Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi

0

Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi, 26 Ağustos 1789 tarihinde ilan edilmiştir. İngiliz ve Amerikan devrimlerinden önemli ölçüde etkilenen Fransız Devrimi de haklarla ilgili gelişmeleri aynen benimsemiş ve 1789 tarihinde İnsan ve Yurttaş hakları Bildirisi’ni ilan etmiştir.

Aydınlanma Düşüncesi, en aşırı, en radikal sonuçlarına Fransa’da ulaşmıştır. Çünkü Fransa’nın, Kilise ile mutlakiyetçi yönetimi destekleyen ortaçağ artığı, sınıflı bir toplumsal düzeni vardı, bu yapı Rönesans ve Reform hareketleri nedeniyle çatırdıyordu. Fransız Aydınlanması radikal düşünceleriyle bu gerginliği son sınırına kadar vardırmış, sonunda Fransız Devriminin patlamasına yol açmıştır.

Bildiride özetle; insanların doğal ve devredilmez hakları bulunduğu, hukuk bakımından, özgür ve eşit doğdukları, insanların özgürlük, mülkiyet ve baskıya karşı direnme hakkı bulunduğu, egemenliğin millete dayandığı, yasanın yasaklamadığı hiçbir şeyin engellenemeyeceği ve hiç kimse yasanın emretmediğini yapmaya zorlanamayacağı, hiç kimse, yasanın belirlediği durumlar ve emrettiği şekiller dışında suçlanamayacağı, tutuklanamayacağı, suç ve cezaların yasayla ve açık ve anlaşılır bir şekilde konabileceği, kişilerin suçun işlenmesinden önce kabul ve duyurulmuş olan bir yasa gereğince cezalandırılabileceği, herkesin suçlu olduğu açıklanıncaya kadar masum sayılacağı, herkesin din ve düşünce özgürlüğü bulunduğu, kamu giderlerini karşılamak için alınan vergilerin gelirlerle orantılı olması gerektiği, tüm yurttaşların devlet giderlerinin nasıl yapıldığını izlemek ve hesap sormak hakkı bulunduğu belirtilmiştir.

Bu bildiri, daha sonra 1791, 1946 ve 1958 Fransız Anayasalarının başında yer almıştır.

Frank Caprio

0
Frank Caprio

Frank Caprio, 24 Kasım 1936’da ABD’nin Rhode Island eyaletine bağlı Providence kentinde, İtalyan göçmeni bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Babası bir meyve satıcısı olan Caprio, mütevazı bir çocukluk geçirdi ve genç yaşta ayakkabı boyacılığı, gazete dağıtımı gibi işlerde çalıştı. Providence College’dan mezun olduktan sonra Boston’dak Suffolk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim gördü. Hukuk öğrenimi sırasında lise öğretmenliği yaparak eğitimine devam eden Caprio, 1962-1968 yılları arasında Providence Şehir Meclisi’nde görev yaptı.

1985’te Providence Belediye Mahkemesi yargıçlığına atandı. 2023 yılında emekli olana kadar bu görevini sürdürdü. 1975’te Rhode Island Anayasa Konvansiyonu’na delege olarak seçildi.

Caprio’nun emekliliğinin ardından Providence Belediye Meclisi, eski belediye mahkeme salonunun adını “Baş Yargıç Frank Caprio Mahkeme Salonu” olarak değiştirdi. 

6 Aralık 2023’te pankreas kanseri teşhisi konuldu. 20 Ağustos 2025’te yaşamını yitirdi.

Caprio’, mahkeme salonunda çekilen duruşmaların yayınlandığı “Caught in Providence” programı ile ünlüydü. Ayrıca Parking Wars dizisinde de rol almıştı. 

Compassion in the Court adlı kitabını 4 Şubat 2025’te yayınladı. Suffolk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde babası adına burs programı kurdu. Fahri Hukuk Doktorası sahibiydi. Hakkında çok sayıda kitap yazıldı. 

Avukatların Reklam Yasağı ve Kendilerini Tanıtmaları Konusunda Karşılaştırmalı Bir İnceleme

0

Avukatların Reklam Yasağı ve Kendilerini Tanıtmaları Konusunda Karşılaştırmalı Bir İnceleme – Av. Vedat Ahsen Coşar 

Hepimizin bildiği üzere reklam, herhangi bir malın, ürünün veya hizmetin hedef kitleye yönelik olarak tanıtılması, beğendirilmesi ve böylece o malın, ürünün ve hizmetin talep edilmesinin, alınmasının, satılmasının sağlanması için söz, yazı ve benzeri diğer görsel ve işitsel araçlarla yapılan planlama ve eylemler bütünüdür.

Reklamla olan yakın ilgisi ve ilişkisi nedeniyle çoğu zaman reklamla karıştırılan tanıtım ise, aslında reklam olmayan, sadece bir bilgilendirme olan ve herhangi bir malın, ürünün veya hizmetin özelliklerinin, kurumsal kimliğinin, üretim biçiminin, teknolojisinin söz, yazı ve benzeri diğer görsel ve işitsel araçlar kullanılarak geniş halk kitlelerine tanıtılmasını amaçlayan ve sağlayan bir faaliyet ve çalışmadır.

Vedat Ahsen Coşar

Bu çerçevede gerçeğe uygun olması koşuluyla bir avukatın yazdığı makaleler, kitaplar, bildiği yabancı dil, yaptığı master veya doktora konusundaki bilgileri, hazırladığı web sayfası yoluyla veya bir başka biçimde kamuoyuna sunması kanımca reklam değil, bilgilendirme amaçlı bir tanıtımdır.

Öncelikle ve özellikle ifade etmek gerekir ki, avukatlık meslek kuralları, avukatlık mesleğinin düzenini, ahlak ve geleneklerini yerleştirmek, korumak ve yasaların avukatlara yüklediği görevlerin onurlu ve avukata yakışan bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak amacıyla oluşturulmuştur. O nedenle, avukatlar, Avukatlık Kanunu ve yönetmeliğiyle birlikte meslek kurallarını iyi bilmek, bunları içselleştirmek ve uygulamakla yükümlüdürler. Zira serbest bir irade sonucu kabul edilen meslek kuralları, bir toplumun yaşamı için vazgeçilmez nitelikteki avukatlık mesleğinin en iyi şekilde yapılmasını sağlar ve bunu güvence altına alır.

Diğer taraftan avukatlık serbest bir meslek olmakla, avukatlar kendilerini bir şekilde topluma tanıtmak, potansiyel müşterilerine donanımlarını ve pozitif özelliklerini gerçeğe uygun olarak sunmak durumundadırlar. Bu ise avukatlık mesleğinin kendine özgü kurallarının ve bu tanıtımın sınırlarının tespit edilmesini zorunlu kılar.

Bu noktada işaret edilmesi gereken önemli bir husus, bugüne kadar mevzuatta reklam yasağı olarak ifade edilen bazı hususların, günümüzün değişen anlayış ve kabullerine bağlı olarak artık reklam yasağı şeklinde ve bu ifadeyle değil,  daha çok tanıtım şeklinde ve bu ifadeyle kullanılmakta olduğu hususudur.

Ben bu yazımda, reklam kavramını ve yasağını, avukatlık hukuku ve mesleği bağlamında, gerek bizim ülkemizdeki, gerekse başkaca ülkelerdeki yasal düzenlemeler ve uygulamalar yönünden ve karşılaştırmalı olarak inceleyeceğim. Buna göre;

a- Türkiye Uygulaması Yönünden

Osmanlı İmparatorluğu döneminde ve 14 Şubat 1883 tarihinde Rumeli Vilayeti İl Genel Meclisi tarafından, bu vilayete özgü olarak kabul edilen “Doğu Rumeli Vilayetine Ait Avukatlık Yasası”nda reklam yasağı huşunda yapılmış bir düzenleme mevcut değildir.

Yine Türkiye’nin ilk Avukatlık Kanunu olan ve biri geçici olmak üzere 17 maddeden oluşan 460 sayılı, 03 Nisan 1340 (1924) kabul tarihli Muhamat Kanunu’nda, bu kanunun bir kısım maddelerinde değişlik yapan 06 Kanunisani (Ocak) 1926 tarihli 708 sayılı kanunda, avukatların reklam yapamayacaklarına ilişkin herhangi bir hüküm yoktur.

01 Aralık 1938 tarihi itibariyle yürürlüğe giren kanun, 07 Temmuz 1969 tarihine kadar otuz yıl süreyle yürürlükte kalan, bu süre zarfında ve değişik tarihlerde altı kez değişikliğe uğrayan ve 117 maddeden oluşan 3499 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 24.maddesinde, “avukatların mesleğin vakar ve haysiyeti ile telifi mümkün olmayan her türlü hal ve hareketten kaçınmak, görev ve yetkilerini adalet icaplarına uygun olarak ifa ve istimal eylemek zorunda oldukları” hükmüne yer verilmekle birlikte, reklam yapamayacakları hususunda bir düzenleme yer almamaktadır.

Avukatların reklam yapamayacaklarına ilişkin düzenleme, bizim Avukatlık Kanunumuza ve mevzuatımıza 19.03.1969 kabul tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’muza, “avukatların iş elde etmek için, reklam sayılabilecek her türlü teşebbüs ve harekette bulunmaları ve özellikle tabelalarında ve basılı kağıtlarında avukat unvanı ile akademik unvanlarından başka sıfat kullanmaları yasaktır” hükmünü içeren 55.maddesi ile girmiş, bu düzenlemeyi 26.01.1971 tarihli Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu’nda kabul edilen meslek kuralları takip etmiştir.

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 7.maddesinin (a, b, c, ç) fıkraları ile 8.maddesi hükümlerine göre; “avukat, salt ün kazanmaya yönelik her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır, bu bağlamda adres değişikliğini reklam niteliği taşımayacak biçimde ilan yolu ile duyurabilir, başlıklı kağıtlarını, kartvizitlerini, büro levhasını reklam niteliği taşıyacak şekilde aşırı ölçülerde ve içerikte düzenleyemez, adresini telefon rehberinde sadece meslekler bölümüne yazdırabilir, kendisine iş sağlama niteliğindeki her türlü davranıştan kaçınmakla” yükümlüdür.

Reklam yasağı konusundaki bu düzenlemeleri çok daha sonraki yıllarda yürürlüğe konulan, bu bağlamda 21.11.2003 tarihli, 25256 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren  Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği takip etmiştir.

Çok daha ayrıntılı ve özel hükümler içeren Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin “Amaç” başlığını taşıyan 1.maddesi hükmüne göre reklam hususundaki yasağın düzenlenmesinden amaç; “Avukatların mesleklerini özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmelerini, avukatlık sıfatının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır şekilde hareket etmelerini, yargılama faaliyetindeki yerlerini ve işlevlerini olumsuzlaştıracak ve yargının görünümünü bozacak davranışlardan kaçınılmasını sağlamaktır.”

Yönetmeliğin bu amacına ve yönetmeliğin 5.maddesindeki düzenlemeye göre avukatlar, kullanacakları tabelalarda, sadece avukatlık unvanı ile ad ve soyadlarına, varsa akademik unvanlarına, bürolarının kat ve daire numaraları ile telefon numaralarına, internet ve e-posta adreslerine yer verebilirler. Tabelalarda bunların ve bu yönetmelikte belirlenenlerin dışında kalan unvan, deyim, şekil, amblem ile Türkçe dışında yabancı dillerde ifade ve diğer şekillere, işaret, resim, fotoğraf ve benzerlerine yer verilemez. Bu tabelaların birden fazla avukata ya da avukatlık ortaklığına ait olması durumunda (100 cm x 150 cm), tek bir avukata ait olması durumunda ise (70 cm x 100 cm) boyutunu geçemez. Yine bu tabelalar yerine ışıklı pano kullanılamaz, tabelalar ışık verici donanımlarla süslenemez, tabelalarda ikiden fazla renge yer verilemez. Fiziki imkansızlık durumunda tabelalar ana binanın cephelerine, balkonlarına veya pencerelerine asılabilir, aksi durumlarda büronun bulunduğu giriş kapsının yanına, giriş holü veya koridoruna, büro giriş kapısının yanına asılabilir. Aynı büroda birlikte çalışılması durumunda, tabelalara avukatlardan birinin veya birkaçının adı soyadı veya soyadının yanında “avukatlık bürosu”; avukatlık ortaklığı durumunda ise ortaklık sözleşmesinde belirtilen ortaklığın adı ve unvanı yanında “avukatlık ortaklığı” ibaresinin konulması zorunludur.

Avukatların kullanacakları başlıklı kağıtlar, kartvizitler ve diğer basılı evrak reklam niteliği taşıyacak aşırılıkta olamaz. Başlıklı kağıtlarda, kartvizitlerde ve diğer basılı evrakta; sadece avukatlık unvanı, varsa akademik unvanı, adı ve soyadı, adresi, telefon-faks numaraları, internet ve e-posta adresleri ile bağlı bulunulan Baro ve Türkiye Barolar Birliği sicil numaraları, vergi dairesi ile vergi sicil numarası ve Türkiye Barolar Birliği ve/veya kayıtlı bulunulan baronun amblemi yer alabilir. Birlikte çalışma halinde; “avukatlık bürosu” ibaresi, avukatlık ortaklığı halinde “avukatlık ortaklığı” ibaresi ve ortaklıkta yer alan avukatların ad ve soyadlarının yer alması da zorunludur. Ortaklığa mensup avukatların, başlıklı kağıtlarında, kartvizitlerinde ve diğer basılı kağıtlarında; büro ya da ortaklığın adı yanında, kendi ad ve soyadlarını da kullanmaları zorunludur. Başlıklı kağıtlarda, kartvizitlerde ve diğer basılı kağıtta avukat unvanı ve akademik unvan dışında; emekli yargıç, emekli savcı, emekli noter, hukuk uzmanı, marka- patent vekili, sigorta uzmanı, bilirkişi, Bakan, Milletvekili ve benzeri sıfatlar kullanılamayacağı gibi kamu kurum ve kuruluşu ile özel kurum ve kuruluşlardaki, siyasi partilerdeki geçmiş ve mevcut görevler belirtilemez. Barolar ve Türkiye Barolar Birliği organlarında geçmişte görev alan avukatlar bu unvanlarını kullanamazlar. Halen görevli olanlar bu unvanlarını; ancak bu görevin ifasında ve bu görevleri ile sınırlı olmak kaydıyla kullanabilirler. Başlıklı kağıtlarda, kartvizitlerde ve diğer basılı evrakta; avukatın veya avukatlık ortaklığının ad ve unvanını belirtme amacını aşan her türlü yazı, deyim, resim, kayıtlı bulunduğu baro veya Türkiye Barolar Birliği amblemi dışında amblem ve şekiller yer alamaz. Avukatlık hizmeti, hiçbir unvan altında marka tesciline konu olamaz; bu yolda bir başvuruda bulunulamaz, mühür biçiminde damgalar kullanılamaz.  (Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği madde 6)

Yine bu yönetmeliğin 7.maddesi hükmüne göre avukatlar, telefon rehberinin “meslekler” kısmına alfabetik sırada dizilmiş olmak ve diğer avukatlardan, avukat bürolarından ve avukatlık ortaklıklarından ayırt edici her hangi bir ifade, sembol, işaret ve saire kullanmamak koşulu ile; adı, soyadı, büro adresi, telefon ve faks numaraları, internet adresi ve e-posta adresini yayınlatabilirler.

Yönetmeliğin 8.maddesinde yer verilen (a, b, c, d, e, f) fıkraları hükümlerine göre avukatlar, adres değişikliğini, büro açılışını ve altı ayı aşan ara vermeden sonra yeniden mesleğe dönüşünü, avukatlık ortaklığına girişini ve çıkışını, reklam niteliğini taşımayacak şekilde, gazete ve sair yazılı basın yolu ile bir kez duyurabilirler. Avukatlık ortaklığının tescil ya da sona ermesi ya da ortaklardan birinin ayrılması ilan yolu ile duyurulabilir. Avukatlar, yaşamları, kazançları, mesleki faaliyetleri hakkında “reklam niteliğinde” yayınlarda bulunamazlar, halen ya da eskiden takip ettikleri, devam eden veya sonuçlanmış bir dava hakkında ve yine dava ile özdeşleşip tarafların sözcüsü gibi hareket edemezler, davanın hukuki boyutları içinde kalmak kaydıyla ve zorunlu haller dışında yazılı, işitsel ve görsel iletişim araçlarına ve internete görüntü, bilgi, demeç veremez, açıklama yapamazlar; Yazılı, işitsel ve görsel iletişim araçlarında ve internette röportaj, sohbet, konuşma, tartışma ve benzeri programlara katıldıklarında, reklam sayılabilecek her türlü davranıştan, avukatlık mesleğini zedeleyici her türlü açıklamadan kaçınmak zorundadırlar. Avukatlar, bu unvanı kullanarak yazılı, işitsel, görsel iletişim araçlarında ve internette yönetmen, düzenleyici, danışman ve sair sıfatlar ile dizi, sürekli yayın, süreli ya da süresiz programlar hazırlayamazlar, sunamazlar, yönetemezler, bunların hazırlanmasına, sunulmasına ve yönetilmesine katılamazlar. Avukatlar, gerek mahkemede temsil görevini yerine getirirken, gerekse yazılı, işitsel ve görsel iletişim araçları ve internet ile ilişkisinde kendisini veya üzerinde çalışmakta olduğu hukuki işi reklam olabilecek nitelikte ön plana çıkaramazlar. Avukatlar, iş sağlama amacına yönelik olmamak ve meslektaşlarıyla haksız rekabete yol açmamak kaydıyla, baro veya Türkiye Barolar Birliği organ ve başkanlık seçimleri ile genel veya yerel seçimlerdeki adaylıklarına ilişkin bilgileri seçim tarihinden azami 2 ay önce başlayıp seçimi izleyen 10 gün içinde sona erdirmek kaydı ile yazılı, işitsel ve görsel iletişim araçları veya internet yoluyla duyurabilirler. Bu duyuruların amaca elverişli ve mesleğin saygınlığına yaraşır nitelikte olması gerekir.

Internet kullanımını düzenleyen 9.madde hükmüne göre avukatlar, internet dahil, teknolojinin ve bilimin olanak tanıdığı her tür ortamda avukatlık mesleğinin onur ve kurallarına, avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene, Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenen “Avukatlık Meslek Kuralları“na aykırı olmayacak şekilde kendisini ifade etme hakkına sahip olmakla, mesleki faaliyetlerini internet üzerinden sürdürmek, müvekkillerini bilgilendirmek, mesleki makalelerini ve bilimsel çalışmalarını yayımlamak amacıyla internet sitesi açabilmek, tabelada, basılı evraklarında ve internet sitesinde tercih ettiği e-posta adreslerini kullanabilmek hakkına ve imkanına sahiptirler. Şu kadar ki, internet sitesi üzerinden mesleki faaliyetini yürütürken avukatlık mesleğinin onur ve kurallarına, avukat unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun davranmakla, bu hususla ilgili olarak gerekli güvenlik tedbirlerini alarak, sır saklama yükümlülüğüne uygun davranmakla, internetin kendine özgü araçlarını ve sadece ilgili kişinin ulaşabileceği, şifre-algoritma ile korunan internet sitesinin geri planında kişiselleştirilmiş “sanal ofis” benzeri uygulamaları kullanmakla ve bu uygulamaları ilgilisinin dışındakilerin kullanımına açmamakla yükümlüdürler.

Aynı maddenin (a, b, c) fıkraları hükümlerine göre avukatlar açacakları internet sitelerinde; site sahibi ya da sahiplerinin adı soyadı varsa akademik unvanı, avukatlık ortaklığı ise tescil unvanı, avukatlık bürosu ise büro unvanı, fotoğrafı, Türkiye Barolar Birliği ve baro sicil numaraları, mesleğe başlama tarihi, mezun oldukları üniversite, bildikleri yabancı dil, mesleki faaliyetin yürütüldüğü büro adresi, telefon ve faks numaraları, e-posta adresi, baro ve Türkiye Barolar Birliği seçimlerine yönelik oy verecek üye ve delegeleri kendileri ve diğer adaylar hakkında bilgilendirme gibi bilgilerin bulunmasını sağlayabilirler. Avukatlar, iş sağlama amacına yönelik olmamak ve meslektaşlarıyla haksız rekabete yol açmamak kaydıyla internet sitelerini arama motorlarına kayıt ederken anahtar kelime (keyword) olarak “adı ve soyadı“, “avukatlık ortaklığı unvanı“, “avukatlık bürosu unvanı“, “bulunduğu şehir ve kayıtlı oldukları baro“, “avukat, hukuk, hukukçu, adalet, savunma, iddia, eşitlik, hak” dışında bir sözcük ya da tanıtım tümcesi ve yine iş sağlama amacına yönelik ve meslektaşlarıyla haksız rekabete yol açacak şekilde, internet kullanıcılarını kendi sitesine veya kendi sitesinden bir başka siteye yönlendirecek internet kısa yolları kullanamazlar, kullanılmasına izin ve reklam veremezler ve alamazlar.

Yönetmeliğin “işbirliği” başlıklı 10.maddesi gereğince, avukatlar, ülke içinde ve dışında işbirliği yaptıkları ve başka kentlerdeki avukatları, ortak avukat bürolarını ve avukatlık ortaklıklarını “irtibat bürosu” ve benzeri tanımlarla, işbirliğini genelleştirecek ve süreklilik kazandıracak biçimde açıklayamazlar ve duyuramazlar.

Yine avukatlar; salt ün kazanmaya yönelik her tür girişim ve eylemlerden kaçınmak, iş elde etmek için reklam sayılabilecek her hangi bir girişim ve eylemde bulunmamak, üçüncü kişilerin kendileri için reklam sayılabilecek bu tür eylem ve davranışlarına izin vermemek, bunlara engel olmak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. (Türkiye Barolar Birliği Reklam Yönetmeliği madde 11)

Yönetmeliğin 12.maddesi hükmüne göre, bu yönetmelik hükümlerine aykırı davranışların, eylem, tasarruf ve tutumların tespiti ve ilgili avukata yapılan ihtar sonrasında 15 gün içinde aykırılığın giderilmemesi durumunda avukat hakkında resen disiplin soruşturması açılması zorunludur.

b- Amerika Birleşik Devletleri Uygulaması Yönünden (1)

Amerikan Barolar Birliği’nin 1908 tarihli Canon of Ethics/Etik Kuralları başlangıçta ve esas olarak avukatların reklam yapmalarına izin vermekte idi. Ancak bir kısım avukatların buna aykırı davranmaları üzerine, bu etik kurallarda 1937 yılında yapılan değişikliklerle avukatların reklam yapmalarına önemli ve ciddi kısıtlamalar getirildi. 1970’lere kadar varlığını koruyan bu kısıtlamalar, bu yıllarda bazı tüketici örgütlerinin, avukatların ciddi itirazları ve karşı koymaları üzerine yargıya taşınmış ve Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi’nin kararları sonrasında ifade ve konuşma özgürlüğü çerçevesinde ortadan kaldırılmıştır.

Bu konuda yargıya intikal eden ve karara bağlanan ilk dava Bates v.State Bar (S.Ct.1977) davasıdır. Bu davada avukatların reklam yasağının ifade özgürlüğüne aykırı olduğu iddia edilmiş, mahkeme tarafından eyaletlerin ve baroların, gerek zaman, gerekse yer ve tarz olarak bu konuda makul kısıtlamalar yapmalarına ve sadece yanlış veya yanıltıcı reklamları yasaklamalarına yetkileri bulunduğuna karar verilmiştir. Bu davayı gören mahkeme, avukatların reklamlarına uygulandığı şekliyle ifade özgürlüğü hakkını genişletme konusunda kararsız olmakla birlikte, çoğunluk görüşü ilke olarak avukatların anlaşmalı boşanma, iflas ve isim değişiklikleri gibi davalardaki rutin hizmetlerinin ücretlerini yanlış, yanıltıcı ve gerçek dışı bir şekilde beyan ve ifade etmeleri dışında reklam yapma haklarının Amerikan Anayasası’nın Ek Birinci Maddesi kapsamında ve ifade özgürlüğü çerçevesinde korunduğu görüşünde idi. Nitekim mahkeme kararında belirli reklamların yanıltıcı olmadığını tespit etmesine rağmen, belirli reklam türlerinin ne kadar yanıltıcı olabileceği hususunu açık bırakmış, bu bağlamda (1) reklamların hizmet kalitesine ilişkin iddialarının “kısıtlamaları gerektirecek kadar yanıltıcı olup olmayacağı“, (2) ve “elektronik medya yayınlarındaki özel reklam yayınlarının özel dikkat gerektireceği” hususlarını gündeme getirmiştir.

Bates v.State Bar davasından sonra görülen Central Hudson Gas&Elektric Corporation v.Public Service Commission  (S.Ct.1980) davasında, Yüksek Mahkeme, avukatların ifade özgürlüğü kapsamındaki ticari konuşmaları hakkında dört bölümlük bir kriter geliştirmiş, bu bağlamda gerekçeli kararında şu hususlara yer vermiştir: “Bu konuyla ilgili olarak ilk önce ifadenin Anayasa’nın Ek Birinci Maddesiyle korunup korunmadığını belirlemeliyiz. Konuşmanın bu madde hükmüne uyması için, konuşmanın en azından (1) yasal faaliyetlerle ilgili olması ve yanıltıcı olmaması gerekir. (2) Eğer her iki sorgulama da olumlu cevaplar veriyorsa, (3) bu konudaki düzenlemenin iddia edildiği gibi hükümetin/eyaletin çıkarlarını doğrudan geliştirip geliştirmediğini ve (4) bunun bu faydayı sağlamak için gerekenden daha kapsamlı olup olmadığını belirlememiz gerekir.”

Daha sonra karara bağlanan RMJ. (S.Ct.1982) davasında mahkeme, avukatın, eski müvekkilleri, kişisel arkadaşları ve akrabaları dışındaki kişilere gönderdiği avukatlık bürosunun açıldığına ilişkin posta duyurularının yasaklanmasına ilişkin düzenlemenin iptaline karar vermiştir. Esasen bu davada baro ve eyalet tarafından bu yasağı haklı çıkaran hiçbir kanıt ve argüman da ortaya konulamamıştır.

Peel.v.Attorney Registration and Disciplinary Commusion of Illınois (S.Ct.1990) davası, avukat ile Illinois  Avukatlık Kayıt ve Disiplin Komisyonu arasında görülen bir davadır. Dava, komisyonun avukatın patent, ticari marka ve deniz hukuku dışında “sertifikalı” veya “uzman” avukat olarak kabul edilmemesine ilişkin işlem ve karar ile ilgilidir. Illinois Yüksek Mahkemesi avukatın antetli kağıdında/basılı evrakında sertifikası ve uzmanlığı ile ilgili olarak yer alan bilgilerin gerçeğe uygun olduğuna, bu sertifika ve uzmanlık belgelerinin yetkili ve uzman bir kuruluş tarafından verildiğine ve sonuç itibarı ile bunların yanlış ve yanıltıcı reklam niteliğinde olmadığına karar vermiştir.

Amerikan Barolar Birliği’nin günümüzdeki uygulaması ve bu konudaki düzenlemesi sadece “avukatın kendisi veya hizmetleri hakkında yanlış veya yanıltıcı ifadelerinin, açıklamalarının ve iletişiminin yasaklanması” şeklindedir. Buna göre yasak olan ve yasaklanan husus, yapılan reklamda ve konuşmada yer alan açıklama ve bilgilerin gerçeğe aykırı ve yanıltıcı nitelikte olmasıdır. Bu uygulamanın ve düzenlemenin hukuki dayanağı ise anayasal güvence altında olan avukatların ifade ve konuşma özgürlüğüne sahip olmalarıdır.

c- Kıta Avrupası Ülkeleri Yönünden (2)

Kıta Avrupası’nda bu konudaki gelişmeler ve değişmeler, büyük ölçüde Amerikan uygulamasını takip etmiştir. Bu bağlamda, avukatların reklam yasağının kaldırılması 1986 yılında ilk önce İngiltere ve Galler’de başlamış ve bunu 1990’larda Fransa, Almanya, İspanya, İtalya, Polonya, Hollanda, Avusturya, Belçika, Yunanistan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Norveç, İsveç, İzlanda, İrlanda, Litvanya, Letonya ülkeleri takip etmiştir.

Buna ve Avrupa Birliği hukuk kurallarına göre, günümüzde Avrupa ülkelerinde avukatlık hizmetlerinin reklamı ve pazarlaması yasak değildir. Gerek buna, gerekse 1988 yılı CCBE Mesleki Ahlak Kuralları’na göre, avukatlar sundukları hizmetler konusunda halkı bilgilendirebilirler. Bu bilgilendirmenin doğru olması, gerçeğe uygun bulunması, yanlış ve yanıltıcı olmaması, gizlilik ilkesine ve avukatlık mesleğinin temel değerlerine uygun ve saygılı olması esastır.

Bu değişimde etkili olan en önemli husus, Avrupa Birliği’nin ekonomik rekabet gücünü artırmayı, Birlik kapsamında neo-liberal kurumsallaşmayı güçlendirmeyi ve her alanda serbest hizmet ticaretinin önünün açılmasını hedefleyen ve “Bolchenstein Direktifi” olarak anılan “Hizmetler ve İç Pazar Yönergesi”dir. Avrupa Parlamentosu ile Avrupa Zirvesi tarafından hazırlanan bu direktif/yönerge 12 Aralık 2006 tarihinde kabul edilmiş ve 28 Aralık 2006 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu direktif/yönerge, hizmet sektöründe rekabeti sağlamayı ve bürokrasiyi azaltmayı amaçlayan düzenlemeleri içermektedir. Avukatlık mesleği açısından bazı kısıtlamalar getirmekle birlikte, bazı yetkileri de getiren bu direktif/yönerge multidisipliner bir yaklaşımı teşvik etmiştir.

Örneğin Polonya’da 2007 yılından önce, mesleki ahlak kurallarına göre her türlü reklam yasak iken, bugün itibariyle Polonya’da “reklam” kelimesi hiç kullanılmamakta, sadece “bilgilendirme” ifadesine yer verilmektedir. Ancak bilgilendirmenin, hukuk kurallarına, adaba ve meslek onuruna uygun olması gerekmektedir. Bu konudaki düzenlemeler büyük ölçüde ve esas olarak haksız rekabet hükümlerine tabidir. Buna göre Polonya’da avukatlar, internet sitelerine adreslerini, telefon veya antetli kağıtlarını/basılı evraklarını verebilirler. Kişisel Web sitelerine, resimli kişisel bilgilerini, mesleki eğitim programlarını, akademik ve mesleki yazılarını, onaylanmış mesleki özelliklerini, yabancı dil bilgilerini, tercih ettikleri mesleki uygulama alanlarını, baro amblemlerini, büro amblemlerini koyabilirler, yasaya, adaba ve gerçeğe aykırı bilgilere yer veremezler. Yine açık onayları olmadığı takdirde müvekkillerinin isimlerini portföylerinde gösteremezler. Avukatların bürolarının bulunduğu binalara tabelalarını asmaları mümkündür. Bu tabelalarda yer alacak metinlerin ve renklerin cübbelerinin rengi olan mavi ve beyaz olması gereklidir, tabelaların boyutları ise baro tarafından belirlenmektedir. Kartvizitlerle ve antetli kağıtlarla/basılı evraklarla ilgili olarak herhangi bir özel sınırlama ise mevcut değildir. Bununla birlikte, bu dokümanların da diğer her şey gibi, avukatlık mesleğine ve imajına uygun olması şarttır. Polonya’da avukatların şube açmaları mümkün olmakla, kartvizitlerinde ve antetli kağıtlarında/basılı evraklarında bunların belirtilmesi mümkündür.

İspanya’da 1990 yılından itibaren avukatların reklam ve tanıtım yapmaları serbesttir ve hemen her şey tüketicilere, tüketicilerin bilgilendirilmesine odaklanmıştır. Buna göre İspanya’da Avrupa çapında tanıtımla ilgili tek meslek kuralı CCBE Meslek ve Ahlak Kuralları’dır. Gerek buna, gerekse 2010 tarihli Bolchenstein Direktifi’ne göre avukatların kişisel tanıtımları ve reklamları serbesttir. Bu çerçevede bir avukat hizmetleri hakkında kamuyu bilgilendirme hakkına sahiptir. Bunlar ofis adresini, kimlik bilgilerini, akademik geçmişi, deneyimleri, özgeçmişi ve benzeri hususlar kapsamaktadır. Yine elektronik iletişim ile televizyon veya radyo yoluyla tanıtım yapılması mümkün ve yasaldır. İspanya’daki Genel Tanıtım Kanunu’na göre, reklam ve tanıtım materyallerinin gerçek olması, yanlış ve yanıltıcı olmaması şarttır. Avukatlık mesleği yönünden avukatın verdiği röportajlarda gizlilik kuralına uyması zorunludur. Yerel baroların ve barolar konseyinin logosunun kullanılması yasak olup bunun dışında olan ve kayıt ettirilen her logonun kullanılması mümkündür. Avukat her türlü bilgilendirmesinde mesleğinin gizlilik kuralına uygun davranmak zorundadır. Avukatın kitle iletişim araçlarında görünmesinde veya televizyona çıkmasında herhangi bir kısıtlama söz konusu değildir. Ancak buralarda avukatları müvekkilleri veya dosyaları hakkında konuşmaları yasaktır.

Bulgaristan’da avukatlık mesleğinin reklamı, ticari reklam anlamında kural olarak yasaktır. Buna göre reklamın hukuki kurallara uygun olması gerekir. Bulgaristan Avukatlık Kanunu’nun 42.maddesi, avukatların hukukun hangi alanında faaliyet göstereceklerini belirtmelerine, üyesi oldukları hukuk kuruluşlarını, eğitimlerini, mesleki deneyimlerini, hakim oldukları yabancı dilleri tanıtmalarına, Bulgaristan Meslek Kuralları ise, avukatın sadece sicilde mevcut bilgilerini kamuya açıklamasına imkan vermektedir. Avukatların reklam yapmasını yasaklayan kural, hem Avukatlık Kanunu’nda, hem de Meslek Kurallarında yer almaktadır. Bu yasal düzenlemelere göre, avukatların, avukatlık hizmetlerinin kalitesini, boyutlarını, başarılarını, aldıkları ücretin büyüklüğünü diğer avukatların hizmetleriyle kıyaslamaları yasak olduğu gibi müvekkillerinin isimlerini açıklamaları da yasaktır.

KAYNAKÇA  –

(1)   Legal Ethics – Prof.Dr.Ronald D.Rotunda, Thomson West 2007

(2) Birinci Avukatlık Hukuku Konferansı – Türkiye Barolar Birliği, 05.06 Nisan 2011

Celse Açılıyor – The Paradine Case

0
The Paradine Case, 31 Aralık 1947 tarihinde sinemaya kazandırılan Amerikan yapımı bir Alfred Hitchcock Xfilmidir. Süresi 125 dakikadır ve hukuk filmleri kategorisinde önemli bir yer edinmiştir.
The Paradine Case; Zevk Bahçesi, Yokuş Aşağı, Şampanya, Juno ve Paycock, Murder, Düzenbaz, 17 Numara, Sabotaj, Bay ve Bayan Smith, Aşktan da Üstün, Sahne Korkusu, Cinayet Var, Arka Pencere, Ölüm Korkusu, Gizli Teşkilat, Sapık, Kuşlar ve Aile Oyunu gibi filmlerin de yönetmeni olan efsane isim Alfred Hitchcock tarafından sinemaya kazandırılmıştır.
David O. Selznick ve Ben Hecht tarafından Robert S. Hichens’in romanından uyarlanarak sinemaya aktarılan filmin başrollerinde Gregory Peck ve Ann Todd vardır. Kült oyuncu Alida Valli’nin ilk Hollywood işi olarak bilinse de esasen Hitchcock imzalı bir eserdir. The Paradine Case, kör kocasını öldürmekle suçlanan Anna Paradine adlı bir kadının etrafında şekillenmiştir.
Celse Açılıyor adlı film, gözleri görmeyen amcasını öldürmekle suçlanan Anna Paradine adlı genç kadının, kendini temize çıkarmak için yapmış olduğu uğraşları ele alınmaktadır. Onu savunan avukatı Keane, evli olduğu halde müvekkiline aşık olmakta ve Anna’nın masumiyetinden en ufak bir şüphe duymamaktadır.
Fakat her şey gerçekten Anna’nın anlattığı gibi midir? Yoksa kalın bir sis perdesinin ardında bambaşka bir gerçek mi yatmaktadır.
Celse Açılıyor; aristokrasi ahlakı üzerine bir çeşitleme sunarken bunu ‘kara film’ mizansenine çevirmektedir. Valli-Peck etkileşiminden evliliğin yıkılmasına ve sorgulanmasına kadar giden süreci ‘kadınlar’ üzerinden kurgulamaktadır. ‘Femme fatale’ motifinin varlığı, suçlunun kadın olduğu mahkeme filmlerinde 80’lerden önce en parlak açılımı sunmaktadır.
Filmin müzikleri Franz Waxman ve Paul Dessau tarafından yapılmıştır.

The Paradine Case (1947) 

Celse Açılıyor

Yönetmen: Alfred Hitchcock
Ülke: ABD
Tür: Suç, Dram, Romantik

Yapım Yılı: 1947
Gösterim Tarihi: 26 Ağustos 1949
Senaryo: Robert S. Hichens
Filmin Süresi: 125 Dakika

Oyuncular: Gregory Peck, Louis Jourdan, Sam Harris, Alida Valli, Charles Coburn, Ann Todd, Ethel Barrymore, Thomas Martin, Colin Kenny, Bert Stevens, Arthur Tovey, Leonard Carey, Lumsden Hare, Boyd Irwin, Patrick Aherne, Isobel Elsom, Elspeth Dudgeo, Lester Matthews, Alec Harford, Edgar Norton, Phyllis Morris, Joan Tetzel, Gilbert Allen, James Fairfax, John Goldsworthy, Colin Hunter, Charles Laughton, John Williams

Celse Açılıyor (The Paradine Case)

Düe ne oldu? – 30 Ağustos 2025

0
Düne ne oldu? - 30 Ağustos 2025

Dün ne oldu? – 30 Ağustos 2025

Dünyadan Haberler 

  Türkiye’den Haberler 

  • Mela Silêman Sebrî (Süleyman Sabri Mavi) Kürtçe hutbe okuduğu gerekçesiyle bir yıl tutuklu kaldığı Elazığ Cezaevi’nden tahliye edildi.
  • ,Balıkesir’de İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, S.Ç‘nin sosyal medyadan paylaştığı videoyla tacize uğradığını iddia etmesi üzerine çalışma başlattı. Kadını taciz ettiği iddiasıyla gözaltına alınan şüpheli K.K. “cinsel saldırı” ve “ısrarlı takip” suçlarından tutuklandı.
  • Sosyal medyada gündemde olan taciz iddialarına destek veren 102 gazeteci, “Tacizi ifşa edenleri ‘cadı avıyla’ suçlayan, tacizi aklamaya çalışan ve beyanı esas almayarak mağdur suçlayan herkesin karşısındayız. Tacize ve erkek şiddetine karşı ifşaların yanındayız” açıklamasını yaptı.
  • Adana’nın Kozan ilçesinde çıkan kavgada kiracılarını darbederek öldürdükleri iddiasıyla gözaltına alınan ev sahibi ve eşi tutuklandı.
  • Tahran’daki Evin Cezaevinin bilgisayarları hacklendi. Cezaevi yönetimin reddettiği işkenceler böyle ifşa olmuş.
  • Diyarbakır’da 9 yaşındaki çocuğu kaçırmaya çalışan ve tutuklanan Gökhan Kıratlı, ifadesinde “Psikolojik sorunlarım var, cezaevine girmek istedim” dedi.
  • İnternet üzerinde “İnat Box” uygulaması özellikle ücretli dizi, film ve spor müsabakalarının yasa dışı şekilde yayınlanmasını sağlayan uygulamalarla 46 kişinin banka hesaplarından toplam 14 milyon 714 bin 354 lira çaldığı belirlenen şüphelilere operasyon yapıldı. 33 şüpheli Anadolu Adalet Sarayı’na sevk edildi. Savcılığa çıkarılan şüphelilerden 27’si tutuklama, 4’ü ise adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlikçe sorguları yapılan 27 şüpheli tutuklandı.
  •  İstanbul’da düzenlenen “Huzur İstanbul” uygulamasında, çeşitli suçlardan aranan 253 şüphelinin de aralarında bulunduğu toplam 621 kişi gözaltına alındı.
  • Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran ve faillerin yargılanması talebiyle İstanbul-Beyoğlu’nda 1995’ten bu yana eylem yapan Cumartesi Anneleri, bu hafta (30 Ağustos 2025) Galatasaray Meydanı’na karanfil bırakarak açıklamalarını okudu. Cumartesi Anneleri 1066. haftada 30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü vesilesiyle “Kayıplarımız nerede?” diye sordu ve adalet çağrısında bulundu.

Nanking Antlaşması

0
Nanking Antlaşması

Nanking Antlaşması, İngiltere ile Çin arasında 1839 yılında başlayan 1. Afyon Savaşı sonucunda 29 Ağustos 1842 tarihinde imzalanan antlaşmadır. Antlaşma, Nanjing’de, HMS Cornwallis adlı İngiliz savaş gemisinde  İngiliz temsilci Sir Henry Pottinger ve Qing temsilcileri Qiying , Yilibu ve Niujian tarafından imzalanmıştır. 

HMS Cornwallis Savaş gemisi ve Çin’deki İngiliz filosu
Çin`de 7. yüzyıldan itibaren ilaç olarak kullanılan afyonun 17. yüzyılda yayılarak tütün ile karıştırılarak kullanılması sonucunda bu maddenin kullanımı yaygınlaşmış, büyük bir ticari mamul haline dönüşmüştür. Aynı dönemde İngiltere, Doğu Hindistan’da ürettiği afyonu Çin’e satarak büyük ticari gelirler elde etmeye başlamış, Çin halkının esrar bağımlısı olması nedeniyle bu durum büyük rahatsızlık yaratmış, 1729 yılında Çin ülkesine afyonun girişi yasaklanmıştır. Konulan bu yasağa rağmen 1838 yılına kadar afyon kullanımı artmıştır.Çin yöneticilerinin İngiliz afyon ticaretini kısıtlayıcı önlemleri artırması sonucunda 1833 yılında Britanya İmparatorluğu şirketi East India Company’nın afyon ticaretinden elde ettiği kar önemli oranda azalmıştır. Çin’in, el koyduğu önemli miktardaki esrarı denize dökmesi sonucunda İngiltere ile Çin arasında 1839 yılında Afyon Savaşları başlamış, First Opium War olarak bilinen Birinci Afyon Savaşı sonunda İngiltere galip gelmiş ve Çin ile Nanking Antlaşması imzalanmıştır.

Antlaşmanın Sonuçları

Savaşlar ve Anlaşma ile Çin İmparatorluğu, kağıt üzerinde bağımsızlığını korurken, yarı sömürge yönetimine dönüşmüş, siyasi konjonktür ve sömürgeleşme dönemi Çinliler tarafından “Onursuzluk Yüzyılı” olarak adlandırılmıştır.

Antlaşmadan sonra yabancılara açılan liman kentlerinde Avrupalıların yaşadığı iş yerleri, restoranlar, kiliseler, parklar ve okullar kurulmuş Avrupa yaşam biçimi yaygınlaşmıştır. Yirminci yüzyıl başlarında misyonerler tarafından kurulan 2400 civarında ilkokul ve ortaokul ile 13 üniversite bulunduğu iddia edilmektedir. 
Anlaşma öncesinde ülke dışına çıkamayan Çin vatandaşları göçmen olarak Amerika Kıtası’na gitmeye başlamış, ilk Çinli göçmenler Amerika’ya gitmeye başlamıştır.  

Anlaşmaya göre Çin, İngiltere’ye önemli bir tazminat ödemek zorunda kalmıştır.

Hong Kong’a Etkisi 

Nanking Anlaşması sonucunda, İngiltere, Pasifik Okyanusu’nda Çin ve Batı kentleri arasındaki para ve mal transferini kolaylaştırmış; yerli halk üzerinde açık açık askeri güç kullanmaya gerek kalmaksızın Hong Kong’u yönetmeyi başarmıştır. Mao’nun iktidarı ele geçirmesiyle 1949’da başlayan Çin Devrimi ile birlikte Çin’de oluşan komünist yönetimden kaçan bir milyondan fazla nüfus Hong Kong’un yapısında belirgin değişim yaratmıştır. Hong Kong’a sığınanların önemli bölümünün mal varlıklarını ülke dışına çıkarmak isteyen üst sınıf Çinliler olması bunun önemli etkenidir. Çin’den gelen mal ve para akışı yüzünden Hong Kong’ta Çin menşeli sermaye birikimi oluşmuştur.

Hong Kong halkı, 1960’lı yıllara kadar İngiliz etkisine karşı büyük çaplı kitlesel eylem yapamamış, bu yıllarda Çin’deki Kültür Devrimi’nin etkileri görülmeye başlanmıştır. Hong Kong işçi sınıfı kitlesel hareketlenme yaşamış, 1967 yılında dört ay süren geniş çaplı eylemler düzenlenmiş, bu eylemler bastırılmıştır.

Anlaşmanın Şartları  

Hong Kong Adası ve bu adanın civarındaki adalar İngiltere’ye verilecek, Hong Kong Limanı İngilizlere bırakılacaktır.

Çin savaş tazminatı olarak 650 ton gümüş verecektir.

Çin’in el koyduğu ya da imha ettiği afyon için İngiltere’ye 6 milyon dolar tazminat ödenecektir.

Çin’de bulunan İngiliz vatandaşları diplomatik dokunulmazlığa sahip olacaktır.

Çin ve İngiltere karşılıklı aynı ticari kurallara uyacaklardır.

Çinli vatandaşlar diğer ülkelere göçmen olarak gidebileceklerdir.

Çin Canton (Guangzhou), Amoy (Xiamen), Foochow (Fuzhou), Ningpo (Ningbo) ve Shanghai kentlerindeki gümrüklerini düşük gümrük vergisi tarifeleriyle İngiltere’ye açacaktır. Bu limanlar üzerinde Çin Hükümetinin herhangi bir denetleme yetkisi olmayacak, Avrupalılar her türlü mal ve paranın geçişini sağlayabilecektir.

Çin İmparatorluğu, ülkesinde kara ve deniz üsleri kurulmasına izin verecektir.

Dün ne Oldu? – 28 Ağustos 2025

0
DÜN NE OLDU? 28 AĞUSTOS 2025

Dün ne Oldu? – 28 Ağustos 2025

 DÜNYADAN HABERLER 

  • Başkan Donald Trump’ın, 14203 sayılı Yürütme Emri uyarınca, ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi’nin (OFAC) Uluslararası Ceza Mahkemesi yetkililerinin ABD yargı yetkisindeki tüm mal varlıklarını dondurma, finansal işlemleri engelleme ve adı geçen ICC yetkililerine seyahat kısıtlamaları getirmesi üzerine başlayan kriz devam ediyor. Yaptırımlar, Yargıç Kimberly Prost (Kanada), Yargıç Nicolas Guillou (Fransa), Başsavcı Yardımcısı Nazhat Shameem Khan (Fiji) ve Başsavcı Yardımcısı Mame Mandiaye Niang’ı (Senegal) hedef alıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi bu kararı “yargı bağımsızlığına açık bir saldırı” olarak nitelendirdi. İsrail hükümeti ise, siyasi amaçlı bir yargılama olarak gördüğü soruşturmaya karşı getirilen yaptırımları memnuniyetle karşıladı. Hem  ABD hem de İsrail, Roma Statüsü’ne olmadığı için hukuki belirsizlik devam ediyor.
  • İnsan Hakları İzleme Örgütü, Afganistan’daki Taliban yetkililerinin medya ve ifade özgürlüğüne yönelik geniş kapsamlı kısıtlamalar getirdiğini açıklayan bir bildiri yayınladı. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün de aralarında bulunduğu uluslararası örgütler daha önce bağımsız medyaya getirilen kısıtlamaların Afganların bilgi edinme hakkını baltaladığı ve uluslararası insan hakları hukuku kapsamındaki yükümlülükleri ihlal ettiği konusunda  uyarıda bulunmuştu. 
  • İnsan Hakları İzleme Örgütü , ABD ordusunun savaş suçları işleyen İsrail güçlerine yardım ettiği gerekçesiyle yasal sorumlulukla karşı karşıya kalabileceğini ve ABD ordusu mensuplarının da savaş suçlarından bireysel olarak sorumlu tutulabileceğini açıkladı. 
  • BM insan hakları uzmanları, Peru’da 1980-2000 yılları arasında uluslararası hukuku ciddi şekilde ihlal etmekle suçlanan güvenlik güçlerine af getiren ve henüz onaylanan yasa konusunda endişelerini dile getirerek bu yasayı Peru’nun hesap verebilirlik ve adalete olan bağlılığına bir darbe olarak nitelendirdi. Yeni yasa, insanlığa karşı suç işleyenleri cezasızlıkla ödüllendirilmesi yönüyle ağır eleştiriler alıyor.
  • Aralık 2024’te Melbourne’ün Ripponlea semtindeki Adass İsrail Sinagogu’na yapılan kundaklama eylemi nedeniyle Avustralya, İran büyükelçisini sınır dışı etti. Buolay, Avustralya’nın II. Dünya Savaşı’ndan sonraki ilk büyükelçi sınır dışı etme kararıdır.
  • ABD Başkanı Trump, ABD bayrağı yakmayı yargılayan bir kararname imzaladı. Karar,, ABD Yüksek Mahkemesi’nin (SCOTUS) 1989 tarihli kararı kapsamında korunan ifade özgürlüğüne karşı potansiyel bir gerginlik konusu olarak nitelendirildi. 

TÜRKİYE’DEN HABERLER 

  • Müzisyen Ogün S anlısoy, hakkında yapılan taciz iddialarına ilişkin olarak hukuki yollara başvuracağını açıkladı.
  • Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesinde kaçak kazı yapan 3 şüpheli suçüstü yakalandı. Şüpheliler hakkında adli tahkikat başlatıldı.
  • Çağdaş Gazeteciler Derneği, ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Tele1 hakkında verilen ekran karartma kararına tepki gösterdi ve cezanın haber alma hakkına bir saldırı niteliğinde olduğu açıkladı.
  • İzmir’in Karabağlar ilçesinde, Boşanmaya çalıştığı eşini şikâyet için karakola giden ve ifade veren Büşra K.‘yi (32) evine bırakıp, cinsel saldırıda bulunduğu suçlamasıyla polis memuru Süleyman’a Ay‘a (50) yerel mahkemece verilen “Cinsel saldırı” ve “Konut dokunulmazlığını ihlal” suçlarından indirimsiz olarak verilen 10 yıl 6 ay hapis cezasına istinaf mahkemesinde yapılan itiraz reddedildi.
  • Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “nitelikli cinsel istismar” suçlamasıyla tutuklama talep edilen ve 12 yaşındaki bir çocuğa cinsel istismarda bulunduklarını itiraf ettikleri belirtilen iki kişi, Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği’nce adli kontrolle serbest bırakıldı.  
  • BirGün gazetesi, taciz ifşaları sonrası yazar ve komedyen Kaan Sezyum ile yollarını ayırdığını duyurdu. Gazete, ‘cinsiyetçi tahakküm ve erkek şiddetinin karşısında durmaya devam edeceklerini’ açıkladı.
  • İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul’un Zeytinburnu ve Sarıyer ilçelerinde düzenlenen operasyonlarda 847 bin 600 uyuşturucu hap ele geçirildiğini duyurdu.
  • Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği’nin (AICA) Türkiye şubesi, cinsel taciz suçlamaları yöneltilen eleştirmenler Oğuz Karayemiş ve Ahmet Ergenç’in derneğin etik komisyonuna sevk edildiğini açıkladı.

İran Mektupları

0
Montesquieu

İran Mektupları, Fransız düşünür Charles Louis de Secondat, Baron de la Brède et de Montesquieu’nun ilk önemli eseridir. 1721 yılında Amsterdam’da, sansürden kaçabilmek için isimsiz olarak yayımlanmıştır. Yayınlandığı anda büyük bir başarı elde eden eser, XVIII. yüzyıl Aydınlanma Çağı’nın özgür düşünce ortamına damgasını vurmuştur.

Montesquieu (1689–1755), hukukçu, siyaset felsefecisi ve yazar kimliğiyle modern düşünce tarihinin en önemli temsilcilerinden biridir. İran Mektupları, hayali doğulu karakterlerin Avrupa toplumuna dışarıdan bakışını yansıtarak, Batı dünyasının değerlerini, kurumlarını ve alışkanlıklarını eleştirel bir bakışla sorgulayan bir eser olarak kabul edilmektedir.

Pozitivist düşüncenin gelişmeye başladığı, akılcılıktan deneyciliğe geçilen bir yüzyılda eserler veren Montesquie aynı zamanda sosyoloji biliminin de öncüsü sayılır. Kanunların Ruhu isimli eseri başta olmak üzere siyaset kuramına büyük katkılar yapmış ve iklim teorisiyle bu alana antropolojik bir soluk getirmiş olan Montesquie‘nun yazmış olduğu İran Mektupları, dünyayı keşfetme arzusuyla Fransa’ya giden iki İran soylusunun mektuplarından oluşur.

Siyaset bilimi ve hukuk felsefesine yaptığı büyük katkılarla dünya çağında ün yapmış olan Montesquieu’nün “İran Mektupları” isimli eseri mektuplardan oluşan ve ilk yayımlandığı dönemde yazara büyük ün getirmiş romandır.

Devlet tanımları, devletin işleyişi, despotizm, toplumsal katmanlar, kölelik gibi konularda geçerliliğini asla yitirmemiş temel önermelerin sahibidir. Bunların başında günümüz anayasalarını şekillendiren “kuvvetler ayrılığı” ilkesi gelmektedir.

Bu eser aynı zamanda Monstesquieu’nun daha sonra yazdığı ve başlıca eseri kabul edilen “Kanunların Ruhu”nda ele aldığı bazı fikirleri en ham halleriyle görme imkanını sağlamakla kalmamış, aynı zamanda bir Aydınlanma Dönemi‘nde yaşayan düşünürlerin Doğuya ve İslam dinine bakış açılarına dair fikir edinilmesini de sağlamıştır.

Monstesquieu’nun Ünlü Sözleri 

“Başarılı olmak için çaba gösterirsen şans seninle olur. Tembeller için şans diye bir şey yoktur.”

“Bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün topluluğa yönelmiş bir tehdittir.”

“Bir rejim, halkın adalete inanmaz bir hale geldiği noktaya gelince o rejim mahkum olmuştur.”

“Bir ülkede yalakalığın getirisi, dürüstlüğün getirisinden fazla ise, o ülke batar.”

“Çeyrek saatlik bir okumanın gideremeyeceği üzüntüm olmamıştır.”

“Eskiden, bir ülkeye karşı savaşmak için asker aranırdı. Bugün, askerleri savaştırmak için ülke aranıyor.”

“Geçmiş bir yaşamı geri getiremezsin ama satın aldığın bir kitapla dünyanın en bilge kişilerinin bir ömür boyu kazandıkları birikimlerini elde edebilirsin.”

“Yasası olan toplum mutlu toplumdur. Ondan daha mutlu olanıysa yasaların kabul gördüğü toplumdur. Ondan da daha mutlu olanıysa yasalarında ayrım bulunmayan toplumdur. Toplumların en mutlu olanı ise yasaya ihtiyacı olmayanıdır.”

“İnsan ne kadar az düşünürse, o kadar çok konuşur.”

“İnsanlar doğuştan eşittirler ama bunu sonuna kadar sürdüremezler.”

“Bazen susmak, söylenen bir sürü sözden çok daha fazlasını ifade eder.”

“Dünyada başarı kazanabilmek için aptal görünmeli, akıllı olunmalıdır.”

“Çeyrek saatlik okumanın gideremediği kederim olmamıştır.”

“Ayrı Ayrı Birer Ahlaksız Yaratık Olan İnsanlar, Toplu Oldukları Zaman Namuslu Kişiler Olurlar.”

“Bir ülkede yalakalığın getirisi, dürüstlüğün getirisinden daha fazla ise, o ülke batar.”

“Okumayı sevmek, hayattaki can sıkıcı saatleri en güzel saatlerle değiştirmektir.”

“Dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün kazandırdığı faydadan daha fazla olursa , o ülke batar.”

“Cumhuriyetler zenginlikten, diktatörlerde yoksulluk yüzünden yıkılırlar.”

“Aksi kanıtlanmadıkça kimse suçlu değildir.”

“Zekanın peşinde koşmayın aptallığı yakalarsınız.”

“Doğruluk ortadan kalktı mı, yükselme tutkusu bazı yüreklerde yer bulabilir, cimrilik ise bütün yürekleri sarar, istekler konu değiştirir, dün söylenen bugün söylenmez olur, yasalar içinde özgürken, yasalara karşı özgür olmak istenir, her yurttaş sahibinin evinden kaçmış bir köle gibidir. Ahlak öğüdü baskı, kural boyunduruk olur, dikkatin yerini korku alır… Eskiden herkesin malı kamunun hazinesi iken şimdi kamunun hazinesi şunun bunun malı olur. Bu durumda artık cumhuriyet cansız bir bedendir ve artık güçlü olan kendisi değil, birkaç yurttaştır ve herkes kendi çıkarı peşindedir.”

“Cumhuriyet erdemli insanların yönetimidir.”

Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisi

0

Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisi, dünya tarihinde önemli bir yeri olan 1789 tarihli (Declaration des droits de l’homme et du citoyen) Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi’nde kadın yurttaşların gözardı edildiğinin farkedilmesi nedeniyle 1791 tarihinde Fransız Devrimine destek vermiş devrimci kadınlar tarafından hazırlanmıştır. Bilindiği gibi, her insanın eşit ve özgür “yurttaş” olarak haklardan yararlanmasını sağlamak ve kralın mutlak yetkilerine ve baskıya karşı çıkmak amacıyla başlatılan Fransız Devrimi sonucunda, “Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi” yayınlanmış, tüm yurttaşların doğuştan özgür ve eşit oldukları kabul edilmiştir.

Kadınların tarihinde önemli bir gelişmeye ışık tutan Fransız Devrimi herkese “eşitlik, özgürlük, kardeşlik” vaad ettiği halde, devrimci kadınlar bu “herkes” içinde kadınların yer almadığı görmüşler ve eşit “yurttaş” olma mücadelelerine devam etmişlerdir.

Aslında çok sayıda kadın devrim sürecine destek vermiştir. Ancak, yayınlanan “Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi”, esas itibariyle “erkek yurttaş” açısından haklar getirmiştir. Nitekim, devrim sürecine destek veren kadınların, 1789 tarihli (Declaration des droits de l’homme et du citoyen) “Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi” hazırlanırken “homme” sözcüğü yerine “homme – femme” (erkek-kadın) yazılması talepleri de kabul edilmemiştir. Bu nedenle, devrimci kadınlar 1791 tarihinde “Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisini” ilan etmişlerdir.

Bildirinin ilan edilmesinde giyotin ile idam edilen Olympe de Gouges  öncü olmuş, insanlığın ortak geleceği için yapmış olduğu cesur hamleye karşılık yaşamını feda etmiştir.

Kanunların Ruhu Üzerine -De L’esprit Des Lois

0

Kanunların Ruhu Üzerine-De L’esprit Des Lois, isimli eser Aydınlanma Dönemi yazarlarından Montesquieu tarafından 1748 yılında yirmi yıllık bir çalışma sonucunda hazırlanmıştır.

Kitaba yönelik yoğun eleştiriler üzerine 1750 yılında kitabın savunmasını yazmış ancak Katolik Kilisesi 1751 yılında kitabı yasaklamıştır.

Eser, dünyadaki bütün halkların kanunlarını, geleneklerini, usullerini ele almış; her bir topluma en uygun yönetim şeklini ve kanunları saptamış, soyut ve somut gerekçelerini açıklamıştır.

Kuvvetler ayrılığı, yönetim şekilleri, monarşi, cumhuriyet, istibdat, kanunların yönetim şekilleriyle ilişkisi, şekli, prensipleri, siyasi ve medeni özgürlükler, iklim, ticaret ve dinin; toplumlarla, özgürlükle, yönetim şekilleriyle ve kanunlarla ilişkisi kitapta öne çıkan konulardandır.

Kanunların Ruhu, Seçkin Yayınlarından da basılmıştır.

Kanunların Ruhu Üzerine isimli eser, Türkçeye ilk kez Kanunların Ruhu’nun Savunması ile birlikte Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi ile çevrilerek yayınlanmıştır.

Eseri Orijinal baskısı

Eserin Siyasal Gelişmelere Etkisi

Modern demokrasilerde, devlet yapısı, siyaset ve hukuk sistemlerinin anlaşılmasında Kanunların Ruhu temel başvuru kitabı olarak kabul görmektedir.

Demokrasilerde kuvvetler ayırımı, sivil özgürlükler, kadınların toplumsal rolünün genişletilmesi, köleliğin yasaklanması gibi tüm modern kavramların temeli bu eserde bulunmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri’nin kurucuları ve Bağımsızlık Bildirgesi‘nin yazarı Jefferson, Washington ve diğerleri bu kitaba defalarca referans vermiş; Rus imparatoriçesi Katarina ve diğer devlet adamları bu kitabı rehber edinmişlerdir.

Eser, politik ve sosyal olaylarla ilgilenen araştırmacıların, öğrencilerin, siyaset ve devlet adamlarının en değerli kaynağı olmaya devam etmektedir.

Montesquieu

Suçlar ve Cezaları isimli eserin yazarı olan Cesar Beccaria, Kanunların Ruhu hakkında şöyle demiştir:

“Ey büyük Montesquieu! Senin gökyüzündeki ruhunu kutsamaktan ötürü şeref kazanırsam, ne mutlu bana!  Ya siz, ey aklın, gerçeğin sessiz ve kimseyle konuşup görüşmeyen bekçileri! Size de sevinç ve mutluluk verebilirsem, ne mutlu olurdum! İnsanlık savunucularının sesini duyurmakta etken olan istek ve heyecanı, duyarlı ruhlara üfleyebilsem dünyalar benim olurdu!

İnsanlığın kutsal haklarını savunan ve yenilmez gerçeğin tarafını tutarak, sesimi yükseltmekle, zulmün ve bazen de aynı derecede tiksinç bilgisizliğin pençesinde çırpınan kara yazgılı kurbanlardan birkaçını çekip kurtarabilirsem; bunlardan sadece bir tek günahsızın duaları ve döktüğü sevinç gözyaşları bile, bütün diğer insanların haksız suçlamalarına ve acı hakaretlerine karşı beni yatıştırır ve avuturdu!“

Eserin Konu Başlıkları

Genel Olarak Kanunlar Üzerine
Doğrudan Doğruya Hükümetin Niteliğinden Doğan Kanunlar Üzerine
Üç Hükümet Şeklinin İlkeleri Üzerine
Eğitim Kanunlarının Hükümetin İlkelerine Bağlı Olması Üzerine
Kanun Yapıcının Çıkardığı Kanunların Hükümetin İlkelerine Uygun Düşmesi Gerektiği Üzerine
Medeni Kanunlarla Ceza Kanunlarının Sadeliği ile İlgili Olarak Çeşitli Hükümet Şekillerindeki İlkelerin Sonuçları, Yargılama Şekilleri ve Cezaların Tayini
İsrafı Önleyen Kanunlardan Başka Lüksle ve Kadınların Durumuyla İlgili Olarak Üç Hükümetteki Çeşitli İlkelerin Sonuçları Üzerine
Üç Hükümet Şeklinde İlkelerin Bozulması Üzerine
Savunma Gücüyle İlgili Kanunlar Üzerine
Saldırıcı Kuvvetle İlgili Kanunlar Üzerine
Anayasayla İlgili Olarak Siyasi Hürriyeti Meydana Getiren Kanunlar Üzerine
Vatandaşla İlgili Olarak Siyası Hürriyeti Meydana Getiren Kanunlar
Vergilerin Tahsili ile Devlet Gelirinin Çokluğunun Hürriyetle Olan İlgisi Üzerine
Kanunların İklimin Niteliğiyle Olan İlgisi Üzerine
Medeni Kölelik Kanunlarının İklimin Niteliğiyle Nasıl Bir İlgisi Olabilir
Aileye Bağlı Kölelik Üzerine Çıkarılmış Kanunlar, İklimin Niteliğiyle Ne Dereceye Kadar İlgilidir?
Siyasi Kölelik Kanunlarının İklimin Niteliği ile Bir İlgisi Vardır
Kanunların, Arazinin Bünyesiyle Olan İlgisi Üzerine
Bir Milletin Genel Ruh Haletini, Ahlakını ve Davranışlarını Meydana Getiren İlkelerle İlgisi Bakımından Kanunlar Üzerine
Yapısı ve Özellikleri Bakımından Ticaretin Kanunlarla Olan İlgisi Üzerine
Dünyadaki Değişiklikleri Gözönünde Bulundurmak Şartıyla Ticaret ve Ticaretle İlgili Kanunlar Üzerine
Para Kullanılmasıyla İlgili Kanunlar Üzerine
Kanunların Nüfus Sayısıyla Olan İlgileri Üzerine
Her Ülkede Kurulu Dinin Gerek Uygulanmasıyla, Gerek Doğmalarıyla İlgili Kanunlar Üzerine
Çeşitli Ülkelerde Dinin Yerleşmesiyle İlgili Kanunlar Üzerine; Bu Dinin Dış Koruması Nasıl Olmalıdır
Kanunların Tüzüğe Bağladıkları Konuların Niteliğiyle Olan İlgisi Üzerine
Tek Konu Romalılarda Veraset Hakkındaki Kanunların Kaynağı ve Bu Kanunların Uğradığı Değişiklikler Üzerine
Fransız Medeni Kanunlarının Kaynağı ve Bu Kanunların Uğradığı Değişiklikler Üzerine
Kanun Yapmak Usulü Üzerine
Saltanat İdaresinin Kuruluşuyla Olan İlgisi Bakımından Frankların Derebeylik Kanunları Kuramı Üzerine
Krallıklarındaki Devrimlerle İlgili Olarak Franklarda Derebeylik Kanunları Kuramı

Silahlı Çatışma Dönemlerine İlişkin Dünya Tabipler Birliği Kuralları

0

Çatışma Dönemlerine İlişkin Dünya Tabipler Birliği Kuralları, Küba’nın başkenti Havana’da 1956 yılı ekim aynda düzenlenen 10’uncu Dünya Tabipler Birliği Kurultayı’nda kabul edilmiştir. Belirlenen kurallar, 1957 yılında İstanbul’da düzenlenen 11’inci Dünya Hekimlik Kurultayı’nda ve 1983 yılında Venedik’te düzenlenen 35’inci Dünya Hekimler Kurultayı’nda güncellenmiştir.

Silahlı Çatışma Dönemlerine İlişkin Dünya Tabipler Birliği Kuralları

Silahlı Çatışma Dönemlerine İlişkin Yönerge:

1- Silahlı çatışma dönemlerinde tıp ahlakı, Dünya Hekimler Birliği’nin Uluslararası Tıp Ahlakı Yasası‘nda saptandığı gibi, barış dönemlerinden farklı değildir. Hekimin birincil yükümlülüğü mesleki görevidir.

Mesleki görevini yürütürken hekimin en başta gelen yol göstericisi vicdanıdır.

2– Tıp mesleğinde birinci görev sağlığı korumak ve yaşamı sürdürmektir. Bu nedenle hekimlerin şunları yapmaları olanak dışı sayılır:

A) Hastanın yararına olmayan koruyucu, tanı koyucu ya da iyileştirici işlemleri uygulamak ya da önermek,

B) İyileştirici bir etki sağlamadan kişinin fiziksel ya da zihinsel gücünü zayıflatmak,

C) Bilimsel bilgiyi, sağlığı tehlikeye atmaya ya yaşamı ortadan kaldırmaya yönelik olarak kullanmak.

3- Silahlı çatışma dönemlerinde de, insanlar üzerinde deney yapmakla ilgili olarak ,barış dönemlerindeki yasa aynen yürürlüktedir; özellikle sivil ya da asker tutsaklar ile ele geçirilmiş ülkelerin halkı gibi özgürlüklerinden yoksun kişiler üzerinde deney yapmak bütünüyle yasaktır.

4- Acil durumlarda hekim, her zaman yansız olarak ve cinsiyet, ırk, ulus, din, politik bağlanma ya da benzeri başka ölçütlere bakmaksızın gereksinimi olanlara sağlık bakımı vermelidir. Bu sağlık bakımı, gerekli ve uygulanabilir olduğu sürece sürdürülmelidir.

5- Mesleki uygulama sırasında tıbbi gizlilik, hekim tarafından korunmalıdır.

6- Hekime sağlanan ayrıcalıklar ve kolaylıklar, mesleki amaçlar dışında kullanılmamalıdır.

Hasta ve Yaralıların Özellikle Çatışma Sırasındaki Bakımlarını Düzenleyen Kurallar:

A.

1) Koşullar ne olursa olsun, asker ya da sivil her kişi, cinsiyet, ırk, ulus, din, politik bağlanma ya da benzeri başka ölçütlere bakılmaksızın, gereksinimi olan sağlık hizmetini almalıdır.

2) İyileştirici olmadığı sürece, kişinin sağlığına, fiziksel ya da zihinsel bütünlüğüne zarar veren bütün işlemlerin uygulanması yasaktır.

B. 

1) Asil durumlar için hekimlerden ve yardımcı sağlık çalışanlarından yapabilecekleri en iyi acil hizmeti sunmaları istenir. Tıbbi yönden, acil olanlar dışında, hastalar arasında herhangi bir ayrım yapılmayacaktır.

2) Tıp mesleğinin ve yardımcı mesleklerin üyelerine, kendi mesleki etkinliklerini özgürce yürütebilmeleri için gereken güvence sağlanmalıdır. Sorumluluklarını yerine getirmeleri için zorunlu olan yardım verilmelidir. Yardımlaşmaları gerektiğinde özgür dolaşma hakkı tanınmalıdır. Mesleki yönden tam bağımsız bir ortamda bulunmaları sağlanmalıdır.

3) Tıbbi görev ve sorumlulukların yerine getirilmesi hiçbir koşulda suç sayılmayacaktır. Hekim, hiçbir zaman mesleki gizliliği gözetmesi nedeniyle kovuşturulmayacaktır.

4) Mesleki görevlerini sürdürdükleri sürece, tıp ve yardımcı meslektekiler, beyaz zemin üzerine kırmızı yılan ve asa amblemiyle ayırdedilirler. Bu amblemin kullanılışı özel bir yönergeyle düzenlenmiştir.

Kurucu Meclis Kanunu – 1981

0
Kurucu Meclis Kanunu - 1981

Kurucu Meclis Hakkında Kanun, 12 Eylül Askeri Darbesinin ardından kurulan dikta rejimi tarafından 29 Haziran 1981’de düzenlenerek Resmi Gazetede yayınlanmıştır. 1981 tarihli Kurucu Meclis Kanunu, 12 Eylül rejiminin anayasal düzenini şekillendiren, Danışma Meclisi’nin kuruluşunu düzenleyen ve 1982 Anayasası’nın hazırlık sürecini başlatan hukuki çerçevedir.

Danışma Meclisi

Kurucu Meclis Kanunu ile kurulması öngörülen Danışma Meclisi’nin en önemli görevi yeni anayasayı hazırlamaktır. Ayrıca, Siyasî Partiler Kanunu, Seçim Kanununu hazırlamak da Kurucu Meclisin görevleri arasındadır. Danışma Meclisinin çalışmalarını kendi yaptığı içtüzük hükümlerine göre yürütmesi istenmiştir. Yapılacak düzenlemeler generallerden oluşan Milli Güvenlik Konseyi’nin onayına tabi tutulmuş, görevlerini MGK’nın denetiminde sürdürmüştür. Üyelerinin tamamı Milli Güvenlik Konseyi tarafından seçilmiştir.

Kurucu Meclis Kanunu – 1981

BAŞLANGIÇ

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlığı ve bağımsızlığı, ülkenin ve milletin bütünlüğü ve bölünmezliği ve toplumun huzuru korunarak, milli dayanışma ve sosyal adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden eşitlik ilkesine göre yararlanmasını ve hukukun üstünlüğünü sağlayacak demokratik laik hukuk devletinin kurulması için gereken hukuki düzenlemelerle Anayasayı, Siyasi Partiler ve Seçim kanunlarını yapmak ve varlığı, genel seçimlerle kurulacak Türkiye Büyük Millet Meclisi fiilen göreve başlayınca sona ermek üzere Kurucu Meclis kurulması kararlaştırılmıştır.

KURUCU MECLİS
Kurucu Meclisin Yapısı
MADDE 1

1. Kurucu Meclis; (Milli Güvenlik Konseyi) ile, Kuruluş, görev ve yetkileri bu Kanunda belirtilen (Danışma Meclisi)’nden oluşur.

2. Bu Kanun hükümleri dışında kalan hususlarda, Milli Güvenlik Konseyi, 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkındaki Kanun uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisine, Millet Meclisine ve Cumhuriyet Senatosuna ait görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.

Kurucu Meclisin Görevleri
MADDE 2
Kurucu Meclisin Görevleri :

a) Yeni Anayasa’yı ve Anayasa’nın Halkoyuna Sunuluş Kanununu hazırlamak;
b) Halkoyuna sunulan ve Milletçe kabul edilince kesinleşerek, geçici hükümlerine göre yürürlüğe girecek olan Anayasa’nın ilkelerine uygun Siyasi Partiler Kanununu hazırlamak;
c) Yeni Anayasa’nın ve Siyasi Partiler Kanununun hükümlerini gözönünde tutarak Seçim Kanununu hazırlamak;
d) Milli Güvenlik Konseyince kararlaştırılacak tarihte yapılacak genel seçimlerle Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulup fiilen göreve başlayıncaya kadar, kanun koyma, değiştirme ve kaldırma suretiyle yasama görevlerini yerine getirmektir.

DANIŞMA MECLİSİ
Danışma Meclisinin Yapısı
MADDE 3

Danışma Meclisi, aşağıdaki maddelerde belirtilen usul ve esaslara göre her ilin tespit ve teklif ettiği adaylar arasından Milli Güvenlik Konseyince seçilen 120 üye ile, Milli Güvenlik Konseyince doğrudan doğruya seçilen 40 üye olmak üzere 160 üyeden oluşur.

Üyelik Şartları
MADDE 4

1. Danışma Meclisine seçilebilmek için aşağıdaki şartlan haiz olmak gerekir :

a) Türk vatandaşı olmak,
b) Otuz yaşım bitirmiş bulunmak,
c) Yükseköğrenim yapmış olmak,
d) Kısıtlı veya kamu hizmetlerinden yasaklı olmamak,
e) Muvazzaf askerlik hizmetini yapmış olmak veya yapmış sayılmak veya yükümlü bulunmamak,
f) Ağır hapis cezası veya taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezası almamış yahut zimmet, ihtilas, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflâs gibi yüz kızartıcı suçlardan herhangi birinden hüküm giymemiş olmak,
g) 11 Eylül 1980 tarihinde herhangi bir siyasi partinin üyesi olmamak.

2. Danışma Meclisine Milli Güvenlik Konseyince doğrudan doğruya seçilecek olanlarda 1 nci fıkranın (c) bendinde belirtilen şart aranmaz.

İllerden Gösterilecek Aday Sayısı
MADDE 5

Son nüfus sayımındaki nüfusları gözönünde tutulmak sureti ile her ilin göstereceği adaylardan Danışma meclisine seçilecek olan üye sayılan bu Kanuna bağlı cetvelde belirtilmiştir.

İllerden Aday Gösterilme Şartları
MADDE 6

İllerden aday olmak isteyenler;

a) İlk veya orta veya lise veya yüksek öğrenimlerini yaptıkları veya
b) Aralıklı olmakla beraber en az beş yıl veya aralıksız Üç yıl oturdukları veya son iki yıldan beri oturmakta bulundukları ilin valiliğine başvururlar.

İllerden Gösterilecek Adayların Tespiti ve Seçimi
MADDE 7

1. Adaylık için başvurma valiliğe verilecek dilekçe ile olur. Bu dilekçeye 4 ncü ve 6 ncı maddelerdeki şartların varlığını gösterir belgelerin asılları veya tasdikli örnekleri ile bir sayfayı aşmayacak tarzda kısa hal tercümesi ve üç adet vesikalık fotoğraf eklenmesi lâzımdır. Bir kısmı eksik olan belgeler adaylık için başvurma süresi içinde tamamlanabilir.

2. Vali, 4 ncü ve 6 ncı maddelerdeki şartlan haiz olan istekli hakkında il hudutları içerisindeki adalet, güvenlik ve çeşitli kuruluş ve meslek mensupları ile mümkün olan genişlikte yapacağı kişisel temaslarla edindiği bilgileri değerlendirmek sureti ile çevrede iyi tanındığına ve sevildiğine kanaat getirdiği isteklilerden o ilden Danışma Meclisine seçilecek üye sayısının üç katının ad ve soyadlarını aday olarak Milli Güvenlik Konseyine bildirir.

3. İl adaylarının dilekçeleri ve belgeleri ayrı ayrı kapalı zarflar içinde Milli Güvenlik Konseyine gönderilir.
4. Milli Güvenlik Konseyi, Danışma Meclisi üyelerini o ilin adayları arasından seçer.

Milli Güvenlik Konseyince Doğrudan Doğruya Üye Seçilmek için Adaylık
MADDE 8

Milli Güvenlik Konseyince doğrudan doğruya Danışma Meclisine üye seçilmek
için adaylığını koymak isteyenler, dilekçelerini Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliğine gönderirler. Bu dilekçelere Kanunun aradığı şartların varlığını gösteren belgelerin asılları veya tasdikli örnekleri ile bir sayfayı aşmayacak kısa hal tercümesi ve üç adet vesikalık fotoğraf eklenmesi lâzımdır.

Milli Güvenlik Konseyince üye Seçimi
MADDE 9

Milli Güvenlik Konseyi, bu Kanun uyarınca Danışma Meclisine üye seçer.

Seçilen üyelerin İlanı
MADDE 10

Milli Güvenlik Konseyince il adayları arasından veya doğrudan doğruya seçilmiş Danışma Meclisi üyelerinin adlan, soyadları ve meslekleri Resmî Gazete’de ve Türkiye Radyo – Televizyon Kurumu aracılığı ile ilan olunur.

Boşalan üyelikler için Seçim
MADDE 11

Bu Kanun uyarınca seçilen üyeliklerde herhangi bir sebeple boşalma olması halinde, boşalan üyelik için, Milli Güvenlik Konseyince doğrudan doğruya seçim yapılır.

Üyelik Güvencesi
MADDE 12

1. Danışma Meclisi üyeleri, Türk Milleti adına görev yaparlar.
2. Bu Kanunda gösterilen üyelik sıfatlarım kaybetme halleri dışında Danışma Meclisi üyelerinin görevlerine son verilemez.
3. Devlet veya diğer kamu tüzelkişileri ile bunlara bağlı kurum, kuruluşlarda görevli iken Danışma Meclisine seçilenlerin, kendileri istemedikçe kadroları ile ilişkileri kesilmez. Bu gibiler görevlerinden aylıksız veya ücretsiz izinli sayılırlar. İzinli sayıldıkları süreler terfilerinde, keseneklerinin kendileri ve karşılıklarının Meclis Bütçesinden ödenmesi kaydıyla emekliliklerinde fiili hizmet olarak hesaba katılır.

Dokunulmazlık
MADDE 13

1. Danışma Meclisi üyeleri, Meclisteki çalışmalarında açıkladıkları görüşlerinden ve kullandıkları oylardan sorumlu tutulamazlar, sadece yeminlerine ve vicdanlarına bağlı olarak görev yaparlar.

2. Danışma Meclisi üyeleri, Danışma Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğu ile verilmiş bir karar olmadıkça, sanık olarak sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamazlar. Ancak, ağır cezayı gerektiren suçüstü hali bu hükmün dışındadır. Bu gibi durumlarda yetkili makamlar olayı derhal Danışma Meclisi Başkanlığına bildirirler.

3. Seçilmeden önce veya sonra Danışma Meclisi üyelerinden biri hakkında verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, Meclisin hukuki varlığının sona ereceği zamana ertelenir. Bu takdirde dava ve ceza zamanaşımı işlemez.

Üyelikle Bağdaşabilen işler
MADDE 14

Danışma Meclisi üyeleri, Danışma Meclisinin Genel Kurulu ve komisyonlarındaki görevlerini aksatmamak kayıt ve şartı ile mesleki faaliyetlerine devam edebilirler.

Üyelikle Bağdaşmayan İşler
MADDE 15

Danışma Meclisi üyeliğine seçilenler, Devlet ve diğer kamu tüzelkişileri ile bunlara bağlı kurum ve kuruluşlarda, Devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin doğrudan doğruya veya dolayısıyla katıldıkları ve ilgili oldukları teşebbüs ve ortaklıklarında görev alamazlar; bunlara ait herhangi bir taahhüt işini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kabul edemezler ve bunların taraf olduğu anlaşmazlıklarda temsilcilik, hakemlik veya vekâlet görevi yapamazlar.

Üyeliğin Düşmesi 
MADDE 16

1. İstifa eden veya Danışma Meclisine seçilmeye engel bir suçtan dolayı kesin olarak hüküm giyen veya kısıtlanan kimsenin üyeliği, başka bir karar almaya gerek kalmadan düşer.
2. Danışma Meclisi Genel Kurul ve komisyon çalışmalarına özürsüz olarak bir ay içinde toplam beş gün katılmayanların Danışma Meclisi Genel Kurulunca üyeliğinin düşmesine karar verilir.
3. Bu Kanunun 15 nci maddesinde sözü edilen işlerden birini kabul eden üyeler hakkında Danışma Meclisi Genel Kurulunca üyeliğin düşmesine karar verilir.

Aylık ve ödenek
MADDE 17

1. Danışma Meclisine seçilenlere Devlet memurları 1 nci derece son kademe aylığı ve 900 ek gösterge üzerinden aylık ve aylık tutarının % 100’ü oranında ödenek verilir.
2. Danışma Meclisine seçilenlere ödenecek aylık ve ödenekler kendilerine sosyal güvenlik kuruluşlarınca bağlanan emekli aylığının ve benzeri ödemelerin kesilmesini gerektirmez.
3. Danışma Meclisine seçilenler, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine sağlanan diğer sosyal haklardan yararlanırlar.

Danışma Meclisinin İlk Toplantısı
MADDE 18

Danışma Meclisinin ilk toplantısında en yaşlı üye başkanlık, en genç iki üye kâtiplik görevi yapar.

Andiçme
MADDE 19

Danışma Meclisine seçilenler görevlerine başlarken soyadı sırasına göre aşağıdaki şekilde andiçerler,

«Danışma Meclisi üyesi olarak çalışmalarımda Devletin varlığı ve bağımsızlığını, ülkenin ve milletin bütünlüğü ve bölünmezliğini koruyacağıma, toplumun huzuru, milli dayanışma ve sosyal adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma; hukukun üstünlüğünü sağlayacak demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine bağlı kalacağıma namusum ve şerefim üzerine andiçerim.»

Başkanlık Divanı
MADDE 20 

Danışma Meclisi, ikinci toplantısında bir başkan, iki başkan vekili, dört kâtip, iki idareci üyeden oluşan Başkanlık Divanım seçer.

İçtüzük, Komisyonlar ve Kolluk işleri
MADDE 21

1. Danışma Meclisi çalışmalarım kendi yaptığı içtüzük hükümlerine göre yürütür.
2. Danışma Meclisi ilk toplantısından itibaren en geç 1 ay içinde 15 üyeden oluşan bir Anayasa Komisyonu seçer.
3. Danışma Meclisinin daimi komisyonları ve komisyonlara üye seçimi İçtüzükte belirtilir. İhtiyaca göre geçici ve karma komisyonlar da kurulabilir.
4. Komisyonlar, bilgi ve görgülerinden yararlanmak istedikleri kimseleri komisyona davet ederek dinleyebilirler; kamu kurum ve kuruluşları ile, mesleki kurum ve kuruluşlardan yazılı görüş alabilirler.
5. Danışma Meclisi, kendi kolluk işlerini Başkan eliyle yürütür.

Görüşmeler
MADDE 22

1. Danışma Meclisinin Genel Kurul çalışmaları açık ve komisyon çalışmaları kapalı olarak yapılır.
2. Danışma Meclisi, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kapalı oturuma karar verebilir.
3. Danışma Meclisinin açık olan Genel Kurul toplantıları Tutanak Dergisinde yayımlanır.

Toplantı ve Karar Yetersayısı
MADDE 23

anışma Meclisi, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile toplanır, aksine hüküm bulunmayan hallerde toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir.

KANUNLARIN YAPILMASI
Kanun Teklif Etme Yetkisi
MADDE 24

1. Kanun teklif etme yetkisi Milli Güvenlik Konseyi üyelerine, Bakanlar Kurulu ile Danışma Meclisi Üyelerine aittir.
2. Danışma Meclisi üyelerince yapılacak kanun tekliflerinin en az 10 üyenin İmzasını taşıması gerekir.
3. Kanun teklifleri Danışma Meclisi Başkanlığına yapılır.

Kanunların Görüşülmesi ve Kabul Edilmesi
MADDE 25

1. Hükümetten gönderilen kanun tasarıları ile üyelerin kanun teklifleri, önce ilgili komisyonda veya komisyonlarda, daha sonra Genel Kurulda görüşülür. Aynen veya değiştirilerek kabul veya reddedilen kanun tasarı ve teklifleri Milli Güvenlik Konseyine gönderilir.

2. Kanun tasarı ve tekliflerinin Danışma Meclisi komisyonlarında ve Genel Kurulundaki görüşmelerinde Başbakanın veya ilgili bakanın veya görevlendireceği yetkili kişinin ve teklif sahibi Danışma Meclisi üyelerinden en az birisinin veya teklif Milli Güvenlik Konseyi üyelerinden birisi tarafından yapılmışsa Millî Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliğinden görevlendirilecek yetkili bir kişinin hazır bulunması gereklidir.

3. Milli Güvenlik Konseyi, Danışma Meclisinden gelen kanun tasan ve tekliflerini aynen veya değiştirerek kabul veya reddedebilir. Milli Güvenlik Konseyinin kabul ettiği metin Resmî Gazete’de yayımlanmak suretiyle kanunlaşır.

Anayasanın Kabulü, Halkoyuna Sunulması ve Kesinleşmesi
MADDE 26

1. Danışma Meclisinin, Anayasa Komisyonu tarafından hazırlanan ve Genel Kurulca kabul edilen Anayasa metni, Milli Güvenlik Konseyince aynen veya değiştirilerek kabul edilir ve Resmî Gazete ile yayımlanır.
2. Milli Güvenlik Konseyince kabul edilen Anayasa, Halkoyuna Sunuluş Kanunu hükümlerine göre, halkoylamasına sunulur.
3. Halkoylaması sonucu kabul edilen Anayasa kesinleşir.

Bütçenin Sunulması
MADDE 27

Geneİ ve katma bütçe tasarıları ile milli bütçe tahminlerini gösteren rapor, mali yılbaşından en az üç ay önce, Bakanlar Kurulu tarafından Danışma Meclisine
sunulur.

Bütçenin Görüşülmesi
MADDE 28

1. Danışma Meclisi, İçtüzüğü hükümlerine göre bütçe üzerindeki çalışmaları iki ay içinde tamamlar.
2. Bütçe Komisyonunca kabul edilen bütçe tasarıları Danışma Meclisi Genel Kurulunda görüşülerek karara bağlanır ve Milli Güvenlik Konseyine gönderilir.
3. Danışma Meclisi Genel Kurulunda üyeler gider artırıcı veya belli gelirleri azaltıcı teklifte bulunamazlar.
4. Danışma Meclisinden gelen tasan Milli Güvenlik Konseyinin kabul ettiği şekli ile kesinleşir ve mali yıl başından önce Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer.

ÇEŞİTLİ HÜKÜMLER
Danışma Meclisi Kuruluşu ile İlgili Süreler
MADDE 29

Bu Kanuna göre adaylık için başvurma, başlangıç ve sona erme ve adayların Milli Güvenlik Konseyine bildirilme tarihleri ile Danışma Meclisinin ilk toplantısını yapacağı tarih Milli Güvenlik Konseyince tayin edilir; Resmî Gazete’de ve Türkiye Radyo – Televizyon Kurumu aracılığı ile ilan olunur.

Kurucu Meclis ve Üyeleri Aleyhine İşlenen Suçlar
MADDE 30

1. Kurucu Meclis aleyhine suç İşleyenler Türk Ceza Kanununda Türkiye Büyük Millet Meclisi aleyhine işlenen suçlar için öngörülen cezalarla cezalandırılırlar.

2. Kurucu Meclis üyelerine karşı işlenen suçlarda Türk Ceza Kanununun Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri hakkındaki hükümleri uygulanır.

Kontenjan Adayı Olamama
MADDE 31

Danışma Meclisi üyeleri, ilk genel seçimlerde herhangi bir siyasi partinin kontenjan adayı olamazlar.

Kenar Başlıkları
MADDE 32

Bu Kanunun maddeleri kenarındaki başlıklar, madde hükümlerinin özünü göstermek amacıyla konmuş olup metne dahil değildir.

GEÇİCİ MADDE

Danışma Meclisi Başkanlık Divanı seçimleri yapılıp göreve başlayınca Milli Güvenlik Konseyi Komisyonlarında bulunan kanun tasarı ve teklifleri Konsey Başkanlığınca Danışma Meclisi Başkanlığına gönderilir. Ancak, Milli Güvenlik Konseyinin gündeminde bulunan kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine devam edilir.

Yürürlük
MADDE 33

Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
30/6/1981

Yaş Antlaşması

0

Yaş Antlaşması, 1787-1792 Osmanlı-Rus/Avusturya Savaşı sonunda 14 Nisan 1792 tarihinde Rusya ile imzalanmıştır.  Antlaşma, adını Romanya ülkesine ait olan Yaş kentinde imzalanmasından almıştır.

Osmanlı Devleti’nin, Kırım’ı geri almak amacıyla, 19 Ağustos 1787’de Rusya’ya açtığı savaş, Avusturya’nın da katılmasıyla hezimetle sonuçlanmış, 13 maddeden oluşan Yaş Antlaşması ile stratejik öneme haiz birçok kale ve bölge Osmanlı hakimiyetinden çıkmıştır.

Yaş Antlaşması öncesinde Avusturya ile ise 4 Ağustos 1791’de 14 maddelik Ziştovi Antlaşması imzalanmıştır. Ayrıca, İngiltere, Prusya ve İspanya’nın arabuluculuğunda, 18 Ağustos 1791 tarihinde, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında, askerî çatışmalara son veren Kalas Ateşkes Mütarekesi imzalanmıştır.

Küçük Kaynarca Antlaşması ile Osmanlı Devletine ait olmadığı ve bağımsız bir bölge olduğu kabul edilen Kırım, Yaş Antlaşması sonucunda Osmanlıların elinden tamamen çıkmıştır.

1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasının yürürlüğü teyit edilmiş, Osmanlılar Kırım’ı ele geçirme ümidini Yaş Antlaşması ile tamamen yitirmiştir. Osmanlı Devleti’nin Kafkasya’daki nüfuz bölgelerinde ciddi anlamda gerileme meydana gelmiş, Rusya- Osmanlı sınırı batıda Dinyester Nehri, doğruda ise Elbruz Dağı’ndan doğan Kuban Irmağı olarak belirlenmiştir.

Osmanlı askerî düzenindeki bozukluklar düzeltilmeden herhangi bir şey yapılamayacağı anlaşıldığından Nizâm-ı Cedid dönemi başlamıştır.

Yaş Antlaşması Metni 

(15 Cumadel’ûla 1206 – 10 Ocak 1792)

Birinci Madde

İki devlet beyninde sebkat eden her türlü muadat ve muhasamet şimdiden def ve ref olunup gerek Şehinsah-ı azamet nişan-ı Âl-i Osman ve gerek bilcümle Rusya’ların Padişah ve Imparatoriçe-i uzması ve anların verese-i taht ve ah-latları beyninde ve reaya ve berayaları miyanelerinde cemi evza-i hasmane ve muadat aleddevam terkolunup nes-yi müebbet ile mensi ve metruk kala ve bundan böyle berren ve bahren musaleha-i müebbede carî olup tegayyürden ârî ve beri ve metin ve üstuvar dostluk ve revabıt-ı musafatı ifa birle el-haletü hâzihi münakit olan musaleha ahidnamesi şurutunun kemal-i saffet ve dikkat ve ihtimam ile merî tutulmasına say ve ikdam oluna bu vehçile ki canibeyn birbirlerinin hakkına bir türlü hareket-i hasmane ve esbab-ı düşmananeye sırren ve alâniyeten mübaderet etmiyeler ve tecdit olunan işbu muvalât ve musafat muktezasınca muâhid olan iki devletler bilâ istisna canibeyn reayasına her hangileri iki taraf cürüm ve kabahatle müttehim iseler töhmetleri tarafeynden nesyen mensiya alelitlak affolunup çekdiri ve zindanlarda ıtıahbus olanları azâıl ve ıtlak birle menfi ve meks ettirilen kesane vatanlarına avdete izin ve ruhsat virilip mukaddema nail oldukları paye ve emvalleri badessulh kendilere red ve irca olunup ahirler tarafından mezburlara bir türlü zarar ve ziyan ve taarruz tecviz olunmayup ve mersumînden her birisi hemşehrileri misillu memleketinde carî olan kavanin ve kavaidin zir-i himayetinde mahimi olarak geçineler.

İkinci Madde

Tarih-i hicrinin bin yüz seksen sekiz senesi cumadel’ulâsının ondördüncü gününde yani bin yediyüz yetmiş dört sene-i rumiyesi temmuzun onunda akdolunan musaleha ahidnamesi ve yine tarih-i hicrinin bin yüz doksan üç senesi cumadel’âhirenin yirminci gününde yani bin yediyüz yetmiş dokuz sene-i rumiyesi martının onunda akdolunan muahede-i müfessire ve tarih-i hicrinin binyüz doksan yedi senesi recebinin yirmi birinde yani bin yediyüz seksen üç sene-i rumiyesi haziranının onunda akdolunan Ticaret Muahedesi ve tarih-i hicrinin binyüz doksan sekiz senesi seferinin onbeşinde yani bin yüz seksenüç sene-i rumiyesi kânunievvelin yirmi sekizinde akdolunan Rusya devletine Kırımı ve Taman ilhakını ve Koban nehrinin hudut olduğunu mübeyyin senet işbu ahidname ve senedat-ı sabıka ile tebdil ve terkolunmuş maddelerden maada baki kalan bilcümle şurut ile işbu müsaleha ahidnamesi muktezasınca tekid ve tasdik olunurlar ve zikrolunan muahedat ve senedat bilahalel merî ve muteber tutulup hüsn-i riayetle kamilen icra ve ifasına devleteyn-i müteahhideteyn taahhüt eder.

Üçüncü Madde

Esas’ın şartı sânisinde ilelebet nehr-i Turla iki devletin sınuru ola bu veçhileki bundan sonra bittamam Rusya devletinin hududu nehr-i mezkûra değin imtidat oluna deyu mestur olduğuna binaen deleteyn-i müteahhideteyn beyinlerinde bilittifak işbu madde ile karar verildi ki Devlet-i Aliye ile Devlet-i Rusya memaliki beyninde aleddevanı nehr-i Turla hudut olup şöyleki nehr-i mezburun sol taralında olan bilcümle arazi ilelebet kamilen bila mümeneatin Rusya devletinin zir i hükûmetinde bâki kala ve nehr-i mezburun sağ kolunda olan bilcümle arazi dahi Rusya devleti tarafından red olunup ilelebet kamilen bila mümaneatin Devlet-i Aliye’min tahtı hükûmetinde baki kala.

Dördüncü Madde

İmdi devleteyn hududuna dair karardade olan nizam ve intizama binaen Esas’ın şart-ı râbii mucibince iki devletin sair cümle sınırları işbu muharebeye gelince neveçhile iseler yine ol veçhile olup Rusya devleti askerlerinden işbu muharebede istilâ olunan bilcümle yerler ve derununda olan kaleler Rusya devleti el-haletü hâzihi bulundukları vecih üzere Devlet-i Aliyeye red eder binaenalâzalik Rusya Đmparatoriçesi tarafından zapt ve istilâ olunan Bucak memleketi ve Bender ve Akkerman ve Kili ve Đsmail kalelerde ve cemi kasabat ve mahallât ve kuraları vesair her ne derununda mevcut ise Devlet-i Aliye’ye red eder kezalik Buğdan memleketini cemi şehirler ve emakin ve mesakin vesair her ne derununda mevcut ve münderiç ise red ve teslim eder ve Devlet-i Aliye dahi memalik-i merhumeyi mevaddı atiyetizzikir üzere kabul edip alenen ve kamilen riayet edeceğini taahhüt evvelâ balâda mezkûr ikinci madde ile tecdit olunan tarih-i hicrinin binyüz seksen sekiz senesi cumadel’ulasının ondördüncü gününde yani binyediyüz yetmiş dört sene-i rumiyesi temmuzunun onunda münakid ahitnamede ve yine tarih-i hicrinin bin yüz doksanın senesi cumâdel’âhiresinin yirminci gününde yani binyediyüz yetmiş dokuz sene-i rumiyesi mart’ının onunda nizam bulan Tenkihname’de ve vine tarih-i hicrinin binyüz doksan sekiz senesi seferinin onbesinci gününde yani binyediyüz seksenüç sene-i rumiyesi dahilinde Veziriâzam tarafından Devlet-i Osmaniye canibinden olarak verilen senette her ne Buğdan ve Eflâk memleketlerinin menfaatine dair muharrer ve münderiç ise bilâhalel meri ve muteber tutulup kemal-i dikkatle ifa ve icra oluna saniyen atik muhasebeleriçin her ne güna ise gerek nükut akçe ve gerek sair tarik ile bir nesne Buğdan memleketinden talep olunmasa sâlisen işbu muharebenin cümle müddetiçün bir türlü teklif veyahut âher vergi talep olunmayup muharebe imdadında pâzede oldukları mazarrat ve tahribat-ı nıüteaddidelerine nazaran bundan sonra dahi iki sene mühlet birle zikrolunan Buğdan memleketini her türlü vergi ve tekâliften muaf birle işbu mühlet-i muafivet-i mezkûre mübadele-i tasdikname tarihinden addoluna râbian terk-i vatan edip ahar mahallere varmak rağbetinde olan hanedanlar bilcümle eşya-ları nakletmeğe serbestiyet üzere mezun olalar ve işbu hanedanlar emlâkini Devlet-i Aliye reayasından olan akrabalarına ve diledikleri yine Devlet-i Aliye reayasından kimesnelere ita ve kaide-i memleket üzerine mersumlara füruht eyleyüp ve kendu mesalihinin tanzimiçün vakt-i kâfileri olmak için serbestiyet üzere vatanlarından nakleylemelerine ondört ay müddet imhâl olunup işbu müddet-i mühlet tasdikname-i mubarekenin mübadelesi tarihinden mâdut ve mahsup oluna.

Beşinci Madde

Devleteyn-i müteahhideteynin miyanelerinde safvet ve müvalâta delâlet olmak içinki ancak el-haletü hâzihi beyinlerinde sulh ve salâhın ve hüsn-i ittifakın tecdidile kanaat olunmayup zaman-ı müstakbel için dahi rnüsalehanın zabıta-i kaviye ile raptnı ve her türlü esbab-ı mübahase ve burudetine müeddi olur halatın defi’ne sâyi mâlâ-kelâm ile talip oldukları cihetlerinden Devlet-i Aliye taahhüt eder ki mukaddema sadır olan ferman-ı alişanın bu defa tecdidile Tiflis Hânının yed-i hükûmetinde olan memlekete ve sekenesine Ahıska Valisi ve serhad zabıtanı vesaireleri minbadin sırren ve alâniyeten bir türlü bahane ile bîhuzur ve taaddi etmemek ve kat’a hüsn-i ittifak ve hemcivariye mugayir taraflarından halel getirilmemek babında mezkûr Ahiska Valisi ve serhad zabitanına ve saire eşeddi tenbih ve tekid ile fermanlar ısdar ve tisyar oluna.

Altıncı Madde

Bin yediyüz seksenin; senesi kânunievvelin yirmi sekizinci gününde bilcümle Devlet-i Rusya’ya Kırım ve Taman’ın ilhakına dair olhavalide devleleyn-i müleahhideteyn beyninde nehr-i Koban hudut tayin olunduğunu mübeyyin münakid olan senedi sair uhud ile maan işbu muahedenin ikinci maddesi ile temhid ve teyid eyledikten sonra Devlel-i Osmaniye vakt-i müstakbel için devleleyn-i fahimeteyn miyanelerinde sulh ve salâh ve refahiyet hüsn-i ittifakına halel getirebilir cümle vesaili teb’id eylemek murad ve maksudunda olduğunu izhar ve beyan için alenen vaad ve taahhüt ederki nehr-i Kubanı’n sol yakasında hudut dahilinde mülemekkin olan tavaif bilcümle devlet-i Rusya’nın hudut ve sınırlarına tecavüz etmemesine ve Rusva Đmparatoriye reayalarına ve anların emakin ve mesakinlerine ve arazilerine dahi bir türlü taaddi ve gasp ve hasar zuhura getirilmemesine ve hafi ve celi bir türlü bahane ile Rusya ademlerini kayd-ı esire giriftar eylememeleriçün zabıt birle men ve tahzir zımnında kendu iktidarını ve cümle vesail bezl ve imâl edip ve ol bapta taraf-ı Devlet-i Aliye’den hilâfında olan alâeyyihâl eşed üzere tedip ve güşmâl olunacaklarun müşir lâzımgelen kimesnelere eşed vehçile fermanar ita ve zikr olunan tenbihat işbu müsaleha-i hayriye bâdel inikad tasdiknameleri dahi mübadele olunduktan sonra ol havalilere ilân ve beyan olunalar ve eğer akvam-ı mezbure işbu ahidnamede karar verildiği suretten nâşî kendulere eşet üzere balâda zikrolunan tenbihatlarına dahi nazar etmeyüp anlardan bir kimesne bilcümle devlet-i Rusyaların hudutlarına tecavüzü irtikâp ve gasp ve hasaret ve ızrar ve tahribat tertibedip yahut hayvanatı vesair nesne gasp ile alıp götürdükleri veyahut Rusya adamlarını kavd-ı esire giriftar eyledikleri sebebile şikâyetleri takdim olunduğu surette derakap ye bilâtehir garet veyahut gasp olunan nesne istirdat birle terahi oluna veyahut ahzolunan Rusya adamları bir türlü bahaneye ithal olunmaksızın bilâ tehir ve mingavr-i tereddüt teftiş ve tahkik birle sebilleri tahliye ve âzâd ve terettüp eden hasar tazmin birle cürüm ve kabahatli müttehim olan kimesneler dahi ibreten’lisairin hudut dahilinde Rusya serhad zabiti tarafından nasbolunacak memurun muvacehesinde tedipleri icra ve ifa oluna ve eğer gayr-i memul şikâyetleri takdim olunduğu tarihten altı ay zarfında dahi tazmin olunmadığı halde Devlet-i Aliye taahhüt ederki Rusya ımparatoriye Elçisi tarafından tahriren inha olunduktan sonra bir av zarfında bilcümle müterrettip olan ziyan ve hasarları kendi hazinesinden tazmin edip ve hemcivariyette olan hudutların emniyet ve refahiyetine halel getirdikleriçün balâda mezkûr ve vaz ve tanzim olunan tedipleri dahi bieyyihâl ve vücuh ile müttehimler üzerinde filen mingayr-i tehir icra ve ifa oluna.

Yedinci Madde

Ticaret maddesi tarafeyn hüsn-i ittifakının habl-i metin ve rehn-i aslisi olduğu cihetle Devlet-i Osmaniye Rusya Devlet ile bu veçhile müsafal ve müvalatını tecdit kılıp saffetini izhar için ve devleteyn reayaları beyninde ticaretini bilâmümaneatin aminen ve salimen icra ve tarafeyn menfaatinin vech-i ehven üzere mütezayil olmasına talip olduğuna binaen devlet-i Rusya ile münakit olan ticaret muahedesinin Cezayir ve Tunus ve Trablus-i Garp ocaklarına dair altmış birinci mad-desini işbu madde ile dusturul’amel itibar Rusya reayalarından biri Cezayir ve Tunus ve.Trablus-i Garbi ocakları korsanlarına müsadif olup bunlardan sebi ve istirkak olunur ise veyahut zikrolunan korsanlar Rusya tücarının sefinesini veyahut malını alırlar ise Devlet-i Aliye zikrolunan ocakların üzerinde olan iktidarını imâl ile bu veçhile esir olunmuş Rusya reayalarım tahlis ve ahzolunmuş sefinelerini ve emval ve eşyayı mağsubelerini eshabma istirdat ve lâzım gelen zarar ve hasarlarını tahsil ettire ve Devlet-i Aliye tarafından verilen fermanlar Cezayir ve Tunus ve Trablus-i Garp ocakları tarafından icra olunmadığı haberi vurudıında badettahkik olvakit Rusya elçisi veyahut maslahatgüzarı tarafından Derâliye’de tahriren inha olundukta oltarihten iki ay itibar ile yahut mümkün olur ise dahi mukaddem hazine-i hümayundan tazmin ve terazi hususuna Devlet-i Aliye taahhüt eder.

Sekizinci Madde

Gerek inas ve gerek zükûr cinsinden olan bilcümle üserayı muharebe vesair esirler her ne paye ve rütbeden iseler iki devletin arazilerinde bulundukça Rusya devletinde hüsn-i iradetlerile tanassur eden müslimin ve Devlet-i Aliye’de yine hüsn-i iradetlerile din-i Muhammediyi kabul eden hristi-yanlardan maada bilcümle işbu ahidname-i mübarekenin tastiknameleri mübadelesinden sonra derakap ve asla bir türlü bahane ile tarafeynden bilâ ivaz ve bigayi semen âzâd ve istirdat ve teslim olunalar kezalik giriftar-ı bend-i istirkak olan bilcümle hiristiyanlar yani Lehlu ve Buğdanlu ve Eflâkin ve Moralli ve ahali-i Cezayir ve Gürciler vesair bilcümle ve bilâ istisnaen bilâ semen ve gayri ivaz âzâd olunalar kezalik işbu musaleha-i mübarekenin inikadından sonra bir taklip ile giriftar-ı bend-i istirkak olan Rusya reayaları Devlet-i Aliye’de bulundukça red ve teslim olunalar ve kezalik Devlet-i Aliye’ nin reayaları hakkında biaynihi ve muamele-i rnüteşabihe üzere hareket etmeğe Rusya devleti taahhüt eder.

Dokuzuncu Madde

Egerçi halâ musaleha-i hayriyenin maslahatı nizam bulacağı takrible âlât-ı harbiye tehir olunup ânıâli düşmenane sudur bulmayacağı her ne kadar meczum ise dahi lâkin işbu muahedeyi bâdelimza Rusya devletinin bu maddeye dair baş murahhas kılınan bilfiil müsteşar-ı hassı tarafından derakap Rusya devleti asakirinin donanmalarının üzerlerinde serkerdesine ihbar edip kezalik iki ulu devletler miyanelerindesulh ve salâh ve musafat ve müvalât karar bulduğunu Devlet-i Aliye’nin sadrazamı hazretleri tarafından dahi donanmalar ve miyane-i asakir-i Osmaniyanda ifade ve beyan oluna.

Onuncu Madde

Devleteyn beyninde musaleha-i mübarekenin ve safvet ve müvalâtın ziyade takviyesi zımnında iki devlet tarafından bilittifak tayin olunacak vakitte canibeynden alenen fevkalâde büyük elçiler ba’s ve tesyir ve iki elçiler re’si hududda muamele-i müteşabihe ile istikbal olunup Devlet-i Aliye ve Rusya devleti indlerinde ziyade muteber olan Avrupa devletleri elçileri haklarında riayet olunan resm-i mutad mumaileyhima haklarında dahi merî kılınıp ve delâlet-i safvet-i cani-beyn olmak üzere elçiyan-ı mumaileyhima vesatativle şân-i devletlerine lâyik hedaya irsal oluna.

Onbirinci Madde

İki ulu devletler beyninde işbu şurut-i muahede rapt ve tanzim olunup tarafeynden tasdiknameleri dahi mübadele olunduktan sonra Rusya lmparatoriye askerleri ve ince donanması Devlet-i Aliye memleketlerinden huruca mübaşeret eyliyeler ve asakir ve donanmanın bu makule huruçlarında dahi vakit ve zamanın haline tatbik etmek lâzım gelmekle binaenaleyh devleteyn-i müteahhideteyn bilitttifak işbu gelecek binyediyüz doksan iki sene-i rumiyesi mayısının onbeşinci günü netice ve nihayed-i vâde olmak üzere bilmüzakere karar vermelerile tayin olunan vakt-i mev’udda Rusya askerleri nehr-i Turla’nın sol vakasına tamamen ve kamilen mürur ve ince donanması nehr-i Tuna boğazlarından tamamen taşra huruç evliye ve Rusyalının tarafından istilâ olunup işbu müsalaha ahidnamesi mucibince Devlet-i Aliye’ye red olunacak kıla ve memleketlerde mademki Rusya lmparatoriye askerleri buluna işbu memlekelerin hükûmet ve nizamı Rusyalunun zaptında bulunduğu üzere calip cümle Rusya askerinin külliyen huruçları vaktine değin Devlet-i Aliye canibinden memalik-i mezkûrerinin hükûmetine müdahale olunmaya ve bu memleketlerde bulunan Rusya askerinin iktitaf-ı mekûlât ve tedarik-i levâzım-ı sairesine elan amel olunduğu üzere kezalik tamamen huruçları gününe değin amel oluna.

Onikinci Madde

Canibeyn murahhasları işbu muahedeyi imza eyledikten sonra şehinşah-ı azamet nişan-i Âl-i Osman hazretlerinin sadrazamları tarafından ve bilcümle Rusyaların Padişah ve Imparatoriçe-i uzması cenaplarının dahi Başmurahhası bilfiil müsteşarı hassı tarafından işbu münakid olan musaleha-i mübarekenin temhid edecek tarafeyn senetleri yine murahhasların yedlerile Yaş kasabasında iki haftada ve kabil olursa müddet-i ekalde mübadele oluna.

Onüçüncü Madde

Halâ münakid olan işbu müsaleha-i mübareke-i müebbedenin şeraitini gerek azametin şehinşah-ı Âl-i Osman hazretleri ve gerek Imparatoriçe-i uzma cenapları tarafından kendi imzaları ile alenen tasdiknamelerde tasdik ve teyid edip zikrolunan tasdiknameleri dahi işbu muahede-i mübareke nizampezir olan mahalde akdi tarihinden beş haftada ve kabil ise dahi mukaddem tarafeyn murahhasları vesatatile mübadele eylemek lâzım gelmekle işbu muahedeyi canibeyn murahhasları kendi imzalarile imza ve mühürlerde temhir eyleyip beyinlerinde mübadele etmişlerdir.

Ahmet Ağaoğlu

0
Ahmet Ağaoğlu

Prof. Dr. Ahmet Ağaoğlu, Türkiye’nin ilk kadın avukatı Süreyya Ağaoğlu‘nun babasıdır. Ahmet Ağaoğlu, 1869’da Azerbaycan’ın Karabağ bölgesine bağlı Şuşa şehrinde doğmuştur. Babası Mirza Hasan, annesi ise Sarıca Ali adlı Türk kabilesinden Refii Bey’in kızı Tâze Hanım’dır.

Eğitimi ve İlk Gençliği

İlköğrenimine mahalle mektebinde başlamış, daha sonra Sıbyan mektebinde devam etmiştir. Bu sırada özel bir hocadan Arapça dersleri almıştır. Daha sonra Şuşa’da ortaokula başlamış, 1884’de ortaokuldan, 1887 yılında da Realni Mektebinden mezun olmuş, yüksek tahsil için Petersburg’a gitmiş ve “Instıtue Politecniquc” (Politeknik Enstitüsü)’e giriş imtihanında başarılı olmuşsa da, gözleri rahatsızlandığından geri dönmüştür.

Ahmet Ağaoğlu, 1888 senesinde tahsilini tamamlamak için Paris’e gitmiştir. Azerbaycan Türkleri içinde tahsil için Avrupa’ya giden ilk kişidir. Paris’te Sorbonne Üniversitesi Tarih ve Filoloji Bölümüne devam etmiş, aynı zamanda Hukuk Fakültesi’ne de girmiştir. Ahmet Ağaoğlu Paris’te altı yıl kadar kaldıktan sonra Hukuk Fakültesinden mezun olarak 1894 Mayıs’ında Paris’ten ayrılmış ve İstanbul yoluyla Azerbaycan’a dönmüştür. İstanbul’da iken devrin Maarif Nazırı Miinif Paşa ve Kafkasyalı Tarihçi Murad Bey’le tanışarak sık sık görüşüp fikir alışverişinde bulunmuştur.

Ahmet Ağaoğlu önce Tiflis Jimnaz (Lise)’ına, daha sonra Şuşa Jimnazı’nda Fransızca öğretmenliğinde bulunmuş, daha sonra Bakü Jimnazı (Lise) ve Yüksek Ticaret Mektebinde Fransızca öğretmenliği yapmış, aynı yıllarda Bakü’de çıkan Rusça “Kaspy” adlı gazetede yazılar yazmıştır. Aynı zamanda Mehmet Ağa Şahtahtlı tarafından Tiflis’te tesis edilen Türkçe Şarkî Rus Gazetesi Bakü’ye nakledilerek, Ahmet Ağaoğlu’nun yardımları ile yayınına devam etmiştir.

Siyasal Yaşamı ve Yayın Dünyasındaki Faaliyetleri

Ahmet Ağaoğlu “Hayat” Gazetesinde bir yıl kadar çalıştıktan sonra ayrılarak “İrşad” adlı günlük bir gazete çıkarmaya başlamıştır. Ahmet Ağaoğlu bir taraftan İrşad’ı çıkarırken diğer taraftan da yaydığı fikirlerini hayata geçmesine çalışmış, Kafkasya’da dolaşarak birçok şehir ve kasabada okulların Neşr-i Maarif Cemiyetlerinin kurulmasında başarılı çalışmalar yapmıştır. Bu dönemde Ermeni-Türk çatışmasını sona erdirmek için de büyük çabalar göstermiştir. 1905’te Rusya’da meşrûtî idare tarzın geçiş temayülü, Petersburg’da bir “nâzırlar komitesi” teşkilini doğurmuş, 1906 senesinde Kafkasya halkını temsil etmek üzere Ahmet Ağaoğlu ve Hüseyinzade AIi Bey seçilerek 13-23 Ocak 1906 tarihli Petersburg 2. Müslüman Kongresi’ne katılmışlardır.

Ağaoğlu sadece yazılarıyla yetinmeyip Fedâî Cemiyeti’ni kurduğu için üzerindeki baskılar artmış ve nihayet Türkiye’de de 1908 yılında II. Meşrtiyet’in ilân edilmesinin hemen ardından 1909’da Türkiye’ye gelmiştir.

Ağaoğlu 1909’da Türkiye’ye geldikten bir süre sonra Şehbendetzâde’nin Hikmet Gazetesi ile “Sebilürreşad’da yazılar yazmış, Maarif Müfettişliği ve Süleymaniye Kütüphanesi Müdürlüğü yapmıştır.

Fransızca Jeune Turc Gazetesi’nde çalışmış, Tercüman-ı Hakikat Gazetesi’nin baş yazarı olarak yazılr yazmış, 1909’da Dârülfünun Rusça muallimliğine ve aynı yıl yeni kurulan Türk Tarih müderrisliğine getirilmiştir.

Ahmet Ağaoğlu ve Hukuk-ı Esasiye Ders Notları

[box type=”shadow” align=”” class=”” width=””]Ahmet Ağaoğlu ve Hukuk-ı Esasiye Ders Notları (1926-1927) isimli kitapta, Cumhuriyet döneminin ilk Anayasası olan 1924 Anayasası’nın yapımında bizzat yer almış ve sonra da 1925 yılında açılan Ankara Hukuk Mektebinde Hukuk-ı Esasiye (Anayasa Hukuku) dersleri vermiş olan Ahmet Ağaoğlu’nun (1869-1939) ders notları tarihsel ve entelektüel bağlamıyla ele alınmaktadır.[/box]

18 Agustos 1911’de kurulan Türk Yurdu Cemiyeti’nin kurucuları arasında bulunarak yayın organı olan Türk Yurdu dergisinin yayınlanmasında aktif rol oynamıştır.

1912 yılında İttihad ve Terakki Partisinin genel merkez üyeliğine ve Karahisar mebusluğuna seçilmiştir.

I. Dünya Savaşı boyunca Dârülfünun hocalığını ve gazete çalışmalarını devam ettirmiş, 1913’te faaliyete geçen Türk Bilgi Derneğinin ve Halka Doğru Dergisinin kuruluşunda yer almıştır. Rusya’da ihtilal çıkması üzerine 1-11 Mayıs 1917 tarihlerinde düzenlenen Umumi Rusya Müslümanları Kurultayı’na katılmıştır.

1918 yılında Azerbaycan’da Türk ordusunun kumandanı Nuri Paşa’nın müşaviri olarak görev yapmış Azerbaycan Parlamentosuna seçilmiştir.

1919 yılında yanındaki heyetle Paris Konferansı’na giderken uğradığı İstanbul’da İngilizler tarafından tutuklanarak Malta’ya sürülmüştür.

Cumhuriyet Döneminde Ahmet Ağaoğlu

Ahmet Ağaoğlu 1921’de sürgünden Ankara’ya dönerek Matbuat Umum Müdürü ve Hakimiyet-i Milliye Gazetesi başyazarı olmuş, II. devre Kars mebusu olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine girmiş, Ankara Hukuk Fakültesinde Hukûk-ı Esasiye Profesörlüğüne tayin edilmiş, bu vazifelerde 1931 yılına kadar çalışmıştır. Ağaoğlu 1927 Kasımında ikinci defa Kars milletvekili seçilmiştir. Mustafa Kemal’in emriyle kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkasının kuruluş çalışmalarında etkili olmuştur. 1930)’da Serbest Cumhuriyet Fırkası’na geçtikten sonra İsmet İnönü ile arası açılmış ve İstanbul’a gelerek İstanbul Dârülfünunu’nda müderris olarak göreve başlamıştır.

Şevket Süreyya (Aydemir) ile arkadaşlarının 1932 sonbaharında girişimleri Kadro harekatıyla Türk inkılabını tarihî maddeciliğe dayandırmaları ve Devletçiliği ana ilke saymalarına karşı, 13 Kasım 1932 bugünkü Cumhuriyet gazetesinde ferdiyetçiliği ve demokrasiyi savunan yazılar yazmıştır. Böylece başlayan polemik 4 Aralık 1932’ye kadar sürmüş Ağaoğlu “Kadro’yu otoriter bir hareket olarak nitelemiş ve jakoben yaklaşımlara tepkisini dile getirmiştir.

İstanbul Darülfünun’un 1933 Temmuzunda kapatılıp yerine Üniversite kurulması üzerine kadro dışı kalan Ağaoğlu gazete ve dergilerde yazmaya devam etmiş, dergisini kapatmak ve üniversiteden de ayrılmak zorunda kalmıştır.

Eserleri ve Türk Hukuk Kültürüne kattıkları ile önemli bir yer tutan Ağaoğlu 19 Mayıs 1939 tarihinde yaşama veda etmiştir.

Yarım asra yakın bir dönemde fikir dünyasında önemli işler başaran Ahmet Ağaoğu Ağaoğlu, Rusça, Fransızca, Farsça ve Türkçe bilmekteydi.

Ahmet Ağaoğlu’nun Eserleri

Ağaoğlu’nun yazıp yayınlattığı eserler içinden en önemlileri olarak şunlar zikredilmektedir

Şii mezhebi ve Menbeleri (Londra, 1892)
İslam ve Ahunt (Tinis, 1900)
İslama Göre ve İslamda Kadın (Tinis, 1901)
Üç Medeniyet (Ankara,1927)
İngiltere ve Hindistan (Ankara, 1927)
Serbest İnsanlar Ülkesinde (Ankara, 1930)
Hukuk Tarihi (İstanbul, 1932)
Devlet ve Fert (İstanbul, 1932)
Etrüsklerin Roma Medeniyeti Üzerine Etkilerî (İslanbul, 1933)
Ben Neyim? (Ankara, 1939)
Gönülsüz Olmaz (Ankara, 1941)
Iran ve İnkılabı (Ankara, 1941)
İhtilal mi, İnkılap mı? (Ankara, 1942)
Serbest Fırka Hatıraları (Ankara, 1949)

Samet Ağaoğlu tarafından  yazılan Babamdan Hatıralar isimli eser 1940 yılında yayınlanmıştır.

Ercüment Kuran tarafından 1996 yılında düzenlenen Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kuruluş ve Gelişmesine Hizmeti Geçen Türk Dünyası Aydınları Sempozyumunda sunulan “Milli Mücadele Yıllarında ve Türkiye Cumhuriyeti Döneminde Ahmet Ağaoğlu isimli eser bulunmaktadır. Aynı sempozyumda Samir Kazımoğlu tarafından Ahmet Ağaoğlu’nun Dünya Görüşü isimli bilimsel bildiri yayınlanmıştır.

Serbest Fırka Hatıraları
“Cumhuriyet döneminin ilk “güdümlü muhalefet” deneylerinden biri olan Serbest Cumhuriyet Fırkası üzerine yaz%

Tutuklu Yargılamalar Hakkında Avrupa Konseyi Tavsiye Kararı

0

Tutuklu Yargılamalar Hakkında Avrupa Konseyi Tavsiye Kararı (AVRUPA KONSEYİ BAKANLAR KOMİTESİ’NİN ÜYE DEVLETLERE TUTUKLU YARGILAMANIN KULLANIMI, İÇİNDE VUKU BULDUĞU KOŞULLAR VE İSTİSMARINA KARŞI KORUYUCU DÜZENLEMELER HAKKINDA REC (2006) 13 SAYILI TAVSİYE KARARI), Avrupa Konseyi ülkeleri yetkili bakan delegelerinin 27 Eylül 2006 tarihinde yaptıkları 974 sayılı oturumunda kabul edilmiştir. Konsey kararının amacı, keyfi tutuklamayı önlemek, tutuklama müessesesinin istismarını engellemek, tutuklama tedbirini nesnel koşullara bağlamak, tutuklama sonrası beraat ile sonuçlanacak yargılamalardan kaynaklı geri dönülmez zararlara mahal vermemektir.

Tavsiye Kararı Bakan Delegelerinin 27 Eylül 2006 tarihli 974 sayılı oturumunda Bakanlar Komitesince kabul edilmiştir

Tutuklama için dört şart öngörülmüş; makul şüphe bulunması, şüphelinin tutuklanmaması halinde, kaçabileceği, ciddi bir suç işleyebileceği, yargılama sürecine müdahale edeceği ya da toplum için ciddi tehdit oluşturacağına inanmak için önemli, sağlam nedenler bulunması, kaygıları giderebilecek alternatif tedbirlerin kullanılması imkanı bulunmaması şartı getirilmiştir.

Tutuklu Yargılamalar Hakkında Avrupa Konseyi Tavsiye Kararı; hükmün kesinleşmesini bekleyen kişilere veya mahkûmiyet ya da hükmün onaylanmasını bekleyen kişilere mahkûm edilmemiş kişiler gibi mu­amele edilmesini emretmekte; bir suçun şüphelisi olan kişilerin tutuklu bulunması kuraldan ziyade istisna olmasını öngörmektedir.

Tavsiye Kararına Göre;

Bireysel olarak her davada, tutuklama kesinlikle gerekli olduğu zaman ve son çare tedbiri olarak uygulanmalıdır; cezalandırma amacıyla kullanılmamalıdır. Tutuklu mahpuslar yasal durumlarına uygun koşullara tabi tutulmalıdır; adaletin uygulanması, kurum güvenliği, personel ve mahkumların emniyeti ve özellikle Avrupa Cezaevi Kurallarının uygulanması zaruridir. Küçük çocukların, bebeklerin bakımından birinci derecede sorumlu olanların tutuklanmasından kaçınılmalıdır. İlk özgürlükten mahrum bırakılma ile yetkili makam önüne çıkarılma arasındaki süre tercihen 48 saatten fazla olmamalı, acil bir durumun varlığı halinde ve duruşma yapılması kesinlikle imkansız olmadıkça, bu süre 7 günden fazla olmamalıdır. Gecikmeksizin duruşma açılmalı ve yargılama yapılmalı, tutuklama kararları gerekçeli olmalıdır. Hiçbir koşulda tutukluluk süresi o suça verilmesi muhtemel olan cezayı aşmamalı; tedbir, ceza ile orantısız olmamalıdır. Tutuklu yargılanmakta olan kişilerin dava dosyalarına öncelik verilmeli, bir avukatın yardımından yararlanma hakkı gözetilmeli, savunması hazırlamak için yeterli süre verilmelidir. Tutuklanması istenen kişi ve onun avukatı, bu tür bir kararla ilgili belgelere vaktinde ulaşma hakkına sahip olmalıdır.

AVRUPA KONSEYİ BAKANLAR KOMİTESİ’NİN ÜYE DEVLETLERE TUTUKLU YARGILAMANIN KULLANIMI, İÇİNDE VUKU BULDUĞU KOŞULLAR VE İSTİSMARINA KARŞI KORUYUCU DÜZENLEMELER HAKKINDA REC (2006) 13 SAYILI TAVSİYE KARARI
(Bakan Delegelerinin 27 Eylül 2006 tarihli 974 sayılı oturumunda Bakanlar Komitesince kabul edilmiştir).
Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Statüsünün 15.b maddesi gereğince,
Masumiyet karinesinin temel önemini ve kişi özgürlüğü hakkını düşünerek;
Tutukluluğun, en sonunda suçsuz bulunacak ya da tahliye olacak kişiler üzerinde geri dönülmez hasara neden olabileceği, aile ilişkilerinin sürdürülmesinde zararlı etkiye sahip olabileceği bilincinde olarak;
Tutukluluğun, devlet, etkilenen kişiler ve genel ekonomi için mali sonuçlarını dikkate alarak;
Önemli sayıda kişinin tutuklu olduğunu ve aşırı kalabalıklaşan cezaevlerinin yol açtığı sorunları not ederek;
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarını, İşkencenin, Gayrı insani ya da Aşağılayıcı Muamelenin ya da Cezalandırmanın Önlenmesi için Avrupa Ko­mitesinin raporlarını ve Birleşmiş Milletler insan hakları sözleşmeleri organları­nın raporlarını göz önünde tutarak;
Bakanlar Komitesinin Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında Rec (2006)2 sayılı Tavsiye Kararı ile Cezaevlerinde Aşırı Kalabalıklaşma ve Cezaevi Mevcudu Enflasyonu Hakkında R(99)22 Sayılı Tavsiye kararını göz önüne alarak;
Tutuklu yargılama yoluna başvurmanın, her zaman istisnai olması ve haklı bir gerekçeye dayanması gereğine olan ihtiyacı düşünerek;
Özgürlüğünden mahrum bırakılan insanların temel özgürlüklerini ve insan haklarını, özellikle tutuklu insanların sadece savunmalarını hazırlayabilmeleri ve aile ilişkilerini sürdürebilmelerini sağlama ihtiyacını değil, aynı zamanda masumiyet karinesine dayalı olarak, yasal durumlarına uygun olmayan yerlerde tutul-mamaları gereğini unutmayarak;
Tutuklu yargılamaya başvurulmasını haklı gösteren koşullara ilişkin uluslar arası normlardaki gelişmeye verilen önemi, nereden verilmiş olursa olsun yükle­nen ya da devam eden prosedürleri ve kişilerin tutuklu kaldığı yerlerin koşulları­nı, aynı zamanda bu tür normların etkili uygulanmasına yönelik mekanizmaları göz önünde tutarak;
Üye Devletlerin Hükümetlerine, bu tavsiye kararının ekinde bulunan ve Ba­kanlar Komitesinin Tutuklu Yargılama Hakkındaki (65)11 sayılı Tavsiye Kararı ile Yargılama Bekleyenlerin Hapsedilmelerine İlişkin R.(80) 11 sayılı tavsiye kararı­nın yerini alan prensipleri, yaygınlaştırmalarını ve mevzuat uygulamalarında bunları rehber edinmelerini tavsiye eder.

REC (2006) 13 SAYILI TAVSİYE KARARINA EK

Tutuklu yargılamanın kullanımı, içinde vuku bulduğu koşullar ve istismarına karşı koruyucu düzenlemeler hakkında kurallar,

Başlangıç
Mevcut kurallar;
  1. Tutuklama tedbirinin kullanımına katı sınırlamalar getirilmesini;
  2. Mümkün olan her durumda alternatif tedbirlerinin uygulanmasının teşvik edilmesini;
  3. Tutukluluk ve alternatif tedbirlerin uygulanması ve devam ettirilmesi için adli makamın karar vermesi gereğini;
  4. Tutuklu kişilerin, masumiyet karinesine dayalı olarak, yasal durumlarına uygun koşullarda tutulmalarını ve uygun bir rejime tabi tutulmalarını sağlamayı;
  5. Tutuklu yargılanan kişiler için uygun yönetim ve elverişli tesislerin sağlanması gereğini;
  6. Kuralların muhtemel ihlallerine karşı etkili koruyucu tedbirler alınmasını, amaçlamaktadır.

Mevcut kurallar, bütün insanların insan haklarını ve temel özgürlükleri yansıtmaktadır ancak özellikle işkencenin, gayrı insani ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması, adil yargılanma hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı ve aile hayatına ve özel hayata saygı haklarını yansıtmaktadır.

Mevcut kurallar, bir suç işlediğinden şüphelenilen herkese uygulanır; ancak çocuklara ve özellikle korunmasız kişilere yönelik özel gereklilikler içermektedir.

I. Tanımlar ve Genel Prensipler
Tanımlar

1.[1] ‘Tutuklu yargılama’ suç işlediği şüphesi altında bulunan kişinin adli bir otorite kararıyla kesin mahkumiyetten önce alıkonulduğu dönemdir. Kendi özel koşullarına göre, uluslar arası adli işbirliği ve ülkesine iadeye ilişkin kurallar gereğince gerçekleşen herhangi bir alıkoyma süresini de kapsar. Ancak sorgulama amacı ile polis ya da bir kolluk memuru tarafından (ya da bu şekilde hareket etmek için yetkilendirilmiş bir başka kişi tarafından) gerçekleştirilen ilk alı-konmayı kapsamaz.

[2] ‘Tutuklu yargılama süresi’ aynı zamanda, kişinin mahkum edilmesinden sonraki herhangi bir tutulma süresini de kapsar. Şöyle ki hükmün kesinleşmesini bekleyen kişilere veya mahkûmiyet ya da hükmün onaylanmasını bekleyen kişilere mahkûm edilmemiş kişiler gibi mu­amele edilir.

[3] ‘Tutuklu yargılananlar’, tutukevinde yargılama bekleyen ve henüz bir hapis cezasının infazına başlanmamış olan ya da diğer herhangi bir kararla tutulan kişilerdir.

2. [1] Tutuklu yargılamaya “alternatif tedbirler”, şunları kapsayabilir, örneğin: bir adli merciye gerektiğinde görünme yükümlülüğü, adaletin tecellisine müdahale etmeme, bir meslek erbabı ya da özellik gösteren bir çalışan da dahil olmak üzere özel ilişkilere girmemek, adli bir otoriteye, polis ya da diğer yetkili bir kuruma günlük ya da periyodik olarak rapor vermek; adli otorite tarafından görevlendirilen bir kuruluş tarafından gözetim altında bulunmayı kabul etmek; elektronik izleme şartlarını kabul etmek; şartlı ya da şartsız olarak muayyen saatler dahilinde, belirli bir adreste ikamet etmek; izinsiz olarak belli yerlerden veya bölgelerden ayrılmamak ya da bu yerlere gitmemek, izin almadan belirli kişilerle bir araya gelmemek; pasaport ya da diğer kimlik belgelerini teslim etmek; devam eden duruşma için mali ya da diğer şekillerde garanti sağlamak, teminat göstermek.

[2] Uygulanabilen her durumda, “alternatif tedbirler” şüphelinin ikamet ettiği devlette uygulanmalıdır ancak burası suçun işlendiği iddia edilen devlet değilse.

Genel Prensipler

3.[1] Hem masumiyet hem de özgürlüğün lehinde olma karinelerinden dolayı, bir suçun şüphelisi olan kişilerin tutuklu bulunması kuraldan ziyade istisna olmalıdır.

[2] Bir suçun şüphelisi olan kişilerin (ya da bu tür şahıslara özgü sınıfların) tutukluluk altında tutulmaları zorunlu bir koşul olmamalıdır.

[3] Bireysel olarak her davada, tutuklama kesinlikle gerekli olduğu zaman ve son çare tedbiri olarak uygulanmalıdır; cezalandırma amacıyla kullanılmamalıdır.

4.Tutuklu yargılamanın uygunsuz bir biçimde kullanımından kaçınmak için mümkün olabilen en geniş alternatifler tedbirler ile şüpheli sanığın davranışlarını daha az sınırlayan tedbirler mevcut bulunmalıdır.

5.Tutuklu mahpuslar yasal durumlarına uygun koşullara tabi tutulmalıdır; bu ilke adaletin uygulanması, kurum güvenliği, personel ve mahkumların emniyeti ve diğerlerinin haklarının korunması ve özellikle Avrupa Cezaevi Kurallarının uygulanması ve mevcut metnin III. Bölümünde ay­rıntıları verilen diğer kurallar dışında kısıtlamaların olmamasını

Tutuklu Yargılamanın Kullanılması
Gerekçe

6.Tutuklama genel olarak hapis cezasını gerektiren suçları işlediği id­dia olunan şüpheli kişiler hakkında uygulanabilir olmalıdır.

7.Herhangi bir kişi sadece aşağıdaki dört şart yerine geldikten sonra tutuklanabilir

a-) O kişinin bir suç işlediğine ilişkin makul şüphe vardır; ve

b-) Şayet şüphelinin tutuklanmaması halinde, kaçabileceği, ciddi bir suç işleyebileceği, yargılama sürecine müdahale edeceği ya da toplum için ciddi tehdit oluşturacağına inanmak için önemli, sağlam nedenler varsa; ve

c-) ‘b’ de işaret edilen kaygıları giderebilecek alternatif tedbirlerin kullanılması imkanı yoksa; ve

d-) Bu adım ceza adalet sürecinin bir parçasıysa.

8.[1] Kural 7b. de atıfta bulunulan kaygıların mevcut olup olmadığını ya da böyle devam edip etmediklerini, aynı zamanda bu kaygıların alternatif tedbirler yoluyla güvenli bir şekilde giderilip giderilemeyeceğini belirlemek amacıyla tutuklu yargılamaya ya da tutuklu kişiler için tutukluluğun devam edip etmeyeceğine karar vermekle sorumlu olan adli merciler tarafından objektif kriterler uygulanmalıdır.

[2] Önemli bir riskin var olduğunu ve giderilemeyeceğinin tespit edilmesi yükümlülüğü soruşturma savcısına ya da hakimine ait olmalıdır.

9.[1] Herhangi bir riskin belirlenmesi bireysel dava koşullarına dayanmalı, ancak aşağıdaki hususlar özellikle göz önüne alınmalıdır.

a-) İddia olunan suçun yapısı ve ciddiyeti;

b-) Mahkumiyet halinde uygulanacak muhtemel ceza;

c-) Yaş, sağlık, karakter, ilgili şahsın kişisel ve sosyal durumları ve önceki halleri(sabıkası), ve özellikle onun toplumsal bağları; ve

d-) İlgili kişinin davranışı, özellikle daha önceki ceza usul işlemlerinde kendisine yüklenen yükümlülükleri nasıl yerine getirdiği göz önünde
tutulmalıdır.

[2] ilgili kişinin suçun işlendiği sanılan yer ülke vatandaşı olmaması ya da bu ülke ile diğer bir bağlantısı bulunmaması halinde sadece bu nedenle kaçma riski bulunduğu sonucuna varılmamalıdır.

10.Mümkün olan her durumda, suç şüphesi altında bulunup da küçük çocukların, bebeklerin bakımından birinci derecede sorumlu olanların tutuklanmasından kaçınılmalıdır.

11.Tutukluluk halinin devam edip etmeyeceğine karar verirken, daha önce bu tür bir tedbirin kullanımını uygun kılan ya da alternatif tedbirlerin kullanımının uygun olmadığını gösteren ve zaman içinde daha az zorlayıcı olan özel tecrübeler akılda tutulmalıdır.

12.Alternatif tedbirlerin ihlali bir yaptırıma tabi olabilir fakat otomatik olarak bir kişinin tutuklamaya tabi olmasını haklı çıkarmaz. Bu tür durumlarda alternatif tedbirlerinin tutukluluk ile değiştirilmesi özel sebep gerektirir.

Yargısal Yetki

13.Bir kişiyi tutuklamak, tutuklamanın devamına veya alternatif tedbirler uygulanmasına karar verme sorumluluğu adli bir makam tarafından yerine getirilmelidir.

14.[1] Suç işlediği şüphesi nedeniyle bir kişi, kolluk görevlisi tarafından (ya da yasaya göre bu konuda yetkilendirilen herhangi bir kişi tarafından) ilk olarak gözaltına alınır alınmaz bu özgürlükten mahrum kılmanın haklı olup olmadığının, bu sürenin uzatılıp uzatılmayacağına gerek olup olmadığının ve yahut da bu şüphelinin tutuklanıp tutuklanmayacağının ya da hakkında alternatif bir tedbir uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi için derhal adli bir makam önüne çıkarılmalıdır.

[2] İlk özgürlükten mahrum bırakılma ile yetkili makam önüne çıkarılma arasındaki süre tercihen 48 saatten fazla olmamalıdır ve pek çok olayda daha kısa süreler yeterli olabilir.

15.Avrupa insan Hakları Sözleşmesinin 15. maddesine uygun acil bir durumun varlığı halinde ve duruşma yapılması kesinlikle imkansız olmadıkça, ilk özgürlükten mahrum bırakılma ile tutuklama amacıyla adli makam önüne çıkarılma arasında 7 günden fazla bir süre geçmemelidir.

16.Tutuklamaya, devamına ya da alternatif tedbirler uygulamaya sorumlu olan adli makam konu hakkında gecikmeksizin duruşma açmalı ve karar vermelidir.

17.[1] Tutukluluk halinin devamının haklı olup olmadığı adli makam tarafından periyodik olarak gözden geçirilmeli, Kural 6 ve Kural 7 a, b, c, ve d’de yer alan koşullardan bir ya da daha fazlasının artık bulunmadığını belirlerse şüpheli suçlunun tahliyesine karar vermelidir.

[2] İlgili kişinin, tahliyesi için her zaman başvuru yapma ya da tutukluluğun incelenmesini isteme hakkı bulunmuyorsa, tutukluluk halinin gözden geçirilme aralıkları normal olarak bir aydan fazla olmamalıdır.

[3] Tutukluluk halinin gözden geçirilmesi sorumluluğu iddia makamına veya soruşturmayı yürüten adli makama bırakılmalıdır ve tutukluluğun devamı için iddia makamından ya da soruşturmayı yürüten adli makamdan herhangi bir gelmemesi halinde, bu tür bir tedbire tabi tutulmuş olan herkes otomatik olarak tahliye edilmelidir.

18.Tutuklu bulunan, aynı zamanda bu tür bir tutukluluk ya da alternatif tedbirin uzatılmasına tabi tutulan bir kişinin, bu tür bir karara karşı itiraz hakkı olmalıdır ve bu karar verildiğinde bu hakka sahip olduğu ka­rarla birlikte kendisine bildirilmelidir.

19. [1] Tutuklu bir kişinin, tutuklanmasının yasaya uygun olup olmadığını bir mahkeme önüne götürebilmesi için ayrı bir acele itiraz hakkı olmalıdır.

[2] Bu hak, tutukluluk halinin periyodik olarak gözden geçirilmesi sırasında yerine getirilebilir, ve orada itirazıyla ilgili konuları da gündeme getirebilir.

20.Avrupa insan Hakları Sözleşmesinin 15.maddesine uygun acil bir durumun varlığı tutuklu kişinin tutuklanmasının yasaya uygun olup olmadığına yönelik itiraz hakkını etkilemez.

21. [1] Adli bir makam tarafından, tutuklamaya, bunun devamına ya da alternatif tedbirlere ilişkin her karar gerekçeli olmalıdır ve etkilenen kişiye gerekçenin bir sureti verilmelidir.

[2] Gerekçeli karar, sadece istisnai durumlarda verildiği gün tebliğ edilmeyebilir.

Süre

22.[1] Tutukluluk hali sadece Kural 6 ve 7’deki bütün şartlar bulunduğu sürece devam etmelidir.

[2] Hiçbir koşulda tutukluluk süresi o suça verilmesi muhtemel olan cezayı aşmamalıdır ve normal olarak o ceza ile orantısız olmamalıdır.

[3] Hiçbir zaman tutukluluk hali gözaltındaki kişilerin makul sürede yargılanma hakkını ihlal etmemelidir.

23.Herhangi bir azami tutukluluk süresinin belirlendiği durumlarda, davanın özel koşulları çerçevesinde tutukluluğun devamına olan gerçek ihtiyacın düzenli aralıklarla incelenmesinin ortadan kaldırılmasına yol açılmamalıdır.

24.[1] iddia makamı ya da adli soruşturma makamı, bir soruşturmanın yürütülmesinde gerekli özeni göstermekle ve tutukluluk halini destekleyici hususları sürekli gözden geçirmekle sorumludur.

[2] Tutuklu yargılanmakta olan kişilerin dava dosyalarına öncelik verilmelidir.

Bir Avukatın Yardımı, İlgili Kişinin ve Tercümanın Bulundurulması,

25.[1] Tutuklamayı isteme niyeti ve bunun gerekçeleri ilgili kişiye anladığı bir dille vakit geçirilmeden bildirilmelidir.

[2] Tutuklanması istenecek kişi, tutuklama prosedürleri esnasında, bir avukatın yardımından yararlanma hakkına ve savunmasını hazırlaması için ona yeterli bir süre danışma fırsatına sahip olmalıdır, ilgili kişiye bu haklara sahip olduğu ve bunları kullanabileceği konusunda anladığı bir dilden ve yeterli bir süre bilgilendirilmelidir.

[3] Tutuklanması istenen kişinin mali gücü yoksa avukat yardımı için gereken masraflar kamu kaynaklarından karşılanmalıdır.

[4] Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 15.maddesine uygun acil bir durumun ortaya çıkması, tutuklama prosedürleri kapsamında, bir avukata erişim ve ona danışma hakkını normal olarak etkilememelidir.

26.Tutuklanması istenen kişi ve onun avukatı, bu tür bir kararla ilgili belgelere vaktinde ulaşma hakkına sahip olmalıdır.

27.[1] Başka bir ülkenin vatandaşı olan ve tutuklanması istenen bir kişiye, yeterli bir sürede, ülkesi konsolosluğundan yardım ve danışma alma hakkına sahip olduğu bildirilmelidir.

[2] Bu hak, mümkün olan her durumda, her iki ülke vatandaşlığına sahip olan ve tutuklanması istenen kişileri de kapsayacak şekilde genişletilmelidir.

28.Tutuklanması istenen kişi tutuklama işlemlerinde hazır bulunma hakkına sahip olmalıdır. Belirli koşullara bağlı olarak bu gereklilik uygun video bağlantılar kullanılarak yerine getirilebilir.

29.Adli makam, tutuklama talebine ilişkin kararını verdiği esnada ilgili kişinin, yargılamada kullanılan dili anlamaması ve konuşamaması halinde kamu kaynaklarınca karşılanacak uygun çeviri hizmetlerini duruşmada hazır bulundurmalıdır.

30.Tutuklu yargılanan kişilere yıkanma ve erkek olanlar bakımından görünümlerinin köklü bir biçimde değişmesine neden olma riski olmadıkça tıraş olma imkanı sağlanmalıdır.

31.Yukarıdaki kurallar tutukluluğun devamında da uygulanmalıdır.

Aileye Haber Verme

32.[1] Tutuklanması (ya da tutukluluk halinin devamı) istenen kişi, tutuklama işleminin yapıldığı yer ve tarihi hakkında, ulusal güvenliğe ve adaletin yerine getirilmesine karşı ciddi bir risk oluşturmadıkça, aile fertlerine vaktinde bilgi verilmesini isteme hakkına sahiptir.

[2] Her olayda, aile fertleriyle iletişim kurulması konusundaki karar, kanunen bu konuda karar verme yetkisi bulunmaması veya bunu haklı gören başka nedenler bulunması halleri dışında tutuklanması istenen (veya tutukluluk halinin devamı istenen) kişiye ait olmalıdır.

Gözaltı ve Tutukluluk Süresinin Mahkumiyetten Düşürülmesi

33.[1] Mahkumiyet kararı verilmeden önce tutuklu geçirilen süre, nerede geçirilmiş olursa olsun, bunun sonucunda hükmedilen herhangi bir hapis cezası süresinden indirilmelidir.

[2] Verilecek ceza bir hapis cezası değilse, tutuklukta geçen herhangi bir süre, yeni hapis dışı cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.

[3]Aynı şekilde, daha önce uygulanan alternatif tedbirlerin süresi ve yapısı cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Tazmin

34.[1] Tutuklu kaldıkları suçtan mahkumiyetine karar verilmeyen kişilere tazminat ödenmesine özen gösterilmelidir; bu tazminat gelir kaybını, fırsatların kaçırılmasını ve manevi zararları kapsayabilir.

[2] Tutuklamaya tutuklanan kişinin kendisi, bir suç işlediğine ilişkin uygun şüphe uyandıran davranışlarıyla aktif bir şekilde katkıda bulunmuşsa ya da iddia olunan suçun soruşturmasına kasten engel olmuşsa tazminat gerekmez.

III. Tutukluluk Koşulları
Genel Olarak

35.Tutukluluk koşulları, aşağıda belirtilen kurallar bakımından Avrupa Cezaevi kuralları tarafından yönetilir.

Tutukevi Kurumundan Alınma

36. [1] Tutuklu bir mahpus, sadece daha ileri bir soruşturma kapsamında hakimin ya da savcının kararıyla veya kendisinin bu yöndeki irade beyanıyla ve sınırlı bir süre için kurumdan ayrılabilir.

[2] Tutukevine iadesinde tutuklu mahpus, mümkün olan en kısa sürede kendi talebi üzerine bir tıp doktoru tarafından ya da istisnai hallerde nitelikli bir hemşire tarafından ayrıntılı bir fiziksel incelemeden geçirilmelidir.

Tıbbi Tedavinin Devamı

37.[1] Tutuklu kişinin tutukevine girmeden önce almakta olduğu gerekli tedavilerine ya da diş tedavisine tutukevinde devam edebilmesine olanak sağlayan düzenlemeler yapılmalıdır. Eğer tutukevi doktoru veya diş hekimi tarafından öyle karar verilmişse, tedavi mümkün olan hallerde tutuklunun önceki doktoru ya da diş hekimi ile danışılarak yapılacaktır.

[2] Tıbbi (medikal/dental) bir zorunluluk öyle gerektiriyorsa tutukluya kendi doktoruna danışma ve onun tarafından tedavi edilme imkanı sağlanmalıdır.

[3] Kendi doktoruna ya da diş hekimine danışma konusunda başvuruda bulunan bir tutuklunun bu talebi reddedilirse ret sebepleri gösterilmelidir.

[4] Böyle bir tedavi nedeniyle meydana gelen masraflardan tutukevi idaresi sorumlu olmamalıdır.

Haberleşme

38.Normal olarak, tutuklu tarafından gönderilen ve alınan mektupların sayısında bir kısıtlama olmamalıdır.

Oy Kullanma

39.Tutuklular, tutukluluk esnasında yapılan referandumlarda ve kamu seçimlerinde oy kullanabilmelidirler.

Eğitim

40.Tutukluluk hali, çocukların ve genç kişilerin eğitimini gereksiz yere kesintiye uğratmamalı ya da daha ileri bir eğitime erişimlerine müdahale etmemelidir.

Disiplin ve Ceza

41.Tutukluya verilen hiçbir disiplin cezası, tutukluluk süresinin uzamasına etki etmemeli veya savunmasını hazırlamasına müdahale etmemelidir.

42.Hücre cezası avukata erişim hakkını etkilememeli ve dışarıdaki ailesiyle asgari düzeyde görüşmeye olanak vermelidir. Verilen disiplin cezası, tutuklunun yatak, beden eğitimi, temizlik, okuma materyallerine ve onaylanmış dini temsilcilere erişim gibi tutukluluk koşullarını

Personel

43. Tutukevi kurumunda tutuklularla çalışan personel tutukluların özel statüleri ve ihtiyaçlarını tam olarak hesaba katabilecek biçimde seçilmeli ve eğitilmelidir.

Şikayet Usulü

44. [1] Tutuklular, hem tutukevi içinde hem dışında kendilerine açık şikâyet yollarına ve şikâyetleriyle ilgili olarak yetkilendirilmiş bir makama gizli erişim hakkına sahip olmalıdır.

[2] Bu yollar/tutuklunun sahip olduğu yasal usulü işlemlere ilişkin tüm haklara ilave bir hak olmalıdır.

[3] Şikâyetler mümkün olduğu kadar süratli bir şekilde ele alınmalıdır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası

1
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası, 5 Mayıs 1985 tarihinde Halkoylamasına sunulup kabul edilmiştir.

KKTC Cumhuriyeti Anayasası, Halkoylaması sonuçları ile birlikte yine bu Anayasanın 164. maddesi uyarınca Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Anayasa % 70,18 oranında kabul oyu ile onaylanmıştır.

 HALKOYLAMASI SONUÇLARI

 Seçmen  Sayısı                      91810

Oy kullanan seçmen sayısı     71933

Geçerli oy sayısı                     70459

Seçime katılma oranı              %78.35

Evet oylarının sayısı               49447  (%70.18)

Hayır oylarının sayısı              21012  (%29.82)

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası

BAŞLANGIÇ

Tarihi boyunca bağımsız yaşamış, hak ve özgürlükleri için savaşım vermiş büyük Türk Ulusunun ayrılmaz bir parçası bulunan;

Anavatanından koparıldığı 1878 yılından bu yana ulusal varlığına ve yaşam hakkına yöneltilen ve özellikle 1955 yılından sonra silahlı tedhiş, saldırı ve sindirme biçiminde yoğunlaştırılan olaylar karşısında, birlik ve bütünlük içinde, yetkin bir toplum olarak direnişini örgütlemiş olan;

Toplumsal hak ve özgürlüklere sahip olmadan, bireysel hak ve özgürlüklerin sözkonusu olamayacağını, Anavatanın doğal, tarihsel ve andlaşmalardan doğan yasal  garantörlük hakkını kullanması suretiyle Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerinin sonuçlandırdığı ve Kıbrıs Türklüğüne huzur, barış, güvenlik ve özgürlük ortamı içinde yaşama imkanı sağlayan Barış Harekatının yapıldığı 1974 yılına kadar süren acı deneyimlerle saptamış bulunan; ve

Tarihten, uluslararası andlaşmalardan, insan hakları beyanname ve sözleşmelerinden doğan bütün hakları elinden alınmak ve Kıbrıs’taki varlığı  tamamen yok edilmek istenen; 21 Aralık 1963 tarihinden sonra bütün organları, yasa dışı yollarla Kıbrıs Rumlarının tekeline giren, oluşum biçimi yanında, izlediği politikalarla da sadece Kıbrıs Rumlarının devleti haline gelen, Pan-Helenist yayılmacılığa hizmet eden, ırkçı ve ayırımcı düşünce ve eylemlerle andlaşmalardan ve Anayasa esaslarından tamamıyla ayrılarak meşruluğunu yitirmiş bulunan Kıbrıs Cumhuriyeti karşısında, kendi kaderini tayin etme hak ve özgürlüğünü kullanarak, dünya ve tarih önünde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devletini ilan etmiş bulunan,

 KIBRIS TÜRK HALKI

Egemenliğin kayıtsız şartsız sahibi olarak;

15 Kasım 1983 tarihinde, büyük bir coşku ve oybirliği ile kabul edilen Bağımsızlık Bildirisini yaşama geçirmek;

Kendi yurdunda tam bir güven ve insanca bir düzen içinde varlığını sürdürmek;

İnsan hak ve özgürlüklerini, hukukun üstünlüğünü, kişilerin ve toplumun huzur ve refahını korumayı içeren çok partili, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini gerçekleştirmek; ve

Atatürk ilkelerine bağlı kalmak ve özellikle O’nun “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesini yaygınlaştırmak amaçları ile,

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Meclisinin yaptığı bu Anayasayı, 15 Kasım 1983 tarihinde kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Anayasası olarak kabul ve ilân eder;  ve

Asıl güvencenin  yurttaşların gönül ve iradelerinde yer aldığı inancı ile, özgürlüğe, adalete ve erdeme tutkun evlatlarının uyanık bekçiliğine emanet eder.

BİRİNCİ KISIM

Genel İlkeler

       Devletin Şekli ve Nitelikleri

          Madde 1

          Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti, demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan laik bir Cumhuriyettir.

       Devletin Bütünlüğü, Resmi Dili, Bayrağı, Ulusal Marşı ve Başkenti

Madde 2

(1)  Kuzey Kıbrıs Türk Cumnhuriyeti Devleti, ülkesi ve halkı ile bölünmez bir bütündür.

(2)  Resmi dil Türkçe’dir.

(3)  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin Bayrağı ve Ulusal Marşı yasa ile belirlenir.

(4)  Cumhuriyetin başkenti Lefkoşa’dır.

      Egemenlik

Madde 3

          (1)  Egemenlik, kayıtsız şartsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşlarından oluşan halkındır.

(2)  Halk, egemenliğini, Anayasanın koyduğu ilkeler çerçevesinde, yetkili organları eliyle kullanır.

(3)  Halkın hiçbir zümresi, kesimi ve kişisi, egemenliği kendine mal edemez.

(4)  Hiçbir organ, makam veya merci, kaynağını bu Anayasa’dan almayan bir yetki kullanamaz.

          Yasama Yetkisi

Madde 4

Yasama yetkisi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı adına Cumhuriyet Meclisinindir.

     Yürütme Yetkisi ve Görevi

Madde 5

Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa ve yasalara uygun olarak  kullanılır ve yerine getirilir.

      Yargı Yetkisi

Madde 6

          Yargı yetkisi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

      Anayasanın Üstünlüğü  ve Bağlayıcılığı

Madde 7

          (1)  Yasalar Anayasaya aykırı olamaz.

(2)  Anayasa kuralları, yasama, yürütme ve yargı organlarını, Devlet yönetimi makamlarını ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

      Eşitlik

Madde 8

(1)  Herkes, hiçbir ayırım gözetilmeksizin, Anayasa ve yasa önünde eşittir,  Hiçbir kişi, aile, zümre veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz.

(2)  Devlet organları ve yönetim makamları, bütün işlemlerinde yasa önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek ve ayrıcalık yapmamak zorundadırlar.

(3)  Ekonomik bakımdan güçsüz olanların Anayasa ve yasalar ile elde ettikleri veya edecekleri kazanımlar, bu madde ileri sürülerek ortadan kaldırılamaz.

                  Değiştirilemeyecek Kurallar

Madde 9

Bu Anayasanın 1. maddesi ile 2. maddesinin (1). ve (2). fıkrasında ve 3. maddesinde yer alan kurallar değiştirilemez ve değiştirilmesi önerilemez.

 

 

 

İKİNCİ KISIM

TEMEL HAKLAR, ÖZGÜRLÜKLER VE ÖDEVLER

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Kurallar

      Temel Hakların Niteliği ve Korunması

          Madde 10

(1)  Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahiptir.

(2)  Devlet, kişinin temel hak ve özgürlüklerini, kişi huzuru, sosyal adalet ve ukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal bütün engelleri kaldırır, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlar.

(3)  Devletin yasama, yürütme ve yargı organları, kendi yetki sınırları içinde, bu Kısım kurallarının tam olarak  uygulanmasını sağlamakla yükümlüdürler.

      Temel Hak ve Özgürlüklerin Özü ve Sınırlanması

Madde 11

Temel hak ve özgürlükler, özüne dokunmadan, kamu yararı, kamu düzeni, genel ahlak, sosyal adalet, ulusal güvenlik, genel sağlık ve kişilerin can ve mal güvenliğini sağlamak gibi nedenlerle ancak yasalarla kısıtlanabilir.

      Temel Hak ve Özgürlükler ile Yetkilerin Kötüye  Kullanılmaması

Madde 12

          Bu Anayasanın hiçbir kuralı, herhangi bir gerçek veya tüzel kişiye, zümre veya sınıfa, bu Anayasa ile güvence altına alınan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ve Kıbrıs Türk Halkının hak ve statüsünün değiştirilmesini veya bu Anayasanın  kurduğu düzenin yok edilmesini veya tanınan temel hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını amaçlayan hareketlere girişmek ve faaliyetlerde bulunmak hak ve yetkisini verir biçimde anlaşılamaz ve yorumlanamaz.

      Yabancıların Durumu

Madde 13

Bu Anayasada gösterilen hak ve özgürlükler, yabancılar için, uluslararası hukuka uygun olarak yasa ile kısıtlanabilir.

İKİNCİ BÖLÜM

Kişinin Hak, Özgürlük ve Ödevleri

      Kişi dokunulmazlığı

Madde 14

(1)  Herkes, barış, güven ve huzur içinde yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

(2)  Kimseye eziyet ve işkence yapılamaz.

(3)  Kimse, insanlık onuruyla bağdaşmayan bir cezaya çarptırılamaz veya muameleye bağlı tutulamaz.

(4)  Kişinin şeref ve haysiyeti dokunulmazdır.  Herkes buna saygı göstermek ve korumakla yükümlüdür.

      Hayat ve Vücut Bütünlüğü Hakkı

Madde 15

(1)  Herkes, hayat ve vücut bütünlüğü hakkına sahiptir.

(2)  Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında yetkili bir mahkemece verilen bir hükmün yerine getirilmesi dışında kimsenin hayatına son verilemez.

Yasa böyle bir cezayı, ancak savaş halinde vatana ihanet, devletlerarası hukuka göre korsanlık ve tedhiş suçları için veya müebbet hapis cezası gerektiren bir suçtan mükerrer mahkumiyet halinde koyabilir.

(3)  Yasa ile konduğu zaman ve gösterildiği şekilde:

(a)  Kişinin ve malvarlığının, başka türlü kaçınılması ve tamiri olanaksız aynı derecede bir zarara karşı savunulması; veya

(b)  Bir kişinin yakalanması veya yasaya uygun tutukluluktan kaçmasının  önlenmesi; veya

(c)  Bir ayaklanmanın veya karşı koymanın bastırılması amacıyla girişim eylem sırasında kesin olarak gerekli olduğu kadar zor kullanmak suretiyle yaşama son verilmesi, (1). ve (2). fıkra kurallarına aykırı sayılmaz.

      Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği

Madde 16

(1) Herkes kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahiptir.

(2) Bir kişi, yasa ile öngörülmek ve yasanın gösterdiği biçimde olmak koşuluyla, ancak aşağıdaki hallerde özgürlüğünden yoksun bırakılabilir:

(a)  Yetkili mahkemece hakkında  hüküm verilmiş bir kişinin tutukluluğu;

(b)  Mahkemece verilmiş yasal bir emre uymamaktan dolayı bir kişinin yakalanması veya tutukluluğu;

(c)  Bir kişinin, suç işlediği makul şüphesi üzerine, yetkili yargı mercii önüne getirilmesi amacıyla veya suç işlemesini önlemenin veya işledikten sonra kaçmasına engel olmanın makul olarak gerekli görüldüğü hallerde yakalanması veya tutukluluğu;

(ç)  Bir küçüğün ıslahı amacıyla yasal bir emirle bakım altına alınması veya yetkili yargı mercii önüne getirilmesi amacıyla yasal tutukluluğu;

(d)  Bulaşıcı bir hastalık yayabilecek kişilerin, akıl hastalarının, alkoliklerin, uyuşturucu madde düşkünlerinin veya serserilerin tutukluluğu;

(e)  Bir kişinin, Devlet topraklarına izinsiz girmesini önlemek için veya bir yabancının sınırdışı edilmesi veya geri verilmesi işlemine girişilmesi nedeniyle yakalanması veya tutukluluğu;

(f)   Herhangi bir yabancının Cumhuriyette herhangi bir maddi yükümlülükten kurtulmak amacı ile Cumhuriyeti terk etmesini önlemek için yakalanması veya tutukluluğu;

(g)  Birden fazla uyruklu Cumhuriyet yurttaşlarının, uyruğunda bulundukları diğer ülke yasaları karşısında işlemiş oldukları suçlar nedeniyle haklarında verilmiş mahkeme kararlarının, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile o ülke arasında adli yardım ve mahkeme ilamlarının karşılıklı tenfizi andlaşması bulunması kaydıyla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde infazı için tutukluluğu

(3)  Kimse, ölüm veya hapis cezasını gerektiren bir suçüstü halinde, yasa ile konduğu zaman ve gösterildiği usul müstesna, yasanın gösterdiği usullere uygun olarak ve gerekçe, yargıç kararına dayanarak düzenlenmiş adli bir belge bulunmaksızın yakalanamaz.

(4)  Yakalanan veya tutuklanan kişinin durumu, soruşturmanın kapsam ve konusunun açığa çıkmasının sakıncalarının gerektirdiği kesin zorunluluk dışında, yakınlarına en erken bir zamanda ve süratle bildirilir.

(5)  Yakalanan veya tutuklanan herkese, yakalanmasını veya tutuklanmasını gerektiren nedenler, yakalanması veya tutuklanması sırasında anladığı dilde bildirilir ve herkes, kendisinin veya yakınlarının seçtiği bir hukukçunun hizmetinden derhal yararlandırılır.

(6)  Yakalanan kişi, yakalandıktan sonra mümkün olan en kısa zamanda ve daha önce salıverilmediği takdirde her halde yirmi dört saat geçmeden bir yargıç önüne çıkarılır.

(7)  Yargıç, derhal, yakalanan kişinin anladığı dilde yakalanma nedenlerini soruşturur ve en kısa zamanda ve herhalde yargıç önüne çıkma tarihinden başlayarak üç günü geçmeyen bir süre içinde, uygun göreceği koşullarla yakalananı ya salıverir veya yakalanma nedeni suç hakkındaki soruşturma tamamlanmadığı takdirde, yakalanmanın devamına karar verir.  Yargıç, her defasında sekiz günü geçmemek koşuluyla, bu yakalanmanın devamına karar verebilir.

Ancak,  yakalanma veya tutuklanma süresinin toplamı, yakalanma tarihinden başlayarak üç ayı geçemez ve bu sürenin sonunda yakalamayı veya tutuklamayı uygulamakla görevli kişi veya makam, yakalanan veya tutuklanan kişiyi derhal serbest bırakır.

(8)  Yargıcın (7). fıkraya göre verdiği kararlara karşı istinaf yolu kapatılamaz.

(9)  Yakalanması veya tutukluluğu nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan herkes, tutukluluğunun yasaya uygunluğu hakkında bir mahkemece süratle karar verilmesi için, yasal yollara başvurma hakkına sahiptir.  Tutukluluğu yasaya aykırı görüldüğü takdirde, serbest bırakılması mahkemece emredilir.

(10)Bu madde kurallarına aykırı olarak bir yakalanmanın veya bir tutukluluğun mağduru herkes, dava açmak suretiyle tazminat alma hakkına sahiptir.

      Hak Arama Özgürlüğü ve Yasal Yargı Yolu

Madde 17

(1)  Kimse, bu Anayasa ile veya bu Anayasa gereğince kendisine gösterilen mahkemeye başvurmak hakkından yoksun bırakılamaz.  Her ne ad altında olursa olsun adli komisyonlar veya istisnai mahkemeler oluşturulması yasaktır.

(2)  Herkes, yurttaş hak ve yükümlülüklerinin veya kendisine karşı yapılan bir suçlamanın karara bağlanmasında, yasa ile kurulan bağımsız, tarafsız ve yetkili bir mahkeme tarafından, makul bir süre içinde adil ve açık bir surette davanın dinlenmesi hakkına sahiptir.  Karar gerekçeye dayanır ve açık bir oturumda okunur.

(3)  Ulusal güvenlik, anayasal düzen, kamu düzeni, kamu güvenliği veya genel ahlak yararına olduğu veya küçüklerin çıkarları veya tarafların özel hayatlarının korunması için gerekli olduğu ve yayının, adaletin sağlanması için mahkemece zararlı görüldüğü özel durumlarda, mahkeme duruşmanın kısmen veya tamamen kapalı yapılmasına karar verebilir.

(4)  Herkes:

(a)  Mahkeme önüne çıkarılması nedenlerinin kendisine bildirilmesi;

(b)  Davasını mahkemeye sunmak ve bunu hazırlamak için gerekli zamana sahip olmak;

(c)  Delillerini göstermek veya göstertmek veya tanıkların yasaya uygun olarak doğrudan doğruya sorguya çekilmesini istemek;

(ç)  Kendisinin veya yakınlarının seçtiği bir hukukçu tutmak ve adaletin sağlanması için gerekli görülüyorsa, yasanın gösterdiği şekilde kendisine parasız bir hukukçu atanması;

(d)  Mahkemede kullanılan dili anlayamadığı veya konuşamadığı takdirde, bir tercümanın yardımından parasız yararlanmak,

hakkına sahiptir.

 

      Cezaların Yasal ve Kişisel Olması ve Sanık Hakları

Madde 18

(1)  Kimse, işlendiği zaman yasaca suç teşkil etmeyen bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu sayılamaz; herhangi bir suç için, işlendiği zaman yasanın bu suç için koyduğu cezadan daha ağır bir cezaya çarptırılamaz.

(2)  Bir suçtan dolayı beraat eden veya hüküm giyen bir kişi, aynı suçtan dolayı tekrar yargılanamaz.  Kimse, aynı eylem veya ihmalden dolayı, bu eylem veya ihmal ile ölüme sebebiyet verilmiş olmadıkça, iki defa cezalandırılamaz.

(3)  Hiçbir yasa, suçun ağırlığı ile orantılı olmayan bir ceza koyamaz.

(4)  Bir suçtan sanık herkes, suçluluğu yasaya uygun olarak ispat edilinceye kadar suçsuz sayılır.

(5)  Bir suçtan sanık herkes, en azından:

(a)  Hakkında yapılan suçlamanın nitelik ve nedeninin anladığı bir dilde ve etraflı şekilde derhal kendisine bildirilmesi;

(b)  Savunmasını hazırlaması için yeterli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;

(c)  Kendi kendini bizzat veya eğer yeterli mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin sağlanması için gerekli görülüyorsa, kendisine parasız olarak atanacak bir hukukçu aracılığı ile savunmak;

(ç)  İddia tanıklarını bizzat veya avukatı vasıtasıyla sorguya çekmek veya çektirmek ve savunma tanıklarını da iddia tanıkları ile aynı koşullar altında getirtmek ve sorguya çekilmelerini sağlamak;

(d)  Mahkemede kullanılan dili anlayamadığı veya konuşamadığı takdirde, bir tercümanın yardımından parasız yararlanmak,

hakkına sahiptir.

(6)  Malların toptan müsaderesi cezasının konması yasaktır.

      Özel Hayatın Gizliliği

Madde 19

(1)  Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.  Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.  Adli kovuşturmanın gerektirdiği istisnalar saklıdır.

(2)  Yasanın açıkça gösterdiği durumlarda, usulüne göre verilmiş mahkeme veya yargıç kararı olmadıkça, ulusal güvenlik ve kamu düzeni bakımından gecikmede sakınca bulunan durumlarda da, yasa ile yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça, kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz.

      Konut Dokunulmazlığı

Madde 20

(1)  Kimsenin konutuna dokunulamaz.

(2)  Yasanın açıkça gösterdiği durumlarda, usulüne göre verilmiş mahkeme veya yargıç kararı olmadıkça, ulusal güvenlik veya kamu düzeni bakımından gecikmede sakınca bulunan durumlarda da, yasa ile yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça, konuta girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz.

      Haberleşme Özgürlüğü

Madde 21

(1)  Herkes, haberleşme özgürlüğüne sahiptir.

(2)  Haberleşmenin gizliliği esastır.  Yasanın gösterdiği durumlarda mahkeme veya yargıç  tarafından yasaya uygun olarak verilmiş bir karar olmadıkça, bu gizliliğe dokunulamaz.

Gezi ve Yerleşme Özgürlüğü

Madde 22

(1)  Her yurttaş, gezi  özgürlüğüne sahiptir;  bu özgürlük ancak ulusal güvenliği sağlama ve salgın hastalıkları önleme amaçlarıyla ve yasa ile sınırlanabilir.

(2)  Her yurttaş, dilediği yerde yerleşme özgürlüğüne sahiptir, bu özgürlük, ancak ulusal güvenliği sağlama, salgın hastalıkları önleme, kamu mallarını koruma, sosyal, ekonomik ve tarımsal gelişmeyi ve sağlıklı kentleşmeyi gerçekleştirme zorunluluğuyla ve yasa ile sınırlanabilir.

(3)  Her yurttaş, yurda girme ve çıkma özgürlüğüne sahiptir.  Yurt dışına çıkma özgürlüğü yasa ile düzenlenir.

(4)  Hiçbir yurttaş, isteği dışında Devlet sınırları dışına çıkarılamaz ve aynı şekilde girmekten alıkonulamaz.

      Vicdan ve Din Özgürlüğü

Madde 23

(1)  Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat özgürlüğüne sahiptir.

(2)  Kamu düzenine, genel ahlaka veya bu amaçla çıkarılmış yasalara aykırı olmayan ibadetler, dinsel ayin ve törenler serbesttir.

(3)  Kimse, ibadete, dinsel ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlarını açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlarından dolayı kınanamaz.

(4)  Din eğitim ve öğretimi, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.

(5)  Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasal veya yasal temel düzenini, kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasal ve kişisel çıkar veya nüfuz sağlama amacı ile her ne surette olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.  Bu yasak dışına çıkan veya başkasını bu yolda kışkırtan gerçek veya tüzel kişiler hakkında, yasanın gösterdiği kurallar uygulanır ve siyasal partiler, Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemece temelli kapatılır.

      Düşünce, Söz ve Anlatım Özgürlüğü

Madde 24

(1)  Herkes, düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir; kimse, düşünce ve kanaatlarını açıklamaya zorlanamaz.  Düşünce suçu yoktur.

(2)  Herkes, düşünce ve kanaatlarını, söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

Bu hak, herhangi bir resmi makamın müdahalesi ve Devlet sınırları sözkonusu olmaksızın, kanaatını anlatma, haber ve fikir alma ve verme özgürlüklerini kapsar.

(3)  Söz ve anlatım özgürlüklerinin kullanılması, yalnız ulusal güvenlik, anayasal düzen, kamu güvenliği , kamu düzeni, genel sağlık, genel ahlak yararı için veya başkalarının şöhret veya haklarının korunması veya bir sırrın açıklanmasının önlenmesi veya yargının otorite veya tarafsızlığının sürdürülmesi için gerekli ve yasanın koyduğu yöntemlere, koşullara, sınırlamalara veya cezalara bağlı tutulabilir.

      Bilim ve Sanat Özgürlüğü

Madde 25

          Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayına ve bu alanlarda her türlü araştırma yapma hakkına sahiptir.

      Basın Özgürlüğü

Madde 26

(1) Yurtaşlar için basın ve yayın özgürdür, sansür edilemez.

(2) Devlet, basın, yayın ve haber alma özgürlüğünü sağlayacak önlemleri alır.

(3) Basın ve haber alma özgürlüğü, kamu düzenini, ulusal güvenliği veya genel ahlakı korumak, kişilerin şeref, haysiyet ve haklarına tecavüzü, suç işlemeye kışkırtmayı  önlemek veya yargı görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak için yasa ile sınırlanabilir.

(4) Yargı görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi için, yasa ile belirtilecek sınırlar içinde, mahkeme veya yargıç tarafından verilecek kararlar saklı kalmak üzere, olaylar hakkında yayın yasağı konamaz.

      Gazete, Dergi ve Broşür Çıkarma Hakkı

Madde 27

(1) Gazete, dergi ve broşür çıkarılması, her yurttaş için önceden izin alma ve mali güvence yatırma koşuluna bağlanamaz.

(2) Gazete, broşür ve dergilerin çıkarılması, yayımı, mali kaynakları ve gazetecilik mesleği ile ilgili koşullar yasa ile düzenlenir.  Yasa, haber, düşünce ve kanaatların serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya  zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, mali veya teknik kayıtlar koyamaz.

(3) Gazete ve dergiler, devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin veya bunlara bağlı kurumların araç ve olanaklarından eşitlik ilkesine göre yararlanır.

(4) Devlet sınırları içinde yayımlanan gazete, dergi ve broşürler, yasanın gösterdiği suçların işlenmesi halinde, yargıç kararı ile ulusal güvenliğin, kamu düzeninin veya genel ahlakın korunması bakımından gecikmede sakınca bulunan durumlarda da, yasanın açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle toplatılabilir.  Toplatma kararını veren yetkili merci, bu kararı aynı gün mahkemeye bildirir.  Mahkeme bu kararı, en geç iki gün içinde onaylamazsa, toplatma kararı geçersiz sayılır.

      Kitap Çıkarma Hakkı

Madde 28

(1) Kitap yayımı, yurttaşlar için izne bağlı tutulamaz, sansür edilemez.

(2) Devlet sınırları içinde yayımlanan kitaplar, yasanın gösterdiği suçların işlenmesi halinde, yargıç kararı ile ulusal güvenliğin, kamu düzeninin veya  genel ahlakın korunması bakımından gecikmede sakınca  bulunan durumlarda da, yasanın açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle toplatılabilir.  Toplatma kararını veren yetkili merci, bu kararı en geç yirmi dört saat içinde mahkemeye bildirir.  Mahkeme bu kararı en geç yedi gün içinde onaylamazsa, toplatma kararı geçersiz sayılır.

      Basın Araçlarının Korunması

Madde 29

Yurttaşlara ait basımevi ve eklentileri ve basın araçları, suç aracı oldukları gerekçesiyle de olsa, zorla alınamaz veya elkonulamaz veya işletilmekten alıkonamaz.

      Basın Dışı Haberleşme Araçlarından Yararlanma Hakkı

Madde 30

          Yurttaşlar ve siyasal partiler, kamu tüzel  kişilerinin elindeki basın dışı haberleşme ve yayın araçlarından yararlanma hakkına sahiptir.  Bu yararlanmanın koşulları ve usulleri, demokratik ilkelere ve hakkaniyet ölçülerine uygun olarak yasa ile düzenlenir.  Yasa, insan haklarına, demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan laik devletin, ulusal güvenliğin ve genel ahlakın korunması halleri dışındaki bir nedene dayanarak, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlara ulaşmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşumunu engelleyici kayıtlar koyamaz.

      Düzeltme ve Cevap Hakkı

Madde 31

(1) Düzeltme ve cevap hakkı, ancak kişilerin şeref ve haysiyetine dokunulması veya kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve yasa ile düzenlenir.

(2) Düzeltme ve cevap yayınlanmazsa, yayınlanmasının gerekip gerekmediğine, ilgilinin başvurusu tarihinden başlayarak en geç yedi gün içerisinde yargıç tarafından karar verilir.

      Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı

Madde 32

          Yurttaşlar, önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız toplanma veya gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir.  Bu hak, kamu düzenini korumak için yasa ile sınırlanabilir.

      Dernek Kurma Hakkı

Madde 33

(1) Yurttaşlar, önceden izin almaksızın, dernek kurma hakkına sahiptir.  Bu hakkın kullanılmasında uygulanacak şekil ve usuller yasada  gösterilir.  Yasa, ulusal güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması amacıyla sınırlar koyabilir.

(2) Hiçbir yurttaş, herhangi bir derneğe üye olmaya veya herhangi bir dernekte üye kalmaya zorlanamaz.

(3) Dernekler, yasanın öngördüğü durumlarda, yargıç kararıyla kapatılabilir; ulusal güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması bakımından gecikmede sakınca bulunan durumlarda da, yargıç kararına kadar, yasanın açıkca yetkili kıldığı merciin emriyle faaliyetten alıkonulabilir.

      İspat Hakkı

Madde 34

          Kamu görev ve hizmetinde bulunanlara karşı,  bu görev ve hizmetin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılan isnatlardan dolayı açılan hakaret davalarında, sanık, isnadın doğruluğunu ispat hakkına sahiptir.  Bunun dışındaki hallerde ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan eylemin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikayetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Sosyal ve Ekonomik Haklar, Özgürlükler ve Ödevler

      Ailenin Korunması

          Madde 35

          (1)  Aile toplumun temelidir.  Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri ailenin, ananın ve çocuğun korunması için gerekli önlemleri alır ve örgütleri kurar.

(2)  Evlenme çağındaki bir kadın ile bir erkeğin, evlenip aile yuvası kurma hak ve yükümlülükleri yasa ile düzenlenir.

      Mülkiyet Hakkına Ait Genel Kural

Madde 36

(1) Her yurttaş, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.  Bu haklar, kamu yararı amacıyla ve yasa ile sınırlanabilir.

(2) Mülkiyet hakkının kullanılmasına, kamu güvenliği, genel sağlık, genel ahlak, kent ve ülke planlaması veya herhangi bir malvarlığının kamu yararı için geliştirilmesi ve faydalı kılınması veya başkalarının haklarının korunması için kesin olarak gerekli kısıntı veya sınırlamalar yasa ile konabilir.

(3) Malvarlığının ekonomik değerini fiilen azaltan kısıntı ve sınırlandırmalar için derhal tam bir tazminat ödenir; anlaşmazlık halinde tazminatı hukuk mahkemesi saptar.

(4)  Yukarıdaki (2). ve (3). fıkra kuralları, herhangi bir verginin veya para cezasının tahsili, herhangi bir hükmün yerine getirilmesi, sözleşmeden doğan bir yükümün yerine getirilmesi veya can veya malın tehlikeden korunması amacı ile yasa ile konmuş kuralları etkilemez.

(5)  Devletin, 159. maddede belirtilen taşınmaz mallar üzerindeki hakkı saklıdır.

Toprağın Korunması

Madde 37

          Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini gerçekleştirmek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlamak amaçlarıyla gereken önlemleri alır.  Yasa bu amaçlarla, değişik tarım bölgelerine ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini gösterebilir.

      Kıyıların Korunması

Madde 38

(1)  Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve yalnız  kamu yararına kullanılabilir.

(2)  Belediye sınırları dışındaki kıyıların yüz metrelik şeridi içinde kalan bölge-de yalnız Devlete ait, çok gerekli ve kamu yararına olan tesisler kurulabilir.  Ancak, bu gibi tesisler, kıyıların doğal güzelliğini bozacak nitelikte olamaz.

Mevcut bina veya tesislerin gelecekteki durumu yasa ile düzenlenir.

(3)  Belediye sınırları içindeki kıyıların korunması ve yüz metrelik kıyı şeridi içinde kalan bölgede inşa edilebilecek  yapı ve tesisler ile mevcutların durumu, kamu yararının ve kent planlamasının gereklerine  uygun olarak yasa ile düzenlenir.

(4)  Ulusal güvenlik, kamu düzeni, kamu yararı, genel sağlık  ve çevre korunması  amacıyla yasa ile sınırlama konmadıkça, yurttaşların yüz metrelik kıyı şeridi içerisine girmesi kimse tarafından engellenemez ve giriş ücrete bağlı tutulamaz.

Ancak, bu kural, mülkiyet haklarına tecavüz edilmesine olanak tanır biçimde yorumlanamaz.

      Tarih, Kültür ve Doğa Varlıklarının Korunması

Madde 39

Devlet, tarih ve kültür değeri olan eser ve anıtlar ile doğa varlıklarının korunmasını sağlar; bu amaçla düzenleyici, destekleyici ve özendirici önlemleri alır.  Bunlardan özel mülkiyete konu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve sağlanacak bağışıklıklar yasa ile düzenlenir.  Yıkılan veya herhangi bir şekilde yok olan veya tahribata uğrayan tarihi yapıların yerine başka bir yapı inşa edilemez.  İnşa edilme zorunluluğu doğarsa, yıkılan veya herhangi bir şekilde hasar gören tarihi yapı aslına uygun bir şekilde yeniden inşa veya tamir edilir.  Devlet, bu amaçla gerekli önlemleri alır ve yasal düzenlemeleri yapar.

      Çevrenin Korunması

Madde 40

(1)  Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

(2)  Gerçek veya tüzel kişiler, hiçbir amaçla, insan sağlığını bozacak veya deniz varlıklarını tehlikeye düşürecek nitelikteki  sıvı, gaz ve katı maddeleri denizlere, barajlara, göllere veya derelere akıtamaz veya dökemez.

(3)  Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin, gerçek ve tüzel kişilerin ödevidir.

(4)  Devlet, milli parklar oluşturulması amacıyla gerekli önlemleri alır.

      Kamulaştırma ve El Koyma

Madde 41

(1)  Devlet, Belediyeler, yasanın kendilerine kamulaştırma hakkı tanıdığı kamu tüzel kişileri veya kamu yararı güden kuruluşlar:

(a)  Genel bir kamulaştırma yasasında özel olarak gösterilen ve kamu yararına olan bir amaç için; ve

(b)  Bu amacın, kamulaştırma yapan makamın, kamulaştırma ile ilgili yasa kurallarına uygun olarak verdiği  ve kamulaştırma nedenlerini açıkça bildiren bir kararı ile gösterilmesi halinde; ve

(c)  Anlaşmazlık çıktığı takdirde, bir hukuk  mahkemesince saptanacak tam ve hakkaniyete uygun bir tazminatın hemen veya yasanın belirleyeceği beş yılı aşmayan taksitlerle ödenmesi koşuluyla,

herhangi bir taşınır veya taşınmaz malı veya bu gibi mal üzerindeki herhangi bir hak veya yararı kamulaştırmaya yetkilidirler.

(2) Kamulaştırma bedelinin hesaplanma biçim ve usulleri yasa ile düzenlenir.

(3) Kamulaştırılmış herhangi bir taşınmaz mal veya bu gibi bir mal üzerindeki herhangi bir hak veya yarar, sadece bu kamulaştırma amacı için kullanılabilir.  Bu amaç, kamulaştırma tarihinden başlayarak üç yıl içinde gerçekleşmediği takdirde, kamulaştırmayı yapan makam, bu üç yıllık sürenin sonunda kamulaştırılan malı, kamulaştırma bedeline eski sahibine geri vermeyi önerir.  Bu öneriyi alan kişi kabul veya ret cevabını bu öneriyi aldığı tarihten başlayarak üç ay içinde bildirir, kabul ettiğini bildirdiği takdirde, kabul tarihinden başlayarak yine üç ay içinde, kamulaştırma bedelini geri vermesi üzerine, kamulaştırılan mal hemen kendisine geri verilir.

(4) Yukarıdaki (1). fıkra kuralları, herhangi bir verginin veya para cezasının tahsili, herhangi bir hükmün yerine getirilmesi, sözleşmeden doğan bir yükümün yerine getirilmesi veya can veya malın tehlikeden korunması amacı ile konmuş bir yasanın kurallarını etkilemez.

(5) Devlet:

(a) Genel bir el koyma yasasında özel olarak gösterilen kamu yararına bir amaç için; ve

(b) Bu amacın, el koymayı yapan makamın genel el koyma yasasının kurallarına uygun olarak verdiği ve el koyma nedenlerini açıkça bildiren bir kararı ile gösterilmesi halinde; ve

(c) Üç yılı geçmeyen bir süre için; ve

(ç)  Anlaşmazlık çıktığı takdirde bir hukuk mahkemesince saptanacak tam ve hakkaniyete uygun bir tazminatın hemen veya yasanın belirleyeceği beş yılı aşmayan taksitlerle ödenmesi koşuluyla,

herhangi bir taşınır veya taşınmaz mala el koyma yetkisine sahiptir.

(6)  İlgili kişi, bu madde kuralları ile ilgili olarak mahkemeye başvurma hakkına sahiptir ve böyle bir başvurma kamulaştırma işlemini durdurur.

Mahkemenin bu fıkra kurallarına göre vereceği her karar istinaf edilebilir.

      Vakıf Mallarla İlgili Kamulaştırma, El Koyma ve Sınırlandırma

Madde 42

(1) Kamulaştırma ve el koyma konularında vakıf mallarla ilgili kurallar, Temel Evkaf Kurallarına (Ahkamül Evkaf) uygun olarak yasa ile düzenlenir.  Bu Yasada, kent ve ülke planlaması için vakıf mallar hakkında yapılması gereken kısıntı ve sınırlandırmalara ilişkin kurallar da gösterilir.

(2) Kısınt ve sınırlandırma işleminin konu olduğu hallerde, mahkeme bu işlemleri yasa esaslarına göre durdurabilir.

      Devletleştirme

Madde 43

Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel girişimler ve yabancılara ait taşınır ve taşınmaz mallar, kamu yararının gerektirdiği durumlarda, gerçek karşılıkları yasada gösterilen şekilde ödenmek koşuluyla devletleştirilebilir.  Yasanın taksitle ödemeyi öngördüğü durumlarda, ödeme süresi on yılı aşamaz ve taksitler eşit olarak ödenir.  peşin ödenmeyen kısım, Devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddine bağlıdır.

      Konut Hakkı

Madde 44

Devlet, konut sahibi olmayan veya sağlık ve insanca yaşama koşullarına uygun konutu bulunmayan ailelerin konut gereksinimlerini karşılayacak önlemleri yasa ile düzenler.

      Sağlık Hakkı

Madde 45

          Devlet, herkesin beden ve ruh sağlığı içinda yaşayabilmesini ve tıbbi bakım görmesini sağlamakla ödevlidir.

      Sözleşme Hakkı

Madde 46

(1) Herkes, sözleşme hukukunun genel ilkelerince konan koşullara, kısıntılara, sınırlandırmalara ve yürürlükteki yasalara uymak kaydıyla, serbestçe sözleşme yapma  hakkına sahiptir.  Ekonomik bakımdan güçlü kişilerin diğer kişileri istismarı yasa ile önlenir.

(2) Sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülükler kamu yararı, kamu düzeni, sosyal adalet ve ulusal güvenlik gibi nedenlerle yasa ile düzenlenebilir ve kısıtlanabilir.

(3) Devlet yasa ile belirli yörelerdeki sosyal ve ekonomik gereksinmeleri ve özellikleri dikkate alarak, konut kiraları konusunda gerekli önlemleri alabilir, kısıtlama ve düzenlemeler yapabilir.

Ekonomik ve Sosyal Hayatın Düzeni

Madde 47

(1) Ekonomik ve sosyal hayat, adalete,  tam çalışma ilkesine ve her yurttaş için insanlık onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlanması amacına göre düzenlenir.

(2) Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı demokratik yollarla gerçekleştirmek; bu amaçla ulusal tasarrufu artırmak, yatırımları toplum yararının gerektirdiği önceliklere yöneltmek ve kalkınma planlarını yapmak Devletin ödevidir.

      Çalışma Özgürlüğü

Madde 48

(1) Her yurttaş dilediği alanda çalışma özgürlüğüne sahiptir.  Özel girişimler kurmak serbesttir.  Yasa, bu özgürlüğü, kamu yararı amacıyla sınırlayabilir.

(2) Devlet, özel girişimlerin, ulusal ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak önlemleri alır.

      Çalışma Hakkı ve Ödevi

Madde 49

(1) Çalışma her yurttaşın hakkı ve ödevidir.

(2) Devlet, çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık  içinde gelişmesi için, sosyal, ekonomik ve mali önlemlerle çalışanların korur ve çalışmayı destekler; işsizliği önleyici önlemleri alır.

(3) Kimse zorla çalıştırılamaz.  Angarya yasaktır.  Ancak, hükümlülerin, hükümlülükleri süresince rehabilitasyon amacıyla çalıştırılmaları zorla çalıştırma sayılmaz.

(4) Ülke gereksinmelerinin zorunlu kıldığı alanlarda, yurttaşlık ödevi niteliği olan beden veya fikir çalışmalarının şekil ve koşulları, demokratik ilkelere uygun olarak yasa ile düzenlenir.

      Çalışma Koşulları

Madde 50

(1) Kimse, yaşına, gücüne ve cinsiyetine uygun olmayan işte çalıştırılamaz.

(2) Çocuklar, gençler, kadınlar ve bedensel ve ruhsal yetersizler çalışma koşulları bakımından özel olarak korunur.

      Dinlenme Hakkı

Madde 51

(1) Her çalışan dinlenme hakkına sahiptir.

(2) Ücretli hafta ve bayram tatili ve ücretli yıllık izin hakkı yasa ile düzenlenir.

Ücrette Adalet Sağlanması

Madde 52

Devlet, çalışanların, yaptıkları işe uygun ve insanlık onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlamalarına elverişli, adaletli bir ücret elde etmeleri için gerekli önlemleri alır.

      Sendika Kurma Hakkı

Madde 53

(1) Çalışanlar ve işverenler, önceden izin almaksızın sendikalar ve sendika birlikleri kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten ayrılma hakkına sahiptirler.  Bu hakların kullanılışında uygulanacak biçim ve usuller yasada gösterilir.  Yasa, ulusal güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması amacıyla sınırlar koyabilir.

(2) Sendikaların ve sendika birliklerinin tüzükleri, yönetim ve işleyişleri demokratik ilkelere aykırı olamaz.

      Toplu Sözleşme ve Grev Hakkı

Madde 54

(1) Çalışanlar, işverenle olan ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal durumlarını korumak ve düzeltmek amacıyla toplu sözleşme ve grev hakkına sahiptir.

(2) Grev hakkının kullanılması, yalnız ulusal güvenliği, anaysal düzeni, kamu güvenliğini veya bu Anayasanın herhangi bir kişiye sağladığı hak ve özgürlükleri korumak amacıyla yasa ile düzenlenebilir.

(3) Yargıçlar, savcılar, silahlı kuvvetler mensupları, polis mensupları ve sivil savunma kilit personelinin grev hakkı yoktur.

(4) İşverenlerin hakları yasa ile düzenlenir.

      Sosyal Güvenlik Hakkı

Madde 55

Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.  Bu hakkı sağlamak için sosyal sigortalar ve benzeri sosyal güvenlik kurumları ile sosyal yardım örgütleri kurmak ve kurdurmak Devletin ödevlerindendir.

      Açlıktan Korunma Hakkı

Madde 56

Devlet, herkesi açlığa karşı korur ve bu amaçla uluslararası işbirliğinden de yararlanarak besin maddelerinin üretimini artırmak, israfını önlemek, dengeli biçimde dağılımını sağlamak ve etkin beslenme olanaklarını yaratmak amacıyla gerekli önlemleri alır.  Bu yönde bilimsel gelişmeleri izler, yayar ve uygular.  Devletin bu görevleri yasa ile düzenlenir.

      Özel Olarak Korunma Hakkı

Madde 57

(1)  Devlet, savaş ve görev şehitlerinin dul ve yetimleri ile malûl gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir yaşam düzeyi sağlar.

(2) Devlet, ruhen ve bedenen özürlülerin topluma uyumlarını sağlamak amacı ile onların eğitim, rehabilitasyon, istihdam ve sosyal yardımları için gerekli kurum ve kuruluşların kurulmasını sağlar.

(3) Devlet, malülleri, gazileri, yaşlıları ve çalışamayacak durumda olanları korumak, korunmaya muhtaç çocukları topluma kazandırmak için her türlü önlemi alır.

(4) Bu hak ve kolaylıklar yasa ile düzenlenir.

     Güçsüzlerin Esenlendirilmesi

Madde 58

          Devlet, sosyal ve ekonomik bakımdan güçsüz olanların esenlendirilmesi, kendilerine, ailelerine ve topluma yararlı duruma getirilmeleri için gerekli sosyal, ekonomik, mali ve diğer önlemleri alır.

      Öğrenim ve Eğitim Hakkı

Madde 59

(1) Kimse, öğrenim ve eğitim hakkından yoksun bırakılamaz.

(2) Her türlü öğretim ve eğitim etkinliği Devletin gözetim ve denetimi altında serbesttir.

(3) Çağdaş bilim ve eğitim ilkelerine aykırı öğretim ve eğitim yerleri açılamaz.

(4) Halkın öğrenim ve eğitim gereksinimlerini sağlama Devletin başta gelen ödevlerindendir.  Devlet, bu ödevini, Atatürk İlkeleri ve Devrimleri doğrultusunda, ulusal kültür ve manevi değerlerle bezenmiş bir muhteva, çağın ve teknolojinin gelişmesine, kişinin ve toplumun istek ve gereksinimlerine yanıt verecek planlı bir şekilde yerine getirir.

(5) Her çocuk, kız erkek ayırımı yapılmaksızın on beş yaşına kadar zorunlu; on sekiz yaşına kadar ücretsiz öğrenim hakkına sahiptir.

(6) Devlet, durumları dolayısıyla okul içi ve dışında özel eğitime gereksinmeleri olanları topluma yararlı kılacak şekilde yeiştirmek için gereken önlemleri alır.

(7) Devlet, maddi olanaklardan yoksun başarılı öğrencilerin, en yüksek öğrenim derecelerine kadar çıkmalarını sağlamak amacıyla burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar.

      Gençliğin Korunması

Madde 60

Devlet, gençlerin bilgili, sağlıklı, sağlam karakterli ve topluma yararlı birer yurttaş olarak yetişme ve geliştirilmelerini sağlar.

      Sporun Geliştirilmesi

          Madde 61

          Devlet, her yaştaki yurttaşın beden ve ruh sağlığını geliştirecek, sporun kitlelere yayılmasını sağlayacak önlemleri alır, gerekli spor tesislerini yapar ve başarılı sporcuları korur.

Sanatın, Sanatçının ve Kültürel Hakların Korunması

Madde 62

(1)  Devlet, sanatın özgürce gelişebileceği ortamı yaratır; sanatçıyı koruyucu, destekleyici, özendirici ve ödüllendirici önlemleri alır.

(2) Devlet, herkesin, kültür yaşamında yer almak; bilimsel gelişmelerden ve bu gelişmelerin uygulanması sonuçlarından yararlanmak; bilimsel edebi ve sanatsal ürünlerin korunmasının sağladığı maddi ve manevi çıkarlardan yararlanmak hakkını korur ve bilimsel araştırma ve yaratıcı etkinliklerin yürütülmesinin gerektirdiği özgürlüklere saygıyı sağlar.

      Kooperatifçiliğin Geliştirilmesi

Madde 63

      Devlet, kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak önlemleri alır ve kooperatiflerin demokratik ilkelere uygun olarak çalışmalarını yasa ile düzenler.

      Tarım ve Çiftçinin Korunması

Madde 64

(1)  Devlet, yurttaşların gereği gibi beslenmesini, tarımsal üretimin toplumun yararına uygun olarak artırılmasını sağlamak, toprak aşınmasını önlemek, tarım ürünlerini ve tarımla uğraşanların emeğini değerlendirmek için gereken önlemleri alır.

(2) Devlet, çiftçinin işletme araçlarına sahip olmasını kolaylaştırır.

(3) Tarımla uğraşan kişilerin doğal afetlere karşı korunması yasa ile düzenlenir.

      Tüketicilerin Korunması

Madde 65

          Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı önlemleri alır.  Tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirir.

     Devletin Ekonomik ve Sosyal Ödevlerinin Sınırı

Madde 66

          Devlet, bu Anayasada belirtilen ekonomik ve sosyal amaçlara ulaşma ödevlerini, ekonomik gelişme ile mali kaynaklarının yeterliği ölçüsünde yerine getirir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Siyasal Haklar ve Ödevler

      Yurttaşlık

Madde 67

(1) (a)  1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Andlaşmasına bağlı “D” eki uyarınca Kıbrıs Cumhuriyeti yurttaşlığını kazanan ve 15  Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs’ta yerleşik bulunan; ve

(b)  15 Kasım 1983 tarihinden önce Kıbrıs Türk Federe Devleti yurttaşlığına kabul edilen herkes, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşıdır.

(2) 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Andlaşmasına bağlı “D” Eki uyarınca Kıbrıs Cumhuriyeti yurttaşı olma hakkına sahip olup 15 Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs’ta yerleşik olmayan Türk asıllı Kıbrıslı’ların, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşlığını kazanma hakları saklıdır.

  • (a) Yurttaşlığa hak  kazandığı  halde  bu  hakkını  kullanmadan ölen bir baba veya ananı

çocukları ile bu gibi kişilerin dul eşleri, başvuru yoluyla Kuzey Kıbrıs Türk         Cumhuriyeti  yurttaşlığını alabilirler.

(b) Babası veya anası Kuzey Kıbrıs  Türk  Cumhuriyeti  yurttaşı  olan  ve         15 Kasım 1983 tarihinden   sonra  Kuzey   Kıbrıs’ta  doğan  çocuk,  Kuzey   Kıbrıs  Türk  Cumhuriyeti yurttaşıdır.

(c) 15 Kasım 1983  tarihinden  sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşı olmayan ana  veya  babanın,  Kuzey  Kıbrıs  Türk  Cumhuriyetinde       doğan   çocuklarının   yurttaşlığa alınmaları, uluslararası hukuk kurallarına uygun olarak yasa ile düzenlenir.

  • Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti  yurttaşı  veya  Kıbrıs’lı  Türk  baba  veya  anadan  doğum

yoluyla kazanılan yurttaşlıktan kimse çıkarılamaz.

  • Yurttaşlık, bu  maddenin  yukarıdaki  kuralları  saklı  kalmak koşuluyla, yasanın gösterdiği Koşullarla kazanılır ve ancak yasada belirtilen durumlarda kaybedilir.

Yasal koşullarla bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar kazanılmış olan yurttaşlık

hakkı saklıdır.

      Seçme, Halkoylamasına Katılma ve Seçilme Hakkı

Madde  68.

(1) Seçme ve halkoylamasına katılma, onsekiz yaşını bitirmiş olan her yuttaşın hakkı ve ödevidir.

(2) Yirmibeş yaşını bitirmiş olan her yurttaş seçilme hakkına sahiptir.  Seçilebilmek için en az üç yıldan beri daimi ikametgahı Kuzey Kıbrıs’ta olmak ve yurt ödevini yerine getirmiş bulunmak koşuldur.

(3) Seçme ve seçilme ile ilgili diğer nitelikler, bu Anayasanın kuralları saklı kalmak koşuluyla, yasa ile düzenlenir.

(4) Seçimler ve halkoylamaları, serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm ilkelerine uygun olarak yapılır; sayım ve döküm işlemleri tamamlanıncaya kadar aralıksız sürdürülür.

(5) Aday olmak, kamu görevinden çekilme koşuluna bağlanamaz.  Seçim ve kamu hizmetlerinin güvenliği bakımından hangi kamu görevlilerinin ne gibi koşullarla aday olabilecekleri yasa ile düzenlenir.

Yargıçlar, savcılar, silahlı kuvvetler mensupları ile polis mensupları mesleklerinden çekilmedikçe aday olamazlar ve seçilemezler.

(6) Yurt ödevini yerine getirmekte olan yükümlüler halkoylamasında, Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde görev yerlerine en yakın sandıkta oy kullanabilirler.

(7) Seçimler ve halkoylamaları ile ilgili diğer kurallar ile bu maddedeki hakların kullanılması yasa ile düzenlenir.

     Seçimlerin Genel Yönetimi ve Denetimi

Madde 69

(1) Seçimler ve halkoylamaları, yargı organlarının genel yönetimi ve denetimi altında yapılır.

(2) Seçimlerin ve halkoylamalarının başlamasından bitimine kadar, seçimin ve halkoylamasının düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim ve halkoylaması süresince ve seçimden ve halkoylamasından sonra seçim ve halkoylaması konuları ile ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Cumhurbaşkanı ile milletvekillerinin seçim tutanaklarını kabul etme görevi, yargıçlardan oluşan Yüksek Seçim Kurulunundur.

(3) Yüksek Seçim Kurulu  ile diğer seçim kurullarının kuruluşu, işleyişi, görev ve yetkileri yasa ile düzenlenir.

(4) Köy ve mahalle yerel yönetim seçimlerinin,  genel yönetimi ve denetimi için,  (1). fıkra kuralları saklı kalmak koşuluyla, yasa ile özel kurallar konabilir.

     Siyasal Parti Kurma ve Partilerin Siyasal Hayattaki Yeri

Madde 70

(1) Yurttaşlar, siyasal parti kurma ve usulüne göre partilere girme ve çıkma hakkına sahiptir.

(2) Siyasal partiler, önceden izin almadan kurulur ve serbestçe faaliyette bulunur.

(3) Siyasal partiler, ister iktidarda ister muhalefette olsunlar, demokratik siyasal hayatın vazgeçilmez öğeleridir.

(4) Siyasal partiler, bir seçimden doksan gün öncesine kadar kurulup tüzel kişilik kazanmadıkça o seçime katılamaz.

(5) Yargıçlar, savcılar, silahlı kuvvetler mensupları, polis mensupları, kamu görevlileri ve on sekiz yaşından küçük olanlar siyasal parti kuramaz ve siyasal partilere üye olamaz.

(6) Siyasal partilere Devletçe yapılacak yardım yasa ile düzenlenir.

      Siyasal Partilerin Uyacakları İlkeler

Madde 71

(1) Siyasal partilerin tüzük, program ve çalışmaları, Devletin ülkesi ve halkı ile bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, halk egemenliğine, demokratik ve laik Cumhuriyet ve Atatürk İlkelerine aykırı olamaz.

(2) Siyasal partiler tüzük ve programları dışında faaliyette bulunamaz;

(3) Siyasal partilerin parti içi çalışmaları ve kararları, demokratik ilkelere aykırı olamaz.

(4) Siyasal partilerin mali denetimi, Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemece yapılır.

(5) Cumhuriyet Başsavcısı, kurulan partilerin tüzük ve programlarının ve kurucularının hukuksal durumlarının Anayasa ve yasa kurallarına uygunluğunu, kurulmalarını takiben denetler ve faaliyetlerini izler.

(6) Siyasal partiler, yabancı devletlerden nakdi yardım alamaz, bunların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin bağımsızlığı ve ülke bütünlüğü aleyhine kararlarına katılamaz.

(7) Bu maddedeki kurallara aykırı hareket eden siyasal partiler, Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine, Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemece temelli kapatılabilir.

(8) Siyasal partilerin kuruluş ve çalışmalarının denetlenmesi ve kapatılmaları, yukarıdaki esaslar çerçevesinde yasa ile düzenlenir.

(9) Bu madde kuralları, siyasal partilerin, bu Anayasa’nın 162. maddede öngörüldüğü şekilde değiştirilmesini sağlamak amacıyla faaliyette bulunmalarını engeller biçimde anlaşılamaz ve uygulanamaz.

      Kamu Görevine Girme Hakkı

Madde 72

(1) Her yurttaş, kamu görevlerine girme hakkına sahiptir.

(2)  Hizmete alınmada, ödevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.

 

     Mal Bildirimi

Madde 73

Kamu görevine girenlerin girişte ve görev sırasında mal bildiriminde bulunmaları yasa ile düzenlenir.  Yasama ve yürütme organlarında görev alanlar bundan istisna edilemez.

     Yurt Ödevi

Madde 74

(1) Silahlı Kuvvetlerde yurt ödevi, her yurttaşın hakkı ve kutsal ödevidir.

(2) Yurt ödevine ilişkin kurallar yasa ile düzenlenir.

     Vergi Ödevi

Madde 75

(1) Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

(2) Vergi, resim ve harçlar ve benzeri mali yükümler ancak yasa ile konulur.

(3) Yasanın belli ettiği yukarı ve aşağı hadler içinde kalmak, ölçü ve ilkelere uygun olmak koşuluyla, vergi, resim ve harçların bağışıklık ve istisnalarıyla oran ve hadlerine ilişkin kurallarda değişiklik yapmaka Bakanlar Kurulu yetkili kılınabilir.

(4) Geriye yürüyen mali yükümlülükler konulamaz.

      Dilekçe Hakkı

Madde 76

(1) Herkes, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkınde tek başına veya topluca, yetkili makamlara yazı ile başvurma ve bunların süratle incelenmesi ve karara bağlanması hakkına sahiptir.

Gerekçeye dayanacak olan bu karar, en geç otuz gün içinde, dilek ve şikayet sahibine yazılı olarak bildirilir.  Böyle bir karardan zarar gören herkes veya otuz gün içerisinde kendisine bir karar bildirilmeyen her ilgili, dilek ve şikayet konusu hakkında yetkili mahkemeye başvurabilir.

(2) Yurttaşlar, tek başlarına veya topluca Cumhuriyet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.  Bu hakkın kullanılma biçimi yasa ile düzenlenir.

 

ÜÇÜNCÜ KISIM

Yasama

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Cumhuriyet Meclisi

 

     Cumhuriyet Meclisinin Oluşumu

Madde 77

Cumhuriyet Meclisi, elli milletvekilinden oluşur.

     Cumhuriyet Meclisinin Görev ve Yetkileri

Madde 78

Cumhuriyet Meclisinin görev ve yetkileri, yasa koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek; Bütçe ve kesin hesap yasa tasarılarını görüşmek ve kabul etmek, para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek, uluslararası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak; kalkınma planlarını onaylamak; genel ve özel af ilanına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.

     Cumhuriyet Meclisi Seçimleri

Madde 79

(1) Cumhuriyet Meclisi seçimleri, beş yılda bir yapılır.

(2) Seçim sistemi ve esasları yasa ile düzenlenir.

(3) Yenilenmesine karar verilen Meclisin yetkileri, yeni meclis seçilene kadar sürer.

(4) Ara seçimleri, her yıl belli bir zamanda yapılır.  Genel seçimlerin yapılmasına bir yıl kala ara seçimi yapılamaz.

(5) Olağanüstü nedenlerle seçimin yapılması olanağı yoksa, seçimler, bir yıl süreyle, Cumhuriyet Meclisi tarafından ertelenebilir.  Seçimlerin ertelenmesi kararı, üye tamsayısının üçte ikisinin oyu ile alınır.

      Cumhuriyet Meclisinin Dokunulmazlığı, Kolluk ve Yönetim Hizmetleri

Madde 80

(1) Cumhuriyet Meclisi dokunulmazdır,  Kimse Meclisin özgürlüğünü kısıtlayamaz, huzurunu bozucu hareketlerde bulunamaz ve manevi kişiliğini tahkir edemez.

(2) Cumhuriyet Meclisinin bina, tesis, eklenti ve arazisinde kolluk ve yönetim hizmetleri, Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı eliyle düzenlenir ve yürütülür.  Emniyet ve diğer kolluk hizmetleri için yeteri kadar kuvvet, ilgili makamlarca Cumhuriyet Meclisi Başkanlığına tahsis edilir.

      Cumhuriyet Meclisinin Toplantıları ve Çalışma Düzeni

Madde 81

(1) Cumhuriyet Meclisi toplantıları, Meclisin kendi binasında yapılır.

(2) Cumhuriyet Meclisi, milletvekili genel seçimi sonuçlarının Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonraki onuncu gün, saat 10.00’da kendiliğinden toplanır.  Meclise, toplantıda hazır bulunan en yaşlı milletvekili başkanlık eder; en genç iki milletvekili de katiplik görevini yerine getirir.  Bu toplantıda, milletvekilleri and içerler ve Başkanlık Divanı seçimlerine geçilir.  Başkanlık Divanı seçimleri bu tarihten başlayarak en geç on gün içinde tamamlanır.

(3) Cumhuriyet Meclisi, her yıl Ekim ayının ilk iş günü kendiliğinden toplanır ve olağan olarak Haziran ayı sonuna kadar çalışır.

(4) Cumhuriyet Meclisi çalışmalarını kendi yaptığı İçtüzük kurallarına göre yürütür.

İçtüzük kuralları, siyasal parti gruplarının Cumhuriyet Meclisinin bütün faaliyetlerine üye sayısı oranında katılmalarını sağlayacak yolda düzenlenir.  Siyasal parti grupları en az beş üyeden oluşur,

(5) Cumhuriyet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve Anayasada başka kural yoksa, toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir.  Olumlu ve olumsuz oyların eşitliği halinde, oya sunulan husus reddedilmiş sayılır.  Ancak çekimserlik, olumlu veya olumsuz oylardan fazla olanın yönünde karar verilmesini peşin olarak kabul etmek anlamına gelir.

(6) Cumhuriyet Meclisi, Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Bakanlar Kurulu veya en az on milletvekilinin istemi üzerine olağanüstü toplantıya çağrılabilir.

(7) Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulundaki görüşmeler açıktır ve tutanak dergisinde tam olarak yayımlanır.

(8) Cumhuriyet Meclisi, Genel Kurul kararı ile kapalı oturumlar yapabilir,  Bu oturumlardaki görüşmelerin yayını, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurul kararına bağlıdır.

(9) Cumhuriyet Meclisindeki açık görüşmelerin, o oturumdaki Başkanlık Divanının önerisi üzerine Genel Kurulca başka bir karar alınmadıkça, her türlü vasıta ile yayını serbesttir.

     Andiçme

Madde 82

Milletvekilleri görevlerine başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler:

“Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim.”

Başkanlık Divanı

Madde 83

(1) Cumhuriyet Meclisi Başkanlık Divanı, milletvekilleri arasından seçilen bir Meclis Başkanı, bir Meclis Başkan Yardımcısı, yeterli sayıda Katip ve İdare Amirinden oluşur.

(2) Cumhuriyet Meclisi Başkanlık Divanı, bir kurul olarak çalışır ve Meclisteki grupların sayılarıyla orantılı olarak oluşturulur.

(3) Meclis Başkanı ve Meclis Başkan Yardımcısı seçimi, bir yasama döneminde iki kez yapılır.  İlk devre için seçilenlerin görev süresi üç, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi ise iki yıldır.

İkinci devre Meclis Başkanı ve Meclis Başkan Yardımcısı seçimi dördüncü yasama yılının başlangıcından başlayarak en geç on gün içinde tamamlanır.  İkinci devre Meclis Başkanı ve Meclis Başkan Yardımcısı seçilinceye kadar eskilerin görevi devam eder.

(4) Meclis Başkanı ve Meclis Başkan Yardımcısı seçimi gizli oyla yapılır.  İlk dört oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır.  Dördüncü  oylamada da salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için beşinci oylama yapılır.  Beşinci oylamada en fazla oy alan aday seçilmiş olur.

(5) Kâtip ve İdare Amirlerinin sayısı,  hizmet süreleri ve seçimlerine ilişkin kurallar Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğünde belirlenir.

      Yasama Dokunulmazlığı

Madde 84

(1) Milletvekilleri, Cumhuriyet Meclisi çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, bunları dışarıda tekrarlamaktan veya açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.

(2) Seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen milletvekili, Cumhuriyet Meclisinin kararı olmadıkça tutuklanamaz ve yargılanamaz.  Ölüm veya beş yıl veya daha çok hapis cezasını gerektiren suçüstü durumu, bu kuralın dışındadır; ancak, yetkili kişi, durumu derhal Cumhuriyet Meclisine bildirmek zorundadır.

(3) Seçimden önce veya sonra milletvekili hakkında verilmiş cezanın yerine getirilmesi, dönem sonuna bırakılır.  Milletvekilliği süresince zamanaşımı işlemez.

      Milletvekilliğinin Sona Ermesi

Madde 85

(1)  Milletvekilinin ölümü; seçilmeye engel bir suçtan dolayı kesin olarak hüküm giymesi; çekilmesi; kısıtlanması, milletvekilliği ile bağdaşmayan bir görevi kabul etmesi; bir ay süre ile özürsüz veya izinsiz olarak Cumhuriyet Meclisinin çalışmalarına katılmaması hallerinde milletvekilliği sona erer.

(2) Milletvekilliğinin sona ermesine Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu karar verir.

Milletvekilliği ile Bağdaşmayan Görevler

Madde 86

(1) Milletvekilleri, Devlet veya kamu kuruluşlarında kamu görevlisi veya diğer kamu personeli olarak görev alamazlar ve bunların herhangi bir yüklenme işini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kabul edemezler.

(2) Milletvekilliği ile bağdaşmayan diğer görevler ve işler yasa ile düzenlenir.

     Milletvekillerinin Ödenekleri

Madde 87

(1) Milletvekillerinin maaşları, temsil ve hayat pahalılığı ödenekleri ve yollukları yasa ile düzenlenir.  Maaşın aylık tutarı, en yüksek kamu görevlisinin almakta olduğu aylık maaş miktarına eşit olur.  Yolluk ve temsil ödeneğinin toplamı ise, yıllık maaş tutarının yarısını aşamaz.

(2) Cumhuriyet Meclisi Başkanlık Divanı başkan ve üyelerine, yasada belirlenecek miktarda ek ödenek verilir.

     Cumhuriyet Meclisi Seçimlerinin Yenilenmesi

Madde 88

(1) Cumhuriyet Meclisi, kendi seçiminin yenilenmesine, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar verebilir.  Çekimser ve geçersiz oylar sadece toplantı yetersayısına dahil olur; karar yetersayısı bakımından dikkate alınmaz.

(2) Cumhurbaşkanı, bu Anayasanın 106. maddesinin (2). fıkrası kurallarına uygun olarak, altmış günlük süre içinde cumhuriyet Meclisi çoğunluğuna dayalı bir Bakanlar Kurulunun atanmasına olanak bulunmaması halinde, Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir.

(3) Bu Anayasanın 109. maddesi uyarınca, Bakanlar Kurulunun bir yıllık süre içinde, güven oyu alamama veya güvensizlik oylaması sonucu üç kez düşmüş veya düşürülmüş olması halinde, Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir.

(4) Cumhurbaşkanı, yukarıdaki (2). ve (3). fıkra kuralları uyarınca Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermeden önce, gerekli gördüğü takdirde, halkoylamasına başvurabilir.

(5) Cumhurbaşkanı, seçimlerin yenilenmesini veya halkoylamasına başvurulmasını kararlaştırırken, Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Bakanlar Kurulu ve Cumhuriyet Meclisinde grubu bulunan siyasal parti başkanlarının görüşlerini alır.

İKİNCİ BÖLÜM

          Yasaların Yapılması

 

      Yasa ve Kararların Yapılması ile İlgili Genel Kurallar

Madde 89

(1) Yasa ve karar önermeye, Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri yetkilidir.

Yasa ve karar tasarı ve önerilerinin Cumhuriyet Meclisinda görüşülme usul ve esasları İçtüzükle düzenlenir.

(2) Yasa tasarı ve önerilerinin halkın bilgisine nasıl sunulacağı İçtüzükle düzenlenir.

      Uluslararası Andlaşmaları Uygun Bulma

Madde 90

(1) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle veya uluslararası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması Cumhuriyet Meclisinin onaylamayı bir yasa ile uygun bulmasına bağlıdır.

(2) Ekonomik, ticari veya teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi bir yılı aşmayan andlaşmalar, Devlet maliyesi bakımından yüklenme getirmemek, kişi hallerine ve yurttaşların yabancı memleketlerdeki mülkiyet haklarına dokunmamak koşuluyla, yayımlanma ile yürürlüğe konabilir.  Bu takdirde, bu andlaşmalar, yayımlanmalarından başlayarak bir ay içinde Cumhuriyet Meclisinin bilgisine sunulur.

(3) Uluslararası bir andlaşmaya dayanan uygulama andlaşmaları ile yasanın verdiği yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticari, teknik veya idari andlaşmaların Cumhuriyet Meclisince uygun bulunması zorunluluğu yoktur; ancak bu şekilde yapılan ekonomik ve ticari andlaşmalarla gerçek kişilerin haklarını ilgilendiren andlaşmalar, yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz.

(4) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yasalarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında, (1). fıkra kuralları uygulanır.

(5) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmalar yasa hükmündedir.  Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemeye başvurulamaz.

      Savaş Hali İlanı ve Silahlı Kuvvetlerin Kullanılmasına İzin Verme

Madde 91

(1) Uluslararası hukukun meşru saydığı durumlarda savaş hali ilanına ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin taraf olduğu uluslararası andlaşmaların veya nezaket kurallarının gerektirdiği durumlar dışında Silahlı Kuvvetlerin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunmasına izin verme yetkisi Cumhuriyet Meclisinindir.

(2) Ülkenin ani bir silahlı saldırıya uğraması ve Cumhuriyet Meclisinin toplanamaması nedeniyle, silahlı kuvvet kullanılmasına derhal karar verilmesinin kaçınılmaz olması halinde, saldırının yapıldığı anda, silahlı kuvvet kullanılmasına karar vermeye Cumhurbaşkanı da yetkilidir.  Cumhurbaşkanı bu kararını, derhal Cumhuriyet Meclisinin bilgisine sunar.  Cumhuriyet Meclisi ilk fırsatta toplanarak bu konuda gerekli kararları alır.

Bütçenin Hazırlanması, Uygulanması, Görüşülmesi ve Kabulü

Madde 92

(1) Devletin ve kamu iktisadi teşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamaları yıllık bütçelerle yapılır.

(2) Bütçenin hazırlanması ve uygulanmasına ilişkin kurallar yasa ile düzenlenir.

(3) Bütçe yasasına, bütçe ile ilgili kurallar dışında hiçbir kural konulamaz.

(4) Bütçe tasarısı, Bakanlar Kurulunca mali yılbaşından en az iki ay önce Cumhuriyet Meclisine sunulur.

(5) Bütçe Komitesi, en geç bir ay içinde, bütçe konusundaki çalışmalarını tamamlar.

(6) Milletvekilleri, bütçe tasarısının Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında, giderleri artırıcı veya gelirleri azaltıcı önerilerde bulunamazlar.

(7) Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi tarafından kabul edilen bütçe yasasının on gün içinde Resmi Gazete’de yayımlar.

     Kesin Hesaplar

Madde 93

Kesin hesap yasa tasarıları, yasada daha kısa bir süre kabul edilmemiş ise, ilgili oldukları mali yılın sonundan başlayarak en geç bir yıl içinde, Bakanlar Kurulunca Cumhuriyet Meclisine sunulur.  Sayıştay, genel uygunluk bildirimini, ilişkin olduğu kesin hesap yasa tasarısının verilmesinden başlayarak en geç altı ay içinde Cumhuriyet Meclisine sunar.

      Yasaların Cumhurbaşkanınca Yayımlanması

Madde 94

(1) Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisince kabul edilen yasaları on beş gün içinde Resmi Gazete’de yayımlar.  Yayımlanmasını uygun bulmadığı yasaları bir daha görüşülmek üzere gerekçesi  ile birlikte aynı süre içinde Cumhuriyet Meclisine geri gönderir.

(2) Cumhuriyet Meclisi, geri gönderilen yasaları, değiştirerek veya aynen, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kabul ederse, yasa Cumhurbaşkanınca yayımlanır.  Çekimser oylar karar yetersayısı bakımından dikkate alınmaz.

(3) Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisince kabul edilen yasaları, yayımlanma süresi  içinde, Bakanlar Kurulunun  istemi üzerine halkoylamasına sunar.  Halkoylamasında kabul edilen yasalar, kabul tarihinden başlayarak on gün içinde Resmi Gazete’de yayımlanır.

(4) Cumhurbaşkanı, 146. maddedeki yetkisini, on beş günlük süre içinde kullanabilir.  Bu takdirde, 146. madde kuralları uygulanır.

     Kararların İlanı

Madde 95

(1) Cumhuriyet Meclisinin aşağıdaki konularda alacağı kararlar, kararın içeriğinde aksine kural yoksa, derhal yürürlüğe girer ve Cumhuriyet Meclisi Başkanınca on gün içinde Resmi Gazete’de ilan edilir:

(a) Savaş ilanına ilişkin kararlar;

(b) Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetleme ve güvenoyu ile güvensizlik konularındaki kararlar;

(c) Seçimlerin yenilenmesine veya ertelenmesine ilişkin kararlar;

(ç) Milletvekilliğinin sona ermesine ilişkin kararlar;

(d) Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin kararlar;

(e) Meclis içi seçim sonuçları;

(f) Cumhurbaşkanının, Başbakanın veya bakanların Yüce Divana sevki ile ilgili kararlar;

(g) Kamu iktisadi teşebbüslerinin denetimine ilişkin kararlar;

(h) Olağanüstü durum ve sıkıyönetim kararları;

(ı) Kalkınma planlarının onaylanmasına ilişkin kararlar.

(2) Yukarıdaki (1). fıkra kapsamı dışında kalan genel nitelikli Meclis kararlarının ilanı, yasaların ilanı gibi işlem görür.

(3) Cumhuriyet Meclisi, İçtüzüğünün uygulanmasına, Meclisin iç düzenine ve çalışmalarına ilişkin olup, Cumhuriyet Meclisi tarafından yayımlanmasına karar verilen kararlar, yukarıdaki (1). fıkra uyarınca, Cumhuriyet Meclisi Başkanı tarafından yayımlanır.

(4) Yukarıdaki (1). fıkranın (ç), (d) ve (h) bendlerinde yer alan kararlar dışında kalan kararlara karşı mahkemeye başvurulamaz ve Anayasa Mahkemesinde iptal davası açılamaz.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Cumhuriyet Meclisinin Bilgi Edinme ve Denetim Yolları

 

     Genel Olarak Bilgi Edinme ve Denetleme Yetkisi

Madde 96

          Soru, genel görüşme, meclis araştırması, meclis soruşturması ve güven oylaması Cumhuriyet Meclisinin yetkilerindendir.

      Soru ve Genel Görüşme

Madde 97  

(1) Soru, Bakanlar Kurulu adına sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere Başbakan veya bakanlardan belli bir konuda bilgi istemekten  ibarettir.  Başbakan ve bakanlar herhangi bir soruya en geç otuz gün içinde yanıt verir.

(2) Genel görüşme, bir milletvekilinin önergesi ve bunun Cumhuriyet Meclisince kabulü üzerine, belli bir konuda yapılan görüşme demektir.  Genel görüşme sonunda oylama yapılmaz.

      Araştırma ve Soruşturma

Madde 98

(1) Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemeden ibarettir.

(2)  (a)  Başbakan ve bakanlar hakkında yapılacak soruşturma istemleri en az dokuz milletvekili tarafından imzalanmış olmalıdır.

(b)  Soruşturma istemleri Cumhuriyet Meclisince görüşülür ve karara bağlanır.

(c)  Soruşturma, milletvekillerinden kurulu özel bir komitece yürütülür.

(ç)  Cumhuriyet Meclisi, Soruşturma Komitesinin raporunu görüştükten sonra, üye tamsayısının en az üçte ikisinin vereceği kararla, Başbakan veya Bakanları suçlayabilir.

(d)  Başbakan ve bakanlar Yüce Divanda yargılanır.

(e)  Cumhuriyet Meclisindeki siyasal parti gruplarında, Meclis Soruşturması ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.

(3)  Cumhuriyet Meclisi Araştırma ve Soruşturma Komiteleri, araştırma ve soruşturma ile ilgili her türlü belgeyi görmeye, bilgi almaya, tanık çağırmaya ve onları sorguya çekmeye yetkilidir.

Araştırma ve Soruşturma Komitelerince istenen bilgi ve belgeleri vermeyen ve Komite çağrılarına uymayanlar hakkında uygulanacak yaptırımlar ve diğer esaslar yasa ile düzenlenir.

DÖRDÜNCÜ KISIM

Yürütme

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Cumhurbaşkanı

      Cumhurbaşkanı

Madde 99

(1)  Cumhurbaşkanı beş yıllık bir süre için seçilir. Cumhurbaşkanı adaylarının aşağıdaki nitelikleri taşıması gerekir:

(a)  Milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olmak;

(b)  Yüksek öğrenim yapmış olmak;

(c)  Otuz beş yaşını doldurmuş bulunmak;

(ç)  Türk ana ve babadan doğmuş olmak ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşı olmak; ve

(d)  En az beş yıldan beri daimi ikametgâhı Kıbrıs’ta bulunmuş olmak.

(2)  Bir adayın Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için, kullanılan geçerli oyların salt çoğunluğunu alması gerekir.  Hiçbir aday salt çoğunluk sağlayamazsa, seçim yedi gün sonra en çok oy alan iki aday arasında yinelenir.  Bu takdirde, en çok oy alan aday Cumhurbaşkanı seçilir.

(3)  Cumhurbaşkanı, resmi görevleri dışında hiçbir iş yapamaz;  Devlet veya kamu kuruluşlarının herhangi bir yüklenme işini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kabul edemez.

(4)  Cumhurbaşkanının maaşı, temsil ve hayat pahalılığı ödeneği ve yollukları yasa ile düzenlenir.

      Cumhurbaşkanının Andiçmesi

Madde 100

          Cumhurbaşkanı, görevine başlarken Cumhuriyet Meclisi önünde aşağıdaki şekilde andiçer:

“Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa ve yasalara bağlılıktan ayrılmayacağıma; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma; namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”

 

     Cumhurbaşkanının Partisi ile İlişkisi

          Madde 101

Cumhurbaşkanı partili ise, partisinin kararları ile bağlı değildir, bağımsız hareket eder.  Cumhurbaşkanlığı ile parti başkanlığı aynı kişide birleşemez.

      Cumhurbaşkanının Yetki ve Görevleri

Madde 102

(1)  Cumhurbaşkanı Devletin başıdır.  Bu sıfatla, Devletin ve toplumun birliğini ve bütünlüğünü temsil eder.

(2)  Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Anayasasına saygıyı, kamu işlerinin kesintisiz ve düzenle yürütülmesini ve Devletin devamlılığını sağlar.

(3)  Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi adına Cumhuriyet Silahlı Kuvvetleri Başkomutanlığını temsil eder.

(4)  Cumhurbaşkanı, bu Anayasa ve yasalarla kendisine verilen diğer yetkileri kullanır ve görevlerini tarafsız olarak yerine getirir.

      Cumhurbaşkanının Sorumsuzluğu ve Sorumluluğu

Madde 103

(1)  Cumhurbaşkanı, görevleri ile ilgili işlemlerinden sorumlu değildir.  Cumhurbaşkanı ile birlikte imzalanan kararnamelerden, imzası bulunan başbakan ve ilgili bakanlar sorumludur.

(2)  Cumhuriyet Meclisi, Cumhurbaşşkanını vatan hainliğinden dolayı, üye tamsayısının en az üçte ikisinin vereceği kararla suçlayabilir.

(3)  Cumhurbaşkanı Yüce Divanda yargılanır.  Yüce Divanın suçlamayı yerinde görmesi halinde Cumhurbaşkanlığı görevi sona erer; suçlu bulunmazsa, görevine yeniden döner.

(4)  Cumhuriyet Meclisinin suçlama kararı üzerine, Cumhurbaşkanı görevine devam edemez.  Bu takdirde, 105. madde kuralları uygulanır.

(5)  Cumhurbaşkanı makamının manevi kişiliği tahkir edilemez.

Cumhurbaşkanlığının Boşalması

Madde 104

(1)  Cumhurbaşkanlığı, ölüm veya geçici olanların dışında görev başında bulunamama halinde veya Yüksek Mahkeme Başkanlığına gönderilen yazılı istifa ile boşalır.

(2)  Cumhurbaşkanının sağlık nedeni ile görevini devamlı olarak yapamayacak bir duruma gelmesi halinde, Bakanlar Kurulu, durumu Yüksek Mahkeme Başkanlığına bildirir.  Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkeme, Cumhurbaşkanının görevini devamlı olarak yapamayacağına karar verirse, Cumhurbaşkanlığı boşalmış sayılır.

(3)  Cumhurbaşkanlığı boşaldığında, boşalma tarihinden başlayarak kırk beş günü geçmeyen bir süre içinde yapılacak seçimle Cumhurbaşkanlığı doldurulur.

      Cumhurbaşkanlığına Vekillik Etme

Madde 105

(1)  Cumhurbaşkanının hastalık veya yurt dışına çıkma gibi nedenlerle geçici olarak görevinden ayrılması halinde, görevine dönünceye kadar, herhangi bir nedenle Cumhurbaşkanlığının boşalması halinde de yenisi seçilinceye kadar, Cumhuriyet  Meclisi Başkanı, Cumhurbaşkanlığına vekillik eder.

(2)  Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Cumhurbaşkanlığına vekillik ettiği süre içinde, bu Anayasanın 88. maddesinde sayılan yetkileri kullanamaz.

İKİNCİ BÖLÜM

Bakanlar Kurulu

 

      Bakanlar Kurulunun Oluşumu

Madde 106

(1)  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, Başbakan ve bakanlardan oluşur.  Başbakan, bu madde kuralları çerçevesinde, Cumhurbaşkanınca, milletvekilleri arasından görevlendirilir.

(2)  Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulunu kurma görevini, güvenoyu alabilecek bir grup başkanına veya milletvekiline verir.

Bakanlar Kurulunu kurma görevi alan her milletvekili, bu görevini en geç on beş gün içinde tamamlamak veya görevi geri vermekle yükümlüdür.

(3)  Cumhurbaşkanı, yukarıdaki (2). fıkra kurallarına göre Başbakanı ve Başbakanın önerisi üzerine bakanları atar;  Başbakanın istemi üzerine, bakanlardan herhangi birinin görevine son verir.

(4)  Bakanlar, milletvekili olmayan kişiler arasından da atanabilir.  Ancak bu gibi kişilerin milletvekili seçilme niteliklerine sahip olması gerekir.

(5)  Başbakan ve bakan olan milletvekilleri, Cumhuriyet Meclisi üyeliğini kaybetmezler.  Bakanlar Kuruluna Cumhuriyet Meclisi dışından girmiş olan bakanları yasama dokunulmazlığından aynen yararlanırlar. fakat Cumhuriyet Meclisinde oy kullanamazlar.

(6)  Yeni Bakanlar Kurulu Cumhurbaşkanınca atanıncya kadar, mevcut Bakanlar Kurulu görevine devam eder.

      Başbakanın Görev, Yetki ve Sorumluluğu

Madde 107

(1)  Başbakan, bakanlıklar arası işbirliğini, Bakanlar Kurulunun genel siyasetinin yürütülmesini ve yasaların uygulanmasını sağlar.

(2)  Başbakan, bakanların görevlerinin Anayasa ve yasalara uygun olarak yerine getirilmesini gözetmek, Bakanlar Kurulunun çalışma düzenini  ve disiplinini sağlamak ve düzeltici önlemleri almakla yükümlüdür.

(3)  Başbakan, Bakanlar Kurulunun programından ve uygulanmasından veya önemli bir politika girişiminden, Cumhuriyet Meclisine karşı sorumludur.

(4)  Bakanlar Kuruluna Başbakan başkanlık eder.  Cumhurbaşkanı gerekli gürdüğü hallerde veya Başbakanın istemi üzerüne Bakanlar Kuruluna başkanlık edebilir.  Cumhurbaşkanı oy kullanamaz.

(5)  Başbakan, resmi görevleri dışında başka bir iş yapamaz; Devletin ve kamu kuruluşlarının herhangibir yüklenme işini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kabul edemez.

Başbakanın maaşı, temsil ve hayat pahalılığı ödeneği ve yollukları yasa ile düzenlenir.

(6)  Başbakan bu Anayasa ve yasalarla kendisine verilen diğer yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.

      Bakanlıkların Kurulması

Madde 108

(1)  Bakanlıklar, Anayasanın öngördüğü sayı ve ilkelere uygun olarak Başbakanın önerisi ve Cumhurbaşkanının onayı ile Resmi Gazete’de yayımlanacak bir kararname ile kurulur ve kaldırılır.

Ancak, böyle bir kararname, ilgili Başbakanın güvenoyu alması halinde yürürlüğe girer.

(2)  Bakanlık sayısı hiçbir halde onu aşamaz.  Bakanlık merkez örgütünün kuruluşu ve hangi dairelerin ve hizmet birimlerinin hangi bakanlığa bağlanacağı, yasanın öngördüğü ilkelere uygun olarak çıkarılacak tüzükle düzenlenir.

(3)  Açık olan bakanlıklarla izinli veya özürlü olan bir bakana, diğer bir bakan geçici olarak vekillik eder.  Ancak, bir bakan birden fazla bakana vekillik edemez.

(4)  Cumhuriyet Meclisi kararı ile Yüce Divana verilen bir bakan, bakanlıktan düşer.  Başbakanın Yüce Divana verilmesi halinde Bakanlar Kurulu istifa etmiş sayılır.

(5)  Herhangi bir nedenle boşalan bakanlığa, en geç on gün içinde atama yapılır.

Bakanlar Kurulunun Göreve Başlaması ve Sorumluluğu

Madde 109

(1)  Cumhurbaşkanınca atanan Bakanlar Kurulunun listesi, tam olarak,  Cumhuriyet Meclisine sunulur.  Cumhuriyet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağrılır.  Bakanlar Kurulunun programı, atanma tarihinden başlayarak en geç bir hafta içinde, Başbakan veya bir bakan tarafından, Cumhuriyet Meclisinde okunur.

(2)  Programın Cumhuriyet Meclisinde okunmasından sonra güvenoyuna başvurulur.  Güvenoyu için görüşmeler programın okunmasından iki tam gün geçtikten sonra başlar ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçtikten sonra oylama yapılır.  Güvenoyu alan Bakanlar Kuruluna karşı, güven oylamasından sonra üç ay geçmedikçe güvensizlik önergesi verilemez.

(3)  Başbakana karşı güvensizlik önergesi, en az dokuz milletvekili tarafından verilebilir.  Bir güvensizlik önergesinin reddedilmesi tarihinden üç ay geçmedikçe güvensizlik önergesi verilemez.

Güvensizlik önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı, verilişinden sonraki ikinci birleşimde karara bağlanır.  Güvensizlik önergesi üzerine yapılan genel görüşmeler bittikten sonra, aradan bir tam gün geçmedikçe güvensizlik önergesi oylanamaz.

(4)  Başbakan gerekli görürse, Bakanlar Kurulunda görüştükten sonra, Cumhuriyet Meclisinden herhangi bir zaman güven isteyebilir.  Güven istemi, Cumhuriyet Meclisine bildirilmesinden bir tam gün geçmedikçe görüşülemez ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçmedikçe oya konulamaz. Güven istemi, ancak üye tamsayısının salt çoğunluğuyla reddedilebilir.

(5)  Bakanlar Kurulu üyelerinin çoğunluğunun otuz günlük bir süre içinde değişmesi halinde, Başbakan tarafından güvenoyuna başvurulur.

(6)  Güvenoyu alamayan veya güven istemi reddedilen veya hakkında verilen güvensizlik önergesi üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kabul edilen Başbakan istifasını Cumhurbaşkanına sunar.

      Bakanların Görev, Yetki ve Sorumluluğu

Madde 110

(1)  Her bakan, Başbakana karşı sorumlu olup, ayrıca kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden sorumludur.

(2)  Her bakan, bakanlık merkez örgütü ile bakanlığına bağlı dairelerin ve hizmet birimlerinin en üst hiyerarşik amiridir.

(3)  Her bakanın yürütme görevi aşağıdaki konuları da kapsar:

(a)  Bakanlığını ilgilendiren yasaları uygulamak ve normal olarak bakanlığının yetki çevresine giren tüm konu ve işleri yönetmek;

(b)  Başbakana ve Bakanlar Kuruluna sunulmak üzere bakanlığını ilgilendiren kararname, tüzük ve yönetmelikleri hazırlamak;

(c)  Kendi bakanlığını ilgilendiren herhangi bir yasa ve bu yasalara uygun olarak çıkarılan tüzük ve yönetmeliklerin uygulanabilmesi için yönerge, genelge ve benzeri metinleri yayınlamak;

(ç)  Bakanlar Kuruluna sunulmak üzere Cumhuriyet Bütçesinin kendi bakanlığına ait kısmını hazırlamak ve uygulamak.

(4)  Bakanlar, resmi görevleri dışında başka bir iş yapamaz; Devletin ve kamu kuruluşlarının herhangi bir yüklenme işini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kabul edemez.

Bakanların maaşları, temsil ve hayat pahalılığı ödenekleri ve yollukları yasa ile düzenlenir.

(5)  Bakanlar, yürürlükteki mevzuatın, Başbakanın ve Bakanlar Kurulunun kendilerine verdiği diğer yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.

     Cumhuriyet Güvenlik Kurulu

Madde 111

(1)  Cumhuriyet Güvenlik Kurulu, Cumhurbaşkanının başkanlığında, Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Başbakan, Savunma, İçişleri ve Dışişleri Bakanları ile Silahlı Kuvvetler Komutanı ve Emniyet Genel Müdüründen kurulur.

Gündemin özelliğine göre, Kurul toplantılarına diğer ilgili bakan ve kişiler, Başbakanın istemi üzerine çağrılıp görüşleri alınabilir.  Kurulda sekreterlik görevleri Başbakanlık örgütünce yürütülür.

(2)  Cumhuriyet Güvenlik Kurulu, Devletin ve yurdun güvenlik politikasının saptanması ve uygulanması ile ilgili kararların alınması ve gerekli eşgüdümün sağlanması konusundaki görüşlerini Bakanlar Kuruluna bildirir.  Kurulun, Devletin varlığı ve bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği, toplumun huzur ve güvenliğinin korunması hususunda alınmasını zorunlu gördüğü önlemlere ait kararlar, Bakanlar Kurulunca öncelikle dikkate alınır.

     Yasa Gücünde Kararname

Madde 112

(1)  Ekonomik konularda, ivedilik varsa, Bakanlar Kurulu yasa gücünde kararname çıkarabilir.  Yasa gücünde kararname, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer ve aynı gün, gerekçesi ile birlikte Cumhuriyet Meclisine sunulur.

(2)  Cumhuriyet Meclisine sunulan yasa gücünde kararnameler, İçtüzüğün, yasaların görüşülmesi için koyduğu kurallara göre komitelerde ve Genel Kurulda, diğer bütün konulardan önce, öncelik ve ivedilikle görüşülüp karara bağlanır.

(3)  Meclis bu konudaki kararlarını doksan gün içinde verir.

(4)  Bu maddede öngörülen yasa gücünde kararnameler ile, yeni mali yükümlülükler getirilemez, kişisel ve siyasal hak ve özgürlükler kısıtlanamaz.

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Yönetsel Kurallar

 

     Devlet Yönetimi

Madde 113

(1)  Devlet yönetimi, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve yasa ile düzenlenir.

(2)  Devlet yönetiminin kuruluş ve görevleri merkezden yönetim ve yerinden yönetim ilkelerine göre yürütülür.

(3)  Kamu tüzel kişiliği ancak yasa ile veya yasanın açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur.

     Yüksek Yönetim Denetçisi (Ombudsman)

Madde 114

(1)  Yönetimin herhangi bir hizmet veya eyleminin, yürürlükteki mevzuata ve mahkeme kararlarına uygun olarak yapılıp yapılmadığını veya herhangi bir  yürütsel veya yönetsel birim veya görevli tarafından veya onlar adına yapılan herhangi bir hizmet veya eylemi denetlemek, soruşturmadaki yetkililere rapor sunmak veya yasada belirlenecek diğer görevleri yerine getirmek amacı ile, Cumhurbaşkanlığınca, Meclisin onayı ile, bir Yüksek Yönetim Denetçisi atanır.

(2)  Yüksek Yönetim Denetçisinde aranan nitelikler, yetki ve görevleri Yasa ile düzenlenir.

Yüksek Yönetim Denetçisinin görevden alınma koşulları, bir Yüksek Mahkeme üyesine uygulanan koşullara denk tutulur.

(3)  Yargı organları ile dış politikayı ve ülke savunmasını ilgilendiren konular Yüksek Yönetim Denetçisinin yetki alanı dışındadır.

 

      Daire ve Hizmet Birimlerinin Kuruluşu

Madde 115

Dairelerin ve hizmet birimlerinin kuruluşu, görev ve yetkileri yasa ile düzenlenir.

     Merkezi Yönetim

Madde 116

          Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ülkesi, merkezi yönetim kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik koşullara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre yasa ile belirlenen bölümlere ayrılır.

      Yurt Savunması ve Silahlı Kuvvetlerin Kuruluşu

Madde 117

(1)  Yurt savunması, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetlerince sağlanır.

(2)  Yurdun güvenliğinin sağlanmasından ve silahlı kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, Cumhuriyet Meclisine karşı Bakanlar Kurulu sorumludur.

(3)  Silahlı Kuvvetler Komutanı, savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanlığı adına yerine getirir.

(4)  Silahlı Kuvvetler Komutanı, Savunma Bakanının önerisi ve Bakanlar Kurulunun kararı izlerine, Cumhurbaşkanınca atanır.

(5)  Savunma Bakanlığına bağlı silahlı kuvvetlerin ve bağlı komutanlıkların kuruluşu, görev, yetki ve sorumlulukları yasa ile düzenlenir.

     Polis Örgütü

Madde 118

(1)  Polis Örgütünün kuruluşu, görev, yetki ve sorumlulukları yasa ile düzenlenir.

(2)  Polis, demokratik hukuk devleti ilkelerine ve yurttaşların temel haklarına saygılı olarak Anayasa ve yasalar çerçevesinde görev yapmakla yükümlüdür.

     Yerel Yönetimler

Madde 119

(1)  Yerel yönetimler, bölge, belediye veya köy ve mahalle halkının yerel ortak gereksinmelerini kaşılamak üzere kuruluş ilkeleri yasa ile belirtilen ve karar organları seçimle oluşturulan kamu tüzel kişileridir.

(2)  Yerel yönetimlerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak yasa ile düzenlenir.

(3)  Yerel yönetim organlarının seçimleri 68. maddedeki ilkelere uygun olarak dört yılda bir yapılır.

      Kamu Hizmeti ile İlgili Asıl ve Sürekli Görevlerin Yürütülmesi

Madde 120

(1)  Devletin genel yönetim ilkelerine göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği asıl ve sürekli görevler, kamu görevlileri eliyle yürütülür.

(2)  Kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kişilerinin, genel yönetim ilkelerine göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asıl ve sürekli görevler ise diğer kamu personeli eliyle yürütülür.

      Kamu Görevlileri ve Diğer Kamu Personeli ile İlgili Kurallar

Madde 121

(1)  Kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri yasa ile düzenlenir.

(2)  Kamu görevlilerinin atanmalarını,  onaylanmalarını, sürekli ve emeklilik hakkı kazandıran kadrolara yerleştirilmelerini, terfilerini, nakillerini, emekliye sevklerini, uyarma ve kınama cezasını gerektiren disiplin işlemleri dışında, azil ve görevden uzaklaştırma dahil diğer tüm disiplin işlemlerini yapmak üzere tarafsız ve bağımsız organ veya  organlar kurulur.  Bu organ veya organların kuruluş ve işleyişi, belirli kamu görevlileri kesimi için, hizmet özellikleri gözetilerek ayrı düzenlemeler yapılmasına olanak tanıyacak biçimde, yasa ile düzenlenir.

(3)  Diğer kamu personelinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri, bu personelin bağlı oldukları kurumlarca yürütülen hizmetlerin özelliklerine göre yasalarla düzenlenir.

(4)  Kamu görevlileri ile diğer kamu personeli hakkında yapılacak disiplin kovuşturmalarında isnat olunan hususun ilgiliye açıkça ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve savunma için belli bir süre tanınması gereklidir.  Bu ilkelere uyulmadıkça, disiplin cezası verilemez ve disiplin kararları yargı mercilerinin denetimi dışında bırakılamaz.

Yargıçlar ve savcılar hakkında bu Anayasanın kuralları saklıdır.

(5)  Üst kademe yöneticiliği yapan kamu görevlileri, ilgili Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanının imzalarını taşıyan üçlü kararname ile atanırlar.  Bu konudaki kurallar yasa ile düzenlenir.

(6)  Cumhuriyet Meclisi seçim gününün Resmi Gazete’de ilanından başlayarak, seçim sonrasında yeni Bakanlar Kurulunun göreve başlayacağı güne kadar, kamu hizmetlerinde, kamu kuruluşlarında ve kamu iktisadi teşebbüslerinde, işçi dışında atama yapılamaz; terfi, nakil ve barem ayarlamaları tamamen durdurulur.

Bu kuralların nasıl ve hangi koşullarla uygulanacağı yasa ile düzenlenir.

     Tüzük ve Yönetmelikler

Madde 122

          Anayasa ve yasa açıkça yetki vermedikçe Devletin hiçbir organı, tüzük yapamaz ve yürürlüğe koyamaz.  Yönetmelikler de ancak tüzüklere uygun olarak yapılır ve yürürlüğe konur.

      Yasa Dışı Emirler

Madde 123

(1)  Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, tüzük, yasa veya Anayasa kurallarına aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı emri verene bildirir.  Ancak, üstü emrinde direnir ve bu emrini yazı ile yinelerse, emir yerine getirilir; bu durumda emri yerine getiren sorumlu olmaz.

(2)  Konusu suç oluşturan emir, hiçbir şekilde yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.

(3)  Askeri hizmetlerin görülmesi ve ivedi durumlarda kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için yasa ile gösterilen istisnalar saklıdır.

 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Olağanüstü Durumlar

 

      Tabii Afet ve Ağır Ekonomik Bunalım Nedeniyle Olağanüstü Durum İlanı

Madde 124

Tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi üç ayı geçmemek üzere, olağanüstü durum ilan edebilir.

      Şiddet Olaylarının Yaygınlaşması ve Kamu Düzeninin Ciddi Şekilde Bozulması Nedenleriyle Olağanüstü Durum İlanı

Madde 125

Anayasa ile kurulan özgür demokratik düzeni veya temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Cumhuriyet Güvenlik Kurulununda görüşünü aldıktan sonra, yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi üç ayı geçmemek üzere, olağanüstü durum ilan edebilir.

      Olağanüstü Durumlarla İlgili Düzenleme

Madde 126

(1)  Anayasanın 124. ve 125. maddeleri uyarınca olağanüstü durum ilanına karar verilmesi halinde, bu karar Resmi Gazete’de yayımlanır ve derhal Cumhuriyet Meclisinin onayına sunulur.  Cumhuriyet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağrılır.  Cumhuriyet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğu ile, olağanüstü durum kararını veya süresini değiştirebilir; olağanüstü durumu kaldırabilir; Bakanlar Kurulunun istemi üzerine her defasında iki ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilir.

(2)  Herhangi bir olağanüstü durum ilânında, ancak olağanüstü durumu oluşturan nedenlerin giderilmesi ile sınırlı olarak sözü edilen olağanüstü durumun devamı süresince yürürlüğü kısmen veya tamamen durdurulan Anayasa maddeleri açıkca gösterilir.

Ancak, bu gibi herhangi bir olağanüstü durum ilânında,, Anayasanın aşağıda öngörülen maddelerinin yürürlüğü durdurulabilir:

  1. madde; 20. madde; 21. madde; 22. madde; 24. madde; 32. madde; 33. madde; 41. maddenin (5). fıkrasının (ç) bendi; 42. madde; 48. madde; 49. maddenin (3). fıkrası; 53. madde ve 54. madde.

      Sıkıyönetim, Seferberlik ve Savaş Hali

Madde 127

(1)  Anayasanın tanıdığı özgür demokratik düzeni veya temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelen veya olağanüstü durum ilanını gerektiren hallerden daha vahim şiddet hareketlerinin yaygınlaşması veya savaşhali, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, ayaklanma olması veya yurda veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanın veya ülkenin ve halkın bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması nedenleriyle, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Cumhuriyet Güvenlik Kurulunun da görüşünü aldıktan sonra, süresi üç ayı geçmemek üzere, yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde sıkıyönetim ilan edebilir.  Bu karar, derhal Resmi Gazete’de yayımlanır ve derhal Cumhuriyet Meclisinin onayına sunulur.  Cumhuriyet Meclisi, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile sıkıyönetim kararını değiştirebilir, gerekli gördüğü takdirde sıkıyönetim süresini uzatabilir, kısaltabilir veya sıkıyönetimi kaldırabilir.

(2)  Sıkıyönetimin her defasında iki ayı geçmemek üzere uzatılması, Cumhuriyet Meclisinin kararına bağlıdır.  Savaş hallerinde bu süre aranmaz.

(3)  Sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hallerinde, hangi kuralların uygulanacağı ve işlemlerin nasıl yürütüleceği, Yönetim ile olan ilişkiler, özgürlüklerin nasıl kısıtlanacağı veya durdurulacağı ve savaş veya savaşı gerektirecek bir durum başgöstermesi halinde yurttaşlar için getirilecek yükümlülükler yasa ile düzenlenir.

Ancak, savaş hali dışında sıkıyönetim ilanında, sıkıyönetimi gerektiren nedenlerin giderilmesi ile sınırlı olmak koşuluyla, sıkıyönetim süresince yürülüğü kısmen veya tamamen durdurulan Anayasa maddeleri açıkça gösterilir ve böyle bir sıkıyönetim ilanında, sadece Anayasanın 126. maddesinin (2). fıkrasında belirtilen maddelerin yürürlüğü durdurulabilir.

      Olağanüstü Durum ve Sıkıyönetim Süresince Yasa Gücünde Kararname       Çıkarma Yetkisi

Madde 128

(1)  Olağanüstü durum ve sıkıyönetim  süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü durumun veya sıkıyönetimin gerekli kıldığı konularda, yasa gücünde kararname çıkarabilir.  Bu kararnameler, Resmi Gazete’de yayımlanır ve derhal Cumhuriyet Meclisinin onayına sunulur.  Bu kararnameler, Cumhuriyet Meclisinin üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu ile reddedilmedikçe, olağanüstü durum ve sıkıyönetim süresince yürürlükte kalır.

(2)  Bu şekilde sunulan yasa gücünde kararnameler hakkında 112. maddenin (2). ve (3). fıkra kuralları da uygulanır.

 

BEŞİNCİ BÖLÜM

Kuruluşlar

     Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları

Madde 129

(1)  Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, yasa ile kurulur ve organları kendileri tarafından ve kendi üyeleri arasından seçilir.

(2)  Bu kuruluşların seçilmiş organları, bir yargı mercii kararına dayanmak-sızın, geçici veya sürekli olarak görevlerinden uzaklaştırılamazlar.

(3)  Meslek kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri demokratik ilkelere aykırı olamaz.

     Radyo, Televizyon ve Haber Ajansları

Madde 130

(1)  Radyo ve televizyon istasyonlarının kuruluş ve yönetimleri yasa ile düzenlenir.

(2)  Her türlü radyo ve televizyon yayınları, tarafsızlık ilkelerine göre yapılır.

(3)  Haber ve programların seçiminde, sunulmasında, kültür ve eğitime yardımcılık görevinin yerine getirilmesinde, insan haklarına dayanan demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin, ulusal güvenliği, genel ahlakın gereklerine uyulması, haberlerin doğruluğunun sağlanması ilkeleri ile organların seçimi, yetki, görev ve sorumlulukları yasa ile düzenlenir.

(4)  Devlet tarafından kurulan veya Devletten mali yardım alan haber ajansları da yukarıdaki kurallara uymakla yükümlüdürler.

(5)  Siyasal partilerin radyo, televizyon, haber ajansları ve benzeri Devlet kuruluşlarından yararlandırılmaları yasa ile düzenlenir.

(6)  Seçim veya halkoylamasına katılan siyasal partilerin Devlet radyo ve televizyonundan propaganda ve seçim konuşmaları yapmaları yasa ile düzenlenir.

      Vakıflar Örgütü ve Din İşleri Dairesi

Madde 131

(1)  Vakıf Kuruluşu ve Temel Evkaf Kuralları (Ahkamül Evkaf), bu Anayasaca tanınır.

(2)  Vakıf kuruluşlarına veya vakıflara veya camilere ve diğer herhangi bir islam dini kuruluşuna ait mallar da dahil olmak üzere, vakıf malları ilgilendiren veya herhangi bir suretle bunları etkileyen bütün konular, münhasıran Temel Evkaf Kuraları (Ahkamül Evkaf), yürürlükteki mevzuat ve bu Anayasa yürürlüğe girdikten sonra Cumhuriyet Meclisince yapılan yasalara bağlıdır.

(3)  Geliri Vakıflar Örgütüne ait olan vakıflar, her türlü vergiden bağışık tutulur.

(4)  Vakıflar Örgütü ile Din İşleri Dairesinin kuruluşu ve işleyişi yasa ile düzenlenir ve yasada gösterilen görevleri yerine getirir.

(5)  Dini hizmetlerin yürütülmesinde ve bu hizmetlerin giderlerinin karşılanmasında Devlet, Vakıflar Örgütüne yardımcı olur.

ALTINCI BÖLÜM

Ekonomik ve Mali Kurallar

 

     Mali Denetim

Madde 132

(1)  Mali denetim organı olan Sayıştay, kamu gelir ve giderlerini denetler ve sonucu bir raporla Cumhuriyet Meclisine ve Bakanlar Kuruluna bildirir.  Mali konularda Cumhuriyet Meclisine ve Bakanlar Kuruluna yardım eder.

(2)  Sayıştayın başkan ve üyelerinin nitelikleri, atanmaları, kuruluş ve işleyişi yasa ile düzenlenir.

     Kamu İktisadi Kuruluşlarının Denetimi

Madde 133

Kamu iktisadi kuruluşlarının gelir ve giderlerinin denetlenmesi yasa ile düzenlenir.

      Kalkınma ve Planlama

Madde 134

(1)  Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınma, plana bağlanır.  Kalkınma bu plana göre gerçekleştirilir.

(2)  Planlama ile ilgili örgütün kuruluş ve görevleri, planın hazırlanmasında, yürürlüğe konmasında, uygulanmasında ve değiştirilmesinde gözetilecek ilkeler ve planın bütünlüğünü bozacak değişikliklerin önlenmesini sağlayacak önlemler yasa ile düzenlenir.

      Devletin Mali Yükümlülük Altına Konması ve Fon Kurulması

Madde 135

          Yasa açıkça yetki vermedikçe Devlet, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak hiçbir mali yükümlülük altına konamaz ve yasa ile kurulmadıkça hiçbir fon oluşturulamaz.

BEŞİNCİ KISIM

Yargı

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Kurallar

 

      Mahkemelerin Bağımsızlığı

Madde 136  

(1)  Yargıçlar, görevlerinde bağımsızdırlar, Anayasaya, yasaya ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlarına göre hüküm verirler.

(2)  Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında, mahkemelere ve yargıçlara emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

(3)  Görülmekte olan bir dava hakkında, Cumhuriyet Meclisinde yargı yetkisininin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz; görüşme yapılamaz veya herhangi bir demeçte bulunulamaz.  Yasama ve Yürütme organları ile Devlet Yönetimi makamları, mahkeme kararlarına uymak zorundadır.  Bu organ ve makamlar, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.

      Yargıçların Güvenceleri

Madde 137

(1) Yargıçlar görevlerinden uzaklaştırılamaz; kendileri istemedikçe, Anayasa gösterilen yaştan önce emekliye çıkarılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması yolu ile de olsa, kazanılmış haklarından yoksun bırakılamaz.

(2) Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlarla, görevlerini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar, meslekleri ile bağdaşmayan işler yapanlar ve meslekte kalmaları caiz olmadığına karar verilenler hakkında, yasa ile konan istisnalar saklıdır.

(3) Yargıçlar aleyhinde, yargısal görevleri sırasında ve yargısal işlemleri ile ilgili olarak söyledikleri söz ve eylemlerden dolayı, kovuşturmada bulunulamaz.

      Yargıçlık Mesleği

Madde 138

(1) Yargıçların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin veya görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleri ile ilgili suçlardan dolayı soruşturma yapılmasına ve yargılanmasına karar verilmesi, meslekten çıkarılmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve diğer özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine göre, yasa ile düzenlenir.

(2) Yüksek Mahkeme Başkanı ve yargıçları altmış beş yaşını, diğer yargıçlar altmış yaşını bitirinceye kadar görev yaparlar.

(3) Yargıçlar, yasada belirtilenlerden başka genel ve özel hiçbir görev alamaz; resmi görevleri dışında hiçbir iş yapamaz; Devlet veya kamu kuruluşlarının herhangi bir yüklenme işini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kabul edemezler.

      Duruşmaların Açık ve Kararların Gerekçeli Olması

Madde 139

(1) Mahkemelerde duruşmalar bu Anayasanın 17. maddesinin (3). fıkrası kuralları saklı kalmak koşuluyla herkese açıktır.

(2) Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.

      Küçüklerin Yargılanması

Madde 140

Küçüklerin yargılanması ve küçükler hakkında verilen kararların infazı konusunda yasa ile özel kurallar konabilir.

     Yüksek Adliye Kurulu

Madde 141

(1) Yüksek Adliye Kurulu aşağıdaki üyelerden oluşur:

(a) Yüksek Mahkemenin Başkan ve Yargıçları;

(b) Cumhurbaşkanının atayacağı bir üye;

(c) Cumhuriyet Meclisi’nin atayacağı bir üye;

(ç) Cumhuriyet Başsavcısı; ve

(d) Barolar Birliğinin seçeceği bir üye.

Yukarıdaki (b), (c) ve (d) bendlerinde belirtilen üyelerin görev süresi üç yıldır; süresi biten üye yeniden seçilebilir.

(2) Yüksek Adliye Kurulunun Başkanı, Yüksek Mahkeme Başkanıdır; Kurul kararlarının yerine getirilmesini sağlar.

(3) Yüksek Adliye Kurulu;

(a) Yargının genel işleyişi, düzenli çalışması, yargıçların ve mahkemelere bağlı kamu görevlilerinin görevlerine devamları, işlerin verimli bir biçimde yürütülmesi, yargıçların yetişmeleri ve mesleğin vakar ve onurunu korumaları yönünde gerekli önlemleri alır; ve

(b) Her takvim yılı sonunda yargı işlerinin durumu ve bunların yürütülmesinde aksaklık veya varsa nedenleri hakkında Cumhurbaşkanına, Cumhuriyet Meclisine ve Bakanlar Kuruluna rapor verir ve alınmasını gerekli gördüğü önlemler hakkında tavsiyelerde bulunur.

(4) Bu Anayasanın 138. madde kuralları saklı kalmak koşuluyla, yargıçların atanmaları, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin veya görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, görevlerine son verilmesi ve disiplin konuları hakkında karar verme yetkisi Yüksek Adliye Kurulunundur.

(5) Yüksek Adliye Kurulunun görev, yetki ve çalışma usulleri yasa ile düzenlenir.

(6) Yüksek Mahkeme Başkan ve yargıçlarının atanmaları Cumhurbaşkanı tarafından onaylanır.

      Mahkeme Karar ve Emirlerine Uymayanların Cezalandırılması

Madde 142

Yüksek Mahkeme veya herhangi bir mahkeme, bir karar veya emrine uymayan herhangi bir kişiyi, sözkonusu karar veya emre uyuncaya kadar ve herhalde on iki ayı aşmayan bir süre için hapsetme yetkisine sahiptir.

 

İKİNCİ BÖLÜM

Yüksek Mahkeme

 

      Yüksek Mahkemenin Oluşumu ve Görev Bölümü

Madde 143

(1) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi bir Başkan ve yedi yargıçtan oluşur.  Başkanın yokluğunda en kıdemli yargıç ona vekillik eder.

(2) Yüksek Mahkeme; Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan, Yargıtay ve Yüksek İdare Mahkemesi görevlerini yapar.

(3) Yüksek Mahkeme, Başkan ve dört yargıç ile toplanarak Anayasa Mahkemesi görevini yapar.  Yüksek Mahkemenin en son atanan iki yargıcı yedek yargıç olarak görev yapar.  Başkanın oturumda bulunmadığı hallerde, en kıdemli yargıç başkanlık eder.

Bu Anayasanın  148. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine havale edilen konuların duruşmasında, havale kararına taraf olan yargıç veya yargıçlar görev alamaz veya karara iştirak edemezler.

(4) Yüksek Mahkeme, Başkan ve iki yargıç ile veya sadece üç yargıç ile toplanarak Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesi olarak görev yapar.  Bu görev çerçevesinde verilen kararlar nihaidir.  Başkanın oturumda bulunmadığı hallerde en kıdemli yargıç Başkanlık eder.

Ancak, Yüksek Mahkemeye Yüksek İdare Mahkemesi olarak doğrudan doğruya başvurulması yasa ile gösterilen haller dışındaki başvurular, Yüksek İdare Mahkemesinde görevli tek yargıç tarafından incelenip karara bağlanır.

Tek yargıç tarafından verilecek kararlara karşı üç yargıçtan oluşan Yüksek İdare Mahkemesine istinafen başvurulabilir.

(5) Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde görev yapacak  olan Yüksek Mahkeme yargıçları, her adli yılın başlangıcından önce o adli yıl için Yüksek Mahkeme tarafından belirlenir ve bir adli yıl için o yargıç, Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde görev yapar.

Ancak Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde bir yıl için görevli olan yargıçlardan herhangi birinin geçici olarak görevini yürütemediği hallerde Yüksek Mahkeme Başkanının görevlendireceği başka bir yargıç o görevi yürütebilir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Anayasa Mahkemesinin Görev ve Yetkileri

 

     Anayasa Mahkemesinin Yetkileri

Madde 144

(1) Anayasa Mahkemesi bu Anayasa, yasa ve Mahkeme Tüzüğü kurallarında gösterilen bütün konularda kesin olarak karar vermek hususunda münhasır yargı yetkisine sahiptir.

(2) Anayasa Mahkemesi, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde, Cumhurbaşkanını, Başbakanı ve bakanları, ilgili suçlarından dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.  Yüce Divanda savcılık görevini Başsavcı veya Başsavcı Yardımcısı yapar.  Yüce Divan kararları kesindir.

      Organlar Arasında Yetki Uyuşmazlığı

Madde 145

(1) Anayasa Mahkemesi Devlet organları arasında kuvvet veya yetki uyuşmazlık veya itirazlarına dair herhangi bir konu ile ilgili olarak yapılan başvuru hakkında, kesin olarak karar vermek yargı yetkisine sahiptir.

(2) Herhangi bir konu ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin yetkisine giren bir sorun ortaya çıktığı takdirde, bu sorun Anayasa Mahkemesinde kesinlikle karara bağlanır.

(3) Bu maddenin (1). fıkrası gereğince:

(a) Cumhurbaşkanı; veya

(b) Cumhuriyet Meclisi; veya

(c) Devletin diğer herhangi bir organı, uyuşmazlık veya itiraz ile ilgili olmaları halinde, Anayasa Mahkemesine başvurabilirler.

(4) Başvurular, sözkonusu kuvvet veya yetkiye itiraz edilmesinden başlayarak otuz gün içinde yapılır.

(5) Böyle bir başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi başvuru konusu olan yasa, karar veya işlemin, kuvvet veya yetki olmaksızın kabul edildiği, alındığı veya yapıldığı sebebine dayanmak suretiyle uyuşmazlığın çıkmasından  veya itirazın yapılmasından veya başlangıcından başlayarak tamamen veya kısmen hükümsüz olduğuna ve hiçbir hukuki hükmü olmadığına karar verebilir; her iki halde de Anayasa Mahkemesi, böyle bir yasa, karar veya işlem gereğince yapılan veya yapılmamış olan herhangi bir eylem veya işlemin hükmü hakkında yöneride bulunabilir.

(6) Böyle bir başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından verilen herhangi bir karar, derhal ilgili taraflara ve Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere, Cumhurbaşkanına yazılı olarak bildirilir.

(7) Bu madde gereğince yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu olan yasa, karar veya işlemin, karar verilinceye kadar, yürürlülüğünün durdurulmasını emredebilir; böyle bir emir, derhal Resmi Gazete’de yayımlanır.

      Yasaların Anayasaya Aykırılığı Konusu

Madde 146

(1)  Cumhurbaşkanı, bir yasayı veya herhangi bir yasanın herhangi belli bir kuralını veya Cumhuriyet Meclisinin herhangi bir kararını yayımlamadan önce, bu Anayasanın herhangi bir kuralına aykırı veya ona uygun olup olmadığı konsusunda görüşünü bildirmek üzere Anayasa Mahkemesine sunabilir.

(2) Anayasa Mahkemesi, bu maddenin (1). fıkrası gereğince kendisine sunulan her konuyu inceler ve Cumhurbaşkanı ve Cumhuriyet Meclisi adına ileri sürülen iddiaları dinledikten sonra, konu hakkındaki görüşünü en geç kırkbeş gün içinde karara bağlar ve bunu Cumhurbaşkanına yazılı olarak bildirir.

(3)  Anayasa Mahkemesi böyle bir yasa, karar veya onun herhangi bir kuralının bu Anayasanın herhangi bir kuralına aykırı olduğu veya ona uygun olmadığı görüşünde ise, sözkonusu yasa, karar veya kural Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanmaz ve gerekçesi ile birlikte Cumhuriyet Meclisine geri gönderilir.

(4)  Bu şekilde geri gönderilen yasa, karar veya kural hakkında 94. maddenin geri gönderme ile ilgili kuralları uygulanmaz.

      İptal Davası

Madde 147

(1)  Cumhurbaşkanı,  Cumhuriyet Meclisinde temsil edilen siyasal partiler, siyasal gruplar ve en az dokuz milletvekili veya kendi varlık ve görevlerini ilgilendiren alanlarda diğer kurum, kuruluş veya sendikalar bir yasanın, kararnamenin, tüzüğün, Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğünün, Cumhuriyet Meclisi kararının, yönetmeliğin veya bunların herhangi bir kuralının Anayasanın herhangi bir kuralına aykırı veya ona uygun olmadığı gerekçesi ile Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açabilirler.

(2)  Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açma hakkı iptali istenen yasanın, kararnamenin, tüzüğün, Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğünün, Cumhuriyet Meclisi kararının, yönetmeliğin veya bunların herhangi bir kuralının Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak doksan gün sonra düşer.

      Anayasaya Aykırılık Konusunun Mahkemeler Tarafından Yüksek       Mahkemeye İletilmesi

Madde 148

(1)  İstinaf işlemleri de dahil olmak üzere, herhangi bir mahkeme işlemindeki bir taraf, bu işlemin herhangi bir safahsında bu işlemdeki uyuşmazlık konularından herhangi birinin karara bağlanmasında etkisi olabilen herhangi bir yasanın veya kararın veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi bir kuralının Anayasaya aykırılığını ileri sürebilir ve bunun üzerine, mahkeme bu konuyu, Anayasa Mahkemesine sunar ve bu konu hakkında Anayasa Mahkemesince bir karar verilinceye kadar sözkonusu işlemi durdurur.

Ancak Anayasa Mahkemesince herhangi bir yasanın veya kararın veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi bir kuralının Anayasaya aykırılığı konusunda aynı veya benzeri bir konuda daha önce karar verilmişse, mahkeme konunun Anayasa Mahkemesine iletilmesinin reddine karar verebilir.

(2)  Anayasa Mahkemesi kendi kararına sunulan bir konuyu, tarafları dinledikten sonra inceler ve kararını verir.  Alınan karar konuyu sunan mahkemeye bildirilir.

(3)  Anayasa Mahkemesinin, bu maddenın (2). fıkrası gereğince verdiği herhangi bir karar, konuyu sunan mahkemeyi ve ilgili tarafları bağlar.  Alınan karar, yasanın veya kararın veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi belli bir kuralının Anayasaya aykırı olduğu yolunda ise, sözkonusu yasa veya karar veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi belli bir kuralı, Anayasa Mahkemesince aksine karar verilmedikçe yalnız sözkonusu mahkeme işlemine uygulanmaz.

      Anayasanın Yorumu

Madde 149

Anayasa Mahkemesi, bu anayasanın herhangi bir kuralını yorumlamak münhasır yetkisine sahiptir.  Bunu yaparken Anayasa ile ilgili komite raporları ile Meclis tutanaklarından da yararlanır.

      Anayasa Mahkemesinin Kararları

Madde 150

(1)  Anayasa Mahkemesinin vereceği kararlar kesindir.  Kararlar, gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.

(2)  Anayasa Mahkemesince, Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilen yasa, kararname, tüzük, Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğü, Cumhuriyet Meclisi kararı, yönetmelik veya bunların herhangi bir kuralı, gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar.

(3)  Gereken hallerde, Anayasa Mahkemesi, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir.  Bu tarih kararın Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten başlayarak bir yılı geçemez.

(4)  İptal kararı geriye yürüyemez.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Yüksek Mahkemenin Yargıtay Olarak Görev ve Yetkileri

      Yargıtayın Yetkileri

Madde 151

(1)  Yargıtay, Devlette en yüksek istinaf mahkemesidir; bu Anayasa ve onun gereğince yapılan yasa ve Mahkeme Tüzüğü kurallarına bağlı olarak, herhangi bir mahkeme kararının istinafına ait davalara bakmak ve karara bağlamak yetkisine sahiptir.

(2)  Bu maddenin (3). fıkrası kuralları saklı kalmak koşuluyla, Yargıtay, bu Anayasanın veya herhangi bir yasanın gösterdiği hallerde ilk mahkeme olarak ve istinafen davalara bakmak yargı yetkisine sahiptir.

Ancak, ilk mahkeme olarak yetki verildiği hallerde, bu yetki Yüksek Mahkemenin atayacağı Yüksek Mahkeme yargıç veya yargıçları tarafından kullanılır.  Bu suretle verilecek kararlara karşı Yargıtaya istinafen başvurma hakkı vardır.

(3)  Yetkisiz tutuklamanın kaldırılması için emirname (Habeas Corpus), bir yetkinin kullanılmasını sağlamak için emirname (mandamus), herhangi bir mahkeme veya yargı niteliğinde yetki kullanan herhangi bir makamın yanlış bir kararının uygulanmasını önlemek için emirname (Prohibition), bir makamın herhangi bir yetkiye dayanılarak işgal edildiğinin soruşturulmasına ilişkin emirname (quo warranto) ve herhangi bir mahkeme veya yargı niteliğinde yetki kullanan herhangi bir makamın kararının iptali için emirname (certiorari) çıkarmaya münhasıran Yüksek Mahkeme, Yargıtay olarak yetkilidir.

 

 

BEŞİNCİ BÖLÜM

Yüksek Mahkemenin Yüksek İdare Mahkemesi

Olarak Görev ve Yetkileri

 

      Yüksek İdare Mahkemesinin Yetkileri

Madde 152

(1)  Yüksek İdare Mahkemesi, yürütsel veya yönetsel bir yetki kullanan herhangi bir organ, makam veya kişinin bir kararının, işleminin veya ihmalinin, bu Anayasanın veya herhangi bir yasanın veya bunlara uygun olarak çıkarılan mevzuatın kurallarına aykırı olduğu veya bunların sözkonusu organ veya makam veya kişiye verilen yetkiyi aşmak veya kötüye kullanmak suretiyle yapıldığı şikayeti ile kendisine yapılan başvuru hakkında, kesin karar vermek münhasır yargı yetkisine sahiptir.

(2)  Böyle bir başvuru, sahip olduğu meşru bir menfaatı, bu gibi karar veya işlem veya ihmal yüzündan olumsuz yönde ve doğrudan doğruya etkilenen kişi tarafından yapılabilir.

(3)  Sözkonusu  başvuru,  karar veya işleminyayınlanması tarihinden veya yayınlanmadığı takdirde veya bir ihmal halinde, başvuran kişinin bunu öğrendiği tarihten başlayarak yetmiş beş gün içinde yapılır.

(4)  Böyle bir başvuru üzerine Yüksek İdare Mahkemesi, kararında:

(a)  Sözkonusu karar veya işlem veya ihmali, tamamen veya kısmen onaylayabilir; veya

(b)  Sözkonusu karar veya işlemin, tamamen veya kısmen, hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğurmayacağına karar verebilir; veya

(c)  Sözkonusu ihmalin, tamamen veya kısmen yapılmaması gerektiğine ve yapılması ihmal olunan eylem veya işlemin yapılması gerektiğine karar verebilir.

(5)  Bu maddenin (4). fıkrası gereğince verilen herhangi bir karar, Devlet içerisindeki bütün mahkemeleri ve bütün organları veya makamları bağlar.  Karar, ilgili organ veya makam veya kişi tarafından uygulanır ve ona göre hareket edilir.

(6)  Bu maddenın (4). fıkrası gereğince hükümsüz kılınan herhangi bir karar veya işlemin veya yapılmaması gerektiğine karar verilen herhangi bir ihmalin, kendisine zarar verdiği herhangi bir kişi, ilgili organ, makam veya kişi tarafından, istemi kendisini tatmin eder şekilde yerine getirilmediği takdirde, zararların tazmini veya kendisine başka bir tazminat verilmesi için dava açmak ve mahkeme tarafından saptanacak tam ve muhik bir tazminat almak ve sözkonusu mahkemenin vermeye yetkili olduğu diğer tam ve muhik bir tazminat almak hakkına sahiptir.

ALTINCI BÖLÜM

Yüksek Mahkemenin Diğer Görev ve Yetkileri

 

      Yüksek Mahkemenin Diğer Görev ve Yetkileri

Madde 153

          Yüksek Mahkemenin kuruluşu ve oluşumu, işleyişi, görev ve yetkileri bu Anayasa’da belirtilen kurallar saklı kalmak koşuluyla, yasa ile düzenlenir.

     Mahkeme Tüzükleri Yapma Yetkisi

Madde 154

(1)  Yüksek Mahkeme, kendisinin veya herhangi bir diğer mahkemenin uygulama ve usul kurallarını düzenlemek için bu Anayasa ve yasalarda belirlenen kurallar çerçevesinde mahkeme tüzükleri yapar.

(2)  Bu maddenin (1). fıkrasının genelliği saklı kalmak üzere Yüksek Mahkeme, aşağıdaki amaçlar için, mahkeme tüzüklerine kurallar koyabilir:

(a)  Mahkeme oturumlarının düzenlenmesi ve herhangi bir amaç için  yargıçların görevlendirilmesi;

(b)  Yüksek Mahkemedeki veya başka bir mahkemedeki istinaf veya diğer işlemlerin gereğinden fazla veya taciz edici olduğu veya adaletin gerçekleştirilmesini geciktirmek amacıyla yapıldığı görünenlerin seri yargılama usulü ile karara bağlanmaları;

(c)  Mahkemelerdeki yargılama işlemleri ile ilgili şekillerin, harçların, işlemlerin ve onlarla ilgili giderlerin düzenlenmesi;

(ç)  Mahkemelerin kayıt kalemlerinin oluşumu ve mahkemelere bağlı kamu görevlilerinin yetki ve görevlerinin saptanması ve düzenlenmesi;

(d)  Mahkeme tüzüklerinde herhangi bir kuralın yerine getirilmesi için gereken sürenin saptanması.

YEDİNCİ BÖLÜM

Alt Mahkemeler

      Mahkemelerin Kuruluşu, Görev ve Yetkileri

Madde 155

(1)  Bu Anayasa ve yasalar gereğince, Yüksek Mahkeme tarafından kullanılan yargı yetkisi dışındaki yargı yetkisi, bu Anayasa kurallarına bağlı olarak  ve bunlar gereğince yasada gösterilen alt mahkemeler ve ihtisas mahkemeleri tarafından kullanılır.

(2)  Yargı yetkisi kullanan alt mahkemeler ile ihtisas mahkemelerinin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri yasa ile düzenlenir.

SEKİZİNCİ BÖLÜM

Askeri Yargı ve Askeri Yargıtay

 

      Askeri Yargı

Madde 156

(1)  Askeri yargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür.

(2)  Askeri mahkemeler, Silahlı Kuvvetlerde görevli olmayan kişilerin özel yasada belirtilen askeri suçları ile yasada gösterilen görevlerini yaptıkları sırada veya yasada gösterilen Silahlı Kuvvetlere ait yerlerde Silahlı Kuvvetlerdeki görevlilere karşı işledikleri suçlara bakmakla görevlidir.

(3)  Askeri mahkemelerin, savaş veya sıkıyönetim hallerinde veya olağanüstü durumda,hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili olduğu yasa ile düzenlenir.

(4)  Askeri yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri Silahlı Kuvvetlere bağlı yargıçların özlük işleri, askeri mahkemelerde savcılık görevlerini yapanlarla ilgili kurallar, mahkemerlin bağımsızlığı, yargıçların güvenceleri ve Silahlı Kuvvetlerdeki hizmetlerin gereklerine göre yasa ile düzenlenir.

      Askeri Yargıtay

Madde 157

(1)  Askeri Yargıtay, askeri mahkemelerce verilen karar ve hükümlerin son inceleme merciidir.

(2)  Askeri Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri ve üyeleri hakkındaki disiplin ve özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı, yargıçların güvenceleri ve Silahlı Kuvvetlerdeki hizmetlerin gereklerine göre yasa ile düzenlenir.

DOKUZUNCU BÖLÜM

Başsavcılık

      Başsavcı ve Savcılar

Madde 158

(1)  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hukuk Dairesi bağımsız olup Başkanı Başsavcıdır.  Başsavcının yokluğunda kendisine Başsavcı Yardımcısı vekillik eder.

(2)  Başsavcı, Yüksek Mahkeme yargıcı atanabilmek için gerekli niteliklere sahip kişiler arasından atanır ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adliyesinin daimi üyesidir.  Başsavcı, Yüksek Mahkeme yargıçlarının bağlı olduğu aynı koşul ve kayıtlarla görev yapar ve görevine ancak Yüksek Mahkeme yargıçlarına uygulanan aynı nedenlerle ve aynı usulle son verilebilir.

(3)  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başsavcısı, Devletin, Cumhurbaşkanının, Başbakanın, Bakanlar Kurulunun, bakanların ve diğer Devlet  organlarının hukuk danışmanıdır.  Kendisine bu Anayasa veya yasa tarafından verilen veya emrolunan diğer bütün yetkileri kullanır ve görevleri yapar.

(4)  (a)  Başsavcı, kamu yararının gereğine göre, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti mahkemelerinde, herhangi bir suç hakkında dava açmak, izlemek, davayı devralmak, devam ettirmek veya ettirmemek yetkisine sahiptir.  Ceza mahkemelerinde, kovuşturmanın kesin yönetim ve sorumluluğu Başsavcıya aittir.  Bu yetki doğrudan doğruya kendisince veya yönerisine uygunolarak Başsavcı Yardımcısı veya savcılar tarafından kullanılır.

(b)  Başsavcı, gerekli gördüğü hallerde. Resmi Gazete’de yayımlayacağı bir emirname ile, davasız çözümlenmesine yasa ile olanak tanınan yol trafik suçlarını, kendi yönerisi ve sorumluluğu çerçevesinde mahkemelerde kovuşturmak üzere, uygun göreceği bir polis mensubunu yetkilendirebilir.

(c)  Başsavcı, grekli gördüğü hallerde, Resmi Gazete’de yayımlayacağı bir emirname ile bakanlıkların veya diğer kamu kuruluşlarının taraf olduğu davalarda, ilgili bakanlık veya diğer kamu kuruluşlarında görevli ve avukatlık yapmak ehliyetine sahip bir hukukçuyu, bu davaları mahkemelerde yürütmekle yetkili kılabilir.

(5)  Başsavcı, Devletin taraf olduğu hukuk ve Anayasa davalarında Devleti veya organlarını da temsil etme yetkisine sahiptir.

(6)  Başsavcı, Başsavcı Yardımcısı ve Savcılar, herhangi bir mahkemede dinlenilmek hakkına sahiptirler ve bu hakkın kullanılmasında, mahkeme önüne çıkan bütün diğer kişilere karşı öncelik kazanırlar.

(7)  Başsavcı, her takvim yılı sonunda, Hukuk Dairesinin genel işleyişi ve görevlerinin yürütülmesinde görülen aksaklık veya varsa nedenleri hakkında Cumhurbaşkanına, Cumhuriyet Meclisine ve Bakanlar Kuruluna rapor verir ve alınmasını gerekli gördüğü önlemler hakkında tavsiyelerde bulunur.

(8)  Bu Anayasanın kuralları saklı kalmak kaydıyla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hukuk Dairesinin kuruluşu, işleyişi, Başsavcı, Başsavcı Yardımcısı ve savcıların nitelikleri ile atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, haklarında disiplin kovuşturması yapılması ve disiplin cezası uygulanması ve diğer özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve yargıçların güvenceleri kurallarına göre yasa ile düzenlenir.

ALTINCI KISIM

Çeşitli Kurallar

      Devletin Mülkiyet Hakkı

Madde 159

(1)  15 Kasım 1983 tarihinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan, ve;

(a)  Tapusu, 16 Ağustos 1960 tarihinden önce Kıbrıs Hükümeti adına kayıtlı tüm taşınmaz mallar ile, 16 Ağustos 1960 tarihinden sonra Kıbrıs Cumhuriyetine intikal eden tüm taşınmaz mallar; kamuya ait yollar, sular, su kaynakları, liman ve sahiller, rıhtım ve iskeleler, göller, dere ve göl yatakları, tarihi kent, bina ve kalıntılar ile kaleler ve bunların alanları, doğal servetler ve yeraltı kaynakları, ormanlar, savunma yapı ve tesisleri ile yeşil saha ve parklar; kamuya açık köy ve tarla yolları, kamu hizmetinde kullanılan binalar;

(b)  Kıbrıs Türk Federe Devletinin ilan edildiği 13 Şubat 1975 tarihinde  terkedilmiş bulunan veya sözkonusu tarihten sonra yasanın terkedilmiş veya sahipsiz taşınmaz mal olarak nitelendirdiği veya hüküm veya tasarrufu kamuya ait olması gerekli olup da aidiyeti saptanamamış olan tüm taşınmaz mallar, bina ve tesisler; ile

(c)  1960 Kuruluş Andlaşmasında ve ona bağlı eklerde belirlenen askeri tesis, rıhtım, kamp vesair talim sahaları içinde bulunan tüm taşınmaz mallar,

Tapuda böyle kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin mülkiyetindedir ve tapu kayıtları buna göre düzeltilir.

(2)  Yukarıdaki (1). fıkranın (a) ve (c) bendlerinde sözü edilen taşınmaz malların mülkiyeti, bu Anayasanın başka herhangi bir kuralına bakılmaksızın gerçek veya tüzel kişilere devredilemez.

Ancak, kamuya ait yollar ile kamuya açık köy ve tarla yolları üzerinde  Devletin gerekli düzenlemeleri yapması bu kuralın dışındadır.

Bu taşınmaz mallar üzerinde kamu yararı için belli sürelerle irtifak ve intifa hakkı gibi ayni haklar ile uzun vadeli icarlar, yasa ile belirlenen biçim ve koşullarla tesis ve tescil edilebilir.

Süresi elli yılı aşan bu gibi hakların tesis ve tescili, Cumhuriyet Meclisinin onayı ile mümkündür.

(3)  Yukarıdaki (1). fıkranın  (b) bendinde belirtilen taşınmaz mallardan, orman, yeşil saha, anıt ve park yerleri, sular, yeraltı suları, doğal kaynaklar ve savunma alanları, akmu yönetimi ve askeri amaçlar için gerekli bina, tesis ve arsalar ile şehir ve kırsal planlama ve toprak koruma amaçları için gerekli görülenler dışında kalan taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet hakkının gerçek veya tüzel kişilere devredilmesi yasa ile düzenlenir.

(4)  Yukarıdakı (1). fıkranın (b) ve (c) bendlerinin kapsamına giren taşınmaz mallar ile ilgili olarak meşru hak iddia edenlerin ortaya çıkması halinde, haklarının ispatı için gerekli usul ve koşullar ile alacakları tazminat esasları yasa ile düzenlenir.

(5)  Dini ibadet yerleri ile bunların içinde bulundukları taşınmaz mallar gerçek veya tüzel kişilere devredilemez.  Devlet, bunların korunması, bakımı ve idamesi için gerekli önlemleri alır.

      Kamu Görevlilerinin Haklarının Saklı Tutulması

Madde 160

(1) Bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kamu görevlisi bulunan herhangi bir kişi, bu tarihten sonra, kendisine bu tarihe kadar uygulanan aynı hizmet koşullarına bağlı olmak hakkına sahiptir.  Bu hizmet koşulları, Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihte veya ondan sonra, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kamu görevlisi bulunduğu sürece, herhangi bir kişi aleyhine değiştirilemez.

Bu maddede belirtilen kamu görevlileri yeni bir atama işlemine gerek olmaksızın görevlerine devam ederler.

(2) Bu madde amaçları bakımından, kamu görevlisi, Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin kamu hizmetinde herhang, bir hizmeti gören kişiyi anlatır ve bu Anayasa ile diğer kamu personeli olarak tanımlanan kişileri de kapsar.

(3) Bu madde amaçları bakımından hizmet koşulları, bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihte mevcut olan yürürlükteki mevzuat uyarınca saptanmış ücret, izin, azil, görevden uzaklaştırma, emeklilik maaşı, ikramiyeleri ve benzeri hakları kapsar.

     Cumhuriyet Resmi Gazete’si

Madde 161

(1) Cumhuriyetin yasa, tüzük, yönetmelik ve diğer düzenleyici hukuki belgeleri ile kamuyu ilgilendiren ve yasalarla belirlenen ilan, ihbar ve benzeri işlemleri, Başbakanlığın denetimi altında Devlet Basımevinde basılan Resmi Gazete’de yayımlanır.

(2) Resmi Gazete’nin yönetimi, şekil ve koşulları ile nasıl bastırılıp dağıtılacağı ve diğer hususlar yasa ile düzenlenir.

(3) Yukarıdaki (1). fıkrada belirlenen hukuki belge ve işlemler Resmi Gazete’de yayımlanmadıkça yürürlüğe giremez.

 

YEDİNCİ KISIM

Geçici Kurallar

 

      Hakların Korunması

Geçici Madde 1

(1) Türk Toplumunun ulusal direnişi uğruna veya direniş sırasında göç eden veya doğrudan doğruya veya dolaylı olarak zarara uğrayan yurttaşları korumak amacıyla gerekli sosyal, ekonomik, mal, ve tazminat dahil diğer önlemler yasa ile düzenlenir.

(2) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşlarının Devlet sınırları dışında, Kıbrıs’ta kalan taşınmaz malları için Devletten, eşdeğerde taşınmaz mal isteme hakları saklıdır; bu hak yasa ile düzenlenir ve bu Anayasanın 159. maddesinin (2). fıkrası kapsamına giren taşınmaz malların hak sahiplerine mülkiyetinin devri öncelikle gerçekleştirilir.

Şehitlik, malül gazilik nedeniyle yasanın mülkiyet hakkı tanıdığı kişilere ve yasada belirtilen diğer nedenlerle hak sahibi olanlara da mülkiyet verilir.

(3) Devlet, göçmenlerin eşit statü altında esenlendirilmesi, kendilerine, ailelerine ve topluma yararlı duruma getirilmeleri için gerekli sosyal, ekonomik, mali ve diğer önlemleri alır; esenlendirmeyi gerçekleştirinceye kadar gerekli yardımları yapar.

(4) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Türk yurttaşlarının, terketmek zorunda kaldıkları taşınır ve taşınmaz mallar nedeniyle gelir kaybına veya zarara uğramışlarsa tazminat isteme hakları saklıdır.  Bu haklar yasa ile düzenlenir.

(5) Bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak, eşdeğerde mal uygulamalarının önceliğine uyulmak koşuluyla, hak sahiplerine taşınmaz mallarla ilgili mülkiyet hakkı devir işlemleri en geç beş yıl içinde tamamlanır.

      Hak ve Yükümlülüklerin Değerlendirilmesi

Geçici Madde 2

Geçici 1. madde kuralları uyarınca hak sahibi kılınan yurttaşların ellerinde bulundurdukları kaynakların, ellerine geçtiği tarihten itibaren gelirleri veya yıllar itibarıyle kiraları, gerçekçi olarak hesaplanır ve yasanın belirlediği veya belirleyeceği haklarından çıkarılır.  Bu işlem yapıldıktan sonra, Devlet, alacaklı olanlara alacaklarını tamamlar; verecekli olanlar ise, Devlete, makul bir süre içerisinde vereceklerini öderler.

      Orman Tarlaları

Geçici Madde 3

(1) Bu Anayasanın 159. maddesinin (2). fıkrası kurallarına bakılmaksızın, alçak orman bölgelerinde ormantarlası olarak anılan ve 1 Ocak 1955’ten beri tarım arazisi olarak kullanılan Devlet arazilerinin mülkiyet hakkının fiili zilyedlerine devri mümkündür.

Bu fıkra amaçları bakımından fiili zilyed, taşınmaz malı tarım arazisi haline getiren ve 1 Ocak 1955’ten beri kullanmayı sürdüren kişiyi anlatır ve yasal mirasçıları ile bunlardan devralan kişiyi de kapsar.

Bu fıkranın uygulanması yasa ile düzenlenir.

(2) (1). fıkrada belirtilen statü içinde olup 20 Temmuz 1974 tarihine kadar Kıbrıs Türk toplumu mensubu olmayan kişilerin fiili zilyedliğinde bulunan Devlet arazilerinin geleceği yasa ile düzenlenir.

      Mevcut Mevzuatın Geçerliliği ve Bu Mevzuatın Anayasaya Aykırılığı       İddiası

Geçici Madde 4

(1) Bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte olan mevzuat, bu Anayasa kurallarına aykırı olmadığı ölçüde yürürlükte kalır.

(2) Kıbrıs Türk Federe Meclisinin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ve Bağımsızlık Bildirisini onaylayan 15 Kasım 1983 tarihli ve 50 sayılı kararı da, bu Anayasa kurallarına aykırı olmadığı ölçüde yürürlükte kalır.

(3) Yürürlükte olan mevzuat hakkında, bu Anayasaya aykırılığı iddiası ile, bu anayasanın 147. maddesinde belirtilen kişi, kurum ve kuruluşlar, Anayasa Mahkemesinde iptal davası açabilirler.  İptal davası açma hakkı, cumhuriyet Meclisinin göreve başladığı tarihten başlayarak altmış günlük süre sonunda düşer.  148. madde kuralları saklıdır.

(4) Bu madde uyarınca yürürlükte sayılan mevzuat, Anayasa gücünde veya Anayasa nitelikli mevzuat sayılmaz ve mevzuatın niteliğine göre, herhangi bir yasa ile veya bu Anayasanın yetkili kıldığı organ kararı ile iptal edilebilir, değiştirilebilir veya yürürlükten kaldırılabilir.

     Cumhuriyet Meclisi Seçimleri

Geçici Madde 5

Bu Anayasa, halkoylamasında kabul edilip Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdikten sonra, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Meclisinin karara bağladığı tarihte Cumhuriyet Meclisi seçimi yapılır.  Sözkonusu  gün, seçim işlemleri bakımından oy verme günüdür.  Diğer seçim işlerinin tarihleri Yüksek Seçim Kurulunca saptanır.

      Cumhurbaşkanının Seçimi ve Eski Cumhurbaşkanının Görevinin Sona       Ermesi

Geçici Madde 6

Bu Anayasaya  göre ilk Cumhurbaşkanlığı seçimi,  Cumhuriyet Meclisi seçimleriyle birlikte aynı gün yapılır ve seçilen Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisinin toplanıp göreve başladığı günü izleyen gün Mecliste andiçerek göreve başlar.  Seçilen Cumhurbaşkanı, göreve başladığı anda da eski Cumhurbaşkanının görevi sona erer.

Ancak, Kurucu Meclis koşulların gerektirdiği hallerde, Cumhurbaşkanlığı seçiminin değişik bir günde yapılmasını karara bağlayabilir.

Kurucu Meclisin Hukuki Varlığının Sona Ermesi

Geçici Madde 7

Bu Anayasaya göre kurulan Cumhuriyet Meclisinin toplanmasıyla 2 Aralık 1983 tarihli ve 3 sayılı Meclis Kararı ile oluşturulan Kurucu Meclisin hukuki varlığı sona erer ve kendiliğinden dağılmış olur.

      Geçici İçtüzük

Geçici Madde 8

          Bu Anayasaya göre kurulan Cumhuriyet Meclisinin toplantı ve çalışmaları için, kendi İçtüzüğü yapılıncaya kadar, Kıbrıs Türk Federe Meclisi İçtüzüğünün, bu Anayasaya aykırı olmayan kuralları uygulanır.

     Bakanlar Kurulunun Durumu

Geçici Madde 9

Bu Anayasanın 106. maddesine göre yeni Bakanlar Kurulu Cumhurbaşkanınca atandığı zaman, mevcut Bakanlar Kurulunun görevi kendiliğinden sona erer.

      Savunma ve İşbirliği

Geçici Madde 10

Kıbrıs Türk halkının savunması ve iç güvenliği ile milletlerarası durum gerektirdiği sürece bu Anayasanın 117. maddesinde yer alan kurallar yürürlüğe girmez.  Anayasa yürürlüğe girdiği tarihte dış ve iç güvenliğin sağlanmasında kullanılan bütün kuvvetlerle, bunlara ilişkin olarak uygulamada olan usul ve hükümlerin ve bu konularda kabul edilmiş ve edilecek işbirliği esaslarının uygulanmasına devam olunur.

      Anayasanın Kabul Ettiği Organ, Kurum ve Kurulların Durumu

Geçici Madde 11

          Bu Anayasa ile kabul edilmiş olan yeni organ, kurum ve kurulların kuruluş ve işleyişleriyle ilgili yasalar Cumhuriyet Meclisince kabul edilip yürürlüğe konuncaya kadar, bu konularda mevcut mevzuat kurallarının uygulanmasına devam edilir ve mevcut organ, kurum ve kurullar görevlerine devam ederler.

      Anayasa Metninin Yayımlanması

Geçici Madde 12

          Bu Anayasa metni, Kurucu Meclisce kabul edildiği tarihten başlayarak on gün içinde Resmi Gazete’de yayımlanır.

 Ölüm Cezalarının Müebbet Hapse Dönüştürülmesi

Geçici Madde 13

          Anayasanın 15. maddesinin (2). fıkrasında öngörülen ölüm cezaları dışında, yürürlükteki mevzuatta ölüm cezasını gerektiren suçlar için öngörülen ölüm cezaları, bu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak, müebbet hapse dönüştürülür.

 

SEKİZİNCİ KISIM

Son Kurallar

      Anayasanın Değiştirilmesi

Madde 162

(1) Bu Anayasa kuralları kısmen veya tamamen ancak Cumhuriyet Meclisinin en az on üyesinin önerisi ve üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun oyuyla değiştirilebilir.  Bu Anayasanın 9. maddesi kuralları saklıdır.

(2) Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki önerilerin görüşülmesi ve kabulü, (1). fıkrada yer alan kayıtlar dışında, yasaların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki kurallara bağlıdır.

Ancak değişiklik önerileri, önerilerin verildiği tarihten başlayarak otuz gün geçmedikçe görüşülemez.

(3) Anayasa değişiklikleri, halkoylamasından sonra, kabul edildiği takdirde, Cumhurbaşkanınca on gün içinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer.

      Başlangıç Kısmı

Madde 163

Toplumsal mücadeleyi ve bu Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten Başlangıç Kısmı, bu Anayasanın metninden sayılır.

      Anayasanın Yürürlüğe Girmesi

Madde 164

Bu Anayasa halkoylamasına sunulup kabul edildikten sonra, en geç on gün içinde halkoylaması sonuçlarıyla birlikte Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin Anayasası olur.

Annan Planı ile kurulması öngörülen Kıbrıs Türk Kurucu Devleti’nin Anayasası

0

24 Nisan 2004 tarihinde gerçekleştirilen referandumda, Kıbrıs Rum kesimi (Güney Kıbrıs) %75.83 oranında, Annan Planı’nı reddetmiş, ve anayasa taslağı uygulamaya geçememiştir. Kıbrıs Türk kesimi (Kuzey Kıbrıs) ise %64.91 oranında kabul oyu vermiştir. Kıbrıs Rum kesiminin reddetmesi nedeniyle Annan Planı uygulanamamıştır.

Annan Planı ile kurulması öngörülen Kıbrıs Türk Kurucu Devleti’nin Anayasası

GİRİŞ
I. BÖLÜM
GENEL İLKELER

Madde 1 :  Kıbrıs Türk Devletinin Şekli ve Nitelikleri
Madde 2 :  Kıbrıs Türk Devletinin Yetkileri
Madde 3 :  Devletin Bütünlüğü, Resmi Dili, Marşı ve Başkenti
Madde 4 :  Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına Sadakat
Madde 5 :  Yasama Erki
Madde 6 :  Yürütmenin Yetkileri ve Görevleri
Madde 7 :  Yargı Erki
Madde 8 :  Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına Bağlı Olarak Anayasanın Üstünlüğü ve Bağlayıcı Gücü
Madde 9 :  Kıbrıs Türk Devletinin Sınırları

II. BÖLÜM
TEMEL HAKLAR ÖZGÜRLÜKLER VE ÖDEVLER
I. KISIM
GENEL HÜKÜMLER

Madde 10 :  İnsan Onuruna Saygı
Madde 11 :  Eşitlik
Madde 12 :  Temel Hakların Niteliği ve Korunması
Madde 13 :  Temel Hak ve Özgürlüklerin Özü ve Kısıtlanması
Madde 14 :  Temel Hak ve Özgürlüklerin Kötüye Kullanılmaması
Madde 15 :  Azınlıkların Statüsü
Madde 16 :  Yabancıların Statüsü

II. KISIM
KİŞİLERİN HAKLARI, ÖZGÜRLÜKLERİ VE ÖDEVLERİ

Madde 17 :  Kişi Bütünlüğü
Madde 18 :  Yaşam Hakkı
Madde 19 :  Kişinin Maddi ve Manevi Bütünlüğünün Korunması
Madde 20 :  Kişinin Özgürlüğü ve Güvenliği
Madde 21 :  Adli Yargıya ilişkin Haklar
Madde 22 :  Sanıkların Hakları
Madde 23 :  Bireyin Özel Hayatının Gizliliği
Madde 24 :  Kişiye ait Bilgilerin Korunması
Madde 25 :  Konut Dokunulmazlığı
Madde 26 :  Haberleşme Özgürlüğü
Madde 27 :  Dolaşım ve İkamet Özgürlüğü
Madde 28 :  Vicdan ve Din Özgürlüğü
Madde 29 :  Düşünce, Konuşma ve İfade Özgürlüğü
Madde 30 :  Bilim ve Sanat Özgürlüğü
Madde 31 :  Basın Özgürlüğü
Madde 32 :  Gazete, Dergi ve Broşür Yayımlama Hakkı
Madde 33 :  Kitap Yayımlama Hakkı
Madde 34 :  Basım Teçhizatının Korunması
Madde 35 :  Basın Dışındaki Haberleşme Araçlarından Yararlanma Hakkı
Madde 36 :  Düzeltme ve Cevap Hakkı
Madde 37 :  Toplantı ve Gösteri Hakkı
Madde 38 :  Dernek Kurma Hakkı
Madde 39 :  İyi Yönetilme Hakkı

III. KISIM
SOSYAL VE EKONOMİK HAKLAR, ÖZGÜRLÜKLER VE ÖDEVLER

Madde 40 :  Ailenin Korunması
Madde 41 :  Çocukların Korunması
Madde 42 :  Yaşlıların Korunması
Madde 43 : Mülkiyet Haklarına İlişkin Genel Hükümler
Madde 44 :  Toprağın Korunması
Madde 45 :  Kıyıların Korunması
Madde 46 :  Tarih, Kültür ve Doğa Varlıklarının Korunması
Madde 47 :  Çevrenin Korunması
Madde 48 :  İktisap ve Müsadere
Madde 49 :  Vakıf Malları ile ilgili İktisap, Müsadere ve Kısıtlamalar
Madde 50 :  Devletleştirme
Madde 51 :  Konut Hakkı
Madde 52 :  Sağlık Hakkı
Madde 53 :  Sözleşme Hakkı
Madde 54 :  Ekonomik ve Sosyal Hayatın Düzeni
Madde 55 :  Çalışma Özgürlüğü
Madde 56 :  Çalışma Hakkı
Madde 57 :  İstihdam Koşulları
Madde 58 :  Dinlenme Hakkı
Madde 59 :  Ücrette Hakkaniyet Sağlanması
Madde 60 :  Sendika Kurma Hakkı
Madde 61 :  Toplu Sözleşme ve Grev Hakkı
Madde 62 :  Sosyal Güvenlik Hakkı
Madde 63 :  Açlıktan Korunma Hakkı
Madde 64 :  Özel Olarak Korunma Hakkı
Madde 65 :  Yoksulların Rehabilitasyonu
Madde 66 :  Öğrenim ve Eğitim Hakkı
Madde 67 :  Gençliğin Korunması
Madde 68 :  Sporun Özendirilmesi
Madde 69 :  Sanatın, Sanatçının ve Kültürel Hakların Korunması
Madde 70 :  Kooperatifçiliğin Geliştirilmesi
Madde 71 :  Tarım ve Çiftçilerin Korunması
Madde 72 :  Tüketicilerin Korunması
Madde 73 :  Devletin Ekonomik ve Sosyal Görevlerinin Sınırı

IV. KISIM
SİYASİ HAKLAR VE ÖDEVLER

Madde 74 :  Kurucu devlette iç vatandaşlık statüsü
Madde 75 :  Seçme, seçilme ve halk oylamasına katılma hakkı
Madde 76 :  Seçimlerin genel yönetimi ve denetimi
Madde 77 :  Siyasi parti kurma hakkı ve partilerin siyasi hayattaki yeri
Madde 78 :  Siyasi partilerin uyacakları ilkeler
Madde 79 :  Kamu hizmetine girme hakkı
Madde 80 :  Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin örgüt, kurum ve kuruluşlarına atamalar
Madde 81 :  Mal bildirimi
Madde 82 :  Vergi ödevi
Madde 83 :  Dilekçe hakkı

III. BÖLÜM
YASAMA
BİRİNCİ KISIM
KIBRIS TÜRK DEVLETİ MECLİSİ

Madde 84 :  Kıbrıs Türk Devleti Meclisi’nin oluşumu
Madde 85 :  Kıbrıs Türk Devleti Meclisi’nin görev ve yetkileri
Madde 86 :  Kıbrıs Türk Devleti Meclis seçimleri
Madde 87 :  Kıbrıs Türk Devleti Meclisi’nin dokunulmazlığı, iç güvenliği ve idare hizmetleri
Madde 88 :  Kıbrıs Türk Devleti Meclisi’nin toplantıları ve çalışma düzeni
Madde 89 :  And içme
Madde 90 :  Kıbrıs Türk Devleti Meclisi’nin başkanlık divanı
Madde 91 :  Yasama dokunulmazlığı
Madde 92 :  Milletvekilliğinin sona ermesi
Madde 93 :  Milletvekilliği ile bağdaşmayan görevler
Madde 94 :  Milletvekillerinin ödenekleri
Madde 95 :  Kıbrıs Türk Devleti Meclisi seçimlerinin yenilenmesi

İKİNCİ KISIM

Yasaların Yapılması

Madde 96 :  Yasa ve kararların yapılması ile ilgili genel kurallar
Madde 97 :  Ticari ve kültürel konularda uluslararası anlaşmaların onaylanması
Madde 98 :  Bütçenin hazırlanması, uygulanması, görüşülmesi ve kabulü
Madde 99 :  Kesin hesaplar
Madde 100 :  Yasaların Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanınca yayınlanması
Madde 101 :  Kararların yayımlanması

ÜÇÜNCÜ KISIM

Kıbrıs Türk Devleti Meclisinin Bilgi Edinme ve Denetim Usulleri
Madde 102 :  Genel olarak Bilgi Edinme ve Denetleme Yetkisi
Madde 103 :  Soru Yöneltilmesi ve Genel Görüşme Açılması
Madde 104 :  Araştırma ve Soruşturma

IV. BÖLÜM
Yürütme
BİRİNCİ  KISIM
Cumhurbaşkanı

Madde 105 :  Cumhurbaşkanı
Madde 106 :  Kıbrıs Türk Devleti Başkanının And İçmesi
Madde 107 :  Cumhurbaşkanın Tarafsızlığı
Madde 108 :  Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanının  Görev ve Yetkileri
Madde 109 :  Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanının Dokunulmazlığı ve Sorumluluğu
Madde 110 :  Cumhurbaşkanlığı Makamının Boşalması
Madde 111 :  Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanlığına Vekalet Etme

İKİNCİ KISIM
Bakanlar Kurulu

Madde 112 :  Bakanlar Kurulu’nun Oluşumu
Madde 113 :  Başbakanın Görevleri, Yetkileri ve Sorumlulukları
Madde 114 :  Bakanlıkların Kurulması
Madde 115 :  Bakanlar Kurulu’nun Göreve Başlaması ve Sorumlulukları
Madde 116 :  Bakanların Görevleri, Yetkileri ve Sorumlulukları
Madde 117 :  Kanun Hükmünde Kararname

ÜÇÜNCÜ KISIM

İdari Hükümler
Madde 118 :  İdare
Madde 119 :  Kamu Denetçisi
Madde 120 :  Daire ve Hizmet Birimlerinin Kuruluşu
Madde 121 :  Merkezi Yönetim
Madde 122 :  Polis Teşkilatı
Madde 123 :  Yerel Yönetimler
Madde 124 :  Kamu Hizmetleriyle İlgili Temel ve Sürekli Görevlerin Yerine Getirilmesi
Madde 125 :  Kamu Personeli ve Diğer Kamu Görevleriyle  İlgili Hükümler
Madde 126 :  Tüzük ve Yönetmelikler
Madde 127 :  Yasadışı Emirler

DÖRDÜNCÜ KISIM

Olağanüstü Hal

Madde 128 :  Tabii Afetler, Ciddi Ekonomik Kriz ve Yaygın Şiddet Olayları Nedeniyle Olağanüstü  Hal ilanı
Madde 129 :  Olağanüstü Hallerle İlgili Düzenlemeler

BEŞİNCİ KISIM

Teşkilatlar
Madde 130 :  Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek  Teşekkülleri
Madde 131 :  Yüksek Öğretim Kurulları
Madde 132 :  Radyo, Televizyon Yayınları ve Haber Ajansları
Madde 133 :  Uzman ve Özerk Kurumlar
Madde 134 :  Vakıflar Teşkilatı ve Din İşleri Dairesi

ALTINCI KISIM

Ekonomik ve Mali Hükümler

Madde 135 :  Sayıştay
Madde 136 :  Kamu Hizmet Teşekküllerinin Denetlenmesi
Madde 137 :  Kalkınma ve Planlama
Madde 138 :  Devlet’in Mali Yükümlülük Altına Sokulması ve Fonların Kurulması

V. BÖLÜM
BİRİNCİ  KISIM
Genel Hükümler

Madde 139 :  Mahkemelerin Bağımsızlığı
Madde 140 :  Yargıçların Görev Süresi Güvencesi
Madde 141 :  Yargıçlık Mesleği
Madde 142 :  Duruşmaların Kamuya Açık ve Kararlarının Gerekçeli Olması
Madde 143 :  Küçüklerin Yargılanması
Madde 144 :  Yüksek Adliye Kurulu
Madde 145 :  Mahkeme Karar ve Emirlerine Uymayanların Cezalandırılması

İKİNCİ  KISIM
Kıbrıs Türk Devleti
Yüksek Mahkemesi

Madde 146 :  Devlet’in Yüksek Mahkemesi’nin Oluşumu ve Görev Bölümü

ÜÇÜNCÜ  KISIM
Anayasa Mahkemesi Sıfatıyla
Görev Yapan Yüksek Mahkemenin
Görev ve Yetkileri

Madde 147 :  Anayasa Mahkemesinin Yetkileri
Madde 148 :  Organlar Arasında Yetki Uyuşmazlığı
Madde 149 :  Yasaların Anayasaya Aykırılığı
Madde 150 :  İptal Davaları
Madde 151 :  Anayasaya Aykırılık Sorunlarının Mahkemeler Tarafından Yüksek Mahkemeye Gönderilmesi
Madde 152 :  Anayasanın Yorumu
Madde 153 :  Anayasa Mahkemesinin Kararları

DÖRDÜNCÜ KISIM
Kıbrıs Türk Devleti Yüksek Mahkemesi’nin Yargıtay Sıfatıyla Görev ve Yetkileri

Madde 154 :  Yargıtayın Yetkileri

BEŞİNCİ KISIM
Kıbrıs Türk Devleti Yüksek Mahkemesi’nin Yüksek İdare Mahkemesi Olarak Görev ve Yetkileri

Madde 155 :  Yüksek İdare Mahkemesinin Yetkileri

ALTINCI KISIM
Kıbrıs Türk Devleti Yüksek Mahkemesi’nin Diğer Görev ve Yetkileri

Madde 156 :  Kıbrıs Türk Devleti Yüksek Mahkemesi’nin Diğer Görev ve Yetkileri
Madde 157 :  Mahkeme İç Tüzükleri Yapma Yetkisi

YEDİNCİ KISIM
Alt Mahkemeler

Madde 158 :  Alt Derece Mahkemelerin Kuruluşu, Görev ve Yetkileri

SEKİZİNCİ  KISIM

Başsavcılık
Madde 159 :  Başsavcı ve Devletin Hukuk Danışmanları

ALTINCI BÖLÜM

Muhtelif Hükümler
Madde 160 :  Devletin Mülkiyet Hakkı
Madde 161 :  Kamu Personeli Haklarının Mahfuz Tutulması
Madde 162 :  Kıbrıs Türk Devleti’nin Resmi Gazetesi

YEDİNCİ BÖLÜM

Nihai Hükümler
Madde 163:  Anayasa’nın Değiştirilmesi
Madde 164:  Tanımlar
Madde 165:  Anayasa’nın Yürürlüğe Girmesi

SEKİZİNCİ BÖLÜM
Geçici Hükümleri

Geçici Madde 1:  Zarar Gören Yurttaşların Korunması
Geçici Madde 2:  Kıbrıs Türk Devlet Meclisi Seçimleri
Geçici Madde 3:  Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Geçiş Dönemi Parlamentosuna Atama
Geçici Madde 4:  Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Eşbaşkanlığı
Geçici Madde 5:  Geçici Kurallar
Geçici Madde 6:  Mevcut Organ, Kurum ve Kuruluşların Durumu
Geçici Madde 7:  Yeniden Yerleştirme Kurulu ve Kıbrıs Mülkiyet Kuruluna Atama
Geçici Madde 8:  Anayasa’nın Yayımlanması
Geçici Madde 9:  Devlet Anayasasının Geçiş Döneminde Değiştirilmesi
Geçici Madde 10: Yerel Otorite Organlarının Seçimi

KIBRIS TÜRK DEVLETİ ANAYASASI

GİRİŞ

Biz Kıbrıs Türk Halkı,

Kıbrıs Türk Devleti’nin toprak bütünlüğü, güvenliği ve anayasal düzeninin Garanti Antlaşmasıyla teminat altına alındığını hatırda tutarak, 24 Nisan 2004 tarihinde düzenlenen halkoylamasıyla kabul edilen işbu Anayasayı Kıbrıs Türk Devletinin Anayasası olarak egemen bir şekilde ilan ederiz.

BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL İLKELER
Kıbrıs Türk Devletinin Şekli ve Nitelikleri
Madde 1

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin, siyasi eşitlik, iki kesimlilik ve eşit statü temeline dayalı iki Kurucu Devletinden biridir. Kıbrıslı Türklerin ayrı kimliğini ve iki bölgeli bir ortaklık içindeki eşit siyasi statüyü temsil eder. Kıbrıs Türk Devleti, insan hakları, demokrasi, temsili cumhuriyet yönetimi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan laik bir Devlettir.

Kıbrıs Türk Devletinin Yetkileri
Madde 2

(1) Devlet, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının açıkça Federal Devlete vermediği yetki ve işlevleri Federal Anayasanın sınırları içerisinde kendi yasama, yürütme ve yargı organları aracılığıyla ülkesinde egemen bir biçimde kullanır.

(2) Devlet ayrıca, Kuruluş Anlaşması, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası veya Federal hükümet tarafından kendisine verilen veya devredilen tüm yetkileri ve görevleri serbestçe yerine getirir.

(3) Devlet’te hiçbir kurum, daire veya makam, doğrudan veya dolaylı olarak işbu Anayasa veya Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasından kaynaklanmayan hiçbir yetkiyi kullanamaz.

Devletin Bütünlüğü, Resmi Dili, Marşı ve Başkenti
Madde 3

(1) Devlet, sınırları içerisinde yaşayan halkıyla bölünmez bir bütündür.

(2) Resmi Dil Türkçe’dir.

(3) Devlet’in kendi bayrağı ve Marşı vardır. Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının ilgili hükümlerine bağlı olmak kaydıyla Devlet’in ülkesinde Türk bayrağı da çekilebilir.

(4) Devletin başkenti Lefkoşa’dır.

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına Sadakat
Madde 4

(1) Devletin herhangi bir kurumu Federal Hükümet veya Kıbrıs Rum Devleti yetkilerine müdahale edemez.

(2) Devletin, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’na aykırı olan herhangi bir işlem yok ve batıldır.

(3) Hükümetin her düzeydeki tüm işlemleri Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti ile bağlılık, sadakat, eşgüdüm ve işbirliği ilkelerine uygun olacaktır.

Yasama Erki
Madde 5

Yasama erki, Devlet’in Meclisinin uhdesindedir.

Yürütmenin Yetkileri ve Görevleri
Madde 6

Yürütme görevleri ve yetkileri, Devlet’in Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa ve yasalara uygun olarak yerine getirilir ve kullanılır.

Yargı Erki
Madde 7

Yargı yetkisi bağımsız mahkemeler tarafından kullanılır.

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına Bağlı Olarak Anayasanın  Üstünlüğü ve Bağlayıcı Gücü
Madde 8

(1) Anayasa hükümleri, Kıbrıs Türk Devletindeki yasama, yürütme ve yargı organlarını, Devlet’in idari makamlarını ve tüm kuruluş ve bireyleri bağlayan temel hukuk ilkeleridir.

(2) Devlet’in hiçbir işlev ve usulü işbu Anayasaya aykırı ve onunla uyumsuz olamaz.

(3) Hükümetin her düzeydeki tüm tasarrufları orantılılık ve iyi niyet ilkelerine uygun olmalıdır.

Kıbrıs Türk Devletinin Sınırları
Madde 9

Devlet’in sınırları Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasıyla belirlenmiştir.

İKİNCİ BÖLÜM
TEMEL HAKLAR, ÖZGÜRLÜKLER VE ÖDEVLER
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
İnsan Onuruna Saygı
Madde 10

Kişinin onuru dokunulamazdır. Kişi onuruna saygı devlet ve toplum yaşamının ana ilkesidir.

Eşitlik
Madde 11

(1) Herkes, hiç ayırım gözetilmeksizin, yasa önünde eşittir. Herhangi bir birey, aile, zümre veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz.

(2) Bireyler arasında, cinsiyet, ırk, renk, etnik ve toplumsal köken, genetik özellikler, dil, din veya inanç, siyasi veya herhangi bir başka görüş, mülkiyet, doğum, özürlü olma, yaş veya cinsel tercih gibi gerekçelerle ayrımcılık yapılamaz.

(3) Devlet kurumları ve idari makamları, tüm tasarruflarında yasa önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek ve ayrımcılık yapmamak zorundadırlar.

(4) Mali açıdan muhtaç durumda olanların Anayasa ve yasalarla elde ettikleri veya edecekleri kazanımlar, bu Madde ileri sürülerek ortadan kaldırılamaz.

(5) İstihdam, çalışma ve ücret dahil olmak üzere her alanda erkekler ve kadınlar arasında kapsamlı eşitlik sağlanır.

(6) Eşitlik ilkesi, toplumsal ve siyasal yaşamda yeterli ölçüde temsil edilemeyen cinsiyetin lehine yasal önlemlerin alınmasını ve sürdürülmesini engellemez.

Temel Hakların Niteliği ve Korunması
Madde 12

(1) Herkes, mevcudiyetinin özünden kaynaklanan, mahrum kılınamayacağı, devredilemez ve vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahiptir.

(2) Devlet, kişinin temel hak ve özgürlüklerini, kişi huzuru, sosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde kısıtlayan siyasal, ekonomik ve toplumsal bütün engelleri kaldırır; insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlar.

(3) Anayasayla tanınmış hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ilgili makamlara etkili yollardan ve gecikme olmaksızın başvurma hakkına sahiptir.

(4) Devlet’in yasama, yürütme ve yargı organları bu bölümdeki hükümlerin tam olarak uygulanmasını sağlamaktan sorumludurlar.

Temel Hak ve Özgürlüklerin Özü ve Kısıtlanması
Madde 13

(1) Herkes, temel hak ve özgürlüklerini kullanırken başkalarının hak ve özgürlüklerine saygı gösterir.

(2) Temel hak ve özgürlükler ancak yasayla ve yalnızca ilgili maddelerde belirtilen neden ve amaçların haklı kıldığı ölçüde kısıtlanabilir.

(3) Kısıtlamalar Anayasanın lafzına ve ruhuna ve demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve bir hak ve özgürlüğün özünü etkilemez.

(4) Temel hak ve özgürlükler ve bunlara getirilebilecek kısıtlamaların yorumunda Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının 11’inci Maddesine uygun olarak, Avrupa ve uluslararası insan hakları kurumlarının içtihat oluşturan veya yönlendirici mahiyetteki kararları münasip şekilde dikkate alınabilir.

Temel Hak ve Özgürlüklerin Kötüye Kullanılmaması
Madde 14

(1) İşbu Anayasayla sağlanan hak ve özgürlüklerden hiçbiri, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Anlaşması ve işbu Anayasayla Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetine ve Devlet’e atfedilen temel nitelikleri ortadan kaldırdığı şeklinde telakki edilmez.

(2) İşbu Anayasa’nın hiçbir hükmü Devlet’e ya da kişilere, işbu Anayasa’yla tanınan hak ve özgürlüklerin yok edilmesini ya da işbu Anayasa’da belirtilenden daha geniş biçimde kısıtlanmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmalarına cevaz verdiği şeklinde yorumlanamaz.

Azınlıkların Statüsü
Madde 15

Devlet, sınırları içinde ikamet eden dinsel azınlıkların, yani Maruni, Latin ve Ermenilerin ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Anlaşmasında ve Anayasasında zikredilen, Karpaz bölgesindeki köylerde ikamet eden Kıbrıslı Rumların haklarını korur.

Yabancıların Statüsü
Madde 16

İşbu Anayasa’da atıfta bulunulan hak ve özgürlükler, yabancılar bakımından, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası ve uluslararası hukuka uygun olarak yasayla kısıtlanabilir.

İKİNCİ KISIM
Kişilerin Hak, Özgürlük ve Ödevleri
Kişi Dokunulmazlığı
Madde 17

(1) Herkes, barış, güvenlik ve huzur içinde yaşama, maddi ve manevi varlığını geliştirme ve koruma hakkına sahiptir.

(2) Kimse kötü muameleye veya işkenceye maruz kılınamaz.

(3) Kimse, insanlık şeref ve haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

(4) Kişinin şeref ve haysiyeti dokunulmazdır. Herkes buna saygı göstermek ve korumakla yükümlüdür.

Yaşam Hakkı
Madde 18

(1) Herkes, yaşam hakkına sahiptir, bu hak yasayla korunur.

(2) Hiç kimseye ölüm cezası verilemez.

Kişinin Maddi ve Manevi Bütünlüğünün Korunması
Madde 19
(1) Kişinin maddi ve manevi bütünlüğüne dokunulamaz. Herkes, Devlet, toplum ve kişilerden maddi ve manevi bütünlüğüne saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.

(2) Yasayla öngörülen tıbbi zorunluluklar dışında herkesin bedeni bütünlüğünü muhafaza hakkı vardır.

(3) Organ bağışı ve nakline ilişkin kurallar yasayla belirlenir.

(4) Kimse, yasada belirtildiği üzere, kendi özgür ve bilgilendirilmiş rızası olmaksızın, bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.

(5) İnsan soyunun genetik yapısına ve insan bedeninin ve parçalarının ticari kazanç kaynağı haline getirilmesine yönelik uygulamalar yasayla kısıtlanmıştır.

(6) Eşeysiz üreme yasaklanmıştır.

Kişinin Özgürlüğü ve Güvenliği
Madde 20

(1) Herkes kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahiptir.

(2) Hiç kimse, yasayla öngörülmek ve yasanın cevaz verdiği şekil ve zamanda olmak koşuluyla, aşağıdaki haller dışında, özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:
(a) Yetkili mahkemece hakkında hüküm verilmiş bir kişinin tutuklanması;
(b) Mahkemece verilmiş yasal bir emre uymamaktan dolayı bir kişinin yakalanması veya tutuklanması;
(c) Bir kişinin, suç işlediği yolunda bir makul şüphe üzerine veya suç işlemesini önlemenin veya işledikten sonra kaçmasına engel olmanın makul olarak gerekli görüldüğü hallerde yetkili yargı mercii önüne çıkarılması amacıyla yakalanması veya gözaltına alınması;
(d) Bir küçüğün ıslahı amacıyla yasal bir emirle tutulması veya yetkili yargı mercii önüne çıkartılması amacıyla yasaya uygun olarak tutuklanması veya gözaltına alınması;
(e) Bulaşıcı bir hastalık yayma ihtimali olan kişilerin, akıl hastalarının, alkoliklerin, uyuşturucu madde bağımlılarının veya serserilerin tutuklanması;
(f) Bir kişinin, Devlet’in ülkesine izinsiz girişini önlemek için yakalanması veya tutuklanması veya hakkında sınırdışı veya iade işlemi başlatılmış olan bir yabancının yakalanması veya tutuklanması;

(3) Hiç kimse, hapis cezası gerektiren ağır suç işlemesi halinde yasayla hükmolunan zaman ve usuller ile yasada tanımlanan kurala uygun gerekçeli yargı emrinin verdiği yetki haricinde, yakalanamaz.

(4) Yakalanan veya tutuklanan kişinin durumu hakkında yakın akrabalarına mümkün olan en kısa sürede bilgi verilir.

(5) Yakalanan veya tutuklanan herkes, yakalanmasını veya tutuklanmasını gerektiren nedenler hakkında, yakalandığı sırada, anladığı dilde bilgilendirilir ve kendisi veya akrabaları tarafından seçilecek bir avukatın hizmetlerinden yararlandırılmasına derhal imkan tanınır.

(6) Yakalanan kişi, yakalandıktan sonra mümkün olan en kısa zamanda ve her hal ve karda, daha önce salıverilmediği takdirde, yirmidört saat geçmeden bir yargıç önüne çıkarılır.

(7) Yargıç, yakalanma nedenini yakalanan kişinin anladığı dilde yakalanan kişiden öğrenmeye çalışır ve mümkün olan en kısa zamanda ve her hal ve karda yargıç önüne çıkma tarihinden başlayarak üç günü geçmeyecek bir süre içinde, uygun göreceği koşullarla yakalananı salıverir veya yakalanma nedenini oluşturan suç hakkındaki soruşturma tamamlanmadığı takdirde, tutukluluğunun devamına karar verir. Yargıç, her defasında sekiz günü geçmemek koşuluyla, bu tutukluluğun devamına karar verebilir. Yakalanma veya tutuklanma süresinin toplamı, yakalanma tarihinden başlayarak üç ayı geçemez ve bu sürenin sonunda yakalamayı veya tutuklamayı uygulamakla görevli kişi veya makam, yakalanan veya tutuklanan kişiyi derhal serbest bırakır.

(8) Yargıcın, yukarıdaki (7)’nci fıkraya göre verdiği kararlara karşı temyiz yolu kapatılamaz.

(9) Yakalanması veya tutukluluğu nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan herkes, yakalanmasının ve tutukluluğunun yasaya uygunluğu hakkında bir mahkemece süratle karar verilmesi için yasal yollara başvurma hakkına sahiptir. Yakalanması veya tutukluluğu yasaya aykırı görüldüğü takdirde, mahkemece serbest bırakılması emredilir.

(10) Bu Madde kurallarına aykırı olarak bir yakalanma veya bir tutuklanma mağduru herkes, dava açmak suretiyle tazminat talep etme hakkına sahiptir.

Adli Yargıya İlişkin Haklar
Madde 21

(1) İşbu Anayasa’yla ve onun hükümleriyle kendisine tanınan medeni hak ve yükümlülükleri ihlal edilen herkes, yetkili bir mahkemeye mümkün olan en kısa sürede başvurma olanağının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

(2) Herkes, medeni hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinde veya kendisine karşı yapılan bir suçlamanın karara bağlanmasında, yasayla kurulan bağımsız, tarafsız ve yetkili bir mahkeme tarafından, makul bir süre içerisinde adil ve açık surette yargılanma hakkına sahiptir. Karar, gerekçeli olur ve açık duruşmada okunur.

(3) Kamu güvenliği veya anayasal düzen veya genel emniyet veya genel ahlak yararına olduğu veya küçüklerin çıkarları veya tarafların özel hayatlarının korunması için gerekli olduğu ve aleniyetin, adaletin sağlanması için mahkemece zararlı görüldüğü özel durumlarda, duruşmanın bir kısmı veya tamamı mahkemenin kararıyla basına ve halka kapalı tutulabilir.

Sanıkların Hakları
Madde 22

(1) Hiç kimse, işlendiği zaman yasada suç teşkil etmeyen bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu sayılamaz ve herhangi bir suç için, işlendiği zaman yasanın bu suç için açıkça koyduğu cezadan daha ağır bir cezaya çarptırılamaz.

(2) Bir suçtan dolayı beraat eden veya hüküm giyen bir kişi, aynı suçtan dolayı tekrar yargılanamaz. Hiç kimse, aynı eylem veya ihmalden dolayı iki defa cezalandırılamaz.

(3) Hiçbir yasa, suçun ağırlığıyla orantılı olmayan bir ceza öngöremez.

(4) Bir suçtan sanık herkes, suçluluğu yasaya uygun olarak ispat edilinceye kadar suçsuz kabul edilir.

(5) Bir suçtan sanık herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

(a) İsnat edilen suçlamanın nitelik ve nedeninin, anladığı bir dilde ve ayrıntılı şekilde derhal kendisine bildirilmesi;
(b) Savunmasını hazırlaması için yeterli zaman ve imkana sahip olmak;
(c) Bizzat veya seçeceği veya eğer yeterli mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin sağlanması için gerekli görülüyorsa, kendisini parasız olarak atanacak bir avukat aracılığıyla savunmak;
Ancak, hapis cezasını gerektiren suçlarda, yeterli imkandan yoksun olan her kişi, Devlet’in atayacağı bir avukattan yararlanma hakkına sahiptir ve bu hak yasayla sağlanır.
(d) Bizzat veya avukatı aracılığıyla, aleyhindeki tanıkların sorguya çekilmesi veya çektirilmesinin ve lehindeki tanıkların celbi ve aleyhindeki tanıklarla aynı şartlar altında sorguya çekilmesinin temini;
(e) Mahkemede kullanılan dili anlayamadığı veya konuşamadığı takdirde, bir tercümanın yardımından bedelsiz olarak yararlanmak.
.
(6) Malların toptan müsaderesi cezasının konulması yasaktır.

Bireyin Özel Hayatının Gizliliği
Madde 23

(1) Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini talep etme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliği ihlal edilemez. Adli kovuşturmanın gerektirdiği istisnalar mahfuzdur.

(2) Yasanın tanımladığı durumlarda mutad usule göre verilmiş mahkeme veya yargıç kararı olmadıkça, kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz.

Kişiye Ait Bilgilerin Korunması
Madde 24

(1) Herkes, kişisel bilgilerinin korunması hakkına sahiptir.

(2) Kişisel bilgiler, belirli şartlar altında veya yasaya uygun surette, ilgili kişinin rızası alınarak adil bir şekilde işleme tabi tutulur. Her şahıs, kendisi hakkındaki bilgilere erişme ve bu bilgilerin düzeltilmesini talep etme hakkına sahiptir.

Konut Dokunulmazlığı
Madde 25

(1) Kimsenin konut dokunulmazlığı ihlal edilemez.

(2) Yasanın açıkça gösterdiği durumlarda, mutad usule göre verilmiş mahkeme veya yargıç kararı olmadıkça, kamu güvenliği veya kamu düzeni bakımından gecikmede sakınca bulunan durumlarda ise, yasayla yetkili kılınan merciin emri olmadıkça, hiçbir konuta girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde onay için mahkemeye veya yargıca sunulur. Mahkeme veya yargıç, el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde konu hakkında karar vermediği takdirde, el koyma işlemi geçersiz ve hükümsüz addolunur.

Haberleşme Özgürlüğü
Madde 26

(1) Herkes, haberleşme ve bilgiye serbestçe erişim özgürlüğüne sahiptir.

(2) Haberleşmenin gizliliği temel bir ilkedir. Yasayla gerekli görülen durumda, mahkeme veya yargıç tarafından yasaya uygun olarak verilmiş bir karar olmadıkça, bu gizliliğe müdahale olunamaz.

(3) Devlet’in kurumları, yasal yetkilerinin tanımı gereği, kişilere, kamuoyunu veya kendilerini ilgilendiren konularda tam ve doğru bilgi vermekle yükümlüdürler.

Dolaşım ve İkamet Özgürlüğü
Madde 27

(1) İşbu Anayasa, Kuruluş Anlaşması, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası ve ilgili Anayasal Nitelikli Yasanın hükümlerine bağlı kalmak koşuluyla, herkes dolaşım özgürlüğüne sahiptir. Bu özgürlük ancak kamu güvenliği ve salgın hastalıkların önlenmesi amaçlarıyla ve yasayla kısıtlanabilir.

(2) İşbu Anayasa, Kuruluş Anlaşması, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası veya ilgili Anayasal Nitelikli Yasanın hükümlerine bağlı kalmak koşuluyla, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin her vatandaşı, Devlet ülkesinde tercih ettikleri herhangi bir yerde ikamet özgürlüğüne sahiptir. Bu özgürlük ancak, ulusal güvenlik, salgın hastalıkların önlenmesi, kamu mallarının korunması, sosyal, ekonomik ve tarımsal gelişmeyi ve sağlıklı kentleşmeyi gerçekleştirme amaçlarıyla gerekli görüldüğünde yasayla kısıtlanabilir.

(3) İşbu Anayasa, Kuruluş Anlaşması, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası veya ilgili Anayasal Nitelikli Yasanın hükümlerine bağlı kalmak koşuluyla, hiçbir Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı isteği dışında Devlet ülkesi dışına çıkarılamaz veya aynı şekilde girmekten alıkonulamaz.

(4) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Devlet ülkesinde sürekli ikamet hakkı, Kuruluş Anlaşmasında zikredilen oranı aşmayacak oran üzerinde uzlaşılmış bir oranda olur. Bu tür kişilerin sürekli ikamet başvuruları işbu Anayasa, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası Kuruluş Anlaşması ve ilgili Anayasal Nitelikli Yasa temelinde ve demokratik ilkeler ve hakkaniyet ilkeleriyle uyumlu olarak değerlendirilir.

(5) Kıbrıs Rum Devleti iç vatandaşlık statüsüne sahip olanların, Devlet ülkesinde ikametleri, Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasında öngörüldüğü şekilde yasayla kısıtlanabilir.

Vicdan ve Din Özgürlüğü
Madde 28

(1) Her birey, vicdan, dini inanç ve düşünce özgürlüğüne sahiptir.

(2) Dini ibadet şekilleri, dinsel törenler ve ayinler ile dinsel eğitim ve öğrenim kamu düzenine, genel ahlaka veya bu amaçla çıkarılmış yasalara aykırı olmadığı takdirde serbesttir.

(3) Hiç kimse, ibadete, dinsel ayin ve törenlere katılmaya, dini itikadını ve inancını açıklamaya zorlanamaz; dini itikat ve inancından dolayı kınanamaz.

(4) Hiç kimse, Devlet’in sosyal, ekonomik, siyasal veya hukuk düzenini, kısmen de olsa, dini esaslara dayandırmak veya siyasal ve kişisel çıkar veya nüfuz sağlamak amacıyla dini veya dini duyguları yahut dince kutsal sayılan şeyleri her ne surette olursa olsun, istismar edemez veya kötüye kullanamaz. Bu yasağı ihlal eden veya başkalarını buna teşvik eden gerçek veya tüzel kişiler hakkında ilgili yasa hükümleri uygulanır.

Düşünce, Konuşma ve İfade Özgürlüğü
Madde 29

(1) Herkes, düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir. Hiç kimse, düşüncelerini ve kanaatini açıklamaya zorlanamaz. Bir kimsenin düşüncelerine dayalı bir suç olamaz.

(2) Herkes, düşüncelerini ve kanaatini, söz, yazı, resim veya başka yayma yöntemleriyle tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayımlama hakkına sahiptir.
Bu hak, herhangi bir kamu makamının müdahalesi olmaksızın ve Devlet sınırlarıyla bağlı kalmaksızın, kanaatını açıklama, haber ve fikir alma ve verme özgürlüklerini de kapsar.

(3) Kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve aynı şekilde düşünceleri ve kanaati nedeniyle kınanamaz ve ayrımcılığa tabi tutulamaz.

(4) Konuşma ve ifade özgürlüklerinin kullanılması, anayasal düzen, laiklik, kamu güvenliği, kamu düzeni, genel sağlık, genel ahlakın yararı için veya başkalarının şöhret veya haklarının korunması veya gizli tutulması kaydıyla alınan bilgilerin açıklanmasının önlenmesi veya yargının tarafsızlığının sürdürülmesi için, demokratik toplumda zorunlu olduğu şekilde gerekli durumlarda ve ölçüde yasayla sınırlandırılabilir.

(5) Savaş propagandası yapılması, ayrımcılık ve milli, ırkçı veya dini nefretin ve şiddetin körüklenmesi yasaktır.

Bilim ve Sanat Özgürlüğü
Madde 30

Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırmayı yapma hakkına sahiptir. Akademik özgürlüğe tam saygı gösterilir.

Basın Özgürlüğü
Madde 31

(1) Basın ve yayın özgürlüğü herkes için teminat altına alınmıştır ve sansüre tabi tutulamaz.

(2) Devlet, basın, yayın ve haber alma özgürlüğünü güvence altına alacak gerekli önlemleri alır.

(3) Basın ve haber alma özgürlüğü, kamu düzeninin veya kamu güvenliğinin veya genel ahlakın korunmasını veya kişilerin şeref, haysiyet ve haklarına saldırıların ve suç işlemeye kışkırtmanın önlenmesini veya yargı görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak üzere yasayla kısıtlanabilir.

(4) Yargı görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak amacıyla ve yasayla belirtilecek sınırlar içinde, herhangi bir mahkeme veya yargıç tarafından verilecek kararlar saklı kalmak üzere, olaylar hakkında yayın yapılmasına yasaklama getirilemez..

Gazete, Dergi ve Broşür Yayımlama Hakkı
Madde 32

(1) Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlarınca gazete, dergi ve broşür yayımlanması, önceden izin alınması ve mali güvence sağlanması koşullarına tabi kılınamaz.

(2) Gazete, broşür ve dergilerin yayımlanması, dağıtım ve mali kaynaklar ile gazetecilik mesleğiyle ilgili koşullar yasayla düzenlenir. Bu tür bir yasa, haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, mali veya teknik kayıtlar koyamaz.

(3) Gazete ve dergiler, Devletin ve diğer kamu teşekküllerinin veya bunlara bağlı kurumların araç ve olanaklarından eşitlik ilkesine göre yararlanır.

(4) Devlet’in sınırları içinde yayımlanan gazete, dergi ve broşürler, yalnızca demokratik bir toplumda gerekli olmak kaydıyla, laikliğin, kamu güvenliğinin, kamu düzeninin veya genel ahlakın korunması amacı için, yasada öngörülen hallerde yargıç kararıyla toplatılabilir.

Kitap Yayımlama Hakkı
Madde 33

(1) Kişiler tarafından kitap yayımlanması herhangi bir ön izne ve sansüre tabi kılınamaz.

(2) Devlet sınırları içinde yayımlanan kitaplar, yalnızca demokratik bir toplumda gerekli olmak kaydıyla, laikliğin, kamu güvenliğinin, kamu düzeninin veya genel ahlakın korunması amacı için yasada öngörülen hallerde yargıç kararıyla toplatılabilir.

Basım Teçhizatının Korunması
Madde 34

(1) Basımevleri ve destek binaları ile matbaa makinaları ve şahıslara ait teçhizat müsadere edilemez, el konulamaz veya faaliyetten men edilemez.

(2) Basımevleri ve destek binaları ile matbaa makinaları ve şahıslara ait teçhizat, demokratik bir toplumda gerekli olan hallerde, laikliğin, kamu güvenliği ve düzeninin ve kamu ahlakının korunması amacıyla, yasanın öngördüğü hallerde yargıç kararıyla müsadere edilebilir, el konulabilir veya faaliyetten menedilebilir.

Basın Dışındaki Haberleşme Araçlarından Yararlanma Hakkı
Madde 35

Vatandaşlar ve siyasi partiler, kamu teşekküllerinin sahip olduğu basın haricindeki haberleşme ve yayın araçlarından yararlanma hakkına sahiptir. Bu yararlanmanın koşulları ve usulleri, demokratik ilkelere ve hakkaniyet ilkesine uygun olarak yasayla düzenlenir. Yasa, insan haklarına, demokrasinin ve hukukun üstünlüğü ve sosyal adalet ilkelerine dayanan laik devletin, kamu güvenliğinin ve genel ahlakın korunması halleri dışındaki bir nedene dayanarak, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlere ulaşmasını veya kamuoyunun serbestçe oluşturulmasını engelleyici şartlar getiremez.

Düzeltme ve Cevap Hakkı
Madde 36

(1) Düzeltme ve cevap hakkı, yalnızca kişilerin şeref ve haysiyetlerinin rencide edilmesi veya haklarında gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve yasayla düzenlenir.

(2) Bir düzeltme veya cevabın yayınlanmadığı hallerde, bunun yayınlanmasının elzem olup olmadığına, ilgili şahsın başvuru tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde yargıç tarafından karar verilir.

Toplantı ve Gösteri Hakkı
Madde 37

Devlet ülkesinde daimi ikamet eden herkes, önceden izin almaksızın, silahsız ve şiddet içermeyen toplantı veya gösteri tertipleme hakkına sahiptir. Bu hak, kamu düzenini korumak için yasayla kısıtlanabilir.

Dernek Kurma Hakkı
Madde 38

(1) Herkes, önceden izin almaksızın, dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasında uygulanacak şekil ve usuller yasayla düzenlenir. Yasa, laik düzenin, kamu güvenliğinin, kamu düzeninin ve genel ahlakın yararı çerçevesinde kısıtlamalar getirebilir.

(2) Hiç kimse, herhangi bir derneğe üye olmaya veya herhangi bir derneğin üyeliğini sürdürmeye zorlanamaz.

(3) Dernekler, yasada öngörülen hallerde ve yukarıdaki (1)’inci fıkrada zikredilen nedenlerle yargıç kararıyla kapatılabilir.

İyi Yönetilme Hakkı
Madde 39

(1) Herkes, makul bir zaman dilimi içinde, Devlet kurumlarından veya diğer idari veya icrai organlardan, tarafsız ve adil idari hizmet almak hakkına sahiptir. Bu hak, aşağıdaki hususları içerir:

(a) Bir kişiyi olumsuz yönde etkileyecek herhangi bir önlem alınmadan önce kişinin kendisini savunma hakkı;
(b) Herkesin, gizlilik ve meslek ve iş sırları bağlamındaki hukuki haklarına saygı gösterilmek kaydıyla, ilgili kişiye ait dosyaya erişim hakkı;
(c) İdarenin, verdiği kararların gerekçelerini bildirme ve bireyleri yetkili makamlara başvuru sırasında kullanacağı yöntem ve usulleri ve telafi süresi hakkında bilgilendirme yükümlülüğü.

(2) Herkes, Devlet kurumlarının veya diğer idari veya icrai kurumların veya kamu görevlilerinin, görevlerini ve işlerini yerine getirirken neden oldukları zararların tazmini hakkına sahiptir.

ÜÇÜNCÜ KISIM
Sosyal ve Ekonomik Haklar, Özgürlükler ve Ödevler
Ailenin Korunması
Madde 40

(1) Aile toplumun temelidir. Devlet ve kamu kurumları ailenin, ananın ve çocuğun korunması için gerekli önlemleri alır ve teşkilatları kurar.

(2) Evlenme çağına erişen herhangi bir kadın ile herhangi bir erkeğin, evlenme ve bir aile yuvası kurma hak ve yükümlülükleri yasayla düzenlenir.

Çocukların Korunması
Madde 41

(1) Çocuklar, korunma ve bakılma hakkına ve düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir. Çocukların düşünce ve kanaatleri yaşları ve olgunlukları gözönünde bulundurularak değerlendirilir.

(2) Çocuklarla ilgili gerçek ve tüzel kişilerin tüm kamuya yönelik ve özel faaliyetlerinde çocukların yararına öncelik verilir.

(3) Her çocuk, şahsi menfaatine aykırı olmadığı sürece, ebeveyninin her ikisiyle de doğrudan ve düzenli temas kurma hakkına sahiptir.

Yaşlıların Korunması
Madde 42

Devlet, yaşlıların, onurlu ve bağımsız bir yaşam sürmeleri ve toplumsal ve kültürel faaliyetlere katılmalarını temin edecek surette korunması için gerekli önlemleri alır ve teşkilatları kurar.

Mülkiyet Haklarına İlişkin Genel Hükümler
Madde 43

(1) Herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar yasayla kamu yararı için yalnızca yasayla kısıtlanabilir.

(2) Mülkiyet hakkının kullanılmasına kısıtlama ve sınırlamalar, kamu güvenliği, genel sağlık, genel ahlak veya şehir ve ülke planlaması veya herhangi bir mülkün kamu yararı için geliştirilmesi ve bundan yararlanılması veya başkalarının haklarının korunması için yasayla getirilir.

(3) Malvarlığının ekonomik değerini fiilen azaltan bu tür herhangi bir kısıtlama ve sınırlama için derhal adil bir tazminat ödenir; anlaşmazlık halinde tazminat hukuk mahkemesince kararlaştırılır.

(4) (2)’nci ve (3)’üncü fıkralardaki hükümler, herhangi bir verginin veya cezanın tahsili, herhangi bir hukuki hükmün yerine getirilmesi, sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün uygulanmasının sağlanması veya can veya malın tehlikeden korunması için yasayla getirilmiş hükümleri etkilemez.

(5) Fikri mülkiyet hakkının korunması yasayla düzenlenir.

(6) Devlet, iç vatandaşlık statüsüne sahip kişilerin, Kıbrıs Rum Devletindeki mülkiyet haklarının korunması için, hukuki yardım sağlanması dahil, Kurucu Anlaşmanın ilgili hükümleri doğrultusunda, yasayla her düzeyde uygun önlemleri alabilir.

Toprağın Korunması
Madde 44

Devlet’in, toprağın verimli olarak kullanımını sağlamak, topraksız olan veya yeterli toprağı bulunmayan çiftçiye toprak vermek ve toprağın erozyon ve çevreye yönelik diğer tehlikelerden korunması amaçlarıyla gereken önlemleri alır. Yasa değişik tarım bölgelerinin ihtiyaçları ve değişik çiftçilik türleri bağlamında, bu amaçlarla yararlanılabilecek toprağın genişliğini tasrih edebilir.

Kıyıların Korunması
Madde 45

(1) Kıyılar, Devletin münhasır kontrolü ve mülkiyeti altındadır ve yalnızca kamu yararı için kullanılabilir.

(2) Belediye sınırları dışında, hareketli kumulun bitiminden itibaren yüz metrelik kıyı şeridi içinde kalan bölgede, kıyıların doğal güzelliğini bozmamak kaydıyla, yalnızca Devlet’e ait, çok gerekli ve kamu yararına olan yapılar inşa edilebilir. Mevcut binalar ve yapılarla ilgili hususlar yasayla düzenlenir.
(3) Belediye sınırları içindeki kıyıların korunması ve yüz metrelik kıyı şeridi
içinde kalan bölgede gelecekte inşa edilebilecek yapı ve tesisler ile mevcutların durumu, kamu yararının ve şehir planlamasının gereklerine uygun olarak yasayla düzenlenir.
(4) Bu hükmün mülkiyet haklarına tecavüzü mümkün kıldığı şeklinde yorumlanmaması kaydıyla, kamu güvenliği, kamu düzeni, kamu yararı, genel sağlık ve çevrenin korunması için yasayla kısıtlama getirilmediği sürece, kıyı şeridinden yüz metre içeriye giriş kimse tarafından engellenemez ve ücrete tabi tutulamaz.

Tarih, Kültür ve Doğa Varlıklarının Korunması
Madde 46

Devlet, Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası çerçevesinde, tarih ve kültür değeri olan eser ve anıtlar ile kültür varlıklarının ve doğal zenginliklerin korunmasını sağlar, bu amaçla düzenleyici, destekleyici ve özendirici önlemleri alır. Bunlardan özel mülkiyete konu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve sağlanacak ayrıcalıklar yasayla düzenlenir.

Yıkılmış veya herhangi bir şekilde yok olmuş veya tahribata uğramış tarihi yapıların yerine başka yapılar inşa edilemez. İnşa edilme zorunluluğu doğarsa, yıkılmış veya herhangi bir şekilde tahribata uğramış tarihi yapı aslına uygun bir şekilde yeniden inşa veya tamir edilir. Devlet, bu amaçla gerekli önlemleri alır ve gerekli yasal düzenlemeleri yapar.

Çevrenin Korunması
Madde 47

(1) Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

(2) Hiçbir gerçek veya tüzel kişi, hiçbir amaçla, insan sağlığına zarar verecek veya doğal kaynakları ve biyolojik çeşitliliği tehlikeye atacak nitelikteki sıvı, gaz veya katı maddeleri doğaya akıtamaz veya dökemez.

(3) Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devlet’in ve gerçek ve tüzel kişilerin görevidir.

(4) Devlet, ulusal parklar kurulması amacıyla gerekli önlemleri alır.

İktisap ve Müsadere
Madde 48

(1) Devlet, Belediye işletmeleri ve yasanın kendilerine zorunlu iktisap yetkisi   tanıdığı kamu teşekkülleri veya kamu hizmeti gören kurumlar:

(a) Genel bir zorunlu iktisap yasasında özel olarak öngörülen ve kamu yararına olan bir amaç için; ve
(b) Bu amacın, iktisap yapan makamın verdiği bir karara dercedilmiş olması ve iktisap nedenlerini açıkça belirten bir yasanın hükümleri uyarınca gerçekleştirilmesi halinde; ve
(c) Hakkaniyete uygun bir tazminatın derhal veya kanunla belirlenen taksitler halinde ödenmesi koşuluyla,

herhangi bir taşınır veya taşınmaz malı veya bu gibi mal üzerindeki  herhangi bir hak veya yararı zorunlu iktisaba yetkilidirler.

(2) Zorunlu iktisaba konu malın bedelinin hesaplanma şekil ve usulü yasayla düzenlenir.

(3) Zorunlu iktisaba konu olmuş herhangi bir taşınmaz mal veya bu gibi bir mal üzerindeki herhangi bir hak veya yarar, sadece zorunlu iktisabın amacı için kullanılabilir. İktisap tarihinden başlayarak üç yıl içerisinde sözkonusu amacın elde edilememiş olması durumunda, iktisabı yapan makam, bu üç yıllık sürenin bitiminde iktisap edilen malı, iktisap bedeli üzerinden eski sahibine vermeyi teklif eder. Bu teklifi alan kişi kabul veya red cevabını teklifi aldığı tarihten başlayarak üç ay içinde bildirir; kabul ettiğini bildirdiği takdirde, kabul tarihinden başlayarak üç ay içinde iktisap bedelini iade etmesi halinde, iktisap edilen mal kendisine derhal geri verilir.

(4) Yukarıdaki fıkranın hükümleri, herhangi bir verginin veya para cezasının tahsili, herhangi bir mahkeme kararının yerine getirilmesi, sözleşmeden doğan herhangi bir yükümlülüğün gereğinin ifası veya can veya malın tehlikeden korunması amacını taşıyan, herhangi bir yasa hükmünü etkilemez.

(5) Devlet,

(a) Genel bir müsadere yasasında özel olarak öngörülen kamu yararına yönelik bir amaç için; ve
(b) Bu amacın, müsadereyi yapan makamın bir kararıyla vazolunması ve müsadere nedenlerini açıkça belirten bir yasanın hükümleri uyarınca gerçekleştirilmesi halinde; ve
(c) Üç yılı geçmeyen bir süre için;
(d) Hakkaniyete uygun tazminatın ödenmesi koşuluyla,

herhangi bir taşınır veya taşınmaz malı müsadere edebilir.

(6) Herhangi bir kişi, bu Madde hükümleriyle ilgili olarak mahkemeye başvurma hakkına sahiptir ve böyle bir başvuru zorunlu iktisap işlemini durdurma sonucunu yaratır. Mahkemenin bu fıkra uyarınca vereceği herhangi bir karar temyiz edilebilir.

Vakıf Mallarıyla İlgili İktisap, Müsadere ve Kısıtlamalar
Madde 49

(1) İktisap ve müsadere bakımından Vakıf mallarıyla ilgili kurallar, Temel Evkaf Hükümleri (Ahkâmül Evkaf) uygun olarak yasayla düzenlenir. Şehir ve ülke planlaması için Vakıf malları üzerinde uygulanacak kısıtlama ve sınırlandırmalara ilişkin hükümler de bu yasada yeralır.

(2) Herhangi bir kısıtlama veya sınırlandırma işleminin sözkonusu olduğu hallerde, mahkeme bu işlemlerin durdurulmasını emredebilir.

Devletleştirme
Madde 50
Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel girişimler, kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde, cari değerinin nakit olarak ödenmesi koşuluyla devletleştirilebilir. Değer takdiri ve ödeme usulleri yasayla düzenlenir.

Konut Hakkı
Madde 51

Devlet, konut sahibi olmayan veya insanca ikamete uygun sağlıklı yaşama koşullarını taşımayan bir evi bulunmayan ailelerin iskan gereksinmelerini karşılayacak önlemleri yasayla düzenler.

Sağlık Hakkı
Madde 52

(1) Herkes, koruyucu sağlık hizmetleri çerçevesinde tıbbi bakımdan yararlanma
hakkına sahiptir.

(2) Herkesin beden ve ruh sağlığı içinde sağlam şekilde yaşayabilmesini ve   tıbbi bakım görmesini en yaygın biçimde sağlamak Devlet’in görevidir.

Sözleşme Hakkı
Madde 53

(1) Sözleşme hukukunun genel ilkelerince konulan koşullara, sınırlandırmalara veya kısıtlamalara ve yürürlükteki yasalara uymak kaydıyla, herkes serbestçe sözleşme yapma hakkına sahiptir. Ekonomik bakımdan güçlü kişilerin diğer kişileri istismarı yasayla önlenir.

(2) Sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülükler kamu yararı, kamu düzeni, sosyal adalet ve kamu güvenliği gibi nedenlerle yasayla düzenlenebilir veya kısıtlanabilir.

(3) Devlet, belirli yörelerdeki sosyal ve ekonomik gereksinmeleri ve özellikleri dikkate alarak, konut kiraları konusunda, yasayla, gerekli önlemleri alabilir, kısıtlamalar getirebilir ve ayarlamalar yapabilir.

Ekonomik ve Sosyal Hayatın Düzeni
Madde 54

(1) Ekonomik ve sosyal hayat, adalet ve tam istihdam ilkelerine ve her şahıs için insanlık onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlanması amacına uygun olarak düzenlenir.

(2) Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı ve cinsiyetlerarası eşitlik perspektifini demokratik yollarla gerçekleştirmek ve bu amaçlarla kamu tasarruflarını arttırmak, yatırımları toplum yararının gerektirdiği önceliklere yönlendirmek ve kalkınma projeleri hazırlamak Devlet’in görevidir.

Çalışma Özgürlüğü
Madde 55

(1) Devlet’te daimi olarak ikamet eden herkes dilediği alanda çalışma özgürlüğüne sahiptir. Özel girişim kurmak serbesttir. Bu özgürlük, kamu yararı amacıyla yasayla kısıtlanabilir.

(2) Yasa, kamu yararına uygun olduğu takdirde, temel kamu hizmeti niteliğinde olan veya Devlet’e ait enerji kaynağı veya doğal kaynakların kullanılmasını ilgilendiren bazı teşebbüslerin münhasıran Devlet, Belediye işletmesi veya sözkonusu yasayla oluşturulup Devlet’in kontrolü altında idare edilen bir kamu teşekkülü tarafından deruhte edilmesini öngörebilir.

(3) Devlet, özel girişimlerin, Devlet ekonomisinin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun olarak gelişmesini ve güvenlik ve istikrar içinde faaliyet göstermesini sağlamak için gerekli önlemleri alır.

Çalışma Hakkı
Madde 56

(1) Çalışma daimi olarak ikamet eden herkesin hakkıdır.

(2) Devlet, işçilerin insanca yaşamasını güvence altına almak ve çalışma koşullarının istikrar içerisinde gelişmesini sağlamak amacıyla, sosyal, ekonomik ve mali önlemler getirerek işçileri korur ve istihdamı destekler; Devlet işsizliği önlemeyi amaçlayan önlemler alır.

(3) Kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır. Ancak, hükümlülerin, hapiste bulundukları sürede rehabilitasyon amacıyla çalıştırılmaları angarya sayılmaz.

(4) Ülkenin ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda, vatandaşlık ödevi niteliğinde olan bedeni veya fikri çalışmaların şekil ve koşulları, demokratik ilkelere uygun olarak yasayla düzenlenir.

İstihdam Koşulları
Madde 57

(1) Kimse, yaşı, yeteneği, cinsiyeti, sağlığı, onuru ve güvenliğiyle uyumlu olmayan bir işte çalıştırılamaz.

(2) Çocuklar, gençler, kadınlar ve bedeni ve ruhi özürlüler çalışma koşulları bakımından özel olarak korunur.

Dinlenme Hakkı
Madde 58

(1)  Her çalışan dinlenme hakkına sahiptir.

(2)  Ücretli hafta sonu ve ulusal ve dini bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakkı yasayla düzenlenir.

Ücrette Hakkaniyet Sağlanması
Madde 59
Devlet, çalışanların, yaptıkları işle ölçülü ve insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlamalarına yeterli, adil ve hakkaniyetli ücretler elde etmeleri için gerekli önlemleri alır.

Sendika Kurma Hakkı
Madde 60

(1) İşverenler ve çalışanlar, önceden izin almaksızın, sendika ve sendika birlikleri kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe ayrılma hakkına sahiptirler. Bu hakların kullanılmasında uygulanacak şekil ve usuller yasayla belirlenir. Yasa, kamu güvenliğinin, kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması amacıyla kısıtlamalar getirebilir.

(2) Sendikaların ve sendika birliklerinin tüzükleri, yönetimi ve işleyişleri demokratik ilkelere aykırı olamaz.

Toplu Sözleşme ve Grev Hakkı
Madde 61

(1) Çalışanlar, işverenle olan ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal durumlarını korumak ve geliştirmek amacıyla toplu sözleşme ve grev hakkına sahiptir.

(2) Greve katılan kişilerin yerine başka kişiler işe alınamaz ve kimse greve katılması nedeniyle işten çıkarılamaz veya kovuşturulamaz.

(3)  Yargıçlar, savcılar, polis ve sivil savunma örgütü personelinin grev hakkı yoktur.

(4)  İşverenlerin hakları yasayla düzenlenir.

Sosyal Güvenlik Hakkı
Madde 62

Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Bu hakkı sağlamak için sosyal sigortalar ve benzeri sosyal güvenlik kurumları ile sosyal yardım örgütleri kurmak ve kurdurmak Devletin görevlerindendir.

Açlıktan Korunma Hakkı
Madde 63

Devlet, herkesi açlığa karşı korur ve bu amaçla gıda maddelerinin üretim, muhafaza ve dengeli biçimde dağıtım yöntemlerini geliştirmek ve etkin beslenme olanaklarını yaratmak için gerekli önlemleri alır. Bu yönde bilimsel gelişmeleri izler, yayar ve uygular. Devletin bu görevleri yasayla düzenlenir.

Özel Olarak Korunma Hakkı
Madde 64

(1) Devlet, savaş ve görev şehitlerinin dul ve yetimleri ile malül gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir yaşam düzeyi sağlar.

(2) Devlet, ruhi ve bedeni özürlülerin topluma tam uyumlarını kolaylaştırmak amacıyla onların eğitim, rehabilitasyon, istihdam ve sosyal yardımları için gerekli kurum ve örgütlerin kurulmasını güvence altına alır.

(3) Malülleri, gazileri, yaşlıları, çalışamayacak durumda olanları ve bakım ve himayeye muhtaç çocukları korumak için Devlet her türlü önlemi alır.

(4) Bu hak ve kolaylıklar yasayla düzenlenir.

Yoksulların Rehabilitasyonu
Madde 65

Devlet, sosyal ve ekonomik bakımdan güçsüz olanların rehabilitasyonu, kendilerine, ailelerine ve topluma yararlı duruma getirilmeleri için gerekli sosyal, ekonomik, mali ve diğer önlemleri alır.

Öğrenim ve Eğitim Hakkı
Madde 66

(1) Kimse, öğrenim ve eğitim hakkından yoksun bırakılamaz.

(2) Her türlü öğrenim ve eğitim faaliyeti Devle’tin gözetim ve denetimi altında serbesttir. İlk ve orta dereceli özel okulların bağlı olduğu esaslar devlet okullarıyla erişilmek istenen düzeye uygun olarak yasayla düzenlenir.

(3) Çağdaş bilim ve eğitim ilkelerine aykırı hiçbir öğrenim ve eğitim merkezi açılamaz. Laik eğitim ve öğretim, öğrenimin ana temelidir.

(4) Halkın öğrenim ve eğitim gereksinimlerini sağlamak Devlet’in başta gelen görevlerindendir. Devlet, bu görevini, Atatürk İlkeleri ve Devrimleri doğrultusunda, evrensel ve ulusal kültür ve insani değerlerle bezenmiş bir içerikle ve çağın ve teknolojik ilerlemenin, kişinin ve toplumun istek ve gereksinimlerine yanıt vermesini sağlayacak planlı bir şekilde yerine getirir.

(5) Her çocuk, cinsiyet ayırımı yapılmaksızın on beş yaşına kadar zorunlu, on sekiz yaşına kadar ücretsiz öğrenim hakkına sahiptir.

(6) Devlet, durumları dolayısıyla okul içi ve dışında özel eğitim ve öğrenime gereksinmeleri olanları onları topluma yararlı kılacak şekilde yetiştirmek için gereken önlemleri alır.

(7) Devlet, maddi olanaklardan yoksun başarılı öğrencilerin, en yüksek öğrenim seviyesini elde etmelerini sağlamak amacıyla burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar.

(8) Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti resmi dillerinden biri olan Rumca’nın orta  eğitim öğrencilerine öğretilmesi zorunludur.

(9) Devlet sınırları içinde yaşayan, anadili Türkçe olmayan dini azınlıklar, yani Maruni, Latin ve Ermeniler, ilk ve orta düzeyde ana dillerinde eğitim ve öğrenim yapma hakkına sahiptirler. Bu hak yasayla düzenlenir. Ancak, bu gibi orta dereceli okullarda, Devlet’in resmi dili olan Türkçe’nin öğretilmesi zorunludur.

Gençliğin Korunması
Madde 67

Devlet, gençlerin bilgili, sağlıklı, sağlam karakterli ve topluma yararlı bireyler olarak yetişme ve gelişmelerini sağlar.

Sporun Özendirilmesi
Madde 68

Devlet, her yaştaki kişilerin beden ve ruh sağlığını geliştirecek, sporun kitlelere yayılmasını sağlayacak önlemleri alır, gerekli spor tesislerini yapar ve başarılı sporcuları korur.

Sanatın, Sanatçının ve Kültürel Hakların Korunması
Madde 69
(1) Devlet, sanatın özgürce gelişebileceği koşulları yaratır; sanatçıyı koruyucu, destekleyici, özendirici ve ödüllendirici önlemleri alır.

(2) Devlet, herkesin, kültürel yaşama katılmak, bilimsel gelişmenin ve bunun uygulanmasının nimetlerinden yararlanmak, bilimsel, edebi ve sanatsal ürünlerin korunmasının sağladığı maddi ve manevi çıkarlardan faydalanmak hakkını korur ve bilimsel araştırma ve yaratıcı etkinliklerin özendirilmesinin gerektirdiği özgürlüklere saygı gösterilmesini sağlar.

Kooperatifçiliğin Geliştirilmesi
Madde 70

Devlet, kooperatifçiliğin geliştirilmesini sağlayacak önlemleri alır ve kooperatiflerin demokratik ilkelere uygun olarak çalışmalarını yasayla düzenler.

Tarım ve Çiftçilerin Korunması
Madde 71

(1) Devlet, herkesin yeterli beslenmesini, tarımsal üretimin toplumun yararına uygun olarak arttırılmasını sağlamak, erozyonu önlemek, tarım ürünlerini ve tarımla uğraşanların emeğini değerlendirmek için gereken önlemleri alır.

(2) Devlet, çiftçinin tarım araçlarına sahip olmasını kolaylaştırır.

(3) Tarımla uğraşan kişilerin doğal afetlere karşı korunması yasayla düzenlenir.

Tüketicilerin Korunması
Madde 72

Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı önlemleri alır. Tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirir.

Devletin Ekonomik ve Sosyal Görevlerinin Sınırı
Madde 73

Devlet, işbu Anayasa’da belirtilen ekonomik ve sosyal amaçlara ulaşma görevlerini, ekonomik kalkınma ve mali kaynakların elverdiği ölçüde yerine getirir.

DÖRDÜNCÜ KISIM
Siyasal Haklar ve Ödevler
Kurucu Devlette İç Vatandaşlık Statüsü
Madde 74

(1) Kıbrıs Türk Devletinde veya onun yönetimindeki topraklarda ikamet eden Kıbrıs vatandaşları, Kuruluş Anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin ilgili Anayasal Nitelikli Yasasına uygun olarak Devlet’in iç vatandaşlık statüsünü alır.

(2) Devlet, Kıbrıs Rum Devletinden gelen kişilerin iç vatandaşlık statüsü kazanmalarını düzenleyebilir.

Seçme, Seçilme ve Halkoylamasına Katılma Hakkı
Madde 75

(1) Devlet’te yapılacak seçimlere ve halkoylamalarına katılmak, onsekiz yaşına gelmiş olup Devlet’te daimi olarak ikamet eden her Kıbrıs vatandaşının hakkı ve ödevidir.

(2) 18 yaşına gelmiş olup, Devlet’te daimi olarak ikamet eden ve Devlet’in resmi diline hakim olan her Kıbrıs vatandaşının Devlet’in kamu kurumlarına seçilme hakkı vardır. Bu hak yasayla düzenlenir.

(3) Seçimler ve halkoylamaları, serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve tasnif ilkelerine uygun olarak yapılır ve sayım ve tasnif işlemleri tamamlanıncaya kadar kesintisiz sürer.

(4) Aday olmak, kamu görevinden çekilme koşuluna bağlanamaz. Kamu görevlileri ve bunların seçimi ve kamu hizmetlerinin güvenliği bakımından aday olma koşulları yasayla düzenlenir.
Yargıçlar, savcılar ve kolluk kuvveti mensupları görevlerinden çekilmedikçe aday olamazlar ve seçilemezler.

(5) Kıbrıs Türk vatandaşlığı statüsünü taşıyan kişilerin seçimler ve halkoylamalarına katılma ve seçilme haklarına ilişkin düzenlemeler ile Kıbrıs Türk vatandaşlığı statüsünü taşımayan, Devlet’te mukim kişilerin yerel seçimlere katılma haklarına ilişkin düzenlemeler yukarıda sayılan kuralların öngördüğü hükümlere ve demokratik ilkelere uygun olarak yasayla düzenlenir.

Seçimlerin Genel Yönetimi ve Denetimi
Madde 76

(1) Seçimler ve halkoylamaları, yargı organlarının genel yönetimi ve denetimi altında yapılır.

(2) Seçimlerin ve halkoylamalarının başlamasından bitimine kadar, seçimler ve halkoylamalarının düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili bütün işlemleri yapmak ve yaptırmak, seçim ve halkoylaması süresince ve sonrasında seçim ve halkoylaması konularıyla ilgili bütün usulsüzlükleri, şikayetleri ve itirazları incelemek ve kesin karara bağlamak ve Devlet’in Başkanı ve milletvekili seçimlerinin tutanaklarını kabul etmek, yargıçlardan oluşan Yüksek Seçim Kurulunun görevidir.

(3) Yüksek Seçim Kurulu ile diğer seçim kurullarının kuruluşu, işleyişi, ödevleri ve yetkileri yasayla düzenlenir.

Siyasi Parti Kurma Hakkı ve Partilerin Siyasi Hayattaki Yeri
Madde 77

(1) Devlet’te daimi olarak ikamet eden Kıbrıs vatandaşları serbestçe siyasi faaliyette bulunma, siyasi parti kurma ve usulüne göre partilere üye olma veya üyelikten çıkma hakkına sahiptir. Devlet’te ikamet eden ve Kıbrıs Türk vatandaşı statüsünü taşımayanların yukarıdaki hükümlere ilişkin hakları demokratik ilkelere uygun olarak yasayla düzenlenir.

(2) Siyasi partiler, önceden izin almadan kurulur ve serbestçe faaliyette bulunurlar.

(3) Siyasi partiler, iktidarda veya muhalefette olsunlar, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez öğeleridir.

(4) Siyasi partiler, bir seçimden en az doksan gün önce kurulup tüzel kişilik kazanmış olmadıkları takdirde o seçime katılamazlar.

(5) Siyasi partilere Devlet tarafından yapılacak yardım yasayla düzenlenir.

Siyasi Partilerin Uyacakları İlkeler
Madde 78

(1) Siyasi partilerin tüzük, program ve faaliyetleri, Devlet’in ülkesi ve halkıyla bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, demokratik ve laik Devlet’e aykırı olamaz.

(1) Siyasi partilerin parti içi faaliyet ve kararları, demokratik ilkelere aykırı olamaz.

(2) Siyasi partiler, yabancı devletlerden veya Kıbrıs Rum Devletinden nakdi yardım alamaz.

(3) Siyasi partilerin gelirleri ve giderleri ile adayların seçim harcamaları şeffaflık ilkesine uygun olarak denetlenir.

(4) İşbu Madde’nin (1)’inci fıkrası hükümlerine aykırı olarak, tüzük, program ve faaliyetleriyle şiddeti özendiren siyasi partiler Devlet Başsavcısının açacağı dava üzerine, Anayasa Mahkemesi sıfatıyla toplanan Devlet Yüksek Mahkemesi tarafından daimi olarak faaliyetten men edilebilir.

(5) Siyasi partilerin kuruluş ve faaliyetlerinin denetlenmesi ve kapatılmaları yukarıdaki hükümler çerçevesinde yasayla düzenlenir.

(6) İşbu Madde hükümleri, siyasi partilerin, işbu Anayasa’nın, 163’üncü Maddesinde öngörüldüğü şekilde değiştirilmesini sağlamak amacıyla faaliyette bulunmalarını engellemesi şeklinde yorumlanamaz ve uygulanamaz.

Kamu Hizmetine Girme Hakkı
Madde 79

(1) Kamu hizmetine girme hakkı, Devlet’in iç vatandaşlık statüsünü taşıyan herkese, Avrupa Birliği Hukuku ve federal yasaya bağlı olarak açıktır. Bu hak yasayla düzenlenir.

(2) Kamu hizmetine atamalarda, görevin gerektirdiği niteliklerin dışında başka hiçbir ayırım gözetilemez.

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Teşkilat, Kurum ve Kuruluşlarına Atamalar
Madde 80

(1) Devlet’in vatandaşlık statüsünü taşıyan onsekiz yaşına gelmiş her şahıs, federal teşkilat, kurum ve kuruluşlara atanma hakkına sahiptir.

(2) Federal örgüt, kurum ve kuruluşlara atanacak olan, Devlet’in vatandaşlık statüsünü taşıyan kişilerde, Kuruluş Anlaşmasında belirtildiği şekilde aranacak nitelikler ile atanma ve seçilme usulleri, Kuruluş Anlaşması çerçevesindeki yasalarla uyumlu olarak düzenlenir.

(3) Avrupa Birliği Yasalarına bağlı olarak, Devlet’te mukim vatandaş olmayan kişiler, Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasında belirtildiği şekilde, federal teşkilat, kurum ve kuruluşlara seçilemez ve atanamazlar.

Mal Bildirimi
Madde 81

Devletin kamu personelinin kamu görevine girişte ve görev sırasında mal bildiriminde bulunmaları yasayla düzenlenir. Yasama ve yürütme organlarında görev alanlar bu zorunluluktan muaf tutulamaz.

Vergi Ödevi
Madde 82

(1) Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür.

(2) Yasa ve yasanın verdiği yetki dışında, hiçbir vergi, resim veya harç veya benzeri mali yükümlülük konulamaz.

(3) Vergi, resim ve harçlardan istisna ve bağışıklığa ilişkin hükümlerde ve sözkonusu vergi, resim ve harçların oran ve hadlerinde değişiklik yapmaya yasanın belirlediği alt ve üst hadler içinde kalmak kaydıyla ve standart ve ilkelere uygun olmak koşuluyla, Devlet’in Bakanlar Kurulu yetkili kılınabilir.

(4) Geriye yürüyen hiçbir mali yükümlülük konulamaz.

Dilekçe Hakkı
Madde 83

(1) Herkes, kendileriyle veya kamuyla ilgili dilek ve şikayetleri hakkında yetkili makamlara tek başına veya topluca yazıyla başvurma ve bunların hızla incelenmesi ve karara bağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Makul şekilde gerekçelendirilmiş bu karar, en geç otuz gün içinde, dilek ve şikayet sahibine yazılı olarak bildirilir. Böyle bir karardan zarar gören veya otuz gün içerisinde kendisine bir karar bildirilmeyen herkes, dilek ve şikayeti hakkında yetkili mahkemeye başvurabilir.

(2) Herkes, Devlet’in Meclisine tek başına veya topluca yazılı olarak başvurma hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılma şekli yasayla düzenlenir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
YASAMA
BİRİNCİ KISIM
Kıbrıs Türk Devleti Meclisi
Kıbrıs Türk Devleti Meclisinin Oluşumu
Madde 84

Devlet’in Meclisi, elli milletvekilinden oluşur.

Kıbrıs Türk Devleti Meclisinin Görev ve Yetkileri
Madde 85

Devlet’in Meclisinin görev ve yetkileri, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin Anayasal Nitelikli Yasalarını Kuruluş Anlaşmasında öngörülen usule uygun olarak onaylamak, Devlet’in Federal Hükümet ve Kıbrıs Rum Devletiyle İşbirliği Anlaşmalarını Kuruluş Anlaşmasında öngörülen usule uygun olarak onaylamak, Devlet’in yasalarını koymak, değiştirmek ve kaldırmak, Bakanlar Kurulunu ve Bakanları denetlemek, Devlet’in bütçe ve kesin hesap yasa tasarılarını görüşmek ve kabul etmek, Devlet’in taraf olduğu (sanat, eğitim ve spor dahil) ticari ve kültürel konulardaki uluslararası anlaşmaları uygun bulmak, kalkınma planlarını kabul etmek, genel ve özel af ilanına karar vermek ve Anayasa’nın diğer Maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.

Kıbrıs Türk Devleti Meclisine Seçimler
Madde 8

(1) Devlet’in Meclisine seçimler beş yılda bir yapılır.

(2) Seçim sistemi ve esasları yasayla düzenlenir.

(3) Yenilenmesine karar verilen Meclis’in yetkileri, yeni Meclis seçilene kadar sürer.

(4) Devlet’in Meclisinin üyeliklerinde boşalma olması halinde bunun nasıl doldurulacağı yasayla düzenlenir.

(5) Seçimin yapılması olağanüstü nedenlerle olanaksız hale gelirse, seçimler, Devlet’in Meclisi tarafından bir yıl süreyle ertelenebilir. Seçimlerin ertelenmesi kararı, üye tam sayısının üçte iki çoğunluğuyla alınır.

Kıbrıs Türk Devleti Meclisinin Dokunulmazlığı, İç Güvenlik ve İdare Hizmetleri
Madde 87

(1) Devlet’in Meclisi dokunulmazdır. Hiç kimse Meclis’in özgürlüğünü kısıtlayamaz, huzurunu bozucu hareketlerde bulunamaz [ve resmi kişiliğini tahkir edemez].

(2) Devlet’in Meclisinin bina, tesis, eklenti ve arazisinde iç güvenlik ve idare hizmetleri, Devlet’in Meclisinin Başkanı tarafından sağlanır ve yürütülür. Polis ve diğer iç güvenlik hizmetleri için yeteri kadar kuvvet, ilgili makamlarca, Devlet’in Meclisinin Başkanına tahsis olunur.

Kıbrs Türk Devleti Meclisinin Toplantıları ve Çalışma Düzeni
Madde 88

(1) Devlet’in Meclisinin toplantıları, Meclis’in kendi binasında yapılır.

(2) Devlet’in Meclisi, genel seçim sonuçlarının Devlet’in Resmi Gazetesi’nde yayımlanmasını izleyen on gün içinde, saat 10.00’da kendiliğinden toplanır. Meclis’e, toplantıda hazır bulunan en yaşlı milletvekili Başkanlık eder; toplantıda hazır bulunan en genç iki milletvekili de Katiplik görevini yerine getirir. Bu toplantıda, milletvekilleri andiçerler ve ardından Başkanlık Divanı seçimlerine geçilir. Meclis Başkanlık Divanı seçimleri bu tarihten başlayarak en geç on gün içinde tamamlanır.

(3) Devlet’in Meclisi, her yıl Ekim ayının ilk çalışma günü kendiliğinden toplanır ve düzenli faaliyetlerini Haziran ayı sonuna kadar sürdürür.

(4) Devlet’in Meclisi, çalışmalarını, kendi yaptığı İçtüzük kurallarına göre yürütür. İçtüzük kuralları, siyasi parti gruplarının Devlet’in Meclisinin bütün faaliyetlerine grup üye sayısı oranında katılmalarını sağlayacak şekilde düzenlenir. Siyasi parti grupları en az beş üyeden oluşur.

(5) Devlet’in Meclisinin toplantı yeter sayısı, üye tamsayısının en az üçte biri olup, kararlar, Anayasa’da aksine bir hüküm yoksa, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla ancak, en az onüç üyenin oyuyla, alınır. Olumlu ve olumsuz oyların eşitliği halinde, çekimser oyların olumlu veya olumsuz oyların fazla olanı lehindeki bir kararın peşin olarak kabul edilmesi anlamına gelmesi kaydıyla, oya sunulan husus reddedilmiş sayılır.

(6) Devlet’in Başkanı, Meclis Başkanının, Bakanlar Kurulunun veya en az on milletvekilinin istemi üzerine Devlet’in Meclisi olağanüstü toplantıya çağrılabilir.

(7) Devlet’in Meclisinin Genel Kurullarındaki görüşmeler açıktır ve tutanakları tam olarak yayımlanır.

(8) Devlet’in Meclisi, Meclis’in Genel Kurulunun kararıyla kapalı oturumlar yapabilir. Bu oturumlardaki görüşmelerin birebir tutanaklarının yayımı, Meclis’in Genel Kurulunun kararına bağlıdır.

(9) Devlet’in Meclisindeki açık görüşmelerin her türlü vasıtayla yayımı, aynı oturumun Başkanlık Divanının önerisi üzerine aksine bir karar alınmadıkça, hiçbir kısıtlamaya tabi değildir.

Andiçme
Madde 89

Milletvekilleri görevlerine başlamadan önce aşağıdaki şekilde andiçerler:
“Devlet’in, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti içindeki varlığını, haklarını ve egemence kullanılan yetkilerini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik Devlete, sosyal adalete ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; herkesin insan haklarından yararlanması ülküsünden ve Anayasa’ya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim.”

Kıbrıs Türk Devleti Meclisinin Başkanlık Divanı
Madde 90

(1) Devlet’in Meclisinin Başkanlık Divanı, milletvekilleri arasından seçilen, Devlet’in Meclisinin Başkanı, Meclis Başkan Yardımcısı ve yeterli sayıda Katip ve İdare Görevlisinden oluşur.

(2) Devlet’in Meclisinin Başkanlık Divanı bir Kurul olarak çalışır ve Meclis’teki grupların üye sayılarıyla orantılı olarak oluşturulur.

(3) Meclis’in Başkanı ve Başkan Yardımcısının seçimi, bir yasama döneminde iki kez yapılır. İlk devre için seçilenlerin görev süresi üç, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi ise iki yıldır.
Meclis’in Başkanı ve Başkan Yardımcısının ikinci devre için seçimi dördüncü yasama yılının ilk günü başlayarak en geç on gün içerisinde tamamlanır. Meclis’in önceki Başkanı ve Başkan Yardımcısının görevleri ikinci devre için yeni Başkan ve Başkan Yardımcısının seçilmelerine kadar devam eder.

(4) Meclis’in Başkanı ve Başkan Yardımcısının seçimi gizli oyla yapılır. İlk iki oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday arasında dördüncü bir oylama yapılır. Dördüncü oylamada en fazla oy alan aday seçilir.

(5) Kâtip ve İdari Görevlilerin sayısı, hizmet süreleri ve seçimlerine ilişkin hükümler Devlet’in Meclisinin İçtüzüğüyle belirlenir.

Milletvekillerinin Dokunulmazlığı
Madde 91

(1) Milletvekilleri, Devlet’in Meclisinin toplantılarındaki oy ve sözlerinden ve bunları dışarıda tekrarlamaktan veya açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.

(2) Seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclis’in izni olmadıkça tutuklanamaz ve kovuşturulamaz. Beş yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçüstü halinde yetkili kişinin durumu derhal Meclis’e bildirmesi şartıyla bu izin gerekli değildir.

(3) Seçimden önce veya sonra bir milletvekili hakkında verilmiş ceza, görev dönemininin bitiminden önce yerine getirilmez. Bir milletvekilinin görevde kaldığı süre zamanaşımının hesaplanmasında dikkate alınmaz.

Milletvekilliğinin Sona Ermesi
Madde 92

(1) Milletvekilinin ölümü, seçime katılmasına engel teşkil eden bir suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesi, çekilmesi, kısıtlanması, milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir görevi kabul etmesi ve bir ay süreyle özürsüz veya izinsiz olarak Meclisin çalışmalarına katılmaması hallerinde milletvekilliği sona erer.

(2) Milletvekilliğinin sona ermesine Devlet’in Meclisinin Genel Kurulunca karar verilir.

Milletvekilliğiyle Bağdaşmayan Görevler
Madde 93

(1) Milletvekilleri, Devlet’te veya kamu kuruluşlarında kamu personeli veya diğer kamu görevlisi olarak görev kabul edemezler ve Devlet’in veya kamu kuruluşlarının herhangi bir iş taahhüdünü doğrudan veya dolaylı olarak üstlenemezler.

(2) Milletvekilliğiyle bağdaşmayan diğer görevler ve işlevler yasayla düzenlenir.

Milletvekillerinin Ödenekleri
Madde 94

Milletvekillerinin maaşları, temsil ve geçinme ödenekleri ile yollukları yasayla düzenlenir. Maaşın aylık tutarı, en yüksek kamu görevlisinin almakta olduğu aylık maaş miktarına eşit olur. Yolluk ve temsil ödeneklerinin toplamı ise yıllık maaş tutarının yarısını aşamaz.

Kıbrıs Türk Devleti Meclisi Seçimlerinin Yenilenmesi
Madde 95

(1) Meclis, seçimlerin yenilenmesine, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar verebilir. Çekimser ve geçersiz oylar karar yetersayısı bakımından değil, sadece toplantı yetersayısının hesaplanmasında dikkate alınır.

(2) İşbu Anayasa’nın 112’nci Maddesinin (2)’nci fıkrası uyarınca, altmış günlük süre içerisinde Meclis çoğunluğuna dayalı bir Bakanlar Kurulunun atanmasına olanak bulunmaması halinde, Devlet’in Başkanı, Meclis’i feshetmeye ve Meclis seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir.

(3) İşbu Anayasa’nın 115’inci Maddesi uyarınca, Bakanlar Kurulunun düşmesi veya bir yıllık süre içinde güven oyu alamama veya güvensizlik oylaması sonucunda üç kez başarısız olması halinde, Devlet’in Başkanı, Meclis için erken seçimlerin düzenlenmesine karar verebilir.

(4) Devlet’in Başkanı, gerekli görmesi halinde, Devlet’in Meclisi seçimlerinin bu maddenin (2). ve (3). fıkraları uyarınca yenilenmesine karar vermeden önce halkoylamasına gidebilir.

(5) Devlet’in Başkanı, seçimlerin yenilenmesi kararını alırken, Meclis Başkanı, Bakanlar Kurulu ve Meclis’te grubu bulunan siyasi parti başkanlarının görüşlerini alır.

İKİNCİ KISIM
Yasaların Çıkartılması
Yasa Çıkartılması ve Karar Alınmasıyla İlgili Genel Kurallar
Madde 96

(1) Yasa ve karar teklifi sunmaya, Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri yetkilidir.
Yasa ve karar tasarı ve tekliflerinin Meclis’te görüşülme usul ve esasları İçtüzükle düzenlenir.

(2) Yasa tasarıları ve karar taslaklarının kamunun bilgisine sunulma usulü İçtüzükle düzenlenir.

Ticari ve Kültürel Konulardaki Uluslararası Anlaşmaların Onaylanması
Madde 97

(1) Devlet adına kültürel ve ticari konulardaki (sanat, eğitim ve spor dahil) anlaşmaların onaylanması, ilke olarak, Devlet’in Meclisince bir yasa çıkarılması yoluyla kabulüne bağlıdır.

(2) Anlaşmaların türü ve Devlet’in Meclisinin kabulü olmadan, yayımlanarak yürürlüğe giriş usülü Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin Avrupa Birliği üyeliği ve uluslararası ilişkileri gözönünde tutularak, bu konuda çıkarılacak bir yasayla belirlenir.

(3) Devlet’in yasalarına değişiklik getiren bütün anlaşmalarda (1)’inci fıkra hükümleri uygulanır.

(4) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmalar yasa hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemeye başvurulamaz.

Bütçenin Hazırlanması, Uygulanması, Görüşülmesi ve Kabulü
Madde 98

(1) Devlet’in ve kamu hizmeti teşebbüsleri dışındaki kamu teşekküllerinin harcamaları yıllık bütçeden karşılanır.

(2) Bütçenin hazırlanmasına ve uygulanmasına yönelik hükümler yasayla tanzim edilir.

(3) Bütçe yasasına, bütçeyle ilgili olanlar dışında hiçbir hüküm konulmaz.

(4) Bütçe tasarısı, Bakanlar Kurulunca mali yılbaşından en az iki ay önce Devlet’in Meclisine sunulur.

(5) Bütçe Komisyonu, bütçe üzerindeki çalışmasını en geç bir ay içinde tamamlar.

(6) Milletvekilleri, bütçe tasarısının Devlet’in Meclisinin Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında, gider arttırıcı veya gelir azaltıcı herhangi bir öneride bulunamazlar.

(7) Devlet’in Başkanı, Meclis tarafından kabul edilen bütçe yasasını, on gün içinde Resmi Gazete’de yayımlamak suretiyle ilan eder.

Kesin Hesaplar
Madde 99

Kesin hesaplara dair yasa tasarıları, yasada daha kısa bir süre şart koşulmamış ise Bakanlar Kurulunca ilgili oldukları mali yılın sonundan başlayarak en geç bir yıl içinde Devlet’in Meclisine sunulur. Sayıştay, genel uygunluk bildirimini, ait olduğu kesin hesaplara dair yasa tasarısının verilmesinden başlayarak en geç altı ay içinde Meclis’e sunar.

Yasaların Kıbrıs Türk Devleti Başkanınca İlanı
Madde 100

(1) Devlet’in Cumhurbaşkanı, Devlet’in Meclisi tarafından kabul edilen yasaları on beş gün içinde Resmi Gazete’de yayımlamak suretiyle ilan eder. İlanını uygun bulmadığı herhangi bir yasayı belirtilen onbeş günlük süre içerisinde bir daha görüşülmek üzere, Meclis’e gerekçesiyle birlikte geri gönderir.

(2) Devlet’in Meclisi, geri gönderilen yasayı aynen kabul ederse, yasa Devlet’in Cumhurbaşkanı tarafından ilan edilir.

(3) Devlet’in Cumhurbaşkanı, 149’uncu Maddeyle kendisine verilmiş olan yetkiyi, on beş günlük süre içerisinde kullanabilir. Bu takdirde, 149’uncu Madde hükümleri uygulanır.

Kararların Yayımlanması
Madde 101

(1) Devlet’in Meclisinin aşağıdaki konularda alacağı kararlar, kararda aksine hüküm olmadığı takdirde, derhal yürürlüğe girer ve Meclis Başkanınca on gün içinde Resmi Gazete’de yayımlanır:

(a) Bakanlar Kurulunun ve Bakanların denetlenmesi ve güvenoyuyla güvensizlik konularındaki kararlar;
(b) Seçimlerin yenilenmesine veya ertelenmesine ilişkin kararlar;
(c) Milletvekilliğinin sona ermesine ilişkin kararlar;
(d) Bir Milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin kararlar;
(e) Meclis içi konularda yapılan seçimlerin sonuçları;
(f) Yüce Divanda Devlet’in Başkanına, Başbakana ve Bakanlara karşı ileri sürülen, suçlamalarla ilgili kararlar;
(g) Kamu hizmeti teşebbüslerinin denetimine ilişkin kararlar;
(h) Bir olağanüstü duruma ilişkin kararlar.
(i) Kalkınma planlarının kabul edilmesine ilişkin kararlar.

(2) Devlet’in Meclisi’nin işbu Maddenin (1)’inci fıkrası kapsamı dışında kalan, genel nitelikli kararları, yasaların yayımlanmasına dair hükümler uyarınca işlem görür.

(3) Devlet’in Meclisi’nin İçtüzüğünün uygulanması, Meclis’in iç yapılanması ve faaliyetleri hakkında, Meclis tarafından yayımlanmasına hükmedilen kararlar, yukarıdaki (1)’inci fıkra uyarınca Meclis’in Başkanı tarafından yayımlanır.

(4) Yukarıdaki (1)’inci fıkranın (c), (d) ve (h) bendlerinde belirtilenler dışında kalan kararlara karşı mahkemeye başvurulamaz ve Anayasa Mahkemesinde iptal davası açılamaz.

ÜÇÜNCÜ KISIM
Kıbrıs Türk Devleti Meclisinin Bilgi Edinme ve Denetim Usulleri
Genel Olarak Bilgi Edinme ve Denetleme Yetkisi
Madde 102

Devlet’in Meclisi soru yöneltme, genel görüşme açma, meclis araştırması, meclis soruşturması düzenleme ve güven oylaması yapma yetkilerine sahiptir.

Soru Yöneltilmesi ve Genel Görüşme Açılması
Madde 103

(1) Soru yöneltilmesi, Bakanlar Kurulu adına sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere Başbakan veya Bakanlardan belli bir konuda bilgi istemekten ibarettir. Başbakan ve Bakanlar yöneltilen bir soruya en geç otuz gün içinde yanıt verir.

(2) Genel görüşme, bir milletvekilinin önergesi ve bunun Devlet’in Meclisi tarafından kabulü üzerine, belli bir konuda yapılan görüşme anlamına gelir. Genel görüşme sonunda oylama yapılmaz.

Araştırma ve Soruşturma
Madde 104

(1) Meclis araştırması, belirli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemedir.

(2)

(a) Başbakan ve Bakanlar hakkında yapılacak soruşturma talepleri en az dokuz milletvekili tarafından imzalanır.
(b) Soruşturma talepleri Meclis tarafından görüşülür ve karara bağlanır.
(c) Soruşturmalar, milletvekillerinden müteşekkil özel bir komite
tarafından yürütülür.
(d) Devlet’in Meclisi, Soruşturma Komitesinin raporunu görüştükten sonra,  Başbakan veya Bakanları üye tamsayısının üçte ikisinin çoğunluğuyla vereceği kararla suçlayabilir.
(e) Başbakan ve Bakanlar Yüce Divanda yargılanır.
(f) Devlet’in Meclisindeki siyasi parti gruplarında, Meclis soruşturmalarıyla ilgili görüşmeler yapılamaz ve kararlar alınamaz.

(3) Devlet’in Meclisi’nin Araştırma ve Soruşturma Komiteleri, araştırma ve soruşturmayla ilgili her türlü belgeyi incelemeye, bilgi almaya, tanık çağırmaya ve  sorguya çekmeye yetkilidir.

Araştırma ve Soruşturma Komitelerince ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri vermeyi reddeden ve bu Komitelerin çağrılarına uymayan kişiler hakkında uygulanacak yaptırımlar ve diğer ilgili kurallar yasayla düzenlenir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
YÜRÜTME
BİRİNCİ KISIM
Cumhurbaşkanı
Başkan
Madde 105

(1) Devlet’in Cumhurbaşkanı Devlet’te daimi olarak ikamet eden Kıbrıs vatandaşları tarafından beş yıllık bir süre için seçilir. Devlet Başkanlığı makamına aday olacakların  aşağıdaki nitelikleri taşımaları gerekir:

(a) Milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olmak;
(b) Yüksek öğrenim yapmış olmak;
(c) Otuz beş yaşına gelmiş bulunmak;
(d) Devlet’in iç vatandaşlık statüsüne sahip olmak;
(e) Seçimden hemen önceki en az beş yıldan beri Kıbrıs’ta düzenli olarak ikamet etmiş olmak.

(2) Bir adayın Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için kullanılan toplam geçerli oyların salt çoğunluğunu alması gerekir. Hiçbir aday sözkonusu çoğunluğu sağlayamazsa, seçim,  kullanılan en çok geçerli oyu almış iki adayın katılımıyla  yedi gün sonra yinelenir. Tekrarlanan bu seçimde, kullanılan geçerli oylardan daha fazlasını alan aday Cumhurbaşkanı seçilir.

(3) Görev süresi dolan Cumhurbaşkanı, seçilen yeni Cumhurbaşkanı göreve başlayana kadar görevine devam eder.

(4) Devlet’in Cumhurbaşkanı, resmi görevleri dışında hiçbir iş üstlenemez; Devlet veya kamu organlarının herhangi bir iş taahhüdünü doğrudan veya dolaylı olarak üzerine alamaz.

(5) Devlet’in Cumhurbaşkanının maaşı, temsil ve geçinme ödeneği ve yollukları yasayla düzenlenir.

Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanın Andiçmesi
Madde 106

Cumhurbaşkanı, görevine resmen başlarken aşağıdaki şekilde and içer:

“Kıbrıs Türk Devletinin Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti içindeki varlığını, haklarnıı, ve egemence kullanılan yetkilerini koruyacağıma; hukukun üstünlüğü ilkesine, demokratik, laik devlet prensiplerine, sosyal adalete ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her vatandaşın insan hak ve özgürlüklerinden yararlanması gerektiği ülküsünden ayrılmayacağıma ve Anayasa ve yasalara sadık kalacağıma; Devleti yüceltmek ve üzerime aldığım görevleri tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma namusum ve şerefim üzerine and içerim.”

Cumhurbaşkanın Tarafsızlığı
Madde 107

(1)  Cumhurbaşkanı tarafsızdır.

(2) Cumhurbaşkanı seçilen kişinin, varsa partisiyle ilişkisi kesilir. Milletvekili   ise, Meclis üyeliği sona erer.

Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanının Görev Yetkileri
Madde 108

(1) Devlet’in Cumhurbaşkanı Devlet’in Başıdır. Bu sıfatla, Devlet’in birliğini ve
bütünlüğünü temsil eder.

(2) Devlet’in Cumhurbaşkanı, Devlet’in Anayasasına saygıyı, kamu işlerinin kesintisiz ve  düzenli şekilde yürütülmesini sağlar.

(3) Cumhurbaşkanı gerekli görürse Bakanlar Kuruluna başkanlık eder. Ticari
ve kültürel konularda (sanat, eğitim ve spor dahil) uluslararası anlaşmaları
onaylar ve ilan eder, bu konularda temsilciler atar ve sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle mahkumların cezalarını hafifletir veya kaldırır.

(4) Devlet’in Cumhurbaşkanı işbu Anayasa ve yasalarla ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasıyla kendisine verilen diğer yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.

Cumhurbaşkanı’nın Dokunulmazlığı ve Sorumluluğu
Madde 109

(1) Cumhurbaşkanı, resmi görevlerinin yerine getirilmesi ile ilgili fiiller bağlamında dokunulmazlığa sahiptir.

Cumhurbaşkanı’nın imzaladığı üçlü kararnamelerden, imzaları bulunan Başbakan ve ilgili Bakan sorumludur.

(2) Cumhurbaşkanı Devlet’in Meclisini toplantıya çağırma, yasaları yayımlama, yasaları Meclis’e geri gönderme, Başbakan’ı atama, Meclis seçimlerini yenileme, Devlet’in Anayasa Mahkemesine başvurma işlemleri ile işbu Anayasada yer alan seçme ve atama işlemlerini ve Devlet’in Yüksek Mahkemesinin Başkanı ve yargıçları ile Başsavcı ve Başsavcı Yardımcısının atanmasının onaylanması konularında münhasır yetki sahibidir.

Cumhurbaşkanlığı Makamının Boşalması
Madde 110

(1) Cumhurbaşkanlığı makamı, ölüm, geçici olmak dışında görev başında bulunmama halinde veya Devlet’in Yüksek Mahkeme Başkanlığına gönderilen yazılı istifayla boşalır.

(2) Cumhurbaşkanı’nın sağlık nedeni ile görevlerini devamlı olarak yapamayacak bir duruma gelmesi halinde Bakanlar Kurulu, durumu Devlet’in Yüksek Mahkeme Başkanlığına bildirir. Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Devletin Yüksek Mahkemesi, Cumhurbaşkanı’nın görevini devamlı olarak yapamayacağına karar verirse, Cumhurbaşkanlığı makamı boşalmış sayılır.

Kıbrıs Türk Devleti Cumhurbaşkanı’na Vekalet  Etme
Madde 111

(1) Başkanın hastalık veya yurt dışına seyahat gibi nedenlerle geçici olarak makamından ayrılması veya herhangi bir nedenle Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması halinde,
Meclis Başkanı duruma göre, Cumhurbaşkanı görevlerini yeniden üstleninceye veya yeni Cumhurbaşkanı seçilinceye kadar Cumhurbaşkanlığı görevini yerine  getirir.

(2) Devlet’in Meclisinin Başkanı, Başkanlığa vekalet ettiği süre içinde, işbu Anayasanın 95. Maddesinde belirtilen yetkileri kullanamaz.

İKİNCİ KISIM
Bakanlar Kurulu
Bakanlar Kurulunun Oluşumu
Madde 112

(1) Devlet’in Bakanlar Kurulu, Başbakan ve Bakanlardan oluşur. Başbakan, işbu Madde hükümleri uyarınca, Cumhurbaşkanı tarafından milletvekilleri arasından atanır.

(2) Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulunu kurma görevini, güvenoyu alabilecek bir grubun başkanına veya milletvekiline verir.
Bakanlar Kurulunu kurma görevini alan her milletvekili, bu görevini en geç on beş gün içinde tamamlamak veya görevi iade etmekle yükümlüdür.

(3) Cumhurbaşkanı, yukarıdaki (2)’nci fıkra hükümleri uyarınca, Başbakanı ve Başbakanın önerisi üzerine Bakanları atar; Bakanlardan herhangi birinin görevine Başbakanın talebi üzerine son verir.

(4) Bakanlar milletvekili olmayan kişiler arasından da atanabilir.

(5) Başbakan ve Bakan olan milletvekilleri Devlet Meclisi üyeliklerini kaybetmezler. Bakanlar Kuruluna Meclis dışından atanmış bulunan Bakanlar yasama dokunulmazlığından Milletvekilleri gibi yararlanırlar, ancak Meclis’te oy kullanamazlar.

(6) Yeni Bakanlar Kurulu Cumhurbaşkanı tarafından atanıncaya kadar mevcut Bakanlar Kurulu görevine devam eder.

Başbakanın Görevleri, Yetkileri ve Sorumlulukları
Madde 113

(1) Başbakan, bakanlıklararası işbirliğini, Bakanlar Kurulunun genel siyasetinin yürütülmesini ve yasaların uygulanmasını sağlar.

(2) Başbakan, Bakanların görevlerinin Anayasa ve yasalara uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak, Bakanlar Kurulunun düzenli bir şekilde çalışmasını ve disiplinini temin etmek ve gerekli düzeltici önlemleri almakla sorumludur.

(3) Başbakan, Bakanlar Kurulunun programından ve bunun uygulanmasından veya herhangi bir önemli politika girişiminden Devlet’in Meclisine karşı sorumludur.

(4) Başbakan Bakanlar Kuruluna başkanlık eder. Cumhurbaşkanı gerekli gördüğü hallerde veya Başbakan’ın talebi üzerine Bakanlar Kuruluna başkanlık edebilir, ancak oy kullanma  hakkına sahip değildir.

(5) Başbakan, resmi görevleri dışında başka herhangi bir iş üstlenemez. Devletin ve kamu organlarının herhangi bir iş taahhüdünü doğrudan veya dolaylı olarak üzerine alamaz.
Başbakanın maaşı, temsil ve hayat pahalılığı ödenekleri ve yollukları yasayla düzenlenir.

(6) Başbakan işbu Anayasa ve yasalarla kendisine verilen diğer yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.

Bakanlıkların Kurulması
Madde 114

(1) Bakanlıklar, Anayasanın öngördüğü sayı ve ilkelere uygun olarak Başbakanın önerisi ve Cumhurbaşkanı’nın onayıyla, Devlet’in Resmi Gazetesinde yayımlanacak bir kararnameyle kurulur ve feshedilir.

Sözkonusu kararname ancak öneride bulunan Başbakan’ın güvenoyu alması halinde yürürlüğe girer.

(2) Bakanlıkların sayısı hiçbir halde on’u aşamaz. Her Bakanlık’ın merkez teşkilatının kuruluşu ve hangi dairelerin ve hizmet birimlerinin hangi Bakanlığa bağlanacağı, yasanın öngördüğü ilkelere uygun olarak çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir.

(3) Bakanlık makamının boş olduğu Bakanlıklar ile izinli veya makamın gerektirdiği görevleri yerine getirmekten aciz kalmış bir Bakan’a, diğer bir Bakan geçici olarak vekalet edebilir. Ancak, bir Bakan birden fazla Bakan adına hareket edemez.

(4) Devlet’in Meclisinin kararıyla Yüce Divana verilen bir Bakan’ın Bakanlık görevi sona erer. Başbakanın Yüce Divanda suçlanması halinde Bakanlar Kurulu istifa etmiş sayılır.

(5) Herhangi bir nedenle boşalan Bakanlık makamına en geç on gün içinde atama yapılır.

Bakanlar Kurulunun Göreve Başlaması ve Sorumlulukları
Madde 115

(1) Cumhurbaşkanı tarafından atanan Bakanlar Kurulunun listesi, Devlet’in Meclisine tam olarak sunulur. Meclis tatilde ise derhal toplanır. Bakanlar Kurulunun programı atanma tarihinden başlayarak en geç bir hafta içinde Başbakan veya bir Bakan tarafından okunur.

(2) Program, Devlet’in Meclisinde okunduktan sonra güvenoyuna sunulur. Güvenoyu için görüşmeler programın okunmasından iki tam gün geçtikten sonra başlar ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçtikten sonra oylama yapılır. Güvenoyu alan Bakanlar Kuruluna karşı, güven oylamasından sonra üç ay geçmedikçe güvensizlik önergesi verilemez.

(3) Başbakana karşı güvensizlik önergesi en az dokuz milletvekili tarafından verilebilir. Bir güvensizlik önergesinin reddedilmesinin üzerinden, üç ay geçmedikçe yeni bir güvensizlik önergesi verilmez.

(4) Güvensizlik önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı, verilişinden sonraki ikinci birleşimde karara bağlanır. Güvensizlik önergesi üzerine yapılan genel görüşmeler bitiminden bir tam gün geçmedikçe güvensizlik önergesi oylanamaz.

(5) Bakanlar Kurulunda konuyu görüştükten sonra gerekli görürse, Başbakan, Devlet’in Meclisinden herhangi bir zamanda güvenoyu talebinde bulunabilir. Güvenoyu talebi, Devlet’in Meclisine yapılmasının üzerinden bir tam gün geçmedikçe görüşülemez ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçmedikçe oya konulamaz. Bu şekilde yapılan güvenoyu talebi, ancak  Meclis üye tamsayısının salt çoğunluğuyla reddedilebilir.

(6) Bakanlar Kurulu üyelerinin çoğunluğunun otuz günlük bir süre içerisinde değişmesi halinde Başbakan güvenoyuna başvurur.

(7) Güvenoyu alamayan veya güvenoyu talebi reddedilen veya hakkında verilen güvensizlik önergesi Meclis üye tamsayısının salt çoğunluğuyla kabul edilen Başbakan, istifasını Cumhurbaşkanı’na sunar.

Bakanların Görevleri, Yetkileri ve Sorumlulukları
Madde 116

(1) Her Bakan, Başbakana karşı ve ayrıca kendi yetkisi içindeki konulardan ve emri altındakilerin işlemlerinden sorumludur.

(2) Her Bakan, Bakanlık merkez teşkilatı ile Bakanlığına bağlı dairelerin ve idari birimlerin hiyerarşisinin en üstünde yer alan sorumlu kişidir.

(3) Her Bakanın icra görevleri aşağıdaki konuları kapsar:

(a) Bakanlığını ilgilendiren yasaları uygulamak ve normal olarak Bakanlığının yetki alanına giren tüm olağan konu ve işleri yönetmek;
(b) Bakanlığını ilgilendiren emir, tüzük ve yönetmelikleri Başbakana ve Bakanlar Kuruluna sunulmak üzere hazırlamak;
(c) Bakanlığını ilgilendiren herhangi bir yasa ve bu yasalara uygun olarak çıkarılan herhangi bir tüzük ve yönetmeliğin uygulanabilmesi için yönergeler, genelgeler ve benzeri metinler yayımlamak;
(d) Devlet Bütçesinin kendi Bakanlığına ait kısmını Bakanlar Kuruluna sunulmak üzere hazırlamak ve bu bütçeye uygulamak.

(4) Bakanlar, resmi görevleri dışında başka herhangi bir iş üstlenemezler; Devletin ve kamu organlarının herhangi bir iş taahhüdünü doğrudan veya dolaylı olarak üzerlerine alamazlar.

Bakanların maaşları, temsil ve geçinme ödenekleri ve yollukları 94’üncü Madde gözönünde tutularak yasayla düzenlenir.

(5) Bakanlar, yürürlükteki mevzuatın, Başbakanın ve Bakanlar Kurulunun kendilerine verdiği diğer herhangi bir yetkiyi kullanırlar ve görevi yerine getirirler.

Yasa Hükmünde Kararname
Madde 117

(1) Bakanlar Kurulu, acil hallerde, ekonomik konularda yasa hükmünde kararname çıkarabilir. Yasa hükmünde kararname, Devlet’in Resmi Gazetesinde yayımlanarak yürürlüğe girer ve aynı gün,  amaçları ve gerekçesiyle birlikte Devlet’in Meclisine sunulur.

(2) Devlet’in Meclisine sunulan yasa hükmünde kararnameler, Yasaların görüşülmesine dair İçtüzük hükümleri uyarınca,  Komitelerde ve Genel Kurulda, diğer herhangi bir konuyla, öncelik ve ivedilikle görüşülüp karara bağlanır.

(3) Meclis bu konularda kararını doksan gün içinde verir.

(4) İşbu Madde’de öngörülen kararnamelerle, yeni mali yükümlülükler getirilemez, kişisel ve siyasi hak ve özgürlükler sınırlandırılamaz.

ÜÇÜNCÜ KISIM
İdari Hükümler
İdare
Madde 118

(1) İdare, yapısı ve görevleriyle bir bütündür ve yasayla düzenlenir.

(2) İdarenin yapısı ve görevleri merkezi ve yerel yönetim ilkelerine dayanır.

(3) Kamu tüzel kişiliği ancak yasayla veya yasanın açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulabilir.

Kamu Denetçisi
Madde 119

(1) İdarenin herhangi bir hizmet veya işleminin, yürürlükteki mevzuata ve mahkeme kararlarına uygun olarak yapılıp yapılmadığını veya herhangi bir icrai veya idari birim veya görevli tarafından veya onlar adına yapılan herhangi bir hizmet veya işlemi kontrol etmek, sözkonusu hizmetler ve işlemlerle ilgili  soruşturma açarak, raporlar   sunmak ve yasada belirlenen diğer görevleri yerine getirmek üzere, Meclis’in onayıyla  Devlet’in Cumhurbaşkanı tarafından bir Kamu Denetçisi atanır.

(2) Kamu Denetçisinin nitelikleri, yetkileri ve görevleri yasayla düzenlenir. Kamu Denetçisinin görevden alınma koşulları bir Yüksek Mahkeme üyesine uygulanan koşullarla aynıdır.

(3) Cumhurbaşkanı’na, adliye idaresine ve ticari ve kültürel alanlarda Dış ilişkilere dair konular Kamu Denetçisinin yetki alanına girmez.

Daire ve Hizmet Birimlerinin Kuruluşu
Madde 120

Dairelerin ve hizmet birimlerinin kuruluşu, görevleri ve yetkileri yasayla düzenlenir.

Merkezi Yönetim
Madde 121

Kıbrıs Türk Devleti, merkezi yönetiminin örgütlenmesi bakımından, coğrafi duruma, ekonomik koşullara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre yasayla belirlenen bölümlere ayrılır.

Polis Teşkilatı
Madde 122

(1) Devlet’in Polis Teşkilatının kuruluşu, görevleri, yetkileri ve sorumlulukları, kuvvet ve teçhizatı ve Ortak Soruşturma Ajansına katılımı Kuruluş Anlaşması, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası ve Federal Hükümet ve Kurucu Devletler Polisi ile ilgili Anayasal Nitelikli Yasaya uygun olarak, yasayla düzenlenir.

(2) Polis, görevlerini, Anayasa ve yasalar çerçevesinde demokratik hukuk devleti ilkelerine ve  herkesin temel haklarına saygılı olarak yerine getirmekle yükümlüdür.

Yerel Yönetimler
Madde 123

(1) Yerel yönetimler, bir bölge, belediye, köy veya mahalle halkının ortak yerel gereksinmelerini karşılamak üzere kurulmuş, kuruluş ilkeleri yasayla belirtilen ve karar verme organları seçimle oluşturulan kamu tüzel kişileridir.

(2) Yerel yönetimlerin kuruluşu, görevleri ve yetkileri, yerel yönetim ilkesi uyarınca  yasayla düzenlenir.

(3) Yerel yönetim organları için seçimler 75’inci Madde hükümleri uyarınca beş  yılda bir yapılır.

Kamu Hizmetleriyle ile İlgili Temel ve Sürekli Görevlerin Yerine Getirilmesi
Madde 124

(1) Devletin genel yönetim ilkelerine göre sağlamakla yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği temel ve sürekli görevler kamu görevlileri eliyle yerine getirilir.

(2) Kamu hizmeti teşebbüsleri ve diğer kamu teşekküllerinin genel yönetim ilkelerine göre sağlamakla yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği temel ve sürekli görevler ise diğer kamu personeli eliyle yerine getirilir.

Kamu Personeli ve Diğer Kamu Görevlileriyle İlgili Hükümler
Madde 125

(1) Kamu personelinin nitelikleri, atanmaları, görevleri ile yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, maaşları ve ödenekleri ve diğer özlük işleri yasayla düzenlenir.

(2) Kamu personelinin atanmalarını, onaylanmalarını, sürekli ve emeklilik hakkı kazandıran kadrolara yerleştirilmelerini, terfilerini, nakillerini, emekliye sevklerini,  azil ve görevden uzaklaştırma dahil, uyarma ve kınama cezası dışındaki, disiplin işlemlerini yapmak üzere tarafsız ve bağımsız organ veya organlar kurulur. Bunların kuruluş ve işlevleri, verilen hizmetin özellikleri gözetilerek belirli kamu personeli kesimi için, ayrı düzenlemeler yapılmasına olanak tanıyacak biçimde yasayla düzenlenir.

Yargıçlar, savcılar, Sayıştay Başkan ve üyeleri, Kamu Denetçisi ve polis mensupları hakkındaki hükümler ile Anayasa’nın bu konudaki diğer hükümleri saklıdır.

(3) Kamu personelinin nitelikleri, atanmaları, görevleri ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, maaşları ve ödenekleri ve diğer özlük işleri, bu personelin bağlı oldukları kurumlarca yürütülen hizmetlerin özelliklerine göre yasayla düzenlenir.

(4) Kamu personeli ile diğer kamu görevlileri hakkında disiplin işlemi başlatılmasına gerek görüldüğü takdirde, isnat olunan suç ilgiliye açıkça ve yazılı olarak bildirilir, yazılı savunması istenir ve savunma için belli bir süre tanınır. Yukarıdaki hükümlere uyulmadıkça, disiplin cezası için harekete geçilmez ve disiplin kararları asli mahkemelerce gözden geçirmeye tabi tutulur.
İşbu Anayasa’nın yargıçlar ve savcılar, Sayıştay Başkan ve üyeleri ile Kamu Denetçisiyle ilgili hükümleri saklıdır.

(5) Üst kademe yöneticiliği yapan kamu personeli, ilgili Bakan, Başbakan ve Devlet’in Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmış bir kararnameyle atanır. Bu konudaki hükümler yasayla düzenlenir.

(6) Devlet’in Meclisi için seçim tarihinin Devlet’in Resmi Gazetesinde yayımlanmasından başlayarak, seçimden yeni Bakanlar Kurulunun göreve başlayacağı tarihe kadar, kamu hizmetine, kamu kurumlarına ve kamu hizmet teşekküllerine, işçiler dışında atama yapılamaz; terfiler, nakiller ve barem ayarlamaları bu dönemde tamamen durdurulur.
İşbu hükümlerin nasıl ve hangi koşullarla uygulanacağı yasayla düzenlenir.

Tüzükler ve Yönetmelikler
Madde 126

Anayasa ve bir yasa açıkça yetki vermedikçe Devlet’in hiçbir organı tüzük yapamaz ve bunları yürürlüğe koyamaz. Yönetmelikler de ancak tüzüklere uygun olarak yapılır ve yürürlüğe konulur.

Yasa Dışı Emirler
Madde 127

(1) Kamu hizmetinde herhangi bir sıfatla çalışmakta olan herhangi bir kimse, üstünden aldığı bir emri,  yönetmelik, tüzük, yasa veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse yerine getirmez ve bu aykırılığı emri verene bildirir. Ancak, üst makam emrinde direnir ve bu emrini yazıyla yinelerse emir yerine getirilir, bu durumda emri yerine getiren sorumlu olmaz.

(2) Konusu suç oluşturan emir hiçbir şekilde yerine getirilmez, yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.

(3) Olağanüstü durumlarda kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için yasayla öngörülen istisnalar saklıdır.

DÖRDÜNCÜ KISIM
Olağanüstü Hal
Tabii Afetler, Ciddi Ekonomik Kriz ve Yaygın Şiddet Olayları Nedeniyle Olağanüstü  Hal İlanı
Madde 128

Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar, ciddi ekonomik kriz veya yaygın şiddet olayları halinde, Devlet’in bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi üç ayı geçmemek üzere, olağanüstü  hal ilan edebilir.

Olağanüstü Hallerle İlgili Düzenleme
Madde 129

(1) Anayasanın 128’inci Maddesi uyarınca olağanüstü hal ilanına karar verilmesi durumunda, bu husus Resmi Gazetede yayımlanır ve Devlet’in Meclisinin onayına derhal sunulur. Meclis tatilde ise bu amaçla derhal toplanır. Meclis üye tam sayısının salt çoğunluğuyla olağanüstü hal ilanını veya süresini değiştirebilir; olağanüstü hali kaldırabilir veya Bakanlar Kurulunun talebi üzerine her defasında iki ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilir.

(2)  Olağanüstü hal ilanında, bu halin devamı süresince yürürlüğü kısmen veya tamamen durdurulabilecek Anayasa Maddeleri açıkça belirtilir.

Olağanüstü hal ilanında, Anayasa’nın aşağıda sayılan Maddelerinde düzenlenen temel hakların ve özgürlüklerin kullanılması, durumun gerektirdiği ölçüde kısmen veya tamamen askıya alınabilir:
20’nci; 25’inci; 26’ncı; 27’nci; 29’uncu; 37’nci; 38’inci Maddeler; 48’inci Maddenin (5)’inci fıkrasının (d) bendi; 49’uncu Madde; 55’inci Madde; 56’ncı Maddenin (3)’üncü fıkrası; 60’ıncı ve 61’inci Maddeler.

(3) Bu ilkeler doğrultusunda, yukarıda sayılan Maddelerde belirtilen temel hak ve özgürlüklerin nasıl sınırlanacağı veya askıya alınacağı, durumun gerektirdiği önlemlerin nasıl getirileceği, kamu görevlilerine ne gibi ek yetkiler verileceği Olağanüstü Hal Yasasıyla düzenlenir.

BEŞİNCİ KISIM
Teşkilatlar
Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Teşekkülleri
Madde 130

(1) Kamu kurumu niteliğindeki meslek teşekkülleri yasayla kurulur ve organları kendileri tarafından ve kendi üyeleri arasından seçilir.

(2) Bu teşekküllerinin seçilmiş organları, mahkeme kararı olmadan, görevlerinden geçici veya sürekli olarak uzaklaştırılamazlar.

(3) Meslek  teşekküllerinin kuralları, yönetimi ve işlevleri demokratik ilkelere aykırı olamaz.

Yüksek Öğretim Kurumları
Madde 131

(1) Üniversiteler ve diğer kamu kurumları yasada kayıtlı usul ve kriterlere göre kurulur, çalışır ve denetlenir.

(2) Çağdaş bilim , öğretim ve öğrenim ilkelerine aykırı hiçbir kurum kurulamaz. Yüksek öğretim kurumları tüzel kişiliğe sahiptir.

(3) Yüksek öğretim kurumlarının eğitim elemanları, araştırma ve yayın faaliyetlerini bilimsel özgürlük ilkesi çerçevesinde serbestçe yürütürler.

(4) Devlet üniversiteleri, özerklik ilkesi doğrultusunda, kendilerince seçilen organlar tarafından yönetilirler.

Radyo, Televizyon Yayınları ve Haber Ajansları
Madde 132

(1) Kişiler tarafından radyo ve televizyon istasyonları kurulması ve işletilmesi, kullanılabilir frekansların ülke düzeyinde adil dağıtımı koşuluyla serbesttir. Bu alanda tekel oluşturulamaz.

(2) Kişiler ve siyasi partiler bu iletişim ve yayın araçlarından yararlanma hakkına sahiptir. Bu yararlanmanın koşulları ve usulleri demokratik ilkelere ve hakkaniyet ölçütlerine uygun olarak yasayla düzenlenir.

(3) Radyo ve televizyon yayınlarının çoğulculuk ve tarafsızlık ilkelerine uygun olarak yapılması için önlemler  alınır.

(4) Yasa, halkın haber almasını, kanaat ve görüş oluşturmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşumunu engelleyici hükümler getiremez. Bu iletişim araçlarına hiçbir şekilde sansür uygulanamaz.

(5) Devlet tarafından kurulan radyo ve televizyon istasyonları ile haber ajansları, yukarıdaki hükümlere ve tarafsızlık ilkesine uymalarını sağlayacak düzenlemeler Devlet tarafından yapılır.

(6) Radyo ve televizyon istasyonlarının kurulmasını, işletilmesini ve kontrolünü  düzenlemek üzere özerk ve tarafsız bir Radyo Televizyon Kurulu yasayla oluşturulur.

(7) Serbestçe radyo ve televizyon yayını yapma hakkı, Anayasanın 31’inci Maddesinde belirlenen amaçlar için yasayla sınırlandırılabilir.

Uzman ve Özerk Kurumlar
Madde 133

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı ihtiyaçların karşılanması, bu alanlarda düzenli faaliyet yürütülmesi ve ilgili hakların ve özgürlüklerin güvenceye alınması amacıyla yasayla, uzman ve özerk kuruluşlar oluşturulabilir.

Vakıflar Teşkilatı ve Din İşleri Dairesi
Madde 134

(1) Vakıf kuruluşu ve Temel Evkaf Kuralları (Ahkâmül Evkaf), işbu Anayasa tarafından tanınır.

(2) Vakıf kuruluş ve tesisine veya camilerin ve herhangi bir diğer Müslüman dini kurumların mal varlıkları da dahil, herhangi bir Vakıf mal varlığına ilişkin veya bunlara tesir edecek bütün konular münhasıran Temel Evkaf Kuralları (Ahkâmul Evkaf), yürürlükteki mevzuat ve işbu Anayasa yürürlüğe girdikten sonra Devlet’in Meclisi tarafından yapılacak yasalara tabidir.

(3) Geliri Evkaf İdaresine ait olan Vakıflar, her türlü vergiden muaf tutulur.

(4) Vakıflar Teşkilatı ile Din İşleri Dairesinin kuruluşu ve işleyişi yasayla düzenlenir ve bunlar yasayla verilen görevleri yerine getirirler.

(5) Devlet, hizmetlerin yürütülmesinde ve bu tür hizmetlerin giderlerinin karşılanmasında, Vakıflar Teşkilatına yardımcı olur.

ALTINCI KISIM
Ekonomik ve Mali Hükümler
Sayıştay
Madde 135

(1)  Mali denetleme organı olan Sayıştay, bağımsız bir kuruluş olup kamu gelir ve giderlerini denetler ve sonucunu bir raporla Devlet’in Meclisine ve Bakanlar Kuruluna bildirir. Meclis bu raporları en geç doksan gün içerisinde inceleyip sonuçlandırır.

(2)  Sayıştay mali konularda Devlet’in Meclisine ve Bakanlar Kuruluna yardım eder.

(3)  Sayıştay’ın Başkan ve üyeleri Devlet’in Meclisi tarafından seçilir ve atanır.

(4)  Sayıştay Başkan ve üyeleri Yüksek Adliye Kurulu tarafından görevden alınırlar. Görevden alınma koşulları Yüksek Mahkeme üyelerine uygulanan koşullardır.

(5)  Sayıştay’ın kuruluş ve işleyişi Başkan ve üyelerinin atanma şartları, nitelikleri, görev ve yetkileri yasayla düzenlenir.

Kamu Hizmeti Teşekküllerinin Denetlenmesi
Madde 136

Kamu hizmeti teşekküllerinin gelir ve giderlerinin denetlenmesi yasayla düzenlenir.

Kalkınma ve Planlama
Madde 137

(1) Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınma, plana bağlanır ve bu plana göre gerçekleştirilir.

(2) Planlama ile ilgili teşkilatın kuruluş ve görevleri, planın hazırlanmasında, yürürlüğe konulmasında, uygulanmasında ve değiştirilmesinde gözetilecek ilkeler ve planın bütünlüğünü bozacak değişikliklerin engellenmesini sağlayacak önlemler yasayla düzenlenir.

Devletin Mali Yükümlülük Altına Sokulması ve Fonların Kurulması
Madde 138

Yasayla açık yetki verilmedikçe, Devlet, doğrudan veya dolaylı olarak hiçbir mali yükümlülük altına sokulamaz ve yasayla kurulmadıkça hiçbir fon oluşturulamaz.

BEŞİNCİ BÖLÜM
YARGI
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
Mahkemelerin Bağımsızlığı
Madde 139

(1) Yargıçlar, görevlerinde bağımsızdırlar, Anayasa’ya, yasaya ve hukuk ilkelerine uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.

(2) Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında, mahkemelere ve yargıçlara emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.

(3) Devam etmekte olan bir dava hakkında, Devlet’in Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Devlet’in Yasama ve Yürütme organları ile idari makamları mahkeme kararlarına uymak zorundadırlar. Bu organlar ve makamlar, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremezler.

Yargıçların Görev Süresi Güvencesi
Madde 140

(1) Yargıçlar görevlerinden uzaklaştırılamaz, kendileri istemedikçe, Anayasa’da belirlenen yaştan önce emekli edilemez ve bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması yoluyla da olsa, kazanılmış haklarından yoksun bırakılamazlar.

(2) Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar ile görevlerini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar, meslekleriyle bağdaşmayan işler yapanlar ve meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında yasayla konulan istisnalar saklıdır.

(3) Yargıçlar aleyhinde, yargılama görevlerini yerine getirirken, yargı işlemleriyle ilgili olarak söyledikleri söz ve eylemlerden dolayı dava açılamaz.

Yargıçlık Mesleği
Madde 141

(1) Yargıçların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri ile meslekte ilerlemeleri, görevlerinin veya görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili suçlardan dolayı soruşturma yapılmasının ve yargılanmalarının kararlaştırılması, meslekten çıkarılmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve diğer özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi uyarınca yasa ile düzenlenir.

(2) Yüksek Mahkeme Başkanı ve yargıçları altmış beş yaşını, diğer yargıçlar altmış yaşını bitirinceye kadar görev yaparlar.

(3) Yargıçlar, yasada belirtilenlerden başka genel ve özel hiçbir görev alamazlar. Resmi görevleri dışında hiçbir iş yapamaz ve Devlet veya kamu kuruluşlarının herhangi bir iş taahhüdünü doğrudan veya dolaylı olarak  üstlenemezler.

Duruşmaların Kamuya Açık ve Kararların Gerekçeli Olması
Madde 142

(1) Mahkemelerde duruşmalar işbu Anayasanın 21’inci maddesinin (2)’nci fıkrası hükümleri saklı kalmak koşuluyla kamuya açıktır.

(2) Bütün mahkemeler tarafından verilen her türlü karar gerekçelendirilmiş yazılı kararlardır.

Küçüklerin Yargılanması
Madde 143

Küçüklerin yargılanması ve küçükler hakkında verilen kararların infazı konusunda yasayla özel kurallar konulabilir.

Yüksek Adliye Kurulu
Madde 144

(1) Yüksek Adliye Kurulu aşağıdaki üyelerden oluşur:

(a)Yüksek Mahkemenin Başkan ve Yargıçları;
(b)Devlet’in Cumhurbaşkanı’nın atayacağı bir üye;
(c)Devlet’in Meclisinin atayacağı bir üye;
(d)Devlet’in Başsavcısı; ve
(e)Barolar Birliğinin seçeceği bir üye.

Yukarıdaki (b), (c) ve (d) bendlerinde belirtilen üyelerin görev süresi üç yıldır; süresi biten üye yeniden seçilebilir.

(2) Yüksek Adliye Kurulunun Başkanı, Yüksek Mahkeme Başkanıdır; Kurul kararlarının yerine getirilmesini sağlar.

(3) Yüksek Adliye Kurulu;

(a) Yargının genel işleyişi, düzenli çalışması, yargıçların ve mahkemelerde çalışan kamu görevlilerinin görevlerine devamları, işlerin verimli bir biçimde yürütülmesi, yargıçların yetiştirilmeleri ve mesleğin vakar ve onurunu korumaları yönünde gerekli önlemleri alır; ve
(b) Her mali yılın sonunda yargı işlerinin durumu ve bunların yürütülmesinde aksaklık ve varsa nedenleri hakkında Devlet’in Cumhurbaşkanı’na, Meclise ve Bakanlar Kuruluna rapor verir ve alınmasını gerekli gördüğü önlemler hakkında tavsiyelerde bulunur.
(c) İşbu Anayasa’nın diğer Maddelerinde öngörülen yetkileri kullanır ve görevleri yerine getirir.

(4) Yargıçların atanmaları, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin veya görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, görevlerine son verilmesi ve disiplin konuları hakkında tüm kararları almaya işbu Anayasa’nın 141’inci Madde hükümleri saklı kalmak koşuluyla, Yüksek Adliye Kurulu yetkilidir.

(5) Yüksek Adliye Kurulunun görev, yetki ve çalışma usulleri yasayla düzenlenir.

(6) Yüksek Mahkeme Başkan ve yargıçlarının atanmaları Cumhurbaşkanı tarafından onaylanır.

Mahkeme Karar ve Emirlerine Uymayanların Cezalandırılması
Madde 145

Yüksek Mahkeme veya herhangi bir mahkeme, bir karar veya emrine uymayan herhangi bir kişiyi, sözkonusu karar veya emre uyuncaya kadar ve her hal ve karda bir yılı aşmayacak bir süre için hapis cezasına çarptırma yetkisine sahiptir.

İKİNCİ KISIM
Kıbrıs Türk Devletinin Yüksek Mahkemesi
Yüksek Mahkemenin Oluşumu ve Görev Bölümü
Madde 146

(1) Devlet’in Yüksek Mahkemesi bir Başkan ve yedi yargıçtan oluşur. Başkanın yokluğunda en kıdemli yargıç ona vekalet eder.

(2) Yüksek Mahkeme; Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan, Yargıtay ve Yüksek İdare Mahkemesi’nin görevlerini yapar.

(3) Yüksek Mahkeme, Başkan ve dört yargıç ile toplanarak Anayasa Mahkemesi görevini yapma yetkisine sahip olur. Yüksek Mahkemenin en son atanan iki yargıcı yedek yargıç olarak görev yapar. Başkanın oturumda bulunmadığı hallerde, en kıdemli yargıç başkanlık eder.
İşbu Anayasa’nın 148’inci Maddesi uyarınca bir davanın Anayasa Mahkemesine havale edildiği hallerde, havale kararına katılmış olan yargıç veya yargıçlar havale edilen konunun duruşmasında görev alamaz veya karara iştirak edemezler.

(4) Yüksek Mahkeme, Başkan ve iki yargıçla veya sadece üç yargıçla toplanarak Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesi olarak görev yapma yetkisine sahiptir. Bu yetki çerçevesinde verilen kararlar nihaidir. Başkanın oturumda bulunmadığı hallerde en kıdemli yargıç Başkanlık eder.
Yasayla gösterilen haller dışında Yüksek Mahkemeye, Yüksek İdare Mahkemesi olarak doğrudan yapılan başvurular, Yüksek İdare Mahkemesinde bu tür işlerle görevlendirilen tek yargıç tarafından incelenip karara bağlanır.

Tek yargıç tarafından verilen kararlara karşı üç yargıçtan oluşan Yüksek İdare Mahkemesine temyiz başvurusu yapılabilir.

(5) Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde görev yapacak olan Yüksek Mahkeme yargıçları, her adli yılın başlangıcından önce o Yüksek Mahkeme tarafından atanır ve bir adli yıl için Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde görev yapar.

Ancak, Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde bir yıl için görevli olan yargıçlardan herhangi birinin geçici olarak görevini yürütemediği hallerde Yüksek Mahkeme Başkanının görevlendireceği başka bir yargıç o görevi yürütebilir.

ÜÇÜNCÜ KISIM
Anayasa Mahkemesi Sıfatıyla Görev Yapan
Yüksek Mahkemenin Görev ve Yetkileri
Anayasa Mahkemesinin Yetkileri
Madde 147

(1) Anayasa Mahkemesi işbu Anayasa, yasa ve Mahkeme İç tüzüğü hükümlerinde gösterilen bütün konularda nihai karar vermek hususunda münhasır yargı yetkisine sahiptir.

(2) Yüce Divan sıfatıyla görev yapan Anayasa Mahkemesi, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde, Cumhurbaşkanı’nın, Başbakanı ve Bakanları, işledikleri suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar. Yüce Divanda savcılık görevini Başsavcı veya Başsavcı Yardımcısı yapar. Yüce Divan kararları nihaidir.

Organlar Arasında Yetki Uyuşmazlığı
Madde 148

(1) Anayasa Mahkemesi Devlet organları arasında kuvvet veya yetki uyuşmazlık veya itirazlarına dair herhangi bir konuyla ilgili olarak yapılan başvuru hakkında, nihai olarak karar verme konusunda yargı yetkisine sahiptir.

(2) Anayasa Mahkemesinin yetkisine giren herhangi bir konuda sorun ortaya çıktığı takdirde, Anayasa Mahkemesinde nihai olarak karara bağlanır.

(3) İşbu maddenin (1)’inci fıkrası gereğince:

(a) Cumhurbaşkanı; veya
(b) Meclis; veya
(c) Devlet’in diğer herhangi bir organı, uyuşmazlık veya yetki itirazına müdahil olması halinde Anayasa Mahkemesine başvurabilir.

(4) Bu tür başvurular sözkonusu yetki veya ehliyete  itiraz edilmesinden itibaren otuz gün içinde yapılır.

(5) Bu tür bir başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi yetki veya ehliyet olmaksızın kabul edilmesi, alınması veya yapılmasından kaynaklanması durumunda, başvuru konusu olan yasa, karar veya işlemin ya uyuşmazlığın çıkması veya itirazın yapılmasından ya da  başlangıcından itibaren (ab initio) tamamen veya kısmen hükümsüz olduğuna ve hiçbir hukuki etki doğurmayacağına karar verebilir; ve her iki halde, Anayasa Mahkemesi, böyle bir yasa, karar veya işlem gereğince yapılan veya yapılmamış olan herhangi bir eylem veya işlemin, yarattığı sonuçlar hakkında talimat verebilir.

(6) Bu tür bir başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından verilen herhangi bir karar, derhal ilgili taraflara ve Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere Başkana yazılı olarak bildirilir.

(7) Bu Madde gereğince yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu olan yasa, karar veya işlemin, karar verilinceye kadar, yürürlüğünün durdurulmasını emredebilir, böyle bir emir, Resmi Gazetede derhal yayımlanır.

Yasaların Anayasaya Aykırılığı
Madde 149

(1) Cumhurbaşkanı, bir yasayı veya onun belirli herhangi bir hükmünü veya Devlet’in Meclisinin herhangi bir kararını yayımlamadan önce, işbu Anayasa’nın herhangi bir hükmüne uygun olup olmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinin görüşünü talep edebilir.

(2) Anayasa Mahkemesi, bu Madde’nin (1)’inci fıkrası gereğince kendisine sunulan her konuyu inceler ve Cumhurbaşkanı ve Meclis namına ileri sürülen iddiaları dinledikten sonra, konu hakkındaki görüşünü en geç kırkbeş gün içinde karara bağlar ve bunu Cumhurbaşkanı’na yazılı olarak bildirir.

(3)  Anayasa Mahkemesi böyle bir yasa, karar veya onun herhangi bir hükmünün işbu Anayasa’nın herhangi bir hükmüne aykırı olduğu veya ona uygun olmadığı görüşünde ise, sözkonusu yasa, karar veya hüküm, Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanmaz ve gerekçesiyle birlikte Devlet Meclisine iade  edilir.

(4) Bu şekilde iade edilen yasa, karar veya hüküm hakkında, 100’üncü Madde’nin Meclis’e iade  konusundaki  hükümleri uygulanmaz.

İptal Davaları
Madde 150

(1)  Cumhurbaşkanı, Meclis’te temsil edilen siyasi partiler, siyasi gruplar ve en az dokuz milletvekili veya kendi varlık ve görevlerini ilgilendiren alanlarda diğer kurum, kuruluş veya sendikalar, bir yasanın, kararnamenin, tüzüğün, Meclis İçtüzüğünün, Meclis kararının, yönetmeliğinin veya bunların herhangi bir hükümünün Anayasa’nın herhangi bir hükmüne aykırı veya ona uygun olmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde doğrudan iptal davası açabilirler.

(2) Anayasa Mahkemesinde doğrudan iptal davası açma hakkı, iptali istenen yasanın, kararnamenin, tüzüğün, Meclis İçtüzüğünün, Meclis kararının, yönetmeliğin veya bunların herhangi bir hükmünün Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak doksan gün sonra düşer.

Anayasaya Aykırılık Sorunlarının Mahkemeler Tarafından Yüksek  Mahkemeye Gönderilmesi
Madde 151

(1) İstinaf davaları da dahil olmak üzere, herhangi bir davanın tarafından biri, bu davanın herhangi bir aşamasında, davadaki uyuşmazlık konularından herhangi birinin karara bağlanmasında etkisi olabilen herhangi bir yasanın veya kararın veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi bir hükmünün Anayasa’ya aykırılığını ileri sürebilir ve bunun üzerine, mahkeme bu konuyu Anayasa Mahkemesinin kararına  sunar ve bu konu hakkında Anayasa Mahkemesince bir karar verilinceye kadar sözkonusu davayı askıya alır. Ancak, Anayasa Mahkemesince herhangi bir yasanın veya kararın veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi bir hükmünün Anayasa’ya aykırılığı konusunda aynı veya benzeri bir konuda daha önce verilmiş bir karar  varsa, mahkeme konunun Anayasa Mahkemesine iletilmesinin reddine karar verebilir.

(2) Anayasa Mahkemesi tarafları dinledikten sonra karar için kendisine sunulan konuyu değerlendirir ve karara bağlar ve kararını davayı askıya almış olan Mahkemeye bildirir.

(3) Anayasa Mahkemesinin, işbu Maddenin (2)’nci fıkrası gereğince verdiği herhangi bir karar, konuyu askıya alan mahkemeyi ve davanın taraflarını bağlar. Alınan karar, yasanın veya kararın veya sözkonusu yasa veya kararın belirli herhangi bir hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu yolunda olması durumunda, sözkonusu yasa veya karar veya sözkonusu yasa veya kararın herhangi bir hükmünün uygulanması, Anayasa Mahkemesince aksine karar verilmedikçe, yalnızca sözkonusu davayla sınırlı değildir.

Anayasanın Yorumu
Madde 152

Anayasa Mahkemesi, işbu Anayasa’nın herhangi bir kuralını yorumlama münhasır yetkisine sahiptir. Bu yetkisini ifa ederken Anayasayla ilgili komite raporları ile Meclis tutanaklarından da yararlanır.

Anayasa Mahkemesinin Kararları
Madde 153

(1) Anayasa Mahkemesi kararları kesindir. Kararlar, gerekçesi yazılmadan açıklanmaz.

(2) Anayasa Mahkemesince, Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilen yasa, kararname, tüzük, Devlet Meclisi İçtüzüğü, Meclis kararı, yönetmelik veya bunların herhangi bir hükmü, gerekçeli kararın Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte geçersiz ve hükümsüz olur.

(3) Gereken hallerde, Anayasa Mahkemesi, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu, kararın Resmi Gazetede yayımından başlayarak bir yıl içindeki bir tarih olur.

(4) İptal kararı geriye yürümez.

DÖRDÜNCÜ KISIM
Yüksek Mahkemenin Yargıtay Sıfatıyla Görev ve Yetkileri
Yargıtayın Yetkileri
Madde 153

(1) Yargıtay Devletin en yüksek temyiz mahkemesidir, işbu Anayasa, yasalar ve bunlara dayanan Mahkeme İçtüzüğü kuralları gereğince, herhangi bir mahkeme kararının temyizine dair davalara bakmak ve karara bağlamak yetkisine sahiptir.

(2) Bu Madde’nin (3). fıkrası hükümleri saklı kalmak koşuluyla, Yargıtay, işbu Anayasa’nın veya herhangi bir yasanın gösterdiği hallerde, ilk derece ve temyiz mahkemesi olarak davalara bakma yetkisine sahiptir.

İlk derece mahkemesi olarak yetki verildiği hallerde, bu yetki Yüksek Mahkemenin atayacağı Yüksek Mahkeme yargıç veya yargıçları tarafından kullanılır. Bu suretle verilecek kararlara karşı Yargıtay’a temyiz başvurusu yapma hakkı vardır.

(3) Yargıtay sıfatıyla görev yapan Yüksek Mahkeme, kanunsuz olarak özgürlüğünden yoksun bırakılan kişinin tahliyesi amacıyla Habeas Corpus niteliğinde emirname, yetkilerin kullanılmasını sağlayan Mandamus, herhangi bir mahkemenin ya da yargı niteliğinde bir yetki kullanan herhangi bir makamın yanlış bir kararının uygulanmasını önlemek için Prohibition, ilgili makamın hangi yetkiye dayandığının araştırılmasına ilişkin quo warranto, bir mahkemenin kararının veya yargısal yetkiye benzer bir yetki kullanan bir makamın kararının bozulması için certiorari çıkarılmasına yetkilidir.

BEŞİNCİ KISIM
Yüksek Mahkemenin Yüksek İdare Mahkemesi
Sıfatıyla Görev ve Yetkileri
Yüksek İdare Mahkemesinin Yetkileri
Madde 155

(1) Yüksek İdare Mahkemesi, icrai veya idari bir yetki kullanan herhangi bir organ, makam veya kişinin bir kararının, işleminin veya ihmalinin, bu Anayasanın veya herhangi bir yasanın veya bunlara uygun olarak çıkarılan mevzuatın hükümlerine aykırı olduğu veya bunların sözkonusu organ veya makam veya kişiye verilen yetkiyi aşmak veya kötüye kullanmak suretiyle yapıldığı şikayetiyle kendisine yapılan başvuru hakkında, nihai kararı verme münhasır yetkisine sahiptir.

(2) Bu tür bir başvuru, meşru menfaati, bu karar veya işlem veya ihmal yüzünden olumsuz ve doğrudan etkilenen kişi tarafından yapılabilir.

(3) Sözkonusu başvuru, karar veya işlemin yayımlanması tarihinden veya yayımlanmadığı takdirde ya da bir ihmal halinde, başvuran kişinin bunu öğrendiği tarihten itibaren yetmiş beş gün içinde yapılır.

(4) Bu tür bir başvuru üzerine Yüksek İdare Mahkemesi:

(a) Sözkonusu karar, işlem veya ihmali, tamamen veya kısmen onaylayabilir; veya
(b) Sözkonusu karar veya işlemin, tamamen veya kısmen hükümsüz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğurmayacağına karar verebilir; veya
(c) Sözkonusu ihmalin, tamamen veya kısmen yapılmaması gerektiğine ve ihmal olunan eylem veya işlemin yapılması gerektiğine karar verebilir.

(5) Bu Maddenin (4). fıkrası gereğince verilen herhangi bir karar, Devlet’in bütün Mahkemelerini ve bütün organlarını veya makamlarını bağlar ve ilgili organ, makam veya kişi tarafından uygulanır ve bu karara göre hareket edilir.

(6) Bu Maddenin (4). fıkrası gereğince hükümsüz kılınan herhangi bir karar veya işlemin veya yapılmaması gerektiğine karar verilen herhangi bir ihmalden zarar gören herhangi bir kişi, bu zararın ilgili organ, makam veya kişi tarafından, kendisini tatmin eder bir şekilde karşılanmaması halinde, zararları için veya kendisine başka bir tazminat verilmesi için dava açma ve mahkeme tarafından saptanacak tam ve muhik bir tazminat alma veya sözkonusu mahkemenin kendisi hakkında vermeye yetkili olduğu diğer tam ve muhik bir tazminatı alma hakkına sahiptir.

ALTINCI KISIM
Yüksek Mahkemenin Diğer Görev ve Yetkileri
Yüksek Mahkemenin Diğer Görev ve Yetkileri
Madde 156

Yüksek Mahkemenin kuruluşu ve oluşumu, işleyişi, görev ve yetkileri işbu Anayasa’da belirtilen kurallar saklı kalmak koşuluyla, yasayla düzenlenir.

Mahkeme İç Tüzükleri Yapma Yetkisi
Madde 157

(1) Yüksek Mahkeme, kendisinin veya herhangi bir diğer mahkemenin uygulama ve usul kurallarını düzenlemek için bu Anayasa ve yasalarda belirlenen kurallar çerçevesinde mahkeme iç tüzükleri yapar.

(2) Bu maddenin (1). fıkrasının genel niteliği saklı kalmak üzere, Yüksek Mahkeme, aşağıdaki amaçlar için mahkeme iç tüzükleri yapabilir:

(a) Mahkeme oturumlarının düzenlenmesi ve yargıçların herhangi bir amaçla görevlendirilmesi için;
(b) Yüksek Mahkemedeki veya başka bir mahkeme önündeki temyiz veya diğer davanın ciddiyetsiz veya rahatsızlık verici şekilde sürüncemede kaldığı veya adaleti geciktirmek amacıyla yapıldığı görünenlerin seri yargılama usulüyle karara bağlanması için;
(c) Mahkemelerdeki yargılama işlemleriyle ile ilgili formların, harçların saptanması ve bütün işlemlerle ilgili giderlerin ve harcamaların düzenlenmesi için;
(d) Mahkeme kalemlerinin oluşumu ve mahkemelerde çalışan kamu görevlilerinin yetki ve görevlerinin saptanması ve düzenlenmesi için;
(e) Mahkeme İçtüzüğünün herhangi bir şartının yerine getirilmesi için gereken sürenin saptanması için.

YEDİNCİ KISIM
Alt Mahkemeler
Alt Mahkemelerin Kuruluşu, Görev ve Yetkileri
Madde 158

(1) İşbu Anayasa ve yasalar gereğince, Yüksek Mahkeme tarafından kullanılan yetkiler dışındaki yargı yetkisi, işbu Anayasa kurallarına bağlı olarak ve bunlar gereğince yasada gösterilen alt mahkemeler ve ihtisas mahkemeleri tarafından kullanılır.

(2) Yargı yetkisi kullanan alt mahkemeler ile ihtisas mahkemelerinin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri yasayla düzenlenir.

SEKİZİNCİ KISIM
Başsavcılık
Başsavcı ve Devletin Hukuk Danışmanları
Madde 159

(1) Devletin Başsavcılık makamı (Hukuk Dairesi) bağımsızdır ve Başkanı Başsavcıdır. Başsavcının yokluğunda kendisine Başsavcı Yardımcısı,  ikisinin yokluğunda ise Başsavcının görevlendireceği bir Başsavcı Yardımcısı Muavini vekillik eder.

(2) Başsavcı, Yüksek Mahkeme yargıcı için gerekli niteliklere sahip kişiler arasından atanır ve Devlet’in adli hizmetinin daimi üyesidir. Başsavcı, Yüksek Mahkeme Yargıcının bağlı olduğu aynı süre ve şartlarda görev yapar ve görevine Yüksek Mahkeme Yargıcına uygulanan nedenler ve usuller dışında son verilemez.

(3) Başsavcı, Devlet’in, Devlet’in Başkanının, Başbakanın, Bakanlar Kurulunun, Bakanların ve diğer Devlet organlarının hukuk danışmanıdır. Kendisine işbu Anayasa veya yasa tarafından verilen veya yüklenen diğer bütün işlevleri ve görevleri yerine getirir, yetkileri kullanır.

(4)

 (a) Başsavcı, bir suçla ilgili olarak kamu yararına göre, Devlet’in mahkemelerinde dava açmak, yürütmek, davayı devralmak ve davaya devam etmek ya da devam etmemek yetkisine sahiptir. Ceza mahkemelerinde kovuşturmanın yürütülmesi hakkı ve sorumluluğu Başsavcıya aittir. Bu yetki bizzat kendisi tarafından veya talimatları doğrultusunda hareket Başsavcı Yardımcısı veya Devlet’in Hukuk Danışmanları tarafından kullanılır.

(b) Başsavcı, gerekli gördüğü hallerde, Resmi Gazete’de yayımlayacağı bir emirnameyle, duruşmasız çözümlenmesine yasayla olanak tanınan trafik suçlarını, kendi talimatı ve sorumluluğu çerçevesinde mahkemelerde kovuşturmak üzere, uygun göreceği bir polis mensubunu yetkilendirebilir.

(c) Başsavcı, gerekli gördüğü hallerde, Resmi Gazete’de yayımlayacağı bir emirnameyle bir Bakanlığın veya diğer kamu kuruluşlarının taraf olduğu davalarda, ilgili Bakanlık veya diğer kamu kuruluşlarında görevli ve avukatlık yapmak ehliyetine sahip bir hukukçuyu, bu davaları mahkemelerde takip etmekle yetkili kılabilir.

(5) Başsavcı, Devletin taraf olduğu hukuk ve Anayasa davalarında Devleti veya organlarını da temsil etme yetkisine sahiptir.

(6) Başsavcı, Başsavcı Yardımcısı ve Devletin Hukuk Danışmanları, herhangi bir mahkemede dinlenilmek hakkına sahiptirler ve bu hakkın kullanılmasında, mahkeme önüne çıkan bütün diğer kişiler bakımından öncelik kazanırlar.

(7) Başsavcı, her takvim yılı sonunda, Başsavcılığın genel işleyişi ve görevlerinin yürütülmesinde görülen aksaklık veya varsa nedenleri hakkında Cumhurbaşkanı’na, Meclis’e ve Bakanlar Kuruluna rapor verir ve telafisi için alınmasını gerekli gördüğü önlemler hakkında tavsiyelerde bulunur.

(8) İşbu Anayasa’nın kurallarına bağlı olarak, Başsavcılığın kuruluşu, işleyişi, Başsavcı, Başsavcı Yardımcısı ve Devlet’in Hukuk Danışmanlarının savcıların nitelikleri ile atanmaları, hakları ve görevleri, maaşları, ödenekleri, terfileri haklarında disiplin kovuşturması yapılması ve disiplin cezası uygulanması ve diğer özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve yargıçların güvenceleri kurallarına göre yasayla düzenlenir.

(9) Başsavcı ve Başsavcı Yardımcısının atanması, Cumhurbaşkanı tarafından onaylanır.

ALTINCI BÖLÜM
MUHTELİF HÜKÜMLER
Devletin Mülkiyet Hakkı
Madde 160

(1) Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası hükümlerine bağlı olarak, Kuruluş Anlaşmasının yürürlüğe girdiği tarihte Devlet sınırları içinde bulunan ve Kuruluş Anlaşmasında federal mülk olarak tanımlanmamış olan mülkler,

(a) 16 Ağustos 1960 tarihinden önce Kıbrıs Hükümeti adına kayıtlı tüm mülkler ile 16 Ağustos 1960 tarihinden sonra Kıbrıs Cumhuriyetine intikal eden tüm taşınmaz mallar; kamuya ait yollar, sular, su kaynakları, liman ve sahiller, rıhtım ve iskeleler, göller, dere ve göl yatakları, tarihi kentler, binalar ve kalıntıları ile kaleler ve bunların arazileri, anıtlar, doğal kaynaklar ve maden ve taşocakları dahil, yer altı kaynakları, ormanlar, yeşil saha ve parklar; kamuya ait köy yolları ve tarlalardaki patikalar devlete ait yollar ve kamu hizmetinde kullanılan binalar,
(b) Kuruluş Anlaşmasının yürürlüğe girdiği tarihe kadar bakım ve tasarrufu kamuya ait olan ve bu amaçla kullanılan taşınmaz mallar, bina ve tesisler Kuruluş Anlaşmasının tazminatla ilgili kuralları saklı kalmak kaydıyla Devlet’e aittir.

(2) İttifak Andlaşması ek protokollerinde ya da eklerinde askeri amaçlar için ihtiyaç duyulduğu belirtilen özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların kamulaştırılması veya tazminiyle ilgili hükümlere saygı gösterilir.

(3)Yukarıda belirtilen malların mülkiyeti gerçek veya tüzel kişilere devredilemez. Devlet, korunmaları, onarım ve bakımları için gerekli tedbirleri alacaktır.

(4) Kuruluş Anlaşması saklı kalmak kaydıyla, dini ibadet yerleri ile bunların içinde bulundukları taşınmaz mallar gerçek ve tüzel kişilere devredilemez. Devlet, bunların korunması, bakım ve idamesi için gerekli önlemleri alır.

Kamu Personelinin Haklarının Mahfuz Tutulması
Madde 161

(1) İşbu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce Devlet’in kamu görevlisi olan herhangi bir kişi, bu tarihten sonra, kendisine bu tarihe kadar uygulanan aynı hizmet süre ve koşullarına tabi olmak hakkına sahiptir. Bu süre ve koşullar, Anayasa’nın yürürlüğe girdiği tarihte veya ondan sonra, kişi Devlet’in kamu görevlisi olduğu sürece, aleyhine değiştirilemez. Bu maddede belirtilen kamu görevlileri yeni bir atama işlemine gerek olmaksızın görevlerine devam ederler.

(2) “Kamu personeli”, bu Madde amaçları bakımından, işbu Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kamu hizmetinde herhangi bir görev yapan kişiyi tanımlar ve işbu Anayasayla diğer kamu personeli olarak tanımlanan kişileri de kapsar.

(3) “Hizmet süre ve koşulları”, bu Madde amaçları bakımından işbu Anayasa’nın yürürlüğe girdiği tarihte mevcut olan yürürlükteki mevzuat uyarınca saptanmış ücret, izin, azil, göreve son verilmesi, emeklilik maaşı, emeklilik ikramiyeleri ve benzeri hakları kapsar.

(4) Halen kamu görevinde bulunanların, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti organ, kurum ve kuruluşlarında görev almaları halinde, hakları bu Madde’deki hükümler çerçevesinde korunur.

(5) Bu Anayasa ve Kuruluş Anlaşmasıyla kadroları kaldırılacak olanların sahip oldukları haklar korunur. Bu kişilerin mevcut statülerine uygun görevlerde istihdamı yasayla düzenlenir.

Kıbrıs Türk Devleti’nin Resmi Gazetesi
Madde 162

(1) Yasalar, tüzükler, yönetmelikler ve diğer tali hukuki belgeler ile yasalarla belirlenen ilan, ihbar ve benzeri kamusal belgeler Başbakanlığın denetimi altında Devlet Basımevinde basılan Resmi Gazete’de yayımlanır.

(2) Resmi Gazete’nin yönetim şekli ile bastırılıp dağıtılacağı koşul ve usuller ile diğer hususlar yasayla düzenlenir.

(3) Yukarıdaki (1)’inci fıkrada belirlenen hukuki belgeler ve kamu belgeleri Resmi Gazete’de yayımlanmadıkça yürürlüğe giremez.

YEDİNCİ BÖLÜM
NİHAİ HÜKÜMLER
Anayasa’nın Değiştirilmesi
Madde 163

(1) İşbu Anayasa, Devlet’in Meclisinin en az on üyesinin önerisi ve üye tamsayısının, en az üçte ikisinin oyuyla değiştirilebilir.

(2) Yukarıdaki (1)inci fıkrada yapılan öneri Meclis’in üye tam sayısının çoğunluğu tarafından kabul edilirse halkoylamasına sunulabilir. Anayasa değişikliği, halkoylamasında “Evet” oylarının sayısının “Hayır” oylarından çok olması halinde yürürlüğe girer.

(3) Anayasa’nın değiştirilmesi hakkındaki önerilerin görüşülmesi ve kabulü, (1)’inci fıkrada yer alan hükümler dışında değişiklik önerileri, önerilerin verildiği tarihten itibaren onbeş gün geçmedikçe görüşülmemesi koşuluyla, yasaların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki kurallara bağlıdır.

(4) Anayasa’daki bir değişikliğin yürürlüğe girmesi için önceden halkoylamasıyla kabul edilmesi gereği bu tür bir değişikliğe ilişkin bir yasayla öngörülebilir. Böyle bir durumda halkoylamasında “Evet” oylarının sayısının “Hayır” oylarından fazla olması halinde Anayasa değişikliği yürürlüğe girer.

(5) Halkoylamasıyla onaylanması gerekmeyen Anayasa değişiklikleri Devlet’in Başkanınca on gün içinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girer.

(6) Devlet’in şeklini ve niteliklerini belirten Anayasa’nın 1. Maddesi değiştirilemez.

Tanımlar
Madde 164

İşbu Anayasa’da başka türlü düzenlenmedikçe veya metin başka türlü gerektirmedikçe,
“Devlet” Kıbrıs Türk Devletini;

“Kuruluş Anlaşması” Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların ayrı ayrı ve eş zamanlı olarak yapılan halkoylamasıyla tüm ilaveleri ile birlikte kabul ettikleri Kıbrıs konusunun kapsamlı çözümünü yansıtan anlaşmayı;
ifade eder.

Anayasa’nın Yürürlüğe Girmesi
Madde 165

İşbu Anayasa Kuruluş Anlaşmasının 24 Nisan 2004 tarihinde eş zamanlı halkoylamasıyla kabul edilmesi üzerine yürürlüğe girer.

SEKİZİNCİ BÖLÜM
Geçici Hükümler

Zarar Gören Yurttaşların Korunması
Geçici Madde 1

Devlet, Kuruluş Anlaşmasının toprak ayarlamalarına ilişkin hükümlerinin uygulanması sebebiyle yerlerinden edilenlerin ve taşınmaz malları tahsis edilmiş olanların doğrudan veya dolaylı olarak gördükleri zararlarının giderilmesi için tazminat ödenmesi dahil gerekli sosyal, ekonomik, mali ve hukuki önlemleri düzenler.

Kıbrıs Türk Devlet Meclisi Seçimleri
Geçici Madde 2

(1) Bu süre zarfında, şu an varolan yasama organı geçici yasama kurumu olrak yeralacaktır. Devletin Yasama Organı olacak Devlet Meclisi’nin seçimleri 13 Haziran 2004’te yapılacaktır.

(2) Devlet’in Meclisinin çalışma usulleri yeni seçilen Meclis kendi İçtüzüğünü yapıncaya kadar yürürlükte kalır.

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Geçici Parlamentosuna Atama
Geçici Madde 3

Kurucu Anlaşma’nın yürürlüğe girdiği gün, Kıbrıs Türk Devleti’nin geçici yasama kurumu, siyasi partilerin temsil oranına göre seçilmek üzere geçici federal parlamento için 24 milletvekili belirler.

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin Eşbaşkanlığı
Geçici Madde 4

Kıbrıs Türk Devleti’nin geçici yasama kurumu Referandumu izleyen iki gün içerisinde Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Eşbaşkanı’nın adını Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne iletir.

Geçici Kurallar
Geçici Madde 5

(1) Kıbrıs Türk Kurucu Devletinin sınırları içerisinde Kurucu Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden önce uygulanan mevzuat, Kurucu Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden sonra da Kurucu Anlaşma ve Kurucu Devletin Anayasasıyla uyumlu hale getirilecek gerekli değişiklikler yapılarak uygulanır.

(2) Kuruluş Anlaşması veya işbu Anayasa’nın hükümlerine aykırı veya çelişen hiçbir yasa hükmü yürürlükte kalmaz.

(3) Yukarıdaki fıkralarda kullanılan “değişiklik” terimi; tadilat, uyarlama ve ilgayı içerir.

(4) Halkoylaması sonucu kabul edilen Devlet’in Anayasasının öngördüğü tüm yeni mevzuat düzenlemeleri ile yeni yasalar ve mevcut yasalarda Anayasa’yla uyum sağlanması için yapılması gereken değişiklikler Anayasa’nın yürürlüğe girmesinden başlayarak en geç 1 yıl içerisinde tamamlanır.

Mevcut Organ, Kurum ve Kuruluşların Durumu
Geçici Madde 6

İşbu Anayasa’nın kabulüyle birlikte Kuruluş Anlaşması ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına uygun olarak, önceki hukuk düzeni çerçevesinde kurulmuş olan tüm ilgili kamu organ ve kuruluşları, Devlet’in kamu organ ve kuruluşları olur ve görevlerini işbu Anayasa’nın ve ilgili yasaların hükümlerine uygun olarak yürütür.

Yeniden Yerleştirme Kurulu ve Kıbrıs Mülkiyet Kuruluna Atama
Geçici Madde 7

Devlet’in Meclisi, Kuruluş Anlaşmasında belirtilen Yeniden Yerleştirme Kurulu’nda görev yapacak Kıbrıslı Türk temsilcilerin atanmasını, Kuruluş Anlaşması ve ilgili kanun hükümlerini gözönünde tutarak yapar.

Anayasanın Yayımlanması
Geçici Madde 8

İşbu Anayasa metni, halkoylamasında kabul edildiği tarihten itibaren on gün içinde, Devlet’in Resmi Gazetesinde yayımlanır.

Devlet’in Anayasasının Geçiş Döneminde Değiştirilmesi
Geçici Madde 9

Geçiş Dönemi Meclisi, Anayasa’yı, 162. Maddenin 1. fıkrasında yer alan derogasyon yoluyla, en az beş üye tarafından yapılan önerinin üye toplam sayısının çoğunluğunca kabul edilmesi üzerine, Anayasa hükümlerine göre ilk Devlet’in Meclisi seçilinceye kadar, değiştirilebilir.

Yerel Otorite Organlarının Seçimi
Geçici Madde 10

Bu Anayasa’nın yürürlüğe girmesi ertesinde yerel otoritelerin organları için yapılacak ilk seçimler Ocak 2007’de gerçekleştirilecektir.

Hukuk Sözlüğü

0
Hukuk Sözlüğü

Hukuk Sözlüğü

Acente
Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir bölge içinde daimi bir suretle ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimsedir. Acente, ticari işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmekte veya bunları o tacir adına yapmayı meslek olarak icra etmektedir.
Acir
Kiraya veren kimse
Aciz
Bir şahsın borçlarını ödeyemeyecek durumda bulunması
Aciz vesikası
Alacaklı alacağının tamamını alamamışsa kalan miktar için kendisine verilen vesika (İİK 143)
Açık artırma
Bir malın, teklif veren kişiler arasında en yüksek bedeli öneren kimseye satılmasını sağlayan satış biçimi.
Ada
Çevresi yollarla sınırlandırılmış bulunan, çeşitli parselleri kapsayan arsa parçası.
Adâd
Adetler; sayılar
Adalet
Haklılık; hakka uygunluk
Adem-i ifâ
Yapmamak; yerine getirmemek; borcu ödememek
Adem-i iştirak
Katılmamak
Adem-i selahiyet
Yetkisizlik
Adem-i vüsuk
Gerçek olmamak
Adi kira
Kiraya verenin, belli bir ücret karşılığında bir şeyin kullanılmasını kiracıya bıraktığı sözleşme.
Adi şirket
İki veya daha çok kimsenin, ortak bir amaca ulaşmak için emeklerini ve mallarını birleştirmeyi kabul ettikleri sözleşme ile kurulan ortaklıktır.
Adlî kaza
Cezai, hukuki, ticari, nizalı, nizasız yargı
Adlî müzaharet
Adli yardım
Ağlep
Kuvvetli; büyük
Ahar
Başkası; üçüncü kişi; yabancı
Ahde vefa
Söze bağlılık, sözleşmeye bağlılık
Âhir
Son; sondaki; en son; en sondaki
Ahit
Söz verme
Ahkam
Hükümler
Ahkâmı huzuriyye
Hakim önünde yargılanmayla ilgili yöntem hükümleri
Ahkâmı mahsusa
Özel hükümler
Ahkâmı müteferia
Ayrıntılı hükümler
Ahkâmı mütehalife
Aykırı değişik hükümler
Ahvâl
Durumlar; haller; vaziyetler
Ahz
Almak
Aile hukuku
Aile ilişkilerini düzenleyen hukuk kurallarıdır.
Aile şirketi
Bir ailenin bireylerinden oluşan ortaklık.
Aile yurdu
Bir kimsenin, ailenin gereksiniminden büyük olmamak ve bizzat kendisinin veya ailesinin işletmesi ya da oturması koşuluyla, aile bireylerinin geçimi ve oturmasını sağlamak amacıyla ayırdığı taşınmaz ve ekleri.
Akamet
Neticesizlik, kısırlık, sonuç alınmama.
Akar
Taşınmaz mal; kiraya verilen ve gelir sağlayan şeyler
Akarâtı mevkufe
Vakfedilmiş, gelir getiren mallar
Akdetmek
Sözleşmek; kararlaştırmak; düzenlemek; bağlamak
Akd-i mebhusünanh
Sözü geçen akit, anlaşma, sözleşme
Akd-i mezbur
Sözü geçen akit, anlaşma, sözleşme
Akd-i muvazaa
Karşılıklı ödün verilerek yapılan akit, anlaşma, sözleşme
Akd-i sahih
Geçerli, doğru, kusursuz akit, anlaşma, sözleşme
Âkideyn
Her akitte akdi yapan iki taraf
Âkidîn
Sözleşenler; sözleşme yapanlar
Âkit
Bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri; sözleşme veya mukavele yapan
Alâhilâf’ül-kanun
Kanun hilafına; yasaya aykırı olarak
Alâkadar
İlgili; ilişkili
Alât
Aletler; araçlar
Aledderecat
Sırasıyla; derecesine göre
Alelhesap
Hesaplaşmak üzere; hesaba sayarak; sayışılmak üzere; doğan kârdan bir bölümünün ileride tamamı üzerinde hesaplatılmak üzere önceden ödenmesi
Ale-l-ıtlak
Genel olarak; rasgele; bir sınır ile bağlı olmayarak
Ale-l-umûm
Genel olarak; umumi bir biçimde; bütün
Alelusul
Usulüne uygun;
Aleniyet
Açıklık
Alettakrib
Takriben; yaklaşık olarak
Amade
Bir işi yapmaya hazır; hazırlanmış
Amel
İş; edim; fiil
Amele
İşçi; emekçi, ırgat
Amelî
İşe dayanan; iş üstünde; tatbikî; pratik; uygulamalı
Amenajman
Doğal kaynakların işletilmesi
Âmil
Yapan; etken; etmen; sebep; faktör
Âmir
Emreden; buyuran; bir memurun vazife bakımından büyüğü; bir fiili yapmaya veya yapmamaya zorlayan, buna gücü yeten
Âmm
Genel; umumi; herkese ait
Amme
Kamu
Âmme hükmî şahsiyeti
Kamu tüzel kişiliği
Amme intizamı
Kamu düzeni
Anagayrimenkul
Kat mülkiyetine konu olan taşınmazın bütünü.
Anayapı
Kat mülkiyetine konu olan taşınmazın esas yapı kısmı.
Anayasa Mahkemesi
Kanunların, Kanun Hükmünde Kararnamelerin, TBMM İçtüzüğü’nün Anayasa’ya uygunluğunu, dokunulmazlığın kaldırılması ve milletvekilliğinin düşürülmesine dair TBMM kararlarını denetleyen, siyasi parti kapatma davalarını karara bağlayan ve partileri mali yönden denetleyen,Yüce Divan olarak da görev yapan ve Anayasa ile kendisine verilen diğer görevleri yerine getiren yüksek mahkemedir.
Angaje
Sözle veya yazılı olarak bağlanan; bağımlı
Ani edim
Bir anda yapılan belli davranış ya da davranışlarla yerine getirilen edim
Ânif’ül-beyan
Az önce beyan olunan, bildirilen
Anmuhakemetin
Muhakeme yaparak; yargılama yoluyla
Antrepo
Gümrüklere gelen ticari eşyanın konulduğu, korunduğu yer; ardiye; ambar
Apostille
5 Ekim 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca, kararda imzası olan hakimin, o yargı yerinde yetkili ve görevli olduğunu gösterir tasdik şerhi.
Appel
istinaf
Âra
Reyler; oylar
Arazi mahlule
Mutasarrıfın mirasçı bırakmadan ölümü ile mahlûl olan arazi-i emiriyye
Arazi-i emiriyye
Beytülmâle ait olarak devlet tarafından kişilere dağıtılan yerler, topraklar; beylik arazi
Arâzi-i haraciyye
Haraca bağlı arazi;
Arâzi-i memlûke
Mülk; tımar toprağı; mülkiyet yolu ile tasarruf olunan yerler
Arâzi-i metrûke
Halkın gereksinimi ve kullanımı için terk edilen arazi
Arâzi-i mevât
Hiç kimsenin tasarrufu altında olmayan ve halka terk ve tahsis edilmemiş bulunan,yüksek sesli bir kimsenin sesi işitilmeyecek derecede köy ve kasabalar gibi yerlerden uzak bulunan kıraç, taşlık, pırnallık gibi yerler
Arazi-i mevkufe
Geliri belirli bir konuya tahsis olunan yer; vakıf olunmuş arazi
Arazi-i miriye
Devlete ait arazi
Arâzi-i öşriye
Ürününden onda bir Devlet payı alınan ve üzerinde her türlü mülkiyet tasarrufları bulunan arazi
Âri
Boş; çıplak; soyut; arınmış; yüksüz
Âriyet
Ödünç; eğreti; ödünç sözleşmesi
Arîz ve amîk
Genişlik ve derinliğine; enine boyuna;
Arsa
Belediye sınırları içinde, belediye tarafından parsellenerek üzerine inşaat yapmak için ayrılan arazi parçası.
Arsa Payı
Kat Mülkiyeti Kanununda yazılı esaslara göre bağımsız bölümlere tahsis edilen ortak mülkiyet paylarına arsa payı denilmektedir. Arsa Payı, kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulurken, arsa üzerindeki yapıların bulunduğu arsadan bağımsız bölümlere rayiç değerleri oranında verilen payı ifade etmektedir. Anagayrimenkulde, kat mülkiyetine bağlanmamış veya lehine kat irtifakı kurulmamış arsa payı bırakılamaz.
Arz
Sunma; gösterme; bildirme; önüne koyma; anlatma (bir büyüğe)
Arzuhal
Dilekçe
Asgarî
En az; en aşağı; en azından; en düşük; en küçük
Ashab-ı intikal
Verasetin geçişinde hak sahipleri
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi
Askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi iken 2016 yılındaki halk oylaması sonucunda kaldırılmış, mahkemenin alanına giren konularda İdare Mahkemeleri ve Danıştay görevlendirilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi
Kanunla açıkça başka mahkemelerin görevli olduğunun belirtildiği durumların dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işleri karara bağlamaya yetkili, tek hakimli hukuk mahkemeleridir.
Asliye Ticaret Mahkemesi
Ticari davalara bakmakla görevli olan, asliye hukuk mahkemelerinin alt bir türü mahiyetindeki ihtisas mahkemeleridir. Asliye ticaret mahkemeleri olmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri, Ticaret Mahkemesi sıfatı ile karar vermektedir.
Asrî
Zamana uygun; çağdaş; modern
Ateh
Bunama; bunaklık
Atıf
Yollama; yöneltme; yükleme; bağlama; eğme; meylettirme; ilişkili bulma

Bir kanunun belirli bir konuyu düzenlerken başka bir kanuna veya hükme gönderme yapmasıdır.

Âtî
Gelecek; gelen (kişi veya şey); gelecek zaman; istikbal
Aval
Bonoya imza atarak sorumluluk altına girmiş kişiler lehine verilen bir tür kefalettir.
Avans
Alacağına sayılmak üzere önceden yapılan ödeme; öndelik
Avârız
Kazalar; belâlar; borçlanma ve hak kazanma yeterliliğini kısan veya yok eden haller
Avdet
Dönüş; geri gelme; dönme
Ayn
Para dışında, kazanılabilen bütün servet öğeleri
Aynî
Mala ilişkin; eşyaya bağlı; malın mülkiyeti ile ilgili; herkese karşı ileri sürülebilen
Ayni haklar
Eşya üzerinde doğrudan doğruya mutlak egemenlik yetkisi veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haklar.
Âzâ
Uzuvlar; üyeler; organlar
Âzâde
Serbest; hür; özgür
Azamî
En çok; en büyük; en yüksek
Azil
Verilen temsil yetkisinin ortadan kaldırılması
Azimet
Gidiş; yola çıkma
Bâ tapu
Tapulu; tapu ile tasarruf olunan
Bâb
Kapı
Ba’dehû
Daha sonra
Bâ’de’l-isticar
Kira sözleşmesinden sonra
Bâ’de’l-istirdad
Geri aldıktan sonra
Bâdî olmak
Sebep olmak
Bağımsız bölüm
Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre, ana gayrimenkulun ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya müsait bağımsız mülkiyete konu olabilen bölümleri.
Bağıt
Akit
Bâhir
Belli; besbelli; açık; apaçık
Bahri
Denize ait
Bâ-husus
Hele; özellikle; üstelik
Baîd
Uzak; ırak
Bâîs olmak
Sebep olmak; göndermek; gerektirmek
Baki
Sürekli; daimî; artan; kalan; kalımlı; kalıcı; ölümsüz; saklı duran
Bakiye
Artan
Bâlâ
Yukarı; yüksek; üst; yüce
Bâligân-mâbelâğ
Ziyadesiyle; bol bol
Baliğ
Eren; varan; bulan; yetişen; toplam; büluğa; ergin;
Bariz
Açık; göze çarpan; belirgin
Basiret
Doğru görüş; uzağı görüş; önceden görüş; seziş; uyanıklık; anlayış; kavrayış; dikkat; sağgörü
Batıl
Doğru ve haklı olmayan; çürük; bozuk; sakat; boş; hukuken geçersiz; dayanaksız; temelsiz; beyhude; hüküm ifade etmeyen
Bayi
Bazı maddeleri satma izni olan kimse; satıcı; satış yeri
Becâ
Yerine; uygun; bedava; karşılıksız; parasız; emeksiz
Bedâyî
Sermayeler; anamallar;
Bedel-i misil
Emsaline uygun peşin para
Bedialar
Göze güzel görünen şeyler; estetik
Bedihî
Açık olan; besbelli; apaçık; akla; kendiliğinden gelen
Bediî
Güzellik ölçülerine uyan; güzel; güzellik
Beher
Her biri
Belagat
İyi konuşma; sözle inandırma yeteneği; söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı
Beraat
Aklanma
Berât
Rütbe, nişan ve imtiyaz verildiğini bildiren ferman
Berâyı tetkik
İnceliyerek
Berhava
Havaya gitmiş; kaybolmuş; uçurulmuş; yararsız; boş
Berî-üz-zimme
Zimmetten kurtulmuş; aklanmış
Ber-mucib-i talep
Talep mucibince; istem gibi
Ber-vech
Olduğu gibi; olarak
Ber-vech-i bâlâ
Yukarıda olduğu gibi
Ber-vechi peşin
Peşin olarak
Beşerî
İnsanoğlu ile ilgili; insanî; insana mensup
Betekrar
Tekraren; tekrarla
Bey ü şira
Almak ve satmak
Beyanname
Bir makama veya kamuoyuna yapılan açıklama belgesi.
Bey’i
Satım; satma; satış; satılma;
Bey’i bât
Kesin satış
Bey’i bi-l vefâ
Kararlaştırılan süre içinde satılanı geri almak koşulu ile yapılan satış sözleşmesi
Bey’i mukayaza
Malı mal ile değiştirmek; trampa
Bey-i sarf
Parayı paraya satmak; para bozmak
Beyn
Ara
Beyn’en-nâs
Halk arasında
Beytülmal
Maliye hazinesi
Beyyine
Bir olayın veya işlemin doğruluğunu ortaya koyabilmek için hakimi iknaya yönelik yöntem veya her türlü vasıta ; delil, şahit
Beyyine külfeti
Mahkemede bir beyan ve iddiayı kanıtlama yükümlülüğü MK 6. madde
Bidâyet
Başlama; başlangıç
Bidâyet mahkemesi
İlk mahkeme; davaları birinci derecede gören ve çözümleyen mercii
Bi-eyyi-hâl
Herhalde; mutlaka; elbette
Bigüna
Herhangi bir
Bi-hakkın
Hakkıyla; hakkı olarak, gerçekten; tamamıyla
Bi-haseb-il verase
Veraset nedeniyle; verasetten doğma
Bi-hükm’ül-kanun
Kanun hükmü gereğince; yasa kuralı ile
Bila
….sız
Bilâ kayd ü şart
Kayıtsız ve şartsız
bilahare
sonradan
Bil-ahire
Sonra; sonradan
Bilâkis
Tersine olarak; tam tersine; aksine; sonunda
Bilâ-müddet
Süresiz
Bilanço
Bir kuruluşun, belli bir tarihte, alacaklı ve borçlu bulunduğu değerleri gösteren özet muhasebe cetveli; işletmenin finansal durumu ve faaliyet sonuçlarını gösteren tablo.
Bilâ-sebeb
Sebepsiz
Bilâtefrik
Tefrik etmeksizin; ayırmaksızın
Bilbeyyine
Delil ile; tanık ile; ispat ile
Bil-cümle
Bütün; hepsi; tamamı
Bil-farz
Tutalım ki; diyelim ki; sayalım ki; söz gelişi
Bilfiil
Gerçekten; fiilen; hakiki olarak; iş olarak; iş edinerek
Bililtizam
Bile bile
Bilistirdad
Geri alarak; geri alınarak
Bilmuvafakat
Razı olarak
Bilmüzakere
Müzakere ederek; üzerinde görüşüp tartışarak
Bilmüzayede
Artırma ile; artırarak
Bi-l-müzayede
Müzayede ile
Bi-l-rü’ye
Görerek; görülerek
Bî-ma’nâ
Manasız; anlamsız
Binâberin
Bundan dolayı; bunun üzerine; bu nedenle
Binâen-alâ-zâlik
Bundan dolayı; bunun üzerine
Binâen-aleyh
Bunun üzerine; dolayısıyla; bundan dolayı
Bi-n-netîce
Netice olarak; sonuç olarak
Binniyabe
Naip eliyle; vekillik ile; vekaleten
bisud
faydasız;yararsız
Bîtâp
Bitkin; güçsüz; takatsiz; yorgun
Bî-taraf
Tarafsız
Bitarıkıl’evlâ
Evveliyatla; öncelikle
Bi-t-tabi
Tabiatıyla; doğal olarak
Bkz. yaylak, kışlak.
Bono
Bir kimsenin diğer bir kimseye veya onun emir ve havalesine, belirlenen vadede, belirli bir tutarı ödeme taahhüdünü içeren, özel biçim ve hükümlere tabi ticari senet; emre yazılı senet.
Borç ilişkisi
İki taraf arasında mevcut olup bir şeyin verilmesi,yapılması veya yapılmamasını öngören hukuki bağdır.
Bölge Adliye Mahkemesi
İstinaf incelemesi ile ilk derece adli yargı mercileri tarafından verilen kararların yerinde olup olmadığına ikinci derece mahkemesi olarak inceleyerek karar veren mahkemelerdir.
 
Bölge İdare Mahkemesi
İstinaf incelemesi ile ilk derece idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların yerinde olup olmadığına ikinci derece mahkemesi olarak inceleyerek karar veren mahkemelerdir.
Bölünebilir edim
Niteliğinde veya değerinde esaslı bir değişme olmaksızın, birden ziyade parçalara ayrılarak ifa edilebilen edim
Bölünemez edim
Niteliğinde veya değerinde esaslı bir değişme olmaksızın, birden ziyade parçalara ayrılarak ifa edilemeyen edim
Butlan
Geçersizlik
Bürûz
Belirme; ortaya çıkma
C.SAVCİSİ
MÜDDEİUMUM
Câmi
Cem eden;
Câmia
Topluluk; zümre
Cânî
Cinayet işlemiş olan kimse
Canîb-i beytülmal
Hazine tarafı
Canîb-i vakıf
Vakıf tarafı
Canîp
Yön; taraf; cihet; yan
Cari
Uygulanan; yürürlükte olan
Cây-i teemmül
Etraflıca düşünülmeye değer; düşünülmesi yerinde olur
Cebel
Dağ, yüksek tepe.
Cebrî
Zorla yapılan; zor kullanarak yaptırılan; zor altında; güç kullanarak
Cebri icra
Kendi istekleriyle borçlarını ödemeyen borçluların, borçlarını Devlet kuvveti ile ödemelerinin sağlanması; ilgili icra dairelerinin, (gereğinde) zor kullanarak, borçluyu borcunu ödemeye zorlamaları
Cebri satım
Malikinin isteğine bakılmaksızın, resmi makamlar tarafından yapılan satım
Celesat-ı âti
Gelecekteki celseler, oturumlar
Celile
Büyük; ulu
Celpname
Yargılamada,davacı,davalı,tanık,bilirkişi gibi kimseleri mahkemeye getirtmek için yapılan çağrı
Cemetmek
Toplamak; bir araya getirmek
Cemi ezmân
Bütün zamanlar; zamanların toplamı
cenup
güney
Cereme
Başkası tarafından yapılan veya kaza sonucu ortaya çıkan zararı ödeme; para cezası
Cerh ü iptal
Çürütme ve yok sayma; geçersiz hale getirme
Cevâmi’
Camiler; mescitler; toplanılan yerler
Cevâz
İzin; müsaade; caiz olma
Cevâz bahş
İzin veren; müsaade eden
Cevher
Maya; öz; değerli taş; elmas
Ceza
Suç işleyen kişilerin karşılaşacakları tepkidir,yani kanunun suç işleyen kimseye uygulanmasını öngördüğü müeyyidedir.
Ceza şartı
Ceza koşulu; alacaklının zararını karşılama şartı
Cezrî
Asıl ile ilgili; kökle ilgili; kökten; temelden
Cibâyet
Alma; toplama; vergilerin ve başkaca devlet gelirlerinin tahsili
Cihet
Yön; taraf; amaç
Cins tashihi
Tapu kütüğünde kayıtlı bir taşınmazın niteliğinin değiştirilerek kütüğe, başka bir nitelikte tescil edilmesi.
Ciro
Çifte yetki veren havale; ticari senedin, arkasına yazılan yazı veya imza ile başkasına devri.
Cismanî
Cisimle, bedenle ilgili; bedensel
Cism-i câmid
Cansız cisim
Cürmiyet
Suç hali; suçluluk
Cürmü meşhut
Suçüstü; göz önünde işlenen suç
Cürüm tasnii
Bir kimse hakkında cürüm uydurmak
Cüz
Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri; kısım; parça; bölük
Çek
Ödeme aracı; kanun ile belirlenen şekilde düzenlenen, keşidecinin emrinde para bulunan banka üzerinden çekilebilen havalesi
Dâfi
Defi’de, savuda bulunan kimse
Dahiliye Vekâleti
İçişleri Bakanlığı
Danıştay
Anayasanın 155’inci maddesine göre, yürütme organına yardımcı bir inceleme, danışma ve karar organı olmanın yanı sıra, yönetimin yargı yoluyla denetlenmesinde görev yapan ve ilk derece idare ve vergi mahkemelerinin temyiz mercii olan üst yargı kuruluşudur.
Dâyin
Borç veren; alacaklı
Deâvî
Davalar
Defaât
Kereler; kezler; yollar
Def’aten
Bir defada; birden
Defâtir
Defterler; birlikte dikilmiş kağıtlar
Def’i def
Def’e karşı def’; savuya karşı savu
Defter-hâne
Taşınmaz mallara ilişkin tasarrufların kayıt
Defter-i hakanî
Eskiden taşınmaz mala ilişkin tasarruf işlemlerinin kayıt ve tescil edildiği defter
Defter-i hakanî idaresi
Eskiden taşınmaz mala ilişkin tasarruf işlemlerinin kayıt ve tescil edildiği daire
Değer baha
Bir malın iktisadi duruma göre kıymetini ifade eden fiyat
Delâlet
Gösterme; yol gösterme; kılavuzluk; iz; işaret; aracılık
Delâlet-i bil’işare
İşaret ederek, hatırlatarak gösterme
Delil
Kanıt; tanıt; ipucu
Delil-i celî
Aşikar delil; belli, apaçık kanıt
Demirbaş
Bir taşınmazın kiraya verilmesinde kiraya dahil olan, kiralamanın sonunda aynı cins ve değerde iade edilen veya değer eksilmesi kiracı tarafından tazmin edilen eşya
Demokratik devlet
Halkın devlet yönetimine katılması esasına dayanan devlettir.
Depozito
Bir sözleşmeden dolayı doğabilecek zararlara karşı verilen teminat; bir taahhüt sırasında yatırılan güvence parası.
Der-akap
Hemen; arkasından
Derc etmek
Araya sokmak; arasına sıkıştırmak
Derceb etmek
Cebe atmak; kendine alıkoymak
Derç
Sokma; arasına sıkıştırma; gazeteye yazma; toplama; biriktirme
Der-dest-i rü’yet
Dava görülmek üzere ele alınan, eldeki dava
Der-kâr
Malum; aşikar; bilinen; belli
Dermeyan etmek
İleri sürmek; öne sürmek; ortaya koymak; anlatmak
Der-piş
En önde; göz önünde bulunan; öngörü
Der-pîş etmek
Öngörme; göz önünde bulundurma
Der-uhte
Üstüne alma; yüklenme; üstlenme; sağlama
Desise
Hile; oyun; entrika
Devair
Daireler
Devlet Şurası
Danıştay
Devletler Özel Hukuku
Kişilerle devlet arasındaki bağı (tabiiyeti), bir ülkede yabancıların sahip olduğu hakları ve çeşitli ülkelerde geçerli olan kanunların çatışması nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıkları çözmeyi ve bunun için çeşitli bağlama kuralları getirmeyi konu alan hukuk dalı.
Devremülk hakkı
Mesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine, bu yapı veya bağımsız bölümden yılın belli dönemlerinde istifade etmek üzere, müşterek mülkiyet payına bağlı olarak kurulan irtifak hakkı.
Deyn
Borç
Disiplin cezaları
Belli bir statü içinde bulunan kimselere hizmet ve iç düzenle ilgili kurallara aykırı davranışta bulundukları zaman uygulanan cezalardır.
Dîvân-ı Muhasebat
Sayıştay
Donatan
Gemisini gemi ticaretinde kullanan gemi sahibidir
Dûçâr
Tutulmuş; uğramış; yakalanmış
Dûn
Aşağı; aşağılık; altta; aşağıda
Dûr
Uzak
Düstûr
Kanun; kaide; yasa; devlet yasalarını içine alan kitap; genel kural; başyasa; yasalar dergisi
Düzenleme
Bir sözleşmeyi veya işlemi yapan kimsenin iradesini dinledikten sonra, iki tanık önünde ve yöntemine uygun olarak noter tarafından baştan sona kadar yazılarak, ilgililer ve hazır bulunanlar tarafından imzalanıp noter tarafından da onanan senet
Ebniye
Binalar; yapılar
Ecnebî
Yabancı; bir devlete göre,kendi uyruğunda bulunmayan gerçek veya tüzel kişiler
Ecr-i müsemmâ
Taraflar arasında belirlenen ücret
Ecrimisil
Bir malın kullanılmasından doğan yararların para ölçüleriyle takdiri
Eda
Edim; borçlanılan şey; borcun konusu
Eda davası
Davalının bir iş yapmaya,bir ifada bulunmaya veya bir iş yapmamaya,bir ifada bulunmamaya mahkum edilmesinin istenildiği dava
Edeb
İyi terbiye; naziklik; usluluk
Edim
Aralarındaki borç ilişkisi dolayısıyla alacaklının isteyebileceği, borçlunun da yerine getirmekle yükümlü bulunduğu bir davranış biçimi
Ef’âl
Eylemler; fiiller, işler; ameller
Efrâd
Fertler; bireyler
Ehil
Ehliyetli; hak sahibi; bir hukuki işlem yapabilme yeteneğine sahip
Ehl-i hibre
Bilirkişi
Ehl-i vukûf
Bilirkişi
Ekalliyet(akalliyet)
Azınlık
Eklenti
Bir konutun veya bir binanın kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan ya da kolaylaştıran yapı.
Ekser
Daha ziyade; en  çok; çoğu; çoğunca
Ekseriyet
Çoğunluk
Ekseriyeti ara
Oy çokluğu
Elfaz
Kelimeler; sözler
Elîm
Elemli; kederli acılı
El-yevm
Bugün; şimdi; halen
Emlak vergisi
Konusu bina ve arazi olup, bu bina veya arazi malikinin, intifa hakkı sahibinin, her ikisi de yoksa malik gibi tasarruf eden kimsenin, bina ve arazinin değeri esas alınarak kanunda belirtilen oranlara göre ödediği vergi.
Emlâk-i sirfe
Yeri ve üzerinde binalar ve ağaçları mülk olan taşınmaz mallar
Emr-i makzî
Hükme bağlanmış iş
Emtea
Ticaret konusu her türlü mal
emtia
eşya, mallar.
Emval
Mallar; mülkler
Emvâli menkule
Taşınır mallar;taşınabilir mallar
Enfüsi
Öznel; subjektif
Enkaz
Bina yıkıntıları; yıkıntı; moloz; eski hayvanların bakiyeleri
Envai mesalih
İşlerin çeşitliği
Erbaa
Dört
Erbâb
Ehil; becerikli; muktedir; yetenekler; sahipler; malikler
Erbâb-ı vukuf
Bilirkişiler
Esbab-ı mucibe
Gerekçe; gerektirici sebepler
Eshâb
Sahipler; bir şeyin malikleri
Esham
Pay senedi; hisse senedi
Eslem
En selâmetli; en emin; en doğru; en sağlam
Esnaf
İster gezici, ister bir dükkan veya bir sokağın belli bir yerinde sabit olsun, iktisadi faaliyeti nakdi sermayeden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleridir.
Eşcar
Ağaçlar
Eşhas
Şahıslar; kişiler; kimseler
Eşkâl
Biçimler; suretler; tarzlar
Etfal
Çocuklar, sübyanlar.
Evkaf
Vakıflar
Evleviyet
Tercihli; haydihaydi; öncelikle
Evrâk
Yapraklar; kağıtlar; arşiv
Evrâkı müsbite
İspat edici belgeler; tesbit edici yazılar; tapu kütüğünü tamamlayan belgeler
Evsaf
Nitelikler
Evsafı mümeyyize
Belirgin nitelikler
Evvelâ
Birinci olarak; herşeyden önce; ilk önce
Evvelemirde
Herşeyden evvel; işin başlangıcında; ilk iş olarak
Ezcümle
Özellikle; özet olarak; sözün kısası; toplucası
Ezmân
Zamanlar, vakitler; anlar; çağlar
Fâhiş
Aşırı; ağır; çok fazla
Fariğ
Bir şeyi veya hakkı başkasına devreden; ferağda bulunan; feragat eden; taşınmaz maldaki tasarruf hakkını başkasına bırakan kişi
Farz
Zorunlu; baş koşul; boyun borcu; çok gerekli; varsayma
Fâsıl
Ayıran; bölen
Fâsıla
Aralık; ara
Fasl etme
Halletme; neticelendirme
Fehime
Anlayış
Fek
Kaldırma; bir hukuki sınırlamanın kaldırılması; sona erdirme; bitirme
Fer’ î
Bağımlı; ekli; eklentili; ikinci derecede olan
Ferâgat
Vazgeçme; el çekme; dinlenme
Ferağ
Devir; devretme; bir hakkı birine geçirme; mirî veya vakıf arazinin yararlanma hakkının satışı
Ferd
Tek; yalnız olan şey; eşi olmayan; tek olan sayı
Fesâd
Karıştırıcı; arabozucu; karışıklık; bozukluk; dolan
Fesh
Bozma; bozulma; dağılma; dağıtma; kapatma; kaldırma
Fesih
Devam etmekte olan bir hukuki ilişkiyi, tek taraflı olarak ve ileriye dönük olmak üzere sonlandıran bozucu yenilik doğurucu irade beyanı.
fetret
zayıflık,uyuşukluk
fevk
Üst,üst dereceli, astın üstünde yer alan
Fevkinde
Üstünde; aşan
Fıktan
Yokluk
Fırka
İnsan kalabalığı grubu; parti
Fıtrî
Tabii; yaradılışındaki; doğasındaki
Fi-i cârî
Geçer değer
Fiil ehliyet
Bir kimsenin, kendi eylemleriyle haklar ve yükümlülükler yaratması yeteneği.
Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda düzenlenen suçlarla ilgili yargılama yapmakla görevli olan özel statülü mahkemelerdir.Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemeleri bulunmayan yerlerde Asliye Ceza Mahkemeleri ve Ağır Ceza Mahkemeleri bu görevi yapmaktadır
Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleri 
Patent Haklarının Korunmasına ilişkin tüm davalara, Endüstriyel Tasarımların Korunmasına ilişkin davalara, Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkındaki davalara, Markaların Korunmasına ilişkin davalara ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan tüm davalara miktar gözetilmeksizin bakmakla görevli ve yetkili ihtisas mahkemelerdir.
Filhakika
Hakikatte; gerçekte; doğrusu
Fi-l-vâki
Fuhûş
Haddini aşma; kötülük; namusa aykırı hareket
Fuzûlî
Boşuna; yersiz; lüzumsuz; haksız; boşboğaz; erkek adı
Fuzûlî işgal
Bir taşınmaz malı sahibinin izin ve rızası olmadan ele geçirmek
Fuzuli şâgil
Hukuken geçerli bir hakkı olmadan bir yeri işgal eden
Fürûht
Satma; satım; satış
Gabin
1) bir sözleşmede tarafların karşılıklı edimleri arasında açık bir orantısızlık bulunmasıdır. karşı tarafın özel durumundan aşırı faydalanma olarak da nitelenebilir*. gabin durumunda zarar gören taraf bir yıl içinde sözleşmeyi bozduğunu bildirerek verdiği şeyi geri alabilir.bir yıl geçtikten sonra sözleşme geçerli hale gelir. 2)haksız faydalanmak, sömürü…
Gaî (gaiye)
Gaye, maksat ve netice ile ilgili; amaca ilişkin
Gaip
Görünmeyen; hazır olmayan; yitik; yok olan kişi; kaybolan ve kendisinden uzun zaman haber alınamayan kişi
Galle
Gelir; hasılat; yarar
Garaz
(garez)gizli düşmanlık; asıl maksat; erek; amaç; hınç
garp
batı
Gars
Ağaç dikme
Gasıb
Başkasının bir eşya, para yada kıymetli malını elinden veya tasarrufundan zorla haksız yere alan kimse
Gasp
Başkasının bir eşya, para yada kıymetli malını elinden veya tasarrufundan zorla ve haksız alınması
Gaybubet
Kaybolma; yokluk; göz önünde olmayış; yitiklik
Gayr (gayir)
Ayrı; başka; özge; artık; diğer; yabancı
Gayrı vazıh
Kapalı
Gayr-i melhûz
Beklenmedik; imkansız; olanaksız
Gayr-i mümkün
Olanaksız; imkansız
Gayrimenkul
Bir yerden bir yere taşınması olanaksız (taşınmaz) mal.
Gayrimenkul mükellefiyet
Bir taşınmaz malikinin, sahip olduğu mülkü nedeniyle ve özellikle o taşınmaz (gayrimenkul) teminat olmak üzere, diğer bir kimse lehine bir şey yapmaya veya vermeye zorunlu tutulması.
Gayrimenkul tellallığı
Taraflar arasında (hiçbirine sürekli olarak bağlı olmaksızın), taşınmaza ilişkin sözleşmelerin (kira, satım vb.) yapılması hususunda ücret karşılığında aracılık etme mesleği; emlakçılık.
Geçici tescil
Halen varolup da uyuşmazlığa neden olan ayni hakların korunması amacıyla tapu kütüğüne yapılan tescil.
Geçit hakkı
Bir taşınmaz üzerinden başka bir taşınmaz malikinin geçebilmesi için kurulan bir ayni hak.
Genel idare
Bütün ülkeyi kapsayan idare olup “merkez teşkilatı” ve “taşra teşkilatından oluşur.
Genel vekaletname
Bir kimsenin, kendi adına her türlü işi yapması için başka bir kişiye vermiş olduğu vekillik belgesi.
Gerçek kişi
İnsanlar.
Gerçi
Gerçekten; vakıa
Gıyâb
Hazır ve mevcut olmama; göz önünde bulunmama; uzaklaşma; kaybolma; arka
Girift
Dolaşık; karışık; bir birinin içine girgin; tutma; yakalama
Grev
İşçilerin aralarında anlaşarak veya bir kurulun kararına uyarak topluca iş bırakmalarıdır.
Gûna (gûne)
Türlü; gidiş; tarz; yol; sıfat
Güzeran
Geçici; geçen
Hacet
Gerek; gereklilik
Hâcir
Hicret eden; bir yerden başka bir yere göçen; sayıklayan (hasta)
Haciz
Borçlunun, borcunu kendi arzusu ile ödememesi durumunda, alacaklının talebiyle, borçlunun (borca yetecek miktardaki) mal ve haklarına devlet aracılığıyla (icra dairesi tarafından) el konulması.
Hâdis
Meydana gelen; çıkan; yeni çıkan
Hafiyyen
Gizli olarak; saklı olarak; gizlice
Hafriyat
Kazı; kazılar; toprak kazma; toprak çıkarma
Hail
Duvar, çit, parmaklık, tahta perde gibi taşınmazları birbirinden ayıran işaret ve engeller
Haiz
Sahip; elde bulunduran; taşıyan
Hak
Hukuk düzeni tarafından şahıslara tanınmış olan yetkilerdir
Hak ehliyeti
Sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan ölüm anına kadar olan dönemde herkesin sahip olduğu medeni haklardan (evlenme, mülk edinme vb.) yararlanma yeteneği.
Hakikiye
Hakikate mensup; gerçek; sahici; doğru; gerçekten
Hakk
Doğruluk ve insaf; bir insana ait olan şey; dava ve iddiada hakikate uygunluk; harcanmış emek; pay; hisse
Hakkaniyet
Hak ve adalete uygunluk; doğruluk
hakkı hıyar
seçimlik hak
Hakk-ı mesil
Su yolu hakkı
Hakk-ı mürûr
Geçit hakkı
Hakk-ı şuf’a
Önalım hakkı
Hakk-ı şürb
İçme hakkı; sudan yararlanmada sıra hakkı
Haksız fiil
Hukuk düzeninin izin vermediği, zarar verici eylemlerdir
Haksız iktisap
Bir kimsenin malvarlığında, haklı bir nedene dayanmaksızın başka bir kimsenin malvarlığı aleyhine meydana gelen artma ya da azalmama durumu
halefiyet
ardıl, yerine geçme, yerine geçen
Halel
Bozma; bozukluk; eksiklik; zarar
Haleldar olmak
Bozulmak; çiğnenmek
Hali sabıka irca
Eski hale getirme
Halita
Karışım
Harâc-ı mukaseme
Arâzî-i hâriciyye mahsullerinden onda birden yarısına kadar alınan vergi
Harâc-ı muvazzaf
Arâzî-i hâriciyye üzerine yerin tahammülüne göre,maktûiyet veçhile tayin olunan vergi
Hariciye Vekâleti
Dışişleri Bakanlığı
Hârîm
Başkasının giremeyeceği,girilmesine izin verilmeyen ev bölümü; harem
Harnup
Keçi boynuzu
Hartama
Pedavra; köknar ve lâdin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta;
Has
Sıkıştırmadan bir yerin içine alma; hareketten menetme; etrafını çevirme; vakfetme
Hasârât
Zararlar; ziyanlar; hasarlar
Hasb-el-kanun
Kanun gereği
Hasb-el-memuriyye
Memuriyet gereği
Hasebiyle
Yüzünden; dolayısıyla; bu nedenle
Hasılat Kirası
Kiraya verenin, bir bedel karşılığında, hasılat veren bir malın veya hakkın kullanımını kiracıya bıraktığı sözleşme; ürün kirası.
Hasîm
İki düşmandan herbiri
Hâsim
Hasmeden; kat’eden, kesip atan
Hasren
Muhasara ederek; etrafını çevirerek
Hâss
Özgü
Hatîa
Günah; kabahat; suç; yanlış; yanlışlık
Havale
Yollama ödeyicisinin, para, değerli kağıtlar veya benzeri nesneleri, yollayıcı hesabına yollama alıcısına ödemek ve yollama alıcısının da bunları kendi adına teslim almak üzere yetkili kılındığı sözleşme.
Hâvi
Kapsar; kapsayan; içeren; içerir
Havza-i fahmiyye
Kömür havzası; kömür bulunan bölge
Haylûlet
Engel olma; araya girme; yolu kapama
Hayr (hayır)
İyilik; iyi; faydalı iş; yarar
Hayrât
Sevap kazanmak için yapılan hayırlı işler; sevap için kurulan müessese
Hazine
Devletten ayrı bir kişilik oluşturmamakla beraber, bir taraftan bütçenin uygulanmasına ilişkin işlemleri, diğer taraftan da kamu gelir ve giderlerinin zaman olarak uygunluğunu sağlayan merkezi örgüt; Maliye Bakanlığı ve maliye dairelerinden oluşan örgüt; devlet kasası.
Heder olma
Ziyan olma
Hedm
Yıkma; harap etme
Hıfz
Saklama; koruma
Hibe
Bağışlama
Hidematı amme
Kamu hizmeti
Hilafı
Tersi; aksi; zıddı
Hilkat
Yaratılma; yaratılış; tabiat
Himaye
Koruma; korunma; birine arka çıkma
Hini dava
Dava sırasında
Hini hacet
Gerektiğinde
Hisse-i şayia
Yaygın hisse; ortak pay
Hitâm
Son; bitim; tükenme; nihayet
Hizmet sözleşmesi
İşçinin, belirli veya belirsiz bir zaman süresi içinde iş görmeyi ve işverenin de ona bir ücret vermeyi üstlendiği sözleşme.
Hod-be-hod
Kendi başına;kimseye danışmadan;kendiliğinden
Huda
Aktarma
Hudûs
Sonradan peyda olma
Hukuki işlem
Bir veya birden çok kişinin, hukuksal bir sonuca yönelttiği irade açıklaması.
Hukuki tağyir
Bir kimsenin, kendisine ait olmayan menkul eşyalar üzerinde bazı işlemlerde bulunarak, bu eşyanın niteliğini değiştirmesi
Hukukun şeklî kaynakları
Hukuk Kurallarının hangi şekillere bürünmüş olarak bize verildiğini ve nerelerde bulunduklarını göstere kaynaktır.
Hulâsa
Özet
Hulûl
Gelip çatma; girme; borcun vadesinin gelmesi
Husule gelmek
Doğmak; ortaya çıkmak; meydana gelmek; oluşmak
Husûmet
Hasım olma durumu; hasımlık; düşmanlık; (davada) karşı taraf olma
Husûsat
Bakımlar; işler; şekiller; yollar; konular; meseleler; maddeler
Hususî
Özel; kişiye ait
Hüccet
Senet; delil; belge
Hükkâm
Hakimler; yargıçlar
Hükmî şahsiyet
Tüzel kişilik
Hükümsüzlük
Bir hukuki işlemin, kanunun öngördüğü şekilde yapılamaması veya kanuna aykırı olarak yapılması halinde hukuki sonuç doğurmamasıdır.
Hüsnü ceryan
İyi icra etmek
Hüsnüniyet
İyiniyet
Iskat
Düşürme; hükümden düşürme; yok etme; iptal
Islah
Düzeltme; davada tarafça düzeltme; iyileştirme; iyi bir hale getirme
Islahât
Düzeltme veya iyileştirme işleri
Istılâh
Terim
Itlâk
Salıverme; koyuverme; boşamak; demek; denilmek; tabir
Ittılâ
Öğrenme; bilgilenme; haberdar olma; tanıma
Izrar
Zarar verme; zarara sokma
Iztırâr
Zorunluluk; çaresizlik
İade
Geri verme; geri çevirme; eski duruma getirme
İade-i muhakeme
Yargılamanın yenilenmesi
İaşe
Yaşatma; besleme; geçinme
İbâre
Deyiş; cümle; paragraf; bir bölüm söz
İbhâm
Kapalı bırakma; açıklamama; belli etmeme; gizli kapaklı tutma
İbka
Devamlı, sürekli kılma; yerinde bırakma
İbra
Aklanma; temize çıkma; aklama; temize çıkarma Alacaklının, borçlusunda bulunan alacağından tamamen veya kısmen vazgeçmesi
İbraz
Gösterme; meydana çıkarma; sunma
İbtida
Başlama; başlangıç; ilkin; en önce; başta
İcâb
Gerekme; gerek; bir sözleşme için ilk söylenen söz
İcabet etme
Uyma
İcabı hal
Durumun gereği
İcar
Kiraya verme; kiraya verilme
İcâre-i müeccele
Sonradan alınacak kira
İcareteynli vakıf
İvedili ve süreye bağlı kira sözleşmesi olan vakıf mallar
İcazet
İzin; ruhsat, diploma
İcâzet-i lâhika
Bir kimsenin izni olmadığı halde,yapıldıktan sonra bir şeyi kabul etmesi ve onaylaması
İcbar
Zorlamak
İcbar etme
Zorlama
İcmâl
Kısaltma; özetleme; öz; özet genel toplamı
İcra tetkik mercii
İcra-İflas dairesinin üzerinde olup, icra-iflas işlemlerinin doğru ve kanuna uygun olup olmadığını denetleyen ve ayrıca kanunun kendisine verdiği dava ve işleri gören özel mahkeme.
İçtihad
Özel görüş; anlayış; kavrayış
İçtima
Toplanma; toplantı; bir araya gelme
İçtimaî
Sosyal; toplumsal
İçtinap
Kaçınma; çekinme
İdame
Devam ettirme; sürdürme
İdare Mahkemesi
İdarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerine karşı açılan idari davalara bakmakla görevli temel mahkemelerdir.
İdâre-i husûsiyye
İl özel idaresi
İfa
Ödeme; yerine getirme; bir işi yapma; edim
İfadat
Sözler
İfade
Anlatma; anlatış; anlatım
İfham
Anlatma; anlatılma; bildirme; bildirilme
İflas
Borcunu ödemeyen veya ödemelerini tatil eden borçlu hakkında yapılan takip sonucunda, mahkeme kararı ile tespit ve ilan edilen durum.
İfrağ
Bir durumdan başka bir duruma sokma
İfraz
Arazinin parçalanması; bölünmesi; parsellere ayırma; araziyi imar açısından uygun parçalara bölme
İfşasına müeddi
Açıklanma gereği
İhale
Artırma veya eksiltme biçimiyle yapılan ve en uygun fiyatı teklif edene (en çok artıran veya eksiltene) işin/malın verildiği sözleşme yöntemi.
İhâta
Bir şeyin etrafını çevirme; sarma; kuşatma; etrafı çevrilme; anlayış; geniş bilgi
İhbar
Haber verme; bildirme; bildirim
İhdas
Ortaya çıkarma; kurma; bir şeyi ilk kez ortaya koyma
İhfa
Saklama
İhkak-ı hak
Kendiliğinden hak alma
İhlal etmek
Zarar vermek; zedelemek; dokunmak; hakkını zedelemek; çiğnemek; bozmak
İhmal
Dikkatsizlikten ve özensizlikten kaynaklanan kusur; savsaklama; gerekli özeni göstermeme
İhraç
Çıkarma; dışarıya mal satma; dış satım
İhraz
Benimseme; sahipsiz bir malı sahiplenme
İhtar
Hatırlatma; dikkati çekme; uyarma; uyarım
İhtarname
Bir kimseye, bir hususu yerine getirmesi veya getirmemesi için yapılan yazılı uyarı; hatırlatma belgesi.
İhticâc
Delil veya tanık gösterme
İhtilaf
Anlaşmazlık; uyuşmazlık; çekişme; niza; görüş farklılığı
İhtilat
Karışma; katılma; bir araya gelme
İhtimam
Özen; bir şey, iş ya da kişiye özel dikkat gösterme
İhtirâzi kayıt
Çekince; önkoşul; belli hakları kullanma hakkının saklı tutulması
İhtiva etmek
İçermek; kapsamak; içine almak; içinde bulundurmak
İhtiyar etmek
Seçmek; seçme hakkını kullanmak; tercih etmek; yeğlemek
İhtiyarî
İsteğe bağlı; seçmeli; istemli
İhtiyat
Sakınma;
İhtiyati tedbir
Davacının, davasını kazanması durumunda, dava konusu şeye kavuşabilmesi için, davadan önce veya dava sırasında o şeyi garanti altına almasına yarayan önlem.
İhzâr
Hazırlama; huzura getirme;
İhzaren celb
Sanığı veya tanığı, kendi arzusu nedeniyle gelmediği için mahkeme önüne hakim kararı ile zorla getirtme
İhzarî
Hazırlayıcı; yetiştirici; hazırlık niteliğinde olan
İka etmek
Yapmak; etmek; oluşturmak
İkâme
Yerine koyma; yerine kullanma; dikme;yerine geçme; kaim olma; dava açma
İkamet etme
Bir yerde yerleşme iradesi ve niyetiyle oturma.
İkametgah
Bir kimsenin yerleşme kast ve niyetiyle oturduğu yer
İkmal
Tamamlama; bitirme; devamlı olarak yiyecek içecek ve diğer gerekli malzemenin sağlanması
İkrâh
Korkutma; bir kimseyi yapmak istediği şeyi yapmamaya, yapmamak istediği şeyi yapmaya korkutarak zorlamak
İkrar
Saklamayıp söyleme; bildirme; açıkça söyleme; kabul
İkraz
Borç verme; ödünç verme
İktifâ
Yeter bulma; yetinme
İktirân
Yakın varma; yanına gelme; yaklaşma; ulaşma; erişme
İktisabî
Kazanma ile ilgili; edinme ile ilgili
İktisadi
Ekonomik
İktisap
Kazanma; kazanım; edinme; bir şeyin mülkiyetini elde etme
İktiza
Gerekme; gerektirme; gereklilik; işe yarama ilâm yargı belgesi; mahkemenin verdiği nihaî (son ) kararın, iki taraftan her birine yöntemine göre verilen onamlı örnekleri; mahkeme kararı örneği (sureti)
İ’lâmât
Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi vesikalar; kararı bildiren belge
İlamlı icra takibi
Para veya paradan başka bir şey içeren konularda, önce bir mahkeme ilamı alınıp, ilamlara özgü icra takibi yapılması.
İlamsız icra takibi
Elinde bir mahkeme ilamı bulunmayan veya bulunmasına rağmen ilamlı icra yoluna başvurmayan kişilerin, alacaklarını elde etmek için başvurdukları icra yolu.
İla-nihâye
Sonuna kadar
İlga
Ortadan kaldırma; yürürlükten kalkma; hükümden düşürme; geçersizleştirme
İllet
Hastalık; sakatlık; bozukluk; neden; sebep
İlliyet bağı
Nedensellik bağı; bir neden ile ortaya çıkan sonuç arasındaki ilişki
İlmî
Bilimsel
İlmi içtihatler
Hukuk bilginlerinin hukuki sorunlarda ileri sunmuş oldukları görüş, düşünce ve kanaatlerdir.
İlmühaber
Belge; birinin herhangi bir durumunu (örneğin ikametgahını) gösteren durum belgesi
İltibâs
Karıştırılma; benzeşim; karışıklık
İltihâk
Katılma; karışma
İltisâk
Yapışma; bitişme; kavuşma
İltizam
Kendi için gerekli sayma; gerektirme
İltizami muamele
Bir kimsenin malvarlığının aktifinde yer alan kalemlere dokunmaksızın, yalnızca pasifini artıran bir işlem yapması; taahhüt işlemi; borçlandırıcı işlem;
İlzâm
Susturma; bağlama
İmâl
Yapma; yapılma; meydana getirme
İmâr
Bayındırlık; bayındır duruma getirme; geliştirme
İmdi
Buna göre; şu halde; o halde
İmha
Yok etme; ortadan kaldırma; mahvetme
İmhâl
Mühlet verilmesi; süre verilmesi; erteleme; yeni bir önel tanıma
İmlâ
Doldurma; doldurulma; yazdırma; yazdırılma; bir dilin cümlelerini, kelimelerini doğru yazma bilgisi
İmtina
Kaçınma; çekinme
İmtisâl
Gerekeni yapma; bir örneğe göre hareket etme; alınan emre boyun eğme
İmtiyaz
Ayrıcalık; farklılık
İnbiâs
Gönderilme; meydana çıkma; ileri gelme
İnd-el-hâce
Lâzım olduğu; gerektiği zaman
İnd-ettemyiz
Temyiz sonunda; temyiz olunduğunda
İndinde
Yanında
İnfâk
Beslemek; geçindirmek; nafakalandırmak
İnfisah
Ortadan kalkma; dağılma; fesholma.
İnfisâh
Fesh olunma; bozulma; hükümsüz kalma; dağılma; kendiliğinden ortadan kalkma
İnhisar
Tekel; monopol; alımın veya satımın tek bir elde toplanması
İn’ikad
Bağlama; kurulma; toplanma
İnkılâp
Değişme; bir halden başka bir hale dönme; devrim
İnkıta
Kesilme; kesinti; ara verme
İnkıyâd
Boyun eğme; kendini teslim etme
İnkisâm
Taksim olma; parçalanma; bölünme; ayrılma
İnkişaf
Açılma; gelişme; gelişim; açınım
İnkiza
Bitim; sona erme
İnsicâm
Bir düzeye gitme; düzgün söz; düzgünlük; tutarlık
İnşâî
İnşaya, yapıya ait
İnşaî hak
Yenilik doğuran hak; bir hukuki durumun ortadan kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir hukuki durumun yaratılması için kişinin kullandığı hak
İntac
Sonuç verme; nitelendirilme; sonuçlandırılma; bitirme
İntifa
Yararlanma; bir şeyden istifade etme
İntifa hakkı
Başkasına ait bir mal (hak) üzerinde, kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkilerine sahip olmayı içeren irtifak hakkı çeşidi.
İntifa hakkı
Yararlanma hakkı; başkasına ait bir malda, kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkilerine sahip olmayı içeren irtifak hakkı çeşidi
İntihâb
Seçme; seçilme; seçim
İntikal
Geçme; geçirim; nakil; birinden diğerine geçme; yer değiştirme; el değiştirme bir mal üzerindeki tasarruf hakkının kanun ile belli kimselere geçmesi
İntikal
Geçiş; göçüş; anlama; kavrama; yer değiştirme; el değiştirme
İntikal
Bir mal üzerindeki tasarruf hakkının, kanun ile belli kimselere geçmesi
İntizâm
Düzgünlük; çeki düzen; düzenlilik
İntizâr
Bekleme; beklenilme; gözleme; gözlenilme
İnzibât
Yolunda olma; genel emniyetin yolunda olması; sıkı düzen
İnzimâm
Eklenme; katılma; ilave
İpham
Belirsizlik
İpka
Kalma; yerinde bırakma; görevinde bırakma; yenileme
İpotek
Hak sahibine, alacağını, bir taşınmaz malın değerinden elde etme yetkisini veren sınırlı bir ayni hak.
İpotek akit tablosu
İpoteğin kurulması sırasında tapu memuru tarafından düzenlenen ve ipoteğin durumunu gösteren resmi senet.
İpotek belgesi
Tapu sicil müdürlüğü tarafından verilen ve ipotek akit tablosunun özetini içeren belge.
İpotekli borç Senedi
Taşınmaz rehini ile güvence altına alınmış kişisel bir hak nedeniyle, yetkili tapu görevlilerince ilgili taşınmaza değer biçilerek, taşınmaz değerinin bağlandığı (sürümünün kolaylaştırıldığı) kıymetli evrak.
İptal
Hukuk kurallarına aykırı biçimde yapılmış bir idari işlemin yargı organının kararıyla ortadan kaldırılmasıdır
İrae
Tayin etme; gösterme
İrae edilmek
Gösterilmek
İras
Yapma; etme; birine (zarar) verme, sebep olma
İrat Senedi
Bir alacak nedeniyle üzerinde gayrimenkul mükellefiyeti kurulan bir taşınmazın değerinin, taşınmazdan ödenmesi gerekli bir para borcu biçiminde bağımsızlaştırılarak, sürümünü artırmak için bağlandığı kıymetli evrak.
İrca
Eski duruma çevirme; geri döndürme; indirgeme
İrca olunma
Eski duruma getirme; çevirme; döndürme
İrsen
İrs yoluyla; miras yoluyla (geçerek)
İrtibat
Bağlantı; ilişki; ilgili olma
İrtifak
Hacet talep etme; ihtiyaç duyma; yükümlenim
İrtifak hakları
Bir taşınmaz üzerinde, bir kullanma ve yararlanmaya rıza göstermeyi veya mülkiyete özgü bazı hakların kullanılmasından kaçınmayı gerektiren ve diğer bir taşınmaz veya kişi yararına ayni hak olarak tesis edilen hukuki işlem.
İrtihan
Rehin olarak alma, alınma
İs’af
Yerine getirme
İsâl
Vardırma; vardırılma; ulaştırma; ulaştırılma
İsbât
Şahit ve delil göstererek doğrusunu ortaya çıkarma
İskan ruhsatı
Bir binada oturulabilmesi için, yapının tamamlanmasından sonra ve İmar Kanunu’na göre, o yapının kullanılabileceğine ilişkin olarak verilen belge.
İsnad
Bir şeyi veya bir işi, birisi için yaptı diyebilme; bir şeye dayandırma; yükleme
İstiane
Yardım isteme
İsticar
Kira ile tutma; kiralama
İsticvap
Sorguya çekme; sorguya çekilme
İstida
Dilekçe; arzuhal; emanet bırakma; himaye (korunma) talep etme
İsti’dâd
Kabiliyet; akıllılık; anlayış; yetenek
İstidlâl
Bir kanıta dayanarak, bir nesneden sonuç çıkarma; kanıt ile anlama
İstifa
İsteğe bağlı olarak bir görevden ayrılma.
İstifade
Yararlanma; faydalanma
İstiglâl
İpotek; ev, dükkân, tarla ve bunlara benzer taşınmazların geliri, karşılık gösterilerek rehine koyma
İstihap
Yanına almak
İstihdâf
Hedef tutma; amaç edinme; amaçlama
İstihdâm
Hizmete kabul etme; kullanma; çalıştırma
İstihkak
Hak istemek; hak ediş; bir şey üzerinde hak iddiasında bulunma
İstihkak davası
Taşınır veya taşınmaz bir mal üzerinde mülkiyet veya diğer bir aynî hak iddiasında bulunmayı konu alan dava
İstihlâk
Tüketim; kullanarak bitirme
İstihrâç
Çıkarma; çıkarılma; netice çıkarma; anlam çıkarma; anlama
İstihsal
Üretim; üretme; elde etme
İstikraz
Borç alma; ödünç alma
İstilzâm
Gerektirmek
İstimâ
Davada dinleme; yargıcın duruşmada iki taraf veya vekillerinin sözlü olarak ileri sürdükleri sav ve savunmaları ile,tanık ve bilirkişinin beyanlarını dinlemesi
İstimâl
Kullanma
İstimlak
Kamulaştırma; Devlet veya kamu tüzel kişilerinin, kamu yararının gerektirdiği durumlarda, bedelin peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmazın tamamına veya bir kısmına kanunda gösterilen yöntemlere göre kamu yararına el koyması
İstimval
İlgililerin rızası olmasa bile yasa gereğince ve değer pahası karşılığında kişilerin mallarına el konulması
İstina
Dayanak; dayanma
İstinâbe
Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkemece ifadesinin alınması
İstinad
Dayanma; senet, delil sayma
İstinâd etmek
Dayanmak; bir şeyi dayanak (mesnet) olarak almak
İstinkâf
Çekimser kalma; çekinme; geri durma; sakınma
İstinsah
Suret çıkarma
İstirdâd
Geri alma; alınma; geri isteme
İstisna
Ayrı tutma; kural dışı sayma
İstisna sözleşmesi
Yüklenicinin (müteahhidin), ücret karşılığında, iş sahibi için eser ortaya çıkarmayı borçlandığı sözleşme; eser sözleşmesi.
İş’âr
Bildirme; yazı ile bildirme; gösterme
İşgal
Tapu kütüğüne göre sahipsiz mal durumuna geldiği anlaşılan taşınmaz malları edinme yolu.
İşhâd
Şahit getirme; tanıklık ettirme; tanık gösterme
İşkâl
Zorlaştırma; güçleştirme
İştigal
Meşgul olma; bir işle uğraşma
İştirâ
Alım hakkı; satın alma hakkı; hak sahibine istediği zamanda bir şeyin malikinden, o şeyin mülkiyetinin kendisine kararlaştırılan bedel karşılığında devrini isteme yetkisi veren hak
İştira hakkı
Hak sahibine, istediği zamanda, bir malın malik
İştirâk
Katılma; ortak olma; ortaklık
İştirak halinde mülkiyet
Kanundan veya sözleşmeden ötürü birbirlerine ortaklık bağı ile bağlı bulunan kimselerin, bu ortaklıkları nedeniyle bir malın mülkiyetine elbirliğiyle sahip oldukları ve her birinin hakkının, o malın tamamını kapsadığı mülkiyet biçimi.
İta
Verme; ödeme
İtfa
Söndürme; ödeme; bir borcu, ödeme, takas, af gibi bir sebeple kapatma; sona erdirme
İtmam
Tamamlama
İttiba
Uyma; itaat etme
İttihâd
Bir olma; birleşme; birlik
İttihâz
Edinme; edinilme; kabul etme; sayma; tutma; alma
İttisâl
Bitişme; kavuşma; yakınlık
İvaz
Karşılık; bedel; eder; karşı bedel; mukabil eda; fiyat
İvazlı akit
İki tarafa borç yükleyen sözleşme
İvazsız akit
Tek tarafa borç yükleyen sözleşme
İzaa
Kaybetme; yitirme
İzafe
Zammetmek; katmak; karıştırmak
İzale
Giderme; giderilme
İzale-i şüyuu
Herhangi bir malın kendisinin veya satılarak bedelinin paylaştırılması suretiyle, bu mal üzerindeki ortaklığın (paydaşlığın) giderilmesi.
İzhâr
Açıklama
İbka
kalmış, bırakılmış
İcra Vekilleri Heyeti
Bakanlar Kurulu
İhtira
Bilimsel buluşlar üzerindeki haklar
İktisat Vekâleti
Ekonomi Bakanlığı
İntihab
seçme,seçilme,seçim
İptidai itiraz
İlk itiraz
Îrâd
Gelir; gelir getiren yapı; söyleme, getirme
İrae
gösterilmek
İstihkak
kazanılan şey, hak edilen
İstima
davada dinleme,yargıcın duruşmada iki taraf veya vekillerinin sözlü olarak ileri sürdükleri sav ve savunmaları ile tanık ve bilirkişinin beyanlarını dinlenmesi
İstizah
Açıklama istemek
İzale i Şüyu
Ortaklığın (paylılığın) giderilmesi davası
İzdivac
evlenme
Kaanî
Kanaat eden; yeter bulup fazlasını istemeyen; inanmış; kanmış
Kaasır
Zorla işleten; kısa
Kabil
Kabul eden; kabul edici; olan; olabilir
Kabl-el-işgal
İşgalden önce
Kabz
Alma; elde tutma; edinme
Kabzeylemek
Almak; elde tutmak; edinmek
Kadastro
Arazilerin ve arsaların yerini, alanını, sınırlarını ve sahiplerini belirtip plana bağlama işi.
Kadastro
Arazilerin,arsaların yerini, alanını, sınırlarını ve sahiplerini belirtip plana bağlama işi;
Kadîm
Çok eski zaman; eski
Kâffe
Hep; bütün; cümle
Kâfi
Yeter; yeterli
Kagir
Taş veya tuğladan imal edilmiş yapı; kargir
Kaide
Kural; usul; ilke; prensip; esas; temel;yol; taban; ayaklık
Kaim
Başka bir şeyin ya da kişinin yerine geçen
Kaime
Kağıt para
Kal’
Koparma; sökme; çıkarma; çıkarılma; temelinden çekip alma
Kalbetme
Değiştirme; çevirme
Kambiyo senetleri
Ticaret hukukunda Poliçe, çek ve bono
Kambiyo taahhüdü
Ticari bir senet üzerine imza koymak suretiyle doğan soyut borç
Kamu düzeni
Bir ülkedeki kurum ve kuralların, devletin güvenliğini, kamu hizmetlerinin iyi işlemesini ve bireyler arasındaki ilişkilerde huzuru, hukuk ve ahlak kurallarına uygunluğu sağlamasıyla oluşan düzen.
Kamu haczi
Devletin, Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergi, resim, harç ve bunlara bağlı ceza, faiz ve zamlar ile kamu hizmetleri uygulamasından doğan ve ödenmeyen alacakları nedeniyle, borçlu durumundaki kişilerin mal ve haklarına el koyması.
Kamu hakları
Şahıslar ile devlet arasındaki ilişkiyi düzenleyen hukuk kurallarından, yani kamu hukukundan doğan haklardır.
Kamu hizmeti
Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri tarafından veya bunların gözetimi ve denetimi altındaki diğer kişilerce, kamunun genel ve ortak gereksinimlerini sağlamaya yönelik olarak sürdürülen faaliyetler.
Kamu hukuku
Devletin örgütlenmesi, faaliyetleri, yetki ve görevleri ile devletle kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk dalı.
Kamu malları
Özel mülkiyete konu olamayan ve doğrudan doğruya kamunun (halkın) yararlanmasına ayrılan mallar.
Kamu tüzel kişileri
Tamamen kamu yararının gerçekleşmesi için çalışan ve kamu gücü kullanan, kanunla veya kanunun verdiği açık yetkiyle kurulan kamu idare ve kurumları.
Kamu Yararı
Kamunun, ulusal birliğin ve devletin gereksinimleriyle ilgili ve bunlara uygun olan durum.
Kamulaştırma
Devlet veya kamu tüzel kişilerinin, kamu yararının gerektirdiği durumlarda ve karşılığını (bedelini) peşin ödemek koşuluyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunda gösterilen usullere göre mülk edinmesi.
Kanaatbahş
İnandırıcı
Kanun
Anayasanın yetkili kıldığı organ tarafından bir şekilde ve bu ad altında tespit edilmiş bulunangenel, sürekli ve soyut hukuk kurallarıdır.
Kanun hükmünde kararnameler
TBMM’ nin bir kanunla yetki vermesi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belli konuları düzenlemek amacıyla çıkarılan yazılı hukuk kurallarıdır.
kanun sözcüsü
savcı
Kanun tasarısı
Nakanlar kurulunun hazırlayarak TBMM ‘ ne sunduğu kanun projeleridir.
Kanuni intifa hakkı
Kanun tarafından bazı kişilere tanınan ve hakkı doğuran olayın ortadan kalkmasıyla son bulan; hak sahibine, başkasına ait bir mal (hak) üzerinde kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkisi veren bir irtifak hakkı.
Kanuni ipotek hakkı
Kanunun öngördüğü bazı durumlarda, bazı kişilerin (kanun gereği) sahip olduğu ipotek kurma hakkı.
Kanuni müşavir
Vesayet altına alınmasına gerek olmayan ancak fiil ehliyetinden kısmen mahrum edilmesi kendi yararına olan reşit kimseye, bazı işler için görüşü alınmak üzere mahkemece atanan danışman.
Kanuni şuf’a hakkı
Kanundan (müşterek mülkiyet hakkından) doğan ve hissedarlık (paydaşlık) devam ettiği müddetçe varlığını koruyan, hak konusu şeyin bir üçüncü kişiye satılması halinde hak sahibine o şeyi öncelikle satın alma yetkisi veren hak.
Karabet
Yakınlık
Karâr-gîr
Kararlanmış; kararı verilmiş; karara bağlanmış
Kârine
İpucu; belirti; bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olgunun (sonucun) çıkarılması
Karineyi hal
Duruma göre
Karye
Köy
Karz
Ödünç
Kast
Kanunun suç saydığı bir eylemi ve onu meydana getirecek hareketin sonuçlarını bilerek ve isteyerek işlemek iradesi
Kat’
Kesme; kesilme; karar verme; sona erdirme
Kat irtifakı
Yapılmakta veya ileride yapılacak olan bir binanın yapımı borcunu ve bina tamamlandığında da kat mülkiyeti kurulması yükümünü doğuran bir irtifak hakkı.
Kat maliki
Bağımsız bölümler üzerinde kurulan kat mülkiyeti hakkına sahip olan kişi.
Kat malikleri kurulu
Kat mülkiyetine konu taşınmazdaki bütün kat maliklerinin oluşturduğu kurul.
Kat mülkiyeti
Bir yapının bağımsız bölümleri üzerinde kurulan, arsa payı ve ana gayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyet hakkı.
Katibi adil
Noter
Kâtib-i adil
Noter
Katiyet kesbetmek
Hale gelmek
Kavâid
Kaideler; usuller; kurallar; yasalar
Kavi
Kuvvetli
Kaynak hakkı
Hak sahibine, bir başkasının arazisindeki kaynağın sularını almak ve kendi arazisine akıtmak (kullanmak) yetkisi veren bir irtifak hakkı.
Kazaî içtihatler
Mahkemelerde vermiş oldukları kararlarda bir sorunun çözümlenmesiyle ilgili olarak kabul edilmiş olan ilkelerdir
Kazaî karar
Yargısal karar
Kaza-î merci
Yargı organı; mahkeme
Kazai rüşt
15 yaşını bitirmemiş olan mümeyyiz bir küçüğün, ana ve babasının muvafakatiyle mahkemece reşit kılınması
Kazaî tefsir
Yargısal yorum
Kaziyye-i muhkeme
Kesin hüküm
Ke-en-lem-yekün
Sanki yokmuş; hiç yokmuş; hiç olmamış gibi
Kefalet
Kefil olma; kefillik, bir kimsenin alacaklısına karşı, o kimsenin borcunun yerine getirilmesini sağlamak yükümlülüğü altına girmek.
Keff-i yed
El çekme; vazgeçme; karışmama
Kemâl
Olgunluk; tamlık; eksiksizlik
Kerhen
İğrenerek; istemeyerek; hoşlanmayarak; zorla; zoraki
Kesb
Çalışıp kazanma; edinme
Kesbetmek
Kazanmak; edinmek; sağlamak
Ketmetmek
Gizlemek; saklamak; sır tutmak
Keyfiyet
İş; durum; mesele
Kezailik
Aynı şekilde
Kıstâs
Ölçü; ölçüt
Kışlak
Kışın hayvanların yayılıp otlamasına uygun yer. Bir veya birkaç köy ya da beldeye, ayrı ayrı veya ortak olarak, kış mevsiminde hayvanlarını barındırmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanıla gelen arazi.
Kıyâs
Karşılaştırma; oranlama; örnekseme
Kifâyet
Kâfi olma; yetme; yetişme; yeterli olma; yeterlilik
Kişisel haklar
Kişinin maddi ve manevi tüm varlığı ile ilgili bulunan ve bu varlığın serbestçe geliştirilmesi amacına yönelik olan hak ve hürriyetlerdir
Kitab’ül-icare
İcar kitabı; Mecelle’de kira bölümü (faslı)
Kollektif şirket
Ticari bir işletmeyi ticari ünvan altında işletmek üzere hakiki şahıslar arasında kurulan ve ortaklardan hiçbirinin sorumluluğu sınırlanmamış olan ticari şirkettir.
Konkordato
Dürüst borçlunun önerip de en az üçte iki alacaklısının kabulü ve ticaret mahkemesinin onaması ile ortaya çıkan bir anlaşmayla, alacaklıların bir kısım alacaklarından vazgeçmesi ve borçlunun da bu anlaşmaya göre kabul edilen borcun belli yüzdesini, tamamını ya da daha fazlasını, kabul edilen vadede ödeyerek borcundan kurtulması.
Kontrat
Mukavele; sözleşme
Kuru mülkiyet
Bir mal üzerinde, (malikin sahip olduğu ayrıcalık ve yetkilere zarar gelmemek üzere) bir başkasına tanınan intifa veya sükna gibi fiili kullanma hakkının varlığı durumunda malikin sahip olduğu mülkiyet hakkı.
Kuvvei müsellaha
Güvenlik kuvvetleri
Kuyûd
Kayıtlar; bağlar; deftere geçirmeler
Külfet
Sıkıntı; zorluk; yük; zahmet; eziyet
Küsur
Artık
Küşad
Açma; işletmeye açmak
Kütüb
Kitaplar
laakal
en az
Lâ-akall
En azından; daha aşağı olmaz
Lâfz (lafız)
Söz
Lâhik
Yetişen; ulaşan; eklenen; sonradan tayin edilen; yenisi
Lâübâlî
İlişiksiz; kayıtsız; saygısız; senli benli
Lâ-yete gayyer
Sabit; değişmez; bozulmaz
Layiha
Dilekçe; yazılı dilek; istek; tasarı
Lede-l-hâce
Hacet,ihtiyaç görüldüğü zaman
Ledelicap
İcap ettiğinde
Levâzım
Gerekli şeyler; malzeme; malzemeler
Livâ’
Bayrak; mülkî idarede kazâ ile vilâyet arasında bir derece; sancak
Lokavt
İşveren tarafından kendi teşebbüsüyle veya bir işveren kuruluşun kararına uyarak işçilerin topluca işten uzaklaştırılmasıdır
Lükata
Buluntu; sokakta bulunup alınan sahibi belli olmayan şey.
Maada
…başka
Madde-i sabıka
Yukardaki hükümler; geçen hükümler; daha önce anılan maddeler
Maddi edim
Borçlunun malvarlığı ile ifa edeceği edim türü
Maddi mal
Taşınır ve taşınmaz mallar gibi fiziksel varlığı olan, gözle görülüp elle tutulabilen mal.
Madrûb
Dövülmüş; darbolunmuş; vurulmuş
Ma’dûd
Sayılı;
Mafevk
Üst
Mağsûb
Gasbedilmiş; zorla alınmış mahal yer
Mahalli idareler
Köy, kasaba ve şehir adı verilen belli yerleşim alanlarındaki mahalli ihtiyaçları gidermek üzere çeşitli kamu hizmetlerini yürütmekte olan kuruluşlardır
Mahcur
Vesayet altına alınmış kişi; kısıtlı
Mahcuz
Haczedilen; hacizli; üzerine haciz konulmuş
Mahdut
Sınırlanmış; tahdit edilmiş
Mahfuz
Saklı; gizli
Mahiyet
Nitelik; bir şeyin aslı, esası, içyüzü
Mahkumunbih
Hüküm konusu
Mahlûl
Hallolunmuş; çözülmüş; mirasçısı bulunmayan ve hükümete kalan
Mahrum
Yoksun; dilediğini, istediğini elde edemeyen
Mahsulât
Mahsuller; ürünler
Mahsup
Hesap edilmiş; hesaba dahil edilmiş
Mahsus
Özgü; özel; müstakil; özel olarak
Makable şâmil
Geçmişe dokunan; geçmişe etkili olan; geçmişteki olayları da etkileyen
Makable teşmil
Bir hükmün etkisinin geriye yürütülmesi
Makrûn
Yakınlaştırılmış; yaklaştırılmış; yakın; ulaşmış
Maksûr
Kasrolunmuş; kısıtlanmış; kısıtlı
Maktu
Götürü; belirli; miktarda; değeri biçilmiş; pazarlıksız
Makule
Çeşit; tür; soy
Mal birliği
Eşlerin, (evlilik sözleşmesinde birliğe dahil olmayacaklarını belirttiği mallar istisna olmak üzere) evlenme zamanında her birinin malik olduğu ve evliliğin devamı süresince mülk edindiği bütün malların dahil olduğu birlik üzerinde kocanın (karının şahsi malları hariç olmak üzere) mülkiyet hakkına sahip olduğu mal rejimi.
Mal Ortaklığı
Eşlerin, ortaklığa girecek mal ve gelirleri sınırlandırmamış olduğu ve bunlar üzerindeki mülkiyet hakkını ortaklaşa kullanarak hiçbir payında bağımsızca tasarruf edemediği mal rejimi.
Malik
Mülkiyet hakkı sahibi; bir şeye sahip olan kişi.
Mamelek
Malvarlığı
Mansub
Atanmış; nasbolunmuş
Marifetiyle
Yoluyla;aracılığıyla
Maruz
Arz olunmuş; bir şeyin karşısında etki altında bulunan
Masarif
Masraflar; giderler
Masarifi muhakeme
Muhakeme masrafları
Maslahat
Emir; buyruk; madde; husus; dirlik düzenlik; iş
Masrûf
Sarf edilmiş; harcanmış
Matbu
Basılı; basılmış
Matlab
Talep olunan; istenen şey
Matlubat
Alacaklar; istenen şey
Matrah
Bir verginin miktarını belirtmek için esas alınan değer.
Matuf
Yöneltilmiş; yönelik
Mazarrat
Zarar; zararlar; zarar verici; zarar verme
Mazbata
Tutanak
Mazbut vakıf
Yönetimi devlet tarafından ele alınmış vakıf
Mazhar
Erişen; bir şeyden yararlanma; ulaşma
Mazireti sahiha
Gerçek engel
Mazmûn
Ödenmesi gereken şey
Maznun
Zanlı; sanık
Meail
Sorunlar
Mebaliğ
Meblağlar; tutarlar; ganimetler; paralar
Mebânî
Binalar; yapılar
Mebde
Evvel;başlangıç; prensip; ilk unsur
Mebi
Satılan şey
Meblâğ
Para tutarı; akçe
Mebnî
Buna dayanan; ….den dolayı; ……den ötürü; bu sebeple; bu yüzden; üzerinde kurulu
Mecâri
Su yolları; akıntı yerleri; su yatakları; mecralar
Meccanî
Parasız; bedava
Mecmuu
Tümü; tamamı; hepsi
Mecra
Bir işin gidiş, oluş yolu; akarsu yatağı; su yolu
mecruhiyet
yaralama
Me’cur
Kiraya verilen şey; kiralanan
meczum
anlaşılan
Meçhul
Bilinmeyen; tanınmayan
Meçzum
Anlaşılan
Medar
Dayanak; yardım; elverişli
Medarı tatbik
Uygulanabilir
Medlûl
Delillendirilmiş; delil getirilmiş şey; bir kelimeden veya işaretten anlaşılan
Mefhumu muhalif
Karşıt kavram
Mefruğunbih
Devir konusu şey
Mefruğunleh
Kendisine bir şey ya da hak devrolunan kimse
Mefruşat
Döşeme; ev eşyası.
Mefsuh
Feshedilmiş
Mehil
Süre; önel
Melhuz
Muhtemel; gerekebilecek; umulur; beklenir
Memalik
Ülke
Memnu
Menedilmiş; yasaklanmış; yasak
Memur
Kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yapmak üzere atanmış olan kişilerdir.
Men
Yasak etme; bırakmama; durdurma; esirgeme; vermeme; önleme
Men etmek
Engellemek; yasaklamak
Menâfi
Menfaatler; yararlar; çıkarlar
Menafil
Yararlar
Menba’
Kaynaklar; çıkış yeri
Menfaati amme
Kamu yararı
Menfi edim
Borçlunun bir şeyi yapmamak şeklinde icra edeceği edim türü.
Men’i muaraza davası
Bir mal üzerinde;başka bir kimse tarafından ileri sürülen hak veya yapıların el atmanın önlenmesi isteğiyle açılan dava
Menkul
Taşınır; taşınır mal
Menkuz
Bozulan
Menşe
Kaynak; kök; başlangıç
Mera
Bir veya birkaç köy veya beldeye ayrı ayrı veya ortak olarak,hayvanları otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılagelen arazi
Merbut
Bağlı
Merhun
Rehnedilen mal
Mer’i
Yürürlükte; geçerli
Meriyet
Yürürlük
Mersule
Gönderilen
Mesağ
İzin; ruhsat; cevaz
Mesaha
Ölçme; ölçümleme
Mesail
Meseleler
Mesâkin
Meskenler; oturulacak yerler
Meskûn
İçinde insan oturan; oturulan; yerleşilmiş
Mesmu
Dinlenen; dinlenebilir; karar için incelenebilir
Mesned
İsnad edilen şey; dayanılan şey; dayanak; rütbe
Mesul
Sorumlu
Meşfu
Şuf’a (önalım) hakkının ilişkin olduğu mal
Meşhudat
Şahitlik
Meşrut
Şart koşulmuş; şartlı; şarta bağlı
Meşruta tevliyet davası
Vakfeden kişinin mütevelliği kime şart kıldığı yolundaki uyuşmazlıkla ilgili dava
Mevaşi
Koyun,keçi,öküz,inek gibi hayvanlar; geviş getiren hayvanlar; hayvan
Mevdaddı mahsusa
Özel hükümler
Mevhûm
Varsayılan; var olarak kabul edilen; kuruntuya dayanan
Mevkuf
Vakfedilen şey
Mevrid
Varacak yer
Mevsukiyet
Sağlamlık
Mezkûr
Zikredilen; sözü edilen; anılan
Mezrûât
Ekilip biçilmiş tohumlar; ekinler
Mezun
İzinli; yetkili; bir okulu (kursu) bitiren kişi
Mezuniyet
İzin; yetki; bir okulu (kursu) bitirip diploma alma
Mikâp
Bir şeyin küp olarak değeri (örneğin; metremikâp
Milk
Kudret; tasarruf; mülk
Minval
Şekil
Miras Şirketi
Mirasın açılmasından, bölüştürülmesine kadar, mirasa dahil olan mal, hak ve borçların oluşturduğu topluluk.
Misillû
Benzer; örnek gibi
Muaccel
İvedi; peşin; vadesi (eceli) gelmiş; ödenmesi gereken hale gelmiş.
Muacceliyet
Borcun vadesinin gelmiş olması
Muaddel
Değişik
Muaddün-li-l-istiglâl
Kiraya verilmek üzere yapılmış şey; kiralık eşya
Muadil
Denk; eşit
Muafiyet
Affedilmiş olma; bağışıklık; yükümlülük dışında tutulmuş
Muâhede
Antlaşma; karşılıklı ant içme
Muahhar
Sonraya bırakılmış; tehir edilmiş; sonraki
Muallak
Havada boşta duran; sürüncemede kalmış
Muamelat
Muameleler; işlemler
Muaraza
Çekişme; sataşma; birbirine karşı gelme; bir hak talebi; kavga
Muavin
Yardımcı
Muayyen
Belirli; belli; saptanmış
Muayyen mâ-adâ
Başka; dışında
Mubayaa
Satın alma
Mucibince
Gereğince; uyarınca
Mucip
Gerektiren; gerektirici; icapcı; öneri sahibi
Mucip sebepler
Gerektirici sebepler; gerekçe
Mugayir
Aykırı; zıt; ters
Muhakeme
Yargılama
Muhammen
Tahmin edilen
Muharrer
Yazılı; yazılmış
Muhassas
Tahsis olunmuş; tayin edilmiş; özgü
Muhatara
Riziko; zarara uğrama tehlikesi; tehlike; zarar ve ziyan
Muhayyerlik
Bir sözleşme ile,belirlenen edimin yerine bir başkasını geçirmek yetkisi; seçimlik hak
Muhdesat
Sonradan yapılmış; sonradan meydana gelmiş şeyler; yeni şeyler
Muhik
Haklı; geçerli; uygun; gerekli
Muhkem kaziye
Kesin hüküm
Muhtar
Özerk; bağımsız; köyde devlet işlerini gören köyün başı
Muhtelif
Çeşitli; değişik; farklı
muhtevî
içeren, barındıran
Mukabeleihilmisil
Karşılıklılık esası
Mukabil
Karşılık; karşı
Mukaddem
Önce; önce gelen; daha öncede bulunan
Mukadderat
Kader; yazgı; ölçülebilen,sayılabilen şeyler
Mukarrer
Kararlaştırılmış
Mukarrerat
Kararlar; kararlaştırılan şeyler
Mukataa
Arazinin belli bir ücret karşılığında kiraya verilmesi; bağ,bahçe,arsa durumuna getirilen ekim toprağı için verilen vergi
Mukavele
Sözleşme; akit; bağıt
Mukayyet
Kayıtlı; sınırlı; kaydolunmuş; deftere geçirilmiş
Mukriz
İkraz eden; borç veren; ödünç veren
Muktazi
Gerekli
Munkati
Kesilmiş; ara verilmiş
Munkazi
Bitmek
Munsifane
İnsaflı ölçüde
Muntafî
Sönme; ortadan kalkma
Muntazır
Bekleyen; gözetleyen
Murabaha
Kanunun belirlediğinden fazla faiz alınması; tefecilik
Murakabe
Denetleme; kontrol; gözetme
Muris
Kazandıran; veren; miras bırakan, ölümüyle, hakkında miras hukuku hükümlerinin uygulandığı kişi; miras bırakan.
Murtabit
Bağlantılı
Musaddak
Tasdikli; onaylı
musakka
sulu tarla;suyu bulunan taşınmaz
Musakkaf
Üstü tavanla örtülmüş; tavanı,damı olan;
Musakkafat
Gelir getiren kapalı (damlı) binalar
Mutad
Alışılmış; âdet olunmuş; normal
Mutalebe
Talepte bulunma; istemde bulunma
Mutasarrıf
Tasarruf eden; sancakların en büyük mülki amiri
Mutavassıt
Aracı; aracılık eden; vasıta olan
Mutazammın
İçine alan, üstüne alan; kefil olan; ödemeyi üstlenen
Mutazarrır
Zarar gören kimse
Muteber
Geçerli; itibarlı; hatırı sayılır; güvenilir; sağlam
Muteberiyet
Geçerlik; geçerlilik
Mutlak muvazaa
Tarafların gerçekte herhangi bir muamele yapmayı düşünmedikleri halde, sadece üçüncü şahısları yanıltmak amacıyla, aralarında bir muamele yapılmış gibi göstermeleri
Muttali
Öğrenme; haberdar olma; bilgilenme
muvacehe
yüzleştirme
Muvâcehe
Yüzleştirme; yüz yüze gelme
Muvafakat
Uygun görme; onama; razı olma; rızası olma
Muvafık
Uygun; yerinde
Muvakkat
Geçici; süreksiz
Muvâzaa
Danışıklı işlem
Muvâzene
Denge
Muzâf
İzafe edilmiş; bağlı; bağlanmış; katılmış; yönelik
Mübâdele
Bir şeyin başka bir şeyle değiştirilmesi; değiştirme; değiş-tokuş; değişim
Mübayaa
Satın alma
Mübâyenet
Birbirine zıt olan şeyler, kaideler, iddialar, hükümler arasındaki görünüş
Mübâyin
Zıt; aykırı; ters
Mübeyyin
Gösterir
Mücâvir
Komşu olan; yanında bulunan
Mücbir
Zorlayıcı; zorlayan
Mücerred
Soyut; genel
Mücmel
Kısa ve öz olarak anlatılmış; açıklanmadıkça ne anlama geldiği anlaşılamayan ibare
Müctemian
Topluca; toplu olarak
Müdafi
Savunucu; savunan
Müdahalenin men’i
Taşınır veya taşınmaz bir mala karşı yapılan maddi elatma veya sataşmanın, ayni hakka dayanılarak önlenmesi.
Müddea
Davacının dava ettiği şey; dava konusu
Müddeaaleyh
Davalı; hakkında dava açılan kişi
Müddeabih
Dava konusu
Müddei
Davacı; iddia eden kişi
Müddei aleyh
Davalı; hakkında dava açılan kişi
Müddei umumi
Savcı
müddeiumumiye
cumhuriyet savcısı
Müebbet
Sonsuz; süresiz
Müeccel
Vadeli; vadeye bağlanmış; zamanı henüz gelmemiş
Müeddî
Tediye eden; eda eden; doğuran
Müesses
Kurulmuş; kurulu; tesis edilmiş
Müessir
Tesir eden; etkili; tesirli
Müeyyid
Teyid eden; doğrulayan; kuvvetlendiren
Müeyyide
Yaptırım; destek; hukuk kurallarının uygulanmasını sağlamak ve zorlamak için yasalara konulan hükümler; bir kuralın emir ve yasaklarına uyulmadığı zaman karşılaşılacak olan tepkidir.
Müflis
İflas eden kişi; mahkemelerce iflasına karar verilen kimsedir
Mühür
Bazı kişi ve kurumların, yaptıkları işlemi veya koruma altına aldıkları eşyayı belgelendirmek için kullandıkları kazılı damga vb. araç.
Mükellef
Yükümlü; ödevli; görevli
Mükellefiyet
Yükümlülük; bir kimseye veya bir şeye yükletilen yüküm; görev
Müktesip
İktisap eden; kazanan; edinen
Mülâhaza
Düşünce; görüş
Mülâhazât
Düşünceler
Mülhak evkaf(vakıf)
Vakıf yöneticileri(mütevelliler) tarafından yönetilen ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından denetlenen vakıflar
Mülki
Ülke ile ilgili; ülke yönetimine ilişkin
Mülkiyet hakkı
Kişiye, kanunların öngördüğü sınırlar içinde, sahibi olduğu maldan ve malın hukuki ve doğal ürünlerinden yararlanma ve o mal üzerinde tasarruf etme yetkisi veren egemenlik hakkı.
Mültezem
Gerekli görülen; kayırılan
Mülzem
Bağlı
Mümâselet
Benzeme; benzeyiş; andırma
Mümasil
Örnek; misâl; benzeyen; andıran
Mümellek-ün-leh
Kendisine bir şey temlik olunan kimse
Mümellik
Temlik eden; mülk olarak veren kişi
Mümessil
Temsil eden; temsilci
Mümeyyiz
Sezgin; temyiz eden; iyiyi kötüden ayırma yeteneğine (temyiz gücüne) sahip kimse.
Mümtâz
Üstün; ayrıcalıklı; imtiyazlı
Mümteni
Çekinen; imtina eden; olamaz;
Mün’akit olmak
Bir sözleşmenin kurulması; akdin oluşması; üzerinde anlaşma yapılmak
Münâzaa
Uyuşmazlık; çekişme; anlaşmazlık
Münaziünfih
Niza konusu; uyuşmazlık konusu olan şey; dava konusu
Münbais
Doğan; ileri gelen
Müncer
Sonuçlanan; şu veya bu sonuca varan
Mündemic
İçinde bulunan; (içinde)yatan
Münderecat
İçerik; kapsam; içindekiler
Münferiden
Tek tek; ayrı ayrı; tek başına
Münfesih
İnfisah etmiş; bozulmuş; dağılmış
münhal
boş, görevlisi bulunmayan
Münhasır
..ye özgü; ..ye ayrılmış; ..ye mahsus; sınırlanmış; ayrılmış
Münkasem
Bölünmüş
Münkati
Kesilen; kesilmiş; kesik; aralıklı
Münkir
İnkar eden
Münselip
Kaybetme, keybeden
Müntakil
İntikal eden; geçen
müntehap
şeçilen,seçilmiş bulunan
Müntehî
Nihayet bulan; sona eren; son; en son; bir şeyi tamamlayan
Mürâdif
Eş anlam; aynı anlam
Mürafaa
Sözlü duruşma; genellikle Yargıtay’da veya İdare Mahkeme’lerinde yapılan duruşmaya verilen ad
Müraselât
Gönderilen şeyler; mektuplar; yazışmalar
Mürettep
Tertip edilmiş; düzenlenmiş
Mürtebit
Bağlantılı; ilişkili; ilgili
Mürtefi
Kaldırma kaldırılmış
Mürtehin
Rehin alacaklısı; ipotek hakkına sahip
Mürur hakkı
Geçit hakkı
Müruru zaman
Zaman aşımı; bir davanın açılması veya hükmün yerine getirilmesi için kanunen belirli zamanın geçmesi
Müsaade
İzin; yardım; uygun olma; serbestlik
Müsadere
Zoralım; bir kimsenin taşınır veya taşınmaz bir malının, kendi isteği olmaksızın devlet tarafından elinden alınması
Müsamaha
Hoş görme; göz yumma; tolerans tanıma
Müsâvât
Eşitlik
Müsavi
Eşit; eş düzeyde; aynı seviyede
Müseccel
Tescilli; yazılmış; kayıtlı; damgalanmış
Müspet edim
Borçlunun, belli bir şeyi yapmak ya da vermek şeklinde olumlu bir davranış biçimi ile yerine getireceği edim türü
Müstacel
İvedi; tez; hemen yapılması gerekli
Müstacelen
İvedi olarak; acele olarak
Müstaceliyet
İvedilik; acil olma hali
Müstagallât-ı mevkufe
Hayır kurumlarına gerekli geliri sağlamak üzere vakfedilmiş mallar
Müstehak
Hak eden
Müstehik
İstihkak sahibi; hak kazanmış; haketmiş; layık
Müstelzim
Gerektirici; doğurucu; sonuç doğurucu
müstemir
sürekli, kesintisiz
Müstemiren
Sürekli,aralıksız
Müsteniden
Dayanarak; bir şeye dayanarak; delil göstererek
Müstesna
Ayrık; istisna olan; kural dışı
Müşâ’
Ortaklar arasında beraberce kullanıldığı halde paylara ayrılmamış şey; ortak mal
Müşâbehet
Benzeyiş; benzeme
Müşâbih
Benzeyiş; benzeme
Müşârün-ileyh
Adı geçen; anılan; ilim ve resmi mevkii yüksek olan kimse
Müşkilât
Zorluk; güçlük
Müştemilât
Eklenti
Müşterâ
İştira edilmiş; satın alınmış
Müşterek mülkiyet
Birden çok kişinin, kanun veya hukuki işlem nedeniyle, bir mala, fiilen bölüşmedikleri belirli paylar oranında malik olmaları.
Mütâlaa
Görüş; irdeleme; düşünce
Müteaddit
Birden fazla; çeşitli
Müteahhidünbih
Taahüt edilen,yapılması istenilen şey
Müteahhit
Taahhüt eden; yüklenici; belli bir inşaatı (eseri) yapmayı üstlenen
Müteallik
İlişkin; bir şeye dair; ilgili
Müteamel
Alışılagelmiş
Mütebaki
Geriye kalan; artan
Mütedâir
Dair olan; ilişkin; değin
Mütedavil
Elden ele geçen; dönen; dolaşan; tedavül eden
Müteferri
Eklenti; eklenmiş; ekli; ilişkin; aynı kökten
Müteferriât
Teferruat; ayrıntı
Müteferrik
Dağınık; çeşitli; ayrı ayrı; türlü
Mütegayyib
Kaybolmuş; yitmiş
Mütehammil
Tahammüllü; dayanıklı
Mütehassıl
Doğan; hasıl olan; meydana gelen
Mütehavvil
Değişken; kararsız
Mütekabiliyet
Karşılıklılık
Mütekabiliyet Esası
Bir devletin, başka bir devletin vatandaşlarına uyguladığı hukuki veya fiili bir davranış biçimine karşılık, diğer devletin de aynı şekilde davranması.
Mütemâyil
Eğilimli; taraflı görünen
Mütemerrid
Temerrüde düşen (kimse); yapması gereken bir şeyi yapmamakta direnen
Mütemmim cüz
Tamamlayıcı parça; mahalli örf ve adete göre, bir nesnenin esaslı unsuru olan, o nesne yok edilmedikçe veya parçalanmadıkça yahut niteliği bozulmadıkça ondan ayrılması mümkün olmayan parçalar, o nesnenin tamamlayıcı parçasıdır.
Mütenakıs
Çelişik
Mütenasip
Uygun; denk
Müterâfik
Beraber bulunan; karışık; birlikte
Müterettib
Sıralanmış; ait olan; …..üstüne düşen; gereken; meydana gelen; dolayı; meydana gelen
Mütesarlülfesat
Çabuk bozulan
Müteselsil
Zincirleme; dayanışmalı; ardı ardına
Müteselsil Sorumluluk
Birden çok kimsenin, bir borcun veya zararın (tamamının) ödenmesinden, zincirleme olarak ve tek başına sorumlu olması.
Mütevakkıf
Bağlı
Müteveffâ
Vefat etmiş; miras bırakan
Mütevelli
Bir vakfın yönetiminin kendisine verildiği kişi; vakıf yönetim kurulu
Mütevellit
Doğan; ileri gelen
Müttefik-un-aleyh
Üzerine ittifak edilmiş; anlaşma sağlanmış
Müttehaz
Verilen; ittihaz olunan; kabul edilen; yürürlükte bulunan
Müttehit
Birleşik
Müvekkil
Kendisini vekil ile temsil ettiren kişi; vekil eden.
Müvezzi
Dağıtıcı
Müzaheret
Yardım; koruma
Müzayede
Artırma; açık artırma
Nafaka yükümü
Bir kimsenin kanunun öngördüğü yoksulluğa düşmüş olan yakınlarına yardım etmekle yükümlü olmasıdır.
Nâfıa
Bayındırlık işleri
Nağahani
Ansızın
Nahiye
Bucak; bölge; kenar; kısım; çevre
Nail olmak
Erişmek; kavuşmak
Naiplik
Vekâlet
Nâkız
Bozma; kaldırma;
Nâm-ı müstear
Takma ad; eğreti ad nasp atama; tayin etme; dikme; saplama
Nâsıb
Naspeden; diken; tayin eden; atayan
Nâşî
Neşet eden; ileri gelen; ötürü; dolayı; sebebiyle
Nâtık
Bildiren; bildirici; gösterici; söyleyen; konuşan; idrak eden; düşünen nazara almak göz önüne almak
Navlun
Deniz yoluyla yapılan taşıma karşılığında ödenen ücret
Navlun mukavelesi
Deniz yoluyla eşya taşımak üzere yapılan sözleşmedir.
Nazarı dikkat
Göz önüne almak
Nebât
Bitki
Nef’î
Çıkar ile ilgili; faydacı
Nema
Büyüme; gelişme; kazanç; kâr; getiri; faiz
Neseben
Soyla ilgili; soy bakımından
Nesep
Ana baba ile çocuklar arasındaki hukuki bağ.
Neşet etmek
Doğmak; ileri gelmek; kaynaklanmak
Nevi
Çeşit; tür
Nez’
Sökme; kaldırma; yoketme
Nezaret
Denetim; gözetim; bakanlık
Nezetmek
Kaldırmak; ayırmak; ilişiği koparmak
Nısf
Yarım; yarı; yarısı
nısıf
yarı pay
Nidâ
Çağırma; bağırma; ünlem
Nisap
Derece; istenilen had; asıl; esas; yeter sayı; bir kurulun toplanabilmesi veya karar alabilmesi için gerekli sayıda üyenin bir araya gelmiş olması
Nispi muvazaa
Yapılan asıl muamelenin şartlarını ya da konusunu farklı şekilde göstermeleri
Niyâbet
Vekillik;
Niza
İhtilaf; çekişme; uyuşmazlık
Nizâm-nâme
Tüzük
Nizasız ve fasılasız
Uyuşmazlık konusu olmadan ve hiç ara vermeden; ihtilâfsız ve arasız
Nokta-i nazar
Görüş; bakış açısı
Nukud
Nakitler; paralar
Nükûl
Vazgeçme; cayma; kaçınma
Nümune
Örnek
Olveche
O şekilde
Orta malları
Yollar, köprüler, camiler gibi herkesin kullanabileceği kamu malları.
ortaç
tümleç olabilen,isim ve sıfat gibi kullanılan fiil asıllı kelime sıfat-fiil. ör: gelen çocuk, adı batası adam.
Ortak Yerler
Kat mülkiyetine tabi anagayrimenkulün, kat maliklerince ortaklaşa kullanılıp yararlanılan yerleri.
Otlak
Ölüme bağlı tasarruf
Gerçek kişilerin, ölümünden sonra hukuki etki ve hükümler doğurmak üzere yapmış olduğu hukuki işlem.
Ölünceye Kadar bakma akdi
Taraflardan birinin, ölünceye dek bakma ve kendisini görüp gözetme koşuluyla, malvarlığını veya bir kısım malları öbürküne geçirme (intikal ettirme) borcu altına girdiği sözleşme.
Özel haklar
Şahıslar ile şahıslar arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarından,yani özel hukukundan doğan haklardır.
Özel hukuk
Kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk dalı.
Pafta
Kadastrosu yapılan yerlerin ada ve parsellerinin, belli ölçülerle çizilmiş haritaları.
Parsel
İmar düzeni bakımından belli ölçüler gözönüne alınarak sınırlandırılmış arazi parçalarından her biri.
Paydaş
Bir bütünün belli bir kısmından (paydan) yararlanan; hissedar.
Pedavra
Köknar ve lâdin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta; hartama.
Râbıta
Bağlantı; bağ; düzen; tertip
Râci
Rücu eden; geri dönen; ilgisi olan
Rahin
Rehin veren; rehneden
Rakabe
Devri ve devir alınması olanaklı bulunan şeyin kendisi; örneğin tarla,köle gibi; mala(şeye) hakim olabilme kudreti; çıplak mülkiyet
Rapt
Bağlama; bağlanma; iliştirme; bağlaç
Rayiç
Sürüm değeri; geçerli olan
Rayiç Değer
Bir iktisadi kıymetin, değerleme günündeki normal alım-satım değeri; piyasa değeri.
Ref etmek
Kaldırmak; örneğin itirazın ref’i (kaldırılması)
Refik
Arkadaş
Rehin
Bir borcun yerine getirilmemesi halinde, alacaklarının teminatı olmak üzere ve paraya çevirtme hakkıyla birlikte alacaklı lehine verilen taşınır veya taşınmaz mal güvencesi.
Reisievvel
Birinci reis
Resen
Kendiliğinden; herhangi bir isteğe gerek olmadan; otomatikman
Resim
Devlet daire ve kurumlarında görülen hizmet ve yapılan giderlerin karşılığı olarak, sadece o işle ilgisi bulunan kişilerden alınan bir gelir.
Resmi gazete
Başbakanlık tarafından çıkarılan ve kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, tüzüklerin ve bazı yönetmeliklerin yürürlüğe girmesi için yayımladığı gazetedir.
Resmi Senet
Resmi bir makam ve görevlinin, usulüne göre düzenlediği veya onayladığı belge.
Resülmâl
Anamal; sermaye
Reşit
Ergin; rüşt yaşını doldurmuş; onsekiz yaşını dolduran veya onsekiz yaşını doldurmamasına rağmen evlenen veya yasal olarak erginliğine mahkemece karar verilen kişi
Rûz-nâme
Gündem; yevmiye defteri; takvim
Rücu
Dönme; geri dönme; cayma; sözünden dönme; sözünü geri alma; bir ödemede bulunan kimsenin, bu bedeli, asıl ödeme yapması gereken kişiden istemesi;
Rüçhan
Öncelik; üstünlük; imtiyaz
Rüsum
Resimler; devlet dairelerinde ve diğer kamu kuruluşlarında görülen hizmet ve harcamaların karşılığı olarak alınan vergiler
Rü’yet
Davanın bakılmakta olması.
Sâdır olmak
Çıkmak
Sahih
Sıhhatli; gerçek; düzgün; doğru; legal; hukuka uygun
Sâkıt
Susan; herhangi bir görüş bildirmeyen; düşen; düşücü; hükümsüz
Salâhiyet
Yetki; bir davaya bakabilme
Salahiyetname
Temsilciye verilen yetkiyi üçüncü şahıslara ispatlaması için verilen yazılı belgedir.
Sâlif-üz-zikr
Zikri geçen; bildirilen
Salih
Elverişli; uygun
Saniyen
İkinci olarak
Sarahat
Açıklık; netlik; sarihlik; aydınlık
Sarfiyat
Harcamalar; giderler
Sari
Bulaşan; bulaşıcı
Satış vaadi
Bir kimsenin, taşınmaz malını bir başkasına satmayı (ileride yapılacak satım akdini) taahhüt ettiği sözleşme.
Savcılık
Devlet adına kamu davasını açan makamdır.
Sây
Emek; çalışma
Sebketmek
Vâki olmak; yapılmak; olmak; ileri geçmek
Sehim
Pay; hisse
Selb
Zorla alma; kaldırma; giderme
Selef
Önce gelen kimse
Semen
Satış parası; satış sözleşmesinde, satana mal teslimine karşılık olarak ödenecek para
Semere
Bir maldan elde edilen ürünler; Tabii Semere
Senedât
Senetler
Sened-i hâkanî
Tapu senedi
Senevî
Senelik; yıllık
Serdetmek
İleri sürmek; öne sürmek; ortaya çıkmak; belirtmek
Seyrân-gâh
Gezme yeri; dolaşma yeri
Sigorta primi
Sigorta ettirenin sigortacıya ödemekle yükümlü olduğu ücrettir.
Sin
Yaşanılan süre
Sirayet
Bulaşma; yayılma; geçme
Sirkat
Hırsızlık; çalma; çalınma
Siyanet
Koruma
Siyasi haklar
Herhangi bir biçimde devletin yönetimine ve siyasi kuruluşlarına katılmaya yönelik haklardır
Sosyal devlet
Fertlerin sosyal durumlarıyla ilgilenen, onlara asgari bir hayat düzeyi sağlamayı, sosyal adaleti ve sosyal güvenliği gerçekleştirmeyi ödev bilen devlettir.
Sosyal ilişkiler
Şahısların birbirleriyle veya toplumla olan ilişkileridir.
Sosyal kurallar
Sosyal ilişkileri düzenleyen din, ahlak, görgü ve hukuk kurallarıdır.
Sosyal ve ekonomik haklar
Kişinin sosyal ve ekonomik faaliyetleriyle ilgili bulunan hak ve hürrriyetlerdir.
Sözleşme
İki veya daha çok kişinin, aralarında bir hukuki bağ yaratmak, bu bağı değiştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla, karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini beyan ederek yaptığı hukuki işlem; akit.
Sözleşme
İki veya daha çok kişinin, aralarında bir hukuki bağ yaratmak, bu bağı değiştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla, karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini beyan ederek yaptığı hukuki işlem; akit.
Sözleşmeden Dönme
Taraflardan birinin, mevcut sözleşmeden cayması; sözleşmeden rücu.
Sudur
Verilen ; çıkan
Suiniyet
Kötüniyet
Sukut
Düşme; düşüş
Sulh Hukuk Mahkemesi
Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve özel kanunlarca görevleri istisnai olarak belirtilen ve görevine giren hukuk uyuşmazlıklarına bakan tek hakimli mahkemelerdir
Sureti mahsusa
Özel olarak; özellikle; belli amaçla
Sureti mümtaze
Öncelikli
Suveri müsaddaka
Onanmış örnek
Sübût
Sabit olma; gerçekleşme; ispatlama; ispatlanma; kanıtlama
Sükna
Oturma yeri; oturulacak yer; konut
Sükna hakkı
Bir evde veya evin bir bölümünde oturma hakkı veren kişiye bağlı bir irtifak hakkı; oturma hakkı, bir evde veya evin bir bölümünde oturma imkanı veren bir irtifak hakkı.
Sülüsân
Üçte iki
Sürekli edim
Borçluyu belli bir süre, belli davranış ya da davranış biçimleri ile bağlı bulunmakla yükümlü kılan edim
Süreli icap
Bir kimsenin, belli bir süre bağlı olmak niyeti ile beyan ettiği icap.
Süresiz icap
Kabul haberinin kendisine ulaşması ile ilgili olarak herhangi bir süre tayin etmediği icap
Şagil
Meşgul eden; meşgul olmayı gerektiren; işgal eden; bir mülkte oturan
Şahâdet
Tanıklık
Şahbender
Konsolos
Şahsı âhar (âher)
Başkası; üçüncü kişi
Şahsi edim
Borçlunun bizzat bedeni ya da fikri gücü ya da yeteneği ile icra edeceği edim türü
Şahsi haklar
Ayni hakların aksine, herkese karşı ileri sürülemeyen haklar; kişisel haklar.
Şahsiyet hakları
Şahısların maddi,manevi ve ekonomik bütünlüğü üzerindeki mutlak haktır.
Şamil
İçine alan; kapsayan; çevreleyen
Şâmil olmak
Kapsamak; içine almak
Şârih
Şerhçi; şerh eden; bir konuyu ayrıntılarıyla açıklayan
şark
doğu
Şayi
Pay; hisse
Şâyi hisse
Ortak (müşterek) mülkiyette, ortaklardan herbirine ait pay
Şayian
Ortaklaşa
Şefi
Şufa (önalım) hakkı bulunan kişi; önalımcı
Şerait
Şartlar; koşullar
Şerh
Şahsi hakları, temlik (devir) sınırlamalarını ve geçici tescilleri tapu kütüğünde belirten yazıların (kayıtların) genel adı.
Şerh
Kişisel hakların, devir sınırlamalarının ve geçici tescilin, tapu siciline yazılmasını gösteren terim
Şerik
Ortak; iştirakçi
Şibh (şibih)
Benzer; benzeme; benzeyiş
Şifahî beyan
Sözlü açıklama
şimal
kuzey
şira
satış
Şufa
Önalım; öncelikli alım
Şufa hakkı
Önalım hakkı; mükellefin, hakkın konusu olan şeyi bir üçüncü kişiye satması durumunda, hak sahibine tek taraflı bir irade beyanı ile satılan şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında öncelikle kendisine devrini isteme yetkisini veren haktır, yenilik doğuran haklardandır.
Şuhut
Şahitler
Şümul
Kapsam; içine alma; kapsama
Şüyu
Paydaşlık; hissedarlık
Taaddüd
Birden çok
Taahhütname
Kişinin kendi ad ve hesabına, bir gerçek kişi veya tüzel kişiye karşı, sözleşmeli ya da sözleşmesiz olarak, bir işin yapılmasını veya bir şeyin teslimini üstlendiğini gösterir belge.
Taalluk
İlişiği olma; asılma; ilgi
Taayyün
Tayin olunma; belli olma; belirme
Tabiyet
Kişi veya şeyleri devlete bağlayan siyasi ve hukuki bağ; vatandaşlık. yurttaşlık; bağımsızlık
Tacir
Ticaretle uğraşan; bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimsedir.
Tadât
Sayma; sayılma; sayım
Tadil
Değiştirme; değişiklik
tafsil etmek
ayrıntiları ile anlatmak
Tağyir
Başkalaştırma; değiştirme; bozma tahakkuk gerçekleştirme; gerçekleşme
Tahaddüs
Ortaya çıkmak
Tahassul
Hasıl olma; sonuç olarak ortaya çıkma
Tahavvül
Değişme; dönme
Tahdîdât
Sınırlamalar; kısıntılar
Tahfif
Hafifletme; azaltma
Tahkikat
Soruşturma
Tahlif
Yemin
Tahliye
Boşaltma; salıverme; serbest bırakma.
Tahliye taahhütnamesi
Kiracının, kiralananı belli bir tarihte boşaltacağına ilişkin yaptığı yazılı irade beyanı.
Tahmil
Yükleme
Tahrip
Harabetme; yıkma; kırma; bozma
Tahrir
Yazım
Tahrir
Yazma; yazım
Tahriren
Yazılı olarak
Tahsin
Beğenme
Tahsis
Emrine verme; özgüleme.
Tahşiye
Çıkıntı yapmak
Taht
Alt; aşağı
Tahtani
Binanın alt kısmı
Tahtani fevkani
Altlı üstlü
Tahvil
Değiştirme; değiştirilme; borç senedi
Tahvilat
Tahviller
Takaddüm
Önce gelme; önde gelme
Takarrür etmek
Kararlaşmak; kararlaştırmak; istikrar kazanan kararlar
Takas
Vadesi gelmiş, aynı cinsten ve karşılıklı iki alacağın birbirine sayışılması.
Takrîr
Önerge; anlatma; anlatış; tapuda malını sattığını veya ipotek ettiğini söyleme
Takrir etmek
Sağlamlaştırmak
Taksim
Ortak mülkiyette bulunan bir malın, ortaklar arasında yapılan bir sözleşmeyle veya dava açmak suretiyle bölüştürülmesi.
Taksir
İradi olarak işlenen bir icra ya da ihmal eyleminden, fail tarafından istenmemiş olmalarına rağmen, kanunun cezalandırdığı sonuçların meydana gelmesi hali
Takyit
Sınırlama; kayıtlama; şarta bağlama; kısıtlama
Takyit
Kısıtlama
Talâk
İslâm hukukunda boşanma
Ta’lık
Geciktirme; askıda bırakılma
Talîmâtnâme
Yönetmelik
Tapuyu misil
Tarafsız bilirkişinin belirteceği tapu; bedel; değer baha
Tarik
Yol; yöntem
Târik
Terkeden; bırakan
Tariki âmm
Herkesin geçebilmesi için bırakılan yol; kamunun yararlandığı yol;
Tasarruf
Bir şeyden yararlanabilme ve o şey üzerinde fiili veya hukuki işlem yapabilme gücü.
Tashih
Düzeltme; resmi bir kütüğün, bir hukuki işlemin düzeltilmesi
Tasnif
Düzen
Tasrih etmek
Açıklamak; belirtmek
Tasvib
Doğru bulma; uygun görme; onaylama
Tatbika medar imza
Uygulamaya elverişli imza
Tathir
Temizleme
Tavassut
Aracılık; ara bulma; aracı olma
Tavazzuh
Aydınlanma
Tavzif
Görevlendirme
Tavzîh
Açıklama
Tazammun etmek
Öngörmek; sonucu doğurmak; içine almak; kapsamak
Tazminat
Maddi veya manevi zarara karşılık ödenen bedel; zarar ödencesi;hukuka aykırı olarak başkalarına verilen zararların ödetilmesi biçiminde müeyyidedir.
Teadül
Beraberlik; denklik; birbirine denk gelme
Teahhur(teehhür)
Gecikme; temerrüt
Teâmül
Örf ve adet; öteden beri olagelen, insanlar arasında yapılagelen belli bir davranış.
Teati
Karşılıklı gönderme
Tebaa
Uyruk; bir devletin hükmü altında bulunan kimseler
Tebâdür
Akla gelme; hatırlanma
Tebârüz ettirme
Belirtme; ortaya koyma
Tebdil
Değiştirmek
Tebdil
Değişme; değiştirilme
Tebeddül
Değişiklikler
Tebeddül
Değişiklik
Tebellüğ
Bir tebliği alma; tebliğ edilen bir yazıyı imza ile teslim alma
Tebellür
Netleşme; net olarak ortaya çıkma; aydınlanma
Tebeyyün
Ortaya çıkmak
Tebeyyün etmek
Saptanmak ; ortaya çıkmak; aydınlanmak
Tebligat
Bir hukuki işlemin yetkili makamca, ilgili kişinin bilgisine sunulmak üzere, kanun ve usule uygun olarak yazı veya ilanla bildirilmesi.
Tecdit
Yenileme; tazeleme, açıkça anlaşılacak şekilde önceki borcun, yeni bir borç kurarak ortadan kaldırılması; yenileme.
Tecezzî
Bölünme; doğranma
Tecvîz
Ceza verme; caiz görme
Tedabir
Tedbirler önlemler
Tedarik
Sağlama; temin etme
Tedavül
Sürüm; elden ele gezme; dolaşma; kullanılma
Tedip hakkı
Ana babalara tanınmış çocuğa öğüt vermek, ihtirada bulunmak
Tediye
Ödeme; bir borcun ödenmesi
Tedricen
Azar azar; yavaş yavaş; aşamalı olarak
Tedvîn
Hukuku birleştirmek amacıyla,hukukun bir dalı ile ilgili yasa halinde kurallar koyma
Teehhür
Gecikme; sonraya kalma
Teemmül
Düşünüp taşınma; etraflıca düşünme
Teessüs
Kuruluş; kurulma; yapılma; yapılanma
Tefehhüm
Anlamak; akıl erdirmek
Teferruat
Ayrıntı; bölgesel töreye (örfe) veya malikin açık isteğine göre, bir şeyin işletilmesi veya korunması veya ondan yararlanılması için sürekli olarak ona tahsis olunan ve kullanışta o şeye bağlı kılınan yada takılan veya onunla birleştirilen taşınır mallar, asıl şeyin teferruatıdır.
Teferruğ
Satın alanın aldığı mülkün ferağ işlemini yaptırması, tapu kaydını kendi üzerine çevirme
Teffiz
Bkz. tefvîz
Tefhim
Verilmiş olan kararın veya hükmün,duruşmada hazır bulunan taraflara yargıç tarafından sözle bildirilmesi
Tefrişat
Döşeme araçları; bir yeri döşemek için kullanılan eşya
Tefvîz
İhale; sipariş etme; havale etme; dağıtım; ısmarlama; bir taşınmazı belli bedel karşılığında üçüncü kişinin üzerinde bırakma
Tehâlüf
Yargıcın iki tarafa da yemin vermesi; birbirine zıt olma
Tehir erteleme
Ara verme
Tek taraflı irade beyanı
Hukuki bir ilişkide taraflardan birinin, o ilişki bakımından hüküm ve sonuç doğurmaya yetecek şekilde iradesini açıklaması.
Tekabül etmek
Karşılamak; karşılık olmak
Tekaüd
Emeklilik
Tekâyüd
Birbirine hile yapma
Tekeffül
Birine kefil olma; kefalet verme; garanti etme
Tekemmül
Tamamlanma; olgunlaşma
Tekevvün etme
Yaratılma; meydana gelme
Telâfi
Zararı karşılama; giderme; eksikliği giderme
Telâhuk
Birbirine katılma; yarışma; hakların yarışması
Telhîs
Hülasa etme; özetleme; özet
Telif
Yazma; uzlaştırma
Telif hakları
Fikir ürünü eserler üzerinde yaratıcısının sahip bulunduğu haktır.
Telvis etmek
Kirletmek
Temadi
Sürüp gitme; süregelme; devamedegelme; sürme; uzama
Temellük
Mülk edinme; kendine mal etme; sahip olma; sahiplenme; devralma
Temerrüd
Direnme; borcun ifasında gecikme, bir yükümlülüğün yerine getirilmesinde oluşan gecikme; direnme
Temettü
Kâr; kazanç payı; yarar
Teminat
Belli bir hukuksal durumu (genellikle borcun ödenmesini) sağlamak için verilen garanti.
Teminat akçesi
Bir sözleşmenin kurulması için taraflardan birinin diğerine vermek yükümlülüğünde bulunduğu para
Temlik
1-devir 2- Bir malın veya hakkın, bir hukuki işlemle başkasına devredilmesi; mülkiyetin nakli.
Temyiz Kudreti
İyiyi kötüden ayırma ve makul biçimde davranışta bulunma yeteneği.
Tenâküz
Çelişki
Tenbih
Uyarma; uyarı
Tenezzül
İnme; alçalma; düşme; kendine aykırı gelen bir işi veya durumu kabul etme
Tenkis
İndirme; azaltma; eksiltme
Tenmiye
Nemalandırma; artırma; işletme
Tensip
Uygun görme
Tenvîrât
Aydınlatma; ışıklandırma
Tenzil
İndirtme; azaltma
Terâküm
Birikme; biriktirme
Tercihe şayan
Üstün tutulan; yeğlenen; tercih edilen
Tereke (terike)
Miras bırakanın mirasçılarına geçen kalıtı; kalıt; mirasçılara kalan malvarlığı
Terekküp etmek
Oluşmak
Teressübât
Tortulanmalar; dibe çökmeler; durulmalar
Terettüp etmek
Düşmek; doğmak; ait olmak; sırası gelmek; gerektirmek
Terhin
Rehin olarak verme; emanet bırakma
Terkin
Silme; çizme; resmi kütük veya defterde yazılı bulunan bir konunun (şerhin) çizilmesi
Termim
Tamir etme; onarma; düzeltme; iyileştirme
Tersîmât
Resmetmeler; resmini yapmalar; çizmeler
Tertip
Sıra; düzen; düzenleme
Tesâhub
Sahip çıkma; koruma
Tescil
Resmi kütük veya defterlere bir konunun (hakkın) yazılması, kayıt düşülmesi.
Tesellüm
Teslim alma
Tesmiye
Ad koyma; isimlendirme; belirleme
Tesviye
Sonuca bağlama; çözümleme; gereğini yapma; seviye; düzdüzeltme
Teşevvüş
Karışıklık; kargaşalık
Teşmil
Kapsamına alma; yayma
teşrik
yaptığı bir işe ortak almak
Tevakkuf
Bağlı olma; durma
Tevarüs
Bir kimseden miras kalma; mirasa konma; kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme
Tevdi etmek
Vermek; bırakmak; sunmak
Teveccüh
Yönelme; yakınlık duyma; sevgi
Tevellüt
Doğum; doğma
Tevessül etmek
Başvurmak; kalkışmak; girişmek
Tevfik
Uydurma; uygunlaştırma
Tevfikan
Uyarınca; (ona) göre
Tevhid
Birleştirme
Tevkif
Tutuklama
Tevkil
Vekil olarak tayin edilmiş kimsenin, vekillik yetkisini bir başkasına devretmesi.
Tevlit etmek
Doğurmak
Tevliyet
Vakfın işlerini yönetmek
Tevliyet davası
Mütevellilik davası; vakfın işlerine bakma göreviyle ilgili dava
Tevsî’
Genişleme
Tevsîk
Belgelendirme
Tevzi
Dağıtma
Tezâyüd
Artış; çoğalma
Tezkere-i sâmiyye
Sadrazamlık makamından yazılan tezkere
tezyif
değersiz olarak gösterme, aşağılama
Tezyinat
Süslemeler
Toplu iş sözleşmesi
İşçi sendikaları ile işveren veya işveren sendikaları arasında yapılan ve iş şartlarını, tarafların hak ve borçlarını düzenleyen yazılı bir anlaşmadır.
Trampa
Bir malın başka bir malla veya bir hakkın başka bir hakla değiştirilmesini konu alan sözleşme.
Tüzel Kişi
Kendisini oluşturan gerçek kişilerin üzerinde ve onlardan bağımsız bir varlığı ve belirli bir amacı bulunan.
Tüzük
Bir kanunun uygulamasını göstermek veya kanunun emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak şartıyla ve Danıştayın incelemesinden geçirtilerek Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılan yazılı hukuk kurallarıdır.
Uhde
Görev; birinin yapmakla yükümlü olduğu iş; bir işin yapılacağına söz verme
Uhdesinde
Üzerinde; sorumluluğunda
Ulak
Haberci; haber götürücü
Umran
Bayındır
Umranî
Bayındırlıkla ilgili; imarlı hale getirme
Umur
İşler
Urup
Arşının sekizde biri
Usul
şekle ilişkin
Uygulama imar plânı
Onaylı halihazır haritalar üzerinde, varsa kadastral durumu işlenmiş olarak, nazım imar plân esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzeni, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama plânlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntılarıyla gösteren plan
Uyrukluk
Şahısları veya şeyleri devlete bağlayan hukuki ve siyasi bağdır
Uyuşmazlık Mahkemesi
Uyuşmazlık Mahkemesi, Anayasanın 158. (1961 Anayasası 142.) maddesiyle görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili, bağımsız bir yüksek mahkemedir.
Uzatılmış mal ortaklığı
Evlilik birliğinin, eşlerden birinin ölümüyle son bulması halinde, sağ kalan eşin, ölen eşin çocuklarıyla birlikte devam ettirdiği mal ortaklığı rejimi.
Üçüncü şahıs
Bir sözleşmenin, davanın veya icra takibinin taraflarından olmayan kişi.
Üst hakkı
Taşınmaz malikinin, bir başkasına, arsasının üstünde ya da altında inşaat yapma veya mevcut inşaatı koruma (ona sahip olma) yetkisi verdiği irtifak hakkı.
Vabeste
Bağlı
Vakfiye
Vakfedenin vakfa ilişkin bildirimini ve hakimin tescilini kapsayan belge
Vakıf
Tesis; başlı başına bir varlığı bulunmak üzere bir malın belirli amaca tahsisi
Varaka
Belge; yazılı kağıt
Varant
Rehin senedi; umumi mağazaya tevdi edilen mallara ve tahıla ilişkin rehin hakkını gösteren ve bu mallar üzerinde herhangi bir alacaklı yararına bu hakkın yaratılmasını sağlayan senet
Varîd
Gelen; vasıl olan; gerçek olan; varolan
Vâridât
Gelirler; devlet(kamu)gelirleri
Vâris
Mirasçı
Vasıl olmak
Ulaşmak, erişmek
Vasi
Kanunun öngördüğü durumlarda, küçük veya kısıtlı kişilerin haklarını korumak üzere mahkeme tarafından atanan kanuni temsilci.
Vatandaşlık
Bir hakiki şahsı bir devlete bağlayan hukuki bağdır.
Vaz’
Koyma; konulma (yürürlüğe koyma)
Vazıyed etme
Bir şeye veya bir işe el koyma
Vaziyet
Durum; hal
Vecîbe
Borç
Veçhile
(bu) yönden; böylece; uyarınca
Vedia
Saklama
Vefa hakkı
Hak sahibine, sattığı şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında tekrar kendisine devrini, tek taraflı irade beyanı ile isteme yetkisi veren hak
Vehle
Öncesi; baş tarafı; dakika; an
Vehle-i ûlâ
İlk başlangıç; birdenbire
Vekalet Sözleşmesi
Kişinin, bedelli veya bedelsiz olarak, bir işi yürütmeyi veya yerine getirmeyi başkası adına üstlendiği sözleşme.
Vekil
Vekalet sözleşmesi gereği, müvekkil tarafından ve onun adına işlem yapmakla yetkilendirilen kişi.
Velayet
Ana ve/veya babanın, reşit olmamış çocukları üzerindeki (kanundan doğan) eğitim ve terbiye hak ve yetkisi.
Velev
Olsa bile; hatta; ister; isterse
Veli
Velayet hakkına sahip bulunan ana ve/veya baba.
Veraset ilamı
ölenin kanuni varislerini gösteren, mahkemeden alınan resmi belge, hüküm
Verese
Mirasçılar
Vergide adalet ilkesi
Herkesin mali gücüne göre vergiye tabi tutulmasıdır
Vergi Mahkemesi
İdarenin vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin iptal ve tam yargı davalarına bakmakla görevli idari mahkemelerdir.
Vesait
Vasıtalar; araçlar
Vesayet
Küçük veya kısıtlıların haklarının korunması amacıyla özel hukuk tarafından düzenlenen ve bir kamu hizmeti niteliğini taşıyan kurum.
Vezâif
Vazifeler; görevler
Vicahî
Yüze karşı; tarafın yüzüne karşı
Vikaye
Koruma
Vuku bulmak
Olmak; oluşmak; meydana gelmek
Vücut bulmak
Doğmak; yapılmış olma
Yabancı
Bir devletin ülkesinde oturan ve o devletin uyruğunu iddia etmek hakkı olmayan kimselerdir.
Yalamuk
Çam ağacının reçineli kabuğu; soymuk
Yapı
(imar hukukunda) karada ve suda, sürekli veya geçici, resmî veya özel yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve hareketli tesisler
Yapı alacaklısı ipoteği
Bir yapıyı yapanların, o yapıdan doğan alacaklarını teminat altına almak için koydurdukları gayrimenkul rehni
Yapı kullanma izni
İskân belgesi
Yapı malikinin sorumluluğu
Bir binanın veya diğer yapı eseri malikinin, bunların çürük yapılmasından veya korunmasındaki kusurundan dolayı sorumlu tutulması
Yapı ruhsatı
İnşaat izni; inşaat ruhsatı
Yargı
Hukuk kurallarının bağımsız ve tarafsız mahkemelerce belli bir olaya uygulanmasıdır.
Yargıtay
Adli yargıya bağlı mahkemelerin vermiş olduğu kararların son inceleme mercii olan en üst yargı organı ve temyiz mahkemesidir. Yargıtayın kuruluşu, işleyişi ve üyelerinin nitelikleri yasa ile düzenlenmiş, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu ile çalışma usulü belirlenmiştir. İstisnai olarak sayılan bazı davalarda ilk ve son derece mahkemesi olarak görevlidir.
Yayla
Çevresi dik bayırlarla çevrili, düz ve yüksek yer; genellikle yüksek platolarda yer alan, insanların serinlemek ve hayvanlarını otlatmak için yaz aylarında gidip kaldıkları yer
Yaylak
Bir veya birkaç köy ya da beldeye, ayrı ayrı veya ortak olarak, yaz mevsimini geçirmeleri ve hayvanlarını otlatmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılagelen arazi. hayvanların yayılıp otlamasına uygun yer; otlak
Yed
El ;elinde bulundurma
Yed’i istirdat
Mal üzerindeki yitirlmiş egemenliği, tasarruf gücünü geri almak, yeniden ele geçirmek
Yediemin
Uyuşmazlık konusu şeyin saklanması ve idaresi kendisine verilen kişi; güvenilir kişi; yediadl
Yekûn
Toplam
Yeni arazi teşekkülü
Kimsenin mülkiyetinde olmayan yerlerde birikme, dolma, kayma ya da kamunun malı olan akarsuların yatak veya seviyelerinin değişmesi gibi olaylarla oluşan toprak parçası.
Yeniden değerleme
Vergi matrahının hesaplanmasıyla ilgili ekonomik kıymetlerin takdir ve tespiti; paranın değer kaybı gözönüne alınarak, bilançolardaki stoklar, sabit varlıklar gibi kalemlerde düzeltmeler yapılması.
Yerleşme alanı
İmar Plânı sınırı içindeki yerleşik ve gelişme alanlarının tümü
Yeşil alan
Şehir imar plânlarında toplumun yararlanması için ayrılan ve üzerinde inşaat yapılması mümkün olmayan ve ileride veya şimdiden park, çocuk parkı vb. hizmet alanı olarak ayrılmış alan
Yönetim planı
Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre anagayrimenkulün yönetimini düzenleyici hükümler içeren ve bütün kat maliklerini bağlayan sözleşme
Zabıt defteri
Eski hukukta, tapu sicili gibi kullanılan defter.
Zabıtname
Tutanak
zahir
açık
Zâhire
Yiyecek; gerektiği zaman harcanmak üzere ambarda saklanan hubûbat
Zâhirî
Görünen; görünüşte
Zail
Zeval bulma; bitme
Zamanaşımı
Kanunda öngörülen ve belirli koşullar altında geçmekle, bir hakkın kazanılmasını, kaybedilmesini veya bir yükümlülükten kurtulmayı sağlayan süre.
Zamin
Bir şeyi tazmin eden; kefil
Zevâid (zevait)
Vakıfta gelirin dağıtılmasından sonra geri kalan
Zeval
Son; bitim; nihayet; yok olma
Zevciyyet
Kocalık,karılık; karı-kocalık; eşlik
Zımnında
Dolayısıyla; için; olarak
Zımnî
Üstü kapalı; açık olmayan
Zihni kayıt
Bir kimsenin bilerek ve isteyerek, asıl iradesiyle uyuşmayan bir beyanda bulunması
Zikretmek
Anmak; anılmak; bildirmek; belirtmek
Zilyet
Bir şeyi fiilen elinde bulunduran kişi; bir şeyde tasarrufta bulunan kişi; elmen
Zilyetlik
Bir şey üzerinde fiili hakimiyet veya bi eşyayı fiili hakimiyet ve kudret alanı içinde bulundurma demektir.
zinhar
sakın, asla
zîr
alt (Kısım)
Ziya
Kaybetme; yitme
Ziyade
Fazla; çok; aşırı
Ziyade
Fazla; çok; aşırı
Zuhur etmek
Ortaya çıkmak; doğmak

Yargıtay Tarihçesi

0
Yargıtay

Yargıtay, 6 Mart 1868 tarihinde “Divan-ı Ahkâm-ı Adliye” adıyla kurulmuştur.

Mahkeme, 18 Haziran 1879 tarihli Nizamı Mahkemeler Kuruluş Kanunu ile Mahkeme-i Temyiz, 1945 yılında ise Yargıtay adını almıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetince Sivas’ta kurulan yüksek mahkemeye “Muvakkat Temyiz Heyeti” denilmiş, Sivas’taki bu mahkemenin kaldırılıp Eskişehir’e nakli ile “Temyiz Mahkemesi”, 20.04.1340 (1924) tarih ve 491 sayılı Teşkilatı Esasiye Kanununun adı 10.01.1945 gün ve 4695 sayılı Kanun ile “Anayasa” olurken, temyiz mahkemesinin adı da “YARGITAY” olmuştur.

Adli yargı mercilerince verilen karar ve hükümleri temyiz yolu ile inceleyen son merci olan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye, Yargıtay’ın temelini oluşturmuştur. Osmanlı döneminin yargı sürecinde, 19. Yüzyıla kadar yüksek mahkemeye rastlanmıyor. Adliye mahkemelerince verilen ve yasanın başka adli merciine bırakmadığı hükümleri son mercii olarak incelemekle görevli mahkeme ilk kez “Divan-ı Ahkâm-ı Adliye” adıyla ” 6 Mart 1868 Cuma günü Padişah Abdülaziz’in iradesi ile kurulmuştur.

Anılan irade ile Meclis-i Valay-ı Ahkam-ı Adliye kaldırılarak, Şura’yı Devlet ve Ahkam-ı Adliye kurulmuş, böylece yargı ve yürütme birbirinden ayrılmıştır. Şura’yı Devlet’e  hem kanun tasarılarını hazırlama hem de idari uyuşmazlıklara çözüm getirme görevi verilmiştir. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye ise nizamı mahkemelerinin üst organı olup, yalnızca yargı görevi yapan bir kurumdur.

Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’nin (Yargıtay) kuruluş amacı iradede şöyle açıklanmıştır: “Kişilerin hakları ve güvenlikleri açısından çok önemli olan hukuk işlerinin mülki işlerden ve yürütme ile görevli hükümetten ayrı bir düzene kavuşturulması, adalete değer veren padişahın büyük arzusu olarak belirtilmiştir.” İradede ayrıca kuruluş esasları da açıklanmıştır. Buna göre; “Divan-ı Ahkâm-ı Adliye” adı ile bağımsız bir kurul meydana getirilmesi, “Oluşturulan kurulun vezirlerden birinin başkanlığında toplanması”, “Meclisi Valâ ile Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’ye gereken hukuki esasların hemen konulması” ve “Meclisi Valâyı Ahkamı Adliyeye (Şurayı devlet) denileceği” hükme bağlanmıştır.

İradenin kaleme alınışından Meclisi Valânın görevleri içinden adli olanların çıkarılarak Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’ye verildiği, Meclisi Valânın yapılanmasının değişmediği, adının değiştiği anlaşılmaktadır. Padişah Abdülazizin iradesiyle kurulan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’nin yapısına ilişkin olarak  (01.04.1868) Çarşamba günü nizamname-i esasi (Esas-Ana Tüzük) yürürlüğe girmiştir.

Yargıtay’ın kuruluş tarihi konusunda hukukçular farklı görüştedirler. Bir bölümü; padişah iradesinin açıklandığı 6 Mart 1868 tarihini kuruluş günü olarak kabul ederken, farklı görüşte olan hukukçular ise; Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Nizamnamesi esasisinin yayınlanma tarihi olan 1 Nisan 1868 tarihini kuruluş günü kabul etmektedirler. (Nejat Özoğuz, Temyiz Mahkemesi, 1944, s.21-22) Yargıtay Başkanlarından Dr. Recai Seçkin’in görüşü; padişah iradesinin açıklandığı tarih olan 6 Mart 1868 günü kurulmuş olması yönünde olup, gerekçesinde ise, oluşumun başlangıcı hukuki olarak ona varlık veren işlemin yapılması ile başlayacağıdır. Nasıl işleyeceği, görev alanlarının belirlenmesi, görevlilerin atanmasının sonraki aşamalarda olduğu yönündedir.

Ayrıca Divan-ı Ahkam-ı Adliye’nin, Meclisi Valâyı Ahkamı Adliyenin yargıya ait alandaki işlerini görmek üzere kurulan bir mahkeme olması ile Meclisi Valânın yargı işleri arasında başka nizami mahkemelerin hükümlerinin incelenmesi de bulunmasına göre esas tüzüğün yayınlanmasından önce Divan-ı Ahkam-ı Adliye kurulmuş olup, kuruluşta Yargıtay niteliğinin varlığı kabul edilmiştir. Divan-ı Ahkam-ı Adliye Nizamnamesi esasisinde Divan-ı Ahkam-ı Adliyenin kuruluş amacı kuruluşundaki iradeden daha geniş açıklanmıştır. Buna göre: Halkın haklarının güven altına alınması konusunda padişahın her zaman ve aralıksız gösterdiği çabalar sonucunda adalet işlerinin, yürütmeden ayrılarak yargılamanın güvenliğe ve bağımsızlığa kavuşturulması, padişah katında doğru ve uygun görülmüş bulunduğundan onun izni ile kanuni davalar için en büyük mahkeme olarak Divan-ı Ahkam-ı Adliye kurulmuştur.

Divan-ı Ahkâm-ı Adliyenin başına, kuruluşunda büyük emeği geçen Halep Valisi Ahmet Cevdet Paşa getirilmiştir. Padişah iradesinde “Divan-ı Ahkâm-ı Adliyenin kurulması açıklanmış, “kuruluş ve işleyiş hükümlerinin sonradan düzenleneceği” bildirilmiştir. Üyelerin üçte ikisi Müslümanlardan, geri kalan üçte biri ise azınlıklardan seçilmiştir. Esas Nizamnameye (Ana tüzük) göre Divan-ı Ahkâm-ı Adliye, ceza ve hukuk daireleri olarak ikiye ayrılmış olup, her dairede bir başkan, başkan vekilleri ile en az beş ve en çok on üyeden oluşurdu. Önemli davalar ise Genel Kurulda görüşülürdü. Divanda üyelerle birlikte altı mümeyyiz görev yapar bir de başkatip bulunurdu. Divan başkanı, başkanvekilleri, üyeler ve mümeyyizler irade-i şerriye (padişah iradesi) ile atanırlardı. Divanın üyeleri, şura-yı devlet üyeleri ile eşit konumda olup, eşit haklara sahiptiler. Üyeler istifa etmedikçe ya da başka bir görev verilmedikçe veya yargılanmaları sonucu suçlu oldukları ortaya çıkmadıkça azledilemezlerdi. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye; şer’i, ruhani ve ticari mahkemelerin görev alanına giren davaların dışındaki hukuki ve cezai uyuşmazlıkları ya kanunen kendi yetkisinde ise bidayeten ya da diğer nizami mahkemelerde görülüp re’sen veya tarafların isteğiyle kendisine gönderilmesi durumunda istinafen çözümlerdi. Görülen davanın sonucu kişilerle hükümet arasındaki uyumazlığa değinmekte ise o davayı şurâ-yı devlete sevkederdi.

Divan-ı Ahkâm-ı Adliye, gerek bidayet ve gerekse istinaf görevi yapan meclislerin verdiği hükümler önüne geldiğinde davanın sürecini izler, duruşma yöntemini ve kararı yasaya uygun bulmadığı taktirde ilamı gerekçesini belirterek bozar, tekrar hükmü veren mahkemeye veyahut uygun bulacağı bir başka mahkemeye gönderirdi.
Divanın duruşma ve hükümlerine, yürütme ile görevli kişilerden hiç kimse karışamaz ve etkileyemezdi. Yürütme ile görevli hükümet, yalnız işlerin yetkili ve görevli yerlere gönderilmesi için davaların ayırt edilmesi ile divan hüküm ve kararlarının yerine getirilmesi hususunda görevliydi.

Esas tüzük, divanın her dairesini hem ilk mahkeme; hem de üst mahkeme olarak görevlendirmiştir ve ceza davalarında temyiz incelemesinin nasıl olacağı yolunda hüküm koymamıştır. Son maddesinde yer alan davaların çeşitleri hukuk ve ceza dairelerinin yargılama usulleri ile kararlarını nasıl vereceğini gösteren hükümleri içeren düzenlemeler şurâyı devlet tarafından görüşülüp irâde-i şeriyye (padişah iradesi) ile yürürlüğe girerdi.

Divan-ı Ahkâm-ı Adliye önüne gelen davalar, önce mümeyyizler tarafından incelenip gereken yasal hükümler uygulanarak ilgili dairede duruşmalı olarak görülür ve çözümlenirdi. Kural olarak açık cereyan eden duruşmalar, gerekli görüldüğünde gizli de yapılabilirdi. İdare, Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’nin duruşma ve hükümlerine müdahale edemezdi, ancak işlerin havalesi ve divan hükümlerinin yerine getirilmesiyle görevliydi.

1285 (1868) tarihinde Divan-ı Ahkâm-ı Adliye başkanlığı bakanlığa dönüştürülmüş, zaten kabinenin üyesi bulunan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye başkanı nazır (bakan) unvanını almıştır. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye nazırlığı 1293 (1876)’dan itibaren Adliye Nezareti adını almış, Mahkeme-i Temyiz de 1296 (1879) yılında buraya bağlanmıştır. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Mahkeme-i Temyizinde birinci başkanlık kabul edilmiştir. Cevdet Paşa, iki yıl kadar gerek başkan ve gerekse bakan unvanıyla bu görevde bulunmuştur. Bu nedenle Ahmet Cevdet Paşa’yı Yargıtay’ın ilk Başkanı olarak kabul etmek gerekir. Mecelle’nin hazırlanmasıyla uğraştığından 1870 yılında bu görevi son bulmuştur.

MAHKEMELER KURULUŞ KANUNU (18.06.1879)

Divan-ı Ahkâm-ı Adliyenin bünyesi içinde olan temyiz mahkemesinin yerini, bağımsız bir yapılanmaya sahip olan temyiz mahkemesi almıştır. 1879 tarihli teşkilat ve hukuk kanunları ile  temyiz  konusunda yeni düzenlemeler getirilmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere Divan-ı Ahkâm-ı Adliye kaldırılarak yerine bağımsız Mahkeme-i Temyiz oluşturulmuştur.

18.06.1879 tarihli Nizamiye Mahkemeleri Kuruluş Yasası, Hukuk usulüne ilişkin 22.06.1879 tarihli (Usulü Muhakeme-i Hukukiye Kanunu Muvakkati) yasa ile Ceza usulüne ilişkin 25.06.1879 tarihli (Usulü Muhakematı Cezaiye Kanunu Muvakkati) yasa birbirini takip eder. Her üç yasa da geçici kanun olarak çıkarılmıştır. 1876 tarihli Anayasanın 36. maddesi hükmünce, Mebuslar Meclisinin toplanmasında kanun olarak teklif edilmek üzere yürürlüğe konulmuşlardır. Her üç yasanın başlığında da “Meclisi Mebusan’ın içtimaında kanuniyeti teklif olunmak üzere” ibaresi yer almıştır.

27 Cemaziyülahır 1296 (18.06.1879) tarihli nizamiye mahkemeler kuruluş yasasına göre Yargıtay eskisi gibi yine en yüksek mahkemedir. Yasanın 1. maddesinde Nizamiye Mahkemelerinin Ceza ve Hukuk mahkemeleri olmak üzere ilk mahkeme, üst mahkeme (istinaf mahkemesi) olarak da iki derece olduğu bunların üstünde Yargıtay’ın bulunduğu açıklanmıştır.

Kabahate ilişkin ceza davaları ile hukuk davalarının hem ilk mahkemede, hem de üst mahkemede görülebileceği, ağır ceza gerektiren davaların ise Ağır Ceza Mahkemeleri ile Yargıtay’da bakılabileceği hükme bağlanmıştır.

Yargıtay, eskisi gibi Divan-ı Ahkam-ı Adliye içinde bir mahkeme olmayıp, Bağımsız Yüksek mahkeme olmuştur.

Divan-ı Ahkam-ı Adliyedeki Yargıtay, Divan-ı Ahkam-ı Adliye nazırına bağlıydı, ancak Nizamiye Mahkemeleri Kuruluş Yasasına göre  tüm mahkemeler gibi Yargıtay da Adalet Bakanlığına bağlanmıştır.

1879 tarihli Teşkilat ve Hukuk Usulleri Kanununun 40. maddesine göre, Mahkeme-i Temyiz hukuk ve ceza dairelerine ayrılmıştır. Bir Reisi evvel (Birinci Başkan ), bir de Reisi Sani (İkinci Başkan) bulunmaktadır. Birinci başkan bulunduğu daire ile her iki dairenin beraberce toplandığı zamanlarda kurula başkanlık ederdi. Ceza dairelerinde on, hukuk dairelerinde altı üye yer alırdı. Bu dairelerden her birinde bir başmümeyyiz ile gereği kadar mümeyyiz ve zabıt katibi bulunurdu.

Osmanlı Devletinin salnamelerinde (yıllık) yapılan araştırmalar sonucunda; 1286 hicri yılı ile hicri 1293 yılından önceki salnamelerde bağlı olduğu yer Divan-ı Ahkâm-ı Adliye olarak belirlenmiş iken, Hicri 1293 yılına ilişkin salnamede ilk kez Adliye Nezareti Celilesine (Adalet Bakanlığı) olarak değiştirilmiştir. Ayrıca Mahkeme-i Temyiz Dairesinin yeniden oluşumundan da söz edilmiştir. Buna göre ceza dairesi başkanı Sadullah Bey, Reisi evvel (1. Başkan) olarak anılmıştır. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’ye ilişkin divan ile ilgili iki tüzükte de birinci başkan bulunmamaktadır. 1294, 1295 ve 1296 hicri yıllarına ilişkin (yıllık)da Mahkeme-i Temyiz, Adliye Nezaretine bağlı olarak gösterilmiş olup, Birinci Başkan olarak da aynı zamanda ceza dairesi başkanı olan İrfan Paşa (1294 yıllığı, s.119; 1295 yıllığı s.117; 1296 yıllığı s.62) belirtilmiştir.

Yargıtay Başkanlarından Dr. A.Recai seçkin “Yargıtay’ın Tarihçesi Kuruluş ve İşleyişi” adlı yapıtında konuya şöyle açıklık getirmiştir:

Adliye Nezaretinin kuruluşunun, Divan Nazırlığının kaldırılmasının ve Yargıtay başkanlarından birine birinci başkanlık verilmesinin mutlaka hukuki bir dayanağının olması gerektiğini, araştırdığını ancak somut bir belgeye ulaşılamadığını açıklamıştır. Düsturlarda bulunan Adliye Nezaretinin kuruluş ve görevlerini gösteren hukuki dayanak (Birinci tertip, Düstur, Cilt 4, 5, 125 vs ) 29 Cemaziyevvel 1296 ve 8 Mayıs 1295 tarihli Nizamnamede (Adliye ve Mezahip Nezaretinin ve Devairi Mevbutası Vezaifi Nizamname) Divan-ı Ahkâm-ı Adliye veya mahkeme-i temyizin kuruluşundaki değişikliği gösteren bir hüküm bulunmamaktadır. Olduğu kabul edilse dahi, 1293 tarihinden beri fiili olarak var olan durum için dayanak sayılamaz. 27 Cemaziyevvel 1296 tarihli Nizami mahkemeler kuruluşunda “hukuk ve ceza daireleri olarak iki daire ile hukuk dairesinde altı ceza dairesinde on üyeden oluştuğu” açıklanmıştır. Yazılanlardan anlaşılan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye nazırlığı, adliye nazırlığına çevrilmiştir. Mahkeme-i Temyiz olarak Yargıtay’ın adliye nazırlığına bağlanması ancak 17 Cemaziyelevvel 1296 (18.06.1879) günlü Nizamiye Mahkemeleri Kuruluş Yasası ile gerçekleşmiştir. Divan nezaretinin Adliye Nezaretine hangi hukuki gerekçeyle çevrildiği gösterilmemiştir. Dr. A. Recai Seçkin’e göre “Divan Nazırlığının, Adliye Nazırlığına nasıl çevrilmiş olduğu ve 1293 tarihli ve sonrasında, Nizamiye Mahkemeleri Kuruluş Yasasının kabulüne (1296) değin, Yargıtay Başkanlarından birine, hangi hukuki dayanak gereğince “Birinci Başkanlık” unvanı verildiği konusunda yazılı belge ve yasal dayanak olmamakla birlikte, eylemli olarak kazanılan unvan olduğu, Osmanlı salnamelerinde 1293 tarihinden itibaren yer aldığı yapılan araştırmalardan anlaşılmıştır.

Hicri 1293 tarihli salnameye göre; Adliye Nazırı Ahmet Cevdet Paşa’dır. Ahmet Cevdet Paşa 2 Zilkade 1292’de, Milli Eğitim Bakanı iken Adalet Bakanlığına atanmıştır. Cevdet Paşa’nın Adliye Nazırı (Adalet Bakanı) olmasından sonra divanda dairelerden birinin başkanının divanı temsilen reisi evvel (1. Başkan) olarak uygulamada ve salnamelerde (Devlet yıllığı) yer aldığı, tarihlere dikkat edildiğinde anlaşılmaktadır.

1292 tarihinde Ahmet Cevdet Paşa Adliye Nazırı olarak irade ile atanmış, hicri 1293 tarihli salnamelerde ise, Sadullah Bey Reisievvel (Birinci Başkan) olarak yer almıştır. Dr.A. Recai Seçkin bu konuda, o tarihteki (1967) Başbakanlık Arşiv Dairesi Genel Müdürü olan Murat Sertoğlu’na yazdığı yazı üzerine Murat Sertoğlu “Divan’ın Adalet Bakanlığına çevrilmesine hukuki dayanak olacak nitelikte yazılı belge bulunamadığını, eylemli bir durumun salnamelerde bu şekilde yer aldığı düşüncesinde olduğunu yazı cevabında açıklamıştır.

    Mithat Sertoğlu’nun Yazdığı Bir Mektubun Adliye Nezaretinin ve Divan-ı Ahkâm-ı Adliyenin Kuruluşuna İlişkin Bölümü

“Bizde, Adalet Bakanlığı, ilkönce (11 Ramazan 1252) tarihinde (Divan-ı Deavi Nazırlığı) adı altında kuruluyor. Bunun hakkındaki bilgi, Serkis Karakoç Külliyatındadır (Fihrist Cildi II, Sah. 3). Bu Külliyat, halen Ankara’da (Türk Tarih Kurumu)nda bulunmakta olduğu için metnin aslını orada bulabilirsiniz.

Divan-ı Deavi Nazırlığı, 1284 yılında ilga ediliyor. Buna mukabil, Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Nazırlığı kuruluyor, bir de bunun kararlarını icra etmek üzere icra dairesi tesis ediliyor. Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’nin kuruluşu bir Takriri Ali iledir. Bul bilgiler, birinci tertip düsturun birinci cildinin 325, 322 ve 349. sahifelerinde mevcut. Divan-ı Ahkâm-ı Adliyenin kurulması hakkında bir Hattı Hümayun var yani kuruluş buna dayanıyor. Bu Hattı Hümayunun metni de birinci tertibin birinci cildinin keza 325. sahifesindedir.

Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Nazırlığı, 1294 yılına kadar böylece devam ettikten sonra (Adliye Nazırlığı) diye anılmaya başlanıyor. Ancak, bu hususta resmi bir vesika yok. Fiilen muamelatta görülüyor. Bir de Devlet Salnamelerinden anlaşılıyor. Nihayet, 29 Cemaziyelevvel 1296 tarihinde (Adliye ve Mezahip Nezaretinin ve Devairi Merbutasının Vezaifi Nizamnamesi) çıkıyor. Bu, Adliye Nezareti Teşkilatını kuran Nizamnamedir. Metni birinci tertip Düstur’un 4. cildinin 125-131. sahifelerinde mevcuttur. Bu nizamname, 28 Zilhicce 1296 tarihli İradeye dayanmaktadır. Bizdeki Nizamat Defterlerinde böyle bir kayıt var. İrade şu şekilde:

İşbu Nizamnamenin düsturülamel tutulmasına İradei Seniyyei Hazreti Padişahı mütüellik ve şerefsüdur buyurulmuş olmakla Divan-ı Hümayun Kalemine kaydettirilerek indelicap iktizası icra olunmak. 28 Zilhicce 1296.
….benim yaptığım araştırma bu sonucu verdi.”

İstinaf Mahkemeleri

İstinaf mahkemeleri 1876 yılında kabul edilen Mecellenin 1838. maddesi ile yargı hayatına girmiştir. Yeniden başlama anlamına gelen istinaf, hukuk terimi olarak ilk derece mahkemesinden verilen hükmün üst mahkemede incelenmesi demektir.

18.6.1879 tarihli Nizami Mahkemelerin Kuruluş Yasası’na göre, ilk dereceli mahkemenin üstünde, Yargıtay’ın altında bir mahkemedir.Yargıtay’ın işini azaltmak ve onu bir içtihat mahkemesi haline getirmek için kurulmuştur.
Sözü edilen yasa hükmüne göre, her ilde bir istinaf mahkemesi bulunmaktadır. Ancak uygulamada sadece büyük mahkemelerde yaşama geçirilebilmişti. Her istinaf mahkemesi bir başkan ile dört üyeden oluşmaktadır. İki mahkemeye bölünmesi gerektiğinde her istinaf mahkemesi iki asıl iki fahri üyeden oluşmaktadır.

Fahri üyelerin atanması, her ilden seçilecek altı kişi isminin Vilayet İdare Meclisine bildirilmesi şeklinde olmaktadır. Meclis bildirilen isimlerden ikisini seçmekte, seçilen iki kişi bir yıl hizmet gördükten sonra geride kalan ikisi bir yıl çalışmakta, en sona kalan iki kişi de üçüncü yılda görev yapmaktaydı. Böylece üç yılda bir seçim yenileniyordu.
Tabii seçilen bu kişilerin Adalet Bakanlığı’nca da atanması zorunluluğu vardı.

İstinaf mahkemesine atanabilmek için en az otuz yaşında bulunmak ve dört yıl ilk dereceli mahkemelerde üyelik yapmak gerekmekteydi.

İstinaf mahkemesi başkanlığı Yargıtay üyeliği ile, istinaf mahkemesi üyeliği ise ilk derece mahkemesi başkanlığı ile eş değerde tutulurdu. 1907 tarihinde  vilayetlerin Adli Teşkilatının değiştirilmesi üzerine, Tanzimatın getirdiği sistemle, iki üyesi müslüman iki üyesi gayrimüslümlerden oluşan istinaf mahkemesi sonrasında iki üyeli ve 1913 yılında tek hakimli olarak düzenlenmiştir.

İstinaf mahkemeleri 1924 yılında kabul edilen 469 sayılı yasa ile ortadan kaldırılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında yeter sayıda yetenekli hakim bulunmaması ve işlerin bu mahkemelerde yıllarca sürüncemede kalmasının Batı hukuk sistemine geçiş döneminde adaletin hızlı gerçekleşmesine engel olduğu düşünülerek kaldırılmıştır.
Uygulama bakımından; istinaf mahkemeleri bir olay, soruşturma, yargılama ve hüküm mahkemesi olduğu halde; Yargıtay mahkemelere sunulmuş olayların usulü dairesinde incelenip hukukun iyi uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmekle görevlendirilmiştir.

Mahkeme-i Temyiz 1922 yılında İstanbul’un Ankara hükümetine bağlanışına kadar varlığını sürdürmüş, bu tarihten itibaren elindeki dosyaları 7 Haziran 1336 (7 Haziran 1920) yılında Sivas’ta Muvakkat Temyiz Heyeti Teşkiline dair kanun ile kurulan temyiz heyetine devretmiştir.

SİVAS MUVAKKAT TEMYİZ HEYETİ DÖNEMİ (1920-1923)

7 Haziran 1920 tarihinde TBMM Hükümeti tarafından kabul edilmiş ilk yasalardan olan 4 sayılı yasa ile merkezi Sivas ilinde olmak üzere biri Hukuk, biri Ceza, biri Şer’iye ve biri de Dilekçe Dairesi olmak üzere 4 daireden kurulu Temyiz Heyeti (Yargıtay) oluşturulmuştur. Ancak İstanbul’da bulunan Yargıtay da bu sırada varlığını sürdürmüştür. 04.11.1922 tarihinde İstanbul’un Milli Hükümet buyruğu altına girmesi sonucu her iki Yargıtay’ın birleştiği hususu İstanbul’daki Yargıtay’da bulunan dosyaların Sivas’taki Yargıtay’a gönderilmiş olmasından anlaşılmaktadır.

Yargıtay’ın Sivas’ta kuruluşu ile eş zamanlı, çalışma usulü ve sistemi konusunda yeni yasalar çıkarılmamış olduğundan, bu hususlarda Osmanlı Devletinin yürürlükte bulunan yasaları uygulanmaya devam olunmuştur. Zamanla çıkan yasalar içine konulan birtakım hükümlerle, Yargıtay’ın çalışma sisteminde, kararların bozma nedenlerinde ve dosyaların temyizinde uygulanacak prosedürde değişiklikler yapılmıştır. Örneğin 28.03.1923 tarih ve 317 sayılı yasa düşman işgali sırasında verilmiş olan şeri, hukuki, ticari ve icrai hükümlerin, yasanın yürürlüğe girdiği tarihte kesinleşmemiş olması ya da temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olması durumunda temyiz edilebilmesi için özel süreler getirmiştir. Aynı şekilde yasa ikinci maddesi ile işgal altında bulunulan dönemde verilen ceza kararlarının ve memurin muhakematına dair yasa gereğince yapılan işlem ve yargılamaların da temyizini mümkün kılmıştır. Yasa ile getirilen değişiklik ve yeniliklerin başlangıcı için, “düşman işgalinden kurtulma” söz konusu edildiğinden, bu Yasanın yürürlüğe girme tarihi her bölge için değişik olmuştur. Zira Yasada yürürlük tarihi “kanunun bölgedeki gazetede yayımlanması” veya gazete yoksa “usulünce duyurulması” olarak belirlenmiştir.

Cumhuriyet döneminin ilk Yargıtay’ı olan ve Sivas Temyiz Heyeti adıyla kurulan bu Yüksek Mahkeme İstanbul’da bulunan Temyiz Mahkemesi ile birleştikten sonra, 14.11.1923 tarihli ve 371 sayılı yasa ile Anadolu ve Rumeli’de bulunan illerin kurtuluşlarını (özellikle İstanbul ve İzmir’i) müteakip dava dosyalarının ve temyiz edilen dosya sayılarının artması, bu dosyaların Sivas’a ulaşmasının güçlükleri gibi gerekçelerle Sivas’tan Eskişehir’e nakil ile Mahkeme-i Temyiz adını almıştır.

TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KURULUŞU VE ESKİŞEHİRDE TEMYİZ MAHKEMESİ DÖNEMİ (1923-1935)

14.11.1923 tarihli ve 371 sayılı yasa ile Yargıtay’ın Sivas’tan Eskişehir’e nakli ile birlikte bazı yapısal değişiklikler de getirilmiştir.

4 Sayılı yasada belirtilen Hukuk, Ceza, Şer’iye ve Dilekçe Dairesine ilaveten, bu yasanın ikinci maddesinde Sulh Dairelerinden de söz edilmesi Yargıtay’daki Daire sayısının artırılmış olduğunu göstermektedir.
Dairelerde bir başkan ve dört üyenin bulunacağı hükmü bu yasada da tekrar edilmiş, Birinci Başkanlığın, Adalet Bakanı tarafından başkanlardan birisine tevdii edileceği ve seçilen Birinci Başkanın kendi Dairesi ve Genel Kurula başkanlık edeceği kuralına yasanın üçüncü maddesinde değinilmiştir.

Yasa ile getirilen yenilikler ise; Yargıtay’da üç yedek üyenin bulunması, bir Yargıtay Başsavcı Başmuavini bulunacağı, Başsavcı muavini sayısının ikiden dörde çıkarılması ayrıca her dairede lüzümu kadar başmümeyyiz, mümeyyiz ve katiplerin bulundurulması olarak göze çarpmaktadır. Mümeyyizler Dairede yazılan yazıları düzeltmekle görevli kişilerdir.

Bu Yasa ile getirilen yeni hükümlerle, 4 sayılı yasa hükümlerinin birbirine aykırı olması durumunda, 4 sayılı yasanın aykırı olan hükümleri mülga sayılmıştır. Bu bağlamda, aykırı olmayan 4 sayılı yasa hükümlerinin geçerli olduğu anlaşılmaktadır.

Yargıtay’ın Eskişehir’de faaliyete başlamasından sonra, 08.04.1924 tarih ve 469 sayılı yasa ile mevcut olan Şer’iye Dairesi kaldırılarak Hukuk Dairesi sayısı Dilekçe Dairesi sayısı ikiye çıkarılmıştır.
Şer’iye Dairesinin kaldırılmasına ilişkin bu değişikliğin, halifeliğin kaldırılmasından hemen sonra yapılmış olması, Türkiye Cumhuriyetinde din işleri ile devlet işlerinin birbirinden ayrılmasına yönelik iradenin önemli bir göstergesidir.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında; Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu üzerine çalışmalar yapması üzere iki komisyon kurulmuştur: Ahkam-i Şahsiye ve Vacibat. Ancak komisyonların hazırladıkları tasarılar ile devrimlerin bağdaşmadığına inanan Cumhuriyet Hükümeti, İsviçre Medeni Kanununun ve Borçlar Kanununun, bazı değişikliklerle, bütün olarak alınıp benimsenmesine karar vermesi sonucu  her iki Kanun da 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Türk Ceza Kanunu, 1889 tarihli İtalyan Ceza Kanununun benimsenmesiyle 1 Mart 1926 tarihinde kabul edilmiştir.
Ticaret Kanunu 29 Mayıs 1926 tarihinde kabul edilmiş ve 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 1850 tarihli Kanunname-i Ticaret’in yenilenmesi amacıyla 1916 yılında hazırlanan bir projeden esinlenilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, Neuchâtel Kantonu Hukuk Usulü Kanunu örnek alınarak hazırlanmış ve Ekim 1927’de yürürlüğe girmiştir.

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, 1877 tarihli Alman Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu örnek alınarak hazırlanmış ve 20 Ağustos 1929 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Deniz Ticareti Kanunu, Alman Hukukundan esinlenilerek hazırlanmış ve 13 Mayıs 1929 tarihinde kabul edilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu, İsviçre’deki İcra ve İflas Kanununun benimsenmesi yoluyla hazırlanmış ve 4 Eylül 1932 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

766 SAYILI HAKİMLER KANUNU İLE GETİRİLEN YENİLİKLER VE BU DÖNEMDE YARGITAY

20.03.1926 tarihinde çıkarılan 766 sayılı yasaya kadar hakimlerin seçimi, dereceleri, terfileri, ödüllendirilmeleri ve soruşturmalarına ilişkin olarak geniş kapsamlı ve ayrıntılı bir özel yasa çıkarılmamıştır. Bu yasa ile hakimlere ilişkin düzenlemelerden başka geçici maddeler başlığı altında yazılı otuzyedinci maddede Temyiz Mahkemesi’nin (Yargıtay’ın) “Cumhuriyet Merkezi”ne gelmesinden de bahsedilmiştir.

766 sayılı yasada genel olarak şu düzenlemelere yer verilmiştir.

Hakimler iki sınıf olup; birinci sınıfta, yargılama yapmakla görevli hakimler, icra reisleri ile yardımcıları, savcılar ve yardımcıları, Bakanlık teftiş kurulu başkanı ile müfettişleri ve personel, hukuk ve ceza işleri müdürleri yer almakta; ikinci sınıfta ise Temyiz Mahkemesi hakimleri, Başsavcı ve Bakanlık Müsteşarı bulunmaktadır. Kanun metni içinde yapılan bu ayrım şimdiki birinci sınıf hakimlik gibi olmayıp sadece iki grup olarak yapılan ayırımdan ibarettir. Hakimler arasında yapılan sınıflandırma ve bu sınıfların hangi kişileri kapsadığı hususları ayrıntılı bir şekilde düzenlendikten sonra atamalarının nasıl olacağı, atanan yerlerin derecelendirilmesi ile sınıfların nasıl değişeceği de etraflı bir şekilde açıklanmıştır.

Yargıtay üyeleri, birinci sınıf hakimlerin altıncı derecesinde en az üç yıl çalışmış olan ve yükselme defterine adı yazılmış olan hakimler arasından seçilecektir.

Hakimlik mesleğine kabul için Türk olmanın yanında, yirmi yaşını doldurmuş olmak askerliğini yapmış ya da ilişiği olmamak, bulaşıcı hastalığı ve göreve engel başka bir rahatsızlığı bulunmamak, ağır hapis cezası ya da görevi kötüye kullanmak ya da “namus ve haysiyete” dokunur suçtan ceza almamak, Hukuk Fakültesi ya da hukuk mektebi mezunu olmak gibi şartlar aranmıştır. Şartları tutanların da bir mahkeme yanında zabıt yazma işini en az altı ay yapmak suretiyle uygulama deneyimi kazanmaları da öngörülmüştür.

Hakimlik mesleğine seçilme, meslekte yükselme, sınıf değiştirme, işten el çektirme, ödüllendirme ve soruşturma ile ilgili tüm işlerini “intihap encümeni” adında bir kurulun yapacağı, Kurulun Yargıtay’dan bir başkanın başkanlığında, bakanlık müsteşarı, üç Yargıtay üyesi, personel işleri müdürü, hukuk işleri müdürü, ceza işleri müdürü ve teftiş kurulu başkanından oluşmaktadır. Adalet Bakanı ise Kurulun doğal başkanıdır. Yargıtay’dan kurula seçilen başkanın kurula katılmaması durumunda ise müsteşarın vekalet edeceği, oylamalarda oyların eşit çıkması halinde başkanın bulunduğu tarafın tercih edileceği, Kurulun toplantı yapabilmesi için de en az altı üyenin katılımının zorunlu bulunduğu verilen kararların Adalet Bakanı tarafından “tasdik-i Ali”ye sunulacağı düzenlenmiştir.

Kurul kararları gerekçe gösterilmek suretiyle Bakan tarafından reddedilebileceği kuralı konulmuş olmasına karşı bu reddin nasıl yapılacağı ve izleyen işlemlerin nasıl olacağı konusunda bir açıklama getirilmemiştir. Kurulun soruşturma işlemlerinin ilgililere tebliğinden sonra, 15 gün içinde ilgililerin itiraz hakkı bulunmaktadır. İtiraz üzerine Yargıtay Başkanlığına gönderilen dilekçenin oluşturulan bir heyet tarafından inceleneceği ve bu heyetin kararının kesin olacağı, gereğinin ise Bakanlıkça yapılacağı, ancak hakimlikten çıkarma cezası; ağır hapis veya “o derecede bir ceza” veya “namus ve haysiyete dokunur” bir cürümden dolayı verilmiş ise derhal yerine getirileceği belirtilmiştir.

Yargıtay Üyelerinin birinci sınıf hakimler arasından ve en az üç yıl bu derecede görev yapmış ve terfi defterinde adı yazılı olan hakimler arasından veya hakim seçilebilmek için gerekli şartları taşıyan, yirmi yıl avukatlık yapmış olan ya da üniversitede veya Hukuk Mektebinde on yıl öğretim görevlisi olarak çalışmış bulunanlardan “metin ahlakıyla” tanınmış kişilerin seçilebilmesi öngörülmüştür.

Yargıtay üyeliklerinde boşalma olduğunda; Adalet Bakanı tarafından yasada aranan şartları taşıyan altı kişinin isimlerinin Yargıtay Başkanlığına bildirilmesi, avukat ve öğretim üyelerinden bildirilen isimlerin bu miktarın üçte birini geçemeyeceği, bu bildirim üzerine Yargıtay Başkanının Genel Kurulu toplayarak bildirilen isimlerin bulunduğu tezkere zarfını heyet önünde açarak adaylar için Başsavcının da katılımı ile gizli oylama yapılması ve en çok oy alan üç kişinin isminin Adalet Bakanlığına bildirilip Adalet Bakanının da bu üç kişiden birini seçerek “tasdik-i Ali”ye sunması şeklinde bir prosedür getirilmiştir.

Yasa ile getirilen hükme göre Yargıtay’ın İkinci Başkanları, Başsavcının da katılacağı Genel Kurul birleşiminde yapılacak seçimde, Yargıtay üyeleri arasından en çok oyu alan üç aday arasından Adalet Bakanı tarafından, Yargıtay Başsavcısı, ikinci sınıfta sayılan hakimler arasından Adalet Bakanı tarafından doğrudan doğruya ve Yargıtay Başkanı da Yargıtay ikinci başkanları ve Yargıtay Başsavcısı arasından Adalet Bakanı tarafından seçilecektir.

Yargıtay üyelerinden birinin görev ve memuriyetine ilişkin işlediği suçlardan dolayı soruşturması Bakanlık tarafından görevlendirilecek temyiz başkanlarından biri ve savcı olarak da Başsavcı tarafından yapılmakta, Başsavcı hakkındaki soruşturmada savcılık görevini temyiz başkanlarından biri yürütmektedir. Şahsi suçlar için de bu usul geçerli olmaktadır. İşlenen suç cinayet ise soruşturma genel hükümlere göre yapılmakta, soruşturma sonucu Yargıtay Ceza Dairesi tarafından lüzum-u muhakeme kararı verilirse evrak Yüce Divana sevk edilmek üzere Adalet Bakanlığına gönderilmektedir. Hakimlerle birlikte suça iştirak eden hakim olmayanların yargılamaları da hakimlerin tabi olduğu usule göre birlikte yapılmaktadır.

834 SAYILI MAHKEME-İ TEMYİZ TEŞKİLATININ TEVSİİNE DAİR KANUN DÖNEMİ

766 sayılı Hakimler Kanunundaki yukarıda açıklanan düzenlemelerden kısa bir süre sonra çıkarılan 834 sayılı “Mahkeme-i Temyiz Teşkilatının Tevsiine Dair Kanun” adıyla çıkarılan yasaya göre Yargıtay’daki Daire sayısı üç Hukuk ve üç Ceza Dairesi olmak üzere altıya çıkarılmış, bu Dairelerden her birinin görevinin 834 sayılı bu yasa, Yargılama Usulü ve Sulh Hakimleri Kanunu ile belirleneceği ifade edilmiştir.

Dairelerden her birinde bir başkan ve altı üyenin bulunacağı ve heyetin beş kişi ile oluşacağı, Genel Kurulun ihtiyaç duyması halinde üç adet yedek üyenin de bulunabileceği, Daire başkanının üzerinde bir başkan ve başsavcılık refakatinde bir başmuavin ile yeteri kadar muavin bulunması öngörülmüştür.

Daireler arasındaki işbölümüne ilişkin olarak getirilen kurala göre de Ceza Bölümünde; idam cezası, müebbet ağır hapis ve muvakkat ağır hapis, müebbet sürgün, beş seneden fazla hapis, kamu hizmetlerinden sürekli yasaklanma cezalarını gerektiren suçlara ait hükümlere Birinci Daire ve Birinci Dairenin görevi dışında kalan cürümlere veya bu davalara bağlı tüm hükümlerle cezada davanın nakli, Ceza Usul Yasasının otuz altıncı maddesiyle temyize gönderilmiş kısma ilişkin merci tayini konuları İkinci Daire ve kabahatlere ilişkin davalar ile tüm özel yasalardan doğan davalar ile isim, yaş ve kayıt tashihi davalarına Üçüncü Daire bakacaktır.

Yargılamaları temyize gönderilen hakim ve valilerin, yargılamaları eylemin niteliğine göre benzer eylemlerde temyiz mercii olan Dairelere ait olup bu yargılamalarda verilecek kararların temyizine Ceza Genel Kurulu bakacaktır.

Hukuk davalarının temyizinde ise Birinci Hukuk Dairesi; ikinci ve üçüncü hukuk dairesinin görevi dışında kalan hukuk ve ticaret davalarında, İkinci Hukuk Dairesi ayni haklar hariç olmak üzere şahsa, aileye ve mirasa ilişkin hukuk işleriyle, her ne şekilde olursa olsun hukuk ve ticarette davanın nakli ve merci tayini hususlarında, Üçüncü Hukuk Dairesi de Sulh Hakimleri Kanunun hükümlerine dayalı olarak sulh mahkemelerinden verilmiş hukuk ve ticaret işlerine dair kararları incelemekte görevli sayılmıştır.

Yargıtay Birinci Başkanı Genel Kurullara başkanlık eder ve bu kurullara gönderilen işleri düzenler ve yönetir. İşi çok olan daireye işi az olan daireden geçici olarak üye görevlendirebilir. Yargıtay’a yapılacak seçimlerle ilgili olarak Bakanlık ile irtibat halindedir. Daire başkan ve üyeleri Birinci Başkan gerekli gördüğü takdirde Genel Kurulda Birinci Başkana yardım ve Birinci Başkanın nezaretinde Başkanlardan en kıdemlisi kendisine vekalet edebilir.

Yargıtay Genel Kurulları hukuk ve ceza olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Ceza Genel Kurulu ceza dairelerinden, Hukuk Genel Kurulu ise hukuk dairelerinden teşekkül eder. Her iki Genel Kurul da kendi üye toplam sayılarının üçte ikisinin toplanması ile toplantı yeter sayısına ulaşır. Toplananların üçte ikisinin oyu ile de karar yeter sayısı sağlanmış olur. Genel Kurullarda çoğunluğun sağlanamadığı durumlarda o kısımdan müzakereye katılmamış olan üyeler çağrılır. Bu suretle de ekseriyet temin olunamaz ise bu durumda her iki Genel Kurul toplantıya çağrılarak mutlak çoğunluk sağlanıp karar verilir.

Yargıtay’ın iki dairesi veya bir dairenin kararları arasında aynı konulara ilişkin birbirine zıt kararlar olduğunda ya da istikrar kazanmış bir içtihadın değiştirilmesi gereği doğduğunda Yargıtay Başkanı ilgili dairelerden birbirine aykırı kararları ve içtihadın değiştirilmesine ilişkin nedenleri ister ve özeti ile birlikte toplantı gününü belirleyerek toplantıdan en az üç gün önce Genel Kurula dağıtır. Bunun üzerine ilgili daireler de üyelerinden birini kendi dairelerinin görüşlerini etraflıca açıklaması ve savunması için görevlendirir. Her bölümün üçte ikisi ile oluşacak Genel Kurul ve ceza işlerinde Başsavcının da katılımı ile durum incelendikten sonra toplanan mevcudun üçte ikisi ile alınacak karar benzer olaylarda emsal olur. Bu konulardan Yargıtay Başkanı, Başsavcının veya dairelerin göndermesiyle haberdar olabileceği gibi resen de haberdar olup yukarıdaki şekilde içtihatlardaki aykırılığın giderilmesini sağlayabilir.

Ceza işlerinde karar düzeltme ancak hükmün kişi veya mahiyete doğrudan doğruya etkili olan bir hususun temyiz dilekçesinde veya tebliğnamede ileri sürülmüş olmasına rağmen ilamda dikkate alınmamış olması halinde mümkün olmaktadır. Karar düzeltme istemi Başsavcıya aittir. Bu istem üzerine temyiz incelemesi asıl kararı vermiş olan dairece yapılır.

Mahalli savcılar kendiliğinden ya da ilgililerin başvuruları üzerine Başsavcının dikkatine sunulmak üzere belgeleri gönderirler. Ancak yapılan başvuruyu düzeltilecek bir husus olarak görmezlerse sırf başvuru nedeni ile kararın uygulanmasını erteleyemezler.

Başsavcı karar düzeltme için yapılan başvuruyu inceledikten sonra eğer gerek görürse ilamın icrasını veya ertelenmesini derhal mahalline bildirir.

Ceza Dairelerinin kararlarına karşı Başsavcının kararın kendisine tevdii tarihinden itibaren iki hafta içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz hakkı vardır.

834 sayılı yasadaki bir düzenleme Teşkilat ve Usulü Muhakemat kanunlarıyla sair kanunların bu kanuna aykırı hükümlerin mülga olduğu şeklindedir ki bu hüküm ile önceki yasalarla çelişen hükümler nedeniyle farklı uygulamaların ortaya çıkmasının önüne geçilmek istenmiştir.

18.06.1879 tarihli Nizamiye Mahkemeleri yasasına göre; üye seçilebilmek için, ilk derece mahkemesi başkanlığı ile istinaf üyeliğinde veya bu memuriyetlerin ikisinde dört yıl çalışmak zorunluydu.

24.06.1913 tarihli Hâkimler ve Adliye Memurları seçim tüzüğüne göre Adliye Nezaretine bağlı nizami mahkemelerin hakimlerinin rütbe ve dereceleri belirlenmiş; Mahkeme-i Temyiz başkanı, başsavcı ve istinaf mahkemesi birinci başkanının doğrudan nazır tarafından seçilerek, Padişahın onayıyla atanması esası getirilmiştir. Mahkeme-i Temyiz üyeleri ise başsavcının da bulunduğu genel kurulda, adaylar üzerinde görüşme yapıldıktan sonra gizli oy ve genel kurulun üçte iki çoğunluğu ile en az beş yıl hakimlik yapmış, ahlak sağlamlığı ve hukuk bilgisi ile tanınan üç tanesi belirlenerek nazırın da bunlardan birini seçmesiyle atanırlardı. Yargıtay Genel Kurulunca üç aday arasına girebilmek, sonra da Adalet Bakanının tercihleri arasında yer almak gerekmekteydi. 07.09.1914 tarihinde yapılan değişikliğe göre ise; Mahkeme-i Temyiz üyelerinin seçiminde, beş yıl hakimlik görevinde bulunmuş, sağlam ahlak ve hukuk bilgisine sahip altı adayın adını içeren kapalı bir zarf, Adliye Nezaretince Mahkeme-i Temyiz birinci başkanlığına verilir, birinci başkan zarfı genel kurulda açıp okur, adaylar üzerinde görüşme yapılıp genel kurulun üçte ikisi tarafından seçilen üç kişinin adı Nezarete bildirilerek nazır tarafından biri seçilir ve arzolunurdu. Aday olabilmenin ön koşulu kırk yaşını bitirmek ve Adalet Bakanlığınca beş yıl hakimlik yapmış kimseler arasından en az altı kişinin ismini taşıyan listeye girebilmek, Yargıtay Genel Kurulunca 2/3 çoğunlukla seçilecek üç aday arasından Adalet Bakanınca tercih edilebilmek önemliydi.

04.07.1934 günlü 2556 sayılı Hâkimler Yasası uyarınca Yargıtay üyesi seçilebilmek için birinci sınıf hakimler arasından Adalet Bakanı tarafından seçilerek; Adalet Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan üçlü kararname ile atanmak gerekliydi.

Yargıtay Birinci Başkanı, Başsavcı ile Yargıtay İkinci Başkanları arasından Adalet Bakanınca seçilir, yine Adalet Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan üçlü kararname ile atanırdı. Yargıtay Büyük Genel Kurulunca seçilen ilk Başkan İmran Öktem’dir.

YÜCE DİVAN

İlk 1876 yılında kabul edilen Anayasa ile yargı sistemimize girmiştir. Divan-ı Ali 30 üyeden oluşmaktaydı. Bunlardan onu Heyeti Ayân (padişah tarafından seçilen meclis üyesi) onu Danıştay onu da Yargıtay ve İstinaf reis ve üyelerinden kur’a ile seçilerek atanırlardı.

Divan-ı Ali iki bölümde Divanı İthamiye, Divan-ı Hüküm.

Divan-ı ithamiye dokuz üyeden oluşurdu. Üçü heyeti ayan, üçü Danıştay, üçü Yargıtay ve İstinaf üyelerinden olmak üzere Divan-ı Ali üyeleri arasından kura ile seçilirdi.

Divan-ı Hüküm; yedisi Heyeti Ayan, yedisi Danıştay, yedisi de Yargıtay ve İstinaf üyelerinden olmak üzere 21 Divan-ı Ali üyelerinden oluşurdu.

Divan-ı Ali’nin görevleri; Bakanlar ile Yargıtay Başkan ve üyelerinin ve padişahın kendisini ve makamını tehlikeye sokmaya teşebbüs edenleri yargılamaktı.

1876 Anayasası 20.04.1924 tarihinde kabul edilen yeni Anayasa ile kaldırılmış, Divan-ı Ali’nin de yapısı değişmiştir.

1924 Anayasasına göre Yüce Divan gerektiğinde TBMM.nce kurulmaktaydı.

Görevi; Bakanları, Yargıtay ve Danıştay Başkan ve Üyeleri ile Cumhuriyet Başsavcısını görevlerinden doğacak işler nedeniyle yargılamaktı.

1924 Anayasası gereğince Yargıtay Genel Kurulunca seçilen 11, Danıştay Genel Kurulunca seçilen 10 kişi kendi aralarında Başkan ve Başkanvekilini seçerlerdi. Başsavcı, Yüce divanda Savcı olarak görevliydi. Uygulamada Yargıtay Birinci Başkanları, Yüce Divanlara üye seçilip, Yüce Divanda da Başkanlığa seçilmişlerdir. Bahriye Vekili İhsan beyin yargılandığı Yavuz-Havuz olayında Yüce Divana Birinci Başkan İhsan Ezgi’dir. Gümrük ve Tekel Bakanı Suat Hayri Ürgüplü’yü yargılayan son Yüce Divana ise, Birinci Başkan Halil Özyörük başkanlık etmiştir.

27.05.1960 devriminden sonra 1924 Anayasasının Yüce Divana ilişkin hükümleri çıkarılmış ve Yüksek Adalet Divanı kurulmuştur. Bu divan hem 1924 Anayasasında olduğu gibi Yüce Divanda yargılanması gereken kişileri yargılayacak hem de Demokrat Parti iktidarının Cumhurbaşkanı ile Başbakanını, bakanlarını ve o iktidarda görev yapan kişileri yargılamakla görevlendirilmişti. Yüksek Adalet Divanına ek olarak sanıkların sorumluluklarının araştırılarak “son soruşturma” açmakla yükümlü olan Yüksek Soruşturma Kurulu oluşturulmuştur. Her iki Kurula katılacak hakimler Milli Birlik Komitesince Bakanlar Kurulunun teklifi ile seçilmişlerdir. Yüksek Adalet Divanı hakimlerinin adli, idari ve askeri hakimler arasından seçileceği belirtilmişti. Yüksek Adalet Divanında ve Yüksek Soruşturma Kurulunda Yargıtay’dan birçok Başkan ve Üye görev yapmıştır.

Yüksek Adalet Divanında 1. Ceza Dairesi Başkanı Salim Başol, Başkan, 4. Ceza Dairesi Başkanı Ferruh Adalı, 1. Ceza Dairesi Üyesi Abdullah Üner ve Selman Yörük Üye, 5. Hukuk Dairesi Üyesi Vasfi Göksu ve 5. Ceza Dairesi Üyesi Adil Sanal Yedek Üye, 1. Ceza Dairesi Üyesi Altay Egesel Başsavcı olarak görev yapmışlardır.
Yüksek Soruşturma Kurulunun il başkanı 6. Ceza Dairesi Başkanı Celal Kuralmen, onun görevden çekilmesi ile 2. Hukuk Dairesi Başkanı Hayrettin Şakir Perk Başkan olmuştur.

Yüksek Adalet Divanı çalışmalarını Yassıada da sürdürmüştür. Ancak 15 Eylül 1961 tarihli toplantı ve diğer toplantılar Yargıtay binasında  bulunan sonradan yıkılan Kubbealtı denilen bölümde sürdürüldü.  Bu dönem de divan başkanlığı 1. Ceza Dairesi Üyesi Selman Yörük tarafından yapılmıştır.

Yüce Divan görevi, 1961 Anayasası ile Anayasa Mahkemesine verilmiştir.

1221 SAYILI TEMYİZ MAHKEMESİ TEŞKİLATINA DAİR KANUN DÖNEMİ (1928-1973)

11.04.1928 tarihinde çıkarılan 1221 sayılı yasa ile Yargıtay’ın yapısı ve işleyişi ile ilgili yeni düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler dairelerin sayısına ve görev alanlarına da etkili olmuştur.

834 sayılı yasa döneminde Hukuk ve Ceza bölümünde üçer daire olmak üzere toplam altı daire mevcut iken hem hukuk dairelerine hem de ceza dairelerine birer daire eklenmek sureti ve ile Yargıtay’daki daire sayısı sekize, ticaret dairesi ile birlikte toplam daire sayısı ise dokuza çıkarılmıştır.

7264 Sayılı ve 11.05.1959 Tarihli “Temyiz Mahkemesi Teşkilatına Dair 1221 Sayılı Kanunun 1, 3 ve 4 üncü maddelerinde tadilat yapılmasına Dair Kanun” İle Yapılan değişikliklere gelince;
Bu yasa ile öncelikle 1221 sayılı yasanın 5859 sayılı kanunla Yargıtay’da bulunan hukuk dairelerinin sayısı sekize çıkarılmış ve bu dairelerin görev alanlarının 7264 sayılı bu kanun ve Hukuk ve Ceza Muhakemeleri Usulü kanunları ve İcra ve iflas Kanunu ve özel yasalarla düzenlendiğine işaret edilerek dairelerin görev alanları tek tek belirtilmiştir.

Temyiz Mahkemesi Teşkilatına Dair 1221 sayılı Ka- nunun değişik l, 2, 3 ve 4. maddelerinde değişiklik yapılmış ve yasaya yeni bir madde eklenmiştir. Değiştirilen 1, 2, 3 ve 4. maddeler ile eklenen maddeye göre;
Yargıtay 9 Hukuk, 7 Ceza, l Ticaret ve l İcra İflas Dairesinden kurulu olup, dairelerden her birinin görevi, bu kanun ve Hukuk ve Ceza Yargılama Usulü Kanunları ve İcra ve İflas Kanunu ve özel kanunlarla belli edilmiştir.

YARGITAY BİRİNCİ BAŞKANLARI VE ADLİ YIL TÖRENLERİ

Osmanlı Yargıtay’ında ilk Başkan, ünlü Hukukçu ve Devlet adamı Ahmet Cevdet Paşadır. Türkiye Büyük Millet Meclisince çıkarılan Yasa ile Sivas’ta kurulan muvakkat Temyiz Heyetinde ayrıca birinci başkanlık yoktu, daire başkanlarından biri bu görevi yürütmekteydi. Eskişehir’deki ilk kuruluşunda da Sivas’taki gibiydi. Yargıtay’ın Eskişehir’deki ikinci kuruluşunda başlı başına bir birinci Başkanlık görevi öngörülmüştür.

Birinci Başkanlarca Adalet Yılını Açış konuşması yapma görevinin önceleri hukuki bir dayanağı yoktu, geleneğe dayalı idi. İlk kez Adalet Bakanı Ali Rıza Türel döneminde 6 Eylül 1943 yılında 1943-1944 Adalet yılının başlaması nedeniyle düzenlenen Açılış töreninde Birinci Başkan Halil Özyürük’ün verdiği söylev, geleneğin başlangıcı olmuştur. Bakan Ali Rıza Türel, törenin amacını belirten konuşmasının ardından sözü Halil Özyürük’e bırakmıştır. Açılış törenleri, Adalet Bakanlığınca düzenlenmekte, çağrılar Bakan tarafından gönderilmekteydi. Açılış törenleri genellikle Ankara Hukuk Fakültesi konferans salonunda yapılmaktaydı. Yalnız, 1955 Eylül’ündeki tören Yargıtay’da (Kubbealtı) denilen ve sonradan yıkılan bölümde yapılmıştır.

1943 Eylül’ünden 1955 Eylül’üne kadar her adli yıl açılışında yapılan törenler 1956 yılında Adalet Bakanlığının ara vermesi nedeni ile dört yıl yapılamamıştır. 1960 yılında Adalet Bakanı Abdullah Pulat Gözübüyük’ün çabaları sonucu yeniden canlandırılmış ve günümüze kadar süregelmiştir. 1961-1965-1973-1975 ve 1979 yıllarında seçim dönemlerine rastlaması nedeni ile tören yapılamamıştır.

1955 yılına kadar yapılan açış konuşmalarında; İstiklal Marşı’nın ardından Yargıtay Birinci Başkanlarınca, meslekten ayrılan Başkan, Üye ve Hakimlerin adlarının açıklanmasının ve iyi dileklerinin iletilmesinin ardından Yargıtay’ın yıllık çalışması hakkında bilgi verildikten sonra, yargının sorunları ve çözüm yolları geniş olarak anlatılırdı. 1943 yılından itibaren köklü güzel bir gelenek olarak başlayan 1973 yılında yasa emri haline gelen söylevler bugüne kadar önemini korumuş, adli yargı mensupları ve toplum tarafından her adli yıl’da merakla yargının hep aynı ve değişmeyen sorunlarının Yargıtay Birinci Başkanı tarafından seslendirilmesi beklenir olmuştur.

1960 yılından sonra yapılan Adli Yıl Açılış söylevlerinde; Yargıtay 1. Başkanları gelişen ve değişen Türkiye ve dünya olaylarına kayıtsız kalmamışlardır. Yargıçlarında aydın ve yurtsever olduğu, her konuda sorumluluk taşıdığı, sadece pozitif hukuk uygulayıcısı olmasının yeterli olmadığı, aksine ideal hukukun ve toplumun gerçekleri bulması konusunda düşünce üretmekle yükümlü olduğu kabul edilmiştir. Özeleştiri yapmanın bireye ve topluma çok şey kazandıracağının bilinci içerisinde Adlı Yıl Söylevlerinde siyasal, ekonomik, toplumsal rahatsızlıkları dile getirmenin tarihsel bir görev olduğu sürekli yinelenmiştir. Yargıtay 1. Başkalarından Halil Özyürük’ün “yeterki, Türk Hakimi Türk yurdunda adaleti daima muzaffer kılmak fikrini, dimağında daima meşale olarak yanık bulundursun” sözünde belirttiği gibi bu görevlerini bugüne kadar topluma ve Türk yargısına yakışan şekilde yerine getirmişlerdir. Adli Yıl Açılış Söylevleri ve içerikleri tarihimiz için önemli yazılı belge niteliği taşımaktadırlar.
Yargıtay Birinci Başkanları, her adli yıl açılısında aynı sorunları yinelenmekten bıkmayarak çözüm yolları aramaya çalışmışlar, sorunlara asla karamsarlık, umutsuzluk içinde değil; iyimserlikle yaklaşarak, tarihsel sürecimizden sonuçlar çıkararak, yüce önder Atatürk’ü örnek alarak, hukuk devletine hep inanmışlardır. Demokrasinin temel öğelerinden olan toplumda hoşgörü ve saygı ortamı içinde siyasal inançlar ve faaliyetleri yadırgamadan, düşman olmadan, Anayasa ve yasaların kendilerine tanıdığı hak ve özgürlükler kapsamında hukuk düzenini oluşturan kuralları tekrar tekrar söylemekten bıkmamışlardır.

1943 yılından beri süregelen anlamlı toplantılarda yargının nasırlaşmış sorunları yinelenerek Türk Adalet Teşkilatının yıllarca çok ağır yük ve sorumluluk altında özveri ile çalıştığı tüm açış konuşmalarında değişik ifadelerle tekrarlanmıştır.

Bu arada millet ve hak yolunda, Adalet hizmetinde 140 yılını geride bırakan Yargıtay, köklü mazisi ve anıtlaşmış kararlarıyla saygınlık yaratmıştır. Yargının sorunlarının gelmiş geçmiş bütün yasama ve yürütme organlarınca bilinmesine ve ısrarla çözümleri ile birlikte tekrar tekrar anlatılmasına rağmen, sorunlarımızın çoğuna arzulanan düzeyde adil, kalıcı ve gerçekçi bir çözüm getirilememiş olması, son derece üzücü ve geleceğimiz açısından düşündürücüdür.
İlk defa 1977-1978 Adli Yıl Açılışı ,Yargıtay Birinci Başkanı Cevdet Menteş zamanında, Yargıtay’ın o günlerde hizmete açılan şimdiki konferans salonunda yapılmıştır. Sonrasında ananevi gelenek olarak törenler bir istisna (2001 yılı ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonunda) dışında hep Yargıtay’da yapılmıştır.

Her yıl Adli yıl açılış töreni programında Anıtkabir ziyareti yer almaktadır. Bu anlamlı ziyarette, Yargıtay Birinci Başkanı, Anıtkabir özel defterine tüm Yargıtay mensuplarının duygu ve düşüncelerini yansıtır.

Gerçek Hukuk devleti, çağdaş gelişmeleri yasalarına, hukuk düzenine aktaran devlettir. Toplumu oluşturan fertlerin özellikle devlet içinde hakim olan idare edenlerin yasalara ve yargı kararlarına yürekten inanarak bağlı kalmaları sonucunda çağdaş hukuk sistemine geçebilir. Demokratik hukuk kurallarına uygun yeni düzenlemeler getirilebilir. Akla, bilgiye ve yaşamın içinde olarak toplumun ihtiyaçlarına göre düşünülüp yeni düzenlemeler getirilmesi için yargı kuruluşlarının en üst düzeyde yapılandırılması ve yargı gücü ile denetiminin önemi söylevlerde sürekli vurgulanmıştır. Bunun yanında olumsuzluklar da açıkça anlatılmış, ülkemizde vatandaşların Adli sorunlarına, yakınmalarına, yargı teşkilatının sıkıntılarına geniş kapsamlı kalıcı çözümler yerine, gündelik çözümlerle yetinildiği, ciddi Adalet politikası olmayışı, kadro personel ve bütçe yetersizliği sonucunda yargının durumunun Anayasal gücü ve yeri ile orantılı duruma bir türlü getirilemediği, yıllardır süregelen sorunların gün geçtikçe artmasının Yargıtay’ı ciddi endişelere sevkettiği, davaların irade dışı uzaması sonucunda adalete karşı inanç ve güvenin zedelenmesinin manevi sorumluluğunu Yargıtay’a yüklemenin haksızlık olacağı Yargıtay Birinci Başkanlarınca her adli yıl açılışında dile getirilmiştir.

Yargının kendisini yaratan Devlet sisteminden soyutlanmadan, ancak işlevini yerine getirirken yasama ve yürütmenin etkisi altına da girmeden karar vermesi gerektiği, bu bağımsızlığın öncelikle kavram olarak benimsenmiş bir yargı sisteminin insan öğesi sayılan hakimin de güvencesi olduğu ve devlete hukuk devleti niteliği kazandıran bu temel kural zedelendiği an, bundan doğrudan adaletin, Devletin ve Türk Milletinin zarar göreceğinin unutulmaması icap ettiği Yargıtay Birinci Başkanları tarafından açıklanmıştır. Yargı gücünün, başlı başına mevcut ve bağımsız bir güç olduğu, “Yargının bağımsızlığı ilkesi” insan aklına gelebilecek en üst düzey ve boyutta düşünülmüş Anayasa ve yasalarda mükemmel şekilde yer almış olsa bile, yargıç güvencesi olmadıkça yargının tam bağımsızlığından söz edilemeyeceği belirtilmiştir.

Hakimin güvenceden yoksun olduğu kaygısına kapıldığı anda bu kavramın sadece şeklî olacağı, Anayasanın 9, 138, 139. maddelerinde kaynağını bulan yargı bağımsızlığı ve hakim güvencesi kavramlarının, sadece yargıya ve hakime tanınan bir imtiyaz değil; aksine toplumun tüm kesimlerinin, demokratik düzenin ve giderek devletin güvencesidir denilmiştir..

Uyuşmazlıkların süratle çözülebilmesi, yargı kararlarının uygulanabilmesi için, hükmün doğru olması, kamu vicdanını rahatlatması, hakimin bağımsız olması ve kararların gerekçeli olarak açıklanması, yargıçların günlük kaygılardan uzak tutularak kendilerini geliştirmeye olanak sağlayacak bir gelir düzeyine sahip olmaları gerekmektedir. Yargı binalarının yetersizliği ve genel bütçeden adalete ayrılan payın yüzde birler civarında olduğu ve bu miktarında yargının, kamusal işlevi ile orantılı ve yeterli olmadığı açıktır. Cumhuriyetin ilk yıllarında kuruluş döneminin zorluklarına ve olanaksızlıklarına rağmen bütçeden yargıya ayrılan payın bu günün 4-5 katı olduğu, yargıya o yıllarda verilen önemin sonucudur.Bütçeden alınan bu payla hiçbir yeniliğin ve reformun gerçekleştirilmesine ve yargı bağımsızlığının alt yapısını oluşturacak düzenlemelerin yapılmasına olanak yoktur.
Başkanlar konuşmalarında Mahkemelerdeki eksikliklerden, aksaklıklardan, davaların gerektiği gibi çabuk sonuçlandırılamadığından, vatandaşların yakınmalarından söz etmişlerdir. Alınması gereken acil tedbirler de belirtilmesine rağmen bu sözler bugüne kadar yankı bulamadığı gibi, her geçen gün iş yükünün artışının da eklenmesiyle gerilemiştir. Buna bağlı olarak vatandaşların şikayetleri de artmıştır.

Yargının maddi gereksinimlerini karşılamaktan uzak olan genel bütçeden alınan payın artırılması gerektiği ve ekonomisi güçlendirilmiş bağımsız yargının toplum düzeninin sağlanmasında en önemli rolü üstleneceğini, yargının ağır işlemesinin adaletin gecikmesi sonucunu doğuracağı adli kolluğun bir an önce kurulması, tam bağımsız ve yargıçları tam güvenceli,tüm işlevlerini etkin ve eksiksiz yerine getirebilen bir yargının demokrasilerin mutlak gereği olduğu açılış söylevlerinde dile getirilmiştir. Bağımsızlık ve güvencenin; yargı veya yargıç için ayrıcalık olmadığı; Hakkın eksiksiz, etkisiz ve ödünsüz gerçekleşmesi için zorunlu olduğu açıklanmıştır. Siyasilerin iktidarda iken hukuka siyaseti sokmak yerine; hukuku siyasete egemen kılmak erdemini göstermelidirler. Siyasilerin böylece tarihin ebedi saygısına layık olacakları gerçeği sık sık anlatılmış ve bağımsız yargının, yeri ve zamanı geldiğinde yasamanın ve yürütmenin kendi mensupları için de sığınılacak en sakin liman olabileceğinin unutulmaması gerektiği, çünkü siyaset ve hukuk tarihimizin bu unutkanlık örnekleri içeren hazin ve ibret verici öykülerle dolu olduğu, siyasi kuvveti kaba kuvvetten ayıran özelliklerin başında adaletin geldiği, yargılama erkinin yasama ve yürütmeden ayrılmamışsa bağımsızlıktan söz edilemeyeceği, eğer yargı erki yasama ile birleşmişse vatandaşın hayat ve hürriyetinin keyfiliğe tabi olacağı, eğer yargı erki yürütme erki ile birleşirse hükümlerin tahakküme dönüşeceği vurgulanmıştır. Yargı bağımsızlığının gerçekleşmesinde kıskançlık gösteren siyasiler, çeşitli kriz dönemlerinde bu bağımsızlığın yokluğunun ve eksikliğinin acısını en çok kendileri çekmiş, ülkeleri ve ulusları da bundan olumsuz biçimde etkilenmişlerdir.

Yargıtay 1. Başkanlarınca adli yıl açış konuşmalarında her yıl yinelenmesine rağmen, beklenen ve özlenen yargı reformu bir türlü hayata geçirilememiştir.

1971 yılına kadar Yargıtay Başkan ve Daire Başkanları emekli olana kadar veya kendi istekleriyle ayrılana kadar görevde kalırlardı. Şimdiki gibi Yargıtay’da sık sık Başkan seçimi yapılmazdı. 1961 Anayasasının 139. maddesi 20/09/1971 gün ve 1488 sayılı yasa ile değiştirilerek bu uygulamaya son verildi. 139. maddesinin 4. maddesi gereğince “Yargıtay Birinci Başkanıyla İkinci Başkanlarının (Daire Başkanları) ve Cumhuriyet Başsavcısının görev süresi dört yıl” olarak belirlendi. 1730 sayılı Yargıtay Kanunuyla seçimlerin esasları saptandı ve 1973 Haziranında dört yılını dolduran başkanların seçimleri yenilendi. Böylece ilk defa 1971’de Anayasa ile kurulan sistem bugün de yürürlüktedir. 1730 sayılı Yargıtay Kanununa 25/06/1981 gün ve 2483 sayılı kanun ile eklenen geçici madde ile Cumhuriyet Başsavcıvekilliği ihdas edilmiştir. Daha sonra 2797 sayılı Kanunda da yerini almıştır.

1944-1945 yılı Adli Açış Konuşmasını Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün huzuruyla yapan Yargıtay 1.Başkanı Halil Özyörük, Adli yıl açılış konuşmasının bir gelenek haline getirilmesi konusundaki arzularını şöyle açıklamıştır;
Geçen adli yılı ilk açtığımız tarihten bugüne kadar tam bir yıl geçti. Şu anda Türkiye’nin tüm mahkemeleri tatil devresinden yeni çalışma devresine girmiş bulunuyor. Her eylül ayının altıncı günü tekerrür eden bu olay, yıllık kaza faaliyeti için bir başlangıç teşkil etmektedir. Kanunun buna işaret etmekte oluşu da kaza işlerinde modern bir Devlet için zaruri görülen ıttırâd ve mükemmeliyetin teyidi demek olur.

Adli yılın başladığı günde kaza organlarının başında gelen Temyiz Mahkemenizin bir tören yapmasından daha tabii ne olabilir?

Yurdumuz için, memleketimiz adliyesi için adli yılın başlangıç gününü takvim yaprakları arasında işaretlemek adeti pek yenidir. Hatta bu konuda bir adetten bahsetmek mümkün görülmeyebilir. Zira, biz hukuk mensupları adetten söz açtığımızda uzun zaman değişmeksizin tekrarlana gelen ve yazılı olmayan hukuk kuralını düşünürüz. Burada kasdetmek istediğim adet, tabir caiz ise (tören-adet) adı verilebilecek olan bir alışkanlıktan başka bir şey olmayacaktır.

Temyiz Mahkemesi’nin çalışma devresine girdiği günde merasimli bir toplantı yapmasından daha tabii bir şey olmayacağı ve bu toplantılarda faydalı hasbihaller yapılacağı içindir ki, bunların her yılın aynı gününde tekrarlanacağını ve böylece güzel bir meslek adetinin teessüs edeceğini söylemek benim için bir bahtiyarlık vesilesidir.

Adli yıl başlangıcı toplantılarının meslek hayatı ve meslek terbiyesi bakımlarından haiz olduğu faydalardan başka, müsbet bir takım neticeler de doğuracağından şüphe edilmemelidir.

Gerçekten, bu toplantılar bir taraftan halk kitleleri ile yüksek kaza uzvu arasında bir münasebet yaşatmak; diğer taraftan da geçmiş adli yıl içerisindeki çalışmalara dair topluca malûmatın bir arada gözden geçirilmesi bakımlarından önemli neticeler ortaya çıkarabilir.

Devamla;
Adlı yıl açılış töreni 1730 sayılı Yargıtay Kanunu ile Yasa hükmü haline gelmiştir. 52 maddede “Her adli yıl, Ankara’da Yargıtay 1. Başkanının söylevi ile açılır. Açılış söylevinin metni üzerinde daha önceden başkanlar kurulunun düşüncesi alınır” denilmiştir. 2797 sayılı Yasanın 59 maddesinde de aynı düzenleme yer almıştır.
Törenin amacı; yargının işleyişi hakkında gereken açıklamaları yaparak sorunları dile getirmek, çözüm yollarını önermektir.

Adlı yıl açılış töreninde Yargıtay Başkanının konuşması sonrasında konuşma yapılıp yapılmayacağı hakkında yasa hükmü yoktur. 1973 yılındaki törende Yargıtay 1. Başkanının açılış konuşmasının ardından törenin bittiği düşünüldüğü sırada Barolar Birliği Başkanı kürsüye çıkarak bir konuşma yapmıştır.

Sonraki yıllarda Barolar Birliği Başkanları, Yargıtay 1.Başkanından sonra konuşma yaparak geleneği sürdürmüşlerdir.

Yargıtay 1.Başkanları, törenden önce Barolar Birliğinin konuşma metninin Yargıtay Başkanlığına gönderilmesi konusunda titizlik göstermişlerdir.

Adliye Mahkemeleri yasa gereği 20 Temmuz-6 Eylül tarihleri arasında Adli tatile girmektedir. Adli tatil ve Adlı yıl açılış töreni Fransa’dan alınmıştır. Fransa’da Yargıtay Büyük Genel Kurulunun toplanarak tören yapılması yeni adli yılın başlangıcı kabul edilmektedir.

1730 Sayılı Yargıtay Kanunu

Yargıtay’ın çalışmaları, yönetimi ve denetimi 14 Nisan 1928 gün ve 1221 sayılı Temyiz Mahkemesi Teşkilat Kanunu ile yürütülmekte idi. Yasada birçok kez değişiklik yapılmasına rağmen ihtiyaca yetmemesi, aksayan yönlerinin çokluğu sonucunda, yeni bir yasanın varlığına gereksinim duyulmuştur. 1961 Anayasasının geçici 7. maddesiyle Yargıtay Kuruluş Yasasının en geç 6 ay iç inde çıkarılması öngörülmüştür. 1730 sayılı Yargıtay Yasası 12 yıl aradan sonra 16 Mayıs 1973 tarihinde çıkarılabilmiş ve 01.06.1973 günü de yürürlüğe girmiştir.

Bu yasa ile Yargıtay’ın kuruluş, işleyiş ve görevleri yeniden düzenlenmiştir.

Hukuk ve Ceza Genel Kurulları ile dairelerin çalışmaları, Cumhuriyet Başsavcılığının kuruluş ve görevleri yeni baştan saptanmıştır. Birinci Başkanlık Divanı, yönetim kurulu, Haysiyet Divanı, Yayın İşleri Müdürlüğü gibi yeni kuruluşlara yer verilmiş ve seçimleri düzenleyen esaslar getirilmiştir. Yargıtay’ın ilk kez Genel bütçe içinde kendine ait ayrı bir bütçesi olmuştur. Bütçenin 1. derecede ita amiri Birinci Başkan olarak belirlenmiştir.
Yargıtay’ın 11 Hukuk ve 7 Ceza Dairesi olan sayısı 16 Hukuk ile 9 Ceza dairesi olarak arttırılmıştır. Birinci Başkana tanınan yetki ve tasarrufların bir bölümü (çok acele işler hariç olmak üzere) Birinci Başkanlık divanı ile yönetim kuruluna aktarılmıştır. Biri Hukuk diğeri Ceza Daireleri Başkan ve Üyeleri arasından seçilecek iki Birinci Başkan vekilliği ilk kez 1730 sayılı yasada yer almıştır.

Hukuk ve Ceza Genel Kurullarının çalışmasını kolaylaştıracak toplanan ve karar yeter sayılarının yeniden düzenlenmesi sonucu çalışmalarına ivme kazandırılmıştır.

1971 yılında Anayasa’da yapılan bir değişiklikle Divan-ı Ahkam-ı Adliye’den itibaren uygulanan bir sisteme son verilmişti. 1971 yılına kadar Yargıtay Başkan, Başsavcı ve Daire Başkanları emekli olana veya kendi istekleriyle ayrılana kadar görevlerinde kalırlardı. 1961 Anayasasının 139. maddesi 20.09.1971 gün ve 1488 sayılı yasa ile değiştirilerek bu uygulamaya son verilmiştir. 139. maddesinin 4. fıkrası ile Yargıtay Birinci Başkanıyla ikinci Başkalarının ve Cumhuriyet savcısının görev süreleri dört yılla sınırlandırılmıştır. 1730 sayılı Yargıtay Kanunuyla seçimlerin esasları saptanarak 1973 Haziranında dört yılını dolduran Başkanların seçimleri yenilenmiştir. Böylece ilk defa 1971’de Anayasa ile konulan görev süresi 4 yılla sınırlama sistemi bugünde yürürlüktedir. Yeni daireler çalışmaya başlayarak Anayasanın 13 ve Yargıtay Yasasının 50. maddeleri gözetilerek ve anılan maddelere ters düşmeyen, Yargıtay çalışmalarını düzenleyen İç Yönetmelik yapılmıştır. 1973 yılı ekim ayında yeni kurulan dairelere 42 Yargıtay Üyesi seçilerek görevlerine başlamışlardır. 1974 yılında Yargıtay üye mevcudu Birinci Başkan, Cumhuriyet Başsavcısı, Başkanlar dahil 202 kişiydi. Bunun 14’ü Yüksek Hakimler Kurulunda görevliydi. Tetkik Hakimi sayısı ise 147 kişiydi. Dosya sayısının geçmiş yıllarla kıyaslandığında ise; 1945 yılında (101.413) Daire sayısı 12, 1959’da (180.796) Daire sayısı 16, 1968’de (200.986) Daire sayısı 18, 1973 yılında gelen dosya sayısı (270.842) daire sayısı ise 24’e çıkarılmıştır. 1730 sayılı Yargıtay kararına 25.06.1981 gün ve 2483 sayılı kanunla eklenen geçici madde ile Cumhuriyet Başsavcıvekilliği ihdas edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcıvekilliği 1982 Anayasasına girmiş ve daha sonra çıkarılan 2797 sayılı Yargıtay Kanununda da yerini almıştır.

İlk defa Yargıtay Daireleri Hukuk ve Ceza olarak numaralanmış ve her dairenin görevleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Ayrıca görev alanları da yeni dairelerin kurulması ile yeniden belirlenmiştir.

1730 sayılı yasa ile döner sermayeye bağlı yayın işleri müdürlüğü Tasnif ve Yayın Kurulları oluşturulmuştur.

Daha sonra 1983 yılında yürürlüğe giren ve bugün yürürlükte olan 2797 sayılı Yargıtay Yasasının kabul ettiği pekçok hüküm 1730 sayılı yasadan alınmıştır.

Yargıtay’da 1221 sayılı yasada olduğu gibi her dairede Büyük Genel Kurulunca seçilen İkinci Başkan (Daire Başkanı) ile Birinci Başkanlık divanınca görevlendirilen yeteri kadar üye bulunur. 1221 sayılı yasada bir yedek üye sınırlaması 1730 sayılı yasa ile Başkanlık Divanın taktirine bırakılmıştır.

Hukuk ve Ceza Genel Kurullarında 834 sayılı yasa zamanında karar vermek için üçte iki çoğunluğun sağlanması gerekli iken 1221 sayılı yasa zamanında “salt çoğunluk” yeterli sayılmış ve bu Kurulların toplanması ve karar vermesi kolaylaştırılmıştır. Oysa önceden toplantı yeter sayısı bulunduktan sonra bile katılanların üçte ikisinin oyu ile karar alınabiliyordu. Bu yüzden Genel Kurullar gerektiği gibi çalışamıyordu. 1971 ve 1972 yıllarında Hukuk Genel Kurulunda ikibini aşkın dosya tetkik edilmek üzere sıra beklemekteydi. 1730 sayılı yasa ile toplanma yeter sayısı indirilmiştir.

YARGITAY BİNALARI

İstanbul’un işgali üzerine birçok kurum gibi Temyiz Mahkemesi de görevini yapamayacak hale gelince, yeni bir Temyiz Mahkemesinin kurulması kaçınılmaz olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti 02.06.1336 tarihinde Sivas’ta Geçici Temyiz Heyetinin oluşturulması hakkında Meclise dokuz maddelik kanun tasarısı vermiştir. Kanun tasarısında geçici temyiz heyetinin biran evvel teşkili için hilafet makamının ve Osmanlı Saltanatının işgali nedeniyle mahkeme-i temyize dosya sevkinin zor olduğu sebep olarak gösterilmişse de, kanun tasarısının mecliste görüşülmesi sırasında Sivas’ta veya Ankara’da görev yapması konusunda uzun tartışmaların olduğu, Temyiz Mahkemesinin Sivas’ta kurulmasını isteyenlerin gerekçesi, Sivas’ın daha doğuda olması nedeniyle ulaşımın kolaylığı ve daha merkezi durumda bulunmasıydı. Sivas’a dosya veya evrakın daha kısa zamanda ulaşacağı bu nedenle yargılamanın daha hızlı ve çabuk olacağı ayrıca Temyiz Mahkemesinin Ankara’da olması halinde hükümetin, Temyiz Mahkemesi yargıçlarının mütalâ ve oylarını etkileme olasılığı bulunduğunu ileri sürüyorlardı.

Temyiz Mahkemesinin Ankara’da görev yapmasını isteyenlerin en büyük kozu divanı âli’nin toplanmasına lüzum görüldüğü taktirde Sivas-Ankara geliş gidişlerinin zorluğuydu.

Uzun tartışmalardan sonra Temyiz Mahkemesinin Sivas’ta kurulması çoğunluk kararı ile kabul edilerek 7 Haziran 1920 tarihinde 14 nolu kanun ile yürürlüğe girdi. Böylece Sivas’ta geçici temyiz heyeti kurulmuş oldu. Şeri’ye hukuk, ceza ve istida olmak üzere dört daire oluşturuldu. Her dairede bir reis dört üye ve ayrıca bir Başsavcı ile iki Başsavcı vekili bulunmaktaydı. Böylece tarihimizde ilk ve son olarak İstanbul ve Sivas’ta iki ayrı yerde görev yapan Temyiz Mahkemesi örneği yaşandı.

Kurtuluş savaşının kazanılması ile birlikte işgal altında bulunan batıdaki şehirlerin geri alınması Sivas’ın merkeziyetini kaybettirmeye başladı. İstanbul, İzmir ve Edirne bölgesindeki davaların çok fazla olması, Temyiz Mahkemesinin Sivas’tan taşınmasının gündeme gelmesine yol açtı. Gecikmelere öncelikle hukuk davalarının çokluğu sebep olmaktaydı. Ceza davaları istida ve ceza dairelerinde görülebilirken, hukuk ve ticaret mahkemelerinden verilen kararlara yalnız Temyiz Mahkemesinin hukuk dairesince bakılmaktaydı. Sonuç olarak; Temyiz Mahkemesinin kuruluşunda belirlenilen amaç iş çokluğu ve ciddi inceleme yapılmasına vakit bulunamaması nedeniyle gerçekleştirilemiyordu.

İstanbul ve Sivas’ta iki ayrı yerde iki temyiz mahkemesinin var oluşu İstanbul’un Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin eline geçmesi ile sonlandı. Sivas’taki Temyiz heyeti de ulaşım olanaklarının kısıtlı oluşu adaletin gecikmesine sebep olduğu gerekçe gösterilerek Eskişehir’in coğrafi durumu özellikle demiryollarının kavşak noktasında bulunması, kuruluş aşamasında Yargı’nın siyasi çevre dışında kalmasına özen gösterilmesi, hızlı ulaşım sağlayacağı düşünülerek 14.11.1923 tarih 371 sayılı yasa ile Eskişehir’e taşındı ve Eskişehir’deki görevini 1935 tarihine kadar sürdürdü. Yeni Türkiye Cumhuriyetinin başkentinin Ankara oluşu ve tüm devlet kuruluşlarının burada bulunması nedeniyle, 10.06.1935 tarih ve 2769 sayılı yasa kapsamında Ankara’ya devlet binalarının yeraldığı Bakanlıklardaki Avusturyalı mimar Prof. Clemens Holzmeister yaptığı o günlere göre çok modern binasına taşındı.

Ankara, Eskişehir ve Sivas’da yaşamını sürdürdüğü dönemdeki binalarına gelince; Osmanlı Yargıtayı 1933 yılında yanan binanın üçüncü katında çalışırdı. Aynı katta ayrıca Adliye Nazırlığı orta katta İstanbul mahkemeleri alt katta ise İstanbul Valiliği yer alırdı. Cumhuriyet döneminde adliye sarayı olarak kullanılan binanın arsası Ayasofya camiinin denize bakan bölümündedir.

Sivas’taki muvakkat Temyiz Heyetinin görev yaptığı bina bugün mevcut değildir. Eskişehir Temyiz mahkemesinin çalıştığı bina ise bugün Eskişehir Hacı Süleyman Çakır Kız Lisesinin yanında, Töre Sokağında yer aldığı ve o yıllardaki binanın yıkılıp yeniden yapılarak Adalet İlkokulu olarak hizmet verdiği, ancak binanın müracaat veya nizamiye olarak adlandırılan eklentisinin muhafaza edilerek bugünlere geldiği, bugünkü adresinin Eskişehir ili Arifiye mahallesi okullar Sok. No: 2 olduğu, binanın 5×5 ebadında iki, 4×6 ebadında 1 odası olan bina, Eskişehir kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulu müdürlüğüne tahsis edilmiş ve revizyon görmüş olan bina bugün müze olarak kullanılmaktadır.

Ankara’daki binamızın tarihsel sürecini incelediğimizde; Daha önce açıklandığı gibi Avusturyalı mimar Prof. Clemens Holzmeister tarafından yapılmıştır. Yeni başkentin yönetim yapılarını projelendirmek üzere 1927 yılında Türkiye’ye davet edilen Holzmeister, 1936 yılına kadar ard arda Türkiye Cumhuriyetinin yeni binalarını (13 bina) yaptığı, 1938 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi projesini gerçekleştirmesi için Atatürk tarafından görevlendirildiğinde, Hitler’in birliklerinin Avusturya’yı işgale hazırlandığı bilgisi gelmesi üzerine Avusturya’nın bağımsızlığı için mücadele eden hükümeti destekleyişi nedeniyle Viyana’daki görevinden uzaklaştırıldı. İkinci Dünya savaşı yıllarında Türkiye’ye sığınan yüzlerce aydın arasına katıldı. 1938-1954 yılları arasında İstanbul ve Ankara’da mimari proje çalışmalarını sürdürdü. İTÜ Mimarlık Fakültesi’nin öğretim kadrosunda yer alarak, yeni mimar kuşaklarının yetişmesinde katkıda bulundu. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin uluslararası proje yarışmasını da kazanmasıyla devletin “Resmi Mimarı” konumuna geldi. Ankara için ilk projelerini, Viyana Güzel Sanatlar Akademisi ile Düseldorf Güzel Sanatlar Akademisi’nde profesör olduğu ve uluslararası mimarlık pratiğini yürüttüğü dönemde gerçekleştirdi.

Türkiye ile bağlarını hiç koparmayan Holzmeister, en son ziyaretini TBMM kompleksi içinde yapılacak ek binalar için görüşüne başvurulduğu 1978 yılında yaptı. Ülkesinde, alanında çok popüler olan Clemens Holzmeisteri ünlendiren eserleri arasında Avusturya ve Almanya’da inşa ettiği modern kiliseler ve Salzburg festival sarayının yenileme ve genişletme projeleri yer alır.

CLEMENS HOLZMEISTER’İN TÜRKİYE’DE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ESERLER
1. Avusturya Sefareti
2. Çalışma Bakanlığı (şu anda Bayındırlık Bakanlığı)
3. Emlak Bankası
4. Gazi Evi / Cumhurbaşkanlığı Köşkü
5. Genelkurmay Başkanlığı
6. Güven Anıtı (Heykel: Anton Hanak and Josef Thorak)
7. Harbokulu
8. İçişleri Bakanlığı (ve Vilayetler Meydanı)
9. İktisat ve Ziraat Bk. (Ticaret Bk., şu anda Yargıtay ek binası)
10. Merkez Bankası
11. Milli Savunma Bakanlığı
12. Ordu Evi
13. TBMM
14. Yargıtay

Binalarının projelerine imza atan Holzmeister için Avusturya Güzel Sanatlar Akademisi öğretim görevlileri ve öğrencileri Türkiye’ye gelerek büyük mimarın eserlerini incelemektedirler. En son öğrencileri Behruz Çivici ve Prof.Dr.Holzbaver ile birlikte Avusturya’lı mimarların oluşturduğu 27 kişilik heyet mimarın Ankara’daki binalarını yerinde görmek amacıyla 12 Nisan 2003 yılında gezi programı kapsamında Yargıtayımızı da ziyaret etmişlerdir.

Ayrıca; mimarın onuruna “Tarihin dönüm noktalarında bir mimar-Clemens Holzmeıster – adıyla Ekim 2001 tarihinde Türkiye-Avusturya işbirliği ile düzenlenen TBMM’sinde açılan ve Türkiye’nin muhtelif yerlerinde tekrarlanan sergi sırasında Yargıtaydaki çalışmaları sürdüren ODTÜ Mimarlık Fakültesi öğretim görevlisi Doç. Dr. Aydan Balamir bize, yaşadığımız mekanın mimarını tanımamız konusunda önemli bilgiler vermiştir. Yargıtay “ek” binamızın korunup, değişiklik yapılmaması nedeni ile geçmişle bağlantısını sürdürdüğü, konuk ettiğimiz Avusturyalı mimarların gösterdiği mesleki ilgi ve incelemelerinden de anlaşılmıştır. Kayda geçen çalışmalarının sayısı 673 olan Holzmeıster’ın mimarlığa adanmış yaşamı 1983 de 97 yaşında sonlanmıştır.

Yargıtay tarafından şu an kullanılan binalara gelince;
İlk ana bina 1933-1935 yılları arasında Prof. Clemens Holzmeister tarafından onaltı lira birim fiyattan hesaplanarak altıyüzbin lira maliyetle Alman Neo-Klasizm tarzına yaklaşan mimarı üslupla tamamlanmıştır. 1935 yılında ilk taşınmada Yargıtaydan başka Adalet Bakanlığı, Askeri Yargıtayın birlikte kullandıkları geçen yıllar içinde yetersiz kalınca Bakanlık ve Askeri Yargıtay kendi binalarına taşınmışlar ancak yine de çözüm olamayınca, 1956-1958 yılları arasında orjinali iki kat olan binaya bir 3.kat ilave edilmiştir. Yargıtayda artan iş hacmi nedeniyle kadro ve daire ilavesi olunca Avusturyalı mimar Holzmeıster’ın 1955 yılında Adli yıl açılışı ve yüce divan yargılamaları için özenle yaptığı mimarlık şaheseri olan “Kubbe altı” olarak adlandırılan bölüm, 1960’lı yıllarda şu anda orta bina konferans ve Genel Kurul binalarının yapımı için yıkılmıştır. O yıllarda Adli Yıl açılışlarında, Askeri Bandonun kubbealtında çaldığı İstiklal Marşı ve Askeri Marşlar eşliğinde gelen konuklar karşılanır, ana binanın giriş protokolünün ihtişamı ve kubbealtının genişliği birleştiğinde muhteşem bir görüntünün oluştuğunu büyüklerimizden sıkça dinleyerek, o ihtişamı görememenin burukluğunu yaşamaktayız. Kubbealtı bölümünün yıkılıp mimari yapı olarak diğer binalarla uyum göstermeyen Genel Kurul ve Konferans salonlarının bulunduğu binanın yapılması üzücüdür. Yüksek Hakimler Kurulu 887 sayılı kanun ile Yargıtaya 30 üye kadrosu ilave edince, 1967 de bitirilen ve hizmete açılan orta bina da yetersiz kalmıştır.

Ancak kadro artırımı nedeni ile hizmete açıldığı anda yetersiz kalan binanın sekiz kat yapılması planlanmış, inşaat ona göre yürütülmüş ancak imar heyetinin yüksekliğe sınır getirmesi nedeniyle dört katta bırakılmıştır. İmar heyetinin bu kararı Danıştay tarafından bozulmuştur. Bugün orta bina olarak nitelenen bölüm 5 katlıdır.

Adli yıl açılış konuşmalarında sıkça “bina yetersizliğimiz” yinelenmiştir. Yargıtay Başkanlarımızdan Cevdet Menteş 1973-1974 Adli yıl açılışında tetkik hakimi kadrosunun yetersizliği nedeniyle 50 tetkik hakimi kadrosu istendiği, kadronun verildiğini ancak bu kez de bina sorunu ile karşılaşıldığını. Dosyaları okuyan, takrir eden, düşüncesini de bildirme zorunluluğu olduğu kabul edilen tetkik hakimlerinin binaya yerleştirilmesinde zorluk çekildiğini, bir odada 3-4 kişi oturmak zorunda bırakıldıklarını, binanın hava boşlukları ve depolarının dahi odaya dönüştürüldüğünü yine de yerleşimi sağlayamadıklarını açıklayarak, Dairelerinde çalışmak isteyen hakimleri evlerinde dosya okumaya zorlamanın, onları sınırlandırmak olduğunu, evde çalışmalarının sakıncaları da olduğunu, dosyaların odacı ve mübaşirler tarafından evlere gönderilip, tekrar geri getirilmesinin güçlüğü, dosya kaybı riski olduğu bu durumda inşaasına başlanan ek iki katın da yetmiyeceğini. Toplantı ve duruşma salonlarının inşaatının da yarım olduğunu Yüce Yargıtay’a yakışır bir bina yapılıncaya kadar en uygun yerin Yargıtay binasının arkasında bulunan tarafına bakan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığına ait bina olduğunu açıklamıştır.

Cevdet Menteş, 1975-1976 Adli yıl açılışında Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığına ait binanın üstten iki katının boşaltılarak Yargıtaya verildiğini ancak bina yetersizliğinin devam ettiğini bildirmiştir.

1943 yılından itibaren köklü ve güzel bir gelenek olarak başlayan 1973 yılından bu yana Yargıtay yasası gereği yürütülen Adli yıl açılışları önceleri Ankara Hukuk Fakültesi Salonunda yapılmıştır. 1955 yılındaki tören sonradan yıkılan Kubbealtı bölümünde yapılmış, Konferans Salonu Genel Kurul Salonlarının hizmete açılması nedeniyle 1977-1978 Adli yıl açılış töreni ilk defa Yargıtay binası içinde yapılmıştır.

Yargıtay 1.Başkanı Cevdet Menteş tarafından ve Yargıtay binası içinde yapılma geleneği 2001-2002 Adli yıl açılışı ODTÜ Kemal Kurdaş Salonunda yapılması dışında hep sürdürülmüştür. Sonrasında Atatürk Bulvarı üzerinde yer alan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına ait bina (Enerji binası olarak anılır) alınarak, sonradan eklenen koridorlar ve üst geçitle ana binaya bağlanmıştır.

1990’lı yıllarda yeni dairelerin kurulması nedeniyle kadro artışı gündeme geldiğinde bu kez Prof. Clemens Holzmeister’e aynı yıllarda onaltı lira birim fiyatla yaptırılan, ancak ana binadan daha yüksek maliyet olan yediyüzellibinliraya mal edilen, önceleri Ticaret Bakanlığının sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı binası olarak kullanılan tarihi bina Başbakanlığın 10 Ekim 1990 günlü yazısı ve tahsisi ile birlikte kullanılmaya başlanılmıştır. Şu anda Yargıtay tetkik hakimleri tarafından kullanılmaktadır. Her kadro arttırımında yapı eklenmesi ve eklentilerin koridor ve köprülerle birbirine bağlanması sonucu Yargıtay binası labirente dönüşmüştür. Aynı mimari üslupla, Başbakanlık binası Mimar Sedat Hakkı Erdem; Adalet Bakanlığı binası ise Mimar Bedri Tümay tarafından yapılmıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Savcılarına Başbakanlık tarafından 4483 sayılı yasa ile üst düzey kamu görevlilerinin görevleri sırasında işledikleri suçların soruşturulmasının Yargıtay C.Başsavcılığına verilmesi ve bina yetersizliği nedeniyle 06.03.2000 tarihinde Kavaklıdere’de Atatürk Bulvarı üzerinde yer alan dört katlı, öncesinde TRT’nin bulunduğu bina tahsis edilmiştir.

YARGITAY ONUR GÜNÜ

08/02/1983 gün ve 2797 sayılı yürürlükteki Yargıtay Kanununun 65. maddesi “Her yılın Temmuz ayının birinci günü Yargıtay onur günü olarak kabul edilmişti. O dönem içinde emekliye ayrılan Yargıtay Birinci Başkanı, Başkanvekilleri, Daire Başkanları ve Üyeleri ile, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili onuruna Birinci Başkanlıkça belirlenen yerde düzenlenecek gecede, kendilerine törenle onur belgesi ile geçmiş hizmetlerini simgeleyen birer armağan verilirdi. Bu amaçla yapılacak tören ile armağanların giderini karşılamak üzere, her yıl Yargıtay bütçesine yeterli ödenek konulurdu”. Yargıtay Birinci Başkanlık kurulunun 27/02/1992 gün ve 12 sayılı kararıyla; 1 Temmuz gününün Yargıtay’ın kuruluş tarihi ile ilgisi olmadığı, Yargıtay Kanununun çıkarıldığı yıllarda, Yargıtay üyelerinin büyük çoğunluğunun nüfus kütüklerinde doğum günlerinin ay ve gün olarak belirtilmemesi nedeniyle kural olarak her yılın 1 Temmuz gününde emekliye ayrıldıkları belirtilerek, 1 Temmuz gününün Yargıtay Kanununun 65. maddesindeki düzenlemeyle “onur günü” olarak saptandığı, ancak sonraki yıllarda, üyelerin büyük çoğunluğunun nüfus kütüklerinin de doğumlarının “ay ve gün” olarak belirtilmesi nedeniyle “1 Temmuz” tarihinin amacının ortadan kalmış olduğu gerekçe gösterilerek, 1 Temmuz’da yapılan “onur günü” töreninin Adli Yıl açılış tarihi olan 6 Eylül gününe alınmasının uygun olduğuna karar verilmiştir.

En son 1990 yılında düzenlenen Onur gününde önce kendi istekleri veya yasal yaş sınırı nedeniyle emekliye ayrılan Başkan ve Üyeler onuruna Yargıtay konferans salonunda Yargıtay 1. Başkanının kısa bir konuşması ile töreni başlatmasının ardından emekliye ayrılanlara şükran plaketi verilerek, onur günü uygulamasından vazgeçilmiş ve onur günü ile yeni adli yıl açılışı birleştirilmek suretiyle 07.09.1992’de iki tören bir arada yapılmıştır.

Türkiye- İtalya Ticaret Antlaşması

0

Türkiye- İtalya Ticaret Antlaşması, 29 Aralık 1936 tarihinde imzalanmış, antlaşmanın onaylanması 11 Haziran 1937 tarihinde “Türkiye Cumhuriyeti ile İtalya Kıratlığı arasında 29 ilkkânun 1936 da Roınada imzalanan Ticaret ve Seyrisefain nıuahedenamesile Ticaret Anlaşmasının ve merbutlarının tasdikına dair kanun” ile uygun bulunmuştur.

Türkiye namına Hüseyin Ragıb Baydur ve Mussolini’nin damadı da olan hukukçu ve İtalyan Dışişleri Bakanı Galeazzo  Ciano tarafından imzalanmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti ile İtalya Kıratlığı arasında 29 ilkkânun 1936 da Roınada imzalanan Ticaret ve Seyrisefain nıuahedenamesile Ticaret Anlaşmasının ve merbutlarının tasdikına dair kanun
Kanun No: 3246 Kabul tarihi : 11/6/1937
Madde 1 — Türkiye Cumhuriyeti ile İtalya Kırallığı arasında 29 ilkkânun 1936 tarihinde Romada imza edilen Ticaret ve Seyrisefain Muahedenamesile Ticaret Anlaşması ve merbutları 1 ikincikânun 1937 tarihinden itibaren mer’i olmak üzere kabul ve tasdik olunmuştur.
Madde 2 — Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.
Madde 3 — Bu kanunun hükümlerini icraya icra Vekilleri Heyeti memurdur.  15/6/1937

Türkiye Cumhuriyeti ile İtalya Kırallığc arasında Ticaret ve Seyrisefain Muahedesi

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve İtalya Hükümeti iki memleket arasında ticarî münasebetleri tanzim etmek maksadile atideki hususları kararlaştırmışlardır:

Madde 1

İki Âkid Taraf memleketler menşe ve mevridli tabiî mahsulât veya mamulâtı diğer taraf memleketine hini ithalinde sair bilûmum memleketlerden gelen mümasil eşyaya tatbik edilen veya edilecek olan vergi, emsal, resim, munzam resim veya her hangi bir mükellefiyetten başka veya daha yüksek bir mükellefiyete tâbi tutulmıyaçaktır.

İtalyaya vaki olacak ihracatta Türkiye ve Türkiyeye yapılacak ihracatta İtalya bu hususta her hangi bir memlekete ihraç olunan ayni mevaddan aldıkları ve alacakları ihraç resminden veya her hangi bir resimden başka veya daha yüksek resim almıyacaktır.

Madde 2

Üçüncü bir memlekete yapılacak muameleye müsavi muamele teminatı, ithalât ve ihracat resimlerinin cibayetine ve gümrük teminatına eşyanın gümrük depolarına vaz’ı- na, gümrük aidat ve muamelâtına ve gümrükten ithal ve ihraç edilen veya transit olarak geçen emtianın sevki muamelesine, eşyanın tahmiline ve verification usullerine tarifelerin tasnif ve tefsirine, muvakkat ithalât ve ihracata ve yeniden ihracata şa­ mil bulunacaktır.

Madde 3

Geçen maddelerde zikredilen üçüncü bir memlekete yapılacak muamelenin ayni muamele atideki hususata tatbik edilmiyecektir:

1 – İki Yüksek Âkid taraftan birinin memleketlerile hem- hudud olan memleketlerde iki Taraftan on beş kilometreyi tecavüz etmiyen bir saha dahilindeki hudud ticaretini kolaylaştırmak üzere bahşedilmiş olan ve ileride bahşedilecek menafi;
2 – Âkid Hükümetlerden biri tarafından halen aktedilmiş veya ileride aktedilecek olan bir gümrük ittihadından inbias eden hususi müsaadata;
3 – İtalya tarafından kendi müstemlekelerine veya himayesi altındaki memleketlere bahşedilmiş veya ileride bahşedilecek olan menafi ve müsaadatı mahsusaya;
4 – Türkiye tarafından 1923 senesinde Osmanlı İmparatorluğundan ayrılmış olan memleketlere bahşedilmiş veya ileride bahşedilecek menafi ve müsaadatı mahsusaya.

Madde 4

İki Yüksek Âkidlerden birine aid olup transit suretile bir veya müteaddid memleketlerden geçerek diğer Âkidin arazisine ithal edilmiş olan tabiî veya mamul mevad, hini ithallerinde kendi menşelerinden doğrudan doğruya ithal edildikleri takdirde tâbi olacakları gümrük resim veya aidatından başka veya daha yüksek bir vergi, resim ve aidata tâbi tutul- mıyacaklardır. Bu hüküm doğrudan doğruya transit eşyasına tatbik edileceği gibi aktarma yeniden ambalaj ve bir müddet antrepoda kaldıktan sonra transit olarak geçen emtiaya da tatbik olunacaktır.

Madde 5

İki memleket arasındaki ticarî muamelâta müteallik tediyat ve ithalât rejimi işbu mukaveleye bağlı olan hususî itilâf mucibince tanzim edilecektir. Ancak şurası mukarrerdir ki Yüksek Âkid Taraflardan her biri iki memleket arasında alım ve satım mevzuu olabilecek emtianın idhal ve ihraç ve transitini tahdid veya menetmek hak- kını işbu tahdidat ve memnuiyete mümasil şerait altında bulu­nan diğer bilûmum memleketlere de ayni zamanda tatbik edil­mekte olması şartile ve atideki ahvalde muhafaza ederler.

a) Devletin emniyetine veya umumî asayişe müteallik esbab saikasile;
b) Zabıtai sıhhiye ve baytariye sebebile ve hayvanat ve nebatatı hastalıklardan, böcek ve her türlü tufeylî hayvanattan muhafaza maksadile;
c) Harp levazımı tedarikinde ve fevkalâde ahvalde;
d) Halen tesis edilmiş veya atiyen tesis edilecek olan Devlet inhisarlarına riayeten;
e) Memleket dahilinde yerli emtianın istihsali, ticareti nakil ve istihlâkine taallûk eden dahilî mevzuat mucibince tatbik edilen veya edilecek olan memnuiyet ve tahdidatı mümasil ecnebi emtiasına da teşmil edebilmek için.

Madde 6

İki Âkid Taraftan birinin sancağını hâmil ha­muleli veya kiralanmış (surlest) gemiler diğer Tarafın liman ve sularına girip çıktıkları veya tevakkuf ettikleri esnada Devlet, komün korporasyon, âmme hizmetinde bulunanlar veya her hangi bir müessese menfaatine mahiyeti ve ismi ne olursa olsun cibayet edilen vergi, resim ve tazminat hususunda millî gemilerin tâbi bulundukları muamelenin aynına ve muadiline tâbi olacaklardır. Aynı muamele gemilere yer tahsisinde, sefainin liman, koy, körfez, havuz ve doklarda tahmil ve tahliyelerde her türlü tesisat ve inşaattan istifadelerinde ve umumiyetle gemilerin yük ve yolcu ve mürettebatının tâbi bulunabileceği her hangi ah­ kâm ve muamelâtta tatbik olunacaktır. Ancak şurası mukarrerdir ki, Yüksek Âkid Taraflardan biri canibinden kabotaj servisine tahsis edilen millî sefaine bahşedilmiş veya edilecek olan hususî teshilât muvacehesinde muamelede tesavi taleb olunamaz.

Yukarıdaki fıkralarda derpiş edilen hususata müteallik her nevi imtiyazat ve serbestiden istifade hakkı Âkidlerden biri tarafından üçüncü bir Devlet gemilerile mürettebat, yolcu ve yüklerine bahşolunduğu takdirde işbu menafi kayıdsız ve şartsız olarak hemen diğer Taraf gemi, mürettebat, yolcu ve hamulelerine de bahşedilecektir.

Madde 7

Âkid Taraftan birinin bayrağını taşıyan geiniler her hangi ecnebi bir memlekete aid malı yüklemek veya yükünü tamamlamak veyahut ecnebi bir memleketten getirmiş oldukları hamulenin tamamını veya bir kısmını tahliye etmek için diğer Âkid Tarafın limanlarından birine girdikleri takdirde millî kanun ve nizamlara riayet etmek şartile hamulesini ayni memleketin başka bir limanına veya ecnebi bir limana boşaltılacak olan kısmını bu kısım için muhafaza rüsumundan maada hiç bir resim ve masraf vermeksizin gemide muhafaza veya yeniden başka bir mahalle ihraç edebilecektir.

İşbu muhafaza resmi millî gemilerden alınan mikdarda istifa olunacaktır.

Madde 8

Yüksek Âkid Taraflardan birine aid bir gemi diğer Âkid Tarafın sularında battığı, karaya oturduğu ve hasara uğradığı veya mecburî tevakkufa maruz kaldığı takdirde mezkûr sefine ve hamulesi mümasil vaziyetlerde mahallî kavanin ve nizamat ile millî sefinelere bahşedilmiş olan müsaadat ve muafiyete mazhar olacaklardır. Kaptan, mürettebat ve yolculara olduğu gibi gemi ve ha­ mulesine de millî gemilere yapıldığı misillû yardım ve imdad gösterilecektir. Dahilî sarfiyat için memlekete idhal edilmediği takdirde batmış veya kazazede olmuş olan gemiden kurtarılan eşya idhalde alınan rüsum ve vergilerden hiç birine tâbi tutulmıyacaktır.

Madde 9

Gemilerin tabiiyeti, her iki Hükümet makamatı tarafından mensub oldukları memleket kavanin ve nizamatına tevfikan ita edilmiş olan şahadetname ve vesikalara göre, her iki tarafça tanınacaktır. Mahkeme kararı ile yapılan satış hariç olmak üzere Âkid Taraftardan birine gemiler, sancak tebdili muamelesi yapıldığına dair geminin mensub olduğu Devlet memurini tarafından veril­miş beyanname olmaksızın millileştirilemiyecektir. Âkidlerden biri tarafından ita edilmiş olan hacmi istiabı vesikaları ve hacmi istiabiye müteallik sair vesaik yine mezkûr iki Âkid Hükümetler arasında yapılacak hususî anlaşmalara tevfikan tanınacaktır.

İşbu anlaşmaların akdine değin Yüksek Âkidlerden her birine mensub gemiler diğer Yüksek Âkid Taraf limanlarında gemi seyrisefer rüsumunun tediyesi hususunda gemi vesaikinde mukayyed bulunan safî hacmi istiabî, millî gemilerin safî hacmi istiabisini tayin için tatbik olunan usullerle tesbit olunan safî hacmi istiabiye muadil addedilerek yeniden hiç bir hacmi istia- bi tayini muamelesine tâbi tutulmıyacaktır.

Madde 10

Millî muamele ve en ziyade mazharı müsaade millet muamelesi tatbikına mütedair yukardaki maddelerde münderiç ahkâm atideki hususata şamil değildir.

1 – Her iki memleketten birinde mer’i olan veya mer’i olacak olan kavanine tevfikan devam edilecek olan kabotaj; Her halde Türk ve İtalyan gemileri ecnebi memleketlerden getirmiş oldukları hamulenin tamamını veya bir kısmını çıkar­ mak veya ecnebi memleketlere götürecekleri hamuleyi yükle­mek veya tamamlamak maksadile iki Âkid memleketin limanlarından bir veya bir kaçına uğrayabileceklerdir:
2 – Millî ticareti bahriyeye yapılan ve yapılacak olan teşvikata;
3 – Deni z sporu cemiyetlerine ve tenezzüh gemilerine bahşedilmiş olan hususî imtiyazata;
4 – İnhisar veya iştirak suretile işletilmekte bulunan kendi gemilerine Hükümet tarafından yapılan teşvikata;
5 – İki Yüksek Âkid Tarafın kar a sularında yapılacak balık avcılığına ve millî balık avcılığı mahsulâtının müstefid olduğu veya olabileceği hususî menafie;
6 – Limanlar, sahiller ve plajlarda bahri hizmetler icrasına ve tahlisiye ve imdadı bahrî ve romorkör ve kılavuzluk işleri icrasına.

Madde 11

Mevrid ve cinsine olursa olsun her nevi eşyanın iki Yüksek Âkidlerden birinin arazisine millî gemilerle idhali; transit veya deposu mümkün olabildiği takdirde aynı eşyanın diğer Âkid Taraf gemilerile de oraya idhali, oradan ihracı, transit olarak geçirilmesi kabil olabilir.

Bu takdirde bu eşya aynı teshilâta mazhar olacak ve miliî gemilerle naklolunan mümasil eşyaya tatbik edilen vergiden daha yüksek hiç bir vergi ve resme veya daha ağır tahdidata tâbi tutulmıyacaktır.

İşbu kaide yabancı ülkelerden gelen gemilerden çıkan yolculara veyahut yabancı ülkelere giden gemilere binen yolculara da tatbik olunur. Bu son vaziyette gemiler hangi limandan hareket ediyorsa ve o liman Âkidlerin hangisinin arazisinde kâin ise o memlekette bu gibi yolcu nakline mahsus gemilere tatbik edilmekte veya edilecek olan ahkâmı kanuniyeye riayetle mükelleftirler.

Madde 12

İşbu mukavele tasdik olunacak ve tasdikna­ meler mümkün olduğu kadar kısa bir müddet zarfında Ankara – da teati olunacaktır. Mamafih Romada nota teatisi suretile ve muvakkat kaydile mer’iyete girebilecektir.

İşbu mukavele muvakkaten mer’iyete girdiği tarihten itibaren on sekiz ay müddetle muteber olacaktır. Uç ay evvel ihbar edilmek surelile fesholunmadığı takdirde işbu anlaşma kendiliğinden birer senelik müddet için tecdid olunur Tasdikanliimekal Yüksek Âkid Taraflar murahhasları işbu mukavelenameyi imzalamışlar ve mühürlerini vazetmişlerdir.

29 ilkkânun 1936 tarihinde Romada ik i nüsha olarak tanzim kılınmıştır.

Türkiye namına Hüseyin Ragıb Baydur

İtalya namına Ciano
Roma, 29 ilkkânun 1936

Munzam protokol

Bugünkü tarihle akdedilmiş olan Ticaret ve Seyrisefain Mukavelesinin imzası muamelesine tevessül olunduğu sırada zirdel vaziülimza murahhaslar mezkûr mukavelenin ayrılmaz bir cüzünü teşkil etmek üzere atideki beyanatta bulunmuşlardır:

(Madde 5 e)

İktisadî vaziyeti hazıra münasebetile iki Âkid Taraf icabı takdirinde hali hazırda kendi pazarlarına ecnebi mallarının idhalini tanzim eden sistemde bazı tadilât salâhiyetini mütekabilen tanırlar.

Bu takdirde Yüksek Âkid Taraflardan biri tarafından alınacak yeni tedbirler, iki memleket arasındaki münasebatı ticariyeyi mümkün olduğu kadar haleldar etmemek suretile diğer tarafın emtiasına tatbik edilecektir. Mamafih böyle tebeddüller dolayısile menafiinin haleldar olduğunu takdir eden Yüksek Taraf yeni müzakere açılmasını taleb etmek hakkına malik olacak ve taleb tarihinden itibaren bir ay zarfında bu husus için açılan müzakere bir neticeye var­madığı takdirde işbu muahedeyi feshetmek hakkını haiz bulunacak ve işbu fesih keyfiyeti feshin tarihinden itibaren 30 günlük bir müddet zarfında müessir olacaktır.

İşbu protokol ayrıca bir tasdika tâbi olmayıp aid olduğu muahedenin musaddak nüshalarının teatisile Âkid Yüksek Taraflarca tasdik edilmiş addedilecektir.

Hüseyin Ragıb Baydur Ciano

Roma , 29 birincikânun 1936
İtalya Hariciye Nazırından Roma Türkiye Büyükelçisine

Bay Büyük Elçi,

İtalya Kırallığı ile Türkiye Cumhuriyeti arasında bugün Romada imza edilen Ticaret ve Seyrisefain muahedesinin 12nci maddesinin ihtiva ettiği hükme göre işbu muahede nota teatisi suretile muvakkat olarak tasdikından evvel mer’iyete konulabilecektir. Mezkûr muahedenin 1937 senesi ikmcikânununun birinci gününden itibaren mer’iyet mevkiine konulmasında İtalyan Hükü­ metinin mutabık olduğunu ıttılaınıza arzetmekle şeref kazanırım.

Derin saygılarımın kabulünü dilerim Bay Büyük Elçi. Ciano

Türkiye Cumhuriyeti ile İtalya Kırallığı arasında mün’akid Ticaret Anlaşması

Ticarî münasebetlerini inkişaf ettirmek arzusunda bulunan Türk ve İtalyan Hükümetleri atideki noktaları kararlaştırmışlardır:

Madde 1

İtalya menşeli emtia, melfuf 1 numaralı listede gösterilen kontenjanlar hududu dahilinde Türkiye’ye idhal edilecektir.

Madde 2

Türk menşeli emtia, melfuf 2 numaralı listede gösterilen kontenjanlar hududu dahilinde İtalya’ya idhal edilecektir.

Madde 3

1 ve 2 numaralı listelerde yazılı kontenjanlar on iki aylık bir müddet için tayin edilmiş olup, her altı aylık devre için % 50 nisbetinde verilir. Mamafih şurası mukarrerdir k i mevsime tâbi mahiyette olan mallar için, kontenjanlar anlaşmanın mevkii meriyette bulunduğu müddet zarfında altı aylık devre tevziatına tâbi tutul­ maksızın Türk ve İtalyan makamatı aidesince bilitilâf tayin olunacak bir müddet için verilir.

Her senenin birinci altı aylık devresinde istimal edilmemiş bulunan kontenjanlar otomatik bir surette müteakıb altı aylık bir devreye nakledilir.

Madde 4

1 temmuz 1937 tarihinden itibaren Tüıkiye’ye vaki İtalyan ihracatile İtalyaya vaki Türk ihracatı arasında on beş milyon İtalyan liretini mütecaviz gayritabiî bir muvazenesizlik müşahede edilecek olursa her iki

Hükümet verilmiş veya verilecek olan kontenjanların tekrar tetkikini veya yeni kontenjanlar verilmesini taleb etmek hakkını haiz olacaktır.  Bu takdirde taleb tarihinden itibaren bir ay zarfında müzakerata başlanılmış ve bu müzakereler intaç edilmiş bulunacaktır.

Bu bir aylık müddet zarfında itilâf hasıl olmadığı takdirde Aki d Tarafların her biri üç ay evvelinden yapılacak bir ihbarla itilâfı feshetmek hakkını haiz olacaktır.

Madde 5

işbu itilâfnamenin mevkii mer’iyete girmesinden sonra her iki memleketten biri menşeli olup birinden diğerine ihraç edilecek emtia ile birlikte ihracatçı memleketin makamatı
aidesince verilmiş ve merbut numuneye tevfikan iki nüsha olarak tanzim edilmiş bir menşe şahadetnamesi olacaktır. İşbu
şahadetnamenin bir nüshası idhal gümrüğü tarafından mühürlenerek aynı gün zarfında idhalâtçı memleketin clearing muamelâtını tedvire memur olan bankasına tevdi edilecektir.

Madde 6

İşbu anlaşma tarihinde mevkii icrada bulunan ve Tarafeyni Akideync e tasdik edilmiş olan hususî takaslar, 4 nisan 1934 tarihli Türkiye ile İtalya arasında mün’akid olup mübadelâtı ticariyenin tediyatma mütedair bulunan anlaşma ahkâmına tevfikan tasfiye edilecektir.

İşbu anlaşma bu günkü tarih ile imza edilen Ticaret ve Seyrisefain Muahedesile birlikte mevkii mer’iyete girecektir.

Mer’iyet müddeti aynı olup aynı tarihte hitam bulacaktır. Yukarıda zikredilen ticaret ve seyrisefain mukavelesinin gayri kabili tefrik bir cüzünü teşkil eden işbu anlaşmanın feshi mezkûr mukavelenamenin de mer’iyetten düşmesini icab ettirecektir.

Tasdikanlilmekal işbu anlaşma imza olundu. Romada 29 birincikânun 1936 da iki nüsha olarak tanzim
edilmiştir.

Türkiye namına Hüseyin Ragıb Baydur
İtalya namına  Ciano

Türkiye- İtalya Ticaret Antlaşması İmza Atanlar 

Türkiye namına Hüseyin Ragıb Baydur

İtalya namına  Ciano

Adaletin İşleyişini Geliştirici Hukuk Yargılama Usulü İlkeleri

0

Adaletin İşleyişini Geliştirici Hukuk Yargılama Usulü İlkeleri, (Avrupa Konseyi Adaletin İşleyişini Geliştirici Hukuk Yargılama Usulü İlkeleri Hakkında Tavsiye Kararı), Bakanlar Komitesince, Bakan Vekillerinin 28 Şubat 1984 tarihli 367. Toplantısında R(84) 5 Sayılı Tavsiye Kararı olarak kabul edilmiştir.

Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Statüsü’nün 15.b maddesi uyarınca;

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6. maddesi ile güvence altına alınan adalete başvuru ve adil yargılama hakkının demokratik toplumun temel bir niteliği olduğunu göz önüne alarak;

Bakanlar Komitesinin (76) 5 ve (78) 8 sayılı adli yardım hakkındaki Kararları’nda yer alan tedbir ve ilkelerin uygulanması ile R (81) 7 sayılı Tavsiye Kararındaki adalete erişimi kolaylaştırıcı tedbirler, vatandaşların adalete başvuru hakkını kullanmalarını kolaylaştıracağından;

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Üye devletlerdeki hukuk yargılama usulünün bazı kurallarının modern toplumun ihtiyaçlarının gerisinde kaldığı ve bu kurallar bazen istismar edildiği veya davaların uzatılması yönünde kötüye kullanıldığı için adaletin etkin bir biçimde gerçekleştirilmesine engel olarak belirmelerinden;

Hukuk yargılama usulünün, usulün geleneksel kurallarınca taraflara sağlanmış bulunan güvenceleri korur ve demokratik bir toplum için gerekli olan yüksek düzeydeki adalet icraatını muhafaza ederken, sadeleştirilmesi, daha esnek ve süratli hale getirilmesi gerektiğinden;

Bu amaç doğrultusunda taraflara sadeleştirilmiş ve daha hızlı yargılama yöntemleri sunulması ve kendilerinin, istismarcı veya uzatıcı taktiklere karşı, özellikle mahkemenin yargılamayı daha etkili bir biçimde yönetebilecek yetki ile donatılmasıyla korunması lüzumlu görüldüğünden;

Avrupa Adalet Bakanlarının Mayıs 1980 tarihinde Lüksemburg’daki 12. Konferansı’nda yer alan tartışmalar ile varılan sonuçları dikkate alarak;

Üye ülke hükümetlerine, Tavsiye Kararı ekinde yer alan ilkeler ışığında yargılama usulünü geliştirmek için gerekli gördükleri bütün tedbirleri, duruma göre, almaları veya mevcutları pekiştirmelerini tavsiye eder.

R (84) 5 sayılı Tavsiye Kararı Eki
Adaletin İşleyişini Geliştirici Hukuk Yargılama Usulü İlkeleri
Birinci İlke

1.  Yargılama, normalde iki duruşmadan fazla olmamalı; birincisi hazırlık niteliğinde ön duruşma ve ikincisi, delillerin alınması, iddia ve savunmaların dinlenmesi ve mümkün olduğunda hüküm verilmesi için olmalıdır. Mahkemece, ikinci duruşma için  gerekli bütün adımların zamanında atılmış olması sağlanmalı ve ilke olarak hiçbir talike, yeni delillerin belirmesi veya diğer istisnai ve önemli durumlar dışında, izin verilmemelidir. (Bu Tavsiye Kararı kabul edildiğinde Belçika ve Hollanda Temsilcileri, Bakan Vekillerinin toplantılarını düzenleyen Usul Kurallarının 10.2.c no’lu maddesi uyarınca, Tavsiye Kararı ekinde yer alan Beşinci İlkenin ikinci cümlesine hükumetlerinin uyup uymama hakkını saklı tutmuşlardır.)

2. Taraflardan biri usule ilişkin tebligatı almasına karşın, kanunda veya mahkemece öngörülen sürede gerekli usul işlemini yerine getirmediğinde, hakkında yaptırım uygulanmalıdır. Yaptırımlar duruma göre, bu usul işleminden yoksun bırakılma, tazminat, masraflara hükmetme, para cezası tayini ve davanın mahkeme listesinden çıkarılmasını da içerebilmelidir.

3. Mahkeme, tanıkları celp edebilmeli ve haklı bir neden olmaksızın icabet etmemeleri halinde de uygun yaptırımlara (para cezası, tazminat, vs.) hükmetmelidir. Bir tanığın yokluğunda ifadesine başvurmaksızın davanın devamına karar vermek mahkemenin yetkisindedir. Delillerin alınmasını kolaylaştırmak için uygun görülen durumlarda telefon veya video gibi modern teknik vasıtaların kullanılmasına imkan verilmelidir.

4. Bilirkişi geçerli bir neden olmaksızın raporunu mahkemeye vermediği veya geciktirdiğinde uygun yaptırımlar öngörülmelidir. Yaptırımlar, takdir edilen ücretten indirim, masraf veya zararın tazmini, duruma göre gereğine mahkemece veya bir meslek teşekkülünce hükmedilen disiplin tedbirleri şeklinde de olabilir.

İkinci İlke

1. Bir tarafın dayanaktan yoksunluğu belirgin olan davası hakkında mahkeme, basit usulle karar verebilmeli ve uygun olduğu hallerde bu taraf hakkında para cezası veya diğer tarafın zararını tazmine hükmetmelidir.

2. Bir taraf usul işlemlerinde adil olmadığı ve usulü açıkça yargılamanın uzaması için kötüye kullandığında, mahkeme iddialar hakkında derhal karar verme veya para cezası, zararın tazmini veya usul işleminin iptaline karar verme yetkisine sahip olmalı; özel davalarda avukatın yargılama masrafını tediye mecburiyeti getirilmelidir.

3. Avukatların meslek örgütleri, üyelerinden birinin açıklanan şekillerde hareket etmesi halinde disiplin yaptırımı uygulamaya davet edilmelidir.

Üçüncü İlke

Mahkeme, en azından ön duruşmada ve mümkün olduğunca bütün yargılama süresince, tarafların eşit işlem görme hakkı da dahil bütün haklarına saygı gösterirken, yargılamanın süratle gerçekleşmesini sağlamak için aktif bir rol oynamalıdır. Özellikle, mahkemenin, tarafların gerekli açıklamayı yapmasına, tarafların mahkemede bizzat bulunmasına hükmetme, hukuki meseleleri gündeme getirme, en azından tarafların tehlikede olan menfaatleri dışındaki menfaatlerin söz konusu olduğu davalarda delil isteme, delillerin alınmasını kontrol, muhtemel ifadesi davaya etkili olmayacak tanığı hariç tutma, belli bir vakıa hakkındaki tanık sayısının kabarık olması halinde bunu sınırlama yetkisi olmalıdır. Bu yetkiler yargılamanın amacına ters düşmeyecek şekilde kullanılmalıdır.

Dördüncü İlke

Mahkeme kanunla açıkça belirtilmiş davalar dışında kalanlar için en azından ilk davanın niteliğine göre sözlü veya yazılı yargılama usulü veya her ikisinin birlikte kullanımına karar verebilmelidir.

Beşinci İlke

Kanunda aksi öngörülmediği takdirde, taraflar iddia, def’i veya savunmalarını ve özellikle delillerini yargılamanın mümkün olan en erken safhasında ve her halde ön hazırlık safhasının varlığı halinde bunun bitiminden önce sunmalıdır. İtiraz üzerine, mahkeme aşağıdaki haller dışında ilk safhada sunulmayan vakıaları normal olarak kabul etmemelidir:
a. bunların ilk safhada bilinmemesi,

b. bunları sunan kişinin ilk safhada yargılamaya taraf olmaması,

c. bunların kabulü için bazı özel nedenlerin bulunması.

Altıncı İlke

Karar, yargılamanın sonunda veya ondan sonra mümkün olan en kısa sürede ittihaz olunmalıdır. Karar mümkün olduğunca açık olmalıdır. Taraflarca ileri sürülmüş olan bütün iddialar hakkında açıkça veya zımni olarak karar verilmelidir.

Yedinci İlke

Karar sonrası kanun yollarının istismar edilmesini önleyici tedbirler alınmalıdır.

Sekizinci İlke

1. Aşağıda yer alan davalara ilişkin çekişmeleri süratle halletmek için ek olarak özel kurallar veya kurallar demeti vazedilmelidir:

a. müstacel davalar;

b. tartışma konusu edilmeyen hakka veya tesis edilmiş muayyen iddia ve ufak müddeabihlere ilişkin davalar;

c. trafik kazaları, iş ihtilafları, ev sahibi-kiracı meseleleri, aile hukukunun belirli konuları ve özellikle nafaka ile nafakanın yeniden değerlendirilmesi davaları.

2. Bu amaç için aşağıdaki tedbirlerden biri veya bir kaçına başvurulabilir:

Davanın basit yöntemlerle açılması; hiç duruşma yapılmaması veya yalnızca bir duruşma veya durum gerektirirse ön hazırlık duruşmasının öngörülmesi;

duruma göre münhasıran yazılı veya sözlü yargılama;

belirli def’i ve savunmaların yasaklanması veya sınırlandırılması;

delile ilişkin daha esnek kurallar getirilmesi;

hiç talik yapılmaması veya yalnızca kısa süreli talike yer verilmesi;

bir mahkeme bilirkişisinin mümkün olduğunca
yargılamanın başlangıcında re’sen veya tarafların talebi üzerine tayin edilmesi;

davanın yürütülmesi ile delillerin istenilmesi ve alınmasında mahkemenin aktif rol oynaması.

3. Bu özel kuralların uygulanması, duruma göre zorunlu olabileceği gibi tarafların başvurusuna veya rıza göstermesine de bağlı olabilir.

Dokuzuncu İlke

Adli makamlara, etkinliğe en elverişli koşullarda adalet icrası ve özellikle hukukun çeşitli kaynaklarına başvuru ile adalet idaresini hızlandırma için en modern teknik imkanlar sağlanmalıdır.

Hukuk Siteleri

0
Hukuk Ansiklopedisi
Hukuk Siteleri Listesi
Hukuk Siteleri Listesi, ulusal ve uluslararası alanda yayın yapan ve ticari amaç taşımayan hukuk İnternet portallarından oluşturulmuştur.
Mevzuat ve İçtihat Siteleri ise Hukuk Siteleri Listesinden ayrı bir kategoride listelenmiştir.
www.hukukansiklopedisi.com
Hukuk Ansiklopedisi
https://insanhaklari.gen.tr
İnsan Hakları ve Anayasa Gözlemevi – İnsan hakları hukukunun ulusal ve uluslararası kaynakları
http://www.madde14.org/
iltica ve göç alanındaki bilgi ve belgeleri bir araya getirmeyi hedefleyen bir bilgi bankasıdır.
http://www.ankahukuk.com/
Hukuk ve Yaşam Sitesi
https://elestirelhukuk.com/
Makale – Çeviri-  Atölye – Podcast
https://birgundedegil.com/
Hukukçularla Yapılan Röportajlar
https://yargiatolyesi.com/
Gündem-Akademi-Makale-Atölye
https://hukukanaliz.net/
Hukuki Haber – İçtihat – Makale
http://www.hukukmedeniyeti.org/
İçtihat ve Bilgi Sitesi
https://insanhaklari.gen.tr/
İnsan Hakları ve Anayasa Gözlemevi
www.adaletbiz.com/
Hukuk Haber Sitesi
www.hukukfilmleri.com
Hukuk Sineması Sitesi
https://hukukfelsefesivesosyolojisi.com/
Blog
https://www.hukukcukafasi.com/
Makale, içtihat ve bilgi
http://www.bireyselbasvuru.com.tr/
Makale, Dilekçe ve Karar
www.law.com/
Hukuk Büroları Bilgi Portalı
http://www.hukukpolitik.com.tr/
Hukuk Haber, Hukuk Felsefesi ve Bilgi Sitesi
www.turkiyehukuk.org
Hukuk Etkinlik Sitesi
https://hukukotesi.com/
Güncel Hukuk, Blog
http://www.hukuksokagi.com
Bilgi ve İçtihat Sitesi
http://www.adaletrehberim.com/
Bilgi ve İçtihat Sitesi
http://www.hukukrehberi.net/
Eğitim, Bilgi, Makale
http://hukukum.net/
Haber ve Bilgi Sitesi
https://www.hukukogrenimi.com/
Hukuk Okulları ve Eğitim Portalı
http://hukuklist.com/
Haber ve Bilgi Sitesi
http://www.hukuksalyardim.com/
Hukuki Blog
http://www.sozluk.adalet.gov.tr/
Sözlük
https://www.ictihat.gen.tr/
İçtihat Bilgi Bankası
https://hukukalemi.com/
Doktrin ve Makale
https://dictionary.law.com/
Sözlük
http://www.hukukforum.com/
Hukuk Forum Sitesi
http://www.genchukuk.info/
Haber ve Bilgi Sitesi
http://www.lawtudent.com/
Sosyal Hukuk Platformu
www.hukuki.net
Hukuk Forum Sitesi
http://www.yeniyaklasimlar.org/
Haber ve Bilgi Sitesi
https://cubbem.com/
Law Social Media
https://hukuktar.org/
Çeviri ve Makale Sitesi
www.turkhukuksitesi.com
Hukuk Forum Sitesi
www.hukukihaber.net
Hukuk Haber Sitesi
https://www.yargidunyasi.com/
Akademik Makale ve Dergi
http://www.adalet.gov.tr
Adalet Bakanlığı
http://hukukfirtinasi.com/
Ders notları, makale, sözlük, içtihat
http://mevzuat.basbakanlik.gov.tr/
Mevzuat Yayın Sitesi
http://www.adalet.org
Hukuk Forum Sitesi
https://dergipark.org.tr
Akademik Yayınlar ve Makale 
https://ulakbim.tubitak.gov.tr/
Akademik Yayınlar ve Makale 
https://calismatoplum.org/
Hukuk ve Ekonomi, İçtihat
http://www.e-akademi.org/
Hukuk ve Sosyal Bilimler
http://www.hukukitavsiyeler.com/
Haber ve Bilgi Sitesi
http://www.hukukturk.com/
Hukuk Bilgi Bankası
http://www.kriminoloji.com/
Kriminoloji Bilim Sitesi
http://www.anayasa.gen.tr/
Anayasa Hukuku Sitesi
http://anayasader.org/
Anayasa Hukuku Sitesi
https://www.kamuhukukculari.org/
Kamu Hukuku Sitesi
www.hukukiblog.com
Hukuk Blog Sitesi
http://www.hukukiyardim.gov.tr/
AB Programı Hukuki Yardım Sitesi
http://www.anayasa.gen.tr/
Anayasa Hukuku Sitesi
http://www.idare.gen.tr/
Türk İdare Hukuk Sitesi
http://iuriscivilis.net/
Medenî Hukuk Sitesi
http://www.tuketicihukukukongresi.com/
Tüketici Hukuku Sitesi
http://www.eticarethukuku.com/
E-Ticaret Hukuku
https://www.yargitay.gov.tr/
Yargıtay
http://www.danistay.gov.tr/
Danıştay
http://www.istanbulbarosu.org.tr/
İstabul Barosu
https://www.barobirlik.org.tr/
Türkiye Barolar Birliği
http://www.taa.gov.tr/
Türkiye Adalet Akademisi
www.uyap.gov.tr
Ulusal Yargı Ağı bilişim Sistemi
http://www.toplumsalhukuk.net
Haber, Bilgi, Makale
https://hukukdershanesi.com/
Eğitim, Öğrenci Ders Notları
https://www.avukathaklari.net/
Avukat Hakları
https://www.international-arbitration-attorney.com/tr/
Uluslararası Tahkim Kaynakları
https://hukukdestegi.com
Bilgi, Makale
https://www.hukukiyaklasim.com
Bilgi, Makale, haber
http://iskanunu.com/
İş Hukuku, Mevzuat

Baskı (Compulsion)

0
Baskı/Compulsion
Baskı (Compulsion) 1959) yılında Leopold-Loeb Davası olarak bilinen gerçek bir olaydan hareketle sinemaya aktarılmıştır ve hukuk filmleri arasında önemli bir yere sahiptir. Gerçek bir cinayet davasından yola çıkan ve 1920’lerin eşcinsel aşıklarının ‘mükemmel cinayet’ şımarıklığını aydınlatan Leopold-Loeb davası beyaz perdede birçok uyarlama görmüştür.
1924’te iki Şikago’lu zengin genç Richard Loeb ve Nathan Leopold sırf heyecan olsun diye 13 yaşındaki bir çocuğu öldürmüşler ve bu cinayet sonunda yapılan yargılama romanlara ve filmlere konu olmuştur. Baskı (Compulsion) bu üç yapıttan biridir.
İngiliz yazar Patrick Hamilton, 1929 yılında Rope(Urgan) adlı ünlü oyununda arkadaşlarını öldüren iki Oxford’lu öğrenciyi konu almış; Alfred Hitchcock bu oyunu 1948’de filme çekmiştir. Compulsion da aynı hikayeden Leopold-Loeb davasından yola çıkılarak yazılan bir romandır. Meyer Levin’in 1956’da yazdığı bu roman bir Broadway oyunu ve bir film olmuştur. 1992 yılında çevrilen Swoon adlı siyah-beyaz filmde ise Leopold ve Loeb davası homoerotik bir bakış açısıyla ele alınmış ve yeni bir yoruma tabi tutulmuştur.
2002 yılı yapımı olan ve yönetmenliğini Barbet Schhroeder’in yaptığı Adım Adım Cinayet (Murder by Numbers) filmi de aynı olaya benzer başka bir yaklaşımla çekilmiştir. Barbet Schhroeder’in yardımcı yapımcılığını da yapan Sandra Bullock’un başrolde yer alarak Cassie Mayweather adlı bir kadın dedektifi canlandırdığı filmde; su kanalında bulunan kadın cesedini araştırmak için görevlendirilen dedektif yanına yeni ortağı Sam Kennedy’i (Ben Chaplin) de alarak olayın perde arkasını aralamaya çalışmaktadır. Cassie içgüdülerine dayanarak katili bulmaya çalışırken Sam deliller üzerinde yoğunlaşmakta, cinayeti çözmek, Cassie Mayweather’ı geçmişiyle yüzleşmeye zorlamaktadır.
Franz Kafka‘nın Dava’sından uyarlama The Trial ve Yurttaş Kane (Citizen Kane) gibi büyük yapımlarda da yer alan Orson Welles’in avukat rolündeki unutulmaz performansı ile yer aldığı 1959 tarihli Compulsion’da Dean Stockwell ile birlikte sergilenen oyunculuk siyah-beyaz film tarihinde büyük izler bırakmış, sinematografik anlamda muhteşem bir eser ortaya çıkmıştır. Filmdeki hikayenin ‘mahkeme filmi’ yönü oyunculuk başarısı ile taçlanmıştır.
Baskı (Compulsion) – Künye
Yapımı       : 1959 – ABD

Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkındaki Yönetmelik

0

Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkındaki Yönetmelik, Bakanlar Kurulu’nun 10 Ağustos 1990 tarihinde almış olduğu karar gereğince, 3628 Sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu‘nun mal bildirimine ilişkin hükümlerini uygulamak üzere çıkarılarak Resmi Gazete’nin 15 Kasım 1990 tarihli sayısında yayınlanmıştır.

Kamuda suiistimalin, rüşvetin ve yolsuzluğun önlenmesi, kamu etiği, şeffaflık ve etik kurallar gereğince düzenlenmiştir.

Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu

Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkındaki Yönetmelik

BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Hükümler

             Amaç

             Madde 1 – Bu Yönetmeliğin amacı; 3628 sayılı Kanun gereğince verilecek olan mal bildiriminin şeklini, düzenleniş biçimini, sayısını, neleri kapsayacağını, merciine nasıl ulaştırılacağını ve bu Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer esas ve usulleri düzenlemektir.

             Haksız mal edinme

             Madde 2 – Mevzuata veya genel ahlaka uygun olarak sağlandığı ispat edilemeyen mallar veya ilgilinin sosyal yaşantısı bakımından geliriyle uygun olduğu kabul edilemeyecek harcamalar şeklinde ortaya çıkan artışlar, bu Yönetmeliğin uygulanmasında haksız mal edinme sayılır.

İKİNCİ BÖLÜM

Mal Bildiriminde Bulunacaklar ve Verileceği Merciler

             Mal bildiriminde bulunacaklar

             Madde 3 – Aşağıda sayılanlar mal bildiriminde bulunmak zorundadırlar:

  1. a) Her türlü seçimle iş başına gelen kamu görevlileri ve dışardan atanan Bakanlar Kurulu üyeleri (muhtarlar ve ihtiyar heyeti üyeleri hariç),
  2. b) Noterler,
  3. c) Türk Hava Kurumunun genel yönetim ve merkez denetleme kurulu üyeleri ile genel merkez teşkilatında ve Türk Kuşu Genel Müdürlüğünde, Türkiye Kızılay Derneğinin merkez kurullarında ve Genel Müdürlük teşkilatında görev alanlar ve bunların şube başkanları,
  4. d) Genel ve katma bütçeli daireler, il özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı kuruluş veya alt kuruluşlarda, kamu iktisadi teşebbüsleri (iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşları) ile bunlara bağlı müessese, bağlı ortaklık ve işletmelerde, özel kanunlarla veya özel kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan ve kamu hizmeti gören kurum ve kuruluşlar ile bunların alt kuruluşlarında veya komisyonlarında aylık, ücret ve ödenek almak suretiyle kamu hizmeti gören memurları, işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri ile yönetim ve denetim kurulu üyeleri,
  5. e) Kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarında görevli olanlar ile bunların yönetim ve denetim kurulu üyeleri (5590 sayılı Kanuna göre kurulan oda ve borsaların oda ve borsa meclisi ile yönetim kurulu üyeleri dahil),
  6. f) Siyasi parti genel başkanları, vakıfların idare organlarında görev alanlar, kooperatiflerin ve birliklerinin başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürleri, yeminli mali müşavirler, kamuya yararlı dernek yönetici ve deneticileri,
  7. g) Gazete sahibi gerçek kişiler ile gazete sahibi şirketlerin yönetim ve denetim kurulu üyeleri, sorumlu müdürleri, başyazarları ve fıkra yazarları,
  8. h) Özel kanunlarına göre mal bildiriminde bulunmak zorunda olanlar (konfederasyon, sendika ve sendika şubesi başkan ve yöneticileri dahil).

             Eşlerin mal bildirimi

             Madde 4 – Her ikisi de 3 üncü madde kapsamında bulunan eşlerin herbiri ayrı ayrı mal bildiriminde bulunmak zorundadır. Bu takdirde, eşlerden herbiri, eşi ile velayeti altındaki çocuklarının da mallarını bildirirler.

 

2712

             Birden fazla mal bildirimi

             Madde 5 – Kamu görevlilerinden asli görevleri uhdelerinde kalmak kaydıyla ikinci bir görevi yürütenler (yönetim kurulu veya danışma kurulu üyeliği gibi) ya da vekaleten tedvir edenler, sadece asli görevlerinden dolayı tek mal bildiriminde bulunurlar.

             Kamu görevlisi olmayıp da 3628 sayılı Kanuna göre birden fazla mal bildiriminde bulunması gerekenler, bu mercilerden yalnız birine mal bildiriminde bulunurlar. Ancak, mal bildiriminde bulunulan mercii, diğer kuruma da bilgi vermekle yükümlüdür.

             Mal bildiriminin verileceği merciler

             Madde 6 – Mal bildiriminin verileceği merciler şunlardır:

  1. a) Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Bakanlar Kurulu üyeleri için, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı,
  2. b) Kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personel için, özlük işleri ile ilgili birimler,
  3. c) Kurum, teşebbüs, teşekkül ve kuruluşların genel müdürleri ile yönetim ve denetim kurulu üyeleri için, ilgili bakanlıklar,
  4. d) Yüksek mahkemelerin daire başkan ve üyeleri için, ilgili mahkemenin başkanı,
  5. e) Noterler için Adalet Bakanlığı,
  6. f) Diğer kurum ve kuruluşların memur ve hizmetlileri için, atamaya yetkili makamları,
  7. g) Türk Hava Kurumu ile Türkiye Kızılay Derneğinde görev alanlar için, kurum ve dernek genel başkanlığı,
  8. h) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında görevli olanlar için, kurum başkanlığı; bunların yönetim ve denetim kurulu üyeleri için, ilgili bulundukları bakanlıklar,
  9. i) Görevlerinden ayrılanlar için, bu görevlerinde iken bildirimlerini vermeleri gereken makam veya merci,
  10. j) Siyasi parti genel başkanları için, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı,
  11. k) Kooperatifler ve birliklerinin başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürleri için, kooperatiflerin ve birliklerinin denetimlerinin yapıldığı kuruluşlar,

             l) Yeminli mali müşavirler için, Maliye ve Gümrük Bakanlığı,

  1. m) Türk Hava Kurumunun, Türkiye Kızılay Derneğinin ve kamu yararına sayılan derneklerin genel yönetim ve merkez denetleme kurulu üyeleri için, İçişleri Bakanlığı; bunların şube başkanları için, bulundukları il valilikleri,
  2. n) İl genel meclisi üyeleri için, ilgili valilikler, belediye meclisi üyeleri için, ilgili belediye başkanlıkları, belediye başkanları için, İçişleri Bakanlığı,
  3. o) Mal bildirimi verecek son merciler için, kendi kuruluşlarının özlük işleri ile ilgili makam veya merci,
  4. p) Gazete sahibi gerçek kişiler ile gazete sahibi şirketlerin yönetim ve denetim kurulu üyeleri, sorumlu müdürleri, başyazarları ve fıkra yazarları için, bulundukları yer en büyük mülki amirliği,
  5. r) Vakıfların idare organlarında görev alanlar için, Vakıflar Genel Müdürlüğü.

             Sorumluluk

             Madde 7 – 6 ncı maddede belirtilen merciler, mal bildirimlerinin süresi içinde verilmesini sağlamakla sorumludurlar. Bu merciler mal bildirimlerinin verilmesini izlemek için birim veya personel görevlendirirler.

             (Ek : 25/4/2000 – 2000/660 K.) Ayrıca, müsteşarlar, merkez teşkilatları ile varsa bağlı ve ilgili kuruluşlarında görevli her düzeydeki kamu personelinin mal bildirimlerinin verilmesi, verilen mal bildirimlerine ilişkin olarak 18 nci madde uyarınca gerekli inceleme ve karşılaştırmaların yapılmasını sağlamak ve bu çerçevede yapılacak çalışmalar sonucunda, gerekli görülen hallerde personelin mal bildirimleri hakkında ilgili denetim birimlerince inceleme yapılması için girişimde bulunmak veya konuyu Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirmekle görevli ve sorumludur.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Mal Bildirimleri

             Mal bildiriminin konusu

             Madde 8 – 3 üncü maddede sayılanların kendilerine, eşlerine ve velayetleri altındaki çocuklarına ait bulunan;

  1. a) Taşınmaz malları (arsa ve yapı kooperatif hisseleri dahil),
  2. b) Kendilerine aylık ödenenler, net aylık tutarının beş katından; aylık ödenmeyenler ise Genel İdare Hizmetleri sınıfında birinci derecenin birinci kademesindeki şube müdürüne ödenen net aylığın beş katından fazla değer ve tutarındaki;

             1) Para ve para hükmündeki kıymetli kağıtları,

             2) Hisse senedi ve tahvilleri,

 

2713

             3) Altın ve mücevheratı,

             4) Her türlü kara, deniz ve hava taşıt araçları, traktör, biçer-döver, harman makinası ve diğer ziraat makinaları, inşaat ve iş makinaları, hayvanlar, koleksiyon ve ev eşyaları ile diğer taşınır malları,

             5) Hakları,

             6) Alacakları,

             7) Borçları,

             8) Gelirleri,

             mal bildirimine konu teşkil eder. (b) bendinde belirtilen mal, hak, alacak, borç ve gelirlerin ayrı ayrı toplam değerleri tek kalem halinde gösterilir.

             Mallar, mal bildirimi tarihindeki değerleri esas alınmak suretiyle beyan olunur.

             Genel İdare Hizmetleri sınıfında birinci derecenin birinci kademesindeki şube müdürüne ödenen her türlü zam ve tazminatlar dahil net aylık miktarı, aylıklara uygulanan katsayının belirlenmesini müteakip Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tesbit ve ilan olunur.

             Mal bildiriminin verilme zamanı

             Madde 9 – Mal bildirimlerinin;

  1. a) 3 üncü maddede sayılan görevlere atanmada, göreve giriş için gerekli olan belgelerle birlikte,
  2. b) Bakanlar Kurulu üyeleri için, atamayı izleyen bir ay içinde,
  3. c) Seçimle gelinen görevlerle, seçimin kesinleşme tarihini izleyen iki ay içinde,
  4. d) Yönetim ve denetim kurulları ile komisyon üyeliklerine seçilen veya atananlar için, göreve başlama tarihini izleyen bir ay içinde,
  5. e) Görevi sona erenler ayrılma tarihini izleyen bir ay içinde,
  6. f) Gazete sahibi gerçek kişiler ile gazete sahibi şirketlerin yönetim ve denetim kurulu üyeleri için, faaliyete geçme tarihini; sorumlu müdürleri, başyazarları ve fıkra yazarları için, bu işe veya görevlerine başlama tarihini izleyen bir ay içinde,
  7. g) Özel kanunlarına göre mal bildiriminde bulunması gerekenler için, kanunlarında öngörülen süre içinde,

             verilmesi zorunludur.

             (a) bendinde yazılı durumlarda mal bildirimi verilmedikçe atama işlemi yapılamaz.

             Ek mal bildirimi

             Madde 10 – 3 üncü maddede sayılan görevlerde bulunanlar, eşleri velayeti altındaki çocukları ve kendilerinin şahsi mal varlıklarında önemli bir değişiklik olduğunda, değişikliği izleyen bir ay içinde yeni edindikleri mal, hak, gelir, alacak ve borçlara münhasır olmak üzere ek mal bildirimi vermek zorundadırlar. 8 inci maddede gösterilen mahiyet ve miktardaki malın iktisabı ile hak, alacak veya gelir sağlanması veya borçlanılması, mal varlığında önemli değişiklik sayılır.

             Mal bildiriminin yenilenmesi

             Madde 11 – 3 üncü maddede belirtilen görevlere devam edenler, sonu (0) ve (5) ile biten yıların en geç Şubat ayı sonuna kadar bildirimlerini yenilemek zorundadırlar.

             Mal bildirim formunun doldurulması

             Madde 12 – (Değişik : 17/1/2000 – 2000/K.)

             Ekli “Mal Bildirimi Formu” tek nüsha olarak doldurulur ve tarih belirtilmek suretiyle imzalanır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Hediye ve Hibeler

             Hediye ve hibe

             Madde 13 – 3 üncü maddede belirtilen kamu görevlileri, milletlerarası protokol, mücamele veya nezaket kaideleri uyarınca veya diğer herhangi bir sebeple yabancı devletlerden, milletlerarası kuruluşlardan, sair milletlerarası hukuk tüzel kişiliklerinden, Türk uyruğunda olmayan herhangi bir gerçek veya tüzel kişi veya kuruluştan, aldıkları tarihteki değeri on aylık net asgari ücret toplamını aşan her hediye veya hibe niteliğindeki eşyayı, aldıkları tarihten itibaren bir ay içinde kendi kurumlarına teslim etmek zorundadırlar.

 

2714

             Ancak, yabancı devlet adamları ve milletlerarası kuruluş temsilcileri tarafından verilen imzalı hatıra fotoğraflarının çerçeveleri bu madde hükümlerine dahil değildir.

             Hediye ve hibe eşyalarda yapılacak işlem

             Madde 14 – 3 üncü maddede belirtilen kamu görevlileri ve bunların eşlerine, milletlerarası protokol, mücamele veya nezaket kaideleri uyarınca veya diğer herhangi bir sebeple yabancı devletlerden, milletlerarası kuruluşlardan, sair milletlerarası hukuk tüzel kişiliklerinden, Türk uyruğunda olmayan herhangi bir gerçek veya tüzel kişi veya kuruluş tarafından verilen hediye veya hibe niteliğindeki eşyayı alan ilgilisi, bu eşya değerinin on aylık net asgari ücret toplamını aşan değerde olduğunu belirlemesi halinde, yurtiçinde aldıkları tarihten, yurtdışında yurda dönüşleri tarihinden itibaren ongün içinde bulundukları il defterdarlığına (takdir komisyonu başkanlığına) değer takdiri için kurumları vasıtasıyla gönderir.

             Hediye veya hibe niteliğindeki bu eşyanın (yabancı devlet adamları ve milletlerarası kuruluş temsilcileri tarafından verilen imzalı hatıra fotoğraflarının çerçevleri hariç) gerçek değerinin takdiri ile net asgari ücretin on aylık toplamını aşıp aşmadığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun değişik 72 nci maddesine göre kurulan takdir komisyonunca en geç on gün içinde tesbit olunarak ilgiliye ve bağlı bulunduğu kuruma bildirilir.

             Kıymet takdirini müteakip, takdir komisyonu tarafından ilgilisine geri verilen hediye veya hibe niteliğindeki eşyadan değeri net asgari ücretin on aylık toplamını aşanlar, ilgilisi tarafından en geç on gün içinde kendi kurumlarına verilir.

             Bu eşyalar, kurumca sergilenmek veya başka bir şekilde muhafaza edilmek suretiyle değerlendirilir veya ilgisi sebebiyle diğer bir kuruma tevdi edilebilir.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Çeşitli Hükümler

             Mal bildirimlerinin gizliliği

             Madde 15 – Mal bildirimleri, 6 ncı maddede belirtilen makam veya mercilerin ilgili birimlerinde, ilgililerin varsa sicil yoksa özel dosyalarında saklanır. Mal bildirimlerinin içeriği hakkında soruşturma ve kovuşturmaya yetkili merciler dışındakilere açıklama yapılmaz, bilgi verilemez.

             Bilgi verme zorunluluğu

             Madde 16 – Özel kanunlarında aksine bir hüküm mevcut olsa dahi, ilgili kişiler ile özel ve kamu kuruluşları, 3628 sayılı Kanunla soruşturma ve kovuşturmaya yetkili kılınan kişi ve mercilerce istenen bilgileri eksiksiz vermek zorundadır.

             Süresinde mal bildiriminde bulunmama

             Madde 17 – Bu Yönetmelikte belirtilen süreler içinde mal bildiriminde bulunmayanlara, bildirimin verileceği mercilerce yazılı olarak ihtarda bulunulur. Bu ihtar, ilgilisine Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ olunur.

             İhtarın kendisine tebliğinden itibaren bir ay içinde bildirimde bulunmayanlar hakkında gerekli işlem yapılmak üzere yetkili Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur.

             Müfettiş ve muhakkikler de, soruşturma ile ilgili olarak verdikleri süre zarfında mal bildiriminde bulunmayan hakkında yetkili Cumhuriyet başsavcısına suç duyurusunda bulunurlar.

             Mal bildirimlerinin karşılaştırılması

             Madde 18 – Yeni ve ek bildirimler, 6 ncı maddede belirtilen yetkili merciler tarafından daha önceki bildirimler ile karşılaştırılır.

             (Ek : 7/12/1999 – 99/13770 K.) 6 ncı maddenin (b) ve (c) bendlerinde belirtilen mercilerde toplanan mal bildirimlerinde yer alan bilgiler, Başbakanlıkça belirlenecek esaslar çerçevesinde, kamu kurumları bilgisayarlarında mevcut bilgilerle bilgisayar ortamında ve gizliliği sağlanacak şekilde karşılaştırılır.

 

2714-1/2714-2

             Yapılan karşılaştırma sonucunda gerçeğe aykırı bildirimde bulundukları veya haksız mal edindikleri, kaçırdıkları veya gizledikleri anlaşılanlar hakkında yetkili mercilerce Cumhuriyet başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulur.

             Hukuki dayanak

             Madde 19 – Bu Yönetmelik, 19/4/1990 tarihli ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 22 nci maddesi uyarınca düzenlenmiştir.

             Yürürlük

             Madde 20 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

             Yürütme

Madde 21 – Bu Yönetmelik hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Türkiye – Fransa Ankara Sözleşmesi

0
Gazi Mustafa Kemal ve Fransız Temsilcisi Henry Franklin Bouillon Ekim 1921'de Ankara'da

Türkiye – Fransa Ankara Sözleşmesi,20 Ekim 1921 tarihinde Ankara’da imzalanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal (Tengirşenk) Bey ve Fransa hükümeti özel temsilcisi Henry Franklin-Bouillon tarafından 20 Ekim 1921’de imzalanan bu anlaşma, Fransa ve Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti arasındaki savaş durumuna son vermiştir.

Bu anlaşmayla Fransa, 1916 tarihli Sykes-Picot Antlaşması’na uygun olarak, 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr Antlaşması’yla elde ettiği Kilikya (Çukurova)’dan nihai olarak vazgeçmiş; Güney Cephesindeki savaş resmen sona ermiş ve Türkiye’nin Güney sınırı belirlenmiştir.

1921 Türkiye Fransa Ankara Antlaşması Orijinal Metin Kapağı

Fransa, yaklaşık yüzyıl önce imzalanan ve Ankara ya da Franklin-Bouillon Anlaşması olarak bilinen Türkiye – Fransa Ankara Sözleşmesi ile, Gazi Mustafa Kemal’in başında bulunduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’ni ve Misak-ı Milli’yi tanıyan ilk batılı müttefik devlet olmuştur. Daha önce Ermenistan tarafından tanınan Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti bu anlaşmayla uluslararası zeminde resmi olarak muhatap kabul edilmiştir. Sözleşme, Türkiye Cumhuriyeti Dönemi Uluslararası Antlaşmalarının ilklerindendir.

1921 Türkiye – Fransa Ankara Sözleşmesi

Madde 1

Her iki taraf işbu anlaşmanın imzalanmasından itibaren aralarında harbin sona ereceğini bildirirler. Ordular, mülki memurlar, ahali keyfiyetten derhal haberdar edilecektir.

1921 Türkiye Fransa Ankara Antlaşması Orijinal Metin

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Madde 2

İşbu anlaşmanın imzasını müteakip, her iki tarafın harp esirleriyle mevkuf veya mahbus Türk, Fransız bütün şahıslar serbest bırakılacak ve kendilerini, tevkif eden taraf yol masrafını ödeyerek gösterilecek en yakın şehre gönderilecektir.

Madde 3

İşbu anlaşmanın imzasından başlayarak, en geç iki ay içinde Fransız kıtaları 8. maddede de yazılı hattın güneyine ve Türk kıtaları da kuzeyine çekileceklerdir.

Madde 4

 3. maddede belirtilen müddet zarfında seçilecek bir karma komisyon bu maddenin ne şekilde tatbik olunacağını tespit edecektir.

Madde 5

Her iki taraf boşaltılan arazide, buranın işgalini müteakip genel af ilan edecektir.

Madde 6

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Misak-ı Milli’de açıkça tanınan azınlıklar haklarının, bu hususta müttefikler ile bunların düşmanları ve bazı dostlar arasında yapılmış mukavelelerdeki esaslara dayanarak, kendi tarafından teyit olunacağını bildirir.

Madde 7

İskenderun Bölgesi (Hatay) için özel bir idare usulü tesis olunacaktır. Bu mıntıkanın Türk ırkından olan ahalisi kültürlerinin inkişafı için her türlü teşkilattan faydalanacaklardır. Türk lisanı orada resmi dil olacaktır.

Madde 8

3. maddede zikredilen hat: İskenderun Körfezi’nde Payas’tan başlayarak Meydan-ı Ekbez-Kilis-Çobanbeyli istasyonuna gidecek ve demiryolu Türkiye’de kalmak üzere Çobanbeyli’den Nusaybin’e varacaktır. Payas ile Meydan-ı Ekbez ve Çobanbeyli istasyonları Suriye’de kalacaktır. İşbu anlaşmanın imzasından itibaren bir ay içinde mezkur hattı tespit etmek üzere her iki taraf delegelerinden mürekkeb bir komisyon seçilecek ve bu komisyon tespit muamelesine nezaret edecektir.

Madde 9

Osmanlı sülalesinin kurucusu Sultan Osman’ın dedesi Süleyman Şah’ın Caber kalesinde bulunan ve Türk mezarı ismiyle belirli türbesi müştemilatı ile Türkiye’nin malı olacak ve Türkiye oraya muhafızlar koyacak ve Türk bayrağı çekecektir.

Madde 10

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Pozantı ile Nusaybin arasındaki Bağdat demiryolu parçasını, Adana ilinde yapılmış bulunan şubelerin işletme hakları ile beraber bütün ticaret ve ulaştırma işlerini Fransa Hükümeti’nin göstereceği bir Fransız grubuna vermesini kabul eder. Türkiye Hükümeti Meydan-ı Ekbez’den Çobanbeyli’ye kadar Suriye arazisinde demiryolu ile askerî ulaştırma yapacaktır.

Madde 11

İşbu anlaşma yürürlüğe girdikten sonra seçilecek bir karma komisyon Türkiye ile Suriye arasındaki gümrük işlerini düzenleyecek, bu işlem yapılıncaya kadar her iki hükümet hareketinde serbest olacaktır.

Madde 12

 Türkiye ve Suriye, Kırık suyundan hakkaniyet üzere faydalanacaklardır. Suriye Hükümeti, masrafı kendisine ait olmak üzere Fırat nehrinin Türkiye kısmından su alabilecektir.

Madde 13

Madde 8’de belirtilen hududun her iki tarafında oturan yerli ve yarı göçebe halk buradaki otlaklardan faydalanacak veya emlak, araziye sahip bulunanlar eskisi gibi haklarını kullanmaya devam edeceklerdir. Bunlar işletme ihtiyaçları için serbestce ve hiçbir gümrük veya otlak resmi ve ne de başka bir resim vermeksizin hayvanlarını, araçlarını, tohumlarını ve bitkilerini taşıyabileceklerdir. Bunlara ait vergileri oturdukları memlekette ödemeleri kararlaştırılmıştır.

Nutuk’un

1921 Türkiye – Fransa Ankara Sözleşmesi İlgili Bölümü

Efendiler, Sakarya Zaferinden sonra, Batı ile yaptığımız olumlu ve verimli temas ve görüşmeler Ankara Anlaşması (178) ile sonuçlanmıştır. Bu anlaşma Ankara’da, 20 Ekim 1921’de imza edilmiştir. Bu konuda özet halinde bir bilgi vermek için, kısa bir açıklamada bulunayım:
Bekir Sami Bey’in başkanlığındaki delegeler hey’etinin gittiği Londra Konferansı’ndan sonra, bildiğiniz üzere, İkinci İnönü Zaferiyle sonuçlanan Yunan taarruzu geri püskürtülmüştü. Bir zaman için, askerî durum sakinleşti. Rusya ile, Moskova
Anlaşması imzalanmış ve doğudaki durumumuz açıklık kazanmıştı. İtilâf Devletleri’nden de millî ilkelerimize saygılı olabileceklerle anlaşmanın yararlı olacağı düşünülmekteydi. Adana, Antep ve dolaylarını yabancı işgalinden kurtarmak, bizce önemli görülmekteydi.
Çeşitli sebeplerle, Suriye’den başka, bu adı geçen illeri işgalleri altında bulunduran Fransızların da, bizimle anlaşma eğiliminde oldukları anlaşılıyordu. Gerçi, Bekir Sami Bey’in, Mösyö Briand (Briyan)’la yaptığı fakat millî olmayan anlaşma reddedilmiş idiyse de, ne Fransızlar ne de biz çarpışmaları sürdürmeye istekli değildik.
Bu yüzden her iki taraf biribiriyle görüşme yollarını aramaya başladı. Fransız Hükûmeti, eski bakanlardan Mösyö Franklin Bouillon (Franklen Buyon)’u önce gayri resmî olarak Ankara’ya göndermişti. 9 Haziran 1921 tarihinde Ankara’ya gelen Mösyö Franklin Bouillon ile Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey ve Fevzi Paşa Hazretleri’nin de katılmasıyla, bizzat iki hafta süren görüşmeler yaptım.
Biribirimizi tanımakla geçen özel bir buluşmadan sonra, 13 Haziran 1921 Pazartesi günü, Ankara istasyonundaki bana ait dairede yaptığımız ilk toplantıda görüşmelerimizin hareket noktasını belirtmek gerektiğinden söz ederek konuşmaya başladık. Ben, bizim için hareket noktasının Misak-ı Millî’de tespit edilen ilkeler olduğunu ortaya attım.
Mösyö Franklin Bouillon, ilkeler üzerindeki tartışmanın güçlüklerini ileri sürerek, Sévres Antlaşması’nın bir oldubitti olarak ortada bulunduğunu söyledikten sonra, Londra’da Bekir Sami Bey’le Mösyö Briand’ın yaptıkları anlaşmayı temel almanın ve bu anlaşmanın Misak-ı Millî’ye aykırı olan noktaları üzerinde tartışmanın yerinde olacağı görüşünü savundu.
Bu teklifinde haklı olduğunu göstermek için, Londra’ya giden delegelerimizin Misak-ı Millî’den söz etmediklerini, Misak-ı Millî’nin ve Millî Mücadele’nin, değil Avrupa’da, daha İstanbul’da bile değeri anlaşılamamış olduğunu söyledi.
Ben verdiğim cevaplarda dedim ki: «Eski Osmanlı İmparatorluğu’ndan yeni bir Türk Devleti doğmuştur. Bunu tanımak gerekir. Bu yeni Türkiye, her bağımsız devlet gibi haklarını tanıtacaktır. Sévres Antlaşması Türk milleti için öylesine uğursuz bir idam kararnâmesidir ki, onun bir dost ağzından çıkmamasını dileriz.
Bu konuşmamız sırasında bile Sévres Antlaşmasını ağzıma almak istemem. Sévres Antlaşması’nı kafasından çıkarmayan milletlerle güven temeline dayanan ilişkilere girişemeyiz.
Bize göre böyle bir antlaşma yoktur. Londra’ya giden delege hey’etimizin başkanı eğer bundan bahsetmemişse, verdiğimiz talimat ve yetki çerçevesinde hareket etmemiş demektir. Yanlış iş görmüştür. Bu yanlışlık yüzünden Avrupa ve özellikle Fransız kamuoyunda ters etkiler doğduğu görülüyor.
Bekir Sami Bey’in gittiği yoldan hareket edersek, biz de aynı yanlışlığı yapmış oluruz. Avrupa’nın Misak-ı Millî’den haberdar olmamasına imkân yoktur. Avrupa Misak-ı Millî deyimini öğrenmemiş olabilir. Fakat, yıllardan beri kan döktüğümüzü gören Avrupa ve bütün dünya, şu kanlı mücadelelerin neden ileri geldiğini elbette düşünmektedir.
İstanbul’un Misak-ı Millî’den ve Millî Mücadele’den haberi olmadığı yolundaki sözler doğru değildir. İstanbul halkı, bütün Türk milleti gibi, Millî Mücadele’yi bilmektedir ve ondan yanadır. Bu mücadeleyi bilmezlikten gelen ve ona karşı görünen kimselerle bunların yardakçıları azdır ve milletçe de tanınmaktadır.»
Franklin Bouillon, Bekir Sami Bey’in kendisine verilen talimat ve yetki dışına çıkarak hareket etmiş olduğu yolundaki sözlerim üzerine dediler ki, «bunu açıklayabilir miyim?» Sözlerimi istediği yerlere bildirip anlatabileceğini söyledim.
Mösyö Franklin Bouillon, Bekir Sami Bey’le yapılan anlaşmadan ayrılmamak için mazeret ileri sürerken, Bekir Sami Bey’in bir Misak-ı Millî olduğundan ve onun sınırları dışına çıkamayacağından söz etmediğini, eğer bundan söz etmiş olsaydı, o zaman ona göre görüşülüp gerektiği şekilde hareket edilebileceğini; ancak, şimdi durumun güçleştiğini tekrarladı.
Batıdaki kamuoyu, bu Türkler, delegeleri vasıtasıyla bunu niçin dile getirmemişler de şimdi yeni yeni meseleler çıkarıyorlar» diyeceklerdir.
Nihayet, uzun görüşme ve tartışmalardan sonra, Mösyö Franklin Bouillon, Misak-ı Millî’yi okuyup anladıktan sonra yeniden görüşmek üzere, toplantının ertelenmesini teklif etti. Ondan sonra Misak-ı Millî’nin maddeleri baştan sona kadar birer birer okunarak görüşme ve tartışmaya devam edildi.
Üzerinde en çok durulan nokta, kapitülasyonların kaldırılması ve istiklâlimizin tam olarak sağlanmasını isteyen madde oldu. Mösyö Franklin Bouillon, bu meselelerin incelenmesi ve üzerinde durulması gerektiğini bildirdi. Ben bu noktaya cevap verdim. Söylediklerimin özeti şuydu: «Tam istiklâl, bizim bugün üzerimize aldığımız görevin can damarıdır. Bu görev, bütün millete ve tarihe karşı yüklenilmiştir.
Bu görevi yüklenirken, ne ölçüde başarılabileceği üzerinde hiç şüphe yok ki çok düşündük. Fakat sonunda vardığımız kanaat ve inanç, bunda başarılı olabileceğimizdir. Biz, böyle işe başlamış adamlarız. Bizden öncekilerin yaptıkları yanlışlıklar yüzünden, milletimiz sözde var sanılan istiklâline gerçekte sahip değildi. Şimdiye kadar Türkiye’yi medeniyet dünyasında kusurlu gösteren neler düşünülebilirse, hep bu yanlışlıktan ve bu yanlışlığa boyun eğmekten ileri gelmektedir.
Bu yanlışlığa boyun eğmenin sonucu, mutlaka, memleket ve milletin bütün haysiyetini ve bütün yaşama kabiliyetini kaybetmesine ve ondan yoksun kalmasına yol açabilir. Biz, yaşamak isteyen, haysiyet ve şerefiyle yaşamak isteyen bir milletiz. Bir yanlışlığa boyun eğme yüzünden bu vasıflardan yoksun kalmaya katlanamayız.
Aydın olsun cahil olsun, istisnasız milletimizin bütün fertleri, belki işin içindeki güçlüğü iyice kavramamış olsalar bile, bugün yalnız tek bir nokta etrafında toplanmış ve fakat sonuna kadar kanını akıtmaya karar vermiştir. O nokta, istiklâlimizin tam olarak kazanılması ve devam ettirilmesidir.
Tam istiklâl demek, elbette, siyasî, malî, iktisadî, adlî, askerî, kültürel v.b. her alanda tam bir bağımsızlığa ve hürriyete kavuşmak demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde istiklâlden yoksun kalmak, millet ve memleketin gerçek anlamıyla bütün istiklâlinden yoksun kalması demektir.
Biz, bunu elde etmeden barış ve huzura kavuşacağımız inancında değiliz. Şekil ve usullere uyarak barış yapabiliriz, anlaşma yapabiliriz. Ancak, istiklâlimizi tam olarak sağlamayacak olan bu gibi barışlar, uyuşma ve anlaşmalarla, milletimiz hiçbir vakit varlığına ve huzura kavuşamayacaktır. Belki de silâhlı mücadelesini bırakarak, yıkıma sürüklenmeye razı olacaktır.
Eğer milletimiz buna razı olsaydı, bunu kabul edebilecek yaratılışta bulunsaydı, iki yıldan beri mücadele etmeye hiç de gerek kalmazdı. Daha ateşkes anlaşmasının ertesinde harekete geçmemek olabilirdi.
Mösyö Franklin Bouillon, bu sözlerim karşısında, ciddî ve samimî olarak bazı görüşler ileri sürdü ve en sonunda da bunun zaman meselesi olduğu görüşünü belirtti.
Efendiler, Mösyö Franklin Bouillon ile önemli ve ikinci derecede kalan sorunlar üzerinde günlerce ve günlerce görüştük. Sonuç olarak biribirimizi, düşüncelerimizle, duygularımızla ve tutumlarımızla anlayabildik sanırım. Fakat Fransız Hükûmetiyle Türk
Millî Hükûmeti arasında, kesin anlaşma noktalarının tespit edilebilmesi için biraz daha zaman geçmesi zarurî oldu. Ne bekleniyordu? Belki de, Türk millî varlığının Birinci ve İkinci İnönü Muharebesi’nden sonra daha büyücek bir eserle ispatlanmış olması!.. Gerçekten de, Mösyö Franklin Bouillon’un kesin karara vararak imza ettiği Ankara Anlaşması, büyük ve kanlı Sakarya Meydan Muhaberesi’nden otuz yedi gün sonra, arz etmiş olduğum gibi, 20 Ekim 1921’de doğmuş olan bir belgedir.
Bu anlaşma ile, siyasî, iktisadî, askerî v.b. hiçbir alanda bağımsızlığımızdan hiçbir şey feda etmeksizin, vatan topraklarımızın değerli parçalarını işgalden kurtarmış olduk. Bu anlaşma ile millî davamız ilk defa olarak Batı devletlerinden biri tarafından onaylanmış ve açıklanmış oldu.
Mösyö Franklin Bouillon, bundan sonra da birkaç kere Türkiye’ye gelmiş, Ankara’da ilk günlerde aramızda kurulan dostluk duygularını belirtme yolları aramıştır.

Rezan Epözdemir

0
rezan epözdemir

Avukat Rezan Epözdemir, 24 Kasım 1984 tarihinde İstanbul’un Fatih ilçesinde doğdu. İlkokulu Haznedar Abdi İpekçi İlköğretim Okulu’nda tamamladı. Eğitimine Dr. Refik Saydam İlköğretim okulunda devam eden Epözdemir Liseyi Osman Ülkümen Lisesi’nde tamamladı. İnsan Hakları Derneği Tatvan Başkanı olan ve 1993’te öldürülen Avukat Şevket Epözdemir, babasının kuzenidir.

Rezan Epzödemir, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde bitirdi. Ardından, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim dalında “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması” isimli tezini savunarak doktorasını tamamladı. Bazı üniversitelerde dersler verdi. Gazete ve televizyonlarda röportajları yayınlandı. Kamuoyu tarafından takip edilen davalar hakkındaki açıklamaları ile gündem oldu.

Spor Yöneticiliği

Epözdemir, 2021 Galatasaray SK başkanlık seçiminde Burak Elmas’ın listesinde yer aldı ve Galatasaray SK Başkan Yardımcısı seçildi. 02.08.2021 tarihinde Galatasaray Sportif A.Ş Yönetim Kurulu Başkan Vekili oldu.

Rezan Epözdemir Hakkındaki Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 10 Ağustos 2025 günü sabah saatlerinde gözaltına alındı. Kendisine “rüşvet verme”, “siyasi ve askeri casusluk” ile “FETÖ’ye yardım” gibi suçlamaları yöneltildi. Evinde ve ofisinde aramalar yapıldı. Epözdemir, sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği tarafından 14 Ağustos 2025 günü rüşvete aracılık etme suçundan tutuklandı. Diğer suçlamalar için talep edilen adli kontrol talebi mahkemece reddedildi. Epözdemir savcılığın arama ve delil toplama işlemlerine karşı yetki itirazında bulundu ve tüm suçlamaları reddetti. 15 Ağustos’ta, bulunduğu Silivri Cezaevinden Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki Karatepe Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edildi. Şanlıurfa Barosu Başkanlığı, 18 Ağustos 2025’te yaptığı açıklamada Rezan Epözdemir hakkındaki iddialardan dolayı bulundukları baronun disiplin soruşturması yürütmesi için müracaatta bulunulacağını açıkladı.

Kaynak Linki : https://hukukansiklopedisi.com/18-agustos-hukuk-takvimi/

Eserleri ve Makaleleri

“Taraf Ehliyeti”, “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması” ve “Haksız Tahrik” isimli üç adet kitabı bulunmaktadır. Ayrıca “Yeni Düzenlemeler Işığında Uzlaştırma Müessesine Bakış”, “Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat”, “Türk Ceza Hukukunda Tefecilik Suçu”, ”Gönüllü Vazgeçme”, ”İddianamenin İadesi”, ”Ceza Muhakemesinde Müdafinin Önemi”, “İspatın Konusu”, ‘’Hukuki Statüsü ve Müdafiden Yararlanma Biçimleri”, ”Bilişim Sistemlerinde Arama ve El Koyma Tedbirleri”, ”Verileri Hukuka Aykırı olarak verme veya Ele Geçirme Suçu”, “2010 Anayasa Değişikliklerinde Çocuk Hakları ile Uluslararası Sözleşmeler Arasındaki İlişki”, “Yargıçların Tutuklama Kararları İle İlgili Hukuki Sorumluluğu”, “Basın Açıklamalarıyla Kişilik Haklarının İhlalinde Hukuka Aykırılık”, “Müsabaka alanlarındaki sporcuların hakaret içeren eylemleri ile kasten yaralama ve mala zarar verme eylemlerinin Türk Ceza Hukuku açısından değerlendirilmesi” ve “Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma Suçu” gibi başlıklar altında yayımlanmış makaleleri bulunmaktadır. Ayrıca, panel ve seminerlerde konuşmacı olarak yer almıştır. ‘’Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu’, ‘’6222 sayılı Kanuna Genel Bir Bakış, Yargı Uygulamaları ve Çözüm ile Değişiklikleri Önerileri’’ isimli tebliğleri bulunmaktadır.

Türkiye Barolar Birliği

0
Türkiye Barolar Birliği

Türkiye Barolar Birliği, bütün baroların katılımıyla oluşan, kamu kurumu niteliğinde, tüzel kişiliği haiz bir üst meslek kuruluşudur. Birlik, avukatlık mesleğinin hak ettiği yere ulaşması için baroların ve baro mensuplarının, uzun yıllar özveriyle sürdürdükleri çalışmalar sonucunda, Türk hukuk sistemi içinde bugünkü yerini almıştır.

Türkiye Barolar Birliği, yasaların bir meslek kuruluşu olarak kendisine yüklediği görevlerinin yanında, toplumun hukuki sorunlarıyla ilgili görüş ve önerileriyle de Türk Hukuk Sisteminin gelişmesine katkı sağlamaktadır. Bünyesinde oluşturduğu alt komisyonlarda; yasal düzenlemelerle ilgili çalışma yapmakta, özellikle demokrasi ve insan hakları adına uygulamada ortaya çıkan aksamalara karşı sorumluluk bilinciyle etkin bir biçimde mücadele vermektedir.

Baroların güçlendirilmesi ve savunma mesleğinin gelişmesi için özveriyle çalışan Türkiye Barolar Birliği, uluslararası platformda Türkiye’nin hukuki gelişmeleri yakından izleyebilmesi ve yapılan etkinliklerde yer alması amacıyla da faaliyet göstermektedir. Türkiye Barolar Birliği, giderek daha ayrıntılı ve etkili hale getirmeye özen gösterdiği çalışmalarını, ulusal ve uluslararası paneller, seminerler ve kurultaylar aracılığıyla Türk ve yabancı hukuk dünyasına duyurmaktadır.

TARİHÇE

Muhamat Kanunu ile, Avukatların meslek örgütü niteliğindeki “Baro” ilk kez 1924 yılında kurulmuştur. Ancak anılan kanunun kabulü ve baroların kurulmasından önce de avukatlar “Dava Vekilleri Cemiyeti” adı altında örgütlenmişlerdir. Türkiye Barolar Birliği’nin kurulması ilk kez Ocak 1934’te İzmir’de düzenlenen Türkiye Avukatlar Kongresi’nde gündeme getirilmiş ve 5 gün süren toplantıya katılan baro temsilcileri, “Türkiye Avukatlar Birliği”nin kurulmasını kararlaştırmışlardır. Ancak, alınan bu karara rağmen, 27 Haziran 1938 de kabul edilerek 1 Aralık 1938′ de yürürlüğe giren ve günün koşullarına göre pek çok ileri yeni hüküm içeren 3499 sayılı Avukatlık Kanunu‘nda Barolar Birliğine yer verilmemiştir.

Daha sonraki yıllarda toplanan baro temsilcilerinin, (1957’de Ankara’da ve 1958’de İzmir’de), Türkiye Barolar Birliği’nin kurulmasının gerekliliği konusunda tam bir görüş birliğine vararak bu amaçla başlattıkları ön çalışmalar sonunda, 16 Mayıs 1963’te hazırlığı tamamlanarak 7 Temmuz 1969 tarihinde yürürlüğe giren 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile “Türkiye Barolar Birliğinin kurulması yasal olarak da kabul edilmiştir.

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ’NİN KURULUŞU

Faruk Erem
Türkiye Barolar Birliğinin ilk başkanı Faruk Erem

1136 sayılı Avukatlık Kanunu İle Kurulması Öngörülen Türkiye Barolar Birliği’nin kuruluş hazırlıkları Kanunun geçici 10. Maddesi uyarınca tamamlandıktan sonra ilk toplantı 9-10 Ağustos 1969 günü Ankara’da Yeni Sahne Salonunda yapılmıştır.

Türkiye Barolarını temsilen seçilen 122 delegeden 106’sının hazır bulunduğu toplantıyı Ankara Barosu Başkanı Av.Rahmi Mağat açmış ve bir konuşma yapmıştır.Bundan sonra İstanbul Barosu Başkanı Av.Ferruh Dereli ile İzmir Barosu Başkanı Enver Arslanalp da birer konuşma yapmışlardır.

Daha sonra delegeler topluca Anıtkabir’e giderek büyük Atatürk’ün ve devrim şehitlerinin kabirlerine birer çelenk koymuş ve saygı duruşunda bulunmuşlardır.

Öğleden sonraki toplantıyı açan Av.Rahmi Mağat, başkanlığı en yaşlı delege olan Bursa delegesi Av.Zeki Yücel’e bırakmıştır.Av.Zeki Yücel’in yaptığı kısa konuşmadan sonra toplantıyı yönetmek üzere başkanlık divanının seçimine geçilmiştir.

Genel Kurul Başkanlığına İzmir Delegesi Av.Hulusi Selek, Başkan Vekilliğine Kayseri Delegesi Av.Ömer Gözübüyük üyeliklere de Kırşehir Delegesi Av.Nafiz Bayındır ile Aydın Delegesi Av.Davud Selçuki getirilmiştir.

Toplantı yapılan çeşitli konuşmalarla akşama kadar sürmüştür.

İkinci gün toplantı 10 Ağustos günü yine aynı salonda yapılmıştır.Gündemde bulunan seçimlerin yapılmasına geçilmiştir.Başkanlığa Ankara Delegesi Av.Faruk Erem; Yönetim Kurulu Üyeliklerine ise Ankara Delegeleri Av.Atila Sav, ve Av.Erdoğan Bigat, İzmir Delegesi Av.Cengiz İlhan, Eskişehir Delegesi Av.Hikmet Tuncay, Bursa Delegesi Av.Zeki Yücel, İstanbul Delegeleri Av.Tacettin Sırmalı ve Av.Osman Kuntman, Samsun Delegesi Av.İhsan Saraçlar, Konya Delegesi Av.Mehmet Kavaklılar ve Aydın Delegesi Av.Hilmi Becerik seçilmişlerdir.

Disiplin Kurulu Üyeliklerine ise İzmir Delegesi Av.Hulusi Selek, Ankara Delegesi Av.Mehmet Nomer, Tekirdağ Delegesi Av.Hasan Cavit Turgay, Ankara Delegesi Av.Sabahattin Bilge, İstanbul Delegeleri Av.Şem’i Üge ile Av.Fadıl Altop ve Kayseri Delegesi Av.Ömer Gözübüyük seçilmişlerdir.

Denetçiliklere de İstanbul Delegesi Av.Refik Belgin, Balıkesir Delegesi Av.Vedat Burcuoğlu, Mersin Delegesi Av.Şinasi Develi seçilmişlerdir.

Böylece görevini bitiren ilk Genel Kurul ertesi Genel Kurul Toplantısının 30 Ekim 1969 tarihinde İstanbul’da yapılmasına karar vererek toplantısını tamamlamıştır.

Birlik Yönetim Kurulu kendi arasında yaptığı iş bölümünde Başkan Yardımcılıklarına Av.Tacettin Sırmalı ile Av.Cengiz İlhan’ı; Genel Sekreterliğe Av.Atila Sav’ı; Saymanlığa da Av.Erdoğan Bigat’ı seçmiştir.

Disiplin Kurulu da ilk toplantısında Başkanlığına Av.Mehmet Nomer’i seçmiştir.

Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun

0
Harf İnkılabı

Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun 1 Kasım 1928 tarihinde kabul edilmiştir. Kanun, 1353 kanun numarası ile Resmi Gazetenin 03.11.198 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Harf inkılabı Cumhuriyet Devrimlerinin en önemlilerindendir. 1 Kasım 1928 tarihli Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkındaki Kanun gereğince, 1 Haziran 1929 tarihinden itibaren resmi işlerde, devlet dairelerinde ve kayıtlarda tamamen yeni harfler kullanılmaya başlanmıştır. Arap harflerinin resmi ve özel kurumlarda kullanımı ise 1 Haziran 1930 tarihinden itibaren son bulmuştur.

Atatürk Harf İnkılabı Sonrasından Latin Alfabesini öğretiyor

Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun
Madde 1

Şimdiye kadar Türkçeyi yazmak için kullanılan Arap harfleri yerine Latin esasından alınan ve merbut cetvelde şekilleri gösterilen harfler (Türk harfleri) unvan ve hukuku ile kabul edilmiştir.

Madde 2

Bu Kanunun neşri tarihinden itibaren Devletin bütün daire ve müesseselerinde ve bilcümle şirket, cemiyet ve hususi müesseselerde Türk harfleriyle yazılmış olan yazıların kabulü ve muameleye konulması mecburidir.

Madde 3

Devlet dairelerinin her birinde Türk harflerinin Devlet muamelatına tatbiki tarihi 1929 Kanunusanisinin birinci gününü geçemez.

Şu kadar ki evrakı tahkikiye ve fezlekelerinin ve ilamların ve matbu muamelat cetvel ve defterlerinin 1929 Haziran iptidasına kadar eski usulde yazılması caizdir.

Verilecek tapu kayıtları ve senetleri ve nüfus ve evlenme cüzdanları ve kayıtları ve askeri hüviyet ve terhis cüzdanları 1929 Haziranı iptidasından itibaren Türk harfleriyle yazılacaktır.

Madde 4

Halk tarafından vakı müracaatlardan eski Arap harfleriyle yazılı olanlarının kabulü 1929 Haziranının birinci gününe kadar caizdir. 1928 senesi Kanunuevvelinin iptidasından itibaren Türkçe hususi veya resmi levha, tabela, ilan, reklam ve sinema yazıları ile kezalik Türkçe hususi, resmi bilcümle mevkut, gayrı mevkut gazete, risale ve mecmuaların Türk harfleriyle basılması ve yazılması mecburidir.

Madde 5

1929 Kanunusanisi iptidasından itibaren Türkçe basılacak kitapların Türk harfleriyle basılması mecburidir.

Madde 6

Resmi ve hususi bütün zabıtlarda 1930 Haziranı iptidasına kadar eski Arap harflerinin stenografi makamında istimali caizdir. Devletin bütün daire müesseselerinde kullanılan kitap, kanun, talimatname, defter, cetvel kayıt ve sicil gibi matbuaların 1930 Haziranı iptidasına kadar kullanılması caizdir.

Madde 7

Para ve hisse senetleri ve bonolar ve esham ve tahvilat ve pul ve sair kıymetli evrak ile hukuki mahiyeti haiz bilcümle eski vesikalar değiştirilmedikleri müddetçe muteberdirler.

Madde 8

Bilümum bankalar, imtiyazlı ve imtiyazsız şirketler, cemiyetler ve müesseselerin bütün Türkçe muamelatına Türk harflerinin tatbikı 1929 Kanunusanisinin birinci gününü geçemez.

Şu kadar ki halk tarafından mezkür müesseselere 1929 Haziranı iptidasına kadar eski Arap harfleriyle müracaat vakı olduğu takdirde kabul olunur.

Bu müesseselerin ellerinde mevcut eski Arap harfleriyle basılmış defter, cetvel, kataloğ, nizamname ve talimatname gibi matbuaların 1930 Haziranı iptidasına kadar kullanılması caizdir.

Madde 9

Bütün mekteplerin Türkçe yapılan tedrisatında Türk harfleri kullanılır. Eski harflerle matbu kitaplarla tedrisat icrası memnudur.

Madde 10

Bu Kanun neşri tarihinden muteberdir.

Madde 11

Bu Kanunun ahkamını icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

Merbut Cetvel
Yazı Harfleri Matbaa harfleri
А а A a
B b B b
C c C c
Ç ç Ç ç
E e E e
F f F f
G g G g
Ğ ğ Ğ ğ
H h H h
İ i İ i
I ı I ı
J j J j
K k K k
L l L l
M m M m
N n N n
O o O o
Ö ö Ö ö
P p P p
R r R r
S s S s
Ş ş Ş ş
T t T t
U u U u
Ü ü Ü ü
V v V v
Y y Y y
Z z Z z

Gümrük Müşavirleri Etik Değerleri Beyannamesi

0
İstabul Gümrük Müşavirleri Derneği-Etik Değerler Beyannames

Gümrük Müşavirleri Etik Değerleri Beyannamesi, Etik ve İtibar Derneği TEİD, İstanbul, İzmir, Bursa, Ankara ve Mersin Gümrük Müşavirleri Dernekleri ortak projesi olarak düzenlenmiş, yayınlanmadan önce Kamu Görevlileri Etik Kurulu‘na sunulmuştur.

İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği, 9 Aralık 2013 tarihinde Türk Patent Enstitüsü’ne başvurarak “Gümrük Müşavirleri Etik Değerleri Beyannamesi” logosunu 10 Ağustos 2015 tarihinde markalaştırarak marka tescil belgesini almıştır.

Gümrük Müşavirleri Etik Değerleri Beyannamesinin amacı, Gümrük Müşavirliği mesleğinin hak ettiği itibara kavuşması ve haksız ön yargıların değişmesine katkı sunmasıdır.

Gümrük Müşavirleri Etik Değerleri Beyannamesi

Tüm faaliyetlerimizde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası başta olmak üzere tabi olduğumuz tüm ulusal mevzuata ve Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu tüm uluslararası anlaşmalar ve düzenlemelere uyarız.

Güvenilirlik, tarafsızlık ve bağımsızlık tüm iş ilişkilerimizde bize yön veren temel ilkelerdir.

İş sahiplerinin ticari menfaat ve yasal haklarının korunmasına özen gösterirken kamu menfaatinin korunmasını da öncelikli sorumluluğumuz kabul eder, işlerimizi bu bilinçle yönetiriz.

Mesleki bilgi ve becerimizi kullanırken ülke kaynaklarının etkin kullanımı, çevre duyarlılığı gibi sorumluluklarımıza uygun kararlar vermeye özen gösteririz.

Açıkladığımız beyan ve sunduğumuz raporların gerçeğe uygun olması için gerekli titizliği gösterir, konu olan bilgileri doğru, anlaşılabilir biçimde ve zamanında sunarız.

Doğruluk ve şeffaflığı, tüm iş süreçlerimizde ve ilişkilerimizde öncelikli değerlerimiz olarak kabul ederiz.

Bilgi güvenliğine önem verir, müşterilerimize ait özel ticari bilgileri paylaşmaz, çalışanlarımız tarafından paylaşılmasına göz yummayız.

İş etiğinin yazılı kurum kültürümüzün yapı taşı haline gelmesi için azami gayret ve özeni gösteririz.

Yönetici ve çalışanlarımızı çıkar çatışmalarından uzak tutacak bilinç, kural ve uygulamalarla donatır, mevcut görevlerinden yararlanarak kişisel çıkar sağlamalarını önler ve denetleriz.

Temsil etkinliklerini (kutlama, ikram, ağırlama) yasalarımızın, dernek tüzüğümüzün ve etik kodumuzun belirlediği şekilde uygularız. Çalışanlarımızın, tarafsız karar ve davranışlarını etkileyecek hediyeler almalarına ve aynı amaçla hediye vermelerine müsaade etmeyiz.

Faaliyet ve işlemlerimizi yürütürken, her türlü kamu kurum ve kuruluşu, idari oluşum, sivil toplum örgütü ve siyasi partiler ile herhangi bir menfaat beklentisi olmaksızın eşit mesafede yer alırız.

İşlemlerimizde yolsuzluklara yol açmayız, göz yummayız.

Haksız rekabette bulunmaz, adil rekabetin ve tüketici haklarının korunmasını gözetir, tüm uygulamalarımızı bu yönde geliştiririz.

Kayıt dışı istihdamda bulunmayız; çalışan sağlığı ve güvenliğini gözetir, adil istihdamı destekleriz.

Toplumsal birlik ve sosyal duyarlılığı artırıcı çalışmalarda bulunur; sosyal sorumluluklarımızın bilinci ile hareket eder ve bu bilinci tüm iş çevremizle paylaşırız.

Bütün bu iş etiği ilke, anlayış ve uygulamalarımızın iş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz dahil tüm etki alanlarımıza yayılmasını sağlayacak uygulamalar geliştiririz.

Mesleki saygınlığımıza zarar verecek davranışlardan kaçınırız.

Meslek Etik Kurulunun vereceği kararlara saygı duyarız.

Meslek unvanımız dışında geçmiş unvanımızı kullanmayacağımızı beyan ve kabul ederiz.

Boğaziçi Üniversitesi Tacizden Koruma ve Korunma Kılavuzu

0

Boğaziçi Üniversitesi Tacizden Koruma ve Korunma Kılavuzu, Üniversite Yaşamı Etik Kurulu (ÜYEK) tarafından oluşturulmuş belgedir. 

  • Tanımlar
  • Taciz Durumlarında Atılabilecekler Adımlar
  • Etik Kurulunun Değerlendirme Süreci
  • Sıkça Sorulan Sorular

Bu kılavuz tüm Boğaziçi Üniversitesi mensuplarını (öğrenciler, çalışanlar, öğretim elemanları, akademik yöneticiler ve idari personel) kapsar.

Boğaziçi Üniversitesinin hedefi kişisel, entellektüel ve akademik gelişimi besleyecek bir üniversite ortamını sağlamaktır. Bu ortamda, tacizinin genel kapsamına giren sömürü, haksız güç kullanımı ve hakaret içeren söz ve davranışlar ne boyutta olursa olsun barınamaz. Taciz özgür eğitim ve gelişim sürecini zedeler. Üniversite ortamında mensupların birbirlerine karşı saygılı davranmaları beklenir. Tacizin her türlüsü karşılıklı saygının eksikliğine işaret eder. Konuşma özgürlüğü, Boğaziçi Üniversitesinde amaçlanan eğitim ve gelişim ortamının en temel unsurlarından biridir. Ancak konuşma özgürlüğü hiçbir şekilde taciz için kılıf olarak kullanılmaz.

Üniversite ortamı kurumsal ve profesyonel bir çalışma ortamı olup, sosyal ortamlarda uygun olmayacak bazı hareketler çalışma ortamına zarar getirebilir. Amaçlanan ortamın sürdürülebilmesinde üniversite mensuplarının önemli görev ve sorumlulukları vardır. Boğaziçi Üniversitesi mensupları özgürlüklerini kullanırken, istemeyerek dahi olsa diğer kişilerin hakkı olan özgür, duyarlı ve saygılı eğitim-gelişim ortamına zarar vermemek için gerekli duyarlılığı gösterirler. Boğaziçi Üniversitesi kendi mensuplarını bilinçlendirme amacıyla, taciz ve cinsel taciz konularını kapsayan eğitim programları sunar ve destek kaynaklar (websiteleri, danışmanlar vb.) oluşturur.

İlgili bölümde sıralanan mercilere yapılan tacizle ilgili şikayetler azami gizlilik ilkelerine uyularak, ivedilikle, tarafsız olarak, ve başvuruyu yapanın isteği yönünde gayri-resmi veya resmi olarak değerlendirilir. Gayri resmi başvurularda gizlilik en üst düzeyde tutulur, ancak bu durumda kurulun etkinliği sınırlı kalır. Resmi başvurularda ise şikayet, olayla doğrudan ilgili kişi veya kişilere bildirilir ve kurul gerekli işlemleri başlatır.

Tanımlar
A) Tacizin Genel Tanımı:

Irk, etnik köken, din, cinsel tercih, cinsiyet ve kişisel özelliklere yönelik, kişi ya da kişileri küçük düşürücü, güç kullanımı içeren veya içermeyen her türlü görsel/sözel veya fiziksel davranışlar taciz tanımına girer. Tacizi belirleyen unsur niyet değil, diğer kişinin üstünde bıraktığı etkidir.

Kişinin gerek bilimsel ve idari yöneticiler, gerekse meslekdaşlarından / öğrenci arkadaşlarından / birlikte çalıştığı iş arkadaşlarından bir bölümü tarafından kurum içindeki verimliliğini, saygınlık ve onurunu etkileyecek biçimde huzursuz edilmesi de taciz tanımına girer. Bu tür taciz kişiyi kurum içinde izole etmek, projelere katmamak, iletişim ve diğer özlük haklarını kullanmasını engellemek gibi örneklerle kendini gösterir.

Taciz içeren davranışlar arasında tanımlanması en zor olanı cinsel tacizdir. Cinsel tacizi temelde olayın öznel koşulları belirler. Cinsel tacizin açık ya da örtülü birçok çeşidi vardır; genelde ast-üst ilişkileri veya kadın-erkek ilişkileri içinde görülmesine karşın, aynı konumdaki bireyler ve hemcinsler arasında da rastlanılmaktadır.

B) Cinsel Tacizin Tanımı:

Bireyin, istemediği halde cinsel şakalara, tekliflere, cinsel içerikli görsel, sözel ya da fiziksel bir harekete maruz kalması aşağıdaki koşullar altında cinsel taciz olarak tanımlanır.

a. Cinsel içerikli teklife uymadığı takdirde kişinin akademik ya da iş hayatıyla ilgili bedeller ödeyeceği, uyduğu takdirde ise hak etmediği kazançlar sağlayacağının açık olarak söylendiği veya ima yoluyla belirtildiği durumlar

b. Kişinin korkutulduğu, sindirildiği ve düşmanca bir ortam yaratılması sonucu akademik ya da iş performansının etkilendiği durumlar

c. Yukarıda tanımlanan davranışlar ya da yaratılan olumsuz ortamlar kendilerine yöneltilmiş olmasa bile, bu kişilerin akademik ya da iş performansının olumsuz yönde etkilendiği durumlar

C) Eşit Statüde Olmayan Bireyler Arasında Gönüllü Cinsel ve Romantik İlişkilerle İlgili Etik Sorunlar

Eşit statüde olmayan bireylerin (öğretim elemanı ile öğrenci, araştırma görevlisi ile öğrenci, müdür ile memur, koç ile sporcu, vb.) gönüllü cinsel ve romantik ilişkilere girmeleri, her iki taraf için yıpratıcı riskler içerebilir. Bu tür ilişkilerin çıkar çatışması, istismar, kayırma potansiyeli taşıma olasılığı yüksek olup, bundan özgür ve liyakata dayalı çalışma ortamı zarar görür. Gönüllü ilişkilerde esas sorumluluk hiyerarşik sıralamada daha üst konumda olan kişinin üzerindedir. Özellikle öğretim elemanı ile öğrenci ilişkisi söz konusu olduğunda çok daha ciddi boyutlarda bir sorun ortaya çıkar. Bu tür ilişkiler kabul edilemez çünkü öğretim üyesinin rolü sadece sınıf içindeki konumuyla sınırlı değildir. O aynı zamanda bir danışman ve entelektüel yol göstericidir. Bu nedenle, öğretim elemanının öğrenci üzerinde sahip olduğu etki ve otorite, gönüllü de olsa, cinsel bir ilişkiyi kaldırmaz.

Cinsel Tacize Uğradığını Düşünen Kişilerin Atabilecekleri Adımlar

A) Tacizin Değerlendirilmesi
B) Tacizin Düzeyine Göre Atılabilecek Adımlar, Alınabilecek Önlemler ve Riskleri

A) Tacizin Değerlendirilmesi:

Tacize uğrayan kişi içinde bulunduğu riski ve tacizin ciddiyetini kendi başına ya da güvendiği bir kişi yardımıyla değerlendirir. Bu değerlendirmenin sonucuna ve bireyin arzusuna göre, akademik danışman, birim yöneticisi, bu konuda uzman kişiler, ÜYEK veya BÜREM devreye girebilir. Değerlendirmenin sonucunda, taciz aşağıdaki üç kategoriden biri içinde sınıflandırılır.

1. Basit Taciz:

Tehdit unsuru taşımayan, ancak rahatsız edici, istenilmeyen ortamları yaratan hareketler. Örneğin, laf atmak, cinsel içerikli şakalar, iltifatlar ya da argo sözcükler kullanmak, flört etmek için ısrarcı davranışlar, pornografik materyal ile rahatsız etmek, kişinin cinsel yaşamıyla ilgili sorular sormak veya dedikodu üretmek v.b.

2. Orta Düzeyde Taciz

Yukarda belirtilen basit cinsel taciz hareketlerin, rahatsız ediciliği yönündeki uyarılara karşın sıklaşarak sürdürülmesi.

3. Ağır Taciz

Tehdit unsuru içeren ve kişinin davranışlarını kontrol etmeye yönelik, süreklilik ya da şiddet içeren hareketler (örneğin takip etme, tehdit etme, telefonda ya da elektronik ortamda sıklıkla rahatsız etme, v.b). Cinsel içerikli teklife uymadığı durumlarda kişinin akademik ya da iş hayatıyla ilgili bedeller ödeyeceği, uyduğu takdirde ise hak etmediği kazançlar sağlayacağının açık olarak söylendiği veya ima yoluyla belirtildiği durumlar.

B) Tacizin Düzeyine Göre Atılabilecek Adımlar, Alınabilecek Önlemler ve Riskleri
1. Basit tacizde atılabilecek adımlar:

Bu hareketin hoş karşılanmadığının söz veya davranışlarla  belirtilmesi ya da bu ortamdan uzaklaşılması.

Riskler:

Tartışma olasılığı
Tacizin artma olasılığı

Belgeler:
  • Tacizciden gelecek notların, mesajların saklanması
  • Olaya ilişkin ayrıntılı kayıt tutulması
2. Orta Düzeyde Tacizde Atılabilecek Adımlar:

Bu düzeyde atılabilecek adımlar ikiye ayrılır:

2.1) Resmi Olmayan Girişimler:
  • Tacizde bulunan kişiye, rahatsız edici hareketlerinden vazgeçmediği takdirde, resmi adımlar atılacağının sözel veya yazılı olarak açık bir şekilde belirtilmesi.
  • Durumla ilgili olarak konuda uzman kişi ve mercilere danışılması.
  • Üçüncü kişilerin (ortak arkadaşlar, danışman, birim yöneticileri, kurul üyeleri gibi) aracı olarak devreye girmeleri.
2.2) Resmi Girişimler:
  • Sonuç alınmadığı takdirde, şikayetin bir üst kademeye iletilmesi.
  • Akademik danışman, birim yöneticisi gibi kişilere veya doğrudan ÜYEK’e durumu belirten yazılı şikayette bulunulması.
Riskler:
  • Tartışma olasılığı
  • Tacizin artma olasılığı
  • Çevre tarafından dışlanma, mimlenme olasılığı
  • İş veya fırsat kaybı
Belgeler:
  • Tacizciden gelen notların, mesajların saklanması
  • Olaya ilişkin ayrıntılı belgelerin tutulması
  • Bütün atılan adımların ve sonuçlarının kaydının
    tutulması
  • Varsa tanıkların desteğinin istenmesi
3) Ağır Tacizde Atılabilecek Adımlar:
  • Tehdit unsuru içeren ve kişinin güvenliğini riske atan durumların gerekli mercilere, hem şikayet hem korunma amacıyla bildirilmesi gerekir. Bu merciler akademik veya diğer üst yöneticiler, ÜYEK, ve hatta polis veya savcılık olabilir.
  • Kişinin destek için BÜREM’e veya bir terapiste başvurması önerilir.
  • Bu düzeydeki tacizi yok saymak kişinin güvenliğini tehlikeye atacağı için yukarda belirtilen önlemlerin yanısıra diğer kişisel önlemler alınmalıdır
Riskler:
  • Daha önce sözü edilen riskler
  • Psikolojik terör
  • Maddi zarar
  • İş ve işlevsellik kaybı
  • Fiziksel zarar
  • Belgeler:
  • Yukarıda belirtilen belgelerin tutulması ve güvenli bir yerde saklanması
Etik Kurulunun Değerlendirme Süreci
İvedi, adil ve özenli değerlendirme süreci

Başvurular süratle ve özenle değerlendirilir. Başvurulara verilecek cevap başvurunun öznel koşullarına göre oluşturulur. Gayri-resmi başvurularda ÜYEK ancak danışmanlık görevi üstlenir. Resmi olanlarda ise arabuluculuk, ayrıntılı soruşturma ve üniversite disiplin kuruluna sevk gibi gerekli görünen adımlar atılır.

Gizliliğin gözetilmesi

Değerlendirme sürecinde her iki tarafı da korumak amacıyla gizlilik ilkesine bağlı kalınır. Değerlendirme sonucunda işlem yapılması gereken durumlarda bile gizlilik ilkesi gereği sadece gerekli bilgiler ilgili mercilere verilir. Tüm başvurularla ilgili kurul belgeleri bir sonraki kurul üyeleri dışındaki merci ve kişilere kapalıdır.

Misillemeye karşı koruma

ÜYEK’e şikayette bulunmuş kişilerin misilleme hareketlerine karşı korunmasına çalışılır. Kasıtlı ya da temelsiz şikayetlere karşı gerekirse disiplin soruşturması açılması için girişimde bulunulur.

Sıkça Sorulan Sorular
1. Bir davranışın, şakanın, ya da sözün taciz tanımına girip girmediğini nasıl anlarız?

Aşağıdaki sorular üzerine düşünmek bu konuda faydalı ip uçları verebilir:

  • Bu ilişkinin tarzı üniversite ortamına uygun mudur?
  • Diğer üniversite mensupları bu davranışı üniversite ortamına uygun bulur muydu? Başka bir deyişle, sağ duyusuna saygı duyulan/duyduğunuz kişiler bu duruma nasıl tepki gösterirlerdi?
  • Bu davranışıma yakınlarım tanık olsa mahçup olur muydum?
  • Bir yakınım bu tür davranışlara maruz kalsa onun adına rahatsızlık duyar mıydım?
  • Dışardan bakanların yanlış yorumlayacakları bir durum var mı?
  • Çevreden gelen açık ya da ima yollu olumsuz tepkileri görmemezlikten mi geliyorum?
2. Bir davranışın karşısındakinde rahatsızlık yarattığını anlayan kişi neler yapabilir?
  • Davranışının uygun düşmediğini fark eder etmez özür dileyebilir.
  • Benzer davranışlardan bilinçli olarak kaçınır.
  • Olayı görmemezlikten gelmez veya önemini küçümsemez.
  • Başkalarının olayı görmemezlikten gelen veya önemini küçümseyen tavsiyelerine uymaz.
  • Söz konusu ilişki hiyerarşik bir ilişki ise, üst konumda olan kişi diğer kişiyle ilgili sorumluluklarını, eğer mümkünse, uygun başka birine devreder.
3. Cinsel tacize maruz kaldığını düşünen kişi neler yapabilir?
  • Cinsel tacize maruz kaldığını hisseden kişi, bu durumda yalnız olmadığı ve yalnız bırakılmayacağını bilmelidir.
  • Öncelikle Boğaziçi Üniversitesinin tacizden koruma ve korunma kılavuzunun bütünüyle okunup bu durumda atılabilecek adımlar üzerinde düşünülerek, gerekirse güvenilir biri yardımıyla durum değerlendirilmesi yapılır.
  • Şayet karşıdaki kişiyle doğrudan konuşma yolu tercih edilirse, bu konuşmanın açık, net ve tutarlı bir mesaj içermesine özen gösterilmelidir.
  • Olayı güvenilen biriyle paylaşmak, olayın doğru yorumlanması ve uygun adımların atılması açısından önemlidir.
  • Sorunu kaçamak ya da başka bir etkisiz bir yolla savuşturmak yerine, doğrudan bir tepki verilmesi daha uygundur. Örneğin; ‘yemek davetinize teşekkür ederim, ama Pazartesi günü meşgulüm’ yerine ‘teşekkür ederim ama ben üniversitede eşit ilişki içinde olmadığım kişilerle çıkmıyorum.’

Düşünceye Özgürlük Kampanyası – Mayıs 1999

0

DÜŞÜNCEYE ÖZGÜRLÜK

Ülkemizin temel sorunlarının başında, kişi hak ve özgürlüklerinin bir yandan hukuk kurallarıyla (mevzuatla), bir yandan da yasaların amacını da aşan uygulamalarla, çoğulcu demokrasi ilkeleri ile bağdaşmayacak şekilde kısıtlanmış olması gelmektedir. Bu durum, hem yoğun insan hakları ihlallerine ve sorunlarına yol açmakta, hem de Türkiye demokrasisinin önündeki en büyük engeli oluşturmaktadır.

İnsan Hakları Derneği olarak, kurulduğumuz 1986 yılından bu yana, Türkiye’deki insan hakları ihlallerine karşı mücadele verirken; kişi hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi, demokratikleşmenin önündeki engellerin kaldırılması için de büyük çabalar gösterilmiştir. Bu süreçte, devlet içerisindeki çeteleşmeyi, yaşanan hukuksuzlukları gözden kaçırmaya, bu yöndeki saptama ve eleştirileri kamuoyunda etkisiz hale getirmeye çalışan çevreler ise Derneğimizi kamuoyunda yanlı ve illegal çalışma yapan bir kurum gibi gösterme yönünde yoğun çaba gösterdiler. Bir çok yöneticimiz öldürüldü, bir çoğu gözaltına alındı ve tutuklandı, şubelerimiz uydurma nedenlerle kapatıldı, Derneğin her türlü çalışması üzerinde tam bir baskı kuruldu. Kamuoyunun desteğini azaltmak, Derneğin saygınlığını ve inandırıcılığını ortadan kaldırmak için, medyanın da destek ve yardımı ile kampanya yürütüldü.

Derneğimiz her türlü olumsuz koşula ve baskıya karşın, insan haklarının korunup geliştirilmesi yönündeki mücadelesini kararlı bir biçimde sürdürmektedir. Bu bağlamda, diğer tüm özgürlüklerin bir anlamda temeli olan “düşünce açıklama özgürlüğü”nün, giderek daha fazla kısıtlandığı, pek çok yazar, sanatçı, bilim adamı, aydın ve siyasetçinin görüş ve düşüncelerini açıkladıkları için hapse atıldığı, bir çoğunun da sırasını beklediği bu dönemde Derneğimiz, bir kez daha “Düşünceyi Açıklama Özgürlüğü” (İfade Özgürlüğü) İçin Kampanya başlatmaktadır. Çünkü;

  • Düşünceyi açıklama özgürlüğü olmadan, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkından,
  • Düşünceyi açıklama özgürlüğü olmadan, siyasal parti, sendika, vakıf ve dernek kurma/üye olma hakkından; örgütlü olarak düşünce anlatma hakkından,
  • Düşünceyi açıklama özgürlüğü olmadan, basın özgürlüğü ya da iletişim özgürlüğünden,
  • Düşünceyi açıklama özgürlüğü olmadan, resim, heykel, sinema, tiyatro ve benzeri yollarla düşünce açıklama ve yaratı özgürlüğünden,
  • Düşünceyi açıklama özgürlüğü olmadan, bilim özgürlüğünden,
  • Düşünceyi açıklama özgürlüğü olmadan, ülke yönetimine katılma, seçme ve seçilme hakkından,
  • Düşünceyi açıklama özgürlüğü olmadan, bilgi edinme, bilgiye ulaşma, bilgiyi yorumlama ve başkalarına iletme haklarından,

söz etmek mümkün değildir.

Türkiye’de başta, 12 Eylül Askeri Yönetimi’nin ürünü olan 1982 Anayasası olmak üzere, pek çok yasa ve diğer hukuk normlarında düşünceyi açıklama özgürlüğünü kısıtlayan, yasaklayan ve cezalandıran anlayış egemendir. Anayasada, temel hak ve özgürlükler düzenlenmeden önce, bu hak ve özgürlüklerin nasıl kısıtlanıp, engelleneceği düzenlenmiştir (Madde 13-14-15-16) Yalnızca bu durum dahi, anayasanın kişi hak ve özgürlüklerine olan engelleyici yaklaşımını ortaya koymaktadır. Ülkemizde toplam 152 yasada, 700’ün üzerinde yasa maddesinde düşünceyi açıklama özgürlüğünü kısıtlayan, engelleyen, para ve hapis cezası öngören hükümler bulunmaktadır. Dernekler Yasası, YÖK Yasası, Siyasi Partiler Yasası, Devlet Güvenlik Mahkemeleri Kuruluş Yasası, Sıkıyönetim Yasası, Basın Yasası, Terörle Mücadele Yasası, Türk Ceza Yasası, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası, “Düşünceyi açıklama özgürlüğü”nün önündeki en büyük yasal engelleri oluşturmaktadır.

Günümüzde, bu kısıtlayıcı hükümlerden en çok, Türk Ceza Yasası’nın “Halkı askerlikten soğutma” suçunu düzenleyen 155 nci; “Cumhurbaşkanı’na hakaret”i düzenleyen 158 nci, “Türklüğe, Cumhuriyete, TBMM’ne, hükümetin manevi kişiliğine, bakanlıklara, devletin askeri, polisiye kuvvetlerine, adliyenin manevi kişiliğine hakaret”i düzenleyen 159 ncu; “halkı sınıf, ırk, din ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik” suçunu düzenleyen 312/2 nci maddeleri ile Terörle Mücadele Yasası’nın 8 nci maddesi “anlatım özgürlüğü”nün cezalandırılmasında kullanılmaktadır. Bu yasa maddelerine dayanılarak yüzlerce aydın, yazar, siyasetçi, gazeteci ve insan hakları savunucusu cezaevine konulmuş ve ağır para cezalarına mahkum edilmişlerdir. İsmail Beşikçi, Haluk Gerger, Münir Ceylan, Fikret Başkaya,Yalçın Küçük, Doğu Perinçek, Eşber Yağmurdereli, Osman Murat Ülke, Yılmaz Odabaşı, Sırrı Öztürk, Ünsal Öztürk, Ayşenur Zarakolu, Recep Tayyip Erdoğan, Nurettin Şirin Işık Yurtçu, Ragıp Duran, Feridun Yazar, Abdullah Aydın, Haydar Kaya ve DEP milletvekilleri bunlardan bazılarıdır. İHD saptamalarına göre 31 Mart 1999 tarihi itibariyle 146 kişi, düşünceleri nedeniyle cezaevinde bulunmaktadır.

Aralarında Derneğimizin Genel Başkanı Akın Birdal ve İstanbul Şube Başkanı Av. Eren Keskin ve TİHV kurucularından yazar yayıncı Muzaffer Erdost da olmak üzere çok sayıda kişi de, konuşarak ve yazarak düşüncelerini açıkladıkları için yargılanmışlar, mahkum edilmişler ve kesinleşen hapis cezaları nedeniyle cezaevine girmeyi beklemektedirler.

Yargılaması devam eden binlerce kişinin varlığını da dikkate alırsak, Türkiye’deki “düşünceyi açıklama özgürlüğü” kısıtlamasının hangi boyuta vardığı ortadadır.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer’in 26 Nisan 1999 günü, Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşmada belirttiği gibi;

“Toplumun ilerlemesi, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için düşünceyi açıklama özgürlüğü, demokratik toplumun temellerinden biridir, özgürlükçü ve çoğulcu demokratik düzenin kurucu öğesidir… Temel hak ve özgürlükler ve özellikle düşünceyi açıklama özgürlüğü için anayasa ve yasalarda öngörülen sınırlama ve yasakların çoğu, çağdaş demokrasilerde genellikle kabul gören ilkelerle bağdaşmadığı gibi, bu sınırlama ve yasaklar; özgürlüklerin evrensel standartlarda kullanılmasını engellemektedir. Türkiye, insan hakları alanında evrensel normlara uyum sağlamak için anayasa ve yasalarda gerekli değişiklikleri yapmak zorundadır. Düşünceyi açıklama özgürlüğü ile bağdaşmayan yasa kuralları değiştirilmelidir, özgürlük alanı geliştirilmelidir. Düşünce özgürlüğü alanında demokratik değerlere yer verilmelidir.”

Düşünceyi açıklama özgürlüğünün temel bir sorun alanı olduğu konusunda, toplumun geniş bir kesimi fikir birliği içersindedir. Ancak, insan hakları ve demokrasi konusunda koşullara göre davrananlar, her defasında Türkiye’nin özel koşullarını gerekçe göstererek, değişme ve gelişmeyi engelleme yoluna gitmektedirler. Kimi kez, “komünizm tehlikesi”, kimi kez “şeriat tehlikesi”, kimi kez Kürt sorunundan kaynaklı olaylar ve genel olarak “terör tehdit ve tehlikesi”, insan hakları ve demokratik standartların geliştirilmesinde engel olarak gösterilmektedir. Genel olarak “bu tehdit ve tehlikeler” ortadan kalkmadan, insan hakları ve demokratikleşme standartlarının geliştirilmesinin olanaklı olmadığı açıklanmaktadır. Böylece, bu tür gerekçelerle onlarca yıldır insan hakları ve demokratikleşme konusunda adım atılmamaktadır.

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1954 yılından bu yana tarafı olmasına karşın, Sözleşme’de yer alan hakları tam anlamıyla yurttaşlarına tanımamaktadır. Sözleşmeler, devletlerin özgür iradeleri ile ve parlamentoların onayı ile bağlayıcı hale gelirler. Kişiler gibi devletler açısından da “güvenilir” olmak ve “sözünde durmak” etik ve hukuksal bir kuraldır. Türkiye, başta düşünceyi açıklama özgürlüğü olmak üzere, temel hak ve özgürlükleri normatif olarak, ulusalüstü insan hakları belgelerine uygun olarak düzenlemeli, buna uygun idari ve yargısal pratik içerisinde olmalıdır.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 9 Aralık 1998 tarihinde İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi’ni kabul etti.

Bildirge, özel olarak insan haklarının korunması için kurulmuş dernekleri ve insan hakları için çalışan ve her bir durumda bu hakları savunan kişileri ve grupları insan hakları savunucusu olarak tanımlamaktadır. Bu bağlamda, avukatlar, doktorlar, gazeteciler ya da mesleği ne olursa olsun kişiler, insan hakları savunucusu sayılabilirler.

İnsan Hakları Derneği’nin üyeleri ve yöneticileri, kişisel ya da grupsal olarak, maddi ve manevi “çıkarlar” için, biraraya gelmiş insanlar değildir. Bu insanlar, emeklerini ve zamanlarını gönüllü olarak ve hiçbir çıkara dayanmadan, her biri birer “değer” olan insan haklarını korumak için ortaya koymuş insanlardır. Türkiye’de ve tüm dünyada insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için çaba göstermektedirler. Başlıca özellikleri, insan haklarına aykırı gördükleri her olayı, cesaretle ve yüksek sesle dile getirmeleridir. İnsan hakları aktivistlerinin çeşitli saiklerle suskun kaldığı ya da susturulduğu ülkelerde, “gizlenmesi gereken” ihlaller var demektir. İHD, tüm baskılara karşın, evrensel standartları esas alan çizgisinden ve çalışma anlayışından vazgeçmeyecek ve ülkemizin insan haklarına saygı gösterildiği ülkelerden birisi olması doğrultusunda harcanan çabalardaki öncü yerini koruyacaktır. Genel Başkanımızdan şube yöneticilerimize değin İHD’liler için açılan soruşturma ve davaların hemen tamamı düşüncelerini açıklamaktan dolayıdır. Dolayısıyla, Türkiye’de insan hakları savunucuları, düşünceyi açıklama özgürlüğü açısından ülkemizin düşünen ve çeşitli araç ve yöntemlerle bunu açıklayan insanlarıyla aynı kaderi paylaşmaktadır.

İHD, kurulduğu 1986 yılından bu yana her yıl 10 Aralık İnsan Hakları günü nedeniyle düzenlediği etkinliklerde, düşünceyi açıklama özgürlüğünü tema olarak saptadı. 1994 yılında Düşünceye Özgürlük Yürüyüşü’nü, sevgiyle andığımız Aziz Nesin’in öncülüğünde gerçekleştirmişti. 1997 yılında yeniden Düşünceye Özgürlük Kampanyası açtık.

Şimdi üçüncü bin yıla giriyoruz. İHD, 2000 yılına değin temel insan hakları normlarının Türkiye’de egemen olmasını istemektedir. İlk adım, düşünceyi açıklama özgürlüğüdür ve bunun konuyla ilgili son kampanyamız olmasını dilemekteyiz.

İHSAN HAKLARI DERNEĞİ

Cinsel Şiddeti Önleme ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleme Yönergesi

0

Cinsel Şiddeti Önleme ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleme Yönergesi, 2 Temmuz 2021 tarihli Türk Tabipler Birliği 73. Büyük Kongresi’nde Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolunun karar önergesi olarak sunması üzerine kabul edilmiştir.

Yönerge hekimlerin, meslektaşlarına veya üçüncü kişilere yönelik cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği veya bir başka temelde ayrımcılık göstermesini; cinsel şiddeti ve kadına yönelik her türlü şiddeti önlemek amacıyla düzenlenmiştir.

Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu bir arada

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadele etme amacını taşıyan belge, Türk Tabipleri Birliği Cinsel Şiddeti Önleme ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleme Birimleri Eşgüdüm Kurulu ile tabip odaları Cinsel Şiddeti Önleme ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleme birimlerinin yapısını, görevlerini ve çalışma esaslarını düzenlemeyi hedeflemektedir. Kadın hakları, eşitsizliği gidermenin en önemli argümanıdır. Kadınların ve kadın sağlık çalışanlarının maruz kaldıklarını şiddeti önlemek toplumsal ilerlemede önemli bir kaldıraç olarak görülmektedir. 

Tüm insanlar arasında eşitlik perspektifin, geçerli kılmak yönergenin nihai amacıdır.

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ CİNSEL ŞİDDETİ ÖNLEME VE TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNİ DESTEKLEME YÖNERGESİ

BAŞLANGIÇ
Türk Tabipleri Birliği:

Toplumsal cinsiyetin, biyolojik olarak belirlenenin aksine, toplumsal olarak belirlenmiş güç ilişkisine dayanan cinsiyet rolleri olduğu, kadın ve erkek arasında kurulmuş eşitsiz ve hiyerarşik ilişkinin kendisin yapay, değişebilir, dönüştürülebilir bir ilişki olduğu, cinsel şiddetin, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucu olarak ortaya çıktığı bilinciyle, şiddeti önlemenin yanı sıra, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadele etmeyi hedefleyerek,

Dünya Sağlık Örgütünün tanımladığı gibi cinsel şiddeti; bir kişinin karşısındaki kişiyle arasındaki ilişki biçimi ne olursa olsun, o kişiden cinsel bir fayda ya da güç elde etme girişimi; sözle, bakışla ya da herhangi bir cinsel eylemle kişiye yaklaşma, kişinin cinselliği üzerinde baskı kurma gibi davranışları sosyal, psikolojik ya da fiziksel güç yoluyla karşı tarafa uygulaması olarak kabul ederek,

Cinsel şiddetin yaşanmadığı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı bir meslek örgütünün yaratılmasına katkıda bulunmak için, cinsel taciz, cinsel saldırı ve kadına yönelik her türlü şiddete karşı duyarlılık ve farkındalık yaratmak, bunlara ilişkin tutum, davranış ve eylemleri engellemek, cinsel şiddete uğrayanların kendilerini güvenle ve daha açık ifade etmelerini ve güçlenmelerini sağlamayı hedefleyerek, olayın nasıl yaşandığını değil, gerçekleşmiş olmasını dikkate alan bir yaklaşımı önceleyerek,

Kişiler arasındaki ilişkileri sıkı bir disipline sokmayı, rızaya dayalı ilişkileri önlemeyi, belirli bir cinsel ahlakı dayatmayı ve özgür tartışma ortamını engellemeden,

Sessiz kalmanın rıza göstermek olmadığının, rızanın sürekliliğinin esas olduğunun, her zaman geri alınabileceğinin, unvan ve/veya mevki kullanılarak fiziksel ve/veya psikolojik güç kullanımı, tehdit, korku, baskı altına alma, gözdağı verme, hile ve kandırma ile alınan sesli ya da sessiz onayın rıza olarak kabul edilemeyeceğinin farkında olarak, bu yönergeyi kabul etmiştir.

1. AMAÇ

Hekimlerin, meslektaşlarına veya üçüncü kişilere yönelik cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği veya bir başka temelde ayrımcılık göstermesini ; cinsel şiddeti ve kadına yönelik her türlü şiddeti önlemek ve bunların kaynağı olan toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadele etmek için;  Türk Tabipleri Birliği Cinsel Şiddeti Önleme ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleme Birimleri Eşgüdüm Kurulu ile Tabip Odaları Cinsel Şiddeti Önleme ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleme Birimlerinin yapısını, görevlerini ve çalışma esaslarını düzenlemektir.

2. KAPSAM

Bu Yönerge, taraflardan en az birinin hekim olması halinde, birbirlerine karşı veya (üçüncü kişilere, kadınlara, LGBTİ+ ve çocuklara) cinsel şiddet, istismar ve kadına yönelik her türlü şiddeti yer ve zaman sınırlaması olmaksızın kapsar.

3. DAYANAK

Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW), Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi), Çocukların Cinsel Sömürü ve Cinsel İstismara Karşı. Korunmasına. İlişkin Avrupa. Konseyi Sözleşmesi (Lanzarote. Sözleşmesi), 6284 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu, TTB Hekimlik Meslek Etiği Kuralları, 10 Haziran 2017 tarihli 68. TTB Büyük Kongresinde kabul edilen Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi esas alınarak hazırlanmıştır.

4. TANIMLAR

Bu Yönergede geçen;

  1. Cinsiyet: Cinsiyetler arasındaki genetik ve biyolojik farklılıkları,
  2. Toplumsal cinsiyet: Kadınlık ve erkekliğin (ve ikili cinsiyet sisteminin) toplumsal olarak kurulduğunu, kadın ve erkeklere atfedilen rol ve sorumlulukların içinde yaşanılan tarihsel, toplumsal ve coğrafi koşulların bir ürünü olduğunu,
  3. Cinsel kimlik: Bireylerin kendi iç dünyasında kendisini nasıl tanımladığını, kişisel ve özel kimliği,
  4. Cinsel yönelim: Kişinin düşünce, duygu ve davranışsal olarak cinsel çekim duyduğu cinsiyete göre tanımlanan özelliğini,
  5. Cinsel Şiddet:

e.1) Cinsel saldırı: Bir kimsenin vücut dokunulmazlığının, kişinin rızasına dayalı olmayan cinsel nitelikli davranışlarla süreklilik arz etmek zorunda olmaksızın ihlal edilmesini,

e.2) Cinsel taciz: Fiziksel temas olmaksızın gerçekleştirilen, kişinin rızasına dayalı olmayan ve süreklilik arz etmesi gerekmeyen cinsel nitelikli söz, tavır veya diğer davranış biçimlerini,

e.3) Flört şiddeti: İlişki içerisinde fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal ya da herhangi bir iletişim aracı kullanılarak şiddet içeren davranışlarda bulunulmasını,

e.4) Ayrımcılık: Cinsiyeti, cinsel yönelimi ya da cinsiyet kimliği nedeniyle bir kişi ya da gruba, aynı ya da benzer konumda olan diğer kişilere göre keyfi olarak eşit davranmamayı,

e.5) Israrlı takip: Fiili, sözlü, yazılı olarak ya da herhangi bir iletişim aracı, kullanılarak kişinin güvenliğinden endişe etmesine neden olacak şekilde kişide fiziki veya psikolojik açıdan korku ve çaresizlik duygusu yaratan/ yaratabilecek olan ve kişiyi baskı altında tutan her türlü cinsel tutum ve davranışı,

  1. Çocuk istismarı; 18 yaşın altındaki çocuklarla bir yetişkin arasında her türlü cinsel edimi,
  2.  Kurul: Türk Tabipleri Birliği Cinsel Şiddeti Önleme ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleme Birimleri Eşgüdüm Kurulunu,
  3. Birim: Tabip Odası Cinsel Şiddeti Önleme ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleme Birimini
  4. Yönetim Kurulu: Birimin bünyesinde oluşturulduğu Tabip Odası Yönetim Kurulu’nu
  5.  Merkez Konseyi: Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyini
  6. Başvurucu: Cinsel şiddete maruz kaldığı veya tanık olduğu iddiasıyla Eşgüdüm Kurulu’na, Birime, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi’ne ya da Oda Yönetim Kuruluna başvuran kişiyi ifade eder.
5.  TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ EŞGÜDÜM KURULUNUN OLUŞUMU ve GÖREVLERİ

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi tarafından, Cinsel Şiddeti Önleme ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleme Birimleri Eşgüdüm Kurulu kurulur. Kurulun bir üyesi Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi’nin kadın üyeleri arasından, en az iki üyesi Türk Tabipleri Birliği Kadın Kolu tarafından önerilen üyeler arasından, geriye kalan üyeler ise birimlerin belirleyip bildireceği kişiler arasından olmak üzere 9 kişiden oluşur.

Kurulun görev süresi 2 yıldır. 2 yılın sonunda Kurulun bilgi ve deneyiminin sürekliliğini sağlamak için en az üç üyenin görevine devam etmesi amaçlanır ve bu doğrultuda çaba sarf edilir.

Kurul aşağıdaki faaliyetlerde bulunur:

a) Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı bir meslek örgütünün oluşturulması, bu çerçevede cinsel şiddet ve kadına yönelik her türlü şiddete karşı farkındalık ve duyarlılık yaratmak için eğitim, tanıtım ve benzeri çalışmalar düzenler.

b) Yurt içindeki ve yurt dışındaki kadın örgütleri başta olmak üzere, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar ile cinsel şiddet ve kadına yönelik şiddet konularında çalışmak üzere iş birliği yapar, platformlar oluşturur veya var olan platformlara ve çalışmalara katılır.

c) Bütün tabip odalarında cinsel şiddet ve kadına yönelik her türlü şiddet şikayetleri için etkili, güvenilir, gizlilik ilkesine uygun, başvuranın beyanının esas alındığı bir başvuru mekanizması oluşturulması için çalışır.

d) Birimlerin çalışmalarının geliştirilmesi, deneyim ve bilgi aktarımının sağlanması için düzenli toplantılar yapar.

e) Birimi bulunmayan oda bölgelerinde odalara ya da Merkez Konseyine yapılan başvurularda Birim olarak görev yapabilir.

f) . Bu yönerge kapsamındaki olaylardan haberdar olması halinde kendiliğinden harekete geçerek, ilgili bölgede Birim var ise Birim tarafından yok ise bizzat inceleme yürütmek üzere ilgililer ile iletişim kurar. Kurul, birim gibi görev yaptığı durumlarda birimlerin inceleme yöntemini uygular. Bu halde Birimlerin çalışmalarında Oda Yönetim Kurulu’na verilen görevler TTB Merkez Konseyine verilmiş sayılır.

6. BİRİMLERİN KURULUŞU

Tabip Odası Yönetim Kurulları tarafından, Cinsel Şiddeti Önleme ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleme Birimi kurulur. Birimde travma alanında deneyimli bir kadın psikiyatristin yanı sıra, tekrarlayan travmaya yol açmayacak görüşme teknikleri konusunda deneyim sahibi olan bir kadın hekim, kadın hekimlik komisyonundan en az bir ve Yönetim Kurulundan en az bir kadın üyenin yer alması teşvik edilir, gözetilir.

Birim, Odaların üye sayısı ve görev alacak gönüllü hekim sayısı dikkate alınarak en az üç, en fazla yedi üyeden oluşur.  Birimin görev süresi 2 yıldır. 2 yılın sonunda birimin bilgi ve deneyiminin sürekliliğini sağlamak için üç üyeli birimlerde en az bir, 5 üyeli birimlerde en az 2 ve 7 üyeli birimlerde en az 3 üyenin birimdeki görevine devam etmesi amaçlanır ve bu doğrultuda çaba sarf edilir.

7.  BİRİMİN İŞLEYİŞ YÖNTEMİ

a) Cinsel şiddete maruz kaldığını veya tanık  olduğunu düşünen kişiler, Türk Tabipleri Birliğine, Kurula, Birime ya da Yönetim Kuruluna başvurabilir. Birim, görev alanına giren olaylardan haberdar olması halinde ve Türk Tabipleri Birliği ile Oda Yönetim Kurulunun bildirdiği hallerde başvuru olmaksızın, harekete geçer.

b) Tabip Odası kurul, komisyon ya da bürolarına başvuru yapılması halinde, başvurucu Birim hakkında bilgilendirilir ve birime yönlendirilir.

c) Birim tarafından her başvuru için ayrı kayıt açılır, bir kayıt numarası verilir ve takip eden işlemler bu kayıt numarası kullanılarak gerçekleştirilir. Kayıt formu başvurucunun adını ve soyadını, başvuru tarihini, konusunu ve başvurucunun taleplerini içerir. Kayıt formuna eklenecek diğer bilgiler başvurucunun onayına tabidir.

d) Başvuruya konu olayın taraflarından herhangi biri ile birim üyelerinden herhangi birinin akademik, idari veya özel bir ilişkide olması durumunda, söz konusu birim üyesi başvuru sürecine dahil edilmez. Söz konusu ilişkinin sonradan öğrenilmesi veya fark edilmesi durumunda da birim üyesi başvuru ile ilgili süreçten ayrılır.

e)  Birime doğrudan veya yönlendirme yoluyla ulaşan başvurularda, Birim tarafından belirlenen en az iki üye, var ise Oda hukuk bürosundan bir avukat başvurucu ile yüz yüze görüşür. Başvurucuyu dinler, ihtiyaç ve taleplerini öğrenir, haklarıyla ilgili bilgilendirme yapar.  Başvurucuyu hukuki ve diğer çözüm seçenekleri, bu seçeneklerde izlenen süreçler, bu seçeneklerin her birinin yaratabileceği riskler ve alınması gereken önlemler konusunda bilgilendirir.

f) Başvurucunun, şikayet konusuyla ilgili yaşadıklarını, her aşamada yeniden anlatmak zorunda kalarak ikincil mağduriyet yaşamaması için (başvurucunun onayını olarak ses kaydının alınması, online görüşme kaydının alınması, bir avukatın ilk görüşmeye katılması gibi) gerekli düzenlemeleri yapar, önlemleri alır. Görüşme sırasında mağduriyeti artıracak sorgulayıcı ve suçlayıcı söz, davranış, tavır ve imalardan kaçınılır.

g) İlk görüşme sonrasında birim üyeleri ve varsa görüşmeye katılan avukat tarafından, daha sonraki aşamalarda başvurucunun beyan ve açıklamalarına yeniden başvurmayı gerekli kılmayacak şekilde ve özenle yazılı bir görüşme kaydı oluşturulur.

h) Başvurucunun talep ve ihtiyaçları ile birlikte dayanak, belgeler, görüşme notları ve tutanakları kapsayan bir değerlendirme raporu hazırlanır. Değerlendirmeye ilişkin bilgi ve belgeler Birimin değerlendirme raporu ekinde Yönetim Kuruluna iletilir.

i) Birim, başvurucunun talep ve ihtiyaçları doğrultusunda sağlanabilecek desteği tespit eder, raporunda bu konudaki önerilerine yer verir. Bu kapsamda başvurucuyu güçlendirmeye, mesleki alanı iyileştirmeye yönelik önerilerde bulunulabilir. Yönetim kurulu raporu değerlendirir ve gerekli gördüğü işlemleri yürütür. Ancak arabuluculuk yapılmaz, tarafları görüştürmek vb tutumlar bir yöntem olarak reddedilir.

ı) Raporda, başvurucunun şikayet ettiği kişi hakkında soruşturma açılması konusunda talebinin olup olmadığı bilgisine yer verilir. Başvurucunun, başvurusunun disiplin süreçlerine aktarılması konusunda onayı olmaması halinde; işlem başlatılması için başvurucuya ihtiyaç duyduğu zaman tanınır, güçlenmesi desteklenir. Başvurucunun şikâyet edilen hakkında soruşturma açılması talebi var ise Yönetim Kurulu, Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda gerekli gördüğü işlemleri yürütür.

j) Birimi yapılan başvurularda yakınılan kişiler ve olayın özelliklerine ilişkin yıllık rapor hazırlanır. Raporlar, kişilerin kimlikleri gizli tutularak düzenlenir.

k) Başvuruların kabulü ve başvurucuya destek sağlanması için başvurucunun beyanı esas alınır. Başvurucudan cinsel şiddet eylemlerinin varlığını kanıtlaması beklenmez.

l) Başvurularla ilgili tüm belgeler bir sonraki Birim üyeleri, yetkili kurullar ve bürolar dışındaki merci ve kişilere kapalıdır.

m) Tabip Odaları, başvurucunun ihtiyaç duyduğu hukuki ve sosyal destek konusunda Barolar ve bu alanda çalışan ilgili kuruluşlarla temas kurar, iş birliği yapar.

n) Tabip Odasının kendi bölgesinde birim oluşturma koşullarının olmaması, yeterli tıbbi ve hukuki desteğin sağlanamayacağı hallerde Merkez Konsey’e bildirimde bulunabilir, Merkez Konsey talebi Eşgüdüm Kuruluna aktarır. Eşgüdüm Kurulu durumun özelliğine gere bizzat birim olarak görev yapabilir ya da   bu görevi yerine getirebilecek bir Tabip Odası Birimini görevlendirebilir.

8. ODA YÖNETİM KURULU’NUN GÖREVLERİ

a)  Cinsel Şiddeti Önleme ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleme Birimi kuruluşunun yaygın biçimde duyurulması, başvuru mekanizmalarının en hızlı ve kolay biçimde oluşturulması için Oda Yönetim Kurulları çaba gösterir. Oda, Birime başvuru olduğu andan itibaren cinsel şiddet uyguladığı bildirilen hekim/hekimlerden Tabip Odası’nın görev aldığı kurul, komisyon, çalışma grubu gibi görevlerini bırakmasını, Birim tarafından yürütülen inceleme sonuçlanıncaya kadar hiçbir görev üstlenmemesini ister.

b) Yönetim Kurulu, cinsel şiddet iddialarının üstünü kapatan, soruşturma açılmasını engelleyen ya da soruşturma süreçlerine müdahale eden ilgililer hakkında, Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği hükümleri gereğince soruşturma açar.

c) Başvurucunun onamı halinde konunun özenle soruşturulması konusunda gerekli tüm çabayı gösterir. Cinsel şiddet iddialarının soruşturma süreçlerini etkilemeye çalışan ve/veya engellemeye çalışan kişiler hakkında birim gerekli işlemleri yapar.

d) Yönetim Kurulu, cinsel şiddet iddiaları ile ilgili tüm süreçlerde, Tabip Odası çalışanları, kurul, komisyon, çalışma grubu ve bürolarında, tarafları ve tanıkları korumak amacıyla gizlilik ilkesine uygun davranmaları için gerekli önlemleri alır.

e) Şikayet edilen hekimin, cinsel şiddet uyguladığının tespit edilmesi halinde, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu ve Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği’nin düzenlemelerinde belirtilen yaptırımların yanı sıra ilgili hekime 2 yıl süre ile Tabip Odası faaliyetlerinde yer almaması önerisinde bulunur.

9. TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ TUTUM BELGESİ

68. TTB Büyük Kongresinde kabul edilen Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi, bu Yönergenin ayrılmaz parçasıdır ve Yönergenin uygulanmasında dikkate alınması zorunludur.

10. YÜRÜRLÜK

Bu Yönerge, Türk Tabipleri Birliği’nin Büyük Kongresinde kabulü ile yürürlüğe girer.

Başkomutanlık Kanunu

0

Başkomutanlık Kanunu, 5 Ağustos 1921 tarihinde mecliste kabul edilmiş, Mustafa Kemal Atatürk, başkomutan ilan edilmiştir. Mustafa Kemal, kanunun kabulünün ardından mecliste önemli bir konuşma yapmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ REİSİ MUSTAFA KEMAL PAŞA HAZRETLERİNE BAŞKUMANDANLIK TEVCİHİNE DAİR KANUN

Kanun Numarası : 144
Kabul Tarihi : 5/8/1337
Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : — Sayı : —
Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3, Cilt : 2, Sayfa : 86

Madde 1

Millet ve memleketin mukadderatına bilfiil vaziülyet yegane kuvveti âliye olan ve âzasından her birinin Kanunu Esasi ve Teşkilatı Esasiye Kanuniyle hukuk ve masuniyeti teşriiyesi tabiatiyle mahfuz ve şahsiyeti maneviyesi Başkumandanlığı haiz bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisi kuyudu atiye ile Başkumandanlık vazifei fiiliyesine kendi Reisi Mustafa Kemal Paşayı memur eylemiştir.

Madde 2

Başkumandan ordunun maddi ve manevi kuvvetini azami surette tezyit ve sevk ve idaresini
bir kat daha tarsin hususunda Türkiye Büyük Milet Meclisinin buna müteallik salahiyetini Meclis namına fiilen istimale mezundur.

Madde 3

Müşarüleyhe baladaki mevat ile mevdu sıfat ve salahiyet üç ay müddetle mukayyettir.

Meclis lüzum gördüğü takdirde bu müddetin inkızasından evvel dahi bu sıfat ve salahiyeti refedebilir.

Madde 4

İşbu kanun tarihi neşrinden itibaren mer’iyülicradır.

Madde 5

İşbu kanunun icrasına Türkiye Büyük Millet Meclisi memurdur.

KANUNUN MECLİSTE KABUL EDİLMESİNDEN SONRA MUSTAFA KEMAL’İN YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA

(Umum Meclisin alkışları arasında kürsüye geldiler.)

Muhterem arkadaşlar; Meclis-i Âlinin şahsiyet-i mâneviyesinde mütecelli ve mündemiç olan Başkumandanlık vazifesini fiilen ifa etmek üzere bendenizi memur etmiş olduğunuzdan dolayı arzı teşekkür ederim.

(Allah muvaffakiyet versin sadaları ve şiddetli alkışlar)

Bu tevcih Heyet-i Celilenizin hakkımdaki itimat ve emniyetinin bariz bir delili olduğundan dolayı benim için pek kıymetli bir taltiftir ve bu mükâfatın hayatımın en kıymetli mükâfatı olacağını arz ederim. (Allah muvaffak etsin sadaları)

Binaenaleyh bu tevcihe kesb-i liyakat etmek için bütün mevcudiyetimi amaliniz dairesinde sarf etmekten bir dakika içtinap etmeyeceğimi ve bunda tereddüt etmeyeceğimi telâkki ve kabul buyurmanızı rica ederim. (Şiddetli alkışlar, Allah muvaffak etsin sadaları)

Efendiler zavallı milletimizi esir etmek isteyen düşmanları inayet-i Subhaniye ile behemehâl mağlup edeceğimize dair olan emniyet ve itimadım bir dakika olsun sarsılmamıştır. (Şiddetli alkışlar)

Bu dakikada bu itminan-ı tammımı Heyet-i Celilenize karşı, bütün millete karşı ve bütün âleme karşı ilan ederim. (Şiddetli alkışlar) Bu itminanımın fiiliyata munkalip olması için yegâne arz-ı ihtiyaç ve iftikar ettiği bir şey varsa o da Heyet-i Celilenizin beni sıyanet etmesi ve milletimizin bana daima muavenet etmesidir. Gerek Heyet-i Celilenizden ve gerek büyük ve şefkatli milletimden daima büyük bir şefkat ve sıyanete mazhar olacağıma dair olan emniyetim büyüktür. Binaenaleyh Heyet-i Celilenizden aldığım feyiz ile bu dakikadan itibaren Başkumandanlık vazife-i fiiliyesine başlıyorum.

(Şiddetli alkışlar) (Allah zafer versin sadaları) (Allah muvaffakiyetler ihsan buyursun, dua sesleri)

Joseph Roy Metheny

0

Joseph Roy Metheny, 2 Mart 1953’te doğdu. ABD’nin Maryland eyaletinde bulunan Baltimore kentinin Maryland bölgesinden Amerikalı bir seri katil ve tecavüzcüdür. Eski bir asker, kamyon şoför ve uyuşturucu bağımlısıdır.

Kendisini seri katil ilan etmesine ve 13 kişiyi öldürdüğünü iddia etmesine rağmen, sadece kanıtlanabilen üç cinayet suçundan mahkum olmuştur. Ölüm cezası daha sonra müebbet hapis cezasına çevrilmiştir. Yeterli kanıt bulunamadığı için diğer cinayetlerden hüküm giymemiştir.

Aralık 1996’da saldırı suçundan tutuklandı. Tutuklandıktan sonra beklenmedik şekilde itiraflarda bulundu. İtiraflarında polise, seks işçilerine ve evsizlere vahşice tecavüz ettiğini, öldürdüğünü ve parçaladığını anlattı. 1997 yılında maktullerden Kemper’in davasında yargılandı ve adam kaçırma ve cinsel saldırıya teşebbüsten 50 yıl hapis cezasına çarptırıldı ancak cinayete teşebbüsten beraat etti.

Spicer’ı öldürmek suçundan 1998 yılında ölüm cezasına çarptırıldı. Cezanın verildiği duruşmada, cinayetleri, hoşlandığı için işlediğini ve sarhoş olduğunu iddia ederek itiraflarda bulundu.

İlk maktullerin baltayla öldürülen iki evsiz adam olduğu düşünülmektedir.

Kurbanlarını doğradıktan sonra yol kenarındaki bir barbekü standında müşterilere servis yaptığını söyledi ama bu iddia doğrulanamadı.

Avukatları, Baltimore yakınlarındaki Essex’te yaşayan ailesi tarafından onun çocukken ihmal edildiğini, babasının bir alkolik olduğunu ve altı yaşındayken bir trafik kazasında hayatını kaybettiğini, annesinin de ev dışında çift vardiya çalışırken altı çocuğunu ihmal ettiğini açıkladılar.

Joseph Roy Metheny, 5 Ağustos 2017 tarihinde cezaevinde iken öldü.

Metheny, iki cinayetten mahkum olsa da daha fazla insan öldürdüğü düşünülüyor.

İstanbul Gedik üniversitesi Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddete Karşı Politika Belgesi

0

İstanbul Gedik üniversitesi Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddete Karşı Politika Belgesi; Gedik Üniversitesi öğretim üyeleri ve elemanları, idari ve sözleşmeli personeli ve öğrencileri olmak üzere tüm üniversite bileşenlerinin katılımı ile üniversite senatosu tarafından ilan edilmiştir. Belge, daha sonra yürürlükten kaldırılan Yükseköğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi’ne dayanılarak hazırlanmıştır. Belgenin amacı, toplumsal cinsiyet eşitliğine dair farkındalığını artırmak ve İstanbul Gedik üniversitesi bileşenlerini toplumsal cinsiyete dayalı taciz, cinsel taciz ve saldırılar konusunda bilgilendirmek,  akademik ortamı cinsel tacizden arındırmaktır. İstanbul Gedik Üniversitesi, Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddete Karşı Destek Birimi’ni kurmuştur Ayrıca, “Kadın Girişimciliği ile Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Uygulama ve Araştırma Merkezleri” tarafından “İstanbul Gedik üniversitesi Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddete Karşı Destek Birimi Yönergesi ve Politika Belgesi” hazırlanmıştır.

İstanbul Gedik Üniversitesi 2010 yılında kuruldu.

İstanbul Gedik üniversitesi Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddete Karşı Politika Belgesi

AMA VE KAPSAM

Bu politika belgesinin amacı, toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesini T.C. İstanbul Gedik Üniversitesi’nin tüm etkinlik ve uygulamalarında güvence altına almak ve şiddet ve ayrımcılıkla mücadele mekanizmalarının etkin işlemesini sağlamak için uyulması gereken temel ilkeleri ortaya koymaktır.

Belge; toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, her türlü toplumsal cinsiyet temelli şiddetin önlenmesi ve şiddetle mücadele hakkında Türkiye’nin imzaladığı uluslararası antlaşmalara, Anayasanın ilgili maddelerine, ilgili mevzuata, Yükseköğretim Kurulu’nun 28.05.2015 tarihli Genel Kurul kararına ve Yükseköğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi’ne dayanılarak hazırlanmıştır. Bu belgede toplumsal cinsiyet; İstanbul Sözleşmesi’nin 3. maddesinde yer aldığı üzere, “toplumsal olarak inşa edilen ve belli bir toplum tarafından erkekler ve kadınlar için uygun görülen roller, davranışlar, eylemler ve nitelikler” olarak tanımlanmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitliği ise, Avrupa Konseyi Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Stratejisi 2014-2017 belgesinde yer aldığı üzere, “kadınlarla erkeklerin karar almada, katılımda ve sorumlulukta kamusal alanda ve özel yaşamda eşit imkanlara sahip olması ve kaynak dağılımında eşitlik” anlamına gelmektedir. Yine aynı belgeye göre toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üreten kalıp yargılarla ve şiddetle mücadele, adalete erişimde eşitlik, karar alma mekanizmalarına dengeli katılımın sağlanması ve toplumsal cinsiyetin tüm plan ve tedbirlere yerleştirilmesi eşitliği sağlama yolunda benimsenmesi gereken öncelikli eylemlerdir.

T.C. İstanbul Gedik Üniversitesi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini çok boyutlu sonuçları olan toplumsal bir sorun olarak kabul eder. Toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesi konusunda duyarlılığı artırmak; eşitsizliği yaratan ve yeniden üreten her türlü eylemi görünür kılmak ve gerekli önlemleri almak konularında sorumluluk üstlenir. Üniversite mensuplarını konu hakkında bilgilendirmek, duyarlılığı artırmak ve olumsuz uygulama ve yaklaşımları dönüştürmek amacıyla önlemler alır, eğitim faaliyetleri düzenler, araştırma, proje ve yayınlar ortaya koymayı amaçlar.

Eşitlik, özgürlük, adalet ilkelerinin gözetildiği, her türlü ayrımcılık ve şiddet biçimlerinden arındırılmış bir üniversite ortamı yaratılması esastır. Üniversite, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için gerekli koşulları sağlamayı, toplumsal cinsiyete dayalı taciz, cinsel taciz ve cinsel saldırıya maruz kalanların ya da tanık olanların kendilerini ifade edebilecekleri bir güven ortamını oluşturmayı taahhüt eder. Taciz, saldırı ve ayrımcılık görmezden gelinemez; bu konuda bireysel ya da kurumsal hoşgörü gösterilemez.

Toplumsal cinsiyet temelli taciz, cinsel taciz veya saldırı olayına maruz kaldığını veya tanık olduğunu düşünen kişiler, ilgili mercilere başvuru konusunda gerekli adımları atmaya teşvik edilir.

Bu bağlamda, Gedik Üniversitesi bileşenlerinin toplumsal cinsiyet eşitliğine dair farkındalığını artırmak, onları toplumsal cinsiyete dayalı taciz, cinsel taciz ve saldırılar konusunda bilgilendirmek, bu vakalardan arındırılmış bir akademik ortamın sağlanması için gerekli önleme faaliyetlerinde bulunmak, bu vakalara bağlı olarak doğan sorunlara çözüm aramak, hukuki ve psikolojik destek vermek amacı ile Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddete Karşı Destek Birimi kurulmuştur.

Bu belge, Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddete Karşı Destek Birimi Yönergesi ile birlikte, Birimin faaliyetlerinde temel alınacak tanım ve ilkeleri ortaya koymaktadır.

TOPLUMSAL CİNSİYET TEMELLİ TACİZ, CİNSEL TACİZ VE CİNSEL SALDIRIYA İLİŞKİN TANIM VE İLKELER
Tanımlar
Toplumsal Cinsiyete Dayalı Taciz

Açıkça cinsel nitelikli söz ya da davranış içermemekle birlikte, kişiye cinsiyeti, cinsel yönelimi ya da cinsiyet kimliği nedeniyle yönelen ve eşitsiz toplumsal cinsiyet rollerini pekiştiren söz ve eylemlerdir.

Cinsel Taciz

Cinsel taciz kişiyle vücut teması bulunmadan yapılan ve rızaya dayalı olmayan, cinsel içerikli söz, tavır veya diğer davranış biçimlerini içerir. Olayın gerçekleştiği ortama ve bağlama göre, ısrarla tekrarlanan eylemler ya da bir tek eylem cinsel taciz olarak değerlendirilebilir. Süreklilik önkoşul değildir.

Cinsel taciz, taciz niteliğindeki hareketlerin yoğunluğuna ve niteliğine göre; basit taciz, sürekli taciz ve ağır taciz olmak üzere üçe ayrılır. Bu listeyle sınırlı olmamakla birlikte, aşağıdaki örnekler belirtilen cinsel taciz türlerini oluşturabilir:

1) Basit taciz: Tehdit, şantaj ya da hakaret unsuru taşımayan, ancak rahatsız edici, istenilmeyen ortamları yaratan hareketlerdir. Örneğin, laf atmak, cinsel içerikli şaka yapmak ve iltifatlarda bulunmak ya da argo sözcükler kullanmak, flört etmek için olağanın ötesinde ısrarcı davranışlarda bulunmak, pornografik materyal ile rahatsız etmek, kişinin cinsel yaşamıyla ilgili sorular sormak veya dedikodu üretmek.

2) Sürekli Taciz: Basit tacizin, uyarılara rağmen sürekli yapılması halinde söz konusu olur.

3) Ağır Taciz: Tehdit, şantaj ya da hakaret ve benzeri fiillerle ortaya çıkan ve kişinin davranışlarını kontrol etmeye yönelik hareketlerdir. Kişinin mesleki ya da akademik otorite konumunu suiistimal etmesiyle ilgili olabileceği gibi, eşit statüde olanlar arasında da ağır taciz durumları gerçekleşebilir.

Cinsel içerikli teklife uymadığı durumlarda kişinin öğrencilik, akademik ya da iş hayatıyla ilgili bedeller ödeyeceğinin, uyduğu takdirde ise hak etmediği kazançlar sağlanacağının açık olarak söylendiği veya ima yoluyla belirtildiği durumlarda söz konusu olur.

Sık rastlanan taciz biçimleri misilleme, ısrarlı takip ve ödüllendirme vaadidir.

Misilleme

Kişinin cinsel veya duygusal amaçlı girişim ve teklifleri reddetmesi, tacize uğradığını düşünerek şikâyet
etme yoluna gitmek istemesi/gitmesi nedeniyle, ya da kişinin tanık olduğu bir cinsel taciz / saldırı olayı
ile ilgili ihbar yoluna gitmek istemesi veya gitmesinden ötürü, açıkça veya örtülü olarak iş veya eğitim
yaşamının intikam amacıyla zorlaştırılmasıdır.

Israrlı Takip

Bir kişinin rızası dışında, kişinin güvenliğinden endişe etmesine neden olacak şekilde kişide fiziki veya psikolojik açıdan korku ve / veya çaresizlik duygusu yaratan ve kişiyi baskı altında tutan her türlü cinsel tutum ve davranıştır. Kişinin peşine takılma, evinin, okulunun, işyerinin önünde bekleme, yolda uzaktan ya da yakından izleme, kişisel bilgilerini, gündelik hayatını öğrenmek üzerine soruşturma yapma ve bu bilgileri taciz etme amaçlı kullanma eylemleri ısrarlı takip olarak nitelendirilmektedir.

Ödüllendirme Vaadi

Kişinin cinsel veya duygusal amaçlı bir davranış veya teklifi kabulü durumunda ödül, terfi, not veya benzeri hak etmediği kazançlar elde etmesini içeren her türlü ayrıcalık vaadinde bulunulmasıdır. Kişiye, cinsel nitelikli davranış veya teklifi kabul etmesi halinde hak etmediği kazançlar sağlanacağını açık veya ima yolu ile belirtmek ödüllendirme vaadidir. Acil durum önlemlerinin devreye sokulmasını gerektirir.

Cinsel Saldırı

Rızaya dayalı olmayan cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesidir. Cinsel saldırı, kişinin fiziksel ve/veya psikolojik güç kullanımı, tehdit, korku, baskı altına alma, gözdağı verme, hile ve kandırma gibi zorlamalarla cinsel içerik taşıyan fiziksel bir davranışa maruz kalması yoluyla vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesi olarak kabul edilmektedir.

Cinsel saldırı iki biçimde gerçekleşebilir. İlk şeklinde, cinsel saldırı cinsel birleşme olmadan kişinin vücut dokunulmazlığının ihlali şeklinde gerçekleşir. Bu tür cinsel saldırı örnekleri arasında; durumun özelliklerine göre sarılmak, ellemek, okşamak, dokunmak sayılabilir. İkinci tür cinsel saldırıda ise kişinin vücut dokunulmazlığının vücuda cinsel organ veya sair bir cisim sokulmasıyla ihlal edilmesi söz konusudur.

Rıza

Kişinin ilgili söz, tutum veya davranışa etkin, iradi ve açık biçimde onay vermiş olması olarak anlaşılmalıdır. Unvan ve/veya mevki kullanılarak fiziksel ve/veya psikolojik güç kullanımı, tehdit, korku, baskı altına alma, gözdağı verme, hile ve kandırma ile alınan sesli ya da sessiz onay rıza olarak kabul edilemez. Sessiz kalmak rıza göstermek değildir. Rızanın sürekliliği esastır, rıza her zaman geri alınabilir.

Ayrımcılık

Bir kişiye toplumsal cinsiyet temelli keyfi ya da haksız bir davranışta bulunulması ve bu suretle bu kişinin mağdur edilmesi olarak ifade edilmektedir. Daha özel olarak, toplumsal cinsiyet kimliği ya da cinsel yönelimi nedeniyle bir kişi ya da gruba, aynı ya da benzer konumda olduğu diğer kişilere göre keyfi olarak eşit davranmamak ya da onları mağdur etmek anlamına gelmektedir.

İlkeler
Ayrımcılık Yasağı

Bu Belgede ortaya koyulan politikalar kişilere, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, medeni veya ailevi durum, gebelik, ırk, renk, etnik köken, ulusal köken, ulusal bir azınlığa mensup olma, doğum, ikamet yeri, uyrukluk, din, mezhep, inanç, dil, şive, aksan, dış görünüş, sağlık durumu, engellilik, yaş, eğitim durumu, sınıf, mülkiyet, ekonomik durum, sosyal veya toplumsal köken, siyasi veya felsefi görüş, statü veya başka herhangi bir temelde ayrım gözetilmeksizin uygulanır.

Özen Gösterme İlkesi

Üniversite, cinsel taciz ve cinsel saldırı iddiaları karşısında, bu iddiaları etkin bir şekilde araştırma, bu iddialar karşısında harekete geçmeyen ve/veya üstünü kapatmaya çalışanlar hakkında gerekli işlemleri yapma, taciz ve/veya şiddete uğrayanların ikinci kez mağduriyete uğramasını önleme ve onların içinde bulundukları durumu anlama hususlarında gerekli dikkat ve özeni gösterir. Özellikle cinsel taciz ve saldırı iddialarıyla ilgili başvuru sürecinde bu ilke, şiddete uğrayanın tekrar mağdur edilmemesini sağlamaya yönelik olup, değerlendirmenin başlatılmasında ‘başvuru sahibinin beyanı esastır’ ilkesinden hareket etmeyi gerektirir.

Gizlilik İlkesi

Üniversite, toplumsal cinsiyete dayalı taciz, cinsel taciz ve saldırı iddialarının ele alındığı tüm aşamalarda, başvuru sahibi kişi ve şikâyet edilen kişinin özel hayatın gizliliği haklarını gözeterek hareket eder.

Güven İlkesi

Üniversite, gizlilik ve özen gösterme ilkelerine riayet ederek, tarafların güven duygusunu zedelemeyecek şekilde davranır.

İvedilik İlkesi

Üniversite, cinsel taciz ve cinsel saldırı iddiaları karşısında vakit geçirmeden harekete geçilmesini
sağlar. Üniversite özellikle,

a) söz konusu istenmeyen cinsel tavır ve yaklaşımlar, aralarında bir kurumsal hiyerarşi olan ve güç asimetrisi bulunan kişiler arasında meydana geldiğinde;

b) bu durumun tacize uğrayan kişinin öğrenimini, akademik veya idari kariyerini, istihdam durumunu olumsuz şekilde etkilediğinde;

c) istenmeyen cinsel yaklaşımlar bir ödüllendirme veya misilleme, intikam alma aracı olarak kullanıldığında;

d) bazı cinsel içerikli yaklaşımlar sıklık veya yoğunlukları nedeniyle kişinin öğrenim ya da çalışma ortamını ciddi şekilde bozduğunda, düşmanca, aşağılayıcı ve saldırgan bir ortam yarattığında ivedi ve aktif olarak hareket eder.

Başvuranın Beyanı Esastır

Cinsel taciz ve cinsel saldırı fiillerinin ilenme şekli, çoğu zaman iki kişi arasında geçip kanıtlanması zor bir durum yaratmaktadır. Bu nedenle cinsel taciz ve/veya cinsel saldırıyla ilgili değerlendirme sürecinde başlarken “başvuranın beyanı esastır” ilkesinden hareket edilir. Bu ilke şiddete uğrayanın toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve diğer nedenler dolayısıyla şikâyet edememesi gibi durumlar gözetilerek getirilmiş olup, sadece değerlendirme sürecinin başlatılmasıyla ilgilidir. Bu ilke, çok defa açık kanıtların olmadığı durumlarda da tacizin doğasına, olayın bağlamına ve kişilere dair daha bütünsel bir akıl yürütmeyle olayın niteliğini anlama ilkesiyle birlikte söz konusu olup tek başına inceleme sonucunu belirlemez.

Yargılamaksızın Destek İlkesi

Kurul tarafından şikâyet sahibine, sürecin her aşamasında ve talebi doğrultusunda psikolojik, tıbbi ve hukuki destek sağlanması esastır. Toplumsal cinsiyet temelli taciz, cinsel taciz veya cinsel saldırı içerikli davranışlara maruz kaldığını belirten kişilere Üniversitenin tüm bileşenleri de yargılamaksızın destek verir.

Risk ve Önlemleri Bildirme İlkesi

Kurul, destek sürecinde şikâyette veya başvuruda bulunan kişiye seçebileceği hukuki ve diğer çözüm yollarını, bu yollarda izlenen süreçleri, bu yolların her birinin yaratabileceği riskleri ve alınması gereken önlemleri anlatmakla sorumludur.

Kasıtlı Yanlış Beyanlara Karşı Farkındalık ve Önlemler

Cinsel taciz ve cinsel saldırı iddiaları kişisel hesaplaşmalara alet edilmemelidir. Şikâyeti yapanın kasıtlı olarak yalan söylediğinin ve yanlış beyanlarda bulunduğunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde anlaşıldığı durumlarda disiplin yaptırımı söz konusudur.

Avukatlık Hukuku Mevzuatı ve Uluslararası Metinler

0
Avukatlık Hukuku Mevzuatı ve Uluslararası Metinler, kanun, yönetmelik, etik ilkeler, uluslararası sözleşmeler, Uluslararası Barolar Birliği kararları, Avrupa Barolar Birliği Kararları, Türkiye Barolar Birliği meslek kuralları ve tavsiye kararlarından oluşmaktadır.

Muhamat Kanunu ile, Avukatların meslek örgütü niteliğindeki Baro ilk kez 1924 yılında kurulmuştur. Ancak anılan kanunun kabulü ve baroların kurulmasından önce de avukatlar “Dava Vekilleri Cemiyeti” adı altında örgütlenmişlerdir.

Muhamat Kanunu 

Avukatlık Kanunu, 1136 Kanun numarası ile ve 1969 yılında yürürlüğe girmiştir. Kanun daha sonra birçok değişikliğe uğramıştır. Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder. Avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını, her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.

Avukatlık Kanunu

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Meslek Kurallarının bir kısmı Avukatlık Yasasında vardır. Bir bölüm meslek kuralları ise Türkiye Barolar Birliğince hazırlanmış ve 8-9 Ocak 1971 tarihinde Adana’da yapılan IV. Olağan Genel Kurul toplantısında kabul edilmiştir. Mesleğin düzen ve geleneklerini korumak, yasaların avukatlara tanıdığı hakların gerçekleşmesi ve yüklediği görevleri tam ve şerefli bir şekilde yerine getirmek amacıyla “meslek kuralları” oluşturulmuştur.

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Meslek Kuralları

Avrupa Avukatlık Meslek Kuralları, Avrupada Avukatlık Mesleğine İlişkin temel İlkeler Tüzüğü ve Avrupada Avukatların Tabi olduğu Melek Kurallarından oluşmaktadır. Avrupada Avukatların Tabi olduğu Melek Kuralları (Code of Conduct for European Lawyers)’nın oluşturulması 28 Ekim 1988 tarihine dayanmaktadır. Tüzük, üç defa değişikliğe uğramış olup, en son Portekiz, Porto’da 19 Mayıs 2006 tarihinde gerçekleşen genel kurul toplantısında yürürlükteki halini almıştır. Bu Tüzük, tüm üye ülkeler için geçerlidir. Bu ülkelerin barolarına üye avukatlar için bağlayıcıdır. Bağlayıcılık baroların Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyine(CCBE) tam üye, yedek üye yada gözlemci üye olmaları bakımından fark doğurmamaktadır. Avukatlar; söz konusu Tüzük kurallarına; Avrupa Birliği, Avrupa Ekonomik Bölgesi ve İsviçre Konfederasyonu, yedek ve gözlemci üye devletler sınırları içinde gerçekleştirdikleri sınır ötesi faaliyetlerinde, uymak zorundadır.

Avrupa Avukatlık Meslek Kuralları

Avukatların Rolüne Dair Temel Prensipler-Havana Kuralları, 27 Ağustos-7 Eylül 1990 tarihleri arasında Havana’da toplanan Suçların Önlenmesine ve Suçların Islahı Üzerine Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilmiştir.

Avukatların Rolüne Dair Temel Prensipler-Havana Kuralları

Uluslararası Avukatlar Birliği Morelia Şartı, 2 Ağustos 1991 tarihinde Meksika’da düzenlenen Uluslararası Avukatlar Birliği Genel Kurulu tarafından kabul edilmiştir.

Uluslararası Avukatlar Birliği Morelia Şartı

Avukatlık Meslek Kurallarına Dair Turin İlkeleri, 27 Ekim 2002 tarihinde Sydney’de toplanan Uluslararası Avukatlar Birliği (UIA) Genel Kurulunca kabul edilmiştir.

Avukatlık Meslek Kurallarına Dair Turin İlkeleri

Avukatlık Mesleğinin İcrasındaki Özgürlükler Hakkında Tavsiye Kararı, Avrupa Konseyi tarafından “Avukatlık Mesleğinin İcrasındaki Özgürlükler Hakkında 9 Numaralı Tavsiye Kararı” adıyla ilan edilmiştir.

Avukatlık Mesleğinin İcrasındaki Özgürlükler Hakkında Tavsiye Kararı

Avukatlık Mesleği Üzerine Avrupa Konseyi Sözleşmesi Hazırlanması İçin Tavsiye Kararı, 24 Ocak 2018 Tarihinde 2121 (2018) Numaralı Tavsiye Kararı olarak yürürlüğe girmiştir. 

Avukatlık Mesleği Üzerine Avrupa Konseyi Sözleşmesi Hazırlanması İçin Tavsiye Kararı

Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği,1969 tarihli 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 55 inci maddesi gereğince hazırlanmıştır.

Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği

 

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliği 1969 tarihli 1136 sayılı Avukatlık Kanununun uygulanması amacıyla düzenlenmiştir.

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliği 

İstanbul Sözleşmesine Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği

0

İstanbul Sözleşmesine Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği, isimli makale ilk olarak Toplumcu Düşünce Dergisi internet sitesinde yayınlanmıştır. 

İbrahim Aycan – İstanbul Sözleşmesine Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği

İstanbul Sözleşmesinin imzalandığı döneme göre antidemokratik uygulamaların ağırlaşması ve yaygınlaşması, kanunun kabul edilmesine gerekçe yapılan“ uluslararası saygınlığın” dip yapması ve kadına yönelik şiddet eylemlerinin artık üçüncü sayfalarına sığmayacak duruma gelmesinden sonra yeni bir akım ve moda gelişti: İstanbul Sözleşmesine saldırmak!

Üstelik sözleşmenin hazırlanmasını ve imzalanmasını sağlayan siyasal cenahın kemik kadrosu ve ana paydaşları tarafından. Gazete demeye bin şahit lazım olan mevkuteler üzerinden yürütülen kirli bir yalan kampanyası da devam ediyor.  Çocuğun, kadının ve şiddete maruz kalan masumların canını ve onurunu korumaya çalışan sözleşmeye saldıranlara aynı dille yanıt vermek şarttır.

Kimi çevrelerde çok “saygın” ve “entelektüel” olarak bilinen hukukçuların bilimsel gerçeklik gibi sundukları yalanların ballandırarak anlatılması yalanın kirini örtemiyor. Üstelik yalan üzerine inşa edilmiş bir ideoloji ve siyasal tavrın hıncı olarak sırıtıyor. Zihin arkasında gizledikleri arkaik metaforlarına ve dar kalıplara hapsolmuş ideolojilerine çaresiz esir oldukları çok belirgin. Güya “CEDAW ve benzeri çorapları başımıza ören Batı” İstanbul Sözleşmesini de zorla imzalatmış ve kadına şiddet bu yasa ve uygulamasıyla tavan yapmış! (1)Türkçe bilen ortalama insanın zekasına hakaret sayılabilecek bir dezenformasyon yapıldığı açık ancak büyük yalanların büyük alıcı kitlesi olduğu da unutulmamalı.

İstanbul Sözleşmesi düşmanlığı, kadını ötekileştirme çabasının devamı ve onun normal bir insan olarak toplumsal statüsünü onaylayan tüm metinleri reddetme olarak okunmalıdır. İçinde yaşadığımız modern toplumda bunu açıkça dillendiremeyen bir kesim dolaylı yollar izleyerek eski yoluna devam ediyor. Niyetini açıklamaktan çekinmeyen küstah ve yobaz kesim yalancı güruhun riyakârlığından daha tehlikeli değil.

Kadınların hayvanlar ve eşyalarla birlikte sayıldığı 200 yıl öncesinin(2)(3) özlemi içinde olanların kadını ikinci sınıf gören zihniyetleri ile sözleşmeye yapılan saldırılar arasında esaslı bağlantılar bulunuyor. Bir yandan sözleşme kötülenirken diğer yandan kadınların çok değerli olduğuna yönelik dinsel retorikler tekrarlanıyor. Oysaki kadının ikinci sınıf bir tür olduğuna dönük temel kanaat pekiştirilmeye devam ediliyor. Kadına ve çocuğa verilen nafakayı ömür boyu olmakla itham eden bir “yalancı” başka bir yerde Medeni Kanun düşmanı olarak başka bir yerde ise Sözleşme düşmanı olarak karşımıza çıkıyor. Cumhuriyet düşmanlığı, kadın düşmanlığı olarak ifşa oluyor! Ulusal televizyonlarda şovmen teologlar sınırsız sayıda cariyeye sahip olunabileceğini büyük bir şehvete anlatırken bir yandan da sözleşmenin kötülüğü dillendiriliyor.

2014 Yılında Yürürlüğe Girdi

İstanbul Sözleşmesi ve gerçek adıyla “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”(4) 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da düzenlenen Avrupa Konseyi 121. Bakanlar Komitesi Toplantısında kabul edilmişti. Sözleşmenin onaylanmasının uygun bulunduğuna ilişkin 24 Kasım 2011 tarih ve 6251 sayılı Kanun; 29 Kasım 2011 tarih ve 28127 sayılı Resmi Gazetede(5) yayımlanarak yürürlüğe girmiş; Bakanlar Kurulu, 10 Şubat 2012 tarih ve 2012/2816 sayılı Kararı ile sözleşmeyi onaylamış; karar 8 Mart 2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmış, 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girmişti.Yine, Sözleşme’nin uygulamasını göstermek için “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun”(6) da 8 Mart 2012 tarihinde 6284 nolu kanun numarası ile kabul edilerek 19.03.2012 tarihinde resmi gazetede yayınlanmış ve yürürlüğe girmişti.

Sözleşme özetle, devlet kurumlarının ve kamu görevlilerinin kadına karşı şiddet uygulanmamasını sağlaması, kadına karşı şiddet ve ai1e içi şiddetin önlenmesi, cezalandırılması ve tazmin edilmesini amaçlamaktaydı. Ayrıca, insanın kısa ömrüne göre oldukça uzun olan dünya tarihinde kadına yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek için düzenlenen kendine özgü ilk bağlayıcı belgeydi. Fiziken daha güçlü olan erkeklere karşı zayıf konumda bulunan kadın ve çocukları mahremiyet alanında da korumayı düşünmek insan ırkı için yepyeni bir gelişmeydi.

Sözleşmeyi Kim İmzaladı? Karşı çıkan oldu mu?

Sözleşme hem mekân olarak Türkiye’de düzenlenmiş hem deTürkiye, İstanbul Sözleşmesini 11 Mayıs 2011 tarihinde çekince koymaksızın imzalayan ilk ülke olmuştu.Sözleşmenin imzalanmasında toplumsal ve siyasal bir mutabakat oluşmuş, o dönemki parlamentoda bulunan bütün partilerin kabul oylarıyla onaylanmıştı. Bu öyle bir kabuldü ki; Türkiye’nin Nato’ya girmesi için yapılan 1952’deki oylama, IMF’ye üyelikle ilgili 1947’deki yasanın oylamasıve yine 2001 yılında İdamın kaldırılmasına ilişkin yapılan oylamadaki gibi tam bir uzlaşma içermekteydi.  Hiç “red” oyu çıkmamıştı!  İşin bir de komedisi vardı; “Oylamadan 246 kabul, “sıfır” ret oyu çıkmıştı. Çekimser oyu veren tek vekil ertesi gün Meclis’e dilekçe vererek yanlışlıkla “çekimser” tuşuna bastığını ve oyunu “kabul” oyuyla değiştirmek istediğini bildirmişti.”(7)

Sözleşme mecliste kabul edilmeden önce, Dışişleri Komisyonu, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda incelenmiş, itiraza uğramadan kabul edilerek genel kurula gelmişti.(8)  Üstelik Avrupa Birliği Parlamentosu Başkanı Jerzy Buzek aynı gün meclis genel kuruluna hitap etmiş, “Deneyimlerimizi paylaşarak herkes için adil olacak bir sonuca ulaşabiliriz. Hazırlamakta olduğunuz yeni anayasanın birlikte yaşamak adına yeni bir çerçeve sağlayacak ilk şans olacağını biliyorum.” dediği konuşması tüm milletvekilleri tarafından alkışlanmıştı.(9) Bugün sözleşmeye saldıranların siyasal temsilcisi ise “İstanbul Sözleşmesi’ni yasalaştıran ilk ülke olma onuru bize ait olacak” demişti. (10)

‘Ülkemizin Saygınlığını Artıran’ Sözleşmenin uygulama denetimi başlayınca saldırılar da başladı

Sözleşmeye uygun olarak mevzuat düzenlemelerinin yapılması, ulusal düzeyde veri toplanmasından ve eş güdümden sorumlu bir resmi kurumun tespit edilmesi kararlaştırılmıştı.  Öte yandan sözleşmenin uygulanmasını izlemek üzere bir uluslararası izleme mekanizması oluşturulmuş (GREVIO – Kadına Karşı Şiddet ve Aile İçi Şiddetle Mücadele Uzmanlar Grubu); ulusal düzeyde toplanan verilerin GREVIO ile paylaşılması; sözleşmenin uygulanma durumu hakkında GREVIO’ya rapor sunulması ve GREVIO ziyaretlerinin kabul edilmesi ve denetim mekanizmasına yardımcı olunması da kabul edilmişti.

Sözleşmeyi kabul etmenin “Türkiye’ye ilave bir yük getirmeyeceği ve ülkemizin gelişen uluslararası saygınlığına olumlu katkıda bulunacağı” önemli bir gerekçe olarak sunulmuştu.

Kadınlara seçme ve seçilme hakkını veren ve bu anlamda öncü sayılabilecek ülkelerden olan Türkiye, sözleşmenin hazırlanmasında da öncü olmuş, Avrupa Konseyi Kadına Karşı Şiddet ve Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Önleme Geçici Komitesi bünyesindeki çalışmalarda aktif rol almıştı. Amacın masum ve meşru olması öncü rolü tetikledi mi bilmiyoruz ancak esas tetikleyicinin “güç sahibi olmaya” çalışırken meşruiyet alanı yaratmak olduğu artık kanıtlandı.

Sözleşme imzalanmış, yürürlüğe girmiş, GREVIO ağır aksak da olsa ilk raporlarını yayınlamaya başlamıştı. Nitekim ilk rapor 2018 yılında düzenlenmişti. (11) Bu süreçte yaşanan trajik toplumsal gelişmeler kadınları, kız çocuklarını ve erkek çocuklarını daha çok “vurmaya” başlamış, en zayıf halka olan kadına ve çocuklara yönelen şiddete karşı toplumsal bir kitle harekete geçmişti. Kadın hareketi de savunma refleksi ile güçleniyordu. Tam da bu zamanda daha önce aklını “yitirmiş olanlar” “yeniden akıllanıp” sözleşmenin ne kadar kötü olduğunu anlatmaya başladılar. Reformun ve rasyonalizmin mucidi Avrupa’nın aklını yitirerek ve öncü “Türkiye’nin kuyruğuna takılarak” imzaladığı sözleşmedeki “bityeniğini” araştırmaya başladılar. Tarihi eser bölgesinde amatör cihazlarla altın arayan kaçakçılara özendikleri açıktı. Yakalansalar da vazgeçmezlerdi.

Yalanın en zeki ve hilelisinden başlayalım: İstatistikler kadına yönelik şiddetin azalmadığını söylüyor!

2002 yılında kabaca 60.000 olan hapishane mevcudunun 2020 yılı başında 400.000’e dayandığını söylüyor istatistikler. Sadece kadına değil, canlılara, bitkilere, ormanlara, denizlere, hayvanlara da saldırının arttığını hepimiz biliyoruz. Temiz sularımızın kirlendiğini, yeşile “kırmızı görmüş boğa gibi” saldırmayanın kar marjının düşük olduğunu, uyuşturucu kullanımının yüzde bin arttığını, cinayetlerin ve gasp yapmanın, kanunları hiçe saymanın Yeni Türkiye’nin âdeti halinde geldiğini hepimiz biliyoruz. Bu hengâmede kadına karşı şiddetin ve aile içi şiddetin dozunun artmasını “sözleşmenin iptali” için bahaneye dönüştürmek zekice bir hareket midir? Sözleşmenin bir işe yaramadığını hatta zararlı olduğunu, şiddeti artırdığını ileri sürecek kadar kör iddialar ortaya atılabiliyor. En küçük şiddeti bile hoş görmeyen bir hukuki metni şiddeti artıran ve aileleri yıkan günah keçisi ilan ediyorlar. Üstelik tabi oldukları “Siyasal İslam” “üst akıl” olarak sözleşmeyi yazdığı halde! Bu yalanı uydurup sonra kendileri de inanıyorlar! Yazık!

Öte yandan sözleşmenin ve sözleşmeye dayalı olarak çıkarılan 6284 sayılı yasanın eksiksiz şekilde uygulanmadığını ve uygulanmadığı için de şiddeti yeteri kadar engellemediğini görüyoruz. Yasayı uygulamayanların şiddetin arttığını iddia etmeleri ayrı bir garabet! Etkin ve caydırıcı önlemlerle desteklenmeyen, kamu otoritelerince sahip çıkılmayan hiçbir yasanın uygulamada faydasını görmek imkânsızdır. Tıpkı Anayasada laiklik, demokrasi, sosyal devlet ilkelerinin yazmasına karşın uygulamada bu ilkelerden eser görülmemesi gibi.

Sözleşme, imzacı devletlere “Kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınların güçlendirilmesi yolu dâhil kadınlar ve erkekler arasındaki temel eşitliği teşvik etmek, kadınlara yönelik şiddet ve ev içi şiddet mağdurlarının korunması ve bu mağdurlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politikalar ve tedbirler geliştirmek, kadınlara yönelik şiddeti ve ev içi şiddeti ortadan kaldırmak amacıyla uluslararası işbirliğini teşvik etmek ve bütüncül bir yaklaşım benimsemek amacıyla etkili işbirliği sağlamak için kuruluşlara ve kolluk kuvvetlerine destek ve yardım sağlamak” görevini yüklediği halde bu görevleri yapmayarak suçu sözleşmeye atmak tam anlamıyla bir “şark kurnazlığı” ve tabansızlara özgü bir davranış olsa gerek! Hem sözleşmeyi imzalarken hem uygulama aşamasında gereğini yapmazken hem de bugün eleştirip kaldırılmasını isterken samimiyetsiz davranmak kadını ikinci bir tür olarak görmeyi zihin altında normalize etmiş bir toplumun içinden çıkılmaz ruh halini göstermesi bakımından önem arz ediyor. Ve kadın sorununun bu ülkede köklü bir sorun olduğunu da!

Saldırının en müptezeli: Sözleşme LGBT haklarını güvence altına alıyor.

Okumayan ve araştırmayan bir toplumda kuyruklu yalan söylemenin bu kadar kolay olması bizi şaşırtmamalıdır. Sözleşmenin 4 no.lu paragrafındaki cümle aynen şöyle: “Çocuklara yönelik aile içi şiddet yaygındır ve çalışmalar kadına yönelik aile içi şiddet ve çocuğa yönelik fiziksel istismar arasındaki bağlantıyı ve bunun yanında evde şiddete şahitliğin çocukta sebep olduğu travmayı ortaya çıkarmıştır. Yaşlılara taciz ve erkeklere yönelik aile içi şiddet gibi diğer aile içi şiddet biçimleri için güvenilir veriler nispi olarak nadirdir.”

Yalanın aksine sözleşmenin 4 no.lu paragrafı; aile içinde çocuğun tanık olduğu şiddetin sebep olduğu travmaya atıf yapıyor, aile içindeki şiddeti cinsiyete bakmaksızın reddediyor ve dünyanın en masum varlıkları olan çocuklara “gizli kapılar ardında” uygulanan ve hukuk sisteminin şimdiye kadar çözemediği bu sosyal yarayı iyileştirmek adına bir ilaç bulmaya çalışıyor. Üstelik bir hüküm ve müeyyide içeren madde değil. Sadece tespit ve niyet belirten başlangıç maddelerinden biri. Çocukları ve aile içindeki masumları korumayı amaçlayan ve sosyal hayatın ilerisindeki bir sözleşmeye bu iftira neden ve kim tarafından atılabilir? Tabi ki suçun failleri tarafından! Düz bir hukuki metinde cinsiyet ayırmadan çocukları ve kadınları korumayı amaçlayan bir maddeye aşağılık bir yalanla saldırmak için ancak aşağılık bir yaratık olmak gerekir.

Sözleşmenin “Madde 4” başlıklı metnine de ayrıca baktığımızda “Temel haklar, eşitlik ve ayrım yapmama” başlığı altındadır ve anahtar kavram şiddettir. Şiddete maruz kalan kim olursa olsun onun korunmasını öngörmektedir. Bu tanımın içine mülteciler de çocuklar da kadınlar da girmektedir. Tabi ki insan oldukları için farklı cinsel yönelime sahip olanlar da şiddetten korunmak zorundadır. Sözleşmeye buradan hareketle saldıranlar farklı cinsel yönelimde olanların insan olduğunu kabul etmemekte ve “sapık” olarak adlandırarak onlara uygulanacak şiddeti de meşru görmektedir. Yoksa sözleşmenin şiddet dışında ilgilendiği bir konu zaten bulunmamaktadır. Bunun için Türkçe bilmek ve sözleşmenin Türkçe metnini okumak yeterlidir. İkiyüzlü bir dille ötekileştirilmeye çalışılan ve sırf insan oldukları için şiddet görmemeleri yönünde hukuksal güvence getirilen farklı cinsel yönelimdeki bireylere ilişkin hakların medeni dünya tarafından ayrıca hukuksal güvence altına alındığı ise ayrı bir bahis olduğu için konuğu teğet geçiyoruz.

Sözleşmeye yapılan en mantıksız saldırı: Sözleşme örf, adet, gelenek ve her türlü uygulamayı “kökünden kazımayı” amaçlıyor

Sözleşmeye ahlaksız bir şekilde saldıranların önemli bir kesimi aslında medeni kanuna saldırmak isterken “dış mihrakların imzalattığı” sözleşmeyi hedef almak kolaycılığına kaçıyor ve baltayı taşa vuruyor. Zira hem hukukun temel kaynakları arasında örf ve adet bulunuyor hem de Medeni Kanuna göre ‘Örf ve adet’, kanundaki boşlukları dolduruyor. Hâkimlerin vicdani kanaatlerinin de önünde bir somut norm olarak örf ve adet ön plana çıkıyor.

Üstelik ‘Koca’yı evin reisi kabul eden, evin geçimini erkeğe yükleyen, zinayı TCK’ya atıfla suç kabul eden eski Medeni Kanun yerine 2001 yılında kabul edilen Yeni Medeni Kanun da bugünün muktedirlerinin oyları ile kabul edildi. Medeni Kanunun devamı sayılan Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu 2012 yılında meclisten ittifakla geçti. Cumhuriyet Devrimlerinin temel taşı olan eski Medeni Kanun dahi son dönemde daha ileriye taşındı ve geleneksel kültüre dayalı bazı “ataerkil” hükümler “çağdaşlaştırıldı.” İstanbul Sözleşmesi tam da bu süreçte kabul edildi ve bir yönüyle de yeni Medeni Kanunun mütemmim cüzü haline geldi. Dolayısıyla geleneksel olan, örfe ve âdete dayanan birçok uygulama son 20 yılda tedavülden kaldırıldı. Ama yine de örf ve adet halen uygulamadaki hukukun temel kaynaklar arasındadır.

Yalanın kuyruklusu: İstanbul Sözleşmesi, toplumun en temel yapısı olan aileyi hedef alıyor ve Arabuluculuğu yasaklıyor.

“Sözleşme eşler arasında arabuluculuğu yasaklıyor” yalanıyla birlikte sunulan bu argüman tam anlamıyla şiddeti meşrulaştırma gayreti taşıyor. Kadınların şiddet görmesini meşru gören bu zihniyet ev içinde şiddete maruz kalanın kamu otoritelerince korunmasını ailenin yıkılması olarak sunuyor ve aile kavramının arkasına saklanarak birey’in haklarının çiğnenmesini savunuyor. Üstelik en üst mahkeme olan Anayasa Mahkemesi kararı ile sözleşmenin “şiddet gören eşin, dolayısıyla ailenin korunması” prensibi özellikle teyit edilmişken!  Sözleşme aileyi neden hedef alsın? Aksine sözleşme “şiddeti” yok etmeyi hedefliyor ve aile içinde şiddet mağduru kimse kalmamasını amaçlıyor. Sözleşmenin bir Avrupa Konseyi Sözleşmesi olduğunu unutan yalan sahipleri, aynı konseyin Aile İşlerinde Arabuluculuğu uzun yıllardır teşvik ettiğini ve aile içi şiddet hariç olmak üzere her türlü uzlaşma yöntemini Avrupa ülkelerinde bir sistem olarak uygulamayı önerdiğini gizlediklerini sanıyorlar. Hatta ülkemizde aile işlerinde arabuluculuk uygulaması getirilirken şiddet unsuru bulunan uyuşmazlıkların istisna tutulması hukukçular tarafından prensip olarak kabul edilmiştir. Avrupa Konseyinin tüm üye ülkelere 2003 yılında aile arabuluculuğunu tavsiye ederken “…aile içi şiddet ve eşlerin istismarı gibi unsurların olduğu vakalarda taraflar arası güç dengesizliğinin tespit edilmesi veya düzeltilmesi…” konusuna özel vurgu yapması 2011 yılında düzenlenen İstanbul Sözleşmesi’nde de zaten dikkate alınmıştır. (12-Aile İşlerinde Arabuluculuğu Hakkında Avrupa Konseyi Tavsiye Kararı)

En spekülatif yalan: Toplumsal cinsiyete dair maddelerde din ayrımcılık kaynağı olarak gösteriliyor

Sözleşme, ister güçten, ister dinden isterse töre ve gelenekten kaynaklansın her türlü şiddeti önlemeyi amaçladığına göre, şiddetin mazereti olan her tür argümanı reddedecektir. Televizyonların canlı yayınlarından kadınların dövülmesini dini hükümlerle savunanların sözleşmenin din düşmanı olduğunu iddia etmeleri kendi içinde büyük uyum oluşturuyor. “Din ve namus şiddetin kaynağıymış gibi sunuluyor” argümanının sahipleri de biliyor ki sözleşme hiçbir din adı zikretmiyor. Sözleşmeye imza koyan ülkelerdeki herhangi bir din eğer şiddeti meşru gösteriyorsa ya da o dinin bazı fraksiyonları şiddeti normal kabul ediyorsa elbette sözleşme o güruha karşı devlet kurumlarının harekete geçmesini isteyecektir. Üstelik hiçbir din adı zikredilmiyor. Avrupa ülkelerinde onlarca din ve mezhep olduğu düşünüldüğünde bu din ya da mezheplerden hangisi kadına şiddeti öngörüyorsa o dinin uygulamaları tabii ki sözleşmenin kapsama alanında olacaktır.

Sözleşmenin ve ona dayanarak çıkarılan yasanın Anayasaya aykırılığının ileri sürülememesi yalanı

Sözleşmenin Anayasa’ya aykırılığının ileri sürülememesi adeta İstanbul Sözleşmesine özgü bir durum gibi lanse edilerek ayrı bir yalan da söylenmiş oluyor. Evet, uluslararası sözleşmeler prensip olarak kanunların üstündedir. Ancak bunun denetimi tamamen siyasaldır ve uygulamasını takip etmek toplumsal bir konudur. İnsan Hakları Sözleşmesinden başlamak üzere imzalanan yüzlerce sözleşmenin uygulanmayan binlerce hükmü bunun kanıtıdır. Buna rağmen Sözleşme, Anayasa Mahkemesine taşınmış, Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülmüş ve üyelerinin neredeyse tamamı son 20 yılın iktidarı tarafından atanmış olan Anayasa Mahkemesi sözleşmeyi hukuki bakımdan denetlemiştir. (13)  Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesi, İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi ve Antep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi tarafından “eşe ve kardeşe karşı kasten yaralama suçları için ceza artırımı ve bu suçlarla ilgili kovuşturmanın şikâyete bağlı olmaksızın yapılmasını” öngören maddenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuş ve mahkeme bu başvuruyu reddetmiştir. AYM, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın, sözleşme gereğince, “kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara” katılabilmesini düzenleyen maddenin iptali talebini de reddetmiştir. Dolayısıyla, ‘kutsallaştırılan aile’nin içinde bir şiddet meydana gelirse o farazi kutsallık en küçük şiddet eyleminde yıkılır ve devletin müdahalesi ile “insan onuru” korunur.

Anayasa Mahkemesine yapılan başvurularda da benzer iddialar ileri sürülmüştü: “Affetme veya barışma gibi kavramları peşinen yok sayıyor, aile bireyleri arasındaki çatışmayı derinleştiriyor, kişilerin vazgeçme hakkını ortadan kaldırıyor, faili ıslah edebilecek düzenlemeler yerine doğrudan cezalandırmanın toplum huzuru, adalet anlayışı ve ailenin korunması ile bağdaşmıyor, eşe karşı basit yaralama suçunun şikâyete tabi olmaması nedeniyle bu suçu işleyenler ile eşe karşı cinsel saldırı suçu işleyenler arasında eşitsizlik yaratılıyor.”

AYM, tam da sözleşmenin amacını açıklayan bir gerekçe ile başvuruyu reddetti: “Aile içi şiddet suçlularının etkin şekilde cezalandırılması gerekir. Aile bireylerine basit yaralama suçu, aile içi şiddetin en yaygın görünümüdür, aile içi şiddet suçlarında aile bireylerinin baskısı sonucu şikayet engellenebilir.”.

İçi Boş Yalan: Sözleşme boşanmayı artırıyor

Sözleşmenin, evlenmeye ya da boşanmaya etkisi tamamen sıfır! Türkiye İstatistikleri Kurumu(TÜİK) verilerine göre son 20 yılda evlilik yaşı sürekli yükseliyor, evlilikler azalıyor ve boşanmalar da artıyor. Bunun en büyük nedeni, kentli ve eğitimli nüfusun artması, ekonomik zorluklar ve değişen sosyoekonomik yaşamdır. Tüm alanlarda artan şiddeti önlemeye çalışan sözleşmenin evlenmeye ve boşanmaya etkisi olsa olsa olumlu bir etki olabilir. Şiddetin olmadığı ve sevginin egemen olduğu aileler elbette ki daha uzun ömürlü olacaktır. (14)

En güncel yalan: Toplumun çoğunluğu sözleşmeyi istemiyor

MetroPOLL Araştırma Merkezinin 2020 yılı Temmuz ayında yaptığı ankete göre halkın sadece yüzde 17’lik bir kesimi hükümetin sözleşmeden çekilmesini onaylıyor.  Araştırmaya katılanların yüzde 20’ye yakın bir kısmı ise soruyu “Fikrim yok/Cevap Yok” şeklinde yanıtlıyor ve halkın yüzde 64’ü net olarak hükümetin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini reddediyor. Kadınlar, kazanılmış haklarını bırakmak istemiyor, uygulamanın kötü ve eksik olmasına rağmen İstanbul Sözleşmesi’nin yaşamlarının hukuki güvencesi olduğunu yaşayarak görüyor. (15)

Yukarıdaki yalanlara benzer birçok yalan bıkmadan usanmadan tekrarlanıyor. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanun nedeniyle erkeklerin haksız yere hapse atıldığı, Sözleşme’nin nafaka yükümlülüğünü sadece erkeğe yüklediği, dış güçlerce hazırlandığı, eşcinselliği özendirdiği ve sırf kadının beyanı ile başka hiçbir delil olmaksızın erkeklerin hapse atıldığı gibi yalanlarla kamuoyu meşgul ediliyor ve bu yalanlara hiçbir mantıklı açıklama getirme gereği bile duyulmuyor. Batı düşmanlığı ve milli-manevi değerler retoriği hayatın hakikatini inkar için yeterli görülüyor. Oysa ki şiddet uygulamaya hakkı olduğunu düşünen erkekler verilen cezaları “haksız” buluyor. Sözleşme, kimseyi doğrudan hapse atmadığı gibi sadece uzaklaştırma tedbiri öngörüyor, bir kimsenin hapse atılması için ceza kanunlarına göre suçun delilleri ile sabit olması gerekiyor. Sözleşmede nafakaya ilişkin hiçbir hüküm bile bulunmuyor. Üstelik Medeni Kanun’un 175’inci maddesi, nafaka bakımından erkek ve kadın arasında hiçbir ayrım gözetmiyor, nafakaya ihtiyacı olan taraf erkekse ona da nafaka verilmesini öngörüyor. Sözleşmeye karşı olanlar, kanun önünde eşitliği tanımıyor ve sözleşmenin “Eşitlik ve Ayrım Gözetmeme” kuralını şiddetin önünde bir engel olarak görüyor. (16-İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili yalanlar ve gerçekler- Selin Nakipoğlu)

Sözleşmenin İptalini İsteyenlerin Zihniyet Dünyası Karanlıktır

Her sözleşme, her kanun ve her hukuki metin eleştirilir, günün koşullarına uygun hale getirilebilir, iyileştirilebilir. Ancak, Sözleşmenin birçok yerinde çocuklar için özel hükümler olmasına rağmen 3. Maddesi’nin f bendinde 18 yaşın altındaki kız çocuklarının da hukuken kadın olarak tanımlanmasını speküle ederek eleştirenlerin çocuk yaştaki kızların evlenmelerine karşı çıkmayanlardan oluşmasını nasıl yorumlayacağız? Kadın düşmanlığı yapmak için gözünü karartanları ikna etmek neredeyse imkânsız! Neyse ki sözleşmeyi yazanlar hiçbir detayı atlamadan koruyucu hükümleri koymuşlar.

“Sapkınlıklar meşrulaştırılıyor”, “Toplumsal cinsiyet eşitliği tek reçete olarak sunuluyor”, “Sözleşme eşler arasında arabuluculuğu yasaklıyor”, “Sözleşme hakkında, Anayasa’ya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamaz” gibi ipe sapa gelmez birçok eleştiri destursuzca sıralanıyor. Kadın ile erkeğin eşit iki birey ve ondan önce “insan” olduğu gerçeğini reddedenlerin kirli propagandası onları sadece marjinalleştirmiyor; hızla kentlileşen kadınlar tarafından aforoz ediliyorlar.

Tüm saldırılara ve yoğun karalamalara rağmen Medeni Kanunun nimetlerini gören ve İstanbul Sözleşmesinin koruyucu özeliğini de keşfeden kadınların ezici çoğunluğu sözleşmenin kaldırılmasını istemediği için buna teşebbüs edenler geçici de olsa vazgeçmiş görünüyorlar. Politik atmosferde meydana gelebilecek değişikliklere göre üst perdeden yeni bir saldırı dalgasının gelmesi de olasıdır. En başta kadınlar olmak üzere toplum uyanık olmalı ve yalan furyasına karşı yaşamın hakikati üzerinden savunma hattını kurmalıdır. Cumhuriyet Devrimleri ile gelen çalışma hakkını, restoranda yemek yeme hakkını, eşit miras hakkını ve erkeklerle birlikte özgür bir insan olma hakkını yitirmeyi aklından geçirmeyen kadınlar İstanbul Sözleşmesi ile elde ettikleri Şiddete Karşı Devlet Tarafından Korunma Hakkını da savunacak ve yaşam haklarına sahip çıkacaktır.  Cumhuriyet’in hemen öncesinde yapılacak milletvekili seçimi öncesindeki nüfus sayımına bile kadınların dâhil edilmesine karşı çıkanların(17) bugünkü mirasçıları insanlığın ortak müktesebatı karşısında bir kez daha yenileceklerdir.

İbrahim Aycan, Hukukçu

Notlar:

  1. MUHARREM BALCI İLE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ÜZERİNE (http://www.muharrembalci.com/hukukdunyasi/tce/1052.pdf)
  2. Kadının Kurtuluş Devrimi – Sinan Meydan (https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/sinan-meydan/kadinin-kurtulus-devrimi-2772714/)
  3. TÜRK KADININ SİYASETE GİRİŞ SÜRECİ VE İLK KADIN SAYLAV MİHRİ İFFET PEKTAŞ (Atatürk Türk kadınının hakları üzerine ne zaman bir yeniliğe adım atmak istese karşısında tam ve koyu bir taassupla karşılaşmıştır. Ancak her seferinde konuşmalarında kadınlarla ilgili görüşlerini açıklamaktan da geri durmamıştır. Öyle ki Osmanlı’dan kalma bir seçim kanunun kullanıldığı ve bu yasaya göre Teşkilatı Esasiye Kanunun 20 bin nüfusa bir milletvekili seçilmesini emreder. İstiklal savaşının sürdüğü bu dönemde erkeklerin çoğu cephededir. İstenir ki, kadınlar da vatandaş sayılsın bu rakamın içine girmiş olsun. Ancak bu kanun teklifi Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey tarafından TBMM’ye gelince kızılca kıyamet kopmuştur.)
  4. İstanbul Sözleşmesi: Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi (https://hukukansiklopedisi.com/istanbul-sozlesmesi)
  5. KADINLARA YÖNELİK ŞİDDET VE AİLE İÇİ ŞİDDETİN ÖNLENMESİ VE BUNLARLA MÜCADELEYE İLİŞKİN AVRUPA KONSEYİ SÖZLEŞMESİNİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/11/20111129-2.htm)
  6. https://hukukansiklopedisi.com/ailenin-korunmasi-ve-kadina-karsi-siddetin-onlenmesine-dair-kanun/
  7. İstanbul Sözleşmesi TBMM’den nasıl geçti?
  8. Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları
  9. Avrupa Parlamentosu Başkanı Profesör JerzyBuzek tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne hitaben yapılan konuşma
  10. http://esitlikadaletkadin.org/istanbul-sozlesmesi-hakkindaki-efsaneler-ve-gercekler/
  11. GREVIO – Kadına Karşı Şiddet ve Aile İçi Şiddetle Mücadele Uzmanlar Grubu tarafından hazırlanan ilk rapor
  12. Aile İşlerinde Arabuluculuğu Hakkında Avrupa Konseyi Tavsiye Kararı
  13. https://gazetekarinca.com/2020/09/aymden-6284-sayili-kanunda-degisiklik-basvurusuna-ret/
  14. https://www.alomaliye.com/2020/02/26/2019-evlenme-ve-bosanma-istatistikleri/
  15. https://tr.euronews.com/2020/07/25/metropoll-anketi-halk-n-yuzde-64-u-hukumetin-istanbul-sozlesmesi-nden-cekilmesini-onaylam
  16. İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili yalanlar ve gerçekler –Selin Nakıpoğluhttps://www.birgun.net/haber/istanbul-sozlesmesi-yle-ilgili-yalanlar-ve-gercekler-310329
  17. https://www.aydinlik.com.tr/osmanlida-kadinin-yeri

Avusturya Federal Anayasası

0
Avusturya Federal Anayasası

Avusturya Federal Anayasası

 Kısım I.

Genel Hükümler; Avrupa Birliği

Genel Hükümler

 Madde 1.

Avusturya demokratik bir Cumhuriyettir. Kanunlar yetkisini halktan alırlar.

Madde 2.

(1) Avusturya federal bir devlettir.

(2) Federal Devlet; Özerk eyaletlerden oluşur. Bunlar: Burgenland, Carinthia, Aşağı Avusturya, Yukarı Avusturya, Salzburg, Styria, Tirol, Vorarlberg ve Vienna dır.

Madde 3.

(1) Federal bölge, federal eyaletlerin bölgelerinden oluşur.

(2) Federal bölge içerisinde kalan kara sahasının sınırlarının değişmesinde olduğu gibi, aynı zamanda kara sahasının da değişmiş olması anlamına gelen federal bölge sınırlarının değiştirilebilmesi ancak, barış antlaşmaları müstesna, federasyonun kurucu yasalarında ve kara sahası değiştirilecek bölge sınırlarında mukabil değişiklikler yapılarak gerçekleştirilebilir.

Madde 4.

(1) Federal bölgenin para birimi, ekonomisi ve gümrük sahası birdir.

(2) Federal bölge topraklarında ara gümrük engelleri veya diğer trafik kısıtlamaları oluşturulamaz.

Madde 5.

(1) Viyana, Federal Başkent ve Federal Hükümet merkezidir.

(2) Federal Cumhurbaşkanı, olağanüstü şartların hüküm sürdüğü hallerde, Federal Hükümetin talebiyle Federal Hükümet merkezini federal bölge toprakları içerisinde bir başka yere taşıyabilir.

Madde 6.

(1) Avusturya Cumhuriyeti için milliyet birdir.

(2) Avusturyalılar asli ikametgâhlarının olduğu bölgenin vatandaşlarıdırlar; Ancak, bölgenin kanunlarına göre, o bölgede ikamet edip, asli ikametgâhları bölgede bulunmayan Avusturyalılar da o bölgenin vatandaşı olabilirler.

(3) Bir kimsenin asli ikametgâhı; o kimsenin, kanıtlayabildiği ya da şartlar gereğince, yaşamla arasındaki münasebetlerinin merkezini teşkil etmek niyetiyle yerleştiği yerde teşkil edilir. Eğer bu zaruret, kişinin yaşamla arasındaki mesleki, iktisadi veya sosyal ilişkilerin geneli dikkate alındığında, birden fazla ikametgâh ile karşılanıyorsa, kişi en yakından bağlı olduğu ikametgâhlarının birini asli ikametgâhı olarak göstermelidir.

Madde 7.

(1) Tüm yurttaşlar (Avusturyalılar) kanun önünde eşittir. Hiç kimse doğum, cinsiyet, varlık, sınıf veya din sebebiyle ayrıcalıklı muamele görmez. Engeli sebebiyle hiç kimseye ayrımcılık yapılmaz. (federasyon, eyaletler ve belediyeler olarak) Cumhuriyet kendisini engelliler ve engelli olmayanların hayatın her alanında eşit muameleye tabi tutulmalarını sağlamaya adamıştır.

(2) Federasyon, eyaletler ve belediyeler erkek ve kadınların gerçekten eşit olduğu fikrini paylaşmaktadır. Mevcut eşitsizliklerin giderilmesi başta olmak üzere, kadınlar ve erkekler arasındaki eşitliğin fiilen sağlanmasına dönük önlemler uygundur.

(3) Resmi atamalar makam sahibinin cinsiyeti belirtilerek yapılabilir. Unvanlar, akademik dereceler ve meslek tarifleri için de aynısı geçerlidir.

(4) Federal ordu mensupları dâhil, kamu çalışanlarının siyasi haklarını herhangi bir kısıtlama olmaksızın kullanabilmeleri teminat altındadır.

Madde 8.

(1) Federal kanunların kendi dillerini konuşan azınlıklara tanıdığı haklar saklı kalmak kaydıyla, Cumhuriyetin resmi dili Almancadır.

(2) (Federasyon, eyaletler ve belediyeler olarak) Cumhuriyet, zaman içerisinde tekemmül etmiş dil ve kültürel çeşitliliğine bağlıdır ve kadim etnik gruplarla ifadesini bulur. Bu etnik grupların dillerine ve kültürlerine ve daimi mevcudiyetlerine ve korunmalarına saygı gösterilecek, bunlar koruma altına alınacak ve teşvik edilecektir.

Madde 8a.

(1) Avusturya Cumhuriyetinin renkleri kırmızı, beyaz, kırmızıdır. Bayrak; üst ve alt parçaları kırmızı, orta kısmı beyaz renkli birbirinin eşi üç yatay parçadan oluşur.

(2) Avusturya Cumhuriyetinin amblemi (federal amblem), göğsünde, ortasından gümüş renkli bir parçayla ayrılmış iki parçalı kırmızı bir kalkan bulunan, serbestçe uçan, tek başlı, siyah renkli, yaldızlı ve kırmızı dilli bir kartaldan oluşur. Kartal başında üç uçlu bir taç taşımaktadır. Her iki pençesinde de halkalı zincirler vardır. Sağ pençesiyle altın bir orak, sol pençesiyle altın bir çekiç tutmaktadır.

(3) Özellikle Cumhuriyetin renklerinin, ambleminin ve mührünün korunmasına ilişkin detaylı hükümler federal yasalarla düzenlenir.

Madde 9.

(1) Uluslararası hukukun genel kabul görmüş kuralları federal hukukun parçası addedilirler.

(2) 50’nci maddenin birinci fıkrasına göre onay gerektiren bir yasa veya antlaşma, belirli federal salahiyetleri hükümetler arası örgütlere ve bunların yetkililerine devredebilir ve yabancı devlet temsilcilerinin Avusturya sınırları içerisindeki faaliyetlerini olduğu kadar Avusturya Cumhuriyetinin temsilcilerinin yurtdışındaki faaliyetlerini de, uluslararası hukuk hükümleri çerçevesinde düzenleyebilir.

Madde 9a.

(1) Avusturya genel milli müdafaa fikrini paylaşmaktadır. Federal bölge topraklarının dışarıya karşı bağımsızlığının yanı sıra, kalıcı tarafsızlığının bekası ve müdafaası bakımından, bölünmezliğinin ve birliğinin korunması onun görevidir. Bu bağlamda da, anayasal kuruluşlar ve bunların temyiz kudretlerinin yanı sıra meskûnların demokratik hürriyetlerinin dışarıdan gelecek hedefli saldırılara karşı teminat altına alınmaları ve müdafaa edilmeleri gerekir.

(2) Genel milli müdafaa, askeri, fikri, sivil ve iktisadi alanlarda milli müdafaayı kapsar.

(3) Her erkek Avusturya vatandaşı askerlik hizmeti yapmakla yükümlüdür. Zorunlu askerlik hizmetini yerine getirmeyi reddeden vicdani retçiler ve bu görevden ibra edilenler alternatif bir görevi yerine getirmek zorundadırlar. Bununla ilgili ayrıntılar kanunla belirlenir.

(4) Kadın Avusturya vatandaşları federal orduda asker olarak gönüllü hizmet görebilirler ve bu hizmeti sonlandırma hakkına sahiptirler.

Madde 10.

(1) Federasyon aşağıda belirtilen alanlarda yasama ve icra yetkilerine sahiptir;

  1. Federal anayasa, özellikle Milli Konseyin seçimleri ve federal anayasanın öngördüğü referandum; Anayasa Mahkemesi;
  2. Eyaletlerin 16’ncı maddenin birinci fıkrasında öngörülen salahiyetlerine rağmen, diğer ülkeler nezdindeki siyasi ve iktisadi alanlarda temsiliyet dâhil dış ilişkiler; özellikle uluslararası antlaşmaların imzalanması; hudut çizgilerinin belirlenmesi; diğer ülkelerle mal ve canlı hayvan ticareti; gümrük;
  3. Federal toprak sınırlarına giriş ve çıkışların düzenlenmesi ve denetimi; iç ve dış göç; pasaport; ikametin yasaklanması; federal toprak sınırlarından veya sınırları boyunca sınır dışı ve iade etmek;
  4. Münhasıran veya kısmen federasyon adına toplanacak vergiler başta olmak üzere federatif maliye ve tekeller;
  5. Para, kredi, menkul kıymetler borsası ve bankacılık sistemi; tartı ve ölçüler; standartlar ve ayar damga sistemi;
  6. Ekonomik ortaklıklara ilişkin kurallar dâhil ve fakat gayrimenkullerle ilgili muameleler ve bir gayrimenkulün sahibinin vefatı sonucunda o gayrimenkulün yasal mirasçısı dışındaki bir başka kişi tarafından iktisap edilmesi istisna dışında bırakmayan yasal düzenlemeler hariç, yabancılık unsuru taşıyan medeni hukuk alanına giren ilişkiler ve idari mercilerin kısıtlamalarına tabi olarak kalkınma amaçlı tahsis edilmiş gayri menkuller veya benzerlerinin imarı için gerçekleştirilen muameleler; hususi hukuk hükümlerine tabi bağışlar; eyaletlerin özerk yetki alanına giren konularla ilgili idari ceza hukuku ve idari ceza usulleri hariç ceza hukuku; yargının idaresi; toplumun suça ya da diğer muzır unsurlara karşı korunması için gerçekleştirilmiş teşekküller; Danıştay; telif hakları; basınla ilişkiler; eyaletlerin özerk yetki alanına giren konularla ilgili olanların haricindeki kamulaştırma işlemleri; noterlik, avukatlık ve sair mesleklerle ilgili hususlar;
  7. Mahalli kamu güvenliğini ilgilendiren meseleler hariç, genel konularda asli yardımlaşma dâhil kamusal huzurun, düzenin ve güvenliğin muhafazası; dernek ve birlik kurma hakkı; doğum, evlilik ve ölümlerin ve isim değişikliklerinin kayda geçirilmesi dâhil medeni hallerle ilgili konular; yabancılar polisi ve ikametgâh kaydı; silahlar, mühimmat ve patlayıcılarla ilgili konular ve ateşli silahların kullanımı;
  8. Ticaret ve sanayiyi ilgilendiren konular; halka açık tanıtım ve ticari aracılık faaliyetleri; haksız rekabetin engellenmesi; patentle ilgili konular ve tasarımların, ticari markaların ve emtiayı tarif eden diğer unsurların korunması; patent mümessilliğiyle ilgili konular; inşaat mühendisliğiyle ilgili konular; ticaret ve sanayi odaları; ziraat ve ormancılık alanlarında kurulacak olanlar hariç, federal bölgenin genelini kapsayan meslek birliklerinin kurulması;
  9. 11’inci maddedeki düzenlemelerin kapsamı dışındaki demiryolları, havacılık ve denizcilikle ilgili trafik sistemleri; motorlu trafik; karayolu polisini ilgilendiren hususlar hariç, federal kanunların transit trafiğinin önemi çerçevesinde federal karayolu olarak ilan ettiği yollarla ilgili konular; 11’inci maddedeki düzenlemelerin kapsamı dışındaki nehir ve seyrüsefer polisi; posta ve telekomünikasyon sistemi; çevreyi önemli ölçüde etkilemesi beklenen ve idari düzenlemelerin yönetmelik marifetiyle uyum tanımı getirilmesini zorunlu kıldığı alanlara ilişkin projelerin çevresel uygunluk incelemesi;
  10. Madencilik faaliyetleri; kesilen ağaçların akarsular vasıtasıyla taşınması dâhil ormancılık faaliyetleri; su hakları; sellerin güvenli şekilde yönlendirilmesi ya da gemi ve salla taşıma faaliyetleri için suların denetimi ve korunması; su yollarının inşası ve bakımı; elektrik üretim tesislerinin ve işletmelerinin düzenlenmesi ve standardizasyonun yanı sıra bu alandaki güvenlik tedbirleri; iki veya daha fazla sayıda eyaleti kapsayacak şekilde gerçekleştirilen elektrik iletimini ilgilendiren hükümler; buharlı ve diğer yakıtla çalışan motorlar; arazi ölçümü;
  11. 12’nci maddedeki düzenlemelerin kapsamı dışındaki işçi işveren mevzuatı; sosyal ve akdi sigorta; ziraat ve ormancılık sektörleriyle ilgili olanlar hariç, işçi ve ücretli çalışanların kayıtlı olduğu odalar;
  12. Cenazelerin gömülmesi ve bertarafı; mahalli hıfzısıhha ve ilk yardım hizmetleri hariç kamu sağlığını ilgilendiren konular, hastaneler ve bakım evleri, sağlık köyleri ve doğal kür merkezlerinin sadece hijyen yönünden denetimi; ortamın hava kalitesinin sınır değerlerinin aşılması sonucunda çevre üzerinde olumsuz etki yaratan faktörlerle mücadele; ısıtma tesisleriyle ilgili olarak eyaletlerin yetkisinde kalan düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, hava kirliliğinin kontrolü; tehlikeli atıklar ve çöplerle ilgili yeknesak düzenlemelerin çıkartılması, ihtiyacın bulunduğu diğer atıkların yönetimi; veterinerlik hizmetleri; gıda maddelerinin denetimi dâhil beslenmeyle ilgili hizmetler; tohum ve bitki ürünleri girişi ve bitkisel emtialarla bunların tesellüm işlemleri dâhil, tohum ve bitkisel emtiaların, yem ve gübrelerin yanı sıra bitki koruyucularının ve bitki güvenliği uygulamaları alanındaki ticari işlemlerin düzenlenmesi;
  13. Bilimsel ve uzmanlık gerektiren alanlarda arşiv ve kütüphanecilik hizmetleri; federal koleksiyonlar, sanat ve bilime hizmet eden kuruluşları ilgilendiren konular; yapı ilişkileri hariç federal tiyatrolarla ilgili konular; anıtların korunması; nüfus sayımı ve sadece bir bölgenin menfaatine hizmet edenlerin dışında kalan diğer istatistiksel çalışmalar -her bir eyaletin kendi toprakları içerisinde her nevi istatistiksel faaliyet yürütmelerine müsaade edilerek-; bağışlar ve birden fazla bölgenin menfaatine hizmet eden ve bugüne kadar eyaletlerin özerk idaresinde bulunmamış vakıflar;
  14. Federal kolluk kuvvetlerinin ve federal jandarmanın teşekkülü ve komutası; zabıta kuvvetleri hariç, diğer kolluk güçlerinin teşkil ve teşekkülüne ilişkin şartların belirlenmesi; kolluk kuvvetlerinin silahlanması ve silahlarını kullanma haklarına ilişkin şartların belirlenmesi;
  15. Askerî ilişkiler; muharip unsurların ve onların geride kalan bakmakla yükümlü oldukları kişilerin savaş zararları ve bunlara ilişkin refah önlemlerini ilgilendiren konular; şehitliklerin bakımı; savaş nedeniyle veya savaş sonrasında, nüfusun temel ihtiyaç maddelerine erişebilmesini sağlamak başta olmak üzere, ekonomik ilişkilerin yeknesak şekilde yürütülmesini sağlamak için gerekli görülen tüm tedbirler;
  16. Federal mercilerin ve diğer federal kurumların kurulması; federal çalışanları için çalışma esasları ve personel temsil hakları;
  17. Nafakanın tayini ve aileler adına refah dengeleme fonunun oluşturulmasıyla ilgili konularla sınırlı nüfus politikaları;
  18. Avrupa Parlamentosu seçimleri.

(2) Bölünmemiş çiftlik arazilerinin veraset hakkını düzenleyen federal kanunların yanı sıra, yukarıdaki 1’inci maddenin onuncu fıkrası uyarınca çıkartılan federal kanunlarda, eyaletlerin yasama organlarına özel olarak düzenlemesi zorunlu münferit hükümlerle ilgili uygulama hükümlerini çıkartma yetkisi tanınabilir. 15’inci maddenin altıncı fıkra hükümleri söz konusu eyalet kanunlarına benzer olarak uygulanır. Bu gibi durumlarda çıkartılan uygulama kanunları federasyon tarafından yürütülür ancak, tüzüklerden eyalet kanunlarının uygulayıcı hükümleriyle ilgili olanlarının, yukarıda belirtildiği gibi ilgili eyalet hükümetiyle uyum içerisinde çıkartılması gereklidir.

(3) Federasyon; 16’ncı maddede öngörülen anlamda eyaletlerin özerk yetki sınırları dahilinde tedbirler almasını gerektiren yahut eyaletlerin özerk yetkilerini bir başka yolla etkileyecek nitelikteki antlaşmaları imzalamadan önce, eyaletlerin görüşlerini bildirmelerine imkan tanır.

Madde 11.

(1) Aşağıda sayılan alanlarda gerçekleştirilecek yasal düzenlemeler federasyon tarafından gerçekleştirilir, yürütme eyaletlere aittir;

  1. Tabiiyet;
  2. Ziraat ve ormancılığın yanı sıra Alp dağlarında rehberlik ve kayak eğitmenliği ve eyaletlerin özerk yetki sınırları içerisinde kalan diğer sporlarla ilgili olanlar hariç olmak üzere, 10’uncu madde kapsamı dışındaki meslek birlikleri;
  3. Konut inşası ve mevcut konutların ıslahının teşvik edilmesi hariç, sosyal konutlarla ilgili çalışmalar;
  4. Karayolu polisi;
  5. Hıfzısıhha;
  6. Tuna Nehri, Konstans Gölü, Neusiedl Gölü ve diğer sınırı aşan suların ötesindeki sınırlarla ilgili olanlar hariç, taşımacılık ruhsatları, nakliye tesisleri ve bu tesislerle ilgili olarak alınması zorunlu önlemler bağlamında karayolu taşımacılığı; Tuna Nehri, Konstans Gölü, Neusiedl Gölü ve diğer sınırı aşan suların ötesindeki sınırlarla ilgili olanlar hariç nehirler ve iç sulardaki seyrüsefer polisi;
  7. Yeknesak düzenlemelerin çıkartılmasının gerekli olduğu düşünülen, çevreyi önemli ölçüde etkilemesi beklenen bu konularla ilgili projelere ait çevresel etki değerlendirme çalışmaları; bu projelerin onaylanması.

(2) Yeknesak düzenlemelerin çıkartılmasının gerekli olduğunun düşünüldüğü hallerde, özellikle vergiyle ilgili konular da dâhil, yasal düzenleme yetkisinin eyaletlere ait olduğu konulara ilişkin idari usuller, idari ceza hukukunun genel hükümleri, idari ceza muhakemeleri usulü ve idari icrayla ilgili düzenlemeler federal kanunlarla belirlenir.; İdarenin münferit yetki alanına giren konularda, eldeki meselenin düzenlenmesi için gerekli olduklarında, federal ya da eyalet kanunlarında farklı düzenlemelere gidilebilir.

(3) Bu kanunlarda aksi belirtilenlerin haricinde, yukarıdaki bir ve ikinci fıkra uyarınca çıkartılan federal kanunları uygulama yönetmelikleri federasyon tarafından çıkartılır. Federal kanunlar uyarınca yukarıdaki birinci fıkranın 4 ve 6 numaralı bendine istinaden eyaletlerin çıkartmasına izin verilen uygulama yönetmeliklerinin yayımlanma şekli federal kanunlarla düzenlenebilir.

(4) İkinci fıkra uyarınca çıkartılan kanunlar ve anayasaya istinaden çıkartılan uygulama yönetmelikleri, işlemin konusunu oluşturan meselenin federasyon veya eyaletlerin icrasına tabi olup olmamasına bağlı olarak, federasyon veya eyaletler tarafından uygulanır.

(5) Federal kanunlar, yeknesak düzenlemelerin çıkartılmasına ihtiyaç olması kaydıyla, havayı kirleten kirleticiler için yeknesak emisyon sınır değerlerini belirleyebilir. Bu yeknesak emisyon sınır değerleri idarenin münferit sektörleri için federal ve eyalet kanunlarında öngörülenlerin üzerinde olabilir.

(6) Yeknesak düzenlemelerin çıkartılmasının gerekli olduğunun düşünüldüğü hallerde, federal kanunlara tabi projeler için halkın katılımı toplantılarını, halkın katılım toplantıları sonrası gerçekleştirilecek idari usullere katılımı ve söz konusu projelere ilişkin alınması zorunlu izinlerin zamanında verilmesi, halkın katılımı toplantılarının sonuçlarının değerlendirilmesinin yanı sıra 10’uncu maddenin birinci fıkrasının 9 numaralı bendinde belirtilen projelerin onay sürecini düzenleyen usulleri de belirler. Bu düzenlemelerin yürütülmesiyle ilgili hususlarda dördüncü fıkra hükümleri uygulanır.

(7) Birinci fıkranın 7 numaralı bendinde belirtilen konularda karar, her bir eyaletin icra yetkisinde olan tüm temyiz yollarının tüketilmesinden sonra, bağımsız çevre mahkemesinin (tribunal) yetkisindedir. Bu karar yetkisi ayrıca, ilgili üst makamın göz önünde bulundurması gereken idari usulleri düzenleyen yönetmelikleri kastettiği anlamındadır. Bağımsız çevre mahkemesi, başkanlar, hakimler ve yasal olarak atanmış diğer üyelerden oluşur ve ilgili Federal Bakanlık bünyesinde oluşturulur. Mahkemenin kuruluş, görev ve çalışma esasları federal kanunla düzenlenir. Kararları temyiz yoluyla iptal veya tadil edilemez.; Danıştay’a itiraz edilmesi kabule şayandır.

(8) Birinci fıkranın 7 numaralı bendinde belirtilen konularla ilgili projeler birden fazla eyaleti kapsıyorsa, projede yer alan eyaletlerin her biri öncelikle karşılıklı anlaşma yoluna giderler. 18 ay içerisinde karşılıklı anlaşma yoluyla karar alınamazsa, karar, eyaletlerden ya da konunun taraflarından birinin talebi üzerine bağımsız çevre mahkemesinin yetkisine geçer.

(9) Birinci fıkranın 7 numaralı bendinde belirtilen konularla ilgili olarak, aşağıda sayılan yetkiler bir eyalet hükümetinin karşısında Federal Hükümete ve münferit Federal Bakanlıklara aittir;

  1. Eyalet mercilerine ait evrakı federal kurumlar aracılığıyla inceleme yetkisi;
  2. Federasyon tarafından çıkartılmış yasalar ve mevzuatın icrasına uygun raporların tevdi edilmesini isteme yetkisi;
  3. Federasyonun kanun ve yönetmelikleri yasalaştırma sürecine ilişkin hazırlıkları gerçekleştirebilmesini teminen, icraya uygunluk için gerekli olan tüm bilgileri talep etme yetkisi;
  4. Bazı özel hallerde, diğer yetkilerin icrası için gerekli olan bilgilerin ve evrakın sağlanmasını talep etme yetkisi;

Madde 12.

(1) Aşağıda sayılan alanlarda esaslara ilişkin yasama yetkisi federasyona aittir, uygulama kanunlarını çıkartma yetkisi ve icra eyaletlere aittir.

  1. Sosyal refah; 10’uncu madde kapsamında düzenlenmeyen nüfus politikaları; kamusal sosyal ve refah kuruluşları; annelik; yeni doğan bebeklerin ve buluğ çağındaki gençlerin refahı; hastaneler ve bakım evleri; sağlık köyleri, sanatoryumlar ve sağlık kuruluşlarının sağlık gerekçeleriyle tabi olduğu şartlar; doğal kür merkezleri;
  2. Uyuşmazlıkların mahkemeler dışında çözümlenmesinde müracaat edilecek kamu kurumları;
  3. Toprak reformu, özellikle toprak toplulaştırma önlemleri ve yeniden iskân;
  4. Bitkilerin hastalıklara ve böceklere karşı korunması;
  5. 10’uncu madde kapsamında düzenlenmeyen elektrik üretimine dair konular;
  6. Konunun, ziraat ve ormancılık sektöründe çalışan işçi ve çalışanları ilgilendirmesi kaydıyla, çalışma mevzuatı, işçi ve çalışanların korunması;

(2) Toprak reformuyla ilgili konularda son karar, eyaletler düzeyinde karar mercii başkan ve hâkimler ile idari görevliler ve bilirkişilerden oluşan mahkemelerdedir. Son kararı verecek olan mahkeme ilgili Federal Bakanlığın bünyesinde oluşturulur. Mahkemelerin kuruluş, görev ve çalışma esaslarının yanı sıra toprak reformuyla ilgili diğer kurumların teşkilat ve çalışma esasları federal kanunla düzenlenir. Federal kanunda bu mahkemelerin kararlarının temyize götürülemeyeceği ve idari kararla değiştirilemeyeceği hükmüne yer verilir. İlk derece mahkemesine ait kararın eyalet yargı sistemi içerisinde mutat yolla temyiz etme hakkının dışarlanması kabule şayan değildir.

(3) Eyalet mercilerinin elektrik enerjisiyle ilgili meselelerde aldıkları kararlar birbirlerininkinden ya da eyalet hükümetinin bu alandaki kararlarından farklılık gösteriyorsa, taraflardan birinin federal kanunda belirtilen mühlet içerisinde bu yönde talepte bulunması kaydıyla, konuyla ilgili karar verme yetkisi ilgili Federal Bakanlığa geçer. Bakanlığın karar tarihinden itibaren, o tarihe kadar eyaletin bu konuda verdiği kararlar geçersiz hale gelir.

(4) Federal mevzuata ait temel kanunlar ve temel hükümlerde bu husus açıkça belirtilir.

Madde 13.

(1) Federasyon ve eyaletlerin vergilendirme alanındaki yetkileri özel bir federal anayasa (“Anayasal Finans Kanunu”) hukuku ile düzenlenir.

(2) Federasyon, eyaletler ve belediyeler ekonomik ilişkilerini genel anlamda dengeli şekilde yürütmeyi hedeflemek zorundadırlar.

Madde 14.

(1) Aşağıdaki fıkra hükümlerinde yer alan aksine düzenlemeler müstesna, öğrenim ve eğitim, talebe ve öğrenci yurtlarına ilişkin konularda yasama ve yürütme yetkisi federasyona aittir. Madde 14/a’da düzenlenmiş hususlar, bu maddenin anlamı dahilinde öğrenim ve eğitime ait değildir.

(2) Aşağıdaki 4 numaralı bent hükümlerinde yer alan aksine düzenlemeler müstesna, zorunlu devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin çalışma esasları ve özlük haklarıyla ilgili hususlarda yasama yetkisi federasyona, yürütme yetkisi eyaletlere aittir. Federal kanunlarda açıkça belirlenecek münferit hükümlerle ilgili olarak eyaletlerin yasama organlarına uygulayıcı hükümler çıkartma yetkisi tanınabilir. Bu durumda, 15’inci maddenin altıncı fıkra hükümleri benzer şekilde uygulanır. Federasyon kanunlarıyla ilgili uygulama yönetmelikleri, burada aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde, federasyon tarafından çıkartılır.

(3) Aşağıda belirtilen alanlardaki esaslara ilişkin yasama yetkisi federasyona aittir, uygulama kanunlarını çıkartma ve yürütme yetkisi eyaletlere aittir;

  1. a) Federal okul otoriteleri kapsamında eyaletlerde ve ilçelerde kurulacak kurulların, üye atamaları ve ücretlendirme dâhil teşkil ve teşekkülü;
  2. b) Zorunlu devlet okulları için örgütlenme çerçevesi (yapı, organizasyon şekilleri, kuruluş, bakım, tasfiye, yerel bölgeler, sınıfların büyüklükleri, ders süreleri);
  3. c) Münhasıran ya da büyük ölçüde talebe ve öğrencilere tahsis edilmiş, devlet öğrenci yurtları için örgütlenme çerçevesi;
  4. d) Eyaletler, belediyeler ya da mahalli birlikler tarafından münhasıran ya da büyük ölçüde zorunlu eğitim kurumlarında öğrenim gören öğrencilere tahsis edilmiş merkezlerde veya öğrenci yurtlarında istihdam edilecek anaokulu öğretmenlerinin ve eğitmenlerin mesleki istihdam için yeterlilik şartları;

(4) Aşağıda sayılan alanlarda yasama ve yürütme yetkisi eyaletlere aittir;

  1. a) Yetkili mercilerin yukarıdaki ikinci fıkra uyarınca çıkartılan kanunlara dayalı olarak, zorunlu devlet okullarında görev yapan öğretmenlerle ilgili görev ayrıcalıklarını düzenleme yetkisi; eyalet kanunlarıyla, eyaletlerdeki ve ilçelerdeki federal okul idarelerine hizmet pozisyonlarına yapılacak atamalar, diğer seçim ve terfi işlemlerinin yanı sıra göreve uygunluk ve disiplin kovuşturmalarında yer alma zorunluluğu sağlanır. Hizmet pozisyonlarına yapılacak atamalar, diğer seçimler ve terfilerde yer alma zorunluluğu her halükarda birinci seviye federal okul otoritesi tarafından aday gösterilme hakkını kapsar;
  2. b) Ana okul sistemi ve merkezler sistemi.

(5) Aşağıda belirtilen alanlarda, yukarıdaki iki ve dördüncü fıkralar arasında kalan hükümlerden farklı olarak, yasama ve yürütme yetkisi federasyona aittir;

  1. a) Müfredatlarının gereği olan uygulamaları eğitim amacıyla bir devlet okuluna bağlanmış örnek devlet okulları, örnek ana okulları, örnek merkezler ve örnek öğrenci yurtları;
  2. b) Münhasıran ya da büyük ölçüde yukarıdaki a bendinde belirtilen örnek okullarda öğrenim gören öğrencilere tahsis edilmiş, devlet öğrenci yurtları;
  3. c) Yukarıdaki (a) ve (b) bentlerinde belirtilmiş kamu kurumlarında görev yapan öğretmen, eğitmen ve ana okulu öğretmenlerinin çalışma esasları ve özlük hakları.

(6) Devlet okulları kanun gereği ilgili merciler tarafından kurulan ve muhafaza edilen okullardır. Devlet okullarının kurulması, bakımı ve kapatılmasına ilişkin konularda yasama ve yürütme yetkisinin federasyona ait olması kaydıyla, kanunun gerektirdiği yetki, federasyona aittir. Devlet okullarının kurulması, bakımı ve kapatılmasına ilişkin konularda mevzuat ya da uygulama yönetmeliklerini çıkarma ve yürütme yetkisinin eyaletlere ait olması kaydıyla, kanunun gerektirdiği yetki, eyaletlere veya yasal hükümlere göre belediyelere ya da belediyeler birliğine aittir. Okullar doğum, cinsiyet, ırk, statü, sınıf, dil ve din ve yasal gereklilikler sınırları dâhilinde başka her hangi bir ayrım olmaksızın herkese açıktır. Ana okullar, merkezler ve öğrenci yurtları için de aynı hüküm geçerlidir.

(7) Özel okullar devlet okullarının dışında kalan okullardır. Bunlar yasal hükümler uyarınca devlet okulu statüsü edinirler.

(8) Federasyon; yukarıdaki iki ve üçüncü fıkralara göre yürütme yetkisinin eyaletlere ait olduğu konularda, adı geçen fırkalar uyarınca çıkartılan kanunlara ve yönetmeliklere uygunluğu denetleyebilir ve bu amaçla okullara ve öğrenci yurtlarına görevliler atayabilir. Eksikliklerin gözlenmesi halinde, müdürden eksiklikleri uygun mühlet içerisinde gidermesi talep edilebilir. (madde 20/1). Müdür eksiklikleri yasal hükümler çerçevesinde gidermek ve talimatların gereğini yerine getirmek zorundadır ve ayrıca, eyaletin özerk yetki alanına giren bir konuda eyalet adına işlem yapma yetkisine sahip bir görevli sıfatıyla yetkisi dâhilindeki her türlü vasıtayı kullanmakla yükümlüdür.

(9) Hizmet şartlarının belirlenmesine ilişkin yasama ve yürütme yetkilerinin federasyon, eyaletler, belediyeler ve belediyeler birliği arasındaki dağılımına ilişkin olarak 10 ve 21’inci maddelerde düzenlenmiş genel kurallar, önceki fıkralarda yer alan aksine hükümler müstesna, öğretmen, eğitmen ve ana okul öğretmenlerinin çalışma esasları için de geçerlidir. Aynı hüküm öğretmen, eğitmen ve ana okul öğretmenlerinin özlük hakları için de geçerlidir.

(10) Milli Konsey; üniversiteler ve güzel sanatlar akademileriyle ilgili olmaması kaydıyla, federasyonun eyaletlerdeki ve ilçelerdeki okullara ilişkin yetkilerini ilgilendiren konularla, zorunlu eğitim, okulların teşekkülü, özel okullar ve devlet okullarında din dersi uygulaması dâhil, okullar ve Kiliseler   (ve çeşitli dini gruplar) arasındaki ilişkilere dair konularla ilgili olarak federal mevzuatı ancak en az üye tam sayısının yarısının katılımıyla ve kullanılan oyların üçte ikisinin çoğunluğuyla oylayabilir. Bu hususlarda müzakere edilen ve 50’nci maddede belirtilen kategoride yer alan antlaşmaların onanması için de aynı hüküm geçerlidir.

(11) (Mülga)

Madde 14a.

(1) Aşağıda aksine bir hüküm yoksa, ziraat ve ormancılık okullarının yanı sıra, ziraat ve ormancılık eğitimi, öğrenci yurtları ve bu madde kapsamındaki okul ve öğrenci yurtlarında görevli öğretmenlerin ve eğitmenlerin çalışma esasları ve özlük haklarına ilişkin konularda yasama ve yürütme yetkisi eyaletlere aittir. Üniversite eğitimiyle ilgili konular ziraat ve ormancılık okullarının kapsamında değildir.

(2) Aşağıda sayılan alanlarda yasama ve yürütme yetkisi federasyona aittir;

  1. a) Ziraat ve ormancılık ortaöğretim okulları ve ziraat ve ormancılık okullarında görevli öğretmen yetiştiren ve tamamlayıcı eğitim veren okullar;
  2. b) Ormancılık sektöründe çalışanların yetiştirildiği teknik kolejler;
  3. c) Müfredatta yer alan uygulamalı eğitimlerin verilebilmesini teminen, teşkilat olarak yukarıdaki (a) ve (b) bentlerinde belirtilen devlet okullarından herhangi birine ya da federal ziraat ve ormancılık araştırma enstitüsüne bağlı devlet ziraat ve ormancılık teknik kolejleri;
  4. d) Münhasıran veya büyük ölçüde yukarıdaki (a) ile (c) bentleri arasında kalan bentlerde belirtilen devlet okullarına devam eden talebe ve öğrencilere tahsis edilmiş öğrenci yurtları;
  5. e) Yukarıdaki (a) ila (d) bentleri arasında kalan bentler belirtilen devlet okullarında görevli öğretmen ve eğitmenlerin çalışma esasları ve özlük hakları;
  6. f) Dini cemaatlere ait ziraat ve ormancılık okullarının personel harcamaları için öngörülen devlet yardımları;
  7. g) Müfredatta yer alan uygulamalı eğitimlerin verilebilmesini teminen, teşkilat olarak federasyonun desteklediği bir ziraat ve ormancılık araştırma okuluna bağlı federal ziraat ve ormancılık enstitüleri.

(3) Yukarıdaki ikinci fıkrada belirtilen konularla ilgili olanlar müstesna, aşağıda sayılan alanlarda yasama yetkisi federasyona, yürütme yetkisi eyaletlere aittir;

  1. a) Din dersi;
  2. b) Bu okullarda görevli öğretmenler ve eğitmenlerle ilgili görev ayrıcalıklarını düzenleme yetkisini ilgilendiren konular hariç, devlet ziraat ve ormancılık meslek okulları ve teknik kolejlerinde görevli öğretmenlerin ve münhasıran ya da büyük ölçüde bu okullarda okuyan talebelere tahsis edilmiş devlet öğrenci yurtlarında görevli eğitmenlerin çalışma esasları ve özlük hakları;

Yukarıdaki (b) bendi hükümleri uyarınca çıkartılan federal kanunlarda açıkça belirlenecek münferit hükümlerle ilgili olarak eyaletlerin yasama organlarına uygulayıcı hükümler çıkartma yetkisi tanınabilir. Bu bağlamda, 15’inci maddenin altıncı fıkrası hükümleri benzer şekilde uygulanır. Federasyon kanunlarıyla ilgili uygulama yönetmelikleri, burada aksine bir hüküm bulunmadığı taktirde, federasyon tarafından çıkartılır.

(4) Aşağıda belirtilen alanlardaki esaslara ilişkin yasama yetkisi federasyona aittir, uygulama kanunlarını çıkartma ve yürütme yetkisi eyaletlere aittir;

  1. a) Ziraat ve ormancılık meslek okulları bakımından, derslerin amaçlarının, okutulması zorunlu konuların ve serbest öğretimle ilgili hususların belirlenmesinin yanı sıra zorunlu eğitim ve bir eyaletteki bir okuldan başka bir eyaletteki bir okula nakille ilgili hususlar;
  2. b) Ziraat ve ormancılık teknik kolejleri bakımından, okula kabul şartları, derslerin amaçları, teşkilat şekilleri, eğitim ve öğretim konularının genişletilmesi ve okutulması zorunlu konular, serbest öğretim ve bir eyaletteki bir okuldan başka bir eyaletteki bir okula nakille ilgili hususlar;
  3. c) Yukarıdaki ikinci fıkranın (b) bendinde düzenlenen okullar hariç, özel ziraat ve ormancılık meslek okulları ve yetiştirme kolejlerinin kamusal statüsünü ilgilendiren hususlar;
  4. d) Yukarıdaki birinci fıkrada belirtilen alanlarda eyaletlerin yürütme yetkisine dâhil olan istişare kurullarının teşkilini ve yetkilerini ilgilendiren hususlar.

(5) Yukarıdaki ikinci fıkranın (c), ve (g) bentlerinde belirtilen ziraat ve ormancılık teknik kolejleri ve araştırma enstitülerinin kurulması, ancak bu meslek okullarının veya teknik kolejin kurulacağı, Eyalet Hükümetinin bunun kurulmasını kabul etmişse kurulabilir. Bu okullarda müfredatta yer alan uygulamalı eğitimin verilebilmesi amacıyla, öğretmen yetiştiren ve tamamlayıcı eğitim veren bir okula ve ziraat ve ormancılık okullarına teşkilat olarak bağlanacak bir ziraat ve ormancılık okuluysa, bu olurun alınması zorunlu değildir.

(6) Yürütme yetkisinin üç ve dördüncü fıkra hükümleri uyarınca eyaletlere ait olduğu hususlarla ilgili olarak federasyon tarafından çıkartılmış yasal düzenlemelere uygunluğun denetlenmesi federasyonun yetkisindedir.

(7) 14’üncü maddenin altı, yedi ve dokuzuncu fıkra hükümleri, birinci fıkrada belirtilen* alanlarda gerekli değişikliklerle uygulanır.

(8) Milli Konsey; dördüncü fıkrada belirtilen konulara ilgili federal mevzuatı ancak en az üye tam sayısının yarısının katılımıyla ve kullanılan oyların üçte ikisinin çoğunluğuyla kabul edebilir.

Madde 14b.

(1) Üçüncü fıkra kapsamında düzenlenmemiş olması kaydıyla, kamu ihaleleriyle ilgili yasama yetkisi federasyona aittir.

(2) Birinci fıkrada belirtilen düzenlemeler bağlamında,

  1. Aşağıda sayılan alanlarda yürütme yetkisi federasyona aittir;
  2. a) Federasyona ait ihaleler;
  3. b) Madde 126/b’nin birinci fıkrasında tanımlanan vakıflar, fonlar ve kurumların ihaleleri;
  4. c) Diğer mali ya da iktisadi veya teşkilatsal tedbirlerle garanti altına alınan federasyonun mali katkısı ya da etkisi en az eyaletlerin mali katkıları ya da etkilerine mukabil derecedeyse, madde 126/b’nin ikinci fıkrasında tanımlanan işletmelerin ihaleleri;
  5. d) Federal Kanunlar uyarınca kurulmuş özerk idari hükmi şahıslara ait ihaleler;
  6. e) Yukarıdaki ikinci fıkranın (a)–(d) bentleri arasında kalan bentlerde belirtilmeyen aşağıda sayılan hükmi şahıslara ait ihaleler;
  7. aa) Federasyonun finansman katkısının en az eyaletlerin finansman katkılarına eşit olması kaydıyla, federasyon tarafından finanse edilen hükmi şahıslar;
  8. bb) Sözleşmenin (aa) bendi veya ikinci fıkranın (e) bendi kapsamında olmaması kaydıyla, yönetimleri bakımından federasyonun denetiminde olan hükmi şahıslar;
  9. cc) İhalenin (aa) veya (bb) bentleri, ya da ikinci fıkranın (e)–(aa) bentleri kapsamında olmaması ve federasyonun en az eyaletlerce atanan üye sayısına eşit sayıda üye atanması kaydıyla, federasyon tarafından atanmış üyelerden oluşan idari ve yönetim veya denetim kurulları;
  10. f) Federasyonun tahmini toplam sözleşme bedeli içerisindeki katkı payının en az eyaletlerinkine eşit olması kaydıyla, federasyon ve eyaletlerin ortaklaşa gerçekleştirecekleri ihaleler;
  11. g) İkinci fıkranın (a)–(f) bentleri arasında kalan bentlerde belirtilmeyen hükmi şahıslara ait ihaleler.
  12. Aşağıda sayılan alanlarda yürütme yetkisi eyaletlere aittir;
  13. a) Herhangi bir belediye veya belediye birliğine ait ihaleler;
  14. b) Madde 127/1 ve madde 127/a’nın bir ve sekizinci fıkralarında tanımlanan vakıflar, fonlar ve kurumların ihaleleri;
  15. c) Birinci fıkranın (c) bendinde belirtilen konularla ilgili olmamak kaydıyla, madde 126/b’nin ikinci fıkrasında tanımlanan işletmelere ait ihaleler ve madde 127/3 ve madde 127/a’nın üç ve sekizinci fıkralarında tanımlanan işletmelere ait ihaleler;
  16. d) Eyaletlerin mevzuatına uygun olarak kurulmuş özerk hükmi şahıslara ait ihaleler;
  17. e) Birinci fıkranın (a)–(d) bentleri arasında kalan bentlerde belirtilmeyen aşağıda sayılan hükmi şahıslara ait ihaleler;
  18. aa) İhalenin, birinci fıkranın (e) ve (aa) bentlerindeki hükümlere tabi bir ihale olmaması kaydıyla, eyaletlerin biri tarafından münferiden, ya da federasyon veya diğer bir eyalet ile müştereken finanse edilen hükmi şahıslar;
  19. bb) İhalenin, birinci fıkranın (e) ve (aa) bentlerindeki hükümlere tabi bir ihale olmaması kaydıyla, yönetimleri bakımından eyaletlerin denetiminde olan hükmi şahıslar;
  20. cc) İhalenin, birinci fıkranın (e) ve (aa) bentlerindeki hükümlere tabi bir ihale olmaması kaydıyla, herhangi bir eyalet tarafından atanmış üyelerden oluşan idari, yönetim veya denetim kurulları;
  21. f) İhalenin, birinci fıkranın (f) bendine tabi bir ihale olmaması kaydıyla, federasyon ve eyaletlerin birlikte düzenleyecekleri ihalelerin yanı sıra birden fazla eyalet tarafından düzenlenen ihaleler; belediyeler, nüfus büyüklüklerine bakılmaksızın, birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri ile ikinci fıkranın (b) ve (c) bentleri bakımından, Federal Denetim Kurulunun görev ve yetki sınırları kapsamında bulunan hükmi şahıslar olarak kabul edilirler. Birinci fıkranın (b), (c), (e) ve (f) bentleri kapsamında, birinci fıkra uyarınca yapılacak alımların federasyona ait olduğu ve ikinci fıkra hükümleri uyarınca gerçekleştirilecek alımların ilgili eyaletlere ait olduğu kabul edilir. İkinci fıkranın (c), (e) ve (f) fıkraları bakımından, ihalenin birden fazla eyaletle ilgili olması durumunda, yürütme yetkisi, birinci fıkranın ilgili bendi (madde imi) bakımından federasyon ve eyalet arasındaki yürütme yetkisi paylaşımında hangi tarafın daha ağırlıkta olduğuna ve ayrıca alım yapan tarafın ikamet yerine, ihale makamının ikamet yerine (asli ikametgahına) bağlı olacaktır. Ancak, yürütme yetkisinin kesin olarak tanımlanması yine de mümkün değilse, yürütme yetkisi, ihalenin yapıldığı tarih itibariyle Federal Konseye halen ev sahipliği yapan eyalete ya da son olarak ev sahipliği yapmış eyalete aittir.

(3) İkinci fıkranın 2 numaralı bendinde belirtilen ihale sahipleri tarafından gerçekleştirilecek ihalelerin incelenmesiyle ilgili yasama ve yürütme yetkisi eyaletlere aittir.

(4) Federasyon; birinci fıkrada belirtilen konularla ilgili kanun taslaklarının hazırlanmasında eyaletlere de söz hakkı tanır. Birinci fıkra hükmüne göre kabul edilen, eyaletlerin yürütme yetkisinde olan konuları düzenleyen federal kanunlar ancak eyaletlerin ön onayı alınarak çıkartılabilir.

(5) İlgili kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça, birinci fıkra hükmü uyarınca çıkartılan federal kanunlarla ilgili uygulama yönetmelikleri federasyon tarafından çıkarılır. Dördüncü fıkra hükümleri bu yönetmeliklere gerekli değişikliklerle uygulanır.

(6) Sorgulama yetkisine sahip idari mercilerden 19’uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen üst derece idari mercileri, belediyeleri ve belediye birliklerinin yanı sıra özel hukuk kişilerini denetlemeleri de talep edilebilir.

Madde 15.

(1) Kendisiyle ilgili yasama ve/veya yürütme yetkisi federal anayasa tarafından federasyona bırakılmamış konularda eyaletler bağımsız yetki sahibidirler.

(2) Devlet emniyet güçlerinin mahalli emniyet birimlerini ilgilendiren ve belediyenin temsil ettiği yerel halkın menfaatlerini doğrudan doğruya ya da büyük ölçüde ilgilendiren ve uygunsuz gürültüye karşı kamu huzurunun ve düzeninin korunması örneğinde olduğu gibi, yerel halkın mahalli sınırlar içerisinde uygun şekilde çözümleyebileceği meselelerde, belediyelerin bu meseleleri ele alış şeklini denetleme ve gözlenen her türlü eksikliğin düzeltilmesini validen talep etme yetkisi federasyona aittir. Federasyonun bu amaçla yürüttüğü teftiş yetkileri belediyeye devredilebilir. Böyle bir yetki devrinin yapıldığı her durumda vali keyfiyetten haberdar edilir.

(3) Eyalet mevzuatının tiyatrolar ve sinemalar, halka açık gösteri ve performanslar ve eğlencelerle ilgili hükümleri uyarınca eyaletlerin coğrafi yetki sınırları içerisinde bulunan Federal Emniyet Müdürlükleri, asgari olarak söz konusu etkinliklerinden gözetiminden sorumludurlar. Ancak bu gözetim yetkisi, teknik faaliyetleri, yapılarda emniyeti ve itfaiyeyi ilgilendiren hususları ve idarenin, ilgili mevzuat uyarınca düzenlenecek ruhsatlarla ilgili ön incelemede yer alması hususunu kapsamaz.

(4) Federal Emniyet Müdürlüklerinin kendi coğrafi yetki sınırlarında kalan bölgelerde görev yapan, mahalli trafik polisleri (madde 118/3 ve 4) hariç, trafik polisleri ve Tuna Nehri, Konstans Gölü, Neusiedl Gölü ve sınırı aşan sularda görevli nehir ve seyrüsefer polisine ilişkin icra sorumluluklarının sınırı, federasyonun ve ilgili eyaletin konuyla ilgili kanunlarında belirlenir.

(5) Ordu mensupları veya diğer federal çalışanlara ait okullar ve hastaneler, ya da kışlalar dâhil, federal mercileri ve büroları ya da kamu kurumlarını barındıran yapılar gibi Federal Hükümete ait kamu hizmet binalarını ilgilendiren idari işlemler federal icranın yetkisi dahilindedir. Bu idari işlemlere dair itirazlarda nihai karar yetkisi valiye aittir. Ancak, bu hallerde yapılaşma sınırı ve seviyesinin belirlenmesi eyaletlerin yürütme yetkisindedir.

(6) Esasları düzenleme yetkisinin federasyona bırakılmış olması kaydıyla, federal kanunun belirlediği çerçeve kapsamında yer alan detaylı uygulamalarda sorumluluk, eyaletlerin yasama organlarına aittir. Federal kanun uygulama mevzuatının çıkartılması için mühlet belirleyebilir ki, bu süre, Federal Konseyin onayı olmaksızın, altı aydan kısa ve bir yıldan uzun olamaz. Bir eyalet bu mühlete uymaz ise, uygulama mevzuatını çıkarma yetkisi eyaletten federasyona geçer. Federal uygulama mevzuatı eyalet uygulama mevzuatının çıkartıldığı tarih itibariyle yürürlükten kalkar. Federasyon esasları belirlememişse, eyalet yasama organı bu hususları düzenlemekte serbesttir. Eyalet mevzuatının hükümleri, federasyonun esasları belirlediği tarihten itibaren federal kanunun belirlediği mühlet içerisinde bu esaslara ilişkin gerekli değişiklikler yapılarak tadil edilir.

(7) 11 ve 12’nci maddeler ile 14’üncü maddenin iki ve üçüncü fıkraları ve madde 14/a’nın üç ve dördüncü fıkralarında belirtilen alanlarla ilgili olarak bir eyalete ait bir idari işlem birden fazla eyalette uygulanacaksa, bu idari işlemin uygulanacağı eyaletler, öncelikle uygulamanın esasları üzerinde anlaşmaya varacaklardır. Yasal gerekliliğin ortaya çıktığı tarihten itibaren altı ay içerisinde üzerinde anlaşmaya varılacak bu düzenlemenin çıkartılmaması halinde, eyaletlerden ya da konunun taraflarından birinin talebiyle, bu düzenlemeyi çıkartma yetkisi ilgili Federal Bakanlığa geçer. Detaylar, 11 ve 12’nci maddeler ile 14’üncü maddenin iki ve üçüncü fıkraları ve madde 14/a’nın üç ve dördüncü fıkraya istinaden çıkartılmış federal kanunlarca düzenlenebilir.

(8) Federasyon, 11 ve 12’nci maddelere göre federal yasamanın yetkisine bırakılan konularda, çıkartmış olduğu yönetmeliklere uygunluğu denetleme hakkına sahiptir.

(9) Eyaletler kendi yasama yetkilerinin sınırları içerisinde kalan konularda, o konunun ceza ve medeni hukuk alanını ilgilendiren yönüyle ilgili hükümleri de düzenleyebilirler.

(10) Eyaletlerin mevcut mutat kamu yönetimi teşkilatında değişiklik yapan ya da yeni birimlerin kurulmasını öngören eyaletsel mevzuat düzenlemeleri ancak Federal Hükümetin onayıyla çıkartılabilir.

Madde 15a.

(1) Federasyon ve eyaletler kendi görev ve yetki alanlarına giren konularda birbirleriyle anlaşmalar yapabilirler. Federasyon adına bu tür anlaşmaların yapılması yetkisi, anlaşmanın konusuna bağlı olarak, Federal Hükümete ya da Federal Bakana aittir. Federal yasama organını da bağlayıcı nitelikteki anlaşmalar ancak Milli Konseyin onayıyla Federal Hükümet tarafından yapılabilir. 50’nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri Milli Konseyin bu yönde alacağı kararlara gerekli değişikliklerle uygulanır; bu kararlar Federal Resmi Gazete’sinde yayımlanır.

(2) Eyaletler kendi aralarında ve ancak kendi yetki alanlarıyla ilgili konularda anlaşmalar yapabilirler ve bu anlaşmaları gecikmeksizin Federal Hükümetin bilgisine sunmak zorundadırlar.

(3) Uluslararası hukukun antlaşmalara ilişkin esasları yukarıdaki birinci fıkrada kastedilen anlamdaki anlaşmalara uygulanır. Aynı esaslar, ilgili eyaletin buna mukabil kurucu kanunlarında aksine hükümler bulunmadıkça, yukarıdaki ikinci fıkrada belirtilen anlaşmalar için de gerekli değişikliklerle uygulanır.

Madde 16.

(1) Eyaletler kendi yetki alanına giren konularda Avusturya’ya komşu devletlerle, ya da onları oluşturan eyaletlerde antlaşmalar yapabilirler.

(2) Vali, bu nitelikte bir antlaşmayla ilgili müzakerelere başlanmadan önce Federal Hükümeti keyfiyetten haberdar etmelidir. Vali antlaşmanın imzalanmasından önce Federal Hükümetin onayını almalıdır. Federal Hükümet, onay talebinin Federal Şansölyeye tevdi edildiği tarihten itibaren sekiz hafta içerisinde valiye onay talebinin reddedildiğini bildirmemişse, onay verilmiş addedilir. Antlaşma müzakerelerini başlatma ve antlaşmayı imzalama sorumluluğu, eyalet hükümetinin tavsiyesi ve valinin imzasıyla Federal Cumhurbaşkanına aittir.

(3) Yukarıdaki birinci fıkraya göre bir eyalet tarafından imzalanan antlaşmalar Federal Hükümetin talebiyle iptal edilir. Bir eyalet bu yükümlülüğü yerine getirmezse, bununla ilgili yetki federasyona intikal eder.

(4) Eyaletler, uluslararası antlaşmaların uygulanması için kendi özerk yetki alanı çerçevesinde gerekli olacak işlemleri gerçekleştirmekle yükümlüdürler. Bir eyalet bu yükümlülüğünü eksiksiz şekilde yerine getirmezse, özellikle gerekli kanunların çıkartılması da dâhil bu işlemleri gerçekleştirme yetkisi federasyona intikal eder. Bu hüküm uyarınca federasyonun gerçekleştireceği bir işlem, özellikle çıkartılan bu nitelikteki bir kanun ya da yönetmelik, eyaletin yapılması zorunlu işlemi gerçekleştirmesiyle birlikte hükmünü yitirir.

(5) Federasyon, uluslararası antlaşmaların uygulanması konusunda ve eyaletlerin yetki alanına giren konularda da gözetim hakkına sahiptir. Federasyonun bu konuda eyaletlere karşı icra edeceği yetkiler dolaylı federal idarenin konusu olan yetkilerle aynıdır. (madde 102).

Madde 17.

Yasama ve yürütme yetkileriyle ilgili olarak madde 10 ilâ 15 arasında kalan maddelerde yer alan hükümler hiçbir şekilde, bir medeni hak sahibi olan federasyon ve eyaletlerin konumunu etkilemez.

Madde 18.

(1) Kamu yönetiminin geneli hukuka dayanır.

(2) Her idari mercii kendi yetki ve görev alanı sınırları çerçevesinde kanuna dayalı olarak yönetmelikler çıkarabilir.

(3) Milli Konseyin toplantıda olmadığı, zamanda toplanamayacağı veya kontrolü dışındaki sebeplerden ötürü toplantı yapmasının engellendiği bir anda, toplum için açık ve telafisi mümkün olmayan bir zararı önlemek için, Anayasa uyarınca Milli Konseyin karar almasını gerektirecek acil tedbirlerin alınması gerekli olursa, Federal Cumhurbaşkanı mevcut mevzuatta geçici değişiklikler getiren kararnameler çıkartmak yoluyla, Federal Hükümetin tavsiyesiyle ve kendisinin ve Federal Hükümetin sorumluluğunda bu tedbirleri alır. Federal Hükümet, Milli Konsey Baş Komisyonu tarafından atanmış Daimi Alt Komisyonun onayıyla tavsiyelerini sunmalıdır. (madde 55/2). Bu kararname Federal Hükümet tarafından da imzalanmalıdır.

(4) Üçüncü fıkra uyarınca çıkarılan tüm kararnameler Federal Hükümet tarafından gecikmeksizin Milli Konseye tevdi edilmelidir. Milli Konsey o anda oturumda değilse, Federal Cumhurbaşkanı tarafından toplanır. Ancak, Milli Meclis toplantıdaysa, kararnamenin tevdi edildiği tarihten itibaren sekiz gün içerisinde Başkan Milli Konseyi toplantıya çağırır. Milli Konsey; kararnamenin tevdi edildiği tarihten itibaren dört hafta içerisinde bu kararnamenin yerine ilgili Federal Kanunu oylamalı, ya da kararnamenin derhal yürürlükten kaldırılması talebiyle bir karar almalıdır. Kararnamenin yürürlükten kaldırılması yönünde karar alınmışsa, Federal Hükümet derhal talebi yerine getirmelidir. Başkan, Milli Konseyin zamanında karar alabilmesini teminen, teklifi en geç en son gün fakat her halükarda söz konusu dört haftalık mühletin hitamından önce oya sunmalıdır. Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Federal Kanunda ayrıntılı düzenlemeler yapılır. Kararname, Federal Hükümet tarafından bir önceki cümlede yer alan hükümler uyarınca yürürlükten kaldırılırsa, kararnameyi yürürlükten kaldıran yasal hükümler, kararnamenin yürürlüğünün sona erdiği tarihinden itibaren yürürlüğe girer.

(5) Üçüncü fıkrada belirtilen kararnameler federal anayasa hükümlerini değiştirecek bir düzenleme içeremezler ve konuları itibariyle Federasyon veya Eyaletlere, ilçelere, ya da belediyelere mali yükler, ne de vatandaşlar için mali yükümlülükler, ya da kamu mallarının elden çıkartılması zorunluluğu getiremeyecekleri gibi, 10’uncu maddenin birinci fıkrasının 11 numaralı bendinde belirtilen konularla ilgili önlemler içeremezler ve son olarak dernekleşme veya kiraların korunması konularıyla da ilgili olamazlar.

Madde 19.

(1) Federal Cumhurbaşkanı, Federal Bakanlar ile Devlet Sekreterleri ve Eyalet Hükümetlerinin üyeleri en yüksek dereceli yürütme mercileridir.

(2) Yukarıdaki birinci fıkrada belirtilen mercilerin ve diğer kamu görevlilerinin ekonominin özel sektör kanadındaki faaliyetlerinin kabul edilebilirliği Federal Kanunla sınırlandırılabilir.

Madde 20.

(1) Geçici süreyle seçilmiş veya kalıcı süreyle atanmış kamu görevlileri federasyonun ve eyaletlerin en yüksek idari mercilerinin yönlendirmesiyle idari görevlerini yasalar çerçevesinde yerine getirir. Anayasada aksine hükümler bulunmadıkça, bunlar amirlerinin talimatlarına tabidirler ve görevlerini ifa ederken amirlerine karşı sorumludurlar. Bir ast, üstü tarafından verilmiş talimatı konuya uygun değilse, ya da talimata uyulması ceza kanununu ihlal edecekse, bir talimatı yerine getirmeyi reddedebilir.

(2) Federal veya eyalet kanunlarında son karar merci olarak bir mahkemeyi görevlendirmişse ve bu mahkemenin kararların kanun uyarınca idari merciler tarafından iptal edilmesi ya da değiştirilmesi mümkün değilse ve bu mahkeme en az bir hâkimden oluşuyorsa, mahkemenin diğer üyeleri de aynı şekilde hiçbir talimata bağlı olmaksızın görevlerini ifa ederler.

(3) Federal, eyaletlerle ve belediyelerle ilgili görevlerle görevlendirilmiş olanların yanı sıra diğer kamu hükmi şahıslarında görevlendirilenler, yasalarda aksine hüküm yer almadıkça, görevlerinin gereği olan faaliyetlerden edinecekleri ve açıklanması, kamu huzuru, düzeni ve emniyeti, genel milli savunma, dış ilişkiler, kamu hükmi şahsının menfaatleri, bir yasal düzenlemenin hazırlanması ya da ilgili tarafların üstün menfaatleri gereği kendilerine yasaklanmış bilgilerin tamamını gizli tutacaklardır (resmi gizlilik). Genel bir temsilcilik tarafından bu bilgiler talep edilmişse, bu temsilcilik tarafından atananlar için resmi gizlilik yükümlülüğü bulunmamaktadır.

(4) Federal, eyaletlerle ve belediyelerle ilgili görevlerle görevlendirilmiş olanların yanı sıra diğer kamu hükmi şahıslarında görevlendirilenler, bu açıklamanın gizliliğin muhafazasına ilişkin yasal yükümlülükle çelişmemesi kaydıyla, kendi yetki ve görev alanlarına giren konulara ilişkin bilgileri açıklarlar. Bir meslek birliğinin bilgi verme yükümlülüğü sadece kendi mensuplarıyla sınırlıdır ve bu açıklama yasaların kendilerine tanıdıkları işlevlerin işleyişine mani olmayacaktır. Federal mercilerin ve yerinden yönetim birimlerinin yasama ve yürütme yetkileriyle ilgili olarak federal kanunlar kapsamında detaylı düzenleme yapma yetkisi federasyona aittir. Eyaletlerin ve belediyelerle yerinden yönetim birimlerinin çerçeve mevzuatlarla ilgili yetkileri bakımından detaylı düzenleme yapma yetkisi federasyona aitken, uygulama mevzuatını çıkarma ve yürütme yetkileri eyalete aittir.

Madde 21.

(1) Eyalet, belediyeler ve belediye birliklerinin çalışanlarının hizmet akitleri ve özlük haklarına dair düzenlemeler dâhil, çalışma esaslarını ilgilendiren konularda yasama ve yürütme yetkisi, aşağıdaki ikinci fıkrada ve madde 14/2 ve 3’ün (d) bendinde yer alan aksine hükümler müstesna, eyaletlere aittir. Hizmet akdiyle çalışmayla ilgili tüm ihtilaflar mahkemeler tarafından çözümlenir.

(2) İşletmelerde istihdam edilenler müstesna, (birinci fıkrada anılan) çalışanların iş güvenliği ve eyalet çalışanlarının özlük haklarına dair konularda yasama ve yürütme yetkisi, eyaletlere aittir. Birinci cümlede yer alan konularda eyaletin yetkili olmadığı durumlarda, yukarıdaki belirtilen konularda federasyon yetkilidir.

(3) Anayasada aksine hüküm bulunmadıkça, federasyon çalışanlarına tanınan ayrıcalıklı memuriyet yetkisi federasyonun en yüksek mercileri tarafından icra edilir. Kanunun federasyon çalışanları için uygun istisnalar tanıdığı durumlar hariç, eyalet çalışanlarına tanınan ayrıcalıklı memuriyet yetkisi eyaletlerin en yüksek mercileri tarafından icra edilir. Eyalet anayasasında, eyalet çalışanlarına tanınan ayrıcalıklı memuriyet yetkisinin eşdeğer merciler tarafından icra edilebileceği hükmü yer alabilir.

(4) Kamu çalışanlarının federasyon, eyaletler, belediyeler ve belediyeler birlikleri arasında bir görevden diğer bir göreve atanma olasılıkları her daim garanti altındadır. Hizmet sürelerinin, federasyon, ya da bir eyalet, bir belediye, ya da bir belediye birliği için görev yürütülmesine bağlı olarak değişik hesaplanması kabule şayan değildir. Federasyonun, eyaletlerin ve belediyelerin personel çalışma esasları, özlük hakları ve iş güvencesi alanlarındaki düzenlemelerinde birbirine paralellik sağlanabilmesi için, federasyon ve eyaletler bu konulardaki tasarılarından birbirlerini haberdar ederler.

(5) Aşağıda sayılan haller yasal düzenleme yoluyla mümkün olabilir;

  1. Devlet memurlarının özel idari işlevleri ifa etmek amacıyla, ya da görevin bunu gerektirmesi sebebiyle geçici süreyle atanabilmeleri;
  2. Geçici sürenin hitamından sonra, ya da idari birimin teşkilatında veya çalışma esaslarının yapısında yasayla değişiklik yapılması üzerine, atamanın gerekli olmaması;
  3. Atama yetkisinin 66’ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca devredilmemiş olması kaydıyla, çalışanın görev yerinin veya unvanının değişmesi halinde, atamanın gerekli olmaması.

(6) Yukarıdaki beşinci fıkrada belirtilen hallerde denk görev talebinde bulunulamaz.

Madde 22.

Federasyonun, eyaletlerin ve belediyelerin tüm yetkili mercileri kendi yetki alanı çerçevesinde birbirleriyle karşılıklı yardımlaşma içerisinde çalışmakla yükümlüdürler.

Madde 23.

(1) Kamu hukukuna göre kurulmuş Federasyon, eyaletler, ilçeler, belediyeler ve diğer kurum ve kuruluşlar, kanunların yürürlüğünün sağlanması amacıyla kendileri namına çalışan kişilerin kanuna aykırı davranışlarından ötürü her kim olursa olsun diğer kişilere verdikleri zarar ziyandan sorumludur.

(2) Yukarıdaki birinci fıkrada anılan tüzel kişilerden herhangi bir adına iş gören kişiler, bu zarar ziyanın kasti tutumları veya ağır kusurlarından kaynakladığının ispat edilmesi şartıyla, hükmi şahsın tazmin edilen kişiye ödediği tazminat bakımından o tüzel kişiye karşı sorumludur.

(3) Yukarıdaki birinci fıkrada anılan tüzel kişilerden herhangi bir adına iş gören kişiler, kanunların yürürlüğünün sağlanması amacıyla kendileri namına çalıştıkları tüzel kişilere karşı, kanuna aykırı davranışlarından ötürü verdikleri zarar ziyandan sorumludur.

(4) Bir ila üçüncü fıkralar arasında kalan hususlarla ilgili detaylı hükümler Federal Kanunla düzenlenir.

(5) Posta sistemi ve telekomünikasyon alanlarını düzenleyen özel hükümler ile yukarıdaki bir ila üçüncü fıkralar arasında kalan hükümler arasındaki farklılığın haddi Federal Kanunla belirlenir.

  1. Avrupa Birliği

 

Madde 23a.

(1) Avusturya Cumhuriyeti tarafından Avrupa Parlamentosu’na atanacak üyeler, nispi temsil esaslarına göre, en geç seçim tarihinin hitamında on sekiz yaşını tamamlamış ve seçim tarihinde Avusturya vatandaşı ve Avrupa Birliği hukukuna göre oy kullanmaktan men edilmemiş olan, ya da Avrupa Birliğine üye ülkelerin vatandaşı olan ve Avrupa Birliği hukukuna göre oy kullanma hakkına sahip kişiler arasından, eşit, doğrudan, gizli ve şahsi oy esaslarıyla seçilirler. Seçim usulüne ilişkin ayrıntılı hükümler Federal Kanunla düzenlenecektir.

(2) Federal bölge, Avrupa Parlamentosu için yapılacak seçimlerde tek bir seçim çevresini teşkil eder.

(3) En geç seçim tarihinin hitamında on dokuz yaşını tamamlamış ve seçim için belirlenen tarihte Avusturya vatandaşı ve Avrupa Birliği hukukuna göre oy kullanmaktan men edilmemiş olan, ya da Avrupa Birliğine üye ülkelerin vatandaşı olan ve Avrupa Birliği hukukuna göre oy kullanma hakkına sahip kişiler, seçilebilirler.

(4) Oy kullanma hakkının kullanılması veya seçmenlik hakkı ancak mahkeme kararıyla engellenebilir.

(5) Avrupa Parlamentosu seçimlerinin sevk ve idaresi Milli Konsey tarafından seçimler için atanmış seçim kurullarına devrolunur. Yurtdışında gerçekleştirilen oy kullanma işlemlerinin bir seçim kurulu önünde gerçekleştirilmesi gerekli değildir. Yurtdışında oy kullanımına ilişkin daha detaylı hükümler ancak, Milli Konseyin üye tam sayısının en az yarısının katılımıyla ve kullanılan oyların üçte ikisinin çoğunluğuyla kabul edilebilir.

(6) Seçmen kütükleri belediyeler tarafından kendi yetki ve görev sorumlulukları çerçevesinde hazırlanır.

Madde 23b.

(1) Avrupa Parlamentosuna üye olarak seçilmek için adaylığını koyan kamu görevlilerine propaganda faaliyetleri için yeterli süre tanınır. Avrupa Parlamentosuna üye olarak seçilen kamu görevlilerinin memuriyetleri, maaş kaybıyla birlikte görevleri süresince askıya alınır.

(2) Üniversitede görev yapan öğretim görevlileri Avrupa Parlamentosuna mensupken araştırma ve eğitim faaliyetlerine devam edebilir ve sınavlarda görev alabilirler. Bu faaliyetlere ilişkin ücretler fiilen verilen hizmet esas alınarak hesaplanır. Ancak bu ücret bir üniversite öğretim görevlisinin maaşının yüzde yirmi beşini geçemez.

(3) Anayasada Milli Konseyin mevcut veya sabık üyelerinin gerçekleştiremeyecekleri faaliyetler olarak tanımlanan faaliyetler, Avrupa Parlamentosunun mevcut veya sabık üyeleri için de münasip değildir.

Madde 23c.

(1) Federal Hükümet, Avrupa Birliği çerçevesinde Komisyon, Adalet Divanı, Bidayet Mahkemesi, Sayıştay, Avrupa Yatırım Bankası Yönetim Kurulu, Ekonomik ve Sosyal Komite ve Bölgeler Komitesi üyelikleri için Avusturya’nın göstereceği adayların belirlenmesinden sorumludur.

(2) Federal Hükümet, Komisyon, Adalet Divanı, Bidayet Mahkemesi, Sayıştay, Avrupa Yatırım Bankası Yönetim Kurulu üyelikleriyle ilgili olarak, Milli Konseyin Ana Komisyonuyla mutabakata varacaktır. Federal Hükümet tasarladığı kararı hakkında Milli Konseyin Ana Komisyonunu ve Federal Cumhurbaşkanını aynı anda bilgilendirecektir.

(3) Federal Hükümet, Ekonomik ve Sosyal Komite üyelikleri için ekonomik ve sosyal çevreleri oluşturan çeşitli resmi ve diğer meslek kuruluşlarının tekliflerini alacaktır.

(4) Bölgeler Komitesi asil ve yedek üyelikleri için Avusturya’nın göstereceği adaylarda eyaletlerin yanı sıra Avusturya Şehirler ve İlçeler Birliği (Avusturya Mahalli İdareler Federasyonu) ve Avusturya Belediyeler Birliğinden (Avusturya Belediyeler Federasyonu) teklif alınması esastır. Bu bağlamda, Eyaletler sırasıyla bir aday, Avusturya Şehirler ve İlçeler Birliği ve Avusturya Mahalli İdareler Birliği müştereken üç temsilciyi aday olarak gösterirler.

(5) Federal hükümet yukarıdaki üç ve dördüncü fıkralar uyarınca belirlenen isimleri Milli Konseye bildirir. Federal hükümet yukarıdaki iki, üç ve dördüncü fıkralar uyarınca belirlenen isimleri Federal Konseye bildirir.

Madde 23d.

(1) Federasyon, eyaletlerin özerk yetki ve görev alanına giren, ya da öteki türlü onların menfaatine olan Avrupa Birliğiyle ilgili projeleri vakit geçirmeksizin eyaletlere bildirmek ve federasyonun belirleyeceği makul süre içerisinde görüşlerini belirtme fırsatı tanımak zorundadır. Bu görüşler Federal Şansölyeye tevdi edilir. Belediyelerin yetki ve görev alanlarının ya da önemli menfaatlerinin etkilenecek olması kaydıyla, aynı hüküm gerekli değişiklikler belediyeler için de geçerlidir. Belediyeleri bu konularda Avusturya Şehirler ve İlçeler Birliği (Avusturya Mahalli İdareler Federasyonu) ve Avusturya Mahalli İdareler Birliği (Avusturya Belediyeler Federasyonu) temsil eder (madde 115/3).

(2) Federasyon, yasama yetkisinin eyalete ait olduğu Avrupa Birliğiyle ilgili bir projede eyaletlerin mutabakatına sahipse, Avrupa Birliğindeki müzakerelerde ve oylamalarda bu mutabakatla bağlıdır. Federasyon ancak, dış ilişkiler ve entegrasyon politikaları alanlarında zaruri bir gerekçeyle bu mutabakattan farklı hareket edebilir.

(3) Avrupa Birliği çerçevesindeki bir projenin yasama yetkisinin eyalete ait olduğu alanları da etkilemesi mümkünse, Federal Hükümet, eyaletler tarafından belirlenmiş bir adayı Konseyin karar alma sürecinde eyaleti temsil etmek üzere atar. Bu atama yetkisi Federal Hükümetin ilgili üyesinin işbirliğiyle ve Federal Hükümetin koordinasyonunda icra edilir. İkinci fıkra hükümleri eyalet temsilcisi için uygulanır. Federal yasama yetkisinde olan konularda eyaletlerin temsilcileri Milli Konseye karşı sorumludurlar; Eyaletlerin yasama yetkisinde olan konularda ise 142’nci maddeye göre eyalet yasama organlarına karşı sorumludurlar.

(4) Bir ila üçüncü fıkralar arasında kalan hükümlerle ilgili daha ayrıntılı düzenlemeler federasyon ve eyaletlerin mutabakatıyla gerçekleştirilir. (madde 15/1).

(5) Eyaletler, Avrupa Birliğiyle entegrasyon çerçevesindeki hukuki işlemlerin uygulanması için gerekli olan işlemlerden kendi yetki ve görev alanlarına girenlerini gerçekleştirmekle yükümlüdürler. Bir eyalet bu yükümlülüğünü layıkıyla yerine getirmezse ve Avrupa Birliği bünyesindeki bir mahkeme tarafından Avusturya aleyhine bu durum tespit edilirse, gerekli yasaların çıkartılması başta olmak üzere bu işlemleri gerçekleştirme yetkisi federasyona intikal eder. Böyle bir kanun veya kararnamenin çıkartılması başta olmak üzere, federasyonun bu hüküm uyarınca gerçekleştireceği bir işlem, eyaletin gerekli işlemi gerçekleştirdiği tarihten itibaren yürürlükten kalkar.

Madde 23e.

(1) Federal hükümetin ilgili üyesi Avrupa Birliği kapsamındaki tüm projeler hakkında vakit kaybetmeksizin Milli Konsey ve Federal Konseyi bilgilendirir ve projelerle ilgili görüşlerini bildirme olanağı sağlar.

(2) Federal hükümetin ilgili üyesi Avrupa Birliği kapsamında yer alan ve Federal Kanunlarla düzenlenmesi gereken, ya da federal yasama yoluyla düzenlenmesi gerekecek konuları ilgilendiren bir hukuki işleminin uygulanmasıyla doğrudan alakalı bir projeyle ilgili olarak Milli Konseyden görüş edinmişse, Federal Hükümetin bu üyesi Avrupa Birliğindeki müzakerelerde ve oylamalarda bu görüşle bağlıdır. Ancak, dış ilişkiler ve entegrasyon politikaları alanlarında zaruri bir gerekçeyle bu görüşten farklı hareket edilebilir.

(3) Federal hükümetin bir üyesi yukarıdaki ikinci fıkrada belirtilen Milli Konseyin görüşünden farklı hareket etmek isterse, bir kez daha Milli Konseye müracaat edilir. Avrupa Birliğinin hazırlık aşamasında olduğu söz konusu hukuki işleminin mevcut federal anayasada önemli bir değişiklik öngörmesi halinde, Milli Konsey uygun zaman içerisinde bu yönde bir itirazda bulunmamış ise söz konusu görüşten farklı hareket edilebilir.

(4) Milli Konsey yukarıdaki ikinci fıkra uyarınca görüşünü bildirmişse, Federal Hükümetin ilgili üyesi Avrupa Birliğinde gerçekleştirilen oylamayla ilgili olarak Milli Konseyi bilgilendirir. Federal hükümetin ilgili üyesi, özellikle Milli Konseyin görüşünden farklı hareket edilmişse, bunun gerekçeleri hakkında Milli Konseyi vakit geçirmeksizin bilgilendirir.

(5) Milli Konseyin yukarıdaki bir ve dördüncü fıkralar arasında düzenlenen yetkilerinin muhafazası, prensip olarak, ana komitenin sorumluluğundadır. Bu konuyla ilgili daha ayrıntılı hükümler Milli Konseyin daimi kararları hakkındaki Federal Kanunla düzenlenir. Avrupa Birliği ile ilgili projelerden sorumlu olacak Ana Komiteye bağlı ayrı bir daimi alt komisyonunun yetki alanı ve Milli Konseyin bir ila dördüncü fıkralar arasında düzenlenen yetkilerinden hangilerinin Milli Konseyin kendisine bırakılacağı bu vesileyle yapılacak düzenlemelerle belirlenebilir. 55’inci maddenin üçüncü fıkra hükümleri bu daimi alt komisyon bakımından gerekli değişikliklerle uygulanır.

(6) Federal hükümetin ilgili üyesi Avrupa Birliği kapsamında yer alan ve uygulanması için, 44’üncü maddenin ikinci fıkrası uyarınca Federal Konseyin mutabakatıyla federal anayasada düzenlenme yapılması zorunluluğu bulunan, bir projeyle ilgili olarak Federal Konseyden görüş edinmişse, Federal Hükümetin bu üyesi Avrupa Birliğindeki müzakerelerde ve oylamalarda bu görüşle bağlıdır. Ancak, dış ilişkiler ve entegrasyon politikaları alanlarında zaruri bir gerekçeyle bu görüşten farklı hareket edilebilir. Federal Konseyin yukarıdaki ikinci fıkrada düzenlenen yetkilerinin muhafazası ve bu konuyla ilgili daha ayrıntılı hükümler Federal Konseyin usul kurallarıyla düzenlenir. Avrupa Birliği ile ilgili projelerden Federal Konsey yerine sorumlu olacak özel olarak kurulacak komisyonunun yetki alanı ve Federal Konseyin birinci ila bu fıkrada düzenlenen yetkilerinden hangilerinin Federal Konseyin kendisine bırakılacağı bu vesileyle yapılacak düzenlemelerle belirlenebilir.

Madde 23f.

(1) Avusturya, Nice Antlaşması’yla değiştirilmiş Avrupa Birliği Kurucu Antlaşması Kısım V gereğince, Avrupa Birliği Ortak Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikasında yer almaktadır. Bu, Antlaşmanın 17’nci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen görevlerin yanı sıra Antlaşmaya taraf olmayan bir veya daha fazla sayıdaki ülkeyle olan ekonomik ilişkilerin askıya alınması, sınırlandırılması ya da tamamen sona erdirilmesini öngören tedbirlere de katılınmasını da içermektedir. Avrupa Konseyi’nin Avrupa Birliği’nin ortak savunması ve Batı Avrupa Birliği’nin Avrupa Birliği ile entegrasyonu hakkındaki kararlarının, 44’üncü maddenin bir ve ikinci fıkra hükümleri gerekli değişikliklerle uygulanarak, Milli Konsey ve Federal Konsey tarafından onanması gerekmektedir.

(2) Nis Antlaşması ile değiştirilmiş Avrupa Birliği Kurucu Antlaşması Kısım V gereğince, Avrupa Birliği Ortak Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası ve Avrupa Birliği Kurucu Antlaşması Kısım VI gereğince emniyet ve yargı konularındaki işbirliğini düzenleyen konularla ilgili oylamalarda, madde 23e’nin iki ila beşinci fıkraları arasındaki hükümleri gerekli değişikliklerle uygulanır.

(3) Barışın korunmasına dair görevler ve arabuluculuk faaliyetleri dâhil kriz yönetimi kapsamında silahlı kuvvetlerin gerçekleştireceği görevleri ilgilendiren kararların yanı sıra, ortak savunma politikasının tedrici şekilde oluşturulması ve Batı Avrupa Birliği ile tesis edilecek yakın kurumsal ilişkilerle ilgili olarak, Nis Antlaşması ile değiştirilmiş Avrupa Birliği Kurucu Antlaşmasının 17’nci maddesi gereğince alınacak kararlarda Federal Şansölye ve Federal Dışişleri Bakanının ortak mutabakatı aranır.

(4) Onanacak kararın, Avusturya’ya birliklerini ya da bireylerini sevk etmesi yükümlülüğü getirmesi muhtemelse, üçüncü fıkra uyarınca alınacak önlemler ancak, bu görevlendirmenin, birliklerin ya da bireylerin yurtdışında görevlendirilmesini düzenleyen anayasa hükümlerinde öngörülen usule uygun olarak gerçekleştirileceği şerhi düşülerek onaylanabilir.

Kısım II.

Federal Yasama

  1. Milli Konsey

 

Madde 24.

Milli Komite, Federal Konsey ile müştereken Federasyonun yasama yetkisini icra eder.

Madde 25.

(1) Milli Konsey’in merkezi, Federal Başkent olan Viyana’dadır.

(2) Federal Cumhurbaşkanı, olağanüstü şartların hüküm sürdüğü hallerde, Federal Hükümetin talebiyle Milli Konseyi Federal bölge toprakları içerisinde bir başka yerde toplantıya çağırabilir.

Madde 26.

(1) Milli Konsey, nispi temsil esaslarına göre, en geç seçim tarihinin hitamında on sekiz yaşını tamamlamış kadın ve erkekler tarafından, eşit, doğrudan, gizli ve şahsi oy esaslarıyla seçilir. Seçim usullerine dair detaylı hükümler Federal Kanunla düzenlenecektir.

(2) Federal bölge müstakil seçim çevrelerine ayrılacaktır, bu seçim çevrelerinin sınırları eyaletlerin sınırlarıyla örtüşmeyebilir. Her bir seçim bölgesi müstakil seçim bölgelerine ayrılacaktır. Seçilecek milletvekili sayısı, son nüfus sayımı sonuçlarına göre asli ikametgâhı belirli bir seçim çevresinde bulunan yurttaşlar ile son nüfus sayımı tarihi itibariyle asli ikametgâhı Federal bölge sınırları içerisinde olmamakla birlikte söz konusu seçim çevresinin içinde kaldığı belediyenin seçmen kütüğüne kaydını yaptırmış olan yurttaşların sayısıyla orantılı olarak, geçerli seçmen (seçmen kitlesi) sayısına bölünecektir. Bir seçim çevresine tahsis edilen milletvekili sayısı aynı şekilde seçim bölgeleri arasında pay edilecektir. Milli Konseye ilişkin seçim usullerinde federal bölgenin geneline yönelik nihai dağılım usulü düzenlenir. Bu düzenlemeyle, nispi temsiliyet esaslarına göre seçim çevrelerinde seçime giren siyasal partilerin koltuk sayısı ile henüz tahsisi gerçekleştirilmemiş koltuk sayıları arasında denge kurulur. Seçmenlerin diğer şekilde seçim çevrelerine ayrılması kabule şayan değildir.

(3) Seçimlerin yapılacağı gün Pazar günü ya da diğer bir resmi tatil günü olmalıdır. Oy vermenin başlangıcını, devamını veya sonlanmasını engelleyen diğer şartların oluşması halinde seçim kurulu oy verme işlemini sonraki güne kadar uzatabilir, ya da oy verme işlemlerini tatil edebilir.

(4) Seçim tarihi olarak ilan edilen tarihte Avusturya vatandaşı olan ve en geç seçim tarihinin hitamında on dokuz (orijinal metinde 18 ibaresi bulunmaktadır.) yaşını doldurmuş her kadın ve erkek seçmen olabilir.

(5) Oy kullanma hakkının kullanılması veya seçmenlik hakkı ancak mahkeme kararıyla engellenebilir.

(6) Seçim kurulları, Milli Konsey, Federal Cumhurbaşkanı seçimleri ve halk oylaması işlerinin yürütülmesinin ve idaresinin yanı sıra halk inisiyatifi ve kamuoyu yoklaması amacıyla yürütülen oylamaların izlenmesi için atanırlar. Oy hakkı bulunan üyeleri seçimlere katılan siyasal partilerin temsilcilerinden oluşur. Federal seçim kurullarında ayrıca halen veya geçmişte yargıda görev almış kişiler de yer alır. Seçim usullerine ilişkin yasal düzenlemelerde, yargı mesleğinden gelen üyeler hariç olmak üzere, seçimlere katılan siyasal partilere ayrılacak temsilci sayısı bu siyasal partilerin son Milli Konsey seçimlerindeki sandalye sayılarının dağılımı esas alınarak belirlenir. Milli Konsey, Federal Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ve halk oylamasında yurtdışında kullanılacak oyların seçim kurulları önünde kullanılması gerekmemektedir. Yurtdışında oy kullanmaya ilişkin ayrıntılı hükümler Milli Konsey tarafından ancak en az üye tam sayısının yarısının katılımıyla ve kullanılan oyların üçte ikisinin çoğunluğuyla düzenlenebilir.

(7) Seçmen kütükleri belediyeler tarafından kendi yetki ve görev sorumlulukları çerçevesinde hazırlanır.

Madde 27.

(1) Milli Konsey, Konseyin ilk toplantı tarihinden başlayarak dört yıl süreyle ve fakat her halükarda yeni Milli Konsey toplanana kadar görev yapar.

(2) Milli Konseyin yeni seçilen üyeleri seçimlerden sonra otuz gün içerisinde Federal Cumhurbaşkanı tarafından toplantıya çağrılırlar. Seçimler Federal Hükümet tarafından, yeni seçilen Milli Konseyin yasama döneminin dördüncü yılının hitamından sonraki gün toplanabilmesini sağlayacak şekilde düzenlenir.

Madde 28.

(1) Milli Konsey, Federal Cumhurbaşkanı tarafından her yıl olağan oturumda toplanır. Olağan toplantı dönemi 15 Eylülden önce başlayamaz ve bir sonraki yılın 15 Temmuz tarihinden daha sonra sona eremez.

(2) Federal Cumhurbaşkanı Milli Konseyi olağanüstü toplantıya çağırabilir. Federal Cumhurbaşkanı, Federal Hükümetin ya da Milli ya da Federal Konsey üye tam sayısının üçte birinin bu yöndeki talebiyle, Milli Konseyi, talebin kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki hafta içerisinde bir kez daha toplanmak üzere olağanüstü oturuma davet etmekle yükümlüdür. Toplantı daveti karşı imza gerektirmemektedir. Milli Konseyin veya Federal Konsey üyelerinin tavsiyede bulunabilmeleri için Federal Hükümetin tavsiyesi aranmaz.

(3) Federal Cumhurbaşkanı Milli Konseyin kararıyla Milli Konseyin oturumlarının sonlandığını ilan eder.

(4) Yeni Milli Konseyin aynı yasama dönemi içerisinde açılmasıyla birlikte çalışmalara, son oturumda varılan aşamadan devam edilecektir. Milli Konsey, bir oturumun sonunda, münferit komisyonlara çalışmalarına devam etme talimatı verebilir.

(5) Milli Konsey Başkanı bir oturum sırasında birden fazla birleşim başlatabilir. Bir oturum sırasında Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Federal Kanunda belirtilen sayıda üyenin veya Federal Hükümetin talebi halinde Başkan, bir bileşim açmakla yükümlüdür. Daha ayrıntılı hükümler, Milli Konseyin toplanmasının zorunlu olduğu dönemi de belirleyen Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Federal Kanunla düzenlenir.

(6) Mili Konseyin Daimi Kararları hakkında Federal Kanunda, Başkanın görevini yapamayacak durumda olması veya görevinden azledilmesi durumunda Milli Konseyin toplanmasına ilişkin hükümler düzenlenir.

Madde 29.

(1) Federal Cumhurbaşkanı Milli Meclisi tasfiye edebilir ancak, bu ayrıcalıklı haktan bir defaya mahsus aynı gerekçeyle yararlanabilir. Böyle bir durumda, yeni seçim, Federal Hükümet tarafından, yeni seçilen Milli Meclisin ilk toplantısını tasfiye tarihinden itibaren en geç yüz gün sonra gerçekleştirebilmesine olanak verecek şekilde organize edilir.

(2) Milli Konsey, bir yasama döneminin hitamından önce salt çoğunlukla kabul edilen bir kanun ile Konseyin feshini oylayabilir.

(3) Yukarıdaki ikinci fıkrada öngörülen tasfiyenin yanı sıra Milli Konseyin seçildiği yasama döneminin hitamından sonra, yasama dönemi yeni seçilmiş Milli Konseyin ilk kez toplanacağı tarihe kadar devam eder.

Madde 30.

(1) Milli Konsey, Başkan, İkinci ve Üçüncü Başkanları üyeleri arasından seçer.

(2) Milli Konsey çalışmalarını Federal Kanuna göre yürütür. Milli Konsey iç tüzüğü hakkında Federal Kanun ancak en az Milli Konsey üye tam sayısının yarısının katılımıyla ve kullanılan oyların üçte ikisinin çoğunluğuyla kabul edilebilir.

(3) Milli Konsey Başkanı, bağlı görev yapacak Parlamento görevlileri, Parlamentonun görevlerine ve federasyonun yasama organının yetki çerçevesinde kalan idari işlemlerin yürütülmesine yardımcı olmanın yanı sıra Avusturya Cumhuriyetinin Avrupa Parlamentosu’na atadığı temsilcileriyle ilgili benzeri görevleri ve idari işlemleri yürütmeye salahiyetine sahiptirler. Federal Konseye ilişkin konularda Parlamento görevlilerinin iç organizasyonu, Federal Konsey Başkanı ile mutabakatla belirlenir. Federal Konsey Başkanına da, aynı şekilde, Federal Konseye kanunla verilen görevlerin yürütülmesine ilişkin olarak talimat verme yetkisi tanınmıştır.

(4) Parlamento görevlilerinin atanması yetkisi ve diğer şahsi konularla ilgili yetkiler Milli Konsey Başkanına aittir.

(5) Milli Konsey Başkanı, parlamenter görevlerinin ifasına yardımcı olmak amacıyla, Parlamento görevlilerini siyasal partilere yardımcı olmakla görevlendirebilir.

(6) Milli Konsey Başkanı, bu madde uyarınca yetkili olduğu idari konularda yürütmenin başıdır ve bu yetkisini bağımsız şekilde icra eder. Münhasıran bu maddede düzenlenen idari konularla ilgili olmak kaydıyla, kararnameler çıkartabilir.

Madde 31.

Münferit konularla ilgili bu kanunda, ya da Milli Konsey iç tüzüğü hakkında Federal Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, Milli Konseyin karar alabilmesi için üye tam sayısının en az üçte birinin katılımıyla ve kullanılan oyların salt çoğunluğu şartı aranır.

Madde 32.

(1) Milli Konseyin oturumları halka açıktır.

(2) Başkanın, ya da Milli Konsey iç tüzüğü hakkında Federal Kanunda belirtilen sayıdan üyenin bu yöndeki talebiyle oturum halka kapalı şekilde yürütülür ve Milli Konsey oturumu takip eden izleyiciler dışarıya alındıktan sonra oylama yapar.

Madde 33.

Hiç kimse, Milli Konsey ve komisyonlarının halka açık oturumlarına ait toplantı zabıtlarını yayımlamaktan ötürü sorumlu tutulmayacaktır.

  1. Federal Konsey

 

Madde 34.

(1) Eyaletler, aşağıda yer alan hükümler uyarınca, her bir eyaletin nüfusuna orantılı şekilde Federal Konseyde temsil edilirler.

(2) Nüfusu en yüksek eyalet, Konseye on iki milletvekili ile, diğer eyaletler nüfuslarının nüfusu en yüksek olan eyaletin nüfusuyla orantılı sayıda milletvekili ile ve bu oranın yarısını aşan geri kalanları ise tam sayıyla temsi edilirler. Ancak, her bir eyalet en az üç milletvekiliyle temsil edilme hakkına sahiptir. Her bir asil üye için yedek üye atanacaktır.

(3) Her bir eyalet tarafından yukarıdaki hüküm uyarınca atanacak üyelerin sayısı, her genel nüfus sayımı sonrasında Federal Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecektir.

Madde 35.

(1) Federal Konseyin asil ve yedek üyeleri ilgili yasama dönemleri için Eyalet Meclisi üyeleri tarafından, nispi temsiliyet esaslarına göre ve fakat Eyalet Meclisinde en yüksek sandalye sayısına sahip ikinci siyasal partiye en az bir sandalye düşecek şekilde, ya da tüm partilerin eşit sayıda sandalye sayısına sahip olması durumunda, en son gerçekleştirilen Eyalet Meclisi seçiminde en yüksek oyu alan ikinci siyasal partiye en az bir sandalye düşecek şekilde seçilirler. Birden fazla partinin eşit hakka sahip olduğu durumlarda, mesel kura yoluyla çözümlenir.

(2) Federal Konseyin üyeleri kendilerini atayan Eyalet Meclisi üyeleri arasından seçilmek zorunda değildirler. Ancak, Eyalet Meclisi üyesi seçilmek için aranan şartları haiz olmak zorundadırlar.

(3) Bir Eyalet Meclisinin yasama döneminin sona ermesinden ya da Eyalet Meclisinin tasfiyesinden sonra, Eyalet Meclisi tarafından Federal Konseye atanan üyeler, yeni Eyalet Meclisi tarafından Federal Konsey üyeliği için seçim yapılıncaya kadar görevlerini sürdürmeye devam ederler.

(4) 34 ve 35’inci madde hükümleri ancak, bu kararın onaylanması için genel olarak kanunun belirlediği oy çoğunluğu şartından başka, Federal Konseyde temsil edilen en az dört Eyaletin temsilcilerinin çoğunluğu bu değişikliği onaylar ise değiştirilebilir.

Madde 36.

(1) Federal Konsey Başkanlığı her altı ayda bir alfabetik sıraya göre bir eyaletten diğer eyalete devrolunur.

(2) Başkanlığı devralan eyaletin delegasyonuna başkanlık eden eyalet temsilcisi Federal Konseyi olarak görev yapar. Başkan vekilinin atanmasına ilişkin esaslar Federal Konsey iç tüzüğü ile düzenlenir. Başkan, “Federal Konsey Başkanı” unvanını taşır; başkan vekilleri “Federal Konsey Başkan Vekili” unvanını taşırlar.

(3) Başkan; Federal Konseyi Milli Konseyin merkezinde toplar. Başkan; üyelerin en az dörtte birinin ya da Federal Hükümetin talebiyle Federal Konseyi derhal toplamakla yükümlüdür.

(4) Valiler Federal Konseyin bütün oturumlarına katılabilirler. Federal Konsey iç tüzüğünde düzenlenen özel hükümler uyarınca Valiler, talepleri halinde, eyaletlerle ilgili meselelerde Konseye görüşlerini bildirebilirler.

Madde 37.

(1) Münferit konularla ilgili bu kanunda, ya da Federal Konsey İç Tüzüğünde aksine bir hüküm bulunmadıkça, Federal Konseyin karar alabilmesi için üye tam sayısının en az üçte birinin katılımı ve kullanılan oyların salt çoğunluğu şartı aranır.

(2) Federal Konseyin İç Tüzüğü karar alınarak kabul edilir. Bu karar ancak, üye tam sayısının en az yarısının katılımıyla ve kullanılan oyların üçte ikisinin çoğunluğuyla kabul edilebilir. Konseyin çalışmaları için gerekli olması kaydıyla, Federal Konseyin iç işleyişinin kapsamı dışında kalan Hükümlere İç Tüzükte yer verilebilir. İçtüzük bir Federal Kanun statüsündedirler; Federal Şansölye tarafından Federal Resmi Gazete’de yayımlanırlar.

(3) Federal Konseyin toplantıları halka açıktır. Ancak, İç Tüzük hükümlerine göre, toplantılar, alınacak bir kararla halka kapatılabilir. 33’üncü madde hükümleri ayrıca Federal Konseyin ve komisyonlarının halka açık toplantıları için de geçerlidir.

  1. Federal Meclis

 

Madde 38.

Milli Konsey ve Federal Konsey, Federal Cumhurbaşkanının onanması ve savaş ilanı kararının alınması amacıyla, Milli Konseyin merkezinde halka açık bir şekilde müştereken bir araya gelerek Federal Meclis şeklinde toplanır.

Madde 39.

(1) 60’ıncı maddenin altıncı fıkrası, 63’üncü maddenin ikinci fıkrası, 64’üncü maddenin dördüncü fıkrası ve 68’inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden başka, Federal Meclis Federal Cumhurbaşkanı tarafından toplanır. Öncelik Mili Konsey Başkanına ait olmak üzere, Başkanlık, Milli Konsey Başkanı ve Federal Konsey Başkanı arasında dönüşümlü şekilde yürütülür.

(2) Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Kanun hükümleri Federal Meclis için gerekli değişiklerle uygulanır.

(3) 33’üncü madde hükümleri de Federal Meclis oturumları için gerekli değişikliklerle uygulanır.

Madde 40.

(1) Federal Meclisin kararları Başkan tarafından onaylanır ve Federal Şansölye tarafından imzalanarak tasdik edilir.

(2) Federal Meclisin savaş ilanına ilişkin kararı Federal Şansölye tarafından resmen yayımlanır.

  1. Federal Yasama Usulü

 

Madde 41.

(1) Yasa teklifleri; milletvekilleri, Federal Konsey ve Federal Konsey üyelerinin üçte biri tarafından önerge olarak, Federal Hükümet tarafından ise yasa layihası olarak Milli Konseye sunulur.

(2) 100.000 seçmen ya da üç Eyaletin her birindeki seçmen sayısının altıda biri tarafından imzalanan her önerge (bundan sonra “inisiyatif”) Federal seçim kurulu tarafından işleme konulmak üzere Milli Konseye tevdi edilir. Seçmen kayıtlarına son kayıt yaptırma tarihi itibariyle, Milli Konsey seçimlerinde oy kullanabilmek için aranan şartları haiz olan ve asli ikametgâhı Federal bölge sınırları içerisinde bir belediyede bulunan her kimse inisiyatifin oylamasına iştirak edebilir. İnisiyatif, Federal Kanunla belirlenmesi gereken bir konuyu ilgilendirmeli ve kanun taslağı haline getirilebilir olmalıdır.

Madde 42.

(1) Milli Konseyin çıkardığı tüm yasal düzenlemeler Başkan tarafından vakit geçirilmeksizin Federal Konseye iletilmelidir.

(2) Anayasada aksine bir hüküm bulunmadıkça, kabul edilen bir yasal düzenleme ancak, Federal Konsey bu yasal düzenlemeye gerekçeli olarak itirazda bulunmamış ise, onanabilir ve yayımlanabilir.

(3) Bu itiraz, Federal Konsey Başkanı tarafından kabul edilen yasal düzenlemenin Federal konseye tevdi tarihinden itibaren sekiz hafta içerisinde, yazılı olarak Milli Konseye iletilmelidir. Federal Şansölyeye keyfiyetten haberdar edilir.

(4) Üye tam sayısının altıda biri çoğunlukla toplanan Milli Konsey, ilk kararında direnirse, karar onaylanır ve yayımlanır. Federal Konsey itirazda bulunmamayı kararlaştırır, ya da yukarıdaki üçüncü fıkrada belirtilen süre içerisinde gerekçeli itiraz bildirilmez ise, kabul edilen bu yasal düzenleme onaylanır ve yayımlanır.

(5) Milli Konsey İç Tüzüğü, Milli Konseyin feshi, Federal Mali Kanun, 51’inci maddenin beşinci fıkrası uyarınca kabul edilecek geçici hükümler ya da Federal malların tasfiyesi, bir Federal sorumluluğun üstlenilmesi veya dönüştürülmesi, bir Federal mali borcun üstlenilmesi veya dönüştürülmesi, Federal bütçe hesabına ilişkin onaylarla ilgili olarak Milli Konseyin alacağı kararlara Federal Konseyin iştirak etme hakkı bulunmamaktadır.

Madde 43.

Milli Konseyin karar alması halinde, ya da Milli Konseyin ekseriyet üyelerinin talep etmesi durumunda, Milli Konseyin çıkartacağı tüm yasal düzenlemeler, 42’nci maddede belirtilen usul takip edilerek ve her halükarda yasal düzenlemenin Federal Cumhurbaşkanı tarafından onanmasından önce, halk oylamasına sunulur.

Madde 44.

(1) Milli Konsey, anayasal kanunları veya salt çoğunluk oyuyla kabul edilen kanunlarda yer alan anayasal hükümleri ancak üye tam sayısının en az yarısının katılımıyla ve kullanılan oyların üçte ikisinin oyuyla kabul edilebilir. Bu düzenlemeler açıkça (“anayasal kanun”, “anayasal hükümler”) olarak nitelendirilirler.

(2) Eyaletlerin yasama veya yürütme yetkilerini sınırlayan anayasal kanunların veya salt çoğunluk oyuyla kabul edilen kanunlarda yer alan anayasal hükümlerin ayrıca, Federal Konsey tarafından üye tam sayısının en az yarısının katılımıyla ve kullanılan oyların üçte ikisinin oyuyla onaylanmaları zorunludur.

(3) Federal Anayasanın genelinde yapılacak her türlü bütüncül değişiklik, 42’nci maddede belirtilen usulün tamamlanmasından sonra ve her halükarda değişikliğin Federal Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmasından önce, tüm ulus genelinde halk oylamasına sunulur. Ancak, Federal Anayasada yapılacak tüm kısmi değişikliklerde ancak Milli Konsey ya da Federal Konsey üyelerinin üçte birinin talebiyle referandum gereklidir.

Madde 45.

(1) Referandumda, kullanılan geçerli oyların salt çoğunluğu belirleyicidir.

(2) Referandum sonucu resmi olarak duyurulur.

Madde 46.

(1) İnisiyatif oylaması ve referandumda takip edilecek usul Federal Kanunla düzenlenecektir.

(2) İnisiyatif oylaması veya referandum tarihinde Milli Konsey seçimlerinde oy kullanma hakkını haiz herkes seçmen olabilir.

(3) Referandum, Federal Cumhurbaşkanının emriyle gerçekleştirilir.

Madde 47.

(1) Federal Kanun çıkartılarak kabul edilen bir anayasal düzenleme Federal Cumhurbaşkanının imzasıyla onanır.

(2) Onama için müracaat Federal Şansölye tarafından yapılır.

(3) Onama işlemi için Federal Şansölyenin ikinci imzası gereklidir.

Madde 48.

50’nci madde uyarınca onanan Federal Kanunlar ve bu gibi antlaşmalar Milli Konseyin kabulüne atıf yapılarak, referandum ile kabul edilen Federal Kanunlar ise referandum sonucuna atıf yapılarak yayımlanacaktır.

Madde 49.

(1) 50’nci maddede belirtilen Federal Kanunlar ve antlaşmalar Federal Şansölye tarafından Federal Resmi Gazete’de yayımlanır. Aksine açık hüküm bulunmadıkça, bu kanun ve antlaşmalar, yayım tarihinin hitamından sonra yasal olarak yürürlüğe girerler ve Federal bölgenin tamamında uygulanırlar.

(2) 50’nci maddenin birinci fıkrasına göre onanmış antlaşmalar Federal Şansölye tarafından Federal Resmi Gazete’de yayımlanırlar. Milli Konsey, 50’nci maddede tanımlandığı anlamda bir antlaşmayı onama aşamasında, antlaşmanın bütünüyle veya özellikle belirli kısımlarının yayımlanabileceği kararını alabilir. Milli Konseyin bu türden kararları Federal Şansölye tarafından Federal Resmi Gazete ile ilân edilir. Aksine açık hüküm bulunmadıkça, 50’nci maddenin birinci fıkrasına göre onanmış antlaşmalar, yayım tarihinin hitamından sonra yasal olarak yürürlüğe girerler –ikinci fıkra hükmünün uygulanacağı hallerde ise, Milli Konsey kararının ilan tarihinin hitamıyla yürürlüğe girerler ve Federasyonun genelinde uygulanırlar. Bu hüküm, kanun yoluyla uygulanacak antlaşmalar (madde 50/2) için geçerli değildir.

(3) Federal Resmi Gazete’de yayımlanacak ilanlar ve ikinci fıkra uyarınca gerçekleştirilecek duyurular halka açık ve eksiksiz ve kalıcı olarak erişilebilir olmalıdır.

(4) Federal Resmi Gazete’de yayımlanacak ilanlara ilişkin ayrıntılı hükümler Federal Kanunla düzenlenir.

Madde 49a.

(1) Federal Şansölye, ilgili Federal Bakan ile birlikte, bu Kanun hariç olmak üzere, Federal Kanunları ve Federal Resmi Gazete’de yayımlanmış antlaşmaları geçerli son halleriyle Federal Resmi Gazete’de yayımlayarak yeniden ilan etme hakkına sahiptirler.

(2) Yeniden yayımlamayla ilgili ilanlarda;

  1. Eskimiş ifadeler düzeltilebilir ve artık kullanımda olmayan imla kuralları yeni imla kurallarıyla değiştirilebilir;
  2. Yürürlükteki mevzuatla bağlantısı kalmamış olan diğer yasal düzenlemelere yapılan atıfların yanı sıra diğer tutarsızlıklar düzeltilebilir;
  3. Sonraki yasal düzenlemelerle yürürlükten kaldırılmış olan, ya da öteki türlü geçerliliğini yitirmiş hükümlerin geçersiz oldukları beyan edilebilir;
  4. Başlıklar için içindekiler listesi ve alfabetik kısaltmalara yer verilebilir;
  5. Madde, bölüm, fıkra ve benzeri eklemelerde ve çıkartmalarda, ilgili değişiklikler yapılabilir ve bu bağlamda, yasal düzenlemenin metni içerisinde bunlara yapılan atıflar gerektiği şekilde düzeltilebilir;
  6. Bir Federal Kanunun (antlaşmanın) geçici hükümlerinin yanı sıra daha önce yürürlükte olan versiyonları, kapsamları belirtilerek, özetlenebilir ve aynı zamanda yeniden yayımlanarak ayrıca çıkartılabilir.

(3) Aksine açık bir hüküm bulunmadıkça, yeniden yayımlanan bir Federal Kanun (yeniden yayımlanmış antlaşma) ve ilanda yer alan diğer talimatlar yayımlanma tarihinin hitamıyla yasal olarak yürürlüğe girer.

Madde 49b.

(1) Karar için yasama organının yetkili olduğu, önemli bir konuyu, ya da ulusun genelini ilgilendiren bir kamuoyu yoklaması ancak, üyelerinin veya Federal Hükümetin önergesiyle Milli Konsey tarafından oylanmış ise, gerçekleştirilebilir. Seçimler ve mahkeme ya da idari bir merciinin kararına tabi konularda kamuoyu yoklaması gerçekleştirilemez.

(2) Yukarıdaki birinci fıkraya göre verilecek önergelerde, kamuoyu yoklamasında halka sorulacak sorunun nasıl düzenleneceğine ilişkin bir öneri yer almalıdır. Bu öneri, “Evet” ya da “Hayır” şeklinde cevaplandırılacak bir sorudan, ya da iki seçenekli tekliflerden oluşmalıdır.

(3) Kamuoyu yoklamaları 45 ve 46’ncı madde hükümlerine benzer şekilde uygulanır. Kamuoyu yoklamaları bakımından, yoklamanın yapılacağı tarih itibariyle Milli Konsey seçimlerinde seçmen olma şartlarını haiz olan ve asli ikametgâhı Federal bölge sınırları içerisinde bir belediyede bulunan her kimse, kamuoyu yoklamalarında oy kullanabilir. Seçim kurulu plebisit sonucunu Milli Konseye ve Federal Hükümete iletmek zorundadır.

  1. Milli Konsey ve Federal Konseyin

Federasyonun Yürütme Yetkisine Katılımı

 

Madde 50.

(1) Mevcut kanunların içeriğini değiştiren, ya da onları tamamlayıcı nitelikte olan ve 16’ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yer almayan siyasi antlaşmalar ancak, Milli Konseyin onayı ile yapılabilir. Eyaletlerin özerk yetki alanlarına giren konularla ilgili antlaşmalarda Federal Konseyin onayının alınması şarttır.

(2) Milli Konsey, yukarıdaki birinci fıkrada belirtilen antlaşmayı onaylarken, söz konusu antlaşmanın kanun çıkartılarak uygulanabileceğini oylayabilir.

(3) 42’nci maddenin bir ila dördüncü fıkraları arasında kalan hükümler dâhil ve bir anayasal kanun bir antlaşma ile tadil edilecek, ya da tamamlanacak ise, Milli Konseyin yukarıdaki bir ve ikinci fıkra hükümleri uyarınca alacağı kararlarda 44’üncü maddenin bir ve ikinci fıkraları gerekli değişikliklerle uygulanır. Yukarıdaki birinci fıkra uyarınca gerçekleştirilecek onay oylamasında, bu antlaşmalar ya da bu antlaşmalardaki söz konusu hükümler açıkça “anayasayı değiştiren” antlaşmalar, ya da hükümler olarak adlandırılacaktır.

Madde 51.

(1) Milli Konsey Federal Mali Kanunu oylar. Kanunun görüşmelerinde Federal Hükümetin taslağı esas alınır.

(2) Federal Hükümet, bir sonraki mali yılda uygulanacak Federal Mali Kanunun taslağını bir mali yılın hitamından en az on hafta önce Milli Konseye sunmak zorundadır.

(3) Federasyonun gelir ve gider tahmini (Federal bütçe tahminleri), müteakip mali yılda doldurulması planlanan kadroların yanı sıra söz konusu yıl süresince ekonomi yönetimini ilgilendiren diğer önemli konular Federal Mali Kanunun ekinde yer alır.

(4) Federal teşekküller ve Federal hususi varlıklarla ilgili olarak, Federal bütçe tahminlerinde ayrıca, sadece bütçe açıklarının kapatılmasına yönelik ödenekler ve Federal gelir fazlalarına ilişkin tahminlere de yer verilebilir. Ancak böyle bir durumda, müteakip mali yıla ilişkin olarak Federal teşekkülün veya hususi varlıkla ilgili gelir ve gider tahminleri Federal Mali Kanun ekinde ayrıca gösterilir.

(5) Federal Hükümet, takip eden mali yıla ilişkin Federal Mali Kanun taslağını süresi içerisinde Milli Konseye tevdi etmezse ve bunun gibi, Federal Kanun yoluyla geçici provizyon sağlamazsa gelirler, fiili yasal pozisyona göre arttırılır. Harcamalar ise;

  1. Federal Mali Kanun taslağının Federal Hükümet tarafından tevdi edilmiş olması kaydıyla, yasal ayarlamalar yürürlüğe girinceye kadar ve her halükarda bir sonraki mali yılın ilk dört ayı içerisinde bu kanun taslağına göre gerçekleştirilir;
  2. Federal Mali Kanun taslağının Federal Hükümet tarafından tevdi edilmiş olması, ya da yukarıdaki 1 numaralı bentte belirtilen dört aylık sürenin sona ermiş olması kaydıyla, en son Federal Mali Kanun kapsamında bütçede öngörülen gider tutarlarına göre gerçekleştirilir. Gelirler ve giderlerde kanunlar gereği yapılması gereken değişikliklerin gerçekleştirilebilmesi için, Federal Mali Kanun taslağında, ya da en son Federal Mali Kanunda tahsis edilmiş ve sırasıyla yukarıdaki 1 ve 2 numaralı bentler uyarınca uygulanacak olan gider tutarları, kabul edilebilir gider tavanını oluşturmakta olup, bu tahsisat tutarlarının on ikide biri ise aylık harcamalara esas teşkil edecektir. Ancak, mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi için yapılması zorunlu harcamaların vadelerine göre yapılması zorunludur. Federal Mali Kanun taslağı, ya da son Federal Mali Kanun kapsamında doldurulması planlanan kadrolar ancak yukarıdaki 1 ve 2 numaralı bentler uyarınca doldurulabilir ve sırasıyla, beklenen tahmini tavan harcama tutarlarının yanı sıra nakit yönetiminin geçici olarak güçlendirilmesi amacıyla üstlenilen kısa vadeli taahhütlerin yarısını karşılamak için ancak yukarıdaki 1 ve 2 numaralı bentler uyarınca maddi olarak borçlanılabilir. Gelirler ve giderlere ilişkin hükümleri hariç olmak üzere, son Federal Mali Kanunun hükümleri gerekli değişikliklerle uygulanır.

(6) Federal Mali Kanunun hazırlanması ve federal ekonomi yönetimine ilişkin daha ayrıntılı hükümler bir örnek esaslara uygun olarak, anayasal kanunla düzenlenir. Bu anayasal kanunda; bütçe yedeklerinin oluşturulması sonucu ortaya çıkan ve aynı mali yıl içerisinde ödenmesi zorunlu olmayan mali yükümlülüklerin fon kaynaklarından karşılanması, ya da uzun vadeli finansman (mali borçlanma) yoluyla azaltılması veya dönüştürülmesi, federal varlıkların elden çıkartılması, ya da federal mali yükümlülüklerin üstlenilmesi halinde ön takyidatların oluşturulmasının yanı sıra Kamu Denetim Bürosunun muhasebat sistemine katılımına ilişkin usuller belirlenir.

Madde 51a.

(1) Federal Maliye Bakanı, ekonomi yönetiminde, vadesi gelen yükümlülüklerin ödenmesi için gerekli olan harcamalara öncelik verilerek, daha sonra, tasarruf, ekonomik verimlilik ve yararlılık ilkeleri dikkate alınarak, geriye kalan tahsis edilen harcamalara ait ödemelerin yapılmasını sağlamalıdır.

(2) Gelir ve giderlerin gelişiminin bunu gerektirmesi halinde, ya da bir mali yıl içerisinde ekonominin genelini etkileyen önemli nitelikte bir değişikliğin meydana gelmesi durumunda, Federal Maliye Bakanı;

  1. Federal Mali Kanunda tahsis edilmiş özel bütçe yedeklerinin tamamını ve bir kısmının kullanılması talimatını verebilir;
  2. Federal yükümlülüklerin ifasının bu talimattan etkilenmemesi kaydıyla, Federal Hükümetin mutabakatıyla, harcamaların her bir durum için altı ay süreyle geçici olarak dondurulması talimatını verebilir.

Madde 51b.

(1) Federal Mali Kanunda kendisi için tahsisat ayrılmamış (olağanüstü harcamalar), ya da Federal Mali Kanun kapsamında tahsis edilen harcama tutarını aşan miktardaki harcamalar, ekonomi yönetimi çerçevesinde ancak Federal mali kanunlarda izin verildiği ölçüde gerçekleştirilebilir.

(2) Ancak, acil hallerde, Federal Hükümetin bir kararnamesi ve Federal mali kanunların ön görüşmesini gerçekleştirmekle yetkili Milli Konseyin ilgili komisyonunun mutabakatı ile, aşağıda sayılan harcamalar için önceden öngörülemeyen ve itiraz kabul etmeyen nitelikte harcamalar gerçekleştirilebilir;

  1. Federal Mali Kanunda harcamalar için tahsis edilen genel tutarın azami binde biri tutarındaki olağanüstü harcama;
  2. Federal Mali Kanunda harcamalar için tahsis edilen genel tutarın azami binde ikisi tutarındaki program dışı harcama. Federal mali kanunların ön görüşmesini gerçekleştirmekle yetkili Milli Konseyin ilgili komisyon iki hafta içerisinde karara varamazsa, bu onay verilmiş addedilir.

(3) Bu ek maliyetler;

  1. Yasal bir yükümlülükten kaynaklanmış ise;
  2. Mevcut mali bir yükümlülüğün sonucunda ortaya çıkmış ise;
  3. Federal Mali Kanunun yürürlük tarihi itibariyle mevcut bir başka taahhütten kaynaklanmış ise; ya da
  4. Ek giderler veya gelirlerle bağlantılı ise;

Program dışı harcama Federal Maliye Bakanının onayı ile ödenebilir.

(4) Milli Konsey, Federal Maliye Bakanına yukarıdaki üçüncü fıkrada belirtilenden başka bir program dışı harcamaya onay verme yetkisi tanıyabilir. Bu yetki ancak, bu ek harcamaların gerçek şartlarla bağlantılı olması ve miktarlar bakımından kati veya hesaplanabilir nitelikte olması ve ayrıca,

  1. Federal bütçe tahminlerinin yapısını önemli ölçüde değiştirmemesi kaydıyla, öngörülemeyen acil bir durum gereği olarak yeniden tahsis edilmesi gereken; ya da
  2. Bir mali yıl içerisinde ekonominin genelini etkileyen önemli nitelikte bir değişikliğin meydana gelmesi sonucu yapılması gereken (madde 51/a’nın ikinci fıkrası), ya da
  3. Federal Mali Kanunda öngörülen genel gider toplamı göz önünde bulundurulduğunda, ehemmiyetsiz bir miktarda olan bir giderle ilgili olması kaydıyla verilebilir.

(5) Bu madde hükmü gereğince, bir gider fazlası ancak, buna ilişkin karşılığın tasarruflardan veya ek gelirlerden karşılanabilir olması şartıyla kabul edilebilir, ya da onaylanabilir.

(6) Savunmayla ilgili olağanüstü harcamalar ve genel milli savunma amaçlı program dışı harcamalar (madde 9/a), bir mali yıl süresi içinde, Federal Hükümetin bir kararnamesi ve Federal mali kanunların ön görüşmesini gerçekleştirmekle yetkili Milli Konseyin ilgili komisyonunun mutabakatı ile, Federal Mali Kanunda öngörülen toplam harcama tutarının yüzde onu ile sınırlı olarak yapılabilir. Bu harcamalar tasarruflardan veya ek gelirlerden karşılanamaz ise, bu tutarları mali borçlar yaratarak veya mevcut mali borçları dönüştürmek yoluyla karşılama yetkisi bir kararname ile Federal Maliye Bakanına tanınır.

Madde 51c.

(1) Milli Konseyin madde 51/b ve aşağıdaki ikinci fıkra uyarınca ekonomi yönetimine katılımı, Federal mali kanunların hazırlanmasıyla yetkili Milli Konsey komisyonunun sorumluluğundadır. Mili Konsey Federal Cumhurbaşkanı tarafından 29’uncu maddenin birinci fıkrası uyarınca feshedilmiş ise, komisyon, ekonomi yönetimine katılma sorumluluğu kapsamında bir daimi alt komisyona özel görevler tevdi edebilir. Federal mali kanunların ön görüşmesinin gerçekleştirildiği komisyon, ya da onun daimi alt komisyonu gerekli hallerde Milli Konseyin oturumlarının dışında da toplanabilir (madde 28). Detaylı hükümler Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Federal Kanun ile düzenlenir.

(2) Federal Maliye Bakanı madde 51a’nın ikinci fıkranın yanı sıra madde 51/b’nin iki ila dördüncü fıkraları arasında kalan hükümler uyarınca alınan tedbirleri, üçer aylık dönemler halinde, yukarıdaki birinci fıkrada atıf yapılan Milli Konsey komisyonuna rapor eder. Bu komisyona, özel Federal yasa hükümlerine uygun olarak diğer raporlar da verilir.

Madde 52.

(1) Milli Konsey ve Federal Konsey, Federal Hükümetin icrasını inceleme, icra ile ilgili tüm konularda mensuplarını sorgulama ve ilgili bütün bilgileri talep etmenin yanı sıra, icra yetkisinin kullanımına ilişkin taleplerini kararlarında belirtme hakkına sahiptirler.

(2) Yukarıdaki birinci fıkra uyarınca kullanılacak denetim hakları, Federal Hükümet ve mensupları bakımından, tıpkı, Federasyonun hisse, sermaye, ya da özvarlık olarak en az yüzde ellisine katıldığı ve Kamu Denetim Bürosunun denetimine tabi işletmelerde olduğu gibi uygulanır. Böyle bir mali pay sahipliği, farklı mali ya da diğer ekonomik ya da kurumsal tedbirler ile işletmeler üzerinde hâkimiyet kurmakla eşdeğer addedilir. Bu hüküm, bu fıkra gereklerinin geçerli olduğu diğer tüm işletme kategorileri için de uygulanır.

(3) Milli Konsey ve Federal Konseyin her mensubu, Milli Konseyin ve Federal Konseyin oturumları sırasında, Federal Hükümet üyelerinin sözlü sorularını kısaca yanıtlama hakkına sahiptirler.

(4) Sorgulama haklarına ilişkin detaylı düzenlemeler Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Federal Kanunun yanı sıra Federal Konsey İç Tüzüğü ile belirlenir.

Madde 52a.

(1) Milli Konseyin yetkili komisyonları, anayasayla kurulan kurumların ve ayrıca bunların görev yetkilerinin teminat altına alınması için alınan tedbirler ve ülkenin askeri savunmasının korunması için alınan istihbarat tedbirlerini tahkik etmek amacıyla iki daimi alt komisyon seçerler. Bu alt komisyonların her biri Mili Konsey Ana Komisyonunda temsil edilen partilerin her birinden en az bir üye içermelidir.

(2) Daimi alt komisyonlar ilgili Federal Bakanlıklardan ilgili tüm bilgileri talep etme ve ilgili materyallere erişme hakkına sahiptirler. Bu hüküm, açıklanması ulusal güvenliği veya kişilerin güvenliğini tehlikeye sokabilecek, özellikle kaynakları bakımından, bilgilere ve materyallere kapsamaz.

(3) Daimi komisyonlar, gerekirse, Milli Konseyin oturumları dışında başka zamanlarda da toplanabilirler.

(4) Detaylı hükümler Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Federal Kanun ile düzenlenir.

Madde 52b.

(1) Madde 126/d’nin ikinci fıkrası uyarınca oluşturulan Komisyon, Federal maliye idaresini ilgilendiren konuların görüşüleceği belirli bir kovuşturmayı izlemek amacıyla, bir daimi Alt Komisyon seçer. Bu alt komisyonda Mili Konsey Ana Komisyonunda temsil edilen partilerin her birinden en az bir üye yer almalıdır.

(2) Detaylı hükümler Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Federal Kanun ile düzenlenir.

Madde 53.

(1) Milli Konsey karar alarak tahkikat komisyonları kurabilir.

(2) Tahkikat komisyonlarının kuruluşu ve işleyişine dair detaylı düzenlemeler Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Federal Kanun ile belirlenir.

(3) Mahkemeler ve diğer tüm makamlar bu komisyonların delil taleplerini yerine getirmekle yükümlüdürler; kamu kurumlarının tamamı talep halinde dosyalarını sağlamak zorundadırlar.

Madde 54. (Mülga)

Madde 55.

(1) Milli Konsey Ana Komisyonunu üyeleri arasından nispi temsiliyet esasına göre seçer.

(2) Ana Komisyon, ihtiyaç halinde, Milli Konseyin oturumları arasındaki bir zamanda da toplanabilir (madde 28).

(3) Ana Komisyon, bu Kanunda belirtilen yetkilerin devredileceği bir Daimi Alt Komisyonu üyeleri arasından seçer. Seçim, nispi temsiliyet esasına göre yapılır; Bu esas saklı kalmak kaydıyla, Al Komisyonda Ana Komisyonda temsil edilen her partiden en az bir temsilciye yer verilir. Daimi Alt Komisyonun herhangi bir zaman toplantıya çağrılabileceği ve toplantı yapabileceği, Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Federal Kanunda düzenlenir. Milli Konsey 29’uncu maddenin ikinci fıkrası uyarınca Federal Cumhurbaşkanı tarafından feshedilirse, öteki türlü bu Kanuna göre Milli Konseye (Ana Komisyona) ait yürütme yetkisine katılım hakkı Daimi Alt Komisyona devrolunur.

(4) Federal Hükümetin, ya da bir Federal bakanın belirli genel işlemleri için Ana Komisyonun mutabakatının gerekli olduğu ve Federal Hükümet, ya da bir Federal Bakanın Ana Komisyona raporlar sunması hususu Federal Kanun ile düzenlenebilir. Özellikle, bu mutabakatın sağlanamaması hali dâhil, daha detaylı hükümler Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Federal Kanun ile düzenlenir.

(5) Nüfusun geneli ve diğer tüketiciler için iktisadi ve tüketim mallarının kesintisiz şekilde üretimi ve ulaştırılmasına dönük kontrol tedbirleriyle ilgili olarak, ilgili Federal Bakanlık kararnamelerinde Milli Konsey Ana Komisyonunun muvafakatinin edinilmesine dönük hükümlere yer verilir; acil hallerde ve bu kararnamelerin yürürlükten kalkması durumunda, özel düzenlemeler kabul edilebilir. Ana Komisyonun bu kararnamelerin kabulüne ilişkin kararları ancak, üye tam sayısının en az yarısının katılımıyla ve kullanılan oyların üçte ikisinin çoğunluğuyla alınabilir.

  1. Milli Konsey ve

Federal Konsey Üyelerinin Statüsü

 

Madde 56.

(1) Milli Konsey ve Federal Konseyin üyeleri görevlerini yerine getirirken hiçbir buyruğa bağlı değildirler.

(2) Bir Federal Hükümet mensubu veya Devlet Sekreterinin Milli Konsey üyeliği sona ererse, yeniden atama hakkından ferağ ettiğini sekiz gün önceden seçim kuruluna bildirmemiş olması kaydıyla, ilgili seçim kurulu, 71’inci maddede belirtilen hallerde, idareyi sürdürmeye görevinden ibra edildikten sonra, bu üyeyi görevi bıraktıktan sonra yeniden üyeliğe atayabilir.

(3) Aynı seçim çevresinde boşalan bu koltuk için aday gösterilen ardıl Milli Konsey üyesi, aday gösterildiğinde, geçici süreyle görevinden ayrılan Milli Konsey üyesinin vekili olarak bu görevi yürütmeyi istemez ise, geçici süreyle görevinden ayrılan üyenin yerine Milli Konsey üyeliği görevini yürüten kişinin yetkileri bu yeniden atamayla son bulur.

(4) Bir Federal Hükümet üyesi, ya da devlet Sekreteri Milli Konsey üyeliğine seçilmeyi kabul etmezse, iki ve üçüncü fıkra hükümleri aynen uygulanır.

Madde 57.

(1) Milli Konsey üyeleri görevlerini yerine getirdikleri sırada kullanacakları oylardan asla sorumlu tutulamazlar. Milli Konsey üyeleri ancak, görevlerini yerine getirdikleri sırada yaptıkları sözlü veya yazılı açıklamalar gerekçesiyle sadece Milli Konsey tarafından sorumlu tutulabilirler.

(2) Milli Konsey üyeleri –bir suç işleme ihtimalinden şüphe duyulan hallerde, ceza gerektiren bir suç sebebiyle ancak Milli Konseyin onayıyla tutuklanabilirler. Milli Konsey üyelerinin ikametgâhlarının aranabilmesi için de, benzer şekilde, Milli Konseyin onayı gerekmektedir.

(3) Milli Konseyin bir üyesi aleyhine ancak, bu yasal işlemin söz konusu üyenin siyasi faaliyetleriyle bağlantılı olmadığı açık ise, Milli Konseyin onayı olmaksızın yasal işlem başlatılabilir. Ancak, söz konusu üye, ya da bu konularla yetkili daimi komisyon üye sayısının üçte biri talep etmiş ise, ilgili mercii, söz konusu bağlantının mevcudiyeti hakkında karar için Milli Konseye müracaat etmelidir. Böyle bir talep halinde, yasal kovuşturma kapsamındaki tüm işlemlere derhal ara verilir, ya da sonlandırılır.

(4) Yukarıdaki belirtilen tüm hallerde, Milli Konsey, yasal işlemi başlatmakla yetkili merciinin uygun talebi üzerine sekiz hafta içerisinde karar almaz ise, Milli Konseyin onayı alınmış Kabul edilir. Başkan, Milli Konseyin bu kararı makul sure içerisinde alacağı görüşüyle, bu talebi sure bitiminden en geç bir gün önce oylamaya koyar. Milli Konseyin oturumda olmadığı bir tarihte bu sonuncusu süreye dâhil edilmez.

(5) Bir üyenin bir suç işleyeceği şüphesi mevcut ise, ilgili mercii Milli Konsey Başkanını tutuklama kararından derhal haberdar eder. Milli Konsey, ya da Milli Konsey oturumda değil ise, bu konularla yetkili Daimi Komisyon talep ederse, tutuklama işlemi durdurulmalı, ya da yasal takibat tamamen sonlandırılmalıdır.

(6) Üyelerin dokunulmazlığı, yeni seçilmiş Milli Konseyin ilk toplantı tarihinde sona erer. Görev süresi bu tarihin ötesine sarkan Milli Konsey organlarında görev alanların dokunulmazlıkları ise görev sürelerinin hitamıyla sona erer.

(7) Detaylı hükümler Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Federal Kanun ile düzenlenir.

Madde 58.

Federal Konsey üyeleri görev sürelerinin tamamı boyunca, kendilerini atayan Eyalet Meclisi üyelerine tanınan dokunulmazlıklarından yararlanırlar.

Madde 59.

Milli Konsey, Federal Konsey, ya da Avrupa Parlamentosu üyelerinden hiç biri aynı anda birden fazla temsilci organda görev alamazlar.

Madde 59a.

(1) Milli Konsey üyeliğine aday olmayı tasarlayan bir kamu görevlisine uygun propaganda süresi tanınır.

(2) Milli Konsey, ya da Federal Konsey üyesi olan bir kamu görevlisine, talebi halinde, üyelik görevini ifa etmesi için gerekli olan süre kadar izin hakkı tanınır, ya da emekliye ayrılmasına izin verilir. İzin süresince, maaşı, hizmet görevleri çerçevesinde fiilen yürütülen çalışmanın miktarına tekabül eden miktarda olacak fakat her halükarda maaş toplamının %75’ini geçmeyecektir. İzin veya emeklilik hakkından yararlanılmamış olsa bile, bu sınır yine de geçerli olacaktır. Emeklilik sonucunda hizmetle alakalı tüm ödemeler son bulur.

(3) Bir kamu görevlisinin üyelik görevlerini ifa etmesi sebebiyle eski görevine iadesi mümkün olamazsa, makul ölçülerde eşdeğer bir başka göreve–ya da kabul ederse, eşdeğer olmayan başka bir göreve –atanma hakkına sahiptir. Ücret, bu kamu görevlisinin fiilen gerçekleştirdiği çalışma ile belirlenir.

Madde 59b.

(1) Milli Konsey, ya da Federal Konseye üye olarak seçilmiş kamu görevlilerine yapılan ödemeleri kontrol etmek amacıyla, Parlamento Personel Başkanlığının himayesinde bir komisyon kurulacaktır. Bu komisyon;

  1. Milli Konsey Başkanlarının her biri tarafından atanan birer temsilciden,
  2. Başkanvekillerinin onayı ile Federal Konsey Başkanı tarafından atanan iki temsilciden,
  3. İki Eyalet temsilcisinden,
  4. İki belediye temsilcisinden ve
  5. Evvelce yargı görevinde bulunmuş bir üyeden oluşacaktır. 3 numaralı bentten 5 numaralı bende kadar olan hükümler uyarınca atanacak üyeler, Federal Cumhurbaşkanı tarafından atanır. Federal Hükümet, 3 numaralı bent uyarınca yapacağı tavsiyelerde (madde 67), Valilerin tavsiyeleriyle ve 4 numaralı bent uyarınca yapacağı tavsiyelerde ise Avusturya Mahalli İdareler Federasyonu ve Avusturya İlçeler Birliğinin tavsiyeleriyle bağlıdır. 1 numaralı bentten 4 numaralı bende kadar olan hükümler uyarınca Komisyona seçilecek üyeler, daha önce, 19’uncu maddenin ikinci fıkrasında tanımlandığı anlamda bir görev yürütmüş kişiler olmalıdırlar. Kazanç getirici faaliyetler gözeten kişiler Komisyon üyesi olamazlar. Komisyon üyeliği, yasama döneminin hitamıyla birlikte sona erer ancak, yeni bir üye aday gösterilmeden, ya da atanmadan önce üyelik sona ermez.

(2) Komisyon; Milli Konsey, ya da Federal Konsey üyesi olan bir kamu görevlisinin, ya da çalıştığı kurumun talebiyle, madde 59/a hükümlerinin uygulanması, ya da bunun uygulanması için çıkartılan yönetmeliklerle ile alakalı olarak, bu kamu çalışanı ile çalıştığı kurum arasında ortaya çıkan ihtilaflarda görüş bildirir. Komisyon ayrıca, bir hâkim ve mahkeme, ya da 87’nci maddenin ikinci fıkrasında tanımlandığı anlamda bir komisyon arasında ortaya çıkan ihtilafların yanı sıra 30’uncu maddenin üçüncü fıkrasının uygulanması bakımından bir Mili Konsey, ya da Federal Konsey üyesi ile Mili Konsey Başkanı arasındaki ihtilaflarda da görüş bildirir.

(3) Bir kamu görevlisi olan bir Mili Konsey, ya da Federal Konsey üyesi, madde 59/a hükümlerine göre kullanacağı izin veya emeklilik hakkıyla ilgili olarak gerçekleştirdiği işlemleri ve gerçekleştireceği çalışmaların nasıl değerlendirileceği konularında Komisyonu her yıl bilgilendirmekle yükümlüdür. 53’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükümleri Komisyonun gerçekleştireceği tahkikatlar için gerekli değişikliklerle uygulanır. Komisyon kendisi için İç Tüzükler çıkartır. Komisyon, her yıl, Mili Konseye –Federal Konsey üyeleriyle ilgili olarak ise, Federal Konseye yayımlanmak üzere bir rapor sunar.

Kısım III.

Federal Yürütme

  1. İdare
  2. Federal Cumhurbaşkanı

 

Madde 60.

(1) Federal Cumhurbaşkanı, eşit, doğrudan, gizli ve şahsi oy esasına dayalı olarak halk tarafından seçilir. Sadece bir aday mevcutsa seçim, halk oylaması şeklinde gerçekleştirilir. Mili Konsey seçimlerinde oy kullanmak için aranan şartları haiz herkes oy kullanabilir. Eyalet kanunun bu yönde bir hükmü var ise, Federal Eyaletlerde seçimde oy kullanmak mecburidir. Seçim usulü ve muhtemel zorunlu oy kullanmaya ilişkin detaylı hükümler bir Federal Kanun ile düzenlenecektir. Bu kanunda ayrıca, oy kullanmanın zorunlu olup olmadığına bakılmaksızın, seçimlerden muaf tutulmanın gerekçeleri de düzenlenir.

(2) Geçerli oyların yarısından fazlasını alan aday seçilmiştir. Bu oy çoğunluğuna erişilemediği takdirde, ikinci oylama gerçekleşir. İkinci oylamada ancak birinci oylamada en çok oyu almış iki adaydan biri için geçerli şekilde oy kullanılabilir.

(3) Sadece Mili Konseye seçilmek için aranan şartları taşıyan ve seçim gününün hitamından önce otuzbeş yaşında olan bir kişi Federal Cumhurbaşkanı olarak seçilebilir. Hanedan mensupları, ya da daha önce ülkeyi yönetmiş hanedandan olan kişiler aday olamazlar.

(4) Federal Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçları Federal Şansölye tarafından resmen ilân edilir.

(5) Federal Cumhurbaşkanının görev süresi altı yıldır. Federal Cumhurbaşkanı, bir sonraki dönem için ancak sadece bir kez yeniden seçilebilir.

(6) Federal Cumhurbaşkanı, görev süresinin tamamlanmasından önce halk oylamasıyla görevinden alınabilir. Federal Meclis talep etmiş ise, halk oylaması gerçekleştirilir. Mili Konsey bu yönde bir karar almışsa, Federal Meclis, Federal Şansölye tarafından bu amaçla toplanır. Milli Konseyin karar için, üye tam sayısının en az yarısının oylamaya katılmış olması ve kullanılan oyların üçte ikisinin çoğunluğu şartı aranır. Federal Cumhurbaşkanı, Milli Konseyin bu oyuyla görevini daha fazla sürdürmekten men edilir. Görevden alınma talebinin halk oylaması sonucu reddedilmesi, seçimlerin yenilenmesini ve Milli Konseyin feshini gerektirir (madde 29/1). Bu durumda da, Federal Cumhurbaşkanının toplam görev süresi on iki yılı aşamaz.

Madde 61.

(1) Federal Cumhurbaşkanı görev süresi boyunca hiçbir halk temsilcisi organa üye olamaz ve herhangi bir mesleki faaliyetle iştigal edemez.

(2) “Federal Cumhurbaşkanı” unvanı–herhangi bir ilave ile ya da başka bir unvan bağlamında bile olsa, başka hiçbir kimse tarafından kullanılamaz. Bu husus kanuna teminat altına alınır.

Madde 62.

(1) Federal Cumhurbaşkanı, görevine başlarken Federal Meclis önünde aşağıdaki şekilde and içer;

“Anayasaya ve Cumhuriyetin yasalarına sadakatle bağlı kalacağıma ve görevimi sahip olduğum bilgi ve inançlarla en iyi şekilde yapmaya çalışacağıma ant içerim.”

(2) Dini beyanların belirtilmesi kabule şayandır.

Madde 63.

(1) Federal Cumhurbaşkanı hakkında ancak Federal Meclisin onayı ile yasal takibat başlatılabilir.

(2) Federal Cumhurbaşkanı hakkında başlatılacak yasal takibata ilişkin müracaat, Milli Konseyin ilgili organı tarafından yapılabilir. Yasal takibatın Federal Meclis eliyle yürütülüp yürütülemeyeceği hususu Milli Konseyin oyuyla belirlenir. Milli Konsey lehte oy kullanır ise, Federal Meclis Federal Şansölye tarafından derhal toplanmalıdır.

Madde 64.

(1) Federal Cumhurbaşkanı görevlerini yerine getirmekten alıkonulmuş ise, Federal Cumhurbaşkanının sorumlulukları öncelikle Federal Şansölyeye devredilir. Federal Cumhurbaşkanının görevini yerine getiremediği süre yirmi günden uzun olursa, ya da Federal Cumhurbaşkanı 60’ıncı maddenin altıncı fıkrası uyarınca görevlerini yerine getirmekten alıkonulmuş ise, bir komite olarak görev yapan Milli Konsey Başkanı, İkinci ve Üçüncü Başkanlar Federal Cumhurbaşkanının görevlerini üstlenirler. Federal Cumhurbaşkanlığı makamı boşaldığı takdirde de aynı hükümler geçerlidir.

(2) Federal Cumhurbaşkanının görevlerini üstlenen yukarıdaki birinci fıkrada belirtilen komite, oy çokluğu ile karar alır. Milli Konseyin Başkanı, milli iradenin temsiliyetinde olduğu gibi, bu komitenin de başıdır.

(3) Eğer, Milli Konsey Başkanlarından biri ya da birden fazlası görevlerini yetirene getirmekten alıkonulmuşlar ise, ya da makamları süresiz olarak boşalmış ise, komite, üyelerinin fiili katılımı olmaksızın da toplantı ve karar nisabına sahiptir. Oyların eşitliği durumunda, rütbece üst olan Başkanın oyu belirleyici oydur.

(4) Federal Cumhurbaşkanının makamı süresiz olarak boşalmış ise, Federal Hükümet yeni Federal Cumhurbaşkanlığı seçimleri için derhal hazırlıklara başlar; komite, Federal Cumhurbaşkanının onanması amacıyla, müteakip seçimleri takiben vakit geçirmeksizin Federal Meclisi toplar.

Madde 65.

(1) Federal Cumhurbaşkanı Cumhuriyeti uluslar arası alanda temsil eder, yabancı devlet temsilcilerini kabul eder ve yetkilendirir, yabancı devlet diplomatik temsilcilerinin atanmasını onaylar, Cumhuriyetin yurtdışı temsilcililerine atanacak diplomatik temsilcilerini atar ve antlaşmaları imzalar. 50’nci maddenin kapsamında yer almayan, ya da 16’ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yer alan ve mevcut yasalarda değişiklik, ya da mevcut yasalara ilaveler getiremeyen nitelikteki bir antlaşmayı imzalarken, Federal Cumhurbaşkanı, söz konusu antlaşmanın kararnameler çıkartılarak uygulanacağı talimatını verebilir.

(2) Ayrıca, Anayasanın kendisine tanıdığı diğer görevlerden ayrı olarak, Federal Cumhurbaşkanının diğer yetkileri şunlardır;

  1. a) Görevliler ve diğer Federal yetkililerin yanı sıra Federal devlet memurlarını atamak ve bunlara resmi unvanlar bahşetmek;
  2. b) Mesleki unvanlar oluşturmak ve bahşetmek;
  3. c) Temyiz yolunu tüketen belirli kişilerin cezalarını affetmek, mahkemelerin verdiği hükümleri hafifletmek ve değiştirmek, bağışlama kabilinde cezaları kaldırmak ve bunların yasal sonuçlarından sarfı nazar edilmesini sağlar ve ayrıca adli takibata tabi ceza kovuşturmalarını resen kaldırmak;
  4. d) Ebeveynlerinin talebi ile nesebi belirsiz çocukları nesebi belli hale getirmek.

(3) Federal Cumhurbaşkanının fahri ayrıcalıklar, fevkalade lütuflar, tahsisatlar ve ikramiyeler tanıma, atama ve atanmışları onaylama ve şahsi konulardaki diğer yetkilerini icra sınırları özel kanunlarla düzenlenir.

Madde 66.

(1) Federal Cumhurbaşkanı, belirli Federal devlet memuru kategorileri için atama yetkilerini Federal Hükümetin ilgili üyelerine devredebilir ve belirli federal devlet memuru kategorileri için kendilerine devrettiği bu yetkileri astlarına devretme yetkisi tanıyabilir.

(2) Federal Cumhurbaşkanı, Federal Hükümeti, 16’ncı maddenin birinci fıkrası, ya da 50’nci madde kapsamına girmeyen antlaşma kategorilerinde antlaşmalar yapmakla yetkilendirebilir. Bu yetki ayrıca, söz konusu antlaşmaların kararnameler çıkartılarak uygulanacağı talimatını verme yetkisini de kapsar.

(3) Federal Cumhurbaşkanı, bir Eyalet Hükümetinin tavsiyesi ve Valinin müşterek imzasıyla, Eyalet Hükümetini, 16’ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yer alan ve mevcut yasalarda değişiklik, ya da mevcut yasalara ilaveler getiremeyen nitelikteki bir antlaşmayı imzalamakla yetkilendirebilir. Bu yetki ayrıca, söz konusu antlaşmaların kararnameler çıkartılarak uygulanacağı talimatını verme yetkisini de kapsar.

Madde 67.

(1) Anayasada aksine bir hüküm bulunmadıkça, Federal Cumhurbaşkanı tüm resmi işlemlerinde Federal Hükümetin, ya da Federal Hükümetin yetkilendirdiği Federal Bakanın tavsiyesini esas alır. Federal Hükümetin, ya da ilgili Federal Bakanın diğer mercilerden gelen tavsiyelere ne derece dayalı şekilde hareket edeceği hususu ise kanunla düzenlenir.

(2) Anayasada aksine bir hüküm bulunmadıkça, Federal Cumhurbaşkanının resmi işlemlerinin geçerli olabilmesi için Federal Şansölye, ya da ilgili Federal Bakanın müşterek imzasını taşımalıdır.

Madde 68.

(1) Federal Cumhurbaşkanı 142’nci maddede belirtilen görevlerinin ifası bakımından Federal Meclise karşı sorumludur.

(2) Bu sorumluluğu yerine getirmek amacıyla, Federal Meclis, Milli Konseyin ya da Federal Konseyin kararıyla Federal Şansölye tarafından toplanır.

(3) 142’nci madde uyarınca, Federal Cumhurbaşkanı hakkında bir suçlamada bulunabilmek için, her iki seçimle göreve getirilmiş meclisten her birinin üye tam sayısının yarısından fazlasının katılımıyla, kullanılan oyların üçte ikisinin çoğunluğuyla karar alınması gerekmektedir.

  1. Federal Hükümet

 

Madde 69.

(1) Bu yetkinin Federal Cumhurbaşkanına verilmemiş olması kaydıyla, Federal Şansölye, Şansölye Vekili ve Federal Bakanlar, Federasyonun en yüksek idari mercileridir. Federal Şansölye başkanlığında hareket eden bir Federal Hükümeti teşkil ederler.

(2) Şansölye Vekili her bakımdan Federal Şansölyeye vekillik eder. Federal Şansölye ve Şansölye Vekilinin her ikisi de görevlerini ifadan alıkonulmuşlar ise, Federal Cumhurbaşkanı, Federal Şansölyeye vekillik etmek üzere Federal Hükümetin bir üyesini görevlendirebilir. Şansölye Vekili her bakımdan Federal Şansölyeye vekillik eder. Federal Şansölye ve Şansölye Vekilinin her ikisi de görevlerini ifadan alıkonulmuşlar ise ve yerlerine atama yapılmamışsa, Federal Hükümetin kıdemce en yüksek -kıdem derecesinin eşitliği halinde- yaşça en büyük ve görevlerini ifadan alıkonulmamış üyesi Federal Şansölyeye vekillik eder.

(3) Federal Hükümet, üye tam sayısının yarısından fazlasıyla toplanır ve karar alır.

Madde 70.

(1) Federal Şansölye ve onun tavsiyesiyle Federal Hükümet üyeleri Federal Cumhurbaşkanı tarafından atanırlar. Federal Şansölyenin, ya da federal kabinenin tamamının görevden azledilmeleri için tavsiye gerekmemektedir. Federal kabine üyelerinden herhangi birinin azli Federal Şansölyenin tavsiyesi neticesinde gerçekleşir. Federal Şansölye, ya da federal kabinenin tamamı yeni atanan Federal Şansölyenin müşterek onayıyla gerçekleştirilir. Azil işlemlerinde müşterek imza şartı aranmaz.

(2) Sadece Milli Konsey üyeliğine seçilmek için aranan şartları haiz olanlar Federal Şansölye, Şansölye Vekili, ya da Federal Bakan olarak atanabilirler; Federal Hükümetin üyelerinin Milli Konsey üyesi olması gerekmemektedir.

(3) Milli Konseyin toplantıda olmadığı bir zamanda, Federal Cumhurbaşkanı tarafından yeni bir Federal Hükümet atanırsa, Federal Cumhurbaşkanı, yeni Federal Hükümeti takdim etmek amacıyla, Milli Konseyi bir hafta içerisinde toplantı yapacak şekilde olağanüstü gündemle toplantıya çağırmalıdır (madde 28/2).

Madde 71.

Federal Hükümet görevden ayrılırsa, Federal Cumhurbaşkanı görevden ayrılan kabinenin üyelerine görevlerine devam etme yetkisi tanır ve bu kabine üyelerinden birini geçici Federal Hükümet başı olarak atar. Görevden ayrılan Federal Bakana bağlı görev yapan Devlet Sekreteri, ya da ilgili Federal Bakanın müsteşarına da idareyi sürdürme görevi verilebilir. Federal Hükümetin üyelerinden herhangi birinin görevden ayrılması durumunda da bu madde hükmü gerekli değişiklikler uygulanır. İdareyi sürdürme göreviyle yetkilendirilen her kişi bir Federal Bakanla aynı sorumluluğa sahiptir       (madde 76).

Madde 72.

(1) Federal Hükümet üyeleri göreve gelmeden önce Federal Cumhurbaşkanı önünde ant içerler. Dini beyanların ilavesi kabulü şümuldür.

(2) Federal Şansölye, Şansölye Vekili ve diğer Federal Bakanların atanmasını onaylayan resmi belgeler ant içme törenin yapıldığı tarihte Federal Cumhurbaşkanı tarafından tasdik edilir ve yeni atanmış Federal Şansölye tarafından müştereken imzalanır.

(3) Yukarıdaki 71’inci maddede belirtilen hallerde bu hükümler gerekli değişikliklerle uygulanır.

Madde 73.

(1) Bir Federal Bakan görevlerini ifadan geçici süreyle alıkonulmuş ise, Federal Cumhurbaşkanı, Federal Şansölyenin tavsiyesiyle ve yerine vekil atanacak Federal Bakan, eğer bu mümkün değilse, Şansölye Yardımcısı ile istişare ederek, diğer Federal Bakanlardan birini, görevlerini ifadan geçici süreyle alıkonulmuş Federal Bakana bağlı devlet sekreterini, ya da vekillik edeceği Federal bakanın müsteşarını bu Federal bakan yerine vekil olarak atar. Bu vekil bir Federal Bakan ile aynı sorumluluklara sahiptir (madde 76). Avrupa Birliği’ne üye bir başka devlette ikamet etmesi, bir Federal Bakanın görevlerini ifadan alıkonulmasına gerekçe teşkil etmez.

(2) Bir konuyla yetkili bir Federal Bakan, Avrupa Birliği Konseyi’nin oturumlarına iştirak etmek ve bu çerçevede, belirli bir projeyi müzakere etmek ve bununla ilgili oy kullanmak için bir diğer Federal Bakanı ya da Devlet Sekreterini yetkilendirebilir.

(3) Avrupa Birliğine üye bir başka devlette ikamet eden bir Federal Kabine üyesi, Milli Konsey ya da Federal Konseydeki görevlerinin kendisine bağlı Devlet Sekreteri, ya da bir başka Federal Bakan eliyle yürütülmesine müsaade edebilir. Kendisine vekil atanmamış bir Federal Kabine üyesi, Federal Hükümetteki oy kullanma hakkını bir diğer Federal Bakana devredebilir; bu, onun hesap verme sorumluluğuna halel getirmez. Oy kullanma hakkı ancak, Federal Kabinenin bir başka üyesine vekillik etmeyen ve kendisine henüz bir oy kullanma hakkı devredilmemiş bir başka Federal Kabine üyesine devredilebilir.

Madde 74.

(1) Mili Konsey, Federal Hükümetin tamamı, ya da belirli bir üyesi hakkında güvenoyu vermezse, Federal Hükümet, ya da o Federal Bakan görevden azledilir.

(2) Milli Konseyin güvenoyu oylamasını yapabilmesi için üye tam sayısının yarısıyla toplanmış olması gerekmektedir. Ancak, Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Federal Kanunda belirtilen sayıda Milli Konsey üyesinin talep etmesi halinde, oylama bir sonraki güne ertelenir. Oylama ancak Milli Konseyin kararıyla yeniden ertelenebilir.

(3) 70’inci maddenin birinci fıkrası uyarınca Federal Cumhurbaşkanına tanınan diğer yetkilere rağmen, Federal Hükümet veya onun üyeleri, yasalarla belirlenmiş hallerde, ya da kendi istekleriyle görevden alınabilirler.

Madde 75.

Federal Hükümetin tüm üyeleri ve ayrıca Devlet Sekreterleri, Milli Konseyin, Federal Konseyin ve Federal Meclisin yanı sıra bu temsilciler meclislerinin komisyonlarının (alt komisyonlar) tüm görüşmelerine katılabilirler. Ancak, Milli Konseyin Ana Komisyonu Daimi Alt Komisyonunun ve Mili Konsey Tahkikat Komisyonlarının görüşmelerine özel davetle katılabilirler. Her halükarda, Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Federal Kanunun ve Federal Konsey İç Tüzüğünün özel hükümleri uyarınca, talepleri halinde, bu görüşmelerde söz alabilirler. Milli Konsey, Federal Konsey, Federal Meclis ve bunların komisyonları (alt komisyonları) Federal Kabine üyelerinin görüşmelere katılmalarını ve tahkikatlarda yer almalarını talep edebilirler.

Madde 76.

(1) Federal Kabine üyeleri (madde 69 ve 71) 142’nci madde uyarınca Milli Konseye karşı sorumludurlar.

(2) 142’nci madde kapsamındaki iddialarla ilgili olarak, üye tam sayısının yarıdan fazlasının önerge vermiş olması şartı aranır.

Madde 77.

(1) Federal idare, Federal Bakanlıklar ve onlara bağlı kurumlar eliyle yürütülür.

(2) Federal Bakanlıkların sayısı, görev ve yetkileri, teşkilatları Federal Kanun ile belirlenir.

(3) Federal Şansölye, Federal Şansölyeliğin faaliyetlerini sevk ve idare eder ve Federal Bakanlar Federal Bakanlıkların faaliyetlerini sevk ve idare ederler. Federal Cumhurbaşkanı, personel kadrolarının oluşturulması ve söz konusu faaliyetlerin örgütlenmesi dâhil, Federal Şansölyenin görev ve yetki alanına giren belirli konularda, sevk ve idare yetkisini özel Federal Bakanlıklara tevdi edebilir. Ancak, bu alanlar Federal Şansölyenin görev ve yetki alanında kalmayı sürdürürler. Bu yetkiyle donatılan Federal Bakanlıklar söz konusu alanlarda ilgili Federal Bakanlık statüsünü haizdirler.

(4) Federal Şansölye ve diğer Federal Bakanlar, istisnai hallerde, ikinci bir Federal Bakanlığın sevk ve idaresiyle görevlendirilebilirler.

Madde 78.

(1) Özel hallerde, Federal Bakanlar aynı zamanda bir Federal Bakanlıktan sorumlu olmaksızın da atanabilirler.

(2) Federal Bakanlarla aynı şekilde göreve atanan ve görevden ayrılan Devlet Sekreterleri, Bakanlığın faaliyetlerine yardımcı olmak ve Bakanlıkları Parlamentoda temsil etmek amacıyla Federal Bakanlıklara bağlanabilirler.

(3) Federal Bakan, Devlet Sekreterinin muvafakatini alarak kendisini belirli görevlere atayabilir. Devlet Sekreteri ayrıca bu görevlerin yerine getirilmesinde Federal Bakanın astıdır ve onun talimatlarıyla hareket eder.

  1. Federal Emniyet Makamları

 

Madde 78a.

(1) Federal İçişleri Bakanı emniyet güçlerinin başıdır. Emniyet müdürlükleri ve daha sonra ilçe idari mercileri ve emniyet mercileri sıfatıyla görev yapan Federal Emniyet Müdürlükleri İçişleri Bakanının astlarıdır.

(2) Bireylerin can, sağlık, hürriyet veya malları gerçek bir tehlike ile karşı karşıya ise, ya da böyle bir yakın tehlike mevcut ise, emniyet yetkilileri, bu riski ortadan kaldırmaktaki yetkilerine bakılmaksızın, ilgili yetkili merciinin konuya müdahalesine kadar asli yardımı yapmakla yetkilidir.

(3) Belediyelerin emniyet mercileri olarak hangi dereceye kadar tedbirler alabilecekleri Federal Kanunlarla düzenlenir.

Madde 78b.

(1) Her eyalet bünyesinde bir Emniyet Müdürlüğü bulunur. Emniyet Müdürü Emniyet Müdürlüğünün başıdır. Viyana’da, Federal Polis Müdürlüğü aynı zamanda Emniyet Müdürlüğü, Polis Müdürü de aynı zamanda Emniyet Müdürüdür.

(2) Emniyet Müdürü, Federal İçişleri Bakanı tarafından Valiyle müştereken atanır.

(3) Federal İçişleri Bakanı, ulusun genelini ilgilendiren her önemli talimatını, ya da talimatına konu eyaletin genelinde kamu huzurunun, düzeninin ve emniyetinin muhafazası için önemli nitelikteki talimatlarını Valiye bildirmelidir.

Madde 78c.

(1) Polis Müdürü Federal Polis Müdürlüğünün başıdır. Viyana’da Polis Müdürü Federal Polis Müdürlüğünün başıdır.

(2) Federal Polis Müdürlüklerinin kuruluşu ve bunların coğrafi görev ve yetki alanları Federal Hükümet kararnameleriyle düzenlenir.

Madde 78d.

(1) Emniyet güçleri, polis niteliklerini haiz silahlı, ya da üniformalı veya öteki türlü askeri nitelikte birimlerdir. Bilhassa, ziraat ve ormancılık (tarla, ekinler ve ormanların korunması) gibi toprak işleme faaliyetlerinin, madencilik, avcılık, balıkçılık ve diğer lisanslı su kullanım faaliyetlerinin korunmasıyla görevli memurlar, piyasa gözetim memurları ve itfaiye görevlileri emniyet güçlerine mensup görevliler arasında yer almamaktadırlar.

(2) Federal Polis Müdürlüğünün görev ve yetki sınırları içerisinde kalan, bir Federal polis gücünün bağlı olduğu başka hiçbir bölgesel idare emniyet gücü teşkilatı kuramaz ve bulunduramaz.

  1. Federal Ordu

 

Madde 79.

(1) Ülkenin askeri savunması Federal Ordunun görevidir. Bu görev askeri sistem esaslarıyla yürütülür.

(2) Yetkili bir sivil idarenin işbirliği talebinde bulunması kaydıyla, Federal Ordu ayrıca;

  1. Ülkenin askeri savunma faaliyetlerinin yanı sıra;
  2. a) Anayasa ile kurulmuş kurumların kendisini ve görev ehliyetini ve halkın demokratik hürriyetlerini de korumalı;
  3. b) Ülkenin genelinde düzeni ve emniyeti sağlamlıdır.
  4. Doğal afetler ve fevkalade boyutlardaki felaketlerde yardımda bulunmalıdır.

(3) Federal Ordunun diğer görevleri Federal Anayasa ile belirlenir.

(4) Hangi görevlilerin ve mercilerin yukarıdaki ikinci fıkrada belirtilen amaçlarla Federal Orduya işbirliği teklif edebileceği Savunma Kanunu ile düzenlenir.

(5) Federal Ordunun yukarıdaki ikinci fıkrada belirtilen amaçlarla kendi inisiyatifiyle müdahalede bulunabilmesi ancak, kontrolleri dışında olan şartların, ilgili mercileri askerin müdahalesini talep etmeye zorlaması halinde, ya da daha fazla gecikilmesi durumunda toplumun genelinin telafisi imkânsız kayıplarla karşılaşma olasılığının bulunması halinde, ya da bu durum, fiili bir saldırıya müdahale veya Federal Ordunun bir birimine yöneltilen fiili itaatsizliğin ortadan kaldırılmasıyla ilgili ise izin verilebilir.

Madde 80.

(1) Federal Cumhurbaşkanı Federal Ordunun Genel Kurmay Başkanıdır.

(2) Savunma Kanununun Federal Orduyla ilgili Federal Cumhurbaşkanına tanıdığı tasarruf yetkileri saklı kalmak kaydıyla, ilgili Federal Bakan, Federal Orduyu ilgilendiren konulardaki tasarruf yetkisi, Federal Hükümetin belirlediği sınırlar çerçevesinde kullanır.

(3) Federal Ordu üzerindeki üst komuta yetkisi ilgili Bakanlık tarafından icra edilir. (madde 76/1).

Madde 81.

Eyaletlerin, asker toplama, ön tedarik hazırlıkları ve barınma ve diğer gereklerin karşılanması konularına hangi seviyede iştirak edecekleri Federal Kanunla düzenlenir.

  1. Federal Okul İdareleri

 

Madde 81a.

(1) Federasyonun öğretim ve eğitim alanında, öğrenci yurtlarıyla ilgili yürütme yetkisi ilgili Federal Bakan tarafından ve üniversiteler ve güzel sanatlar akademileri, ya da ziraat ve ormancılık okul sistemi veya ormancılık ve ziraat eğitim sistemi alanlarında öğrenci yurtlarıyla ilgili olmayan konularda ise ilgili Federal Bakana bağlı görev yapan Federal okul idareleri tarafından kullanılır. Belediyelerden, Federasyonun kendilerine çizdiği görev ve yetki sınırları dahilinde, okula devam etme yaşında olanların kaydını tutmaları talep edilebilir.

(2) Her bir Eyalette ve ilçede bir okul idaresi kurulacak ve bu idare sırasıyla, Eyalet okul kurulu ve ilçe okul kurulu olarak adlandırılacaktır. Viyana şehrindeki Eyalet okul kurulu ayrıca, ilçe okul kurulu görevini de yürütecek olup, kurul, Viyana İl Okul Kurulu olarak anılacaktır. Eyalet ve ilçe okul kurulları üyelerinin yetki bölgeleri Federal Kanun ile belirlenir.

(3) Federal okul idarelerinin kurulmasına ilişkin yönlendirici esaslar, kanunla belirlenecek olup, şöyledir;

  1. a) Komiteler, federal okul idarelerinin bünyesinde atanacaklardır. Eyalet okul kurullarında görev yapacak, oy hakkı da bulunan, komite üyeleri, Eyalet Meclisindeki siyasal partilerin koltuk dağılımı esas alınarak; ilçe okul kurulların görev yapacak, oy kullanma hakkı da bulunan, komite üyeleri ise, en son Eyalet Meclisi seçimlerinde meclise seçilen siyasal partilerin o ilçeden aldıkları oylarla orantılı şekilde atanırlar. Komite üyelerinin tamamının veya bir kısmının Federal Meclis tarafından atanması kabule şayandır.
  2. b) Vali, eyalet okul kurulunun başkanıdır, ilçe mülki erkanının başı da ilçe okul kurulunun başkanıdır. Kanun, eyalet okul kuruluna başkan yardımcısı atanmasını öngörmüş ise, başkan yardımcısı, başkanın kendisine mahsus kılmadığı tüm işlemlerde başkana vekâlet eder. Kanun, başkan yardımcısı atanmasını öngörmüş ise, başkan yardımcısı evrakları inceleyebilir ve tavsiyelerde bulunabilir. Federal Anayasanın yürürlük tarihinden önce gerçekleştirilen en son nüfus sayımının sonuçlarına göre, en yüksek nüfusa sahip beş eyalet için, her halükarda, anılan başkan yardımcısı ataması yapılacaktır.
  3. c) Eyalet ve ilçe okul kurullarının komite ve başkanlarının (reislerinin) görev tanımları kanunla düzenlenir. Bu komiteler kurallar ve genel talimatlar yayımlamakla, resmi memurları atamakla ve adaylık teklifleri vermekle ve ayrıca kanun ve kararname taslakları hakkında görüş bildirmekle yetkilidirler.
  4. d) Komitenin bir sonraki toplantısına kadar beklenilmesi mümkün olmayan acil hallerde, başkan (reis), komisyonun yetki ve görev alanına bırakılan konularda işlem gerçekleştirebilir ve komiteyi derhal bu keyfiyetten haberdar eder.
  5. e) Bir komitenin toplantı nisabını iki aydan uzun süre ile sağlayamaması halinde, toplantı nisabının sağlanamadığı diğer süreler boyunca komitenin görevleri başkana (reise) devrolunur. Bu durumda, başkan (reis) komitenin yerini alır.

(4) Komitelerin yetki ve görev alanına giren konularda talimat verilemez (madde 20/1). Bu hüküm, kanuna aykırı komite kararları, ya da komite tarafından çıkartılan bir kararnamenin iptalini talep eden talimatlar için geçerli değildir. Bu tür talimatların gerekçeleri belirtilir. Talimatı alan mercii, 129 ve 130’uncu maddeler uyarınca, komitenin kararına dayalı olarak derhal İdari Mahkemeye itirazda bulunabilir.

(5) İlgili Federal Bakan, Eyalet okul kurulu kanalıyla kendisine bağlı okulların ve öğrenci yurtlarının şartları ve performansları hakkında şahsen, ya da ilgili Federal Bakanlık yetkilileri kanalıyla bilgi edinebilir. Tespit edilen eksiklikler –bu eksikliklerin 14’üncü maddenin sekizinci fıkrası kapsamında bulunmaması kaydıyla– düzeltilmesi için eyalet okul kuruluna bildirilir.

Madde 81b.

(1) Eyalet okul kurulu;

  1. a) Eyalet okul kurullarına bağlı okulların ve öğrenci yurtlarının boşalan müdürlük/müdirelik kadrolarının yanı sıra diğer öğretmen ve eğitmen kadrolarına yapılacak atamalar;
  2. b) Eyalet ve ilçe okul kurullarında görev yapan okul idarecileri yanı sıra okullarda idarecilik yapacak öğretmen kadrolarına yapılacak atamalar;
  3. c) Ortaokullar ve özel okullarda görev yapacak öğretmenlere verilen öğretmenlik diploması için yapılacak sınavlarda görevli sınav kurullarına başkan ve üye atamaları olmak üzere üç ayrı atama kategorisi için teklif hazırlar.

(2) Yukarıdaki birinci fıkraya göre verilecek teklifler, 66 ve 67’nci maddelerin birinci fıkraları, ya da diğer hükümler uyarınca ilgili Federal Bakana tevdi edilir. Teklif edilen adaylar arasından seçim yapma yetkisi Federal Bakana aittir.

(3) Her eyalet okul kurulu, kamu hukukuna tabi olarak federasyonun memurları olan ve eyalet okul kuruluna bağlı okullarda (öğrenci yurtlarında) istihdam edilen okul müdürleri/müdireleri ve öğretmenlerin yanı sıra eğitmenler için yeterlilik ve disiplin kurulları kurar. Detaylar Federal Kanunla düzenlenir.

  1. Yargı

 

Madde 82.

(1) Federasyon yargının bütününün kaynağıdır.

(2) Hükümler ve kararlar Cumhuriyet adına verilir ve ilân olunur.

Madde 83.

(1) Mahkemelerin teşkili ve salahiyeti Federal Kanunla belirlenir.

(2) Hiç kimse adil yargılanma hakkından mahrum bırakılamaz.

(3) Mülga.

Madde 84.

Savaş zamanı hariç, askeri yargı sistemi yürürlükten kaldırılmıştır.

Madde 85.

Ölüm cezası yürürlükten kaldırılmıştır.

Madde 86.

(1) Bu kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, hâkimler, Federal Hükümetin tavsiyesiyle Federal Cumhurbaşkanı tarafından, ya da yetkileri gereğince, ilgili Federal Bakan tarafından atanırlar. Federal Hükümet ya da Federal Bakan, atamalar için, kanunların mahkemelerin teşekkülüyle yetkilendirdiği meclislerden tavsiyeler alır.

(2) Yeterli sayıda aday mevcut ise, ilgili Federal Bakana tevdi edilecek, ya da onun tarafından Federal Hükümete havale edilecek atama teklifinde, asgari olarak, üç isim yer alır. Ancak, atama yapılacak kadro sayısı birden fazla ise, asgari olarak, atanacak hâkim sayısının iki katı sayıda isim teklifte yer alır.

Madde 87.

(1) Hâkimler yargısal görevlerini yerine getirirken bağımsız şekilde hareket ederler.

(2) Bir hâkim; kanunda, yargıyla ilgili idari davalar için öngörülen haller hariç olmak üzere, kendisine tanınan yargı yetkisini kanunlara ve muhakeme usullerine göre icra ederken, hiçbir meclis ya da komisyon tarafından azledilemez.

(3) Mahkemelerin iş yükü, bir mahkemenin hâkimleri arasında, mahkemelerin teşekkülüne ilişkin hükümleri düzenleyen kanunda belirtilen süre için önceden pay edilir. Bu dağıtıma göre bir hâkime verilen davalar ancak, hâkim görevinden azledilmiş ise, ya da iş yükü sebebiyle görevlerini yerine getiremeyecek durumda olması halinde, adliyenin idari mercilerinin kararnamesiyle makul süre içerisinde bu hâkim yargı yetkisinden alınabilir.

Madde 87a.

(1) Özel olarak asliye hukuk mahkemelerinin yetkisine bırakılmış ve bu mahkemenin yetkisinde olan belirli türdeki görevler, Federal Kanun ile hâkim mesleğinden olmayan özel eğitimli federasyon memurlarına verilebilir.

(2) Ancak, belirlenen görevlendirmeye göre yetkili kılınmış bir hâkim, her an bu görevi kendisine mahfuz tutabilir ve üstlenebilir.

(3) Hâkimlik mesleğinden olmayan federasyon memurları, yukarıdaki birinci fıkrada belirtilen görevi yerine getirirken sadece görevlendirme kurallarına göre yetkili kılınmış ilgili hâkimin vereceği talimatlara bağlı olarak hareket eder. 20’nci maddenin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi uygulanır.

Madde 88.

(1) Emeklilik listesine eklenecek hâkimlerin emeklilik yaş haddi, mahkemelerin teşekkülünü düzenleyen kanunda belirtilir.

(2) Öteki türlü, hâkimler ancak, kanunda belirtilen hallerde ve yöntemlerle ve resmi adli karar marifetiyle görevden alınabilir, ya da iradeleri dışında transfer edilebilir ya da yaş haddinden emekliye ayrılabilirler. Ancak, bu hükümler, mahkemelerin teşekkülündeki değişiklikler sonucu gerekli olan transferlere ve emekliliklere uygulanmaz. Bu hallerde, hâkimlerin gerekli formaliteler olmaksızın transfer ya da yaş haddinden emekli edilecekleri süreler bir kanunla düzenlenir.

(3) Hâkimler ancak, kıdemli bir hâkimin ya da adliyenin yüksek idari merciinin kararı ile ve mesele eş zamanlı olarak ilgili mahkemeye havale edilerek geçici süreyle görevden el çektirilebilirler.

Madde 88a.

Mahkemelerin teşekkülünü düzenleyen kanunda bir üst mahkemeye atanacak vekil hâkimlerin kadroları düzenlenir. Bu kadroların sayısı alt derece mahkemelere atanmış hâkimlerin sayısının yüzde ikisini geçemez. Alt derece mahkemelerde görev yapmak üzere atanmış vekil hâkimlerin görevleri, mahkemelerin teşekkülünü düzenleyen kanuna göre, üst derece mahkemesinin yetkili meclisi tarafından belirlenir. Vekil hâkimler ancak alt derece mahkemelerin hâkimlerine ve sadece bu hâkimler görevden alınmışlar ise ya da iş yükleri nedeniyle görevlerini yerine getiremeyecek durumdalar ise, makul bir süreyle vekâlet edebilirler.

Madde 89.

(1) Bundan sonra gelen fıkralarda aksine bir hüküm bulunmadıkça, mahkemeler usulüne uygun olarak yayımlanmış yönetmeliklerin, yeniden ilan olunmuş bir kanunun (antlaşmanın), kanunların ve antlaşmaların resmi yayınlarının geçerliliğini inceleyemez.

(2) Bir mahkeme, kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle bir kararnameyi uygulamaktan çekince duyar ise, bu kararnamenin iptali için Anayasa Mahkemesine müracaat edebilir. Yüksek Mahkeme, ya da karar vermekle yetkili bir üst derece mahkemesi bir kanunun anayasaya aykırılık gerekçesiyle uygulanması konusunda çekince duyarsa, bu kanunun iptali için Anayasa Mahkemesine müracaat eder.

(3) Uygulanacak yasal düzenleme hâlihazırda yürürlükten kaldırılmış ise, mahkeme, Anayasa Mahkemesine müracaatında mahkemeden, bu yasal düzenlemenin kanuna ya da anayasaya aykırı olduğu yönünde karar vermesini talep etmelidir.

(4) Yeniden yayımlanan kanunların (antlaşmaların) resmi yayınlarında ikinci fıkranın ilk cümlesi ve üçüncü fıkra hükümleri gerekli değişikliklerle uygulanır. iki ve üçüncü fıkra hükümleri madde 140/a kapsamında düzenlenen antlaşmalara gerekli değişikliklerle uygulanır.

(5) Yukarıdaki iki, üç, ya da dördüncü fıkra uyarınca gerçekleştirilecek müracaatların derdest davaları ne yönde etkileyeceği Federal Kanunla düzenlenir.

Madde 90.

(1) Hukuk ve ceza davalarında duruşmalar sözlü ve halka açık olarak gerçekleşir. İstisnalar kanunla düzenlenir.

(2) Ceza davaları iddianame ile açılır.

Madde 91.

(1) Halk yargılamada yer alır.

(2) Kanunla belirlenecek ağır cezalar ile her türlü siyasi suç ve kabahatlerde, sanık hakkındaki karar bir jüri tarafından verilir.

(3) Ceza davalarında; cezayı müstelzim fiil için verilecek ceza kanunla belirlenen haddi aşıyor ise, yargının idaresinde meslekten olmayan hâkimler görev alır.

Madde 92.

(1) Yüksek Mahkeme, hukuk ve ceza davalarında ilk derece mahkemesidir.

(2) Federal Hükümet, eyalet hükümeti, ya da seçimle göreve getirilmiş meclislerin üyeleri Yüksek Mahkeme üyesi olamazlar. Seçimle göreve getirilmiş meclisin belirli bir yasama veya görev süresi için seçilmiş olan üyeleri için, görevlerinden vaktinden önce ayrılmış olsalar dahi, bu kısıtlama, belirlenen yasama veya görev süresi sona ermeden ortadan kalmaz. Son dört yıl içerisinde yukarıdaki belirtilen görevlerden birini yürütmüş olan hiçbir kimse Yüksek Mahkemeye Başkan veya Başkanvekili olarak atanamaz.

Madde 93.

Mahkemelerin hüküm vereceği fiillere yönelik genel aflar Federal Kanunla belirlenir.

Madde 94.

Yargı ve idare yetkileri her halükârda birbirinden ayrıdır.

Kısım IV.

Eyaletlerin Yasama ve İdari Yetkileri

  1. Genel Hükümler

 

Madde 95.

(1) Eyaletlerde yasama yetkisi Eyalet Meclisleri tarafından icra edilir. Eyalet Meclisinin üyeleri, eşit, doğrudan, gizli ve şahsi oy esasına göre seçilir ve Eyalet Meclisi seçimlerine seçmen olarak katılmak için aranan şartları haiz her erkek ve kadın eyalet vatandaşı seçimlerde oy kullanabilir. Seçim usulleri hakkında ve gerekirse zorunlu oy kullanımı hakkındaki hükümler Eyalet Kanunuyla düzenlenir. Bu Eyalet Kanununda özellikle, oy kullanımının zorunlu olmasına rağmen, oylamaya katılmaktan men edilme sebepleri açıkça belirtilir.

(2) Eyalet Meclisi seçim usulleri, seçme ve seçilme yeterlilikleri konularında, Milli Konsey seçimleri hakkında Federal Anayasada öngörülenden daha zorlayıcı şartlar getiremez.

(3) Seçmenler, müstakil bölgesel seçim çevrelerine ayrılabilen müstakil seçim çevrelerinde oy kullanabilirler. Meclis üye sayısı nüfus sayısıyla orantılı olarak seçim çevreleri arasında pay edilir. Eyalet Meclisi seçim usullerinde eyalet genelinde nihai dağılım usulü belirlenerek, seçim çevrelerindeki aday siyasal partilerin koltuk sayıları arasında bir denge gözetilebilir. Bunun gibi, henüz dağılımı yapılmamış sandalye sayıları ise nispi temsiliyet esasına göre dağıtılır. Seçmen kitlesinin diğer şekilde seçim çevrelerine ayrılması kabule şayan değildir.

(4) Eyalet Meclisine üyelik için aday olan, ya da Eyalet Meclisi üyeliğine seçilen kamu çalışanları için madde 59/a hükümleri uygulanır; daha zorlayıcı hükümler kabule şayandır. Eyalet anayasal kanun altında, madde 59/b kapsamındaki komisyonun yayımladığı ile aynı raporu yayımlayacak bir kurum, aynı yetki ve ödevlerle kurulabilir.

Madde 96.

(1) Eyalet Meclisi üyeleri Milli Konsey üyeleriyle aynı dokunulmazlıklara sahiptirler; 57’nci madde hükümleri gerekli değişikliklerle uygulanır.

(2) 32 ve 33’üncü madde hükümleri Eyalet Meclisi ve komitelerinin toplantıları için de uygulanır.

(3) 56’ncı maddenin iki ila dördüncü fıkralar arasında kalan hükümlere göre, Eyalet Kanununda, Eyalet Meclisi üyelerinin Federal Konsey ya da Eyalet Hükümetine seçilmeleri nedeniyle üyelikten ayrılmaları halinde izlenecek çözüm yolu düzenlenir.

Madde 97.

(1) Bir Eyalet kanunun Eyalet Meclisi tarafından oylanması ve ilgili Eyaletin kanunlarına göre, Vali tarafından müşterek imzayla tasdik edilmesi ve onaylanması ve Eyalet Resmi Gazetesi’nde yayımlanması gerekir.

(2) Eyalet kanununda yürütme için Federal mercilerin işbirliğinin gerekli olduğu belirtiliyorsa, Federal Hükümetin onayı alınmalıdır. İlgili yasal düzenlemenin Federal Şansölyeye tevdi tarihinden itibaren sekiz hafta içerisinde Federal Hükümet, federal mercilerin işbirliğinde bulunmayı reddetme kararını Valiye bildirmemişse, onay verilmiş kabul edilir.

(3) Eyalet Meclisinin toplantıda olmadığı, zamanında toplanamayacağı veya kontrolü dışındaki sebeplerden ötürü toplantı yapmasının engellendiği bir anda, toplum için açık ve telafisi mümkün olmayan bir zararı önlemek için, Anayasa uyarınca Eyalet Meclisinin karar almasını gerektirecek acil tedbirlerin alınması gerekli olursa, Eyalet Hükümeti, nispi temsiliyet esasına göre atanmış Eyalet Meclisinin bir komitesiyle mutabakat içerisinde kararnameleri geçici olarak tadil ederek bu önlemleri alabilir. Eyalet Hükümeti Federal Hükümeti keyfiyetten vakit geçirmeksizin haberdar etmelidir. Eyalet Meclisi, toplantı yapmasına mani sebep ortadan kalkar kalkmaz toplanacaktır. 18’inci maddenin dördüncü fıkrası gerekli değişikliklerle uygulanır.

(4) Yukarıdaki üçüncü fıkrada belirtilen kararnameler, hiçbir durumda, eyaletin anayasa hükümlerinde değişiklik yapılmasını öngöremeyeceği gibi, eyalete, ya da federasyon veya belediyelere kalıcı bir mali yük getiremez, ya da devletin vatandaşlarına mali yükümlülükler koyamaz, bir kamu malının tasfiyesini gerektiremez, 12’nci maddenin birinci fıkrasının 6 numaralı bendinde belirtilen konularla ilgili tedbirler getiremez, ya da son olarak, ziraat ve ormancılık alanlarında çalışan işçilerin ve ücretlilerin bağlı oldukları odaların faaliyetleriyle ilgili hükümler getiremez.

Madde 98.

(1) Eyalet Meclisinin çıkarttığı bütün yasal düzenlemeler yayımlanmadan önce, Eyalet Meclisi tarafından kabul edildikten sonra derhal, Vali tarafından Federal Şansölyeye bildirilir.

(2) Federal Hükümet; Eyalet Meclisinin çıkardığı bir yasal düzenleme hakkında, Federasyonun çıkarları bakımından riskli olduğu gerekçesiyle bu yasal düzenlemenin Federal Şansölyeye tebliğ edildiği tarihten itibaren sekiz hafta içerisinde gerekçeli itiraz kararı alabilir. Söz konusu yasal düzenlemenin Eyalet Meclisinde görüşülmesine başlanmadan önce, Federasyona yasal düzenleme taslağı hakkında görüş belirtme olanağı sunulmuş ise, itiraz için ancak, Federasyonun yetkisine el atma iddiası dayanak gösterilebilir. İtiraz halinde, söz konusu yasal düzenleme ancak, Eyalet Meclisi üye tam sayısının en az yarısının katılımıyla bu yasal düzenlemeyi yeniden kabul etmiş ise, yayımlanabilir.

(3) Eyalet Meclisinin çıkartacağı bir yasal düzenleme Federal Hükümet olumlu görüş bildirmiş ise, itiraz süresi sona ermeden yayımlanabilir.

(4) Eyalet Meclisinin vergilerle ilgili çıkartacağı yasal düzenlemelerde, Anayasal Maliye Kanununun hükümleri aynen uygulanır.

Madde 99.

(1) Bir eyalet anayasal kanunu ile çıkartılacak olan Eyalet Anayasası ancak Federal Anayasanın bu düzenlemeden etkilenmeyecek olması kaydıyla, eyalet anayasal kanunu ile tadil edilebilir.

(2) Bir eyalet anayasal kanunu ancak Eyalet Meclisi üye tam sayısının yarısının oylamada hazır bulunması ve oylamaya katılan üyelerin üçte ikisinin lehte oy kullanması şartıyla kabul edilebilir.

Madde 100.

(1) Her bir Eyalet Meclisi, Federal Hükümetin talebi ve Federal Konseyin kararı ile feshedilebilir. Ancak, fesih kararı aynı gerekçeyle sadece bir kez alınabilir. Federal Konseyin önergesi Konsey üye tam sayısının en az yarısının katılımı ve kullanılan oyların üçte ikisinin çoğunluğuyla alınmış olmalıdır. Feshedilecek Eyalet Meclisinin Federal Konseydeki temsilcileri oylamaya katılamazlar.

(2) Eyalet Meclisinin feshi durumunda, yeni seçim ilânları Eyalet Anayasası hükümlerine uygun olarak üç hafta içerisinde yayımlanır. Yeni seçilmiş Eyalet Meclisinin seçimlerden sonra dört hafta içerisinde toplanması sağlanmalıdır.

Madde 101.

(1) Her eyalet yürütme yetkisini Eyalet Meclisi tarafından seçilecek bir Eyalet Hükümeti eliyle icra eder.

(2) Eyalet Hükümeti üyelerinin Eyalet Meclisi üyesi olması zorunlu değildir. Ne var ki, sadece Eyalet Meclisine seçilme şartlarını haiz olanlar Eyalet Hükümetine seçilebilirler.

(3) Eyalet Hükümeti; Vali, gerekli sayıda Vali vekili ve diğer üyelerden müteşekkildir.

(4) Vali, göreve başlamadan önce Federal Cumhurbaşkanı önünde, Eyalet Hükümetinin diğer üyeleri ise Vali önünde Federal Anayasaya uygun olarak ant içerler. Dini beyanların eklenmesi kabule şayandır.

Madde 102.

(1) Eyaletlerin yetki ve görev alanına giren konularda, bir federal merciinin (doğrudan federal idarenin) mevcut bulunmaması kaydıyla, Vali ve Valiye bağlı eyalet mercileri federasyonun yürütme yetkilerini icra eder (dolaylı federal idare). Federal Polis Müdürlükleri başta olmak üzere, federal mercilerin dolaylı federal idare kapsamında ifa edilecek konularla görevlendirilmeleri halinde, bu federal merciler Valiye bağlı olarak görev yaparlar ve onun talimatlarıyla bağlıdırlar (madde 20/1). Federal mercilerin idari işlemlerle yetkilendirilip yetkilendirilmeyecekleri ve yetkilendirmenin derecesi Federal Kanunlarla düzenlenir. Bu kanunlar, aşağıdaki ikinci fıkrada belirtilen yetkilendirme kapsamında olmamak kaydıyla, sadece ilgili eyaletlerin onayı ile yayımlanabilirler.

(2) Aşağıda belirtilen görevler anayasayla belirlenmiş yetki alanı çerçevesinde federal merciler tarafından yürütülebilirler; hudut çizgilerinin belirlenmesi; başka ülkelerle mal ve canlı hayvan ticareti; gümrükler; Federal bölgeye giriş ve çıkışların düzenlenmesi ve denetimi; Federal maliye; tekeller; para, kredi, menkul kıymetler, bankacılık, sosyal sigortalar hariç sigortacılık sistemleri; tartılar ve ölçüler; standartlar ve ayar sistemleri; adalet sisteminin idaresi; pasaportlar; yurttaşlık kaydı; silahlar, mühimmat ve patlayıcıların yanı sıra ateşli silahların kullanımına ilişkin görevler; patentle ilgili konular ve tasarımların, ticari markaların ve diğer emtia belirteçlerinin korunması; trafik sistemi; nehir ve seyrüsefer polisi; posta ve telekomünikasyon sistemi; madencilik; Tuna nehri kontrol ve koruma; sel sularının düzenlenmesi; su yollarının inşası ve bakımı; etüt; çalışma mevzuatı; sosyal sigorta; anıtların korunması; Federal polis ve federal jandarma kuvvetlerinin teşekkülü ve komutası; asli yardım görevleri dâhil ve fakat mahalli kamu güvenlik idaresinin alanına giren konular hariç, kamu huzuru, düzeni ve güvenliği; basınla ilişkiler; birlikler ve derneklerle ilgili konular ve yabancılar polisi; tohum ve bitki ticareti; hayvan yemi ve gübrelerin yanı sıra bitki koruyucuları; bitkilerin kabulü dâhil bitki güvenliği uygulamaları; tohumculuk ve bitkicilik alanında ise bunların tesellümü; askeri ilişkiler; muharip güçlerin ve bunların bakmakla yükümlü oldukları yakınlarına ait sosyal haklar; nüfus politikası kapsamında, çocuk nafakası ve aileler adına yürütülen yükümlülükleri dengeleme çalışmalarının organizasyonu kapsamındaki görevler; öğretim ve eğitim alanında, talebe ve öğrenci yurtları ancak ziraat ve ormancılık eğitimi alanında öğrenci yurtları kapsam dışıdır; kamu ihaleleri.

(3) Federasyon, yukarıdaki 2’nci maddede sayılan alanlarda da yürütme yetkilerini Valiye devredebilir.

(4) Yukarıdaki 2’nci maddede sayılan alanlarla ilgili federal merciler ancak ilgili eyaletlerin onayı ile kurulabilir.

(5) Eğer bir eyalette, federal idarenin en üst mercilerinin kontrolleri dışında gelişen olaylar nedeniyle müdahalede bulunmalarının mümkün olmadığı şartlar neticesinde, toplum için açık ve telafisi mümkün olmayan bir zararı önlemek için doğrudan federal idarenin alanına giren konularda acil tedbirler alınması gerekliliği hasıl olur ise, Vali bu tedbirleri bu merciler adına almalıdır.

Madde 102a. (Çıkarılmıştır)

Madde 103.

(1) Dolaylı federal idarenin alanına giren konularda, Vali, Federal Hükümetin ve Federal Bakanların talimatlarına tabidir (madde 20) ve bu talimatların gereğini yerine getirebilmek için ayrıca, eyaletin yetki alanı dâhilinde kendisine verilmiş yetkileri kullanmakla yükümlüdür.

(2) Bir Eyalet Hükümeti İçtüzüklerini çıkartırken, dolaylı federal idarenin alanına giren belirli konuların, bunların eyaletlerin yetki ve görev alanına giren konularla yakından ilişkili olması sebebiyle, Vali adına Eyalet Hükümet üyelerinin idaresine bırakılmasına karar verebilir. Bu tür konularda, ilgili Eyalet Hükümetinin üyeleri de Valinin Federal Hükümet ya da Federal Bakanların talimatına tabi oldukları gibi, Valinin talimatına tabidirler (madde 20).

(3) Yukarıdaki birinci fıkra hükmüne göre Federal Hükümet ya da bir Federal Bakan tarafından verilen talimatlar ayrıca, yukarıdaki ikinci fıkra kapsamına giren konularda Valiye de yöneltilebilir. Vali eğer dolaylı olarak federal idarenin alanına giren görevi kendisi yerine getirmeyecekse, bu talimatı vakit geçirmeksizin, yazılı şekilde, aynen ilgili Eyalet Hükümeti üyesine aktarmaktan ve talimatın uygulanmasını gözetmekten sorumludur (142/2’nci maddenin e bendi). Valinin gerekli düzenlemeleri yapmış olmasına rağmen, talimat yerine getirilmez ise, ilgili Eyalet Hükümet üyesi 142’nci maddeye göre ayrıca Federal Hükümete karşı da sorumludur.

(4) Konunun önemi aksini gerektirmediği için, kararın verilmesinde ve Federal Kanuna göre temyiz makamı olan Valinin sorumluluğunda bulunan, dolaylı federal idarenin alanına giren konularda Vali, son temyiz makamıdır. İlgili karar öncelikle Valinin yetki alanına giriyor ise, Federal Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, federal idareyle ilgili konularda idari temyiz süreci ilgili Federal Bakana kadar uzanır.

Madde 104.

(1) 102’nci madde hükümleri, 17’nci maddede belirtilen federal görevleri yürüten kurumlara uygulanmaz.

(2) Ne var ki, federal malların idaresinden sorumlu Federal Bakan bir Valiyi ve ona bağlı mercileri bu görevi yerine getirmekle görevlendirebilir. Bu görevlendirme her an kısmen ya da tamamen iptal edilebilir. Federasyonun söz konusu görevin ifası sırasında yapılan masrafları hangi istisnai hallerde ne dereceye kadar tazmin edeceği Federal Kanunla belirlenir. 103’üncü maddenin iki ve üçüncü fıkraları gerekli değişikliklerle uygulanır.

Madde 105.

(1) Eyalet Vali tarafından temsil edilir. Vali; dolaylı yoldan federal idareyi ilgilendiren konularda, 142’nci madde hükmü uyarınca Federal Hükümete karşı sorumludur. Vali, Eyalet Hükümetinde vekili tarafından (Vali Muavini) temsil edilir. Vali Muavini Eyalet Hükümeti tarafından belirlenir. Bu atama Federal Şansölyeye bildirilir. Vali için vekil atanması ihtiyacı hasıl olursa, Valiye vekil olarak atanmış Eyalet Hükümeti üyesi 142’nci madde hükmü uyarınca, dolaylı Federal idarenin alanına giren konularda Federal Hükümete karşı sorumludur. Dokunulmazlık, Valinin ya da Eyalet Hükümetinde ona vekillik eden kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde, dokunulmazlık, 103’üncü maddenin üçüncü fıkrası kapsamındaki hallerde bir Eyalet Hükümet üyesinin sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz.

(2) Eyalet Hükümet Üyeleri 142’nci madde uyarınca Eyalet Meclisine karşı sorumludurlar.

(3) 142’nci maddede kastedilen anlamdaki bir iddianın lehte oylanabilmesi için üye tam sayısının yarısının katılımı gerekmektedir.

Madde 106.

Hukuk eğitimi almış bir idari memur Eyalet Hükümet Ofisi İç Hizmetleri Eyalet Mülki Amiri olarak atanır. Bu kişi ayrıca dolaylı Federal idareyi ilgilendiren konularda Valinin resmi yardımcısıdır.

Madde 107. (Mülga)

  1. Federal Başkent Viyana

 

Madde 108.

Bir Eyalet sıfatı taşıyan, Federal Başkent Viyana şehri bakımından, Belediye Meclisi aynı zamanda bir Eyalet Meclisi, Şehir Senatosu Eyalet Hükümeti, Belediye Başkanı, Vali, İl İdaresi Eyalet Hükümet Ofisi ve ilin en yüksek mülki amiri eyalet mülki amiri görevlerini de yürütürler.

Madde 109.

Viyana Eyaletinde, dolaylı federal idareyi ilgilendiren konulara ilişkin temyiz başvurularında yetkili makam, Federal Kanunda aksine bir hüküm yer almadıkça, ilçe idari makamı olan il idaresi, ya da ilk derece yürütme yetkisinin federal makamlarda olduğu konularda (102/1’inci maddenin birinci cümlesi) Vali sıfatıyla belediye başkanıdır. Diğer konularda 103’üncü maddenin dördüncü fıkrası uygulanır.

Madde 110. (Mülga)

Madde 111.

Yapılar ve vergilendirmeye ilişkin konularda nihai karar mercii özel görevli komitelerdedir. Bunların teşekkülü ve atamalarına ilişkin esaslar Eyalet Kanunuyla düzenlenir.

Madde 112.

108 ila 111’inci maddeler arasında kalan hükümler dâhil olmak üzere, Federal Başkent Viyana’yla ilgili diğer tüm hususlarda, 117’nci maddenin altıncı fıkrasının ikinci cümlesi, 119’uncu maddenin dördüncü fıkrası ve madde 119/a hükümleri müstesna, bu Kısım, Bölüm C hükümleri geçerlidir. 142’nci maddenin ikinci fıkra hükümleri, Federasyonun, Federal Başkent Viyana’yı yetkilendirdiği konular için de uygulanır.

Madde 113. (Mülga)

Madde 114. (Mülga)

 

  1. Belediyeler

 

Madde 115.

(1) Aşağıdaki maddelerde belediye teriminin kullanıldığı her yerde, bu terim, mahalli halka atfen kullanılmaktadır.

(2) Açık olarak federasyonun yetkisine bırakılan konular hariç olmak üzere, belediyelerle ilgili kanunların neler olduğu bu bölümde yer alan maddelerde düzenlenmiş esaslara göre, eyalet kanunlarında belirlenir. 118, 118/a ve 119’uncu maddeler uyarınca, belediyeler tarafından yürütülecek görevleri düzenleme sorumluluğu Federal Anayasal Kanunun genel hükümlerine göre belirlenir.

(3) Avusturya Belediyeler Birliğinden (Avusturya Belediyeler Federasyonu) ve Avusturya Şehirler ve İlçeler Birliği (Avusturya Mahalli İdareler Federasyonu) belediyelerin menfaatlerini temsile mezundurlar.

Madde 116.

(1) Her eyalet belediyelere ayrılmıştır. Belediye, idari özerkliğe sahip bir bölgesel tüzel kişilik olup, aynı zamanda bir idari mahalli yönetim merkezidir. Her bir toprak parçası belediyenin bir kısmını oluşturmalıdır.

(2) Bir belediye, bağımsız bir iktisadi tüzel kişiliktir. Belediye, federasyon ve eyalet kanunlarının mutat sınırları çerçevesinde, her çeşit varlık sahibi olabilir; bunları dilediği gibi iktisap edebilir ve elinden çıkartabilir; iktisadi teşekküller işletmenin yanı sıra bütçesini anayasanın maliye hükümleri çerçevesinde bağımsız şekilde kullanabilir ve vergiler koyabilir.

(3) Eyaletin menfaatlerinin bu işlemden menfi şekilde etkilenmeyecek olması kaydıyla, nüfusu en az 20.000 olan bir belediye için, talebi üzerine, eyalet mevzuatı çıkartılmak suretiyle özel bir kanun çıkartılabilir. Bu kanun sadece Federal Hükümetin onayı ile yayımlanabilir. Federal Hükümet; çıkartılan kanunun ilgili Federal Bakana tebliğ edildiği tarihten itibaren sekiz hafta içerisinde, bu kanunu onaylamayı reddettiğini Valiye bildirmez ise, onay verilmiş sayılır. Kendi özel kanunu olan bir ilçe mahalli idarelere verilen görevlerin yanı sıra ilçe idaresine ait görevleri de yürütür.

(4) (Mülga)

Madde 116a.

(1) Belediyeler kendi yetki ve görev alanlarına giren belirli görevleri yürütebilmek için, yapılacak anlaşmalar marifetiyle belediye birlikleri kurabilirler. Bu anlaşma için üst makamın onayı gerekmektedir. İlgili belediyeler arasında kanuna uygun olarak bir anlaşma mevcut ise ve belediye birliklerinin kurulması;

  1. Adliye hizmetlerin yetki alanına giren görevlerin ifası bakımından, ilgili belediyelerin özerk tüzel kişiler olarak faaliyet göstermelerini tehlikeye düşürmüyorsa;
  2. Özel hak sahibi olarak belediyelerin yetki alanına giren görevlerin ifası bakımından, yapılacak işe uygunluk, ekonomik verimlilik ve fayda sebepleriyle ilgili belediyelerin menfaatine olacaksa, bu birleşmeye bir kararnameyle onay verilebilir.

(2) Amaca uygunluğun sağlanması amacıyla, belediyelerin özerk tüzel kişilik ve mahalli idareler olarak görev yapma becerilerinin bundan menfi şekilde etkilenmemesi kaydıyla, belirli görevlerin belediye birlikleri kurularak yürütülmesi hususu, ilgili mevzuatla (10 ila 15’inci maddeler arası) düzenlenebilir. Belediye birliklerinin kurulmasından önce, idari tedbirlerle ilgili belediyelere görüşlerini bildirme olanağı tanınır.

(3) Bir belediyenin kendi münhasır yetki ve görev alanına giren konularda icra yetkisinin belediye birliklerine verildiği hallerde, birlik üyelerine belediye birliğinin faaliyetlerinin yürütülmesinde belirleyici söz hakkı tanınmalıdır.

(4) Belediye birliklerinin teşekkülüne ilişkin esaslar eyalet mevzuatıyla düzenlenir ve bu bağlamda, eyalet mevzuatında bir birlik kurulunun kurulması öngörülecektir. Bu kurul, her halükarda, tüm üye belediyelerin temsilcilerinden ve birlik başkanından oluşmalıdır. Belediyelerin bir anlaşma yoluyla birlik oluşturdukları hallerde, belediye birliğine kabul ve belediye birliğinin tasfiyesi halinde belediye birliğinden ayrılmaya ilişkin kurallar da belirlenir.

(5) Belediye birlikleri tarafından yürütülecek konularda sorumluluk, Federal Anayasal Kanunun genel hükümlerince yönetilir.

Madde 117.

(1) Belediyenin yetkili organları her halükarda aşağıda sayılanları içerir;

  1. a) Belediye meclisi; belediye seçimlerine seçmen olarak katılmak için aranan şartları haiz kişilerce seçilen bir halk temsilciler meclisidir;
  2. b) Şehir konseyi, ya da kendi özel kanunu olan ilçelerde şehir senatosu olarak da bilinen, belediye icra heyeti;
  3. c) Belediye başkanı.

(2) Belediye meclis üyeleri, asli ikametgâhı belediye sınırları içerisinde bulunan tüm federal yurttaşlar tarafından nispi temsiliyet esaslarına göre, eşit, doğrudan, gizli ve şahsi oyla seçilirler. Ancak, eyalet kanunlarında, asli ikametgâhı olmamakla birlikte ikametgâhı belediye sınırları içerisinde bulunan yurttaşların da seçmen olabilmelerini öngörebilir. Seçim usullerine göre, seçme ve seçilme şartları eyalet meclisi seçimlerine ait seçme ve seçilme şartlarından daha ağır olamaz. Ancak, belediye sınırları içerisinde bir yıldan az ikamet etmekte olanların oy kullanamayacakları, ya da belediye sınırları içerisinde geçici süreyle ikamet ettikleri aşikâr olan kişilerin belediye meclisine seçilemeyecekleri hususları kanunla düzenlenebilir. Avrupa Birliği’ne üye devletlerin vatandaşlarının da seçme ve seçilme hakkının olabileceği hususu eyaletlerin düzenleyebileceği bir diğer şarttır. Eyalet Meclisi seçimlerine ilişkin zorunlu oylamaları düzenleyen hükümler (95/1’inci maddenin son cümlesi) belediye meclisi seçimlerine de gerekli değişiklikler uygulanır. Seçmenlerin müstakil seçim çevrelerinde oy kullanabilmelerine ilişkin esaslar seçim usulleriyle düzenlenebilir. Seçmen kitlelerinin başka türlü şekilde seçim çevrelerine ayrılması kabule şayan değildir. Seçim kurallarında, aday listesinin bulunmadığı hallerde, seçim pusulalarında isimleri en çok belirtilen kişilerin seçilmiş kabul edilecekleri hükmüne yer verilebilir.

(3) Belediye meclisinin oylama yapabilmesi için toplantı nisabını oluşturan üye sayısının salt çoğunluğunun oyu gereklidir. Ancak, belirli konularda karar için diğer şartlar da belirlenebilir.

(4) Belediye Meclisi toplantıları halka açık şekilde gerçekleştirilir ancak, istisnalar için düzenleme yapılabilir. Belediye bütçesi, ya da belediyenin mali hesaplarının görüşüldüğü toplantılar halka kapalı şekilde gerçekleştirilemez.

(5) Belediye meclisinde temsil edilen siyasal partiler sandalye sayılarıyla orantılı olarak belediye icra heyetinde temsil edilmeyi talep edebilirler.

(6) Belediye başkanı, belediye meclisi tarafından seçilir. Ancak, belediye başkanının belediye meclis üyeliği seçimlerine seçmen olarak katılabilecekler tarafından seçilebilmesi hususu Eyalet anayasasıyla düzenlenebilir.

(7) Belediyelerin faaliyetleri mahalli idari ofis, ya da şehir idari ofisi ve özel kanunla kurulmuş ilçelerde ise il idaresi tarafından yürütülür. Hukuk eğitimi almış bir idari memur il İdaresi iç hizmetleri il mülki amiri olarak atanır.

(8) Eyalet mevzuatında, belediyelerin kendi yetki ve görev alanlarına giren konularda, belediye meclisi seçimlerine seçmen olarak katılan kişilerin doğrudan katılımı ve yardımı öngörülebilir.

Madde 118.

(1) Bir belediyenin kendi yetkilerinin yanı sıra federasyonun veya eyaletin kendisine verdiği yetkileri de bulunmaktadır.

(2) 116’ncı maddenin ikinci fıkrasında belirtilen konulardan ayrı olarak, münhasıran veya çoğunlukla belediyenin nezdinde temsil edilen yerel halkı ilgilendiren ve yerel sınırlar içerisinde yerel halk için icra edilecek nitelikte olan her konu, bir belediyenin kendi yetki sınırları içerisinde kalmaktadır. Hangi konuların belediyenin müstakil yetki sınırları içerisinde kalan bu tür konulardan sayılacağı mevzuatla belirlenir.

(3) Özellikle aşağıda sayılan alanlarda, belediyeye kendi yetki sınırları çerçevesinde resmi sorumluluk bahşedilir;

  1. Mahalli yönetim üstü seçim kurullarının yetkilerine rağmen, belediye makamlarının atanması; belediye görevlerinin ifasına dönük iş düzenlemelerin kararlaştırılması;
  2. Mahalli yönetim üstü disiplin, uygunluk ve sınav komisyonlarının yetkilerine rağmen, belediye personelinin aranması ve bu personel üzerinde görev ayrıcalıklarının uygulanması;
  3. Mahalli polis güçleri (madde 15/2), mahalli olay denetimi;
  4. Belediye sınırları içerisinde kalan trafiğe açık alanlar, mahalli trafik polisinin idaresi;
  5. Mahsul koruma polisi;
  6. Yerel zabıta;
  7. Özellikle acil durumlar ve ilk yardım hizmetleri başta olmak üzere, vefatlar ve defin işlemleri dâhil mahalli hıfzıssıhha zabıtası;
  8. Genel görgü kuralları;
  9. Kamu hizmeti veren federasyona ait binalar hariç olarak, mahalli yapı zabıtası (madde 15/5); mahalli itfaiye; mahalli çevre planlama;
  10. Uyuşmazlıkların mahkeme dışı çözümlenmesinde görev alan kamu kurumları;
  11. Borçlunun mallarının satışı;

(4) Belediye, federal ve eyalet kanunları ve kararnameleri uyarınca yetkili olduğu konularda, tüm sorumluluğu kendisine ait olarak, hiçbir talimat almaksızın ve madde 119/a’nın beşinci fıkrası hükümlerine tabi olarak, belediyelerin dışındaki diğer idari mercilerin adli yardımından muaf olarak vazifelerini yerine getirir. Belediyelerin kendi yetki sınırlarına giren alanlardaki faaliyetleri (madde 119/a) federasyon ve eyaletin gözetimindedir. 12’nci maddenin ikinci fıkrası değişmeksizin muhafaza edilir.

(5) Belediye başkanı, belediye icra heyetinin (il konseyi, il senatosu) üyeleri ve uygunsa diğer belediye görevlileri, belediyenin kendi yetki sınırlarına giren alanlarda kendilerine verilen görevleri yürütürken belediye meclisine karşı sorumludurlar.

(6) Belediye, kendi yetki sınırlarına giren konularla ilgili olarak, yerel yaşama olumsuz yönde müdahale eden muhtemel veya mevcut rahatsızlıkları önlemek için resen mahalli polis kararnameleri yayımlayabilir ve ayrıca bu kararnamelerin gereğinin yerine getirilmemesinin bir idari ihlal addedileceğini ilan edebilir. Bu kararnameler, federasyon ve eyaletin meri kanun ve kararnamelerini ihlal edemez.

(7) Bir belediyenin müracaatıyla, belediyenin kendi yetki sınırlarına giren belirli yetkinin icrası, madde 119/a’nın üçüncü fıkrası uyarınca, Eyalet Hükümetinin veya Valinin kararnamesiyle bir devlet makamına devredilebilir. Bu kararname ile söz konusu yetkilerin bir federal makama devredilmesi amaçlanmış ise, bu yetki devri için Federal Hükümetin onayı gerekir. Valilik kararnamesiyle söz konusu yetkilerin bir eyalet makamına devri amaçlanmış ise, bu yetki devri için Eyalet Hükümetinin onayı gerekir. Kararnamenin gerekçesi ortadan kalkar kalmaz bu kararname yürürlükten kalkar. Bu yetki devri yukarıdaki altıncı fıkra hükmü uyarınca kararname çıkarma hakkını kapsayacak şekilde genişletilemez.

(8) Belediye kolluk kuvvetlerinin kuruluşu, ya da bunların teşkilatına ilişkin değişiklikler Federal Hükümete bildirilmelidir.

Madde 118a.

(1) Belediye kolluk güçleri mensuplarının, belediyenin onayıyla, ilgili idare için yürütme hizmetleri yerine getirebileceği hükmü, federal veya eyalet kanunuyla vazedilebilir.

(2) İlçe mülki amiri; belediyenin onayıyla, belediye kolluk kuvvetlerinin mensuplarını, diğer kamu emniyet hizmetleri organlarıyla aynı derecede idari ceza hukuku hükümlerinin uygulanmasına iştirak için yetkilendirebilir. Bu yetkilendirme ancak, kamu güvenlik hizmeti organlarının, idari ceza davasına konu idari düzenlemelere uygunluğu gözetim sorumluluğu bulunuyor ise, ya da idari ceza davasının konusu belediyenin yetki sınırlarına giriyor ise, yapılabilir.

Madde 119.

(1) Bu yetki devri; belediyenin, federal kanunlara göre, emir üzerine ve Federasyonun talimatlarına göre, ya da eyalet kanunlarına göre, emir üzerine ve eyaletin talimatlarına göre yerine getirmesi gereken görevleri kapsar.

(2) Devredilen yetkiler belediye başkanı tarafından icra edilir. Belediye başkanı bu yetkileri kullanırken, federal yürütme yetkilerini ilgilendiren konularda, ilgili federal makamların talimatlarına, eyaletin yürütme yetkilerini ilgilendiren konularda ise, ilgili eyalet makamlarının talimatlarına tabidir. Aşağıdaki dördüncü fıkrada belirtildiği gibi sorumludur.

(3) Belediye başkanı, kendi sorumluluklarında azalma olmaksızın, belediyenin yetki sınırlarına giren konularla arasındaki fiili bağlantılar sebebiyle, devredilmiş yetkilerle ilgili belli kategorilerdeki konuları belediye icra heyetinin (il meclisi, il senatosu), 117’nci maddenin birinci fıkrasına göre kurulmuş diğer makamların mensuplarına, ya da kendisini temsil eden diğer resmi kurumların mensuplarına devredebilir. Bu konularda, ilgili makamlar veya bunların mensupları belediye başkanının talimatlarına tabidir ve aşağıdaki dördüncü fıkraya göre sorumludurlar.

(4) Yukarıdaki iki ve üçüncü fıkralarda belirtilen makamlardan görevlerini yürürken kasıtlı veya ağır ihmali olduğu tespit edilenler, kanunu ihlal ettikleri ve ayrıca kararname ve talimata uygun hareket etmedikleri gerekçesiyle, federal yürütme organlarından herhangi birinde görev yapıyorlarsa, Vali tarafından, eyaletin yürütme organlarında herhangi birinde görev yapıyorlarsa Eyalet Hükümeti tarafından görevlerinden azledilebilirler. Bu kişinin bir belediye meclis üyesi olması durumunda, üyeliği bu keyfiyetten etkilenmeyecektir.

Madde 119a.

(1) Bir belediyenin görevlerini yürütürken kanunlar ve kararnameleri ihlal etmemesi, özellikle yetki sınırlarını aşmaması ve yasalarla kendisine verilen görevlerini yerine getirmesini sağlamak için, federasyon ve eyalet belediyeler üzerinde gözetim yetkisini icra ederler.

(2) Eyalet ayrıca, bir belediyenin mali yönetimini yerindelik, verimlilik ve uygunluk bakımından da incelemeyebilir. Bu incelemenin sonucu belediye meclisine tevdi edilmek üzere belediye başkanına sunulur. Belediye başkanı incelemenin sonucu sebebiyle alınan tedbirleri üç ay içerisinde üst makama bildirmelidir.

(3) Belediyeye ait yetkiler federal yürütmenin yetki alanına giren konulardan türetilmiş ise, gözetim ve yasal düzenleme yetkisi federasyona, diğer alanlarda ise eyalete aittir. Gözetim yetkisi mutat kamu yönetimi makamları tarafından kullanılır.

(4) Denetim makamı belediyenin her türlü faaliyeti hakkında bilgi edinebilir. Belediye, her münferit durumda denetim makamı tarafından kendisinden talep edilen bilgileri denetim makamına sağlamak ve yerinde gerçekleştirilecek incelemelere müsaade etmekle yükümlüdür.

(5) Bir belediyenin yetki alanına giren konularda belediyenin aldığı kararlar nedeniyle haklarının ihlal edildiğini iddia eden herkes, tüm temyiz yollarını tükettikten sonra (madde 118/4), karar tarihinden itibaren iki hafta içerisinde denetim makamına müracaatta bulunur. Müracaat sahibinin hakları bu karar ile ihlal edilmiş ise, denetim makamı bu kararı iptal eder ve meseleyi yeniden karara bağlanmak üzere belediyeye iade eder. Özel yasa ile kurulan ilçelerde ilgili yasama organı (üçüncü fıkra), denetim makamına müracaatı men edebilir.

(6) Belediye, kendi yetki sınırlarına giren alanlarda çıkardığı kararnameleri vakit geçirmeksizin denetim makamına bildirir. Denetim makamı, kanuna aykırı kararnameleri belediyenin savunmasını dinledikten sonra iptal eder ve eş zamanlı olarak iptal kararını gerekçesiyle birlikte belediyeye bildirir.

(7) Yetkili yasama organı, denetim makamı sıfatıyla, (üçüncü fıkra) belediye meclisinin feshini tasarlar ise, bu tedbir için karar yetkisi, eyaletin denetim yetkisi kapsamında Eyalet Hükümetine, federasyonun denetim yetkisi kapsamında Valiye aittir. Bu ikame tedbiri, mutlak zorunlu hallerle sınırlıdır. Denetim araçları, üçüncü şahısların kazanılmış hakları dikkate alınarak, mümkün olan en hassas şekilde kullanılır.

(8) Belediyenin kendi sorumluluk alanı içerisinde alacağı, mahalli yönetim üstü menfaatleri belirli bir dereceye kadar etkileyen, özellikle önemli düzeyde mali etkiye sahip olan münferit tedbirler için, yetkili yasama organı (üçüncü fıkra) denetim makamının onayını arayabilir. Bu onay sadece, mahalli yönetim üstü menfaatlerin gözetilmesini gerekli kılan bir dizi gerçek değerlendirilerek reddedilebilir.

(9) Belediye, denetim makamının kovuşturmalarında bir taraftır. Denetim makamı aleyhine İdare Mahkemesine (131 ve 132’nci maddeler) ve Anayasa Mahkemesine (144’üncü madde) şikâyette bulunabilir.

(10) Belediye birliklerinin belediyenin kendi sorumluluk alanına giren konularla ilgili işlemler gerçekleştirmesi kaydıyla, bu madde hükümleri onları da gerekli değişikliklerle uygulanır.

Madde 120.

Mahalli belediyelerin bölge belediyeleri şeklinde birleştirilmesi, özerk idareler modeline uygun olarak kurulmaları ve ayrıca eyaletler bünyesinde Devletin genel idare teşkilatının oluşturulmasına ilişkin esasların belirlenmesi federal anayasal düzenlemelerin konusudur. Uygulama, eyalet yasama işlemlerinin konusudur. Bölge belediyelerinin çalışanlarının hizmet kanunları ve özlük haklarını düzenleyen kanunlarda düzenleme yetkisi federal anayasal yasama organına aittir.

Kısım V.

Kamu Hesaplarının Denetimi ve

Kamu Fonlarının İdaresi

 

Madde 121.

(1) Federasyonun, eyaletlerin, belediyeler birliklerinin, belediyelerin ve kanunla kurulmuş diğer tüzel kişiliklerin mali yönetiminin denetimi Sayıştay’ın görevidir.

(2) Sayıştay nihai federal bütçeyi hazırlar ve Milli Konseye sunar.

(3) Federasyona ait olan ve federasyon nezdinde yükümlülük doğuran tüm mali borçlanma kağıtları Sayıştay Başkanı, onun yokluğunda vekili tarafından müştereken imzalanacaktır. Müşterek imza sadece borçlanmanın kabulünü ve borcun, Devletin genel borç ana defterine kaydını göstermek amaçlıdır.

(4) Sayıştay, her iki yılda bir, denetimine tabi olan ve haklarında Milli Konseye rapor vermekle yükümlü olduğu kuruluşlar ve kurumlardan, bu kurumların yönetim kurul ve denetim kurulu üyelerinin yanı sıra tüm çalışanlarına ait tüm sosyal sigorta ödemeleri, ayni katkılar ve ek emeklilik hakları dâhil ortalama gelirleri hakkında bilgi talep eder ve bu bilgileri Milli Konseye rapor eder. Bu bağlamda sağlanacak yukarıda belirtilen kategorideki kişilerin ortalama gelir bilgileri, her bir kuruluş ve kurum için ayrı ayrı belirtilir.

Madde 122.

(1) Sayıştay doğrudan doğruya Milli Konseye bağlıdır. Milli Federal kamu fonlarının idaresi ve Federasyonun yürütme yetkisi sınırları içinde bulunan meslek kuruluşlarının mali idaresiyle ilgili konularda, Konseyin vekili olarak, eyaletler, belediye birlikleri ve kamu fonlarının mahalli idaresinin yanı sıra eyaletlerin yürütme yetkisi sınırları içinde bulunan meslek kuruluşlarının mali idaresiyle ilgili konularda Eyalet Meclisinin vekili olarak görev yapar

(2) Sayıştay, Federal Hükümetten ve Eyalet Hükümetinden bağımsızdır ve sadece kanun hükümlerine tabidir.

(3) Sayıştay, bir Başkan ve gerekli sayıda memur ve yardımcı personelden oluşur.

(4) Sayıştay Başkanı, Milli Konsey Ana Komisyonu tarafından on iki yıl süreyle seçilir. Başkanın yeniden seçilmesi kabule şayan değildir. Sayıştay Başkanı göreve başlamadan önce Federal Cumhurbaşkanı önünde ant içer.

(5) Sayıştay Başkanı, seçimle göreve getirilmiş bir meclise üye olamayacağı gibi, son dört yıl içerisinde Federal Hükümette de görev almamış olmalıdır.

Madde 123.

(1) Hesap verme sorumluluğu bakımından, Sayıştay Başkanı, Sayıştay’ın Milli Konsey veya Eyalet Meclisinin vekili olarak görev yapıp yapmadığına bağlı olarak, bir Federal Hükümet üyesiyle, ya da ilgili Eyalet Hükümet üyesiyle aynı statüdedir.

(2) Sayıştay Başkanı Milli Konseyin oyuyla görevden azledilebilir.

Madde 123a.

(1) Sayıştay Başkanı; Sayıştay raporlarının, nihai federal bütçe hesaplarının, Sayıştay’ın kamu kaynaklarının idaresine ilişkin yürüteceği denetimlerle ilgili özel işlemlerin uygulanması hakkındaki önergelerin ve Federal Mali Kanunun Sayıştay’la ilgili bölümlerinin görüşüleceği Milli Konsey ve komisyonlarının (alt komisyonların) toplantılarına katılabilir.

(2) Sayıştay Başkanı; Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Federal Kanunun detaylı hükümlerine göre, her zaman için, yukarıdaki birinci fıkrada belirtilen konulardaki görüşmelerde görüş bildirmeyi talep edebilir.

Madde 124.

(1) Sayıştay Başkanının görevlerini yerine getirmesi mümkün olamıyorsa, Sayıştay’ın en kıdemli memuru kendisine vekâlet edecektir. Başkanın yokluğunda da bu hüküm uygulanır. Milli Konseyde Sayıştay Başkanına kimin vekâlet edeceği Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Federal Kanun ile belirlenir.

(2) Bir kişinin başkana vekâlet etmesi halinde, 123’üncü maddenin birinci fıkrası hükümleri vekil için de geçerlidir.

Madde 125.

(1) Sayıştay yetkilileri Sayıştay Başkanının tavsiyesi ve müşterek imzasıyla Federal Cumhurbaşkanı tarafından atanırlar. Resmi unvanların verilmesi için de aynı hükümler geçerlidir. Ancak, Federal Cumhurbaşkanı, belirli kategorilerdeki yetkililerin ataması için Sayıştay Başkanını yetkilendirebilir.

(2) Yardımcı personel Sayıştay Başkanı tarafından atanır.

(3) Sayıştay çalışanlarıyla ilgili olarak münhasıran federasyona bırakılan yetkiler, Sayıştay Başkanı tarafından icra edilir.

Madde 126.

Hiçbir Sayıştay üyesi Sayıştay denetimine tabi bir kuruluşun yönetiminde

ve idaresinde yer alamayacağı gibi, diğer meslek örgütlerinin yönetiminde ve idaresinde de görev alamaz.

Madde 126a.

Sayıştay’ın yetkilerini düzenleyen yasal hükümlerin yorumlanması hakkında, Sayıştay ile bir tüzel kişilik (madde 121/1) arasında anlaşmazlık ortaya çıkarsa, bu anlaşmazlık, Federal Hükümet veya Eyalet Hükümetinin, ya da Sayıştay’ın müracaatıyla Anayasa Mahkemesi tarafından çözümlenir. Tüm tüzel kişiler, Anayasa Mahkemesinin hukuki mütalaasına uygun olarak Sayıştay’ın gerçekleştireceği denetimlere izin vermekle yükümlüdürler.

Madde 126b.

(1) Sayıştay; Federasyonun ekonomi yönetiminin tamamını ve ayrıca federal makamların ve bu amaçla Federasyon makamlarının atadığı kişilerin (grupların) idaresinde olan teberrular, fonlar ve kurumların mali idaresini denetler.

(2) Sayıştay ayrıca, federasyonun tek başına sahip olduğu, ya da Sayıştay denetimine tabi bir diğer tüzel kişilik ile birlikte hisselerinin, sermayesinin veya öz varlıklarının en az yüzde ellisine sahip olduğu, ya da federasyonun tek başına ya da bu türden diğer tüzel kişilerle birlikte müştereken işlettiği kuruluşların mali idaresini de denetler. Böyle bir mali ortaklık, kuruluşların diğer mali, iktisadi veya örgütsel tedbirlerle denetlenmesine eşdeğer addedilir. Sayıştay’ın yetkileri ayrıca, bu fıkrada belirtilen şartları haiz diğer ek kategorilerdeki kuruluşları da kapsar.

(3) Sayıştay, kamu hukukuna tabi olan ve federal kaynakları kullanan şirketlerin mali idaresini de denetler.

(4) Sayıştay, Milli Konseyin oyuyla, ya da Milli Konsey üyelerinin talebiyle, kendi sorumluluk alanında yer alan mali idareler hakkında özel soruşturma tedbirlerini de yürütebilir. Konuyla ilgili daha ayrıntılı hükümler Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Federal Kanun ile düzenlenecektir. Sayıştay, keza, Federal Hükümet ya da bir Federal Bakanın yerinde talebiyle de bu tedbirleri yerine getirmeli ve tedbirlerin sonuçlarını müracaatçı makama bir raporla sunmalıdır.

(5) Sayıştay denetimi; aritmetik işlemlerinin doğruluğu, meri mevzuata uygunluk ve maliye yönetiminde yerindelik, verimlilik ve uygunluk perspektiflerinden gerçekleştirilir.

Madde 126c.

Sayıştay sosyal sigortalar kurumlarının mali idaresinin denetlenmesinde de yetkilidir.

Madde 126d.

(1) Sayıştay, her yıl, bir önceki yıla ait faaliyetleri hakkında en geç        31 Aralık tarihine kadar Milli Konseye rapor sunar. Sayıştay ayrıca, her zaman için muhtemel teklifler üzerine, münferit gözlemlerini de Milli Konseye rapor olarak sunabilir. Sayıştay, Federal Konsey ile Milli Konseye sunacağı her rapor hakkında eş zamanlı olarak bilgilendirmelidir. Sayıştay raporları Milli Konseye sunulduktan sonra yayımlanır.

(2) Sayıştay raporlarını görüşmek üzere Milli Konsey tarafından bir Daimi Komisyon atanır. Bu komisyonun atanmasında nispi temsiliyet esasına uyulur.

Madde 127.

(1) Sayıştay; eyalet ekonomi yönetiminin tamamını ayrıca eyalet makamlarının ve bu amaçla eyalet makamlarının atadığı kişilerin (grupların) idaresinde olan teberrular, fonlar ve kurumların mali idaresini denetler. Sayıştay denetimi; aritmetik işlemlerinin doğruluğu, meri mevzuata uygunluk ve maliye yönetiminde yerindelik, verimlilik ve uygunluk perspektiflerinde gerçekleştirilir. Ancak bu denetim, maliye yönetimiyle ilgili olarak anayasa ile belirlenmiş yetkili temsilci organların aldığı kararları kapsamaz.

(2) Eyalet Hükümeti her yıl bütçe tahminlerini ve nihai bütçe hesaplarını Sayıştay’a iletir.

(3) Sayıştay ayrıca, eyaletin tek başına sahip olduğu, ya da Sayıştay denetimine tabi bir diğer tüzel kişilik ile birlikte hisselerinin, sermayesinin veya öz varlıklarının en az yüzde ellisine sahip olduğu, ya da eyaletin tek başına ya da bu türden diğer tüzel kişilerle birlikte müştereken işlettiği kuruluşların mali idaresini de denetler. Mali ortaklık kavramı bakımından, madde 126/b’nin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır. Sayıştay’ın yetkileri ayrıca, bu fıkrada belirtilen şartları haiz diğer ek kategorilerdeki kuruluşları da kapsar.

(4) Sayıştay, kamu hukukuna tabi olan ve eyalet kaynaklarını kullanan şirketlerin mali idaresini de denetler.

(5) Denetim sonucu Sayıştay tarafından ilgili eyalete bildirilir. Eyalet bu denetim sonucu hakkında görüşünü sunar ve denetimin sonucu sebebiyle aldığı tedbirleri üç ay içerisinde Sayıştay’a bildirir.

(6) Sayıştay, her yıl, bir önceki yıla ait faaliyetleri hakkında en geç        31 Aralık tarihine kadar Eyalet Meclisine rapor sunar. Sayıştay ayrıca, her zaman için münferit konulardaki gözlemlerini de Eyalet Meclisine rapor olarak sunabilir. Sayıştay, keza, Eyalet Hükümetini ve Federal Hükümeti, Eyalet Meclisine sunacağı her rapor hakkında eş zamanlı olarak bilgilendirmelidir. Sayıştay raporları Eyalet Meclisine sunulduktan sonra yayımlanır.

(7) Sayıştay, Eyalet Meclisinin oyuyla, ya da Eyalet Meclisinin Eyalet Anayasasında öngörülen sayıdaki üyesinin ki, bu rakam üye tam sayısının üçte birini aşamaz, talebi üzerine kendi sorumluluk alanına giren konularda özel soruşturma tedbirleri alabilir. Sayıştay’ın bu talep üzerine Eyalet Meclisine rapor sunmasından önce, bu nitelikte başka bir talepte bulunulamaz. Sayıştay, keza, Eyalet Hükümetinin yerinde talebiyle de bu tedbirleri yerine getirmeli ve tedbirlerin sonuçlarını müracaatçı makama bir raporla sunmalıdır.

(8) Bu madde hükümleri ayrıca, Viyana Şehrinin, Eyalet Meclisinin yerini alan belediye meclisinin ve Eyalet Hükümetinin yerini alan il senatosunun mali idaresinin denetimi için de geçerlidir.

Madde 127a.

(1) Sayıştay, asgari 20.000 nüfuslu belediyelerin mali idaresinin yanı sıra, ayrıca belediye makamların ve bu amaçla belediye makamlarının atadığı kişilerin (grupların) idaresinde olan teberrular, fonlar ve kurumların mali idaresini denetler. Sayıştay denetimi; aritmetik işlemlerinin doğruluğu, meri mevzuata uygunluk ve maliye yönetiminde yerindelik, verimlilik ve uygunluk perspektiflerinden gerçekleştirilir.

(2) Belediye Başkanı her yıl bütçe tahminlerini ve nihai bütçe hesaplarını Sayıştay’a ve eş zamanlı olarak Eyalet Hükümetine sunar.

(3) Sayıştay ayrıca, asgari 20.000 nüfuslu bir belediyenin tek başına sahip olduğu, ya da Sayıştay denetimine tabi bir diğer tüzel kişilik ile birlikte hisselerinin, sermayesinin veya öz varlıklarının en az yüzde ellisine sahip olduğu, ya da asgari 20.000 nüfuslu bir belediyenin tek başına ya da bu türden diğer tüzel kişilerle birlikte müştereken işlettiği kuruluşların mali idaresini de denetler. Mali ortaklık kavramı bakımından, madde 126/b’nin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır. Sayıştay’ın yetkileri ayrıca, bu fıkrada belirtilen şartları haiz diğer ek kategorilerdeki kuruluşları da kapsar.

(4) Sayıştay, kamu hukukuna tabi olan ve asgari 20.000 nüfuslu bir belediyenin kaynaklarını kullanan şirketlerin mali idaresini de denetler.

(5) Denetim sonucu Sayıştay tarafından ilgili Belediye Başkanına bildirilir. Belediye Başkanı bu denetim sonucu hakkında görüşünü sunar ve denetimin sonucu sebebiyle aldığı tedbirleri üç ay içerisinde Sayıştay’a bildirir. Sayıştay mali idare hakkındaki denetiminin sonucunu ve varsa belediye başkanının bu denetim sonucu hakkındaki görüşlerini Eyalet Hükümetine ve Federal Hükümete sunar.

(6) Sayıştay, her yıl, bir önceki yıla ait faaliyetleri hakkında en geç        31 Aralık tarihine kadar Belediye Meclisine rapor sunar. Sayıştay, keza, Eyalet Hükümetini ve Federal Hükümeti, Belediye Meclisine sunacağı her rapor hakkında eş zamanlı olarak bilgilendirmelidir. Sayıştay raporları Belediye Meclisine sunulduktan sonra yayımlanır.

(7) Sayıştay, ilgili Eyalet Hükümetinin yerinde talebiyle, münferit hallerde nüfusu 20.000’in altındaki belediyelerin mali idaresi hakkında da denetimler gerçekleştirir ve denetim sonucunu Eyalet Hükümetine bildiriri. Bu maddenin bir ve üçüncü fıkra hükümleri gerekli değişikliklerle uygulanır.

(8) Asgari 20.000 nüfuslu belediyelerin mali idaresinin denetimin tabi olduğu hükümler ayrıca, belediye birliklerinin mali idaresinin denetimi için de gerekli değişikliklerle uygulanır.

Madde 127b.

(1) Sayıştay, meslek örgütlerinin mali idaresini denetlemeye yetkilidir.

(2) Meslek örgütleri her yıl bütçe tahminlerini ve nihai bütçe hesaplarını Sayıştay’a sunarlar.

(3) Sayıştay denetimi; aritmetik işlemlerinin doğruluğu, meri mevzuata uygunluk ve maliye yönetiminde yerindelik, verimlilik ve uygunluk perspektiflerinden gerçekleştirilir. Ancak bu denetim, meslek örgütlerinin, yasalarla atanmış profesyonel temsilcileri adına mali yönetimi gerçekleştiren yetkili organlarının aldığı bağlayıcı kararları kapsamaz.

(4) Sayıştay, denetim sonucunu varsa, meslek örgütünün kurucu organının (temsilci organ) bu sonuçla ilgili görüşüyle birlikte örgütün başkanına bildirir. Sayıştay denetim sonucunu ayrıca söz konusu meslek örgütünün gözetiminden sorumlu en üst makama da bildirir. Sayıştay raporları meslek örgütünün kurucu organına (temsilci organ) sunulduktan sonra yayımlanır.

Madde 127c.

Eyaletler kendi yetki alanlarına giren konularla ilgili olarak Sayıştay benzeri bir kurum kurarlar ise, Eyalet Anayasasında madde 126/a’nın birinci cümlesine karşılık gelen yönetmeliğin çıkartılması öngörülebilir. Bu durumda, madde 126/a’nın ikinci ve üçüncü cümleleri de uygulanır.

Madde 128.

Sayıştay’ın teşkilat ve faaliyetleri hakkındaki daha ayrıntılı hükümler Federal Kanunla düzenlenir.

Kısım VI.

Anayasal ve İdari Teminatlar

 

Madde 129.

İdarenin tüm işlemlerinin hukuka uygunluğunu teminat altına almaktan sorumlu makamlar, bağımsız idare mahkemeleri (tribunal) ve Viyana İdare Mahkemesidir.

  1. Eyalet Bağımsız İdare Mahkemeleri

 

Madde 129a.

(1) Bağımsız idare mahkemeleri aşağıda sayılanlarla ilgili müracaatlarda;

  1. Federal mali ceza davaları hariç, idari uyuşmazlıklarla ilgili davalarda;
  2. Federal mali ceza davaları hariç, doğrudan yürütme yetkisinin icrası ve cebir yoluyla haklarının ihlal edildiği iddiasında bulunan kişilerin şikayetlerinde;
  3. İdarenin hususi alanlarıyla ilgili olarak Federal veya Eyalet kanunları ile yetkilendirildikleri diğer konularda;
  4. Şikayetin özel hukuk davaları ya da eyalet vergi ceza hukuku ile ilgili olması kaydıyla, yukarıda 1 ve 3 numaralı bentlerde belirtilen hususlarda karar verme yükümlülüğünün ihlal edildiği iddiasına dayalı şikayetlerde; idari temyiz yollarının tüketilmesinden sonra hüküm verirler.

(2) Bir ilk derece merciinin kararlarının doğrudan doğruya bir bağımsız idare mahkemesinde temyiz edilebileceği hükmü, Federal Kanunlarla vazedilebilir. Dolaylı federal idarenin sorumluluk alanına giren konuların yanı sıra 11 ve 12’nci maddelerde düzenlenen konularla ilgili bu nitelikteki Federal Kanunlar ancak ilgili eyaletin mutabakatıyla yayımlanabilirler.

(3) 89’uncu madde hükümleri gerekli değişikliklerle bağımsız idare mahkemeleri için de uygulanır.

Madde 129b.

(1) Bağımsız idare mahkemeleri; bir Başkan, bir Başkanvekili ve gerekli sayıda üyeden oluşur. Eyalet Hükümeti mahkeme üyelerini en az altı yıl süreyle atar. Mahkemenin üyelerinin en az dörtte biri federasyonda görev yapan meslek mensupları arasından seçilmelidir.

(2) Bağımsız idare mahkemelerinin üyeleri madde 129/a ve 129/b hükümlerinde belirtilen görevlerini ifa ederken hiçbir kimseden talimat almazlar. Mahkeme üyeleri arasındaki görev dağılımı eyalet kanunlarında düzenlenmiş süreyle sınırlı olarak önceden belirlenir. Bir bağımsız idare mahkemesi üyesinin yetkisine bırakılan bir konu ancak, bu mahkeme üyesinin Mahkeme Başkanı tarafından görevden azledilmesiyle kendisinden alınabilir.

(3) Bağımsız idare mahkemelerinin üyeleri ancak, yasalarda belirtilen hallerde ve sadece bağımsız idare mahkemenin kararı ile görev süresinin hitamından önce görevlerinden azledilebilirler.

(4) Bağımsız idare mahkeme üyeleri hukukçu olmalıdırlar. Görev yaptıkları süre içerisinde görevlerini bağımsız şekilde yürüttükleri konusunda şüphe uyandıracak herhangi bir faaliyette bulunamazlar.

(5) Bağımsız idare mahkemeleri muhakeme usullerine göre, üyeler kararlarını müştereken ya da münferiden alırlar.

(6) Bağımsız idare mahkemelerinin teşekkülü ve üyelerinin hizmet esasları Eyalet Kanunuyla, muhakeme usulleri ise Federal Kanunla düzenlenir.

  1. Federal Bağımsız İltica Mahkemesi

 

Madde 129c.

(1) İltica davalarında yüksek temyiz makamı olarak görev yapmak üzere, Federal Kanunla bağımsız bir başka idari organ (Federal Bağımsız İltica Mahkemesi) da kurulabilir.

(2) Federal Bağımsız İltica Mahkemesi; bir Başkan, bir Başkanvekili ve gerekli sayıda üyeden oluşur. Üyeler, Federal Hükümetin önerisiyle Federal Cumhurbaşkanı tarafından atanırlar. Atamalar süresizdir.

(3) Federal Bağımsız İltica Mahkemesi üyeleri görevlerini ifa ederken hiçbir kimseden talimat almazlar. Eş yetkileri haiz üyelerden oluşan bir organ olarak görev yapan mahkemenin üyeleri arasındaki görev dağılımı yıllık olarak belirlenir. Bir üyenin yetkisine bırakılan bir konu ancak, bu mahkeme üyesinin Mahkeme Başkanı tarafından görevden azledilmesiyle kendisinden alınabilir.

(4) Göreve atanmış bir Federal Bağımsız İltica Mahkemesi üyesinin emekliye ayrılma yaşı kanunla belirlenir. Diğer hallerde, bir Federal Bağımsız İltica Mahkemesi üyesi ancak, yasalarda belirtilen hallerde ve sadece bağımsız idare mahkemesinin kararı ile görev süresinin hitamından önce görevlerinden azledilebilirler.

(5) Federal Bağımsız İltica Mahkemesi üyeleri hukukçu olmalıdırlar. Görev yaptıkları süre içerisinde görevlerini bağımsız şekilde yürüttükleri konusunda şüphe uyandıracak herhangi bir faaliyette bulunamazlar.

(6) 89’uncu madde hükümleri gerekli değişikliklerle Federal Bağımsız İltica Mahkemesi için de uygulanır.

(7) Detaylı hükümler Federal Kanunla düzenlenir. Özellikle, mahkemenin hangi davalarda müşterek oyla, hangi davalarda münferit oyla karar vereceği Federal Kanun hükümleriyle belirlenir.

  1. Danıştay

 

Madde 130.

(1) Danıştay;

  1. a) Bağımsız idare mahkemeleri dâhil, idari mercilerin kararlarının hukuksuzluğuna ilişkin; ya da
  2. b) Bağımsız idare mahkemeleri dâhil, idari mercilerin karar yükümlülüklerini ihlaline ilişkin;şikayetleri çözümler. Danıştay ayrıca, madde 81a’nın dördüncü fıkrası uyarınca yapılan şikâyetleri de çözümler.

(2) Mevzuatın idari mercii için bir bağlayıcı edim öngörmekten imtina ettiği ve tayin yetkisini idarenin kendisine bıraktığı ve idarenin, buna istinaden, takdir yetkisini kanunda öngörüldüğü gibi kullandığı hallerde, hukuka aykırılık mevcut değildir.

Madde 131.

(1) Bir idari merciinin kararları aleyhine hukuka aykırılık iddiası;

  1. Tüm temyiz yolları tükendikten sonra, kararın haklarını ihlal ettiği iddiasında olan herhangi bir kişi tarafından;
  2. 11 ve 12’nci maddeler ve 14’üncü maddenin iki ve üçüncü fıkraları, madde 14/a’nın üç ve dördüncü fıkralarda belirtilen konularda ve ayrıca bir eyalet ya da ilçe okul kurulu kararının komisyon kararına dayandığı ve tarafların hiçbir şekilde temyiz yoluyla ilgili karara itiraz haklarının bulunmadığı konularda, ilgili Federal Bakan tarafından;
  3. 15’inci maddenin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde belirtilen konularla ilgili olarak Federal Bakanın verdiği kararlar aleyhine, ilgili Eyalet Hükümeti tarafından ileri sürülebilir.

(2) Yukarıdaki birinci fıkrada belirtilen hallerin haricinde, hangi şartlarda bir idari merciinin kararı aleyhine kanuna aykırılık iddiasında bulunabileceği idarenin münferit alanlarıyla ilgili federal veya eyalet kanunlarında düzenlenir.

(3) Danıştay; özellikle bağımsız idare mahkemesinin, ya da Federal İhale Makamının kararı Danıştay’ın kararına uymaması gerekçesiyle, esasça ehemmiyetli bir hukuki meseleye dayanmayan, ya da bu nitelikteki bir kararın mevcut olmadığı, ya da çözümlenecek hukuki mesele hakkında idari ceza muhakemeleri usulüne uygun olarak henüz bir hüküm verilmediği, ya da sadece cüzi bir para cezasına hükmedildiği hallerde, çözümlenmek üzere kendisine tevdi edilmiş bir şikâyeti reddedebilir.

Madde 131a. (Mülga)

Madde 132.

Karar verme yükümlülüğünün ihlal edildiği iddiasını içeren şikayetler, idari davalarda karar verme yükümlülüğünün ifasını talep etme hakkına sahip bir tarafça ileri sürülebilir. İdari ceza davalarında, karar verme yükümlülüğünün ihlal edildiği iddiasını içeren şikayetlerin yapılabilmesi kabule şayan değildir. Bu hüküm, özel hukuk hükümlerine tabi davalar ile vergi ceza davaları için uygulanmaz.

Madde 133.

Aşağıda sayılan konular Danıştay’ın görev alanına girmez;

  1. Anayasa Mahkemesinin görevli olduğu konular;
  2. Mülga;
  3. Patent davaları;
  4. Eğer, bu makamın kurulmasını öngören Federal veya Eyalet Kanuna göre, söz konusu mahkeme (tribunal) en az bir hâkim üye içeriyorsa ve bu merciinin geri kalan üyeleri de hiçbir talimata değillerse ve bu mahkemenin kararları idare tarafından iptal edilemez, ya da değiştirilemez nitelikteyse ve bu şartlar sağlanmış olsa dahi, Anayasa Mahkemesi nezdinde şikayet konusu edilebileceği açıkça belirtilmemiş ise, nihai karar yetkisi bir mahkemeye ait olan davalar.

Madde 134.

(1) Danıştay; bir Başkan, bir Başkanvekili ve yeterli sayıda üyeden oluşur (daire başkanları ve mahkeme müşavirleri).

(2) Danıştay Başkanı, Başkanvekili ve üyeleri Federal Hükümetin önerisiyle Federal Cumhurbaşkanı tarafından atanırlar. Federal Hükümet, Başkan veya Başkanvekili ataması hariç, Danıştay genel kurulu tarafından bildirilen her açık üyelik için üç adayın ismine yer verilen bir listeye dayalı olarak önerisini sunar.

(3) Danıştay üyelerinin tamamı hukuk alanında eğitim görmüş olmalı, ya da adli veya politik bilimler alanında öğrenim görmüş olmalı, anılan eğitim dallarından birinden mezuniyetin şart olduğu bir meslekte en az on yıl mesleki tecrübeye sahip olmalıdır. Üyelerin asgari üçte biri adli görevlerde çalışabilmek için aranan şartları haiz olmalı, asgari üçte biri ise eyaletlerde görev yapan meslek mensupları arasında, mümkünse eyaletlerde idari hizmetlerde görev alanlar arasından seçilmelidirler.

(4) Federal Hükümetin, Eyalet Hükümetinin, ya da seçimle göreve getirilmiş bir meclisin üyeleri Danıştay üyesi olamazlar. Seçimle göreve getirilmiş bir meclisin belirli bir yasama veya görev süresi için seçilmiş olan üyeleri için, görevlerinden vaktinden önce ayrılmış olsalar dahi, bu kısıtlama, belirlenen yasama veya görev süresi sona ermeden ortadan kalmaz.

(5) Son dört yıl içerisinde yukarıdaki dördüncü fıkrada belirtilen görevlerden birini yürütmüş olan hiçbir kimse Danıştay’a Başkan veya Başkanvekili olarak atanamaz.

(6) Danıştay’ın bütün üyeleri profesyonel olarak istihdam edilmiş hâkimlerdir. Bunlar, 87’nci maddenin, bir ve ikinci fıkraları ile 88’inci maddenin ikinci fıkrası hükümlerine tabidirler. Danıştay üyeleri, kanun gereği, altmışbeş yaşını doldurdukları yılın 31 Aralık tarihinde kalıcı emeklilik listesine eklenirler.

Madde 135.

(1) Danıştay; Danıştay üyelerinin oluşturduğu Genel Kurul tarafından daireler kanalıyla hüküm verir.

(2) Mahkemenin iş yükü, Federal Kanunda belirtilen süreyle sınırlı olarak, Danıştay Genel Kurulu tarafından önceden Danıştay üyelerine dağıtılır.

(3) Bir Danıştay üyesinin yetkisine bırakılan bir dava ancak, bu Danıştay üyesinin görevden azledilmesiyle kendisinden alınabilir.

(4) 89’uncu madde hükümleri gerekli değişikliklerle Danıştay için de geçerlidir.

Madde 136.

Danıştay teşkilatı, görev kapsamı ve muhakeme usulleri özel bir Federal Kanunla ve bu kanuna dayalı olarak Danıştay Genel Kurulu tarafından çıkartılacak İçtüzükle düzenlenecektir.

  1. Anayasa Mahkemesi

 

Madde 137.

Anayasa Mahkemesi; mutat adli usuller dâhilinde çözümlenememiş, ya da bir idari merci kararıyla tasfiye edilememiş federasyon, eyaletler, İlçeler, belediyeler ve belediye birlikleri aleyhine ikame edilen maddi alacakları çözümler.

Madde 138.

(1) Anayasa Mahkemesi ayrıca;

  1. a) Mahkemeler ile idari merciler arasındaki;
  2. b) Danıştay ve diğer mahkemeler, özellikle Danıştay ve Anayasa Mahkemesinin kendisi arasındaki ve ayrıca normal mahkemeler ile diğer mahkemeler arasındaki;
  3. c) Eyaletlerin kendi aralarındaki ve ayrıca bir eyalet ile federasyon arasındaki yetki uyuşmazlıklarını çözümler.

(2) Anayasa Mahkemesi ayrıca, Federal Hükümetin ya da bir Eyalet Hükümetinin müracaatıyla, bir yasama veya yürütme işleminin federasyon, ya da eyaletten hangisinin sorumluluk sınırına girdiğini tayin eder.

Madde 138a.

(1) Anayasa Mahkemesi; Federal Hükümetin ya da bir Eyalet Hükümetinin müracaatıyla, 15’inci maddenin birinci fıkrasında kastedilen anlamda bir anlaşmanın mevcut olup olmadığını ve bu anlaşmadan doğan yükümlülüklerin, maddi talepler hariç olmak üzere, ifa edilip edilmediği belirler.

(2) 15’inci maddenin ikinci fıkrasında kastedilen anlamda bir anlaşmada buna ilişkin bir hüküm var ise, Anayasa Mahkemesi ayrıca, ilgili Eyalet Hükümetinin müracaatıyla, böyle bir anlaşmanın mevcut olup olmadığını ve bu anlaşmadan doğan yükümlülüklerin, maddi talepler hariç olmak üzere, ifa edilip edilmediği belirler.

Madde 139.

(1) Anayasa Mahkemesi, bir mahkemenin, bağımsız idare mahkemesinin, ya da Federal İhale Makamının müracaatıyla, bir federal ya da eyalet makamının çıkardığı kararnamelerin kanuna aykırı olup olmadığını hükme bağlar. Ancak, Anayasa Mahkemesi, bir derdest davada söz konusu kararnameyi esas alarak karar verecek ise, bu incelemeyi resen gerçekleştirir. Anayasa Mahkemesi ayrıca, bir Eyalet Hükümetinin çıkardığı kararnamenin hukuka aykırı olup olmadığını Federal Hükümetin müracaatıyla, bir Federal Hükümetin çıkardığı kararnamenin hukuka aykırı olup olmadığını bir eyaletin müracaatıyla ve bir belediyenin çıkardığı kararnamenin hukuka aykırı olup olmadığını ise, madde 119/a’nın altıncı fıkrası uyarınca bir belediyenin müracaatıyla hükme bağlar. Anayasa Mahkemesi ayrıca, şikâyete konu kararnamenin müracaat sahibine uygulanmış olması kaydıyla, bir kararnamenin şahsi haklarını doğrudan ihlal ettiği iddiasına sahip bir kişinin müracaatıyla, kararnamelerin hukuka aykırı olup olmadıklarını tayin eder. Mahkeme, bu tespiti yaparken herhangi bir yargı kararı almaz, ya da hüküm ihdas etmez. 89’uncu maddenin üçüncü fıkrası gerekli değişikliklerle bu türden müracaatlara uygulanır.

(2) Anayasa Mahkemesi nezdinde görülmekte olan, Anayasa Mahkemesinin yürürlükteki bir kararnameyi uygulamasını gerektiren bir davada, davacı davadaki amacına ulaşmış olsa dahi, kararnamenin hukuka uygunluk incelemesine yine de devam edilir.

(3) Anayasa Mahkemesi; ancak kararnamenin iptali açıkça talep edilmiş ise, ya da Mahkeme, bu kararnameyi bir derdest davada uygulayacak ise, bir kararnameyi hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edebilir. Anayasa Mahkemesi, kararnamenin bütünüyle;

  1. a) Hukuki bir temelden yoksun olduğu;
  2. b) Yetkisiz bir makam tarafından çıkartıldığı, ya da
  3. c) Kanuna aykırı şekilde yayımlandığı sonucuna varır ise; kararnamenin tamamının hukuka aykırılığına hükmedebilir. Ancak, bu hüküm, kararnamenin bütünüyle iptalinin, yukarıda birinci fıkranın son cümlesi uyarınca Mahkemeye müracaatta bulunan, ya da davası gereği bir kararnamenin hukuka uygunluk incelemesinin resen yapılması gerekmiş olan davacının hukuki menfaatlerine aykırı olması halinde, uygulanmaz.

(4) Bu kararname Anayasa Mahkemesinin kararını vereceği tarihte halîhazırda yürürlükten kaldırılmış ise ve resen ikame edilmiş olan, ya da bir mahkemenin, bir bağımsız idare mahkemesinin, bir federal ihale makamının, ya da kararnamenin hukuka aykırılığı sebebiyle haklarının ihlal edildiğini iddia eden bir kişinin müracaatıyla bir dava açılmış ise, Anayasa Mahkemesi söz konusu kararnamenin hukuka aykırı olup olmadığına hükmetmelidir. Yukarıdaki üçüncü fıkra hükümleri gerekli değişikliklerle uygulanır.

(5) Anayasa Mahkemesinin bir kararnamenin hukuka aykırılığına hükmeden kararı, federasyonun ya da eyaletin en yüksek idari makamına bu iptal kararını gecikmeksizin yayımlama yükümlülüğü doğurur. Bu hüküm, Mahkemenin yukarıda dördüncü fıkra uyarınca alacağı kararlar için de gerekli değişikliklerle uygulanır. İptal kararı, kararın yayımlandığı tarihten sonraki gün, eğer Anayasa Mahkemesi bunun için bir mühlet belirlememişse, en geç altı ay içerisinde, eğer iptal kararının yürürlüğe girebilmesi için hukuki tedbirlerin alınması gerekiyorsa, 18 ay içerisinde yürürlüğe girer.

(6) Eğer bir kararname hukuka aykırılık gerekçesiyle iptal edilmiş ise, ya da yukarıda dördüncü fıkra hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesi tarafından hukuka aykırılığına hükmedilmişse, tüm mahkemeler ve idari makamlar Anayasa Mahkemesinin bu kararıyla bağlı olacaklardır. Ancak, karar aşamasındaki davalar hariç olmak üzere, bu kararname, Mahkemenin iptal kararında aksine bir hüküm bulunmadıkça, iptal kararından önce ikame edilmiş davalar için uygulanmaya devam eder. Anayasa Mahkemesi, beşinci fıkra hükmüne göre iptal kararında bir mühlet belirlemişse, bu kararname, karar aşamasındaki davalar hariç, mühletin hitamından önce ikame edilmiş tüm davalara uygulanır.

Madde 139a.

Anayasa Mahkemesi, bir mahkemenin, bağımsız idare mahkemesinin, ya da Federal İhale Makamının müracaatıyla, yeniden düzenlenen bir kanuna (bir antlaşmanın) ilişkin ilanlarda kanuna aykırı olup olmadığını hükme bağlar. Ancak, Anayasa Mahkemesi, bir derdest davada yeniden yürürlüğe konan bu kanunu esas alarak karar verecek ise, bu incelemeyi resen gerçekleştirir. Anayasa Mahkemesi ayrıca, bir Eyalet Hükümetinin yürürlüğe koyduğu kanunların hukuka aykırı olup olmadığını Federal Hükümetin müracaatıyla, bir Federal Hükümetin yürürlüğe koyduğu kanunların hukuka aykırı olup olmadığını bir eyaletin müracaatıyla hükme bağlar. Anayasa Mahkemesi ayrıca, şikâyete konu kanunun müracaat sahibine uygulanmış olması kaydıyla, bir kanunun şahsi haklarını doğrudan ihlal ettiği iddiasına sahip bir kişinin müracaatıyla, bu kanunun hukuka aykırı olup olmadıklarını tayin eder. Mahkeme, bu tespiti yaparken herhangi bir yargı kararı almaz, ya da hüküm ihdas etmez. 59’uncu maddenin iki, üç ve beşinci fıkrası ve 139’uncu maddenin iki ila altıncı fıkraları arasında kalan hükümler gerekli değişikliklerle bu türden müracaatlara uygulanır.

Madde 140.

(1) Anayasa Mahkemesi; Danıştay’ın, Yüksek Mahkemenin, yetkili bir temyiz mahkemesinin, bir bağımsız idare mahkemesinin, ya da Federal İhale Makamının müracaatıyla, bir Federal veya Eyalet Kanununun anayasaya aykırı olup olmadığına hükmeder. Ancak, Anayasa Mahkemesi bir derdest davada bu kanunu uygulayacak ise, bu incelemeyi resen gerçekleştirir. Anayasa Mahkemesi ayrıca, Federal Hükümetin müracaatıyla bir Eyalet kanununun ve keza Eyalet Hükümetinin, Milli Konsey üyelerinin üçte birinin, ya da Federal Konsey üyelerinin üçte birinin müracaatıyla Federal Kanunların anayasaya aykırı olup olmadığına hükmeder. Eyalet Anayasasında, Eyalet Meclisi üyelerinin üçte birinin müracaatıyla eyalet kanunlarının anayasaya aykırılık itirazında bulunulabileceği hükmü vazedilebilir. Anayasa Mahkemesi ayrıca, şikâyete konu kanunun müracaat sahibine uygulanmış olması kaydıyla, bir kanunun şahsi haklarını doğrudan ihlal ettiği iddiasına sahip bir kişinin müracaatıyla, kanunların anayasaya aykırı olup olmadıklarını tayin eder. Mahkeme, bu tespiti yaparken herhangi bir yargı kararı almaz, ya da hüküm ihdas etmez. 89’uncu maddenin üçüncü fıkrası gerekli değişikliklerle bu türden müracaatlara uygulanır.

(2) Anayasa Mahkemesi nezdinde görülmekte olan, Anayasa Mahkemesinin yürürlükteki bir kanunu uygulamasını gerektiren bir davada, davacı davadaki amacına ulaşmış olsa dahi, kanunun anayasaya uygunluk incelemesine yine de devam edilir.

(3) Anayasa Mahkemesi; ancak kanunun iptali açıkça talep edilmiş ise, ya da Mahkeme, bu kanunu bir derdest davada uygulayacak ise, bir kanunu anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edebilir. Anayasa Mahkemesi, kanunun tamamının yetkisiz bir makam tarafından çıkartıldığı, ya da kanuna aykırı şekilde yayımlandığı sonucuna varır ise; kanunun tamamının anayasaya aykırılığına hükmedebilir. Ancak, bu hüküm, kanunun bütünüyle iptalinin, yukarıda birinci fıkranın son cümlesi uyarınca Mahkemeye müracaatta bulunan, ya da davası gereği bir kanunun hukuka uygunluk incelemesinin resen yapılması gerekmiş olan davacının hukuki menfaatlerine aykırı olması halinde, uygulanmaz.

(4) Bu Kanun Anayasa Mahkemesinin kararını vereceği tarihte hâlihazırda yürürlükten kaldırılmış ise ve resen ikame edilmiş olan, ya da bir mahkemenin, bir bağımsız idare mahkemesinin, bir Federal İhale Makamının, ya da kanunun anayasaya aykırılığı sebebiyle haklarının ihlal edildiğini iddia eden bir kişinin müracaatıyla bir dava açılmış ise, Anayasa Mahkemesi söz konusu kanunun anayasaya aykırı olup olmadığına hükmetmelidir. Yukarıdaki üçüncü fıkra hükümleri gerekli değişikliklerle uygulanır.

(5) Anayasa Mahkemesinin bir kanunun anayasaya aykırılığına hükmeden kararı, Federal Şansölye ya da yetkili Vali bakımından bu iptal kararını gecikmeksizin yayımlama yükümlülüğü doğurur. Bu hüküm, Mahkemenin yukarıdaki dördüncü fıkra uyarınca alacağı kararlar için de gerekli değişikliklerle uygulanır. İptal kararı, eğer Anayasa Mahkemesi bunun için bir mühlet belirlememişse, kararın yayımlandığı tarihten sonraki gün yürürlüğe girer. Bu mühlet on sekiz ayı aşamaz.

(6) Eğer bir kanun anayasaya aykırılık gerekçesiyle iptal edilmiş ise, Anayasa Mahkemesinin anayasaya aykırılığına hükmettiği kanun ile yürürlüğü iptal edilen yasal hükümler, iptal kararında aksine bir hüküm bulunmadıkça, yürürlükten kaldırma kararının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden yürürlüğe girer. Kanunun iptal kararının ilânında ayrıca herhangi bir hükmün yeniden yürürlüğe girip girmeyeceği ve hangi hükümlerin yeniden yürürlüğe gireceği de belirtilir.

(7) Eğer bir kanun anayasaya aykırılık gerekçesiyle iptal edilmiş ise, ya da yukarıdaki dördüncü fıkra hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesi tarafından anayasaya aykırılığına hükmedilmişse, tüm mahkemeler ve idari makamlar Anayasa Mahkemesinin bu kararıyla bağlı olacaklardır. Ancak, karar aşamasındaki davalar hariç olmak üzere, bu kanun, Mahkemenin iptal kararında aksine bir hüküm bulunmadıkça, iptal kararından önce ikame edilmiş davalar için uygulanmaya devam eder. Anayasa Mahkemesi, beşinci fıkra hükmüne göre iptal kararında bir mühlet belirlemişse,  bu kanun, karar aşamasındaki davalar hariç, mühletin hitamından önce ikame edilmiş tüm davalara uygulanır.

Madde 140a.

(1) Anayasa Mahkemesi antlaşmaların anayasaya aykırılıklarına hükmedebilir. 50’nci madde uyarınca Milli Konsey tarafından onaylanmış antlaşmalar ile 16’ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca kanunlarda değişiklik yapılmasını gerektiren, ya da kanunları tadil eden antlaşmalar 140’ıncı madde hükümlerine tabidir. Bunun dışında kalan diğer tüm antlaşmalar 139’uncu madde hükümlerine tabidir. Şu farkla ki, antlaşmaların icrasından sorumlu makamlar, Anayasa Mahkemesinin hukuka ya da anayasaya aykırılığına hükmettiği antlaşmaları, Anayasa Mahkemesi antlaşmanın geriye dönük olarak uygulanmaya devam edeceği mühleti belirlemedikçe, hükmin yayımlandığı tarihten itibaren uygulamaya son verirler. 50’nci maddede belirtilen antlaşmalar ile 16’ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca kanunlarda değişiklik yapılmasını gerektiren, ya da kanunları tadil eden antlaşmalar için bu mühlet iki yılı, tüm diğer antlaşmalar için ise bir yılı aşamaz.

(2) Anayasa Mahkemesi bir antlaşmanın hukuka ya da anayasaya aykırılığına hükmetmiş ise, bu antlaşmayla ilgili olarak 65’inci maddenin birinci fıkrası uyarınca Federal Cumhurbaşkanı tarafından çıkartılmış bir yönetmelik ve 50’nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca Milli Konsey tarafından alınan bir karar, Anayasa Mahkemesinin kararının yayımlandığı tarihten sonraki gün yürürlükten kalkar.

Madde 141.

(1) Anayasa Mahkemesi;

  1. a) Federal Cumhurbaşkanının seçimine ve millet meclislerinin, ya da meslek birlikleri kurucu makamlarının (temsilci organlarının) seçimlerine ilişkin itirazları;
  2. b) Bir Eyalet Hükümetinin seçimleri ve yürütme yetkisini haiz mahalli idarelerin seçimlerine ilişkin itirazları;
  3. c) Üyeliğin boşalması sebebiyle bir millet meclisinin müracaatını; Avusturya Cumhuriyeti’nin Avrupa Parlamentosundaki üyeliklerinden birinin boşalması sonucunda Avusturya Cumhuriyeti’nin Avrupa Parlamentosundaki üyelerinin en az onbirinin yapacakları müracaatı;
  4. d) Bir meslek birliğinin kurucu makamının (temsilci organının) bu makamda görev yapan bir üyesinin görevden ayrılması sonucu yapacağı müracaatı;
  5. e) Seçimleri düzenleyen Federal veya Eyalet kanunlarında üyeliğin bir idari merciinin kararıyla düşebileceği hükmü bulunuyor olması ve tüm hukuk yollarının tüketilmiş olması kaydıyla; bir millet meclisindeki, ya da yürütme yetkisini haiz bir belediye organındaki, ya da bir meslek birliğinin kurucu makamındaki (temsilci organındaki) üyeliğin sona ermesini doğuran bir hüküm aleyhine yapılan itirazları karara bağlar. İtiraz (müracaat); Avrupa Parlamentosu, yürütme yetkisini haiz bir mahalli idare organı, bir yasal meslek kuruluşunun kurucu makamının (temsilci organının) seçiminde izlenen seçim usulünün usulsüzlüğüne, ya da anılan organlardaki üyeliğin kaybedilmesi sonucunu doğrudan kanunda belirtilmiş bir başka sebebe dayandırılabilir. Anayasa Mahkemesi, iddia olunan usulsüzlük kanıtlanır ise ve bu usulsüzlük seçim sonucunu etkilemiş ise, seçimle ilgili itirazı kabul eder. İdari merciler nezdinde görülen davalarda, seçimle göreve getirilmiş meclisler ya da yasal meslek birliği davacı statüsündedir.

(2) Yukarıdaki 1 numaralı bentte belirtilen itiraz kabul edilir ve seçimle göreve getirilmiş meclis, ya da Avrupa Parlamentosu, ya da bir yasal meslek birliğinin kurucu makamı (temsilci organı) seçiminin tamamen ya da kısmen yenilenmesi gerekirse, söz konusu meclisin ilgili üyesi, Anayasa Mahkemesinin kararının yayımlandığı tarihten itibaren yüz gün içerisinde yapılması gereken seçimle yerine seçilen kişinin göreve başladığı tarihten itibaren üyelik statüsünü yitirir.

(3) Halk oylaması, plebisit veya referandum sonuçları hakkındaki itirazlarda Anayasa Mahkemesinin hangi esaslara dayalı olarak karar alacağı Federal Kanunla belirlenir. Federal Kanunda ayrıca, bir itiraz olasılığı karşısında, referandumda oylanan bir kanunun yayımlanmadan önce ne kadar süreyle bekletilebileceği de Federal Kanunla düzenlenebilir.

Madde 142.

(1) Anayasa Mahkemesi, resmi görev kusurlarından doğan kanun ihlallerini konu alan ve Federasyonun ve Eyaletlerin en yüksek makamlarının anayasal sorumluluklarına atıfta bulunulan davaları çözümler.

(2) Dava;

  1. a) Federal Anayasasının ihlal edildiği iddiasıyla, Federal Meclisin oyuyla, Federal Cumhurbaşkanı aleyhine;
  2. b) Hukukun ihlal edildiği iddiasıyla, Milli Konseyin oyuyla, Federal Hükümet üyelerine ve sorumlulukları bakımından Federal Hükümet üyeleriyle aynı düzeyde bulunan diğer organlar aleyhine;
  3. c) Yasama yetkisinin Federasyona bırakıldığı konularda, hukukun ihlal edildiği iddiasıyla, Milli Konseyin oyuyla; yasama yetkisinin Eyaletlere ait olduğu konularda, hukukun ihlal edildiği iddiasıyla, tüm Eyalet Meclislerinin aynı lafız ile kabul edecekleri oylarla, Konsey’deki Avusturya temsilcisi aleyhine;
  4. d) Hukukun ihlal edildiği iddiasıyla, yetkili Eyalet Meclisinin oyuyla, bir Eyalet Hükümetinin üyeleri ve meri kanunun ya da Eyalet Anayasasının hükümleri uyarınca görevce Eyalet Hükümeti üyeleriyle aynı statüde olan diğer organlar aleyhine;
  5. e) Hukukun ihlal edildiği ve dolaylı Federal idare ile ilgili konuları düzenleyen Federal kararnamelere veya diğer yönergelere (talimatlara) uyulmadığı iddiasıyla, Federal Hükümetin oyuyla, bir Vali, Vali vekili (madde 105/1) veya Eyalet Hükümetinin bir üyesi (103’üncü maddenin iki ve üçüncü fıkraları) aleyhine; ayrıca bu konularda Valinin vereceği talimatlara uyulmadığı iddiasıyla bir Eyalet Hükümeti üyesi aleyhine;
  6. f) Hukukun ihlal edildiği iddiasıyla, Federal Hükümetin oyuyla, kendi sorumluluk sınırları içerisinde federal icra yetkisinin alanına giren görevleri ifa etmiş olmaları kaydıyla, Federal Başkent Viyana’nın resmi makamları aleyhine;
  7. g) 14’üncü maddenin sekizinci fıkrası uyarınca verilmiş bir talimata uygun hareket etmediği iddiasıyla, Federal Hükümetin oyuyla, bir Vali aleyhine;
  8. h) Hukukun ihlal edildiği ve Federal kararnamelere veya diğer yönergelere (talimatlara) uyulmadığı iddiasıyla, Federal Hükümetin oyuyla, bir Eyalet okul kurulunun başkanı ya da icra kurulu başkanı aleyhine;
  9. i) Hukukun ihlal edildiği ve 11’inci maddenin birinci fıkrasının 7 numaralı bendinde belirtilen konularla ile ilgili Federal kararnamelere veya diğer yönergelere (talimatlara) uyulmadığı, ya da 11’inci maddenin dokuzuncu fıkrasında belirtilen yetkilerin kullanımının engellendiği iddiasıyla, Milli Konsey veya Federal Konseyin oyuyla, bir Eyalet Hükümet üyesi aleyhine açılabilir.

(3) Yukarıdaki ikinci fıkranın (e) bendi uyarınca, Federal Hükümet sadece bir Vali, ya da Vali vekili aleyhine bir dava ikame eder ise ve 103’üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilenden dolaylı Federal idarenin alanına giren konularla ilgili olarak bir Eyalet Hükümet üyesinin de yukarıdaki ikinci fıkranın (e) bendinde kastedilen anlamda suçlu olduğu tespit edilir ise, Federal Hükümet, derdest bir davada hüküm verilmeden önce her an, davasını söz konusu Eyalet Hükümet üyesini de kapsayacak şekilde genişletebilir.

(4) Anayasa Mahkemesi kararında görevden alınmaya ve özellikle daha ciddi hallerde geçici süreyle siyasi haklardan men edilmeye hükmedebilir. Yukarıdaki ikinci fıkranın, (c), (e), (g) ve (h) bentlerinde belirtilen ikinci derece hukuk ihlallerinde ise, kararında sadece hukukun ihlal edildiğini belirtmekle yetinebilir. Eyalet okul kurulu başkanının görevden alınması, başkanın madde 81/a’nın üçüncü fıkranın (b) bendiyle bağlantılı görevlerinden de alınması sonucunu doğurur.

(5) Federal Cumhurbaşkanı 65’inci maddenin ikinci fıkrasının (c) bendiyle kendisine tanınan hakkı sadece, seçimle göreve getirilmiş meclisin, ya da dava açılmasını oylamış bir temsilci organın talebi üzerine icra edebilir. Ancak, davanın açılması için oylama Federal Hükümet tarafından gerçekleştirilmiş ise, bu hakkı Federal Hükümetin talebi üzerine ve her halükarda davalının onayı ile uygular.

Madde 143.

142’nci maddede belirtilen kişiler aleyhine ayrıca, itham olunacak kişinin göreviyle bağlantılı ceza davalarındaki edimleri gerekçesiyle de dava açılabilir. Bu tür davalar münhasıran Anayasa Mahkemesinin yetkisindedir. Olağan ceza mahkemeleri nezdinde hâlihazırda sürdürülen tüm kovuşturmalar Anayasa Mahkemesine devredilir. Anayasa Mahkemesi, bu türden davalarda, 142’nci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerinin yanı sıra ceza kanunu hükümlerini de uygulayabilir.

Madde 144.

(1) Anayasa Mahkemesi; başvuru sahibinin, ilgili kararın başvuru sahibinin anayasal haklarını ihlal ettiği, ya da başvuru sahibinin şahsi haklarının hukuka aykırı bir kararname, yeniden yayımlanan bir kanunun (bir antlaşmanın) hukuka aykırı olarak yürürlüğe girmiş olması, anayasaya aykırı bir kanun, ya da hukuka aykırı bir antlaşma ile ihlal edildiği iddiasında bulunması kaydıyla, idari makamların kararları hakkında hüküm verir. Şikayet ancak, bununla ilgili yasal yollar tamamen tüketilmiş ise yapılabilir.

(2) Anayasa Mahkemesi; makul şartlarda şikâyetin sonuca ulaşma şansını görmemiş ise, ya da karardan bir anayasal meseleyi halletmesi beklenmiyor ise, yargılamadan önce bir şikâyeti reddedebilir. Görülecek davanın 133’üncü madde hükmüne göre Danıştay’ın yetkisi dışında bırakıldığı hallerde, davanın reddi kabule şayan değildir.

(3) Anayasa Mahkemesi; şikâyete konu kararın yukarıdaki birinci fıkrada kastedilen anlamdaki bir hakkı ihlal etmediğini tespit eder ve görülecek dava 133’üncü madde hükmüne göre Danıştay’ın yetkisi dışında bırakılmamış ise, bu karar ile başvuru sahibinin bir başka hakkının ihlal edilip edilmediğinin tespiti için, başvuru sahibinin talebiyle bu şikâyeti Danıştay’a havale eder. Yukarıdaki ikinci fıkrada belirtilen kararlar için de bu fıkra hükmü gerekli değişikliklerle uygulanır.

Madde 145.

Anayasa Mahkemesi bir özel Federal Kanun hükümlerine göre, uluslar arası hukuk ihlalleri hakkında hüküm verir.

Madde 146.

(1) Anayasa Mahkemesinin madde 126/a, 127/c ve 137’nci madde hükümlerine göre vereceği hükümler adli yargı mercileri tarafından tenfiz edilir.

(2) Anayasa Mahkemesinin diğer hükümlerinin tenfizinden Federal Cumhurbaşkanı sorumludur. Anayasa Mahkemesinin diğer hükümleri, Federal Cumhurbaşkanının talimatına uygun olarak, Federal Ordu dâhil, Federal Cumhurbaşkanının kararıyla bu amaçla atanmış federal ya da eyalet makamlarınca uygulanır. Anayasa Mahkemesi bu hükümlerinin tenfizini Federal Cumhurbaşkanından talep eder. Bu hükümlerin federasyon ya da federal makamlar karşısında tenfizi gerekiyorsa, Federal Cumhurbaşkanının yukarıdaki anılan talimatları için 67’nci maddeye göre müşterek imza şartı aranmaz.

Madde 147.

(1) Anayasa Mahkemesi; bir Başkan, bir Başkanvekili, on iki üye ve altı yedek üyeden oluşur.

(2) Başkan, Başkanvekili, altı üye ve üç yedek üye Federal Hükümetin önerisiyle Federal Cumhurbaşkanı tarafından atanırlar. Bu üyeler ve yedekleri hâkimler, idare memurları ve hukuk profesörleri arasından seçilirler. Geriye kalan altı üye ve üç yedek üye ise, Milli Konseyin üç asil ve iki yedek üyelik için göstereceği adaylar arasından ve Federal Konseyin üç asil ve bir yedek üyelik için göstereceği adaylar arasından Federal Cumhurbaşkanı tarafından seçilir. Üç asil ve iki yedek üye Federal Başkent Viyana’nın dışında ikamet etmelidir. Fiilen görevlerine devam etmekte olan ve asil ya da yedek üyeliğe seçilmiş idare memurları, maaşları kesilerek, tüm resmi görevlerinden muaf tutulurlar. Bu muafiyet dönemi müddetince, ifası için talimatlara tabi oldukları tüm görevlerden ibra edilerek yedek üye olarak atanmış idare memurları için bu hüküm uygulanmaz.

(3) Anayasa Mahkemesinin Başkanı, Başkanvekili ve diğer asil ve yedek üyelerinin tamamı hukuk alanında eğitim görmüş olmalı, ya da adli veya politik bilimler alanında öğrenim görmüş olmalı, anılan eğitim dallarından birinden mezuniyetin şart olduğu bir meslekte en az on yıl mesleki tecrübeye sahip olmalıdır.

(4) Sayılanlar Anayasa Mahkemesine üye olamazlar: Federal Hükümet veya Eyalet Hükümeti üyeleri, ayrıca Milli Konsey ve Federal Konsey veya diğer seçimle göreve getirilmiş meclis üyeleri; belirli bir yasama dönemi veya görev süresi için seçimle göreve getirilmiş bir meclise seçilmiş üyeler için, bu kısıtlama yasama dönemi sona erinceye, ya da görev süresi doluncaya kadar devam eder. Son olarak, bir siyasal partide çalışan ya da idarecilik yapan hiçbir kimse Anayasa Mahkemesine üye olamaz.

(5) Son dört yıl içerisinde yukarıdaki dördüncü fıkrada belirtilen görevlerden birini yürütmüş olan hiçbir kimse Anayasa Mahkemesine Başkan veya Başkanvekili olarak atanamaz.

(6) 87’nci maddenin bir ve ikinci fıkrası ile 88’inci maddenin ikinci fıkra hükümleri Anayasa Mahkemesinin asil ve yedek üyelerini kapsar. Detaylı hükümler 148’inci madde uyarınca çıkartılacak Federal Kanunla düzenlenecektir. Bir hâkimin yetmişinci yaşını doldurduğu yılın 31 Aralık tarihi, o hâkimin Anayasa Mahkemesindeki görevinden emeklilik tarihidir.

(7) Anayasa Mahkemesinin bir asil ya da yedek üyesi, geçerli bir mazeret olmaksızın, Anayasa Mahkemesinin herhangi bir oturumuna katılım talebini dikkate almaz ise, Anayasa Mahkemesi, bu üyenin savunmasını aldıktan sonra bu keyfiyeti resmi olarak tespit edecektir. Bu keyfiyetin tespiti, asli ya da yedek üyelik statüsünün kaybını gerektirir.

Madde 148.

Anayasa Mahkemesinin teşekkülü ve muhakeme usulleri bir Federal Kanun ve Anayasa Mahkemesi tarafından buna istinaden yayımlanacak İçtüzükle düzenlenecektir.

Kısım VII.

Ombudsman (Kamu Denetçiliği) Kurulu

 

Madde 148a.

(1) Herkes, şahsi hak sahibi olarak gerçekleştirdiği faaliyetler dâhil, Federasyonun kötü yönetiminden mağdur olmuş olması ve başka bir hukuki yola başvurma imkanı kalmamış olması kaydıyla, kötü yönetim iddiasıyla Federasyon aleyhine ombudsman kuruluna (Halk Şikayetleri Komisyonu) şikayette bulunabilir. Bu şikayetlerin tamamı ombudsman kurulu tarafından soruşturulmalıdır. Şikâyet sahibi; şikâyetin sonucu ve gerekiyorsa, hangi işlemlerin gerçekleştirildiği hakkında bilgilendirilir.

(2) Ombudsman Kurulu; şahsi hak sahibi olarak gerçekleştirdiği faaliyetler dâhil, Federasyonun kötü yönetiminden şüphelenmesi halinde, bu şüphelerini resen soruşturabilir.

(3) Ombudsman Kurulu ayrıca, Milli Konseye sunulacak dilekçelerin ve kamuoyu yoklamalarının hazırlanmasından da sorumludur. Konuya ilişkin detaylar Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Federal Kanun ile düzenlenir.

(4) Ombudsman Kurulu görevlerini bağımsız şekilde yürütülür.

Madde 148b.

(1) Tüm Federal, Eyalet ve belediye makamları Ombudsman Kuruluna görevini ifa ederken yardımcı olurlar, kayıtlarını incelemesine müsaade ederler ve talebi üzerine gerekli bilgileri sağlarlar. Ombudsman Kurulunun görevleri bakımından resmi gizlilik karşı iddiasında bulunulamaz.

(2) Ombudsman Kurulu görevlerini yerine getirirken, bilgi talep ettiği makamla aynı derecede resmi gizliliğe riayet etmelidir. Ancak, Ombudsman Kurulu, sadece ilgili tarafların menfaatleri, ya da ulusal güvenlik gereği olarak talep edilmişse, Milli Konseye sunacağı raporlarda resmi gizliliğe tabidir.

Madde 148c.

Ombudsman Kurulu; belirli bir başvuru için veya başvuru sebebiyle alınacak tedbirler hakkında, idari yetkilerle donatılmış en yüksek Federal mercilere önerilerde bulunabilir. Özerk idare, ya da vesayete tabi olmayan kurum eliyle yönetim konularında, Ombudsman Kurulu, özerk idareye, ya da vesayete tabi olmayan kuruma önerilerde bulunabilir. Keza, bu öneriler, Federasyonun en yüksek idari merciinin dikkatine sunulur ve ilgili mercii Federal Kanunda belirtilen mühlet içerisinde ya bu önerinin gereğini yerine getirmeli, ya da önerinin gereğini yerine getirmeme sebeplerini yazılı olarak Ombudsman Kuruluna bildirmelidir.

Madde 148d.

Ombudsman Kurulu, Milli Konsey ve Federal Konseye her yıl faaliyetleri hakkında rapor sunar. Ombudsman Kurulu üyeleri Milli Konsey ve Federal Konsey ile bunların komisyonlarının (alt komisyonlarının) Ombudsman Kurulunun raporları hakkındaki görüşmelerine katılabilir ve katıldıkları her görüşmede talep etmeleri halinde görüşlerini bildirebilirler. Ombudsman Kurulunun üyeleri ayrıca, Federal Mali Kanun taslağının Ombudsman Kurulunu ilgilendiren bölümlerinin görüşüldüğü Milli Konseyi ve alt komisyonlarında da bu hakka sahiptirler. Konuyla ilgili detaylar Milli Konsey İç Tüzüğü Hakkında Federal Kanun ve Federal Konsey İçtüzüğü ile düzenlenir.

Madde 148e.

Anayasa Mahkemesi; Ombudsman Kurulunun başvurusuyla, bir Federal makamın kararnamelerinin hukuka aykırılığına hükmedebilir.

Madde 148f.

Ombudsman Kurulu ile Federal Hükümet, ya da bir Federal Bakan arasında yasal hükümlerin uygulanması konusunda anlaşmazlık bulunuyor ise, Anayasa Mahkemesi, Federal Hükümetin ya da Ombudsman Kurulunun başvurusuyla meseleyi kapalı oturumda çözümler.

Madde 148g.

(1) Ombudsman Kurulunun merkezi Viyana’dadır ve biri kurulun sözcüsü olarak görev yapacak üç üyeden oluşur. Görev süresi altı yıldır. Ombudsman Kurulu üyelerinin yeniden seçilmeleri kabule şayan değildir.

(2) Ombudsman Kurulu üyeleri, Ana Komisyonun üye tam sayısının en az yarısının katılımıyla belirleyeceği müşterek öneriye dayalı olarak Milli Konsey tarafından seçilir. Milli Konseyde en yüksek oya sahip üç siyasal parti bir üyelik için aday gösterebilir. Ombudsman Kurulu üyeleri göreve başlamadan önce Federal Cumhurbaşkanı önünde yemin ederler.

(3) Ombudsman Kurulunun sözcüsü rotasyon esasına göre her yıl değişmektedir. İlk dönem sözcülüğü, Parlamento’da en fazla üyeye sahip olan siyasal partinin seçtiği ombudsman tarafından yerine getirilir. Rotasyon sırası Ombudsman Kurulunun görev süresi boyunca değişmez.

(4) Ombudsman Kurulu üyelerinden herhangi biri görev süresi sona ermeden görevinden ayrılırsa, bu üyeyi aday gösteren Milli Konseyde temsil edilen parti üyelik için yeni bir aday belirler. Geriye kalan görev süresi için yapılacak yeni seçim yukarıdaki ikinci fıkra hükmü uyarınca gerçekleştirilir.

(5) Ombudsman Kurulu üyeleri Milli Konseye seçilmek için aranan şartları taşımalıdırlar. Görevde bulundukları süre boyunca ne Federal Hükümete, ne de bir Eyalet Hükümetine, ya da seçimle göreve getirilmiş bir meclise üye olamazlar ve başka bir meslekle iştigal edemezler.

Madde 148h.

(1) Ombudsman Kurulunun memurları Ombudsman Kurulunun sözcüsünün önerisi ve müşterek imzasıyla Federal Cumhurbaşkanı tarafından atanırlar. Ancak, Federal Cumhurbaşkanı Ombudsman Kurulunun sözcüsüne belirli kategorilerdeki görevlere atama yapma yetkisi verebilir. Yardımcı personel Ombudsman Kurulu sözcüsü tarafından atanır. Sözcü, bu bağlamda, en üst merciidir ve bu yetkilerini bağımsız şekilde kullanır.

(2) Federasyonun Ombudsman Kurulu üyelerinin görevlerini gözetim yetkisi Ombudsman Kurulu sözcüsü tarafından icra edilir.

(3) Ombudsman Kurulu içtüzüğünü ve hangi görevlerin üyeleri tarafından bağımsız şekilde yürütüleceğini düzenleyen iş dağılımını kendisi kararlaştırır. İçtüzük ve iş dağılımın kabulü için Ombudsman Kurulu üyelerinin oybirliği gerekmektedir.

Madde 148i.

(1) Eyaletler, Eyalet anayasası uyarınca, Ombudsman Kurulunu ayrıca, özellikle Eyaletin yürütme yetkisinde olan alanlarda da yetkili ilan edebilirler. Bu hallerde, madde 148e ve 148f hükümleri gerekli değişikliklerle uygulanır.

(2) Eyaletler, Eyaletin idaresi alanında Ombudsman Kuruluyla benzer görevlere sahip kurumlar oluşturmuşlarsa, Eyalet anayasasında yukarıdaki madde 148e ve 148f hükümlerine mukabil hükümler vazedilebilir.

Madde 148j.

Bu bölümün yorumlanmasıyla ilgili detaylı hükümler Federal Kanunla düzenlenir.

Kısım VIII.

Son Hükümler

 

Madde 149.

(1) Bu kanunun yanı sıra, bu kanunun gerektirdiği değişikliklerle birlikte, aşağıda sayılan kanunlar 44’üncü maddenin birinci fıkrasında kastedilen anlamda anayasal kanun olarak addedilirler;

Devlet Danışma Meclisinde temsil edilen krallıklar ve eyaletlerdeki vatandaşların genel hakları hakkında 21 Aralık 1867 tarih ve RGBI 142 sayılı Temel Kanun;

Kişisel özgürlüklerin korunması hakkında 27 Ekim 1862 tarih ve RGBI 88 sayılı Kanun;

Geçici Ulusal Meclisin 30 Ekim 1918 tarih ve StGBI 3 sayılı Kararı;

Hapsburg-Lorraine Hanedanlığı’nın sürgün cezası ve yurt dışına çıkartılması hakkında 3 Nisan 1919, StGBI 209 sayılı Kanun;

Soyluluk unvanlarının, laik şövalyelik unvanlarının, hanım ve beyleri ayırmakta kullanılan hitapların ve bazı unvan ve doğuştan gelen asalet belirten isimlerin kaldırılması hakkında 3 Nisan 1919 tarih ve StGBI sayılı Kanun;

1920 tarih ve StGBI 303 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 10 Eylül 1919 tarihli Saint-German Antlaşması Kısım III Bölüm V;

(2) 21 Aralık 1867 tarih ve RGBI 142 sayılı Kanunun 20. Maddesi ve Mezkur Madde uyarınca çıkartılan 5 Mayıs 1869 tarih ve RGBI 66 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.

Madde 150.

(1) Bu kanuna istinaden çıkartılacak Federal Anayasaya geçiş süreci, bu kanunla eş zamanlı olarak yürürlüğe girecek özel bir kanunla düzenlenecektir.

(2) Federal anayasal hükümlerin yeni haline göre çıkartılacak kanunlar bu değişikliği gerektiren anayasal kanunun ilânından itibaren çıkartılabilirler. Ancak, bu hükümler, sadece yeni federal anayasal hükümlerin yürürlüğe girmesiyle birlikte ilk kez uygulanmaya başlamaları için gerekli olan tedbirleri düzenleme amacıyla çıkartılmadıkça, yeni federal anayasal hükümler yürürlüğe girmeden yürürlüğe giremezler.

Madde 151.

(1) 1991 tarih ve 565 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış Federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle, madde 78d ve 118’inci maddenin sekizinci fıkrası 1 Ocak 1992 tarihinde yürürlüğe girer. 1 Ocak 1992 tarihi itibariyle görevde bulunan mevcut mahalli idare kolluk kuvvetleri bu hükümlerden etkilenmez. Bu hüküm 1 Ocak 1992 tarihinde yürürlüğe girer.

(2) 1991 tarih ve 565 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış Federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle, 10’uncu maddenin birinci fıkrasının       7 numaralı bendi, madde 52/a, madde 78/a ila 78/c ve 102’nci maddenin ikinci fıkrası ile Üçüncü Kısım 102’nci maddenin başlığındaki değişiklikler                 1 Mayıs 1993 tarihinde yürürlüğe girer.

(3) 102’nci maddenin beşinci fıkrasının ikinci cümlesinin yanı sıra altı ve yedinci fıkraları 30 Nisan 1993 günü gece yarısından itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. 102’nci maddenin ikinci fıkrasında geçen “mahalli kamu idaresi hariç” ifadesi 30 Nisan 1993 günü gece yarısından itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.

(4) 1992 tarih ve 470 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle, 26’ncı madde, 41’inci maddenin ikinci fıkrası, madde 49/b’nin üçüncü fıkrası, 56’ncı maddenin iki ila dördüncü fıkraları arasında kalan hükümler, 95’inci maddenin bir ila üçüncü fıkraları arasında kalan hükümler, 96’ncı maddenin üçüncü fıkrası ve ayrıca 56’ncı maddenin birinci fıkrasına eklenen yeni madde numarası, 1 Mayıs 1993 tarihinde yürürlüğe girer.

(5) 1992 tarih ve 868 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle, 54’üncü madde 1 Ocak 1993 tarihinde yürürlüğe girer.

(6) 1993 tarih ve 508 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle, aşağıda belirtilen hükümler aşağıda belirtilen tarihlerde yürürlüğe girerler;

  1. 10’uncu maddenin birinci fıkrasının 9 numaralı bendi, 11’inci maddenin birinci fıkrasının 7 numaralı bendinin yanı sıra 11’inci maddenin altı, yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları 1 Temmuz 1994 tarihinde;
  2. 28’inci maddenin beşinci fıkrası, 52’nci maddenin ikinci fıkrası, daha önce 52’nci maddenin iki ve üç olarak düzenlenmiş fıkralarının üç ve dördüncü fıkra olarak düzenlenmesi ve madde 52/b 1 Ekim 1993 tarihinde;
  3. (Çıkartılmıştır.)

(7) 100/2003 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanan Federal Kanun ile değişik 142’nci maddenin ikinci fıkrasının (h) ve (i) bentleri 1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girer. Aynı zamanda, 508/1993 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanan Federal Anayasa ve 100/2003 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanan Federal Kanun ile değişik 11’inci maddenin yedinci fıkrası ve 114/2000 ve 100/2003 sayılı Federal Resmi Gazete’lerde yayımlanan Federal Kanun ile değişik 11’inci maddenin sekizinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Bağımsız Çevre Kurulu o tarih itibariyle halen görülmekte olan davalar sonlandırılıncaya kadar görevini sürdürecektir.

(7a) 1997 tarih ve BGBI 2 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanmış Federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle 102’nci maddenin ikinci fıkrası, 1 Ocak 1994 tarihinde yürürlüğe girer. 1993 tarih ve 532 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış Federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle102’nci maddenin ikinci fıkrası, aynı tarihte yürürlükten kalkar.

(8) 1994 tarih ve 268 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanmış Federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle 54’üncü madde, 1 Nisan 1994 tarihinde yürürlüğe girer.

(9) 1994 tarih ve 504 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanmış Federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle 6’ncı maddenin iki ve üçüncü fıkraları, 26’ncı maddenin ikinci fıkrası, 41’inci maddenin ikinci fıkrası, 49’uncu maddenin üç ve dördüncü fıkraları ve 117’nci maddenin ikinci fıkrasının birinci cümlesi 1 Ocak 1995 tarihinde yürürlüğe girer. 31 Aralık 1995 günü gece yarısına kadar “ikametgâh” terimi yerine “asli ikametgâh” terimi kullanılmaya başlanmadıkça, federal ve eyalet kanunlarında ve mevzuatında “ikametgâh” terimi yerine 1 Ocak 1996 tarihinden itibaren “asli ikametgâh” terimi kullanılmaya başlanacaktır. 1 Ocak 1996 tarihinden itibaren, federal ve eyalet kanunlarında ve mevzuatında bundan böyle “ikametgâh” terimi kullanılmamalıdır; Eyalet kanunlarında bir Eyalet Meclisi ya da belediye meclisi seçimlerine seçmen olarak katılabilme şartı olarak, asli ikametgâh ile ikametgâh arasında bir ayrım getirilmemiş ise, seçimlerde ikametgâh esas alınacaktır. Meclis üyelerinin seçmen kitleleri (seçim çevreleri) arasındaki dağılımı ve bölgesel seçim çevreleri (madde 26/2) ve Eyaletlerin Federal Konseyde temsil edilmelerine ilişkin olarak (madde 34), son genel nüfus sayımında kayda geçen ikametgâh adresi bir sonraki genel nüfus sayımı sonuçları elde edilinceye kadar asli ikametgâh adresi olarak kullanılacaktır.

(10) 1994 tarih ve 506 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanmış federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle 87’nci maddenin üçüncü fıkrası ve madde 88/a, 1 Temmuz 1994 tarihinde yürürlüğe girer.

(11) 1994 tarih ve 1013 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanan federal anayasal kanun ile yeniden düzenlenen veya eklenen hükümler aşağıda belirtilen tarihlerde yürürlüğe girerler. Aynı federal anayasal kanun ile yürürlükten kaldırılan ve yeni yasal statülerine geçiş yapacak hükümlere ait yürürlük tarihleri aşağıda gösterildiği gibidir;

  1. Bu kanunun başlığı, 21’inci maddenin altı ve yedinci fıkraları, 56’ncı maddenin iki ila dördüncü fıkraları arasındaki hükümler, 122’nci maddenin üç ila beşinci fıkraları arasındaki hükümler, 123’üncü maddenin ikinci fıkrası, madde 123/a’nın birinci fıkrası, 124’üncü madde, 147’nci maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi ve ayrıca 150’nci maddenin ikinci fıkrası, 1 Ocak 1995 tarihinde yürürlüğe girer.
  2. Birinci Kısmın başlığı, Birinci Kısım Bölüm A’nın başlığı, 10’uncu maddenin birinci fıkrasının 18 numaralı bendi, 16’ncı maddenin dördüncü fıkrası, Birinci Kısım Bölüm B, 30’uncu maddenin üçüncü fıkrası, 59’uncu madde, 73’üncü maddenin ikinci fıkrası, 117’nci maddenin ikinci fıkrası, 141’inci maddenin bir ve ikinci fıkraları, 142’nci maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi ve ondan sonra gelen (d) bendinden (i) bendine kadar olan bentlerin numaraları ve ayrıca 142’nci maddenin üç ila beşinci fıkraları arasında kalan hükümler, Avusturya Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliğine Üyelik Antlaşmasıyla eş zamanlı olarak yürürlüğe girer.
  3. 1992 tarih ve 276 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanmış Federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle 10’uncu maddenin dört ila altıncı fıkraları arasında kalan hükümler ve 16’ncı maddenin altıncı fıkrası, yukarıdaki ikinci fıkrada belirtilen hükümlerle eş zamanlı olarak yürürlüğe girer.
  4. 122’nci maddenin birinci fıkrası ve madde 127/b 1 Ocak 1997 tarihinde yürürlüğe girer. Bu hükümler, idarenin kamu fonlarıyla ilgili olarak 31 Aralık 1994 tarihinden sonra gerçekleştirdiği işlemlere uygulanır.
  5. Avusturya’nın Avrupa Parlamentosu’ndaki temsilcileri genel oyla seçilmedikçe, bu temsilciler Federal Konseyin üyeleri arasından Milli Konsey tarafından atanırlar. Bu atama, Milli Konseyde temsil edilen siyasal partiler tarafından sandalye sayılarına göre nispi oran esasına göre gösterilecek adaylar esas alınarak gerçekleştirilir. Milli Konsey ve Federal Konsey üyeleri atandıkları süre boyunca aynı zamanda Avrupa Parlamentosu üyeliği görevini de yürütebilirler. Avrupa Parlamentosu’na temsilci olarak atanmış bir Milli Konsey üyesi Milli Konsey üyeliği görevinden ayrılırsa, 56’ncı maddenin iki ve üçüncü fıkra hükümleri uygulanır. Madde 23/b’nin bir ve ikinci fıkra hükümleri de gerekli değişikliklerle uygulanır.
  6. 5 numaralı bent hükmü 22 Aralık 1994 tarihinde yürürlüğe girecektir.

(11/a) 1994 tarih ve 1013 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanmış federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle 112’nci madde ve 1999 tarih ve 8 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle 10’uncu maddenin üç ila dördüncü fıkraları ve 151’inci maddenin altıncı fıkrasının 3 numaralı bendi, 1 Ocak 1995 tarihinde yürürlüğe girer.

(12) 392/1996 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanmış federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle madde 59/a, madde 59/b ve 95’inci maddenin dördüncü fıkrası, 1 Ağustos 1996 tarihinde yürürlüğe girer. Madde 59/a ve 95’inci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca eyalet kanunları ve mevzuatı çıkartılıncaya kadar, eyaletler madde 59/a ve 95’inci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca halîhazırda kanuni düzenlemeleri yapmadıkça, ilgili Federal Kanunlar ve mevzuat hükümleri gerekli değişikliklerle uygulanacaktır.

(13) 437/1996 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanmış federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle madde 23/e, altıncı fıkra hükümleri ve 28’inci maddenin beşinci fıkrası, 15 Eylül 1996 tarihinde yürürlüğe girer.

(14) 696/1996 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanmış federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle 49’uncu madde ve madde 49/a’nın bir ve üçüncü fıkra hükümleri, 1 Ocak 1997 tarihinde yürürlüğe girer.

(15) 2/1997 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanmış federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle 55’inci madde hükümleri, 1 Ocak 1997 tarihinde yürürlüğe girer. 54’üncü madde eş zamanlı olarak yürürlükten kaldırılır.

(16) 64/1997 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanmış federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle 147’nci maddenin ikinci fıkrası, 1 Ağustos 1997 tarihinde yürürlüğe girer.

(17) 87/1997 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanmış federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle 69’uncu maddenin iki ve üçüncü fıkraları, 73’üncü maddenin birinci fıkrası, 73’üncü maddenin üçüncü fıkrası ve madde 148/d hükümleri, 1 Eylül 1997 tarihinde yürürlüğe girer. 129’uncu madde, Altıncı Kısım Bölüm B, 131’inci maddenin 3’üncü fıkrası ve Altıncı Kısım bölümlerinin yeni madde numaraları, 1 Ocak 1998 tarihinde yürürlüğe girer.

(18) 30/1998 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanmış federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle madde 9/a’nın dördüncü fıkra hükümleri, 1 Ocak 1998 tarihinde yürürlüğe girer.

(19) Madde 23/f’nin hükümleri Amsterdam Antlaşmasıyla eş zamanlı olarak yürürlüğe girer. Bu tarih, Federal Şansölye tarafından Federal Resmi Gazete’de ilan edilir.

(20) 149’uncu maddenin birinci fıkrasında yer alan aşağıdaki bölümler yürürlükten kaldırılmıştır;

  1. 30 Aralık 1955 günü gece yarısından önce açılan davalarda, 27 Ekim 1862 tarih ve 87 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanan kişisel özgürlüklerin korunması hakkındaki kanunla ilgili olarak, 1946 tarih ve 6 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanan, 30 Kasım 1945 tarihli anayasaya yapılan atıflar;
  2. 21 Ekim 1919 tarih ve 484 sayılı kanunun 2, 5 ve 6’ncı maddeleriyle getirilen değişikliklerle birlikte, Alman–Avusturya Cumhuriyeti Devlet arması ve mührü üzerinde yer alan “8 Mayıs 1919 tarih ve 257 sayılı Kanun” ibaresi 31 Temmuz 1981 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmıştır;

(21) 144’üncü maddenin üçüncü fıkrasında geçen “ya da doğrudan yürütme yetkisi ve cebir kullanılarak” ifadeleri 31 Aralık 1990 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmıştır.

(22) 1999 tarih ve 8 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanmış federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle 10’uncu maddenin birinci fıkrasının 14 numaralı bendi, 15’inci maddenin üç ve dördüncü fıkraları, 18’inci maddenin beşinci fıkrası, 21’inci madde, 37’nci maddenin ikinci fıkrası, madde 51/b’nin altıncı fıkra, madde 52/b’nin birinci fıkrası, 60’ıncı maddenin ikinci fıkrası,          madde 78/d’nin ikinci fıkrası, 102’nci maddenin birinci fıkrası,                 102’nci maddenin altıncı fıkrasının ve 118’inci maddenin sekizinci fıkrası, madde 118/a ve 125’inci maddenin üçüncü fıkrasının yeni madde numarası,       1 Ocak 1999 tarihinde yürürlüğe girer. 102’nci maddenin beşinci fıkrası           31 Aralık 1998 günü gece yarısı itibariyle yürürlükten kalkar.

(23) 1999 tarih ve 148 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanmış federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle 30’uncu maddenin üçüncü fıkrasının ilk cümlesi, madde 127/c, madde 129/c’nin dördüncü fıkrası, 147’nci maddenin ikinci fıkrasının dördüncü ve beşinci cümleleri ve 147’nci maddenin altıncı fıkrasının ilk cümlesi, 1 Ağustos 1999 tarihinde yürürlüğe girer.

(24) 2000 tarih ve 68 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanmış federal anayasal kanunda düzenlendiği haliyle 8’inci madde hükümleri, 1 Ağustos 2000 tarihinde yürürlüğe girer.

(25) 114/2000 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanan Federal Anayasa ile değiştirilen 11’inci maddenin sekizinci fıkrası, 1 Aralık 2000 tarihinde yürürlüğe girer. 151’inci maddenin altıncı fıkrasının 3 numaralı bendi 24 Kasım 2000 tarihinden sonra yürürlükten kalkar.

(26) 121/2001 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanan Federal Anayasa ile değiştirilen aşağıda anılan hükümlerin yürürlüğe giriş tarihleri aşağıda belirtildiği gibidir;

  1. 18’inci maddenin üçüncü fıkrası ve madde 23/e’nin beşinci fıkrası hükümleri 1 Ocak 1997 tarihinde;
  2. 21’inci maddenin bir ve altıncı fıkrası hükümleri 1 Ocak 1999 tarihinde;
  3. 147’nci maddenin ikinci fıkrasının ilk cümlesi 1 Ağustos 1999 tarihinde;
  4. 18’inci maddenin dördüncü fıkrası, madde 23/b’nin ikinci fıkrası, 39’uncu maddenin ikinci fıkrası ve 91’inci maddenin ikinci fıkrası 1 Ocak 2002 tarihinde;
  5. Madde 23/f’nin birinci fıkra hükümleri Nis Antlaşmasının yürürlük tarihinde yürürlüğe girer. Federal Şansölye bu tarihi Federal Resmi Gazete’de yayımlar.

(27) 99/2002 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanan Federal Anayasa ile değiştirilen madde 14/b, 102’nci maddenin ikinci fıkrası ve  131’inci maddenin üçüncü fıkra hükümleri, 1 Ocak 2003 tarihinde yürürlüğe girer. 368/1925 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanan geçici kanunun       2 ve 4’üncü maddesinin birinci fıkraları, 5 ve 6’nci maddesinin bir ve ikinci fıkra hükümleri gerekli değişikliklerle uygulanır. İkinci cümleye göre                 1 Ocak 2003 tarihi itibariyle bir Federal Kanun statüsü kazanmış bir eyalet kanunu, madde 14/b’nin üçüncü fıkra hükmüne göre bir eyalet kanunu olarak yürürlük kazandığı tarih itibariyle ve her halükarda en geç, 99/2002 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanmış Federal İhale Kanununun ilgili hükümlerinin yürürlüğe giriş tarihi olan 30 Haziran 2003 tarihinde yürürlüğe girer.

(28) 90/2003 sayılı Federal Resmi Gazete’de yayımlanan Federal Anayasa ile değiştirilen madde 23/a’nın bir ve üçüncü fıkraları, 26’ncı maddenin bir ve dördüncü fıkraları, 41’inci maddenin ikinci fıkrası, 46’ncı maddenin ikinci fıkrası, madde 49/b’nin üçüncü fıkrası ve 60’ıncı maddenin üçüncü fıkrasının ilk cümlesi, 1 Ocak 2004 tarihinde yürürlüğe girer.

(29) Federal Resmi Gazete’nin BGBl. I No 118/2004 nüshasında yer alan Federal Kanunun 11’inci maddesinin birinci fıkrasının yedi, sekiz ve dokuzuncu bentleri 1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girer, ancak Federal Kanunun, Federal Kanun Gazetesi’nde yayınlandığı son günün bitiminden önce girmez. Federal yasalar aksini söylemedikçe, 11’inci maddenin birinci fıkrasının sekizinci bendini ilgilendiren mevcut Laender düzenlemeleri eş zamanlı olarak yürürlükten kalkar.

(30) Federal Resmi Gazete’nin BGBl. I No 153/2004 nüshasındaki Federal Kanunun, birinci fıkrasının dokuzuncu bendi ve 151’inci maddenin yedinci fıkrası 1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girer.

(31) 14’üncü maddenin beş/a, altı, altı/a, yedi/a ve onuncu fıkraları ve 14a maddesinin yedi ve sekizinci fıkraları Federal Anayasanın, Federal Resmi Gazete’nin BGBl.I No. 31/2005 sayısında yayınlanma gününün bitiminde yürürlüğe girer.

(32) Federal Anayasanın, Federal Resmi Gazete’nin BGBl. I No. 81/2005 sayısındaki:

  1. 151’inci maddenin otuzbirinci fıkrası 30 Aralık 2004 bitiminde;
  2. 8’inci maddenin üçüncü fıkrası Federal Anayasanın yayımlanmasından itibaren bir aylık sürenin bitiminde yürürlüğe girer.

(33a) Federal Kanunun, Federal Resmi Gazete’nin BGBl. I No. 100/2005 sayısındaki 129a ve 129b maddesi ile 129c maddesinin bir, üç, beş ve yedinci fıkraları 1 Ocak 2006 tarihinde yürürlüğe girer.

(34) Federal Kanunun, Federal Resmi Gazete’nin BGBl. I No 106/2005 sayısındaki 9a maddesinin üç ve dördüncü fıkraları, 10’uncu maddenin birinci fıkrasının onbeşinci bendi ve 102’inci maddenin ikinci fıkrası 1 Ocak 2006 tarihinde yürürlüğe girer.

(35) Federal Kanunun, Federal Resmi Gazete’nin BGBl. I No 121/2005 sayısındaki 88a maddesi 1 kasım 2005 tarihinde yürürlüğe girer.

(36) Aşağıdakiler, Federal Resmi Gazete’nin BGBl. I No 27/2007 sayısında yer alan Federal Anayasa tarafından değiştirilen veya eklenen düzenlemelerin yürürlüğü ve Federal Anayasa tarafından kaldırılan düzenlemelerin yürürlükten kalkması ve ayrıca yeni hukuki duruma geçiş için geçerlidir:

  1. 23a maddesinin bir, üç ve dördüncü fıkraları, 26’ncı maddenin bir, dört, altı ve sekizinci fıkraları, 30’uncu maddenin üçüncü fıkrası, 41’inci maddenin üçüncü fıkrası, 46’ncı madde, 49b maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi ve 3’üncü fıkrasının ikinci cümlesi, 60’ıncı maddenin birinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının ilk cümlesi, 95’inci maddenin bir, iki, dört ve beşinci fıkraları, 117’inci maddenin iki ve altıncı fıkraları ve ayrıca 151’inci maddenin otuzüç/a fıkrası 1 Temmuz 2007 tarihinde yürürlüğe girer; eş zamanlı olarak, 23’üncü maddenin beş ve altıncı fıkraları yürürlükten kalkar. Laender düzenlemeleri sona erecekleri 31 Aralık 2007 tarihine kadar yeni yasal duruma uyarlanacaktır.
  2. 26a maddesi 1 Temmuz 2007 tarihinde yürürlüğe girer. Federal Seçim Kurulunda bu düzenlemeye göre değişikliklerin 31 Ağustos 2007 tarihine kadar bitirilmesi gerekmektedir.
  3. 27’inci maddenin birinci fıkrası XXIV’üncü Yasama döneminin başlangıcında yürürlüğe girer.

(37) Aşağıdakiler, Federal Resmi Gazete’nin BGBl.I No.1/2008 sayısında yer alan Federal Anayasanın eklenmiş veya yeni belirlenmiş düzenlemelesinin yürürlüğe girmesi için geçerlidir:

  1. 13’üncü maddenin iki ve üçüncü fıkraları, 51’inci maddenin dördüncü bendinin varyantı, 51a maddesi, 51b maddesinin 7-9a bentlerinde, 123a maddesinin inci fıkrası ve 148d maddesi 1 Ocak 2009 tarihinde yürürlüğe girer; 2009-2012 mali yılları için Federal Maliye Çerçeve Kanunu ve 2009 yılı Federal Maliye Kanunu bu düzenlemeler temelinde hazırlanacak ve kabul edilecektir ve 2009-2012 yıllarını kapsayan Federal Maliye Çerçeve Kanun taslağı en geç 2009 mali yılı için Federal Maliye Kanun taslağı ile eş zamanlı olarak Ulusal Konsey’e sunulacaktır.
  2. 51’inci maddenin beşinci bendinin varyantı, 51b maddesinin onuncu bendinin varyantı, 51c ve 51d maddesi 1 Ocak 2013 tarihinde yürürlüğe girer. 51’inci maddenin dördüncü bendinin varyantı ve 51b maddesinin yedi-dokuz/a bentlerinin varyantı 31 Aralık 2012 tarihinin bitiminde yürürlükten kalkar. Bu yasal durum 2013-2016 dönemi için Federal Maliye Çerçeve Kanununun ve yanı sıra 2013 yılı Federal Maliye Kanununun hazırlanması ve Kanunun Ulusal Konseyde kabul edilmesi için geçerlidir.

Federal Resmi Gazete’nin BGBl. I No. 100/2003 versiyonundaki 51a maddesi 31 Aralık 2012 tarihinin bitimine kadar geçerli olmaya devam eder.

(38) Federal Resmi Gazete’nin BGBl. I No. 2/2008 sayısında yer alan Federal Anayasanın 2’nci maddesinin üçüncü fıkrası, 3’üncü maddesinin        iki-dördüncü fıkraları, 9’uncu maddenin ikinci fıkrası, 10’uncu maddenin 3’üncü fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlesi, 20’nci maddenin bir ve ikinci fıkraları, 23f maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi ve üçüncü fıkrası, 50’nci maddesi, 52’nci maddenin bir/a fıkrası, üçüncü fasıl Kısım A’nın altıncı alt kısmı, 67a maddesi, 88’inci maddenin birinci fıkrası, 90a maddesi, 112’nci madde, 115’inci maddenin üzerindeki başlıklar, yeni beşinci fasılın kısım B’si, 121’inci madde ve 129’uncu madde üzerindeki başlıklar, 134’üncü maddenin altıncı fıkrası, 148a maddesinin üzerindeki başlık, 148a maddesinin üç-beş fıkraları, 148c maddesinin son cümlesi ve 149’uncu maddenin üzerindeki başlık 1 Ocak 2008 tarihinde yürürlüğe girer. 20’nci maddenin ikinci fıkrasının son cümlesi ve 120b maddesinin ikinci fıkrası ile uyumlu hale gelmesi için gerekli Federal ve Laender Kanunları en geç 31 Aralık 2009 tarihinin bitimine kadar kabul edilecektir.

(39) Federal Anayasanın, Federal Resmi Gazete’nin BGBl. I No. 2/2008 versiyonundaki 10’uncu maddenin birinci fıkrasının bir, üç, altı ve ondördüncü bentleri, 78d maddesinin ikinci fıkrası, 102’nci maddenin ikinci fıkrası, 129’uncu madde, yeni yedinci faslın kısım B’si, 132a maddesi, 135’inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, 138’inci maddenin birinci fıkrası, 140’ıncı maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesi ve 144a maddesi 1 Temmuz 2008 tarihinde yürürlüğe girer. Yeni yasal duruma geçişte geçerli olmak üzere:

  1. 1 Temmuz 2008 itibariyle eski bağımsız Federal İltica Mahkemesi, İltica Mahkemesi adını alır.
  2. İltica Mahkemesi Başkanı, Başkan Yardımcısı ve diğer üyeleri atanıncaya kadar, Federal İltica Mahkemesinin eski Başkanı, Başkan Yardımcısı ve üyeleri işlevlerini sürdürür. İltica Mahkemesinin Başkanı, Başkan Yardımcısı ve diğer üyelerinin atanması ve ayrıca fazladan adli çalışanın işe alınması için gerekli işlemler Federal Resmi Gazete’nin BGBl. I No. 2/2008 sayılı Federal Anayasanın yayımlanma gününün bitiminde gerçekleşebilir.
  3. İltica Mahkemesi üyeliği için başvuran ve atanma için kişisel ve mesleki nitelikleri taşıyan bağımsız Federal İltica Mahkemesinin üyeleri atanma hakkına haizdir; bu başvuruların 129d maddesinin üçüncü fıkrasının şartlarını yerine getirmiş olduğu kabul edilir. Federal Hükümet, başvuranların atanmasına ilişkin karar verir.
  4. 1 Temmuz 2008 tarihinde bağımsız Federal İltica Mahkemesinde bekleyen davalara İltica Mahkemesi tarafından devam edilecektir. İdare Mahkemesi veya Anayasa Mahkemesindeki Bağımsız Federal İltica Mahkemesinin kararları aleyhine şikâyet konulu davalar, ilgili otoritenin İltica Maddesi olduğu kaydıyla bu mahkemeler tarafından görülmeye devam edecektir.
  5. 28 Kasım 2007 tarihinden başlayarak, bağımsız Federal İltica Mahkemesinde bekleyen davalarda, karar külfetinin ihlaline ilişkin şikayet kabul edilmez. Hâlihazırda İdare Mahkemesinde bağımsız Federal İltica Mahkemesi tarafından karar külfetinin ihlali için açılan davaların 30 Haziran 2008 tarihi sonuna kadar durdurulduğu kabul edilir; karar külfeti ihlaline ilişkin şikâyete konu davalar İltica Mahkemesinde görülmeye devam edilecektir.

(40) Federal Resmi Gazete’nin BGBl. I No 2/2008 sayısında yer alan Federal Anayasanın 27’nci maddesinin ikinci fıkrası, 92’nci maddesinin ikinci fıkrası, 122’nci maddesinin beşinci fıkrası, 134’üncü maddesinin dört ve beşinci fıkraları ve ayrıca 147’nci maddesinin dördüncü fıkrasının ilk cümlesi ve beşinci fıkrası XXIV’üncü yasama döneminin başlangıcında yürürlüğe girer. XXIV’üncü yasama döneminin başlangıcında halihazırdaki 92’nci maddenin ikinci fıkrası, 122’nci maddenin beşinci fıkrası, 134’üncü maddenin dört ve beşinci fıkraları ve ayrıca 147’nci maddenin dördüncü fıkrasının ilk cümlesi ve beşinci fıkrası açısından halen bir işlevi olan kişiler için, o tarihe kadar geçerli olan düzenlemeler geçerli olmaya devam edecektir.

(41) Federal Resmi Gazete’nin BGBl.I No 31/2009 sayısında yer alan Federal Kanunun 28’inci maddesinin dördüncü fıkrası 1 Nisan 2009 tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 152. Bu kanunun yürütülmesinden Federal Hükümet sorumludur.

Etik ve İtibar Derneği Etik Beyannamesi

0
Etik ve İtibar Derneği-TEİD

Etik ve İtibar Derneği Etik Beyannamesi, Etik ve İtibar Derneği üyeleri tarafından imzalanarak kabul edilmekte olan ve aynı zamanda üyelik şartı olan Etik Kurallar Beyannamesidir.

Etik ve İtibar Derneği

Etik ve İtibar Derneği, Türkiye’de iş etiğinin tüm şirketler tarafından kabul edilmesi ve yazılı kültürün parçası haline gelmesi amacıyla faaliyetlerini yürütmektedir.

Etik ve İtibar Derneği “TEİD” üyelerine iş etiği politikası oluşturma ve uygulamada yardım ve rehberlik yapmakta, şirket etik değerlerinin tüm idari ve ticari fonksiyonları kapsamasını hedeflemektedir.

Dernek, 2010 yılında kurulmuş, bireysel ve kurumsal üyeler kabul etmeye başlamıştır. TEİD üyeleri arasında, ciroları Türkiye GSMH’nın yüzde 15’ini oluşturan ve 200 bin üzerinde çalışana istihdam sağlayan 130’u aşkın kurumsal üyesi bulunmaktadır.

Derneğin üyelikleri arasında; B20 Yolsuzlukla Mücadele Ağı Üyeliği, B20 Türkiye Yolsuzlukla Mücadele Görev Gücü ve Çalışma Grubu Üyeliği, TRACE International Türkiye Temsilciliği, Global Ethics Network Bölge Temsilciliği, European Business Ethics Network Üyeliği, Basel Institute on Governance çalışma grubu üyeliği ve OECD Yolsuzlukla Mücadele çalışma grubu ve bölgesel danışma kurulu üyeliği bulunmaktadır.

TEİD, üyelerinin etik kuralları benimsemesi için çalışmalarına devam ederken bir yandan da iş hayatında yer alan şirket, kurum, meslek birliği ve benzeri yapıların benimseyeceği etik kuralların oluşturulması yönünde faaliyet yürütmektedir.

Etik ve İtibar Derneği Etik Beyannamesi

Bizler,

Etik ve İtibar Derneği üyeleri olarak beyan ederiz ki…

Tüm faaliyetlerimizde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası başta olmak üzere tabi olduğumuz tüm ulusal mevzuata ve Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu tüm uluslararası anlaşmalar ve düzenlemelere uyarız.

Açıkladığımız beyan ve sunduğumuz raporların gerçeğe uygun olması için gerekli titizliği gösterir; konu olan bilgileri doğru, anlaşılabilir biçimde ve zamanında sunarız.

Türkiye Etik ve İtibar Derneği- Etik Kurallar Beyannamesi

Doğruluk ve şeffaflığı, tüm iş süreçlerimizde ve ilişkilerimizde öncelikli değerlerimiz olarak kabul ederiz.

İş etiğinin yazılı kurum kültürümüzün yapı taşı haline gelmesi için azami gayret ve özeni gösteririz.

Çalışanlarımızı çıkar çatışmalarından uzak tutacak bilinç, kural ve uygulamalarla donatır, mevcut görevlerinden yararlanarak kişisel çıkar sağlamalarını yasaklar ve denetleriz.

Çalışanlarımızın tarafsız karar ve davranışlarını etkileyecek hediyeler almasını ve aynı amaçla hediye vermelerini yasaklarız.

Faaliyet ve işlemlerimizi yürütürken, her türlü kamu kurum ve kuruluşu, idari oluşum,
sivil toplum örgütü ve siyasi partiler ile herhangi bir menfaat beklentisi olmaksızın eşit mesafede yer alırız.

İşlemlerimizde yolsuzluklara yol açmayız, göz yummayız ve yolsuzluğa karşı mücadele ederiz.

Haksız rekabette bulunmaz, adil rekabetin ve tüketici haklarının korunmasını gözetir, tüm uygulamalarımızı bu yönde geliştiririz.

Kayıt dışı istihdamda bulunmayız; işçi sağlığı ve güvenliğini gözetir, gençlerin, kadınların ve engellilerin adil istihdamını destekleriz.

Ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkıda bulunacak çalışmaları destekleriz.

Bütün bu iş etiği ilke, anlayış ve uygulamalarımızın iş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz dahil tüm etki alanlarımıza yayılmasını sağlayacak uygulamalar geliştiririz.

Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesinin de özünü oluşturan 10 temel ilkeye olan desteğimizi beyan eder; bu ilkelere uymaktaki gönüllülüğümüzü idari yapımız ve şirket politikalarımıza yansıtırız.

CONVICTION-(Mahkumiyet-2010)

0
CONVICTION-(Mahkumiyet-2010)

Film Betty Anne Waters’ın gerçek hayat hikayesinden uyarlanmıştır. Bekar bir anne olan Waters, suçsuz yere hüküm giymiş olan erkek kardeşinin serbest kalması için büyük mücadeleler vermektedir. 1980 yılında Massachusetts’te meydana gelen korkunç bir cinayetle açılan film daha sonra Waters’ın kardeşi Kenny’nin bu cinayetten sorumlu tutulmasına gider. Kenny’nin aleyhine tanıklık eden üç kişi vardır: Çavuş Nancy Taylor, eski karısı Brenda ve eski kız arkadaşı Roseanna. Üç yıl sonra, uzun süredir hapisteki kardeşinden haber alamayan Betty Anne, sonunda kardeşinin hapiste intihara teşebbüs ettiğini öğrenir. Onu oradan çıkarmak için okula geri dönerek avukat olmaya karar veren Betty Anne, eşinin onu bu konuda desteklememesi üzerine ondan boşanır. Betty Anne artık hem çalışan hem okula giden bekar bir annedir. Film bazı flashback’lerle Kenny ile Betty Anne’in çocukluğuna götürür bizi. Betty’nin çocukları ise annelerinin bu hayat koşullarından hoşlanmazlar ve babalarıyla yaşamaya karar verirler.

Yönetmen: Tony Goldwyn

Oyuncular: Hilary Swank, Sam Rockwell, Minnie Driver

FRAGMAN

Paul Koschaker

0
Paul Koschaker

Avusturyalı bir hukukçu olan Paul Koschaker 19 Nisan 1879’da Klagenfurt, Avusturya’da dünyaya geldi. Koschaker önce Graz Üniversitesi’nde matematik tahsiline başladı, daha sonra hukuk tahsili yaptı ve 1903’te Dr. juris sub auspiciis Imperatoris unvanıyla mezun oldu. Roma Hukukuna yoğun bir ilgi duydu. Leipzig Üniversitesi’nde Ludwig Mitteis ve Emil Strohal ile birlikte çalıştı. 1905’te Graz Üniversitesi’nde ders vermeye Paul Koschakerbaşladı.

1908’de Roma hukuku profesörü olarak İnnsbruck Üniversitesi’ne atandı. 1909’da Prag Alman Üniversitesi’nde ordinaryüs profesörlüğe getirildi. 1915’te Frankfurt Üniversitelinde dersler verdi, ardından Roma ve Alman medeni hukuku konusunda dersler vermek üzere Leipzig Üniversitesi’nde görev aldı. 1936’da Berlin Humboldt Üniversitesi’nde akademik görevine devam etti. 1941’de Tübingen Eberhard-Karls Üniversitesi’ne geçti.

1946’da emekli oldu. Emekliliğinden sonraki yıllarda Münih (1946/47), Halle (1948), Ankara (1949/50) ve Bonn’da (1951) konuk profesör olarak çalıştı.

Ankara Üniversitesi’nde verdiği derslerin notları, asistanı Mehmet Kudret Ayiter tarafından Türkçeye çevrilerek “Modern Hususî Hukuka Giriş Olarak Roma Hususî Hukukunun Ana Hatları” adıyla 1950 yılında yayımlanmıştır.

1947’de en tanınmış eseri olan Europa und das Römische Recht (Avrupa ve Roma Hukuku) basıldı. Eser 1958 ve 1966’da yeniden basıldı. 1 Temmuz 1951’de Basel, Almanya’da yaşamını yitirdi. Roma hukukunun Avrupa hukukuna etkileri konusunda en önemli eserleri verenlerdendir. Koschaker’in çalışmaları, Roma hukukunun Avrupa hukuk sistemleri üzerindeki etkisini anlamak isteyenler için temel kaynaklar arasında yer almaktadır.

Atina, Freiburg im Breisgau ve Oxford Hukuk Fakültelerinden fahri hukuk doktoru unvanı ve ayrıca, Leipzig ve Graz Felsefe Fakülteleri’nden fahri doktor unvanı kazanmıştır. 1954 yılında Viyana- Floridsdorf’taki (21. bölge) Koschakergasse’ye onun adı verilmiştir.

Paul Koschaker’un Eserleri

  • Translatio iudicii. Eine Studie zum römischen Zivilprozeß. Leuschner Lubensky, Graz 1905.
  • Rechtsvergleichende Studien zur Gesetzgebung Hammurapis, Königs von Babylon. Veit, Leipzig 1917.
  • Quellenkritische Untersuchungen zu den “altassyrischen Gesetzen”. Hinrichs, Leipzig 1921.
  • Neue keilschriftliche Rechtsurkunden aus der El-Amarna-Zeit. Hirzel, Leipzig 1928.
  • Über einige griechische Rechtsurkunden aus den östlichen Randgebieten des Hellenismus. Hirzel, Leipzig 1934.
  • Die Krise des römischen Rechts und die romanistische Rechtswissenschaft. Beck, München 1938.
  • Europa und das römische Recht. München/Berlin 1947.
  • Babylonisch-assyrisches Bürgschaftsrecht. Ein Beitrag zur Lehre von Schuld und Haftung. [Festschrift der K. K. Karl-Franzens-Universität in Graz für das Studienjahr 1908/1909 aus Anlass der Wiederkehr des Jahrestages ihrer Vervollständigung]. Leipzig 1911.

Sivas’taki Madımak

0

Sivas’taki Madımak / İbrahim Fikri Talman

Şu Sivas’ın elinde sazım çalınmaz,

Güllerim yandı, yüreğim dayanmaz.

Madımak, doğal ortamlarda kendi kendine yetişen otsu bir bitkidir. Kaynaklara göre, antioksidan özelliği olup kan şekerini dengeleyici bir etkisi de varmış. Çayı yapılıp içildiğinde, mide ve bağırsakları rahatlatıcı özelliği olduğu gibi, uyku yapıcı bir yönü de bulunuyormuş. Bitkisi her yıl Nisan-Haziran ayları arasında olgunlaşır ve toplanırmış. Madımağın yemeği yapıldığı gibi, yumurtalı, pastırmalı ve yoğurtlu çeşitleri lezzetli olurmuş. Ayrıca gözleme ve böreklerde de kullanması önerilirmiş. Kısacası, doğanın insana bir lütfu olan bu madımak oldukça yararlı ve lezzetli bir bitki imiş. Sivas’taki Madımak ise, bir otel olup maalesef hayırla anılır tarafı yoktur. Otelde yaşananlar itibariyle otelin geçmişini, sahiplerinin kimliğini araştırma gereği duymadım. Çünkü bunun bir önemi olduğunu sanmıyorum.

Bir dostum Madımak Oteli Katliamı ile ilgili bir şeyler yazmamı istediğinde, ilk aklıma gelen üstte yazdığım dizeler oldu. Bunun nedeni, tamamen kendim ile ilgili.

O uğursuz olayın meydana geldiği gün İstanbul’da televizyon karşısında, biraz da inanmayarak  görüntüleri seyrettim ve dehşete kapılma hissini engelleyemedim. Pek çok insanın da böyle hissettiğini biliyorum. Kara yobaz sürüsünün çirkin ve açıkça katliama dönük davranışlarının dehşet hissini yaratması kaçınılmazdı kuşkusuz. Fakat, tüm bunların ötesinde, farklı boyutları bulunan bir toplumsal olay olduğu gerçeğini görüp ihmal etmemek gerekiyor.

Tabii ki, toplumsal olayların daima farklı ve birden fazla boyutu olduğunu, olması gerektiğini biliyoruz, fakat böylesine kin ve öfke ile dolu (doldurulmuş) bir kalabalığın başka insanları topluca katletme isteği taşımasını nasıl açıklamalı? Bu kişilerde insan olma kavramı tümüyle yok olmuş muydu, karşılarındakilerin şu ya da bu olmalarından önce insan olduklarını hatırlamaları olası değil miydi? Ellerinde benzin bidonu taşıyarak otele doğru yürümelerini normal karşılamak mümkün olabilir mi?

Bu toplulukta linç kültürü nasıl böylesine güçlenmiş ve etkinleşmişti? Yapacakları ve yaptıklarının ağır bir suç olacağını neden düşünmediler, cezalandırılacakları endişesini neden taşımıyorlardı, yoksa bu konuda bir güvenceleri mi vardı?

Bu eylem için ne zaman hazırlandılar, nasıl haberleştiler, onları caydıracak herhangi bir etki oluşmadı mı? Devletin güvenlik ve istihbarat birimlerinin, önceden planlandığı çok açık hazırlıklardan haberi olmadı mı, ya da oldu ise, neden ilgili ve yetkililer uyarılmadı? Sorular, sorular ve belki daha niceleri de olabilir.

Olayın ayrıntıları, suç sanıklarının kimlikleri, firarda olan sanıklar, soruşturma ve yargılamanın hangi düzeyde sağlıklı yürütüldüğü, mahkumiyet ve beraat kararlarının hukuka uygunluğu, o tarihte görevli olan Vali, Emniyet Müdürü ve İl Jandarma Alay Komutanı başta olmak üzere yetkili konumdaki kişilerin sorumluluğu hep tartışılır olgular olarak kaldı.

Böyle vahim bir olayın arka planı tam olarak aydınlatılmadığı için (ki, bunun sorumluluğu elbette devlete aittir) bunca yıl sonra da konuşulmaya, tartışılmaya ve eleştirilmeye devam edilmesi kaçınılmazdır. Ben, kişisel olarak, burada bu soruların yanıtlarını bulmaya çalışacağım. Pek çok kez yazılıp tartışıldığı için genel olarak değinmekle beraber soruşturma ve yargılamanın ayrıntılarına veya örneğin zamanaşımı sorununa girmeyeceğim. Amacım, bu türden bir olayın ülkede bir daha yaşanmaması adına bilgi ve düşüncelerimi, yorum ve  gözlemlerimi, bir dönem Sivas’ta yaşamış, çalışmış biri olarak, aktarmakla sınırlı olacak. 

Sivas Katliamı Davası: 30 Yılın Kısa Öyküsü

Madımak katliamından yaklaşık 5 yıl sonra Sivas Adliyesine Yargıç olarak atandım ve tam olarak 2 yıl görev yaptıktan sonra İstanbul’a tayin edildim. Kuşkusuz bu süre, Sivas’ın tüm gerçeğini öğrenmek veya ekonomik, sosyal ve siyasal yapıyı tanımak için yeterli değilse de, olabildiğince ve mesleğin elverdiği ölçüde yerli halkla ilişki kurdum, yerel yetkililer, kamu görevlileri ve sade vatandaşlar ile temasta bulundum. O dönemde, Madımak sonrasında ilden ciddi oranda Alevi nüfus başka yerlere göç etmiş olduğundan, ilçelerden ve köylerden il merkezine göç edip yerleşen önemli bir nüfus olduğunu da öğrendim. Sivas’ın muhafazakar yapısı hemen her şekilde görünüyor ve kendini hissettiriyordu. Sokaklarda daha çok çarşaf giymiş kadınlar, hatta 3-4 yaşlarında çocuklar ile yine türbanlı kadınlar ve  takkeli-sakallı erkeklerin varlığı dikkat çekiyordu. İçkili lokanta olmadığı gibi, sadece bir otelin lokantasında içki veriliyordu. Kamu görevlisi olan eşim, işe gidiş gelişlerinde erkeklerin bakışlarından rahatsızlık duyuyor, hatta normal memur kıyafeti giymesine rağmen, sarkıntılık niteliğinde sözlere muhatap oluyordu. Tutucu bir yapı her şekilde kendisini hissettiriyordu. İl merkezinde en çok oy alan parti AKP olduğu gibi ikinci sırada BBP (Sivaslı olan Muhsin Yazıcıoğlu’nun etkisi) sonrasında o dönemin RP gelmekte idi. CHP ancak 4.parti konumunda idi. Sivas merkez ve kimi ilçelerinde alevi kökenli yurttaşlar olmakla beraber çoğunluk sünni inancına sahip kişilerden oluşuyordu. Yöre insanlarında din duygusu hayli ön planda olup Hizbullah dahil kimi tarikat ve cemaatlerin etkin bir konumda oldukları da bir gerçekti. Bu kesimlerin müslümanlık söz konusu olduğunda çok derin hassasiyetlere sahip oldukları bilindiği gibi, gerektiğinde en sert tepkileri gösteren bir yapıda olduklarını tahmin etmek de zor değildi.

Toplumsal/dinsel yapının böyle olduğu bir ortamda, insanların bu türden hassasiyetleri kolayca tahrik edilebileceği gibi, planlı bir tahrik eylemine kalkışmanın da hiç zor olmayacağı gerçeğini gözetmek gerekiyordu.. Ağırlıklı olarak alevi kökenli yurttaşların sahiplendiği, değerli halk ozanı Pir Sultan Abdal adına düzenlenen şenlikler fanatik dinci kesimlerin beklediği tahrik fırsatını yarattı. Olaylar öncesinde Sivas’ta ve bazı ilçelerde yayınlanan yerel gazetelerde haber ve yorumlarla bu kesime hitap edilerek olayın planlaması yapıldı. Bu aşamada, yerel yetkililer ve Ankara’daki resmi çevrelerden hiç bir uyarı işareti alınmadı. Oysa, en azından MİT’e bilgi ulaşmış olması gerekirdi, zira Sivas merkezde MİT’in yerel birimi bulunmaktaydı. Ancak, örgütlü (ve olasılıkla birkaç fanatik dinci kuruluşun işbirliği ile) düzenlenmiş eylem için düğmeye basıldığı, olayların başlaması ile anlaşıldı.

Yerel yetkililer önlem almakta oldukça gecikmişlerdi. Şenlikleri düzenleyen kişi ve kuruluşların dinsel/siyasal yapıları itibariyle, devletin güvenlik birimlerinde sık rastlanan “aldırmama, görmezden gelme, yeterli önlem almama” tavrı uygulamaya konmuş olmalıydı. Başlangıç aşamasında, insanların toplanması, yürüyüşe geçmesi, kendilerini ve hedeflerini açıkça belli etmiş olmalarına ve sloganlarının vahametine rağmen, sınırlı ve yetersiz olduğu kolayca anlaşılan, nitelik ve nicelik olarak önleme niteliği olmayan önlemlerin yetersiz kalacağı ve olayların büyüyeceği kesindi ve öyle de oldu.

Hedeftekilerin Madımak Oteline sığınmaları olayın son aşamasının başlangıcını oluşturdu. Sonrası biliniyor ve herkesin içini yakan çirkin olay, önlemsizlik ve hatta belki de “layıktırlar, boş verin” tarzı bir resmi yaklaşım ile katliama kadar ulaştı. Osmanlı’dan bu yana tarihimizde zaman zaman rastlanan linç kültürü, kayıtlarına yeni bir olay daha ekledi.

Sivas Katliamı önlenebilir miydi? Evet hiç kuşkusuz önlenebilirdi. Ama, zamanın Başbakanı Tansu Çiller’in, “otelin önündeki vatandaşlarımız bir zarar görmemiştir.” şeklindeki veciz ve anlamlı (!) sözleri bir yana, Sivas’ın idari, adli ve güvenlik bürokrasisinin olaylara yaklaşım şekli bile, “ne yapalım, olursa olsun” anlayışını yansıtıyor. Kurbanların bir kısmının aydın kesimden, sol-demokrat eğilimli kişiler, diğer bir kısmının alevi kökenli yurttaşlar olması, hem saldırganların hem de resmi görevlilerin tavrında belirleyici bir rol oynamış olmalı. Tabii bir de, Aziz Nesin faktörünü hatırlamak gerek. Çünkü, Nesin, o dönemde “büyük bir günah” işlemiş ve Hintli yazar Salman Rushdie’nin “Şeytan Ayetleri” adlı kitabını çevirmiş ve yayınlama cüretini göstermişti. Fanatik dinciler için, kitabı okumamış ve içeriğini bilmiyor olsalar da, şeytanın sözlerini aktaran bir kitap yayınlamak en büyük günahlardan biri olarak tartışmasız kabul edilmişti. Böylece, sessiz sedasız ama göz önünde örgütlendiler, hazırlık yaptılar, benzin bidonlarını temin ettiler ve otele yürüdüler. 

Toplumsal olaylarda kitle psikolojisi ile ilgili davranış biçimlerini inceleyen pek çok bilimsel yayın vardır ve “sürü psikolojisi” ile hareket eden toplulukların, kolaylıkla tehlikeli tavır alma ve eylem gerçekleştirme kapasitesine sahip olduğu açıklanır. Fanatik dinci, aşırı milliyetçi eğilimler taşıyan bu tür toplulukların, insani duygular ile, akıl ve mantığın gereklerini rahatlıkla aşabildiklerini ve anlık tepkiler ile saldırgan davranışlar göstererek öldürme ve yaralama dahil her türden şiddet eylemini gerçekleştirdiklerini uzmanlar belirtmektedir.

Ülkemiz geçmişinde bu tür şiddet eylemleri içeren, katliam boyutuna varan pek çok olay yaşanmıştır. Hatırlamak istemesek de, Osmanlı’nın son döneminde kimi azınlık gruplara karşı katliam niteliğindeki olaylar (örneğin 1909 Adana olayları) bir yana, Cumhuriyet Devrimleri sonrasındaki, bazı isyanların arkasından gelişen kanlı olaylar (örneğin Dersim olayları), daha yakın geçmişimizde yaşanan Çorum, Sivas ve özellikle büyük bir vahşetin yaşandığı Kahramanmaraş olaylarını saymak mümkündür.

Kahramanmaraş’ta, 1978 yılı Aralık ayında yaşanan olaylarda saldırganlar o kadar tahrik edilmiş ve insani duygulardan uzaklaşmışlardı ki, 5-6 yaş düzeyindeki çocukları, 1 aylık bebeği ve hamile kadınları satır ve balta ile öldürecek kadar kendilerinden geçmişlerdi. Sivas’ta yaşanan vahşetin bu olaydan pek farkı yoktur. İki günlük bir folklorik festival yapılmasının böylesi gelişmelere yol açabileceğini yerel yetkililer ve Ankara bürokrasisinin öngörmesi bu kadar zor muydu?

Kitle psikolojisini bilen ve anlayan hiç bir idareci yok muydu? Sonuca bakılırsa, herhalde öyle! Bu nedenle, saldırgan kitle, hiçbir kaygı ve korku duymadan benzin bidonlarını taşıyarak otele gidip binayı ateşe verebildi. Ayrıca, yaptıklarının doğru ve meşru olduğunu, hatta yerel yetkililerin kendilerini haklı göreceği şeklinde bir inanca sahip olduklarını, bu yüzden bir cezalandırma kaygısı da yaşamadıklarını söylemek olasıdır. Linç eğilimini en yoğun şekilde yaşayan bu güruh, eylem sonrasını da dert etmeyerek bu konuda haklı olduğunu gösterdi. Zira, çeşitli kaynaklarda yaklaşık 15 bin kişinin katıldığı söylenen eylemlerden dolayı, eldeki bilgiler ve görüntü kayıtlarına rağmen sadece 200 kadar suç sanığı hakkında soruşturma ve dava söz konusu oldu. Böylece, saldırgan kitlenin büyük bölümü “cezasızlık” ayrıcalığını yaşamış oldu. Soruşturma ve yargılama ile görevli yargı bürokrasisinin benzer olaylardaki isteksiz, yetersiz ve hukukun gereklerinden uzak tavrında, yargılama döneminin siyasi iktidarı ve onun temsil ettiği anlayış ile ters düşmeme kaygısı önemli yer tutuyordu. Dolayısıyla, mağdur avukatlarının takdire değer çabalarına rağmen, korunan, kollanan kimi sanıklar (yıllarca kolayca bulunabileceği Sivas’ta saklanan Cafer Erçakmak örneğinde olduğu gibi) ve yargılama makamlarının ve iktidar doğrultusunda düşünen ve davranan sorumluların özensizliği ile kurtulan sanıklar bu çirkin eylemin hesabını vermediler. Devam eden davanın zamanaşımı ile sonuçlanması da kuvvetli olasılık. Bu suretle dava toplumun değilse de devletin zihninde yok olup gidecek. 15 Temmuz 2016’daki Fetullahçı Darbe Girişimi, fanatik dinci çevrelerin son katliamına sahne oldu. Arka planı ve ayrıntıları siyasi iktidar tarafından özenle saklanan bu olayda 250 kişi öldürüldü. Sonrasında çok sayıda soruşturma ve dava açıldı, ancak nedense bunlar da bir bütünlük içinde değil, farklı ve münferit davalar olarak sürdürüldü. Önemli bir kısmı sonuçlandı ve kalan daha az kısmı devam ediyor. Aslında birbiri ile sıkı irtibatlı bulunan davalar ayrı ayrı yürütüldü ve kimi kuşkulu kararlara yol açıldı. Ceza alması gerekirken beraat eden çok sayıda sanık olduğu gibi, beraat etmesi gerekirken ceza alan sanıklar da oldu. Özellikle iktidar çevrelerine yakın olan kimi sanıkların korunup kollandığı ve suçlamalardan kurtulduğu yolunda ciddi kuşkular oluştu. İktidar çevreleri suskunluğu sürdürmeyi kendi çıkarları açısından daha uygun buldu. Olan yine boşu boşuna yaşamlarını yitirenlere ve onların aile yakınlarına oldu.  

Osmanlı’nın son döneminde ve özellikle Sultan 2.Abdülhamit’in saltanatı boyunca “İslamcı, ümmetçi” bir siyaset egemen kılınarak, içeride ve dışarıda bu doğrultuda politika oluşturuldu ise de, imparatorluğun özellikle ekonomik olarak düşürüldüğü durum itibariyle kaçınılmaz çöküş gerçekleşti. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde İslamcılık, uygulanan siyasi, eğitsel ve kültürel reformlar ile geriletilmiş olmakla birlikte, çoğunlukla sosyo-ekonomik olarak geri kalmış yörelerimizde yaşamaya devam etmiş, Mustafa Kemal Atatürk sonrasında verilen ödünler ile beraber ve özellikle 1950 itibariyle iktidar olan Demokrat Parti iktidarı boyunca kendisine yeni mevziler edinmiştir. 1960 ihtilali sonrasında duraklama içinde olsa da, 12 Mart 1971 ve özellikle 12 Eylül 1980 askeri darbeleri ile yeniden canlanıp gelişme sağlamıştır. 1980 darbesi sonrasında, yönetimdeki askeri cuntanın yapısı ve tercihi ile, “Türk İslam Sentezi” resmi ideoloji  halini almış ve halen bu etkinliğini sürdürmektedir. Bu ideolojinin kurucuları, komünizme karşı olma tavrı ile ortaya çıkmışlar ise, ABD tarafından da desteklenen bu yaklaşım devlet içinde neredeyse her makamda egemen olmuş ve yargı bürokrasisi de buna dahil olmuştur.

Bu ülkede yaklaşık 42 yıl yargı bürokrasisi içinde yer almış biri olarak açıkça belirtebilirim ki, yargı içinde yükselmek, daha üst düzey makamlara atanmak için bu ideolojiyi benimsemiş olmak, adeta zorunlu bir koşuldur. Yargıç olarak çalıştığım süre boyunca, mesleki, kişisel ve kültürel olarak yetersizliklerine tanık olduğum çok sayıda yargıç ve savcının, salt milliyetçi-mukaddesatçı olmaları veya öyle görünmeleri nedeniyle kritik üst makamlara atandıklarını çok kez gözlemledim. Bu alışkanlık(!), mevcut iktidarın niteliği dikkate alındığında, daha yoğun biçimde sürüp gitmektedir. Bu da, soruşturma ve yargılama makamlarında görev alanların, iktidarın istekleri doğrultusunda karar vermeleri, iktidarı rahatsız edecek tavır ve uygulamalardan uzak durmaları eğilimlerini oldukça güçlendirmiştir.

Sivas davası gibi, adaletsizliğin en üst düzeyde gerçekleştiği Kahramanmaraş Davası da bu yaklaşımların yaşandığı başka bir örnektir. Toplumsal belleğimizde yer eden ya da edecek olan bu tür davaların son bulmasını diliyorum. 

Hukukçuların sorumluluk duyguları ile toplumsal bilinçlerini geliştirmeleri, siyasi etki ve yaklaşımlardan etkilenmemeleri görevlerinin gereğidir.

Sivas türü olayların sona ereceği, yaşanmayacağı ve devletin herkesin devleti olacağı günleri görebilmek dileğiyle, Sivas Madımak katliamındaki kayıpları saygı ile anıyorum.   

 

E. Yargıç İbrahim Fikri Talman Hakkında

Talman, 1956 yılında Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde doğdu. İstanbul Şişli Lisesini bitirdi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandı. Fakülteden mezun olduktan sonra avukatlık stajını tamamladı. 1981 yılında Hakim Adayı olarak yargıçlık mesleğine başladı. Sırasıyla, Mardin Ömerli, Çorum Kargı, Çanakkale Yenice, İstanbul Şile, Kırklareli Lüleburgaz, Sivas merkez, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi(DGM), İstanbul Kartal ve İstanbul Anadolu Adliyelerinde görev yaptı. Emekliliğine 6 ay kala Hakimler ve Savcılar Kurulu kararı ile ve isteği dışında Van Hakimliğine atandı. Görev süresini tamamladıktan sonra 2021 yılı başında emekli oldu. Yarsav ve Yargıçlar Sendikası‘nın kurucuları arasında yer aldı. Her iki yargı örgütünde yönetim kurullarında görev üstlendi. Yeni Ülke Dergisi ve Hukuk Defterleri Dergisi Danışma Kurulu Üyeliği yapan  Talman, evlidir, 2 kızı, 1 torunu ve 1 kedisi bulunmaktadır.

Devletin Acz Haline Düştüğü Kapkara Bir Gün

0

Devletin Acz Haline Düştüğü Kapkara Bir Gün / Ayşe Sarısu Pehlivan

2 Temmuz 1993

33 canın katledildiği, devletin acz haline düştüğü kapkara bir gün.

Karanlık beyinlerin aydın, sanatçı insanları yakarak zifir karanlığa olan özlemlerini gösterdiği gündür aynı zamanda bu gün.

Bu katliama ama-sız, fakat-sız yaklaşamayanlar, Gar Katliamı’na da Suruç Katliamı’na da mutlaka bir mazeret uydurma peşinde koşmuşlardır. Bir daha yaşanmamasını dilemekle beraber, gelecekte başka katliamlar olursa onlara da aynı şekilde bir kılıf uydurarak kendilerine, katliamlara kılıf bulacaklarına şüphe yoktur.

Yolu sevgiden geçen, insanca yaşama isteğini, hak ve özgürlükleri sadece kendisi için dilemeyen güzel insanları katleden canilere karşı hukuk devletinin affedici bir tutum sergilemesi düşünülebilir mi? Ama kendisini devletin gerçek sahibi gibi görenlerin, kendisi için tehlike gördüğü, kin güttüğü hasta mahpuslara karşı merhametsiz bir devlet yüzünü gösteren kişi ve kurumlar yapılanları, ayrımcılıkları hangi hukuk kuralları ile açıklayabilir?

“Otelin merdiveninde basamaklara oturmuş bekleyen üç şair: Metin Altıok, Behçet Aysan, Uğur Kaynar… Otelin adı, yaylalarda açan çiçekti, Madımak’tı. Otelin içindekilerse ülkenin yazarları, şairleri, araştırmacıları, ozanları, karikatürcüleri, tiyatrocuları, semahçıları. Sekiz saat süren bekleyişin sonunda bir kibrit çakıldı. Otuz beş eli kolu bağlı insan alev alev can verdi. Otelin etrafını saran güruhun protesto ettiği, halk edebiyatımızın büyük ozanlarından Pir Sultan Abdal için düzenlenen şenliklerdi. Tarih: 2 Temmuz 1993. Gün: Cuma. Yer: Sivas’tı. Katliamın sonunda merdivende oturan üç şair de yaşamını yitirdi. Üç insan. Üç şair. Üç aydın kişi. Son kez yan yana gelmişlerdi. Sanki katliamın belleğimizden silinmeyecek fotoğrafını bizlere iletmek istercesine…”

Madımak otelinde merdivenlerde çaresizce bekleyen, saldırganlara karşı ellerinde sazlarıyla, sapı kırık fırça ile kendilerini korumak isteyen canların göründüğü bir fotoğrafın yüreklerde bıraktığı sızı silinebilir mi?

“Son sözleri kalanlar gidenlerin ardından türküler yakar” cümlesinin vicdandaki izini kim silebilir ki?

Zamanaşımından faydalanarak kaçanları kim unutturabilir ki? Tabii ki hiç kimse!

Çok değerli bir dostumun her zaman hatırlattığı gibi, ‘peki ya‘cılık diye tercüme edilen “Whataboutizm” türü tehlikeli safsatalar ile örneklemeler gerekirse;

“-14 yaşında bir çocuk 14 kilo öldü, dersem

-Peki ya Yasin Börü, dersen,

-Başkanımız yaşam hakkını savunduğundan açığa alındı, dersem,

-Peki ya Mehmet Selim Kiraz, dersen,

-Ahmet, gerçeği savunduğu için ihraç oldu, dersem,

-Peki ya o dilekçeler, öyle de olmaz, dersen…”

Bu bir demagoji yöntemi olarak uzar gider. Tıpkı “Madımak’ta Yaktılar desem, Aziz Nesin kışkırtıyordu dersen” gibi.

Sözümün özü şudur ki;

Bu topraklarda öteki olan, çoğunluğun inancı dışındaki inancını yaşamak isteyenlerin, kültürünü yaşamak isteyenlerin var olduğunu ve var olacağını kabul etmek ve ettirmek devletin en temel görevidir.

Bu görevi hatırlatmak da bizim en temel sorumluluğumuzdur.

Ayşe Sarısu Pehlivan Hakkında

1967 yılında Kırıkkale’de doğdu. 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Siirt Şirvan, Uşak Ulubey, Bursa Yenişehir, Ankara Çubuk, Ankara ve İzmir Yargıcı olarak görev yaptı. Halen Karşıyaka Asliye Hukuk Mahkemesi Yargıcı olarak çalışmaktadır. 2006 yılında YARSAV, 2011 yılında Yargısen, 2012 yılında Yargıçlar Sendikasının kuruluşlarında görev aldı. 2023 yılı itibariyle Yargıçlar Sendikası başkanlığı görevine devam etmektedir.

Madımak Olayı ve Kavramlar Üstüne

0

Madımak Olayı ve Kavramlar Üstüne / Avukat Ü. Elif Topçu

Takvimler 2 Temmuz 1993 tarihini gösterdiğinde bütün Türkiye’yi etkileyecek, çeşitli tartışmalara yol açacak ve tüm dünyayı dehşete uğratacak o olay, çocuklardan, sanatçılardan, akademisyenlerden ve öğrencilerden oluşan 35 kişinin diri diri yakılarak katledildiği, otel dışında da saldırıyı düzenleyen ya da destekleyenlerden 2 kişinin hayatını kaybettiği, başta yaşam hakkı olmak üzere birçok temel hakkın ayaklar altına alındığı Madımak Olayı meydana gelmiştir.

Elbette ki hukuk penceresi ve hukuk mücadelesi bakımından çeşitli değerlendirmeler yapılması gerekmektedir, nice hukukçular tarafından da bu değerlendirmeler ‘93 yılında yaşanan bu vahim olaydan beri ve güncel gelişmeler ışığında yapılmaktadır. Ancak bu tarz toplumsal olayların anlaşılabilmesi ve tekerrür etmemesi bakımından bazı kavramlar üzerine de değerlendirmeler yapılması gerekmektedir.

Devlet ve Azınlık Gruplar

İnsanın yapısı düşünüldüğünde; insanda kendinden olana meyletme, kendinden olanı destekleme eğilimi görülmektedir. İnsanlık tarihi gözlemlendiğinde de bu özelliğin; kendinden olanın desteklenerek kendinden olmayanın ayrıştırılmasına, farklı grupların ortaya çıkmasına ve bu grupların belli çekişmelere sürüklenmesine, galip gelen grubun ise başat güç olmasına sebep olduğu görülmektedir. İlkel toplumlarda nüfusun az olması sebebiyle önce topluluk içerisinde, nüfusun artmasıyla aynı toprak parçasında yaşayan topluluklar arasında meydana gelen bu döngü, en nihayet dünyadaki her bir kara parçası üzerinde farklı topluluklar bulunduğunun keşfiyle küresel bir şekilde yaşanmış ve günümüzde de hem lokal anlamda hem de küresel anlamda yaşanmaya devam etmektedir.

Bu çekişmeler sonucunda gücü elinde bulunduran ile azınlık grupları olarak taraflar ortaya çıkmış, zamanla da güç sahibi ve azınlık kavramlarının tanımları değişmiştir. Günümüzde azınlık ya da azınlık grupları “başat güce sahip olmayan, farklı siyasi, dini, etnik köken gibi çoğunluğun özelliklerinden farklı özelliklere sahip kişi ve gruplar” olarak tanımlanmaktadır.

Farklı gruplar arasındaki bu sürekli kaos halinin yatıştırılması ve hangi grup mensubu olduğundan bağımsız olarak toplumdaki her bir bireyin can ve mal güvenliği ile haklarının korunması bakımından bireylerden ve gruplardan üst bir otorite ihtiyacı meydana gelmiş ve böylelikle de devlet kavramı meydana çıkmıştır. En basit ve yerleşik tanımıyla, devlet; “bireylerin can ve mal güvenliği ile haklarının hukuk kuralları vasıtasıyla korunmasını sağlayan en üst otorite” olarak tanımlanabilmektedir.

Devletin ortaya çıkışı ve ortaya çıkış amacı düşünüldüğünde birçok yükümlülüğünün yanında azınlık haklarının korunması bakımından da bir yükümlülüğü olduğu açıktır. Bu sebeple devlet kavramı ve devletin yükümlülüklerinin yerine getirilmesi bakımından Madımak Olayı büyük bir örnek teşkil etmektedir. Devletin organları arasındaki paralel çalışma ve devletin objektifliği, toplum içerisindeki bireylerin/grupların kendi hakkını tesis etme ihtimalinin ortadan kaldırılması bakımından önem arz etmektedir. Devletin organize olamadığı ve/veya objektifliğini kaybettiği durumlarda ise bu tarz toplumsal krizlerin yaşanması ise kaçınılmazdır.

Zira Madımak Oteli’nde saldırıya uğrayan grup, tesadüf üzerine saldırıya uğramış bir grup değildir. Bu grubun ortak özelliği; Türkiye’de “azınlık” olarak nitelendirebileceğimiz Aleviler, Sosyalistler ve Ateistler gibi ülke içerisinde başat güce sahip olmayan, farklı siyasi, dini, etnik kökene sahip kişilerden oluşmasıdır. Olayların başında belki hedef sadece tek bir isimdir; Aziz Nesin. Fakat bir insana duyulan öfkenin nasıl toplu bir eyleme ve katliama sebep olabileceği sorulması gereken asıl sorudur. Eldeki veriler değerlendirildiğinde bu sorunun cevabının yalnızca Madımak Oteli’nde bulunan topluluğun, ülkedeki azınlık kesime tabi kişilerden oluşması olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu sebeple tek bir kişiye duyulan öfke; otelde bulunan ve esasen “hedef” olmayan diğer insanların hayatının göz ardı edilebileceği öncelikle bir tehdit haline daha sonra ise gerçeğe dönüşmüştür.

Bu tarz toplumsal olaylarda hem organize bir şekilde bu olayların ortaya çıkışı hem alınacak tedbirler hem bu olaylara müdahale edilmesi hem de yasal sürecin işlerliği bakımından değerlendirmelerde bulunulması gerekmektedir. Her ne kadar yasal bir ihlal bulunmadığı müddetçe toplu eylemlere karşı herhangi hukuki bir yaptırım uygulanması mümkün değilse de en ufak bir tehdide karşı devletin gerekli tedbir ve önlemleri alması gerektiği, ciddi bir tehdit oluşturduğunun anlaşılması halinde de devletin her türlü siyasi çekinceden uzak bir şekilde her bir vatandaşına karşı objektivitesini koruyarak organları ve bu organları arasındaki organizasyon vasıtasıyla gerekli müdahaleyi gerçekleştirmesi gerektiği, her türlü müdahaleye rağmen sonuç alınmaması halinde ise yargılama sürecinin şeffaflığının sağlanması ve adalet duygusunun tatmin edilmesi bakımından gerekli ortamın sağlanması gerektiği aşikardır.

Devletin hukuk sistemine bağlı bir şekilde tedbir alıcı ve müdahale edici yönünün çeşitli gruplar arasında farklılık göstermesi ve bu farklılığın yargıyı da etkisi altına alması ise devlete duyulan güveni sarsmakta, yeni toplumsal olayların önünü açmaktadır. Bu sebeple Madımak Olayı devlet yapılarındaki ihtiyaçlar ile eksiklikler tespit edilerek devlet yapısının bu çıkarımlar doğrultusunda güçlendirilmesi ve eksikliklerin tamamlanması bakımından büyük bir örnek teşkil etmektedir.

Rahmet ve sevgiyle…

Av. Ü. Elif Topçu Hakkında

Av. Ü. Elif topçu

Lise eğitimini TED Ankara Koleji’nde tamamlayan Ü. Elif Topçu, Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesinde lisans eğitimini tamamlamıştır. 2023 yılı itibariyle Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsünde Sermaye Piyasası ve Borsa alanında yüksek lisans yapmaktadır. Staj dönemi boyunca ve avukatlık ruhsatını aldığı 2018 yılından itibaren Ankara ve İstanbul’daki çeşitli hukuk bürolarında ve banka hukuk müşavirliğinde görev yapan Topçu, 2022 yılından beri kurucusu olduğu Topçu Hukuk ve Danışmanlık Bürosu’nda avukat ve arabulucu olarak çalışmaya devam etmektedir. İstanbul Barosu’na kayıtlı Topçu, İstanbul Barosu Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Komisyonu ve TED Ankara Koleji Mezunları Derneği mensubudur.

Madımak Davası Garabetleri

0

Madımak Davası Garabetleri / Avukat Aslı Ağar 

 Bundan tam 30 yıl önce, 2 Temmuz 1993 günü, Sivas’ta 33 insan yakılarak katledildi.

Pir Sultan Abdal Şenlikleri düzenlenmişti. Şenlikler nedeniyle çoğunluğu Alevi ve sol görüşlü olan 51 kişilik grup Sivas’ta bulunuyordu. Şenlikler Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşiyordu. Dört gün sürecek şenliklerin ikinci günkü kısmı maalesef gerçekleştirilemedi çünkü Türkiye’nin kara lekesi olan Sivas (Madımak) Katliamı işte bu ikinci günde, cuma namazı çıkışında başladı. Yazar, şair, düşünür ve sanatçılardan oluşan 51 kişilik grubun 33’ü kaldıkları Madımak Oteli’nde yakılarak katledildiler. Olaylar sırasında 2 otel görevlisi ve 2 gösterici de öldü ve toplamda 37 kişi yaşamını yitirdi.

Olayın ve dava sürecinin tüm detaylarını kronolojik olarak anlatan eski parlamenter ve avukat Şenal Sarıhan’nın makalesini okumanızı özellikle öneriyorum.

Sivas Katliamı Davası: 30 Yılın Kısa Öyküsü

O gün hem Atatürk Kültür Merkezi’ne hem de Madımak Oteli’ne saldırı düzenlendi. Saldırılar sonucu vefat edenlerin dörtte üçünün 25 yaş altı olması, en küçüğünün 12 yaşında bir çocuk olması beni ayrıca kahretmektedir. O tarihte ben de 10 yaşında bir çocuktum. Yaşları bana çok yakın olan, kim bilir bir araya gelsek çocuk halimizle oturup sohbet edeceğimiz, oyun oynayacağımız çocuklar öldürüldü.

Maktullerin çoğunluğunun 25 yaşın altında gencecik insanlar, çocuklar, kadınlar olduğu Sivas Katliamının failleri; kim olduklarını bilmedikleri, tanımadıkları insanlara saldırmış, onları diri diri yakmış ve yaptıkları eylemin videolarından gördüğümüz kadarıyla büyük bir keyif almış, heyecanlanmış ve asla durmamışlardır.

Evet! Kime saldırdıklarını bilmeyen faillerin tek bildikleri oradakilerin sol görüşlü oldukları, Alevi olduklarıydı, kişisel husumeti olan insanlara değil tamamen siyasi saiklerle laik Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı bir saldırı düzenlediler.

Ne acıdır ki olaylar canlı yayında televizyondan izlendi.

Peki bu saldırı bir anda mı gelişti yoksa önceden planlanarak, hazırlık yapılarak mı gerçekleştirildi?

Olayların başlangıcında öncelikle Cuma namazından çıkan 600 kişilik bir grup Atatürk Kültür Merkezi’ne geldi. Başta 600 kişi olan grubun sayısı giderek 1000–2000-3000 ve en nihayetinde Madımak Oteli’nin önüne gelince 15.000 kişiyi buldu. Bu ana kadar devlet yetkilileri hiçbir önlem almadı. Halbuki dava dosyasında mevcut bilgilere ve emniyet tutanaklarına göre; olaydan bir gün önce Sivas’a 200’e yakın araç geldiğini, bu araçlardan inenlerin yatılı Kuran kursu binalarına yerleştirildiğini öğreniyoruz ve yine emniyetin faksına “Müslüman Kamuoyuna” başlığıyla bir bildirinin fakslandığını ve bu bildirinin tüm kamu merkezlerine ve işyerlerine dağıtıldığını biliyoruz.

Bildiride şu şekilde ifadeler yer almaktadır: “İslamın peygamberini ve kitabını, izzetini korumak için uğurda verilecek canlarımız vardır. Gün, Müslümanlığın gereğini yerine getirme günüdür. Çirkin küfürlerin hesabını sorma günüdür. Şeytanın dostlarıyla savaşın.”

Bildirinin devamında Aziz Nesin’e de meydan okunmuştur. Tüm bunlara rağmen emniyet tarafından herhangi bir güvenlik tedbiri alınmadığını görüyoruz. Aynı şekilde Cuma namazından çıkan 600 kişilik grubun Madımak Oteli önüne geldiğinde artık 15.000 kişi olana kadar da beklendiğini, grubu dağıtmak ve olayların gelişmesini önlemek adına herhangi bir önlem alınmadığını, bu kişilerin hangi örgütten olduğunun araştırılmadığını görüyoruz. Olayların gelişmesi ve kalabalığın 15.000 kişiye varmasıyla askerden yardım talep edilse de belki havaya ateş açılarak dağıtılabilecek bu kalabalık için adeta hiçbir şey yapılmadı.

Televizyonda da katliamı herkes canlı canlı izledi.

Madımak Oteli önünde atılan sloganlara bakacak olursak göreceğiz ki bu eylem her ne kadar farklı din ve inançtan, farklı siyasi görüşten aydınlara yapılmış gibi görünse de direkt olarak laik Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Cumhuriyet Rejimine karşı yapılmış bir eylemdir.

Sloganlar kan dondurmaktadır.

Faillerin Cumhuriyet değerlerine ve Atatürk’e karşı attığı sloganlar gösteriyor ki; aslında şeriatçı bir eylem gerçekleştirilmektedir. Sloganlara gelecek olursak; “Yaşasın Hizbullah!” “Şeriat gelecek yüzler gülecek.” “Laiklik gidecek şeriat gelecek.” “Şeriatçı devlet kurulsun.” “Yaşasın şeriat!” “Muhammed’in ordusu laiklerin korkusu.” “Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak.” Ayrıca oradaki Atatürk heykeline de saldırmışlardır. Her şey apaçık ortada değil mi?

Sivas Katliamı, Madımak Oteli’nin içindeki insanlarla birlikte ateşe verilip yakılması ve insanlarımızın öldürülmesi, çocukların öldürülmesi! Bu vahşet herkesin malumu. Ben şimdi biraz da katliam sonrası dava sürecinden bahsetmek istiyorum. Bu aşamada da çok sayıda hukuk skandalı yaşanmıştır.

Yukarıda da bahsettiğim üzere 15.000 kişi toplanarak bu saldırıyı gerçekleştirmiş olmasına rağmen faillerin sadece bir bölümü –onlar da Sivas’ta yaşayanlar– yakalanarak gözaltına alınmıştır. Sadece 128 kişinin gözaltına alındığı kayıtlara geçmiştir. Çok ilginçtir ki itfaiye merdiveniyle kurtarılan Aziz Nesin’e saldıran Refah Partili Belediye Meclis Üyesi Cafer Erçakmak gibi çok sayıda saldırgan hiç yakalanmamıştır. Bu kadar çok sayıda eylemcinin olduğu Sivas Katliamı’nın iddianamesinin olaydan 18 gün sonra hazırlanarak davanın açılmış olması da soruşturmanın ne kadar eksik yapıldığının hatta SORUŞTURMAMAnın göstergesidir. Halbuki biliriz ki ülkemizde iki üç kişi hakkında bile bir iddianame hazırlanması aylarca sürmektedir.

Olayın televizyonlarda gösterilmesine, video kayıtlarına alınmasına, güvenlik kameraları gibi birçok görüntülü ve sesli kayıt olmasına, çok sayıda delile erişme imkanı bulunmasına rağmen 15 bin kişiden yalnızca 128 kişi ile yetinilmesi, bu eylemin arkasındaki kişi ve örgütlerin araştırılmaması, sanıklara sorulmaması bu katliamın üzerinin örtülmesi çabasından başka bir şey değildir bana göre. Şimdi gelelim açılan davalara…

Öncelikle belirtmek gerekir ki olay tarihinde yürürlükte olan kanun gereğince, terör eylemi nedeniyle gözaltına alınan şüphelilerin avukat yardımından faydalanamayacağı düzenlemesi mevcut iken bu şüphelilere avukatlarıyla görüşüp hukuki görüş alma imkanı sağlanmıştı. Bu duruma o dönemin Sivas Baro Başkanı itiraz etmiştir. Gerçekleştirilen eylemin siyasi bir eylem ve insanlığa karşı işlenmiş bir terör eylemi olduğu belirtilmiştir. Ancak bu şekilde şüphelilere avukat ataması kaldırılarak avukatla görüşme yasağı konulabilmiştir.

2 Temmuz 1993 Sivas Katliamının gerçekleştirilmesinden sadece 18 gün gibi kısa bir süre sonra 3 ayrı dava açılmıştır.

İlk dava Sivas Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılmıştır. Açılan dava basit “adam öldürme” olarak geçmekte yalnızca “yakarak” ifadesi de eklenerek yakarak adam öldürme olarak geçmektedir.

İkinci dava ise Sivas Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılmıştır. Bu dava da toplantı ve gösteri yürüyüşüne aykırılık olarak görülmektedir.

Bir diğer dava ise Sivas’ta DGM bulunmadığı için Kayseri Devlet Güvenlik Mahkemesin’de(DGM) açılan davadır. Davaların Sivas’ta açılmasına mağdur avukatları itiraz etti çünkü dava süreci uzun ve yıpratıcı olacaktı.

Eşi, çocuğu, kardeşi böyle bir eylemle vahşice öldürülmüş aileler için her duruşmaya, olay yerine, Sivas’a gitmek manevi olarak çok zordu, üstelik kurbanların ailelerinin büyük bir çoğunluğu Ankara’daydı. Nitekim avukatların itirazı üzerine davalar Ankara’ya gönderildi ve Ankara’da görülmeye başlandı. Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gelen davada mahkeme başkanı, bu eylemin basit bir adam öldürme olmadığını, siyasi bir eylem olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermesi üzerine dava Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne gönderilmiştir. Ancak DGM tarafından dava kabul edilmemiş ve gerekçe olarak da bu eylemin sıradan bir adam öldürme olduğu, siyasi bir eylem olmadığı öne sürülmüştür. En nihayetinde dosya uyuşmazlık yargılaması için Yargıtay’a gitmiş, nihayet mağdur avukatlarının da talebiyle Ankara DGM’de görülmeye başlanmıştır.

Duruşmalar da çok yıpratıcı geçmiştir. Sanıklar mahkemeyi tanımamış, mağdurlara, tanıklara ve avukatlara saldırmış, duruşma salonunda namaz kılmış, duruşma salonunda Atatürk, Cumhuriyet gibi ifadeler geçtiği anda olay çıkarıp taşkınlık yaratmışlardır. Mahkeme ise sanıklara cezai yaptırım uygulamak yerine duruşmaların basına kapalı olarak gerçekleştirilmesine karar vermiştir. Avukatlar bu duruma itiraz ederek “duruşmalara basın alınmayacaksa biz de duruşmalara katılmayacağız” diye itiraz etmiş olsalar da avukatların bu talebi dinlenmemiştir. Basına kapalı yapılan duruşmalara protesto amacıyla avukatlar karar gününe kadar katılmama kararı almıştır. Yargılama sonunda Ankara 1 Nolu DGM, ilk kararında 26 sanık hakkında indirimler de uygulayarak adiyen adam öldürme suçunu işledikleri gerekçesiyle 15 yıl hapis cezasına hükmetmiştir. 37 sanık hakkında beraat kararı verilmiş, 60 sanık ise 3’er yıl hapis cezası almıştır.

Ancak Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 99 sanık hakkındaki kararı bozdu. Yargılama yeniden yapıldı. İkinci yargılama 1997 yılında tamamlandı. Bu kez mağdur avukatlarının talebi üzerine, saldırının adiyen adam öldürme değil anayasal düzene karşı yapıldığını kabul eden mahkeme 38 sanığın idamına karar verdi. 29 sanık hakkında anayasal düzeni bozmaya yardım suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 14 sanık hakkında da beraat kararı verildi. Bu kararı da Yargıtay 9. Ceza Dairesi 50 sanık yönünden bozdu. Bozmaya gerekçe olarak sanıkların doğum kayıtlarında Nüfus Müdürlüğü mührünün okunaksız olduğu, nüfus kayıtlarındaki cilt numaralarının karara yanlış geçirildiği gibi gerekçeler gösterildi.

2000 yılında biten üçüncü yargılamada ise mahkeme, 38 idam kararını tekrar etti. Diğer sanıkların üçü hakkında 20, biri hakkında 15, 13 sanık hakkında ise 7 yıl hapis cezasına karar verdi. Bu süreçte ceza hukuku sistemimizde idam cezası kaldırıldığı için idam kararları müebbet hapis cezasına dönüştü.

Yargıtay 2001 yılında bu kararı onadı ve hükümler kesinleşti ancak yargılamalar bitmedi. Hala firari sanıklar vardı. Onların ayrılan dosyaları devam ediyordu. Ayrıca Pişmanlık Yasasının çıkmasının ardından çok sayıda hükümlü Sivas’ta örgütlü olarak hareket edildiğine dair itiraflarda bulunmak üzere mahkemeye başvurdu. Örgüt bağlantılarını anlatan bir kısım sanık olaylara karışan Hizbullah, İslami Hareket Teşkilatı ve Kaplancılar gibi örgütlerin üyelerinin isimlerini vermelerine rağmen başvuruları reddedildi. Bir kısım sanık da örgüt bağlantıları olduğunu reddetti. Mahkeme tarafından, eylemi gerçekleştiren kişilerin örgütler tarafından yönlendirildiği görmezden gelindi.

Firari sanıklardan yakalandıktan sonra kayıplara karışan isimler oldu. Bazı isimler ise hiç yakalanamadan kaçtı. Davanın asli faillerinden 7 kişinin Almanya’da, 2 failin de Suudi Arabistan’da oldukları, iltica ettikleri ortaya çıktı.

Davanın bir numaralı sanığı Cafer Erçakmak’tı. Olayları önceden kışkırttığı ve Aziz Nesin’in itfaiye aracıyla indirilirken darp edenler arasında olduğu biliniyordu. 18 yıl boyunca firari olarak arandı. Hakkında kırmızı bülten çıkarıldı. Almanya ya da Fransa’da olduğu iddia edilse de bu süreçte nerede olduğu tespit edilemedi. Ancak Sivas’ta yaşadığı ve 2011’de emiyete 500 metre uzaklıktaki çocuğunun evinde öldüğü ortaya çıktı. Cesedi mezarından çıkarılarak DNA incelemesi yapıldı ve cesedin Cafer Erçakmak’a ait olduğu tespiti yapıldı. Ölümünün tespiti nedeniyle hakkındaki dava düştü.

Hukuk skandallarından biri de o dönem milletvekili olan Şevket Kazan’ın davada sanık avukatı olarak yer almasıydı. Halbuki milletvekillerinin devlet aleyhine işlenen suçlarla ilgili olarak avukat olarak dosyaya vekalet vermesi, savunma yapması hukuken mümkün değildi. Mağdur avukatlarının itirazı sonucu mahkeme tarafından Şevket Kazan’ın duruşmalardan çıkarılmasına karar verildi. Davada 600 kadar mağdur avukatı görev alırken sanık avukatları da azımsanmayacak kadar kalabalıktı. Hatta bu avukatların aralarından sonradan maalesef bakanlık ve milletvekilliği yapanlar, devlet yönetimine yerleştirilenler oldu.

Sivas Katliamı Davası şu anda ne aşamada?

Halihazırda 3 sanık hakkında (Murat Sonkur, Murat Karataş, Eren Ceylan) yargılama devam etmektedir. Mayıs 2023’te görülen son duruşmada, bir sonraki duruşma 14 Eylül 2023 tarihine ertelenmiştir. Bu sanıklar firari olup iade edilmemişlerdir. Bu davada sanıklar hakkında tüm deliller toplanmış olup avukatlar zamanaşımı tehlikesi nedeniyle yokluklarında karar verilmesini talep etse de mahkeme sanıkları dinlemeden karar veremeyeceğini belirtmiştir.

Yargılama devam ederken 2005 yılında yürürlüğe giren TCK’ya göre insanlığa karşı işlenen suçlar zamanaşımına girmemektedir. Ancak Sivas Katliamı davası bu kapsama alınmadı. Zamanaşımı kararlarını veren Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararında Sivas’ta meydana gelen olayların siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle, toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli işlenmediğini belirterek; “Dolayısıyla olayın insanlık suçu kapsamında değil terör suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır” ifadesini kullandı.

Bu süreçte mağdur yakınları 17 kez TBMM’deki partilerden bu ve benzeri olayların insanlık suçu sayılarak zamanaşımının bu suçlar için geçerli olmamasını talep etti. Verilen önergeler AKP tarafından reddedildi.

Sivas Katliamı’nın üzerinden tam 30 yıl geçti ve avukatlar en azından devam eden bu son davada yapılan eylemin insanlığa karşı suç olarak kabul edilmesini talep etmektedir. Mahkeme bu konuda henüz bir karar vermemiştir. Daha önce insanlığa karşı suç talepleri kabul görmediği için mahkemenin, 2 Temmuz 2023 tarihi itibariyle davanın zamanaşımına girip girmediği yönünde bir tespiti olacağı belirtilmektedir. Bu vesileyle 14 Eylül’de görülecek olan duruşma çok önemlidir. Ayrıca Mayısta görülmüş olan son duruşmada, bir sonraki duruşmanın 30 yıllık sürenin dolduğu 2 Temmuz 2023 tarihine yakın bir tarihe değil de 14 Eylül’e ertelenmiş olması en azından bu dava yönünden suçun insanlığa karşı işlenmiş suç olduğunun kabulü ile zamanaşımına tabi olmayacağı yönünde karar verilmesi hususunda umut vermeye devam etmektedir.

14 Eylül 2023’te görülecek olan duruşmada verilecek kararı ben de merakla bekliyor ve zamanaşımına tabi olmadığına karar verilmesini umuyorum…

Sivas Katliamı’nda canlarını kaybetmiş insanlarımızın ailelerini, kendi imkanlarıyla Madımak Oteli’nden çıkarak canlarını kurtarmış ve 30 yıldır bu travmaya rağmen yaşama tutunmuş insanlarımızı ve başta Sayın Üstad Şenal Sarıhan olmak üzere 30 yıldır hukuk mücadelesi veren, adaletin tecellisi için emek veren tüm avukat meslektaşlarımızı takdir ediyorum. Adaletin peşinde koşan ve asla pes etmeyen insanlarımız iyi ki varsınız…

Not: Madımak Katliamı ile ilgili olarak sanal Madımak Kütüphanesi oluşturulmuş olup olayla ve dava süreciyle ilgili birçok bilgiye ve katliamda can verenlerin biyografilerine ulaşabileceğiniz link: https://kutuphane.madimak.org/tr

Avukat Aslı Ağar Hakkında

Avukat Aslı Ağar

12 Aralık 1982 Kocaeli doğumlu bir Kadıköylüdür. Avukat, arabulucu ve patent vekilidir. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Hukuku Yüksek Lisans Programı mezunudur. İstanbul Barosu Kadıköy Bölge Temsilcisi olarak görev almıştır. Özyeğin Üniversitesi ve Goldman Sachs Vakfı işbirliği ile düzenlenen 10.000 Girişimci Kadın programından mezun olmuştur. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği gönüllü avukatlarındandır. 2017 yılında İstanbul Barosu’ndan İzmir Barosu’na nakil olmuştur. Halihazırda İzmir’de serbest avukatlık yapmaktadır. 1 kız çocuğu, 1 kedi ve 1 balık annesidir.

Sivas Kıyımı İnsanlık Suçu Kapsamına Alınmalı

0

Sivas Kıyımı İnsanlık Suçu Kapsamına Alınmalı / Faik Akçay

Sivas (Madımak) Kıyımı’nın gerçek suçlularına hiç dokunulamadı. Olayın yaşanmasında araç olarak kullanılan maşaların bazıları yargılandılar, değişik cezalar aldılar, özgürlüklerinden yoksun bırakıldılar. Bu uygulamalar, gerçek suçluların gizlenmesinden başka bir iş değildi. Olayı kurgulayan gerçek ele hiç uzanılamadı, dokunulamadı.

Sivas ya da başka kıyımlarda, gerçek suçlulara ulaşılamadığı sürece, bu tür kıyımların hiç bitmeyeceği açık.

Eylemin boyutu

15 bin dolayında saldırgandan yalnızca 190’ı için gözaltı işlemi yapıldı. Yalnızca 124 kişiye dava açıldı. 3 kişinin bir araya gelmesinin yasak olduğu, 10 kişinin bir araya gelmesinin kolay olmadığı bir ülkede, 15 bin kişinin bir araya gelerek eylem yapması, kendiliğinden oluşan bir iş olamaz. Bu güç işi örgütleyenler, bunu yalnızca cami önünde, birkaç saat içinde yapmış olamazlar. Yıllar, aylar, günler öncesinin bir çalışmasıyla oynanan bu oyun yaşama geçirilinceye dek, ülkenin bilgi alma örgütleri, yönetim birimleri, güvenlik güçleri neredeydiler? Bu durum, olayın bir kurgu olduğunu ortaya koymakta.

Zamanaşımı uygulanmamalı

Madımak Oteli’nde insanların yakılması bugüne değin “insanlığa karşı işlenen bir suç” olarak görülmediği için, sıradan suçlar gibi 30 yıllık zaman aşımı kapsamına alınmak isteniyor. Olay insanlık suçu kapsamına alınmazsa, zamanaşımı gerekçesiyle, dosyalar ortadan kaldırılacak.

Yargı, eylemi “insanlığa karşı suç” olarak görmezse, olayın yaşandığı günden buyana yakalanamayan üç sanık hakkında süren yargılama, daha doğrusu yargılanmama, 30 yıllık zamanaşımı süresi dolduğu için zamanaşımına girecek. Bu insanlar, hiçbir yaptırımla karşılaşmadan suçtan kurtulacaklar.

“2005 yılında yürürlüğe giren TCK’ya göre, insanlığa karşı işlenen suçlar zamanaşımına girmiyor. Ancak Sivas Kıyımı (Katliamı) davası bu kapsama alınmadı. Zamanaşımı kararlarını veren Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararında, Sivas’ta ortaya konan olayların siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle, toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak işlenmediği belirtilerek, “Dolayısıyla olayın insanlık suçu kapsamında değil terör suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır” ifadelerini kullandı. Kararda, Yargıtay ve Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin eski kararlarındaki, topluluğun dini amaçlarla anayasal düzeni yıkmak istedikleri saptaması da dikkate alınmadı. Mahkeme, zamanaşımına girmese de delil yokluğundan dolayı sanıkların cezalandırılamayacağını da karar altına aldı. Bu yorumu yaparken, video ve fotoğrafları inceleyen polislerin tanıklıkları yok sayıldı. Bu tanıklıklar ‘tahmin’ olarak yorumlandı. Mahkemeye göre, zamanaşımı süresi zaten davanın görülmeye başlandığı 2008’de dolmuştu. Kararda, eylemin ‘sistemli’ olmadığı ve örgüte rastlanmadığı belirtildi ancak eylem ‘terör suçu’ sayıldı”.(1)

Bu eylemin ortaya konuş biçimi, “terör suçu” boyutunun ötesinde, “insanlığa karşı işlenmiş bir suç” olduğunu göstermekte. Yukarıda belirtilen yargı kararının oluşturan yargı organının, yargıçların bunları görmezden gelerek böyle bir karar oluşturmalarını anlamak güç.

Cezası kesinleşen dokuz kişi hakkında 2001’den bu yana ceza zamanaşımı işliyor. Bu süre de 2031’de dolacak. Yapılan yargılama sonunda suçlu oldukları saptanarak, hüküm giyen, bu kararlar kesinleşen 9 kişi, yurtdışına kaçtıkları, bugüne dek yakalanamadıkları için, zamanaşımı süresi işlediğinden ceza almaktan kurtulacaklar. Bu yargı kararını ortadan kaldıracak yeni kararların oluşturulması, eylemin insanlığa karşı işlenen suç kapsamına alınması gerekmekte.

Farklı zamanaşımı süreleri

“Davanın kimi sanıkları anayasal düzeni bozmaya teşebbüs, kimi iştirak, kimi yardım gibi suçlardan yargılandıklarından zamanaşımı süreleri değişiyor. Bugüne kadar avukatlara haber bile verilmeden çeşitli dosyaların karara bağlandığı ortaya çıktı. 2010’da bu şekilde iki sanık için zamanaşımı kararı verildi. Başka sanıkların da farklı illerdeki mahkemeler kanalıyla, zamanaşımı tespiti yaptırarak, karar aldırdığı ve ceza riskinden kurtuldukları ifade ediliyor. Bu konuda avukatlara net bir bilgi verilmedi.

“Yargı, DGM’lerin kapatılmasının ardından da dosyayı 2004/28 esasına kaydetti. İki sanıkla ilgili dava 10 yıl boyunca sürdü. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, 2 sanıkla ilgili kararını 24 Ağustos 2010 tarihinde verdi. Yargı, iki sanığa atılan ‘anayasal düzeni bozmaya kalkışmaya iştirak etmek’ suçunun 15 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davayı ortadan kaldırdı. Bu süreçte, Almanya’da olduğu, kırmızı bültenle aranmadığı ve Almanya vatandaşlığına geçtiği ortaya çıktı. Bu dosyada da avukatların haberdar edilmediği anlaşıldı.

Sanıklar İhsan Çakmak, Şevket Erdoğan, Hakan Karaca, Köksal Koçak, Necmi Karaömeroğlu’nun dosyaları, 15 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle ortadan kaldırıldı.

Bu süreçte, yaşamını yitirenlerin yakınlarının da yer aldığı Toplumsal Bellek Platformu, 17 kez TBMM’deki partilerden bu ve benzeri olayların insanlık suçu sayılarak, zamanaşımının bu suçlarda geçerli olmamasını istedi. Verilen önergeler AK Parti tarafından reddedildi”.(2)

Madımak Oteli’nde insanların diri diri yakılması, mala, insan dışı canlılara, doğaya yönelik bir eylem değildi. İnsana karşı yapılan bir kıyımdı. Eylemin amacı, yapılış biçimi düşünüldüğünde, bu kıyım yalnızca orada ölen 37 kişiye değil, bir düşünceye, bir soya, bir inanç sisteminin yaşatılmamasına ya da yok edilmesine, bir kültüre, binlerce yılda oluşmuş değerlere yönelmiş bir insanlık suçu olduğu görülmekte. Durum bu olunca, bu eylem, “zamanaşımı” kapsamı içine sokulamayacak, zamanaşımı uygulanamayacak nitelikte olduğu anlaşılmakta.

Bir eylemin yargılanma sürecinin 30 yıl sürmesi, sonra da zamanaşımı gerekçesiyle cezasızlıkla sonuçlandırılması başlı başına bir insanlık suçu olsa gerek. İstense yargılama süreci, 30 yıl geçmeden, gerçek bir yargılamayla sonuçlanabilir. Bu yapılmadığına göre, ceza verilmek istenenleri kurtarma yöntemi olarak, zamanaşımı gerekçesini gündeme taşımak, iyi niyetten uzak bir yaklaşıma benzemekte.

Gözaltına alma, sorgulama, sözde yargılama, tutuklama işlemlerinin 1 günde bitirilebildiği bir ülkede, bir dava 30 yılda bitirilemiyorsa, burada iyi niyet olduğundan söz etmek akıl dışı olur.
————————————–
1.https://t24.com.tr/haber/30-soruda-30.yildonununde-sivas-katliamı-ve-yargi-skandallari-son-davada-da-zamanasimi-yolda-tahliye-olasiligi-gundemde,1118032
T24.com.tr Bağımsız İnternet Gazetesi, 02.07.2023
2. Aynı kaynak.

Faik Akçay Hakkında 

Faik AKÇAY, 15.10.1944 tarihinde, Ordu İli, Altınordu İlçesi (Merkez) Cumhuriyet (Gerce) Köyü Mahallesi’nde doğdu. Gerce (Cumhuriyet) Köyü İlkokulu, Ordu Lisesi Ortaokulu, Perşembe İlköğretmen Okulu ve Ordu Lisesini bitirdi.  İ.İ.T.İ.A Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nda eğitim aldı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi 3. sınıfına kadar okudu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde (Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu) Halkla İlişkiler YÜKSEK LİSANS (MASTER) öğrenimini tamamladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde Uluslararası İlişkiler YÜKSEK LİSANS (MASTER) öğrenimini (ikinci Yüksek Lisans) tamamladı. İstanbul Ü. Siyasal Bilgiler Fak. Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde  D O K T O R A öğrenimi gördü.

SODEV – TÜSES (Sosyal Demokrasi Vakfı – Türkiye Sosyal, Ekonomik, Siyasal Araştırmalar Vakfı), 11. Dönem Sosyal Demokrasi Okulu’nu, Bilim ve Sanat Vakfı 2004 Yaz Seminerlerini ve SODEV Yerel Yönetimler Semineri’ni tamamladı. İHD İstanbul Şubesi İnsan Hakları Okulu’nu, MAZLUM-DER İnsan Hakları Kursu’nu, Liberal Demokrasi Derneği İnsan Hakları Seminerini, Uluslararası Af Örgütü İnsan Hakları Seminerini ve İSMEK Çocuk Hakları Kursu’nu bitirdi. “Çocuklar İçin Adalet Çağırıcıları” girişiminde çalışarak, ülkemizde “Çocuk Yargılama Yasası” çıkarılmasına katkı sunmaya çalıştı. “Demokrasi İçin Birlik” çalışmalarına katılarak, ülkemizde geniş toplumsal kesimlerin, “İnsan hakları”, “demokrasi” gibi küresel değerler doğrultusunda birliktelik sağlaması umuduyla katkıda bulunmaya çalıştı. Çok sayıda ulusal, uluslararası sempozyum, kongre, konferans, seminer etkinliklerine katıldı. Cıvıltılar Çağlayanı (Şiir Seçkisi – Arkadaşlarıyla birlikte), Zeytinburnu Gerçek Yönleriyle Bir Gecekondu Kenti (Araştırma-İnceleme), İlkokullar İçin Alıştırmalı-Uygulamalı Dilbilgisi (Yardımcı Ders Kitabı) ve Gülmeceler isimleri eserleri bulunmaktadır.

Ne Olacak Bu Toprakların Hali

0

Ne olacak bu toprakların hali!  / Avukat Ergin Cinmen 

Özgür Vikipedia Ansiklopedisi, ‘Türkiye’de yaşanan katliamlar’ listesini yayınlanmış. Liste M.Ö. 494’te Yunanlıların elindeki Milet’in Persliler tarafından düşmesi ile başlayıp 1 Ocak 2017’de Reina baskını ile son buluyor.

Bu toprakların sosyolojisini anlamak isteyenler mutlaka incelemeli.

Vikipedia’da bir de çizelge yapılmış. Çizelgede katliamların sorumluları, mağdurları ve olayların çok özet  anlatımları var.

Çizelgeyi inceleyenler bu güzel toprakların aynı zamanda bir katliam merkezi  olduğunu anlıyor.

Sanki MÖ 494 senesinden bu güne kadar birileri bu topraklara devamlı operasyon düzenliyor (!)

Ergin Cinmen

Dünyanın diğer bölgelerinde de mutlaka tarih boyunca hiç istenmeyen olaylar cereyan etmiştir. Örneğin uygarlığın beşiği sayılan Avrupa’nın göbeğinde yüz binlerce insanın ölümüne neden olan ve peşi sıra yaşanan iki adet Dünya savaşı “insanoğlunun yaşananlardan hiç mi ders almadığı” sorusunu sorduruyor.

Sanki kolektif bir kötülük genetiğine sahibiz.

 Ama ayni zamanda iyilik genlerimiz de faaliyet halinde.

Nitekim Nazizmin ve Faşizmin yenilgisinden sonra kurulan yeni dünya düzeninde anlaşmazlıkların uzlaşmalarla çözümü için mekanizmalar kuruluyor. Bunun başında Birleşmiş Milletler Teşkilatı geliyor. Her ne kadar bu teşkilat doğrudan ilk iki savaşın galiplerinin kesin hakimiyetinde ise de hiç olmazsa “ben buradayım” diyebiliyorsunuz. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” cümlesi çok doğrudur ve peşinin sürdürülmesi gerekir.

Avrupa Konseyi, Konsey çerçevesinde kurulan AİHM ve Uluslar arası Ceza Mahkemesi hep savaşlardan kıyımlardan kurtulmak için yapılan aramaların sonucu kurulmuştur.

Ama hala Rusya Ukrayna’ya saldırabiliyor. İnsanlar saçma sapan nedenlerle öldürülebiliyor. Yarın savaş bittiğinde belki de Putin taraftarları “biz nasıl oldu da bu saçma sapan işi desteklemiştik” diyecekler. Vagner’in tuhaf Moskova yürüyüşü yavaş yavaş belki de yaşanan saçmalığın daha yüksek sesle ortaya konacağının belirtileri olabilir.

Peki, 1789 devriminin beşiği, insan haklarının ilk ciddi habercisi Fransız toplumunun bu günlerde içinde bulunduğu gerilime ne demeli! Varoşlardan yola çıkan her ne kadar Beyaz Fransız olmasa da en azından ikinci, üçüncü nesil Fransız gençlerin işin başındaki haklı tepkileri bu günlerde bu topluma Vandalizmi yaşatıyorsa buna ne demeli?

Veya bu gençlerin yağmalara girişmeleri ve özellikle ve daha çok marka ayakkabı satan ayakkabı mağazalarını yağmalamasına ne demeli?

Anlaşılan o dur ki insanlık hala farklılıklarıyla bir arada yaşayamaya hazır değil.

Ama aynı zamanda yaşamaya da çalışıyor.

Sınır tanımayan doktorlar hayatlarını hiçe sayarak; salgın hastalıkların ve savaşların ortasına bedenlerini atabiliyorlar.

Şubat depreminde enkazın üstündeki bin bir milletten insan, hiç tanımadığı, kurtardıktan sonra  yüzünü bir daha görmeyeceği insanlar için uğraşıp didiniyor.

Fransız, Katarlı, İngiliz, Rus, Hıristiyan, Müslüman, Sünni, Alevi, Hanefi, Deist, Teist bir şey fark etmiyor.

Aslında bu yazıyı bundan 30 yıl önce Sivas’ta 33 insanımızın katledilmesiyle sonuçlanan ve bu günlerde hala yakalanamayan failler için zamanaşımına uğrayacak Sivas katliamı için yazacaktım. Ancak bu acı olay için ne kadar çok yazı yazılmış, söyleşi yapılmış…  Hukuk ansiklopedisinde çok değerli yazıları da okuduktan sonra değişik neler söylenebilir diye araştırdığımda neredeyse zamanında “kendi içinde” doğal bir olay yaşadığımız gibi bir sonuca “dehşet” içinde vardım!

Öyle ya salt Alevi/Sünni; diye 1978’de Kahramanmaraş’ta 120 kişi; Mayıs 1980’de Çorum’da 65 kişi katledilmiş. Hala akıllanılmamış bu kez 1993 yılında 33 aydınımız Sivas’ta Madımak adlı otelde yakılarak, dumandan boğularak öldürülmüş.

 Solcu sağcı diye yapılan katliamların da haddi hesabı yok. Hepsi  çizelgede yazılı.

Ve asıl önemlisi zamanın Başbakanı Tansu Çiller “Allah korudu! Otelin dışındaki insanlara bir şey olmadı” diyebilmiş!

Zamanın Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, Oral Çalışlara verdiği bir söyleşide  “Bir MİT yetkilisine ben de neden geç kalındı sorusunu sordum. Bana, ‘bazen bazı kuvvetlerin gazını almak için olayların gelişmesi kendi haline bırakılır’ şeklinde bir cevap vermişti.”    dediğini öğreniyoruz.

Aynı 12 Eylül’e giden süreç gibi Derin Devlet tarafı ve onun akıl(sızlığı) Türk İslam sentezi ve hatta İslam’ın da Hanefi’si; Hanefi’nin de Sünni’sinden taraf olunca böyle şeyler oluyor.

İdeolojik devlet taraf oluyor ve her türlü rengi ve farklılığı kendine tehdit olarak algılıyor.

Susurluk’ta olduğu gibi!

Sonunda derin devlet, devletin ta kendisi oluyor.

Şimdi Türk-İslam sentezi ideolojisini açıkça ortaya koyan; bunun neticesi olarak Düşünce ve ifade özgürlüğünü yalnızca kendisinin benimsediği düşünce ve ifadelere tanıdığı açık olan bir Cumhurbaşkanı, Hükümet ve Meclis çoğunluğu ile karşı karşıyayız.

İçinde bulunulan siyasi ve ekonomik buhran yönetime Güvenlik Siyasetini dayatınca “maslahata uygun güvenlik sorunlarının da ‘zuhur ettirildiğini’ tarih bize göstermiştir.

12 Eylül öncesi yaşatılan terör, 1990’lı yıllarda yaşadığımız Susurluk kod adlı ilişkiler bizlere ders olmalıdır.

Netice itibarıyla Sivas felaketini bir kez daha yaşamamak için bu ülkede yaşayan herkesin ülke sorunlarına müdahil olması gerekmektedir.

Ben her şeye rağmen yine de ümitliyim.

Çünkü ümitsiz yaşanmıyor.

 

Av. Ergin Cinmen

Katliamların Olmaması İçin Neler Yapmalıyız

0

Katliamların Olmaması İçin Neler Yapmalıyız / Avukat İhsan Berkhan

Dünyada tarih boyunca o kadar çok katliam yaşanmış ki, burada sadece Anadolu coğrafyasında yaşananlara , tarihten günümüze çeşitli dönemlere ilişkin örneklerden bazılarını paylaşmakla yetineceğim. Bu verileri paylaşırken  amacım, böyle gelmiş böyle gider kaderciliğine hak vermek ya da intikam ateşine odun atmak, salt unutmak ya da  unutmamak değil;  hep beraber çözüm önerileri üzerinde düşünmenin önemini  vurgulamaktır.

Heredot, M.Ö. 494’de (Şimdiki Didim sınırları içinde yer alan) Milet’te Perslerin Yunanlı erkeklerin çoğunu öldürdüğünü kadın ve çocukları ise esir aldığını yazıyor. Buna bir savaş diyebilirsiniz, ama bu yaşananın  bir katliam olduğu gerçeğini değiştirir mi? (Bknz: Türkiye’de yaşanmış katliamlar listesi)

M.S. 532 de Bizanslıların (Şimdiki İstanbul’da) Konstantinopolis’te, Nika Ayaklanmasında 30.000 kişiyi katlettiği rapor edilmektedir. Şimdi burada, bir taraf ayaklanmış ve bu nedenle bu sonuç ortaya çıkmış diyebilirsiniz;  ama bu sonucun bir katliam olduğu gerçeğini değiştirir mi?

Abbasiler,  832 yılında  (Şimdiki Afyonkarahisar’ı da içine alan bölge) Amorium’ u ele geçirip, kiliseye sığınan halkı kilise ile birlikte ateşe verip, Müslüman olmayı reddeden 42 Bizans subayını kafalarını kesmek suretiyle öldürüp halkın geri kalanını da esir alıp köleleştirmişlerdi. Bu durumu savaşta Abbasiler’in galip geldiği şeklinde yorumlayabilirsiniz, ama bu olayın büyük bir yağma, vahşet ve katliam olduğu gerçeğini değiştir mi?

1091 yılında (Edirne’ nin bir ilçesi) Enez’e 80.000 savaşçı ile saldırıp Bizans İmparatorluğunu işgal eden  Peçenekler, Kuman ve Bizans ordusu tarafından pusuya düşürülmüştü. Levounion Muharebesinde savaşçı ya da sivil farkı gözetilmeksizin nerede ise Peçeneklerin tamamen yok edilmesi olayına; işgalci bir orduya karşı kendi ülkesinin korunması  diyebilirsiniz, ama bu olayın büyük  bir katliam olduğu gerçeğini değiştirir mi?

Osmanlı İmparatorluğu döneminde (Şimdiki İstanbul) Konstantinopolis’in fethinde her cinsiyetten  4.000 yetişkinin öldürülmesine; sonuçta her fetihte olur böyle şeyler diyebilirsiniz, ama bu  durum şehrin yağmalandığı ve halkın katliama uğradığı gerçeğini değiştirir mi?

Doğu Anadolu’da, 1894-1896 yılları arasında Sultan II. Abdülhamid’in ordularına imparatorluk içindeki Ermenileri öldürme talimatı vermesi sonucu 80.000–325.000 arasında Ermeni ve Süryani’nin Türk ve Kürtlerden oluşan Hamidiye Alayları tarafından öldürülmesini; tarihçiler bir neden bağlayabilir belki, ama bu yaşananın bir katliam olduğu gerçeğini değiştirir mi?

1905-1922 Yılları arasında Doğu Anadolu’da Ermenilerin Türkler ve Kürtlere; 1913-1922 arası Jön Türklerin  Rumlara; 1914-1918 arası  ön Türkler ve Kürtlerin Süryanilere; 1915-1918 arası Jön Türkler ve Kürt Kabilelerin Ermenilere yönelik saldırılarında binlerce insan katledildi. Kimileri “soykırım” diyebilir, kimleri” tehcir” deyip geçiştirebilir.Bu durum, kimin kime, hangi gerekçe ile olursa olsun, bu topraklarda büyük katliamlar yapıldığı  gerçeğini değiştirebilir mi?

Kurtuluş Savaşı dönemini  bir başka incelemenin konusu olarak bir tarafa bıraktığımızda ve sayıları saymayı bırakıp, kim tarafından kime karşı yapıldığına da bakmayıp, sadece olayları  tarih ve yer belirterek yazmaya kalktığımızda  dahi bu yazıya sığmayacaktır. Örnek olarak birkaç tanesini sayalım: 1930-Van, Zilan Deresi Katliamı; 1937-1938 Tunceli, Dersim Katliamı; 1955-İstanbul, 6-7 Eylül Olayları; 1977-İstanbul, Kanlı 1 Mayıs; 1978-İstanbul, 16 Mart Katliamı; 1978-Ankara, Bahçelievler Katliamı; 1978-Kahramanmaraş, Maraş Katliamı; 1980-Çorum, Çorum Olayları; 1985-Van, Taşbucak Mezrası Katliamı; 1987-Mardin, Pınarcık Katliamı; 1992-Bitlis, Cevizdalı Katliamı; 2 Temmuz 1993 –Sivas , Sivas Katliamı (MADIMAK); 1993-Erzincan, Başbağlar Katliamı; 1993-Diyarbakır, Lice Katliamı; 1993-Erzurum, Yavi Katliamı; 1996-Hakkari, Çukurca Katliamı; 1999- İstanbul, Mavi Çarşı Katliamı; 2007-Malatya, Zirve Yayınevi Katliamı; 2011-Şırnak, Uludere/Roboski Katliamı; 2013-Hatay, Reyhanlı Katliamı; 2015-Şanlıurfa, Suruç Katliamı; 2015-Ankara, Ankara Garı Katliamı; 2016-Türkiye, 15 Temmuz Darbe Girişimi; 2017-İstanbul, Reina Katliamı…

Yukarıda yer alan bilgilerin tamamı sadece tr.wikipedia.org/ adresinde yer alan “Türkiye’de Yaşanmış Katliamlar Listesi” başlığı altında yer almaktadır. Dünyadaki katliamlardan bahsetmeye kalkışmam bu yazının sınırlarını aşar ama bu yazıyı kaleme aldığım tarih itibariyle (11 Temmuz 2023), 1995 Srebrenitsa Katliamının yıldönümü olması nedeniyle anmadan geçemeyeceğim. Bu katliamla ilgili “Srebrenitsa Soykırımı Önlenebilir miydi?” başlıklı bir makale okudum bugün. Birleşmiş Milletler, güvenli bölge ilan etmesine rağmen güvenlik önlemi almakta yetersiz kalmasaydı, halkın kendini savunmak için bulundurduğu hafif silahları toplamasaydı, belki de en az 8372 Bosnalı  bu katliama uğramayacaktı.

2’si saldırgan toplam 37 kişinin hayatını kaybettiği en az 51 kişinin yaralandığı 2 Temmuz 1993 deki  radikal İslamcı kalabalık saldırgan grup tarafından yakılan Madımak Otelinden ağır yaralı da olsa sağ çıkan Yazar Aziz Nesin yaptığı basın açıklamasında: “Bir devlet var, diyordum ben. Bir devlet var, inanılacak bir devlet var. İyi kötü, yanlış yapıyor-doğru yapıyor ama devlet var. Elbette bunu önleyecekler.Bu kadar ödün verilemez, diye düşünüyordum. Yanılmışım” demiştir. Yazarın bu tepkisinden de  açıkça anlaşıldığı üzere eğer devlet üzerine düşeni yapsa idi bugün “Madımak” denildiğinde, Sivas” denildiğinde, “otelin ateşe verilerek insanların yakılması”ndan, “katliam”dan bahsetmiyor alacaktık. Katliamları unutmamak, her yıldönümünde hatırlamak elbette önemli ve saygıdeğerdir. Ancak,  asıl bundan böyle herkesin, tüm kesimlerin sorması gereken şudur:  Tarihteki acı olaylarla, katliamlarla nasıl yüzleşmeliyiz?. Kimin kime ne yaptığı önemli olmakla beraber, neleri yaparsak bundan sonra yeni katliamlar yaşanmaz, bu konuda düşünmeli, kafa yormalıyız.

Katliamda zamanaşımı olmaz. İnsanlık suçu işleyen failler adalet önüne çıkarılıp  yargılanmalı, suçlular cezasını çekmeli, toplumdaki adalet duygusu güçlenmelidir. Bunun için 1982 Anayasasının 2.maddesinde de yer alan demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olmakta ve kalmakta ısrarcı olmalıyız.

Toplumdaki dinsel, etniksel, dilsel ve kültürel gruplar arasında iletişimsizlik, ön yargı ve eğitimsizlikten kaynaklı düşmanlıkların ortadan kaldırılabilmesi için toplumun birbirini tanıyıp, anlayıp, birbirine katlanıp hatta kaynaşabilmeleri, birbirinin özgürlük alanına diğerlerinin saygı duyabilmesi, hoşgörü ve uzlaşı ortamının sağlanabilmesi için devlet başta olmak üzere ilgili tüm sivil, idari ve askeri  kişi, kurum ve kuruluşların ortak bir çalışma başlatması için  de ısrarcı olmalıyız.

Her yıl 2 Temmuz’da “unutMADIMAKlımda” deyip  3 Temmuz’da unutarak; toplumda derinleşen ekonomik, sosyal, siyasal kutuplaşmalara rağmen, bundan böyle katliam olmayacakmış gibi sorunlara duyarsız kalarak çok bir yol alamayacağımız gerçekliğini  görerek; doğru, etik ve gerçek olanın peşinde gitmekte ısrarcı olmalıyız. 11.07.2023

Avukat İhsan Berkhan Hakkında

Av. İhsan Berkhan

1965 yılında Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde doğdu. 1990 Yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul Barosu’na 17687 sicil no ile kayıt olarak 1991 yılında  serbest avukatlığa başladı. 2003-2005 yıllarında, İstanbul Ticaret Üniversitesi‘nde Uluslararası Ticaret ve Avrupa Birliği Hukuku dalında yüksek lisans eğitimini tamamladı. 2014 yılında Arabulucu, 2017 yılında da Uzlaştırmacı oldu. İstanbul Barosu’nun bir kaç dönem Sirkeci ve Bakırköy Bölgesi Baro Temsilciliği görevlerini üstlendi. 2023 yılı itibariyle Bakırköy Adalet Sarayı Arabuluculuk Merkezi Koordinatörlüğü görevini sürdürmektedir. Marka ve patent vekilliği, sosyal güvenlik uzmanlığı, site ve iş merkezi yöneticiliği, Sınai Haklar alanında ceza ve hukuk bilirkişiliğinin yanı sıra, İş Hukuku, Kat Mülkiyeti Hukuku, İş Güvenliği Hukuku, Şirketler Hukuku, Aile Hukuku, Kira Hukuku, İcra-İflas Hukuku, Fikri ve Sınai Haklar Hukuku başta olmak üzere birçok alanda avukat ve hukuk danışmanı olarak hizmet vermektedir.  Berkhan, birçok sivil toplum kuruluşunda üyelik, kuruculuk ve yöneticilik yaptı. Arabuluculuk Gönüllüleri Derneği’nin ve Uzlaşı Kültürü ve Hukuk Derneği’nin kurucu Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi.  Okan Üniversitesi GSF’nde Öğretim Görevlisi olarak bulundu; fikri ve sınai haklar dersi verdi. Beykent Üniversitesi ve Altınbaş Üniversitesi’nde arabuluculuk eğitmeni olarak görev aldı. Hakemli dergilerde yayımlanmış hukuki makaleleri (Marka Lisans Sözleşmeleri, Markanın Hükümsüzlüğü vb. ) bulunmaktadır.

Cenevre Bildirgesi – Hekimlik Andı

1
HEKİMLİK ANDI - Dünya Tabipler Birliği Cenevre Bildirgesi

Cenevre Bildirgesi – Hekimlik Andı, ilk kez Dünya Tabipler Birliği’nin (DTB) 1948 yılı Eylül ayında İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleşen 2. Genel Kurulu’nda kabul edilmiştir. Hekimlik meslek ahlakı kurallarının temelleri, tüm dünyada kabul edilmiş bulunan ve Dünya Tabipler Birliği Cenevre Bildirgesi’nde somutlaşan değerlerdir.

Bildirge, DTB’nin 1968 yılı Ağustos ayında, Avustralya’nın Sydney kentinde düzenlenen 22. Genel Kurul Toplantısında, 1983 yılı Ekim ayında Venedik’te düzenlenen 35. Genel Kurulunda, İsveç’in Stockholm kentinde 1994 yılında düzenlenen 46. Genel Kurul Toplantısında değiştirilmiş; 2005 ve 2006 yıllarında Fransa’da gerçekleştirilen toplantılarda gözden geçirilmiştir.

Türk Tabipleri Birliği’nin 28 Haziran 2014 tarihinde yapılan 64. Büyük Kongresi’nde konu ele alınmış, Dünya Tabipler Birliği Cenevre Bildirgesi’nin ülke çapında Hekimlik Andı olarak kullanımının sağlanmasına karar verilmiştir.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Cenevre Bildirgesi – Hekimlik Andı, Dünya Tabipler Birliği‘nin yürüttüğü iki yıllık bir çalışma sonucunda yeniden güncellenmiş;  2017 yılı Ekim ayında Chicago’da düzenlenen 68. Genel Kurul toplantısında, Türk Tabipleri Birliği’nin de katkılarıyla değiştirilerek son halini almıştır. Dünya Tabipler Birliği Konsey Başkanlığı‘nca Hekimlik Andı‘nı güncellemek için oluşturulan çalışma grubuna, Almanya, İsveç, ABD, Hindistan ve İsrail tabip birlikleriyle birlikte seçilen Türk Tabipleri Birliği, internetten yapılan taramalarda Hipokrat Yemini yerine bu metnin bulunma ve kullanılma olasılığının artıracağı gerekçesiyle Dünya Tabipler Birliği Cenevre Bildirgesi‘ne bir alt başlık olarak “Hekimlik Andı” isminin eklenmesini önermiş ve öneri kabul edilmiştir. Türk Tabipleri Birliği, günümüz mesleki değerleriyle uyuşmayan, keyfi değiştirilebilen ve internette çok çeşitli versiyonları bulunan Hipokrat Yemini yerine, fakültelerdeki tıp eğitimi sürecinde ve mezuniyet törenlerinde Dünya Tabipler Birliği Cenevre Bildirgesi/Hekimlik Andı‘nın kullanılmasını sağlamak üzere ülkedeki tüm tıp fakültesi dekanlıklarına, tıp etiği anabilim dallarına, tıp eğitimi anabilim dallarına ve uzmanlık derneklerine Hekimlik Andı‘nın birer kopyasını yollamaktadır.

Dünya Tabipleri Birliği Cenevre Bildirgesi, 2006

“Hekimlik mesleğin bir üyesi olarak;

Yaşamımı insanlığını hizmetine adayacağıma,Hastanın sağlığına v esenliğine

her zaman öncelik vereceğime,

Hastamın özerkliğine ve onuruna saygı göstereceğime,

İnsan yaşamına en üst düzeyde saygı göstereceğime,

Görevimle hastam arasına ; yaş, hastalık ya da engellilik, inanç, etnik köken, cinsiyet, milliyet, politik düşünce , ırk, cinsel yönelim, toplumsal konum ya da başka herhangi bir özelliğin girmesine izin vermeyeceğime,

Hastamın bana açtığı sırları , yaşamını yitirdikten sonra bile gizli tutacağıma,

Mesleğimi vicdanımla, onurumla ve iyi hekimlik ilkelerini gözeterek uygulayacağıma

Hekimlik mesleğinin onurunu ve saygın geleneklerini bütün gücümle koruyup geliştireceğime

Mesleğimi bana öğretenlere, meslektaşlarıma ve öğrencilerime hak ettikleri saygıyı ve minnettarlığı göstereceğime,

Tıbbi bilgimi hastaların yararı ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için paylaşacağıma,

Hizmeti en yüksek düzeyde sunabilmek için kendi sağlığımı , esenliğimi ve mesleki yetkinliğimi korumaya dikkat edeceğime,

Tehdit ediliyor olsam bile, tıbbi bilgilerimi, insan haklarını ve bireysel özgürlüklerini çiğnemek için kullanmayacağıma,

Kararlılıkla, özgürce ve onurum üzerine,

Ant içerim”

Cenevre Bildirgesi – Hekimlik Andı

TTB Yönetim Kurulu Üyelerinin gözaltına alınması üzerine İstanbul Tabip Odasının Duvarına 2018 yılında Hekimlik Andı Asılmıştır

Nükleer Savaş ve Çevre Felaketi

0
Noam Chomsky

Nükleer Savaş ve Çevre Felaketi isimli eser Noam Chomsky ve Laray Polk tarafından kaleme alınarak Melda Elif Keskin tarafından Türkçe’ye çevrilmiş, 2013 yılında İnkılap Yayınları tarafından basılmıştır.

[box type=”shadow” align=”” class=”” width=””] Kitabın Tanıtım Bülteni “Dünya çok vahim bir çevre felaketine doğru sürükleniyor.” Yaşadığımız yüzyılın en önemli entelektüellerinden, dilbilimci, filozof, tarihçi, mantıkçı, aktivist, siyasi eleştirmen ve yazar Noam Chomsky, nükleer savaş ve çevre felaketi konularında son derece çarpıcı iddialarla çıkıyor karşımıza. “Türümüzün hayatta kalması açısından iki temel sorun var: nükleer savaş ve çevre felaketi,” diyen Chomsky, çağımızın iki büyük sorununa ve bu sorunların İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ortaklaştığı noktalara dikkat çekiyor. Amerika’nın ve İsrail’in uluslararası politikalarına sert eleştiriler getirirken, dünyayı nükleer ve çevresel bir felakete doğru sürükleyen ülke politikalarını ortaya koyuyor. Japonya, Vietnam ve Irak’ta kullanılan nükleer silahların insanlar ve çevre üzerinde oluşturduğu tahribat, kısa vadeli çıkarları gereği küresel ısınma gerçeğini reddeden politikacılar ve şirket sahipleri, İran ile artan nükleer gerilim, yakın gelecekteki nükleer savaş ihtimalleri gibi pek çok konunun tartışıldığı bu kitap, insanlığa bir uyarı niteliği de taşıyor.[/box]

 

Kitabın Konu Başlıkları ve Bölümleri 

Kitap, sekiz ana başlık altında yazılmıştır. Küresel ısınma ve iklim krizi hakkında devletlerin ve özellikle ABD’nin uygulamaları eleştirel biçimde incelenmekte, çevre hukuku bakımından sıkı bir ABD eleştirisi yapmaktadır.

Çevre Felaketi: Birinci bölüm, insan kaynaklı küresel ısınma, ormanların katledilmesi, biyoyakıt kullanımı gibi konuları ele almaktadır. En zengin ve en güçlü ülke olan ABD’nin çevre konusunda duyarsız olduğu vurgulanmaktadır.

Protesto ve Üniversiteler:  Kitabın ikinci bölümünde nükleer enerji üretimi ve üniversitelerin bu konuda devletlerle olan işbirliği ele alınmakta, üniversitelerin devletlere nükleer enerji üretimi konusunda destek vermemesi gerektiği savunulmaktadır.

Savaşın Zehirliliği: Kitabın üçüncü bölümü, savaşlar sırasında yaşanan çevre felaketlerini konu edinmektedir. ABD’nin çevre hakkında bencil tutumu, çevre kirliliğine karşı önlem almamasını ve bunun sebep olduğu sağlık sorunlarının suç içerdiği savunulmaktadır. Kasıtlı bir cehalet olarak nitelenen bu durum kimyasal silahların yasaklanmasını gerektirmektedir.

Nükleer Tehditler: Kitabın dördüncü bölümü, nükleer savaşa neden olabilecek teknolojinin devletler tarafından kullanılması ve ABD’nin bu konudaki tutumu eleştirilmektedir. Nükleer bir savaş yaşanma ihtimali çok güçlüdür ve birinci derece sorumlu ABD’dir.

Chomsky‘e göre, nükleer tehdidin artırılması ülkesi ABD’nin eseridir.

Çin ve Yeşil Devrim: Kitabın beşinci bölümü, Çin’in yükselişini, nükleer savaş riski ve çevre tahribatı yönüyle değerlendirmektedir.

Araştırma ve Din (Ya da Görünmez El):  Altıncı bölüm, iklim değişikliği çerçevesinde ülkelerin ve özellikle ABD’nin yürüttüğü politikalar dinsel inançlar çerçevesinde ele alınmakta, mezheplere göre analizler yapılmaktadır.

Olağanüstü Yaşamlar: Kitabın yedinci bölümü nükleer savaşa ve insan haklarına ilişkin diğer düşünürlerin çalışmalarına yer vermekte; Bertrand Russell, Einstein, Linus Pauling, Peggy Duff, Barry Commoner ve Joseph Rotblat’ın çalışmalarından bahsedilmektedir. 9 Temmuz 1955’te yayımlanan Russell-Einstein Manifestosu‘na özel atıf yapılmaktadır.

Russell-Einstein Manifestosu

Karşılıklı Mutlak Bağımlılık: Kitabın sekizinci bölümü, küresel ısınma, çevre felaketi, nükleer silahlanma ve tehdit başlıklarını, genel bir yorumla ve dünya devletlerinin tutumları üzerinden yorumlamaktadır. Karşılıklı bağımlılık, yoksullar ve zenginler paradigması üzerinden ele alınmakta, savaş, nükleer silahlanma ve çevre tahribatından en büyük zararı yoksul halkların gördüğü ifade edilmektedir. Toprak Ana’nın Hakları Evrensel Bildirgesi‘ne atıf yapılmıştır.

Kitabın sekiz Ek Belgesi:

1. Orgeneral Groves ve Yarbay Rea Arasındaki Görüşme (25 Ağustos 1945)

2. UCPV Etkinliği için El İlanı (10 Ekim 1967)

3. Bilim İnsanları Vietnem’da Tarım Ürünlerinin Yok Edilişini, Kınıyor (21 Ocak 1966)

4. Nelson Anjain’den Robert Conard’a Açık Mektup (9 Nisan 1975)

5. Marshall adalılara Ait Tıbbi Kayıtlar Gensuikin’in Elinde (27 Temmuz 1976)

6. Irak’ın Kimyasal Silah Kullanımı ile İlgili Tutanak (1 Kasım 1983)

7. Afrika’ya Açık Mektup (12 Aralık 2011)

8. Anjali Appadurai’nin Durban’daki Konuşması (9 Aralık 2011).

Yazar Noam Chomsky Hakkında 

Noam Chomsky

Chomsky, dünyadaki kutuplaşma ve küreselleşmeye dönük eleştirileri nedeniyle öncü bir filozof olarak New York Times Book Review tarafından ‘Günümüzün önemli entelektüeli’ seçilmiştir.  ‘Dünya’nın en fazla alıntı ve atıf yapılan kişisi’ olarak kabul görmektedir. Chomsky, 1984 Amerikan Psikoloji Örgütüne Bilimsel Katkı Ödülü, 1988 Kyoto Ödülü, 1996 Berlin- Brandenburg Bilim ödülü, 2004 Carl Von Ossietzky Çağdaş Tarih ve Oldenburg Politika Ödülü, 2005 Dünya Çapında Entelektüel Ödülü ve 2006 Uppsala Üniversitesi Fahri Doktora Ödüllerinin sahibidir.

Bazı eserleri birçok dile çevrilmiş, bazı kitapları Türkçe olarak yayınlanmıştır. Bilgi Sorunları ve Dil, Dil ve Zihin, Dil ve Sorumluluk, Doğa ve Dil Üzerine, Korsanlar ve İmparatorlar Gerçek Dünya’da Uluslararası Terörizm, Kader Üçgeni, Modern Çağda Entelektüellerin Rolü, Medya Denetimi Immediast Bildirgesi, Düşük Yoğunluklu Demokrasi Yeni Dünya Düzeni ve Yeni Politik Güçler, Demokratik İdeallerin Çöküşü, Medya Gerçeği, Terörizm Efsanesi, Yeni Dünya Düzeninde Yalanlar ve Gerçekler, Dünya Düzeni: Eskisi Yenisi, Halkın Sırtından Kazanç, Sam Amca Ne İstiyor İkinci Dünya Savaşı’ndan Günümüze Amerikan Politikaları, Demokrasi Gerçek ve Hayal, Amerikan Müdahaleciliği, 11 Eylül, 11 Eylül ve Sonrası Dünya Nereye Gidiyor?, Batı’nın Yeni Standartları Kosova, Doğu Timor ve Dünya’ya Hükmeden Yeni Kuşak, Medya Gerçeği, Terörizm Kültürü, İktidarı Anlamak, Hayaller ve Umutlar, Yaşam ve Ölüm Arasında Gazze, Demokrasi ve Eğitim, Sömürgecilikten Küreselleşmeye, Yeni Dünya Düzeninde Yalanlar ve Gerçekler bu eserlerden bazılarıdır.