Ana Sayfa Blog Sayfa 42

Ahmet Deniz Bölükbaşı

0

Hukukçu, diplomat ve siyasetçi Ahmet Deniz Bölükbaşı, 25 Ekim 1949 tarihinde doğdu.

TED Ankara Kolejinde ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim gördü.

1973 yılında Dışişleri Bakanlığı’na girdi. Dışişleri Bakanlığı’nın merkez teşkilatında çeşitli kademelerde görev yaptıktan sonra, Atina ve Bonn Büyükelçiliklerinde Elçi Müsteşarlığı görevlerinde bulundu. Atina görevinde iken Asala saldırılarına maruz kaldı.

Lizbon Büyükelçisi olarak görev yaptı. Dışişleri Bakanlığı Birinci Hukuk Müşavirliği görevini üstlendi.

Cenevre Dünya Ticaret Örgütü nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi oldu. Devlet Bahçeli’nin Başbakan yardımcısı olduğu dönemde, Başbakan Yardımcısı Dış Politika Başdanışmanı olarak atandı.

Türkiye Cumhuriyeti  Dışişleri Bakanlığı tarafından, 1 Mart Tezkeresi öncesi görüşmelerin diplomasi ayağına başkanlık etti.

2007 yılı genel seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi tarafından milletvekili adayı olarak gösterildi ve Ankara milletvekili olmaya hak kazandı. MHP Merkez Yönetim Kuruluna girdi ve ilk MYK toplantısında Türk Dünyası ve Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak seçildi. 23. Dönem’de Parlamentolararası Birlik (PAB) Türk Grubu Üyesi oldu.

2011 yılındaki kaset iddiaları nedeniyle milletvekilliği adaylığından ve partideki görevinden istifa etti.

Başkent Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi görmekte iken 21 Mart 2018 tarihinde yaşamını yitirdi.

Çok iyi düzeyde İngilizce bilen Bölükbaşı, evli ve 2 çocuk babasıdır. İnönü ve Bayar’a suikast teşebbüsü ve gizli örgüt kurma suçlamasıyla hapsedilen ünlü siyasetçi Osman Bölükbaşı’nın oğludur.

“Osman Bölükbaşı: Türk siyasetinde Anadolu fırtınası”, “1 Mart Vakası”, “Politikomik”, “Siyaset İskelesi”, “Dışişleri İskelesi” ve “Gönül Semaveri” adlı kitapların yazarıdır.

Türk dış politikasının duayenlerinden Deniz Bölükbaşı, meslek yaşamının kilometre taşlarını isimler ve olaylarla anlatıyor. Dışişleri Bakanlığı’nın değişik kademelerinde çeşitli yurtiçi ve yurtdışı görevler üstlenmiş olan Emekli Büyükelçi Deniz Bölükbaşı Dışişleri İskelesi’nde, önemli bölümü bugün de güncelliğini koruyan dış politika dosyalarının arka planını ve bilinmeyen yönlerini aktarıyor okura. Ege gizli müzakereleri, Kıbrıs, Ermeni dosyası, “soykırım” yalanı, uluslararası hukuk yolları, AB hayal yolculuğu ve sanal müzakere süreci, azınlık tartışmaları, etnik bölücülük ve PKK terörü, ABD’nin Irak’ı işgali, 1 Mart Tezkeresi, Fener Rum Patrikhanesi, Heybeliada Ruhban Okulu, Yunanistan’la ilişkiler, Batı Trakya Türk azınlığı, Türk Boğazları… Dışişleri İskelesi yalnızca bunlardan ibaret bir kitap değil… Bölükbaşı, Rusya’dan Almanya’ya, Yunanistan’dan Portekiz’e açılan yelpazede, görev yaptığı ülkeleri ve çalışma arkadaşlarını da çok ilginç ve özel anılar eşliğinde tanıtıyor, acı tatlı pek çok olayı sayfalarına taşıyor..

Richard Ramirez

0

Richard Ramirez(Ricardo Leyva Muñoz Ramírez), 29 Şubat 1954 günü Teksas’ta doğdu. ABD’nin California eyaletinde 1984’ten 1985’e kadar 13 kişiyi öldürerek seri katiller listesine adını yazdırdı.

İlk cinayetini 10 Nisan 1984’te San Francisco’nun Tenderloin bölgesinde işledi. Yaşadığı otelin bodrum katında, 9 yaşındaki Mei Leung’i önce dövdü, tecavüz etti ve sonra da öldürdü. İkinci maktul 79 yaşındaki Jennie Vincow idi ve onu 28 Haziran 1984’te canice öldürdü.

Cinayetlerinde yaş ayrımı yapmadı ve birçok kişiyi öldürmeye devam etti.

Amerikan medyası tarafından “Gece Avcısı” (Night Stalker) lakabı takıldı.30 Ağustos 1985’te yakalandı. Duruşma için jüri seçimi 22 Temmuz 1988’de başladı. Dava sırasında mektup yazıp ziyaretine gelen hayran kitlesi oluştu. 3 Ekim 1996’da Kaliforniya’daki San Quentin Eyalet Hapishanesinde bir hayranı ile evlendi ancak daha sonra boşandı..

20 Eylül 1989’da hakkındaki tüm suçlamalardan hüküm giydi; on üç cinayet, beş cinayet teşebbüsü, on bir cinsel saldırı ve on dört hırsızlıktan mahkum oldu. Ramirez’in on dokuz ölüm cezasını onaylayan yargıç, eylemlerinin “herhangi bir insan anlayışının ötesinde zulüm, iğrençlik ve ahlaksızlık” sergilediğini belirtti.

Cinayetlerinde, tabanca, bıçak, pala, lastik demir ve çekiç gibi çok çeşitli silahlar kullandı. Satanist olduğunu iddia etti ve hiçbir pişmanlık belirtisi göstermedi. Temyiz itirazları reddedildi.

San Quentin Cezaevinde, 1989 yılından beri idam cezasının infaz edilmesini beklerken 7 Haziran 2013 günü California’da hapishanede iken öldü.

Suç ortağı olduğu düşünülen kişi hakkında yeterli kanıt bulunamadı.

Yavuz Yapıcıoğlu – Tornavidalı Katil

0

Yavuz Yapıcıoğlu, 1967 yılında doğdu ve Türkiye’nin kriminoloji tarihinde yer alan en tehlikeli sanıklarından biri biri oldu. Polis kayıtlarına göre 20 kişinin ölümüne sebep oldu ve 50’ye yakın cinayetin şüphelisi olarak anıldı.

Cinayet işlerken tornavida kullandığı için “Tornavidalı Katil” olarak anılmaya başlandı. Cinayet işlemeye başlamadan evvel bir tarikata katıldığı iddia edildi.

İlk olarak kendisine “Günaydın” dediği için aynı mahalleden komşusu olan bir kızı, onun nişanlısını ve 3 arkadaşını, ardından da kaçarken durdurduğu bir aracın şoförünü öldürdü. Daha sonra kendi anneannesinin canına kıydı. Ankara otogarında simit parası istediği bir kişi ona para vermeyi reddedince tenha bir köşeye kadar onu takip edip sonra da öldürdü. O sırada bu olaya şahit olan biri daha vardı ve ne yazık ki o kişi de canından oldu.

Belçikalı bir turiste dondurma ısmarlamak istedi, reddedilince o anki sinirle onu da öldürdü.

Pertevniyal Lisesi’nin önünde tartışan bir hademe ile kız öğrenciye saldırıp hademeyi öldürdü. Kız öğrenci ise kurtulmayı başardı.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün kayıtlarına göre 18, bazı kaynaklarda 40, bazı kaynaklarda ise 43 kişinin ölümünden sorumlu olduğu iddia edildi.

1993 yılında iki üniversite öğrencisine tecavüz edip öldürdüğü iddia edildi ancak bu cinayetlerin Yapıcıoğlu tarafından işlendiğine dair yeterli delil bulunamadı.

Çıkarıldığı mahkemede Yapıcıoğlu’nun akıl sağlığının yerinde olmadığı ve bu sebeple cezai ehliyetinin olmayacağı kararına varıldı. Tedavi olması için kaldırıldığı hastanede çırılçıplak bir halde koridorlarda dolaşıp “Ben İsa’yım” demeye başladı. Hastanedeki hasta bakıcı ve hastalara saldırdı, onları yaraladı. Ardından hastanede yangın çıkardı.

En son 2002 yılında Çorlu’da bir spor tesisinin üç bekçisini öldürdü, sonra da sığınmak istediği bir caminin imamını ve orada bulunanları ağır yaraladı.

Yargılandığı davada “Bir katil, bir canavar değilim. Ben gerçek Atatürk’üm.” dedi. Ancak daha sonra akli dengesinin yerinde olmadığı düşünülsün diye böyle yaptığını itiraf etti. Mahkeme tarafından oluşturulan bir kurulca akıl sağlığının yerinde olduğuna karar verildi ve cezaevine konuldu. Halen cezaevindedir.

https://hukukansiklopedisi.com/seri-katiller/

18 Mart – Hukuk Takvimi

0
18 Mart Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar, kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları, ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.
18 Mart – Hukuk Takvimi
1782 Amerikalı hukukçu ve devlet adamı John Caldwell Calhoun doğdu. (Ölümü: 31 Mart 1850) Litchfield Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim gördü. Başkan James Monroe altında Savaş Bakanı olarak görev yaptı ve bu pozisyonda Savaş Departmanını yeniden düzenledi ve modernize etti. Güney Carolina’nın, Kuzey’i haksız yere desteklediğine inandığı federal tarife yasasını geçersiz kılma hakkını şiddetle destekledi. İngiltere ile Oregon sınır anlaşmazlığının çözülmesine yardımcı oldu. 1825’de Güney Carolina’dan ABD’nin yedinci başkan yardımcısı olarak seçildi. 
1828 Siyasetçi Randal Cremer doğdu. (Ölümü: 22 Temmuz 1908)  1903 yılında Uluslararası tahkim konusunda yaptığı çalışmalar ile Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere arasında 1897 yılında imzalanan tahkim antlaşmasındaki katkıları nedeniyle Nobel Barış Ödülü’nü almaya hak kazandı. 
1837 Amerikalı avukat ve politikacı Stephen Grover Cleveland doğdu. (Ölümü: 24 Haziran 1908) Amcasının yanında hukuk eğitimi gördü ve 1859’da New York barosuna kabul edildi. 1881’de  Buffalo belediye başkanı olarak görev yaptı. Daha sonra New York valisi seçildi. Çoğu Amerikalının ilk kez elektrikle tanıştığı Kolomb Dünya Fuarı’na, Beyaz Saray’dan düğmeye basarak elektrik sağlayan Allis makinesini harekete geçiren kişi oldu. 22. ve 24. Amerika Birleşik Devletleri başkanı olarak görev yaptı. Seçim kaybettikten sonra yeniden başkan olan ilk ve tek kişi oldu. 
1843 Belçikalı avukat ve siyasetçi Jules Vandenpeereboom doğdu. (Ölümü: 6 Mart 1917) Avukat olarak eğitim gördü. 1878-1900 yılları arasında Belçika Halk Temsilciler Meclisi’nde Kortrijk’i temsil etti. 1884’ten 1899’a kadar Demiryolları, Tebliğler ve Telgraflardan başlayarak çeşitli bakanlık görevleri üstlendi. Bunu 1896’dan bu yana Savaş bakanlığıyla birleştirdi. 1899’da Belçika’nın 17. Başbakanı olarak görev yaptı. 1900’de Devlet Onursal Bakan olarak atandı ve Belçika Senatosunda Batı Flandre‘yi temsil etti.
1921 SSCB ile İkinci Polonya Cumhuriyeti arasında Riga Barış Antlaşması imzalandı.
1936 Nelson Mandela ile birlikte Nobel Barış Ödülü kazanan hukukçu Frederik Willem de Klerk  doğdu. (Ölümü: 11 Kasım 2021) Potchefstroom Üniversitesinde hukuk okudu. Bir süre bağlı çalışan avukat olarak görev yaptıktan sonra kendi hukuk bürosunu kurdu. Yoğun sivil toplum çalışmalarında ve siyasi faaliyetlerde bulundu. 1072’de parlamentoya girdi. 1978’de, Sosyal Refah ve Emeklilik Bakanı oldu. 1981’de, hükümetteki çalışmaları nedeniyle Üstün Hizmet Nişanı ile ödüllendirildi. 1984-89 yılları arasında eğitim bakanlığı yaptı. 15 Ağustos 1989 – 10 Mayıs 1994 tarihleri arasında Güney Afrika’nın 7. Devlet Başkanı olarak görev üstlendi. 10 Mayıs 1994 – 30 Haziran 1996 tarihlerinde ise Mandela’nın yardımcılığını yaptı. Yaşamı boyunca insan haklarını savundu ve ırkçılığa karşı savaştı.

Frederik Willem de Klerk
1936 Yunan hukukçu ve Başbakan Eleftherios Venizelos, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 23 Ağustos 1864) Atina Üniversitesi’nde hukuk öğrenimi gördü. 1887 yılında Girit’e döndü. Hanya’da avukat olarak çalıştı ve adanın 6’sı Müslüman 11’i Rum olan 17 avukatından biri oldu. 1897 Akrotiri ve 1905 Therisso isyanlarına liderlik yaptı. 1910 yılında Yunanistan’da ki askeri yönetimin başkanlığına getirildi. 29 Ekim 1930’da Türkiye’deki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına katıldı. 1935 yılında seçimleri kaybedince Paris‘e gitti ve orada gıyabında ölüm cezasına mahkûm edildi. 1936 yılında Paris’te öldü. Atatürk’ü, Nobel Barış Ödülü için aday göstermişti.

Türkiye’nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk,ortada) Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos’u (solda) Ankara Palas, Ankara’da ağırladı. 27 Ekim 1930
1938 Meksika, sınırları dahilindeki tüm yabancı petrol şirketlerini millîleştirdi.
1971 Mümtaz Soysal, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı’nca gözaltına alınıp tutuklandı.

Prof. Dr. Mümtaz Soysal
1980 Hukukçu ve büyükelçi Natalya Vladimirovna Poklonskaya doğdu. Yevpatoria İçişleri Üniversitesi’nde eğitim gördü. Kırım’da asistan savcı olarak görev yaptı.  2002-2006 yılları arası, Kırım’ın Krasnogvardeisky ilçesinde avukat yardımcısı oldu. 2010’da Kırım Savcılığında gözetim kolluk biriminin başkan yardımcısı olarak görev yaptı. 2011 yılında Kırım Yüksek Konseyi eski başkan yardımcısı Ruvim Aronov’un yüksek profilli davasında savcı olarak görev yaptı. Daha sonra Kiev Ukrayna Başsavcılığı görevine getirildi. 2014’de Kırım Özerk Cumhuriyeti Başsavcısı olarak atandı. 2021 yılında Rusya Federasyonu’nun Cape Verde’deki  olağanüstü ve tam yetkili Büyükelçisi oldu.
1985 Bankaların televizyonda reklam yapma yasağı kaldırıldı.
1986 Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Ceza İnfaz Yasası’ndaki değişiklikleri onayladı ve 50.000’e yakın hükümlünün tahliye işlemleri başlatıldı.
1986 Fransa Milli Polisi Meslek Ahlakı Kanunu (Le code de déontologie de la Police nationale), 18 Mart 1986 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe girdi.

Fransa Milli Polisi Meslek Ahlakı Kanunu
1992 Güney Afrika Cumhuriyeti’nde siyahlara eşit vatandaşlık hakkı tanıyan Anayasal Reform Tasarısı, halk oylamasıyla kabul edildi.
2003 İnsan Ticaretinin Önlenmesine İlişkin Birleşmiş Milletler Protokolü 18 Mart 2003 tarihinde kabul edildi ve Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Türkiye protokole taraf oldu.
18 Mart – Hukuk Takvimi

Kemal Canbolat

0
Kemal Canbolat

Hukukçu ve siyasetçi Kemal Canbolat 6 Aralık 1917 tarihinde doğdu. (Ölümü: 16 Mart 1977) Sorbonne Üniversitesinde felsefe sanat, psikoloji, sosyoloji, hukuk ve vatandaşlık eğitimi aldı. Daha sonra Lübnan’a döndü ve Saint-Joseph Üniversitesi’nde hukuk okudu.

1941-1942 yılları arasında avukat olarak çalıştı ve Lübnan hükûmetinin resmi avukatı oldu.

1946 yılında ekonomi, tarım ve sosyal ilişkiler bakanı oldu. 1947 yılında, ikinci kez Lübnan Parlamentosunda milletvekili seçildi fakat hükûmeti, genel seçimlerde hile karıştırdığı sebebiyle suçlayarak istifa etti. İkinci Dünya Savaşının sonuna tekabül eden bu dönemde Dürziler, Lübnan’da resmi olarak ayrı bir mezhepsel grup olarak ilan edildi.

1949 yılında, İlerici Sosyalist Partiyi kurdu ve liderliğini yürüttü.((El-Hizb El-Takadummi El-İştiraki) Lübnan Dürzilerinin liderliğini yüzyıllardır süren aile mirası gereğince Canbolat yaptı.

1972’de Lenin Barış Ödülünü kazandı.

1975 yılında başlayan iç savaşta Canbolat liderliğindeki  Dürziler, Lübnan Ulusal Hareketi adı altında,
Marunilerin Lübnan Cephesi ile mücadele etti.

Lübnan Ulusal Hareketinin oluşturulmasında önemli rol rol oynayan Kemal Canbolat, 16 Mart 1977 tarihinde Suriye kontrol noktasının yakınlarında öldürüldü ve kendisi dört yaşında iken öldürülen babası Fuad Canbolat gibi bir suikasta kurban edildi.

Lübnan Dürzilerinin şimdiki lideri olan oğlu Velid Canbolat, Suriye Gizli Servisi’ni babasını öldürmekle suçladı. . Günümüzde Lübnan’daki Dürzileri, Lübnan’ın güneydoğusundaki Şuf Dağı’ndaki sarayından Velid Canbolat yönetmektedir. Azınlıkların oldukça fazla olduğu Lübnan’da, Dürzilerin dinî inançları, siyasî tavırlarını etkilemekte, siyasî tavırları da bölgesel ve yerel politikaları şekillendirebilmektedir.

Tevhidi Tedrisat Kanunu

0

Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 3 Mart 1924 tarihinde, 430 Kanun Numarası ile kabul edilmiştir. Yasa, ülkedeki bütün eğitim kurumlarının Maarif Vekaleti’ne (Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı’na) bağlanmasını öngörmektedir. Cumhuriyet Devrimlerinin en önemli yasal değişikliklerinden biri olarak kabul görmektedir.

Tevhidi Tedrisat Kanunu

ÖĞRENİM BİRLİĞİ KANUNU

Kanun Numarası : 430
Kabul Tarihi : 3/3/1340
Yayımlandığı R.
Gazete : Tarih: 6/3/1340
Sayı: 63

Yayımlandığı Düstur: Tertip:3 Cilt:5 Sayfa:322

Madde 1 – Türkiye dahilindeki bütün müessesatı ilmiye ve tedrisiye Maarif Vekaletine merbuttur.

Madde 2 – Şer’iye ve Evkaf Vekaleti veyahut hususi vakıflar tarafından idare olunan bilcümle medrese ve mektepler Maarif Vekaletine devir ve raptedilmiştir.

Madde 3 – Şer’iye ve Evkaf Vekaleti bütçesinde mekatip ve medarise tahsis olunan mebaliğ Maarif bütçesine nakledilecektir.

Madde 4 – Maarif Vekaleti yüksek diniyat mütehassısları yetiştirilmek üzere Darülfünunda bir İlahiyat Fakültesi tesis ve imamet ve hitabet gibi hidematı diniyenin ifası vazifesiyle mükellef memurların yetişmesi için de aynı mektepler küşat edecektir.

Madde 5 – Bu kanunun neşri tarihinden itibaren terbiye ve tedrisatı umumiye ile müştegil olup şimdiye kadar Müdafaai Milliyeye merbut olan askeri rüşti ve idadilerle Sıhhiye Vekaletine merbut olan darüleytamlar, bütçeleri ve heyeti talimiyeleri ile beraber Maarif Vekaletine raptolunmuştur. Mezkür rüşti ve idadilerde bulunan heyeti talimiyelerin ciheti irtibatları atiyen ait olduğu Vekaletler arasında tahvil ve tanzim edilecek ve o zamana kadar orduya mensup olan muallimler orduya nispetlerini muhafaza edecektir.

(Ek: 22/4/1341 – 637/1 md.) Mektebi Harbiyeden menşe teşkil eden askeri liseler bütçe ve kadrolariyle Müdafaai Milliye Vekaletine devrolunmuştur.

Madde 6 – İşbu kanun tarihi neşrinden muteberdir.

Madde 7 – İşbu kanunun icrayı ahkamına İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

Ticaret Bakanlığı Etik Komisyonu ve Etik Davranış İlkeleri Yönergesi

0

Ticaret Bakanlığı Etik Komisyonu ve Etik Davranış İlkeleri Yönergesi

BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç ve Kapsam
MADDE 1

(1) Bu Yönergenin amacı; Ticaret Bakanlığı yönetici ve personelinin görevlerini ve hizmetlerini yürütürken uymaları gereken etik davranış ilkelerini ve kurallarını belirlemek ve personelin etik davranış ilkeleri konusunda karşılaştıkları sorunlarla ilgili olarak görüş bildirmek, kurumsal etik kültürünü yerleştirmek ve geliştirmek üzere oluşturulacak Bakanlık Etik Komisyonunun çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.

MADDE 2

(1) Bu Yönerge; Ticaret Bakanlığı yönetici ve personelinin görev ve hizmetleri sırasında uymaları gereken etik davranış ilkelerine ve kurallarına, bu ilkelere ve kurallara uyulmaması sonucunda Bakanlığın farklı birimleri ve çalışanları arasındaki ilişkilerde ortaya çıkabilecek ya da Bakanlığın paydaşlarıyla ilişkilerinde yaşanabilecek etik sorunlara, oluşturulacak Etik Komisyonunun yapısına, çalışma usul ve esaslarına ilişkin hükümleri kapsar.

Dayanak
MADDE 3

(1) Bu Yönerge 25/05/2004 tarihli ve 5176 sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan ve 13/04/2005 tarih ve 25785 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar
MADDE 4

(1) Bu Yönergede geçen;

a) Bakan : Ticaret Bakanını,
b) Bakanlık : Ticaret Bakanlığını,
c) Başkan : Ticaret Bakanlığı Etik Komisyonu Başkanını,
ç) Birim : Ticaret Bakanlığı merkez, taşra ve yurt dışı hizmet birimlerini,
d) Komisyon : Ticaret Bakanlığı Etik Komisyonunu,
e) Yönetici : 10.07.2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3 sayılı Üst Kademe Kamu Yöneticileri İle Kamu Kurum Ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ekinde yer alan I ve II sayılı cetvellerde yer alan unvanları,
f) Personel : Ticaret Bakanlığın merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatında görev yapan tüm personeli,
g) Üye : Ticaret Bakanlığı Etik Komisyonu üyesini, ifade eder.

Kurumsal Kimlik
MADDE 5

(1) Ticaret Bakanlığının merkez, taşra ve yurtdışı teşkilatında görev yapan personel iç ve dış ticaretin her alanında, iş sahipleri ve şahıslara adil, güvenilir, hızlı ve kaliteli bir kamu hizmeti sunar.

Etik davranış ilkeleri
MADDE 6

(1) Bakanlık etik davranış ilkeleri aşağıda belirtilmiş olup; bu ilkelere aykırı davranışlar ilgisine göre Kamu Görevlileri Etik Kurulu, Bakanlık Etik Komisyonu ve Bakanlık Disiplin Kurulları tarafından değerlendirilip karara bağlanır.

(2) Bakanlık yöneticileri:

a) Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde; sürekli gelişimi, katılımcılığı, saydamlığı, tarafsızlığı, dürüstlüğü, kamu yararını gözetmeyi, kamu kaynaklarını etkin, ekonomik ve verimli kullanmayı, hesap verebilirliği, öngörülebilirliği, hizmette yerindeliği ve beyana güveni esas alırlar.
b) Birlikte yönetim anlayışını esas alarak, görev ve sorumluluklarını yerine getirirken çalışanların karar alma süreçlerine katılımlarının sağlanmasına önem verir.
c) Bakanlık Mevzuatında belirtilen hükümleri dil, din, felsefi inanç, siyasi düşünce, ırk, cinsiyet ve benzeri sebeplerle ayrım yapmaksızın herkese uygular.
ç) İnsan hakları ve özgürlüklerine saygı, şeffaflık, katılımcılık, dürüstlük, hesap verebilirlik, kamu yararını gözetme ve hukukun üstünlüğü ilkelerini temel prensip olarak kabul eder.
d) Görev ve sorumluluklar yerine getirilirken dil, ırk, yaş, cinsiyet, engellilik durumu, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ayrımı yapmadan, fırsat eşitliğini engelleyici davranış ve uygulamalara meydan vermeden tarafsızlık içerisinde hizmet gereklerine uygun davranır.
e) Görev ve sorumluluklarını kamu hizmeti bilinci çerçevesinde saygı, nezaket ve dayanışma içinde yerine getirir.
f) Bakanlık personelinin yönetim ile ilgili konularda endişe duymadan görüşlerini açık bir şekilde dile getirmelerine destek sağlar ve farklı görüşlere saygı duyar.
g) Maiyetindekilere karşı nüfuz ve güç kullanmaz ve özlük haklarının kullanılmasını engellemez. Çıkar çatışmalarından kaçınır ve görevini ifa ederken karşılaştığı şahsi çıkar çatışmalarını derhal bir üst amirine bildirir.
ğ) Bütün komisyon toplantılarında gizlilik kapsamı dışında kalan genel mahiyetteki etik ilkeleri
ile ilgili alınan kararlara önem verir ve bu kararların uygulanması için gereğini yapar.
h) Personel alımı ve personelin çeşitli görevlerde değerlendirilmesine ilişkin teşekkül ettirilecek olan komisyonlarda görev alması durumunda liyakat ilkesine özen gösterir, yasal sınırların ve etik davranış ilkelerinin dışına çıkmaz.
ı) Kurum içi ya da kurum dışı görevlendirmeler ile iş dağılımında adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun hareket eder.
i) Hiçbir personele kişisel çıkarı doğrultusunda yönlendirme yapmaz, yasalarca verilmeyen görevleri yapmaları için zorlamada bulunmaz.
j) Bakanlığın amaç ve politikalarına uygun olmayan işlem veya eylemleri engellemek için görev ve yetkisinin gerektirdiği önlemleri zamanında alır.
k) Emrindeki personelin usulsüzlük yapmasını önlemek için gerekli tedbirleri alır. Bu tedbirler; yasal ve idari düzenlemeleri uygulamayı, eğitim ve bilgilendirme konusunda uygun çalışmalar yapmayı, personelin karşı karşıya kaldığı mali ve diğer zorluklar konusunda dikkatli davranmayı ve kişisel davranışlarla personele örnek olmayı kapsar.
l) Personelin etik davranış ilkelerine uyup uymadığını gözetlemek ve etik davranış konusunda rehberlik etmekle yükümlüdür.
m) Yürüttüğü görevle ilgili bir iş, hizmet veya menfaat ilişkisi olan gerçek veya tüzel kişilerden kendileri, yakınları veya üçüncü kişi ya da kuruluşlar için doğrudan doğruya veya aracı eliyle herhangi bir hediye alamaz veya menfaat sağlayamaz. Ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunamaz.
n) Görevi sırasında edindiği resmi veya gizli nitelikteki bilgileri kendisine, yakınlarına veya üçüncü kişilere doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik, siyasal veya sosyal nitelikte bir menfaat elde etmek için kullanamaz. Bu bilgileri, görevdeyken ve görevden ayrıldıktan sonra yetkili makamlar dışında hiçbir kurum, kuruluş veya kişiye açıklayamaz.
o) Kamu bina ve taşıtları ile diğer kamu malları ve kaynaklarını kamusal amaçlar ve hizmet gerekleri dışında kullanamaz ve kullandıramaz, bunları korur ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri alır.
ö) Kendisi, eşi ve velayeti altındaki çocuklarına ait taşınır ve taşınmazları, alacak ve borçları hakkında, 19/04/1990 tarihli ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu ile 15.11.1990 tarihli ve 20696 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca yetkili makama mal bildiriminde bulunur.

(3) Bakanlık personeli:

a) İnsan hakları ve özgürlüklerine saygı, şeffaflık, katılımcılık, dürüstlük, hesap verebilirlik, kamu yararını gözetme ve hukukun üstünlüğü ilkelerini temel prensip olarak kabul eder.
b) Görev ve sorumluluklar yerine getirilirken dil, ırk, yaş, cinsiyet, engellilik durumu, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ayrımı yapmadan, fırsat eşitliğini engelleyici davranış ve uygulamalara meydan vermeden tarafsızlık içerisinde hizmet gereklerine uygun davranır.
c) Görev ve sorumluluklarını kamu hizmeti bilinci çerçevesinde saygı, nezaket ve dayanışma içinde yerine getirir.
ç) Bakanlığın misyon ve vizyonuna uygun davranarak ülkenin çıkarları, toplumun refahı doğrultusunda hareket eder.
d) Görevin, standart ve süreçlere uygun olarak yerine getirilmesini sağlar ve bütün faaliyet, tutum ve davranışlarda Bakanlığın saygınlığının korunmasına çalışır.
e) Çevreye ve topluma karşı duyarlılık gösterir, alınan kararlarda ve yapılan işlerde kamu yararını esas alır.
f) Görevi ile ilgili kendi yetkisinde olan işlemleri dikkat ve itina ile tam ve zamanında yerine getirir.
g) Görevi sırasında edindiği resmi veya gizli nitelikteki bilgileri kendisine, yakınlarına veya üçüncü kişilere doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik, siyasal veya sosyal nitelikte bir menfaat elde etmek için kullanamaz, görevdeyken ve görevden ayrıldıktan sonra yetkili makamlar dışında hiçbir kurum, kuruluş veya kişiye açıklayamaz.
ğ) Kamu bina ve taşıtları ile diğer kamu malları ve kaynaklarını kamusal amaçlar ve hizmet gerekleri dışında kullanamaz ve kullandıramaz, bunları korur ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri alır.
h) Kamu bina ve taşıtları ile diğer kamu malları ve kaynaklarının kullanımında israf ve savurganlıktan kaçınır; mesai süresini, kamu mallarını, kaynaklarını, işgücünü ve imkanlarını kullanırken etkin, verimli ve tutumlu davranır. Ayrıca özel işlerini mesai saatleri dahilinde yerine getiremez.
ı) Kendisi, eşi ve velayeti altındaki çocuklarına ait taşınır ve taşınmazları, alacak ve borçları hakkında, 19/04/1990 tarihli ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu, 15.11.1990 tarihli ve 20696 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca yetkili makama mal bildiriminde bulunur.
i) Yürüttüğü görevle ilgili bir iş, hizmet veya menfaat ilişkisi olan gerçek veya tüzel kişilerden kendisi, yakınları veya üçüncü kişi veya kuruluşlar için doğrudan doğruya veya aracı eliyle herhangi bir hediye alamaz veya menfaat sağlayamaz.
j) Yürütülen iş ve işlemlerde bilgi güvenliği politikalarını dikkate alır.

İKİNCİ BÖLÜM
Etik Komisyonu
Etik komisyonunun oluşumu
MADDE 7

(1) Etik Komisyonu, Bakan tarafından belirlenen Bakan Yardımcısı başkanlığında, Personel Genel Müdürü, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü, Rehberlik ve Teftiş Başkanı ve İç Denetim Birimi Başkanından oluşur.

(2) Etik Komisyonu üyelerinin görev süresi iki yıldır. Görev süresi biten üyeler Bakan onayı alınmak suretiyle yeniden görevlendirilebilir.

(3) Bakanlık taşra birimlerinde, Personel Genel Müdürlüğünün uygun görüşü alınmak suretiyle alt komisyonlar oluşturulabilir.

Etik komisyonunun görev, yetki ve sorumlulukları
MADDE 8

(1) Etik Komisyonu;

a) Bakanlığın birimlerine yönelik olarak Yönergede belirtilen etik kurallara ilişkin hususlarda değerlendirme yapar ve görüş bildirir.
b) Bakanlıkta etik kültürünün yaygınlaşması, geliştirilmesi ve etik duyarlılığın artırılması için eğitim ve benzeri çalışmalara yönelik politika belirler.
c) Hakkında değerlendirme yaptığı, karar aldığı ve görüş verdiği tüm etik konularda gizlilik içinde çalışır ve elde edilen tüm bilgi ve belgeleri saklı tutar. Gizlilik yasağı görevleri sona erdikten sonra da devam eder.
ç) Yürüttüğü faaliyetlerde doğrudan Bakana karşı sorumludur.

Etik komisyonunun çalışma usul ve esasları
MADDE 9

(1) Etik Komisyonunun çalışma düzenine ilişkin usul ve esaslar şunlardır:

a) Komisyon, Başkanın çağrısı üzerine yılda en az iki defa ve üye sayısının salt çoğunluğunun katılımı ile toplanır. Gerektiğinde Başkanın çağrısı ile olağanüstü toplantı yapılabilir. Komisyonca değerlendirilecek dosyalar en geç iki ay içerisinde sonuçlandırılarak karara bağlanır. Gerektiğinde iki ay daha ek süre kullanılabilir.

b) Komisyon, değerlendirmelerini dosya üzerinden yapar; gerektiğinde ilgili kişilerden yazılı ya da sözlü bilgi ve belge alabilir. Komisyon, incelenen konuya ilişkin ulusal ve uluslararası etik düzenlemeler, sözleşme, bildirge ve benzeri metinler çerçevesinde, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere dayalı olarak değerlendirme yapar ve görüş bildirir. Komisyon, ulusal ve uluslararası metinlerde düzenlenmemiş bir sorunla karşılaştığında, bu konuda bir ilke kararı alabilir. Kararlar, üyelerin tam sayısının salt çoğunluğuyla alınır ve üyeler tarafından imzalanır. Karara katılmayan üyeler gerekçelerini karara yazar.

c) Komisyon, başvuruları etik ilkeler çerçevesinde değerlendirir. Komisyonun aldığı kararlar tavsiye niteliğindedir. Etik dışı davranış iddialarını içeren başvurular, incelenmek üzere yetkili disiplin kuruluna gönderilir.

ç) Komisyon, gerektiğinde, konu ile ilgili Bakanlık içinden veya dışından uzmanları görüşlerine başvurmak üzere, Komisyon toplantılarına davet edebilir. Yapılan görüşmeler sonucunda alınan gerekçeli karar, Bakana sunulur.

d) Komisyonun tüm inceleme, değerlendirme ve ilgili yazışmalarına ait belgelerinin en az 10 yıl süre ile Komisyona tahsis edilmiş ve Personel Genel Müdürlüğünün denetiminde olan bir arşivde saklanması zorunludur. Bakanlık Makamı ve Personel Genel Müdürlüğünde sekretarya hizmetlerini yürüten yetkililer hariç olmak üzere Komisyon Başkanı veya Personel Genel Müdürünün izni olmadan Komisyon evraklarına herhangi bir yoldan erişmek yasaktır.

e) Başvurular gerçek kişiler tarafından yazılı dilekçe, elektronik posta veya tutanağa geçirilen sözlü başvuru yollarıyla yapılır. Yargı organlarınca incelenmekte olan veya karara bağlanmış bulunan başvurular ile Bakanlık İhbar ve Değerlendirme Komisyonu tarafından somut bilgi ve belgeye dayanmadığı değerlendirilen, kamu görevlilerini karalama amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılan başvurular incelemeye alınmaz.

2) Çeşitli sebeplerden dolayı ilgili Genel Müdürün/Başkanın komisyon toplantısına katılamayacağı durumda yerlerine vekalet edenler komisyon toplantısına katılır.

3) Komisyonun sekretarya hizmetleri Personel Genel Müdürlüğünce yerine getirilir.

4) Etik Komisyonu Başkan ve üyeleri yetkili Disiplin Kurulu üyesi de olabilir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Resmi kimliğin açıklanması
MADDE 10

(1) Tüm personel görevi esnasında ve görevi ile ilgili olarak muhatap olduğu her şahsa, kimliğini açıklamalı, yazışmalarda telefonla ya da yüz yüze görüşmelerde kimliğini uygun bir biçimde belirtmelidir. Soruşturma veya gizli görev gibi kimliğin açıklanmasının görevden beklenilen sonucun alınmasını tehlikeye düşürebileceği durumlar saklıdır.

Etik davranış ilkelerine uyma
MADDE 11

(1) Bakanlık yöneticileri ve diğer personel görev ve hizmetlerin yürütülmesinde Yönergede düzenlenmiş Etik Davranış İlkelerine uymakla yükümlüdür.

(2) Etik davranış ilkelerine aykırı harekette bulunanlar hakkında ilgili mevzuat hükümleri gereğince işlem yapılır.

(3) Bakanlıkta bir göreve atanan personel göreve başlarken bu Yönergenin ayrılmaz eki sayılan Kamu Görevlileri Etik Sözleşmesi’ni imzalamakla yükümlüdür. İmzalanan belge, personelin özlük dosyasında saklanır.

İzleme ve Raporlama
MADDE 12

Etik davranış ilkelerine uyum ve buna bağlı olarak gerçekleştirilen faaliyetler dönemsel olarak izleme ve değerlendirme sürecine tabi tutulur. Bu süreç sonunda, Personel Genel Müdürlüğü tarafından tanzim edilen raporlar, Komisyona ve Bakanlık Makamına arz edilir.

Personeli bilgilendirme
MADDE 13

(1) Bakanlık yöneticileri, çalışanlarına etik davranış ilkeleri konusunda bilgi vermek, etik kültürünü geliştirmek ve bu ilkelere uyulmasını sağlamakla yükümlüdür.

(2) Etik Davranış İlkeleri Bakanlık internet sitesinde yayımlanır.

Hüküm bulunmayan haller
Madde 14

(1) Bu Yönergede hüküm bulunmayan hallerde 13/04/2005 tarih ve 25785 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanır.

Yürürlükten kaldırılan mevzuat
Madde 15

(1) 2015/3 sayılı “Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Personeli Meslek Etik İlkeleri Genelgesi” yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük
Madde 16

(1) Bu Yönerge onaylandığı tarihte yürürlüğe girer.

Yürütme
MADDE 17

(1) Bu Yönerge hükümlerini Bakan yürütür.

Avrupa Arabulucular Davranış (Etik) Kuralları

0

Arabuluculara İlişkin Avrupa Etik Kuralları(EUROPEAN CODE OF CONDUCT FOR MEDIATORS), bireysel arabulucuların, kendi sorumlulukları altında, uymayı gönüllü olarak taahhüt edebilecekleri bazı ilkeler koymaktadır. Etik kurallar, medeni hukuk ve ticaret hukuku uyuşmazlıklarında başvurulan her çeşit arabuluculuğa uygulanabilir.

Avrupa Arabulucular Davranış (Etik) Kuralları

Arabuluculuk hizmeti sunan kuruluşlar da, kendi bünyelerinde çalışan arabulucuların kabul etmesi koşuluyla, bu kurallara uymayı taahhüt edebilirler. Bu kuruluşlar, bireysel arabulucuların etik kurallara riayet etmesini sağlamak için bazı tedbirler alabilir; örneğin, arabulucuları eğitebilir, arabulucuların uygulamalarını değerlendirebilir ve gözlemleyebilirler.

Etik kuralların amaçları doğrultusunda arabuluculuk, iki veya daha çok tarafın, bağlayıcı bir karar vermeden ve bu usulün Avrupa Birliğine üye olan devletlerde nasıl adlandırıldığına bakılmaksızın, tarafların anlaşmaya varmak suretiyle mevcut uyuşmazlığı çözmelerine yardımcı olması için üçüncü bir kişiyi (“arabulucuyu”) atamayı kabul ettikleri bir usul olarak tanımlanmaktadır.

Etik kurallara uyulması, ulusal mevzuatın, bireysel uygulamacılar hakkında düzenleme yapmasını engellememektedir. Arabuluculuk hizmeti veren kurumlar, örneğin, aile veya tüketici arabuluculuğu gibi özel alanlara, kendi özel bünyelerine veya sundukları arabuluculuk hizmetlerinin türüne bağlı olarak, daha ayrıntılı kurallar geliştirebilirler.

1. ARABULUCULARIN YETERLİKLERİ VE ATANMALARI
1.1 Yeterlik

Arabulucular, arabuluculuk sürecinde yeterli ve bilgili olacaklardır. İlgili standartlar ve akreditasyon programları dikkate alınarak, arabuluculara uygun bir eğitim verilecek ve onların arabuluculuk hünerlerindeki eğitim ve uygulamaları devamlı güncelleştirilecektir.

1.2 Atanma

Arabulucu, arabuluculuğun gerçekleştirilebileceği münasip tarihler hakkında taraflarla görüşecektir. Arabulucu, atanmayı kabul etmeden önce, arabuluculuğu yönetme tecrübesi ve yeterliliği konusunda kendinden emin olacaktır ve talep edilirse, geçmişteki eğitimi ve tecrübesiyle ilgili olarak bilgi verecektir.

1.3 Arabuluculuk hizmetlerinin tanıtılması

Arabulucular, çalışmalarını mesleki, güvenilir ve onurlu bir şekilde tanıtabilirler.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

2. BAĞIMSIZLIK VE TARAFSIZLIK
2.1 Bağımsızlık

Arabulucu, bağımsızlığını veya taraflarla arasındaki menfaat çatışmasını etkileyebilecek ya da bu izlenimi verebilecek durumları açıklamadan görev yapmamalı veya göreve başlamışsa devam etmemelidir. Açıklama ödevi, süreç boyunca devam eden bir yükümlülüktür.

Bu gibi durumlar aşağıdaki halleri kapsayabilir:
– Arabulucunun, taraflardan biriyle herhangi bir kişisel veya iş ilişkisinin bulunması,
– Arabulucunun, arabuluculuğun sonucuna yönelik, doğrudan veya dolaylı, herhangi bir mali veya diğer menfaatinin bulunması,
– Arabulucunun veya onun firmasından birinin, taraflardan biri için arabuluculuk dışında herhangi bir yetkiyle görev yapması.
Bu gibi hallerde arabulucu, tamamen tarafsız olacağını garanti etmesi için, ancak arabuluculuğu tam bir bağımsızlık ve tarafsızlıkla sürdürebileceğine emin olması ve tarafların açıkça rıza göstermesi koşuluyla, arabuluculuğu kabul edebilir veya sürdürebilir.

2.2 Tarafsızlık

Arabulucu, taraflara karşı her zaman tarafsız davranacak ve tarafsız görünmeye gayret edecek ve arabuluculuk süreci hakkında tarafların tümüne eşit muamele etmeyi taahhüt edecektir.

3. ARABULUCULUK ANLAŞMASI, SÜREÇ, ÇÖZÜM VE ÜCRETLER
3.1 Usul

Arabulucu, tarafların, arabuluculuk sürecinin niteliklerini ve arabulucunun ve kendilerinin arabuluculuktaki işlevini anladığına emin olacaktır.

Arabulucu, arabuluculuğun başlamasından önce, tarafların arabuluculuk anlaşmasının hükümlerini ve koşullarını ve özellikle, arabulucu ve taraflar hakkındaki gizlilik yükümlülüğüyle ilgili uygulanabilecek hükümlerini anlamalarını ve açıkça kabul etmelerini mutlaka temin edecektir.

Arabuluculuk anlaşması, taraflarca talep edilirse, yazlı hale getirilecektir.

Arabulucu, taraflar arasındaki olası güç dengesizliğini ve hukuk kurallarını, tarafların açıklamak isteyebileceği arzuları ve uyuşmazlığın kısa sürede çözülmesi ihtiyacı da dahil olmak üzere, somut olayın özelliklerini dikkate alarak, arabuluculuğu uygun bir şekilde yönetecektir. Taraflar, belirli kuralları esas almak suretiyle veya diğer bir şekilde, arabuluculuğun yönetim şekli hakkında arabulucuyla anlaşmakta özgürdürler.

Arabulucu, faydalı görürse, taraflarla ayrı toplantılar yapabilir.

3.2 Adalet ve Süreç

Arabulucu, tarafların tamamının arabuluculukta yeterli fırsata sahip olmasını sağlayacaktır.

Arabulucu, uygun olduğu takdirde, tarafları bilgilendirecek ve aşağıdaki koşulların varlığı halinde arabuluculuğu bitirebilecektir:
– Somut olayın özellikleri ve arabulucunun böyle bir değerlendirme yapmaktaki yeterliği dikkate alınarak, varılan bir anlaşma, arabulucuya icra edilmez veya kanuna aykırı görünüyorsa,
– Arabulucu, arabuluculuğun bir anlaşmayla sonuçlanmasının mümkün olmadığını düşünüyorsa.

3.3 Sürecin Sonu

Arabulucu, kararların taraflarca bilerek ve sahih rızayla alınmasını ve tarafların tamamının anlaşmanın hükümlerini anlamasını sağlayacak uygun tedbirleri alacaktır.

Taraflar, herhangi bir sebep göstermeden, arabuluculuktan her zaman vazgeçebilirler.

Arabulucu, taraflarca talep edilirse ve yetkisinin sınırları dahilinde, tarafların anlaşmayı nasıl resmileştirebileceği ve anlaşmanın nasıl icra edilebileceği hakkında taraflara bilgi verebilir.

3.4 Ücretler

Arabulucu, daha önce kararlaştırılmamışsa, başvurmak istediği ücret şekli hakkında taraflara her zaman tam bilgi vermelidir. Arabulucunun ücrete ilişkin ilkeleri taraflarca kabul edilmeden, arabulucu, arabuluculuğu kabul etmemelidir.

4. GİZLİLİK

Arabulucu, kanunen veya kamu düzeni gerekçesiyle zorunlu olmadıkça, arabuluculuktan veya arabuluculukla ilgili olarak ortaya çıkan bütün bilgileri gizli tutacaktır. Taraflardan birince arabuluculara verilen gizli bilgiler, bilgiyi veren taraftan izin alınmadıkça veya kanunen zorunlu olmadıkça diğer tarafa açıklanmayacaktır.

Avrupa Arabulucular Davranış (Etik) Kuralları, Arabuluculuk Kurulu tarafından kabul edilen Türkiye rabulucular Etik Kuralları ile karıştırılmamalıdır. İlke ve prensiplerin benzerliği her iki metnin aynı metinler olduğu yanılgısına sebep olmamalıdır.

Şair Ataol Behramoğlu’ndan Vladimir Putin’e Savaşı Durdurma Çağrısı

0

Şair Ataol Behramoğlu, Hukuk Fakültesi mezunu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Vladimiroviç Putin’e açık bir mektup yazarak, Ukrayna ile devam eden savaşa son verilmesi çağrısı yaptı. Behramoğlu mektubunda, “Hiçbir vicdan sahibi, akıldan ve sağduyudan yoksun olmayan kişi, bunca acıya yol açan bu müdahaleyi doğru bulamaz, onaylayamaz.” dedi ve Rusya’nın büyük-hümanist edebiyatına, sanatına, kültürüne, Dostoyevski’ye ve Tolstoy’a atıf yaptı. 

Vladimir Putin’e Açık Mektup 

Sayın Vladimir Vladimiroviç Putin,

Rusya Devlet Başkanı,

2007 yılında Moskova-Kremlin’de Puşkin Madalyası törenindeki karşılaşmamızı bilmem hatırlar mısınız?

Törenden önceki yemek henüz başlamamışken, büyük salonun ortasındaki masanıza gelmiş, Puşkin madalyasına değer görülen Türk şairi olarak kendimi tanıtmış, adınıza imzaladığım Puşkin’den şiir çevirileri kitabımı size takdim etmiştim.

Karşılıklı bir kaç nezaket cümlesinden çok benim için unutulmaz olan, masanıza gelen kişiyi ayağa kalkarak karşılamanız ve öylece de uğurlamanız olmuştur.

Sayın Vladimir Putin,

Rus edebiyatı üzerine kitaplarım, yazılarım, çeviri ürünlerim ve akademisyen kimliğimle Büyük Rus kültürünün ve edebiyatının Türkiye’de tanıtımına sevgiyle, onurla emek vermiş; başta Puşkin ve Lermontov’unkiler olmak üzere büyük Rus şairlerinin şiirlerinin Rusça’dan Türkçeye kitap oylumunda ilk çevirmeni olmuş, uluslar arası Puşkin madalyasını onurla taşıyan bir Türk şairi olarak, devlet başkanı olduğunuz Rusya’nın özbeöz kardeşi Ukrayna’ya pek çok ölüme ve tarifsiz acıya yol açan müdahalesini çok büyük bir kederle ve kaygıyla izliyorum.

Müdahaleye yol açan başlıca nedenlerin kuşkusuz bilgisine ve bilincine sahibim.

Nato’nun ve başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Batı bloğunun, Sovyetler Birliği dağılmış ve Varşova Paktı ortadan kalkmışken, bu kez Rusya’yı siyasal ve ekonomik hasım olarak düşmanlık hedefine koymuş olduğunu; kışkırtıcı eylemler ve girişimlerle ülkenizi yıpratmaya, güçten düşürmeye çalıştıklarını biliyor ve görüyorum.

Ukrayna müdahalesi vesilesi ile de Rusya’ya, Rus kültürüne; Lev Tolstoy, Fyodor Dostoyevski gibi evrensel edebiyatın onur doruklarındaki Rus yazarlarına, Pyotr Çaykovski gibi büyük, duygu dolu, hümanist bir yaratıcıya, ülke dışında çalışan Rus sanatçılara yapılan kabalıkları, insanlık kültüründen nasibini alamamış saygısızlıkları, üzüntüyle, teessüfle kınıyorum, ayıplıyorum.

Fakat bütün bunlara karşın, ülkenizin ve kültürünüzün dostu, hiçbir vicdan sahibi, akıldan ve sağduyudan yoksun olmayan kişi, bunca acıya yol açan bu müdahaleyi doğru bulamaz, onaylayamaz.

Sayın Vladimir Putin,

Çok yıllar önce Moskova Devlet Üniversitesinde Rus Edebiyatı konusunda yüksek lisans öğrenimi görmekte olan bir gençken, bir akşam üstü odamdan çıkmış, tam o sırada gerçekten de gökten ipek dökülür gibi yağmaya başlayan karın üzerinden bale yaparcasına ve hayaller içinde geçip giden bir genç kızın verdiği esinle odama döndüğümde “Beyaz, İpek Gibi Yağdı Kar” adlı şiirimi yazmıştım…

Günlerdir Kiev’e ve çevresine yağan, böyle bir kar değil ne yazık ki.

Tıpkı İkinci Dünya savaşında, ülkeniz Nazi işgali altındayken, kanla karışarak yağan bir kar bu.

Ülkenizin, insanınızın o yıllarda yaşamış olduğu tarifsiz acıları dile getiren Tvardovski, Surkov, İsakovski ve kişisel olarak da dostluğunu kazanmış olma onurunu yaşadığım Simonov gibi büyük Sovyet-Rus şairlerini Türkçeye kazandırmış bir Türk şairi; dilinizin, edebiyatınızın, kültürünüzün bir dostu olarak sizden bu acılara bir an bile gecikmeksizin son verilmesini, yaraların sarılmasına başlanmasını, yurtlarını terk eden ve etmekte olan Ukrayna yurttaşlarına ülkelerine dönme ve ülkelerinde kalma güvencesinin inandırıcılıkla verilmesini sağlamanızı bekliyorum ve önemle talep ediyorum.

Bunları başarmanız geri adım değil, ülkenizin, Rusya’nın büyük-hümanist edebiyatına, sanatına, kültürüne; nice acılardan geçmiş büyük ve barış sever halkınıza karşı göreviniz, gönül borcunuz olacaktır…

Ataol Behramoğlu, İstanbul, 13.03.2022

Asya-Afrika Yazarlar Birliği LOTUS, Avrupa HOMEROS Ödülleri ve PUŞKİN MADALYASI sahibi

Tarihe Geçen Savunmalar

0
Tarihe Geçen Savunmalar isimli eser yazar Ömür Uzel tarafından kaleme alınmış ve 2018 yılı Kasım ayında Karakarga Yayınları tarafından okuyucu ile buluşturulmuştur.
Kitap, tarihe mal olmuş önemli figürlerin yaşadıkları dönemin yargı sistemi içinde verdiği mücadeleleri ve yaptıkları savunmaları içermekte, bir yandan hukuk kitabı özelliği taşırken bir yandan da tarihsel öykü örneği teşkil etmektedir. Kapak tasarımı Sedat Gösterikli’ye aittir. Yazar, kitabın sonunda faydalanılan kaynakların listesini de sunmuştur.
Yazar Ömür Uzel, hukuk tarihinde yer edinmiş 15 savunmayı derleyerek bir öykü kitabına dönüştürmüş; Sokrates, Fidel Castro, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Ul rike Meinhof, Georgi Dimitrow, Emile Zola, John Quincy Adams, Aziz Nesin, Bartolomeo Vanzetti, Sabahattin Ali, Cicero, Aliya İzzetbegoviç, Adnan Menderes  ve Hasan Polatkan’ın mahkemelerdeki yargılama süreçlerini drama türünde bir film gibi hukukçuların ve toplumun dikkatine sunmuştur.
Tarihin farklı dönemlerde yaşayan farklı görüşlerdeki maznunların yaptığı savunmalar aynı zamanda yaşadıkları dönemin tarihsel bir yansımasına dönüşmüştür. Eser, mahkemelerde yapılan savunmaların hukuk dünyasında bıraktığı izleri ve sanata dönüşen konuşmaların özetini sunmaktadır. Yazar, tarihin sayfalarına geçen sanıkları “Onlar, yaptıkları savunmalarla, mahkeme salonlarından tüm dünyaya seslerini duyurdular ve tarih sayfalarında yerlerini aldılar. Bu davaların ortak bir özelliği vardı; esas hükmü veren yargılar değil, zamandı.” şeklinde özetlemektedir.
Yargılamaların ortak özelliği, adil bir yargılamanın yapılmamış ya da yapılamamış olmasıdır. Kitaba konu olan çoğu sanık, devletin yaptığı haksızlığa, ırkçılığa, dinsel bağnazlığa, ekonomik eşitsizliğe ve sosyal adaletsizliğe başkaldıran ve dolayısıyla yaşadığı dönemin düzeni ile uzlaşamayan kişilerdir. Bazı sanıklar ise otoritenin değişmesi ya da siyasi nedenlerle yargılanmış, doğal yargıç ilkesi ihlal edilerek vatan hainliği ile suçlanmıştır. Haksız yargılamalarda öne çıkan faktör çoğu sanığın idamla yargılanması, fikir ve düşünce özgürlüğünün mahkeme salonlarında mahkum edilmesidir.
Tarihe Geçen Savunmalar, esas hükmü, tarihin ve zamanın verdiği davaları konu almaktadır. Kimi yargılamalar tüm dünya tarafından bilinen tarihsel bir öyküye dönüşmüş, kimi yargılamalar ise yargılamanın yapıldığı toplumda yer etmiştir.
Kitaba konu olan Sokrates, 2012 yılında Atina’da kurulan temsili bir yargılama sonucunda beraat ettirilmiş ve masum olduğuna karar verilmiştir.
Sabahattin Ali’nin mahkemelerde ve savcılıklarda yaptığı savunmalara dair belgeler Mahkemelerde isimli eserde toplanmıştır. Sabahattin Ali’ni ölümünden sonra kızı Filiz Ali’nin babasına ait bir sandıkta bulduğu belgeler bir araya getirilmiş ve kitaba dönüşmüştür.
Tarihe Geçen Savunmalar Kitabının Tanıtım Bülteni
Yasalar beni suçlu görebilir ama esas suçlu yasalar! – Sokrates
Beni, tarih aklayacaktır! –Fidel Castro
Bizi, bağımsız bir ülkenin çocukları olmaktan mahrum eden;
hepiniz dâhil, sizlersiniz! –Deniz Gezmiş
Kulaklar söylediklerimize kapalı olsa bile, biliyoruz;
tarih bizi dinliyor. –Mahir Çayan
Köleler, özgür olmak isteyenlerden nefret ederler. –Ulrike Meinhof
Gerçeği gömmeniz boşuna. O, toprağın altında yol alıyor; bir gün,
her yandan fışkıracak ve öç bitkileri olarak açacak. –Émile Zola
Yazarlar, gazeteciler, hukukçular… Bunlar aydın değilse,
Türkiye’de Aydın ilinden başka aydın kalmaz. –Aziz Nesin
Adınız, yasalarınız ve düzmece tanrınız, lanetli bir geçmişin silik anısı olmaktan öteye geçemeyecek. –Bartolomeo Vanzetti
Ben bu memleketin hakiki evlâdıyım; memleket,
hükümet ve reisicumhur benimdir. –Sabahattin Ali
Bütün sevgimi özgürlüğe veriyorum ve geriye yetkililer için
bir şey kalmıyor. –Aliya İzzetbegoviç

[box type=”shadow” align=”” class=”” width=””]“… çünkü adaletin yanlış tatbik olduğu bir yerde mahpus olmak serbest gezmekten daha şereflidir.Sabahattin Ali[/box]

Kolluk Etik İlkeleri

0

Kolluk Etik İlkeleri 24.10.2007 tarihinde, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü ve bu teşkilatlarda görev yapan kolluk görevlilerini kapsamak üzere bütün kolluk birimlerinin katkılarıyla hazırlanarak ilan edilmiştir.

Kolluk Etik İlkeleri

Kolluk, bir toplumda hak ve özgürlüklerin korunmasında ve kamu güvenliğinin sağlanmasında topluma hizmet için kanunlar çerçevesinde görev yapmaktadır. Kolluk görevi Anayasa, uluslararası sözleşmeler, kanunlar ve diğer ilgili mevzuata göre yürütülür.

Kolluk Etik İlkeleri, kolluk personelinin görevini yürütürken uyması gereken ilkeleri belirlemek, görevin yerine getirilmesinde adalet, tarafsızlık, dürüstlük, liyakat, saydamlık ve hesap verebilirlik ilkelerine bağlı kalarak halkın güvenini tesis etmek amacıyla hazırlanmıştır. Kolluk birimlerinin temel görevi, sorumluluk alanlarında bireylerin hak ve özgürlüklerini koruyarak, güvenliği, asayiş ve kamu düzenini sağlamaktır. Bu onurlu ve saygın görev kolluk personeli tarafından yerine getirilmektedir. Görevin yerine getirilmesinde kolluk personelinin uymak zorunda olduğu davranış kuralları bütünü olan Kolluk Etik İlkeleri her rütbedeki personelin görevini ehliyet ve liyakatle yürütebilmesi için yol gösterici bir rehberdir. Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa Konseyi Kolluk Etik İlkeleri Rehberi referans alınarak hazırlanan bu ilkeler, kolluk görevlilerinin kanunların koyduğu kuralları benimseyip uygulamasını sağlayacağı gibi, kolluk personelinden beklenen davranış kurallarının toplum tarafından bilinmesini de sağlayacaktır.

Kolluğun üç ana kurumuna ait logolar

Kolluk Etiği, Avrupa’da Polis Etiği olarak tanımlanmakta, kavram ile polis teşkilatı dışındaki tüm iç güvenlik hizmeti personelini ifade etmektedir. Özel Güvenlik Sektörü de dahil olmak üzere güvenlik sektöründe yer alan tüm kurumlar etik kurallara uymak zorundadır. Polis etiği, günlük dilde çok kullanılmayan ancak tüm iç güvenlik birimlerini içerecek anlamda kolluk etiği(law enforcement ethics) olarak ifade edilmektedir.

Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan Avrupa Polis Etiği Kuralları, konsey üyesi ülkelerden jandarma
subaylarının da katılımıyla hazırlanmış olmasına karşın belgeye Avrupa Polis Etiği Kuralları adı verilmiş, Türk Kolluk Etik İlkeleri de Avrupa Polis Etiği Kurallarını örnek almıştır.

Kolluk Etik İlkeleri
GİRİŞ

Kolluk, bir toplumda hak ve özgürlüklerin korunmasında ve kamu güvenliğinin sağlanmasında toplum hayatı için vazgeçilmez bir unsurdur. Kolluk görevi Anayasa, uluslararası sözleşmeler, kanunlar ve diğer ilgili mevzuata göre yürütülür.

Kolluk Etik İlkeleri, kolluk personelinin görevini yürütürken uyması gereken ilkeleri belirlemek, görevin yerine getirilmesinde adalet, tarafsızlık, dürüstlük, liyakat, saydamlık ve hesap verebilirlik ilkelerine bağlı kalarak halkın güvenini tesis etmek amacıyla hazırlanmıştır.

Kolluk birimlerinin temel görevi, sorumluluk alanlarında bireylerin hak ve özgürlüklerini koruyarak, güvenliği, asayiş ve kamu düzenini sağlamaktır. Bu onurlu ve saygın görev kolluk personeli tarafından yerine getirilmektedir. Görevin yerine getirilmesinde kolluk personelinin uymak zorunda olduğu davranış kuralları bütünü olan Kolluk Etik İlkeleri her rütbedeki personelin görevini ehliyet ve liyakatle yürütebilmesi için yol gösterici bir rehberdir.

Anayasamız, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa Konseyi Kolluk Etik İlkeleri Rehberi referans alınarak hazırlanan bu ilkeler, kolluk görevlilerinin kanunların koyduğu kuralları benimseyip uygulamasını sağlayacağı gibi, kolluk personelinden beklenen davranış kurallarının toplum tarafından bilinmesini de sağlayacaktır.

KAPSAM

Bütün kolluk birimlerinin katkılarıyla hazırlanan Kolluk Etik İlkeleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünü ve bu teşkilatlarda görev yapan kolluk görevlilerini kapsar.

A- KOLLUĞUN GÖREVLERİ
 1- Kolluğun temel görevleri şunlardır:
  • Bireyin temel hak ve özgürlüklerini korumak,
  • Emniyet ve asayişi sağlamak,
  • Kamu düzenini korumak,
  • Suç işlenmesini önleyici tedbirler almak ve suçla mücadele etmek,
  • Suçları aydınlatmak ve şüphelileri adli makamlara teslim etmek,
  • Yardım isteyenler ve yardıma muhtaç olanlar ile tehlike içerisinde bulunanlara yardım etmektir.
B- HİZMET ANLAYIŞI
2-Kolluk birimleri, görev ve hizmetin yerine getirilmesinde hukukun üstünlüğü, kamu yararını gözetme, tarafsızlık, katılımcılık, şeffaflık, hesap verebilirlik, hizmetin sonucuna odaklılık ve sürekli gelişim ilkelerini esas alır.
3-Kolluk birimleri, görev ve sorumluluk alanında toplumun talep ve ihtiyaçlarına odaklanarak halkın memnuniyetini arttırmayı, bu suretle toplumun saygı ve güvenini kazanmayı hedefler.
4-Güvenlik hizmeti her zaman ve herkes tarafından ulaşılabilir olmalıdır
5-Görevin gerektirdiği istisnalar dışında kolluk kolaylıkla tanınabilir şekilde görev yapar.
6-Devletin yasal icra gücü olan kolluk personeli, bu gücü zaaf içerisinde gösterecek tutum ve davranışlardan kaçınır.
C- KOLLUK PERSONELİNİN NİTELİKLERİ
7-Kolluk personeli, Atatürk ilke ve inkılaplarına, toplumun ve Cumhuriyetimizin temel değerlerine bağlıdır.
8-Kolluk personeli arasındaki ilişki, hiyerarşik yapıya uygun olarak koordinasyon, işbirliği, yardımlaşma, güven, sevgi ve saygı temeline dayanır.
9-Kolluk mesleğine giriş, görevin gerektirdiği nitelikleri tespit etmeyi amaçlayan ve mevzuatla belirlenen objektif ölçütlere göre yapılır.
10-Kolluk personeli, mantıklı karar verir, etkin iletişim kurar, adil davranır ve gerektiğinde inisiyatif kullanır.
11-Kolluk personeli, toplumun yapısını ve hassasiyetlerini bilir; gerekli duyarlılığı gösterir.
12-Kolluk personeli, mesleğinin ve üniformasının gerektirdiği saygınlık ve güvene layık olduğunu davranışlarıyla gösterir.
13-Kolluk personeli görevi dışında meslek onuruna halel getirecek herhangi bir iş yapmaz ve özel yaşamında mesleki hizmetlerinin tarafsızlığını zedeleyecek davranışlardan kaçınır.
14-Kolluk personeli, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle insanlar arasında ayırım gözetmeksizin tarafsızlık içerisinde hizmet sunar.
Ç-EĞİTİM
15-Eğitim, kolluk personelinin meslek hayatı boyunca devam etmesi gereken kesintisiz bir süreçtir. Bu süreç içerisinde temel eğitim, hizmet içi eğitim ve uzmanlık eğitimleri, toplumdaki değişim ve gelişime paralel olarak ihtiyaçlara cevap verebilecek şekilde teorik ve uygulamalı olarak verilir.
16-Eğitim, mesleğe hazırlamanın yanında kolluk personelinin kültürel ve sosyal açıdan gelişimini de sağlar.
17-Kolluk personelinin eğitimi, görev ve sorumlulukları esas alınarak, hizmetin amaçlarına odaklanacak şekilde yerine getirilir.
18-Kolluk personeline, demokrasinin temel değerleri ve ilkeleri, hukukun üstünlüğü, insan haklarına saygı ve bireyin temel hak ve özgürlüklerinin korunması ve kolluk etik ilkeleri konularında eğitim verilir.
D-KOLLUK PERSONELİNİN HAKLARI
19-Kolluk personeli, mevzuatla verilen görevler dışındaki hizmetlerde görevlendirilemez. Yetki ve sorumlulukları açık bir şekilde belirlenen kolluk personeli, amirlerinin mevzuata uygun emirlerini yerine getirir. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir şekilde yerine getirilmez.
20-Kolluk personeline, savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez. Disiplin kararları, kanunda belirtilen istisnalar hariç, yargı denetimi dışında bırakılamaz. Görevine ilişkin suç işlediği iddia edilen kolluk görevlisi avukat tarafından temsil edilme, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir.
E- HESAP VEREBİLİRLİK VE DENETİM
21-Kolluk personeli, eylemlerinden, ihmallerinden ve verdiği emirlerden şahsen sorumlu ve hizmet ettiği topluma karşı daima hesap verebilir olmalıdır.
22-Kolluk faaliyetleri, mevzuat dâhilinde yasama, yürütme ve yargı organlarının denetimine açıktır.
23-Kolluk personeli aleyhine, usulüne uygun yapılan tüm şikâyetler derhal ve tarafsız bir şekilde soruşturulur. Soruşturma, etkin ve tarafsız yürütüldüğü konusunda şüphe duyulmayacak şekilde sonuçlandırılır ve soruşturma sonucu şikâyetçiye bildirilir.
24-Kolluk görevine ilişkin ihbarlar da titizlikle araştırılır.
F. KOLLUK UYGULAMA VE MÜDAHALELERİ 
25-Kolluk personeli, görevini yerine getirirken, herkesin yaşam hakkına ve Anayasa’da belirtilen diğer temel hak ve özgürlüklere saygı gösterir.
26-Kolluk personeli, kimseyi işkence, eziyet, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı muamele veya cezaya tabi tutamaz. Hiçbir sebep, işkencenin haklılığına gerekçe gösterilemez.
27-Kolluk personeli, kanunla öngörülen nedenlere ve yönteme uygun olmadıkça kimsenin özgürlüğünü sınırlayamaz.
28-Kolluk personeli, zorunlu durumlarda ve sadece meşru bir amacı elde etmek için orantılı güç kullanır.
29-Kolluk personeli, görevinin gerektirdiği saygınlık ve dürüstlük içerisinde hareket eder. Görevini yerine getirirken tarafsız davranır ve insanlar arasında ayrım yapmaz.
30-Kolluk personeli, kanunların öngördüğü haller dışında bireyin özel hayatına müdahale edemez.
31-Kolluk personeli, mevzuatta aksi belirtilmediği sürece, edindiği her türlü bilgiyi ve mesleki sırrı korur.
32-Kolluk personeli, kişilerin özel hayatlarıyla ilgili olan ya da kişi haklarına zarar verebilecek nitelikteki bilgilerin korunmasına büyük özen gösterir; yasal zorunluluk haricinde bu bilgileri açıklayamaz ve kendisi veya üçüncü kişiler lehine kullanamaz.
33-Kolluk personeli, kolluk uygulamalarında, yaşlı, engelli ve çocuk gibi hassas kişilerin durumlarını ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurur.
34-Kolluk personeli, görevini icra ederken veya bir olaya müdahale ederken, öncelikle mesleki kimliğini açıklar ve normal şartlarda kimlik gösterir.
35-Mesleki onur ve saygınlıkla hareket eden kolluk personeli, kurum içerisindeki her türlü yozlaşmaya karşı tavır alır. Yolsuzluk ve usulsüzlükle karşılaşması halinde yetkisi dâhilinde olanlara müdahale eder; yetkisini aşan durumları üstlerine bildirir.
36-Kolluk personeli, görev, unvan ve yetkisini kullanarak kendisi, yakınları veya üçüncü kişiler lehine menfaat sağlamaz; aracılıkta bulunmaz ve kayırmacılık yapmaz.
37-Kolluk personeli görevi sebebiyle hediye alamaz ve çıkar sağlayamaz. Kolluk personelinin tarafsızlığını, performansını, kararını veya görevini yapmasını etkileyen veya etkileme ihtimali bulunan, ekonomik değeri olan ya da olmayan, doğrudan ya da dolaylı olarak kabul edilen her türlü eşya ve menfaat hediye kapsamındadır.
38-Kolluk personeli kamu bina ve taşıtları ile diğer kamu malları ve kaynaklarını kamusal amaçlar ve hizmet gerekleri dışında kullanamaz ve kullandıramaz; bunları korur ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri alır.
39-Kolluk personeli, görevli bulunduğu mülki sınırlar içinde, hizmet branşı, yeri ve zamanına bakmaksızın, bir suçla karşılaştığında suça el koyar; suçun devamını önler; şüpheli ve suç delillerinin tespit ve muhafazasını sağlayarak yetkili kolluğa teslim eder.
G- KOLLUK VE YARGI İLİŞKİLERİ  
40-Kolluk görevlileri, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığına saygılı davranır; adli makamların kararlarına itiraz etmez.
41-Kolluğun gerçekleştirdiği her türlü eylem ve işleme karşı yargı yolu açıktır.
42-Kolluk personeli, soruşturmanın her safhasında adli makamlar ile etkin işbirliği içerisinde çalışır;
43-Kolluk personeli, müdafiin üstlendiği role saygı duyar; gözaltına alınanların “müdafiin hukuki yardımından yararlanma hakkını” etkili biçimde kullanmasını sağlar.
H- ADLİ SORUŞTURMALAR 
44-Adli soruşturma, işlenmiş veya işlenmesi muhtemel bir suç ile ilgili makul bir şüphenin varlığı halinde, yetkili makamın emir veya kararlarına uygun olarak, mevzuatla öngörülen yönteme göre yürütülür.
45-Kolluk personeli, suçu mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar, bir suçla itham edilen herkesin suçsuz kabul edilmesi ilkesine göre hareket eder.
46-Kolluk personeli suç ayrımı gözetmeksizin yakalanan kişilere, yakalanma nedeni ve hakkındaki iddiaları öğrenme, susma, istediği bir kişiye yakalandığını bildirme, müdafiden yararlanma ve yakalanmaya itiraz etme haklarının bulunduğu ve bu hakları nasıl kullanacağı hususunda gecikmeksizin bilgi verir ve bu hakların kullanımında yardımcı olur.
47-Kolluk personeli, mağdur ve tanıklara kanun tarafından tanınan hakları hatırlatır ve tehdit altında oldukları durumlarda can güvenliklerini sağlar.
48-Kolluk personeli, soruşturmayı objektif ve adil olarak yürütür; kadınların, çocukların, yaşlıların ve engellilerin özel durumlarına ve ihtiyaçlarına saygı gösterir.
49-Kolluk personeli, gerektiğinde, taraflara soruşturma süresince yapılan işlemleri anladığı bir dille anlatır, ihtiyaç halinde tercümandan yararlanmasını sağlar.
50-Kolluk personeli, gözaltına alınan veya muhafaza altında bulundurulanların kayıtlarını eksiksiz tutar.
51-Kolluk personeli, gözaltına alınan veya muhafaza altında bulundurulan kişilerin güvenlik, sağlık, temizlik ve uygun beslenme ihtiyaçlarını temin eder.
52-Suç işlemiş olma şüphesi dışında bir sebepten özgürlüğü kısıtlanmış olan kişiler, şüphelilerden ayrı bir yerde tutulur. Gözaltında bulundurulan ya da özgürlüğünden alıkonulan kadınlar erkeklerden; çocuklar yetişkinlerden ayrı yerlerde tutulur.
Feridun Yenisey – Kolluk Hukuku

Yargı Sisteminin Sorunları ve Çözüm Yolları

0

İstanbul Barosu Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Komisyonu tarafından ‘Yargı Sisteminin Sorunları ve Çözüm Yolları’ konulu makale yarışması düzenleniyor. Makalelerin en geç 15 Haziran 2022 tarihine kadar Baro’ya gönderilmesi gerektiği açıklandı.

Makale Yarışması: Yargı Sisteminin Sorunları ve Çözüm Yolları

“Düşünüyoruz, yazıyoruz, tartışıyoruz”

Amaç

1. Adil ve demokratik bir yargı sisteminin inşası ve sürdürülebilir kılınması için birey, toplum ve kamuoyu nezdinde duyarlılık ve farkındalık yaratmak,

2. Yargıç ve savcılar, avukatlar, akademisyenler, hukuk öğrencileri, adliye personeli ve diğer katılımcıların özellik geliştiren yargısal sorunları teşhis ve tanıma yönündeki istek ve çabalarını canlı tutmak, belirlenen sorunlarla etkin ve verimli bir mücadele için gerekli yöntem, araç ve ajandayı oluşturmalarını teşvik etmek,

3. İdari tedbir veya davranış kurallarının değiştirilmesi yoluyla çözülebilecek sorunlar ile mevzuat değişikliği gerektiren çözüm önerilerini ayrı ayrı belirlemek, tasnif etmek ve derlemek,

4. Belirlenen sorunları; üniversiteler, hukuk fakülteleri, barolar, Türkiye Barolar Birliği, Adalet Bakanlığı, hukuk örgütleri ve diğer paydaşlarla müzakere ederek, her birinin sorunun aşılması için verebileceği katkıyı
tartışmaya açmak ve adli politikalara demokratik bir katkı sunmaktır.

Makale Yarışmasının Yöntemi

1. Yarışma Programı, İstanbul Barosu Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Komisyonu tarafından düzenlenmekte; izlence makale yarışması, yarışma sonucunun raporlanması, ilgili kurumlarla paylaşılması, kapanış kongresi, ödül töreni, basın açıklaması, seçilmiş makalelerin yayınlanması veya yayımlanması aşamalarından oluşmaktadır.

2. Ödüller, İstanbul Barosu tarafından finanse edilmektedir.

3. Yarışma herkese açık olacaktır. Hukukçular, akademisyenler, görevdeki yargı mensupları, emekli hâkim/savcılar, avukatlar, adliye personeli, hukuk öğrencileri ve konuya duyarlı diğer yurttaşların katılımı özellikle teşvik edilmektedir. İstanbul Barosu YK üyeleri ve HFSK asil ve yedek divan kurulu üyeleri yarışmaya katılamaz.

4. Makaleler elektronik posta ile hfsk@istanbulbarosu.org.tr adresine gönderilecektir. Ayrıca, iadeli taahhütlü olarak gönderilebileceği gibi Baro’ya teslim de edilebilecektir.

5. Makalelerin seçimi7 kişilik bağımsız jüri tarafından yapılacaktır.

6. Yarışmanın birincisine 10.000,00 TL, ikincisine 7.500,00 TL, üçüncüsüne 5.000,00 TL, dördüncü ve beşinciye 3.000,00’er TL, ilk 10’a giren diğer kişilere 1.000,00’er TL para ödülü verilecek; ayrıca ilk 20’ye giren tüm yarışmacılara 20 kitaptan oluşan hukuk kitapları seti armağan edilecektir.

Makale Şartları ve Yayınlama Usulü

1. Makalelerin, 15 Haziran 2022 günü mesai bitimine kadar İstanbul Barosu Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Komisyonuna ulaştırılması zorunludur. Makaleler, yarışmanın amacına ve asgari Türkçe kurallarına uygun olarak yazılacaktır. Bilimsel makale şartları aranmamaktadır. Gönderilecek yazılar, Times New Roman karakterinde ve 12 puntoyla yazılacak, 3 sayfadan az 10
sayfadan çok olmamalıdır. Yazarın kısa biyografisi, adresi, iletişim bilgileri ve bir fotoğrafı makaleye eklenecektir.

2. Makaleler soyut ve belirsiz olmamalı, sorun tespiti ve çözüm önerisi içermelidir.

3. Yazarlar, makalelerin telif ücreti istemeksizin yayınlanmasına, PDF dosyası şeklinde yayınlanmasına ve dağıtılmasına, dereceye giren ve jüri tarafından uygun görülenlerin kitap olarak yayınlanmasına, özü korunmak koşuluyla editoryal düzenlemeye tabi tutulmasına onay vermiş sayılırlar.

4. Jüri tarafından belirlenen ve kitaplaştırılan makaleler sosyal medyada paylaşılacak, Baro tarafından kitap olarak basıldıktan sonra; yargı kurumları, Adalet Bakanlığı, TBMM, üniversiteler, hukuk fakülteleri, enstitüler, STK’lar, TBB, barolar ile gerek görülen diğer kurum ve kuruluşlara gönderilecektir.

Jüri Üyeleri ve Çalışma Süreci

1. Yarışma jürisi, (alfabetik sıralamaya göre) Av. Adil Giray Çelik, Yargıç Hilmi Şeker, Av. Dr. Jale Bafra, Av. M.Ufuk Tekin, İstanbul Barosu Bşk. Yrd. Av. Nazan Moroğlu, Av. Doç. Dr. Öykü Didem Aydın ve TBB Eski Başkanı Av. Vedat Ahsen Coşar’dan oluşmaktadır.

2. Makaleler HFSK tarafından ön incelemeye tabi tutulacak, çoğaltılarak jüri üyelerine teslim edilecek, jüri ise en geç 15 Temmuz 2022 tarihine kadar değerlendirmesini tamamlayacaktır.

3. Jüri üyeleri, her makaleyi 100 puan üzerinden kıymetlendirecek, her bir makalenin aldığı toplam puan, o makalenin sıralamasını tayin edecektir.

4. Jüri, harcamış olduğu mesai için herhangi bir ücret talebinde bulunmamaktadır.

5. Yarışmaya gönderilen makalelerin belirlediği yargı sorunları ve getirilen çözüm önerileri tasnif edilerek İstanbul Barosu tarafından belirlenecek heyet tarafından raporlanacaktır.

Yarışmanın Sonuçları

1. Pandemi kısıtlamalarının kalkması veya koşullarda değişiklik olması halinde, ödül töreni tertip edilecek, dereceye girenlerin ödülleri Adli Yıl açılışında takdim edilecektir.

2. İstanbul Barosu tarafından hazırlanan rapor, basına ve kamuoyuna ödül töreninde açıklanacaktır.

3. Ödül töreni, yargının tüm paydaş ve bileşenlerinin katıldığı bir kongreye dönüştürülecek, hazırlanan rapor tartışmaya açılacaktır. Kongredeki tartışmalar Komisyon tarafından ayrıca yayınlanacaktır.

4. Rapor ve kongre tartışma içerikleri; yukarıda sayılan kurumlara gönderilecek ve Baro tarafından toplum ile paylaşılacaktır.

5. Kitapların satışından ve dağıtımından elde edilen gelirler, aynı amaca özgülenen atideki yarışmaların finansmanında kullanılacaktır.

İSTANBUL BAROSU HUKUK FELSEFESİ VE SOSYOLOJİSİ KOMİSYONU

İletişim: hfsk@istanbulbarosu.org.tr

AV. İBRAHİM AYCAN : 05324964913
AV. ÖZGE FINDIK    :     05366854773

Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Komisyonu sayfası için tıklayınız.

765 Sayılı Türk Ceza Kanunu

0

Cumhuriyet Devrimlerinin en önemlilerinden olan 1926 tarihli Türk Ceza Kanunu 1889 tarihli İtalyan Zanardelli Yasası temel alınarak hazırlanmıştır.

Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girdiği 1926 tarihinden sonra birçok değişikliğe uğramış, değişen hayat koşullarına ve dünya ceza felsefesindeki dönüşümlere uygun revizyonlar geçirmiştir.

Son olarak 2004 tarihli temel bir değişiklik yapılmış ve 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükten kaldırılarak 5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girmiştir.

Yeni Ceza Kanunun hazırlanmasında Avrupa Birliği Normları ve  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi uygulamaları  dikkate alınmıştır.

 

 

 TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA)

    Kanun Numarası: 765

    Kabul Tarihi: 01/03/1926

    Yayımladığı Resmi Gazete Tarih: 13/03/1926

    Yayımladığı Resmi Gazete Sayısı: 320

    **13/11/2005 tarih ve 25642 S.R.G. de yayımlanan 04/11/2004 tarih ve 5252 sayılı kanunun 12. maddesi ile, 1 Haziran 2005 tarihi itibariyle tüm ek değişiklikleriyle birlikte yürürlükten kaldırılmıştır.**

    BİRİNCİ KİTAP : ESASLAR

    BİRİNCİ BAB : CEZA KANUNUNUN TATBİKİ

    Madde 1 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Kanunun sarih olarak suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilmez. Kanunda yazılı cezalardan başka bir ceza ile de kimse cezalandırılamaz.

    Suçlar; cürüm veya kabahattir.

    Madde 2 – İşlendiği zamanın kanununa göre cürüm veya kabahat sayılmayan fiilden dolayı kimseye ceza verilemez. İşlendikten sonra yapılan kanuna göre cürüm veya kabahat sayılmayan bir fiilden dolayıda kimse cezalandırılamaz. Eğer böyle bir ceza hüküm olunmuşsa icrası ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.

    Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradan neşir olunan kanunun hükümleri biribirinden farklı ise failin lehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur.

    Madde 3 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Türkiye’de suç işliyen kimse, Türk kanunlarına göre cezalandırılır ve bundan dolayı bir Türk hakkında yabancı memlekette hüküm verilmiş olsa bile Türkiye’de muhakeme olunur.

    Böyle bir fiilden dolayı Türkiye dışında hakkında hüküm verilmiş olan yabancı dahi Adliye Vekilinin talebi üzerine Türkiye’de muhakeme edilir.

    Madde 4 – (Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)

    (Değişik fıkra: 06/06/1991 – 3756 /1 md.) Bir Türk veya yabancı, yabancı memleketlerde Türkiye Devletinin şahsiyetine karşı bir cürümü veya bu Kanunun 211 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 213, 316, 317, 318, 319, 320, 323, 324, 332 ve 333 üncü maddelerinde yazılı suçları işlerse, hakkında resen takibat yapılarak bu maddelerdeki cezalarla cezalandırılır.

    (Değişik fıkra: 02/01/2003 – 4782 S.K./1. md.) Bunlar hakkında yabancı bir ülkede daha önce hüküm verilmiş olsa bile, Adalet Bakanının talebi üzerine Türkiye’de yeniden yargılama yapılır. Ancak, fiil yabancı paraların taklidine veya 211 inci maddenin üçüncü fıkrası ile 213 üncü maddenin uygulanmasına ilişkin olduğu takdirde yabancı ülkede daha önce hüküm verilmiş ise Türkiye’de kovuşturma yapılmaz.

    Yabancı memleketlerde Türkiye namına memuriyet veya vazife deruhde etmiş olupta bu memuriyet veya vazifeden dolayı bir cürüm işleyen kimse hakkında Türkiye’de takibat yapılır.

    Madde 5 – (Değişik madde: 03/02/1937 – 3112/1 md.)

    Bir Türk dördüncü maddede yazılı cürümlerden başka, Türk kanunlarına göre aşağı haddi üç seneden eksik olmıyan şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezayı müstelzim cürmü yabancı memlekette işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde Türk kanunlarına göre cezalandırılır.

    Eğer cürmün aşağı haddi üç seneden az şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezayı müstelzim ise takibat icrası zarar gören şahsın veya yabancı Hükümetin şikayetine bağlıdır.

    Mağdur yabancı ise bu fiilin, işlediği mahal kanunlarında da cezayı müstelzim olması şarttır.

    Madde 6 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Bir yabancı dördüncü maddede yazılı cürümlerden başka, Türk kanunlarına göre aşağı haddi bir seneden eksik olmıyan şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezayı müstelzim cürmü yabancı memlekette Türkiye’nin veya bir Türkün zararına işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde Türk kanunları mucibince ceza görür.

    Ancak bu babda takibat icrası Adliye Vekilinin talebine veya zarar gören şahsın şikayetine bağlıdır.

    Eğer cürüm bir yabancının zararına işlenmiş ise fail, Adliye Vekilinin talebi üzerine, aşağıdaki şartlar dairesinde cezalandırılır:

    1 – Türk kanunlarına göre şahsi hürriyeti bağlayıcı ve aşağı haddi üç seneden eksik olmıyan cezayı müstelzim bir fiil olmak,

    2 – İadei mücrimin muahedesi bulunmamak veyahut iade keyfiyeti cürmün irtikab edildiği mahallin veya failin tebaasından bulunduğu Devletin Hükümeti tarafından kabul edilmemiş bulunmak.

    Bir Türk veya yabancı, Türk Ceza Kanununun 8 inci babının 3 üncü faslındaki cürümleri yabancı memlekette işlerse resen takibat yapılarak o fasılda yazılı maddelerdeki cezalarla cezalandırılır.

    Madde 7 – Bir ecnebi, ecnebi memleketinde bir Türk veya Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde bir cürüm işleyipte ecnebi mahkemesince mahkum olduğu veya ceza herhangi bir sebeple sukut ettiği veya beraet eylediği surette dava Türkiye mahkemelerince tekrar tetkik ve rüyet olunur.

    Eğer hüküm olunan ceza Türk Ceza Kanununda o fiil için muayyen olan cezadan dün ise noksanı ikmal ettirilir. Sukut ve beraet sebepleri Türk Kanunlarına muvafık değil ise ceza yeniden hüküm olunur.

    Bu bapta takibat icrası Adliye Vekaletinin talebine bağlıdır.

    Madde 8 – Bundan evvelki maddelerde beyan olunan ahvalde ecnebi mahkemeden verilen ve Türk kanunlarına muvafık bulunan hüküm Türk kanununca gerek asli ve gerek fer’i olarak hidematı ammeden memnuiyeti veya sair güna iskatı ehliyeti mucip bir cezayı mutazammın olduğu takdirde müdeiumuminin talebi üzerine ecnebi memlekette hüküm olunan mahrumiyet ve iskatı ehliyet cezaları netayicinin Türkiye’de dahi cari olacağına mahkeme karar verebilir.

    Müddeiumuminin talebi üzerine mahkemece bir muamele yapılmazdan evvel mahkum dahi ecnebi mahkemesinden verilen hükmün Türkiye mahkemesince yeniden tetkikini talep etmek hakkını haizdir.

    Madde 9 – Bir cürümden dolayı bir Türkün ecnebi devletlere iadesi talebi devletçe kabul olunamaz.

    Siyasi veya ona murtabıt cürümlerden dolayı bir ecnebinin ecnebi devletlere iadesi talebi devletçe kabul edilemez.

    Ecnebi devletçe vukubulan iade talebi üzerine istenilen kimsenin Türkiye’de bulunduğu mahal mahkemei asliyesince tabiiyeti ve cürmünün mahiyeti hakkında bir karar verilmesi lazımdır.

    Türk tebaasından olduğu yahut cürmünün siyasi ve askeri veyahut bunlara murtabıt cürümlerden bulunduğu mahkemece sabit olanların iadesi talebi kabul olunamaz.

    Ecnebi olduğuna ve cürmünün adi ceraimden bulunduğuna karar verilen kimsenin iadesi talebi hükümetçe kabul olunabilir.

    İadesi talep ve kabul olunan kimse hakkında mahalli müstantikliğince tevkif müzekkeresi verilebilir.

    Madde 10 – Bu kanundaki hükümler, hususi ceza kanunlarının buna muhalif olmayan mevaddı hakkında da tatbik olunur.

    Madde 10/a – (Ek madde: 06/06/1991 – 3756/2 md.)

    Bir Türk vatandaşı veya yabancı, yabancı ülkede bir suç işleyip de bu bab hükümlerine göre Türkiye’de yargılandığı takdirde; Türkiye zararına işlenmiş suçlar dışında, suçun işlendiği ülke kanunu ile Türk Kanunundan hangisi uygulamada sanığın lehine sonuç verecek ise, o kanun göz önünde bulundurulmak ve yabancı kanunda tanımlanan suça, Türk kanunlarına göre verilmesi gereken ceza veya Türk kanununda bulunup yabancı ülke kanunundaki cezaya en yakın olan ceza tespit edilerek uygulama yapılır. Ancak, suçun işlendiği ülke kanunu, Türkiye’nin kamu düzenine veya milletlerarası yükümlerine aykırı ise bu ülke kanununa itibar edilmez.

    İKİNCİ BAP : CEZALAR

    Madde 11 – Cürümlere mahsus cezalar şunlardır:

    1 – (Mülga bend: 14/07/2004 – 5218 S.K./1.mad) *1*

    2 – Ağır hapis,

    3 – Hapis,

    4 – Sürgün,

    5 – Ağır cezayı nakdi,

    6 – Hidematı ammeden memnuiyet.

    Kabahatler için mevzu cezalar şunlardır:

    1 – Hafif hapis,

    2 – Hafif cezayı nakdi,

    3 – Muayyen bir meslek ve sanatın tatili icrası.

    Bu kanunda şahsi hürriyeti tahdit eden cezalar tabirinden ağır hapis, hapis, sürgün ve hafif hapis cezaları muradolunur.

    Madde 12 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md. Mülga madde: 14/07/2004 – 5218 S.K./1.mad) *1*

    Madde 13 – ( Değişik madde: 31/05/1957 – 6988/1 md.)

    (Değişik fıkra: 14/07/2004 – 5218 S.K./1.mad) *1* Ağır hapis cezası, ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya muvakkattir.

    (Değişik cümle: 14/07/2004 – 5218 S.K./1.mad) *1* Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası ve müebbet ağır hapis cezası hükümlünün hayatı boyunca devam eder. Muvakkat ağır hapis, kanunda tasrih edilmiyen yerlerde 1 seneden 24 seneye kadardır.

    Bu ceza aşağıda yazılı şekiller dahilinde 3 devrede çektirilir:

    A) Mahkum birinci devrede, cezasının onda birine müsavi bir müddet geceli, gündüzlü yalnız olarak bir hücrede bırakılır.

    Ancak bu müddet (1) aydan aşağı (8) aydan yukarı olamaz.

    B) Mahkum ikinci devrede, durumuna ve suçunun mahiyetine göre ayrı gruplar halinde bulundurulur. Bu devre, mahkum mevkuf kalmışsa, bu müddetle hücrede kaldığı müddet çıkarıldıktan sonra geriye kalan müddetin yarısını teşkil eder.

    Alelıtlak müebbet ağır hapis cezasiyle mahkum edilmiş olanlar veya bakiye cezaları bir seneden az bulunanlar, yaş veya bedeni kabiliyetleri itibariyle üçüncü devre şartlarına intıbak edemiyecekleri tesbit

    edilenler üçüncü devreye geçemezler.

    C) Üçüncü devre geri kalan müddettir. Bu devrede bulunan mahkum iş esası üzerine kurulmuş olan ceza evlerinde çalıştırılır.

    Mahkumun ikinci devreden üçüncü devreye geçebilmesi için iyi hal göstermesi şarttır. İyi halin nasıl tesbit edileceği Ceza ve Tevfik Evleri Nizamnamesinde gösterilir.

    Üçüncü devreye geçmek hakkını kazanan mahkumlardan, Adliye Vekaleti, ziraat, deniz avcılığı; yol, inşaat, maden ve orman gibi iş sahalarında çalışma ekipleri teşkil edebilir.

    Mahkumiyetin bütün devrelerinde mahkum ceza evi disiplinini bozan hareketlerinden dolayı Ceza ve Tevfik Evleri Nizamnamesi mucibince inzibati olmak üzere her defasında bir ayı geçmemek kaydiyle aynı suretle hücreye konulabilir.

    Ceza evi disiplinini bozan hareketlerinden dolayı iki sene içinde üçten fazla hücre hapsi cezası almış olanlar C. Müddeiumumisinin tasvibi ile birinci devre şartlarına tabi tutulurlar.

    Mahkum ikinci ve üçüncü devrede çalışmaya mecbur tutulur.

    (Mülga fıkra: 06/06/1990 – 3653/3 md.)

    Madde 14 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    Mevkuflardan çalışmak istiyenler ceza ve tevfik evi dahilinde çalıştırılabilirler.

    Madde 15 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    Hapis cezası yedi günden yirmi seneye kadardır. Kanunda açıklanmıyan yerlerde yukarı haddi beş senedir.

    Bu ceza para cezasından çevrilmiş olsa bile 13 üncü maddenin birinci devreye ait hükümleri müstesna olmak üzere diğer hükümlerinin tesbit ettiği şartlar dahilinde çektirilir.

    Madde 16 – (Değişik madde: 31/05/1957 – 6988/1 md.)

    Bu kanunun 13 üncü maddesinde yazılı üçüncü devrenin ağır hapiste yarısını, hapis veya hafif hapiste üçte birini iyi halle geçirenler meşrutan tahliye talebinde bulunmak hakkını kazanırlar. İstifade müddeti asıl cezanın dörtte birinden aşağı olamaz.

    İkinci devreden yaş ve bedeni kabiliyetleri itibariyle üçüncü devreye geçemiyenler yahut yine bu sebeplerle üçüncü devreden ikinci devreye iade edilenler ikinci devredeki mahkumiyetlerinin hitamında bakıye cezalarının ağır hapiste yarısını, hapis veya hafif hapiste üçte birini iyi halle geçirdikleri takdirde meşrutan tahliye hükümlerinden istifade edebilirler.

    Meşrutan tahliye edilmiş olan mahkumlar hakkında, meşrutan tahliye müddetinin hitamına kadar, bu kanunun 28 inci maddesinin 3 üncü ve 4 üncü fıkraları ahkamı tatbik olunur.

    Meşrutan tahliye, mahkumun iktidarı nispetinde şahsi hakları tazmin etmesi şartına da talik edilebilir.

    Madde 17 – (Değişik madde: 31/05/1957 – 6988/1 md.)

    (Değişik fıkra: 07/12/1988 – 3506/1 md.) Şartla salıverilmiş olan hükümlü, geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir cürümden dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olur veya mecbur olduğu şartları yerine getirmez ise, şartla salıverilme kararı geri alınır. Bu takdirde suçun işlendiği tarihten sonraki kısım hükümlünün ceza süresine mahsup edilmeyerek aynen çektirilir ve şartla salıverilmeye esas teşkil eden hükmün infazı ile ilgili olarak bir daha şartla salıverilmeden yararlanamaz.

    (Ek fıkra: 06/06/1991 – 3756/3 md.) Birinci fıkra hükmüne göre aynen çektirilecek süre; ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler için kırk yıl, müebbet ağır hapis cezasına mahkum olanlar için otuzaltı yıl üzerinden hesap edilir. *1*

    Meşrutan tahliye kararının geri alınmasını icabettiren sebeblerin vukuundan evvel mahkumun ceza müddeti sona ermiş olursa mezkur ceza icra edilmiş sayılır.

    Eğer asli cezaya Emniyeti Umumiye İdaresinin nezareti altında bulunmak cezası da ilave olunursa meşrutan tahliye halinde geçen zaman bu ceza müddetine mahsubedilir.

    Madde 18 – (Mülga madde: 13/07/1965 – 647/Geçici 2 md.)

    Madde 19 – (Değişik madde: 28/07/1999 – 4421/1 md.)

    Ağır para cezası, altmışmilyon liradan onbeşmilyar liraya kadar tayin olunacak bir paranın Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. Nispi para cezasının yukarı sınırı yoktur.

    Madde 20 – Hidematı ammeden memnuiyet cezası müebbet veya muvakkattir.

    Müebbeden Hidamatı ammeden memnuiyet:

    1- Devairi intihabiyede müntehip veya müntehap olmaktan ve sair bilcümle hukuku siyasiyeden,

    2- Büyük Millet Meclisi azalığından ve intihaba tabi olan veya devlet ve vilayet ve Belediye ve köy tarafından veya bunların teftiş ve murakabesi altında bulunan müessesat canibinden tevcih kılınan bilcümle memuriyet ve hizmetlerden,

    3- Devletçe veya salahiyettar ilmi encümenlerce tevcih olunan rütbe ve unvan ve nişan ve madalyalardan.

    4- Bundan evvelki bentlerde beyan edilen nişan, rütbe, unvan, sıfat, hizmet ve memuriyetlerden birinin bahşettiği maaşlı veya fahri her türlü hukuktan,

    5- Mahkum olan kimsenin kanunu medeni hükmünce kendi füruu üzerinde haiz olduğu velayet hakkı müstesna olmak üzere velayet ve vesayete müteallik bir hizmette bulunmaktan,

    6- Bundan evvelki bentlerde beyan edilen her türlü hakları, unvanları, rütbeleri, nişanları, sıfatları, hizmet ve memuriyetleri ihraz ehliyetinden,

    Mahrumiyet hususlarıdır.

    (Değişik fıkra: 21/11/1990 – 3679/1 md.) Geçici olarak kamu hizmetlerinden yasaklanma cezası, hükümlünün, üç aydan üç yıla kadar yukarıda gösterilen siyasi haklar, hizmet, memuriyet, sıfat, rütbe ve nişandan ve bunları ceza süresi içinde yeniden elde etmek ehliyetinden mahrumiyetidir.

    Hidematı ammeden memnuiyet cezasının bu hizmetlerden bazılarına hasr edildiği hallerle muayyen bir meslek veya sanatın icrasına şamil olduğu halleri kanun tayin eder.

    Madde 21 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    Hafif hapis cezası bir günden iki seneye kadardır. Bu ceza para cezasından çevrilmiş olsa bile 13 üncü maddenin birinci devreye ait hükümleri müstesna olmak üzere diğer hükümlerinin tesbit ettiği şartlar dahilinde çektirilir.

    Mahkumiyetleri bir aydan fazla ve mükerrir olmıyan kadın ve küçüklerin cezalarının oturdukları yerde çektirilmesine mahkeme karar verebilir. Bu karara mahkum tarafından riayet olunmadığı takdirde ceza tamamen ve adiyen infaz olunur.

    Madde 22 – Kanunun tayin ettiği ahvalde hafif hapis cezası bazı imalathanelerde veya nafia ve belediye işlerinde kullanılmak suretiyle de icra ettirilebilir. Eğer mahkum cezanın icrası için hazır bulunmaz veya hizmetten kaçınırsa hafif hapis cezası alelüsul mevkii mahsusunda ikmal ettirilir.

    Madde 23 – Kadınların mahkum oldukları ağır hapis ve hapis ve hafif hapis cezaları kendilerine mahsus müesseselerde çektirilir. Kanun kadınların şahsi hürriyetlerini tahdit eden cezaların bir ıslahhane veya tevkifhanede icrasını iktiza ettiren ahvali tayin eder.

    Madde 24 – (Değişik madde: 28/07/1999 – 4421/2 md.)

    Hafif para cezası, onbeşmilyon liradan birmilyarbeşyüzmilyon liraya kadar tayin olunacak bir paranın Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.

    Madde 25 – Muayyen bir meslek ve sanatın tatili icrası üç günden iki seneye kadardır.

    Madde 26 – (Değişik fıkra: 21/01/1983 – 2787/3 md.) Kanunda gösterilen cezanın yukarı sınırı bir ay hapis veya hafif hapis yada üçbin lira ağır veya hafif para cezasını geçmediği takdirde, hafifletici sebeb bulunur ve fail önceden bir cürümden veya bir aydan fazla hafif hapsi gerektiren bir kabahatten dolayı mahkum olmamış bulunursa, mahkeme, verdiği cezanın yerine hüküm giyen kişiye adli tevbih yapılmasına karar verebilir.

    Tevbihi adli mahkumun ahvali mahsusasına ve cürmün işlenmesindeki şekil ve suret ve hususiyete göre yapılan bir tekdirdir ki ihlal olunan maddei kanuniyenin ahlaki ciheti ve irtikap olunan fiilin neticeleri izah olunmak suretiyle hakim tarafından mahkeme huzurunda mahkuma alenen tevcih edilir.

    Eğer mahkum tevbih için mahkemeye davet olunduğu halde icabet etmez veya tevbihi hürmetle telakki eylemez ise işlediği cürüm için mahkemenin tayin ettiği ceza tamamiyle icra olunur.

    Madde 27 – Bundan evvelki maddede beyan olunan halde mahkum, tevbih tarihinden itibaren cürümler için iki ve kabahatler için bir seneyi geçmemek üzere mahkemece tayin edilecek müddet zarfında bir cürüm veya kabahat işlerse bu cürüm ve kabahatin müstelzim olacağı cezaya halel gelmemek şartiyle cezayı nakdi namiyle muayyen bir para itasını taahhüt etmeğe ve mahkemece lüzum görülürse bu taahhüdünü muteber kefil ile temin eylemeğe mecburdur.

    Gösterilecek kefillerin iktidarları derecesini tayin etmek mahkemeye aittir.

    Eğer mahkum böyle bir taahüdü kabul etmez veya muteber kefil göstermez ise üküm olunan ceza icra olunur.

    Madde 28 – Kanun hangi ahvalde mahkemece verilen cezaya feri olarak emniyeti umumiyeye idaresinin nezareti mahsusası altında bulundurulmak cezasını ilave etmek iktiza edeceğini tayin eder.

    Kanunda yazılı ahvalin maadasında bu nezaret bir seneden eksik ve üç seneden fazla olamaz.

    Nezaret altında bulunan mahkum 42 nci maddede tayin edilen günden itibaren on beş gün zarfında hangi mahalde ikamet etmek istediğini salahiyattar makama bildirmeğe mecburdur.

    Bundan başka kanuna tevfikan kendisine verilecek tenbih ve ihtarlar dairesinde hareketle mükelleftir. Aynı makam mahkumun nezarete tabi olduğu müddet zarfında muayyen bazı yerlerde ikametini men edebilir.

    Ağır hapis cezasına mahkumiyet halinde mahkeme mahkumun cezayı feri olarak bu nezaret altında bulunmasına karar verebilir. Bu halde mahkuma tahmil olunacak mecburiyetlerin müddet ve mahiyeti tahdiden tayin olunur.

    Madde 29 – (Değişik madde: 03/02/1937 -3112/1 md.)

    Kanunda sarahaten yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne eksiltilebilir ve ne de değiştirilebilir.

    Kanunun muayyen bir nisbet dairesinde cezayı artırıp eksiltmeyi emrettiği yerlerde mevcut olan teşdit veya tahfif edici sebepler nazara alınmaksızın o fiil hakkında ne ceza tayin edilecekse tezyit ve tenkis keyfiyeti o ceza üzerinden icra olunur.

    Eğer bir çok esbap içtima etmiş olursa artırıp eksiltme hususu, ondan evvelki artırma ve eksiltme neticesi olan ceza miktarı üzerinden cereyan eder.

    Eğer içtima eden sebeplerden bazısı artırmayı ve bazısı eksiltmeyi müstelzim olursa ilk önce artırmakla işe başlanır.

    Bütün hallerde mücrimin yaşı, akli haleti, esbabı muhaffifei takdiriye ve tekerrür hususları bu sıra takip olunmak şartile en sonra nazara alınır.

    Ceza artırılır veya eksiltilirken kanunun sureti mahsusada tayin ettiği ahval müstesna olmak üzere her nevi ceza için muayyen olan hudut tecavüz edilemez.

    Hafif hapis, ağır veya hafif para cezalarının tertibi iktiza eden hallerde kanuni sebeplerden dolayı bu cezaların, 19,21 ve 24 üncü maddelerde yazılı aşağı hadlerinden daha az bir miktarının verilmesi icap ettiği takdirde bunların yerine, taahhüt almağa hacet kalmaksızın, adli tevbih yapılır.

    (Ek fıkra: 21/11/1990 – 3679/2 md.) Hakim, iki sınır arasında temel cezayı, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suç konusunun önem ve değeri, suçun işlendiği zaman ve yer, fiilin diğer özellikleri, zararın veya tehlikenin ağırlığı, kastın veya taksirin yoğunluğu, suç sebepleri ve saikleri, failin amacı, geçmişi, şahsi ve sosyal durumu, fiilden sonraki davranışı gibi hususları gözönünde bulundurmak suretiyle takdirini kullanarak belirler.Cezanın asgari hadden tayini halinde dahi takdirin sebepleri kararda mutlaka gösterilir.

    Madde 30 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Muvakkat cezalar, gün, ay ve sene hesabile tatbik olunur. Bir gün, 24 saat, bir ay 30 gündür. Sene, resmi takvime göre hesap edilir.

    (Değişik fıkra: 12/06/1979 – 2248/17 md.) Muvakkat cezalar için bir günün ve para cezalarında bin liranın küsuru hesaba katılmaz.

    ÜÇÜNCÜ BAP : CEZA MAHKUMİYETLERİNİN NETİCELERİ VE TARZI İCRALARI

    Madde 31 – Beş seneden fazla ağır hapse mahkumiyet müebbeden ve üç seneden beş seneye kadar ağır hapse mahkumiyet hükmolunan cezaya müsavi bir müddetle, hidematı ammeden memnuiyeti müstelzimdir.

    Madde 32 – 59 uncu maddede tayin olunan ahvalde idama bedel 24 sene ağır hapis cezasına mahkumiyet mahkumun on sene müdetle emniyeti umumiye idaresinin nezareti mahsusası altında bulundurulmasını müstelzimdir.

    Madde 33 – Beş seneden ziyade ağır hapis cezasına mahkum olanlar ceza müdetleri zarfında mahcuriyeti kanuniye halinde bulundurulur. Ve emvalinin idaresinde mahcurlar hakkındaki kanunu medeni ahkamı tatbik olunur.

    Beş seneden ziyade ağır hapse mahkum olan şahsın ceza müddeti zarfında babalık hakkından ve kocalık sıfatının bahşettiği kanuni haklardan mahrumiyetinede hüküm verilebilir.

    Madde 34 – Bir cürüm ile katiyen mahkumiyet; kanunen siyasi bir hizmete intihap olunabilmek kabiliyetini selbettiği veya memuryetten mahrumyeti müstelzim olduğu takdirde azalık ve memuriyetin zevalinide mucip olur.

    Madde 35 – Kanunun tayin ettiği ahvalden maada resmi sıfatı veya icrası ait olduğu daireden verilecek ruhsatname ve şehadetname gibi vesikaya muhtaç olan bir meslek ve sanatı suistimal suretiyle işlenen cürüm ve kabahatlere müteallik hükümler mahkumun mahkum olduğu müddete veya cezayı nakdinin ademi tediyesinden dolayı ne miktar hapis cezası verilmek lazımgelirse o miktara muadil olacak ve yirminci ve yirmi beşinci maddelerde muayyen müddetlerin azami hadlerini geçmiyecek bir müddetle muvakkaten hidematı ammeden memnuiyetini veya meslek ve sanatının tatilini dahi istilzam eder.

    Sair meslek ve sanatlar hakkında tatili icabettiren ahvali kanun tayin eder.

    Madde 36 – (Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)

    Mahkumiyet halinde cürüm veya kabahatte kullanılan veya kullanılmak üzere hazırlanan veya fiilin irtikabından husule gelen eşya fiilde methali olmıyan kimselere ait olmamak şartiyle mahkemece zabıt ve müsadere olunur.

    Kullanılması, yapılması, taşınması, bulundurulması ve satılması cürüm veya kabahat teşkil eden eşya bir ceza mahkumiyeti olmasa ve faile ait bulunmasa bile mutlaka zabıt ve müsadere olunur.

    Taşınması memnu olmıyan silahların ruhsatsız taşınması halinde de zabıt ve müsaderesine hükmolunur.

    Madde 37 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Ceza ile mahkumiyet suçtan mutazarrır ve mağdur olanların mallarının istirdadını ve duçar oldukları zararların tazminini dava edebilmelerine halel getirmez.

    Madde 38 – Emvalin istirdadından ve uğranılan zararların tazmininden başka bir şahsın veya bir ailenin şeref ve haysiyetini ihlal eden her nevi cürüm ve kabahatlerde bir güna maddi zarar vukua gelmese bile mahkeme mağdurun talebine mebni manevi zarar mukabili olarak muayyen tazminat itasında hüküm edilebilir.

    Madde 39 – Mahkum muhakeme masraflarını çeker.

    Bir cürüm veya kabahatten dolayı mahkum olan şahıslar malların istirdadından ve uğranılan zararların tazmininden ve manevi zarar mukabili olarak takdir olunan tazminattan ve muhakeme masraflarının ödenmesinden birbirlerine kefil olarak mesuldürler.

    Muhtelif cürüm ve kabahatlerden dolayı bir ilam ile mahkum olan bir kaç kişinin birbirine kefil olarak mesuliyetleri yalnız müştereken mahkumiyeti intaç eden fiille aittir.

    Madde 40 – Hüküm katiyet kesbetmeden evvel vukubulan mevkufiyet ceza mahkumiyetlerinden indirilir.

    Eğer mahkum hakkında sürgün cezası hükmolunmuş ise bir günlük mevkufiyet üç günlük sürgüne mukabil sayılır.

    Eğer cezayı nakdi tertip olunmuş ise tenzil, 19 uncu maddede gösterilen hesaba göre yapılır.

    Madde 41 – Hidematı ammeden memnuiyet, veya muayyen bir meslek ve sanatın tatili cezası, gıyaben verilen kararlara müteallik ahkamı kanuniye müstesna olmak üzere, hükmün katileşdiği tarihten başlar.

    Eğer hidematı ammeden memnuiyet veya bir meslek ve sanatın tatili ve sair ehliyetsizlik cezası şahsi hürriyeti tahdit eden diğer bir cezaya bağlı olur veya bir ceza mahkumiyetinin neticesi bulunursa asıl cezanın icrası müddetince devam etmekle beraber hüküm ilamında veya kanunda tayin edilen müddet ancak cezanın ikmal edildiği veya sakit olduğu günden başlar.

    Madde 42 – (Mülga madde: 15/04/1987 – 3352/1 md.)

    Madde 43 – Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis veya müebbet ağır hapis cezalarını mutazammın olan hüküm ilamının hulasası hükmün sadır olduğu ve cürmün işlendiği ve mahkumualeyhin en son ikamet ettiği mahalle veya kariyenin münasip mahallerine asılarak ilan olunur. *1*

    DÖRDÜNCÜ BAP : CEZAYA EHLİYET VE BUNU KALDIRAN VEYA HAFİFLETEN SEBEPLER

    Madde 44 – Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz.

    Madde 45 – Cürümde kasdin bulunmaması cezayı kaldırır. Failin bir şeyi yapmasının veya yapmamasının neticesi olan bir fiilden dolayı kanunun o fiille ceza tertip ettiği ahval müstesnadır.

    Kabahatlerde kasit sabit olmasa bile herkes kendi fiil veya ihmalinden mesuldür.

    (Ek fıkra: 08/01/2003 – 4785 S.K./1. md.) Failin öngördüğü neticeyi istememesine rağmen neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde ceza üçte bir oranında artırılır.

    Madde 46 – (Değişik madde: 18/05/1955 – 6569/1 md.)

    Fiili işlediği zaman şuurunun veya harekatının serbestisini tamamen kaldıracak surette akıl hastalığına duçar olan kimseye ceza verilemez.

    Ancak bu şahsın muhafaza ve tedavi altına alınmasına hazırlık tahkikatında Sulh Hakimi, ilk tahkikatta Sorgu Hakimi ve son tahkikatta vazifeli mahkeme tarafından karar verilir.

    Muhafaza ve tedavi altında bulundurma müddeti şifaya kadar devam eder. Yalnız maznuna isnadolunan suç, ağır hapis cezasını müstelzim ise bu müddet bir seneden az olamaz.

    Muhafaza ve tedavi altına alınan şahıs; muhafaza ve tedavinin icra kılındığı müessesesinin sıhhi heyetince, şifası tebeyyün ettiğine dair verilecek rapor üzerine aynı kazai mercice serbest bırakılır.

    Bu husustaki rapor ve kararda, hastalığın ve isnadolunan suçun mahiyeti gözönünde tutularak, içtimai emniyet bakımından şahsın tıbbi kontrola ve muayeneye tabi tutulup tutulmıyacağı, tutulacaksa müddet ve fasılası da gösterilir.

    Tıbbi kontrol ve muayene; Cumhuriyet Müddeiumumilerince, kararda gösterilen müddet ve fasılalarda bu şahısların bulundukları mahalde yoksa en yakın salahiyetli mütehassısı olan hastane sıhhi heyetlerine sevk edilmeleri suretiyle temin olunur.

    Bu tıbbi kontrol ve muayenede nüks arazı gösterenler hakim veya mahkeme karariyle yine muhafaza ve tedavi altına alınıp aynı muamelelere tabi tutulurlar.

    Madde 47 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    Fiili işlediği zaman şuurunun veya harekatının serbestisini ehemmiyetli derecede azaltacak surette akli maluliyete müptela olan kimseye verilecek ceza aşağıda yazılı şekilde indirilir:

    1. Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası yerine 15 seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis; *1*

    2. Müebbet ağır hapis yerine 10 seneden 15 seneye kadar ağır hapis;

    3. Amme hizmetlerinden müebbet memnuiyet yerine muvakkatı memnuiyet; cezaları hükmolunur.

    Diğer cezalar üçte birden yarıya kadar indirilir.

    Madde 48 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    Suçu işlediği esnada arızi bir sebepten dolayı 46 ve 47 nci maddelerde münderiç akli maluliyet halinde bulunan kimseler hakkında o maddelerdeki ahkam tatbik olunur.

    İhtiyari sarhoşlukla ve ihtiyarı ile kullanılan uyuşturucu madde tesiriyle işlenen fiiller bu madde hükmünden hariçtir.

    Madde 49 – 1- Kanunun bir hükmünü veya salahiyettar bir merciden verilip infazı vazifeten zaruri olan bir emri icra suretiyle,

    2 – Gerek kendisinin gerek başkasının nefsine veya ırzına vukubulan haksız bir taarruzu filihal defi zaruretinin bais olduğu mecburiyetle,

    3 – Gerek nefsini ve gerek başkasını vukuuna bilerek mahal vermediği ve başka türlü tahaffüz imkanıda olmadığı ağır ve muhakkak bir tehlikeden muhafaza etmek zaruretinin bais olduğu mecburiyetle, işlenilen fiillerden dolayı faile ceza verilemez.

    Bir numaralı bentte gösterilen halde merciinden sadır olan emir hilafı kanun olduğu takdirde neticesinden hasıl olan cürme müterettip ceza emri veren amire hükmolunur.

    Madde 50 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    49 uncu maddede yazılı fillerden birini icra ederken kanunun veya salahiyettar makamın veya zaruretin tayin ettiği hududu tecavüz edenler cürüm ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasını müstelzim ise sekiz seneden aşağı olmamak üzere hapis ve müebbed ağır hapis cezasını müstelzim olduğu takdirde altı seneden on beş seneye kadar hapis cezasile cezalandırılır. Sair hallerde asıl suça müretteb ceza altıda birinden eksik ve yarısından ziyade olmamak üzere indirilir ve ağır hapis hapse tahvil olunur ve amme hizmetlerinden müebbed memnuiyet cezası yerine muvakkat memnuiyet cezası verilir. *1*

    Madde 51 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    Bir kimse haksız bir tahrikin husule getirdiği gazap veya şedit bir elemin tesiri altında bir suç işler ve bu suç ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasını müstelzim bulunursa müebbet ağır hapis cezasına ve müebbet ağır hapis cezasını müstelzim bulunursa yirmi dört sene ağır hapis cezasına mahkum olur. Sair hallerde işlenen suçun cezasının dörtte biri indirilir. *1*

    Tahrik ağır ve şiddetli olursa ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası yerine yirmi dört sene ve müebbet ağır hapis cezası yerine on beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası verilir. *1*

    Sair cezaların yarısından üçte ikisine kadarı indirilir.

    Madde 52 – Bir kimse bir hata veya sair bir arıza yüzünden cürmü kast ettiği şahıstan başka bir şahsın zararına işlemiş olursa cürümden zarar gören kimsenin sıfatından neşet eden ve cezayı şiddetlendiren esbap faile tahmil olunmaz. Belki cürüm kast olunan şahsa karşı işlenmiş gibi telakki olunarak fail, cürmün tazammun edebileceği esbabı muhaffefeden istifade eder.

    Madde 53 – Fiili işlediği zamanda on bir yaşını bitirmemiş olanlar hakkında takibat yapılamaz ve ceza verilemez.

    Ancak fiil kanunen bir seneden ziyade hapis cezasını veya daha ağır cezayı müstelzim bir cürüm olduğu takdirde müdeiumuminin talebi üzerine mahkeme reisi çocuğun, istirdadı kabil tedabirden olmak ve on sekiz yaşını geçmiyecek müddetle mukayyet bulunmak üzere terbiye ve ıslah için devlet idare veya murakabesinde bulunan bir müesseseye konmasını veyahuttakayyüt ve nezaretinde teseyyüp ve ihmal ile bir cürüm işlemesine meydan verirlerse kendilerinden iki yüz liraya kadar cezayı nakdi alnacağı ihtariyleana baba veya vasiye teslimini emreder.

    Madde 54 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    Fiili işlediği zaman on bir yaşını bitirmiş olup da on beş yaşını doldurmamış olanlar, farik ve mümeyyiz olmadıkları surette haklarında hiçbir ceza tertip olunamaz. Ancak işlenilen fiil bir seneden fazla hapis veya daha ağır bir cezayı müstelzim cürümlerden ise bundan evvelki madde ahkamı tatbik olunur.

    (Değişik fıkra: 21/01/1983 – 2787/4 md.) Eğer çocuk işlediği fiilin bir suç olduğunu fark ve temyiz ile hareket etmiş ise suçunun cezası aşağıda yazılı şekillerde indirilir:

    1. Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası yerine onbeş yıldan, müebbet ağır hapis cezası yerine on yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezası verilir. *1*

    2. Diğer cezalar yarıya indirilir. Ağır hapis cezaları hapse çevrilir. Ancak, bu bendin tatbiki suretiyle hükmolunacak cezalar her fiil için yedi yıldan fazla olamaz.

    Amme hizmetlerinden memnuiyet ve emniyeti umumiye nezareti altına alınmak cezaları tatbik olunmaz.

    Şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalar, para cezasından çevrilmiş olsa dahi eğer suçlu cezanın çektirilmesine başlandığı zaman on sekiz yaşını bitirmemiş ise ceza bir ıslahhanede çektirilir.

    Bu mahkumiyetler tekerrüre esas olamaz.

    Madde 55 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    Fiili işlediği zaman on beş yaşını bitirmiş olup da on sekiz yaşını bitirmemiş olanlar hakkında aşağıda yazılı şekillerde ceza tayin olunur:

    1. Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası yerine yirmi seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası; *1*

    2. Müebbet ağır hapis yerine on beş seneden yirmi seneye kadar ağır hapis cezası verilir.

    3. (Değişik bent: 21/01/1983 – 2787/5 md.) Diğer cezaların üçte bire kadarı indirilir. Ancak, bu bendin tatbiki suretiyle hükmolunacak cezalar her fiil için ondört yıldan fazla olamaz.

    4. Amme hizmetlerinden memnuiyet ve emniyeti umumiye nezareti altına alınmak cezaları tatbik edilmez.

    Cezanın çektirilmesine başlandığı zaman on sekiz yaşını bitirmemiş olanlar hakkında hürriyeti bağlayıcı cezalar para cezasından çevrilmiş olsa dahi, onlara mahsus ceza evlerinde veya büyüklere mahsus ceza evlerinin hususi kısımlarında çektirilir. Bunlar on sekiz yaşını geçtikleri zaman eğer mahkum oldukları ceza müdeti üç seneden ve geri kalan müddeti iki seneden fazla ise büyük mahkumların bulundukları ceza evlerine naklolunurlar. Ancak bunlardan, geçirdikleri müddet içindeki hal ve durumlarına göre münasip görülenler hususi ceza evinde veya büyüklere mahsus ceza evlerinin hususi kısımlarında alıkonulabilirler.

    Hükmün infazına başlandığı tarihte on sekiz yaşını bitirmiş ve mahkum oldukları ceza müddeti üç seneden az bulunmuş olup da geçmişteki hallerine nazaran hususi ceza evinde veya büyüklere mahsus ceza evlerinin hususi kısımlarında bulundurulmaları daha uygun görülenlerin cezaları bu evlerde çektirilir.

    Madde 56 – (Mülga madde: 06/07/1960 – 15/2 md.)

    Madde 57 – Fiili işlediği zaman henüz on beş yaşını bitirmeyen sağır – dilsizler hakkında takibat yapılmaz. Bunlar hakkında yirmi dört yaşına kadar kalmak üzere 53 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü tatbik olunabilir.

    Madde 58 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Fiili işlediği zaman on beş yaşını bitirmiş olup da yaptığı işin neticesini fark ve temyiz ile hareket ettiği anlaşılmıyan sağır, dilsizlere ceza verilmez.

    Ancak fiil cürüm olduğu ve bir seneden fazla hapis cezasını veya daha ağır bir cezayı müstelzim bulunduğu takdirde yirmi dört yaşını henüz ikmal etmiyen sağır – dilsiz hakkında yirmi dört yaşına kadar kalmak üzere 53 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri tatbik edilebilir.

    Eğer fail yirmi dört yaşını bitirmiş ise mahkeme, hakkında 46 ncı maddede gösterildiği surette muamele yapılmak üzere kendisinin salahiyetli makama teslimini emredebilir.

    Eğer sağır – dilsizin suçu işlemekte fark ve temyiz ile hareket ettiği anlaşılır ve işlediği zaman on sekiz yaşını bitirmemiş bulunursa birinci fıkrası müstesna olmak üzere 54 üncü madde hükümleri tatbik olunur.

    (Değişik fıkra: 21/01/1983 – 2787/6 md.) Sağır – dilsiz onsekiz yaşını bitirip de yirmibir yaşını bitirmemiş ise 55 inci madde hükümleri tatbik olunur.

    (Ek fıkra: 21/01/1983 – 2787/6 md.) Sağır – dilsiz yirmibir yaşını bitirmiş ise, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası yerine otuz yıl, müebbet ağır hapis cezası yerine yirmidört yıl ağır hapis cezası hükmolunur. Sair hallerde cezanın altıda biri indirilir. *1*

    Madde 59 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    Kanuni tahfif sebeplerinden ayrı olarak mahkemece her ne zaman fail lehine cezayı hafifletecek takdiri sebepler kabul edilirse ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası yerine müebbet ağır hapis ve müebbet ağır hapis yerine 30 sene ağır hapis cezası hükmolunur. *1*

    Diğer cezalar altıda birden fazla olmamak üzere indirilir.

    Madde 60 – Başkalarının nüfuz ve idare ve nezareti altında bulunanların işledikleri kabahatlerde eğer fiil, nüfuzlarının cari olduğu daire dahilinde riayet ettirmekle nizamen mükellef oldukları ahkama karşı işlenmiş kabahatlerden olduğu ve bunların kendi dikkat ve basiretleriyle meni mümkün bulunduğu takdirde ceza failden maada nüfus ve idare ve nezareti haiz olan metbular hakkında dahi tatbik olunur.

    Eğer kabahat fail üzerinde nüfuz ve idare ve nezareti olanların emriyle, bunların kanunen riayet ettirmeğe mecbur oldukları ahkam ihlal edilerek, yapılmış olursa ceza emri veren metbudan maada salahiiyettar merciin bir emri mahsusunu veya bir ihtarını isga etmiyerek kabahati irtikap eden tabi hakkında da tatbik olunur.

    BEŞİNCİ BAP : CÜRME TEŞEBBÜS

    Madde 61 – (Değişik madde: 03/02/1937 – 3112/1 md.)

    Bir kimse işlemeği kasdeylediği bir cürmü vesaiti mahsusa ile icraya başlayıp da ihtiyarında olmıyan esbabı maniadan dolayı o cürmün husulüne muktazi fiilleri ikmal edememiş ise kanunda yazılı olmıyan yerlerde fiil, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasını müstelzim olduğu takdirde müteşebbis hakkında on beş seneden 20 seneye ve müebbet ağır hapis cezasını müstelzim olduğu takdirde on seneden on beş seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur. Sair hallerde o cürüm için kanunen muayyen olan ceza, yarısından üçte ikisine kadar indirilir. *1*

    Müteşebbis, cürmün ef’ali icrayesinden ihtiyariyle vazgeçtiği, fakat tamam olan kısım esasen bir suç teşkil ettiği halde ancak o kısma mahsus ceza ile cezalandırılır.

    Madde 62 – (Değişik madde: 03/02/1937 – 3112/1 md.)

    Bir kimse işlemeği kasdettiği cürmün icrasına taalluk eden bütün fiilleri bitirmiş, fakat ihtiyarında olmıyan bir sebepten dolayı o cürüm meydana gelmemiş ise kanunda yazılı olmıyan yerlerde fiil ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasını müstelzim olduğu takdirde müteşebbis hakkında yirmi seneden aşağı olmamak üzere muvakkat ağır hapis ve müebbet ağır hapis cezasını müstelzim olduğu takdirde on beş seneden yirmi seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur. Sair hallerde o cürüm için kanunen muayyen olan ceza altıda birinden üçte birine kadar indirilir. *1*

    Madde 63 – (Mülga madde: 03/02/1937 – 3112/3 md.)

    ALTINCI BAP : CÜRÜM VE KABAHATTE İŞTİRAK

    Madde 64 – (Değişik madde: 03/02/1937 – 3112/1 md.)

    Bir kaç kişi bir cürüm veya kabahatın icrasına iştirak ettikleri takdirde fiili irtikap edenlerden veya doğrudan doğruya beraber işlemiş olanlardan her biri o fiille mahsus ceza ile cezalandırılır.

    Başkalarını cürüm ve kabahat işlemeğe azmettirenlere dahi aynı ceza hükmolunur. Ancak fiili icra edenin onu işlemekte şahsi bir menfaati olduğu sabit olursa azmettiren şahsın cezası, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis yerine yirmi dört sene ve müebbet ağır hapis yerine yirmi sene ağır hapistir. Sair cezaların altıda biri indirilir. *1*

    Madde 65 – (Değişik madde: 02/06/1941 – 4055/1 md.)

    I – Suç işlemeğe teşvik veya suçu irtikap kararını takviye ederek yahut fiil işlendikten sonra muzaheret ve muavenette bulunacağını vadeyleyerek,

    II – Suçun ne suretle işleneceğine mütaallik talimat vererek yahut fiilin işlenmesine yarıyacak iş veya vasıtaları tedarik ederek,

    III – (Değişik bent: 21/01/1983 – 2787/7 md.) Suç işlenmeden evvel veya işlendiği sırada müzaharet ve muavenetle icrasını kolaylaştırarak suça iştirak eden şahıs, işlenmiş fiille mahsus olan ceza ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası ise yirmi yıldan, müebbet ağır cezası ise onaltı yıldan aşağı olmamak üzere ağır hapis cazası ile cezalandırılır. Sair hallerde kanunen muayyen olan cezanın yarısı indirilir. *1*

    Bu maddede yazılı fiillerden birini işleyen kimsenin iştiraki inzimam etmeksizin fiilin irtikabı mümkün olamıyacağı sabit olan hallerde o kimse yukarıda gösterilen tenzilattan istifada edemez.

    Madde 66 – Bir cürüm veya kabahati beraber işleyenlerden veya icrasını kolaylaştırmağa yardım edenlerden biri hakkında teşdidi cezayı mucip olan şahsa merbut daimi veya arızi ahval ve evsaf, cürüm veya kabahate iştirak eyledikleri zamanda ona vakıf olan faillere dahi sirayet eder. Ancak haklarında terettüp eden cezanın altıda biri indirilebilir ve ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis ile müebbet ağır hapis cezasına bedel yirmi seneden yirmi dört seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur. *1*

    Madde 67 – Fiilin cezasını teşdit eden maddi esbabı dahi cürüm veya kabahatin vasfını tebdil edecek şekilde olsa bile fiil işlendiği zamanda ona vakıf olan şeriklere saridir.

    YEDİNCİ BAP : SUÇ VE CEZALARIN İÇTİMAI

    Madde 68 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    Bir kimse mütaaddit suçlardan dolayı Hüküm veya Ceza Kararnamesiyle mahkum edilirse cezalar bu bap hükümlerine göre içtima ettirilir.

    Madde 69 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    Bir Hüküm veya Ceza Kararnamesinden sonra aynı kimsenin bu mahkumiyetten önce veya sonra işlediği bir suçtan dolayı mahkum edilmesi halinde cezaların içtimaı hükümleri tatbik olunur.

    Madde 70 – (Değişik madde: 21/11/1990 – 3679/3 md.;Değişik madde: 14/07/2004 – 5218 S.K./1.mad) *1*

    Birden çok ağırlaştırılmış müebbet ağır hapse mahkûmiyet halinde, bir yıldan az ve altı yıldan fazla; ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis ile müebbet ağır hapis cezasına mahkûmiyet halinde, dokuz aydan az ve beş yıldan fazla; birden çok müebbet ağır hapse mahkûmiyet halinde ise altı aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, hükmedilecek miktarı geceli gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek üzere, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis veya müebbet ağır hapis cezaları infaz olunur.

    Madde 71 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    Aynı neviden şahsi hürriyeti bağlıyan muvakkat cezalara mahkumiyet halinde bu cezaların mecmuu tatbik olunur.

    24 seneden aşağı olmamak üzere en az iki ağır hapis cezasına mahkumiyet halinde müebbet ağır hapis cezası tatbik olunur.

    Madde 72 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    Aynı neviden para cezalarına mahkumiyet halinde bu cezaların mecmuu tatbik olunur.

    Madde 73 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    (Ek fıkra: 14/07/2004 – 5218 S.K./1.mad) Cezalardan biri ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis ve diğeri şahsî hürriyeti bağlayıcı muvakkat bir ceza ise, ilave edilecek cezanın nev’i ve miktarına göre yirmi günden az ve altı seneden fazla olmamak üzere geceli gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek suretiyle ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası tatbik olunur.

    Cezalardan biri müebbet ağır hapis ve diğeri şahsi hürriyeti bağlayıcı muvakkat bir ceza ise, ilave edilecek cezanın nevi ve miktarına göre on günden az ve üç seneden fazla olmamak üzere geceli gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek suretiyle müebbet ağır hapis cezası tatbik olunur.

    Madde 74 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    Başka neviden hürriyeti bağlayıcı muvakkat cezalara mahkumiyet halinde bu cezaların hepsi ayrı ayrı tamamen tatbik olunur.

    İnfazda ağır hapis, hapis, hafif hapis ve sürgün sırası takip edilir.

    Madde 75 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    Başka neviden para cezalarına mahkumiyet halinde bu cezaların hepsi ayrı ayrı tamamen tatbik olunur.

    Para cezaları sair cezalarla birleştiği takdirde de hepsi ayrı ayrı ve tamamen tatbik olunur.

    Madde 76 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    Fer’i cezalar ve mahkumiyetin bütün diğer cezai neticeleri her ceza hakkında ayrı ayrı tayin ve tatbik olunur.

    Madde 77 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    1) Aynı neviden şahsi hürriyeti bağlayıcı muvakkat cezaların birleştirilmesi halinde tatbik edilecek ceza ağır hapiste 36, hapiste 25, sürgünde 15, hafif hapiste 10 seneyi geçemez.

    2) Başka neviden şahsi hürriyeti bağlayıcı muvakkat cezaların mecmuu otuz seneyi geçemez. Bu haddi aşan ceza miktarı sırası ile sürgün, hafif hapis, hapis ve ağır hapisten tenzil edilir.

    3) Ağır para cezası ile hafif para cezası birleştiği takdirde çevrilecek cezanın nev’i hapistir.

    4) Birleştirilen para cezalarının şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya çevrilmesi halinde bu ceza müddeti beş seneyi geçemez.

    5) (Değişik bent: 21/11/1990 – 3679/4 md.) İçtima neticesinde uygulanacak süreli fer’i cezalar, kamu hizmetlerinden yasaklanma cezasında on, muayyen bir meslek ve sanatın icrasının tatilinde dört yılı geçemez.

    6) Yukarıki fıkralarda yazılı yukarı hadlere baliğ olan cezalara kati surette mahkumiyetten sonra işlenen suçlardan dolayı verilecek cezalar aynen tatbik olunur.

    Madde 78 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Bir kimse bir suçu işlemek veya vuku bulmuş bir suçu gizlemek için diğer bir suç işlediği veyahut o suç vesilesile kanunda suç teşkil eden diğer bir fiil daha irtikab eylediği takdirde mezkur fiiller kanunen o suçu tertib eden anasırdan veya suçun esbabı müşeddedesinden sayılmazsa o kimse hakkında evvelki maddelerin müştemil olduğu hükümlere göre ceza tertib olunur.

    Madde 79 – İşlediği bir fiil ile kanunun muhtelif ahkamını ihlal eden kimse o ahkamdan en şedit cezayı tazammun eden maddeye göre cezalandırılır.

    Madde 80 – (Değişik madde: 02/06/1941 – 4055/1 md.)

    Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün bir kaç defa ihlal edilmesi, muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar artırılır.

    SEKİZİNCİ BAP : CÜRÜMDE TEKERRÜR

    Madde 81 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Bir kimse beş seneden ziyade müddetle bir mahkumiyete uğradıktan sonra cezasını çektiği veya ceza düştüğü tarihten itibaren on sene ve diğer cezalarda beş sene içinde başka bir suç daha işlerse yeni suça verilecek ceza altıda bire kadar artırılır.

    Yeni suç evvelki mahkumiyete sebep olan suç cinsinden ise hükmedilecek ceza altıda birden üçte bire kadar artırılır.

    İkinci suç için tayin edilecek cezaya tekerrürden dolayı zammı lazımgelen miktar, hiç bir suretle evvelki suç için hükmedilmiş olan cezaların en ağırından ziyade olarak tayin olunamaz.

    Evvelki veya sonraki suçlardan biri para cezası veya sürgün ve diğeri başka bir ceza olduğu takdirde tekerrürden dolayı yapılacak zam miktarının tayininde 19 uncu veya 40 ıncı maddelerde yazılı nisbet kaideleri tatbik olunur.

    Madde 82 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Müebbed ağır hapis cezasına mahkum olan kimse diğer bir veya bir kaç cürüm işlediği takdirde mahkumun geceli gündüzlü bir hücrede yalnız bırakılması müddeti eğer sonraki cürmü veya cürümleri muvakkat ağır hapis cezasını müstelzim ise bu cezanın veya bu cezalar mecmuunun sekizde birine, hapis cezasını müstelzim ise onda birine müsavi bir müddet uzatılır.

    Ancak ilave edilecek hücre müdeti ağır hapislerde üç seneden, hapiste iki seneden fazla olamaz.

    (Değişik fıkra: 21/11/1990 – 3679/5 md.) Sonraki cürümden dolayı da mahkuma müebbet ağır hapis cezası tayin olunmuşsa ilave edilecek hücre müddeti altı aydan az, üç yıldan fazla olamaz.

    (Ek fıkra: 14/07/2004 – 5218 S.K./1.mad) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümler, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına mahkûmiyet durumunda iki kat olarak uygulanır.

    Madde 83 – (Mülga madde: 11/06/1936 – 3038/2 md.)

    Madde 84 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Tekerrür halinde hükmedilecek ağır para cezasının 19 uncu maddeye göre hapse çevrilmesi halinde hapis müddeti beş seneyi geçemez.

    Madde 85 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    İşlediği suçlardan dolayı her defasında üç aydan fazla olmak üzere iki defa veya daha fazla şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalarla mahkum olan kimse 81 inci maddede yazılı müddetler içinde, yine şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezanın verilmesini icab ettiren aynı cinsten bir suç işler ve göreceği cezanın müddeti otuz aydan aşağı olursa mezkur ceza müddeti yarı ve sair hallerde ağır hapis ve hapiste otuz seneyi geçmemek üzere üçte biri nisbetinde artırılır.

    Madde 86 – Aynı maddei kanuniyeye tetabuk eden veya kanunun bir faslında münderiç bulunan cürümlerden başka:

    1 – Devletin emniyeti aleyhine işlenilen cürümler,

    2 – Resmi memurlar tarafından memuriyetlerine ait vazifelerin ihlali veya memuriyetin suistimali suretiyle işlenilen cürümler,

    3 – Siyasi veya dini hürriyetlere müteallik cürümlerle dini memurların vazifeleri esnasında yaptıkları suistimalat,

    4 – İcra ettikleri vazifeden dolayı hükkam ile memurlar ve devlet idaresi ve ammenin nizamı alayhine irtikap olunan cürümler,

    5 – Cürüm tasnii ve iftira ve yalan şehadet ve yalan yere yemin ve avkatlarla dava vekillerinin vazifelerini suiistimal cürümleri,

    6 – Ammenin selameti aleyhinde işlenilen cürümler,

    7 – Sekizinci bapta münderiç cürümler,

    8 – Şahıslar aleyhindeki cürümlere mahsus babın birinci ve ikinci fasıllarında münderiç cürümler,

    9 – Hırsızlık, yağma ve garet ve ifşayı sır tehdidiyle temini menfaat ve dolandırıcılık ve emniyeti suiistimal ve eşyayı cürmiyeyi satın almak ve saklamak ve hileli iflas maddelerinde ve üçüncü babın dokuzuncu faslının son maddesiyle onuncu faslının 276 ncı maddesinde ve on birinci faslında ve altıncı babın birinci faslının ilk beş maddesinde ve beşinci faslında ve yedinci babın üçüncü faslının ilk beş maddesiyle son maddesinde muharrer bilcümle cürümler,

    bir cinsten addolunur.

    Madde 87 – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)

    Geçen maddelerin tatbikatında:

    1) Kabahat fiilinden dolayı sadır olan hükümler bir cürüm vukuunda ve cürme mütaallik hükümler kabahat vukuunda;

    2) Tedbirsizlik ve dikkatsizlik ve meslek va sanatın icrası hususunda tecrübesizlik ve emirlerle nizamlara riayetsizlik neticesi olarak işlenen cürümler diğer cürümler mukabilinde ve sair cürümler bunlar mukabilinde;

    3) Sırf askeri cürümler hakkında sadır olan hükümler;

    4) Bu kanunun 6 ncı babının birinci faslındaki 316, 317, 318, 319, 320, 324 ve 331 inci maddeleriyle ikinci faslındaki 332 ve 333 üncü ve 7 nci babın 3 üncü faslındaki 403 ve 404 üncü maddelerde yazılı hususlardan dolayı verilen hükümler müstesna olmak üzere yabancı memleket mahkemelerinden verilen hükümler;

    tekerrüre esas olamaz.

    Madde 88 – Tekerrür hükümlerinin tatbikında diğer bir cezadan kalbolunmuş olan ceza asıl ceza addolunur.

    MÜSTAKİL FASIL : CEZALARIN TECİLİ

    Madde 89 – (Mülga madde: 13/07/1965 – 647/Geçici md. 4)

    Madde 90 – On sekiz yaşını doldurmamış çocuklar ile yetmişine varmış ihtiyarların mahkum oldukları hapis cezası bir seneden fazla olmadığı halde dahi evvelki madde hükmü tatbik olunur.

    Madde 91 – (Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)

    Seksen dokuzuncu madde hükmü, mahkeme kararında hilafı tasrih edilmedikçe fer’i cezalar hakkında da tatbik olunur.

    Madde 92 – Tazminat kabilinden olan cezayı nakdi ve zabt ve müsaderesi kanunen mecburi olan eşya ile muhakeme masrafları tecil olunmaz.

    Madde 93 – Cezaların tecili kararının infazı hukuku şahsiyenin mahkum tarafından rızasiyle ifasına veya teminine talik olunabilir.

    Madde 94 – (Değişik madde: 03/02/1937 – 3112/1 md.)

    Cezası tecil edilen mahkum hazır ise mahkemenin reisi cezanın tecil edildiğini tefhim ettikten sonra yeniden bir suç işlediği takdirde 95 inci madde hükmü dairesinde tecil olunan ceza çektirilmekle beraber sonraki cürüm cezasının dahi şartlarına muvafık olduğu takdirde, tekerrürden dolayı artırılacağını kendisine ihtar eder.

    Madde 95 – (Değişik madde: 02/06/1941 – 4055/1 md.)

    I – Kabahat ile mahkum olan kimse hüküm tarihinden itibaren bir sene içinde bir cürümden veya evvelki hükmün verildiği mahaldeki Asliye mahkemesinin kazası dairesinde diğer bir kabahatten dolayı aynı cinsten veya daha ağır bir cezaya,

    II – Cürüm ile mahkum olan kimse hüküm tarihinden itibaren beş sene içinde işlediği diğer hir cürümden dolayı evvelce verilen ceza cinsinden bir cezaya yahut hapis veya ağır hapis cezasına mahkum olmazsa, cezası tecil edilmiş olan mahkumiyeti esasen vaki olmamış sayılır. Aksi takdirde her iki ceza ayrı ayrı tenfiz olunur.

    DOKUZUNCU BAP : DAVA VE CEZANIN SUKUTU

    Madde 96 – Maznunun vefatı hukuku amme davasını ortadan kaldırır.

    Mahkumun vefatı ceza mahkumiyetini ve hatta henüz icra edilmemiş olan ağır ve hafif cezayı nakdi hükümlerini bütün neticeleriyle beraber ortadan kaldırır. Ancak eşya zabt ve müsaderesi ve muhakeme masrafları için sadır olup mahkumun vefatından evvel katiyet kesbeden hükümler tenfiz olunur.

    Madde 97 – Umumi af, hukuku amme davasını ve hükmolunan cezaları bütün neticeleri ile birlikte ortadan kaldırır.

    Madde 98 – Hususi af, havi olduğu sarahate göre cezayı ortadan kaldırır veya azaltır veya değiştirir ve daha ağır bir cezadan mübeddel olan cezaya kanunen ilave edilmemiş bulunmak şartiyle mahkumun kanuni mahcuriyetini de ref eder. Ancak kanun veya kararnamesinde hilafı yazılı olmadıkça feri ve mütemmim cezalara tesir etmez. Hususi affı tazammun eden kanun veya kararnamede sarahat bulunan ahval müstesnadır.

    Madde 99 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Takibat yapılabilmesi dava veya şikayete bağlı suçlarda suçtan zarar gören kimsenin vazgeçmesi hukuku amme davasını düşürür. Ancak kanunda hilafı yazılı olmadıkça cezanın infazına mani olmaz.

    Maznunlardan biri hakkındaki dava veya şikayetten vazgeçme diğerlerine de sirayet eder.

    Kanunda yazılı haller müstesna olmak üzere, vazgeçme onu kabul etmiyen maznuna tesir etmez.

    Madde 100 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Umumi ve hususi aflar ve suçtan zarar görenin davadan veya şikayetten vazgeçmesi ne zaptolunan eşyanın ne de malsandığına tediye olunan ağır ve hafif para cezalarının istirdadını icab etmez.

    Madde 101 – Müebbet veya on seneden fazla muvakkat ağır hapis cezaları hususi af ile azaltıldığı veya ortadan kaldırıldığı surette buna dair olan kanun veya kararnamede buna muhalif sarahat olmadıkça manküm üç sene müddetle emniyeti umumiye nezreti altına alınır.

    Madde 102 – (Değişik madde: 29/06/1938 – 3531/1 md.)

    Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku amme davası:

    1 – Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis ve müebbed ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerde yirmi sene, *1*

    2 – Yirmi seneden aşağı olmamak üzere muvakkat ağır hapis cezasını müstelzim cürümlerde on beş sene,

    3 – Beş seneden ziyade ve yirmi seneden az ağır hapis veya beş seneden ziyade hapis yahud hidematı ammeden müebbeden mahrumiyet cezalarından birini müstelzim cürümlerde on sene,

    4 – Beş seneden ziyade olmamak üzere ağır hapis veya hapis yahud sürgün veya hidematı ammeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağır para cezasını müstelzim cürümlerde beş sene,

    5 – Bir aydan ziyade hafif hapis veya otuz liradan ziyade hafif para cezasını müstelzim fiillerde iki sene,

    6 – Bundan evvelki bendlerde beyan olunan mikdardan aşağı cezaları müstelzim kabahatlerde altı ay geçmesile ortadan kalkar.

    Bu kanunun ikinci kitabının birinci babında yazılı ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis veya müebbed yahud muvakkat ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerin yurd dışında işlenmesi halinde dava müruru zamanı yoktur. *1*

    Madde 103 – Müruru zamanın başlangıcı tamamiyle icra olunmuş cürüm ve kabahatler hakkında fiilin vukuu gününden ve teşebbüs olunan veya icra ve ikmal olunamayan cürümler hakkında son fiilin işlendiği tarihten ve mutemadi ve müteselsil cürümler hakkında dahi temadi ve teselsülün bittiği günden itibar olunur.

    Madde 104 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Hukuku amme davasının müruru zamanı, mahkumiyet hükmü yakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. müddeiumumisi tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir.

    Bu halde müruru zaman, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeğe başlar.

    Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddid ise müruru zaman bunların en sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102 nci maddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesile baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz.

    Madde 105 – (Değişik madde: 29/06/1938 – 3531/1 md.)

    Kanunun bir seneden aşağı müruru zaman tayin ettiği hallerde her türlü usuli muamele müruru zamanı keser.

    Ancak 103 üncü maddeye göre müruru zaman işlemeğe başladığı günden itibaren bir seneden aşağı müruru zamana tabi kabahat nevinden suçlarda bir sene içinde mahkumiyet kararı verilmemiş olursa hukuku amme davası müruru zamana uğrar.

    Madde 106 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Bir suçtan dolayı yapılan ve müruru zamanı kesen muameleler o suçlarda her ne suretle olursa olsun iştiraki olup da aleyhlerinde takibat veya tahkikat yapılmamış olan kimseler hakkında dahi müruru zamanı keser.

    Madde 107 – Hukuku amme davasının ikamesi mezuniyet veya karar alınmasına yahut diğer bir mercide halli lazım gelen bir meselenin neticesine bağlı bulunduğu takdirde mezuniyet ve kararın alınmasına yahut meselenin halline kadar müruru zaman durur.

    Madde 108 – Takibi ancak şahsi dava ikamesine bağlı olan fiil hakkında salahiyettar kimse altı ay zarfında dava etmediği takdirde takibat yapılamaz.

    Müruru zaman haddini geçmemek şartiyle bu müdet davaya hakkı olan kimsenin fiilden ve failin kim olduğundan haberdar bulunduğu günden başlar.

    Davaya hakkı olan bir kaç kimseden birisi altı aylık müddeti geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hukuku sakıt olmaz.

    Madde 109 – Aynı fiilden dolayı her ne suretle olursa olsun tekrar muhakemesi görülmek lazımgelen mahkumünaleyhin ahiren vaki olan mahkumiyeti evvelki mahkumiyetinden daha hafif bir cezayı mutazammın ise müruru zaman müddeti sonraki hüküm ile tertip olunacak cezaya göre hesap olunur.

    Madde 110 – Hukuku amme davasının düşmesi emval istirdadı ve uğranılan zararın tazmini için ikame olunan hakkı şahsi davasına halel vermez.

    Madde 111 – Hukuku amme davasının düşmesi cürümden zarar gören şahsın davadan vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada davacı hukuku şahsiyesini ayrıca muhafaza eylememiş ise artık hukuk mahkemesinde dahi dava edemez.

    Madde 112 – Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki müddetlerin müruriyle ortadan kalkar:

    1 – Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis ve müebbet ağır hapis cezaları otuz sene, *1*

    2 – Yirmi sene ve daha fazla müddetle ağır hapis cezası yirmi dört sene,

    3 – Beş seneden ziyade ağır hapis veyahut hapis veya müebbet sürgün cezası yirmi sene,

    4 – Beş seneye kadar ağır hapis veyahut hapis veya muvakkat sürgün veya muvakkaten hidematı ammeden memnuiyet cezalariyle ağır cezayı nakdi hükümleri on sene,

    5 – Bir aydan ziyade hafif hapis veyahut bir meslek ve sanatın tatili icrası yahut otuz liradan ziyade hafif cezayı nakdi hükümleri dört sene,

    6 – Bundan evvelki bentte beyan olunan miktardan aşağı ceza hükümleri on sekiz ay geçmesiyle ortadan kalkar.

    Nevileri başka başka cezaları havi hükümler, en ağır ceza için konulan müddetin geçmesiyle ortadan kalkar.

    Cezanın müruru zaman ile ortadan kalkmasından sonra Emniyeti Umumiye Nezareti altında bulunmak cezasının da hükmü kalmaz.

    Madde 113 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Hükümlerde müruru zaman hükmün kat’ileştiği veya infazın her hangi bir suretle inkıtaa uğradığı günden itibaren işlemeğe başlar.

    Madde 114 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    İlamın infazına müteallik mahkuma salahiyetli merci tarafından kanun dairesinde tebliğ olunan her türlü muamele müruru zamanı keser. Bundan başka şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalarda ilamın infazı için mahkumun yakalanması dahi müruru zamanı keser.

    Bir suçtan dolayı mahkum olan kimse müruru zaman cereyan ettiği sırada mahkum olduğu suç cinsinden diğer bir suç daha işlediği takdirde müruru zaman yine kesilmiş olur.

    Madde 115 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Amme hizmetlerinden muvakkat memnuiyet yahut diğer bir ıskatı ehliyet cezası veya bir meslek ve sanatın tatili icrası sair cezalara zam ve ilave edildiği veyahut bir hüküm neticesi olduğu takdirde ıskatı ehliyet ve tatili meslek ve sanat cezaları, onlar için muayyen olan müddetin iki misline muadil bir müddet geçmedikçe sakıt olmazlar ve işbu müruru zaman aslı mücazatın sakıt olduğu tarihten itibaren cereyana başlar.

    Madde 116 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Gerek hukuku amme davasının ve gerek ceza hükümlerinin müruru zamanı 30 uncu madde mucibince hesap olunur.

    Madde 117 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Gerek dava ve gerek ceza müruru zamanı resen tatbik olunur ve bundan ne maznun ve ne de mahkum vazgeçemezler.

    Madde 118 – (Değişik madde: 29/06/1938 – 3531/1 md.)

    Bu kanunun ikinci kitabının birinci babında yazılı ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis veya müebbet yahud muvakkat ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerin yurd dışında işlenmesi halinde ceza müruru zamanı yoktur. *1*

    Madde 119 – (Değişik madde: 07/01/1981 – 2370/1 md.)

    (Değişik fıkra: 07/12/1988 – 3506/3 md.) Yalnız para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezasının yukarı haddi üç ayı aşmayan suçun faili;

    1. Para cezası maktu ise bu miktarı, aşağı ve yukarı hadleri gösterilmiş ise aşağı haddini,

    2. Hürriyeti bağlayıcı cezanın aşağı haddinin, her gün için 647 sayılı Cezaların infazı Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen aşağı hadler üzerinden karşılayan miktarını,

    3. Hürriyeti bağlayıcı ceza ile birlikte para cezası da öngörülmüş ise, hürriyeti bağlayıcı ceza için yukarıdaki şekilde belirlenecek miktar ile para cezasının aşağı haddini,

    Soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebliğden itibaren on gün içinde merciine ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz.

    (Değişik fıkra: 07/12/1988 – 3506/3 md.) Suçla ilgili kanun maddesinde, yukarı haddi üç ayı aşmayan hürriyeti bağlayıcı ceza veya para cezasından yanlız birisinin uygulanmasının öngörüldüğü hallerde, yukarıdaki fıkralara göre ödenmesi gereken miktar para cezası esas alınarak belirlenir.

    Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebligatta, ödenecek miktar, ödeme süresi ve belli edilen miktarın bu süre içinde ödenmesi halinde kamu davasının açılmayacağı ve ödemediği takdirde açılacak kamu davası üzerine suçu sabit görüldüğü takdirde mahkemece tayin edilecek cezanın yarı nisbetinde artırılarak hükmolunacağı sanığa bildirilir.

    Yukarıdaki fıkra uyarınca yapılan tebligata rağmen belli edilen miktarın süresinde ödenmemesi halinde kamu davası açılır ve suç sabit olduğu takdirde tayin edilecek ceza, aşağı ve yukarı haddi gösterilen hallerde yukarı haddi geçmemek üzere yarı nisbetinde artırılarak hükmolunur.

    Özel kanun hükümleri gereğince işin doğrudan doğruya mahkemeye intikal etmiş olması halinde sanık sorgusundan önce hakim tarafından verilecek on günlük mehil içinde bu madde hükümlerine göre tespit edilecek miktardaki parayı yargılama giderleriyle birlikte merciine ödediği takdirde kamu davası ortadan kaldırılır. Verilen mehil içerisinde belirlenen paranın ödenmemesi halinde yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.

    Yukarıdaki fıkra kapsamına giren bir suçtan ötürü doğrudan doğruya mahkemeye intikal eden işin ceza kararnamesiyle sonuçlandırılmış olması halinde itiraz üzerine duruşma yapılır ve bu halde de anılan fıkra hükümleri uygulanır.

    Bu madde gereğince kamu davasının açılmaması veya ortadan kaldırılması kişisel hakkın istenmesine, malın geri alınmasına ve zoralıma ilişkin hükümleri etkilemez.

    Kanun maddesinde ayrıca bir meslek veya sanatın tatili cezasının bulunması bu madde hükmünün uygulanmasına engel olmaz.

    Nispi para cezasını gerektiren suçlar hakkında bu madde hükmü uygulanmaz.

    Madde 120 – Ceza hükümlerinin sukutu hukuku şahsiye ve istirdadı emval ve tazminat ve masarifi muhakemeye müteallik hükümlere halel vermez. Ancak umumi aftan neşet eden sukut masarifi muhakemenin tahsili hakkında hazinenin mütalebe hakkını dahi iskat eder.

    ONUNCU BAP : MEMNU HAKLARIN İADESİ

    Madde 121 – Müebbeden hidematı ammeden memnuiyet ve ceza mahkumiyetinden mütevellit diğer nevi ademi ehliyet cezaları memnu hakların iadesi tarikiyle izale olunabilir.

    Madde 122 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    (Değişik fıkra: 21/11/1990 – 3679/6 md.) Yukarıdaki maddede yazılı ceza, şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya bağlı olduğu halde, buna mahkum olan ve işlemiş olduğu cürümden dolayı pişmanlık duyduğunu ihsas edecek surette iyi hali görülen kimse, asıl cezasını çektiği veya ceza af ile ortadan kalktığı tarihten itibaren üç ve zamanaşımı ile düşmüş olduğu surette düştüğü tarihten itibaren beş yıl geçtikten sonra memnu haklarının iadesini talep edebilir.

    Eğer bu mahrumiyet ve ıskatı ehliyet cezaları diğer bir cezaya ilaveten tertib olunmamış ise memnu hakların iadesi ancak hüküm ilamının kat’ileştiği tarihten itibaren beş sene sonra istenebilir.

    Madde 123 – Mükerrirler cezanın tamamen infazından veya af yahut müruru zaman ile sukutundan itibaren bundan evvelki maddede beyan olunan müddetlerin iki katı geçmedikçe memnu haklarının iadesi istidasında bulunamazlar.

    Madde 124 – Memnu haklar, Usulü Muhakematı Cezaiye Kanununun tayin ettiği suretlerle iade olunur. Memnu hakların iadesine alakadarın talebi üzerine usulü dairesinde karar verilmesi mahkemeye aittir.

    İKİNCİ KİTAP : CÜRÜMLER

    BİRİNCİ BAP : DEVLETİN ŞAHSİYETİNE KARŞI CÜRÜMLER

    BİRİNCİ FASIL : DEVLETİN ARSIULUSAL ŞAHSİYETİNE KARŞI CÜRÜMLER

    Madde 125 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir Devletin hakimiyeti altına koymağa veya Devletin istiklalini tenkise veya birliğini bozmağa veya Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmağa matuf bir fiil işliyen kimse ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasile cezalandırılır. *1*

    Madde 126 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Devlet aleyhine silah kullanan veya Türkiye ile harp halinde bulunan bir devletin ordusunda hizmet kabul eden vatandaş müebbed ağır hapis cezasile cezalandırılır. Yabancı devlet kuvvetlerine kumanda eden veya bunları sevk ve idareye müteallik bir vazife deruhde eden vatandaş hakkında ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası verilir. *1*

    Harp esnasında düşman Devlet toprağında bulunup da bu devlet kanunlarının tahmil ettiği bir mecburiyeti ifa zaruretile mezkur fiili işliyen kimseye ceza verilmez.

    Bu bab hükümlerine göre herhangi bir sebeple Türk vatandaşlığı sıfatını kaybeden kimse dahi vatandaş hükmünde sayılır.

    Türkiye Devleti tarafından Devlet olarak tanınmış olmasa bile haklarında muharib muamelesi yapılan siyasi kümeler dahi Türkiye Devleti ile harp halinde bulunan Devlet gibi telakki edilir.

    Madde 127 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Yabancı Devletin Türkiye Devleti aleyhine harp açması veya hasmane hareketlerde bulunması için yabancı ile anlaşan veya bu maksada matuf fiiller işliyen kimse on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

    Harp vuku bulursa ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası hükmolunur. Hasmane hareket vukua gelirse müebbed ağır hapis cezası verilir. *1*

    Türkiye Devletini bitaraflık ilanına veya bitaraflığın muhafazasına veyahut harp ilanına mecbur kılmak veya mecbur kılmağa matuf muameleler yapmak için yabancı ile anlaşan kimse beş seneden on seneye kadar ağır hapis cezasile cezalandırılır.

    Bu anlaşma matbuatla propaganda yapmak için vaki olmuş ise hükmolunacak ceza üçte bire kadar artırılır.

    Milli menfaatler aleyhine hareketlerde bulunmak maksadile yabancıdan velevki bilvasıta olsun kendisi veya başkaları için para veya herhangi bir menfaat veya vaid kabul eden vatandaş eğer fiil daha ağır bir cürüm teşkil etmiyorsa üç seneden onseneye kadar ağır hapis ve beş yüz liradan iki bin liraya kadar ağır para cezasile cezalandırılır.

    Aynı ceza para veren veya sair menfaat temin veya vadeden yabancı hakkında da tatbik olunur.

    Aşağıdaki hallerde ceza üçte birden aşağı olmamak üzere artırılır.

    1 – Fiil harp esnasında işlenmiş ise,

    2 – Para veya menfaat matbuat vasıtasile propaganda yapmak için verilmiş veya vadedilmiş ise.

    Madde 128 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Türkiye Devletini harp tehlikesine maruz kılacak şekilde Hükümetin tasvibi olmaksızın yabancı bir Devlet aleyhine asker toplıyan veya diğer hasmane hareketlerde bulunan kimse beş seneden on iki seneye kadar ağır hapis cezasile cezalandırılır. Eğer harp vukua gelirse müebbed ağır hapis cezasile cezalandırılır.

    Hasmane hareketler, yalnız yabancı bir Hükümet ile münasebeti bozacak veya Türkiye Devletini veya Türk vatandaşlarını mukabele bilmisile maruz kılacak mahiyette ise verilecek ceza iki seneden sekiz seneye kadar ağır hapistir.

    Siyasi münasebet münkati olur veya mukabele bilmisil vukua gelirse verilecek ceza üç seneden on seneye kadar ağır hapistir.

    Madde 129 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Harp zamanında Türkiye Devleti zararına düşmanın askeri hareketlerini kolaylaştırmak veya Türkiye Devletinin askeri hareketlerine zarar vermek maksadile yabancı ile anlaşan veyahut bu maksadlara matuf fiiller işliyen kimse on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır. Maksadı hasıl olursa ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası verilir. *1*

    Harp zamanında düşman Devlete iaşe maddeleri veya Türkiye Devletinin zararına kullanılabilecek sair şeyler veren kimse bunları bilvasıta vermiş olsa bile beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

    Harp zamanında düşman Devlet lehine yapılan istikrazlara ve her ne suretle olursa olsun tediyelere iştirak eden veya buna müteallik muameleleri kolaylaştıran kimse beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

    Harp zamanında ve ikinci fıkrada yazılı haller haricinde nerede bulunursa bulunsun düşman Devlet tebaasile veyahut düşman Devlet topraklarında oturan diğer kimseler ile bilvasıta olsa dahi, ticaret yapan yurddaş veya Türkiye’de bulunan yabancı iki seneden on seneye kadar ağır hapis ve bin liradan aşağı olmamak üzere eşya değerinin beş misline müsavi ağır para cezasile cezalandırılır.

    İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri fiili hariçte işliyen yabancılar hakkında tatbik olunmaz.

    Madde 130 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Harp zamanında Devletin silahlı kuvvetlerinin veya ahalinin ihtiyaçları için Devlet veya diğer bir amme müessesesile veya amme hizmetlerini ifa veya amme ihtiyaçlarını temin eden bir müessese ile iş yapmak veya eşya vermek üzere iltizam ettiği taahhüdleri kısmen veya tamamen ifa etmiyen kimse üç seneden on iki seneye kadar ağır hapis cezasile beraber bin liradan aşağı olmamak üzere taahhüdü veçhile yapacağı iş veya vereceği eşya değerinin üç misline müsavi ağır para cezasile cezalandırılır.

    Taahhüdün kısmen veya tamamen ifa edilmemesi taksirden ileri gelmiş ise ceza yarıya kadar indirilir.

    Aynı hükümler, taahhüdün ifa edilmemesine sebebiyet veren ikinci veya daha sonraki derecedeki müteahhidlerle mutavassıtlar ve müteahhidlerin mümessilleri hakkında da tatbik olunur.

    Harp zamanında yukarıki fıkralarda yazılı taahhüdlerin icrasında hile yapan kimseler on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile beraber iki bin liradan aşağı olmamak üzere taahhüdü veçhile yapacağı iş veya vereceği eşya değerinin beş misline müsavi ağır para cezasile cezalandırılır.

    Madde 131 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Askeri olan veya Devletin müsellah kuvvetlerinin hizmetine tahsis edilmiş bulunan gemileri, hava vasıtalarını, nakil vasıtalarını, yolları müesseseleri, depoları ve diğer askeri tesisatıbunlar henüz ikmal edilmemiş olsalar bile kısmen veya tamamen velev muvakkat bir zaman için olsun tahrib eden veya kullanılmıyacak bir hale getiren kimse sekiz seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

    Aşağıdaki hallerde ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası verilir: *1*

    1 – Fiil, Türkiye ile harp halinde bulunan bir Devletin menfaati için işlenmiş olursa,

    2 – Fiil Devletin harp hazırlıklarını veya harp kudret ve kabiliyetini veya askeri hareketlerini tehlikeye koymuş ise.

    Fiil bunları elinde bulunduran veya muhafazası veyahut nezareti ile mükellef olan kimsenin kusuru neticesi vukua gelmiş veya sadece kolaylaşmış olursa o kimse hakkında bir seneden beş seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur.

    Madde 132 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Devletin emniyetine veya dahili, yahut beynelmilel siyasi menfaatlerine taalluk eden evrak veya vesikaları tamamen veya kısmen yok eden, tahrib eden veya üzerlerinde sahtelik yapan veyahut muvakkaten de olsa bunları tahsis olundukları yerden başka bir yerde kullanan, hile ile alan veya çalan kimse sekiz seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

    Gizli kalması Devletin emniyeti ve yukarıda yazılı menfaatleri icabından olan malumatı istihsal eden kimse üç seneden on seneye kadar ağır hapis cezasile cezalandırılır. Bu bab hükümlerine nazaran Devletin menfaatleri namına gizli kalması lazımgelen malumat arasında, dahili veya beynelmilel siyasi sebeplerle neşrolunmıyan Hükümet muamelelerinin ihtiva ettiği malumat da dahildir.

    Salahiyetli makamların neşir veya işaasını menettiği malumatı istihsal eden kimse iki seneden sekiz seneye kadar ağır hapis cezasile cezalandırılır.

    Yukarıki fıkralarda yazılı filler Devletin harp hazırlıklarını veya harp kudret veya kabiliyetini veya askeri hareketlerini tehlikeye koymuşsa müebbet ağır hapis cezası verilir.

    Madde 133 – (Değişik madde: 29/06/1938 – 3531/1 md.)

    Devletin emniyeti veya dahili veya beynelmilel siyasi menfaatleri icabından olarak gizli kalması lazım gelen malumatı siyasi veya askeri casusluk maksadile istihsal eden kimse 15 seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

    Aşağıdaki hallerde ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası verilir: *1*

    1- Fiil, Türkiye ile harb halinde bulunan bir devletin menfaati namına işlenmişse,

    2 – Fiil, devletin harb hazırlıklarını veya harb kudret veya kabiliyetini veya askeri hareketlerini tehlikeye koymuşsa.

    Salahiyetli makamların neşir veya işaasını menettikleri malumatı siyasi veya askeri casusluk maksadile istihsal eden kimse 10 seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

    Yukarıki fıkrada yazılı fiil, Türkiye ile harb halinde bulunan bir devletin menfaatine işlenmişse müebbed ağır hapis cezası hükmolunur.

    Yukarıki iki fıkrada yazılı fiil, Devletin harb hazırlıklarını veya harb kudret veya kabiliyetini veya eskeri hareketlerini tehlikeye koymuşsa ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası verilir. *1*

    Yabancı bir devletin emniyeti veya dahili veya beynelmilel siyasi menfaatleri icabından olarak gizli kalması lazım kelen malumatı diğer bir ecnebi devlet lehine siyasi veya askeri casusluk maksadile istihsal eden kimse beş seneye kadar ağır hapis cezasile cezalandırılır.

    Madde 134 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    132 ve 133 üncü maddelerde yazılı cürümlerin icrası, evrak veya vesikaları elinde bulunduran veya malumata malik olan kimsenin taksiri neticesi mümkün kılınmış veya sadece kolaylaştırılmış olursa bu şahıs hakkında bir seneden beş seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur.

    Fiil; Devletin harp hazırlıklarını veya harp kudret ve kabiliyetini yahut askeri hareketlerini tehlikeye koymuş ise üç seneden on beş seneye kadar ağır hapis cezası verilir.

    Bu cürümlerin icrası Devletin askeri menfaati icabından olarak girilmesi menedilmiş olan yerlerin veya toprak, su veya hava mıntakalarının muhafazası ve nezaretile mükellef olan kimsenin taksiri neticesi mümkün kılınmış veya sadece kolaylaştırılmış ise aynı ceza hükmolunur.

    Madde 135 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Her kim :

    1 – Devletin askeri menfaati icabı olarak girilmesi menedilmiş olan yerlere veya toprak, su veya hava mıntıkalarına gizlice veya igfal ile girerse,

    2 – 132 nci maddenin iki, üç, dört ve beşinci fıkralarında yazılı malumatı tedarik etmiye yarıyan ve elde bulundurulması için makbul sebep gösterilemiyen vesikalarla veya diğer her hangi bir şey ile yakalanırsa, Bir seneden beş seneye kadar ağır hapis cezasile cezalandırılır.

    Yukarıki bendlerde yazılı fiillerden biri harp zamanında işlenirse verilecek ceza üç seneden on seneye kadar ağır hapistir.

    Madde 136 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    132 nci maddenin iki, üç, dört ve beşinci fıkralarında yazılı gizli kalması lazımgelen malumatı ifşa eden kimseler beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

    Fiil harp zamanında işlenmiş veya Devletin harp hazırlıkları veya harp kudret ve kabiliyetini veya askeri hareketlerini tehlikeye koymuş ise ağır hapis cezası on seneden aşağı olamaz.

    Suçlu, siyasi veya askeri casusluk maksadile hareket etmiş ise bu maddenin birinci fıkrasında yazılı halde müebbed ağır hapis ve ikinci fıkrasındaki halde ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına mahkum edilir. *1*

    Bu cezalar bu maddede yazılı olan malumatı istihsal eden kimseler hakkında da tatbik olunur.

    Eğer fiil suçlunun taksiri neticesi vukubulmuş ise birinci fıkrada yazılı halde altı aydan iki seneye ve ikinci fıkradaki hallerden birinin mevcudiyeti takdirinde üç seneden on beş seneye kadar ağır hapis cezası verilir.

    Madde 137 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Salahiyetli makamların neşir ve işaasını menettikleri malumatı ifşa eden kimse üç seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

    Fiil harp zamanında işlenir veyahut Devletin harp hazırlıklarını veya harp kudret ve kabiliyetini veya askeri hareketlerini tehlikeye koyarsa verilecek ağır hapis cezası onseneden aşağı olamaz.

    Suçlu, siyasi veya askeri casusluk maksadile hareket etmiş ise bu maddenin birinci fıkrasında yazılı halde on beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasına mahkum edilir.

    İkinci fıkrada yazılı hallerde ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası verilir. *1*

    Bu cezalar bu maddede yazılı olan malumatı istihsal etmiş olanlar hakkında da tatbik olunur.

    Eğer fiil suçlunun taksiri neticesi vuku bulmuş ise birinci fıkrada yazılı halde altı aydan iki seneye ve ikinci fıkradaki hallerden birinin mevcudiyeti takdirinde üç seneden on beş seneye kadar ağır hapis cezası verilir.

    Madde 138 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Vazifesi veya hizmeti dolayısile öğrendiği ve Devletin emniyeti icabı olarak gizli kalması lazımgelen fenni keşif veya ihtiraları yahut sınai yenilikleri, kendisinin veya başkasının menfaatine olarak kullanan memur veya amme hizmetini ifa ile mükellef olan kimse beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis ve bin liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezasile cezalandırılır.

    Eğer fiil Türkiye ile harp halinde bulunan bir Devletin menfaati için işlenir veya Devletin harp hazırlıklarını veya harp kudret ve kabiliyetini veya askeri hareketlerini tehlikeye koyarsa suçlu müebbet ağır hapis cezasile cezalandırılır.

    Türkiye Devleti tarafından yabancı bir memlekette Devlet işlerini görmiye memur edilen kimse, kendisine verilen vazifeyi sadakatle ifa etmezse bu fiilden milli menfate zarar gelebildiği takdirde beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

    129 uncu madde ile ondan sonraki maddelerde ve 153 ve 161 inci maddelerde yazılı cürümler harp için Türkiye Devletile aralarında ittifak veya iştirak olan bir Devletin zararına işlendiği takdirde dahi tatbik olunur.

    Bundan evvelki fıkrada yazılı cürümlerin işleneceğini haber alıp da zamanında Devlet memurlarına haber vermeği ihmal edenler, cürüm teşebbüs derecesinde kalsa bile, altı aydan az olmamak üzere hapsolunur.

    Madde 139 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Harp zamanında Devletin selameti namına neşrolunan emir ve kararlara kasden muhalif harekette bulunanlar bir seneden altı seneye kadar ağır hapse mahkum olurlar.

    Madde 140 – (Değişik madde: 20/09/1946 – 4956/1 md.; Mülga madde: 12/04/1991 – 3713/23 md.)

    Madde 141 – (Değişik madde: 03/12/1951 – 5844/1 md.; Mülga madde: 12/04/1991 – 3713/23 md.)

    Madde 142 – (Değişik madde: 03/12/1951 – 5844/1 md.; Mülga madde: 12/04/1991 – 3713/23 md.)

    Madde 143 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Hükümetin müsaadesi olmaksızın beynelmilel mahiyeti haiz olan veya kökü memleket dışında bulunan cemiyetleri veya müesseseleri veya bunların şubelerini memleket dahilinde tesis eden, teşkil eden, tanzim eden veya sevku idare eden kimse on beş günden altı aya kadar hapis ve beş yüz liradan iki bin liraya kadar ağır para cezasile cezalandırılır.

    Müsaade, sahte veya noksan beyanat ile alınmış ise faili bir seneden beş seneye kadar hapis ve bin liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezaile cezalandırılır.

    Müsaade alınmaksızın teşkil edilmiş olan böyle bir cemiyete veya müesseseye veya bunların şubelerine memleket dahilinde iştirak eden kimse yüz liradan bin liraya kadar ağır para cezasile cezalandırılır.

    Memleket dışındaki cemiyet ve müesseselere Hükümetin müsaadesi olmaksızın iştarak eden memleket dahilinde mukim vatandaşa da aynı ceza verilir.

    Madde 144 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Türkiye ile harp halinde bulunan bir Devletten akademik derece veya şerefler, unvan veya nişanlar ve sair fahri rütbeler; mezkur derece, şeref, unvan ve nişanlara ve rütbelere aid maaş veya sair menfaatler kabul eden vatandaş bir seneye kadar hapis cezasile cezalandırılır.

    Madde 145 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Türk bayrağını veya Devletin diğer bir hakimiyet alametini tahkir kasdile bulunduğu yerden söküp kaldıran veya yırtan, bozan, yahut diğer her hangi bir suretle tezlil eden kimse, bir seneden 3 seneye kadar hapsolunur.

    Ceza Kanununun tatbikatında Türk bayrağından maksad Devletin resmi bayrağile milli renkleri taşıyan her hangi bir bayraktır.

    Bayraktan başka her hangi bir şey üzerinde bulunan milli renkleri tahkir kasdile bulunduğu yerden söküp kaldıran veya yırtan, bozan yahut diğer her hangi bir suretle tezlil eden kimse hakkında da aynı ceza verilir.

    Bu maddede yazılı cürüm yabancı bir memlekette bir Türk tarafından işlenirse, ceza üçte birden eksik olmamak üzere artırılır.

    İKİNCİ FASIL : DEVLET KUVVETLERİ ALEYHİNDE CÜRÜMLER

    Madde 146 – Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisini iskata veya vazifesini yapmaktan men’e cebren teşebbüs edenler, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına mahkum olur. *1*

    65 inci maddede gösterilen şekil ve suretlerle gerek yalnızca gerek bir kaç kişi ile birlikte kavli veya tahriri veya fiili fesat çıkararak veya meydan ve sokaklarda ve nasın toplandığı mahallerde nutuk irat veyahut yafta talik veya neşriyat icra ederek bu cürümleri işlemeğe teşvik edenler hakkında, yapılan fesat teşebbüs derecesinde kalsa dahi ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası hükmolunur. *1*

    (Ek fıkra: 06/07/1960 – 15/1 md.) Birinci fıkrada yazılı suça ikinci fıkrada gösterilenden gayri surette iştirak eden fer’i şerikler hakkında beş seneden onbeş seneye kadar ağır hapis ve amme hizmetlerinden müebbeden memnuiyet cezası hükmolunur.

    Madde 147 – Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren iskat veya vazife görmekten cebren menedenlerle bunları teşvik eyliyenlere ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası hükmolunur. *1*

    Madde 148 – (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)

    Her kim bir yabancının hizmetinde veya onun lehinde çalışmak üzere Hükümetin tasvibi olmaksızın memleket dahilinde yurddaşlardan asker yazar veya bunları silahlandırırsa üç seneden altı seneye kadar ağır hapis cezasile cezalandırılır.

    Asker yazılanlar veya silahlandırılanlar arasında, hizmet halinde olan askerler veya henüz askeri mükellefiyete tabi bulunan kimseler varsa ceza üçte birden aşağı olmamak üzere artırılır.

    Madde 149 – (Değişik madde: 29/06/1938 – 3531/1 md.)

    Her kim Hükümet aleyhine halkı silah veya uyuşturucu yahud boğucu veya yakıcı gazlar veya patlayıcı maddeler kullanmak suretile isyana veya Türkiye ahalisini birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye teşvik eylerse yirmi seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılır.

    Eğer bu teşvik neticesi olarak isyan veya kıtal zuhur etmişse buna sebebiyet veren veya asilere kumanda eden kimseler hakkında ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası verilir. *1*

    Bu cürümlere yalnız iştirak etmiş olanlar altı seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasile cezalandırılırlar.

    Birinci fıkrada yazılı silahlar ve diğer maddeler yalnız bir yere depo edilmiş olsa dahi isyan silahlı sayılır.

    – Bir fesat heyetine maksadını icra için silah, cephane, bıçak, bomba veya buna mumasil sair yıkıcı, yakıcı veya öldürücü alatı yapan veya icat eden veya nakil eden veya hazırlayan veya ecnebi memleketlerden Türkiye’ye sokan yahut gizleyen veya taşıyan kimseler muvakkaten ağır hapse konulur.Madde 150

    – Madde 151(Değişik madde: 29/06/1938 – 3531/1 md.)

    Bundan evvelki maddelerde yazılı cürümlerden birine muttali olan her ferd, bunu derhal Hükümete haber vermeğe mecburdur. Bu mecburiyeti makbul bir mazerete müstenid olmaksızın yapmayanlar, fesad fiille çıkarsa bir seneden ve fiille çıkmazsa altı aydan aşağı olmamak üzere hapsolunur.    Fesatçıları bilerek muayyen mevkilerin gayri yerlerden sokan ve memleket içinde bir yerden diğer bir yere nakledenler muvakkat ağır hapis cezasile cezalandırılırlar.    – Bir kimse, devlet tarafından memuriyeti yahut devletçe makbul olacak bir sebep olmadıkça bir asker kıtasının veya donanmanın veya harp gemisinin veyahut bir kale veya bir müstahkem mevkiin yahut bir liman veya bir şehrin kumandasını alırsa veya memur olduğu askeri kumandanlığı terk etmesi için devlet tarafından vaki olan emirlere kezalik makbul sebep olmadıkça itaat etmiyerek başında tutarsa müebbet ağır hapis cezasına mahkum olur.Madde 152    – Madde 153 (Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                 Askerleri kanunlara karşı itaatsizliğe veya yeminlerini bozmağa veya askeri inzibat vazifelerini veya askerlik sanatlarına dahil diğer vazifelerini ihlale teşvik eden veya kanunlara, yeminlerine, inzibat veya sair askeri vazifelere muhalif hareketleri medhü istihsan yolunda asker önünde sözler sarfeden kimse, fiil daha ağır bir cürüm teşkil etmediği takdirde yalnız bundan dolayı bir seneden üç seneye kadar ağır hapis cezasile cezalandırılır.    Fiil alenen işlenmiş ise, verilecek ceza iki seneden beş seneye kadar ağır hapistir.    Fiil, harp zamanında işlenmiş ise, ceza üçte birden eksik olmamak üzere artırılır.    Fiil :    1 – Matbuat vasıtasile veya her hangi bir propaganda vasıtasile;    2 – Umumi veya umuma açık bir mahalde ve birden ziyade kimseler huzurunda;    3 – Toplanılan mahal veya içtimaa iştirak edenlerin adedi veya toplantının mevzuu ve gayesi itibarile hususi mahiyeti haiz olmıyan bir içtimada işlenmiş olursa Ceza Kanununun tatbikında aleni olarak işlenmiş sayılır.    Zabıta kuvvetlerine karşı bu fiilleri işliyenler hakkında da aynı hükümler tatbik olunur.   Madde 154(Değişik madde: 29/06/1938 – 3531/1 md.)   Geçen maddelerde yazılı olan cürümleri işlemeğe halkı teşvik etmek üzere basılmış veya basılmamış evrak ve risaleleri fesad kasdile veya münderecatını bilerek neşretmek üzere iken ele geçirilen kimse bir seneden üç seneye kadar hapsolunur.   – Geçen maddelerde yazılı olan ahval haricinde kanunlara karşı gelmeğe halkı teşvik ile memleketin emniyetine tehlike iras edecek surette makale neşir edenler veya halkı askerlik hizmetinden soğutmak yolunda neşriyatta veya telkinatta bulunanlar yahut umumi bir içtimada veya nasın toplandığı yerlerde bu suretle nutuk irat edenler iki aydan iki seneye kadar hapis olunur ve bunlardan yirmi beş liradan iki yüz liraya kadar ağır cezayı nakdi alınır.Madde 155   Reisicumhur hakkında suikasitte bulunanlarla buna teşebbüs edenler fiilleri teşebbüsü tam derecesinde iseMadde 156 –ağırlaştırılmış müebbet ağır hapiscezasiyle, nakıs ise müebbet ağır hapis ile, cezalandırılır.*1*   – Bir kimse yukarıki maddede yazılı halden başka suretle reisicumhura karşı fiili tecavüzde bulunacak olursa işbu tecavüzün kanunen muayyen olan cezası daha şedit olmadığı takdirde beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapse konulur.Madde 157   Madde 158(Değişik madde: 05/01/1961 – 235/2 md.)   Reisicumhura muvacehesinde hakaret ve sövme fiillerini işleyenler üç seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası ile cezalandırılır.    Hakaret ve sövme Reisicumhurun gıyabında vaki olmuş ise faili, bir seneden üç seneye kadar hapis olunur. Reisicumhurun ismi sarahaten zikredilmiyerek ima veya telmih suretiyle vaki olsa bile mahiyeti itibariyle Reisicumhura matufiyetinde tereddüt edilmiyecek derecede karineler varsa tecavüz sarahaten vukubulmuş addolunur.    Suçun, neşir vasıtalarından biri ile işlenmesi halinde ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.   Madde 159 –(Değişik madde: 05/01/1961 – 235/2 md.)   Türklüğü, Cumhuriyeti, Büyük Millet Meclisini, Hükümetin manevi şahsiyetini, Bakanlıkları, Devletin askeri veya emniyet muhafaza kuvvetlerini veya Adliyenin manevi şahsiyetini alenen tahkir ve tezyif edenler altı aydan üç seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.    Birinci fıkrada beyan olunan cürümlerin irtikabında muhatap sarahaten zikredilmemiş olsa bile onlara matufiyetinde tereddüt edilmiyecek derecede karineler varsa tecavüz sarahaten vukubulmuş addolunur.    Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına veya Büyük Millet Meclisi Kararlarına alenen sövenler 15 günden 6 aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.    Türklüğü tahkir yabancı memlekette bir Türk tarafından işlenirse verilecek ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.   (Ek fıkra: 03/08/2002 – 4771 S.K./2. md.)Birinci fıkrada sayılan organları veya kurumları tahkir ve tezyif kastı bulunmaksızın, sadece eleştirmek maksadıyla yapılan yazılı, sözlü veya görüntülü düşünce açıklamaları cezayı gerektirmez.   Madde 160(Değişik madde: 20/09/1946 – 4956/1 md.)   157 nci maddede yazılı suçu işleyenlerle Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve Büyük Millet Meclisi kararlarına alenen sövenler hakkında takibat yapmak salahiyeti doğrudan doğruya Cumhuriyet savcılarına aittir.    158 inci maddede yazılı hal ile 159 uncu maddenin birinci fıkrasında beyan olunan hususlar hakkında takibat yapılması Adalet Bakanlığının iznine bağlıdır.   Madde 161(Değişik madde: 20/11/1962 – 121/1 md.)   Harb esnasında ammenin telaş ve heyecanını mucip olacak veya halkın maneviyatını kıracak veya düşman karşısında memleketin mukavemetini azaltacak şekilde asılsız mübalağalı veya maksadı mahsusa müstenit havadis yayan veya nakleden veya milli menfaatlere zarar verecek herhangi bir faaliyette bulunan kimse beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasiyle cezalandırılır.    Eğer fiil :    1. Propaganda ile veya askerlere tevcih olunarak işlenmişse,    2. Suçlu tarafından bir yabancı ile anlaşma neticesi yapılmışsa verilecek ceza 15 seneden eksik olmamak üzere ağır hapistir.    Eğer fiil, düşmanla anlaşma neticesi işlenmiş ise cezası müebbet ağır hapistir.    Harb zamanında düşman karşısında milletin mukavemetini tehlikeye maruz kılacak şekilde kambiyoların tedavül kıymetini düşürmeye veya resmi veya hususi kıymetli evrakın piyasası üzerinde bir tesir yapmaya matuf hareketlerde bulunan kimse beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis ve üç bin liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezasiyle cezalandırılır.    Eğer fiil suçlu tarafından bir yabancı ile anlaşma neticesi yapılmışsa ağır hapis cezası on seneden ve düşmanla anlaşma neticesi işlenmişse onbeş seneden aşağı olamaz.   – Kanunun cürüm saydığı neşriyatı nakil etmek başlı başına bir cürüm olup, faili aynı cezaya tabidir. Nakil olunan bu gibi neşriyatın muhteviyatı tasdik olunmadığına veya ihtiyatla nakil edildiğine yahut mesuliyeti başka bir kimsenin tamamiyle deruhte eylediğine dair bir kayıt ilavesi naklini mesuliyetten vareste kılamaz.Madde 162   Madde 163(Değişik madde: 21/01/1983 – 2787/10 md.; Mülga madde: 12/04/1991 – 3713/23 md.)   ÜÇÜNCÜ FASIL : ECNEBİ DEVLETLERLE BUNLARIN REİS VE ELÇİLERİ ALEYHİNDE CÜRÜMLER   – Her kim ecnebi devletlerden birinin reisi aleyhine bir cürüm ika edecek olursa kanunda o cürme mahsus olan ceza altıda birden üçte bire kadar artırılır.Madde 164    Takibat icrası kendine taarruz olunan kimsenin şikayetnamesine bağlı işlerde ecnebi hükümet tarafından müracaat vukubulmadıkça takibat yapılamaz.   – Her kim resmen çekilmiş olan dost devletler sancağını veya armasını hakaret kastiyle kaldırır veya koparır veya bozar yahut sair suretlerle tezlil ederse üç aydan bir seneye kadar hapis olunur. Takibat icrası alakadar hükümetin müracaatına bağlıdır.Madde 165   – Türkiye Cumhuriyeti nezdine memur olan süfera aleyhine memur oldukları vazifeden dolayı her kim bir cürüm işlerse Türkiye Cumhuriyeti memurları aleyhine ifa ettikleri vazifeden dolayı işlenen cürüm hakkında kanunun gösterdiği ceza ile cezalandırılır.Madde 166    Cürüm, tahkir nevinden ise takibat icrası kendine tecavüz olunan kimsenin şikayetine bağlıdır.   – İşbu fasılda yazılı hükümlerin tatbiki, buna benzer işlerde kendine tecavüz olunan şahsın mensup olduğu devlet kanununca da aynı esasın kabul edilmiş olmasına bağlıdır.Madde 167   DÖRDÜNCÜ FASIL : GEÇEN FASILLAR ARASINDA MÜŞTEREK HÜKÜMLER   Madde 168(Değişik madde: 21/01/1983 – 2787/11 md.)   Her kim, 125, 131, 146, 147, 149 ve 156 ncı maddelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cemiyet ve çete teşkil eder yahut böyle bir cemiyet ve çetede amirliği ve kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz olursa onbeş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasına mahkum olur.    Cemiyet ve çetenin sair efradı on yıldan onbeş yıla kadar ağır hapisle cezalandırılır.   – 64 ve 65 inci maddelerde beyan olunan hal haricinde her kim, böyle bir cemiyete ve çeteye hal ve sıfatlarını bilerek barınacak yer gösterir veya yardım eder yahut erzak veya esliha ve cephane veya elbise tedarik ederse üç seneden beş seneye kadar ağır hapis ile cezalandırılır.Madde 169   – Hükümet tarafından ihtar vukuundan evvel veya vukuunu müteakip cemiyeti ve çeteyi dağıtanlar veya bunun teşekkülünden gaye olan cürmün işlenmesini men edenler keza cemiyet ve çetenin teşekkülüne iştirak etmemiş veya bunlar üzerinde bir kumandayı haiz olmamış olmakla beraber hükümet memurlarının veya zabıta kuvvetlerinin ihtarından evvel veya onu müteakip cemiyet ve çeteden mukavemet göstermeksizin çekilerek silahlarını terk ve teslim edenler veya taharriyata başlandıktan sonra töhmette şeriki olanları tevkif ettirmek esbabını istihsal edenler hakkında ceza verilmez.Madde 170   Madde 171(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   125, 131, 133, 146, 147, 149 ve 156 ncı maddelerde yazılı cürümlerden birini veya bazılarını hususi vasıtalarla işlemek üzere bir kaç kişi aralarında gizlice ittifak ederlerse bunlardan her biri aşağıda yazılı cezaları görür.    1 – Yukarıdaki fıkrada yazılı ittifak 125, 131, 133 ve 156 ncı maddelerde yazılı cürümlerin yapılmasına dair ise sekiz seneden on beş seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur.    2 – Bu ittifak 146 ve 147 nci maddelerde gösterilen cürümlerin icrasına müteallik ise dört seneden on iki seneye ve 149 uncu maddede gösterilen cürümlerin icrasına aid ise üç seneden yedi seneye kadar ağır hapis cezası verilir.    Cürmün icrasına ve kanuni takibata başlanmazdan evvel bu ittifaktan çekilenler ceza görmezler.   Madde 172(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   64 ve 65 inci maddelerde yazılı haller haricinde her kim meydanlarda ve toplanma mahallerinde alenen ahaliyi 125, 131, 146, 147, 149 ve 156 ncı maddelerdeki cürümlerden birini işlemeğe tahrik ederse yalnız bu hareketinden dolayı, eğer tahrik ettiği fiil 125, 131 ve 156 ncı maddelerdeki fiillerden ise üç seneden beş seneye kadar ve 146, 147 ve 149 uncu maddelerdeki fiillerden ise iki seneden dört seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur ve her iki takdirde elli liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezası alınır.   (Son fıkra Mülga: 06/06/1991 – 3756/26 md.)   Madde 173(Değişik madde: 29/06/1938 – 3531/1 md.)   127 nci maddenin 3 ve 4 üncü fıkralar ile 138 inci maddenin 4 üncü fıkrasında ve 128, 143 ve 161 inci maddelerde yazılı cürümler hakkında takibat yapılması Adliye Vekaletinden izin verilmesine bağlıdır.    Ceza Kanununa göre harb zamanı tabirinde harb ilan edilmeksizin fiili muhasama dahil olduğu gibi eğer harb vukua gelmişse seferberlik zamanı da dahildir.    Birinci babda yazılı cürümler için hükmolunacak ağır hapis cezalarına, tertib edilen ceza müddetinin üçte birinden aşağı ve o müddeti geçmemek üzere tayin olunacak bir mıntakada ikametle emniyeti umumiye nezareti altına alınmak cezası da ilave olunur.   İKİNCİ BAP : HÜRRİYET ALEYHİNDE İŞLENEN CÜRÜMLER   BİRİNCİ FASIL : SİYASİ HÜRRİYET ALEYHİNDE CÜRÜMLER   Madde 174(Değişik madde: 05/01/1961 – 235/2 md.)   Her kim şiddet veya tehdit göstererek veya nümayiş veya gürültü yaparak birini tamamen veya kısmen siyasi haklarını kullanmaktan men ederse kanunun başka ceza vermediği hallerde yedi aydan otuz aya kadar hapis ve beş yüz liradan beş bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.    Eğer fail, Devlet memurlarından olup da memuriyeti nüfuzunu suistimal suretiyle bu cürmü işlemiş bulunursa bir seneden beş seneye kadar hapsolunur. Ayrıca bir seneden üç seneye kadar memuriyetten mahrumiyet cezasına da uğrar.   İKİNCİ FASIL : DİN HÜRRİYETİ ALEYHİNDE CÜRÜMLER   Madde 175(Değişik madde: 20/05/1987 – 3369/1 md.)   Dinlerden birine ait dini işleri veya ibadet ve ayinin yapılmasını men ve ihlal eden kimseye altı aydan bir yıla kadar hapis ve beş bin liradan yirmibeş bin liraya kadar ağır para cezası verilir.    Fiilin işlenmesi sırasında cebir, şiddet, tehdit veya hakaret vaki olmuş ise, faile bir yıldan iki yıla kadar hapis ve on bin liradan elli bin liraya kadar ağır para cezası verilir.    Allah’a veya dinlerden veya bu dinlerin peygamberlerinden veya kutsal kitaplarından veya mezheplerinden birine hakaret eden veya bir kimseyi dini inançlarından veya mensup olduğu dinin emirlerini yerine getirmesinden veya yasaklarından kaçınmasından dolayı kınayan veya tezyif veya tahkir eden veya alaya alan kimseye altı aydan bir yıla kadar hapis ve beş bin liradan yirmibeş bin liraya kadar ağır para cezası verilir.    Üçüncü fıkrada yazılı suçlar, basın ve yayın yoluyla işlenirse ceza bir misli artırılarak hükmolunur.    Birinci fıkrada yazılı suçların basın ve yayın yoluyla teşvik ve tahrik edilmesi halinde aynı ceza uygulanır.   Madde 176 –(Değişik madde: 20/05/1987 – 3369/2 md.)   Dinlerden birini tahkir maksadı ile bu dinlerce kutsal sayılan mabetleri, mezarları, buna benzer yerleri veya bu yerlerdeki eşyayı yıkan, bozan veya diğer bir suretle zarar veren kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin liradan yüz bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.    Din görevlilerinin görevleri esnasında veya görevlerini yapmalarından dolayı kendilerine karşı bir cürüm işlendiği takdirde bu cürümün kanunen belli olan cezası altıda bir oranında artırılarak hükmolunur.   Madde 177(Değişik madde: 09/01/1986 – 3255/3 md.)   Her kim ibadethanelerde, bunların müştemilatında veya külliyelerinde mevcut tezyinat, demirbaş ve mütemmim cüzleri veya benzeri eserleri yahut kabristanlardaki mahkükatı bozar, mezarları tahrip ederse bir yıldan üç yıla kadar hapis ve onbin liradan ellibin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.    Bunlardan birini her ne suretle, olursa olsun kirletenler üç aydan bir yıla kadar hapis ve beşbin liradan yirmibeşbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.   Madde 178 –(Değişik madde: 09/01/1986 – 3255/4 md.)   Bir kimse, bir ölünün naaş ve kemikleri hakkında hakaret yapar veya tahkir maksadıyla veya meşru olmayan diğer bir maksatla birinin naaşını yahut kemiklerini alırsa, üç aydan bir yıla kadar hapis ve beşbin liradan yirmibeşbin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır.    Bunların dışında, her kim bir ölünün naaşını tamamen veya kısmen alır veya ruhsat almaksızın bir naaşı mezardan çıkarır yahut kemiklerini alırsa, iki aydan altı aya kadar hapis ve beşbin liradan yirmibeşbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.    Eğer bu cürüm kabristanda veya ölü gömülmeye veya muhafazasına mahsus diğer yerlerde görevli olan yahut kendilerine naaş ve kemikler tevdi olunan kimseler tarafından işlenirse, yukarıda yazılı cezalar bir misli artırılarak hükmolunur.   ÜÇÜNCÜ FASIL : ŞAHIS HÜRRİYETİ ALEYHİNDE CÜRÜMLER   Madde 179(Değişik madde: 07/06/1979 – 2245/1 md.)   Bir kimse diğer bir kimseyi gayrimeşru surette kişi hürriyetinden mahrum ederse bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin liradan az olmamak üzere ağır para cezasıyla cezalandırılır.    Eğer suçlu bu fiili işlemek için yahut işlediği zamanda tehdit veya kötü muamele eder veya hile kullanır yahut bu fiili öç alma kastıyla veya dini veya milli bir maksatla yahut 499 uncu maddedeki haller dışında maddi çıkar sağlama kastıyla veya siyasi veya ideolojik veya sosyal görüş ayrılıklarından kaynaklanan herhangi bir amaçla işler yahut mağduru askerlikte kullanılmak üzere yabancı bir ülkeye teslim ederse verilecek ceza üç yıldan sekiz yıla kadar ağır hapis ve onbin liradan az olmamak üzere ağır para cezasıdır.    Yukarıdaki fıkralarda yazılı fiillerin silahla veya birden çok kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde ceza üçte birden yarıya kadar arttırılır.   – Evvelki maddede yazılı cürüm failin usül ve füruundan yahut karı kocadan biri tarafından diğeri aleyhine yahut Büyük Millet Meclisi azasından biri yahut memuriyeti işlerinden dolayı bir memur aleyhine irtikabolunur yahut bu fiil sebebiyle mağdurun şahsına veya sıhhatine yahut malına bir zarar gelirse cezası beş seneden on beş seneye kadar ağır hapis ve kırk liradan iki yüz liraya kadar ağır cezayı nakdidir.Madde 180    Eğer fail, hakkında takibat icra olunmazdan evvel tasavvur ettiği maksada nail olmaksızın ve hürriyetinden mahrum edilen şahsa bir güna zararı dokunmaksızın onu kendiliğinden serbest bırakırsa göreceği ceza altıda birinden yarısına kadar indirilir.   Madde 181(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Bir memur, memuriyetine aid vazifeyi suistimal ederek veyahut kanunen icab eden usul ve şartlara riayet etmiyerek bir kimseyi şahsi hürriyetinden mahrum ederse bir seneden üç seneye kadar hapis cezası verilir.    Eğer bu fiille 179 uncu maddenin ikinci fıkrasile 180 inci maddenin birinci fıkrasında yazılı hallerden biri inzimam etmiş ise ceza üç seneden beş seneye kadar hapistir.    180 inci maddenin son fıkrasında yazılı halde ceza altıda birden yarıya kadar indirilir.   – Her kim şehvet hissi veya evlenmek niyeti olmaksızın henüz on beş yaşına girmeyen küçük bir çocuğu kendi rızasiyle ana ve baba veya vasisi veyahut muvakkaten olsun kendisine bakmakta ve muhafaza etmekte olan kimseler yanından kaçırır yahut çocuğun muvafakatiyle bigayrihak yanında tutarsa bir seneye kadar hapis cezasına mahkum olur.Madde 182    Eğer bu fiil, kaçırılan veya alıkonulan çocuğun rızası olmaksızın işlenmiş yahut çocuk henüz on iki yaşını ikmal etmemiş bulunursa yerine göre evvelki maddelerde yazılı hükümler tatbik olunur.   – Kanunda yazılı hallerin haricinde bir kimsenin üzerini aramak için emir veren yahut bizzat arayan memur altı aya kadar hapis olunur.Madde 183   – Bir hapishane veya tevkifhane memuru salahiyeti olan merciinden verilmiş hüküm ilamı veya tevkif müzekkeresi almaksızın bir kimseyi hapishane veya tevkifhaneye kabul eder veya bir mevkuf ve mahbusun tahliyesi zımnında ait olduğu daireden sadır olan hüküm ve karara itaat etmezse altı aydan üç seneye kadar hapis olunur.Madde 184   – Bir kimsenin kanunsuz hapis olunduğunu haber alan salahiyettar bir memur o kimsenin tahliyesi için icap eden muameleyi bizzat yapmağı veya icraya salahiyeti olan mercie bildirmeyi red veya ihmal veya tehir ederse bir aydan bir seneye kadar hapis ve elli liraya kadar ağır cezayı nakdi ile cezalandırılır.Madde 185   Mevkuf veya mahkumun muhafazasına veya nakline memur olan yahut vazifesi iktizasınca o kimse üzerine nüfuz icrasına muktedir bulunan şahıs onun hakkında keyfi muamele yapar veya kanunun ve nizamın cevaz vermediği surette şiddet istimal ederse bir aydan iki seneye kadar hapis olunur.Madde 186 –   – Bir memur evvelki maddelerde beyan olunan cürümlerden birini işleyerek hususi bir maksada hizmet etmiş bulunursa cezası altıda bir miktarında çoğaltılır. Şukadar ki 185 inci maddede yazılı ağır cezayı nakdiye üç aydan üç seneye kadar hapis cezası ilave olunur.Madde 187   Madde 188 –(Değişik madde: 07/06/1979 – 2245/2 md.)   Bir kimse bir şeyi işlemek veya işlemesine müsaade etmek ya da o şeyi işlememeye mecbur etmek için diğer bir kimseye zor kullanır veya onu tehdit eder veya yetkisi olmadan veya yasalara aykırı olarak bir konuda bilgi vermesini veya inancını veya siyasi veya sosyal görüşünü açıklamasını isterse altı aydan bir yıla kadar hapis ve bin liradan üçbin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır.    Bu kimse tasarladığı sonucu elde etmişse hapis cezası bir yıldan iki yıla ve ağır para cezası ikibin liradan beşbin liraya kadardır.    Birinci fıkradaki eylemler silahla yada kendini tanınmayacak bir hale koyarak ya da bir kaç kişi tarafından birlikte ya da imzasız bir mektup ya da özel işaretlerle ya da var olan veya var sayılan gizli bazı örgütlerin oluşturdukları tehdit gücünden yararlanarak işlenmiş ise üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.    Bu suretle istenilen sonuç elde edilmişse beş yıldan sekiz yıla kadar ağır hapis cezası verilir ve ayrıca beş yıl genel güvenlik gözetimi altında bulundurulabilir.    Bir kimse, gayrimeşru olarak kamu hizmetlerinin görülmesine ayrılan yapılara veya eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına kişiler veya eşya üzerinde zor kullanarak veya başkalarını tehdit ederek engel olursa, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.    Bir kimse, gayrimeşru olarak her türlü eğitim ve öğretim kurumlarına veya öğrencilerin toplu olarak oturdukları yurt veya benzeri yerlere veya bunların eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına kişiler veya eşya üzerinde zor kullanarak veya başkalarını tehdit ederek engel olursa yukarıdaki fıkrada gösterilen ceza ile cezalandırılır.    Yukarıki fıkrada gösterilen hal dışında eğitim ve öğretim çalışmalarının kesilmesine veya ara verilmesine haksız eylem ve davranışlarıyla neden olanlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.    Yukarıdaki iki fıkrada gösterilen eylemler suçun işlendiği eğitim veya öğretim kurumlarının öğrencisi olmayan veya suçun işlendiği yurt veya benzeri yerlere yetkili makamlarca kabul edilmiş bulunmayan ya da öğrenci olmadığı halde bu gibi yerlerde kalan kişiler tarafından işlenirse verilecek ceza, altıncı fıkradaki halde üç yıldan beş yıla, yedinci fıkradaki halde ise bir yıldan üç yıla kadar hapistir.    Yukarıdaki son dört fıkrada gösterilen eylemler; silahla veya kendini tanınmayacak hale koyarak ya da bir kaç kişi tarafından birlikte veya var olan veya var sayılan bazı gizli örgütlerin oluşturdukları tehdit gücünden yararlanarak işlenmiş ise beş yıldan sekiz yıla kadar ağır hapis cezası verilir ve ayrıca beş yıl genel güvenlik gözetimi altında bulundurulur.   Madde 189 –(Değişik madde: 10/06/1949 tarih ve 5435/1 md.)   Ceza tayininde Kanunun şiddet sebebi sayarak bildirdiği silah tabirinden maksat;    1. Ateşli silahlar;    2. Patlayıcı maddeler;    3. Tecavüz ve müdafaada kullanılan her türlü kesici, delici veya bereleyici aletler;    4. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler ve boğucu, kör edici gazlardır.   – Bir cürüm; toplanmış bir kaç şahıs tarafından işlendiği takdirde bunlardan birisi silahlı ise silahla işlenmiş sayılır.Madde 190   – Bir kimse kanunda yazılı hallerin haricinde başkasına ağır ve haksız bir zarara uğratacağını bildirerek tehdit ederse altı aya kadar hapis olunur.Madde 191    Eğer tehdit fiili yüz seksen sekizinci maddenin üçüncü fıkrasında gösterilen suretlerden biriyle yapılır ise failin göreceği hapis cezası altı aydan iki seneye kadardır ve buna bir sene müddetle emniyeti umumiye nezareti altında bulunmak cezası dahi zam ve ilave olunabilir.    Sair tehdidat için alınacak ağır cezayı nakdi otuz liradır. Ancak bu bapta mutazarrır olan şahıs tarafından şikayetname verilmedikçe takibat yapılmaz.   Madde 192(Değişik madde: 11/05/1988 – 3445/1. md.)   Kendisine veya başkasına, para veya diğer bir yarar sağlamak maksadıyla bir gerçek veya tüzelkişiye zarar verebilecek bir hususu neşir yolu ile veya her ne suretle olursa olsun açıklama tehdidinde bulunanlara bir yıldan üç yıla kadar hapis ve ikimilyon liradan onmilyon liraya kadar ağır para cezası verilir.    Fail, arzu ettiği para veya diğer bir menfaati elde etmiş ise ceza üçte biri oranında artırılır.   DÖRDÜNCÜ FASIL : MESKEN MASUNİYETİ ALEYHİNDE CÜRÜMLER   – Bir kimse kendisini oradan çıkartmak hakkını haiz olan birinin rızası hilafında veya hile ile veya gizlice meskenine veya meskeninin müştemilatına girer veya rızasiyle girdikten sonra çıkmazsa sahibinin şikayeti üzerine bir aydan altı aya kadar hapis olunur.Madde 193    Eğer cürüm geceleyin veya eşhas aleyhinde şiddet istimaliyle veya silah ile veya bir çok kimseler tarafından toplu olarak işlenmiş ise ceza altı aydan üç seneye kadar hapistir; müddeiumumilikçe resen takibat yapılır.   – Bir memur vazifesini suistimal ederek veya kanunda muayyen olan usul ve şartlar haricinde olarak aharın mesken veya müştemilatına girerse üç aydan üç seneye kadar ve eğer bu işte evin içini araştırmak gibi başka keyfi bir muamele de yapacak olursa altı aydan üç seneye kadar hapis olunur.Madde 194    Eğer bu fiili hususi bir maksat uğrunda irtikap etmişse ceza müddeti altıda birden üçte bire kadar artırılır.    Efradın ticaretgahları veya idarehaneleri gibi hususi mahaller usulsüz olarak araştırılırsa fail iki aydan iki seneye kadar hapis olunur.   BEŞİNCİ FASIL : SIRRIN MASUNİYETİ ALEYHİNDE CÜRÜMLER   Bir kimse kendisine gönderilmiş olmıyan bir mektup veya telgrafı veya kapalı bir zarfı kasten açar veya başka bir şahsın, posta ve telgrafla vaki açık muhabere varakası münderecatını anlamak için usul ve nizam hilafında eline geçirecek olursa kendisinden otuz liradan yüz liraya kadar ağır cezayi nakti alınır. Eğer fail bu evrak muhteviyatını ifşa ve telgraf ve telsiz muhaberat ve telefon mükalematı mahremiyetini ihlal ederek bir zarar husulüne sebep olursa bir aydan üç seneye kadar hapis olunur.Madde 195 –   – Bir kimse kendisine gönderilmiş olmıyan posta ve telgraf muhaberesini ortadan kaldırırsa mezkur muhabere zarflı olupta zarfı açılmamış olsa bile bir seneye kadar hapse ve otuz liradan yüz liraya kadar ağır cezayi nakdiye mahkum olur.Madde 196    Eğer fiil zararı mucip olmuş ise hapis üç aydan, ağır cezayi nakdi elli liradan az olamaz.   – Bir kimse kendisine gönderilmiş olan bir mektup veya telgrafı gönderenin rızası hilafında neşir ve işaa eder ve bu yüzden bir zarara sebep olursa otuz liradan yüz liraya kadar ağır cezayi nakdiye mahkum olur.Madde 197   – Bir kimse resmi mevki veya sıfatı veya meslek ve sanatı icabı olarak ifşasında zarar melhuz olan bir sırra vakıf olup ta meşru bir sebebe müstenit olmaksızın o sırrı ifşa ederse üç aya kadar hapis ve elli liraya kadar ağır cezayi nakdiye mahkum olur.Madde 198    Eğer zarar vaki olmuş ise cezayı nakdi elli liradan az olamaz.   – Yukarki maddelerde yazılı cürümler hakkında takibat yapılması alakadar olanların şahsi davasına bağlıdır.Madde 199   – Posta ve telgraf memurlarından bir kimse memuriyet sıfatını suistimal suretiyle bir mektup, bir zarf, bir telgraf veya sair açık bir muhabere evrakını zapteder veya kapalı evrakı açar veya telefon, telgraf mükalemat ve muhaberatı mahremiyetini ihlal ederse üç aydan üç seneye kadar hapis olunur.Madde 200    Aynı ceza telgraf, posta, telefon dairesinde müstahdem olup bu sıfatı suistimal suretiyle muhabere evrakından birini ortadan kaldıranlar hakkında dahi tatbik olunur. Bu maddede beyan olunan hallerden biri bir zararı mucip olmuşsa fail altı aydan dört seneye kadar hapsedilir ve üç seneye kadar memuriyetinden mahrumiyet cezası birlikte hükmolunur.   ALTINCI FASIL : İŞ VE ÇALIŞMA HÜRRİYETİ ALEYHİNDEKİ CÜRÜMLER   Madde 201 –(Değişik madde: 28/09/1971 – 1490/2 md.)   Her kim cebir ve şiddet yahut tehdit ile sanat veya ticaret serbestisini her ne suretle olursa olsun tahdit veya men ederse üç aydan iki seneye kadar hapis cezasına mahkum olur.    Her kim cebir ve şiddet veya tehdit ile gerek işçiyi ve gerek ticaret veya sanat sahiplerini veya işverenleri, yevmiyeleri azaltıp çoğaltmaya yahut evvelce kabul edilen şartlardan başka şartlar altında mukaveleler kabulüne icbar etmek maksadiyle bir işin tatiline veya nihayet bulmasına sebebiyet verir veya tatilin devamına amil olursa sekiz aydan beş seneye kadar hapis cezasiyle cezalandırılır.    Her kim yukarıdaki fıkralarda gösterilen maksatların istihsaline matuf olmak üzere, cebir ve şiddet veya tehdit olmaksızın, işyerini her ne suretle olursa olsun kısmen veya tamamen işgal ederse bir aydan bir seneye kadar hapis cezasiyle cezalandırılır.    Yukardaki fıkralarda gösterilen fiiller silah ile veya kendini tanınmıyacak bir hale koyarak veya birkaç kişi tarafından birlikte işlenirse veya ayrıca bir tahribat meydana getirilmişse yahut mevcut veya mefruz bazı gizli cemiyetlerin husule getirdikleri tehdit kuvvetinden istifade ile işlenmiş ise; ceza iki misli artırılarak hükmolunur. Ancak hükmolunacak ceza beş seneyi geçemez.   Madde 201/a(Ek madde: 03/08/2002 – 4771 S.K./2. md.)   Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yabancı bir devlet tabiiyetinde bulunan veya vatansız olan veya Türkiye’de sürekli olarak oturmasına yetkili mercilerce izin verilmemiş bulunan kimselerin Türkiye’ye yasal olmayan yollardan girmelerini veya ülkede kalmalarını, bu kişilerin veya Türk vatandaşlarının yasal olmayan yollardan ülke dışına çıkmalarını sağlamaya göçmen kaçakçılığı denilir.    Göçmen kaçakçılığı suçunun faillerine veya böyle bir suça iştirak etmeksizin, daha önce ülkeye sokulmuş veya girmiş kaçak göçmenleri, maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollarla ülkeden çıkaranlara, yasal koşullara uymaksızın ülkede kalmalarını olanaklı kılanlara, bu maksatla sahte kimlik veya seyahat belgelerini hazırlayanlara veya temin edenlere ya da bu suçlara teşebbüs edenlere, fiilleri başka bir suç oluştursa bile ayrıca iki yıldan beş yıla kadar ağır hapis ve bir milyar liradan az olmamak üzere ağır para cezası verilir; suçun işlenmesinde kullanılan taşıtlar ve bu fiil nedeniyle elde edilen maddi menfaatler müsadere edilir.    Yukarıdaki fıkralarda yazılı olan suçlar, kaçak göçmenlerin yaşamlarını veya vücut bütünlüklerini tehlikeye soktuğu veya insanlık dışı veya onur kırıcı muamele biçimlerine tabi kılınmalarına neden olduğu hallerde faillere verilecek cezalar, yarısı oranında; ölüm meydana gelmiş ise bir kat artırılarak hükmolunur.    Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçlar örgütlü olarak işlendiğinde faillere verilecek cezalar bir kat artırılarak hükmolunur.   Madde 201/b –(Ek madde: 03/08/2002 – 4771 S.K./2. md.)   Zorla çalıştırmak veya hizmet ettirmek, esarete veya benzeri uygulamalara tabi kılmak, vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla, tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri tedarik eden, kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden, barındıran kimseye beş yıldan on yıla kadar ağır hapis ve bir milyar liradan az olmamak üzere ağır para cezası verilir.    Birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan eylemler var olduğu takdirde, mağdurun rızası yok sayılır.    Onsekiz yaşını doldurmamış çocukların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hallerinde suça ait araç fiillerden hiçbirisine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verilir.    Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçlar örgütlü olarak işlendiği takdirde faillere verilecek cezalar bir kat artırılarak hükmolunur.   ÜÇÜNCÜ BAP : DEVLET İDARESİ ALEYHİNDE İŞLENEN CÜRÜMLER   BİRİNCİ FASIL : BASİT VE NİTELİKLİ ZİMMET İLE DEVLET ALIM VE SATIMLARINDA MENFAAT SAĞLAMA   Madde 202(Değişik madde: 21/11/1990 – 3679/7 md.)   Görevi sebebiyle kendisine tevdi olunan veya muhafaza, denetim veya sorumluluğu altında bulunan para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları zimmetine geçiren memura altı yıldan oniki yıla kadar ağır hapis ve meydana gelen zararın bir misli kadar ağır para cezası verilir.    Yukarıdaki fıkrada gösterilen cürüm, dairesini aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenmiş ise faile oniki yıldan aşağı olmamak üzere ağır hapis ve meydana gelen zararın üç misli kadar ağır para cezası verilir.    Zararın, kovuşturma yapılmadan önce tamamiyle ödenmiş olması halinde yukarıdaki fıkralarda yazılı cezaların yarısı, ödeme hükümden önce gerçekleştirilmiş ise üçte biri indirilir.    Meydana gelen zararın ödenmemesi halinde mahkemece ödettirilmesine re’sen hükmolunur.    Bu fiiller kamu bankaları aleyhine işlenmiş ise faile verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.   Madde 203(Değişik madde: 21/11/1990 – 3679/8 md.)   Denetim görevini ihmal ederek 202 nci maddenin birinci fıkrasında yazılı zimmetin oluşmasını veya artmasını mümkün kılmış olan kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis ve beşyüzbin liradan ikimilyon liraya kadar ağır para cezası verilir.    Fail, meydana gelen zararın ödenmesinden asıl fail ile birlikte sorumlu tutulur.    –Madde 204(Mülga madde: 21/11/1990 – 3679/28 md.)   Madde 205– (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Bir kimse Türkiye Devleti hesabına olarak almaya veya satmaya yahut yapmaya memur olduğu her nevi eşyanın alım veya satımında veya pahasında veya miktarında veya yapmasında fesat karıştırarak her nesuretle olursa olsun irtikap eylerse on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasiyle cezalandırılır ve zarar kendisine ödettirilir.   Madde 206(Mülga madde: 21/11/1990 – 3679/28 md.)   Madde 207(Mülga madde: 21/11/1990 – 3679/28 md.)   Madde 208(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Devlet memurlarından her kim, idaresine ve nezaretine memur oldukları işlerde Devlet için az veya çok eşya veya malzeme alım veya satımında gizli veya aşikar, gerek doğrudan doğruya kendisi, gerek başkası vasıtasiyle veya ortaklık suretiyle kendi kazancı için ticaret eder veya imalat yahut inşaatı götürü şekilde deruhde edenlere ortak olursa üç seneden az olmamak üzere ağır hapis cezasiyle cezalandırılır.    Eğer bu gibi alış verişte komüsyon alınır yahut nakid veya meskukat mubadelesinde kazanç sağlanırsa ağır hapis cezası beş seneden az olamaz.   İKİNCİ FASIL : İRTİKAP   Madde 209(Değişik madde: 21/11/1990 – 3679/9 md.)   Memuriyet sıfatını veya görevini kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına haksız olarak para verilmesine veya sair menfaatler sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına, bir kimseyi icbar eden memura altı yıldan az olmamak üzere ağır hapis cezası verilir.    Yukarıdaki fıkrada yazılı cürüm, ikna suretiyle işlenirse faile dört yıldan altı yıla kadar ağır hapis cezası verilir.    Memur Kanunen almaması gereken bir şeyi diğerinin hatasından yararlanarak almış bulunursa iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir.   Madde 210 –(Mülga madde: 21/11/1990 – 3679/28 md.)   ÜÇÜNCÜ FASIL : RÜŞVET   Madde 211(Değişik madde: 21/11/1990 – 3679/10 md.)   Ceza Kanununun tatbikinde memur sayılanların, kanunen veya nizamen yapmaya veya yapmamaya mecbur oldukları şeyi yapmak veya yapmamak için aldıkları veya başkalarına aldırdıkları para, hediye ve her ne nam altında olursa olsun sağladıkları diğer menfaatler ile bu maksatla alıp sattıkları veya ihale eyledikleri taşınır ve taşınmaz malların gerçek değeri ile verilip alınan bedel arasındaki fahiş fark rüşvet sayılır.    Bu Kanundaki memur tanımı dışında kalsalar dahi, özel kanunlarında belirli hallerde Devlet memuru sayıldıkları açıklananlar ile bazı yükümlülük ve sorumlulukları bakımından Devlet memurları gibi cezalandırılacakları belirtilenlerin yukarıdaki fıkrada gösterilen şekilde sağladıkları her türlü menfaat de rüşvet sayılır.   (Ek fıkra: 02/01/2003 – 4782 S.K./2. md.)Yabancı bir ülkede seçilmiş veya atanmış olan, yasama veya idari veya adli bir görevi yürüten kamu kurum veya kuruluşlarının memur veya görevlilerine veya aynı ülkede uluslararası nitelikte görevleri yerine getirenlere, uluslararası ticari işlemler nedeniyle, bir işin yapılması veya yapılmaması veya haksız bir menfaatin elde edilmesi veya muhafazası amacıyla, doğrudan veya dolaylı olarak birinci fıkranın öngördüğü menfaatlerin teklif veya vaat edilmesi veya verilmesi de rüşvet sayılır.   Madde 212(Değişik madde: 21/11/1990 – 3679/11 md.)   Kanun ve nizam hükümlerine göre yapmak zorunda olduğu şeyi yapmak veya yapmamak zorunda olduğu şeyi yapmamak için rüşvet alan veya bir vaat veya taahhüt kabul eden kimseye dört yıldan on yıla kadar ağır hapis cezası verilir.    Cürmün, yapılması gereken işin yapılmaması veya yapılmaması gereken işin yapılması için işlenmesi halinde faile beş yıldan oniki yıla kadar ağır hapis cezası verilir.    Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hallerde, memurun mensup olduğu dairenin ilgili bulunduğu sözleşme veya taahhütlere girişilmiş veya memuriyet, maaş, nişan veya sair rütbe, derece veya kademeler verilmiş veya kanun ve nizama aykırılık veya hakkı ihlal eden bir hal meydana gelmiş ise faile altı yıldan onbeş yıla kadar ağır hapis cezası verilir.    Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hallerde faile ayrıca, aldığı para ile sağladığı her türlü menfaat veya vaat veya taahhüt olunan her türlü menfaatlerin miktar veya değerinin beş misli ağır para cezası verilir.   Madde 213(Değişik madde: 21/11/1990 – 3679/12 md.)   211 inci maddede gösterilen kimselere yapmaya mecbur oldukları şeyi yapmamaları veya yapmamaya mecbur oldukları şeyi yapmaları için rüşvet vaat veya teklif eden veya veren kimseye kanun ve nizama aykırılığın derecesine ve istenilen şeyin kısmen veya tamamen yapılmış olup olmamasına göre dört yıldan oniki yıla kadar ağır hapis cezası verilir.    Haklı bir hususun temini için rüşvet veren veya başka yararlar temin eden kimseye, verdiği para veya temin ettiği menfaatin on katı ağır para cezası verilir.   Madde 214(Değişik madde: 21/11/1990 – 3679/13 md.)   Kendisine rüşvet teklif edilen kimse, emir ve idare yetkisine sahip olanlar ile hakim ve savcılardan veya resmi daireler tarafından özel bir vazifeyle görevlendirilenlerden biri veya noter, avukat, dava vekili olduğu takdirde, kanun ve nizama aykırılığın derecesine göre, rüşvet veren hakkında verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.   Madde 215(Değişik madde: 21/11/1990 – 3679/14 md.)   Rüşvet kabul eden kimse, rüşveti almadan önce veya aldıktan sonra ve fakat istenilen hususu kısmen dahi olsa yerine getirmeksizin ve hakkında tahkikata geçilmeden keyfiyeti merciine duyurur ve aldığı para ve diğer şeyleri aynen iade ederse sorumlu olmaz.    Bunun gibi, haksız isteğinin yerine getirilmesinden önce durumu merciine duyuran fail de sorumlu olmaz ve vermiş olduğu para, sair şeyler geri alınarak kendisine verilir.   Madde 216(Değişik madde: 21/11/1990 – 3679/15 md.)   Rüşvete aracılık eden kimse, rüşveti veren ve alandan hangisinin vasıtası ise onun suç ortağı sayılır.   Madde 217(Değişik madde: 21/11/1990 – 3679/16 md.)   Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, rüşvet olarak verilen para, eşya ve diğer şeylerin veya bunlarla edinilen mal ve değerlerin müsaderesine hükmedilir.   Madde 218(Değişik madde: 21/11/1990 – 3679/17 md.)   Görevine girmeyen ve yapılması veya yapılmaması hususunda yetkili olmadığı bir işi yapacağı kanaatini uyandırarak menfaat sağlayan memura bir yıldan beş yıla kadar hapis ve ikimilyon liradan beşmilyon liraya kadar ağır para cezası verilir.   Madde 219(Değişik madde: 21/11/1990 – 3679/18 md.)   202 ila 218 inci maddelerde yazılı suçların emir ve idare yetkisine sahip olanlar ile hakim ve savcılar tarafından işlenmesi halinde verilecek cezalar yarısı oranında artırılarak hükmolunur.    Mahkemeler ile adalet dairelerinde veya sair resmi dairelerde kendilerine kanuni bir görev verilen veya 211 inci maddede gösterilen kişilerin rüşvet fiilleri, kesin yargı hükmüne tesir etmiş ise failler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanır.    202 ila 218 inci maddelerde yer alan cürümler dolayısıyla alınan veya verilen rüşvet veya yararın değeri hafif olduğu takdirde verilecek cezanın yarısı, pek hafif olduğu takdirde üçte ikisi indirilir.    Bu Kanunun 202, 205, 208, 209, 212, 213, 214, 216, 218 ve 219 uncu maddeleriyle mahkum olanlara aynı zamanda memuriyetten müebbeten mahrumiyet cezası da verilir.   Madde 220(Mülga madde: 21/11/1990 – 3679/28 md.; Yeniden düzenlenen madde: 02/01/2003 – 4782 S.K./3. md.)   Bu Fasılda yer alan rüşvet verme suçları, tüzel kişilerin yetkili temsilcileri tarafından işlendiğinde, bunlar cezalandırılmakla beraber tüzel kişi hakkında da suçla elde edilen menfaatin iki katından üç katına kadar ağır para cezasına hükmolunur.   Madde 221 –(Mülga madde: 21/11/1990 – 3679/28 md.)   Madde 222(Mülga madde: 21/11/1990 – 3679/28 md.)   Madde 223(Mülga madde: 21/11/1990 – 3679/28 md.)   Madde 224(Mülga madde: 21/11/1990 – 3679/28 md.)   Madde 225(Mülga madde: 21/11/1990 – 3679/28 md.)   Madde 226(Mülga madde: 21/11/1990 – 3679/28 md.)   Madde 227(Mülga madde: 21/11/1990 – 3679/28 md.)   DÖRDÜNCÜ FASIL : MEMURİYET VE MEVKİ NÜFUZUNU SUİSTİMAL EDENLER VE MEMURİYET VAZİFELERİNİ YAPMIYANLARA AİT CEZALAR   Madde 228(Değişik madde: 05/01/1961 – 235/2 md.)   Devlet memurlarından her kim bir şahıs veya memur hakkında memuriyetine ait vazifeyi suiistimal ile kanun ve nizamın tayin ettiği ahvalden başka suretle keyfi bir muamele yapar veya yapılmasını emreder veya ettirirse altı aydan üç seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu muamelede hususi maksat veya siyasi saik veya sebep mevcut ise cezası üçte birden yarıya kadar artırılır.    Memuriyetinin icrasında lüzumsuz yere sert muamelelerle bir şahsın kanun hükmüne veya hükümetin emirlerine itaat etmemesine sebep olan memur dahi aynı ceza ile cezalandırılır.   – Memuriyeti sebebiyle kendisine tevdi kılınan veya ıttılaına müsadif olan vesikalar, kararlar ve emirleri ve sair tebligatı başkasına ifşa veya neşir ve ilan eden yahut her nasıl olursa olsun başkalarının vukuf ve ıttılaını kolaylaştıran memur, altı aydan iki seneye kadar hapis olunur.Madde 229    Devletçe neşir ve ilanı matlup olan kararları kabule şayan mazereti olmaksızın tehir eden memur hakkında da aynı ceza tatbik olunur.   Madde 230(Değişik madde: 12/06/1979 – 2248/18 md.)   Hangi nedenle olursa olsun memuriyet görevini yapmakta savsama ve gecikme gösteren veya üstünün yasaya göre verdiği buyrukları geçerli bir neden olmadan yapmayan memur üç aydan bir yıla kadar hapis ve bin liradan beşbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.    Bu savsama ve gecikmeden veya üstünün yasal buyruklarını yapmamış olmaktan Devletçe bir zarar meydana gelmişse, derecesine göre altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile birlikte süreli veya temelli olarak memuriyetten yoksun kalma cezası da hükmolunur.    Her iki durumda memurun vazifesini geciktirmesinden veya verilen buyruğu yapmamasından, kişiler herhangi bir zarara uğramışsa bu zarar ayrıca ödettirilir.   – Yukarıdaki maddede yazılı olan terahi veya emri yapmamak hakimler tarafından vaki olduğu surette bunlar aleyhine iştikai anilhükkam davasının ikamesi için kanuna göre bulunması lazımgelen şartlar mevcut olduğu halde ihmal veya emri yapmamak fiili vaki farz olunur.Madde 231   – Görülmekte olan bir davanın tarafeyninden biri hakkında sahabet veya garaz ve menfaata müsteniden hakimlere emir ve tahakküm veya nüfuz veya iltimas eden kimse birinci ve ikinci surette iki seneden ve üçüncü takdirde altı aydan az olmamak üzere hapis olunur. Fail memur ise başkaca müebbeden veya muvakkaten memuriyetten mahrumiyet cezasiylede cezalandırılır.Madde 232    Bu müdahale üzerine dava haksız şekilde hüküm olunmuş ise ceza üçte biri kadar artırılır.   Yukarıki maddede yazılan emir ve iltimasa müsteniden hüküm ve karar veren hakimler hakkında dahi hüküm ve kararının suret ve mahiyetine ve mahkumun hukuku üzerine yaptığı tesirin derecesine göre iki seneden beş seneye kadar hapis ve hakimlik hizmetinden müebbed mahrumiyet cezası tatbik olunur.Madde 233 –   – Asker zabitlerinden veya Devletin umumi kuvvetlerine dahil memurlarla zabıta memurlarından biri salahiyettar daireden kendilerine kanuna göre verilmiş olan bir emri, nizama karşı gelerek yapmak istemez ve yapmasını geciktirirse iki seneye kadar hapis olunur.Madde 234   Madde 235(Değişik madde: 07/06/1979 – 2245/3 md.)   Memurlardan biri görevini yaptığı sırada görevine ilişkin olarak kamu adına kovuşturmayı gerektiren bir suç işlendiğini öğrenip de ilgili daireye bildirmede ihmal ve gecikme gösterirse dört aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır ve bu cezaya, öğrenilen suçun önemine göre ayrıca süreli veya süresiz memuriyetten mahrumiyet cezası da eklenir.    Eğer fail, adli kolluk memurlarından biri ise verilecek ceza bir yıl hapis cezasından aşağı olamaz ve her halde memuriyetten süresiz mahrumiyet cezası da hükmolunur.   Madde 236(Değişik madde: 07/01/1981 – 2370/2 md.)   Memurlardan veya işçi niteliğini taşımayan kamu hizmeti görevlilerinden üç veya daha fazla kimse aldıkları karar gereğince kanun hükümlerine aykırı olarak, memuriyetlerini terk eder veya vazifelerine gelmezlerse veya vazifelerine gelip de görevlerini geçici de olsa kısmen veya tamamen yapmazlar yahut yavaşlatırlarsa her biri hakkında dört aydan bir yıla kadar hapis ve ikibin liradan onbin liraya kadar ağır para cezasiyle birlikte muvakkaten veya müebbeten memuriyetten mahrumiyet cezası da hükmolunur.    Başkaları tarafından alınan karara veya yayınlanan bildirilere uyarak yukarıdaki fıkrada yazılı fiilleri işleyen memurlara ve işçi niteliği taşımayan kamu hizmeti görevlilerine de aynı ceza hükmolunur.    Bu maddedeki eylemler dernek veya meslek kuruluşları yöneticilerinin bu yönde aldıkları karar veya yayınladıkları bildiriler üzerine vuku bulmuşsa, bu kararı alan veya bildiriyi yayınlayanlara bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üçbin liradan onbin liraya kadar ağır para cezası verilir. Fail memur ise müebbeten memuriyetten mahrumiyet cezasına da hükmolunur.   Madde 237(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Kanunun evlenmelerini menettiği kimselerin bu memnuiyetlerini bildikleri halde akidlerini yapan evlenme memurlarile bu suretle evlenenler ve bunları evlenmiye sevkeden veya evlenmelerine rıza gösteren veli veya vasileri üç aydan iki seneye kadar hapsolunurlar.    Kanuni şartlara riayet etmeksizin evlenme kağıdı veren memur, bir aydan üç aya kadar hapsolunur.    Evlenme akdinin kanuna göre yapılmış olduğunu gösteren kağıdı görmeden bir evlenme için dini merasim yapanlar hakkında da bundan evvelki fıkrada yazılı ceza verilir.    Aralarında evlenme akdi olmaksızın evlenmenin dini merasimini yaptıran erkek ve kadınlar iki aydan altı aya kadar hapis cezasile cezalandırılır.    Erkek evli olduğu takdirde verilecek ceza altı aydan üç seneye kadar hapistir. Erkeğin evli olduğunu bilen kadına da aynı ceza verilir.    Muhtarlar aralarında evlenme akdi yok iken evlenmenin dini merasimini yaptıklarına muttali oldukları kimseleri salahiyetli makama bildirmeğe mecburdurlar. Bu hususta ihmal gösterenler beş liradan yüz liraya kadar ağır para cezasile cezalandırılır ve tekerrürü halinde ayrıca bir aya kadar hapsolunurlar.   – Hakimlerle memurinden her kim memuriyetinin dairesi dahilinde ahalinin zaruri havayicinden olan hububat, erzak ve sair malzemeleri alıp satarak ticaret ederse yüz liradan aşağı olmamak üzere ağır cezayı nakdi ve müebbeden memuriyetten mahrumiyet cezasiyle cezalandırılır.Madde 238   – Hazar vaktinde seferberliğe müteallik vazifelerin ifasında ihmal ve terahisi sabit olan memurun cezası üçte bir derecesinde artırılır.Madde 239   Madde 240(Değişik madde: 12/06/1979 – 2248/19 md.)   Yasada yazılı hallerden başka hangi nedenle olursa olsun görevini kötüye kullanan memur derecesine göre bir yıldan üç yıla kadar hapsolunur. Cezayı hafifletici nedenlerin bulunması halinde altı aydan bir yıla kadar hapis ve her iki halde ikibin liradan onbin liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır. Ayrıca memuriyetten süreli veya temelli olarak yoksun kılınır.   BEŞİNCİ FASIL : İMAMLAR, HATİPLER, VAİZLERLE RUHANİ REİSLERE MÜTEALLİK CÜRÜMLER   – İmam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi dini reislerden biri vazifesini ifa sırasında alenen hükümet idaresini ve devlet kanunlarını ve hükümet icraatını takbih ve tezyif ederse bir aydan bir seneye kadar hapis ve yüz elli liraya kadar ağır cezayı nakdi ile cezalandırılır veya bunlardan biri hüküm olunabilir.Madde 241   – Yukarıdaki maddede gösterilen kimselerden biri işbu sıfattan bilistifade hükümetin idaresini ve kanun ve nizam ve emirleri ve dairelerden birine ait olan vazife ve salahiyeti takbih ve tezyife veya halkı kanunlara yahut hükümet emirlerini icraya veya memuru memuriyetinin vazifesi icabına karşı itaatsizliğe tahrik ve teşvik edecek olursa üç aydan iki seneye kadar hapse ve ikiyüz liraya kadar ağır cezayı nakdiye ve müebbeden veya muvakkaten bilfiil o vazifeyi icradan ve onun menfaat ve aidatını almaktan memnuiyetine hüküm olunur. İşbu fiiller alanen yapıldığı takdirde ceza üç seneye kadar hüküm olunabilir.Madde 242    Kendi sıfatlarından istifade ederek kanunlara veya kanuna göre kazanılmış olan haklara muhalif iş ve sözlerde bulunmağa bir kimseyi icbar ve ikna eden din reis ve memurları hakkında dahi baladaki fıkrada yazılan ceza tertip olunur.    Bunlardan biri dini sıfatından istifade ederek evvelki maddede yazılan fiillerden başka bir cürüm işlerse altıda bir miktarı çoğaltılmak şartiyle o cürüm için kanunda yazılı olan ceza ile mahkum olur.    Şu kadar ki kanun işbu sıfatı esasen nazarı itibara almış ise cezayı çoğaltmağa mahal yoktur.   ALTINCI FASIL : HÜKÜMET MEMURLARI TARAFINDAN EFRADA KARŞI YAPILACAK SUİ MUAMELELER   Madde 243(Değişik madde: 05/01/1961 – 235/2 md.)   (Değişik fıkra: 26/08/1999 – 4449/1 md.)Bir kimseye cürümlerini söyletmek, mağdurun, şahsi davacının, davaya katılan kimsenin veya bir tanığın olayları bildirmesini engellemek, şikayet veya ihbarda bulunmasını önlemek için yahut şikayet veya ihbarda bulunması veya tanıklık etmesi sebebiyle veya diğer herhangi bir sebeple işkence eden veya zalimane veya gayriinsani veya haysiyet kırıcı muamelelere başvuran memur veya diğer kamu görevlilerine sekiz yıla kadar ağır hapis ve sürekli veya geçici olarak kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezası verilir.    Fiil neticesinde ölüm vukua gelirse 452 nci, sair hallerde 456 ncı maddeye göre tertip olunacak ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.   – Bir kimse hakkında sahabet fikrine veya garaza müsteniden kanun hilafında hüküm ve karar verdiği sabit olan hakimler, üç aydan üç seneye kadar hapis ve muvakkaten memuriyetten mahrumiyet cezasına müstahak olur.Madde 244   Madde 245(Değişik madde: 05/01/1961 – 235/2 md.)   Kuvvei cebriye imaline memur olanlar ve bilumum zabıta ve ihzar memurları memuriyetlerini icrada ve mafevkinde bulunan amirinin emrini infazda kanun ve nizamın tayin ettiği ahvalde başka surette bir kimse hakkında suimuamele veya cismen eza verecek hale cüret eder yahut o kimseyi darp ve cerheylerse üç aydan beş seneye kadar hapis ve muvakkaten memuriyetten mahrumiyet cezaları ile cezalandırılır. Eğer işlediği cürüm bu fiillerin fevkinde ise o cürümlere terettüp eden ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.   (Ek fıkra: 02/01/2003 – 4778 S.K./1. md.)243 üncü madde ile bu maddede yazılı suçlardan dolayı verilen cezalar, para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilemez ve ertelenemez.   Hükümet memurları tarafından bir kimsenin emval ve emlaki cebren iştira ve fuzuli iddia ile haksız yere zaptolunmak veyahut sattırılmak ve menafii amme için lüzumu sabit olmadıkça ve kanunu mucibince behası peşin verilmedikçe tasarruf hakları iptal olunmak gibi haller vukubulursa o emval ve emlak aynen ve mevcut olmadığı halde kıymeti nakden sahibine reddettirilip buna mütecasir olan memur cürmünün derecesine göre üç aydan iki seneye kadar hapis ve memuriyetten muvakkaten mahrumiyet cezasiyle cezalandırılır.Madde 246 –   Memurlardan biri veya her nevi varidatı Devleti maktuan deruhte edenler ile adamları kanunen ve nizamen muayyen olan vergi, rüsumat ve sair aidatın miktarından ziyade bir şey alırlarsa memurlar ile mültezimler altı aydan üç seneye kadar ve adamları altı aya kadar hapis cezasiyle cezalandırılır. Fazla olarak aldıkları para her ne miktar ise reddedildikten sonra aldıkları paranın bir katı dahi ağır cezayı nakdi olarak alınır.Madde 247 –   Bir memur kanunen tayin olunan mücazatı nakdiyeden maada cerime olarak para ve sair bir şey alır veya kanunen tahsiline memur olduğu mücazatı nakdiyenin miktarından fazla olarak bir şey ahzeylerse aldığı şey kendisinden geri alınarak sahibine verildikten başka bir katı ağır cezayı nakdi alınır ve altı aydan üç seneye kadar hapis cezasiyle cezalandırılır.Madde 248 –   – Kanunen ve nizamen tayin olunun ve ahalice bilicap lüzum görülen umumi hizmetlerden başka hükümet memurları ve saireden her kim angarya olarak her nevi işte adam kullanırsa buna mütecasir olan kimseden böyle meccanen kullandığı adamların mahallerince olan ücreti marufeleri alınarak ashabına teslim ve derecei cürmüne göre altı aydan üç seneye kadar sürgün cezası tayin olunur. Memur ise muvakkaten memuriyetten mahrumiyet cezasına müstahak olur.Madde 249   – Tebliğ ve ihzar memurları, askerler, jandarmalar ve zabitler ve umum memurlar gelip geçtikleri yerlerde ahalinin hanelerine rızaları hilafına konup meccanen yem ve yiyecek alırlar ise aldıkları her ne ise parası ashabına reddettirildikten başka bir aya kadar hapsolunurlar.Madde 250    Asker ve jandarmanın heyetçe hareketlerinde bu gibi şeylere cesaret ederlerse aldıkları eşyanın parası zabitanından alınarak sahiplerine teslim ettirildikten başka altı aydan üç seneye kadar hapis ile cezalandırılırlar. Eğer bu keyfiyet cebir ve şiddet icrasiyle vukubulursa cezaları üçte bir derecesinde çoğaltılır.   Madde 251(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Bir memur vazife esnasında bir kimse aleyhine bir cürüm işlerse kanunda yazılı olmıyan hallerde o cürme kanunen terettüp eden ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.   YEDİNCİ FASIL : HÜKÜMET MEMURİYETİNİN VE UNVAN VE ŞEREFİNİN GASBI   – Her kim mülki ve askeri memuriyetlerden birini hilafı nizam ifa veya ifaya teşebbüs eylerse üç aydan iki seneye kadar hapis ile mücazat olunur.Madde 252    Aynı ceza memuriyetini terk ve tatil emri kendisine resmen bildirilmiş olduğu halde yine memuriyetinde devam eden memur hakkında üç aydan iki seneye kadar memuriyetten mahrumiyet cezasiyle birlikte hükmolunur.    Mahkeme bu baptaki ilam hülasasının masarifi mahkumdan alınmak şartiyle cürmün vukubulduğu veya mahkumun ikamet eylediği vilayet ceridelerinden biriyle neşir ve ilanını emredebilir.   Madde 253(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   (Değişik fıkra: 07/06/1979 – 2245/4 md.)Her kimse bir rütbe veya memuriyetin veya bir mesleğin resmi elbisesini yetkisi olmaksızın açıktan açığa giyer veya hakkı olmayan nişan veya madalyaları takarsa üç aydan bir yıla kadar hapis ve ikibin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Böyle bir elbise giyerek elbisenin belirlediği meslek ve memuriyetle ilgili işler yapanlara altı aydan iki yıla kadar hapis ve binbeşyüz liradan üçbin liraya kadar ağır para cezası verilir. Bu elbisenin sağlayacağı kolaylık ve olanaklardan yararlanarak bir cürüm işlenirse, yalnız bu eylemden ötürü yukarıdaki cezalar üçte birden yarıya kadar artırılarak hükmolunur.    Siyasi partinin takib ettiği prensiplerin remzi olan alamet ve işaretleri o partinin şerefini kıracak yerde kullananlarla partiden müsaade almaksızın kitap, gazete, mecmua veya Matbuat Kanununa göre matbua sayılan diğer şeyler üzerine veya sinama şeridlerine bunların muhteviyatını partiye mal edici manada koyanlar altı aya kadar hapis veya on liradan 200 liraya kadar ağır para cezasile cezalandırılırlar. Bu hususta takibat icrası alakalı siyasi parti Genel Sekreterliğinin şikayetine bağlıdır.    Kızılay Cemiyetine aid alamet ve işaretleri, Kızılay Cemiyetinin rızası olmaksızın her hangi bir matbua veya evrak ve sair eşya üzerine koymak veya resim veya hakketmek veya her ne suretle olursa olsun o alamet ve işaretleri temsil veya tecessüm ettirmek suretile kullananlar üç aya kadar hapis veya beş liradan yüz liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılırlar. Bu hususta takibat icrası Kızılay Cemiyeti Umumi Merkezinin şikayetine bağlıdır.   (Ek fıkra: 07/02/1949 – 5319/1 md.)Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Kurulunun resmi mühür ve damgası ile dünya yuvarlağı üzerine resmedilmiş iki defne dalı ortasındaki eskülap sembolünden ibaret alametinin ve (Dünya Sağlık Kurulu) adının ve bu adın ilk harflerinden müşekkel kısaltmanın ticaret veya her hangi bir menfaat kastiyle, herhangi bir ticaret ve sanayi müessesesi veya bir kimse tarafından, bu kurulun rızası olmaksızın, kullanılması, herhangi bir matbua veya evrak ve eşya üzerine konması veya temsil ve tecessüm ettirilmesi yasaktır. Buna aykırı hareket edenler üç aya kadar hapis veya beş liradan yüz liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.   SEKİZİNCİ FASIL : HÜKÜMETE KARŞI ŞİDDET VEYA MUKAVEMET VE KANUNLARA MUHALEFET   Madde 254(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Resmi meclisler azasından veya Hükümet memurlarından biri hakkında vazifesine mütaallik bir işi yapmaya yahut yapmamaya icbar için şiddet veya tehdit gösteren kimse, bir seneden üç seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır.   (Değişik fıkra: 07/06/1979 – 2245/5 md.)Eylem silahla bir kişi tarafından işlenmiş ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Eylemin iki veya daha çok silahlı kişiler tarafından anlaşarak birlikte veya silahsız ve anlaşma olmasa bile toplanmış beşten çok kişiler tarafından işlenmesi halinde verilecek ceza beş yıldan az olamaz.   (Ek fıkra: 28/09/1971 – 1490/4 md.)Her kim birinci fıkrada yazılı olan şahıslardan birinin vazife gördüğü yeri her ne suretle olursa olsun kısmen veya tamamen işgal ederek, vazifesine mütaallik bir işin yapılmasına mani olursa altı aydan üç seneye kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Fiil, cebir ve şiddet veya tehditle işlenirse bir seneden üç seneye kadar, silahla veya kendini tanınmıyacak bir hale koyarak yahut birkaç kişi tarafından birlikte işlenirse, iki seneden beş seneye kadar hapis cezasına hükmolunur.   – Yukarıdaki maddede yazılı cezalar adli, siyasi veya idari bir heyetin veya bu heyetler mümessillerinin içtimaını yahut vazife görmelerini men veya ihlal veya müzakerelerinde nüfuz veya tesir icra etmek üzere şiddet kullananlar veya tehdit gösterenler hakkında dahi tatbik olunur.Madde 255   – Şiddet veya tehdit ile yukarıki maddelerde yazılı olan fiili işlemek üzere teşekkül eden on veya daha ziyade kimselerden mürekkep bir içtimaa dahil olanlar bir aydan iki seneye kadar hapsolunur.Madde 256   – Yukarıdaki maddede beyan olunan içtima cürmün silah ile işlenmesi için vaki olmuş ise hapis üç aydan üç seneye kadardır. Eğer Hükümetin emir ve ihtarı üzerine dağılırsa içtimaa dahil olanlar hakkında ceza verilemez.Madde 257   Madde 258(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Bir memura veya ona yardım edenlere memuriyetine ait vazifeleri ifa sırasında cebir ve şiddet veya tehdit ile mukavemet eden kimse altı aydan iki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır.   (Değişik fıkra: 07/06/1979 – 2245/6 md.)Eylem silahla bir kişi tarafından işlenmişse iki yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Eylemin iki veya daha çok silahlı kişiler tarafından veya silahsız olsa bile toplanmış beşten çok kişiler tarafından işlenmesi halinde verilecek ceza üç yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır.   (İptal fıkra: Anayasa Mah. 26/05/1998 tarih ve E. 1997/32, K. 1998/25)   Eğer memur haiz olduğu salahiyet hududunu tecavüz ederek veya keyfi hareketlerle bu muameleye sebebiyet vermiş ise fail hakkında geçen maddelerdeki ceza dörtte bire kadar indirileceği gibi icabına göre ceza büsbütün de kaldırılabilir.    254, 255, 256 ve 257 nci maddelerle yukarki fıkralarda yazılı fiiller, İcra Vekilleri Heyetinden bir vekil aleyhinde işlenirse tayin edilecek ceza yarı nispette artırılarak hükmolunur.   – Ceza Kanunu itibariyle akrabadan murat, karı koca ile usul ve füru ve kardeş ve kız kardeş ve amuca ve dayı ve hala ve teyzelerle yegenler ve bunlar derecesindeki sıhri akrabadır.Madde 259   – Kanun ve nizam hükümlerinden birinin icrasına muhalefet için nüfuz ve müessir kuvvet sarfedenler bir seneye kadar hapis cezasiyle cezalandırılır.Madde 260   Madde 261(Değişik madde: 28/09/1971 – 1490/5 md.)   Kanun ve nizamlara aykırı olarak mektep veya dersane açanlar, açılan mektep veya dershane kapatılmakla beraber altı aydan iki seneye kadar hapis cezasiyle cezalandırılır.    Ruhsatsız öğretmenlik edenlerle bunları istihdam eyliyenlere de aynı ceza verilir.    Mükerrirler hakkında verilecek ceza bir sene hapisten aşağı olamaz.   – Camiler etrafındaki mezarlıklarla kiliseler avlu ve derunlarına ve meskun mahaller civarında bulunan kabristanlara ve ölü defnine mahsus olan mahallerden maada yerlere ruhsatsız ölü defneden veya ettiren kimse bir aydan altı aya kadar hapis veya otuz liradan yüz elli liraya kadar ağır cezayı nakdi ile mahkum olur.Madde 262   – Kolera ve sair bulaşık hastalıklardan musab veya vefiyat zuhur eden ev ve sair mahallerin kordon altına alınmasına dair Hükümetçe verilen emirlere ve yapılan icraata fiillen mümanaat edenler hareketlerinin derecesine göre bir aydan bir seneye kadar hapsolunur.Madde 263   Madde 264(Değişik madde: 07/06/1979 – 2245/7 md.)   Her kim ait olduğu merciden ruhsat almaksızın dinamit veya bomba veya buna benzer yıkıcı veya öldürücü alet veya barut ve benzeri ateşli ecza yapar veya bunları yabancı bir ülkeden Türkiye’ye sokar veya sokmaya aracı olur veya ülke içinde bir yerden diğer bir yere götürür veya yollar veya götürmeye bilerek aracılık ederse, beş yıldan sekiz yıla kadar hapsolunur ve kendisinden onbeşbin liradan altmışbin liraya kadar ağır para cezası alınır.    Birinci fıkradaki eylemleri işlemek amacı ile teşekkül vücuda getirenlerle yönetenler veya teşekküle mensup olanlar tarafından sözü geçen fıkrada yazılı suçlar işlenirse failler hakkında on yıldan onbeş yıla kadar ağır hapis ve ellibin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.    İkinci fıkradaki hal dışında, iki veya daha çok kimselerin toplu olarak birinci fıkrada yazılı suçları işlemeleri halinde sekiz yıldan oniki yıla kadar ağır hapis ve yirmibeşbin liradan yetmişbeşbin liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.    Birinci fıkrada yazılı eylemleri işlemek amacıyla iki veya daha çok kimselerin önceden anlaşıp birleşmeleri teşekkül sayılır.    Ruhsatsız bu gibi şeyleri taşıyanlar veya bulunduranlar veya satanlar veya satmaya çalışanlar veya alanlar üç yıldan beş yıla kadar ağır hapis, onbin liradan yirmibin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu şeylerin cins ve miktar itibariyle vahamet göstermesi halinde beş yıldan sekiz yıla kadar ağır hapis ve yirmibeşbin liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezası hükmolunur. Mahkemece bunların cins ve miktarının önemsiz sayılması ve failin meslek, kişilik ve ahlaki eylemleri yönünden tehlikesiz sayılması halinde hükmolunacak ceza bir aydan bir yıla kadar hapis ve bin liradan üçbin liraya kadar ağır para cezasıdır.    Birinci fıkrada yazılı şeyleri, meskun yerde veya çevresinde yada halkın gelip geçtiği bir yerde ateşleyenler veya patlatanlar yahut bırakanlar, eylemleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde beş yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezası ve onbin liradan az olmamak üzere ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Suçun halkın toplu olarak bulunduğu yerlerde veya kamu hizmetlerinin görülmesine ayrılmış binalarda işlenmesi halinde, suç daha ağır bir cezayı gerektirse bile ayrıca bu eylemden dolayı aynı cezaya hükmolunur.    Her kim korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde her ne amaç ve nedenle olursa olsun, meskun bir yerde veya çevresinde veya özel veya resmi veya genel yapılara ya da her türlü taşıt araçlarına ya da halkın toplu olarak bulundukları diğer yerlere silahla ateş ederse, eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca iki yıldan aşağı olmamak üzere hapis ve beşbin liradan az olmamak üzere ağır para cezasıyla cezalandırılır.    Yukarıdaki iki fıkrada yazılı eylemler, iki veya daha çok kişi tarafından birlikte veya taşıt aracı veya suçun icrasını kolaylaştırıcı başkaca araçlar kullanarak işlenirse cezalar üçte birden yarıya kadar artırılarak hükmolunur.   Madde 265(Değişik madde: 10/06/1949 – 5435/1 md.)    Kanuna göre memnu silahtan maksat;    1 – Ordu tarafından kullanılmış veya kullanılmakta olan veya düşmandan iğtinam olunan veya bütün askeri şahıslara veya zabıta kuvvetlerine tahsis edilen eski veya yeni sistem her cins veya modelde makinesiz veya ağır veya hafif makineli harp tüfekleri veya diğer her nevi harp aletleri, kasatura, süngü, kılıç ve mızraklar,    2 – Çapı, cinsi ve modeli ne olursa olsun fişek yatağı dahil olduğu halde namlusu 15 santimetreden uzun olan tabancalar,    3 – Sapı sayılmamak üzere uzunluğu 25 santimi geçen tek veya çift yüzlü ve sivri uçlu her türlü kesici aletlerdir.    Bir meslek veya sanatın icrasına mahsus veya ev levazımından olup ta bu maksat ile bulundurulan veya taşınan veya kullanılan bıçak ve sair aletler memnu silahtan sayılmaz.   DOKUZUNCU FASIL : RESMİ SIFATI HAİZ OLANLAR ALEYHİNDE CÜRÜMLER   Madde 266(Değişik madde: 28/09/1971 – 1490/7 md.)   Bir kimse resmi sıfatı haiz olan bir memurun huzurunda ve ifa ettiği vazifeden dolayı şeref veya şöhretine veya vakar ve haysiyetine kavlen veya fiillen taarruz ve hakarette bulunursa, aşağıda gösterilen suretlerle cezalandırılır:    1. Hakaret ve taarruz asker veya jandarma efradından veya iki veya üçüncü bendlerde mezkur memurlardan gayrı memurinden biri aleyhinde ise iki aydan sekiz aya kadar hapis ve ikiyüz elli liradan beşyüz liraya kadar ağır para cezası ile mahkum edilir.    2. Hakaret ve taarruz asker veya jandarma subaylarından veya polis komiserlerinden veya amirlerinden yahut il genel meclisi veya belediye meclisi üyelerinden biri aleyhinde ise üç aydan iki seneye kadar hapis ve beşyüz liradan bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.    3. Hakaret ve taarruz Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ile temsil sıfatını veya emir ve idare salahiyetini haiz rüesadan veya hakim ve Cumhuriyet Savcılariyle bunların yardımcıları veya sorgu hakimlerinden biri aleyhinde vaki olursa altı aydan otuz aya kadar hapis ve bin liradan iki bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.    Eğer birinci fıkradaki hakaret fiili maddei mahsusa tayin ve isnadiyle vaki olursa:    Bir numaralı benddeki halde beş aydan üç seneye kadar hapis ve beşyüz liradan üç bin liraya kadar ağır para cezasına;    İki numaralı benddeki halde altı aydan üç seneye kadar hapis ve bin liradan üç bin liraya kadar ağır para cezasına;    Üç numaralı benddeki halde yedi aydan üç seneye kadar hapis ve bin beş yüz liradan üç bin liraya kadar ağır para cezasına hükmolunur.   (Altı fıkra iptal: Anayasa Mahkemesinin 19/12/1972 tarihli ve E. 1971/50, K. 1972/60 sayılı Kararı ile.)   (Yedinci fıkra iptal: Anayasa Mahkemesinin 19/12/1972 tarihli ve E. 1971/50, K. 1972/60 sayılı Kararı ile.)   (Ek fıkra: 07/01/1981 – 2370/3 md.)Bu maddede yazılı taarruz ve hakaret fiilinin resmi sıfat ve memuriyet sona ermiş olsa bile ifa edilen görevden dolayı ve huzurda işlenmesi halinde de yukarıdaki fıkralar ve bentlerdeki cezalara hükmolunur.   Madde 267(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Yukarıki madde de beyan olunan fiiller bir vazifenin ifasından dolayı olmayıp da vazife esnasında vaki olursa tayin olunacak ceza üçte birinden yarısına kadar indirilir.   Madde 268(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Bir kimse kavlen veya fiillen her ne suretle olursa olsun adli, idari, siyasi veya askeri resmi bir heyet huzurunda veya bir hakimin duruşma yaptığı sırada veya duruşmaya mütaallik karar ve hükmün tefhimini mütaakıp şeref ve haysiyetine veya vakarına tecavüz ve hakarette bulunursa altı aydan üç seneye kadar hapis cezasına mahkum edilir.    Eğer fiil maddei mahsusa tayin ve isnadiyle vaki olursa verilecek hapis cezası sekiz aydan aşağı olamaz.    266 ncı madde ile bu maddede beyan olunan fiiller bu iki maddede gösterilen heyet veya memurlara hitap edilen veya hitap edildiği anlaşılan telgraf, telefon, mektup, resim veya herhangi bir yazı vasıtası ile işlendiği takdirde de aynı ceza verilir.   (Ek fıkra: 28/09/1971 – 1490/8 md.)Hakaret ve taarruz birinci fıkrada gösterilen heyetlerin sıfat veya hizmetinden dolayı umuma neşir veya teşhir olunmuş yazı veya resim veya sair neşir vasıtalariyle işlenmiş olursa, fiilin mahiyetine göre birinci veya ikinci fıkralarda yazılı olan cezalar yarısı nispetinde artırılarak hükmolunur.   (Ek fıkra: 28/09/1971 – 1490/8 md.)Sıfat veya hizmetinden dolayı vaki hakaret ve taarruz, birinci fıkrada gösterilen heyetlerin gıyabında alenen işlenmiş olursa, fiilin mahiyetine göre birinci veya ikinci fıkralarda yazılı olan cezaların yarısı hükmolunur. Bu fıkradaki suçun tekevvünü için 153 üncü maddedeki aleniyet şarttır.   – Geçen maddelerde muharrer taarruz ve hakaretler, cebir ve şiddet ve tehdit ile icra olunmuş ise ceza bir misli artırılır.Madde 269   – Geçen maddelerde muharrer cürümlerin faili hakaret ve taarruz eylediği şahıslara isnat ettiği ef’al ve evsafın şayi ve mütevatır olduğunu ispata kalkışırsa bu talebi katiyen kabul olunmaz.Madde 270   Madde 271(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   (Değişik fıkra: 07/01/1981 – 2370/4 md.)Her kim resmi sıfatı haiz olan bir memura vazifesini icra ederken veya resmi sıfat ve memuriyeti sona ermiş olsa bile icra ettiği vazifeden dolayı cismen eza verecek veya hastalığını mucip olacak müessir bir fiil işlerse 456 ncı maddeye göre verilecek cezalar aşağıda gösterilen suretlerle artırılır.    1. Eğer memur 266 ncı maddenin 1 inci bendinde gösterilen kimselerden ise ceza üçte birden yarıya kadar, 2 nci bendinde gösterilen kimselerden ise bir misli ve 3 üncü bendinde gösterilen kimselerden ise iki misli artırılır.    2. Eğer fiil 268 inci maddede yazılı hal ve zamanlarda işlenmiş olursa fiilin istilzam ettiği cezaya üç misli zammolunur.    Hiçbir halde yapılacak zam altı aydan aşağı olamaz. Bu maddede yazılı hallerde takibat şikayete bağlı değildir.   Madde 272(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Eğer memur memuriyeti hududunu tecavüz ederek veya keyfi hareketleriyle geçen maddelerde beyan olunan fiillerin vukuuna sebebiyet vermişse ceza dörtte bire kadar indirileceği gibi icabına göre büsbütün de kaldırılabilir.   Madde 273(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Kanunun hususi hükümler ile tasrih eylediği ahvalin haricinde her kim Büyük Millet Meclisi azası ile temsil sıfatını ve emir ve idare salahiyetini haiz rüesadan veya diğer Devlet memurlarından biri aleyhine sıfat ve hizmetlerinden dolayı bir cürüm işlerse o cürüm için kanunen muayyen olan ceza altıda birden üçte bire kadar artırılır.   (Mülga 2. fıkra: 05/01/1961 – 235/1 md.)    (Mülga 3. fıkra: 05/01/1961 – 235/1 md.)    (Mülga 4. fıkra: 05/01/1961 – 235/1 md.)   ONUNCU FASIL : MÜHÜR FEKKİ VE HÜKÜMETİN MUHAFAZASINDA BULUNAN EŞYAYI ÇALMAK   – Bir kimse kanuna yahut Hükümetin emrine tevfikan bir şeyin muhafazasını yahut aynen mevcudiyetini temin için vazolunan mührü fekkederse üç aydan iki seneye kadar hapis cezasına ve kırk liraya kadar ağır cezayı nakdı itasına mahkum olur.Madde 274    Eğer bu fiil, mühür vazını emir veya icra etmiş olan memur yahut resmen mühür altına alınan bir şeyi muhafaza etmek yahut yanında bulundurmak vazifesiyle mükellef olan kimse tarafından işlenmiş ise bir seneden dört seneye kadar hapis cezası ve otuz liradan yüz elli liraya kadar ağır cezayı nakdi tayin olunur.    Eğer cürüm, memur veya muhafızın müsamahası ve dikkatsizliği neticesi olarak vukua gelmiş ise bunlar hakkında otuz liradan yüz liraya kadar ağır cezayı nakdi hükmolunur.   – Bir kimse cürmü teşkil eden ecsam ve eşyayı ve o sıfatı haiz bulunmak itibariyle Hükümet dairelerinde saklanan evrak ve vesikaları veya mahkemelere ve resmi dairelere tevdi olunan veya bir memurun memuriyeti icabınca yanında bulunan senetleri ve sair mühim evrakı ortadan kaldırır veya bozar ve yok eder yahut tahrif veya tağyir eylerse bir seneden üç seneye kadar hapsolunur.Madde 275    Eğer bu cürmün faili memuriyeti iktizasınca bu ecsam ve eşyayı yahut evrak ve vesikaları elinde bulundurmak vazifesiyle mükellef bulunan memurun kendisi ise iki seneden beş seneye kadar hapis ve muvakkaten memuriyetten mahrumiyet cezaları ile cezalandırılır ve eğer bundan dolayı vukua gelecek zarar hafif olur ve fail bu ecsam ve eşya ve evrak ile vesika ve senetlerden kendisi için bir güna fayda istihsal etmezden ve hakkında takibata başlanmazdan evvel onları değiştirmeksizin iade ve teslim ederse birinci surette altı aydan iki seneye kadar hapsolunur; ikinci surette bir seneden dört seneye kadar hapis ve muvakkaten memuriyetten mahrumiyet cezaları hükmolunur.   Madde 276(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Bir kimse muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan merhun veya mahcuz veya her hangi bir sebeple vaz’ıyed edilmiş olan malları kendisinin veya başkasının menfaati için saklar, sahibine veya başkalarına verir veya tebdil veya lazımgelenlere teslimden imtina ederse üç aydan iki seneye kadar hapis ve otuz liradan üç yüz liraya kadar ağır para cezasile cezalandırılır.    Eğer suçlu merhun veya mahcuz veya her hangi bir sebeple vaz’ıyed edilmiş olan eşyanın sahibi ise verilecek ceza bir seneye kadar hapis ve on liradan yüz elli liraya kadar ağır para cezasıdır.    Eğer cürüm muhafızın ihmalinden veya tedbirsizliğinden ileri gelmiş ise muhafız hakkında beş liradan yüz liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.    Eğer eşyanın kıymeti az ise veya cürmün faili eşyayı veya bedelini takibata başlamazdan evvel geri verirse ceza altıda birden üçte bire kadar indirilir.   – Bu fasılda zikrolunan fiiller, cebir ve şiddet kullanmak veya tehdit suretiyle veya silahlı ve birden ziyade kimseler tarafından işlenirse ceza, üçte biri miktarı artırılır.Madde 277   ON BİRİNCİ FASIL : DEVLET MEMURLARINA İNTİSAP İDDİASİYLE MENFAAT TEMİN EYLİYENLER   Madde 278(Değişik madde: 05/01/1961 – 235/2 md.)   Her kim olursa olsun resmi meclisler azasından yahut Devlet memurlarından biri nezdinde hatırı sayıldığını yahut onlarla münasebeti bulunduğunu iddia ederek haklarında vuku bulacak tavassutta medarı teşvik yahut mükafat olmak üzere yahut aza veya memurun himayesine mukabil onlara verilmek veya onlara verilmesi lazım gelen hediye veya mükafata sarf olunmak bahanesiyle kendi yahut başka bir kimse hesabına para veya sair menfaat alır veya kabul eder veya bunların verilmesine vaad alırsa bir seneden beş seneye kadar hapis olunur ve bin liradan az olmamak üzere temin veya vaad olunan menfaatin üç misli ağır para cezası alınır.    Fail milletvekili veya siyasi parti kademelerinde fiili vazife almış olduğu takdirde yukarıdaki cezalar üçte birden yarıya kadar artırılarak hükmolunur. Ayrıca faile amme hizmetlerinden memnuniyet cezası da verilebilir.    Fail, Devlet memurlarından ise cezasına müebbeten memuriyetten mahrumiyet cezası ilave olunur.   ON İKİNCİ FASIL : GEÇEN FASILLAR ARASINDA MÜŞTEREK HÜKÜMLER   Madde 279(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Ceza Kanununun tatbikatında:    1 – Devamlı veya muvakkat surette teşrii, idari veya adli bir amme vazifesi gören Devlet veya diğer her türlü amme müesseseleri memur, müstahdemleri;    2 – Devamlı veya muvakkat, ücretsiz veya ücretli, ihtiyari veya mecburi olarak teşrii, idari veya adli bir amme vazifesi gören diğer kimseler memur sayılır.    Ceza Kanununun tatbikatında amme hizmeti görmekle muvazzaf olanlar:    1 – Devamlı veya muvakkat surette bir amme hizmeti gören Devlet veya diğer amme müessesesinin memur ve müstahdemleri;    2 – Devamlı veya muvakkat, ücretli veya ücretsiz ihtiyari veya mecburi surette bir amme hizmeti gören diğer kimselerdir.   – Memuriyet sıfatı kanuna göre cürmü teşkil eden anasırdan veya cürmün esbabı müşeddidesinden addolunduğu yerlerde memurdan bu sıfatın zail olmuş bulunması veya cürmün vukuu esnasında vazifesini ifa halinde bulunmaması bu kaidenin tatbikına mani değildir.Madde 280   – Bir kimse cürüm işlemek için haiz olduğu memuriyete ait kuvvet ve vasıtaları kullandığı takdirde eğer kanun esasen memuriyet sıfatını nazarı itibara almamış ise irtikap olunan cürüm için tayin olunacak ceza altıda birden üçte bire kadar tezyit olunur.Madde 281   DÖRDÜNCÜ BAP : ADLİYE ALEYHİNDE CÜRÜMLER   BİRİNCİ FASIL : KANUNEN İFASI LAZIM GELEN BİR HİZMETTEN İMTİNA   Madde 282 –(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Her kim adliye makamları tarafından şahid, ehlivukuf, veyahut tercüman sıfatile davet olunup da asılsız bir sebebi ileri sürmek suretile icabet mecburiyetinden vareste tutulmuş veya icabet etmekle beraber şehadet etmekten veya ehlivukuf veya tercümanlık vazifesini ifadan istinkaf eylemiş bulunursa altı aya kadar hapse veya on liradan yüz liraya kadar ağır para cezasına mahkum olur.    Fail ehli vukuftan ise mahkumiyet neticesi olarak hapis müddetine müsavi bir zaman için meslek ve sanatın tatili cezasına dahi mahkum olur.   İKİNCİ FASIL : SUÇ TASNİİ VE RESMİ MERCİLERİ İĞFAL   Madde 283 –(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Vuku bulmadığını bildiği bir suçu Adliyeye veya keyfiyeti Adliyeye tevdie mecbur olan bir makama veya kanuni takib yapacak veya yaptırabilecek bir mercie vuku bulmuş gibi ihbar ile yahut vaki olmıyan bir suçun eserlerini takibata mübaşeret olunabilecek derecede uyduran kimse 30 aya kadar hapis cezasına mahkum olur.    Adliye huzurunda sahte olarak bir suç işlediğini yahut bu suça iştirak eylediğini söyliyen kimse hakkında dahi aynı ceza tertib olunur.   Madde 284(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Başkasının yerine kendini koyarak hapishaneye giren şahıs bir aydan bir seneye kadar hapis cezasiyle cezalandırılır.   ÜÇÜNCÜ FASIL : İFTİRA   Madde 285 –(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Her kim Adliyeye veya keyfiyeti Adliyeye tevdie mecbur olan bir makama veya kanuni takib yapacak veya yaptırabilecek bir mercie ihbar veya şikayette bulunarak suçsuz olduğunu bildiği bir kimseye bir suç isnad eder yahut o kimse aleyhinde böyle bir suçun maddi eser ve delillerini uydurursa isnad eylediği suçun nevi ve mahiyetine ve uydurduğu delillerin kuvvetine göre üç aydan üç seneye kadar hapsolunur.    Bu isnad kendine iftira olunan kimsenin tevkifi gibi şahsi hürriyeti bağlıyan bir halin hudusuna sebep olmuşsa müfteri hakkında bir seneden beş seneye kadar hapis cezası hükmolunur.    Kendine iftira olunan kimse hakkında üç seneden fazla şahsi hürriyeti bağlıyan bir ceza ile mahkumiyeti mutazammın bir hüküm sadır olmuşsa müfteri hakkında on beş seneyi geçmemek üzere aynı ceza hükmolunur.    Eğer mağdurun mahkumiyeti müebbed ağır hapis ise müfteri on beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapisle cezalandırılır.   (Değişik fıkra: 21/11/1990 – 3679/19 md.)Eğer mağdurun mahkumiyetiağırlaştırılmış müebbet ağır hapiscezası ise, müfteri müebbet ağır hapis cezası ile cezalandırılır.*1*   (Altıncı fıkra mülga: 21/11/1990 – 3679/28 md.)   Yukarıdaki fıkralarda yazılı olan suç faili mağdur hakkında takibat yapılmadan evvel bu isnadatından rücu eder veya uydurduğunu itiraf ederse yukarıda yazılı cezaların altıda biri hükmolunur ve ceza müebbed ağır hapis ise on sene ağır hapse indirilir ve isnaddan rücu veya tasniin itiraf olunması takibata başlandıktan sorra vaki olursa asıl cezanın üçte ikisi indirilir ve müebbed ağır hapis yerine 24 sene ağır hapis cezası tayin olunur. Tasni veya iftira, kabahat ef’aline taalluk ederse bu madde ile 283 üncü maddede tesbit olunan cezalar yarıya kadar indirilir.   DÖRDÜNCÜ FASIL : YALAN ŞAHİTLİĞİ VE YALAN YERE YEMİN   Yemin ettirerek şahit veya ehlihibre istimaına salahiyettar olan bir memur veya heyet huzurunda şehadet ederken yalan söyleyen veya hakikatı İnkar yahut isticvap olunduğu hususat hakkında malumatı az veya çok ketmeyleyen kimse üç aydan üç seneye kadar hapis ile mücazat olunur.Madde 286 –    Eğer fiil üç seneden fazla hürriyeti tahdit eden cezayı müstelzim bir cürmün tahkik ve muhakemesi esnasında vaki olmuş ise cezası üç seneden on seneye kadar ağır hapistir.   (Değişik fıkra: 21/11/1990 – 3679/20 md.)Eğer yalan şahadet, bir kimseye müebbet hapis cezası verilmesi sonucunu doğurmuş ise, faile verilecek ceza onbeş seneden aşağı olamaz veağırlaştırılmış müebbet ağır hapiscezasına mahkumiyet halinde ise faile müebbet ağır hapis cezası verilir.*1*   Eğer yeminsiz şahadet edilmişse ceza müddeti yarısına kadar indirilir.   – Bir kimse hukuk davalarında müddei yahut müddeaaleyh sıfatını haiz olduğu halde yalan yere yemin ederse altı aydan üç seneye kadar hapis olunur ve otuz liradan yüz liraya kadar ağır cezayı nakdi alınır ve muvakkaten hidematı ammeden memnuiyet cezasiyle cezalandırılır. Eğer fail bu dava hakkında bir karar verilmezden evvel yeminden dönerse hapis cezası bir aydan altı aya kadardır.Madde 287   Yalan yere yemin veya şahadet eden şahıs:Madde 288 –    1 – Hakikatı beyan ettiği takdirde kendisini veya akrabasından birini hürriyet ve namusca behemehal fahiş bir zarara maruz kılması muhtemel olan,    2 – Kendi tarafından beyan olunan zati vasıflara nazaran şahit sıfatiyle celbi iktiza etmiyen yahut o şahsın ceza davasında şahit ve ehli hibre ve mütercim olmaktan istinkafa hakkı olduğu halde mahkemece kendisine bu hakkı ihtar edilmemiş bulunan,    Kimselerden ise yukarıki maddede mezkur olan cezalardan muaftırlar.    Eğer bunların yalan şahadeti diğer bir şahsi takibata yahut mahkumiyete maruz kılarsa yukarıdaki maddelerde yazılı cezalar, yarısından üçte ikisine indirilir.   – Bir kimse ceza tahkikat veya muhakematı esnasında şahadet ettikten sonra iş lüzum veya meni muhakeme kararnamesi ile bitmezden veya muhakeme hitam bulmazdan veya yalan şahadet hadisesindan dolayı muhakeme başka güne talik olunmazdan evvel bu şahadetten rücu ile hakikatı söylerse 286 ncı maddede beyan olunan fiilden dolayı cezadan muaftır.Madde 289    Eğer rücu beyan olunan zamanlardan sonra olur, yahut bir hukuk davasının muhakemesi esnasında vukua gelmiş olan yalan şahadete mütaallik bulunur ise bu şahadetin vukubulduğu dava hakkında mahkemeden karar çıkmazdan evvel zuhura gelmiş olmak şartiyle bu baptaki ceza üçte birinden yarısına kadar indirilir.    Eğer bu şahadet bir şahsın tevkifini yahut hakkında fahiş bir zararı mucip olmuşsa cürüm failinin göreceği ceza bu maddenin birinci kısmında yazılı hallerde üçte bir ve ikinci kısmında yazılı olan hallerde altıda bir derecesinde azaltılır.   – Geçen maddeler ahkamı, adliye huzuruna davet olunarak hakikata mugayir rey ve malumat veren ehli hibre ile ifadeleri hakikate mugayir surette beyan ve tercüme eden tercümanlar hakkında dahi tatbik olunur.Madde 290    Ehlihibre hakkında muvakkaten hıdematı ammeden memnuiyet cezası silk ve sanatın tatili cezasını dahi şamil olabilir.   – Bir kimse 286 ncı maddede yazılı olan cürmü işletmek için para vermek veya sair menfaat göstermek veya vait ve teşvik veya tehdit veya hile ve desise ile veya nüfuz kullanmak suretiyle şahit veya ehli hibre yahut tercüman tedarik ederek yalan şahadeti işletmiş ve hilafı vaki rey beyan ve tercümanlık ifa ettirmiş ise 286 ncı maddenin birinci fıkrasında muayyen olan hallerde bir aydan bir seneye kadar, ikinci fıkrasındaki hallerde üç seneden beş seneye kadar hapis, üçüncü fıkrasında yazılı hususatta on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasiyle cezalandırılır. Yalancı şahit ve o makuleden ehli hibre ve tercüman tedarik eden kimsenin onlara mükafaten verdiği şeyler müsadere olunur.Madde 291    Bir kimse bu suretlerle şahit veya ehli hibre yahut tercüman tedarikine yalnız teşebbüs etmiş bulunursa geçen fıkralarda yazılı olan cezalar üçte bire indirilir.   – Yukarıki maddede yazılı olan cürmün faili bizzat maznunu aleyh yahut yakın akrabasından biri olduğu halde, diğer bir şahsı takibata veya mahkumiyete maruz kılmamış olmak şartiyle, mezkur maddede tayin olunan cezalar yarısından üçte ikisine kadar indirilir.Madde 292   Madde 293(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   289 uncu maddede yazılı olan suret ve zamanlarda yalan şahidler şehadetlerinden ve ehli hibre ve tercümanlar dahi hilafı hakikat olan rey ve tercümelerinden rücu ettikleri takdirde bunları tedarik edenler hakkında 291 inci maddede muayyen cezalar altıda birinden üçte birine kadar indirilir.   BEŞİNCİ FASIL : AVUKAT VE DAVA VEKİLLERİNİN SUİ İSTİMALİ   – Avukat veya dava vekili hasım tarafiyle uyuşarak veya sair hile ve desiselere sülük ederek kendisine verilen davaya zarar iras eyler yahut aynı davada hasım tarafına da yardım ederse üç aydan otuz aya kadar hapis ve meslekin tatiline dahi şamil olmak üzere muvakkaten hıdematı ammeden memnuiyet cezalariyle beraber otuz liradan iki yüz elli liraya kadar ağır cezayı nakdi ile cezalandırılır.Madde 294    Eğer avukat veya dava vekili aynı davada bir tarafa vekalet ettikten sonra o vekaletten çekilerek diğer tarafın vekaletini deruhte veya o tarafa yardım ederse altı aya kadar hapsolunur veya otuz liradan yüz elli liraya kadar ağır cezayı nakdi alınır.   – Kabul ettiği bir davada şahidin veya ehli hibre veya tercümanın veya müddeiumuminin ve karar verecek hakimin sahabetini istihsal etmek veyahut bunlara mükafat eylemek bahanesiyle müekkilinden para ve sair eşya alan avukat ve dava vekili iki seneden beş seneye kadar hapse ve iki yüz liraya kadar ağır cezayı nakdiye ve meslek ve sanata dahi şamil olmak üzere muvakkaten hıdematı ammeden memnuiyet cezasına mahkum olur.Madde 295   ALTINCI FASIL : CÜRÜM İŞLEYENLERİ SAKLAMAK VE CÜRÜMÜN DELİLLERİNİ YOK ETMEK CÜRÜMLERİ   Madde 296(Değişik madde: 28/09/1971 – 1490/9 md.)   Her kim hapis cezasından aşağı olmıyan cezayı müstelzim bir cürüm işledikten sonra bu cürmün icrasında faillerle evvelce itifak etmiş ve cürmü neticelendirmekte yardımı dokunmuş olmaksızın, bir kimsenin o cürümden istifadesini temine veya Hükümetçe icra olunacak tahkikatı yanlış yola sevk etmeye yahut Hükümetin araştırmalarına veya hükmün icrasına karşı faili gizlemeye yardım eder yahut hakkında yakalama veya tevkif müzekkeresi çıkarılmış olan bir kimsenin saklı bulunduğu yeri bildiği halde yetkili mercilere derhal haber vermezse veya her kim bu cezaları istilzam eden bir cürmün eser ve delillerini yok eder yahut bunları bir suretle değiştirir veya bozarsa, hapis cezasını gerektiren suçlarda altı aydan iki yıla kadar, ağır hapis cezasını gerektiren suçlarda iki seneden dört seneye,ağırlaştırılmış müebbet ağır hapiscezasını gerektiren suçlarda da üç seneden beş seneye kadar hapis cezasına mahkum olur. Şu kadar ki, bu ceza müddeti asıl cürüm için kanunda tayin edilen cezanın üçte birini geçemez. Sair fiillerden dolayı tertip olunacak ceza beş yüz liradan bin liraya kadar ağır para cezasıdır.*1*   Bu fiili usul veya füruunun, karı veya kocasının yahut kardeşinin lehine olarak işliyen kimseye ceza verilmez.   – Maktulün cesedini saklayan veya saklatan veya Hükümete haber vermeksizin ve keşfolunmaksızın gömen veya gömdüren kimseler üç aydan bir seneye kadar hapis ve elli liraya kadar ağır cezayı nakdı ile cezalandırılır.Madde 297   YEDİNCİ FASIL : TEVKİFHANE VE HAPİSHANEDEN FİRAR VE FİRARA VESATAT   Madde 298(Değişik madde: 07/01/1981 – 2370/5 md.)   Bir kimse bir suçtan dolayı kanun dairesinde tutuklandıktan sonra kaçarsa iki aydan altı aya kadar hapsolunur.    Bu suç şahıslara karşı şiddet veya tehdit kullanarak veyahut kapı veya pencere kırarak veya duvar delerek veya kaçmaya mani olacak vasıtaları bozarak işlenmiş olursa ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir.    Yukarıdaki fıkrada belirtilen şekillerdeki kaçma eyleminin birden ziyade kimseler tarafından bir arada işlenmesi ya da tehdit veya şiddet kullanmanın bir kişi tarafından olsa bile silahla yapılması hallerinde ceza dört yıldan sekiz yıla kadar ağır hapistir.   Madde 299 –(Değişik madde: 07/01/1981 – 2370/6 md.)   Bir kimse bir suçtan dolayı kanun dairesinde hapsedildikten sonra kaçarsa aşağıda yazılı şekillerde ceza görür:    1. Müebbet ağır hapis hükümlüsü ise cezasının bir yılı geceli gündüzlü bir hücrede yalnız başına bırakılmak suretiyle çektirilir.    2. Muvakkat şahsi hürriyeti bağlayıcı bir ceza hükümlüsü ise geri kalan müddetlerine bu müddetlerin altıda birden üçte birine eşit bir müddet zammedilir. Ancak zammedilecek bu müddetler dört aydan eksik ve iki    yıldan fazla olamaz.    Bu suç, şahıslara karşı şiddet veya tehdit kullanarak veyahut kapı ve pencere kırarak veya duvar delerek veya kaçmaya mani olacak vasıtaları bozarak işlenmiş olursa birinci bentte yazılı hücre müddeti bir yıl altı ay, ikinci bentte yazılı nispet üçte birden yarıya kadar olarak tatbik olunur. Ancak zammedilecek bu müddetler bir yıldan eksik, dört yıldan fazla olamaz.    Yukarıdaki fıkrada belirtilen şekillerdeki kaçma eyleminin birden ziyade kimseler tarafından bir arada işlenmesi ya da tehdit veya şiddet kullanmanın bir kişi tarafından olsa bile silahla yapılması hallerinde birinci bentte yazılı hücre müddeti iki yıl, ikinci bentte yazılı nisbet yarıdan üçte ikiye kadar olarak tatbik olunur. Ancak zammedilecek bu müddetler beş yıldan eksik, sekiz yıldan fazla olamaz.    Bu maddede yazılı hükümler cezaevi dışında çalıştırılan hükümlüler hakkında da tatbik olunur.   Kaçan mevkuf ve mahkum bir güna cebir ve tazyik neticesi olmayarak on beş gün zarfında kendiliğinden gelip teslim olursa geçen maddelerde gösterilen cezaların altıda biri hükmolunur.Madde 300 –   Madde 301(Değişik madde: 07/01/1981 – 2370/7 md.)   Her kim, bir tutuklu veya hükümlünün her ne suretle olursa olsun kaçmasını hazırlar veya kolaylaştırırsa kaçan kimsenin işlemiş olduğu suçun ağırlığına ve çekmekte bulunduğu cezanın geri kalan miktarı ve nevine göre bir yıldan beş yıla kadar hapsolunur.    Eğer hükümlünün çekmekte olduğu ceza müebbet ağır hapis ise kaçmasını hazırlayan veya kolaylaştıran kimsenin cezası beş yıldan sekiz yıla kadar hapistir.    Eğer hükümlünün cezasıağırlaştırılmış müebbet ağır hapiscezası ise, kaçmasını hazırlayan veya kolaylaştıran kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar ağır hapis cezası verilir.*1*   Birden ziyade tutuklu veya hükümlünün kaçmasını hazırlayan veya kolaylaştıran faile yukarıdaki fıkralara göre tayin edilecek ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.    Eğer hükümlü veya tutuklunun kaçmasını hazırlamak veya kolaylaştırmak için fail 299 uncu maddede sözü edilen vasıtalardan birini kullanır ve bu yüzden hükümlü veya tutuklu kaçmış olursa ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.    Eğer kaçamamış ise ceza üçte bire indirilir.    Eğer sanık tutuklu veya hükümlünün usul ve füruundan ve karı kocadan ve kardeş ve kızkardeşlerinden biri ise göreceği ceza üçte bir miktar azaltılır.   Madde 302(Değişik madde: 07/01/1981 – 2370/8 md.)   Bir tutuklu veya hükümlünün muhafazasına veya nakline memur olan kimse, onun her ne suretle olursa olsun kaçmasını hazırlar veya kolaylaştırırsa kaçan kimsenin işlemiş olduğu suçun ağırlığına ve çekmekte bulunduğu cezanın geri kalan miktarı ve nevine göre iki yıldan beş yıla kadar hapsolunur.    Eğer hükümlünün çekmekte olduğu ceza müebbet ağır hapis ise failin göreceği ceza altı yıldan sekiz yıla kadar ağır hapistir ve müebbeten kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezası dahi hükmolunur.    Eğer hükümlünün cezasıağırlaştırılmış müebbet ağır hapiscezası ise failin göreceği ceza dokuz yıldan onbeş yıla kadar ağır hapistir ve müebbeten kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezası dahi hükmolunur.*1*   Eğer hükümlü veya tutuklunun kaçmasını hazırlamak ve kolaylaştırmak için fail, kaçağın şiddet kullanmasında veyahut kapı ve pencere kırmasında ve duvar delmesinde kaçakla birleşir veya silah ve sair böyle bir işe lazım olan şeyleri verir veya bunların tedarikini men etmezse yada kaçması hazırlanan veya kolaylaştırılan tutuklu veya hükümlü birden ziyade ise tutuklu veya hükümlünün kaçmış olması halinde memur, birinci fıkradaki halde üç yıldan, ikinci fıkradaki halde yedi yıldan, üçüncü fıkradaki halde on yıldan aşağı olmamak üzere ağır hapis ve müebbeten kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezası ile cezalandırılır ve kaçamadığı takdirde memura sekiz yıla kadar ağır hapis cezası verilir.   Madde 303 –(Değişik madde: 07/01/1981 – 2370/9 md.)   Firar maddesi memurun kayıtsızlık veya tedbirsizliğinden neşet etmiş ise memur hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası tertip olunur ve kaçağın görmekte olduğu cezaağırlaştırılmış müebbet ağır hapisve müebbet ağır hapis olduğu takdirde hapis cezası üç yıldan beş yıla uzar, bu iki surette ceza süresi kadar kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezası da verilir.*1*   Madde 304(Değişik madde: 28/09/1971 – 1490/10 md.)   I –(Değişik bent: 07/01/1981 – 2370/10 md.)Önceden aralarında bir anlaşma olsun veya olmasın üç ve daha ziyade hükümlü veya tutuklu her ne sebeple olursa olsun cezaevi idaresine karşı ayaklanırsa, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.    Cebir ve şiddet göstererek veya tehdit ederek veya nüfuz ve müessir kuvvet sarfederek cezaevinin idaresine kısmen veya tamamen mani olunması hali bu maddenin tatbikinde ayaklanma sayılır.    Kullanılmış olmasa bile, ayaklanmaya silahla katılan hükümlü ve tutuklular beş yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.    Yukarıda yazılı hallerde ayrıca bir tahribat meydana getirilmişse, tayin olunan ceza, tahribatın derecesine göre üçte birden yarıya kadar artırılarak hükmolunur.    II – Azmettirenler veya teşvik edenler ayaklanmaya fiilen katıldıkları takdirde, haklarında birinci bendin birinci veya üçüncü veya dördüncü fıkralarında yazılı olan cezaların yukarı haddi hükmolunur.    III –(Mülga bent: 07/12/1988 – 3506/10 md.)   Madde 305(Değişik madde: 07/01/1981 – 2370/11 md.)   Bir tutuklu veya hükümlünün muhafazasına veya nakline memur olan kimse tutuklu veya hükümlünün tutuklu bulunduğu veyahut cezasını çekmekte olduğu yerden geçici de olsa kanun ve nizamın izin verdiği hallerin dışında uzaklaşmasına müsaade ederse, altı aydan iki yıla kadar hapsolunur.    Bu müsaade neticesi olarak tutuklu veya hükümlü kaçmış olursa memura verilecek hapis cezası iki yıldan beş yıla kadar uzar ve her halde ceza süresi kadar kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezasına da müstahak olur. Bu müsaade neticesi olarak kaçan hükümlünün cezasıağırlaştırılmış müebbet ağır hapisveya müebbet ağır hapis ise memura beş yıl ağır hapis cezasıyla birlikte müebbeten kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezası da hükmolunur.*1*   Yukarıdaki fıkralarda belirtilen eylemlerin birden fazla tutuklu veya hükümlüye ilişkin olması halinde memura verilecek ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.   Bir mevkuf veya mahkumun muhafazasına veya nakline memur bulunan kimse 303 ve 305 inci maddelerde beyan olunan cürümleri irtikap ettiği takdirde firar vukuundan itibaren üç ay zarfında kaçanların yakalanmaları yahut kendiliklerinden teslim olmaları sebeplerini elde ederse 303 üncü maddede beyan olunan cezadan ve 305 inci maddenin ikinci fıkrasında yazılı olan temditten muaftır.Madde 306 –   – İşbu kanunda tasrih olunan hallerin gayri olarak bir mahkum mahkumiyetinin müstelzim olduğu vazifelere muhalif hareket ettiği takdirde berveçhi ati mücazata müstahak olur.Madde 307    1 – Mahkumun mahkum bulunduğu ceza, hıdematı ammeden veyahut meslek ve sanatın icrasından memnuiyet keyfiyetleri ise mahkum bulunduğu ceza müddetlerine asla halel gelmemek üzere hakkında bir seneye kadar hapis ve yüz liraya kadar ağır cezayı nakdi tertip olunur.    2 – Mahkumun mahkum bulunduğu ceza emniyeti umumiye nezareti altında bulunmaktan ibaret ise bir aydan bir seneye kadar hapis cezasına müstahak olur ve mevkufiyet ve mahbusiyet müddetinde emniyeti umumiye nezareti altında bulunmak cezasının cereyan müddeti tatil olunur.   Madde 307/a(Ek madde: 05/02/2003 – 4806 S.K./2. md.)   Ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kanuna aykırı olarak, ateşli silah, mermi, patlayıcı madde, kesici, delici, yaralayıcı, bereleyici alet, yakıcı, aşındırıcı, boğucu, bayıltıcı, kör edici gaz ve ecza, her türlü zehir ve uyuşturucu madde, cep telefonu, telsiz ve sair elektronik haberleşme aracı sokanlar, bunları ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunduranlar veya kullananlar, fiilleri başka bir suç oluştursa bile ayrıca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar. Ancak, bu durumda 10/07/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun ek 1 inci maddesindeki fiillerden dolayı ceza verilmez.    Birinci fıkrada sayılanların dışında kalıp da Kanuna uygun olarak yasaklanmış bulunan her türlü eşya, araç, gereç veya malzemeyi ceza infaz kurumları ve tutukevlerine sokanlar, bunları ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunduranlar veya kullananlar, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.   Madde 307/b(Ek madde: 05/02/2003 – 4806 S.K./2. md.)   Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutukluların haberleşmelerini, ziyaretçileriyle görüşmelerini, iyileştirme ve eğitim programları çerçevesinde eğitim ve spor, meslek kazandırma ve işyurdu çalışmaları ile diğer sosyal ve kültürel faaliyetlere katılmalarını, kurum tabibince muayene ve tedavi edilmelerini, müdafi veya avukat tayin etmelerini, bunlarla görüşmelerini, mahkemelere veya Cumhuriyet Başsavcılıklarına gitmelerini, kurum görevlileri ile görüşmelerini, salıverilenlerin kurum dışına çıkmalarını her ne suretle olursa olsun engelleyenler, hükümlü ve tutukluları bu fiillere teşvik edenler, bu yolda talimat verenler, mevzuatın hükümlü ve tutuklulara tanıdığı sair her türlü görüşme ve temas olanaklarını engelleyenler, fiilleri başka bir suç oluştursa bile, ayrıca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.    Hükümlü ve tutukluların beslenmesini engelleyenler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Hükümlü ve tutukluların açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik veya ikna edilmeleri ya da bu yolda kendilerine talimat verilmesi de beslenmenin engellenmesi sayılır.    Beslenmenin engellenmesi nedeniyle ölüm meydana geldiğinde faile on yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir. 456 ncı maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında sayılan bedensel zararların meydana gelmesi halinde ise, faile aynı madde hükümleri gereğince ceza verilir.   SEKİZİNCİ FASIL : KENDİLİĞİNDEN İHKAKI HAK EDENLER   – Bir kimse Hükümete müracaata muktedir olduğu ahvalde iddia eylediği bir hakkı istihsal maksadiyle eşya üzerinde kuvvet sarfiyle kendiliğinden hakkını ihkak ederse otuz liradan elli liraya kadar ağır cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 308    Eğer fail eşya üzerine değil de şahıslara karşı tehdit veya şiddet istimal etmiş olursa bir aydan bir seneye kadar hapis ve elli liraya kadar ağır cezayı nakdiye mahkum olur.    Şiddet silah ile veya dövmek veyahut yaralamak ile vukua gelirse işbu dövmek veya yaralamaktan dolayı 456 ncı maddenin birinci fıkrasında beyan olunan ahvalden daha ağır bir netice husule gelmediği takdirde hapis iki aydan ve ağır cezayı nakdi kırk liradan aşağı olamaz.    Cürmün faili hakkını ispat ederse göreceği cezanın dörtte üçü kadarı indirilebilir.    Resen takibi iktiza eden diğer bir cürüm dahi birlikte irtikap olunmamış olmak şartiyle bu maddede beyan olunan cürümden dolayı takibat icrası şahsi dava ikamesine bağlıdır.   Madde 309(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Hükmen yedi nezolunup da müstahiklerine teslim kılınan gayrimenkul malları tekrar zaptı işgal eden kimse iki aydan bir seneye kadar hapsolunur.    Muhafaza edilmek üzere başkasına resmen teslim olunan merhun veya mahcuz veya her hangi bir sebeple vaz’ıyet edilmiş olan menkul malını alan veya tahrib veya telef eden kimse bir aydan bir seneye kadar hapsolunur.    Bundan evvelki fıkrada yazılı cürüm, muhafızının müsamahasından ileri gelmişse on liradan yüz liraya kadar ağır para cezasile cezalandırılır.   – Yukarıdaki maddede yazılan ahval, mühür bozmak veya birden ziyade silahlı kimseler tarafından cebir ve şiddet kullanmak suretiyle icra edilirse fail altı aydan beş seneye kadar hapsolunur.Madde 310   BEŞİNCİ BAP : AMMENİN NİZAMI ALEYHİNE İŞLENEN CÜRÜMLER   BİRİNCİ FASIL : SUÇ İŞLEMEYE TAHRİK, KORKU VE PANİK YARATMA AMACIYLA TEHDİT   Madde 311(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   (Değişik fıkra: 07/01/1981 – 2370/12 md.)Bir suçun işlenmesini aleni olarak tahrik eden kimse aşağıda yazılı şekillerde cezalandırılır.    1. Eğer tahrik ettiği cürmün cezası muvakkat ağır hapsin üstünde bir ceza ise üç yıldan beş yıla kadar ağır hapis;    2. Muvakkat ağır hapis veya hapis cezasını müstelzim ise fiilin nevine göre üç aydan üç yıla kadar hapis;    3. Sair hallerde bin liradan beş bin liraya kadar ağır para cezası, Tahrik, her türlü kitle haberleşme araçları, ses kayıt bantları, plak, film, gazete, mecmua ile veya sair basın aletleriyle veya elle yazılıp çoğaltılarak yayınlanan veya dağıtılan yazılar ile ya da umumi yerlerde levha ve ilan asmak suretiyle olursa, yukarıdaki bentler uyarınca suçlu hakkında tayin olunacak ağır hapis ve hapis cezaları bir misli artırılır. Para cezası hükmolunacak hallerde bu ceza suçun nevine göre ikibinbeşyüz liradan onbin liraya kadar ağır para cezası olmak üzere tayin olunur.   (Değişik fıkra: 07/01/1981 – 2370/12 md.)Yukarda 2 ve 3 sayılı bentlerde beyan olunan hallerde ceza tahrik olunan suç için muayyen olan cezanın en yukarı haddini geçemez.    Aleni tahrik neticesi olarak istenilen suç işlenir veya suçun icrasına teşebbüs edilirse tahrikçiler, asıl suçlular ile aynı derecede ceza görürler.   Madde 312(Değişik madde: 06/02/2002 – 4744 S.K../2. md.)   Bir cürmü alenen öven veya iyi gördüğünü söyleyen veya halkı kanuna uymamaya tahrik eden kimseye altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.    Sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak, halkı birbirine karşı kamu düzeni için tehlikeli olabilecek bir şekilde düşmanlığa veya kin beslemeye alenen tahrik eden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.    Halkın bir kısmını aşağılayıcı ve insan onurunu zedeleyecek bir şekilde tahkir eden kimseye de birinci fıkradaki ceza verilir.    Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçlar 311 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen araçlar veya şekillerle işlendiğinde verilecek cezalar bir katı oranında artırılır.   Madde 312/a(Ek madde: 21/11/1990 – 3679/21 md.)   Hayat, sağlık veya mal bakımından halk arasında endişe, korku, panik yaratmak amacıyla alenen tehditte bulunanlara iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üçmilyon liradan onmilyon liraya kadar ağır para cezası verilir.   İKİNCİ FASIL : CÜRÜM İŞLEMEK İÇİN TEŞEKKÜL MEYDANA GETİRENLER   Madde 313(Değişik madde: 06/06/1991 – 3756/4 md.)   Her ne suretle olursa olsun cürüm işlemek için teşekkül oluşturanlara veya bu teşekküllere katılanlara bir yıldan iki yıla kadar ağır hapis cezası verilir.    Bu teşekkül halk arasında korku, endişe veya panik yaratmak veya siyasi veya sosyal bir görüşten kaynaklanan amaçla veya ammenin selameti aleyhine cürümlerle kasten adam öldürmek veya yağma ve yol kesmek ve adam kaldırmak cürümlerini işlemek için meydana getirilmişse, verilecek ceza bir yıldan üç yıla kadar ağır hapistir.    Teşekkül mensupları dağlarda ve kırlarda veya genel yollarda veya meskun yerlerde içlerinden iki veya daha fazlası silahlı olarak dolaşır veya buluşma yerlerinde veya emin bir yerde silah saklarsa; birinci fıkradaki halde bir yıldan üç yıla, ikinci fıkradaki halde iki yıldan dört yıla kadar ağır hapis cezası verilir.    Teşekkülün yöneticileri hakkında yukarıdaki fıkralar uyarınca hükmedilecek ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.    Teşekkül mensuplarının teşekkülün amacına yönelik cürüm işlemeleri halinde, verilecek cezaların toplamı en ağır cezayı gerektiren fiilin cezasının azami haddini geçemez.    Bu maddede yazılı teşekkül, iki veya daha fazla kimsenin birlikte cürüm işlemek amacı etrafında birleşmesi ile oluşur.    Bu kanun ve diğer kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.   Madde 314(Değişik madde: 07/06/1979 – 2245/9 md.)   (Değişik fıkra: 06/06/1991 – 3756/5 md.)Yukarıdaki madde uyarınca oluşturulan teşekküllerin mensuplarına bilerek ve isteyerek barınacak yer gösteren veya erzak yahut silah ve cephane tedarik veya yardım edenlere altı aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. Bu yardım; dernek, siyasi parti, işçi ve meslek kuruluşlarına veya bunların yan kuruluşlarına ait bina, lokal, büro veya eklentilerinde veya öğrenim kurumlarında veya öğrenci yurtlarında veya bunların eklentilerinde yapılırsa bu fıkradaki ceza, bir kat artırılır.    Bu suretle usul ve füruundan olan hısımlarından veya karı veya koca veya kardeşinden birine barınacak yer gösteren veya yiyecek veya içecek sağlayan kişi hakkında bu cezalar yarısından üçte ikisine kadar azaltılır.   Madde 315(Mülga madde: 06/06/1991 – 3756/26 md.)   ALTINCI BAP : AMMENİN İTİMADI ALEYHİNDE CÜRÜMLER   BİRİNCİ FASIL : PARALARDA, İTİBARI AMME KAĞITLARINDA VEYA KIYMETLİ DAMGALARDA SAHTEKARLIK   Madde 316(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   1 – Memlekette kanunen tedavül eden milli paralarla yabancı memleketlerde tedavülü kanunları icabından olan paraları taklit eden.    2 – Zahiren daha yüksek bir kıymeti haiz göstermek için paraları tağyir eyliyen.    3 – Taklit veya tağyirde iştiraki olmaksızın taklit veya tağyir eden kimse veya mütevassıt ile anlaşarak taklit veya tağyir edilmiş olan paraları memlekete sokan veya muhafaza eden yahut herhangi bir suretle    tedavüle koyan veya asıl fail ile tedavüle koyanlar arasında tavassutta bulunan,    4 – Tedavüle koymak maksadiyle taklit veya tağyir edilmiş olan paraları, taklit veya taklit eden kimseden veya bir mütevassıttan satın alan yahut her ne suretle olursa olsun alan.    Kimse üç seneden on iki seneye kadar hapis ve bin liradan on bin liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır.    Milli ziynet altınları hakkında da bu madde hükmü tatbik olunur.   Madde 317(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Yukarı maddedeki paraları her ne suretle olursa olsun kıymetini indirerek tağyir edenler veya tağyir edilmiş olan bu paralar hakkında yukarıki maddenin üç ve dört numaralı bentlerinde gösterilen fiilleri işliyenler üç seneden beş seneye kadar hapis ve beş yüz liradan bin liraya kadar ağır para cezasına mahkum olurlar.   Madde 318(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Evvelki maddelerde yazılı haller haricinde, tedavüle koymak için taklit veya tağyir edilmiş paraları memlekete sokan, satın alan, kabul veya muhafaza eden veya bunları herhangi bir suretle tedavüle çıkaran kimse hakkında bu maddelerde yazılı olan cezalar üçte birden yarıya kadar indirilerek hükmolunur.   Madde 319 –(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Yukarıki maddelerde yazılı olan fiiller Devletin, veya yabancı bir Devletin parasının kıymetten düşmesini mucip olmuş veya dahilde veya yabancı memleketlerde Devletin veya parası taklit edilen yabancı Devletin itibarını tehlikeye düşürmüş ise hükmolunacak cezaya asıl cezanın altıda birinden yarısına kadar zammolunur.   Madde 320(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Bilmiyerek aldığı taklit veya tağyir edilmiş olan paraları bilerek sarfeden veya başka suretle tedavüle çıkaran kimse altı aya kadar hapis veya elli liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezasına mahkum olur ve herhalde hükmolunacak para cezası sarfetmek istediği paranın beş mislinden aşağı olamaz.   Madde 321(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Taklit veya tağyir edilen paranın kalplığı kolaylıkla anlaşılabilir surette ise geçen maddelerdeki cezalar üçte bire kadar indirilir.   Madde 322(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   316, 318 ve 320 nci maddeler hükümleri, kıymetli damgaların taklit ve tağyirinde ve memlekete ithalinde ve taklit edilmiş olan kıymetli damgaların satılıp alınmasında, saklanmasında ve kullanılmasında ve tedavüle çıkarılmasında da tatbik olunur. Şu kadar ki tayin edilecek cezanın yarısı indirilir.    Ceza Kanunundaki kıymetli damgalardan maksat, hususi kanunlara göre çıkarılmış olan damgalı kağıtlar ve damgaya yarayan markalar, pullar ve pula muadil tutulan sair kıymetli kağıtlardır.   Madde 323(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   İtibarı amme kağıtlarının veya kıymetli damgaların imalinde kullanılan filigranlı kağıtları taklit eden veya taklit edilmiş olan filigranlı kağıdı satın alan veya ahara satan ve yanında saklıyan kimse, fiili daha ağır bir cezayı istilzam etmediği takdirde, iki seneden beş seneye kadar hapis ve iki yüz liradan bin liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır.   Madde 324(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Filigranlı veya munhasıran paraların, kıymetli damgaların filigranlı kağıtların taklit veya tağyirine mahsus alat ve vesaiti imal eden veya satın alan veya muhafaza eden veye ahara satan veya veren kimse, fiili daha ağır bir cezayı istilzam etmediği takdirde, bir seneden beş seneye kadar hapis ve yüz liradan beş yüz liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır.   Madde 325(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Demiryolu veya sair amme nakliyat şirketlerinin biletlerini taklit veya tağyir eden ve yahut taklit veya tağyir fiillerine iştirak etmeksizin taklit veya tağyir edilmiş olan bu biletleri sürmek için alan veya muhafaza eden veya tedavüle koyan kimse bir aydan bir seneye kadar hapis ve elli liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezasiyle cezalandırılır.   Madde 326(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Evvelki meddelerde yazılı olan fiillerden bir veya bir kaçını işledikten sonra Hükümetçe haber alınmazdan evvel bu maddede yazılı şeylerin taklit veya tağyir veya imaline veya tedavüle konmasına mani olanlara ceza verilmez.   Madde 327(Değişik madde: 08/06/1933 -2275/1 md.)   Taklit veya tağyir fiillerine iştirak etmeksizin taklit veya tağyir edilmiş olan kıymetli damgaları kullanan kimse bir aydan üç seneye kadar hapis ve elli liradan dört yüz liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır.    Eğer bunlar bilinmiyerek alınmışsa 320 nci maddede yazılı olan ceza üçte bir nispetinde indirilerek tatbik olunur.   Madde 328 –(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Taklit veya tağyir fiillerine iştirak etmeksizin demiryolu veya sair amme nakliyat şirketlerinin taklit veya tağyir edilmiş olan biletlerini bilerek alıp kullanan kimse altı aya kadar hapis veya elli liradan iki yüz liraya kadar ağır para cezasile cezelandırılır.    Eğer bunları bilmiyerek alıpta bilerek kullanmışsa on liradan yüz liraya kadar ağır para cezası hükmedilir.   Madde 329(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Kıymetli damgaları veya demiryolu, yahut sair amme nakliyat şirketlerinin biletleri üzerine evvelce kullanılmış olduklarına dair konulan işaretleri silmek veya her ne suretle olursa olsun yok etmek suretile bunları kullanan veya kullanmak üzere başkalarına veren kimse bir seneye kadar hapis ve iki yüz liraya kadar ağır para cezasile cezalandırılır.    Kullanılmış pulları iptal işaretlerini yok etmeksizin evrak, eşya veya mektuplar üzerine bilerek yapıştırıp tekrar kullanan kimse elli liraya kadar ağır para cezasına mahkum edilir.   Madde 330(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Yukarıki maddelerde yazılı fiillerden dolayı bir sene ve daha ziyade müddetle hükmolunacak hapis cezasına bu müddete muadil olmak üzere emniyeti umumiye nezareti altına alınmak cezası da ilave olunur.   Madde 331(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Ceza Kanunu tatbikatında itibarı amme kağıtları para gibidir. İtibarı amme kağıtları tabiriyle kanunen para gibi tedavül edenlerden başka Hükümetler tarafından ihraç edilmiş hamile muharrer senetler ve kuponlar ve haiz oldukları mezuniyete binaen müesseseler tarafından ihraç edilmiş olupta kanunen tedavül etmekte bulunan diğer bütün evrak ve senetler maksuttur.   İKİNCİ FASIL : DEVLETE AİT MÜHÜRLER VE DAMGALARLA SAİR ALAMETLERİN TAKLİDİ   Madde 332(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Hükümetin emir ve kararları üzerine konulmağa mahsus olan Devlet mührünü taklit eden veya taklit fiiline iştirak etmeksizin başkaları tarafından taklit olunan mührü kullanan kimse üç seneden on seneye kadar hapis ve elli liradan beşyüz liraya kadar ağır para cezasına mahkum olur.   Madde 333 –(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Resmi dairelerden veya amme müesseselerinden birinin mührünü taklit eden ve- ya taklit fiiline iştirak etmeksizin başkaları tarafından taklit olunan mührü kullanan kimse bir seneden beş seneye kadar hapis ve yirmi liradan iki yüz liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır.    Ammeye itimat vermek için kullanılan tasdik ve tevsik muamelelerine mahsus sair alet ve vasıtaları taklit eden veya taklit fiiline iştirak etmeksizin bunları kullanan kimseye de aynı ceza verilir.   Madde 334(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Evvelki maddelerde yazılı olan aletlerin işaret veya eserlerini taklit eden veya taklit fiiline iştiraki olmaksızın taklit olunan eseri havi olan şeyi kullanan kimse hakkında fiilin mahiyetine göre bu maddelerdeki cezalar üçte bir nispetinde indirilerek tatbik olunur.   Madde 335(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Yukarıda yazılı maddelerdeki suçlara iştirak haricinde taklit edilmiş olan işaret veya eserleri havi olan evrak ve eşya ve vesikaları satan veya satın alan veya her ne suretle olursa olsun alan kimse bu suçlar için muayyen olan cezalarla cezalandırılır.   Madde 336(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Hakiki mühürleri ve ammeye itimat vermek için kullanılan tasdik ve tevsika mahsus alet ve vasıtaları ele geçirerek bunları başkalarının zararına veya kendi veya başkalarının menfaatine kullanan kimse altı aydan üç seneye kadar hapis ve yüz liradan beş yüz liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır.   Madde 337(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Taklit veya tağyir edilmiş olan kanuni damga veya işaretleri veya her ne suretle olursa olsun tağyir edilmiş olan ölçü veya tartı aletlerini başkalarının zararına kullanan kimse iki aydan bir seneye kadar hapis ve on liradan iki yüz liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır.    Ticaret yaparken veya ammeye açık olan ticaret yerlerinde taklit veya tağyir edilmiş olan kanuni damga veya işaretleri veya her ne suretle olursa olsun tağyir edilmiş olan ölçü veya tartı aletlerini elinde bulunduran kimseye de aynı ceza verilir.   Madde 338(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Ceza Kanunu tatbikatında ölçü veya tartı aletleri tabirinde; ölçmeye veya tartmağa yarayan herhangi bir alet dahil sayılır.   ÜÇÜNCÜ FASIL : EVRAKTA SAHTEKARLIK   – Bir memur memuriyetini icrada tamamen veya kısmen sahte bir varaka tanzim eder veya hakiki bir varakayı tağyir ve tahrif eyler ve bundan dolayı umumi ve hususi bir mazarrat tevellüt edebilirse üç seneden on seneye kadar ağır hapis cezasına mahkum olur. Eğer işbu varaka sahteliği ispat edilmedikçe muteber olan evrak kabilinden ise ağır hapis cezası beş seneden on iki seneye kadar verilir.Madde 339    Evrakın musaddak suretleri kanunen zayi olan asılları makamına kaim olmak lazım geldiği takdirde mezkur suretler hakkında asılları gibi muamele olunur.   – Bir memur memuriyetini icra halinde bir varaka tanzim veya tahrir ederken hakikate muvafık olmıyan keyfiyet ve ifadeleri sahih ve huzurunda cereyan etmiş gibi gösterir, yahut zaptına memur olduğu ifadeleri zaptetmez, yahut bu ifadeleri değiştirir ise bundan dolayı umumi veya hususi bir zarar tevellüt edebildiği takdirde baladaki maddede yazılı olan cezalar ile cezalandırılır.Madde 340   – Bir memur aslı mevcut olmıyan resmi bir varakanın musaddak suretini tasni ve kanuni şekline uydurarak ita eyler veyahut aslını değiştirip mahvetmeksizin işbu asla mugayir bir suret verir ise üç seneden sekiz seneye kadar ağır hapis cezası görür. Eğer işbu varaka sahteliği ispat olunmadıkça muteber addolunan evrak kabilinden ise ağır hapis cezası dört seneden eksik olamaz.Madde 341    Eğer sahtekarlık resmi evrak münderecatının sıhhatini tasdik esnasında irtikap olunmuş ise bundan dolayı umumi veya hususi bir zarar tevellüt edebildiği takdirde fail hakkında bir seneden beş seneye kadar hapis cezası verilir.   Madde 342(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Bir kimse resmen memur olmadığı halde 339 uncu maddede gösterilen suretlerle resmi bir varakada sahtekarlık yaparsa iki seneden sekiz seneye kadar ağır hapis cezasile cezalandırılır.    Eğer vesika kanunen sahteliği isbat olunmadıkça muteber olan resmi evrak kabilinden ise dört seneden on seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur.    Ve eğer sahtekarlık aslın vücudunu farzederek yahut sahih olan aslına mugayir surette yazarak veyahut sahih bir sureti tahrif eyliyerek resmi bir varakanın sureti üzerinde işlenmişse bir seneden üç seneye kadar ağır hapse mahkum olur.    Eğer mezkur varaka kanunen sahteliği isbat olunmadıkça muteber addolunan evrak kabilinden ise verilecek ceza iki seneden beş seneye kadar ağır hapistir.   – Her kim resmi bir varaka tanzimi esnasında kendisinin veya başkasının hüviyet ve sıfatı yahut mezkur varaka ile sıhhati ispat olunacak sair ahval hakkında memurine karşı yalan beyanatta bulunursa bundan dolayı umumi veya hususi bir zarar husule geldiği takdirde üç aydan bir seneye kadar hapis cezasiyle cezalandırılır.Madde 343    Eğer mezkur varaka tevellüdat, münakehat ve vefiyata yahut adli işlere müteallik bulunursa fail altı aydan iki seneye kadar hapis olunur.   – Her kim ticaret evrak ve senedatı tanziminde kendisinin veya başkasının hüviyeti hakkında yalan beyanatta bulunursa üç aydan bir seneye kadar hapis olunur.Madde 344   – Bir kimse tamamen veya kısmen sahte olarak hususi evrak ve senedat tanzim eder yahut sahih olarak tanzim olunmuş bir varaka veya senedin yazılarını tagyir eylerse bundan umumi veya hususi bir mazarrat tevellüt edebildiği ve böyle sahte veya muharref bir varaka veya senedi fail yahut bilerek başkası kullandığı takdirde bir seneden üç seneye kadar hapis cezasına mahkum olur.Madde 345   Madde 346(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Bir kimse sahtekarlık cürmünde ortaklığı olmaksızın sahte bir varakayı bilerek kullanır veya onunla menfaat temin ederse mezkur varaka resmi evraktan ise, 342 ve hususi evraktan ise, 345 inci maddelere göre ceza görür.   – Bir kimse geçen maddelerde beyan olunan cürümleri kendisi veya başkası için sahih bir keyfiyetin esbabı sübutiyesini tedarik maksadiyle işlemişse resmi evrak sahtekarlığından dolayı bir aydan iki seneye kadar ve resmi olmıyan evrak sahtekarlığından dolayı altı aya kadar hapis cezasına mahkum olur.Madde 347   Madde 348(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Bir kimse tamamen veya kısmen bir varakanın aslını yahut aslın zıyaı takdirinde kanunen makamına kaim olan suretini ortadan kaldırır veyahut bozar ve bundan umumi veya hususi bir zarar neş’et ederse 339, 342, 343, 344 ve 345 inci maddelerde bildirilen farklara göre mezkur maddelerde yazılı cezalarla cezalandırılır.   – Geçen maddeler ahkamının tatbiki hususunda kanunen mahkemeler ve resmi daireler huzurunda muteber sayılan evrak tanzimine mezun olan kimseler resmi memur gibidirler.Madde 349   (Değişik fıkra: 21/11/1990 – 3679/22 md.)Emre veya hamile yazılı olarak tanzim edilen kambiyo senetleri, emtiayı temsil eden evrak yahut ortaklık veya alacaklılık sağlayarak belli bir meblağı temsil eden hisse senetleri, tahviller ve Hazine bonoları gibi kıymetler ile bunlar dışında kalan kıymetli evrak ve mali değerleri temsil eden veya ihraç edenin mali yükümlülüklerini içeren her türlü evrak resmi varaka hükmündedir.   DÖRDÜNCÜ FASIL : HÜVİYET CÜZDANI VE NÜFUS TEZKERESİ,PASAPORT,RUHSATNAME,İLMÜHABER,ŞAHADETNAME VE BEYANNAMELERDE SAHTEKARLIK   Madde 350(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   1- Hüviyet cüzdanlarını nüfus tezkerelerini, pasaportları ve ruhsatnameleri taklid edenler veya bunların yazılarını değiştirenler;    2- Bu gibi sahih vesikaları kimlere ita kılınmış ise onlardan başkasına veya diğer bir mekan ve zamanda verilmiş gibi göstermek maksadile değiştirenler yahut bunların sıhhat ve itibarı için lazımgelen tasdik muamelesini ve matlüb olan şartlarını sahte olarak ifa kılınmış gibi gösterenler;    3 – Böyle taklid edilmiş veya değiştirilmiş nüfus tezkere ve hüviyet cüzdanı ve pasaport ve ruhsatnameleri kullanan ve kullanmak maksadile başkalarına teslim ve ita eyliyenler;   (Değişik cümle: 21/01/1983 – 2787/12 md.)Bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.   Madde 351(Değişik madde: 21/01/1983 – 2787/13 md.)   Bir kimse hüviyet cüzdanı, nüfus tezkeresi, ruhsatname veya pasaport almak maksadıyla bu evrakta kendi isim ve şöhret veya sıfatını sahte olarak dercettirir veyahut şahadet etmek suretiyle bu yolda evrak almak fiilinde başkasının cürüm ortağı olursa altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin liradan otuzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.   Madde 352 –(Değişik madde: 21/01/1983 – 2787/14 md.)   Bir memur memuriyetini icra halinde geçen maddelerde beyan olunan cürümlerden birini işler veya her ne suretle olursa olsun bu cürümleri işlemekte başkasıyla birleşirse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.   Madde 353(Değişik madde: 21/01/1983 – 2787/15 md.)   Zabıtanın teftişine tabi defter tutmaya veya kendi sanat ve mesleğinin muamelatına dair zabıtaya malumat vermeye mecbur olanlardan bu defterlerde sahtekarlık eden veya yanlış malumat veren veya sahte tarih koyan üç aydan bir yıla kadar hapis ve beşbin liradan otuzbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.   Madde 354 –(Değişik madde: 26/08/1999 – 4449/3 md.)   Hekim, eczacı, sağlık memuru veya diğer bir sağlık mesleği mensubu, Hükümetçe emniyet ve itimat olunacak bir belgeyi hatır için gerçeğe aykırı olarak verir ise, altı aydan iki yıla kadar hapis ve yüzmilyon liradan üçyüzmilyon liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır. Gerçeğe aykırı olarak düzenlenmiş böyle bir belgeyi bilerek kullanan kimse hakkında dahi aynı ceza tertip olunur.    Eğer bu gibi gerçeğe aykırı bir belgeye dayanılarak, sinir ve akıl hastalıkları kurumlarına kabul ve orada ikamete mecbur edilmesi gerekmeyen bir kimse bu kurumlara kabul ve orada ikamete mecbur edilir veya başkaca fahiş bir zarar meydana gelir ise, failin göreceği ceza iki yıldan dört yıla kadar hapistir.    Eğer birinci fıkrada yazılı fiil, failin kendisine yahut başkasına verilmiş veya vaat ve temin olunmuş para ve sair menfaat karşılığında işlenmiş ise, failin göreceği ceza üç yıldan beş yıla kadar hapistir. Eğer düzenlenen belgeden ikinci fıkrada yazılı olan fahiş zarar meydana gelmiş ise faile verilecek ceza dört yıldan altı yıla kadar hapistir.    Eğer gerçeğe aykırı belge, işlenmiş bir suçu yahut işkence, zalimane veya gayriinsani diğer fiillerin delillerini gizlemek veya bu delilleri yok etmek için düzenlenmiş ise faile verilecek ceza, dört yıldan sekiz yıla kadar hapistir.    Her halde bu cezalar ile birlikte birinci fıkradaki ağır para cezası, ikinci ve üçüncü fıkradaki hallerde iki kat, dördüncü fıkradaki halde üç kat olarak hükmolunur.    Gerçeğe aykırı belge düzenlemesi için para veren veya vaat eden yahut menfaat temin veya vaat eden kimse hakkında dahi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası hükmolunur ve verilip alınan para ve sair eşya da müsadere edilir.   Madde 355(Değişik madde: 21/01/1983 – 2787/17 md.)   Bir memur veya vesika itasına yetkili olan diğer bir kimse bu vesikaları verdiği kimseler hakkında teveccüh yahut hususi ve umumi emniyet celbine veya hizmet ve memuriyet ve kanunun temin ettiği müsaade ve menfaatler kazanmaya yahut bazı hizmet ve memuriyetlerden kurtulmaya dayanak olacak surette iyi haline veya yoksulluğuna veya sair hallere dair yalan olarak şahadet eylerse iki aydan altı aya kadar hapis ve üçbin liradan onbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.   Madde 356(Değişik madde: 21/01/1983 – 2787/18 md.)   Bir kimse 354 ve 355 inci maddelerde yazılı sıfat va yetkiyi haiz olmadığı halde ilmühaber ve vesikaları taklit eder yahut bunların sahih olanlarını tahrif eyler ve bir kimse bu yolda tanzim olunmuş ilmühaber ve vesikaları kullanırsa üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.   – Bir kimse gösterdiği sahih bir vesika veya ilmühaberin ve şahadetnamenin hükümeti aldatmak için kendisine veyahut başkasına ait olduğunu yalandan iddia ederse yukardaki maddede yazılı olan ceza ile cezalandırılır.Madde 357   BEŞİNCİ FASIL : TİCARET VE SANAYİE VE MÜZAYEDEYE HİLE VE FESAT KARIŞTIRMAK CÜRÜMLERİ   – Her kim yalan havadis neşir ve işaasiyle veya sair hileli vasıtalar ile umumi pazarlar yahut ticaret borsalarında amele ücretlerinin veya erzak veya emtia yahut umumi pazarlarda alınıp verilen veya esham borsalarına kabul edilen evrak ve senedat piyasasının artıp eksilmesine sebebiyet verirse üç aydan üç seneye kadar hapis ve yüz liradan beş yüz liraya kadar ağır cezayı nakdi ile cezalandırılır.Madde 358   – Bundan evvelki maddede yazılı cürüm, resmi ruhsatı haiz simsar yahut borsa tellalları tarafından irtikap olunursa failin göreceği ceza bir seneden beş seneye kadar hapis ve meslek ve sanattan muvakkaten memnuiyet ve elli liradan az olmamak üzere ağır cezayı nakdidir.Madde 359   Her kim resmi damgalı ölçü ve tartıları taklit ve tağyir eder ve bundan dolayı umumi veya hususi bir zarar tevellüt eylerse bir aya kadar hapse ve yirmi beş liraya kadar ağır cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 360 –    Eğer fail, bu gibi kile ve ölçü ve tartıları umumi bir müessese işlerinde kullanırsa üç aya kadar hapse ve elli liraya kadar ağır cezayı nakdiye mahkum olur.    Umumi bir müessese müdürü taklit ve tağyir olunmuş kile ve tartı ve ölçüleri yalnız yedinde bulundurmuş olmasından dolayı elli liraya kadar ağır cezayı nakdiye mahkum olur.   – Her kim iltizam ettiği taahhüdü icra etmiyerek resmi bir daireye veya bir hizmeti amme ifasına yahut bir musibeti ammenin önünü almağa elzem olan erzak ve eşyanın fikdanına sebebiyet verirse bir seneden üç seneye kadar hapse ve yirmi beş liradan aşağı olmamak üzere iki yüz liraya kadar ağır cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 361    Taahhüdün icra olunmaması failin yalnız ihmal ve teseyyübünden ileri gelmiş ise bir seneye kadar hapse ve yüz liraya kadar ağır cezayı nakdiye mahkum olur.   – Bir kimse yukardaki maddede yazılı olan erzak ve eşyanın nev’inde ve keyfiyet ve kemiyetinde hile ve hud’a irtikap ederse altı aydan beş seneye kadar hapis cezasiyle beraber yirmi beş liradan iki yüz liraya kadar ağır cezayi nakdi itasına mahkum olur.Madde 362    Resmi daireye veya bir hizmeti ammeye mahsus olarak itası taahhüt olunan sair levazıma hile ve hud’a karıştırdığı takdirde failin göreceği ceza iki seneye kadar hapis ve yüz elli liraya kadar cezayı naktidir.   Madde 363(Değişik madde: 22/09/1983 – 2891/1 md.)   Bir kimse ticaret yaptığı sırada müşterisine bir şey yerine aynı şey olmak üzere diğer bir şey veya menşe ve evsafı ve miktarı beyan veya mukaveleye aykırı olarak bir şey verirse altı aydan bir yıla kadar hapis ve onbin liradan ellibin liraya kadar ağır para cezasına mahkum olur.    Eğer tağyir, kıymetin eşyaya taalluk ederse faile verilecek ceza bir yıldan iki yıla kadar hapis ve yirmibin liradan yetmişbeşbin liraya kadar ağır para cezasıdır.   Bir kimse sıfat veya memuriyeti yahut meslek ve sanatı icabınca vakıf olup ta gizli tutmağa mecbur olduğu fenni keşif ve ihtiralara, yahut sınai tatbikata müteallik malumatı ifşa ederse mutazarrır olan kimsenin şahsi davası üzerine altı aya kadar hapse ve onbeş liradan yüz liraya kadar ağır cezayi nakdiye mahkum olur.Madde 364 –   – Yukarki maddede yazılan sırlar Türkiye’de sakin olmıyan bir ecnebiye yahut memurlarına ifşa olunmuş ise faili bir aydan bir seneye kadar hapse ve otuz liradan iki yüz liraya kadar ağır cezayi naktiye mahkum olur.Madde 365   – Her kim Hükümet hesabına olarak icra kılınan müzayede ve münakasada şiddet veya tehdit ile veya hediye vait ve itasiyle veya sair menfaatler teminiyle veya gizli ittifak yahut sair hileli vasıtalar ile rekabeti meni veya ihlal yahut müzayede ve münakasada pey sürenleri çekilmeğe sevkederse üç aydan bir seneye kadar hapse ve otuz liradan iki yüz liraya kadar ağır cezayi nakdiye mahkum olur.Madde 366    Eğer fail kanunen veya Hükümet tarafından müzayede veya münakasaya memur olan kimse ise bir seneden üç seneye kadar hapis ve elli liradan dört yüz liraya kadar ağır cezayi nakti hükmolunur.   – Gerek resmi daireler marifetiyle ve gerek beynennas bilmüzayede alınıp satılacak yahut kiraya verilip alınacak mal ve mülklerin müzayedesinde yukarki maddede gösterilen suretlerden biriyle rekabeti meni veya ihlal yahut müzayedeye pey sürenleri çekilmeğe mecbur edenler bir aydan üç aya kadar hapse ve otuz liradan yüz liraya kadar ağır cezayi naktiye mahkum olur.Madde 367   – Bir kimse kendisine veya başkasına vadolunmuş para veya sair menfaat mukabilinde müzayedeye veya münakasaya devamdan istinkaf suretiyle resmi müzayedeye fesat karıştırırsa altı aya kadar hapse ve otuz liradan elli liraya kadar ağır cezayi naktiye mahkum olur.Madde 368   YEDİNCİ BAP : AMMENİN SELAMETİ ALEYHİNDE CÜRÜMLER   BİRİNCİ FASIL : YANGIN, SU BASKINI VE GARK VE SAİR BÜYÜK TEHLİKELERE MÜTEALLİK CÜRÜMLER   – Bir binaya ve sair inşaata ve henüz biçilmemiş veya biçilmiş mahsulata veya hububata ve erzak yığın veya ambarına ateş verip kısmen veya tamamen yakan kimse üç seneden altı seneye kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılır.Madde 369   – Süknaya mahsus bir binaya yahut ammeye müteallik binalara ve yahut ammenin istimaline mahsus bir mahalle veya sanayi tezgahlarına ve tüccar ambarlarına içtial ve infilakı kabil şeylerin mahzenlerine ve tersanelere ve şimendifer arabalarına ve madenlere ateş verip kısmen veya tamamen yakanlar beş seneden aşağı olmamak üzere muvakkat ağır hapse mahkum olur.Madde 370   – Yakılan hususi binalar ve mahsulat kıymetçe az olduğu surette fail 369 uncu maddede üç aydan 370 inci maddede altı aydan üç seneye kadar hapsolunur.Madde 371   – Geçen maddelerde beyan olunan binaları ve eşyayı tamamen veya kısmen tahrip etmek maksadiyle bir kimse lağım, torpil ve sair bu kabilden mamulat veya infilakı kabil bir şey koyar veya patlatır, veyahut bu neticeyi husule getirecek kabil iştial bir madde vazı veya iş’al eylerse yukarda yazılı maddelerde beyan olunan cürümlerin hangisini yapmak kastında bulunmuş ise ona göre cezalandırılır.Madde 372   Bir kimse su basmasına kasten sebebiyet verip bu suretle başkasının malını tehlikeye maruz bırakırsa üç seneden on seneye kadar ağır hapse mahkum olur.Madde 373 –    Eğer bunu kendi malını kurtarmak ve muhafaza etmek maksadiyle yapmış ise cezası bir seneden aşağı olmamak üzere hapistir.   – Başkasının hayatı için tehlikeli olduğu vukuundan evvel anlaşılabilen bir suretle kasden su basmasına sebep olan kimse beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis ile cezalandırılır. Eğer bu hal bir kimsenin ölümüne sebebiyet vermiş ise cezası müebbeden ağır hapistir.Madde 374   – Kasti olmaksızın su basmasına sebebiyet verip bu suretle ferdin hayat ve malını tehlikeye koyan kimse bir seneye kadar hapis ile mücazat olunur. Eğer bu hal bir kimsenin ölümüne sebep olmuş ise cezası altı aydan aşağı olmamak üzere hapistir.Madde 375   – Her kim su basmasına ve sair musibetlere karşı umumi bir müdafaa ve tahaffuza mahsus setleri, siperleri ve sair eserleri tahrip suretiyle bir tuğyan ve sair musibetler tehlikesine meydan verirse beş seneye kadar ağır hapse mahkum olur.Madde 376    Eğer tuğyan ve musibet vuku bulmuş ise on seneye kadar ağır hapse mahkum olur.   – Her kim gemilere yahut sair su yüzünde yüzen veya bulunan yapılara ateş verip yakar veya her ne suretle olursa olsun kasten işlediği fiil ile bunlardan birinin batmasına sebep olursa üç seneden on seneye kadar ağır hapse mahkum olur.Madde 377   – Geçen maddelerde yazılı fiillerden bir askeri müesseselere ve Hükümet ambarlarına ve Devlet tersanelerine ve fabrikalarına ve sefinelerine karşı işlenirse fail yedi seneden on beş seneye kadar ağır hapis cezasına mahkum olur.Madde 378   – Bir kimse deniz fenerlerini ve sair işaretleri değiştirerek ve yahut bir suretle konuldukları yerden kaldırarak yahut yanlış işaretler ihdas ve vesair sanialar ika ederek bir geminin batması tehlikesine meydan verirse beş seneye kadar ağır hapse mahkum olur.Madde 379    Bu hareketiyle geminin batmasına sebep olursa yukardaki iki maddeye göre ceza verilir.   – Bir kimse bir yangının söndürülmesine veya su basmasından ve deniz kazasından tahaffuza mani olmak kastiyle yangını söndürmeğe veya diğerlerinden tahaffuza mahsus alat ve edavatı ve her nevi vasıtaları gizler veya parçalar veya kullanılamıyacak hale getirirse bir seneden beş seneye kadar hapis ile cezalandırılır.Madde 380   – 369 ve 370 ve 371 ve 372 ve 377 nci maddeler ahkamı, kendisine ait bina ve eşya hakkında geçen maddelerde yazılı olan fillerden birini işleyip’te o maddelerde gösterilen surette başkasına şahsen veya malen zarara veya tehlikeye koyan kimse hakkında dahi tatbik olunur,Madde 381    Eğer fiil sigorta bedelini yahut haksız bir menfaati ele geçirmek maksadına mübteni ise ceza altıda birden üçte bire kadar çoğaltılır.   – (Madde 382Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   369, 370, 371, 372, 373, 376, 377, 378, 379, 380 ve 381 inci maddelerde yazılı olan fiiller bir şahsın hayatını tehlikeye koymuş olduğu takdirde muayyen olan ceza yarısı derecesinde artırılır ve bu ceza kanunen muayyen olan cezanın azami haddini geçebilir. Ölüme sebep olmuş ise ceza müebbed ağır hapistir.   Bir kimse tedbirsizlik veya dikkatsizlik veya sanat ve meslekte tecrübesizlik veya nizam ve emir ve kaidelere riayetsizlik neticesi olarak bir yangına veya infilaka veya batmağa ve deniz kazasına veya umumi bir tehlikeyi mutazammın tahribata ve musibetlere sebebiyet verirse otuz aya kadar hapse ve yüz liraya kadar ağır cezayi naktiye mahkum olur.Madde 383 –    Eğer bu fiilden bir şahsın hayatınca tehlike hasıl olursa altı aydan beş seneye kadar hapse ve elli liradan yüz elli liraya kadar ağır cezayi naktiye ve bundan ölüm vukua gelirse beş seneden fazla olmamak üzere ağır hapse ve yüz liradan beş yüz liraya kadar ağır cezayı naktiye mahkum olur.   İKİNCİ FASIL : NAKLİYE VE MUHABERE VASITALARI ALEYHİNDE CÜRÜMLER   Madde 384 –(Yeniden düzenlenen madde: 28/09/1971 – 1490/11 md.)   I –(Değişik bent: 07/06/1979 – 2245/11 md.)Zor veya nüfuz kullanarak veya tehditle veya hileyle kara ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen, ettirmeyen veya hareket halinde bulunanları durduran veya gitmekte olduğu yerden başka yere gönderten kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.    Eylem halkın yararlanmasına arz edilmiş kara ulaşım aracı hakkında işlenirse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.    Eylem silahla veya iki veya daha çok kişi tarafından birlikte işlenirse ceza yarı oranında artırılır.    II –(Değişik bent: 07/06/1979 – 2245/11 md.)Zor veya nüfuz kullanarak veya tehditle veya hileyle deniz ulaşım aracını hareket ettirmeyen veya hareket halinde bulunanları durduran veya gitmekte olduğu yerden başka bir yere götüren veya gönderten kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.    Eylem halkın yararlanmasına arz edilmiş deniz ulaşım aracı hakkında işlenirse üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.    Eylem silahla veya iki veya daha çok kişi tarafından birlikte işlenirse ceza yarı oranında artırılır.    III –(Değişik bent: 07/06/1979 – 2245/11 md.)Her kim bir uçağı kaçırır veya hareket etmesine engel olur veya bu eylemlere teşebbüs ederse üç yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezasıyla cezalandırılır.    Kaçırılan veya hareketi engellenen veya bu eylemlere teşebbüs edilen uçak halkın yararlanmasına arz edilmiş ise dört yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.    Kaçırma veya hareketi engelleme veya bunlara teşebbüs eylemleri zorla veya tehditle veya hileyle işlenirse birinci fıkrada yazılı durumda dört yıldan altı yıla, ikinci fıkrada yazılı durumda beş yıldan yedi yıla kadar ağır hapis cezası verilir.    IV – Her kim cebir ve şiddet veya tehdit veya hile ile bir uçağı gitmekte olduğu yerden başka bir yere sevk ettirir veya sevk eder veya bu fiillerden birine teşebbüs ederse on seneden onbeş seneye kadar ağır hapis cezasiyle cezalandırılır.    V – Her kim yerde bulunan bir uçağı tahrip veya imha ederse beş seneden on seneye kadar ağır hapis cezasiyle cezalandırılır.    Bir uçağı, hareketine mani olacak derecede bozan veya zarar veren kimse, yapılan tahribatın derecesine göre, bir seneden beş seneye kadar ağır hapis cezasiyle cezalandırılır.    Uçak umumun istifadesine arz edilmiş ise, hükmedilecek ceza birinci fıkrada yazılı olan halde yedi sene, ikinci fıkrada yazılı olan halde üç sene ağır hapisten aşağı olamaz.   – Bir kimse kasten demiryolu üzerine bir şey koyarak yahut rayların makaslarını kapayarak veya açarak yahut yanlış işaretler vererek veya her ne suretle olursa olsun bir hareket yaparak bir kaza vukuu tehlikesine meydan verirse beş seneye kadar ağır hapse mahkum olur.Madde 385    Eğer kaza vukua gelmiş ise ağır hapis cezası beş seneden on seneye kadardır.   -Bundan evvelki maddede yazılan fiil bir veya bir kaç şahsın yaralanmasına veya ölmesine sebep olmuş ise birinci takdirde ceza yarısına kadar çoğaltılır ve ikinci surette on beş seneden yirmi seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur.Madde 386   Bir kimse kasten demiryoluna yahut makinelerine ve arabalarına veyahut işletilmesi için muktazi olan alat ve edevata bir zarar verirse bir aydan beş seneye kadar hapse mahkum olur.Madde 387 –   Seyir ve harekette bulunan katarlara karşı katı veya ateşli cisimler veya silah atanlar üç seneye kadar hapsolunur.Madde 388 –   – Bir kimse tedbirsizlik veya meslek veya sanatında tecrübesizlik veya nizam ve emir ve kaidelere riayetsizlik neticesi olarak demiryolu üzerinde bir kaza vukuu tehlikesine meydan verirse üç aydan otuz aya kadar hapse ve iki yüz liraya kadar ağır cezayı nakdiye ve kaza vukubulmuş ise beş seneye kadar ağır hapse ve yüz elli liradan aşağı olmamak üzere ağır cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 389    Demiryolu arabaları içinde silah atanlar hakkında dahi kaza vukubulup bulmamasına göre baladaki birinci veya ikinci fıkraya tevfikan ceza hükmolunur.   – Her kim olursa olsun bir güna ihtilal ve fesat vukuu sırasında telgraf ve telefonun bir yahut ziyade hatlarını bozarak ve sair suretle işlemesini meni yahut cebren ve sair suretle zabt ederek cereyan edecek resmi muhaberat ve müraselatı tatil eder ve mektup gönderenleri ve telefonla muhaberat ve mükalematı meni ve zecr eyler yahut telefon ve telgraf hattının tamirine cebren muhalefet ederse muvakkat ağır hapse ve iki yüz liradan bin liraya kadar ağır cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 390   Madde 391(Değişik madde: 28/09/1971 – 1490/12 md.)   Bir kimse; telgraf, telefon ve telsiz makinalarına veya alat ve edevatına veya tellerine zarar verir veya elektrik ceryanlarının dağılmasına sebep olur veya her ne suretle olursa olsun telgraf veya telefon veya telsiz muhaberat ve neşriyatını inkıtaa uğratırsa bir seneden beş seneye kadar hapis cezasiyle cezalandırılır.   – Geçen maddelerde yazılı olan fiillerden başka her kim bir suretle karada ve denizde ammenin münakalatına mahsus yolları ve eserleri tamemen veya kısmen bozarsa veya kullanılamayacak bir hale getirir veya bu maksatla müraselatın teminine mahsus olan şeylerin mahallelerini tebdil ederse üç aydan beş seney kadar hapse mahkum olur.Madde 392   – Ceza Kanununun tatbikinde, raylar üzerinde buharlı makinalar veya sair herhangi nevi motorlarla işletilen bütün yollar, adi demiryolu hükmündedir.Madde 393   ÜÇÜNCÜ FASIL : UMUMUN SIHHATİNE, YENECEK VE İÇECEK ŞEYLERE MÜTAALLİK CÜRÜMLER   Madde 394(Değişik madde: 22/09/1983 – 2891/2 md.)   Halkın içeceği sulara ve yiyeceği veya içeceği her çeşit şeylere zehir katarak ve sair suretle bozarak umumun sıhhatini tehlikeye düşüren kimse beş yıldan onbeş yıla kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılır.   Madde 395(Değişik madde: 22/09/1983 – 2891/3 md.)   Halka dağıtılmaya veya parasız verilmeye mahsus her nevi yenilecek veya içilecek şeyleri veya ilaçları- bunları yiyen veya içenin sıhhatini hafif veya ağır surette bozmaya sebep olacak şekilde tağşiş veya taklit veya tağyir eden veya bu gibi şeyleri bilerek satan ve veren veya mağşuş ve sıhhate zararlı olduğunu bildiği halde satılmak üzere mağaza veya dükkanında bulunduran ve gıdaları ve ilaçları bu suretle tağşişe, taklit veya tağyire yarayan maddeleri bu hususlarda kullanılacağını bilerek satan veya tedarikine yol gösteren veya yardım eden kimseler bir yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmibin liradan yüzbin liraya kadar ağır para cezasına mahkum olur ve bu gibi maddelerin tamamı müsadere ve imha olunur.   Madde 396(Değişik madde: 22/09/1983 – 2891/4 md.)   Her kim taklit veya tağyir veya tağşiş edilmemiş olduğu halde aslında umumun sıhhati için tehlikeli olan yenilecek ve içilecek ve sair şeyleri müşteriye tehlikeyi haber vermeksizin satarsa üç aydan altı aya kadar hapis ve beşbin liradan yirmibeşbin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır.   Madde 397(Değişik madde: 22/09/1983 – 2891/5 md.)   Tıbbi maddeleri satmaya yetkili olup da bunları nevi ve miktar itibariyle hekim reçetelerinin münderecatına aykırı olarak yapan kimse altı aydan bir yıla kadar hapis ve onbin liradan ellibin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır.   Madde 398(Değişik madde: 22/09/1983 – 2891/6 md.)   Sıhhat için zararlı olmayıp ancak tabii olmayan bir gıda maddesini tabii diye satılığa çıkaran kimse üç aydan altı aya kadar hapis ve beşbin liradan yirmibeşbin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır.   Madde 399(Değişik madde: 22/09/1983 – 2891/7 md.)   Geçen maddelerde yazılı fiillerden biri hataen veya kayıtsızlık veya meslek ve sanatta tecrübesizlik veya nizam ve emir ve talimata uymama sonucu olarak yapılmış ise faili 394 üncü maddede beyan olunan fiillerden dolayı altı aydan iki yıla kadar hapis, onbin liradan yetmişbeşbin liraya kadar ağır para cezası ve 395 inci maddede beyan olunan fiillerden dolayı altı aydan bir yıla kadar hapis ve onbin liradan ellibin liraya kadar ağır para cezası ve 396 ve 397 nci maddelerde yazılı fiillerden dolayı iki aydan altı aya kadar hapis ve üçbin liradan onbeşbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.   Madde 400(Değişik madde: 22/09/1983 – 2891/8 md.)   395, 396, 398 inci maddelerdeki fiillerden birinin faili hekim veya eczacı veya umumun sıhhatini korumak için yapılması resmi izin alınmasına bağlı bulunan bir meslek ve sanat sahibi olup da bu fiili meslek ve sanatını suistimal sureti ile yapmış ise 395 inci maddede yazılı fiillerden dolayı iki yıldan on yıla kadar ağır hapis ve yetmişbeşbin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezası ve 396 ncı maddede yazılı fiillerden dolayı bir yıldan dört yıla kadar hapis ve yirmibin liradan yüzellibin liraya kadar ağır para cezası ve 398 inci maddede yazılı fiillerden dolayı bir yıldan iki yıla kadar hapis ve yirmibin liradan yetmişbeşbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.   Madde 401(Değişik madde: 22/09/1983 – 2891/9 md.)   Gıda maddeleri veya kamuya gerekli şeylerden:    a) Halkın beslenmesi için gerekli et, ekmek, un, süt, tuz, şeker, yağ, peynir, zeytin veya benzeri gıda maddelerinin;    b) Halkın ısınması, temizliği veya aydınlanması için gerekli madde veya eşyalarla her türlü yakıtın;    c) Sağlığın korunmasında, tedavide ve tıbda kullanılan ilaç, kimyevi madde, alet ve diğer şeylerin;    d) İnşaat, sanayi, ulaşım ve tarımda kullanılıp da fiyatları Bakanlar Kurulu, ilgili bakanlıklar ve diğer yetkili mercilerce tespit ve ilan edilen eşya veya maddelerin;    e) Kamu için gerekliliği sebebiyle veya Devletin genel iktisadi ve mali siyaseti gereği olarak, fiyatları Bakanlar Kurulu veya ilgili bakanlıklar tarafından tespit ve ilan edilen mal, eşya, araç, gereç ve her türlü maddelerin; İmali, satımı, dağıtımı, depolanması veya her ne şekilde olursa olsun ticaretiyle uğraşan veya herhangi bir suretle kazanç amacı güden bir faaliyette bulunan kimse, bu erzak, madde, eşya veya malların satışından kaçınır, bunları saklar, kaçırır, satılmadığı halde satılmış gibi gösterir veya bunlardan satış fiyatları Bakanlar Kurulu, ilgili bakanlıklar veya yetkili mercilerce tespit edilenleri fazla fiyatla satar veya satışa arz ederse iki yıldan on yıla kadar hapis ve yetmişbeşbin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Ayrıca suç konusu mal veya eşyanın müsaderesine de karar verilir.    Yukardaki fıkrada yer alan erzak, madde, eşya veya malların resmi mercilere bildirilmesine ilişkin olarak Bakanlar Kurulu veya ilgili bakanlıklarca çıkarılan kararlara aykırı hareket eden veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kimse, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç teşkil etmediği takdirde altı aydan iki yıla kadar hapis ve onbeşbin liradan yetmişbeşbin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Ayrıca bildirim dışı bırakılan malların müsaderesine de karar verilir.    Yukarıdaki fıkralarda yer alan fiil ve hareketler ikiden fazla kimse tarafından müştereken veya herhangi bir şirket veya teşekkül namına işlenirse birinci fıkradaki halde hapis cezası üç yıldan, ikinci fıkradaki halde bir yıldan az olamaz.    Suç konusu erzak, madde, mal veya eşyanın değeri az ise yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısına, çok az ise üçte birine indirilir. Mükerrir olanlar hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz.    Soruşturmanın her safhasında bu maddede belirtilen ve suç konusu erzak, madde, mal veya eşyanın gerektiğinde satışına ve satışın en yakın belediye veya kamu kuruluşunca yapılmasına yetkili hakim veya mahkemece karar verilir. Satış bedeli mahkumiyet halinde müsaderesine karar verilmek üzere dava sonuna kadar muhafaza edilir.    Bir kimse her ne şekilde olursa olsun yalan haber yaymak, duyurmak veya başka hileler kullanmak suretiyle birinci fıkradaki erzak, madde, mal veya eşyanın azalmasına, darlığına veya fiyatlarının artmasına sebep olursa, fiili daha ağır cezayı gerektiren bir suç teşkil etmediği takdirde iki yıldan on yıla kadar hapis ve yetmişbeşbin liradan ikiyüzbin liraya kadar ağır para cezasına mahkum edilir.   Madde 402(Değişik madde: 22/09/1983 – 2891/10 md.)   Geçen maddelerde yazılı cürümlerden birine mahkumiyet halinde ayrıca, tertip olunacak ağır hapis veya hapis cezası müddetine müsavi olarak failin cürme vasıta kıldığı meslek ve sanatın ve ticaretin tatiline ve fiilin işleniş şekli veya niteliğine göre yedi günden altı aya kadar iş yerinin kapatılmasına da hükmolunur. Ancak, işyeri bulunduğu mahal için hayati önem taşıdığı takdirde işyerinin kapatılmasına karar verilmez.    Bu maddenin uygulandığı hallerde, verilip kesinleşen karar özetleri, büyük harflerle yazılmak suretiyle ve kapatma süresi kadar kalmak üzere kapatılan işyerinin göze çarpan bir yerine yapıştırılır. Ayrıca karar özeti mahkemece Cumhuriyet savcılığına bildirilir ve masrafı bilahara hükümlüden alınmak üzere Ankara, İstanbul, İzmir’de yayınlanan ve tirajı yüzbinin üzerinde bulunan bir veya iki gazetede ve ayrıca varsa suç yerinde yayınlanan mahalli bir gazetede derhal ilan edilir.   Madde 403(Değişik madde: 06/06/1991- 3756/6 md.)   1. Uyuşturucu maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal veya ithal edenlere on yıldan yirmi yıla kadar ağır hapis ve uyuşturucu maddenin her gram ve küsuru için ellibin lira ağır para cezası verilir.    2.1 numaralı fıkrada yazılı maddeleri ihraç edenlere, altı yıldan oniki yıla kadar ağır hapis ve uyuşturucu maddenin her gram ve küsuru için ellibin lira ağır para cezası verilir.    3. Uyuşturucu maddeleri imal veya ithal ettikten sonra ihraç edenler hakkında 1 numaralı fıkrada gösterilen cezalara da ayrıca hükmolunur.    4. Böylece ihraç edilmiş maddeler dolayısıyla yabancı memlekette hükmedilmiş ve çekilmiş veya yabancı ülkede çekilmemiş olmakla beraber Türkiye’de infazı kabil cezalar çekildikleri takdirde, ihraç sebebiyle hükmedilecek cezadan indirilir.    5. Uyuşturucu maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak satanlara veya satışa arz edenlere veya satın alanlara veya yanında yahut başka bir yerde bulunduranlara veya bu maddeleri parasız devredenlere yahut bu suretle devralanlara veya sevk veya nakledenlere veya bunların alınıp satılmasına veya devrine veya ne suretle olursa olsun tedarik edilmesine aracı olanlara dört yıldan on yıla kadar ağır hapis ve uyuşturucu maddenin her gram ve küsuru için ellibin lira ağır para cezası verilir.    6. Yukarıdaki fıkralarda gösterilen uyuşturucu madde eroin, kokain, baz morfin, morfin ise, fail hakkında verilecek ceza bir katı oranında artırılır.    7. Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, teşekkül oluşturanlar ile idare edenler veya bu teşekküle dahil bulunanlar tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza ayrıca yarı oranında artırılır.    8. Bu maddede yazılı suçlar, bunları meslek, sanat veya geçim vasıtası haline getirenler ile aralarında teşekkül olmaksızın birden ziyade kimse tarafından toplu olarak işlenirse, hükmolunacak cezalar üçtebir oranında artırılır.    9. Onsekiz yaşını bitirmeyen küçükleri veya ceza ehliyetini sahip bulunmayanları bu maddede yazılı suçları işlemekte kullanan kimseler hakkında, fiil için tertip olunacak ceza altıdabiri oranında artırılarak hükmolunur.    10. Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçları işlemek maksadı ile teşekkül oluşturanlar ile bunları idare edenlere veya bunlara dahil olanlara beş yıldan on yıla kadar ağır hapis cezası verilir.    11. Birden ziyade kimsenin bu suçları işlemek için önceden anlaşmaları teşekkül sayılır.    12. Uyuşturucu maddeleri sahte reçete ile alanlara bir yıldan üç yıla kadar hapis ve birmilyon liradan beşmilyon liraya kadar ağır para cezası verilir.   Madde 404(Değişik madde: 06/06/1991 – 3756/7 md.)   1. Özel bir yer sağlayarak veya başka suretle bir kimsenin uyuşturucu madde kullanmasını kolaylaştıranlar ile bu maddeleri onsekiz yaşını bitirmeyen küçüklere veya aklen malullere veya müptela olan kişilere verenler hakkında 403 üncü maddenin 5 ve 6 numaralı fıkralarında yazılı cezalar altıdabiri oranında artırılarak hükmolunur.    2. Uyuşturucu maddeleri kullananlar ile bu maksatla yanında bulunduranlara, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası verilir.    3. Uyuşturucu madde kullanan kimse, hakkında herhangi bir tahkikata girişilmeden resmi makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isteyecek olursa, kullanma fiilinden dolayı hakkında kovuşturma yapılmaz.    4. Uyuşturucu maddeleri kullanan kimselerin alışkanlığı iptila derecesinde ise, salahı tıbben anlaşılıncaya kadar bir hastanede muhafaza ve tedavisine hükmolunur. Bu kimselerin hastanede muhafaza ve tedavilerine, yetkili mahkemece tahkikatın her safhasında da karar verilebilir.   Madde 405 –(Değişik madde: 06/06/1991 – 3756/8 md.)   403 ve 404 üncü maddelerde yazılı suçlara iştirak etmiş olan kimse, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce durumu ve suç ortaklarını ve uyuşturucu maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber vererek bunların yakalanmalarını veya elde edilmelerini kolaylaştırırsa ceza verilmez.    Bu cürümler haber alındıktan sonra, cürümün meydana çıkmasına veya suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kimseler hakkında verilecek ceza yarısı oranında indirilir.   Madde 406 –(Değişik madde: 06/06/1991 – 3756/9 md.)   403 üncü maddede ve 404 üncü maddenin 1 numaralı fıkrasında yazılı fiilleri işleyen tabib, veteriner, kimyager, eczacı, diş tabibi, dişçi, ecza ticarethanesi sahibi, mesul müdür, sağlık memuru, ebe, hemşire veya hastabakıcı ise, verilecek ceza yarısı oranında artırılır ve fail hakkında ayrıca müebbeten memuriyetten yasaklanma veya meslek ve sanatın icrasının tatili cezasına da hükmolunur.    403 üncü maddede veya 404 üncü maddenin 1 numaralı fıkrasında yazılı cürümler, her nev’i ulaşım araçlarında veya umuma açık yerlerde, bunların sahip ve müstahdemleri veya memuriyet vazife ve nüfuzunun suiistimali suretiyle memur ve müstahdemler tarafından işlenecek olursa, cezalar üçtebiri oranında artırılır ve fail hakkında ayrıca, müebbeten memuriyetten yasaklanma veya meslek ve sanatın icrasının tatili cezasına da hükmolunur.   Madde 407(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Geçen maddelerde yazılı fiillerden dolayı şahısların hastalanması veyahut yara ve berelenmesi gibi sıhhatçe bir arıza vukubulduğu takdirdeağırlaştırılmış müebbet ağır hapisve müebbeden ağır hapsi müstelzim ahvalin gayrısında ceza üçte birden yarısına kadar çoğaltılır. Eğer fiil bir kaç kişinin hastalığına sebep olmuş ise birinci fıkrada beyan olunan ceza bir mislinden aşağı olamaz.*1*   Eğer fiil bir kimsenin ölümüne sebep olmuş ise faile müebbet ağır hapis cezası verilir.   – 403 üncü maddede yazılı şeylerin kullanılmasını kolaylaştırmak için açılan mahallerde mevcut bütün eşya müsadere olunur ve işbu eşyanın bedelinin yarısı cürmü meydana çıkarmakta hizmeti görülenlere verilir.Madde 408   – 403 üncü maddede yazılı mevaddın gayri semleri bila mezuniyet satanlar on beş günden iki seneye kadar hapis olunur ve bunlardan on beş liradan yüz liraya kadar ağır cezayı nakdi alınır ve sattığı semler müsadere edilir.Madde 409   – Elinde şahadetnamesi olmayarak eczacı dükkanı açan eczacıların dükkanı kapattırılır ve kendilerinden on beş liradan elli liraya kadar ağır cezayı nakdi alınır.Madde 410   DÖRDÜNCÜ FASIL : GEÇEN FASILLARA AİT MÜŞTEREK KAİDELER   – İşbu babın ilk iki faslında beyan olunan cürümlerden bazısı gece vakti veya umumi tehlike veya felaket ve umumi heyecan zamanında ika olunmuşsa muayyen olan ceza altıda birinden üçte birine kadar artırılır.Madde 411   – İşbu babın ilk iki faslında yazılı fiillerden biri o fiilde kullanılan veya her hangi bir resmi işte bulunan veya muayyen maddelerin muhafazasiyle mükellef olan bir kimse tarafından işlenmiş ise ceza altıda birinden üçte birine kadar artırılır.Madde 412   -İşbu babın ilk iki faslında yazılı fiillerden ileri gelecek tehlike gayet ehemmiyetsiz olur yahut fail neticelerini meni veya tahdit etmek için hususi ve ciddi bir surette mesai sarf eylemiş bulunursa ceza üçte birinden yarısına kadar indirilebilir.Madde 413   SEKİZİNCİ BAP : ADABI UMUMİYE VE NİZAMI AİLE ALEYHİNDE CÜRÜMLER   BİRİNCİ FASIL : CEBREN IRZA GEÇEN, KÜÇÜKLERİ BAŞTAN ÇIKARAN VE İFFETE TAARRUZ EDENLER   Madde 414(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Her kim 15 yaşını bitirmiyen bir küçüğün ırzına geçerse beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasına mahkum olur.    Eğer fiil cebir ve şiddet veya tehdit kullanılmak suretiyle veya akıl veya beden hastalığından veya failin fiilinden başka bir sebepten dolayı veya failin kullandığı hileli vasıtalarla fiille mukavemet edemiyecek bir halde bulunan bir küçüğe karşı işlenmiş olursa ağır hapis cezası on seneden aşağı olamaz.   Madde 415(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Her kim 15 yaşını bitirmiyen bir küçüğün ırz ve namusuna tasaddiyi mutazammın bir fiil ve harekette bulunursa iki seneden dört seneye ve bu fiil ve hareket yukarki madddenin ikinci fıkrasında yazılı şartlar içinde olursa üç seneden beş seneye kadar hapsolunur.   Madde 416(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   On beş yaşını bitiren bir kimsenin cebir ve şiddet veya tehdit kullanmak suretiyle ırzına geçen veyahut akıl veya beden hastalığından veya kendi fiilinden başka bir sebepten veya kullandığı hileli vasıtalardan dolayı fiille mukavemet edemiyecek bir halde bulunan bir kimseye karşı bu fiili işliyen kimse yedi seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası ile cezalandırılır.    Yine bu suretle ırz ve namusa tasaddiyi tazammun eden diğer bir fiil ve harekette bulunursa üç seneden beş seneye kadar hapsolunur.    Reşit olmıyan bir kimse ile rızasiyle cinsi münasebette bulunanlar fiil daha ağır cezayı müstelzim bulunmadığı takdirde altı aydan üç seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır.   – Yukarıdaki maddelerde yazılan fiil ve hareketler birden ziyade kimseler tarafından işlenir veya usulden biri veya veli ve vasi veya mürebbi ve muallimleri ve hizmetkarları veya terbiye ve nezaret veya muhafazaları altına bırakılan veya buna düçar olanların üzerlerine hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından vukubulursa kanunen muayyen olan ceza yarısı kadar artırılır.Madde 417   Madde 418(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Yukarki maddelerde yazılı fiil ve hareketler mağdurun ölümünü mucip olursa faile müebbet ağır hapis cezası verilir.    Eğer bu fiil ve hareketler bir marazın sirayetini veya mağdurun sıhhatine sair büyük bir nakisa irasını veya maluliyet veya mayubiyetini müstelzim olursa cezanın yarısı ilave edilerek hükmolunur.   Madde 419(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Alenen hayasızca vaz’u harekette bulunanlar on beş günden iki aya ve o suretle cinsi münasebette bulunanlar altı aydan bir seneye kadar hapis ve bu fıkrada yazılı hallerde ayrıca 100 liradan 500 liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılırlar.   – Adabı umumiyeye mugayir olarak açık yerlerde veya halkın suhuletle muttali olabileceği yarı açık mahallerde fuhuş maksadiyle kadın oynatanlar ve bilihtiyar oynayan kadınlar bir aydan altı aya kadar hapsolunur.Madde 420   Madde 421(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Kadınlara ve erkeklere söz atanlar üç aydan bir seneye ve sarkıntılık edenler altı aydan iki seneye kadar hapsolunur.   – Kadın kıyafetiyle kadınların bulunduğu mahallere girenler mücerret bu fiilden dolayı üç aydan bir seneye kadar hapsolunurlar ve böyle tebdili kıyafet ile girmiş oldukları yerde kanunen bu cezadan şedit bir cezayı mucip olan bir cürüm işlemişlerse o fiilin cezasiyle dahi cezalandırılırlar.Madde 422   Madde 423(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Her kim onbeş yaşını dolduran bir kızı alacağım diye kandırıp kızlığını bozarsa altı aydan iki seneye kadar hapsolunur.    Evlenme vukuu halinde dava ve ceza tecil olunur. Şu kadarki beş sene içinde koca aleyhine boşanmıya hükmolunursa hukuku amme davası avdet eder ve evvelce ceza hükmolunmuşsa çektirilir.   Bu fasılda beyan olunan cürümlerde mağdur olanların içtimai mevki ve vaziyetlerine ve tecavüzün şümul ve mahiyeti derecesine göre mahkemece takdir edilerek tazminat dahi ayrıca hüküm olunur.Madde 424 –   – 421, 422,423 üncü maddelerde muharrer fiillerden dolayı takibat icrası şahsi davaya bağlıdır.Madde 425   Madde 426(Değişik madde: 06/03/1986 – 3266/10 md.)   Halkın ar ve haya duygularını inciten veya cinsi arzuları tahrik ve istismar eder nitelikte genel ahlaka aykırı;    1 – Her nevi kitap, gazete, risale, mecmua, varaka, makale, ilan, resim, tasvir, plak, afiş, pankart, televizyon ve teyp bantları, fotoğraf, sinema veya projeksiyon filmlerini veya diğer anlatım araç ve gereçleri ile eşyayı teşhir eden veya ettirenler, bilerek dağıtanlar, satanlar veya dağıttıran veya sattıranlar, veyahut ticaret veya dağıtım veya teşhir kastıyla tersim, tasvir, hak, imal veya tab veya teksir veya imla eden veya ettirenler yahut ithal veya ihraç veya Türkiye dahilinde bir mahalden diğer mahalle nakleden veya ettirenler ve bunlar üzerinde her ne suretle olursa olsun muamelede bulunanlar veya bunların ticaretini kolaylaştırmak maksadıyla bu fiilleri icra edenler veya bu kabil anlatım araç ve gereçlerini vasıtalı veya vasıtasız şekilde tedarik edenler veya tedarik ettirenler, tedarik edilebileceğini bildirenler veya tedarik edeceğini ilan edenler veya ilan ettirenler,    2 – Eser ve mevzuları tiyatro veya sinema veya radyo yahut televizyonlarda veyahut umumi mahallerde temsil eden veya ettirenler,    3 – Hitabeleri umuma açık yerlerde veya umumi mahallerde irad edenler, İki milyon liradan on milyon liraya kadar ağır para cezasıyle cezalandırılırlar.   (Değişik fıkra: 11/05/1988 – 3445/2. md.)Bu fiillerin 5680 sayılı Basın Kanununun 3 üncü maddesinde belirtilen mevkuteler vasıtasıyla işlenmesi halinde sahiplerine, mevkute bir aydan az süreli ise bir önceki ay ortalama fiili satış miktarının, aylık veya bir aydan fazla süreli ise bir önceki fiili satış miktarının toplam satış bedeli tutarının yüzde doksanı kadar ağır para cezası verilir. Ancak bu ceza otuzmilyon liradan az olamaz. Bu mevkutelerin sorumlu müdürlerine, sahiplerine verilecek cezanın yarısı uygulanır.   (Ek fıkra: 30/07/2003 – 4963 S.K./3. md.)Bilim ve sanat eserleri ile edebi değere sahip olan eserler bu madde kapsamı dışındadır.   Madde 427(Değişik madde: 06/03/1986 – 3266/11 md.)   Neşir veya tevzi edilmek üzere, halkın ar veya haya duygularını inciten veya cinsi arzuları tahrik ve istismar eder nitelikte genel ahlaka aykırı kitap, makale, varaka ve ilan yazanlar ile bu kabil makale, yazı ve resimleri ihtiva eden gazete ve mecmua gibi mevkutelerin sahipleri ve mevkute tanımına girmeyen basılmış eserler yayınlatanları hakkında. 426 ncı maddedeki cezalara hükmolunur. Bu mevkutelerin sorumlu müdürleri hakkında ise bu cezanın yarısı uygulanır.    426 ncı madde ile bu maddede yazılı evrak ve eşya müsadere olunur.   Madde 428(Değişik madde: 06/03/1986 – 3266/12 md.)   Halkın ar ve haya duygularını inciten veya cinsi arzuları tahrik ve istismar eder nitelikte, genel ahlaka aykırı şarkıları alenen söyleyenler veya plakları, teyp bantlarını çalanlar veya umumi adaba aykırı veya bir şahıs veya bir heyetin, namus ve haysiyetini muhil beyanat ve sözlerle gazete, risale ve diğer evrak satanlar iki milyon liradan on milyon liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar.    Bu madde ile 426 ve 427 nci maddelerdeki suçlardan doğan davalar en geç iki ay içinde sonuçlandırılır.    426 ve 427 nci maddeler ile bu maddedeki ağır para cezalarının tatbikinde,19 uncu maddedeki aşağı ve yukarı hadlerle ilgili hüküm uygulanmaz.   İKİNCİ FASIL : KIZ VE KADIN VE ERKEK KAÇIRMAK   Madde 429(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Her kim cebir ve şiddet veya tehdit veya hile ile şehvet hissi veya evlenme maksadiyle reşit olan veya reşit kılınan bir kadını kaçırır veya bir yerde alıkorsa üç seneden on seneye kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılır.    Kaçırılan kadın evli ise ağır hapis cezası yedi seneden aşağı olamaz.   Madde 430(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Her kim cebir ve şiddet veya tehdit veya hile ile şehvet hissi veya evlenme maksadiyle reşit olmıyan bir kimseyi kaçırır veya bir yerde alıkorsa beş seneden on seneye kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılır.    Eğer reşit olmıyan kimse, cebir ve şiddet veya tehdit veya hile olmaksızın kendi rızası ile şehvet hissi veya evlenme maksadiyle kaçırılmış veya bir yerde alıkonulmuş ise ceza altı aydan üç seneye kadar hapistir.   Madde 431(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Kaçırılan kimse on iki yaşını doldurmamış ise fail cebir ve şiddet veya tehdit veya hile kullanmamış olsa dahi cezası beş sene ağır hapisten aşağı olamaz.   Madde 432(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.;Değişik madde: 14/07/2004 – 5219 S.K./1.mad)*1*   Yukarıdaki maddelerde yazılı cürümlerden birinin faili, kaçırdığı veya alıkoyduğu kimseyi hiçbir şehevî harekette bulunmaksızın kendiliğinden, kaçırıldığı eve veya ailesinin evine iade eder veyahut ailesi tarafından alınması mümkün olan emniyetli diğer bir yere getirip serbest bırakırsa 429 uncu maddede yazılı halde bir aydan bir seneye kadar, 430 uncu maddenin birinci fıkrasında yazılı halde altı aydan üç seneye, ikinci fıkrasında yazılı halde bir aydan altı aya kadar, 431 inci maddede yazılı halde bir seneden beş seneye kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.    –Madde 433(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Yukarıki maddelerde yazılı cürümlerden biri mahza evlenmek maksadile işlenmiş ve bir güna tecavüz vukubulmamış ise fail hakkında tayin olunacak ceza üçte birden yarıya kadar indirilir.   Madde 434(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Kaçırılan veya alıkonulan kız veya kadın ile maznun veya mahkumlardan biri arasında evlenme vukuunda koca hakkında hukuku amme davası ve hüküm verilmiş ise cezanın çektirilmesi tecil olunur.(Bu fıkra Anayasa mah. 2001/478 E, 2004/38 K. ve 25/3/2004 tarihli kararı ile TCK 430 maddesinin ikinci fıkrası yönünden iptal edilmiştir.)   Müruru zaman haddine kadar erkek tarafından haksız olarak vukua getirilmiş bir sebeple boşanmıya hükmedilirse takibat yenilenir. Evvelce hüküm verilmiş ise ceza çektirilir.    Bu madde hükümleri 414, 415 ve 416 ncı maddeler hakkında da caridir.    Evlenen maznun veya mahkum hakkında hukuku amme davasının veya cezanın tecilini müstelzim olan haller fiilde methali olanlar hakkında dava ve cezanın düşmesini müstelzimdir.   ÜÇÜNCÜ FASIL : FUHŞİYATA TAHRİK   Madde 435(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Her kim on beş yaşını doldurmamış olan bir küçüğü kandırarak fuhşa teşvik eder ve bunun yolunu kolaylaştırırsa iki seneden eksik olmamak üzere hapsolunur ve yüz liradan beş yüz liraya kadar ağır para cezası alınır.    Kandırmak keyfiyeti küçüğün usulünden veya kardeşlerinden biri veya kendisini evlad edinenler tarafından yahut veli veya vasisi; muallim veya mürebbisi, yahut hizmetkarları veya nezaretleri altına verilen sair kimseler tarafından vaki olursa fail üç seneden aşağı olmamak üzere hapse mahkum edilir.    Kandırmak keyfiyeti on beş yaşını doldurmuş olup da henüz 21 yaşını bitirmemiş olan kimseler hakkında vuku bulursa fail altı aydan iki seneye kadar hapsolunur ve elli liradan iki yüz liraya kadar ağır para cezası alınır.    Kandırmak keyfiyeti bu maddenin ikinci fıkrasında gösterilen kimseler veya kocası tarafından işlenirse fail iki seneden eksik olmamak üzere hapsolunur ve yüz liradan beş yüz liraya kadar ağır para cezası alınır.    21 yaşını doldurmuş olan kız ve kadınların fuhşa teşvik eden koca veya usulü veya sıhri usulü veya kardeşleri hakkında altı aydan iki seneye kadar hapis cezası hükmolunur.   Madde 436(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Her kim fuhuş zımnında rızasile olsa bile henüz yirmi bir yaşını bitirmeden bir bakiri veya bir kadını yahut cebir ve şiddet veya tehdit veya nüfuz icrası yahut hile ile yirmi bir yaşını bitiren bir bakir veya kadını başkası için iğfal veya tedarik veyahut sevk veya bir yerden diğer yere naklederse bir seneden üç seneye kadar hapis ve elli liradan beş yüz liraya kadar ağır para cezasile cezalandırılır.    Bu fiil yirmi bir yaşını doldurmıyan bakir veya kadın hakkında iğfal veya cebir ve şiddet veya tehdit veya nüfuz icrasile yahut kardeş veya usul veya sıhri usulden yahut koca veya veli veya vasi veya muallim veya mürebbi veya hizmetkarları yahut nezaretleri altına verilen sair kimseler tarafından yapılırsa iki seneden beş seneye kadar hapsolunur.    Bu fasla giren suçların ihzari hareketlerini işliyenler asıl suç için yazılı cezanın altı da biri ile cezalandırılır.   DÖRDÜNCÜ FASIL : GEÇEN FASILLAR ARASINDA MÜŞTEREK HÜKÜMLER   – Yukarıdaki fasıllarda tayin olunan cürümlerden dolayı mahkum olan usul, kendilerine tecavüz olunan füruun şahısları ve malları üzerinde kanunun bahş eylediği velayet hakkını zayi ederler ve bu cürümlerden dolayı mahkum olan vasilerde vasilikten çıkarılır.Madde 437   Madde 438(Mülga madde: 21/11/1990 – 3679/28 md.)   Madde 439(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Cebren kaçırmak sırasında veya bu yüzden kaçırılan kimse yaralanmış olursa yarasının derecesine göre ceza üçte birden bir misline kadar artırılır ve eğer ölürse fail müebbet ağır hapis cezası ile cezalandırılır.   BEŞİNCİ FASIL : ZİNA   Madde 440(İptal: Anayasa Mahkemesinin 23/06/1998 tarih ve E. 1998/3, K. 1998/28 sayılı kararı ile.)   Madde 441(İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 23/09/1996 tarih ve E.1996/15, K.1996/34 sayılı Kararı ile.)   Madde 442(İptal: Anayasa Mahkemesi: 13/07/1999 gün ve 1994/24 E., 1999/30 K. R.G.: 05/07/2000 – 24100)   Madde 443(İptal: Anayasa Mahkemesi: 13/07/1999 gün ve 1994/24 E., 1999/30 K. R.G.: 05/07/2000 – 24100)   Madde 444 –(İptal: Anayasa Mahkemesi: 13/07/1999 gün ve 1994/24 E., 1999/30 K. R.G.: 05/07/2000 – 24100)   ALTINCI FASIL: NESEP CÜRÜMLERİ   – Herkim bir çocuğu gizleyerek yahut yerine başka bir çocuk koyarak o çocuğun nesebini yok eder veya değiştirirse bir seneden beş seneye kadar hapis cezasına müstahak olur.Madde 445   – Yukarıki maddede yazılı olan hallerden başkasında herkim meşru veya nesebi ikrar olunmuş bir çocuğun kim olduğunu saklayarak Darülacezeye vesair bir müesseseye tevdi eder veya bir hayır sahibi tarafından alınmak üzere umumun görebileceği bir yere bırakırsa üç aydan iki seneye kadar hapsolunur.Madde 446    Fail çocuğun usulünden biri ise hapis cezası bir seneden üç seneye kadar uzar.   – Yukarıki maddelerde yazılı cürümlerden birini işliyen kimse bu cürmü kendisinin veya karısının veya anasının veya kız kardeşinin veya füruundan birinin veyahut evlatlığı olan kızı namusunu kurtarmak için yapmış ise bir aydan üç seneye kadar hapsolunur.Madde 447   DOKUZUNCU BAP : ŞAHISLARA KARŞI CÜRÜMLER   BİRİNCİ FASIL : ADAM ÖLDÜRMEK CÜRÜMLERİ   Madde 448(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Her kim, bir kimseyi kasten öldürürse 24 seneden 30 seneye kadar ağır hapis cezasına mahkum olur.   Madde 449(Değişik madde: 07/01/1981 – 2370/15 md.)   Adam öldürmek fiili:    1. Karı, koca, kardeş, babalık, analık, evlatlık, üvey ana, üvey baba, üvey evlat, kayınbaba, kaynana, damat ve gelinler hakkında işlenirse;    2. Zehirlemek suretiyle yapılırsa;    Fail, müebbet ağır hapis cezasına mahkum olur.   Madde 450 –(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Öldürmek fiili:    1. Usul ve fürudan biri aleyhine işlenirse;    2.(Değişik bent: 07/01/1981 – 2370/16 md.)Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinden biri aleyhine veya üyelik sıfatı sona ermiş olsa bile bu görevinden dolayı işlenmiş olursa;    3. Canavarca bir his sevki ile veya işkence ve tazip ile ika edilirse,    4. Taammüden icra olunursa;    5. Birden ziyade kimseler aleyhine işlenirse;    6. Yangın, su baskını ve gark gibi yedinci babın birinci faslında beyan olunan vasıtalarla yapılırsa;    7. Velevki husule gelmiş olmasın diğer bir suçu hazırlamak veya kolaylaştırmak veya işlemek için ika olunursa;    8. Bir suçtan hasıl olacak faydayı elde etmek veya bu gayeye vasıl olmak maksadiyle yapılan ihzaratı saklamak için veya takip edilen gayeye vasıl olamamaktan mütevellit infial ile işlenmiş olursa;    9. Bir suçu gizlemek veya delil ve emarelerini ortadan kaldırmak veya kendisinin yahut başkasının cezadan kurtulmasını temin maksadiyle vukua getirilirse;    10. Kan gütme saikiyle işlenirse;    11.(Ek bent: 07/01/1981 – 2370/16 md.)Devlet memurlarından biri aleyhine görevi esnasında veya Devlet memurluğu sıfatı zail olsa bile bu görevi yapmasından dolayı işlenirse; fail,ağırlaştırılmış müebbet ağır hapiscezasına mahkum edilir.*1*   – Ölüm, failin fiilinden evvel mevcut olupta failce bilinmeyen ahvalin birleşmesi veyahut failin idaresinden hariç ve gayri melhuz esbabın inzimamı yüzünden vukua gelmiş iseMadde 451ağırlaştırılmış müebbet ağır hapiscezasını müstelzim hallerde on beş seneden ve müebbet ve on beş seneden fazla ağır hapsi müstelzim hallerde on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası hüküm olunur.*1*   Madde 452(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Katil kastiyle olmıyan darp ve cerh veya bir müessir fiilden telefi nefis husule gelmiş olursa fail, 448 inci maddede beyan olunan ahvalde sekiz, 449 uncu maddede yazılı ahvalde on ve 450 nci maddede muharrer ahvalde on beş seneden aşağı olmamak üzere muvakkat ağır hapse mahkum olur.    Eğer telefi nefis failin fiilinden evvel mevcut olup da failce bilinmiyen ahvalin birleşmesi veyahut failin idaresinden hariç ve gayrimelhuz esbabın inzimamı ile vukua gelirse, 448 inci maddede beyan olunan ahvalde beş seneden, 449 uncu maddede muharrer ahvalde yedi seneden ve 450 nci maddede yazılı ahvalde fail on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası ile cezalandırılır.   Madde 453(Değişik madde: 06/06/1991 – 3756/10 md.)   Öldürme fiili, anası tarafından şerefini kurtarmak saikiyle yeni doğmuş bulunan çocuğa karşı işlenmiş ise faile sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir.   Birini intihare ikna ve buna yardım eden kimse müntehirin vefatı vuku bulduğu takdirde üç seneden on seneye kadar ağır hapis cezasına mahkum olur.Madde 454 –   Madde 455(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Tedbirsizlik veya dikkatsizlik veya meslek ve sanatta acemilik veya nizamat, ve evamir ve talimata riayetsizlik ile bir kimsenin ölümüne sebebiyet veren şahıs iki seneden beş seneye kadar hapse ve 250 liradan 2.500 liraya kadar ağır para cezasına mahkum olur.    Eğer fiil birkaç kişinin ölümünü mucip olmuş veya bir kişinin ölümü ile beraber bir veya birkaç kişinin de mecruhiyetine sebebiyet vermiş ve bu yaralanma 456 ncı maddenin 2 nci fıkrasında beyan olunan derecede bulunmuş ise dört seneden on seneye kadar hapis ve 1.000 liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezası ile mahkum olur.   (Ek fıkra: 16/07/1964 – 501/1 md.)Yukardaki fıkralarda beyan olunan cezalar, kusurun derecesine göre sekizde birine kadar indirilebilir.   İKİNCİ FASIL : ŞAHISLARA KARŞI MÜESSİR FİİLLER   Madde 456(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Her kim katil kasdiyle olmaksızın bir kimseye cismen eza verir veya sıhhatini ihlale yahut akli melekelerinde teşevvüş husulüne sebep olursa altı aydan bir seneye kadar hapsolunur.    Fiil, havastan veya azadan birinin devamlı zaafını yahut söz söylemekte devamlı müşkülatı veya çehrede sabit bir eseri yahut yirmi gün ve daha ziyade akli veya bedeni hastalıklardan birini veya bu kadar müddet mütat iştigallerine devam edememesini mucip olmuş veya hayatını tehlikeye maruz kılmış veya gebe bir kadın aleyhine işlenip de vaktinden evvel çocuk doğmasını intaç etmiş ise ceza iki seneden beş seneye kadar hapistir.    Fiil, kati veya muhtemel surette iyileşmesi kabil olmıyacak derecede akıl veya beden hastalıklarından birini yahut havastan veya el yahut ayaklardan birinin veya söylemek kudretinin yahut çocuk yapmak kabiliyetinin zıyaını mucip olmuş veya azadan birinin tatilini yahut çehrenin daimi değişikliğini veya gebe bir kadına karşı ika olunup da çocuğun düşmesini intaç eylemiş ise ceza beş seneden on seneye kadar ağır hapistir.    Eğer fiil, hiçbir hastalığı veya mütat iştigallerden mahrumiyeti mucip olmamış yahut bu haller on günden ziyade uzamamış ise takibat icrası muntazarrırın şikayetine bağlı olmak şartiyle fail hakkında iki aydan altı aya kadar hapis veya 200 liradan 2.500 liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.    Bu fiil, 457 nci maddede yazılı vasıtalarla işlenirse takibat icrası şikayete bağlı değildir.   Madde 457 –(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   456 ncı maddede yazılı fiillere 449 uncu maddenin birinci ve üçüncü bentlerinde yazılı hal inzimam eder yahut fiil gizli veya aşikar bir silah ile veya aşındırıcı ecza ile işlenmiş olursa asıl ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.    Eğer fiilde 450 nci maddenin 5 inci bendinde yazılı hal müstesna olmak üzere diğer bentlerindeki hallerden biri birleşirse bu birleşen fiil hakkında 78 inci madde hükmü cari olmak şartiyle ceza yarı nispetinde çoğaltılır.   Madde 458(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Geçen maddelerde beyan olunan ahvalde fiil; netice itibarile failin asıl maksadını tecavüz etmiş olduğu takdirde ceza üçte birden yarısına kadar eksiltilir.   Madde 459(Değişik madde: 29/06/1938 – 3531/1 md.)   Her kim tedbirsizlik veya dikkatsizlik yahud meslek ve sanatta acemilik veya nizam, talimat ve emirlere riayetsizlik neticesi olarak bir şahsa cismen eza verecek veya sıhhatini ihlal edecek bir zarar iras eder yahud akli melekelerinde teşevvüş husulüne sebebiyet verirse:    1 – 456 ncı maddenin birinci ve dördüncü fıkralarındaki hallerde takibat icrası şikayete bağlı olmak şartile üç aya kadar hapis veya elli liraya kadar ağır para cezası,    2 – 456 ncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarındaki hallerde üç aydan yirmi aya kadar hapis ve 100 liradan 500 liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.    3 – Bir kaç kişi cürümden mutazarrır olmuş ise bir numaralı bendde hapis cezası altı ay ve ağır para cezası iki yüz liraya kadar, iki numaralı bendde hapis altı aydan otuz aya kadar ve ağır para cezası 150 liradan aşağı olmamak üzere hükmolunur.   (Ek fıkra: 16/07/1964 – 501/1 md.)Yukardaki fıkralarda beyan olunan cezalar, kusurun derecesine göre sekizde birine kadar indirilebilir.   – 456 ve 459 uncu maddelerin takibat icrası şikayete bağlı bulunan fıkralarında muharrer ahvalde müddeinin hüküm katileşinceye kadar davasından feragati hukuku amme davasını ortadan kaldırır.Madde 460   ÜÇÜNCÜ FASIL : GEÇEN FASILLARA AİT MÜŞTEREK HÜKÜMLER   – Yukarıdaki iki fasılda beyan olunan fiillerden birini aşağıda gösterilen mecburiyetlerle yapanlara ceza verilmez. Bu mecburiyetler:Madde 461    1 – 495, 496, 497, 499 uncu maddelerde beyan olunan fiillerden birinin faillerine yahut nehbu garet yapanlara karşı malını müdafaa etmek,    2 – Bir şahsın evine veya içinde adam oturur sair her türlü bina ve müştemilatına merdiven kurup çıkanları veya duvarını delenleri veya kapısını kıranları veyahut işbu mebani ve müştemilatına ateş koyanları; – bu fiiller gece vakti olmak veya gündüz olsa bile hane ve bina ve müştemilatı ücra bir mahalde bulunmak şartlariyle – içinde ikamet edenlerin emniyeti şahsiyelerince aklen varit bir endişe ve havfı ciddi mevcut olduğu takdirde defetmekdir.    Ancak bu maddenin bir numaralı bendinde beyan olunan ahvalde müdafaada ifrada gidilmiş ve hane ve sükna müştemilatına merdiven kırmak, kapı kırmak, duvar delmek fiillerinin faillerini defi için iki numaralı bentte yazılı şartlar mevcut bulunmamış olduğu halde asıl fiille mürettep ceza, ağır hapis hapse tahvil olunmak üzere üçte birden yarısına kadar indirilir.   Madde 462(Mülga madde: 15/07/2003 – 4928 S.K./19. md.)   Madde 463(Değişik madde: 21/01/1983 – 2787/19 md.)   448, 449, 450, 456, 457 nci maddelerde beyan olunan fiilleri iki veya daha çok kimse birlikte yapmış olup da failin kim olduğu belli olmazsa bunlardan her birisi hakkında, fiil için tayin edilmiş olan ceza üçte birden yarıya kadar indirilerek hükmolunur. Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapiscezasını gerektiren fiillerde yirmi seneden, müebbet ağır hapis cezasını gerektiren fiillerde onaltı seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası tayin olunur. Şu kadarki, bu hüküm fiili doğrudan doğruya beraber işlemiş olanlar hakkında uygulanmaz.*1*   Madde 464(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Yukarki maddede yazılı ahval müstesna olmak ve ferden irtikap edilmiş cürümler münasebetiyle hükmedilecek daha ağır cezalara halel gelmemek şartiyle bir kavgada bir şahıs ölmüş olur yahut yaralanmış bulunursa o şahsa karşı kavga esnasında el uzatmış olanlardan her biri aşağıdaki tertip dairesinde cezalandırılır:    1. Adam ölmüş veya ölümü intaç eden bir yara ika edilmiş ise iki seneden beş seneye kadar hapis;    2. Ahvali sairede ceza üç aydan iki seneye kadar hapistir. Şu kadar ki bu ceza fail hakkında münferiden cürüm işlemiş olması halinde verilecek cezanın yarısını tecavüz edemez;    3. Maktul ve mecruha karşı el dokundurmuş olmayıp da yalnız kavgaya dahil olanlar altı aya kadar hapsolunur;    4. Kavganın hudusuna sebebi asli olanlar hakkında yukarda beyan olunan cezalar üçte bir miktar artırılır.   Madde 465(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Bir kimsenin veya bir şirketin hizmetinde bulunanlar tarafından vazife ve hizmet sırasında işlenen 455 ve 459 uncu maddelerde yazılı cürümlerden dolayı hükmedilecek tazminattan o kimse veya şirket malen mes’uldür.   Madde 466 –(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Kavgada korkutmak için silah çeken bir aydan altı aya ve silah boşaltan iki aydan bir seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır.   – İşbu iki fasılda yazılı cürümlerden dolayı zarar ve ziyan ve tazminat ve zararı manevi şahsi dava ikamesi halinde ayrıca hükmolunur.Madde 467   DÖRDÜNCÜ FASIL : ÇOCUK DÜŞÜRME VE DÜŞÜRTME CÜRÜMLERİ   Madde 468 –(Değişik madde: 24/05/1983 – 2827/9 md.)   Bir kadının rızası olmaksızın çocuğunu düşürten kimseye yedi yıldan oniki yıla kadar ağır hapis cezası verilir.    Gebelik süresi on haftadan fazla olan bir kadının rızasıyla tıbbi nedenler mevcut olmadan çocuğunu düşürten kimseye iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Çocuğunu düşürmeye rıza gösteren kadına da aynı ceza verilir.    Birinci fıkrada yazılı fiil; kadının ölümüne neden olmuşsa, faile onbeş yıldan yirmi yıla ve bedeni bir zarara neden olmuşsa sekiz yıldan oniki yıla kadar ağır hapis cezası verilir.    İkinci fıkrada yazılı fiil; kadının ölümüne neden olmuşsa, faile beş yıldan oniki yıla ve bedeni bir zarara neden olmuşsa üç yıldan sekiz yıla kadar ağır hapis cezası verilir.    Gebe sanılan bir kadın üzerinde rızası olmaksızın çocuk düşürme amacıyla bazı fiillerde bulunan kimse kadının ölümüne veya bedeni zararına sebep olmuşsa 452 nci ve 456 ncı maddeler hükümlerine göre cezalandırılır.   Madde 469(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   (Değişik fıkra: 24/05/1983 – 2827/10 md.)Gebelik süresi on haftadan fazla olan çocuğunu isteyerek düşüren kadına bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir.    Yukarıki fıkrada yazılı cürme iştirak halleri dışında gebe bir kadını, çocuk düşürmeğe yarayacak vasıta tedarik etmek suretile çocuğu düşürmeğe tahrik eden kimse altı aydan iki seneye kadar hapis cezasile cezalandırılır.   Madde 470(Değişik madde: 24/05/1983 – 2827/11 md.)   Rahim tahliye etme yetkisi olmayan bir kimse, gebelik süresi on haftadan az olan bir kadına rızasıyla düşük yaptırdığı takdirde iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Fiil kadının ölümüne veya bedeni bir zararına sebep olmuşsa, fail ayrıca 452 nci ve 456 ncı maddeler hükümlerine göre cezalandırılır.    Rahim tahliye etme yetkisi olmayan bir kimse 468 inci maddenin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü fıkralarında öngörülen fiilleri işlediği takdirde cezası üçte bir oranında artırılır.    Rahim tahliye etme yetkisi olmayan bir kimse; gebe sanılan bir kadına çocuğunu düşürtmek için ilaç, gereç tedarik eder veya gebe sanılan bir kadın üzerinde rızası olmaksızın çocuk düşürme amacıyla bazı fiillerde bulunur ve kadının ölümüne veya bedeni zararına sebep olursa, 452 nci ve 456 ncı maddeler hükümlerine göre cezalandırılır. Fiil kadının rızası ile işlenmişse verilecek ceza üçte bir oranında indirilir.   Madde 471(Değişik madde: 24/05/1983 – 2827/12 md.)   Bir erkek veya bir kadın üzerinde rızası olmaksızın sterilizasyon yapan kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Fiil erkeğin veya kadının ölümüne veya bedeni bir zararına sebep olmuşsa fail ayrıca 452 nci ve 456 ncı maddeler hükümlerine göre cezalandırılır.Eğer bu fiil sterilizasyon ameliyatı yapma yetkisi olmayan bir kimse tarafından yapılırsa ceza üçte bir oranında artırılır.    Sterilizasyon ameliyatı yapma yetkisi olmayan bir kimsenin, kişinin rızasıyla sterilizasyon ameliyatı yapması halinde faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Fiil kişinin ölümüne veya bedeni bir zarara sebep olmuşsa fail ayrıca 452 nci ve 456 ncı maddeler hükümlerine göre cazalandırılır.   Madde 472(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   471 inci madde dışında bu fasılda yazılı olan fiiller kendisinin veya akrabasının şeref ve namusunu kurtarmak için işlenmiş ise verilecek ceza yarıdan üçte ikiye kadar indirilir.   (İkinci fıkra mülga: 24/05/1983 – 2827/13 md.)   BEŞİNCİ FASIL : ÇOCUKLARI VEYA KENDİLERİNİ İDAREYE MUKTEDİR OLMAYANLARI VEYA TEHLİKEDE BULUNANLARI KENDİ HALİNE TERKETMEK CÜRÜMLERİ   – Her kim muhafazası kendisine ait olan on iki yaşından aşağı bir sabiyi veya müptela olduğu akıl veya beden hastalığından dolayı kendisini idare edemiyen bir kimseyi kasten kendi başına terkeder ise üç aydan otuz aya kadar hapse mahkum olur.Madde 473    Eğer bu terk fiilinden o kimsenin vücuduna veya sıhhatına büyük bir zarar gelmiş veya aklı teşevvüşe uğramış ise failin cezası beş seneye ve telef vukua gelmiş ise on seneye kadar ağır hapistir.   – Aşağıda gösterilen hallerden biri varsa yukarki maddede yazılı cezalar üçte bir miktarı çoğaltılır. Bu haller:Madde 474    1 – Terkolunan mahallin insandan hali bulunması,    2 – Bir şahsın kendi meşru evladını veya kendinden olduğunu ikrar eylediği çocuğunu veya evlatlığa kabul ettiği bir çocuğu veya bunların o kimseyi terketmiş olmasıdır.   -Yukarıdaki maddelerde gösterilen terk fiilleri kendisinin veya karısının veya anasının veya evlat ve ahfadının veya kız kardeşinin namusunu kurtarmak için doğumundan henüz beş gün geçmemiş gayri meşru bir çocuk aleyhine işlenmiş olursa fail hakkında mezkur maddelerde yazılı cezalar altıda birden üçte bire kadar indirilir.Madde 475   – Bir kimse yedi yaşından aşağı bir sabiyi veya müptela olduğu akıl veya beden hastalığından dolayı kendini idare edemiyen bir kimseyi terkedilmiş bulupta derhal ait olduğu daireye veya Hükümet memurlarına malumat vermekte ihmal ederse beş liradan elli liraya kadar ağır cezayi nakdi ile cezalandırılır.Madde 476    Bir mecruha veya sair tehlikede bulunan bir kimseye yahut ölü veya ölüye benzer bir cesede tesadüf edip te mümkün olan yardımı yapmakta veya derhal ait olduğu daireye veya Hükümet memurlarına malumat vermekte ihmal eden kimse hakkında dahi aynı ceza tertip olunur.   ALTINCI FASIL : TERBİYE VE İNZİBAT VASITALARININ SUİİSTİMALİ VE AİLE EFRADINA KARŞI FENA MUAMELE   – Her kim idaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veyahut bir meslek ve sanatı öğretmek için kendisine tevdi olunan şahsın üzerinde haiz olduğu terbiye hakkını veya itaat ettirmek salahiyetini suiistimal ile o şahsın sıhhatinin muhtel veya bir tehlikeye maruz olmasına sebep olursa on sekiz aya kadar hapsolunur.Madde 477   Madde 478(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Yukarıki maddede beyan olunan haller haricinde ailesiyle birlikte yaşayan on iki yaşından aşağı bir çocuğa veya aile efradından birine rahim ve şefkatle kabili telif olmıyacak surette fena muamelelerde bulunan şahıs otuz aya kadar hapsolunur.    Bu fena muamele neseben ve sıhren usul ve fürudan biri aleyhine vaki olursa ceza üç aydan üç seneye kadardır.    Bu muameleyi karı kocadan biri öbürü aleyhine yapmış ise takibat icrası mutazarrırın şikayetine bağlıdır. Mutazarrır küçük ise evlenmeden evvel üzerine hakkı velayet veya vesayeti olanlar da şikayette bulunabilir.   – Geçen iki maddede beyan olunan ahvalde mahkumiyetin neticesi olmak üzere fiil usulden biri tarafından yapılmış, ise aleyhinde cürüm işlenen kimsenin şahsı ve emvali üzerinde velayeti itibariyle haiz olduğu bilcümle kanuni hakların ziyana ve eğer cürüm vasi tarafından irtikap edilmiş ise vesayetten azliyle beraber vesayete taalluk eden bütün diğer vazaifin refine dair karar vermek mahkemenin takdirine bağlıdır.Madde 479   YEDİNCİ FASIL : HAKARET VE SÖVME CÜRÜMLERİ   Madde 480(Değişik madde: 11/05/1988 – 3445/3. md.)   Her kim, toplu veya dağınık ikiden ziyade kimse ile ihtilat ederek diğer bir şahıs hakkında bir maddei mahsusa tayin ve isnadı suretiyle halkın hakaret ve husimetine maruz kılacak yahut namus ve haysiyetine dokunacak bir fiil isnat ederse, üç aydan üç seneye kadar hapis ve yüzbin liradan birmilyon liraya kadar ağır para cezasına mahkum olur.    Bu fiil, kendisine tecavüz olunan kimse yalnız olsa bile huzurunda yahut kendisine hitaben yazılıp gönderilmiş bir mektup; telgraf, resim veya herhangi bir yazı veya telefonla işlenirse, failin göreceği ceza dört aydan üç seneye kadar hapis ve yüzellibin liradan birmilyonbeşyüzbin liraya kadar ağır para cezasıdır.    Kendisine tecavüz olunan kimsenin huzuruyla beraber alenen vaki olursa, ceza beş aydan üç seneye kadar hapis ve ikiyüzbin liradan ikimilyon liraya kadar ağır para cezasıdır.    Bu cürüm, umuma neşir veya teşhir olunmuş yazı veya resim veya sair neşir vasıtası ile irtikap olunmuş ise, failin göreceği ceza altı aydan üç seneye kadar hapis ve üçmilyon liradan yirmibeşmilyon liraya kadar ağır para cazasıdır.   Madde 480/a(Ek madde: 06/06/1991 – 3756/11 md.)   Bu Kanunun 158, 159, 268 ve 480 inci maddelerinde yazılı hakaret suçları tahrif edilmiş vesikaya dayanılmak suretiyle işlendiği takdirde, faillere yukarıdaki maddelerde yazılı cezalara ilaveten ikimilyon liradan beşmilyon liraya kadar ağır para cezası verilir.   Madde 481(Değişik madde: 29/11/1960 – 144/1 md.)   Geçen maddede beyan olunan cürmün faili beraat etmek için isnat ettiği fiilin sıhhatini veya şayi veya mütevatır olduğunu ispat etmek isterse bu iddiası kabul olunmaz.    Ancak isnat edilen fiilin hakikat olduğunu ispat talebi:    1 – Tecavüz olunan şahıs bir memur veya kamu hizmeti gören bir kimse olup da 266, 267 ve 268 inci maddelerde beyan olunan haller müstesna olmak üzere isnat olunan fiil icra ettiği memuriyete veya gördüğü kamu hizmetine taalluk eylediği,    2 – İsnat olunan fiilden dolayı tecavüz olunan şahıs hakkında kovuşturma icrasına başlanmış olduğu,    3 – İsnat edilen fiilin ispatında kamu yararı bulunduğuna mahkemece karar verildiği,    4 – Müşteki ikame ettiği davadan dolayı icra kılınan yargılamayı kendisine isnat olunan fiilin sıhhat ve ademi sıhhatına dahi teşmil etmeyi açık olarak bizzat talep eylediği, takdirde kabul olunur.    Hakikatı maddenin ispatı talebi, müşteki özel bir soruşturma veya yargılama usulüne tabi veya başka bir mercide yargılanması gereken bir kimse olsa dahi, hakaret davasına bakan mahkemece kabul ve tetkik olunur.    İspat talebinin kabulüne karar verilmesini müteakip 15 gün içinde bu talepte ilgili bütün deliller ikame ve varsa vesikaların asıl veya suretleri mahkemeye tevdi olunur.    İkame ve ibraz olunan delil ve vesikalar beş gün içinde mukabil delillerini ikame ve vesikalarını ibraz etmek üzere müştekiye ve Cumhuriyet Savcısına tebliğ olunur.    Taraflar bu suretle iddia ve delillerini bildirdikten sonra mahkeme duruşma için en yakın bir gün tayin eder. Zaruret olmadıkça müteakip talikler bir haftayı geçemez.    İsnat ispat olunur veya bundan dolayı isnatda bulunan şahıs mahkum edilirse sanık hakkında dava ve ceza düşer.   (Değişik fıkra: 11/05/1988 – 3445/4. md.)İsnat, ispat olunmadığı takdirde faile 480 inci maddede yazılı para cezaları on misli, şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalar yarısı oranında artırılarak hükmolunur.   (Değişik fıkra: 11/05/1988 – 3445/4. md.; İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 19/09/1991 tarih ve E.1991/2, K.1991/30 sayılı Kararıyla.)   Şu kadar ki, bu maddedeki istisnaların uygulanması için tecavüzün aşağıdaki maddede bildirilen cürmü teşkil etmemesi icap eder.    İspat iddiası, yasama organları üyeleri seçimlerinde oy verme gününden önceki 30 gün içinde kabul olunmaz.   Madde 482(Değişik madde: 11/05/1988 – 3445/5. md.)   Her kim, toplu veya dağınık ikiden ziyade kimse ile ihtilat ederek her ne suretle olursa olsun bir kimsenin namus veya şöhret veya vakar ve haysiyetine taarruz eylerse üç aya kadar hapis ve ellibin liradan beşyüzbin liraya kadar ağır para cezasiyle mahkum olur.    Bu fiil, kendisine tecavüz olunan kimse yalnız olsa bile huzurunda yahut kendisine hitap edilen veya hitap edildiği anlaşılan telgraf, telefon, mektup, resim veya herhangi bir yazı vasıtasıyle işlenirse, failin göreceği ceza onbeş günden dört aya kadar hapis ve yüzbin liradan birmilyon liraya kadar ağır para cezasıdır.    Kendisine tecavüz olunan kimsenin huzuriyle beraber alenen vaki olursa ceza bir aydan altı aya kadar hapis ve yüzellibin liradan birmilyonbeşyüzbin liraya kadar ağır para cezasıdır.    Fiil, 480 inci maddenin dördüncü fıkrasında beyan olunan vasıtalardan biriyle işlenirse failin göreceği ceza üç aydan bir seneye kadar hapis ve ikimilyon liradan onbeşmilyon liraya kadar ağır para cezasıdır.   Madde 483 –(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Yukarıki maddede beyan olunan cürüm noter gibi usulü dairesinde hidematı ammeden biri ile muvazzaf bulunan şahıslardan birinin huzurunda ve ifa ettiği memuriyetten dolayı işlenmiş olursa fail hakkında altı aya kadar hapis cezası hükmolunur.    Adli veya siyasi veya mülki veya askeri bir heyet veya siyasi bir parti yahut amme menfaatine hadim bir cemiyet veya müesseseye tecavüz ve hakarette bulunanlar, fiillerinin mahiyetine göre 480 veya 482 nci maddelerde yazılı cezalarla cezalandırılırlar.   Geçen maddelerde beyan olunan cürümlerin irtikabında kendine tecavüz olunan kimsenin ismi sarahaten zikredilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile eğer mahiyetinde ve müddeinin şahsına matufiyetide tereddüt edilemiyecek derecede karineler varsa hem ismi zikredilmiş hem de azviyat tasrih kılınmış gibi muamele olunur.Madde 484 –   – Kendisine tecavüz olunan şahıs 480 ve 482 nci maddelerde yazılı cürümlere kendi haksız hareketiyle sebebiyet vermiş ise failin cezası üçte birden üçte ikiye kadar azaltılır.Madde 485    Eğer iki taraf karşılıklı olarak birbirini tahkir etmiş bulunursa mahkeme icabına göre iki taraf veya hangi tarafın sebebiyet verdiğini nazara alarak yalnız biri hakkında cezayi iskat edebilir.    Şahsı hakkında şiddet kullanılmasından dolayı hakaret eden kimsenin hareketi cezayı müstelzim değildir.   Madde 486 –(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Tarafların veya vekil, müdafi, müşavir yahut kanuni mümessillerinin bir dava hakkında kaza mercilerine verdikleri dilekçe, layiha veya sair evrakın yahut yaptıkları iddia ve müdafaaların ihtiva ettiği hakareti mutazammın yazı ve sözlerinden dolayı takibat yapılmaz.    Dava ile ilgili olmıyan ve ilgili olduğu takdirde dahi iddia ve müdafaa hududunu aşan hakareti mutazammın yazı ve sözler yukarki fıkra hükmünden hariçtir.    Birinci fıkrada yazılı hallerde salahiyetli kaza mercilerince kanunen muayyen olan inzibati tedbirlerden maada tecavüze uğrayanın talebi üzerine tazminata hükmedilebileceği gibi hakareti mutazammın yazı ve sözlerin evrak ve zabıtlardan kısmen veya tamamen kaldırılmasına da karar verilebilir.   – Bu fasılda beyan olunan cürümlerden birinin irtikabından dolayı hüküm sudurunda mahkeme cürmün icrasına vasıta olan yazı ve resim ve sairenin müsaderesini ve ortadan kaldırılmasını emreder. Ortadan kaldırılamıyan yazılar üzerine fıkrai hükmiyeyi tahşiye eyler.Madde 487    Masarifi mahkum tarafından tesviye olunmak üzere müştekinin talebiyle hüküm hulasası mahkeme tarafından tayin olunacak nihayet üç gazetede bir veya iki defa neşrolunur.   Madde 488(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Bu fasılda beyan olunan cürümlerden dolayı takibat icrası kendisine tecavüz olunan şahıs tarafından şikayetname verilmesine bağlıdır.    Eğer kendisine tecavüz olunan kimse şikayetname vermezden evvel vefat eder veya bu cürümler ölmüş bir adamın hatırasına karşı irtikab olunursa bundan dolayı müteveffanın karısı ve usul ve füruu veya kardeş ve kız kardeşleri ve usul ve füruu derecesinde sıhri akrabası ve doğrudan doğruya veresesi bulunan kimseler tarafından şikayetname verilebilir.    Adli veya siyasi veya mülki veya askeri bir heyet veya siyasi bir parti, yahut amme menfaatine hadim bir cemiyet veya müessese aleyhinde vukubulan tecavüz ve hakaret fiillerinden dolayı takibat yapılması heyet reislerinin veya parti veya cemiyet mümessillerinin taleblerine bağlıdır.   – Davacının hüküm katileşinceye kadar davasından vazgeçmesi ile hukuku amme davası sakıt olur.Madde 489   Madde 490(Değişik madde: 29/06/1938 – 3531/1 md.)   Bu fasılda beyan olunan cürümlerden dolayı açılacak dava altı ay geçmesile ortadan kalkar.   ONUNCU BAP : MAL ALEYHİNDE CÜRÜMLER   BİRİNCİ FASIL : HIRSIZLIK   Madde 491(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Her kim, diğerinin taşınabilir malını rızası olmaksızın faydalanmak için bulunduğu yerden alırsa altı aydan üç seneye kadar hapsolunur.   (Ek fıkra: 06/06/1991 – 3756/12 md.)Ekonomik bir değer taşıyan her türlü enerji de taşınabilir mal sayılır.    Hırsızlık:    1. Resmi dairelerde ve evrak mahzenlerinde bulunan, Devlete ait mal ve evrak veya umumi müesseselerde muhafaza olunan yahut diğer mahallerde bulunup menafii umuma ait olan eşya hakkında vukubulursa;    2. Adet muktezası olarak yahut tahsis ve istimalleri itibariyle umumun tekafülü altında bulunan eşya hakkında işlenirse;    3. Hırsızla malı çalınan arasında hizmet veya bir iş yapmak veya bir yerde muvakkat olsun birlikte oturmak yahut karşılıklı nezaket icaplarından ileri gelen itimadı suiistimal neticesi olarak sıyanetine terk ve tevdi olunmuş eşya hakkında işlenirse;    4. Gündüzün bir bina içinde veya duvarla çevrilen müştemilatına girilerek işlenirse;    5. Mandıra, ağıl gibi hayvanata mahsus yerlerde bulunan yahut lüzumuna göre açık yerlerde veya kırlarda bırakılan ve haklarında 492 nci maddenin 9 uncu fıkrasının tatbiki mümkün olmıyan hayvanları bu yerden almak suretiyle işlenirse; cezası bir seneden beş seneye kadar hapistir.    Bu maddede yazılı suçlar ikiden fazla kimseler tarafından birlikte yapılır yahut suçun işlemesinde yukarda yazılı hallerden iki veya daha fazlası birleşirse cezanın aşağı haddi iki sene hapistir.   Madde 492(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Hırsızlık:    1. Geceleyin bir bina içinde yahut süknaya mahsus bir yerde veya müştemilatında işlenirse;    2. Kanunen veya Hükümetin emri ile resmen mühür altına alınmış şeyler hakkında işlenirse;    3. Çalınan şey umumi bir felaket ve musibetin tesir ve neticesini gidermek veya hafifletmek maksadiyle hazırlanmış eşya hakkında olur yahut umumi musibet veya heyacandan yahut mal sahibinin uğradığı hususi bir felaketten mütevellit kolaylıktan istifade suretiyle yapılırsa;    4. Mezarlıkların veya mahfuz mezarların muhafaza veya tezyini için konulmuş yahut cesetle gömülmüş eşya hakkında işlenirse;    5. İbadet olunan yerde mabede ait eşya hakkında işlenirse;    6. Her nevi nakil vasıtaları içinde seyahat eden yolcuların eşya ve parası hakkında yahut umuma mahsus nakliye vasıtalarını işletmekte bulunan idarelerin dairelerinde veya istasyon ve iskele ve meydanlarında veya mabetlerin içinde yapılırsa;    7. Yankesicilik suretiyle işlenirse;    8. Ormanlarda kesilmiş odunlar ve istif edilmiş kereste ve ağaçlar ve sair yerlerde koparılmış veya biçilmiş ve lüzumuna göre açıkta bırakılmış olan mahsuller ve tarlalarda bırakılmış ziraat aletleri hakkında işlenirse;    9. Meskun bir hanenin doğrudan doğruya müştemilatından olan veya duvarla çevrilmiş bulunan yerlerindeki hayvan hakkında işlenirse;    Suçlu iki seneden beş seneye kadar hapsolunur.   (Ek fıkra: 28/09/1971 – 1490/13 md.)Hırsızlık enerji naklini veya haberleşme tesislerinin irtibatını sağlayan tel, kablo veya benzeri iletkenler hakkında işlenirse fail üç seneden beş seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır.   (Ek fıkra: 28/09/1971 – 1490/13 md.)Bu maddede yazılı suçlar ikiden fazla kimseler tarafından birlikte yapılır yahut suçun işlenmesinde yukarıda yazılı hallerden iki veya daha fazlası birleşirse cezanın yukarı haddi verilir.   Madde 493 –(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Hırsızlık:    1 – Hırsızlığı işlemek veya çalınmış malı başka yere kaldırmak için duvar, kapı, pencere, demir parmaklık, kasa ve sandık gibi şahısları veya malları muhafaza için sağlam maddelerle ve muhkem surette yapılmış şeyleri yıkmak, devirmek, kırmak, delmek veya mahvetmek veyahut suni vasıtalarla veya şahsi çeviklik sayesinde bertaraf edilebilen maniaları kaldırarak veya aşarak hane ve sair yerlere girmek suretiyle işlenirse;    2. Cürmü işlemek veya çalınmış eşyayı başka yere kaldırmak için taklit anahtar yahut sair aletler kullanarak veya sahibinin terk veya kaybettiği anahtarı elde ederek yahut haksız yere elinde bulundurduğu asıl anahtarla bir kilidi açarak işlenirse;    3. Kıyafet değiştirerek işlenirse;    4. Salahiyeti olmaksızın resmi sıfat takınarak yapılırsa;   (Değişik cümle: 12/06/1979 – 2248/20 md.)Cezası üç seneden sekiz seneye kadar hapistir.   (Değişik fıkra: 06/06/1991 – 3756/13 md.)Bu maddede yazılı suçlar ikiden fazla kimseler tarafından birlikte yapılır yahut suçun işlenmesinde yukarıda yazılı hallerden iki veya daha fazlası birleşirse veya sıvı yahut gaz halindeki yakıtları nakleden boru hatlarından veya bunların depolarından işlenirse cezanın yukarı haddi verilir. Yakıt boru hatlarının yakıtın kaybına yol açacak şekilde delinmiş veya tahrip edilmiş olması halinde fiil tamamlanmış sayılır.   Madde 494(Değişik madde: 06/06/1991 – 3756/14 md.)   Hırsızlık;    1. Geçici olarak kısa bir süre kullanılıp zilyedine iade edilen veya zilyedin kolaylıkla bulabileceği bir yere bırakılan veya iade edilmek üzere alındığı açıkça anlaşılan ve ücret karşılığı yük ve yolcu taşımacılığına tahsis edilmiş olmayan özel bir ulaşım aracı,    2. Failin müşterek veya iştirak halinde mülkiyetine sahip olduğu mal,    3. Zaruret haline ulaşmayan ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için bir mal,    4. Hasadı veya bozumu yapılmış veya mahsulü toplanmış olmakla beraber henüz tamamı ile kaldırılmamış olan tarladaki başaklar veya bağ kütüklerinde yahut ağaçlarda kalmış mahsuller,    Hakkında işlenirse, faile iki aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.    Yukarıdaki bentlerde yazılı hallerde cürmün kovuşturulması şikayete bağlıdır.   İKİNCİ FASIL : YAĞMA VE YOL KESMEK VE ADAM KALDIRMAK   Madde 495(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   (Değişik fıkra: 28/09/1971 – 1490/14 md.)Her kim, menkul bir malın zilyedini veya cürüm mahallinde bulunan bir başkasını cebir ve şiddet kullanarak veya şahsen veya malen büyük bir tehlikeye düşüreceği beyanı ile tehdit ederek o malı teslime yahut o malın kendi tarafından zaptına karşı sukut etmeye mecbur kılarsa on seneden yirmi seneye kadar ağır hapis cezasına mahkum olur.    Bir malın yağması esnasında veya akabinde fiili icra veya itmam etmek veya malı kaçırmak yahut kendisini veya şerikini cezadan kurtarmak için mal sahibine veya vaka mahalline gelen başkasına karşı cebir ve şiddet veya tehdit icra eden kimse hakkında da aynı ceza hükmolunur.   Madde 496(Değişik madde: 28/09/1971 – 1490/15 md.)   Her kim, bir kimseyi cebir ve şiddet kullanarak veya şahsan veya malen büyük bir tehlikeye düşüreceği beyanı ile tehdit ederek o kimsenin yahut başkasının zararına hukukça hükmü haiz bir senedi vermeye veya imza etmeye yahut koparıp mahvetmeye mecbur bırakılırsa on seneden yirmi seneye kadar ağır hapis cezasına mahkum olur.   Madde 497(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   (Değişik fıkra: 28/09/1971 – 1490/16 md.)Yukarıdaki maddelerde beyan olunan cürümler, geceleyin veya silah ile tehdit ederek işlenirse onbeş seneden yirmi seneye kadar ağır hapis cezası verilir.    Bu fiiller, yol kesmek suretiyle veya içlerinden velev birisi görünür şekilde silahlı bulunan ikiden ziyade kimseler yahut kıyafetini tebdil etmiş olan şahıslar tarafından işlenirse ağır hapis cezası 20 seneden aşağı olamaz.   Madde 498(Değişik madde: 28/09/1971 – 1490/17 md.)   Bir kimse, her ne suretle olursa olsun hayat veya ırz veya mal hakkında büyük bir zararla korkutularak yahut Hükümet tarafından verilmiş gibi emir göstererek başkasını para veya eşya veya hukukça hükmü haiz bir senet göndermeye veya bir mahalle koymaya veya bunların kendi eline geçmesini temin etmeye mecbur kılarsa onbeş seneden yirmi seneye kadar ağır hapis cezasına mahkum olur.   Madde 499(Değişik madde: 28/09/1971 – 1490/18 md.)   Her kim, para veya eşya veya hukukça hükmü haiz bir senet almak için bir kimseyi hapseder yahut dağa veya tenha bir mahalle kaldırırsa, maksadına nail olmamış ise onbeş seneden yirmi seneye kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılır. Maksadına nail olmuş ise cezanın yukarı haddi hükmolunur.    (Değişik fıkra: 21/11/1990 – 3679/24 md.) Her kim, birinci fıkrada gösterilen fiili siyasi veya sosyal maksatlarla veya resmi makamları bir işi yapmaya veya yapmamaya icbar için işlerse müebbet ağır hapis cezasıyla cezalandırılır.   Madde 500(Değişik madde: 28/09/1971 – 1490/19 md.)   Her kim, 64 ve 65 inci maddelerde beyan olunan ahvalin maadasında evvelce Hükümete haber vermeksizin adam kaldırma cürmünden maksud olan şeyi elde etmek için şifahi veya tahriri muhabere naklederse üç seneden beş seneye kadar hapis cezasına mahkum olur.   – Bir şahsın herhangi bir vasıta ile kendini bilmiyecek veya müdafaa edemiyecek hale getirilmesi dahi hırsızlık cürmünden cebir ve şiddet sayılır.Madde 501   – Ceza Kanununun tatbikatında gece vakti, güneş batmasından bir saat sonra başlar ve güneş doğmasından bir saat evvele kadar devam eder.Madde 502   ÜÇÜNCÜ FASIL : DOLANDIRICILIK VE İFLAS   Madde 503(Değişik madde: 21/11/1990 – 3679/25 md.)    Bir kişiyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiseler yaparak hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlayan kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis ve sağladığı haksız menfaatin bir misli kadar ağır para cezası verilir.    Fiili, mağdurda esasen var olan hatadan, hile ve desise kullanmak suretiyle yararlanarak gerçekleştiren kişi hakkında da birinci fıkrada yazılı ceza uygulanır.   Madde 504(Değişik madde: 21/11/1990 – 3679/26 md)   Yukarıdaki maddede belirtilen dolandırıcılık suçu;    1. Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,    2. Sigorta bedelini almak maksadıyla,    3. Posta, Telgraf ve Telefon İşletmesinin haberleşme araçlarını veya banka veya kredi kurumlarını veya herhangi bir kamu kurum ve kuruluşunu vasıta olarak kullanmak suretiyle,    4. Yurt dışında iş bulmak, ikamet izni veya vize almak bahanesiyle,    5. Bir kimseyi içinde bulunduğu tehlikeli veya zor durumdan kurtarmak bahanesiyle,    6. Bir kimseyi askerlikten tamamen veya kısmen kurtarmak bahanesiyle,    7. Kamu kurum ve kuruluşlarının veya kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına olarak,    8. Meslek ve görevlerini yaptıkları sırada avukatlar, dava vekilleri, vekiller veya kurum yöneticileri tarafından,    İşlenirse, faile iki yıldan beş yıla kadar ağır hapis ve sağladığı haksız menfaatin iki misli kadar ağır para cezası verilir.    Suçun işlenmesinde yukarıda yazılı hallerden iki veya daha fazlası birleşirse hapis cezasının asgari haddi üç yıl ağır hapistir.   – Her kim, kendisinin yahut başkasının menfaatine olarak bir sabi veya mahcurun veya ehil olmayan kimsenin ihtiyaçlarını veya heveslerini veya tecrübesizliğini suistimal ile onlardan birinin veya aharının mazarratına hukukça hükmü havi bir senet alırsa veren şahsın hukuki ehliyeti haiz olmamasından dolayı bu senet hükümsüz sayılmakla beraber faili bir seneden beş seneye kadar hapis olunur ve yüz liradan aşağı olmamak üzere ağır cezayı nakdi alınır.Madde 505   Madde 506(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Hileli müflisler hakkında iki seneden beş seneye kadar ağır hapis cezası verilir.   Madde 507 –(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Taksiratlı müflisler bir aydan iki seneye kadar hapsolunur.   DÖRDÜNCÜ FASIL : EMNİYETİ SUİSTİMAL   Madde 508(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Her kim başkasına ait olupta iade veya muayyen bir suretle istimal etmek üzere kendisine tevdi veya her ne namla olursa olsun teslim olunan bir şeyi kendisinin veya başkasının menfaatine olarak satar veya rehneder veya sarf ve istihlak eder yahut ketim ve inkar eyler veyahut tahvil ve tağyir ederse mutazarrır olan kimsenin şikayeti üzerine iki aydan iki seneye kadar hapis ve elli liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezasiyle cezalandırılır.   Madde 509(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Bir kimse iade veya muayyen bir suretle istimal etmek üzere kendisine tevdi olunan imzalı ve yazısız bir kağıda sahibinin zararına olarak hukukça hükmü haiz bir muamele yazar veya yazdırır yahut elinde bedelsiz olarak kalmış olan bir senedi istimal ederse mutazarrır olan kimsenin şikayeti üzerine üç aydan üç seneye kadar hapis ve yüz elli liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezasına mahkum olur.    Bu imzalı ve yazısız kağıd esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayıp da bertakrib ele geçirerek birinci fıkradaki cürmü işlemiş ise altıncı babın üçüncü ve dördüncü fasıllarında beyan olunan ahkama göre ceza verilir.   – Geçen iki maddede yazılı cürümler meslek ve sanat veya ticaret veya hizmet sebebiyle veya emanetçi sıfatiyle veyahut idare etmek için kendisine tevdi olunan veya teminat olarak teslim edilen şeyler üzerinde yapılırsa faili hakkında bir seneden beş seneye kadar hapis cezası tertip olunur ve şikayetname itasına hacet kalmaksızın takibat yapılır.Madde 510   1 – Kaybolmuş bir şeyi bulup ta bulunmuş eşyanın mülkiyetini iktisap hakkında Kanunu Medenide yazılı ahkama riayet etmeksizin temellük iddiasına kıyam eyliyen,Madde 511 –    2 – Başkasına aitolup ta bir hata veya tesadüf neticesi olarak eline geçen bir malda mülkiyet iddia eden,    Kimseler mutazarrırın şikayeti üzerine bir seneye kadar hapse ve yüz liraya kadar ağır cezayi nakdiye mahkum olur.    Eğer mücrimin bu eşya sahibi kim olduğunu bildiği tahakkuk ederse ceza iki seneye kadar uzar.   BEŞİNCİ FASIL : EŞYAYI CÜRMİYEYİ SATIN ALMAK VE SAKLAMAK   Madde 512(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md )   Her kim 296 ncı maddede beyan olunan haller haricinde kendisi cürmün irtikabına iştirak etmeksizin bir cürümden hasıl olan para veya sair eşyayı bilerek kabul eder veya saklar yahut satın alır yahut her ne suretle olursa olsun kabul etmek ve saklamak ve satmak hususlarında tavassut eylerse üç seneye kadar hapis ve beş yüz liraya kadar para cezasiyle cezalandırılır. Şu kadar ki tayin edilecek ceza asıl fiil için verilecek cezanın üçte birini geçemez.    Eğer fail bu fiili itiyat etmiş takımından ise bir seneden aşağı olmamak üzere muvakkat sürgün cezasiyle beraber yüz liradan beş yüz liraya kadar ağır para cezasına mahkum edilir.   ALTINCI FASIL : HAKKI OLMAYAN YERLERE TECAVÜZ   Madde 513(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Her kim, başkasının mutasarrıf olduğu emlak ve araziyi tamamen veya kısmen zapt ve tasarruf etmek veya bunlardan intifa eylemek için o arazi ve emlakin hudutlarını değiştirir veya bozarsa iki aydan iki seneye kadar hapsolunur ve 150 liradan 1000 liraya kadar ağır para cezası alınır.    Köy hükmi şahsiyetine ait olduğunu veya öteden beri köylünün müşterek istifadesine terkedilmiş bulunduğunu bilerek mera, harman yeri, yol ve sulak gibi gayrimenkulleri kısmen veya tamamen zapt ve tasarruf eden veya sürüp eken kimse hakkında birinci fıkrada yazılı cezalar tatbik olunur.    Hakkı olmıyan bir menfaat elde etmek için umumi veya hususi suların mecrasını değiştiren kimse hakkında da aynı ceza hükmolunur.   Yukarıki maddede beyan olunan fiiller, şahıslara karşı cebir ve şiddet veya tehdit ile veya içlerinden velev birisi silahlı olmasa bile on kişiden fazla şahıslar tarafından işlenmiş ise ceza bir seneden beş seneye kadar hapis ve yüz liradan aşağı olmamak üzere ağır cezayı nakdidir.Madde 514 –   – Şahıslara karşı cebir ve şiddet kullanarak bir şahsın emlak ve arazisinden istifadesine mani olan kimse bir seneye kadar hapis ve on beş liradan yüz liraya kadar ağır cezayı nakdi ile cezalandırılır.Madde 515    Eğer bu cürüm, içlerinden velev birisi silahlı olan bir kaç kişi yahut silahlı olmasa bile on kişiden fazla şahıslar tarafından ika olunursa ceza bir seneden üç seneye kadar hapis ve elli liradan yüz liraya kadar ağır cezayı nakdidir.   YEDİNCİ FASIL : NASI İZRAR   Madde 516 –(Değişik madde: 07/06/1979 – 2245/12 md.)   Bir kimse her ne şekilde olursa olsun diğer bir kimsenin taşınır veya taşınmaz malını yıkar veya yok eder veya bozar ya da bunlara zarar verirse zarar görenin şikayeti üzerine bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin liradan üçbin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır.    Eylem:    1. Görevinden ötürü öç almak amacıyla bir memurun zararına,    2. Kişilere karşı şiddet kullanarak veya 493 üncü maddenin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen araçlardan biri ile,    3. Kamuya ait veya kamu hizmetine veya bir din ve mezhebin ibadetine ayrılmış yapılara veya bunların eklentilerine veya taşınır nitelikteki eşya veya parçalarına ya da askeri yapılar, depolar, tersaneler, fabrikalar, gemiler ya da anıtlar veya heykeller veya eski yapıtlar veya mezarlık ve eklentileri,    4. Setler ya da felaketlere karşı kamunun korunması amacıyla yapılmış koruma araçları ve diğer yapı ya da bir kamu hizmetine ayrılan gereçler ve işaretler,    5. Kanal veya sulamaya ait her türlü doğal veya yapay su yatakları ve bu tür diğer yapılar,    6. Dikilmiş bağ çubukları veya meyveli ağaç veya fidanlar ile gezi yerleri veya alanlardaki ağaçlar,    7. Yakıcı veya patlayıcı maddeler kullanılarak motorlu taşıt araçları,    Üzerinde işlenirse failin göreceği ceza, eylemin özelliğine veya meydana gelen tehlikenin veya zararın ağırlığına veya yıkılan veya bozulan veya zarar verilen şeyin önemine veya değerine göre bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin liradan yirmibeşbin liraya kadar ağır para cezasıdır.(Değişik cümle: 05/02/2003 – 4806 S.K./3. md.)Ancak eylem, ceza infaz kurumları ve tutukevlerine ait bina, araç, gereç veya tesislerine karşı işlenirse veya 7 nci bentteki halde hapis cezası üç yıldan az olamaz.    Bu eylemler hakkında kovuşturma yapılması şikayete bağlı değildir.   Madde 517(Değişik madde: 07/06/1979 – 2245/13 md.)   Yukarıdaki maddede belirtilen eylemler Hükümete karşı şiddet veya karşı gelme amacı ya da beş ve daha çok kişinin birleşmesiyle işlenirse, eyleme katılanlar hakkında verilen ceza birinci fıkradaki hallerde üçte bir, ikinci fıkradaki hallerde ise yarı oranında artırılır.    Bu hallerde kamu adına kovuşturma yapılır.   Madde 518 –(Değişik madde: 11/06/1936 – 3038/1 md.)   Her kim bigayrihakkın başkasının arazisine veya bağ ve bahçesine hayvan sokarak veya orada bırakarak bir zarar ika ederse mutazarrırın şikayeti üzerine bu faslın birinci maddesinin ilk fıkrası hükmüne tevfikan ceza görür.    Fail yalnız otlatmak maksadile aharın arazisine hayvan sokmuş veya girmesine göz yummuş ise diğer tarafın şikayeti üzerine göreceği ceza üç aya kadar hapis ve elli liraya kadar ağır para cezasıdır.    Kayıdsızlık ve teseyyüp eserile bir kimsenin muhrez veya mezru olan arazisine veya bağ ve bahçesine hayvan girmesine sebep olanlar zarar görenin şikayeti üzerine on beş günden bir aya kadar hafif hapse veya on liradan otuz beş liraya kadar hafif para cezasına mahkum olur.   Madde 519 –(Değişik madde: 08/06/1933 – 2275/1 md.)   Yukarıdaki maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında yazılı fiillerden tevellüt eden zarar, hayvanı sokan veya girmesine sebep olan şahsa müracaat hakkı olmak üzere hayvan sahibine tazmin ettirilir. Birkaç kimseye ait olarak bir yerde otlatılan hayvanların bir veya bir kaçının yaptıkları zarar birlikte otlayan hayvanların sahiplerine garameten tazmin ettirilir.   – Her kim, başkasının hendek veya sabit çit veya daimi parmaklık ile çevrilmiş olan yerine duhule hakkı olmadığı halde keyfi olarak girer veya bu yerden geçerse sahibinin şikayeti üzerine on beş güne kadar hafif hapse veya on beş liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 520    Bu fiilin tekerrürü halinde failin göreceği ceza bir aya kadar hafif hapistir.   – Her kim, bila mucip başkasına ait olan bir hayvanı öldürür veya işe yaramayacak hale koyarsa sahibinin şikayeti üzerine dört aya kadar hapis ve yüz liraya kadar ağır cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 521    Eğer ika olunan zarar, hafif ise yalnız otuz liraya kadar ağır cezayı nakdi ile iktifa olunabilir.    Eğer hayvanın yalnız kıymetine noksan gelmiş ise hapis cezası bir aya ve cezayi nakdi otuz liraya kadardır.    Tarla ve arazisine kuş veya kümes hayvanları girmiş olan şahıs bunları zarar ika ederken görüpte öldürürse cezaen mesul olmaz.   SEKİZİNCİ FASIL : KARŞILIKSIZ YARARLANMA   Madde 521/a –(Ek madde: 06/06/1991 – 3756/16 md.)   Ödeme yeteneği olmadığını bildiği halde;    1. Ücreti karşılığı hizmet veren pansiyon, otel ve han gibi geçici ikamete tahsis edilmiş yerlerde kalan,    2. Ücreti karşılığı hizmette bulunan lokanta ve benzeri yerlerde yiyip içen,    3. Taksi ve benzeri ulaşım araçlarında kendisini bir yerden diğer bir yere taşıtan,    Ve ödemede bulunmayan kimseye onbeş günden üç aya kadar hapis ve borçlu olunan miktarın on katı kadar ağır para cezası verilir.    Bu maddedeki suçların kovuşturması şikayete bağlıdır.   Madde 521/b –(Ek madde: 06/06/1991 – 3756/17 md.)   Ancak bedeli ödendiği takdirde hizmet elde edilebilecek otomatik aletlerden, ödeme yapmadan yararlanan kimseye, fiil daha ağır bir suçu oluşturmadığı takdirde onbeş günden üç aya kadar hapis veya yüzbin liradan beşyüzbin liraya kadar ağır para cezası verilir.   DOKUZUNCU FASIL : GEÇEN FASILLAR ARASINDA MÜŞTEREK HÜKÜMLER   – Onuncu babda beyan olunan cürümlerin işlenmesinde cürmün mevzuu olan şeyin veya ika edilen zararın kıymeti pek fahiş ise mahkeme cürme mahsus olan cezayı yarısına kadar artırır ve eğer hafif ise yarısına ve eğer pek hafif ise üçte birine kadar eksiltir.Madde 522    Kıymet tayini için cürmün mevzuu olan şeyin yahut vaki zararın cürüm işlendiği zamandaki kıymeti nazarı dikkate alınır. Yoksa failin istihsal eylediği menfaat hesap edilmez.    Eğer fail aynı neviden olan cürümlerden dolayı mükerrer bulunur veya bu babın ikinci faslında yazılı cürümlerden birini işlemiş olursa cezayı tenkise mahal yoktur.   – Bu babın birinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fasıllarında ve 516 ncı maddenin birinci fıkrasında ve 518 ve 519 ve 521 inci maddelerinde beyan olunan cürümlerden birini işleyen kimse kendi hakkında bir güna takibat icrasına başlanmadan evvel aldığını iade eylerse yahut işlenen fiilin mahiyetine ve sair ahvale nazaran red ve iade kabil olmadığı takdirde mutazarrının zararını tamamen tazmin ederse göreceği ceza üçte birden üçte ikiye kadar indirilir.Madde 523    Eğer bu red ve iade veya tazmin hususi takibat esnasında fakat işin mahkemeye verilmesinden evvel vukubulursa failin göreceği ceza altıda birden üçte bire kadar indirilir.    (Ek fıkra: 06/06/1991 – 3756/18 md.) 494 üncü maddenin 2, 3 ve 4 numaralı bentleri ile 521 a ve 521 b maddelerinde yazılı cürümlerden dolayı da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır.   Madde 524(Değişik madde: 03/02/1937 – 3112/1 md.)   (Değişik parağraf: 06/06/1991 – 3756/19 md.)Bu babın birinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve sekizinci fasıllarında ve 516 ncı maddenin birinci fıkrası ile 518, 519 ve 521 inci maddelerinde beyan olunan cürümler:    1. Haklarında ayrılık kararı verilmemiş karı kocadan birinin.    2. Usul ve fürudan yahut bu derece sıhri akrabadan birinin veya analık, babalık veya evlatlığın,    3. Faille beraber bir dam altında yaşayan erkek veya kız kardeşin zararına olarak işlenmiş olursa fail hakkında takibat icra olunmaz.    Haklarında ayrılık kararı verilmiş olan karı veya kocanın yahut faille beraber bir dam altında yaşamıyan erkek veya kızkardeşin veya faille beraber bir dam altında yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede sıhri akrabanın zararına olarak işlenmiş ise fail hakkında takibat icrası şikayete bağlıdır. Bu takdirde failin göreceği ceza üçte bir miktar azaltılır.   Madde 525(Mülga madde: 15/04/1987 -3352/1 md.)   ONBİRİNCİ BAP : BİLİŞİM ALANINDA SUÇLAR   Madde 525/a(Ek madde: 06/06/1991 – 3756/21 md.)   Bilgileri otomatik olarak işleme tabi tutmuş bir sistemden, programları, verileri veya diğer herhangi bir unsuru hukuka aykırı olarak ele geçiren kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis ve birmilyon liradan onbeşmilyon liraya kadar ağır para cezası verilir.    Bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş bir sistemde yer alan bir programı, verileri veya diğer herhangi bir unsuru başkasına zarar vermek üzere kullanan, nakleden veya çoğaltan kimseye de yukarıdaki fıkrada yazılı ceza verilir.   Madde 525/b(Ek madde: 06/06/1991 – 3756/22 md.)   Başkasına zarar vermek veya kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla, bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş bir sistemi veya verileri veya diğer herhangi bir unsuru kısmen veya tamamen tahrip eden veya değiştiren veya silen veya sistemin işlemesine engel olan veya yanlış biçimde işlemesini sağlayan kimseye iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşmilyon liradan ellimilyon liraya kadar ağır para cezası verilir.    Bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş bir sistemi kullanarak kendisi veya başkası lehine hukuka aykırı yarar sağlayan kimseye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve ikimilyon liradan yirmimilyon liraya kadar ağır para cezası verilir.   Madde 525/c(Ek madde: 06/06/1991 – 3756/23 md.)   Hukuk alanında delil olarak kullanılmak maksadıyla sahte bir belgeyi oluşturmak için bilgileri otomatik olarak işleme tabi tutan bir sisteme, verileri veya diğer unsurları yerleştiren veya var olan verileri, diğer unsurları tahrif eden kimseye bir yıldan üç yıla kadar, tahrif edilmiş olanları bilerek kullananlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.   Madde 525/d(Ek madde: 06/06/1991 – 3756/24 md.)   525/a ve 525/b maddeleri hükümlerini ihlal eden kişiler hakkında, maddelerde yazılı cezalara ek olarak, meslek icrası sırasında veya icrası dolayısıyla suçun işlendiği bir kamu hizmetinden veya meslek veya sanat veya ticaretten altı aydan üç yıla kadar yasaklanma cezası da verilir.   ÜÇÜNCÜ KİTAP : KABAHATLER   BİRİNCİ BAP : AMMENİN NİZAMINA MÜTEALLİK KABAHATLER   BİRİNCİ FASIL : SALAHİYETTAR MERCİLERİN EMİRLERİNE İTAATSİZLİK   Madde 526(Değişik madde: 28/09/1971 – 1490/20 md.)   (Değişik fıkra: 12/06/1979 – 2248/21 md.)Yetkili makamlar tarafından adli işlemler dolayısıyla ya da kamu güvenliği ve kamu düzeni veya genel sağlığın korunması düşüncesiyle kanun ve nizamlara aykırı olmayarak verilen bir buyruğu dinlemeyen veya bu yolda alınmış bir önleme uymayan kimse, eylem ayrı bir suç oluşturmadığı takdirde, üç aydan altı aya kadar hafif hapis ve bin liradan üç bin liraya kadar hafif para cezasıyla cezalandırılır.    Şapka iktisası hakkında 671 sayılı Kanunla Türk harflerinin kabul ve tatbikine dair 1353 sayılı Kanunun koyduğu memnuiyet veya mecburiyetlere muhalif hareket edenler iki aydan altı aya kadar hafif hapis veya bin liradan beşbin liraya kadar hafif para cezasiyle cezalandırılır.   – Her kim, bir musibet ve felaket veya karışıklık yahut cürmü meşhut vukuunda makbul bir özüre müstenit olmaksızın lazımgelen hizmet ve yardımı yapmaktan kaçınır yahut vazifesini yaptığı sırada kendisine müracaat eden memurlara lazımgelen malumat ve tarifatı vermekten imtina eylerse otuz liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 527    Eğer vermiş olduğu malumat ve tarifat hakikata mugayir olursa ceza elli liraya kadar hafif cezayı nakdi veya bir aya kadar hafif hapistir.   – Bir memura vazifesini yaptığı sırada isim ve şöhret veya sıfat ve sanatını ve mesken ve ikametgahını veya doğduğu yeri yahut sair şahsi evsafını beyandan imtina eden şahıs otuz liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Ve eğer hakikat hilafında beyanatta bulunursa bir aya kadar hafif hapis cezasiyle cezalandırılır.Madde 528   – Her kim, ait olduğu daire tarafından kanuna müsteniden vukubulan memnuiyet hilafı olarak ayin icrasına mahsus mahaller haricinde mezhebi merasim icrasına veyahut umuma mahsus meydanlarda ve yollarda dini ve gayri dini işlere müteallik alaylar tertibine halkı teşvik yahut bunlara riyaset eylerse bir aya kadar hafif hapse veya elli liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur. Eğer işbu fiilden dolayı halk arasında bir heyecan ve karışıklık çıkarsa fail hakkında yukarıdaki cezaların ikisi birden hükmolunur.Madde 529   İKİNCİ FASIL : CÜRMÜ HABER VERMEKTE ZÜHUL   – Hekim, cerrah, ebe yahut sair sıhhıye memurları şahıslar aleyhinde işlenmiş bir cürüm asarını gösteren ahvalde sanatlarının icabettiği yardımı ifa ettikten sonra keyfiyeti adliyeye veya zabıtaya bildirmezler yahut ihbar hususunda teahhur gösterirlerse bu ihbar kendisine yardım ettikleri kimseyi takibata maruz kılacak ahval müstesna olmak üzere otuz liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olurlar.Madde 530   ÜÇÜNCÜ FASIL : MESKÜKATA MÜTEALLİK KABAHATLAR   – Mecmuu kıymeti yüz kuruştan fazla meskukat veya evrakı nakdiyeyi sahih zanniyle aldıktan sonra bunların kalp ve taklit olduklarına müttali olan kimse üç gün zarfında bunları nereden ve ne suretle aldığını mümkün mertebe tarif ile beraber hükümete teslim etmezse on beş liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 531   – Her kim, Türkiye’de kanunen tedavül etmekte olan meskukatı mukannen kıymetleriyle kabulden imtina eyler ise otuz liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 532   DÖRDÜNCÜ FASIL : MATBAACILIK SANATININ İCRASINA VE MATBU EVRAK NEŞİR VE TEVZİİNE VE İLANAT TALİKINA MÜTEALLİK KABAHATLER   – Kanun ve nizamların ahkamına riayet etmiyerek gerek taş ve gerek hurufat matbaacılığını yapanlar ve mihaniki ve kimyevi vasıta ile bir şeyin bir çok nüshalarını çıkartmaktan ibaret her nevi sanatı icra edenler bir aya kadar hafif hapse ve otuz liradan doksan liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum edilir yahut bu cezaların ikisi birden verilir.Madde 533   – Her kim, salahiyettar merciiden ruhsat almağa bağlı olan ahvalde ruhsat almaksızın umumi mahalde yahut umumun girebileceği yerlerde matbu evrak veya resim yahut el ile yazılmış evrak satar veya dağıtırsa otuz liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 534    Bunlar hükümetin emriyle toplattırılan evrak kabilinden ise faili bir aya kadar hafif hapse ve beş liradan aşağı olmamak üzere 50 liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.   – Her kim, umumi bir mahalde veya herkesin girebileceği yerde matbu evrak veya resim yahut el yazılı evrakı satar veya dağıtırken halkın huzur ve rahatını kaçıracak surette haykırır yahut havadis neşir ederse yirmi beş liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 535    Eğer bu havadis yanlış veya uydurma ise fail bir aya kadar hafif hapse yahut elli liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.   Madde 536 –(Değişik madde: 12/06/1979 – 2248/22 md.)   Her kim, belediyeler, köy ihtiyar kurulları veya yasalarla yetkili kılınmış diğer makamlarca önceden ayrılmış ya da oturulan yerler dışında, o yerin en büyük mülkiye amirine yapılacak bir başvuru üzerine ayrılan yerlere, izin almaksızın veya verilen izne aykırı biçimde, basılı olan veya olmayan, elle yapılmış veya yazılmış her türlü resim, yazı ve işaretler veya bunları içeren kağıt, pano, pankart, bant ya da benzerlerini asar veya yapıştırırsa veya izne dayalı olsa bile bu yerleri boyar veya bu yerlere yazı yazar, resim ya da işaret yaparsa, eylem başka bir suç oluştursa bile ayrıca altı aydan bir yıla kadar hafif hapis ve bin liradan aşağı olmamak üzere hafif para cezasına çarptırılır.    Bu eylemler yukarıdaki fıkra dışında kalan yerlerde veya kamuya ayrılmış veya kamuya açık veya herkes tarafından görülebilecek yerlerde veya her türlü taşıt araçları veya kamu hizmetlerine ait iletişim araçları veya kamu hizmetine ayrılmış veya özel kişi ve kuruluşlara ait işaret veya levhalar üzerinde işlenirse, eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca bir yıldan iki yıla kadar hafif hapis ve ikibin liradan az olmamak üzere hafif para cezasına çarptırılır.   (Değişik fıkra: 07/01/1981 – 2370/17 md.)Yukarıdaki fıkralarda gösterilen eylemler derneklerin veya benzeri kuruluşların veya kanun dışı vücuda getirilen veya kanuna aykırı faaliyetleri sebebiyle kapatılan dernek veya diğer kuruluşların mensupları tarafından veya onların iştirakiyle veya mensup olmasalar bile bu kuruluşların adına veya adları kullanılarak yapıldığı takdirde sözü edilen fıkralardaki cezalar iki katı olarak hükmedilir. Şu kadar ki hafif hapis cezası iki yılı aşamaz.    Yukarıdaki fıkralardaki eylemleri küçüklere veya ceza ehliyeti olmayan kişilere işletenlere yukarıdaki fıkralar uyarınca verilecek cezalar yarısı kadar artırılır.    Yukarıdaki fıkralardaki eylemler, siyasal veya ideolojik olmayan amaçlarla işlenir ve içeriği bakımından bir suçu oluşturmazsa yukarıdaki fıkralarda yazılı cezalar onda birine kadar indirilebilir.   (Mülga fıkra: 13/11/1996 – 4209/1 md.)   Bu maddede suç sayılan eylemlerin işlenmesinden dolayı sebebiyet verilen zararların tazminine ayrıca hükmolunur.    Görenek ve geleneklere göre asılacak kağıt, pano, pankart, bant ya da benzerleri bu madde hükümleri dışındadır.    298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanun hükümleri saklıdır.   Madde 537(Değişik madde: 07/01/1981 – 2370/18 md.)   Her kim kamu hizmeti gören daire veya kurumlar veya her türlü eğitim ve öğretim kuruluşlarının yetkilileri tarafından duvarlara yapıştırılmış veya özel yerlerine konulmuş basılı olan veya olmayan her türlü belge, resim, el yazısı kağıt veya levhaları bulundukları yerlerden çıkarır ya da yırtar veya tahrip eder veya bunları her ne biçimde olursa olsun okunamayacak veya içeriklerinin başka biçimde anlaşılmasına sebebiyet verecek şekillere veya işe yaramayacak hale sokarsa eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca üç aydan altı aya kadar hafif hapse ve bin liradan az olmamak üzere hafif para cezasına mahkum edilir.    Kamu hizmetine tahsis edilmiş binaların veya mabetlerin veya anıt, büst ve heykellerin veya 1710 sayılı Eski Eserler Kanununda sayılı eski eser niteliğindeki taşınır veya taşınmazların, her türlü eğitim ve öğretim kurumlarının veya öğrencilerin toplu halde oturdukları yurt ve benzeri yerlerin veya bunların eklentilerinin herhangi bir yerine basılı olan veya olmayan, elle yapılmış veya yazılmış her türlü yazı, resim ve işaretleri veya bunları içeren kağıt, pano, pankart, bant ya da benzerlerini yetkili memur ve mercilerin önceden verilmiş yazılı müsaadesi olmaksızın asanlar veya koyanlar yahut bunlardan suç konusu teşkil edenlerin asılmasına veya konulmasına müsaade edenler, eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca bir yıldan iki yıla kadar hafif hapis ve beşbin liradan az olmamak üzere hafif para cezasına mahkum edilir.    İkinci fıkra kapsamındakilerin herhangi bir yerini her ne suretle olursa olsun boyayanlar veya bunlara yazı veya resim ya da işaret yapanlar, yapıştıranlar hakkında da eylem başka bir suçu oluştursa bile ikinci fıkrada yazılı cezalar uygulanır.    Yukarıdaki fıkralarda gösterilen eylemler derneklerin veya benzeri kuruluşların veya kanun dışı vücude getirilen veya kanuna aykırı faaliyetleri sebebiyle kapatılan dernek veya diğer kuruluşların mensupları tarafından veya onların iştirakiyle veya mensup olmasalar bile bu kuruluşların adına veya adları kullanılarak yapıldığı takdirde sözü edilen fıkralardaki cezalar iki katı olarak hükmedilir. Şu kadar ki hafif hapis cezası iki yılı aşamaz.    Yukarıdaki fıkralardaki eylemleri küçüklere veya ceza ehliyeti olmayan kişilere işletenlere yukarıdaki fıkralar uyarınca verilecek cezalar yarı oranında artırılarak hükmolunur.   (Mülga fıkra: 13/11/1996 – 4209/1 md.)   Bu maddede suç sayılan eylemlerin işlenmesinden dolayı sebebiyet verilen zararların tazminine resen hükmolunur.    Yukarıdaki fıkralardaki eylemler, siyasal veya ideolojik olmayan amaçlarla işlenir ve içeriği bakımından bir suçu oluşturmazsa yukarıdaki fıkralarda yazılı cezalar üç aya kadar indirilebilir.    İkinci ve üçüncü fıkralarda gösterilen fiillerin eserlerini derhal ortadan kaldırmayan ve bunların yok edilmesi için gerekli işlemlere girişmeyen yetkililer hakkında bu Kanunun 230 uncu maddesinde yazılı cezalar uygulanır.    298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanun hükümleri saklıdır.   – Her kim, hükümetçe kabul ve tayin olunan suret ve mahallerde efradı ahali tarafından talik olunan evrakı asıldığı andan itibaren üç gün geçmeden çıkarır, yahut yırtar veya sair suretle işe yaramayacak bir hale koyarsa on beş liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 538   BEŞİNCİ FASIL : RUHSATSIZ TEMAŞA YERLERİ VE SAİR UMUMA MAHSUS YERLER AÇMAK   – Bir kimse salahiyettar merciden halkın huzur ve rahatını muhafaza zımnında vukubulan tenbihata riayet etmiyerek umuma mahsus temaşa ve musabaka yerleri açar, yahut bunları açık tutarsa bir aya kadar hafif hapis cezasına ve on beş liraya kadar hafif hapis cezasına ve on beş liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 539    Tekerrürü halinde cezayı nakdi elli liradan aşağı olamaz.   – Umuma mahsus olan veya umuma açık bulunan yerlerde salahiyettar merciin ruhsatı olmaksızın her nevi oyun ve eğlence tertip eden kimse otuz liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur. Eğer fiil salahiyettar merci tarafından vukubulan men’a muhalif olarak icra edilmiş ise fail bir aya kadar hafif hapis ve elli liraya kadar hafif cezayı nakdiye müstahak olur.Madde 540   – Açılması salahiyettar merciin müsaadesine mütevakkıf olan iş idarehanesi veya herhangi bir taahhüt müessesesini ruhsatsız açanlar otuz liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 541    Tekerrürü halinde bir aya kadar hafif hapis cezası ilave olunur.    Eğer bu müesseseler ruhsat talebinin reddolunmasına rağmen açılmış ise cezayı nakdi yetmiş beş liraya kadar çıkarılır ve bunun tekerrürü halinde cezayı nakdiye iki aya kadar hafif hapis cezası ilave olunur.   – Yukardaki maddede beyan olunan iş idarehanesi veya herhangi bir taahhüt müessesesi müdürü kanunen tayin edilen veya salahiyettar merci tarafından verilen tenbihata mugayir hareket ederse yirmi liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 542    Tekerrürü halinde cezayı nakdiye on beş güne kadar hafif hapis ve bir aya kadar meslek ve sanatın tatili cezaları ilave olunur.   – Her kim olursa olsun tutulacak deftere kayıt etmek veya beyanname veya ihbarname vermek mecburiyeti hakkında nizamın tayin ettiği kaidelere tevfikı hareket etmeksizin ücretle bir kimseye yatacak yer verirse yahut onu pansiyoner olarak kabul ederse on liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 543    Tekerrürü halinde cezayı nakdi otuz liraya kadar hüküm olunur.    Eğer bu hareket, hükümet tarafından vukubulan memnuiyete karşı icra olunursa fail yirmi beş liraya ve tekerrürü halinde on beş liradan doksan liraya kadar hafif cezayı nakdi ile cezalandırılır.   ALTINCI FASIL : DİLENCİLİK   Madde 544(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Her kim, çalışmaya muktedir olduğu halde dilencilik ederken tutulursa bir haftadan bir aya kadar hafif hapis cezasiyle cezalandırılır.    Tekerrürü halinde hafif hapis cezası bir aydan aşağı olamaz.   Madde 545(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Her kim, 15 yaşından aşağı çocukları toplayıp dilencilik ettirir veya velayet ve vesayeti altında bulunan yahut kendisinin muhafazası ve nezaretine tevdi olunan 15 yaşından aşağı bir küçüğün dilenmesine veya bir kimsenin o küçüğü dilencilikte kullanmasına müsaade ederse üç aydan aşağı olmamak üzere hafif hapis ve 100 liradan aşağı olmamak üzere hafif para cezasiyle cezalandırılır.   YEDİNCİ FASIL : HALKI RAHATSIZ EDEN HAREKETLER   – Her kim, gürültü veya velvele ile mutat hilafı olarak çan ve alatı saire çalarak yahut kanun ve nizam ahkamına muhalif surette gürültülü bir meslek ve sanat icar eyliyerek halkın veya meclis ve mahfillerin meşguliyet veya huzur ve rahatını ihlal ederse on beş liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 546    Bu fiil gece yarısından iki saat evvelinden sonra işlenirse hafif cezayı nakdi otuz liraya kadardır.    Mükerrirler hakkında birinci fıkrada muharrer ahvalde otuz ve ikinci fıkrada muharrer halde elli liraya kadar hafif cezayi nakdi hükmolunur.   – Her kim, itidal ve muvazene haricinde veya çirkin ve ayıp görünen sair herhangi bir hal ile başkasını alenen incitir veya huzur ve rahatını ihlal ederse on beş güne kadar hafif hapse veya otuz liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 547   Madde 548(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/ 1 md.)   Her kim, umumi bir mahalde yahut umuma açık yerlerde yalan uydurarak başkasını zarara sokacak veya halkın huzurunu bozacak suretlerle saffetinden istifadeye kalkarsa bir aydan aşağı olmamak üzere hafif hapis cezasıyle mahkum edilir.   İKİNCİ BAP : AMMENİN SELAMETİNE MÜTEALLİK KABAHATLER   BİRİNCİ FASIL : SİLAH VE ECZAYI NARİYEYE AİT KABAHATLER   Madde 549(Değişik madde: 10/06/1949 tarih ve 5435/1 md.)   Merciinden ruhsat almaksızın kanuna göre memnu olmayan silahları şehir ve kasaba içinde taşıyanlar, onbeş günden üç aya kadar hafif hapis veya otuz liradan beşyüz liraya kadar hafif para cezası ile cezalandırılır.   – Her kim olursa olsun silah taşımak için resmi ruhsatı olsa bile aşağıda sayılan işlerden birini işlediği takdirde kendisinden otuz liraya kadar hafif cezayı nakdi alınır:Madde 550    1 – Mezkur silahlardan birini on beş yaşından aşağı bir çocuğa yahut silah kullanmak bilmeyen veya temyize muktedir olmayan bir şahsa vermek veya taşımasına müsaade etmek,    2 – Bu silahın zikrolunan kimseler eline kolaylıkla geçmesini men için muhafazası hususunda lazımgelen tedabiri ittihaz etmemek,    3 – Bir çok kimselerin toplanmış olduğu mahallerde dolu silah taşımak,    tan ibarettir.   – Her kim, hükümetten ruhsat almaksızın mazarratı mucip olacak surette sanayii nariye icra, yahut infilak edici mevad iş’al eder yahut tehlikeli yahut herkesi rahatsız edecek surette bir takım ecza patlatır veya iş’al eylerse yahut meskun bir mahalde veya civarında veya umuma mahsus yol üzerinde veya bu yola doğru zaruret olmaksızın silah atarsa elli liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur ve buna vak’anın şiddetine göre otuz güne kadar hafif hapis cezası da ilave olunabilir.Madde 551   İKİNCİ FASIL : BİNA YIKILMASI VE TAMİRATTA İHMAL   – Bir kimsenin planını tanzimde veya inşasında iştirak etmiş olduğu bir bina kendi dikkatsizliği veya maharetsizliği neticesi olarak başkasına tehlike vermeksizin yıkılırsa o kimse yirmi beş liradan aşağı olmamak üzere hafif cezayı nakdiye mahkum olur ve buna meslek ve sanatın tatili cezası da ilave olunabilir.Madde 552    Bu maddenin ahkamı, inşaat ve tamirata mahsus iskelelerin ve köprülerin yıkılması halinde dahi tatbik olunur.   Bir bina veya sair inşaat başkasına tehlike verebilecek surette tamamen veya kısmen yıkılmağa meyil edipte mal sahibi veya vekili yahut bina ve inşaatın muhafazası veya nezaretiyle mükellef olan kimse tehlikeyi gidermek için lazım gelen tedbirleri almadığı takdirde yirmi beş liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur. Salahiyettar merciin tenbih ve ihtarına itaat etmemesi halinde cezayı nakdi elli liraya kadardır.Madde 553 –   – Böyle bir bina veya sair inşaat tamamen veya kısmen yıkılırsa yıkılmanın icabatından olan daimi tehlikeyi tamirat veya sair vasıtalarla izalede ihmal veya müsamaha eden otuz liradan aşağı olmamak üzere hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 554   ÜÇÜNCÜ FASIL : AMMENİN HİZMETİNE TAALLUK EDEN İŞARETLER VE ALETLERE DAİR KABAHATLER   – Herkesin gelip geçtiği yerlerde yapılmakta olan bazı ameliyat veya bırakılan bazı eşyadan mütevellit tehlikeyi men için nizamına tevfikan konulması icap eden işaret ve maniaları koymakta ihmal edenler otuz liraya kadar ve bu işaretlerin keyfi surette mahallini değiştirenler on beş liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur. Her iki fıkrada muharrer ahvalde tehlikenin vahametine göre cezayı nakdilere on beş günden bir aya kadar hafif hapis cezası da ilave olunabilir.Madde 555   – Umumi tenvirata mahsus ışıkları keyfi surette söndürenler otuz liraya kadar hafif cezayi nakdiye mahkum olur.Madde 556   – Ateş kullanan esnaftan dükkan ve fırın ve fabrikalarını zaman zaman temizleyip tamir etmiyenler beş liradan otuz liraya kadar hafif cezayi nakdi ile cezalandırılır.Madde 557   DÖRDÜNCÜ FASIL : ÖTE BERİ ATMA   Halkın gelip geçeceği yerlere veya bir kaç ailenin müşterek avlusuna insanı yaralıyacak veya üstünü kirletecek bir şey atan veya döken kimse on güne kadar hafif hapis veya on liraya kadar hafif cezayi nakdi ile cezalandırılır.Madde 558 –   – Her kim lazım olan ihtiyatı ifa etmeksizin halkın geçtiği caddeler ve sokaklar üzerindeki pencerelere, damlara, taraçalara veya buna benzer yerlere düştüğü halde geçenleri yaralıyacak veya kirletecek şeyler koyar veya atarsa on liraya kadar hafif cezayı nakdi hükmolunur.Madde 559    Fail malum olmadığı takdirde ceza, fiili menedecek iktidarda bulunmak şartiyle binanın müdürüne veya zilyedine hükmedilir.   BEŞİNCİ FASIL : DELİLERİN MUHAFAZASINDA İHMAL KABAHATLERİ   – Muhafazası altında bulunan delileri serbest bırakan yahut muhafızı olduğu deliler kurtulup kaçtıkları zaman derhal ait olduğu daireye malumat vermiyen kimse yirmi beş liraya kadar hafif cezayi nakdiye mahkum olur.Madde 560   – Her kim, ait olduğu daireye derhal malumat vermeksizin ve mezuniyet lazım gelen hususatta mezuniyet almaksızın akıl hastalığına müptela olduğunu bildiği bir kimseyi muhafaza için kabul eder veya böyle bir kimseyi kendi başına bırakırsa beş liradan elli liraya kadar hafif cezayi nakdiye mahkum olur ve buna ahvalin vahametine göre bir aya kadar hafif hapis cezası da ilave olunur.Madde 561   Fail bir tımarhane müdürü veya tababet mesleki mensuplarından birisi olduğu takdirde geçen maddelerde yazılı cezalara meslek ve sanatın tatili cezası dahi ilave olunur.Madde 562 –   ALTINCI FASIL : ARABA VE HAYVANLARIN İDARE VE MUHAFAZASINDA KUSUR   – Bir kimse nizamına tevfikan ihtiyat tedbirleri almaksızın mülkiyeti veya muhafazası altında bulunan vahşi ve sair tehlikeli hayvanları başı boş bırakır veya muhafazasında ihmal ederse yahut kuduz hastalığı ile şüpheli hayvanatı hemen ait olduğu daireye malumat vermezse on beş güne kadar hafif hapis cezasına mahkum olur.Madde 563   Bir kimse bağlı veya bağsız koşum veya binek hayvanını açık yerlerde muhafaza etmez veya kendi kendine bırakır ve kafi dikkatle sevketmez veya tecrübesiz kimselere verir veya sağlamca bağlamamasından veya takayyütle sevketmemesinden veya azdırıp korkutmasından dolayı başkasını tehlikeye maruz kılarsa bir aya kadar hafif hapis cezasiyle cezalandırılır.Madde 564 –    Eğer fail, ruhsatnameye tabi arabacı ve sürücü ise bir aya kadar meslek ve sanatın tatili cezası da ilave olunur.   – Bir kimse caddelerde ve umumun gelip geçtiği yerlerde veya umuma açık mahallerde hayvanları ve arabaları ve otomobilleri şahıslar ve eşyanın emniyetine tehlike verecek tarzda sevk ve idare ederse yirmi güne kadar hafif hapse ve yirmi liraya kadar hafif cezayi nakdiye mahkum olur.Madde 565    Eğer fail ruhsatnameye tabi arabacı ve şoför ve sürücü ise bir aya kadar meslek ve sanatın tatili cezası da ilave olunur.   YEDİNCİ FASIL : HALKI TEHLİKEYE MARUZ BIRAKACAK SAİR KABAHATLER   Madde 566(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Her kim, dikkatsizlik veya tecrübesizlik neticesi olsa bile her ne suretle olursa olsun şahıslara bir zarar veya eşyaya mühim bir ziyan vukuu tehlikesini tevlit ederse 15 günden aşağı olmamak üzere hafif hapis veya 50 liradan aşağı olmamak üzere hafif para cezasına mahkum edilir.    Eğer fiil, aynı zamanda sanayii nefiseye ve ticaret ve sanayie mütaallik kavanin ve nizamata muhalefet cürmünü teşkil etmiş olur ve kanunen ona mahsus başka ahkam tayin edilmemiş bulunursa verilecek ceza bir ay hafif hapisten veya 100 lira hafif para cezasından aşağı olamaz ve bu halde bir aya kadar meslek ve sanatın tatili cezası da hükmolunur.   ÜÇÜNCÜ BAP : AHLAKI UMUMİYEYE MÜTEALLİK KABAHATLER   BİRİNCİ FASIL : KUMAR   Madde 567(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Her kim, umuma mahsus veya umuma açık yerlerde kumar oynatır veya oynatmak için yer gösterirse bir aydan altı aya kadar hafif hapis ve 250 liradan 500 liraya kadar hafif para cezasına ve tekerrürü halinde iki aydan bir seneye kadar hafif hapis ve 500 liradan 1.000 liraya kadar hafif para cezasına mahkum olur.    Kumar oynanan yerde bulunup kumar oynamaya yarıyan veya kumar oynamaya tahsis olunan mevat ve alat ile ortada bulunan eşya ve para zapt ve müsadere olunur.    Fail:    1. Bu fiilleri itiyat edinmiş bulunduğu;    2. Birinci fıkrada beyan olunan kabahatin irtikabında kumar oynıyanlara karşı banko tutan olduğu takdirde yukardaki fıkralarda yazılı cezalar bir misli artırılarak hükmolunur ve bu son halde üç aya kadar meslek ve sanatın tatili cezası da ilave edilir.   Madde 568(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Her kim, yukardaki maddede beyan olunan kabahate iştirak etmeksizin umumi veya umuma açık mahalde kumar oynarsa bir aya kadar hafif hapis ve 50 liradan 100 liraya kadar hafif para cezasiyle cezalandırılır.    Tekerrürü halinde ceza on günden iki aya kadar hafif hapis ve 100 liradan 200 liraya kadar hafif para cezasıdır.   – Ceza kanununun tatbikında kumar, kazanç kasdiyle icra kılınıp kar ve zarar baht ve talihe bağlı bulunan oyunlardır.Madde 569   – Yukarki maddelerde beyan olunan kabahatler için hususi içtimalara mahsus olsa bile kumar alat ve edevatının kullanılması için bir ücret alınan yerlerle oyun oynamak mutat olan yerler ve duhuliye verilmese bile oyun oynamak istiyen herkesin girebileceği mahaller, umuma açık yerlerden sayılır.Madde 570   İKİNCİ FASIL : SARHOŞLUK   Madde 571(Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)   Her kim, umumi veya umumun girebileceği yerlerde halkın rahatını bozacak veya rezalet çıkartacak surette ve aşikar bir halde sarhoş olarak yakalanırsa on beş günden aşağı olmamak üzere hafif hapis veya 50 liradan aşağı olmamak üzere hafif para cezasiyle mahkum olur.   – (Değişik madde: 09/07/1953 – 6123/1 md.)Madde 572    Yukarki maddede gösterilen surette sarhoş olup da başkasına tecavüz ve umumun istirahatini selbedenler iki aydan aşağı olmamak üzere hafif hapis cezası ile cezalandırılır.    Sarhoşluğu itiyat derecesine vardıranlar altı aydan aşağı olmamak üzere hafif hapse mahkum olurlar.    İki defa mahkum olduktan sonra aynı fiili tekrar işliyenler o fiili itiyat etmiş sayılır.   Madde 573(Değişik madde: 02/06/1941 – 4055/1 md.)   Sarhoşlukta itiyadı iptila derecesine varmış olanların salahı tıbben tebeyyün edinceye kadar bir hastanede muhafaza ve tedavisine hükmolunur. Mahkum, hastane olmıyan yerlerde ise hastane bulunan yere gönderilir.   – Umumi veya umuma açık yerlerden birinde meşrubat ve sair müskir mevaddı tedarikle birinin serhoşluğuna sebebiyet veren veya bu mevaddı zaten serhoş bir kimseye tedarik eden şahıs otuz liradan elli liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 574    Her nerede olursa olsun on sekiz yaşını doldurmamış bir gence veya akıl ve şuurunun zaafı sebebiyle tabii halde olmadığı zahir bulunan bir kimseye müskirat verenler, iki aya kadar hafif hapse mahkum olur. Eğer fail, müskirat satıcısı ise muvakkaten meslek ve sanatının tatiline de hüküm olunur.   -Yukarıdaki maddenin ilk fıkrasında beyan olunduğu veçhile bir kimsenin serhoşluğuna sebebiyet veren şahıs, kendini idareye muktedir olamayacak derecede bulunan serhoşu muhafaza için tedabir ittihaz etmeyip sokağa bırakırsa mezkur fıkrada münderiç cezadan başka üç günden bir aya kadar hafif hapis cezasiyle dahi mücazat olunur.Madde 575   ÜÇÜNCÜ FASIL : EDEBE MUHALİF HAREKETLER   – Bir kimse edebe muhalif bir surette halka görünür, veya bir yerini gösterir veyahut söz, şarkı ve sair suretle halkın edep ve nezahatine tecavüz eylerse bir aya kadar hafif hapse veya beş liradan otuz liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 576   DÖRDÜNCÜ FASIL : HAYVANLARA KÖTÜ MUAMELE   – Bir kimse hayvanlara karşı insafsızca hareket eder veya lüzumsuz yere döver veya yaralar yahut aşikar surette haddinden fazla yorulacak derecede zorlarsa on liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 577   DÖRDÜNCÜ BAP : MÜLKÜN HİMAYESİNE MÜTEALLİK KABAHATLER   BİRİNCİ FASIL : KENDİNİN OLDUĞU İSBAT OLUNAMIYAN EŞYAYI TAŞIMAK   – Bir kimse, dilencilikle veya hırsızlık ve yağma ve garet ve yol kesmek veya dolandırıcılık ve hırsız yataklığı ile mahkum olduktan sonra üzerinde kendi haliyle mütenasip olmayan para ve eşya zuhur eder ve bunlara meşru surette malik olduğunu isbat edemezse iki aya kadar hafif hapis cezasına mahkum olur.Madde 578    Böyle bir kimse üzerinde taklit ve tağyir olunmuş veya yaptırılmış anahtar veya kilitleri açmağa veya zorlamağa mahsus alat ve maymuncuk zuhur eder ve bunları o anda meşru surette nerede kullanacağını tayin edemezse iki aya kadar ve eğer bunlar gece vakti elinde zuhur etmiş ise iki aydan altı aya kadar hafif hapis cezasına mahkum olur ve üzerinde zuhur eden eşya müsadere olunur.   İKİNCİ FASIL : TİCARET MUAMELATINDA VE REHİN ALMAKTA LAZIM OLAN TEDABİRİN İHMALİ   – Her kim, arzeden şahsın şerait ve ahvaline veya talep ve kabul edilen fiata nazaran bir cürüm mahsulü olduğu görülen eşyayı evvelemirde meşru menşeini tahkik etmeksizin satın almak veya rehin veya emanet veya alacağını istifa suretiyle alırsa on beş liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 579    Eğer fail, bundan evvelki maddede beyan olunan şahıslardan ise ayrıca iki aya kadar hafif hapis cezası da hüküm olunabilir. Eşyanın meşruiyetini isbat edenler ceza görmezler.   – Bir kimse bir parayı aldıktan ve eşyayı iştiradan veya herhangi bir suretle ele geçirdikten sonra menşei gayri meşru olduğuna vakıf olupta derhal merciine malumat vermekte ihmal ederse otuz liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur ve buna yirmi güne kadar hafif hapis cezası da ilave olunabilir.Madde 580   – Bir kimse kıymetli eşya veya eşyayı müstamele ticareti ile veya rehin almakla meşgul olupta bu gibi ticaret ve mesleğe dair olan nizamat ve kavanın ahkamına riayet etmediği takdirde bir aya kadar hafif hapse veya elli liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 581    Aynı fiilin tekerrürü halinde on beş günden iki aya kadar hafif hapis cezasiyle beraber meslek ve sanatın tatili cezası dahi ilave olunur.   ÜÇÜNCÜ FASIL : ANAHTAR VE MAYMUNCUK ALIM SATIMI VE KİLİTLERİN GAYRİ MEŞRU AÇILMASI   – Demirci ve çilingir ve sair sanat sahipleri her rast geldiğine maymuncuk satar veya tevdi eder veya balmumu kalıbı ve sair basılmış ve ölçüsü alınmış numuneler üzerine bunların kullanılacağı yerin veya eşyanın kendisince maruf sahip veya vekilinden başkası için her cins ve nevi anahtarlar imal ederse iki aya kadar hafif hapse ve otuz liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olur.Madde 582   -Bir şahsın talebi üzerine kilit veya buna mumasil bir şeyi açmağa davet olunan demirciler ve çilingirler ve sair bu nevi sanatkarlar açtırmak isteyen şahsın o yerin veya şeyin sahibi veya bunun vekili olduğunu tahkik etmeden açarlarsa yirmi güne kadar hafif hapse ve yirmi liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olurlar.Madde 583   DÖRDÜNCÜ FASIL : GAYRİ MEŞRU ÖLÇÜ VE KİLE VE TARTI KULLANMAK   – Dükkan ve mağaza sahipleri, kanunun tayin ettiği kile ve tartı ve ölçünün gayri bir kile ve tartı ve ölçü kullanırlarsa otuz liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkum olurlar. Aynı fiilin tekerrürü halinde cezayı nakdi yüz liraya kadar artırılır veya üç aya kadar hafif hapis ile cezalandırılır.Madde 584   Hususi kanunlarda men olunupta cezası 1274 tarihli ceza kanunun bir fasıl veya maddesine matuf bulunan ahvalde bu kanunun o cürme veya kabahate taalluk eden maddesi tatbik olunur.Madde 585 –   – Hususi kanunlarda men olunupta cezası 1274 tarihli ceza kanununun 99 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına atfolunmuş olan ahvalde bu kanunun 526 ncı maddesi mer’idir.Madde 586   – Elyevm meri olup cinayet, cünha ve kabahat taksimatına müstenit ahkamı havi bulunan kanunlarda münderiç (mücazatı terhibiye)ve (cinayet) tabirleri badema ceza kanununda muharrer müebbet veya muvakkat ağır hapis ve beş seneden fazla hapis ve hidematı ammeden müebbeden memnuiyet ve müebbet sürgün cezaları ile bunları müstelzim cürümlere, (mücazatı tedibiye) ve (cünha) tabirleri beş sene ve beş sene kadar hapis ve muvakkat sürgün ve ağır cezayı nakdi ile bunları müstelzim cürümlere ve (mücazatı tekdiriye) tabiri de hafif hapis ve hafif cezayı nakdi ve meslek ve sanatın tatili cezalariyle bunları müstelzim fiillere, masruf olacaktır.Madde 587   – Hususi kanunlarda müstakillen mevzu olan veya bu kanunun meriyete girdiği tarihte katileşmiş bulunan cezalardan müddetçe muadil olmak üzere kürek cezaları hapis ve kale bentlik cezaları nefi suretiyle infaz olunur.Madde 588   Madde 589(Mülga madde: 11/06/1936 – 3038/2 md.)   – 1274 tarihli Ceza Kanunu ve zeyilleri ilga edilmiştir. Sair kanunların da bu kanuna muhalif ahkamı mülgadır.Madde 590   1 –Ek Madde(Ek madde: 07/12/1988 – 3506/4 md.)   Nisbi nitelikteki vergi ve resim cezaları, nisbi para cezaları ve tazminat kabilinden olup mütezayit nispete tabi bulunan para cezaları hariç olmak üzere, kanun ve tüzüklerde alt ve üst sınırları veya bunlardan biri gösterilen veya hiç gösterilmeyen veya sabit bir rakam olarak gösterilmiş bulunan para cezalarından (idari ve disiplin para cezaları dahil);    a)(Değişik bent: 28/07/1999 – 4421/4 md.)Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk kurulduğu tarihden önce yürürlüğe girmiş bulunan bütün kanun ve tüzüklerde yazılı olup da, daha sonraki tarihlerde Türkiye Büyük Millet Meclisince miktarına dokunulmamış olan para cezaları otuzdokuzbinüçyüz misline,    b)(Değişik bent: 28/07/1999 – 4421/4 md.)Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul olunup da;    1) 31/12/1939 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları yirmiüçbinbeşyüzseksen misline,    2) 01/01/1940 tarihinden 31/12/1945 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları onbeşbinyediyüzyirmi misline.    3) 01/01/1946 tarihinden 31/12/1959 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları yedibinsekizyüzaltmış misline,    4) 01/01/1960 tarihinden 31/12/1970 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları üçbindokuzyüzotuz misline,    5) 01/01/1971 tarihinden 31/12/1977 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları ikibinüçyüzellisekiz misline,    6) 01/01/1978 tarihinden 31/12/1980 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları yediyüzseksenaltı misline,    7) 01/01/1981 tarihinden 31/12/1987 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları üçyüzdoksanüç misline,    8) 01/01/1988 tarihinden 31/12/1993 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları oniki misline,    9) 17/10/1996 tarihli ve 4199 sayılı, 21/05/1997 tarihli ve 4262 sayılı Kanunlarla değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu müstesna olmak üzere, 01/01/1994 tarihinden 31/12/1998 tarihine kadar yürürlüğe girmiş bulunan kanunlardaki para cezaları sekiz misline,    çıkarılmıştır.   Ek Madde 2(Değişik madde: 28/07/1999 – 4421/5 md.)   a) Ek 1 inci madde kapsamına giren,    b) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar yürürlüğe giren,    c) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra kabul edilen,    Kanunlardaki para cezaları, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır.   Ek Madde 3(Ek madde: 07/12/1988 – 3506/4 md.)   Kanunlarda alt veya üst sınırlarından biri veya bunlardan her ikisi gösterilmemiş olmakla birlikte, alt ve üst sınırları arasında uygulama yapılmasını gerektiren nitelikteki para cezalarının alt ve üst sınırlarının tespitinde, bu Kanunun 19 ve 24 üncü maddelerindeki alt ve üst sınırlar esas alınır.   Ek Madde 4(Ek madde: 07/12/1988 – 3506/4 md.)   Hükmedilecek ağır ve hafif para cezaları; bu Kanunun 19 ve 24 üncü maddelerindeki alt sınırları gösteren miktarların, Ek 2 nci maddeye göre uygulanan yeniden değerleme oranıyla çarpımı sonucu elde edilecek miktarlardan az olamaz.   Ek Madde 5(Ek madde: 07/12/1988 – 3506/4 md.)   Para cezasının üst sınırının gösterilmemiş olması halinde hükmedilecek ağır ve hafif para cezaları, ilgisine göre bu Kanunun 19 ve 24 üncü maddelerindeki üst sınırları gösteren miktarların, Ek 2 nci maddeye göre uygulanan yeniden değerleme oranıyla çarpımı sonucu elde edilecek miktarları geçemez.   Ek Madde 6(Ek madde: 28/07/1999 – 4421/7 md.)   Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi ile 5 inci maddesinin altı ve dokuzuncu fıkralarındaki miktarlar için de Ek 2 nci madde hükmü uygulanır.   Geçici madde 1(Ek madde:04/03/2004 – 5106 S.K./1.mad)   31.12.1987 tarihinden evvel işlenmiş suçlarla ilgili olarak mahkemeler tarafından yapılan yargılamalar sonucunda; haklarında mahkûmiyet kararı verilenlerden, bu Kanunun yayımı tarihinden önce bihakkın tahliye olanlar ile şartlı salıverilenlerin Türk Ceza Kanununun 122 ve 123 üncü maddelerindeki süreler ve 4.4.1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 417 nci maddesinin (2) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan koşullar aranmaksızın; talep halinde mahkemelerce memnu haklarının iadesine karar verilir.   – İşbu kanun 1926 senesi temmuzunun birinci gününden itibaren mer’idir.Madde 591   – İşbu kanunun icrasına Adliye Vekili memurdur.Madde 59210/06/1949 TARİHLİ VE 5435 SAYILI KANUNUN HÜKÜMLERİ:   KANUNA İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER      Geçici Madde – Bu Kanunun 21/01/1983 tarih ve 2790 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 01/05/1985 tarih ve 3192 sayılı Kanunla değişik 3 üncü maddesi 07/l2/1988 tarih ve 3506 sayılı Kanunun 10 ncu maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.Geçici Madde 1 –(Değişik madde: 31/05/1957 – 6988/1 md.)   09/07/1953 TARİHLİ VE 6123 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ MADDELERİ:      13 üncü maddenin mutazammın bulunduğu birinci devre hücre cezası, kafi miktarda hücre inşaatı ikmal edilinceye kadar Adliye Vekaletince peyderpey tatbik olunur.    Bu sebeple haklarında hücre cezası tatbik edilememiş olan ağır hapis cezası mahkumları bulundukları ceza evlerinde cezalarının yarısını ikmal ettikleri ve diğer evsafı da haiz bulundukları takdirde iş esası üzerine müesses ceza evlerine nakledilebilirler. Bu gibiler 16 ncı maddedeki meşrutan tahliye hakkından da istifade edebilirler.   Geçici Madde 2 –(Değişik madde: 31/05/1957- 6988/1 md.)   Çalışma mecburiyetinin tatbikini mümkün kılacak ceza evleri ikmal edilinceye kadar bulundukları ceza evlerinde ikinci devre mahkumiyet müddetlerinin en az dörtte birini iyi hal ile geçirmiş olup da Adliye Vekaletince tesbit edilecek yaş, meslek ve kabiliyeti haiz olanlar ve yine Vekaletçe tayin olunacak suçların failleri iş esası üzerine müesses ceza evlerine nakledilebilirler. Bu takdirde 2 nci ve 3 üncü devre cezaları buralarda çektirilir.    İş esası üzerine müesses ceza evlerinin istiap haddi yukarki fıkra mucibince nakledilecek mahkumları çalıştırmıya kafi gelmediği ahvalde bunlar, geceyi bulundukları cezaevinde geçirmek şartiyle ve rayiç ücretin üçte ikisinden aşağı olmamak üzere amme menfaatine uygun işlerde muhafaza altında çalıştırılabilirler.   Geçici Madde 3 –(Ek madde: 02/07/1954 – 6434/1 md.)   6123 sayılı kanunun mer’iyete girdiği 01/08/1953 tarihinden önce iş esasına müstenit yeni ceza evlerinde 3 ve 4 üncü devrelere geçmeye hak kazanmış mahkumlar hakkında eski kanun ahkamı tatbik olunur.Madde 3 – Yukarıki madde hükmü, bu kanunun yürürlüğe girmesi tarihinden önce işlenmiş olan ve Türk Ceza Kanununun 125 – 133, 141, 142, 146, 149, 150 ve 163 üncü maddelerinde yazılı bulunan Vatana hiyanet suçları hakkında da uygulanır.   06/07/1960 TARİHLİ VE 15 SAYILI KANUNUN 3 ÜNCÜ MADDESİ:   Geçici Madde 1 – Bu Kanunun 7, 20 ve 24 üncü maddeleri, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce asliye ceza ve ağır ceza mahkemelerinde açılmış bulunan kamu davalarına uygulanmaz.   12/06/1979 TARİHLİ VE 2248 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ MADDESİ:   Geçici Madde – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun bu Kanunla kaldırılan ek 5-9 maddelerindeki haller ayrık olmak üzere bu Kanunun 1 inci maddesiyle değiştirilen Türk Ceza Kanununun 119 uncu maddesi kapsamına giren bir suçtan dolayı açılmış bulunan davalarda sanığın sorgusunun yapılmış olması, anılan madde hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. Ancak karara bağlanmış davalarda sözü edilen madde hükümleri uygulanmaz, kesinleşmiş mahkumiyet hükümleri aynen yerine getirilir.   07/01/1981 TARİHLİ VE 2370 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ MADDESİ:   Geçici Madde 1 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, Türk Ceza Kanununun 480 ve 482 nci maddelerinin neşir yoluyla veya radyo ve televizyon veya benzeri kitle haberleşme araçlarıyla işlenmeleri sebebiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 344 üncü maddesinin 5 inci bendi uyarınca açılmış olan davalara, açıldıkları tarihteki geçerli olan usul hükümleri dairesinde bakılmaya devam olunur.   11/05/1981 TARİH VE 3445 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ MADDELERİ:      Geçici Madde 2 – Türk Ceza Kanununun 426, 427, 428 inci maddeleri ile 1117 sayılı Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanununun 7 ve ek 2 nci maddelerine göre verilen cezaların onda dokuzu affedilmiştir. Ancak, infaz edilecek para cezası otuzmilyon lirayı geçemez. Tahsil edilmiş para cezaları iade olunmaz.Geçici Madde 1 – 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması sebebiyle kanun yollarına başvurulamamış hükümlere karşı, hükümlü, müdahil ve Cumhuriyet savcısı ceza infaz edilmiş olsa bile, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir ay içerisinde Kanun yollarına başvurabilirler.   07/12/1988 TARİHLİ VE 3506 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ MADDELERİ:      Geçici Madde 2 – Bu Kanunun yayımı tarihinden önce haklarında, ağır hapis hariç olmak üzere, bir yılı aşmamak kaydıyla altı aydan fazla hürriyeti bağlayıcı ceza verilmiş olanlar bu cezaları infaz edilmiş olsa bile bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içinde hükmü veren mahkemeye başvurarak 647 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin tatbikini talep edebilirler. Bu takdirde mahkeme dosyayı yeniden ele alarak talep hakkında bir karar verir.    Mahkeme talep doğrultusunda karar verdiği takdirde;    a) Daha önce infazı tamamlanan hürriyeti bağlayıcı cezanın çevrildiği para cezası veya tedbir yeniden infaz edilmez. Ancak bu değişiklik Adli Sicil kaydına işlenir.    b) Devam etmekte olan infazlarda ilgili derhal tahliye olunur ve infaz kurumunda geçen süreler 647 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki miktarların alt sınırı esas alınarak mahsup edilir.   Geçici Madde 3 – 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde bu Kanunla yapılan değişiklikten yararlanabilecek olanlar, Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içinde hükmü veren mahkemeye başvurarak, cezanın ertelenmesi yönünden durumlarının yeniden incelenmesini isteyebilirler. Bu takdirde mahkeme dosyayı yeniden ele alarak talep hakkında bir karar verir.   Geçici Madde 4 – Bu Kanunla, Türk Ceza Kanununun 119 uncu maddesi kapsamına alınan suçları işlemiş olup da, Kanunun yürürlüğe girmesinden önce haklarında tahkikata başlanmış veya kamu davası açılmış veya mahkumiyet hükmü verilmiş olanların, yürürlük tarihini izleyen iki ay içinde 119 uncu maddedeki şartları yerine getirerek ödemede bulunmaları halinde haklarında;Geçici Madde 1 – Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce işlenmiş olup da, Türk Ceza Kanununun bu Kanunla değiştirilen veya yeni madde numaraları altında müeyyideye bağlanmış hükümlerini ihlal etmiş olanlar hakkında Türk Ceza Kanununun 2 nci maddesi nazara alınarak;    1. Hazırlık tahkikatında, takibata yer olmadığına,    2. Açılmış davaların ortadan kaldırılmasına,    3. Mahkumiyet hükmünün verilmemiş sayılmasına, Karar verilir. Bu suçlardan tutuklu veya hükümlü olanlar derhal tahliye edilirler.    Tutuklu ve hükümlülerin bakiye hürriyeti bağlayıcı cezalarına karşılık ödemeleri gereken para cezasının hesaplanmasında beher gün karşılığı olarak 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen asgari hadler esas alınır.   21/11/1990 TARİH VE 3679 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ MADDESİ:   Geçici Madde – Türk Ceza Kanununun 536 ve 537 nci maddelerinin 6 ncı fıkralarının yürürlükten kaldırılması sebebiyle, 13/03/1965 tarihli ve 647 sayılı Kanunun 4 ve 6 ncı maddelerinden yararlanacak olanlar, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren 6 ay içinde hükmü veren mahkemeye başvurarak cezanın ertelenmesini, paraya veya maddede öngörülen tedbirlerden birine çevrilmesini isteyebilir. Bu takdirde mahkemece dosya ele alınarak bu hususta karar verilir.    a) Mahkumiyet hükmü verilmiş olması veya verilen hükümlerin kesinleşmiş bulunması halinde ilamlar aynen infaz olunur.    b) Hazırlık tahkikatı veya son tahkikatın devam etmesi halinde ise, verilecek mahkumiyet hükümlerinde yapılan değişiklik sonucu belirlenen yeni madde numaraları esas alınır.    Özel kanunlarda, Türk Ceza Kanununun bu Kanun değişikliğine konu olan maddelerine yapılmış bulunan atıflar, yeni madde numaraları altında belirlenen hükümlere yapılmış sayılır.   13/11/1996 TARİH VE 4209 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ MADDESİ:   Geçici Madde 1 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 1 inci maddenin (A) fıkrası kapsamına giren suçlardan dolayı haklarında idam cezası verilen hükümlülerin dosyalarından;   3/08/2002 TARİH VE 4771 SAYILI KANUNUN GEÇİCİ MADDESİ:       a) Henüz Yargıtay’a gönderilmemiş veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunanlar ile daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmiş olanlar hükmü veren mahkemece,    b) Yargıtay’da bulunanlar ilgili ceza dairesince,    Acele işlerden sayılmak ve Türk Ceza Kanununun 2 nci maddesi dikkate alınmak suretiyle karara bağlanır.    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında veya Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunan dosyalar, gelişlerindeki usule uygun olarak Kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir ay içinde hükmü veren mahkemeye geri gönderilir.    Askeri mahkemeler, Askeri Yargıtay Başsavcılığı ve Askeri Yargıtay’da bulunan dosyalar hakkında da bu madde hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.   

Hakkaniyet Odaklı Yargılama Perspektifi

0
Hakkaniyet Odaklı Yargılama Perspektifi, Prof. Dr. Selami Demirkol tarafından yazılarak  Beta Basım Yayın tarafından 2021 yılında basılmıştır. Profesyonel yaşamında yargıçlık yapan yazar, seçilmiş kararları ve azlık oyları ile ileri sürdüğü görüşlerini ve makalelerini kitaba konu etmiştir.
Demirkol, mahkeme kararlarında, azlık oylarında ve makalelerinde savundu­ğu ve öne çıkarmaya çalıştığı Adaletin Tecellisi fikrini kitabına taşımış, hakka­niyet olgusu ve adalet duygusunun tatminini amaç edinmiştir. Yazar, hakkaniyetli hakimler tarafından gerçekleştirilecek olan hakkaniyet odaklı yargılamanın “olması gereken” bir şart teşkil ettiğini ve bu hayalin uzak olmadığını savunmaktadır.

Demirkol; Gaziantep Vergi Mahkemesi Hakimliği, İstanbul Altıncı İdare Mahkemesi Hakimliği, Sakarya İkinci İdare Mahkemesi Hakimliği, Sakarya Bölge İdare Mahkemesi Hakimliği, İstanbul Beşinci İdare Mahkemesi Hakimliği, İstanbul İkinci İdare Mahkemesi Hakimliği, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi (Vergi Kurulu) Hakimliği, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi (İdare Kurulu) Hakimliği, İstanbul Yedinci İdare Mahkemesi Başkanlığı, Danıştay Onbeşinci Daire Üyeliği ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurul Üyeliği yaptığı dönemdeki mahkeme kararları ile azlık oylarını bir araya getirmiş, Anayasa Mahkemesi’ne İtiraz Yolu ile Yapılan Başvurulara Dair Seçtiği Kararları, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararlarından yaptığı seçkileri ve konuya ilişkin yazmış olduğu makaleleri kitabına eklemiştir.

 

Konu Başlıkları
Mahkeme Kararları ve Azlık Oylarım
Gaziantep Vergi Mahkemesi Hakimliği
İstanbul Altıncı İdare Mahkemesi Hakimliği
Sakarya İkinci İdare Mahkemesi Hakimliği
Sakarya Bölge İdare Mahkemesi Hakimliği
İstanbul Beşinci İdare Mahkemesi Hakimliği
İstanbul İkinci İdare Mahkemesi Hakimliği
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi (Vergi Kurulu) Hakimliği
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi (İdare Kurulu) Hakimliği
İstanbul Yedinci İdare Mahkemesi Başkanlığı
Anayasa Mahkemesi’ne İtiraz Yolu ile Yapılan Başvurulara Dair Seçtiğim Kararlar
Danıştay Onbeşinci Daire Üyeliği
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurul Üyeliği
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararları
Makalelerim

Yazar, Dpç Dr. Selami Demirkol hakkında 

21.03.1963 tarihinde Elazığ, Çevrimtaş’da doğmuştur. Diyarbakır Ziya Gökalp Lisesini bitirmiş, Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünden 1985 yılında mezun olmuştur. Yüksek Lisans eğitimini 1987 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Anabilim Dalında, “Türkiye’de İdarede Reform Çalışmaları (1946-1973)” başlıklı tez çalışması ile tamamlamıştır. Doktora eğitimini ise aynı Anabilim Dalında, “İdarenin Yargısal Denetiminde Sınırlamalar – Kaideleşmiş Yargısal Denetim Bağışıklığı ile Hukuka Bağlı İdare Uyuşmazlığı” başlıklı tez çalışması ile tamamlamıştır. Gaziantep Vergi Mahkemesi Üyeliği ile İstanbul ve Sakarya İdare Mahkemesi Üyeliği, Sakarya ve İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Üyeliği, İstanbul İdare Mahkemesi Başkanlığı görevlerinde bulunmuş, 25.06.2012 tarihinde Danıştay Üyeliğine seçilmiştir. “Teori ve Pratikte İdari Yargıda Dava Açma ve Davaların Takip Usulü”, “Teori ve Uygulamada 4483 Sayılı Kanun ile Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Öncesi Aşamaya İlişkin Usul ve İşlemler”, “Danıştay İdari Dava Daireleri Karar Özetleri”, “Danıştay Vergi Dava Daireleri Karar özetleri”, “Uyuşmazlık Mahkemesi Karar Özetleri” başlıklı ortak hazırlanmış kitapları ve yayınlanmış 75 adet makalesi bulunan, ayrıca Ulusal ve Uluslararası toplantılarda çok sayıda konuşma ve tebliğ sunan ve İngilizce bilen DEMİRKOL, evli ve iki çocukludur.  

Hakaret Sözlüğü

0

Yargıtay Kararları Işığında Hakaret Sözlüğü isimli eser, Cumhuriyet Savcısı, Yazar ve Yönetmen Ahmet Aslan tarafından kaleme alınmıştır. Eser, Adalet Yayınevi tarafından baskıya hazırlanmıştır.

Yazar Ahmet Aslan Hakkında

Ahmet Aslan, Selçuk Üniversitesi Hukuk Hukuk fakültesini bitirdi. Yüksek lisans eğitimini Marmara Üniversitesi bünyesinde, mali hukuk dalında tamamladı. Mezuniyet sonrası hâkimlik sınavını kazandı ve 2007-2008 yıllarında Adalet Akademisinde stajını tamamlayarak mesleğe başladı. Tokat, Mardin ve Kocaeli illeri bünyesinde görev yaptıktan sonra 2016 yılından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcılığına atandı. 2016 yılından itibaren İstanbul Anadolu Adliyesi Basın Savcısı olarak görev yapmaktadır. Yazarın Cumhuriyet Savcısı ve Soruşturma, Boşanmanın Anatomisi, Ceza Avukatı ve Savunma, Kılıç ve Kalem (Hukuk Penceresinden Milli Mücadele), Sanal Alemin de Bir Hukuku Var, Kitle İletişim Suçları, Milli Mücadelenin Öbür Yüzü, Türk Hukukunda Bedeni Vergiler ve Cinayet Soruşturmaları isimli hukuki eserleri bulunmaktadır. Yazıp yönettiği KÖZ ve SIR VE CEZA isimli iki kısa filmi vardır.

Yargıtay Kararları Işığında Hakaret Sözlüğü isimli kitabın sunuş yazısı 

İnternet yoluyla iletişimin ve bilhassa sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte her insanın her türlü bilgi ve habere anında ulaşması ve yine kendi düşüncelerini gerek bir kişi ya da grubu gerekse kamuoyunu muhatap alarak açığa vurması mümkün hale gelmiştir. Yakın tarihin şartlarıyla kıyaslanamaz ölçüde gelişen ve karışan bu yeni iletişim düzeninin insanlar arasındaki hukuki uyuşmazlıkları ve suç oranını arttırdığı da aşikârdır.

Kitle iletişimine dair yaşanan gelişmelere bağlı olarak adliyeler nezdinde sürekli artan iş yükünün büyük bir kısmının da hakaret eylemlerinden müteşekkil olduğunu görmekteyiz. Suç teşkil eden diğer eylemler açısından söz konusu olduğu gibi, hakaret eylemlerine ilişkin ihbar veya şikâyet üzerine yahut re’sen başlatılan adli süreçlerin etkin, hızlı ve adil sonuçlanmasını sağlayacak temel şartlardan biri, uygulayıcının ilgili eylemi doğru hukuki vasıflandırmaya tabi tutabilmesidir. Doğru hukuki vasıflandırmadan yoksun başlayan muhakeme süreçleri hak ihlallerine sebep olmakta, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile mahkemelerin iş yükünü arttırmaktadır. Nitekim uygulamada, herhangi bir kişiye karşı dile getirilen tek bir kelimeden ibaret eyleme ilişkin yıllarca sürdürülmüş ve netice itibarıyla beraat kararıyla sonuçlanmış birçok muhakemeye rastlamak mümkündür. Maalesef bugün itibarıyla suç teşkil etmediği Yargıtay tarafından defalarca hükme bağlanmış olup artık avukatlarca şikâyete, Cumhuriyet savcılarınca kamu davasına ve mahkemelerce mahkûmiyet hükmüne konu edilmemesi gereken yazı veya sözlere ilişkin on binlerce açık dosya mevcuttur.

Yargıtay Kararları Işığında Hakaret Sözlüğü – İçindekiler(PDF)

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Uygulayıcının hukuki vasıflandırma yaparken yararlanması gereken en önemli yardımcı kaynak, daha önce aynı veya benzer eylemlere ilişkin olarak vücut bulmuş yüksek mahkeme içtihatlarıdır. Mevcut teknolojik olanaklar her kademedeki hukuk uygulayıcısının bu içtihatlara güncel ulaşımını mümkün kılsa da, yüksek mahkeme kararlarının tamamının muhakemeye konu olacak yazı ya da sözü aynen içermemesi ve yine uygulayıcının yoğun iş yükünden ötürü bu türden araştırmalara vakit bulamaması, en önemli yardımcı kaynaktan hakkıyla faydalanabilmeyi engelleyen sebepler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Elinizdeki eser, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yürürlükte olduğu zaman dilimi içerisinde yerel mahkemelerce hakaret suçuna konu edilmiş eylemlerin suç teşkil edip etmediğine dair Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili Yargıtay Ceza Daireleri tarafından ifade özgürlüğü, iddia ve savunma dokunulmazlığı vb. anayasal ve kanuni prensipler gözetilerek oluşturulmuş içtihatlar bir araya getirilmek suretiyle vücuda gelen alfabetik bir derleme içermektedir. Eser hazırlanırken yalnızca içtihat metinleri taramakla yetinilmemiş, içtihatlara konu olan ilk derece mahkemesi kararları da gözden geçirilmiş, böylece mümkün olduğunca kapsamlı bir sözlük oluşturmaya gayret edilmiştir. Derleme yapılırken yalnızca 5237 sayılı Kanun’un 125. maddesinde tanımlanan genel hakaret suçları değil, aynı kanunun 299. maddesinde tanımlanan Cumhurbaşkanına hakaret suçu ile 5816 sayılı Kanun’da tanımlanan Atatürk’ün hatırasına hakaret suçu da dikkate alınmıştır. Bilindiği üzere hakaret suçuna ilişkin vasıflandırma yapılırken eylemin kim tarafından kime yöneltildiği ve hangi şartlarda vücuda getirildiği önem taşımakta, dolayısıyla aynı eylemin sözgelimi bir siyasiye ya da normal vatandaşa yöneltilmesine göre farklı hukuki sonuçlar doğabilmesi mümkün olmaktadır. Bu yüzden eserde, aynı eyleme ilişkin birbiriyle çelişki oluşturan ya da istikrar kazanan yüksek mahkeme içtihatlarına da kronolojik sırayla yer verilerek uygulayıcının doğru değerlendirme yapabilmesini sağlayacak zengin bir içerik oluşturulmuştur. Eserin son kısmında da hakaret suçu açısından büyük önem taşıyan “aleniyet” unsurunun varlığını belirleme noktasında ölçüt olarak kullanılabilecek içtihatlardan oluşan alfabetik bir ek derleme yer almaktadır.

Eserin yayın amacı, hâkimler ve Cumhuriyet savcıları ile avukatların bir eylemin hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığı noktasında değerlendirme yaparken Yargıtay’ın aynı veya benzer nitelikteki eylemlere ilişkin görüşüne ve yine somut uyuşmazlığa ilişkin detaylı araştırma yapmak istedikleri içtihat metinlerine kolaylıkla ulaşmalarını sağlamaktır. Eser, bu haliyle, hakaret nedeniyle tazminat davalarına bakan hukuk mahkemesi hâkimlerinin de yardımcı kaynak olarak faydalanabilecekleri bir mahiyeti haizdir.

Yazar Ahmet Aslan’ın yazıp yönettiğim KÖZ isimli film

Nihal Erdener Uluocak

0
Uluocak ve Ümit Kocasakal

Prof. Dr. Nihal Erdener Uluocak, Modern Türkiye’nin ilk kadın hukukçularından ve kadın profesörlerindendir. Babası Atatürk’ün ordu kumandanlarından olan Uluocak 30.06.1924 tarihinde İstanbul, Şehzadebaşı’nda doğmuştur. İlk çocukluk yılları annesi, babası, teyzesi ve ağabeyi Orhan Erdener ile birlikte geçmiş, çocukluk yaşlarında Kınalıada’da yaşamış, babasının görevi nedeniyle ilkokulu Ankara Yenişehir’de okumuştur. Ailesi tarafından bir Fransız okuluna yazdırılan Uluocak daha sonra Notre Dame De Sion’a kaydını yaptırmış, dört yıl orta okul, üç yıl lise okuduktan sonra 1944 yılında bu okuldan mezun olmuştur. Fransızca, İngilizce ve Latince bilen Prof. Dr. Nihal Erdener Uluocak lise eğitiminden sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlamış, hukuk fakültesini 4 yılda bitirdikten sonra hocalarının talebi üzerine aynı okulda Yüksek Lisans ve Doktora yapmıştır. Avukatlık stajını Sirkeci’de Avukat Hamdi Haluk Bey’in yazıhanesinde yaptıktan sonra İstanbul Barosuna 2430 sicil numarasıyla 26.01.1951 tarihinde kaydolmuş ve avukatlık ruhsatını almıştır. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devletler Hukuku öğretim üyesi olan Uluocak; Amerika’da Columbia Law School’da doktora yapmış ve emekli olduğu 1991 yılına kadar pek çok öğrenci yetiştirmiş, yüksek lisans ve doktora dersleri vermiş, Hollanda Lahey Akademisi’nde ve ABD’de Columbia Hukuk Fakültesinde de görev yapmıştır. Uluocak, 1975 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devletler Hukuku Enstitüsü Müdürlüğü döneminde “Uluslararası Özel Hukuk İlişkileri” konusunda ilk pozitif yasanın çıkarılmasını sağlamıştır. Türk Hukuk Camiasında, Türk Devletler Özel Hukuku’nun kurucularından biri olarak anılmaktadır.

Uluocak ve Süreyya Ağaoglu bir kokteylde

Prof. Dr. Nihal Erdener Uluocak, Türkiye’nin ilk kadın avukatı olan Süreyya Ağaoğlu ile birlikte, 1968 yılında faaliyete başlayan Türk Hukukçu Kadınlar Derneği’nin kurucuları arasında yer almış, derneğin 1972-1974 ve 1974-1976 dönemlerinde başkanlığını yürütmüş, Uluslararası Hukukçu Kadınlar Federasyonunda Fransızca, İngilizce ve Latince dilleri ile Türkiye’yi temsil etmiştir.

Akademik çalışmaları yanında kadın hakları ve modernleşme hareketleri içinde yer alan Nihal Uluocak, Atatürk İlke ve Devrimleri Derneği, Türk Hukukçu Kadınlar Derneği, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği, Soroptimistler Derneği ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve birçok sivil tolum kuruluşunda çalışmalar yürütmüş, konferans ve panellerde konuşmalar yapmış, kamu yararına bir dernek olan Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu’nun 1978 – 1980 yılları arasında başkanlığını yürütüştür.

Uluocak, vermiş olduğu bir röportajında hayat felsefesini, derneklerde burs vermek, çocukların başarılı olduğunu görmek ve başarılı evlatlar yetiştirmek şeklinde özetleyerek bunları öncelikli görevleri olarak tanımlamıştır.

Kadın Araştırmaları Derneği ödülü ve İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği tarafından verilen “Aydınlanmanın Kadınları” ödüllerinin sahibidir.

İstanbul Barosu tarafından her yıl 5 Nisan avukatlar günü nedeniyle hukuka önemli katkılarda bulunmuş kişilere verilen Mahmut Esat Bozkurt Hukuk Ödülü 2013 yılında Baro Yönetim Kurulu’nun kararı ile Prof. Dr. Nihal Erdener Uluocak’a verilmiştir.

İstanbul Barosu Mahmut Esat Bozkurt Hukuk Ödülü Prof. Dr. Nihal Erdener Uluocak’a verilmişti. 

Ödül, İstanbul Barosu Başkanı Av. Doç. Dr. Ümit Kocasakal tarafından Ulucak’a Nişantaşı’ndaki evinde sunulmuş, Av. Hüseyin Özbek, Av. Aydeniz Alisbah Tuskan, Av. Süreyya Turan ve Av. İsmail Altay törende hazır bulunmuştur.

Prof. Dr. Nihal Erdener Uluocak, İstanbul Nişantaşı’ndaki ikametgahında 29.12.2017 tarihinde hayata veda etmiştir.

Türkiye Gazeteciler Sendikası

0

Türkiye Gazeteciler Sendikası, gazetecileri sendikal bir kuruluş çatısı altında toplamayı amaçlayan 20 gazeteci tarafından 10 Temmuz 1952’de İstanbul Gazeteciler Sendikası adı ile kurulmuştur. Türkiye’de kurulan ilk sendikalar arasında yer almaktadır. Diğer illerde kurulan sendikalar, bir süre sonra Türkiye Gazeteciler Sendikaları Federasyonu adı altında birleşmiş, İstanbul Gazeteciler Sendikası, 1957 yılında Türk-İş’e üye olmuştur. Sendikanın adı 1963 yılında Türkiye Gazeteciler Sendikası olarak değiştirilmiştir. Sendikasının resmi kuruluş tarihi 10 Temmuz 1952 olarak kabul görmektedir.

TGS, 1. Olağan Genel Kurulu’nu 24-25 Aralık 1965’te gerçekleştirmiştir. İlk Olağan Genel Kurulda, TGS’nin Uluslararası Gazeteciler Federasyonuna (FIJ-IFJ) üye olması da kabul edilmiştir. Başlangıçta sadece 212 sayılı yasaya tabi olarak çalışan basın mensuplarının üye oldukları TGS, bütün basın emekçilerini kapsayacak biçimde örgütlenme çalışmalarına 1969’da başlamıştır. Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şubesinin 17 Kasım 1971’de toplanan genel kurulunda gazete, dergi ve ajans çalışanlarının tümünün tek sendika çatısı altında toplanması ilkesi kabul edilmiştir.

Gazete, dergi ve ajanslar dışındaki matbaa iş yerlerini de kapsayan bir örgütlenme düzenine giren TGS, 7 Mayıs 1983’te yürürlüğe giren 2821 sayılı Sendikalar Yasası ve bu yasaya göre hazırlanan İşkolları Tüzüğü nedeniyle yalnızca gazete, dergi ve ajans işyerlerinde örgütlenme konusunda yetkili olmuş, matbaa iş yerleri 27 numaralı Gazetecilik İşkolu dışında kalmıştır.

1 Nisan 1995’te toplanan TGS Olağanüstü Genel Kurulunda, radyolar ile televizyonların haber birimlerinde çalışanların da sendikaya üye olabilmeleri için Ana Tüzük’te değişiklik yapılmış, bu değişiklikten sonra, TGS Yönetim Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvurarak, özel radyo ve televizyon çalışanlarının 27 numaralı Gazetecilik İşkolu’na dâhil edilmesini istemiştir. Resmi Gazete’nin 10 Nisan 1996 tarihli sayısında yayımlanan tüzük değişikliği ile sendikanın örgütlenme alanı genişletilmiş ancak yazılı, görsel ve işitsel basın kuruluşlarının holdingleşme süreciyle birlikte sendikaya üye olan gazetecilerin sayısında büyük düşüş yaşanmıştır.

Dünya Tabipler Birliğinin Kadın Sünnetine İlişkin Bildirgesi

0

Dünya Tabipler Birliğinin Kadın Sünnetine İlişkin Bildirgesi, 1993 yılı Ekim ayında Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de gerçekleşen 45. Dünya Tabipler Birliği toplantısında kabul edilmiştir. Bildirge, 2005 yılı Mayıs ayında Fransa’nın Divonne-les-Bains kentinde yapılan 170. Konsey Oturumunda gözden geçirilmiştir.

Dünya Tabipler Birliğinin Kadın Sünnetine İlişkin Bildirgesi

Önsöz

Kadın sünneti otuzdan fazla ülkede yaygın bir uygulamadır. Son zamanlarda, diğer birçok ülkede de, bu sorun, kadın sünnetinin uygulandığı ülkelerden aralarında açlık ve savaştan kaçan göçmenler ve mültecilerin de bulunduğu etnik grupların gelişi nedeniyle ortaya çıkmıştır. Kadınların ve çocukların fiziksel ve zihinsel sağlığı üzerindeki etkisi nedeniyle, “kadın sünneti” hekimlerin ilgi alanı içindedir.

Dünya’nın her yerinde, hekimler bu geleneksel uygulamanın sonuçları ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Zaman zaman kendilerinden bu uygulamayı gerçekleştirmeleri istenmektedir. “Kadın sünneti”nin değişik biçimleri bulunmaktadır. Çoğu kez 5 ile 12 yaş arasındaki kız çocuklarında primer sünnet olarak ya da örneğin doğumdan sonra olduğu gibi sekonder sünnet olarak gerçekleştirilebilmektedir.

Primer sünnet, klitoris üzerindeki sünnet derisinin insizyonundan, “pharaonic sünnet”e ya da klitoris ve küçük dudakların çıkarıldığı ve yalnızca idrarın ve menstrüel kanın geçişine olanak verecek ve cinsel ilişkiyi önleyecek biçimde büyük dudakların dikildiği kesi yöntemine kadar değişik kapsamlarda olabilir.

Kapsamından bağımsız olarak, “kadın sünneti” kadınların ve kızların sağlığını etkiler. Araştırma sonuçları, sağlığa ilişkin olarak yarattığı ağır zararları göstermektedir.

“Kadın sünneti”nin akut komplikasyonları hemoraji, enfeksiyonlar, yakın organlardaki kanamalar ve şiddetli ağrıdır. Uzun dönemli komplikasyonlar ise ağır skar, kronik enfeksiyonlar, ürolojik ve obstetrik komplikasyonlar ile psikolojik ve toplumsal sorunlardır. “Kadın sünneti”nin cinsellik ve bunun yaşanma biçimi üzerinde ciddi etkileri bulunmaktadır.

Doğum sırasındaki rahatsızlıklar, fistül oluşumu, rüptür ve inkontinans gibi çeşitli komplikasyonlar ortaya çıkar. Sünnetin az zarar verici biçiminde bile, komplikasyonlar ve orgazm yeteneğinin tümüyle yitirilmesini de içeren işlevsel sonuçlar oluşabilir. “Kadın sünneti”nin varlığını ve halen sürüyor olmasını açıklayacak değişik nedenler bulunmaktadır: (Genç kızların bakireliğini korumaya ve kadınların cinselliklerini dışa vurmalarını sınırlandırmaya yönelik) töreler ve gelenekler ile toplumsal nedenler. Bu nedenler, sağlık üzerindeki ciddi zararları haklı göstermez. Büyük dinlerin hiçbiri bu uygulamayı desteklemez.

Varolan tıbbi görüş, “kadın sünneti”nin kızların ve kadınların fiziksel ve zihinsel sağlığı için zararlı olduğu yönündedir.

“Kadın sünneti”, birçokları tarafından kadınlara zulmetmenin bir biçimi olarak görülmektedir.

Genel olarak, “kadın sünneti”ni daha açık biçimde kınama konusunda güçlü bir eğilim bulunmaktadır: Afrika’daki bu uygulamaya karşı etkin kampanyalar yapılmaktadır. Afrikalı devlet başkanlarının yanı sıra birçok Afrikalı kadın lider bu uygulamaya güçlü biçimde karşı çıkan bildirgeler yayınlamışlardır. Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu ve UNICEF gibi uluslararası kuruluşlar, “kadın sünneti” sorununun kökünden çözülmesi için özgün önlemler önermişlerdir.

Çeşitli ülkelerde hükümetler, kendi ceza yasalarında “kadın sünneti”ni yasaklamak gibi yasal düzenlemeler getirmişlerdir.

Öneriler

Bu uygulamanın kapsamında bulunan insanların psikolojik gereksinimleri ve “kültürel kimlikleri”ni göz önünde bulundurarak, hekimler, kadınları, erkekleri ve çocukları “kadın sünneti”ne ilişkin olarak bilgilendirmeli, onları bu uygulamanın yapılması ve sürdürülmesinden caydırmaya çalışmalıdırlar.

Hekimler, sağlığı desteklemeyi ve “kadın sünneti”nin yanlışlığını savunmayı işlerinin bir parçası haline getirmelidirler.

Sonuç olarak, hekimler bu yönde etkinlik gösterebilmeleri için yeterli bilgi ve desteğe sahip olmalıdırlar.

“Kadın sünneti” konusundaki eğitim programları yaygınlaştırılmalı ve/veya geliştirilmelidir.

Ulusal tabip birlikleri, halkın ve hekimlerin “kadın sünneti”nin zararlı etkilerinin bilincinde olmalarını sağlayacak uyarıları gerçekleştirmelidir.

Ulusal tabip birlikleri, hükümetleri “kadın sünneti”nin uygulanmasını engelleme yönünde harekete geçirmeye çalışmalıdır.

Ulusal tabip birlikleri, bir kız çocuğu “sünnet” edilme riski ile karşı karşıya olduğunda uygun bir önleyici ve yasal strateji oluşturma konusunda (diğer kurumlarla) işbirliği içinde olmalıdır.

Özet

DTB, kadınların ve kızların sünneti de dahil olmak üzere genital olarak yaralama uygulamasını ve hekimlerin bu tür uygulamalar içinde yer almasını kınamaktadır.

Harika Çocuklar Yasası – İdil Biret ve Suna Kan’ın yabancı memleketlere müzik tahsiline gönderilmesine dair Kanun

0

Harika Çocuklar Yasası olarak bilinen “İdil Biret ve Suna Kan’m yabancı memleketlere müzik tahsiline gönderilmesine dair Kanun” 7 Temmuz 1948 tarihinde kabul edilmiş, Resmî Gazetenin 12 Temmuz 1948 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Harika Çocuklar Yasası, müzik alanında özel yetenekli çocuklar İdil Biret ve Suna Kan’ın yurt dışında eğitim görebilmesi amacıyla özel bir yasa olarak düzenlenmiştir. “İdil Biret Yasası” ya da “İdil-Suna Yasası”  olarak da bilinmektedir.

Sanatçılar, İdil Biret ve Suna Kan bir arada

Hasan Âli Yücel tarafından hazırlanan yasa, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün de desteğini almış, İdil Biret piyano alanında Suna Kan ise keman alanında, devlet bursu ile eğitim görmek üzere Paris Konservatuvarı’na gönderilmiştir.

Sanatçı Suna Kan

Kanun, 1956 yılında yürürlüğe giren 6650 Sayılı Güzel Sanatlarda Fevkalâde İstidat Gösteren Çocukların Devlet Tarafından Yetiştirilmesi Hakkında Kanun ile yürürlükten kaldırılmış ancak yeni yasa ile uygulama alanı genişletilmiş olmasına rağmen 1968 yılından sonra uygulanamamıştır.

İdil Biret ve Suna Kan’ın yabancı memleketlere müzik tahsiline gönderilmesine dair Kanun

BİRİNCİ MADDE

Musiki sahasında olağanüstü istidat gösteren Münir Biret kızı 1941 doğumlu İdil Biret ve Nuri Kan kızı 1936 doğumlu Suna Kan’ı, bu Kanunun esasları ve 8 Nisan 1929 tarihli ve 1416 sayılı Kanunun bu kanuna aykırı olmıyan genel hükümleri uyarınca musiki tahsil etmek üzere yabancı memleketlere göndermeye Millî Eğitim Bakanı yetkilidir.

İKİNCİ MADDE

Millî Eğitim Bakanlığı, İdil Biret ve Suna Kan’m öğrenim hayatını Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Dairesi Başkanı, Yüksek Öğretim Genel Müdürü, Güzel Sanatlar Genel Müdürü, Devlet Konservatuvarı Müdürü, Devlet Konservatuvarı Öğretmediler Kurulunca seçilecek üç müzik öğretmeni ve Millî Eğitim Bakanının uygun göreceği bir uzmandan müteşekkil bir Komisyon marifetiyle takip ettirir. Bu kurul, gereken hallerde Millî Eğitim Bakanının daveti üzerine toplanır; görevleri şunlardır:

A) İdil Biret ve Suna Kan hakkında uygulanacak meslekî ve genel öğrenim planını  ve öğrenim müddetini, yabancı memleketlerdeki uzmanların da- düşünce ve tekliflerini almak suretiyle hazırlamak ve gereken hallerde aynı suretle uzmanların fikir ve tekliflerini aldıktan sonra değiştirmek;

B) Bu plana göre öğrenimlerinin gelişmesini çocukların devam ettikleri kurumların müdür veya uzmanlarından her yıl alınacak ve gereken hallerde uzmanlardan istenilecek raporlarla takip etmek,

C) Bu öğrencilerin öğrenimde ilerleyişlerini tatmin edici bulmadığı zaman kendilerini memlekete çağırmak hususunda karar vermek.

ÜÇÜNCÜ MADDE

Bu kanun uyarınca yabancı memleketlere gönderilecek olan çocukların ana veya babası veya vasisi, bu mümkün olmadığı takdirde bunların münasip görecekleri kimse, Öğrenci ile birlikte gönderilir. Bu zatın çocuğa bakabilecek yaşta ve durumda olması gerektir. Bu suretle öğrenci ile birlikte gönderilecek kimseye bir defaya mahsus olmak üzere gidiş ve geliş yollukları ve çocuk 16 yaşını dolduruncaya kadar öğrencinin gönderileceği yerin öğrenci ödeneği miktarınca aylık ödenek verilir.

DÖRDÜNCÜ MADDE

Bu kanun uyarınca yabancı memleketlere gönderilecek olağanüstü sanat istidatlı çocuklar öğrenim hayatlarında umulan sonucu vermeden memlekete geri çağırıldıkları takdirde hiçbir tazminat kovuşturmasına bağlı olmayacakları gibi hizmet ödeviyle de yükümlü tutulmazlar. Tahsillerini başarı ile bitirip döndükleri zaman mecburi hizmet ödevi ile yükümlü tutulmazlar.

Kanuna uygun mazereti olmadan kendiliğinden tahsilini yarı bırakır veya tahsilini bitirdikten sonra memlekete geri dönmezse gerek kendileri gerek beraberlerinde gönderilmiş olan kimseler için ihtiyar olunmuş bütün masraflar tutarı öğrenciden veyahut veli veya vasisinden tahsil olunur. Öğrencinin yabancı memlekete gönderilebilmesi için veli veya vasisinin bu yolda kefilli bir taahhüt senedi vermesi gerektir.

BEŞİNCİ MADDE

Bu kanun uyarınca yabancı memleketlere gönderilecek Olağanüstü istidatlı çocukların ve beraberlerinde yollanacak kimselerin aylık
ödenekleriyle yollukları, öğrenciler yerleştirildikleri okul veya müesseselere yemekli ve yatılı pansiyoner olarak yazdırıldıkları takdirde aylık ödenekleri yerine ilgili kurumlara ödenecek pansiyon ücretleri ve genel olarak o öğrencilerin her
türlü tedris vasıta ve malzemesi giderleri de ödenir.

GEÇİCİ MADDE

Bu kanun gereğince 1948 yılı içinde yapılacak harcamalar, 1948 yılı Bütçe Kanununa bağlı (A) işaretli cetvelin Millî Eğitim Bakanlığı kısmındaki 587 nci (Yabancı memleketlere gönderilecek öğrencilerin her çeşit giderleri) bölümünün (13) ncü (Çeşitli giderler) maddesinden ödenir.

ALTINCI MADDE

Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

YEDİNCİ MADDE

Bu kanunu Maliye ve Millî Eğitim Bakanları yürütür.

9 Temmuz 1948

2893 Sayılı Türk Bayrağı Kanunu

0

2893 Sayılı Türk Bayrağı Kanunu, 29 Mayıs 1936 tarihinde çıkarılan 2994 sayılı Türk Bayrağı Kanununu yürürlükten kaldırmış, 22.09.1983 tarihinde kabul edilmiş ve Resmi Gazetenin 24.09.1983 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bakanlar Kurulunun, 25 Ocak 1985 tarih ve 85/9034 numaralı Türk Bayrağı Tüzüğü ile kanun hükümlerinin nasıl uygulanacağı belirlenmiştir.

Türk Bayrağı

Türk Bayrağı, yırtık, sökük, yamalı, delik, kirli, soluk, buruşuk veya manevi değerini zedeleyecek şekilde kullanılamaz. Resmî yemin törenleri dışında masalara, kürsülere örtü olarak konulamaz. Oturulan veya ayakla basılan yerlere konulamaz. Eşyalar üzerinde bayrak dekoratif olarak kullanılamaz. Elbise veya üniforma şeklinde giyilemez. Hiçbir siyasi parti, teşekkül, dernek, vakıf ve tüzükte belirlenecek kamu kurum ve kuruluşları dışında kalan kurum ve kuruluşun amblem, flama, sembol ve benzerlerinin ön veya arka yüzünde esas veya fon teşkil edecek şekilde kullanılamaz. Bayrak yırtılamaz ve yakılamaz, yere atılamaz, gerekli özen ve saygı gösterilmeden kullanılamaz.

2893 Sayılı Türk Bayrağı Kanunu
Amaç

Madde 1 – Bu Kanunun amacı Türk Bayrağının şekli, yapımı ve korunması ile ilgili esas ve usulleri belirlemektir.

Bayrağın Şekli ve Yapımı

Madde 2 – Türk Bayrağı, bu Kanuna ekli cetvelde gösterilen şekil ve oranlarda olmak kaydıyla beyaz ay – yıldızlı albayraktır.

Bayrak ile özel bayrakların (sembolik bayrak, özel işaret, flama, flandra ve fors) standartları, hangi kumaş ve maddelerden yapılacağı yönetmelikte gösterilir. (2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 82 nci maddesiyle, bu fıkralarda yer alan “tüzükte” ibareleri “yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir.)

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab
Bayrağın Çekilmesi ve İndirilmesi

Madde 3 – Bayrak, kamu kurum ve kuruluşlarıyla yurt dışı temsilciliklerine ve kamu kuruluşlarıyla gerçek ve tüzel kişilerin deniz vasıtalarına çekilir. Yurt içinde ve yurt dışında yetkililerin araçlarına takılır.

Bayrak çekilirken ve indirilirken tören yapılır. Bayrak törenlerinin gereken biçimde yapılmasından o mahaldeki yetkili amirler sorumludur.

(Değişik : 14/7/1999 – 4409/1 md.) Kamu kurum ve kuruluşlarında Türk Bayrağı sürekli çekili kalır.

(Değişik : 14/7/1999 – 4409/1 md.) Bayrağın; nerelerde daimi olarak çekilmeyeceği, hangi kapalı yerlere konulacağı, nerelere fon olarak takılacağı veya asılacağı, kamu kurum ve kuruluşlarından başka yerlerde ne zaman ve nasıl çekileceği, Türk Silahlı Kuvvetleri ile Sahil Güvenlik Komutanlığı yüzer birliklerinde ve Türk Bandıralı ticaret gemilerinde Bayrak çekme ve indirme zamanları ile Bayrak çekilirken ve indirilirken yapılacak törene ilişkin hususlar, yönetmelikte gösterilir. (2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 82 nci maddesiyle, bu fıkralarda yer alan “tüzükte” ibareleri “yönetmelikte” şeklinde değiştirilmiştir. 2/1/2017 tarihli ve 680 sayılı KHK’nin 49 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Türk Silahlı Kuvvetleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile Sahil Güvenlik Komutanlığı” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanunun 48 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.)

Bayrağın Yarıya Çekilmesi

Madde 4 – Türk Bayrağı, yas alameti olarak 10 KASIM’da yarıya çekilir. Yas alameti olmak üzere Bayrağın yarıya çekileceği diğer haller ve zamanı Cumhurbaşkanlığınca ilan edilir. (2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 82 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Başbakanlıkça” ibaresi “Cumhurbaşkanlığınca” şeklinde değiştirilmiştir.)

Bayrağın Selamlanması

Madde 5 – Çekilmesi ve indirilmesi esnasında veya tören geçişlerinde Bayrak, cephe alınarak selamlanır.

Bayrağın Örtülebileceği Yerler 

Madde 6 – Türk Bayrağı, Cumhurbaşkanlığı yapmış kişilerin, şehitlerin ve yönetmelikte belirlenecek asker ve sivil kişilerin cenaze törenlerinde bunların tabutlarına, açılış törenlerinde ATATÜRK heykellerine veya resmi yemin törenlerinde masalara örtülebilir.

Ayrıca milli orf ve adetler göz önünde tutularak Bayrağın diğer kullanılma şekil ve yeri yönetmelikte gösterilir.

Yasaklar 

Madde 7 – Türk Bayrağı, yırtık, sökük, yamalı, delik, kirli, soluk, buruşuk veya layık olduğu manevi değeri zedeleyecek herhangi bir şekilde kullanılamaz. Resmi yemin törenleri dışında her ne maksatla olursa olsun, masalara kürsülere, örtü olarak serilemez. Oturulan veya ayakla basılan yerlere konulamaz. Bu yerlere ve benzeri eşyaya Bayrağın şekli yapılamaz. Elbise veya uniforma şeklinde giyilemez.

Hiçbir siyasi parti, teşekkül, dernek, vakıf ve yönetmelikte belirlenecek kamu kurum ve kuruluşları dışında kalan kurum ve kuruluşun amblem, flama, sembol ve benzerlerinin ön veya arka yüzünde esas veya fon teşkil edecek şekilde kullanılamaz.

Türk Bayrağına sözle, yazı veya hareketle veya herhangi bir şekilde hakaret edilemez, saygısızlıkta bulunulamaz. Bayrak yırtılamaz, yakılamaz, yere atılamaz, gerekli özen gösterilmeden kullanılamaz. Bu Kanuna ve yönetmeliğe aykırı fiiller yetkililerce derhal önlenir ve gerekli soruşturma yapılır.

Cezalar

Madde 8 – (Değişik: 23/1/2008-5728/421 md.)

Bu Kanuna ve çıkarılacak yönetmeliğe aykırı olarak Bayrak yapmak, satmak ve kullanmak yasaktır.

Bu yasağa aykırı olarak yapılan Bayraklar o mahallin yetkili amirlerince toplatılır.

Bu Kanun hükümlerine aykırı davranışta bulunanlara, fiilleri suç oluşturmadığı takdirde mahalli mülki amir tarafından Kabahatler Kanununun 32 nci maddesi uyarınca idarî para ceza verilir.

Yönetmelik

Madde 9 – Bu Kanunun ilgili maddelerinde yönetmelikte düzenleneceği belirtilen hususlar ile kanunun uygulanmasına ilişkin diğer esaslar, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte gösterilir.

Yürürlükten kaldırılan kanun

Madde 10 – 29 Mayıs 1936 Tarih ve 2994 Sayılı Türk Bayrağı Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

Madde 11 – Bu Kanun yayımı tarihinden altı ay sonra yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 12 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Download [629.04 KB]

Yürürlükten Kaldırılan 2994 Sayılı Türk Bayrağı Kanunu
Madde 1
Türk bayrağı, bu kanuna bağlı örnekte gösterilen şekil ve nisbetlerde olmak ve al zemin üzerine beyaz ay-yıldız konmak, şartile, yerli şaliden yapılır.
Ancak şalinin tedarikinde zorluk olur ise en büyük mülkiye memurunun iznile zemin rengi al olmak üzere başka kumaştan da yapılabilir.
Madde 2
Ordu kuvvetlerile resmî daire ve teşekküller tarafından bayrakların çekiliş ve indirilişlerinde ve sair hususlarda yapılacak tören ve bunların kullanacakları hususî alâmet ve filâmaların şekilleri, nisbetleri ve cinsleri ve Türkiye Cümhurluğunun yabancı memleketlerde bulunan resmî ve millî binalarına (Uluslar arası metotlarına göre) Türk bayrağının çekiliş ve indirilişleri ve resmî dairelerle teşekküllerden başka yerlerde Türk bayrağının, ve diğer hususî bayrakların ve forsların gerek temsil ve gerek süsleme için ne zaman ve nasıl çekileceği ve nerelerde kullanılabileceği ve bu kanunun tatbik şekilleri bir nizamname ile tesbit edilir.
Madde 3
Türk bayrağı ordu kuvvetlerile resmî dairelerde ve millî teşekküllerde sabah sekizde çekilir ve gün batarken indirilir. Şu kadar ki limanlara giren ve çıkan ve seyir halinde bulunan harp ve tüccar gemilerinin bayraklarının çekiliş ve indiriliş saatleri için nizamnameye istisnaî hükümler konulabilir.
Yalnız, millî bayramlarda ve umumî tatil günlerinde tatilin devam ettiği müddetçe bayrak gece ve gündüz çekili kalır.
Her gün bayrak çekecek resmî daireler, İcra Vekilleri Heyeti tarafından tayin edilir.
Madde 4
Yas alâmeti olmak üzere bayrağın yarıya çekileceği haller ve devam müddeti Devlet protokolunca tesbit ve vaktinde alâkadar dairelere bildirilir.
Madde 5
Resmî dairelerde ve teşekküllerde çekilecek bayrak, bu iş için yapılmış hususî direk ve göndere çekilir.
Madde 6
Bu kanun hükümlerine ve yapılacak nizamnameye muhalif olarak bayrak yapmak ve satmak yasaktır. Bu yasağa aykırı gidenler,
Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesine göre cezalandırılır. Nizamnameye muhalif olarak çekilmiş bayraklar mahallin en büyük mülkiye memuru emrile indirilir.
Madde 7
Alay sancaklarının şekli ve yapılış tarzı kendi hususî ahkâmına tabidir.
Madde 8
Bu kanun neşri tarihinden bir sene sonra muteberdir.
Madde 9

Bu kanun hükümlerini yerine getirmeğe İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

Anayasa Mahkemesi üyeliği için başvuran adaylar açıklandı

0

Anayasa Mahkemesi Adayları açıklandı 

Türkiye Barolar Birliği kontenjanından Anayasa Mahkemesi Üyesi olmak için başvuran 32 aday açıklandı. Mahkemeye atanacak üyenin kadın hukukçu olması gerektiği yönünde yoğun bir kamuoyu baskısı bulunuyor.  AYM’de, başkan, başkan vekilleri ve mahkeme üyesi olarak çalışan 12 yargıç arasında hiçbir kadın üye görev yapmıyor. Anayasa Mahkemesi Adayları arasında daha önce Venedik Komisyonunda görev alan Öykü Didem Aydın dikkat çekici bir isim olarak öne çıktı.

Afyonkarahisar Baro Başkanı olarak görev yaparken 2010 yılında TBMM tarafından AYM üyeliğine seçilen Celal Mümtaz Akıncı’nın 31 Ocak 2022 tarihinde, yaş haddinden emekliye ayrılacak olması nedeniyle, paralel baro olarak nitelenen ve hukuk dünyasında kabul görmeyen yeni barolar dahil olmak üzere toplam 83 baro başkanı, TBMM’nin seçimine sunmak üzere serbest avukatlar arasından, gizli oylamayla üç aday belirleyecek ve AYM’nin yeni üyesi bir avukat olacak.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası‘nın 146. maddesine göre, Akıncı’nın yerine baro başkanları 45 yaşını doldurmuş olan serbest avukatlar arasından üç aday gösterecek. TBMM’de yapılacak oylamada bu üç isimden bir kişi AYM üyeliğine seçilecek.

Anayasa Mahkemesine adaylık başvurusunda bulunan ve Türkiye Barolar Birliği tarafından açıklanan avukatların listesi şu şekilde:

ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELİĞİ ADAY ADAYLIĞI
BAŞVURU LİSTESİ
(2022)

Adı Soyadı

Barosu

 

1 Av. Sema AKSOY

Ankara

ÖZGEÇMİŞ
2 Av. Mustafa ALADAĞ

Konya

ÖZGEÇMİŞ
3 Av.Samir ALTUNKAYNAK

Ankara

ÖZGEÇMİŞ
4 Av. Cihan AYDIN

Diyarbakır

ÖZGEÇMİŞ
5 Av. Öykü Didem AYDIN

Ankara

ÖZGEÇMİŞ
6 Av. Şakir BALCI

Manisa

ÖZGEÇMİŞ
7 Av. Aslıhan BARIŞ

Ankara

ÖZGEÇMİŞ
8 Av. Zülal ERDOĞAN BİLAL

Diyarbakır

ÖZGEÇMİŞ
9 Av. Hasan DEMİR

Adıyaman

ÖZGEÇMİŞ
10 Av. Seyfettin DİKMEN

Karabük

ÖZGEÇMİŞ
11 Av. Baykal DOĞAN

Ankara

ÖZGEÇMİŞ
12 Av. Miyami EKİN

Ankara

ÖZGEÇMİŞ
13 Av. Rıdvan ERDOĞAN

Karabük

ÖZGEÇMİŞ
14 Av. Suna SOYDAŞ FIRAT

Bursa

ÖZGEÇMİŞ
15 Av. Talat GÖĞEBAKAN

Erzurum

ÖZGEÇMİŞ
16 Av. Ali Rıza GÜDER

Tunceli

ÖZGEÇMİŞ
17 Av. Fikret HAKGÜDEN

Ankara

ÖZGEÇMİŞ
18 Av. Onur KARADAĞ

İstanbul

ÖZGEÇMİŞ
19 Av. Ferhat KARATAŞ

Şanlıurfa

ÖZGEÇMİŞ
20 Av. Ahmet Hilmi OCAK

Diyarbakır

ÖZGEÇMİŞ
21 Av. Serdar Mete ÖZGÜRÜN

Manisa

ÖZGEÇMİŞ
22 Av. Ali Yaşar ÖZKAN

İstanbul

ÖZGEÇMİŞ
23 Av. Mehmet Zahit SÖYLEMEZ

Muş

ÖZGEÇMİŞ
24 Av. Ayşegül ŞENARSLAN

Ankara

ÖZGEÇMİŞ
25 Av. Sabiha TEKİN

Ankara

ÖZGEÇMİŞ
26 Av. Süreyya TURAN

İstanbul

ÖZGEÇMİŞ
27 Av. Cumhur UZUN

Muğla

ÖZGEÇMİŞ
28 Av. Kenan YAŞAR

Çorum

ÖZGEÇMİŞ
29 Av. Ünal YAVUZ

Ankara

ÖZGEÇMİŞ
30 Av. Aynur Tuncel YAZGAN

İstanbul

ÖZGEÇMİŞ
31 Av. Banu KURTYAY YENER

Ankara

ÖZGEÇMİŞ
32 Av. Bilgin YEŞİLBOĞAZ

Mersin

ÖZGEÇMİŞ

 

Anayasa’nın ilgili hükmü şu şekilde:

“MADDE 146- (Değişik: 12/9/2010-5982/16 md.) (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Anayasa Mahkemesi onbeş üyeden kurulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak bu seçimde, her boş üyelik için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur. (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Cumhurbaşkanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; en az ikisi hukukçu olmak üzere üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer. (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay genel kurulları ile Yükseköğretim Kurulundan Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday göstermek için yapılacak seçimlerde, her boş üyelik için, en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır. Baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için yapılacak seçimde en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.60 Anayasa Mahkemesine üye seçilebilmek için, kırkbeş yaşın doldurulmuş olması kaydıyla; yükseköğretim kurumları öğretim üyelerinin profesör veya doçent unvanını kazanmış, avukatların en az yirmi yıl fiilen avukatlık yapmış, üst kademe yöneticilerinin yükseköğrenim görmüş ve en az yirmi yıl kamu hizmetinde fiilen çalışmış, birinci sınıf hâkim ve savcıların adaylık dahil en az yirmi yıl çalışmış olması şarttır. Anayasa Mahkemesi üyeleri arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve iki başkanvekili seçilir. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler. Anayasa Mahkemesi üyeleri aslî görevleri dışında resmî veya özel hiçbir görev alamazlar.”

Konu ile ilgili olarak alınan TBB Başkanlık Divan Kararı şu şekilde açıklandı:

Türkiye Barolar Birliği Başkanlık Divanı gündemindeki konuları görüşmek üzere yukarıda belirtilen günde toplandı.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 146. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 6.maddesi hükmüuyarınca Anayasa Mahkemesi üye adaylığı için yapılacak seçimlerde uygulanacak  işlem ve duyurulara ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun 11 Aralık 2021 günlü 2021/2187 sayılı kararıyla verdiği yetkiye dayanılarak;

Seçimin aşağıdaki temel kurallar ve takvime göre yapılmasına;

1-) Baro Başkanlarının seçeceği Anayasa Mahkemesi üye adaylığı seçim takvimi başlangıç tarihinin 16 Aralık 2021 tarihi olarak kabul edilmesine, seçime ilişkin takvimin kesintisiz olarak uygulanması gerektiğinden resmi tatil günlerinin de takvim açısından normal çalışma günleri gibi değerlendirilmesine;

2-) Anayasa Mahkemesi üye adaylığı için yapılacak seçimlerle ilgili tüm ilanların www.barobirlik.org.tr internet adresindeki Türkiye Barolar Birliğinin WEB sitesinde ilan edilmesine, Baro Başkanlıklarının bu duyuruyu levhasına kayıtlı tüm avukatların görebilmesi için bölgesi içindeki adliyelerdeki tüm avukat odaları ilan tahtalarında ve varsa baronun web sayfasında ilan etmelerine;

3-) Seçim için uygulanacak takvimde son günü belirtilen sürelerin, aksine bir açıklama yoksa, sürenin saat 17.00 de sona ereceğine,

4-) Anayasa Mahkemesi üye adaylığı için yapılacak seçimlerde yapılacak başvuru dilekçesine 6216 sayılı Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 6.maddesinde öngörülen şartlara haiz olduğunu  ve başvuru sahibinin barodaki sicil dosyasına göre fiili avukatlık yaptığı süreleri gösteren belge, fotoğraf ve özgeçmiş belgesi eklenmesinin gerekli olduğuna;

5-) Adaylık başvurularının Türkiye Barolar Birliği gelen evrak servisine alındı belgesi karşılığı teslim edilmek suretiyle kabulüne;

6-) Adaylık başvurularının 20 Aralık 2021 günü başlatılarak 30 Aralık 2021 günü saat 17.00 de sona erdirilmesine;

7-) Anayasa Mahkemesi üye adaylığı için yapılacak seçimlerde oy kullanacak baro başkanları seçmen listelerinin 03 Ocak 2022 günü saat 18.00’de ilan edilmesine;

😎 Seçmen listesine yapılacak itirazların 04 Ocak 2022 günü saat 17:00 de sona ermesine;

9-) Seçmen listelerine yapılacak itirazların 04 Ocak 2022 günü saat 19.00 da TBB Başkanlık Divanınca incelenerek seçmen listelerinin kesinleştirilmesine ve ilan edilmesi ile kesinleşen seçmen listesinin sandık seçmen listesi olarak kabulüne;

10-) Aday başvuru ve eki belgelerinin incelenmesi sonucu şartları adaylık için uygun olanlara ilişkin kesin aday listesinin, soyad alfabe sırasına göre oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesine ve özgeçmişlerinin Türkiye Barolar Birliği Web sitesinde 05 Ocak 2022 günü ilan edilmesine,

11-) Adayların soyad alfabe sırasına göre liste halinde düzenlenecek olan ve isimler karşısında oy kullanma tercihini belirtecek boş kutucuk bulunan oy pusulalarının 06 Ocak  2022 tarihinde bastırılmasına;

12-) Anayasa Mahkemesi üye adaylığı için yapılacak Seçimin 15 Ocak 2022 günü saat 09.00 ila 17.00 saatleri arasında Ankara’da, Türkiye Barolar Birliği, Av.Özdemir ÖZOK Kongre ve Kültür Merkezi Konferans Salonunda yapılmasına;

13-) Seçim için görevlendirilen sandık kurulu başkanına 100 adet işbu kararın 11.maddesindeki özelliklere göre düzenlenmiş oy pusulası, basılı sayım ve döküm cetveli, seçim torbası, yeteri kadar tutanak kağıdı, oy verme kabini, sandık seçmen listesi, oy verme sandığı ile sandık kurulunca oy pusulası, oy zarflarının ve sandık kurulu tutanaklarının mühürlenmesi işlemlerinin yapılmasına,

14-) Seçim için bir adet sandık kurulmasına, seçim sandık kurulunun bir başkan, bir başkan yardımcısı ve üç asil, iki yedek üyeden oluşturulmasına, sandık kurulu asil ve yedeklerinin 04 Ocak 2022  günü Türkiye Barolar Birliği Başkanlık Divanınca belirlenerek görevlendirilmelerine, sandık kurulunda oy kullanımı sırasında sürekli bir boşalma olması halinde boşalan kişinin yerinin yedek üyelerle doldurulmasına, başkan ve başkan vekilinden her ikisinin de boşalması halinde en yaşlı üyenin sandık kurul başkanlığı görevini yürütmesine;

15-) Seçim sandık kurulunca seçmenlere verilecek oy pusulalarının arkasının ve oy pusulasının konulacağı zarfın sandık kurulu başkanınca Türkiye Barolar Birliği mühürü ile mühürlenmesine mühürü olmayan zarf ve oy pusulalarının geçersiz sayılmasına;

16-) Anayasa Mahkemesi üye adaylığı için yapılacak seçimlerde oy kullanımının oy pusulalarındaki adayın adı soyadı yanında yer alan boş kutucuğun (X) işaretlenmesi suretiyle bir aday için kullanılmasına, bir adaydan fazla işaretlenmiş oy pusulalarının geçersiz sayılmasına;

17-) Oy sayımı sonucunda adayların aldıkları oy sayısına göre sıralanmasının yapılmasına ve en çok oy alandan başlanmak üzere Anayasa Mahkemesi üye adayı seçilmiş olanların bu sıraya göre tespit edilmesine, adayların aldıkları oylarda eşitlik olması halinde eşitlik bozulana kadar oylamanın tekrarlanmasına, sıralamada ilk üç sırayı almış olan adayların Anayasa Mahkemesi üye adayı olarak seçilmiş olacaklarına;

18-) Seçim sandık kurulu tarafından seçim sonuçlarını gösteren tutanağın seçim mahallinde oy sayım işlemleri ve tutanağın tutulması ve sandık kurulu üyelerince imzalanmasını takiben ilan edilmesine, bu tutanakta seçimin türü, sandık seçmen listesinde kayıtlı seçmen sayısı, geçerli oy sayısı, geçersiz oy sayısı ve adayların aldığı oy sayılarının rakamla yazılmak suretiyle yer almasına,

19-) Hesaba katılan, katılmayan oy pusulaları, sayım döküm cetvelleri ve seçimle ilgili diğer her türlü evrakın sandık kuruluna verilen torba içine konulup torbanın ağzı kapatılıp sandık kumlunca imzalanıp mühürlenmek suretiyle Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına teslim edilerek Türkiye Barolar Birliği Başkanlığınca bir yıl süreyle saklanmasına,

20-) Anayasa Mahkemesi üye adaylığı seçim sonuçlarına itirazların 24 saat içinde Türkiye Barolar Birliği Başkanlık Divanına yapılmasına, yapılacak itirazların Başkanlık Divanı tarafından derhal karara bağlanmasına,

21-) Seçim sonucu Anayasa Mahkemesi üye adaylığına seçilen üç avukatın bilgilerinin Türkiye Barolar Birliği Başkanlığınca 18 Ocak 2022 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bildirilmesine;

İşbu kararın ilan niteliğinde olmak üzere Türkiye Barolar Birliği web sayfasında yayınlanmasına;

Oybirliği ile karar verildi.

Av. Ramiz Erinç SAĞKAN
Başkan

 

Av. Sibel SUİÇMEZ
Başkan Yardımcısı

 

Av. Gürkan ALTUN
Başkan Yardımcısı

 

Av.Veli KÜÇÜK
Genel Sekreter
Av. Gökhan BOZKURT
Sayman

Ahmet Kahraman

0
Ahmet Kahraman

Ahmet Kahraman, 10.03.2011-06.07.2011 tarihleri arasında, seçim döneminde adalet bakanı olarak görev yapmıştır.

1980 yılında Lice Hâkim yardımcısı olarak göreve başlamış, sırasıyla Kelkit Hâkim yardımcısı, Gümüşhane Cumhuriyet Savcı yardımcısı, Batman Cumhuriyet Savcısı ve Mustafakemalpaşa hâkimi olarak görev yaptıktan sonra, 1990 yılında Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ve Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünde Tetkik Hâkimi, Daire Başkanı ve Genel Müdür Yardımcılığı, 2000 yılında Ankara Hâkimliği, 12.02-18.07.2008 tarihleri arasında Müsteşar Yardımcılığı görevlerinde bulunmuştur.

Ahmet Kahraman, 2008 tarihinde Adalet Bakanlığı Müsteşarı olmuş, 29 Aralık 2013 tarihinde yaşamını yitirmiştir.

Eski Adalet Bakanı ve Bakanlık Müsteşarı Ahmet Kahraman’ın Cenaze Töreni

Vicdanı Olan Herkese Seslendiler: Katili Bulun

0
İzmir, Karaburun’un Bozköy mevkiinde bulunan bir köpek, iple boğazından ağaca asılı olarak ölü bulunuştu. Veterinerlik raporuna göre; 18 Aralık Cumartesi günü köpeğin bulunduğu, ölü muayenesi yapıldığı ve ağaca asılıp boğularak öldürüldüğü ifade ediliyor. Caniler tarafından “asılarak idam” edilen köpeğin başına gelenlere sert tepki gösteren Av. Doç. Dr. Öykü Didem Aydın, failler bulunana kadar olayın takipçisi olacaklarını açıklayarak 26 Aralık Pazar günü saat 13.30’daki basın toplantısına açık davette bulundu.

[box type=”shadow” align=”” class=”” width=””] Medyascope Hukuk Okulu’mda 17.30’da Canlı Yayın: “Ağaca İple Asılarak Katledilen Bir Kırsal Köpeğin Yası Tutulabilir Hayatı” başlığında 18 Aralıkta ağaca iple asılıp boğularak katledilen kardeşimizin soruşturması var.

#yasınıtutuyoruz #bizyasınıtutarız #hayvanhaklarıyasasıhemen

[/box]

Toplantıya, Haytap Hayvan Hakları Federasyonu Basın Sözcüsü Şule Baylan da katılacak. Basın açıklamasına “hayvanseverler”, “insanseverler” ve “vicdanı olan herkes” davet edildi.

Masum Kardeşlerimize neler oluyor?

Sevgili Dostlar, Katılanlar!

Değerli hayat/değersiz hayat ayrımını insanlar kendi aralarında bile yaparken hayvanlar söz konusu olduğunda bu ayrım en keskin, en can yakıcı ve en kahredici formunu alıyor ne yazık ki! 18 Aralık Cumartesi günü, kangal kırması, Anadolu Çobanı, candan mı candan, munis mi munis  bir dostumuz, bulunduğumuz bu mevkide işte gördüğünüz ağaçta idam edilmiş halde bulundu! Ölü muayenesi yapan veteriner raporuna göre kardeşimiz ağaca asılarak boğulmuş, ip boynu üzerinde defalarca döndürülmüş! Rapor olayın başka şekilde gerçekleşmiş olma ihtimali olmadığını, bu cinayetin toplum sözleşmemizi feshederek aramızdaki hukukun en asgari standardını çiğnemiş insanlar eliyle işlendiğini, masum canımızın boğularak katledildiğini ifade ediyor.

Sevgili Karaburun Sevdalıları. Sevgili Hayvanseverler. Sevgili İnsanseverler. Vicdanı Olan Herkes!

Boynundan asılı kardeşimizin ölümünün müsebbibi cürümkarı bulup çıkarmak bizim de artık boynumuzun borcu olmalı! İnsanın vicdanı olduğu malum ama anlatıya göre vicdan uykudadır, denir. Uyandırmak için vicdan eğitimi gerekir.

Dün ve bugün Karaburun Savcılığı ve Jandarma Komutanlığından aldığımız bilgiye göre olay hakkında bir soruşturma başlatılmış durumdadır. Soruşturma genişletilecektir.  Hepimiz bu soruşturmanın takipçisi olmalı, şikayet dilekçeleri vermeye devam etmeliyiz.

Köpeğin sahibi/koruyucusu olduğu, ona annelik babalık yaptığı düşünülen arkadaşlarımız suç duyurusunda bulundular. Bu suç duyurusunu sadece mala zarar vermekten yapmadık. Bir candır söz konusu olan. Şikayetimizi O canın öz değerini gözeterek de yaptık. O can kamunun da bir varlığıdır. O can kamunun da gözünün nurudur. O can Anadolu topraklarında binlerce yıldır bizlere yoldaşlık etmiş, kendini bizler için feda etmiş, bizleri korumuş kollamış, bizlerden tek istediği hafif bir okşayış ve azıcık aş olan, toplumumuzun, kamumuzun parçası olan bir candır.

Bu eylem bir cinayettir. Ama eylem aynı zamanda halk arasında panik ve korku yaratmak için tehdit suçudur. Zira cinayetin işlendiği yer bir zeytinlik olsa da idam edilmiş kardeşimizin asıldığı yer bir yol kenarıdır. Kardeşimiz yoldan gelen geçen araçların ve kişilerin de görebileceği şekilde asılmıştır. Asıldığı yerin altındaki toprakta bulunan dışkı, canımız kardeşimizin korkudan ve dehşetten titretilerek öldürüldüğünü göstermektedir. Bunu yapanın bulunup cezalandırılmasını istiyoruz! Bunu yapan toplum sözleşmesinden çıkmıştır!

Bu cinayetin bir mesaj verme niyeti olduğu da açık. Zira Yeni Liman mevkiinde olaydan birkaç gün önce yine köpekler zehirlenmiş, köpeklerin zehirlenmesi olayları Jandarmaya dahi bildirilmemiştir. Aynı şekilde aynı mıntıkada ve civarlarda, Tepeboz’da ve yine Bozköy’de, köpeklerini kaybeden kimseler bulunmaktadır. Bu kayıp canlardan biri Bozköylü Fndık, diğeri Tepeboz’lu Aries’dir. Aries’ten de Cumartesi’den bu yana haber alınamamış, Bozköykü altı aylık Fındık ve Badem Kardeşler ortadan kaybolmuştur!

Sevgili Dostlar. Bizler de hayvanız.  Bizlerin de onlar gibi soluk aldığımızı, bizlerin de onlar gibi beslenmeye ihtiyaç duyduğumuzu, bizlerin de onlar gibi bu kış günü ısınmaya ihtiyaç duyduğumuzu, bizlerin de doğduktan sonra büyümek ve kaliteli bir hayat hakkına sahip olmak istediğimizi, bizlerin de sadece ecelimizle ölmek istediğimizi düşünürsek bizler de kendimizi bu masum köpek kardeşlerimiz yerine koyabilir,  bizlerin de birer hayvan olduğunu anlayabiliriz. Bizler vicdanı olan, Etik’i olan hayvanlarız, bunun bilinmesi son derece önemli. Hatta taksonomik ayrım insan olmayan hayvanlar/insan hayvanlar şeklinde yapılmakta artık… Geleneksel insan/hayvan ayrımı, türlere saygılı felsefede ortadan kalkmıştır!

Savcılıktan ve Jandarmadan etkili soruşturma bekliyoruz. Kardeşimizin katilinin bulunmasını istiyoruz. Olayın vuku buluş şekli aynı zamanda aramızda bir psikopatın da ya da psikopatların da bulunduğuna işaret ediyor. Bununla birlikte nedeni ne olursa olsun bu eylemin maruz görülür bir tarafı yoktur!  Korkudan uzak, dostça, mutlu bir toplumda yaşamak idealimizin düşmanı bu katillerin yarın benzer zararları yörede yaşayanlara vermeyeceğinin bir güvencesi yok.

Hepinizi duyarlık göstermeye, Jandarmaya ilave şikayetlerde bulunmaya, bu olayı sahiplenmeye, sözünüzü söylemeye, takipçisi olmaya ve sokak hayvanlarına onlara hayat hakkı tanımamak için atılan iftiralara, uydurmalara inanmamaya ve hayatın yıkımının ve etik bir çöküşün değil; masumiyetin, korumanın ve gözetmenin yanında olmaya davet ediyoruz.

Sizde kapı bulan bir hayvan bile varsa sizler kuvvetli insanlarsınız. Zira hakiki kuvvetin ve kudretin kardeşi merhamet, koruma ve gözetmedir; kuşatıcı sevgidir.  Kuvvet korur ve gözetir. Kendisini kuvvetli saymak için masumlara acı veren özsaygısı düşük, cinai toplum düşmanlarına dur demek elimizde. Bu masum bedenlere, bu candan ruhlara sırf onları kullanmak amaçlı kıymet vermeyin, onlarla dost olmak amaçlı kıymet verin. Biz dünyamızı onlarla paylaşıyoruz ve biliyoruz ki onların hayat haklarına saldırı bizlerin de hayat haklarına saldırıdır.  İmkanınız olduğu zaman bir sokak hayvanına, bir kırsal çoban köpeğine, bir başka canlıya el uzatalım, onları besleyelim, aşılarını yaptıralım, zalim insanların insafına terk etmeyelim, hayvanlara yurt ve kapı olduktan sonra onları kaderlerine terk etmeyelim, sokaklarda terk edilmiş hayvanları çiftliklerimizde, evlerimizde aile üyesi, yuvamızın parçası yapalım, sokak hayvanlarının, kır hayvanlarının akıbetlerini soruşturalım. Onlar kadar dost canlısı, huzur dolu, sağlıklı ve dengeli bir dünyayı çevremize -ve insan hayvan kim olursa olsun herkese- kazandırmak kamu otoritelerinin ciddi çabalarının yanında bizim tekil çabalarımızla ve sorumluluk bilincimizle mümkün olur ancak.

Hayvanları basit eşya sayan yasalara artık son diyelim. Yepyeni ve insancıl bir Hayvan Hakları Yasası için mücadele edelim. Zalimlerin elinde hayatını asılarak, boğularak yitirmiş kardeşimizin katillerini bulalım.

Karaburun Cumhuriyet Savcılığını kardeşimizin katillerini bulmaya, eylemin faillerini etkili şekilde soruşturmaya ve Belediyeyi, İlçe Tarım Müdürlüğünü ve yetkili tüm makamları halka hayvan hakları konusunda eğitim vermeye, sokak hayvanlarına, kırsal köpek ve kedilere türlerine yaraşır şekilde kaliteli hayat koruması sağlamaya, onları çevrelerinden koparmak yerine o çevrede hayatlarını idame edebilmelerini sağlamaya, gerekirse yardım toplanması çağrısı yapmaya ve tüm Halkı bilinçlenmeye ve Masum Kardeşlerimize kapı olmaya davet ediyoruz!

23 Aralık – Hukuk Gündemi – Dün Ne Oldu?

Katilleri bulun ve yargılayıp cezalandırın!

23 Aralık – Hukuk Gündemi – Dün Ne Oldu?

0

23 Aralık 2021 – Hukuk Gündemi – Dün Ne Oldu?

İdam Edilen Köpek İzmir Karaburun’da, insanlığın utanç sayfalarına kalın harflerle yazılan bir olay meydana geldi. Türkiye tarihinde ilk kez bir köpek, vahşi insanlar tarafından “asılarak idam” ritüeline uygun şekilde katledildi. “Fındık” isimli köpeğin katledilmesi hayvan severler arasında infial yarattı. Kolluk kuvvetlerinin soruşturması devam ediyor. Haytap Hayvan Hakları Federasyonu Basın Sözcüsü Şule Baylan, yaşananların insanlık dışı olduğunu vurgulayarak, “etkin bir soruşturma bekliyoruz” dedi. Aynı bölgede kayıp köpeğini aramaya devam eden Av. Doç. Dr Öykü Didem Aydın, failler bulunana kadar olayın takipçisi olacaklarını açıkladı.

Erinç Sağkan TBB Başkanı Erinç Sağkan, Gazete Duvar’dan Müzeyyen Yüce’nin sorularını yanıtladı: “Yargı paketi değil bağımsızlık ve tarafsızlık gerekiyor.”

Avukat Ramiz Erinç Sağkan
Osman Kavala Osman Kavala’nın tutukluluk halini ‘inceleyen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, tutukluluk halinin devamına oy çokluğuyla karar verdi. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM’in Kavala kararını yerine getirmediği için Türkiye’ye karşı ihlal süreci başlatılmasını istemişti.

Osman Kavala
Said-i Nursi Şanlıurfa Barosu’nun, 61 yıl önce ölen Said-i Nursi’nin kayıp naaşının bulunması için valilik aleyhine açtığı davada ilk duruşma yapıldı.
Amiraller Bildirisi Montrö Sözleşmesi ile ilgili bildiri yayınladıkları için haklarında dava açılan 103 emekli amiralin ilk duruşmanın 21 Mart 2022’de görüleceği açıklandı.
Kiralık Cezaevi Kosova’nın doğusundaki Gjilan kenti cezaevi yerleşkesi, Danimarka ve Kosova hükümetleri arasında, 20 Aralık’ta Kosova’nın başkenti Priştine’de imzalanan “ortak niyet mektubu”yla  Danimarka’ya kiralandı. Protokole göre, Danimarka; hırsızlık, kaçakçılık, sahtecilik ve cinayetten hüküm giyen ‘üçüncü ülke vatandaşları’nı, cezalarını çekmek üzere Kosova’ya gönderecek. 300 mahkuma hapishane hizmet vermesi karşılığında Danimarka, Kosova’ya her yıl 15 milyon Avro ödeme yapacak. Daha önce, Norveç ve Belçika, Hollanda’dan cezaevi hücresi kiralamıştı.

Hasta Mahpuslar LeMan Dergisi, cezaevlerinde yaşamını yitiren hasta mahpusları kapak yaptı.  Türkiye cezaevlerinde 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpus bulunuyor. İnsan Hakları Derneği (İHD, cezaevlerinde hayatını kaybeden hasta mahpuslar için 30 kentte, “Yaşamı savunuyoruz” nöbeti yapıyor. Geçtiğimiz bir hafta içinde üç hasta mahpus yaşamını yitirmiş ve hasta mahpus sayısı 1602’ye düşmüştü.
Uluslararası Af Örgütü Raporu Uluslararası Af Örgütü bugün “Türkiye Sözleri Eyleme Geçir” başlıklı bir rapor yayımlayarak Türkiye’de kadın haklarını mercek altına aldı. Uluslararası Af Örgütü Kampanyalar Koordinatörü Göksu Özahıshalı, “Türkiye’nin kadın haklarını korumak konusunda devam eden yükümlülüklerinin genel bir değerlendirmesini yapmak, yetkililere üzerlerine düşen görevleri hatırlatmaktır.” dedi.
 LGBT ILGA World yeni raporunda, LGBTİ+ bireylerin insan hakları ihlallerinin dünya genelinde 2021 yılında da önceki yıllarda olduğu gibi devam ettiğine dikkat çekti.
Ateşkes Rusya ve Ukrayna; Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) arabuluculuğu ile, Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesi için 2020 yılında sağlanan kapsamlı ateşkesi, tekrar yürürlüğe koymak üzere anlaştı. Donbass bölgesine dönük tehditler nedeniyle, ABD-Rusya arasında önceki haftalarda diplomatik restleşmeler gerçekleşmişti. Rusya, daha öncede  Ukrayna’ya ait Kırım’ı ilhak etmişti.

Ukrayna, Donbass bölgesi
İşçi Hakları 2019 yılında işten çıkarıldıktan sonra 2021 yılı Nisan ayında  mahkeme kararıyla işe iade edilmek zorunda kalınan 6 işçi, Samandağ Belediyesi tarafından bu defa ‘performans düşüklüğü’ gerekçesi ile işten çıkarıldı.
Ölüm Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde yaşayan Binen ailesinin 2 yaşındaki bronşit hastası oğlu Yunus Emre Binen, DEDAŞ’ın elektrik kesintisi sonrası oksijen verilememesi ve ‘soğuk tetiklemesine bağlı kalp durması’ nedeniyle vefat etmişti. Taziyeye gitmeyen DEDAŞ Müdürü’nün aileyi çaya davet etmesi tepki çekti. Aile dava açacağını söyledi. Anne Binen “Benim ciğerim yandı başkalarının ciğeri yanmasın” dedi.
Şiddet Sara B.’yi darbedip yaralayan Serkan T. isimli erkek yakalandı. Kadının hayati tehlikesi sürüyor. Olayın ardından kaçmaya çalışan fail, polis tarafından yakalandı.
Pitbull Gaziantep, Şahinbey’de 2 pitbullun saldırdığı 4 yaşındaki çocuk hastaneye kaldırıldı. Çocuğun hayati tehlikesi sürüyor. Olayla ilgili 3 kişi gözaltına alını.
Aysel Tuğluk Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi’nde 5 yıldır tutuklu bulunan Avukat Aysel Tuğluk hakkındaki hastane raporunda; günleri sayamadığı, hangi günde olduğunu bilemediği, bilişsel yıkım yaşadığı belirtilerek, demansiyel süreçte olduğu ifade edildi. Tuğluk’un hastalığı, 2017 yılında annesinin cenaze törenine saldırı yapılması ve mezarın başka bir kente taşınması sonucunda ağırlaşmış, infazının ertelenmesi talebi de reddedilmişti. Mezarlığa yapılan saldırıya katılanlar 2019 yılında mahkemece cezalandırılmıştı. İHD’nin “Yaşamı Savunuyoruz” nöbetinde konuşan Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu; “Kamuoyunda duyarlılık yok, insanlar cezaevlerinde ölüyor, haksızlığa uğruyor ancak koca toplum ana gündemine almıyor.” dedi. Tığluk’un ağabeyi Alaattin Tuğluk ise “Bir hukuk varsa onu arıyoruz, kimseye yalvarmıyoruz” şeklinde konuştu. 
Tazminat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu hakkında, 26 Ocak 2021 tarihinde TBMM’de grup toplantısındaki konuşmasında, kendisine yönelik sözleri nedeniyle açtığı davada, Ankara 3’üncü Asliye Hukuk Mahkemesi, Kılıçdaroğlu’nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 80 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetti.
Kobanî Davası

Ankara’daki Sincan Hapishane Kampüsü’nde devam, Kobanî Davasının 8. duruşmasının 3. gününde yargılamaya devam edildi. Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülen duruşmaya, Sincan Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan siyasetçiler ile tutuksuz yargılanan Yazar Gülfer Akkaya katıldı. Diğer cezaevlerindeki siyasetçiler Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya bağlandı. Edirne F Tipi Cezaevinde bulunan Selahattin Demirtaş, mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı.

Sağlıkçıya Şiddet Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli doktor E.B. görevi başında saldırıya uğradı. Göz muayenesi için hastaneye getirdiği eşiyle ilgilenilmediğini iddia ederek doktorun burnunu kıran Y.E.D. (24) gözaltına alındı.
Cinsel İstismar Amerikalı ünlü aktör James Franco, cinsel istismarla suçlanmasından dört yıl sonra, bir öğrenci ve öğretmen arasındaki güç ilişkisinin rıza kavramını çarpıttığını nasıl bilmediği sorulduğunda, “O zaman pek aklım başımda değildi” yanıtını verdi.
Suriyeli Mülteciler Suriye-Rusya Koordinasyon Heyetleri Ortak Toplantısı Suriye’nin başkenti Şam’da başladı. Şam yönetimi toplantıda başta af olmak üzere, ülkeye geri dönmek isteyen Suriyelilere kolaylıklar sağlanacağını duyurarak “yerinden edilen” Suriyelilerin geri dönüşüne öncelik verileceğini açıkladı.
Kamulaştırma Adana Nakliyatçılar Sitesi’nde kamyon şoförleriyle kahvaltı yapan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Dolarla geçilen bütün yolları kamulaştıracağım.” dedi.
Yakarak Öldürme İzmir’de 3 Suriyeli işçinin yakılarak öldürülmesiyle ilgili olarak, İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun cevaplaması istemiyle Meclis’e soru önergesi verdi. Mülteci Medyası Derneği, olayın milliyetçi saikle işlendiği bilgisine ulaştığını ve failin sorgusunun devam ettiğini açıkladı.
Kayıp Tokat’ın Almus İlçesinde görevli polis memuru Musa Tüzün’ün, 22 Ekim 2021 gününden beri kayıp olması ile ilgili olarak İzmir Milletvekili Murat Bakan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi verdi. “Kaçırıldı mı, öldürüldü mü, intihar mı etti? Musa Tüzün’e ne oldu?” soruları yöneltildi.
Kaçak İçki Tekel bayileri açıklama yaptı: “Kimse durup dururken kaçak içkiye yönelmez. Dünyada sadece Türkiye’de böyle bir problem var. ÖTV kalktığında kimse kaçak içkiye ihtiyaç duymaz. Alkol fiyatlarındaki fahiş artış merdiven altı üretimi, bu da ölümleri getiriyor.”
Hayvana Eziyet Avustralya, iki şirket ve toprak sahibini 250’den fazla hayvana zulümle suçladı. Dava edilen şirket ve şahıs, ölümcül yaralanmalara neden olduğu iddia edilen 18 ağırlaştırılmış zulüm suçlaması da dahil olmak üzere toplam 126 suçlamayla itham ediliyor. Bianet’in haberine göre, Avustralya’da, bir hayvana eziyet suçlaması için maksimum cezanın, bir işletme için yaklaşık 78 bin dolar ve bir kişi için yaklaşık 32 bin dolar veya 12 ay hapis cezası olduğu belirtildi.
Hürriyet Demirören Medya Grubu, Hürriyet’te işten çıkarılan 45 gazeteciye tazminat ödemeye mahkum edildi. Sendikalaştıkları için işten atılan 45 gazetecinin açtığı davada mahkeme, çalışanları haklı buldu. Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan(TGS) yapılan açıklamada, “Demirören’in üyelerimizi ‘sendikal sebeple’ işten attığı mahkeme kararı ile tescillendi. İşveren hem sendikal tazminat, hem de boşta geçen süre tazminatı ödeyecek” den.
Kadın Cinayeti Eşi Elham Atıfı’yı öldüren Afganistan uyruklu Muhammedullah Raihan, ‘eşe karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı temsilcisi, sanığın en üst sınırdan cezalandırılmasını istedi. Atıfı, Afganistan’da Raihan’dan koruma talebinde bulunmuş ve İstanbul’a kaçmıştı.
Sahtecilik ABD vatandaşı bir şahsın Suriyeli bir mülteciye pasaportunu sattığı gerekçesiyle İstanbul’da tutuklandığı açıklandı. ABD, vatandaşının diplomat olmadığını açıkladı. 11 Kasım 2021 tarihinde, sahte pasaport ile İstanbul Havalimanı’ndan Almanya’ya gitmek isteyen Suriye uyruklu R.S., pasaport noktasında, başka bir şahsa ait pasaportla yurt dışına çıkmaya çalışırken yakalanmıştı.
İnsani Yardım Afganistan’daki Taliban Yönetimine dönük yatırımlar konusunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yeni bir karar aldı. İnsani faaliyetler bir yıl süreyle BM yaptırımlarından muaf tutuldu. ABD, yaptırımların hedeflediği kişilere gitmediği sürece mal ihracatına ve nakit transferine izin verdi.
Öğrenciye Şiddet Aksaray’da, öğrencisine tokat ve yumruk atıp darbeden öğretmen hakkında Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı; şahıs çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Öğretmenin okulla ilişiği kesildi.
Asgari Ücret TBMM’de kabul edilen yasa gereğince, asgari ücretten alınan gelir ve damga vergisi kaldırıldı.
Inger Stoejberg Danimarka’da, sığınmacı 23 genç çifti ayırmak suçlamasıyla Yüksek Mahkemece 60 gün hapis cezasına çarptırılan Göç ve Uyum eski Bakanı Inger Stoejberg’in, milletvekilliği düşürüldü ve parlamentodan ihraç edildi. 26 yargıçlı Danimarka Yüksek Mahkemesi’nin 25 yargıcı, 13 Aralık’taki duruşmada Stoejberg’in Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini ve bakanların hesap verme sorumluluğu yasasını ihlal ettiği yolunda oy kullanmıştı.
Afganistan Sınır Tanımayan Gazeteciler’nin(RSF), Afganistan’da, kadın gazetecilerin yüzde 80’inin işini kaybettiği açıkladı. Taliban öncesi çalışan 2 bin 490 kadının sadece 410’unun çalışabildiği bildiriliyor.
Mülteci Sorunu AB, Türkiye’deki mültecilerin eğitimi ve sınır güvenliğinin iyileştirilmesinde kullanılmak üzere 560 milyon Euroluk kaynak ayrıldığını açıkladı.
Zehirsiz Sofralar  AB tarafından da desteklenen, 75 kurumun bir araya gelerek oluşturduğu Zehirsiz Sofralar Platformu, yaşam alanlarımızda insan ve çevre sağlığını tehdit eden zehirli kimyasalların belediyeler öncülüğünde kullanımının sonlandırılması ve ekolojik, doğa dostu alternatiflerin uygulanması talebiyle Zehirsiz Kentler Kampanyası’nı başlattı.
Diyanet-Bomonti Fabrikası İstanbul 12’inci idare Mahkemesi, “mescit, yurt, sergi salonu ve katlı otopark” yapımı için yıkılarak Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edilen Bomonti fabrikalarının depoları ile ilgili işlemin iptaline karar verdi. Mahkeme, İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun kararlarını da iptal etti.
Onarım Terapisi Brezilya, Ekvador, Kanada, ABD’nin bazı eyaletleri, Almanya ve Malta gibi ülkelerin ardından Fransa da onarım terapisini yasakladı. Fransa Parlamentosunun kararına göre, LGBTQ+’lar için onarım terapisi öneren biri, iki yıla kadar hapis ve 33,810 dolar tutarında para cezasına çarptırılacak. Onarım terapisi, bir kişinin cinsel yönelimini ya da cinsiyet kimliğini değiştirmeyi amaçlayan psikiyatrik terapi anlamı taşıyor ve eşcinselliğin “tedavi edilebilir bir akıl hastalığı” olduğu inqancına dayanıyor.

 

2022 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi Yayınlandı

0

2022 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi, 22 Aralık 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayınlandı. Tarife 1 Ocak 2022 itibari ile yürürlüğe girecek.

2022 YILI ARABULUCULUK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ

Amaç, konu ve kapsam

MADDE 1 – (1) Özel hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesinde, arabulucu ile uyuşmazlığın tarafları arasında geçerli bir ücret sözleşmesi yapılmamış olan veya ücret miktarı konusunda arabulucu ile taraflar arasında ihtilaf bulunan durumlarda, 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, 2/6/2018 tarihli ve 30439 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği ve bu Tarife hükümleri uygulanır.

(2) Bu Tarifede belirlenen ücretlerin altında arabuluculuk ücreti kararlaştırılamaz. Aksine yapılan sözleşmelerin ücrete ilişkin hükümleri geçersiz olup, ücrete ilişkin olarak bu Tarife hükümleri uygulanır.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Arabuluculuk ücretinin kapsadığı işler

MADDE 2 – (1) Bu Tarifede yazılı arabuluculuk ücreti, uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözüme kavuşturulmasını sağlamak amacıyla, arabuluculuk faaliyetini yürüten arabulucular siciline kayıtlı kişiye, sarf ettiği emek ve mesainin karşılığında, uyuşmazlığın taraflarınca yapılan parasal ödemenin karşılığıdır.

(2) Arabuluculuk faaliyeti süresince arabulucu tarafından düzenlenen evrak ve yapılan diğer işlemler ayrı ücreti gerektirmez.

(3) Arabulucu, ihtiyari arabuluculuk süreci başlamadan önce arabuluculuk teklifinde bulunan taraf veya taraflardan ücret ve masraf isteyebilir. Bu fıkra uyarınca alınan ücret arabuluculuk süreci sonunda arabuluculuk ücretinden mahsup edilir. Arabuluculuk sürecinin başlamaması hâlinde bu ücret iade edilmez. Masraftan kullanılmayan kısım arabuluculuk süreci sonunda iade edilir.

(4) Arabulucu, dava şartı arabuluculuk sürecinde taraflardan masraf isteyemez.

(5) Arabulucu, arabuluculuk sürecine ilişkin olarak belirli kişiler için aracılık yapma veya belirli kişileri tavsiye etmenin karşılığı olarak herhangi bir ücret talep edemez. Bu yasağa aykırı olarak tesis edilen işlemler hükümsüzdür.

Arabuluculuk ücretinin sınırları

MADDE 3 – (1) Aksi kararlaştırılmadıkça arabuluculuk ücreti taraflarca eşit ödenir.

(2) Aynı uyuşmazlığın çözümüne ilişkin bu Tarifenin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin birinci kısmında belirtilen hallerde arabuluculuk faaliyetinin birden çok arabulucu tarafından yürütülmesi durumunda, her bir arabulucuya bu Tarifede belirtilen ücret ayrı ayrı ödenir.

(3) Aynı uyuşmazlığın çözümüne ilişkin bu Tarifenin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin ikinci kısmında belirtilen hallerde arabuluculuk faaliyetinin birden çok arabulucu tarafından yürütülmesi durumunda, bu Tarifede birden fazla arabulucu için belirtilen orandaki ücret her bir arabulucuya eşit bölünerek ödenir.

Ücretin tümünü hak etme

MADDE 4 – (1) Arabuluculuk faaliyetinin, gerek tarafların uyuşmazlık konusu üzerinde anlaşmaya varmış olması, gerek taraflara danışıldıktan sonra arabuluculuk için daha fazla çaba sarf edilmesinin gereksiz olduğunun arabulucu tarafından tespit edilmesi, gerekse taraflardan birinin karşı tarafa veya arabulucuya, arabuluculuk faaliyetinden çekildiğini bildirmesi veya taraflardan birinin ölümü ya da iflası halinde veya tarafların anlaşarak arabuluculuk faaliyetini sona erdirmesi sebepleriyle sona ermesi hallerinde, arabuluculuk faaliyetini yürütme görevini kabul eden arabulucu, bu Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır.

(2) Arabuluculuk faaliyetine başlandıktan sonra, uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olmadığı hususu ortaya çıkar ve bu sebeple arabuluculuk faaliyeti sona erdirilir ise, sonradan ortaya çıkan bu durumla ilgili olarak eğer arabulucunun herhangi bir kusuru yoksa, arabuluculuk faaliyetini yürütme görevini kabul eden arabulucu, bu Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır.

Arabuluculuk faaliyetinin konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret

MADDE 5 – (1) İhtiyari Arabuluculuk sürecinde uyuşmazlık, arabuluculuk faaliyeti devam ederken, arabuluculuk faaliyetinin konusuz kalması, feragat, kabul veya sulh gibi arabuluculuk yolu dışındaki yöntem ve nedenlerle giderilirse ücretin tamamına hak kazanılır.

(2) Dava şartı arabuluculuk sürecinde; sehven kayıt, mükerrer kayıt veya arabuluculuğa elverişli olmama nedeniyle sona erdirilmesi hallerinde arabulucuya ücret ödenmez.

Yeni bir uyuşmazlık konusunun ortaya çıkmasında ücret

MADDE 6 – (1) Somut bir uyuşmazlıkla ilgili arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesi sırasında, yeni uyuşmazlık konularının ortaya çıkması halinde, her bir uyuşmazlık için ayrı ücrete hak kazanılır.

Arabuluculuk Ücret Tarifesine göre ücret

MADDE 7 – (1) Konusu para olmayan veya para ile değerlendirilemeyen hukuki uyuşmazlıklarda; arabuluculuk ücreti bu Tarifenin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin birinci kısmına göre belirlenir.

(2) Konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen hukuki uyuşmazlıklarda; arabuluculuk ücreti bu Tarifenin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin ikinci kısmına göre belirlenir.

(3) Arabuluculuk sürecinin sonunda anlaşma sağlanamaması halinde, arabuluculuğun konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen hukuki uyuşmazlık olsa bile arabulucu, arabuluculuk ücretini bu Tarifenin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin birinci kısmına göre isteyebilir.

(4) Arabuluculuk sürecinin sonunda seri uyuşmazlıklarda anlaşma sağlanması halinde, arabuluculuğun konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen hukuki uyuşmazlık olsa bile arabulucu, her bir uyuşmazlık bakımından, Ticari Uyuşmazlıklarda 1.000,00 TL, diğer uyuşmazlıklarda ise 700,00 TL ücret isteyebilir. Taraflardan birinin aynı olduğu ve bir ay içinde başvurulan en az onbeş uyuşmazlık seri uyuşmazlık olarak kabul edilir.

Arabuluculuk Ücret Tarifesinde yazılı olmayan hallerde ücret

MADDE 8 – (1) Arabuluculuk Ücret Tarifesinde yazılı olmayan haller için, söz konusu Tarifenin birinci kısmındaki diğer tür uyuşmazlıklar için belirlenen ücret ödenir.

Uyuşmazlığın Arabuluculuk-Tahkim Yoluyla Çözülmesinin Önerilmesinde Ücret

MADDE 9 – (1) Arabuluculuk sürecinin sonunda anlaşma sağlanamaması halinde, anlaşamama son tutanağının düzenlenmesinden sonra, Arabulucu, tarafları arabuluculuk-tahkim yoluna devam etmeleri konusunda; arabuluculuk-tahkimin esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında aydınlatıp, arabuluculuk-tahkim yoluyla uyuşmazlığın çözülmesinin sosyal, ekonomik ve psikolojik açıdan faydalarının olabileceğini hatırlatarak teşvik edebilir. Bu teşvik üzerine tarafların, arabuluculuk-tahkim yoluna devam etmeyi ve bir tahkim merkezinin arabuluculuk-tahkim kurallarını veya tahkim kurallarını uygulamayı kabul etmeleri halinde, ilgili tahkim merkezi tarafından arabulucuya, bilgilendirme ücreti ödenir.

Uygulanacak tarife

MADDE 10 – (1) Arabuluculuk ücretinin takdirinde, arabuluculuk faaliyetinin sona erdiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.

Yürürlük

MADDE 11 – (1) Bu Tarife 1/1/2022 tarihinde yürürlüğe girer.

21 Aralık 2021 – Hukuk Gündemi – Dün Ne Oldu?

0

20 Aralık 2021 – Hukuk Gündemi – Dün Ne Oldu?

 İdam 100’den fazla idam mahkumunun olduğu Japonya’da 3 kişinin cezasının infaz edildiği açıklandı. Japonya Adalet Bakanlığı; 2004’te Hyogo eyaletinde 7 akrabasını öldüren seri katil Fujişiro Yasutaka (65) ile 2003’te Gunma eyaletinde oyun salonu çalışanı iki kişiyi öldüren Takanezawa Tomoaki (54) ve Onogawa Mitsunori’nin(44) idam edildiğini açıkladı. Asılarak uygulanan idam cezası 2019 yılından beri uygulanmıyordu.
Avukat Aysel Tuğluk 68 kadın örgütü, yayımladıkları ortak metin ile sağlık durumu kötüye giden tutuklu eski milletvekili, Avukat Aysel Tuğluk’un tahliye dilmesini istedi. 2016’dan beri Kocaeli 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde bulunan Tuğluk hakkında “cezaevinde kalamaz” raporu verilmiş ancak tahliye başvuruları reddedilmişti.
İzmir, Tire’de yaşayan 98 kişi, avukatları Cem Altıparmak aracılığıyla, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne karşı Tire Küçükkale Kartal Dağı maden ruhsatlarının iptali için İzmir 4.İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Çevre felaketine ve doğa katliamına neden olabilecek maden ruhsatları halkın tepkisini çekmiş ve çevre mücadelesi başlatılmıştı.
Özgür Gündem Davası Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesine yapılan baskında “polise mukavemet” iddiasıyla gözaltına alınan ve haklarında dava açılan 22 gazeteci hakkında, İstanbul 5’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmada karar verildi. Özgür Gündem davasında yargılanan, dönemin Özgür Gündem çalışanları; Elif Aydoğmuş, Sevdiye Ergürbüz, Reyhan Hacıoğlu, Burcu Özkara Kemal, Bozkurt, Önder Elaldı, Ender Öndeş, Sinan Balık, Davut Uçar, Fırat Yeşilçınar, Zeki Erden ve Doğan Güzel; DİHA Muhabirleri Özgür Paksoy ve Mesut Kaynar ile İMC TV’den Gökhan Çetin ve Gülfem Karataş, Doğu Yayınevi çalışanı Hüseyin Gündüz, İstanbul Tabip Odası’ndan Yılmaz Bozkurt beraat etti.
 Boğaziçi

Boğaziçi Üniversitesinde yapılan kayyım rektör protestolarında gözaltına alınan öğrencilerle ilgili ‘özel hayatın gizliliğini’ ihlal ettiği iddia edilen İstanbul Valiliği yetkilileri hakkında yapılan şikayet üzerine başlatılan ve soruşturma dosyasının  düşürülmesi yönünde verilen kararın iptali için açılan davada, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi; “soruşturmanın objektifliğini ve tarafsızlığını zedelediği” gerekçesiyle kararı kaldırdı ve Valiliğin yeniden ön inceleme raporu hazırlatarak karar vermesi gerektiğine hükmetti.  Mahkemenin oybirliğiyle aldığı karara; “…soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin bir karar tesis edilmesi gerekli iken, dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin kararda usul ve yasaya uyarlık bulunmamaktadır.” denildi.

1 Liralık Dava

Bülent Ersoy ve Mustafa Keser

Şarkıcı Bülent Ersoy ile Mustafa Keser arasındaki tartışma davaya dönüştü. Ersoy’un, canlı yayında kendisine ‘Kürdo’ diye seslenerek aşağıladığını iddia eden Keser, Ersoy’a 1 TL’lik dava açtı. Keser, Bülent Ersoy için “Seni Diva değil ‘Divan’ yaparlar” demişti.

Cinayet

Sudan Doktorlar Komitesi, ordunun yönetime el koyduğu 25 Ekim’den bu yana sivil yönetim talebiyle düzenlenen protesto gösterilerine güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu 47 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

 Ceset

Edirne’de, köprü yakınından geçenlerin ihbarıyla Tunca Nehri’nde kadın cesedi bulundu. Cansız beden, otopsi için Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi morguna götürüldü. Polis, kadının kimliğini tespit için soruşturma başlattı.

Camide Hırsızlık Yozgat merkeze bağlı Osmanpaşa köyündeki Emirci Sultan Türbe ve Camisi’nde bulunan ‘Sakal-ı Şerif’ ve cam fanus içerisindeki kabir toprağının çalındığı ihbarı üzerine Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden M.R.A. nöbetçi hakimlikçe tutuklandı, A.Y. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Eşek Kararı

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, verdiği bir kararda eşeğin büyükbaş hayvan olarak kabul edilmesi gerektiğine hükmetti. Bu nedenle sahipli eşeği çalan zanlıya “büyük veya küçükbaş hayvan hakkında hırsızlık” suçundan verilen 2 yıl 1 ay hapis cezası onaylandı.

Maraş Katliamı Milletvekili Zeynel Özen, “Maraş katliamı davasının yeniden açılması ve yargılanmaların yeniden yapılması gerekmektedir” dedi ve devlet arşivlerinin açılmasını istedi. Maraş Katliamı olarak bilinen olaylarda 111 kişi ölmüş, 176 kişi yaralanmıştı.
Adalet Nöbeti Emine Şenyaşar ve oğlu Ferit Şenyaşar’ın, başlattığı “adalet” nöbeti 288. gününde iken 11. kez ifadeye çağrıldı. Şenyaşar, “Kamu görevlisine hakaret” ettiği iddiasıyla ifadesi istenildi.
Fransa’da iktidardaki Cumhuriyet Yürüyüşü Hareketi (LREM) mensubu siyah milletvekili Patrice Anato’ya, ırkçı ifadeler ve ölüm tehdidi içeren mektup gönderildi “Ormanlarınıza geri dönün ya da gün sayın, hakkınızdan geleceğiz. Size ölüm.”
Yakarak Öldürme Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin İzmir’de bir ırkçının Suriyeli üç genç işçinin üzerine uykudayken benzin dökerek yaktığı açıklamasının ardından, gençlerden Al-Nabhan’ın kardeşi olayı doğruladı. Olayla ilgili soruşturmanın detayları henüz bilinmiyor.
 İŞİD Gazeteci İsmail Saymaz, Suriye’de IŞİD tarafından 2016 yılında yakılarak katledilen askerlerden F.Ş.’nin babası M.Ş.nin mahkemede verdiği ifadede “Resmi kayıtlarda oğlum sağ hala gözükmektedir.” dediğini açıkladı.
 İftira İzmir’in Çeşme ilçesinde güneş gözlüğünü çaldığını ileri sürüp, hakkında suç duyurusunda bulunduğu 21 yıllık polis memuru İ.Z.’nin (46) intiharına neden olduğu iddiasıyla komiser yardımcısı H.Ö.Y. hakkında ‘iftira atmak’ suçundan başlatılan soruşturmada savcılık, kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Z. ailesinin avukatı, karara itiraz etti. 
Polis Şiddeti Suriyeli Ali El Hemdan’ı öldüren polis memuru F.K.’ye, “kasten öldürme” suçundan açılan davada, Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesi kararını açıkladı. Savcılık F.K.’nin “kasten öldürme” suçundan cezalandırılmasını istediği F.K.’ya 25 yıl hapis cezası verildi. Duruşmada, sanık avukatları, Hemdan’ın avukatı ile İHD ve ÇHD üyesi avukatlar salonda hazır bulundu. Ali El Hemdan, Adana’nın Seyhan ilçesi Sucuzade mahallesinde 27 Nisan’da saat 12:00 civarında polis silahı ile vurularak öldürülmüştü.
Tezcan Karakuş Candan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan; İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği ve Çankaya Kaymakamlığı’nın, hakkında soruşturma başlattığını açıkladı.
Muhsin Yazıcıoğlu Davası Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düşmesi sonucu hayatını kaybedenlerden gazeteci İsmail Güneş ile 16 kez görüştüğü öne sürülen Emra Kara’nın yargılanmasına Sivas 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Kemal Yavuz’un şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada HTS kayıtlarına göre İsmail Güneş ile Emra Kara’nın 25 Mart 2009’da 16 kez görüştüğü tespit edilmiş ancak Kara, “İsmail Güneş’i defalarca aradığını, ancak ulaşamadığını” belirterek suçlamaları kabul etmemişti.
2022 Harçları 2022 Harçlar Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 89) 21 Aralık 2021 günü Resmi Gazete’de yayınlandı. Genelgeye göre, Yargı Harçları, Noter Harçları, Tapu Harçları, Trafik Harçları, Sürücü Belgesi-Pasaport-Kimlik-Ruhsat Harçları, Okul Harçları, Marka ve Patent Başvuru Haçları, Gemi ve Liman Harçları, Konsolosluk-Vize-İkamet Tezkeresi ve Yurtdışı Çıkış Harcı güncellendi. 1 Ocak 2022’den itibaren özel iletişim vergisi, çevre temizlik vergisi, damga vergisi, harçlar, Vergi Usul Kanunu (VUK) kapsamındaki cezalar yüzde 36,2 oranında artırıldı. Emlak vergisi ise yüzde 18,10 oranında zamlandı. Motorlu Taşıtlar Vergisine (MTV) de yüzde 25 oranında zam yapıldı.
Seren Serengil Geçirdiği mide küçültme ameliyatı sonrası ‘Dumping sendromu’na yakalanan ve geçen cuma günü bir operasyon daha geçiren Seren Serengil, “Midemi almışlar, bu bir skandal!” diyerek, daha önce yanlış ameliyat kurbanı olduğunu açıklamıştı. İddialarının ardından Serengil’in eski doktoru Op. Dr. Ersin Aksu’nun avukatı bir açıklama yaparak Seren Serengil hakkında hukuki süreç başlattıklarını duyurdu.
Susurluk Susurluk davası hükümlüsü Ziya Bandırmalıoğlu öldürüldü. Susurluk davasında hüküm giyen ve adı 90’lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetlerde geçen Ziya Bandırmalıoğlu ile emekli polis Şahin Aslan, Kadıköy’deki bir mekanda meydana gelen silahlı çatışmada öldürüldü.
İŞİD Adana’da yürütülen terör örgütü IŞİD soruşturması kapsamında Suriye’de örgüt içerisinde faaliyette olduğu Türkiye’ye illegal yollardan giriş yaptığı belirlenen 13 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarttı. Şafak vakti yapılan operasyonla çok sayıda kişi yakalandı.
Terör Afrika ülkesi Burkina Faso’da 5-6 Haziran’da bir altın madenine düzenlenen saldırıda en az 170 sivilin yaşamını yitirdiği belirlenmişti.  En az 170 kişinin öldürüldüğü belirtilen saldırıya, 12-14 yaş arası çocukların ve kadınların da katıldığı öne sürüldü. Hükümet, faciayı “terör saldırısı”olarak tanımlamış ve 72 saat ulusal yas ilan edilmişti.
Sahte İçki Türkiye Tekel Bayiler Platformu Başkanı Özgür Aybaş, son günlerde sahte içkiden ölümlerin artmasının ardından alkollü içeceklerde Özel Tüketim Vergisi’nin kaldırılabileceğini iddia etti.
TRT Payı ‘Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’a göre; Elektrik enerjisi satışı üzerinden alınan TRT payı kaldırıldı.
Müebbet Isparta’da, kendisine sistematik olarak cinsel saldırıda bulunan erkeği öldürerek meşru müdafaa hakkını kullandığını iddia eden Nevin Yıldırım hakkındaki  ceza, Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onandı. Yıldırım, 25 Ocak 2015’te yargılandığı Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesince müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.
Burak Özçivit 4 yıla kadar hapsi istenen oyuncu Burak Özçivit’in Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki yargılaması başladı. Özçivit hakkında, başrol oyuncusu olduğu ‘Kuruluş Osman’ dizisinin, 8 Aralık 2020 tarihinde, Riva’daki çekimleri sırasında set çalışanlarına hakaret ettiği gerekçesiyle “zincirleme şekilde alenen hakaret” suçundan dava açılmıştı. Suçun uzlaşmaya tabi olduğu ancak tarafların uzlaşamadığı anlaşıldı.
Cumhurbaşkanına hakaret Yargıtay, ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ davasında verilen ceza nedeniyle, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Umut Yeğin’in parti üyeliğini düşürdü
Muharrem Sarıkaya Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, meslektaşı Ahmet Demir’e tokat atan Muharrem Sarıkaya’nın üyelikten çıkartılıp çıkartılmayacağına karar vermek üzere, konuyu Onur Kurulu’na sevk etti.
Yürütmeyi Durdurma Danıştay 12. Dairesi, hükümetle memur sendikaları arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinde (TİS) sendikal örgütlenmeleri yüzde 1’in altında olan sendikaların üyelerine ikramiye ödenmemesini içeren maddenin yürütmesini durdurdu. Danıştay 12. Hukuk Dairesi bu hükmün yürütmesini oybirliğiyle durdurdu.
Tütün ‘Tütüne hapis ertelensin’ teklifi reddedildi. CHP milletvekillerinin yetki belgesi olmayan tütün üreticisine hapis cezası öngören yasanın yürürlük tarihinin 2023’e kadar ertelenmesine ilişkin önergesi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda reddedildi.
Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Sivil toplum örgütlerine destek veren Sivil Toplum Geliştirme Merkezi (STGM) çevrimiçi öğrenme platformu STOK’u erişime açtı.
Türkiye’de İnsan Hakları Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİVH) bünyesinde çalışmalarını yürüten TİHV Akademi’nin “Türkiye’de İnsan Hakları Mücadelesinin Değişim Hatları: İnsan Hakları Derneği Örneğinde Uluslararası Mekanizmalar, Yerelleşme ve Dayanışma” başlıklı araştırması yayınlandı.
Gökkuşağı Katar’da gökkuşağı renkli oyuncaklara operasyon yapılarak toplatıldı. Katar Ticaret ve Sanayi Bakanlığı, oyuncakların ‘İslami değerlere aykırı olduğunu’ açıklayarak tüm vatandaşları ‘gelenek ve göreneklere aykırı dizayn ve logo taşıyan malları ihbar etmeye’ çağırdı.
Sansür Toplumsal olaylarda gazetecilerin ve yurttaşların video çekmesini engelleyen Emniyet Genel Müdürlüğü genelgesinin yürütmesini durduran Danıştay kararına, İçişleri Bakanlığı tarafından itiraz edildi. BirGün’den Uğur Şahin’in haberine göre Emniyet Genel Müdürlüğü, Danıştay İdari Daireleri Kurulu Başkanlığı’na gönderilmek üzere, 16 Aralık’ta itiraz dilekçesi sundu. Dilekçede; “Kamuya açık bir yerde bir olaya müdahale eden, yetkisini kullanan polisi engellemek, cep telefonu ile çekim yaparken polise müdahale etmek, çok yakın bir yerden çekim yapmak suretiyle polisin görevini yapmasını engellemek amacını taşıyan çekimler ile ortada toplumsal bir olay veya suça konu olabilecek fiil olmaksızın ses ve görüntü kaydının alınması eylemlerinin ‘özel hayatın gizliliğini ihlal’ ve ‘kişisel verilerin kaydedilmesi’ suçlarına vücut verdiği tartışmasızdır.” denildi.
İbrahim Okur Yargıtay Ceza Genel Kurulu, eski HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur hakkında verilen 10 yıl hapis cezasına ilişkin kararı bozarak sanığın tahliyesine karar verdi. Okur, ilk derece mahkemesi sıfatıyla, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde yargılanmıştı.

 

 

 

2022 Harçlar Kanunu Genel Tebliği Yayınlandı

0

2022 Harçlar Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 89)

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Harçlar Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 89)

21 Aralık 2021 Tarihli Resmi Gazete

Sayı: 31696

Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’ndan:

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarifelerde yer alan maktu harçların (maktu ve nispî harçların asgarî ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil) yeniden değerleme oranında hesaplanarak tespit ve ilan edilmesidir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 492 sayılı Kanunun mükerrer 138 inci maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarına dayanılarak hazırlanmıştır.

Harç miktarlarının hesaplanması

MADDE 3 – (1) Bakanlığımızca 2021 yılı için yeniden değerleme oranı %36,20 (otuz altı virgül yirmi) olarak tespit edilmiş ve 27/11/2021 tarihli ve 31672 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 533) ile ilan edilmiş bulunmaktadır.

(2) 492 sayılı Kanuna bağlı tarifelerde yer alan ve 2021 yılında uygulanan maktu harçlar (maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil) yeniden değerleme oranında artırılmıştır. Artırılan bu tutarlar 1/1/2022 tarihinden itibaren uygulanmak üzere Tebliğ ekindeki tarifelerde gösterilmiştir.

(3) 492 sayılı Kanuna bağlı 2, 5 ve 7 sayılı tarifelerin bazı pozisyonlarında beher rüsum tonilatosundan gibi birim değer üzerinden alınacak maktu harç tutarları yer almaktadır. Sözü edilen maktu harç tutarlarının, birim değerler toplamına tatbiki sonucu bulunacak olan ve asgari ve azami hadler arasında kalan harcın 10 Kuruşa kadarki kesirleri de tahsil edilmeyecektir.

Yürürlük

MADDE 4 – (1) Bu Tebliğ 1/1/2022 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

20 Aralık 2021 – Hukuk Gündemi – Dün Ne Oldu?

0

20 Aralık 2021 – Hukuk Gündemi – Dün Ne Oldu?

Metin Lokumcu Davası

Metin Lokumcu Davası’nın ağır ceza mahkemesindeki ilk duruşması bugün görüldü. 31 Mayıs 2011’de Artvin Hopa’da, dönemin başbakanına yönelik protestolar sırasında polisin attığı biber gazı nedeniyle kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun ölümüne ilişkin davanın Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşması yapıldı. Aralarında, dönemin Artvin İl Emniyet Müdürü ve Hopa İlçe Emniyet Müdürü’nün de olduğu 13 polis yargılandığı davada 9 sanık SEGBİS aracılığı ile duruşmaya katıldı. Mahkeme heyeti, avukatların sanıkların mahkemede dinlenmesi yönündeki talebini kabul etti ve bir sonraki duruşmaya getirilmesine karar verdi. Türkiye Barolar Birliği ile birçok baro ve hukuk derneklerinin davaya katılım talepleri mahkeme tarafından reddedildi. Duruşma sonrası konuşan sivil toplum örgütleri ve siyasetçiler, 6 Ocak 2022’de.yapılacak bir sonraki duruşmaya katılım çağrısı yaptı: ”Bu dava hepimizin”

Metin Lokumcu
Umut Kitabevi Davası Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde 9 Kasım 2005 tarihinde Umut Kitabevi’ne yapılan bombalı saldırı sonrası suçüstü yakalanan sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile itirafçı Veysel Ateş’in yeniden yargılandıkları davada karar duruşması Van 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmaya sanıklar katılmadı. Umut Kitabevi’nin sahibi Seferi Yılmaz ile çok sayıda avukat duruşmaya katıldı. Hakkari Baro Başkanı Ergün Canan ve diğer avukatların ek süre talepleri reddedildi. Mahkeme tüm sanıkların beraatına karar verdi. Sanıklar, daha önce 39 yıl 5 ay 10 günlük hapis cezasına çarptırılmışlar ancak karar bozulmuştu. 
JİTEM Cizre Davası Yargıtay 1. Ceza Dairesi, dönemin Cizre İlçe Jandarma Komutanı emekli Albay Cemal Temizöz’ün de yargılandığı sekiz sanıklı JİTEM Cizre Davasında verilen beraat kararlarına yapılan itirazları reddetti. Mahkeme, sekiz sanığa verilen beraat kararlarını ikiye karşı üç oyla onadı. DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre, sanıkların cezalandırılması gerektiğini belirten Yargıtay üyeleri İbrahim İlhan ve Turgay Ateş karara muhalefet etti.
Dava Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, evlerinin görüş açısını kapattığı için parktaki ağaçların kesilmesi talimatını veren 2 kardeş ile para karşılığında ağaçları kesenlerin de aralarında bulunduğu 11 kişi hakkında 7 yıla kadar hapis istemiyle iddianame düzenledi. 11 sanık hakkında, “dikili ağaç, fidan ve bağ çubuğuna zarar verme” suçundan 7 yıla kadar hapis istemiyle açılan davada, Üsküdar Belediye Başkanlığı “mağdur”, 11 kişi ise “sanık” olarak yer aldı. İddianame, Anadolu 62. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Suç Duyurusu

Hukukçular, derin internet(Deep Web) üzerinden kız çocuğu satan IŞİD şüphelileri hakkında suç duyurusunda bulundu. İnsanlığa karşı suç ve insan ticareti suçları yönünden soruşturma yürütülmesini talep etti. Aralarında Çağdaş Hukukçular Derneği, Demokrasi İçin Hukukçular, İnsan Hakları Derneği, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği ve Toplumsal Hukuk’un olduğu hukuk kurumları ve avukatlar yaptıkları suç duyurusunu bir basın açıklaması ile duyurdu.

Kapatma Davası Eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar, AKP hakkında temelli kapatılması istemiyle soruşturma başlatılmasını istedi. Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline gelen Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında temelli kapatılması istemiyle soruşturma başlatmasını ve kamu davası açılmasını saygıyla talep ederim” dedi. Parti hakkında daha önce Anayasa Mahkemesi, laikliğe aykırı eylemlerin odağı olduğu yönünde karar vermişti.
Kobani Davası Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden Kobani Davasının 8. duruşmasına devam edildi. Sincan Cezaevi Kampüsündeki duruşmada, 79 yaşındaki sanık Ahmet Türk, “Bu süreçlerde hukuksuzluklarla karşılaştık. 12 Eylül’ü yaşadım. Ama aradan 50 yıl geçmesine rağmen bugün aynı hukuksuzlukla karşı karşıyayız” dedi. Yerine kayyım atanan kayyım atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Garibe Gezer’in kendileriyle aynı cezaevinde yaşamını yitirdiğini söyledi. Duruşmaya, 21 Aralık’ta devam edilmesine karar verildi.
Diplomasi Almanya’nın Berlin Yüksek Mahkemesi’nin Çeçen kökenli Gürcü militan Zelimhan Hangoşvili’nin öldürülmesi davasında verdiği kararın ardından iki Rus diplomatı sınır dışı etme kararına cevaben Rusya, Almanya’nın Moskova büyükelçiliğinin iki çalışanını istenmeyen kişi(persona non grata) ilan etti.
Yasadışı Göç

Yunanistan, Türkiye sınırına çektiği duvarı genişletmek için AB’den yardım istedi. Yunanistan hükümeti, 2022’de ülkenin Türkiye sınırı boyunca inşa edeceği duvarı genişletmek için AB fonlarına yönelik talebi yenileyeceğini  ve göçmenlerin ülkeye yasadışı yollardan girmesini durdurmayı amaçlayan gözetim ağını genişleteceğini açıkladı.

Polis Şiddeti Karabük’te 12 yaşındaki bir çocuğu “çalıntı bisiklet” şüphesiyle durdurarak darp eden polisler hakkında Karabük Valiliği soruşturma başlatıldığını açıkladı. Darp edilen çocuğun babası; “Savcılığa gidip oğlumu darbettikleri için polislerden şikayetçi olacağım” dedi. Darp edilen M.A.(11), ‘Yerlerde sürüklediler, kimse yardım etmedi’ demişti.
Soykırım

BBC’nin araştırma haberi sonucu, Myanmar ordusu tarafından Temmuz ayında en az 40 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir dizi toplu sivil katliam gerçekleştirildiği ortaya çıktı.

Adil Yargılanma Müteahhit Zamanhan Ablak, 143 gün tutuklu kalması ve 10 yıl yargılanıp beraat etmesi sonucunda 150 bin liralık tazminat tazminat davası açmıştı. Mahkeme 17 bin lira tazminat ödenmesine hükmetti. İstanbul’da müteahhitlik yapan Zamanhan Ablak’ın da aralarında olduğu çok sayıda kişi hakkında ‘uyuşturucu ticareti’ yapmak suçlaması ile dava açıldı. Yürütülen soruşturma kapsamında Ablak 4 Mayıs 2011’de tutuklandı. Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Ablak, 23 Eylül 2011’de tahliye edildi. 143 gün tutuklu kalan Ablak, tahliye olmasına rağmen, yargılaması 10 yıl sürdü. Yapılan yargılama sonrası Ablak hakkında geçen 20 Mayıs’ta beraat kararı verildi.
Toplumsal Şiddet Tarikat yurtlarında kalırken baskı, psikolojik ve fiziksel şiddet görmesi nedeniyle ayrılan öğrenciler Cumhuriyet’ten Gizay Çelik’e tanıklıklarını anlattı.
Saldırı Belarus’un İngiltere Büyükelçiliği saldırıya uğradı. Londra’da yaşanan olayda, bir grup saldırgan büyükelçilik binasının cephesine zarar verdikten sonra diplomatlara da saldırdı. Bir diplomat ağır yaralandı.
Operasyon Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı ekipleri sahte/kaçak içki üreten ve bunları piyasaya sürenlere yönelik 81 ilde “ZEHİR – 2” isimli operasyon başlattı. Operasyon kapsamında 563 adreste eş zamanlı arama yapılırken, haklarında gözaltı kararı bulunan çok sayıda kişi yakalandı. Daha önce yapılan “ZEHİR” ve bugün başlatılan “ZEHİR-2” operasyonlarında yaklaşık 1000 adreste arama yapılırken, 100’den fazla kişi gözaltına alındı.
Vergi Muafiyeti Asgari geçim indirimi, damga ve gelir vergisiyle birlikte kaldırıldı. Memur ve işçi maaşlarının asgari ücret kadar olan kısmına vergi muafiyeti getirildi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda tüm ücretlilerin kazancında asgari ücrete kadar olan kısmı için damga ve gelir vergisinin kaldırılmasını içeren önerge kabul edildi. Teklifin yasalaşmasından sonra  tanınacak vergi istisnasından 18.5 milyon ücretli çalışanı kapsaması bekleniyor.
Pınar Gültekin Davası Cemal Metin Avcı tarafından öldürülen Pınar Gültekin cinayetinin 8’inci duruşması Muğla 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde yapıldı. ABD’den beklenen Android telefonun şifresi geldi, sanığın telefonda bulunduğu iddia ettiği görüntülere rastlanmadı
Sağlıkçıya Saldırı Aydın’ın Didim ilçesindeki devlet hastanesi acil servisinde görevli hekim Doğancan Kılıç’a saldırıp yaralayan T.D.Y., 18 Aralık’ta serbest bırakılmasının ardından yeniden gözaltına alındı ve emniyetteki ifade işlemlerinin ardından sevk edildiği nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.
Onur Eker Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Onur Eker’in, Pursaklar ilçesi Sirkeli Mahallesi Çalseki mevkisinde ölü bulunmasıyla ilgili delilleri Adli Tıp Kurumuna gönderdi. AA’da yer alan habere göre, İstanbul Adli Tıp Kurumunca hazırlanan raporda, bedende ileri derecede çürüme nedeniyle yumuşak dokularda ayrıntılı travmatik değişim analizi ve iç organlarda ayrıntılı değerlendirme yapılamadığı, kan ve idrar elde edilemediğinden ayrıntılı analiz gerçekleştirilemediği, dolayısıyla “ölüm sebebi ve meydana geliş mekanizmasının bilinemediği” değerlendirilmesine yer verildi. Savcılık, “doğal ölüm” sebebiyle soruşturmada takipsizlik kararı verdi.
İstanbul ve Ankara’da IŞİD’e yönelik operasyonlar düzenlendi. İstanbul’da düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 9 kişi gözaltına alınırken, Ankara’daysa yabancı uyruklu 15 kişiye yönelik operasyon kapsamında 12 kişi yakalandı.
Suç Duyurusu Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), görsel ve basılı yayın organları ile sosyal medya hesapları üzerinden kur hareketlerindeki olumlu seyri manipüle etmeye yönelik girişimler olduğunu belirtip, ‘yakından takip ediyoruz’ açıklaması yaparak, ilgili kişiler hakkında suç duyurusu yapacaklarını açıkladı.

Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu
Cinsel Saldırı Sex and The City dizisinin başrol oyuncularından olan Chris Noth’u cinsel saldırı iddiasıyla suçlayanların sayısı 3’e çıktı. Üç farklı kadın geçmişte cinsel saldırıya uğradıklarına ilişkin suçlamada bulundu. Chris Noth ise suçlamaları reddederek “rızaya dayalı ilişkiler” olduğunu savundu Fitness ürünleri yapan Peloton firması, cinsel saldırı iddialarından sonra viral olan son reklam filmini geri çektiğini açıkladı.
Omicron Varyantı İsviçre, Omicron varyantı nedeniyle evden çalışmayı zorunlu hale getirdi. Karar sonucunda kamusal alanlara sadece iki doz aşılıların girebilmesine de karar verildi.
Hayvan Hakları Vegan Derneği Türkiye’nin Konya ve Karaman’daki av ihalelerine yönelik olarak açtığı yürütmeyi durdurma ve iptal talepli davada ikinci ara karar verildi. Konya 1. İdare Mahkemesi; dünya çapında yalnızca Türkiye’de görülen ve nesli tükenmekte olan Anadolu yaban koyunlarının (Ovis gmelini anatolica) ve yaban keçilerinin (Capra aegagrus) lehine karar alarak, daha önce verdiği yürütmeyi durdurma kararının devamına hükmetti.
Aselsan Katar Türk Patent Enstitüsü’ne, Aselsan Elektronik San. ve Tic.A.Ş tarafından başvuru yapılarak “Aselsan Qatar” marka hakkının alındığı ortaya çıktı.

Bir hukukçu daha devlet başkanı oldu

0

Şili’de devlet başkanlığı seçimlerini, 35 yaşındaki hukukçu Gabriel Boric kazandı. 19 Aralıkta yapılan seçimlerde Boric, %55,9 oy alarak rekor kırdı ve seçim zaferinin ardından insan haklarına istisnasız bağlılık sözü verdi.

Rakibi, Jose Antonio Kast ise oyların yüzde 44,24’ünü aldı. Kast, seçim kampanyasında, Pinochet’den sempatiyle bahsetmiş ve anti-komünist bir söyle benimsemişti.

Seçilerden önce aralarında Rashida Thalib, Noam Chomsky, Jeremy Corbyn, Zarah Sultana, Niki Ashton ve Naomi Klein’ın da bulunduğu hak savunucuları, Pazar günkü seçim öncesinde Şili halkının Pinochetcilere karşı mücadelesinde uluslararası dayanışma çağrısı yapmıştı. 15 ülkeden parlamenterler ve kamuya mal olmuş kişiler 19 Aralık seçimleri öncesinde Şili demokrasisini savunmak üzere bir araya gelmiş ve bir çağrı yayınlamıştı: “Bir zamanlar uluslararası dayanışma Şili halkından esirgenmişti, bugün esirgenmemeli” başlığıyla kaleme alınan çağrı metninin, kısa bir özeti, dünya çapında katılım için internette imzaya açıldı.

Pinochetciler, halka karşı

Şili Devlet Başkanı seçilen hukukçu Gabriel Boric Font Hakkında

Şili Devlet Başkanı ve hukukçu Gabriel Boric

Gabriel Boric Font (Hırvatça:Borić) 11 Şubat 1986’da doğdu. Memleketindeki The British School’u bitirdi ve Santiago’ya taşınarak Şili Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden diploma aldı. 2009’da dekan Roberto Nahum’a karşı 44 gün boyunca bir protestoya önderlik etti. 2012 yılında Şili Üniversitesi Öğrenci Federasyonu Başkanı oldu ve öğrenci lideri olarak 2011-2013 Şili öğrenci protestolarının önde gelen isimlerinden biri oldu. Şili’nin 100 genç lideri listesine girdi.

Boric, Magallanes ve Antarktika bölgesini temsil eden Temsilciler Meclisi’ne 2013’te bağımsız aday olarak seçildi.  İnsan Hakları ve Yerli Halklar Komisyonlarında görev yaptı.

2017’de Geniş Cephe’nin bir üyesi olarak parlamentoya girdi ve en yüksek oyu aldı.

Şili’de 2019 yılında meydana gelen sivil ayaklanma sonrasında, diktatör Augusto Pinochet döneminden kalma anayasanın değiştirilmesi için referandum yapılmasını sağlayan müzakerelere katıldı.

2021 yılında yapılan ön seçimlerde, Geniş Cephe, Komünist Parti ve diğer küçük hareketlerden oluşan Apruebo Dignidad koalisyonunun başkan adayı olarak seçildi. Önseçimlerde %60 oranında oy alan Boric, 19 Aralık 2021’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda oyların %55,9’unu alarak José Antonio Kast’ı mağlup etti ve Şili tarihinde en fazla oy oranıyla seçilen başkan oldu. Şili tarihindeki en genç ve dünyadaki en genç ikinci devlet lideri unvanını kazandı.

Büyük Anadolu Partisi Kapatma Kararı – 1972

0

Büyük Anadolu Partisi, 4 Kasım 1969 tarihinde İstanbul’da kurulmuş, Cumhuriyet Başsavcılığı 11/10/1972 gününde Büyük Anadolu Partisi’nin kapatılması istemiyle dava açmış, 19 Aralık 1972 tarihinde Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatılmıştır. Kapatma kararının gerekçesi 23 Mart 1973 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. 

Partinin kapatılmasına gerekçe olarak; İI ve ilçe geçici yönetim kurulları kanuna uygun hale getirmemek, Belediye Başkanına il kongresinde tabiî üyelik tanımak, tüzüğünü uyarılara rağmen kanuni koşullara uygun hale getirmemek, il ve merkez yoklamaları konusunu düzenlememek, genel kongresini yapmamak ve tutulması zorunlu defterleri tutmamak gösterilmiştir.

1986 yılında kurulan ve 1992’de kapatılan Büyük Anadolu Partisi(BAP) ile karıştırılmamalıdır. 

Büyük Anadolu Partisi Kapatma Kararı – 1972

Anayasa Mahkemesi Kararları
Esas sayısı :1972/1 (Parti kapatılması)
Karar sayısı: 1972/1
Karar günü : 19/12/1972
Davayı açan: Cumhuriyet Başsavcılığı

Davanın konusu : 648 sayılı Siyasî Partiler Kanununun 113. maddesine göre Anayasa Mahkemesince yapılan ihtara rağmen aradan altı aydan çok süre geçtiği halde Büyük Anadolu Partisinin tüzüğünde aynı Kanunun Dördüncü kısmında yer alan maddeler dışında kalan buyurucu hükümlere aykırı görülen yönlerin giderilmemiş, büyük kongrenin süresinde toplanmamış, genel merkez adresi belirlenmemiş ve zorunlu defterler tutulmamış olması nedeniyle 648 sayılı Kanunun 108. ve 113 maddeleri uyarınca partinin kapatılmasına karar verilmesi istenilmiştir.

I — CUMHURİYET .BAŞSAVCILIĞININ İDDİANAMESİ :

Cumhuriyet Başsavcılığının 11/10/1972 gününde 1032 sayı ile Anayasa Mahkemesi kaydına geçen 4/10/1972 günlü, S.P. 1971/6-1972/1 sayılı iddianamesi şöyledir:

«Anayasa Mahkemesi Yüksek Başkanlığına

Davacı : Kamu hakları
Davalı : Büyük Anadolu Partisi

Davanın konusu : 648 sayılı Siyasî Partiler Kanununun 4 uncu kısım hükümleri dışında kalan emredici hükümlerine aykırılık Olay : içişleri Bakanlığına verilen 3/Kasım/1969 günlü dilekçe ve ekleri ile merkezî İstanbul’da olmak üzere kurulduğu öğrenilen Büyük Anadolu Partisinin kuruluşundan itibaren iki yıl içinde büyük Kongresini toplamadığı ve tüzüğünde görülen eksiklikler ile 643 sayılı Siyasî Partiler Kanununa aykırı hükümlerin tamamlanması ve düzeltilmesi için 113. üncü madde hükümleri gereğince Anayasa Mahkemesi tarafından ihtara rağmen bazı aksaklıkların giderilmediği, tutulması zorunlu defterleri tutmadığı ve büyük kongrenin de toplanmadığı anlaşılmıştır.

Yapılan inceleme :

3/Kasım/1969 günlü kuruluş beyannamesi ile merkezî İstanbul’da ve Çarşıkapı Yeniçeriler Caddesi Cennet Apartmanı 7/1 de faaliyete geçtiği öğrenilen Büyük Anadolu Partisinin tüzük ve programı getirtilerek incelenmiştir. Bu arada partinin (İstanbul, Millet Caddesi Aksaray Pasajı 210/1) adresine, daha sonra (Laleli Aksaray Caddesi Ceylan Sokağı, 13/4) adresine ve nihayet Genel Merkezin (Ankara İstanbul Caddesi 128/2 numarada Haspide Salonu)na nakledildiği bildirilmiştir. Ankara Valiliğince bu adreste yapılan incelemede pide salonunun sahibi olan Abdullah Selâm adlı şahsa partinin i l merkezini kurma yetkisinin verildiği ancak genel merkezde olması gereken hiç bir evrakın ve tutulması gereken defterlerin bulunmadığı anlaşılmıştır.

Parti Genel Başkanı Ahmet Mithat Aslan tarafından Büyük Kongrenin 12/Aralık/1970 günü Ankarada toplanacağı bildirilmesine rağmen genel başkan ile yönetim kurulu üyelerinin dahi gelmemeleri nedeniyle kongre toplanamamış 31/1/1972 günü toplanacağı bildirilmiş ise de bu tarihte de hiç kimsenin katılmadığı Genel Başkan ve ilgililerin de bulunmadığı anlaşılmıştır. 26/Mart/1972 tarihinde toplanılmak üzere Ankara Sıkıyönetim Komutanlığına başvurulmuş ise de bu tarihte de toplantı yapılamamıştır. Anayasa Mahkemesi Yüksek Başkanlığına sunulan 2/Eylül/1972 günlü dilekçede büyük kongrenin 27/Ağustos/1972 günü Çanakkale Bahri Sefit lokalinde toplandığı ancak kongreyi sarhoşların
tasması nedeniyle yarım kaldığı ve 8/Ekim/1972 tarihinde Konyada toplanacağı bildirilmiştir.

Diğer taraftan tüzük ve programı üzerinde yapılan incelemede 648 sayılı Kanunla düzenlenme biçimleri belirtilen ıl ve ilçe kongreleri, geçici yönetim kurulları, haysiyet divanlarının kuruluş ve seçim usullerinin tüzükte yer almadığı, belediye başkanlarına kongre delegeliği verildiği, disiplin organlarının birlikte çalışacakları hallerin gösterilmediği, gruplar arası işbirliğinin nasıl sağlanacağının belirtilmediği, i l ve merkez yoklamaları ve disiplin cezalarına itiraz şekli, bu cezaların af usulü konularına yer verilmediği, üyeliğe kabulde dm farklılığı gözetildiği ve böylece 648 sayılı Kanunun 8, 9, 15, 16, 21, 26, ’30j, 31, 52, 56nci maddelerine aykırılık bulunduğu düşüncesi ile bu aykırılıkların giderilmesi için Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur. Anayasa Mahkemesi, il ve ilçe geçici yönetim kurullarının durumunun düzenlenmediği ve düzenlenmiş de sayılamayacağı, disiplin cezalarına itiraz şekliyle affı, disiplin organlarının birlikte çalışmaları konularının düzenlenmediği, belediye başkanına tabii kongre üyeliği hakkının tanındığı, siyasî parti gruplarının merkez karar ve yönetim organlarıyla ahenkli çalışmalarını sağlayıcı tedbirlere yer verilmediği, il ve merkez yoklamaları konusunun düzenlenmediği, olağanüstü kongre sayısının sınırlandırıldığı, parti üyeliğine kabul şartlarında fark gözetildiği, iki yıl içinde genel kongresini toplamadığı, belirli genel merkez adresi bulunmadığı, tutulması zorunlu defterleri tutmadığı ve 648 sayılı Kanunun emredici 15, 16, 52, 56, 21, 26, 30, 31, 9, 10, 6 ve 58 inci maddelerine aykırılık bulunduğu gerekçesiyle bu aykırılıkların tebliğ tarihinden başlayarak altı ay içinde giderilmesi için 113 üncü madde uyarınca ihtarda bulunulmasına 2/3/1972 günü karaar vermiştir.

Yüksek Mahkemenin 27/9/1972 gün ve 1181 sayılı yazılarından bu kararın 16/3/1972 günü tebliğ olunduğu anlaşılmakta olup altı aylık süre 16/9/1972 günü sona ermiş bulunmaktadır.

Parti Genel Başkanlığının Anayasa Mahkemesi Yüksek Başkanlığına gönderdiği l/Eylül/1972 gün ve 89/1972 sayılı yazısında kurucular meclisince yapılan değişikliğin (Büyük Kongrede) tasvip edildiği ifade
olunmaktadır.

Yukarıdaki açıklamaya göre bu kongrenin Çanakkale’de 2 6/Ağustos/1972 tarihinde toplanan ancak sarhoşların baskını nedeniyle yarım kalan kongre olması gerekmektedir.

Bu yazıya ekli tüzük değişikliğinin incelenmesinde Anayasa Mahkemesince yapılan ihtara uyularak:

1 — Disiplin cezalarının affı ile disiplin organlarınca verilen cezalara itiraz şeklinin tüzüğün 7/a, 7/2.i ve 7/3.d maddesiyle,
2 — Grup ve merkez disiplin organlarının birlikte çalışmalarının tüzüğün 8/d maddesiyle,
3 — Olağanüstü büyük kongrenin tüzüğün 18 inci maddesiyle düzenlendiği,

Ancak yapılan ihtara rağmen
1 — Belediye Başkan ve belediye meclisi üyelerine kongre üyeliği hakkının tüzüğün 7/c, 7/3.a ve 4/A maddelerinde de tanınması suretiyle 648 sayılı Kanunun 15 İnci,
2 — Siyasî Parti gruplarının merkez karar ve yönetim organlarıyla ahenk içinde çalışmalarını sağlayıcı tedbirlere yer verilmemesi suretiyle 648 sayılı Kanunun 26 nci,
3 — İl ve merkez yoklamaları konusunun düzenlenmemesi suretiyle 648 sayılı Kanunun 30 ve 31 inci,

4 — Parti üyeliğine kabul edileceklere ilişkin 10 ve 11 inci maddelerdeki (fark gözetme) hali düzenlenmeyerek 648 sayılı Kanunun 9 ve 10 uncu maddelerine aykırılığın giderilmediği.

5 — Kuruluş tarihinden başlayarak iki yıl içinde genel kongrenin toplanmadığı belirli bir genel merkez adresleri bulunmadığı ve tutulması zorunlu defterlerin de tutulmadığı ve böylece 648 sayılı Kanunun 10, 6 ve 58 inci maddelerine de aykırılığını tespit edilmiş bulunduğu gerçekleşmiştir.

Delillerin tartışılması :

Siyasî Partiler Kanununun 113 üncü maddesinin il k fıkrası bir siyasî partinin bu Kanunun 4 üncü kısmında yer alan maddeler hükümler i dışında kalan emredici hükümlerine aykırılık halinde bulunması ve yapılan ihtara rağmen bu aykırılığın giderilmemesi şartı gerçekleştiğinde Anayasa Mahkemesince kapatılacağı hükmünü taşımaktadır.

Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan ihtar 16/3/1972 tarihinde tebliğ edilmiş bulunmasına göre Kanunla gösterilen altı aylık süre 16/9/1972 tarihinde tamamlanmış olmaktadır.

Yapılan ihtar üzerine bir kısım aykırılığın giderildiği görülmekte ise de 648 sayılı Kanunun 15, 26, 30, 31, 9 ve 10 uncu maddelerine aykırı düşen tüzüğün 7/c, 63. a ve 4/A maddeleri Kanun hükümlerine uygun olarak yeniden düzenlenmemiş ve bir kısım aykırılık da giderilmemiş olduğu gibi büyük kongre de kuruluş tarihi olan 3 Kasım 1969 tarihinden başlayarak iki yıl içinde toplanmamış ve belli bir genel merkez adresi gösterilmemiş, tutulması zorunlu defterler de tutulmamış bulunduğu kesinlikle anlaşılmıştır.

Sonuç ve İstek:

Büyük Anadolu Partisinin tüzüğünde Siyasî Partiler Kanununun 4 üncü kısmında yer alan maddeler hükümleri dışında kalan emredici hükümlere aykırı görülen hususların giderilmesi için yapılan ihtara rağmen tebliğ tarihinden itibaren geçen altı aydan fazla bir süre içinde söz konusu aykırılıklar giderilmediği, büyük kongrenin süresinde toplanmadığı, genel merkez adresinin belirlenmediği ve zorunlu defterlerin tutulmadığı dosya içindeki delillerle sabit olduğundan Siyasî Partiler Kanununun 108. ve 113 üncü maddeleri uyarınca kapatılmasına karar verilmesi arz ve iddia olunur. 4/10/1972»

II — Olay ve işin geçirdiği evreler :

1 —• Genel merkezi geçici olarak İstanbul’da bulunmak üzere 4/11/1969 günlü bildirimle Büyük Anadolu Partisinin kurulduğu İçişleri Bakanlığının 30/1/1970 günlü, Emniyet Genel Müdürlüğü 14222 sayılı Yazısıyla bildirilmiştir.

2 — Cumhuriyet Başsavcılığı 29/3/1971 ve 16/2/1972 günlü ve 1971/6 sayılı Yazılarıyla:

a) 648 sayılı Kanunun 15. ve 16. maddeleri geçici yönetim kurulları ile il ve ilçe haysiyet divanlarının oluşma ve seçim biçimlerinin tüzükte gösterilmesinin buyurduğu halde Büyük Anadolu Partisi Tüzüğünde bu konulara yer verilmediğini;

b) Parti Tüzüğünün 7. maddesinin 3 sayılı bendinde yer alan Belediye Başkanının kongre delegesi sayılmasına ilişkin hükmün Kanunun 15. maddesine aykırı düştüğünü;

c) Gruplar disiplin organlarının hangi durumlarda merkez disiplin organları ile bir arada çalışacaklarının Parti Tüzüğünde belirtilmesine ilişkin olarak Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kurula uyulmamış olduğunu;

ç) Kanunun 26. maddesi Siyasî Parti Gruplarının Merkez Karar ve Yönetim Organları ile ahenkli çalışmalarını sağlayıcı tedbirleri Parti Tüzüğüne bıraktığı halde konunun işlenmediğini;

d) Kanunun 30. maddesinde öngörülen il yoklamasına ilişkin hükümlerin Parti Tüzüğünde yer almadığını;

e) Kanunun 31. maddesinde öngörülen merkez yoklaması hakkında Parti Tüzüğünde hüküm bulunmadığım;

f) Kanunun 52. maddesinin buyurucu hükümlerine rağmen disiplin organlarınca verilecek cezalara itiraz biçiminin Parti Tüzüğünde düzenlenmediğini;

g) Kanunun 56. maddesinin son fıkrasına göre disiplin cezalarının hangi parti organınca nasıl affedileceğinin Parti Tüzüğüne gösterilmesi gerekirken bu kural a uyulmadığını;

h) Kanunda olağanüstü kongreleri zaman bakımından sınırlayan bir kural bulunmadığı halde Parti Tüzüğünün 16. ve 18. maddelerinde iki yılda bir olağanüstü kongre yapılabileceğinin hükme bağlandığını;

ı) Parti Tüzüğünün 10. maddesi Kanunun sözüne aykırı düştüğü gibi 11. maddesinin d bendinde yer alan «Mukaddes dinimizin aleyhinde çalışanlar Büyük Anadolu Partisinin üyeliğine kabul edilemezler.» Kuralının Kanunun partilere üye olamayacak kimseleri kesinlikle belirten 8. ve üyeliğe kabul koşullarını gösteren 9. maddeleri ve özellikle bu maddenin son fıkrası hükmü ile tam bir çelişki içinde olduğunu;

I) Büyük Anadolu Partisinin büyük kongresini ilân edilen tarihlerde toplayamamış olduğunu, belli bir genel merkezinin bulunmadığını ve yasaya göre tutulması zorunlu defterleri tutmadığını ve bu durumun
643 sayılı Kanunun 59. ve 135. maddeleri aracılığı ile Cemiyetler Kanununun 20. maddesinin son fıkrasına ve 648 sayılı Kanunun 6. ve 58 maddelerine aykırılığı oluşturduğunu,

İleri sürerek 648 sayılı Kanunun 113. maddesi uyarınca Büyük Anadolu Partisine gerekli ihtarın yapılmasını Anayasa Mahkemesinden istemiştir.

3 —Anayasa Mahkemesi, Muhittin Taylan, Avni Gıvda, Sait Koçak, Nuri Ülgenalp, Şahap Araç, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar , Halit Zarbun, Ziya önel, Kani Vrana, Mustafa Karaoğlu, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Şevket Müftügil ve Ahmet H Boyacıoğlu’nun katılmalarıyla 2/3/1972 gününde yaptığı toplantıda;

a) Büyük Anadolu Partisinin;

aa — Parti tüzüğünde il ve ilçe geçici yönetim kurullarının durumu düzenlenmediği; tüzüğün ek maddelerine bu konu yer almışsa da değişikliğin dayanakları daha önce istendiği halde gönderilmediğinden konu düzenlenmiş sayılamayacağı için 648 sayılı Siyasî Partiler Kanununun 15., 16.,

bb — Sözü geçen tüzükte disiplin organlarınca verilecek cezalara itiraz biçiminin ve disiplin cezalarının affı konusunun düzenlenmemiş olması nedeniyle aynı Kanunun 52. ve 56.;

cc — Sözü geçen tüzükte grup disiplin organlarının merkez disiplin organları ile bir arada çalışmaları konusunun düzenlenmemiş bulunması nedeniyle aynı Kanunun 21.;

çç — Sözü geçen tüzükte belediye başkanına tabi kongre üyeliği hakkı tanınmış olması nedeniyle aynı Kanunun 15.;

dd — Sözü geçen tüzükte siyasî parti gruplarının merkez karar ve yönetim organları ile ahenk içinde çalışmalarını sağlayıcı tedbirlere yer verilmemiş olması dolayısıyla aynı Kanunun 26.,

ee — Sözü geçen tüzükte il ve merkez yoklamaları konusunun da düzenlenmemiş olması nedeniyle aynı Kanunun 30. ve 31 ;

ff — Sözü geçen tüzüğün parti üyeliğine kabul edileceklere ilişkin 10. maddesinde fark gözetmeme bakımından aynı Kanunun 9. maddesinin son fıkrasına göre eksik ve fazla yönler bulunması ve partiye alınamayacakları gösteren 10. maddede «Mukaddes dinimiz aleyhinde çalışanlar» denilerek bir bakıma din ayırımı gözetilir duruma düşülmesi dolayısıyla 643 sayılı Kanunun 9. ve 8.;

gg — Partinin iki yıl içinde ilk genel kongresini ‘toplamaması, belirli bir genel merkez adresi bulunmaması ve tutulması zorunlu defterleri tutmaması nedeniyle aynı Kanunun 10, 6. ve 518.

Maddelerinin buyurucu hükümleriyle aykırılık halinde olduğu ve parti tüzüğünde olağanüstü kongre sayısını sınırlandıran kuralın bu kongrelere sınır koymayan 648 sayılı Kanun hükümlerine aykırı düştüğü anlaşıldığından ve Cumhuriyet Başsavcılığının öteki aykırılıklara ilişkin görüşünün yerinde olmadığı sonucuna varıldığından yukarıda belirtilen ayrılıkların, bu kararın yazılı olarak genel başkanlığa bildirilmesinden başlayarak altı ay içinde giderilmesinin Büyük Anadolu Paıts.nc £4 S
sayılı Kanunun 113. maddesi uyarınca ihtar edilmesine Ziya Önel’in genel kongresini yapamayacak durumda olan partiye ihtarda bulunulmayacağı yolundaki karşı oyu ile ve oy çokluğu ile;

b) Partinin il kongreleri ile büyük kongresini yapabilmesi için izin verilmesine ilişkin isteminin, Anayasa Mahkemesinin görev ve yetki alanına girmediği için reddine oybirliğiyle;

c) İhtar kararı parti genel başkanlığına gösterilen adreste tebliğ edilmediği takdirde, tebligatın ilân yoluyla yapılmasına oybirliği ile,

Karar verilmiştir.

4 — 2/3/1972 günlü ihtar kararı 16/3/1972 gününde parti genel başkanlığına tebliğ edilmiştir.

5- Cumhuriyet Başsavcılığı 11/10/1972 gününde Büyük Anadolu Partisi’nin kapatılması istemiyle dava açmıştır.
6 — a) Muhittin Taylan, Avni Givda, Fazıl Uluocak, Sait Kolçak, Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar , Halit Zarbun, Ziya Önel, Kâni Vrana, Muhittin Gürün, Lûffi Ömerbaş, Şevket Muftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu’nun katılmalarıyla 21/11/1872 gününde yapılan toplantıda Cumhuriyet Başsavcılığının dava açma belgesinin Büyük Anadolu Partisi Genel Başkanlığına tebliğ edilmesine ve bu konuda yazılı açıklamada bulunmak ve açıklamasına dayanak olan belgeleri de Anayasa Mahkemesine göndermek üzere on beş gün süre verilmesine Avni Givda. Sait Koçak, Ahmet Akar, Halit Zarbun ve Lûtfi Ömerbaş’ın işin niteliğine göre açıklama istenmesine yer olmadığı yolundaki karşı oylarıyla ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.

b) Bu karara ilişkin Anayasa Mahkemesi yazısı ile Cumhuriyet Başsavcılığının dava açma belgesi örneğinin Büyük Anadolu Partisi Genel Başkanlığına 29/11/1972 gününde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.

c) Parti Anayasa Mahkemesinin söz konusu 21/1J/1972 günlü ara kararı gereklerini yerine getirmemiştir.

III — İNCELEME :

‘Raportörlüğün 17/10/ll9’72 günlü inceleme yazısı, dosya içindeki bütün kâğıtlar, Anayasa‘nın ve 13/7/19651 günlü, 6İ S sayılı Siyasî Partiler Kanununun konuya ilişkin hükümleri; bunlarla ilgili gerekçeler ve yasama meclisleri görüşme tutanakları ve davayı ilgilendirebilecek öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

648 sayılı Kanunun 113. maddesine göre; bir siyasî partinin siyasî partilerle ilgili kanunların, bu kanunun dördüncü kısmında yer alan maddeler dışındaki buyurucu hükümlerine aykırılık halinde olması nedeniyle, o parti aleyhine Anayasa Mahkemesine Cumhuriyet Başsavcılığınca re’sen yazı ile başvurulur. Anayasa Mahkemesi, söz konusu hükümlere aykırılık görürse bu aykırılığın giderilmesini ilgili siyasî partiye ihtar eder. B u konudaki Anayasa Mahkemesi kararının yazılı olarak ilgili siyasî partinin genel ‘başkanlığına bildirilmesinden başlayarak altı ay içinde o aykırılık giderilmediği takdirde, Cumhuriyet Başsavcılığının re’sen dava açması üzerine Anayasa Mahkemesince o siyasî partin in kapatılmasına karar verilir.

648 sayılı Kanunun:

a) 15. ve 16. maddelerinin 2 sayılı bentlerinin il ve ilçe geçici yönetim kurullarının nasıl kurulacaklarının parti tüzüğünde gösterileceğine ilişkin kuralları,

b) 15. maddesinin 1 sayılı bendinin il kongresinin tabu üyelerine ilişkin kuralı,

c) Siyasî parti gruplarının merkez karar ve yönetim organları ile ahenk içinde çalışmalarını sağlayıcı tedbirlerin parti tüzüğünde hükme bağlanmasına ilişkin 26. maddesi,

ç) İl yoklamaları başlığını taşıyan 3ü. maddesinin illerde önseçimi yapacak partili üyelerin tüzükte saptanacağına ilişkin kuralı ile merkez yoklaması ‘başlığını taşıyan 31. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarının siyasî partilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelikleri seçimleri için kanun gereğince gösterecekleri adayların yüzde beşinin merkez karar organı veya merkez yönetim organı veya merkez yoklama kurulunca saptanacağının tüzükte ve bu adaylara seçim çevreleri aday listelerinde yer verilmesi esaslarının tüzükte yahut genel kongre kararında gösterilmesine ilişkin kuralları;

d) Partilere üye olamayacak kimselere ilişkin 8. ve üyeliğe kabul koşullarına ilişkin 9. maddeleri kuralları;

e) 10. (maddesinin ilk genel kongrenin partinin tüzel kişilik kazanmasından başlayarak iki yıl içinde toplanmasını zorunlu kılan altıncı ve genel kurulun olağan toplantılarının iki yılda bir yapılacağını belirleyen beşinci fıkraları kuralları;

f) Tutulması zorunlu defter ve kayıtlara ilişkin 58. maddesi kuralları; 648 sayılı Siyasî Partiler Kanununun dördüncü kısmındaki maddeler dışında kalan buyurucu hükümlerindendir. B u hükümler Kanunun İkinci Kısmında; bunlardan 8., 9. maddeler İkinci, 10. madde Üçüncü, 15. ve 16. maddeler Dördüncü, 26. madde Beşinci, 30. ve 31. maddeler Yedinci ve 58. madde Dokuzuncu Bölümlerde yer almıştır.

Büyük Anadolu Partisinin, belirtilen aykırılıkların giderilmesi için 648 sayılı Yasanın 113. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesinin verdiği ihtar kararının yazılı olarak usulünce Parti Genel Başkanlığına bildirilmesinden başlayarak altı aylık kanunî süre dolduktan sonraki saptanan
durumu şöyledir :

Bu Parti;

aa) II ve ilçe geçici yönetim kurullarının durumunu 648 sayılı Kanunun 15. ve 16. maddeleri uyarınca düzenlemeyerek bu maddelerin 2 sayılı bentlerindeki;

bb) Belediye Başkanına il kongresinde tabiî üyelik tanıyarak Kanunun 15. maddesinin 1 sayüı bendindeki;

cc) Siyasî Parti Gruplarının Merkez Kara r ve Yönetim Organlarıyla ahenk içinde çalışmalarım sağlayacak tedbirlere tüzükte yer vermeyerek Kanunun 26. maddesindeki;

çç) İl ve merkez yoklamaları konusunu düzenlemeyerek Kanunun 30. maddesinde ve 31. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarındaki,

dd) Part i Tüzüğünün üyeliklere kabul edilecek kimselere ilişkin 10. ve 11. maddelerinde yer verilen hükümler dolayısıyla Kanunun 8. ve 9. maddelerindeki;

ee) Genel kongresini yapmayarak Kanunun 10. maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarındaki,

ff) Tutulması gerekli defterleri tutmayarak kanunun 58. maddesindeki,

Buyurucu kurallara aykırı düşen durumunu sürdüre gelmektedir. Söz konusu aykırılıkların giderilmemesi nedenleri üzerinde de partice herhangi bir açıklamada bulunulmuş değildir. 648 sayılı Yasanın 113. maddesinde yazılı kurallar gerçekleşmiş olduğundan adı geçen siyasi partinin bu maddenin son fıkrası uyarınca kapatılmasına karar verilmesi gerekir.

V — SONUÇ:

Büyük Anadolu Partisinin 13/7/1965 günlü, 648 sayılı Siyasî Partiler Kanununun 113 maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesinin yaptığı yazılı ihtara rağmen kanunî süresi içinde;

a) İI ve ilçe geçici yönetim kurullarının durumunu Kanunun 15. ve 16. maddeleri uyarınca düzenlememek,

b) Belediye Başkanına il kongresinde tabiî üyelik tanımak,

c) Siyasî Parti gruplarının merkez karar ve yönetim organlarıyla ahenk içinde çalışmalarını sağlayacak tedbirlere tüzüğünde yer vermemek,

ç) İl ve merkez yoklamaları konusunu düzenlememek,

d) Parti tüzüğünün üyeliklere kabul edilecek kimselere ilişkin 10. ve 11. maddelerinde Kanunun 8. ve 9. maddelerine uymamak,

e) Genel kongresini yapmamak,

f) Tutulması zorunlu defterleri tutmamak,

tan oluşan aykırılıkları gidermediği için Cumhuriyet Başsavcılığınca re’sen açılan davada 648 sayılı Kanunun 113. maddesinde öngörülen kapatma durumunun gerçekleştiği saptandığından,

1 — Bu siyasî partinin 648 sayılı Kanunun 113. maddesinin son fıkrası uyarınca kapatılmasına,
2 —Aynı kanunun 115. maddesi gerekleri yerine getirilmek üzere kapatma kararının Başbakanlığa, İçişleri ve Maliye Bakanlıklarına ve Cumhuriyet Başsavcılığına tebliğine, 19/12/1972 gününde oybirliğiyle ve Anayasa’nın 57. maddesinin son fıkrası gereğince karar verildi.

Başkan Muhittin Taylan
Başkan Vekili Avni Givda
Üye Fazıl Uluocak
Üye Sait Koçak
Üye Nuri Ülgenalp
Üye Şahap Arıç
Üye İhsan Ecemiş
Üye Ahmet Akar
Üye Halit Zarbun
Üye Ziya Önel
Üye Kâni Vrana
Üye Muhittin Gürün
Üye Lûtfı Ömerbaş
Üye Şevket Mıiftügü
Üye Ahmet H. Boyacıoğlu

Pinochetciler, halka karşı

0

Pinochetciler, halka karşı

Aralarında Rashida Thalib, Noam Chomsky, Jeremy Corbyn, Zarah Sultana, Niki Ashton ve Naomi Klein’ın da bulunduğu hak savunucuları, Pazar günkü seçim öncesinde Şili halkının Pinochetcilere karşı mücadelesinde uluslararası dayanışma çağrısı yaptı.

15 ülkeden parlamenterler ve kamuya mal olmuş kişiler 19 Aralık seçimleri öncesinde Şili demokrasisini savunmak üzere bir araya geldi ve bir çağrı yayınladı: “Bir zamanlar uluslararası dayanışma Şili halkından esirgenmişti, bugün esirgenmemeli” başlığıyla kaleme alınan çağrı metninin, kısa bir özeti, dünya çapında katılım için internette imzaya açıldı.

Pinochetciler, halka karşı

“Şili’nin Bolsonarosu”, Augusto Pinochet’nin mirasını diriltme peşinde. Şili halkı, onu durdurmak için verdiği mücadeleyle dayanışmanızı istiyor.

Şili, 19 Aralık cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde yol ayrımında.

Yollardan biri diktatör Augusto Pinochet döneminde yazılan eski anayasayı konut, sağlık, eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği haklarını ve Yerlilerin tanınmasını güvenceye alan yeni anayasayla değiştirmek için ezici çoğunlukla oy kullanan yurttaşlarca açıldı. Öteki yolsa, “Şili’nin Bolsonaro’su”, başkan adayı José Antonio Kast tarafından. Kast, yeni Anayasa Meclisini ezme, Kadın Bakanlığı’nı kaldırma, göçmenleri tutuklamak üzere bir Şili “ICE”si* kurma ve ordunun işkencecilerini af sözü veriyor. Kast, “Pinochet yaşasaydı bana oy verirdi” diyor.

Aralarında Amerika Birleşik Devletleri’nden Rashida Thalib ve Noam Chomsky, Birleşik Krallık’tan Jeremy Corbyn ve Zarah Sultana, Kanada’dan Niki Ashton ve Naomi Klein, İspanya’dan Ada Colau ve Gerardo Pisarello!nun da bulunduğu dünyanın dört bir yanından parlamenterler ve kamuya mal olmuş kişiler bu nedenle tavır alıyorlar.

“Pinochet’nin yükseliş ve egemenliğinin finansmanı, kolaylaştırılması ve eşrulaştırılmasında yabancı devletler aşağılık bir rol oynadı. Biz, dünyanın dört bir yanından parlamenterler ve kamuya mal olmuş kişiler, onların hatalarını tekrarlamayacağız” diye yazıyorlar.

Şimdi siz de onlara katılın ve bu kritik anda Şili halkının yanında olun.”

Avrupa Kültürel Varlıkların Korunması Sözleşmesi

1

Avrupa Kültürel Varlıkların Korunması Sözleşmesi, 19 Aralık 1954 tarihinde Paris’te imzalanmıştır. Ortak kültür ve medeniyeti keşfetmek, yardımlaşmak ve korumak temel amaçlardandır. Avrupa Konseyi çerçevesinde imzalanan ilk antlaşmalardandır.

Avrupa Kültürel Varlıkların Korunması Sözleşmesi

İşbu Anlaşmayı imzalayan Avrupa Konseyi Azası hükümetler,

Avrupa Konseyi gayesinin, bilhassa müşterek mameleklerini teşkil eden ideal ve prensipleri korumak ve yükseltmek için Azaları arasında daha sıkı bir birlik tahakkuk ettirmek olduğunu,

Avrupa halkları arasındaki karşılıklı anlayışın inkişafının bu gayeye doğru ilerlemeyi temin edeceğini,

Bu maksada varmak için, sadece Konsey azaları arasında iki taraflı anlaşmalar akdetmekle kalmayıp Avrupa kültürünü korumayı ve onun inkişafını teşvik etmeyi istihdaf eden müşterek bir hareket tarzı ihtiyar olunmasının temenniye sayan olduğunu nazarı itibara alarak,

Bütün Konsey azaları ve bu anlaşmaya bilahare iltihak edecek diğer Avrupa devletleri vatandaşlarına müşterek medeniyetlerini olduğu kadar diğer Akit Tarafların medeniyet, tarih ve dillerini de tetkik imkanını bahşedecek bir Umumi Avrupa Kültür Anlaşması akdetmeye karar vermişler ve aşağıdaki hususlarda mutabık kalmışlardır:

Madde 1

Her Akit Taraf Avrupa’nın müşterek kültür mamelekindeki milli payını idame ettirmek ve bunun inkişafını teşvik etmek için kendisine has tedbirleri alacaktır.

Madde 2

Her Akit Taraf, imkan nispetinde.

a – Vatandaşlarını diğer Akit Tarafların medeniyet, tarih ve dillerini tetkik etmeye teşvik edecek; diğer Akitlere de kendi ülkesinde bu gibi tetkiklerde bulunmak hususunda kolaylık gösterecek, ve

b –  Diğer Akit Taraflar ülkesinde kendi medeniyet, tarih, dil veya dillerinin tetkikine gelişmesine ve bu Akit Tarafların vatandaşlarına da kendi ülkesi üzerinde bu kabul tetkikleri yapmaları imkanının bahsedilmesine gayret sarf edecektir.

Madde 3

Akit Taraflar Avrupa menfaatine olan kültürel faaliyetlerinin inkişafını temine matuf müşterek hareketlerini hem ahenk kılmak gayesiyle Avrupa Konseyi çerçevesi dahilinde istişarelerde bulunacaklardır.

Madde 4

Her Akit Taraf, imkan nispetinde, ikinci ve üçüncü maddenin tatbiki gayesiyle; kültürel kıymeti haiz eşyanın olduğu gibi şahısların da tedavül ve mübadelesini kolaylaştıracaktır.

Madde 5

Her Akit Taraf, Avrupa kültürü için bir kıymet ifade edip kendi kontrolü altında bulunan eşyaları Avrupa’nın müşterek kültür mamelekinin ayrılmaz bir cüzü olarak telakki edecek, onları korumak için lüzumlu tedbirleri alacak ve bu eşyaların tetkik edilebilmelerini kolaylaştıracaktır.

Madde 6

1 İşbu Anlaşma hükümlerinin tatbiki ile ilgili teklifler ve tefsirlerine müteallik meseleler Avrupa Konseyi Kültür Eksperleri Komitesi toplantılarında incelenecektir.

2 Bu anlaşmaya 9uncu maddenin 4üncü paragrafı hükmüne uygun şekilde iltihak etmiş olup Avrupa Konseyi azası bulunmayan her devlet evvelki paragrafta derpiş edilen toplantılara bir veya daha fazla temsilcisini iştirak ettirebilecektir.

3 İşbu maddenin 1inci paragrafında derpiş edilen toplantılarda kabul edilmiş olup Kültür Eksperleri Komitesinin munzam masrafları icap ettirmeyen idari mahiyetteki hususlara müteallik salahiyetine tabi olmayan kararlar, Avrupa Konseyi Vekiller Komitesine tavsiye seklinde arz edileceklerdir.

4 Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Konsey azalarına olduğu gibi işbu Anlaşmaya iltihak etmiş olan bütün hükümetlere de Vekiller Komitesi veya Kültür Eksperleri Komitesince bu mevzuda alınacak her kararı tebliğ edecektir.

5 Her Akit Taraf, Vekiller Komitesi veya Kültür Eksperleri Komitesi kararları muvacehesinde işbu Anlaşma hükümlerinin tatbiki ile ilgili olarak alabileceği bütün tedbirleri zamanında Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bildirecektir.

6 İşbu Anlaşmanın tatbikine mütedair bazı teklifler Akit Tarafların ancak mahdut bir kısmını ilgilendirdiği takdirde; bunlar, tatbik sahasına konulmaları Avrupa Konseyine masraf tahmil etmemek şartıyla, 7inci madde hükümleri dairesinde incelenileceklerdir.

Madde 7

Eğer iki veya daha fazla Akit Taraf işbu Anlaşma gayelerinin tahakkuku maksadıyla Avrupa Konseyi merkezinde 6ncı maddede derpiş edilenlerden başka toplantılar tertibini arzu ederlerse Konsey Genel Sekreteri onlara lüzumlu idari yardımlarda bulunacaktır.

Madde 8

İşbu Anlaşmanın hiçbir hükmü

a – Akit Taraflardan birinin evvelce imzalamış bulunduğu iki taraflı kültür anlaşmaları hükümlerini ihlal edecek veya Akit Taraflardan birinin atide böyle bir anlaşmanın akdini daha az temenniye sayan kılacak veya,

b – Bir Akit Taraf ülkesinde merci bulunan yabancıların giriş, ikamet ve çıkışlarına müteallik kanun ve nizamnamelerin her şahıs için tahmil eylediği vecibeleri bertaraf edecek mahiyette telakki edilmeyecektir.

Madde 9

1 İşbu Anlaşma Avrupa Konseyi azalarının imzasına açıktır. Anlaşma tasdik edilecek ve tasdiknameler Avrupa Konseyi Genel Sekreteri nezdinde tevdi edilecektir.

2 İşbu Anlaşma, üç mümzi Hükümetin tasdiknamelerini tevdilerinden itibaren bu hükümetler için meriyete girecektir.

3 İşbu Anlaşma, Anlaşmayı bilahare tasdik edecek olan her mümzi hükümet için tasdiknamenin tevdiinden itibaren meriyete girecektir.

4 Avrupa Konseyi Vekiller Komitesi icabı hale göre; Konsey azası olmayan her Avrupa Devletini işbu Anlaşmaya iltihaka davete ittifakla karar verebilecektir. Böyle bir daveti alan her Devlet, iltihak vesikasını Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğine tevdi etmek suretiyle Anlaşmaya iltihat edebilecektir. İltihak keyfiyeti mezkur vesikanın alınmasından itibaren katiyet kesbedecektir.

5 Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, her tasdikname ve iltihak vesikasının tevdiini bütün Konsey azalarına ve iltihak olan Devletlere tebliğ edecektir.

Madde 10

Her Akit Taraf, işbu Anlaşma hükümlerinin tatbik edileceği ülkeleri, Avrupa Konseyi Genel
Sekreterine göndereceği ve Genel Sekreter tarafından bütün diğer Akit Taraflara tebliğ edilecek
bir beyanla tayin ve tasrih edebilecektir.

Madde 11

1 İşbu Anlaşma, meriyete giriş tarihinden itibaren beş senelik bir müddet geçtikten sonra, Akit Taraflardan her biri tarafından her zaman feshedilebilecektir. İşbu fesih keyfiyeti Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yazılı bir tebliğ şeklinde vuku bulacak ve o da diğer Akit Tarafları meseleden haberdar edecektir.

2 Fesih keyfiyeti, alakalı Taraf için Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından ihbarın tebellüğ tarihinden 6 ay sonra katiyet kesbedecektir. İşbu Anlaşma, Hükümetlerince bu hususta tam salahiyetli kılınan ve aşağıda imzaları bulunan murahhaslar tarafından imza edilmiştir.

İşbu Anlaşma 19 Aralık 1954 tarihinde Paris’te, Fransızca ve İngilizce olarak her iki metin de muteber olmak ve Avrupa Konseyi Genel Sekreterine tevdi edilmek üzere tek nüsha halinde tanzim edilmiştir. Genel Sekreter bunun, usulüne uygun bir kopyasını her mümzi ve iltihak eden Devlete tebliğ edecektir.

Av. Prof. Dr. Yücel Sayman’a Veda Günü

0

Av. Prof. Dr. Yücel Sayman, 15 Aralık 2021 günü yaşama veda etmişti.

1996 -2002 yılları arasında 3 dönem İstanbul Barosu Başkanlığı yapan Sayman için, 17 Aralık 2021 Cuma günü saat 12:00’de Baro önünde bir tören yapıldı. Törene, hukuk dünyasının yanı sıra Sayman’ın eşi Hacer Sayman, oğulları Yusuf Sayman, Can Sayman ile kızı Yaprak Sayman da katıldı. Törenin ardından Sayman, Şakirin Caiiminde düzenlenen törenin ardından Karacaahmet Mazarlığında toprağa verildi.

Sayman’ın öğrencileri ve üniversitedeki çalışma arkadaşları törene bir mesaj gönderdi: “Hocamız en önce çok iyi bir insan, kibar bir insandı. Hocamız, insan ötekileştirmeyen hiçbir zaman kişileri ırkı, dili, mezhebi ile ayırmayan bir insandı. Türkiye’nin tam da ihtiyaç duyduğu ortak paydaşları zenginleştiren bir insandı. Benim hocam doğa, insan, felsefe, edebiyat severdi. Benim hocamın gönlü zengindi. Tam bir bilim insanıydı. Yenilik peşinde koşardı. Gerçek bir insan hakları ve demokrasi savunucusuydu. Benim hocam kadın hakları savunucusuydu. O her zaman aramızda olacak. Hiç kimseyi incitmediniz. Toprak da sizi incitmesin.”

İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, yaptığı açıklamada “Hep insan hakları adına bıraktığı mücadeleyi simgeledi. ‘Hukuk sanattır’ demişti. Hem gerçek bir hukukçuydu hem gerçek bir avukattı hem de gerçek bir sanatçıydı. Yücel Sayman’ı geriye dönük baktığımızda bıraktığı çok şey vardır. Hukuka, sanat yönüyle bakan, olduğu gibi görünen bir insandı. Sanata olan ilgisinden avukatlığından bütün yaklaşımları içinde barındırdığı bir temele dayandırırdı. Çok büyük bir değeri yitirdik. Allahtan rahmet diliyorum.”

Avukat Ercan Kanar yaptığı konuşmada: “Baro başkanı olduğu dönem İstanbul Barosu tarihinin en özgürlükçü dönemini yaşadı. Aynı zamanda İnsan Hakları Derneği’nin kurucu üyelerindendir. Cesur bir hukukçuydu. Asla şoven olmadı. Burjuva milliyetçisi olmadı. Her zaman halkların kardeşliğini savundu. Onu her zaman insan hakları mücadelemizde anacağız, hatırlayacağız.” dedi.

Evrensel Gazetesi yazarı olan Sayman’ın gazetedeki köşesinde, eşi Hacer Sayman bir veda mesajı yayınladı:  “Sevgilim, yoldaşım, can dostum ile bir süreliğine ayrılıyoruz… Hacer” 

Milletvekili Filiz Kerestecioğlu: “Arkasından konuşmak zor… Kaç başkanın kapısı hiç kapanmaz, kaç başkan yanında güvenlikle gezmez? Onun zamanında insan hakları merkezi, CMK servisi, kadın hakları merkezi daha aktif çalışırdı. Adli yardımı çalışır hale getirdi. Hayatımızın en özgürlükçü dönemini onunla yaşadık. Her zaman cezaevindeki mahpuslar için çaba gösterdi. Hiç çekinmeden kim ne der demeden barış için akil insanların içinde yer aldı. İlk başörtülü avukatın ruhsatı onun döneminde oldu. Ayrımcılık hiç tabiatında olmadı. Yargılanırken hakimlerin, savcıların ezberini bozardı.” dedi.

Yücel Sayman’ın baro başkanlığı yaptığı 1996- 2002 yıllarında yönetim kurulunda birlikte görev yapan  Avukat Osman Ergin şöyle konuştu: “Onunla tanışmak hepimiz için bir imtiyazdır. Yücel Sayman’dan çok şey öğrendim. Sadece avukatlığı değil, hukukun güzel bir sanat olduğunu değil, baroların sadece bir meslek örgütü olduğunu değil. Yücel Sayman’ dan eleştirel düşüncenin kıymetini, akıl gözüyle görmeyi, makamların arkasına saklanmamayı, demokratik ve eşit bir ilişkiyi öğrendim. Yücel Sayman tam anlamıyla bağımsız bir akademisyen ve aydın kişiydi. Sadece akademinin değil hiçbir kurum ve çevrenin sınırına sığacak birisi de değildi. Kamusal alanda kendine en az benzeyen kimi zaman kıyasıya eleştirdiği kişilerin hakkını, hukukunu savunurken gördük. Demokratik duruşu ve anlayışından taviz vermedi. Türkiye’de demokrasi, hukuk, özgürlükler ve savunma söz konusu olduğunda onun izlerini her yerde görebilirsiniz. O İstanbul Barosu’nun son başkanıydı.”

Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Sayman için şunları söyledi: “Kimsenin bize selam vermediği zamanlarda gövdesini ortaya koyarak yanımızda durdurdu” dedi ve şöyle devam etti: “Bize avukatlığın bulaşıcı olduğunu öğretti. Dayanışmadan hiçbir zaman geri durmayan bir büyüğümüzdü. Bir kez daha anısı önünde saygıyla eğiliyorum.” Tanrıkulu ayrıca Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren’in mesajını paylaştı: “Yücel Sayman Diyarbakır Barosu ve avukatları nezdinde hukukçu kimliği ve kişiliği ile şüphesiz büyük bir saygınlığa sahiptir. Diyarbakır barosu akademik birikimiyle sürekli kendisinden destek gördü. Diyarbakır Barosu’nun insan hakları alanında vermiş oluduğu mücadele nedeniyle her türlü baskı ve soruşturmada yanımızda durdu ve desteğini bizlerden esirgemedi. Türkiye’de Kürt avukat olmanın zorluklarını çok iyi bilen bir baro başkanı avukat ve hukukçuydu.’

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bahadır Erdem ise duygularını şu şekilde paylaştı: “Sadece akademinin değil hiçbir kurum ve çevrenin sınırına sığacak birisi değildi. Yücel Sayman’ın ve onun gibi tek tük 3-4 insanın ısrarlı varoluşları sayesinde özgür bir insan olabilme fırsatını yakalayabilirsiniz. Tüm bu sebeplerle onu kamusal alanda kendine en az benzeyen, kimi zaman kıyasıya eleştirdiği kesimlerin hakkını, hukukunu korurken gördük. Demokratik duruşu ve anlayışından taviz vermedi. Türkiye’de demokrasi, hukuk, özgürlükler, savunma söz konu olduğunda; onun izlerini hem fikri hem de pratik düzlemde her yerde görebilirsiniz. Yücel Sayman’ın hayatımıza bıraktığı mütevazi ama zengin mirası hep hatırlayacağız.”

Avukat İlke Çandırbay ise; “Yücel Sayman hocamızdı, öğretmekten ve öğrenmekten vazgeçmeyen hocamızdı. O aşkla avukatlığı aynı cümle içinde kullanabilecek kadar tutkulu meslektaşımızdı. Ama Yücel Sayman aynı zamanda genç avukatların arkadaşıydı” dedi.

Türkiye Barolar Birliği’nden yapılan başsağlığı açıklaması şöyle;

DUAYEN AV. YÜCEL SAYMAN’I KAYBETTİK 

“İstanbul Barosu eski başkanlarından, duayen avukat, yetkin akademisyen ve yazar Av. Prof. Dr. Yücel Sayman’ı kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Meslek ustamıza rahmet; ailesine, öğrencilerine, hukuk ve akademi camiasına başsağlığı dileriz.”

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından yapılan açıklamada, “Fakültemiz Milletlerarası Özel Hukuk Anabilim Dalında görev yapmış emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Yücel SAYMAN’ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz” denildi.

Yücel Sayman Kimdir 

Prof. Dr. Yücel Sayman, 1 Mayıs 1939 tarihinde Konya’da doğdu. 1957’de Saint Joseph Fransız Lisesi’nden, 1962’de ise İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nden mezun oldu. 1963’te aynı fakültede asistan olarak akademik hayata atıldı. Yüksek lisansını, Strazborug’da “Le Droit des Etrangers d‟acquérir la Propriété Immobiliére en Turquie; Strasbourg” adlı tezi ile 1968’de tamamladı.

“Un Essai de Théorie sur Les Sociétes En Droit International Privé” başlığı altındaki teziyle, 1969 yılında, Strasbourg Hukuk ve Siyasal Bilimler Fakültesi‘nde doktorasını tamamladı.

1978’de hukuk doçenti oldu ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde ‘Devletler Özel Hukuku’ Anabilim dalında öğretim üyesi olarak göreve başladı.

1991’den itibaren Uluslararası Avukatlar Birliği((Union INTERNATİONALE Des Avocats)Başkan Danışmanı sıfatıyla birliğin yönetim kurulu üyeliğini üstlendi ve 1991-1998;2004-2005 dönemlerinde aktif görev aldı. Uluslararası Avukatlar Birliği “Kadın ve Hukuk Komisyonu” kurucu üyesi ve Başkan Yardımcısı olarak çalıştı.

Özgürlük Zamanı – Yücel Sayman (2008)

1993-1994 yıllarında İstanbul Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi olarak idari görev üstlendi ve akademik faaliyetlere katkıda bulundu.

1996 yılın ekim ayında başkan seçildiği İstanbul Barosu’ndaki görevine aralıksız olarak üç dönem devam etti ve 2002 yılına kadar başkanlığını sürdürdü.

2002 yılında, Sosyal Demokrasi Vakfı tarafından kendisine “İnsan Hakları Demokrasi Barış ve Dayanışma Ödülü” tevcih edildi.

2010 yılından itibaren, İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yönetim Kurulu Üyeliğini üstlendi.

İstanbul Medipol Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Milletlerarası Özel Hukuk, İnsan Hakları ve Avukatlık Hukuku ve Milletlerarası Ticaret Hukuku dersleri verdi.

25.04.2011 tarihinde hukuk profesörü unvanını kazandı.

Eserleri 

Evrensel Gazetesi’nde köşe yazarlığı yaptı. Bu gazetede yazdığı yazılarını 2008 yılında “Özgürlük Zamanı” adıyla kitap olarak yayınladı. Günışığı Dergisinde makaleleri yayınlandı.

Türk Devletler Özel Hukukunda Evlenmenin Kuruluşu

Avukatlık Zamanı – Yücel Sayman (2006)

1982 yılında “Türk Devletler Özel Hukukunda Evlenmenin Kuruluşu” ve 2006 yılında da “Avukatlık Zamanı” isimli eserleri kaleme aldı. 2018 yılında “Gerçekliğimin Suretinde Düşler, Düşünceler” isimli eseri basıldı.

Çok sayda makale yazdı, bilimsel toplantılarda tebliğler sundu, yüzlerce panel, konferans ve sempozyumda konuşmacı ve yönetici olarak yer aldı.

İstanbul Barosu eski başkanlarından Av. Prof. Dr. Yücel Sayman, 2020 yılında eşi Hacer Sayman ile birlikte yakalandığı Covi19 hastalığını yenmişti.

Akciğer kanseri nedeniyle, İstanbul’da, tedavi edildiği hastanede, 82 yaşında iken hayata veda etti. Fransızca ve İngilizce biliyordu.

Makaleleri 

Fransız Uygulamasından Dört Mahkeme Kararı ve Tarışma Konusu Bir Sorun: Yargıç Yabancı Ülkenin Devletler Hususi Hukuku Sistemini İzleyebilir mi?; Le DéEDOUBLEEMENT Fonctionnel et Son Utilisation En Droit International Privé; Yabancı Şirketlerin Tanınması; İsviçre Devletler Özel Hukuku Uygulamasında Boşanmış Eşin Yeniden Evlenmesi; Türkiye’de Yapılan Evliliklerin Şekline Uygulanacak Hukuk Üzerine Düşünceler; Fransa‟da Devletin Tahkime Gitme Olanağı; Çocukların Velayetine İlişkin Kararların Tanınması ve Tenfizi ile Çocukların Velayetinin Yeniden Tesisine İlişkin Avrupa Sözleşmesi Hakkında Rapor; Hak Arama Özgürlüğü ve Avukatlık Mesleği; Demokratikleşme, İnsan Hakları ve Hukuk Devleti Bağlamında Avukatlık Mesleği; Siyasi Açıdan İnsan Hakları;  Avukat, Nereden? Avukat, Neden? Türkiye Barolar Birliği Üzerine; Avukatın ücret talep hakkı; Vesayet: Gerçek mi? Söylenti mi?; Yargı ve Baro; Rekabet Kurulu Avukatlıktan anlıyor mu? ve Baro Nedir, Ne Değildir? benzeri makaleleri bulunmaktadır.

Yücel Sayman’ın Çanakkale’deki Deniz Feneri Kütüphanesi
Deniz Feneri Kütüphanesi, Çözüm Süreci ve Hayata Dönüş Operasyonu 

Çanakkale’nin Ayvacık İlçesi’ne bağlı Bektaş Köyü, Sivrice Burnu’ndaki 150 yıllık deniz fenerini 10 yıllığına kiralayarak 5 bin kitaplık  kütüphaneye dönüştürdü.

19 Aralık 2000 tarihinde düzenlenen ve 12 kişinin ölümüyle sonuçlanan Hayata Dönüş Operasyonu öncesinde, Bayrampaşa Cezaevindeki tutuklu ve hükümlülerle arabuluculuk görüşmelerinde bulunan heyette yer aldı.  39 askerin yargılandığı Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki davada verdiği ifadesinde, Görüşmeler devam etseydi çözüme ulaşırdık ve ölüm oruçları sona ererdi” dedi. 

2013 yılında “çözüm ve müzakere” sürecinin alt yapısını oluşturmak üzere kurulan 63 kişilik Akil İnsanlar heyetine Marmara Bölgesi’nden katıldı. “Akil insan sözü beni rahatsız ediyor, akil falan değilim” dedi.

Gerçekliğimin Suretinde Düşler, Düşünceler

 

 

Sayman, eşi Hacer Sayman ile birlikte 2020 yılında yakalandıkları Covit19 hastalığından ötürü eve kapandıkları günlerde “Günaydın Yaşam: Koronavirüs ve Kanserohücre’li Günlerde Kendine Yabancılaşmamak…” adıyla bir kahvaltı kareografisi kitabına imza atmıştı.

 “Doğum gününde ilan-ı aşk ve evde KoronaVirüs/KanseroHücre direnişi kahvaltılarının koreografisi günlük yaşamımızı diğer sabah kahvaltılarından farklı ama ‘Aynı Servis Tabaklarında İki Kez Kahvaltı Edilmez’ düşüncesine uygun bir solukla renklendirdi.” Dışarıda bulaştıkça çoğalan bir virüs ile içeride çoğaldıkça özerkleşen hücreler; KoronaVirüs ve KanserE Hücre gerçekleriyle hayatın eve sığdığı zamanlara ait bir baş etme güncesi. Her yeni günün sabahında yeniden tasarlanan kahvaltı sofralarının fotoğrafları bir anlamda yaşamsal olanı yaşatma örneği sergiliyor ve yaşama “Günaydın!” diyor. Aşk ve direniş, yaşamla barışma kararlılığıyla, tutkuyla hazırlanan kahvaltılarda Hasta Hane’den Ege kıyılarına uzanan benzersiz bir performans sanatına dönüşüyor. Kâh fotoğraflarda, kâh kitap sayfalarında, kâh gezi broşürlerinde ve başkaca nesnelerde saklı anılar Yücel Sayman’ın renk renk örtülere özenle yerleştirdiği salatalıklar, domatesler, zeytinler, yeşillikler, ceviz taneleri, kızarmış ekmek dilimlerinde öyküleniyor ve Hacer Sayman’ın çektiği fotoğraflarla izleyenleri şiirsel bir yolculuğa çıkarıyor.

Hayvanları Koruma Kanunu Uygulama Yönetmeliği Taslağı Basına Sızdı

0

Hayvanları Koruma Kanunu Uygulama Yönetmeliği Taslağı Basına Sızdı

BİANET’in haberine göre; Hayvanları Koruma Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) değişiklik içeren yasanın meclisten geçerek yürürlüğe girmesinin ardından bakanlık yasanın uygulama yönetmeliklerini hazırlamaya başladı. Hayvanları Koruma Kanunu Uygulama Yönetmeliğine ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan taslak ise sivil toplum kuruluşlarının (STK) tüm ısrarlarına rağmen paylaşılmadı. Hazırlıkları devam eden yönetmeliğin 48 maddelik taslağına ise Hayvanları Koruma Kurtarma ve Yaşatma Derneği (HAYKURDER) ulaştı ve metnin tamamını yayınladı.

Taslakta daha önce tartışmalara sebep olan evdeki hayvan sayısına sınırlama içeren düzenlemenin yer aldığı ortaya çıktı. Bakanlık hazırladığı uygulama yönetmeliği taslağının 12. Maddesi e bendinde site ve apartmanlarda 3 köpek veya 5 kedi şeklinde sınırlama getiriyor.

Kısırlaştırma meselesi

Yasa hazırlık süreçlerinde tartışmalara konu olan mobil kısırlaştırma ünitelerine ilişkin bir düzenleme de yönetmelikte yer aldı.

HAYKURDER Başkanı Erman Paçalı açıklamasında şunları söyledi

“Taslak metinde 20. Madde ve devamında genişçe yer bulan geçici kısırlaştırma üniteleri düzenlemesi var. Ne demek geçici kısırlaştırma ünitesi? Mobil kısırlaştırmayı yasaklayacaktık. Tekerleklisi mobil olan bu ünitelerin, tekerleksizini dizayn edince sorun çözülmüş mü olacak? Niyet hiç de iyi görünmüyor.”

  • MOBİL KISIRLAŞTIRMA: Kanun düzenlemesinden önce bazı klinikler belediyelere mobil olarak kısırlaştırma hizmeti veriyor ve kısırlaştırdıkları hayvanların testis sayısına göre belediyelerden ücret alıyorlardı. Fakat bu hizmet gelişigüzel bir şekilde uygulanıyor, hayvan narkozdan çıkmadan, dikişleri kapanmadan sokağa salınıyordu. Uygulama boyunca birçok hayvan hayatını kaybetti.

Evdeki hayvan sayısına karışılıyor

Paçalı açıklamasının devamında hayvan sayısının kısıtlanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu:

“Yasanın hazırlık süreçlerinde en çok tartışma yaratan konulardan biri de evdeki hayvan sayısına kısıtlama getirilmek istenmesi üzerine olmuştu. Kamuoyundaki tepkiler üzerine Özlem Zengin sayı sınırlamasının söz konusu olamayacağını açıklamıştı. Ancak ne yazık ki hükümet bu sözünü de tutmayacak, kamuoyunu kandıracak gibi görünüyor.

“Yönetmelik taslağında açıkça sayı sınırlamasına ilişkin düzenleme var. Ve üstelik evde üretime izin veren, üretimi kollayan bir düzenleme. Üretime, üreticiye her kolaylığı sağlarken hayvanlara yardımcı olmak için zor şartlarda kapılarını onlara açan, imkansızlıktan imkan yaratıp iki hayvana daha yuva olmaya çalışan iyi niyetli insanlara düşmanca düzenlemeler yapan bir bakanlık oldu iyice Tarım ve Orman Bakanlığı.

Hayvanları Koruma Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) değişiklik içeren yasanın meclisten geçerek yürürlüğe girmesinin ardından bakanlık yasanın uygulama yönetmeliklerini hazırlamaya başladı.

Hayvanları Koruma Kanunu Uygulama Yönetmeliğine ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan taslak ise sivil toplum kuruluşlarının (STK) tüm ısrarlarına rağmen paylaşılmadı.

Hazırlıkları devam eden yönetmeliğin 48 maddelik taslağına ise Hayvanları Koruma Kurtarma ve Yaşatma Derneği (HAYKURDER) ulaştı ve metnin tamamını yayınladı.*

Taslakta daha önce tartışmalara sebep olan evdeki hayvan sayısına sınırlama içeren düzenlemenin yer aldığı ortaya çıktı. Bakanlık hazırladığı uygulama yönetmeliği taslağının 12. Maddesi e bendinde site ve apartmanlarda 3 köpek veya 5 kedi şeklinde sınırlama getiriyor.

Kısırlaştırma meselesi

Yasa hazırlık süreçlerinde tartışmalara konu olan mobil kısırlaştırma ünitelerine ilişkin bir düzenleme de yönetmelikte yer aldı.

HAYKURDER Başkanı Erman Paçalı açıklamasında şunları söyledi

“Taslak metinde 20. Madde ve devamında genişçe yer bulan geçici kısırlaştırma üniteleri düzenlemesi var. Ne demek geçici kısırlaştırma ünitesi? Mobil kısırlaştırmayı yasaklayacaktık. Tekerleklisi mobil olan bu ünitelerin, tekerleksizini dizayn edince sorun çözülmüş mü olacak? Niyet hiç de iyi görünmüyor.”

  • MOBİL KISIRLAŞTIRMA: Kanun düzenlemesinden önce bazı klinikler belediyelere mobil olarak kısırlaştırma hizmeti veriyor ve kısırlaştırdıkları hayvanların testis sayısına göre belediyelerden ücret alıyorlardı. Fakat bu hizmet gelişigüzel bir şekilde uygulanıyor, hayvan narkozdan çıkmadan, dikişleri kapanmadan sokağa salınıyordu. Uygulama boyunca birçok hayvan hayatını kaybetti.

Evdeki hayvan sayısına karışılıyor

Paçalı açıklamasının devamında hayvan sayısının kısıtlanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu:

“Yasanın hazırlık süreçlerinde en çok tartışma yaratan konulardan biri de evdeki hayvan sayısına kısıtlama getirilmek istenmesi üzerine olmuştu. Kamuoyundaki tepkiler üzerine Özlem Zengin sayı sınırlamasının söz konusu olamayacağını açıklamıştı. Ancak ne yazık ki hükümet bu sözünü de tutmayacak, kamuoyunu kandıracak gibi görünüyor.

“Yönetmelik taslağında açıkça sayı sınırlamasına ilişkin düzenleme var. Ve üstelik evde üretime izin veren, üretimi kollayan bir düzenleme. Üretime, üreticiye her kolaylığı sağlarken hayvanlara yardımcı olmak için zor şartlarda kapılarını onlara açan, imkansızlıktan imkan yaratıp iki hayvana daha yuva olmaya çalışan iyi niyetli insanlara düşmanca düzenlemeler yapan bir bakanlık oldu iyice Tarım ve Orman Bakanlığı.”

“Bu taslak bu şekli ile düzeltilmeden yayınlanırsa infial yaratır. Hiç kimse evindeki hayvanı bunların canı öyle istedi diye güle oynaya elleriyle teslim edeceğini sanmasınlar.

“Amaçları kriz üretmekse bilsinler ki asla hiçbir hayvan sever sırf yönetmelikle sayı sınırlaması getiriliyor diye hayvanını ölüme terk etmeyecek, elleriyle bunlara teslim etmeyecek. Akıllarını başlarına alsınlar. Bu kadarı da fazla artık.”

“Bu taslak bu şekli ile düzeltilmeden yayınlanırsa infial yaratır. Hiç kimse evindeki hayvanı bunların canı öyle istedi diye güle oynaya elleriyle teslim edeceğini sanmasınlar.

“Amaçları kriz üretmekse bilsinler ki asla hiçbir hayvan sever sırf yönetmelikle sayı sınırlaması getiriliyor diye hayvanını ölüme terk etmeyecek, elleriyle bunlara teslim etmeyecek. Akıllarını başlarına alsınlar. Bu kadarı da fazla artık.”

15 Aralık 2021 – Hukuk Gündemi – Dün Ne Oldu?

0

15 Aralık 2021 – Hukuk Gündemi – Dün Ne Oldu?

Diyanet Davası Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Ankara’daki Hacı Bayram Camisinde verdiği hutbede ayrımcılık yapıldığı gerekçesiyle açıklamada bulunan dönemin Ankara Barosu Başkanı Ramiz Erinç Sağkan ve yönetim kurulu üyeleri hakkında açılan ‘hakaret’ davasının ikinci duruşması bugün yapıldı. Ankara 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirilen duruşmada Erinç Sağkan ile Ankara Barosu Yönetim Kurulu üyeleri ile birçok baro başkanı, avukatlar ve Almanya Büyükelçiliği’nden temsilciler katıldı. Ali Erbaş duruşmaya gelmedi. Sağkan, “Yayınlanan basın açıklaması yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesinden ibarettir.” dedi. Ankara Baro Başkanı, sanık Kemal Koranel, hakaret suçunun yasal, maddi ve manevi unsurunun oluşmadığını belirtti. Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM) yargıcı ve Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi Başkanı Avukat Rıza Türmen, sanıklar adına savunma yaptı.
Avukat İntiharı Almanya’nın Düsseldorf Kenti’nde avukatlık bürosu bulunan 40 yaşındaki Erzincanlı Avukat Selim Taşçı, çeşitli olaylar nedeniyle avukatlık ruhsatı askıya alındıktan sonra, Neuss kenti yakınlarında bir tarlaya gidip canına kıydı. Silah ruhsatı olmayan Avukat Selim’in, tabancayı nereden aldığı bilinmiyor.
Recep Tayyip

Altı yıl önce dünyaya gelen oğullarına Recep Tayyip adını veren Maraşlı Erdoğan ailesi, isim değişikliğine giderek mahkeme kararıyla çocuklarının adını Aras yaptı. Kahramanmaraş’ın İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde sonuçlanan “Ad Düzeltilmesi” davası 6 Aralık 2021’de sonuçlandı. www.ilan.gov.tr’ye konulan karar, 10 Aralık 2021 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde resmi ilan olarak yayınlandı.

Afganistan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği(OHCHR), Afganistan’ın ciddi bir insani kriz bulunduğunu, ailelerin çocuk satışı da dahil olmak üzere çaresizce önlemlere başvurduğunu açıkladı. Açıklamada “Afganistan’da ailelerin çaresizlikten çocuklarını sattığı yönünde haberler alıyoruz.” denilerek en temel insan haklarının dahi tehdit altında olduğu uyarısında bulunuldu.
Ferhat Sarıkaya

Eski savcı Ferhat Sarıkaya, Yargıtay’ın bozma kararının ardından Ankara 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi‘nde yeniden yapılan yargılama sonucunda tekrar 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.  Sarıkaya, 28 Mart 2019’daki karar duruşmasında 10 yıl hapis cezasına çarptırılmış, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19’uncu Ceza Dairesi, 15 Ekim 2019’da ilk derece mahkemenin kararını hukuka uygun bulmuş ancak Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi, 4 Sarıkaya’nın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştu. Sarıkaya, Yargıtay’ın bozma ilamına uyulmasını isterken Mahkeme heyeti, kararında direndi ve tutukluluk halinin devamını kararlaştırdı. Mahkemenin direnme kararı nedeniyle sonra dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gidecek.

Boşanma Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanı, Yargıç Ömer Uğur Gençcan, “Aralarında boşanma davası açılmamış olsa dahi beş yıl fiilen ayrı kalmış ve eşleriyle aralarında müşterek hayat yeniden kurulamamış ise eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilmesi” önerisinde bulundu.
Cinayet Diyarbakır’da, husumet nedeniyle mahkemelik olan iki akraba aile arasında duruşma sonrası çıkan kavgada 1 kişi ölmüştü. Olayla ilgili gözaltı sayısı 15’e yükseldi. Görgü tanıklarının da ifadesine başvuran ekipler, dün 4 kişiyi gözaltına almıştı. Bugün ise adreslerine yapılan baskında, kavgayla ilgili 11 kişi daha yakalandı.
Grev Türk Tabipleri Birliği(TTB), sağlık çalışanlarının özlük haklarında iyileştirme yapılmasına ilişkin meclisteki tasarının geri çekilmesi nedeniyle tüm sağlıkçıları greve davet etti. Hastanelerde acil, diyaliz ile kanser hastaları, yoğun bakım ve çocuk aciller dışında sağlık hizmeti sunulmadı. Önceden yapılan açıklama sonucunda hastanelerde yoğunluk azaldı. TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Korur Fincancı, hekimlere seslenerek kaleme aldığı “15 Aralık G(ö)REV Mektubu’nda, “Bu G(ö)REV emeğimize, geleceğimize, halkın sağlık hakkına sahip çıktığımızı gösteren bir uyarıdır” dedi. TTB’nin bir günlük grev çağrısına Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası ve Genel Sağlık ve Sosyal Hizmet Kolu Kamu Çalışanları Sendikası destek veriyor. Sanatçı Tarkan, sağlık emekçilerinin grevini alkışladı.
Cinsel Taciz İzmit’te hemşireler A.K. ve A.S., çalıştıkları özel muayenehanenin sahibi plastik ve estetik cerrahı H.M.A. hakkında kendilerini taciz ettiği iddiasıyla şikayetçi oldu. Hemşireler, doktor H.M.A.’nın, üzerlerini değiştirdikleri odanın anahtar deliğinden kendilerini gözetleyip, röntgencilik yaptığını öne sürdü. Doktor H.M.A. hakkında, hemşirelere yaklaşamaması için 15 gün süreli uzaklaştırma kararı çıkarıldı. İddiaları reddeden doktor H.M.A. ise olayın yanlış anlaşılmadan kaynaklandığını söyledi.
Yasak Pekin(Çin) Belediyesi, 2022 Ocak ayından itibaren şehirde havai fişek kullanımının yasaklanacağını duyurdu. Yetkililer, 2017 yılının aralık ayında, bu ürünlerin neden olduğu hava kirliliği, yaralanmalar ve can kayıpları nedeniyle şehirde havai fişekleri yasaklamak üzere bir düzenlemeyi kabul etmişti.
Ölüm 30 Ocak 1969 tarihinde avukatlık mesleğine başlayan, Ankara Barosu Av. Metin Yılmaz (3815) yaşamını yitirdi.
Kaçak İçki İçişleri Bakanlığı, yılbaşı öncesi ülke genelinde sahte içki operasyonu başlattı. 60 kişi hakkında gözaltı kararı verildi, yapılan aramalarda 31 bin 343 litre sahte içkinin ele geçirildiği belirtildi.
Mahkeme Kararı Anayasa Mahkemesi (AYM), 2018 yılında saat 22:00’den sonra alkollü içki sattığı ihbarı yapılan tekel bayiine salt polis tutanağına dayanılarak verilen 42 bin 76 lira idari para cezasına ilişkin yargılamaya ilişkin ihlal kararı vererek ‘adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesinin” çiğnendiğine hükmetti.
Kayyım

Mahkeme, Türk Hava Kurumu Kayyım Heyeti Başkanı Cenap Aşçı’nın istifasının kabulüne ve görevden alınmasına karar verdi. THK, Ankara 9’uncu Sulh Hukuk Mahkemesinin 16 Ekim 2019 tarih ve 2019/1509 sayılı kararıyla kayyım heyeti atanan THK, 2021 yılı itibari ile aynı heyet tarafından yönetilmektedir.

Mahkeme Kararı DW’nin haberine göre, Avrupa Birliği’nin en üst yargı organı olan Avrupa Adalet Divanı, ebeveynleri aynı cinsiyetten olan ailelerin haklarını güçlendiren bir karar aldı. Divan, ortak çocukları olan lezbiyen çifte İspanya’da verilen doğum belgesinin AB genelinde geçerli olduğuna hükmetti. Karara göre, bir AB ülkesi tarafından düzenlenen doğum belgesinin diğer üye ülkeler tarafından, ebeveynlerin cinsiyetlerine bakılmaksızın tanınması gerekiyor. Yargıçlar, kararlarında Avrupa Birliği’nde uygulanan serbest dolaşım hakkına atıfta bulundu.
Etik Güney Kore’nin en büyük süt şirketi, ‘kadınların ineğe dönüştüğü’ ve gizlice görüntü almayı normalleştiren reklamıyla büyük tepki topladı. Şirket özür diledi ve reklam yasaklandı.
Esrarın Yasallaşması Malta, kişisel esrar kullanımını yasallaştıran ilk AB ülkesi oldu. Esrarın kişisel kullanım için sınırlı ekimini ve bulundurulmasını onayladı. Yeni yasa cumhurbaşkanının onayına sunuldu. Malta, esrarın kişisel amaçlarla yetiştirilmesi ve kullanılmasını yasallaştıran ilk Avrupa Birliği (AB) ülkesi oldu. Malta Parlamentosu’nda Salı akşamı oylanan yasa, 27’ye karşı 36 oyla kabul edildi. Yetişkinlerin evlerinde en fazla dört bitki yetiştirmesi, üzerlerinde de en fazla yedi gram esrar taşımasına izin verilecek. Fakat esrarın kamusal alanda veya çocukların önünde içilmesi yasa dışı olacak.
Sahte Diploma Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı, Aksaray Üniversitesi’nde (ASÜ) doçentlik belgesi sahte çıkan  Zehra Zulal Atalay Laçin ilgili hazırladığı iddianamede, Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, sanık Zehra Zulal Atalay Laçin hakkında “Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına sebebiyet vermek suretiyle nitelikli dolandırıcılık” suçundan 10 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı, Aksaray Üniversitesi’nde (ASÜ) doçentlik belgesi sahte çıkan  Zehra Zulal Atalay Laçin ile ilgili hazırladığı iddianamede, sahte diploma ve doçentlik belgesini nasıl hazırladı bilgisine yer verdi. Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, sanık Zehra Zulal Atalay Laçin hakkında “Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına sebebiyet vermek suretiyle nitelikli dolandırıcılık” suçundan 10 yıla kadar hapis cezası talep edildi.
Gözaltında Ölüm Myanmar’da serbest çalışan foto muhabiri Koe Soe Naing, geçen hafta ülke genelindeki protestoları ve darbe karşıtlarının Cuma günkü ‘sessiz grevini’ bir meslektaşı ile birlikte haber yaparken gözaltına alındıktan sonra can verdi. Meslektaşları ve arkadaşları, Naing’in işkence nedeniyle yaşamını yitirdiğini açıkladı.
İklim Krizi Copernicus İklim Değişikliği Hizmetleri (Climate Change Service) ve diğer AÇA ortaklarının desteğiyle bir rapor açıklandı. Avrupa Çevre Ajansı’nın “Avrupa’nın değişen iklim tehlikeleri” adlı yeni raporu, Avrupalıların aşırı sıcaklık ve aşırı yağış olaylarına hazırlıklı olmaları gerektiğini açıkladı.
Şantaj HP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’na şantaj yaptıkları iddiasıyla 1’er yıldan 3’er yıla kadar hapis istemiyle haklarında dava açılan şahıslar hakkında karar açıklandı. Şahsın birine 1 yıl 15 gün, diğerine 10 ay hapis cezası verildi.
Metin Lokumcu Davası

İHD ve TİHV ortak yaptığı açıklama ile Metin Lokumcu Davasına çağrı yaptı ve adalet istemeye devam edeceklerini deklare etti. İki kurum, “İnsan hakları ve adalet isteyen herkesi, 20-21 Aralık 2021 tarihlerinde Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davayı izlemeye çağırıyoruz” dedi.

Metin Lokumcu
Cumhuriyet Gazetesi Cumhuriyet’te 8 gazetecinin işten atılması sonrası yaşanan süreçte istifa eden Genel Yayın Yönetmeni Aykut Küçükkaya’nın dün itibariyle gazeteyle olan ilişkisi koparıldı. Gazete çalışanları Küçükkaya’ya destek için bir açıklama yaptı ve işe iadesini istedi.
Cinayet Ankara’da 17 yaşındaki Gamze Açar’ın iş görüşmesi için gittiği otelin 5. katından düşerek ölmesiyle ilgili davada görgü tanığı olarak ifade veren otel çalışanı, “Kızı attık, dediklerini duydum” dedi.
Cinsel Taciz Rol aldığı Skyfall, Spectre ve No Time To Die adlı James Bond filmleriyle tanınan Naomie Harris, geçmişte bir filmin seçmeleri sırasında çok ünlü bir oyuncunun cinsel tacizine uğradığını açıkladı.
Kürtaj Yasağı Milla Jovovich, ABD’nin Teksas eyaletindeki tartışmalı kürtaj yasasına tepki gösterdi: “Kadını istemediği bir hamileliğe zorlamak acımasızlık!” Askıya alınan yasa, eğer yürürlüğe girerse altı haftalığı geçen hamilelikleri sonlandırmak mümkün olmayacak ve yasaya aykırı kürtaja yardımcı olanlar da yargılanabilecek.
Avukat Yücel Sayman

İstanbul Barosu eski başkanlarından Av. Prof. Dr. Yücel Sayman, İstanbul’da, tedavi edildiği hastanede, 82 yaşında hayata veda etti. Sayman, İstanbul Barosu önünde düzenlenecek törenin ardından 17 Aralık Cuma günü toprağa verilecek.

Prof. Dr. Yücel Sayman
Avukat Ünsal Kirmit

Hatay Barosuna kayıtlı Avukat Ünsal Kirmit, yazıhanesinde cansız bulundu. İki yıllık Avukat Kirmit’in ölümü ile ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Ölüm nedeninin intihar olabileceği ihtimali bulunuyor.

Avukat Ünsal Kirmit

Cinayet Adana’da, kendisine şiddet uygulayıp fuhşa sürüklediği iddiasıyla 2013’te evlendiği 1 çocuğunun babası olan eşi Hasan Karabulut’u (33) tabancayla vurarak öldüren ve yerel mahkemenin verdiği 15 yıl hapis cezası onanan Çilem Doğan (30), avukatı aracılığıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na kararın düzeltilmesi için itirazda bulundu. Adana 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi tarafında ‘tahrik ve iyi hal indirimi’ ile 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Doğan, “Meşru müdafaa hakkı önemli bir haktır. Benim durumum buna uyuyor. Fakat Yargıtay bunu uygulamadı. Her gün benim gibi kendini savunmaya çalışan kadınlar ölüyor. Bu karar bana ‘neden ölmedin, kendini savunmamalıydın’ mesajı veriyor. “ dedi.
Kaçakçılık İzmir’in Aliağa ilçesindeki bir ev ve depoya 3 gün arayla düzenlenen operasyonda, farklı dönemlere ait 356 parça tarihi eser ve 18’inci yüzyıla ait 27 yağlı boya tablo ve ikona ele geçirildi
Hakimlik Sınavı Hakimlik sınavı giriş yerleri açıklandı! Hakimlik sınavı giriş yerleri ile ilgili ÖSYM tarafından açıklama yapıldı. 2021-Adalet Bakanlığı Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı (2021-Adli Yargı), 2021-Adalet Bakanlığı Avukatlar için Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı (2021-Adli Yargı-Avukat) ile 2021-İdari Yargı Hakim Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavına (2021-İdari Yargı) katılacak adayların giriş belgesi yayımlandı.
Operasyon Karabük Valiliği, Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı’nın otomobil stokçularına yönelik yürüttüğü soruşturma ile ilgili açıklama yaptı. Karabük merkezli 50 ilde “bayilerdeki araçları toplayarak tekel oluşturdukları ve araç fiyatlarındaki artışı etkiledikleri” gerekçesiyle 51 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.
Avukat Aysel Tuğluk Diyarbakır Barosu önünde, eski Milletvekili ve Avukat Aysel Tuğluk’un sağlık durumuna ilişkin basın açıklaması yapıldı. Cezaevlerinde son dönemlerde giderek artan hak ihlallerine karşı duyarlı olunması istendi.
Akciğer ve kemik kanseri tedavisi gören ve hastanenin “cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen ATK’nın “hapiste kalabilir” rapor verdiği Halil Güneş, Diyarbakır 2 Nolu Cezaevinde öldü. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen ve 29 yıldır cezaevinde bulunan 49 yaşındaki Güneş, akciğer ve kemik kanseri tedavisi görüyordu.
“Kabul Etmiyoruz Vazgeçmiyoruz” diyerek kayyım rektöre karşı çıkan Boğaziçi Üniversitesi Akademisyenler 50 haftasına giren eylemlerinde 233. kez rektörlük binasına sırtlarını döndüler.  2 Ocak 2021’de başlatılan eylemler özerk ve demokratik üniversite talebiyle devam etti.

 

Temsil Heyetine ve TBMM Birinci Dönem Üyelerine Aylık Bağlanması

0

Temsil Heyetine ve TBMM Birinci Dönem Üyelerine Aylık Bağlanması, “Sivas Kongresince seçilen Temsil Heyeti Üyeleriyle Türkiye Büyük Millet Meclisinin Birinci Döneminde bulunan Üyelere vatanî hizmet tertibinden aylık bağlanması hakkında Kanun” il 15 Aralık 1948 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş, Resmî Gazete’nin 20 Aralık 1948 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Sivas Kongresince seçilen Temsil Heyeti Üyeleriyle Türkiye Büyük Millet Meclisinin Birinci Döneminde bulunan Üyelere vatanî hizmet tertibinden aylık bağlanması hakkında Kanun

BİRİNCİ MADDE

Sivas Kongresince seçilen Temsil Heyeti Üyeleriyle Türkiye Büyük Millet Meclisinin Birinci Döneminde bulunan Üyelerden bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sağ bulunanlara yaşadıkları müddetçe ödenmek ve başkaca zam yapılmamak kaydiyle vatanî hizmet tertibinden 350 şer lira aylık
bağlanır.

İKİNCİ MADDE

Birinci maddede yazılı olanlardan ölmüş bulunanların ve bundan sonra ölecek olanların:

A) Evlenmemiş karısına, yaşadığı müddetçe;
B) Yirmi yaşma girmemiş, .yüksek tahsile devam etmekle ise yirmi beş yaşını geçmemiş erkek çocuklarına;
C) Evli bulunınıyan kız çocuklarına, evleninceye kadar;

Vatanî hizmet tertibinden 175 lira aylık bağlanır.

Bu madde gereğince aylığa müstahak olanlar birden fazla ise bu miktar aralarında müsavi olarak i aksim olunur.

ÜÇÜNCÜ MADDE

Sivas Kongresince seçilen Temsil Heyeti ile Türkiye Büyük Millet Meclisinin Birinci Dönemine Üye seçildiği halde iltihak etmiyenlerle iltihak ettikten sonra çekilenler, mazbatası kabul edilmıyenler, ıskat edilenler veya daimî bir memuriyeti tercih ederek ilgisini kesenler ve bunların ikinci maddede .yazılı dul ve yetimleri bu kanun hükümlerinden faydalanamazlar.

DÖRDÜNCÜ MADDE

Birinci madde hükmünce aylığa müstahak olanlardan Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyesi bulunanlarla 2847, 3656, 3659, 3661 sayılı kanunlara tabı dairelerden, resmî veya hususi kurumlarla bankalar, özel idare ve belediyelerden 350 lira ve ikinci madde hükmünce aylığa müstahak olup da aynı durumda bulunanlardan 175 lira veya daha fazla aylık (Her çeşit zamlariyle birlikte emekli, dul ve yetim ve vatanî hizmet aylıkları dâhil), ücret ve ödenek alanların bu vaziyet ve görevleri devam ettiği sünece bu kanun hükmünden faydalanamazlar. Aylığa müstahak olanların taaddüdü dolayısiyle ikinci maddenin son fıkrası gereğince aylık miktarı 175 liradan aşağı düşenlerden yukarda yazılı durumda olanların görevlerine ait aylık, ücret ve ödenekleri miktarı ikinci madde gereğince hesap edilecek hisselerinden fazla olduğu takdirde bu kanundan faydalanamazlar ve bunların hisseleri diğerlerine ilâve edilmez.

BEŞİNCİ MADDE

Birinci madde hükmüne göre aylığa müstahak olanlardan dördüncü maddede yazılı yerlerden aldıkları aylık, ücret ve ödenekleri 350 liradan aşağı olanlarla ikinci madde hükmüne göre aylığa müstahak olanlardan aynı durumda bulunup da aylık, ücret ve ödenekleri 175 liradan aşağı bulunanlara aylık, ücret ve ödenekleriyle (Her çeşit zamlariyle birlikte emekli, dul, yetim ve vatanî hizmet aylıkları dâhil) birinciler için 350, ikinciler için 175 lira arasındaki farklar vatanî hizmet tertibinden ödenir.

Dördüncü maddenin son fıkrasında yazılı olanların? görevi erine, ait aylık, ücret ve ödenekleri, hisselerine düşen aylık miktarından noksan bulunduğu takdirde aradaki farklar keza vatanî hizmet tertibinden ödenir.

ALTINCI MADDE

Vatan hıyaneti suçundan idam edilenlerin ikinci madde de yazılı dul ve yetimleri bu kanun hükümlerinden faydalanamazlar.

YEDİNCİ MADDE

Bu kanun yayımını kovalıyan ay başından itibaren yürürlüğe girer.

SEKİZİNCİ MADDE

Bu kanunu Bakanlar Kurulu yürütür.

14 Aralık 2021 – Hukuk Gündemi – Dün Ne Oldu?

0

14 Aralık – Hukuk Takvimi

Danıştay Kapadokya Kararı

Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin, UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Kapadokya’da Nevşehir Kalesi ve çevresinin Cumhurbaşkanlığı kararı ile yenileme alanı olarak belirlemesi hakkında açtığı davada Danıştay 6. Dairesi, Nevşehir Kalesi ve çevresinin “Yenileme Alanı” olarak belirlenmesine ilişkin 08/01/2020 tarih ve 31002 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 07/01/2020 tarih ve 2035 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının yürütmesini durdurdu. Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Haklılığımız kanıtlandı” dedi.

Hırsızlık

İstanbul’un Kadıköy ilçesinde 3 ayrı işyerinden hırsızlık yapan zanlı, polis ekipleri tarafından gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Zanlının 5 ayrı suçtan kaydı olduğu öğrenildi.  Mahkeme sorgusunda yoklama kaçağı olduğu anlaşılan zanlı gözaltı işlemlerinin ardından çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanarak Maltepe Cezaevi’ne gönderildi.

Sedat Peker Gazeteci Tuncay Mollaveisoğlu, TELE 1’de sunduğu “Anında Manşet” adlı programda, hakkında organize suç örgütü yöneticisi olduğu suçlamasıyla iddianame hazırlanan ve bir süredir dünya ile iletişiminin kesik olduğu iddia edilen Sedat Peker’in avukatı Ersan Barkın’la görüştüğünü, Peker’in hakkındaki dava dosyaları ile ilgili savunma hazırlığı yaptığını açıkladı.
Zabıta Kavgası

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) zabıta ekipleri ile Esenler Belediyesi zabıta ekipleri arasında çıkan kavgaya çevik kuvvet polisleri tarafından müdahale edildi. İBB’ye ait Esenler Dörtyol Meydanı’ndaki alanda Esenler Belediyesi’nin izinsiz etkinlik yaptığı iddia edildi. Devlet geleneklerine aykırı olarak görevlilerinin birbiri ile arbedeye girmesi hukuk dünyasında şaşkınlıkla karşılandı.

Esenler’de meydana gelen sıra dışı kavga
Siyasi Suçlama

Belarus’ta 2020 yılında devlet başkanlığı seçimlerinde aday olacağını açıkladıktan kısa süre sonra tutuklanan Sergey Tikhanovsky 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko’ya karşı kitlesel protesto gösterileri düzenleyen Tikhanovsky’ye yöneltilen suçlamalar arasında “kargaşa çıkarmak” ve “yetkililere karşı nefret uyandırmak” da bulunuyor.

Futbol TFF’den yapılan açıklamada, Beşiktaş’ın ligde Yukatel Kayserispor’u ağırladığı karşılaşmada çirkin ve kötü tezahürat ile saha olayları gerekçesiyle disipline gönderildiği belirtildi.
Kavala Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Kavala’yla ilgili AİHM’nin kararları uygulanmıştır ve serbest kalmıştır. Ama Kavala hakkında başka davalar olduğu için hapisten çıkmamıştır” dedi.
Hasta Mahpuslar İnsan Hakları Derneği, 2020 yılı başından bugüne kadar 7’si infaz ertelemelerinden kısa bir süre sonra olmak üzere en az 59 hasta mahpusun yaşamını yitirdiğini açıkladı. Açıklamada, Türkiye hapishanelerinde 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpusun olduğu belirtildi.
Asimilasyon BBC Türkçe’de yer alan habere göre, son olarak Eylül ayında, Kanada’da bir üst mahkeme, hükümetin Kanada Yerlilerine verilen hizmetleri, yerli olmayan çocuklar için olanlara kıyasla daha az finanse ettiğine dair 2016’da aldığı kararı onayladı ve 2006’dan sonra sosyal hizmetler sistemine dahil olan her çocuğa 40 bin Kanada doları (yaklaşık 31 350 ABD doları) ödeme emri verdi. Karara itiraz edeceğini açıklayan Kanada Hükümeti, eski yatılı okulların bulunduğu yerlerde 1100’den fazla isimsiz mezarın keşfedilmesinin ardından bu kararından vazgeçti. Karar, 1874 ile 1996 yılları arasında okullardaki yaklaşık 150 bin Yerli, Métis ve İnuit çocuğu ilgilendiriyor.
Dava İstanbul’da yaşayan dört trans kadına “hayasızca hareket” suçlamasıyla dava açıldı. 16 Temmuz’da Talimhane’de sokakta duran kadınlara açılan davanın ilk duruşması 8 Mart 2022 saat 11.05’te İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
Melih Gökçek Ankara Büyükşehir Belediyesi(ABB), görevden alınan ve hakkında birçok suç duyurusunda bulunulan eski Belediye Başkanı Melih Gökçek’in zimmetindeki zırhlı aracı teslim etmesinin yeterli olmadığını, “eşinin yönetici olduğu vakfa, malum spor kulübü derneklerine ve aile dostu olduğu bilinen kişilere ücretsiz tahsis edilen veya uzun süreli kiralanan yerleri” de teslim etmesi gerektiğini açıkladı.
Öğretmenlik Meslek Kanunu

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in, TBMM Genel Kurulu’nda eğitim bütçesi hakkında yaptığı konuşmada “Öğretmenlik Meslek Kanunu” taslağının aralık ayı içinde Meclis’e sunulacağını açıklamasına Eğitim-Sen tepki gösterdi: “Öğretmenlik Meslek Kanunu gibi önemli bir düzenleme kapalı kapılar ardında, kanunun muhatabı olan öğretmenlerin ve sendikaların iradesi dışında, onların görüşleri, önerileri, hakları ve talepleri dikkate almadan hazırlanmıştır. Meslek kanununun hazırlık süreci ve gündeme getiriliş biçimi, içeriğinden bağımsız olarak son derece antidemokratiktir.”

Akbelen Ormanı Muğla 1. İdare Mahkemesi, Akbelen Ormanında termik santrale karşı açılan dava kapsamında 7 Eylül’de gerçekleştirilen ilk bilirkişi keşfinin tekrarlanmasına karar verdi. KARDOK Derneği avukatlarının yaptığı itirazlar sonucu söz konusu ara kararı veren mahkeme, yeni keşif süreci tamamlanıncaya kadar orman kesimi ve madene tahsis işleminin yürütmesinin durdurulmasının da devamına karar verdi.
OHAL Prof. Dr. İzzet Özgenç, ağır ekonomik bunalım sonucu OHAL ilan edilebileceğini açıkladı ve ”OHAL ilânına toplum olarak hazırlıklı olmamız gerekir’ dedi. Özgenç, daha sonra özür diledi ve çıkış yolu olarak piyasa ekonomisini gösterdi. Özgenç, “Bu açıklamalarımla, kişilerin gelecek endişelerinin artmasına ve hatta, ülkemiz ekonomisinin zarar görmesine sebebiyet verdiysem, milletimden özür dilerim” dedi.
Yolsuzlukla Mücadele Konferansı BM Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesine Taraf Devletlerin temsilcilerinin bir araya geldiği Dokuzuncu BM Yolsuzlukla Mücadele Konferansı (COSP) Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde toplandı. COSP 17 Aralık’a kadar devam edecek. Dünyanın en büyük zirvelerinden biri olan konferansın sonuçları yolsuzluk sıralamasında dünyada 180 ülke arasında 80. olan Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor
KKTC-Maraş
AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Borrell, birliğin dışişleri bakanları toplantısına Kıbrıs’ta Kapalı Maraş’ın kısmen açılmasına karşı yaptırım olasılığı da içeren bir belge sunduğunu söyledi.
Nazlı Ilıcak
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Gazeteci Nazlı Ilıcak’ın ‘terör örgütü üyesi olduğuna dair somut kanıt bulunmadığı’ yönünde ihlal kararı vererek Türkiye’nin Ilıcak’a manevi tazminat olarak 16 bin Euro ödemesine hükmetti.
Hapishane
Hapishanelerdeki hasta mahpusların durumuna dikkat çeken İHD İzmir Şubesi, Türkiye hapishanelerinin “İnsan hakları ihlal merkezlerine” dönüştüğünü belirtti.
Cinayet
Konya’nın Meram ilçesinde 30 Temmuz’da Dedeoğulları ailesini öldüren Mehmet A. ile Çalık ve Keleş aile fertlerinin yargılandığı davanın ilk duruşması, Konya 4.üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı.
İhraç
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne(TSK) bağlı Libya Görev Grubu Komutanlığı’nda görevlendirilen 56 uzman çavuş, komutanlarını kendilerine mobbing yapmakla suçlayarak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na (CİMER) toplu şikâyet dilekçesi verdikten sonra ihraç edildi. Haklarında disiplin soruşturması başlatılan askerlerin görevlerine son verildi ve haklarında adli soruşturma da başlatıldı.
Hayvan Hakları
Bartın Kayadibi Çavuş Köyü’nde 25 Temmuz 2021’de M.D. isimli erkek, bir köpeğe tecavüz etti. Yurttaşların şikâyeti üzerine şahıs önce gözaltına alındı ve tutuklandı. Bartın Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği, Bartın Çevre Kültür ve Doğal Varlıkları Koruma Derneği, Hayvan Hakları ve Etiği Derneği ile Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin davaya katılım talepleri kabul edildi.
Venedik Komisyonu
Venedik Komisyonu(Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu), Macaristan’daki otoriter Orbán rejimi tarafından “küçüklere LGBTQ+ tasvirlerini yasaklayan” yasaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olduğunu bildirdi: “Bu yasalar ayrımcı, ifade özgürlüğünü ve anne babaların çocuklarını kendi inançlarına göre yetiştirme hakkını ihlal ediyor.”

Türkiye’de Yayınlanmış Hukuk, Felsefe ve Düşünce Dergileri

0
Cogito Dergisi

Türkiye’de Yayınlanmış Hukuk, Felsefe ve Düşünce Dergileri, yayın hayatına başlama yılına göre kronolojik olarak listelenmiştir. Birçok dergi yayın hayatına devam edememiş ve yayın dünyasından çekilmiştir. Düşünce dünyasına adım atan birçok dergi ekonomik nedenler, siyasal baskılar, istikrarsız yayın çizgisi ve başkaca nedenlerle yayınlara devam edememiştir. Bazı dergiler uzunca bir süre yayınlanmayı başarmışlardır.

Birikim Dergisi, Boğaziçi Üniversitesi tarafından çıkarılan Felsefe Tartışmaları, Yapı Kredi Yayınları tarafından çıkarılan Cogito ve Varlık Dergisi bunların uzun süre yayınlanmıştır. Ekonomik sebeplerle yada siyasal etkilerle yayını sonlanan bazı dergiler daha sonraki yıllarda yeniden yayınlanmaya başlamıştır. 

 

 

 

Hukuk, Felsefe ve Düşünce Dergileri Kronolojik Listesi

1849-1851: Vakâyi Tıbbiye (İlk Türkçe dergi) 28 sayı yayımlanmıştır.
1860: Tercümân-ı ahvâl (Âgah Efendi)
 1862: Tasfir-i Efkâr (Şinâsî daha sonra Namık Kemal)
1862: Mecmûa-i Fünûn
1862:İlk resimli dergi Mir’at yayın hayatına başlamış ve üç sayı çıkmıştır.
1864 Matbûât Nizamnâmesi-Cezâ Kânunnâmesi 
1867: Yayın hayatında kısıtlamalar genişletilmiş ve birçok gazeteci İstanbul’dan uzaklaştırılmıştır. 
1870: Ulûm Gazetesi
1872: Dağarcık, Mazbutâtül-Fünûn
1873: Cüzdan
1874: Kasa; Müteferrika; Sandık

1876: Kanuni Esasinin İlanı ( I. Meşrutiyet)

1878:Sansür Heyeti kurulmuştur. 

1879: Mebâhis-i Mütenevvia
1880: Mecmua-ı Ulûm
1882: Âfâk; İbn-i Sînâ
1884: Güneş (Beşir Fuad)
1888: Mizan
1891: Mektep; Servet-i Fünûn
1895: Meşveret
1904: İctihad
Felsefe Tartışmaları Dergisinin 52. Sayısının Kapağı

24 Temmuz 1908 : II. Meşrutiyet’in İlanı 

1908: Aşiyan, Bârika, Beyânülhak; İttihâd-ı İslâm; Mehakimü’l Ahlâk; MusavverEmel; Misbah; Musavver Muhit; Ulum-i İktisadiyye ve İçtimaiyye Mecmuası;Resimli Kitap; Sebilürreşad
1909: Arkadaş, Cehd, Cerîde-i Sûfiyye; Eşref; Genç Kadın; Hüsün ve Şiir; Nabî; Tarîk-i Hidâyet; Türk Derneği Mecmuası
1909 Adalet Dergisi (Adliye Ceridesi
1910: Donanma; Felsefe-i Mûsikî; Genç Tabib; Hak Yolu; Piyano Mecmuası; Hikmet;İnsâniyet; Medeniyet; Rübâb; Sosyalist; Tearüf-i Müslimîn; Tecelli; Tenkîd
1911: Beşeriyet, Farik, Genç Kalemler; Erganon; Tasavvuf; Türk Yurdu; Ufk-ı Âtî;Ulum-Riyaziye ve Hikemîye Mecmuası; Yaprak; Yeni Felsefe Mecmuası
1912: Dârülfünûn Dersleri; Şahap; Yirminci Asırda Zeka Mecmuası
1913: Bilgi Mecmuası; Felsefe Mecmuası; Halka Doğru; Hürriyet-i Fikriye/Uhuvvet-iFikriye; Lem’a; Millî Tetebbular Mecmuası; Nihal; Yeni Turan
Varlık Dergisi 1. Sayı Kapağı – 1933
1914: Feylesof; Seyyâle; Türk Sözü
1916: Dârülfünûn Edebiyat Fakültesi Mecmuası; Edebiyat-ı Umûmiye Mecmuası
1917: Yeni Mecmua
1918: Âtî; Fağfur
1918 Türk İdare Dergisi
1919: Beşer ve Tabiat; Büyük Mecmua; Edebî Mecmua; İleri; Kurtuluş
1920: Armağan; Dergâh; Şebâb
1921: Aydınlık 
1922: Edebî Şark; İlim-Fen-Felsefe Tetebbuatı Mecmuası; Küçük Mecmua

1923 : Cumhuriyetin İlanı 

1923: Envâr-ı Ulûm; Mihrap; Millî Mecmua
1924: Yeni Hilal
1925: Asri Müslümanlık; Dârülfünûn İlahiyat Fakültesi Mecmuası; Yadigar; Yeni Fikir
1926: Hayat1927: Felsefe ve İçtimâiyyât Mecmuası; Güneş
1928: Güzel Mecmua
1298 : Türk İdare Dergisi

1928 (1 Kasım): Harf İnkılabı 

1932: Felsefe Yıllığı; Kadro
1933: Fikir Hareketleri; Ülkü; Varlık; Yeni Türk Mecmausı
1934: İş Mecmuası; Yeni Adam
1935: Yirminci Asırda Zeka Mecmuası
1935 İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası
1936: Bilgi Yurdu
1937: Her Ay: Siyasa, İlim, Sanat
1938: İnsan; Kalem
1939: Felsefe Semineri Dergisi; Hareket; Oluş;
1945: Felsefe Arkivi
1947: Felsefe Tercümeleri Dergisi
1953: Türk Düşünce Dergisi
1963: Araştırma (DTCF Felsefe Araştırmaları Enstitüsü Dergisi)
1972: Felsefe Dergisi
1975: Birikim
1977: Toplum ve Bilim
1979: Çeviri; Milli Eğitim Bakanlığı Dergisi: Düşün-Bilim-Eğitim-Sanat
1982: Seminer: & Seminer: Felsefe; Yazko Felsefe Yazıları
1987: Felsefe Tartışmaları: A Turkish Journal of Philosophy
1988 Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
1991: Bilim-Felsefe-Tarih (B.F.T); Felsefe Dünyası
1992 Adli Tıp Bülteni
1993 Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi(HFSA)
1994: Cogito Dergisi
1996: Dîvân
1997: Doğu-Batı, Felsefelogos
1998: Us
2000 Rekabet Dergisi
2001: Kaygı; Tabula Rasa
2002: Kutadgubilig; Yeditepe’de Felsefe
2002 İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
2003 Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi
2004: Felsefe Yazın
2004 Güncel Hukuk Dergisi
2005: Felsefe Ekibi İnternet Dergisi
2005 İndigo Dergisi
2006: (Flsf) Ayraç içinde ve altı çizili felsefe
2006: Lapsus
2008: Baykuş; Sözcelem
2010 Türkiye Adalet Akademisi Dergisi
2011: Beytülhikme
2013: Felsefi Düşün Dergisi
2013 Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi
2014 Ombudsman Akademik Dergisi
2014 Temâşâ Felsefe Dergisi
2016 Hukuk Defterleri Dergisi
2017 Sosyal Haklar Dergisi

12 Aralık 2021 – Dün Ne Oldu? – Hukuk Dünyası

0

12 Aralık 2021 – Dün Ne Oldu? – Hukuk Dünyası

Erdoğan’ın fotoğrafını yere atan kişi tutuklandı

Zonguldak Ereğli’de kaymakamlık binası girişinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan fotoğrafını yere atan A.Ç. tutuklandı. Gazete Duvar’ın haberine göre; “Ereğli ilçesinde önceki gün kaymakamlık binasının giriş katında bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın çerçeveli fotoğrafını yere atıp kırdığı için gözaltına alınan A.Ç. çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. İddiaya göre, önceki gün bir evrak işi için Ereğli Kaymakamlığı’na giden A.Ç., binanın giriş katındaki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çerçeveli fotoğrafını alıp hakaret ederek yere attı. Olay yerine gelen polisin gözaltına aldığı A.Ç. ilk ifadesinde ekonomik sıkıntılar yaşadığını, öfkesine hakim olamayarak fotoğrafı yere attığını söyledi. Sağlık kontrolünden sonra emniyette ifadesi alınan A.Ç., nöbetçi savcının tutuklama talebiyle gönderildiği mahkemece “Devlet büyüklerine hakaret” suçundan tutuklandı.”

Aşı karşıtları Beyoğlu’nda deve ve eşekle eylem yaptı

Toplantı ve gösteri yapılmasına izin verilmeyen Beyoğlu’nda aşı karşıtları deve ve eşekli eylem yaptı. Göstericiler maske kullanımını ve PCR testini protesto etti. Bilim kurallarını ihlal eden ve “Maske Mesafe Yalanına Son, Maskeli Köle Olmayacağız” diye slogan atan grup üyeleri açtıkları pankartlarla PCR testin uygulamasına son verilmesini istedi. Aşı karşıtları 15 Kasım 2021’de Dayatmasız Yaşam Partisi’ni kurmuştu.  

HDP İstanbul 4. Olağan Kongresi hakkında suç duyurusu

Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı, HDP’nin İstanbul Kongresi hakkında suç duyurusunda bulundu. HDP İstanbul 4. Olağan Kongresi’nde ‘Abdullah Öcalan lehine slogan atıldığı’ ve ‘örgütsel marşlar söylendiği’ gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu belirtildi. Polis açıklamasında “Kongre salonunda katılımcılar tarafından Terör Örgütü elebaşını övücü sloganlar ile örgütsel marşların söylenmesinin tespit edilmesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.” denildi.

Sosyal Medya Röportaları yapan 3 YouTuber gözaltına alındı

Youtube’da sokak röportajı yapan ‘Kendine Muhabir’ ve ‘Sade Vatandaş’ ve ‘İlave TV’ kanallarının sahipleri sabah saatlerinde gözaltına alındı. İlave TV’nin sunucusu Arif Kocabıyık ile kanalın kameramanı, Kendine Muhabir kanalının sunucusu Hasan Köksoy  ve  Sade Vatandaş’ın sahibi Mehmet Koyuncu gözaltına alındıklarını duyurdular. Antalya İl Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, gözaltı gerekçesi ile ilgili ise bilgi verilmedi. Yapılan açıklamada, dört ismin gözaltındaki işlemlerinin devam ettiği belirtildi.

Mercedes Dava Açacağını Açıkladı
Mercedes otomobil firması, Formula 1’de Red Bull-Honda takımından Max Verstappen’in son turda kazandığı final yarışının ardından yaptıkları itirazların reddedilmesini mahkemeye taşıyacağını açıkladı. Formula 1’de Red Bull-Honda takımından Max Verstappen, büyük çekişmenin yaşandığı son yarış sonrasında Mercedes’in Büyük Britanyalı pilotu Lewis Hamilton’u geçerek ilk şampiyonluğuna ulaşmıştı.
Öğretmenlik Meslek Kanunu
Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Öğretmenlik Meslek Kanunu tasarısını bu ay içinde meclise sevk edeceklerini açıkladı.
Kim Milyoner Olmak İster

‘Kim Milyoner Olmak İster’ programında, insanlara nasıl araba kullanılacağını anlattığını ve trafik kurallarını anlattığını söyleyen yarışmacı, bir trafik levhasının ne anlama geldiği konuda sorulan soruya yanıt veremedi ve yarışmadan elendi.

Gözaltı 

Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü tarafından Konur Sokak civarından gözaltına alınan öğrencilerden birinin kolu kırıldı. Gözaltılar hakkında savcılığın “İfadelerini alın bırakın” talimatı verdiği belirtildi.

Çevre
Aydın’ın Çine ilçesinde Eysim Madencilik’in faaliyetlerine direnen köylülerden Ali Coşkun ve Canan Coşkun’a silahlı saldırı düzenlendi. Evlerine 60 metre uzaklıkta işletilen madene karşı mücadele eden Topçam köylüsü Coşkun çiftine üzerine ateş açıldı. Çevreciler, saldırganların bulunmasını talep etti.

Kerem Bürsin

Oyuncu Kerem Bürsin, Birleşmiş Milletler Kadın Birimi toplumsal cinsiyet eşitliği alanında etkinlikler yürüten ‘HeForShe Hareketi‘nin sözcülüğüne getirildi.

Garibe Gezer
İzmir’de Kadınlar Birlikte Güçlü’nün çağrısıyla bir araya gelen kadınlar, Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yaptıkları açıklamada cezaevinde ölen ve intihar ettiği açıklanan Garibe Gezer’in ölümü sonrası cezaevlerindeki tecrit uygulamalarını protesto etti.
Adli Vaka 

Antalya’da bir uzman er, tartıştığı kadın polis memurunu sokak ortasında bıçakladı. Olayda kadın polis ağır yaralanırken, vatandaşlar tarafından kaçarken yakalanan uzman er, polis ekiplerine teslim edildi.

Barınamıyoruz

Ankara’da “Barınamıyoruz Hareketi” eylemlerinde gözaltına alınan 86 öğrenciden 23’ü serbest bırakıldı. Ankara’ya gelen öğrenciler şehir girişinde iki ayrı noktada gözaltına alınmıştı

Saldırı
İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş’ın annesinin cenazesi için İzmir’e giden İstanbul Havalimanı’ndan sorunlu Emniyet Müdürü Hüseyin Ağca, aynı günün gecesinde bir eğlence mekanının önünde silahla vuruldu. Sol baldırından yaralanan Ağca, Alsancak Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Saldırganların yakalanması için başlatılan çalışmanın sürdüğü belirtildi.
Sansür 
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Özel Tiyatrolara Yardım Değerlendirme Komisyonunun kararı, BGST Tiyatro’dan Aysel Yıldırım ve Moda Sahnesi’nden Kemal Aydoğan, T24’te Ayşen Güven’e “örf ve adet” sansürünü değerlendirdi. Devlet desteğinden yararlanmadıklarını ifade eden Aysel Yıldırım, “Bir tiyatroyu örf ve adete uygun oyun yapmadığı için desteklemiyorsanız bunun adı sansürdür” dedi.
Cinayet 

İstanbul Pendik’te boğazını keserek 7 yaşındaki kızını öldüren baba intihar girişiminde bulundu. Şahsın, sosyal medyada kızının fotoğrafını paylaştığı ve “Seni çok seviyorum güzel kızım” dedikten sonra kızını öldürdüğü öğrenildi. Cinayette yeni detaylar ortaya çıktı. Katil babanın, eşiyle arasında uzaklaştırma kararı olduğu ve cinayeti işlemeden önce kızını anneannesinden aldığı öğrenildi.

Boris Johnson

İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın koronavirüs kurallarını ihlal ettiği öne sürüldü. Johnson’ın geçen yıl uygulanan karantina döneminde iki iş arkadaşı ile Noel eğlencesi için bir araya geldiği iddia edildi. Başbakan hakkında soruşturma açılıp açılmayacağı henüz bilinmiyor.

İstanbul’da kendilerini polis olarak tanıtan telefon dolandırıcılarının yüksek mühendis C.A. adlı kadını 1 milyon dolar dolandığı ortaya çıktı.  Polis, dolandırıcıları arıyor.

Dolandırıcılık

İstanbul’da kendilerini polis olarak tanıtan telefon dolandırıcılarının yüksek mühendis C.A. adlı kadını 1 milyon dolar civarında dolandığı ortaya çıktı.  Polis, dolandırıcıları arıyor.

Berfin Özek
Hatay’ın İskenderun ilçesinde Berfin Özek (21), 2 yıl önce yüzüne asit dökmesi sonucu yüzünden yaralanmasına neden olan eski erkek arkadaşı Casim Ozan Çeltik (23) ile evlendi. Berfin Özek, saldırının ardından yakalanarak tutuklanan ve Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, ‘kasten yaralama’ suçundan 13 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Çeltik hakkındaki şikayetinden vazgeçmiş ve sanık tahliye olmuştu.

 

Yaşadığı Ülkenin Uyruğunda Olmayan Kişilerin İnsan Hakları Bildirisi

0

Yaşadığı Ülkenin Uyruğunda Olmayan Kişilerin İnsan Hakları Bildirisi, Birleşmiş Milletler tarafından 13 Aralık 1985 tarihinde kabul ve ilan edilmiştir.

Yaşadığı Ülkenin Uyruğunda Olmayan Kişilerin İnsan Hakları Bildirisi

BAŞLANGIÇ

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu,

Herkesin ırk, cinsiyet, dil ve din ayrımı gözetmeksizin insan hakların ve temel özgürlüklerine evrensel saygıyı ve uygulamasını teşvik eden Birleşmiş Milletler Şartını gözeterek,

Bütün insanların onurları ve hakları bakımından eşit ve özgür doğduklarını ve herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya diğer bir görüş, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğum veya diğer bir statü gibi bir ayrım gözetilmeksizin bu Bildiride yer alan bütün haklara ve özgürlüklere sahip olduklarını ilan eden İnsan Hakları Evrensel Bildirisini gözeterek;

Ayrıca İnsan Hakları Evrensel Bildirisinin, herkesin her yerde, kişiliğinin hukuk önünde tanınmasına hakkının olduğunu ve herkesin hukuk önünde eşit ve hiçbir ayrımcılığa uğramadan hukukun korumasından eşit olarak yararlanacağına, bu Bildirinin ihlaline yönelik bir ayrımcılığa ve böyle bir ayrımcılık kışkırtmasına karşı hukukun korumasından eşit olarak yararlanacağını ilan ettiğini gözeterek;

Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Taraf Devletlerin, bu Sözleşme’de belirtilen hakları ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya diğer bir görüş, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğum veya diğer bir statü gibi bir ayrım gözetilmeksizin uygulamayı güvence altına almayı yükümlendiklerinin farkında olarak;

Ülkeler arasındaki iletişimin iyileştirilmesi, barışçıl ve dostça ilişkilerin geliştirilmesi gereği ile uyruğunda olmadıkları ülkelerde yaşayan bireylerin artacağının bilincinde olarak;

Birleşmiş Milletler Şartının amaç ve ilkelerini teyit ederek;

İnsan hakları ve temel özgürlükleri sağlayan uluslararası organların ayrıca uyruğu olduğu ülkede  yaşamayan bireylere de sağlamasını kabul ederek;

Bu Bildiri aşağıdakileri ilan eder:

Madde 1

Bu bildirinin amaçları bakımından “yabancı” kelimesi, aşağıdaki maddelerde yapılan nitelemeler de göz önünde tutularak, bulunduğu ülkenin uyruğunda olmayan birey için uygulanır.

Madde 2

1.Bu Bildirideki her hangi bir hüküm, yabancı bir kimsenin bir Devlete yasadışı yollardan girişini ya da bulunuşunu meşrulaştıracak şekilde veya herhangi bir Devletin yabancıların ülkeye girişi, kalış süresi ve koşulları ya da vatandaşlar ile yabancılar arasındaki farkları belirleyen yürürlükteki yasaların ve düzenlemelerin getirdiği hakları sınırlayacak şekilde yorumlanamaz. Bununla birlikte bu yasalar ve düzenlemeler, bu Devletin insan hakları alanındaki yükümlülükleri dahil, uluslararası yükümlülüklerine aykırı olamaz.

2.Bu Bildiri, bir Devletin iç hukukta yabancılara vermiş olduğu hakları veya Devletin uluslararası hukuka göre yabancılara vermekle yükümlü olduğu hakları yabancılara tanımamış olsa veya daha az ölçüde tanımış olsa bile, iç hukukta verilmiş hakların kullanılmasını engellemez.

Madde 3

Her Devlet, yabancılarla ilgili ulusal mevzuatını ve düzenlemelerini alenileştirir.

Madde 4

Yabancılar, ikamet ettikleri ya da bulundukları Devletin yasalarına uyarlar ve bu ülke halkının gelenek ve göreneklerine saygı gösterirler.

Madde 5

1.Yabancılar, ulusal hukuk ve ilgili Devletin uluslararası yükümlülüklerine bağlı olarak, özellikle aşağıdaki haklardan yararlanırlar:

1.Yaşama hakkı ve kişi güvenliği hakkı; hiçbir yabancı keyfi olarak gözaltına alınamaz veya tutulamaz; hiçbir yabancı hukukun öngördüğü sebeplere dayanmadıkça ve hukukun öngördüğü usule uyulmadıkça, özgürlüğünden yoksun bırakılamaz;

2.Kişinin mahremiyetine, aile yaşamına, konutuna veya haberleşmesine keyfi veya hukuka aykırı müdahaleye karşı korunma hakkı;

3.Mahkemeler, yargı yerleri ve adli işlerde bulunan diğer bütün makamlar önünde eşitlik hakkı ve gerektiği taktirde ceza yargılamasında ve hukuken öngörülen diğer yargılamalar sırasında çevirmenden ücretsiz yararlanma hakkı;

4.Bir eş seçme, evlenme ve aile kurma hakkı;

5.Düşünce, fikir, din ve vicdan özgürlüğü; sadece hukuken öngörülen ve kamu güvenliği, düzeni, sağlığı ve ahlakı ya da başkalarının temel hak ve özgürlüklerinin korunması gerekli olduğu sınırlamalar hariç, din veya inancını açığa vurma hakkı;

6.Kendi dilini, kültürünü ve geleneklerini sürdürme hakkı;

7.Yurtdışındaki kazançlarını, birikimlerini ya da diğer kişisel parasal malvarlığını, ulusal kambiyo mevzuatına bağlı olarak transfer edebilme hakkı;

2.Yabancılar, hukuken öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, düzeni, sağlığı ya da ahlakı ya da başkalarının hak ve özgürlüklerini korumanın gerekli olduğu ve ilgili uluslararası belgelerde tanınan haklara uygun olan sınırlamalara tabi olarak, aşağıdaki haklardan yararlanırlar:

1.ülkeden ayrılma hakkı;
2.ifade özgürlüğü;
3.barışçıl toplanma özgürlüğü;
4.ulusal hukuka bağlı olarak, kendi başına ya da başkalarıyla birlikte mal ve mülke sahip olma hakkı.
3.İkinci fıkradaki hükümlere bağlı olarak, bir Devletin ülkesinde hukuka uygun olarak bulunan yabancılar seyahat özgürlüğünden ve Devletin sınırları içinde seçeceği yerde ikamet özgürlüğünden yararlanır.
4.Ulusal mevzuata ve izne bağlı olarak, Devletin ülkesinde hukuka uygun bir şekilde kalan yabancının eşi ve küçük ya da bağımlı çocuklarının, kendisine refakatine, kendisiyle birleşmelerine ve kalmalarına izin verilir.

Madde 6

Bir yabancı işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz ve ayrıca özgür iradesi olmaksızın tıbbi ya da bilimsel deneye tabi tutulamaz.

Madde 7

Bir Devletin ülkesinde hukuka olarak bulunan bir yabancı, sadece hukuka uygun olarak verilmiş bir karar gereğince ülkeden çıkarılabilir ve istisnai olarak ulusal güvenliğin zorlayıcı nedenleri başka türlü gerektirmedikçe, ülke dışına çıkarılma kararına itiraz etmesine ve davasının yeniden gözden geçirilmesine ve bu amaçla yetkili merci ya da yetkili merci tarafından atanmış kişi ya da kişiler önünde temsil edilmesine izin verilir. Bu yabancıların ırk, renk, din, kültür, soy ya da ulusal ya da etnik kökenleri yüzünden bireysel ya da kolektif olarak sınırdışı edilmeleri yasaklanır.

Madde 8

1.Devletin toprağında yasal olarak ikamet eden yabancılar, 4. maddedeki yükümlülüklerine tabi olarak ve ulusal hukukun öngördüğü şekilde, aşağıdaki haklardan da yararlanırlar:

1.Güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarına, eşit çalışma değerlerinde özellikle kadınlara erkeklerin yararlandıklarından daha aşağı olmayacak çalışma koşullarının garanti edilmesi, eşit işe eşit ücret gibi herhangi bir ayrımcılık yapılmadan adil ücret ve eşit ödüllendirilme hakkı;

2.Sendika ve diğer örgütler ya da kendi seçtiği derneklere üye olabilme, etkinliklerine katılabilme hakkı. Hukuken öngörülmüş olmak ve demokratik bir toplumda gerekli, ulusal güvenlik ya da kamu düzeninin yararı ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması gibi gerekçelerden başka bu hakların uygulanması sınırlanamaz;

3.Sağlık koruması, tıbbi bakım, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler, eğitim, dinlenme ve boş zaman hakları katkıda bulunmakla ilgili düzenlemeler uyarınca yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ve Devletin kaynaklarında aşırı zorlanmaya neden olmamak kaydıyla sağlanır.

2.Yabancının bulunduğu ülkedeki katkı paylı etkinliklere katılmasına bağlı haklarının korunması için yabancıların hakları, ilgili Hükümetler arasında iki taraflı ya da çok taraflı sözleşmelerle tespit edilebilir.

Madde 9

Hiçbir yabancı yasal olarak edindiği servetinden keyfi olarak yoksun bırakılamaz.

Madde 10

Bir yabancı herhangi bir zamanda uyruğunda olduğu Devletin konsolosluğu ya da diplomatik misyonu ile bunların yokluğu halinde uyruğunda olduğu ya da ikamet ettiği yerde, Devletin çıkarlarının korumakla yetkilendirilmiş başka herhangi bir Devletin konsolosluğu ya da diplomatik misyonu ile görüşmekte serbesttir.

Türkiye- Filipin Cumhuriyeti Dostluk Antlaşması

0

Türkiye- Filipin Cumhuriyeti Dostluk Antlaşması, 13 Haziran 1949 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti ile Filipin Cumhuriyeti arasında Vaşington’da imzalanıştır.

Dostluk Antlaşması, 5464 Sayılı Kanun (Türkiye Cumhuriyeti ile Filipin Cumhuriyeti arasında Vaşington’da imzalanan Dostluk Antlasmasının onanması hakkında Kanun) ile 12 Aralık 1939’da mecliste kabul edilmiş ve 17 Aralık 1949’da Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Antlaşma Türkiye adına, Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi Feridun Cemal Erkin tarafından imzalanmıştır. Filipinler adına ise dönemin ABD Büyükelçisi Joaquin M. Elızalde tarafından imza koyulmuştur. Her iki isim daha sonra kendi ülkelerinde Dışişleri bakanlığı yapmışlardır.

Antlaşma ile, iki taraf arasında uluslararası teamüller göre diplomatik misyon tesisi öngörülmüş, aralarında çıkan sorunların çözülememesi halinde BM Uluslararası Adalet Divanı‘na müracaat edilerek sorunların çözülmesi kararlaştırılmıştır. Bir ülkenin vatandaşları diğer ülkede; menkul ve gayrimenkul iktisap edebilecek, seyahat ve ikamet edebilecek, mütekabiliyet esasına göre ekonomik faaliyet yürütebileceklerdir.

İkinci Dünya Savaşı sonrası, 4 Temmuz 1946’da, bağımsızlığını ABD’den kazanan Filipinler’in tanınması 1946’da gündeme gelmiştir. 1949’daki dostluk antlaşmasından önce 19 Eylül 1946’da “Filipin Cumhuriyetinin Hükümetimiz tarafından tanınması ve Filipin menfaatlerinin memleketimizde Amerika Birleşik Devletleri Büyük Elçiliği ve Konsolosluk makamları tarafından temsil edilmesi için yapılan teklifin kabulü, Dışişleri Bakanlığının 27/8/1946 tarihli ve 56068/245 sayılı yazısı üzerine, Bakanlar Kurulunun 19/9/1946 tarihli toplantısında kararlaştırılmış; Filipinlerin tanınması ve diplomatik ilişkilerin geliştirilmesi yönündeki ilk çalışmalar 1946 yılında başlamıştır.

7.641 adet ada ve adacıktan oluşan Filipinler ile ilk diplomatik ilişki Türkiye- Filipin Cumhuriyeti Dostluk Antlaşması ile kurulmuştur. Türkiye’nin Manila Büyükelçiliği 17 Ekim 1990 tarihinde, Filipinler’in Ankara Büyükelçiliği ise Ekim 1991’de açılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti ile Filipin Cumhuriyeti arasında Dostluk Antlaşması

Türkiye Cumhuriyeti ile Filipin Cumhuriyeti , aralarında teyemmün en mevcut dostluk münasebetlerini, hukuki, harsî ve iktisadi bağlarını resmî vesaitle kuvvetlendirmek suretiyle sağlamlaştırmak v e deva m ettirme k arzusund a bulunduklarından bir Dostlu k Antlaşması akdine karar vermişler ve (bu amaçla

Murahhasları:
Türkiye Cumhurbaşkanı, Amerika Birleşik Devletleri nezdinde Büyük Elçi Ekselans Feridun Cemal Erkin’i,

Filipin Cumhurbaşkanı, Amerika Birleşik Devletleri nezdinde Büyük Elçi Ekselans Joaquin M. Elızalde’yi tâyin etmişlerdir.

Bu murahhaslar usulüne uygun yetki belgelerini gösterdikten sonra aşağıdaki maddeler üzerinde mutabık kalmışlardır:

Madde  1

Türkiye Cumhuriyeti ve Filipin Cumhuriyeti ile Türk ve Filipin milletleri arasında ebedî barış ve daimî dostluk bulunacaktır.

Madde 2

İki Yüksek Âkşd arasında, diplomasi veya tavassut veya tahkim yoliyle matluba muvafık surette halledilemiyen her hangi bir anlaşmazlık çıkarsa Taraflar işi hal için kuvvete müracaat etmiyecekler ve anlaşmazlığı son karar için Beynelmilel Adaleti Divanına havale eyliyeceklerdir. Bu taahhüt, Türkiye Cumhuriyeti ile Filipin Cumhuriyetinin esas itibariyle milli yetkilerinde n saydıkları meselelerle ilgili anlaşmazlıklara şâmil olmayacaktır.

Madde 3

Yüksek Âkid Taraflardan her biri diğer Taraf nezdine diplomatik temsilciler tayinine çalışacak ve bu temsilciler tanınıp kabul edildikten sonra, ödevlerinin devamı müddetinee, mütekabiliyet esasına dayanarak, beynelmilel hukuk ve teamül gereğince umumiyetle tanınmış olan haklar, imtiyazlar ve muafiyetlerden faydalanacaklardır.

Madde 4

Yüksek Âkidlerden her biri diğerine başkonsolos, konsolos, konsolos muavini ve konsolosluk ajanları göndermek ve diğerinden bu kabil memurlar kabul etmek hakkına malik olacak; ve bu memurlar usulüne uygun olarak buyrultu veya diğer bir tanınma vesikasiyle mücehhez bulunmakla, diğer Tarafın topraklarında, Yüksek Âkid Taraflarca mutabık kalınacak yerlerde, ikametlerine müsaade edilecektir.

Yüksek Âkidlerden her birinin konsolosluk memurları, ödevlerine başladıktan sonra, diğer Tarafın toprağında, umumiyetle kabul edilmiş beynelmilel hukuk kaideleri ve teamül gereğince aynı statü ve dereceyi haiz memurlara bahşedilen bütün haklar, imtiyazlar, istisnalar ve muafiyetlerden karşılıklı olarak faydanacaklardır.

Madde  5

Yüksek Âkıdlerden birinin diğerine ait topraklar dâhilinde bulunan yurttaşlarının; diğer Âkid Tarafından neşredilen veya bundan sonra neşredilebilecek olan anayasaya, kanunlara ve nizamlara daima tabi olmak şartiyle, menkul ve gayrimenkul emvali iktisap ve temellük etmek, tasarruf eylemek ve bunları satmak, seyahat etmek, ikamet etmek ve ticaret, sanayi ve meşru ve asayişi bozmıyan diğer işlerle meşgul olmak hakkından karşılıklı olarak faydalanmalarına müsaade edilecektir. Bu yurttaşlar, usul meseleleri bakımından, şahıslarının ve mülklerinin korunması ve emniyeti ile bütün adlî, idari ve hukuki işlemler hususunda diğer Tarafın yurttaşlarına yapılan muameleden aynen faydalanacaklardır.

Madde 6

Yüksek Âkıdler resmî yayın teatisini kabul ederler. Teatinin tarzı ve Yüksek Âkidlerden birinin diğerine ait yayınları almak için tâyin edeceği şahıs veya şahıslar nota teatisi suretiyle kararlaştırılacaktır.

Madde 7

Yüksek Âkıdler mümkün olan süratle ticaret ve seyrüsefain, konsolosluk hakları ve İmtiyazları, telif hakları ve ihtira beratları v e mücrimleri n iadesine dair antlaşmalar akdini kabul ederler.

Madde 8

Bu antlaşma Yüksek Âkıdlerce kendi anayasa usullerine uygun olarak tasdika tabi olacaktır. Bu antlaşma, tasdiknamelerin Vaşington’da teatisi üzerine yürürlüğe girecek ve o andan itibaren yürürlükte kalacaktır. Şu kadar ki, bir sene evvelinden vâki olacak ihbarla o sene so­nunda yürürlükten kaldırılabilir.

Yukardaki hususları tasdikan, Yüksek Âkidlerin Fevkalâde Murahhasları bu Antlaşmayı imzalamışlar ve mühürleriyle mühürlemişlerdir.

On üç Haziran bin dokuz yüz kırk dokuz günü Vaşington’da iki nüsha olarak tanzim edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti adına: Feridun Cemal Erkin

Filipin Cumhuriyeti adına: Joaquin M. Elizalde

Antlaşmayı, Türkiye adına imzalayan, Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi Feridun Cemal Erkin

Beşinci Yargı Paketi Yasalaştı

0

Beşinci Yargı Paketi, “İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun” adıyla 24 Kasım 2021 tarihinde yasalaşmıştır. Torba Kanun olarak adlandırılan yasa kapsamında getirilen değişiklikler, Avrupa Birliği ile uyumlu yasa çalışmalarının devamı niteliğindeki Yargı Reformu Stratejisi paketlerinin bir parçasıdır.  

İCRA DAİRELERİNDE İCRA BAŞMÜDÜRÜ GÖREVLENDİRİLECEK

Kanun; birleştirilmiş icra daireleri ile iş yoğunluğunun veya personel sayısının fazla olduğu icra dairelerinde Adalet Bakanlığı tarafından bir icra başmüdürü görevlendirilmesini öngörüyor. İş yoğunluğu ve daire sayısının fazla olduğu illerde Adalet Bakanlığı tarafından birden fazla icra daireleri başkanlığının kurulması ile bu başkanlığa icra dairelerinin gözetim ve denetimleri ile idari işlerine bakma görevinin verilmesi hüküm altına alınıyor.

Kanuna göre; icranın geri bırakılması kararını verme yetkisi, kanun yolu aşamasına göre bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay’dan alınacak ve takibin yapıldığı yer icra mahkemesine ibraz edilecek.

İstinaf başvurusunun kesin olarak reddine karar verilmesi halinde sadece alacaklının talebi üzerine teminata konu olan para alacaklıya ödenecek.

Açık artırmanın tüm aşamaları elektronik ortamda yapılabilecek, bu sebeple hacizli malın satış mahalline getirilmesi gerekmeyecek. Bu durum şu gerekçeyle açıklandı: “İcra satışlarının tamamen elektronik ortamda yapılması neticesinde; açık artırmalara internete erişimi olan her yenden çok daha fazla kişi katılabilecek, isteyen herkes açık artırmada kolay bir şekilde teklif verebilecek, mezat salonlarına gelme ve oradaki teklifleri takip etme ihtiyacı ortadan kalkacak ve böylece mahcuz mal veya hak rayiç değerinde satılabilecektir.”

Haczedilmiş ancak muhafaza altına alınmamış malların satış talebi üzerine muhafaza altına alınacak veya ihale alıcısına hazır hale getirilecek.

MEZAT SALONLARI YERİNE ELEKTRONİK UYGULAMAYA GEÇİLECEK

Mezat salonlarında yapılan açık artırmanın uygulamada sorun yaratması sebebiyle haciz olan mallar için açık artırmanın tümüyle UYAP sistemine entegre elektronik satış portalına yapılması kabul edilecek ve açık artırmanın fiziki ortada tamamlanması uygulamasından vazgeçilecek.

VELAYET HAKKI DEĞİŞTİRİLEBİLMESİ YASALAŞTI

Çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların icrasına ilişkin madde hükümleri, Çocuk Koruma Kanunu’nda yeniden düzenlenecek. Velayeti kendisine bırakılan anne veya baba, kişisel ilişki kurulmasına dair kararının gereklilikleri yerine getirmezse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla, velayet değiştirilebilecek. Bu karar kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilecek.

ÇOCUK TESLİMİNDE, PSİKOLOG, PEDAGOG VEYA SOSYAL ÇALIŞMACI EŞLİK EDECEK

Çocuğun üstün yararına hizmet etmede yetersiz kalındığı ve taraflar arasında yeni ihtilaflara neden olduğu gerekçesiyle; çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair mahkemeler tarafından verilen ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine dair müessese geliştirilecek. Aile mahkemeleri tarafından verilen ilam veya tedbir kararları, Adalet Bakanlığı’nın Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri müdürlükleri tarafından yerine getirilecek. Müdürlüklerde; müdür, müdür yardımcısı, personel, psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı görevlendirilecek. Müdürlük bulunmayan yerlerde ise Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğü tarafından kararlar yerine getirecek. Kararların yerine getirilesinde çocuğun yerleşim yeri müdürlüğü yetkili olacak.

ÇOCUK TESLİMİNE AYKIRI HAREKET EDENLERE DİSİPLİN HAPSİ GETİRİLDİ

Adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü ilam ve tedbir kararının yerine getirilmesi talep edildiği takdirde ilk işlemi düzenleyecek ve irtibata geçerek belirlenen gün ve saatte hak sahibine teslim etmek üzere çocuğu belirlenen yere getirecek. Yükümlüyle irtibat kurulamaması veya yükümlüğünün çocuğu getirmeyeceğini beyan etmesi yahut belirlenen yere getirmemesi halinde müdürlük derhal bir teslim emri gönderecek. Teslim edilmemesi durumunda çocuk nerede ulunursa bulunsun müdürlük tarafından alınarak hak sahibine teslim edilecek. Bu hallerde kolluktan yardım isteyebilecek ve zor kullanılabilecek.

 

İCRA VE İFLAS KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

Kanun No. 7343       Kabul Tarihi: 24/11/2021      

 MADDE 1

 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 1 inci maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve mevcut dördüncü fıkrasında yer alan “Bakanlığının” ibaresi “Bakanlığı veya Bakanlığın” şeklinde değiştirilmiştir.

“İş yoğunluğunun veya personel sayısının fazla olduğu icra dairelerinde dairenin düzenli, uyumlu ve verimli bir şekilde çalışmasını sağlamak amacıyla Adalet Bakanlığı tarafından icra müdür ve müdür yardımcıları arasından, icra müdürünün yetkilerini haiz bir icra başmüdürü görevlendirilebilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, yönetmelikle düzenlenir.”

MADDE 2

 2004 sayılı Kanuna 3 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“İcra daireleri başkanlığı:

MADDE 3/a- İş yoğunluğunun veya icra dairesi sayısının fazla olduğu illerde Adalet Bakanlığı tarafından, yetki çevresi de belirlenmek suretiyle bir veya birden fazla icra daireleri başkanlığı kurulabilir.

Başkanlıkta bir başkan ile yeteri kadar başkan yardımcısı bulunur. Başkan birinci sınıf olmuş, başkan yardımcısı ise birinci sınıfa ayrılmış adli yargı hâkim ve Cumhuriyet savcıları arasından muvafakatleri alınarak Bakanlıkça atanır. Ayrıca başkanlıkta, yeteri kadar icra başmüdürü, icra müdürü, icra müdür yardımcısı, icra kâtibi ve memur Adalet Bakanlığı tarafından görevlendirilir.

İcra daireleri başkanı ve başkan yardımcıları hakkında, bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun Adalet Bakanlığı merkez kuruluşunda çalışan hâkimlere ilişkin hükümleri uygulanır.

Başkanlık, icra dairelerinin gözetim ve denetimlerini yapar, idari işlerine bakar; mevzuatla verilen görevleri yerine getirir.

Bu madde hükmü iflas daireleri ile iflas dairelerinde çalışan görevliler hakkında da uygulanır.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.”

MADDE 3

 2004 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının son cümlesine “itirazları inceler,” ibaresinden sonra gelmek üzere “icra daireleri başkanlığı kurulmayan yerlerde” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 4

2004 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesine “esaslara göre” ibaresinden sonra gelmek üzere “icra daireleri başkanlığının, bu başkanlığın kurulmadığı yerlerde” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 5

 2004 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan” ibaresi “takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden” şeklinde ve üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; beşinci fıkrasının ikinci cümlesine “verilmeyeceğine” ibaresinden sonra gelmek üzere “bozma sonrası esası inceleyecek” ibaresi eklenmiş; altıncı fıkrasının birinci cümlesine “başvurunun” ibaresinden sonra gelmek üzere “kesin olarak” ibaresi ve fıkraya ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Ücreti ilgililer tarafından verilirse icra mahkemesince icranın geri bırakılması hakkındaki karar, hükmü veren mahkemeye ve icra dairesine en uygun vasıtalarla bildirilir.”

“Bölge adliye mahkemesinin başvurunun esastan reddine ilişkin kararına karşı temyiz yolunun açık olması hâlinde, temyiz yoluna başvurma süresinin dolmasına kadar icranın geri bırakılması kararının etkisi devam eder.”

MADDE 6

 2004 sayılı Kanunun 87 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 87- Haczi yapan memur, sicile kayıtlı mallar hariç olmak üzere haczettiği malın kıymetini takdir eder. İcabında bilirkişiye müracaat edebilir.

Sicile kayıtlı malın kıymet takdirinin bilirkişilik bölge kurulu listesinde kayıtlı ve bu konuda Adalet Bakanlığınca izin verilen bilirkişilere, bunların bulunmaması hâlinde listede kayıtlı diğer bilirkişilere yaptırılması zorunludur.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.”

MADDE 7

 2004 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Haczedilmiş ancak muhafaza altına alınmamış mallar satış talebi üzerine muhafaza altına alınır veya ihale alıcısına teslime hazır hâle getirilir, aksi takdirde satış yapılamaz.”

“Sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından 106 ncı madde hükmü saklıdır.”

MADDE 8

 2004 sayılı Kanunun 97/a maddesinin birinci fıkrasına ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir.

“Bu hâlde üçüncü şahıs yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. Ancak 97 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca takibin devamına karar verilmesi hâlinde mal muhafaza altına alınabilir.”

MADDE 9

 2004 sayılı Kanunun 106 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Talep için müddetler ve giderlerin yatırılması:

MADDE 106- Alacaklı veya borçlu, hacizden itibaren bir yıl içinde haczolunan malın satışını isteyebilir. Borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağı da bu hükme tabidir.

Bir yıllık süre içinde satışı istenip de artırma sonucu satışı gerçekleştirilemeyen mahcuz hakkındaki satış isteme süresi, satış isteyen alacaklı bakımından birinci fıkrada belirtilen sürenin sona ermesinden itibaren bir yıl daha uzar.

Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin olarak yatırılması zorunludur.

Sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından muhafaza, kıymet takdiri ve satış talebinin birlikte yapılması ve bunlara ilişkin giderlerin tamamının birlikte ve peşin olarak yatırılması zorunludur.

Kıymet takdiri ve satış giderlerinin, sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından ilaveten muhafaza giderinin tamamı, satış talebiyle birlikte peşin olarak yatırılmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır.

Yukarıdaki fıkralar uyarınca satış talebiyle birlikte peşin olarak yatırılan miktarın satış işlemleri sırasında yetersiz kaldığı anlaşılırsa icra müdürü tarafından satış isteyene on beş günlük süre verilir ve bu sürede eksik miktar tamamlanmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır.

Bu maddede belirtilen giderler Adalet Bakanlığınca her yıl yürürlüğe konulan tarifede belirlenir.”

MADDE 10

2004 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “icra müdürü tarafından verilecek karar gereği gerekli gider onbeş gün içinde depo edilmezse veya” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 11

2004 sayılı Kanunun 111 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Borçlunun borcunu muntazam taksitlerle ödemeyi taahhüdü veya alacaklı ile borçlunun hacizden önce ya da hacizden sonra borcun taksitlendirilmesi için yapacakları sözleşme nedeniyle icra dairesinde düzenlenecek tutanak veya kâğıt, damga vergisinden istisnadır.”

MADDE 12

 2004 sayılı Kanuna 111 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Borçluya satış yetkisi verilmesi:

MADDE 111/a- Borçlu, kıymet takdirinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde haczedilen malının rızaen satışı için kendisine yetki verilmesini talep edebilir. Kıymet takdiri yapılmadığı durumlarda borçlu da kıymet takdiri yapılmasını isteyebilir. İcra müdürü, kıymet takdirinin kesinleşmesinden sonra cebrî satış işlemlerini durdurarak borçluya on beş günlük süre verir. Borçluya verilen sürenin başlangıcından üçüncü fıkra uyarınca verilen icra mahkemesinin kararına kadar geçen sürede alacaklı bakımından satış isteme süresi işlemez.

Rızai satışta bedel, malın muhammen kıymetinin yüzde doksanına karşılık gelen miktarı ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu miktara ilave olarak bu aşamaya kadar bu mahcuz için yapılan takip masrafları toplamından az olamaz.

Borçluyla anlaşan alıcının belirlenen bedeli birinci fıkra uyarınca borçluya verilen on beş günlük süre içinde dosyaya ödemesi hâlinde icra müdürü, gerekli bilgi ve belgeleri temin ettikten sonra yukarıda belirtilen şartların bulunduğunu tespit ederse satışın onayı ile malın devir ve teslim işlemlerinin yapılmasına karar verilmesi için dosyayı derhâl icra mahkemesine gönderir. Mahkeme, en geç on gün içinde yapacağı inceleme sonucunda dosya üzerinden talebin kabulüne veya reddine kesin olarak karar verir. Kabul kararıyla malın mülkiyeti alıcıya geçer ve tüm hacizler kaldırılarak devir ve teslim işlemleri gerçekleştirilir. Ret kararı verilmesi hâlinde yatırdığı bedel alıcıya iade edilir.

Bu madde uyarınca yapılacak satışlar hakkında niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu Kanunun diğer hükümleri uygulanır.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.”

MADDE 13

2004 sayılı Kanuna 111 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Elektronik ortamda açık artırma suretiyle satış:

MADDE 111/b- Haczolunan malın satışı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında açık artırma suretiyle yapılır.

Açık artırmada teklif verme süresi yedi gündür.

Açık artırma, ilanda belirtilen gün ve saat aralığında ve teklif verme yoluyla yapılır. Teklif verenlerin kişisel bilgileri, artırma süresi içinde bilişim sistemini işleten kamu görevlileri hariç hiç kimse tarafından görülemez ve bilişim sisteminde gösterilemez.

Teklifler arasındaki fark, satışa çıkarılan malın muhammen kıymetinin binde birinden ve her hâlde yüz Türk lirasından az olamaz.

Açık artırmada en yüksek teklifi veren, artırma süresi içinde kendisinden yüksek bir teklif verilmedikçe teklifini çekemez ve teminatını alamaz.

Açık artırma süresinin son on dakikası içinde yeni bir teklifin verilmesi hâlinde açık artırma bir defaya mahsus olmak üzere on dakika uzatılır.

Elektronik satış portalında satış işlemlerinin güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesini engelleyen veya elektronik satış sistemi ile ihale alıcılarının hak ve menfaatlerine zarar veren internet siteleri hakkında, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 8/A maddesi hükümleri uygulanır.

Elektronik satış portalının işleyişini ya da güvenliğini tehlikeye sokan veya satış portalına erişimi engelleyen ya da zorlaştıran nitelikte eylemlerde bulunan gerçek ve tüzel kişilerin, satış portalına girişi Adalet Bakanlığınca üç ay süreyle engellenir. Engelleme işlemi, derhâl uygulanmaya başlanır ve satış portalının ilgili kişilerin görebileceği bir bölümünde duyurulur. Bu işleme karşı, duyuru tarihinden itibaren on beş gün içinde 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uyarınca sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir. Hâkim, başvuruyu ivedi olarak karara bağlar. Başvurunun yapılmış olması ihalenin tamamlanmasını engellemez.

Teklif verme süresi içinde bilişim sisteminin bakımı veya iyileştirilmesi için gerekli olan işlemler yapılabilir. Bu işlemler, ihalenin geçerliliğini etkilemez.

Bu maddenin uygulanmasına ve mahcuzların elektronik ortamda açık artırma suretiyle satışına ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.”

MADDE 14

2004 sayılı Kanunun 114 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 114- Satış açık artırma ile yapılır.

Birinci ve ikinci artırmanın yapılacağı gün ve saat aralığı, artırmaya başlangıç tarihinden en az on beş gün önce ilan edilir. Elektronik satış portalında yapılacak ilan, artırmanın bitimine kadar erişime açık tutulur. İkinci artırmanın başlangıç tarihi, birinci artırmanın bitimi tarihinden itibaren bir ayı geçmeyecek şekilde belirlenir.

İlanın şekli ve gazete ile yapılıp yapılmayacağı icra dairesince alakadarların menfaatlerine en muvafık geleni nazarı dikkate alınarak tayin olunur. İlanın yurt düzeyinde yayımlanan bir gazete ile yapılmasına karar verilmesi hâlinde bu ilan satış talebi tarihinde tirajı ellibinin (50.000) üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden biriyle yapılır.

Gazete ile yapılacak ilanlara satış şartnamesi eklentisiyle geçirilmeyip, satılacak şeyin cinsi, mahiyeti, önemli vasıfları, muhammen kıymeti ve bulunduğu yer, birinci ve ikinci artırmanın yapılacağı gün ve saat aralığı ile artırmaya ilişkin bilgilerin yer aldığı elektronik satış portalı yazılmakla iktifa olunur. İcra dairesince yapılması zaruri ilanlar dışında, taraflar elektronik satış portalında yer alan ilan metnini, masrafı kendilerine ait olmak üzere, diledikleri vasıtalarla ilan edebilir. Ancak hususi mahiyetteki bu ilan resmî muameleye tesir etmez.

İlan edilen metinler arasında farklılık bulunması hâlinde elektronik satış portalında ilan edilen metin esas alınır. Şu kadar ki, gazetede veya elektronik satış portalında ilanı yapılan metindeki hatalar, ihale tarihi değiştirilmeksizin sadece elektronik satış portalında ilanen düzeltilir. Bu düzeltme ilanı ilgililere ayrıca tebliğ edilmez.

Elektronik satış portalında yapılacak ilanda aşağıdaki hususlar yer alır:
  1. Satılacak şeyin cinsi, mahiyeti, önemli vasıfları, muhammen kıymeti, bulunduğu yer ve varsa görselleri ile artırma şartnamesinde yer alan diğer bilgileri.
  2. Artırmaya katılabilmek için mahcuzun kıymetinin yüzde onunu karşılayacak tutardaki teminatın satışı yapan icra dairesinin banka hesabına yatırılmasının zorunlu olduğu, teminatın nakit olması durumunda en geç artırma süresinin bitiminden önceki gün saat 23:30’a kadar yatırılması gerektiği.
  3. Gösterilecek teminatın teminat mektubu olması hâlinde, artırmaya katılacakların, en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar satışa konu mahcuzun kıymetinin yüzde onunu karşılayacak tutarda kesin ve süresiz banka teminat mektubunu, satışı yapan icra dairesine tevdi etmelerinin zorunlu olduğu.
  4. Temsilci vasıtasıyla artırmaya katılacakların, en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine müracaat etmelerinin zorunlu olduğu.
  5. Hisseli satışın mümkün olduğu hâllerde açık artırma konusu malı belirli paylarla satın almak isteyen müşterek alıcıların, en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine müracaat etmelerinin zorunlu olduğu.
  6. Satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklı ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde artırmaya katılmak isteyen pay sahibinin, en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine müracaat etmeleri hâlinde alacağın veya ortaklık payının teminatı karşıladığı miktar kadar kendilerinden teminat alınmayacağı.
  7. Şartlar yerine gelmişse malın en yüksek teklif verene ihale edileceği.
  8. Elektronik satış portalında verilecek tekliflerin haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde ellisi ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu miktara ilave olarak paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmesi gerektiği.
  9. İhale alıcısının en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmaması hâlinde, alınan teminatın iade edilmeyip öncelikle satış masraflarından düşülmek üzere alacaklarına mahsuben hak sahiplerine ödeneceği.
  10. Asgari ihale bedelinin teklif edilmemesi nedeniyle ihalenin yapılamadığı veya en yüksek teklif verenin ihale bedelini yatırmaması sebebiyle ihalenin iptal edildiği hâllerde ikinci artırmanın ilk açık artırmadaki şartlar çerçevesinde tekrar yapılacağı.
  11. İhale alıcısının, satış bedelinin tamamını ihalenin gerçekleştiğine ilişkin tutanağın elektronik satış portalında ilan edildiği tarihten itibaren en geç yedi gün içinde icra dairesi hesabına ödemesi gerektiği.
  12. Satışa katılanların bütün ekleriyle birlikte şartnameyi görmüş ve içeriğini kabul etmiş sayılacakları.
  13. İhalenin kesinleşmesi üzerine malın tescil ve teslim işlemlerinin yapılacağı.

İhalenin kesinleşmesi üzerine taşınırın ihale alıcısına teslimi veya sicile kayıtlı malın ihale alıcısı adına tescili, damga vergisi ve katma değer vergisinin yatırılmasından sonra gerçekleştirilir.”

MADDE 15

19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 24- 59 uncu maddenin beşinci fıkrası, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on beş gün içinde talep etmek koşuluyla avukatların, avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince 15/7/2020 tarihinden önce verilmiş kesin nitelikteki kararları hakkında da uygulanır. Bu maddenin uygulandığı hâlde, cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin, Ceza Muhakemesi Kanununun 100 üncü maddesi uyarınca tutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususu, hükmü veren ilk derece mahkemesince değerlendirilir.”

MADDE 16- 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde yer alan “, alışılmışın dışında çevrenin yadırgayacağı şekilde konuşma ve organlarının hareketini kontrol zorluğu çekmek gibi engeli” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 17

 2004 sayılı Kanunun 115 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 115- Birinci ve ikinci ihale, icra müdürü tarafından, ilanda belirlenen gün ve saatte, haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde ellisi üzerinden başlatılır. Şartların yerine gelmesi hâlinde mal, en yüksek teklif verene ihale edilir. Şu kadar ki, artırma bedelinin haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde ellisi ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu miktara ilave olarak paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını da geçmesi şarttır.

Artırmanın sona erdiği gün ve saatte şartların bulunması hâlinde, mal en yüksek teklif verene ihale edilmiş olur ve malın mülkiyeti ihale alıcısına geçer.

İhale alıcısının en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmaması hâlinde alınan teminat iade edilmeyip öncelikle satış masraflarından düşülmek üzere hak sahiplerine alacaklarına mahsuben ödenir.

İcra müdürü, elektronik satış portalında artırma bittikten sonraki ilk iş gününde artırmanın sonucuyla ilgili bir artırma sonuç tutanağı düzenler ve bu tutanaktaki bilgileri aynı gün satış portalında ilan eder. Tutanakta; ihalenin hangi gün ve saatte tamamlandığı, şartlar yerine gelmişse en yüksek teklifi verene malın ihale edildiği, tutanağın ilanından itibaren yedi gün içinde ihale bedelinin icra dairesi hesabına yatırılması gerektiği ve şartlar yerine gelmediği takdirde ihalenin hangi gerekçeyle yapılamadığı belirtilir.

Satış talebi teklif verme başladıktan sonra geri alınamaz. Teklif verme süresinin bitimine kadar borcun tamamen ödenmesi hâlinde satış durdurulur.

İcra müdürü, asgari ihale bedelinin teklif edilmediği, en yüksek teklif verenin ihale bedelini yatırmadığı veya teklif verme süresinin bitiminden önce borcun ödendiği hâllerde, ihalenin yapılamadığını veya iptal edildiğini tutanakla tespit eder. Asgari ihale bedelinin teklif edilmediği veya en yüksek teklif verenin ihale bedelini yatırmadığı hâllerde ikinci artırma, birinci artırmadaki şartlar çerçevesinde daha önce ilan edilen tarihte başlar.

Artırmada, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılı şartlar gerçekleşmezse alacaklı, önceki satış talebinden kalan satış isteme süresi içinde satış günü verilmesini talep edebilir. Satış isteme süresi satış talebiyle birlikte durur ve duran bu süre, ihalenin yapılamadığına veya iptal edildiğine ilişkin tutanak tarihinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar.

İcra müdürü, artırma bittikten sonraki ilk iş gününde elektronik satış portalından kaynaklanan teknik sebeplerle, artırmanın son on dakikası içinde teklif verilemediğini satış portalı kayıtlarından tespit ederse artırma süresinin bir gün uzatılmasına karar verir; kararda artırmanın başlayacağı ve biteceği tarih ve saatleri gösterir ve tüm bu hususları satış portalında derhâl duyurur. Bu durumda artırmanın başlangıç tarihi, artırma süresinin uzatılmasına karar verildiği tarihten itibaren üç günü geçemez. Bu süre içinde, daha önce en yüksek teklif veren teklifiyle bağlı olacağı gibi yeni istekliler de teminatı yatırmak suretiyle artırmaya katılabilir.”

MADDE 18

2004 sayılı Kanunun 118 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İhale bedelinin ödenmesi ve malın teslimi:

MADDE 118- İhale alıcısı, ihalenin feshi talep edilmiş olsa dahi artırma sonuç tutanağının ilanından itibaren yedi gün içinde satış bedelini nakden ödemek zorundadır.

Satılan mal, ihale kesinleşmeden teslim olunmaz ve resmî sicilde alıcı adına tescil edilmez.”

MADDE 19

 2004 sayılı Kanunun 124 üncü maddesinin başlığı “1 ­­– Şartname:” şeklinde değiştirilmiş ve ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 20

 2004 sayılı Kanunun 126 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Artırma hazırlık tedbirleri:

MADDE 126- 114 üncü madde hükmü, taşınmazın açık artırma hazırlık tedbirleri hakkında da uygulanır.

Elektronik satış portalında yapılacak satış ilanında; 114 üncü maddede belirtilen hususlarla birlikte varsa ipotek sahibi alacaklılar ile diğer ilgililerin taşınmaz üzerindeki haklarını, hususiyle faiz ve masrafa dair olan iddialarını evrakı müsbiteleriyle on beş gün içinde icra dairesine bildirmeleri gerektiği, aksi hâlde hakları tapu siciliyle sabit olmadıkça, satış bedelinin paylaşmasından hariç kalacakları ve bu hususların irtifak hakkı sahipleri için de geçerli olacağı belirtilir.”

MADDE 21- 2004 sayılı Kanunun 127 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “elektronik ortamda” ibaresi “elektronik satış portalında” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 22

2004 sayılı Kanunun 128/a maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “kararı verir” ibaresi “kararı verir ve masrafını gider avansından karşılamak suretiyle dosyayı resen yetkili icra mahkemesine gönderir” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 23

 2004 sayılı Kanunun 129 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 129- 115 inci madde hükmü, taşınmazın ihale edilmesi hakkında da uygulanır.”

MADDE 24

 2004 sayılı Kanunun 130 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İhale bedelinin ödenmesi:

MADDE 130- İhale alıcısı, ihalenin feshi talep edilmiş olsa dahi artırma sonuç tutanağının ilanından itibaren yedi gün içinde satış bedelini nakden ödemek zorundadır.”

MADDE 25

 1136 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “kovuşturma altında bulunması” ibaresi “dolayı hakkında kamu davası açılmış olması” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 26

13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun geçici 9 uncu maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “dokuz kez” ibaresi “oniki kez” şeklinde ve altıncı fıkrasında yer alan “30/11/2021” ibaresi “31/5/2022” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 27

2004 sayılı Kanunun 134 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümleler eklenmiş, ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddeye ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş, mevcut üçüncü fıkrasında yer alan “ikinci fıkrada” ibaresi “beşinci fıkrada” şeklinde değiştirilmiş, mevcut dördüncü fıkrasına “kararı verir” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve masrafını gider avansından karşılamak suretiyle dosyayı resen görevli veya yetkili icra mahkemesine gönderir” ibaresi eklenmiş, mevcut altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, mevcut yedinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “ihaleden” ibaresi “ihalenin yapıldığına ilişkin kararın elektronik satış portalında ilan edildiği tarihten” şeklinde değiştirilmiştir.

“İhale alıcısının talebi üzerine icra dairesi, satışı yapılan taşınmazda kira sözleşmesine bağlı olarak oturan kişiye kira bedelini, diğer hâllerde ise taşınmazı kullanan kişiye bilirkişi marifetiyle tespit edilen aylık kullanım bedelini icra dairesine yatırmasını emreder. İlgili, ihtara rağmen kirayı veya belirlenen bedeli icra dairesine yatırmazsa hakkında 356 ncı madde hükmü kıyasen uygulanır. Bu şekilde depo edilen bedel, ihalenin sonucuna göre hak sahibine ödenir.”

“İhalenin feshini, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 281 inci maddesinde yazılı sebepler de dâhil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikâyet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir.”

“Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerce yapılan ihalenin feshi talebi, ihale bedeli üzerinden nispi harca tabidir. Bu harcın yarısı talepte bulunulurken peşin olarak yatırılmak zorundadır. Talebin kabulü hâlinde bu harç başka bir kimseye yüklenmez ve istem hâlinde iade edilir. Talebin reddi hâlinde ise alınan bu harç iade edilmez ve harcın kalan kısmı ihalenin feshini isteyenden tahsil edilir.

 Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerce yapılan ihalenin feshi talebinde, talepte bulunulurken, ilgili kişilerin muhtemel zararına karşılık olmak üzere ihale bedelinin yüzde beşi oranında teminat gösterilmesi şarttır. Talebin reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bir ay içinde genel hükümlere göre tazminat davasının açılmaması hâlinde hükmedilen para cezasının 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca tahsili için durum mahkemece tahsil dairesine bildirilir. Tahsil dairesi alınan teminattan, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde para cezasını tahsil etmezse talep hâlinde teminat ilgilisine iade edilir.

İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir. Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi gereken hâllerde duruşma yapılmadan da karar verilebilir. İcra mahkemesi;

  1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle,
  2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından feragat nedeniyle,
  3. İşin esasına girerek,

talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm eder.”

“İhale kesinleşmedikçe ve ihale konusu mal alıcıya teslim edilmedikçe veya teslime hazır hâle getirilmedikçe ihale bedeli alacaklılara ödenmez. İhale konusu malın teslim edilemeyeceği veya teslime hazır hale getirilemeyeceği durumlarda ihale icra müdürü tarafından iptal olunarak ihale bedeli alıcısına ödenir.”

MADDE 28

2004 sayılı Kanunun 135 inci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Taşınmazın ihale alıcısı adına tescilinden sonra henüz tahliye yapılmadan taşınmazı ihale alıcısından satın alan da bu fıkra gereğince tahliye isteme hakkına sahiptir.”

MADDE 29

 2004 sayılı Kanunun 142/a maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Sıra cetveline karşı 142 nci madde uyarınca şikâyet veya itiraz yapılmışsa,” ibaresi “Sıra cetvelinin düzenlenmesi üzerine” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya “bankanın kesin” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve süresiz” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 30

 2004 sayılı Kanunun 242 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Artırma ilanı ve hazırlık tedbirleri 126 ncı madde hükmü uyarınca yapılır.”

MADDE 31

2004 sayılı Kanunun 244 üncü maddesinin birinci fıkrasına “117” ibaresinden önce gelmek üzere “111/b,” ibaresi eklenmiş ve fıkrada yer alan “133,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 32

2004 sayılı Kanunun 25 inci, 25/a, 25/b, 133 üncü ve 341 inci maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 33

2004 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 18- 111/b maddesinin uygulanmasına ilişkin yönetmelik ile 106 ncı madde uyarınca çıkarılması gereken tarife, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde çıkarılır.

87, 88, 106, 110, 111/b, 114, 115, 118, 124, 126, 127, 129, 130, 133, 242 ve 244 üncü maddeler ile 134 üncü maddenin dokuz ve onuncu fıkralarında bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişikliklerin uygulanmasına Adalet Bakanlığınca belirlenen il veya ilçelerde, 111/b maddesinin uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlanır ve bu değişiklikler en geç bir yılın sonunda ülke genelinde uygulanır. Değişikliklerin hangi il veya ilçede ne zaman uygulanacağı Adalet Bakanlığının resmi internet sitesinde duyurulur. Bu değişikliklerin uygulanmasında aşağıdaki esaslar dikkate alınır:

  1. Uygulamaya geçilen il ve ilçelerde, geçiş tarihinden sonra haczedilen mallar hakkında, bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştirilen 87, 106 ve 110 uncu madde hükümleri uygulanır. Geçiş tarihinden önce haczedilen mallar hakkında ise değişikliklerden önceki hükümler ile ilga edilen hükümlerin uygulanmasına devam olunur.
  2. Uygulamaya geçilen il ve ilçelerde, geçiş tarihinden sonra ilanı yapılacak açık artırmalar hakkında, bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştirilen 88, 114, 115, 118, 124, 126, 127, 129 ve 130 uncu maddeler, 134 üncü maddenin dokuz ve onuncu fıkraları ile ihdas edilen 111/b maddesi uygulanır. Geçiş tarihinden önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında ise değişikliklerden önceki hükümler ile ilga edilen hükümlerin uygulanmasınadevam olunur.
  3. Uygulamaya geçilen il ve ilçelerde, taşınır rehninin veya ipoteğin paraya çevrilmesi, iflas tasfiyesi ve ortaklığın giderilmesine ilişkin satışlar bakımından, geçiş tarihinden sonra ilanı yapılacak açık artırmalar hakkında bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştirilen ve ihdas edilen hükümler uygulanır. Geçiş tarihinden önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında ise değişikliklerden önceki hükümler ile ilga edilen hükümlerin uygulanmasına devam olunur.
  4. Geçiş tarihinden önce yapılan ilan üzerine ihalesi gerçekleştirilemeyen ve yeniden satışı talep edilen açık artırmalar hakkında da bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştirilen ve ihdas edilen hükümler uygulanır.

106 ncı madde uyarınca çıkarılacak tarifenin yürürlüğe girdiği tarihten önce satış talep edilmiş olmasına rağmen kıymet takdiri ile muhafaza ve satış giderlerinin tamamının yatırılmadığı hâllerde bu tarifenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tarifede belirlenen giderlerin yatırılması zorunludur. Bu süre içinde giderler peşin olarak yatırılmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır.

134 üncü maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında uygulanmaz. Ancak, ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûmiyete ilişkin hüküm görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında da uygulanır. Temyiz kanun yolu incelemesi aşamasında bulunan dosyalar bakımından para cezasının oranına ilişkin olarak yapılan değişiklik tek başına bozma nedeni yapılamaz. Yargıtay değişikliği uygulamak suretiyle hükmü düzeltebilir.”

MADDE 34

 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (1) sayılı tarifenin “(A) Mahkeme Harçları” başlıklı bölümünün “III- Karar ve ilam harcı” başlıklı fıkrasının “1. Nispi harç” başlıklı bendinin, (f) alt bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki alt bent eklenmiştir.

“g) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 134 üncü maddesi kapsamında satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerce ihalenin feshinin talep edilmesi hâlinde ihale
bedeli üzerinden binde 68,31

(Bu harcın yarısı talepte bulunurken peşin olarak yatırılmak zorundadır. Talebin kabulü hâlinde bu harç başka bir kimseye yüklenmez ve istem hâlinde iade edilir. Talebin reddi hâlinde ise alınan harç ihalenin feshini isteyene iade edilmez ve harcın kalan kısmı ihalenin feshini isteyenden tahsil edilir.)”

MADDE 35

 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesinin (II) numaralı “Tazminatlar” kısmının “G) ADALET HİZMETLERİ TAZMİNATI” bölümüne aşağıdaki bent eklenmiştir.

“e) İcra başmüdürlerine ayrıca % 50 sine,”

MADDE 36

 8/5/1991 tarihli ve 3717 sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasına, “keşif ve icra işlemi” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile sosyal çalışmacı, psikolog ve pedagoglarla sınırlı olmak üzere araştırma, inceleme ve rapor işlemleri” ibaresi ve “yetkili kılınan kişilere” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve hâkim veya Cumhuriyet savcısının kararı üzerine görevlendirilen sosyal çalışmacı, psikolog ve pedagoglara” ibaresi eklenmiş; fıkrada yer alan “hâkim veya Cumhuriyet savcısının kararı üzerine görevlendirilen sosyal çalışmacı, psikolog ve pedagoglara,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 37

22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 182 nci maddesine birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder.”

MADDE 38

 4721 sayılı Kanunun 324 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Velayet kendisine bırakılan ana veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir. Bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir.”

MADDE 39

 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa 41 inci maddesinden sonra gelmek üzere başlığı ile birlikte aşağıdaki Dördüncü Kısım ve madde eklenmiş, mevcut Dördüncü Kısım, Beşinci Kısım olarak teselsül ettirilmiştir.

“DÖRDÜNCÜ KISIM

Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulması

Görevli ve yetkili birim

MADDE 41/A- (1) Çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair aile mahkemeleri tarafından verilen ilam veya tedbir kararları, çocuğun üstün yararı esas alınarak, Adalet Bakanlığınca kurulan adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince bu Kısım hükümlerine göre yerine getirilir.

(2) Müdürlüklerde müdür, yeteri kadar müdür yardımcısı ve personel ile psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı Adalet Bakanlığı tarafından görevlendirilir.

(3) Müdürlük bulunmayan yerlerde bu Kısım kapsamında yer alan görevler, Adalet Bakanlığınca belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğü tarafından yerine getirilir.

(4) İlam ve tedbir kararlarının yerine getirilmesinde çocuğun yerleşim yeri müdürlüğü yetkilidir.

(5) İlam ve tedbir kararları müdürlük tarafından görevlendirilen psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci ve rehber öğretmen gibi uzmanlar, uzmanın bulunmadığı yerlerde ise öğretmen marifetiyle yerine getirilir.

(6) İlam ve tedbir kararlarını yerine getirmek için müdürlüğün talebi üzerine, valilikler tarafından kamu kurum ve kuruluşlarında görevli, beşinci fıkrada belirtilen uzmanların yer aldığı bir görevli listesi oluşturulur. Bu uzmanların yeterli sayıda olmaması hâlinde öğretmenler de listeye dâhil edilir. Bu listede yer alan uzman ve öğretmenlerin görev yapacakları yer ve tarihler müdürlükler tarafından belirlenir.”

MADDE 40

5395 sayılı Kanuna 41 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Çocuk teslimine dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesi

MADDE 41/B- (1) Çocuk teslimine dair ilam veya tedbir kararları, yükümlüsü tarafından rızasıyla yerine getirilmediği takdirde hak sahibi, ilam veya tedbir kararının yerine getirilmesi için müdürlüğe başvurabilir.

(2) Talebi alan müdürlük, her türlü iletişim vasıtasını kullanarak yükümlüyle irtibata geçer ve müdürlük tarafından belirlenen gün ve saatte hak sahibine teslim edilmek üzere çocuğun belirlenen yere getirilmesini derhâl bildirir; bu bildirimin yapıldığını veya yükümlüyle irtibat kurulamadığını tutanağa bağlar.

(3) Yükümlüyle irtibat kurulamaz veya yükümlü çocuğu getirmeyeceğini beyan ederse yahut yükümlü çocuğu belirlenen yere getirmezse müdürlük, derhâl yükümlüye, çocuğun teslimine dair bir teslim emri gönderir. Emir, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yükümlüye tebliğ edilir. Bu emirde aşağıdaki hususlar yer alır:

a) Müdürlük tarafından belirlenen gün ve saatte çocuğu emirde belirtilen yere getirmek zorunda olduğu.

b) Çocuğu emirde belirtilen yere getirmesine engel teşkil edecek derecede haklı bir mazereti varsa teslim gününden önce müdürlüğe bildirimde bulunarak çocuğun müdürlükçe alınmasını talep etmesi gerektiği.

c) Çocuğu getirmez veya haklı mazereti nedeniyle müdürlükçe alınmasını talep etmezse, çocuğun, uzman veya öğretmen marifetiyle gerekirse kolluktan yardım alınarak ve zor kullanılarak teslim alınacağı.

d) Emrin gereğinin yerine getirilmemesi hâlinde disiplin hapsiyle cezalandırılacağı.

e) Müdürlükçe yapılan iş ve işlemlere karşı, öğrenme veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesine şikâyette bulunabileceği.

(4) Müdürlüğün belirlediği yere getirilen veya yükümlünün haklı mazereti nedeniyle müdürlükçe alınan çocuk hak sahibine teslim edilir.

(5) Yükümlü, emrin gereğini yerine getirmezse, çocuk nerede bulunursa bulunsun müdürlük tarafından alınarak hak sahibine teslim edilir. Bu hâlde kolluktan yardım istenebilir. Kolluk birimleri, zor kullanma dâhil bu konudaki talepleri derhâl yerine getirir.

(6) Çocuk hak sahibine teslim edildikten sonra yükümlü haklı bir sebep olmaksızın çocuğu tekrar alırsa ayrıca yeni bir hükme veya yükümlüyle irtibata geçmeye ya da teslim emri tebliğine gerek olmaksızın çocuk beşinci fıkra uyarınca hak sahibine teslim edilir.

(7) Çocuğun üstün yararının gerektirdiği hâllerde müdürlük, yükümlüyle irtibata geçmeye veya teslim emri tebliğine gerek olmaksızın doğrudan beşinci fıkra hükmünü uygulayabilir.”

MADDE 4

 5395 sayılı Kanuna 41 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesi

MADDE 41/C- (1) Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararları, yükümlüsü tarafından rızasıyla yerine getirilmediği takdirde hak sahibi, ilam veya tedbir kararının yerine getirilmesi için müdürlüğe başvurabilir.

(2) Talebi alan müdürlük, her türlü iletişim vasıtasını kullanarak yükümlüyle irtibata geçer; ilam veya tedbir kararında belirtilen gün ve saatte hak sahibine teslim edilmek üzere çocuğun müdürlük tarafından belirlenen yere getirilmesini derhâl bildirir; bu bildirimin yapıldığını veya yükümlüyle irtibat kurulamadığını tutanağa bağlar.

(3) Yükümlüyle irtibat kurulamaz veya yükümlü çocuğu getirmeyeceğini beyan ederse yahut belirlenen yere getirmezse müdürlük, derhâl yükümlüye, çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair bir teslim emri gönderir. Emir, 7201 sayılı Kanun hükümlerine göre yükümlüye tebliğ edilir. Bu emirde aşağıdaki hususlar yer alır:

a) İlam veya tedbir kararında belirtilen gün ve saatte, gün ve saatin belirtilmemesi hâlinde müdürlük tarafından belirlenen gün ve saatte çocuğu emirde belirtilen yere getirmek zorunda olduğu.

b) Çocuğu emirde belirtilen yere getirmesine engel teşkil edecek derecede haklı bir mazereti varsa teslim gününden önce müdürlüğe bildirimde bulunarak çocuğun müdürlükçe alınmasını talep etmesi gerektiği.

c) İlam veya tedbir kararı kapsamında emrin tebliğinden sonraki dönemde de (a) ve (b) bentlerindeki yükümlülüğünün devam edeceği, bunun için yeniden emir çıkarılmayacağı.

d) Emrin gereğinin yerine getirilmemesi hâlinde disiplin hapsiyle cezalandırılacağı.

e) Yerleşim yeri veya iletişim bilgilerinin değişmesi hâlinde yeni adres veya iletişim bilgilerinin müdürlüğe derhâl bildirilmesi gerektiği.

f) Müdürlükçe yapılan iş ve işlemlere karşı, öğrenme veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesine şikâyette bulunulabileceği.

(4) Müdürlüğün belirlediği yere getirilen çocuk hak sahibine teslim edilir. Hak sahibine; ilam veya tedbir kararında belirtilen sürenin bitiminde çocuğu, belirlenen yere getirmek zorunda olduğu, çocuğu getirmez veya kendisinden kaynaklanmayan makul sebepler hariç olmak üzere geç getirirse disiplin hapsiyle cezalandırılacağı, hakkında suç duyurusunda bulunulacağı hususu tutanağa bağlanarak tebliğ edilir. Çocuk, belirlenen yere getirilmezse hak sahibi hakkında müdürlük tarafından suç duyurusunda bulunulur ve müteakip süreç hakkında yükümlü bilgilendirilir.

(5) Kişisel ilişki kurulmasından sonra hak sahibi tarafından teslim yerine getirilen çocuğun yükümlüye veya yükümlünün belirlediği kişiye teslimi mümkün olmazsa çocuk hak sahibinde bırakılır. Bu da mümkün olmazsa müdürlüğün talebi üzerine, aile ve sosyal hizmetler il müdürlüğü tarafından çocuğun geçici olarak barınmasına yönelik tedbirler alınır.

(6) Yükümlü haklı mazereti nedeniyle çocuğun müdürlükçe alınmasını talep ederse, gerektiğinde hak sahibi de hazır bulundurulmak suretiyle çocuk, müdürlük tarafından yükümlüden alınarak hak sahibine teslim edilir.

(7) Hak sahibi, emrin yükümlüye tebliğinden sonraki dönemde, teslim saatinden en az kırk sekiz saat önce çocuğu teslim almaya geleceğini müdürlüğe yazılı olarak, elektronik ortamda veya başvuru aşamasında beyan ettiği iletişim kanalıyla bildirmek zorundadır. Hak sahibinin bildirimde bulunmadığı veya gelemeyeceğini bildirdiği hâllerde bu husus ve çocuğu emirde belirtilen yere getirme zorunluluğu bulunmadığı yükümlüye bildirilir. Tüm bu işlemler tutanak altına alınır.

(8) Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair işlemlerin çocuğun üstün yararını koruyacak şekilde yerine getirilebilmesi amacıyla müdürlüğün önerisi üzerine aile mahkemesince, çocuk, hak sahibi veya yükümlü hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasına karar verilebilir. Yükümlünün teslim emrine aykırı ilk hareketinde müdürlük yükümlü hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasını aile mahkemesinden talep eder.

(9) İlam veya tedbir kararını rızasıyla yerine getirdiğini iddia eden yükümlü, ikinci fıkra uyarınca yapılan bildirimin veya bu bildirim yapılamamışsa üçüncü fıkra uyarınca gönderilen teslim emrinin haksız olduğunu süresi içinde şikâyet yoluyla ileri sürebilir.

(10) Çocuğun yerleşim yerinin değişmesi hâlinde dosya resen ilgili yer müdürlüğüne gönderilir ve ilgili müdürlük işlemlere kaldığı yerden devam eder. Bu müdürlük, dosyadaki teslim emri kapsamında sadece teslimin gerçekleştirileceği yeni yeri yükümlüye tebliğ eder. Teslim yeri değişikliği hak sahibine her türlü iletişim vasıtasıyla bildirilir.

(11) Hak sahibi veya teslim yükümlüsü hakkında, 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca gizlilik kararı ya da başka bir tedbire karar verilmesi hâlinde, teslim işlemleri bu kararlar dikkate alınarak yerine getirilir.

(12) Hak sahibi, teslim emrinin yükümlüye tebliğinden sonraki dönemde, teslim saatinden en az kırk sekiz saat önce çocuğu teslim almaya geleceğini müdürlüğe bildirdiği hâlde haklı bir mazeret olmaksızın art arda iki kez veya bir yılda üç kez gelmezse müdürlük tarafından dosyanın işlemden kaldırılmasına ve teslim emrinin hükümsüz hâle gelmesine karar verilir. Bu karar hak sahibi ve yükümlüye tebliğ edilir.

(13) Teslim emrinin tebliğinden sonraki dönemde yükümlü en az bir yıl boyunca emrin gereğini usulüne uygun bir şekilde yerine getirir ve müteakip dönemde de kişisel ilişki kurulmasına dair mahkeme kararına uygun olarak hareket edeceğini taahhüt ederse müdürlük, ilgili uzmanın kanaatini de alarak dosyanın işlemden kaldırılmasına ve teslim emrinin hükümsüz hâle gelmesine karar verebilir. Bu karar hak sahibi ve yükümlüye tebliğ edilir. Yükümlü bu taahhüdünü yerine getirmezse hak sahibinin talebiyle yükümlüye doğrudan teslim emri tebliğ edilir.”

MADDE 42

 5395 sayılı Kanuna 41 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Teslim mekânları

MADDE 41/D- (1) Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin işlemler, müdürlükçe belirlenen teslim mekânlarında gerçekleştirilir.

(2) Teslim işlemleri için müdürlüğün talebi üzerine, valilikler ve belediyeler tarafından elverişli teslim mekânları belirlenir, yoksa oluşturulur; araç tahsis edilir ve sürücü görevlendirilir.

(3) Teslim mekânlarının belirlenmesinde, oluşturulmasında, tefrişinde, bu mekânların güvenliğinin sağlanmasında ve teslim hizmetlerinin sunumunda, kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler, müdürlüğe her türlü desteği sağlamakla yükümlüdür.”

MADDE 43

5395 sayılı Kanuna 41 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Şikâyet ve itiraz

MADDE 41/E- (1) Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin müdürlükçe yapılan işlem ve verilen kararlara karşı, öğrenme veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesine şikâyette bulunulabilir.

(2) Mahkeme, yapılan işlemlerin yerine getirilmesini durdurabilir ve dosya üzerinden veya gerektiğinde ilgilileri dinlemek suretiyle ivedilikle karar verir.

(3) Şikâyet üzerine verilen karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde itiraz edilebilir. Mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde aile mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde aile mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye hukuk mahkemesine, aile mahkemesi hâkimi ile asliye hukuk mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın aile mahkemesine veya asliye hukuk mahkemesine ivedilikle gönderir. İtiraz mercii, bir hafta içinde kararını verir. Merci, itirazı yerinde görürse işin esası hakkında karar verir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.”

MADDE 44

 5395 sayılı Kanuna 41 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine muhalefet

MADDE 41/F- (1) Çocuk teslimine dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin gereğinin yerine getirilmesini engelleyenler, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine, fiil suç teşkil etse dahi, üç aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır.

(2) Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin gereğinin yerine getirilmesini engelleyenler, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine, üç günden on güne kadar disiplin hapsiyle cezalandırılır.

(3) Kişisel ilişki kurulması için kendisine çocuk teslim edilen hak sahibi, ilam veya tedbir kararında belirtilen sürenin bitiminde çocuğu belirlenen yere getirmezse, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine, fiil suç teşkil etse dahi, üç aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır.

(4) Yukarıdaki fıkralar kapsamında şikâyete bakacak görevli ve yetkili mahkeme, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesidir.

(5) Şikâyet olunana, şikâyet dilekçesi ile birlikte duruşma gün ve saatini bildiren davetiye gönderilir. Davetiyede, savunma ve delillerini duruşma gününe kadar bildirmesi gerektiği; duruşmaya gelmediği takdirde yargılamaya yokluğunda devam olunarak karar verileceği ihtar olunur. Mahkeme, duruşmaya gelen şikâyet olunanın, 5271 sayılı Kanunun 147 nci maddesinde belirtilen haklarını hatırlatarak savunmasını alır; gerekli araştırmayı yapar; dosyadaki delilleri değerlendirir; şikâyet olunanın teslim emrine aykırı hareket ettiğini veya emrin gereğinin yerine getirilmesini engellediğini yahut sürenin bitiminde çocuğu belirlenen yere getirmediğini tespit ederse disiplin hapsi ile cezalandırılmasına, aksi takdirde şikâyetin reddine karar verir.

(6) Disiplin hapsi ile cezalandırmaya ilişkin kararlar, kesinleşmesini müteakip Cumhuriyet başsavcılığı tarafından infaz edilir. Bu kararlar kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilemez.

(7) Şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde veya birinci ve üçüncü fıkralar bakımından çocuğun velayet hakkı sahibine teslim edilmesi durumunda dava ve bütün sonuçlarıyla beraber ceza düşer.

(8) Yukarıdaki fıkralar uyarınca aile mahkemesince verilen kararlara karşı, 41/E maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca itiraz edilebilir.”

MADDE 45

5395 sayılı Kanuna 41 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“İçeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi

MADDE 41/G- (1)  Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulması kapsamında çocuğun uzman veya öğretmen tarafından yükümlüden ya da hak sahibinden teslim alındığı veya diğerine teslim edildiği sırada kayda alınan ses veya görüntülerin internet ortamında yayınlanması nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden ilgililer, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesini isteyebilir.”

MADDE 46

 5395 sayılı Kanuna 41 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Giderlerin karşılanması

MADDE 41/H- (1) Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin yapılacak işlemler, 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu ile diğer kanunlar uyarınca alınması gereken tüm harçlardan istisnadır. Ayrıca bu iş ve işlemlerin yürütülmesi için yapılacak tüm masraflar, avukatlık ücreti hariç, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.

(2) Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin işlemleri hafta sonu ve resmî tatil günlerinde yerine getirmek üzere görevlendirilen uzman ve öğretmenlere bu kapsamda fiilen görev yaptıkları her teslim işlemi için, görevlendirilen diğer kişilere ise bu kapsamda görev yaptıkları her gün için (500) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayıyla çarpımı sonucu bulunacak tutarda ödeme yapılır. Bu kapsamda uzman ve öğretmenlere bir ayda yapılacak ödeme tutarı (10000) gösterge rakamının, görevlendirilen diğer kişilere ise (5000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayıyla çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçemez. Bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz. Bu fıkra uyarınca yapılacak ödemelerden kadrolu veya sözleşmeli olup olmadığına bakılmaksızın görevlendirilen tüm personel yararlanır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığınca belirlenir.”

MADDE 47

 5395 sayılı Kanuna 41 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Yönetmelik

MADDE 41/İ- (1) Bu Kısmın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”

MADDE 48

5395 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu Kanunun Dördüncü Kısmının uygulanmasına ilişkin yönetmelik, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde çıkarılır.

(2) Bu Kanunun Dördüncü Kısmının uygulanmasına, Adalet Bakanlığınca belirlenen il veya ilçelerde başlanır ve birinci fıkra uyarınca çıkarılan yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç bir yılın sonunda ülke genelinde uygulamaya geçilir. Dördüncü Kısmın hangi il veya ilçede ne zaman uygulanacağı Adalet Bakanlığının resmî internet sitesinde duyurulur.

(3) İkinci fıkra uyarınca Dördüncü Kısmın henüz uygulanmadığı yerlerde, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun, bu maddeyi ihdas eden Kanunla yürürlükten kaldırılan 25, 25/a ve 25/b maddelerinin uygulanmasına devam olunur.

(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleşen ve 2004 sayılı Kanunun mülga 341 inci maddesi kapsamında kalan eylemlere ilişkin şikâyetler, icra mahkemelerince sonuçlandırılır.

(5) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra;

  1. a) Üçüncü fıkra gereğince 2004 sayılı Kanunun mülga 25, 25/a, 25/b maddeleri uyarınca icra dairelerince,
  2. b) Dördüncü Kısım gereğince müdürlüklerce,

yürütülen çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulması sürecindeki emre veya kararın yerine getirilmesine muhalefet eylemleri bakımından 41/F maddesi uygulanır.

(6) İkinci fıkra uyarınca Dördüncü Kısmın uygulanmaya başlandığı il ve ilçelerde, çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların icrasına ilişkin derdest takip dosyaları, icra dairesince teslim veya kişisel ilişki kurulması işlemleriyle sınırlı olmak üzere resen işlemden kaldırılır. Şu kadar ki, çocuğun, bu tarih itibarıyla kişisel ilişki kurulması kapsamında hak sahibinde bulunduğu hâller bakımından dosya, çocuğun yükümlüye teslim edilmesinden sonra işlemden kaldırılır.

(7) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların icrası için icra daireleri nezdinde yapılacak takip işlemleri, 492 sayılı Kanun ile diğer kanunlar uyarınca alınması gereken tüm harçlardan istisnadır. İşlemleri yerine getiren icra müdürlerine 8/5/1991 tarihli ve 3717 sayılı Adli Personel ile Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde, uzman ve öğretmenlere ise 41/H maddesinde belirtilen esaslara göre ücret ödenir. Bu iş ve işlemler için yapılacak tüm masraflar, avukatlık ücreti hariç, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığınca belirlenir.

(8) Bu maddede kabul edilen usul ve esaslar, 22/11/2007 tarihli ve 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun uyarınca yapılacak çocuk teslim işlemleri bakımından da uygulanır.”

MADDE 49

22/11/2007 tarihli ve 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Çocuğun iadesine veya şahsî ilişki kurulmasına dair ilamlar, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun Dördüncü Kısım hükümlerine göre teslim emri tebliğ edilmeksizin yerine getirilir.”

MADDE 50

5717 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin başlığı “Adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğünün yetkisi” şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “icra müdürlüğünün” ibaresi “adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğünün” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 51

5717 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “icra müdürlüğünün” ibaresi “adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğünün” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 52

 5717 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “İcra ve İflâs Kanununun 25/b maddesinde öngörülen hükümler uygulanır” ibaresi “5395 sayılı Kanunun Dördüncü Kısım hükümleri uyarınca psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci ve rehber öğretmen gibi uzmanlar, bunların yeterli sayıda olmaması hâlinde ise öğretmen hazır bulundurulur” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 53

5717 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin başlığı “Teslim işlemlerinin ertelenmesi” şeklinde, birinci fıkrasında yer alan “icra müdürü” ibaresi “adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü” ve “icra ertelenir” ibaresi “teslim işlemleri ertelenir” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 54

5717 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “İcra ve İflâs Kanununun 341 inci maddesi hükümleri” ibaresi “5395 sayılı Kanunun 41/F maddesi hükmü” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 55

5717 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 56

 6/12/2018 tarihli ve 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “iki” ibaresi “beş” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 57

 Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 58

 Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

The Sweet Hereafter – Başka Bir Dünya

0

Başka Bir Dünya, gerçek bir olaya dayanan trajik bir hikayenin sinemaya aktarılmış versiyonu ve önemli bir hukuk filmidir. Tarihler 21 Eylül 1989’u gösterdiğinde ABD’nin Texas eyaletinde bir kasabada freni patlayan bir kamyon okul otobüsüne çarpmış ve 21 çocuk hayatını kaybetmiş, 14 yaşındaki Nichole Burnell kazadan felçli olarak kurtulmuştur.

Bu korkunç kazadan sonra Stephens adında bir Avukat çıkagelmiş ve çocuklarının acısına boğulan aileleri temsilen kazanın sorumlularını aramak ve büyük bir tazminat kazanmak için kolları sıvamıştır. Avukat Stephens, çocuklarını kaybeden ailelere hukukun çözümlerini önermektedir. Kendisi de bir baba olan avukat, kazazede ailelerle konuşarak onları dava açmaya teşvik etmektedir.

Olay, sinemaya aktarılmadan önce 1991 yılında Russell Banks’ın yazdığı bir kitapta hikayeleştirilmiştir.

Kitapta, kazanın meydana gelme biçimi kısmen değiştirilmiş, yoldan çıkan okul otobüsünün donmuş bir göle savrulup battığı şeklinde kurgulanmıştır. Filmin yönetmeni Atom Egoyan, kitaptaki kurguya büyük oranda bağlı kalmıştır.

Film, dünya sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri olan Atom Egoyan tarafından Kanada’da çekilmiştir. Dolores, sahip olduğu okul otobüsü ile fakir çocukları okula götüren bir kadındır. Ağır sonuçları olan bir kazaya karışan bu iyi niyetli kadın, bütün çocukların buzlar altında donarak ölmesine sebep olmuştur. Dolores ağır bir suç ve vicdanıyla baş başadır. İzleyici, yaşanan olayları farklı karakterlerdeki dört kişinin bakış açılarıyla takip etmektedir.

The Sweet Hereafter – Başka Bir Dünya – Fragman 

Süresi
97 Dakika
Yapım Yılı
 1997
Film Dili
 İngilizce
Ülke
Kanada
Tür
Dram
Yönetmen
Atom Egoyan
Oyuncular
Sarah Polley, Ian Holm, Arsinee Khanjian, Gabrielle Rose, Alberta Watson, Bruce Greenwood

Hukukun olayları çözmek ve yaşamı anlamlandırmakta yeterli olup olmadığı çocuklarının yaşamını yitiren aileler nezdinde sorgulanmaktadır. Yaşamın görünmeyen ve acımasız yönleri izleyicinin karşısına dava ile ortaya çıkmakta, davaya bakan avukat da dahil olmak üzere baba figürleri incelenmektedir.

Yönetmen, kaza ile ortaya çıkan trajediyi kullanarak bireylerin özel alanına girmekte, büyük bir trajedinin öncesi ile sonrasını, pişmanlıkları, acıları, hüzünleri ve hesaplaşmaları ustalıkla ekrana yansıtmakta, insanların iç dünyalarını ortaya çıkarmaktadır. Aileyi sorgularken taşra hayatını, insan psikolojisini ve babaların çocukları ile olan  ilişkilerini incelemektedir. Film, Fareli Köyün Kavalcısı hikayesini de kullanarak, büyüklerin günahlarının bedelini ödeyen çocukları resmetmekte, bir hukuk filmi olmanın ötesinde çocuklar üzerinden büyüklere ders vermekte, yaşamda karşılaşılan trajedileri hukuk yoluyla çözmenin zorluklarına izleyicinin dikkatini çekmektedir.

İlk Canilik-Murder in The First

0
İlk Canilik - Murder In The First

İlk Canilik-Murder in The First, gerçek bir olaydan esinlenerek çekilmiştir. Sinema eleştirmenleri tarafından başyapıt olarak nitelenen film adalet felsefesi yapmaktadır. Kevin Bacon’un oyunculuğu, diğer oyuncu kadrosunun gücü ve senaryo, filmi başarılı kılan etkenler olarak kabul edilmektedir.

İlk Canilik-Murder in The First
Yönetmen : Marc Rocco
Oyuncular : Christian Slater, Kevin Bacon, Gary Oldman, Embeth Davidtz, William H. Macy
Tür            : Drama, Gerilim
Yapım Yılı : 1995 (122 dk)
Senaryo    : Dan Gordon
Ülke          : ABD, Fransa
Filmin Orijinal Posteri
Beş dolar çaldığı iddiasıyla en azılı mahkumların hapsedildiği meşhur Alcatraz hapishanesine gönderilen Henri Young (Kevin Bacon), buradan kaçmaya çalışırken yakalanmış ve hücreye kapatılmıştır. Henri, karanlık ve soğuk bu hücrede, üç yıl boyunca acımasız gardiyan Milton Glenn’in (Gary Oldman) işkencesine maruz kaldıktan sonra çıktığında bir caniye dönüşmüştür. Henri, bu defa bir mahkumu öldürmek suçundan birinci derece cinayet suçuyla yargılanmaktadır. Kazanma şansı görünmeyen bu davaya atanan ve hukuk fakültesinden yeni mezun olmuş bir avukat olan James Stamphill (Christian Slater) davayı bambaşka bir yöne çekmekte, adalet ve vicdan sorgulaması yapmakta, asıl suçlunun Alcatraz’daki sistem olduğunu savunmaktadır.

Mahkeme Sahnesi

İzleyicinin, içindeki insani hislere, adalet ve vicdan duygusuna hitap eden film, bir süre sonra herkesi farkına varmadan Henri’nin avukatı rolüne sokmaya başlamaktadır.

Filmin Orijinal Posteri

İlk Canilik-Murder in The First, biyografi, hapishane ve mahkeme temalı film kategorisinde oldukça başarılıdır ve önemli bir yapıttır ancak senaryoda gerçek olayın dışına çıkıldığını iddia edenler de olmuştur. Bazı eleştirmenler, Murder in The First filmini, hapishaneden kaçış hikayesi ve sistem eleştirisini konu alan Esaretin Bedeli ile kıyaslayarak yorumlamışlardır.

Film, o dönemlerdeki Alcatraz Hapishanesi ve dünyadaki diğer hapishaneler hakkında insan haklarına aykırılık içeren işkence ve hak ihlallerini eleştirmesi bağlamında önemli bir sistem ve adalet taşlaması olarak kabul edilebilir. Masumiyet karinesi, suçlu bile olsa kimseye işkence yapılmaması gereği ve işkencenin bir insanlık suçu olduğu konusu izleyicinin dikkatine sunuluyor.

Filmin esinlendiği gerçek olay ve olayın kahramanı Henri Theodore Young: 
Henri Theodore Young

“Henri Theodore Young, (20 Haziran 1911 – 1972’den beri kayıp) hükümlü bir banka soyguncusu ve cinayetten hükümlüdür. Hapis cezasına çarptırılmış ve diğer dört tutukluyla birlikte Alcatraz Federal Cezaevi’nden 1939 kaçış girişiminde bulunmuştur. Kaçanlardan ki  kişi vurulmuş ve biri ölmüştür.  Kaçanlardan Henri Young ve Rufus McCain hücre hapsi aldılar ve üç yıl boyunca 1942 sonbaharına kadar Alcatraz Hapishanesinde kaldılar. Alcatraz Hapishanesine tekrar girmesinden üç yıl sonra 1942 yılında yapılan yargılamada Young’ın duruşmaları, hapishanenin nasıl idare edildiği konusunda tartışmalara sahne olmuştur. Alcatraz ve ceza sistemini sorgulayan, duygusal ve yaratıcı bir savunma yapılmıştır. Henri Theodore Young,1972 yılına kadar kaldığı hapishaneden şartlı tahliye olduktan sonra kendisinde bir daha haber alınamamıştır. Kevin Bacon tarafından canlandırıldığı 1995 yılındaki İlk Canilik-Murder in The First filmini ile yeniden gündeme gelen Young’un filmi sinemada izlemiş olabileceği bile iddia edilmiştir.”

Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler Şerhi

0

Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler Şerhi, isimli eser, Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu, Serra Karadeniz tarafından yazılmış, ilk baskısı 2017 yılı Ocak ayında Beta Yayınları tarafından okuyucu ile buluşturulmuştur. Kitabın yeni baskısı 2021 yılı Mart ayında aynı yayınevi tarafından basılmıştır.

İkinci baskısı 1656 sayfadan oluşan eserin yayına hazırlanmasında Avukat Burak Akın, Avukat Arzu Büşra Bayraktar, Avukat Engin Turhan, Avukat Damla Kuz, Avukat A. mesut Seçkin ve Avukat Elif Arayan katkıda bulunmuşlardır.

Konu Başlıkları
Temel İlkeler ve Tanımlar
Kanunun Uygulama Alanı
Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği Kast ve Taksir
Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler
Suça Teşebbüs
Suça İştirak
Suçların İçtimaı
Cezalar
Güvenlik Tedbirleri
Cezanın Belirlenmesi ve Bireyselleştirilmesi
Dava ve Cezanın Düşürülmesi

Yazar Fatih Selami Mahmutoğlu’nun Önsözünden:

“Peşinen belirtmek gerekirse, ülkemiz adına duyduğum mesleki kaygılar günden güne artmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda yapılan ciddi reformlardan gözle görülür bir biçimde ve hızla uzaklaşılmaktadır. Bu geriye gidiş sadece uygulamayla sınırlı kalmamakta, mevzuattaki yeni düzenlemelerde de bariz bir biçimde kendini göstermektedir. Yargının bağımsız olmadığına ilişkin yaygın kanaat, görülmekte olan onlarca ceza davasında neredeyse doğrulandığından duyarlı her yurttaş da doğal olarak kaygı taşımaktadır. Öyle ki Devletin bir kısım kolluk görevlilerinin, savcı ve hakimlerinin soruşturma ve kovuşturma sürecinde hukuktan uzaklaştıklarına ilişkin iddialar bile tek başına hepimizi dehşete düşürmeye yetmektedir.”

Fatih Selami Mahmutoğlu

“Unutulmamalıdır ki umutsuzluk da kötü bir duygudur. Bunun kalıcı olması ise, hem bireysel hem de toplumsal bakımdan sakıncalıdır. Şartlar ne olursa olsun içimizdeki  heyecanı yitirmeden çalışmalarımızı sürdürmeli ve umutlarımızı korumalıyız. Yaşama mutlu gözlerle bakarsak, mutlaka günler bizi bekler. En azından ben öyle yapıyor ve bundan da vazgeçmiyorum. “

“Gelelim bu çalışmanın sistematiğine ve diğer şerhlerden farkına. Yanlış anlaşılmasın, mevcut şerhlerin hepsi büyük emek ürünüdür. Ancak bu çalışmalar benim benimsediğim sistematiği içermemektedirler. Biz aslında monografik bir çalışmanın bütün gereklerini ortaya koymaya gayret ettik. Daha açık söylemek gerekirse, aslında bu şerh adeta bir Ceza Hukuku Genel Esaslar kitabı niteliğindedir. İlgili maddelere ilişkin Yargıtay uygulamalarını göstermek adına, her bölümde belirli tasniflerle Yargıtay kararlarına metin içerisinde yer verdik. Aynı yönde olan veya tasnife uygun olmayan kararları ise bölümlerin sonuna yerleştirdik.”

“Cumhuriyetin kıymetini bilelim. Demokrasinin hakkını verelim. Sınıfsal kökenlerimize bakmadan, bizleri getirdiği noktaları iyi kavrayalım ve sevinelim.” 

Yazar Av. Serra KARADENİZ Hakkında
Av. Serra KARADENİZ,

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2009 senesinde mezun olmuştur. 2012 yılında Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalında yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. Devamında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalında doktora eğitimine başlayan Karadeniz çalışmalarına devam etmektedir. Ceza hukuku alanında kitap ve makaleleri vardır. İstanbul Barosu’na kayıtlı Av. Serra KARADENİZ, 2013 senesinden beri Mahmutoğlu Hukuk Bürosu kadrosunda yer almaktadır.

Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler Şerhi

Sao Paulo Bildirgesi – Çevre Kirliliğine İlişkin Duyuru

0

Sao Paulo Bildirgesi, Çevre Kirliliğine İlişkin Duyuru başlığı ile 1976 yılı ekim ayında Brezilya’nın Sao Paulo kentinde düzenlenen 30’uncu Dünya Tabipler Birliği Genel Kurulunda  kabul edilmiştir. Bildirge, 1984 yılı ekim ayında Singapur’da düzenlenen 36’ncı Dünya Tabipler Birliği Genel Kurulunda gözden geçirilmiştir.

Sao Paolo Bildirgesi

Çevre Kirliliğine İlişkin Duyuru

Öndeyiş:

1976’da Sao Paolo’da topladığı bilimsel konferansta kirlilik sorunlarını tartışan Dünya Tabipler Birliği, insan ile çevresi arasındaki ekolojik dengenin önemi üzerinde durmakta ve ülkelerin toplumsal ve ekonomik gelişmeyi yürüttükleri gibi, kendi çevrelerinin niteliğini de geliştirecek adımlar atmaları gerektiğini vurgulamaktadır.

Kirlilik sorunu, yalnızca ortamın yaşanırlığını ve güzelliğini etkilemekte kalmamakta, bu ortamda yaşayan insanların sağlık varlığı için giderek büyüyen bir gözdağı da oluşturmaktadır. Bu nedenle hekimler, kirliliğe bağlı hastalıklardan korunmada büyük bir rol oynamalıdırlar.

Dünya Tabipler Birliği
Tanımlama:

Çevre kirliliği, insanların, gerek bilinçli biçimde, gerekse kusur ya da bilgisizliğe bağlı olarak, doğal çevreyi bozan ya da bulaştıran eylemlerinin sonuçları olarak tanımlanabilir.

Örneğin kimyasal atıkların sorumsuzca çevreye salınması insan yaşamı için temel olan suyun geldiği yer olan su yataklarının düzeltilemez biçimde kirlenmesine yol açabilir.

Kimi olumsuz fiziksel etkenler, iyonize radyasyon ve krom, asbest ya da tütünün içindekiler gibi bir kısım kimyasal maddeler, bu etkenlerle karşılaşan kişilerde ortaya çıkan kanserlerle ve ölümle sonuçlanan ya da sakat bırakan başka hastalıklarla bağlantılıdırlar. Sonraki kuşaklarda görülen doğumsal ya da gelişimsel bozukluklar da bu hastalıklar arasında yer almaktadır. Bu tip etkenlerle karşılaşmanın denetlenmesiyle kişilerin sağlığı ve yaşam süresi üzerinde olumlu bir etki sağlanabilir. Bu nedenler, evde, okulda, işyerinde, kısacası her yerde olumsuz fizik etkenlerin ortadan kaldırılmasına çok büyük bir öncelik tanınmalıdır.

Mikrobiyolojik ve kimyasal etkenler, işçilerin ve genel nüfusun sağlığını belirgin şekilde ve olumsuz yönde etkileyebilir. Mikrobiyolojik etkenler, onlarca yıldır kaydedilen deneyimlerin gösterdiği gibi, bulaşıcı hastalıklara yol açabilirler. Kimyasal maddeler, bulaşıcı olmayan tehlikelere neden olabilirler. Besin maddelerini yiyenlerin yalnızca zararlı mikrobiyolojik etkenler ile değil, aynı zamanda besin üretimini arttırmakta kullanılan tarımsal maddeler ile besinleri saklamakta kullanılan ve güvenilir olmayan katkı maddeleriyle de karşılaşmalarını en aza indirmek, besin üretimi ve dağıtımıyla uğraşan kişilerin sorumluluğundadır.

Sorunun Başlıkları:

Kirlilik sorununa özgül biçimde katkısı bulunan etkenler arasında, aşağıdakiler üzerinde özellikle durulabilir:

-Azot oksitler, fotokimyasal oksidanlar, hidrokarbonlar, sülfür dioksit, kurşun ve çevre havasında bulunan kimi parçacıklardan oluşan hava kirliliği. Bu madeler, çocuklarda ve yetişkinlerde olumsuz patofizyolojik etkiler yaptıkları gibi bitkilere ve canlılara da zarar verebilirler.

-Yeterince arıtılmamış insan atıklarıyla, tarımsal ve endüstriyel atıkların sulara boşaltılmasına bağlı olarak ortaya çıkan su kirliliği. Bu atıklar içme suyunu, virüsler, bakteriler ve öteki infeksiyöz mikroorganizmalarla, inorganik ve organik kimyasal maddelerle ve radyoaktif maddelerle bulaştırırlar. Su kirliliği, aynı zamanda dinlenme yerlerinin ve ticari balıkçılık kaynaklarının azalmasıyla da sonuçlanır. -Yığıldığı yerlerde hem kemiricilerin ve böceklerin birikmesine yol açan, hem de hava ve suyun niteliğini bozan katı çöpler; bu çöpler aynı zamanda çevrelerine zehirli maddeler yayabilirler.

-Endüstriyel kaynakların, ulaştırma araçlarının, ses yükselticilerin ya da başka kaynakların ortaya çıkardığı aşırı düzeyde sesler, sürekli işitme kaybına, başka patofizyolojik etkilere ve duygusal bozukluklara yol açabilirler.
Hekimlerin Sorumluluğu:

Halkı eğitmek ve kendi toplumlarında çevreyi koruma programlarının düzenlenmesini ve sürdürülmesini desteklemek, hekimlerin sorumluluğundadır.

Öneri:

Yukarıda sözü edilen sorumluluğun yerine getirilmesi için tek tek hekimler ve ulusal hekim birlikleri uygun eylemler yürütmelidirler.

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Gümrük İdareleri Dürüstlük Prensipleri – İstanbul Deklarasyonu

0

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Gümrük İdareleri Dürüstlük Prensipleri,  ‘İstanbul Deklarasyonu’ adıyla 27 Eylül 2001 tarihinde ilan edilmiştir.

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı; Türkiye, İran, Pakistan tarafından 1985 yılında kurulmuş ve Sovyetler Birliği devrinin sona ermesi ile Türki Cumhuriyetlerinin de katılımı ile genişlemiş bir ekonomik örgüttür. Teşkilatın temeli 1964 yılında kurulan ‘Kalkınma için Bölgesel İşbirliği Örgütü’ oluşturmaktadır. EİT’nin on üyesi ve bir gözlemci üyesi bulunmaktadır. Merkezi Tahran’da bulunan EİT’in üyeleri kültürel ve ekonomik alanda iş birliğini hedeflemektedir.

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Gümrük İdareleri Dürüstlük Prensipleri

(26-28 Eylül 2001/ İstanbul)

Bizler; Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Üyesi Gümrük İdareleri Başkanları olarak; yüzyılımızda insanımıza eşitsizlik ve yoksullukla doğrudan en büyük zararı veren ve sonunun ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel alanda felakete dönüşeceği  yolsuzluk virüsünün;

temel misyonumuz olan kaçakçılıkla mücadele ve meşru ticaret akışını kolaylaştırma  işlemlerimizi sekteye uğrattığı,

uluslararası ticareti ve ekonomik gelişimi engellediği,

gelirleri azalttığı,

iş maliyetlerini hem hükümetler hem de özel sektör için arttırdığı,

gümrük idareleri ve diğer kanun uygulama kurumları arasında güven ve işbirliğini azalttığı,

personelde moral ve mesleki dayanışma ruhunu çökerttiği,

yürürlükteki mevzuata kendiliğinden riayeti azalttığı,

halk nezdinde güven erozyonu yarattığı

bilinciyle  İdarelerimizde yolsuzluğun her türlüsünü önlemeye ve bunlarla mücadele etmeye kararlıyız.

Kesinlikle biliyoruz ki; gümrükler  devlet gelirlerinin toplanmasında, kaçakçılıkla mücadelede, toplumun korunmasında, ticaretin kolaylaştırılmasında, yabancı yatırımların teşvik edilmesinde ve ulusal gelişmeye katkıda bulunulmasında köklü rol oynamaktadır.

Güvenilir bir gümrük idaresinin herkes için önemli bir ulusal değer olduğunun farkındayız.

Gümrüklerin ekonomik gelişmedeki merkezi rolüne bağlı olarak oynadığı stratejiyi hayata geçirirken, yolsuzluğun filizlenebileceği toprağın ortadan kaldırılmasının ve dürüstlüğün sağlanmasının büyük önem taşıdığının bilincindeyiz

Küreselleşme sonucunda uluslararası ticaret ve yatırım da  dahil olmak üzere uluslararası ekonomik ilişkilerin gelişmesi kamu hizmeti sunan gümrük idarelerimizde de kabul gören yüksek standartları gerektirmektedir.

İdarelerimizde başta hesap verilebilirlik, şeffaflık, katılımcılık ve yeniden yapılanma sistemlerinin göz önünde bulundurulduğu iyi yönetişim mekanizmaları ile gümrüklerde yolsuzlukla mücadele ne kadar önemliyse çalışanların dürüstlüğünün sağlanması da  bizim için aynı öneme haizdir.

Gümrüklerin toplumun yansımasının bir örneği olarak, üzerine düşen sorumluluklarının bilinciyle kamu yönetiminin diğer dallarına önemli birtakım dersler sunma konusunda da öncülüğe hazır olduğunun farkındayız..

Dürüstlük hem idarelerimizde hem de özel sektör için paylaşılan önemli bir noktadır.

İdarelerimiz sorunları teşhis etmekte ve ulusal ve uluslararası alanda sorunun üstesinden gelmek için adımlar atmaktadır.

Gümrük İdarelerinde özellikle;

Mükellefler üzerinde tekel gücü,

Eşya ve hizmetlere ilişkin şartlar hakkında karar verebilme gücü,

Çıkar doğrultusunda yorumlamaya açık karmaşık mevzuat,

Kontrol ve sorumluluğun düşük seviyede olması,

İtiraz sürecinin veya mekanizmasının bulunmadığı

ortamlarının yolsuzluğun ortaya çıkmasını ve beslediği konusunda hemfikiriz.

Yolsuzluğa, gümrük idarelerinde belli çözümler bulma girişimlerinde sorumluluğun gümrükle özel sektör arasında paylaşıldığı görüşüyle gümrükte dürüstlük hedeflerine yönelik en iyi ulusal ve uluslararası yolları geliştirme  konusunda üye ülkeler birbirlerine yol gösterici bilgi ve yardım sağlayacaklardır.

Yolsuzluğun kontrol altına alınması ya da kökten yok edilmesine yönelik ulusal ve uluslararası düzeydeki politikaları benimseme  sorumluluğumuzun bulunduğunu kabul ediyoruz.

Bu nedenle, başta Dünya Gümrük Örgütü’nün 1993 yılındaki Arusha Deklarasyonu,1994 yılındaki Colombus Deklarasyonu, 1997 yılındaki Lima Deklarasyonu olmak üzere bu alandaki küresel forumlarda belirtilen tavsiyeleri de dikkate alarak, aşağıda belirtilen temel esasları, gümrük idarelerimizde dürüstlüğün tesis edilmesi, korunması ve güncelleştirilerek sürdürülmesini açısından benimsiyoruz.

Gümrük personelinin;

  • Yasal metinlerin üstünlüğü ilkesine bağlılığı ve uyumu,
  • Çalışmalarında tarafsızlığı ve önyargısızlığı,
  • Üstlenilen günlük işlerinde tutarlılığı ve dürüstlüğü
  • Resmi görevini yerine getirirken aldığı tüm kararlarda ve tüm hareketlerinde

sorumluluğu ve açıklığı,

  • Yapılan işlemlerde ve alınan kararlarda dürüstlüğün ve objektifliğin kişisel çıkar üzerinde tutulması ,
  • Mükelleflere hizmette özverili ve çalışkanlığı
  • Halkla ilişkilerde nezaketi, iyi niyeti ve eşit yaklaşımı,
  • Hizmet edilen insanların ihtiyaçları üzerine yoğunlaşarak kaliteyi arttırması
  • Zamanında doğru tavsiyelerde bulunulmasını ve doğru kararlar verilmesini sağlayacak bilgi ve becerileri edinmesi

temel değerlerine  sıkı bağlılığı esastır.

Gümrük İdarelerinde dürüstlük programlarının başarıya ulaşması için ; Gümrük idaresinde; sürekli yenilenen bir reform ve modernizasyon programından, en aza indirgenmiş, açık ve net bir gümrük mevzuatına, tutarlı, basit ve uygulanabilir gümrük işlemlerinden otomasyona, şeffaflığa, stratejik ayrım, rotasyon ve yeniden yerleştirmeye, bağımsız, etkili bir kontrol ve denetleme sistemine, personel için yeterli ücret, mesleki gelişim programlarına, personelinin dürüstlüğüne ilişkin olarak, kötü standartlar için net ve etkili disiplin önlemlerinin yanı sıra, bir Davranış Yönetmeliğine, aracılarla ve mükelleflerle olan ilişkilere ve  yolsuzlukla mücadele konusunda ulusal ve uluslararası işbirliğine  kadar bir çok alandaki kilit unsurlardan vazgeçemeyeceğimiz açıktır.

Bu alanlarda kendi gümrük idarelerimizdeki mevcut durumlarımızı ve stratejilerimizi yeniden gözden geçirmeyi ve gümrük idarelerimizde çalışanlarımız için aşağıda belirtilen ilkeler ışığında ortak bir dürüstlük anlayışı oluşturmak, geliştirmek ve  bu ilkelerin ihlal edilmesini önlemek amacıyla Davranış Kodu oluşturmayı taahhüt ediyoruz.

  • Gümrük personelinin kamu yararını ve kamuoyunun güvenini sağlamak açısından, görevlerini yerine getirirken; adalet, tarafsızlık, dürüstlük, sorumluluk, şeffaflık ve profesyonellik değerlerini esas aldığı ve  bu değerlerin gelişmesi yolunda gayret ettiğini gösterir “Genel İlke ve Kurallar”,
  • Kanunların ihlalinden doğan suçları işleyen gümrük personeli cezai soruşturmalarının yanı sıra disiplin soruşturmalarına da tabi tutulurlar ve cezai müeyyidelerinden bağımsız olarak disiplin cezaları alırlar.Tüm gümrük personelinin uymakla yükümlü olduğu “Kanunlara ve Dürüstlük İlkelerine Uyum İlkesi”,
  • Gümrük personelinin; nezaket, tarafsızlık, eşit muamele ve iyi niyetlilik ilkelerinden dayalı “Halkla İlişkiler” politikası,
  • Gümrükte işlem yapan bütün kişiler, gümrük personelinden kiminle muhatap olduğunu bilme hakkına sahip olduğundan “Resmi Kimliğin Açıklanması” ,
  • Tüm gümrük personelinin görünümünün ve kılık kıyafetinin ciddi bir izlenim verdiği, yapılan göreve uygun, temiz ve düzgün olmasını sağlayıcı “Kılık Kıyafet Konusundaki Kurallar”,
  • Konusunun gümrük idareleri, işlemleri veya personeli olan şikayetlerin etkin ve tarafsız olarak hızla değerlendirildiği ve sonuçlandırıldığı “Gümrük veya Gümrük Personeli Hakkındaki Şikayetler” ilkesi,
  • Gümrük personelinin doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye istemesi ve görevi sırasında olmasa dahi menfaat sağlama amacıyla hediye kabul etmesi yasaktır. Hediyenin değeri ve fiyatı çok düşük olsa ve menfaat sağlama amacı ile olmasa bile hediye almaktan özenle kaçınılması gerektiğini açıklayan “Hediye, Davet ve İndirimler”,
  • Tüm gümrük personeli ; eylemin suç olmasından öte, kendisinin ve aile bireylerinin de toplumun bir parçası olduğunun bilincinde olarak bireysel ve toplumsal sorumluluk anlayışı çerçevesinde, her türlü rüşvet teklifini reddetmesi gerektiğini açık bir şekilde ifade eden “Rüşvet” başlığı,
  • Gümrük personelinin muhataplarıyla ilişkilerinde gereken hassasiyeti ve özeni göstermesi gerektiğini ve görevinin ifasında taraf tutmakla suçlanmamaya dikkat etmesi gerektiğini belirten “Gümrükle Muhatap Olan Kişilerle Şahsi İlişkiler” ilkesi,
  • Gümrük personeli, yasal birikimlerini mevzuat çerçevesinde dilediği gibi değerlendirmekte serbesttir. Ancak, mali kaynaklarını aşan yatırım riskleri almaktan da kaçındığını gösterir “Menkul Kıymetlerin Elde Bulundurulması ve Yatırımlar” politikası,
  • Gümrük personelinin doğrudan doğruya veya aracı eliyle iş sahiplerinden, gümrük idaresi ile muhatap olanlardan borç para isteyemeyeceği veya alamayacağını belirten “Parasal İlişkilerde Bulunmama İlkesi”,
  • Gümrük personelinin, gerek elektronik ve normal şekillerde gümrük beyanlarından elde ettiği gerekse gümrük işlemlerinin uygulanması veya denetlenmesi neticesinde öğrendiği gizli nitelikteki bilgileri, bu bilgileri veren veya bu bilgiler ile doğrudan ilgili bulunan kişi veya yetkili makamın izni olmaksızın açıklamasını yasaklayan “Gizli Bilgiler İlkesi”,
  • Gümrük personelinin, tarafsızlık ilkesinin de gereği olarak hiçbir şekilde siyasi veya ideolojik amaçlı beyan ve eylemlerde bulunamayacağını ve siyasi partilere üye olamayacağını belirten “Siyasi ve Benzeri Nitelikli Faaliyetler İlkesi”,
  • Gümrük personelinin, devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzeri eşya ile ekonomik değeri olan her türlü kıymeti, etkin bir şekilde ve sadece resmi amaçlar ile izin verilmiş faaliyetler için titiz ve itinalı bir şekilde kullanması gerekliliğini içeren Resmi Araç-Gereçlerin Kullanılması”,
  • Adil tarafsız ve ayrımcılıktan arınmış, güvenli, sağlıklı, teşvik edici, kişisel farklılıklara saygılı, çalışanın özel yaşamına saygılı, karar alma sürecine personelin katılımını sağlayıcı olma şartlarını içeren “Çalışma Ortamı”

Gümrük idarelerimizde bu alandaki ulusal  tecrübelerin ve başarılı çalışmaların periyodik olarak değişiminin pratik yararı ve etkisine olan inancımızı ifade ediyoruz.

İstanbul, TÜRKİYE

27 Eylül 2001

Dersim’in kayıp kızları – Şark İstiklal Mahkemesi Kararları

0

Dersim’in kayıp kızları ile ilgili mahkeme kararları, Şark İstiklal Mahkemesi tarafından 27 Aralık 1926 tarihinde alınmıştır. Aileleri ölen ve sahipsiz kalan çocuklar, hükümetin uygun göreceği kurumlarda çalıştırılmak ve uygun mahallerde iskan edilmek üzere İçişleri Bakanlığı emrine Kayseri’ye sevk edilmişlerdir.

Mahkeme Dosya Numarası: 867,563

Karar Numarası: 670

Heyet-i Hakime: Reis: Ali Saib, Aza: Lütfi Müfid ve Avni Beyler

Mülahazât: 06/03/927’de Havali Kumandanlığına verilmiştir. Dosya Başvekalete gönderilmiştir. 13 Haziran 1928, numara 1295.

Dersim’in Koçuşağı isyanına iştirak ve isyan-ı mezkur sergerdelerinden olmak ve bi’l- müsademe derdest olunmak ve usata yataklık etmek ve keza Şeyh Said isyanı zamanında Çemişgezek’e ve kurasına hücumla katl-i nüfus, gasb ve garåt icrası mevaddından maznunen mevkuf Dersim’in Bozanlı karyesinden Ahmed oğlu Nuro ve Ahdük karyesinden Yusuf oğlu Topal Seydo, aslen Arabgir’in Yaluklu karyesinden Abbas Hüseyin oğlu Bektaş, Zemgizek (Engüzek) karyesinden Hüseyin oğlu Mehmed, Çemişgezek’in Şebtik (Şebşebik) karyesinden Cafer oğlu Hasan nam-i diğeri Yarım Ağa, Manzur oğlu Hüseyin, biraderi Elif’in oğlu Hızır, Ekrekli Kirho oğlu Haydar, Koçuşağı’ndan Velo oğlu Mahmud, İIbo oğlu Hamo ve İsmail, Mahmud oğlu Hüseyin, İbrahim oğlu Seyyid Ağa, Mamo oğlu Hüseyin, Hüseyin oğlu Mamo, Şamuşağı’ndan Kakım oğlu Velo, Koçuşağı’ndan ibrahim oğlu Ali, Saduşağı’ndan Mustafa Miço oğlu Musa, Reşikuşağı’ndan Ello oğlu Hamo, Karaballı Aşiretinden Pero oğlu Hüseyin, Reşikuşağı’ndan Haso oğlu Zeynel’in kardeşi Şeyho, Hafo oğlu ismail, Bedo oğlu Miço, Şamuşağı’ndan Hüseyin oğlu Hasan, Reşikuşağı’ndan Ali oğlu Hüseyin, Silo oğlu Ahmed, Miço oğlu Paşo, Koçuşağı’ndan Miço nam-i diğeri Mustafa oğlu Hasan ve firari Çemişgezek’in Koçlu karyesinden Cibooğulları’ndan Feyzullah oğlu Mehmed ve inco ve Koçuşağ’ndan Bozanlı Ahmed oğlu Nuro’nun kardeşi Haydo, Amutka karyesinden Seyyid Ali oğlu Ali, Ali oğlu Mahmud, biraderi Çakmak, Kupo, Duno oğlu Hafo, İsmail Haso, Kali Ağa, eniştesi Mahiki, Fatı oğlu Seyyid Ali, Monla’nın damadı Ali, Hazari karyesinden Gazi oğlu İnce Mehmed, Kurdo Seydo, Seyyid Maksud oğlu Gani Hüseyin, Bırastik karyesinden Ali Ağa, idare ibrahim oğlu Seyyidhan, Kali Ağa’nın kardeşi Miço, Şamuşağı’ndan Seyyid Ali ve kardeşi Hafo, Memili Gazi oğlu İbrahim, Seyyid Hızır oğlu Seydo, Kekil Mahmud’un kardeşleri Ali ve Rıza, Kali Ağa’nın biraderi Haydar, Taco oğlu Seydo, İsmail oğlu Seydo, Kakil amcazadesi Dogo ve Kakil, Kör Kurdo oğlu Hafo, Seyyid Ali’nin kardeşi Hafo, İsmail oğlu Memili, Mehmed oğlu Miço, İnce Mehmed’in kardeşi Haso, Reşikuşağı’ndan Ali oğulları Memili, Simo, Amutka karyesi’nden Musa, Seyyid Ali oğlu ibrahim, Palancı oğlu İsmail ve torunu Hüseyin, Yağcı Mamo oğlu Hasan, Birastikli Ali Ağa’nın kardeşi Eyüb ve Mustafa, Koçuşağı’ndan Mustafa, Zikir oğlu Ali, Keviç Hüseyin, Miço oğlu Halil, Beko’nun kardeşi Mehmed, Küçük oğlu Hasan, Beko’nun nezdinde Kel Manzur, Dilo Ali, Kurdo Hasan, Hasan oğlu Ince Mehmed, Hafo oğulları Rıza ve Miço, Reşikuşağı’ndan Dago, biraderi Miço, Ali oğlu Miço, Zengül oğlu Maho, Ali oğlu Cafer, Ali oğlu Canbaz, İsmail oğlu Hafo, oğulları Musa ve Manzur, Musa oğlu Rıza, Miço oğlu Amiral, Halil oğlu Ağa, Şahin, Amutkalı Hasan Cafo, biraderi Yusuf, murabbaları Çako, Kurso, Bozan karyeli Eyüb Ağa’nın amcazadesi Mehmed, Medinli Hasan oğlu Canşaz ve Hüseyin ve Hasan, Halil oğlu Monla, biraderi Hüseyin, Eğnikli Ahmed Ağa oğlu Aziz, Medin’in oğlu ibiş, Seyyidhan oğlu Ali ve Mehmed, Bozanlı Kupo’nun amcazadesi Yusuf, Kurno oğlu Yera, Birastikli Ali Ağa’nın kardeşi oğlu Yusuf, amcazadesi Hüseyin oğlu Hasan ve Yera ve Ali, Ahdüklü Ahmed oğlu Ağa murabbası Çako, Eskincili Merto oğlu Süleyman, Pogoslu Topal Seydo, Kamer oğlu Hafo, Bertal, muhacir Hasan, Reşikuşağı’ndan Hüseyin oğlu Hasan, Kallo, Kör Seydo, Zeynel’in biraderi Manzur, Ahmed oğlu Ali, Zikir oğlu Zeynel ve Manzur ve Karataş’ta mukim Hafo, Kankuruslu (Kankurut) Cafer Ağa, Bozanlı Hüseyin Ağa ve mahdumu Amiral, Ahmed Ağa oğlu Ağa, Palancı oğlu Velo, Seydo’nun babası Kurno, Beko’nun biraderzadesi Halil, Canşaz, Yusuf, Deli Mehmed, Kozlucalı Kör Seyyidhan, Girikuşaklı Mehmed Ağa, Mehmed Zikir, oğlu Seydo, Reşikuşağı’ndan Zikir oğlu İsmail ve mahdumu Kekil, Mehmed oğlu Miço, İsmail oğlu Miço, Koçuşağı’ndan Nan oğlu Hafo, Dono oğlu Hüseyin, Simo oğlu Kör Haso, Haydo oğlu Rıza, Ahmed oğlu Şamuşağı’ndan Keko, Zikir oğlu Hasan, Deli Mehmed’in oğlu Kekil, Çürüklü Rıza Velo’nun oğlu Mehmed, Haydo’nun kardeşi Mehmed, Yağcı Mamo’nun Yusuf, Yusuf Zeynel, İdare’nin küçük oğlu Lolo, Harasorlu Hayro oğlu Eyüp Ağa, İsmail, Cafer oğlu Hızır, Mansavut karyesinden Dursun, Zeynel’in kardeşi Şeyho Velo oğlu Kalo, Kado İsmail oğlu Haço, Kurno oğlu Seyyid Ali, Odo’nun oğlu Velo ve Hüseyin, Balikanlı Mamo oğlu Ali, İsmail oğlu Ahmed haklarında tevhiden icra kılınan muhakeme neticesinde maznunlardan mevkuf Ahmed oğlu Nuro, Yusuf Ağa oğlu Topal Seydo, İbrahim oğlu Seyyid Ağa, Haso oğlu Zeynel’in kardeşi Şeyho, Mustafa Miço oğlu Musa, İbrahim oğlu Ali, Hafo oğlu İsmail, Bedo oğlu Miço, Silo oğlu Ahmed, Hüseyin oğlu Hasan, Ali oğlu Hüseyin, Miço oğlu Paşo, Mustafa nam-ı diğeri Miço oğlu Hasan’ın ve firari Yağcı Mamo’nun Yusuf, Yusuf Zeynel, Lolo, Harasorlu Eyüb Ağa, Kupo, Kankaruslu (Kankarut) Cafer, Amutkalı Seyyid Ali, Seyyidhan, Kör Seyyidhan, Bırastikli Ali Ağa, Dursun, Haydo, Keko, Kali, İsmail, Feyzullah oğlu Mehmed, Şamuşağı’ndan Miço’nun (Koçusağı isyanında) müsellahan isyan ve maliyetlerindeki usata sergerdelik ve kumanda ederek hükümet kuvvetlerine karşı istimal-i silah ve birçok askerin şehadetine sebebiyet verdikleri ve keza Nuro ile bålâda esamileri muharrer firari eşhastan Yağcı Mamo’nun Yusuf, Yusuf Zeynel, Lolo, Eyüb Ağa’dan maada mütebaki yüz kırk bir firari eşhas Şeyh Said isyanı zamanında çete halinde Çemişgezek’e ve kurasına hücum, Azmi ve Mustafa namında iki şahsı katl eyledikleri ve jandarma karakolunu basarak esna-yı müsademede yedi neferi şehit ettikleri ve telgraf hututunu kat’ eyledikleri cereyan-i tahkikât ve muhakemát ve evrak-i dava mündericât-ı umumiyesi ve delâil-i saire-i kanuniye ile mertebe-i sübuta vasıl olduğundan ol vechle merkumůnun ber vech-i mevsuf ef al-i cinaiyenin fail-i asl ve hem-filleri olmak üzere mücrimiyetlerine ve keza mevkuf Abbas Hasan oğlu Bektaş, Hüseyin oğlu Mehmed, Manzur oğlu Hüseyin, Elif’in oğlu Hızır, Kirho oğlu Haydar, Velo oğlu Mahmud, İbo oğlu Hamo, Mahmud oğlu Hüseyin, İbo oglu İsmail, Hüseyin oğlu Mamo, Kakım oğlu Velo, Mamo oğlu Hüseyin, Ello oĞlu Hamo, Piro oğlu Hüseyin’in dahi bålåda muharrer olduğu vehcle fail-i asl olarak tecrim edilen eşhasa müzaharet ve muavenette bulundukları ve yiyecek ve saire i’ta ile hareketlerini teshil eyledikleri anlaşılmakla ol vechle merkumúnun da yataklık fiilinden dolayı mücrimiyetlerine ve vefat ettiği anlaşılan Hasan nam-ı diğeri Yarım Ağa hakkındaki hukuk-ı umumiye davasının da sukutuna, mevkuflar hakkında vicahen, firariler hakkında giyaben bi’l-ittifak karar verildi.

Aza: Bozuk Mebusu Avni

Aza: Kırşehir Mebusu Lütfi Müfid

Reis: Kozan Mebusu Ali Saib

Cihet-i cezaiyeleri hakkında dahi icab-i keyfiyet lede’l-müzakere: Fail-i asl olarak tecrim edilen mevkuf Ahmed oğlu Nuro, Yusuf oğlu Topal Seydo, ibrahim oğlu Seyyid Ağa, Haso oğlu Zeynel’in kardeşi Şeyho, Mustafa Miço oğlu Musa, ibrahim oğlu Ali, Hafo oğlu İsmail, Bedo oğlu Miço, Silo oğlu Ahmed, Hüseyin oğlu Hasan, Ali oğlu Hüseyin, Miço oğlu Paşo, Mustafa nam-ı diğeri Miço oğlu Hasan ve firari Feyzullah oğlu Mehmed, İnco, Nuro’nun kardeşi Haydo, Seyyid Ali oğlu Ali, Ali oğlu Mahmud ve Çakmak ve Kupo, Dono oğlu Hafo, İsmail Haso, Kali Ağa, eniştesi Mahiki, Fatı oğlu Seyyid Ali, Monla’nın damadı Ali, Gazi oğlu İnce Mehmed, Kurdo Seydo, Seyyid Maksud oğlu Gani Hüseyin, Ali Ağa, idare İbrahim oğlu Seyyidhan, Kali Ağa’nın kardeşi Miço, Seyyid Ali, kardeşi Hafo, Mamili Gazi oğlu İbrahim, Seyyid Hızır oğlu Seydo, Kekil Mahmud’un kardeşleri Ali ve Rıza, Kali Ağa’nın biraderi Haydar, Taco oğlu Seydo, İsmail oğlu Seydo, Kekil amcazadesi Dugo, Kakil, Kör Kurdo oğlu Hafo, Seyyid Ali’nin kardeşi Hafo, İsmail oğlu Memili, Mehmed oğlu Miço, İnce Mehmed’in kardeşi Haso, Ali oğulları Memili ve Simo, Amutkalı Musa, Seyyid Ali’nin oğlu İbrahim, Palancı oğlu İsmail, torunu Hüseyin, Yağcı Mamo oğlu Hasan, Ali Ağa’nın kardeşi Eyüb ve Mustafa, Koçuşaklı Mustafa, Zikir oğlu Ali, Keviç Hüseyin, Miço oğlu Halil, Beko’nun kardeşi Mehmed, Küçük oğlu Mehmed, Beko’nun nezdinde Kel Manzur, Dilo Ali, Kurdo Hasan, Hasan oğlu İnce Mehmed, Hafo oğulları Rıza, Miço, Dago, biraderi Miço, Ali oğlu Miço, Zengül oğlu Mamo, Ali oğlu Cafer, Ali oğlu Canbaz, İsmail oğlu Hafo, oğulları Musa, Manzur, Musa oğlu Rıza, Miço oğlu Amiral, Halil oğlu Ağa, Şahin, Hasan Cafo, biraderi Yusuf, murabbaları Çako, Kurso, Eyüb Ağa’nın amcazadesi Mehmed, Medinli Hasan oğlu Canşaz, Hüseyin, Hasan, Halil oğlu Monla, biraderi Hasan, Ahmed Ağa oğlu Aziz, Medin’in oğlu ibiş, Seyyidhan oğlu Ali, Mehmed, Kupo’nun amcazadesi Yusuf, Kurno oğlu Yera, Ali Ağa’nın kardeşi oğlu Yusuf, amcazadesi Hüseyin oğlu Hasan ve Yera ve Ali, Ahmed oğlu Ağa murabbası Çako, Merto oğlu Süleyman, Pogoslu Topal Seydo, Kamer oğlu Hafo, Bertal, muhacir Hasan, Hüseyin oğlu Hasan, Kallo, Kör Seydo, Zeynel’in biraderi Manzur, Ahmed oğlu Ali, Zikir oğlu Zeynel, Manzur, Karataş’ta mukim Hayfo Kankaruslu (Kankarut) Cafer Ağa, Bozanlı Hüseyin Ağa, mahdumu Amiral, Ahmed Ağa oğlu Ağa, Palancı oğlu Velo, Seydo’nun babası Kurno, Beko’nun biraderzadeleri Halil, Canşaz, Yusuf, Deli Mehmed, Kör Seyyidhan, Mehmed Ağa, Mehmed Zikir oğlu Seydo, Zikir oğlu İsmail ve mahdumu Kekil, Mehmed oğlu Miço, İsmail oğlu Miço, Nan oğlu Hafo, Dono oğlu Hüseyin, Simo oğlu Kör Haso, Haydo oğlu Rıza, Ahmed oğlu Kekil, Zikir oğlu Hasan, Deli Mehmed’in oğlu Kekil, Çürüklü Rıza Velo’nun oğlu Mehmed, Haydo’nun kardeşi Mehmed, Yağcı Mamo’nun Yusuf, Yusuf Zeynel, İdare’nin küçük oğlu Lolo, Harasorlu Eyüb Ağa, İsmail, Cafer oğlu Hızır, Dursun, Zeynel’in kardeşi Şeyho, Velo oğlu Kalo, Kado İsmail oğlu Haço, Kurno oğlu Seyyid Ali, Odo’nun oğlu Velo ve Hüseyin, Balikanlı Mamo oğlu Ali, İsmail oğlu Ahmed’in hareketlerine tevafuk eden Türk Ceza Kanunu’nun 64’üncü maddesi delaletiyle 125’inci maddesine tevfikan idamlarına ve ancak bunlardan mevkuf ibrahim oğlu Ali’nin sinni seksen, Silo oğlu Ahmed’in yaşı yirmi bir ve Mustafa oğlu Hasan’ın sinni yetmiş takdir edilmekle kanun-ı mezkurun 56’ncı maddesi mucibince ve tarih-i tevkifleri olan 26/11/1926 tarihinden itibaren ve Ali’nin Sivas ve Ahmed’in Konya ve Hasan’ın Sivas Hapishanelerinde ikmal-i müddet eylemek üzere idama bedel yirmi dörder sene ağır hapse konulmalarına ve diğer mevkuf Hüseyin oğlu Haso ve Miço oğlu Paşo’nun sinnleri dahi on sekiz olarak takdir edilmiş bulunduğundan onların da kanun-ı mezkurun 55’inci maddesine tevfikan ve tevkifleri olan 26/11/926 tarihinden itibaren Sivas Hapishanesinde ikmal-i müddet eylemek üzere idama bedel on beşer sene ağır hapse konulmalarına ve yataklıktan dolayı tercim edilenlerin dahi kanun-i mezkurun 169’uncu maddesine tevfikan ve tevkif tarihleri olan 26/11/1926 tarihinden itibaren ve Hasan oğlu Bektaş ve Hüseyin oğlu Mehmed’in Kayseri Hapishanesinde ikmal-i müddet eylemek üzere beşer sene, Manzur oğlu Hüseyin, Elif in oğlu Hızır, Kirho oğlu Haydar’ın da Niğde Hapishanesinde ikmal-i müddet eylemek üzere üçer sene Velo oğlu Mahmud, İbo oğlu Hamo, Mahmud oğlu Hüseyin, İbo oğlu İsmail, Mamo oğlu Hüseyin, Hüseyin oğlu Mamo, Kakım oğlu Velo’nun da Isparta Hapishanesinde ikmal-i müddet eylemek üzere beşer sene ağır hapse konulmalarına ve diğer Ello oğlu Hamo’nun yaşı on bir, Pero oğlu Hüseyin’in sinni de on iki olarak takdir edildiğinden kanun-ı mezkurun 53 ve 54’üncü maddeleri mucibince on sekiz yaşını geçmemek şartıyla beray-ı ıslah ve terbiye devlet idare ve murakabesinde bulunan bir müesseseye konulmak üzere müdafaa-i milliye emrine i’zamlarına 26/12/1926 tarihinde mevkuf yirmi yedi kişi hakkında vicahen ve diğerleri hakkında gıyaben bi’l-ittifak karar verildi.

Aza: Bozuk Mebusu Avni

Aza: Kırşehir Mebusu Lütfi Müfid

Reis: Kozan Mebusu Ali Saib

Asi Koçuşağı’ndan firar eden, maktul düşen ve mahkum edilen eşhasın aileleri efradından olup mıntıka-i müsademâtta ve mağaralarda derdest edilip mahkemeye tevdi’ edilen Dersim’in Koçuşağı Aşiretinden Cibo kerimesi ve Pero zevcesi otuz beş yaşında Bezey, kerimesi dokuz yaşında Rakey ve diğer kerimesi sekiz yaşında Elif ve Mahmud kızı ve Mustafa zevcesi altmış yaşında Zeyneb ve torunu altı yaşında Hediye, Maho kızı Hüseyin zevcesi otuz yaşında Hadice ve kızı bir aylık Besey ve diğer kerimesi dört yaşında Bezey ve diğer kızı dokuz yaşında Pokey ve oğlu üç yaşında Ali ve diğer kerimesi beş yaşında Zefney, Manzur kızı Süleyman zevcesi otuz yaşında Hadice, kızı dokuz yaşında Haney ve beş yaşında Komey ve torunu Hasan oğlu on üç yaşında İbrahim ve İsmail kızı ve Hamo zevcesi eli yaşında Fatıma ve Fatıma’nın torunu dört yaşında Mahmud ve sekiz yaşında Seltan, Hüseyin kerimesi ve Süleyman zevcesi yirmi yaşında Bezey ve oğlu dört aylık Hüseyin, Hamo kizı ve Miço zevcesi kırk yaşında Fidan, kerimesi yedi yaşında Bezey, oğlu sekiz yaşında ibrahim, Ali ki İsmail zevcesi otuz yaşında Medey, oğlu altı yaşında Hüseyin, sekiz yaşında Kazım, kızı altı yaşında Güllü, üç yaşında Huri, bir yaşında Fatıma, Hasan kızı Ali zevcesi yirmi yaşında Rakey, Mustafa kerimesi Musa zevcesi kırk beş yaşında Besey, oğlu altı yaşında Zeynel, iki yaşında Abbas, kızı dört yaşında Huri, İsmail kerimesi Şeyho zevcesi Zeyneb, oğlu altı yaşında Hüseyin, bir yaşında Kamil, kızı on yaşında Havva, altı yaşında Elif, iki yaşında Güzel, Ali torunu iki yaşında Hüseyin, Kamer kerimesi Hasan zevcesi otuz yaşında Seltan. İki yaşında oğlu Hızır, kızı üç yaşında Fatıma, oğlu bir aylık Ali, Hüseyin kerimesi Çakmak zevcesi yirmi beş yaşında Bezey oğlu iki yaşında Hasan, Hüseyin kerimesi Manzur zevcesi yirmi yaşında Haney, Abbas kızı Haci Yani Hadice iki yaşında ve Hızır oğlu on yaşında Miço, Bakıl kerimesi ve Mamo zevcesi otur yaşında Elif, oğlu bir yaşında Haydar, kızı dört yaşında Komaney, üç yaşında Zekay, dokuz yaşında Zeyneb, iki yaşında Besey, Miço kerimesi Süleyman zevcesi otuz beş yaşında Gazey oğlu bir yaşında Hızır, üç yaşında İsmail, kızı yedi yaşında Zeyney Süleyman kerimesi Hasan zevcesi altmış yaşında Haney, Ahmed kerimesi Süleyman zevcesi yirmi beş yaşında, Elif oğlu iki yaşında Ağa, yedi yaşında Hüseyin, kızı beş yaşında Zeyney. Zikir kerimesi Seyyid Ali zevcesi kırk yaşında Huri, kızı iki yaşında Huri, üç yaşında Mihriayn. İbrahim kerimesi Miço zevcesi kırk beş yaşında Vakey, oğlu beş yaşında Hasan, bir yaşında Miço, Keko kerimesi Hüseyin zevcesi otuz yaşında Bezey, oğlu beş yaşında Hüseyin, dört yaşında Silo, bir yaşında Hafo, kızı altı yaşında Hediye, Mehmed kerimesi Ali zevcesi Züleyha veyahut Zeley, oğlu dört yaşında Rıza, beş yaşında Hüseyin, üç yaşında Yusuf, bir yaşında Süleyman, Kiğı muhacirlerinden dokuz yaşında bi-kes Hamey Kız, Hafo oğlu beş yaşında Rıza haklarında icra kılınan muhakeme neticesinde ber-vech-i muharrer muhtelif sinnde erkek, kadın, kız ve çocuktan ibaret seksen üç nüfusun hükümetin tensib edeceği müessesâtta çalıştırılmak ve münasip mahallerde iskan edilmek üzere Dahiliye Vekalet-i Celilesi emrine Kayseri’ye sevk ve i’zamlarına 27/12/1926 tarihinde vicahen bi’l-ittifak karar verildi.

Aza: Bozuk Mebusu Avni

Aza: Kırşehir Mebusu Lütfi Müfid

Reis: Kozan Mebusu Ali Saib

Eşitlik Savaşçısı – On the Basis of Sex

0
Eşitlik Savaşçısı - On the Basis of Sex
Eşitlik Savaşçısı - On the Basis of Sex

Eşitlik Savaşçısı (On the Basis of Sex), 2018 yılında gösterime giren, büyük kadın hukukçu Ruth Bader Ginsburg’un hayatından esinlenilerek beyaz perdeye aktarılmış Amerikan yapımı biyografik bir filmdir. Filmde, erkek egemen hukuk dünyasında kadın haklarını savunan bir avukatın zorlu mücadelesi gözler önüne serilmektedir.

1950’lerde Harvard Hukuk Fakültesi’nde kadın öğrenci sayısı oldukça azdı ve Ruth Bader Ginsburg bunlardan biriydi.
Eşitlik Savaşçısı – On the Basis of Sex
Film Künyesi
Yönetmen Mimi Leder
Yapımcı Robert W. Cort , Betsy Danbury , Jonathan King
Senaryo Daniel Stiepleman
Oyuncular Armie Hammer, Justin Theroux, Felicity Jones, Cailee Spaeny, Jack Reynor , Kathy Bates, Stephen Root, Sam Waterston, John Ralston , Gabrielle Graham, Francis X. McCarthy, Angela Galuppo, Joe Cobden, Gary Werntz, Stephanie Costa, Arlen Aguayo-Stewart, Callum Shoniker, Karl Graboshas , Holly Gauthier-Frankel, Dawn Ford, Kareem Tristan Alleyne, Arthur Holden, Michael Dickson, Jeff Lillico, Jonathan Maxwell Silver, Amanda MacDonald, Alexandra Petrachuk, Julia Borsellino, Sean Colby, Gita Miller
Müzik Mychael Danna
Görüntü yönetmeni Michael Grady
Türü Biyografi, Drama
Renk Renkli
Yapım yılı 2018
Süre 120 Dakika
Dil İngilizce
Ülke ABD

Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu genç Avukat Ruth ( Felicity Jones), kendisi gibi avukat olan eşi Martin (Armie Hammer) ile birlikte bir vergi davası üzerinde çalışmaktadır. Davanın konusu; yasalara göre hasta yakınlarına bakan kadınların vergi muafiyetinden yararlanabilmelerine rağmen, hasta annesine bakmakta olan bir erkeğin vergiden muaf tutulmamasıdır. Erkek aleyhine de olsa cinsiyet eşitsizliğinden rahatsız olan Ruth bu durumu değiştirmek için harekete geçecektir. Ayrıca Ruth, önlerindeki davayı bir fırsat olarak görmekte ve mahkemeden çıkacak emsal kararı kadınların aleyhine düzenlenen yasalara savaş açmak için kullanmayı planlamaktadır. Hayatın birçok alanında hak eşitsizliği ile karşılaşan Ruth, Anayasa Mahkemesi’nin uyguladığı bir cinsel eşitsizlik kararını bozdurmaya çalışmaktadır. Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği bağlamında çığır açacak olan davada genç avukatın en büyük destekçisi ise kocası Marty’dir.

Film, genel olarak dava sürecine odaklansa da ana karakterin özel hayatında yaşadığı zorlukları da izleyiciye aktarmaktadır. En büyük destekçisi olan eşi Martin’in kansere yakalanması, ergenlik dönemindeki kızı ile yaşadığı sorunlar, sırf kadın olduğu için kendisine iş vermeyen hukuk firmaları Ruth’un önüne çıkan engellerden sadece bir kısmıdır.

Felicity Jones
Felicity Jones

Dönemin adalet sistemini eleştirel bir bakış açısıyla yansıtan filmin senaryosu, bizzat Ruth Bader Ginsburg’ün yeğeni tarafından yazılmış olduğundan, senaryonun gerçek hikaye ile tutarlı olduğu birçok eleştirmen tarafından savunulmuştur. Filmde, insan hakları savunucu Ruth Bader Ginsburg’ün hayat hikayesinin yanı sıra kadın hakları için verdiği mücadele ele alınmaktadır. Yüz yıllar boyunca kitlelerin hafızasına yer etmiş, kalıplaşmış toplumsal cinsiyet rollerini yıkmayı hedefleyen Ginsburg’ün hikayesi başta kadınlar ve hukukçular olmak üzere herkese ilham verecek niteliktedir.

Ruth Bader Ginsburg

Ruth Bader Ginsburg, 1933 yılnda, Avrupa’dan Amerika’ya göç etmiş Yahudi bir ailenin çocuğudur. Babası kürkçü olan Ginsburg, annesini genç yaşta kaybetmiş, 1950’li yıllarda Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne giden sınırlı sayıdaki kadından biri olmayı başarmış ve okulu birincilikle bitirmiş, Rutgers Hukuk Fakültesi ve Columbia Hukuk Fakültesi’nde profesör unvanını kazanmıştır.

Ruth Bader Ginsburg, filmde kendisini canlandıran Felicity Jones ile birlikte

Ginsburg, 1972 yılında Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği’nde (ACLU) Kadın Hakları Projesi’ni başlatmış ve 1973’te projenin genel danışmanı olmuştur. Cinsiyet ayrımcılığının hem erkekler hem de kadınlar için zararlı olduğunu savunmuş, cinsiyet yerine ‘toplumsal cinsiyet’ kavramını kullanmıştır.

Ginsburg, Bill Clinton 1993 yılında ABD Yüksek Mahkemesine atanmış, kadın hakları mücadelesini mahkeme üyesi olarak da sürdürmüştür. 2013 yılında, eşcinsel evliliklerini yasaklayan yasaya karşı çıkmıştır. ABD Yüksek Mahkemesi’nin dokuz yargıcından biri olan ve kadın hakları alanındaki liderlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Hasta Hakları Bali Bildirgesi

0
Dünya Hekimler Birliği Hasta Hakları Bildirgesi

Hasta Hakları Bali Bildirgesi(WMA DECLARATION OF LISBON ON THE RIGHTS OF THE PATIENT) , Dünya Tabipler Birliği(The World Medical Association) ’nin 1995 yılı Eylül ayında, Endonezya’nın Bali kentinde yapılan toplantısında kabul edilmiştir. 

Hasta haklarını uluslararası çapta, kapsamlı olarak düzenleyen ilk belge olan ve 1981 yılında Lizbon’da imzalanan Dünya Hekimler Birliği Hasta Hakları Bildirgesi, 1995 yılında Bali’de yeniden ele alınarak yenilenmiştir. Bildirge daha sonra 2005 yılında Santiago Bildirgesi’yle geliştirilmiştir.

Hasta Hakları Bali Bildirgesi

Giriş

Hekimler, hastaları ve geniş toplum kesimleri arasındaki ilişkilerde son yıllarda önemli değişikler meydana gelmiştir. Hekim kendi vicdanına ve hastanın yararına hareket ederken , aynı zamanda hastanın özerkliğini ve haklarını da garanti etmelidir. Aşağıdaki Bildirge Tıp mesleğinini onayladığı bazı temel hasta haklarını tanımlamaktadır. Hekimlerin ve diğer kişilerin veya sağlık bakımıyla ilgili kurumların bu hakların tanınması ve desteklenmesi konusunda ortak yükümlülükleri vardır. Yasalar, hükümetler veya diğer kurumlar bu hakları tanımayı kabul etmezse hekimler bu hakların korunması veya yenilenmesine yönelik uygun önlemleri almalıdır.

İnsanları ilgilendiren biyomedikal araştırmalara katılan – tedavi amaçlı olmayan araştırmalar da dahil olmak üzere – kişiler de herhangi bir hastanın sahip olduğu aynı haklara sahiptir.

İLKELER
1. Kaliteli tıbbi bakım hakkı

a. Her insan ayırımcılık yapılmaksızın yeterli tıbbi bakım görme hakkına sahiptir.
b. Her hasta herhangi bir dış müdahale olmaksızın özgürce klinik ve etik kararlar verdiğini bilen bir hekim tarafından bakılma hakkına sahiptir.
c. Hasta her zaman yararına en uygun biçimde tedavi edilmelidir. Uygulanan tedavi genel kabul gören tıbbi ilkelere uygun olmalıdır.
d. Kalitenin sağlanması her zaman sağlık bakım sisteminin bir parçası olmalıdır. Özellikle hekimler tıbbi hizmetlerde kalitenin sağlanmasında sorumluluklarını kabul etmelidir.
e. Özellikle tedavi bakımından hizmet sınırlılığı olan durumlarda potansiyel hastalar arasında bir seçim yapılması gerekiyorsa, bu seçimin bütün hastaların hakkını dikkate alarak eşit bir şekilde yapılması gerekir. Bu seçim tıbbi ölçütlere göre ve ayırım yapılmaksızın yapılmalıdır.
f. Hasta sağlık bakımı sürekliliği hakkına sahiptir. Hekimin hastayı tedavi eden diğer sağlık kurumları ile koordinasyon sağlama yükümlülüğü vardır. Hekim ileri tedavi endikasyonu olan durumlarda hastaya yeterli destek ve tedavi için seçenekler sunmadan uygulanmakta olan tedaviyi sonlandıramaz.

2. Seçim yapma özgürlüğü

a. Hasta özel veya devlet sektöründe olmasından bağımsız olarak hekimini ve hastanesini veya sağlık hizmeti veren kurumları özgürce seçme ve değiştirme hakkına sahiptir.
b. Hasta herhangi bir aşamada diğer bir hekimin görüşünü alma hakkına sahiptir.

3. Kendi kaderini belirleme hakkı

a. Hasta kendi kaderini belirleme ve kendisi ile ilgili özgürce karar verebilme hakkına sahiptir. Hekim hastayı verdiği kararların sonuçları hakkında bilgilendirmekle yükümlüdür.
b. Zihinsel yeterliliği olan erişkin bir hasta herhangi bir tanı veya tedaviye yönelik girişimi onaylama veya kabul etmeme hakkına sahiptir. Hastanın kendi kararını verebilmesi için gerekli şekilde bilgilendirilmeye hakkı vardır. Hasta uygulanacak test veya tedavinin amacının ne olduğunu, bunun sonuçlarının ne olabileceğini, tedaviyi kabul etmeme durumunda olabilecekleri açık bir şekilde anlamalıdır.
c. Hastanın klinik çalışmalara veya tıp eğitimine katılmayı reddetme hakkı vardır.

4. Bilinci kapalı hasta

a. Bilinci kapalı veya iradesini ifade edebilme durumunda olmayan hastalarda hastanın bilgilendirilmiş onayı en uygun zamanda yasal temsilcisinden alınmalıdır.
b. Yetkili yasal bir temsilcinin olmadığı ve acil tıbbi girişim gereken durumlarda daha önceden hastanın bu girişimi rededdiğini gösteren bir açıklaması yoksa hastanın onayı varsayılarak tıbbi girişim yapılabilir.
c. Bununla birlikte bir intihar girişimi sözkonusu ise hekimler her zaman bilinci kapalı bir hastanın yaşamını kurtarmaya gayret etmelidir.

5. Yasal ehliyeti olmayan hasta

a. Hasta çocuk ise veya yasal ehliyeti yoksa bir yasal temsilcinin onayının alınması gereklidir. Bununla beraber bu hastalar durumlarının izin verdiği ölçüde yine de karar alma sürecine dahil edilmelidir.
b. Eğer yasal ehliyeti olmayan hasta rasyonel kararlar verebiliyorsa, hastanın verdiği kararlara saygı gösterilmelidir. Bu durumda hastanın yasal temsilcisine bilgi verilmesini reddetme hakkı vardır.
c. Yasal temsilcinin veya hasta tarafından yetkilendirilen kişinin onay vermeyi reddettiği durumda hekimin görüşü girişimin hasta yararına olduğu şeklinde ise karar yasal mercilere bırakılmalıdır. Acil durumlarda hekim hastanın yararına davranacaktır.

6. Hastanın isteğine karşın yapılan girişimler

a. Hastanın isteğine karşın tanı ve tedavi ile ilgili tıbbi girişimler yasaların izin verdiği ölçüde ve tıbbi etik kuralları göz önüne alınarak sadece istisnai durumlarda yapılabilir.

7. Bilgilendirme hakkı

a. Hasta kendisiyle ilgili tıbbi gerçekler dahil olmak üzere sağlık durumu konusunda tam olarak bilgilendirilme ve kendisi hakkındaki tıbbi kayıtlara ulaşma hakkına sahiptir. Bununla birlikte hastanın kayıtlarında bulunan ve üçüncü bir kişiyi ilgilendiren bilgiler bu kişinin onayı olmaksızın hastaya verilmemelidir.
b. İstisnai olarak, eğer hastaya verilecek bilginin onun yaşamı veya sağlığı üzerinde ciddi zararları olacağına inanılıyorsa hasta bilgilendirilmeyebilir.
c. Bilgilendirme yerel kültüre uygun olarak ve hastanın anlayabileceği şekilde yapılmalıdır.
d. Hastalar bir başka kişinin yaşamının korunması için gerekli olmadığı sürece ve kesin olarak belirttikleri takdirde bilgilendirilmeme hakkına sahiptir.
e. Hastalar kendileri yerine kimin bilgilendirileceğini seçme hakkına sahiptir.

8. Gizlilik hakkı

a. Hastanın sağlık durumu, tıbbi durumu, tanısı, prognozu , tedavisi ve kişiye özel diğer tüm bilgiler ölümden sonra bile gizli olarak korunmalıdır. İstisna olarak hasta yakınlarının kendileri ilgili sağlık risklerini öğrenmeleri açısından bu bilgilere ulaşabilme hakkı olabilir.
b. Gizli bilgiler sadece hastanın açık izni veya mahkemenin kesin isteği üzerine açıklanabilir. Hastanın açık olarak izin vermediği durumlarda bu bilgiler sadece bilgilendirilmesi gereken diğer sağlık personeline verilebilir.
c. Hastanın kimliğine ait tüm bilgiler korunmalıdır. Bu bilgilerin korunması usulüne uygun yapılmalıdır. Bu tür verilerin alındığı insan ürünleri de aynı şekilde korunmalıdır.

9. Sağlık eğitimi hakkı

a. Her insanın kendi sağlık durumları ve mevcut sağlık hizmetleri hakkında seçim yapmasını kolaylaştıracak sağlık eğitimi alma hakkı vardır. Verilecek eğitim sağlıklı yaşam tarzı ve hastalıklardan korunma ve erken tanı ile ilgili yöntemleri içermelidir. Herkesin kendi sağlık durumlarından kendilerinin sorumlu oldukları vurgulanmalıdır. Hekimleri aktif olarak eğitim çalışmalarına katılma yükümlülüğü vardır.

10. Onur hakkı

a. Tüm tıbbi bakım ve eğitim sürecinde hastanın onuruna ve özel yaşamına onun kültür ve değerleri göz önüne alınarak saygı gösterilmelidir.

b. Hastalar son bilgilerin ışığında acılarının dindirilmesi hakkına sahiptirler.

c. Hastalar yaşamlarının son döneminde insanca bakılıp onurlu bir şekilde ölme hakkına sahiptirler.

11. Dini destek hakkı

Hasta kendi dinlerine uygun bir dini temsilcinin ruhi ve moral tesellisini kabul veya reddetme hakkına sahiptir.