz etkilemiştir. İlerleyen yıllarda, Fransa, İsveç, Norveç, İspanya, Hollanda, Belçika, Danimarka ve Portekiz ile Benzer antlaşmalar imzalanmıştır. Bu antlaşmalar Osmanlıların ekonomisini çökerten kapitülasyon sistemini güçlendirmiştir. Osmanlı ekonomisi büyük darbe almış, borçları artmıştır. Bu antlaşmalar Osmanlıların ekonomisini çökerten kapitülasyon sistemini güçlendirmiştir. Osmanlı ekonomisi büyük darbe almış, borçları artmıştır.

 

Baltalimanı Muahedenamesi-Osmanlı-İngiliz Ticaret Antlaşması)

Madde 1

Mevcut Kapitülasyonlar ve Antlaşmalarla Büyük Britanya’nın teb’asına veya gemilerine tanınan ve işbu sözleşmede özellikle değiştirilenler dışındaki bütün hak, imtiyaz ve muafiyetlerin şimdi ve sonsuza dek süresiz olarak geçerliliği tekrar teyit olunur; ve ayrıca buna ek olarak, taahhüt olunur ki, Bab-ı Âli tarafından herhangi bir diğer yabancı Gücün gemilerine ve Teb’asına şimdi bahşolunmuş veya ilerde bahşolunacak bütün hak, imtiyaz ve muafiyetler veya diğer herhangi bir yabancı Gücün gemilerinin ve teb’asının yararlanmasına sunulan müsamaha, aynen Büyük Britanya’nın tebasına ve gemilerine de eşit biçimde bahşolunacak, uygulanacak, yararlandırılacaktır.

Madde 2

Britanya Majestesinin teb’ası veya bunların mümessillerine Osmanlı Domiyonlarının her yerinde, (ister iç ticaret isterse ihracat amaçlarıyla olsun) bütün malları, hiçbir istisna tanımaksızın bu Dominyonların üretimi, imalâtı veya mamullerini satın almasına izin verilecektir. Bab-ı Âli tarımsal veya herhangi bir emtia üzerindeki tekelleri ilgayı veya herhangi bir malın satın alınması veya satın alındığı zaman bir yerden diğer yere nakledilmei için gerekli Valilik Ber’atlarını ilga etmeyi resmen taahhüt eder. Britanya Majestelerinin teb’asını Valilerden bu tür Ber’at almaya zorlayacak herhangi bir teşebbüs, Antlaşmaların ihlâli olarak telâkki edilecek ve Bab-ı Âli derhal ve en sert biçimde böyle bir kötü yönetimden suçlu olan herhangi bir Veziri ve diğer memurları cezalandıracak ve Britanyalı teb’anın zarar gördüklerini ispatlamaları halinde bunların zarar ve ziyanlarına gerçekten adil bir karşılık verecektir.

Madde 3

Türk üretim, imalât veya mamüllerinden herhangi biri Britanyalı tacir veya onun mümessili tarafından Türkiye’nin iç tüketimi için satılmak amacıyla satın alındığı zaman, Britanyalı tacir veya onun mümessili,bu emtianın satın alınmasında, satılmasında, veya herhangi bir biçimde ticareti yapıldığında, Müslüman olsun veya olmasın, Türkiye’de ticaretle meşgul Türk Teb’asnın en çok kayırılan snıfının benzer koşullarda ödediği vergilere eş vergi ödeyecektir.

Madde 4

Eğer herhangi bir Türk üretim, imalât veya mamulu Britanyalı tacir veya onun mümessili tarafından ihraç edilmek üzere satın alınırsa, bu emtia her hangi bir resim veya vergiden tamamen muaf olarak, elverişli bir gemiye yükleme yerine götürülecek ve emtia yüklendiğinde bütün diğer iç vergiler yerine yüzde dokuz oranında sabit bir ad valorem vergi ödemekle yükümlü olacaktır.

Sonradan, ihraç edildiğinde, şimdi mevcut olan yüzde üç vergi ödenecektir. Fakat, limanlarda ihracat için satın alınmış ve halihazırda dahili vergisini limana girerken ödemiş bulunan bütün mallar sadece yüzde üç ihracat resmi ödeyeceklerdir.

Madde 5

Çanakkale ve İstanbul boğazlarından geçen Britanyalı ticaret gemilerine verilen Geçiş belgeleri (Fermans) düzenleyen mevzuat, bu gemilerin gecikmesinin en az düzeye indirilmesine yol açacak biçimde düzenlenecektir.

Madde 6

Türk Hükümeti tarafından işbu Sözleşme ile tesis edilen mevzuatın ister Avrupa ister Asya’daki Türkiye’de, Mısırda veya Bab-ı Âli’ye ait diğer Afrika müstemlekelerinde olsun bütün İmparatorlukta geçerli olması kabul edilmiştir. Bu mevzuat, tanımı ne olursa olsun bütün Osmanlı Dominyonlarının teb’asına uygulanacaktır. Türk Hükümeti diğer yabancı Güçlerin ticaretlerini bu Sözleşme esaslarına dayandırmasına karşı gelmemeyi de ayrıca taahhüt eder.

Madde 7

Büyük Britanya ve Bab-ı Âli’nin âdeti olduğu üzere ve Britanya teb’ası tarafından Türk Dominyonlarına ithal edilen veya buralardan ihraç edilen emtianın değerini tahmin etmekteki bütün güçlükleri ve gecikmeyi engelleme görüşü altında, her iki ülke arasındaki mal trafiğinden bilgisi olan kişilerden oluşan ve Osmanlı Sultanının parası ile bir mal üzerine ödenecek vergiyi bir tarife ile saptayan ve her on dört yılda bir kez kurulan Komisyon ile son tarifenin yürürlükte olduğu son on dört yıllık dönemin sona ermesi üzerine yüksek Âkit Taraflar ortaklaşa olarak yeni komisyon üyelerini atamayı kararlaştırmışlardır. Bu yeni komisyon üyeleri Britanya teb’asının ithal veya ihraç edecekleri bütün mallar üzerinde yüzde üç vergi olarak ödeyecekleri paranın miktarını saptayıp kararlaştıracaklardır. Bu komisyon üyeleri ayrıca ihraç edilecek Türk malları üzerinde bu sözleşme ile saptanan iç vergilerin ve bu
vergilerin en elverişli yerlerde salınması için gemi yükleme mahallerini saptayacaktır.

Böylece tesis edilen yeni tarife saptanma tarihinden itibaren yedi yıl için geçerli olacak ve bu dönem sonunda Âkit taraflarından her biri Tarifenin gözden geçirilmesini isteme hakkına sahip olacaklardır. Eğer her iki taraftan de ilk yedi yılın sona ermesinden sonraki altı ay içinde böyle bir istem gelmezse, Tarife ilk yedi yılın sona ermesinden başlamak üzere yedi yıl daha yürürlükte kalacak ve sistem birbirini izleyen her bir yedi yıllık dönemde aynı biçimde uygulanacaktır.

Madde 8

Bu sözleşme onaylanacak ve onaylamalar dört aylık bir dönem içinde İstanbul’da karşılıklı olarak teati edilecektir.

Yukardaki hükümlere tanık olarak ilgili tam yetkili delegeler bu hükümleri imzalamış ve mühürlemişlerdir.

Sözleşme İstanbul yakınındaki Balta Liman’da 1838 Ağustosunun 16’cı günü yapılmıştır.

Hukuk Sözlüğü

0
Hukuk Sözlüğü

Hukuk Sözlüğü

Acente
Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir bölge içinde daimi bir suretle ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimsedir. Acente, ticari işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmekte veya bunları o tacir adına yapmayı meslek olarak icra etmektedir.
Acir
Kiraya veren kimse
Aciz
Bir şahsın borçlarını ödeyemeyecek durumda bulunması
Aciz vesikası
Alacaklı alacağının tamamını alamamışsa kalan miktar için kendisine verilen vesika (İİK 143)
Açık artırma
Bir malın, teklif veren kişiler arasında en yüksek bedeli öneren kimseye satılmasını sağlayan satış biçimi.
Ada
Çevresi yollarla sınırlandırılmış bulunan, çeşitli parselleri kapsayan arsa parçası.
Adâd
Adetler; sayılar
Adalet
Haklılık; hakka uygunluk
Adem-i ifâ
Yapmamak; yerine getirmemek; borcu ödememek
Adem-i iştirak
Katılmamak
Adem-i selahiyet
Yetkisizlik
Adem-i vüsuk
Gerçek olmamak
Adi kira
Kiraya verenin, belli bir ücret karşılığında bir şeyin kullanılmasını kiracıya bıraktığı sözleşme.
Adi şirket
İki veya daha çok kimsenin, ortak bir amaca ulaşmak için emeklerini ve mallarını birleştirmeyi kabul ettikleri sözleşme ile kurulan ortaklıktır.
Adlî kaza
Cezai, hukuki, ticari, nizalı, nizasız yargı
Adlî müzaharet
Adli yardım
Ağlep
Kuvvetli; büyük
Ahar
Başkası; üçüncü kişi; yabancı
Ahde vefa
Söze bağlılık, sözleşmeye bağlılık
Âhir
Son; sondaki; en son; en sondaki
Ahit
Söz verme
Ahkam
Hükümler
Ahkâmı huzuriyye
Hakim önünde yargılanmayla ilgili yöntem hükümleri
Ahkâmı mahsusa
Özel hükümler
Ahkâmı müteferia
Ayrıntılı hükümler
Ahkâmı mütehalife
Aykırı değişik hükümler
Ahvâl
Durumlar; haller; vaziyetler
Ahz
Almak
Aile hukuku
Aile ilişkilerini düzenleyen hukuk kurallarıdır.
Aile şirketi
Bir ailenin bireylerinden oluşan ortaklık.
Aile yurdu
Bir kimsenin, ailenin gereksiniminden büyük olmamak ve bizzat kendisinin veya ailesinin işletmesi ya da oturması koşuluyla, aile bireylerinin geçimi ve oturmasını sağlamak amacıyla ayırdığı taşınmaz ve ekleri.
Akamet
Neticesizlik, kısırlık, sonuç alınmama.
Akar
Taşınmaz mal; kiraya verilen ve gelir sağlayan şeyler
Akarâtı mevkufe
Vakfedilmiş, gelir getiren mallar
Akdetmek
Sözleşmek; kararlaştırmak; düzenlemek; bağlamak
Akd-i mebhusünanh
Sözü geçen akit, anlaşma, sözleşme
Akd-i mezbur
Sözü geçen akit, anlaşma, sözleşme
Akd-i muvazaa
Karşılıklı ödün verilerek yapılan akit, anlaşma, sözleşme
Akd-i sahih
Geçerli, doğru, kusursuz akit, anlaşma, sözleşme
Âkideyn
Her akitte akdi yapan iki taraf
Âkidîn
Sözleşenler; sözleşme yapanlar
Âkit
Bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri; sözleşme veya mukavele yapan
Alâhilâf’ül-kanun
Kanun hilafına; yasaya aykırı olarak
Alâkadar
İlgili; ilişkili
Alât
Aletler; araçlar
Aledderecat
Sırasıyla; derecesine göre
Alelhesap
Hesaplaşmak üzere; hesaba sayarak; sayışılmak üzere; doğan kârdan bir bölümünün ileride tamamı üzerinde hesaplatılmak üzere önceden ödenmesi
Ale-l-ıtlak
Genel olarak; rasgele; bir sınır ile bağlı olmayarak
Ale-l-umûm
Genel olarak; umumi bir biçimde; bütün
Alelusul
Usulüne uygun;
Aleniyet
Açıklık
Alettakrib
Takriben; yaklaşık olarak
Amade
Bir işi yapmaya hazır; hazırlanmış
Amel
İş; edim; fiil
Amele
İşçi; emekçi, ırgat
Amelî
İşe dayanan; iş üstünde; tatbikî; pratik; uygulamalı
Amenajman
Doğal kaynakların işletilmesi
Âmil
Yapan; etken; etmen; sebep; faktör
Âmir
Emreden; buyuran; bir memurun vazife bakımından büyüğü; bir fiili yapmaya veya yapmamaya zorlayan, buna gücü yeten
Âmm
Genel; umumi; herkese ait
Amme
Kamu
Âmme hükmî şahsiyeti
Kamu tüzel kişiliği
Amme intizamı
Kamu düzeni
Anagayrimenkul
Kat mülkiyetine konu olan taşınmazın bütünü.
Anayapı
Kat mülkiyetine konu olan taşınmazın esas yapı kısmı.
Anayasa Mahkemesi
Kanunların, Kanun Hükmünde Kararnamelerin, TBMM İçtüzüğü’nün Anayasa’ya uygunluğunu, dokunulmazlığın kaldırılması ve milletvekilliğinin düşürülmesine dair TBMM kararlarını denetleyen, siyasi parti kapatma davalarını karara bağlayan ve partileri mali yönden denetleyen,Yüce Divan olarak da görev yapan ve Anayasa ile kendisine verilen diğer görevleri yerine getiren yüksek mahkemedir.
Angaje
Sözle veya yazılı olarak bağlanan; bağımlı
Ani edim
Bir anda yapılan belli davranış ya da davranışlarla yerine getirilen edim
Ânif’ül-beyan
Az önce beyan olunan, bildirilen
Anmuhakemetin
Muhakeme yaparak; yargılama yoluyla
Antrepo
Gümrüklere gelen ticari eşyanın konulduğu, korunduğu yer; ardiye; ambar
Apostille
5 Ekim 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca, kararda imzası olan hakimin, o yargı yerinde yetkili ve görevli olduğunu gösterir tasdik şerhi.
Appel
istinaf
Âra
Reyler; oylar
Arazi mahlule
Mutasarrıfın mirasçı bırakmadan ölümü ile mahlûl olan arazi-i emiriyye
Arazi-i emiriyye
Beytülmâle ait olarak devlet tarafından kişilere dağıtılan yerler, topraklar; beylik arazi
Arâzi-i haraciyye
Haraca bağlı arazi;
Arâzi-i memlûke
Mülk; tımar toprağı; mülkiyet yolu ile tasarruf olunan yerler
Arâzi-i metrûke
Halkın gereksinimi ve kullanımı için terk edilen arazi
Arâzi-i mevât
Hiç kimsenin tasarrufu altında olmayan ve halka terk ve tahsis edilmemiş bulunan,yüksek sesli bir kimsenin sesi işitilmeyecek derecede köy ve kasabalar gibi yerlerden uzak bulunan kıraç, taşlık, pırnallık gibi yerler
Arazi-i mevkufe
Geliri belirli bir konuya tahsis olunan yer; vakıf olunmuş arazi
Arazi-i miriye
Devlete ait arazi
Arâzi-i öşriye
Ürününden onda bir Devlet payı alınan ve üzerinde her türlü mülkiyet tasarrufları bulunan arazi
Âri
Boş; çıplak; soyut; arınmış; yüksüz
Âriyet
Ödünç; eğreti; ödünç sözleşmesi
Arîz ve amîk
Genişlik ve derinliğine; enine boyuna;
Arsa
Belediye sınırları içinde, belediye tarafından parsellenerek üzerine inşaat yapmak için ayrılan arazi parçası.
Arsa Payı
Kat Mülkiyeti Kanununda yazılı esaslara göre bağımsız bölümlere tahsis edilen ortak mülkiyet paylarına arsa payı denilmektedir. Arsa Payı, kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulurken, arsa üzerindeki yapıların bulunduğu arsadan bağımsız bölümlere rayiç değerleri oranında verilen payı ifade etmektedir. Anagayrimenkulde, kat mülkiyetine bağlanmamış veya lehine kat irtifakı kurulmamış arsa payı bırakılamaz.
Arz
Sunma; gösterme; bildirme; önüne koyma; anlatma (bir büyüğe)
Arzuhal
Dilekçe
Asgarî
En az; en aşağı; en azından; en düşük; en küçük
Ashab-ı intikal
Verasetin geçişinde hak sahipleri
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi
Askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi iken 2016 yılındaki halk oylaması sonucunda kaldırılmış, mahkemenin alanına giren konularda İdare Mahkemeleri ve Danıştay görevlendirilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi
Kanunla açıkça başka mahkemelerin görevli olduğunun belirtildiği durumların dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işleri karara bağlamaya yetkili, tek hakimli hukuk mahkemeleridir.
Asliye Ticaret Mahkemesi
Ticari davalara bakmakla görevli olan, asliye hukuk mahkemelerinin alt bir türü mahiyetindeki ihtisas mahkemeleridir. Asliye ticaret mahkemeleri olmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri, Ticaret Mahkemesi sıfatı ile karar vermektedir.
Asrî
Zamana uygun; çağdaş; modern
Ateh
Bunama; bunaklık
Atıf
Yollama; yöneltme; yükleme; bağlama; eğme; meylettirme; ilişkili bulma

Bir kanunun belirli bir konuyu düzenlerken başka bir kanuna veya hükme gönderme yapmasıdır.

Âtî
Gelecek; gelen (kişi veya şey); gelecek zaman; istikbal
Aval
Bonoya imza atarak sorumluluk altına girmiş kişiler lehine verilen bir tür kefalettir.
Avans
Alacağına sayılmak üzere önceden yapılan ödeme; öndelik
Avârız
Kazalar; belâlar; borçlanma ve hak kazanma yeterliliğini kısan veya yok eden haller
Avdet
Dönüş; geri gelme; dönme
Ayn
Para dışında, kazanılabilen bütün servet öğeleri
Aynî
Mala ilişkin; eşyaya bağlı; malın mülkiyeti ile ilgili; herkese karşı ileri sürülebilen
Ayni haklar
Eşya üzerinde doğrudan doğruya mutlak egemenlik yetkisi veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haklar.
Âzâ
Uzuvlar; üyeler; organlar
Âzâde
Serbest; hür; özgür
Azamî
En çok; en büyük; en yüksek
Azil
Verilen temsil yetkisinin ortadan kaldırılması
Azimet
Gidiş; yola çıkma
Bâ tapu
Tapulu; tapu ile tasarruf olunan
Bâb
Kapı
Ba’dehû
Daha sonra
Bâ’de’l-isticar
Kira sözleşmesinden sonra
Bâ’de’l-istirdad
Geri aldıktan sonra
Bâdî olmak
Sebep olmak
Bağımsız bölüm
Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre, ana gayrimenkulun ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya müsait bağımsız mülkiyete konu olabilen bölümleri.
Bağıt
Akit
Bâhir
Belli; besbelli; açık; apaçık
Bahri
Denize ait
Bâ-husus
Hele; özellikle; üstelik
Baîd
Uzak; ırak
Bâîs olmak
Sebep olmak; göndermek; gerektirmek
Baki
Sürekli; daimî; artan; kalan; kalımlı; kalıcı; ölümsüz; saklı duran
Bakiye
Artan
Bâlâ
Yukarı; yüksek; üst; yüce
Bâligân-mâbelâğ
Ziyadesiyle; bol bol
Baliğ
Eren; varan; bulan; yetişen; toplam; büluğa; ergin;
Bariz
Açık; göze çarpan; belirgin
Basiret
Doğru görüş; uzağı görüş; önceden görüş; seziş; uyanıklık; anlayış; kavrayış; dikkat; sağgörü
Batıl
Doğru ve haklı olmayan; çürük; bozuk; sakat; boş; hukuken geçersiz; dayanaksız; temelsiz; beyhude; hüküm ifade etmeyen
Bayi
Bazı maddeleri satma izni olan kimse; satıcı; satış yeri
Becâ
Yerine; uygun; bedava; karşılıksız; parasız; emeksiz
Bedâyî
Sermayeler; anamallar;
Bedel-i misil
Emsaline uygun peşin para
Bedialar
Göze güzel görünen şeyler; estetik
Bedihî
Açık olan; besbelli; apaçık; akla; kendiliğinden gelen
Bediî
Güzellik ölçülerine uyan; güzel; güzellik
Beher
Her biri
Belagat
İyi konuşma; sözle inandırma yeteneği; söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı
Beraat
Aklanma
Berât
Rütbe, nişan ve imtiyaz verildiğini bildiren ferman
Berâyı tetkik
İnceliyerek
Berhava
Havaya gitmiş; kaybolmuş; uçurulmuş; yararsız; boş
Berî-üz-zimme
Zimmetten kurtulmuş; aklanmış
Ber-mucib-i talep
Talep mucibince; istem gibi
Ber-vech
Olduğu gibi; olarak
Ber-vech-i bâlâ
Yukarıda olduğu gibi
Ber-vechi peşin
Peşin olarak
Beşerî
İnsanoğlu ile ilgili; insanî; insana mensup
Betekrar
Tekraren; tekrarla
Bey ü şira
Almak ve satmak
Beyanname
Bir makama veya kamuoyuna yapılan açıklama belgesi.
Bey’i
Satım; satma; satış; satılma;
Bey’i bât
Kesin satış
Bey’i bi-l vefâ
Kararlaştırılan süre içinde satılanı geri almak koşulu ile yapılan satış sözleşmesi
Bey’i mukayaza
Malı mal ile değiştirmek; trampa
Bey-i sarf
Parayı paraya satmak; para bozmak
Beyn
Ara
Beyn’en-nâs
Halk arasında
Beytülmal
Maliye hazinesi
Beyyine
Bir olayın veya işlemin doğruluğunu ortaya koyabilmek için hakimi iknaya yönelik yöntem veya her türlü vasıta ; delil, şahit
Beyyine külfeti
Mahkemede bir beyan ve iddiayı kanıtlama yükümlülüğü MK 6. madde
Bidâyet
Başlama; başlangıç
Bidâyet mahkemesi
İlk mahkeme; davaları birinci derecede gören ve çözümleyen mercii
Bi-eyyi-hâl
Herhalde; mutlaka; elbette
Bigüna
Herhangi bir
Bi-hakkın
Hakkıyla; hakkı olarak, gerçekten; tamamıyla
Bi-haseb-il verase
Veraset nedeniyle; verasetten doğma
Bi-hükm’ül-kanun
Kanun hükmü gereğince; yasa kuralı ile
Bila
….sız
Bilâ kayd ü şart
Kayıtsız ve şartsız
bilahare
sonradan
Bil-ahire
Sonra; sonradan
Bilâkis
Tersine olarak; tam tersine; aksine; sonunda
Bilâ-müddet
Süresiz
Bilanço
Bir kuruluşun, belli bir tarihte, alacaklı ve borçlu bulunduğu değerleri gösteren özet muhasebe cetveli; işletmenin finansal durumu ve faaliyet sonuçlarını gösteren tablo.
Bilâ-sebeb
Sebepsiz
Bilâtefrik
Tefrik etmeksizin; ayırmaksızın
Bilbeyyine
Delil ile; tanık ile; ispat ile
Bil-cümle
Bütün; hepsi; tamamı
Bil-farz
Tutalım ki; diyelim ki; sayalım ki; söz gelişi
Bilfiil
Gerçekten; fiilen; hakiki olarak; iş olarak; iş edinerek
Bililtizam
Bile bile
Bilistirdad
Geri alarak; geri alınarak
Bilmuvafakat
Razı olarak
Bilmüzakere
Müzakere ederek; üzerinde görüşüp tartışarak
Bilmüzayede
Artırma ile; artırarak
Bi-l-müzayede
Müzayede ile
Bi-l-rü’ye
Görerek; görülerek
Bî-ma’nâ
Manasız; anlamsız
Binâberin
Bundan dolayı; bunun üzerine; bu nedenle
Binâen-alâ-zâlik
Bundan dolayı; bunun üzerine
Binâen-aleyh
Bunun üzerine; dolayısıyla; bundan dolayı
Bi-n-netîce
Netice olarak; sonuç olarak
Binniyabe
Naip eliyle; vekillik ile; vekaleten
bisud
faydasız;yararsız
Bîtâp
Bitkin; güçsüz; takatsiz; yorgun
Bî-taraf
Tarafsız
Bitarıkıl’evlâ
Evveliyatla; öncelikle
Bi-t-tabi
Tabiatıyla; doğal olarak
Bkz. yaylak, kışlak.
Bono
Bir kimsenin diğer bir kimseye veya onun emir ve havalesine, belirlenen vadede, belirli bir tutarı ödeme taahhüdünü içeren, özel biçim ve hükümlere tabi ticari senet; emre yazılı senet.
Borç ilişkisi
İki taraf arasında mevcut olup bir şeyin verilmesi,yapılması veya yapılmamasını öngören hukuki bağdır.
Bölge Adliye Mahkemesi
İstinaf incelemesi ile ilk derece adli yargı mercileri tarafından verilen kararların yerinde olup olmadığına ikinci derece mahkemesi olarak inceleyerek karar veren mahkemelerdir.
 
Bölge İdare Mahkemesi
İstinaf incelemesi ile ilk derece idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların yerinde olup olmadığına ikinci derece mahkemesi olarak inceleyerek karar veren mahkemelerdir.
Bölünebilir edim
Niteliğinde veya değerinde esaslı bir değişme olmaksızın, birden ziyade parçalara ayrılarak ifa edilebilen edim
Bölünemez edim
Niteliğinde veya değerinde esaslı bir değişme olmaksızın, birden ziyade parçalara ayrılarak ifa edilemeyen edim
Butlan
Geçersizlik
Bürûz
Belirme; ortaya çıkma
C.SAVCİSİ
MÜDDEİUMUM
Câmi
Cem eden;
Câmia
Topluluk; zümre
Cânî
Cinayet işlemiş olan kimse
Canîb-i beytülmal
Hazine tarafı
Canîb-i vakıf
Vakıf tarafı
Canîp
Yön; taraf; cihet; yan
Cari
Uygulanan; yürürlükte olan
Cây-i teemmül
Etraflıca düşünülmeye değer; düşünülmesi yerinde olur
Cebel
Dağ, yüksek tepe.
Cebrî
Zorla yapılan; zor kullanarak yaptırılan; zor altında; güç kullanarak
Cebri icra
Kendi istekleriyle borçlarını ödemeyen borçluların, borçlarını Devlet kuvveti ile ödemelerinin sağlanması; ilgili icra dairelerinin, (gereğinde) zor kullanarak, borçluyu borcunu ödemeye zorlamaları
Cebri satım
Malikinin isteğine bakılmaksızın, resmi makamlar tarafından yapılan satım
Celesat-ı âti
Gelecekteki celseler, oturumlar
Celile
Büyük; ulu
Celpname
Yargılamada,davacı,davalı,tanık,bilirkişi gibi kimseleri mahkemeye getirtmek için yapılan çağrı
Cemetmek
Toplamak; bir araya getirmek
Cemi ezmân
Bütün zamanlar; zamanların toplamı
cenup
güney
Cereme
Başkası tarafından yapılan veya kaza sonucu ortaya çıkan zararı ödeme; para cezası
Cerh ü iptal
Çürütme ve yok sayma; geçersiz hale getirme
Cevâmi’
Camiler; mescitler; toplanılan yerler
Cevâz
İzin; müsaade; caiz olma
Cevâz bahş
İzin veren; müsaade eden
Cevher
Maya; öz; değerli taş; elmas
Ceza
Suç işleyen kişilerin karşılaşacakları tepkidir,yani kanunun suç işleyen kimseye uygulanmasını öngördüğü müeyyidedir.
Ceza şartı
Ceza koşulu; alacaklının zararını karşılama şartı
Cezrî
Asıl ile ilgili; kökle ilgili; kökten; temelden
Cibâyet
Alma; toplama; vergilerin ve başkaca devlet gelirlerinin tahsili
Cihet
Yön; taraf; amaç
Cins tashihi
Tapu kütüğünde kayıtlı bir taşınmazın niteliğinin değiştirilerek kütüğe, başka bir nitelikte tescil edilmesi.
Ciro
Çifte yetki veren havale; ticari senedin, arkasına yazılan yazı veya imza ile başkasına devri.
Cismanî
Cisimle, bedenle ilgili; bedensel
Cism-i câmid
Cansız cisim
Cürmiyet
Suç hali; suçluluk
Cürmü meşhut
Suçüstü; göz önünde işlenen suç
Cürüm tasnii
Bir kimse hakkında cürüm uydurmak
Cüz
Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri; kısım; parça; bölük
Çek
Ödeme aracı; kanun ile belirlenen şekilde düzenlenen, keşidecinin emrinde para bulunan banka üzerinden çekilebilen havalesi
Dâfi
Defi’de, savuda bulunan kimse
Dahiliye Vekâleti
İçişleri Bakanlığı
Danıştay
Anayasanın 155’inci maddesine göre, yürütme organına yardımcı bir inceleme, danışma ve karar organı olmanın yanı sıra, yönetimin yargı yoluyla denetlenmesinde görev yapan ve ilk derece idare ve vergi mahkemelerinin temyiz mercii olan üst yargı kuruluşudur.
Dâyin
Borç veren; alacaklı
Deâvî
Davalar
Defaât
Kereler; kezler; yollar
Def’aten
Bir defada; birden
Defâtir
Defterler; birlikte dikilmiş kağıtlar
Def’i def
Def’e karşı def’; savuya karşı savu
Defter-hâne
Taşınmaz mallara ilişkin tasarrufların kayıt
Defter-i hakanî
Eskiden taşınmaz mala ilişkin tasarruf işlemlerinin kayıt ve tescil edildiği defter
Defter-i hakanî idaresi
Eskiden taşınmaz mala ilişkin tasarruf işlemlerinin kayıt ve tescil edildiği daire
Değer baha
Bir malın iktisadi duruma göre kıymetini ifade eden fiyat
Delâlet
Gösterme; yol gösterme; kılavuzluk; iz; işaret; aracılık
Delâlet-i bil’işare
İşaret ederek, hatırlatarak gösterme
Delil
Kanıt; tanıt; ipucu
Delil-i celî
Aşikar delil; belli, apaçık kanıt
Demirbaş
Bir taşınmazın kiraya verilmesinde kiraya dahil olan, kiralamanın sonunda aynı cins ve değerde iade edilen veya değer eksilmesi kiracı tarafından tazmin edilen eşya
Demokratik devlet
Halkın devlet yönetimine katılması esasına dayanan devlettir.
Depozito
Bir sözleşmeden dolayı doğabilecek zararlara karşı verilen teminat; bir taahhüt sırasında yatırılan güvence parası.
Der-akap
Hemen; arkasından
Derc etmek
Araya sokmak; arasına sıkıştırmak
Derceb etmek
Cebe atmak; kendine alıkoymak
Derç
Sokma; arasına sıkıştırma; gazeteye yazma; toplama; biriktirme
Der-dest-i rü’yet
Dava görülmek üzere ele alınan, eldeki dava
Der-kâr
Malum; aşikar; bilinen; belli
Dermeyan etmek
İleri sürmek; öne sürmek; ortaya koymak; anlatmak
Der-piş
En önde; göz önünde bulunan; öngörü
Der-pîş etmek
Öngörme; göz önünde bulundurma
Der-uhte
Üstüne alma; yüklenme; üstlenme; sağlama
Desise
Hile; oyun; entrika
Devair
Daireler
Devlet Şurası
Danıştay
Devletler Özel Hukuku
Kişilerle devlet arasındaki bağı (tabiiyeti), bir ülkede yabancıların sahip olduğu hakları ve çeşitli ülkelerde geçerli olan kanunların çatışması nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıkları çözmeyi ve bunun için çeşitli bağlama kuralları getirmeyi konu alan hukuk dalı.
Devremülk hakkı
Mesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine, bu yapı veya bağımsız bölümden yılın belli dönemlerinde istifade etmek üzere, müşterek mülkiyet payına bağlı olarak kurulan irtifak hakkı.
Deyn
Borç
Disiplin cezaları
Belli bir statü içinde bulunan kimselere hizmet ve iç düzenle ilgili kurallara aykırı davranışta bulundukları zaman uygulanan cezalardır.
Dîvân-ı Muhasebat
Sayıştay
Donatan
Gemisini gemi ticaretinde kullanan gemi sahibidir
Dûçâr
Tutulmuş; uğramış; yakalanmış
Dûn
Aşağı; aşağılık; altta; aşağıda
Dûr
Uzak
Düstûr
Kanun; kaide; yasa; devlet yasalarını içine alan kitap; genel kural; başyasa; yasalar dergisi
Düzenleme
Bir sözleşmeyi veya işlemi yapan kimsenin iradesini dinledikten sonra, iki tanık önünde ve yöntemine uygun olarak noter tarafından baştan sona kadar yazılarak, ilgililer ve hazır bulunanlar tarafından imzalanıp noter tarafından da onanan senet
Ebniye
Binalar; yapılar
Ecnebî
Yabancı; bir devlete göre,kendi uyruğunda bulunmayan gerçek veya tüzel kişiler
Ecr-i müsemmâ
Taraflar arasında belirlenen ücret
Ecrimisil
Bir malın kullanılmasından doğan yararların para ölçüleriyle takdiri
Eda
Edim; borçlanılan şey; borcun konusu
Eda davası
Davalının bir iş yapmaya,bir ifada bulunmaya veya bir iş yapmamaya,bir ifada bulunmamaya mahkum edilmesinin istenildiği dava
Edeb
İyi terbiye; naziklik; usluluk
Edim
Aralarındaki borç ilişkisi dolayısıyla alacaklının isteyebileceği, borçlunun da yerine getirmekle yükümlü bulunduğu bir davranış biçimi
Ef’âl
Eylemler; fiiller, işler; ameller
Efrâd
Fertler; bireyler
Ehil
Ehliyetli; hak sahibi; bir hukuki işlem yapabilme yeteneğine sahip
Ehl-i hibre
Bilirkişi
Ehl-i vukûf
Bilirkişi
Ekalliyet(akalliyet)
Azınlık
Eklenti
Bir konutun veya bir binanın kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan ya da kolaylaştıran yapı.
Ekser
Daha ziyade; en  çok; çoğu; çoğunca
Ekseriyet
Çoğunluk
Ekseriyeti ara
Oy çokluğu
Elfaz
Kelimeler; sözler
Elîm
Elemli; kederli acılı
El-yevm
Bugün; şimdi; halen
Emlak vergisi
Konusu bina ve arazi olup, bu bina veya arazi malikinin, intifa hakkı sahibinin, her ikisi de yoksa malik gibi tasarruf eden kimsenin, bina ve arazinin değeri esas alınarak kanunda belirtilen oranlara göre ödediği vergi.
Emlâk-i sirfe
Yeri ve üzerinde binalar ve ağaçları mülk olan taşınmaz mallar
Emr-i makzî
Hükme bağlanmış iş
Emtea
Ticaret konusu her türlü mal
emtia
eşya, mallar.
Emval
Mallar; mülkler
Emvâli menkule
Taşınır mallar;taşınabilir mallar
Enfüsi
Öznel; subjektif
Enkaz
Bina yıkıntıları; yıkıntı; moloz; eski hayvanların bakiyeleri
Envai mesalih
İşlerin çeşitliği
Erbaa
Dört
Erbâb
Ehil; becerikli; muktedir; yetenekler; sahipler; malikler
Erbâb-ı vukuf
Bilirkişiler
Esbab-ı mucibe
Gerekçe; gerektirici sebepler
Eshâb
Sahipler; bir şeyin malikleri
Esham
Pay senedi; hisse senedi
Eslem
En selâmetli; en emin; en doğru; en sağlam
Esnaf
İster gezici, ister bir dükkan veya bir sokağın belli bir yerinde sabit olsun, iktisadi faaliyeti nakdi sermayeden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleridir.
Eşcar
Ağaçlar
Eşhas
Şahıslar; kişiler; kimseler
Eşkâl
Biçimler; suretler; tarzlar
Etfal
Çocuklar, sübyanlar.
Evkaf
Vakıflar
Evleviyet
Tercihli; haydihaydi; öncelikle
Evrâk
Yapraklar; kağıtlar; arşiv
Evrâkı müsbite
İspat edici belgeler; tesbit edici yazılar; tapu kütüğünü tamamlayan belgeler
Evsaf
Nitelikler
Evsafı mümeyyize
Belirgin nitelikler
Evvelâ
Birinci olarak; herşeyden önce; ilk önce
Evvelemirde
Herşeyden evvel; işin başlangıcında; ilk iş olarak
Ezcümle
Özellikle; özet olarak; sözün kısası; toplucası
Ezmân
Zamanlar, vakitler; anlar; çağlar
Fâhiş
Aşırı; ağır; çok fazla
Fariğ
Bir şeyi veya hakkı başkasına devreden; ferağda bulunan; feragat eden; taşınmaz maldaki tasarruf hakkını başkasına bırakan kişi
Farz
Zorunlu; baş koşul; boyun borcu; çok gerekli; varsayma
Fâsıl
Ayıran; bölen
Fâsıla
Aralık; ara
Fasl etme
Halletme; neticelendirme
Fehime
Anlayış
Fek
Kaldırma; bir hukuki sınırlamanın kaldırılması; sona erdirme; bitirme
Fer’ î
Bağımlı; ekli; eklentili; ikinci derecede olan
Ferâgat
Vazgeçme; el çekme; dinlenme
Ferağ
Devir; devretme; bir hakkı birine geçirme; mirî veya vakıf arazinin yararlanma hakkının satışı
Ferd
Tek; yalnız olan şey; eşi olmayan; tek olan sayı
Fesâd
Karıştırıcı; arabozucu; karışıklık; bozukluk; dolan
Fesh
Bozma; bozulma; dağılma; dağıtma; kapatma; kaldırma
Fesih
Devam etmekte olan bir hukuki ilişkiyi, tek taraflı olarak ve ileriye dönük olmak üzere sonlandıran bozucu yenilik doğurucu irade beyanı.
fetret
zayıflık,uyuşukluk
fevk
Üst,üst dereceli, astın üstünde yer alan
Fevkinde
Üstünde; aşan
Fıktan
Yokluk
Fırka
İnsan kalabalığı grubu; parti
Fıtrî
Tabii; yaradılışındaki; doğasındaki
Fi-i cârî
Geçer değer
Fiil ehliyet
Bir kimsenin, kendi eylemleriyle haklar ve yükümlülükler yaratması yeteneği.
Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda düzenlenen suçlarla ilgili yargılama yapmakla görevli olan özel statülü mahkemelerdir.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemeleri bulunmayan yerlerde Asliye Ceza Mahkemeleri ve Ağır Ceza Mahkemeleri bu görevi yapmaktadır
Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri 
Patent Haklarının Korunmasına ilişkin tüm davalara, Endüstriyel Tasarımların Korunmasına ilişkin davalara, Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkındaki davalara, Markaların Korunmasına ilişkin davalara ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan tüm davalara miktar gözetilmeksizin bakmakla görevli ve yetkili ihtisas mahkemelerdir.
Filhakika
Hakikatte; gerçekte; doğrusu
Fi-l-vâki
Fuhûş
Haddini aşma; kötülük; namusa aykırı hareket
Fuzûlî
Boşuna; yersiz; lüzumsuz; haksız; boşboğaz; erkek adı
Fuzûlî işgal
Bir taşınmaz malı sahibinin izin ve rızası olmadan ele geçirmek
Fuzuli şâgil
Hukuken geçerli bir hakkı olmadan bir yeri işgal eden
Fürûht
Satma; satım; satış
Gabin
1) bir sözleşmede tarafların karşılıklı edimleri arasında açık bir orantısızlık bulunmasıdır. karşı tarafın özel durumundan aşırı faydalanma olarak da nitelenebilir*. gabin durumunda zarar gören taraf bir yıl içinde sözleşmeyi bozduğunu bildirerek verdiği şeyi geri alabilir.bir yıl geçtikten sonra sözleşme geçerli hale gelir. 2)haksız faydalanmak, sömürü…
Gaî (gaiye)
Gaye, maksat ve netice ile ilgili; amaca ilişkin
Gaip
Görünmeyen; hazır olmayan; yitik; yok olan kişi; kaybolan ve kendisinden uzun zaman haber alınamayan kişi
Galle
Gelir; hasılat; yarar
Garaz
(garez)gizli düşmanlık; asıl maksat; erek; amaç; hınç
garp
batı
Gars
Ağaç dikme
Gasıb
Başkasının bir eşya, para yada kıymetli malını elinden veya tasarrufundan zorla haksız yere alan kimse
Gasp
Başkasının bir eşya, para yada kıymetli malını elinden veya tasarrufundan zorla ve haksız alınması
Gaybubet
Kaybolma; yokluk; göz önünde olmayış; yitiklik
Gayr (gayir)
Ayrı; başka; özge; artık; diğer; yabancı
Gayrı vazıh
Kapalı
Gayr-i melhûz
Beklenmedik; imkansız; olanaksız
Gayr-i mümkün
Olanaksız; imkansız
Gayrimenkul
Bir yerden bir yere taşınması olanaksız (taşınmaz) mal.
Gayrimenkul mükellefiyet
Bir taşınmaz malikinin, sahip olduğu mülkü nedeniyle ve özellikle o taşınmaz (gayrimenkul) teminat olmak üzere, diğer bir kimse lehine bir şey yapmaya veya vermeye zorunlu tutulması.
Gayrimenkul tellallığı
Taraflar arasında (hiçbirine sürekli olarak bağlı olmaksızın), taşınmaza ilişkin sözleşmelerin (kira, satım vb.) yapılması hususunda ücret karşılığında aracılık etme mesleği; emlakçılık.
Geçici tescil
Halen varolup da uyuşmazlığa neden olan ayni hakların korunması amacıyla tapu kütüğüne yapılan tescil.
Geçit hakkı
Bir taşınmaz üzerinden başka bir taşınmaz malikinin geçebilmesi için kurulan bir ayni hak.
Genel idare
Bütün ülkeyi kapsayan idare olup “merkez teşkilatı” ve “taşra teşkilatından oluşur.
Genel vekaletname
Bir kimsenin, kendi adına her türlü işi yapması için başka bir kişiye vermiş olduğu vekillik belgesi.
Gerçek kişi
İnsanlar.
Gerçi
Gerçekten; vakıa
Gıyâb
Hazır ve mevcut olmama; göz önünde bulunmama; uzaklaşma; kaybolma; arka
Girift
Dolaşık; karışık; bir birinin içine girgin; tutma; yakalama
Grev
İşçilerin aralarında anlaşarak veya bir kurulun kararına uyarak topluca iş bırakmalarıdır.
Gûna (gûne)
Türlü; gidiş; tarz; yol; sıfat
Güzeran
Geçici; geçen
Hacet
Gerek; gereklilik
Hâcir
Hicret eden; bir yerden başka bir yere göçen; sayıklayan (hasta)
Haciz
Borçlunun, borcunu kendi arzusu ile ödememesi durumunda, alacaklının talebiyle, borçlunun (borca yetecek miktardaki) mal ve haklarına devlet aracılığıyla (icra dairesi tarafından) el konulması.
Hâdis
Meydana gelen; çıkan; yeni çıkan
Hafiyyen
Gizli olarak; saklı olarak; gizlice
Hafriyat
Kazı; kazılar; toprak kazma; toprak çıkarma
Hail
Duvar, çit, parmaklık, tahta perde gibi taşınmazları birbirinden ayıran işaret ve engeller
Haiz
Sahip; elde bulunduran; taşıyan
Hak
Hukuk düzeni tarafından şahıslara tanınmış olan yetkilerdir
Hak ehliyeti
Sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan ölüm anına kadar olan dönemde herkesin sahip olduğu medeni haklardan (evlenme, mülk edinme vb.) yararlanma yeteneği.
Hakikiye
Hakikate mensup; gerçek; sahici; doğru; gerçekten
Hakk
Doğruluk ve insaf; bir insana ait olan şey; dava ve iddiada hakikate uygunluk; harcanmış emek; pay; hisse
Hakkaniyet
Hak ve adalete uygunluk; doğruluk
hakkı hıyar
seçimlik hak
Hakk-ı mesil
Su yolu hakkı
Hakk-ı mürûr
Geçit hakkı
Hakk-ı şuf’a
Önalım hakkı
Hakk-ı şürb
İçme hakkı; sudan yararlanmada sıra hakkı
Haksız fiil
Hukuk düzeninin izin vermediği, zarar verici eylemlerdir
Haksız iktisap
Bir kimsenin malvarlığında, haklı bir nedene dayanmaksızın başka bir kimsenin malvarlığı aleyhine meydana gelen artma ya da azalmama durumu
halefiyet
ardıl, yerine geçme, yerine geçen
Halel
Bozma; bozukluk; eksiklik; zarar
Haleldar olmak
Bozulmak; çiğnenmek
Hali sabıka irca
Eski hale getirme
Halita
Karışım
Harâc-ı mukaseme
Arâzî-i hâriciyye mahsullerinden onda birden yarısına kadar alınan vergi
Harâc-ı muvazzaf
Arâzî-i hâriciyye üzerine yerin tahammülüne göre,maktûiyet veçhile tayin olunan vergi
Hariciye Vekâleti
Dışişleri Bakanlığı
Hârîm
Başkasının giremeyeceği,girilmesine izin verilmeyen ev bölümü; harem
Harnup
Keçi boynuzu
Hartama
Pedavra; köknar ve lâdin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta;
Has
Sıkıştırmadan bir yerin içine alma; hareketten menetme; etrafını çevirme; vakfetme
Hasârât
Zararlar; ziyanlar; hasarlar
Hasb-el-kanun
Kanun gereği
Hasb-el-memuriyye
Memuriyet gereği
Hasebiyle
Yüzünden; dolayısıyla; bu nedenle
Hasılat Kirası
Kiraya verenin, bir bedel karşılığında, hasılat veren bir malın veya hakkın kullanımını kiracıya bıraktığı sözleşme; ürün kirası.
Hasîm
İki düşmandan herbiri
Hâsim
Hasmeden; kat’eden, kesip atan
Hasren
Muhasara ederek; etrafını çevirerek
Hâss
Özgü
Hatîa
Günah; kabahat; suç; yanlış; yanlışlık
Havale
Yollama ödeyicisinin, para, değerli kağıtlar veya benzeri nesneleri, yollayıcı hesabına yollama alıcısına ödemek ve yollama alıcısının da bunları kendi adına teslim almak üzere yetkili kılındığı sözleşme.
Hâvi
Kapsar; kapsayan; içeren; içerir
Havza-i fahmiyye
Kömür havzası; kömür bulunan bölge
Haylûlet
Engel olma; araya girme; yolu kapama
Hayr (hayır)
İyilik; iyi; faydalı iş; yarar
Hayrât
Sevap kazanmak için yapılan hayırlı işler; sevap için kurulan müessese
Hazine
Devletten ayrı bir kişilik oluşturmamakla beraber, bir taraftan bütçenin uygulanmasına ilişkin işlemleri, diğer taraftan da kamu gelir ve giderlerinin zaman olarak uygunluğunu sağlayan merkezi örgüt; Maliye Bakanlığı ve maliye dairelerinden oluşan örgüt; devlet kasası.
Heder olma
Ziyan olma
Hedm
Yıkma; harap etme
Hıfz
Saklama; koruma
Hibe
Bağışlama
Hidematı amme
Kamu hizmeti
Hilafı
Tersi; aksi; zıddı
Hilkat
Yaratılma; yaratılış; tabiat
Himaye
Koruma; korunma; birine arka çıkma
Hini dava
Dava sırasında
Hini hacet
Gerektiğinde
Hisse-i şayia
Yaygın hisse; ortak pay
Hitâm
Son; bitim; tükenme; nihayet
Hizmet sözleşmesi
İşçinin, belirli veya belirsiz bir zaman süresi içinde iş görmeyi ve işverenin de ona bir ücret vermeyi üstlendiği sözleşme.
Hod-be-hod
Kendi başına;kimseye danışmadan;kendiliğinden
Huda
Aktarma
Hudûs
Sonradan peyda olma
Hukuki işlem
Bir veya birden çok kişinin, hukuksal bir sonuca yönelttiği irade açıklaması.
Hukuki tağyir
Bir kimsenin, kendisine ait olmayan menkul eşyalar üzerinde bazı işlemlerde bulunarak, bu eşyanın niteliğini değiştirmesi
Hukukun şeklî kaynakları
Hukuk Kurallarının hangi şekillere bürünmüş olarak bize verildiğini ve nerelerde bulunduklarını göstere kaynaktır.
Hulâsa
Özet
Hulûl
Gelip çatma; girme; borcun vadesinin gelmesi
Husule gelmek
Doğmak; ortaya çıkmak; meydana gelmek; oluşmak
Husûmet
Hasım olma durumu; hasımlık; düşmanlık; (davada) karşı taraf olma
Husûsat
Bakımlar; işler; şekiller; yollar; konular; meseleler; maddeler
Hususî
Özel; kişiye ait
Hüccet
Senet; delil; belge
Hükkâm
Hakimler; yargıçlar
Hükmî şahsiyet
Tüzel kişilik
Hükümsüzlük
Bir hukuki işlemin, kanunun öngördüğü şekilde yapılamaması veya kanuna aykırı olarak yapılması halinde hukuki sonuç doğurmamasıdır.
Hüsnü ceryan
İyi icra etmek
Hüsnüniyet
İyiniyet
Iskat
Düşürme; hükümden düşürme; yok etme; iptal
Islah
Düzeltme; davada tarafça düzeltme; iyileştirme; iyi bir hale getirme
Islahât
Düzeltme veya iyileştirme işleri
Istılâh
Terim
Itlâk
Salıverme; koyuverme; boşamak; demek; denilmek; tabir
Ittılâ
Öğrenme; bilgilenme; haberdar olma; tanıma
Izrar
Zarar verme; zarara sokma
Iztırâr
Zorunluluk; çaresizlik
İade
Geri verme; geri çevirme; eski duruma getirme
İade-i muhakeme
Yargılamanın yenilenmesi
İaşe
Yaşatma; besleme; geçinme
İbâre
Deyiş; cümle; paragraf; bir bölüm söz
İbhâm
Kapalı bırakma; açıklamama; belli etmeme; gizli kapaklı tutma
İbka
Devamlı, sürekli kılma; yerinde bırakma
İbra
Aklanma; temize çıkma; aklama; temize çıkarma Alacaklının, borçlusunda bulunan alacağından tamamen veya kısmen vazgeçmesi
İbraz
Gösterme; meydana çıkarma; sunma
İbtida
Başlama; başlangıç; ilkin; en önce; başta
İcâb
Gerekme; gerek; bir sözleşme için ilk söylenen söz
İcabet etme
Uyma
İcabı hal
Durumun gereği
İcar
Kiraya verme; kiraya verilme
İcâre-i müeccele
Sonradan alınacak kira
İcareteynli vakıf
İvedili ve süreye bağlı kira sözleşmesi olan vakıf mallar
İcazet
İzin; ruhsat, diploma
İcâzet-i lâhika
Bir kimsenin izni olmadığı halde,yapıldıktan sonra bir şeyi kabul etmesi ve onaylaması
İcbar
Zorlamak
İcbar etme
Zorlama
İcmâl
Kısaltma; özetleme; öz; özet genel toplamı
İcra tetkik mercii
İcra-İflas dairesinin üzerinde olup, icra-iflas işlemlerinin doğru ve kanuna uygun olup olmadığını denetleyen ve ayrıca kanunun kendisine verdiği dava ve işleri gören özel mahkeme.
İçtihad
Özel görüş; anlayış; kavrayış
İçtima
Toplanma; toplantı; bir araya gelme
İçtimaî
Sosyal; toplumsal
İçtinap
Kaçınma; çekinme
İdame
Devam ettirme; sürdürme
İdare Mahkemesi
İdarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerine karşı açılan idari davalara bakmakla görevli temel mahkemelerdir.
İdâre-i husûsiyye
İl özel idaresi
İfa
Ödeme; yerine getirme; bir işi yapma; edim
İfadat
Sözler
İfade
Anlatma; anlatış; anlatım
İfham
Anlatma; anlatılma; bildirme; bildirilme
İflas
Borcunu ödemeyen veya ödemelerini tatil eden borçlu hakkında yapılan takip sonucunda, mahkeme kararı ile tespit ve ilan edilen durum.
İfrağ
Bir durumdan başka bir duruma sokma
İfraz
Arazinin parçalanması; bölünmesi; parsellere ayırma; araziyi imar açısından uygun parçalara bölme
İfşasına müeddi
Açıklanma gereği
İhale
Artırma veya eksiltme biçimiyle yapılan ve en uygun fiyatı teklif edene (en çok artıran veya eksiltene) işin/malın verildiği sözleşme yöntemi.
İhâta
Bir şeyin etrafını çevirme; sarma; kuşatma; etrafı çevrilme; anlayış; geniş bilgi
İhbar
Haber verme; bildirme; bildirim
İhdas
Ortaya çıkarma; kurma; bir şeyi ilk kez ortaya koyma
İhfa
Saklama
İhkak-ı hak
Kendiliğinden hak alma
İhlal etmek
Zarar vermek; zedelemek; dokunmak; hakkını zedelemek; çiğnemek; bozmak
İhmal
Dikkatsizlikten ve özensizlikten kaynaklanan kusur; savsaklama; gerekli özeni göstermeme
İhraç
Çıkarma; dışarıya mal satma; dış satım
İhraz
Benimseme; sahipsiz bir malı sahiplenme
İhtar
Hatırlatma; dikkati çekme; uyarma; uyarım
İhtarname
Bir kimseye, bir hususu yerine getirmesi veya getirmemesi için yapılan yazılı uyarı; hatırlatma belgesi.
İhticâc
Delil veya tanık gösterme
İhtilaf
Anlaşmazlık; uyuşmazlık; çekişme; niza; görüş farklılığı
İhtilat
Karışma; katılma; bir araya gelme
İhtimam
Özen; bir şey, iş ya da kişiye özel dikkat gösterme
İhtirâzi kayıt
Çekince; önkoşul; belli hakları kullanma hakkının saklı tutulması
İhtiva etmek
İçermek; kapsamak; içine almak; içinde bulundurmak
İhtiyar etmek
Seçmek; seçme hakkını kullanmak; tercih etmek; yeğlemek
İhtiyarî
İsteğe bağlı; seçmeli; istemli
İhtiyat
Sakınma;
İhtiyati tedbir
Davacının, davasını kazanması durumunda, dava konusu şeye kavuşabilmesi için, davadan önce veya dava sırasında o şeyi garanti altına almasına yarayan önlem.
İhzâr
Hazırlama; huzura getirme;
İhzaren celb
Sanığı veya tanığı, kendi arzusu nedeniyle gelmediği için mahkeme önüne hakim kararı ile zorla getirtme
İhzarî
Hazırlayıcı; yetiştirici; hazırlık niteliğinde olan
İka etmek
Yapmak; etmek; oluşturmak
İkâme
Yerine koyma; yerine kullanma; dikme;yerine geçme; kaim olma; dava açma
İkamet etme
Bir yerde yerleşme iradesi ve niyetiyle oturma.
İkametgah
Bir kimsenin yerleşme kast ve niyetiyle oturduğu yer
İkmal
Tamamlama; bitirme; devamlı olarak yiyecek içecek ve diğer gerekli malzemenin sağlanması
İkrâh
Korkutma; bir kimseyi yapmak istediği şeyi yapmamaya, yapmamak istediği şeyi yapmaya korkutarak zorlamak
İkrar
Saklamayıp söyleme; bildirme; açıkça söyleme; kabul
İkraz
Borç verme; ödünç verme
İktifâ
Yeter bulma; yetinme
İktirân
Yakın varma; yanına gelme; yaklaşma; ulaşma; erişme
İktisabî
Kazanma ile ilgili; edinme ile ilgili
İktisadi
Ekonomik
İktisap
Kazanma; kazanım; edinme; bir şeyin mülkiyetini elde etme
İktiza
Gerekme; gerektirme; gereklilik; işe yarama ilâm yargı belgesi; mahkemenin verdiği nihaî (son ) kararın, iki taraftan her birine yöntemine göre verilen onamlı örnekleri; mahkeme kararı örneği (sureti)
İ’lâmât
Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi vesikalar; kararı bildiren belge
İlamlı icra takibi
Para veya paradan başka bir şey içeren konularda, önce bir mahkeme ilamı alınıp, ilamlara özgü icra takibi yapılması.
İlamsız icra takibi
Elinde bir mahkeme ilamı bulunmayan veya bulunmasına rağmen ilamlı icra yoluna başvurmayan kişilerin, alacaklarını elde etmek için başvurdukları icra yolu.
İla-nihâye
Sonuna kadar
İlga
Ortadan kaldırma; yürürlükten kalkma; hükümden düşürme; geçersizleştirme
İllet
Hastalık; sakatlık; bozukluk; neden; sebep
İlliyet bağı
Nedensellik bağı; bir neden ile ortaya çıkan sonuç arasındaki ilişki
İlmî
Bilimsel
İlmi içtihatler
Hukuk bilginlerinin hukuki sorunlarda ileri sunmuş oldukları görüş, düşünce ve kanaatlerdir.
İlmühaber
Belge; birinin herhangi bir durumunu (örneğin ikametgahını) gösteren durum belgesi
İltibâs
Karıştırılma; benzeşim; karışıklık
İltihâk
Katılma; karışma
İltisâk
Yapışma; bitişme; kavuşma
İltizam
Kendi için gerekli sayma; gerektirme
İltizami muamele
Bir kimsenin malvarlığının aktifinde yer alan kalemlere dokunmaksızın, yalnızca pasifini artıran bir işlem yapması; taahhüt işlemi; borçlandırıcı işlem;
İlzâm
Susturma; bağlama
İmâl
Yapma; yapılma; meydana getirme
İmâr
Bayındırlık; bayındır duruma getirme; geliştirme
İmdi
Buna göre; şu halde; o halde
İmha
Yok etme; ortadan kaldırma; mahvetme
İmhâl
Mühlet verilmesi; süre verilmesi; erteleme; yeni bir önel tanıma
İmlâ
Doldurma; doldurulma; yazdırma; yazdırılma; bir dilin cümlelerini, kelimelerini doğru yazma bilgisi
İmtina
Kaçınma; çekinme
İmtisâl
Gerekeni yapma; bir örneğe göre hareket etme; alınan emre boyun eğme
İmtiyaz
Ayrıcalık; farklılık
İnbiâs
Gönderilme; meydana çıkma; ileri gelme
İnd-el-hâce
Lâzım olduğu; gerektiği zaman
İnd-ettemyiz
Temyiz sonunda; temyiz olunduğunda
İndinde
Yanında
İnfâk
Beslemek; geçindirmek; nafakalandırmak
İnfisah
Ortadan kalkma; dağılma; fesholma.
İnfisâh
Fesh olunma; bozulma; hükümsüz kalma; dağılma; kendiliğinden ortadan kalkma
İnhisar
Tekel; monopol; alımın veya satımın tek bir elde toplanması
İn’ikad
Bağlama; kurulma; toplanma
İnkılâp
Değişme; bir halden başka bir hale dönme; devrim
İnkıta
Kesilme; kesinti; ara verme
İnkıyâd
Boyun eğme; kendini teslim etme
İnkisâm
Taksim olma; parçalanma; bölünme; ayrılma
İnkişaf
Açılma; gelişme; gelişim; açınım
İnkiza
Bitim; sona erme
İnsicâm
Bir düzeye gitme; düzgün söz; düzgünlük; tutarlık
İnşâî
İnşaya, yapıya ait
İnşaî hak
Yenilik doğuran hak; bir hukuki durumun ortadan kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir hukuki durumun yaratılması için kişinin kullandığı hak
İntac
Sonuç verme; nitelendirilme; sonuçlandırılma; bitirme
İntifa
Yararlanma; bir şeyden istifade etme
İntifa hakkı
Başkasına ait bir mal (hak) üzerinde, kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkilerine sahip olmayı içeren irtifak hakkı çeşidi.
İntifa hakkı
Yararlanma hakkı; başkasına ait bir malda, kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkilerine sahip olmayı içeren irtifak hakkı çeşidi
İntihâb
Seçme; seçilme; seçim
İntikal
Geçme; geçirim; nakil; birinden diğerine geçme; yer değiştirme; el değiştirme bir mal üzerindeki tasarruf hakkının kanun ile belli kimselere geçmesi
İntikal
Geçiş; göçüş; anlama; kavrama; yer değiştirme; el değiştirme
İntikal
Bir mal üzerindeki tasarruf hakkının, kanun ile belli kimselere geçmesi
İntizâm
Düzgünlük; çeki düzen; düzenlilik
İntizâr
Bekleme; beklenilme; gözleme; gözlenilme
İnzibât
Yolunda olma; genel emniyetin yolunda olması; sıkı düzen
İnzimâm
Eklenme; katılma; ilave
İpham
Belirsizlik
İpka
Kalma; yerinde bırakma; görevinde bırakma; yenileme
İpotek
Hak sahibine, alacağını, bir taşınmaz malın değerinden elde etme yetkisini veren sınırlı bir ayni hak.
İpotek akit tablosu
İpoteğin kurulması sırasında tapu memuru tarafından düzenlenen ve ipoteğin durumunu gösteren resmi senet.
İpotek belgesi
Tapu sicil müdürlüğü tarafından verilen ve ipotek akit tablosunun özetini içeren belge.
İpotekli borç Senedi
Taşınmaz rehini ile güvence altına alınmış kişisel bir hak nedeniyle, yetkili tapu görevlilerince ilgili taşınmaza değer biçilerek, taşınmaz değerinin bağlandığı (sürümünün kolaylaştırıldığı) kıymetli evrak.
İptal
Hukuk kurallarına aykırı biçimde yapılmış bir idari işlemin yargı organının kararıyla ortadan kaldırılmasıdır
İrae
Tayin etme; gösterme
İrae edilmek
Gösterilmek
İras
Yapma; etme; birine (zarar) verme, sebep olma
İrat Senedi
Bir alacak nedeniyle üzerinde gayrimenkul mükellefiyeti kurulan bir taşınmazın değerinin, taşınmazdan ödenmesi gerekli bir para borcu biçiminde bağımsızlaştırılarak, sürümünü artırmak için bağlandığı kıymetli evrak.
İrca
Eski duruma çevirme; geri döndürme; indirgeme
İrca olunma
Eski duruma getirme; çevirme; döndürme
İrsen
İrs yoluyla; miras yoluyla (geçerek)
İrtibat
Bağlantı; ilişki; ilgili olma
İrtifak
Hacet talep etme; ihtiyaç duyma; yükümlenim
İrtifak hakları
Bir taşınmaz üzerinde, bir kullanma ve yararlanmaya rıza göstermeyi veya mülkiyete özgü bazı hakların kullanılmasından kaçınmayı gerektiren ve diğer bir taşınmaz veya kişi yararına ayni hak olarak tesis edilen hukuki işlem.
İrtihan
Rehin olarak alma, alınma
İs’af
Yerine getirme
İsâl
Vardırma; vardırılma; ulaştırma; ulaştırılma
İsbât
Şahit ve delil göstererek doğrusunu ortaya çıkarma
İskan ruhsatı
Bir binada oturulabilmesi için, yapının tamamlanmasından sonra ve İmar Kanunu’na göre, o yapının kullanılabileceğine ilişkin olarak verilen belge.
İsnad
Bir şeyi veya bir işi, birisi için yaptı diyebilme; bir şeye dayandırma; yükleme
İstiane
Yardım isteme
İsticar
Kira ile tutma; kiralama
İsticvap
Sorguya çekme; sorguya çekilme
İstida
Dilekçe; arzuhal; emanet bırakma; himaye (korunma) talep etme
İsti’dâd
Kabiliyet; akıllılık; anlayış; yetenek
İstidlâl
Bir kanıta dayanarak, bir nesneden sonuç çıkarma; kanıt ile anlama
İstifa
İsteğe bağlı olarak bir görevden ayrılma.
İstifade
Yararlanma; faydalanma
İstiglâl
İpotek; ev, dükkân, tarla ve bunlara benzer taşınmazların geliri, karşılık gösterilerek rehine koyma
İstihap
Yanına almak
İstihdâf
Hedef tutma; amaç edinme; amaçlama
İstihdâm
Hizmete kabul etme; kullanma; çalıştırma
İstihkak
Hak istemek; hak ediş; bir şey üzerinde hak iddiasında bulunma
İstihkak davası
Taşınır veya taşınmaz bir mal üzerinde mülkiyet veya diğer bir aynî hak iddiasında bulunmayı konu alan dava
İstihlâk
Tüketim; kullanarak bitirme
İstihrâç
Çıkarma; çıkarılma; netice çıkarma; anlam çıkarma; anlama
İstihsal
Üretim; üretme; elde etme
İstikraz
Borç alma; ödünç alma
İstilzâm
Gerektirmek
İstimâ
Davada dinleme; yargıcın duruşmada iki taraf veya vekillerinin sözlü olarak ileri sürdükleri sav ve savunmaları ile,tanık ve bilirkişinin beyanlarını dinlemesi
İstimâl
Kullanma
İstimlak
Kamulaştırma; Devlet veya kamu tüzel kişilerinin, kamu yararının gerektirdiği durumlarda, bedelin peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmazın tamamına veya bir kısmına kanunda gösterilen yöntemlere göre kamu yararına el koyması
İstimval
İlgililerin rızası olmasa bile yasa gereğince ve değer pahası karşılığında kişilerin mallarına el konulması
İstina
Dayanak; dayanma
İstinâbe
Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkemece ifadesinin alınması
İstinad
Dayanma; senet, delil sayma
İstinâd etmek
Dayanmak; bir şeyi dayanak (mesnet) olarak almak
İstinkâf
Çekimser kalma; çekinme; geri durma; sakınma
İstinsah
Suret çıkarma
İstirdâd
Geri alma; alınma; geri isteme
İstisna
Ayrı tutma; kural dışı sayma
İstisna sözleşmesi
Yüklenicinin (müteahhidin), ücret karşılığında, iş sahibi için eser ortaya çıkarmayı borçlandığı sözleşme; eser sözleşmesi.
İş’âr
Bildirme; yazı ile bildirme; gösterme
İşgal
Tapu kütüğüne göre sahipsiz mal durumuna geldiği anlaşılan taşınmaz malları edinme yolu.
İşhâd
Şahit getirme; tanıklık ettirme; tanık gösterme
İşkâl
Zorlaştırma; güçleştirme
İştigal
Meşgul olma; bir işle uğraşma
İştirâ
Alım hakkı; satın alma hakkı; hak sahibine istediği zamanda bir şeyin malikinden, o şeyin mülkiyetinin kendisine kararlaştırılan bedel karşılığında devrini isteme yetkisi veren hak
İştira hakkı
Hak sahibine, istediği zamanda, bir malın malik
İştirâk
Katılma; ortak olma; ortaklık
İştirak halinde mülkiyet
Kanundan veya sözleşmeden ötürü birbirlerine ortaklık bağı ile bağlı bulunan kimselerin, bu ortaklıkları nedeniyle bir malın mülkiyetine elbirliğiyle sahip oldukları ve her birinin hakkının, o malın tamamını kapsadığı mülkiyet biçimi.
İta
Verme; ödeme
İtfa
Söndürme; ödeme; bir borcu, ödeme, takas, af gibi bir sebeple kapatma; sona erdirme
İtmam
Tamamlama
İttiba
Uyma; itaat etme
İttihâd
Bir olma; birleşme; birlik
İttihâz
Edinme; edinilme; kabul etme; sayma; tutma; alma
İttisâl
Bitişme; kavuşma; yakınlık
İvaz
Karşılık; bedel; eder; karşı bedel; mukabil eda; fiyat
İvazlı akit
İki tarafa borç yükleyen sözleşme
İvazsız akit
Tek tarafa borç yükleyen sözleşme
İzaa
Kaybetme; yitirme
İzafe
Zammetmek; katmak; karıştırmak
İzale
Giderme; giderilme
İzale-i şüyuu
Herhangi bir malın kendisinin veya satılarak bedelinin paylaştırılması suretiyle, bu mal üzerindeki ortaklığın (paydaşlığın) giderilmesi.
İzhâr
Açıklama
İbka
kalmış, bırakılmış
İcra Vekilleri Heyeti
Bakanlar Kurulu
İhtira
Bilimsel buluşlar üzerindeki haklar
İktisat Vekâleti
Ekonomi Bakanlığı
İntihab
seçme,seçilme,seçim
İptidai itiraz
İlk itiraz
Îrâd
Gelir; gelir getiren yapı; söyleme, getirme
İrae
gösterilmek
İstihkak
kazanılan şey, hak edilen
İstima
davada dinleme,yargıcın duruşmada iki taraf veya vekillerinin sözlü olarak ileri sürdükleri sav ve savunmaları ile tanık ve bilirkişinin beyanlarını dinlenmesi
İstizah
Açıklama istemek
İzale i Şüyu
Ortaklığın (paylılığın) giderilmesi davası
İzdivac
evlenme
Kaanî
Kanaat eden; yeter bulup fazlasını istemeyen; inanmış; kanmış
Kaasır
Zorla işleten; kısa
Kabil
Kabul eden; kabul edici; olan; olabilir
Kabl-el-işgal
İşgalden önce
Kabz
Alma; elde tutma; edinme
Kabzeylemek
Almak; elde tutmak; edinmek
Kadastro
Arazilerin ve arsaların yerini, alanını, sınırlarını ve sahiplerini belirtip plana bağlama işi.
Kadastro
Arazilerin,arsaların yerini, alanını, sınırlarını ve sahiplerini belirtip plana bağlama işi;
Kadîm
Çok eski zaman; eski
Kâffe
Hep; bütün; cümle
Kâfi
Yeter; yeterli
Kagir
Taş veya tuğladan imal edilmiş yapı; kargir
Kaide
Kural; usul; ilke; prensip; esas; temel;yol; taban; ayaklık
Kaim
Başka bir şeyin ya da kişinin yerine geçen
Kaime
Kağıt para
Kal’
Koparma; sökme; çıkarma; çıkarılma; temelinden çekip alma
Kalbetme
Değiştirme; çevirme
Kambiyo senetleri
Ticaret hukukunda Poliçe, çek ve bono
Kambiyo taahhüdü
Ticari bir senet üzerine imza koymak suretiyle doğan soyut borç
Kamu düzeni
Bir ülkedeki kurum ve kuralların, devletin güvenliğini, kamu hizmetlerinin iyi işlemesini ve bireyler arasındaki ilişkilerde huzuru, hukuk ve ahlak kurallarına uygunluğu sağlamasıyla oluşan düzen.
Kamu haczi
Devletin, Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergi, resim, harç ve bunlara bağlı ceza, faiz ve zamlar ile kamu hizmetleri uygulamasından doğan ve ödenmeyen alacakları nedeniyle, borçlu durumundaki kişilerin mal ve haklarına el koyması.
Kamu hakları
Şahıslar ile devlet arasındaki ilişkiyi düzenleyen hukuk kurallarından, yani kamu hukukundan doğan haklardır.
Kamu hizmeti
Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri tarafından veya bunların gözetimi ve denetimi altındaki diğer kişilerce, kamunun genel ve ortak gereksinimlerini sağlamaya yönelik olarak sürdürülen faaliyetler.
Kamu hukuku
Devletin örgütlenmesi, faaliyetleri, yetki ve görevleri ile devletle kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk dalı.
Kamu malları
Özel mülkiyete konu olamayan ve doğrudan doğruya kamunun (halkın) yararlanmasına ayrılan mallar.
Kamu tüzel kişileri
Tamamen kamu yararının gerçekleşmesi için çalışan ve kamu gücü kullanan, kanunla veya kanunun verdiği açık yetkiyle kurulan kamu idare ve kurumları.
Kamu Yararı
Kamunun, ulusal birliğin ve devletin gereksinimleriyle ilgili ve bunlara uygun olan durum.
Kamulaştırma
Devlet veya kamu tüzel kişilerinin, kamu yararının gerektirdiği durumlarda ve karşılığını (bedelini) peşin ödemek koşuluyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunda gösterilen usullere göre mülk edinmesi.
Kanaatbahş
İnandırıcı
Kanun
Anayasanın yetkili kıldığı organ tarafından bir şekilde ve bu ad altında tespit edilmiş bulunangenel, sürekli ve soyut hukuk kurallarıdır.
Kanun hükmünde kararnameler
TBMM’ nin bir kanunla yetki vermesi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belli konuları düzenlemek amacıyla çıkarılan yazılı hukuk kurallarıdır.
kanun sözcüsü
savcı
Kanun tasarısı
Nakanlar kurulunun hazırlayarak TBMM ‘ ne sunduğu kanun projeleridir.
Kanuni intifa hakkı
Kanun tarafından bazı kişilere tanınan ve hakkı doğuran olayın ortadan kalkmasıyla son bulan; hak sahibine, başkasına ait bir mal (hak) üzerinde kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkisi veren bir irtifak hakkı.
Kanuni ipotek hakkı
Kanunun öngördüğü bazı durumlarda, bazı kişilerin (kanun gereği) sahip olduğu ipotek kurma hakkı.
Kanuni müşavir
Vesayet altına alınmasına gerek olmayan ancak fiil ehliyetinden kısmen mahrum edilmesi kendi yararına olan reşit kimseye, bazı işler için görüşü alınmak üzere mahkemece atanan danışman.
Kanuni şuf’a hakkı
Kanundan (müşterek mülkiyet hakkından) doğan ve hissedarlık (paydaşlık) devam ettiği müddetçe varlığını koruyan, hak konusu şeyin bir üçüncü kişiye satılması halinde hak sahibine o şeyi öncelikle satın alma yetkisi veren hak.
Karabet
Yakınlık
Karâr-gîr
Kararlanmış; kararı verilmiş; karara bağlanmış
Kârine
İpucu; belirti; bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olgunun (sonucun) çıkarılması
Karineyi hal
Duruma göre
Karye
Köy
Karz
Ödünç
Kast
Kanunun suç saydığı bir eylemi ve onu meydana getirecek hareketin sonuçlarını bilerek ve isteyerek işlemek iradesi
Kat’
Kesme; kesilme; karar verme; sona erdirme
Kat irtifakı
Yapılmakta veya ileride yapılacak olan bir binanın yapımı borcunu ve bina tamamlandığında da kat mülkiyeti kurulması yükümünü doğuran bir irtifak hakkı.
Kat maliki
Bağımsız bölümler üzerinde kurulan kat mülkiyeti hakkına sahip olan kişi.
Kat malikleri kurulu
Kat mülkiyetine konu taşınmazdaki bütün kat maliklerinin oluşturduğu kurul.
Kat mülkiyeti
Bir yapının bağımsız bölümleri üzerinde kurulan, arsa payı ve ana gayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyet hakkı.
Katibi adil
Noter
Kâtib-i adil
Noter
Katiyet kesbetmek
Hale gelmek
Kavâid
Kaideler; usuller; kurallar; yasalar
Kavi
Kuvvetli
Kaynak hakkı
Hak sahibine, bir başkasının arazisindeki kaynağın sularını almak ve kendi arazisine akıtmak (kullanmak) yetkisi veren bir irtifak hakkı.
Kazaî içtihatler
Mahkemelerde vermiş oldukları kararlarda bir sorunun çözümlenmesiyle ilgili olarak kabul edilmiş olan ilkelerdir
Kazaî karar
Yargısal karar
Kaza-î merci
Yargı organı; mahkeme
Kazai rüşt
15 yaşını bitirmemiş olan mümeyyiz bir küçüğün, ana ve babasının muvafakatiyle mahkemece reşit kılınması
Kazaî tefsir
Yargısal yorum
Kaziyye-i muhkeme
Kesin hüküm
Ke-en-lem-yekün
Sanki yokmuş; hiç yokmuş; hiç olmamış gibi
Kefalet
Kefil olma; kefillik, bir kimsenin alacaklısına karşı, o kimsenin borcunun yerine getirilmesini sağlamak yükümlülüğü altına girmek.
Keff-i yed
El çekme; vazgeçme; karışmama
Kemâl
Olgunluk; tamlık; eksiksizlik
Kerhen
İğrenerek; istemeyerek; hoşlanmayarak; zorla; zoraki
Kesb
Çalışıp kazanma; edinme
Kesbetmek
Kazanmak; edinmek; sağlamak
Ketmetmek
Gizlemek; saklamak; sır tutmak
Keyfiyet
İş; durum; mesele
Kezailik
Aynı şekilde
Kıstâs
Ölçü; ölçüt
Kışlak
Kışın hayvanların yayılıp otlamasına uygun yer. Bir veya birkaç köy ya da beldeye, ayrı ayrı veya ortak olarak, kış mevsiminde hayvanlarını barındırmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanıla gelen arazi.
Kıyâs
Karşılaştırma; oranlama; örnekseme
Kifâyet
Kâfi olma; yetme; yetişme; yeterli olma; yeterlilik
Kişisel haklar
Kişinin maddi ve manevi tüm varlığı ile ilgili bulunan ve bu varlığın serbestçe geliştirilmesi amacına yönelik olan hak ve hürriyetlerdir
Kitab’ül-icare
İcar kitabı; Mecelle’de kira bölümü (faslı)
Kollektif şirket
Ticari bir işletmeyi ticari ünvan altında işletmek üzere hakiki şahıslar arasında kurulan ve ortaklardan hiçbirinin sorumluluğu sınırlanmamış olan ticari şirkettir.
Konkordato
Dürüst borçlunun önerip de en az üçte iki alacaklısının kabulü ve ticaret mahkemesinin onaması ile ortaya çıkan bir anlaşmayla, alacaklıların bir kısım alacaklarından vazgeçmesi ve borçlunun da bu anlaşmaya göre kabul edilen borcun belli yüzdesini, tamamını ya da daha fazlasını, kabul edilen vadede ödeyerek borcundan kurtulması.
Kontrat
Mukavele; sözleşme
Kuru mülkiyet
Bir mal üzerinde, (malikin sahip olduğu ayrıcalık ve yetkilere zarar gelmemek üzere) bir başkasına tanınan intifa veya sükna gibi fiili kullanma hakkının varlığı durumunda malikin sahip olduğu mülkiyet hakkı.
Kuvvei müsellaha
Güvenlik kuvvetleri
Kuyûd
Kayıtlar; bağlar; deftere geçirmeler
Külfet
Sıkıntı; zorluk; yük; zahmet; eziyet
Küsur
Artık
Küşad
Açma; işletmeye açmak
Kütüb
Kitaplar
laakal
en az
Lâ-akall
En azından; daha aşağı olmaz
Lâfz (lafız)
Söz
Lâhik
Yetişen; ulaşan; eklenen; sonradan tayin edilen; yenisi
Lâübâlî
İlişiksiz; kayıtsız; saygısız; senli benli
Lâ-yete gayyer
Sabit; değişmez; bozulmaz
Layiha
Dilekçe; yazılı dilek; istek; tasarı
Lede-l-hâce
Hacet,ihtiyaç görüldüğü zaman
Ledelicap
İcap ettiğinde
Levâzım
Gerekli şeyler; malzeme; malzemeler
Livâ’
Bayrak; mülkî idarede kazâ ile vilâyet arasında bir derece; sancak
Lokavt
İşveren tarafından kendi teşebbüsüyle veya bir işveren kuruluşun kararına uyarak işçilerin topluca işten uzaklaştırılmasıdır
Lükata
Buluntu; sokakta bulunup alınan sahibi belli olmayan şey.
Maada
…başka
Madde-i sabıka
Yukardaki hükümler; geçen hükümler; daha önce anılan maddeler
Maddi edim
Borçlunun malvarlığı ile ifa edeceği edim türü
Maddi mal
Taşınır ve taşınmaz mallar gibi fiziksel varlığı olan, gözle görülüp elle tutulabilen mal.
Madrûb
Dövülmüş; darbolunmuş; vurulmuş
Ma’dûd
Sayılı;
Mafevk
Üst
Mağsûb
Gasbedilmiş; zorla alınmış mahal yer
Mahalli idareler
Köy, kasaba ve şehir adı verilen belli yerleşim alanlarındaki mahalli ihtiyaçları gidermek üzere çeşitli kamu hizmetlerini yürütmekte olan kuruluşlardır
Mahcur
Vesayet altına alınmış kişi; kısıtlı
Mahcuz
Haczedilen; hacizli; üzerine haciz konulmuş
Mahdut
Sınırlanmış; tahdit edilmiş
Mahfuz
Saklı; gizli
Mahiyet
Nitelik; bir şeyin aslı, esası, içyüzü
Mahkumunbih
Hüküm konusu
Mahlûl
Hallolunmuş; çözülmüş; mirasçısı bulunmayan ve hükümete kalan
Mahrum
Yoksun; dilediğini, istediğini elde edemeyen
Mahsulât
Mahsuller; ürünler
Mahsup
Hesap edilmiş; hesaba dahil edilmiş
Mahsus
Özgü; özel; müstakil; özel olarak
Makable şâmil
Geçmişe dokunan; geçmişe etkili olan; geçmişteki olayları da etkileyen
Makable teşmil
Bir hükmün etkisinin geriye yürütülmesi
Makrûn
Yakınlaştırılmış; yaklaştırılmış; yakın; ulaşmış
Maksûr
Kasrolunmuş; kısıtlanmış; kısıtlı
Maktu
Götürü; belirli; miktarda; değeri biçilmiş; pazarlıksız
Makule
Çeşit; tür; soy
Mal birliği
Eşlerin, (evlilik sözleşmesinde birliğe dahil olmayacaklarını belirttiği mallar istisna olmak üzere) evlenme zamanında her birinin malik olduğu ve evliliğin devamı süresince mülk edindiği bütün malların dahil olduğu birlik üzerinde kocanın (karının şahsi malları hariç olmak üzere) mülkiyet hakkına sahip olduğu mal rejimi.
Mal Ortaklığı
Eşlerin, ortaklığa girecek mal ve gelirleri sınırlandırmamış olduğu ve bunlar üzerindeki mülkiyet hakkını ortaklaşa kullanarak hiçbir payında bağımsızca tasarruf edemediği mal rejimi.
Malik
Mülkiyet hakkı sahibi; bir şeye sahip olan kişi.
Mamelek
Malvarlığı
Mansub
Atanmış; nasbolunmuş
Marifetiyle
Yoluyla;aracılığıyla
Maruz
Arz olunmuş; bir şeyin karşısında etki altında bulunan
Masarif
Masraflar; giderler
Masarifi muhakeme
Muhakeme masrafları
Maslahat
Emir; buyruk; madde; husus; dirlik düzenlik; iş
Masrûf
Sarf edilmiş; harcanmış
Matbu
Basılı; basılmış
Matlab
Talep olunan; istenen şey
Matlubat
Alacaklar; istenen şey
Matrah
Bir verginin miktarını belirtmek için esas alınan değer.
Matuf
Yöneltilmiş; yönelik
Mazarrat
Zarar; zararlar; zarar verici; zarar verme
Mazbata
Tutanak
Mazbut vakıf
Yönetimi devlet tarafından ele alınmış vakıf
Mazhar
Erişen; bir şeyden yararlanma; ulaşma
Mazireti sahiha
Gerçek engel
Mazmûn
Ödenmesi gereken şey
Maznun
Zanlı; sanık
Meail
Sorunlar
Mebaliğ
Meblağlar; tutarlar; ganimetler; paralar
Mebânî
Binalar; yapılar
Mebde
Evvel;başlangıç; prensip; ilk unsur
Mebi
Satılan şey
Meblâğ
Para tutarı; akçe
Mebnî
Buna dayanan; ….den dolayı; ……den ötürü; bu sebeple; bu yüzden; üzerinde kurulu
Mecâri
Su yolları; akıntı yerleri; su yatakları; mecralar
Meccanî
Parasız; bedava
Mecmuu
Tümü; tamamı; hepsi
Mecra
Bir işin gidiş, oluş yolu; akarsu yatağı; su yolu
mecruhiyet
yaralama
Me’cur
Kiraya verilen şey; kiralanan
meczum
anlaşılan
Meçhul
Bilinmeyen; tanınmayan
Meçzum
Anlaşılan
Medar
Dayanak; yardım; elverişli
Medarı tatbik
Uygulanabilir
Medlûl
Delillendirilmiş; delil getirilmiş şey; bir kelimeden veya işaretten anlaşılan
Mefhumu muhalif
Karşıt kavram
Mefruğunbih
Devir konusu şey
Mefruğunleh
Kendisine bir şey ya da hak devrolunan kimse
Mefruşat
Döşeme; ev eşyası.
Mefsuh
Feshedilmiş
Mehil
Süre; önel
Melhuz
Muhtemel; gerekebilecek; umulur; beklenir
Memalik
Ülke
Memnu
Menedilmiş; yasaklanmış; yasak
Memur
Kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yapmak üzere atanmış olan kişilerdir.
Men
Yasak etme; bırakmama; durdurma; esirgeme; vermeme; önleme
Men etmek
Engellemek; yasaklamak
Menâfi
Menfaatler; yararlar; çıkarlar
Menafil
Yararlar
Menba’
Kaynaklar; çıkış yeri
Menfaati amme
Kamu yararı
Menfi edim
Borçlunun bir şeyi yapmamak şeklinde icra edeceği edim türü.
Men’i muaraza davası
Bir mal üzerinde;başka bir kimse tarafından ileri sürülen hak veya yapıların el atmanın önlenmesi isteğiyle açılan dava
Menkul
Taşınır; taşınır mal
Menkuz
Bozulan
Menşe
Kaynak; kök; başlangıç
Mera
Bir veya birkaç köy veya beldeye ayrı ayrı veya ortak olarak,hayvanları otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılagelen arazi
Merbut
Bağlı
Merhun
Rehnedilen mal
Mer’i
Yürürlükte; geçerli
Meriyet
Yürürlük
Mersule
Gönderilen
Mesağ
İzin; ruhsat; cevaz
Mesaha
Ölçme; ölçümleme
Mesail
Meseleler
Mesâkin
Meskenler; oturulacak yerler
Meskûn
İçinde insan oturan; oturulan; yerleşilmiş
Mesmu
Dinlenen; dinlenebilir; karar için incelenebilir
Mesned
İsnad edilen şey; dayanılan şey; dayanak; rütbe
Mesul
Sorumlu
Meşfu
Şuf’a (önalım) hakkının ilişkin olduğu mal
Meşhudat
Şahitlik
Meşrut
Şart koşulmuş; şartlı; şarta bağlı
Meşruta tevliyet davası
Vakfeden kişinin mütevelliği kime şart kıldığı yolundaki uyuşmazlıkla ilgili dava
Mevaşi
Koyun,keçi,öküz,inek gibi hayvanlar; geviş getiren hayvanlar; hayvan
Mevdaddı mahsusa
Özel hükümler
Mevhûm
Varsayılan; var olarak kabul edilen; kuruntuya dayanan
Mevkuf
Vakfedilen şey
Mevrid
Varacak yer
Mevsukiyet
Sağlamlık
Mezkûr
Zikredilen; sözü edilen; anılan
Mezrûât
Ekilip biçilmiş tohumlar; ekinler
Mezun
İzinli; yetkili; bir okulu (kursu) bitiren kişi
Mezuniyet
İzin; yetki; bir okulu (kursu) bitirip diploma alma
Mikâp
Bir şeyin küp olarak değeri (örneğin; metremikâp
Milk
Kudret; tasarruf; mülk
Minval
Şekil
Miras Şirketi
Mirasın açılmasından, bölüştürülmesine kadar, mirasa dahil olan mal, hak ve borçların oluşturduğu topluluk.
Misillû
Benzer; örnek gibi
Muaccel
İvedi; peşin; vadesi (eceli) gelmiş; ödenmesi gereken hale gelmiş.
Muacceliyet
Borcun vadesinin gelmiş olması
Muaddel
Değişik
Muaddün-li-l-istiglâl
Kiraya verilmek üzere yapılmış şey; kiralık eşya
Muadil
Denk; eşit
Muafiyet
Affedilmiş olma; bağışıklık; yükümlülük dışında tutulmuş
Muâhede
Antlaşma; karşılıklı ant içme
Muahhar
Sonraya bırakılmış; tehir edilmiş; sonraki
Muallak
Havada boşta duran; sürüncemede kalmış
Muamelat
Muameleler; işlemler
Muaraza
Çekişme; sataşma; birbirine karşı gelme; bir hak talebi; kavga
Muavin
Yardımcı
Muayyen
Belirli; belli; saptanmış
Muayyen mâ-adâ
Başka; dışında
Mubayaa
Satın alma
Mucibince
Gereğince; uyarınca
Mucip
Gerektiren; gerektirici; icapcı; öneri sahibi
Mucip sebepler
Gerektirici sebepler; gerekçe
Mugayir
Aykırı; zıt; ters
Muhakeme
Yargılama
Muhammen
Tahmin edilen
Muharrer
Yazılı; yazılmış
Muhassas
Tahsis olunmuş; tayin edilmiş; özgü
Muhatara
Riziko; zarara uğrama tehlikesi; tehlike; zarar ve ziyan
Muhayyerlik
Bir sözleşme ile,belirlenen edimin yerine bir başkasını geçirmek yetkisi; seçimlik hak
Muhdesat
Sonradan yapılmış; sonradan meydana gelmiş şeyler; yeni şeyler
Muhik
Haklı; geçerli; uygun; gerekli
Muhkem kaziye
Kesin hüküm
Muhtar
Özerk; bağımsız; köyde devlet işlerini gören köyün başı
Muhtelif
Çeşitli; değişik; farklı
muhtevî
içeren, barındıran
Mukabeleihilmisil
Karşılıklılık esası
Mukabil
Karşılık; karşı
Mukaddem
Önce; önce gelen; daha öncede bulunan
Mukadderat
Kader; yazgı; ölçülebilen,sayılabilen şeyler
Mukarrer
Kararlaştırılmış
Mukarrerat
Kararlar; kararlaştırılan şeyler
Mukataa
Arazinin belli bir ücret karşılığında kiraya verilmesi; bağ,bahçe,arsa durumuna getirilen ekim toprağı için verilen vergi
Mukavele
Sözleşme; akit; bağıt
Mukayyet
Kayıtlı; sınırlı; kaydolunmuş; deftere geçirilmiş
Mukriz
İkraz eden; borç veren; ödünç veren
Muktazi
Gerekli
Munkati
Kesilmiş; ara verilmiş
Munkazi
Bitmek
Munsifane
İnsaflı ölçüde
Muntafî
Sönme; ortadan kalkma
Muntazır
Bekleyen; gözetleyen
Murabaha
Kanunun belirlediğinden fazla faiz alınması; tefecilik
Murakabe
Denetleme; kontrol; gözetme
Muris
Kazandıran; veren; miras bırakan, ölümüyle, hakkında miras hukuku hükümlerinin uygulandığı kişi; miras bırakan.
Murtabit
Bağlantılı
Musaddak
Tasdikli; onaylı
musakka
sulu tarla;suyu bulunan taşınmaz
Musakkaf
Üstü tavanla örtülmüş; tavanı,damı olan;
Musakkafat
Gelir getiren kapalı (damlı) binalar
Mutad
Alışılmış; âdet olunmuş; normal
Mutalebe
Talepte bulunma; istemde bulunma
Mutasarrıf
Tasarruf eden; sancakların en büyük mülki amiri
Mutavassıt
Aracı; aracılık eden; vasıta olan
Mutazammın
İçine alan, üstüne alan; kefil olan; ödemeyi üstlenen
Mutazarrır
Zarar gören kimse
Muteber
Geçerli; itibarlı; hatırı sayılır; güvenilir; sağlam
Muteberiyet
Geçerlik; geçerlilik
Mutlak muvazaa
Tarafların gerçekte herhangi bir muamele yapmayı düşünmedikleri halde, sadece üçüncü şahısları yanıltmak amacıyla, aralarında bir muamele yapılmış gibi göstermeleri
Muttali
Öğrenme; haberdar olma; bilgilenme
muvacehe
yüzleştirme
Muvâcehe
Yüzleştirme; yüz yüze gelme
Muvafakat
Uygun görme; onama; razı olma; rızası olma
Muvafık
Uygun; yerinde
Muvakkat
Geçici; süreksiz
Muvâzaa
Danışıklı işlem
Muvâzene
Denge
Muzâf
İzafe edilmiş; bağlı; bağlanmış; katılmış; yönelik
Mübâdele
Bir şeyin başka bir şeyle değiştirilmesi; değiştirme; değiş-tokuş; değişim
Mübayaa
Satın alma
Mübâyenet
Birbirine zıt olan şeyler, kaideler, iddialar, hükümler arasındaki görünüş
Mübâyin
Zıt; aykırı; ters
Mübeyyin
Gösterir
Mücâvir
Komşu olan; yanında bulunan
Mücbir
Zorlayıcı; zorlayan
Mücerred
Soyut; genel
Mücmel
Kısa ve öz olarak anlatılmış; açıklanmadıkça ne anlama geldiği anlaşılamayan ibare
Müctemian
Topluca; toplu olarak
Müdafi
Savunucu; savunan
Müdahalenin men’i
Taşınır veya taşınmaz bir mala karşı yapılan maddi elatma veya sataşmanın, ayni hakka dayanılarak önlenmesi.
Müddea
Davacının dava ettiği şey; dava konusu
Müddeaaleyh
Davalı; hakkında dava açılan kişi
Müddeabih
Dava konusu
Müddei
Davacı; iddia eden kişi
Müddei aleyh
Davalı; hakkında dava açılan kişi
Müddei umumi
Savcı
müddeiumumiye
cumhuriyet savcısı
Müebbet
Sonsuz; süresiz
Müeccel
Vadeli; vadeye bağlanmış; zamanı henüz gelmemiş
Müeddî
Tediye eden; eda eden; doğuran
Müesses
Kurulmuş; kurulu; tesis edilmiş
Müessir
Tesir eden; etkili; tesirli
Müeyyid
Teyid eden; doğrulayan; kuvvetlendiren
Müeyyide
Yaptırım; destek; hukuk kurallarının uygulanmasını sağlamak ve zorlamak için yasalara konulan hükümler; bir kuralın emir ve yasaklarına uyulmadığı zaman karşılaşılacak olan tepkidir.
Müflis
İflas eden kişi; mahkemelerce iflasına karar verilen kimsedir
Mühür
Bazı kişi ve kurumların, yaptıkları işlemi veya koruma altına aldıkları eşyayı belgelendirmek için kullandıkları kazılı damga vb. araç.
Mükellef
Yükümlü; ödevli; görevli
Mükellefiyet
Yükümlülük; bir kimseye veya bir şeye yükletilen yüküm; görev
Müktesip
İktisap eden; kazanan; edinen
Mülâhaza
Düşünce; görüş
Mülâhazât
Düşünceler
Mülhak evkaf(vakıf)
Vakıf yöneticileri(mütevelliler) tarafından yönetilen ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından denetlenen vakıflar
Mülki
Ülke ile ilgili; ülke yönetimine ilişkin
Mülkiyet hakkı
Kişiye, kanunların öngördüğü sınırlar içinde, sahibi olduğu maldan ve malın hukuki ve doğal ürünlerinden yararlanma ve o mal üzerinde tasarruf etme yetkisi veren egemenlik hakkı.
Mültezem
Gerekli görülen; kayırılan
Mülzem
Bağlı
Mümâselet
Benzeme; benzeyiş; andırma
Mümasil
Örnek; misâl; benzeyen; andıran
Mümellek-ün-leh
Kendisine bir şey temlik olunan kimse
Mümellik
Temlik eden; mülk olarak veren kişi
Mümessil
Temsil eden; temsilci
Mümeyyiz
Sezgin; temyiz eden; iyiyi kötüden ayırma yeteneğine (temyiz gücüne) sahip kimse.
Mümtâz
Üstün; ayrıcalıklı; imtiyazlı
Mümteni
Çekinen; imtina eden; olamaz;
Mün’akit olmak
Bir sözleşmenin kurulması; akdin oluşması; üzerinde anlaşma yapılmak
Münâzaa
Uyuşmazlık; çekişme; anlaşmazlık
Münaziünfih
Niza konusu; uyuşmazlık konusu olan şey; dava konusu
Münbais
Doğan; ileri gelen
Müncer
Sonuçlanan; şu veya bu sonuca varan
Mündemic
İçinde bulunan; (içinde)yatan
Münderecat
İçerik; kapsam; içindekiler
Münferiden
Tek tek; ayrı ayrı; tek başına
Münfesih
İnfisah etmiş; bozulmuş; dağılmış
münhal
boş, görevlisi bulunmayan
Münhasır
..ye özgü; ..ye ayrılmış; ..ye mahsus; sınırlanmış; ayrılmış
Münkasem
Bölünmüş
Münkati
Kesilen; kesilmiş; kesik; aralıklı
Münkir
İnkar eden
Münselip
Kaybetme, keybeden
Müntakil
İntikal eden; geçen
müntehap
şeçilen,seçilmiş bulunan
Müntehî
Nihayet bulan; sona eren; son; en son; bir şeyi tamamlayan
Mürâdif
Eş anlam; aynı anlam
Mürafaa
Sözlü duruşma; genellikle Yargıtay’da veya İdare Mahkeme’lerinde yapılan duruşmaya verilen ad
Müraselât
Gönderilen şeyler; mektuplar; yazışmalar
Mürettep
Tertip edilmiş; düzenlenmiş
Mürtebit
Bağlantılı; ilişkili; ilgili
Mürtefi
Kaldırma kaldırılmış
Mürtehin
Rehin alacaklısı; ipotek hakkına sahip
Mürur hakkı
Geçit hakkı
Müruru zaman
Zaman aşımı; bir davanın açılması veya hükmün yerine getirilmesi için kanunen belirli zamanın geçmesi
Müsaade
İzin; yardım; uygun olma; serbestlik
Müsadere
Zoralım; bir kimsenin taşınır veya taşınmaz bir malının, kendi isteği olmaksızın devlet tarafından elinden alınması
Müsamaha
Hoş görme; göz yumma; tolerans tanıma
Müsâvât
Eşitlik
Müsavi
Eşit; eş düzeyde; aynı seviyede
Müseccel
Tescilli; yazılmış; kayıtlı; damgalanmış
Müspet edim
Borçlunun, belli bir şeyi yapmak ya da vermek şeklinde olumlu bir davranış biçimi ile yerine getireceği edim türü
Müstacel
İvedi; tez; hemen yapılması gerekli
Müstacelen
İvedi olarak; acele olarak
Müstaceliyet
İvedilik; acil olma hali
Müstagallât-ı mevkufe
Hayır kurumlarına gerekli geliri sağlamak üzere vakfedilmiş mallar
Müstehak
Hak eden
Müstehik
İstihkak sahibi; hak kazanmış; haketmiş; layık
Müstelzim
Gerektirici; doğurucu; sonuç doğurucu
müstemir
sürekli, kesintisiz
Müstemiren
Sürekli,aralıksız
Müsteniden
Dayanarak; bir şeye dayanarak; delil göstererek
Müstesna
Ayrık; istisna olan; kural dışı
Müşâ’
Ortaklar arasında beraberce kullanıldığı halde paylara ayrılmamış şey; ortak mal
Müşâbehet
Benzeyiş; benzeme
Müşâbih
Benzeyiş; benzeme
Müşârün-ileyh
Adı geçen; anılan; ilim ve resmi mevkii yüksek olan kimse
Müşkilât
Zorluk; güçlük
Müştemilât
Eklenti
Müşterâ
İştira edilmiş; satın alınmış
Müşterek mülkiyet
Birden çok kişinin, kanun veya hukuki işlem nedeniyle, bir mala, fiilen bölüşmedikleri belirli paylar oranında malik olmaları.
Mütâlaa
Görüş; irdeleme; düşünce
Müteaddit
Birden fazla; çeşitli
Müteahhidünbih
Taahüt edilen,yapılması istenilen şey
Müteahhit
Taahhüt eden; yüklenici; belli bir inşaatı (eseri) yapmayı üstlenen
Müteallik
İlişkin; bir şeye dair; ilgili
Müteamel
Alışılagelmiş
Mütebaki
Geriye kalan; artan
Mütedâir
Dair olan; ilişkin; değin
Mütedavil
Elden ele geçen; dönen; dolaşan; tedavül eden
Müteferri
Eklenti; eklenmiş; ekli; ilişkin; aynı kökten
Müteferriât
Teferruat; ayrıntı
Müteferrik
Dağınık; çeşitli; ayrı ayrı; türlü
Mütegayyib
Kaybolmuş; yitmiş
Mütehammil
Tahammüllü; dayanıklı
Mütehassıl
Doğan; hasıl olan; meydana gelen
Mütehavvil
Değişken; kararsız
Mütekabiliyet
Karşılıklılık
Mütekabiliyet Esası
Bir devletin, başka bir devletin vatandaşlarına uyguladığı hukuki veya fiili bir davranış biçimine karşılık, diğer devletin de aynı şekilde davranması.
Mütemâyil
Eğilimli; taraflı görünen
Mütemerrid
Temerrüde düşen (kimse); yapması gereken bir şeyi yapmamakta direnen
Mütemmim cüz
Tamamlayıcı parça; mahalli örf ve adete göre, bir nesnenin esaslı unsuru olan, o nesne yok edilmedikçe veya parçalanmadıkça yahut niteliği bozulmadıkça ondan ayrılması mümkün olmayan parçalar, o nesnenin tamamlayıcı parçasıdır.
Mütenakıs
Çelişik
Mütenasip
Uygun; denk
Müterâfik
Beraber bulunan; karışık; birlikte
Müterettib
Sıralanmış; ait olan; …..üstüne düşen; gereken; meydana gelen; dolayı; meydana gelen
Mütesarlülfesat
Çabuk bozulan
Müteselsil
Zincirleme; dayanışmalı; ardı ardına
Müteselsil Sorumluluk
Birden çok kimsenin, bir borcun veya zararın (tamamının) ödenmesinden, zincirleme olarak ve tek başına sorumlu olması.
Mütevakkıf
Bağlı
Müteveffâ
Vefat etmiş; miras bırakan
Mütevelli
Bir vakfın yönetiminin kendisine verildiği kişi; vakıf yönetim kurulu
Mütevellit
Doğan; ileri gelen
Müttefik-un-aleyh
Üzerine ittifak edilmiş; anlaşma sağlanmış
Müttehaz
Verilen; ittihaz olunan; kabul edilen; yürürlükte bulunan
Müttehit
Birleşik
Müvekkil
Kendisini vekil ile temsil ettiren kişi; vekil eden.
Müvezzi
Dağıtıcı
Müzaheret
Yardım; koruma
Müzayede
Artırma; açık artırma
Nafaka yükümü
Bir kimsenin kanunun öngördüğü yoksulluğa düşmüş olan yakınlarına yardım etmekle yükümlü olmasıdır.
Nâfıa
Bayındırlık işleri
Nağahani
Ansızın
Nahiye
Bucak; bölge; kenar; kısım; çevre
Nail olmak
Erişmek; kavuşmak
Naiplik
Vekâlet
Nâkız
Bozma; kaldırma;
Nâm-ı müstear
Takma ad; eğreti ad nasp atama; tayin etme; dikme; saplama
Nâsıb
Naspeden; diken; tayin eden; atayan
Nâşî
Neşet eden; ileri gelen; ötürü; dolayı; sebebiyle
Nâtık
Bildiren; bildirici; gösterici; söyleyen; konuşan; idrak eden; düşünen nazara almak göz önüne almak
Navlun
Deniz yoluyla yapılan taşıma karşılığında ödenen ücret
Navlun mukavelesi
Deniz yoluyla eşya taşımak üzere yapılan sözleşmedir.
Nazarı dikkat
Göz önüne almak
Nebât
Bitki
Nef’î
Çıkar ile ilgili; faydacı
Nema
Büyüme; gelişme; kazanç; kâr; getiri; faiz
Neseben
Soyla ilgili; soy bakımından
Nesep
Ana baba ile çocuklar arasındaki hukuki bağ.
Neşet etmek
Doğmak; ileri gelmek; kaynaklanmak
Nevi
Çeşit; tür
Nez’
Sökme; kaldırma; yoketme
Nezaret
Denetim; gözetim; bakanlık
Nezetmek
Kaldırmak; ayırmak; ilişiği koparmak
Nısf
Yarım; yarı; yarısı
nısıf
yarı pay
Nidâ
Çağırma; bağırma; ünlem
Nisap
Derece; istenilen had; asıl; esas; yeter sayı; bir kurulun toplanabilmesi veya karar alabilmesi için gerekli sayıda üyenin bir araya gelmiş olması
Nispi muvazaa
Yapılan asıl muamelenin şartlarını ya da konusunu farklı şekilde göstermeleri
Niyâbet
Vekillik;
Niza
İhtilaf; çekişme; uyuşmazlık
Nizâm-nâme
Tüzük
Nizasız ve fasılasız
Uyuşmazlık konusu olmadan ve hiç ara vermeden; ihtilâfsız ve arasız
Nokta-i nazar
Görüş; bakış açısı
Nukud
Nakitler; paralar
Nükûl
Vazgeçme; cayma; kaçınma
Nümune
Örnek
Olveche
O şekilde
Orta malları
Yollar, köprüler, camiler gibi herkesin kullanabileceği kamu malları.
ortaç
tümleç olabilen,isim ve sıfat gibi kullanılan fiil asıllı kelime sıfat-fiil. ör: gelen çocuk, adı batası adam.
Ortak Yerler
Kat mülkiyetine tabi anagayrimenkulün, kat maliklerince ortaklaşa kullanılıp yararlanılan yerleri.
Otlak
Ölüme bağlı tasarruf
Gerçek kişilerin, ölümünden sonra hukuki etki ve hükümler doğurmak üzere yapmış olduğu hukuki işlem.
Ölünceye Kadar bakma akdi
Taraflardan birinin, ölünceye dek bakma ve kendisini görüp gözetme koşuluyla, malvarlığını veya bir kısım malları öbürküne geçirme (intikal ettirme) borcu altına girdiği sözleşme.
Özel haklar
Şahıslar ile şahıslar arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarından,yani özel hukukundan doğan haklardır.
Özel hukuk
Kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk dalı.
Pafta
Kadastrosu yapılan yerlerin ada ve parsellerinin, belli ölçülerle çizilmiş haritaları.
Parsel
İmar düzeni bakımından belli ölçüler gözönüne alınarak sınırlandırılmış arazi parçalarından her biri.
Paydaş
Bir bütünün belli bir kısmından (paydan) yararlanan; hissedar.
Pedavra
Köknar ve lâdin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta; hartama.
Râbıta
Bağlantı; bağ; düzen; tertip
Râci
Rücu eden; geri dönen; ilgisi olan
Rahin
Rehin veren; rehneden
Rakabe
Devri ve devir alınması olanaklı bulunan şeyin kendisi; örneğin tarla,köle gibi; mala(şeye) hakim olabilme kudreti; çıplak mülkiyet
Rapt
Bağlama; bağlanma; iliştirme; bağlaç
Rayiç
Sürüm değeri; geçerli olan
Rayiç Değer
Bir iktisadi kıymetin, değerleme günündeki normal alım-satım değeri; piyasa değeri.
Ref etmek
Kaldırmak; örneğin itirazın ref’i (kaldırılması)
Refik
Arkadaş
Rehin
Bir borcun yerine getirilmemesi halinde, alacaklarının teminatı olmak üzere ve paraya çevirtme hakkıyla birlikte alacaklı lehine verilen taşınır veya taşınmaz mal güvencesi.
Reisievvel
Birinci reis
Resen
Kendiliğinden; herhangi bir isteğe gerek olmadan; otomatikman
Resim
Devlet daire ve kurumlarında görülen hizmet ve yapılan giderlerin karşılığı olarak, sadece o işle ilgisi bulunan kişilerden alınan bir gelir.
Resmi gazete
Başbakanlık tarafından çıkarılan ve kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, tüzüklerin ve bazı yönetmeliklerin yürürlüğe girmesi için yayımladığı gazetedir.
Resmi Senet
Resmi bir makam ve görevlinin, usulüne göre düzenlediği veya onayladığı belge.
Resülmâl
Anamal; sermaye
Reşit
Ergin; rüşt yaşını doldurmuş; onsekiz yaşını dolduran veya onsekiz yaşını doldurmamasına rağmen evlenen veya yasal olarak erginliğine mahkemece karar verilen kişi
Rûz-nâme
Gündem; yevmiye defteri; takvim
Rücu
Dönme; geri dönme; cayma; sözünden dönme; sözünü geri alma; bir ödemede bulunan kimsenin, bu bedeli, asıl ödeme yapması gereken kişiden istemesi;
Rüçhan
Öncelik; üstünlük; imtiyaz
Rüsum
Resimler; devlet dairelerinde ve diğer kamu kuruluşlarında görülen hizmet ve harcamaların karşılığı olarak alınan vergiler
Rü’yet
Davanın bakılmakta olması.
Sâdır olmak
Çıkmak
Sahih
Sıhhatli; gerçek; düzgün; doğru; legal; hukuka uygun
Sâkıt
Susan; herhangi bir görüş bildirmeyen; düşen; düşücü; hükümsüz
Salâhiyet
Yetki; bir davaya bakabilme
Salahiyetname
Temsilciye verilen yetkiyi üçüncü şahıslara ispatlaması için verilen yazılı belgedir.
Sâlif-üz-zikr
Zikri geçen; bildirilen
Salih
Elverişli; uygun
Saniyen
İkinci olarak
Sarahat
Açıklık; netlik; sarihlik; aydınlık
Sarfiyat
Harcamalar; giderler
Sari
Bulaşan; bulaşıcı
Satış vaadi
Bir kimsenin, taşınmaz malını bir başkasına satmayı (ileride yapılacak satım akdini) taahhüt ettiği sözleşme.
Savcılık
Devlet adına kamu davasını açan makamdır.
Sây
Emek; çalışma
Sebketmek
Vâki olmak; yapılmak; olmak; ileri geçmek
Sehim
Pay; hisse
Selb
Zorla alma; kaldırma; giderme
Selef
Önce gelen kimse
Semen
Satış parası; satış sözleşmesinde, satana mal teslimine karşılık olarak ödenecek para
Semere
Bir maldan elde edilen ürünler; Tabii Semere
Senedât
Senetler
Sened-i hâkanî
Tapu senedi
Senevî
Senelik; yıllık
Serdetmek
İleri sürmek; öne sürmek; ortaya çıkmak; belirtmek
Seyrân-gâh
Gezme yeri; dolaşma yeri
Sigorta primi
Sigorta ettirenin sigortacıya ödemekle yükümlü olduğu ücrettir.
Sin
Yaşanılan süre
Sirayet
Bulaşma; yayılma; geçme
Sirkat
Hırsızlık; çalma; çalınma
Siyanet
Koruma
Siyasi haklar
Herhangi bir biçimde devletin yönetimine ve siyasi kuruluşlarına katılmaya yönelik haklardır
Sosyal devlet
Fertlerin sosyal durumlarıyla ilgilenen, onlara asgari bir hayat düzeyi sağlamayı, sosyal adaleti ve sosyal güvenliği gerçekleştirmeyi ödev bilen devlettir.
Sosyal ilişkiler
Şahısların birbirleriyle veya toplumla olan ilişkileridir.
Sosyal kurallar
Sosyal ilişkileri düzenleyen din, ahlak, görgü ve hukuk kurallarıdır.
Sosyal ve ekonomik haklar
Kişinin sosyal ve ekonomik faaliyetleriyle ilgili bulunan hak ve hürrriyetlerdir.
Sözleşme
İki veya daha çok kişinin, aralarında bir hukuki bağ yaratmak, bu bağı değiştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla, karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini beyan ederek yaptığı hukuki işlem; akit.
Sözleşme
İki veya daha çok kişinin, aralarında bir hukuki bağ yaratmak, bu bağı değiştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla, karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini beyan ederek yaptığı hukuki işlem; akit.
Sözleşmeden Dönme
Taraflardan birinin, mevcut sözleşmeden cayması; sözleşmeden rücu.
Sudur
Verilen ; çıkan
Suiniyet
Kötüniyet
Sukut
Düşme; düşüş
Sulh Hukuk Mahkemesi
Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve özel kanunlarca görevleri istisnai olarak belirtilen ve görevine giren hukuk uyuşmazlıklarına bakan tek hakimli mahkemelerdir
Sureti mahsusa
Özel olarak; özellikle; belli amaçla
Sureti mümtaze
Öncelikli
Suveri müsaddaka
Onanmış örnek
Sübût
Sabit olma; gerçekleşme; ispatlama; ispatlanma; kanıtlama
Sükna
Oturma yeri; oturulacak yer; konut
Sükna hakkı
Bir evde veya evin bir bölümünde oturma hakkı veren kişiye bağlı bir irtifak hakkı; oturma hakkı, bir evde veya evin bir bölümünde oturma imkanı veren bir irtifak hakkı.
Sülüsân
Üçte iki
Sürekli edim
Borçluyu belli bir süre, belli davranış ya da davranış biçimleri ile bağlı bulunmakla yükümlü kılan edim
Süreli icap
Bir kimsenin, belli bir süre bağlı olmak niyeti ile beyan ettiği icap.
Süresiz icap
Kabul haberinin kendisine ulaşması ile ilgili olarak herhangi bir süre tayin etmediği icap
Şagil
Meşgul eden; meşgul olmayı gerektiren; işgal eden; bir mülkte oturan
Şahâdet
Tanıklık
Şahbender
Konsolos
Şahsı âhar (âher)
Başkası; üçüncü kişi
Şahsi edim
Borçlunun bizzat bedeni ya da fikri gücü ya da yeteneği ile icra edeceği edim türü
Şahsi haklar
Ayni hakların aksine, herkese karşı ileri sürülemeyen haklar; kişisel haklar.
Şahsiyet hakları
Şahısların maddi,manevi ve ekonomik bütünlüğü üzerindeki mutlak haktır.
Şamil
İçine alan; kapsayan; çevreleyen
Şâmil olmak
Kapsamak; içine almak
Şârih
Şerhçi; şerh eden; bir konuyu ayrıntılarıyla açıklayan
şark
doğu
Şayi
Pay; hisse
Şâyi hisse
Ortak (müşterek) mülkiyette, ortaklardan herbirine ait pay
Şayian
Ortaklaşa
Şefi
Şufa (önalım) hakkı bulunan kişi; önalımcı
Şerait
Şartlar; koşullar
Şerh
Şahsi hakları, temlik (devir) sınırlamalarını ve geçici tescilleri tapu kütüğünde belirten yazıların (kayıtların) genel adı.
Şerh
Kişisel hakların, devir sınırlamalarının ve geçici tescilin, tapu siciline yazılmasını gösteren terim
Şerik
Ortak; iştirakçi
Şibh (şibih)
Benzer; benzeme; benzeyiş
Şifahî beyan
Sözlü açıklama
şimal
kuzey
şira
satış
Şufa
Önalım; öncelikli alım
Şufa hakkı
Önalım hakkı; mükellefin, hakkın konusu olan şeyi bir üçüncü kişiye satması durumunda, hak sahibine tek taraflı bir irade beyanı ile satılan şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında öncelikle kendisine devrini isteme yetkisini veren haktır, yenilik doğuran haklardandır.
Şuhut
Şahitler
Şümul
Kapsam; içine alma; kapsama
Şüyu
Paydaşlık; hissedarlık
Taaddüd
Birden çok
Taahhütname
Kişinin kendi ad ve hesabına, bir gerçek kişi veya tüzel kişiye karşı, sözleşmeli ya da sözleşmesiz olarak, bir işin yapılmasını veya bir şeyin teslimini üstlendiğini gösterir belge.
Taalluk
İlişiği olma; asılma; ilgi
Taayyün
Tayin olunma; belli olma; belirme
Tabiyet
Kişi veya şeyleri devlete bağlayan siyasi ve hukuki bağ; vatandaşlık. yurttaşlık; bağımsızlık
Tacir
Ticaretle uğraşan; bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimsedir.
Tadât
Sayma; sayılma; sayım
Tadil
Değiştirme; değişiklik
tafsil etmek
ayrıntiları ile anlatmak
Tağyir
Başkalaştırma; değiştirme; bozma tahakkuk gerçekleştirme; gerçekleşme
Tahaddüs
Ortaya çıkmak
Tahassul
Hasıl olma; sonuç olarak ortaya çıkma
Tahavvül
Değişme; dönme
Tahdîdât
Sınırlamalar; kısıntılar
Tahfif
Hafifletme; azaltma
Tahkikat
Soruşturma
Tahlif
Yemin
Tahliye
Boşaltma; salıverme; serbest bırakma.
Tahliye taahhütnamesi
Kiracının, kiralananı belli bir tarihte boşaltacağına ilişkin yaptığı yazılı irade beyanı.
Tahmil
Yükleme
Tahrip
Harabetme; yıkma; kırma; bozma
Tahrir
Yazım
Tahrir
Yazma; yazım
Tahriren
Yazılı olarak
Tahsin
Beğenme
Tahsis
Emrine verme; özgüleme.
Tahşiye
Çıkıntı yapmak
Taht
Alt; aşağı
Tahtani
Binanın alt kısmı
Tahtani fevkani
Altlı üstlü
Tahvil
Değiştirme; değiştirilme; borç senedi
Tahvilat
Tahviller
Takaddüm
Önce gelme; önde gelme
Takarrür etmek
Kararlaşmak; kararlaştırmak; istikrar kazanan kararlar
Takas
Vadesi gelmiş, aynı cinsten ve karşılıklı iki alacağın birbirine sayışılması.
Takrîr
Önerge; anlatma; anlatış; tapuda malını sattığını veya ipotek ettiğini söyleme
Takrir etmek
Sağlamlaştırmak
Taksim
Ortak mülkiyette bulunan bir malın, ortaklar arasında yapılan bir sözleşmeyle veya dava açmak suretiyle bölüştürülmesi.
Taksir
İradi olarak işlenen bir icra ya da ihmal eyleminden, fail tarafından istenmemiş olmalarına rağmen, kanunun cezalandırdığı sonuçların meydana gelmesi hali
Takyit
Sınırlama; kayıtlama; şarta bağlama; kısıtlama
Takyit
Kısıtlama
Talâk
İslâm hukukunda boşanma
Ta’lık
Geciktirme; askıda bırakılma
Talîmâtnâme
Yönetmelik
Tapuyu misil
Tarafsız bilirkişinin belirteceği tapu; bedel; değer baha
Tarik
Yol; yöntem
Târik
Terkeden; bırakan
Tariki âmm
Herkesin geçebilmesi için bırakılan yol; kamunun yararlandığı yol;
Tasarruf
Bir şeyden yararlanabilme ve o şey üzerinde fiili veya hukuki işlem yapabilme gücü.
Tashih
Düzeltme; resmi bir kütüğün, bir hukuki işlemin düzeltilmesi
Tasnif
Düzen
Tasrih etmek
Açıklamak; belirtmek
Tasvib
Doğru bulma; uygun görme; onaylama
Tatbika medar imza
Uygulamaya elverişli imza
Tathir
Temizleme
Tavassut
Aracılık; ara bulma; aracı olma
Tavazzuh
Aydınlanma
Tavzif
Görevlendirme
Tavzîh
Açıklama
Tazammun etmek
Öngörmek; sonucu doğurmak; içine almak; kapsamak
Tazminat
Maddi veya manevi zarara karşılık ödenen bedel; zarar ödencesi;hukuka aykırı olarak başkalarına verilen zararların ödetilmesi biçiminde müeyyidedir.
Teadül
Beraberlik; denklik; birbirine denk gelme
Teahhur(teehhür)
Gecikme; temerrüt
Teâmül
Örf ve adet; öteden beri olagelen, insanlar arasında yapılagelen belli bir davranış.
Teati
Karşılıklı gönderme
Tebaa
Uyruk; bir devletin hükmü altında bulunan kimseler
Tebâdür
Akla gelme; hatırlanma
Tebârüz ettirme
Belirtme; ortaya koyma
Tebdil
Değiştirmek
Tebdil
Değişme; değiştirilme
Tebeddül
Değişiklikler
Tebeddül
Değişiklik
Tebellüğ
Bir tebliği alma; tebliğ edilen bir yazıyı imza ile teslim alma
Tebellür
Netleşme; net olarak ortaya çıkma; aydınlanma
Tebeyyün
Ortaya çıkmak
Tebeyyün etmek
Saptanmak ; ortaya çıkmak; aydınlanmak
Tebligat
Bir hukuki işlemin yetkili makamca, ilgili kişinin bilgisine sunulmak üzere, kanun ve usule uygun olarak yazı veya ilanla bildirilmesi.
Tecdit
Yenileme; tazeleme, açıkça anlaşılacak şekilde önceki borcun, yeni bir borç kurarak ortadan kaldırılması; yenileme.
Tecezzî
Bölünme; doğranma
Tecvîz
Ceza verme; caiz görme
Tedabir
Tedbirler önlemler
Tedarik
Sağlama; temin etme
Tedavül
Sürüm; elden ele gezme; dolaşma; kullanılma
Tedip hakkı
Ana babalara tanınmış çocuğa öğüt vermek, ihtirada bulunmak
Tediye
Ödeme; bir borcun ödenmesi
Tedricen
Azar azar; yavaş yavaş; aşamalı olarak
Tedvîn
Hukuku birleştirmek amacıyla,hukukun bir dalı ile ilgili yasa halinde kurallar koyma
Teehhür
Gecikme; sonraya kalma
Teemmül
Düşünüp taşınma; etraflıca düşünme
Teessüs
Kuruluş; kurulma; yapılma; yapılanma
Tefehhüm
Anlamak; akıl erdirmek
Teferruat
Ayrıntı; bölgesel töreye (örfe) veya malikin açık isteğine göre, bir şeyin işletilmesi veya korunması veya ondan yararlanılması için sürekli olarak ona tahsis olunan ve kullanışta o şeye bağlı kılınan yada takılan veya onunla birleştirilen taşınır mallar, asıl şeyin teferruatıdır.
Teferruğ
Satın alanın aldığı mülkün ferağ işlemini yaptırması, tapu kaydını kendi üzerine çevirme
Teffiz
Bkz. tefvîz
Tefhim
Verilmiş olan kararın veya hükmün,duruşmada hazır bulunan taraflara yargıç tarafından sözle bildirilmesi
Tefrişat
Döşeme araçları; bir yeri döşemek için kullanılan eşya
Tefvîz
İhale; sipariş etme; havale etme; dağıtım; ısmarlama; bir taşınmazı belli bedel karşılığında üçüncü kişinin üzerinde bırakma
Tehâlüf
Yargıcın iki tarafa da yemin vermesi; birbirine zıt olma
Tehir erteleme
Ara verme
Tek taraflı irade beyanı
Hukuki bir ilişkide taraflardan birinin, o ilişki bakımından hüküm ve sonuç doğurmaya yetecek şekilde iradesini açıklaması.
Tekabül etmek
Karşılamak; karşılık olmak
Tekaüd
Emeklilik
Tekâyüd
Birbirine hile yapma
Tekeffül
Birine kefil olma; kefalet verme; garanti etme
Tekemmül
Tamamlanma; olgunlaşma
Tekevvün etme
Yaratılma; meydana gelme
Telâfi
Zararı karşılama; giderme; eksikliği giderme
Telâhuk
Birbirine katılma; yarışma; hakların yarışması
Telhîs
Hülasa etme; özetleme; özet
Telif
Yazma; uzlaştırma
Telif hakları
Fikir ürünü eserler üzerinde yaratıcısının sahip bulunduğu haktır.
Telvis etmek
Kirletmek
Temadi
Sürüp gitme; süregelme; devamedegelme; sürme; uzama
Temellük
Mülk edinme; kendine mal etme; sahip olma; sahiplenme; devralma
Temerrüd
Direnme; borcun ifasında gecikme, bir yükümlülüğün yerine getirilmesinde oluşan gecikme; direnme
Temettü
Kâr; kazanç payı; yarar
Teminat
Belli bir hukuksal durumu (genellikle borcun ödenmesini) sağlamak için verilen garanti.
Teminat akçesi
Bir sözleşmenin kurulması için taraflardan birinin diğerine vermek yükümlülüğünde bulunduğu para
Temlik
1-devir 2- Bir malın veya hakkın, bir hukuki işlemle başkasına devredilmesi; mülkiyetin nakli.
Temyiz Kudreti
İyiyi kötüden ayırma ve makul biçimde davranışta bulunma yeteneği.
Tenâküz
Çelişki
Tenbih
Uyarma; uyarı
Tenezzül
İnme; alçalma; düşme; kendine aykırı gelen bir işi veya durumu kabul etme
Tenkis
İndirme; azaltma; eksiltme
Tenmiye
Nemalandırma; artırma; işletme
Tensip
Uygun görme
Tenvîrât
Aydınlatma; ışıklandırma
Tenzil
İndirtme; azaltma
Terâküm
Birikme; biriktirme
Tercihe şayan
Üstün tutulan; yeğlenen; tercih edilen
Tereke (terike)
Miras bırakanın mirasçılarına geçen kalıtı; kalıt; mirasçılara kalan malvarlığı
Terekküp etmek
Oluşmak
Teressübât
Tortulanmalar; dibe çökmeler; durulmalar
Terettüp etmek
Düşmek; doğmak; ait olmak; sırası gelmek; gerektirmek
Terhin
Rehin olarak verme; emanet bırakma
Terkin
Silme; çizme; resmi kütük veya defterde yazılı bulunan bir konunun (şerhin) çizilmesi
Termim
Tamir etme; onarma; düzeltme; iyileştirme
Tersîmât
Resmetmeler; resmini yapmalar; çizmeler
Tertip
Sıra; düzen; düzenleme
Tesâhub
Sahip çıkma; koruma
Tescil
Resmi kütük veya defterlere bir konunun (hakkın) yazılması, kayıt düşülmesi.
Tesellüm
Teslim alma
Tesmiye
Ad koyma; isimlendirme; belirleme
Tesviye
Sonuca bağlama; çözümleme; gereğini yapma; seviye; düzdüzeltme
Teşevvüş
Karışıklık; kargaşalık
Teşmil
Kapsamına alma; yayma
teşrik
yaptığı bir işe ortak almak
Tevakkuf
Bağlı olma; durma
Tevarüs
Bir kimseden miras kalma; mirasa konma; kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme
Tevdi etmek
Vermek; bırakmak; sunmak
Teveccüh
Yönelme; yakınlık duyma; sevgi
Tevellüt
Doğum; doğma
Tevessül etmek
Başvurmak; kalkışmak; girişmek
Tevfik
Uydurma; uygunlaştırma
Tevfikan
Uyarınca; (ona) göre
Tevhid
Birleştirme
Tevkif
Tutuklama
Tevkil
Vekil olarak tayin edilmiş kimsenin, vekillik yetkisini bir başkasına devretmesi.
Tevlit etmek
Doğurmak
Tevliyet
Vakfın işlerini yönetmek
Tevliyet davası
Mütevellilik davası; vakfın işlerine bakma göreviyle ilgili dava
Tevsî’
Genişleme
Tevsîk
Belgelendirme
Tevzi
Dağıtma
Tezâyüd
Artış; çoğalma
Tezkere-i sâmiyye
Sadrazamlık makamından yazılan tezkere
tezyif
değersiz olarak gösterme, aşağılama
Tezyinat
Süslemeler
Toplu iş sözleşmesi
İşçi sendikaları ile işveren veya işveren sendikaları arasında yapılan ve iş şartlarını, tarafların hak ve borçlarını düzenleyen yazılı bir anlaşmadır.
Trampa
Bir malın başka bir malla veya bir hakkın başka bir hakla değiştirilmesini konu alan sözleşme.
Tüzel Kişi
Kendisini oluşturan gerçek kişilerin üzerinde ve onlardan bağımsız bir varlığı ve belirli bir amacı bulunan.
Tüzük
Bir kanunun uygulamasını göstermek veya kanunun emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak şartıyla ve Danıştayın incelemesinden geçirtilerek Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılan yazılı hukuk kurallarıdır.
Uhde
Görev; birinin yapmakla yükümlü olduğu iş; bir işin yapılacağına söz verme
Uhdesinde
Üzerinde; sorumluluğunda
Ulak
Haberci; haber götürücü
Umran
Bayındır
Umranî
Bayındırlıkla ilgili; imarlı hale getirme
Umur
İşler
Urup
Arşının sekizde biri
Usul
şekle ilişkin
Uygulama imar plânı
Onaylı halihazır haritalar üzerinde, varsa kadastral durumu işlenmiş olarak, nazım imar plân esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzeni, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama plânlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntılarıyla gösteren plan
Uyrukluk
Şahısları veya şeyleri devlete bağlayan hukuki ve siyasi bağdır
Uyuşmazlık Mahkemesi
Uyuşmazlık Mahkemesi, Anayasanın 158. (1961 Anayasası 142.) maddesiyle görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili, bağımsız bir yüksek mahkemedir.
Uzatılmış mal ortaklığı
Evlilik birliğinin, eşlerden birinin ölümüyle son bulması halinde, sağ kalan eşin, ölen eşin çocuklarıyla birlikte devam ettirdiği mal ortaklığı rejimi.
Üçüncü şahıs
Bir sözleşmenin, davanın veya icra takibinin taraflarından olmayan kişi.
Üst hakkı
Taşınmaz malikinin, bir başkasına, arsasının üstünde ya da altında inşaat yapma veya mevcut inşaatı koruma (ona sahip olma) yetkisi verdiği irtifak hakkı.
Vabeste
Bağlı
Vakfiye
Vakfedenin vakfa ilişkin bildirimini ve hakimin tescilini kapsayan belge
Vakıf
Tesis; başlı başına bir varlığı bulunmak üzere bir malın belirli amaca tahsisi
Varaka
Belge; yazılı kağıt
Varant
Rehin senedi; umumi mağazaya tevdi edilen mallara ve tahıla ilişkin rehin hakkını gösteren ve bu mallar üzerinde herhangi bir alacaklı yararına bu hakkın yaratılmasını sağlayan senet
Varîd
Gelen; vasıl olan; gerçek olan; varolan
Vâridât
Gelirler; devlet(kamu)gelirleri
Vâris
Mirasçı
Vasıl olmak
Ulaşmak, erişmek
Vasi
Kanunun öngördüğü durumlarda, küçük veya kısıtlı kişilerin haklarını korumak üzere mahkeme tarafından atanan kanuni temsilci.
Vatandaşlık
Bir hakiki şahsı bir devlete bağlayan hukuki bağdır.
Vaz’
Koyma; konulma (yürürlüğe koyma)
Vazıyed etme
Bir şeye veya bir işe el koyma
Vaziyet
Durum; hal
Vecîbe
Borç
Veçhile
(bu) yönden; böylece; uyarınca
Vedia
Saklama
Vefa hakkı
Hak sahibine, sattığı şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında tekrar kendisine devrini, tek taraflı irade beyanı ile isteme yetkisi veren hak
Vehle
Öncesi; baş tarafı; dakika; an
Vehle-i ûlâ
İlk başlangıç; birdenbire
Vekalet Sözleşmesi
Kişinin, bedelli veya bedelsiz olarak, bir işi yürütmeyi veya yerine getirmeyi başkası adına üstlendiği sözleşme.
Vekil
Vekalet sözleşmesi gereği, müvekkil tarafından ve onun adına işlem yapmakla yetkilendirilen kişi.
Velayet
Ana ve/veya babanın, reşit olmamış çocukları üzerindeki (kanundan doğan) eğitim ve terbiye hak ve yetkisi.
Velev
Olsa bile; hatta; ister; isterse
Veli
Velayet hakkına sahip bulunan ana ve/veya baba.
Veraset ilamı
ölenin kanuni varislerini gösteren, mahkemeden alınan resmi belge, hüküm
Verese
Mirasçılar
Vergide adalet ilkesi
Herkesin mali gücüne göre vergiye tabi tutulmasıdır
Vergi Mahkemesi
İdarenin vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin iptal ve tam yargı davalarına bakmakla görevli idari mahkemelerdir.
Vesait
Vasıtalar; araçlar
Vesayet
Küçük veya kısıtlıların haklarının korunması amacıyla özel hukuk tarafından düzenlenen ve bir kamu hizmeti niteliğini taşıyan kurum.
Vezâif
Vazifeler; görevler
Vicahî
Yüze karşı; tarafın yüzüne karşı
Vikaye
Koruma
Vuku bulmak
Olmak; oluşmak; meydana gelmek
Vücut bulmak
Doğmak; yapılmış olma
Yabancı
Bir devletin ülkesinde oturan ve o devletin uyruğunu iddia etmek hakkı olmayan kimselerdir.
Yalamuk
Çam ağacının reçineli kabuğu; soymuk
Yapı
(imar hukukunda) karada ve suda, sürekli veya geçici, resmî veya özel yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve hareketli tesisler
Yapı alacaklısı ipoteği
Bir yapıyı yapanların, o yapıdan doğan alacaklarını teminat altına almak için koydurdukları gayrimenkul rehni
Yapı kullanma izni
İskân belgesi
Yapı malikinin sorumluluğu
Bir binanın veya diğer yapı eseri malikinin, bunların çürük yapılmasından veya korunmasındaki kusurundan dolayı sorumlu tutulması
Yapı ruhsatı
İnşaat izni; inşaat ruhsatı
Yargı
Hukuk kurallarının bağımsız ve tarafsız mahkemelerce belli bir olaya uygulanmasıdır.
Yargıtay
Adli yargıya bağlı mahkemelerin vermiş olduğu kararların son inceleme mercii olan en üst yargı organı ve temyiz mahkemesidir. Yargıtayın kuruluşu, işleyişi ve üyelerinin nitelikleri yasa ile düzenlenmiş, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu ile çalışma usulü belirlenmiştir. İstisnai olarak sayılan bazı davalarda ilk ve son derece mahkemesi olarak görevlidir.
Yayla
Çevresi dik bayırlarla çevrili, düz ve yüksek yer; genellikle yüksek platolarda yer alan, insanların serinlemek ve hayvanlarını otlatmak için yaz aylarında gidip kaldıkları yer
Yaylak
Bir veya birkaç köy ya da beldeye, ayrı ayrı veya ortak olarak, yaz mevsimini geçirmeleri ve hayvanlarını otlatmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılagelen arazi. hayvanların yayılıp otlamasına uygun yer; otlak
Yed
El ;elinde bulundurma
Yed’i istirdat
Mal üzerindeki yitirlmiş egemenliği, tasarruf gücünü geri almak, yeniden ele geçirmek
Yediemin
Uyuşmazlık konusu şeyin saklanması ve idaresi kendisine verilen kişi; güvenilir kişi; yediadl
Yekûn
Toplam
Yeni arazi teşekkülü
Kimsenin mülkiyetinde olmayan yerlerde birikme, dolma, kayma ya da kamunun malı olan akarsuların yatak veya seviyelerinin değişmesi gibi olaylarla oluşan toprak parçası.
Yeniden değerleme
Vergi matrahının hesaplanmasıyla ilgili ekonomik kıymetlerin takdir ve tespiti; paranın değer kaybı gözönüne alınarak, bilançolardaki stoklar, sabit varlıklar gibi kalemlerde düzeltmeler yapılması.
Yerleşme alanı
İmar Plânı sınırı içindeki yerleşik ve gelişme alanlarının tümü
Yeşil alan
Şehir imar plânlarında toplumun yararlanması için ayrılan ve üzerinde inşaat yapılması mümkün olmayan ve ileride veya şimdiden park, çocuk parkı vb. hizmet alanı olarak ayrılmış alan
Yönetim planı
Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre anagayrimenkulün yönetimini düzenleyici hükümler içeren ve bütün kat maliklerini bağlayan sözleşme
Zabıt defteri
Eski hukukta, tapu sicili gibi kullanılan defter.
Zabıtname
Tutanak
zahir
açık
Zâhire
Yiyecek; gerektiği zaman harcanmak üzere ambarda saklanan hubûbat
Zâhirî
Görünen; görünüşte
Zail
Zeval bulma; bitme
Zamanaşımı
Kanunda öngörülen ve belirli koşullar altında geçmekle, bir hakkın kazanılmasını, kaybedilmesini veya bir yükümlülükten kurtulmayı sağlayan süre.
Zamin
Bir şeyi tazmin eden; kefil
Zevâid (zevait)
Vakıfta gelirin dağıtılmasından sonra geri kalan
Zeval
Son; bitim; nihayet; yok olma
Zevciyyet
Kocalık,karılık; karı-kocalık; eşlik
Zımnında
Dolayısıyla; için; olarak
Zımnî
Üstü kapalı; açık olmayan
Zihni kayıt
Bir kimsenin bilerek ve isteyerek, asıl iradesiyle uyuşmayan bir beyanda bulunması
Zikretmek
Anmak; anılmak; bildirmek; belirtmek
Zilyet
Bir şeyi fiilen elinde bulunduran kişi; bir şeyde tasarrufta bulunan kişi; elmen
Zilyetlik
Bir şey üzerinde fiili hakimiyet veya bi eşyayı fiili hakimiyet ve kudret alanı içinde bulundurma demektir.
zinhar
sakın, asla
zîr
alt (Kısım)
Ziya
Kaybetme; yitme
Ziyade
Fazla; çok; aşırı
Ziyade
Fazla; çok; aşırı
Zuhur etmek
Ortaya çıkmak; doğmak

Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Raporu

0

Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Raporu, 22 Ekim 2004’te yapılan basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu‘nun basın toplantısında, Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu, Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu tarafından hazırlanan raporun son şekline ilişkin özet dağıtıldı. Raporu hazırlayan Prof. Dr. Baskın Oran ve Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu hakkında “vatana ihanet” suç duyurusunda bulunuldu. Başbakan İnsan Hakları Danışma Kurulu üyesi Fethi Bolayır, “Azınlıklar Raporu”nda tahrifat yapıldığı, Cumhuriyetin milli ve manevi değerlerine saldırıda bulunulduğu iddiasıyla, Kurul Başkanı İbrahim Kaboğlu ve raporu kaleme alan Prof. Baskın Oran hakkında suç duyurusunda bulundu. 


Hemen arkasından da iki akademisyen hakkında ‘‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” ve ”devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlamalarıyla Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Uzun süren yargılamalardan sonra Kaboğlu ve Oran ”halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan beraat ederken ”devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlaması açılan kamu davası ise düştü.

Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu Raporu – Ekim 2004 / BAŞBAKANLIK İNSAN HAKLARI DANIŞMA KURULU

1) DÜNYADA AZINLIK KAVRAMI VE TANIMI

“Azınlık” kavramı dünyada 16. yüzyıldan bugüne kullanılmaktadır. Mutlakıyetçi krallık adı verilen yönetim biçimi kurulunca ve yaklaşık aynı zaman dilimi içinde dinsel azınlıklar ortaya çıkınca (Katolik krallıklarda Protestanlar, Protestan krallıklarda Katolikler) bu azınlıkların karşılıklı olarak korunması gerekmiş ve ancak o zaman azınlık kavramı ortaya çıkmıştır. 1789’dan sonra dinsel azınlıkların yanına bir de ulusal azınlık kavramı eklenecektir.

Avrupa devletleri bu azınlıkları korumayı kendi içlerinde hallettikten sonra kendi dışlarına dönmüşler ve Osmanlı İmparatorluğu içindeki gayrimüslimleri koruma ve bu sayede de Osmanlı’ya müdahale etme çabalarına girişmişlerdir. Sonuçta Avrupa ülkeleri birbirleriyle çatışmaya başlamışlar, böylece ortaya “Şark Meselesi” (Doğu Sorunu) çıkmıştır.

Bu uluslararası koruma çabaları önce tek taraflı koruma fermanları (ör. 1598 Nant Fermanı) ve ikili antlaşmalar (ör. 1699 Karlofça Antlaşması) biçiminde başlamış, 19. yüzyılda çok taraflı antlaşmalar (ör. 1856 Paris Antlaşması) evresine geçmiş ve nihayet 1920’de Milletler Cemiyeti’nin kurulmasıyla “uluslararası örgüt güvencesinde azınlık koruması” dönemi açılmıştır. Dünya şu anda da bu evrededir ve uluslararası azınlık koruma mekanizması Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, AGİT gibi kuruluşların şemsiyesi altında yürümektedir.

2) TÜRKİYE’DE AZINLIK KAVRAMI, TANIMI, KÜLTÜREL HAKLAR

Milletler Cemiyeti döneminden bu yana azınlık kavramının ölçütü üçlüdür: etnik, dilsel, dinsel azınlıklar. Bununla birlikte, Türkiye 1923 Lozan’da bunların üçünü de kabul etmemiş ve yalnızca gayrimüslim yurttaşların azınlık olduğunu ve dolayısıyla uluslararası azınlık korumasından yararlanabileceğini kabul ettirmiştir.

Bununla birlikte, aradan yaklaşık seksen yıl geçmiş olduğu ve bu arada dünyadaki azınlık kavramı, tanımı ve hakları büyük gelişme gösterdiği için Türkiye ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalmaktadır. Üstelik, 1990’dan sonra azınlık hakları hem mekân hem de nitelik olarak daha da genişlemiş ve güçlenmiştir. Bu sıkıntılar yalnızca Lozan’ın sınırlı tanımından kaynaklanmamaktadır.

Türkiye, imzaladığı uluslararası sözleşmelere getirdiği bir tür rezervle (çekince, ihtirazi kayıt) daha da dar bir kalıp ileri sürmektedir. Bu “Yorum Beyanı”na göre, Türkiye, Lozan’ın yanı sıra 1982 Anayasasının kısıtlamalarını da uluslararası ortamda ileri sürmekte, katıldığı sözleşmelerde getirilen hakların Lozan’da kabul edilenler dışındakilere de getirilmesi ve 1982 Anayasası tarafından yasaklanan haklardan olması halinde uygulanmayacağını bildirmektedir.

Türkiye’nin bu konudaki sıkıntılarını iki noktada özetleyebiliriz:

1) Türkiye’nin bu sınırlayıcı tutumu, dünyadaki eğilimlere gitgide ters düşmektedir. BM İnsan Hakları Komitesinin 1990’lardaki yorumundan sonra eğilim, bir ülkede azınlık olup olmadığını o ülkeye sormamak ve eğer “etnik, dilsel, dinsel bakımdan farklılık gösteren ve bu farklılığı kimliğinin ayrılmaz parçası sayan” gruplar varsa, o devlette azınlık bulunduğunu kabul etmek yönündedir. Fakat, bunlara azınlık statüsü tanıyıp tanımamak tamamen ulus-devletin yetki alanına girer. Burada hemen belirtelim ki Avrupa Birliği’nin, Türkiye’den, farklı kültürel gruplara azınlık statüsü ve hakları tanınması yolunda bir talebi kesinlikle yoktur. Yalnızca, kültürel bakımdan farklı bütün yurttaşlara eşit muamele yapılmasını istemektedir. Bu nokta çok iyi anlaşılmak zorundadır.

2) Türkiye Lozan’ı da gerektiği gibi uygulamamaktadır ve dolayısıyla Türkiye’nin bu kurucu antlaşmasının kimi hükümlerini dahi ihlal etmektedir. Bir kere, gayrimüslimlere getirilmiş olan haklar tam olarak uygulanmamaktadır. Hem bu haklar yalnızca üç büyük azınlığa (Ermeni, Musevi, Rum) tanınmakta ve diğer gayrimüslimlere (ör. Süryaniler için madde 40’daki eğitim hakkı) tanınmamaktadır, hem de Lozan Kesim III’ün bu gayrimüslimler dışındakilere uluslararası koruma olmaksızın getirdiği haklar devlet tarafından görmezden gelinmektedir.

Birinci duruma örnek olarak, basında “1936 Beyannamesi” olarak ünlenen uygulama, ikinci duruma ise Lozan’ın 39/4 maddesi gösterilebilir. Bu madde, “bütün TC yurttaşları”na, “dilediği dili ticarette, açık ve kapalı toplantılarda, her türlü basın ve yayın araçlarında kullanma” hakkı getirmektedir. Yani bu kullanımın tek istisnası, resmî dairelerdir. Bu konuda, örneğin radyo ve TV’lerde kimse istediği dilde yayın yapamadığı için 03 Ağustos 2002’de Üçüncü Uyum Paketi çıkartılmış, ama o da uygulanamadığı için bir de 30 Temmuz 2003’te Yedinci Paket çıkartılması gerekmiştir. Kasım 2003 sonunda RTÜK bu konuda bir yönetmelik hazırlamıştır. Burada da zaman ve mekan kısıtlamaları getirilmiştir. Oysa, örneğin Lozan 39/4 uygulansa, örneğin Kürtçe yayın konusunun getirdiği ve Türkiye’yi boşu boşuna meşgul eden sıkıntılı tartışmalar kendiliğinden sona erecektir.

Böyle bir durum, Türkiye’nin dört açıdan çok işine yarayacaktır: 1) Türkiye’nin, çok yakın bir gelecekte, zaten bir yararını görmediği “Yorum Beyanı”ndan vazgeçmek zorunda kalacağı kesindir. Bunu AB zoruyla değil, kendi iradesiyle yapması ulusal egemenlik kavramı açısından çok önemlidir ve bu da kendi kurucu antlaşması Lozan’ın hükümlerini uygulamasıyla olacaktır. 2) Bir gün, kaçınılmaz olarak, herkes her dilde yayın yapabilecektir. Buna geçişte yeni ve tartışmalı yasalar çıkarmakla uğraşmak yerine, Lozan’ın zaten en az anayasa değerinde olan hükümlerinin uygulandığı gerekçesini ileri sürmek devlet için büyük kolaylık sağlayacaktır. 3) Türkiye’de uluslararası koruma altında azınlık yaratmamak açısından, bütün yurttaşlara mümkün olduğu kadar geniş özgürlükler verilmesi gerektiği açıktır ve bu madde “tüm TC yurttaşları”ndan söz etmektedir. 4) Türkiye’de devletin kendi insanına daha insanca muamele yapmasının, ülkede “birlik ve beraberlik” açısından çok yararlı olacağına kuşku yoktur. Çünkü “zorunlu yurttaş”lardan oluşan bir ülke zayıf bir ülkedir. İnsanları mutlu ederek onları “gönüllü yurttaş”lar haline getirmek bizzat devleti kuvvetlendirecektir. Devletin en az çekineceği vatandaş, hakkını verdiği vatandaştır.

3) TÜRKİYE’DE İLGİLİ MEVZUAT VE UYGULAMA

Türkiye’de azınlıkları ve dolayısıyla kültürel hakları ilgilendiren mevzuat, ülkedeki azınlık kavramı ve haklarından daha kısıtlayıcı durumdadır. Bunun temel kaynağı, Anayasa’nın 3/1 maddesidir: “Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir”. Devletin ülkesiyle bölünmez bütünlüğü son derece doğal ve tüm dünyada tartışmasız kabul edilen bir husustur. Fakat “milletin bölünmez bütünlüğü” kavramı, bizlere doğal gibi gelivermekle birlikte, bir Batılıya son derece terstir. Çünkü bu terimi kullanmak milletin tek parça (monolitik) olduğunu söylemektir ki, milleti oluşturan çeşitli altkimliklerin inkârı anlamına gelir ve dolayısıyla demokrasinin özüne karşıdır. Bu “yabancı” oluş durumu uluslararası insan hakları alanında şöyle somutlaşmaktadır: Hakların sınırlandırılmasında kullanılan ölçütlerde “milli güvenlik” ve “toprak bütünlüğü” vardır ama, “milletin bütünlüğü” yoktur. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) kendi önüne getirilen davalarda, “ülkede azınlıklar bulunduğunu ileri sürme”nin engellenemeyeceğini belirterek ihlal kararı vermektedir.

Diğer yandan, “[Türkiye Devletinin] Dili Türkçedir” ibaresini anlamak hepten imkansızdır, çünkü devletin dili olmaz. Resmî dili olur ve o ülkedeki yurttaşlar devletle ilişkilerinde bu resmî dili kullanmanın yanı sıra, ülkede çeşitli diller konuşurlar ve bu dillerde yayın yaparlar. Nitekim, 1961 Anayasasındaki ifade: “Resmî dil Türkçedir” biçimindedir (md.3).

Anayasa’nın ve yasaların sayısız maddesinde tekrarlanan “devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğü” ilkesi, “azınlık yaratmak” adı altında kültürel alt-kimlikleri reddeder biçimde yorumlanınca, Türkiye’deki mevzuat, “alt-kimliklerin tanınması” halinde bu bütünlüğün bozulmak istendiğini varsaymaya ve dolayısıyla bunu yapanları “bölücülük/yıkıcılık”la suçlamaya yönelik bir mevzuat olmaktadır. Terörle Mücadele Kanunu, Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu, Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu, Dernekler Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu gibi önemli yasalarda “etnik ve dilsel farklılıklara dayanan azınlıkların var olduğunu ileri sürmek yoluyla azınlık yaratmak” şiddetle cezalandırılmaktadır.

Anayasa böyle olunca, kimi yasa ve yönetmeliklerde, “Türk” teriminin Atatürk tarafından algılanmış biçimine hiç de benzemeyen hükümler getirilebilmektedir. Örneğin 28 Aralık 1988’de çıkartılan ve 1991’e kadar uygulanan “Sabotajlara Karşı Koruma Yönetmeliği”, hangi kategorilerin sabotaj yapabileceklerini sıralarken, gayrimüslim TC vatandaşlarını da “Memleket içindeki yerli yabancılar (Türk tebaalı) ve yabancı ırktan olanlar” diyerek bu kategoriye katmıştır. “Yabancılar tarafından açılmış özel okullar”a “Türk müdür başyardımcısı” atanmasına ilişkin olan 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 24/1 maddesi, Türk yurttaşı olan azınlıkların okullarına da uygulanmaktadır. Üstelik, md.24/1 bu başyardımcının “Türk asıllı ve TC uyruklu” olacağını söylemektedir ve bu hüküm halen yürürlüktedir.

1940’lara kadar gayrimüslim yurttaşların “ecanip” (yabancılar) defterine kaydedilmiş olması, 1942 Varlık Vergisinin yasada bulunmayan bir “G” (gayrimüslim) cetveli uygulayarak bu yurttaşlardan Müslümanlara oranla çok daha fazla vergi almış bulunması, 1950’lere kadar askerî okullara ve hatta sivil kurumlara kabul edilmenin “TC tebaasından ve Türk ırkından olmak” şartına bağlı kılınması, bütün bunlar yalnızca geçmişte kalmış olaylar değildir. Bugün de TSK, Dışişleri, Emniyet, MİT başta olmak üzere, üniversiteler dışında gayrimüslim memura rastlanmaz. Bu örnekler “Türk” teriminin ırk ve hatta din bağlamındaki kullanımını yansıttıkları için, Yüzyıl eşiğinde Türkiye’yi uluslararası planda layık olduğu yere ulaşmaktan ciddi biçimde alıkoyan ve içte de ulusal birliği zedeleyen uygulamalardır.

4) TÜRKİYE’DE İLGİLİ MAHKEME İÇTİHATLARI

Anayasa Mahkemesi ve Siyasal Parti Kapatma Kararları

Böyle bir mevzuat karşısında, Anayasa Mahkemesi’nin sık sık parti kapatma kararları aldığına rastlanmaktadır. Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi’nin, yorum yaparken, hukukun kimi temel kavramlarını göz ardı ettiği ve dolayısıyla Türkiye’deki demokrasinin daha da zedelenmesine yol açtığı da doğrudur. Örneğin Mahkeme, Haziran 1994 DEP kapatma kararında “Sınırsız hakları sınırlı sınırlı haklara, ulusun kendisi olmayı azınlık olmaya dönüştürmenin anlamsız” olduğunu söylerken, “negatif/bireysel hak” (bütün yurttaşlara verilen eşitlik hakları) ile “pozitif/grupsal hak” (yalnızca dezavantajlı yurttaşlara verilen artı haklar) ayrımını bilmezden gelmiştir. Ayrıca, Mahkeme’nin bu ifadesi, çoğunluğa mensup yurttaşları birinci sınıf, azınlığa mensup yurttaşları ise ikinci sınıf addeder niteliktedir.

Anayasa Mahkemesi örneğin TEP kapatma kararında, önce farklı kimliklerin varlığından söz etmenin mümkün olduğunu söylemiş, ama hemen arkasından farklı kimlikler bulunduğunu söylemenin “zamanla bütünden kopma eğilimine” gireceğini ekleyerek eski tutumunu sürdürmüştür (Türkiye Emekçi Partisi(TEP) kapatma kararı, E:1979/1, K:1980/1).

Bu tutum, Türkiye’de farklı etnik, dinsel, kültürel vs. kökenden kişilerin varlığının tanınmasının, devletin parçalanmasına yol açacağı korkusundan kaynaklanmaktadır. Yargıtay’ın ve Danıştay’ın İlgili Kararları Türkiye’deki kimi yurttaşlar ne yazık ki “yabancı” olarak algılanmaktadır. Fakat, halk arasında böyle bir yanlışın yapılmasının yanı sıra, “1936 Beyannamesi” adıyla tanınan gayrimüslim vakıfları sorununda verdiği kararlarla Yargıtay’ın da bu ciddi yanlışa düştüğü (ve hatta bu yanlışta ısrar ettiği) görülmüştür.

Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1974 yılında verdiği kararda “…yabancıların Türkiye’de mal edinmeleri yasaklanmış olup…” demek suretiyle, bir gayrimüslim Türk kuruluşu olan Balıklı Rum Hastanesi Vakfı’nın mal edinemeyeceğine karar vermiştir. Savunma avukatlarının bu yanlışlığı belirtmeleri üzerine aynı Kurul bu sefer “Davalı mülhak vakfın Türk vatandaşları tarafından kurulmuş olmasına karşın onama kararında ‘yabancıların Türkiye’de taşınmaz mal edinmelerini yasaklayan yasalardan söz edilmesi’ bir yanılgı sonucudur” demiş ve ilave etmiştir: “[Bu nedenle o tümcenin] düzeltme yoluyla ilamdan çıkartılmasına, bunun dışında… düzeltme isteğinin reddine…” (HGK E:1971/2-820, K:1974/505, 08.05.1974).. Yani, Yargıtay yanlışta ısrarlıdır. Fakat böyle yanlışlar millet kavramına çok zarar verici ve Türkiye’yi uluslararası ortamda küçük düşürücü niteliktedir. Bu “1936 Beyannamesi” konusu 02 Ocak 2003’te çıkartılan Dördüncü AB Uyum Paketi’ne sokularak düzeltilmişse de, uygulamada haksızlık bugün de olduğu gibi devam etmektedir. Nitekim 19 Haziran 2003’te çıkartılan Altıncı Uyum Paketi’nde aynı husus yinelenmek zorunda kalınmıştır. Uygulamada ise henüz sonuç alınabilmiş değildir.

Son olarak, 1936 Beyannamesi kaldırıldığı halde, Surp Haç Ermeni Lisesi Vakfı’na Hazine’nin Şubat 2003’te açtığı davada iddialarını “İçişleri Bakanlığı Azınlık Tali Komisyonu” kararına dayandırmış olması, tek kelimeyle vahim bir durumu yansıtmaktadır. Türkiye’de dinleri çoğunluktan farklı olan yurttaşların malları söz konusu olduğunda, devlet şemasında bulunmayan böyle bir Tali Komisyon devreye girmektedir ki, etnik ve dinsel ayrımcılık konusunda bundan daha dorukta bir örnek vermek herhalde zordur.

İdari yargıya gelince, İstanbul 2 Numaralı İdare Mahkemesi bir Rum Ortodoks yurttaşımız hakkında “Yabancı uyruklu TC vatandaşı” terimini kullanmıştır (E:1995/1271, K:1996/552, 17.04.1996). Dahası, İdare Mahkemesi kararının temel dayanağı olan bu çok ilginç terim Danıştay’ın 12. Dairesinin dikkatine sunulduğunda, temyiz nedeni sayılmamış ve mahkemenin kararı oybirliğiyle onaylanmıştır (E:1997/2217, K:1997/4256, 24.12.1997).

5) TÜRKİYE’DEKİ DURUMUN TEMELLERİ

İncelediğimiz bu azınlıklar konusunun Türkiye’de çok dar ve çok yanlış bir açıdan ele alındığı açıktır. Bu açının temel direkleri şöyle özetlenebilir:

1) Türkiye, azınlık kavramının ve hukukunun dünyadaki gelişmelerini izlemek yerine, 1923 yılına takılıp kalmakta, üstelik 1923 Lozan’ı da yanlış/eksik yorumlamaktadır.

2) Azınlığın farklı kimliğinin kabulü ile azınlık statüsü/hakları vermek aynı şey sayılmakta/sanılmaktadır. Oysa birincisi objektif bir durumdur, ikincisi ise devletin bileceği iştir.

3) Demokrasi anlamına gelen “iç self-determinasyon” ile parçalanma anlamına gelen “dış self-determinasyon” aynı şey sanılmakta ve sonuçta farklı kimliklerin tanınması ile devlet toprağının parçalanması aynı şey sayılmaktadır.

4) Millet konusunda teklik ile birlik aynı şey sayılmakta/sanılmakta ve birincinin ikinciyi gitgide tahrip etmekte olduğunun farkına varılmamaktadır.

5) Bir millet olarak Türklerden söz ederken, “Türk” teriminin aynı zamanda bir etnik (hatta, dinsel) grup anlamına geldiği görülmemektedir.

Bu durumların ortaya çıkmasının, biri kuramsal diğeri de tarihsel/siyasal olmak üzere iki temeli vardır.

Kuramsal Neden: Türkiye Cumhuriyeti’nde Alt-Üst Kimlik İlişkisi Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu yıkıldıktan sonra onun yerine geçerken, onda bulunan alt-kimlikleri (çeşitli etnik, dinsel, vs. grupları) olduğu gibi miras almıştır. Fakat İmparatorluk’taki üst-kimlik (devletin yurttaşına verdiği kimlik) “Osmanlı” iken, Türkiye Cumhuriyeti’nde “Türk” olarak belirlenmiştir. Bu üst-kimlik, vatandaşı ırk ve hatta dinle tanımlama eğilimindedir. Ör. “Yurt dışındaki soydaşlarımız” dendiği zaman Türk etnik kökenden olanlar kastedilmektedir. Diğer yandan “Türk” sayılabilmek için ayrıca “Müslüman” olmak gerektiği, gayrimüslim yurttaşlarımıza “Türk” değil “Vatandaş” denmesinden de bellidir. Türkiye’de hiç kimse örneğin bir Rum veya Musevi yurttaştan söz ettiği zaman “Türk” dememektedir, çünkü Müslüman olmayan bir yurttaştan söz etmektedir. Bunun devlet uygulamasına ilişkin üzücü örnekleri yukarıda yeterince verilmiştir. Bu durum, kendini Türk ırkından saymayan diğer alt-kimlikleri yabancılaştırmış ve sorun yaratmıştır. Eğer bu üst-kimlik “Türkiyeli” olsaydı, bu durum ortaya çıkmazdı. Çünkü tamamen “toprak” esasına dayandığı ve “kan” esasını tamamen dışladığı için bütün alt-kimlikleri eşit biçimde kucaklayacak ve işin içine etnik, dinsel vs. özellikleri karıştırmamış olacaktı.

Bu konuda, 82 Anayasasının vatandaşlık tanımı, Atatürk’ün 1924 Anayasasının tanımından çok daha dardır. 24 Anayasası, “Türkiye Ahalisi” terimini kullanmıştır. Bu terim, yalnızca üzerinde yaşanan toprağa gönderme yaptığına değindiğimiz “Türkiyeli” biçimindeki üst-kimliği çağrıştırmaktadır. Bu üst-kimlik, eskiden özdeş sayılan “milliyet” (belli bir etnik kökene mensubiyet) ile “vatandaşlık” (bireyin devletle hukuksal ilişkisi) kavramlarını ayrı ve bağımsız kavramlar olarak ele almayı sağlayacak ve bu toprakta yaşayan bütün alt-kimlikleri istisnasız kucaklayacaktır.

Böylece “Gönüllü” vatandaşlardan oluşacak ulusun, devletini çok daha büyük bir istekle benimseyeceğine hiçbir kuşku yoktur.

Tarihsel ve Siyasal Neden: Sevr Sendromu

1990’ların başında Türkiye’nin parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu hususunda bir “Sevr Sendromu”nun yaşandığı bilinmektedir. Fakat böyle bir havanın bugün de ileri sürülmesi ve bir “paranoya” haline gelmiş olması rahatsız edici ve milleti zayıflatıcı bir durumdur. Bugün Doğu Karadeniz’de bir Pontus Devleti’nin kurulacağından, Dönmelerin Türkiye’yi idare ettiğinden, Fener Patrikhanesinin İstanbul’da bir tür Vatikan devleti kuracağından söz edenler böyle bir havayı yaratmaya özen göstermektedirler. Bu türden bir atmosfer, Türkiye’deki en masum kimlik taleplerini bile Türkiye’nin parçalanmak istendiği biçimde yorumlamakta ve anında bastırmak istemektedir. Bu durum, aynı zamanda, büyük Batılı ülkelerin müdahalesini de davet etmektedir, çünkü Türkiye’nin AB’ye girebilmek için kendi imzasıyla rıza gösterdiği demokrasiye aykırılık oluşturmaktadır. Kendi yurdunda böyle bir paranoyayla demokrasiyi geciktirmek, Türkiye’ye hizmet değildir. Özellikle Kürtçe’nin kullanılması konusunda getirilmek istenen reformlar söz konusu olduğunda, hemen Türkiye’nin parçalanacağından söz edilmekte, bunun terörü canlandıracağı söylenmekte, her türlü reform böyle bir paranoya havası içinde engellenmek istenmektedir. Oysa, bunu yapanlar, reformlar engellendiği takdirde kimi çevrelerin terörü tekrar tek alternatif olarak algılamaya sürüklenebileceğini görmemektedirler. Bununla birlikte, AB’ye hazırlık süreci, Türkiye’deki azınlık hakları ve kültürel haklar konusunu çok olumlu bir sürece sokmuştur. Bu süreç, 1920 ve 30’larda Kemalizm’in ülkeyi çağdaşlaştırmak için “yukarıdan devrim”le yaptığı hukuk reformlarının doğrudan devamı niteliğindedir. Nasıl bu yıllarda Kemalist yukarıdan devrime aşağıdan yukarıya şiddetli tepkiler (“irtica”) gelmişse, bugün de bu Uyum Paketlerine tepki gelmektedir. Bu “Sevr Paranoyası”nın beslediği zihniyet, reformlara şiddetle direnmektedir.

SONUÇ

Yıllarca çok farklı kültürlerin barındığı Anadolu coğrafyası, kültürel ve tarihsel zenginliklerin de beşiğidir. Osmanlı döneminde ümmet anlayışıyla birçok kimliği bünyesinde barındıran dönemin ardından Türkiye’de tek kültürlü homojen bir ulus oluşturma yolunda ciddi adımlar atılmıştır. Ama farklı kimlik ve kültürler bir mozaik olarak Anadolu topraklarında varlığını sürdürmeye devam etmiştir.

Kemalist devrimin yapıldığı 1920 ve 30’larda çok doğal olan bu tutum, bizzat Atatürk’ün “Muasır Medeniyet” tezi icabı artık geride kalmıştır. Bugün Muasır Medeniyet 1920 ve 30’ların Avrupası değil, 2000’lerin Avrupasıdır. Artık, vatandaşlık anlayışının yeniden gözden geçirilerek, çağdaş Avrupa’daki çok kimlikli, çok kültürlü, demokratik, özgürlükçü ve çoğulcu bir toplumsal modelin örnek alınması zorunludur. Buna göre özgür, bağımsız, yaratıcı yetenekleri ile kültürel haklarını rahatça kullanabilen, hak ve görevlerinin bilincinde olan bireylerin sahip bulundukları siyasal ve hukuksal statünün tanımlanması gerekir. AB Uyum Yasalarıyla parça parça yapılmak istenen bu tanımlama,

a- Bireysel özgürlüklere sahip olma hakkı, b- Ekonomik ve toplumsal olanaklardan özgürce yararlanma hakkı, c- Devlete katılma hakkı, d- Kültürel çoğulculuk hakkı

ilkelerinin, yasalarımızın tümünün taranması sonucu hayata geçirilmesiyle mümkündür. Bu ilkelerin uygulanması anlamında:

1) Türkiye Cumhuriyeti anayasası ve ilgili yasalar; özgürlükçü, çoğulcu ve demokratik bir içerikte ve toplumun örgütlü kesimlerinin katılımıyla yeni baştan yazılmalıdır. 2) Eşit haklı vatandaşlık temelinde, farklı kimlik ve kültüre sahip kişilerin kendi kimliklerini koruma ve geliştirme hakları (yayın, kendini ifade, öğrenim gibi) güvence altına alınmalıdır. 3) Merkezî yönetim ve yerel yönetimler, yurttaşların katılımını ve denetimini esas alacak bir biçimde şeffaflaştırılmalı ve demokratikleştirilmelidir. 4) İnsan hak ve özgürlüklerine yönelik evrensel normları içeren uluslararası sözleşmeler ve temel belgeler, özellikle de Avrupa Konseyi Çerçeve Sözleşmesi çekincesiz imzalanarak onaylanmalı ve hayata geçirilmelidir. Bundan sonra, artık uluslararası sözleşmelere Türkiye’deki alt kimliklerin inkarı anlamına gelecek çekinceler ve yorum beyanları getirilmemelidir.

Yargıtay Tarihçesi

0
Yargıtay

Yargıtay, 6 Mart 1868 tarihinde “Divan-ı Ahkâm-ı Adliye” adıyla kurulmuştur.

Mahkeme, 18 Haziran 1879 tarihli Nizamı Mahkemeler Kuruluş Kanunu ile Mahkeme-i Temyiz, 1945 yılında ise Yargıtay adını almıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetince Sivas’ta kurulan yüksek mahkemeye “Muvakkat Temyiz Heyeti” denilmiş, Sivas’taki bu mahkemenin kaldırılıp Eskişehir’e nakli ile “Temyiz Mahkemesi”, 20.04.1340 (1924) tarih ve 491 sayılı Teşkilatı Esasiye Kanununun adı 10.01.1945 gün ve 4695 sayılı Kanun ile “Anayasa” olurken, temyiz mahkemesinin adı da “YARGITAY” olmuştur.

Adli yargı mercilerince verilen karar ve hükümleri temyiz yolu ile inceleyen son merci olan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye, Yargıtay’ın temelini oluşturmuştur. Osmanlı döneminin yargı sürecinde, 19. Yüzyıla kadar yüksek mahkemeye rastlanmıyor. Adliye mahkemelerince verilen ve yasanın başka adli merciine bırakmadığı hükümleri son mercii olarak incelemekle görevli mahkeme ilk kez “Divan-ı Ahkâm-ı Adliye” adıyla ” 6 Mart 1868 Cuma günü Padişah Abdülaziz’in iradesi ile kurulmuştur.

Anılan irade ile Meclis-i Valay-ı Ahkam-ı Adliye kaldırılarak, Şura’yı Devlet ve Ahkam-ı Adliye kurulmuş, böylece yargı ve yürütme birbirinden ayrılmıştır. Şura’yı Devlet’e  hem kanun tasarılarını hazırlama hem de idari uyuşmazlıklara çözüm getirme görevi verilmiştir. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye ise nizamı mahkemelerinin üst organı olup, yalnızca yargı görevi yapan bir kurumdur.

Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’nin (Yargıtay) kuruluş amacı iradede şöyle açıklanmıştır: “Kişilerin hakları ve güvenlikleri açısından çok önemli olan hukuk işlerinin mülki işlerden ve yürütme ile görevli hükümetten ayrı bir düzene kavuşturulması, adalete değer veren padişahın büyük arzusu olarak belirtilmiştir.” İradede ayrıca kuruluş esasları da açıklanmıştır. Buna göre; “Divan-ı Ahkâm-ı Adliye” adı ile bağımsız bir kurul meydana getirilmesi, “Oluşturulan kurulun vezirlerden birinin başkanlığında toplanması”, “Meclisi Valâ ile Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’ye gereken hukuki esasların hemen konulması” ve “Meclisi Valâyı Ahkamı Adliyeye (Şurayı devlet) denileceği” hükme bağlanmıştır.

İradenin kaleme alınışından Meclisi Valânın görevleri içinden adli olanların çıkarılarak Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’ye verildiği, Meclisi Valânın yapılanmasının değişmediği, adının değiştiği anlaşılmaktadır. Padişah Abdülazizin iradesiyle kurulan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’nin yapısına ilişkin olarak  (01.04.1868) Çarşamba günü nizamname-i esasi (Esas-Ana Tüzük) yürürlüğe girmiştir.

Yargıtay’ın kuruluş tarihi konusunda hukukçular farklı görüştedirler. Bir bölümü; padişah iradesinin açıklandığı 6 Mart 1868 tarihini kuruluş günü olarak kabul ederken, farklı görüşte olan hukukçular ise; Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Nizamnamesi esasisinin yayınlanma tarihi olan 1 Nisan 1868 tarihini kuruluş günü kabul etmektedirler. (Nejat Özoğuz, Temyiz Mahkemesi, 1944, s.21-22) Yargıtay Başkanlarından Dr. Recai Seçkin’in görüşü; padişah iradesinin açıklandığı tarih olan 6 Mart 1868 günü kurulmuş olması yönünde olup, gerekçesinde ise, oluşumun başlangıcı hukuki olarak ona varlık veren işlemin yapılması ile başlayacağıdır. Nasıl işleyeceği, görev alanlarının belirlenmesi, görevlilerin atanmasının sonraki aşamalarda olduğu yönündedir.

Ayrıca Divan-ı Ahkam-ı Adliye’nin, Meclisi Valâyı Ahkamı Adliyenin yargıya ait alandaki işlerini görmek üzere kurulan bir mahkeme olması ile Meclisi Valânın yargı işleri arasında başka nizami mahkemelerin hükümlerinin incelenmesi de bulunmasına göre esas tüzüğün yayınlanmasından önce Divan-ı Ahkam-ı Adliye kurulmuş olup, kuruluşta Yargıtay niteliğinin varlığı kabul edilmiştir. Divan-ı Ahkam-ı Adliye Nizamnamesi esasisinde Divan-ı Ahkam-ı Adliyenin kuruluş amacı kuruluşundaki iradeden daha geniş açıklanmıştır. Buna göre: Halkın haklarının güven altına alınması konusunda padişahın her zaman ve aralıksız gösterdiği çabalar sonucunda adalet işlerinin, yürütmeden ayrılarak yargılamanın güvenliğe ve bağımsızlığa kavuşturulması, padişah katında doğru ve uygun görülmüş bulunduğundan onun izni ile kanuni davalar için en büyük mahkeme olarak Divan-ı Ahkam-ı Adliye kurulmuştur.

Divan-ı Ahkâm-ı Adliyenin başına, kuruluşunda büyük emeği geçen Halep Valisi Ahmet Cevdet Paşa getirilmiştir. Padişah iradesinde “Divan-ı Ahkâm-ı Adliyenin kurulması açıklanmış, “kuruluş ve işleyiş hükümlerinin sonradan düzenleneceği” bildirilmiştir. Üyelerin üçte ikisi Müslümanlardan, geri kalan üçte biri ise azınlıklardan seçilmiştir. Esas Nizamnameye (Ana tüzük) göre Divan-ı Ahkâm-ı Adliye, ceza ve hukuk daireleri olarak ikiye ayrılmış olup, her dairede bir başkan, başkan vekilleri ile en az beş ve en çok on üyeden oluşurdu. Önemli davalar ise Genel Kurulda görüşülürdü. Divanda üyelerle birlikte altı mümeyyiz görev yapar bir de başkatip bulunurdu. Divan başkanı, başkanvekilleri, üyeler ve mümeyyizler irade-i şerriye (padişah iradesi) ile atanırlardı. Divanın üyeleri, şura-yı devlet üyeleri ile eşit konumda olup, eşit haklara sahiptiler. Üyeler istifa etmedikçe ya da başka bir görev verilmedikçe veya yargılanmaları sonucu suçlu oldukları ortaya çıkmadıkça azledilemezlerdi. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye; şer’i, ruhani ve ticari mahkemelerin görev alanına giren davaların dışındaki hukuki ve cezai uyuşmazlıkları ya kanunen kendi yetkisinde ise bidayeten ya da diğer nizami mahkemelerde görülüp re’sen veya tarafların isteğiyle kendisine gönderilmesi durumunda istinafen çözümlerdi. Görülen davanın sonucu kişilerle hükümet arasındaki uyumazlığa değinmekte ise o davayı şurâ-yı devlete sevkederdi.

Divan-ı Ahkâm-ı Adliye, gerek bidayet ve gerekse istinaf görevi yapan meclislerin verdiği hükümler önüne geldiğinde davanın sürecini izler, duruşma yöntemini ve kararı yasaya uygun bulmadığı taktirde ilamı gerekçesini belirterek bozar, tekrar hükmü veren mahkemeye veyahut uygun bulacağı bir başka mahkemeye gönderirdi.
Divanın duruşma ve hükümlerine, yürütme ile görevli kişilerden hiç kimse karışamaz ve etkileyemezdi. Yürütme ile görevli hükümet, yalnız işlerin yetkili ve görevli yerlere gönderilmesi için davaların ayırt edilmesi ile divan hüküm ve kararlarının yerine getirilmesi hususunda görevliydi.

Esas tüzük, divanın her dairesini hem ilk mahkeme; hem de üst mahkeme olarak görevlendirmiştir ve ceza davalarında temyiz incelemesinin nasıl olacağı yolunda hüküm koymamıştır. Son maddesinde yer alan davaların çeşitleri hukuk ve ceza dairelerinin yargılama usulleri ile kararlarını nasıl vereceğini gösteren hükümleri içeren düzenlemeler şurâyı devlet tarafından görüşülüp irâde-i şeriyye (padişah iradesi) ile yürürlüğe girerdi.

Divan-ı Ahkâm-ı Adliye önüne gelen davalar, önce mümeyyizler tarafından incelenip gereken yasal hükümler uygulanarak ilgili dairede duruşmalı olarak görülür ve çözümlenirdi. Kural olarak açık cereyan eden duruşmalar, gerekli görüldüğünde gizli de yapılabilirdi. İdare, Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’nin duruşma ve hükümlerine müdahale edemezdi, ancak işlerin havalesi ve divan hükümlerinin yerine getirilmesiyle görevliydi.

1285 (1868) tarihinde Divan-ı Ahkâm-ı Adliye başkanlığı bakanlığa dönüştürülmüş, zaten kabinenin üyesi bulunan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye başkanı nazır (bakan) unvanını almıştır. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye nazırlığı 1293 (1876)’dan itibaren Adliye Nezareti adını almış, Mahkeme-i Temyiz de 1296 (1879) yılında buraya bağlanmıştır. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Mahkeme-i Temyizinde birinci başkanlık kabul edilmiştir. Cevdet Paşa, iki yıl kadar gerek başkan ve gerekse bakan unvanıyla bu görevde bulunmuştur. Bu nedenle Ahmet Cevdet Paşa’yı Yargıtay’ın ilk Başkanı olarak kabul etmek gerekir. Mecelle’nin hazırlanmasıyla uğraştığından 1870 yılında bu görevi son bulmuştur.

MAHKEMELER KURULUŞ KANUNU (18.06.1879)

Divan-ı Ahkâm-ı Adliyenin bünyesi içinde olan temyiz mahkemesinin yerini, bağımsız bir yapılanmaya sahip olan temyiz mahkemesi almıştır. 1879 tarihli teşkilat ve hukuk kanunları ile  temyiz  konusunda yeni düzenlemeler getirilmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere Divan-ı Ahkâm-ı Adliye kaldırılarak yerine bağımsız Mahkeme-i Temyiz oluşturulmuştur.

18.06.1879 tarihli Nizamiye Mahkemeleri Kuruluş Yasası, Hukuk usulüne ilişkin 22.06.1879 tarihli (Usulü Muhakeme-i Hukukiye Kanunu Muvakkati) yasa ile Ceza usulüne ilişkin 25.06.1879 tarihli (Usulü Muhakematı Cezaiye Kanunu Muvakkati) yasa birbirini takip eder. Her üç yasa da geçici kanun olarak çıkarılmıştır. 1876 tarihli Anayasanın 36. maddesi hükmünce, Mebuslar Meclisinin toplanmasında kanun olarak teklif edilmek üzere yürürlüğe konulmuşlardır. Her üç yasanın başlığında da “Meclisi Mebusan’ın içtimaında kanuniyeti teklif olunmak üzere” ibaresi yer almıştır.

27 Cemaziyülahır 1296 (18.06.1879) tarihli nizamiye mahkemeler kuruluş yasasına göre Yargıtay eskisi gibi yine en yüksek mahkemedir. Yasanın 1. maddesinde Nizamiye Mahkemelerinin Ceza ve Hukuk mahkemeleri olmak üzere ilk mahkeme, üst mahkeme (istinaf mahkemesi) olarak da iki derece olduğu bunların üstünde Yargıtay’ın bulunduğu açıklanmıştır.

Kabahate ilişkin ceza davaları ile hukuk davalarının hem ilk mahkemede, hem de üst mahkemede görülebileceği, ağır ceza gerektiren davaların ise Ağır Ceza Mahkemeleri ile Yargıtay’da bakılabileceği hükme bağlanmıştır.

Yargıtay, eskisi gibi Divan-ı Ahkam-ı Adliye içinde bir mahkeme olmayıp, Bağımsız Yüksek mahkeme olmuştur.

Divan-ı Ahkam-ı Adliyedeki Yargıtay, Divan-ı Ahkam-ı Adliye nazırına bağlıydı, ancak Nizamiye Mahkemeleri Kuruluş Yasasına göre  tüm mahkemeler gibi Yargıtay da Adalet Bakanlığına bağlanmıştır.

1879 tarihli Teşkilat ve Hukuk Usulleri Kanununun 40. maddesine göre, Mahkeme-i Temyiz hukuk ve ceza dairelerine ayrılmıştır. Bir Reisi evvel (Birinci Başkan ), bir de Reisi Sani (İkinci Başkan) bulunmaktadır. Birinci başkan bulunduğu daire ile her iki dairenin beraberce toplandığı zamanlarda kurula başkanlık ederdi. Ceza dairelerinde on, hukuk dairelerinde altı üye yer alırdı. Bu dairelerden her birinde bir başmümeyyiz ile gereği kadar mümeyyiz ve zabıt katibi bulunurdu.

Osmanlı Devletinin salnamelerinde (yıllık) yapılan araştırmalar sonucunda; 1286 hicri yılı ile hicri 1293 yılından önceki salnamelerde bağlı olduğu yer Divan-ı Ahkâm-ı Adliye olarak belirlenmiş iken, Hicri 1293 yılına ilişkin salnamede ilk kez Adliye Nezareti Celilesine (Adalet Bakanlığı) olarak değiştirilmiştir. Ayrıca Mahkeme-i Temyiz Dairesinin yeniden oluşumundan da söz edilmiştir. Buna göre ceza dairesi başkanı Sadullah Bey, Reisi evvel (1. Başkan) olarak anılmıştır. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’ye ilişkin divan ile ilgili iki tüzükte de birinci başkan bulunmamaktadır. 1294, 1295 ve 1296 hicri yıllarına ilişkin (yıllık)da Mahkeme-i Temyiz, Adliye Nezaretine bağlı olarak gösterilmiş olup, Birinci Başkan olarak da aynı zamanda ceza dairesi başkanı olan İrfan Paşa (1294 yıllığı, s.119; 1295 yıllığı s.117; 1296 yıllığı s.62) belirtilmiştir.

Yargıtay Başkanlarından Dr. A.Recai seçkin “Yargıtay’ın Tarihçesi Kuruluş ve İşleyişi” adlı yapıtında konuya şöyle açıklık getirmiştir:

Adliye Nezaretinin kuruluşunun, Divan Nazırlığının kaldırılmasının ve Yargıtay başkanlarından birine birinci başkanlık verilmesinin mutlaka hukuki bir dayanağının olması gerektiğini, araştırdığını ancak somut bir belgeye ulaşılamadığını açıklamıştır. Düsturlarda bulunan Adliye Nezaretinin kuruluş ve görevlerini gösteren hukuki dayanak (Birinci tertip, Düstur, Cilt 4, 5, 125 vs ) 29 Cemaziyevvel 1296 ve 8 Mayıs 1295 tarihli Nizamnamede (Adliye ve Mezahip Nezaretinin ve Devairi Mevbutası Vezaifi Nizamname) Divan-ı Ahkâm-ı Adliye veya mahkeme-i temyizin kuruluşundaki değişikliği gösteren bir hüküm bulunmamaktadır. Olduğu kabul edilse dahi, 1293 tarihinden beri fiili olarak var olan durum için dayanak sayılamaz. 27 Cemaziyevvel 1296 tarihli Nizami mahkemeler kuruluşunda “hukuk ve ceza daireleri olarak iki daire ile hukuk dairesinde altı ceza dairesinde on üyeden oluştuğu” açıklanmıştır. Yazılanlardan anlaşılan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye nazırlığı, adliye nazırlığına çevrilmiştir. Mahkeme-i Temyiz olarak Yargıtay’ın adliye nazırlığına bağlanması ancak 17 Cemaziyelevvel 1296 (18.06.1879) günlü Nizamiye Mahkemeleri Kuruluş Yasası ile gerçekleşmiştir. Divan nezaretinin Adliye Nezaretine hangi hukuki gerekçeyle çevrildiği gösterilmemiştir. Dr. A. Recai Seçkin’e göre “Divan Nazırlığının, Adliye Nazırlığına nasıl çevrilmiş olduğu ve 1293 tarihli ve sonrasında, Nizamiye Mahkemeleri Kuruluş Yasasının kabulüne (1296) değin, Yargıtay Başkanlarından birine, hangi hukuki dayanak gereğince “Birinci Başkanlık” unvanı verildiği konusunda yazılı belge ve yasal dayanak olmamakla birlikte, eylemli olarak kazanılan unvan olduğu, Osmanlı salnamelerinde 1293 tarihinden itibaren yer aldığı yapılan araştırmalardan anlaşılmıştır.

Hicri 1293 tarihli salnameye göre; Adliye Nazırı Ahmet Cevdet Paşa’dır. Ahmet Cevdet Paşa 2 Zilkade 1292’de, Milli Eğitim Bakanı iken Adalet Bakanlığına atanmıştır. Cevdet Paşa’nın Adliye Nazırı (Adalet Bakanı) olmasından sonra divanda dairelerden birinin başkanının divanı temsilen reisi evvel (1. Başkan) olarak uygulamada ve salnamelerde (Devlet yıllığı) yer aldığı, tarihlere dikkat edildiğinde anlaşılmaktadır.

1292 tarihinde Ahmet Cevdet Paşa Adliye Nazırı olarak irade ile atanmış, hicri 1293 tarihli salnamelerde ise, Sadullah Bey Reisievvel (Birinci Başkan) olarak yer almıştır. Dr.A. Recai Seçkin bu konuda, o tarihteki (1967) Başbakanlık Arşiv Dairesi Genel Müdürü olan Murat Sertoğlu’na yazdığı yazı üzerine Murat Sertoğlu “Divan’ın Adalet Bakanlığına çevrilmesine hukuki dayanak olacak nitelikte yazılı belge bulunamadığını, eylemli bir durumun salnamelerde bu şekilde yer aldığı düşüncesinde olduğunu yazı cevabında açıklamıştır.

    Mithat Sertoğlu’nun Yazdığı Bir Mektubun Adliye Nezaretinin ve Divan-ı Ahkâm-ı Adliyenin Kuruluşuna İlişkin Bölümü

“Bizde, Adalet Bakanlığı, ilkönce (11 Ramazan 1252) tarihinde (Divan-ı Deavi Nazırlığı) adı altında kuruluyor. Bunun hakkındaki bilgi, Serkis Karakoç Külliyatındadır (Fihrist Cildi II, Sah. 3). Bu Külliyat, halen Ankara’da (Türk Tarih Kurumu)nda bulunmakta olduğu için metnin aslını orada bulabilirsiniz.

Divan-ı Deavi Nazırlığı, 1284 yılında ilga ediliyor. Buna mukabil, Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Nazırlığı kuruluyor, bir de bunun kararlarını icra etmek üzere icra dairesi tesis ediliyor. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’nin kuruluşu bir Takriri Ali iledir. Bul bilgiler, birinci tertip düsturun birinci cildinin 325, 322 ve 349. sahifelerinde mevcut. Divan-ı Ahkâm-ı Adliyenin kurulması hakkında bir Hattı Hümayun var yani kuruluş buna dayanıyor. Bu Hattı Hümayunun metni de birinci tertibin birinci cildinin keza 325. sahifesindedir.

Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Nazırlığı, 1294 yılına kadar böylece devam ettikten sonra (Adliye Nazırlığı) diye anılmaya başlanıyor. Ancak, bu hususta resmi bir vesika yok. Fiilen muamelatta görülüyor. Bir de Devlet Salnamelerinden anlaşılıyor. Nihayet, 29 Cemaziyelevvel 1296 tarihinde (Adliye ve Mezahip Nezaretinin ve Devairi Merbutasının Vezaifi Nizamnamesi) çıkıyor. Bu, Adliye Nezareti Teşkilatını kuran Nizamnamedir. Metni birinci tertip Düstur’un 4. cildinin 125-131. sahifelerinde mevcuttur. Bu nizamname, 28 Zilhicce 1296 tarihli İradeye dayanmaktadır. Bizdeki Nizamat Defterlerinde böyle bir kayıt var. İrade şu şekilde:

İşbu Nizamnamenin düsturülamel tutulmasına İradei Seniyyei Hazreti Padişahı mütüellik ve şerefsüdur buyurulmuş olmakla Divan-ı Hümayun Kalemine kaydettirilerek indelicap iktizası icra olunmak. 28 Zilhicce 1296.
….benim yaptığım araştırma bu sonucu verdi.”

İstinaf Mahkemeleri

İstinaf mahkemeleri 1876 yılında kabul edilen Mecellenin 1838. maddesi ile yargı hayatına girmiştir. Yeniden başlama anlamına gelen istinaf, hukuk terimi olarak ilk derece mahkemesinden verilen hükmün üst mahkemede incelenmesi demektir.

18.6.1879 tarihli Nizami Mahkemelerin Kuruluş Yasası’na göre, ilk dereceli mahkemenin üstünde, Yargıtay’ın altında bir mahkemedir.Yargıtay’ın işini azaltmak ve onu bir içtihat mahkemesi haline getirmek için kurulmuştur.
Sözü edilen yasa hükmüne göre, her ilde bir istinaf mahkemesi bulunmaktadır. Ancak uygulamada sadece büyük mahkemelerde yaşama geçirilebilmişti. Her istinaf mahkemesi bir başkan ile dört üyeden oluşmaktadır. İki mahkemeye bölünmesi gerektiğinde her istinaf mahkemesi iki asıl iki fahri üyeden oluşmaktadır.

Fahri üyelerin atanması, her ilden seçilecek altı kişi isminin Vilayet İdare Meclisine bildirilmesi şeklinde olmaktadır. Meclis bildirilen isimlerden ikisini seçmekte, seçilen iki kişi bir yıl hizmet gördükten sonra geride kalan ikisi bir yıl çalışmakta, en sona kalan iki kişi de üçüncü yılda görev yapmaktaydı. Böylece üç yılda bir seçim yenileniyordu.
Tabii seçilen bu kişilerin Adalet Bakanlığı’nca da atanması zorunluluğu vardı.

İstinaf mahkemesine atanabilmek için en az otuz yaşında bulunmak ve dört yıl ilk dereceli mahkemelerde üyelik yapmak gerekmekteydi.

İstinaf mahkemesi başkanlığı Yargıtay üyeliği ile, istinaf mahkemesi üyeliği ise ilk derece mahkemesi başkanlığı ile eş değerde tutulurdu. 1907 tarihinde  vilayetlerin Adli Teşkilatının değiştirilmesi üzerine, Tanzimatın getirdiği sistemle, iki üyesi müslüman iki üyesi gayrimüslümlerden oluşan istinaf mahkemesi sonrasında iki üyeli ve 1913 yılında tek hakimli olarak düzenlenmiştir.

İstinaf mahkemeleri 1924 yılında kabul edilen 469 sayılı yasa ile ortadan kaldırılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında yeter sayıda yetenekli hakim bulunmaması ve işlerin bu mahkemelerde yıllarca sürüncemede kalmasının Batı hukuk sistemine geçiş döneminde adaletin hızlı gerçekleşmesine engel olduğu düşünülerek kaldırılmıştır.
Uygulama bakımından; istinaf mahkemeleri bir olay, soruşturma, yargılama ve hüküm mahkemesi olduğu halde; Yargıtay mahkemelere sunulmuş olayların usulü dairesinde incelenip hukukun iyi uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmekle görevlendirilmiştir.

Mahkeme-i Temyiz 1922 yılında İstanbul’un Ankara hükümetine bağlanışına kadar varlığını sürdürmüş, bu tarihten itibaren elindeki dosyaları 7 Haziran 1336 (7 Haziran 1920) yılında Sivas’ta Muvakkat Temyiz Heyeti Teşkiline dair kanun ile kurulan temyiz heyetine devretmiştir.

SİVAS MUVAKKAT TEMYİZ HEYETİ DÖNEMİ (1920-1923)

7 Haziran 1920 tarihinde TBMM Hükümeti tarafından kabul edilmiş ilk yasalardan olan 4 sayılı yasa ile merkezi Sivas ilinde olmak üzere biri Hukuk, biri Ceza, biri Şer’iye ve biri de Dilekçe Dairesi olmak üzere 4 daireden kurulu Temyiz Heyeti (Yargıtay) oluşturulmuştur. Ancak İstanbul’da bulunan Yargıtay da bu sırada varlığını sürdürmüştür. 04.11.1922 tarihinde İstanbul’un Milli Hükümet buyruğu altına girmesi sonucu her iki Yargıtay’ın birleştiği hususu İstanbul’daki Yargıtay’da bulunan dosyaların Sivas’taki Yargıtay’a gönderilmiş olmasından anlaşılmaktadır.

Yargıtay’ın Sivas’ta kuruluşu ile eş zamanlı, çalışma usulü ve sistemi konusunda yeni yasalar çıkarılmamış olduğundan, bu hususlarda Osmanlı Devletinin yürürlükte bulunan yasaları uygulanmaya devam olunmuştur. Zamanla çıkan yasalar içine konulan birtakım hükümlerle, Yargıtay’ın çalışma sisteminde, kararların bozma nedenlerinde ve dosyaların temyizinde uygulanacak prosedürde değişiklikler yapılmıştır. Örneğin 28.03.1923 tarih ve 317 sayılı yasa düşman işgali sırasında verilmiş olan şeri, hukuki, ticari ve icrai hükümlerin, yasanın yürürlüğe girdiği tarihte kesinleşmemiş olması ya da temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olması durumunda temyiz edilebilmesi için özel süreler getirmiştir. Aynı şekilde yasa ikinci maddesi ile işgal altında bulunulan dönemde verilen ceza kararlarının ve memurin muhakematına dair yasa gereğince yapılan işlem ve yargılamaların da temyizini mümkün kılmıştır. Yasa ile getirilen değişiklik ve yeniliklerin başlangıcı için, “düşman işgalinden kurtulma” söz konusu edildiğinden, bu Yasanın yürürlüğe girme tarihi her bölge için değişik olmuştur. Zira Yasada yürürlük tarihi “kanunun bölgedeki gazetede yayımlanması” veya gazete yoksa “usulünce duyurulması” olarak belirlenmiştir.

Cumhuriyet döneminin ilk Yargıtay’ı olan ve Sivas Temyiz Heyeti adıyla kurulan bu Yüksek Mahkeme İstanbul’da bulunan Temyiz Mahkemesi ile birleştikten sonra, 14.11.1923 tarihli ve 371 sayılı yasa ile Anadolu ve Rumeli’de bulunan illerin kurtuluşlarını (özellikle İstanbul ve İzmir’i) müteakip dava dosyalarının ve temyiz edilen dosya sayılarının artması, bu dosyaların Sivas’a ulaşmasının güçlükleri gibi gerekçelerle Sivas’tan Eskişehir’e nakil ile Mahkeme-i Temyiz adını almıştır.

TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KURULUŞU VE ESKİŞEHİRDE TEMYİZ MAHKEMESİ DÖNEMİ (1923-1935)

14.11.1923 tarihli ve 371 sayılı yasa ile Yargıtay’ın Sivas’tan Eskişehir’e nakli ile birlikte bazı yapısal değişiklikler de getirilmiştir.

4 Sayılı yasada belirtilen Hukuk, Ceza, Şer’iye ve Dilekçe Dairesine ilaveten, bu yasanın ikinci maddesinde Sulh Dairelerinden de söz edilmesi Yargıtay’daki Daire sayısının artırılmış olduğunu göstermektedir.
Dairelerde bir başkan ve dört üyenin bulunacağı hükmü bu yasada da tekrar edilmiş, Birinci Başkanlığın, Adalet Bakanı tarafından başkanlardan birisine tevdii edileceği ve seçilen Birinci Başkanın kendi Dairesi ve Genel Kurula başkanlık edeceği kuralına yasanın üçüncü maddesinde değinilmiştir.

Yasa ile getirilen yenilikler ise; Yargıtay’da üç yedek üyenin bulunması, bir Yargıtay Başsavcı Başmuavini bulunacağı, Başsavcı muavini sayısının ikiden dörde çıkarılması ayrıca her dairede lüzümu kadar başmümeyyiz, mümeyyiz ve katiplerin bulundurulması olarak göze çarpmaktadır. Mümeyyizler Dairede yazılan yazıları düzeltmekle görevli kişilerdir.

Bu Yasa ile getirilen yeni hükümlerle, 4 sayılı yasa hükümlerinin birbirine aykırı olması durumunda, 4 sayılı yasanın aykırı olan hükümleri mülga sayılmıştır. Bu bağlamda, aykırı olmayan 4 sayılı yasa hükümlerinin geçerli olduğu anlaşılmaktadır.

Yargıtay’ın Eskişehir’de faaliyete başlamasından sonra, 08.04.1924 tarih ve 469 sayılı yasa ile mevcut olan Şer’iye Dairesi kaldırılarak Hukuk Dairesi sayısı Dilekçe Dairesi sayısı ikiye çıkarılmıştır.
Şer’iye Dairesinin kaldırılmasına ilişkin bu değişikliğin, halifeliğin kaldırılmasından hemen sonra yapılmış olması, Türkiye Cumhuriyetinde din işleri ile devlet işlerinin birbirinden ayrılmasına yönelik iradenin önemli bir göstergesidir.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında; Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu üzerine çalışmalar yapması üzere iki komisyon kurulmuştur: Ahkam-i Şahsiye ve Vacibat. Ancak komisyonların hazırladıkları tasarılar ile devrimlerin bağdaşmadığına inanan Cumhuriyet Hükümeti, İsviçre Medeni Kanununun ve Borçlar Kanununun, bazı değişikliklerle, bütün olarak alınıp benimsenmesine karar vermesi sonucu  her iki Kanun da 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Türk Ceza Kanunu, 1889 tarihli İtalyan Ceza Kanununun benimsenmesiyle 1 Mart 1926 tarihinde kabul edilmiştir.
Ticaret Kanunu 29 Mayıs 1926 tarihinde kabul edilmiş ve 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 1850 tarihli Kanunname-i Ticaret’in yenilenmesi amacıyla 1916 yılında hazırlanan bir projeden esinlenilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, Neuchâtel Kantonu Hukuk Usulü Kanunu örnek alınarak hazırlanmış ve Ekim 1927’de yürürlüğe girmiştir.

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, 1877 tarihli Alman Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu örnek alınarak hazırlanmış ve 20 Ağustos 1929 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Deniz Ticareti Kanunu, Alman Hukukundan esinlenilerek hazırlanmış ve 13 Mayıs 1929 tarihinde kabul edilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu, İsviçre’deki İcra ve İflas Kanununun benimsenmesi yoluyla hazırlanmış ve 4 Eylül 1932 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

766 SAYILI HAKİMLER KANUNU İLE GETİRİLEN YENİLİKLER VE BU DÖNEMDE YARGITAY

20.03.1926 tarihinde çıkarılan 766 sayılı yasaya kadar hakimlerin seçimi, dereceleri, terfileri, ödüllendirilmeleri ve soruşturmalarına ilişkin olarak geniş kapsamlı ve ayrıntılı bir özel yasa çıkarılmamıştır. Bu yasa ile hakimlere ilişkin düzenlemelerden başka geçici maddeler başlığı altında yazılı otuzyedinci maddede Temyiz Mahkemesi’nin (Yargıtay’ın) “Cumhuriyet Merkezi”ne gelmesinden de bahsedilmiştir.

766 sayılı yasada genel olarak şu düzenlemelere yer verilmiştir.

Hakimler iki sınıf olup; birinci sınıfta, yargılama yapmakla görevli hakimler, icra reisleri ile yardımcıları, savcılar ve yardımcıları, Bakanlık teftiş kurulu başkanı ile müfettişleri ve personel, hukuk ve ceza işleri müdürleri yer almakta; ikinci sınıfta ise Temyiz Mahkemesi hakimleri, Başsavcı ve Bakanlık Müsteşarı bulunmaktadır. Kanun metni içinde yapılan bu ayrım şimdiki birinci sınıf hakimlik gibi olmayıp sadece iki grup olarak yapılan ayırımdan ibarettir. Hakimler arasında yapılan sınıflandırma ve bu sınıfların hangi kişileri kapsadığı hususları ayrıntılı bir şekilde düzenlendikten sonra atamalarının nasıl olacağı, atanan yerlerin derecelendirilmesi ile sınıfların nasıl değişeceği de etraflı bir şekilde açıklanmıştır.

Yargıtay üyeleri, birinci sınıf hakimlerin altıncı derecesinde en az üç yıl çalışmış olan ve yükselme defterine adı yazılmış olan hakimler arasından seçilecektir.

Hakimlik mesleğine kabul için Türk olmanın yanında, yirmi yaşını doldurmuş olmak askerliğini yapmış ya da ilişiği olmamak, bulaşıcı hastalığı ve göreve engel başka bir rahatsızlığı bulunmamak, ağır hapis cezası ya da görevi kötüye kullanmak ya da “namus ve haysiyete” dokunur suçtan ceza almamak, Hukuk Fakültesi ya da hukuk mektebi mezunu olmak gibi şartlar aranmıştır. Şartları tutanların da bir mahkeme yanında zabıt yazma işini en az altı ay yapmak suretiyle uygulama deneyimi kazanmaları da öngörülmüştür.

Hakimlik mesleğine seçilme, meslekte yükselme, sınıf değiştirme, işten el çektirme, ödüllendirme ve soruşturma ile ilgili tüm işlerini “intihap encümeni” adında bir kurulun yapacağı, Kurulun Yargıtay’dan bir başkanın başkanlığında, bakanlık müsteşarı, üç Yargıtay üyesi, personel işleri müdürü, hukuk işleri müdürü, ceza işleri müdürü ve teftiş kurulu başkanından oluşmaktadır. Adalet Bakanı ise Kurulun doğal başkanıdır. Yargıtay’dan kurula seçilen başkanın kurula katılmaması durumunda ise müsteşarın vekalet edeceği, oylamalarda oyların eşit çıkması halinde başkanın bulunduğu tarafın tercih edileceği, Kurulun toplantı yapabilmesi için de en az altı üyenin katılımının zorunlu bulunduğu verilen kararların Adalet Bakanı tarafından “tasdik-i Ali”ye sunulacağı düzenlenmiştir.

Kurul kararları gerekçe gösterilmek suretiyle Bakan tarafından reddedilebileceği kuralı konulmuş olmasına karşı bu reddin nasıl yapılacağı ve izleyen işlemlerin nasıl olacağı konusunda bir açıklama getirilmemiştir. Kurulun soruşturma işlemlerinin ilgililere tebliğinden sonra, 15 gün içinde ilgililerin itiraz hakkı bulunmaktadır. İtiraz üzerine Yargıtay Başkanlığına gönderilen dilekçenin oluşturulan bir heyet tarafından inceleneceği ve bu heyetin kararının kesin olacağı, gereğinin ise Bakanlıkça yapılacağı, ancak hakimlikten çıkarma cezası; ağır hapis veya “o derecede bir ceza” veya “namus ve haysiyete dokunur” bir cürümden dolayı verilmiş ise derhal yerine getirileceği belirtilmiştir.

Yargıtay Üyelerinin birinci sınıf hakimler arasından ve en az üç yıl bu derecede görev yapmış ve terfi defterinde adı yazılı olan hakimler arasından veya hakim seçilebilmek için gerekli şartları taşıyan, yirmi yıl avukatlık yapmış olan ya da üniversitede veya Hukuk Mektebinde on yıl öğretim görevlisi olarak çalışmış bulunanlardan “metin ahlakıyla” tanınmış kişilerin seçilebilmesi öngörülmüştür.

Yargıtay üyeliklerinde boşalma olduğunda; Adalet Bakanı tarafından yasada aranan şartları taşıyan altı kişinin isimlerinin Yargıtay Başkanlığına bildirilmesi, avukat ve öğretim üyelerinden bildirilen isimlerin bu miktarın üçte birini geçemeyeceği, bu bildirim üzerine Yargıtay Başkanının Genel Kurulu toplayarak bildirilen isimlerin bulunduğu tezkere zarfını heyet önünde açarak adaylar için Başsavcının da katılımı ile gizli oylama yapılması ve en çok oy alan üç kişinin isminin Adalet Bakanlığına bildirilip Adalet Bakanının da bu üç kişiden birini seçerek “tasdik-i Ali”ye sunması şeklinde bir prosedür getirilmiştir.

Yasa ile getirilen hükme göre Yargıtay’ın İkinci Başkanları, Başsavcının da katılacağı Genel Kurul birleşiminde yapılacak seçimde, Yargıtay üyeleri arasından en çok oyu alan üç aday arasından Adalet Bakanı tarafından, Yargıtay Başsavcısı, ikinci sınıfta sayılan hakimler arasından Adalet Bakanı tarafından doğrudan doğruya ve Yargıtay Başkanı da Yargıtay ikinci başkanları ve Yargıtay Başsavcısı arasından Adalet Bakanı tarafından seçilecektir.

Yargıtay üyelerinden birinin görev ve memuriyetine ilişkin işlediği suçlardan dolayı soruşturması Bakanlık tarafından görevlendirilecek temyiz başkanlarından biri ve savcı olarak da Başsavcı tarafından yapılmakta, Başsavcı hakkındaki soruşturmada savcılık görevini temyiz başkanlarından biri yürütmektedir. Şahsi suçlar için de bu usul geçerli olmaktadır. İşlenen suç cinayet ise soruşturma genel hükümlere göre yapılmakta, soruşturma sonucu Yargıtay Ceza Dairesi tarafından lüzum-u muhakeme kararı verilirse evrak Yüce Divana sevk edilmek üzere Adalet Bakanlığına gönderilmektedir. Hakimlerle birlikte suça iştirak eden hakim olmayanların yargılamaları da hakimlerin tabi olduğu usule göre birlikte yapılmaktadır.

834 SAYILI MAHKEME-İ TEMYİZ TEŞKİLATININ TEVSİİNE DAİR KANUN DÖNEMİ

766 sayılı Hakimler Kanunundaki yukarıda açıklanan düzenlemelerden kısa bir süre sonra çıkarılan 834 sayılı “Mahkeme-i Temyiz Teşkilatının Tevsiine Dair Kanun” adıyla çıkarılan yasaya göre Yargıtay’daki Daire sayısı üç Hukuk ve üç Ceza Dairesi olmak üzere altıya çıkarılmış, bu Dairelerden her birinin görevinin 834 sayılı bu yasa, Yargılama Usulü ve Sulh Hakimleri Kanunu ile belirleneceği ifade edilmiştir.

Dairelerden her birinde bir başkan ve altı üyenin bulunacağı ve heyetin beş kişi ile oluşacağı, Genel Kurulun ihtiyaç duyması halinde üç adet yedek üyenin de bulunabileceği, Daire başkanının üzerinde bir başkan ve başsavcılık refakatinde bir başmuavin ile yeteri kadar muavin bulunması öngörülmüştür.

Daireler arasındaki işbölümüne ilişkin olarak getirilen kurala göre de Ceza Bölümünde; idam cezası, müebbet ağır hapis ve muvakkat ağır hapis, müebbet sürgün, beş seneden fazla hapis, kamu hizmetlerinden sürekli yasaklanma cezalarını gerektiren suçlara ait hükümlere Birinci Daire ve Birinci Dairenin görevi dışında kalan cürümlere veya bu davalara bağlı tüm hükümlerle cezada davanın nakli, Ceza Usul Yasasının otuz altıncı maddesiyle temyize gönderilmiş kısma ilişkin merci tayini konuları İkinci Daire ve kabahatlere ilişkin davalar ile tüm özel yasalardan doğan davalar ile isim, yaş ve kayıt tashihi davalarına Üçüncü Daire bakacaktır.

Yargılamaları temyize gönderilen hakim ve valilerin, yargılamaları eylemin niteliğine göre benzer eylemlerde temyiz mercii olan Dairelere ait olup bu yargılamalarda verilecek kararların temyizine Ceza Genel Kurulu bakacaktır.

Hukuk davalarının temyizinde ise Birinci Hukuk Dairesi; ikinci ve üçüncü hukuk dairesinin görevi dışında kalan hukuk ve ticaret davalarında, İkinci Hukuk Dairesi ayni haklar hariç olmak üzere şahsa, aileye ve mirasa ilişkin hukuk işleriyle, her ne şekilde olursa olsun hukuk ve ticarette davanın nakli ve merci tayini hususlarında, Üçüncü Hukuk Dairesi de Sulh Hakimleri Kanunun hükümlerine dayalı olarak sulh mahkemelerinden verilmiş hukuk ve ticaret işlerine dair kararları incelemekte görevli sayılmıştır.

Yargıtay Birinci Başkanı Genel Kurullara başkanlık eder ve bu kurullara gönderilen işleri düzenler ve yönetir. İşi çok olan daireye işi az olan daireden geçici olarak üye görevlendirebilir. Yargıtay’a yapılacak seçimlerle ilgili olarak Bakanlık ile irtibat halindedir. Daire başkan ve üyeleri Birinci Başkan gerekli gördüğü takdirde Genel Kurulda Birinci Başkana yardım ve Birinci Başkanın nezaretinde Başkanlardan en kıdemlisi kendisine vekalet edebilir.

Yargıtay Genel Kurulları hukuk ve ceza olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Ceza Genel Kurulu ceza dairelerinden, Hukuk Genel Kurulu ise hukuk dairelerinden teşekkül eder. Her iki Genel Kurul da kendi üye toplam sayılarının üçte ikisinin toplanması ile toplantı yeter sayısına ulaşır. Toplananların üçte ikisinin oyu ile de karar yeter sayısı sağlanmış olur. Genel Kurullarda çoğunluğun sağlanamadığı durumlarda o kısımdan müzakereye katılmamış olan üyeler çağrılır. Bu suretle de ekseriyet temin olunamaz ise bu durumda her iki Genel Kurul toplantıya çağrılarak mutlak çoğunluk sağlanıp karar verilir.

Yargıtay’ın iki dairesi veya bir dairenin kararları arasında aynı konulara ilişkin birbirine zıt kararlar olduğunda ya da istikrar kazanmış bir içtihadın değiştirilmesi gereği doğduğunda Yargıtay Başkanı ilgili dairelerden birbirine aykırı kararları ve içtihadın değiştirilmesine ilişkin nedenleri ister ve özeti ile birlikte toplantı gününü belirleyerek toplantıdan en az üç gün önce Genel Kurula dağıtır. Bunun üzerine ilgili daireler de üyelerinden birini kendi dairelerinin görüşlerini etraflıca açıklaması ve savunması için görevlendirir. Her bölümün üçte ikisi ile oluşacak Genel Kurul ve ceza işlerinde Başsavcının da katılımı ile durum incelendikten sonra toplanan mevcudun üçte ikisi ile alınacak karar benzer olaylarda emsal olur. Bu konulardan Yargıtay Başkanı, Başsavcının veya dairelerin göndermesiyle haberdar olabileceği gibi resen de haberdar olup yukarıdaki şekilde içtihatlardaki aykırılığın giderilmesini sağlayabilir.

Ceza işlerinde karar düzeltme ancak hükmün kişi veya mahiyete doğrudan doğruya etkili olan bir hususun temyiz dilekçesinde veya tebliğnamede ileri sürülmüş olmasına rağmen ilamda dikkate alınmamış olması halinde mümkün olmaktadır. Karar düzeltme istemi Başsavcıya aittir. Bu istem üzerine temyiz incelemesi asıl kararı vermiş olan dairece yapılır.

Mahalli savcılar kendiliğinden ya da ilgililerin başvuruları üzerine Başsavcının dikkatine sunulmak üzere belgeleri gönderirler. Ancak yapılan başvuruyu düzeltilecek bir husus olarak görmezlerse sırf başvuru nedeni ile kararın uygulanmasını erteleyemezler.

Başsavcı karar düzeltme için yapılan başvuruyu inceledikten sonra eğer gerek görürse ilamın icrasını veya ertelenmesini derhal mahalline bildirir.

Ceza Dairelerinin kararlarına karşı Başsavcının kararın kendisine tevdii tarihinden itibaren iki hafta içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz hakkı vardır.

834 sayılı yasadaki bir düzenleme Teşkilat ve Usulü Muhakemat kanunlarıyla sair kanunların bu kanuna aykırı hükümlerin mülga olduğu şeklindedir ki bu hüküm ile önceki yasalarla çelişen hükümler nedeniyle farklı uygulamaların ortaya çıkmasının önüne geçilmek istenmiştir.

18.06.1879 tarihli Nizamiye Mahkemeleri yasasına göre; üye seçilebilmek için, ilk derece mahkemesi başkanlığı ile istinaf üyeliğinde veya bu memuriyetlerin ikisinde dört yıl çalışmak zorunluydu.

24.06.1913 tarihli Hâkimler ve Adliye Memurları seçim tüzüğüne göre Adliye Nezaretine bağlı nizami mahkemelerin hakimlerinin rütbe ve dereceleri belirlenmiş; Mahkeme-i Temyiz başkanı, başsavcı ve istinaf mahkemesi birinci başkanının doğrudan nazır tarafından seçilerek, Padişahın onayıyla atanması esası getirilmiştir. Mahkeme-i Temyiz üyeleri ise başsavcının da bulunduğu genel kurulda, adaylar üzerinde görüşme yapıldıktan sonra gizli oy ve genel kurulun üçte iki çoğunluğu ile en az beş yıl hakimlik yapmış, ahlak sağlamlığı ve hukuk bilgisi ile tanınan üç tanesi belirlenerek nazırın da bunlardan birini seçmesiyle atanırlardı. Yargıtay Genel Kurulunca üç aday arasına girebilmek, sonra da Adalet Bakanının tercihleri arasında yer almak gerekmekteydi. 07.09.1914 tarihinde yapılan değişikliğe göre ise; Mahkeme-i Temyiz üyelerinin seçiminde, beş yıl hakimlik görevinde bulunmuş, sağlam ahlak ve hukuk bilgisine sahip altı adayın adını içeren kapalı bir zarf, Adliye Nezaretince Mahkeme-i Temyiz birinci başkanlığına verilir, birinci başkan zarfı genel kurulda açıp okur, adaylar üzerinde görüşme yapılıp genel kurulun üçte ikisi tarafından seçilen üç kişinin adı Nezarete bildirilerek nazır tarafından biri seçilir ve arzolunurdu. Aday olabilmenin ön koşulu kırk yaşını bitirmek ve Adalet Bakanlığınca beş yıl hakimlik yapmış kimseler arasından en az altı kişinin ismini taşıyan listeye girebilmek, Yargıtay Genel Kurulunca 2/3 çoğunlukla seçilecek üç aday arasından Adalet Bakanınca tercih edilebilmek önemliydi.

04.07.1934 günlü 2556 sayılı Hâkimler Yasası uyarınca Yargıtay üyesi seçilebilmek için birinci sınıf hakimler arasından Adalet Bakanı tarafından seçilerek; Adalet Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan üçlü kararname ile atanmak gerekliydi.

Yargıtay Birinci Başkanı, Başsavcı ile Yargıtay İkinci Başkanları arasından Adalet Bakanınca seçilir, yine Adalet Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan üçlü kararname ile atanırdı. Yargıtay Büyük Genel Kurulunca seçilen ilk Başkan İmran Öktem’dir.

YÜCE DİVAN

İlk 1876 yılında kabul edilen Anayasa ile yargı sistemimize girmiştir. Divan-ı Ali 30 üyeden oluşmaktaydı. Bunlardan onu Heyeti Ayân (padişah tarafından seçilen meclis üyesi) onu Danıştay onu da Yargıtay ve İstinaf reis ve üyelerinden kur’a ile seçilerek atanırlardı.

Divan-ı Ali iki bölümde Divanı İthamiye, Divan-ı Hüküm.

Divan-ı ithamiye dokuz üyeden oluşurdu. Üçü heyeti ayan, üçü Danıştay, üçü Yargıtay ve İstinaf üyelerinden olmak üzere Divan-ı Ali üyeleri arasından kura ile seçilirdi.

Divan-ı Hüküm; yedisi Heyeti Ayan, yedisi Danıştay, yedisi de Yargıtay ve İstinaf üyelerinden olmak üzere 21 Divan-ı Ali üyelerinden oluşurdu.

Divan-ı Ali’nin görevleri; Bakanlar ile Yargıtay Başkan ve üyelerinin ve padişahın kendisini ve makamını tehlikeye sokmaya teşebbüs edenleri yargılamaktı.

1876 Anayasası 20.04.1924 tarihinde kabul edilen yeni Anayasa ile kaldırılmış, Divan-ı Ali’nin de yapısı değişmiştir.

1924 Anayasasına göre Yüce Divan gerektiğinde TBMM.nce kurulmaktaydı.

Görevi; Bakanları, Yargıtay ve Danıştay Başkan ve Üyeleri ile Cumhuriyet Başsavcısını görevlerinden doğacak işler nedeniyle yargılamaktı.

1924 Anayasası gereğince Yargıtay Genel Kurulunca seçilen 11, Danıştay Genel Kurulunca seçilen 10 kişi kendi aralarında Başkan ve Başkanvekilini seçerlerdi. Başsavcı, Yüce divanda Savcı olarak görevliydi. Uygulamada Yargıtay Birinci Başkanları, Yüce Divanlara üye seçilip, Yüce Divanda da Başkanlığa seçilmişlerdir. Bahriye Vekili İhsan beyin yargılandığı Yavuz-Havuz olayında Yüce Divana Birinci Başkan İhsan Ezgi’dir. Gümrük ve Tekel Bakanı Suat Hayri Ürgüplü’yü yargılayan son Yüce Divana ise, Birinci Başkan Halil Özyörük başkanlık etmiştir.

27.05.1960 devriminden sonra 1924 Anayasasının Yüce Divana ilişkin hükümleri çıkarılmış ve Yüksek Adalet Divanı kurulmuştur. Bu divan hem 1924 Anayasasında olduğu gibi Yüce Divanda yargılanması gereken kişileri yargılayacak hem de Demokrat Parti iktidarının Cumhurbaşkanı ile Başbakanını, bakanlarını ve o iktidarda görev yapan kişileri yargılamakla görevlendirilmişti. Yüksek Adalet Divanına ek olarak sanıkların sorumluluklarının araştırılarak “son soruşturma” açmakla yükümlü olan Yüksek Soruşturma Kurulu oluşturulmuştur. Her iki Kurula katılacak hakimler Milli Birlik Komitesince Bakanlar Kurulunun teklifi ile seçilmişlerdir. Yüksek Adalet Divanı hakimlerinin adli, idari ve askeri hakimler arasından seçileceği belirtilmişti. Yüksek Adalet Divanında ve Yüksek Soruşturma Kurulunda Yargıtay’dan birçok Başkan ve Üye görev yapmıştır.

Yüksek Adalet Divanında 1. Ceza Dairesi Başkanı Salim Başol, Başkan, 4. Ceza Dairesi Başkanı Ferruh Adalı, 1. Ceza Dairesi Üyesi Abdullah Üner ve Selman Yörük Üye, 5. Hukuk Dairesi Üyesi Vasfi Göksu ve 5. Ceza Dairesi Üyesi Adil Sanal Yedek Üye, 1. Ceza Dairesi Üyesi Altay Egesel Başsavcı olarak görev yapmışlardır.
Yüksek Soruşturma Kurulunun il başkanı 6. Ceza Dairesi Başkanı Celal Kuralmen, onun görevden çekilmesi ile 2. Hukuk Dairesi Başkanı Hayrettin Şakir Perk Başkan olmuştur.

Yüksek Adalet Divanı çalışmalarını Yassıada da sürdürmüştür. Ancak 15 Eylül 1961 tarihli toplantı ve diğer toplantılar Yargıtay binasında  bulunan sonradan yıkılan Kubbealtı denilen bölümde sürdürüldü.  Bu dönem de divan başkanlığı 1. Ceza Dairesi Üyesi Selman Yörük tarafından yapılmıştır.

Yüce Divan görevi, 1961 Anayasası ile Anayasa Mahkemesine verilmiştir.

1221 SAYILI TEMYİZ MAHKEMESİ TEŞKİLATINA DAİR KANUN DÖNEMİ (1928-1973)

11.04.1928 tarihinde çıkarılan 1221 sayılı yasa ile Yargıtay’ın yapısı ve işleyişi ile ilgili yeni düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler dairelerin sayısına ve görev alanlarına da etkili olmuştur.

834 sayılı yasa döneminde Hukuk ve Ceza bölümünde üçer daire olmak üzere toplam altı daire mevcut iken hem hukuk dairelerine hem de ceza dairelerine birer daire eklenmek sureti ve ile Yargıtay’daki daire sayısı sekize, ticaret dairesi ile birlikte toplam daire sayısı ise dokuza çıkarılmıştır.

7264 Sayılı ve 11.05.1959 Tarihli “Temyiz Mahkemesi Teşkilatına Dair 1221 Sayılı Kanunun 1, 3 ve 4 üncü maddelerinde tadilat yapılmasına Dair Kanun” İle Yapılan değişikliklere gelince;
Bu yasa ile öncelikle 1221 sayılı yasanın 5859 sayılı kanunla Yargıtay’da bulunan hukuk dairelerinin sayısı sekize çıkarılmış ve bu dairelerin görev alanlarının 7264 sayılı bu kanun ve Hukuk ve Ceza Muhakemeleri Usulü kanunları ve İcra ve iflas Kanunu ve özel yasalarla düzenlendiğine işaret edilerek dairelerin görev alanları tek tek belirtilmiştir.

Temyiz Mahkemesi Teşkilatına Dair 1221 sayılı Ka- nunun değişik l, 2, 3 ve 4. maddelerinde değişiklik yapılmış ve yasaya yeni bir madde eklenmiştir. Değiştirilen 1, 2, 3 ve 4. maddeler ile eklenen maddeye göre;
Yargıtay 9 Hukuk, 7 Ceza, l Ticaret ve l İcra İflas Dairesinden kurulu olup, dairelerden her birinin görevi, bu kanun ve Hukuk ve Ceza Yargılama Usulü Kanunları ve İcra ve İflas Kanunu ve özel kanunlarla belli edilmiştir.

YARGITAY BİRİNCİ BAŞKANLARI VE ADLİ YIL TÖRENLERİ

Osmanlı Yargıtay’ında ilk Başkan, ünlü Hukukçu ve Devlet adamı Ahmet Cevdet Paşadır. Türkiye Büyük Millet Meclisince çıkarılan Yasa ile Sivas’ta kurulan muvakkat Temyiz Heyetinde ayrıca birinci başkanlık yoktu, daire başkanlarından biri bu görevi yürütmekteydi. Eskişehir’deki ilk kuruluşunda da Sivas’taki gibiydi. Yargıtay’ın Eskişehir’deki ikinci kuruluşunda başlı başına bir birinci Başkanlık görevi öngörülmüştür.

Birinci Başkanlarca Adalet Yılını Açış konuşması yapma görevinin önceleri hukuki bir dayanağı yoktu, geleneğe dayalı idi. İlk kez Adalet Bakanı Ali Rıza Türel döneminde 6 Eylül 1943 yılında 1943-1944 Adalet yılının başlaması nedeniyle düzenlenen Açılış töreninde Birinci Başkan Halil Özyürük’ün verdiği söylev, geleneğin başlangıcı olmuştur. Bakan Ali Rıza Türel, törenin amacını belirten konuşmasının ardından sözü Halil Özyürük’e bırakmıştır. Açılış törenleri, Adalet Bakanlığınca düzenlenmekte, çağrılar Bakan tarafından gönderilmekteydi. Açılış törenleri genellikle Ankara Hukuk Fakültesi konferans salonunda yapılmaktaydı. Yalnız, 1955 Eylül’ündeki tören Yargıtay’da (Kubbealtı) denilen ve sonradan yıkılan bölümde yapılmıştır.

1943 Eylül’ünden 1955 Eylül’üne kadar her adli yıl açılışında yapılan törenler 1956 yılında Adalet Bakanlığının ara vermesi nedeni ile dört yıl yapılamamıştır. 1960 yılında Adalet Bakanı Abdullah Pulat Gözübüyük’ün çabaları sonucu yeniden canlandırılmış ve günümüze kadar süregelmiştir. 1961-1965-1973-1975 ve 1979 yıllarında seçim dönemlerine rastlaması nedeni ile tören yapılamamıştır.

1955 yılına kadar yapılan açış konuşmalarında; İstiklal Marşı’nın ardından Yargıtay Birinci Başkanlarınca, meslekten ayrılan Başkan, Üye ve Hakimlerin adlarının açıklanmasının ve iyi dileklerinin iletilmesinin ardından Yargıtay’ın yıllık çalışması hakkında bilgi verildikten sonra, yargının sorunları ve çözüm yolları geniş olarak anlatılırdı. 1943 yılından itibaren köklü güzel bir gelenek olarak başlayan 1973 yılında yasa emri haline gelen söylevler bugüne kadar önemini korumuş, adli yargı mensupları ve toplum tarafından her adli yıl’da merakla yargının hep aynı ve değişmeyen sorunlarının Yargıtay Birinci Başkanı tarafından seslendirilmesi beklenir olmuştur.

1960 yılından sonra yapılan Adli Yıl Açılış söylevlerinde; Yargıtay 1. Başkanları gelişen ve değişen Türkiye ve dünya olaylarına kayıtsız kalmamışlardır. Yargıçlarında aydın ve yurtsever olduğu, her konuda sorumluluk taşıdığı, sadece pozitif hukuk uygulayıcısı olmasının yeterli olmadığı, aksine ideal hukukun ve toplumun gerçekleri bulması konusunda düşünce üretmekle yükümlü olduğu kabul edilmiştir. Özeleştiri yapmanın bireye ve topluma çok şey kazandıracağının bilinci içerisinde Adlı Yıl Söylevlerinde siyasal, ekonomik, toplumsal rahatsızlıkları dile getirmenin tarihsel bir görev olduğu sürekli yinelenmiştir. Yargıtay 1. Başkalarından Halil Özyürük’ün “yeterki, Türk Hakimi Türk yurdunda adaleti daima muzaffer kılmak fikrini, dimağında daima meşale olarak yanık bulundursun” sözünde belirttiği gibi bu görevlerini bugüne kadar topluma ve Türk yargısına yakışan şekilde yerine getirmişlerdir. Adli Yıl Açılış Söylevleri ve içerikleri tarihimiz için önemli yazılı belge niteliği taşımaktadırlar.
Yargıtay Birinci Başkanları, her adli yıl açılısında aynı sorunları yinelenmekten bıkmayarak çözüm yolları aramaya çalışmışlar, sorunlara asla karamsarlık, umutsuzluk içinde değil; iyimserlikle yaklaşarak, tarihsel sürecimizden sonuçlar çıkararak, yüce önder Atatürk’ü örnek alarak, hukuk devletine hep inanmışlardır. Demokrasinin temel öğelerinden olan toplumda hoşgörü ve saygı ortamı içinde siyasal inançlar ve faaliyetleri yadırgamadan, düşman olmadan, Anayasa ve yasaların kendilerine tanıdığı hak ve özgürlükler kapsamında hukuk düzenini oluşturan kuralları tekrar tekrar söylemekten bıkmamışlardır.

1943 yılından beri süregelen anlamlı toplantılarda yargının nasırlaşmış sorunları yinelenerek Türk Adalet Teşkilatının yıllarca çok ağır yük ve sorumluluk altında özveri ile çalıştığı tüm açış konuşmalarında değişik ifadelerle tekrarlanmıştır.

Bu arada millet ve hak yolunda, Adalet hizmetinde 140 yılını geride bırakan Yargıtay, köklü mazisi ve anıtlaşmış kararlarıyla saygınlık yaratmıştır. Yargının sorunlarının gelmiş geçmiş bütün yasama ve yürütme organlarınca bilinmesine ve ısrarla çözümleri ile birlikte tekrar tekrar anlatılmasına rağmen, sorunlarımızın çoğuna arzulanan düzeyde adil, kalıcı ve gerçekçi bir çözüm getirilememiş olması, son derece üzücü ve geleceğimiz açısından düşündürücüdür.
İlk defa 1977-1978 Adli Yıl Açılışı ,Yargıtay Birinci Başkanı Cevdet Menteş zamanında, Yargıtay’ın o günlerde hizmete açılan şimdiki konferans salonunda yapılmıştır. Sonrasında ananevi gelenek olarak törenler bir istisna (2001 yılı ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonunda) dışında hep Yargıtay’da yapılmıştır.

Her yıl Adli yıl açılış töreni programında Anıtkabir ziyareti yer almaktadır. Bu anlamlı ziyarette, Yargıtay Birinci Başkanı, Anıtkabir özel defterine tüm Yargıtay mensuplarının duygu ve düşüncelerini yansıtır.

Gerçek Hukuk devleti, çağdaş gelişmeleri yasalarına, hukuk düzenine aktaran devlettir. Toplumu oluşturan fertlerin özellikle devlet içinde hakim olan idare edenlerin yasalara ve yargı kararlarına yürekten inanarak bağlı kalmaları sonucunda çağdaş hukuk sistemine geçebilir. Demokratik hukuk kurallarına uygun yeni düzenlemeler getirilebilir. Akla, bilgiye ve yaşamın içinde olarak toplumun ihtiyaçlarına göre düşünülüp yeni düzenlemeler getirilmesi için yargı kuruluşlarının en üst düzeyde yapılandırılması ve yargı gücü ile denetiminin önemi söylevlerde sürekli vurgulanmıştır. Bunun yanında olumsuzluklar da açıkça anlatılmış, ülkemizde vatandaşların Adli sorunlarına, yakınmalarına, yargı teşkilatının sıkıntılarına geniş kapsamlı kalıcı çözümler yerine, gündelik çözümlerle yetinildiği, ciddi Adalet politikası olmayışı, kadro personel ve bütçe yetersizliği sonucunda yargının durumunun Anayasal gücü ve yeri ile orantılı duruma bir türlü getirilemediği, yıllardır süregelen sorunların gün geçtikçe artmasının Yargıtay’ı ciddi endişelere sevkettiği, davaların irade dışı uzaması sonucunda adalete karşı inanç ve güvenin zedelenmesinin manevi sorumluluğunu Yargıtay’a yüklemenin haksızlık olacağı Yargıtay Birinci Başkanlarınca her adli yıl açılışında dile getirilmiştir.

Yargının kendisini yaratan Devlet sisteminden soyutlanmadan, ancak işlevini yerine getirirken yasama ve yürütmenin etkisi altına da girmeden karar vermesi gerektiği, bu bağımsızlığın öncelikle kavram olarak benimsenmiş bir yargı sisteminin insan öğesi sayılan hakimin de güvencesi olduğu ve devlete hukuk devleti niteliği kazandıran bu temel kural zedelendiği an, bundan doğrudan adaletin, Devletin ve Türk Milletinin zarar göreceğinin unutulmaması icap ettiği Yargıtay Birinci Başkanları tarafından açıklanmıştır. Yargı gücünün, başlı başına mevcut ve bağımsız bir güç olduğu, “Yargının bağımsızlığı ilkesi” insan aklına gelebilecek en üst düzey ve boyutta düşünülmüş Anayasa ve yasalarda mükemmel şekilde yer almış olsa bile, yargıç güvencesi olmadıkça yargının tam bağımsızlığından söz edilemeyeceği belirtilmiştir.

Hakimin güvenceden yoksun olduğu kaygısına kapıldığı anda bu kavramın sadece şeklî olacağı, Anayasanın 9, 138, 139. maddelerinde kaynağını bulan yargı bağımsızlığı ve hakim güvencesi kavramlarının, sadece yargıya ve hakime tanınan bir imtiyaz değil; aksine toplumun tüm kesimlerinin, demokratik düzenin ve giderek devletin güvencesidir denilmiştir..

Uyuşmazlıkların süratle çözülebilmesi, yargı kararlarının uygulanabilmesi için, hükmün doğru olması, kamu vicdanını rahatlatması, hakimin bağımsız olması ve kararların gerekçeli olarak açıklanması, yargıçların günlük kaygılardan uzak tutularak kendilerini geliştirmeye olanak sağlayacak bir gelir düzeyine sahip olmaları gerekmektedir. Yargı binalarının yetersizliği ve genel bütçeden adalete ayrılan payın yüzde birler civarında olduğu ve bu miktarında yargının, kamusal işlevi ile orantılı ve yeterli olmadığı açıktır. Cumhuriyetin ilk yıllarında kuruluş döneminin zorluklarına ve olanaksızlıklarına rağmen bütçeden yargıya ayrılan payın bu günün 4-5 katı olduğu, yargıya o yıllarda verilen önemin sonucudur.Bütçeden alınan bu payla hiçbir yeniliğin ve reformun gerçekleştirilmesine ve yargı bağımsızlığının alt yapısını oluşturacak düzenlemelerin yapılmasına olanak yoktur.
Başkanlar konuşmalarında Mahkemelerdeki eksikliklerden, aksaklıklardan, davaların gerektiği gibi çabuk sonuçlandırılamadığından, vatandaşların yakınmalarından söz etmişlerdir. Alınması gereken acil tedbirler de belirtilmesine rağmen bu sözler bugüne kadar yankı bulamadığı gibi, her geçen gün iş yükünün artışının da eklenmesiyle gerilemiştir. Buna bağlı olarak vatandaşların şikayetleri de artmıştır.

Yargının maddi gereksinimlerini karşılamaktan uzak olan genel bütçeden alınan payın artırılması gerektiği ve ekonomisi güçlendirilmiş bağımsız yargının toplum düzeninin sağlanmasında en önemli rolü üstleneceğini, yargının ağır işlemesinin adaletin gecikmesi sonucunu doğuracağı adli kolluğun bir an önce kurulması, tam bağımsız ve yargıçları tam güvenceli,tüm işlevlerini etkin ve eksiksiz yerine getirebilen bir yargının demokrasilerin mutlak gereği olduğu açılış söylevlerinde dile getirilmiştir. Bağımsızlık ve güvencenin; yargı veya yargıç için ayrıcalık olmadığı; Hakkın eksiksiz, etkisiz ve ödünsüz gerçekleşmesi için zorunlu olduğu açıklanmıştır. Siyasilerin iktidarda iken hukuka siyaseti sokmak yerine; hukuku siyasete egemen kılmak erdemini göstermelidirler. Siyasilerin böylece tarihin ebedi saygısına layık olacakları gerçeği sık sık anlatılmış ve bağımsız yargının, yeri ve zamanı geldiğinde yasamanın ve yürütmenin kendi mensupları için de sığınılacak en sakin liman olabileceğinin unutulmaması gerektiği, çünkü siyaset ve hukuk tarihimizin bu unutkanlık örnekleri içeren hazin ve ibret verici öykülerle dolu olduğu, siyasi kuvveti kaba kuvvetten ayıran özelliklerin başında adaletin geldiği, yargılama erkinin yasama ve yürütmeden ayrılmamışsa bağımsızlıktan söz edilemeyeceği, eğer yargı erki yasama ile birleşmişse vatandaşın hayat ve hürriyetinin keyfiliğe tabi olacağı, eğer yargı erki yürütme erki ile birleşirse hükümlerin tahakküme dönüşeceği vurgulanmıştır. Yargı bağımsızlığının gerçekleşmesinde kıskançlık gösteren siyasiler, çeşitli kriz dönemlerinde bu bağımsızlığın yokluğunun ve eksikliğinin acısını en çok kendileri çekmiş, ülkeleri ve ulusları da bundan olumsuz biçimde etkilenmişlerdir.

Yargıtay 1. Başkanlarınca adli yıl açış konuşmalarında her yıl yinelenmesine rağmen, beklenen ve özlenen yargı reformu bir türlü hayata geçirilememiştir.

1971 yılına kadar Yargıtay Başkan ve Daire Başkanları emekli olana kadar veya kendi istekleriyle ayrılana kadar görevde kalırlardı. Şimdiki gibi Yargıtay’da sık sık Başkan seçimi yapılmazdı. 1961 Anayasasının 139. maddesi 20/09/1971 gün ve 1488 sayılı yasa ile değiştirilerek bu uygulamaya son verildi. 139. maddesinin 4. maddesi gereğince “Yargıtay Birinci Başkanıyla İkinci Başkanlarının (Daire Başkanları) ve Cumhuriyet Başsavcısının görev süresi dört yıl” olarak belirlendi. 1730 sayılı Yargıtay Kanunuyla seçimlerin esasları saptandı ve 1973 Haziranında dört yılını dolduran başkanların seçimleri yenilendi. Böylece ilk defa 1971’de Anayasa ile kurulan sistem bugün de yürürlüktedir. 1730 sayılı Yargıtay Kanununa 25/06/1981 gün ve 2483 sayılı kanun ile eklenen geçici madde ile Cumhuriyet Başsavcıvekilliği ihdas edilmiştir. Daha sonra 2797 sayılı Kanunda da yerini almıştır.

1944-1945 yılı Adli Açış Konuşmasını Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün huzuruyla yapan Yargıtay 1.Başkanı Halil Özyörük, Adli yıl açılış konuşmasının bir gelenek haline getirilmesi konusundaki arzularını şöyle açıklamıştır;
Geçen adli yılı ilk açtığımız tarihten bugüne kadar tam bir yıl geçti. Şu anda Türkiye’nin tüm mahkemeleri tatil devresinden yeni çalışma devresine girmiş bulunuyor. Her eylül ayının altıncı günü tekerrür eden bu olay, yıllık kaza faaliyeti için bir başlangıç teşkil etmektedir. Kanunun buna işaret etmekte oluşu da kaza işlerinde modern bir Devlet için zaruri görülen ıttırâd ve mükemmeliyetin teyidi demek olur.

Adli yılın başladığı günde kaza organlarının başında gelen Temyiz Mahkemenizin bir tören yapmasından daha tabii ne olabilir?

Yurdumuz için, memleketimiz adliyesi için adli yılın başlangıç gününü takvim yaprakları arasında işaretlemek adeti pek yenidir. Hatta bu konuda bir adetten bahsetmek mümkün görülmeyebilir. Zira, biz hukuk mensupları adetten söz açtığımızda uzun zaman değişmeksizin tekrarlana gelen ve yazılı olmayan hukuk kuralını düşünürüz. Burada kasdetmek istediğim adet, tabir caiz ise (tören-adet) adı verilebilecek olan bir alışkanlıktan başka bir şey olmayacaktır.

Temyiz Mahkemesi’nin çalışma devresine girdiği günde merasimli bir toplantı yapmasından daha tabii bir şey olmayacağı ve bu toplantılarda faydalı hasbihaller yapılacağı içindir ki, bunların her yılın aynı gününde tekrarlanacağını ve böylece güzel bir meslek adetinin teessüs edeceğini söylemek benim için bir bahtiyarlık vesilesidir.

Adli yıl başlangıcı toplantılarının meslek hayatı ve meslek terbiyesi bakımlarından haiz olduğu faydalardan başka, müsbet bir takım neticeler de doğuracağından şüphe edilmemelidir.

Gerçekten, bu toplantılar bir taraftan halk kitleleri ile yüksek kaza uzvu arasında bir münasebet yaşatmak; diğer taraftan da geçmiş adli yıl içerisindeki çalışmalara dair topluca malûmatın bir arada gözden geçirilmesi bakımlarından önemli neticeler ortaya çıkarabilir.

Devamla;
Adlı yıl açılış töreni 1730 sayılı Yargıtay Kanunu ile Yasa hükmü haline gelmiştir. 52 maddede “Her adli yıl, Ankara’da Yargıtay 1. Başkanının söylevi ile açılır. Açılış söylevinin metni üzerinde daha önceden başkanlar kurulunun düşüncesi alınır” denilmiştir. 2797 sayılı Yasanın 59 maddesinde de aynı düzenleme yer almıştır.
Törenin amacı; yargının işleyişi hakkında gereken açıklamaları yaparak sorunları dile getirmek, çözüm yollarını önermektir.

Adlı yıl açılış töreninde Yargıtay Başkanının konuşması sonrasında konuşma yapılıp yapılmayacağı hakkında yasa hükmü yoktur. 1973 yılındaki törende Yargıtay 1. Başkanının açılış konuşmasının ardından törenin bittiği düşünüldüğü sırada Barolar Birliği Başkanı kürsüye çıkarak bir konuşma yapmıştır.

Sonraki yıllarda Barolar Birliği Başkanları, Yargıtay 1.Başkanından sonra konuşma yaparak geleneği sürdürmüşlerdir.

Yargıtay 1.Başkanları, törenden önce Barolar Birliğinin konuşma metninin Yargıtay Başkanlığına gönderilmesi konusunda titizlik göstermişlerdir.

Adliye Mahkemeleri yasa gereği 20 Temmuz-6 Eylül tarihleri arasında Adli tatile girmektedir. Adli tatil ve Adlı yıl açılış töreni Fransa’dan alınmıştır. Fransa’da Yargıtay Büyük Genel Kurulunun toplanarak tören yapılması yeni adli yılın başlangıcı kabul edilmektedir.

1730 Sayılı Yargıtay Kanunu

Yargıtay’ın çalışmaları, yönetimi ve denetimi 14 Nisan 1928 gün ve 1221 sayılı Temyiz Mahkemesi Teşkilat Kanunu ile yürütülmekte idi. Yasada birçok kez değişiklik yapılmasına rağmen ihtiyaca yetmemesi, aksayan yönlerinin çokluğu sonucunda, yeni bir yasanın varlığına gereksinim duyulmuştur. 1961 Anayasasının geçici 7. maddesiyle Yargıtay Kuruluş Yasasının en geç 6 ay iç inde çıkarılması öngörülmüştür. 1730 sayılı Yargıtay Yasası 12 yıl aradan sonra 16 Mayıs 1973 tarihinde çıkarılabilmiş ve 01.06.1973 günü de yürürlüğe girmiştir.

Bu yasa ile Yargıtay’ın kuruluş, işleyiş ve görevleri yeniden düzenlenmiştir.

Hukuk ve Ceza Genel Kurulları ile dairelerin çalışmaları, Cumhuriyet Başsavcılığının kuruluş ve görevleri yeni baştan saptanmıştır. Birinci Başkanlık Divanı, yönetim kurulu, Haysiyet Divanı, Yayın İşleri Müdürlüğü gibi yeni kuruluşlara yer verilmiş ve seçimleri düzenleyen esaslar getirilmiştir. Yargıtay’ın ilk kez Genel bütçe içinde kendine ait ayrı bir bütçesi olmuştur. Bütçenin 1. derecede ita amiri Birinci Başkan olarak belirlenmiştir.
Yargıtay’ın 11 Hukuk ve 7 Ceza Dairesi olan sayısı 16 Hukuk ile 9 Ceza dairesi olarak arttırılmıştır. Birinci Başkana tanınan yetki ve tasarrufların bir bölümü (çok acele işler hariç olmak üzere) Birinci Başkanlık divanı ile yönetim kuruluna aktarılmıştır. Biri Hukuk diğeri Ceza Daireleri Başkan ve Üyeleri arasından seçilecek iki Birinci Başkan vekilliği ilk kez 1730 sayılı yasada yer almıştır.

Hukuk ve Ceza Genel Kurullarının çalışmasını kolaylaştıracak toplanan ve karar yeter sayılarının yeniden düzenlenmesi sonucu çalışmalarına ivme kazandırılmıştır.

1971 yılında Anayasa’da yapılan bir değişiklikle Divan-ı Ahkam-ı Adliye’den itibaren uygulanan bir sisteme son verilmişti. 1971 yılına kadar Yargıtay Başkan, Başsavcı ve Daire Başkanları emekli olana veya kendi istekleriyle ayrılana kadar görevlerinde kalırlardı. 1961 Anayasasının 139. maddesi 20.09.1971 gün ve 1488 sayılı yasa ile değiştirilerek bu uygulamaya son verilmiştir. 139. maddesinin 4. fıkrası ile Yargıtay Birinci Başkanıyla ikinci Başkalarının ve Cumhuriyet savcısının görev süreleri dört yılla sınırlandırılmıştır. 1730 sayılı Yargıtay Kanunuyla seçimlerin esasları saptanarak 1973 Haziranında dört yılını dolduran Başkanların seçimleri yenilenmiştir. Böylece ilk defa 1971’de Anayasa ile konulan görev süresi 4 yılla sınırlama sistemi bugünde yürürlüktedir. Yeni daireler çalışmaya başlayarak Anayasanın 13 ve Yargıtay Yasasının 50. maddeleri gözetilerek ve anılan maddelere ters düşmeyen, Yargıtay çalışmalarını düzenleyen İç Yönetmelik yapılmıştır. 1973 yılı ekim ayında yeni kurulan dairelere 42 Yargıtay Üyesi seçilerek görevlerine başlamışlardır. 1974 yılında Yargıtay üye mevcudu Birinci Başkan, Cumhuriyet Başsavcısı, Başkanlar dahil 202 kişiydi. Bunun 14’ü Yüksek Hakimler Kurulunda görevliydi. Tetkik Hakimi sayısı ise 147 kişiydi. Dosya sayısının geçmiş yıllarla kıyaslandığında ise; 1945 yılında (101.413) Daire sayısı 12, 1959’da (180.796) Daire sayısı 16, 1968’de (200.986) Daire sayısı 18, 1973 yılında gelen dosya sayısı (270.842) daire sayısı ise 24’e çıkarılmıştır. 1730 sayılı Yargıtay kararına 25.06.1981 gün ve 2483 sayılı kanunla eklenen geçici madde ile Cumhuriyet Başsavcıvekilliği ihdas edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcıvekilliği 1982 Anayasasına girmiş ve daha sonra çıkarılan 2797 sayılı Yargıtay Kanununda da yerini almıştır.

İlk defa Yargıtay Daireleri Hukuk ve Ceza olarak numaralanmış ve her dairenin görevleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Ayrıca görev alanları da yeni dairelerin kurulması ile yeniden belirlenmiştir.

1730 sayılı yasa ile döner sermayeye bağlı yayın işleri müdürlüğü Tasnif ve Yayın Kurulları oluşturulmuştur.

Daha sonra 1983 yılında yürürlüğe giren ve bugün yürürlükte olan 2797 sayılı Yargıtay Yasasının kabul ettiği pekçok hüküm 1730 sayılı yasadan alınmıştır.

Yargıtay’da 1221 sayılı yasada olduğu gibi her dairede Büyük Genel Kurulunca seçilen İkinci Başkan (Daire Başkanı) ile Birinci Başkanlık divanınca görevlendirilen yeteri kadar üye bulunur. 1221 sayılı yasada bir yedek üye sınırlaması 1730 sayılı yasa ile Başkanlık Divanın taktirine bırakılmıştır.

Hukuk ve Ceza Genel Kurullarında 834 sayılı yasa zamanında karar vermek için üçte iki çoğunluğun sağlanması gerekli iken 1221 sayılı yasa zamanında “salt çoğunluk” yeterli sayılmış ve bu Kurulların toplanması ve karar vermesi kolaylaştırılmıştır. Oysa önceden toplantı yeter sayısı bulunduktan sonra bile katılanların üçte ikisinin oyu ile karar alınabiliyordu. Bu yüzden Genel Kurullar gerektiği gibi çalışamıyordu. 1971 ve 1972 yıllarında Hukuk Genel Kurulunda ikibini aşkın dosya tetkik edilmek üzere sıra beklemekteydi. 1730 sayılı yasa ile toplanma yeter sayısı indirilmiştir.

YARGITAY BİNALARI

İstanbul’un işgali üzerine birçok kurum gibi Temyiz Mahkemesi de görevini yapamayacak hale gelince, yeni bir Temyiz Mahkemesinin kurulması kaçınılmaz olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti 02.06.1336 tarihinde Sivas’ta Geçici Temyiz Heyetinin oluşturulması hakkında Meclise dokuz maddelik kanun tasarısı vermiştir. Kanun tasarısında geçici temyiz heyetinin biran evvel teşkili için hilafet makamının ve Osmanlı Saltanatının işgali nedeniyle mahkeme-i temyize dosya sevkinin zor olduğu sebep olarak gösterilmişse de, kanun tasarısının mecliste görüşülmesi sırasında Sivas’ta veya Ankara’da görev yapması konusunda uzun tartışmaların olduğu, Temyiz Mahkemesinin Sivas’ta kurulmasını isteyenlerin gerekçesi, Sivas’ın daha doğuda olması nedeniyle ulaşımın kolaylığı ve daha merkezi durumda bulunmasıydı. Sivas’a dosya veya evrakın daha kısa zamanda ulaşacağı bu nedenle yargılamanın daha hızlı ve çabuk olacağı ayrıca Temyiz Mahkemesinin Ankara’da olması halinde hükümetin, Temyiz Mahkemesi yargıçlarının mütalâ ve oylarını etkileme olasılığı bulunduğunu ileri sürüyorlardı.

Temyiz Mahkemesinin Ankara’da görev yapmasını isteyenlerin en büyük kozu divanı âli’nin toplanmasına lüzum görüldüğü taktirde Sivas-Ankara geliş gidişlerinin zorluğuydu.

Uzun tartışmalardan sonra Temyiz Mahkemesinin Sivas’ta kurulması çoğunluk kararı ile kabul edilerek 7 Haziran 1920 tarihinde 14 nolu kanun ile yürürlüğe girdi. Böylece Sivas’ta geçici temyiz heyeti kurulmuş oldu. Şeri’ye hukuk, ceza ve istida olmak üzere dört daire oluşturuldu. Her dairede bir reis dört üye ve ayrıca bir Başsavcı ile iki Başsavcı vekili bulunmaktaydı. Böylece tarihimizde ilk ve son olarak İstanbul ve Sivas’ta iki ayrı yerde görev yapan Temyiz Mahkemesi örneği yaşandı.

Kurtuluş savaşının kazanılması ile birlikte işgal altında bulunan batıdaki şehirlerin geri alınması Sivas’ın merkeziyetini kaybettirmeye başladı. İstanbul, İzmir ve Edirne bölgesindeki davaların çok fazla olması, Temyiz Mahkemesinin Sivas’tan taşınmasının gündeme gelmesine yol açtı. Gecikmelere öncelikle hukuk davalarının çokluğu sebep olmaktaydı. Ceza davaları istida ve ceza dairelerinde görülebilirken, hukuk ve ticaret mahkemelerinden verilen kararlara yalnız Temyiz Mahkemesinin hukuk dairesince bakılmaktaydı. Sonuç olarak; Temyiz Mahkemesinin kuruluşunda belirlenilen amaç iş çokluğu ve ciddi inceleme yapılmasına vakit bulunamaması nedeniyle gerçekleştirilemiyordu.

İstanbul ve Sivas’ta iki ayrı yerde iki temyiz mahkemesinin var oluşu İstanbul’un Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin eline geçmesi ile sonlandı. Sivas’taki Temyiz heyeti de ulaşım olanaklarının kısıtlı oluşu adaletin gecikmesine sebep olduğu gerekçe gösterilerek Eskişehir’in coğrafi durumu özellikle demiryollarının kavşak noktasında bulunması, kuruluş aşamasında Yargı’nın siyasi çevre dışında kalmasına özen gösterilmesi, hızlı ulaşım sağlayacağı düşünülerek 14.11.1923 tarih 371 sayılı yasa ile Eskişehir’e taşındı ve Eskişehir’deki görevini 1935 tarihine kadar sürdürdü. Yeni Türkiye Cumhuriyetinin başkentinin Ankara oluşu ve tüm devlet kuruluşlarının burada bulunması nedeniyle, 10.06.1935 tarih ve 2769 sayılı yasa kapsamında Ankara’ya devlet binalarının yeraldığı Bakanlıklardaki Avusturyalı mimar Prof. Clemens Holzmeister yaptığı o günlere göre çok modern binasına taşındı.

Ankara, Eskişehir ve Sivas’da yaşamını sürdürdüğü dönemdeki binalarına gelince; Osmanlı Yargıtayı 1933 yılında yanan binanın üçüncü katında çalışırdı. Aynı katta ayrıca Adliye Nazırlığı orta katta İstanbul mahkemeleri alt katta ise İstanbul Valiliği yer alırdı. Cumhuriyet döneminde adliye sarayı olarak kullanılan binanın arsası Ayasofya camiinin denize bakan bölümündedir.

Sivas’taki muvakkat Temyiz Heyetinin görev yaptığı bina bugün mevcut değildir. Eskişehir Temyiz mahkemesinin çalıştığı bina ise bugün Eskişehir Hacı Süleyman Çakır Kız Lisesinin yanında, Töre Sokağında yer aldığı ve o yıllardaki binanın yıkılıp yeniden yapılarak Adalet İlkokulu olarak hizmet verdiği, ancak binanın müracaat veya nizamiye olarak adlandırılan eklentisinin muhafaza edilerek bugünlere geldiği, bugünkü adresinin Eskişehir ili Arifiye mahallesi okullar Sok. No: 2 olduğu, binanın 5×5 ebadında iki, 4×6 ebadında 1 odası olan bina, Eskişehir kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulu müdürlüğüne tahsis edilmiş ve revizyon görmüş olan bina bugün müze olarak kullanılmaktadır.

Ankara’daki binamızın tarihsel sürecini incelediğimizde; Daha önce açıklandığı gibi Avusturyalı mimar Prof. Clemens Holzmeister tarafından yapılmıştır. Yeni başkentin yönetim yapılarını projelendirmek üzere 1927 yılında Türkiye’ye davet edilen Holzmeister, 1936 yılına kadar ard arda Türkiye Cumhuriyetinin yeni binalarını (13 bina) yaptığı, 1938 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi projesini gerçekleştirmesi için Atatürk tarafından görevlendirildiğinde, Hitler’in birliklerinin Avusturya’yı işgale hazırlandığı bilgisi gelmesi üzerine Avusturya’nın bağımsızlığı için mücadele eden hükümeti destekleyişi nedeniyle Viyana’daki görevinden uzaklaştırıldı. İkinci Dünya savaşı yıllarında Türkiye’ye sığınan yüzlerce aydın arasına katıldı. 1938-1954 yılları arasında İstanbul ve Ankara’da mimari proje çalışmalarını sürdürdü. İTÜ Mimarlık Fakültesi’nin öğretim kadrosunda yer alarak, yeni mimar kuşaklarının yetişmesinde katkıda bulundu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin uluslararası proje yarışmasını da kazanmasıyla devletin “Resmi Mimarı” konumuna geldi. Ankara için ilk projelerini, Viyana Güzel Sanatlar Akademisi ile Düseldorf Güzel Sanatlar Akademisi’nde profesör olduğu ve uluslararası mimarlık pratiğini yürüttüğü dönemde gerçekleştirdi.

Türkiye ile bağlarını hiç koparmayan Holzmeister, en son ziyaretini TBMM kompleksi içinde yapılacak ek binalar için görüşüne başvurulduğu 1978 yılında yaptı. Ülkesinde, alanında çok popüler olan Clemens Holzmeisteri ünlendiren eserleri arasında Avusturya ve Almanya’da inşa ettiği modern kiliseler ve Salzburg festival sarayının yenileme ve genişletme projeleri yer alır.

CLEMENS HOLZMEISTER’İN TÜRKİYE’DE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ESERLER
1. Avusturya Sefareti
2. Çalışma Bakanlığı (şu anda Bayındırlık Bakanlığı)
3. Emlak Bankası
4. Gazi Evi / Cumhurbaşkanlığı Köşkü
5. Genelkurmay Başkanlığı
6. Güven Anıtı (Heykel: Anton Hanak and Josef Thorak)
7. Harbokulu
8. İçişleri Bakanlığı (ve Vilayetler Meydanı)
9. İktisat ve Ziraat Bk. (Ticaret Bk., şu anda Yargıtay ek binası)
10. Merkez Bankası
11. Milli Savunma Bakanlığı
12. Ordu Evi
13. TBMM
14. Yargıtay

Binalarının projelerine imza atan Holzmeister için Avusturya Güzel Sanatlar Akademisi öğretim görevlileri ve öğrencileri Türkiye’ye gelerek büyük mimarın eserlerini incelemektedirler. En son öğrencileri Behruz Çivici ve Prof.Dr.Holzbaver ile birlikte Avusturya’lı mimarların oluşturduğu 27 kişilik heyet mimarın Ankara’daki binalarını yerinde görmek amacıyla 12 Nisan 2003 yılında gezi programı kapsamında Yargıtayımızı da ziyaret etmişlerdir.

Ayrıca; mimarın onuruna “Tarihin dönüm noktalarında bir mimar-Clemens Holzmeıster – adıyla Ekim 2001 tarihinde Türkiye-Avusturya işbirliği ile düzenlenen TBMM’sinde açılan ve Türkiye’nin muhtelif yerlerinde tekrarlanan sergi sırasında Yargıtaydaki çalışmaları sürdüren ODTÜ Mimarlık Fakültesi öğretim görevlisi Doç. Dr. Aydan Balamir bize, yaşadığımız mekanın mimarını tanımamız konusunda önemli bilgiler vermiştir. Yargıtay “ek” binamızın korunup, değişiklik yapılmaması nedeni ile geçmişle bağlantısını sürdürdüğü, konuk ettiğimiz Avusturyalı mimarların gösterdiği mesleki ilgi ve incelemelerinden de anlaşılmıştır. Kayda geçen çalışmalarının sayısı 673 olan Holzmeıster’ın mimarlığa adanmış yaşamı 1983 de 97 yaşında sonlanmıştır.

Yargıtay tarafından şu an kullanılan binalara gelince;
İlk ana bina 1933-1935 yılları arasında Prof. Clemens Holzmeister tarafından onaltı lira birim fiyattan hesaplanarak altıyüzbin lira maliyetle Alman Neo-Klasizm tarzına yaklaşan mimarı üslupla tamamlanmıştır. 1935 yılında ilk taşınmada Yargıtaydan başka Adalet Bakanlığı, Askeri Yargıtayın birlikte kullandıkları geçen yıllar içinde yetersiz kalınca Bakanlık ve Askeri Yargıtay kendi binalarına taşınmışlar ancak yine de çözüm olamayınca, 1956-1958 yılları arasında orjinali iki kat olan binaya bir 3.kat ilave edilmiştir. Yargıtayda artan iş hacmi nedeniyle kadro ve daire ilavesi olunca Avusturyalı mimar Holzmeıster’ın 1955 yılında Adli yıl açılışı ve yüce divan yargılamaları için özenle yaptığı mimarlık şaheseri olan “Kubbe altı” olarak adlandırılan bölüm, 1960’lı yıllarda şu anda orta bina konferans ve Genel Kurul binalarının yapımı için yıkılmıştır. O yıllarda Adli Yıl açılışlarında, Askeri Bandonun kubbealtında çaldığı İstiklal Marşı ve Askeri Marşlar eşliğinde gelen konuklar karşılanır, ana binanın giriş protokolünün ihtişamı ve kubbealtının genişliği birleştiğinde muhteşem bir görüntünün oluştuğunu büyüklerimizden sıkça dinleyerek, o ihtişamı görememenin burukluğunu yaşamaktayız. Kubbealtı bölümünün yıkılıp mimari yapı olarak diğer binalarla uyum göstermeyen Genel Kurul ve Konferans salonlarının bulunduğu binanın yapılması üzücüdür. Yüksek Hakimler Kurulu 887 sayılı kanun ile Yargıtaya 30 üye kadrosu ilave edince, 1967 de bitirilen ve hizmete açılan orta bina da yetersiz kalmıştır.

Ancak kadro artırımı nedeni ile hizmete açıldığı anda yetersiz kalan binanın sekiz kat yapılması planlanmış, inşaat ona göre yürütülmüş ancak imar heyetinin yüksekliğe sınır getirmesi nedeniyle dört katta bırakılmıştır. İmar heyetinin bu kararı Danıştay tarafından bozulmuştur. Bugün orta bina olarak nitelenen bölüm 5 katlıdır.

Adli yıl açılış konuşmalarında sıkça “bina yetersizliğimiz” yinelenmiştir. Yargıtay Başkanlarımızdan Cevdet Menteş 1973-1974 Adli yıl açılışında tetkik hakimi kadrosunun yetersizliği nedeniyle 50 tetkik hakimi kadrosu istendiği, kadronun verildiğini ancak bu kez de bina sorunu ile karşılaşıldığını. Dosyaları okuyan, takrir eden, düşüncesini de bildirme zorunluluğu olduğu kabul edilen tetkik hakimlerinin binaya yerleştirilmesinde zorluk çekildiğini, bir odada 3-4 kişi oturmak zorunda bırakıldıklarını, binanın hava boşlukları ve depolarının dahi odaya dönüştürüldüğünü yine de yerleşimi sağlayamadıklarını açıklayarak, Dairelerinde çalışmak isteyen hakimleri evlerinde dosya okumaya zorlamanın, onları sınırlandırmak olduğunu, evde çalışmalarının sakıncaları da olduğunu, dosyaların odacı ve mübaşirler tarafından evlere gönderilip, tekrar geri getirilmesinin güçlüğü, dosya kaybı riski olduğu bu durumda inşaasına başlanan ek iki katın da yetmiyeceğini. Toplantı ve duruşma salonlarının inşaatının da yarım olduğunu Yüce Yargıtay’a yakışır bir bina yapılıncaya kadar en uygun yerin Yargıtay binasının arkasında bulunan tarafına bakan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığına ait bina olduğunu açıklamıştır.

Cevdet Menteş, 1975-1976 Adli yıl açılışında Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığına ait binanın üstten iki katının boşaltılarak Yargıtaya verildiğini ancak bina yetersizliğinin devam ettiğini bildirmiştir.

1943 yılından itibaren köklü ve güzel bir gelenek olarak başlayan 1973 yılından bu yana Yargıtay yasası gereği yürütülen Adli yıl açılışları önceleri Ankara Hukuk Fakültesi Salonunda yapılmıştır. 1955 yılındaki tören sonradan yıkılan Kubbealtı bölümünde yapılmış, Konferans Salonu Genel Kurul Salonlarının hizmete açılması nedeniyle 1977-1978 Adli yıl açılış töreni ilk defa Yargıtay binası içinde yapılmıştır.

Yargıtay 1.Başkanı Cevdet Menteş tarafından ve Yargıtay binası içinde yapılma geleneği 2001-2002 Adli yıl açılışı ODTÜ Kemal Kurdaş Salonunda yapılması dışında hep sürdürülmüştür. Sonrasında Atatürk Bulvarı üzerinde yer alan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına ait bina (Enerji binası olarak anılır) alınarak, sonradan eklenen koridorlar ve üst geçitle ana binaya bağlanmıştır.

1990’lı yıllarda yeni dairelerin kurulması nedeniyle kadro artışı gündeme geldiğinde bu kez Prof. Clemens Holzmeister’e aynı yıllarda onaltı lira birim fiyatla yaptırılan, ancak ana binadan daha yüksek maliyet olan yediyüzellibinliraya mal edilen, önceleri Ticaret Bakanlığının sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı binası olarak kullanılan tarihi bina Başbakanlığın 10 Ekim 1990 günlü yazısı ve tahsisi ile birlikte kullanılmaya başlanılmıştır. Şu anda Yargıtay tetkik hakimleri tarafından kullanılmaktadır. Her kadro arttırımında yapı eklenmesi ve eklentilerin koridor ve köprülerle birbirine bağlanması sonucu Yargıtay binası labirente dönüşmüştür. Aynı mimari üslupla, Başbakanlık binası Mimar Sedat Hakkı Erdem; Adalet Bakanlığı binası ise Mimar Bedri Tümay tarafından yapılmıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Savcılarına Başbakanlık tarafından 4483 sayılı yasa ile üst düzey kamu görevlilerinin görevleri sırasında işledikleri suçların soruşturulmasının Yargıtay C.Başsavcılığına verilmesi ve bina yetersizliği nedeniyle 06.03.2000 tarihinde Kavaklıdere’de Atatürk Bulvarı üzerinde yer alan dört katlı, öncesinde TRT’nin bulunduğu bina tahsis edilmiştir.

YARGITAY ONUR GÜNÜ

08/02/1983 gün ve 2797 sayılı yürürlükteki Yargıtay Kanununun 65. maddesi “Her yılın Temmuz ayının birinci günü Yargıtay onur günü olarak kabul edilmişti. O dönem içinde emekliye ayrılan Yargıtay Birinci Başkanı, Başkanvekilleri, Daire Başkanları ve Üyeleri ile, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili onuruna Birinci Başkanlıkça belirlenen yerde düzenlenecek gecede, kendilerine törenle onur belgesi ile geçmiş hizmetlerini simgeleyen birer armağan verilirdi. Bu amaçla yapılacak tören ile armağanların giderini karşılamak üzere, her yıl Yargıtay bütçesine yeterli ödenek konulurdu”. Yargıtay Birinci Başkanlık kurulunun 27/02/1992 gün ve 12 sayılı kararıyla; 1 Temmuz gününün Yargıtay’ın kuruluş tarihi ile ilgisi olmadığı, Yargıtay Kanununun çıkarıldığı yıllarda, Yargıtay üyelerinin büyük çoğunluğunun nüfus kütüklerinde doğum günlerinin ay ve gün olarak belirtilmemesi nedeniyle kural olarak her yılın 1 Temmuz gününde emekliye ayrıldıkları belirtilerek, 1 Temmuz gününün Yargıtay Kanununun 65. maddesindeki düzenlemeyle “onur günü” olarak saptandığı, ancak sonraki yıllarda, üyelerin büyük çoğunluğunun nüfus kütüklerinin de doğumlarının “ay ve gün” olarak belirtilmesi nedeniyle “1 Temmuz” tarihinin amacının ortadan kalmış olduğu gerekçe gösterilerek, 1 Temmuz’da yapılan “onur günü” töreninin Adli Yıl açılış tarihi olan 6 Eylül gününe alınmasının uygun olduğuna karar verilmiştir.

En son 1990 yılında düzenlenen Onur gününde önce kendi istekleri veya yasal yaş sınırı nedeniyle emekliye ayrılan Başkan ve Üyeler onuruna Yargıtay konferans salonunda Yargıtay 1. Başkanının kısa bir konuşması ile töreni başlatmasının ardından emekliye ayrılanlara şükran plaketi verilerek, onur günü uygulamasından vazgeçilmiş ve onur günü ile yeni adli yıl açılışı birleştirilmek suretiyle 07.09.1992’de iki tören bir arada yapılmıştır.

Türkiye- İtalya Ticaret Antlaşması

0

Türkiye- İtalya Ticaret Antlaşması, 29 Aralık 1936 tarihinde imzalanmış, antlaşmanın onaylanması 11 Haziran 1937 tarihinde “Türkiye Cumhuriyeti ile İtalya Kıratlığı arasında 29 ilkkânun 1936 da Roınada imzalanan Ticaret ve Seyrisefain nıuahedenamesile Ticaret Anlaşmasının ve merbutlarının tasdikına dair kanun” ile uygun bulunmuştur.

Türkiye namına Hüseyin Ragıb Baydur ve Mussolini’nin damadı da olan hukukçu ve İtalyan Dışişleri Bakanı Galeazzo  Ciano tarafından imzalanmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti ile İtalya Kıratlığı arasında 29 ilkkânun 1936 da Roınada imzalanan Ticaret ve Seyrisefain nıuahedenamesile Ticaret Anlaşmasının ve merbutlarının tasdikına dair kanun
Kanun No: 3246 Kabul tarihi : 11/6/1937
Madde 1 — Türkiye Cumhuriyeti ile İtalya Kırallığı arasında 29 ilkkânun 1936 tarihinde Romada imza edilen Ticaret ve Seyrisefain Muahedenamesile Ticaret Anlaşması ve merbutları 1 ikincikânun 1937 tarihinden itibaren mer’i olmak üzere kabul ve tasdik olunmuştur.
Madde 2 — Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.
Madde 3 — Bu kanunun hükümlerini icraya icra Vekilleri Heyeti memurdur.  15/6/1937

Türkiye Cumhuriyeti ile İtalya Kırallığc arasında Ticaret ve Seyrisefain Muahedesi

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve İtalya Hükümeti iki memleket arasında ticarî münasebetleri tanzim etmek maksadile atideki hususları kararlaştırmışlardır:

Madde 1

İki Âkid Taraf memleketler menşe ve mevridli tabiî mahsulât veya mamulâtı diğer taraf memleketine hini ithalinde sair bilûmum memleketlerden gelen mümasil eşyaya tatbik edilen veya edilecek olan vergi, emsal, resim, munzam resim veya her hangi bir mükellefiyetten başka veya daha yüksek bir mükellefiyete tâbi tutulmıyaçaktır.

İtalyaya vaki olacak ihracatta Türkiye ve Türkiyeye yapılacak ihracatta İtalya bu hususta her hangi bir memlekete ihraç olunan ayni mevaddan aldıkları ve alacakları ihraç resminden veya her hangi bir resimden başka veya daha yüksek resim almıyacaktır.

Madde 2

Üçüncü bir memlekete yapılacak muameleye müsavi muamele teminatı, ithalât ve ihracat resimlerinin cibayetine ve gümrük teminatına eşyanın gümrük depolarına vaz’ı- na, gümrük aidat ve muamelâtına ve gümrükten ithal ve ihraç edilen veya transit olarak geçen emtianın sevki muamelesine, eşyanın tahmiline ve verification usullerine tarifelerin tasnif ve tefsirine, muvakkat ithalât ve ihracata ve yeniden ihracata şa­ mil bulunacaktır.

Madde 3

Geçen maddelerde zikredilen üçüncü bir memlekete yapılacak muamelenin ayni muamele atideki hususata tatbik edilmiyecektir:

1 – İki Yüksek Âkid taraftan birinin memleketlerile hem- hudud olan memleketlerde iki Taraftan on beş kilometreyi tecavüz etmiyen bir saha dahilindeki hudud ticaretini kolaylaştırmak üzere bahşedilmiş olan ve ileride bahşedilecek menafi;
2 – Âkid Hükümetlerden biri tarafından halen aktedilmiş veya ileride aktedilecek olan bir gümrük ittihadından inbias eden hususi müsaadata;
3 – İtalya tarafından kendi müstemlekelerine veya himayesi altındaki memleketlere bahşedilmiş veya ileride bahşedilecek olan menafi ve müsaadatı mahsusaya;
4 – Türkiye tarafından 1923 senesinde Osmanlı İmparatorluğundan ayrılmış olan memleketlere bahşedilmiş veya ileride bahşedilecek menafi ve müsaadatı mahsusaya.

Madde 4

İki Yüksek Âkidlerden birine aid olup transit suretile bir veya müteaddid memleketlerden geçerek diğer Âkidin arazisine ithal edilmiş olan tabiî veya mamul mevad, hini ithallerinde kendi menşelerinden doğrudan doğruya ithal edildikleri takdirde tâbi olacakları gümrük resim veya aidatından başka veya daha yüksek bir vergi, resim ve aidata tâbi tutul- mıyacaklardır. Bu hüküm doğrudan doğruya transit eşyasına tatbik edileceği gibi aktarma yeniden ambalaj ve bir müddet antrepoda kaldıktan sonra transit olarak geçen emtiaya da tatbik olunacaktır.

Madde 5

İki memleket arasındaki ticarî muamelâta müteallik tediyat ve ithalât rejimi işbu mukaveleye bağlı olan hususî itilâf mucibince tanzim edilecektir. Ancak şurası mukarrerdir ki Yüksek Âkid Taraflardan her biri iki memleket arasında alım ve satım mevzuu olabilecek emtianın idhal ve ihraç ve transitini tahdid veya menetmek hak- kını işbu tahdidat ve memnuiyete mümasil şerait altında bulu­nan diğer bilûmum memleketlere de ayni zamanda tatbik edil­mekte olması şartile ve atideki ahvalde muhafaza ederler.

a) Devletin emniyetine veya umumî asayişe müteallik esbab saikasile;
b) Zabıtai sıhhiye ve baytariye sebebile ve hayvanat ve nebatatı hastalıklardan, böcek ve her türlü tufeylî hayvanattan muhafaza maksadile;
c) Harp levazımı tedarikinde ve fevkalâde ahvalde;
d) Halen tesis edilmiş veya atiyen tesis edilecek olan Devlet inhisarlarına riayeten;
e) Memleket dahilinde yerli emtianın istihsali, ticareti nakil ve istihlâkine taallûk eden dahilî mevzuat mucibince tatbik edilen veya edilecek olan memnuiyet ve tahdidatı mümasil ecnebi emtiasına da teşmil edebilmek için.

Madde 6

İki Âkid Taraftan birinin sancağını hâmil ha­muleli veya kiralanmış (surlest) gemiler diğer Tarafın liman ve sularına girip çıktıkları veya tevakkuf ettikleri esnada Devlet, komün korporasyon, âmme hizmetinde bulunanlar veya her hangi bir müessese menfaatine mahiyeti ve ismi ne olursa olsun cibayet edilen vergi, resim ve tazminat hususunda millî gemilerin tâbi bulundukları muamelenin aynına ve muadiline tâbi olacaklardır. Aynı muamele gemilere yer tahsisinde, sefainin liman, koy, körfez, havuz ve doklarda tahmil ve tahliyelerde her türlü tesisat ve inşaattan istifadelerinde ve umumiyetle gemilerin yük ve yolcu ve mürettebatının tâbi bulunabileceği her hangi ah­ kâm ve muamelâtta tatbik olunacaktır. Ancak şurası mukarrerdir ki, Yüksek Âkid Taraflardan biri canibinden kabotaj servisine tahsis edilen millî sefaine bahşedilmiş veya edilecek olan hususî teshilât muvacehesinde muamelede tesavi taleb olunamaz.

Yukarıdaki fıkralarda derpiş edilen hususata müteallik her nevi imtiyazat ve serbestiden istifade hakkı Âkidlerden biri tarafından üçüncü bir Devlet gemilerile mürettebat, yolcu ve yüklerine bahşolunduğu takdirde işbu menafi kayıdsız ve şartsız olarak hemen diğer Taraf gemi, mürettebat, yolcu ve hamulelerine de bahşedilecektir.

Madde 7

Âkid Taraftan birinin bayrağını taşıyan geiniler her hangi ecnebi bir memlekete aid malı yüklemek veya yükünü tamamlamak veyahut ecnebi bir memleketten getirmiş oldukları hamulenin tamamını veya bir kısmını tahliye etmek için diğer Âkid Tarafın limanlarından birine girdikleri takdirde millî kanun ve nizamlara riayet etmek şartile hamulesini ayni memleketin başka bir limanına veya ecnebi bir limana boşaltılacak olan kısmını bu kısım için muhafaza rüsumundan maada hiç bir resim ve masraf vermeksizin gemide muhafaza veya yeniden başka bir mahalle ihraç edebilecektir.

İşbu muhafaza resmi millî gemilerden alınan mikdarda istifa olunacaktır.

Madde 8

Yüksek Âkid Taraflardan birine aid bir gemi diğer Âkid Tarafın sularında battığı, karaya oturduğu ve hasara uğradığı veya mecburî tevakkufa maruz kaldığı takdirde mezkûr sefine ve hamulesi mümasil vaziyetlerde mahallî kavanin ve nizamat ile millî sefinelere bahşedilmiş olan müsaadat ve muafiyete mazhar olacaklardır. Kaptan, mürettebat ve yolculara olduğu gibi gemi ve ha­ mulesine de millî gemilere yapıldığı misillû yardım ve imdad gösterilecektir. Dahilî sarfiyat için memlekete idhal edilmediği takdirde batmış veya kazazede olmuş olan gemiden kurtarılan eşya idhalde alınan rüsum ve vergilerden hiç birine tâbi tutulmıyacaktır.

Madde 9

Gemilerin tabiiyeti, her iki Hükümet makamatı tarafından mensub oldukları memleket kavanin ve nizamatına tevfikan ita edilmiş olan şahadetname ve vesikalara göre, her iki tarafça tanınacaktır. Mahkeme kararı ile yapılan satış hariç olmak üzere Âkid Taraftardan birine gemiler, sancak tebdili muamelesi yapıldığına dair geminin mensub olduğu Devlet memurini tarafından veril­miş beyanname olmaksızın millileştirilemiyecektir. Âkidlerden biri tarafından ita edilmiş olan hacmi istiabı vesikaları ve hacmi istiabiye müteallik sair vesaik yine mezkûr iki Âkid Hükümetler arasında yapılacak hususî anlaşmalara tevfikan tanınacaktır.

İşbu anlaşmaların akdine değin Yüksek Âkidlerden her birine mensub gemiler diğer Yüksek Âkid Taraf limanlarında gemi seyrisefer rüsumunun tediyesi hususunda gemi vesaikinde mukayyed bulunan safî hacmi istiabî, millî gemilerin safî hacmi istiabisini tayin için tatbik olunan usullerle tesbit olunan safî hacmi istiabiye muadil addedilerek yeniden hiç bir hacmi istia- bi tayini muamelesine tâbi tutulmıyacaktır.

Madde 10

Millî muamele ve en ziyade mazharı müsaade millet muamelesi tatbikına mütedair yukardaki maddelerde münderiç ahkâm atideki hususata şamil değildir.

1 – Her iki memleketten birinde mer’i olan veya mer’i olacak olan kavanine tevfikan devam edilecek olan kabotaj; Her halde Türk ve İtalyan gemileri ecnebi memleketlerden getirmiş oldukları hamulenin tamamını veya bir kısmını çıkar­ mak veya ecnebi memleketlere götürecekleri hamuleyi yükle­mek veya tamamlamak maksadile iki Âkid memleketin limanlarından bir veya bir kaçına uğrayabileceklerdir:
2 – Millî ticareti bahriyeye yapılan ve yapılacak olan teşvikata;
3 – Deni z sporu cemiyetlerine ve tenezzüh gemilerine bahşedilmiş olan hususî imtiyazata;
4 – İnhisar veya iştirak suretile işletilmekte bulunan kendi gemilerine Hükümet tarafından yapılan teşvikata;
5 – İki Yüksek Âkid Tarafın kar a sularında yapılacak balık avcılığına ve millî balık avcılığı mahsulâtının müstefid olduğu veya olabileceği hususî menafie;
6 – Limanlar, sahiller ve plajlarda bahri hizmetler icrasına ve tahlisiye ve imdadı bahrî ve romorkör ve kılavuzluk işleri icrasına.

Madde 11

Mevrid ve cinsine olursa olsun her nevi eşyanın iki Yüksek Âkidlerden birinin arazisine millî gemilerle idhali; transit veya deposu mümkün olabildiği takdirde aynı eşyanın diğer Âkid Taraf gemilerile de oraya idhali, oradan ihracı, transit olarak geçirilmesi kabil olabilir.

Bu takdirde bu eşya aynı teshilâta mazhar olacak ve miliî gemilerle naklolunan mümasil eşyaya tatbik edilen vergiden daha yüksek hiç bir vergi ve resme veya daha ağır tahdidata tâbi tutulmıyacaktır.

İşbu kaide yabancı ülkelerden gelen gemilerden çıkan yolculara veyahut yabancı ülkelere giden gemilere binen yolculara da tatbik olunur. Bu son vaziyette gemiler hangi limandan hareket ediyorsa ve o liman Âkidlerin hangisinin arazisinde kâin ise o memlekette bu gibi yolcu nakline mahsus gemilere tatbik edilmekte veya edilecek olan ahkâmı kanuniyeye riayetle mükelleftirler.

Madde 12

İşbu mukavele tasdik olunacak ve tasdikna­ meler mümkün olduğu kadar kısa bir müddet zarfında Ankara – da teati olunacaktır. Mamafih Romada nota teatisi suretile ve muvakkat kaydile mer’iyete girebilecektir.

İşbu mukavele muvakkaten mer’iyete girdiği tarihten itibaren on sekiz ay müddetle muteber olacaktır. Uç ay evvel ihbar edilmek surelile fesholunmadığı takdirde işbu anlaşma kendiliğinden birer senelik müddet için tecdid olunur Tasdikanliimekal Yüksek Âkid Taraflar murahhasları işbu mukavelenameyi imzalamışlar ve mühürlerini vazetmişlerdir.

29 ilkkânun 1936 tarihinde Romada ik i nüsha olarak tanzim kılınmıştır.

Türkiye namına Hüseyin Ragıb Baydur

İtalya namına Ciano
Roma, 29 ilkkânun 1936

Munzam protokol

Bugünkü tarihle akdedilmiş olan Ticaret ve Seyrisefain Mukavelesinin imzası muamelesine tevessül olunduğu sırada zirdel vaziülimza murahhaslar mezkûr mukavelenin ayrılmaz bir cüzünü teşkil etmek üzere atideki beyanatta bulunmuşlardır:

(Madde 5 e)

İktisadî vaziyeti hazıra münasebetile iki Âkid Taraf icabı takdirinde hali hazırda kendi pazarlarına ecnebi mallarının idhalini tanzim eden sistemde bazı tadilât salâhiyetini mütekabilen tanırlar.

Bu takdirde Yüksek Âkid Taraflardan biri tarafından alınacak yeni tedbirler, iki memleket arasındaki münasebatı ticariyeyi mümkün olduğu kadar haleldar etmemek suretile diğer tarafın emtiasına tatbik edilecektir. Mamafih böyle tebeddüller dolayısile menafiinin haleldar olduğunu takdir eden Yüksek Taraf yeni müzakere açılmasını taleb etmek hakkına malik olacak ve taleb tarihinden itibaren bir ay zarfında bu husus için açılan müzakere bir neticeye var­madığı takdirde işbu muahedeyi feshetmek hakkını haiz bulunacak ve işbu fesih keyfiyeti feshin tarihinden itibaren 30 günlük bir müddet zarfında müessir olacaktır.

İşbu protokol ayrıca bir tasdika tâbi olmayıp aid olduğu muahedenin musaddak nüshalarının teatisile Âkid Yüksek Taraflarca tasdik edilmiş addedilecektir.

Hüseyin Ragıb Baydur Ciano

Roma , 29 birincikânun 1936
İtalya Hariciye Nazırından Roma Türkiye Büyükelçisine

Bay Büyük Elçi,

İtalya Kırallığı ile Türkiye Cumhuriyeti arasında bugün Romada imza edilen Ticaret ve Seyrisefain muahedesinin 12nci maddesinin ihtiva ettiği hükme göre işbu muahede nota teatisi suretile muvakkat olarak tasdikından evvel mer’iyete konulabilecektir. Mezkûr muahedenin 1937 senesi ikmcikânununun birinci gününden itibaren mer’iyet mevkiine konulmasında İtalyan Hükü­ metinin mutabık olduğunu ıttılaınıza arzetmekle şeref kazanırım.

Derin saygılarımın kabulünü dilerim Bay Büyük Elçi. Ciano

Türkiye Cumhuriyeti ile İtalya Kırallığı arasında mün’akid Ticaret Anlaşması

Ticarî münasebetlerini inkişaf ettirmek arzusunda bulunan Türk ve İtalyan Hükümetleri atideki noktaları kararlaştırmışlardır:

Madde 1

İtalya menşeli emtia, melfuf 1 numaralı listede gösterilen kontenjanlar hududu dahilinde Türkiye’ye idhal edilecektir.

Madde 2

Türk menşeli emtia, melfuf 2 numaralı listede gösterilen kontenjanlar hududu dahilinde İtalya’ya idhal edilecektir.

Madde 3

1 ve 2 numaralı listelerde yazılı kontenjanlar on iki aylık bir müddet için tayin edilmiş olup, her altı aylık devre için % 50 nisbetinde verilir. Mamafih şurası mukarrerdir k i mevsime tâbi mahiyette olan mallar için, kontenjanlar anlaşmanın mevkii meriyette bulunduğu müddet zarfında altı aylık devre tevziatına tâbi tutul­ maksızın Türk ve İtalyan makamatı aidesince bilitilâf tayin olunacak bir müddet için verilir.

Her senenin birinci altı aylık devresinde istimal edilmemiş bulunan kontenjanlar otomatik bir surette müteakıb altı aylık bir devreye nakledilir.

Madde 4

1 temmuz 1937 tarihinden itibaren Tüıkiye’ye vaki İtalyan ihracatile İtalyaya vaki Türk ihracatı arasında on beş milyon İtalyan liretini mütecaviz gayritabiî bir muvazenesizlik müşahede edilecek olursa her iki

Hükümet verilmiş veya verilecek olan kontenjanların tekrar tetkikini veya yeni kontenjanlar verilmesini taleb etmek hakkını haiz olacaktır.  Bu takdirde taleb tarihinden itibaren bir ay zarfında müzakerata başlanılmış ve bu müzakereler intaç edilmiş bulunacaktır.

Bu bir aylık müddet zarfında itilâf hasıl olmadığı takdirde Aki d Tarafların her biri üç ay evvelinden yapılacak bir ihbarla itilâfı feshetmek hakkını haiz olacaktır.

Madde 5

işbu itilâfnamenin mevkii mer’iyete girmesinden sonra her iki memleketten biri menşeli olup birinden diğerine ihraç edilecek emtia ile birlikte ihracatçı memleketin makamatı
aidesince verilmiş ve merbut numuneye tevfikan iki nüsha olarak tanzim edilmiş bir menşe şahadetnamesi olacaktır. İşbu
şahadetnamenin bir nüshası idhal gümrüğü tarafından mühürlenerek aynı gün zarfında idhalâtçı memleketin clearing muamelâtını tedvire memur olan bankasına tevdi edilecektir.

Madde 6

İşbu anlaşma tarihinde mevkii icrada bulunan ve Tarafeyni Akideync e tasdik edilmiş olan hususî takaslar, 4 nisan 1934 tarihli Türkiye ile İtalya arasında mün’akid olup mübadelâtı ticariyenin tediyatma mütedair bulunan anlaşma ahkâmına tevfikan tasfiye edilecektir.

İşbu anlaşma bu günkü tarih ile imza edilen Ticaret ve Seyrisefain Muahedesile birlikte mevkii mer’iyete girecektir.

Mer’iyet müddeti aynı olup aynı tarihte hitam bulacaktır. Yukarıda zikredilen ticaret ve seyrisefain mukavelesinin gayri kabili tefrik bir cüzünü teşkil eden işbu anlaşmanın feshi mezkûr mukavelenamenin de mer’iyetten düşmesini icab ettirecektir.

Tasdikanlilmekal işbu anlaşma imza olundu. Romada 29 birincikânun 1936 da iki nüsha olarak tanzim
edilmiştir.

Türkiye namına Hüseyin Ragıb Baydur
İtalya namına  Ciano

Türkiye- İtalya Ticaret Antlaşması İmza Atanlar 

Türkiye namına Hüseyin Ragıb Baydur

İtalya namına  Ciano

Atatürk’ün Vasiyetnamesi

1
Atatürk’ün Vasiyetnamesi, İstanbul Dolmabahçe Sarayında 5 Eylül 1938 tarihinde bizzat kendi el yazısıyla kaleme alınmıştır. Resmi vasiyetname öncesinde Atatürk, 11 Haziran 1937’de, Trabzon’da, bütün çiftliklerini ve mallarını millete bağışladığını açıklamıştır.
Vasiyetname 10 Kasım 1938’de vefat etmesinden sonra 28 Kasım 1938 tarihinde açılmıştır. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünde muhafaza altındadır.
Vasiyetname, Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1938/95 Sayılı dosyası ile açılarak işleme konulmuş ve infaz edilmiştir. Mahkemeye, Adalet Bakanı Hilmi Uran, İçişleri Bakanı ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Doktor Refik Saydam, Atatürk’ün tek kanuni mirasçısı olan kız kardeşi Makbule Boysan, Dışişleri Bakanı Şükrü Saraçoğlu, Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı, bazı milletvekilleri, bazı yargıç ve avukatlar katılmıştır. Ankara Üçüncü Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimi olarak Osman Selçuk görev yapmıştır.

Atatürk’ün Vasiyetnamesinin Açılmasına Dair Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1938/95 Sayılı Kararı

Atatürk’ün Vasiyetnamesi
Malik olduğum bütün nukut ve hisse senetleriyle Çankaya’daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi’ne atideki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum:

1) Nukut ve hisse senetleri, şimdiki gibi, İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.

2)  Her seneki nemadan, bana nisbetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, Makbule’ye ayda bin, Afet’e 800, Sabiha Gökçen’e 600, Ülkü’ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile’ye şimdiki yüzer lira verilecektir.

3) Sabiha Gökçen’e bir ev de alınabilecek ayrıca para verilecektir.

4) Makbule’nin yaşadığı müddetçe Çankaya’da oturduğu ev de emrinde kalacaktır.

5) İsmet İnönü’nün çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır.

6) Her sene nemadan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil kurumlarına tahsis edilecektir.”

“Malik olduğum bütün nukut ve hisse senetleriyle Çankaya’daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi’ne atideki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum: Nukut ve hisse senetleri, şimdiki gibi, İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır. Her seneki nemadan, bana nisbetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, Makbule’ye ayda bin, Afet’e 800, Sabiha Gökçen’e 600, Ülkü’ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile’ye şimdiki yüzer lira verilecektir. Sabiha Gökçen’e bir ev de alınabilecek ayrıca para verilecektir. Makbule’nin yaşadığı müddetçe Çankaya’da oturduğu ev de emrinde kalacaktır. İsmet İnönü’nün çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır. Her sene nemadan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil kurumlarına tahsis edilecektir.”
Atatürk’ün 10 Kasım 1938’deki Nakit ve Hisse Senetlerinin Durumu:

Nûkut

Emekli hesabı                                                                           19.566.80

4 numaralı şahsî hesap (Türkiye İş Bankası)                             53.453.18

2 numaralı hesap (Türkiye İş Bankası)                                  1.446.872.03

Türkiye İş Bankası hisse senedi (adet)                                     119.125.00

Müessis hisse senedi (Türkiye İş Bankası) (adet)                            569.00

Maden Kömürü TAŞ hisse senedi (nama muharrer) (adet)        12.750.00

Maden Kömürü Taş hisse senedi (hamiline muharrer) (adet)    12.250.00

Maden Kömürü TAŞ hisse senedi (müessis hisse) (adet)            25.125.00

“Türkiye İş Bankası sermayesini 5 milyon liradan 10 milyon liraya 1956 yılında çıkardı. 1960 yılında toplanan Dokuzuncu Türk Dil Kurultayı’nda Yönetim Kurulu adına yapılan açıklamada bu konu şöyle belirtilmektedir: ‘… Atatürk vakfı para değildir. Hisse senetleridir. Vaktiyle bu, onar liralık 132.000 hisse idi. Sermayenin bir misli artırılması yani 5 milyonlu sermayenin 10 milyona çıkartılması ve karşılığının ihtiyat akçasından ödenmesi suretiyle bize de bir misli hisse verdiler. Yani 264.000 hisse senedimiz oldu. Ayrıca Atatürk’ün 600 tane müessis hisse senedi ve 1 milyon küsur nakdi vardı.’ (Bk. Dokuzuncu Türk Dil Kurultayı, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1961)

16 Ağustos – Hukuk Takvimi

0
16 Ağustos - Hukuk Takvimi

16 Ağustos – Hukuk Takvimi

1645
Fransız hukukçu ve ahlakçı, Jean de La Bruyère, Paris’te doğdu. (Ölümü: 10 Mayıs 1696 Versay)
1738
Baltalimanı Ticaret Konvansiyonu, Osmanlı İmparatorluğu’nun Birleşik Krallık ile İstanbul’un Baltalimanı semtinde, 16 Ağustos 1838 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ile Birleşik Krallık arasında imzalandı. Baltalimanı Ticaret Antlaşması ile tekel sistemi kaldırılarak Britanyalılara diledikleri miktarda hammaddeyi satın alma imkânı ve Osmanlı tebaası ile aynı koşullarda ticaret yapma imkanı getirildi.
1836
Baltalimanı Ticaret Antlaşması imzalandı. Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında imzalanan antlaşma ile Osmanlı pazarları İngiliz mallarına açıldı.
1876
Osmanlı Devletinde, özel hukuk ilişkilerini düzenleyen Mecelle tamamlanarak yürürlüğe girdi. 1851 maddeden oluşan kanun, 20 Nisan 1869 tarihinde yazılmaya başlandı ve 16 Ağustos 1876 tarihinde tamamlandı.
1888
Bulgaristan Pen Yazarlar Birliği’nin kurucularından, hümanist, aktivist ve yazar, Dora Gabe doğdu. (Ölümü: 16 Kasım 1983, Sofya) Sofya Üniversitesi’nde Doğa Bilimleri alanında öğrenim gördü, ardından Cenevre ve Grenoble’da Fransız Filolojisi okudu Dobriç’te Fransızca öğretmenliği yaptı İlk şiirlerinden olan “Bahar”, günümüzde bile Bulgar okullarında okutulmaktadır.
1909
Osmanlı Devleti döneminde ilk kez Meclisi Mebusan tarafından Cemiyetler Kanunu çıkarıldı. 21 Ağustos 1909’da bu kanun çerçevesinde Kanun-i Esasi’nin 120. maddesinde değişiklik yapıldı. Türkiye Cumhuriyeti, kendi kanunlarını oluşturana kadar Osmanlı Devletinden kalan kanunu uygulamaya devam etti. 1923 yılında kanunun bazı maddeleri değiştirildi, cemiyetlere katılma yaşı on sekize indirildi ve hükümetin cemiyetleri idari bakımdan denetlemesi öngörüldü. Gerek Osmanlı Devleti döneminde ve gerekse Cumhuriyet döneminde cemiyet kavramı siyasi parti, sendika ve derneklerin tamamını aynı kavram içinde değerlendirdi.
1913
Hukukçu ve Nobel Barış Ödülü sahibi İsrail Başbakanı Menachem Begin, Beyaz Rusya’da doğdu (Ölümü: 9 Mart 1992) Polonya’da Varşova Üniversitesinde hukuk fakültesinde okudu. Başbakanlığı öncesindeki sekiz seçimde de yenilgiye uğramasına rağmen 1977 seçimlerini kazanarak İşçi Partisinin 30 yıllık iktidarına son verdi. 21 Haziran 1977-10 Ekim 1983 tarihlerinde başbakanlık yaptı. 1979 yılında, Mısır devlet başkanı Enver Sedat ile İsrail-Mısır Barış Antlaşmasını imzaladı. Sedat ile birlikte Nobel Barış Ödülünü kazandı. İsrail’in ilk kez bir Arap devleti tarafından tanınmasını sağladı.
1913
Japonya’nın Tōhoku Imparatorluk Universitesi (şimdiki Tohoku Üniversitesi) ilk kadın öğrencisini kabul etti.
1919
Polonya kökenli Rus diplomat Aleksandr Petrovih İzvolski öldü. (Doğum:18 Mart 1856, Moskova) Sankt-Peterburg yakınlarındaki Tsarskoye Selo Lyceum’u onur derecesiyle bitirdi.  1905 Rus Devrimi sonrasında reformcu kimliği ile Dışişleri Bakanlığını üstlendi ve 1908-1910 yıllarında bu görevi yürüttü. 
1919
İstanbul’da faaliyet gösterecek Karma Hakem Mahkemeleri kuruldu. Birinci Dünya Savaşı döneminde ortaya çıkan hukuki sorunların çözülmesi için Lozan Barış Antlaşmasına göre kurulmuştur. 1925-1938 yılları arasında faaliyet gösteren Muhtelit Hakem Mahkemeleri’nin Türkiye temsilcisi Vasfi Raşid Seviğ olmuştur.
1945
Yargıtay eski başkanlarından M. Derviş Turhan, Ankara Hukuk Fakültesini 1942 yılında bitirdikten sonra, 16 Ağustos 1945 tarihinde Artvin C. Savcı Yardımcısı olarak mesleğe başladı. 28 Ekim 1963 tarihinde Yargıtay Üyeliğine, 7 Haziran 1973’te  Yargıtay 13.Hukuk Dairesi Başkanlığına ve 15 Eylül 1980’de Yargıtay Birinci Başkanlığına seçildi. 3 Ağustos 1984 tarihinde yaş sınırı nedeniyle emekliye ayrıldı.(https://www.yargitay.gov.tr/documents/acilisKonusma/1981-1982.pdf)
1960
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kuruluşuna İlişkin Temel Antlaşma, Büyük Britanya, Yunanistan, Türkiye Cumhuriyeti ve Kıbrıs Cumhuriyeti arasında tarihinde imzalandı. Kurucu antlaşma öncesinde, 11 Şubat 1959 tarihinde Birleşik Krallık, Türkiye ve Yunanistan devletleri ile Kıbrıs’taki Rum ve Türk toplumları arasında Zürih ve Londra Antlaşmaları imzalanmış ve bağımsız bir devlet olarak Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının temel unsurları belirlenmişti. Kıbrıs Cumhuriyeti, imzalanan Kuruluş, İttifak ve Garanti antlaşmaları çerçevesinde resmi olarak 16 Ağustos 1960 tarihinde kuruldu.
1961
Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu yasası çıkartıldı
1971
26 sanıklı THKP-C (Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi) davası Selimiye’deki Sıkıyönetim Askeri Mahkeme’sinde başladı. İddianameyi okuyan askeri savcı Mahir Çayan dahil 13 kişi hakkında idam cezası istedi.
1983
Milliyet gazetesinin yayını İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından durduruldu.
1988
Toplumsal Kurtuluş Dergisinin Kasım 1987, Şubat 1988 ve Haziran 1988 sayılarındaki 15 yazı hakkındaki davada DGM savcısı 15 kişiye toplam 256 yıl 6 aya kadar hapis cezası istedi. Haziran 1988’den beri tutuklu olarak cezaevinde olan 15 kişi arasında derginin sahibi Bilgesu Erenus, Yazı İşleri Müdürleri Orhan Gökdemir ve İlhan Akalın, yazar Yalçın Küçük ve avukat Hüsnü Öndül de bulunuyordu.
1988
1 Ağustos Genelgesi ile tekrar zorunlu hale getirilen tek tip elbiseler cezaevlerine dağıtıldı. Cumhuriyet savcıları bej rengi tek tip elbise giymeyi reddeden tutuklu ve hükümlüler hakkında tutanak tutmaya başladı.
1991
İran Başsavcısı, tesettüre uymayı reddeden ve utanma duygusu taşımayan kadınların din değiştirmiş sayılarak idam edileceğini açıkladı.
1993
İnsan Hakları Derneği kurucusu ve Genel Sekreter yardımcılarından Avukat İbrahim Tezan yaşamını yitirdi.
1994
Madımak’ta ölen Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen, yalancı tanıklık yaptıkları gerekçesiyle 56 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.
1995
HADEP davasında zılgıt çekip zafer işaretiyle alkış tuttukları için “bölücülük”ten tutuklanan 15 kişi tahliye edildi.
1997
İlköğretimin 8 yıl zorunlu ve kesintisiz olmasını öngören yasa tasarısı, 242’ye karşı 277 oyla TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Aynı gün 8 yıllık eğitim fonu için zam yapılmasına tekel ürünlerinden başlandı. 
1999
Koalisyon hükümeti ortakları arasında Af Yasa Tasarısı ile ilgili uzlaşma sağlandı. Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesinde düzenleme yapıldı. 312. maddenin 2. fıkrası af kapsamı dışında bırakıldı.
1999
Mehmet Ali Ağca’yı İpekçi suikastinde azmettirmek ve olaya iştirak suçlaması ile aranan Mehmet Şener’in gıyabi tutuklama kararı ve soruşturma dosyası zamanaşımı gerekçesiyle kaldırıldı. MİT üyesi kurye Nevzat Bilecen ve Abdullah Çatlı’yla birlikte eroin işine giren Mehmet Şener 1982’de Nevşehir Emniyeti’nden alınmış olan sahte pasaportla İsviçre’de eroinle yakalanmış, ancak Türkiye’ye iade edilmeyip 1983’de serbest bırakılmıştı.
2000
Temmuz ayında Burdur Cezaevi’nde gördükleri işkenceyi fotoğraflayarak basına dağıttıkları gerekçesiyle 8 hükümlü ve tutukluya 15’şer gün hücre cezası verildi.
2001
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ilk kurucular kurulu toplantısı yapıldı. Recep Tayyip Erdoğan 121 üyenin tamamının oylarını alarak genel başkan seçildi.
2005
Demokratik Halk Partisi (DEHAP), Demokratik Toplum Hareketi’ne katılma kararı aldı.
2005
İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki yirmi bir Yahudi yerleşiminin boşaltılması için tanıdığı süre doldu
2006
Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Derneği (GÜNSİAD) Genel Başkanı Şah İsmail Bedirhanoğlu, PKK’nın ateşkes ilan etmesi ve silahı yöntem olarak kullanmaktan vazgeçtiğini açıklaması gerektiğini söyledi, devletten de genel af çıkarmasını istedi.
2006
Nöbetçi İdare Mahkemesi, Kuğulu Park’ın bir bölümüne yol yapma kararı alan Ankara Anakent Belediyesi kararının yürütmesini durdurdu.
2008
Japon çiftçi ve filozof Masanobu Fukuoka yaşamını yitirdi. (Doğumu: 2 Şubat 1913)  Yerel kültürlerin toprağı sürmeden ve ilaç kullanmadan uyguladığı geleneksel organik tarımı savundu ve Doğal Tarım Felsefesini geliştirdi.. İnsanlar üzerindeki etkisi tarımın ötesine geçerek bir doğal beslenme ve yaşam hareketini oluşturdu. Doğanın ilkelerini gözeterek yaşamanın gerekliliğini savundu. Mart 1997’de Rio de Janeiro’da, Dünya Zirvesi+5 forumu kendisini Dünya Meclisi Ödülü’ne layık gördü.

Masanobu Fukuoka
2010
Azerbaycan ve Türkiye arasında Stratejik İşbirliği Antlaşması imzalandı. 23 maddeden oluşa Antlaşma, Azerbaycan adına Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkiye adına 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından imzalandı. Türkiye ve Azerbaycan ülkelerinden birine karşı askeri saldırı veya saldırı durumunda diğer ülkenin tüm imkanlarını kullanarak saldırıya uğrayan tarafa yardım etmesi öngörüldü. Antlaşma, 21 Aralık 2010 tarihinde Azerbaycan Millî Meclisinde kabul edildi.  2 Şubat 2011 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanarak Resmi Gazetenin 28 Mayıs 2011 tarihli sayısında yayınlandı.  
2011
Ömrünün 11 yılı hapis ve 18 yılı sürgün ile geçen Mihri Belli (95) hayata veda etti.
2014
Çerkes Hakları İnisiyatifi üyeleri tarafından kuruluş çalışmaları yürütülen Çoğulcu Demokrasi Partisi (ÇDP) adıyla yeni siyasi parti kurdu. ÇDP kurucu Genel Başkanı Kenan Kaplan, “ÇDP üreteceği özgün projeler ve önerilerle devleti tam demokratik bir yapıya dönüştürmek amacıyla kurulmuştur” dedi.
2016
1993’ten itibaren hakkında birçok yayın durdurma kararı verilen, yöneticileri hakkında birçok dava açılan ve 2011’de yeniden yayına başlayan Özgür Gündem Gazetesi 16 Ağustos 2016’a yeniden kapatıldı.
2017
  • Kolombiya’da, Devrimci Silahlı Güçleri’nin (FARC) son silahlarını teslim etmesiyle 52 yıllık savaşın sona erdiği açıklandı.
  • Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin 25 Eylül’de “bağımsızlık referandumu” yapma kararına uluslararası toplumun büyük çoğunluğu karşı çıktı. Referanduma destek sadece İsrail’den geldi.
2021
İfade Özgürlüğü Derneği, 16 Ağustos 2021 tarihinde EngelliWeb 2020 Raporunu yayınlanmıştır.
2024
  • TBMM Genel Kurulu, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında AYM’nin verdiği “vekilliğinin düşürülmesinin ‘yok hükmünde’ olduğu yönündeki kararı görüşmek üzere olağanüstü toplandı.
  • Manken Deniz Akkaya’nın sosyal medya üzerinden CHP Antalya İl Disiplin Kurulu Başkanı Hüseyin Eroğlu hakkında söylediği,  “kepaze CHP’li”, “CHP’li sapık” gibi ifadeler hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu.
  • Sokak röportajındaki sözleri sonrası tutuklanan Dilruba Y. hakkında iddianame hazırlandı, kamu davası açıldı, duruşma günü 3 Eylül’e verildi.
  • Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 6’ncı İdari Dava Dairesi, depremde yıkılan 35 kişinin hayatını kaybettiği Ezgi Apartmanı ile ilgili 7 belediye görevlisi hakkında soruşturma izni vermeyen Kahramanmaraş Valiliği’nin kararını hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle iptal etti.
  • Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Cami Kebir Mahallesi’nde bulunan Karga ve Hewş adlı kafelere bir grup tarafından 12 Temmuz’da silahlı ve ses bombalı saldırı düzenledi. Saldırının ardından 3 kişi tutuklandı. Tutuklanan 3 kişinin yapılan tutuk incelemesinin ardından dün serbest bırakıldığı öğrenildi.
2025
  • Laiklik Meclisi’nce son dönem yayımlanan cuma hutbelerine yönelik Diyanet İşleri Başkanlığı ile Başkan Ali Erbaş ve Din Hizmetleri Genel Müdürü Şaban Kondi hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Meclisin suç duyurusunda; söz konusu kişi ve kurumun “suç işlemeye tahrik, kanunlara uymamaya tahrik” suçlarını işlediği belirtildi. Kemalist Aydınlanma Derneği ise kadınların miras hakkını hedef alan cuma hutbesine tepki göstererek ‘Sıfatı Cumhuriyet olan savcıları göreve çağırıyoruz’ açıklamasını yaptı. Türk Hukuk Kurumu (THK) Başkanı Nail Gürman; Diyanet’in son dönem hutbeleriyle cumhuriyet ve anayasanın başlangıç hükümlerindeki niteliklerin değiştirilmesine yönelik bir saldırıda bulunduğunu vurgulayarak; “Bu anlayışın ‘anayasanın manevi cebirle’ ihlali olduğunu önemle uyarıyoruz. Cumhuriyet savcıları görevlerini yerine getirmeli” dedi.
  • Adana’dan genç CHP’lilerin tutuklu belediye başkanı Zeydan Karalar için Silivri’ye yürüyüşleri devam etti: Adalet yürüyüşü 8’inci gününde!
  • İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 29 ilde jandarma tarafından Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) yönelik 10 gündür devam eden operasyonlarda 49 şüphelinin yakalandığını, 39’unun tutuklandığını açıkladı. 
  • Cem Duman isimli avukatın, liderliğini Selahattin Yılmaz’ın yaptığı silahlı suç örgütüne yönelik operasyonda gözaltına alındığı iddia edildi.
  • TBMM Genel Kurulu’nda zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasını içeren torba kanun teklifinin kabul edilmesinin ardından Bakanlık Oluruyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından “Maden Kanununun Geçici 45 inci Maddesinin Uygulanmasına Dair Usul Ve Esaslar” başlıklı adsız düzenleyici işlemin iptali için Muğla’nın Milas ve Yatağan ilçelerindeki 77 köylü ortak dilekçe ile Danıştay‘a dava açtı. Dava dilekçesinde, Anayasaya Mahkemesi’nin yasa hakkında vereceği karara kadar yasanın “yürütmesinin durdurulması”, duruşmalı yapılacak yargılama sonunda ise işlemin “iptali” istendi.
  • Cumartesi Anneleri 1064. hafta buluşmasında bir kez daha Galatasaray Meydanı’ndan seslendi. Kayıp yakınları, 1994 yılında kendi tarlasında çalışırken kaçırılan ve kendisinden bir daha haber alınamayan çiftçi Mehmet Salim Acar’ın akıbetini sordu. AİHM, 8 Nisan 2004 tarihli kararında (Başvuru no: 26307/95), Mehmet Salim Acar’ın kaybolmasına ilişkin yeterli ve etkili bir soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle yaşam hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle hükmetmiş ve Türkiye aleyhine karar vermişti.
2025
  • Columbia Bölgesi, Cuma günü Başkan Donald Trump’ın şehrin polis departmanını federal yönetimin kontrolü altına alan acil durum emrine karşı dava açtı. Trump, bu hamlesine gerekçe olarak ülkenin başkentinde artan şiddet suçlarını göstermişti. 
  •  BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Sri Lanka’da işkence veya kötü muamele sonucu meydana geldiği iddia edilen gözaltında ölüm vakalarını ayrıntılarıyla anlatan ve bu vakaların etkili bir şekilde soruşturulmadığını belirten bir rapor yayınladı. Türk ayrıca, uyuşturucu baskınları sırasında keyfi muameleler yapılmaması konusunda da uyarıda bulundu. 
  • Hindistan’da muhalif milletvekilleri, Yeni Delhi’de seçmen listesi sahtekarlığı iddiasıyla protesto gösterisi yaparken gözaltına alındı. Parlamento binasında herhangi bir gösteri, grev, oruç ve protestoya ilişkin kalıcı bir yasaktır.  
  • BM, yayınladığı yıllık raporunda, 2024 yılında çatışma bölgelerinde cinsel şiddette keskin bir artış olduğunu, yıl boyunca 4.600’den fazla mağdurun istismarlara maruz kaldığını açıkladı. BM, ilgili tüm tarafları, cinsel şiddeti yasaklayan net talimatlar yayınlamaya ve “hesap verebilirliği sağlamaya davet etti. Raporda, 21 ülkede hem devlet hem de devlet dışı aktörlerin cinsel şiddetten sorumlu olduğu , en yüksek sayıların Orta Afrika Cumhuriyeti (OAC), Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC), Haiti, Somali ve Güney Sudan’da kaydedildiği belirtildi. 

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kuruluşuna İlişkin Temel Antlaşma

16 Ağustos – Hukuk Takvimi

15 Ağustos – Hukuk Takvimi

0
15 Ağustos - Hukuk Takvimi

15 Ağustos – Hukuk Takvimi

1750
Fransız hukukçu, şair, filozof, devrimci Sylvain Maréchal doğdu. (Ölümü: 18 Ocak 1803) Paris’te hukuk bilimi okudu ve avukat oldu. Ütopik Sosyalizmi geliştirdi ve tarım mülklerinin ortaklaşmasını savundu. İnsanın her türlü kölelikten kurtulması gerektiğini ve dinin, halkın sömürülmesinde araç olarak kullanıldığını ileri sürdü. Maréchal Takvimini yayınlaması, kiliseyi ve din anlayışını eleştirmesi  sonucunda hapse mahkûm edildi. Bu takvim, Fransız Devrimi’nde esas alındı. Devrim sonrası 1796’da Gracchus Babeuf’in hareketine katıldı ve cezalandırılmaktan kurtuldu. Kadın hakları ve eşitlik üzerine çalıştı. Baskılardan korunmak için anonim isimlerle yazılar yazdı.
1807
Fransa’da Üçüncü Cumhuriyet’in (1870-1940) yerleşmesini sağlayan Avukat François Judith Paul Grevy(Jules Grévy) doğdu. (Ölümü: 9 Eylül 1891) Paris Hukuk Fakültesi’ni bitirdi ve avukat 1827’de oldu. 1848 Kurucu Meclisi’nde görev aldı ve 1849’da Ulusal Meclis Başkan Yardımcısı seçildi. Yürütme erkinin zayıf tutulması ve denetlenmesi gerektiği görüşünü savundu, bu görüşünü siyaset yaşamı boyunca hiç değiştirmedi. 1851-1868 arasında devlet görevi almadı. Bu dönemde hukukçu olarak çalıştı; ayrıca cumhuriyetçi etkinliklere katıldı. 1868’de yasama organına seçildi ve hızla liberal muhalefetin önderleri arasına girdi. Paris Komünü’nün sosyalist ayaklanmasına karşı çıktı. 1870’te Yeni Ulusal Meclis’in başkanı (1871-1873) ve Temsilciler Meclisi Başkanı (1876) olarak görev yaptı. Thiers’in Eylül 1877’de ölümünün ardından, Cumhuriyetçi Parti’nin başına geçti. 30 Ocak 1879 ile 2 Aralık 1887 arasında Fransa Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı, görevi sırasındayken de yürütmenin yetkilerinin azaltılmasını ve güçlü parlamentoyu savundu.

François Judith Paul Grevy
 1868
İngiltere’nin hukukçu başbakanlarından olan William Ewart Gladstone‘ın üçüncü görev süresi başladı. Gladstone, Liberal Parti adına 1868’den 1894’e kadar üç dönemde 12 yıl görev yaptı. Oxford’dan mezun oldu. Avukat olmayı planlarken, 1832’de milletvekili seçildi ve siyasete atıldı. Reformculuğu ile ön plana çıktı.  1877-1880 yıllarında Glaslow Üniversitesi(The University of Glasgow) rektörlüğü yaptı. (Bknz: Açılış konuşması)
1935
Adolf Hitler, Almanlarla Yahudilerin evlilik yapmalarını yasakladı
1935
Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne ekli protokolün ikinci maddesi belirlenen geçiş rejimi 15 Ağustos 1936 tarihinden başlayarak uygulamaya konuldu. 1923 sözleşmesindeki Boğazların silahsızlandırılmasına ilişkin hükümler kaldırılarak Türkiye’nin egemenlik hakları yeniden sağlandı.
1945
Güney Kore, II. Dünya Savaşında yenilen Japonya’nın işgalinden kurtuldu. 15 Ağustos, Kore Kurtuluş Günü olarak kutlanmaktadır.
1945
Bangladeş’in 1991-1996 ve 2001-2006 arasında görev yapan ilk kadın başbakanı Begüm Halide Ziya doğdu. Başbakanlığı döneminde yetimlere yönelik hizmet veren yardım kuruluşunun bütçesinden zimmetine para geçirmek suçundan 2018 yılında 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
1947
Hindistan bağımsızlığını kazandı. Jawaharlal Nehru Hindistan’ın ilk Başbakanı oldu.15 Ağustos Hindistan Bağımsızlık Günü olarak kutlanmaktadır. 
1951
İşçilere hafta tatili ve genel tatil günlerinde ücret ödenmesi hakkında Kanun” resmi gazetede yayınlandı. Kanun, 9 Ağustos’ta mecliste kabul edilmişti. İş Hukuku alanında önemli bir merhale oldu.
1951
Nâzım Hikmet Ran, Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığından çıkarıldı. Nazım Hikmet, 29 Mart 1938’de tutuklanmış ve 28 yıl hapis cezası almış, 29 Mart 1950’de avukatı İlhan Emin beye yazdığı mektupla açlık grevine başlayacağının deklare etmişti. Ran, yasal olarak yükümlülüğü olmamasına karşın askere çağrılması üzerine 17 Haziran 1951’de İstanbul’dan ayrılarak Romanya üzerinden Moskova’ya gitmiş ve bir daha Türkiye’ye dönememişti. 25 Temmuz 1951 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldı. Karar 15 Ağustos 1951 tarihli Resmi Gazetede yayınlandı.

Nazım Hikmet, açlık Grevine devam ediyor

(Karar Sayısı-1301: Pasaportsuz olarak İstanbul’dan Romanya’ya kaçan ve oradan da Moskova’ya ‘giderek hava alanında memleketi aleyhinde beyanatta bulunduğu ve ımütaakiben radyo yayınlarında Türkiye’nin Hükümet şekli ve Hükümeti idare edenler aleyhinde geniş propaganda kampanyasına girişerek komünizmi yaymak maksadını güden neşriyatiyle Sovyet Hükümetinin verdiği hizmeti ifa etmekte olan m’âruf komünist Nâzım Hikmet Han’ın kendisine bu hizmeti terketmesi hususunda yapılacak tebligatın da bir fayla vermiyeceği mülâhaza edildiğinden Türk vatandaşlığından çıkarılması; İçişleri Bakanlığının 25/7/1951 tarihli ve 40945 sayılı yazısı üzerine, 1312 sayılı kanunun 10 uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 25/7/1951 tarihinde kararlaştırılmıştır.” 
1953
6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Kanunu yürürlüğe girdi. .
1956
Van, Özalp’te 1943 yılında Sefo Deresi’nde, 33 köylünün kurşuna dizilerek öldürülmesi olayına istinaden, İsmet İnönü hakkında Meclis soruşturması açılması talep edildi. Aynı olayla ilgili Orgeneral Mustafa Muğlalı, 2 Mart 1950’de ölüm cezasına çarptırıldı. Askeri Yargıtay, “ilerleyen yaşı ve hafifletici nedenlerden ötürü” hükmü değiştirerek cezasını 20 yıl hapse çevirdi. .
1960
Kongo Cumhuriyeti, Fransa’dan bağımsızlığını ilan etti. 15 Ağustos bağımsızlık günü olarak kutlanmaktadır.
1975
Bangladeş’in ilk Başbakanı ve Devlet Başkanı, Banga Bandhu Şeyh Mucibur Rahman doğdu. (Ölümü:17 Mart 1920) Kalküta ve Dakka Üniversitelerinde Hukuk ve Siyasal Bilimler öğrenimi gördü. Genç yaşta İngilizlere karşı sürdürülen bağımsızlık hareketine katılması nedeniyle hapis yattı. 1972’de Başbakan oldu, baskıcı bir yönetim kurarak 1975 başlarında Devlet Başkanlığı görevini de üstlendi. 15 Ağustos 1975’teki bir askerî darbeyle devrildi ve ailesiyle birlikte öldürüldü.
1991
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılarından Nuri Ok 15 Ağustos 1991’de Yargıtay Üyeliğine seçildi
1993
Filozof Macit Gökberk yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1908, Selanik) Felsefe dilinin yalınlaşması, terim karmaşasının giderilmesi ve kavramların sınırlanması alanlarında önemli çalışmalarda bulundu. Kant ile Herder’in Tarih Anlayışları, Felsefe Tarihi, Felsefenin Evrimi ve Değişen Dünya Değişen Dil  isimli eserleri bulunmakta ve Türkiye Felsefe Kurumu tarafından anısına Macit Gökberk Felsefe Ödülü verilmektedir.

Macit Gökberk
2010
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi tarafından “İstanbul Kadın – Kadın İstanbul Projesi” başlatıldı.
2013
Ünlü Fransız avukat Jacques Vergès yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1925) Fransız sömürgesi Reunion adasında doğdu. Adını General De Gaulle’ü destekleyerek duyurdu. Fransa’nın Cezayir’le girdiği savaş sırasında, Fransa’nın karşısında yer alarak Ulusal Kurtuluş Cephesi’ni savundu. Örgütün kadın militanlarından Djamila (Cemile) Bouhired’i1 savunarak idamdan kurtardı ve daha sonra onunla evlendi. 
Irak eski Başbakan yardımcısı Tarık Aziz, Alman SS subayı Klaus Barbie, Fransız yüzbaşı Paul Barril,  Cezayirli kadın direnişçi ve halk kahramanı Djamila Bouhired,  Çakal Carlos” lakaplı Ilich Ramirez Sanchez, Fransız düşünür, yazar Roger Garaudy, Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanan Sırbistan ve eski Yugoslavya devlet başkanı Slobodan Milošević, Çad devlet başkanı Idriss Déby, Kongo devlet başkanı Denis Sassou Nguesso, Senegal cumhurbaşkanı Abdoulaye Wadei ve Fildişi Sahilleri eski cumhurbaşkanı Laurent Gbagbo gibi çok farklı karakterlerin avukatlığın yaptı. Şeytanın Avukatı lakabı ile anıldı. “Benim tutkum savunmak. Suçu değil suçu işleyeni savunuyorum.” dedi.  Kopuş savunmaları ile ünlendi. Hakkında birçok kitap ve makale yazıldı, belgeseller çekildi.  Savunma Saldırıyor” hakkında yazılan en önemli eserdir.
2019
İtalyan hukukçu, senatör ve belediye başkanı Antonio Rastrelli yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1927)
2000
Türkiye Cumhuriyeti, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi ve Ek Protokolleri ile “Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesini imzaladı.  Sözleşme’nin resmi Türkçe çevirisi, 21 Temmuz 2003 sayılı ve 25175 sayılı Resmi Gazete’de yayınlandı. Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 16 Aralık 1966 tarihli kararıyla kabul edilmiş ve 19 Aralık 1966 tarihinde imzaya açılmış ve 28 Mart 1979 tarihinde yürürlüğe girmişti. BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi ise 16 Aralık 1966 tarihinde kabul edilmiş ve3 Ocak 1976 tarihinde yürürlüğe girmişti.
2020
Hint sosyal hizmetler görevlisi ve insan hakları aktivisti  Vimala Devi Sharma yaşamını yitirdi. Doğumu: 1927)
2024
CHP, 5199 sayılı HAYVANLARI KORUMA KANUNU’nda değişiklikler yapan ve kamuoyundan büyük tepki alan7332 sayılı Kanunun iptali için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) 182 sayfalık bir dilekçeyle başvurdu. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, yapılan başvuru sonrası “AYM’nin yasayı tüm hükümleriyle beraber iptal etmeye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
2025
  • Gazeteci Nedim Şener, Avukat Mücahit Birinci’nin14.08.2025 tarihinde kişisel X hesabından yapmış olduğu hakaretlerden ötürü suç duyurusunda bulundu.
  • İBB soruşturması kapsamında tutuklu bulunan iş insanı Murat Kapki’ye ‘yalan ifade’ ve 2 milyon dolar karşılığında tahliye sözü verdiği öne sürülen avukat Mücahit Birinci, Çağlayan Adliyesi’ne giderek Kapki ve söz konusu iddiayı gündeme getiren CHP lideri Özgür Özel’den şikayetçi oldu.
  • Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Artvin’in “Sigarasız şehir” olarak pilot proje kapsamında seçildiğini açıkladı.
  • Osmaniye’de eşi Mehmet Yörük’ü zehirleyip öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan, yargılama sürecinde adli kontrol şartıyla tahliye edilen Sebile Yörük hakkında yeniden yakalama kararı çıkarıldı.
  • İstanbul’da ‘rüşvet vermeye aracılık etme’ suçundan tutuklanan avukat Rezan Epözdemir, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki Karatepe Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edildi.
  • İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 73 ilde son iki haftadır düzenlenen uyuşturucu madde satıcılarına yönelik operasyonlarda, 1695 şüphelinin yakalandığını bildirdi. Yerlikaya, operasyonlarda 479 kilogram uyuşturucu madde ile 783 bin 80 uyuşturucu hap ele geçirildiğini aktardı.
  • Avcılar’da eşyaları ev sahibi tarafından sokağa çıkarılan Gülse Ustaoğlu (69), İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından geçici olarak otele yerleştirildi. Ustaoğlu’nun eşyaları ise emanete alındı.
  • Rize’de mal sahibi ile kiracı arasında çıkan silahlı kavgada 3’ü ağır olmak üzere 4 kişi yaralandı.
  • İzmir’de boşanma aşamasındaki eşi Gözde Madi’yi öldüren Serdar Karamus, haksız tahrik indirimi uygulanmadan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, kararı emsal ve caydırıcı buldu.
  • Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de aralarında bulunduğu 44 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gözaltı kararının İBB bünyesindeki bazı şirketlere dönük soruşturma kapsamında alındığını açıkladı.
  • Rusya’da tutuklu bulunan Beratcan Özdemir isimli kişinin liderliğindeki İstanbul’da, “Daltonlar” olarak bilinen suç örgütüne yönelik soruşturma tamamlandı, 105 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan 1676 sayfalık iddianamede, 2 kişi “maktul”, 1 kişi “mağdur”, 78 kişi “müşteki” yer alırken 69’u tutuklu, 9’u firari 105 kişi ise “şüpheli” olarak yer aldı.
2025
  • New York Başsavcısı Letitia James, elektronik ödeme platformu Zelle’nin sahibi olan şirkete, kullanıcılarını dolandırıcılıktan korumadığı gerekçesiyle dava açtı.
  • Hindistan, Pakistan ile yaşadığı su anlaşmazlıklarında tahkim mahkemesi yetkisini reddederek, mahkemenin Hindistan ile Pakistan arasındaki 1960 su paylaşım anlaşması hakkında açıklama yapma yetkisinin bulunmadığını açıkladı.
  • İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen son tur görüşmelerde 184 BM üye ülkesine sunulan ve plastik kirliliğine son vermeyi amaçlayan anlaşma taslağını reddedildi. Hükümetlerarası Müzakere Komitesi’nin beşinci toplantısı, ileriye dönük net bir anlaşma sağlanamadan sona sona erdi. Sivil toplum ve çevre örgütleri, dünya liderlerini plastik üretimini azaltan ve insan sağlığını, insan haklarını ve çevreyi koruyan güçlü ve yasal olarak bağlayıcı bir anlaşma yapılmasını talep ediyor.  

BM Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme

Adaletin İşleyişini Geliştirici Hukuk Yargılama Usulü İlkeleri

0

Adaletin İşleyişini Geliştirici Hukuk Yargılama Usulü İlkeleri, (Avrupa Konseyi Adaletin İşleyişini Geliştirici Hukuk Yargılama Usulü İlkeleri Hakkında Tavsiye Kararı), Bakanlar Komitesince, Bakan Vekillerinin 28 Şubat 1984 tarihli 367. Toplantısında R(84) 5 Sayılı Tavsiye Kararı olarak kabul edilmiştir.

Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Statüsü’nün 15.b maddesi uyarınca;

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6. maddesi ile güvence altına alınan adalete başvuru ve adil yargılama hakkının demokratik toplumun temel bir niteliği olduğunu göz önüne alarak;

Bakanlar Komitesinin (76) 5 ve (78) 8 sayılı adli yardım hakkındaki Kararları’nda yer alan tedbir ve ilkelerin uygulanması ile R (81) 7 sayılı Tavsiye Kararındaki adalete erişimi kolaylaştırıcı tedbirler, vatandaşların adalete başvuru hakkını kullanmalarını kolaylaştıracağından;

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Üye devletlerdeki hukuk yargılama usulünün bazı kurallarının modern toplumun ihtiyaçlarının gerisinde kaldığı ve bu kurallar bazen istismar edildiği veya davaların uzatılması yönünde kötüye kullanıldığı için adaletin etkin bir biçimde gerçekleştirilmesine engel olarak belirmelerinden;

Hukuk yargılama usulünün, usulün geleneksel kurallarınca taraflara sağlanmış bulunan güvenceleri korur ve demokratik bir toplum için gerekli olan yüksek düzeydeki adalet icraatını muhafaza ederken, sadeleştirilmesi, daha esnek ve süratli hale getirilmesi gerektiğinden;

Bu amaç doğrultusunda taraflara sadeleştirilmiş ve daha hızlı yargılama yöntemleri sunulması ve kendilerinin, istismarcı veya uzatıcı taktiklere karşı, özellikle mahkemenin yargılamayı daha etkili bir biçimde yönetebilecek yetki ile donatılmasıyla korunması lüzumlu görüldüğünden;

Avrupa Adalet Bakanlarının Mayıs 1980 tarihinde Lüksemburg’daki 12. Konferansı’nda yer alan tartışmalar ile varılan sonuçları dikkate alarak;

Üye ülke hükümetlerine, Tavsiye Kararı ekinde yer alan ilkeler ışığında yargılama usulünü geliştirmek için gerekli gördükleri bütün tedbirleri, duruma göre, almaları veya mevcutları pekiştirmelerini tavsiye eder.

R (84) 5 sayılı Tavsiye Kararı Eki
Adaletin İşleyişini Geliştirici Hukuk Yargılama Usulü İlkeleri
Birinci İlke

1.  Yargılama, normalde iki duruşmadan fazla olmamalı; birincisi hazırlık niteliğinde ön duruşma ve ikincisi, delillerin alınması, iddia ve savunmaların dinlenmesi ve mümkün olduğunda hüküm verilmesi için olmalıdır. Mahkemece, ikinci duruşma için  gerekli bütün adımların zamanında atılmış olması sağlanmalı ve ilke olarak hiçbir talike, yeni delillerin belirmesi veya diğer istisnai ve önemli durumlar dışında, izin verilmemelidir. (Bu Tavsiye Kararı kabul edildiğinde Belçika ve Hollanda Temsilcileri, Bakan Vekillerinin toplantılarını düzenleyen Usul Kurallarının 10.2.c no’lu maddesi uyarınca, Tavsiye Kararı ekinde yer alan Beşinci İlkenin ikinci cümlesine hükumetlerinin uyup uymama hakkını saklı tutmuşlardır.)

2. Taraflardan biri usule ilişkin tebligatı almasına karşın, kanunda veya mahkemece öngörülen sürede gerekli usul işlemini yerine getirmediğinde, hakkında yaptırım uygulanmalıdır. Yaptırımlar duruma göre, bu usul işleminden yoksun bırakılma, tazminat, masraflara hükmetme, para cezası tayini ve davanın mahkeme listesinden çıkarılmasını da içerebilmelidir.

3. Mahkeme, tanıkları celp edebilmeli ve haklı bir neden olmaksızın icabet etmemeleri halinde de uygun yaptırımlara (para cezası, tazminat, vs.) hükmetmelidir. Bir tanığın yokluğunda ifadesine başvurmaksızın davanın devamına karar vermek mahkemenin yetkisindedir. Delillerin alınmasını kolaylaştırmak için uygun görülen durumlarda telefon veya video gibi modern teknik vasıtaların kullanılmasına imkan verilmelidir.

4. Bilirkişi geçerli bir neden olmaksızın raporunu mahkemeye vermediği veya geciktirdiğinde uygun yaptırımlar öngörülmelidir. Yaptırımlar, takdir edilen ücretten indirim, masraf veya zararın tazmini, duruma göre gereğine mahkemece veya bir meslek teşekkülünce hükmedilen disiplin tedbirleri şeklinde de olabilir.

İkinci İlke

1. Bir tarafın dayanaktan yoksunluğu belirgin olan davası hakkında mahkeme, basit usulle karar verebilmeli ve uygun olduğu hallerde bu taraf hakkında para cezası veya diğer tarafın zararını tazmine hükmetmelidir.

2. Bir taraf usul işlemlerinde adil olmadığı ve usulü açıkça yargılamanın uzaması için kötüye kullandığında, mahkeme iddialar hakkında derhal karar verme veya para cezası, zararın tazmini veya usul işleminin iptaline karar verme yetkisine sahip olmalı; özel davalarda avukatın yargılama masrafını tediye mecburiyeti getirilmelidir.

3. Avukatların meslek örgütleri, üyelerinden birinin açıklanan şekillerde hareket etmesi halinde disiplin yaptırımı uygulamaya davet edilmelidir.

Üçüncü İlke

Mahkeme, en azından ön duruşmada ve mümkün olduğunca bütün yargılama süresince, tarafların eşit işlem görme hakkı da dahil bütün haklarına saygı gösterirken, yargılamanın süratle gerçekleşmesini sağlamak için aktif bir rol oynamalıdır. Özellikle, mahkemenin, tarafların gerekli açıklamayı yapmasına, tarafların mahkemede bizzat bulunmasına hükmetme, hukuki meseleleri gündeme getirme, en azından tarafların tehlikede olan menfaatleri dışındaki menfaatlerin söz konusu olduğu davalarda delil isteme, delillerin alınmasını kontrol, muhtemel ifadesi davaya etkili olmayacak tanığı hariç tutma, belli bir vakıa hakkındaki tanık sayısının kabarık olması halinde bunu sınırlama yetkisi olmalıdır. Bu yetkiler yargılamanın amacına ters düşmeyecek şekilde kullanılmalıdır.

Dördüncü İlke

Mahkeme kanunla açıkça belirtilmiş davalar dışında kalanlar için en azından ilk davanın niteliğine göre sözlü veya yazılı yargılama usulü veya her ikisinin birlikte kullanımına karar verebilmelidir.

Beşinci İlke

Kanunda aksi öngörülmediği takdirde, taraflar iddia, def’i veya savunmalarını ve özellikle delillerini yargılamanın mümkün olan en erken safhasında ve her halde ön hazırlık safhasının varlığı halinde bunun bitiminden önce sunmalıdır. İtiraz üzerine, mahkeme aşağıdaki haller dışında ilk safhada sunulmayan vakıaları normal olarak kabul etmemelidir:
a. bunların ilk safhada bilinmemesi,

b. bunları sunan kişinin ilk safhada yargılamaya taraf olmaması,

c. bunların kabulü için bazı özel nedenlerin bulunması.

Altıncı İlke

Karar, yargılamanın sonunda veya ondan sonra mümkün olan en kısa sürede ittihaz olunmalıdır. Karar mümkün olduğunca açık olmalıdır. Taraflarca ileri sürülmüş olan bütün iddialar hakkında açıkça veya zımni olarak karar verilmelidir.

Yedinci İlke

Karar sonrası kanun yollarının istismar edilmesini önleyici tedbirler alınmalıdır.

Sekizinci İlke

1. Aşağıda yer alan davalara ilişkin çekişmeleri süratle halletmek için ek olarak özel kurallar veya kurallar demeti vazedilmelidir:

a. müstacel davalar;

b. tartışma konusu edilmeyen hakka veya tesis edilmiş muayyen iddia ve ufak müddeabihlere ilişkin davalar;

c. trafik kazaları, iş ihtilafları, ev sahibi-kiracı meseleleri, aile hukukunun belirli konuları ve özellikle nafaka ile nafakanın yeniden değerlendirilmesi davaları.

2. Bu amaç için aşağıdaki tedbirlerden biri veya bir kaçına başvurulabilir:

Davanın basit yöntemlerle açılması; hiç duruşma yapılmaması veya yalnızca bir duruşma veya durum gerektirirse ön hazırlık duruşmasının öngörülmesi;

duruma göre münhasıran yazılı veya sözlü yargılama;

belirli def’i ve savunmaların yasaklanması veya sınırlandırılması;

delile ilişkin daha esnek kurallar getirilmesi;

hiç talik yapılmaması veya yalnızca kısa süreli talike yer verilmesi;

bir mahkeme bilirkişisinin mümkün olduğunca
yargılamanın başlangıcında re’sen veya tarafların talebi üzerine tayin edilmesi;

davanın yürütülmesi ile delillerin istenilmesi ve alınmasında mahkemenin aktif rol oynaması.

3. Bu özel kuralların uygulanması, duruma göre zorunlu olabileceği gibi tarafların başvurusuna veya rıza göstermesine de bağlı olabilir.

Dokuzuncu İlke

Adli makamlara, etkinliğe en elverişli koşullarda adalet icrası ve özellikle hukukun çeşitli kaynaklarına başvuru ile adalet idaresini hızlandırma için en modern teknik imkanlar sağlanmalıdır.

İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi Metni

1
1789 Tarihli Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi

İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi Metni

26 Ağustos 1789 şöyle başlar: Ulusal Meclis halinde toplanan Fransız halkı temsilcileri, toplumların uğradıkları felaketlerin ve yönetimlerin bozulmasının yegane nedeninin; insan haklarının bilinmemesi, unutulmuş olması ya da hor görülüp kâle alınmamasına bağlı olduğu görüşünden hareketle; insanın doğal, devredilemez ve kutsal haklarının resmi bir bildiri içinde açıklamaya karar vermişlerdir. Öyle ki, bu bildiri tüm toplum üyelerinin hiçbir zaman akıllarından çıkmasın, sürekli olarak onlara haklarını ve ödevlerini hatırlatsın. Öyle ki, yasama ve yürütme iktidarlarının faaliyetleri siyasal toplumların amacına uygun olup olmadığı her an denetlenebilsin ve bu iktidarlara daha çok saygı gösterilsin. Öyle ki, bundan böyle yurttaşların basit ve tartışma konusu olmayan ilkelere dayanan istekleri hep anayasanın korunmasına ve herkesin mutluluğuna yönelik olsun. Sonuç olarak Ulusal Meclis Yüce Varlığın huzurunda ve himayesinde aşağıdaki İnsan ve Yurttaş Haklarını kabul ve ilan eder:

Fransız Aydınlanma Felsefesi

Madde 1

İnsanlar, haklar yönünden özgür ve eşit doğarlar ve yaşarlar. Sosyal farklılıklar ancak ortak yarara dayanabilir.

Madde 2

Her siyasal toplumun amacı, insanın doğal ve zamanaşımı ile kaybedilmeyen haklarını korumaktır. Bu haklar; özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve baskıya karşı direnmedir.

Madde 3

Egemenliğin özü esas olarak ulustadır. Hiçbir kuruluş, hiçbir kimse açıkça ulustan kaynaklanmayan bir iktidarı kullanamaz.

Madde 4

Özgürlük, başkasına zarar vermeyecek her şeyi yapabilmektir. Böylece her insanın doğal haklarının kullanımı, toplumun diğer üyelerinin aynı haklardan yararlanmalarını sağlayan sınırlarla belirlidir. Bu sınırlar ise ancak yasa ile belirlenebilir.

Madde 5

Yasa ancak toplum için zararlı fiilleri yasaklayabilir. Yasanın yasaklamadığı bir şey engellenemez ve hiç kimse yasanın emretmediği bir şeyi yapmaya zorlanamaz.

Madde 6

Yasa, genel iradenin ifadesidir. Tüm yurttaşların, bizzat ya da temsilcileri aracılığı ile yasanın yapılmasına katılma hakları vardır. Yasa ister koruyucu, ister cezalandırıcı olsun herkes için aynıdır. Tüm yurttaşlar yasa önünde eşit olduklarından, yeteneklerine göre her türlü kamu görevi, rütbe ve mevkiine eşit olarak kabul edilirler, bu konuda yurttaşlar arasında erdem ve yeteneklerinden başka bir ayırım gözetilmez.

Madde 7

Bir kimse, ancak yasanın belirlediği hallerde ve yasanın öngördüğü şekillere uyularak suçlanabilir, yakalanabilir ve tutuklanabilir. Keyfi emirler verilmesini isteyenler, keyfi emirler verenler, bunları uygulayanlar ya da uygulatanlar cezalandırılır. Ancak yasaya uygun olarak yakalanan, yasaya uymaya çağrılan her yurttaş anında itaat etmelidir, direnirse suçlu olur.

Madde 8

Yasa ancak açık ve zorunlu olarak gerekliliği beliren cezaları koymalıdır ve bir kimse ancak suçun işlenmesinden önce kabul ve ilan edilmiş olan ve usullüne göre uygulanan bir yasa gereğince cezalandırılabilir.

Madde 9

Her insan suçlu olduğuna karar verilinceye kadar masum sayılacağından, tutuklanmasının zorunlu olduğuna karar verildiğinde, yakalanması için zorunlu olmayan her türlü sert davranış yasa tarafından ağır biçimde cezalandırılmalıdır.

Madde 10

Hiç kimse inançları nedeniyle, bunlar dini nitelikteki inançlar olsa bile, tedirgin edilmemelidir; meğer ki, bu inançların açıklanması, yasayla kurulan kamu düzenini bozmuş olsun.

Madde 11

Düşüncelerin ve inançların serbest iletimi insanın en değerli haklarındandır. Bu nedenle her yurttaş serbestçe konuşabilir, yazabilir ve yayınlayabilir, ancak bu özgürlüğün yasada belirlenen kötüye kullanılması hallerinden sorumlu olur.

Madde 12

İnsan ve yurttaş haklarının güvenliği bir kamu gücünü gerektirir, bu nedenle bu güç herkesin yararı için kurulmuştur, yoksa bu gücün emanet edildiği kişilerin özel çıkarları için değil.

Madde 13

Kamu gücünün devamını sağlamak ve idarenin masraflarını karşılamak için herkesin bir vergi vermesi kaçınılmazdır. Vergi tüm yurttaşlar arasından olanakları oranında eşit olarak dağıtılır.

Madde 14

Tüm yurttaşların bizzat ya da temsilcileri aracılığı ile verginin gerekliliğini belirlemeğe, vergilemeyi serbestçe kabul etmeye, vergi gelirlerinin kullanılmasını gözlemeye ve verginin miktarını, matrahını, tahakkuk biçim ve süresini belirlemeye hakkı vardır.

Madde 15

Toplumun tüm kamu görevlilerinden, görevleriyle ilgili olarak hesap sormak hakkı vardır.

Madde 16

Hakların güven altına alınmadığı kuvvetler ayrılığının yapılmadığı bir toplumda Anayasa yoktur.

Madde 17

Mülkiyet dokunulmaz ve kutsal bir hak olması nedeniyle, yasa ile belirlenen kamu ihtiyacı açıkça gerekmedikçe ve adil ve peşin bir tazminat ödenmedikçe, kimse bu haktan yoksun bırakılamaz.

İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi Metni

Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisi

Öget Öktem Tanör

0
Öget Öktem Tanör

Prof. Dr. Öget Öktem Tanör, 31 Mayıs 1935 tarihinde İstanbul, Göztepe’de doğmuştur. Milli Eğitim Bakanlarından Dr. İbrahim Öktem‘in kızı ve 2002 yılında yaşama veda eden Prof. Dr. Bülent Tanör‘ün eşidir.

Öget Öktem Tanör, ilk öğrenimini Zonguldak’ta, orta öğrenimini ise Bursa’da tamamlamış, 1954 yılında Bursa Kız Lisesinden mezun olmuş, 1955 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanmış, 1959 yılında mezun olmuştur. Tanör, 1957 yılında Hukuk Fakültesi üçüncü sınıfta iken Astronomi, Fizyoloji ve Psikiyatri ile ilgilenmeye başlamış, İstanbul Tıp Fakültesindeki Psikiyatri ve Nöroloji derslerine katılmaya başlamıştır. Mezuniyetin ardından Hüseyin Nail Kubalı‘nın başkanlığını yaptığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalına asistan olarak atanmış, burada eşi Bülent Tanör ile tanışmış ve daha sonra evlenmiştir. Columbia Üniversitesinden kazandığı burs ile New York‘a gitmiş, hukuk alanında araştırma yapmasına karşın psikoloji ile ilgilenmeye devam etmiştir.

Bülent Tanör ve Öget Öktem Tanör bir arada

1966 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji bölümüne doktora öğrencisi olarak kabul edilmiş, 1969 yılında aynı bölüme asistan olarak atanmış; 12 Mart 1971 Askeri Muhtırası sonrasında 1972 yılı aralık ayında İsviçre‘ye gitmek zorunda kalmış, Cenevre‘de siyasi mülteci olarak bulunmuştur. İsviçre’de kaldığı dönemde Cenevre Ünviversitesi Psikoloji bölümü derslerini izlemiş ve Nöropsikoloji ile tanışmıştır. Cumhuriyet’in 50. yılı nedeniyle çıkarılan Ecevit affından sonra yeniden Türkiye’ye dönmüştür.

Türkiye’nin İlk Klinik Nöropsikoloji Laboratuvarı

Öget Öktem Tanör, 1975 yılı şubat ayında, Cerrahpaşa Tıp Fakültesinin Psikoloji mezunları için açtığı doktora programına kabul edilmiş, dört yıl çeşitli tıp alanlarında eğitim almış ve 1981 yılında doktora derecesini kazanmış, 1983 yılında İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji bölümüne gönüllü olarak girmiş, daha sonra kadrolu olarak atanmıştır.

Türkiye’nin ilk Klinik Nöropsikoloji Laboratuvarını kurmuş; laboratuvar öncelikle nörologlar ve ardından psikiyatristler ve beyin cerrahları tarafından kabul görmüş, bir çok üniversiteden psikolog, nöropsikolog olarak yetiştirilmek üzere onun yanına gönderilmeye başlanmıştır. Laboratuvar, Türkiye çapında bir okula dönüşmüştür.

Prof. Dr. Öget Öktem Tanör

Tanör, 1993 yılında doçent, 2000 yılında da profesör olmuş, 2008 yılında Nöropsikoloji Derneğini kurmuş ve derneğin başkanı seçilmiştir. Mimar Sinan Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji bölümü, İstanbul Üniversitesi Pedagoji Fakültesi, Haliç Üniversitesi, Okan Üniversitesi, İstanbul Ticaret Üniversitesi ve Kültür Üniversitesinde lisans ve yüksek lisans dersleri vermiş, 2002 yılında yaş haddinden emekli olmuştur.

Bilim Üniversitesindeki akademik yaşamına devam etmekte iken 2016 yılında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname ile 81 yaşında iken üniversiteden ihraç edilmiştir.

Eserleri
  • Anksiyetenin Öğrenme ve Hafizaya Etkisi (Doktora Tezi) 1981
  • Davranışsal Nörofizyolojiye Giriş, 2006
  • Sözel Bellek Süreçleri Testi – SBST El Kitabı, 2011

Kitap Bölümleri 
  • Tanör, Ö., Ö. “Afazi Muayenesi”, ss.154-156; “Mental Durum Muayenesi” ss.156-161, in: Edip Aktin, Sara Bahar, Nörolojik Muayene ve Teşhiste Temel Bilgi, 1988, Filiz Kitapevi, İstanbul.
  • Tanör, Ö., Ö.”Afazi”, Bölüm VI ss.33-38; “Demans”, Bölüm VII ss.39-40, in: Nöroloji Ders Notları (İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri), 1991, Ak Basımevi, İstanbul.
  • Tanör, Ö., Ö. Gelişimsel Bir Öğrenme Güçlüğü (Gelişimsel Disleksi). 300-309 in: Ben Hasta Değilim. (ed.Aysel Ekşi).1999,Nobel Tıp Kitabevi,İstanbul.
  • Tanör, Ö., Ö. Demansların Nöropsikolojik Değerlendirilmesi. 67-81 in: Alzheimer ve Diğer Demanslar, (ed.Kaynak Selekler).2003,Güneş Kitabevi, Ankara.
  • Tanör, Ö., Ö. Alzheimer Hastalığının Erken, Orta ve İleri Dönemlerinde Genel Kognitif Profil. 101-111 in: Beyin ve Nöropsikoloji (eds. S.Karakaş, C. İrkeç, N. Yüksel). 2003, Çizgi Tıp Kitabevi, Ankara.
  • Tanör, Ö., Ö.: Nöropsikoloji Uygulamaları. 233-235 in: Beyin ve Nöropsikoloji (eds. S. Karakaş, C. İrkeç, N. Yüksel). 2003, Çizgi Tıp Kitabevi, Ankara.
  • Tanör, Ö., Ö. Klinik Nöropsikoloji Bakış Açısıyla. 115-132 in: Bilnot Bataryası El Kitabı (Sirel Karakaş). 2004, Dizayn Ofset, Ankara.
  • Tanör, Ö., Ö., Bahar S. Z., Aktin, E. “Afazi, Apraksi, Agnozi”. ss.85-92 in: Nöroloji. (Ed. Emre Öge). 2004, Nobel Tıp Kitabevi, İstanbul.
  • Tanör, Ö., Ö. “Afazi Muayenesi”. Ss.121-122 in: Nöroloji (Ed. Emre Öge). 2004, Nobel Tıp Kitabevi, İstanbul.
  • Tanör, Ö., Ö. “Mental Durum Muayenesi”. ss. 123-126 in: Nöroloji (Ed. Emre Öge). 2004, Nobel Tıp Kitabevi, İstanbul.
  • Tanör, Ö., Ö. “Nöropsikoloji”. ss.168-177 in: Nöroloji. (Ed. Emre Öge). 2004, Nobel Tıp Kitabevi, İstanbul.
  • Tanör, Ö., Ö. Epilepside Nörokognisyon. 549-558 in: Epilepsi (eds. İ. Bora, S. N. Yeni, C. Gürses). 2008, Nobel Tıp Kitabevi, İstanbul.
  • Tanör, Ö., Ö. Afazi, Apraksi, Agnozi. 35-38 in: Güncel Nörolojik Tanı ve Tedavi (Çeviri Kitap; çev. ed. M. Emre), 2008; Güneş Tıp Kitapevi, Ankara.
  • Tanör, Ö., Ö. Sinirbilim Bakış Açısıyla Bellek, 787-810 in: Bir Arada-Das Zwischen-In Between (Festchrift für Önay Sözer Armağanı), 2013, yayıma hazırlayan:Sanem Yazıcıoğlu, Türkiye İş Bankası Yayınları.
  • Tanör, Ö., Ö. Aşkın Nörobiyolojik Temelleri. 2769-2774 in: Rona Aybay’a Armağan, 2014, Legal Hukuk Dergisi yay., 2. cilt.
  • Tanör, Ö., Ö. Nöropsikolojik Değerlendirme, 15-29 in: Davranış Nörolojisi (ed. Oğuz Tanrıdağ), 2016, Nobel Tıp Kitabevleri.
  • Tanör, Ö., Ö. Sinirbilim Bakış Açısıyla Bellek, 97-105 in: Davranış Nörolojisi (ed. Oğuz Tanrıdağ), 2016, Nobel Tıp Kitabevleri.
  • Tanör, Ö., Ö. Multipl Sklerozda Bilişsel Bozukluk, 293-328 in: Davranış Bozuklukları ve Biliş (ed. Metehan Irak), 2016, Bahçeşehir Üniversitesi Yayınları

14 Ağustos – Hukuk Takvimi

0
14 Ağustos - Hukuk Takvimi

14 Ağustos – Hukuk Takvimi 

1888 Hukukçu ve  Danimarkalı devlet adamı Carl Christian Hall, yaşamını yitirdi. (Doğumu:  25 Şubat 1812, Christianshavn)  Okul ve kolejde seçkin bir kariyerinden sonra hukuku meslek olarak kabul etti. 1857-1859 ve 1860-1863 tarihleri aralığında başbakanlık yaptı. 1870’te Holstein-Holsteinborg kabinesinde bakan olarak seçildi ve bu görevdeyken pek çok yararlı eğitim reformunu hayata geçirdi, ancak yönetim çöktüğünde, 1873’te tamamen siyasetten çekildi. 1879 yazında, apopleksiyle mücadale etti ve hayatının geri kalan dokuz yılını neredeyse yatalak olarak geçirdi. 14 Ağustos 1888’de yaşamını yitirdi. 
1893 Dünyada ilk kez Fransa’da otomobillere plaka takıldı.
1894 Amerikalı kadın oy hakkı aktivisti Virginia Louisa Minor yaşamını yitirdi. (27 Mart 1824 – 14 Ağustos 1894) 1867’de Missouri Kadının Oy Hakkı Derneği’nin (Amerikan Kadına Oy Hakkı Derneği) kurucuları arasında yer aldı ve ilk başkanı oldu. Missouri Kadınlara Oy Hakkı Derneği, kadınlara oy hakkı tanımak amacıyla oluşturulan ilk organizasyon oldu. Ulusal Kadına Oy Hakkı Derneği’nin çalışmalarını destekledi. 2020’de Ulusal Kadın Tarihi İttifakı Onur Ödülüne layık görüldü.
1908 Türk Basın Birliği kuruldu.  Türkiye’de gazetecilik mesleğini kurumlaştırmak amacıyla kurulmuştur. Basın Birliği Kanunu’nda gazetecilerle en geç 3 ay içinde yazılı mukavele yapılması, ücretli izin ve işten çıkarılan gazeteciye tazminat ödenmesi gibi gazeteciler için en temel mesleki haklar da sıralanmıştır. Ancak bu hükümler, yaptırımları olmadığı için, gazete ve mecmua sahiplerince birer tavsiye gibi görülmüştür
1922 Celaleddin Arif Bey, meclisteki başkanlık görevinden istifa etti.
1923 Hint hukukçu, gazeteci, insan hakları aktivisti, siyasetçi ve yazar Kuldip Nayar, dünyaya geldi. (23 Ağustos 2018 – 14 Ağustos 1923) Forman Christian College Lahore’da hukuk lisansını tamamladı. Pakistan’daki Hintli mahkumları ve Hindistan’daki cezaları biten ama serbest bırakılmayan Pakistanlı mahkumları serbest bırakmak için çalıştı. Wagah’ta Bağımsızlık Günü’nü kutlamak ve ölen insanları anmak için mum nöbeti geleneği başlattı.
1941 ABD Başkanı Franklin Roosevelt ve Birleşik Krallık Başbakanı Winston Churchill, Atlantik Sözleşmesi’ni yayımladılar. II. Dünya Savaşı sırasında, savaşın yürütülmesini sağlamak ve zafere ulaşabilmek için alınacak önlemleri saptamak maksadıyla, yapılan toplantıların ilkidir. İki devlet topraklarını genişletmek istemediklerini, bütün uluslara sınırları içinde güvenle yaşama olanaklarını sağlayacak bir barışın yapılmasını arzuladıklarını bir bildiri ile açıkladılar. Atlantik Bildirisi olarak tanınan bu belge, liderlerce kabul edildi.  
1945 II. Dünya Savaşı sonunda Japonya, kayıtsız şartsız teslim oldu. İmparator Hirohito, ülkesinin teslim olduğunu açıkladı.
1947 İngiltere, Hindistan’ın bağımsızlığını tanıdı. Hindistan’daki Müslüman Birliği Lideri Muhammed Ali Cinnah ve Kongre Partisi Lideri Pandit Nehru’nun Hindistan’ın paylaşımına ilişkin İngiliz planını kabul etmesinin ardından ülke ikiye ayrıldı ve bağımsız Pakistan devleti kuruldu.14 Ağustos günü, Pakistan Bağımsızlık Günü olarak kutlanmaktadır. 
1949 Almanya Federal Cumhuriyeti’nde yapılan seçimleri Hıristiyan Demokratlar kazandı; hukukçu Konrad Adenauer şansölye oldu.
1951
  • Ücretli İş Bulma Büroları Sözleşmesi, ILO 34 No’lu Ücretli İş Bulma Büroları Sözleşmesinin revize edilmesi yoluyla, Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından 8 Haziran 1949 tarihinde kabul edilmiş, Türkiye tarafından 8 Ağustos 1951 tarihli ve 5835 sayılı kanun ile kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 14 Ağustos tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.  
  • Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi, 18 Haziran 1949 tarihinde  Uluslararası Çalışma Örgütü-ILO tarafından kabul edilmiş, 8 Ağustos 1951 tarihli ve 5834 yasa ile onaylanarak Resmi Gazetenin 14 Ağustos 1951 tarihli sayısı ile yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 98 No’lu Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi, ILO’nun temel haklara ilişkin 8 sözleşmesinden biridir ve Türkiye’nin Onayladığı ILO Sözleşmeleri arasındadır.
1953 Millet gazetesi yazı işleri müdürü Hüsnü Söylemezoğlu tutuklandı.
1956 Şair Bertolt Brecht hayata veda etti.
1956 Alman hukukçu ve diplomat Konstantin von Neurath  öldü. (2 Şubat 1873 – 14 Ağustos 1956)
1967 15 gündür Kuzey Vietnam’da bulunan Uluslararası Russell Mahkemesi 5.İnceleme Heyeti’nin Başkanı ve TİP Genel Başkanı Aybar, Hanoi’den dönüşte basın toplantısı düzenledi. Mahkeme’nin Genel Sekreteri D.Berger: “ABD yasaklanmış bilyeli, fosforlu vb. bomba kullanıyor” dedi.
1971 İdam istemiyle yargılanan eski Milli Birlik Komitesi üyesi İrfan Solmazer tahliye edildi.
1972 Erzurum Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Asistanı Dr. İsmail Beşikçi D. Bakır/Siirt Sıkıyönetim Komutanlığı’nca 13 yıl hapse mahkum edildi. Aynı Üniversite’de Sosyoloji Doçenti olan Orhan Türkdoğan, Beşikçi’yi 1971’de Sıkıyönetim’e “marksist-bölgeci-ırkçı “olarak ihbar edip tutuklatmıştı.
1973  Hukukçu Zülfikar Ali Butto, Pakistan Başbakanı olarak göreve başladı.
1975 Türkiye Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) sözleşmesi 14 Ağustos 1975 tarih ve 7/10540 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla uygun bulundu. WIPO’nun temel amacı: fikri mülkiyet haklarının bütün dünyada etkin biçimde korunmasına yönelik çalışmalar yapmak ve WIPO tarafından yönetilen anlaşmalar gereği kurulan fikri mülkiyet birlikleri arasındaki idari işbirliğini sağlamaktır. 
1975 23 Ocak’ta Vatan Mühendislik Yüksek Okulu öğrencisi Kerim Yaman’ın öldürülmesinden tutuklu 14 sağ görüşlü kişinin yargılanmasına başlandı.
1978 Türkiye’ye 3.5 yıldır uygulanan Amerikan silah ambargosu, Temsilciler Meclisi’nin öngördüğü “Türkiye’nin Kıbrıs’taki kuvvetlerinin geri çekmeye devam etmesi, göçmenler sorununun çözümlenmesi, görüşmelere başlanması vb. şartlarla Uzlaştırma Komisyonu’nca kaldırıldı.
1982 Ankara Üniversitesi Yönetim Kurulu, 1402 Sayılı Yasa ile üniversiteden uzaklaştırılan öğretim üyelerinin, sıkıyönetim kalksa da yasanın 2.maddesinin bağlayıcı hükmü gereği “bir daha kamu hizmetine dönemeyeceği” yorumunu yaptı.
1982 Yüksek Hakem Kurulu (YHK) 6 aya mahkum olan işçinin işten çıkarılabileceğini kararlaştırdı.
1983 Tercüman ve Milliyet Gazeteleri süresiz olarak kapatıldı.
1983 Danışma Meclisi’ne sunulan tasarıda, MİT ve milli güvenliği ilgilendiren yönetmeliklerin Resmi Gazete’de yayınlanmaması önerildi.
1985 Pişmanlık yasası ilk kez uygulandı. Marksist Leninist Silahlı Propaganda Birliği (MLSPB) Davası’nda itirafçı 5 mahkum için tahliye kararı verildi.
1985 Başbakan Turgut Özal Yüce Divan’da tanıklık yaptı. Özal, yargılanmakta olan eski Devlet Bakanı İsmail Özdağlar’ın rüşvet aldığını kendisine itiraf ettiğini söyledi.
1986 SHP eski Genel Sekreter Yardımcısı Edip Servet Devrimci, tatilini geçirmekte olduğu Yalova’daki yazlığında DGM Savcısı Ülkü Coşkun’un talimatıyla gözaltına alındı. Edip Servet Devrimci’nin, SHP İçel Milletvekili Edip Özgenç’in “SHP Genel Merkezi’nde Kürtçe ve Arapça konuşulduğu” yolunda bir gazetede bir süre önce yayınlanan sözlerinden dolayı Ankara DGM’nin açtığı soruşturma kapsamında sorgulanmak üzere gözaltına alındığı öğrenildi.
1986 17 Ocak 1984’de başlayan ve İstanbul 2 no’lu Askeri Mahkemesi’nde görülen “THKP-C 3.Yol” davasında 123 sanıktan 115’i beraat etti. 4’ü müstafi subay 8 kişi 4 yıl ile 6 yıl 8 ay arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı.
1988 Özel araçlarda ad, soyadı ve ünvan yazılı plaka uygulaması başladı.
1991 SHP’li İstanbul Anakent Belediye Başkanı Nurettin Sözen, Gökkafes olarak bilinen Süzer Oteli’ni mühürleterek görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle mahkemeye çıktı. Sözen, “Kentten doğan rantın belirli çıkar çevreleri yerine tekrar kentliye dönmesi amacıyla mühürledim” dedi.
2000 Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı suikastlarının da aralarında bulunduğu bazı siyasal cinayetlerin failleri olduğu belirtilen kişilerin yargılanmasına Ankara İki Numaralı DGM’de başlandı. Dokuz sanık hakkında idam istendi.
2001 Adalet ve Kalkınma Partisi kuruldu.  
2003 Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Türk Telekom’un GSM şirketi Aycell ile Aria’nın birleşmesinin önünü açan “Özelleştirme Yasası” ile “Kamu İhale Yasası”nda değişiklik yapan yasayı kabul etti.
2004 Kırgızistan’da seçmenlerin yüzde 89’unun oyunu alarak devlet başkanı seçilen Kurmanbek Bakiyev yemin ederek göreve başladı.
2012 Eşi ve kızları, Kemal Türkler’in katil zanlısı Ünal Osmanağaoğlu’nun zamanaşımı gerekçesiyle tahliyesinde “ağır hizmet kusurları bulunduğu” gerekçesiyle TBMM Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’na ayrı ayrı manevi tazminat davası açtı.
2013 ABD, 54 yıl sonra Küba’nın başkenti Havana’daki büyükelçiliğini resmen açarak bayrağını yeniden göndere çekti.
2015 Halkoyu ile seçilen ilk Cumhurbaşkanı Erdoğan Rize’de konuştu: ”Artık sembolik değil, fiili gücü olan bir Cumhurbaşkanı var. İster kabul edilsin ister edilmesin, Türkiye’nin yönetim sistemi değiştirilmiştir. Şimdi yapılması gereken, bu fiili durumun hukuki çerçevesinin yeni anayasa ile kesinleştirilmesidir.”

Fransız yargıç, siyasetçi, devlet görevlisi ve yazar Jacques Fournier (5 Mayıs 1929, Épinal – 14 Ağustos 2021, Paris), yaşamını yitirdi. Ulusal İdare Okulu’ndan mezun olduktan sonra Danıştay üyeliği ve Plan Genel Komiserliği yaptı. 1971 Épinay Kongresi ile Sosyalist Parti’ye katıldı ve Hauts-de-Seine milletvekili adayı oldu ancak seçilemedi.1981’de François Mitterrand’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı, 1982-1986 arasında ise Bakanlar Kurulu Genel Sekreteri oldu. Ardından 1986-1988’de Gaz de France Başkanı, 1988-1994’te Fransa Ulusal Devlet Demiryolları Yönetim Kurulu Başkanı, 1998-2002’de ise Yüksek Yargı Kurulu üyesi olarak görev yaptı.

2024 İngiltere’nin Southport kasabasında üç çocuğun öldürüldüğü bıçaklı saldırının ardından başlayan ırkçı eylemlerle bağlantılı olarak 13 yaşındaki bir kız çocuk şiddet eylemlerine karışmaktan suçlu bulundu. Basingstoke Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya ailesiyle birlikte katılan çocuk kefaletle serbest bırakıldı. Eylemci, Southport’ta üç kız çocuğunun öldürülmesinin ardından İngiltere’nin bazı bölgelerine yayılan aşırı sağcı şiddet eylemlerindeki rolleri nedeniyle Salı günü mahkum edilen 14 kişiden biriydi. Sekiz kişi daha hapis cezası aldı.Ulusal Polis Şefleri Konseyi (NPCC), eylemlere katılan 975 kişinin gözaltına alındığını ve 546 kişiye suçlama yöneltildiğini açıkladı.
2024
  • Üsküdar Belediyesi, eski başkan Hilmi Türkmen hakkında ‘birden çok kez görevi kötüye kullanmak’ ve ‘edimin ifasına fesat karıştırma’ suçlarından soruşturma açılmasını talep etti. İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan başvuruda, eski Başkan Türkmen’in 2014 ile 2024 yılları arasında Üsküdar Belediye Başkanlığı görevini yürüttüğü döneme ilişkin iş ve işlemlerle ilgili suç duyurusunda soruşturma açılarak gereğinin yapılması talep edildi.
  • Haziran 2022’den beri ABD’nin hassas askeri bilgilerini içeren belgeleri Çin’e sattığı belirtilen Çavuş Korbein Schultz, hazırlanan iddianame kapsamında gözaltına alınan Schultz, ülkesinin füze sistemleri de dahil olmak üzere askeri kabiliyetleri hakkında Çin’e belge sızdırmakla suçlandığı davada suçunu itiraf etti.
  • Hakkari’de 10 Ağustos’ta gözaltına alınırken kalp krizi geçiren ve yüzde 95 engelli raporu bulunan 75 yaşındaki Süleyman Sabri Mavi, taburcu edilmesinin ardından tutuklandı. Avukatı “Adli Tıp Kurumuna sevki ile cezaevi koşullarına uygun olup olmadığı yönünde rapor aldırılmasının akabinde infazının ertelenmesini talep ediyoruz.”  dedi.
  • Bursa’da bir imam hatip ortaokulu müdürünün öğrenci velileriyle yaptığı toplantıda baskıcı bir yaklaşımla “Herkesin başını kapatması gerek” dediği iddia edildi. Eğitim-İş Bursa Şubesi, yayımladıkları basın açıklamasında müdür hakkında “Ayrımcılık ve görevi kötüye kullanma” suçlarından suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti.
  • Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinesinde; Jandarma Genel Komutanlığı (JGK) ve Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi’nin (USOM) düzenlediği operasyonla, dünya genelinde kişisel verileri ele geçirip terör örgütlerine satan siber casusluk ağı çökertildi, 11 şüpheli tutuklandı. Dosyada gizlilik kararı alındı.
2025
  • İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca “rüşvet”, silahlı terör örgütü “FETÖ/PDY’ye yardım”, “siyasal ve askeri casusluk” suçlarından yürütülen iki ayrı soruşturma kapsamında 10 Ağustos Pazar günü gözaltına alınan avukat Rezan Epözdemir, sevk edildiği mahkemece rüşvete aracılık etme suçundan tutuklandı. Diğer suçlamalar için talep edilen adli kontrol talebi mahkemece reddedildi.
  • Başkan Marcos, Filipinler yargısının mali özerkliğini sağlama çabalarının bir parçası olarak Yargı Güven Fonu’nu kuran ve sürdürülebilir bir bütçenin yayınlanmasını sağlayan Yargı Mali Özerklik Yasası’nı imzaladı.
  • Guatemala’da 8 Mart 2017’de devlet yurdunda meydana gelen yangında 41 kız çocuğunun ölümüne yol açan ihmallerle ilgili bir davada, altı eski yetkili mahkûm oldu. Eski Sosyal Refah Bakanı Carlos Rodas 25 yıl hapis cezası aldı.
  • Hak örgütlerinden oluşan bir komite, uyuşturucu kaçakçılığı için ölüm cezasını geri getirecek yasal değişiklikler konusunda Maldivler’i  uyararak ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride, cezanın arkaik, insanlık dışı olduğu ve uluslararası insan hakları standartlarına aykırı olduğu yönündeki endişeler dile getirildi. 
  • ABD, göçmen olmayan vizede yüz yüze mülakatı zorunlu hale getirdi. Buna göre, B1/B2 turist vizeleri hariç tüm göçmen olmayan vize türlerinde başvuru sahipleri artık konsoloslukta bizzat mülakata katılmak zorunda olacak.
  • ÜniKuir çalışanı ve Avrupa Konseyi gençlik delegesi Enes Hocaoğulları, “yanıltıcı bilgi yayma” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçlamalarıyla tutuklanmıştı. Hakkında düzenlenen iddianame Ankara 86. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve ilk duruşmasının 8 Eylül 2025’te yapılmasına karar verildi.
  • İBB soruşturmaları kapsamında tutuklanan Murat Kapki’nin, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği şikayet dilekçesi ile kendisinden 2 milyon dolar talep edildiğini ileri sürmesi üzerine Avukat Mücahit Birinci hakkında soruşturma başlatıldı. 
  • İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk soruşturmasında “haksız menfaat elde ettikleri” iddiasıyla gözaltına alınan 13 kişiden yedisi hakkında tutuklama kararı verildi. Tutuklananlar arasında daha önce tutuklanan İBB Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin’in oğlu Örsan Çetin ile Doğukan Arıcı, İlkay Onok, Ahmet Işık, Ümit Güngör, Ferhat Karatop, Ali Arslan  bulunuyor.
  • Adli Tıp Kurumu, uzun süredir sağlık sorunları yaşayan tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık’ın cezaevi koşullarında kalmasına sağlık açısından engel bulunmadığını açıkladı.
  • CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, 8 Nisan’da CHP’den istifa eden ve bugün AK Parti’ye katılan Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz hakkında, belediyenin asfalt ihalesinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.
  • Kahramanmaraş’ta 6 Şubat depremlerinde 35 kişinin hayatını kaybettiği Ezgi Apartmanı’nın yıkılmasına ilişkin yürütülen soruşturmada firari sanıkları Sami Kervancıoğlu (59) ile Mustafa Pekel (49) Ankara’da yakalanarak tutuklandı.

98 No’lu Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi

0

98 No’lu Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi, ILO’nun temel haklara ilişkin 8 sözleşmesinden biridir ve Türkiye’nin Onayladığı ILO Sözleşmeleri arasındadır.

98 No’lu Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi, 18 Haziran 1949 tarihinde  Uluslararası Çalışma Örgütü-ILO tarafından kabul edilmiş, 8 Ağustos 1951 tarihli ve 5834 yasa ile onaylanarak Resmi Gazetenin 14 Ağustos 1951 tarihli sayısı ile yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

98 No’lu Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi, Türkiye’nin Onayladığı ILO Sözleşmeleri arasındadır.

Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim kurulu tarafından Sanfransisko’ya davet edilerek orada 18 Haziran 1949 da otuz ikinci toplantısını yapan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Konferansı, toplantı gündeminin 4 üncü maddesini teşkil eden Teşkilatlanma ve Kollektif Müzakere Hakkı prensiplerinin uygulanmasına müteallik muhtelif teklifleri kabul etmeye, bu tekliflerin Milletlerarası bir sözleşme şeklini almasına karar verdikten sonra, Bin dokuz yüz kırk dokuz yılı Temmuzunun birinci günü teşkilatlanma ve kollektif müzakere hakkına dair 1949 Sözleşmesi adını taşıyacak olan aşağıdaki Sözleşmeyi kabul eder:

MADDE 1

İşçiler çalışma hususunda sendika hürriyetine halel getirmeye matuf her türlü fark gözetici harekete karşı tam bir himayeden faydalanacaktır.

Böyle bir himaye bilhassa,

Bir işçinin çalıştırılmasını, bir sendikaya girmemesi veya bir sendikadan çıkması şartına tabi kılmak;

Bir sendikaya üye olması yahut çalışma saatleri dışında veya işverenin muvafakatı ile çalışma saatlerinde sendika faaliyetlerine iştirak etmesinden dolayı bir işçiyi işinden çıkarmak veya başka suretle onu izrar etmek; maksatları güden hareketlere mütaallik hususlarda uygulanacaktır.

MADDE 2

İşçi ve işveren teşekkülleri, gerek doğrudan doğruya, gerek mümessilleri veya üyeleri vasıtasıyla birbirlerinin kuruluşları, işleyişleri ve idarelerini müdahelede bulunmalarına karşı gerekli surette himaye edileceklerdir.

Bilhassa işçi teşekküllerini bir işverenin veya bir işveren teşekkülünün kontrolüne tabi kılmaya, bir işverenin veya bir işveren teşekkülünün kendi nüfuzu altına alınmış işçi teşekkülleri ihdasını tahrik etmeye veya işçi teşekküllerinin mali yollarla veya başka bir şekilde desteklemeye matuf tedbirler, bu maddedeki manası ile müdahele hareketlerinden sayılır.

MADDE 3

Bundan önceki maddelerde tarif olunan “Teşkilatlanma hakkı”na riayet edilmesini sağlamak üzere icabettiği takdirde milli şartlara uygun teşkilat kurulacaktır.

MADDE 4

Çalışma şartlarını kollektif mukavelelerle tanzim etmek üzere işverenler veya işveren teşekkülleriyle işçi teşekkülleri arasında ihtiyari müzakere usulünden faydalanılmasını ve bu usülün tam bir surette geliştirilmesini teşvik etmek ve gerçekleştirmek için lüzumu halinde milli şartlara uygun tedbirler alınacaktır.

MADDE 5

Bu sözleşmede derpiş olunan teminatın ne gibi hallerde silahlı kuvvetler ve zabıta kuvvetlerine hangi ölçüde uygulanacağı milli mevzuatla tayin edilecektir.

Bu sözleşmenin bir üye tarafından onanması bu sözleşmede derpiş edilen teminatı silahlı kuvvetlere ve zabıta kuvvetleri mensuplarına veren mevcut bir kanuna karara teamüle veya antlaşmaya, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Anayasasının 19 uncu maddesinin 8 inci paragrafında yazılı prensipler gereğince, halel getirmez.

MADDE 6

Bu Sözleşme, Devlet memurlarının durumları ile alakalı değildir ve hiç bir surette, onların haklarına veya statülerine halel getirmez.

MADDE 7

Bu Sözleşmenin resmi onama belgeleri Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecek ve onun tarafından tescil edilecektir.

MADDE 8

Bu Sözleşme, onama belgeleri Genel müdür tarafından tescil edilmiş olan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerini ilzam eder.

Bu Sözleşme iki üyenin onama belgeleri Genel Müdür tarafından tescil edildikten ancak on iki ay sonra yürürlüğe girer.

Bu Sözleşme, onu sonradan onayan üyeler için onama belgesinin tescil edilmesinden on iki ay sonra yürürlüğe girer.

MADDE 9

Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Anayasasının 35 inci maddesinin ikinci fıkrasına uygun olarak Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecek olan beyanların şu hususları bildirmesi lazım gelir:

İlgili üyenin Sözleşme hükümlerinde hiçbir değişiklik yapılmadan uygulanacağını taahhüt ettiği ülkeler;

Sözleşme hükümlerinde değişiklikler yapılarak uygulanacağını taahhüt ettiği ülkeler ve bu değişikliklerin nelerden ibaret olduğu;

Sözleşmenin uygulanamayacağı ülkeler ve bu gibi hallerde sözleşmenin uygulanamamasının sebepleri;

Sözleşme hakkındaki kararını vaziyetin daha ziyade tetkikine kadar talik ettiği ülkeler.

Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde zikrolunan taahhütler, onamanın ayrılmaz kısımları olarak sayılacak ve aynı sonuçları doğuracaktır.

Her üye, bu maddenin birinci fıkrasının b) , c) ve d) bentleri gereğince, daha evvel yapmış olduğu beyanda mevcut ihtirazi kayıtların hepsinden veya bir kısmından yeni bir beyan ile vazgeçebilecektir.

Her üye, 11 inci madde hükümlerine uygun olarak, bu sözleşmenin fesh edilebileceği devreler zarfında, Genel Müdüre, daha evvelki herhangi bir beyanın hükümlerini her hangi bir bakımdan değiştiren ve belirli ülkelerdeki durumu bildiren yeni bir beyan gönderebilecektir.

MADDE 10

Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Anayasasının 35 inci maddesinin 4 üncü ve 5 inci fıkraları uyarınca Genel Müdüre gönderilen beyanlar, Sözleşme Hükümlerinin ülkede değişikliklerle mi yoksa değişiklik yapılmadan mı uygulanacağını bildirmelidir; beyan, Sözleşme hükümlerinin değişiklikler kaydiyle uygulanacağını bildirdiği zaman, bu değişikliklerin nelerden ibaret olduğunu belirtmelidir.

İlgili üye yahut üyeler veya Milletlerarası Makam, daha evvelki bir beyanla bildirilen değişikliği ileri sürmek hakkından daha sonraki bir beyanla tamamen veya kısmen vazgeçebilecektir.

İlgili üye yahut üyeler veya Milletlerarası Makam 11 inci madde hükümlerine uygun olarak, Sözleşmenin feshedilebileceği devreler zarfında, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne daha evvelki bir beyanın hükümlerinin herhangi bir başka bakımdan değiştiren ve bu Sözleşmenin uygulanması hususundaki durumu belirten yeni bir beyan gönderebilecektir.

MADDE 11

Bu Sözleşmeyi onayan her üye, onu, ilk yürürlüğe giriş tarihinden itibaren on yıllık bir devre sonunda, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne göndereceği ve bu Müdürün tescil edeceği bir ihbarname ile feshedebilir. Fesih, tescil tarihinden ancak bir yıl sonra muteber olacaktır.

Bu Sözleşmeyi onamış olup da, onu bundan evvelki fıkrada yazılı on yıllık devrenin bitiminden itibaren bir yıl zarfında, bu madde gereğince feshetmek ihtiyarını kullanmayan her üye, yeniden on yıllık müddet için bağlanmış olacak ve bundan sonra bu Sözleşmeyi, her on yıllık devre bitince, bu maddede derpiş olunan şartlar içinde feshedebilecektir.

MADDE 12

Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Teşkilat üyeleri tarafından kendisine bildirilen bütün onama, beyan ve fesihlerin tescil olduğunu Milletlerarası Çalışma Teşkilatının bütün üyelerine tebliğ edecektir.

Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, kendisine gönderilen Sözleşmenin ikinci onama belgesinin tescil olduğunu teşkilat üyelerine tebliğ ederken, bu sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih hakkında teşkilat üyelerinin dikkatini çekecektir.

MADDE 13

Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki maddeler gereğince, tescil etmiş olduğu bütün onama, beyan ve fesihlere dair tam bilgileri, Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 102 nci maddesi uyarınca tescil edilmek üzere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine ulaştıracaktır.

MADDE 14

Bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden itibaren her on yıllık bir devre sonunda, Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu, bu Sözleşmenin, uygulanması hakkındaki bir raporu Genel Konferansa sunacak ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi meselesinin konferans gündemine konulması lüzumu hakkında karar verecektir.

MADDE 15

Konferansın bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir Sözleşme kabul etmesi halinde ve yeni Sözleşme başkaca hükümleri ihtiva eylemediği takdirde:

Tadil edici yeni Sözleşmenin bir üye tarafından onanması keyfiyeti, yukarıdaki 14 üncü madde nazara alınmaksızın ve fakat tadil edici yeni Sözleşmenin yürürlüğe girmiş olmak kayıt ve şartı ile bu Sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini tazammun edecektir.

Tadil edici yeni Sözleşmenin yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren bu Sözleşme, üyelerin onamasına artık açık bulundurulmayacaktır.

Bu Sözleşme, onu onayıp da tadil edici Sözleşmeyi onamamış bulunan üyeler için, herhalde şimdiki şekil ve muhtevasıyla muteber olmakta devam edecektir.

MADDE 16

Bu Sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinleri aynı şekilde muteberdir.

ILO 96 No’lu Ücretli İş Bulma Büroları Sözleşmesi

0
ILO 122 No’lu İstihdam Politikası Sözleşmesi

ILO 96 No’lu Ücretli İş Bulma Büroları Sözleşmesi, ILO 34 No’lu Ücretli İş Bulma Büroları Sözleşmesinin revize edilmesi yoluyla, Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından 8 Haziran 1949 tarihinde kabul edilmiş, Türkiye tarafından 8 Ağustos 1951 tarihli ve 5835 sayılı kanun ile kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 14 Ağustos tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 

ILO 96 No’lu Ücretli İş Bulma Büroları Sözleşmesi
ILO Kabul Tarihi: 8 Haziran 1949
Kanun Tarih ve Sayısı (*) : 8.8.1951 / 5835
Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 14.8.1951 / 7884Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından Cenevre’ye davet edilerek orada 8 Haziran 1949 da otuz ikinci toplantısını yapan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Konferansı,Toplantı gündeminin ikinci maddesine dahil bulunan ücretli iş bulma büroları hakkındaki 1933 tarihli Sözleşmenin tadiline dair bazı tekliflerin kabulünü,Bu tekliflerin, hakkında sözleşmenin yürürlükte bulunduğu her üyenin parasız bir amme iş ve işçi bulma bürosu bulundurması veya bulundurulmasını sağlaması lazım geldiğini derpiş eden 1948 tarihli İş ve İşçi Bulma Servisi hakkındaki Sözleşmeyi tamamlıyacak bir Milletlerarası Sözleşme şeklini almasını,

Kararlaştırdıktan sonra;

Böyle bir servisin bütün işçi kategorilerinin faydalanabilecekleri bir teşekkül olması lazım geldiğini gözönünde tutarak;

Bin dokuz yüz kırk dokuz yılı Temmuz ayının birinci günü ücretli iş bulma büroları hakkında bin dokuz yüz kırk dokuz muaddesl Sözleşmesi adını taşıyacak olan aşağıdaki sözleşmeyi kabul eder.

BÖLÜM I
GENEL HÜKÜMLER
MADDE 1

Bu Sözleşme bakımından “ücretli iş bulma büroları” tabiri şunları ifade eder:

a. Kazanç gayesi takip eden iş bulma büroları, yani doğrudan doğruya veya dolayısıyle taraflrın herhangi birinden maddi bir menfaat temini maksadiyle, bir işçiye iş, veya işverene işçi bulmak hususunda tavassut eden her şahıs, şirket müessese, acenta veya diğer herhangi bir teşekkül; ve münhasıran veya esas itibariyle iştigal mevzuu işverenlerle işçiler arasında tavassuttan ibaret olan gazeteler ile,

b. Kazanç gayesi takip etmeyen iş bulma büroları, yani maddi bir menfaat gütmemekle beraber, işverenlerden veya işçiden, yapılan hizmet mukabilinde duhuliye, aidat veya başka herhangi bir nam altında ücret alan şirket, müessese, acenta veya diğer teşekküllerin iş bulma servisleridir.

Bu sözleşme gemi adamlarının işe alımları için uygulanamaz.

MADDE 2

Bu sözleşmeyi onayan her üye, kazanç gayesi takip eden ücretli iş bulma bürolarının tedricen kaldırılmasını ve diğer iş bulma bürolarının bir nizama bağlanmasını derpiş eyliyen II. bölüm hükümlerini mi, yoksa, kazanç gayesi takip eden iş bulma büroları da dahil olamk üzere ücretli iş bulma bürolarının bir nizama bağlanmasını derpiş eyliyen III. bölüm hükümlerini mi kabul ettiğini onama vesikasında belirtecektir.

Sözleşmenin III. bölümündeki hükümleri kabul eden her üye, II. bölümdeki hükümleri kabul ettiğini sonradan Genel Müdüre bildirebilir, böyle bir beyanın Genel Müdür tarafından tescil edildiği tarihten itibaren, Sözleşmenin III. bölümünün hükümleri, anılan üye hakkında yürürlükten kalkarak II. bölüm hükümleri kendisine tatbik edilir.

BÖLÜM II

Kazanç gayesi takip eden ücretli iş bulma bürolarının tedricen kaldırılıması ve diğer iş bulma bürolarının bir nizama bağlanması

MADDE 3

I. maddenin (a) fıkrasında yazılı kazanç gayesi takip eden ücretli iş büroları, süresi yetkili makam tarafından tayin edilecek mahdut bir devre zarfında kapatılacaktır.

Amme hizmeti mahiyetinde bir iş bulma servisi ihdas edilmedikçe bu kapatma işi tatbik edilemeyecektir.

Yetkili makam, muhtelif kategorilerdeki şahıslara iş bulmakla iştigal eden büroların kapatılması hususunda farklı mühletler koyabilir.

MADDE 4

Kazanç gayesi takiben ücretli iş bulma büroları, kapanmalarına takaddüm eden mühlet zarfında:

Yetkili makamın kontrolüne tabi olacaklardır.

Ancak, tarifesi ya bu makama tevdi veya onun tarafından tasvip edilecek yahut da anılan makam tarafından tayin edilmiş harçları ve masrafları alabileceklerdir.

Bu kontrol bilhassa, kazanç gayesi takip eden ücretli iş bulma bürolarının muamelatiyle ilgili suistimalleri önlemeye matuf olacaktır.

Bu maksatla yetkili makamın ilgili işveren ve işçi teşekkülleriyle münasip tarzda istişaresi lazımdır.

MADDE 5

Milli mevzuatla sarih bir surette tesbit olunan ve amme iş bulma bürolarınca malup şekilde işe yerleştirilmeleri mümkün bulunmayan şahıs kategorileri hakkında istisnai surette ve ancak ilgili işveren ve işçi teşekküllerine münasip usullerle danışıldıktan sonra bu Sözleşmenin 3 üncü maddesinin 1 inci fıkrası hükümlerinden inhiraf etmek hususunda müsaade olunacaktır.

Bu madde gereğince kendisine müsaade olunan her ücretli iş bulma bürosu;

a. Yetkili makamın kontrolüne tabi olacaktır.

b. Yetkili makam tarafından tesbit edilecek devrelerde yenilenecek yıllık bir ruhsatiyeyi haiz bulunacaktır.

c. Yetkili makam tevdi ve onun tarafından tasvip edilmiş yahut da anılan makam tarafından tesbit olunmuş tarifedekinden fazla harç ve masraf alamayacaktır;

d. Ancak yetkili makam tarafından mezun kılındığı takdirde ve yürürlükte bulunan mevzuatla tesbit edilmiş şartlar içinde, yabancı memleketler için veya yabancı memleketlerden işçi tedarik edebilecektir.

MADDE 6

Birinci maddenin 1 (b) fıkrasında yazılı ve kazanç gayesi takip etmeyen ücretli iş bulma büroları:

a. Yetkili makamın müsaadesini haiz olacak ve anılan makamın kontroluna tabi bulunacaklardır.

b. Yetkili makama tevdi edilip onun tarafından tasvip olunan yahut da yapılan masraflar göz önünde bulundurularak anılan makam tarafından tesbit olunacak tarifeden daha yüksek ücret alamayacaklardır.

c. Ancak yetkili makam tarafından mezun kılındıkları takdirde ve yürürlükte bulunan mevzuatla tesbit edilmiş şartlar içinde yabancı memleketlere veya yabancı memleketlerden işçi tedarik edebileceklerdir.

MADDE 7

Yetkili makam, ücretsiz iş bulma muamelelerini parasız yaptıklarına kanaat hasıl etmek için gerekli tedbirleri alacaktır.

MADDE 8

Gerek, Sözleşmenin bu bölümündeki hükümlere gerek bunları yürürlüğe koyan mevzuat hükümlerine aykırı hareket hakkında, icabında bu Sözleşmede derpiş olunan ruhsatiyenin veya müsaadenin geri alınmasını da ihtiva etmek üzere uygun cezai müeyyideler konulacaktır.

MADDE 9

Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Anayasanın 22 inci maddesinde derpiş olunan yıllık raporları, 5 inci madde gereğince müsaade edilmiş olan inhiraflara ve bilhassa inhiraflardan faydalanan büroların sayısına ve faaliyetlerinin şumul sahasına, inhirafları gerektiren sebeplere ve anılan büroların faaliyetlerini kontrol etmekle yetkili makam tarafından ittihaz edilmiş olan tedbirlere dair her türlü gerekli bilgileri verecektir.

BÖLÜM III
Ücretli İş Bürolarının Nizama Bağlanması
MADDE 10

Birinci maddenin 1 (a) fıkrasında yazılı kazanç gayesi takip eden ücretli iş bulma büroları:

a. Yetkili makamın kontrolüne tabi olacaklardır;

b. Yetkili makam tarafından tensip edilecek devrelerde yenilenecek yıllık bir ruhsatnameyi haiz bulunacaklardır.

c. Yetkili makama tevdi ve onun tarafından tasvip edilmiş yahut da anılan makam tarafından tesbit olunmuş tarifedekinden fazla harç ve masraf alamayacaklardır.

d. Ancak yetkili makam tarafından mezun kılındıkları takdirda ve yürürlükte bulunan mevzuatla tesbit edilmiş şartlar içinde yabancı memleketlere veya memleketlerden işçi tedarik edebileceklerdir.

MADDE 11

Birinci maddenin 1 (b) fıkrasında yazılı bulunan ve kazanç gayesi takip etmeyen ücretli iş bulma büroları;

a. Yetkili makamın müsaadesini alcaklar ve anılan makamın kontolüne tabi bulunacaklardır.

b. Yetkili makama tevdi ve onun tarafından tasvip edilecek yahut da anılan makam tarafından yapılan masraflar gözönünde bulundurularak, tayin olunacak tarifeden yüksek bir ücret alamayacaklardır.

c. Ancak yetkili makam tarafından mezun kılındıkları takdirde ve yürürlükte bulunan mevzuatla tesbit edilmiş şartlar içinde yabancı memleketlere veya yabancı memleketlerden işçi tedarik edebileceklerdir.

MADDE 12

Yetkili makam, ücretsiz iş bulma bürolarının muamelelerini parasız yaptıklarına kanaat hasıl etmek ,için gerekli tedbirleri alacaktır.

MADDE 13

Gerek Sözleşmenin bu bölümün hükümlerine gerek bunları yürülüğe koyan mevzuat hükümlerine aykırı hareket hakkında, icabında, bu Sözleşmede derpiş olunan ruhsatnamenin yahut müsaadenin geri alınmasını da ihtiva eden uygun cezai müeyyideler konulacaktır.

MADDE 14

Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Anayasanın 22 inci maddesinde derpiş olunan yıllık raporlar, bilhassa kazanç gayesi takiben bürolar dahil olmak üzere ücretli iş bulma bürolarının muamelelerini kontrol etmek için yetkili makam tarafından alınmış olan tedbirler hakkında gerekli her türlü tedbirleri verecektir.

BÖLÜM IV
Çeşitli Hükümler
MADDE 15

Bir üyenin ülkesi geniş bölgeleri ihtiva edip de bu bölgelerdeki nüfusun dağınıklığı veya gelişme safhası dolayısiyle yetkili makam, bu Sözleşme hükümlerinin buralarda uygulanmasının kabil olmayacağını mülahaza ettiği takdirde, adı geçen makam, bu bölgeleri bu Sözleşmenin uygulanmasından ya tamamiyla veyahut muayen işletmeler veya işler hakkında münasip göreceği istisnaları kabul etmek suretiyle kısmen muaf tutabilir.

Her üye, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Anayasanın 22 inci maddesi gereğince bu Sözleşmenin uygulanmasına dair vereceği ilk yıllık raporunda, hakkında bu madde hükümlerine müracaat niyetinde olduğu bölgeleri ve bu hükümlere müracaat niyetinde olmasını göstermelidir; hiçbir üye, daha sonra, bu suretle göstermiş bulunduğu bölgelerden maadası için bu madde hükümlerine müracaat edemez.

Bu madde hükümlerine müracaat eden her üye, mütaakip yıllık raporlarıda, hangi bölgeler için bu madde hükümlerine müracaat hakkından vazgeçtiğini göstermelidir.

MADDE 16

Bu Sözleşmenin kesin onama belgeleri, Milletlerarası Çalışma Büroso Genel Müdürüne gönderilecek ve onun tarafından tescil edilecektir.

MADDE 17

Bu Sözleşme, onama belgeleri Genel Müdür tarafından tescil edilmiş olan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyelerini ilzam eder.

Bu Sözleşme, iki üyenin onama belgelerinin Genel Müdür tarafından tescil edilmesi tarihinden ancak on iki ay sonra yürürlüğe girer.

Bu Sözleşme, onu sonradan onayan üyeler için onama belgesinin tescil edilmesinden on iki ay sonra yürürlüğe girer.

MADDE 18

Milletlerarası Çalışma Statüsünün 35 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecek beyanlar aşağıdaki hususları açıklamalıdırlar.

a. İlgili üyenin, Sözleşme hükümlerine hiç bir değişiklik yapılmadan uygulanacağını taahhüt ettiği ülkeler;

b. Sözleşme hükümlerinde değişiklik yapılarak uygulanacağını taahhüt ettiği ülkeler ve bu değişikliklerin nelerden ibaret olduğu;

c. Sözleşmenin uygulanamayacağı ülkeler ve bu gibi hallerde Sözleşmenin uygulanamamasının sebepleri;

d. Sözleşme hakkındaki kararın vaziyetin daha ziyade tetkikine kadar talik ettiği ülkeler.

Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde zikrolunan taahhütler, onamanın ayrılmaz kısımları olarak sayılacak ve aynı sonuçları doğuracaktır.

Her üye bu maddenin, 1 inci fıkrasının b), c), ve d) bendleri gereğince daha evvel yapmış olduğu beyanda mevcut ihtirazi kayıtların hepsinden veya bir kısmından, yeni bir beyan ile vazgeçebilecektir.

Her üye, 11 inci madde hükümlerine uygun olarak, bu Sözleşmeyi feshedebileceği devreler zarfında, Genel Müdüre, daha evvelki herhangi bir beyanın hükümlerini herhangi bir bakımdan değiştiren ve belirli ülkelerdeki durumu bildiren yeni bir beyan gönderebilecektir.

MADDE 19

Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Anayasasının 35 inci maddesinin 4 ve 5 inci fıkraları uyarınca, Genel Müdüre gönderilen beyanlar, Sözleşme hükümlerinin ülkede değişikliklerle mi yoksa değişiklik yapılmadan mı uygulanacağını bildirmelidir; beyan Sözleşme hükümlerinin değişiklikler kaydiyle uygulanacağını bildirdiği zaman, bu değişikliklerin nelerden ibaret olduğunu belirtmelidir.

İlgili üye veyahut üyeler veya millerlerarası makam, daha evvelki bir beyanla bildiren değişikliği ileri sürmek hakkından daha sonraki bir beyanla tamamen veya kısmen vazgeçebilecektir.

İlgili üye yahut üyeler veya milletlerarası makam, 11 inci madde hükümlerine uygun olarak Sözleşmenin feshedebileceği devreler zarfında, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne, daha evvelki evvelki bir beyanın hükümlerini herhangi bir başka bakımdan değiştiren ve bu Sözleşmenin uygulanması hususundaki durumu belirten yeni bir beyan gönderebilecektir.

MADDE 20

Bu Sözleşmeyi onayan her üye, onu ilk yürürlüğe giriş tarihinden itibaren on yıllık bir devre sonunda, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderebileceği ve bu müdürün tescil edeceği bir ihbarname ile feshedebilir. Fesih, tescil tarihinden ancak bir yıl sonra muteber olacaktır.

Bu Sözleşmeyi onamış olup da onu bundan evvelki fıkrada yazılı 10 yıllık devrenin bitiminden itibaren bir yıl zarfında, bu madde gereğince feshetmek ihtiyarını kullanmayan her üye, yeniden on yıllık devre bitimince, bu madde derpiş olunan şartlar içinde feshedilebilecektir.

MADDE 21

Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, Teşkilat üyeleri tarafından kendisine bildirilen btün onama, beyan ve fesihlerin tescil olunduğunu Milletlerarası Teşkilatının bütün üyelerine tebliğ edecektir.

Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, kendisine gönderilen Sözleşmenin ikinci onama belgesinin tescil olunduğunu Teşkilat üyelerine tebliğ ederken, bu Sözleşmenin yürülüğe gireceği tarih hakkında teşkilat üyelerinin dikkatini çekecektir.

MADDE 22

Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki maddeler gereğince, tescil etmiş olduğu bütün onama, beyan ve fesihlere dair tam bilgileri, Birleşmiş Milletlerarası Antlaşmasının 102 inci maddesi uyarınca tescil edilmek üzere Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine ulaştıracaktır.

MADDE 23

Bu Sözleşmenin yürülüğe girmesinden itibaren her on yıllık devre sonunda, Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu, bu Sözleşmenin uygulanması hakkındaki bir raporu Genel Konferansa sunacak ve onun tamamen veya kısmen değiştirilmesi meselesinin konferans gündemine konulması lüzumu hakkında karar verecektir.

MADDE 24

Konferansın bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir Sözleşme kabul etmesi halinde ve yeni sözleşme başkaca hükümler ihtiva eylemediği takdirde;

a.Tadil edici yeni sözleşmenin bir üye tarafından onanması keyfiyeti, yukarıdaki 23 üncü madde nazara alınmaksızın ve fakat tadil edici yeni sözleşme yürülüğe girmiş kayıt ve şartı ile, bu Sözleşmenin derhal ve kendiliğinden feshini tazammun edecektir.

b. Tadil edici yeni sözleşmenin yürülüğe girmesi tarihinden itibaren bu Sözleşme, üyelerin onanmasına artık açık bulundurulmaycaktır.

Bu Sözleşme, onu onayıp da tadil edici sözleşmeyi onamış bulunan üyeler için, her halde şimdiki şekil ve muhtevasiyle muteber olmakta devam edecektir.

MADDE 25

Bu Sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinleri aynı şekilde muteberdir.

13 Ağustos – Hukuk Takvimi

0
13 Ağustos - Hukuk Takvimi

13 Ağustos – Hukuk Takvimi

1792
Fransa Kralı XVI. Louis, tutuklandı ve halk düşmanı ilân edildi. Louis, 1774-1792 yılları arasında Fransa krallığı yaptı. Saltanatının ilk zamanlarında Aydınlanma idealleri doğrultusunda reformlar yaptı. Köleliği ve sınıf farkını ortadan kaldırmak ve Katoliklere karşı toleransı artırmaya yönelik çalışmalarda bulundu.  21 Ocak 1793’te vatana ihanet gerekçesiyle giyotine gönderildi.
1794
Türkiye tarihinde Resmi Gazete’yi çıkaran ilk kişi. olan Alexandre Blacque dünyaya geldi.
1871
Alman sosyalist, Spartakusbund ve Almanya Komünist Partisi kurucusu Karl Liebknecht doğdu. (Ölümü: 1919)  Liebknecht, Leipzig Üniversitesi ve Berlin’deki Humboldt Üniversitesi’nde hukuk ve politik ekonomi eğitimi aldı. 1897’de Würzburg Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı, 1899’da kardeşi Theodor Liebknecht ile beraber Berlin’de hukuk bürosunu urdu. 1919’da Almanya’da Spartaküs hareketine öncülük ederek sosyalist devrim gerçekleştirmeye çalıştı. Irkçılar tarafından vahşice katledildi.
1889
Alman Ferdinand von Zeppelin, kendi icadı olan ve Zeplin adını vereceği sevk ve idare edilebilir balonunun patentini aldı. Tam adı Ferdinand Adolf August Heinrich Graf von Zeppelin olan Alman mucit ve uçak üreticisi Zeppelin, Baden-Württemberg eyaletinin bir şehri olan Konstanz‘da dünyaya geldi. I. Dünya Savaşı‘nın bitmesine yakın 8 Mart 1917 tarihinde öldü.
1903
Türkiye Cumhuriyeti’nin 6. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk doğdu. (Ölümü: 1987)  1973–1980 yıllarında Cumhurbaşkanlığı görevini sürdürdü.
1903
Hukukçu, yargıç ve eski bakan Suat Hayri Ürgüplü doğdu. (Ölümü: 1981) Galatasaray Lisesi’nden sonra 1926 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Çeşitli devlet görevlerinde bulundu. Türkiye-Yunanistan 1924 Nüfus Mübadelesi mahkemelerinde çalıştı. Galatasaray Spor Kulübü’nde atletizm yaptı. 1929-1932 yılları arasında İstanbul Ticaret Mahkemesi yargıçlığında bulundu. 1939 ve 1943 yıllarında Kayseri Milletvekili seçildi. 2. Şükrü Saraçoğlu kabinesinde Gümrük ve Tekel Bakanı oldu. 1952 yılına kadar Demokrat Parti Kayseri Milletvekilliği yaptı. Avrupa İstişari Meclisi’nde başkan yardımcılığı görevinde bulundu. 1955 yılında Londra, 1959 yılında Washington, DC ve 1960 yılında Madrid Büyükelçiliğine atandı. 26 Aralık 1981 tarihinde, kalp hastalığından ötürü yaşamını yitirdi.
1905
Norveç’te düzenlenen referandum İsveç’ten ayrılma kararıyla sonuçlandı
1913
August Bebel, Alman sosyal demokrat politikacı ve gazeteci (Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin kurucularından) (Doğumu: 1840) Almanya’da sosyal demokrat siyasi hareketin öncü fikir babaları arasında kabul edilmektedir. En önemlisi eseri  Kadın ve Sosyalizm’dir. “Teoride ve Pratikte” adlı kitabı 1969 yılında Türkçeye tercüme edilmiştir.
1915
Sabah Gazetesi Baş Yazarı Diran Kelegyan öldürüldü
1923
Mustafa Kemal, yeniden Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı seçildi.
1926
Küba Devrimi’nin lideri, hukukçu Fidel Castro doğdu. (Ölümü: 25 Kasım 2016, Havana) 1945 yılında eğitime başladığı Havana Üniversitesi’nden 1950’de mezun oldu. 1947’de Dominik Cumhuriyeti’ndeki Rafael Trujillo’nun sağcı askerî cuntasına karşı başarısızlıkla sonuçlanan bir devrimci harekete ve 1948’de Bogotá’daki kent ayaklanmalarına katıldı. 1947’de Küba Halk Partisi’ne girdi. 1950-52 arasında avukatlık yaptı. Temsilciler Meclisi seçimleri için Küba Halk Partisi’nden adaylığını koydu, Fulgencio Batista seçimleri iptal etti. 1953 başlarında Batista diktatörlüğünü yıkmak amacıyla harekete geçti ancak başarısızlığa uğrayarak tutuklandı. Dava sonunda 16 yıl hapse mahkûm edildi. Juventud Adasında 21 ay hapis yattıktan sonra Batista’nın emriyle cezasının geriye kalan bölümü affedildi. 1955’te Küba’dan ayrılarak Meksika’ya geçti ve 26 Temmuz Hareketi adlı yeni bir örgüt kurdu. Batista’nın 31 Aralık 1958’de Dominik’e kaçması üzerine 1959’da Havana‘ya döndü, Hukukçu Doktor Manuel Urrutia Leo devlet başkanlığına, Castro da başbakanlığa getirildi.  1965’te Küba Komünist Partisi) genel sekreterliğini üstlendi. 1976’da Devlet Konseyi ve Bakanlar Kurulu başkanlığını üstlendi ve ölümüne dek bu görevi sürdürdü.
1939
Fransız kadın hakları savunucusu, bilim insanı ve aktivist Danièle Minne (Danièle Djamila Amrane-Minne) yaşamını yitirdi. (13 Ağustos 1939; Neuilly-sur-Seine–11 Şubat 2017) Mücadele dolu yaşamında hapis dahil birçok zorluk yaşadı. Fransa’nın insan hakları ihlallerine karşı net bir tavır sergiledi. 4 Aralık 1957’de 7 yıla mahkûm oldu. Toulouse Üniversitesi’nde tarih ve feminist araştırmalar profesörü olmuş 11 Şubat 2017’de Cezayir’de yaşamını yitirdi.
1943
Hukukçu ve Haiti eski devlet başkanı Ertha Pascal-Trouillot doğdu. 1990 ve 1991 yılları arasında 11 ay boyunca görev yaptı. 1971’de Port-au-Prince’teki École de Droit des Gonaïves’tan hukuk diploması aldı. 1975’ten 1988’e kadar federal mahkemelerde hakimlik yaptı. Yargıtay’ın ilk kadın yargıcı oldu.
1955
Hukukçu, akademisyen, yazar, spor yöneticisi, aktör ve Eski Devlet Bakanı Yüksel Yalova Aydın’ın Karpuzlu ilçesinde dünyaya geldi. Oyuncu Melike İpek Yalova’nın babasıdır.
1960
Orta Afrika Cumhuriyeti, Fransa’dan bağımsızlığını ilan etti. Denize kıyısı bulunmayan ülke Ubangi-Chari ismi ile geçmişte Fransa sömürgesiydi .Başkenti Bangui’dir.
1965
Hukukçu ve eski Japonya Başbakanı, Ikeda Hayato yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1899) 1925’te Kyoto İmparatorluk Üniversitesi Hukuk Okulu’nu bitirdi ve Maliye Bakanlığında çalışmaya başladı. Maliye bakanı yardımcılığı yaptıktan sonra, 1949’da Temsilciler Meclisi’ne seçildi. Aynı yıl, Shigeru Yoshida hükûmetinde maliye bakanlığına getirildi. 19 Temmuz 1960’ta başbakan oldu, 9 Kasım 1964’e kadar bu görevi yürüttü. İzlediği politikalarla Japonya’nın II. Dünya Savaşı sonrasındaki ekonomik kalkınmasına katkıda bulundu.
1966
Çin’de Mao, Kültür Devrimini ilan etti
1967
Bolivya eski devlet başkanı ve avukat Jeanine Áñez Chávez doğdu. 2006-2008 yılları arasında yeni anayasa tüzüğünün hazırlanmasında kurucu meclis üyesi olarak görev yaptı. 2010 yılında senatör seçildi ve 2019’a kadar Senato’nun İkinci Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. 2019-2020 yıllarında Bolivya Devleti’nin ilk kadın Başkanı olarak görev yaptı. Kabinesinin diğer beş üyesi ile birlikte 13 Mart 2021’de terörizm, isyan ve komplo suçlarından tutuklandı.
1994
Alman hukukçu, siyasetçi ve diplomat Manfred Hermann Wörner yaşamını yitirdi. (Ö. 13 Ağustos 1994) 1982-1988 yıllarında Batı Almanya Savunma Bakanı olarak görev yaptı. 1994 yılından hayatını kaybettiği 1994’e kadar NATO Genel Sekreterliği görevini yürüttü.
1999
Türkiye’de Uluslararası Tahkim yolunu açan anayasa değişikliği kabul edildi. Anayasa’nın 125. maddesine “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.  Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir” hükmü eklendi.
2013
Yargıtay önceki başkanlarından Müfit Utku 13 Ağustos tarihinde Ankara’da vefat etti.  Utku, 3 Ağustos 1932 tarihinde Mardin’de doğdu. 1977 yılında Yargıtay Üyeliğine seçildi. 1986 yılında 7.Ceza Dairesi Başkanı, 5 Temmuz 1993 tarihinde de Yargıtay Birinci Başkanlığına seçildi. Dört yıl boyunca devam eden görevini yürütmekte iken 7 Temmuz 1997 tarihinde yaş haddinden emekli oldu.
2023
İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri, üçüncü İsrail-Arap barış anlaşmasını kabul ederek ilişkilerin normalleştirilmesine karar verdi. Anlaşma, İsrail devleti ile bölgedeki diğer Arap ülkeleri arasındaki savaşları önlemek ve ortaya çıkabilecek toprak ve mülteci sorunlarını çözüme kavuşturmak amacını yönelik barış hedefini taşıyor.
2024
Rusya devleti tarafından Telegram aleyhine açılan dava, başkent Moskova’da görüldü. Bazı içeriklere erişimi engellemediği gerekçesiyle Telegram’a 4 milyon ruble (yaklaşık 43 bin dolar) para cezası verildi.
2024
Eskişehir’de miğfer ve maske takıp sokağa inerek bıçakla rastgele insanlara saldıran Arda K’nin savcılık ifadesi tamamlanarak mahkemeye sevk edildi. Zanlı tutuklandı. Saldırganın avukatı, Arda K’nin ‘Nazi sempatizanı’ olduğunu söyledi.
2025
  • Adalet Bakanı Yılmaz Tunç , CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in  Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik “lan” şeklinde hitap ederek yaptığı konuşması hakkında soruşturma açıldığını duyurdu.
  • İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca “rüşvet”, silahlı terör örgütü “FETÖ/PDY’ye yardım”, “siyasal ve askeri casusluk” suçlarından yürütülen iki ayrı soruşturma kapsamında 10 Ağustos Pazar günü gözaltına alınan avukat Rezan Epözdemir, adliyeye sevk edildi.
  • İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya,: 6 il merkezli ‘Yasa dışı bahis’ ve ‘Nitelikli dolandırıcılık’ operasyonlarımızda hesaplarında 2 milyar TL işlem hacmi bulunan 34 şüphelinin yakalandığını, şüphelilerden 29’unun tutuklandığını açıkladı.
  • Sultanbeyli’de 6 şüpheli, istedikleri 50 bin lirayı vermeyen 2 kişinin motosikletini gasbettikten sonra darbetti. Motosikletin sahibi gençlerden birinin üzerinde sigara söndürmeye de çalışan şüpheliler, görüntüleri sosyal medyada paylaştı. Görüntüleri ihbar kabul eden polis ekipleri, 6 şüpheliyi gözaltına aldı. Emniyette işlemleri tamamlanan şüpheliler çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
  • Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’de kömür madeni çalışmasına karşı açılan davada Danıştay 4. Dairesi, Muğla İdare Mahkemesi’nin verdiği “ÇED kapsam dışı” kararını “eksik inceleme” gerekçesiyle bozdu ve bilirkişi raporu alınması gerektiğine hükmetti. Davanın avukatları, keşif ve bilirkişi incelemesine kadar yürütmeyi durdurma talebinde bulundu.
  • Rüşvet soruşturmaları kapsamında tutuklanan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın tutukluluğa itirazı ve tahliye talebi reddedildi.
  • İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi, boşanma davalarında zorunlu “aile arabuluculuğu” uygulaması getirilmesine karşı çıkarak, bu uygulamanın kadına yönelik şiddeti meşrulaştıracağını, kadınların eşitlik ve adil yargılanma hakkını zayıflatacağını açıkladı.
  • Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Rasim Ozan Kütahyalı hakkında suç duyurusunda bulundu. Kütahyalı, Uçum’un oğlunun adliyeye sevk edilen Rezan Epözdemir ile beraber çalıştığını iddia etmişti.

13 Ağustos – Hukuk Takvimi

Fidel Castro

0
Fidel Castro

Küba Devrimi’nin lideri, hukukçu Fidel Castro 13 Ağustos 1926’da doğdu. (Ölümü: 25 Kasım 2016, Havana) 1945 yılında eğitime başladığı Havana Üniversitesi’nden 1950’de mezun oldu. 1947’de Dominik Cumhuriyeti’ndeki Rafael Trujillo’nun sağcı askerî cuntasına karşı başarısızlıkla sonuçlanan bir devrimci harekete ve 1948’de Bogotá’daki kent ayaklanmalarına katıldı. 1947’de Küba Halk Partisi’ne girdi.

1950-52 arasında avukatlık yaptı.

Temsilciler Meclisi seçimleri için Küba Halk Partisi’nden adaylığını koydu, Fulgencio Batista seçimleri iptal etti. 1953 başlarında Batista diktatörlüğünü yıkmak amacıyla harekete geçti ancak başarısızlığa uğrayarak tutuklandı. Dava sonunda 16 yıl hapse mahkûm edildi.

Juventud Adasında 21 ay hapis yattıktan sonra Batista’nın emriyle cezasının geriye kalan bölümü affedildi. 1955’te Küba’dan ayrılarak Meksika’ya geçti ve 26 Temmuz Hareketi adlı yeni bir örgüt kurdu. Batista’nın 31 Aralık 1958’de Dominik’e kaçması üzerine 1959’da Havana‘ya döndü, Hukukçu Doktor Manuel Urrutia Leo devlet başkanlığına, Castro da başbakanlığa getirildi.

1965’te Küba Komünist Partisi) genel sekreterliğini üstlendi. 1976’da Devlet Konseyi ve Bakanlar Kurulu başkanlığını üstlendi ve ölümüne dek bu görevi sürdürdü.

Müfit Utku

0

Yargıtay önceki başkanlarından Müfit Utku 3 Ağustos 1932 tarihinde Mardin’de doğmuş 13 Ağustos 2013 tarihinde Ankara’da vefat etmiştir.

Müfit Utku, Diyarbakır Lisesi’ni bitirdikten sonra, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanmış, fakülteden 1957 yılında mezun olmuştur. Askerliğini İzmir-Bornova’da Yedek Subay olarak yaptıktan sonra, Mardin Hakim adayı olarak 1958’de mesleğe başlayan Utku, Hakim adayı olarak 1958’de mesleğe başlamış, daha sonra hakimlik ve savcılık görevlerinde bulunmuştur.  Sırasıyla; Kale Hakimliği ile Çamlıdere Cumhuriyet Savcılığı ve Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı görevlerinde bulunmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı yapmakta iken 1977 yılında Yargıtay Üyeliğine seçilmiş, 1986 yılında 7.Ceza Dairesi Başkanlığına seçilmiştir.

Müfit Utku, Yargıtay Büyük Genel Kurulu tarafından 5 Temmuz 1993 tarihinde Yargıtay Birinci Başkanlığına seçilmiş, dört yıl boyunca devam eden görevini yürütmekte iken 7 Temmuz 1997 tarihinde yaş haddinden emekli olmuştur. Utku, 2013 yılında kanser hastalığından ötürü yaşamını yitirmiştir.

Ankara Barosu avukatlarından Av. Murat Utku’nun babası, Avukat Elvan Utku’nun kayınpederidir. Utku, ünlü senarist, yönetmen ve yapımcı Ümit Utku’nun kardeşidir.

1993 – 1994 ADALET YILI AÇIŞ KONUŞMASI 

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Download [167.77 KB]

1994 – 1995 ADALET YILI AÇIŞ KONUŞMASI 

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Download [305.52 KB]

1995 – 1996 ADALET YILI AÇIŞ KONUŞMASI 

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Download [190.64 KB]

“Günümüzde; temel hak ve özgürlüklerin ayırıcı özelliği, bunların ihlallerinin yalnızca ulusal planda değil, uluslararası planda da yaptırıma bağlanmış olmasında aranmalıdır. Bu olgu, temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemeleri, birer ideal, birer temenni kuralı olma niteliğinden çıkarmış, gerçek olarak uygulama aşamasına erişme yoluna sokmuştur. Herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlükleri, kaynağını; ulusal anayasa ve yasalar yanında, uluslararası belgelerde, güvencesini; ulusal planda öngörülen yaptırımlar yanında, uluslararası zeminde alınan önlemler de bulmaktadır.

Adaletin sağlanması, kişi hak ve özgürlüklerin korunarak “Hukukun Üstünlüğü” ilkesinin gerçekleştirilmesi, demokratik devletin en temel görevlerinden birisidir. Gerçek anlamda hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ilkesinin kabulüyle olanaklıdır. Böyle bir düzeni gerçekleştirmek, yasama, yürütme ve yargı organı olarak hepimiz için bir görev olmalıdır. Günümüzde; devletten beklenen en önemli görevlerden birisi, adalet hizmetlerini; çağdaş, demokratik bir hukuk devletine yakışır bir düzeyde yerine getirmesidir. Adaletin bağımsızlığı, adaletin tarafsızlığı demokrasi için önemlidir. Bir ülkenin barış ve güven içinde yaşayabilmesi; her şeyden önce, yargının, hak ve adaletin gerçekleşmesinde göstereceği etkinliğe, isabetli güvenli ve zamanında karar verebilmesine bağlıdır. Yargının, insan hak ve özgürlüklerinin güvencesi olabilmesi, hızlı ve adil bir şekilde işlemesiyle mümkündür.”

Müfit Ülkü – 1995-1996 Yılı Adli Yıl Açılış Konuşmasından

Aleš Bebler

0
Ales Bebler

Sloven asıllı Yugoslav hukukçu ve diplomat Aleš Bebler 8 Haziran 1907’de, Idrij, Bebler’de dünyaya geldi. 1929 yılında Yugoslav Komünist Partisi hala yasadışı iken, parti üyesi oldu. Paris’te hukuk doktorasını tamamladı. 1931-1939 yılları arasında Fransa ve Sovyetler Birliği’nde yaşayan Bebler, Uluslararası Tugaylar saflarında İspanya İç Savaşı’nda savaştı. Daha sonra II. Dünya Savaşı yıllarında Yugoslav Partizanları saflarında katıldı. Bu yıllarda Sloven Partizanlarının komutanıydı. Savaştan sonra, Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı oldu ve 1949-1952 yılları arasında ülkenin Birleşmiş Milletler  delegesi olarak görev yaptı. Ardından Fransa ve Endonezya büyükelçisi oldu. 1963 yılında da Anayasa Mahkemesi hakimi oldu. Çevreci faaliyetleriyle tanınmıştır. 12 ağustos 1981’de yaşamını yitirdi.

Bülent Tanör

0

Prof. Dr. Bülent Tanör, 3 Eylül 1940 tarihinde İstanbul Beylerbeyinde doğmuştur. Galatasaray Lisesini 1959 yılında bitirdikten sonra  ve hukuk fakültesini kazanmış, 1959-1963 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini okuyarak başarıyla bitirmiş, 1964 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Kürsüsüne asistan olarak atanarak akademik kariyere başlamıştır. Bülent Tanör, 1969 yılında “Siyasî Düşünce Hürriyeti ve 1961 Türk Anayasası” başlıklı doktora teziyle Anayasa Hukuku Doktoru olmuş, ancak 2 yıl sonra 12 mart Muhtırası ile birlikte 1971 yılında üniversiteden uzaklaştırılmış, 1973 yılında Prof. Dr. Öget Öktem Tanör ile ile evlenmiş, Fransa’ya giderek 1973-1974 yıllarında Cenevre Üniversitesinde dersler vermiştir.

Asistan iken okuldan atılan Tanör ile eşi Cenevre’ye gitmiş, 1 yıl kaldıktan sonra ikinci yıl siyasi mülteci olarak kabul edilmiş, Ecevit affı çıktıktan sonra Türkiye’ye dönmüştür. Tanör, Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Profesörü Fatmagül Berktay’ın ağabeyidir.

1975 yılında Danıştay kararıyla üniversiteye yeniden dönmüş, 1978 yılında doçent olmuş, fakültede öğretim üyeliğine devam etmiştir. Tanör, 1978 yılında yazdığı “Anayasa Hukukunda Sosyal Haklar” başlıklı çalışmasıyla Anayasa Hukuku Doçenti olmuştur.

Tanör, 1975’te okula dönmesinin üzerinden fazlaca bir zaman geçmeden bu defa 1980 darbesi ile birlikte gelişen antidemokratik gelişmelerden zarar görmüş ve 1983 yılında çıkarılan 1402 sayılı yasa sonucunda üniversiteden tekrar uzaklaştırılmış, yurt dışına giderek 1983 ile 1990 yılları arasında Paris X, Dijon ve Cenevre üniversitelerinde konuk öğretim üyesi  olarak “Üçüncü Dünya Ülkelerinde Siyasal Sistemler” dersleri vermiştir.

Prof. Dr. Bülent Tanör, 1990 yılında tıpkı 1975 yılında olduğu gibi Danıştay kararıyla İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne öğreti üyesi olarak dönmüş, Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı öğretim üyeliğine devam etmiştir. Tanör, 1992 yılında Anayasa Hukuku Profesörü oldu. uzun yıllar İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürütmüş, 1998-2001 yıllara arasında İstanbul Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma Merkezi Müdürlüğünü yapıştır. Tanör, Türkiye İnsan Hakları Kurumu (TİHAK) kurucu üyesidir.

Prof. Dr. Bülent Tanör, 1999 yılında TÜSİAD için “Demokratikleşme Raporu” hazırlamış, bu rapor kamuoyunda büyük ses getirmiş, dönemin İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu tarafından İstanbul Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü görevinden alınmış, Türkiye Barolar Birliği, TÜSİAD, öğretim üyeleri ve sivil toplum kuruluşları Tanör’e destek açıklamaları yapmıştır. Rapor, Tansu Çiller ve Mehmet Ağar tarafından sert bir şekilde eleştirilmiştir.

Prof. Dr. Bülent Tanör, TÜSİAD’a hazırladığı rapordan telif ücreti aldığı gerekçesiyle üniversite öğretim üyeliğinden çıkarılma cezası istemiyle YÖK’e sevk edilmiş, üniversiteden üçüncü defa ihraç edilme durumu ile karşı karşıya kalmıştır. Tanör, YÖK’e verdiği savunmada, “Yüzlerce öğretim üyesinin araştırmalar yaparak telif hakkından yararlandığını ve soruşturmaya uğramadığını, 1990-1997 yılları arasında TÜSİAD’a 150 öğretim üyesinin rapor hazırladığını, bunların içinde YÖK Başkanı, Rektör ve Dekanların da olduğunu, kararın keyfi ve bir tasfiye operasyonu olduğunu” ileri sürerek İstanbul Üniversitesinde yaşadığı sorunlar nedeniyle 2001 yılında Galatasaray Üniversitesi’ne geçmiştir.

Prof. Dr. Bülent Tanör, bir yandan orijinal adı “Türkiye’de Demokratikleşme Perspektirfleri” olan Demokratikleşme Raporunu hazırlarken bir yandan da yakalandığı prostat kanseri ile mücadele etmiş, iki yıldır tedavi görmüş kanser nedeniyle 28 Kasım 2002 tarihinde 62 yaşında yaşamını yitirmiştir. Anayasa Hukuku, İnsan Hakları Hukuku ve Türkiye Devrimi Tarihi alanlarına eserleri, dersleri, seminerleri ve konferansları ile bilim dünyasına damgasını vurmuş olan Tanör 40 yıl öğretim üyeliği yapmış olduğu İstanbul Üniversitesi yerine Galatasaray Üniversitesinde düzenlenen törenin ardından Bebek Camisinde kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilmiştir. Daha sonraki yıllarda İstanbul Üniversitesinde anma etkinliği düzenlenmiştir.

Prof. Dr. Bülent TANÖR’ün ardından, Prof. Dr Bakır Çağlar: “Alanında hem bilimsel yeteneği ve birikimi hem de bu akademik kariyerini bir çeşit insanlık mesleği olarak kavrayan belki de tek insandı.”, Prof. Dr Necmi Yüzbaşıoğlu “İnsan Hakları ve Anayasa Hukuku konusunda Türkiye’ye geniş ufuklar açan çok önemli çalışmaları vardı.”, Prof. Dr İbrahim Kaboğlu ise “Sadece Anayasa Hukuku ve İnsan Hakları uzmanı değil Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ve laikliğin de uzmanı idi.” demiştir. 

Bülent Tanör, en zor hukuki konuları berrak ifade tarzı ve nazik üslubuyla herkes için anlaşılabilir bir dille anlatması ile tanınmıştır. Hakkında “Eğer, hukuk edebiyat olsaydı, Bülent Tanör onun Albert Camus’u olurdu” denilmiştir. İstanbul Üniversitesinden üçüncü defa atılma girişimi öğrencileri ve bilim dünyası tarafından büyük üzüntü ve esefle karşılanmış, imza kampanyaları düzenlenmiştir.

Prof. Dr. Bülent Tanör’ün eşi Prof. Dr. Öget Öktem Tanör, hukuk fakültesi mezunudur ve akademisyenliğe hukuk asistanı olarak başlamıştır. Türkiye’nin ilk nöropsikoloğu olan Prof. Dr. Öget Öktem Tanör, 2016 yılındaki KHK ile 81 yaşında iken öğretim üyeliğinden ihraç edilmiş, Prof. Dr. Bülent Tanör’ün 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde yaşamış olduğu durumların benzerini yaşamış ve görevinden alınmıştır.

Prof. Dr. Bülent Tanör, Anayasa Hukuku, Anayasal Sistemler, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet tarihi, Demokratikleşme, Laisizm, İnsan Hakları konularında yayımlanan birçok kitabı bulunmaktadır.  Tanör, özellikle İnsan Hakları ve Anayasa Hukuku konusunda yaptığı önemli çalışmalarla tanınmıştır. Yayımlanmış 22 kitabı ve çok sayıda bilimsel makalesi vardır. Prof. Tanör, Cumhuriyet gazetesinde köşe yazıları yayımlamıştır ve birçok kitabı halen hukuk fakültelerinde ders kitabı olarak okutulmaktadır. Türkiye’nin insan hakları sorunu isimli kitabı bugün hala insan hakları konusunda başucu kaynağı olma özelliğini korumaktadır. Anayasal Gelişme Tezleri1982 Anayasası’na Göre Türk Anayasa HukukuOsmanlı-Türk Anayasal GelişmeleriTürkiye’de Kongre İktidarlarıKurtuluş-Kuruluş, Türkiye’nin İnsan Hakları Sorunuİki Anayasa: 1961-1982 eserlerinden bazılarıdır. 

Prof. Dr. Bülent Tanör: “1982 anayasası, 1961 anayasasının deli gömleği giydirilmiş halidir” 

Bruno de Leusse de Syon

0
Bruno de Leusse

Fransız hukukçu ve diplomat Bruno de Leusse de Syon 12 Ağustos 1916’da dünyaya geldi. Collège de Mongré ve Lyon’da Hukuk eğitimi aldı. Dışişleri Bakanlığı’nda görev üstlendi.  Cezayir Geçici Hükûmeti ile Fransa arasında yapılan Évian Antlaşması’nda Fransız müzakereci grubunda yer aldı. 1966-1967 yıllarında Dışişleri Bakanı Maurice Couve de Murville’in kabine direktörlüğünü yaptı, 1967-1968 yıllarında Cezayir Büyükelçiliği görevini üstlendi. Haziran-Temmuz 1968’de Dışişleri Bakanı Michel Debré’nin, 1968-1969 yıllarında Başbakan Maurice Couve de Murville’in kabine direktörü olarak görev ifa etti. 1970-1971 yıllarında Dışişleri Bakanlığı Madagaskar ve Afrika İşleri Müdürlüğü ile 1972-1976 yıllarında Mısır büyükelçiliği, 1976-1979 yıllarında Sovyetler Birliği büyükelçiliği ve 1979-1981 yılları arasında da Dışişleri Bakanlığı genel sekreterliği görevinde bulundu. 1981-1997 yıllarında ise Yurtdışındaki Fransızlar Birliği’nin başkanı ve 1987-2001 yılları arasında Nernier Belediye Başkanı olarak görev yaptı. 2 Temmuz 2009’da yaşama veda etti.

Bruno de Leusse de Syon

12 Ağustos – Hukuk Takvimi

0
12 Ağustos - Hukuk Takvimi

12 Ağustos – Hukuk Takvimi

1851
Isaac Singer, dikiş makinesinin patentini aldı.
1856
İspanyol politikacı ve hukukçu Eduardo Dato doğdu. (Ölümü 8 Mart 1921, Madrid) 3 kez İspanya başbakanlığı görevinde bulundu. Çok genç yaşlarda Muhâfazakâr Parti  üyesi oldu. 1913’ten  ölümüne kadar partinin başkanlığını yaptı. Eduardo Dato, Madrid’de parlamento binasından çıkarken Katalan militanlarca öldürüldü.
1913
Alman sosyal demokrat ve Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin kurucularından olan August Bebel 73 yaşında öldü. Almanya’da işçi sınıfı ve kadınların özgürlük mücadelesi denilince en çok dikkat çeken isimlerden biridir.
 1916
Fransız hukukçu ve diplomat Bruno de Leusse de Syon dünyaya geldi. (12 Ağustos 1916 – 2 Temmuz 2009)   Collège de Mongré ve Lyon’da Hukuk eğitimi aldı. Dışişleri Bakanlığı’nda görev üstlendi.  Cezayir Geçici Hükûmeti ile Fransa arasında yapılan Évian Antlaşması’nda Fransız müzakereci grubunda yer aldı. 1966-1967 yıllarında Dışişleri Bakanı Maurice Couve de Murville’in kabine direktörlüğünü yaptı, 1967-1968 yıllarında Cezayir Büyükelçiliği görevini üstlendi. Haziran-Temmuz 1968’de Dışişleri Bakanı Michel Debré’nin, 1968-1969 yıllarında Başbakan Maurice Couve de Murville’in kabine direktörü olarak görev ifa etti. 1970-1971 yıllarında Dışişleri Bakanlığı Madagaskar ve Afrika İşleri Müdürlüğü ile 1972-1976 yıllarında Mısır büyükelçiliği, 1976-1979 yıllarında Sovyetler Birliği büyükelçiliği ve 1979-1981 yılları arasında da Dışişleri Bakanlığı genel sekreterliği görevinde bulundu. 1981-1997 yıllarında ise Yurtdışındaki Fransızlar Birliği’nin başkanı ve 1987-2001 yılları arasında Nernier Belediye Başkanı olarak görev yaptı.2009’da yaşama veda etti.
1924
Cumhuriyet Türkiye‘sinin ilk işçi kuruluşlarından biri olan Amele Teali Cemiyeti kuruldu.
1930
Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruldu, Genel Başkanlığı’na Fethi Okyar getirildi. Fırka programında, cumhuriyetçilik, milliyetçilik ve laiklik prensiplerine bağlı olduğunu, yabancı servetlerin Türkiye’ye girmesinin teşvikini arzu ediyor, bununla birlikte  ekonomik yaşamda sürekli devletin müdahalelerine karşı çıkılıyordu. Gericilerin  Fırka’ya sızması sonucu, Fırka 17 Kasım’da kendi kendini feshetti.
 1944
Tan gazetesi kapatıldı. Gazetenin başlıca yazarları arasında Ahmet Emin HYalman, Zekeriya Sertel, Sabiha Sertel, Ömer Rıza Doğrul, Burhan Felek, Refik Halid Karay, Eşref Şefik ve Fikret Adil yer aldı. II. Dünya Savaşı başlarında Almanya’ya karşı Müttefikler’i destekleyen bir yayın çizgisi izledi. Bu yayın politikası sonucu antikomünist bir propaganda ve karanlık bir provokasyon ile gazete on binlerce gösterici ile gerçekleştirilen toplu bir linç ve yağma hareketi olan Tan Olayı ile karşı karşıya kaldı. Bu saldırı sonrasında gazete, yayınını durdurmak zorunda kaldı.
1949
Cenevre Sözleşmeleri ve Ek Protokolleri yayınlandı.
 1964
Türkiye, BM Güvenlik Konseyi’nin çağrısı üzerine Kıbrıs üzerindeki askeri uçuşlara son verdi. Konsey, adada iki toplum arasında, Barış Gücü’nün tampon bölge oluşturmasını kararlaştırdı.
1971
ODTÜ’nün yeni Disiplin Yönetmeliği’nde üniversitede izinsiz gösteri yapmak, afiş ve pankart asmak, bildiri dağıtmak vb. eylemler yasaklandı.
1971
Hukukçu  asistanlar Dr. Bülent Tanör ve Dr. Yücel Sayman “Malkara köylerinde İşçi-Köylü gazetesi dağıtmak” gibi gerekçelerle İÜ’nden ihraç edildi.
1981
Sloven asıllı Yugoslav hukukçu ve diplomat Aleš Bebler yaşamını yitirdi (Doğumu: 8 Haziran 1907, Idrija) Bebler, 1929 yılında Yugoslav Komünist Partisi hala yasadışı iken, parti üyesi oldu. Paris’te hukuk doktorasını tamamladı. 1931-1939 yılları arasında Fransa ve Sovyetler Birliği’nde yaşayan Bebler, Uluslararası Tugaylar saflarında İspanya İç Savaşı’nda savaştı. Daha sonra II. Dünya Savaşı yıllarında Yugoslav Partizanları saflarında katıldı. Bu yıllarda Sloven Partizanlarının komutanıydı. Savaştan sonra, Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı oldu ve 1949-1952 yılları arasında ülkenin Birleşmiş Milletler  delegesi olarak görev yaptı. Ardından Fransa ve Endonezya büyükelçisi oldu. 1963 yılında da Anayasa Mahkemesi hakimi oldu. Çevreci faaliyetleriyle de tanınmıştır.

Ales Bebler

1984
Yayıncı İlhan Erdost’un askeri araç içinde dövülerek öldürülmesi davasında, olay sırasında şoför mahallinde olup 10 yıl 8 ay hapse mahkum olan Astsubay Şükrü Bağ’ın “yargılanmanın yenilenmesi” talebi Askeri Yargıtay tarafından kabul edildi.
1988-
Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi, kanserli hastalar üzerinde zakkum deneyine katılacak doktorlar hakkında soruşturma açılacağını açıkladı.
1989
Cezaevlerindeki açlık grevinin 45. gününde 4 hükümlü hastaneye kaldırıldı.
1989
İstanbul Tünel’de cezaevi uygulamalarını siyahlar giyerek protesto eden kadınlardan 11’i tutuklandı.
1992
Kanada, Meksika ve ABD, NAFTA Antlaşmasının ön görüşmelerini tamamladıklarını açıkladı. NAFTA kapsamında, söz konusu üç ülke arasındaki ticaret ve yatırımlar liberalize edilmiş, ilk kez yabancı şirketlere, anlaşma ülkelerini uluslararası tahkim kurullarında tek taraflı olarak dava etme hakkı tanınmıştır. Kuruluş amacı üye devletler arasında serbest ticaret bölgesi oluşturmaktır.
1996
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, basında promosyonu sınırlayan yasayı veto etti. – Türkiye ile İran arasında 2 trilyon tutarında doğalgaz anlaşması imzalandı
1996
Hindistan’ın güneyinde Kamataka Eyaleti, zararlı madde içeren içecek satmakla suçladığı Coca-Cola şirketi aleyhine dava açtı.
2011
Devrimci Karargah Davası’nda yargılanan Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı Rıdvan Turan savunma yaptı.
2024
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı’nda çekildiği öne sürülen ‘para sayma’ görüntülerine ilişkin aralarında eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu İnşaat Şirketi Genel Müdürü Tuncay Yılmaz, eski Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin ve eski Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın da bulunduğu 22 sanığın hakim karşısına çıkacağı tarih belli oldu. Hazırlanan iddianameyi kabul eden İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi, ilk duruşmanın 25 Eylül’de yapılmasına karar verdi. İddianamede, CHP İstanbul İl Başkanlığı binası olarak kullanılan taşınmazların usulsüz şekilde toplanan paralarla satın alınması nedeniyle, Cumhuriyet Halk Partisi hakkında gerekli inceleme ve değerlendirme yapılması, usulsüz toplanan paraların hazineye kaydedilmesi, söz konusu taşınmazların hazine adına tapuya tescil edilmesi için gereğinin takdiri amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bilgi verildiği de kaydedildi.
2024
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 23 ilde siber suçlara Yasa Dışı Bahis, Nitelikli Dolandırıcılık, Bilişim Sistemine Girme ve Çevrimiçi Çocuk Müstehcenliği” suçlarına yönelik Jandarma tarafından düzenlenen “SİBERAĞ-5” operasyonu sonucu 54 şüphelinin yakalandığını ve 20’sinin tutuklandığını açıkladı. Yerlikaya’nın paylaştığı bilgilere göre, operasyon Aydın, Adana, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Balıkesir, İstanbul, Konya, Niğde, Sakarya, Yalova, Zonguldak, Çanakkale, Mersin, Kahramanmaraş, Tekirdağ, İzmir, Kocaeli, Ağrı, Düzce, Afyonkarahisar ve Şırnak’ta icra edildi.
2024
  • Tüylü Mikrofon isimli bir Youtube kanalına İzmir, Karşıyaka’daki sokak röportajında, “21. yüzyılın göbeğinde parlamenter sistemden çıkıp koca ülkeyi tek bir adama verirsek o da babasının ahırı gibi kullanır.
    Elin Arapı öldü diye ben neden yas tutuyorum? Utanmasa 40’ını da biz çıkartacağız.”  ve benzeri cümleler kurarak Instagram’ın erişime kapatılmasını eleştiren vatandaş, Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. 
  • Anayasa Mahkemesi (AYM), 2024’ün ilk yarısını içeren, “23.09.2012- 30.06.2024” tarihlerini kapsayan bireysel başvuru istatistiklerini yayımladı. Söz konusu verileri ilk çeyrek verilerine göre karşılaştırdığında; AYM’ye yapılan başvurularda 15 bin 691 dosya daha eklenerek, 2024’ün yarısında toplam 37 bin 657 bireysel başvuru yapıldı. Bu dosyalardan 28 bin 476’sı çözüme kavuşturuldu. Bunun yanı sıra Yüksek Mahkeme’nin geçmiş yıllardan da devreden ve hâlâ görülmeye devam ettiği anlamına gelen “derdest başvuru” sayılarında ise düşme olmadığı görüldü. Bu kapsamda ilk çeyrekte Yüksek Mahkeme’de çözüm bekleyen derdest bireysel başvuru sayısı 18 bin 907’di. 2024’ün ilk sayısında yaklaşık iki katına çıkarak, 32 bin 226’ya yükseldi.
  • Antalya’nın Alanya ilçesinde denize giren 11 yaşındaki Ukrayna uyruklu kız çocuğunun resimlerini çeken 52 yaşındaki satranç öğretmeni gözaltına alındı. Cep telefonunda çok sayıda küçük yaştan çocuğun müstehcen fotoğraf ve videosunun bulunduğu belirlenen öğretmen tutuklanarak cezaevine gönderildi.
2025
  • İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü Avukat Rezan Epözdemir, soruşturması kapsamında yeni gözaltı kararları verildi. Eski Cumhuriyet Savcısı Cengiz Çallı’nın katibinin de gözaltına alındığı, MASAK raporu doğrultusunda bazı şüphelilerin bankalarda kasalarının bulunduğuvebu kasalara el konulmasına karar verildiği iddia edildi. Epözdemir’in gözaltı süresi bir gün daha uzatıldı.
  • Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen rüşvet soruşturması kapsamında yeni bir dalga operasyonu gerçekleştirildi. 17 şüpheli gözaltına alındı. Ayrıca Savcılık, eldeki bilgi ve belgeler kapsamında 1 döviz bürosu ve 2 kuyumcu işletmesine kayyım atanmasını talep etti.
  • İBB’ye yönelik yeni dalga rüşvet operasyonunda 14 kişi daha gözaltına alındı.
  • GALATASARAY Genel Sekreteri Eray Yazgan hakkında imzaladığı sözleşme ile 2024’te oynanan Galatarasay-Çaykur Rizespor futbol müsabakasında yasadışı bahis reklamı yaptığı iddiasıyla 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

12 Ağustos – Hukuk Takvimi

11 Ağustos – Hukuk Takvimi

0
11 Ağustos Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde önemli olaylar, kanun değişiklikleri ve davalara dair detaylı bilgiler bulabilirsiniz.

11 Ağustos – Hukuk Takvimi

1833
“The Great Agnostic” lakaplı Amerikalı aktivist ve politik lider Robert G. Ingersoll, doğdu (Ölümü: 1899)
1892
İngiltere’nin hukukçu başbakanlarından olan ve üç dönem başbakanlık yapan Robert Gascoyne-Cecil’in ikinci görev süresi sona erdi.
1913
Hukukçu, Fransız diplomat ve üst düzey devlet görevlisi, Étienne Burin des Roziers doğdu. (Ölümü: 26 Aralık 2012), Hukuk eğitiminden sonra diplomat oldu. Charles de Gaulle’ün yakın ekibinde yer aldı. Öğretim üyeliği yaptı. 1958 yılında Varşova büyükelçisi olarak atandı. 1962-1967 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri olarak Gaulle’ün yakın çalışma arkadaşı odu. 1967-1972 yıllarında Roma büyükelçisi, 1972-1975 yıllarında Avrupa Topluluğu nezdinde daimi temsilci olarak görev yaptı. 1975 yılında Fransız Danıştayında üyeliğe atandı ve 1985 yılına kadar bu görevi sürdürdü. Savaş Nişanı, Direniş Madalyası, Ulusal Liyakat Nişanı ve Légion d’honneur sahibidir. 26 Aralık 2012’de 99 yaşında hayata veda etti.
1914
Birinci Dünya Savaşı’nda Birleşik Krallık Kraliyet Donanması’ndan kaçarken Çanakkale Boğazı’ndan geçerek Osmanlı Devleti’ne sığınan Alman zırhlıları, Goeben ve Breslaunun Osmanlı Devleti tarafından satın alındığı açıklandı. Gemilerin mürettebatı değiştirilmeden Yavuz ve Midilli adını alarak Osmanlı donanmasına katılmış olması ve Rus limanlarını bombalaması sonucunda Osmanlı Devleti’nin resmen savaşa katılmasına neden oldu. Rusya, Osmanlı Devleti’ne savaş ilân etti.
1919
Almanya’nın ilk cumhuriyetçi ve demokratik anayasası olarak kabul edilen Weimar Anayasası (11 Ağustos 1919 tarihli Alman Anayasası) kabul edildi
1923
  • İsmet İnönü, Lozan Barış Anlaşması‘nı imzaladığı kalemi İstanbul Üniversitesi’ne armağan etti.
  • T.B.M.M.’nin ikinci dönemi başladı.
1934
Alcatraz Hapishanesi tehlikeli suçlulara özel hapishane haline getirildi. #HukukTarihi #HukukFilmleri  Hapishane hakkında çok sayıda film çekildi. 
“Toplum kurallarına karşı gelirsen hapishaneye gönderilirsin. Hapishane kurallarına karşı gelirsen Alcatraz’a gönderilirsin.”

Alcatraz Cezaevi
1939
Seyşelli gazeteci, avukat, yazar, iş adamı ve siyasetçi James Mancham doğdu. (Ölümü: 2017)
1951
Halkevlerinin kapatılmasına dair kanun uygulamaya konuldu, Halkevlerinin tüm malvarlığının Hazine’ye devir süreci başladı.
1960
Çad, Fransa’dan bağımsızlığını ilan etti.
1971
Yazar ve insan hakları aktivisti Ferhat Atik doğdu. Türkiye-Bangladeş öncülüğünde kurulan ve 9 ülkenin katıldığı Hümanizm ve İnsan Hakları konularında faaliyet gösteren “21. Yüzyıl İnsanlık Forumu” başkanı olarak görev aldı. 2018 yılında Türkiye Altın Kalem Edebiyat Ödülü kazandı. “Kendi divanında bir psikanalist” kitabı, İngiltere’de 2019 yılının, türünün en iyi kitabı seçildi. 2020 yılında tamamladığı “Göç Psikolojisi Belgeseli” ile ilk 1 yılda 17 ayrı festivalde birincilik, 27 ayrı festivalde ise finalist olarak ödüller aldı.
1980
Çin’de Mao dönemi resmen tarihe karıştı. Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi, Mao ile ilgili tüm resim, demeç ve afişleri yasakladı. Mao’nun 1 Ekim 1949’da Pekin’deki Tiananmen Meydanı’nda yaptığı açıklamayla kurulan Çin Halk Cumhuriyetinde yeni bir dönem başladı. 17 Ocak 1975 tarihinde kabul edilen Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası, 1982 tarihinde yeniden değiştirildi,
1995
Suudi Arabistan’da 4 Türk vatandaşı kılıçla başı kesilerek idam edildi. İki gün sonra  2 Türk vatandaşı daha aynı yöntemle idam edildi. 17 Ağustos’ta Başbakan Tansu Çiller, idamların durdurulması için Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ı Suudi Arabistan’a özel elçi olarak gönderdi. 20 Ağustos’ta Suudi Hükûmeti idamları durdurduğunu açıkladı.
2000
Hukukçu, sinema kuramcısı, yazar ve akademisyen Alim Şerif Onaran yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1924) Mülkiyeyi bitirdi ve İçişleri Bakanlığı’nda çalışmaya başladı. Emniyet Teşkilatı’nda görev aldı, Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar Hudut İltica Dairesi Başkanı olarak görev yaptı. 1965 yılında “Sinematografik Hürriyet” adlı teziyle hukuk doktoru unvanını kazandı. 1973’te “Muhsin Ertuğrul’un Sineması” adlı teziyle sinema tarihi alanında doçent, 1978’de “Lütfi Ömer Akad’ın Sineması” adlı eseriyle de profesör oldu.  11 Ağustos 2000 tarihindeki ölümüne kadar İstanbul Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü’nde sözleşmeli olarak öğretim üyeliği görevini sürdürdü. Türkiye’de sinemanın okullaşmasında öncü rol oynadı.
2017
Barış Akademisyenleri Alphan Telek, Edgar Şar ve Zeynep Kıvılcım’ın pasaportlarının iptaline ilişkin idari kararlar değişmeyince 11 Ağustos 2017’de AİHM’e başvuru yaptı. AİHM, 21 Mart 2023’te verdiği kararda; Telek ve Şar’a 12 biner Euro, Kıvılcım’a da 10 bin 750 Euro maddi ve manevi tazminat ödenmesine hükmederek pasaportları iptal edilen akademisyenlerin özel hayata saygı ve eğitim hakkının ihlal edildiğine verdi.
2020
Filipinli avukat Sixto Serrano Brillantes yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1939) Brillantes, San Beda Hukuk Fakültesini bitirdi. 1965’te baroya kayıt oldu.  Seçim hukuku uzmanı idi. San Beda, Arellano Law Foudation ve Perpetual Help College’de seçim hukuku dersleri verdi. 16 Ocak 2011 tarihinde Filipinler Seçim Komisyonu COMELEC’e başkan olarak atandı.
2023
İzmir’de karısını öldüren H.Ç.’nin (35) yargılandığı davada mahkeme heyeti, sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi, ancak kadının başka biri ile mesajları gerekçe gösterilerek ceza 22 yıla indirildi.
2023
Kahramanmaraş’ta 6 Şubat’ta yaşanan depremlerle ilgili sosyal medya paylaşımları nedeniyle gazeteci Fırat Bulut hakkında Elbistan 2 Asliye Ceza Mahkemesi’nde “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla dava açıldı.  Bulut, 8 Şubat 2023 tarihli “Elbistan Cezaevi avlularından dumanlar yükseldiği ve koğuşların ateşe verildiği” paylaşımı nedeniyle suçlanıyor. Gazeteci, TCK 217/A/1 maddesinde tanımlanan “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddiasıyla 19 Ekim’de yargılanmaya başlandı.
2023
İngiltere Başbakanı Sunak’ın  “adil yaklaşım” dediği yüzen hapishane Bibby Stockholm, suda bir tür akciğer hastalığına sebep olan lejyonella bakterisi bulunması üzerine boşaltıldı. Sivil toplum kuruluşları ve insan hakları örgütleri, göçmenlerin gemilerde barındırılmasının ve Bibby Stockholm benzeri yerlerde tutulmasının insanlık dışı olduğunu savunmaya devam etti.
2024
CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda çekildiği iddia edilen para sayma görüntülerine ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Aralarında eski Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç ve danışmanı Melih Morsümbül, eski Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin, eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, eski CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Özgür Nas, eski CHP İstanbul İl Başkanlığı Basın Danışmanı Mustafa Can Poyraz, İmamoğlu İnşaat Şirketi’nin Genel Müdürü Tuncay Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu 22 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı. İddianamede, “Bir Tuğla Da Sen Koy” adlı yardım kampanyasının bir siyasi parti olan CHP tarafından başlatılmış olması nedeniyle yapılan bağışların Siyasi Partiler Kanunu’nda belirtilen usule uygun şekilde yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi
2024
Halkın Kurtuluşu Partisi, İsmail Haniye için yas ilan edilmesini eleştirenlere “Bazı cibilliyeti bozuk olanlar bizim ona gösterdiğimiz o ilgiyi hazmedemedi” dediği iddiasıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulundu.
 2024
Eski Danıştay Başkanı Nuri Alan 85 yaşında vefat etti. Nuri Alan, Karşıyaka Mezarlığına defnedildi.
2025
  • 2024 yılı sonunda tamamlanması beklenen ancak petrol ihracatından büyük gelir elde eden petrodolar ülkelerinin engellemesi nedeniyle geciken Birleşmiş Milletler Plastik Anlaşması müzakerelerinin son ayağı, Cenevre’de başladı.
  • Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Flash Haber TV Ticari ve İktisadi Bütünlüğünü 84 milyon lira muhammen bedelle satışa çıkardı.
  • Yasa dışı bahis soruşturmasında ismi geçen Papara’nın ortağı olan Ekotürk televizyon kanalı, TMSF’nin kontrolüne alındı. Papara Elektronik Para AŞ’nin “yasa dışı bahis” suçunu kolaylaştırdığı iddiasıyla başlatılan soruşturmada tutuklanan şirket sahibi Ahmed Faruk Karslı’nın, Ekotürk’ün yönetim kurulunda yer aldığı belirtildi. 
  • Kars Belediyesi’ne ait hayvan barınağında köpeklere uygulanan şiddet, dronla görüntülenip, sosyal medyada paylaşıldı. Görüntüler tepki çekerken, Kars Belediye Başkanı Ötüken Senger, söz konusu personel hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı.
  • İHD tarafından “Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi İnsan Hakları İhlalleri Bilançosu” açıklandı. Açıklamada, “Bölge kentlerinde 10 çocuk, 23 kadın, 9 erkek olmak üzere en az 42 yurttaş şüpheli şekilde yaşamını yitirdi” denildi.
  • Avukat Rezan Epözdemir’in gözaltı süresi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kararıyla bir gün daha uzatıldı. Şamil Tayyar’ın Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum başta olmak üzere “‘hatırlı’ çok sayıda ismin devrede olduğunu” iddia etmesi üzerine Uçum’un avukatı Zeynep Yıldırım’dan açıklama geldi. Uçum’un bir soruşturma sürecine müdahalesinin bulunmadığını belirten Yıldırım, “Müvekkilin isminin kim tarafından ve hangi amaçla olursa olsun hukuka aykırı kullanılması halinde tüm sorumlulara ilişkin her türlü yasal girişimde bulunulacak” dedi. 
  • Ankara’da kamu çalışanı Selda K. (38), evinde uyurken kimliği belirsiz kişilerce cep telefonuna uzaktan erişim sağlanıp, mobil bankacılık bilgileri kullanılarak hesabındaki para transfer edildi, adına da 2 kredi çekildi. Toplam 628 bin TL dolandırılan Selda K., suç duyurusunda bulunurken, kredi taksitleri için icra takibi başlatan bankaya da dava açtı.
  • Sosyal medya fenomeni Danla Bilic’i ölümle tehdit eden ve Eyüpsultan’daki bir spor kulübünün içindeki restoranda darbeden eski sevgilisi Berk Çetin hakkında ‘Kadına karşı basit yaralama’ suçlamasıyla 1 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı. Berk Çetin 1 Haziran 2025’te ikinci kez gözaltına alınmış ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

11 Ağustos – Hukuk Takvimi

Hukuk Siteleri

0
Hukuk Ansiklopedisi
Hukuk Siteleri Listesi
Hukuk Siteleri Listesi, ulusal ve uluslararası alanda yayın yapan ve ticari amaç taşımayan hukuk İnternet portallarından oluşturulmuştur.
Mevzuat ve İçtihat Siteleri ise Hukuk Siteleri Listesinden ayrı bir kategoride listelenmiştir.
www.hukukansiklopedisi.com
Hukuk Ansiklopedisi
https://insanhaklari.gen.tr
İnsan Hakları ve Anayasa Gözlemevi – İnsan hakları hukukunun ulusal ve uluslararası kaynakları
http://www.madde14.org/
iltica ve göç alanındaki bilgi ve belgeleri bir araya getirmeyi hedefleyen bir bilgi bankasıdır.
http://www.ankahukuk.com/
Hukuk ve Yaşam Sitesi
https://elestirelhukuk.com/
Makale – Çeviri-  Atölye – Podcast
https://birgundedegil.com/
Hukukçularla Yapılan Röportajlar
https://yargiatolyesi.com/
Gündem-Akademi-Makale-Atölye
https://hukukanaliz.net/
Hukuki Haber – İçtihat – Makale
http://www.hukukmedeniyeti.org/
İçtihat ve Bilgi Sitesi
https://insanhaklari.gen.tr/
İnsan Hakları ve Anayasa Gözlemevi
www.adaletbiz.com/
Hukuk Haber Sitesi
www.hukukfilmleri.com
Hukuk Sineması Sitesi
https://hukukfelsefesivesosyolojisi.com/
Blog
https://www.hukukcukafasi.com/
Makale, içtihat ve bilgi
http://www.bireyselbasvuru.com.tr/
Makale, Dilekçe ve Karar
www.law.com/
Hukuk Büroları Bilgi Portalı
http://www.hukukpolitik.com.tr/
Hukuk Haber, Hukuk Felsefesi ve Bilgi Sitesi
www.turkiyehukuk.org
Hukuk Etkinlik Sitesi
https://hukukotesi.com/
Güncel Hukuk, Blog
http://www.hukuksokagi.com
Bilgi ve İçtihat Sitesi
http://www.adaletrehberim.com/
Bilgi ve İçtihat Sitesi
http://www.hukukrehberi.net/
Eğitim, Bilgi, Makale
http://hukukum.net/
Haber ve Bilgi Sitesi
https://www.hukukogrenimi.com/
Hukuk Okulları ve Eğitim Portalı
http://hukuklist.com/
Haber ve Bilgi Sitesi
http://www.hukuksalyardim.com/
Hukuki Blog
http://www.sozluk.adalet.gov.tr/
Sözlük
https://www.ictihat.gen.tr/
İçtihat Bilgi Bankası
https://hukukalemi.com/
Doktrin ve Makale
https://dictionary.law.com/
Sözlük
http://www.hukukforum.com/
Hukuk Forum Sitesi
http://www.genchukuk.info/
Haber ve Bilgi Sitesi
http://www.lawtudent.com/
Sosyal Hukuk Platformu
www.hukuki.net
Hukuk Forum Sitesi
http://www.yeniyaklasimlar.org/
Haber ve Bilgi Sitesi
https://cubbem.com/
Law Social Media
https://hukuktar.org/
Çeviri ve Makale Sitesi
www.turkhukuksitesi.com
Hukuk Forum Sitesi
www.hukukihaber.net
Hukuk Haber Sitesi
https://www.yargidunyasi.com/
Akademik Makale ve Dergi
http://www.adalet.gov.tr
Adalet Bakanlığı
http://hukukfirtinasi.com/
Ders notları, makale, sözlük, içtihat
http://mevzuat.basbakanlik.gov.tr/
Mevzuat Yayın Sitesi
http://www.adalet.org
Hukuk Forum Sitesi
https://dergipark.org.tr
Akademik Yayınlar ve Makale 
https://ulakbim.tubitak.gov.tr/
Akademik Yayınlar ve Makale 
https://calismatoplum.org/
Hukuk ve Ekonomi, İçtihat
http://www.e-akademi.org/
Hukuk ve Sosyal Bilimler
http://www.hukukitavsiyeler.com/
Haber ve Bilgi Sitesi
http://www.hukukturk.com/
Hukuk Bilgi Bankası
http://www.kriminoloji.com/
Kriminoloji Bilim Sitesi
http://www.anayasa.gen.tr/
Anayasa Hukuku Sitesi
http://anayasader.org/
Anayasa Hukuku Sitesi
https://www.kamuhukukculari.org/
Kamu Hukuku Sitesi
www.hukukiblog.com
Hukuk Blog Sitesi
http://www.hukukiyardim.gov.tr/
AB Programı Hukuki Yardım Sitesi
http://www.anayasa.gen.tr/
Anayasa Hukuku Sitesi
http://www.idare.gen.tr/
Türk İdare Hukuk Sitesi
http://iuriscivilis.net/
Medenî Hukuk Sitesi
http://www.tuketicihukukukongresi.com/
Tüketici Hukuku Sitesi
http://www.eticarethukuku.com/
E-Ticaret Hukuku
https://www.yargitay.gov.tr/
Yargıtay
http://www.danistay.gov.tr/
Danıştay
http://www.istanbulbarosu.org.tr/
İstabul Barosu
https://www.barobirlik.org.tr/
Türkiye Barolar Birliği
http://www.taa.gov.tr/
Türkiye Adalet Akademisi
www.uyap.gov.tr
Ulusal Yargı Ağı bilişim Sistemi
http://www.toplumsalhukuk.net
Haber, Bilgi, Makale
https://hukukdershanesi.com/
Eğitim, Öğrenci Ders Notları
https://www.avukathaklari.net/
Avukat Hakları
https://www.international-arbitration-attorney.com/tr/
Uluslararası Tahkim Kaynakları
https://hukukdestegi.com
Bilgi, Makale
https://www.hukukiyaklasim.com
Bilgi, Makale, haber
http://iskanunu.com/
İş Hukuku, Mevzuat

10 Ağustos – Hukuk Takvimi

0
10 Ağustos - Hukuk Takvimi

 10 Ağustos – Hukuk Takvimi

1792 Fransız Devrimi: Fransa’da krallık kaldırıldı. Tuileries Sarayı yağmalandı, XVI. Louis tutuklandı.
1809 Ekvador‘un başkenti Quitoİspanyol İmparatorluğu‘ndan bağımsızlığını ilan etti. 
1876 Padişah V. Murat akli dengesini yitirdiği gerekçesiyle tahttan indirildi.
1900 19.yüzyılın önemli hukukçu ve tarihçisi Ahmed Cevdet Paşa İstanbul’da öldü.
1904 Fransız avukat ve eski başbakan Pierre Waldeck-Rousseau doğdu. (2 Aralık 1846 -10 Ağustos 1904) Nantais Poitiers Fakültesi’nde hukuk okudu ve Paris barosuna kaydolarak avukatlığa başladı. Mali hukuk işlerinde uzmanlaştı. 1879 yılında milletvekili seçildi. 1882’de ilk yasa tasarısını hazırlayarak örgütlenme özgürlüğünün savunucusu oldu. 21 Mart 1884 Waldeck-Rousseau Yasasını hazırladı. 14 Kasım 1881 – 30 Ocak 1882 ve 21 Şubat 1883 – 6 Nisan 1885 tarihleri arasında  içişleri bakanı olarak görev yaptı. Başbakanlığı döneminde (22 Haziran 1899 – 7 Haziran 1902) Dreyfus olayının çözüme kavuşmasını ve Fransa’da sendikaların yasallaşmasını sağladı.
1912 Jorge Amado dünyaya geldi. Rio de Janeiro Federal Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde hukuk okudu ancak hiçbir zaman avukatlık yapmadı. Solcu faaliyetleri Getúlio Vargas’ın diktatörlük rejimi altında hayatını zorlaştırdı . 1935’te ilk kez tutuklandı ve iki yıl sonra kitapları alenen yakıldı. Brezilya’nın kuzeydoğu bölgelerinin yaşantısını işlediği eserleriyle öne çıkan bir yazar oldu, uluslararası övgü kazanan pek çok romanın yazarıydı. 1984 yılında Cumhurbaşkanı François Mitterrand tarafından Fransız Légion d’Honneur nişanı ile ödüllendirildi.6 Ağustos 2001’de yaşamını yitirdi.
1913 II. Balkan Savaşı sona erdi: Bulgaristan, Romanya, Sırbistan, Karadağ ve Yunanistan arasında Bükreş Antlaşması imzalandı. Bükreş Antlaşması II. Balkan Savaşı’nı bitiren antlaşmadır. Beş ülkeyle birden savaşmak zorunda kalan Bulgaristan, savaştan yenik çıkarak antlaşmayı imzalamak zorunda kalmıştır. Antlaşma sonucunda Dobruca’nın tamamı Romanya’ya verildi. Osmanlı Devleti, savaştan yararlanarak, I. Balkan Savaşı’nda kaybettiği Kırklareli, Edirne ve Dimetoka (1915’te Bulgaristan’a bırakılmıştır)’yı geri aldı. Makedonya, Sırbistan ile Yunanistan arasında bölündü. Akova’nın tamamı Karadağ’a bırakıldı.
1915 Divanı harbi örfilere muhavvel ceraimin heyeti tahkikiye bu Ilınmayan yerlerde sureti tahkiki hakkındaki 10 ağustos 1331 tarihli kanunu muvakkat ilan edildi.
1920 I. Dünya Savaşı: Osmanlı Padişahı VI. Mehmet’in temsilcileri, Osmanlı Devleti ile müttefikler arasında, 10 Ağustos 1920’de Fransa‘nın başkenti Paris‘in 3 km batısındaki Sevr (Sèvres) banliyösünde bulunan Seramik Müzesi’nde (Musée National de Céramique) imzalandı. Sevr Anlaşması hükümleri uyarınca, Anadolu ve Rumeli toprakları düşmanlarca paylaşılmaya başlandı. Bir buçuk yıl civarında bir zaman diliminde büyük tartışmalarla hazırlanan Sevr Antlaşması, on iki bölüm ve 433 maddeden oluşmaktadır. Antlaşma imzalandığı dönemde devam eden Türk Kurtuluş Savaşı’nın sonucunda Türklerin galibiyetiyle, bu antlaşma yerine 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalanıp uygulamaya konulduğundan Sevr Antlaşması geçerliliğini kaybetmiştir. 
1951 Denizcilik Bankası Kuruluş Kanunu kabul edildi. Türkiye Denizcilik Bankası T.A.O.  5842 sayılı Kanun’la kurulmuş kamu bankasıdır. Ana Sözleşmesinde yer alan faaliyet konuları; Bankacılık Türkiye kıyılarında ve yabancı denizlerde nakliyat Şehir hatları Liman işleri Denizde can ve mal güvenliği işleri (Sahil Güvenlik ve Deniz Liman Şube Müdürlüğü (Deniz Polisi)) Denizde gemi kurtarma işleri,(Kıyı emniyeti) Fabrika ve havuzlar (Tersanecilik) tir.
 1951 CHP’nin Malvarlığına El Konulmasına ve Halkevlerinin Kapatılmasına Dair Kanun, 8 Ağustos 1951 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiş, 10 Ağustos 1951’de resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
 1969 1136 sayılı Avukatlık Kanunu İle Kurulması Öngörülen Türkiye Barolar Birliği’nin kuruluş hazırlıkları Kanununun geçici 10. Maddesi uyarınca tamamlandıktan sonra ilk toplantı 9-10 Ağustos 1969 günü Ankara’da Yeni Sahne Salonunda yapılmıştır.
1970 Ekonomik tedbirler paketi olarak 10 Ağustos Kararları açıklandı.
 1971 ILO 102 No’lu Sosyal Güvenlik (Asgari Standartlar) Sözleşmesi Resmi Gazetede Yayımlandı. Türkiye, Sözleşmenin 2. maddesinin (b) fıkrasında öngörüılen yetkiye dayanarak, sadece hastalık ödeneklerine ilişkin III’ncü, ihtiyarlık yardımlarına ilişkin V nci, iş kazalarıyla meslek hastalıkları halinde yapılacak yardımlara ilişkin VI ncı, malüliyet yardımlarına ilişkin IX uncu ve ölüm yardımlarına ilişkin X ncu bölümlerine ait mükellefiyetlerin kabulü, sağlık yardımlarına ilişkin II nci ve analık yardımlarına ilişkin VIII inci bölümlere ait mükellefiyetlerin ise sözleşmenin 3. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak 9. maddesinin (d) fıkrası ile 48. maddenin (c) fıkrasındaki geçici istisna hükümlerinden yararlanmak suretiyle kabulü kaydıyla onaylamıştır.
1951 

New York’ta başlayan sekiz silahlı saldırıyı kabul eden Amerikalı seri katil David Berkowitz 10 Ağustos 1977’de tutuklandı ve sekiz silahlı saldırıyla suçlandı, hepsini itiraf etti. 1 Haziran 1953’te Brooklyn’de,(New York) doğdu. Temmuz 1977’ye kadar altı kişiyi öldürdü ve yedi kişiyi de yaraladı. Öldürme çılgınlığı adı altında New Yorkluları terörize etti ve dünya çapında ün kazandı. 17 yaşında asker alınmış ve Birleşik Devletler Ordusunda görev yapmıştı. İşlediği suçlarla övünüyor ve polisle alay ediyordu.

1983  DİSK’e bağlı Tümka-İş ve Limter-İş sendikalarının 59 yöneticisi hakkında 6 yıl 8 ay ile 20 yıl arası hapis istemiyle dava açıldı. Sendikaların, açıldıktan bir süre sonra “mevcut iktisadi-sosyal nizamı değiştirmek için faaliyet gösterdikleri” iddia edildi.
1983 Devam eden Barış Derneği Davası‘nda Maltepe Lisesi eski müdürü Şefik Asan savunma yaptı ”Barışa düşman olan düşünce insanlığa da düşmandır.”
1983 Yeni “Dernekler Yasası Tasarısı” Danışma Meclisi’nden geçti. Tasarı 7 Ekim 1983’te resmi gazetede yayınlandı. 
1987 Başbakanlık da yapan Yunan şairi, avukat ve siyasetçi Yeoryos Atanasiadis-Novas öldü.  (Doğumu: 9 Şubat 1893, Naupactus) Hukuk bölümünü Atina Üniversitesi‘nde okudu. İlk olarak 1926 yılında Aetolia-Acarnania vilayetini temsil eden Yunan Parlamentosu’na tekrar tekrar 1964 yılına kadar görev yapmak üzere seçildi. Bir ticaret avukatı olarak 1945’te İçişleri Bakanı, 1950’de Eğitim Bakanı ve 1951’de Sanayi Bakanı olarak görev yaptı. Bununla birlikte, 1961’de o sırada sağ kanat hükûmetlerin yolsuzluğuna karşı olarak Merkez Birliği’ne (EK) katılan muhafazakârlardan biriydi. 1964’te EK’nin iktidara gelmesinden sonra Yunan Parlamentosu Başkanı oldu. 1987’de Atina’da 94 yaşında öldü. 
1988 İşkenceye Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi” yürürlüğe girdi. Türkiye, ”Lahey Adalet Divanı’nın hakemliği” maddesine çekince koydu. Sözleşmeye göre, işkenceyle alınan ifadelerin delil olarak kabul edilmemesi; savaş hali/tehdidi, OHAL, siyasi istikrarsızlık vb. sebeplerin işkencenin gerekçesi olamaması bulunuyordu.
2000 Teksas valisi ve Cumhuriyetçi Parti başkan adayı George W. Busch bir zihinsel engellinin idamını onayladı. Zeka yaşı 12 olan Oliver David Cruz idam edildi.
2003 Dünya Felsefe Kongresi İstanbul’da başladı. Kongre’de “Dünyanın problemleri karşısında felsefenin olanakları” tartışıldı.
2004 10 Ağustos 2004 günü Bakanlar Kurulu kararıyla Başbakanlık uhdesinde Kamu Görevlileri Etik Kurulu oluşturuldu.
 2005 Kürt sorununun demokratik ve barışçı yollarla çözümü için hükümete çağrı yapan 150 kişi bildiri yayınladı. Bildiri metni dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a heyet sözcüsü Gençay Gürsoy tarafından sonuldu.
2005 

Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik yeni hükümler getirdi. “İşyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan açılan işyerlerinin yetkili idareler tarafından kapatılması zorunludur. Bu durumda herhangi bir süre verilmesi de söz konusu değildir”

2006  Sosyalist sendikacı ve siyasetçi Kemal Nebioğlu yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1926, Rize)  DİSK‘in kurucularındandır ve Türkiye İşçi Partisi‘nin kuruluşunda yer alan 12 sendikacıdan biridir. 12 Eylül 1980’den sonra DİSK davasıyla ilgili olarak tutuklanmış, 4 yıl tutuklu kalmıştır. 1962 yılında genel sekreterliğine getirildiği TİP’ten 1965 seçimlerinde Tekirdağ Milletvekili olarak seçilmiştir. Seçildiğinde Gıda İş Sendikası Genel Başkanı’dır. Meclis’te Türkiye İşçi Partisi Grup Başkan Vekilliği’ni de bir süre yürütmüştür. 1976 yılında Türkiye’de kitlesel ölçekte ilk kez kutlanan 1 Mayıs İşçi Bayramı‘nın düzenlenmesine önayak oldu ve Tertipleme Komitesi Başkanlığı’nı yaptı. 10 Ağustos 2006 tarihinde, kanser tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.  
2014  12. Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi sonucunda Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildi. Erdoğan halkoyu ile seçilen ilk Cumhurbaşkanı oldu. 29 Ekim 1923’ten 10 Ağustos 2014 tarihine kadar, askeri darbe ile iktidara gelen Kenan Evren dışındaki tüm cumhurbaşkanları Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilmişti.
2015  Fransız hukukçu ve siyasetçi Hubert Haenel yaşamını yitirdi. (Doğumu: 20 Mayıs 1942, Pompey)  Ulusal Yargı Okulu’nu bitirdi. Belli bir süre hakimlik yaptıktan sonra, 1986 yılında RPR‘den senatör seçildi. 2008-2010 yıllarında Senato Avrupa İşleri Komisyonu Başkanlığı görevinde bulundu, ayrıca Alsace Bölgesel Konseyi Başkan yardımcılığı, Venedik Komisyonu yedek üyeliği, Yüksek Adalet Divanı üyeliği, Senato Başkanlık Divanı Sekreter üyeliği görevlerini yürüttü ve 25 Şubat 2010’da Senato Başkanı Gérard Larcher tarafından Anayasa Konseyi üyeliğine atandı. Jean-Claude Colliard‘ın ölümü üzerine Venedik Komisyonu asıl üyesi oldu. 10 Ağustos 2015 tarihinde öldü.  
2015 Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, haklarında “örgüt kurma” iddiasıyla yakalama kararı çıkarılan eski savcılar Zekeriya Öz ile Celal Kara Gürcistan üzerinden Ermenistan’a kaçtı.
2023

Anayasa Mahkemesi, BİK’in Evrensel, BirGün, Cumhuriyet ve Sözcü gazeteleri için aldığı ilan kesme cezalarına dair 10 Ağustos 2023 tarihinde ihlal kararı verdi. Mahkeme gerekçesinde, basın ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini, bunun yapısal sorunlardan kaynaklandığını tespit etmiş ve sorunla ilgili TBMM’ye bilgi verilmesine hükmetmiştir 

2023 

Eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve Anayasa Mahkemesi (AYM) Üyesi İrfan Fidan’ın Gerçek Gündem’de yayımlanan bir haber hakkındaki şikayetiyle “Ankara Özel Soruşturma Bürosu’nun ‘terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme’ suçlamasıyla 10 Ağustos 2023 tarihli iddianamesi ile Faruk Eren ve Faruk Karabay hakkında dava açıldı. Sanıklara yurtdışına çıkış yasağı getirildi.

2024 İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay Milletvekili seçilen ancak hapishaneden çıkarılmayan Can Atalay‘ın tahliye başvurusuna ilişkin kararını verdi. Mahkeme, sorumluluğun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde olduğunu belirtti ve ‘karar verilmesine yer olmadığına’ hükmetti. AYM, daha önce verdiği kararların yanı sıra son olarak TMBB tarafından alınan kararın yok hükmünde olduğuna hükmetmişti.
  • Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “aile arabuluculuk” sistemi getirmeyi düşündüklerini açıklayarak boşanma davalarıyla alakalı öngördükleri değişiklikleri açıkladı. Bakan Tunç, boşanma davalarıyla maddi tazminat, nafaka ve mal rejiminin ayrılması, boşanmanın bir an önce gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti.
  • Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, evlilik birliğini haklı bir neden olmaksızın terk eden eşin boşanmada tam kusurlu sayılacağına hükmetti. İstinaf mahkemesinin tarafları eşit kusurlu kabul eden kararı ise hukuka aykırı bulundu.
  • Avukat Rezan Epözdemir, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nca başlatılan soruşturma kapsamında ‘Rüşvet vermek’, ‘Siyasi-askeri casusluk’ ve ‘FETÖ/PDY’ye yardım’ suçlamaları ile gözaltına alındı. Epözdemir’in ofisinde ve ikametgâhında arama yapıldı.,
  • Marmara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında; deniz yüzeyinde yarı batık durumda parçalanmış halde bulunan ve Ekinlik Adası’na çekilip vinçle karaya çıkarılan ‘Graywolf’ isimli teknede, kazanın nedeninin belirlenmesine yönelik bilirkişi incelemesi sonucunda, Halit Yukay’ın parçalanmış yatına çarptığı, ön tarafında sürtme izleri olduğu ileri sürülen ve ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçlamasıyla daha önce adli kontrol ile serbest bırakılan ‘Arel 7’ isimli kuru yük gemisinin kaptanı C.T., yeniden sevk edildiği hakimlik tarafından tutuklandı.

10 Ağustos – Hukuk Takvimi

Baskı (Compulsion)

0
Baskı/Compulsion
Baskı (Compulsion) 1959) yılında Leopold-Loeb Davası olarak bilinen gerçek bir olaydan hareketle sinemaya aktarılmıştır ve hukuk filmleri arasında önemli bir yere sahiptir. Gerçek bir cinayet davasından yola çıkan ve 1920’lerin eşcinsel aşıklarının ‘mükemmel cinayet’ şımarıklığını aydınlatan Leopold-Loeb davası beyaz perdede birçok uyarlama görmüştür.
1924’te iki Şikago’lu zengin genç Richard Loeb ve Nathan Leopold sırf heyecan olsun diye 13 yaşındaki bir çocuğu öldürmüşler ve bu cinayet sonunda yapılan yargılama romanlara ve filmlere konu olmuştur. Baskı (Compulsion) bu üç yapıttan biridir.
İngiliz yazar Patrick Hamilton, 1929 yılında Rope(Urgan) adlı ünlü oyununda arkadaşlarını öldüren iki Oxford’lu öğrenciyi konu almış; Alfred Hitchcock bu oyunu 1948’de filme çekmiştir. Compulsion da aynı hikayeden Leopold-Loeb davasından yola çıkılarak yazılan bir romandır. Meyer Levin’in 1956’da yazdığı bu roman bir Broadway oyunu ve bir film olmuştur. 1992 yılında çevrilen Swoon adlı siyah-beyaz filmde ise Leopold ve Loeb davası homoerotik bir bakış açısıyla ele alınmış ve yeni bir yoruma tabi tutulmuştur.
2002 yılı yapımı olan ve yönetmenliğini Barbet Schhroeder’in yaptığı Adım Adım Cinayet (Murder by Numbers) filmi de aynı olaya benzer başka bir yaklaşımla çekilmiştir. Barbet Schhroeder’in yardımcı yapımcılığını da yapan Sandra Bullock’un başrolde yer alarak Cassie Mayweather adlı bir kadın dedektifi canlandırdığı filmde; su kanalında bulunan kadın cesedini araştırmak için görevlendirilen dedektif yanına yeni ortağı Sam Kennedy’i (Ben Chaplin) de alarak olayın perde arkasını aralamaya çalışmaktadır. Cassie içgüdülerine dayanarak katili bulmaya çalışırken Sam deliller üzerinde yoğunlaşmakta, cinayeti çözmek, Cassie Mayweather’ı geçmişiyle yüzleşmeye zorlamaktadır.
Franz Kafka‘nın Dava’sından uyarlama The Trial ve Yurttaş Kane (Citizen Kane) gibi büyük yapımlarda da yer alan Orson Welles’in avukat rolündeki unutulmaz performansı ile yer aldığı 1959 tarihli Compulsion’da Dean Stockwell ile birlikte sergilenen oyunculuk siyah-beyaz film tarihinde büyük izler bırakmış, sinematografik anlamda muhteşem bir eser ortaya çıkmıştır. Filmdeki hikayenin ‘mahkeme filmi’ yönü oyunculuk başarısı ile taçlanmıştır.
Baskı (Compulsion) – Künye
Yapımı       : 1959 – ABD

Avrupa Birliği Başkanlığı Etik Davranış İlkeleri ile Etik Komisyonu Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönerge

0
Avrupa Birliği Başkanlığı Etik Davranış İlkeleri ile Etik Komisyonu Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönerge,  25 Mayıs 2004’te TBMM’de kabul edilen ve 8 Haziran 2004 tarihinde Resmi Gazete ’de yayınlanarak yürürlüğe giren 5176 sayılı “Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” uyarınca kabul edilmiştir.

10 Ağustos 2004 günü, Başbakanlık uhdesinde Kamu Görevlileri Etik Kurulu oluşturulmuştur. Kurul ilk toplantısını 2004 yılının Eylül ayında gerçekleştirmiştir. Ayrıca, 2005 yılında “Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri Hakkında Yönetmelik” yayınlanmıştır.

Yönetmelik çerçevesinde 12 Mart 2008 tarihinde Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nde bir Etik Komisyonu kurulmuştur.

Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu, 2011 yılından itibaren her 25 Mayıs gününün “Etik Günü” olmasını kararlaştırırmıştır. 25-31 Mayıs tarihleri arası ise “Etik Haftası” olarak belirlenmiştir.

 

Avrupa Birliği Başkanlığı Etik Davranış İlkeleri ile Etik Komisyonu Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönerge Hükümleri

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Dayanak, Kapsam ve Tanımlar
Amaç
Madde 1

Bu yönergenin amacı;

Avrupa Birliği Başkanlığında etik kültürünü yerleştirmek ve geliştirmek, etik duyarlığı güçlendirmek, Başkanlık yöneticileri ve personelinin görevlerini yerine getirirken etik ilkelere uygun davranış göstermeleri yönünde teşvik edici ve yol gösterici olmak, personelin etik ilkelerle ilgili karşılaştığı sorunlar hakkında tavsiye ve yönlendirmede bulunmak, görevlerin ifasında adalet, dürüstlük, saydamlık ve tarafsızlık ilkelerine halel getirecek davranışlardan kaçınılmasını ve etik ilkelere uyulmasını sağlamak, etik ilkelerin ihlali durumunda değerlendirmede bulunup görüş bildirmek üzere Avrupa Birliği Başkanlığı Etik Davranış İlkeleri ile Başkanlık Etik Komisyonunun çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.

Dayanak
Madde 2

Bu Yönerge; 5176 sayılı “Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile bu Kanun dayanak alınarak hazırlanan ve 13.04.2005 tarihli ve 25785 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan “Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ve Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” esas alınarak hazırlanmıştır.

Kapsam
Madde 3

Bu Yönerge;

a) Avrupa Birliği Başkanlığı Etik Komisyonunun oluşumu, görev ve yetkileri ile çalışma usul ve esaslarını,
b) Bakanlık bünyesinde görev yapan personelin uyması gereken Etik Davranış İlkelerini, düzenler.

Tanımlar
Madde 4

Bu Yönergede geçen;
a) Başkanlık; Avrupa Birliği Başkanlığını,
b) Başkanlık Mensupları; Avrupa Birliği Başkanlığı yöneticileri ve personelini,
c) Başkanlık Üst Yöneticisi; Avrupa Birliği Başkanını
ç) Etik Davranış İlkeleri; Başkanlık mensuplarının görevlerini ifa sırasında uyması gereken Etik Davranış İlkelerini,
d) Etik Komisyon; Avrupa Birliği Başkanlığı Etik Komisyonunu,
e) Kurul; Kamu Görevlileri Etik Kurulunu,
f) Sekretarya; Etik Komisyonu Sekretaryasını, ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM
Etik Davranış İlkeleri
Etik Davranış İlkeleri
Madde 5

Avrupa Birliği Başkanlığı mensupları görev ve hizmetlerini, 25.04.2004 tarih ve 5176 sayılı “Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru ve Esasları Hakkında Kanun” uyarınca hazırlanan ve 13/04/2005 tarih ve 25785 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” ile kayıt altına alınan ve aşağıda sıralanan etik ilke ve kurallara uygun olarak yerine getirirler:

a) Görevin yerine getirilmesinde kamu hizmeti bilinci:

Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde, sürekli gelişim, katılımcılık, saydamlık, tarafsızlık, dürüstlük, kamu yararını gözetme, hesap verebilirlik, öngörülebilirlik, hizmette yerindelik ve beyana güven ilkelerinin esas alınması.

b) Halka hizmet bilinci:

Kamu hizmetlerinde, halkın günlük yaşamının kolaylaştırılması, ihtiyaçların en etkin, hızlı ve verimli biçimde karşılanması, hizmet kalitesinin yükseltilmesi, halkın memnuniyetinin artırılması, hizmetten yararlananların ihtiyaçlarının ve hizmetlerin sonucuna odaklı olunmasının hedeflenmesi.

c) Hizmet standartlarına uyma:

Kamu hizmetlerinin belirlenen kurum içi standartlara ve süreçlere uygun şekilde yürütülmesi, hizmetten yararlananların iş ve işlemlerle ilgili olarak aydınlatılması.

ç) Amaç ve misyona bağlılık:

Kurumsal amaç ve misyona uygun davranılması, ülke çıkarları, toplum refahı ve kurumsal hizmet idealleri doğrultusunda hareket edilmesi.

d) Dürüstlük ve tarafsızlık:

Tüm eylem ve işlemlerde yasallık, adalet, eşitlik ve dürüstlük ilkeleri doğrultusunda hareket edilmesi, görevlerin yerine getirilmesinde dil, din, felsefi inanç, siyasi düşünce, ırk, cinsiyet gibi sebeplerle ayrım yapılmaması, insan hak ve özgürlüklerine aykırı veya kısıtlayıcı muamelede ve fırsat eşitliğini engelleyici davranış ve uygulamalarda bulunulmaması.

Bu ders notları sadece 2020-2021 Bahar Dönemi dersleri açısından kullanıma açılmış olup; içeriğinin tüm hakları saklıdır. Hiçbir şekilde çoğaltılamaz, kopyalanamaz ve izinsiz olarak kaynak gösterilemez.

Takdir yetkilerinin, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, her türlü keyfilikten uzak, tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine uygun olarak kullanılması. Gerçek veya tüzel kişilere öncelikli, ayrıcalıklı, taraflı ve eşitlik ilkesine aykırı muamele ve uygulama yapılmaması, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef alan bir davranışta bulunmaması, kamu makamlarının mevzuata uygun politikalarının, kararlarının ve eylemlerinin engellenmemesi.

e) Saygınlık ve güven:

Kamu yönetimine güveni sağlayacak şekilde davranılması ve görevin gerektirdiği itibar ve güvene layık olunduğunun davranışlarla gösterilmesi, halkın kamu hizmetine güven duygusunu zedeleyen, şüphe yaratan ve adalet ilkesine zarar veren davranışlarda bulunmaktan kaçınılması.

Halka hizmetin kişisel veya özel her türlü menfaatin üzerinde bir görev olduğu bilinciyle hizmet gereklerine uygun hareket edilmesi, hizmetten yararlananlara kötü davranılmaması, işin savsaklanmaması, çifte standart uygulanmaması ve taraf tutulmaması.

Yönetici veya denetleyici konumunda bulunan Başkanlık mensuplarının, keyfi davranışlarda, baskı, hakaret ve tehdit edici uygulamalarda bulunmaması, açık ve kesin kanıtlara dayanmayan rapor düzenlememesi, mevzuata aykırı olarak kendileri için hizmet, imkân veya benzeri çıkarlar talep etmemesi ve talep olmasa dahi sunulanı kabul etmemesi.

f) Nezaket ve saygı:

Üstler, meslektaşlar, astlar, diğer personel ile hizmetten yararlananlara karşı nazik ve saygılı davranılması ve gereken ilginin gösterilmesi, konu yetki dışındaysa ilgili birime veya yetkiliye yönlendirilmesi.

g) Yetkili makamlara bildirim:

Etik davranış ilkeleriyle bağdaşmayan veya yasadışı iş ve eylemlerde bulunulmasının talep edilmesi halinde veya hizmetler yürütülürken bu tür bir eylem veya işlemden haberdar olunduğunda ya da görüldüğünde durumun yetkili makamlara bildirilmesi.

ğ) Çıkar çatışmasından kaçınma:

Görevlerin tarafsız ve objektif şekilde icra edilmesini etkileyen ya da etkiliyormuş gibi gözüken ve kendisine, yakınlarına, arkadaşlarına ya da ilişkide bulunduğu kişi ya da kuruluşlara sağlanan her türlü menfaat ve onlarla ilgili mali ya da diğer yükümlülükler ile benzeri şahsi çıkarlar konusunda dikkatli davranılması, çıkar çatışmasından kaçınmak için gerekli tedbirlerin alınması.

h) Görev ve yetkilerin menfaat sağlamak amacıyla kullanılmaması:
  • Görev, unvan ve yetkilerini kullanarak kendisi, yakınları veya üçüncü kişiler lehine menfaat sağlanmaması ve aracılıkta bulunulmaması, akraba, eş, dost ve hem şehri kayırmacılığı, siyasal kayırmacılık veya herhangi bir nedenle ayrımcılık veya kayırmacılık yapılmaması.
  • Görev, unvan ve yetkilerin kullanılarak şahsa veya başkalarına ait kitap, dergi, kaset, cd ve benzeri ürünlerinin satışının ve dağıtımının yapılmaması, herhangi bir kurum, vakıf, dernek veya spor kulübüne
    yardım, bağış ve benzeri nitelikte menfaat sağlanmaması.
  • Görevlerin ifası sırasında ya da bu görevlerin sonucu olarak elde edilen resmi veya gizli nitelikteki bilgilerin, doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik, siyasal veya sosyal nitelikte bir menfaat elde etmek için kullanılmaması, görevdeyken ve görevden ayrıldıktan sonra yetkili makamlar dışında hiçbir kurum, kuruluş veya kişiye açıklanmaması.
  • Seçim kampanyalarında kurumun kaynaklarını doğrudan veya dolaylı olarak kullanılmaması ve kullandırılmaması.
ı) Hediye alma ve menfaat sağlama yasağı:

Tarafsızlığı, performansı, kararları veya görevin yerine getirilmesini etkileyen veya etkileme ihtimali bulunan, ekonomik değeri olan ya da olmayan, doğrudan ya da dolaylı olarak hiçbir şekilde eşya ve menfaat kabul edilmemesi, Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri İle Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 15. Maddesinde belirtilen hediye alma yasağı kapsamı dışında hediye alınmaması, hediye verilmemesi ve görev sebebiyle çıkar sağlanmaması.

i) Kamu malları ve kaynaklarının kullanımı:

Kamu bina ve taşıtları ile diğer kamu malları ve kaynaklarının kamusal amaçlar ve hizmet gerekleri dışında kullanılmaması ve kullandırılmaması, bunların korunması ve her an hizmete hazır halde bulundurulması için gerekli tedbirlerin alınması.

j) Savurganlıktan kaçınma:

Kamu bina ve taşıtları ile diğer kamu malları ve kaynaklarının kullanımında israf ve savurganlıktan kaçınılması, mesai süresi, kamu malları, kaynakları, işgücü ve imkanları kullanılırken etkin, verimli ve tutumlu davranılması.

k) Bağlayıcı açıklamalar ve gerçek dışı beyan:

Görevlerin yerine getirilmesinde yetkilerini aşarak Başkanlığı bağlayıcı açıklama, taahhüt, vaat veya girişimlerde bulunulmaması, aldatıcı ve gerçek dışı beyanat verilmemesi.

l) Bilgi verme, saydamlık ve katılımcılık:

Halkın bilgi edinme hakkını kullanmasına yardımcı olunması, istenen bilgi veya belgelerin Bilgi Edinme Hakkı Kanunu uyarınca usulüne uygun olarak verilmesi; üst yöneticinin, ilgili kanunların izin verdiği çerçevede, Başkanlığın ihale süreçlerini, faaliyet ve denetim raporlarını kamuoyunun bilgisine sunması; kamu hizmetleri ile ilgili temel kararların alınması ve uygulanmasında, yasal engel yoksa doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenecek olanların katkıda bulunmasının sağlanması.

m) Yöneticilerin hesap verme sorumluluğu:

Başkanlık yöneticilerinin, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında sorumlulukları ve yükümlülükleri konusunda hesap verebilir ve kamusal değerlendirme ve denetime açık ve hazır olması, yöneticilerin kurumsal amaç ve politikalara uygun olmayan işlem veya eylemler ile yolsuzluğu engellemek için gereken önlemleri zamanında alması, personeli etik davranış ilkeleri konusunda eğitmesi, bu ilkelere uyulup uyulmadığını gözetlemesi ve etik davranış konusunda rehberlik etmesi.

n) Eski personel ile ilişkiler:

Eski personelin kamu hizmetlerinden ayrıcalıklı bir şekilde faydalandırılmaması, ayrıcalıklı muamelede bulunulmaması, görevinden ayrılan kişilere, ilgili kanunlardaki hükümler ve süreler saklı kalmak kaydıyla, doğrudan veya dolaylı olarak herhangi bir yüklenicilik, komisyonculuk, temsilcilik, bilirkişilik, aracılık veya benzeri görev ve iş verilmemesi.

o) Mal bildiriminde bulunma:

Başkanlık mensuplarının; kendilerine, eşlerine ve velayetleri altındaki çocuklarına ait taşınır ve taşınmazlar, alacak ve borçlar hakkında, 3628 sayılı Kanun uyarınca, yetkili makama mal bildiriminde bulunması.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Etik Komisyonunun Teşkili, Çalışma Usul ve Esasları ile Görev ve Yetkileri
Etik Komisyonunun Teşkili, Toplanması ve Karar Alması
Madde 6

Etik Komisyonu Başkan dahil üç üyeden oluşur. Komisyon Başkan ve Üyeleri Başkanlık Makamı Oluru ile görevlendirilir.

(1) Genel Müdür Komisyon Başkanı, birim yöneticisi düzeyinde 2 yetkili ise Komisyon Üyesi olarak atanır.
(2) Komisyon Başkan ve Üyeleri üç (3) yıl süreyle görev yaparlar. Herhangi bir nedenle boşalan üyeliğe atanan üye, yerine atandığı üyenin görev süresini tamamlar. Görev süresi biten Komisyon Başkan ve Üyeleri tekrar görevlendirilebilirler.

(3) Komisyon 3 ayda bir toplanarak etik ile ilgili konuları ele alır. Gerekli hallerde ya da olağan dışı durumlarda Komisyon üyeleri 3 aydan daha erken sürelerde veya acil olarak toplanabilirler.

(4) Komisyon, üye tam sayısıyla toplanır ve salt çoğunlukla karar alır. Komisyon toplantısında görüşülen konulara ilişkin Komisyon kararı hazırlanır ve Başkan ile üyeler tarafından imzalanır.

(5) Komisyon tarafından alınan kararlar Başkanlık Üst Yöneticisine sunulur.

(6) Komisyonun sekretarya hizmetleri Başkanlık Yönetim Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülür.

(7) Komisyonun teşkiline ilişkin hususlarda Başkanlık Makamının takdirleri doğrultusunda ve ilgili mevzuat dikkate alınarak değişikliğe gidilebilir.

Etik Komisyonunun Görev ve Yetkileri
Madde 7- Etik Komisyonu

a) Başkanlık mensupları arasında etik kültürü ve bilincinin yaygınlaşması, geliştirilmesi, pekiştirilmesi ve etik duyarlığın güçlendirilmesi için çalışmalar yapar.
b) Bu amaçla eğitim stratejisi hazırlayarak tüm personel için belirli aralıklarla uygulamaya koyar. Bu ders notları sadece 2020-2021 Bahar Dönemi dersleri açısından kullanıma açılmış olup; içeriğinin tüm hakları saklıdır. Hiçbir şekilde çoğaltılamaz, kopyalanamaz ve izinsiz olarak kaynak gösterilemez.
c) Etik davranışları teşvik edici çalışmalar yapar.
ç) Personelin karşılaştığı etik sorunlarda yol göstericilik yapar. Personel bu gibi konularda Komisyon’dan görüş talep edebilir. Komisyon görüşünü, on beş (15) iş günü içinde başvuru sahibine bildirir.
d) Başkanlık bünyesinde ortaya çıkan etik sorunları üst yönetimin bilgi ve onayı dahilinde tespit eder. Etik sorunların giderilmesine yönelik görüş ve önerilerini Başkanlık Üst Yöneticisine sunar.
e) Başkanlık bünyesinde Etik Davranış İlkelerinin uygulanmasını izler, etik sorunları belirlemeye yönelik çalışmalar yapar veya yaptırır.
f) Etik sorunlara ilişkin değerlendirmede bulunurken uzman görüşüne başvurabilir.
g) Çalışmalarını Kurul ile iş birliği içinde yürütür. Görüş taleplerinde tereddüt meydana gelmesi durumunda Kurul’dan istişari mahiyette görüş isteyebilir.
ğ) Göreve yeni başlayan personele hizmet içi eğitim kapsamında etik eğitimi verilmesini sağlar.
h) Başkanlık resmi İnternet sayfasında Komisyon için ayrı bir bölüm oluşturulmasını ve bu bölümde Komisyon ile Komisyonun çalışmaları ve etik mevzuata ilişin bilgilerin yer almasını sağlar.
ı) Yıllık faaliyet raporu hazırlayarak bunu bir sonraki yılın Ocak ayında Başkanlık İnternet sitesinde yayınlar.
i) Komisyon, Başkanlığın yetkili disiplin kurulunda incelenmekte olan başvurular hakkında görüş talep edilmesi durumunda ilgili disiplin kuruluna görüş bildirir.
j) Başkanlıkta Genel Müdür ve üstü kadrolarda bulunanlar hakkında etik ihlali iddiasıyla yapılan başvurular, Kurula gönderilir. Bunlar dışında hakkında etik ihlali iddiasında bulunulanlarla ilgili inceleme ve değerlendirme yetkisi Başkanlık disiplin kuruluna ait olup Etik Komisyonu, yetkili disiplin kurulu ile iş birliği yaparak ve kişisel bilgilerin gizliliğini koruyarak söz konusu iddialarla ilgili inceleme sonuçlarının Kurula bildirilmesini sağlar.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Bu ders notları sadece 2020-2021 Bahar Dönemi dersleri açısından kullanıma açılmış olup; içeriğinin tüm hakları saklıdır. Hiçbir şekilde çoğaltılamaz, kopyalanamaz ve izinsiz olarak kaynak gösterilemez.

Uygulama ve Son Hükümler
Etik Davranış İlkelerine Uyma
Madde 8

Etik davranış ilkelerine uyulması bağlamında;
a) Başkanlık mensupları görevlerini yerine getirirken ve yetkilerini kullanırken bu Yönergede belirtilen etik davranış ilke ve kurallarına uymakla yükümlüdür. Bu ilke ve kurallar, Başkanlık mensuplarının istihdamını düzenleyen mevzuat hükümlerinin ayrılmaz bir parçasını oluşturur.
b) Göreve yeni başlayan personel, Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ve Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ekinde yer alan Etik Sözleşmesini imzalamakla yükümlüdür. Bu belge, personelin
özlük dosyasında muhafaza edilir.
c) Yetkili disiplin amirleri, personele ilişkin disiplin soruşturmasında, personelin gerçekleştirdiği iş ve eylemleri bu Yönergede düzenlenen etik davranış ilke ve kurallarına uygunluk açısından da değerlendirirler.

Personeli Bilgilendirme
MADDE 9

Her düzeydeki Başkanlık personeli, istihdama ilişkin koşulların bir parçası olarak etik davranış ilkeleri ve bunlara ilişkin sorumlulukları hakkında, görev yaptıkları birimlerin yöneticileri tarafından bilgilendirilir. Etik davranış ilkeleri konusunda bilgilendirme tüm Başkanlık personeli için periyodik olarak tekrarlanır.

Yürürlük
Madde 10

Bu Yönerge, Avrupa Birliği Başkanı tarafından onaylandığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.

Yürütme
Madde 11

Bu Yönerge hükümlerini Avrupa Birliği Başkanı yürütür.

Gençay Gürsoy Savunması

0

Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkındaki Yönetmelik

0

Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkındaki Yönetmelik, Bakanlar Kurulu’nun 10 Ağustos 1990 tarihinde almış olduğu karar gereğince, 3628 Sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu‘nun mal bildirimine ilişkin hükümlerini uygulamak üzere çıkarılarak Resmi Gazete’nin 15 Kasım 1990 tarihli sayısında yayınlanmıştır.

Kamuda suiistimalin, rüşvetin ve yolsuzluğun önlenmesi, kamu etiği, şeffaflık ve etik kurallar gereğince düzenlenmiştir.

Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu

Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkındaki Yönetmelik

BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Hükümler

             Amaç

             Madde 1 – Bu Yönetmeliğin amacı; 3628 sayılı Kanun gereğince verilecek olan mal bildiriminin şeklini, düzenleniş biçimini, sayısını, neleri kapsayacağını, merciine nasıl ulaştırılacağını ve bu Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer esas ve usulleri düzenlemektir.

             Haksız mal edinme

             Madde 2 – Mevzuata veya genel ahlaka uygun olarak sağlandığı ispat edilemeyen mallar veya ilgilinin sosyal yaşantısı bakımından geliriyle uygun olduğu kabul edilemeyecek harcamalar şeklinde ortaya çıkan artışlar, bu Yönetmeliğin uygulanmasında haksız mal edinme sayılır.

İKİNCİ BÖLÜM

Mal Bildiriminde Bulunacaklar ve Verileceği Merciler

             Mal bildiriminde bulunacaklar

             Madde 3 – Aşağıda sayılanlar mal bildiriminde bulunmak zorundadırlar:

  1. a) Her türlü seçimle iş başına gelen kamu görevlileri ve dışardan atanan Bakanlar Kurulu üyeleri (muhtarlar ve ihtiyar heyeti üyeleri hariç),
  2. b) Noterler,
  3. c) Türk Hava Kurumunun genel yönetim ve merkez denetleme kurulu üyeleri ile genel merkez teşkilatında ve Türk Kuşu Genel Müdürlüğünde, Türkiye Kızılay Derneğinin merkez kurullarında ve Genel Müdürlük teşkilatında görev alanlar ve bunların şube başkanları,
  4. d) Genel ve katma bütçeli daireler, il özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı kuruluş veya alt kuruluşlarda, kamu iktisadi teşebbüsleri (iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşları) ile bunlara bağlı müessese, bağlı ortaklık ve işletmelerde, özel kanunlarla veya özel kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan ve kamu hizmeti gören kurum ve kuruluşlar ile bunların alt kuruluşlarında veya komisyonlarında aylık, ücret ve ödenek almak suretiyle kamu hizmeti gören memurları, işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri ile yönetim ve denetim kurulu üyeleri,
  5. e) Kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarında görevli olanlar ile bunların yönetim ve denetim kurulu üyeleri (5590 sayılı Kanuna göre kurulan oda ve borsaların oda ve borsa meclisi ile yönetim kurulu üyeleri dahil),
  6. f) Siyasi parti genel başkanları, vakıfların idare organlarında görev alanlar, kooperatiflerin ve birliklerinin başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürleri, yeminli mali müşavirler, kamuya yararlı dernek yönetici ve deneticileri,
  7. g) Gazete sahibi gerçek kişiler ile gazete sahibi şirketlerin yönetim ve denetim kurulu üyeleri, sorumlu müdürleri, başyazarları ve fıkra yazarları,
  8. h) Özel kanunlarına göre mal bildiriminde bulunmak zorunda olanlar (konfederasyon, sendika ve sendika şubesi başkan ve yöneticileri dahil).

             Eşlerin mal bildirimi

             Madde 4 – Her ikisi de 3 üncü madde kapsamında bulunan eşlerin herbiri ayrı ayrı mal bildiriminde bulunmak zorundadır. Bu takdirde, eşlerden herbiri, eşi ile velayeti altındaki çocuklarının da mallarını bildirirler.

 

2712

             Birden fazla mal bildirimi

             Madde 5 – Kamu görevlilerinden asli görevleri uhdelerinde kalmak kaydıyla ikinci bir görevi yürütenler (yönetim kurulu veya danışma kurulu üyeliği gibi) ya da vekaleten tedvir edenler, sadece asli görevlerinden dolayı tek mal bildiriminde bulunurlar.

             Kamu görevlisi olmayıp da 3628 sayılı Kanuna göre birden fazla mal bildiriminde bulunması gerekenler, bu mercilerden yalnız birine mal bildiriminde bulunurlar. Ancak, mal bildiriminde bulunulan mercii, diğer kuruma da bilgi vermekle yükümlüdür.

             Mal bildiriminin verileceği merciler

             Madde 6 – Mal bildiriminin verileceği merciler şunlardır:

  1. a) Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Bakanlar Kurulu üyeleri için, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı,
  2. b) Kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personel için, özlük işleri ile ilgili birimler,
  3. c) Kurum, teşebbüs, teşekkül ve kuruluşların genel müdürleri ile yönetim ve denetim kurulu üyeleri için, ilgili bakanlıklar,
  4. d) Yüksek mahkemelerin daire başkan ve üyeleri için, ilgili mahkemenin başkanı,
  5. e) Noterler için Adalet Bakanlığı,
  6. f) Diğer kurum ve kuruluşların memur ve hizmetlileri için, atamaya yetkili makamları,
  7. g) Türk Hava Kurumu ile Türkiye Kızılay Derneğinde görev alanlar için, kurum ve dernek genel başkanlığı,
  8. h) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında görevli olanlar için, kurum başkanlığı; bunların yönetim ve denetim kurulu üyeleri için, ilgili bulundukları bakanlıklar,
  9. i) Görevlerinden ayrılanlar için, bu görevlerinde iken bildirimlerini vermeleri gereken makam veya merci,
  10. j) Siyasi parti genel başkanları için, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı,
  11. k) Kooperatifler ve birliklerinin başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürleri için, kooperatiflerin ve birliklerinin denetimlerinin yapıldığı kuruluşlar,

             l) Yeminli mali müşavirler için, Maliye ve Gümrük Bakanlığı,

  1. m) Türk Hava Kurumunun, Türkiye Kızılay Derneğinin ve kamu yararına sayılan derneklerin genel yönetim ve merkez denetleme kurulu üyeleri için, İçişleri Bakanlığı; bunların şube başkanları için, bulundukları il valilikleri,
  2. n) İl genel meclisi üyeleri için, ilgili valilikler, belediye meclisi üyeleri için, ilgili belediye başkanlıkları, belediye başkanları için, İçişleri Bakanlığı,
  3. o) Mal bildirimi verecek son merciler için, kendi kuruluşlarının özlük işleri ile ilgili makam veya merci,
  4. p) Gazete sahibi gerçek kişiler ile gazete sahibi şirketlerin yönetim ve denetim kurulu üyeleri, sorumlu müdürleri, başyazarları ve fıkra yazarları için, bulundukları yer en büyük mülki amirliği,
  5. r) Vakıfların idare organlarında görev alanlar için, Vakıflar Genel Müdürlüğü.

             Sorumluluk

             Madde 7 – 6 ncı maddede belirtilen merciler, mal bildirimlerinin süresi içinde verilmesini sağlamakla sorumludurlar. Bu merciler mal bildirimlerinin verilmesini izlemek için birim veya personel görevlendirirler.

             (Ek : 25/4/2000 – 2000/660 K.) Ayrıca, müsteşarlar, merkez teşkilatları ile varsa bağlı ve ilgili kuruluşlarında görevli her düzeydeki kamu personelinin mal bildirimlerinin verilmesi, verilen mal bildirimlerine ilişkin olarak 18 nci madde uyarınca gerekli inceleme ve karşılaştırmaların yapılmasını sağlamak ve bu çerçevede yapılacak çalışmalar sonucunda, gerekli görülen hallerde personelin mal bildirimleri hakkında ilgili denetim birimlerince inceleme yapılması için girişimde bulunmak veya konuyu Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirmekle görevli ve sorumludur.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Mal Bildirimleri

             Mal bildiriminin konusu

             Madde 8 – 3 üncü maddede sayılanların kendilerine, eşlerine ve velayetleri altındaki çocuklarına ait bulunan;

  1. a) Taşınmaz malları (arsa ve yapı kooperatif hisseleri dahil),
  2. b) Kendilerine aylık ödenenler, net aylık tutarının beş katından; aylık ödenmeyenler ise Genel İdare Hizmetleri sınıfında birinci derecenin birinci kademesindeki şube müdürüne ödenen net aylığın beş katından fazla değer ve tutarındaki;

             1) Para ve para hükmündeki kıymetli kağıtları,

             2) Hisse senedi ve tahvilleri,

 

2713

             3) Altın ve mücevheratı,

             4) Her türlü kara, deniz ve hava taşıt araçları, traktör, biçer-döver, harman makinası ve diğer ziraat makinaları, inşaat ve iş makinaları, hayvanlar, koleksiyon ve ev eşyaları ile diğer taşınır malları,

             5) Hakları,

             6) Alacakları,

             7) Borçları,

             8) Gelirleri,

             mal bildirimine konu teşkil eder. (b) bendinde belirtilen mal, hak, alacak, borç ve gelirlerin ayrı ayrı toplam değerleri tek kalem halinde gösterilir.

             Mallar, mal bildirimi tarihindeki değerleri esas alınmak suretiyle beyan olunur.

             Genel İdare Hizmetleri sınıfında birinci derecenin birinci kademesindeki şube müdürüne ödenen her türlü zam ve tazminatlar dahil net aylık miktarı, aylıklara uygulanan katsayının belirlenmesini müteakip Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tesbit ve ilan olunur.

             Mal bildiriminin verilme zamanı

             Madde 9 – Mal bildirimlerinin;

  1. a) 3 üncü maddede sayılan görevlere atanmada, göreve giriş için gerekli olan belgelerle birlikte,
  2. b) Bakanlar Kurulu üyeleri için, atamayı izleyen bir ay içinde,
  3. c) Seçimle gelinen görevlerle, seçimin kesinleşme tarihini izleyen iki ay içinde,
  4. d) Yönetim ve denetim kurulları ile komisyon üyeliklerine seçilen veya atananlar için, göreve başlama tarihini izleyen bir ay içinde,
  5. e) Görevi sona erenler ayrılma tarihini izleyen bir ay içinde,
  6. f) Gazete sahibi gerçek kişiler ile gazete sahibi şirketlerin yönetim ve denetim kurulu üyeleri için, faaliyete geçme tarihini; sorumlu müdürleri, başyazarları ve fıkra yazarları için, bu işe veya görevlerine başlama tarihini izleyen bir ay içinde,
  7. g) Özel kanunlarına göre mal bildiriminde bulunması gerekenler için, kanunlarında öngörülen süre içinde,

             verilmesi zorunludur.

             (a) bendinde yazılı durumlarda mal bildirimi verilmedikçe atama işlemi yapılamaz.

             Ek mal bildirimi

             Madde 10 – 3 üncü maddede sayılan görevlerde bulunanlar, eşleri velayeti altındaki çocukları ve kendilerinin şahsi mal varlıklarında önemli bir değişiklik olduğunda, değişikliği izleyen bir ay içinde yeni edindikleri mal, hak, gelir, alacak ve borçlara münhasır olmak üzere ek mal bildirimi vermek zorundadırlar. 8 inci maddede gösterilen mahiyet ve miktardaki malın iktisabı ile hak, alacak veya gelir sağlanması veya borçlanılması, mal varlığında önemli değişiklik sayılır.

             Mal bildiriminin yenilenmesi

             Madde 11 – 3 üncü maddede belirtilen görevlere devam edenler, sonu (0) ve (5) ile biten yıların en geç Şubat ayı sonuna kadar bildirimlerini yenilemek zorundadırlar.

             Mal bildirim formunun doldurulması

             Madde 12 – (Değişik : 17/1/2000 – 2000/K.)

             Ekli “Mal Bildirimi Formu” tek nüsha olarak doldurulur ve tarih belirtilmek suretiyle imzalanır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Hediye ve Hibeler

             Hediye ve hibe

             Madde 13 – 3 üncü maddede belirtilen kamu görevlileri, milletlerarası protokol, mücamele veya nezaket kaideleri uyarınca veya diğer herhangi bir sebeple yabancı devletlerden, milletlerarası kuruluşlardan, sair milletlerarası hukuk tüzel kişiliklerinden, Türk uyruğunda olmayan herhangi bir gerçek veya tüzel kişi veya kuruluştan, aldıkları tarihteki değeri on aylık net asgari ücret toplamını aşan her hediye veya hibe niteliğindeki eşyayı, aldıkları tarihten itibaren bir ay içinde kendi kurumlarına teslim etmek zorundadırlar.

 

2714

             Ancak, yabancı devlet adamları ve milletlerarası kuruluş temsilcileri tarafından verilen imzalı hatıra fotoğraflarının çerçeveleri bu madde hükümlerine dahil değildir.

             Hediye ve hibe eşyalarda yapılacak işlem

             Madde 14 – 3 üncü maddede belirtilen kamu görevlileri ve bunların eşlerine, milletlerarası protokol, mücamele veya nezaket kaideleri uyarınca veya diğer herhangi bir sebeple yabancı devletlerden, milletlerarası kuruluşlardan, sair milletlerarası hukuk tüzel kişiliklerinden, Türk uyruğunda olmayan herhangi bir gerçek veya tüzel kişi veya kuruluş tarafından verilen hediye veya hibe niteliğindeki eşyayı alan ilgilisi, bu eşya değerinin on aylık net asgari ücret toplamını aşan değerde olduğunu belirlemesi halinde, yurtiçinde aldıkları tarihten, yurtdışında yurda dönüşleri tarihinden itibaren ongün içinde bulundukları il defterdarlığına (takdir komisyonu başkanlığına) değer takdiri için kurumları vasıtasıyla gönderir.

             Hediye veya hibe niteliğindeki bu eşyanın (yabancı devlet adamları ve milletlerarası kuruluş temsilcileri tarafından verilen imzalı hatıra fotoğraflarının çerçevleri hariç) gerçek değerinin takdiri ile net asgari ücretin on aylık toplamını aşıp aşmadığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun değişik 72 nci maddesine göre kurulan takdir komisyonunca en geç on gün içinde tesbit olunarak ilgiliye ve bağlı bulunduğu kuruma bildirilir.

             Kıymet takdirini müteakip, takdir komisyonu tarafından ilgilisine geri verilen hediye veya hibe niteliğindeki eşyadan değeri net asgari ücretin on aylık toplamını aşanlar, ilgilisi tarafından en geç on gün içinde kendi kurumlarına verilir.

             Bu eşyalar, kurumca sergilenmek veya başka bir şekilde muhafaza edilmek suretiyle değerlendirilir veya ilgisi sebebiyle diğer bir kuruma tevdi edilebilir.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Çeşitli Hükümler

             Mal bildirimlerinin gizliliği

             Madde 15 – Mal bildirimleri, 6 ncı maddede belirtilen makam veya mercilerin ilgili birimlerinde, ilgililerin varsa sicil yoksa özel dosyalarında saklanır. Mal bildirimlerinin içeriği hakkında soruşturma ve kovuşturmaya yetkili merciler dışındakilere açıklama yapılmaz, bilgi verilemez.

             Bilgi verme zorunluluğu

             Madde 16 – Özel kanunlarında aksine bir hüküm mevcut olsa dahi, ilgili kişiler ile özel ve kamu kuruluşları, 3628 sayılı Kanunla soruşturma ve kovuşturmaya yetkili kılınan kişi ve mercilerce istenen bilgileri eksiksiz vermek zorundadır.

             Süresinde mal bildiriminde bulunmama

             Madde 17 – Bu Yönetmelikte belirtilen süreler içinde mal bildiriminde bulunmayanlara, bildirimin verileceği mercilerce yazılı olarak ihtarda bulunulur. Bu ihtar, ilgilisine Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ olunur.

             İhtarın kendisine tebliğinden itibaren bir ay içinde bildirimde bulunmayanlar hakkında gerekli işlem yapılmak üzere yetkili Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur.

             Müfettiş ve muhakkikler de, soruşturma ile ilgili olarak verdikleri süre zarfında mal bildiriminde bulunmayan hakkında yetkili Cumhuriyet başsavcısına suç duyurusunda bulunurlar.

             Mal bildirimlerinin karşılaştırılması

             Madde 18 – Yeni ve ek bildirimler, 6 ncı maddede belirtilen yetkili merciler tarafından daha önceki bildirimler ile karşılaştırılır.

             (Ek : 7/12/1999 – 99/13770 K.) 6 ncı maddenin (b) ve (c) bendlerinde belirtilen mercilerde toplanan mal bildirimlerinde yer alan bilgiler, Başbakanlıkça belirlenecek esaslar çerçevesinde, kamu kurumları bilgisayarlarında mevcut bilgilerle bilgisayar ortamında ve gizliliği sağlanacak şekilde karşılaştırılır.

 

2714-1/2714-2

             Yapılan karşılaştırma sonucunda gerçeğe aykırı bildirimde bulundukları veya haksız mal edindikleri, kaçırdıkları veya gizledikleri anlaşılanlar hakkında yetkili mercilerce Cumhuriyet başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulur.

             Hukuki dayanak

             Madde 19 – Bu Yönetmelik, 19/4/1990 tarihli ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 22 nci maddesi uyarınca düzenlenmiştir.

             Yürürlük

             Madde 20 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

             Yürütme

Madde 21 – Bu Yönetmelik hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Ruth Bader Ginsburg

0
Ruth Bader Ginsburg

Ruth Bader Ginsburg, Avrupa’dan Amerika’ya göç etmiş Yahudi bir ailenin çocuğu olarak 15 Mart 1933 tarihinde doğmuştur. Babası kürkçü olan Ginsburg, annesini genç yaşta kaybetmiş, 1930’lu ve 40’lı yıllarda Brooklyn’de büyümüş; lisans derecesini 23 Haziran 1954 tarihinde tamamladığı Cornell Üniversitesinde tanıştığı eşi Martin Ginsburg ile mezun olduktan sonra evlenmiştir.

Ruth Bader Ginsburg ve kocası Martin D. Ginsburg – 1954

Hukuk Kariyeri, Üniversite ve Yargıçlık Yaşamı

1950’li yıllarda Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne giden sınırlı sayıdaki kadından biri olmayı başarmış, 500 erkekten oluşan okulda dokuz kadından biri olarak okumuş ve okulu birincilikle bitirmiştir.

Rutgers Hukuk Fakültesi ve Columbia Hukuk Fakültesi’nde profesör unvanını kazanmış; Amerika Birleşik Devletleri’nde o dönemdeki yirmiden az olan kadın hukuk profesöründen biri olmuştur.

Ruth Bader Ginsburg – Time Dergisi Kapağında

Ruth Bader Ginsburg, 1970 yılından itibaren kadın haklarına odaklanmış ve bu alanda yayın yapan bir çok dergi ve gazetede makaleleri yayınlanmıştır. Hayatını anlatan Eşitlik Savaşçısı filminde kendisini canlandıran Felicity Jones ile birlikte Ginsburg, 1972 yılında Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği’nde (ACLU) Kadın Hakları Projesi’ni başlatmış ve 1973’te projenin genel danışmanı olmuştur.  1974 yılına kadar Kadın Hakları Projesi ve ilgili ACLU projeleri, 300’den fazla cinsiyet ayrımcılığı olayıyla ilgilenmiş; 1973-1976 arasında Yüksek Mahkeme’de altı cinsiyet ayrımcılığı davasını savunmuş ve beşini kazanmıştır.

ABD’deki en büyük feminist örgüt olan National Organization for Women (Ulusal Kadın Örgütü) için 20 yıl boyunca avukatlık yapmıştır.

Başkan Jimmy Carter tarafından, 1980 yılında Columbia Bölgesi Temyiz Mahkemesine yargıç olarak atanmış, 30 Haziran 1980 – 9 Ağustos 1993 tarihleri arasında bu görevi yürütmüştür.

Yargıç Bader Ginsburg, ABD Columbia Bölgesi Temyiz Mahkemesi Hakimi olarak görev yapmıştır – 1980

Ginsburg, ABD Eski Başkanı Bill Clinton tarafından 1993 yılında ABD Yüksek Mahkemesine atanmış, 10 Ağustos 1993 tarihinde yemin ederek görevine başlamış, kadın hakları mücadelesini mahkeme üyesi olarak da sürdürmüş, en uzun süre görev yapan üye olmuştur.

Ruth Bader Ginsburg, Yüksek Mahkemede 10 Ağustos 1993 tarihinde yemin töreninde Bill Clinton ile

2013 yılında, eşcinsel evliliklerini yasaklayan yasaya karşı çıkmıştır. ABD Yüksek Mahkemesi’nin dokuz yargıcından biri olan ve kadın hakları alanındaki liderlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Cinsiyet ayrımcılığının hem erkekler hem de kadınlar için zararlı olduğunu savunmuş, cinsiyet yerine ‘toplumsal cinsiyet’ kavramını kullanmış; hukukun gelişimi için uluslararası hukuk ve normların dikkate alınmasını savunmuştur.

Ruth Bader Ginsburg’a 1999 yılında kanseri teşhisi konmuş ve ameliyat olmuştur. Eşi Martin Ginsburg 2010 yılında, kendisi ise 18 Eylül 2020, Washington, DC’de yaşamını yitirmiştir. 

Amerikan Yüksek Mahkemesi Yargıcı Ginsburg’un biyografisi, Mary Hartnett ve Wendy W. Williams tarafından 2016 yılında kitap olarak yayınlanmıştır.

Ödülleri ve Fahri Doktoraları

Ginsburg Ulusal Kadınlar Onur Listesi’ne seçilmiş,  2009 yılında En Güçlü 100 Kadından biri olarak belirlenmiştir.

Glamour dergisi tarafından 2012 Yılının Önemli Kadını ve  Time dergisi tarafından 2015 yılında En Etkili 100 kişiden biri olarak seçilmiştir.

Willamette Üniversitesi tarafından 2009 yılında, Princeton Üniversitesi tarafından 2010 yılında ve Harvard Üniversitesi  tarafından 2011 yılında fahri doktora unvanı verilmiştir.

Amerikan Yüksek Mahkemesi Yargıcı Ginsburg’un biyografisi, Mary Hartnett ve Wendy W. Williams tarafından 2016 yılında kitap olarak yayınlanmıştır.

Ruth Bader Ginsburg’un Hayatını Konu Alan Filmler 

Hayatını anlatan Eşitlik Savaşçısı ( On The Basis of Sex) isimli film 2018 yılında gösterime girmiştir. Film genç bir avukat olan Ginsburg’un Anayasa Mahkemesi’nin cinsiyet eşitliği  aleyhine verdiği bir kararı bozmaya çalıştığı hukuk mücadelesini anlatmaktadır.

Eşitlik Savaşçısı – On the Basis of Sex

Hayatını konu alan ve Julie Cohen ile Betsy West’in yönetmenliğini üstlendikleri bir belgesel RBG Oscar’a aday gösterilmiştir. Belgesel, Ginsburg’un New York’taki gençlik yıllarını, üniversite eğitimini, hukuk profesörlüğü yaptığı yılları ve Bill Clinton tarafından Yüksek Mahkeme’ye atanmasına kadar tüm hayatını konu almaktadır.

Türkiye – Fransa Ankara Sözleşmesi

0
Gazi Mustafa Kemal ve Fransız Temsilcisi Henry Franklin Bouillon Ekim 1921'de Ankara'da

Türkiye – Fransa Ankara Sözleşmesi,20 Ekim 1921 tarihinde Ankara’da imzalanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal (Tengirşenk) Bey ve Fransa hükümeti özel temsilcisi Henry Franklin-Bouillon tarafından 20 Ekim 1921’de imzalanan bu anlaşma, Fransa ve Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti arasındaki savaş durumuna son vermiştir.

Bu anlaşmayla Fransa, 1916 tarihli Sykes-Picot Antlaşması’na uygun olarak, 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr Antlaşması’yla elde ettiği Kilikya (Çukurova)’dan nihai olarak vazgeçmiş; Güney Cephesindeki savaş resmen sona ermiş ve Türkiye’nin Güney sınırı belirlenmiştir.

1921 Türkiye Fransa Ankara Antlaşması Orijinal Metin Kapağı

Fransa, yaklaşık yüzyıl önce imzalanan ve Ankara ya da Franklin-Bouillon Anlaşması olarak bilinen Türkiye – Fransa Ankara Sözleşmesi ile, Gazi Mustafa Kemal’in başında bulunduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’ni ve Misak-ı Milli’yi tanıyan ilk batılı müttefik devlet olmuştur. Daha önce Ermenistan tarafından tanınan Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti bu anlaşmayla uluslararası zeminde resmi olarak muhatap kabul edilmiştir. Sözleşme, Türkiye Cumhuriyeti Dönemi Uluslararası Antlaşmalarının ilklerindendir.

1921 Türkiye – Fransa Ankara Sözleşmesi

Madde 1

Her iki taraf işbu anlaşmanın imzalanmasından itibaren aralarında harbin sona ereceğini bildirirler. Ordular, mülki memurlar, ahali keyfiyetten derhal haberdar edilecektir.

1921 Türkiye Fransa Ankara Antlaşması Orijinal Metin

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Madde 2

İşbu anlaşmanın imzasını müteakip, her iki tarafın harp esirleriyle mevkuf veya mahbus Türk, Fransız bütün şahıslar serbest bırakılacak ve kendilerini, tevkif eden taraf yol masrafını ödeyerek gösterilecek en yakın şehre gönderilecektir.

Madde 3

İşbu anlaşmanın imzasından başlayarak, en geç iki ay içinde Fransız kıtaları 8. maddede de yazılı hattın güneyine ve Türk kıtaları da kuzeyine çekileceklerdir.

Madde 4

 3. maddede belirtilen müddet zarfında seçilecek bir karma komisyon bu maddenin ne şekilde tatbik olunacağını tespit edecektir.

Madde 5

Her iki taraf boşaltılan arazide, buranın işgalini müteakip genel af ilan edecektir.

Madde 6

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Misak-ı Milli’de açıkça tanınan azınlıklar haklarının, bu hususta müttefikler ile bunların düşmanları ve bazı dostlar arasında yapılmış mukavelelerdeki esaslara dayanarak, kendi tarafından teyit olunacağını bildirir.

Madde 7

İskenderun Bölgesi (Hatay) için özel bir idare usulü tesis olunacaktır. Bu mıntıkanın Türk ırkından olan ahalisi kültürlerinin inkişafı için her türlü teşkilattan faydalanacaklardır. Türk lisanı orada resmi dil olacaktır.

Madde 8

3. maddede zikredilen hat: İskenderun Körfezi’nde Payas’tan başlayarak Meydan-ı Ekbez-Kilis-Çobanbeyli istasyonuna gidecek ve demiryolu Türkiye’de kalmak üzere Çobanbeyli’den Nusaybin’e varacaktır. Payas ile Meydan-ı Ekbez ve Çobanbeyli istasyonları Suriye’de kalacaktır. İşbu anlaşmanın imzasından itibaren bir ay içinde mezkur hattı tespit etmek üzere her iki taraf delegelerinden mürekkeb bir komisyon seçilecek ve bu komisyon tespit muamelesine nezaret edecektir.

Madde 9

Osmanlı sülalesinin kurucusu Sultan Osman’ın dedesi Süleyman Şah’ın Caber kalesinde bulunan ve Türk mezarı ismiyle belirli türbesi müştemilatı ile Türkiye’nin malı olacak ve Türkiye oraya muhafızlar koyacak ve Türk bayrağı çekecektir.

Madde 10

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Pozantı ile Nusaybin arasındaki Bağdat demiryolu parçasını, Adana ilinde yapılmış bulunan şubelerin işletme hakları ile beraber bütün ticaret ve ulaştırma işlerini Fransa Hükümeti’nin göstereceği bir Fransız grubuna vermesini kabul eder. Türkiye Hükümeti Meydan-ı Ekbez’den Çobanbeyli’ye kadar Suriye arazisinde demiryolu ile askerî ulaştırma yapacaktır.

Madde 11

İşbu anlaşma yürürlüğe girdikten sonra seçilecek bir karma komisyon Türkiye ile Suriye arasındaki gümrük işlerini düzenleyecek, bu işlem yapılıncaya kadar her iki hükümet hareketinde serbest olacaktır.

Madde 12

 Türkiye ve Suriye, Kırık suyundan hakkaniyet üzere faydalanacaklardır. Suriye Hükümeti, masrafı kendisine ait olmak üzere Fırat nehrinin Türkiye kısmından su alabilecektir.

Madde 13

Madde 8’de belirtilen hududun her iki tarafında oturan yerli ve yarı göçebe halk buradaki otlaklardan faydalanacak veya emlak, araziye sahip bulunanlar eskisi gibi haklarını kullanmaya devam edeceklerdir. Bunlar işletme ihtiyaçları için serbestce ve hiçbir gümrük veya otlak resmi ve ne de başka bir resim vermeksizin hayvanlarını, araçlarını, tohumlarını ve bitkilerini taşıyabileceklerdir. Bunlara ait vergileri oturdukları memlekette ödemeleri kararlaştırılmıştır.

Nutuk’un

1921 Türkiye – Fransa Ankara Sözleşmesi İlgili Bölümü

Efendiler, Sakarya Zaferinden sonra, Batı ile yaptığımız olumlu ve verimli temas ve görüşmeler Ankara Anlaşması (178) ile sonuçlanmıştır. Bu anlaşma Ankara’da, 20 Ekim 1921’de imza edilmiştir. Bu konuda özet halinde bir bilgi vermek için, kısa bir açıklamada bulunayım:
Bekir Sami Bey’in başkanlığındaki delegeler hey’etinin gittiği Londra Konferansı’ndan sonra, bildiğiniz üzere, İkinci İnönü Zaferiyle sonuçlanan Yunan taarruzu geri püskürtülmüştü. Bir zaman için, askerî durum sakinleşti. Rusya ile, Moskova
Anlaşması imzalanmış ve doğudaki durumumuz açıklık kazanmıştı. İtilâf Devletleri’nden de millî ilkelerimize saygılı olabileceklerle anlaşmanın yararlı olacağı düşünülmekteydi. Adana, Antep ve dolaylarını yabancı işgalinden kurtarmak, bizce önemli görülmekteydi.
Çeşitli sebeplerle, Suriye’den başka, bu adı geçen illeri işgalleri altında bulunduran Fransızların da, bizimle anlaşma eğiliminde oldukları anlaşılıyordu. Gerçi, Bekir Sami Bey’in, Mösyö Briand (Briyan)’la yaptığı fakat millî olmayan anlaşma reddedilmiş idiyse de, ne Fransızlar ne de biz çarpışmaları sürdürmeye istekli değildik.
Bu yüzden her iki taraf biribiriyle görüşme yollarını aramaya başladı. Fransız Hükûmeti, eski bakanlardan Mösyö Franklin Bouillon (Franklen Buyon)’u önce gayri resmî olarak Ankara’ya göndermişti. 9 Haziran 1921 tarihinde Ankara’ya gelen Mösyö Franklin Bouillon ile Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey ve Fevzi Paşa Hazretleri’nin de katılmasıyla, bizzat iki hafta süren görüşmeler yaptım.
Biribirimizi tanımakla geçen özel bir buluşmadan sonra, 13 Haziran 1921 Pazartesi günü, Ankara istasyonundaki bana ait dairede yaptığımız ilk toplantıda görüşmelerimizin hareket noktasını belirtmek gerektiğinden söz ederek konuşmaya başladık. Ben, bizim için hareket noktasının Misak-ı Millî’de tespit edilen ilkeler olduğunu ortaya attım.
Mösyö Franklin Bouillon, ilkeler üzerindeki tartışmanın güçlüklerini ileri sürerek, Sévres Antlaşması’nın bir oldubitti olarak ortada bulunduğunu söyledikten sonra, Londra’da Bekir Sami Bey’le Mösyö Briand’ın yaptıkları anlaşmayı temel almanın ve bu anlaşmanın Misak-ı Millî’ye aykırı olan noktaları üzerinde tartışmanın yerinde olacağı görüşünü savundu.
Bu teklifinde haklı olduğunu göstermek için, Londra’ya giden delegelerimizin Misak-ı Millî’den söz etmediklerini, Misak-ı Millî’nin ve Millî Mücadele’nin, değil Avrupa’da, daha İstanbul’da bile değeri anlaşılamamış olduğunu söyledi.
Ben verdiğim cevaplarda dedim ki: «Eski Osmanlı İmparatorluğu’ndan yeni bir Türk Devleti doğmuştur. Bunu tanımak gerekir. Bu yeni Türkiye, her bağımsız devlet gibi haklarını tanıtacaktır. Sévres Antlaşması Türk milleti için öylesine uğursuz bir idam kararnâmesidir ki, onun bir dost ağzından çıkmamasını dileriz.
Bu konuşmamız sırasında bile Sévres Antlaşmasını ağzıma almak istemem. Sévres Antlaşması’nı kafasından çıkarmayan milletlerle güven temeline dayanan ilişkilere girişemeyiz.
Bize göre böyle bir antlaşma yoktur. Londra’ya giden delege hey’etimizin başkanı eğer bundan bahsetmemişse, verdiğimiz talimat ve yetki çerçevesinde hareket etmemiş demektir. Yanlış iş görmüştür. Bu yanlışlık yüzünden Avrupa ve özellikle Fransız kamuoyunda ters etkiler doğduğu görülüyor.
Bekir Sami Bey’in gittiği yoldan hareket edersek, biz de aynı yanlışlığı yapmış oluruz. Avrupa’nın Misak-ı Millî’den haberdar olmamasına imkân yoktur. Avrupa Misak-ı Millî deyimini öğrenmemiş olabilir. Fakat, yıllardan beri kan döktüğümüzü gören Avrupa ve bütün dünya, şu kanlı mücadelelerin neden ileri geldiğini elbette düşünmektedir.
İstanbul’un Misak-ı Millî’den ve Millî Mücadele’den haberi olmadığı yolundaki sözler doğru değildir. İstanbul halkı, bütün Türk milleti gibi, Millî Mücadele’yi bilmektedir ve ondan yanadır. Bu mücadeleyi bilmezlikten gelen ve ona karşı görünen kimselerle bunların yardakçıları azdır ve milletçe de tanınmaktadır.»
Franklin Bouillon, Bekir Sami Bey’in kendisine verilen talimat ve yetki dışına çıkarak hareket etmiş olduğu yolundaki sözlerim üzerine dediler ki, «bunu açıklayabilir miyim?» Sözlerimi istediği yerlere bildirip anlatabileceğini söyledim.
Mösyö Franklin Bouillon, Bekir Sami Bey’le yapılan anlaşmadan ayrılmamak için mazeret ileri sürerken, Bekir Sami Bey’in bir Misak-ı Millî olduğundan ve onun sınırları dışına çıkamayacağından söz etmediğini, eğer bundan söz etmiş olsaydı, o zaman ona göre görüşülüp gerektiği şekilde hareket edilebileceğini; ancak, şimdi durumun güçleştiğini tekrarladı.
Batıdaki kamuoyu, bu Türkler, delegeleri vasıtasıyla bunu niçin dile getirmemişler de şimdi yeni yeni meseleler çıkarıyorlar» diyeceklerdir.
Nihayet, uzun görüşme ve tartışmalardan sonra, Mösyö Franklin Bouillon, Misak-ı Millî’yi okuyup anladıktan sonra yeniden görüşmek üzere, toplantının ertelenmesini teklif etti. Ondan sonra Misak-ı Millî’nin maddeleri baştan sona kadar birer birer okunarak görüşme ve tartışmaya devam edildi.
Üzerinde en çok durulan nokta, kapitülasyonların kaldırılması ve istiklâlimizin tam olarak sağlanmasını isteyen madde oldu. Mösyö Franklin Bouillon, bu meselelerin incelenmesi ve üzerinde durulması gerektiğini bildirdi. Ben bu noktaya cevap verdim. Söylediklerimin özeti şuydu: «Tam istiklâl, bizim bugün üzerimize aldığımız görevin can damarıdır. Bu görev, bütün millete ve tarihe karşı yüklenilmiştir.
Bu görevi yüklenirken, ne ölçüde başarılabileceği üzerinde hiç şüphe yok ki çok düşündük. Fakat sonunda vardığımız kanaat ve inanç, bunda başarılı olabileceğimizdir. Biz, böyle işe başlamış adamlarız. Bizden öncekilerin yaptıkları yanlışlıklar yüzünden, milletimiz sözde var sanılan istiklâline gerçekte sahip değildi. Şimdiye kadar Türkiye’yi medeniyet dünyasında kusurlu gösteren neler düşünülebilirse, hep bu yanlışlıktan ve bu yanlışlığa boyun eğmekten ileri gelmektedir.
Bu yanlışlığa boyun eğmenin sonucu, mutlaka, memleket ve milletin bütün haysiyetini ve bütün yaşama kabiliyetini kaybetmesine ve ondan yoksun kalmasına yol açabilir. Biz, yaşamak isteyen, haysiyet ve şerefiyle yaşamak isteyen bir milletiz. Bir yanlışlığa boyun eğme yüzünden bu vasıflardan yoksun kalmaya katlanamayız.
Aydın olsun cahil olsun, istisnasız milletimizin bütün fertleri, belki işin içindeki güçlüğü iyice kavramamış olsalar bile, bugün yalnız tek bir nokta etrafında toplanmış ve fakat sonuna kadar kanını akıtmaya karar vermiştir. O nokta, istiklâlimizin tam olarak kazanılması ve devam ettirilmesidir.
Tam istiklâl demek, elbette, siyasî, malî, iktisadî, adlî, askerî, kültürel v.b. her alanda tam bir bağımsızlığa ve hürriyete kavuşmak demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde istiklâlden yoksun kalmak, millet ve memleketin gerçek anlamıyla bütün istiklâlinden yoksun kalması demektir.
Biz, bunu elde etmeden barış ve huzura kavuşacağımız inancında değiliz. Şekil ve usullere uyarak barış yapabiliriz, anlaşma yapabiliriz. Ancak, istiklâlimizi tam olarak sağlamayacak olan bu gibi barışlar, uyuşma ve anlaşmalarla, milletimiz hiçbir vakit varlığına ve huzura kavuşamayacaktır. Belki de silâhlı mücadelesini bırakarak, yıkıma sürüklenmeye razı olacaktır.
Eğer milletimiz buna razı olsaydı, bunu kabul edebilecek yaratılışta bulunsaydı, iki yıldan beri mücadele etmeye hiç de gerek kalmazdı. Daha ateşkes anlaşmasının ertesinde harekete geçmemek olabilirdi.
Mösyö Franklin Bouillon, bu sözlerim karşısında, ciddî ve samimî olarak bazı görüşler ileri sürdü ve en sonunda da bunun zaman meselesi olduğu görüşünü belirtti.
Efendiler, Mösyö Franklin Bouillon ile önemli ve ikinci derecede kalan sorunlar üzerinde günlerce ve günlerce görüştük. Sonuç olarak biribirimizi, düşüncelerimizle, duygularımızla ve tutumlarımızla anlayabildik sanırım. Fakat Fransız Hükûmetiyle Türk
Millî Hükûmeti arasında, kesin anlaşma noktalarının tespit edilebilmesi için biraz daha zaman geçmesi zarurî oldu. Ne bekleniyordu? Belki de, Türk millî varlığının Birinci ve İkinci İnönü Muharebesi’nden sonra daha büyücek bir eserle ispatlanmış olması!.. Gerçekten de, Mösyö Franklin Bouillon’un kesin karara vararak imza ettiği Ankara Anlaşması, büyük ve kanlı Sakarya Meydan Muhaberesi’nden otuz yedi gün sonra, arz etmiş olduğum gibi, 20 Ekim 1921’de doğmuş olan bir belgedir.
Bu anlaşma ile, siyasî, iktisadî, askerî v.b. hiçbir alanda bağımsızlığımızdan hiçbir şey feda etmeksizin, vatan topraklarımızın değerli parçalarını işgalden kurtarmış olduk. Bu anlaşma ile millî davamız ilk defa olarak Batı devletlerinden biri tarafından onaylanmış ve açıklanmış oldu.
Mösyö Franklin Bouillon, bundan sonra da birkaç kere Türkiye’ye gelmiş, Ankara’da ilk günlerde aramızda kurulan dostluk duygularını belirtme yolları aramıştır.

Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kanunu

0

Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kanunu

Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun adıyla 5176 sayılı ve 25.05.2004 tarihli kanun olarak çıkarılmıştır.

 

MADDE 1.- Bu Kanunun amacı, kamu görevlilerinin uymaları gereken saydamlık, tarafsızlık, dürüstlük, hesap verebilirlik, kamu yararını gözetme gibi etik davranış ilkeleri belirlemek ve uygulamayı gözetmek üzere   Kamu Görevlileri Etik Kurulunun kuruluş, görev ve çalışma usul ve esaslarının belirlenmesidir.

Bu Kanun, genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeli kuruluşlar, mahalli idareler ve bunların birlikleri, kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul başkan ve üyeleri dahil tüm personeli kapsar.

Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri,  Bakanlar Kurulu üyeleri, Türk Silahlı Kuvvetleri ve yargı mensupları ve üniversiteler  hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.

Kuruluş

MADDE 2.-  Bu Kanunda yazılı görevleri yerine getirmek üzere Başbakanlık bünyesinde Kamu Görevlileri Etik Kurulu (Kurul) kurulmuştur.

Bakanlar Kurulu, bu Kanun kapsamındaki konularda her türlü kararları almak ve uygulamak üzere;

  1. a) Bakanlık görevi yapmış olanlar arasından bir üye,
  2. b) İl belediye başkanlığı yapmış olanlar arasından bir üye,
  3. c) Yargıtay, Danıştay, Sayıştay üyeliği görevlerinden emekliye ayrılanlar arasından üç üye,
  4. d) Müsteşarlık, büyükelçilik, valilik, bağımsız ve düzenleyici kurul başkanlığı görevlerinde bulunmuş veya bu görevlerden emekliye ayrılanlar arasından üç üye,
  5. e) Üniversitelerde rektörlük veya dekanlık görevlerinde bulunmuş öğretim üyeleri veya bunların emeklileri arasından iki üye,
  6. f) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında en üst kademe yöneticiliği yapmış olanlar arasından bir üye,

Olmak üzere toplam onbir üyeyi biri Başkan olmak üzere seçer ve atar.

Kurul başkan veya üyeliğine atanacaklar hakkında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası hükmü ile ek 68 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uygulanmaz ve bu kişiler Kurulda emekli aylıkları kesilmeksizin çalıştırılır.

Üyelerin görev süresi dört yıldır. Süresi dolan üyeler Bakanlar Kurulunca yeniden seçilebilirler. Kurul üyelerinin görev süresi dolmadan görevlerine son verilemez. Ancak üyeler, ciddi bir hastalık veya sakatlık nedeniyle iş görememeleri veya atamaya ilişkin şartları kaybetmeleri halinde, atandıkları usule göre süresi dolmadan görevden alınır. Üyeler, görevi kötüye kullanmaktan veya yüz kızartıcı bir suçtan mahkûm olmaları halinde ise Başbakan onayıyla görevden alınır. Görevden alma nedeniyle veya süresi dolmadan herhangi bir sebeple boşalan Kurul üyeliklerine bir ay içerisinde Bakanlar Kurulunca yeniden atama yapılır. Bu şekilde atanan üye, yerine atandığı üyenin görev süresini tamamlar.

Kurul, Başkanın daveti üzerine en az altı üyeyle toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğunun aynı yöndeki oyu ile karar verir. Toplantı kararları ilgililere duyurulur. Kurul ayda dört defa toplanır. Kurul Başkan ve üyelerinin toplantılara katılmaları esastır. Arka arkaya üç toplantıya veya bir yıl içinde toplam on toplantıya katılmayan üyeler istifa etmiş sayılırlar.

Kurulun sekretarya hizmetleri Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir.

Kurul Başkan ve üyelerine, 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümleri saklı kalmak koşuluyla, fiilen görev yapılan her gün için (3000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda huzur hakkı ödenir. Bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz.

Huzur hakkı ve Kurulun diğer ihtiyaçları için her yıl Başbakanlık bütçesine gerekli ödenek konulur.

Kurulun görevleri

MADDE 3.- Kurul, kamu görevlilerinin görevlerini yürütürken uymaları gereken etik davranış ilkelerini hazırlayacağı yönetmeliklerle belirlemek,  etik davranış ilkelerinin ihlâl edildiği iddiasıyla re’sen veya  yapılacak başvurular üzerine gerekli inceleme ve araştırmayı yaparak sonucu ilgili makamlara bildirmek, kamuda etik kültürünü yerleştirmek üzere çalışmalar yapmak veya yaptırmak ve bu konuda yapılacak çalışmalara destek olmakla görevli ve yetkilidir.

Kurula veya yetkili disiplin kurullarına başvuru

MADDE 4.- Bu Kanun kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarında etik davranış ilkelerine aykırı uygulamalar bulunduğu iddiasıyla, en az genel müdür veya eşiti seviyedeki kamu görevlileri hakkında Kurula başvurulabilir. Hangi unvanların genel müdür eşiti sayılacağı kurum ve kuruluşların teşkilât yapısı ve yürüttükleri hizmetlerin niteliği dikkate alınarak Kurul tarafından belirlenir.

Diğer kamu görevlilerinin, etik davranış ilkelerine aykırı uygulamaları bulunduğu iddiasıyla yapılacak başvurular, ilgili kurumların yetkili disiplin kurullarında, Kurul tarafından çıkarılan yönetmeliklerde belirlenen etik davranış ilkelerine aykırılık olup olmadığı yönünden değerlendirilir. Değerlendirme sonucu alınan karar, ilgililere ve başvuru sahibine bildirilir.

Başvurular, 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunda belirlenen esaslara göre, medeni hakları kullanma ehliyetine sahip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile Türkiye’de ikamet eden yabancı gerçek kişiler tarafından yapılabilir. Ancak, kamu görevlilerini karalama amacı güden, haklı bir gerekçeye dayanmayan, başvuru konusuyla ilgili yeterli bilgi ve belge sunulmamış başvurular değerlendirmeye alınmaz.

Yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış bulunan uyuşmazlıklar hakkında Kurula veya yetkili disiplin kurullarına başvuru yapılamaz. İnceleme sırasında yargı yoluna gidildiği anlaşılan başvuruların işlemi durdurulur.

İnceleme ve araştırma

MADDE 5. – Kurul, başvurular hakkındaki inceleme ve araştırmasını etik davranış ilkelerinin ihlâl edilip edilmediği çerçevesinde yürütür. Kurul, kendisine şikâyet veya ihbar yoluyla ulaşan  başvurular  üzerine yapacağı inceleme ve araştırmayı en geç üç ay içinde sonuçlandırmak zorundadır.

Kurul, inceleme ve araştırma sonucunu ilgililere ve  Başbakanlık Makamına yazılı olarak bildirir.

Kurul, başvuruya konu işlem veya eylemi gerçekleştiren kamu görevlisinin, etik davranış ilkelerine aykırı işlem veya eylemi olduğunu tespit etmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde, bu durumu Başbakanlık, Kurul kararı olarak Resmi Gazete aracılığıyla kamuoyuna duyurur. Ancak, Kurul kararlarının yargı tarafından iptali halinde Kurul, yargı kararını yerine getirir ve Resmi Gazetede yayımlatır.

Bu Kanuna göre yapılan inceleme ve araştırmalar, genel hükümlere göre ceza kovuşturmasına veya  tâbi oldukları personel kanunları hükümlerine göre disiplin kovuşturmasına engel teşkil etmez.

Bilgi ve belge istenmesi

MADDE 6.- Bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşları, Kurulun başvuru konusu ile ilgili olarak istediği bilgi ve belgeleri vermek zorundadırlar.

Kurul, bu Kanunun kapsamındaki kuruluşlardan ve özel kuruluşlardan ilgili temsilcileri çağırıp bilgi alma yetkisine sahiptir.

Yönetmelik

MADDE 7.- Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin hususlar, Kurulca hazırlanacak yönetmeliklerle belirlenir. Kurul tarafından hazırlanacak yönetmelikler Başbakan onayı ile yürürlüğe konulur.

MADDE 8.- 19.4.1990 tarihli ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 9 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Ancak, Kamu Görevlileri Etik Kurulu mal bildirimlerini gerektiğinde inceleme yetkisine sahiptir. Mal bildirimlerindeki bilgilerin doğruluğunun kontrolü amacıyla ilgili kişi ve kuruluşlar (bankalar ve özel finans kurumları dahil) talep edilen bilgileri en geç otuz gün içinde Kurula vermekle yükümlüdürler.

MADDE 9.- 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 29 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Kamu Görevlileri Etik Kurulu, hediye alma yasağının kapsamını belirlemeye ve en az genel müdür veya eşiti seviyedeki üst düzey kamu görevlilerince alınan hediyelerin listesini gerektiğinde her takvim yılı sonunda bu görevlilerden istemeye yetkilidir.

Yürürlük

MADDE 10. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 11. – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Sosyal Güvenlik (Asgari Standartlar) Sözleşmesi

0
ILO 102 No’lu Sosyal Güvenlik (Asgari Standartlar) Sözleşmesi

Sosyal Güvenlik (Asgari Standartlar) Sözleşmesi, 28 Haziran 1952 tarihinde  Uluslararası Çalışma Örgütü-ILO tarafından kabul edilmiş, 29 Temmuz 1971 tarihli ve 1451 yasa ile onaylanarak Resmi Gazetenin 15 Ekim 1974 tarihli sayısı ile yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Türkiye, Sözleşmenin 2. maddesinin (b) fıkrasında öngörüıen yetkiye dayanarak, sadece hastalık ödeneklerine ilişkin III’ncü, ihtiyarlık yardımlarına ilişkin V nci, iş kazalarıyla meslek hastalıkları halinde yapılacak yardımlara ilişkin VI ncı, malüliyet yardımlarına ilişkin IX uncu ve ölüm yardımlarına ilişkin X ncu bölümlerine ait mükellefiyetlerin kabulü, sağlık yardımlarına ilişkin II nci ve analık yardımlarına ilişkin VIII inci bölümlere ait mükellefiyetlerin ise sözleşmenin 3. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak 9. maddesinin (d) fıkrası ile 48. maddenin (c) fıkrasındaki geçici istisna hükümlerinden yararlanmak suretiyle kabulü kaydıyla onaylamıştır.

ILO Kabul Tarihi: 28 Haziran 1952
Kanun Tarih ve Sayısı: 29 Temmuz 1971 / 1451
Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 10 Ağustos 1971 / 13922
Bakanlar Kurulu Kararı Tarih ve Sayısı: 1 Nisan 1974 / 7-7964
Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 15 Ekim 1974 / 15037

Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Konferansı, Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından Cenevre’de toplantıya davet olunarak, 4 Haziran 1952 tarihinde yaptığı 35 inci toplantısında,

Toplantı gündeminin 5 inci maddesini teşkil eden sosyal güvenliğin asgari normları konusundaki muhtelif teklifleri kabule karar vererek,

Bu tekliflerin bir Milletlerarası Sözleşme şeklini alması gerektiğini tesbit ederek,

Yirmi sekiz Haziran bin dokuz yüz elli iki tarihinde “1952 Sosyal Güvenlik (Asgari Normlar) Sözleşmesi” olarak isimlendirilecek olan aşağıdaki Sözleşmeyi kabul etmiştir.

BÖLÜM I

GENEL HÜKÜMLER

MADDE 1

Bu Sözleşmede,

a. “Mevzuatla tayin olunan” tabiri, milli mevzuatla veya milli mevzuat gereğince tayin olunan demektir.

b. “İkamet” tabiri, mutad olarak Üye Devletin, ülkesi üzerinde ikameti, “Mukim” tabiri de, mutad olarak Üye Devletin ülkesi üzerinde ikamet eden kimseyi ifade eder

c. “Karı” tabiri, geçimi koca tarafından sağlanan karı demektir

d. “Dul Kadın” tabiri, kocasının ölümü tarihinde geçimi kocası tarafından sağlanan kadın demektir.

e. “Çocuk” tabiri, mevzuatla tayin edilen şekle göre, tahsil mecburiyetinin sona erdiği yaşın altındaki bir çocuk veya 15 yaşını doldurmamış bir çocuk demektir.

f. “Staj Devresi” tabiri, mevzuatla tayin edilen şekle göre, bir prim ödeme devresi, bir çalışma devresi, bir ikamet devresi veya bunların herhangi bir şekildeki terkibi demektir

10, 34 ve 49 uncu maddelerin tatbikatında, “yardım” tabiri, ya ilgiliye doğrudan doğruya sağlanan sağlık yardımları veya ilgilinin yaptığı masrafların kendisine ödenmesi şeklindeki bilvasıta yardımlar manasına gelir

MADDE 2

İşbu Sözleşmeyi tatbik eden her üye,

I) 1. bölümü

II) IV.V.VI.IX ve X. bölümlerden en az birisi dahil olmak şartiyle II. III. IV. VI. VII. VIII. IX ve X. bölümlerden en az üçünü;

III) XI. XII. XIII. bölümlerin bunlarla ilgili hükümlerini,

IV) XIV. bölümü tatbik etmeye,

Sözleşmenin II – X. bölümlerinde yazılı mükellefiyetlerden hangilerini kabul ettiğini, tasdik vesikasında belirtmeye mecburdur.

MADDE 3

Ekonomisi ve tedavi imkanları yeter derecede gelişmemiş olan bir Üye, yetkili makam dilerse ve bu makamın lüzum gördüğü müddetçe, tasdik vesikasına ekleyeceği bir beyanla aşağıda yazılı maddelerde derpiş olunan muvakkat istisnalardan faydalanma hakkını mahfuz tutabilir:

9 d); 12 (2); l5 d); 18 (2); 21c); 27 d); 33 b); 34 (3); 41 d); 48 c); 55 d) ve 61 d).

Bu maddenin 1. paragrafına göre bir beyanda bulunan her Üye Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Ana Statüsünün 22 nci maddesine göre vermeye mecbur olduğu, bu Sözleşmenin tatbikatı hakkındaki yıllık raporunda, faydalanma hakkını mahfuz tuttuğu istisnalardan her birisi için,

a. Bu istisnanın dayandığı sebeplerin devam ettiğini;

b. Veya, bahis konusu istisnadan faydalanma hakkından belirli bir tarihten itibaren vazgeçtiğini, bildirir.

MADDE 4

İşbu Sözleşmeyi tasdik etmiş olan her üye, II – X. bölümlerden tasdik vesikasında evvelce belirtilmemiş olanların bir veya bir kaçının tahmil ettiği mükellefiyetleri kabul ettiğini Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne sonradan bildirebilir

Bu maddenin 1. paragrafında derpiş edilen taahhütler tasdik vesikasının ayrılmaz cüzü olarak kabul edilir ve bildirme tarihinden itibaren aynı kuvveti haiz olur

MADDE 5

Bir Üyenin, tasdik vesikasında yer alan II – X. bölümlerden herhangi birinin tatbikatı bakımından işçi ve hizmetlilerin veya mukimlerin muayyen bir yüzde nispetinden yukarı sayıda işçi ve hizmetli veya mukimlerin muayyen bir yüzde nispetinden yukarı sayıda işçi ve hizmetli veya mukim kategorilerini korumakla mükellef olması halinde, Üye mezkur bölümün tatbikini taahhüt etmeden önce, istenilen nisbete ulaşılmış olduğundan emin bulunması lazımdır.

MADDE 6

Bu sözleşmenin II, III, IV, V, VIII (Sağlık yardımlarına taallük eden hususlarda), IX ve X. bölümlerinin tatbikatı bakımından, bir Üye milli mevzuata göre mecburi olmayan sigortalarla sağlanan himayeyi de hesaba katabilir.

Amme mercileri tarafından mürakabe edilmesi veya mevzuatla tayin edilen esaslara uygun olarak, işverenlerle çalışanlar tarafından müştereken idare olunması;

Kazançları, kalifiye bir erkek işçinin kazancını aşmayan kimselerin mühim bir kısmını şumülüne alması;

İcabında, diğer himaye şekilleriyle birlikte, Sözleşmenin ilgili hükümlerine uygun bulunması; lazımdır.

BÖLÜM II

SAĞLIK YARDIMLARI

İSTİSNA HÜKMÜNE GÖRE

MADDE 7

Sözleşmenin bu bölümünü tatbik eden her Üye, korunan kimselere sağlık durumları gerektirdiği zaman, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak, koruyucu mahiyette veya tedavi şeklinde sağlık yardımları yapılmasını teminat altına alır

MADDE 8

Yardım yapılacak hal, sebebi ne olursa olsun hastalık hali ile gebelik, doğum ve bunların doğurduğu neticelerdir.

MADDE 9

Korunan kimseleri,

a. Bütün işçi ve hizmetlilerin yüzde ellisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen işçi ve hizmetli kategorileriyle bunların kan ve çocukları;

b. Veya, bütün mukimlerin yüzde yirmisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen faal nüfus kategorileriyle bunların karı ve çocukları;

c. Veya, bütün mukimlerin yüzde ellisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan mukim kategorileri

d. Veya, 3 üncü maddeye göre bir beyanın yapılmış olması halinde, en az 20 kişi çalıştıran sınai işyerlerindeki işçi ve hizmetlilerin yüzde ellisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmetli kategorileriyle bunların karı ve çocukları; teşkil eder

MADDE 10

Yardımlar en az şunlardır:

a. Hastalık halinde:

I) Evde yapılacak muayeneler dahil, pratisyen hekimler tarafından yapılacak muayene ve tedaviler;

II) Mütehassıs hekimler tarafından, hastanelerde yatarak veya ayakta yapılacak muayene ve tedavilerle hastane dışında sağlanabilecek tedaviler

III) Hekim reçetesiyle lüzum gösterilen ilaçların temini;

IV) Lüzumu halinde, hastaneye yatırma;

b. Gebelik, doğum ve bunlardan ileri gelen hastalık ve arızalarda;

I) Doğumdan evvel, doğum esnasında ve doğumdan sonra, bir hekim veya diplomalı ebe tarafından yapılacak muayene ve tedaviler;

II) Lüzumu halinde, hastaneye yatırma.

Yardımdan faydalananlar veya bunların aile reisleri, hastalık halinde yapılacak sağlık yardımı masraflarına iştirak ettirilebilir. Bu iştirake taallük eden esaslar ilgiliye ağır bir yük teşkil etmeyecek şekilde tesbit edilmelidir.

Bu madde gereğince yapılacak yardımlar, korunan kimsenin sağlığını korumaya, çalışma gücünü iadeye ve şahsi ihtiyaçlarını karşılayabilme kabiliyetini artırmaya matuftur

Sağlık yardımlarının ifasiyla görevli Devlet daireleri veya müesseseler, korunan kimseleri, amme idareleri tarafından veya bu idarelerce yetkili kabul edilmiş diğer teşekküller tarafından, kendi hizmetlerine arz edilen umumi sağlık müesseselerine müracaat etmeye, uygun görülebilecek her türlü vasıtalarla, teşvik ederler.

MADDE 11

10 uncu madde de belirtilen yardımlar, suistimali önlemek için, lüzumlu sayılabilecek asgari bir staj süresinin tamamlamış olan sigortalılara ve bunların hak sahibi kimselerine temin olunur.

MADDE 12

10 uncu maddede belirtilen yardımlar vak’anın devamı süresince sağlanır; ancak, hastalık halinde her yaka için yardım süresi 26 hafta olarak tahdit edilebilir; Şu kadar ki, hastalık ödeneği verilmesine devam olunduğu sürece, sağlık yardımları durdurulamaz ve uzun tedaviyi gerektirdiği milli mevzuatla kabul edilen hastalıklarda yukarıda yazılı sürenin uzatılması için hükümler vaz olunur.

  1. maddeye göre bir beyanın yapılmış olması halinde, yardım süresi vak’a başına 13 hafta olarak tahdit edilebilir.

BÖLÜM III

HASTALIK ÖDENEKLERİ

MADDE 13

Sözleşmenin bu bölümünü tatbik eden her üye, korunan kimselere, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak hastalık ödeneği verilmesini teminat altına alır

MADDE 14

Yardım yapılacak hal, hastalıktan ileri gelen ve milli mevzuatta belirtildiği şekilde, kazancın muvakkaten durmasını mucip olan iş göremezlik halidir

MADDE 15

Korunan kimseleri,

a. Bütün işçi ve hizmetlilerin yüzde ellisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmetli kategorileri;

b. Veya, bütün mukimlerin yüzde yirmisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan faal nüfus kategorileri;

c. Veya, olay esnasındaki geçim kaynakları 67 nci madde hükümlerine uygun bir şekilde mevzuatla tayin olunan hadleri aşmayan bütün mukimler;

d. Veya, 3 üncü maddeye göre bir beyanın yapılmış olması halinde, en az 20 kişi çalıştıran sınai işyerlerindeki işçi ve hizmetlilerin yüzde ellisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmetli kategorileri; teşkil eder

MADDE 16

Korunan kimselerin işçi ve hizmetli veya faal nüfus kategorilerinden müteşekkil olması halinde, yardım, 65 veya 66 ncı maddeler hükümlerine uygun olarak hesaplanan bir periyodik ödeme şeklinde olur.

Olay esnasındaki geçim kaynakları muayyen hadleri aşmayan bütün mukimlerin korunmuş olması halinde, yardım 67 nci madde hükümlerine uygun olarak hesaplanan bir periyodik ödeme şeklinde olur.

MADDE 17

16 ncı maddede belirtilen yardım, en az suistimali önlemek için lüzumlu sayılabilecek bir staj süresini tamamlamış olan kimselere temin edilir.

MADDE 18

16 ncı maddede belirtilen yardım, vakanın devamı süresince sağlanır Ancak bu yardım her hastalık yakası için 26 hafta olarak tahdit edilebilir ve ilk üç gün içinde ödenek verilmeyebilir.

3 üncü madde gereğince bir beyanın yapılmış olması halinde, yardım süresi,

a. Bir yıl içinde hastalık ödeneği verilen günler toplamı aynı yıl içinde korunan şahıslar sayısı ortalamasının on katından daha az olmamak üzere tesbit edilecek bir süre;

b. Veya, her yaka için 13 hafta (İlk üç gün ödenek verilmiyebilir);

olarak tahdit edilebilir

BÖLÜM IV

İŞSİZLİK YARDIMLARI

MADDE 19

Sözleşmenin bu bölümünü tatbik eden her Üye korunan kimselere, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak işsizlik yardımları yapılmasını teminat altına alır

MADDE 20

Yardım yapılacak hal, çalışmaya muktedir ve İş alamaya hazır bulunan bir kimsenin, uygun bir iş bulma imkansızlığı sebebiyle ve milli mevzuatta tarif olunduğu şekilde, kazancın muvakkaten durması halidir.

MADDE 21

Korunan kimseleri,

a. Bütün işçi ve hizmetlilerin yüzde ellisinden az olmamak üzere, milli mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmetli kategorileri;

b. Veya, olay esnasındaki geçim kaynakları 67 nci madde hükümlerine uygun olarak mevzuatla tayin edilen hadleri aşmıyan bütün mukimler;

c. Veya, 3 üncü madde gereğince bir beyan yapılmış olması halinde en az 20 kişi çalıştıran sınai işyerlerindeki işçi ve hizmetlilerin %50 sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen işçi ve hizmetli kategorileri; teşkil eder.

MADDE 22

Korunan kimselerin işçi ve hizmetli kategorilerinden müteşekkil olması halinde, yardım, 65 veya 66 ncı maddeler hükümlerine uygun olarak hesaplanan bir periyodik ödeme şeklinde olur.

Olay esnasındaki geçim kaynakları muayyen hadleri aşmayan bütün mukimlerin korunmuş olması halinde, yardım 67 nci madde hükümlerine uygun olarak hesaplanan bir periyodik ödeme şeklinde olur.

MADDE 23

22 nci maddede belirtilen yardım, en az su istimali önlemek için lüzumlu sayılabilecek bir staj süresini tamamlamış olan korunan kimselere temin edilir.

MADDE 24

22 nci maddede belirtilen yardım, olayın devamı süresince sağlanır. Ancak, yardım süresi;

a. İşçi ve hizmetli kategorilerinin korunmuş olması halinde,12 aylık bir devre içinde 13 hafta;

b. Olay esnasındaki geçim kaynakları kanunla tayin edilmiş hadleri aşmayan bütün mukimlerin korunmuş olması halinde, 12 aylık bir devre içinde 26 hafta; olarak tahdit edilebilir.

Milli mevzuat gereğince, yardım süresinin prim ödeme süresine veya muayyen bir süre içinde daha önce alınmış olan yardımlara göre, kademelendirilmiş olması halinde, oniki aylık devre içinde ortalama yardım süresi 13 haftayı bulduğu takdirde, birinci paragrafın (a) bendi hükmü yerine getirilmiş sayılır.

Her işsizlik yakasında ilk 7 gün için yardım yapılmayabilir, şu kadar ki, mevzuatla tayin olunan bir süreyi aşmayan muvakkat çalışma günlerinden önceki ve sonraki işsizlik günleri aynı vakanın devamı sayılır.

Mevsimlik işlerde çalışanlar için yardım süresi ve yardım yapılmayacak olan ilk günler sayısı iş şartlarına uydurulabilir

BÖLÜM V

İHTİYARLIK YARDIMLARI

MADDE 25

Sözleşmenin bu bölümünü tatbik eden her Üye, korunan kimselere, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak ihtiyarlık yardımları yapılmasını teminat altına alır.

MADDE 26

Yardım yapılacak hal, mevzuatla tayin olunan bir yaşın üstündeki ihtiyarlık halidir

Mevzuatla tayin olunan yaş haddi 65’den yukarı olmamalıdır Bununla beraber, memleketteki yaşlı kimselerin çalışma güçleri gözönünde bulundurulmak suretiyle, selahiyetli merciler tarafından daha yüksek bir yaş haddi de tesbit olunabilir.

Milli mevzuat, yardıma hak kazanan kimsenin mevzuatla belirtilen ücretli işlerde çalışması halinde yardımın durdurulacağına dair hükümleri ihtiva edebilir; veya primli sosyal güvenlik sistemlerinde, hak sahibinin kazancının mevzuatla tayin edilen bir haddi aşması halinde, primsiz sosyal güvenlik sistemlerinde ise, hak sahibinin kazancının veya diğer geçim kaynaklarının veya bunların toplamının mevzuatla belirtilen bir haddi aşması halinde, yardımlardan indirim yapılabilir.

MADDE 27

Korunan kimseleri,

a. Bütün işçi ve hizmetlilerin yüzde ellisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmetli kategorileri;

b. Veya, bütün mukimlerin yüzde yirmisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan faal nüfus kategorileri;

c. Veya, ihtiyarlık devresindeki geçim kaynakları 67 nci madde hükümlerine uygun olanak mevzuatla tayin edilen hadleri aşmayan bütün mukimler;

d. Veya, 3 üncü maddeye göre bir beyanın yapılmış olması halinde en az 20 kişi çalıştıran sınai işyerlerindeki bütün işçi ve hizmetlilerin yüzde ellisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmetli kategorileri; teşkil eder.

MADDE 28

Yardım,

a. Korunan kimselerin işçi ve hizmetli veya faal nüfus kategorilerinden müteşekkil olması halinde, 65 veya 66 ncı maddeler hükümlerine uygun olarak;

b. İhtiyarlık devresindeki geçim kaynakları mevzuatla tayin edilen hadleri aşmayan bütün mukimlerin korunmuş olması halinde, yardım 67 nci madde hükümlerine uygun olarak; hesaplanan bir periyodik ödeme şeklinde olur.

MADDE 29

28 inci maddede belirtilen yardım, en az aşağıda yazılı korunan kimseler için teminat altına alınır;

a. 30 senelik bir prim ödeme veya çalışma süresi veya 20 senelik ikamet süresi şeklinde tesbit edilebilecek bir staj süresini tamamlayan kimseler;

b. Prensip olarak bütün çalışanların korunması halinde, mevzuat ile tayin olunan bir prim ödeme süresini tamamlayan ve çalışma devresi zarfında kendi adına, yıllık ortalama olarak mevzuatla tayin olunan gün sayısı kadar prim ödemiş olan kimseler

Birinci paragrafta yazılı yardımın yapılması asgari bir prim ödeme veya çalışma süresinin tamamlanmış olması şartına bağlı olduğu takdirde, en az, aşağıda yazılı şartları haiz olan korunan kimselere de indirimli bir yardım yapılması teminat altına alınır:

a. Mevzuatla tayin olunan esaslara uygun olarak 15 yıllık bir prim ödeme veya çalışma süresini tamamlamış olan kimseler;

b. Prensip olarak bütün çalışanların korunması halinde, mevzuatla tayin olunan bir prim ödeme süresini tamamlayan ve çalışma devresi zarfında kendi adına her yıl ortalama olarak bu maddenin birinci paragrafının (b) fıkrasında derpiş olunan ortalamanın yarısı kadar gün prim ödemiş olan kimseler;

Mevzuatla tayin olunan esaslara uygun olarak 10 senelik bir prim ödeme veya 5 senelik bir ikamet süresini tamamlamış olan korunan kimselere, XI. bölüm hükümlerine uygun ve fakat mezkur bölüme ekli cetvelde gösterilen örnek sigortalı veya hak sahibi kimseler için bu cetvelde yazılı nispetten % 10 daha eksik bir yardım teminat altına alınmış ise, bu maddenin birinci paragrafı hükmü yerine getirilmiş sayılır.

Staj süresinin 10 senelik prim ödeme veya çalışma süresinden fazla fakat 30 senelik prim ödeme veya çalışma süresinden az olması halinde, XI. bölüme ekli cetvelde gösterilen nispetlerden orantılı bir indirme yapılabilir Mezkur staj süresi 15 seneden fazla olduğu takdirde, işbu maddenin ikinci paragrafı hükümlerine uygun indirimli yardım yapılır.

Bu maddenin 1, 3 veya 4 üncü paragraflarında yazılı yardımların yapılması asgari bir prim ödeme veya çalışma süresi şartına bağlı olduğu takdirde, münhasıran, Sözleşmenin işbu bölümünün tatbiki ile ilgili hükümlerin yürürlüğe girdiği tarihte ileri yaşlara ulaşmış bulunmaları sebebiyle, bu maddenin ikinci paragrafına uygun olarak mevzuatla tayin olunmuş şartları yerine getiremiyen korunan kimselere, bu gibi kimseler için normal yaşın daha üstündeki bir yaşta bu maddenin 1, 3 ve 4 üncü paragrafları hükümlerine uygun yardımlar sağlanmamış olmak kaydiyle, indirimli bir yardımın temin olunması şarttır.

MADDE 30

28 – 29 uncu maddelerde belirtilen yardımlar ihtiyarlık halinin devamı süresince sağlanır.

BÖLÜM VI

İŞ KAZALARIYLA MESLEK HASTALIKLARI

HALİNDE YAPILACAK YARDIMLAR

MADDE 31

Sözleşmenin bu bölümünü tatbik eden her Üye, korunan kimselere, iş kazaları ve meslek hastalıkları halinde, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak, yardımlar yapılmasını teminat altına alır

MADDE 32

Yardım yapılacak haller, iş kazalarından veya mevzuatla kabul edilen meslek hastalıklarından ileri gelen aşağıda yazılı hallerdir:

a. Hastalık hali;

b. Hastalıktan ileri gelen ve milli mevzuatta tarif edildiği şekilde, kazancın muvakkaten durmasını mucip olan iş göremezlik hali;

c. Kazanma gücünün tamamının veya mevzuatla tayin olunan bir derecenin üstünde olmak üzere bin kısmının muhtemelen devamlı olarak kaybı veya bu kayba tekabül eden bir beden noksanlığı meydana gelmesi;

d. Aile reisinin ölümü sebebiyle dul kadının ve çocukların geçim imkanlarının kayıp olması; dul kadının yardıma hak kazanması, kendi geçimini temine muktedir olamayacağının milli mevzuat hükümlerine göre kabul edilmesi şartına bağlanabilir.

MADDE 33

Korunan kimseleri,

a. Bütün işçi ve hizmetlilerin yüzde ellisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmetli kategorileri ve aile reisinin ölümü ile hak kazanılan yardımlar için, bu kategorilere dahil işçi ve hizmetlilerin karı ve çocukları;

b. Veya, 3 üncü madde gereğince bir beyanın yapılmış olması halinde, en az 20 kişi çalıştıran sınai işyerlerindeki işçi ve hizmetlilerin %50 sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmetli kategorileri ve aile reisinin ölümü ile hak kazanılan yardımlar için, bu kategorilere dahil işçi ve hizmetlilerin karı ve çocukları; teşkil eder.

MADDE 34

Hastalık halinde yapılacak yardımlar bu maddenin 2 ve 3 üncü paragraflarında belirtilen sağlık yardımlarıdır.

Sağlık yardımları şunlardır:

a. Evde yapılan muayeneler dahil, pratisyen hekim muayeneleri ile mütehassıs hekimler tarafından bir hastanede ayakta veya yatarak yapılan tedaviler;

b. Diş tedavileri:

c. Evde, bir hastanede veya diğer sağlık müesseselerinde hemşireler tarafından yapılan bakım ve tedaviler;

d. Hastane, nekahat evi, sanatoryum veya diğer sağlık müesseselerindeki bakım masrafları;

e. Diş tedavi malzemesi, ilaç ve diğer tıbbi ve cerrahi malzemenin temin edilmesi, protez temini ve bakımı, gözlük verilmesi;

f. Bir hekim veya dişçinin nezareti altında olmak üzere, kanunla hekimlik mesleğine bağlı kabul edilen diğer meslekler mensupları tarafından yapılacak bakım ve tedaviler

Üçüncü maddeye göre bir beyanın yapılmış olması halinde, sağlık yardımları en az şunları ihtiva eder:

a. Evde yapılan muayeneler dahil, pratisyen hekim tarafından yapılan muayene ve tedaviler;

b. Mütehassıs hekimler tarafından, bir hastanede ayakta veya yatarak yapılan muayene ve tedavilerle hastane dışında yapılacak muayene ve tedaviler;

c. Bir hekim veya selahiyetli diğer bir kimsenin reçetesiyle lüzum gösterilen ilaçlar;

d. Gereken hallerde, bir hastaneye yatırma,

Yukarıdaki paragraflara göre yapılacak sağlık yardımları, korunan kimsenin sağlığını korumaya, çalışma gücünü iadeye ve şahsi ihtiyaçlarını görebilme kabiliyetini artırmaya matuftur.

MADDE 35

Sağlık yardımlarını ifa ile görevli Devlet daireleri veya müesseseler, uygun görülen hallerde, çalışma güçleri azalmış kimselerin yeniden uygun bir işe alıştırmaları maksadiyle, mesleki rehabilitasyon müesseseleriyle işbirliği yaparlar.

Mezkür daire ve müesseseler, çalışma güçleri azalmış kimselerin mesleki rehabilitasyona tabi tutulmaları hususunda tedbirler almaya milli mevzuatla yetkili kılınabilir.

MADDE 36

Geçici iş göremezlik, kazanma gücünün tamamının daimi olarak kaybedilmesi veya bu kayba tekabül eden bir beden noksanlığı meydana gelmesi veyahut aile reisinin ölümü hallerinde yapılacak yardımlar 65 veya 66 ncı madde hükümlerine uygun olarak hesaplanacak periyodik ödemeler şeklindedir.

Kazanma gücünün bir kısmının daimi olarak kaybedilmesi veya bu kayba tekabül eden bir beden noksanlığı meydana gelmesi halinde yapılacak yardım, yardım yapılması gerekiyorsa, çalışma gücünün tamamının kaybı veya buna tekabül eden beden noksanlığı hali için derpiş olunan miktarın uygun bir nispeti üzerinden tesbit edilecek periyodik ödemeler şeklindedir.

Periyodik ödemeler,

a. iş göremezlik derecesinin cüz’i olması;

b. Veya yetkili mercilerin, sermayenin iyi kullanılacağından emin bulunmaları; halinde sermayeye çevrilerek toptan ödenebilir

MADDE 37

34 veya 36 ncı maddelerde belirtilen yardımlar, en az, kaza anında veya hastalığın meydana geldiği sırada üyenin ülkesinde işçi veya hizmetli olarak çalıştırılmakta olan korunan kimseler için, aile reisinin ölümü sebebiyle yapılacak periyodik ödemelerde de ve bu gibi kimselerin dul karıları ve çocukları için, teminat altına alınır.

MADDE 38

34 veya 36 ncı maddelerde belirtilen yardımlar, yardımı gerektiren halin devamı süresince sağlanır. Şu kadar ki, geçici iş göremezlik ödeneği, her iş göremezlik vak’asında ilk üç gün için verilmeyebilir

BÖLÜM VII

AİLE YARDIMLARI

MADDE 39

Sözleşmenin bu bölümünü tatbik eden her üye, korunan kimselere, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak, aile yardımları yapılmasını teminat altına alır

MADDE 40

Yardım yapılacak hal, mevzuatla tayin olunacağı şekilde, çocukların geçimini sağlama mükellefiyetidir.

MADDE 41

Korunan kimseleri,

a. Bütün işçi ve hizmetlilerin yüzde ellisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmetli kategorileri;

b. Veya, bütün mukimlerin yüzde yirmisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan faal nüfus kategorileri;

c. Veya, çocuk geçindirmekle mükellef olduğu süre içinde geçim kaynakları mevzuatla tayin olunan hadleri aşmayan bütün mukimler;

d. Veya, 3 üncü maddeye göre bir beyanın yapılmış olması halinde en az 20 kişi çalıştıran sınai işyerlerindeki bütün işçi ve hizmetlilerin yüzde ellisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmetli kategorileri; teşkil eder.

MADDE 42

Yapılacak yardımlar;

a. Mevzuatla tayin edilmiş bir staj süresini tamamlayan her korunan kimseye periyodik ödemeler yapılması;

b. Veya, çocuklara yiyecek, giyecek, mesken, tatil geçirme yerleri veya ev idaresinde yardım sağlanması;

c. Yahut, (a) ve (b) fıkralarında yazılı yardımların mezcedilerek temini; şeklindedir.

MADDE 43

42 nci maddede belirtilen yardımlar en az mevzuatla tayin edilen şekle göre, muayyen bir süre içinde 3 aylık prim ödeme veya çalışma, yahut bir senelik ikamet şartlarından birini yerine getiren korunan kimseler için teminat altına alınır.

MADDE 44

42 nci maddeye göre yapılacak yardımların tutarı,
66 ncı maddede belirtilen esaslara uygun olarak tesbit edilecek bir erkek işçinin ücretinin % 3 ü ile korunan kimselerin çocukları sayısının çarpımına;

Veya bu ücretin % 1.5 u ile bütün mukimlerin çocukları sayısının çarpımına; eşit olmalıdır.

MADDE 45

Periyodik ödemeler şeklinde yapılacak yardımlar, yardımı gerektiren halin devamı süresince sağlanır

BÖLÜM VIII

ANALIK YARDIMLARI

MADDE 46

Sözleşmenin bu bölümünü tatbik eden her üye, korunan kimselere bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak, analık yardımları yapılmasını teminat altına alır.

MADDE 47

Yardım yapılacak hal, gebelik, doğum ve bunların doğurduğu neticelerle, mevzuatta belirtildiği şekilde, bu sebeplerden dolayı kazancın muvakkaten durması halleridir.

MADDE 48

Korunan kimseleri,

a. Bütün işçi ve hizmetlilerin yüzde ellisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmetli kategorileri içindeki kadınlarla, analık sağlık yardımlarına taallük eden hususlarda, bu kategorilere dahil erkeklerin karıları;

b. Veya, bütün mukimlerin %20 sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan faal nüfus kategorileri içindeki kadınlarla, analık sağlık yardımlarına taallük eden hususlarda, bu kategorilere dahil erkeklerin karıları;

c. Veya, 3 üncü maddeye göre bir beyanın yapılmış olması halinde en az 20 kişi çalıştıran sınai işyerlerindeki işçi ve hizmetlilerin yüzde ellisinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmetli kategorilerine dahil kadınlar ile, analık sağlık yardımlarına taallük eden hususlarda, bu kategorilere dahil erkeklerin karıları; teşkil eder.

MADDE 49

Gebelik doğum ve bunlardan ileri gelen hastalık ve arızalarda yapılacak sağlık yardımları bu maddenin iki ve üçüncü paragraflarında yazılı yardımlardır.

Sağlık yardımları en az şunlardır:

a. Doğumdan önce ve doğum esnasında ve doğumdan sonra hekim veya diplomalı ebe tarafından yapılan muayene ve tedaviler;

b. Gereken hallerde bir hastaneye yatırma,

Bu maddenin ikinci paragrafında belirtilen sağlık yardımları, korunan kadının sağlığını, çalışma gücünü ve şahsi ihtiyaçlarını görebilme kabiliyetini korumaya, iadeye veya artırmaya matuftur.

Analık sağlık yardımlarını ifa ile görevli Devlet daireleri veya müesseseler, korunan kadınları, amme idareleri tarafından veya yetkileri bu idarelerce kabul edilmiş diğer teşekküller tarafından kendi hizmetlerine arz olunan umumi sağlık servislerine müracaat etmeye, uygun görülebilecek her türlü vasıtalarla teşvik ederler.

MADDE 50

Gebelik, doğum ve bunlardan ileri gelen hastalık ve arızalar sonucu iş göremezlik hallerinde yapılacak yardım, 65 veya 66 ncı maddeler hükümlerine uygun olarak hesaplanacak periyodik ödemeler şeklindedir. Periyodik ödemelerin miktarı vak’anın devam ettiği süre içinde değişebilir; şu kadar ki, ortalama yardım miktarının yukarıda yazılı hükümlere göre hesaplanan miktara uygun olması şarttır

MADDE 51

49 ve 50 nci maddelerde belirtilen yardımlar, en az, korunan kimseler kategorisine dahil olup suistimali önlemek maksadıyla, lüzumlu sayılabilecek bir staj süresini tamamlamış bulunan kadınlar için, 49. maddede belirtilen yardımlar bu kategorilere dahil ve muayyen staj süresini tamamlamış erkeklerin karıları için de teminat altına alınmalıdır.

MADDE 52

49 ve 50 nci maddelerde belirtilen yardımlar, yardımı gerektiren vakanın devamı süresince sağlanır. Ancak, periyodik ödemeler 12 hafta olarak tahdit olunabilir. Şu kadar ki, milli mevzuatta, işten kalma halinin, daha uzun müddet devam etmesi lazım geleceği veya devam edebileceğine dair bir hüküm bulunduğu takdirde periyodik ödemeler süresi bu müddetten daha kısa olamaz.

BÖLÜM IX

MALÜLİYET YARDIMLARI TÜMÜ

MADDE 53

Sözleşmenin bu bölümünü tatbik eden her üye, korunan kimselere, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak maluliyet yardımları yapılmasını teminat altına alır.

MADDE 54

Yardım yapılacak hal, mesleki bir faaliyet icra edebilme gücünün, mevzuatla tayin olunan bir derecede ve muhtemelen daimi olarak kaybedilmesi veya hastalık ödeneğinin kesildiği tarihte iş göremezliğin devam etmesi halleridir.

MADDE 55

Korunan kimseleri,

a. Bütün işçi ve hizmetlilerin %50 sinden az olmamak üzere mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmeti kategorileri;

b. Veya, bütün mukimlerin %20 sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen faal nüfus kategorileri;

c. Veya maluliyet devresindeki geçim kaynakları 67 nci madde hükümlerine uygun olarak mevzuatla tayin edilen hadleri aşmıyan bütün mukimler;

d. Veya, 3 üncü maddeye göre bir beyanın yapılmış olması halinde, en az 20 kişi çalıştıran sınai iş yerlerindeki bütün işçi ve hizmetlilerin %50 sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin edilen işçi ve hizmetlileri; teşkil eder.

MADDE 56

Yapılacak yardım,

a. İşçi ve hizmetli kategorilerinin yahut faal nüfus kategorilerinin korunmuş olması halinde, 65 veya 66 ncı maddeler hükümlerine göre;

b. Malululiyet devresindeki geçim kaynakları muayyen hadleri aşmıyan, bütün mukimlerin korunmuş olması halinde, 67 nci madde hükümlerine göre; hesaplanacak periyodik ödemeler şeklindedir

MADDE 57

56 ncı maddede belirtilen yardım, en az aşağıda yazılı kimseler için teminat altına alınmalıdır;

a. 15 yıllık bir prim ödeme veya çalışma süresi veyahut 10 senelik ikamet süresi şeklinde tesbit edilebilecek bir staj süresini tamamlayan kimseleri;

b. Prensip olarak bütün çalışanların korunması halinde, üç yıllık prim ödeme süresini tamamlayan ve çalışma devresi zarfında, kendi adına yıllık ortalama olarak, mevzuatla tayin olunan gün sayısı kadar prim ödemiş olan kimseler;

Birinci paragrafta yazılı yardımın yapılması asgari bir prim ödeme veya çalışma süresinin tamamlanmış olması şartına bağlı olduğu takdirde, en az, aşağıda yazılı korunan kimselere indirimli yardım yapılması teminat altına alınır:

a. Mevzuatla tayin olunan esaslara uygun olarak 5 yıllık bir prim ödeme veya çalışma süresini tamamlamış olan kimseler;

b. Prensip olarak bütün çalışanların korunması halinde, üç yıllık bir prim ödeme süresini tamamlayan ve çalışma devresi zarfında kendi adına her yıl için ortalama olarak, bu maddenin birinci paragrafının (b) fıkrasında derpiş olunan ortalamanın yarısı kadar gün prim ödemiş olan kimseler;

Mevzuatla tayin olunan esaslara uygun olarak, 5 yıllık bir prim ödeme veya çalışma veyahut ikamet süresini tamamlamış olan korunan kimselere XI. bölüm hükümlerine uygun fakat mezkur bölüme ekli cetvelde gösterilen örnek sigortalı veya hak sahibi kimseler için bu cetvelde yazılı nispetten % 10 daha eksik bir yardım yapılması teminat altına alınmış ise, bu maddenin birinci paragrafı hükmü yerine gelmiş sayılır.

Staj süresinin 5 yıllık prim ödeme veya çalışma süresinden fazla fakat 15 senelik prim ödeme veya çalışma süresinden az olması halinde, XI. bölüme ekli cetvelde gösterilen nispetlerden orantılı bir indirme yapılabilir. İş bu maddenin ikinci paragrafına uygun olarak indirimli yardım yapılır.

MADDE 58

56 ve 57 inci maddelerde belirtilen yardımlar malüliyet halinin devamı süresince veya bu yardımın yerine ihtiyarlık yardımı kaim oluncaya kadar ödenir.

BÖLÜM X

ÖLÜM YARDIMLARI

MADDE 59

Sözleşmenin bu bölümünü tatbik eden her üye, korunan kimselere, bu bölümün aşağıdaki maddelerine uygun olarak ölüm yardımı yapılmasını teminat altına alır.

MADDE 60

Yardım yapılacak hal, aile reisinin ölümü ile dul kadının veya çocuklarının geçinme imkanlarının kaybolması halidir. Dul kadının yardıma hak kazanması, milli mevzuat hükümlerine göre kendi geçimini temine muktedir olmayacağının kabul edilmesi şartına bağlanabilir.

Milli mevzuat, yardıma hak kazanan kimsenin mevzuatla belirtilen ücretli işlerde çalışması halinde yardımın durdurulacağına dair hükümleri ihtiva edebilir veya, primli sosyal güvenlik sistemlerinde, hak sahibinin kazancının mevzuatla tayin edilen bir haddi aşması halinde, primsiz sosyal güvenlik sistemlerinde ise, hak sahibinin kazancının veya diğer geçim kaynaklarının veya bunların toplamının mevzuatla tayin edilen bir haddi aşması halinde, yardımlardan indirim yapılabilir.

MADDE 61

Korunan kimseleri,

a. Bütün işçi ve hizmetlilerin % 50 sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmetli kategorilerine dahil aile reislerinin karıları ve çocukları;

b. Veya, bütün mukimlerin %20 sinden az olmamak üzere, mevzuatla tayin olunan faal nüfus kategorilerine dahil aile reislerinin karıları ve çocukları;

c. Veya aile reislerini kaybeden ve yardım yapılacak devredeki geçim kaynakları 67 nci madde hükümlerine uygun olarak mevzuatla tayin edilmiş hadleri aşmayan ve mukim vasfını haiz bulunan bütün dul kadınlar ile çocuklar;

d. Veya, 3 üncü maddeye göre bir beyanın yapılmış olması halinde, en az 20 kişi çalıştıran sınai işyerlerindeki bütün işçi ve hizmetlilerin %50 sinden az olmamak üzere mevzuatla tayin olunan işçi ve hizmetli kategorilerine mensup aile reislerinin karıları ve çocukları; teşkil eder.

MADDE 62

Yapılacak yardım,

a. İşçi ve hizmetli kategorilerinin yahut faal nüfus kategorilerinin korunması halinde, 65 veya 66 ncı maddeler hükümlerine uygun olarak;

b. Yardım yapılacak devredeki gelirleri muayyen hadleri aşmayan bütün mukimlerin korunması halinde, 67 nci madde hükümlerine uygun olarak; hesaplanacak periyodik ödemeler şeklindedir.

MADDE 63

62 nci maddede belirtilen yardım, en az, aşağıda yazılı kimseler için teminat altına alınmalıdır:

a. Aile reisleri tarafından, kanunla tesbit edilmiş esaslar dahilinde, 15 yıllık prim ödeme veya çalışma süresi veyahut 10 yıllık ikamet süresi tamamlanmış olan korunan kimseler.

b. Prensip olarak bütün çalışanların karılarıyla çocuklarının korunması halinde, aile reisleri tarafından, üç yıllık prim ödeme süresi tamamlanan ve çalıştığı devre zarfında aile reisi adına, mevzuatla tayin olunan yıllık ortalama gün sayısı kadar prim ödemiş olan korunan kimseler.

Birinci paragrafta yazılı yardımların yapılması asgari bir prim ödeme veya çalışma süresi şartının yerine getirilmesine bağlı olduğu takdirde, en az aşağıda yazılı kimseler için indirimli bir yardım yapılması teminat altına alınır:

a. Aile reisleri tarafından, mevzuatla tayin olunan esaslar dahilinde 5 yıllık bir prim ödeme veya çalışma süresi tamamlamış olan korunan kimseler;

b. Bütün çalışanların karı ve çocuklarının korunması halinde, aile reisleri tarafından üç yıllık bir prim ödeme süresini tamamlamış olan ve çalıştığı devre zarfında bu aile reisi adına her yıl için ortalama olarak, bu maddenin birinci paragrafının (b) fıkrasında derpiş olunan ortalamanın yarısı kadar gün için prim ödenmiş olan korunan kimseler;

Aile reisi tarafından, mevzuatla tayin olunan esaslara uygun olarak 5 yıllık bir prim ödeme veya çalışma veyahut ikamet süresi tamamlanmış olan korunan kimselere, XI. bölüm hükümlerine uygun ve fakat mezkur bölüme ekli cetvelde gösterilen örnek – sigortalı veya hak sahibi kimseler için bu cetvelde yazılı nisbetten % 10 eksik bir yardım yapılması teminat altına alınmış ise bu maddenin birinci paragrafı hükmü yerine getirilmiş sayılır.

Staj süresinin 5 yıllık prim ödeme veya çalışma süresinden fazla, fakat 15 senelik prim ödeme veya çalışma süresinden az olması halinde, XI. bölüme ekli cetvelde gösterilen nisbetlerden orantılı bir indirme yapılabilir, iş bu maddenin ikinci paragrafına uygun olarak indirimli yardım yapılır.

Çocuksuz ve kendi geçimini sağlamağa muktedir olmadığı kabul edilen bir dul kadının ölüm yardımına hak kazanabilmesi için asgari bir evlilik süresinin geçmiş olmasına lüzum görülebilir.

MADDE 64

62 ve 63 üncü maddelerde belirtilen yardımlar, yardımı gerektiren halin devamı süresince sağlanır.

BÖLÜM XI

PERİYODİK ÖDEMELERDE UYGULANACAK NORMLAR

MADDE 65

Bu madde gereğince yapılacak periyodik ödemenin miktarı ile bu ödemenin yapılmasını gerektiren halin devamı süresince verilecek aile yardımlarının toplamı, kendisine veya hak sahibi kimselerine periyodik ödeme yapılan sigortalının eski kazancı ile örnek sigortalı veya hak sahibi kimseler gibi aynı aile mesuliyetini haiz korunan bir kimseye ödenen aile yardımı toplamının bu bölüme bağlı cetvelde gösterilen yüzdesinden az olamaz.

Sigortalının eski kazancı mevzuatla tayin olunan usullere göre hesaplanır; korunan kimselerin veya aile reislerinin kazançlarına göre sınıflara ayrılmış olması halinde, eski kazançları, bu kimselerin evvelce dahil bulundukları sınıfların esas kazançlarına göre hesaplanabilir.

Yardım tutarları veya yardımın hesabına esas tutulan kazançlar için mevzuatla azami bir had tayin olunabilir Ancak, azami had öyle tesbit olmalıdır ki; sigortalının eski kazancının kalifiye bir erkek işçinin kazancına eşit veya bundan az olması halinde, bu maddenin 1 inci paragrafı hükümleri yerine gelmiş olsun.

Sigortalının eski kazancı, kalifiye erkek işçinin ücreti, yardım tutarı ve aile yardımları aynı zaman esasına göre hesaplanır.

Diğer sigortalı veya hak sahiplerine yapılacak yardımlar, örnek sigortalı veya hak sahibi kimselere ait yardıma nazaran makul bir nispet dahilinde tesbit edilir.

Bu maddenin tatbikinde, kalifiye erkek işçi;

a. Elektrik makinelerinden gayri makine sanayiinde çalışan bir tesviyeci veya tornacı;

b. Veya, aşağıdaki paragraf hükümlerine göre, tayin olunan bir örnek kalifiye işçi;

c. Veya, mevzuatla tayin olunacak şekle göre, yıllık veya daha kısa bir devre esasına göre tesbit edilen kazancı, bütün korunan kimselerin % 75 inin kazancından yüksek veya buna eşit olan bir kimse;

d. Veya, kazancı bütün korunan kimselerin ortalama kazancının %125 ine eşit olan bir kimsedir;

Yukarıdaki paragrafın (b) fıkrasının tatbikinde, örnek kalifiye işçi, bahis konusu yardım koluna tabi olarak en çok sayıda erkek işçinin veya aile reisinin çalıştırıldığı ekonomik faaliyet bölümü içinde yine en çok sayıda korunan kimsenin veya aile reisinin çalıştırıldığı iş kolları grubundan seçilir; bu maksatla, Birleşmiş Milletler Ekonomik Sosyal Konseyinin 27 Ağustos 1948 tarihindeki 7 nci toplantısında kabul edilen ve işbu sözleşmeye eklenen “Bütün Ekonomik Faaliyetlerinin Milletlerarası Standart Tasnifi” kullanılır; bu tasnifte ileride yapılacak bütün tadillerde nazara alınır.

Yardım miktarlarının bölgeden bölgeye değişmesi halinde, kalifiye, erkek işçi, bu maddenin 6 ve 7 nci paragrafları hükümlerine uygun olarak her bölge için ayrı ayrı tesbit edilebilir.

Kalifiye erkek işçinin ücreti, kollektif mukavelelerle veya, uygulanması mümkün olan yerlerde, Milli mevzuatla veya örf ve adetlere göre tesbit olunan ve normal çalışma saati karşılığı olarak ödenen ücret esası üzerinden, varsa, hayat pahalılığı zamları da nazara alınarak tespit olunur. Bu şekilde tesbit olunan bölgeden bölgeye değişmesi ve 8 inci paragrafın tatbik olunmaması halinde medyan ücret esas alınır.

1İhtiyarlık, İş kazaları ve meslek hastalıkları (Geçici işgöremezlikleri ödenekleri hariç) malüliyet veya aile reisinin ölümü sebebiyle yapılmakta olan periyodik ödemeler hayat pahalılığındaki esaslı değişiklikler yüzünden ücretlerin umumi seviyesinde vukua gelen önemli değişmelere göre ayarlanır.

MADDE 66

Bu madde gereğince yapılacak periyodik ödemenin miktarı ile bu ödemenin yapılmasını gerektiren halin devamı süresince verilecek aile yardımlarının toplamı, alelade bir erkek işçinin kazancı ile örnek sigortalı veya hak sahibi kimseler gibi aynı aile mesuliyetini haiz korunan bir kimseye ödenen aile yardımı toplamının bu bölüme bağlı cetvelde gösterilen yüzdesinden az olamaz.

Kahil erkek işçinin ücreti, yardım ve aile yardımları, aynı zaman esasına göre hesaplanır.

Diğer sigortalı veya hak sahibi kimselere yapılacak yardımlar, örnek -sigortalı veya hak sahibi kimselere ait yardıma nazaran makul bir nisbet dahilinde tesbit edilir.

Bu maddenin tatbikinde, kahil erkek işçi;

a. Elektrik makinelerinden gayri makine sanayiinde çalışan bir örnek işçi;

b. Veya, aşağıdaki paragraf hükümlerine göre tayin edilecek bir örnek işçidir.

Yukarıdaki paragrafın (b) fıkrasının tatbikinde, örnek işçi, bahis konusu yardım koluna tabi olarak en çok sayıda erkek işçinin veya aile reisinin çalıştırıldığı ekonomik faaliyet bölümü içinde yine en çok sayıda korunan kimsenin veya aile reisinin çalıştırıldığı iş kolları grubundan seçilir; bu maksatla, Birleşmiş Milletler Ekonomik Sosyal Konseyinin 27 Ağustos 1948 tarihindeki 7 nci toplantısında kabul edilen ve işbu sözleşmeye eklenen “Bütün Ekonomik Faaliyetlerinin Milletlerarası Standart Tasnifi” kullanılır; bu tasnifte ileride yapılacak bütün tadiller de nazara alınır.

Yardım miktarlarının bölgeden bölgeye değişmesi halinde, kahil erkek işçi, bu maddenin 4 ve 5 inci paragrafları hükümlerine uygun olarak, her bölge için ayrı ayrı tesbit edilebilir.

Kahil erkek işçinin ücreti kollektif mukavelelerle veya, uygulanması mümkün olan yerlerde, milli mevzuatla veya örf ve adetlere göre tesbit olunan ve normal çalışma saati karşılığı olarak ödenen ücret esası üzerinde ve varsa, hayat pahalılığı zamları da nazara alınarak tesbit olunur. Bu şekilde tesbit olunan ücretlerin bölgeden bölgeye değişmesi ve 6 ncı paragrafın tatbik olunması halinde medyan ücret esas alınır.

İhtiyarlık, İş kazası ve meslek hastalıkları (Geçici işgöremezlik ödenekleri hariç), malüliyet veya aile reisinin ölümü sebebiyle yapılmakta olan periyodik ödemeler, hayat pahalılığındaki esaslı değişiklikler yüzünden ücretlerin umumi seviyesinde vukua gelen önemli değişmelere göre ayarlanır.

MADDE 67

Bu madde gereğince yapılacak periyodik ödemelerde;

a. Yardım tutarı, mevzuatla tayin edilen bir bareme göre veya, mevzuatla tayin olunmuş esaslar dahilinde, selahiyetli amme mercileri tarafından hazırlanan bir bareme göre tesbit olunur;

b. Bu yardım miktarında, ancak, sigortalı veya hak sahibinin ailesinin diğer geçim kaynakları mevzuatla tayin olunan, veya, mevzuatla tayin olunmuş esaslar dahilinde, selahiyetli amme mercileri tarafından tesbit olunan miktarları aştığı ölçüde indirim yapılabilir;

c. Yardım ve diğer geçim kaynaklarının toplamından yukarıdaki (b) fıkrasında derpiş olunan indirimler yapıldıktan sonra kalan miktar, sigortalının veya hak sahibinin ailesinin sağlık ve diğer bakımlardan uygun şartlar içinde yaşamasına yetecek kadar olmalı ve 66 ncı madde hükümlerine göre hesaplanacak miktardan daha az olmamalıdır;

d. Bahis konusu bölüm mucibince ödenen yardımlar toplamının tutarı, 66 ncı madde hükümlerini ve;

I) III. Bölüm için 15 inci maddenin b) fıkrası;
II) V. Bölüm için 27 nci maddenin b) fıkrası
III) IX. Bölüm için 55 inci maddenin b) fıkrası
IV) X. Bölüm için 61 inci maddenin b) fıkrası;

hükümlerini tatbik etmekle elde olunacak yardımlar toplamını en az %30 nisbetinde aştığı takdirde, yukarıdaki c) fıkrası hükümleri yerine gelmiş sayılır.

(XI. BÖLÜME EKLİ) CETVEL

ÖRNEK – SİGORTALI VEYA HAK SAHİBİ KİMSELERE AİT

PERİYODİK YARDIMLAR

Bölüm Yardım Gerektiren Hal Örnek Sigortalı veya Hak Sahibi Kimseler % Nisbeti
III Hastalık Evli ve iki çocuklu erkek 45
IV İşsizlik Evli ve iki çocuklu erkek 45
V İhtiyarlık İhtiyarlık aylığı bağlanacak yaşta bir karısı olan erkek
VI İş kazaları ve meslek hastalıkları
Geçici iş göremezlik Evli ve iki çocuklu erkek 50
Maluliyet Evli ve iki çocuklu erkek 50
Ölüm İki çocuklu dul kadın 40
VIII Analık Kadın 45
IX Maluliyet Evli ve iki çocuklu erkek 40
X Ölüm İki çocuklu dul kadın 40

BÖLÜM XII

YABANCILARA EŞİT MUAMELE

MADDE 68

Yabancı uyruklu mukimler vatandaşlarla aynı haklara sahip olurlar. Şu kadar ki, mevzuat, tamamı veya mühim bir kısmı amme fonlarından karşılanan yardımlar veyahut yardım kısımlarına taallük eden hususlarla geçici devre yardımlarına taallük eden hususlarda, yabancılarla memleket uyruğunda olmakla beraber üyenin ülkesi dışında doğmuş olanlar hakkında, hususi hükümleri ihtiva edebilir.

İşçi ve hizmetlilere tatbik olunan primli sosyal güvenlik sistemlerinde, Sözleşmenin ilgili bölümündeki mükellefiyetleri kabul etmiş bulunan diğer bir üye Devletin uyruğunda olan korunan kimseler, mezkur bölüm tatbikatında vatandaşlarla ayni haklara sahip olurlar. Şu kadar ki, bu paragrafın tatbikatı, mütekabiliyet esasını derpiş eden iki veya çok taraflı anlaşmaların yapılmış olması şartına bağlanabilir.

BÖLÜM XIII

MÜŞTEREK HÜKÜMLER

MADDE 69

İş bu sözleşmenin II-X uncu bölümlerinden herhangi birine göre korunan bir kimsenin hak kazandığı bir yardım, aşağıdaki hallerde ve mevzuatla tayin olunabilecek bir ölçüde durdurulabilir.

a. İlgili Üye Devletin Ülkesi üzerinde bulunmadığı sürece;

b. İlgili şahsın geçim masraflarının amme fonlarından veya bir sosyal güvenlik servisi veya kurumu tarafından karşılandığı sürece, şu kadar ki, yardım miktarı karşılanan masraflardan daha fazla ise aradaki fark sigortalının veya hak sahibinin geçindirmekle mükellef olduğu kimselerine verilir;

c. ilgilinin, aile yardımları hariç, diğer bir sosyal güvenlik kolundan nakdi yardım aldığı sürece ve aynı olay dolayısıyla üçüncü bir tarafın kendisine ödenek vermeye devam ettiği devre zarfında; şu kadar ki; yardımın durdurulan kısmı, üçüncü taraflarca ödenen yardım miktarından daha fazla olamaz;

d. İlgilinin hile yoluyla bir yardım elde etmeye teşebbüs etmesi halinde;

e. Yardımı gerektiren halin ilgili tarafından işlenen bir suç neticesi olarak meydana gelmesi halinde

f. Yardımı gerektiren halin, ilgilinin kasıtlı bir kusuru neticesi olarak meydana gelmesi halinde;

g. İcabında ilgilinin, faydalanmasına arz olunan sağlık veya readaptasyon servislerinden faydalanmayı ihmal etmesi veya yardımı gerektiren halin mevcut olup olmadığının tevsiki yahut sigortalının veya hak sahiplerinin durumlarının tesbiti için mevzuatla tayin edilmiş olan usullere riayet etmesi hallerinde;

h. İşsizlik yardımı bahis konusu olduğundan ilgilinin, hizmetine arz olunan iş bulma servislerinden faydalanmakta kusur etmesi halinde;

i. İşsizlik yardımı bahis konusu olduğunda, ilgilinin, bir mesleki ihtilaf neticesi olarak işin durması yüzünden işini kaybetmesi veya meşru bir mazeret olmaksızın ihtiyari olarak işi terketmesi hallerinde;

j. Ölüm yardımları söz konusu olduğunda, dul kadının başka bir erkekle karı-koca gibi yaşadığı sürece.

MADDE 70

Yardımın talebinin reddolunması veya yapılan yardımın miktarı ve mahiyeti üzerinde ihtilafa düşülmesi halinde, hak iddia eden kimse, mahkemeye müracaat hakkına sahiptir.

İşbu Sözleşmenin tatbikatında, sağlık yardımlarının ifası işinin parlamentoya karşı mes’ul bir devlet dairesine tevdi edilmiş olması halinde, 1 inci paragrafta derpiş olunan mahkemeye müracaat hakkı yerine, yardımın yapılmadığı veya yapılan yardımın miktar ve mahiyeti hakkındaki şikayetlerin yetkili merci tarafından tetkik ettirilmesi hakkı tanınabilir.

Hak iddialarının, sosyal güvenlik meseleleriyle meşgul olmak üzere kurulmuş ve korunan kimselerin de temsil edildiği hususi mahkemelerce karara bağlanması halinde, itiraz hakkı tanınmayabilir.

MADDE 71

İşbu Sözleşme gereğince sağlanan yardımlarla bu yardımların ifası için gerekli idare giderleri, dar gelirli kimseleri ağır bir yük altında bırakmayacak şekilde ve Üye Devletin ve korunan kimseler kategorilerinin ekonomik durumları da nazara alınmak suretiyle, prim veya vergi ile veyahut bu yolların her ikisini mezceden bir usülle kollektif olarak finanse edilir.

Korunan işçi hizmetlerinden alınacak sigorta primleri işçi ve hizmetlilerle bunların karı ve çocuklarına yapılacak yardımlara tahsis olunan kaynakların yüzde ellisini aşamaz. Bu şartın yerine getirilmiş olup olmadığının tayininde, aile yardımlarıyle, şayet ayrı bir branş olarak tatbik edilmekte ise, iş kazaları ve meslek hastalıkları yardımları hariç olmak üzere, sözleşme gereğince sağlanacak bilcümle yardımlar bütün olarak nazara alınır.

Üye, işbu Sözleşme gereğince sağlanacak yardımların ifrasından genel olarak sorumludur. Ve bu maksada ulaşmak için gerekli bütün tedbirleri alır. Üye gerekirse, mali muvazene ile ilgili aktuaryel tetkik ve hesapların periyodik olarak yapılmasını ve yardımlarla sigorta prim nispetlerinde veya bu yardımları karşılamağa tahsis olunan vergilerde herhangi bir değişiklik yapılmadan önce bu hesap ve tetkiklerin behemehal yapılmış olmasını temin eder.

MADDE 72

Yardımların idaresi, parlamentoya karşı mes’ul bir Devlet dairesine veya usul ve nizamları amme mercileri tarafından tesbit olunmuş bir müesseseye tevdi edilmediği takdirde, korunan kimselerin temsilcileri, doğrudan doğruya idareye iştirak edebilecekleri gibi mevzuatla tayin olunan şartlar dahilinde istişari bir selahiyetle de idareye katılabilirler. İşverenlerle amme mercileri temsilcilerinin idareye katılmaları da milli mevzuatta derpiş edilebilir.

Üye, bu Sözleşmenin tatbikatı ile ilgili hizmetlerle kurumların hüsnü idaresinden genel olarak sorumludur.

BÖLÜM XIV

MÜTEFERRİK HÜKÜMLER

MADDE 73

Bu Sözleşme;

a. Bahis konusu bölümün ilgili Üye için yürürlüğe girmesinden önce vukua gelen olaylara,

b. Bahis konusu bölümün ilgili üye için yürürlüğe girmesinden sonra vukua gelen olaylarda da yürürlük tarihinden önceki süreler dolayısıyla hak kazanılan yardımlara; uygulanmaz.

MADDE 74

İşbu sözleşme, mevcut Sözleşmelerden herhangi birinin tadili mahiyetinde telakki olunamaz.

MADDE 75

İşbu Sözleşmede yer alan hususlardan bir veya birkaçı hakkında Çalışma Genel Konferansınca sonradan kabul edilecek bir Sözleşmede eski Sözleşme hükümlerinin tatbik edilmeyeceğine dair bir hüküm bulunduğu takdirde, işbu Sözleşmenin yeni Sözleşmede belirtilecek olan hükümleri, yeni Sözleşmeyi tasdik eden her üye için, mezkür Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanmaz.

MADDE 76

İşbu Sözleşmeyi tasdik eden her üye, Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Ana Statüsünün 22 nci maddesi gereğince vermekle mükellef olduğu, Sözleşmenin tatbikatı hakkında yıllık rapora aşağıdaki hususları derceder:

a. Sözleşme hükümlerinin tatbikini sağlayan mevzuat hakkında tam bilgi;

b. Aşağıda yazılı maddelerde derpiş edilen ihsai şartların yerine getirilmiş olduğunu gösteren deliller;

i. Korunan kimseler sayısı hakkındaki aşağıda yazılı maddeler;

9 a), b), c) veya d); 15 a), b) veya d); 21 a) veya c); 27 a), b) veya d); 33 a), veya b); 41 a), b) veya d); 43 a) b) veya c); 55 a), b) veya d); 61 a), b) veya d).

ii. Yardım miktarları hakkındaki 44, 65, 66 veya 67 nci maddeler;

iii. Hastalık ödenekleri süresi hakkındaki 18 inci maddenin ikinci paragrafının (a) fıkrası;

iv. İşsizlik yardımları süresi hakkındaki 24 üncü maddenin 2 nci paragrafı;

v. Korunan işçi ve hizmetlilerce ödenen sigorta primlerinin bütün mali kaynaklar toplamının nisbeti hakkındaki 71 inci maddenin 2 nci paragrafı,

Yeknesaklık temini maksadıyle, bu bilgi ve deliller, şekil bakımından, mümkün mertebe Milletlerarası Çalışma Bürosu İdare Heyetinin tavsiye ve telkinlerine uygun olarak hazırlanır.

İşbu sözleşmeyi imzalayan her Üye, Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne, idare heyetince kararlaştırılan fasılalarla vereceği raporlarda Sözleşmenin II – X uncu bölümlerinden tasdik vesikasında veya 4 üncü madde gereğince sonradan gönderilen bildirilerde belirtilmemiş olan bölümlerle ilgili mevzuat ve tatbikatı hakkında bilgi verir.

MADDE 77

İşbu Sözleşme denizcilerle deniz balıkçıları hakkında tatbik edilmez. Denizciler ve deniz balıkçılarının korunması hakkındaki hükümler Çalışma Teşkilatı Genel Konferansınca kabul edilen “Denizcilerin Sosyal Güvenliği Hakkında 1946 Sözleşmesi” ile “Denizcilerin ihtiyarlık aylıkları hakkında 1946 Sözleşmesi”nde yer almıştır.

Üye, Sözleşmesinin II – X uncu bölümlerinden tasdik edilmiş olanların tatbikatında, korunan işçi ve hizmetlilerinin veya mukimlerin nisbetini hesaplarken, denizcilerle deniz balıkçılarının sayılarını işçi ve hizmetliler veya faal nüfus veya mukimler sayısından hariç tutulabilir.

BÖLÜM XV

Bu Sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinlerinin her ikisi muteber olacaktır.

SON HÜKÜMLER

MADDE 78

İşbu Sözleşmenin resmi tasdik vesikaları Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne tevdi ve Genel Müdür tarafından tescil olunur.

MADDE 79

İşbu Sözleşme yalnız tasdik vesikası Umum Müdürlükçe tescil edilmiş olan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Üyeleri için bir mükellefiyet teşkil eder.

Sözleşme, İki Üyenin tasdik vesikasının Genel Müdür tarafından tescil edildiği tarihinden on iki ay sonra yürürlüğe girer.

Bunu takiben Sözleşme her üye için kendi tasdik vesikasının tercihi tarihinden on iki ay sonra yürürlüğe girer.

MADDE 80

Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Ana statüsünün 35 inci maddesinin 2 nci paragrafı gereğince Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecek bildirilerde,

a. İlgili üyenin Sözleşmeyi veya Sözleşmenin, bazı bölümlerini aynen uygulamayı taahhüt ettiği ülkeler;

b. Üyenin Sözleşmeyi veya bazı bölümlerini tadilen uygulamayı taahhüt ettiği ülkeler ve bu tadillerin nelerden ibaret bulunduğu;

c. Sözleşmenin tatbikinin mümkün olmadığı ülkeler ve bu takdirde tatbik edilmemesi sebepleri;

d. Durumu daha etraflı olarak tetkik ettikten sonra karara varma hakkını mahfuz tuttuğu ülkeler; belirtilir.

Bu maddenin 1 inci paragrafının a) ve b) fıkralarında derpiş olunan taahhütler tasdikin ayrılmaz cüz’i sayılır ve aynı kuvvete haiz olur.

Her üye, bu maddenin 1 nci paragrafının b), c) ve d) fıkraları gereğince göndermiş olduğu bildirilerde yazılı kayıtların tamamından veya bir kısmından, bilahare yapacağı yeni bir bildiri ile vazgeçebilir.

Her üye 82 nci madde gereğince bu Sözleşmenin tatbikten kaldırılabileceği süreler zarfında, Genel Müdüre, daha evvelki bildirilerde yazılı şartları herhangi bakımlardan değiştiren ve muayyen ülkelerdeki durumu belirten yeni bir bildiri gönderebilir.

MADDE 81

Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Ana Statüsünün 35 inci maddesinin 4 ve 5 inci paragrafları gereğince Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilen bildirilerde Sözleşmenin tamamının veya bildirinin taallük ettiği bölümler hükümlerinin, ülkede, aynen veya tadilen uygulanacağı belirtilir. Sözleşmenin veya bazı bölümlerinin tadilen uygulanacağı bildirildiği takdirde bu değişikliklerin nelerden ibaret olduğu tasrih edilir.

İlgili Üye veya Üyeler veya Milletlerarası merci, muahhar bir bildiri ile evvelce yapılmış bir bildiri de yazılı değişikliklerden faydalanma hakkından tamamen veya kısmen vazgeçebilirler.

İlgili Üye veya Üyeler veyahut Milletlerarası merci 82 nci madde hükümlerine göre bu Sözleşmenin, tatbikten kaldırılabileceği süreler zarfında, Genel Müdüre, evvelce gönderilmiş bir bildiride yazılı şartları herhangi bir bakımdan değiştiren ve Sözleşmenin uygulanması bakımından durumu belirten yeni bir bildiri gönderebilirler.

MADDE 82

Bu Sözleşmeyi tasdik eden her Üye, Sözleşmenin ilk olarak yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 10 yıllık bir sürenin sonunda Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürüne gönderilecek ve Genel Müdür tarafından tescil edilecek bir tebliğ ile, Sözleşmenin tamamının veya II – X uncu bölümlerden bir veya bir kaçının tatbikten kaldırılacağını bildirebilir. Tatbikten kaldırma keyfiyeti tescil tarihinden bir yıl sonra muteber olur.

Bu Sözleşmeyi tasdik etmiş olup da yukarıdaki paragrafta yazılı 10 yıllık devrenin sonundan itibaren bir yıl zarfında bu madde de derpiş edilen tatbikten kaldırma hakkını kullanmayan her üye, yeniden 10 yıllık bir süre için bağlanmış olur. Ve bundan sonra Sözleşmeyi veya II – X uncu bölümlerde bir veya birkaçını her on yıllık devrenin sonunda bu maddede derpiş edilen şartlarla tatbikten kaldırabilir.

MADDE 83

Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyeleri tarafından kendisine gönderilerek tescil olunan bütün tasdik vesikalarını, bildirileri ve yürürlükten kaldırma tebliğlerini Milletlerarası Çalışma Teşkilatının bütün üyelerine bildirir.

Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Müdürü, Sözleşmenin ikinci tasdik vesikasının tescil olunduğunu teşkilat üyelerine bildirirken, Sözleşmenin yürürlüğe gireceği tarih üzerine üyelerin dikkatini çeker.

MADDE 84

Milletlerarası Çalışma Bürosu Genel Müdürü, yukarıdaki maddeler hükümlerine göre tescil edeceği bütün tasdik vesikaları, bildiriler ve yürürlükten kaldırma tebliğleri hakkında, Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 102 nci maddesi gereğince, tescil olunmak üzere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine tam bilgi verir.

MADDE 85

Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu, lüzum göreceği zamanlarda Çalışma Genel Konferansına bu Sözleşmenin tatbikatı hakkında bir rapor verir ve Sözleşmenin tamamen veya kısmen değiştirilmesi konusunun konferans gündemine alınmasına lüzum olup olmadığını tetkik eder.

MADDE 86

Konferansın bu Sözleşmeyi tamamen veya kısmen değiştiren yeni bir sözleşme kabul etmesi halinde yeni Sözleşmede hilafına sarahat olmadıkça;

a. Yeni Sözleşmenin bir üye tarafından tasdiki üzerine, mezkur Sözleşme yürürlüğe girmiş olmak şartıyle, yukarıdaki 82 nci madde nazara alınmaksızın işbu Sözleşme bütün hukukiyle ve derhal yürürlükten kalkar.

b. Yeni Sözleşmenin yürürlüğe girişi tarihinden itibaren işbu Sözleşme üyelerin tasdikine açık bulundurulmaz.

İşbu Sözleşmeyi tasdik eden ve fakat muaddel yeni Sözleşmeyi tasdik etmeyen üyeler için, her halukarda, bu Sözleşme şekil ve muhteva bakımından yürürlükte kalır.

MADDE 87

Bu sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinleri aynı şekilde muteberdir.

(EK)

BÜTÜN EKONOMİK FAALİYETLERİN, SANAYİ KOLLARI İTİBARİYLE,

MİLLETLERARASI STANDART TASNİFİ.

(BÖLÜM VE BÜYÜK GRUPLARIN LİSTESİ)

Bölüm 0. Ziraat, Ormancılık, Avcılık ve balıkçılık,

01- Ziraat ve Hayvan yetiştirme,
02- Ormancılık ve tomrukçuluk,
03- Avcılık, tuzakla avlama, av hayvanlarının üretilmesi,
04- Balıkçılık,

Bölüm 1. Madencilik ve Taşocakları

11- Kömür madenciliği,
12- Metal madenciliği,
13- Ham petrol ve tabii gaz,
14- Taş, kil ve kum ocaklarının işletilmesi.
19- Başka tarafta tasnif olunmayan ve metalden gayri maddelerin istihracı.

Bölüm 2. ve 3. İmalat Sanayi

20- Gıda maddeleri sanayii (İçki sanayii hariç)
21- İçki sanayii,
22- Tütün sanayii,
23- Dokuma sanayii,
24- Kundura giyecek eşyası ve hazır dokuma eşya imalatı.
25- Ağaç ve mantar sanayii (Mobilya sanayii hariç)
26- Mobilya ve mefruşat sanayii
27- Kağıt sanayii ve kağıttan eşya imalatı,
28- Matbaacılık, neşriyatçılık ve bunlarla ilgili sanayii,
29- Deri Sanayii ve deriden eşya imalatı (Kundura hariç)
30- Kauçuk sanayii,
31- Kimya ve kimyevi mamuller sanayii,
32- Petrol ve kömür müştakları sanayii,
33- Başka tarafta tasnif edilmeyen, metalden gayri madeni mamuller sanayii (Petrol ve kömür müştakları hariç)
34- Metallere müteallik esas endüstriler,
35- Madeni eşya imalatı (Makine ve taşıt malzemesi hariç)
36- Makine imalatı, (Elektrik makineleri hariç)
37- Elektrik makine, cihaz malzemeleri imalatı,
38- Taşıt malzemeleri imalatı,
39- Çeşitli imalat sanayii,

Bölüm 4. İnşaat

40- İnşaat,

Bölüm 5. Elektrik, gaz, su ve sıhhi hizmetler

51- Elektrik, gaz ve buhar
52- Su ve sıhhi hizmetler,

Bölüm 6. Ticaret, banka, sigorta ve gayri menkul işleri

61- Toptan ve parekende ticaret,
62- Bankalar ve diğer mali müesseseler,
63- Sigortalar,
64- Gayri menkul işleri,

Bölüm 7. Nakliyat, Ardiyecilik ve Ulaştırma

71- Nakliyat,
72- Ardiye ve antrepoculuk,
73- Ulaştırma,

Bölüm 8. Hizmetler

81- Devlet hizmetleri
82- Belediye ve ticaret hizmetleri,
83- Eğlence hizmetleri,
84- Şahsi hizmetler,

Bölüm 9. İyi Tarif Edilmemiş Faaliyetler

90- İyi tarif edilmemiş faaliyetler.

Sevr Antlaşması

0
Sevr Antlaşması

Sevr Antlaşması, İtilaf Devletleri ile Osmanlı Devleti arasında 10 Ağustos 1920 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’in 3 km batısındaki Sevr (Sèvres) banliyösünde imzalanmıştır. Bir buçuk yıl civarında bir zaman diliminde büyük tartışmalarla hazırlanan Sevr Antlaşması, on iki bölüm ve 433 maddeden oluşmaktadır. Antlaşma, 24 Temmuz 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan Lozan Barış Antlaşmasının imzalanması ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Sevr Antlaşmasına Göre Anadolu’nun İtilaf Devletlerince Paylaşım Haritası

Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri olarak tanımlanan, Fransa, Britanya İmparatorluğu(İngiltere), İtalya, Japonya, Ermenistan, Belçika, Yunanistan, Hicaz, Polonya (Lehistan), Portekiz, Romanya, Yugoslavya ve Çekoslovakya arasında imzalanmış; antlaşmayı Osmanlı Devleti adına, Damat Ferit Paşa tarafından görevlendirilen Reşat Halis Bey, Hadi Paşa ve Rıza Tevfik (Bölükbaşı) Bey imzalamıştır. Sözleşme metni İngilizce, Fransızca ve İtalyanca olarak hazırlanmıştır.  Otuz iki devletin katıldığı Paris Barış Konferansında İngiltere, Fransa, İtalya, Amerika ve Japonya başbakan ve Dışişleri bakanlarından oluşan “Onlar Konseyi” karar verici olmuşlardır. Osmanlı Devleti’nden tamamen ayrılması düşünülen bölgeleri Onlar Konseyi belirlemiştir. Rusya, Milletler Cemiyeti üyesi olmadığı için antlaşmaya taraf olmamıştır.

Sevr Antlaşması Tam Metni (Kaynak: Türk Tarih Kurumu)

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Download [6.79 MB]

Antlaşma Öncesi Dönem 

Birinci Dünya Savaşı sonrasında galip gelen İtilaf Devletleri ile yenilen İttifak Devletlerinden olan Avusturya arasında Saint-Germain Antlaşması, Macaristan arasında Trianon Antlaşması ve Bulgaristan arasında Neuilly Antlaşması imzalanmıştır.

Savaşta yenilmiş olan Osmanlı Devleti topraklarının ne şekilde paylaşılacağına dair İtilaf Devletleri arasındaki anlaşmazlık 1919 yılında başlayan görüşmelerin ertelenmesine neden olmuştur. Amerikan delegasyonu Wilson Prensipleri uyarınca barış görüşmelerinin şeffaf yapılmasını ve gizli antlaşmaların geçersiz sayılmasını talep etmiş; nüfusun çoğunluğu Türk olan bölgelerin Osmanlı Devleti’ne bağlı olmaya devam etmesini, Türk olmayan bölgelerde ise halk oylamasına başvurulmasını savunmuştur.

Bu süre zarfında 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir ve çevresi Yunanlar tarafından işgal edilmiş,İtalya ve Yunanistan ile Fransa ve İngiltere arasındaki anlaşmazlıklar çözülememiş, Yunanlılar 11 Mayıs’ta Fethiye’ye çıkınca İtalyanlar da 13 Mayıs’ta Kuşadası’nı ele geçirmişlerdir. Yunanlılar 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkmış, İtalya da ertesi günü Selçuk’u işgal ederek tepkisini göstermiştir.

19 Mayıs 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıkmış, Anadolu’da kurtuluş hareketleri ve kongreler dönemi başlamıştır.

Havza Genelgesi 28 Mayıs 1919’da ve Amasya Genelgesi 22 Haziran 1919’da ilan edilmiş, 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihlerinde Erzurum Kongresi, 26 Temmuz – 25 Ağustos 1919 tarihlerinde Balıkesir Alaşehir Kongreleri ile 4 – 11 Eylül 1919 tarihlerinde Sivas Kongresi yapılmış ve alınan kararlar kamuoyuna açıklanmıştır. Sivas ve Erzurum Kongrelerinde alınan kararlardan sonra Osmanlı Hükümetinin etkisi zayıflamış, son defa toplanan Meclisi Mebusan’ın üyeleri Kurtuluş Hareketini destekleyenlerden oluşmuş, Misak-ı Milli Kararları adı verilen altı maddelik bir siyasi bildiri oy birliği ile kabul edilmiş ve 17 Şubat 1920 tarihinde ilan edilmiştir. Misak-ı Milli’nin ilanı Osmanlı Meclisinin kapatılışını hızlandırmış, Meclis-i Mebusan’nın kapatılması ise TBMM’nin kuruluşuna meşru zemin hazırlamış, yeni Meclis Ankara’da 23 Nisan 1923 tarihinde açılmıştır. Ankara Hükümeti, olumsuz şartlarda bir barış antlaşmasını kabul etmeyeceğini bildirmiş ve direniş hazırlıkları başlatılmıştır.

Sevr Antlaşması’nı imzalamak üzere Paris Barış Konferansı’na giden Osmanlı heyetinin İtilaf Devletleri’ne ait bir savaş gemisinin güvertesinde çekilmiş fotoğrafı. Fotoğrafta fes giyen Damat Ferit Paşa’nın sağında Şura-yı Devlet(Danıştay) Reisi Rıza Tevfik, solunda Maarif Nazırı Bağdatlı Mehmed Hâdî Paşa ve Bern Sefiri Reşat Halis Beyyer bulunuyor

Paris Barış Konferansı

İtilaf Devletleri 18 Nisan 1920’de San Remo Konferansı’nda Osmanlı İmparatorluğu’na uygulanacak barış antlaşmasının şartlarını hazırlamışlar ve 22 Nisan 1920’de Osmanlı hükümetini Paris’te toplanacak barış konferansına davet etmişlerdir. TBMM’nin açılışı bu davetin ertesi gününe denk gelmektedir.

Padişah, eski sadrazam Ahmet Tevfik Paşa’nın başkanlığındaki heyeti Paris’e göndermiş, Ankara’da toplanan Büyük Millet Meclisi, 30 Nisan 1920’de ilgili devletlere İstanbul’dan ayrı bir hükümet kurulduğunu bildirmiştir. Paris’te bulunan Ahmet Tevfik Paşa, barış şartlarının kabul edilemez olduğunu bildirerek görüşmelerden çekilmiş, bunun üzerine İzmir’deki  Yunan kuvvetleri Anadolu içlerine doğru ilerlemeye başlamış, Balıkesir, Bursa, Uşak ve Trakya işgal edilmiştir.

Yunan işgallerinin artması üzerine 22 Temmuz 1920’de İstanbul’da toplanan Saltanat Şurası; Paris Konferansına Sadrazam Damat Ferit Paşa başkanlığında ikinci bir heyet göndermeye karar vermiş, 10 Ağustos 1920 günü Sevr Antlaşması imzalanmıştır.

Sevr Antlaşmasının Önemli Hükümleri
  • Sevr Antlaşması Hükümlerine göre  Anadolu toprakların büyük bölümü galip devletlere bırakılmıştır. Trakya’nın büyük bölümü ve İzmir bölgesi Yunanistan’a; Ceyhan, Antep, Urfa, Mardin ve Cizre Fransa’ya; Musul vilayeti ve Irak’ın çoğu bölgesi Birleşik Krallığa; Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illeri Ermenistan’a bırakılmış; daha önce kaybedilen Arap ülkeleri, Kıbrıs ve Ege Adalarının Osmanlı Devletinin elinden çıktığı kabul edilmiştir. Fas, Tunus, Libya, Sudan, Mısır, Süveyş, Kıbrıs ve bütün Akdeniz adaları üzerindeki haklardan vazgeçilmiş; Hicaz’ın bağımsızlığı ile Irak, Suriye ve Filistin üzerinde manda idareleri kurulması kabul edilmiştir.
  • İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizinin silahtan arındırılması ve bütün devletlerin gemilerine açık olması kararlaştırılmıştır. Boğazların uluslararası bir komisyon tarafından yönetilmesi öngörülmüş; Gelibolu, Tekirdağ, İzmit, Bursa, Biga ve Edremit dahil bütün Marmara kıyıları Osmanlı toprağı olmakla birlikte yönetimi Milletlerarası Boğazlar Komisyonu’na bırakılmıştır.
  • Fırat’ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde yerel yönetim düzeni kurulması kabul edilmiş, Kürtler’in bağımsızlık ilan etmek istemeleri halinde Milletler Cemiyeti’ne üye olması kabul edilmiştir.
  • Tehcir edilen gayrimüslimlerin mallarının iade edilmesi, savaş döneminde katliam ve tehcir suçları işlemekle suçlananların yargılanması ve azınlıkların her seviyede okul ve dini kurumlar kurması serbest bırakılmıştır.

Sevr Antlaşması Haritası

  • Osmanlı Devletinin askeri kuvvetlerinin 50.700 kişiyle sınırlanması ve ağır silahlarının olmaması kabul edilmiş; donanmanın tasfiye edilmesi, Marmara Bölgesi’nde askeri tesislerin bulunmaması, askerliğin gönüllü ve paralı olması, azınlıkların orduya katılabilmesi, ordunun Müttefik devletlerce denetlenmesi öngörülmüştür. .
  • Osmanlı Devletinin 1914 yılında tek taraflı olarak iptal ettiği kapitülasyonların müttefik devletler vatandaşları lehine yeniden kurulması; Düyûn-ı Umûmiyye’nin devam etmesi; hukuki ve idari düzenlemelerin imzacı devletlerin belirlediği şekilde yeniden düzenlenmesi; sivil deniz ve demiryolu trafiğinin Müttefik devletler tarafından yönetilmesi kabul edilmiştir.
  • Meclisi Mebusan’ın kapatılmış olması nedeniyle antlaşma mecliste görüşülememiştir. Ankara’daki Türkiye Büyük Millet Meclisi ise antlaşmayı bir bildiri ile kınamış, antlaşmayı imzalayanlar ile Saltanat Şurası’nda olumlu oy kullananları 19 Ağustos 1920 tarihinde vatan haini ilan etmiştir. Antlaşmada imzası bulunan Heyet üyeleri 23 Nisan 1924 tarihinde TBMM tarafından 150’likler listesine eklenmiştir. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra bu kişiler 28 Mayıs 1927 tarihinde yasayla vatandaşlıktan çıkarılmışlardır.
  • Paris Konferansı sırasında büyük tartışmalara konu olan Ayasofya; Cumhuriyetin kuruluşundan sonra 1934 yılında müze haline getirilmiş ve tarihi miras olarak koruma altına alınmıştır.
Sevr Antlaşması Tam Metni

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Download [1.25 MB]

Örfî İdare Kanunu

0

Örfî İdare Kanunu, 22 Mayıs 1940 tarihinde kabul edilmiş, 25 Mayıs tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Yürürlüğe giren Örfi İdare Kanunu, İkinci Dünya Savaşı koşullarında kabul edilmiş, bu koşullara özel vurgu yapılmış ve uygulanacak hükümleri belirlemiştir.

Örfî İdare Kanunu

BİRİNCİ BAB
Örfî İdare
BİRİNCİ KISIM
Umumî hükümler
Madde 1

Teşkilâtı Esasiye Kanununun 86 nci maddesine tevfikan verilmiş olan umumî veya mevziî Örfî İdare Kararı Dahiliye Vekâleti tarafından münasib vasıtalarla ilân olunur.

Örfî İdarenin hudud veya müddeti üzerinde yapılacak değişiklikler de aynı suretle ilân edilir.

Madde 2

Örfî idare altına alınan yerlerde umumî emniyet ve asayişe taallûk eden ve icra Vekilleri Heyetince tayin ve tesbit olunan zabıta salâhiyet ve vazifeleri askerî makamlara intikal eder. Bu makamlar kendilerine intikal eden salâhiyet ve vazifelere müteallik kararları ve emirleri mahallî zabıtası marifetile icra ettirir.

İKİNCİ KISIM
Örfî İdarenin vazife ve salâhiyetleri
Madde 3

Örfî idare altına alınan yerlerde, askerî idare aşağıda yazılı fevkalâde tedbirleri ittihaz ve tatbika salahiyetlidir.

I Görülecek lüzum üzerine meskenleri ve her türlü cemiyet, kulüb gibi teşekküllere aid binaları ve bunların müştemilâtını ve iş mahalleri ile sair kapalı yerleri ve mektup, telgraf vesair mersuleleri şahısların üzerlerini gece ve gündüz aramak ve bunlarda subut vasıtaları olan veyahut müsadereye tâbi bulunan eşyayı zabt ve radyo, telefon ve telsiz gibi bilcümle muhabere vasıtalarını kontrol ve icabında tatil ve menetmek;

II – Memleketin inzibat ve emniyetini ihlâl etmek suçlarile sabıkalı olanları ve emniyeti umumiye nezareti altında bulunanları ve Örfî İdare altına alınan yerlerde muayyen bir ikametgâhı olmayanları ve
şüpheli olan sair kimseleri örfî, idare mıntakasından çıkarmak;

III – Türk Ceza Kanununun 189 uncu maddesinde yazılı olan silâhlarla alet ve cephanelerin ve dinamit, boğucu gaz bomba ve buna mümasil alâtı muhribe ve mevaddı infilâkiye ve müştaile ve bunların ihzar ve imaline yarayan edevat ve vesaitin teslimi için emirler vermek ve bunları arayıp toplamak;

IV – Gazete, kitap vesair matbuaların tab ve neşrini veya hariçten idhalini menetmek ve matbaaları kapatmak ve matbuat ve telgraf ve mektup üzerine sansür koymak;

V – Kapalı ve açık yerlerde her türlü toplantıları menetmek ve cemiyetlerin faaliyetlerini durdurmak;

VI – Kahvehane, birahane, meyhane, tiyatro, sinema, bar ve emsali umuma açık yerleri kapatmak veya bunların açılma ve kapanma zamanını tayin ve tahdid etmek;

VII – Örfî idare mıntakasına girip çıkmak isteyenler hakkında takyidat ve tahdidat koymak;

VIII – Geceleri dolaşmayı takyid veya menetmek;

IX – İcra Vekilleri Heyeti tarafından ittihaz ve tebliğ edilen emirleri ve ilân edilen sair tedbirleri takib ve icra etmek.

ÜÇÜNCÜ KISIM
Teşkilât
Madde 4

Örfî idare altına alınan yerlerde bu kanun hükümlerini tatbik etmek üzere hazarda Genelkurmay Başkanı ve seferde Başkomutanlık tarafından en az kolordu komutanlığı yapmış bir komutan,

Örfî idare Komutanı olmak üzere seçilerek Millî Müdafaa Vekâletince tayin muamelesi yapılır. Bu komutanın refakatine lüzumu kadar subay ve askerî adlî hâkim ve memur verilir.

Madde 5

Örfî idare Mahkemeleri aşağıda yazılı şekilde teşekkül eder :

I – Örfî idare Komutanlığı refakatinde Askerî Muhakeme Usulü Kanununun 31 inci ve 35 inci maddelerine tevfikan lüzumu kadar askerî mahkeme teşkil olunur. Bu mahkemeler toplandıkları mahallin ismini taşırlar.

II – Örfî idare mahkemelerinin asıl ve yedek askerî ve askerî adlî hâkimleri, zabıt kâtipleri ve diğer memur ve müstahdemleri Millî Müdafaa Vekili tarafından intihab ve tayin olunur. Askerî adlî hâkimler bunlardan bilfiil hâkimlik etmiş olanlar arasından seçilir.

III – Müstacel ve zarurî hallerde Örfî idare Mahkemeleri teessüs edinceye kadar mahallî hâkim ve Cumhuriyet Müddeiumumileri askerî adlî hâkimin vazifesini görürler.

DÖRDÜNCÜ KISIM
Örfî İdare Mahkemelerinin vazifeleri
Madde 6

Örfî İdare altına alınan yerlerde aşağıdaki fiilleri işleyenler ve bu fiillere iştirak edenler Örfî İdare Komutanı tarafından taleb edildiği takdirde sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun Örfî idare Mahkemelerinde muhakeme olunurlar. Teşriî masuniyete aid Teşkilâtı Esasiye hükümleri mahfuzdur.

I – Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının birinci babının birinci, ikinci ve dördüncü fasıllarında yazılı Devletin şahsiyetine karşı cürümler;

II – Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının beşinci babının birinci faslında yazılı suç işlemeğe tahrik fiillerile ikinci fasılda yazılı cürüm ikaı için cemiyet teşkil etmek suçları;

III – Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının altıncı babının ikinci faslında yazılı Devlete aid mühür, damga vesair alâmetlerin taklidi hakkındaki suçlar;

IV – Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının 7 nci babında yazılı ammenin selâmeti aleyhindeki suçlar;

V – Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının 10 uncu babının ikinci faslında yazılı yağma, yol kesme, adam kaldırma suçları;

VI – Türk Ceza Kanununun 179, 180, 188, 234, 235, 2.36, 241, 242, 248, 249, 254, 255, 256, 257, 258. 260, 264, 316, 317 nci maddelerinde yazılı suçlar;

VII – Askerî Ceza Kanununun 75, 93, 94, 95, 96 nci maddelerile 148 inci maddenin ikinci fıkrasında ve 160 ıncı maddesinde yazılı suçlar.

Madde 7 

Örfî idare altına alınan yerlerde Askerî İdare tarafından ittihaz edilen tedbirlere karşı hareket edenler ve emirlere itaatsizlik gösterenler ve hüviyetine dair hilafı hakikat beyanatta bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanununun 526 ve 528 inci maddelerinde yazılı cezalar üç misli arttırılarak hükmolunur.

Madde 8

Örfî idare ilânını icab ettiren ahvale taallûk eden fiilleri Örfî idarenin ilânından evvel işlemiş olanlarla Örfî idare Mahkemesinin vaziyed ettiği her hangi bir suçla irtibatı olup bu mıntaka haricinde işlenen suçlar da birleştirilmek suretile Örfî idare Mahkemelerinde görülür.

BEŞİNCİ KISIM
Usule aid hükümler
Madde 9

Örfî İdare altına alınan mahallerde teşkil olunan Askerî Mahkemelerde Askerî Muhakeme Usulü Kanununun 250 : 256 nci madde hükümleri hariç olmak üzere seferberliğe aid hükümler tatbik
olunur.

Madde 10

Bu kanunda yazılı suçlardan dolayı Generaller ve Amirallerle Umumî Müfettişler, Valiler ve Kaymakamlar, Hâkimler ve Müddeiumumiler aleyhinde takibat yapılabilmesi için her birinin mensub olduğu idareye göre Millî Müdafaa veya Dahiliye veya Adliye Vekilinin iznini almak şarttır.

İKİNCİ BAB
Harp halinde harekât muıtakalarında tatbik edilecek takyitler
Madde 11

Harp halinde örfî idare ilân edilmemiş olsa dahi bu kanunun masuniyet ve hürriyetlerin takyit ve talikına aid üçüncü maddesinin birinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı bentlerinde yazılı tedbirleri, daha evvelden İcra Vekilleri Heyetince tesbit edilecek harekât mıntakalarında almağa Başkumandanlık salâhiyettar olduğu gibi harp hareketlerinin ve askerî faaliyetlerin ve mahallî asayişin emniyet ve himayesi için bu harekât mmtalarında bulunmaları caiz görülmeyen kimseleri bu mmtakalardan çıkarmağa ve bu harekât mıntakalarına girmeği, çıkmağı menetmeğe ve bu mıntakalara münakalât vasıtalarının girip çıkmasını tahdit etmeğe salahiyetlidir.

Madde 12

Harp halinde, tesbit edilmiş olan harekât mıntakalarında, altıncı maddenin birinci bendinde yazılı fiilleri işliyenler ve bu fiillere iştirak edenler âmiri adlî tarafından taleb edildiği takdirde askerî mahkemelerde muhakeme olunurlar.

Bu hallerde dahi 10 uncu madde hükümleri mahfuzdur.

Son maddeler
Madde 13

Aşağıda yazılı kanunlarla bunlara müteferri hükümler mülgadır:

I) 20 eylül 1293 tarihli İdarei Örfiye Kararnamesile bunun 20 haziran 1325 tarihli zeyli,

II) 18 eylül 1335 tarihli İdarei Örfiye Kararnamesile buna müzeyyel 24 teşrinisani 1335 tarihli kararname,

III) Divanı harbi örfilere muhavvel ceraimin heyeti tahkikiye bu Ilınmayan yerlerde sureti tahkiki hakkındaki 10 ağustos 1331 tarihli kanunu muvakkat,

IV) İdarei Örfiye mıntakalarında müteşekkil divanı harbler tarafından verilecek idam kararlarının sureti icrasına dair 31 mart 1341 tarih ve 595 numaralı kanun,

V) Divanı harbi örfî hükümlerinin kabili temyiz olmadığına dair 29 nisan 1333 tarihli muvakkat kanun,
VI) Örfî idare cari olan mahallerde her nevi kütübü resail ve evrak ile matbuatı mevkute ve gayri mevkuteye mütedair 5 şubat 133ü tarihli kararname,

VII) Vakti seferde icraatı Hükümete karşı gelenler için ciheti askeriyece ittihaz olunacak tedabire müteallik 14 mayıs 1331 tarihli kanunu muvakkat.

Madde 14

Bu kanun neşri tarihinden itibaren mer’idir.

Madde 15

Bu kanunun icrasına İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

23/5/1940

Rezan Epözdemir

0
rezan epözdemir

Avukat Rezan Epözdemir, 24 Kasım 1984 tarihinde İstanbul’un Fatih ilçesinde doğdu. İlkokulu Haznedar Abdi İpekçi İlköğretim Okulu’nda tamamladı. Eğitimine Dr. Refik Saydam İlköğretim okulunda devam eden Epözdemir Liseyi Osman Ülkümen Lisesi’nde tamamladı. İnsan Hakları Derneği Tatvan Başkanı olan ve 1993’te öldürülen Avukat Şevket Epözdemir, babasının kuzenidir.

Rezan Epzödemir, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde bitirdi. Ardından, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim dalında “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması” isimli tezini savunarak doktorasını tamamladı. Bazı üniversitelerde dersler verdi. Gazete ve televizyonlarda röportajları yayınlandı. Kamuoyu tarafından takip edilen davalar hakkındaki açıklamaları ile gündem oldu.

Spor Yöneticiliği

Epözdemir, 2021 Galatasaray SK başkanlık seçiminde Burak Elmas’ın listesinde yer aldı ve Galatasaray SK Başkan Yardımcısı seçildi. 02.08.2021 tarihinde Galatasaray Sportif A.Ş Yönetim Kurulu Başkan Vekili oldu.

Rezan Epözdemir Hakkındaki Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 10 Ağustos 2025 günü sabah saatlerinde gözaltına alındı. Kendisine “rüşvet verme”, “siyasi ve askeri casusluk” ile “FETÖ’ye yardım” gibi suçlamaları yöneltildi. Evinde ve ofisinde aramalar yapıldı. Epözdemir, sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği tarafından 14 Ağustos 2025 günü rüşvete aracılık etme suçundan tutuklandı. Diğer suçlamalar için talep edilen adli kontrol talebi mahkemece reddedildi. Epözdemir savcılığın arama ve delil toplama işlemlerine karşı yetki itirazında bulundu ve tüm suçlamaları reddetti. 15 Ağustos’ta, bulunduğu Silivri Cezaevinden Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki Karatepe Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edildi. Şanlıurfa Barosu Başkanlığı, 18 Ağustos 2025’te yaptığı açıklamada Rezan Epözdemir hakkındaki iddialardan dolayı bulundukları baronun disiplin soruşturması yürütmesi için müracaatta bulunulacağını açıkladı.

Kaynak Linki : https://hukukansiklopedisi.com/18-agustos-hukuk-takvimi/

Eserleri ve Makaleleri

“Taraf Ehliyeti”, “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması” ve “Haksız Tahrik” isimli üç adet kitabı bulunmaktadır. Ayrıca “Yeni Düzenlemeler Işığında Uzlaştırma Müessesine Bakış”, “Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat”, “Türk Ceza Hukukunda Tefecilik Suçu”, ”Gönüllü Vazgeçme”, ”İddianamenin İadesi”, ”Ceza Muhakemesinde Müdafinin Önemi”, “İspatın Konusu”, ‘’Hukuki Statüsü ve Müdafiden Yararlanma Biçimleri”, ”Bilişim Sistemlerinde Arama ve El Koyma Tedbirleri”, ”Verileri Hukuka Aykırı olarak verme veya Ele Geçirme Suçu”, “2010 Anayasa Değişikliklerinde Çocuk Hakları ile Uluslararası Sözleşmeler Arasındaki İlişki”, “Yargıçların Tutuklama Kararları İle İlgili Hukuki Sorumluluğu”, “Basın Açıklamalarıyla Kişilik Haklarının İhlalinde Hukuka Aykırılık”, “Müsabaka alanlarındaki sporcuların hakaret içeren eylemleri ile kasten yaralama ve mala zarar verme eylemlerinin Türk Ceza Hukuku açısından değerlendirilmesi” ve “Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma Suçu” gibi başlıklar altında yayımlanmış makaleleri bulunmaktadır. Ayrıca, panel ve seminerlerde konuşmacı olarak yer almıştır. ‘’Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu’, ‘’6222 sayılı Kanuna Genel Bir Bakış, Yargı Uygulamaları ve Çözüm ile Değişiklikleri Önerileri’’ isimli tebliğleri bulunmaktadır.

Dünya Yerli Halklar Günü

0

Dünya Yerli Halklar Günü, 1982 yılında Cenevre’de toplanan Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Çalışma Grubu tarafından ilan edilmiştir. Yerel toplulukların ihtiyaçlarına yönelik farkındalığı artırmak amacını taşıyan çalışma, 9 Ağustos gününü ‘Uluslararası Dünya Yerli Halklar Günü’ ilan etmiştir.

Uluslararası toplumda yerli halkların haklarını korumak için özel önlemler alınması yönünde adımlar atılmakta ve Birleşmiş Milletler bu çabaları desteklemektedir. 9 Ağustos, her yıl yeni bir tema ile kutlanmaktadır. Yerel diller en önemli temalardandır.

Yerli Halkların Hakları ve Yerli Halklar Hakları Bildirisi

Dünyada 90 ülkede yaşayan yaklaşık 370 milyon yerli insan yaşamakta, yerel dillerini ve kültürlerini yaşatmaktadır. 9 Ağustos Dünya Yerli Halklar Günü(International Day of the World’s Indigenous Peoples), yerel halk ve toplulukların ihtiyaçlarını tespit ederek  ihtiyaçları gidermek amacını taşımaktadır. Yerli haklar yaklaşık 7 bin civarında dile sahip bulunmakta, dünya nüfusunun yüzde beşini ve 5 bin civarında farklı kültürü temsil etmektedir. Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Hakları Bildirisi, İnsan Hakları Konseyi tarafından düzenlenmiş ve Genel Kurul tarafından 13 Eylül 2007 tarihinde kabul ve ilan edilmiştir. Bildirge, yerli ve kabile halklarının kendi geleceklerini tayin hakkı ile insana yakışır bir yaşam sürmelerini ve sosyal adalet ilkelerini öngörmektedir. Yerel dillerin ve geleneklerin korunması ile eskiden beri sahip oldukları toprakların korunması bildirgenin diğer amaçlarındandır. İnsanlığın ortak vicdanı olan Birleşmiş Milletler, yerli halkların, özgürlük, barış ve güvenlik içinde yaşama hakkını tüm dünyaya ilan etmekte; bu halkların öz kültürlerini, tarihsel hafızalarını, sosyo-politik yapılarını ve dillerini korumayı hedeflemektedir. Yerli halkların her biri farklı bir kültüre sahip olsa dahi hepsinin otak problemi; benliklerinin, tarihlerinin, ve dillerinin korumasıdır. Vahşi kapitalist çağda insan onurunu korumak Birleşmiş Milletlerin ve uluslararası toplumun ortak problemdir.

9 Ağustos – Hukuk Takvimi

0
9 Ağustos - Hukuk Takvimi

9 Ağustos – Hukuk Takvimi

Dünya Yerli Halklar Günü

 1523
Alman hümanist düşünür ve şair Ulrich von Hutten öldü. (Doğumu: 21 Nisan 1488) İmparatorluk Şövalyeleri’nin lideri oldu. Martin Luther Reformlarını destekledi. Skolastik düşüncelere karşı çıktı ve felsefe tarihinde önemli bir isim haline geldi.
1814
Fort Jackson Antlaşması (Treaty of Fort Jackson) imzalandı. Krikler Kuzey Amerika’nın bir kısmını uzunca bir süre kontrol eden Kızılderili halkıdır. Horseshoe Bend Muharebesinde Amerika Birleşik Devletleri güçlerine karşı yenilgiye uğramalarının ardından Wetumpka, Alabama civarındaki Fort Jackson’da antlaşma imzalanmış ve Krikler Alabama ve Georgia’daki 93,000 km² toprağı ABD güçlerine devretmiştir.
1842
Kanada ile ABD sınırını belirleyen Webster Ashburton Antlaşması imzalandı. ABD ile Kanada arasında uzun süredir devam eden sınır anlaşmazlıkları ve diğer sorunlar çözülerek barışçıl bir ortam sağlandı.
1871
Hukuk kökeni Rus yazar Leonid Andreyev, Orel’de doğdu.(Ölümü:1919)  1891’de Sankt-Peterburg Üniversitesi’ne girdi, bu sırada çok yoksulluk çektiği için üniversiteyi bırakmak zorunda kaldı, intihara kalkıştı. 1897’te Moskova Üniversitesi’nde hukuk öğrenimini bitirdi. 1898’de mesleğini bıraktı. Moskova’da yayınlanan Moskovskiy Vestnik gazetesinde adliye muhabiri olarak çalışmaya başladı. 1905 ve 1917 Devrimleri arasında etkin bir isim oldu. Yıldızlara Doğru, İnsanın Hayatı, Çar Açlık, Kara Maskeler, Kızıl Kahkaha, Yedi Asılmışların Hikayesi, Anatema, Düşünce, Professor Storitsin ve Tokadı Yiyen Soytarı isimli eserler bıraktı.
1881
Osmanlı Devleti’nin son dönem, Türkiye’nin ise ilk dönem hukukçularından olan. Ebül’ula Mardin doğdu. (Ölümü:1957) 1903 yılında mezun olduğu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde hayatı boyunca öğretim üyeliği yaptı ve 1951 yılında Medeni Hukuk alanında ordinaryüs profesör oldu.
1892
Thomas Edison, iki yönlü telgrafın patentini aldı
1901
Avusturyalı avukat ve siyasetçi Felix Hurdes doğdu. (Ölümü:1974) 1953 yılından 1959’a kadar Avusturya Millî Meclis başkanı olarka görev yaptı.
1928
Harf Devrimi yolunda önemli bir adım atıldı. Atatürk, Latin harflerini Cumhuriyet Halk Partisi’nin Gülhane’deki galasına katılanlara tanıttı. Yeni alfabe daha sonra 01.11.1928 tarihinde yasalaştı.
 1929
Hukuk kökenli gazeteci Abdi İpekçi doğdu. Galatasaray Lisesi’ni ve İstanbul Hukuk Fakültesini bitirdi. Milliyet Gazetesi’nin yazı işleri müdürü ve genel yayın müdürü oldu. Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Basın Enstitüsü Başkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci başkanlığı, Basın Şeref Divanı genel sekreterliği görevlerinde bulundu. 1 Şubat 1979 tarihinde Mehmet Ali Ağca tarafından öldürüldü. Eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile kuzendir. Mehmet Ali Ağca, İpekçi suikastından idamla yargılanmakta iken 1979 yılında Maltepe Askeri Cezaevi’nden kaçırılmıştır.
 1934
İstanbul’da halkın deniz hamamları ve plajlar dışında denize girmesi yasaklandı.
 1942
Mahatma Gandhi ve ve 50 Hintli lider İngilizler tarafından Bombay’da tutuklandı.
 1945
Amerika Birleşik Devletleri, Japonya’nın Nagazaki şehrine atom bombası attı, yaklaşık 70.000 kişi aynı gün öldü, binlerce insan sakat kaldı. Sonraki yıllarda çok sayıda insan kansere yakalandı.
1949
Türkiye, Avrupa Konseyi’ne resmen üye oldu Konseyin merkezi Strazburg’dadır ve 47 devlet üyedir.
 1951
“İşçilere hafta tatili ve genel tatil günlerinde ücret ödenmesi hakkında Kanun” mecliste kabul edildi ve 15 Ağustos’ta resmi gazetede yayınlandı. Kanun, iş Hukuku alanında önemli bir merhale oldu.
 1954
Milletvekili, hukukçu, savcı, yargıç, vakıflar uzmanı, İttihat ve Terakki Fırkasının kurucularından Mehmet Münir Çağıl (1873, İskilip – 9 Ağustos 1954) yaşamını yitirdi.
 1954
Türkiye, Yunanistan ve Yugoslavya arasında, 28 Şubat 1953 tarihinde imzalanan Balkan Paktı‘nın devamı niteliğinde, Bled şehrinde yeni bir ittifak antlaşması imzalandı. Bled Antlaşması ile Bağdat Paktı askeri bir ittifaka dönüştürüldü ve adı “Balkan İttifakı” oldu.
 1965
 Singapur, Malezya’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etti
1966
1966 Genel Af Kanunu resmi gazetede yayınlandı. Kanun, istisnaları hariç olmak üzere beş yıldan az olan hürriyeti bağlayıcı cezalar ve para cezaları ortadan kaldırdı. Af Kanunu tasarısının kapsamını yetersiz bulan Ankara Cezaevinde bulunan 1000 civarındaki tutuklu ve hükümlü isyan etmiş, isyanlarda 3 kişi ölmüş, 18 kişi yaralanmış, İstanbul Üsküdar Toptaşı Cezaevinde 260 tutuklu veya hükümlü af kanunu öncesinde açlık grevi yapmıştı.
1967
Havana’da Latin Amerika Dayanışma Toplantısı Sonuç Bildirisi ilan edildi: “Devrim yapmak Latin Amerika halklarının hem hakkı hem de görevidir.”
1969
1136 sayılı Avukatlık Yasası gereğince kurulan Türkiye Barolar Birliği’nin ilk genel kurulu 8-9 Ağustos 1969 tarihinde Ankara da yapıldı. Prof. Dr. Faruk Erem ilk başkan oldu.
1971
THKO Davası’a devam edildi. İrfan Uçar, gördüğü işkence adli tıpta tespit edilmezse sorulara cevap vermeyeceğini söyledi. 
1972
Modern Türk idare hukukunun kurucusu ve İstanbul Üniversitesi’nin seçimle göreve gelen ilk rektörü Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar yaşama veda etti.
 1973
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yayınladığı genelgeyle, dolar alımını kısıtladı. İstanbul’da bankaların 200 dolardan fazla döviz işlemi yapması yasaklandı.
 1974
  • ABD’nin hukukçu başkanlarından Gerald Ford göreve geldi. Watergate skandalı sonucu istifa eden Richard Nixon’ın yerine, başkan yardımcısı olan Ford, seçilmemiş ilk ABD Başkanı oldu. Ford, 14 Temmuz 1913 tarihinde Nebraska eyaletinin Omaha kentinde dünyaya geldi. Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. II. Dünya Savaşı başladığında ABD’nin savaşa katılmasına karşı çıktı ancak Pearl Harbor saldırısından sonra fikrini değiştirerek ABD Deniz Kuvvetleri ile savaşa katıldı. Asya Pasifik Görev Madalyası’nı kazandı.
  • 12 Mart Muhtırası sonrası yurtdışına TCK 141/1.maddeden hakkında alınan gıyabi tevkif kararı üzerine yurtdışına çıkan Mihri Belli çıkarılan Af’tan yararlanmak için eşi Sevim Belli ile İnfaz Savcılığı’na gelerek teslim oldu ve gıyabi tutuklama kararı kaldırıldı.
1975
Bülent Ecevit’in, partililerin ve dinlemeye gelenlerin saldırıya uğradığı “Gerede Olaylarına ilişkin davanın duruşması yapıldı. Duruşmayı MSP’li eski Adalet Bakanı Şevket Kazan da izledi.
1978
Japonya’da hapiste tutulan  3 Kızıl Ordu tutsağı, Kuala Lumpur’da ABD konsolosluğunda rehin tutulan görevliler karşılığında bırakıldı.
1982
  • Ahmet Hamdi Boyacıoğlu 9 Ağustos 1982 tarihinde Anayasa Mahkemesi başkanı oldu. Görevi, 6 Nisan 1985’te sona erdi.
  • Adalet Bakanı Cevdet Menteş, cezaevlerinde 77.295 tutuklu ve hükümlü olduğunu açıkladı.
  • Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi’nce hakkında gıyabi tutuklama kararı alınan Prof. Dr. Sadun Aren teslim oldu. Aren’in AİTİA’da okuttuğu “Makro İktisat” ders notlarında “komünizm propagandası yaptığı” iddia edilmişti.
  • İstanbul’da yayımlanan Güneş gazetesi sıkıyönetimce kapatıldı.
  • Dünya Yerli Halklar Günü, 1982 yılında Cenevre’de toplanan Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Çalışma Grubu tarafından ilan edilmiştir. Yerel toplulukların ihtiyaçlarına yönelik farkındalığı artırmak amacını taşıyan çalışma, 9 Ağustos gününü ‘Uluslararası Dünya Yerli Halklar Günü’ ilan etmiştir. Uluslararası toplumda yerli halkların haklarını korumak için özel önlemler alınması yönünde adımlar atılmakta ve Birleşmiş Milletler bu çabaları desteklemektedir. 9 Ağustos, her yıl yeni bir tema ile kutlanmaktadır. Yerel diller en önemli temalardandır.
1983
2871 sayılı Kamu Görevlileri ile ilgili Mal Bildirimi Kanunu kabul edildi.
1987
1982 Anayasa referandumunda “halkı boykota çağırdığı” iddiasıyla soruşturulan H.Şahin’in Astsubay Okulu’ndaki oğlu okuldan atıldı. Askeri savcılık, 8 Aralık 1982’de tutuklanan H.Şahin’i “yeterli kanıt bulunamadığı” gerekçesiyle 37 gün sonra salıvermişti.
1988
Adalet Bakanı Mehmet Topaç, tek tip elbise ve birçok baskıcı uygulamayı geri getiren 1 Ağustos 1988 Genelgesi’ni yayınladı. Genelge üzerinde cezaevlerinde yeniden açlık grevleri ve ölüm oruçları başladı.
1989
Sorun Yayınları tarafından yayınlanan Fyodor Korolyov’un “Lenin ve Eğitim” adlı kitabının çevirmeni Prof. Dr. Tahsin Yılmaz ile yayınevi sahibi Sırrı Öztürk hakkında “komünist eğitim ilke ve yöntemlerinin propagandasını yapmak” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.
1992
Türk siyasetçi, hukukçu ve İstanbul Belediye Eski Başkanlarından Aytekin Kotil yaşamını yitirdi. (Doğumu:1934)
1992
Özgür Gündem gazetesinden Yahya Orhan ve Hüseyin Deniz Ceylanpınar’da öldürüldü 
1993
  • Ruth Bader Ginsburg‘in Columbia Bölgesi Temyiz Mahkemesindeki görevi sona erdi. Ginsburg, Başkan Jimmy Carter tarafından, 1980 yılında bu göreve atanmıştı. Daha sonra, ABD Eski Başkanı Bill Clinton tarafından 1993 yılında ABD Yüksek Mahkemesine atandı.
  • Fatih Cumhuriyet Savcılığı, eski İSKİ (İstanbul Su ve Kanalizasyon İşletmesi) Genel Müdürü Ergun Göknel hakkında soruşturma başlattı.
1994
Ankara 1 Nolu DGM’ye sunulan iddianamede olayların nedeni, “şenliklere katılanlar” olarak gösterildi, Aziz Nesin’in varlığı “eylemin hazırlayıcı sebepleri” arasında sayıldı. Ankara DGM Başsavcılığı, Sivas olaylarının tahrikçisi olduğu gerekçesiyle Aziz Nesin’in idamla yargılanması gerektiği iddia edildi.
2000
Nijerya’nın şeriata geçen yedi eyaletten biri olan Zamfara’da kadınlara motosiklete binme yasağı getirildi. Müslüman olmayan kadınlara motorsiklete binme yasağı getirilmedi.
2002
KKTC’de muhalif Avrupa gazetesi Yazıişleri Müdürü Şener Levent ve köşe yazarı Memduh Ener, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a hakaretten altı ay hapis cezası aldı. Basın örgütleri ve gazeteciler kararı protesto etti.
2003
Yargıtay, yanında çalışan avukatı taciz eden avukata verilen sekiz aylık hapis cezasını onayladı. Gerekçede sanığın “iftiraya uğradım” savunmasına karşılık “kişinin, zarar vermek için iffetini ortaya koyarak kendini zarara uğratması insan doğasına aykırı” denildi.
2004
Fransız hukukçu, yargıç, adalet bakanı ve siyasetçi Robert Lecourt (19 Eylül 1908 – 9 Ağustos 2004) yaşamını yitirdi. 1962 yılında Avrupa Adalet Divanı hakimliğine atanmış ve bu mahkemenin 1967-1976 yıllarında başkanlığını yapmıştı.
 2007
Hukuk kökenli siyasetçilerden Köksal Toptan, 535 geçerli oyun 450’sini alarak TBMM başkanı seçildi. Toptan, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne 1962 yılında başladı, 1968’de avukat ruhsatını alarak Zonguldak’ta avukatlık mesleğine başladı.
2013
Yargıtay, yanında çalışan avukatı taciz eden avukata verilen sekiz aylık hapis cezasını onayladı. Kararın gerekçesinde sanığın “iftiraya uğradım” savunmasına karşılık “kişinin, zarar vermek için iffetini ortaya koyarak kendini zarara uğratması insan doğasına aykırı” denildi.
2024
Amerikalı hukukçu, akademisyen ve siyasetçi Ellen Marie Corbett (31 Aralık 1954 – 9 Ağustos 2024) yaşamını yitirdi. 2008’de Kaliforniya Eyaleti Şerifler Birliği tarafından Kaliforniya’nın En İyi 100 Avukatı arasında gösterilmişti. Kaliforniya İşçi Federasyonu, Kaliforniya Tüketici Federasyonu, Amerikan Kanser Derneği, Kaliforniya Yaşlılar Kongresi, Kaliforniya Sierra Kulübü, Çevre Çalışma Grubu, Kaliforniya Koruma Seçmenleri Birliği, Kaliforniya Temiz Su Eylemi ve Hindu Amerikan Vakfı’ndan onur ödülleri almıştı. 
2025
  • Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, 22 Haziran’da “Cumhurbaşkanı’nı tehdit” suçlamasıyla tutuklanan gazeteci Fatih Altaylı’yı Silivri Cezaevi’nde ziyaret etti.
  • Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve yakınlarının şoförlüğünü yapan 6 kişi, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçlamasıyla tutuklandı.
  • Gezi Parkı eylemleri gerekçe gösterilerek tutuklanan menajer Ayşe Barım hakkında tahliye kararı veren hakimin emekli olup avukatlığa başladığı öğrenildi.
  • Halı sahada düşerek yaralanan kişi, gerekli tedbirleri almadığı için halı saha işletmecisine tazminat davası açtı. Yargıtay, yerel mahkemenin 1 milyon 61 bin 830 lira maddi, 15 bin lira da manevi tazminat ödenmesi kararını hukuka uygun buldu.
  • İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün ‘Huzur İstanbul’ uygulamasında, çeşitli suçlardan aranan 295 şüphelinin de aralarında bulunduğu 700 kişi gözaltına alındı.
  • Leman Dergisi Yazı İşleri Müdürü Özdemir’in tutukluluğunun devamına karar verildi.
  • Organize Suç örgütü kurmak, yönetmek, tasarlayarak adam öldürmek suçlarından hakkında 18 yıl 1 ay hapis cezasıyla 2017 yılından bu yana aranan Hasan Basri Çillioğlu Büyükçekmece’da yakalandı.
  • Danıştay 8’inci Dairesi, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) hukuk fakültelerine girişte başarı sıralaması barajını 100 bin olarak belirleyen kararının ‘2025 YKS’den itibaren geçerli olmak üzere’ ibaresine yönelik olarak yürütmeyi durdurma kararı verdi. ‘2025 YKS’den itibaren geçerli olmak üzere’ ibaresi dışında kalan hususlar yönünden yürütmenin durdurulması talebi reddedildi.
2025
İzBB davasında tahliye kararı veren hakimlere görev değişikliği kararı verilmesine Yargıçlar Sendikası tepki gösterdi: “Yetki düzenlemeleri yargının araçsallaştırılmasına hizmet ediyor’ Sendika, devam eden davada Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hükümleri uyarınca yetkili ve görevli yargıçların verdikleri yargısal kararlar nedeniyle idari tasarruflarla görev yerlerinin değiştirilmesinin, yargı bağımsızlığı algısını zedelediğini vurguladı.

1966 Genel Af Kanunu

9 Ağustos – Hukuk Takvimi

Türkiye Barolar Birliği

0
Türkiye Barolar Birliği

Türkiye Barolar Birliği, bütün baroların katılımıyla oluşan, kamu kurumu niteliğinde, tüzel kişiliği haiz bir üst meslek kuruluşudur. Birlik, avukatlık mesleğinin hak ettiği yere ulaşması için baroların ve baro mensuplarının, uzun yıllar özveriyle sürdürdükleri çalışmalar sonucunda, Türk hukuk sistemi içinde bugünkü yerini almıştır.

Türkiye Barolar Birliği, yasaların bir meslek kuruluşu olarak kendisine yüklediği görevlerinin yanında, toplumun hukuki sorunlarıyla ilgili görüş ve önerileriyle de Türk Hukuk Sisteminin gelişmesine katkı sağlamaktadır. Bünyesinde oluşturduğu alt komisyonlarda; yasal düzenlemelerle ilgili çalışma yapmakta, özellikle demokrasi ve insan hakları adına uygulamada ortaya çıkan aksamalara karşı sorumluluk bilinciyle etkin bir biçimde mücadele vermektedir.

Baroların güçlendirilmesi ve savunma mesleğinin gelişmesi için özveriyle çalışan Türkiye Barolar Birliği, uluslararası platformda Türkiye’nin hukuki gelişmeleri yakından izleyebilmesi ve yapılan etkinliklerde yer alması amacıyla da faaliyet göstermektedir. Türkiye Barolar Birliği, giderek daha ayrıntılı ve etkili hale getirmeye özen gösterdiği çalışmalarını, ulusal ve uluslararası paneller, seminerler ve kurultaylar aracılığıyla Türk ve yabancı hukuk dünyasına duyurmaktadır.

TARİHÇE

Muhamat Kanunu ile, Avukatların meslek örgütü niteliğindeki “Baro” ilk kez 1924 yılında kurulmuştur. Ancak anılan kanunun kabulü ve baroların kurulmasından önce de avukatlar “Dava Vekilleri Cemiyeti” adı altında örgütlenmişlerdir. Türkiye Barolar Birliği’nin kurulması ilk kez Ocak 1934’te İzmir’de düzenlenen Türkiye Avukatlar Kongresi’nde gündeme getirilmiş ve 5 gün süren toplantıya katılan baro temsilcileri, “Türkiye Avukatlar Birliği”nin kurulmasını kararlaştırmışlardır. Ancak, alınan bu karara rağmen, 27 Haziran 1938 de kabul edilerek 1 Aralık 1938′ de yürürlüğe giren ve günün koşullarına göre pek çok ileri yeni hüküm içeren 3499 sayılı Avukatlık Kanunu‘nda Barolar Birliğine yer verilmemiştir.

Daha sonraki yıllarda toplanan baro temsilcilerinin, (1957’de Ankara’da ve 1958’de İzmir’de), Türkiye Barolar Birliği’nin kurulmasının gerekliliği konusunda tam bir görüş birliğine vararak bu amaçla başlattıkları ön çalışmalar sonunda, 16 Mayıs 1963’te hazırlığı tamamlanarak 7 Temmuz 1969 tarihinde yürürlüğe giren 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile “Türkiye Barolar Birliğinin kurulması yasal olarak da kabul edilmiştir.

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ’NİN KURULUŞU

Faruk Erem
Türkiye Barolar Birliğinin ilk başkanı Faruk Erem

1136 sayılı Avukatlık Kanunu İle Kurulması Öngörülen Türkiye Barolar Birliği’nin kuruluş hazırlıkları Kanunun geçici 10. Maddesi uyarınca tamamlandıktan sonra ilk toplantı 9-10 Ağustos 1969 günü Ankara’da Yeni Sahne Salonunda yapılmıştır.

Türkiye Barolarını temsilen seçilen 122 delegeden 106’sının hazır bulunduğu toplantıyı Ankara Barosu Başkanı Av.Rahmi Mağat açmış ve bir konuşma yapmıştır.Bundan sonra İstanbul Barosu Başkanı Av.Ferruh Dereli ile İzmir Barosu Başkanı Enver Arslanalp da birer konuşma yapmışlardır.

Daha sonra delegeler topluca Anıtkabir’e giderek büyük Atatürk’ün ve devrim şehitlerinin kabirlerine birer çelenk koymuş ve saygı duruşunda bulunmuşlardır.

Öğleden sonraki toplantıyı açan Av.Rahmi Mağat, başkanlığı en yaşlı delege olan Bursa delegesi Av.Zeki Yücel’e bırakmıştır.Av.Zeki Yücel’in yaptığı kısa konuşmadan sonra toplantıyı yönetmek üzere başkanlık divanının seçimine geçilmiştir.

Genel Kurul Başkanlığına İzmir Delegesi Av.Hulusi Selek, Başkan Vekilliğine Kayseri Delegesi Av.Ömer Gözübüyük üyeliklere de Kırşehir Delegesi Av.Nafiz Bayındır ile Aydın Delegesi Av.Davud Selçuki getirilmiştir.

Toplantı yapılan çeşitli konuşmalarla akşama kadar sürmüştür.

İkinci gün toplantı 10 Ağustos günü yine aynı salonda yapılmıştır.Gündemde bulunan seçimlerin yapılmasına geçilmiştir.Başkanlığa Ankara Delegesi Av.Faruk Erem; Yönetim Kurulu Üyeliklerine ise Ankara Delegeleri Av.Atila Sav, ve Av.Erdoğan Bigat, İzmir Delegesi Av.Cengiz İlhan, Eskişehir Delegesi Av.Hikmet Tuncay, Bursa Delegesi Av.Zeki Yücel, İstanbul Delegeleri Av.Tacettin Sırmalı ve Av.Osman Kuntman, Samsun Delegesi Av.İhsan Saraçlar, Konya Delegesi Av.Mehmet Kavaklılar ve Aydın Delegesi Av.Hilmi Becerik seçilmişlerdir.

Disiplin Kurulu Üyeliklerine ise İzmir Delegesi Av.Hulusi Selek, Ankara Delegesi Av.Mehmet Nomer, Tekirdağ Delegesi Av.Hasan Cavit Turgay, Ankara Delegesi Av.Sabahattin Bilge, İstanbul Delegeleri Av.Şem’i Üge ile Av.Fadıl Altop ve Kayseri Delegesi Av.Ömer Gözübüyük seçilmişlerdir.

Denetçiliklere de İstanbul Delegesi Av.Refik Belgin, Balıkesir Delegesi Av.Vedat Burcuoğlu, Mersin Delegesi Av.Şinasi Develi seçilmişlerdir.

Böylece görevini bitiren ilk Genel Kurul ertesi Genel Kurul Toplantısının 30 Ekim 1969 tarihinde İstanbul’da yapılmasına karar vererek toplantısını tamamlamıştır.

Birlik Yönetim Kurulu kendi arasında yaptığı iş bölümünde Başkan Yardımcılıklarına Av.Tacettin Sırmalı ile Av.Cengiz İlhan’ı; Genel Sekreterliğe Av.Atila Sav’ı; Saymanlığa da Av.Erdoğan Bigat’ı seçmiştir.

Disiplin Kurulu da ilk toplantısında Başkanlığına Av.Mehmet Nomer’i seçmiştir.

1966 Genel Af Kanunu

0
1966 Af Kanunu Cumhuriyet Manşet

1966 Genel Af Kanunu, istisnaları hariç olmak üzere beş yıldan az olan hürriyeti bağlayıcı cezaları ve para cezalarını ortadan kaldırmıştır.

1966 yılında yapılan genel af ilanı, diğer af kanunlarından farklı olarak yasalaşma sürecinde toplumun tüm kesimleri tarafından yoğun olarak tartışılması yönüyle kendine özgü bir yasalaşma sürecini oluşturmuştur.

1966 Af Kanunu Cumhuriyet Gazetesi Manşeti

780 Sayılı Af Kanunu ile genel af çıkarılmıştır. 1966 Genel Affından önce 7 Temmuz 1966 günü Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Anayasa’nın 97’nci maddesine dayanarak  Celal Bayar’ı affetmiştir.

Af Kanunu tasarısının kapsamını yetersiz bulan Ankara Cezaevinde bulunan 1000 civarındaki tutuklu ve hükümlü isyan etmiştir. İsyanda 3 kişi ölmüş, 18 kişi yaralanmıştır. İstanbul Üsküdar Toptaşı Cezaevinde 260 tutuklu veya hükümlü af kanunu öncesinde açlık grevi yapmıştır.

Kanun tasarısının tartışılması sırasında siyasi suçlar ve fikir suçlarının af kapsamına alınması istenmiştir. Meclis’ten çıkan Af Kanunu’nda 141. ve 142. madde suçluları af kapsamı dışında bırakılmış, vergi ve döviz kaçakçılığı suçları af kapsamına alınmıştır. Kanun, 9 Ağustos 1966 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

1966 Genel Af Kanunu
MADDE 1. — 5 Haziran 1966 tarihine kadar işlenmiş olan suçlardan :

A) Taksirli cürümlerle kanunların suçu tesl it eden aslî maddesinde yukarı haddi 5 seneyi geçmiyen hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile yahut yalnız veya birlikte olarak para cezası ile cezalandırdığı veya müsadereyi yahut bir meslek veya sanatın yapılmamasını veyahut bu cezalardan biriniveya birkaçım istilzam eden fiiller hakkında takibat yapılmaz.

Bu fıkra hükmünden istifade edecek olanların, affı kabul etmemeye hakları vardır, haklarında soruşturma veya kovuşturma yapıldığına muttali olanlar bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay ve her halde 6 ay içinde bu haklarını kullandıkları takdirde soruşturma veya kovuş­turmaya devam olunur. Mahkûmiyet halinde, bu hakkın kullanılmış olması aftan istifadeye engelolmaz.

B) 5 sene ve daha az hürriyeti bağlayıcı bir cezaya ve bu miktarı aşmıyan hürriyeti bağlayıcı ceza ile birlikte veya müstakilen hükmedilmiş para cezasına mahkûm olanlar veya mahkemelerden gayri mercilerce haklarında para cezası tâyin edilenler «8 nci madde hükmü saklı kalmak şartiyle» fer’i ve mütemmim cezalar ile ceza mahkûmiyetlerinin neticelerine de şâmil olmak üzere affedilmişlerdir.

C) Müstakillen 5 seneden fazla hürriyeti bağlayıcı bir cezaya veya bununla birlikte para cezasına mahkûm edilenlerin, hürriyeti bağlayıcı cezalarının 5 senesi ve para cezalarının da tamamı affedilmiştir.

D) Türk Ceza Kanunu ile diğer kanunlarda yazılı suçlardan dolayı ölüm veya müebbet ağır hapse mahkûm edilmiş veya edilecek olanların ölüm cezaları müebbet ağır hapse; müebbet ağır hapis cezaları da 30 sene ağır hapse çevrilir.

MADDE 2. — 3116, 5653 ve 6831 sayılı Orman kanunlarında yazılı suçlar ayrık olmak üzere, suç tarihinde 15 yaşını doldurmamış olanlar tarafından işlenen bilûmum suçlar hakkında bu kanunun birinci maddesi uygulanır.

1966 Genel Af Kanununun devamını PDF olarak okuyabilirsiniz

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun

0
Harf İnkılabı

Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun 1 Kasım 1928 tarihinde kabul edilmiştir. Kanun, 1353 kanun numarası ile Resmi Gazetenin 03.11.198 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Harf inkılabı Cumhuriyet Devrimlerinin en önemlilerindendir. 1 Kasım 1928 tarihli Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkındaki Kanun gereğince, 1 Haziran 1929 tarihinden itibaren resmi işlerde, devlet dairelerinde ve kayıtlarda tamamen yeni harfler kullanılmaya başlanmıştır. Arap harflerinin resmi ve özel kurumlarda kullanımı ise 1 Haziran 1930 tarihinden itibaren son bulmuştur.

Atatürk Harf İnkılabı Sonrasından Latin Alfabesini öğretiyor

Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun
Madde 1

Şimdiye kadar Türkçeyi yazmak için kullanılan Arap harfleri yerine Latin esasından alınan ve merbut cetvelde şekilleri gösterilen harfler (Türk harfleri) unvan ve hukuku ile kabul edilmiştir.

Madde 2

Bu Kanunun neşri tarihinden itibaren Devletin bütün daire ve müesseselerinde ve bilcümle şirket, cemiyet ve hususi müesseselerde Türk harfleriyle yazılmış olan yazıların kabulü ve muameleye konulması mecburidir.

Madde 3

Devlet dairelerinin her birinde Türk harflerinin Devlet muamelatına tatbiki tarihi 1929 Kanunusanisinin birinci gününü geçemez.

Şu kadar ki evrakı tahkikiye ve fezlekelerinin ve ilamların ve matbu muamelat cetvel ve defterlerinin 1929 Haziran iptidasına kadar eski usulde yazılması caizdir.

Verilecek tapu kayıtları ve senetleri ve nüfus ve evlenme cüzdanları ve kayıtları ve askeri hüviyet ve terhis cüzdanları 1929 Haziranı iptidasından itibaren Türk harfleriyle yazılacaktır.

Madde 4

Halk tarafından vakı müracaatlardan eski Arap harfleriyle yazılı olanlarının kabulü 1929 Haziranının birinci gününe kadar caizdir. 1928 senesi Kanunuevvelinin iptidasından itibaren Türkçe hususi veya resmi levha, tabela, ilan, reklam ve sinema yazıları ile kezalik Türkçe hususi, resmi bilcümle mevkut, gayrı mevkut gazete, risale ve mecmuaların Türk harfleriyle basılması ve yazılması mecburidir.

Madde 5

1929 Kanunusanisi iptidasından itibaren Türkçe basılacak kitapların Türk harfleriyle basılması mecburidir.

Madde 6

Resmi ve hususi bütün zabıtlarda 1930 Haziranı iptidasına kadar eski Arap harflerinin stenografi makamında istimali caizdir. Devletin bütün daire müesseselerinde kullanılan kitap, kanun, talimatname, defter, cetvel kayıt ve sicil gibi matbuaların 1930 Haziranı iptidasına kadar kullanılması caizdir.

Madde 7

Para ve hisse senetleri ve bonolar ve esham ve tahvilat ve pul ve sair kıymetli evrak ile hukuki mahiyeti haiz bilcümle eski vesikalar değiştirilmedikleri müddetçe muteberdirler.

Madde 8

Bilümum bankalar, imtiyazlı ve imtiyazsız şirketler, cemiyetler ve müesseselerin bütün Türkçe muamelatına Türk harflerinin tatbikı 1929 Kanunusanisinin birinci gününü geçemez.

Şu kadar ki halk tarafından mezkür müesseselere 1929 Haziranı iptidasına kadar eski Arap harfleriyle müracaat vakı olduğu takdirde kabul olunur.

Bu müesseselerin ellerinde mevcut eski Arap harfleriyle basılmış defter, cetvel, kataloğ, nizamname ve talimatname gibi matbuaların 1930 Haziranı iptidasına kadar kullanılması caizdir.

Madde 9

Bütün mekteplerin Türkçe yapılan tedrisatında Türk harfleri kullanılır. Eski harflerle matbu kitaplarla tedrisat icrası memnudur.

Madde 10

Bu Kanun neşri tarihinden muteberdir.

Madde 11

Bu Kanunun ahkamını icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

Merbut Cetvel
Yazı Harfleri Matbaa harfleri
А а A a
B b B b
C c C c
Ç ç Ç ç
E e E e
F f F f
G g G g
Ğ ğ Ğ ğ
H h H h
İ i İ i
I ı I ı
J j J j
K k K k
L l L l
M m M m
N n N n
O o O o
Ö ö Ö ö
P p P p
R r R r
S s S s
Ş ş Ş ş
T t T t
U u U u
Ü ü Ü ü
V v V v
Y y Y y
Z z Z z

Gümrük Müşavirleri Etik Değerleri Beyannamesi

0
İstabul Gümrük Müşavirleri Derneği-Etik Değerler Beyannames

Gümrük Müşavirleri Etik Değerleri Beyannamesi, Etik ve İtibar Derneği TEİD, İstanbul, İzmir, Bursa, Ankara ve Mersin Gümrük Müşavirleri Dernekleri ortak projesi olarak düzenlenmiş, yayınlanmadan önce Kamu Görevlileri Etik Kurulu‘na sunulmuştur.

İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği, 9 Aralık 2013 tarihinde Türk Patent Enstitüsü’ne başvurarak “Gümrük Müşavirleri Etik Değerleri Beyannamesi” logosunu 10 Ağustos 2015 tarihinde markalaştırarak marka tescil belgesini almıştır.

Gümrük Müşavirleri Etik Değerleri Beyannamesinin amacı, Gümrük Müşavirliği mesleğinin hak ettiği itibara kavuşması ve haksız ön yargıların değişmesine katkı sunmasıdır.

Gümrük Müşavirleri Etik Değerleri Beyannamesi

Tüm faaliyetlerimizde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası başta olmak üzere tabi olduğumuz tüm ulusal mevzuata ve Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu tüm uluslararası anlaşmalar ve düzenlemelere uyarız.

Güvenilirlik, tarafsızlık ve bağımsızlık tüm iş ilişkilerimizde bize yön veren temel ilkelerdir.

İş sahiplerinin ticari menfaat ve yasal haklarının korunmasına özen gösterirken kamu menfaatinin korunmasını da öncelikli sorumluluğumuz kabul eder, işlerimizi bu bilinçle yönetiriz.

Mesleki bilgi ve becerimizi kullanırken ülke kaynaklarının etkin kullanımı, çevre duyarlılığı gibi sorumluluklarımıza uygun kararlar vermeye özen gösteririz.

Açıkladığımız beyan ve sunduğumuz raporların gerçeğe uygun olması için gerekli titizliği gösterir, konu olan bilgileri doğru, anlaşılabilir biçimde ve zamanında sunarız.

Doğruluk ve şeffaflığı, tüm iş süreçlerimizde ve ilişkilerimizde öncelikli değerlerimiz olarak kabul ederiz.

Bilgi güvenliğine önem verir, müşterilerimize ait özel ticari bilgileri paylaşmaz, çalışanlarımız tarafından paylaşılmasına göz yummayız.

İş etiğinin yazılı kurum kültürümüzün yapı taşı haline gelmesi için azami gayret ve özeni gösteririz.

Yönetici ve çalışanlarımızı çıkar çatışmalarından uzak tutacak bilinç, kural ve uygulamalarla donatır, mevcut görevlerinden yararlanarak kişisel çıkar sağlamalarını önler ve denetleriz.

Temsil etkinliklerini (kutlama, ikram, ağırlama) yasalarımızın, dernek tüzüğümüzün ve etik kodumuzun belirlediği şekilde uygularız. Çalışanlarımızın, tarafsız karar ve davranışlarını etkileyecek hediyeler almalarına ve aynı amaçla hediye vermelerine müsaade etmeyiz.

Faaliyet ve işlemlerimizi yürütürken, her türlü kamu kurum ve kuruluşu, idari oluşum, sivil toplum örgütü ve siyasi partiler ile herhangi bir menfaat beklentisi olmaksızın eşit mesafede yer alırız.

İşlemlerimizde yolsuzluklara yol açmayız, göz yummayız.

Haksız rekabette bulunmaz, adil rekabetin ve tüketici haklarının korunmasını gözetir, tüm uygulamalarımızı bu yönde geliştiririz.

Kayıt dışı istihdamda bulunmayız; çalışan sağlığı ve güvenliğini gözetir, adil istihdamı destekleriz.

Toplumsal birlik ve sosyal duyarlılığı artırıcı çalışmalarda bulunur; sosyal sorumluluklarımızın bilinci ile hareket eder ve bu bilinci tüm iş çevremizle paylaşırız.

Bütün bu iş etiği ilke, anlayış ve uygulamalarımızın iş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz dahil tüm etki alanlarımıza yayılmasını sağlayacak uygulamalar geliştiririz.

Mesleki saygınlığımıza zarar verecek davranışlardan kaçınırız.

Meslek Etik Kurulunun vereceği kararlara saygı duyarız.

Meslek unvanımız dışında geçmiş unvanımızı kullanmayacağımızı beyan ve kabul ederiz.

8 Ağustos – Hukuk Takvimi

0
8 Ağustos - Hukuk Takvimi

8 Ağustos – Hukuk Takvimi

117
Asalet, erdem ve doğru yöneticiliğin sembolü olarak görülen Marcus Ulpius Nerva Traianus (Trajan) yaşamını yitirdi. (Doğum: 18 Eylül 53) Roma İmparatorluğu’nun beş iyi imparatorundan ikincisidir. Tahta çıktığı MS 98 yılından öldüğü 117 yılına kadar Roma İmparatorluğu’na altın çağını yaşatmıştır. Roma Senatosu tarafından kendisine “Optimus” mahlası verilmiştir. Adaletli yönetimin sembolü olarak öne çıkmıştır. Domitianus dönemindeki tiran yasalarını kaldırdığı ve yerine yeni yasaları getirmiştir. Aldığı kararlarda yargıya ve yasalara saygı göstermiştir. Roma Hukuku’na yaptığı en büyük katkı, küçük çocuklar ve terkedilmiş bebekler için çıkardığı kanundur.
1783
Osmanlı sularında Avusturya tüccar gemilerinin Garp Ocakları korsanlarından korunmaları ve bu korsanlardan Avusturya gemilerine gelecek zararın Osmanlı Devleti tarafından tazminini içeren bir senet verildi. Kırım’ın Rusya tarafından ilhakından sonra Osmanli Devleti’nin içinde bulunduğu zor durumdan istifade eden Avusturya önemli bir kazanım elde etti. Senet, Ziştovi Antlaşması ile de teyit edildi. (“Devlet-i Âliye ebed-peyvend Garb Ocakları korsânlarından vesâir Devlet-i Âliye reâyâsından Devlet-i İmparatoriye limânlarından hurûç iden Nemçe tüccâr sefinelerinin temini ve anlar tarafından dûçâr olabildikleri bi’l-cümle hasarları tazminini mutazammın ola”)
1827
Osmanlı sularında Avusturya tüccar gemilerinin Garp Ocakları korsanlarından korunmaları ve bu korsanlardan Avusturya gemilerine gelecek zararın Osmanlı Devleti tarafından tazminini içeren bir senet verildi.
George Canning yaşamını yitirdi. (11 Nisan 1770 – 8 Ağustos 1827) hayatının son 119 günü boyunca Birleşik Krallık Başbakanı olarak görev yaptı.
1876
Thomas Edison, “mimeograph” da denen teksir makinesinin patentini aldı.
1897
Hukukçu, İspanya Başbakanı ve tarihçi Antonio Cánovas del Castillo yaşamını yitirdi. (8 Şubat 1828 – 8 Ağustos 1897) Madrid Üniversitesi’nde hukuk okudu. Altı dönem başbakanlık yaptı. İzlediği iç politikayla kamu düzenini ve ulusal birliği sağladı. Anarşist hareketleri zor kullanarak bastırdı. Küba sorununa çözüm bulmaya çalıştığı bir dönemde İtalyan anarşist Michele Angiolillo tarafından öldürüldü. 1876 İspanya Anayasası‘nın hazırlayıcısıdır. İspanya tarihi üzerine kitapları bulunmaktadır.
1909
Türkiye’nin ilk Anayasası olan Kanûn-ı Esâsî’de değişiklikler yapıldı. Yapılan değişikliklerle padişahın tahta geçişinde “vatan ve millete sadakat” yemini etmesi zorunluğu getirildi, padişaha yargısız sürgün hakkı veren 113. madde değiştirilerek “Hiç kimse yasanın belirlediği sebep ve suretten başka bir bahane ile tutuklanamaz ve cezalandırılamaz” hükmü kondu, basından sansür kaldırıldı, sadrazamın yetkileri artırıldı, Meclis-İ Mebusan’a güvensizlik oyu ile hükûmeti düşürme yetkisi tanındı, padişah tarafından veto edilen kanunların mecliste üçte iki çoğunlukla yeniden kabulü ilkesi benimsendi, posta evrakının mahkeme kararı olmadan denetlenemeyeceği ilkesi kabul edildi.
1925
Amerika Birleşik Devletleri’nde siyah düşmanı Klu Klux Klan’ın ilk kongresi yapıldı.
1925
Avukat, aktivist, filozof, yazar ve Bosna Hersek’in ilk cumhurbaşkanı  Aliya İzzetbegoviç dünyaya geldi. (8 Ağustos 1925 – 19 Ekim 2003)  Saraybosna Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 14 Şubat 2000 – 14 Ekim 2000 arasında Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığının 1. Başkanı olarak görev yaptı.
1931
Hoover Barajı‘nda işçiler greve başladı. Su için dört yönlendirme tüneli oluşturmak kanyon duvarlarının patlatılmasını gerektiriyordu. Sıkı zaman süreleri ile karşı karşıya olan işçiler, 140 derecelik tünellerde karbon monoksit ve tozla boğuldular, bu koşullar yüzünden altı günlük bir grev başlattılar. 
1943
Avukat ve siyasetçidir Dengir Mir Mehmet Fırat 8 Ağustos 1943’te Adıyaman Kâhta’da doğdu. (Ölümü: 12 Temmuz 2019 Ankara) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘ni bitirdi. Çiftçilik, serbest avukatlık, ihracatçılık yaptı.Akdeniz İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Üyeliğini yürüttü. Adalet ve Kalkınma Partisi Kurucu Üyeliği ve Genel Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi. 21. Dönem Adıyaman, 22.ve 23. Dönem Mersin, 25. Dönem Adana Milletvekilliği yaptı. 12 Temmuz 2019’da Ankara‘da akciğer kanseri tedavisi gördüğü bir hastanede 76 yaşında öldü. 
1945
Nuremberg Uluslararası Askeri Mahkemesinin Şartı, Londra’da kabul edildi. Şart daha sonraki metinlerde savaş suçlarını tanımlayan bir belge olarak referans alındı. ( Agreement for the Prosecution and Punishment of the Major War Criminals of the European Axis, and Charter of the International Military Tribunal. London, 8 August 1945)
1949
  • Avrupa Konseyi ilk toplantısını Strasbourg‘da yaptı. Türkiye, Avrupa Konseyi’ne kabul edildi. Avrupa Konseyi, Avrupa çapında insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü savunmak amacıyla kurulmuş hükûmetler arası bir kuruluştur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Avrupa Konseyi’ne bağlıdır. Avrupa Konseyi’ne Belarus, Kazakistan ve Vatikan hariç tüm Avrupa ülkeleri üyedir. 
  • Bhutan bağımsızlığını ilan etti.
1951
  • ILO 96 No’lu Ücretli İş Bulma Büroları Sözleşmesi, ILO 34 No’lu Ücretli İş Bulma Büroları Sözleşmesinin revize edilmesi yoluyla, Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından 8 Haziran 1949 tarihinde kabul edilmiş, Türkiye tarafından 8 Ağustos 1951 tarihli ve 5835 sayılı kanun ile kabul edilmiş, Resmi Gazetenin 14 Ağustos tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
  • 98 No’lu Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi, 18 Haziran 1949 tarihinde  Uluslararası Çalışma Örgütü-ILO tarafından kabul edilmiş, 8 Ağustos 1951 tarihli ve 5834 yasa ile onaylanarak Resmi Gazetenin 14 Ağustos 1951 tarihli sayısı ile yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 98 No’lu Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi, ILO’nun temel haklara ilişkin 8 sözleşmesinden biridir ve Türkiye’nin Onayladığı ILO Sözleşmeleri arasındadır.
1951
Halkevlerinin kapatılarak, mallarının Hazine’ye devredilmesine dair 5830 sayılı kanun TBMM‘de kabul edildi. Halkevleri veya Halkevleri Derneği, Türkiye genelinde barınma, sağlık, eğitim, çevre, kadın ve engelli haklarının savunulması ve genişletilmesi için faaliyet gösteren ve “Kamu Yararına Çalışan Dernek” statüsünde olan bir sivil toplum kuruluşudur. 27 Mayıs 1960’ta gerçekleşen askerî darbe sonrasında Halkevleri 21 Nisan 1963 tarihinde bir dernek statüsünde, bağımsız bir demokratik kitle örgütü olarak tekrar kurulmuştur. Ancak, 12 Eylül 1980 tarihinde gerçekleşen askerî darbe ile Halkevleri yeniden kapatılmış, bir kez daha tüm varlıklarına el konulmuştur.
1960
Gazeteci siyasetçi ve yazar Mustafa Balbay, 8 Ağustos 1960’ta Güney Yeşilova’da doğdu. 1981 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni birincilikle bitirdi. Öğrenciliği sırasında 1980’de İzmir’in yerel yayın organı Gazete İzmir’de gazeteciliğe başladı. 1981’de Milliyet Gazetesi İzmir bürosunda ve daha sonra Cumhuriyet Gazetesi İzmir bürosunda muhabir olarak çalıştı. 1985’te Cumhuriyet Gazetesi İzmir Bürosu İstihbarat Şefi, 1989’da Cumhuriyet Gazetesi Ankara Bürosu Haber Müdürü, 1992’de Cumhuriyet Gazetesi İstanbul Haber Merkezi Müdürü oldu. 1993 yılında Cumhuriyet Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi oldu. 1993’ten itibaren köşe yazarlığına başladı. Gazetenin baş sayfasında, daha önce Uğur Mumcu’nun Gözlem başlıklı köşe yazılarının yayımlandığı köşede “Gündem” başlıklı köşe yazılarını yayımlayan Balbay, köşe yazarlığı ve gazetenin Ankara Temsilciliği görevini birlikte yürüttü. 24. Dönem İzmir 2. Bölge milletvekili, Cumhuriyet Gazetesi Vakfı Yönetim Kurulu üyesi, Cumhuriyet Gazetesi Yayın Kurulu üyesi olarak görev yaptı. 6 Mart 2009 da hükûmeti düşürmeye teşebbüs suçlamasıyla tutuklanmış 5 Ağustos 2013’te İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından karara bağlanan Ergenekon davasında 34 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. 9 Aralık 2013 tarihinde tahliye edilip, 10 Aralık 2013 tarihinde milletvekili yemini ederek göreve başlamıştır. 
1961
Hitit Kanunu, Hamurabi Kanunu, Asur Kanunları ve Üç Sami Kanun Koyucu gibi eserlerin sahibi Avram Galanti Bodrumlu yaşamını yitirdi. Dil, tarih ve hukuk alanındaki eserleri ile iz bıraktı. 1915 ile 1933 yılları arasında Darülfünun’da eğitimci ve profesör olarak çalıştı. 1944-46 yıllarında Niğde milletvekilliği yaptı. Cumhuriyetle birlikte kültürel devamlılığı savundu. Harf ve Dil Devrimlerine karşı çıktığı için üniversite kadrosunun dışında kaldı. Yabancı dilde eğitime karşı çıkanların öncüsü oldu. Galanti, bu konuda yazdıkları bağlamında yabancı dilde eğitimi ilk eleştiren ve karşı çıkan kişi olarak bilindi. Döneminde önemli fikir ayrılıklarından biri de Latin harflerine muhalif olmasıydı.
1963
Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler Birliği ve İngiltere nükleer denemeleri durdurma antlaşmasını Kremlin’de  imzaladılar.
1964
İtalyan hukukçu, akademisyen ve siyasetçi Prof. Dr. Giuseppe Conte 8 Ağustos 1964‘te Foggia’da doğdu. Roma La Sapienza Üniversitesi‘nden mezun oldu. Avukatlık yaptı ve aynı zamanda akademik kariyerini sürdürdü. Yale Üniversitesinde misafir araştırmacı olarak bulundu. Çok sayıda üniversitede özel hukuk alanında profesör olarak çalıştı. 18 Eylül 2013 tarihinde Temsilciler Meclisi İdari Yargı Başkanlık Kurulu üyesi olarak seçildi ve ardından bu kurulun başkan yardımcısı oldu. 2018 seçimleri sonrası İtalya başbakanı olarak görev yaptı. 2020 yılında İtalya’nın COVID-19 sürecindeki zayiatı nedeniyle savcıya tanık olarak 3 saat ifade verdi. 6 Ağustos 2021 tarihi itibarıyla Beş Yıldız Hareketi başkanlığını üstlendi. 
1969
1136 sayılı Avukatlık Yasası gereğince kurulan Türkiye Barolar Birliği’nin ilk genel kurulu 8-9 Ağustos 1969 tarihinde Ankara da yapıldı. Prof. Dr. Faruk Erem ilk başkan oldu.
1973
Amerikalı seri katil Dean Arnold Corll öldü. (24 Aralık 1939 – 8 Ağustos 1973) Amerikalı seri katil ve tecavüzcüdür. 28 cinayetin sorumlusu olduğu tahmin edilmektedir.
1974
ABD Başkanı Richard M. Nixon, Watergate skandalı nedeniyle istifa etti. Nixon, istifa eden ilk ABD Başkanı oldu.
1980
Maraş Katliamı Davası sonuçlandı: 22 ölüm, 14 müebbet, 332 5-15 yıl arası hapis cezası ve 414 beraat. Müdahil avukatların MHP hakkında suç duyurusunda bulunulması talebi kabul edilmedi.
1980
1934’den beri müze olan Ayasofya, ilk kez Kültür Bakanı tarafından resmen ibadete açıldı ve ahaliyle Cuma namazı kılındı. Cuma namazına Adalet Partisi azınlık hükümetinin Kültür Bakanı Tevfik Koraltan, diğer bakanlar ve bürokratlar da katıldı.
1980
2 Ağustos’ta Beşiktaş’ta Kemal Türkler’in öldürülmesiyle ilgili bildiri dağıtırken gözaltına alınan İGD (İlerici Gençler Derneği) üyesi İTÜ Metalürji Fakültesi öğrencisi Faruk Tuna’nın cesedi ailesi tarafından hastanede bulundu. 1988’de gözaltında işkenceyle ölümden dava açılan 1 polis 5 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı ve 21 Aralık 1993’de ceza kesinleşti. Polisin ismini verdiği 5 polisten biri daha 4 yıl 5 ay hapse mahkum oldu, temyize gidildi ve 28 Mayıs 2003’de dava zamanaşımı gerekçesiyle düştü. Tuna’nın ailesinin 1994’de İçişleri Bakanlığı hakkında açtığı maddi ve manevi tazminat davası aile lehine sonuçlandı.
1983
“Yarın…Yarın” adlı romanında komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla 5-10 yıl arası hapis istemiyle dava açılan Pınar Kür beraat etti.
1985
Buca Cezaevi’ndeki baskılara karşı 12 Eylül 1981’de Milli Güvenlik Konseyi’ne hitaben avukatları ile toplu dilekçe veren 233 mahpustan 34’ü 6 ay-2 yıl arası hapse mahkum oldu. Askeri Mahkeme, 34 mahpusun verdiği dilekçelerde ”Konsey’e hakaret ettikleri” kanaatine vardı.
1986
Şair İsmail Uyaroğlu’nun Milliyet Sanat’taki “Kısas-ı Enbiya-i Şuara” başlıklı şiirinden dolayı savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. Suç duyurusunda şiirde “Allah’a, peygamberlerine ve kitaplarına hakaret edildiği” iddia edildi; sorumlular için kamu davası da istendi.
1990
Devrimci Sol Ana Davası’nda yargılanmakta iken, Halepçe Katliamı’nın yıldönümünde açlık grevine başlayacaklarına dair cezaevi yönetimine dilekçe veren 10 sanığın “bölücülük”ten toplam 160 yıl hapis istemiyle yargılanmalarına DGM’de başlandı.
1997
Eski Karayolları Genel Müdürü Atalay Coşkunoğlu tutuklandı. Coşkunoğlu haksız kazanç sağlama suçundan 3 yıl hapis cezası almıştı.
2000
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, irticai ve bölücü faaliyetlere karıştığı öne sürülen devlet memurlarını tasfiye etmeye yönelik Kanun Hükmünde Kararnameyi “Hukuk devleti ilkesine aykırı” olduğu gerekçesiyle hükümete iade etti.
2000
Şili’de 1975’te seçilmiş sosyalist devlet başkanı Salvatore Allende’yi kanlı biçimde devirip ülkeyi 17 yıl yöneten eski diktatör Augusto Pinochet’in dokunulmazlığı Şili’de Yüksek Mahkeme kaldırıldı. Şili Yüksek Mahkemesi 6’ya karşı 14 oyla diktatörün yargılanması kararı aldı. Pinochet’in, 1973-1990 yılları arasında işlenen suçlardan dolayı aleyhinde açılan 157 davadan yargılanabilmesinin yolu açıldı.
2001
Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) BBC ve Deutsche Welle’nin (DW) Türkçe radyo yayınlarının durdurulmasını kararlaştırdı.
2005
Japonya Posta İdaresi’nin özelleştirilmesi parlamentoda 108’e karşı 125 oyla reddedildi. Başbakan Juniçiro Koizuni parlamentoyu feshetti. 11 Eylül’de seçime gitme kararı aldı.
2005
İran İsfahan’daki nükleer tesisinde uranyum zenginleştirme faaliyetlerine başladı. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Tahran’ı uyardı.
2012
Can Yücel’in Datça’daki “Can Evi”, mezarına saldıranlar ceza alana kadar ailesi tarafından ziyarete kapatıldı.
2015
Suruç Katliamı’nın ardından intihar bombacısının memleketi Adıyaman’a giden CHP heyetinin raporu açıklandı. 
2015
Anayasa Mahkemesi, 1999’da Ulucanlar Cezaevi katliamında operasyona katılan güvenlik güçlerinin 15 yıl 8 aydır sonuçlandırılmayan davası nedeniyle, olayda hayatını kaybeden 10 mahkumdan Abuzer Çat’ın yakınlarına toplam 190 bin TL tazminat ödenmesine karar verdi
2021
Bangladeşli akademisyen ve hukukçu Najma Chowdhury yaşamını yitirdi. (Doğumu: 26 Şubat 1942) . Chowdhury, 26 Şubat 1942’de Sylhet, Bengal Krallığı’nda doğdu. Dakka Üniversitesi ve Londra Üniversitesi Hukuk Okulu’nda öğrenim gördü. 1996 yılında Bangladeş’teki geçici Muhammad Habibur Rahman hükûmetinde danışman olarak çalıştı. 8 Ağustos 2021’de Dakka, Bangladeş’te COVID-19 ile enfekte olarak 79 yaşında öldü.
2024
New York Güney Bölge Mahkemesi, iflas eden kripto para borsası FTX’in, müşterilerine ve dolandırıcılık mağdurlarına 12,7 milyar dolar ödemesine karar verdi. Kripto para borsası FTX, Kasım 2022’de iflas etmiş, şirketin CEO’su Sam Bankman-Fried’in de istifa ettiği açıklanmıştı.
2024
Atina’daki Pantion Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde Doç. Dr. olarak görev yapan öğretim üyesi, yangın çıkarması ve olay yerinden uzaklaşmasını net bir şekilde gösteren görüntüler üzerine 5 Ağustos’ta gözaltına alındı, mahkemeye çıkarılan ve dört ayrı yangının çıkmasından suçlu bulunan akademisyen tutuklandı.
2024
Bulgaristan Parlamentosu, okullarda LGBT propagandasını yasaklayan yasal düzenlemeyi kabul etti.
2025
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “İBB Borsası” iddiası kapsamında Av. Mehmet Yıldırım, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma sonucunda “nüfuz ticareti” suçlamasıyla Antalya’da  gözaltına alındı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Bolu’da yaptığı açıklamada İBB borsası hakkında, “Hiç kimse peşinen suçlu ilan edilemez. Kimin elinde belge varsa yargı makamına versin” ifadelerini kullandı. Savcılık Yıldırım ve onunla birlikte gözaltına alınan Mehmet Mithat Turan’ı adli kontrol talebiyle mahkemeye sevk etti. Mahkeme, “konutu terk etmeme” şeklinde adli kontrol kararı verdi.
 2025
23’üncü İstanbul Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınan ve 2’si tutuklanan toplam 53 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşması bugün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde yapıldı. 5 sanık ve avukatları dışındaki sanıklar, avukatları ile gazetecilerin salona alınmadığı duruşmada mahkeme, tutuklu bulunan Hivda Selen ve Sinem Çelebi’nin tahliyesine ve diğer sanıklar hakkındaki adli kontrol kararlarının kaldırılmasına karar verdi. Duruşmayı takip etmek üzere adliyeye gelen 1 kişi, üzerinde bulunan tişörtte yer alan yazıda “lezbiyen” kelimesi geçtiği gerekçesiyle adliyeye alınmadı. Bir süre adliyenin polis noktasında bekletilen kişi daha sonra tişörtünü değiştirerek adliyeye girebildi.
 2025
  • Antalya’da 2 kişiyi bir evde 13 saat alıkoyup, silah tehdidiyle 6 milyon lira hesaplarına geçiren 2’si kadın 6 şüpheli, 6 şüpheli, ‘Nitelikli yağma’ ve ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından tutuklandı. tutuklandı.
  • İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul’da düzenlenen uyuşturucu operasyonlarında 9 şüphelinin yakalandığını ve 5’inin tutuklandığını duyurdu.
 2025
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin raporu açıklandı. Temmuz 2025’te en az 204 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi,9’u çocuktu! Yılın ilk yedi ayında ise bu sayı en az 1165’e ulaştı.
 2025
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, evcil hayvan girişi yasak olduğu gerekçesiyle görme engelli bireyi rehber köpeğiyle kabul etmeyen Beykoz Sahil Sosyal Tesisinin bağlı olduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne 150 bin TL idari para cezası uyguladı.
2025
  • ABD, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun tutuklanması için ödül miktarını 50 milyon dolara yükseltti. ABD hükümeti, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun tutuklanması veya mahkum edilmesine ilişkin bilgi sağlanması karşılığında daha önce 25 milyon dolar olan ödülü 50 milyon dolara yükselttiğini duyurdu.
  • ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen zirvede, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile üçlü bir mutabakata imza atıldığını açıkladı.   ABD, Azerbaycan bağımsız olduktan 1 yıl sonra getirilen kısıtlamaları 33 yıl sonra kaldırdı.

8 Ağustos – Hukuk Takvimi

Düşünceye Özgürlük Kampanyası – Mayıs 1999

0

DÜŞÜNCEYE ÖZGÜRLÜK

Ülkemizin temel sorunlarının başında, kişi hak ve özgürlüklerinin bir yandan hukuk kurallarıyla (mevzuatla), bir yandan da yasaların amacını da aşan uygulamalarla, çoğulcu demokrasi ilkeleri ile bağdaşmayacak şekilde kısıtlanmış olması gelmektedir. Bu durum, hem yoğun insan hakları ihlallerine ve sorunlarına yol açmakta, hem de Türkiye demokrasisinin önündeki en büyük engeli oluşturmaktadır.

İnsan Hakları Derneği olarak, kurulduğumuz 1986 yılından bu yana, Türkiye’deki insan hakları ihlallerine karşı mücadele verirken; kişi hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi, demokratikleşmenin önündeki engellerin kaldırılması için de büyük çabalar gösterilmiştir. Bu süreçte, devlet içerisindeki çeteleşmeyi, yaşanan hukuksuzlukları gözden kaçırmaya, bu yöndeki saptama ve eleştirileri kamuoyunda etkisiz hale getirmeye çalışan çevreler ise Derneğimizi kamuoyunda yanlı ve illegal çalışma yapan bir kurum gibi gösterme yönünde yoğun çaba gösterdiler. Bir çok yöneticimiz öldürüldü, bir çoğu gözaltına alındı ve tutuklandı, şubelerimiz uydurma nedenlerle kapatıldı, Derneğin her türlü çalışması üzerinde tam bir baskı kuruldu. Kamuoyunun desteğini azaltmak, Derneğin saygınlığını ve inandırıcılığını ortadan kaldırmak için, medyanın da destek ve yardımı ile kampanya yürütüldü.

Derneğimiz her türlü olumsuz koşula ve baskıya karşın, insan haklarının korunup geliştirilmesi yönündeki mücadelesini kararlı bir biçimde sürdürmektedir. Bu bağlamda, diğer tüm özgürlüklerin bir anlamda temeli olan “düşünce açıklama özgürlüğü”nün, giderek daha fazla kısıtlandığı, pek çok yazar, sanatçı, bilim adamı, aydın ve siyasetçinin görüş ve düşüncelerini açıkladıkları için hapse atıldığı, bir çoğunun da sırasını beklediği bu dönemde Derneğimiz, bir kez daha “Düşünceyi Açıklama Özgürlüğü” (İfade Özgürlüğü) İçin Kampanya başlatmaktadır. Çünkü;

  • Düşünceyi açıklama özgürlüğü olmadan, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkından,
  • Düşünceyi açıklama özgürlüğü olmadan, siyasal parti, sendika, vakıf ve dernek kurma/üye olma hakkından; örgütlü olarak düşünce anlatma hakkından,
  • Düşünceyi açıklama özgürlüğü olmadan, basın özgürlüğü ya da iletişim özgürlüğünden,
  • Düşünceyi açıklama özgürlüğü olmadan, resim, heykel, sinema, tiyatro ve benzeri yollarla düşünce açıklama ve yaratı özgürlüğünden,
  • Düşünceyi açıklama özgürlüğü olmadan, bilim özgürlüğünden,
  • Düşünceyi açıklama özgürlüğü olmadan, ülke yönetimine katılma, seçme ve seçilme hakkından,
  • Düşünceyi açıklama özgürlüğü olmadan, bilgi edinme, bilgiye ulaşma, bilgiyi yorumlama ve başkalarına iletme haklarından,

söz etmek mümkün değildir.

Türkiye’de başta, 12 Eylül Askeri Yönetimi’nin ürünü olan 1982 Anayasası olmak üzere, pek çok yasa ve diğer hukuk normlarında düşünceyi açıklama özgürlüğünü kısıtlayan, yasaklayan ve cezalandıran anlayış egemendir. Anayasada, temel hak ve özgürlükler düzenlenmeden önce, bu hak ve özgürlüklerin nasıl kısıtlanıp, engelleneceği düzenlenmiştir (Madde 13-14-15-16) Yalnızca bu durum dahi, anayasanın kişi hak ve özgürlüklerine olan engelleyici yaklaşımını ortaya koymaktadır. Ülkemizde toplam 152 yasada, 700’ün üzerinde yasa maddesinde düşünceyi açıklama özgürlüğünü kısıtlayan, engelleyen, para ve hapis cezası öngören hükümler bulunmaktadır. Dernekler Yasası, YÖK Yasası, Siyasi Partiler Yasası, Devlet Güvenlik Mahkemeleri Kuruluş Yasası, Sıkıyönetim Yasası, Basın Yasası, Terörle Mücadele Yasası, Türk Ceza Yasası, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası, “Düşünceyi açıklama özgürlüğü”nün önündeki en büyük yasal engelleri oluşturmaktadır.

Günümüzde, bu kısıtlayıcı hükümlerden en çok, Türk Ceza Yasası’nın “Halkı askerlikten soğutma” suçunu düzenleyen 155 nci; “Cumhurbaşkanı’na hakaret”i düzenleyen 158 nci, “Türklüğe, Cumhuriyete, TBMM’ne, hükümetin manevi kişiliğine, bakanlıklara, devletin askeri, polisiye kuvvetlerine, adliyenin manevi kişiliğine hakaret”i düzenleyen 159 ncu; “halkı sınıf, ırk, din ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik” suçunu düzenleyen 312/2 nci maddeleri ile Terörle Mücadele Yasası’nın 8 nci maddesi “anlatım özgürlüğü”nün cezalandırılmasında kullanılmaktadır. Bu yasa maddelerine dayanılarak yüzlerce aydın, yazar, siyasetçi, gazeteci ve insan hakları savunucusu cezaevine konulmuş ve ağır para cezalarına mahkum edilmişlerdir. İsmail Beşikçi, Haluk Gerger, Münir Ceylan, Fikret Başkaya,Yalçın Küçük, Doğu Perinçek, Eşber Yağmurdereli, Osman Murat Ülke, Yılmaz Odabaşı, Sırrı Öztürk, Ünsal Öztürk, Ayşenur Zarakolu, Recep Tayyip Erdoğan, Nurettin Şirin Işık Yurtçu, Ragıp Duran, Feridun Yazar, Abdullah Aydın, Haydar Kaya ve DEP milletvekilleri bunlardan bazılarıdır. İHD saptamalarına göre 31 Mart 1999 tarihi itibariyle 146 kişi, düşünceleri nedeniyle cezaevinde bulunmaktadır.

Aralarında Derneğimizin Genel Başkanı Akın Birdal ve İstanbul Şube Başkanı Av. Eren Keskin ve TİHV kurucularından yazar yayıncı Muzaffer Erdost da olmak üzere çok sayıda kişi de, konuşarak ve yazarak düşüncelerini açıkladıkları için yargılanmışlar, mahkum edilmişler ve kesinleşen hapis cezaları nedeniyle cezaevine girmeyi beklemektedirler.

Yargılaması devam eden binlerce kişinin varlığını da dikkate alırsak, Türkiye’deki “düşünceyi açıklama özgürlüğü” kısıtlamasının hangi boyuta vardığı ortadadır.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer’in 26 Nisan 1999 günü, Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşmada belirttiği gibi;

“Toplumun ilerlemesi, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için düşünceyi açıklama özgürlüğü, demokratik toplumun temellerinden biridir, özgürlükçü ve çoğulcu demokratik düzenin kurucu öğesidir… Temel hak ve özgürlükler ve özellikle düşünceyi açıklama özgürlüğü için anayasa ve yasalarda öngörülen sınırlama ve yasakların çoğu, çağdaş demokrasilerde genellikle kabul gören ilkelerle bağdaşmadığı gibi, bu sınırlama ve yasaklar; özgürlüklerin evrensel standartlarda kullanılmasını engellemektedir. Türkiye, insan hakları alanında evrensel normlara uyum sağlamak için anayasa ve yasalarda gerekli değişiklikleri yapmak zorundadır. Düşünceyi açıklama özgürlüğü ile bağdaşmayan yasa kuralları değiştirilmelidir, özgürlük alanı geliştirilmelidir. Düşünce özgürlüğü alanında demokratik değerlere yer verilmelidir.”

Düşünceyi açıklama özgürlüğünün temel bir sorun alanı olduğu konusunda, toplumun geniş bir kesimi fikir birliği içersindedir. Ancak, insan hakları ve demokrasi konusunda koşullara göre davrananlar, her defasında Türkiye’nin özel koşullarını gerekçe göstererek, değişme ve gelişmeyi engelleme yoluna gitmektedirler. Kimi kez, “komünizm tehlikesi”, kimi kez “şeriat tehlikesi”, kimi kez Kürt sorunundan kaynaklı olaylar ve genel olarak “terör tehdit ve tehlikesi”, insan hakları ve demokratik standartların geliştirilmesinde engel olarak gösterilmektedir. Genel olarak “bu tehdit ve tehlikeler” ortadan kalkmadan, insan hakları ve demokratikleşme standartlarının geliştirilmesinin olanaklı olmadığı açıklanmaktadır. Böylece, bu tür gerekçelerle onlarca yıldır insan hakları ve demokratikleşme konusunda adım atılmamaktadır.

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1954 yılından bu yana tarafı olmasına karşın, Sözleşme’de yer alan hakları tam anlamıyla yurttaşlarına tanımamaktadır. Sözleşmeler, devletlerin özgür iradeleri ile ve parlamentoların onayı ile bağlayıcı hale gelirler. Kişiler gibi devletler açısından da “güvenilir” olmak ve “sözünde durmak” etik ve hukuksal bir kuraldır. Türkiye, başta düşünceyi açıklama özgürlüğü olmak üzere, temel hak ve özgürlükleri normatif olarak, ulusalüstü insan hakları belgelerine uygun olarak düzenlemeli, buna uygun idari ve yargısal pratik içerisinde olmalıdır.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 9 Aralık 1998 tarihinde İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi’ni kabul etti.

Bildirge, özel olarak insan haklarının korunması için kurulmuş dernekleri ve insan hakları için çalışan ve her bir durumda bu hakları savunan kişileri ve grupları insan hakları savunucusu olarak tanımlamaktadır. Bu bağlamda, avukatlar, doktorlar, gazeteciler ya da mesleği ne olursa olsun kişiler, insan hakları savunucusu sayılabilirler.

İnsan Hakları Derneği’nin üyeleri ve yöneticileri, kişisel ya da grupsal olarak, maddi ve manevi “çıkarlar” için, biraraya gelmiş insanlar değildir. Bu insanlar, emeklerini ve zamanlarını gönüllü olarak ve hiçbir çıkara dayanmadan, her biri birer “değer” olan insan haklarını korumak için ortaya koymuş insanlardır. Türkiye’de ve tüm dünyada insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için çaba göstermektedirler. Başlıca özellikleri, insan haklarına aykırı gördükleri her olayı, cesaretle ve yüksek sesle dile getirmeleridir. İnsan hakları aktivistlerinin çeşitli saiklerle suskun kaldığı ya da susturulduğu ülkelerde, “gizlenmesi gereken” ihlaller var demektir. İHD, tüm baskılara karşın, evrensel standartları esas alan çizgisinden ve çalışma anlayışından vazgeçmeyecek ve ülkemizin insan haklarına saygı gösterildiği ülkelerden birisi olması doğrultusunda harcanan çabalardaki öncü yerini koruyacaktır. Genel Başkanımızdan şube yöneticilerimize değin İHD’liler için açılan soruşturma ve davaların hemen tamamı düşüncelerini açıklamaktan dolayıdır. Dolayısıyla, Türkiye’de insan hakları savunucuları, düşünceyi açıklama özgürlüğü açısından ülkemizin düşünen ve çeşitli araç ve yöntemlerle bunu açıklayan insanlarıyla aynı kaderi paylaşmaktadır.

İHD, kurulduğu 1986 yılından bu yana her yıl 10 Aralık İnsan Hakları günü nedeniyle düzenlediği etkinliklerde, düşünceyi açıklama özgürlüğünü tema olarak saptadı. 1994 yılında Düşünceye Özgürlük Yürüyüşü’nü, sevgiyle andığımız Aziz Nesin’in öncülüğünde gerçekleştirmişti. 1997 yılında yeniden Düşünceye Özgürlük Kampanyası açtık.

Şimdi üçüncü bin yıla giriyoruz. İHD, 2000 yılına değin temel insan hakları normlarının Türkiye’de egemen olmasını istemektedir. İlk adım, düşünceyi açıklama özgürlüğüdür ve bunun konuyla ilgili son kampanyamız olmasını dilemekteyiz.

İHSAN HAKLARI DERNEĞİ

7 Ağustos – Hukuk Takvimi

0
7 Ağustos - Hukuk Takvimi

7 Ağustos – Hukuk Takvimi

1560  Macar seri katil Elizabeth Báthory doğdu. (Ölümü: 21 Ağustos,1614) (Doğumu: 7 Ağustos 1560) Báthory, “Kanlı Kontes” olarak da bilinmektedir. Kocası öldükten sonra büyücülükle uğraşmaya başladı. 612 bakire kızı kaçırtıp, bu kızlara tepesinden asılı bir kafeste işkence çektirdiği ve kafesten akan kanlarla duş aldığı iddia edilmiştir. rivayet edilmektedir. Cinayetleri öğrenildiğinde kendi şatosunda müebbet hapse konulmuştur. 1614’de hücresinde ölü bulundu.
1794  Pensilvanya‘da çiftçiler, alkollü içkilere getirilen vergilere karşı isyan başlattı. 
1853 Paulina Kellogg Wright Davis doğdu. Kadınların oy hakkı mücadelesinin ilk öncülerinden olan Amerikalı reformcu ve feminist Davis ilk kadın hakları dergilerinden birinin de yayımcısıydı.
1871 Paris Komünü sonrası Komüncülerin yargılandığı ilk dava başladı. Yargılanmayı bekleyen 36 bin politik tutuklu vardı.
1903  Amerikalı siyaset bilimci ve diplomat Ralph Bunche  doğdu. (Ölümü: 9 Aralık 1971) Birleşmiş Milletler‘de çeyrek yüzyıla yakın bir süre görevler almıştır. 1949’da Filistin‘de Arapİsrail ateşkes görüşmelerini başarıyla yürütmesinden dolayı Nobel Barış Ödülü‘ne layık görülmüş ve 1950 yılında bu ödülü alan ilk siyahi olmuştur. BM tarafından desteklenen sayısız barışı koruma operasyonunda önemli bir rol oynadı. 1963 yılında Başkan John F. Kennedy tarafından Başkanlık Özgürlük Madalyası ile ödüllendirildi. Ebony dergisi tarafından  20. yüzyılın ilk yarısının belki de en etkili Afro- Amerikalısı ilan etti.
1919 Erzurum Kongresi sona erdi. Milli mücadele ve kurtuluş savaşı sürecinde, 23 Temmuz  ile 7 Ağustos tarihleri arasında Erzurum’da toplanmış kongredir. Kongre literatürde, Erzurum Umumi Kongresi veya Umumi Erzurum Kongresi olarak da bilinmektedir. Erzurum Kongresi, 4-11 Eylül 1919 tarihlerinde toplanan Sivas Kongresinin ön hazırlığı niteliği taşımaktadır. Kongre, Erzurum’daki Eski İdadi Mektebi binasında düzenlenmiştir. Kongrenin toplanmasının önemli sebeplerinden birisi 18 Ocak 1919 tarihinde toplanan Paris Barış Konferansında Trabzon ve yöresinde Rum-Pontus, Erzurum ve yöresinde Ermenistan devletlerinin kurulması fikirlerinin öne çıkmasıdır.  
1921 Tekalif-i Milliye Emirleri yayınlandı. On emirden oluşan ulusal yükümlülüklerdir. Tekalif; mükellef olma, külfet yüklenme, mükellefiyet veya sorumluluk anlamına gelmektedir. Tekâlif-i Milliye, Millî Yükümlülükler veya Ulusal Vergileri ifade etmektedir ve Kurtuluş Savaşı döneminde silahlı kuvvetlerin zaruri ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Mustafa Kemal Atatürk‘ün kanunla kendisine verilen yetkilerini kullanarak yayınladığı on maddelik vergisel mükellefiyetlerdir. 
1930 Türkiye – İsviçre Tarafsızlık Antlaşması, yürürlüğe girmiştir. “Türkiye Cumhuriyeti ile İsviçre Hükümeti arasında imza edilen uzlaşma ve adlî tesviye ve tahkim muahedenamesi” adıyla 12 Eylül 1928 tarihinde Ankara’da imzalanmıştır. Antlaşma, Adli Yardımlaşma ve Yabancı Belge ve Kararların Geçerliliği-Uluslararası Uyuşmazlıkların Barışçı Yollarla Çözümünü amaçlamakta olup 25.05.1929 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş ve 01 Haziran 1929 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak onay belgelerinin Bern’de teati edildiği tarih olan 07 Ağustos 1930 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 
1944
  • Hukukçu ve FBI Başkan Robert Swan Mueller New York’ta dünyaya geldi. (7 Ağustos 1944)  doğan Mueller, Princeton Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra Doktorasını New York Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamladı. Ayrıca University Of Virginia School’da MBA yaptı.
  • 39 il merkezinde geceleri karartma başladı ve gece sokağa çıkma yasağı getirildi. Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu’nda değişiklik yapıldı; 16-60 yaş arasındaki erkeklerle 20-45 yaş arasındaki kadınlara hizmet yükümlülüğü getirildi, seferberlik halinde tüm ulaştırma araçlarına el konulması kararlaştırıldı.
1949 Fransa Yargıtay başsavcısı Jean-Claude Marin dünyaya geldi. (7 Ağustos 1949, Saint-Denis)
1945 Nüfus sayımı için evlere numara verilmesi kararlaştırıldı.
1946 Türkiye, Sovyetler Birliği’nin Boğazlar statüsünün değiştirilmesine yönelik isteklerini reddetti.
1953 Türkiye ve İngiltere arasında bir anlaşma imzalandı, Türkiye’nin İngiltere’ye olan 240 milyon lira kredi borcunun silinmesi kararlaştırıldı.
1954 Millet gazetesi sahibi Fuat Arna, bir yazısında Başbakan Adnan Menderes’e hakaret ettiği gerekçesiyle tutuklandı.
1960 Fildişi Sahili, Fransa’dan bağımsızlığını ilan etti. 
1964 Vietnamlıların “Amerikan Savaşı” dediği Vietnam savaşı başladı. ABD Başkanı’na Kuzey (komünist) Vietnam’a karşı savaşa girme yetkisi veren “Tonkin Körfezi Kararnamesi”ni Kongre onayladı. Başkan Lyndon Johnson Kuzey Vietnam’da komünist rejime karşı bütün önlemlerin alınacağını söyledi. ABD Kuzey Vietnam’a karşı eyleme geçti.
1966 Michigan‘ın Lansing kentinde, ırkçı ayaklanmalar meydana geldi. 
1970 Kaliforniya‘da hakimlik yapan Harold Haley Mahkeme’de önce rehin alındı ve daha sonra da öldürüldü. Eylemin amacı, göz altına alınan Kara Gerilla Ailesi örgütü üyesi George Jackson‘ı serbest bıraktırmaktı. 
1978 Türkiye Yazarlar Birliği kuruldu. Yazarlar arasındaki mesleki dayanışmayı geliştirmek ve Türkiye’nin kültür hayatına yazarların katılımını sağlamak amacıyla kurulmuştur. 1991’de “Kamu yararına çalışan kuruluş” sayılmıştır. Genel Merkezi Ankara’dadır. Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Konya, Trabzon, Kahramanmaraş, Kayseri, Şanlıurfa, Erzurum, Sakarya, Gaziantep ve Adıyaman’da olmak üzere toplam 13 şubesi vardır. Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 1981’den beri her yıl “Kültür Sanat Ödülleri” verilmektedir.
1980 İsa Armağan ve Mustafa Pehlivanoğlu’nun 650 TL karşılığında kaçırılmasıyla ilgili 1 yüzbaşı, 2 er ve ÜGD Hukuk Bürosu’ndan 2 kişi tutuklandı.
1981 DİSK’e atanan kayyım heyeti tutuklu DİSK yöneticilerinin iş akitlerini feshetti; fesih kararı Davutpaşa Cezaevi’ne tebliğ edildi. DİSK yöneticileri fesih kararına karşı İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı’na ve Bakırköy İş Mahkemesi’ne başvurdu.
1982 Köy-Koop eski yöneticisi Nedim Tarhan ve 7 arkadaşı hakkında, TKP doğrultusunda faaliyet gösterdikleri iddiasıyla 5-10 yıl arası hapis cezası talep edildi.
1982 9 kişinin öldüğü, 72 kişinin yaralandığı, 7 Ağustos 1982 tarihli Esenboğa Havalimanı saldırısı gerçekleşti. Saldırıyı yapan ASALA militanlarından Levon Ekmekçiyan 28 Ocak 1983’te Ankara Kapalı Cezaevi’nde asılarak idam edildi.
1983 Barış Derneği Davası’nda yargılanan ODTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Haluk Tosun savunma yaptı: ”Ceza Hukuku’nun asıl üzerine gitmesi gerekenin savaş düşüncesi ve savaşçılık olduğunu düşünüyorum”
1983 182 sanıklı Ege Dev-Yol Davası duruşmalarında 2.kez tek tip elbiselerini yırtan tutuklu sanıkların 18 Ağustos’taki duruşmaya çıkarılmayacağı, savunmalarının yazılı olarak alınıp mahkeme heyetine verileceği askeri hakim tarafından bildirildi.
1984 Kapıkule Gümrük Kapısı’nda görevli 14 gümrük memuru, kaçakçılardan ele geçirdikleri 140 milyon lira karşılığı dövizi Maliye’ye devretmedikleri ve aralarında paylaştıkları iddiasıyla gözaltına alındı.
1984 Kadıköy Devrimci- Yol davası sonuçlandı; 11 sanık 2 yıl ile 7,5 yıl arasında hapis cezaları aldı, 21 kişi beraat etti.
1987

Hukukçu ve Japonya Başbakanı Nobusuke Kishi  (13 Kasım 1896 – 7 Ağustos 1987) yaşamını yitirdi. 1920’de Tokyo İmparatorluk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden yüksek başarıyla mezun oldu. II. Dünya Savaşı sırasındaki Japon hükûmetindeki görevleri dolayısıyla savaş sonrası kurulan Uzak Doğu Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi’nce A Sınıf Savaş Suçlusu olarak hapse atıldı ancak daha sonra serbest bırakıldı. 25 Şubat 1957 – 19 Temmuz 1960 tarihlerinde başbakanlık yaptı. Torunu Shinzō Abe de 2006 yılında Japonya başbakanı olmuştur.

1990 Türkiye, Birleşmiş Milletlerin aldığı Irak’a zorunlu yaptırım kararını ilk uygulayan ülkelerden oldu. Türkiye Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattını kapattı.
1996 Anıtkabir’i ziyaret eden üniversite rektörleri, Cumhuriyetin temel ilkelerine sadık kalacaklarını ve laiklik karşıtlarına saygı duymayacaklarını açıkladı.
1996 Prof. Dr. İlhan Arsel’in Şeriattan Kıssalar isimli kitabı toplatılmaya başlandı.
1997 İstanbul Ümraniye E Tipi Cezaevi’nden 4’ü tutuklu 1’i hükümlü 5 kişi firar etti. TKP/ML-TİKKO’dan 4 ve MLKP’den 1’kişi görüş sırasında ziyaret kabininin demirini kesip aradaki camı kırdığı, görüşe gelen 5 kişinin de firarilerin yerine geçtiği iddia edildi.
1998 Yazar, sanatçı ve insan hakları savunucuları “Düşünce Özgürlüğü İçin Sürekli Savaşım” kampanyasını tanıttı.
1998 Tarihi eser kaçakçılığından 4.5 yıl hapse mahkum olan ve Türkiye’den kaçan Ayşegül Tecimer için kırmızı bülten çıkarıldı. Tecimer, 15 temmuz 2001’de Fas’ın Marakeş kentinde gözaltına alındı. 16 temmuzda tutuklandı, 5 eylülde serbest bırakıldı. Fas, 11 eylülde Türkiye’nin iade başvurusunu reddetti.
2000 Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel’in ABD’de bulunan Fethullah Gülen hakkında gıyabi tutuklama talebi, Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesince reddedildi.
2008 Çorum’da Ensar Vakfı Şube Başkanı ve Din Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Z.İşler, vakıfta bir kız öğrenciye tecavüz, birine de tacizden tutuklandı.
2008 Gürcistan, bağımsızlık isteyen Güney Osetya Özerk Cumhuriyeti’ne karşı “anayasal düzeni yeniden sağlama operasyonu” başlattı. Gürcistan’ın operasyonu başlatmasıyla Rus uçakları da Gürcistan’ı bombalamaya başladı. Çatışmalarda bin 700 civarında sivil öldü.
2011 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Başkanlığı ile Finlandiya başbakanlığı yapan ve BM barış müzakerelerinde aktif görev görev alan Harry Holkeri yaşamını yitirdi. (6 Ocak 1937, Oripää–7 Ağustos 2011, Helsinki) 1998 baharında Hayırlı Cuma Anlaşması’nın imzalandığı dönemde Kuzey İrlanda Barış Komitesi’nin üyesiydi.
2012 Azerbaycanlı hukuk profesörü Murtuz Alaskerov yaşamını yitirdi. (Doğumu: 20 Eylül 1928, Gence) 1945 yılında Azerbaycan Devlet Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi, 1950 yılında diplomasıyla mezun oldu. 1950-1953’lü yıllarda SSCB Bilimler Akademisi Devlet ve Hukuk Enstitüsü’nde uluslararası hukuk konusunda uzmanlaşarak yüksek lisans eğitimine devam etti. Küçük yaşlardan itibaren Gence‘de bulunan işletmelerde çalışan Alaskerov, 1954’ten hayatının sonuna kadar Bakü Devlet Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde akademisyenlik Farklı yıllarda kıdemli öğretmen, doçent, profesör ve bölüm başkanlığı görevlerini yürüttü. 1993-1996 yılları arasında üniversitenin rektörlüğünü üstlendi. 16 Ekim 1996 – 2 Aralık 2005 aralığında  Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi Başkanı olarak üst düzey devlet görevi yaptı. Bakü’de uzun süren bir hastalıktan sonra yaşamını yitirdi. Uluslararası Hukuk Derneği ve Azerbaycan Avukatlar Birliği üyesiydi. Rusça ve İngilizce biliyordu.
2018 Amerikalı kadın hakları aktivisti, eğitimci, siyasetçi ve yazar Arvonne Fraser hayatını kaybetti. (Doğumu: 1 Eylül 1925) Emeritus derecesiyle Humphrey Enstitüsü ve Minnesota Üniversitesi‘nde eğitim gördü. 1993-1994 yılları arasında ABD‘nin Birleşmiş Milletler Kadın Statüsü Komisyonu’nda görev yapmıştır. Fraser 92 yaşında Wisconsin’deki St. Croix Nehri’nin yakınındaki ailesine ait evinde ölmüştür. 
2019 Singapur Arabuluculuk Konvansiyonu (Arabuluculuk Sonucunda Yapılan Milletlerarası Sulh Anlaşmaları Hakkında Birleşmiş Milletler Konvansiyonu) imzaya açıldı. United Nations Convention on International Settlement Agreements Resulting from Mediation, arabuluculuk anlaşmalarının tanınması amacıyla Birleşmiş Milletler düzenlenmiş ve Singapur’da imzaya açıldığı 7 Ağustos 2019 tarihinde Türkiye tarafından da imzalamıştır. Konvansiyonun amacı, arabuluculuk görüşmeleri sonucunda yapılan sulh anlaşmalarının diğer ülkelerde sonuç doğurmasını sağlamaktır.
2020 Amerika Birleşik Devletleri temyiz mahkemesi hakimi Stephen F. Williams, hayatını kaybetti. (23 Eylül 1936 – 7 Ağustos 2020) çok sayıda kitap ve bilimsel makalenin yazarıydı. Çok sayıda içtihada imza attı. Son eseri, 1906-1915 tarihli İlliberal Rejimde Liberal Reform’du: Haziran 2020’de COVID-19 nedeniyle hastalığa yakalandı ve hastanede yaklaşık iki ay kaldıktan sonra 7 Ağustos 2020’de COVID-19 sonucu komplikasyonlardan öldü. 
2024

Türkiye Futbol Federasyonu’nun yönetim organlarında görevli 4 Yargıtay üyesi görevlerinden istifa etti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili Rıdvan Gündoğdu da istifa eden isimler arasında yer alıyor.

2025 Tutuklu gazeteci Fatih Altaylı’nın YouTube kanalı hakkında erişim engeli kararı verildi ve bu karar internet servis sağlayıcılarına iletildi.
2025
  • Edirne’nin İpsala ilçesinde polis ve jandarma tarafından düzenlenen ortak operasyonda, 33 yıl 4 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari hükümlü M.K., evdeki rafın arkasında saklanırken yakalandı.
  • TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in AKM’deki cenaze töreni çıkışında CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e saldıran Selçuk Tengioğlu’nun üçüncü duruşması 4 Eylül’e ertelendi. Tengioğlu savunmasında, “Ben sadece pişmanlık çekiyorum. Yaptığım fiziksel hareket sadece aptallıktan kaynaklanan bir şey. Sayın genel başkanımın ailesinden çok özür dilerim” dedi.
2025

TBB Başkanı Erinç Sağkan, sahte e-imza skandalı kapsamında, 15 hukuk fakültesi mezuniyet belgesinin tahrif edildiğini, bunlardan 3’ünün 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden meslektaşlarına ait olduğunu açıkladı.

Singapur Arabuluculuk Konvansiyonu

0

Singapur Arabuluculuk Konvansiyonu’nun resmi ve tam adı ‘Arabuluculuk Sonucunda Yapılan Milletlerarası Sulh Anlaşmaları Hakkında Birleşmiş Milletler Konvansiyonu’dur.

Singapur Konvansiyonu(United Nations Convention on International Settlement Agreements Resulting from Mediation), arabuluculuk anlaşmalarının tanınması amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından 20 Aralık 2018 tarihinde kabul edilmiş ve 7 Ağustos 2019’da Singapur’da taraf devletlerin imzasın açılmıştır.

Türkiye, Singapur Konvansiyonu’nu, Konvansiyonun imzaya açıldığı 7 Ağustos 2019 tarihinde imzalamıştır.

Konvansiyonun amacı, arabuluculuk görüşmeleri sonucunda yapılan sulh anlaşmalarının diğer ülkelerde sonuç doğurmasını sağlamaktır.

Arabuluculuk Sonucunda Yapılan Milletlerarası Sulh Anlaşmaları Hakkında Birleşmiş Milletler Konvansiyonu

Dibace

Bu Konvansiyona Taraf Devletler,

İhtilaf halinde olan tarafların uyuşmazlığı dostane bir şekilde çözme çabalarında kendilerine yardımcı olmak için üçüncü kişi veya kişilerin yardımını talep ettiği bir ticari uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak uluslararası ticarette arabuluculuğun değerini kabul ederek,

Arabuluculuğun ulusal ve uluslararası ticaret uygulamasında yargılamaya alternatif olarak giderek daha fazla kullanıldığını belirterek,

Arabuluculuğun kullanılmasının, uyuşmazlığın ticari bir ilişkinin sona ermesine yol açtığı durumları azaltmak, uluslararası ticari işlemlerin taraflarca yönetilmesini kolaylaştırmak ve devletlerin adalet yönetiminde tasarruf sağlamak gibi önemli faydalar sağladığını dikkate alarak,

Arabuluculuk sonucu yapılan milletlerarası sulh anlaşmaları için farklı hukuki, sosyal ve ekonomik sisteme sahip devletler tarafından kabul edilebilir bir çerçevenin oluşturulmasının ahenkli uluslararası ekonomik ilişkilerin gelişmesine katkıda bulunacağına ikna olarak,

Aşağıdaki şekilde anlaşmışlardır:

Madde I- Uygulama Alanı

1. Bu Konvansiyon, bir ticari uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuk sonucunda taraflarca yazılı olarak yapılan ve yapıldığı sırada aşağıdaki şartlarla milletlerarası nitelik taşıyan anlaşmaya (“sulh anlaşması”na) uygulanır:

(a) Sulh anlaşmasının en az iki tarafının iş yerlerinin farklı devletlerde olması; veya
(b) Sulh anlaşmasının taraflarının iş yerlerinin bulunduğu devletin:

(i) Sulh anlaşmasından doğan borcun esaslı bir kısmının ifa edileceği devletten; veya
(ii) Sulh anlaşmasının konusunun en sıkı ilişkili olduğu devletten farklı olması.

2. Bu Konvansiyon

(a) taraflarından birinin (tüketici olarak) şahsı veya ailesi veya evi için yaptığı işlemlere ilişkin uyuşmazlıkların çözümü için yapılan;
(b) Aile, miras ve iş hukukuna ilişkin olan sulh anlaşmalarına uygulanmaz.

3. Konvansiyon, aynı zamanda aşağıdaki sulh anlaşmalarına uygulanmaz:

(a)

(i) Mahkemece tasdik edilen veya mahkeme yargılaması sırasında yapılan; ve
(ii) Mahkemenin bulunduğu devlette mahkeme kararı olarak yerine getirilen sulh
anlaşmaları;

(b) Hakem kararı olarak kaydedilen ve yerine getirilen sulh anlaşmaları.

Madde 2- Tanımlar

1. 1. maddenin 1. fıkrasının amaçları açısından:

(a) Eğer taraflardan birinin birden fazla işyeri varsa, ilgili işyeri, sulh anlaşması yapıldığı sırada taraflarca bilinen veya öngörülen haller dikkate alınarak sulh anlaşmasıyla çözümlenen uyuşmazlıkla en sıkı ilişkiye sahip olan iş yeridir;

(b) Eğer taraflardan biri herhangi bir işyerine sahip değilse iş yeri ibaresi mutad meskeni olarak kabul edilecektir.

2. Sulh anlaşması, içeriğinin herhangi bir şekilde kayda alınması halinde yazılı olarak yapılmış sayılır. Elektronik ortamda yapılan sulh anlaşmasının yazılı olması şartı, içeriğindeki bilginin sonraki başvurular için kullanılacak şekilde erişilebilir olması halinde yerine getirilmiş sayılır.

3. “Arabuluculuk”, kullanılan ibarelere veya yürütülen usule bakılmaksızın, tarafların, aralarındaki uyuşmazlığı, uyuşmazlığın taraflarına bir çözüm dayatma yetkisine sahip olmayan üçüncü kişi veya kişilerin (“arabulucu”nun) yardımıyla dostane bir çözüme kavuşturmaya çalıştıkları bir usuldür.

Madde 3- Genel İlkeler

1. Konvansiyona taraf devletler, kendi usul kuralları ve Konvansiyonda yer alan şartlarla sulh anlaşmasını yerine getireceklerdir.

2. Sulh anlaşmasıyla hâlihazırda çözülmüş olan bir hususta bir tarafın iddiası üzerine uyuşmazlık ortaya çıkarsa, Konvansiyona taraf olan bir devlet, söz konusu hususun zaten çözümlenmiş olduğunu kendi usul kuralları ve Konvansiyon’da yer alan şartlara uygun olarak ispatlaması için diğer tarafın, sulh anlaşmasını dayanak göstermesine izin verir.

Madde 4- Sulh Anlaşmasına Dayanılması İçin Gerekli Şartlar

1. Bu Konvansiyon uyarınca sulh anlaşmasına dayanmak isteyen taraf, hukuki yollara başvurduğu diğer Akit Devletin yetkili makamına aşağıdaki belgeleri ibraz edecektir:

(a) Taraflarca imzalanmış sulh anlaşmasını;
(b) Sulh anlaşmasının arabuluculuk sonucu yapıldığını gösteren delilleri, örneğin;

(i) Sulh anlaşması üzerindeki arabulucunun imzasını;
(ii) Arabuluculuğun yapıldığına ilişkin arabulucu tarafından imzalanan belgeyi;
(iii) Arabuluculuğun bünyesinde yapıldığı kurum tarafından düzenlenen belgeyi; veya
(İv) (i), (ii) veya (iii) bentlerdeki belgelerin yokluğu halinde, yetkili makamca kabul edilebilir herhangi bir delili.

2. Elektronik iletişim açısından sulh anlaşmasının taraflarca veya uygulanabilir olduğu durumlarda, arabulucu tarafından imzalanması şartı, eğer aşağıdaki koşullar gerçekleşmişse yerine gelmiş olur:

(a) Tarafların veya arabulucunun teşhis edilmesi ve tarafların veya arabulucunun elektronik iletişimde yer alan bilgiye ilişkin niyetlerinin anlaşılmasını sağlayan bir yöntem kullanılmışsa; ve

(b) Kullanılan yöntem aşağıdaki yöntemlerden herhangi biri olabilir:

(i) İlgili herhangi bir anlaşma da dahil olmak üzere tüm koşullar göz önüne alındığında elektronik haberleşmenin meydana gelme veya yapılma amacının uygun olduğu kadar güvenli olmasını sağlayan; veya
(ii) Bizzat veya diğer delillerle birlikte yukarıda (a) bendinde belirtilen işlevleri yerine getirdiğini ispatlayan yöntem.

3. Eğer sulh anlaşması, ülkesinde hukuki yola başvurulan Âkit Devletin resmî dilinde değilse, söz konusu Âkit Devletin yetkili makamı, sulh anlaşmasının kendi diline tercüme edilmesini isteyebilir.

4. Yetkili makam, Konvansiyon’da öngörülen şartların yerine getirildiğini teyit eden gerekli herhangi bir belgeyi talep edebilir.

5. Başvurulan hukuki yolu inceleyen yetkili makam, ivedi hareket eder.

Madde 5- Hukuki Yollara Başvurunun Reddi Sebepleri

1. Konvansiyona taraf bir devletin yetkili makamı, 4. madde uyarınca hukuki yola başvurulması halinde aleyhine hukuki yola başvurulan tarafın istemi üzerine ve aşağıdaki hususları ispatlaması kaydıyla, talebi reddedebilir:

(a) Sulh anlaşmasının taraflarından birinin ehliyetsiz olması;
(b) Dayanılan sulh anlaşmasının:

(i) taraflarca tabi kılındığı hukuka veya taraflarca tabi kılınan bir hukuk yoksa 4. madde uyarınca talebin yapıldığı yetkili makamın ait olduğu devletin hukukuna göre sulh anlaşmasının geçersiz ve hükümsüz olması veya işlerlik kazanmamış olması veya ifa edilebilir olmaması;

(ii) hükümlerine göre bağlayıcı veya nihai olmaması; veya
(iii) sonradan tadil edilmesi.

(c) Sulh anlaşmasına konu borcun:

(i) ifa edilmiş olması; veya
(ii) açık veya anlaşılabilir olmaması;
(d) Talebin kabul edilmesinin sulh anlaşmasının hükümlerine aykırı olması;

(e) Arabulucuya veya arabuluculuğa uygulanabilir standartların arabulucu tarafından ciddi şekilde ihlal edilmesi ve bu ihlal olmasaydı söz konusu tarafın sulh anlaşmasını yapmayacak olması; veya

(f) Arabulucunun tarafsızlığına veya bağımsızlığına ilişkin haklı şüphe uyandıracak durumları arabulucunun, taraflara ifşa etmemesi ve bu ifşayı yapmamasının taraf üzerinde önemli veya haksız bir etki oluşturması öyle ki, bu kusur olmasaydı söz konusu tarafın sulh anlaşmasını yapmayacak olması.

2. 4. madde uyarınca hukuki yola başvurunun yapıldığı bir Âkit Devletin yetkili makamı aynı zamanda aşağıdaki hususlardan birini tespit ederse talebi reddedebilir:

(a) Talebin, başvurulan devletin kamu düzenine aykırı olması; veya
(b) Uyuşmazlığın konusunun başvurulan devletin hukukuna göre arabuluculuk yoluyla çözümüne elverişli olmaması.

Madde 6- Paralel Başvurular veya İddialar

Eğer 4. madde uyarınca yapılan talebi etkileyebilecek şekilde sulh anlaşmasına ilişkin bir iddia veya talep mahkemeye, hakem heyetine veya yetkili diğer bir makama yapılmışsa, başvurunun yapıldığı Âkit Devletin yetkili makamı, uygun görürse, karar vermeyi erteleyebilir ve talep üzerine diğer tarafın uygun bir teminat yatırmasına da karar verebilir.

Madde 7- Diğer Yasal Düzenlemeler veya Antlaşmalar

Bu Konvansiyon, ilgili taraflardan hiçbirini, sulh anlaşmasının ülkesinde sonuç doğurmasının talep edildiği Akit Devletin hukukunun veya bu devletin taraf olduğu diğer milletlerarası anlaşmaların izin verdiği şekilde ve ölçüde sulh anlaşması uyarınca sahip olduğu hakları kullanmasından yoksun bırakmaz.

Madde 8- Çekinceler

1. Konvansiyona taraf olan bir devlet:

(a) Konvansiyonu, kendisinin veya çekincede belirttiği devlet kurumlarının veya bir devlet kurumu adına hareket eden kişilerin taraf olduğu sulh anlaşmalarına uygulanmayacağını beyan edebilir;
(b) Konvansiyonu, yalnızca sulh anlaşmasının taraflarının Konvansiyonun uygulanmasını kararlaştırdıkları hallerde uygulayacağını beyan edebilir.

2. Bu maddede açıkça belirtilenler hariç başka çekincelere izin verilmez.

3. Bir Âkit Devlet tarafından çekince her zaman konulabilir. İmza sırasında konulan çekince, onay, kabul ve tasdik aşamasında teyide tabidir. Çekinceler, çekince koyan devlette Konvansiyon’un yürürlüğe girmesiyle aynı anda işlerlik kazanır. Konvansiyon’un kabulü, onayı veya tasdiki anında veya Konvansiyona katılım veya 13. madde uyarınca beyanların yapıldığı esnada konulan çekinceler söz konusu devlette Konvansiyon’un yürürlüğe girmesiyle aynı anda geçerli olur. Konvansiyon’un yürürlüğe girmesinden sonra bir Akit Devlet tarafından konulan çekinceler, çekincenin depozite edilmesinden altı ay sonra yürürlüğe girer.

4. Çekinceler ve tasdikleri depozitere tevdii edilmelidir.

5. Konvansiyona çekince koyan her Âkit Devlet koyduğu çekinceleri her zaman geri alabilir. Geri almanın depozitere tevdii edilmesi gerekir ve tevdiinden altı ay sonra sonuç doğurmaya başlar.

Madde 9- Sulh Anlaşmalarına Etki

Her Âkit Devlet, Konvansiyonu ve Konvansiyona koyduğu veya geri aldığı çekinceleri,

Konvansiyon’un, çekincelerin veya çekincelerin geri alımının yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılan sulh anlaşmalarına uygulayacaktır.

Madde 10- Depoziter

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, işbu Konvansiyon’un depoziteri olarak tayin edilmiştir.

Madde 11- İmza, Onay, Kabul, Tasdik, Katılım

1. Bu Konvansiyon 7 Ağustos 2019 tarihinde Singapur’da ve ardından Birleşmiş Milletlerin New York’taki Genel Merkezi’nde bütün devletlerin imzasına açılacaktır.

2. Bu Konvansiyon, imzacı devletlerin onayına, kabulüne veya tasdikine tabidir.

3. Bu Konvansiyon, imzaya açıldığı tarihte Konvansiyonu imzalamamış olan bütün devletlerin katılımına açıktır.

4. Onay, kabul, tasdik veya katılım belgeleri depozitere tevdii edilecektir.

Madde 12- Bölgesel Ekonomik Entegrasyon Kuruluşlarının Katılımı

1. Egemen devletler tarafından kurulan ve bu Konvansiyon’da düzenlenen bazı hususlarda görevli olan bir bölgesel ekonomik entegrasyon kuruluşu, aynı şekilde Konvansiyonu imzalayabilir, onaylayabilir, tasdik edebilir veya Konvansiyona katılabilir. Bölgesel ekonomik entegrasyon kuruluşu bu durumda, Konvansiyon kapsamına giren konularda görevli olduğu ölçüde, Konvansiyona taraf olanların haklarına ve yükümlüklerine sahiptir. Konvansiyon uyarınca, Konvansiyona taraf devletlerin sayısı ile ilgili olduğu ölçüde bölgesel ekonomik entegrasyon kuruluşu, Konvansiyona taraf olan üyesi olan devletlere ilave olarak Konvansiyona taraf devlet gibi hesaba katılmayacaktır.

2. Bölgesel ekonomik entegrasyon kuruluşu, imza, onay, kabul, tasdik veya katılım anında, Konvansiyonun kapsamına giren konulardan hangileri açısından üye devletler tarafından kuruluşun görevlendirildiğini depozitere bildirebilir. Bölgesel ekonomik entegrasyon kuruluşu, yeni verilen görevler de dahil bu paragraf uyarınca yapılan beyanda belirtilen görevlerinde bir değişiklik olursa derhal depoziteri bilgilendirir.

3. İşbu Konvansiyonda “Konvansiyona taraf devlet”, “Konvansiyona taraf devletler”, “devlet” veya “devletler”e yapılan atıflar, içeriği gerekli kıldıkça, eşit olarak bölgesel ekonomik entegrasyon kuruluşlarına da uygulanır.

4. İşbu Konvansiyon, kendisinden önce veya sonra kabul edilen veya yürürlüğe giren, bölgesel ekonomik entegrasyon kuruluşlarının kuralları ile çatışma halinde ise, aşağıdaki hallerde Konvansiyon hükümlerine üstünlük tanınmayacaktır:

(a) Eğer bu tür bir kuruluşa üye devlette 4. madde uyarınca hukuki yola başvuru yapılmışsa ve 1. maddenin 1. fıkrasında sözü edilen bütün devletler söz konusu kuruluşa üye ise; veya

(b) Bu tür bir kuruluşun üyesi olan devletler arasında mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi ile ilgiliyse.

Madde 13- Birleştirilmemiş Hukuk Sistemleri

1. Eğer Konvansiyona taraf olan bir devlet, Konvansiyon’un kapsamına giren konulara ilişkin olarak farklı hukuk sistemlerinin uygulandığı iki veya daha fazla bölgesel birimden oluşuyorsa, imza, onay, kabul, tasdik veya katılım anında Konvansiyon’un bütün veya bir veya birden fazla bölgesel birimlerde uygulanacağını beyan edebilir ve her zaman yapacağı bir beyanla bu beyanını değiştirebilir.

2. Bu beyanlar depozitere tevdii edilmelidir ve Konvansiyon’un teşmil edildiği bölgesel birimler açıkça ifade edilmelidir.

3. Eğer Konvansiyona taraf olan bir devlet, Konvansiyon’un kapsamına giren konulara ilişkin olarak farklı hukuk sistemlerinin uygulandığı iki veya daha fazla bölgesel birime sahipse:

(a) Bir devletin hukukuna veya usul kurallarına yapılan her atıf, uygun olduğu ölçüde, ilgili bölgesel birimin yürürlükteki hukukuna veya usul kurallarına yapılmış gibi yorumlanacaktır;
(b) Bir devletteki iş yerine yapılan her atıf, uygun olduğu ölçüde, ilgili bölgesel birimdeki işyerine yapılmış gibi yorumlanacaktır;
(c) Bir devletin yetkili makamına yapılan her atıf, uygun olduğu ölçüde, ilgili bölgesel birimdeki yetkili makama yapılmış gibi yorumlanacaktır.

4. Eğer Konvansiyona taraf bir devlet bu maddenin 1. fıkrası uyarınca herhangi bir bildirimde
bulunmazsa, Konvansiyon söz konusu devletin bütün topraklarına teşmil edilecektir.

Madde 14- Yürürlüğe Giriş

1. Bu Konvansiyon, üçüncü onay, kabul, tasdik veya katılım belgesinin tevdi edilmesinden altı ay sonra yürürlüğe girecektir.

2. Üçüncü onay, kabul, tasdik veya katılım belgesinin tevdiinden sonra bir devlet Konvansiyonu onaylar, kabul eder, tasdik eder veya katılırsa işbu Konvansiyon bu devlet açısından onay, kabul, tasdik veya katılım belgesinin tevdi edildiği tarihten 6 ay sonra yürürlüğe girer.

Konvansiyon, 13. madde uyarınca işbu Konvansiyon’un teşmil edildiği bölgesel birimlerde bu maddede belirtilen beyanın bildiriminden altı ay sonra yürürlüğe girer.

Madde 15- Değişiklik

1. Herhangi bir Âkit Taraf, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne Konvansiyon’da değişiklik yapılmasını teklif edebilir. Genel Sekreter, önerilen değişiklik teklifini Konvansiyona taraf bütün devletlere göndererek Âkit Devletler Konferansı yapılmasını ve bu konferansta teklifin oylanmasını isteyip istemediklerini belirtmelerini talep eder. Bu bildirimden itibaren dört ay İçinde Konvansiyona taraf olan devletlerin en az üçte birinin konferans lehine olması halinde Genel Sekreter, Birleşmiş Milletler himayesinde bir konferans düzenler.

2. Âkit Devletler Konferansı, her bir değişiklik konusunda fikir birliğinin sağlanması için gerekli çabayı gösterecektir. Eğer fıkirbirliği için tüm çabalar tüketilmiş ve fıkirbirliği sağlanamamışsa, değişikliğin, en son yol olarak, konvansiyona taraf devletlerden konferansta mevcut ve oy kullananların üçte iki çoğunluğuyla kabul edilmesini gerektirir.

3. Kabul edilen değişiklik, depoziter tarafından, onay, kabul veya tasdik için bütün akit devletlere gönderilir.

4. Kabul edilen değişiklik, üçüncü onay, kabul veya tasdik belgesinin depozitere tevdii edildiği tarihten altı ay sonra yürürlüğe girer. Değişiklik, yürürlüğe girdiği anda bağlayıcılığına rıza gösteren Konvansiyona taraf olan devletler için bağlayıcı hale gelir.

5. Üçüncü onay, kabul veya tasdik belgesinin depozitere tevdiini takiben Konvansiyona taraf bir devlet, değişikliği onaylarsa, kabul ederse veya tasdik ederse, değişiklik, Konvansiyona taraf söz konusu devlet için onay, kabul veya tasdik belgesinin tevdii edildiği tarihten altı ay sonra yürürlüğe girer.

Madde 16- Konvansiyondan Çekilme

1. Konvansiyona taraf olan bir devlet, depozitere yazılı bildirimde bulunarak Konvansiyondan çekilebilir. Çekilme bu Konvansiyonun uygulandığı birleştirilmemiş hukuk sistemine sahip bölgesel birimlerden bazılarıyla sınırlanabilir.

2. Çekilme, depoziter tarafından bildirimin alınmasından 12 ay sonra etkili olur. Bildirimde çekilmenin daha uzun süre sonra etkili olacağının belirtildiği hallerde depoziter tarafından bildirimin alınmasından sonra belirtilen uzun sürenin sona ermesiyle çekilme etkili olur.

Konvansiyon, çekilmenin sonuç doğurmaya başlayacağı andan önce yapılan sulh anlaşmaları açısından uygulanmaya devam eder.

Bir orijinal olmak üzere Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca dillerinde hazırlanan
metinler eşit derecede geçerlidir.