Ana Sayfa Blog Sayfa 39

İstanbul Şartı – Avrupa Güvenlik Şartı

0

İstanbul Şartı(Avrupa Güvenlik Şartı-Charter for European Security), Türkiye’nin 1999 yılında AGİT Zirvesi’ne ev sahipliği yaptığı, 18-19 Kasım 1999’da İstanbul’da düzenlenen Zirve’de kabul edilmiştir. Bu zirvede kabul edilen diğer belgeler ile birlikte örgüt müktesebatına katılmıştır.

Zirve’de imzalanan Avrupa Güvenlik Şartı (İstanbul Şartı), 21. yüzyılda AGİT(Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı-Organization for Security and Co-operation in Europe) bölgesinin güvenlik, barış ve istikrarının güvence altına alınabilmesi için gerekli ilke ve yöntemleri belirlemiştir.

Bu görselin Alt özniteliği boş. Dosya adı: Istanbul-Sarti-Avrupa-Guvenlik-Sarti.jpeg

İstanbul Şartı’nda, AGİT’in erken uyarı, çatışma önleme, kriz yönetimi ve çatışma sonrası rehabilitasyon alanlarındaki faaliyetlerini daha etkin hale getirmek için AGİT coğrafyasında faaliyet gösteren uluslararası ve bölgesel kuruluşlar arasında İşbirliğine Dayalı Güvenlik Platformu (Platform for Cooperative Security), Süratli Uzman Yardım ve İşbirliği Ekipleri (Rapid Expert Assistance Cooperation Teams/REACT) gibi mekanizmalar geliştirilmiştir.

 

İstanbul Şartı – Avrupa Güvenlik Şartı

1. 21. yüzyılın eşiğinde, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) üyesi ülkeler Devlet veya Hükümet Başkanları olarak, üye devletlerin birbirleri ile barış içinde ve bireylerin ve toplulukların özgürlük, refah ve güvenlik içinde yaşayabileceği hür, demokratik ve daha fazla bütünleşmiş bir AGİT bölgesi yaratılması için taahhüdümüzü kararlılıkla açıklıyoruz.

Bu taahhüdü yerine getirebilmek için birtakım yeni adımlar atılmasına karar verdik. Bu amaçla:

  • AGİT ile diğer uluslararası Teşkilatlar ve kurumlar arasında işbirliğini geliştirmek ve bu sayede uluslararası toplumun mevcut kaynaklarını daha etkin kullanabilmek için İşbirliğine Dayalı Güvenlik Platformu oluşturmaya,
  • AGİT’in barışı koruma operasyonlarındaki rolünü geliştirmeye ve böylece Örgütün güvenliğe ilişkin kapsamlı yaklaşımını daha iyi yansıtmaya,
  • AGİT’in yardım ve geniş çaplı sivil alan operasyonlarına ilişkin taleplere daha çabuk yanıt verebilmesini teminen Yardım ve İşbirliği Süratli Uzman Takımları (YİSUT) oluşturmaya;
  • Hukukun üstünlüğünün sürdürülmesini sağlamak amacıyla polis faaliyetleri yürütebilmek için yeteneklerimizi genişletmeye,
  • AGİT alan operasyonlarının planlanması ve konuşlandırılması amacıyla bir Harekat Merkezi oluşturmaya;
  • AGİT Daimi Konseyi altında Hazırlık Komitesini kurarak, AGİT içinde siyasi danışma sürecini güçlendirmeye;

karar verdik.

Şiddet kullanılan çatışmaları mümkün olduğunca önlemeyi taahhüt ediyoruz.

Bu Şarta dahil etmeye karar verdiğimiz önlemler, AGİT’in bu alandaki yeteneklerini güçlendirmesinin yanı sıra, savaş ve yıkımdan tahrip olmuş toplumların rehabilitasyonu konusunda AGİT’in kapasitesini de geliştirecektir. Bu Şart ortak ve bölünmez bir güvenlik alanı oluşturulmasına katkıda bulunacaktır. Şart, aynı zamanda, bölünmelerin ve farklı güvenlik düzeylerinin olmadığı bir AGİT bölgesi yaratılmasına yardımcı olacaktır.

KARŞIMIZDAKİ ORTAK TEHDİTLER

2. 20. yüzyılın son on yılı AGİT bölgesinde önemli başarılara tanıklık etmiş, önceden var olan gerginlikler yerini işbirliğine bırakmıştır. Ancak devletler arasında çatışma tehlikesi yok edilememiştir. Avrupa’da eski döneme ait bölünmeler geride bırakılmış, fakat, yeni riskler ve tehlikeler ortaya çıkmıştır.

Paris Şartını imzaladığımızdan bu yana, güvenliğimize yönelik tehditlerin devletlerarası anlaşmazlıklardan olduğu kadar, toplumlar içi uyuşmazlıklardan da kaynaklandığı açıkça görülmüştür. Çoğu kez AGİT kural ve ilkelerinin ulusal sınırlar içinde açıkça ihlal edilmesi nedeniyle çatışmalar yaşadık. Artık tümüyle geçmişte kaldığını düşündüğümüz tarzdaki vahşice davranışlara yeniden şahit olduk. Son on yılda, bu tür çatışmaların bütün AGİT üye devletlerinin güvenliğine bir tehdit oluşturduğu açıkça görülmüştür.

3. Son on yılda yaşanan trajedilerden olduğu kadar, devletlerarası gerilim ve bölünme tehlikelerinden ders alma kararlılığındayız. Güvenlik ve barış, iki temel unsuru kapsayan bir yaklaşım sayesinde geliştirilebilir; bunlar, vatandaşlar arasında güven tesis edilmesi ve devletler arasındaki işbirliğinin geliştirilmesidir. Bu amaçla, yardımcı olmak ve tavsiyelerde bulunmak üzere mevcut mekanizmalarımızı güçlendirecek ve yenilerini geliştireceğiz. Ulusal azınlık mensuplarının hakları da dahil, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygının tam anlamıyla yerleşmesi için çabalarımızı artıracağız. Buna paralel olarak, devletler arasında güven ve güvenlik artırılması için kapasitemizi kuvvetlendireceğiz. Devletler arasındaki anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümlenmesi için mevcut araçları daha da geliştirme kararlılığındayız.

4. Uluslararası terörizm, şiddete başvuran aşırılık, örgütlü suç ve uyuşturucu kaçakçılığı güvenliğe artan ölçüde bir tehlike teşkil etmektedir. Nedeni ne olursa olsun ve ne şekilde tezahür ederse etsin terörizm kabul edilemez bir olgudur. Her türlü terörist faaliyetin hazırlanmasını veya mali destek bulmasını önlemek için çabalarımızı artıracağız ve teröristlerin topraklarımızda üstlenmesine izin vermeyeceğiz. Hafif ve küçük silahların aşırı ve istikrarı bozucu bir şekilde artması ve kontrolsüzce yayılması da güvenliğimize ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Söz konusu yeni risk ve tehditlere karşı savunmamızı güçlendirmeye kararlıyız. Güçlü demokratik kurumlar ve hukukun üstünlüğü bu savunmanın temelini oluşturur. Bu tehditleri göğüsleyebilmek için birbirimizle daha etkin ve yakın işbirliği yapmaya da kararlıyız.

5. Ağır ekonomik sorunlar ve sağlıksız çevre koşulları güvenliğimize ciddi etkiler yapabilir. Ekonomi, bilim ve teknoloji ve çevre alanlarındaki işbirliği çok büyük önem arz etmektedir. Toplumsal haklara gerekli dikkat sarf edilirken, devam eden ekonomik ve çevresel reformlar, şeffaf ve istikrarlı iktisadi faaliyetler ve pazar ekonomisinin geliştirilmesi ile söz konusu tehditlere karşı yanıtımızı güçlendireceğiz. Daha önce benzeri görülmemiş düzeyde, bir çok ülkede devam eden başarılı ekonomik geçiş sürecini takdirle izliyoruz. AGİT bölgesinin bütününde güvenlik ve refaha katkıda bulunacak olan söz konusu reform sürecine devam etmeleri için onları teşvik ediyoruz.

Yolsuzluklarla mücadele ve kanun hakimiyeti için AGİT’in tüm boyutlarında çabalarımızı artıracağız.

6. AGİT bölgesine yakın, özellikle Akdeniz ve Orta Asya’daki üye ülkelere komşu bölgelerdeki güvenliğin AGİT için artan önemi haiz olduğunu teyit ediyoruz. Bu bölgelerdeki istikrarsızlık ve tehlikelerin AGİT ülkelerinin güvenlik ve refahına doğrudan etkisi bulunduğunun bilincindeyiz.

II. ORTAK TEMELLERİMİZ

7. Birleşmiş Milletler (BM) Şartına, Helsinki Nihai Senedine, Paris Şartına ve kabul ettiğimiz tüm diğer AGİT belgelerine tam bağlılığımızı yeniden teyit etmekteyiz. Bu belgeler ortak taahhütlerimizi ve faaliyetimizin temelini teşkil ederler. Bunlar, Avrupa’daki eski bölünmelerin sona erdirilmesi ve tüm AGİT bölgesi boyunca demokrasi, barış ve dayanışmanın gerçekleştirilmesi bakımından yeni bir dönem açılmasında bize yardım etmiştir. Bu belgeler, üye devletlerin birbirlerine ve bireylerine karşı davranışları bakımından açık standartlar getirmiştir.

AGİT yükümlülüklerinin hepsi üye devletlere istisnasız ve eşit olarak uygulanır.

Bunların iyi niyetle uygulanması, üyesi bulunulan kuruluşlar arası ilişkiler için olduğu gibi devletler, hükümetler ve halklar arasındaki ilişkilere de zemin oluşturur. Üye devletler AGİT kural ve ilkelerinin uygulanması bakımından birbirlerine sorumlu oldukları gibi vatandaşlarına da hesap verebilmelidirler. Bu yükümlülükler ortak kazanımlarımızı teşkil ederler; bu nedenle devletlerin münhasıran bir iç işi olarak kabul edilemez, diğer devletlerin yakın ve meşru ilgisine konu teşkil ederler.

AGİT’in BM şartının VIII. Bölümü altında bölgesel bir düzenleme olduğu ve bölgede erken uyarı, çatışmaların önlenmesi, kriz yönetimi ve kriz sonrası rehabilitasyonu bakımından öncelikli bir Teşkilat olduğunu yeniden ifade ediyoruz. AGİT, bölgesinde danışma, karar alma ve işbirliği konularını ihtiva eden içerikli ve kapsamlı bir teşkilattır.

8. Her katılımcı devletin eşit güvenlik hakkı vardır. Her üye devletin ittifak antlaşmaları da dahil, kendi güvenlik düzenlemelerini seçme ve değiştirme hakkının doğal bir hak olduğunu teyit ediyoruz. Her devletin tarafsız kalma hakkı da bulunmaktadır. Her üye devlet, bu konularda diğer devletlerin haklarına saygılı olacaktır. Üye devletler, kendi güvenliklerini diğerlerinin güvenliği pahasına güçlendirmeyeceklerdir. AGİT içinde hiçbir devlet, devletler grubu veya kuruluş AGİT bölgesinde barış ve istikrarın sürdürülmesinde diğerlerinden ayrıcalıklı bir sorumluluğa sahip olamaz veya söz konusu bölgenin herhangi bir yerini kendi nüfuz bölgesi olarak göremez.

9. İlişkilerimizi, şeffaflık, dayanışma, eşit ve gerçek ortaklığın ışığında ortak ve kapsamlı güvenlik kavramı ile uyumlu olarak tesis edeceğiz. Her üye ülkenin güvenliği diğerlerinin güvenliği ile ayrılmaz biçimde bağlantılıdır. Güvenliğin insani, ekonomik, siyasi ve askeri boyutlarını bir bütün olarak ele alacağız.

10. Oydaşmayı AGİT karar alma sürecinin temeli olarak kabul etmeye devam edeceğiz. AGİT’in değişen siyasi şartlara karşı esnekliği ve çabuk karşılık verme yeteneği, AGİT’in ortak ve bölünmez güvenliğe yönelik işbirliğine dayalı ve kapsamlı yaklaşımının merkezinde kalmalıdır.

11. BM Güvenlik Konseyinin uluslararası güvenlik ve barışın sürdürülmesine ilişkin öncelikli sorumluluğunu ve bölgemizin güvenlik ve istikrarına katkı sağlamadaki asli rolünü kabul ediyoruz. Kuvvete ve kuvvet tehdidine başvurmama konusu da dahil, BM Şartı altındaki hak ve yükümlülüklerimizi yeniden teyid ediyoruz. Bu bağlamda, BM Şartında yer aldığı üzere, anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümlenmesine ilişkin yükümlülüğümüzü de yeniden ifade ediyoruz.

Bu temellere dayanarak, karşılaştığımız tehditlerle daha etkin olarak mücadele edebilmek için ortak araçlarımızı geliştirecek ve kollektif karşılığımızı kuvvetlendireceğiz.

III. ORTAK YANITLARIMIZ
DİĞER KURULUŞLARLA İŞBİRLİĞİ: İŞBİRLİĞİNE DAYALI GÜVENLİK PLATFORMU

12. Maruz kaldığımız riskler ve tehditler ile tek bir devlet ya da kuruluşun başa çıkabilmesi mümkün değildir. Son on yıl zarfında, AGİT ile diğer uluslararası kuruluşlar arasında işbirliği tesisi için önemli adımlar attık. Uluslararası toplumun kaynaklarının tam olarak kullanılmasını teminen, uluslararası kuruluşlar arasında daha yakın bir işbirliğini taahhüt ediyoruz. Bu Şartın temel unsurlarından biri olarak benimsenen İşbirliğine Dayalı Güvenlik Platformu sayesinde, diğer yetkili kuruluşlarla işbirliğimizi eşitlik temelinde ve ortaklık ruhuna uygun olarak güçlendirmeyi ve geliştirmeyi üstleniyoruz. Şarta ekli belgede belirtilen İşbirliğine Dayalı Güvenlik Platformu ilkeleri, üyeleri bireysel ya da topluca kendilerini bu ilkelerle bağlayan tüm kuruluş ya da kurumlara uygulanır. Bunlar siyasi-askeri, insani ve ekonomik gibi güvenliğin tüm boyutlarına uygulanır.

Biz bu Platform sayesinde, herkesçe paylaşılan değerler temelinde, spesifik risklere yanıt verilmesi ve yeni riskler ve tehditlere karşı çözüm geliştirilmesi gibi güvenlik meseleleri ile ilgilenen çeşitli kurumlar arasında siyasi ve işlevsel uyumu geliştirmeye ve sürdürmeye gayret etmekteyiz. Bütünleşme bakımından oynayabileceği anahtar rolünü bilerek, çeşitli kuruluşların birbirlerini güçleri oranında desteklediği bir işbirliği ortamı yaratılmasını teminen, uygun olduğu ölçüde AGİT’in esnek bir eşgüdüm çerçevesi niteliği taşımasını öneriyoruz. Örgütler arasında bir hiyerarşi veya kalıcı bir işbölümü yaratmak istemiyoruz. AGİT’in çalışmasını desteklemek için, gelişen olaylara göre gerekli siyasi kararlara tabi olarak, üyesi bulunduğumuz uluslararası örgütlerin ve kurumların kaynaklarını kullandırmaya prensipte hazırız. 

13. Alt bölgesel işbirliği, AGİT alanında güvenliği artırmak açısından önemli bir unsur haline gelmiştir. AGİT çerçevesine dahil edilen Güney Doğu Avrupa İstikrar Paktı gibi süreçler ortak değerlerimizin geliştirilmesine yardım etmektedir. Bu süreçler yalnızca bulundukları bölgenin değil, tüm AGİT bölgesinin güvenliğine katkı sağlamaktadır.

İşbirliğine Dayalı Güvenlik Platformuna dayanarak, AGİT’in bir alt bölge işbirliği forumu oluşturmasını öneriyoruz. Bu açıdan ve işlevsel belgedeki modalitelere göre, AGİT, alt bölgeler arasında bilgi ve tecrübe değişimini kolaylaştıracak ve eğer istenirse, bunların karşılıklı anlaşma ve düzenlemeleri bakımından saklayıcı rolü üstlenebilecektir.

DAYANIŞMA VE ORTAKLIK

14. Bölgemizdeki barış ve güvenliğin en iyi şekilde güvence altına alınması, üye ülkelerin demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygıyı yüceltme yeteneği ve istekliliği ile sağlanabilir. Bizler yükümlülüklerimize tamamen uymaya hazır olduğumuzu bireysel olarak teyit ediyoruz.

AGİT ilkelerini daha da yüceltmek için ortak sorumluluğumuz bulunmaktadır. AGİT’in kurumları ve temsilcileri ile işbirliği içinde olmaya ve AGİT araçları ve mekanizmalarını kullanmaya kararlıyız. Uygulamayı gözden geçirme sürecinin devamında dayanışma ve ortaklık ruhu içinde işbirliği yapacağız. Bugün, AGİT ilke ve yükümlülüklerine riayet edilmesine katkıda bulunmak için, üyesi olduğumuz kuruluşları da kapsayan bir işbirliği bazında ortak önlemler almayı taahhüt ediyoruz. Üye ülkelerden gelen yardım taleplerine daha etkin yanıt verebilmek için mevcut işbirliği araçlarını güçlendirecek ve yenilerini geliştireceğiz. Söz konusu yükümlülükler ve ilkelere karşı açık, ciddi ve sürekli ihlalleri önleyebilmek için Örgütün etkinliğini artırıcı yollar arayacağız.

15. Hukukun ve düzenin yıkılması nedeniyle sorun yaşayan ve destek talep eden üye devletlere yardım etmek için mevcut yolları değerlendirmeye kararlıyız. Yardım talep eden devletle sorunun niteliğini ve desteğin yolları ile araçlarını birlikte araştıracağız.

16. Güvenliğin siyasi ve askeri veçhelerine ilişkin Davranış İlkeleri Rehberinin geçerliliğini teyit ediyoruz. Egemenliği, toprak bütünlüğü ve siyasi bağımsızlığı tehdit edilen, bireysel ve toplu meşru savunma hakkı
çerçevesinde destek arayan üye ülke ile AGİT yükümlülüklerine uygun olarak en kısa sürede danışmalarda bulunacağız. Ortak değerlerimizin savunulmasında ihtiyaç duyulan hareket tarzını ve tehdidin niteliğini birlikte değerlendireceğiz.

KURUMLARIMIZ

17. Parlamenter Asamble, AGİT’in yeni fikirler ve teklifler üreten en önemli kurumlarından birisi haline gelmiştir. Özellikle demokratik gelişme ve seçimleri izleme alanlarında artan rolünden memnuniyet duyuyoruz. Üye devletlerin kendi içlerinde ve diğer üyeler ile arasında güvenin artırılması, refah ve demokrasinin güçlendirilmesi için anahtar rolü oynayan faaliyetlerin daha da geliştirilmesi için Parlamenter
Asamblesine çağrıda bulunuyoruz.

18. Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu (ODIHR), Ulusal Azınlıklar Yüksek Komiseri (HCNM) ve Medya Özgürlüğü Temsilcisi insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğüne saygıyı sağlamayı amaçlayan temel kurumlardır. AGİT Sekretaryası, Dönem Başkanına ve özellikle Teşkilatımızın alan faaliyetlerine hayati destek vermektedir. Ayrıca, AGİT Sekretaryasının işlevsel yeteneklerini, genişleyen faaliyetlerimize ve alan faaliyetlerinin etkin ve kendilerine verilen görev yönergesine uygun biçimde yürütülmesi ihtiyacına cevap verecek şekilde güçlendireceğiz. AGİT kurumlarına tam destek vermeyi üstleniyoruz.

Kaynaklarımızı optimal olarak kullanmak bakımından alan faaliyetleri arasındaki eşgüdümün yanı sıra, AGİT kurumları arasındaki yakın koordinasyonun önemini dile getiriyoruz. AGİT kurumlarına ve alan faaliyetlerine personel temin ederken, coğrafi dağılım ve cinsiyet eşitliğini göz önünde bulunduracağız.

AGİT faaliyetlerindeki kayda değer gelişmelerin ve çeşitliliğin farkındayız. Birçok üye ülkenin 1993 Roma Bakanlar Konseyi kararlarını uygulayamadığını ve bu nedenle Teşkilatın hukuki kapasite bakımından zorluklarla karşılaştığını biliyoruz. Bu durumu düzeltmeye çalışacağız.

İNSANİ BOYUT

19. AGİT’in kapsamlı güvenlik kavramının özünde insan haklarına, demokrasiye ve hukuk devletine saygının bulunduğunu teyit ediyoruz. Düşünce, inanç ve din özgürlüğü dahil insan hakları ve temel özgürlüklerin ihlali, hoşgörüsüzlük, saldırgan milliyetçilik, ırkçılık, şovenizm, yabancı düşmanlığı ve antisemitizm gibi güvenliğe tehdit oluşturan hususlarla mücadele etmeyi taahhüt ediyoruz. Ulusal azınlıklara mensup kişilerin haklarının geliştirilmesi ve korunması, üye devletlerin kendi içinde ve diğer üyelerle ilişkilerindeki demokrasi, barış, adalet ve istikrar bakımından temel unsurdur.

Bu bakımdan, özellikle 1990 Kopenhag İnsani Boyut Belgesinin ilgili hükümlerini teyit ediyor ve 1991 Cenevre Ulusal Azınlıklar Uzmanlar Toplantısı Raporunu hatırlatıyoruz.

Ulusal azınlıklara mensup kişilerin hakları da dahil insan haklarına tam saygı başlı başına bir amaçtır, egemenlik ve toprak bütünlüğüne zarar vermez, aksine onu güçlendirebilir. Mezkur belgelerde sayılan yaklaşımların yanı sıra çeşitli otonomi kavramları da, AGİT ilkeleri ile tutarlı olduğu sürece, devletlerin ulusal azınlıklarının etnik, kültür, dil ve din kimliğinin korunması ve geliştirilmesi için araç olurlar. Her türlü
azınlığa karşı şiddeti kınıyoruz. Hoşgörüyü artırmak ve herkesin etnik kökenine bakılmaksızın tam fırsat eşitliğinden faydalanabileceği çoğulcu toplumlar yaratmak için önlemler almayı üstleniyoruz. Ulusal azınlıklara ilişkin sorunların sadece hukukun üstünlüğüne dayanan bir demokratik siyasi çerçeve içinde tatminkar olarak çözümlenebileceğinin altını çiziyoruz.

Herkesin bir vatandaşlığı bulunduğunu ve kimsenin keyfi olarak vatandaşlığından mahrum bırakılmaması gereğini teyit ediyoruz.

Herkesin bu hakkı kullanabilmesini sağlamak üzere çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Vatansız kişilere daha iyi uluslararası koruma sağlanmasını üstleniyoruz.

20. Roma ve Sinti mensuplarının karşılaştığı sorunların ve bunların tam fırsat eşitliğinden yararlanmaları için AGİT yükümlülükleriyle tutarlı olarak etkili önlemler alınması ihtiyacının bilincindeyiz. Roma ve Sinti’nin toplumlarımız içinde tam ve eşit bir yere sahip olmaları ve onlara yönelik her türlü ayırımcılığın sona erdirilmesi için çabalarımızı artıracağız.

21. İşkencenin ve zalimane, gayrı insani ve aşağılayıcı muamele ve cezaların AGİT bölgesinde tamamen ortadan kaldırılmasını taahhüt ediyoruz. Bu amaçla, anılan sorunlarla mücadelede usul ve esasa ilişkin güvenceler ve çözümler sağlayacak yasaları geliştireceğiz. İşkence kurbanlarına yardımcı olacağız ve ilgili uluslararası örgütler ve sivil toplum kuruluşlarıyla uygun olduğu ölçüde işbirliği yapacağız.

22. Etnik temizlik ve toplu göçe zorlama politikalarını reddediyoruz.

Mültecilerin ve yerinden edilmiş kişilerin onurlu ve güvenli bir şekilde geri dönüşlerinin kolaylaştırılmasının yanı sıra, 1951 tarihli Mültecilerin Statüsüne İlişkin Konvansiyon ve onun 1967 tarihli Protokoluna uygun olarak iltica başvuru hakkına ve uluslararası korunmalarına saygı göstereceğimize ilişkin yükümlülüklerimizi yeniden teyit ediyoruz.

Mültecilerin ve yerinden edilmiş kişilerin ayırım gözetmeksizin yurtlarına yeniden entegre olmasını takip edeceğiz.

Çatışma zamanlarında sivillerin daha iyi korunmasını sağlayabilmek için uluslararası insani hukukun uygulamasını geliştirecek yollar arayacağız.

23. Kadınların haklarını tam ve eşit olarak kullanabilmesi, daha barışçı, istikrarlı ve demokratik bir AGİT alanı yaratılması için önemlidir. Kadın/erkek eşitliğini Örgütümüzde ve devletler seviyesinde politikalarımızın ayrılmaz bir parçası yapacağımızı taahhüt ediyoruz.

24. Kadınlara ve çocuklara karşı her türlü şiddet ve ayrımcılığı, cinsel suiistimali ve her türlü insan ticaretini ortadan kaldırmak üzere önlemler alacağız. Bu suçları önlemek üzere, diğerleri meyanında, anılan suçları işleyenlerin cezalandırılmasına ilişkin mevcut mevzuatı güçlendirecek veya yeni yasalar çıkaracağız ve mağdurların korunmasını geliştireceğiz. Mülteci ve ülke içinde yerinden edilmiş çocuklar da dahil, çatışma
sırasında ve sonrasında çocukların hak ve çıkarlarının korunmasına ilişkin önlemler geliştirecek ve uygulayacağız. 18 yaşın altındaki kişilerin çatışmalara katılmak üzere zorla veya mecburi olarak silah altına
alınmasını önlemek üzere yollar arayacağız.

25. AGİT yükümlülükleri ve özellikle 1990 Kopenhag Belgesine uygun olarak hür ve adil seçimler gerçekleştirilmesi taahhüdümüzü yeniden teyit ediyoruz. Seçim mevzuatının geliştirilmesi ve uygulanmasında ODIHR’in üye devletlere sağlayabileceği desteğin bilincindeyiz. Bu yükümlülükler çerçevesinde, üye ülkeler, ODIHR, AGİT Parlamenter Asamblesi ve diğer ilgili özel kurum ve kuruluşlardan seçimleri izlemek isteyen gözlemcileri davet edeceğiz. ODIHR’in seçimlere ilişkin değerlendirme ve tavsiyelerini vakit kaybetmeksizin takip etmeyi kabul ediyoruz.

26. Kamunun bilgiye erişiminin, serbest bilgi akışının ve özgür basının önemini teyiden ifade ediyoruz. Her demokratik, serbest ve açık toplumun ayrılmaz bir parçası olarak gördüğümüz özgür ve bağımsız basını geliştirecek, ülke içi ve sınır ötesi bilgi akışını engelsizce gerçekleştirecek temel şartları sağlamak için gerekli önlemleri alacağımızı taahhüt ediyoruz.

27. Sivil toplum kuruluşları (NGO) insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi bakımından hayati bir rol oynarlar ve güçlü sivil toplumun ayrılmaz bir parçasıdırlar. Temel özgürlükler, insan haklarına saygı ve sivil toplumun daha da geliştirilmesine tam katkı sağlayabilmesi için NGO’ların yeteneklerinin geliştirilmesini taahhüt ediyoruz.

SİYASİ-ASKERİ BOYUT

28. Güvenliğin siyasi ve askeri veçheleri üye ülkelerin çıkarları bakımından hayatidir. Bunlar AGİT’in kapsamlı güvenlik kavramının temel unsurlarından birini oluştururlar. Silahsızlanma, silahların kontrolü ve güven ve güvenlik artırıcı önlemler, askeri alanda önceden tahmin edilebilirlik, şeffaflık ve istikrarı artırarak güvenliği geliştirme çabalarının önemli parçalarıdır. Silahların kontrolü anlaşmalarının ve güven ve güvenlik artırıcı önlemlerin tam olarak uygulanması, zamanlı adaptasyonu ve ihtiyaç duyulması halinde daha da geliştirilmesi, siyasi ve askeri istikrarımıza katkıda bulunan ana unsurlardır.

29. Avrupa’da Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Antlaşması (AKKA), Avrupa güvenliğinin temel taşlarından biri olmaya devam edecektir. AKKA, önemli ölçüde askeri teçhizat indirimine olanak tanımıştır. Antlaşma, daha güvenli ve bütünleşmiş bir Avrupa’ya temel katkıyı yapmaktadır. Bu antlaşmanın tarafı olan devletler ileriye doğru kritik bir adım atmaktadırlar. Antlaşma, değişen şartlar içinde, hükümlerinin şeffaflık ve önceden tahmin edilebilirlik sağlayacak şekilde uyarlanması sayesinde güçlendirilmiştir. Birçok taraf devlet teçhizat seviyelerini daha da azaltacaklardır. Uyarlanmış Antlaşma, yürürlüğe girmesini müteakip, Urallardan Atlantik’e uzanan bir bölgede bulunan diğer AGİT üyesi devletlerin de gönüllü katılımına açılacak ve böylece Avrupa istikrarı ve güvenliğine önemli bir ilave katkı sağlayacaktır.

30. AGİT Güvenlik İşbirliği Forumu (AGİF) tarafından benimsenen 1999 AGİT Viyana Belgesi, güvenliğin siyasi-askeri veçheleri hakkındaki diğer belgelerle birlikte, askeri şeffaflık ve karşılıklı güven tesisinde tüm AGİT üyeleri için değerli araçlar sağlamaktadır. Bu alandaki tüm AGİT araçlarının düzenli olarak kullanılması ve tam olarak uygulanmasına devam edecek ve AGİT bölgesindeki güvenlik ihtiyaçlarına yeterince yanıt verilebilmesini teminen bu araçların zamanlıca uyarlamasına gayret edeceğiz. Güvenliğin siyasi-askeri veçhelerine ilişkin Davranış İlkeleri Rehberi içinde yer alan ilkelere bağlıyız. Siyasi/askeri güvenlik boyutuyla
ilgili olarak AGİT’in kapsamlı ve bölünmez güvenlik kavramını takip etmeye ve üye ülkelerin ortak güvenlik endişelerinin birlikte karşılanmasına yönelik olarak, AGİF çerçevesinde daha fazla çaba göstermeye kararlıyız. Kapsamlı güvenlik diyaloğuna devam edecek ve temsilcilerimizi AGİF çerçevesinde bu diyaloğu sürdürmesi konusunda görevlendireceğiz.

EKONOMİK VE ÇEVRESEL BOYUT

31. Çevresel tahribatın ve doğal kaynakların hızla tüketilmesinin güvenliğe yönelttiği riskler gibi, AGİT bölgesinde refah ve demokrasi ile güvenlik arasındaki bağlantı da daha gözle görünür bir hale gelmiştir. Ekonomik bağımsızlık, sosyal adalet ve çevresel sorumluluk refah için vazgeçilmez unsurlardır. Söz konusu bağlantılar temelinde, özellikle çatışma önleme ve erken uyarı faaliyetlerimizin bir öğesi olarak ekonomik boyuta yeterince özen gösterilmesini sağlayacağız. Bunu diğer saikler meyanında geçiş döneminde bulunan ekonomilerin dünya ekonomisiyle bütünleşmesini sağlamak, hukukun üstünlüğünü ve ekonomik alanda şeffaf ve istikrarlı bir hukuki sistemi geliştirmek için yapacağız.

32. AGİT geniş bir yelpazeye yayılan üyeliği, güvenliğe ilişkin kapsamlı yaklaşımı, çok sayıdaki alan faaliyetleri ve uzun bir geçmişe sahip kural koyucu bir örgüt olarak bilinmektedir. Bu nitelikler AGİT’e tehdidi tanımlamak imkanı verir ve çevresel ve ekonomik alanlardaki anahtar uluslararası kuruluşlar ve kurumlar arasındaki işbirliğine hızlandırıcı bir etki yapmasını sağlar. AGİT uygun olduğu ölçüde kendisine düşen bu rolü oynamaya hazırdır.

Ortak Güvenlik Platformuna uygun olarak, AGİT ile ilgili uluslararası kuruluşlar arasındaki söz konusu eşgüdümü arttıracağız. Mevcut çabaların tekerrüre yol açmamak veya bu konuda başka bir kuruluşça esasen yürütülen etkin çabaları ikame etmemek şartıyla, AGİT’in ekonomik ve çevresel sorunlara yanıt verme yeteneğini arttıracağız. AGİT’in özellikle yetenek sahibi olduğu alanlara odaklanacağız. İnsani kaynakları ve yetenekleri harekete geçirmek ve canlı sivil toplumlar oluşturulmasına yardım etmek örneğinde olduğu gibi AGİT’in insani boyut çerçevesindeki çabaları ekonomik boyutta önemli karşılıklı etkileşim sağlamaktadır. Bilgiye Erişim, Karar Verme Sürecine Kamunun Katılımı ve Çevresel Konularda Adaletin Sağlanması konusundaki 1998 Aarhus Konvansiyonunun ruhuna uygun olarak hareket edeceğiz.

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE YOLSUZLUKLA MÜCADELE

33. Hukuk devletine bağlılığımızı teyit ediyoruz. Yolsuzluğun AGİT’in ortak değerlerine büyük bir tehdit oluşturduğunun bilincindeyiz.

Yolsuzluklar istikrarsızlık yaratır, güvenlik, ekonomik ve insani boyutun birçok veçhesini etkiler. Üye devletler, yolsuzlukla ve yolsuzlukları doğuran koşullarla mücadele etmeyi ve iyi yönetim ve toplumsal bütünlük için olumlu bir çerçeve yaratmayı üstlenirler.

Yolsuzluklarla mücadele etmek için mevcut uluslararası araçları daha verimli kullanacaklar ve birbirlerine yardım edeceklerdir. AGİT, hukukun üstünlüğünü geliştirme gayretlerinin bir parçası olarak yolsuzluklara karşı güçlü kamu ve iş çevreleri oydaşmasına bağlı NGO’larla çalışacaktır.

IV ORTAK ARAÇLARIMIZ
SİYASİ DİYALOĞU ARTIRMAK

34. AGİT bölgesinde güvenliğin bütün veçheleriyle ilgili olarak, gelişmeler hakkında diyaloğumuzu genişletmeye ve derinleştirmeye kararlıyız. Daimi Konseyi ve Güvenlik İşbirliği Forumunu, kendi ihtisas alanlarında, AGİT’in kapsamlı ve bölünmez güvenlik kavramını izlemek ve üye devletlerin güvenlik endişelerini etkin olarak çözümlemekle görevlendiriyoruz.

35. Siyasi danışmalar ve karar alma konusunda asli yetki sahibi olan Daimi Konsey, Örgütün günlük işleyişinin yanı sıra, geniş bir yelpazede kavramsal konuları da ele alacaktır. Konseye görüşmelerinde ve alacağı kararlarda yardımcı olmak üzere ve Örgüt içinde şeffaflık ile siyasi danışma sürecini güçlendirmek amacıyla, Daimi Konseye bağlı bir Hazırlık Komitesi oluşturacağız. Bu açık katılımlı komite normal olarak gayrıresmi düzeyde toplanacak ve Konsey veya Konsey Başkanınca, gerekli görüşmeleri yaparak sonucunu Konseye sunmakla görevlendirilecektir.

36. Aramızdaki dayanışma ve ortaklık ruhunu yansıtarak, AGİT yükümlülüklerine uyulmasını sağlamak üzere üye devletlere yardım etmek için siyasi diyaloğumuzu artıracağız. Bu diyaloğu teşvik etmek için mevcut usul ve yöntemlere uygun olarak aşağıdaki AGİT araçlarını artan ölçüde kullanmaya karar verdik:

-Gerekli olduğu hallerde uygulama ve mevzuat reformuna tavsiye ve uzmanlık sağlamak için, diğer ilgili uluslararası kuruluşların da katılımıyla, AGİT kurumlarından heyetler göndermek,
-İlgili devletler ile danışmaların ardından, durum tespiti ve tavsiye amaçlarıyla Dönem Başkanı özel temsilcileri göndermek,
-AGİT yükümlülüklerine uyulmasına ilişkin sorunları ele almak için AGİT ve ilgili devlet temsilcilerini bir araya getirmek,
-Diğer konular meyanında hukukun üstünlüğü, demokratikleşme ve insan hakları alanlarında standart ve uygulamaları geliştirmek için eğitim programları düzenlemek,
-Ekonomik Forum, AGİT gözden geçirme toplantı ve konferanslarında AGİT yükümlülüklerine uyumla ilgili hususları ele almak,
-Bu hususları, AGİT kurumlarının veya Dönem Başkanı Temsilcilerinin kendi görev alanları içinde yaptıkları tavsiyeler esas alınarak değerlendirmesi için Daimi Konseye sunmak,
-AGİT yükümlülüklerine uyulmaması durumunda özel veya takviyeli Daimi Konsey toplantıları düzenlemek ve izlenecek hareket tarzı konusunda karar vermek,
-İlgili ülkenin rızası ile alan faaliyetleri düzenlemek.

AGİT ALAN FAALİYETLERİ

37. Daimi Konsey alan faaliyetlerini oluşturacak ve bunların görev yönergeleri ve bütçeleri konusunda karar verecektir. Bu temelde, Dönem Başkanı ve Daimi Konsey söz konusu faaliyetlere rehberlik sağlayacaktır.

38. AGİT alan faaliyetlerinin geliştirilmesi Teşkilatın, yükümlülüklere uyum, güvenlik ve barışın ilerletilmesi konusunda önemli bir rol oynamasını mümkün kılacak şekilde geliştiğinin en önemli bir göstergesidir. Bu aracı, deneyimlerimize dayanarak, aşağıda belirtilen görevleri, ilgili görev yönergelerine göre yürütmek için güçlendirecek ve geliştireceğiz:

-AGİT ve ev sahibi ülke tarafından kabul edilen alanlarda, yardım sağlamak ve tavsiye oluşturmak,
-AGİT yükümlülüklerine uyulmasını gözlemlemek ve daha iyi uyum için tavsiyelerde bulunmak,
-Seçimlerin düzenlenmesine ve gözlenmesine yardım etmek,
-Hukukun üstünlüğü, demokratik kurumlar, hukuk ve kamu düzeninin ihyası ve sürdürülmesi için destek sağlamak,
-Çatışmaların barışçı yollarla çözümlenmesine ilişkin olarak müzakereler veya diğer önlemler için koşulların sağlanmasına yardımcı olmak,
-Çatışmaların barışçı yollardan çözümlenmesine ilişkin anlaşmaların uygulanmasına yardım etmek ve/veya denetlemek,
-Toplumun çeşitli veçhelerinin yeniden yapılanmasına ve iyileştirilmesine katkı sağlamak.

39. Alan faaliyetleri için personel tedariki üye devletlerce nitelikli kişiler arasından yapılmalıdır. Personel eğitimi AGİT’in ve alan faaliyetlerinin etkinliğinin artırılması için önemlidir, bu nedenle geliştirilmelidir. AGİT ülkelerinde mevcut olan eğitim imkanları ve AGİT’in eğitim faaliyetleri uygun düştüğü hallerde diğer kurum ve örgütlerle işbirliği yapılarak bu amaca ulaşılmasında aktif rol oynayabilir.

40. İşbirliğine Dayalı Güvenlik Platformuna uygun olarak, AGİT ile diğer uluslararası kurumlar arasında alan faaliyetlerinin yürütülmesi konusundaki işbirliği artırılacaktır. Bu işbirliği, ilgili kuruluşların kimliğine ve karar verme süreçlerine saygılı olarak, onların deneyiminden faydalanmak ve özellikle Avrupa Konseyi gibi diğer ortaklarla müşterek projeler geliştirmek suretiyle de yapılacaktır.

41. AGİT alan faaliyetlerine ev sahipliği yapan devletler uygun olduğu hallerde kendi sorumluluk alanında yetenek ve uzmanlık geliştirmeleri bakımından desteklenmelidir. Bu, faaliyetlere ilişkin görevlerin ev sahibi
ülkeye etkin olarak devredilmesini ve sonuç itibarıyla alan faaliyetlerinin tamamlanmasını kolaylaştıracaktır.

SÜRATLİ TEPKİ

42. Acil sivil ve polis uzmanı konuşlandırma yeteneğinin çatışma önleme, kriz yönetimi ve çatışma sonrası rehabilitasyon konusundaki çalışmaların etkinleştirilmesi bakımından önemli olduğunu biliyoruz. AGİT’in kullanabilmesi amacıyla Yardım ve İşbirliği Süratli Uzman Takımları (YİSUT) oluşturmak için üye devletlerde ve AGİT’te gerekli imkanların geliştirilmesini üstleniyoruz. Bu sistemle AGİT kurum ve yapıları, kendi çalışma usulleri çerçevesinde, çatışmanın önlenmesi, kriz yönetimi ve çatışma sonrası rehabilitasyon amacıyla, AGİT normları çerçevesinde üye devletlere yardım etmek için acil müdahale uzmanları göndermek imkanı bulacaktır. Gerektiğinde hemen gönderilebilecek söz konusu müdahale gücü, geniş bir yelpazede sivil uzmanları kapsayacaktır. Bu sistem, ihtiyaç halinde barışı koruma birimlerinin sivil unsurlarının hızla konuşlandırılması ve sorunların kriz haline dönüşmeden çözümlenmesi konusunda bize yetenek kazandıracaktır. Bu aynı zamanda AGİT’in geniş çaplı veya uzmanlık gerektiren operasyonlarında ekiplerin kısa sürede konuşlandırılması amacıyla ilave kapasite de sağlayacaktır.

YİSUT’un AGİT’in diğer yetenekleriyle birlikte Örgütün ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde zaman içinde gelişip tekemmül etmesini bekliyoruz.

HAREKAT MERKEZİ

43. Süratli intikal, AGİT’in çatışma önleme, kriz yönetimi ve çatışma sonrası rehabilitasyon çabalarımıza etkin katkı yapabilmesi bakımından önem taşır ve ciddi ön hazırlık ve planlama gerektirir. Bunu kolaylaştırmak üzere, Çatışma Önleme Merkezi bünyesinde, AGİT operasyonlarının her çeşidi için gerekli uzmanlığa sahip olup gereğinde süratle genişletilebilecek bir çekirdek kadrodan oluşan Operasyon Merkezi kurulacaktır. Operasyon Merkezinin rolü, YİSUT’u ilgilendirenler dahil alan faaliyetlerini planlamak ve konuşlandırmak olacaktır. Bu merkez İşbirliğine Dayalı Güvenlik Platformuna uygun olarak, gereğinde diğer uluslararası örgütler ve kurumlarla irtibat kuracaktır. Merkezin çekirdek kadrosu, mümkün olduğu ölçüde, üye ülkelerce finanse edilen ve uzmanlığa sahip personel arasından ve Sekretaryanın mevcut olanaklarıyla karşılanacaktır. Bu çekirdek kadro, ortaya çıkabilecek yeni görevlere cevap verebilmeyi teminen süratle genişletilmeye elverişli şekilde oluşturulacaktır. Ayrıntılı düzenlemeler, yürürlükteki usullere göre ayrıca kararlaştırılacaktır.

POLİSLE İLGİLİ FAALİYETLER

44. Çatışmaların önlenmesi, kriz yönetimi ve kriz sonrası rehabilitasyon çabalarının ayrılmaz bir parçası olarak, AGİT’in sivil nitelikli polis faaliyetlerinin geliştirilmesi için çalışacağız.

Bu faaliyetler aşağıdaki konuları kapsamaktadır:

-Polisin din ve etnik köken temelinde bir ayrımcılık yapmasını önlemek amacı da dahil olmak üzere, polisin gözetimi,
-Aşağıdaki konuları da kapsayacak şekilde polis eğitimi verilmesi:
-Yerel polisin taktik ve işlevsel yeteneğinin geliştirilmesi ve yarı askeri kuvvetlerin reformu,
-Terör, uyuşturucu trafiği, yolsuzluklara karşı ve toplumsal olaylara ilişkin yeni ve modern polis yetenekleri geliştirmek,
-Tüm halkın güvenini kazanmış, çok etnili ve çok dinli bir polis gücü oluşturmak,
– Genel olarak insan hakları ve temel özgürlüklere saygıyı geliştirmek.

Polise eğitimle kazandığı yeni yeteneklere uygun olarak modern araç ve gereç sağlanmasını teşvik edeceğiz. Bunlara ek olarak, AGİT yasal yaptırımların uygulanmasında da bir rol oynamak hususunda olanakları ve koşulları değerlendirecektir.

45. İnsan hakları ihlallerini önlemek konusunda anahtar rol oynayan bağımsız ve cezaevi reformları konusunda danışmanlık ve yardım sağlayan yargı sisteminin geliştirilmesine yardımcı olacağız. AGİT aynı zamanda, polisin demokratik ilkeler ve hukukun üstünlüğü içinde görevini ifa edebilmesini teminen siyasi ve hukuki çerçevenin geliştirilmesinde diğer kuruluşların çalışmalarını destekleyecektir.

BARIŞI KORUMA

46. AGİT bölgesinde barış ve istikrarın sürdürülmesinde AGİT’in anahtar rolünü güçlendirmeyi üstleniyoruz. AGİT’in bölgesel güvenliğe yaptığı en etkin katkılar alan faaliyetleri, çatışma sonrası rehabilitasyon, demokratikleşme, insan hakları ve seçim gözlemi gibi alanlarda gerçekleşmiştir. Barışı korumada AGİT’in potansiyel olarak daha büyük ve geniş rolü konusunda seçenekleri araştırma kararındayız. BM Şartı altında ve diğer mevcut kararlarımız temelinde geçerli olan hak ve yükümlülüklerimizi yeniden teyit ederek, üye ülkelerin belli bir durumda görev üstlenmek konusunda en etkili ve uygun örgütün AGİT olacağı yolunda görüş birliğine varmaları halinde, AGİT’in her olay bazında ve oydaşma ile karar vererek barışı korumada öncü rolü üstlenebileceğini tekrar ifade ediyoruz. Bu çerçevede AGİT, diğer örgütlerce üstlenilebilecek barışı koruma faaliyetlerine ilişkin görev yönergesi sağlamaya karar verebilir ve üye ülkelerden ve diğer kuruluşlardan kaynak ve uzman desteği isteyebilir. İşbirliğine Dayalı Güvenlik Platformuna dayanarak, bu faaliyetler için bir eşgüdüm çerçevesi de sağlayabilir.

UZLAŞMA VE TAHKİM MAHKEMESİ

47. Anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözülmesi ilkesinin AGİT yükümlülüklerinin merkezinde bulunduğunu yineliyoruz. Bu açıdan Uzlaşma ve Tahkim Mahkemesi 1992 Stokholm Konvansiyonuna taraf olan çok sayıda üye ülke bakımından bir araçtır. Taraf ülkeleri aralarındaki veya gönüllü olarak bu Mahkemenin yetkisini kabul edecek üye devletlerle olan uyuşmazlıklarında bu aracı kullanmalarını teşvik edeceğiz. Henüz Konvansiyona katılmamış üyeleri katılma konusunu değerlendirmeye teşvik ediyoruz.

V. İŞBİRLİĞİ ORTAKLARIMIZ

48. AGİT bölgesi ile İşbirliği Ortakları bölgesinin güvenliği arasındaki karşılıklı ilişkinin ve İşbirliği Ortakları ile ilişki ve diyaloğa ilişkin yükümlülüklerimizin bilincindeyiz. Özellikle Cezayir, Mısır, İsrail, Ürdün, Fas ve Tunus gibi Akdenizli ortaklarımızla olan uzun süreli ilişkilerimizin önemini vurguluyoruz. İşbirliği Ortaklarımızın AGİT’in çalışmasına gittikçe artan ölçüde sağladıkları katılımı ve desteği biliyoruz.

Karşılıklı etkileşim çerçevesinde bu destek ve ilgiyi daha da geliştirmeye hazırız. 1992 Helsinki ve 1994 Budapeşte Zirve Belgeleri uyarınca AGİT norm ve ilkelerini geliştirmek için İşbirliği Ortakları ile daha yakın
çalışacağız. Ortaklarımızın, Teşkilatın norm ve ilkelerinin, özellikle çatışmaların barışçı yollardan çözümü temel ilkesinin, Akdeniz bölgesinde de gerçekleştirilmesini destekleme arzusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Diyaloğun gelişmesine paralel olarak, İşbirliği Ortaklarını AGİT faaliyetlerine daha düzenli olarak katılmak üzere çalışmalarımıza davet edeceğiz.

49. Akdenizli Ortaklar Temas Grubu ve Akdeniz seminerleri potansiyeli tam olarak denenecek ve kullanılacaktır. Budapeşte görev yönergesi itibarıyla Daimi Konsey, Temas Grubu ve Akdeniz Seminerlerinden çıkan tavsiyeleri inceleyecektir. Akdenizli İşbirliği Ortaklarımızın Akdeniz’de erken uyarı, önleyici diplomasi ve çatışmaların önlenmesi konusunda mekanizmalar ve yapılar oluşturulmasında uzmanlığımızdan yararlanmasını teşvik edeceğiz.

50. Japonya ve Kore Cumhuriyeti’nin çalışmalarımıza artan ölçüde katılmalarını memnuniyetle karşılıyoruz. AGİT alan faaliyetlerine Japonya’nın yaptığı katkıdan memnunuz. Ortak çıkarlarımıza tehdit oluşturan konularda Asyalı ortaklarımızla işbirliğini daha da geliştireceğiz.

VI. SONUÇ

51. 21. yüzyıla girerken bu Şart AGİT’i yücelterek ve güçlendirerek tüm üye devletlerin güvenliklerine katkıda bulunacaktır. Bugün AGİT’in mevcut araçlarını geliştirmeyi ve yenilerini gerçekleştirmeyi kararlaştırdık. Hür, demokratik ve güvenli bir AGİT alanı yaratmak için tüm araçları gerektiği gibi kullanacağız. Bu Şart, aynı zamanda, istikrar ve güvenliği sağlamak için kurulan ve tüm Avrupa’yı kapsayan tek güvenlik örgütü olarak AGİT’in rolünü pekiştirecektir. Güvenlik Modeli Komitesinin çalışmalarını tamamlamış olmasını takdirle karşılıyoruz.

52. Aslı İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Rusça ve İspanyolca dillerinde ve hepsi aynı derecede geçerli olacak şekilde hazırlanan bu Şartın onaylı örnekleri Genel Sekreterce tüm üye devletlere ulaştırılacaktır. Üye devletlerin Yüksek Temsilcileri olarak bizler bu Şarta atfettiğimiz siyasi önem uyarınca, bu belgede yer alan hususlara uygun olarak hareket edeceğimize ilişkin kararlılığımızı açıklıyor ve altına imzamızı atıyoruz.

19 Kasım 1999 günü İstanbul’da imzalanmıştır.

 

Fikir ve Sanat Eserleri Haklarının Kiralanması, Ödünç Verilmesi ve Bağlantılı Haklara Dair Konsey Direktifi

0

Fikir ve Sanat Eserleri Haklarının Kiralanması, Ödünç Verilmesi ve Bağlantılı Haklara Dair Konsey Direktifi, 19 Kasım 1992 tarihli ve 92/100/AET sayılı karar ile ilan edilmiştir. Direktif, 12 Aralık 2006 tarihinde, 2006/115 nolu versiyonuyla kodifiye edilmiştir. (on rental right and lending right and on certain rights related to copyright in the field of intellectual property)

Direktif’in, 1 Temmuz 1994’den önce gerçekleştirilen kullanım faaliyetlerine halel getirmeksizin uygulanmasına karar verilmiştir. Direktif, eser sahiplerine ve icracılara yeterli yasal koruma sunmayı amaçlamakta, korsanlık tehdidine karşı etkin bir yasal çerçeve sunmaktadır. 

Konsey, Üye Devletler arasındaki farklılıklar nedeniyle telif haklarına ilişkin düzenlemelerde standartlaşmayı sağlamıştır. Telif haklarının korunması, kültürel ve ekonomik gelişim açısından önemli bir rol oynadığından, Avrupa Konseyi; kiralama ve ödünç verme haklarının uyumlu hale getirilmesini ve iç pazardaki ticari engelleri azaltmayı hedeflemiştir. 

 

Fikir ve Sanat Eserleri Haklarının Kiralanması, Ödünç Verilmesi ve Bağlantılı Haklara Dair Konsey Direktifi

AVRUPA BİRLİĞİ KONSEYİ,

Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu kuran Anlaşma’yı ve özellikle ilgili anlaşmanın 57 (2), 66 ve 100a numaralı maddelerini göz önünde tutarak,

Komisyon teklifini göz önünde tutarak (1),

Avrupa Parlamentosu ile işbirliği içerisinde (2), Ekonomik ve Sosyal Komite görüşünü göz önünde tutarak (3),

Üye Devletlerin yasaları ve uygulamaları tarafından, telif hakkı eserleri ve ilgili hakların korunması konusunda, kiralama ve ödünç vermeye yönelik sağlanan yasal korumada farklılıklar mevcut olduğundan; bu nevi farklılıklar, iç pazarda başarı kazanılmasını ve uygun işleyişi geciktiren ticaret engellerinin ve rekabet tahrifinin kaynağı olduğundan;

Üye Devletler, yeni ve farklı mevzuat kabul ettiklerinde, yasal korumadaki bu nevi farklılıklar artacağından ya da bu mevzuatı yorumlayan içtihat hukuku farklı bir biçimde geliştiğinden;

Bu sebeple anlaşmanın madde 3 (f)’si uyarınca, iç pazardaki rekabetin tahrif edilmemesini sağlayan bir sistem geliştirmek için, anlaşmanın madde 8a’sında belirlenen iç sınırlar olmaksızın bir alan tanıtma amacına uygun olarak, bu nevi farklılıkların ortadan kaldırılması gerektiğinden;

Telif hakkı eserlerinin kiralanması ve ödünç verilmesi ve ilgili hakların korunması konusu, özellikle eser sahipleri, icracılar, fonogram ve film yapımcıları açısından giderek artan önemli bir rol oynadığından; korsanlık artan bir tehdit haline geldiğinden;

Tespit, çoğaltım, dağıtım, yayın ve kamuya iletim hakkı ile ilgili hakların korunması konusunun yanında, kiralama ve ödünç verme haklarıyla telif hakkı eserlerinin yeterli korunmasının ve ilgili hakların korunması konusunun, benzer şekilde Topluluğun ekonomik ve kültürel gelişimi açısından büyük önem taşıdığı düşünüldüğünden;

Telif hakkı ve ilgili hakların korunmasının, farklı yararlanma biçimleri gibi yeni ekonomik gelişmelere uyum sağlaması gerektiğinden;

Yeni yaratıcı sanat eserlerinin oluşturulma temeli olarak, eser sahiplerine ve icracılara ait yaratıcı sanat çalışmaları yeterli gelir miktarını gerektirdiğinden; özellikle fonogram ve film yapımı için gereken yatırımlar, oldukça yüksek ve riskli olduğundan; bu gelirin korunma olasılığı ve söz konusu yatırımın tazmin edilmesi, sadece ilgili hak sahiplerinin yeterli yasal korunmaları yoluyla etkin bir şekilde garanti edilebileceğinden;

Adı geçen yaratıcı, sanatsal ve girişimcilik gerektiren faaliyetler, büyük ölçüde serbest meslek sahiplerine ait olduğundan; bu nevi faaliyetlerin takip edilmesinin, topluluk içerisinde uyumlaştırılmış yasal koruma sağlayarak kolaylaştırılması gerektiğinden;

Söz konusu faaliyetler hizmetlerin sunulmasında öncelikli rol oynuyorsa, tedariklerinin aynı düzeyde topluluk içerisinde uyumlaştırılmış yasal çerçeve sağlanarak kolaylaştırılması gerektiğinden;

Üye Devletlerin mevzuatlarına, söz konusu devletlerin birçoğunun telif hakkı ve ilgili haklarını içeren yasaların temelini oluşturan uluslararası konvansiyonlara tezat oluşturmayacak şekilde yaklaşılması gerektiğinden;

Kiralama ve ödünç verme hakkı, telif hakkı ile bağlantılı bazı haklar hakkındaki topluluk yasal çerçevesi; Üye Devletlerin belirli hak sahiplerine kiralama ve ödünç verme alanında sağladıkları hakların ve belirli hak sahiplerinin, ilgili hakların korunması alanında tespit, çoğaltım, dağıtım, yayın ve kamuya iletim haklarının belirlenmesinden oluşabilir;

İşbu Direktif amacı kapsamında, kiralama ve ödünç verme haklarının tanımlanması gerektiğinden;

Açıklık sağlamak amacıyla; kamu icrası ya da yayını, gösteri amaçlı sunum ya da reklâm amaçlı kullanım için, bazı sunum biçimlerinin işbu Direktif çerçevesindeki “kiralama ve ödünç verme”den, örneğin fonogram ve film gösterimi (sesli ya da sessiz, sinema eserleri, görsel-işitsel çalışmalar ya da hareketli görüntüler), hariç tutulması gerekli görüldüğünden;

İşbu Direktif çerçevesindeki ödünç verme, kamuya açık tesisler arasındaki iletimi içermediğinden;

Kamuya açık tesis tarafından gerçekleştirilen ödünç vermenin, meblağı işletme masraflarının karşılanmasını aşmayacak ödemeye neden olduğu durumda, işbu Direktif çerçevesinde doğrudan ya da dolaylı ekonomik ya da ticari yarar sağlanmadığından;

Söz konusu hakkın yönetimini, temsilci meslek birliklerine havale etme olasılığını elinde bulunduran eser sahipleri ve icracılar tarafından vazgeçilmez adil bedel elde edilmesini sağlayan düzenlemeler gerekli olduğundan;

Adil bedel, sözleşme sırasında ya da sözleşmeden sonra herhangi bir zamanda yapılan ödeme ya da ödemeler temel alınarak ödenebileceğinden;

Adil bedel için, fonogram ya da filmle ilgili eser sahiplerinin katkılarının öneminin hesaba katılması gerekli olduğundan;

Kamuya ödünç verme hakkında, belirli düzenlemeler yaparak, en azından eser sahiplerinin haklarının korunması da gerekli olduğundan; ancak, işbu Direktifin madde 5’ine dayanan önlemlerin, topluluk yasasına, özellikle anlaşmanın madde 7’sine uygun olması gerekli olduğundan;

Bölüm II hükümleri, Uye Devletleri madde 2 (5)’inde belirtilen karineyi, bu bölümün kapsadığı münhasır haklar kapsamına almaları konusunda alıkoymadığından; söz konusu karinenin, İcracıların, Fonogram Yapımcılarının ve Yayın Organizasyonlarının Korunmasına ilişkin Uluslararası Anlaşma’ya (buradan itibaren Roma Anlaşması olarak gönderme yapılan) uygunluğu kadar; Bölüm II hükümleri, Üye Devletleri söz konusu maddelerde sağlanan icracıların münhasır hakları hakkında, faydalanma yetkisi anlamında karşı konabilir karine sağlamaktan alıkoymadığından;

Üye Devletler, telif hakkına ilişkin hak sahipleri için, işbu Direktifin madde 8’inde gerekli görülenden daha geniş kapsamlı koruma sağlayabileceklerinden;

Uyumlaştırılmış kiralama ve ödünç verme hakları ile telif hakkına ilişkin haklar alanında uyumlaştırılmış korumanın, Üye Devletler arasındaki ticarete gizli kısıtlama teşkil etmeyecek şekilde ya da Societe Cinetheque v. FNCF (4) ile bildirilen hükümde tanımlandığı şekilde, medya kullanım kronolojisi kuralına aykırı olarak uygulanmaması gerektiğinden;

İŞBU DİREKTİFİ KABUL ETMİŞTİR:

BÖLÜM I
KİRALAMA VE ÖDÜNÇ VERME HAKKI
Madde 1

Uyumlaştırma aracı.

1. Üye Devletler, bu bölüm hükümleri çerçevesinde, madde 5’e tabi olarak, madde 2 (1)’de belirtildiği şekilde, telif hakkı eserlerinin ve nüshalarının ve diğer konuların kiralanması ve ödünç verilmesi konusunda yetkilendirme ve yasaklama hakkını sağlarlar.

2. İşbu Direktif amacı kapsamında, “kiralama”, kısa bir zaman süreci için, doğrudan ya da dolaylı ekonomik ya da ticari kâr sağlamak amacıyla kullanıma sunma anlamına gelir.

3. İşbu Direktif amacı kapsamında, “ödünç verme”, kamuya açık alanlar aracılığıyla gerçekleştirildiğinde, kısa bir zaman süreci için, doğrudan ya da dolaylı ekonomik ve ticari kâr sağlama amacı gütmeksizin kullanıma sunma anlamına gelir.

4. 1. paragrafta göndermede bulunulan haklar, madde 2 (1)’de belirtildiği şekilde, telif hakkı eserlerinin ve nüshalarının ve diğer konuların satışı ya da herhangi bir şekilde dağıtımı yoluyla son bulmaz.

Madde 2
Hak sahipleri, kiralama ve ödünç verme hakkı konusu.

1. Kiralama ve ödünç vermeyi yetkilendirme ve yasaklama münhasır hakkı, – eserin orijinali ve diğer nüshaları hakkında, eser sahibine,

icra tespiti hakkında, icracı sanatçıya,
– fonogramlar hakkında, fonogram yapımcısına, ve
– film ya da yayınları hakkında, filmin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıya aittir.

İşbu Direktif amacı kapsamında, “film” terimi, sesli ya da sessiz sinema eserini, görsel-işitsel eseri ya da hareketli görüntüleri ifade eder.

2. İşbu Direktif kapsamında, sinema eserinin ya da görsel-işitsel eserin esas direktörü, eser sahibi ya da eser sahiplerinden biri olarak düşünülür. Üye Devletler, diğerlerinin kitabın eş yazarları olarak değerlendirilmesini sağlayabilirler.

3. İşbu Direktif, binalara ve uygulamalı sanat eserlerine ilişkin kiralama ve ödünç verme haklarını içermez.

4. 1. fıkrada göndermede bulunulan haklar; aktarılabilir, devredilebilir ve akdi lisans vermeye tabi olabilir.

5. 7. fıkraya halel getirmeksizin, film yapımı hakkındaki sözleşme, film yapımcısıyla birlikte icracılar tarafından bireysel ya da toplu olarak gerçekleştirildiğinde, bu sözleşmede adı geçen icracının akdi hükümlere tabi olduğu, bunun aksine kiralama hakkını, madde 4 çerçevesinde, aktardığı farz edilir.

6. Üye Devletler, eser sahipleri hakkında 5. fıkrada belirtildiği şekilde, benzer bir karine sağlayabilirler.

7. Üye Devletler, adı geçen sözleşme madde 4 çerçevesinde adil bedel sağlıyorsa, film yapımı hakkında, icracı ya da film yapımcısı arasında sözleşme imzalanmasını sağlayabilir. Üye Devletler, aynı zamanda bölüm II’ de belirtilen haklarda gerekli değişiklikleri yaparlar.

Madde 3
Bilgisayar programlarının kiralanması.

İşbu Direktif, bilgisayar programlarının yasal kiralanması hakkındaki, 14 Mayıs 1991 tarihli 91/250/AET sayılı Konsey Direktifi’nin madde 4 (c)’sine halel getirmez.

Madde 4
Vazgeçilmez adil bedel hakkı.

1. Eser sahibinin ya da icracının fonogram, film ya da kopyasına ilişkin kiralama hakkını fonogram ya da film yapımcısına aktardığı ya da devrettiği durumda, söz konusu eser sahibi ya da icracı, kiralama konusunda adil bedel elde etmek için, bu hakkı elinde tutar.

2. Kiralama konusunda adil bedel elde etme hakkı, eser sahipleri ya da icracıları temsil eden meslek birliklerine havale edilebilir.

3. Adil bedel elde etme hakkının yönetimi, eser sahiplerini ya da icracıları temsil eden meslek birliklerine havale edilebilir.

4. Üye Devletler, söz konusu bedelin kimden talep edilip alınacağı konusu yanında, adil bedel elde etme hakkının meslek birlikleri tarafından yönetiminin uygulama sınırlarını düzenleyebilirler.

Madde 5
Münhasır kamuya ödünç verme hakkı derogasyonu.

1. Üye Devletler, en azından eser sahiplerinin bu nevi ödünç verme için bedel elde etmeleri şartıyla, kamuya ödünç verme hakkında madde 1’de sağlanan münhasır hakkı elden alır. Üye Devletler, kültürel tanıtım amaçlarını göz önünde bulundurarak, söz konusu bedeli belirleme hakkına sahiplerdir.

2. Üye Devletler, fonogramlara, filmlere ve bilgisayar programlarına ilişkin madde 1’de sağlanan münhasır ödünç verme hakkını uygulamadıklarında, en azından eser sahipleri için bir bedel sunarlar.

3. Üye Devletler, bazı kuruluşları, 1. ve 2. fıkralarda göndermede bulunulan bedel ödemesinden muaf tutabilirler.

4. Komisyon, Üye Devletlerle işbirliği içerisinde, 1 Temmuz 1997’den önce, Topluluk kamuya ödünç verme raporu hazırlar. Söz konusu raporu, Avrupa Parlamentosu’na ve Konsey’e gönderirler.

BÖLÜM II
TELİF HAKKINA İLİŞKİN HAKLAR
Madde 6
Tespit hakkı.

1. Üye Devletler, icracılara, icralarının tespiti konusunda yetki verme ya da yasaklama münhasır hakkını sağlarlar.

2. Üye Devletler, yayın kuruluşlarına, yayınları kablolu ya da kablosuz olsun, yayınlarının tespiti hakkında yetkilendirme ya da yasaklama münhasır hakkını tanırlar.

3. Kablo yayıncısı, kablo yoluyla sadece yayın kuruluşlarının yayınlarını iletiyorsa, 2. fıkrada sağlanan haktan yararlanmaz.

Madde 7
Çoğaltım hakkı.

1. Üye Devletler,

– icracılara icralarının tespiti konusunda,
– fonogram yapımcılarına fonogramları konusunda,
– filmlerinin orijinalleri ya da kopyalarının ilk tespitleri konusunda, yapımcılara, ve
– madde 6 (2)’de belirtildiği üzere, yayınlarının ilk tespitleri konusunda yayın kuruluşlarına, doğrudan ya da dolaylı çoğaltıma izin verilmesi ya da bunun yasaklanması münhasır hakkını sağlarlar.

2. 1. fıkrada göndermede bulunulan çoğaltım hakkı, aktarılabilir, devredilebilir ya da akdi lisansların verilmesine tabi olabilir.

Madde 8
Yayın ve kamuya iletim.

1. Üye Devletler, yayın icrası veya tespit sonucu gerçekleştirilen icra haricinde, icracılara kablosuz yayın konusunda yetkilendirme ya da yasaklama ve icralarının kamuya iletimi münhasır hakkını sağlarlar.

2. Üye Devletler, ticari amaçlarla yayınlanan fonogram ya da bu nevi fonogramın çoğaltımı kablosuz yöntemlerle yayın ya da kamuya iletim amacıyla kullanılıyorsa, tek adil bedelin kullanıcı tarafından ödenmesini sağlamak ve söz konusu bedelin ilgili icracılar ve fonogram yapımcıları arasında paylaşılmasını sağlamak için hak sağlarlar. Üye Devletler, icracılar ve fonogram yapımcıları arasında anlaşma olmaması durumunda, söz konusu bedelin onlar arasında paylaşılmasını belirleyen şartları düzenlerler.

3. Üye Devletler, söz konusu iletim kamuya açık alanlarda giriş ücreti karşılığında yapılıyorsa, yayın kuruluşlarına yayınlarının kablosuz yöntemlerle çoğaltımı ya da kamuya iletimi münhasır hakkını sağlarlar.

Madde 9
Dağıtım Hakkı.

1. Üye Devletler,

– icralarının tespiti hakkında icracılara,
– fonogramları hakkında fonogram yapımcılarına,
– filmleri ve kopyaları hakkında filmlerin ilk tespitlerini gerçekleştiren film yapımcılarına,
– madde 6 (2)’de belirlendiği üzere, yayınlarının tespiti hakkında, yayın kuruluşlarına satış ya da başka yollarla, buradan itibaren “dağıtım hakkı” olarak göndermede bulunulan söz konusu maddelerin ve kopyalarının kamuya sunumu münhasır hakkını sağlarlar.

2. Dağıtım hakkı, söz konusu maddenin topluluk içerisindeki ilk satışının hak sahibi tarafından ya da kendi rızasıyla gerçekleştirildiği durum haricinde, 1. fıkrada göndermede bulunulan maddeye ilişkin olarak topluluk içerisinde son bulmaz.

3. Dağıtım hakkı, Bölüm I’in belirli hükümlerine, özellikle madde 1 (4)’e halel getirmez.

4. Dağıtım hakkı, aktarılabilir, devredilebilir ya da akdi lisansların verilmesine tabi olabilir.

Madde 10
Hakların sınırlandırılması.

1. Üye Devletler,

a) özel kullanım;
b) güncel olaylar hakkında rapor verilmesine ilişkin olarak, kısa alıntıların kullanımı;
c) bir yayın kuruluşu tarafından kendi tesislerinin olanaklarıyla ve kendi yayınları için gerçekleştirilen geçici tespit;
d) sadece eğitim ya da bilimsel araştırma amaçlı kullanım, hakkında, Bölüm II’de göndermede bulunulan haklara sınırlama getirebilirler.

2. Herhangi bir Üye Devlet, 1. fıkrayı göz önünde bulundurmaksızın, edebiyat ve sanat eserlerinin telif haklarının korunmasıyla bağlantılı olarak sağladığı şekilde, icracılara, fonogram yapımcılarına, yayın kuruluşlarına ve filmlerin ilk tespitlerinin yapımcılarına ilişkin olarak da aynı çeşit sınırlamalar getirebilir.

Ancak, zorunlu lisanslar, sadece Roma Anlaşması ile uyumlu olması şartıyla verilebilir.

3. Fıkra 1 (a), çoğaltım ya da özel kullanıma ilişkin bedel hakkındaki mevcut ya da muhtemel mevzuata halel getirmez.

BÖLÜM III
SÜRE
Madde 11
Eser sahiplerinin haklarının süresi

İşbu Direktifte göndermede bulunulan eser sahiplerinin hakları, daha ileri uyuma halel getirmeksizin, Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunması Hakkındaki Berne Konvansiyonu ile sağlanan sürenin bitiminden önce sona ermez.

Madde 12
İlgili hakların süresi.

İcracılar, fonogram yapımcıları ve yayın kuruluşlarına ilişkin olarak, işbu Direktifte göndermede bulunulan haklar, daha ileri uyuma halel getirmeksizin, Roma Anlaşması’nda belirtilen ayrı sürelerin bitiminden önce sona ermez.

Filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcılara ilişkin bu Direktifte göndermede bulunulan haklar, tespitin gerçekleştirildiği yılın sonundan itibaren hesaplanan 20 yıllık sürecin bitiminden önce son bulmaz.

BÖLÜM IV
ORTAK HÜKÜMLER
Madde 13
Zaman içerisindeki uygulama.

1. İşbu Direktif, 1 Temmuz 1994’de telif hakkı ve ilgili haklar alanında Üye Devletlerin mevzuatlarıyla korunmakta olan ya da bu tarihte işbu Direktif hükümleri çerçevesinde koruma kriterlerini karşılayan adı geçen tüm telif hakkı eserleri, icralar, fonogramlar, yayınlar ve filmlerin ilk tespitleri için geçerlidir.

2. İşbu Direktif, 1 Temmuz 1994’den önce gerçekleştirilen kullanım faaliyetlerine halel getirmeksizin uygulanır.

3. Üye Devletler, hak sahiplerinin, söz edilen amaç çerçevesinde üçüncü taraflara sunulduğu ya da 1 Temmuz 1994’den önce elde edildiği ispatlanan madde 2 (1)’de göndermede bulunulan maddenin kiralanması ya da ödünç verilmesi konusunda yetki verdiklerinin kabul edildiğini ortaya koyabilirler. Ancak, Üye Devletler, adı geçen maddenin özellikle dijital kayıt olduğu durumda, hak sahiplerinin söz konusu maddenin kiralanması ya da ödünç verilmesi için, yeterli bedel elde etme haklarının olduğunu ortaya koyabilirler.

4. Üye Devletler, madde 2 (2) hükümlerini, 1 Temmuz 1994’den önce meydana getirilen sinema eserlerine ya da görsel-işitsel eserlere uygulamak zorunda değillerdir.

5. Üye Devletler, söz konusu tarihin 1 Temmuz 1997’yi geçmemesi şartıyla, madde 2 (2)’nin uygulanmaya başlanacağı tarihi belirleyebilirler.

6. İşbu Direktif, fıkra 3’e halel getirmeksizin, 8. ve 9. paragraflara tabi olarak, kabul edildiği tarihten önce sonuçlandırılan sözleşmeleri etkilemez.

7. Üye Devletler, 8. ve 9. fıkra hükümlerine tabi olarak, işbu Direktifin uygulanması sırasında kabul edilen ulusal hükümler çerçevesinde yeni haklar edinen hak sahipleri 1 Temmuz 1994’den önce kullanım konusunda izin verdiklerinde, yeni münhasır hakları aktardıklarını ortaya koyabilir.

8. Üye Devletler, söz konusu tarihin 1 Temmuz 1994’ü geçmemesi şartıyla, madde 4’de göndermede bulunulan vazgeçilmez adil bedel hakkının ortaya çıktığı tarihi belirleyebilirler.

9. 1 Temmuz 1994’den önce imzalanan sözleşmeler hakkında, madde 4’de belirtilen vazgeçilmez adil bedel hakkı, sadece eser sahipleri ya da icracıların veya onları temsil edenlerin 1 Ocak 1997’den önce bu anlamda bir talepte bulundukları durumda geçerlidir.

Hak sahipleri arasında bedel düzeyine ilişkin anlaşma sağlanamaması durumunda, Üye Devletler adil bedel seviyesini belirleyebilirler.

Madde 14
Telif hakkı ve ilgili haklar arasındaki bağlantı.

İşbu Direktif çerçevesinde telif hakkına ilişkin hakların korunması, geçerliliğini kaybetmez ve hiçbir şekilde telif hakkı korumasını etkilemez.

Madde 15
Son hükümler.

1. Üye Devletler, 1 Temmuz 1994’ü geçmemek şartıyla, işbu Direktife uyum sağlamak için gerekli olan yasaları, yönetmelikleri ve idari hükümleri yürürlüğe koyarlar.

Komisyonu buna ilişkin olarak derhal bilgilendirirler.

Üye Devletler, bu önlemleri kabul ettiklerinde, işbu Direktife göndermede bulunurlar ya da resmi yayınları sırasında, bu nevi göndermeye yer verirler. Bu nevi göndermede bulunma yöntemleri, Üye Devletler tarafından düzenlenir.

2. Üye Devletler, işbu Direktifin içerdiği alanda kabul ettikleri esas iç hukuk hükümlerini Komisyon’a iletirler.

Madde 16

İşbu Direktif, Üye Devletlere sunulur. Brüksel’de, 19 Kasım 1992’de imzalanmıştır.

Konsey adına, Başkan E.LEIGH

 

 

Avrupa Gençlik Bilgilendirmesi Şartı

0

Avrupa Gençlik Bilgi Şartı (Avrupa Gençlik Bilgilendirmesi Şartı-European Youth Information Charter), 19 Kasım 2004 tarihinde Slovakya Cumhuriyeti’nin başkenti Bratislava’da ERYICA-(The European Youth Information and Counseling Agency) Avrupa Gençlik Bilgilendirmesi ve Danışmanlık Ajansı’nın 15. Olağan Genel Kurulu’nda kabul edilmiştir. Şartnamede yazan ilkeler Avrupa’da “Gençlik Bilgilendirmesi” ilkelerinin belirlenmesinde ve uygulanmasında en önemli ve en güncel kaynak olarak kabul edilmektedir.

AVRUPA GENÇLİK BİLGİ ŞARTI

• Gençlik bilgi merkezleri ve bilgilendirme hizmetleri istisnasız bütün gençlere açık olmalı

• Gençlik bilgi merkezleri ve bilgilendirme hizmetleri, konum, köken, cinsiyet, din veya sosyal statü gözetmeksizin her gencin bilgiye erişim eşitliğine sahip olmasını garanti altına almaya çalışır; imkanı kısıtlı gruplara ve özel ihtiyaçları olan gençlere ise özel ilgi gösterir.

• Gençlik bilgi merkezleri ve bilgilendirme hizmetleri herhangi bir randevu sistemi olmaksızın kolay ulaşılabilir ve sağladıkları samimi atmosfer ile gençler için çekici olmalı. Ayrıca çalışma saatleri, gençlerin ihtiyaçlarına cevap verir nitelikte ayarlanmalı.

• Sunulan bilgi, gençlerin istek ve ihtiyaçları üzerine kurulmuş olmalı, gençlerin ilgisini çekebilecek her konu başlığını içermeli ve yeni konu başlıklarını kapsayabilmek için sürekli bir devinim içerisinde olmalı.

• Her bir faydalanıcı, yetkinliğe ve otonomiye ulaşabilme, edinilen bilgiyi kullanma ve analiz etme yeteneklerini geliştirme yaklaşımı ile birer birey olarak saygı görmeli ve sorularına verilen cevaplar kişiselleştirilmeli.

• Gençlik bilgi hizmetleri ücretsiz sunulmalı.

• Bilgi, faydalanıcının mahremiyetine ve kimliğini açıklamama hakkına saygılı bir şekilde verilmeli.

• Bilgi, bilgi verme hakkında eğitim almış profesyonellerce verilmeli.

• Verilen bilgi eksiksiz, güncel, geçerli, uygulanabilir ve kullanımı kolay olmalı.

• Çoğulcu yaklaşım ve kullanılan kaynakların doğrulanabilmesi aracılığıyla verilen bilginin tarafsızlığının sağlanması konusunda çaba sarf edilmeli.

• Sunulan bilgi, herhangi bir dini, siyasi, ideolojik ya da ticari etkiden uzak olmalı.

• Gençlik bilgi merkezleri ve bilgilendirme hizmetleri, bir çok değişik grubun ihtiyaçlarına etkili ve uygun yollar, yaratıcı ve yenilikçi stratejiler, yöntemler ve araçlar kullanarak mümkün olan en çok sayıda gence ulaşabilme konusunda gayret göstermeli.

• Her bir genç; bilgi ihtiyacının belirlenmesi, bilginin hazırlanması ve iletilmesi, bilgi hizmetlerinin, projelerinin ve akran aktivitelerinin yönetilmesi ve değerlendirilmesi gibi konularla sınırlı kalmadan kendisine en uygun şekilde yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası düzeyde gençlik bilgilendirmesi çalışmalarına katılma fırsatına sahip olmalı.

• Gençlik bilgi merkezleri ve bilgilendirme hizmetleri, özellikle bulundukları bölgedeki diğer gençlik yapılanmalarıyla birlikte çalışmalı, gençlerle birlikte çalışan diğer paydaşlarla iletişim içerisinde olmalı.

• Gençlik bilgi merkezleri ve bilgilendirme hizmetleri, gençlerin modern bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak bilgiye ulaşmalarına yardımcı olabilmeli ve gençlerin bu teknolojileri kullanma konusundaki becerilerini geliştirebilmeli

• Gençlik bilgilendirmesi çalışmaları için sağlanan hiç bir finansman kaynağı gençlik bilgi merkezlerini ve bilgilendirme hizmetlerini bu Şart’ın ilkelerini uygulamaktan alıkoymamalı

Dünya Çocuk İstismarını Önleme Günü

0

Dünya Çocuk İstismarını Önleme Günü(World Day for the Prevention of Child Abuse), her yıl 19 Kasım tarihinde bir farkındalık günü olarak düzenlemektedir. Çocuklara yönelik istismarı önleme kültürü oluşturmayı hedeflemektedir.

Bir sivil toplum kuruluşu olan Kadınlar Dünya Zirvesi Vakfı (WWSF-Women’s World Summit Foundation) 2000 yılında, 19 Kasım gününü ‘Dünya Çocuk İstismarı Önleme Günü’ olarak ilan etmiştir.

2000 yılında toplanan Dünya Kadın Konferansı, uluslararası çapta hükümetleri ve Sivil Toplum Kuruluşları (STK)’nı,  Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesinde yer alan Madde 19 ve 34 konularında daha aktif rol almalarını sağlamak için, 19 Kasım gününü Dünya Çocuk İstismarını Önleme günü olarak belirlemiştir.

Çocukların Cinsel İstismarı, Suiistimali ve Şiddetinin Önlenmesi ve İyileştirilmesi için Dünya Günü

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ise, 7 Kasım 2022’de aldığı A/RES/77/8 sayılı Kararı ile Cinsel istismar ve suiistimale karşı Sıfır Tolerans politikasının uygulanması için 18 Kasım‘ı “Çocukların Cinsel İstismarı, Suiistimali ve Şiddetinin Önlenmesi ve İyileştirilmesi için Dünya Günü” olarak belirlemiştir.

BM sistemine bağlı tüm kuruluşlar ve diğer ilgili taraflar, tüm Üye Devletler, diğer uluslararası kuruluşlar, dünya liderleri, din adamları, sivil toplum kuruluşları, akademik kurumlar ve özel sektör  dahil olmak üzere sivil toplumu ve diğer ilgili paydaşları her yıl Çocuk Cinsel İstismarı, Suiistimali ve Şiddetinin Önlenmesi ve İyileştirilmesi için Dünya Günü’nü her birinin en uygun gördüğü şekilde anmaya davet etmektedir. Tüm uluslararası toplum, çocukların cinsel istismarına ve suiistimaline karşı farkındalığı artırma ve mağdurların haklarını savunma taahhüdüne bağlı kalarak adaleti sağlamaya ve mağduriyetleri engellemeye teşvik edilmektedir. 

Karar, çocukların onurunu ve şiddetten uzak bir yaşam sürme hakkını öncelik olarak belirlemiştir. Çocuk istismarı, insan ticareti, işkence ve çocuklara yönelik her türlü şiddet biçimlerini sona erdirmenin tüm dünya ülkelerinin görevi olduğu vurgulanmıştır.

Birleşmiş Milletler Kararı,

  • Özellikle kız çocuklarının, çevrim içi ve çevrim dışı zorla cinsel ilişki ve cinsel istismara maruz kalma riskine,
  • Çocuk istismarı mağdurlarının çoğunun utanç, damgalanma ve korku nedeniyle adalet arayamadığına veya destek talep edemediğine,
  • Bu mağdurların ömür boyu sürebilecek fiziksel ve ruhsal sağlık sorunları yaşadığına vurgu yapmaktadır.

Çocukların Korunamaması Küresel Bir Sorun

Türkiye Cumhuriyeti’nin de kabul ettiği Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesine göre 18 yaşından küçük her insan çocuktur.

Çocukların ya da ergenlerin ana-babaları, onlara bakıp gözetmek ve onları eğitmekle görevli bireylerdir. Vasi, veli ya da yabancı kişiler tarafından yapılan, bedensel ve/veya psikolojik olarak sağlıklarına zarar veren fiziksel, duygusal, cinsel ya da zihinsel gelişimlerini engelleyen tutum ve davranışlar ‘çocuğa yönelik ihmal ve istismar’ olarak tanımlanmaktadır.

Çocuk istismarcıları; aile bireyleri ve çocuğun bakımından sorumlu olan kişiler, arkadaşlar, akrabalar, yabancılar, çocukla ilişkisi olabilen görevliler, işverenler ve diğer çocuklar olabilir.

Çocuklara ve gençlere yönelik şiddet ve istismar, cinsel istismar, çocuk ticareti , çocuk yaşta evlilik, seks turizmi ve zorla çalıştırma gibi birçok biçimde gerçekleşebilen dünya çapında bir olgudur Uluslararası araştırmalar, her 4 kız çocuğundan ve her 9 erkek çocuktan birinin cinsel istismara uğradığını ortaya koymaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından çocuğa yönelik 4 tip kötü muamele tanımlanmıştır;

1. Fiziksel İstismar: Çocuğa karşı; sağlığına, yaşamına, gelişimine veya onuruna zarar veren ya da zarar verebilme olasılığı yüksek, kasıtlı fiziksel güç kullanılmasıdır.

2. Cinsel İstismar: Çocuğun tam olarak anlayamadığı, onay vermesinin mümkün olamayacağı, gelişimsel olarak hazır olmadığı ya da toplumun yasalarına, sosyal normlarına aykırı olacak şekilde bir cinsel etkinliğe dahil edilmesidir

3. Duygusal İstismar: ebeveyn ya da çocuğa bakan kişinin davranışları ya da sözleriyle çocuğun ruh sağlığını bozacak etkide bulunması ve çocuğun bu nedenle büyüme gelişme ve ruh sağlığı açısından genetik kapasitesine ulaşmasının engellenmesidir.

4. İhmal: çocuğa bakmakla yükümlü kimselerin; çocuğun beslenme, giyinme, barınma, eğitim, sağlık, diş sağlığı ve sevgi gibi temel gereksinimlerini karşılamada ihmal göstermesi, çocuğun beden ve ruh sağlığının veya bedensel, duygusal, sosyal ya da ahlaki gelişiminin engellenmesidir.

Avrupa’da Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Hakkında Antlaşma – AKKA Antlaşması

0

AKKA Antlaşması – Avrupa’da Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Hakkında Antlaşma(Treaty on Conventional Armed Forces in Europe), 19 Kasım 1990 tarihinde Paris’te imzalanmıştır.

Antlaşmanın imzalandığı tarihte NATO üyesi olan ABD, Almanya, Belçika, Birleşik Krallık, Danimarka, Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya, İzlanda, Kanada, Lüksemburg, Norveç, Portekiz, Türkiye ve Yunanistan ile Varşova Paktı üyesi olan Bulgaristan, Çekoslovakya, Macaristan, Polonya, Romanya ve Sovyetler Birliği arasında düzenlenmiştir.

Avrupa’da Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Hakkında Antlaşma’nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair 3818 Sayılı Kanun 18 Haziran 1992 tarihinde mecliste kabul edilerek Resmî Gazete’nin 26 Haziran 1992 tarihli ve 21266 sayısında yayınlanmıştır. 

Türkiye, antlaşmaya çekinceler koymuştur. Türkiye; Antlaşma’nın “taraf devletlerin tüm adaları dahil, Avrupa’daki bütün topraklarını” kapsadığı ifadelerine çekince koyarak Ege Adaları’na ilişkin statünün korunmasını sağlamış, Lozan Barış Antlaşması’na, 1923 Lozan Boğazlar Mukavelenamesine ve 1947 Paris Barış Antlaşması’na atıf yaparak bu antlaşmaların kurduğu hukuk düzeninde bir değişiklik yapılmadığını deklare etmiştir.

Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması; belirlenen hedeflere ulaşarak güvenlik ve istikrarı birlikte temin etmeyi amaçlamaktadır. Belirlenen silah kategorilerinde indirim, karşılıklı bilgi paylaşımı ve taraf devletleri bağlayıcı sınırlamalar öngörmektedir.

Rusya, anlaşmayı 2007 yılında askıya almış, ABD ise tepki olarak 2011 yılında uygulamayı bırakmış, antlaşmanın güncellenmiş 1999 versiyonu birçok ülkenin parlamentoları tarafından kabul edilerek onaylanmamıştır.

Rusya, ABD’nin NATO’yu genişletme çabalarının anlaşmadaki kısıtlamaları anlamsız kıldığını, Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya alınması ile anlaşmanın fiilen sona erdiğini açıklayarak anlaşmadan 7 Kasım 2023 tarihinde resmi olarak çekilmiş, 3 Kasım 1990 tarihli Budapeşte Anlaşması il birlikte 31 Mayıs 1996 tarihli ek belgenin de geçerliliğini yitirdiği ilan etmiştir. 

AVRUPA’DA KONVANSİYONEL SİLAHLI KUVVETLER HAKKINDA ANTLAŞMA

DİBACE

Bundan sonra Taraf Devletler olarak anılacak olan, Belçika Krallığı, Bulgaristan Cumhuriyeti, Kanada, Çek ve Slovak Federal Cumhuriyeti, Danimarka Krallığı, Fransa Cumhuriyeti, Almanya Federal Cumhuriyeti, Yunanistan Cumhuriyeti, Macaristan Cumhuriyeti, İzlanda Cumhuriyeti, İtalya Cumhuriyeti, Lüksemburg Büyük Dukalığı, Hollanda Krallığı, Norveç Krallığı, Polonya Cumhuriyeti, Portekiz Cumhuriyeti, Romanya, İspanya Krallığı, Türkiye Cumhuriyeti, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı, Amerika Birleşik Devletleri, 10 Ocak 1989 tarihli Avrupa’da Konvansiyonel Kuvvetler Müzakeresi Görev Yönergesini rehber edinerek ve Viyana’da 5 Mart 1989’da başlayan bu müzakereyi yürütmüş bulunarak,

Bu Antlaşma’nın müzakeresinin yürütüldüğü çerçeveyi oluşturan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı’nın hedef ve amaçlarını rehber edinerek,

Karşılıklı ilişkilerinde olduğu gibi, genelde uluslararası ilişkilerinde de, herhangi bir Devlet’in toprak bütünlüğüne ya da siyasi bağımsızlığına karşı veya Birleşmiş Milletler Şartı’nın amaç ve ilkeleriyle bağdaşmayan herhangi bir şekilde güç kullanmaktan veya kullanma tehdidinde bulunmaktan kaçınmak yükümlülüklerini hatırlayarak,

Avrupa’da herhangi bir askeri çatışmanın önlenmesi ihtiyacının bilincinde olarak,

Avrupa’da daha fazla istikrar ve güvenlik arayışının hepsinin ortak sorumluluğu olduğunun bilincinde olarak,

Askeri çatışma yerine, bütün Taraf Devletler arasında barışçıl işbirliğine dayalı, yeni bir güvenlik ilişkileri modeli tesis etmeye ve böylece Avrupa’nın bölünmüşlüğünün aşılmasına katkıda bulunmaya çaba harcayarak,

Avrupa’da halihazırdaki kuvvet mevcudundan daha alt düzeylerde güvenli ve istikrarlı bir konvansiyonel silahlı kuvvetler dengesinin kurulması, istikrara ve güvenliğe zararlı eşitsizliklerin giderilmesi ve en büyük öncelikle, Avrupa’da baskın tarzında saldırı ve geniş çaplı taarruz harekatı başlatma yeteneklerinin ortadan kaldırılması amaçlarını taahhüt ederek,

(1948) Brüksel, (1949) Vaşington veya (1955) Varşova Antlaşmalarını imzaladıklarını veya sonradan, katıldıklarını ve ittifak antlaşmalarına taraf olmak ya da olmamak hakkına sahip bulunduklarını hatırlayarak,

Bu Antlaşma’nın uygulama alanı içinde, Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizatın sayılarının, 40.000 ana muharebe tankı, 40.000 topçu silahı, 60.000 zırhlı savaş aracı, 13.600 savaş uçağı ve 4.000 saldırı helikopterini aşmaması hedefinin sağlanacağı taahhüdünde bulunarak,

Bu Antlaşma’nın, herhangi bir Devlet’in güvenlik çıkarlarını olumsuz yönde etkilemek niyetini taşımadığını teyid ederek,

Avrupa’daki siyasi gelişmeler ışığında, müzakereler dahil, konvansiyonel silahların kontrolü sürecine, Avrupa’nın istikrarı ve güvenliği için gelecekteki ihtiyaçları da gözönüne alarak, devam etme taahhütlerini teyid ederek,

Aşağıdaki hususlar üzerinde anlaşmışlardır:

MADDE I

I.Her Taraf Devlet, muharebe tankları, zırhlı savaş araçları, topçu silahlan, savaş uçakları ve savaş helikopterleri dahil olmak üzere, bu Antlaşma’yla saptanan beş kategorideki konvansiyonel silahlı kuvvetlere ilişkin yükümlülüklerini, Antlaşma’nın hükümlerine uygun olarak yerine getirecektir.

2.Her Taraf Devlet, gerek konvansiyonel silahlı kuvvetlerin indirimi süresince, gerek indirimlerin tamamlanmasından sonra, güvenlik ve istikrarın temini için bu Antlaşma’yla saptanan diğer önlemleri de uygulayacaktır.

3.Bu Antlaşma, bundan sonra Mevcut Tjpier Protokolü olarak anılacak olan Silah ve Teçhizatın Mevcut Tipleri Hakkında Protokol ve buna bağlı Ek’i; bundan sonra Uçakların Yeniden Sınıflandırılması Protokolü olarak anılacak olan Savaş Yetenekli Eğitim Uçaklarının Belirli Model Veya Versiyonlarının Silahsız Eğitim Uçakları Olarak Yeniden Sınıflandırılması Hakkında Protokol’ü; bundan sonra İndirimler Protokolü olarak anılacak olan, Avrupa’da Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Hakkında Antlaşma’yla Sınırlandırılan Konvansiyonel Silah ve Teçhizatın İndirimini Yöneten İşlemler Hakkında Protokol’ü; bundan sonra Helikopterlerin Yeniden Sınıflandırılması Protokolü olarak anılacak olan Helikopterlerin Sınıflandırılması ve Çok Maksatlı Saldırı Helikopterlerinin Yeniden Sınıflandırılmasını Yöneten İşlemler Hakkında Protokol’ü; bundan sonra Bilgi Değişimi Protokolü olarak anılacak olan Bildirim ve Bilgi Değişimi Hakkında Protokol ile bundan sonra Format Eki olarak anılacak olan Bilgi Değişimi İçin Format Hakkında Ek’i; Denetim Protokolü’nü; Ortak Danışma Grubu Hakkında Protokol’ü; ve bundan sonra Geçici Uygulama Protokolü olarak anılacak olan Avrupa’da Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Hakkında Antlaşma’nın Belirli Hükümlerinin Geçici Olarak Uygulanması Hakkında Protokol’ü içermektedir. Bu belgelerden her biri, bu Antlaşma’nın ayrılmaz birer parçasını oluşturmaktadır.

MADDE II

1.Bu Antlaşma’nın amaçları için:

(A) ‘Taraf Devletler grubu’ teriminden 1955 tarihli Varşova Antlaşması’nı (1.Varşova’da 14 Mayıs 1955 günü imzalana Dostluk, İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Antlaşması) imzalayan Bulgaristan Cumhuriyeti, Çek ve Slovak Federal Cumhuriyeti, Macaristan Cumhuriyeti, Polonya Cumhuriyeti, Romanya ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nden oluşan Taraf Devletler grubu veya 1948 tarihli Brüksel Antlaşmasını (2.Brüksel’de 17 Mart 1948 günü imzalanan Ekonomik, Sosyal ve Kültürel İşbirliği ve Ortak Savunma Antlaşması) ya da 1949 tarihli Vaşington Antlaşması’nı(3.Vaşington’da 4 Nisan 1949 günü imzalanan Kuzey Atlantik Antlaşması) imzalayan ya da sonradan katılan, Belçika Krallığı, Kanada, Danimarka Krallığı, Fransa Cumhuriyeti, Almanya Federal Cumhuriyeti, Yunanistan Cumhuriyeti, İzlanda Cumhuriyeti, İtalya Cumhuriyeti, Lüksemburg Büyük Dukalığı, Hollanda Krallığı, Norveç Krallığı, Portekiz Cumhuriyeti, İspanya Krallığı, Türkiye Cumhuriyeti, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı ve Amerika Birleşik Devletleri’nden oluşan Taraf Devletler grubu anlaşılmaktadır.

(B)’Uygulama alanı’ teriminden, Taraf Devletler’in, Danimarka Kralhğfnın Faro Adaları, Norveç Krallığı’nın Ayı Adası dahil Svalbard Adası, Portekiz Cumhurlyeti’nin Azor ve Madeira adaları, İspanya Krallığı’nın Kanarya Adaları ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin Franz Jozef arazisi ile Novaya Zemiya dahil, Avrupa’daki tüm adalarını kapsayan, Atlas Okyanusumdan Ural Dağlan’na kadar, Avrupa’daki bütün toprakları anlaşılmaktadır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği için uygulama alanı Ural Nehri ile Hazar Denizi’nin batısında bulunan bütün topraklan içermektedir. Türkiye Cumhuriyeti için uygulama alanı, Türkiye sınırının 39ncu enlemle kesişme noktasından Muradiye, Patnos, Karayazı, Tekman, Kemaliye, Feke, Ceyhan, Doğankent, Gözne ve buradan denize uzanan çizginin kuzeyinde ve batısında bulunan Türkiye Cumhuriyeti topraklarını içermektedir.

(C)’Muharebe tankı‘ teriminden, zırhlı ve diğer hedefleri ateş altına almak için gerekli, öncelikle yüksek namlu ilk hızlı görerek atış yapılabilen ana silaha sahip, üstün ateş gücü ve arazide yüksek hareket kabiliyeti olan; kendisine yüksek düzeyde koruma sağlayan; öncelikle, muharip birlikleri taşımak için tasarlanmamış ve teçhizatlandırılmamış; kundağı motorlu zırhlı savaş araçları anlaşılmaktadır. Bu gibi zırhlı araçlar kara kuvvetlerinin tank ve diğer zırhlı birliklerinin ana silah sistemi olarak hizmet görürler.

Muharebe tankları, en az 75 mm. çaplı, 360 derece dönebilen topla donatılmış, boş ağırlığı en az 16.5 metrik ton olan paletli zırhlı savaş araçlarıdır. Ayrıca, hizmete girecek olan ve yukarıdaki diğer kıstaslara uyan her tekerlekli zırhlı savaş aracı da muharebe tankı olarak kabul edilecektir.

(D)’Zırhlı savaş aracı‘ teriminden, zırh koruması olan ve arazide hareket yeteneğine sahip, kundağı motorlu araç anlaşılmaktadır. Zırhlı savaş araçları, zırhlı personel taşıyıcılarını, zırhlı piyade savaş araçlarını ve ağır silahlı savaş araçlarını kapsar.

‘Zırhlı personel taşıyıcı’ teriminden, bir piyade mangasını taşımak üzere tasarlanmış ve teçhiz edilmiş ve kural olarak, 20 mm. çapının altında, araçla birleşik imal edilmiş veya organik parçası olan bir silahla donatılmış bir zırhlı savaş aracı anlaşılmaktadır.

‘Zırhlı piyade savaş aracı’ teriminden, esas olarak bir piyade mangasını taşımak üzere tasarlanmış ve teçhiz edilmiş, normal olarak birliklere araç içinden zırh koruması altında ateş açma imkanı veren ve en az 20 mm. çapında araçla birleşik veya organik parçası olan bir silahla ve bazen de tanksavar füze fırlatıcısı ile donatılmış zırhlı savaş aracı anlaşılmaktadır. Zırhlı piyade savaş araçları kara kuvvetleri zırhlı piyade veya mekanize piyade veya motorize piyade birliklerinin ana silah sistemleri olarak hizmet görürler.

‘Ağır silahlı savaş aracı” teriminden, en az 75 mm. çapında, araçla birleşik veya organik parçası olan, görerek atış yapabilen topu bulunan, boş ağırlığı en az 6.0 metrik ton olan, zırhlı personel taşıyıcı veya zırhlı piyade savaş aracı veya muharebe tankı tanımlarına girmeyen, zırhlı savaş araçları anlaşılmaktadır.

(E)’Boş ağırlık’ teriminden, aracın, cephane, yakıt, yağ ve yağlama maddeleri; portatif tepkili zırh, yedek parça, araç gereç ve aksesuarları; portatif şnorkel I teçhizatı ile mürettebat ve şahsi eşyaları dışındaki ağırlığı anlaşılmaktadır.

(F)’Topçu silahı” teriminden, esas itibariyle görmeden atışla kara hedeflerini ateş altına alma yeteneğine sahip bulunan, büyük çaplı sistemler anlaşılmaktadır. Bu gibi topçu silahları birleşik görev gruplarına gereken görmeden ateş desteğini sağlarlar.

Büyük çaplı topçu sistemleri, 100 mm ve daha üstündeki çapta toplar, obüsler, top ile obüslerin özelliklerini birleştiren topçu silahları, havanlar ve çok namlulu roketatar sistemleridir. Ayrıca tali, görmeden etkili ateş yeteneğine de sahip, gelecekte geliştirilecek herhangi bir görerek ateş sistemi de, topçu silahlan tavanı
altında sayılacaktır.

(G)”Yabancı ülkede konuşlu konvansiyonel silahlı kuvvetler’ teriminden, bir Taraf Devlet’e ait olup da, başka bir Taraf Devlet’in uygulama alanı içindeki topraklarında konuşlandırılan konvansiyonel silahlı kuvvetler anlaşılmaktadır.

(H)’Belirlenmiş daimi depolama mevkii” teriminden, aktif birliklerdeki Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizata getirilen sınırlamalara tabi olmayan, ancak genel tavanlar altında sayılan Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizatın bulunduğu, sınırlan açıkça belirlenmiş mevkiler anlaşılmaktadır.

(l)’Zırhlı araca monteli köprü” teriminden, bir köprüyü taşımak ve dahili mekanizmalarıyla kurmak ve yeniden toplamak yeteneğine sahip, kundağı motorlu, zırhlı taşıyıcı kurucu araç anlaşılmaktadır. Köprüye sahip bu tür bir araç, birleşik bir sistem olarak çalışır.

(J)‘Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizat’ teriminden IV., V. ve VI. Maddeler’de saptanan sayısal sınırlandırmalara tabi muharebe tankları, zırhlı savaş araçları, topçu silahları, savaş uçaktan ve saldın helikopterleri anlaşılmaktadır.

(K)’Savaş uçağı” teriminden, güdümlü füzeler, güdü m süz roketler, bombalar, tüfekler, toplar veya diğer tahrip silahları marifetiyle hedefleri ateş altına alabilmek üzere silahlandırılmış ve teçhiz edilmiş, sabit kanatlı veya şekli değişken kanatlı bir uçak ile böyle bir uçağın keşif ve elektronik savaş gibi, diğer askeri işlevleri yerine getiren herhangi bir modeli veya versiyonu anlaşılmaktadır. “Savaş uçağı’ terimi temel eğitim uçaklarını kapsamaz.

(L)’Savaş helikopteri” teriminden, hedeflere karşı saldırıya girişmek üzere silahlandırılmış ve teçhiz edilmiş veya diğer askeri görevleri yerine getirmek üzere teçhiz edilmiş döner kanatlı hava araçları anlaşılmaktadır. ‘Savaş helikopteri* terimi saldırı helikopterleri ile savaş destek helikopterlerini kapsar. ‘Savaş helikopteri” terimi silahsız nakliye helikopterlerini kapsamaz.

(M)‘Saldırı helikopteri” teriminden, tanksavar güdümlü silahı, havadan yere veya havadan havaya güdümlü silahlar kullanmak üzere teçhiz edilmiş ve bu silahlara birleşik atış kontrol ve nişan sistemleriyle teçhiz edilmiş savaş helikopterleri anlaşılmaktadır. “Saldırı helikopteri” terimi özel saldırı helikopterleri ile çok maksatlı saldın helikopterlerini kapsar.

(N)”Özel saldırı helikopteri” teriminden, öncelikle güdümlü silahlar kullanmak amacıyla yapılmış saldırı helikopterleri anlaşılmaktadır.

(0)”Çok maksatlı saldırı helikopteri” teriminden, çeşitli askeri görevleri yerine getirmek amacıyla imal edilmiş ve güdümlü silah sistemlerini kullanmak üzere teçhiz edilmiş saldırı helikopterleri anlaşılmaktadır.

(P)’Savaş destek helikopteri” teriminden, saldırı helikopterinin niteliklerine sahip olmayan ve makinalı tüfek, top, güdümsuz «roket, bomba veya demet bomba gibi savunmaya yönelik ve bölgeyi baskı altına alan çeşitli silah sistemleriyle donatılabilen veya diğer askeri işlevleri yerine getirmek üzere teçhiz edilebilen savaş helikopterleri anlaşılmaktadır.

(Q) ‘Antlaşma’ya tabı konvansiyonel silah ve teçhizat’ teriminden, Bilgi Değişimi Protokolü uyarınca, bilgi değişimine tabi muharebe tankları zırhlı savaş araçları, topçu silahlan, savaş uçakları, temel eğitim uçakları, silahsız eğitim uçakları, savaş helikopterleri, silahsız nakliye helikopterleri, zırhlı araca monteli köprüler, zırhlı personel taşıyıcı benzerleri ve zırhlı piyade savaş aracı benzerleri anlaşılmaktadır

(R)“Hizmette” teriminden, konvansiyonel silahlı kuvvetlere ve konvansiyonel silah ve teçhizata ilişkin olarak, barış zamanında iç güvenlik işlevlerini yerine getirmek üzere tasarlanmış ve yapılandırılmış kuruluşların elinde olanlar veya III. Madde’de belirtilen herhangi bir istisnaya uyanlar dışında, uygulama alanı içindeki muharebe tankları, zırhlı savaş araçları, topçu silahlan, savaş uçakları, temel eğitim uçakları, silahsız eğitim uçakları, savaş helikopterleri silahsız nakliye helikopterleri, zırhlı araca monteli köprüler, zırhlı personel taşıyıcı benzerleri ile zırhlı piyade savaş aracı benzerleri anlaşılmaktadır.

(S)’Zırhlı personel taşıyıcı benzeri” ve ‘zırhlı piyade savaş aracı benzeri” terimlerinden, sırasıyla, zırhlı personel taşıyıcı ve zırhlı piyade savaş araçlarıyla aynı şasiye sahip, dış görünüşleri benzer, 20 mm. ve daha büyük çaplı topu veya tüfeği bulunmayan ve piyade mangasının taşınmasına imkan vermeyecek şekilde inşa edilen veya tadil edilen bir zırhlı araç anlaşılmaktadır. Ambulanslara özel statü tanıyan 12 Ağustos 1949 tarihli “Arazideki Silahlı Kuvvetlerin Yaralı ve Hastalarının Şartlarının İyileştirilmesi” ne dair Cenevre Sözleşmesi’nin hükümleri gözönünde tutularak, zırhlı personel taşıyıcı ambulanslar, zırhlı savaş aracı ve zırhlı personel taşıyıcı benzeri kabul
edilmeyeceklerdir.

(T)”İndirim mevkii‘ teriminden, Antlaşmayla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizatın VIII. Madde uyarınca indiriminin yapıldığı, açıkça belirlenmiş bir yer anlaşılmaktadır.

(U)’İndirim yükümlülüğü” teriminden, bir Taraf Devlet’in VII. Madde’ye uyumu sağlamak üzere, bu Antlaşma’nın yürürlüğe girişinden sonra, 40 aylık bir süre içinde indirmeyi taahhüt ettiği Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizatın her kategorisine ilişkin sayılar anlaşılmaktadır.

2.Antlaşma’ya tabi konvansiyonel silah ve teçhizatın mevcut tipleri. Mevcut Tipler Protokolü’nde sıralanmaktadır. Mevcut tiplerin listeleri XVI. Madde, 2. paragraf, (D) ait paragrafı ve Mevcut Tipler Protokolünün IV. Bölümü uyarınca, belirli aralıklarla güncelleştirilecektir. Mevcut tiplerin bu şekilde güncelleştirilmesi, bu Antlaşma’nın tadili
olarak kabul edilmeyecektir.

3.Mevcut Tipler Protokolü’nde sıralanan savaş helikopterlerinin mevcut tipleri, Helikopterlerin Yeniden Sınıflandırılması Protokolü’nün I. Bölümü uyarınca sınıflandırılacaktır.

MADDE III

1.Bu Antlaşma’nın amaçları için Taraf Devletler, aşağıdaki sayım kurallarını uygulayacaklardır:

Uygulama alanı içindeki, II. Madde’de tanımlanan, bütün muharebe tanklan, zırhlı savaş araçları, topçu silahları, savaş uçakları ve saldırı helikopterleri, bir Taraf Devlet’in olağan uygulamasına uygun olarak, aşağıda sayılanlar dışında, IV., V. ve VI. Maddeler’de saptanan sayısal sınırlandırmalara ve diğer hükümlere tabi olacaklardır:

(A)imalatla ilgili denemedekiler dahil, imal safhasında olanlar;
(B)münhasıran araştırma ve geliştirme amaçlarıyla kullanılanlar;
(C)tarihi kolleksiyonlara ait olanlar;
(D)IX. Madde hükümleri uyarınca hizmet dışı bırakılmış olup, elden çıkarılmayı bekleyenler;
(E)ihraç veya yeniden ihraç için bekletilen veya bu amaçla yenileştirmeye tabi tutulmakta olan ve uygulama alanında geçici olarak bulundurulanlar.

Bu durumdaki muharebe tankları, zırhlı savaş araçları, topçu silahları, savaş uçakları ve saldırı helikopterleri, Bilgi Değişimi Protokolü’nün V. Bölümü uyarınca, beyan edilmiş mevkiler dışında bulundurulacak veya bir önceki yılın yıllık bilgi değişiminde bildirilen bu tip beyan edilmiş mevkilerden en fazla 10’unda konuşlandırılacaklardır. Bu ikinci halde Antlaşma’yla sınırlanan konvansiyonel silah ve teçhizattan açıkça ayırdedilebilecek durumda olacaklardır;

(F)zırhlı personel taşıyıcılarından, zırhlı piyade savaş araçlarından, ağır silahlı savaş araçlarından veya çok maksatlı saldırı helikopterlerinden, barış zamanında iç güvenlik işlevlerini yerine getirmek üzere tasarlanmış ve yapılandırılmış kuruluşlarda bulundurulanlar;

(G)uygulama alanı dışındaki bir yerden, uygulama alanı dışındaki bir nihai varış yerine müteveccihen, uygulama alanından transit geçiş yapmakta olan ve uygulama alanında toplam 7 günden fazla kalmayanlar.

2.Bildirimleri, Bilgi Değişimi Protokolü’nün IV. Bölümü uyarınca zorunlu bulunan muharebe tankları, zırhlı savaş araçları, topçu silahları, savaş uçakları veya saldırı helikopterlerinden herhangi birine ilişkin olarak, ardarda ikiden fazla yıllık bilgi değişiminde, olağanın dışında yüksek sayı bildiren Taraf Devlet, sorulduğu takdirde, Ortak Danışma Grubu’ncja-nedenlerini izah edecektir.

MADDE IV

1. II.Madde’de tanımlanan uygulama alanı içinde her Taraf Devlet, muharebe tanklarını, zırhlı savaş araçlarını, topçu silahlarını, savaş uçaklarını ve saldırı helikopterlerini, bu Antlaşma’nın yürürlüğe girişinden 40 ay sonra ve müteakiben, mensubu bulunduğu Taraf Devletler grubu için, toplamı aşağıdaki sayıları aşmayacak şekilde sınırlandıracak ve gerekirse indirecektir:

(A)20.C00 muharebe tankı, bu miktarın en fazla 16.500’ü aktif birliklerde bulunacaktır;
(B)30.000 zırhlı savaş aracı, bu miktarın en fazla 27.300’ü aktif birliklerde bulunacaktır. 30.000 zırhlı savaş aracından en fazla 18.000’i zırhlı piyade savaş aracı ve ağır silahlı savaş aracı olacaktır; zırhlı piyade savaş araçları ile ağır silahlı savaş araçlarından en fazla 1500’ü ağır silahlı savaş aracı olacaktır;
(C)20.000 topçu silahı, bu miktarın en fazla 17.000’ı aktif birliklerde bulunacaktır;
(D)6.800 savaş uçağı; ve
(E)2.000 saldırı helikopteri.

Aktif birliklerde bulunmayan muharebe tankları, zırhlı savaş araçları ve topçu silahları, II.Madde’de tanımlanan belirlenmiş daimi depolama mevkilerine konulacak ve yalnızca bu Madde’nin 2.paragrafında tanımlanan alanda konuşlandırılacaktır. Bu belirlenmiş daimi depolama yerleri, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği topraklarının Odessa Askeri Bölgesi ile Leningrad Askeri Bölgesi’nin güney bölümünü kapsayan bölümlerinde de bulunabilecektir. Odessa Askeri Bölgesi’nde, en fazla 400 muharebe tankı ve 500 topçu silahı bu şekilde depolanabilecektir. Leningrad Askeri Bölgesi’nin güney bölümünde en fazla 600 muharebe tankı; en fazla 300’ü herhangi bir tipte zırhlı savaş aracı, gerisi zırhlı personel taşıyıcılardan oluşacak 800 zırhlı savaş aracı ve en fazla 400 topçu silahı bu şekilde depolanabilecektir. Leningrad Askeri Bölgesi’nin güney bölümünden, bu Askeri Bölge’nin, Doğudan Batıya 60 derece 15 dakika Kuzey enlemin güneyindeki toprakları anlaşılmaktadır.

2.Belçika Krallığı, Çek ve Slovak Federal Cumhuriyeti, Faro Adaları dahil  Danimarka Krallığı, Fransa Cumhuriyeti, Almanya Federal Cumhuriyeti, Macaristan Cumhuriyeti, İtalya Cumhuriyeti, Lüksemburg Büyük Dukalığı, Hollanda Krallığı, Polonya Cumhuriyeti, Azor ve Madeira Adaları dahil Portekiz Cumhuriyeti, Kanarya Adaları dahil İspanya Krallığı, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin, Ural Dağlan’nın batısındaki Battık, Beyaz Rusya, Karpatlar, Kiev, Moskova ve Volga-Ural Askeri Bölgeleri’ni kapsayan, Avrupa’daki tüm adaları dahil, bütün topraklarından oluşan alan içinde, her Taraf Devlet, muharebe tanklarını, zırhlı savaş araçlarını ve topçu silahlarını, bu Antlaşma’nın yürürlüğe girişinden 40 ay sonra ve müteakiben, mensubu bulunduğu Taraf Devletler grubu için, toplamı aşağıdaki sayıları aşmayacak şekilde sınırlandıracak ve gerekirse indirecektir:

(A) 15.300 muharebe tankı, bu miktarın en fazla 11.800’ü aktif birliklerde bulunacaktır;
(B)24.100 zırhlı savaş aracı, bu miktarın en fazla 21.400’ü aktif birliklerde bulunacaktır; ve
(C) 14.000 topçu silahı, bu miktarın en fazla 11.000’i aktif birliklerde bulunacaktır.

3.Belçika Krallığı, Çek ve Slovak Federal Cumhuriyeti, Faro Adaları dahil Danimarka Krallığı, Fransa Cumhuriyeti, Almanya Federal Cumhuriyeti, Macaristan Cumhuriyeti, İtalya Cumhuriyeti, Lüksemburg Büyük Dukalığı, Hollanda Krallığı, Polonya Cumhuriyeti, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin Baltık, Beyaz Rusya, Karpatlar ve Kiev Askeri Bölgeleri’ni kapsayan, Avrupa’daki adaları dahil, bütün topraklarından oluşan alan içinde her Taraf Devlet, muharebe tanktan, zırhlı savaş araçları ve topçu silahlarını, bu Antlaşma’nın yürürlüğe girişinden 40 ay sonra ve müteakiben, mensubu bulunduğu Taraf Devletler grubu için, aktif birliklerdeki toplamı aşağıdaki sayıları aşmayacak şekilde sınırlandıracak ve gerekirse indirecektir:

(A) 10.300 muharebe tankı;
(B) 19.260 zırhlı savaş aracı; ve
(C)9.100 topçu silahı; ve
(D)Kiev Askeri Bölgesinde bulunan aktif birliklerdeki ve belirlenmiş daimi depolama mevkilerindeki toplam miktarlar aşağıdaki rakamları aşmayacaktır:

(1)2.250 muharebe tankı;
(2)2.500 zırhlı savaş aracı; ve
(3)1.500 topçu silahı.

4.Belçika Krallığı, Çek ve Slovak Federal Cumhuriyeti, Almanya Federal Cumhuriyeti, Macaristan Cumhuriyeti, Lüksemburg Büyük Dukalığı, Hollanda Krallığı ve Polonya Cumhuriyetinin Avrupa’daki tüm adaları dahil, bütün topraklarından oluşan alan içinde, her Taraf Devlet, muharebe tanklarını, zırhlı savaş araçlarını ve topçu silahlarını, bu Antlaşma’nın yürürlüğe girişinden 40 ay sonra ve müteakiben, mensubu bulunduğu Taraf Devletler grubu için, aktif birliklerindeki toplamı aşağıdaki sayılan aşmayacak şekilde sınırlandıracak ve gerekirse indirecektir:

(A)7.500 muharebe tankı,
(B) 11.250 zırhlı muharebe aracı; ve
(C)5.000 topçu silahı

5.Aynı Taraf Devletler grubuna mensup Taraf Devletler, aktif birliklerdeki muharebe tanklarını, zırhlı savaş araçlarını ve topçu silahlarını, bu Madde’de ve V. Madde, I. paragraf, (A) alt paragrafında tanımlanan alanlardan her birinde, o alana uygulanan sayısal sınırlar dahilinde, VII. Madde uyarınca bildirilen azami mevcutlara uygun olarak ve hiç bir Taraf Devletin bir diğer Taraf Devletin topraklarında, o Taraf Devlet’in mutabakatı olmadan konuşlandırmaması kaydıyla konvansiyonel silahlı kuvvet bulundurabilirler.

6.Eğer bir Taraf Devletler grubunun, bu Madde’nin 4. paragrafında tanımlanan alan içindeki aktif birliklerinde bulunan «toplam muharebe tankları, zırhlı savaş araçları ve topçu silahları sayısı, bu Madde’nin 4. paragrafında saptanan sayısal sınırlamalardan az ise, bu şekilde hiçbir Taraf Devlet’in VII. Madde, 2., 3. ve 5. paragrafları uyarınca bildirilen azami mevcuttan düzeylerine ulaşmasını engellemek için, bu Madde’nin 3. paragrafında tanımlanan alandaki Taraf Devletler grubuna mensup Taraf Devletler tarafından, bu Madde’nin 3. paragrafında belirlenen sayısal sınırlara uygun olarak, muharebe tankları, zırhlı savaş araçları ve topçu silahları kategorilerinden her birindeki toplam sayılar ile söz konusu alan için belirlenen sayısal sınırlar arasındaki farka eşit miktarda bulundurulabilir.

MADDE V

I. Hiç bir Taraf Devlet’in güvenliğinin, herhangi bir aşamada, olumsuz olarak etkilenmemesini teminen:

(A)her Taraf Devlet, Bulgaristan Cumhuriyeti, Yunanistan Cumhuriyeti, İzlanda Cumhuriyeti, Norveç Krallığı, Romanya, Türkiye Cumhuriyeti’nin uygulama alanındaki bölümü ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin Leningrad, Odessa, Transkafkasya ve Kuzey Kafkasya Askeri Bölgeleri’ni kapsayan bölgede, tüm Avrupa adaları dahil, Avrupa’daki bütün topraklarından Oluşan alan içindeki muharebe tanklarını, zırhlı savaş araçlarını ve topçu silahlarını, bu Antlaşma’nın yürürlüğe girişinden 40 ay sonra ve müteakiben, mensubu bulunduğu Taraf Devletler grubu için, aktif birliklerindeki toplamı Madde VI, paragraf 1 ile Madde IV paragraf 2’deki toplam sayısal sınırlamalar arasındaki farkı, yani aşağıdaki sayıları aşmayacak şekilde sınırlandıracak ve gerekirse indirecektir:

(1)4700 muharebe tankı;
(2)5.900 zırhlı savaş aracı; ve
(3)6.000 topçu silahı.

(B)bu paragrafın (A) alt paragrafında saptanan sayısal sınırlar baki kalmakla birlikte, bir Taraf Devlet veya Taraf Devletler, bu paragrafın (A) alt-paragrafında tanımlanan alan içindeki aynı Taraf Devletler grubu mensuplarına ait bölgeye, her Taraf Devletler grubu içirt, aktif birliklerde aşağıdaki sayıları aşmayacak ilave toplam miktarları, geçici olarak konuşlandırabileceklerdir;

(1)459 muharebe tankı;
(2)723 zırhlı savaş aracı; ve
(3)420 topçu silahı; ve

(C)bu paragrafın (A) alt-paragrafında tanımlanan alan içinde toprağı bulunan herhangi bir Taraf Devlette, her Taraf Devletler grubu, mezkur ilave toplam sayılarının en fazla üçte birinden fazla olmamak koşuluyla, yani aşağıdaki miktarlarda konuşlandırabilecektir:

(1)153 muharebe tankı;
(2)241 zırhlı savaş aracı; ve
(3)140 topçu silahı.

2.Konuşlandıran Taraf Devlet veya Taraf Devletler’le kabul eden Taraf Devlet veya Taraf Devletler tarafından, diğer bütün Taraf Devletler’e, en geç konuşlandırmanın başlangıcında, konuşlandırılan muharebe, tankları, zırhlı savaş araçları ve topçu silahlarının, her kategorideki toplam sayıları da belirtilmek suretiyle bildirimde bulunulacaktır.. Konuşlandırmayı yapan Taraf Devlet veya Taraf Devletler’le, kabul eden Taraf Devlet veya Taraf Devletler, diğer bütün Taraf Devletler’e, geçici olarak konuşlandırılan bu muharebe tankları, zırhlı savaş araçları ve topçu silahlarının geri çekilmesinden sonra 30 gün içinde ayrıca bildirimde bulunacaklardır.

MADDE VI

Hiç bir Taraf Devlet’in, tek başına, uygulama alanında bulunan, Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizatın yaklaşık üçte birinden fazlasına sahip olmamasını temin etmek amacıyla, her Taraf Devlet, muharebe tanklarını, zırhlı savaş araçlarını, topçu silahlarını, savaş uçaklarını ve saldırı helikopterlerini, bu Antlaşma’nın yürürlüğe girişinden 40 ay sonra ve müteakiben, uygulama alanı içindeki sayılan, bu Taraf Devlet için, aşağıdaki sayıları aşmayacak şekilde sınırlandıracak ve gerekirse indirecektir:

(A) 13.300 muharebe tankı;
(B)20.000 zırhlı savaş aracı;
(C)13.700 topçu silahı;
(D)5.150 savaş uçağı; ve
(E)1.500 saldın helikopteri.

MADDE VII

1.IV., V. ve VI. Maddelerde saptanan sınırlandırmaların aşılmaması amacıyla, hiçbir Taraf Devlet, bu Antlaşma’nın yürürlüğe girişinden 40 ay sonra, bu Madde’nin 7. paragrafı uyarınca, Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizat mevcutları için, kendi Taraf Devletler grubu içinde önceden kabul ettiği ve bu Madde’nin hükümleri uyarınca bildirimde bulunduğu azami düzeyleri aşmayacaktır.

2.Her Taraf Devlet, bu Antlaşma’nın imzasında, diğer bütün Taraf Devletler’©, Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizat mevcutlarının azami düzeylerini bildirecektir. Her Taraf Devlet tarafından, Antlaşma’nın imzasında yapılan Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizat mevcutlarının azami düzeylerine ilişkin bildirim, bu Madde’nin 3. paragrafı uyarınca müteakip bildirimde belirtilen tarihe kadar geçerli kalacaktır.

3.1V., V. ve VI Maddeler’deki sınırlandırmalar uyarınca, her Taraf Devlet, Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizatının azami düzeylerini değiştirmek hakkına sahiptir. Bir Taraf Devlet’in mevcutlarının azami düzeylerindeki herhangi bir değişiklik, o Taraf Devlet tarafından, bu değişikliğin bildirimde yürürlüğe gireceği belirtilen tarihten en az 90 gün önce, diğer bütün Taraf Deyletler’e bildirilecektir. IV. ve V. Madde’lerde saptanan sınırlandırmalardan herhangi birinin aşılmaması için, aynı Taraf Devletler grubuna mensup bir veya daha fazla Taraf Devlet’in, önceden bildirilen azami konvansiyonel silah ve teçhizat mevcutları düzeylerine tekabül eden bir indirim, bir Taraf Devlet’in mevcutlarının azami düzeylerinde sınırları aşma sonucunu verecek herhangi bir artırımdan önce veya onunla eş zamanlı olarak gerçekleştirilecektir. Mevcutların azami düzeylerindeki değişikliğe ilişkin bildirim, bildirimde belirtilen tarihten, bu paragraf uyarınca yapılan müteakip değişiklik bildiriminde belirtilen tarihe kadar geçerli olacaktır.

4.Zırhh savaş araçları için bu Madde’nin 2. veya 3. paragrafı uyarınca gereken her bildirim, aynı zamanda bildirimde bulunan Taraf Devlet’in zırhlı piyade savaş araçları ile ağır silahlı savaş araçları’ mevcutlarının azami düzeylerini de kapsayacaktır.

5.VIII. Madde’de saptanan 40 aylık indirim süresinin sona ermesinden 90 gün önce ve müteakiben, bu Madde’nin 3. paragrafı uyarınca yapılacak herhangi bir değişiklik bildiriminde, her Taraf Devlet, Madde IV, 2 ila 4. paragraf ve Madde V paragraf 1, (A) alt paragrafında tanımlanan alanlardan her birine ilişkin olarak, muharebe tankları, zırhlı savaş araçları ve topçu silahları mevcutlarının azami düzeylerini bildirecektir.

6.Bir Taraf Devlet tarafından bulundurulan’ ve Bilgi Değişimi Protokolü uyarınca bildirime tabi olan Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizat sayılarındaki bir azalma, kendiliğinden, bir diğer Taraf Devlet’e, bu Madde uyarınca bildirime tabi mevcutların azami düzeylerini artırmak hakkını vermeyecektir.

7.Bu Madde’nin hükümleri uyarınca bildirilen mevcutların azami düzeylerinin aşılmamasının temin edilmesi, münhasıran, her Taraf Devlet’in kendisinin sorumluluğudur. Aynı Taraf Devletler grubuna mensup Taraf Devletler, bu Madde’nin hükümleri uyarınca bildirilen mevcutların azami düzeylerinin toplamının IV., V. ve VI. Madde’lerde saptanan sınırlandırmaları aşmamalarını temin etmek amacıyla danışmalarda bulunacaklardır.

MADDE VIII

1.IV., V. ve VI. Maddeler’de saptanan sayısal sınırlandırmalara İndirim Protokolü, Helikopterlerin Yeniden Sınıflandırılması Hakkında Protokol, Uçakların Yeniden Sınıflandırılması Hakkında Protokol, Mevcut Tipler Protokolü’nün I. Bölüm, 2. paragrafı, (A) alt paragrafının dipnotu ve Denetim Protokolü uyarınca, yalnızca indirim yoluyla ulaşılacaktır.

2.İndirime tabi konvansiyonel silah ve teçhizat kategorileri, muharebe tankları, zırhlı savaş araçları, topçu silahları, savaş uçakları ve saldırı helikopterleridir. Belirli tiplerin listesi Mevcut Tipler Protokolü’nde bulunmaktadır.

(A)Muharebe tanklarının ve zırhlı savaş araçlarının indirimi, imha, askeri olmayan amaçlarla kullanıma dönüştürme, sabit teşhir için yerleştirme, yer hedefleri olarak kullanma veya zırhlı personel taşıyıcılar için, Mevcut Tipler Protokolü’nün I. Bölüm, 2. paragraf, (A) alt paragrafının dipnotu uyarınca, tadilat yoluyla yapılacaktır.

(B)Topçu silahlarının indirimi, imha, sabit teşhir için yerleştirme veya kundağı motorlu topçu silahları için, yer hedefleri olarak kullanma yoluyla yapılacaktır.

(C)Savaş uçaklarının indirimi, imha, sabit teşhir için yerleştirme, yerde eğitim maksadıyla kullanma veya savaş yetenekli eğitim uçaklarının belirli modelleri veya versiyonları için, silahsız eğitim uçakları olarak yeniden
sınıflandırma yoluyla yapılacaktır.

(D)özel saldırı helikopterlerinin indirimi, imha, sabit teşhir için yerleştirme veya yerde eğitim maksadıyla kullanma yoluyla yapılacaktır.

(E)Çok maksatlı saldırı helikopterlerinin indirimi, imha, sabit teşhir için yerleştirme, yerde eğitim maksadıyla kullanma veya yeniden sınıflandırma yoluyla yapılacaktır.

3.Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizat, bu Madde’nin 1. paragrafında sıralanan Protokollerde saptanan işlemlerin yerine getirilmesiyle ve o Protokoller uyarınca gereken bildirimin yapılmasıyla indirilmiş kabul edilecektir. Bu şekilde indirilen silah ve teçhizat artık IV., V. ve VI. Maddeler’de saptanan sayısal sınırlandırmalarda hesaba katılmayacaktır.

4.İndirimler üç aşamada gerçekleştirilecek ve bu Antlaşma’nın yürürlüğe girişinden en geç 40 ay sonra tamamlanacak ve böylece:

(A)birinci indirim aşamasının sonunda, yani bu Antlaşma’nın yürürlüğe girişinden en geç 16 ay sonra, her Taraf Devlet, Antlaşmayla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizatının her kategorisindeki toplam indirim yükümlülüğünün, en az %25’inin indirimini yerine getirmiş olacaktır;

(B)ikinci indirim aşamasının sonunda, yani bu Antlaşma’nın yürürlüğe girişinden en geç 28 ay sonra, her Taraf Devlet, Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizatının her kategorisindeki toplam indirim yükümlülüğünün, en az %60’ının indirimini yerine getirmiş olacaktır;

(C)üçüncü indirim aşamasının sonunda, yani bu Antlaşma’nın yürürlüğe girişinden en geç 40 ay sonra, her Taraf Devlet, Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizatının her kategorisindeki toplam indirim yükümlülüğünü yerine getirmiş olacaktır. Askeri olmayan amaçlarla kullanıma dönüştürme işlemini yerine getiren Taraf Devletler, İndirim Protokolü’nün VIII. Bölümü uyarınca, bütün muharebe tanklarının dönüştürülmesini üçüncü indirim aşamasının sonunda tamamlamış bulunacaklardır; ve

(D)İndirim Protokolü’nün VIII. Bölüm 6. paragrafı uyarınca kısmen imha sonucu indirilmiş kabul edilen zırhlı savaş araçları, bu Antlaşma’nın yürürlüğe girişinden en geç 64 ay sonra, askeri olmayan amaçlarla kullanıma tamamen dönüştürülmüş veya İndirim Protokolü’nün IV. Bölümü uyarınca imha edilmiş olacaktır.

5.İndirilecek Antlaşma’yia sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizat, bu Antlaşma’nın imzası sırasındaki bilgi değişiminde uygulama alanı içinde mevcut olarak beyan edilecektir.

6.Bu Antlaşma’nın yürürlüğe girişinden itibaren en geç 30 gün içinde, her Taraf Devlet, kendi indirim yükümlülüğünü diğer bütün Taraf Devletler’e bildirecektir.

7.Bu Madde’nin 8. paragrafının hükmü hariç, bir Taraf Devlet’in her kategorideki indirim yükümlülüğü, Bilgi Değişimi Protokolü uyarınca, bu Antlaşma’nın imzasında bildirilen veya Antlaşma’nın yürürlüğe girişiyle geçerli olacak mevcutlardan hangisi daha büyükse, bununla, VII. Madde uyarınca bildirdiği mevcutların azami düzeyleri arasındaki farktan az olmayacaktır.

8.Bir Taraf Devlet’in, Bilgi Değişimi Protokolü uyarınca bildirilen mevcutlarında veya VII. Madde uyarınca bildirilen mevcutlarının azami düzeylerinde yapılan herhangi bir müteakip değişiklik, düzeltme bildirimiyle indirim yükümlülüğüne yansıtılacaktır. Aynı Taraf Devletler grubuna mensup bir veya daha fazla Taraf Devlet tarafından VII. Madde uyarınca bildirilen mevcutlarda, azami düzeyleri aşmayan uygun bir artışın bildirimi veya bu gibi bir veya daha fazla Taraf Devlet’in indirim yükümlülüklerinde uygun bir artışın bildirimi, bir Taraf Devlet’in indirim yükümlülüğündeki bir azalmaya ilişkin herhangi bir bildirimden önce veya bununla birlikte yapılacaktır.

9.Bu Antlaşma’nın yürürlüğe girişiyle birlikte, her Taraf Devlet, diğer bütün Taraf Devletler’e, Bilgi Değişimi Protokolü uyarınca, muharebe tankları ve zırhlı savaş araçlarının askeri olmayan amaçlarla kullanıma dönüştürülmesinde nihai işlemin yapıldığı yerler dahil, indirim mevkilerinin yerlerini bildirecektir.

10.Her Taraf Devlet, istediği sayıda indirim mevkii belirlemek, belirlediği bu mevkileri kısıtlama olmadan değiştirmek ve imha ile nihai dönüştürme işlemlerini, aynı anda azami 20 mevkide gerçekleştirmek hakkına sahiptir. Taraf Devletler, karşılıklı mutabakatla, indirim mevkilerini ortak kullanmak ve birleştirmek hakkına sahip
olacaklardır.

11.Bu Madde’nin 10. paragrafı hükmü baki kalmakla birlikte, temel verilerin doğrulanması süresinde, yani bu Antlaşma’nın yürürlüğe giriş tarihi ile bu tarihten 120 gün sonrası arasındaki dönemde, her Taraf Devlet, aynı anda en fazla iki indirim mevkiinde indirim gerçekleştirebilecektir.

12.Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizatın indirimleri, bu Madde’nin 1. paragrafında sıralanan Protokoller/de aksi belirtilmediği takdirde, uygulama alanındaki indirim mevkilerinde yerine getirilecektir.

13.İndirim süreci, gerek indirim süresinde, gerek bu sürenin bitimini izleyen 24 ay içinde gerçekleştirilecek Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizatın askeri olmayan amaçlarla kullanıma dönüştürülmesi işleminin sonuçları da dahil olmak üzere, Denetim Protokolü uyarınca, reddetme hakkı olmaksızın, denetime tabi olacaktır.

MADDE IX

1.VIII. Madde hükümleri uyarınca hizmetten çıkarma yolu dışında, uygulama alanı içindeki muharebe tankları, zırhlı savaş araçtan, topçu silahları, savaş uçakları ve saldırı helikopterleri, yalnızca hizmet dışı bırakma yoluyla, aşağıdaki koşullarda kullanımdan çıkarılacaktır:

(A)Antlaşma’yla sınırlandırılan bu silah ve teçhizat, Bilgi Değişimi Protokolü uyarınca, beyan edilmiş mevkii olarak bildirilecek ve böyle bir bildirimde, hizmet dışı bırakılmış Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizatın bulundurulduğu yerler olarak belirtilecek en fazla sekiz mevkide, hizmet dışı bırakılmak suretiyle elden çıkarılmayı bekleyecektir. Eğer hizmet dışı bırakılmış Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizat bulduran mevkilerde, Antlaşmaya tabi herhangi bir başka silah ve teçhizat da bulunuyorsa, hizmet dışı bırakılan Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizat diğerlerinden ayırdedilebilecek şekilde yerleştirilecektir; ve

(B)bu şekilde hizmet dışı bırakılan Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizatın sayıları tek bir Taraf Devlet için, bildirmiş bulunduğu Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizat mevcutlarının yüzde birini veya 250 toplamını, hangi sayı daha büyükse, aşmayacak ve bunların en fazla 200 adedi muharebe tankı, zırhlı savaş aracı ve topçu silahı ve en fazla 50 adedi de saldın helikopteri ile savaş uçağı olacaktır.

2.Hizmet dışı bırakmaya ilişkin bildirim, hizmet dışı bırakılan Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizatın sayısı ile tipini ve hizmet dışı bırakıldığı yeri içerecek ve Bilgi Değişimi Protokolünün IX. Madde, 1. paragraf, (B) alt paragrafı uyarınca diğer bütün Taraf Devletlere iletilecektir.

MADDE X

1.Belirlenmiş daimi depolama mevkileri, belirlenmiş daimi depolardaki Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizatın ait olduğu Taraf Devlet tarafından, diğer bütün Taraf Devletler’e, Bilgi Değişimi Protokolü uyarınca bildirilecektir. Bu bildirim, belirlenmiş daimi depolama mevkilerinin adlarını, coğrafi koordinatlarıyla birlikte bulundukları yerleri ve her birinde bulunan Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizatın, her kategorideki tiplerinin miktarlarını içerecektir.

2.Belirlenmiş daimi depolama mevkileri, yalnızca silah ve teçhizatın depolanmasına ve bakımına müsait tesisleri (ambar, garaj, atölye ve ilgili depolarla birlikte, diğer destek imkanları) kapsayacaktır. Belirlenmiş daimi depolama mevkilerinde, Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizatla ilgili atış ve eğitim alanları
bulunmayacaktır. Belirlenmiş daimi depolama mevkilerinde, bir Taraf Devlet’in yalnızca konvansiyonel silahlı kuvvetlerine ait -silah ve teçhizatı bulunacaktır.

3.Her belirlenmiş daimi depolama mevkiinin, en az 1,5 metre yüksekliğindeki kesintisiz çevre çiti ile tespit edilmiş bir fiziki sınırı olacaktır. Çevre sınır çitinin, silahlar ile teçhizatın giriş ve çıkışı için yegane yol teşkil eden, en fazla 3 kapısı olacaktır.

4.Belirlenmiş daimi depolama mevkilerinde bulundurulan Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizat, bu Madde’nin 7, 8, 9 ve 10. paragrafları uyarınca, bulundukları mevkilerden geçici olarak dahi çıkarıldıklarında, aktif birliklerdeki Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizat olarak sayılmayacaktır.

Belirlenmiş daimi depolama mevkileri dışında başka depolarda bulunan Antlaşma’yla sınırlandırılan-konvansiyonel silah ve teçhizat, aktif birliklerdeki Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizat olarak sayılacaktır.

5.Aktif birlik veya teşkiller, 6. paragrafta belirtilen haller dışında, belirlenmiş daimi depolama mevkilerinde bulunmayacaklardır.

6.Belirlenmiş daimi depolama mevkilerinde, yalnızca belirlenmiş daimi depolama mevkilerinin güvenliği veya işletilmesi veya buralarda depolanan silah ve teçhizatın bakımı ile ilgili personel bulundurulacaktır.

7. Belirlenmiş daimi depolama mevkilerinde bulanan Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizatın bakımı, onarımı ve geliştirilmesi amacıyla, Taraf Devletler, ön bildirimsiz olarak, her belirlenmiş daimi depolama mevkiinde bulundurulduğunu bildirdikleri Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizatın, aynı anda % 10’una kadarını, kesirler en yakın tam çift sayıya tamamlanmak suretiyle veya her belirlenmiş daimi depolama mevkiinde bulunan, her kategori Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizattan 10’ar adedini, hangisi daha azsa, belirlenmiş daimi depolama mevkileri dışına çıkarabilmek ve dışarda tutabilmek hakkına sahip olacaklardır.

8.Hiç bir Taraf Devlet, 7. paragrafta belirtilen haller dışında, en az 42 gün önceden bütün diğer Taraf Devletler’e bildirimde bulunmadan, belirlenmiş daimi depolama mevkilerinden, Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizat çıkarmayacaktır. Bildirim, Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizatın ait olduğu Taraf Devlet tarafından yapılacaktır. Böyle bir bildirimde aşağıdaki hususlar belirtilecektir:

(A)Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizatın çıkarılacağı belirlenmiş daimi depolama mevkiinin bulunduğu yer ile çıkarılacak her kategorideki Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizatın tipi itibarıyla miktarları;
(B)Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizatın çıkarılma ve iade tarihleri; ve
(C)Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizatın belirlenmiş daimi depolama mevkileri dışında bulunacağı süre içinde tasarlanan konuşlandırma yeri ve kullanım amacı.

9.Her Taraf Devletler grubunun 7. paragrafta belirtilen haller dışında, belirlenmiş daimi depolama mevkilerinden çıkardığı ve dışarıda bulundurduğu Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizatın toplam sayıları hiç bir zaman aşağıdaki düzeyleri aşmayacaktır:

(A)550 muharebe tankı;
(B) 1.000 zırhlı savaş aracı; ve
(C)300 topçu silahı.

10.Bu Madde’nin 8. ve 9. paragrafları uyarınca belirlenmiş daimi depolama mevkilerinden çıkarılan Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizat, endüstriyel yenileştirme amacıyla çıkarılmış olan Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizat kalemleri hariç, çıkarılmalarından en geç 42 gün sonra yerlerine iade edileceklerdir. Bu kalemler, yenileştirmenin tamamlanmasını müteakiben derhal belirlenmiş daimi depolama mevkilerine iade edileceklerdir.

11.Her Taraf Devlet, belirlenmiş daimi depolama mevkilerindeki Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizatın yerine başkalarını koymak hakkına sahip olacaktır. Her Taraf Devlet, diğer bütün Taraf Devletler’e, yerine koyma işleminin başlangıcında, yerine başkası konacak Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizatın sayısını, yerini, tipini ve nasıl kullanılacağını bildirecektir.

MADDE XI

1.Her Taraf Devlet, zırhlı araca monteli köprülerini, bu Antlaşmanın yürürlüğe girişinden 40 ay sonra ve müteakiben, mensubu bulunduğu Taraf Devletler grubu için, uygulama alanı içindeki aktif birliklerinde bulunan zırhlı araçlara monteli köprülerin toplam sayısı 740’ı aşmayacak şekilde sınırlandıracaktır.

2. Her Taraf Devletler grubu için, bu Madde’nin 1. paragrafında belirlenen toplam sayıyı aşan uygulama alanı içindeki bütün zırhlı araca monteli köprüler, II.Madde’de tanımlanan, belirlenmiş daimi depolama mevkilerine konacaktır. Zırhlı araca monteli köprüler, gerek tek başlarına, gerek Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizatla birlikte, belirlenmiş daimi depolama mevkilerine konulduklarında, X.’Madde’nin 1 ila 6. paragrafları, hem zırhlı araca monteli köprülere, hem de Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizata uygulanacaktır. Belirlenmiş daimi depolama mevkilerine konan zırhlı araca monteli köprüler, aktif birliklerde sayılmayacaklardır.

3.Bu Madde’nin 6.paragrafında belirtilen haller dışında, zırhlı araca monteli köprüler, bu Madde’nin 4. ve 5. paragraflarından hükümlere tabi olarak, bulundukları belirlenmiş daimi depolama mevkilerinden, yalnızca diğer bütün Taraf Devletler’e 42 gün önceden bildirim yapılması suretiyle çıkarılabilecektir. Bu bildirimde aşağıdaki
hususlar belirtilecektir:

(A)zırhlı araca monteli köprülerin çıkarılacağı belirlenmiş daimi depolama mevkilerinin yerleri ve her mevkiden çıkarılacak zırhlı araca monteli köprülerin sayıları;
(B)zırhlı araca monteli-köprülerin belirlenmiş daimi depolama mevkilerinden çıkarılma ve buralara iade tarihleri; ve
(C)zırhlı araca monteli köprülerin belirlenmiş daimi depolama mevkileri dışında bulunacakları süre içinde tasarlanan kullanım amaçları.

4.Bu Madde’nin 6. paragrafında belirtilen haller dışında, belirlenmiş daimi depolama mevkilerinden çıkarılan zırhlı araca monteli köprüler, bilfiil çıkarıldıkları tarihten en geç 42 gün sonra bu mevkilere iade edileceklerdir.

5.Her Taraf Devletler grubunun belirlenmiş daimi depolama mevkilerinden çıkardığı ve dışarıda bulundurduğu zırhlı araca monteli köprülerin toplam sayısı, aynı anda, hiç bir zaman 50’yi aşmayacaktır.

6.Taraf Devletler, bakım veya tadilat amaçlarıyla, her belirlenmiş daimi depolama mevkiinde bulundurduklarını bildirdikleri zırhlı araca monteli köprülerin, aynı anda yüzde 10’una kadarını, kesirler en yakın tam çift sayıya tamamlanmak
suretiyle veya her daimi depolama mevkiindeki zırhlı araca monteli köprülerden 10 adedini, hangisi daha azsa, belirlenmiş daimi depolama mevkilerinden çıkarmak ve dışarıda tutmak hakkına sahip olacaktır.

7-Sele yol açan veya daimi köprülere zarar veren doğal afetlerin vuku bulması durumunda, Taraf Devletler, belirlenmiş daimi depolama mevkilerinden zırhlı araca monteli köprüleri çıkarmak hakkına sahip olacaklardır. Bu durum, depodan çıkarma sırasında diğer tüm Taraf Devletler’e bildirilecektir.

MADDE XII

1.Bir Taraf Devlet’in, harici bir düşmana karşı kara savaşı için yapılandırılmamış ve teşkilatlandırılmamış olan, barış zamanında iç güvenlik işlevlerini yerine getirmek üzere tasarlanmış ve yapılandırılmış kuruluşlarının elinde bulunan
zırhlı piyade savaş araçları, bu Antlaşma’yla sınırlandırılmamaktadır. Bununla birlikte, bu Antlaşmayım uygulanmasını güçlendirmek ve bu gibi kuruluşlardaki bu tür silahların sayılarının, bu Antlaşma’nın hükümlerini dolaylı yoldan ihlal edecek şekilde kullanamamalarını temin etmek amacıyla, bir Taraf Devlet tarafından barış zamanında iç güvenlik işlevlerini yerine getirmek üzere tasarlanmış ve yapılandırılmış kuruluşların elinde bulunan 1000″ın üzerindeki zırhlı piyade savaş araçları, IV., V. ve VI.Maddeler’de belirtilen tavanların bir bölümünü oluşturacaklardır. Bir Taraf Devlet’in, bu gibi kuruluşlara tahsis ettiği zırhlı piyade savaş araçlarından en fazla 600 adedi, uygulama alanının V. Madde, 1. paragraf, (A) alt-paragrafında tanımlanan bölgesinde konuşlandırılabilecektir. Her Taraf Devlet ayrıca, bu gibi kuruluşların, iç güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak için gereken muharebe yeteneklerinden daha fazlasına sahip olmaktan kaçınmalarını temin edecektir.

2.Konvansiyonel silahlı kuvvetlerinin envanterinde bulunan muharebe tanklarını, zırhlı piyade savaş araçlarını, topçu silahlarını, savaş uçaklarım, saldırı helikopterlerini ve zırhlı araca monteli köprülerini, konvansiyonel silahlı kuvvetlerinin bir bölümünü oluşturmayan herhangi bir kuruluşa yeniden tahsis etmek niyetinde olan bir Taraf Devlet, en geç böyle bir tahsisin yeniden yürürlüğe gireceği tarih itibariyle, diğer bütün Taraf Devletler’e bildirimde bulunacaktır. Bu bildirimde, yeniden tahsisin yürürlüğe gireceği tarih, sözkonusu teçhizatın bilfiil devredildiği tarih ve yeniden tahsis edilen Antlaşma’yla sınırlandırılan konvansiyonel silah ve teçhizat tiplerinin sayıları belirtilecektir.

MADDE XIII

1.Bu Antlaşma’nın hükümlerine uyulduğunun doğrulanmasını temin etmek amacıyla, her Taraf Devlet, Bilgi Değişimi Protokolü uyarınca, konvansiyonel silah ve teçhizatı hakkında bildirim ve bilgi değişiminde bulunacaktır.

2. Bu gibi bildirimler ve bilgi değişimi XVII. Madde uyarınca yapılacaktır.

3.Her Taraf Devlet, kendi sunduğu bilgilerden sorumlu olacaktır; bu gibi bilginin ve bildirimlerin alınması, sağlanan bilgilerin doğrulandığı veya kabul edildiği anlamına gelmeyecektir.

MADDE XIV

1.Bu Antlaşma’nın hükümlerine uyulduğunun doğrulanmasını temin etmek amacıyla, her Taraf Devlet, uygulama alanı içinde, Denetim Protokolü’nün hükümleri uyarınca denetim yapmak hakkına ve denetim kabul etmek yükümlülüğüne sahip olacaktır.

2. Bu gibi denetimlerin amaçlan şunlar olacaktır:

(A)Bilgi Değişimi Protokolü uyarınca sunulan bilgileri temel alarak, Taraf Devletler’in IV., V. ve VI. Maddeler’de saptanan sayısal sınırlandırmalara uyduklarını doğrulamak;

(B)muharebe tanklarının, zırhlı savaş araçlarının, topçu silahlarının, savaş uçaklarının ve saldın helikopterlerinin VIII. Madde ve İndirim Protokolü uyarınca, indirim mevkilerinde yürütülen indirim sürecini kontrol
etmek; ve

(C)Helikopterlerin Yeniden Sınıflandırılması Protokolü ve Uçakların Yeniden Sınıflandırılması Protokolü uyarınca yürütülen, sırasıyla, yeniden sınıflandırılmış çok maksatlı saldırı helikopterleri ile yeniden sınıflandırılmış savaş yetenekli eğitim uçaklarının belgeleme işlemlerini kontrol etmek.

3.Hiç bir Taraf Devlet, bu Madde’nin 1. ve 2. paragraflarında saptanan hakları, mensup olduğu Taraf Devletler grubuna mensup Taraf Devletler’e ilişkin olarak, denetim rejiminin hedeflerinden sıyrılmak amacıyla kullanmayacaktır.

4 Birden fazla Taraf Devlet tarafından ortaklarına yürütülen bir denetim halinde, içlerinden biri bu Antlaşmanın hükümlerinin yerine getirilmesinden sorumlu olacaktır.

5.Bir Taraf Devletin, Denetim Protokolünün VII. ve VIII. Bölümleri uyarınca, belirli her dönemde yapmak hakkına sahip olduğu ve kabul etmek yükümlülüğü altına girdiği denetimlerin sayısı, anılan Protokol’ün II. 0ölümü’nün hükümleri uyarınca saptanacaktır6.İndirim sonrası düzeylerin doğrulanmasına ilişkin 20 günlük sürenin bitiminde, her Taraf Devlet, üzerinde anlaşılan bir-sayıda havadan denetim yürütmek hakkına sahip olacak ve uygulama alanı içinde toprağı bulunan her Taraf Devlet havadan denetim kabul etmek yükümlülüğünü üstlenecektir. Bu gibi havadan denetimlerin sayıları ve diğer ilgili hükümler XV«H. Madde’de atıfta bulunulan müzakerelerde geliştirilecektir.

MADDE XV

1.3u Antlaşma’nın hükümlerine uyulduğunun doğrulanmasını temin etmek amacıyla, Pir Taraf Devlet, bu Antlaşma’nın XIV.Maddesinde belirtilen işlemlere ilave olarak, uluslararası hukukun genel olarak tanınan ilkelerine uygun şekilde “ulusal veya çok uluslu teknik doğrulama araçlarını kullanmak hakkı”na sahip olacaktır.

2.Bir Taraf Devlet, bir diğer Taraf Devlet’in, bu Maddenin 1.paragrafı uyarınca faaliyet gösteren ulusal veya çok uluslu teknik doğrulama araçlarına müdahale etmeyecektir.

3.8ir Taraf Devlet, bir diğer Taraf Devlet’in, bu Madde’nin 1 .paragrafına uygun olarak faaliyet gösteren ulusal ve çok uluslu teknik doğrulama araçlarıyla bu Antlaşma’ya uyulduğunun doğrulanmasına engel olacak gizleme önlemleri uygulamayacaktır. Bu yükümlülük, olağan personel eğitimi, bakım veya Antlaşma’yla sınırlandırılan silah ve teçhizatı içeren faaliyetlere ilişkin Örtme veya gizleme uygulamadan için geçerli olmayacaktır.

MADDE XVI

1.0u Antlaşma’nın hedeflerine ulaşması ve hükümlerinin uygulanması amacıyla, Taraf Devletler, bir Ortak Danışma Grubu kurmuşlardır

2. Ortak Danışma Grubu çerçevesinde, Taraf Devletler

(A)bu Antlaşma’nın hükümlerine uyulmasına veya muhtemel dolaylı ihlallerle ilgili sorunları ele alacaklar;

(B)bu Antlaşma’nın uygulanması sırasında görülebilecek müphemryetterin ve yorum farklılıklarının çözümünü arayacaklar;

(C)bu Antlaşma’nın işlerliğini ve etkinliğin* artıracak önlemleri görüşecek ve mümkünse mutabakata varacaklar;
(D)II.Maddenin 2.paragrafı gereğince, Mevcut Tipler Protokolü’nde yer alan listeleri güncelleştirecekler;

(E)bu Antlaşma’nın, Taraf Devletler arasında uyumlu uygulanışını sağlamak amacıyla teknik sorunları çözümleyecekler;

(F)Ortak Danışma Grubu ve bu Antlaşma uyarınca toplanan konferansların usul kuralları, çalışma yöntemleri ve harcamaların dağılım ölçütü ile Taraf Devletler arasında denetim masraflarının dağılımını belirleyecekler ve gerekirse gözden geçirip düzeltecekler;

(G)Taraf Devletler arasında yapılan bilgi değişimleri yoluyla veya bu Antlaşma uyarınca yürütülen denetimler sonucu elde edilen bilgilerin, yalnızca bu Antlaşma’nın amaçlan doğrultusunda kullanılmasını temin etmek için, her Taraf Devleî’in hassas olarak belirlediği bir bilginin korunmasına ilişkin özel ihtiyaçlarını da dikkate alarak, uygun önlemleri inceleyecekler ve belirleyecekler;

(H) herhangi bir Taraf Devletin isteği üzerine, bu Antlaşma’nın XXI’nci Maddesi uyarınca toplanacak herhangi bir konferansta incelenmesi önerilecek herhangi bir konuyu görüşecekler; bu görüşme, herhangi bir Taraf Devletin bu Antlaşma’nın XXI’nci Maddesinde düzenlenen süreci işletme hakkını etkilemeyecektir; ve (l)bu Antlaşma’nın uygulanmasından doğacak ihtilafları görüşeceklerdir.

3.Her Taraf Devlet, Ortak Danışma Grubu’nda, bu Antlaşma’yta İlgili herhangi bir konuyu ele almak ve gündeme koydurmak hakkına sahip olacaktır.

4.Ortak Danışma Grubu oydaşlaşma ile karar alacak veya tavsiyelerde bulunacaktır. Oydaşlaşmadan, kararın alınmasına veya tavsiyenin yapılmasına, herhangi bir Taraf Devlet temsilcisinin, herhangi bir itirazının bulunmamasının kastedildiği anlaşılacaktır.

5. Ortak Danışma Grubu XX. Madde uyarınca görüşülmek ve onaylanmak üzere, bu Antlaşmaya değişiklikler önerebilecektir. Ortak Danışma Grubu, ayrıca Antlaşma’nın işlerliğini ve etkisini geliştirici, Antlaşma hükümlerine uygun hükümler üzerinde anlaşabilir. Bu hükümler, idari veya teknik nitelikteki tali hususlara ilişkin
değillerse, yürürlüğe girmeleri XX.Madde uyarınca görüşmeye ve onaylamaya tabi
olacaktır.

6.Bu Maddedeki hiçbir husus, herhangi bir Taraf Devlet’in, bu Antlaşma’yla ve uygulamasıyla ilgili konularda, diğer Taraf Devletler’den, Ortak Danışma Grubu dışındaki kanallardan veya forumlarda bilgi istemesini veya istişarelerde
bulunmasını yasaklıyor veya kısıtlıyor addedilemez.

7.Ortak Danışma Grubu, Ortak Danışma Grubu Protokolü’nde belirlenen usulleri izleyecektir.

MADDE XVII

Taraf Devletler, bu Antlaşma gereğince sunulacak bilgi ve bildirimleri yazılı olarak ileteceklerdir. Taraf Devletler, diplomatik kanalları veya taraflarca belirlenen, özellikle ayrı bir düzenlemeyle kurulacak bir iletişim şebekesi de dahil olmak üzere, diğer resmi kanatlan kullanacaklardır.

MADDE XVIII

1.Taraf Devletler, bu Antlaşma’nın imzasından sonra konvansiyonel silahlı kuvvetler üzerindeki müzakerelere, aynı Görev Yönergesi’yle ve bu Antlaşma üzerine bina etmek amacıyla devam edeceklerdir.

2.Bu müzakerelerin hedefi, Avrupa’daki güvenlik ve istikrarı daha da güçlendirecek ve Görev Yönergesi uyarınca uygulama alanı içindeki konvansiyonel silahlı kuvvetlerin personel gücünü de sınırlandıracak ilave önlemler üzerinde bir anlaşmaya varmak olacaktır.

3.Taraf Devletler, bu müzakereleri, en geç Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı’nın 1992 yılında Helsinki’de yapılacak İzleme Toplantısına kadar sonuçlandırmaya çalışacaklardır.

MADDE XIX

1.Bu Antlaşma süresiz olacaktır. Bir başka antlaşma ile tamamlanabilir.

2.Her Taraf Devlet, bu Antlaşma’nın konusuna ilişkin olağanüstü olayların kendi yüksek çıkarlarını tehlikeye attığına karar verdiği takdirde, ulusal egemenlik haklarını kullanarak, bu Antlaşma’dan çekilmek hakkına sahip olacaktır. Çekilmek niyetindeki bir Taraf Devlet, bu yöndeki kararını Saklayıcı ve diğer bütün Taraf Devletler’e bildirecektir. Bu bildirim, bu Antlaşma’dan çekilme tarihinden en az 150 gün önce yapılacaktır. Bildirim, Taraf Devlet’in, yüksek çıkarlarını tehlikeye attığını düşündüğü olağanüstü olaylar hakkındaki bir açıklamayı da içerecektir.

3.Her Taraf Devlet, özellikle, bir diğer Taraf Devlet’in II. Madde’de tanımlanan, ancak Antlaşma’nın getirdiği sınırlandırmaların dışında kalan muharebe tankları, zırhlı savaş araçları, topçu silahları, savaş uçakları veya saldırı helikopterlerinin mevcutlarını, bu Antlaşma’nın, uygulama alanı içindeki kuvvet dengesine açık bir tehdit oluşturacak oranlarda yükseltmesi durumunda, ulusal egemenlik haklarını kullanarak, bu Antlaşma’dan çekilmek hakkına sahip olacaktır.

MADDE XX

1.Herhangi bir Taraf Devlet, bu Antlaşma’ya değişiklikler önerebilir, önerilen değişikliklerin metni, bunu bütün Taraf Devletler’e dağıtacak olan Saklayıcı’ya teslim edilecektir.

2.Eğer bir değişiklik bütün Taraf Devletler tarafından onaylanırsa, bu Antlaşma’nın yürürlüğe girişini düzenleyen XXII. Madde’de belirtilen usuller uyarınca yürürlüğe girecektir.

MADDE XXI

1.Bu Antlaşma’nın yürürlüğe girmesinden 46 ay sonra ve müteakiben her 5. yılda bir, Saklayıcı, bu Antlaşma’nın işleyişini gözden geçirmek üzere, bir Taraf Devletler konferansı toplayacaktır.

2.Bu Antlaşma’yla ilgili istisnai koşulların oluştuğunu düşünen herhangi bir Taraf Devlet tarafından istenmesi halinde, özellikle, bir Taraf Devlet’in, II. Madde, 1.paragraf, (A) alt paragrafında tanımlanan Taraf Devletler grubundan ayrılmak veya diğer Taraf Devletler grubuna katılmak niyetini açıklaması durumunda, Saklayıcı, bir Taraf Devletler olağanüstü konferansı toplayacaktır. Diğer Taraf Devletler’in bu konferans için hazırlanmalarını teminen, olağanüstü konferansın toplanmasının gerekli görülme sebebi de istekte belirtilecektir. Konferans istekte belirtilen şartları ve bunlanan Antlaşma’nın işlerliği üzerindeki etkilerini görüşecektir. Konferans, isteğin alınmasından sonra, en geç 15 gün içinde açılacak ve aksine karar verilmezse, 3 haftadan uzun
sürmeyecektir.

3.Üç veya daha fazla sayıda Taraf Devlet tarafından istenmesi durumunda, Saklayıcı, XX. Madde uyarınca önerilen bir değişikliği görüşmek üzere, bir Taraf Devletler konferansı toplayacaktır. Böyle bir konferans, gerekli isteklerin alınmasından sonra en geç 21 gün içinde açılacaktır.

4.Bir Taraf Devlet’in, XIX. Madde uyarınca bu Antlaşma’dan çekilme kararını bildirmesi durumunda, Saklayıcı, bu Antlaşma’dan çekilmeye ilişkin konuları görüşmek üzere, çekilme bildiriminin alınmasından sonra, en geç 21 gün içinde açılacak bir Taraf Devletler konferansı toplayacaktır.

MADDE XXII

1.Bu Antlaşma, her Taraf Devlet tarafından, kendi anayasal yöntemleri uyarınca, onaya tabi olacaktır. Onay belgelen Saklayıcı olarak tayin edilen Hollanda Krallığı Hükümeti’ne tevdi edilecektir.

2. Bu Antlaşma, Dibacesinde sıralanan Taraf Devletler’in onay belgelerini tevdi etmelerinden 10 gün sonra yürürlüğü girecektir.

3. Saklayıcı, tüm Taraf Devletler’e aşağıdaki hususları derhal bildirilecektir :

(A)her onay belgesinin tevdiini;
(B)bu Antiaşma’nın yürürlüğe girdiğini;
(C)XIX.Madde uyarınca, herhangi bir çekilmeyi ve bunun yürürlük tarihini;
(D)XX.Madde uyarınca önerilen herhangi bir değişikliğin metnini;
(E)bu Antlaşma’yla yapılan herhangi bir değişikliğin yürürlüğe giriş tarihini;
(F)XXI.Madde uyarınca yapılan herhangi bir konferans toplama isteğini;
(G)XXI.Madde uyannca bir konferansın toplanmasını; ve
(H)bu Antlaşma gereğince, Saklayıcı’nın, diğer bütün Taraf Devletler’e bildirmek zorunda olduğu diğer hususları,

4.Bu Antlaşma, Saklayıcı tarafından BM Sarfının 102.Maddesi uyarınca tescil ettirilecektir.

MADDE XXIII

İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Rusça ve İspanyolca metinleri eşit ölçüde asıl olacak bu Antlaşma, Saklayıcının arşivlerinde muhafaza edilecektir. Bu Antiaşma’nın usulüne uygun şekilde belgelenmiş örnekleri, Saklayıcı tarafından bütün Taraf Devletler’e iletilecektir.

19 Kasım – Hukuk Takvimi

0
19 Kasım Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar, kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları, ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.

19 Kasım – Hukuk Takvimi – Hukuk Tarihinde Bugün

Dünya Çocuk İstismarını Önleme Günü

1600

İskoçya, İngiltere ve İrlanda’nın kralı I. Charles doğdu. 1625’te babası James ölünce Charles İskoçya ve İngiltere ile İrlanda krallıkları tahtına çıktı. (Ölümü: 30 Ocak 1649) I. Charles döneminde parlamentonun yetkilerinin azaltılması konusunda fikirlerin yaygınlaşmasıyla İngiliz Haklar Bildirgesi (Petition Of Rights) 17 Haziran 1628 tarihinde, kralın direnişine rağmen kabul edildi. Mutlak monarşiye karşı çıkanlar tarafından, 30 Ocak 1649 günü, Londra’daki Whitehall Sarayı önünde başı kesilerek idam edildi.

1841

ABD’nin hukukçu başkanlarından James Abram Garfield doğdu. (Ölümü:  19 Eylül 1881) Fakir bir şekilde büyüdü, Williams Koleji’nden mezun olduktan sonra, hukuk okudu ve avukat oldu. Amerika Birleşik Devletleri’nin 20. başkanı olarak 4 Mart 1881 – 19 Eylül 1881 tarihleri arasında görev yaptı.  Bir suikastçı tarafından vuruldu ve iki ay sonra öldü.

James Abram Garfield
1863

Hukukçu ve ABD’nin 16. başkanı Abraham Lincoln, ünlü Gettysburg Konuşması‘nı gerçekleştirdi. Konuşma; Amerikan İç Savaşı’da, Gettysburg Muhabere’sini Birlik Ordusu’nun kazanmasından sonra Abraham Lincoln’ün 1863 yılında seferberlik çağrısında bulunması ile birlikte New York Eyaleti’nde hükümete karşı çıkan isyanı bastırmak üzere yapıldı. Abraham Lincoln, halkı sakinleştirdi ve birliği sağladı. Tarihe geçen konuşma metni, anıt mezarının duvarına bulunmaktadır.

1867

Gettysburg Adliyesi, Amerikan İç Savaşı’nın ardından inşa edildi hizmete sunularak o dönemde önemli davaların görüldüğü bir merkez haline geldi.

1900

Birleşik Krallık’ta, seçme ve seçilme hakkı talep eden 119 kadın, Avam Kamarası’na zorla girmeleri nedeniyle tutuklandı.

1917

Hindistan’ın ilk kadın başbakanı İndira Priyadarşini Gandhi doğdu. (Ölümü: 31 Ekim 1984) Hindistan tarihindeki tek kadın başbakan ve ayrıca en uzun süre görev yapan ikinci başbakandır. Başbakanlıktan önce Dışişleri, İçişler, Savunma, Maliye, Enformasyon ve Yayın Bakanlıkları görevlerinde bulunmuştur.

Indira Priyadarshini Gandhi
1919 4. Balıkesir Kongresi toplandı.
1922

Osmanlı tahtının veliahdı olan Abdülmecid Efendi 19 Kasım 1922’de TBMM tarafından halife seçildi. Osmanlı halifeliğine resmen son veren 431 sayılı Kanun’un kabul edildiği 3 Mart 1924 tarihine kadar “halife” unvanını taşıdı. Tarihe “Son Osmanlı Halifesi” olarak geçti.

Son Halife Abdülmecit Efendi
1926 Troçki ve Zinovyev, Sovyetler Birliği politbüro’dan ihraç edildi. Aynı zamanda hukukçu olan Marksist teorisyen Troçki,  Stalin ve Mao’nun görüşlerine karşı en önemli muhalefet hareketini oluşturuyordu. Yaşamının bir kısmını Büyükada’da geçirdiği için Adalılar tarafından anma günleri düzenlenmektedir.

Lev Troçki
1939

Rumen hukukçu, profesör ve devlet başkanı Emil Constantinescu doğdu. Bükreş Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Jeoloji ve Jeofizik Fakültesi’nden mezun oldu. Daha sonra bir jeolog olarak kariyerine başladı. Duke Üniversitesi’nden Jeoloji alanında doktorasını aldı. 1966 yılında Bükreş Üniversitesi Jeoloji Bölümü’nde eğitim vermeye başladı. 1989 Romanya Devrimi’nden sonra, Sivil İttifak’ın kurucu üyesi ve başkan yardımcısı oldu. Romanya’daki muhalefetin ilk çağrışım yapısı olan Demokratik Rumen Anti-Totaliteryen Forum’un başkan yardımcılığı görevinde bulundu. 29 Kasım 1996 – 20 Aralık 2000 tarihleri arasında arasında Romanya Devlet Başkanı olarak görev yaptı.

Romanya’nın hukukçu devlet başkanlarından Emil Constantinescu
1942 Beslenme, giyecek ve yakacak için Harp Ekonomisi Bürosu kuruldu.
1946 Afganistan, İzlanda ve İsveç, İkinci Dünya Savasından sonra kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatına üye oldu.
1949

Türk Kütüphaneciler Derneği kuruldu. Dernek, Türk Kütüphanecilerini bir meslek örgütünün çatısı altında toplayarak, seslerini duyurabilecekleri, sorunlarını tartışabilecekleri, çözüm yolları arayabilecekleri, dostluk ve dayanışma topluluğu oluşturacakları bir ortam yaratmak amacıyla 19 Kasım 1949 tarihinde Adnan Ötüken öncülüğünde kurulmuştu.

1960 1960 Genel Affına Ek olarak ‘113 sayılı Af Kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesine ve bu kanuna bazı hükümler eklenmesine dair Kanun‘un mecliste 18 Kasım 1960 tarihinde kabulü gereğince, 15.000 civarındaki tutuklu ve hükümlünün tahliye hazırlıklarına başlandı. Kanun, tutuklu ve hükümlülerin salıverilme işlemlerinin 15 gün içerisinde tamamlanmasını öngörmekteydi ve 22 Kasım 1960 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmişti.
1967 TBMM, Hükûmete ülke dışına asker gönderme yetkisi verdi. Donanma alarma geçirildi, Ankara’daki 28. Tümen İskenderun’a hareket etti.
1974

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) 19 Kasım 1974 tarihinde Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÜSYM) adı altında kuruldu. İdari ve mali özerkliğe sahip bulunan kurum, üniversitelere öğrenci seçme görevi yanında her yıl yaklaşık farklı meslek ve alanlara yönelik 50 sınavı gerçekleştiren bir kuruma dönüştü. Sınavlar ülke genelinde test usulüyle gerçekleştirilmektedir.

1979

Eski milletvekili  eve Ortadoğu Gazetesi yazarı İlhan Darendelioğlu, İstanbul’da uğradığı silahlı saldırı sonucunda yaşamını yitirdi.

1981

TKP Tevkifatı’nda tutuklanan ve 2 yıl süreyle ağır işkence altında hapis yapan Şair Enver Gökçe yaşamını yitirdi. Tutukluluğu sırasında ve mahkûmiyet sonrası tutulduğu İstanbul Sirkeci’deki Siyasi Şube’de, Sansaryan Hanı’nın tabutluklarında iki yıl süresince ağır işkence gördü. Fiziksel ve psikolojik sağlığını önemli ölçüde yok eden, pek çok şiirinin ve destanının, Yusuf ile Balaban’ın kaybolmasına da neden olan tutukluluk, hapislik ve sürgünlerin sonunda 1959’da işsiz ve yoksul kaldı. Son yıllarını Ankara’daki bir huzurevinde tamamladı.

1988

Bir Müslüman ülkede başbakanlık yapan ilk kadın Benazir Butto oldu. Butto, Oxford Üniversitesinde Uluslararası Hukuk ve Diplomasi dallarında yüksek lisans eğitimi gördü. Yaşamı bir suikast ile sona erdi. Kendisi gibi hukukçu olan eski Pakistan devlet başkanı ve başbakanı Zülfikar Ali Butto ise 1979 yılında idam edilmişti.

Zülfikar Ali Butto ve kızı Benazir Butto bir arada
1990

19 Kasım 1990–21 Kasım 1990 tarihleri arasında 34 üye ülkenin katılımıyla Paris Zirvesi toplantı. Yapılan bu toplantı sonucunda “Soğuk Savaş” resmi olarak sona erdirildi, Avrupa için barışa, temel hak ve özgürlüklere, karşılıklı anlayış ve işbirliğine dayalı demokratik bir geleceğin esaslı noktaları imzalanan Yeni Bir Avrupa için Paris Şartı ile tescil edildi.

—–

NATO ve Varşova Paktı üyesi 22 ülke Paris’te düzenlenen törenle kapsamlı bir silahsızlanmaya yönelik Avrupa Konvansiyonel Kuvvet Antlaşmasını(AKKA) imzaladı ve ortak bir deklarasyonla Bloklararası husumetin sona erdiğini ilan etti.

1992 Fikir ve Sanat Eserleri Haklarının Kiralanması, Ödünç Verilmesi ve Bağlantılı Haklara Dair Konsey Direktifi, 19 Kasım 1992 tarihli ve 92/100/AET sayılı karar ile ilan edilmiştir. Direktif, 12 Aralık 2006 tarihinde, 2006/115 nolu versiyonuyla kodifiye edilmiştir. (on rental right and lending right and on certain rights related to copyright in the field of intellectual property)
1994

İstanbul Barosu ile İstanbul Üniversitesi işbirliğinde düzenlenen ve Prof. Dr. Hayrettin Ökçesiz tarafından kurulan Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi(HFSA) Sempozyumlarının ilki “Hukuki Olgular Araştırması ve Hukuk Devleti – Hukuk Devleti Uygulaması ve Görgül (Empirik) Araştırılmasının Bilimsel Temelleri” adıyla 17-19 Kasım 1994 tarihleri arasında düzenlendi.

Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi(HFSA)
1998

Muradiye Kültür Vakfı ile bağlantılı şirketlerin Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı usulsüz ihalelerden dolayı 1 haftadır gözaltında olan 21 kişiden 8’i tutuklandı. Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ise gözaltına alınıp 2 gün sonra serbest bırakıldı.

1999

İstanbul’da toplanan Avrupa ve Güvenlik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nin son günü, Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşmasının (AKKA) yeni koşullara uyarlanmış şekli, tarafların liderlerince imzalandı.

—-

Türkiye, 1999 yılında AGİT Zirvesi’ne ev sahipliği yapmış, 18-19 Kasım 1999’da İstanbul’da yapılan Zirve’de kabul edilen belgeler örgüt müktesebatına katılmıştır. Zirve’de imzalanan Avrupa Güvenlik Şartı (İstanbul Şartı-Charter for European Security), 21. yüzyılda AGİT bölgesinin güvenlik, barış ve istikrarının güvence altına alınabilmesi için gerekli ilke ve yöntemleri belirlemiştir. İstanbul Şartı’nda, AGİT’in erken uyarı, çatışma önleme, kriz yönetimi ve çatışma sonrası rehabilitasyon alanlarındaki faaliyetlerini daha etkin hale getirmek için AGİT coğrafyasında faaliyet gösteren uluslararası ve bölgesel kuruluşlar arasında İşbirliğine Dayalı Güvenlik Platformu (Platform for Cooperative Security), Süratli Uzman Yardım ve İşbirliği Ekipleri (Rapid Expert Assistance Cooperation Teams/REACT) gibi mekanizmalar geliştirilmiştir.

2000 Kadınlar Dünya Zirvesi Vakfı (WWSF) 2000 yılında, 19 Kasım gününü ‘Dünya Çocuk İstismarı Önleme Günü’ olarak ilan etmiştir.
2004 AB üyesi 21 ülkenin piskoposlarından oluşan AB Piskoposlar Komisyonu (COMECE) Türkiye’yle katılım müzakerelerinin başlaması için koşul konulmasını istedi. Açıklamada, dini bir sakınca görülmediği, ancak insan hakları konusunda daha fazla açılım istenmesi gerektiği savunuldu.
2004 Avrupa Gençlik Bilgi Şartı (Avrupa Gençlik Bilgilendirmesi Şartı-European Youth Information Charter), 19 Kasım 2004 tarihinde Slovakya Cumhuriyeti’nin başkenti Bratislava’da ERYICA-(The European Youth Information and Counseling Agency) Avrupa Gençlik Bilgilendirmesi ve Danışmanlık Ajansı’nın 15. Olağan Genel Kurulu’nda kabul edilmiştir. Şartnamede yazan ilkeler Avrupa’da “Gençlik Bilgilendirmesi” ilkelerinin belirlenmesinde ve uygulanmasında en önemli ve en güncel kaynak olarak kabul edilmektedir.
2011 Ulusal Geçiş Konseyi’ne bağlı güçler Libya’nın öldürülen lideri Muammer Kaddafi’nin oğullarından Seyfülislam Kaddafi’nin yakalanarak tutuklandığını açıkladı. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) savcıları, Libya Adalet Bakanlığı yetkililerinin Seyfülislam’ın tutuklandığını teyit ettiklerini bildirdi.  Seyfülislam Kaddafi, yakalandıktan sonra ülkenin batısındaki Zintan kentine götürüldü. Libya Başbakanı Abdürrahim El Kib, Seyfülislam Kaddafi’nin Libya’da yargılanacağını söyledi.
2014 Bolu Cumhuriyet savcısı Zekeriya Öz, 25 Eylül 2014 tarihli “Utanmasını bilmeyen savcı” yazısı nedeniyle Posta gazetesi yazarı Nedim Şener hakkında Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 30 bin TL’lik tazminat davası açtı. Yazarla ilgili açılan  soruşturmanın da devam ettiği bildirildi.
2015 Taraf Gazetesi muhabiri Aysun Yazıcı hakkında, yolsuzluk operasyonunda tutuklanan Türkiye Halk Bankası eski genel müdürü Süleyman Aslan ile ilgili haberde  “soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği ve “adil yargılamayı etkilediği” iddiasıyla ve 8,5 yıl hapis  istemiyle İstanbul Anadolu Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı Yazıcı’nın 31 Ekim 2016’da Sabiha Gökçen Havalimanı’nı kullanarak yurtdışına çıktığı belirlendi.
2015 Hukukçu ve ilahiyatçı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, 14 Haziran 2015 tarihinde katıldığı bir televizyon programında, yaptığı konuşmada sonrası yapılan suç duyurusu üzerine, hakkında “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan açılan soruşturma kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu savcısına ifade verdi.
2015 Bakırköy 12. Asliye Ceza Mahkemesi, Soma’da 301 madencinin ölmesinden sonra “Çocuklar Tayyip Erdoğan’ın mitingine otobüsle taşınan işçiler. Bu olan biten gayet normaldir hatta müstahaktır bile denilebilir” diyen ve AK Parti Manisa İl Başkanlığı’nın şikayetiyle hakaretten yargılanan gazeteci-yazar Yılmaz Özdil için zorla getirme kararı çıkardı.
2015 CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Altın kaplamalı klozet, kendisine 1100 odalı saray yaptıracağına bu ülkede 17 milyon yoksul olduğu hiç aklına gelmiyor mu?” ve “Altın klozetli tuvalet dedin onu da aldın, saraylar dedin onu da aldın” gibi açıklamaları nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ankara 27 Asliye Hukuk Mahkemesi, açtığı 100 bin TL’lik tazminat davasını reddedildi.
2015 Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi, “İsviçre’de 3,48 milyar dolar! İsviçre’de 3105 Türk hesabı” haberi nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kişilik haklarına saldırı suçlamasıyla 20 bin TL talep ettiği Rotahaber.com sitesinin 8 bin TL tazminat ödemesine karar verdi
2018 Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 36’ncı Maddesi uyarınca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde görülmekte olan Kavala/Türkiye davasına müdahil olarak gözlemlerini Mahkeme’ye sunma kararı aldığını 19 Kasım 2018 tarihinde bildirdi. 
2020 Eski TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) üyesi Bülent Arınç, 19 Kasım’da katıldığı bir televizyon programında Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunu eleştirerek Kavala’nın hala tutuklu olmasına ise “hayret ettiğini” söyledi. Cumhurbaşkanından gelen tepkiler üzerine 20 Kasım’da istifa etmek zorunda kaldı.
2020 BirGün gazetesi eski sorumlu müdürü Uğur Koç, internet sitesi eski müdürü Mustafa Kömüş ve gazete imtiyaz sahibi İbrahim Aydın’ın eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın şikayetiyle yargılandıkları davada İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi beraat kararı verdi. Sanıklar, “Ekşi Sözlük’teki Berat Albayrak-Özge Ulusoy başlığı kaldırıldı” haberi nedeniyle “kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret” iddiasıyla yargılanıyordu.
2023 Rengarenk Umutlar Derneği (RUMUD) ve Mezopotamya Psikiyatrisiler Derneği (DER-MEZ) tarafından kurulan, çocuk hak ihlallerinin izlendiği, raporlandığı ve görünür kılınmasına dair çalışmaların yürütüleceği  ‘Helin Hasret Şen Çocuk Hakları Akademisi’ açıldı.
2023 Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i katletmesi nedeniyle 16 yıl hapiste kaldıktan sonra 15 Kasım 2023’te  Bolu F Tipi cezaevinden koşullu salıverilme kapsamında tahliye olan Ogün Samast hakkında yeni bir iddianame hazırlandığı öğrenildi. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin suç duyurusunda bulunması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede Samast’ın “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” suçundan 7 yıl 6 aydan 12 yıla kadar hapsinin istendiği açıklandı. İddianame, incelenmek üzere İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.
2023 Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı farklı kuruluşlardan ekipler, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) liderliğinde Gazze’de bulunan Şifa Hastanesi’nde değerlendirmelerde bulundu. DSÖ, “Güvenlik durumundan kaynaklanan zaman kısıtlamaları nedeniyle ekip, ‘ölüm bölgesi’ ve ‘vahim’ olarak tanımladıkları hastanede sadece bir saat geçirebildi.  Ekip hastanenin girişinde bir toplu mezar gördü ve 80’den fazla kişinin burada gömülü olduğu söylendi.” şekline açıklama yaptı.
2024 Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 16 Haziran 2022’de “örgüt üyesi olma” iddiasıyla tutuklanan ve bir yılı aşkın bir süre tutuklu kaldıktan sonra ilk duruşmada tahliye edilen gazetecilerin davasına Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.  Mahkeme, adli kontrol ve yurtdışı yasağının devamına karar verdi. Duruşma 15 Mayıs 2025’e ertelendi. 15 gazetecinin 13 ay tutuklu kaldığı dosyada 20 gazeteci yargılanıyor.
2024
  • İsrail istihbaratının hedef aldığı Filistinliler ve Hamas bağlantılı kişilerle ilgili bilgileri  İsrail İstihbarat Servisi Çevrimiçi Operasyon Merkezi (İÇOM) ile paylaştıkları ve yaptıkları işler karşılığında İsrail istihbaratından özellikle terör örgütleri tarafından kullanılan “havale”, “kripto para” ve “Western Union” sistemi üzerinden para aldıkları iddia edilen 20 sanık hakkında açılan davanın ilk duruşması yapıldı. Sanıklar, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Marmara Cezaevi’nin karşısındaki duruşma salonunda hakim karşısına çıktı. Duruşmaya 15’i tutuklu 19 sanık ve tarafların avukatları katıldı.
  • Kamuoyunda ‘yüksek karlı gizli fon’ adıyla bilinen dolandırıcılık olayına ilişkin olarak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davayla birleştirilmesi talebiyle, Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu hakkında 24 müştekiye karşı “nitelikli dolandırıcılık” suçunu işledikleri iddiasıyla, 72’şer yıldan 240’ar yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame düzenlendi. Fatih Terim, Arda Turan, Buse Terim, Emre Belözoğlu, Emre Çolak, Fernando Muslera ve Selçuk İnan’ın da bulunduğu 24 kişi müşteki sıfatını taşıyor.

  • Yasadışı bahis soruşturmasında sosyal medya fenomenleri Yasin Obuz, Mesut Can Eray, Cenk Pekkan, Ünal Orhan, Özgür Yağan, Kerem Gülsoy ve Özcan Acar hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

  • HSK Birinci Dairesince, adli ve idari yargıya ilişkin mazeret kararnamesi çalışmaları tamamlanarak HSK’nin internet sitesinde ilan edildi. 332 hakim ve Cumhuriyet savcısının görev yerleri değiştirildi.
2024

Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde 47 eski muhalif milletvekili ve eylemcinin, demokrasi yanlısı kitlesel protestoların ardından 2020’deki meclis seçimleri öncesinde izinsiz “ön seçim” düzenledikleri gerekçesiyle “hükümeti devirmeye teşebbüsten” yargılandığı davada cezalar açıklandı. Hong Kong Mahkemesi, Hong Kong Üniversitesi’nin eski Hukuk Profesörü Benny Tai Yiu-tin’i, gayriresmi ön seçimin organize edilmesine öncülük ettiği gerekçesiyle 10 yıl hapse mahkum etti. 44 sanığa ise 4 yıl 2 ay ila 7 yıl 9 ay hapis cezaları verildi. Suçsuz bulunan iki sanığa ise ceza verilmedi.

19 Kasım – Hukuk Takvimi

Yapay Zeka ve Yargı Etiği İlişkisi

0

YAPAY ZEKA ve YARGI ETİĞİ İLİŞKİSİ / Av. Gizem Yılmaz

Günümüzde yoğun tartışmalara sebep olan akıllı makine teknolojisi, sanıldığı kadar yeni olmayıp Antik Yunan‘a kadar dayanmaktadır, ancak yapay zekânın gelişimi İkinci Dünya Savaşından sonraki makineleşme ile başlamıştır. Yapay zekâ terimi 1950’li yıllardan beri kullanılmakta, yapay zekâya yönelik etik yaklaşımlar da yine bu dönemden beri dile getirilmekte olmasına rağmen, yapay zekâ etiği bugüne kadar hak ettiği değeri görememiştir.

Gizem Yılmaz

Günümüze gelindiğinde ise, yapay zekânın hayatımızın her alanında önemli bir aktör haline geldiği yadsınamaz bir gerçektir. Bu durum, insan ve yapay zekânın birlikte var olduğu yeni bir toplum modelinin zeminini de oluşturmaktadır. Nasıl ki insanların toplum halinde uyum içinde yaşayabilmesi için kamu düzeni etrafında etik kurallar bulunmaktaysa, yeni oluşan toplum modelinde de insan ve yapay zekânın uyum içinde var olabilmesi için etik kuralları düzenleme ihtiyacı ertelenemez bir hal almış vaziyettedir.

Yapay zekâ etiği üzerine düşüncelere yer vermeden önce, Philippa Foot’un meşhur sorusunu gündeme getirerek yazıya başlamak iyi bir referans olabilir. Foot tarafından kullanılan ve “Tramvay Problemi” olarak ifade edilen düşünce deneyinde, iki makası olan bir tramvay yolu bulunduğu, birinci makasta yerde yatan beş insan, ikinci makasta ise yerde yatan bir insan olduğu, tramvayda makas geçişi yapılmadığı takdirde tramvayın beş insanın bulunduğu yoldan geçerek bu insanları öldüreceği, makas değişimi yapılması halinde tramvayın diğer raya girerek sadece yerde yatan tek bir insanın ölümüne sebep olacağı belirtilmektedir. Bu deney insanlar üzerinde yapıldığında, çoğunluğun tramvay makasını değiştirmeyi tercih ettiği, beş kişiyi kurtarmak için bir kişinin feda edilebileceği, iyi etiğe yakışanın ve insana uygun davranışın da bu olacağı düşüncesiyle hareket edildiği görülmüştür.(1) Otonom araçların yaygınlaşmasıyla bu deney bir boyut daha kazanmış ve soru, tramvayın otonom veya yapay zekâ tarafından yönetilen bir araç olması halinde yapay zekânın da makası değiştirmeyi tercih edip etmeyeceği üzerine yoğunlaşmıştır. Yapay zekâya göre en iyi olasılık az sayıda insan kaybı mı yoksa olayın gidişatının bozulmaması mı olacaktır? İşte burada yapay zekâ, ne yapması gerektiğine karar verirken bir etik paradoksu(2) içine girmekte ve yapay zekâ ile etik ilişkisi gündeme gelmektedir.

Yapay zekâ uygulamalarında neden etiğe ihtiyaç duyulduğunu somutlaştırabilmek adına bu paradokslar örnekleme yoluyla çoğaltılabilir. Mesela, aynı anda acil kan takviyesine ihtiyacı olan çok sayıda hasta olduğunu düşünelim. Yapay zekâ tabanlı bir doktor, A kişisini tedavi ettiğinde B kişisi, B kişisini tedavi ettiğinde A kişisi dışarıda kalacağından, hastalardan hangisine müdahale etmesi gerektiğine karar verirken yine etik sorunu içine girmek durumundadır. Sürücüsüz araç kazalarında da durum benzerdir. Örneğin; karşıdan freni arızalı bir sürücüsüz araç gelmekte olsun, yaya geçidinde de durumu fark etmeden karşıdan karşıya geçen yaşlı bir adam bulunsun. Bu durumda sürücüsüz otomobilin iki seçeneği bulunmaktadır; ya yaya geçidi boyunca devam ederek yaşlı adamı öldürecektir ya da beton bir bariyere çarparak içindeki kişileri öldürecektir. Yapay zekâ, hangi insanların hayatını kurtarması gerektiğine nasıl karar verecektir? Hangi faktörlerle doğru karar alındığına nasıl emin olacaktır? Kendi kendine öğrenen yapay zekâ sistemi bu ahlaki ikilemlere karşı nasıl bir tepki geliştirecektir? Hukuki sorumluluk kime ait olacaktır(3); yapay zekâ üreticisine mi, araca yapay zekâ sistemini entegre ederek satışa sunan şirkette mi, yapay zekâlı aracı riskleriyle birlikte satın alan tüketicide mi? Söz gelimi, savaş alanında kullanılan bir yapay zekâ ile savaş suçu işlendiğinde suç kimde olacaktır; savaşması için üretilen yapay zekâ uygulamalarının üreticisinde mi, uygulamayı kullanan yöneticide mi, yoksa savaşması için üretilen yapay zekânın kendisinde mi? Eğer sorumluluk bir yapay zekâya yüklenirse insanlar, bu durumu kötüye kullanarak yapay zekâyı büyük suçlar işleyecek şekilde dizayn edebilirler. Muhakeme ve özgür iradeyle karar verme yeteneği olmayan yapay zekâ, cezai sorumluluk altında da olmayacağından bu durumun insanlık için başlı başına etik dışı bir sonuç doğurması kaçınılmazdır.

Söz konusu durumlarda ikilemde kalan yapay zekâ uygulamasına ve robotlara etik anlayışın programlanması gerektiği düşüncesi artık çoğunlukla kabul görmektedir. Robotların insanlardaki fiziksel ve duygusal nedenlerden kaynaklanan muhakeme bozukluklarından arındırılmış olması nedeniyle ahlakî değerlendirmeleri daha tutarlı yapabileceği savunulmakta ve hatta robohâkimler buna örnek gösterilmektedir. Nitekim Amerika’da yapılan bir gözlemde, kahvaltıdan sonra karnı tok olan hakimlerin şartlı tahliye verme oranlarının %80’in üzerinde olduğunu, buna karşılık öğle yemeği saati yaklaştığında gelişen açlıkla birlikte şartlı tahliye verme oranlarının %30’lara düşerek daha sert bir tutum içine girdikleri ortaya konmuştur(4). Bu nedenle yapay zekânın verdiği kararların daha güvenilir olabileceği gerçeği ile karşılaşılmaktadır.

Yargıda Yapay Zekanın Kullanımı ve Etik Değerler

Peki, etik denildiğinde anlaşılması gereken nedir? Yapay zekânın da bir etiği olması mümkün müdür? Öncelikle bu sorulara cevap aranması gerektiği düşünülmektedir. Etik kavramı filozoflarca çağlar boyunca tartışılmış ve özellikle iyilik, doğruluk, hakikat ve güzellik kavramları üzerinde yoğunlaşılmıştır. Nihayetinde ahlaklı olma erdemi gibi genel bir etik tanımı kabul edilmiş ve daha iyi bir dünya modeline ulaşmak için bazı temel etik ilkeleri belirlenmiştir. Etik kavramının içinde bulundurduğu ilkeler; adalet, eşitlik, dürüstlük, tarafsızlık, sorumluluk, insan hakları, hukukun üstünlüğü, laiklik, demokrasi, insana ve emeğe saygı şeklinde kendini göstermektedir. Bu ilkeler, günümüz toplumlarının bir arada, düzen ve uyum içinde yaşayabilmesinin temellerini oluşturmakta ve kaosu engellemektedir. Aynı nedenle, yapay zekâ teknolojilerinin de etik kurallar çerçevesinde kontrol altında tutulması gerekmektedir. Zira artık insanoğlu, kendi kendine öğrenebilme, kendini geliştirme ve hatta kendi kararlarını verebilme becerileriyle donatılmış makineler üretmektedir. Yapay zekâ etiğini düzenleyecek olan kurallara tam da bu noktada ihtiyaç duyulmaktadır.

Etik kurallar, yapay zekâ teknolojilerinin kime ne şekilde hizmet edeceğini, sınırlarını, karar verme mekanizmasının tabi olacağı ilkeleri ve kullanım alanlarını belirler. Böylece, bağlayıcı ve evrensel nitelik gösteren hukukî etik anlayışı, yapay zekâya uyarlanmış olacaktır. Buradaki asıl mesele, kendi etiğimizi, bizden çok daha akıllı olacak varlıklara empoze etmenin işe yarayıp yaramayacağı sorunundan ortaya çıkmaktadır.

Gerçekten de insanoğlu tarafından genel kabul gören etik ilkeleri, geleceğin yapay zekâsına uygun bir formda tamamıyla kodlamak oldukça zor olacaktır, ancak bir yerden başlamak gerektiği konusunda da dünyada fikir birliğine varılmıştır. İlk etapta, “anaokulu etiği” şeklinde ifade edilen temel etik kuralların yapay zekâ teknolojilerine yüklenmesi önerilmektedir.

Anılan çerçevede, yapay zekâ üzerine uygulanabilecek etik değerlerin öğretilmesine ilişkin üç farklı yaklaşım bulunmaktadır.

Bunlardan birincisi, ödev ahlakı olarak ifade edilen ahlakî bazı kuralların makineye uygulanmasıdır. Bu normatif kurallar öyle belirlenmelidir ki robotun davranış seçiminde hiçbir tereddüt veya belirsizlik kalmamalıdır.

İkinci yaklaşım, makinenin dışarıdan dikte edilen herhangi bir kurallar bütünü olmadan kendi kendine doğruyu ve yanlışı kavrayabilme yeteneği ile donatılması, bunun için de evrimsel algoritmalar kullanılmasıdır.

Üçüncü yaklaşım ise ilk ikisinin birleştirilmesinden oluşmaktadır ve makinenin önceki kurallar setiyle başlamasını, ancak zamanla bu kuralları değiştirerek kullanmayı, uyarlamayı öğrenmesini savunmaktadır(5).

Yapay zekâ etiği konusundaki en iyi yaklaşım, kuşkusuz insanoğlunun menfaatine en çok uyan yaklaşım olacaktır. Bu itibarla, 1942 yılında Asimov’un ileri sürdüğü Üç Robot Yasası’ndaki(6) “insan odaklı etik” anlayışı üzerine etik kurallar yaklaşımı inşa edilmeye başlanmıştır. İnsanoğlunun üzerinde birleştiği görüşe göre, yapay zekâ etik kurallarının temelinde insanın korunması öncelikli olarak yer almalı ve geliştirilmelidir(7).

Yapay zekâ yazılımlarının amacı, insanın yeteneklerini ve potansiyelini artırmak olmalıdır. Aksi halde, yapay zekâ sistemleri de girilen verilerden elde ettiği öğrenmeler neticesinde tıpkı insanlardaki önyargılarda olduğu gibi ırkçı ya da cinsiyetçi sonuçlara ulaşabilir(8) ya da daha kötüsü, insanları yapay zekâ menfaatine olacak şekilde manipüle edebilir ve kullanabilir.

Asimov’a paralel olarak 1947 yılında, Jack Williamson tarafından daha basit ilkeler ortaya konulduğu görülmektedir. Williamson’a göre, robotlar insanlara hizmet ve itaat etmeli, insanları zarara uğramaktan korumalıdır.

İlerleyen yıllarda Güney Kore Ticaret Bakanlığı bünyesinde bir Robot Etiği Bildirgesi oluşturularak etik ilkeler belirlenmiştir. Güney Kore’nin ardından Avrupa Robotbilim Araştırma Ağı tarafından robot etiği konusunda izlenecek prensipler şu şekilde belirlenmiştir: “İnsan haysiyeti ve insan hakları, eşitlik ve hakkaniyet, yarar ve zarar, kültürel farklılıklara saygı ve çoğulculuk, ayrımcılığın yapılmaması, otonomi ve bireysel sorumluluk, aydınlatılmış mahremiyet, yardımlaşma ve dayanışma, sosyal sorumluluk, faydaların paylaşılması, doğaya karşı sorumluluktur.”

Son yıllarda ise yapay zekâ teknolojisindeki hızlı gelişme karşısında dünya genelinde etik çalışmaları hızlandırılmıştır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde 2009 yılında Ulusal Robotik Girişimi kurulmuş, 2016’ya gelindiğinde Amerika Robotik Yol Haritası oluşturulmuş ve Yapay Zekânın Geleceğine Hazırlık konulu bir rapor düzenlenmiştir. 2018’de Bilim ve Teknoloji Politikaları Genel Müdürlüğü Başkanlığında bir Yapay Zekâ Komitesi kurulmuş, Yapay Zekâ Ulusal Güvenlik Komisyonu kurulmasına ilişkin Ulusal Güvenlik Yetkilendirme Kanunu çıkarılmıştır. Son olarak yapay zekâ AR-GE faaliyetlerine ilişkin Ulusal Strateji Planı hazırlanmış; ithalata ilişkin kanun değişiklikleri ile sürücüsüz araçlara ilişkin mevzuat düzenlemeleri yapılmıştır. Japonya da 2015 yılında Robot Devrimi Girişimi ve Ulusal Robot Stratejisi oluşturmuş, ilerleyen dönemde Robot Düzenleme Reformu Uygulama İlkelerini düzenlemiştir.

Çağın gerisinde kalmayan Avrupa Birliği ise 2012 yılında RoboLaw Projesi’ni(9) ve 2013 yılında SPARC isimli dünyanın en büyük sivil robotik programını hayata geçirmiştir(10). 2014’te Robotik Alanın Hukukî Düzenlenmesi Rehberi yayımlamış ve Horizon 2020 isimli AR – GE programı ile 80 milyar Euro değerinde yatırım yapmıştır.

Hukuk dünyası açısından bu gelişmelerden belki de en önemlisi, Avrupa Birliği tarafından 2018 yılında kabul edilen “Yapay Zekânın Yargı Sisteminde Kullanılmasına Dair Avrupa Etik Şartı“dır. Bu Şart, yargı sistemlerinde yapay zekânın kullanımına ilişkin etik ilkeleri belirleyen ilk Avrupa metnidir. Metinde, yargıda yapay zekânın kullanımı için yargı kararlarının ve verilerinin algoritmalarla işlenmesinde ve bu kararların kullanımında uyum sağlanması gereken beş temel prensip benimsendiği görülmektedir.

Bunlar; temel haklara saygı, ayrımcılık karşıtı olma, kalite ve güvenlik, şeffaflık, tarafsızlık ve adalet ile kullanıcı kontrolü altında olmadır. Etik Şart’ta kabul edilen bu prensipler yakından incelendiğinde, yapay zekânın etik kullanımı konusunda insanların denetimi ve kontrolü elden bırakmayacağı, insan haklarına ve değerlerine saygılı, şeffaf, güvenilir ve hesap verebilir bir sistem oluşturma hedefinde olunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim hemen 2019 yılında, bu doğrultuda Güvenilir Yapay Zekâ Etik Rehberi yayımlanmıştır.

Buna göre dört etik ilke bulunmaktadır. İlkeler; insan özerkliğine saygı, zararı önleme, adalet ve açıklanabilirlik şeklindedir.

Bu ilkelerle ilgili de yedi temel gereklilik tespit edilmiş olup bunlar; veri yönetimi, gizlilik, adalet, ayrımcılık karşıtlığı temellerine dayalı olarak kısaca kılavuz ilkeler olarak ifade edilmiştir.

Bu incelemelerden sonra ve sonuç olarak, insanoğlunun yapay zekâyı insan odaklı bir etik anlayışı içinde tutarak kontrol etme arzu ve ihtiyacını somut olarak hayata geçirdiği ve önemli bir yol kat edildiği açıkça söylenebilir. Etik ilkeler vasıtasıyla yapay zekâ uygulamaları geliştirilmesini kontrol altında tutmak, yapay zekânın derin öğrenme becerisi sayesinde kendisini geliştirerek insanlardan daha zeki bir varlık olarak vücut bulması tehlikesini bertaraf edebilmek için de gereklidir. Aksi halde, yapay zekâ teknolojisinin geliştirilmesinin kendi içinde bir araç olarak görülmesi halinde, insan-üstü zekâ seviyesine ulaşarak kontrolden çıkması ve kıyamet senaryolarına yakın sonuçlar ile karşılaşılması söz konusu olabilir.

Bu nedenle, içinde bulunulan teknoloji çağının sunduğu imkânlardan en üst seviyede faydalanabilmek için riskleri en aza indirmek gerektiği açıktır. Bunun sağlanması için de en azından şimdilik yapay zekânın insanlığa hizmet etmekten başka bir amacının ve yetisinin bulunmayacak şekilde tasarlanması gerektiği söylenebilir.

Yapay zekânın insanlığa hizmet edebileceği en önemli alanlardan biri, adaletin sağlanması için gerçekleştirilen yargılama faaliyeti olarak kendini göstermektedir. Yapay zekânın, yargı sistemlerinde kullanılırken kişilik haklarına ve kişinin mahremiyetine ne denli müdahale edebileceği de toplumun üstün yararı karşısında bireylerin haklarının konumu dikkate alınarak yine etik prensiplere göre bir sınırlandırılmalıdır.

Dünya üzerindeki örneklerden ve Avrupa Etik Şartı prensiplerinden yola çıkarak Türkiye’de de yapay zekâ hizmetlerinin yargı sistemlerinde güvenle kullanılabilmesi için, öncelikle “insan odaklı etik” anlayışıyla hareket edilmesi gerekliliği kendini göstermektedir.

Temel insan haklarının korunması son derece önemli olduğundan, yargıda kullanılacak yapay zekânın, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi temel insan hakları değerlerini gözetecek, bunu yaparken Türkiye hakkında verilen AİHM kararlarını da hassasiyetle göz önünde bulunduracak bir algoritmada tasarlanması önemsenmelidir.

Yargıda Şeffaflığa İlişkin İstanbul Bildirgesi

Yapay zekânın hatalı ön yargı geliştirme mekanizmasını iyileştirmek için yapay zekânın veri işleme metotlarının anlaşılabilir, gözlemlenebilir, şeffaf ve ayrımcılık karşıtı olması sağlanmalıdır. Böylece yapay zekâ tarafından çıkarım yapılırken kullanılan verilerin, içtihatların kontrolünü yapmak da mümkün olabilir ve gerektiğinde yapay zekânın girdilerine müdahale edilerek muhtemele hatalar önlenebilir.

Son olarak kişisel verilerin gizliliğinin sağlanabilmesi yapay zekâ erişimlerinin uyuşmazlık ve dava bazlı sınırlandırılması düşünülebilir.

Önerilerimiz elbette çok temel seviyede olup geliştirilmeye muhtaçtır. Dijital mühendisler ve hukukçular birlikte çalışarak yargı sistemini ileri taşıyacak ve hatta dünyaya örnek oluşturacak atılımlar yapabilir. Ancak çağın çok da gerisinde kalınmaması adına, adil ve bağımsız bir yargı için güvenilir yapay zekâ uygulamalarının kullanılmasına bir an önce başlanması gerekliliği de ortadadır. Yazımız bu anlamda bir ışık yakma amacından ötesini taşımamakta, bilimsel bir kaygı taşımamaktadır.

Kaynakça:
1- https://en.wikipedia.org/wiki/Trolley_problem.
2- Bu örnekteki gibi ahlaksal ikilemler oluşturarak insan sonuçlarını karşılaştıran yapay zekâ uygulaması olan Moral Machine için bkz. https://www.moralmachine.net/
3- Yapay zekânın sebep olduğu zararlarda hukuki sorumluluğa ilişkin olarak bkz. YILMAZ, Gizem (2021), “Yapay Zekâ ve Robotların Sebep Olduğu Zararlardan Doğan Sorumluluğun Kusursuz Sorumluluk Hükümleri Çerçevesinde İncelenmesi”, Şerafettin Ekici, Ekrem Solak, Muhammet Avşar (Ed.), Uluslararası Bilişim ve Teknoloji Hukuku Sempozyumu Tebliğler Kitabı, İstanbul: Adalet Yayınevi, s. 419 – 448.
4- Bu konuda başka örnek ve araştırmalar için bkz. YILMAZ, Gizem (2020), “ Yapay Zekânın Yargı Sistemlerinde Kullanılmasına İlişkin Avrupa Etik Şartı”, Marmara Üniversitesi Avrupa Araştırmaları Enstitüsü Avrupa Araştırmaları Dergisi: Avrupa’yı Tartışmak: Dünü, Bugünü ve Yarını, Kasım 2020, Cilt: 28 Sayı:1, s. 27 – 55. (https://dergipark.org.tr/tr/pub/maruaad/issue/
57737/823629)
5- ÇELEBİ, Vedat ve İNAL, Ahmet (2019), “Yapay Zekâ Bağlamında Etik Problemi”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Ekim 2019, Cilt: 12 Sayı: 66, s. 658 vd.
6- Asimov’un Üç Robot Yasası şöyledir:
1) Bir robot bir insana zarar veremez ya da hareketsiz kalarak bir insanın zarara uğramasına izin veremez.
2) Bir robot ilk yasayla çelişmediği takdirde insanlar tarafından verilen emirlere uymak zorundadır.
3) Bir robot ilk ve ikinci yasayla çelişmediği sürece kendi varlığını korumak zorundadır.
7- Örneğin; duran nesnelere çarpması yasak olan uçakların oto pilotları, kendilerini duran nesnelere kodlayarak yönlendiren kötü niyetli veya sakar insan pilotlara karşı, Asimov’un Üç Robot Yasası’ndan ikincisini uygulayarak bu komuta itaat etmeyip uçaktaki veya çarpılması muhtemel yerdeki insanların hayatını kurtarabilir.
8- Örneğin, açık pozisyonlara doğru adayları bulmak için işçi arayan bir şirketin kullandığı yapay zekâ sistemine, daha önce işe alınan çalışanların cinsiyet, hobi, eğitim ve tecrübe gibi verileri girildiğinde bu verilerin büyük çoğunluğu erkek çalışanlardan geliyorsa, sistemin gerçekleştireceği işe alımlardaki cinsiyet oranı kadından çok erkek olacaktır. Kanaatimizce bu durumda, kadınların çalıştırılmadığı muhafazakâr toplumlarda geçmişten gelen erkek baskın iş ortamını değiştirmekte yetersiz kalacak, sistem kendini tekrar edecektir.
9- Proje, Avrupa Parlamentosu’nun da katkılarıyla 1.497.966.-Euro finansman ile başlatılmıştır. Bu projeyle gelişmekte olan robotik ve nano-teknolojilerin hukukî ve ahlaki etkileri incelenerek mevcut hukukî düzenlemelerin yeterli olup olmadığı ve hangi yönlerden geliştirmeye ihtiyaç duyulduğu, bunun insanlar için önemli olan sosyal değerlere ve süreçlere etkilerinin neler olduğu araştırılmıştır.
10- Projeye Avrupa Komisyonu 700.000.000.-Euro ve diğer kuruluşlar toplam 2,8 milyar Euro yatırım yapmıştır.

 

Yargı Etiği Belgeleri

1960 Genel Af Kanunu

0

1960 Genel Af Kanunu ile, 27 Mayıs 1960 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yönetime el konulmasından sonra, 26 Ekim 1960 tarihinde çıkarılmış ve resmi gazetenin 28 Ekim 1960 tarihli sayısında yayınlanmıştır. 

1960 Genel Af Kanunu Türkiye Cumhuriyet tarihindeki en kapsamlı af yasalarındandır.
26 Ekim 1933 yılında Cezaları 5 yılı geçmeyen bütün mahkumların affedilmelerinden sonra; 1960 affına kadar yaklaşık 30 yıl genel af gündeme gelmemiştir.
Yasayla; kusurdan doğan suçlarla üst sınırı 5 yılı geçmeyen hürriyeti bağlayıcı cezalar hakkında takibat yapılmaması hükmü getirilmiştir. Bu af yasasında; devlet aleyhine, ırza yönelik ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar gibi bazı suçlara verilen cezalar af kapsamı dışında bırakılmıştır.
18 Kasım 1960 tarihinde, genel affa ek kanun çıkarılmıştır.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Af Kanunu

Kanun No : 113 Kabul tarihi : 26/10/1960

Madde 1

27 Mayıs 1960 tarihine kadar işlenmiş olan suçlardan:

A) Taksirli cürümlerle kanunların yukarı haddi beş seneyi geçmiyen hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile yahut yalnız para cezası ile cezalandırdığı veya müsadereyi veya bir meslek ve sanatın yapılmamasını veya bu cezalardan birini veya birkaçını istilzam eden fiililer hakkında takibat yapılmaz.

Bu fıkra hükmünden istifade edecek olanların affı kabul etmemeye hakları vardır. Bu hakkını kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde kullananlar hakkında tahkikat veya takibata devam olunur. Mahkûmiyet halinde bu hakkın kullanılmış olması aftan istifadeye engel olmaz.

B) Beş sene ve daha az hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûm olanlar fer’î ve mütemmim cezalar ile ceza mahkûmiyetlerinin neticelerine de şâmil olmak üzere affedilmiştir.

C) Beş seneden fazla hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûm olanların cezalarının üçte biri indirilir. Ancak indirilen miktar beş seneden aşağı olamaz.

Madde 2

27 ve 28 Mayıs 1960 günlerinde inkılâp hareketleri lehine lülen katılan askerî şahısların bu târihlerde işledikleri taksirli suçlarından dolayı haklarında takibat yapılmaz ve mahkûm olanlar, fer’î ve mütemmim cezaları ile ceza mahkûmiyetlerinin neticelerine de
şâmil olmak üzere affedilmiştir.

Madde 3 

Aşağıda yazılı bentlerde gösterilen suçlar aftan hariç bırakılmışlardır:

A) Türk Ceza Kanununun 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132 ve 133 üncü maddelerinde yazılı suçlarla 135 inci maddenin ikinci bendinde ve 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 146, 150 ve sulh zamanında işlenen fiiller hariç 161 ve 163 üncü maddelerinde yazılı olan suçlar ve bunların 168, 171 ve 172 nci maddelerinde gösterilen şekilleri,

B) ihtilas, irtikâp, rüşvet suçlariyle miktar ve kıymetçe beşyüz liradan fazla olan zimmet suçları ve Türk Ceza Kanununun 339, 340, 341, 342, 366, 367 ve 368 inci maddelerinde yazılı suçlar,

C) Türk Ceza Kanununun 414, 415, 416 (Son fıkrası hariç), 417, 418, 429 ve 430 uncu maddesinin birinci fıkrası İle 431, 435 ve 436 ncı maddelerinde yazılı suçlar. Ancak kaçırmak, evlenmek maksadiyle yapılmış ve kaçırılan kimsenin ırzına geçilmemişse birinci madde hükmü uygulanır.

Ç) Türk Ceza Kanununun 448, 449 ve 450 nci maddeleri ile diğer kanunlarda yazılı aynı mahiyetteki adam öldürme suçları,

D) Türk Ceza Kanununun 495, 496, 497, 498 ve 499 uncu maddelerinde yazüı suçlar,

E) 4237 sayılı fevkalâde zamanlarda haksız mal iktisap edenler hakkındaki kanun ile 5816 sayılı Atatürk aleyhinde işlenen suçlar hakkındaki kanunların şümulüne giren suçlar,

F) Askeri Ceza Kanununun 55, 56, 59, 94, 97, 100, 101, 102, 103 ve 104 üncü maddeleri-ile 148 inci maddenin (B) bendi ve yukardaki bentlerde Türk Ceza Kanununun maddelerine atıf suretiyle cezalandırılan fiiller,

G) Millî Korunma suçlarının affına dair 79 sayılı kanunun birinci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aftan istisna edilen şahısların işledikleri suçlar,

H) 6831 sayılı Orman Kanununda yazılı suçlar ile Türk Ceza Kanununnun 369, 370, 373 üncü maddesinin 1 inci fıkrası ve 374 üncü maddesinde yazılı suçlarla bunların 411, 412 ve 413 üncü maddelerinde gösterilen şekilleri,

I) Kaçakçılık Kanunu ile Türk Parasının Kıymetini Koruma hakkındaki Kanuna aykırı fiillerden sanık veya mahkûm olanlar,

Şu kadar ki :
Her ne suretle olursa olsun resmî makamların muvafakatiyle hariçte bulunan dövizlerini memlekete getirmiş olanlar birinci madde hükmünden istifade ederler.

J) Türk Ceza Kanunu ile diğer kanunlarda yazılı ölüm ve müebbet hapis cezasını müstelzim suçlar,

K) Mükerrirler,

L) Geçici 1 sayılı kanunun 6 nci maddesinde gösterilen şahısların (İşledikleri suçlar,

M) 45 sayılı kanun hükmüne tabi memurlarla bunların şeriklerinin memuriyet sıfat ve vazifelerini suiistimal suretiyle işledikleri suçlar,

N) 2559 ve 6761 sayılı kanun hükümlerinin tatbikinde bu kanunların tanıdığı vazife ve salâhiyetlerini suüstimal etmek suretiyle müessir iil ve sair suretlerle suç İşleyenler.

Madde 4

Bu kanunun birinci maddesinin (B) ve (C) bentlerinden faydalanan hükümlüler kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren mahkûm oldukları cezanın zaman aşımı süresi İçinde ve her halde beş yıl zarfında aşağı haddi altı aydan az olmıyan hürriyeti bağlayıcı cezayı müstelzim aynı cinsten diğer bir cürüm işledikleri takdirde evvelce haklarında hükmedilmiş bulunan cezanın infaz edilmiyen kısmı aynen çektirilir.

Madde 5

Bu kanun hükümleri kanunen kullanılması, yapılması, taşınması, bulundurulması, satılması, alınması ve memlekete sokulması suç teşkil eden veva inhisara tabi bulunan eşyanın müsaderesine karar vermeye mâni değildir.

Yukarıdaki fıkra haricinde kalan eşya gümrük ve diğer Devlet ve belediye vergi ve resimlerinin ödenmesi halinde sahiplerine verilir.

Madde 6

Firar halinde olup da bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten İtibaren Uç ay zarfında cumhuriyet savcılıklarına veya konsolosluklara müracaatla teslim olmıyanlar birinci madde hükmünden istifade edemezler.

Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte asker kaçağı, izinsiz, bakaya, yoklama kaçağı ve saklı bulunanlar ve askerlikten kurtulmak için hile yapanlar kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren iki ay içinde resmî mercilere teslim olmak şartiyle af olunmuşlardır.

Madde 7

Bu kanun hükümlerinin «Taksirli suçlar hariç» Hâkimler ve Memurin Kanunları ile bunlara ek kanunlara ve sair hususi kanunlara tevfikan verilmiş ve verilecek idari ve inzibatî karar veya yapılmış ve yapılacak işlemlere ve subay, askerî memur ve astsubayların cezalarının huhuki neticelerinden olan rütbenin kaybedilmesi ve orduya subay, askerî memur, astsubay olarak kabul olunmamak ve askerî nispetin kesilmesi işlemlerine şümulü yoktur.

Hususi kanunlara göre mercilerince verilmiş olan ve bu kanunun neşri, tarihinde infaz edilmemiş bulunan para cezaları da birinci madde hükmüne tabidir, vergi cezalan ve misil zamları bu hükümden hariçtir.

Madde 8

Bu kanun hükümlerinden faydalanacak tutuk ve hükümlülerin salıverme işleri kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 15 gün içinde tamamlanır.

Madde 9

Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 10

Bu kanunu Bakanlar Kurulu yürütür.

27/10/1960

Basın Ahlak Esasları

0
Basın Ahlak Esasları

Basın Ahlak Esasları, basın ilan kurumu tarafından yayınlanmıştır.

Basın Ahlak Esasları, Basın İlan Kurumunun 18 Kasım 1994 tarihinde kabul ettiği Basın Ahlak Esasları Hakkında 129 Sayılı Genel Kurul Kararı gereğince resmi gazetede ilan edilerek yürürlüğe girmiştir.

Basın Ahlak Esasları
Madde 1

Bir kamu hizmeti olan gazetecilik, kişisel veya ahlâka aykırı amaç ve çıkarlara âlet edilemez ve kamu yararına aykırı bir şekilde kullanılamaz. Haberlerde ve olayların yorumunda gerçeklerden saptırma, çarpıtma veya kısaltma yoluyla amaçlı olarak ayrılınamaz. Doğruluğu kuşku uyandırabilen ve araştırılması gazetecilik imkânları içinde bulunan haberler, araştırılıp doğruluğuna emin olunmadan yayınlanamaz. Bu hizmetin görülmesinde aşağıdaki Basın Ahlâk Esasları’na uyulur:

a) Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ve Cumhuriyetin insan haklarına dayalı, demokratik, lâik, hukuk devleti niteliği, Atatürk ilke ve inkılâpları ve Anayasa’nın 174’üncü maddesinde yazılı “İnkılâp Kanunları” aleyhine yayın yapılamaz.

b) Haberler hukuka aykırı yollardan elde edilemez ve yayınlanamaz.

c) Hiç kimse, suçlu olduğu kesin yargı kararıyle belirtilmedikçe suçlu olarak ilân edilemez; cezai soruşturma aşamasında veya devam eden davaların konusu olan olaylarla ilgili haber veya yorumlarda “Suçsuzluk” ilkesi ihlâl edilemez; soruşturma ve yargılamanın doğal ve yasal akışını, özellikle hâkimlerin kararını etkileyecek beyan ve yorumlarda bulunulamaz.

ç) Suça tahrik veya teşvik edecek ve suç ile mücadeleyi etkisiz kılacak yayın yapılamaz.

d) Şiddet ve terörü özendirecek; uyuşturucu maddeler ve her türlü örgüt suçları ile mücadeleyi etkisiz kılacak yayın yapılamaz.

e) Küçüklerin ve gençlerin toplum içinde, kişiliklerinin gelişmesini ve korunmasını olumsuz etkileyecek veya onlara yönelik cinsel tacize teşvik eden ve şiddeti özendiren yayın yapılamaz.

f) Kadınların, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel alanlardaki bütün hak ve yetkilerden eşit olarak yararlanmasını engellemeye özendiren, kadın-erkek ayrımcılığını öngören, kadını sadece bir “cinsel nesne” olarak gösteren yayınlar yapılamaz.

g) Gazete ve dergiler, verdikleri gerçeğe aykırı bilgilerden dolayı, yollanacak, yayın organına ve üçüncü kişilere hakaret ve suç unsuru içermeyen cevap ve düzeltme metinlerini; bunların gönderilmesine sebep olan yazının etkisini bütünüyle giderecek şekilde, günlük süreli yayınlarda cevap ve düzeltme metinlerinin alındığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda ise cevap ve düzeltme metinlerinin alındığı tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlar.

ğ) Gazete veya dergiler kadro, baskı, dağıtım veya fiilî satış miktarı konusunda yanlış veya yanıltıcı bilgi veremez.

h) Ahlâka aykırı yayın yapılamaz.

ı) Kişi, kurum ve toplum katmanlarına yönelik yayınlarda, eleştiri sınırlarını aşan aşağılayıcı sözcükler kullanılamaz; hakaret edilemez, sövülemez iftira ve haksız isnat yapılamaz.

i) Kamu yararını ilgilendirmeyen durumlarda bireylerin özel hayatlarının gizliliği ihlâl edilemez.

j) Din istismar edilemez.

k) Yayınlarda hiç kimse ırkı, cinsiyeti, sosyal düzeyi ve dini inançları sebebiyle kınanamaz, aşağılanamaz. Vicdan, düşünce ve anlatım özgürlüklerini hukuka aykırı şekilde sınırlayıcı, sarsıcı veya incitici yayın yapılamaz.

l) Haber başlıklarında, haberin içeriği saptırılamaz ve çelişki yaratılamaz.

m) Gazeteci, kaynaklarının gizliliğini korur, kendisine verilen sırları ve kaynağını açıklayamaz.

n) İlân veya reklâm niteliğindeki haber, resim ve yazıların, tereddüte yer bırakmayacak şekilde ilân veya reklâm olduğu belirtilir.

Madde 2 

Gazete ve dergilerin Basın Ahlâk Esasları’na aykırı davrandığına ilişkin ihbar ve şikâyetler, kendilerini ilgilendiren hallerde gerçek ve tüzel kişilerce, genel olarak da 195 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinde temsili öngörülen kurum veya kuruluşlarca Basın İlân Kurumu Yönetim Kurulu’na yapılır.
Yönetim Kurulu gerekli görürse, söz konusu aykırılığı doğrudan doğruya da ele alabilir.

Madde 3 

Bir yazı, haber, resim ve benzeri yayının Basın Ahlâk Esasları’na aykırı olduğu yolundaki başvurular, yayın tarihinden itibaren (30) gün içinde yapılmamış ise dikkate alınmaz. Süresi içinde yapılan başvurular, Genel Müdürlük’çe ilgili gazeteye tebliğ edilerek, (10) gün içinde savunmalarını vermesi istenir. Süresi içinde savunma verilmezse, savunma hakkından vazgeçilmiş sayılır. Bu husus, savunma istemini içeren yazıda açıkça belirtilir.

Yönetim Kurulu süresi içinde yapılan başvurular hakkında, savunmanın geldiği veya savunma hakkından vazgeçilmiş sayıldığı tarihten itibaren, (60) gün içinde kesin kararını verir.

Yönetim Kurulu’nun doğrudan doğruya ele aldığı aykırılıklar hususunda birinci fıkradaki (30) günlük süre (60) gündür. Savunma istenmesi ve karar verme konularında bu madde hükümleri aynen uygulanır. Resmî ilân ve reklâm yayınlama hakkına sahip olup da, herhangi bir sebeple buna ara veren mevkutelerde bu dönemde, Basın Ahlâk Esasları’na aykırı yayınlar yapılması halinde; bu maddenin bir ve üçüncü fıkralarında gösterilen süreler içinde başvuru ve inceleme yapılmış olmak kaydı ile, 195 sayılı Yasa’nın 49 uncu maddesinde öngörülen müeyyide, sözkonusu mevkutelerin resmî ilân ve reklâm yayınlama hakkı tekrar doğduğunda uygulanır. Ancak bu müeyyidenin uygulanmasında, zaman aşımı Basın Ahlâk Esasları’na aykırı yayının yapıldığı tarihten itibaren oniki aydır.

Aynı konuda yargı organlarına başvurulmuş olması, Yönetim Kurulu’nun incelemesini ve karar vermesini etkilemez.

Madde 4 

Gazete ve dergilerin, Basın Ahlâk Esasları’na uymadıkları Yönetim Kurulu’nca, kendiliğinden veya başvuru üzerine tespit edildiğinde, 195 sayılı Kanun’un 49’uncu maddesinin (a) bendi uygulanır.

Madde 5 

Yönetim Kurulu, gazete ve dergilerin Basın Ahlâk Esasları’na uyup uymadıklarına karar vermeden önce, gerekli görürse bir veya daha çok uzmanın görüşünü alabilir.

Uzman veya uzmanlar, on yıllık Sarı Basın Kartı sahibi gazeteciler ve tercihan Basın İlân Kurumu’nda temsil edilen fakültelerin öğretim üyeleri arasından seçilir.

Madde 6 

Resmi Gazete’nin 9/6/1964 tarihli ve 11723 sayılı nüshasında yayınlanan 20/5/1964 tarihli ve 25 numaralı Basın İlân Kurumu Genel Kurul Kararı ile ek ve tâdilleri yürürlükten kaldırılmıştır.

Geçici Madde 1 – Bu Karar’ın Resmi Gazete’de yayınlanmasından önce işlenmiş fiillere, 25 numaralı Basın İlân Kurumu Genel Kurul Kararı ile ek ve tâdilleri uygulanır.

Madde 7

Bu Karar, Resmi Gazete’de yayınlandığı tarihte yürürlüğe girer.

18 Kasım – Hukuk Takvimi

0
18 Kasım Hukuk Takvimi: Hukuk tarihinde bu güne ilişkin önemli olaylar, kanun değişiklikleri, sözleşmeler, davalar, yargılamalar, idamlar, tutuklamalar, infazlar ve diğer hukuki gelişmeler. Ayrıca, diplomatik ilişkilerdeki dönüm noktaları, ulusal ve uluslararası hukuk kuruluşlarına ait gelişmeler, bildirgeler ve hukukçuların doğum ve ölüm günlerine dair detaylı bilgiler.

18 Kasım – Hukuk Takvimi

1375 Papalık devletlerinin ayaklanmaları başladı.
1647 17. yüzyıl felsefesinin şüpheci düşünürlerinden Fransız filozof, Pierre Bayle doğdu.  (Ölümü: 1706) Tarihsel ve Eleştirel Sözlük isimli eseri yazdı.
1830  Alman hukuk profesörü, filozof ve Illuminati’nin kurucusu Adam Weishaupt, öldü (Doğumu: 1748) Ingolstadt Üniversitesi’nde hukuk profesörü olarak görev yaptı.  1 Mayıs 1776 tarihinde İlluminati gizli topluluğunu kurdu. 1784 yılında yerel otorite tarafından etkinlikleri yasaklanarak Bavyera eyaletinden kovuldu. Monarşik yönetimlerin ve dinin ortadan kaldırılması yönünde çalıştı.
1882 Fransız düşünür, Jacques Maritain doğdu.  (Ölümü: 1973)
1883 Hollandalı hukukçu ve Başbakan, Constantijn Theodoor Tellen van Lynden van Sandenburg, yaşamını yitirdi. (Doğumu:24 Şubat1826)  Utrecht’te dünyaya geldi. Hukuk eğitimi aldı ve bir süre avukatlık yaptı. 1866’da Hollanda Temsilciler Meclisinde görev yaptı. Daha sonra, 1874-1877 yılları arasında Heemskerk/Van Lynden van Sandenburg kabinesinde Adalet Bakanı olarak görevine devam etti. 20 Ağustos 1879’da başbakan oldu ve 1883 yılına kadar  Hollanda Başbakanı olarak görev yaptı..
1886  Hukukçu ve ABD’nin 21. Başkanı Chester A. Arthur, yaşamını yitirdi. (Doğumu:5 Ekim 1829)  Başkanlıktan önce Başkan Yardımcısı olarak görev yapmıştır. Görev süresinin bitimine dört ay kala önceki başkan Garfield’ın suikasta uğraması sonucunda başkanlığı devraldı.
1906 Mahkeme Kapısı isimli eserin yazarı, Sait Faik Abasıyanık, Adapazarı’nda doğdu. Gerçek adı Mehmet Sait‘tir. Adalar ilçesinde, Burgazada’da, Darüşşafaka Vakfı tarafından adını ve anısını yaşatmak üzere bir müze kurulmuştur. Ada Dostları Derneği tarafından her yıl anma toplantıları düzenlenmektedir. Uzun yıllar yapılmayan anma günleri 2022 yılından itibaren dernek başkanı İbrahim Aycan öncülüğünde yeniden başlatılmıştır. Ayrıca, aynı dernek tarafından yaptırılan anıt Burgazada iskelesindedir.
1913  Tek motorlu üstü açık tayyareye binme cesareti gösteren ilk kadın Belkıs Şevket Hanım oldu. Belkıs Hanım İstanbul üzerinde uçarken aşağı attığı kartlarda, Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Derneği üyelerine selam yolluyordu.
1918 Letonya, Rus İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını ilan etti.
1920 Türkiye Büyük Millet Meclisi, Emperyalizme Karşı Halkçılık Beyannamesi’ni ilan etti. Halkçılık Beyannamesi, Mustafa Kemal Paşa’nın 13 Eylül 1920 günü Meclise sunduğu, Halkçılık Programı’nın “Maksat ve Meslek” kısmından oluşmaktaydı. Program, Teşkilatı Esasiye’ye de kaynaklık etti. Halkçılık Programı, 18 Eylül 1920 günü Meclis’te okunduktan dört ay sonra 20 Ocak 1921 günü kabul edilen 1921 Anayasası‘nın temelini oluşturdu.
1920  Ermenistan’la Ateşkes Anlaşması imzalandı.
1922 Sultan Vahidettin, T.B.M.M. tarafından Halifelikten düşürüldü ve Abdülmecid Efendi halife olarak seçildi. Amcasının oğlu Mehmed Vahdettin’in 4 Temmuz 1918’de tahta çıkması üzerine Osmanlı tahtının veliahdı olan Abdülmecid 19 Kasım 1922’de halife seçildi. Osmanlı halifeliğine resmen son veren 431 sayılı Kanun’un kabul edildiği 3 Mart 1924 tarihine kadar “halife” unvanını taşıdı. Tarihe “Son Osmanlı Halifesi” olarak geçti.
1936 Adolf Hitler ve Benito Mussolini; General Franco’nun İspanya’da kurduğu Geçici Hükûmeti tanıdı.
1945  Sri Lankalı avukat ve siyasetçi, Mahinda Rajapaksa doğdu. 26 Ekim 2018-15 Aralık 2018 tarihleri arası başbakanlık makamında bulundu.
1953 Feriha Sanerk, Emniyet Müdürlüğüne yükselen ilk kadın oldu.
1960 Türk Standartları Enstitüsü; her türlü madde ve mamuller ile usul ve hizmet standartlarını yapmak amacıyla 18 Kasım 1960 tarih ve 132 Sayılı Kanunla resmi kuruluşunu tamamladı. TSE’nin ilk kuruluşu Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) bünyesinde hazırlanan tüzük ile 16 Ekim 1954 tarihinde gerçekleşmiş; Enstitü, 26 Mayıs 1955 tarihinde International Organization For Standardization-ISO’ya ve 01 Ocak 1956 tarihinde International Electrotechnical Commission-IEC’ye üye olarak kabul edilmiştir. “Türk Standardlarının Tatbiki Hakkında Nizamname” 4 Aralık 1959 tarih ve 10372 sayılı Resmi Gazetede Bakanlar Kurulu Kararnamesi olarak yayımlanmış ve yasal zemin hazırlanmıştır. Enstitünün ilgili olduğu bakanlık Sanayi ve Teknoloji Bakanlığıdır.
1960 1960 Genel affına ek kanun kabul edildi. 26 Ekim 1933 yılında cezaları 5 yılı geçmeyen bütün mahkumların affedilmelerinden sonra; 1960 affına kadar yaklaşık 30 yıl genel af gündeme gelmemiş, 1960 yılında Genel Af yasası çıkarılmıştı. Yasayla; kusurdan doğan suçlarla üst sınırı 5 yılı geçmeyen hürriyeti bağlayıcı cezalar hakkında takibat yapılmaması hükmü getirilmişti. Bu af yasasında; devlet aleyhine, ırza yönelik ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar gibi bazı suçlara verilen cezalar af kapsamı dışında bırakılmıştı.
1960 Eski Ticaret Bakanı İbrahim Sıtkı Yırcalı ve Şemsi Demirkan’ın yolsuz kredi kullanımı suçuyla yargılandığı Değirmen Davası, Yüksek Adalet Divanında, 18 Kasım 1960 ‘da başladı. İddia edilen suçun 1955 yılında işlenmiş olması ve 5 yıllık zamanaşımı süresi nedeniyle 03.12.1960 tariinde düşürüldü. “Görev Kötüye Kullanmak ve Suça İştirak” temelli davada, “başkasına menfaat temini maksadıyla usulsüz tahsis yapmak ve tahsis edilen un değirmenini fahiş karla devretmek” suçlaması bulunuyordu. Yırcalı, Kuvayı Milliyecilerden Yırcalızade Şükrü Efendi’nin oğlu ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu idi. Paris Hukuk Fakültesi’nde Doktora yapmıştı. 29 Aralık 1988’de yaşamını yitirdi.
1974 Uluslararası Enerji Programı Antlaşması, 18 Kasım 1974 tarihinde Pariste İmzalandı.  “Uluslararası Enerji Programı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”u  21 Ocak 1981’de TBMM’de kabul edildi ve 23 Ocak 1981’de Resmi Gazetede yayınlandı. 
1976 İspanya’da 37 yıl süren diktatörlüğün ardından yeniden demokratik rejim kurulması kararı alındı.
1977 Avusturyalı hukukçu, profesör ve eski Başbakan Kurt Schuschnigg, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1897) 1934’te bir suikastta öldürülen Engelbert Dollfuß’un ardından Avusturya şansölyesi oldu. Freiburg ve Innsbruck üniversitelerinde hukuk eğitimi almış ve önce adalet ve eğitim bakanı daha sonra da 36 yaşında şansölye seçilmişti. İkinci Dünya Savaşından sonra ABD’ye iltica etmiş ve 1948’den 1967’ye kadar Saint Louis Üniversitesi’nde siyâset bilimi dersleri vermiştir.
1992 Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunda değişiklik yapıldı.
1992 Serbest Gazeteci Hatip Kapçak, Mazıdağı’nda öldürüldü.
1994 Basın Ahlak Esasları, Basın İlan Kurumu tarafından 18 Kasım 1994 tarihinde kabul edildi. Basın Ahlak Esasları Hakkında 129 Sayılı Genel Kurul Kararı resmi gazetede ilan edilerek yürürlüğe girdi.
1994 BM Genel Kurulu 18 Kasım 1994 tarihli kararı ile, terörün her biçimiyle reddedilmesi gerektiğini kabul etti. Nerede olursa ve kim tarafından yapılırsa yapılsın, suç olduğu ve haklı görülmeyeceği açıklandı.
1998 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Meslek İlkelerini İzleme Komitesi, “Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi” taslağını hazırladı ve taslak metin, meslek mensupları ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerince tartışıldıktan sonra Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu tarafından 18 Kasım 1998’de kabul edildi. Gazetecilerin Hak ve Sorumlulukları Bildirgesi, gazetecinin meslek ilkeleri ve davranış kurallarıyla ilgili prensipleri ortaya koymaktadır.
1999 İstanbul’daki Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Zirvesi’nde, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı ve Hazar geçişli doğal gaz projelerine ilişkin anlaşmalar, ilgili ülkelerin Devlet Başkanlarınca imzalandı. 1998 yılında Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Özbekistan ve Türkiye, “Hazar ve Orta Asya petrollerinin Batı pazarlarına Bakü Tiflis Ceyhan Petrol Boru Hattı” ile ulaştırılmasına ilişkin Ankara Deklarasyonu imzalanmıştı. 18 Kasım 1999 tarihinde ise uygulamaya dönük  olarak İstanbul’da protokol imzalandı.
2005 Fikri ve Sınai Haklar Araştırma ve Uygulama Merkezi Faaliyetleri (FİSAUM),  tarafından “Karşılaştırmalı Olarak Patent Yargılaması Uluslararası Sempozyumu” 17-18 Kasım 2005 tarihinde düzenlendi
2011 HSYK(Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) 18 Kasım 2011 tarihinde yayımladığı genelge ile insan hakları ihlalleri ile işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin soruşturmaların AİHS ve AİHM içtihadını da dikkate alarak hızlı, etkin, adil, eksiksiz ve insan haklarına saygılı bir şekilde yapılması, delillerin zamanında, tam ve hukuka uygun olarak toplanması ve bu kapsamdaki soruşturmaların kolluk kuvvetlerine bırakılmayarak bizzat Cumhuriyet savcılarınca gerçekleştirilmesi hususlarını yargı teşkilatına duyurdu.
2013 Adalet Bakanlığına bağlı bir birim olarak Mağdur Hakları Daire Başkanlığı kuruldu.
2020 Barışçıl protesto hakkını kullanan Cumartesi Anneleri’ne yeni bir dava açıldı. 25 Ağustos 2018 tarihli 700’üncü protestoya katılan 46 kişi hakkında düzenlenen iddianame 18 Kasım 2020 tarihinde İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmamakla suçlanan katılımcılar hakkında 6 ay ile 3 yıl arasında değişen hapis cezası talep edildi.
2020  Hintli kadın yazar ve siyasetçi, Mridula Sinha, Covit-19 nedeniyle yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1942)
2021 Dünya Felsefe Günü kutlandı. Felsefe günü her yılın Kasım ayının üçüncü Perşembe’sinde tüm dünyada felsefe etkinlikleri ile kutlanmaktadır. Etkinlikler UNESCO ve felsefe kurumlarının teşviki ile gerçekleşmektedir.
2022 Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı, Demokrasi, İnsan Hakları ve Çalışma Bürosu tarafından yayınlanan 2022 raporunda, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün, 18 Kasım’da bir rapor yayınlayarak İran sınırı boyunca Afganlara yönelik kötü muameleler olduğuna yönelik tespitlerde bulunduğunu iddia etti. Afganların uluslararası koruma için kayıt yaptırmalarının engellendiği, sınır dışı edilmekle karşı karşıya olanlara iltica talebinde bulunma fırsatının verilmediği ve yetkililerin sınırda on binlerce kişiyi geri püskürttüğü belirtildi.
2023 Almanya’nın “Kalifiye İş Gücü Göçünü Geliştirme Yasası“, 18 Kasım 2023 Cumartesi gününden itibaren yürürlüğe girdi. Yeni kurallar, devlet kurumlarının işini kolaylaştırmak için üç aşamada uygulamaya konulması bekleniyor. 
2024 Yenidoğan Çetesi Davası’nın ilk duruşması Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.
2024 Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin davanın duruşması, Ankara 32’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde yapıldı. 17’si tutuklu, 61 sanığın yargılandığı davada sanıklar ve avukatlarının reddi hakim talebi reddedildi.
2024

Mersin’de polis ekiplerince düzenlenen operasyonlarda firari 49 hükümlü ve 19 şüpheli yakalandı. Şüpheliler emniyete götürüldü, hükümlüler de işlemlerinin ardından cezaevine gönderildi.

2024 Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve kayyım atanmasıyla ilgili sosyal medya paylaşımları nedeniyle 9 Kasım’da tutuklanan gazeteci Furkan Karabay, yurtdışına çıkış yasağı konularak mahkeme kararıyla serbest bırakıldı.  İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesi, Karabay’ın gazeteci olması, tutuklama tedbirinin dosyanın muhtevası ile bağdaşmaması ve adli kontrol tedbirinin yeterli olacağı gerekçesiyle tahliye kararı verdi.
2024 Aralarında Ankara, İstanbul ve Adana barolarının da bulunduğu 52 baronun ortak yazılı açıklama yaptı: “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılık bildirmek, subaylarımız için bir tarihi bilinç ve sorumluluktur”
2024

Trabzon Adliyesi’nin kadınlar tuvaletinde gizli kamera bulundu. Kamerayı 41 yaşındaki zabıt katibi G.S.’nin yerleştirdiği ortaya çıktı. Kadınlar tuvaletini uzun süredir izlediği tespit edilen şahıs tutuklanarak cezaevine gönderildi.

18 Kasım – Hukuk Takvimi

17 Kasım – Hukuk Takvimi – Tarihte Bugün 

0
17 Kasım Hukuk Takvimi, hukuk tarihi, tarihte bugün yapılan düzenlemeler, sözleşmeler, kanunlar, önemli hukuk olayları ve diplomatik ilişkilerde dönüm noktaları, bildirgeler, ölen ve doğan hukukçular, yapılan yargılamalar, davalar, tutuklamalar, idamlar, infazlar, eylemler ve diğer hukuki düzenlemeler

17 Kasım – Hukuk Takvimi – Tarihte Bugün

   
   
   
1913 Osmanlı Devleti’nde ilk istihbarat teşkilatı olan Teşkilât-ı Mahsusa kuruldu.

1924 

Türkiye’de ilk muhalefet partisi lan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kuruldu. Partinin kurucuları arasında Halk Fırkası’ndan 9 Kasım’da ayrılan Refet (Bele), Adnan (Adıvar), Ali Fuat (Cebesoy), Hüseyin Rauf Orbay da vardı. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk muhalefet partisiydi.

1929 Ta Hronika davasında gazetenin sorumlu müdürü Madam Eleni Mihailidi Türklüğe Hakaret davasında beraat etti. Yapılan ilk yargılamada Mihailidi üç yıl ağır hapis cezasına mahkûm edilmiş ancak karar temyiz incelemesinde buzulmuştu. İstanbul’da Rumca olarak yayımlanan Ta Hronika (Τα Χρονίκα), 28 Şubat 1929’da Yunan Imerisios Tipos gazetesinden aktardığı bir makale ve bu makalede kullanılan “Agriyotera” kelimesinden dolayı 3 Mart 1929’da “devletin güvenliğini ihlal ettiği” gerekçesiyle Bakanlar Kurulu kararı ile kapatılmıştı. Mihailidi serbest bırakıldıktan sonra  5 Şubat 1930’da gazetenin yeniden açılmasına izin verildi. 

1930 

Serbest Cumhuriyet Fırkası kendini feshetti.

1933

Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler Birliği ile ticari ve diplomatik ilişkiler kurmaya başladı.

1942 Mısır kralı Faruk sürgüne gönderildi, yerine albay Cemal Abdul Nasır geçti.
1947 CHP’nin 7. Büyük Kurultay’ı 17 Kasım 1947’de başladı. Kurultay 19 gün sürdü, İnönü ilk kez “oybirliği” olmaksızın genel başkan seçildi. Cumhurbaşkanlığı ile CHP Genel Başkanlığı’nın aynı kişide birleşmesi halinde Genel Başkan Vekili’ne geniş yetkiler tanındı. Kurultayda, Altı Ok yeniden ele alındı. Devletçilik ilkesi yeniden tanımlanırken, özel girişime önem veren bir anlayış benimsendi.
1951 Nazım Hikmet’e Prag’da düzenlenen törenle “Uluslararası Dünya Barış Ödülü” verildi.
1972

Türkiye’de ilk kadın partisi olan Türkiye Ulusal Kadınlar Partisi kuruldu.

1972

Juan Peron 17 yıllık sürgünden sonra Arjantin’e döndü. Daha sonra devlet başkanı oldu. 

1976 Türkiye İşçi Partisi’nin davetlisi, Şilili sanatçılar sınır dışı edildi. Pinochet Cuntası’na karşı Şili halkıyla dayanışma geceleri için konuk olarka davet edilen üç şarkıcı “çalışma izinleri bulunmadığı” gerekçesiyle Ankara’ya sokulmadı.
1981 MHP Davası’nda yargılanan Alparslan Türkeş “Ben faşist değilim. Bütün hayatım boyunca demokrasiyi ve Atatürkçülüğü savundum. Bu iddianame ile sanık sandalyesine Türkiye Cumhuriyeti, Devlet, Atatürk ve Türk milliyetçileri oturtulmuştur” dedi.
1983 Yorgun Savaşçı filmi yaktırıldı. Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, TRT Genel Müdürü Macit Akman, “gerekçe olarak, senaryonun tarihi gerçeklere uymadığı gösterildi” dedi.
1990 İtalya’da Başbakan Andreotti, ”Gladyo”nun ”devlet sırrı” kategorisinden çıkarıldığını, Sardunya Adası’ndaki üssünün ziyaret edilebileceğini açıkladı. 
   
1993

Güney Afrika siyasi liderleri, ırk ayrımına son veren yeni Anayasayı kabul ettiler.

   
2000 ABD’nin Teksas eyaletinde idam kararı kesinleşen zihinsel özürlü Johnny Paul Penry’nin cezasının infazı, idamına dört saat kala Yüksek Mahkeme tarafından ertelendi.
   
2004 1996 Yılında polis tarafından öldürülen İrfan Ağdaş’ın ailesi AİHM’de açtığı davada 15 bin Euro tazminat kazandı. Ağdaş’ın ölümünden yargılanan 3 polis beraat etmiş, karar Yargıtay’ca da onanmıştı. Ağdaş ailesinin avukat Behiç Aşçı, ”yeniden yargılama” talebinde bulundu.
2004 KKTC ekonomisini geliştirmek amacıyla Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı tüzük Avrupa Parlamentosu’nda 39 ‘hayır’ oyuna karşılık 618 “evet” oyuyla kabul edildi. Tüzük, Avrupa Konseyi’de onaylarsa KKTC’ye mali yardım yapılmasını öngörüyordu. 
2005 Şili eski diktatörü 89 yaşındaki Augusto Pinochet’in mahkemeye çıkmasına engel olmadığına karar verildi. Eski diktatör, 1975’te 115 sosyalistin öldürüldüğü “Colombo Operasyonu” ile ilgili olarak suçlanıyordu. 
2006 Irak’ın Mahmudiye köyünde 14 yaşındaki Iraklı kıza tecavüz edip annesi, babası ve kızkardeşiyle birlikte öldürmekle suçlanan uzman çavuş James P. Barker ABD’nin Kentucky eyaletinde yapılan duruşmada ömür boyu hapse mahkum edildi.
   
2011 Festus Okey davasında Savcı sanık polisin “bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek”ten 3 ile 9 yıl arası hapisle cezalandırılmasını istedi. Mahkeme heyeti, Festus Okey’in kardeşi olduğu iddiasıyla vekaleti sunulan T.G.Ogu’nun davaya müdahil olma talebini reddetti.
  Ankara’da TikTok fenomenleri arasında çıkan silahlı çatışmanın ardından gözaltına alınan zanlılardan Cansum Ş. “kasten öldürmeye teşebbüs” suçlamasıyla tutuklandı. Kavga ve ateş açılma anı ise TikTok’ta canlı yayınlandı. Şüpheliler M.H. ve Ç.Y. hakkında ise ‘konutunu terk etmemek’ ve ‘yurtdışı çıkış yasağı’ adli kontrol tedbirlerine hükmedildi. 
2024 Türkiye’nin ilk kadın Sümeroloğu Muazzez İlmiye Çığ 110 yaşında hayatını kaybetti.  
2024 “Hukukun Üstünlüğü Endeksi” üzerinden yaptığı eleştirilere yanıt veren Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Böyle bir endekse güvenilir mi?” dedi.  Dünya Adalet Projesi’nin (World Justice Project’in) her yıl açıkladığı ‘Hukukun Üstünlüğü ve Yolsuzluk Endeksi’nin son sayısında Türkiye,  142 ülke arasında 117. sırada yer almıştı. 
   
2024
  • Afyon’da geri dönüşüm malzemesi toplarken, güpegündüz yol ortasındaki mazgal demirini çalan kişi polisin takibi sonrası yakalandı.
  • İstanbul, Maltepe’de bir hastanede görevli doktoru darbettiği iddiasıyla gözaltına alınan şüpheli tutuklandı. Bir süre önce aynı hastanede tedavi gören babası ölen şüphelinin bu nedenle olayı gerçekleştirdiği belirlendi. Darbedilen doktorun ise şüphelinin babasının tedavi sürecinde yer almadığı öğrenildi
  • Ankara’da TikTok fenomenleri arasında çıkan silahlı çatışmanın ardından gözaltına alınan zanlılardan Cansum Ş. “kasten öldürmeye teşebbüs” suçlamasıyla tutuklandı.
  • Hatay Reyhanlı’da bir iş yerinin demir kapısı çalındı. Güvenlik kamerası görüntülerinden kapının at arabası ile taşındığı anlaşıldı. zanlının yakalanması için çalışma başlatıldı.
  • Adana’da cezaevinden tahliye olan kişi, Yüreğir’deki mahallesinde yakınlarının havaya açtığı ateşle karşılandı. Polis, şüphelileri yakalamak için operasyon başlattı. İstanbul Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri 11-16 Kasım tarihleri arasında yaptıkları operasyonlarda hırsızlık, cinayet gibi suçlardan haklarında hapis cezası bulunan 1923 kişiyi yakaladı.
   
   
   
   
 
 
 

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı

0

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı”nın kabulü; Adalet Bakanlığının 8/2/2014 tarihli ve 16338 sayılı yazısı üzerine, Bakanlar Kurulu’nca 24/2/2014 tarihinde kararlaştırılmıştır. Karar, Resmi Gazete’nin 1 Mart 2014 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı -2014

Sunuş

Son yarım asra sığan uluslarüstü ve uluslararası kurumsallaşması ışığında “insan hakları hukuku” insanlığın “kozmik vicdan”ı haline gelmiş bulunmaktadır. Hiçbir bireysel trajedinin gözardı edilemediği zamanımızda, temel hak ve özgürlüklere ilişkin konuların, devletlerin egemenlik alanından çıkışına, küresel ve bölgesel düzeyde teminatlara bağlanışına tanık olmaktayız. Avrupa Konseyi’nin üyesi olan ülkemiz de Konsey belgeleriyle oluşturulan güçlü ve etkin bir koruma sistemine dahil olarak, insan haklarının en üst düzeyde korunması ve geliştirilmesine yönelik hedeflere ulaşma iradesini teyit etmiştir.

Temel hak ve özgürlüklere saygı temelinde, Avrupa’da ortak ve sürdürülebilir bir demokratik düzen oluşturma hedefiyle kurulan Avrupa Konseyi statüsünü 1949 yılında kabul ederek kurucu üyeler arasına katılan Türkiye, 1950’de imzaladığı sözleşmeyi 10 Mart 1954’te onaylayarak iç hukukun parçası haline getirmiş, 28 Ocak 1987’de ise bireysel başvuru hakkını tanıyarak Sözleşme ile oluşturulan denetim şemsiyesi altına girmiştir.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

AİHM içtihatları ile uyum sağlamak ve bu suretle Ülkemizde insan hakları standartlarının geliştirilmesi ve korunması amacıyla son dönemde önemli reformlar hayata geçirilmiştir. Bununla beraber, Ülkemizin, bireysel başvuru yolunu çoğu taraf ülkeden daha erken bir tarihte açarak Avrupa Konseyi’nin oluşturduğu bölgesel koruma sistemi içinde yer alma cesaretine karşın, insan hakları pratiğinde, bir takım yapısal sorunlardan kaynaklanan sıkıntılar yaşadığı bilinen bir gerçektir. AİHM istatistiklerine bakıldığında, 31 Aralık 2013 tarihi itibarıyla, Mahkeme önündeki derdest dosyaların %11,3’lük dilimini ülkemiz aleyhine yapılan başvuruların oluşturduğu, bu kapsamda Türkiye’nin; Rusya, İtalya, Ukrayna ve Sırbistan’dan sonra 5. sırada yer aldığı
görülmektedir. Aynı tarih itibarıyla, AİHM’nin Türkiye hakkında vermiş olduğu toplam ihlal kararı sayısı 2.639’a ulaşmış olup, Ülkemiz maalesef hakkında en çok ihlal kararı verilen ülke durumundadır.

Bu kararların büyük bir çoğunluğunun icra süreci halen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlenmektedir.

Temel hak ve özgürlüklerin korunarak geliştirilmesi idealine gölge düşüren bu görünümün iyileştirilmesi, gerek yapısal gerekse uygulamadan kaynaklanan sorunların giderilmesini ve bu amaçla hukuki reform çabalarının kararlılıkla ve sistematik bir şekilde sürdürülmesini zorunlu kılmaktadır. Bu ihtiyaca dayalı olarak, 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü bünyesinde İnsan Hakları Daire Başkanlığı kurulmuştur. İnsan Hakları Daire Başkanlığına AİHM’e ülkemiz aleyhine yapılan başvurulara ilişkin Hükümet savunmalarını hazırlama görevinin yanısıra, AİHM kararlarının icrası, insan hakları konusunda ilgili kurum ve toplumsal paydaşlarla işbirliği halinde projeler geliştirilmesi, uygulamaya yön verecek ve toplumsal farkındalığı pekiştirecek eğitim çalışmalarının hayata geçirilmesi ve ihlale neden olan yapısal sorunların çözüm süreçlerinin takibi görevleri de verilerek insan haklarının korunması ve bu alandaki ihlallerinin önlenmesi konusunda kilit bir rol tevdi edilmiştir. Bu görevler kapsamında 15-17 Kasım 2011 tarihleri arasında İnsan Hakları Daire Başkanlığı tarafından, Ankara’da ilgili tüm kurumlar ile AİHM ve Avrupa Konseyi’nde çalışan uzmanların katıldığı yüksek düzeyli bir “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye Kararları, Sorunlar ve Çözüm Önerileri Konulu Yüksek Düzeyli Konferans ve Çalıştay düzenlenmiş, Çalıştay’da oluşturulan 6 ayrı komisyonda, insan hakları ihlaline neden olan sistemik ve uygulama kaynaklı sorunlar ile çözüm önerileri ele alınmıştır.

Bu eylem planı, sözü edilen çalıştay sonuçları da dikkate alınarak, AİHM tarafından verilen ihlal kararlarına konu alanlarda ihlale neden olan sorunların ortadan kaldırılması amacıyla hazırlanmış olup, bu sorunların ortadan kaldırılmasına yönelik belirlenmiş takvime bağlı olarak alınması gereken önlemler, gerçekleştirilmesi öngörülen faaliyet ve düzenlemeler ile bunların gerçekleştirilmesinden sorumlu kurumları belirlemektedir. Öngörülen söz konusu faaliyetlerden mevzuat düzenlemesine ilişkin olanlar, idari yönden yapılabilecek hazırlık çalışmalarını ifade etmekte olup bu konulardaki nihai takdir elbette yasama organına aittir.

Eylem planı taslağı hazırlandıktan sonra, görüş ve önerilerinin alınması amacıyla ilgili tüm Bakanlıklara ve diğer kurumlara gönderilmiş, bu görüş ve öneriler dikkatle değerlendirilerek eylem planı taslağına son hali verilmiştir.

Eylem Planında yer alan amaçların gerçekleştirilebilmesi için belirlenen hedefler, planın uygulanabilir olması ve beklentileri karşılaması için açık ve sonuç almaya yönelik hedefler olarak belirlenmiştir.

Her bir hedefin altındaki açıklama ve faaliyetlerle de söz konusu amaçların gerçekleştirilmesi ve hedeflere ulaşılabilmesi için takip edilecek somut ve etkili adımlar ortaya konulmuştur.

Eylem Planı 14 ana amaçtan oluşmaktadır. Bu amaçların gerçekleştirilmesi için 46 hedef belirlenmiş olup, söz konusu hedeflere ulaşılması maksadıyla yapılacak faaliyetler de her bir hedefin altında ayrı ayrı açıklanmıştır. Ayrıca planda sözü edilen amaçların gerçekleştirilmesine yönelik ortaya konulan hedeflere ulaşılması için kısa, orta ve uzun vadeler öngörülmüş; kısa vade 0-1 yıl, orta vade 1 – 3 yıl, uzun vade ise 3 – 5 yıl arası bir zaman dilimi olarak belirlenmiştir.

Eylem Planının Bakanlar Kurulu tarafından kabulünü müteakip, planda öngörülen faaliyetlerin belirlenen takvime uygun olarak sorumlu kurumlarca yerine getirilmesinin takibi süreci Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü İnsan Hakları Daire Başkanlığı tarafından izlenecektir. Bu takip sürecinde sorumlu kurumlarca İnsan Hakları Daire Başkanlığı’na her altı ayda bir rapor verilecektir. Eylem Planının gerçekleşme durumu hakkında Adalet Bakanlığı tarafından Başbakanlığa yıllık rapor sunulacaktır.

16 Kasım – Hukuk Takvimi

0
16 Kasım - Hukuk Takvimi

16 Kasım – Hukuk Takvimi

1839 Kanadalı hukukçu, şair, siyasetçi, oyun ve kısa öykü yazarı Louis-Honoré Fréchette doğdu. (Ölümü: 31 Mayıs 1908) Université Laval’da hukuk eğitimi aldı. 1864 yılında, Lévis’de avukatlık bürosu açtı ve burada Le drapeau de Lévis ve La Tribune de Levis adında iki gazete kurdu. 1874’te  Ottawa Parlamentosu Üyeliği’ne seçildi. 1874’ten 1878 yılına kadar, Lévis’ten Liberal Parti’nin üyesi olarak Kanada Avam Meclisi’nde (Canadian House of Commons) görev yaptı.  1878’deki girdiği seçimleri kazanamadı ardından Montreal’a taşındı ve tüm vaktini yazmaya ayırdı.

Louis-Honoré Fréchette
1918 Macaristan Halk Cumhuriyeti ilan edildi.
1930 İtalyan hukukçu ve siyasetçi, Luigi Facta doğdu. (Ölümü: 5 Kasım 1930)  Turin Üniversitesinde hukuk okudu. Koalisyon kabinesinde adalet ve içişleri bakanlıklarının müsteşarlığını yaptı. 1910’dan 1914’e ve 1920’den 1921’e kadar İtalya Maliye Bakanı olarak görev yaptı. 1922’de Başbakan olarak atandı. Halkın çoğu, Facta’nın Mussolini’yi ve Faşizmin yükselişini durdurmada aktif bir rol üstlenemeyecek kadar zayıf ve Kral’a sadık olduğuna inanıyordu.  Benito Mussolini diktatörlüğünden önceki son İtalya Başbakanıydı.

Luigi Facta
1945

BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nü (UNESCO) kuran Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu Sözleşmesi imzalandı. Türkiye, sözleşmeyi, 20 Mayıs 1946’da mecliste kabul etti ve ‘Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu Sözleşmesinin onanması hakkında 4895 sayılı Kanun‘u 25 Mayıs 1946’da resmi gazetede yayınladı.

1945 Hukukçu ve İzlanda Başbakanı Sigurður Eggerz yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1 Mart 1875) Kopenhag Üniversitesi hukuk bölümünden mezun oldu. Almanya Büyükelçiliği dahil olmak üzere çeşitli diplomatik görevlerde bulundu. Dışişleri Bakanlığı’na girdi. Bağımsızlık Partisi’ni kuran politikacılardan biri oldu. 21 Temmuz 1914-4 Mayıs 1915 ve 7 Mart 1922-22 Mart 1924 tarihlerinde iki kez başbakanlık görevini üstlendi. 

Hukukçu ve İzlanda Başbakanı Sigurður Eggerz
1945 Türkiye Cumhuriyeti ile Irak Krallığı arasında Eğitim Öğretim ve Kültür İşbirliği Protokolü Londra’da 16 Kasım 1945 tarihinde imzalandı.
1953 Fransız hukukçu ve diplomat Maurice Gourdault-Montagne doğdu. Paris Siyasal Bilgiler Enstitüsü’nden mezun oldu. Paris 2-Assas Üniversitesi’nde Hukuk masterı yaptı. Ulusal Doğu Medeniyetleri ve Dilleri Enstitüsü’nü (Urduca ve Hintçe) bitirdi. 1978 yılında Dışişleri Bakanlığı’na girdi. 1991-1993 yılları arası  Dışişleri Bakanlığı sözcü yardımcılığı görevini yürüttü. 1995-1997 yıllarında da Başbakan kabine direktörlüğü görevini üstlendi. Cumhurbaşkanı  diplomatik danışmanlığı, Birleşik Krallık, Almanya, Japonya, Çin büyükelçiliği görevlerini üstlendi. 1 Ağustos 2017’den itibaren geçerli olmak üzere Dışişleri Bakanlığı genel sekreteri olarak atandı. 
1953 Alman Nazi Partisi avukatı, Wilhelm Stuckart doğdu. (Ölümü: 15 Kasım 1953)  Münih Üniversitesi  ve Frankfurt am Main Üniversitesinde hukuk, ekonomi ve politika eğitimi aldı. 1930 yılından itibaren bölge mahkemesinde yargıç olarak görev yaptı. 1932-1933 yılları arasında Pomeranya Stettin’da avukat ve mahkeme katibi olarak çalıştı.  Hitler yönetiminde en yüksek SS rütbesine kadar erişti. 1945’te kısa dönem İçişleri Bakanı olarak görev yaptı. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Yahudi karşıtı çalışmalar yürüttüğü gerekçesiyle tutuklandı ve yargılandı.
1964 Hukukçu ve siyaset adamı Adnan Çalıkoğlu yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1916) İstanbul Üniversitesi  Hukuk Fakültesinde okudu. Lise Müdürlüğü ve Kooperatif Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Serbest Avukatlık, Uşak Baro Başkanlığı ve TBMM XI. Dönem Uşak Milletvekilliği yaptı.

Uşak Barosu önceki başkanlarından Adnan Çalıkoğlu
1964 Hukukçu ve siyasetçi Mustafa Suphi Konak yaşamını yitirdi. (Doğumu: 20 Mart 1922) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Serbest avukatlık yaptı. Karadeniz Ereğli Belediye Başkanlığı ve XII. Dönem milletvekilliği görevlerinde bulundu. Meclisteki bir toplantıya yetişmek isterken ailesi ile birlikte geçirdiği trafik kazası sonucu yaşamını yitirdi.
1981 12 Eylül darbesi öncesi çıkan ‘Sosyalist İktidar’ dergisinin sahibi Metin Çulhaoğlu ile Yazı İşleri Müdürü İlhan Akalın komünizm propagandası yaptıkları gerekçesiyle 7 yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırıldı.

Metin Çulhaoğlu
1982 Halkın Kurtuluşu Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Nevzat Acan, 27 Haziran 1977 tarihli gazetede yayınlanan yazılardan dolayı 15 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.,
1987 Türk İşçi Partisi Genel Sekreteri Nabi Yağcı ile Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Nihat Sargın Avrupa’dan yurda döndükleri gün, 16 Kasım 1987’de hava alanında uçaktan indiklerinde yakalandılar. 5 Aralık 1987 tarihine kadar gözaltında tutulan Yağcı ve Sargın tutuklandılar ve iki yıl beş buçuk ay süreyle tutuklu kaldılar. Haklarında 229 sayfalık bir iddianame hazırlandı ve kendileri ile birlikte 14 kişi daha yargılandı. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi‘nde 48 duruşma yapıldı, Örgüt lideri olmak, bir sosyal sınıfın hakimiyetini sağlamak, bu amaçla propaganda yapmak, Anayasada öngörülen temel haklan ortadan kaldırmak, devletin itibarını zedeleyici bildiriler yaymak, sosyal sınıflar arasında kin ve nefret duyguları uyandırmak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ve onun devlet başkanı ve hükümetinin şöhretini zedelemek gibi suçlarla itham edildiler. 06 Nisan 1990 günlü duruşma sonrası, “Komünist Partisi üzerindeki yasaklar kalkıncaya veya tahliye oluncaya kadar ölüm orucuna başladıklarını” açıkladılar. 4 Mayıs 1990’da tahliye edildiler. 9 Ekim 1991’de beraat ettiler. 28 Haziran 1988 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonu iki liderin işkence başvurusunu kabul etti.
1988 Yüksek öğrenim kurumlarında başörtüsünü serbest bırakan düzenleme Meclis’te yasalaştı.
1990 Hukukçu, siyasetçi ev Adana eski Belediye Başkanı Ege Bağatur yaşamını yitirdi. (Doğumu: 22 Şubat 1937) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Bir yandan avukatlık yaparken diğer yandan da İsmet İnönü ve Bülent Ecevit’in ortanın solu fikrini, Adana ve köylerini dolaşarak halka anlattı. 1968–1973 yılları arasında CHP Merkez İlçe Başkanlığı, Belediye Meclisi Üyeliği, Grup Sözcülüğü ve Belediye Başkan Vekillikleri görevlerinde bulundu. 1973’de Adana Belediye Başkanı seçildi ve 1977’ye kadar bu görevi yürüttü. Ege Bağatur’un oğlu Avukat Mehmet Çağrı Bağatur, 2019 yılı mahalli seçimler döneminde Demokratik Sol Parti (DSP) adına Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday oldu ancak seçilemedi.

Ege Bagatur
1990 Ankara 8. İş Mahkemesi, Ankara Valiliği ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ihtiyati tedbir istemini kabul ederek, Eğitim-İş Sendikası’nın 1-2 Aralık’ta yapacağı genel kurula ilişkin faaliyetlerini durdurdu.
1994 1958 Cenevre Deniz Hukuku Sözleşmelerinin yerini 10 Aralık 1982 tarihinde kabul edilen Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi aldı. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi 10 Aralık 1982 tarihinde imzalandı ve 16 Kasım 1994 tarihinde yürürlüğe girdi.
2004 AİHM, avukat Ayten Ünal Tekeli’nin evlendikten sonra sadece kızlık soyadını kullanamaması nedeniyle açtığı davayı haklı buldu. Mahkeme, sadece kızlık soyadının kullanılmasına izin verilmemesi ayrımcılıktır şeklinde karar verdi.
2005 Fransa’da parlamento, göçmen isyanına karşı olağanüstü hal ilan etme süresini üç aya çıkaran yasayı onayladı.
2007 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Demokratik Toplum Partisi’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesinde dava açtı. 2005 yılında kurulan Parti, siyasal hayatta kapatılan DEHAP‘ın yerini almıştı. Anayasa Mahkemesi 11 Aralık 2009 günü aldığı kararla partinin kapatılmasına karar verdi. Gerekçeli karar, Resmi Gazete’de 31 Aralık 2009 günü yayınlandı.
2007 Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde 29 Ekim’de gözaltına alındıktan sonra “sınır ihlali” iddiasıyla tutuklanan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi ve Gençlik Meclisi Eş Sözcüsü Sevim Akdağ hakkında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla açılan davanın duruşması görüldü. Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Akdağ, adli kontrol şartıyla tahliye edildi. 
2012 Türkiye’de hakim ve savcılar tarafından kurulan ve alanında tek sendika olan Yargıçlar Sendikası, Ankara’da kuruldu. 
2014 Deniz Seki, Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından 27 Mart 2014’te  cezasının onamasının ardından Esenyurt’ta yakalanarak yeniden cezaevine gönderildi. Seki, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “uyuşturucu ticareti yapmak” suçundan 22 Mayıs 2012’de 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.
2016 19 Cumhuriyet Gazetesi yöneticisi ve çalışanının şüpheli olarak yer aldığı dosyada 81 yaşındaki Orhan Erinç savcılıkta ifade verdi. Cumhuriyet Gazetesine yönelik operasyon kapsamında evinde arama kararı alınan Erinç hakkında yaşı dolayısıyla gözaltı kararı alınmadı.
2017 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM), Azerbaycan Muhalefet Partisi Lideri Ilgar Mammadov’un başvurusu üzerine ‘adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi.
2017 Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili olarak İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davaya devam edildi. Sanık polis memuru F.D. duruşmaya katılmadı. SEGBİS sitemindeki teknik bir arıza nedeniyle F.D’nin ifadesinin alınamadığı bildirildi. TÜBİTAK, olay anında çekilmiş görüntülerin netleştirilmesiyle ilgili hazırladığı raporu mahkemeye sundu. Raporda polis memurlarının görüntülerinin netleştirilmediği öğrenildi. TRT, görüntülerin iyileştirilmesi ile ilgili mahkeme tarafından yazılan yazıya cevaben teknolojik altyapısının bunu yapmaya uygun olmadığını ifade etti.  Mahkeme, sanık F.D.’nin tutuklanması ve sanığın mahkeme huzurunda ifade vermesi yönündeki talepleri reddetti ve duruşmayı 13 Aralık 2017 tarihine erteledi.
2017 Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde bir kadına tecavüz iddiasıyla gözaltına alınan K. T. ve N. U. isimli polis memurlarının çıkarıldıkları mahkemece tutuklandığı öğrenildi.
2021 Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından ‘Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret’ suçundan yargılanan Fatih Tezcan hakkında 1.5 yıl hapis cezasına hükmedildi. Mahkeme, 14 Temmuz 2016’da, sosyal medya hesabından “‘Araplar bizi sattı’ diyen kardeşim, hadi onlar bir kez İngiliz’e uydu, sen aynı İngiliz’e hilafeti satan Yahudi’ye ‘Ulu Önderim’ diyorsun ya” şeklinde yaptığı açıklaması nedeniyle verdiği cezayı, Tezcan’ın ‘sabıkalı geçmişi, tekrar suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşmaması, suça yatkın kişiliği’ gibi gerekçelerle ertelemedi.
2023 Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde 22 Ağustos’taki trafik kazasında ağır yaralanan ve 15 Kasım’da yaşamını yitiren Avukat Erdal Safalı toprağa verildi.
2023 ”Suç gelirlerini aklama” iddiasıyla gözaltına alınan sosyal medya fenomenleri Alisya Bahar Candan ve kamuoyunda “Nihal Candan” olarak tanınan kardeşi Gülnihal Çiçek’in de aralarında bulunduğu 3 şüpheli çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklandı.
2023 Mide Bulandıran Öykü” başlıklı yazısı nedeniyle Barış Pehlivan’a açılan davada Yargıtay Üyesi Ömer Faruk Aydıner’in şikâyetinden vazgeçmesi üzerine İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi düşme kararı verdi. Duruşmayı çok sayıda gazeteci takip etti.

16 Kasım – Hukuk Takvimi

15 Kasım – Hukuk Takvimi

0
15 Kasım - Hukuk Takvimi
15 Kasım – Hukuk Takvimi
1280 13. yüzyıl Alman skolastik filozofu ve tanrıbilimcisi Albertus Magnus, Köln’de yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1193) Paris Üniversitesi’ne kürsü başkanlığı yürüttü. Eski Yunan eserlerinin İslam bilim insanları tarafından yapılmış çevirilerinin Batı Avrupa üniversitelerine girmesine katkıda bulundu. Aristoteles’in tüm eserlerini topladı, değerlendirdi ve kendine has üslubu ile yorumlayarak gelecek kuşaklara aktardı. Mantık, teoloji, botanik, coğrafya, astronomi, mineraloji, simya, zooloji, fizyoloji, frenoloji, adalet ve hukuk ansiklopedik çalışmalar yaptı.

Ortaçağ’ın karanlığın aydınlatan düşünürlerden Albertus Magnus
1757  Fransız İhtilali’nin en önemli devrimcilerinden biri olan Fransız gazeteci ve devrimci Jacques-René Hébert, doğdu.  (Ölümü: 24 Mart 1794- İdam) Katolik Kilisesi’ne olan karşıtlığı ve halkçılığıyla nam saldı. Ateizm hakkında meydanlarda konuşmalar yaptı. Hristiyanlık karşıtı kampanyalar yürüttü. Akılcılığı savundu. Devrim’den birkaç yıl sonra giyotine gönderildi. İnfazları 24 Mart 1794’te gerçekleşti. Cesedi Madeleine Mezarlığı’na kaldırıldı. Dul karısı da yirmi gün sonra 13 Nisan 1794’te idam edildi ve cesedi Errancis Mezarlığına atıldı.

Jacques-René Hébert
1776 Meksika düşünür, José Joaquín Fernández de Lizardi, Mexico City’de doğdu. (Ölümü:21 Haziran 1827) 19. yüzyılın başlarında Meksika toplumuna Fransız Aydınlanmasını ve Jean-Jacques Rousseau’nun fikirlerini anlattı. Monarşiye ve papalığa meydan okudu. Hapsedildi ve aforoz edildi. Efsanelere, hurafelere ve tabulara karşı çıktı.

José Joaquín Fernández de Lizardi
1862 Natüralizm akımının en önemli Alman temsilcisi olarak bilinen Gerhart Johann Robert Hauptmann doğdu. (Ölümü: 6 Haziran 1946) 1912 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne lâyık görüldü. Onlarca eser bıraktı.
1868 Romanya’nın dünya çapındaki bilim insanlarından Emil Racoviță, 15 Kasım 1868’de doğdu. Babasının isteği ile Sorbonne Üniversitesi’nde hukuk ve sosyal bilimler alanında lisans ve doktora derecesi kazandı. Daha sonra kendi isteğiyle Antropoloji eğitimi aldı ve dünyanın ilk mağaracılık enstitüsünü kurdu. Sosyalist Öğrenci Çevresi’nin aktif bir üyesi ve ardından Fransız Sosyalist Partisi’nin bir üyesi oldu. 1931 ve 1940 yılları arasında Fen Fakültesi ve Tıp Fakültesi öğrencilerine genel biyoloji dersi verdi, Tabiat Anıtları Komisyonu üyesi ve Bilim Bürosu başkan yardımcısı olarak görev yaptı. Romanya’da doğdu, Romanya’da öldü.

Emil Racoviță
1882 Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi’nde yargıç  olarak görev yapan Amerikalı avukat, profesör ve hukukçu Felix Frankfurter, Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Viyana’da dünyaya geldi. (Ölümü: 22 Şubat 1965) Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden  birincilikle mezun oldu. Aynı okulda profesör olarak görev yaptı. Bu dönemde Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği’nin kurulmasında önemli bir katkısı oldu. Benjamin Cardozo’nun ölümünden sonra Başkan Franklin D. Roosevelt tarafından Yüksek Mahkeme yargıçlığına atandı. 1962’de emekli olana kadar Mahkemede görev yaptı.

ABD Yüksek Mahkemesi yargıcı ve Profesör Felix Frankfurter
1889 Brezilya’da monarşi devrildi ve cumhuriyet kuruldu.
1907 Almanya’da Adolf Hitler’e yönelik suikast ve darbe teşebbüsünde bulunan, Claus von Stauffenberg, doğdu. (Ölümü ve infazı: 21 Temmuz 1944, Berlin) Nazi Almanyası’nın kurmay subayı idi. 20 Temmuz 1944’te Schwarze Kapelle (Siyah Orkestra) üyelerince yapılan başarısız suikast ve darbe teşebbüsünün baş mimarlarındandı. Joseph Goebbels, Hitler’in hayatta olduğunu radyodan açıkladı ve Hitler, devlet radyosunda hayatta olduğuna dair konuşma yaptı. Aynı gece, tüfekle vurularak idam edildi. SS birlikleri tarafından mezarı açılarak madalya ve nişanları ile birlikte yakıldı. Ailesi ülkeden kaçmak zorunda kaldı.

Claus von Stauffenberg
Sosyolojinin kurucularından sayılan Fransız sosyolog, Émile Durkheim, Paris’te yaşamını yitirdi. (Doğumu:15 Nisan 1858) Durkheim, toplumun bir arada yaşayabilmesi için hukukun hayati rolüne vurguda bulunmuştu.

Émile Durkheim

1920

Birleşmiş Milletler’in İkinci Dünya Savaşından önceki versiyonu olan Milletler Cemiyeti(Cemiyet-i Akvam)’nin ilk toplantısı İsviçre’nin Cenevre şehrinde yapıldı.

1922 Yunanistan eski Başbakanı Dimitrios Gunaris kurşuna dizilerek idam edildi. (Doğumu: 5 Ocak 1867) Atina’da ve yurtdışında hukuk eğitimi aldı ve avukatlık yaptı. Politikaya atıldı. Venizelos’un rakibi idi. Halk Partisi’nin lideri olarak 25 Şubat-10 Ağustos 1915 ve 26 Mart 1921-3 Mayıs 1922 arasında Yunanistan Başbakanlığı yaptı. Altılar Davası olarak bilinen ve Askeri Ceza Mahkemesi sıfatı taşıyana mahkemedeki yargılama sonrasında, ‘Küçük Asya Felaketi’nin faili olarak diğerleri ile birlikte idama mahkûm edildi. Duruşmalardan hemen sonra Atina’da bir aşağılama şekli olarak sandalyeye ters oturtulmuş şekilde sırtından kurşuna dizilerek idam edildi.

Hukukçu ve eski Yunanistan Başbakanı Dimitrios Gunaris
1932 Amerikalı analitik filozof Alvin Carl Plantinga doğdu. Din felsefesi, epistemoloji ve mantık alanlarında çalışmaktadır.
1935 Hukukçu ve eski Başbakan Yıldırım Akbulut, Erzincan’da doğdu. (Ölümü: 14 Nisan 2021, Ankara), Avukatlık yaptı. Milletvekili oldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin 20’inci başbakanı oldu. 1987 ile 1989 ve 1999 ile 2000 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlığı görevini üstlendi.
1937 Dersim Harekâtı’nın ilk aşaması tamamlandı. İsyancı lideri olduğu gerekçesiyle aşiret reisi Seyit Rıza ve diğer altı kişi Elâzığ’da idam edildi.
1946

Avukat ve siyasetçi Cemil Çiçek doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Bir süre serbest avukat olarak çalıştı. 1987 Türkiye genel seçimlerinde Yozgat milletvekili olarak meclise girdi. 46. Türkiye Hükümeti’nde Aileden Sorumlu Devlet Bakanı olarak yer aldı. Daha sonra Adalet ve Kalkınma Partisi’ne katıldı. 58. ve 59. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinde Adalet Bakanı olarak atandı. 59. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinde Hükûmet Sözcülüğü yaptı. 60. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinde Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcılığına getirildi.

1953 Alman Nazi Partisi avukatı, Wilhelm Stuckart öldü. (Doğumu: 16 Kasım 1902) Münih Üniversitesi ve Frankfurt am Main Üniversitesinde hukuk, ekonomi ve politika eğitimi aldı. 1930 yılından itibaren bölge mahkemesinde yargıç olarak görev yaptı. 1932-1933 yılları arasında Pomeranya Stettin’da avukat ve mahkeme katibi olarak çalıştı.  Hitler yönetiminde en yüksek SS rütbesine kadar erişti. 1945’te kısa dönem İçişleri Bakanı olarak görev yaptı. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Yahudi karşıtı çalışmalar yürüttüğü gerekçesiyle tutuklandı ve yargılandı.

Wilhelm Stuckart
1965 Avukat ve siyasetçi Bengi Yıldız doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Serbest Avukatlık, Haftalık Yeni Ülke Gazetesi Batman Muhabirliği, Gündem, Demokrasi, Ülkede Özgür Gündem Gazeteleri Muhabirliği ve İdareciliği görevlerinde bulundu. Batman Belediye Başkan Danışmanlığı ve Belediye Avukatlığı, İnsan Hakları Derneği Batman Şubesi Yöneticiliği ve Şube Başkanlığı, TBMM XXIII.ve XXIV. Dönem Batman Milletvekilliği, Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Üyeliği yaptı. Hakkında açılan davalar nedeniyle meclise 75 dokunulmazlık dosyası gönderilen ve davaları 100’ü aşan Yıldız hakkında yüzlerce yıla kadar hapis cezaları istenmekte iken Kanada’ya iltica etti. 

Bengi Yıldız – TBMM Arşivi
1969 Washington, DC’de, Vietnam Savaşı’nı protesto eden çeyrek milyon kişi gösteri yaptı.
1970 Yunan hukukçu ve iki kez başbakanlık görevinde bulunmuş Yunan politikacı, Konstandinos Çaldaris yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1 Ocak 1884) Atina Üniversitesinde hukuk okudu. 1926’da, Özgür Düşünenler Partisi ile Argolidokorinthia eyaletinden milletvekili seçildi. 1933-1935 yılları arasında Panagis Çaldaris’in ikinci hükûmetine Ulaştırma Bakan Yardımcısı olarak girdi ve Başbakan Vekili olarak devam etti. 1946 seçimlerine, sağcı “Birleşik Yurtsever Parti” koalisyonunun lideri olarak katıldı ve seçimi kazandı. Ocak 1947’ye kadar Yunanistan başbakanlığı görevini yürüttü. 1947-1949 yıllarında BM Genel Kurulunda Yunanistanı’ı temsil eden heyete başkanlık yaptı.

Konstandinos Çaldaris
Konstandinos Çaldaris
1982 Yayıncı-yazar Muzaffer Erdost, kardeşi İlhan Erdost’un Kasım 1980’de dövülerek öldürülmesine dair Hollanda TV’de 18 Ocak 1981’de yaptığı konuşmada devletin hariçteki itibarını zedelediği gerekçesiyle 5 yıldan az olmamak üzere hapis talebiyle yargılanmaya başlandı.

Muzaffer İlhan Erdost
1983

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi. Kıbrıs Türk Federe Devleti (KTFD), 1975-1983 yılları arasında faaliyetine devam ettikten sonra 1983 yılında KKTC adını almıştır.  Kıbrıs Türk Federe Devleti Meclisi, 15 Kasım 1983’de oy birliği ile aldığı bir kararla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilan etmiş ve KKTC Anayasası kabul edilerek yürürlüğe konulmuştur.

1988 Dev-Yol duruşmasında pankart açıp slogan attıkları için tutuklanan ve DGM’ce 5 yıla kadar hapisleri istenen 4 Yunan vatandaşı ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi.
1988 Başbakan Turgut Özal, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Bağımsız Filistin Devleti’ni tanıdığını açıkladı.
1991 İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi, belediye memurlarının kurduğu Tüm Bel-Sen’in Kuruluş Kongresi anlamına gelen 1.Olağan Genel Kurulu 15 Kasım 1991 de üzerindeki tedbir kararını kaldırdı.
1995 Gazi Davasında 7 kişinin öldürülmesinden sorumlu tutulan sanık 20 polisin ilk duruşmasına Trabzon’da başlandı. Mahkeme, sanıkların memur olmaları nedeniyle yargılamanın gerekliliği için dosyanın İstanbul İl İdare Kurulu’na gönderilmesi ve davanın durdurulması ön kararını aldı.
1998 Yılmaz Güney’in yaşam öyküsünü anlatan “Bir Güzel Çirkin Kral” adlı oyunu 15 Kasım 1998 de Manisa ve Sarıgöl’de yasaklandı.
2000 Manisa’da 16 gence işkence iddiasıyla üçüncü kez yargılanan polislere 5 ila 10 yıl arasında ceza verildi. Polisler, ilk iki yargılamada beraat etmişlerdi. Karar temyiz edildi ancak Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Manisa Ağır Ceza Mahkemesi’nin 10 polis memuru hakkında verdiği kararı usul ve yasaya uygun bularak oybirliği ile onadı. Zamanaşımı süresinin dolmasına yaklaşık 3 ay kalan dava karara bağlandı.
2001 TBMM Adalet Komisyonunda Türk Ceza Kanunu ile Hapishane ve Tevkifhanelerin İdaresi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı kabul edildi. Tasarı, ölüm oruçlarına müdahaleyi ve ölüm orucuna teşvik edenleri engellemeyi öngörüyordu. Tasarıya göre cezaevine giren avukatların da aranabileceği hüküm altına alınıyordu.
2001 Uluslararası PEN Yazarlar Birliği, 15 Kasım gününü düşüncelerinden dolayı hapiste bulunan yazarlarla dayanışma günü ilan etti. 15 Kasım Dünya Hapisteki Yazarlar Günü
2021 Antalya’nın Finike ilçesinde, 7 yaşındaki kız çocuğu G.E.G. ile ağabeyi 10 yaşındaki İ.E.G.’ye cinsel istismarda bulundukları iddiasıyla tutuksuz sanıklar anne Merve A. ve üvey baba Rahmi A. ile çocukların 15 yaşındaki dayısı S.C.G., “cinsel istismar” ve “eziyet” suçlarından Elmalı Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandıkları davada beraat kararı verildi. ‘Elmalı Davası’ olarak bilinen olayda, iki kardeşin anneleri ve üvey babaları tarafından istismar edildiği öne sürülüyordu Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı İle Mücadele Derneği tahliye kararına tepki gösterdi.
2021 Diyarbakır Adliyesi’ne çıkarılan çoğunluğu siyasetçi ve sendika yöneticisi 19 kişiden 14’ü tutuklandı, 5 kişi serbest bırakıldı. Kararı protesto eden Diyarbakır Emek ve Demokrasi Platformu’nun Ofis semtindeki eylemine Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun da katıldı
2021 Türkiye’de Covit-19 aşısında karşı çıkanlar tarafından Dayatmasız Yaşam Partisi kuruldu. Parti, kuruluş dilekçesini İçişleri Bakanlığı’na verdi. Parti, aşının yanı sıra maskeye ve PCR testlerine de karşı çıkanlar tarafından kuruldu.
2023 Suriye Medya ve İfade Özgürlüğü Merkezi tarafından yapılan şikayet üzerine Fransa’da açılan davada yargıçlar, 2013 yılında Doğu Guta’da binden fazla kişinin öldüğü kimyasal silah saldırısının Suriye Ordusu’nun Başkomutanı Beşşar Esad’ın bilgisi olmadan gerçekleştirilemeyeceğine hükmederek yakalama emri çıkardı. İnsanlığa karşı suçlara ve savaş suçlarına dayanarak başlatılan soruşturmada Paris Mahkemesi, Suriye Arap Cumhuriyeti Devlet Başkanı Esad’ın kardeşi ve Suriye Özel Kuvvetleri komutanı Mahir Esad, General Ghassan Abbas ve General Bassam el-Hassan hakkında da aynı karar verildi.
2023 AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i 19 Ocak 2007’de gazete binasının önünde düzenlediği silahlı saldırı ile öldüren ve 22 yıl 10 ay hapis cezası alan Ogün Samast 17 yaşında yaşında girdiği cezaevinden koşullu salıverme şartlarını taşıdığına kanaat getirilerek tahliye edildi.
2023 Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş‘ın “sosyal medyada dezenformasyon faaliyetleri yürüttüğü” suçlamasıyla yaptığı şikayet üzerine açılan davanın ilk duruşmasında, sanık Önder Algedik beraat etti. İklim, Enerji, Çevre Sorunları Araştırma Derneği başkanı Algedik, Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü ormanında yapılan ağaç kesimine karşı mücadele yürüttü ve savunmasında Yavaş’ın ‘Asfalt beton belediyeciliği yapmayacağım’ taahhüdüne vurgu yaptı.
2024 Kafkaslardaki Abhazya Cumhuriyeti’nde Rusya ile imzalanan yatırım anlaşmasının yasalaşmasının görüşüleceği ve oylanacağı parlamentoda yüzlerce kişi eylem yaptı. Anlaşma, Abhazya’nın yatırım projelerini onaylamasını, arazı ve altyapı tahsis etmesini, Katma Değer Vergisi’nin (KDV) yüzde 50’sini geri ödemesini ve sekiz yıl boyunca kâr ve mülk vergilerinden muafiyet sağlamasını zorunlu kılıyor.
2024 Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı Ahmak Davası devam ederken heyet değişikliğinin adil yargılanma hakkı ihlali oluşturduğuna dair 15 Şubat 2024 tarihli Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi 15 Kasım 2024 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı.
2024

Başbakan Yardımcısı Habeck hakkında sosyal medyada ‘aptal’ dediği gerekçesiyle 64 yaşındaki bir Alman emeklinin evi polis tarafından basıldı. Evi basılan Stefan Niehoff’un bilgisayarına ve cep telefonuna el konulduğu belirtildi. Savcılık tarafından yapılan açıklamada, polis baskını ile neticelenen suç duyurusunu Habeck’in bizzat kendisinin yaptığı dile getirildi. Alman medyasında yer alan bir habere göre, evi basılan Niehoff, eşi ve down sendromlu kızının sabah 6.15’te polis memurları tarafından uyandırıldığı belirtildi. Niehoff’un ‘isyana teşvikten’ suçlandığı aktarıldı. Niehoff açıklamasında, masum bir görselin evinin basılmasına neden olacağını hiç düşünmediğini vurguladı. Angela Merkel liderliğindeki Alman hükümeti tarafından çıkarılan bir yasa uyarınca, siyasetçiler resmi görevleriyle ilgili olarak karalayıcı yorumların hedefi olduklarını düşündükleri takdirde suç duyurusunda bulunma hakkına sahipler. Yasaya göre böyle bir suçtan suçlu bulunan kişinin para cezasına ya da üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılabileceği belirtiliyor.

2024 Fransa’da cezaevinde bulunan Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) üyesi George İbrahim Abdallah’ın serbest bırakılmasına karar verildi. Reuters haber ajansının haberine göre, 40 yıldır cezaevinde olan Abdallah, Fransa’yı terk etmesi şartıyla 6 Aralık’ta tahliye edilecek.
2024
  • Niğde İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin yaptığı uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 6 şüpheliden 4’ü tutuklandı.
  • Gaziantep’te başta insan öldürme olmak üzere 13 ayrı suçtan hakkında 54 yıl 6 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari şahıs, jandarmanın şafak operasyonu ile yakalandı.
  • Aralarında ünlü futbolcuların da olduğu çok sayıda kişiyi yüksek getirili gizli fon vaadiyle dolandırdığı iddiasıyla tutuklanan eski bankacı Seçil Erzan davasında Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın katılma talebi kabul edildi. Ara kararını açıklayan İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi, Seçil Erzan’ın tutukluluk halinin devamına hükmetti.
2024

Gürültü yaptığı gerekçesiyle, 28 Ağustos 2024 günü Güzelvadi Mahallesi’nde Emir Baki Bayındır’ı isimli çocuğu (10) tüfekle öldüren manav Mühsün Taşkın (62)  Gaziantep 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşma, çocuğun olay günü birlikte oynadığı arkadaşlarının da dinlenmesi için 31 Ocak 2025 tarihine ertelendi.

15 Kasım – Hukuk Takvimi

14 Kasım – Hukuk Takvimi – Hukuk Tarihinde Bugün

0
14 Kasım Hukuk Takvimi; geçmişten günümüze hukuk tarihine ışık tutan önemli olaylar, yasal düzenlemeler, tarihte bugün ilan edilen bildirgeler, uluslararası sözleşmeler ve diplomatik adımların kronolojik dizini. bu gün doğan ve vefat eden hukukçular, görülen önemli davalar, alınan kararlar, yapılan tutuklamalar, infazlar ve hukuk dünyasını etkileyen eylemler. Tarihte bugün hukuk alanında yaşanan gelişmeler, takip ederek kolektif hukuki hafızanızı güçlendirin.

14 Kasım – Hukuk Takvimi – Hukuk Tarihinde Bugün

565 

Bizans İmparatoru  I. Justinianus(Büyük Justinianus) yaşama veda etti. Corpus Iuris Civilis külliyatı ile Roma Hukuku’nun günümüze ulaşmasını sağladı. 

Bu görselin Alt özniteliği boş. Dosya adı: Justinianus.jpg

1831 Alman filozof Georg Wilhelm Friedrich Hegel yaşamını yitirdi. 
1848 Macar hukukçu ve devlet adamı Sándor Wekerle, dünyaya geldi.. (Doğumu: 14 Kasım 1848 – Ölümü: 26 Ağustos 1921) Budapeşte Üniversitesi’nde hukuk eğitimini tamamladı. Maliye Bakanlığı’nda genel sekreterlik görevinde bulundu. 1889 yılında Maliye Bakanlığı görevine getirildi. Ülkenin ekonomisinin düzeltilmesi yönünde faaliyetlerde bulunarak devlet kredilerinin geri dönüşümü konusunda olumlu adımlar attı. Macar bütçe tarihinde ilk defa bütçenin açık vermemesini sağladı. 1892’de başbakan oldu. Katolik ve soyluların muhalefetine rağmen 1894 yılında evlilik yasasını onayladı. Kendisine karşı gösterilen muhalif davranışların sonucunda 14 Ocak 1895’te görevinden istifa etti. Soylu bir aileden gelmeyen biri olarak başbakanlık makamına gelen ilk kişi oldu. 26 Ağustos 1921’de yaşamını yitirdi.
1856 Atina Antlaşması  (Yunanistan’la Barış Antlaşması), Balkan Savaşlarının sonunda, 14 Kasım 1913 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ile Yunanistan Krallığı arasında imzalandı. Bu barış antlaşması sonucunda; Osmanlı İmparatorluğu Yanya ve Selanik’in Yunanistan’a ait olduğunu kabul etmiştir. 1897 yılında özerk olan Girit, Yunanistan’a katılmış, Osmanlı Devleti Girit’in Yunanistan’a ait olduğunu kabul etmiştir. Ayrıca, Yunanistan’da kalan Türk azınlığın statüsü sözleşme ile düzenlenmiş, azınlık hakları verilmiştir. Yunanistan’da kalan Müslümanlara ait camilerde Osmanlı padişahı adına hutbe okunması şartı sözleşmeye dercedilmiştir.
1918

Çekoslovakya’da cumhuriyet ilan edildi.

1922

Yargıtay eski başkanlarından Hasan Fehmi Bey(Kokay) 14 Kasım 1922′ de Sivas Hükümet Konağında bulunan makam odasında vefat etti. 

Bu görselin Alt özniteliği boş. Dosya adı: Hasan-Fehmi-Bey-e1731607464308.jpg

1923

Cumhuriyetin ilanından hemen sonra, 14 Kasım 1923 tarihli ve 371 sayılı kanun ile Sivas’taki geçici temyiz kurulu kaldırılarak ve yapısal değişikliklere gidilerek Eskişehir’de Yargıtay kuruldu. Bu Mahkeme faaliyetlerine Türe Sokak da bulunan Adalet İlkokulunda devam etti. Yargıtay, Eskişehir’deki görevini 10 Haziran 1935’te Ankara’ya taşınana kadar sürdürdü.

1925

Sivas’ta bazı kişiler şapka inkılabına karşı duvarlara yazılar astı. İmamzade Mehmet Necati, bu nedenle idama mahkûm oldu.

 

 

   
   
1937 Hukukçu, siyasetçi, Türkiye Barolar Birliği ve Ankara Barosu’nun eski başkanı Önder Sav Manyas’ta doğdu.
1938 Prof. Dr. Süheyl Donay dünyaya geldi.
1939 İtalyan insan hakları aktivisti, gazeteci, film yapımcısı ve yazar, Anna Margherita Cataldi dünyaya geldi. (Doğumu:. 14 Kasım 1939, Torino – Ölümü: 1 Eylül 2021, Torino, İtalya) 14 Kasım  1939’da Torino, İtalya’da doğdu. Torino Politeknik Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Akademi Ödülü sahibi olan Out of Africa adlı filmin yapımcısıydı. El País, Panorama, Epoca, La Repubblica, L’espresso, La Stampa, La Règle du Jeu, The Nation, Rolling Stone, The International Herald Tribune, Front Line ve BM Chronicl gibi yayınlara köşe yazarı, editör olarak katkı verdi. Dünya Sağlık Örgütü’nün iyi niyet elçisi ve Birleşmiş Milletler’in barış elçisi olarak çalıştı. 1 Eylül 2021’de doğum yeri Torino’Da COVID-19 kaynaklı sağlık sorunları nedeniyle 81 yaşında öldü.

1960

Yassıada duruşmalarında, eski Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’yla ilgili döviz yolsuzluğu davası başladı. Aynı gün, eski Başbakan Adnan Menderes’in yargılandığı “Bebek Davası”nda delil olarak bebeğin kemikleri Ankara’dan getirildi.

1963 İstanbul’da her türlü grev ve lokavt, Sıkıyönetim Komutanlığı’nın iznine bağlandı. 
1969

Muammer Kaddafi, Libya’daki bütün yabancı bankaları kamulaştırdı.  

1975 Seri Katil, Donald Henry Gaskins 14 Kasım 1975’te, tutuklandı, 24 Mayıs 1976’da cinayet suçlamasıyla yargılandı ve 28 Mayıs’ta suçlu bulunarak ölüm cezasına çarptırıldı. Ancak cezası ömür boyu müebbet cezasın çevrildi. Daha sonra hapishanede yeniden cinayet işledi. Dokuz kişiyi öldürmekten dokuz ömür boyu hapis cezası aldı. 6 Eylül 1991’de elektrikli sandalyede bileklerini keserek intihar etmeye çalıştıktan sonra idam edildi. Son sözleri, “Avukatlarımın benim yerime konuşmasına izin vereceğim. Ben gitmeye hazırım.” oldu.

1976

İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu, öğretim özgürlüğü ve can güvenliği kalmadığı gerekçesiyle Hukuk Fakültesi de dahil olmak üzere öğretimi süresiz olarak tatil etti.

1983  Barış Derneği davası sonuçlandı. 18 kişi 8 yıl, 5 kişi de 5 yıl hapis cezasına mahkûm oldu.
1985 939 sanıklı Artvin Devrimci Yol Davası’nda karar çıktı: 11 ölüm, 10 ömür boyu hapis ve 350 çeşitli hapis cezası, 439 beraat.
1988 Avrupa Yaya Hakları Bildirgesi (Yayaların korunmasına ilişkin KARAR ve Avrupa Yaya Hakları Şartı), Avrupa Komisyonu Çevre, Halk Sağlığı ve Gıda Güvenliği Komitesi tarafından hazırlanarak 12 Ekim 1988 tarihinde (The European Charter of Pedestrians’ Rights) Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edildikten sonra Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nin 14 Kasım 1988 tarihli sayısında yayınlandı. Bildirgenin yaptırım gücü bulunmamaktadır. Yaya hakları, kent hakkının bir parçası olarak kabul görmektedir. .
1988 Bakanlar Kurulunun 25/10/1988 tarihli ve 88/13431 sayılı “Bedelsiz İthala ta İlişkin Karar”; 14/11/1988 tarihli ve 19979 Mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı. 
1990  Medeni Kanun’da değişiklikler yapıldı. 
2001
  • Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği,  Resmî Gazete’de yayımlandı. Yönetmelik daha sonra yeniden düzenlendi ve eskisi yürürlükten kaldırıldı. 
  • F tipi cezaevlerinde tecrite karşı Küçükarmutlu ve Alibeyköy’deki evlerde ölüm oruçlarını sürdürenlere yapılan operasyonda gözaltına alınan 18 kişiden 8’i tutuklandı.
2002

1993 yılında iki CIA mensubunu öldürmekten mahkûm olan Pakistanlı Aimal Han Kasi, Virginia’da zehirli iğneyle idam edildi.

2006  Bangalore Yargı Etiği İlkeleri HSYK’nın 27.06.2006 gün ve 315 sayılı kararı ile kabul edildi, Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından 14 Kasım 2006 gün ve 100289 sayılı yazı ile bu durum hakim ve savcılara duyuruldu. 
2006 DTP milletvekili olan Selahattin Demirtaş, ROJ TV isimli televizyon kanalına canlı telefon bağlantısı yolu ile katılarak, Öcalan’ın saygıdeğer bir insan ve Kürtlerin önderi olduğunu belirterek övdüğü, ‘.. hükümet ve ordu buna karşı duyarlı davranırsa, bu taleplere duyarlı davranılırsa artık bayraklara sarılı yada kesk-zor-zerlere (yeşil, sarı ve kırmızılara) sarılı cenazeler gencecik evlere gitmeyecek diye düşünüyorum’ diyerek PKK terör örgütünü mensuplarının cenazelerine sahip çıktığı ve destek vermek suretiyle örgütün propagandasını yaptığı gerekçesiyle, yargılandığı Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 14 Kasım 2006 gün ve 2005/258-2006/175 sayılı kararı ile TCY.nın 220/8. maddesi gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırıldı.
2007  Kat Mülkiyeti Kanunu’nda değişiklikler yapıldı. 
   
2014 İnsani Değer Olarak Miras ve Peyzaj (Heritage and Landscape as Human Values) hakkında Floransa Bildirgesi 2014 yılı Ekim ayında “Kültürel mirasın ve peyzajların barışçıl ve demokratik toplumları desteklemek için taşıdığı değere ilişkin ilke ve tavsiyeler bildirgesi”  başlığı ile kabul edilmiş ve 14 Kasım 2014 tarihinde ilan edilmiştir. ICOMOS(Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi) tarafından kabul edilen bildirge, BM Sürdürülebilir Gelişme Hedeflerini ve BM Binyıl Kalkınma Hedeflerini referans almıştır.
2016 Avukat Bahri Bayram Belen önderliğindeki 30 avukat, Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticilerinin tutukluluğuna itiraz dilekçesini verdikten sonra adliye binasından çıkarak cübbeleriyle sessiz yürüyüşe geçti. Ellerinde Cumhuriyet gazetesini taşıyarak gazetenin Şişli’deki binasının önüne kadar ‘Susma, sustukça sıra sana gelecek’ ve ‘Baskılar bizi yıldıramaz’ sloganları attılar. Belen, Gazete binası önünde basın açıklaması yaptı. Bu olay, kamuoyunda Adalet Nöbeti olarak bilinen ve yıllarca süren eylemlerin başlangıcı oldu.
2017 AİHM, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından yapılan yaklaşık 25 bin başvuruyu, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun yetkili olduğu gerekçesiyle reddetti.
2019 Cemi Kırbayır‘ın zorla kaybedilmesi ile ilgili olarak Kars Savcılığı’nın 1986/1279 numaralı dosya ile başlattığı ve 2002 yılındaki takipsizlik kararı aileye tebliğ etmeden dosyanın kapatıldığının ortaya çıkmasından sonra aile Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak takipsizlik kararının kaldırılmasını talep etti ve mahkeme takipsizlik kararını kaldırdı. Kars Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı 14 Kasım 2019 tarihinde “kanun yararına bozma” talebiyle Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Müdürlüğü’ne gönderdi. 
   
   
   
2024

Antalya merkezli 7 ilde yapılan dolandırıcılık operasyonunda yakalanan 14 kişi tutuklandı.

2024

İzmir Barosu “İzmir’in Çernobil’i” olarak bilinen Gaziemir’deki eski kurşun fabrikası arazisindeki bulunan nükleer atıklarla ilgili Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (IAEA) mektup gönderdi.

2024

İzmir’de 2 kişinin öldüğü ‘elektrik akımı’ faciasında savcı Cumhuriyet Savcısı yeni bilirkişi raporu talebinde bulundu. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın, İZSU ve Gdz Elektrik A.Ş.’den İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, Gdz Elektrik Dağıtım Genel Müdürü Uğur Yüksel, İZSU önceki dönem genel müdürü Ali Hıdır Köseoğlu, Gdz Elektrik Dağıtım A.Ş. Metropol Bölge Müdürü Ali Arcan, Gdz Elektrik’te Dağıtım Sistemi İşletme ve Bakım Müdürü Ekrem Yıldırım ve Yapım İşleri Sorumlusu Uzmanı Alper Doğan’ın da bulunduğu 13’ü tutuklu toplam 42 kişi yargılanıyor. 

2024

Antalya’da gözaltına alınan sahte güzellik uzmanı adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

2024 9. Yargı Paketi Resmi Gazete’de yayımlandı. 
2024

Konya’da 134 ayrı dosyadan 84 yıl 1 ay hapis cezası alan ve cezaevinden firar eden 18 yaşındaki M.Y. yakalandı. Hastane kontrolüne götürülen M.Y., “Adaletten kaçılmaz, biz polisimizi seviyoruz” dedi.

2024

Uşak’ta annesini bıçaklayarak öldürdüğü suçlamasıyla gözaltına alınan şüpheli tutuklandı.

2024

Ramazan Bayğara’nın lideri olduğu suç örgütüne üye olmakla suçlanan 286 kişi, 16 ilde düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. Şüphelilerden 207’si tutuklanarak cezaevine gönderildi.

 

14 Kasım – Hukuk Takvimi / Hukuk Tarihinde Bugün

Floransa Bildirgesi – İnsani Değer Olarak Miras ve Peyzaj

0

İnsani Değer Olarak Miras ve Peyzaj (Heritage and Landscape as Human Values) hakkında Floransa Bildirgesi 2014 yılı Ekim ayında “Kültürel mirasın ve peyzajların barışçıl ve demokratik toplumları desteklemek için taşıdığı değere ilişkin ilke ve tavsiyeler bildirgesi”  başlığı ile kabul edilmiş ve 14 Kasım 2014 tarihinde ilan edilmiştir. ICOMOS(Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi) tarafından kabul edilen bildirge, BM Sürdürülebilir Gelişme Hedeflerini ve BM Binyıl Kalkınma Hedeflerini referans almıştır.

Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi

Kültürel mirasın ve peyzajların barışçıl ve demokratik toplumları desteklemek için taşıdığı değere ilişkin ilke ve tavsiyeler bildirgesi

Sunuş

Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS)’un 18. Genel Kurulu için 94 ülkeden 1.650’ün üzerinde katılımcı 9-14 Kasım 2014 tarihlerinde Floransa’da bir araya gelmiştir. 1.300 teknik önerge ve miras uzmanları arasındaki çeşitli görüş alışverişleri sonucunda, barışçıl ve demokratik toplumları desteklemek açısından kültürel mirasın ve peyzajların taşıdığı değere ilişkin ilke ve tavsiyeler içeren ve aşağıda sunulan Bildirge ortaya çıkmıştır.

Tüm bireyler ve topluluklar(a), kültürel miras ve peyzajın özgünlüğünü ve kültürel çeşitliliğini bir insan hakkı olarak korumakla görevli oldukları kadar, bu kültürel miras ve peyzajdan yararlanma hakkına da sahiptir. Bu bildirge, bugünkü ve gelecek kuşakların karşı karşıya olduğu zorluklarla baş edilebilmesi için, miras yönetimi etiği ve uygulamaları üzerine derinlemesine düşünülmesini teşvik etmektedir. ICOMOS, kültürel mirasın barış ve birlikteliğin bir tanığı olma potansiyeline odaklanan, uyumlu gelişmeye dair tümel(b) vizyonu sayesinde, bu sürecin önderliğini yapabilir.

2014’te ICOMOS “İnsani Değer olarak Miras ve Peyzaj” temasına adanmış olan 18. Genel Kurulu ve Bilimsel Sempozyumunu kutladı. Bu bildirge ICOMOS’un amaçlarını ve UNESCO ile Dünya Miras Alanları ile ilgili somut ve olmayan değerleri incelemeye yönelik işbirliğini yansıtmaktadır ve örgütün uzman becerilerini seferber etmek için bir fırsattır. Floransa Sempozyumu’nda gerçekleşen diğer tartışmalar kapsamında, “yerin ruhunu” ve insanların kimliğini korumak ve böylece yaşam kalitelerini iyileştirmek için, bir alanı Dünya Mirası olarak incelemek ve değerlendirmenin, insani “değerleri” korumaya ve bunlara saygı göstermeye dair etik bir bağlılık olarak sayılması gerektiği önerilmiştir.

Bu etkinlik aynı zamanda ICOMOS topluluğunun Venedik Tüzüğü’nün 50. ve Nara Belgesi’nin 20. yıldönümlerinin kutlaması için olağanüstü bir vesile olmuştur. Böylelikle aynı anda hem kendi kuruluş yasamızı ve bu yasanın potansiyelini, hem de özgünlük üzerine birçok bilimsel ve felsefi tartışmanın ürünü olan ve kültürel ifadenin çeşitliliğini destekleyen kilit bir belgeyi kutlamaktayız. Günümüzün sorunlarına bir yanıt olarak, 2014 Sempozyumu’nun ana amacı, çeşitli kültürlerden kişilerin ve grupların dahil olmasını ve katılımını sağlamak; bir yandan da kültürel mirasın insani değerlerinin tanınmasına katkıda bulunacak, diğer yandan kültürel çeşitliliği koruyacak ve teşvik edecek ilkeleri, stratejileri, standartları ve uygulamaları tanımlama işinde yol almak; bu doğrultuda gerekli örgütsel çerçeveyi ve becerileri geliştirmek için birlikte çalışmak idi.

Bu ilkeler daha önceki uluslararası belgelerde ve insan haklarının ve kültürel mirasın korunması ile ilgili kuruluş sözleşmelerinde iyi bir şekilde ifade edilmiştir.

ICOMOS, Sempozyumun temasını sürdürülebilir gelişme (BM Sürdürülebilir Gelişme Hedefleri) bağlamında değerlendirmiş, böylece BM Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne (Millennium Development Goals) kültür başlığının dahil edilmemesinden dolayı kaçırılmış olan fırsatı telafi etmeyi hedeflemiştir. UNESCO da halihazırda bu hedefe yönelik çalışmalarını Ekim 2014’te Floransa’da da tartışılan 2015 Sonrası Kalkınma Gündemi’ne (Post-2015 Development Agenda) katkıları yoluyla sürdürmektedir.

ICOMOS, dünyanın en büyük kültürel, hükümetler-arası ve hükümet-dışı kuruluşlarından bazıları ile birlikte bu konuları görüşmüş, bu görüşmelere ilişkin fikirlerini geçtiğimiz Sempozyumda sunmuştur.

Sempozyum Bildirgesi ICOMOS’un 2014 Floransa Bildirgesi, kültürel çeşitliliğin miras ve peyzaj değerleri aracılığıyla ifade edildiği kültür tartışmalarının merkezine insanları yerleştiren, sürdürülebilir, uyumlu ve kültürlerarası gelişmeyi teşvik etmek için ICOMOS’un yol göstermesini sağlayacak, geniş bir tartışmayı desteklemektedir.

Kültürü toplum ile tamamen bütünleştirmek konusundaki sorumluluğumuzun ve ICOMOS’un etik yükümlülüğünü somut eyleme dönüştürmekte kullanılabilecek ortak araçların gerekliliğinin farkındayız. ICOMOS üyelerinin, dünyanın kültürel mirasının yönetimi yoluyla yaşam kalitesini iyileştirme amaçlı önerge, belge ve sözleşmeleri oluşturmakta aktıf işbirliği göstermek ve bütünleşmeye ve kültürlerarasılığa katkıda bulunacak ortak teknik kaynaklar yaratmak konularında sorumlulukları olduğunu da biliyoruz.

Peyzajların, geçmiş kuşakların yaşayan hafızası olmaları ve gelecek kuşaklara somut ve somut olmayan bağlantılar sağlayabilecek olmaları dolayısıyla, kültürel mirasın ayrılmaz bir parçası olduğu kabul ediyoruz.

Kültürel miras ve peyzaj, toplulukların kimliklerinin vazgeçilmez bir unsurudur ve biyolojik çeşitliliğin de korunmasını güvenceye alan geleneksel uygulamalar ve bilgiler üzerinden yaşatılmalıdır.

Peyzajlar bugün beklenmedik tehditlerle karşı karşıya kalmıştır; kültürel ve doğal miras arasındaki ilişkinin yürütülmesiyle ilgili uygulama deneyimleri paylaşılarak ve yeni yaklaşımlar izlenerek bu tehditlerin yönetilmesi gerekmektedir. Insan haklarının korunmasına ve yeni ile geleneksel bilginin ve yerel yönetişimin güçlendirilmesine dayalı bir yaklaşıma ihtiyaç vardır.

18. Genel Kurul katılımcıları bu Bildirgeyi hükümetlerarası kuruluşlara, ulusal ve yerel yönetimlere ve tüm kuruluş ve uzmanlara hitaben sunmakta, aşağıdaki eylemleri tavsiye etmektedir:

1. Turizm ve yorumlama yoluyla toplulukların kimliklerinin paylaşılması ve deneyimlenmesi

1.1 Topluluk kimliklerinin paylaşılması: toplulukları ve turistleri güçlendirmek için fırsatlar

a. Toplulukların kimliklerinin birbirinin aynı veya durağan olduğu çok az görülmektedir; aksine kimlik, güncel jeo-politik koşullar bağlamında geçmişin ve bugünün paslaşması ile sürekli evrilen, canlı bir kavramdır. Dünyanın her yerinde, tezat– ve sıklıkla çatışma– içindeki topluluk kimlikleri, turizmin ekonomik, sosyal ve kültürel faydalarından nasibini almak amacı taşıyan kültürel miras turist destinasyonlarında sunulan çeşitli etkinlik ve hizmetler yoluyla ifade edilmektedir (ve bu etkinlik ve hizmetlerce olumsuz veya olumlu yönde biçimlendirilebilir).

b. Hizmet sunumu, girişimcilik, kültürel üretim veya gönüllü etkinlikler yoluyla toplulukların turizme katılımı, kültürel miraslarını takdir etmeleri için bir aracı olabilir ve alanda yaşayan toplulukların çeşitli kimliklerini olumlu biçimde tanıtmak için (kapasite geliştirme ile desteklenen) fırsatlar sağlayabilir.

c. Toplulukların ziyaretçilerle paylaştıkları gelenekler– festivaller, danslar ve mutfak kültürleri– zaman içinde küçük değişikliklere uğramakta ve bu gerek yerli halk gerekse ziyaretçiler için düşük nitelikli bir deneyim yaşanmasına sebep olabilmektedir. Yüksek düzeyde kültürel farkındalığa ve kendi içindeki eşsiz kültürel değerlerin ayırdına varma kapasitesine sahip bir topluluk, benimsediği kültürel mirasın bütünlüğünü, özgünlüğünü ve sürekliliğini korumakta daha güçlü bir konumdadır.

d. Yerel toplulukların afet ve çatışmadan etkilenmiş kültürel miras alanları ile ilgilenmesi, iyileşme nekaat ve uzlaşma için fırsatlar sunmaktadır. Topluluklar, acı dolu hatıralar karşısında kendi hayatlarının düzenini yeniden kurarken, peyzajın içinde mevcut olan fiziksel anıtları koruyarak veya yeni anıtlar yaratarak, ‘insanlık suçları’nın veya afetlerin sebep olduğu yıkımın ve can kaybının oluşturduğu psikolojik yaraları kaydedebilir. Buna bağlı olarak da, bu anıtlar birer ziyaretçi çekim noktası olarak, topluluklarca yapılan çeşitli yorumlamalar ve turistlerle sürdürülecek bir diyalog için fırsatlar yaratmaktadır.

e. Bir mekanın –somut ve somut olmayan– mirası hakkında ev sahibi topluluk ve ziyaretçiler arasında var olan bilgiyi ve kültürel farkındalığı artırmak, ‘bilgi için seyahat’ kavramına bağlı olarak, anlamlı kültürlerarası diyaloğun gelişimine, kültürel farklılıklara bireysel düzeyde saygı duyulmasına ve turist deneyiminin kalitesinin artmasına yardımcı olmaktadır. Bu, barış içinde
birlikte yaşamanın temelidir.

1.2 Kültürel etkileşimler ve iletişim: deneyim yoluyla bilgi oluşturmak ve algıları değiştirmek

a. Yerel turizm bağlamında sürdürülebilir koruma ve somut o lmayan kültürel mirasın muhafaza edilmesi, ancak yerel topluluklarda bu konudaki farkındalığın, derin bilginin ve kendi miraslarının değerine ve eşsiz bir kültürün yaratılmasında – ve yaratılmaya devam etmesinde – bir araya gelmiş çeşitli etkenlere ilişkin anlayışlarının geliştirilmesi ile başarılabilir.

b. Yerel topluluk üyeleri ve özellikle gençler arasında, mirasları ile ilişki kurmalarına ve onu yorumlamalarına ve de ziyaretçilerle başarılı iletişim kurmalarına destek vermek için kuşaklararası kapasite geliştirilmesi, aynı anda hem ziyaretçi deneyimlerini zenginleştirme hem de kendi öz-değer ve kimlik duygularını güçlendirme yönünde ikili fayda sağlayacaktır.

c. Ziyaretçiler ve topluluklar arasında iki yönlü iletişim aynı zaman merak uyandırabilir, (uygun durumda) çoklu yorumlamalara imkan verebilir ve ev sahiplerinin kendi hikayelerini kişisel bir biçimde anlatmalarını sağlayabilir.

d. Toplum-odaklı turizmin gelişimi, ziyaretçilerin daha kişiselleştirilmiş ve yaşamı zenginleştirici deneyimlere ilişkin artan beklentisine karşılık gelmektedir. İşbirliği-odaklı ve etik yerel turizm ağları, kültürel etkileşimleri aktif ziyaretçi katılımının merkezine alan, özelleşmiş turizmin itici gücüdür.

e. Kültürel mirasa ilişkin özgün, bütünsel ve insanı sarmalayan deneyimler, turizm yoluyla oluşan kültürlerarası diyaloğun kilit bir bileşenidir ve bir topluluğun diasporasının kendi geçmişiyle turist olarak yeniden ilişki kurmasının önemli bir unsurudur.

f. Kültürel etkinlikler, turizmi kendilerine çekmeyi amaçlayan birçok topluluk için stratejik araçlardır. Dini veya seküler yerel rituellere, özenlice yapılandırılmış, kapsayıcı bir yaklaşım ve kültürel festivaller yoluyla yaratılan eğlence ile karşılıklı bilgilenme, hüzün ve zevkin dengeli bir birleşiminin paylaşılması ve geliştirilmesi, eğer iyi yönetilirse, bizi adım adım daha zengin bir coğrafyaya doğru götürebilir.

1.3 Kültürel mekanlar: kültürel mirasın geliştirilmesi için çerçeveler bulunması

a. Fiziksel çevrenin planlanmasına ilişkin yaratıcı çözümler, hem ziyaretçilerin hem toplulukların bir mekan ile daha derin karşılıklı yarar ilişkisi kurmalarını sağlayabilir. Örneğin kültürel koridorlar, geleneksel rotaların hassas bir şekilde yeniden işler hale getirilmesiyle tarihi araştırmaların değerini ve mekanın kültürel önemini öne çıkarabilir.

b. Turist destinasyonlarındaki kültürel miras alanlarına erişimin etkili olması için, planlamaya ve yorumlamaya çok-katmanlı bir yaklaşım gereklidir. Yorumlama planlaması ve kalite kontrol mekanizmaları için duruma göre özelleşmiş stratejiler aracılığıyla, fiziksel, entellektüel, duygusal ve ekonomik erişim türleri birbiriyle uzlaştırılmalıdr.

c. Yaratıcı mekanlar – ister sanal ister gerçek olsun – somut ve somut olmayan kültürel miras arasındaki ilişki örüntüsüne bağımlıdır. Gelip geçici olana dair hatıralar, ziyaretçi deneyiminin ayrılmaz bir parçasıdır ve bu hatıraları gelecek için muhafaza etmenin ve zenginleştirmenin yeni yöntemleri bulunmalıdır.

d. Kültürel turizmin gelişimine yönelik tutarlı toplum-odaklı stratejiler, mekan ile dinamik kültürel gelenekler arasındaki bağlantının öneminin anlaşılmasına bağlıdır.

e. Turist destinasyonlarındaki kültürel miras alanlarının korunmasına ve yönetimine ilişkin örgütlenme, koruma planlamasını benimseyen fakat ötesine de geçen, bütünleşik plan, politika, yönetmelik ve uygulamaların oluşturduğu bütünsel bir sistem gerektirmektedir.

f. Bütünleşik bir mekan ve turizm planlaması: toplulukların rolünü destekleyebilir; kaliteli kültürel ürünlerin ve kültürel miras deneyimlerinin bir arada yaratılması için bir gündem oluşturabilir; yenilikleri ve küresel turist ve miras endüstrilerindeki değişen önceliklere göre belirli bir yerde ve anda bunlara uyum sağlanmasına yardımcı olabilir, böylelikle de toplulukların kimliklerini pekiştirebilir.

2. Kültürel habitat olarak peyzaj
2.1 Toplum odaklı bir yaklaşım

a. Peyzaj kavramı – ister kentsel ister kırsal anlamda olsun – uyumlu gelişme için yeni bir paradigma haline gelmekte, ekonomik, sosyal ve çevresel süreçleri bütünleştirebilen bir yaklaşım sunmaktadır.

b. Kentsel ve kırsal peyzajlar arasında, kültürel, sosyo-ekonomik ve çevresel süreçlerle, aynı zamanda insan nüfusunun esenliğiyle ilgili çok çeşitli ilişkiler bulunmaktadır.

c. Yerel toplulukların kendi kültürel miraslarıyla – ve aynı zamanda yenilikçi ve geleneksel uygulamalarla – ilgilenmesi, onları tanıması ve onlara saygı göstermesi, çok-işlevli peyzajların daha etkili yönetimini ve yönetişimini sağlayarak, bu peyzajların dayanıklılığına ve uyum sağlayabilirliğine katkıda bulunabilir.

2.2 Kültür ve doğanın bileşimi olarak peyzaj

a. Kültürel peyzajlar sadece koruma alanları olarak değil, aynı zamanda sürdürülebilir gelişme stratejilerinin başarıyla uygulanabileceği yerler olarak görülmelidir.

b. Birçok peyzajda, “doğal” ve “kültürel” gibi kavramlar anlamlarını büyük oranda yitirmiş, bu kavramlar yerine, sadece yerleşimlerin ve tarımın değil, aynı zamanda canlı türlerinin ve canlıların yaşam alanlarının da insanlar tarafından belirlendiği ve korunduğu bir “biyokültürel anlayış” gelişmektedir.

c. Koruma ile yenilik arasındaki yapay ayrımın sorgulanmasının zamanı gelmiştir; bu bağlamda kültürel peyzajlar, yeni ekonomik gelişme modelleri, iklim değişikliğine karşı tutumlar, risk yönetimi, biyolojik çeşitliliğin korunması ve insan sağlığı ışığında alınacak birer ders olarak görülmelidir.

2.3 Büyümenin itici gücü olarak peyzaj

a. Biyolojik ve kültürel çeşitlilik arasında peyzaj düzeyinde gerçekleşen etkileşimin ve bunun geçim kaynaklarının ve insan refahının geleceği için ne anlama geldiğinin daha iyi anlaşılması için, daha ileri düzeyde disiplinlerarası ve disiplinler-ötesi araştırmalara ihtiyaç vardır.

b. Doğal bilimler ile sosyal ve beşeri bilimler arasındaki ayrımdan kaynaklanan önemli entellektüel fikir ayrılıklarını aşmak gerekmektedir. Peyzaj planlaması, yönetimi ve korumasında yeni araçlar geliştirebilmek için bu disiplinler arasında geniş kapsamlı işbirliği gerekmektedir.

c. Kültürel peyzajlara ilişkin ulusal ve uluslararası taahhütleri etkili biçimde yerine getirebilmek için kamunun bilinçlenmesine ve siyasi eyleme ihtiyaç vardır.

3. Geleneksel bilgi yoluyla sürdürülebilirlik
3.1 Geleneksel bilginin yarattığı gündelik yaşam kalitesi

a. Eski uygarlıklardan günümüze aktarılmış olan geleneksel bilgi sistemlerinin kalkınmadaki rolü hakkındaki araştırmaların ve bilinçlendirmenin desteklenmesi gerekmektedir.

b. Geleneksel bilginin ürettiği kimliklerin, sosyal bütünlüğün, sosyal katılımın ve yaşam kalitesinin önemi anlaşılmalıdır.

c. Geleneksel teknikler ve uygulamalar ile ilgili anlam, sembolizm ve ritüellere ilişkin daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

d. Toplulukların sağlık, beslenme ve yaşam tarzı ile ilgili sahip olduğu geleneksel sistemler tespit edilmelidir.

e. Geleneksel ve yöreye özgü bilgiye ve sistemlere sahip yerel toplulukların ve yöreye ait halkların haklarının desteklenmesine ihtiyaç vardır.

3.2 Geleneksel bilginin ve uygulamaların dengeli teknolojik, yenilikçi gelişme programları ve sürdürülebilir gelişmenin dayanağı olarak değeri

a. Yeni bir teknolojik paradigmayı ilerletebilmek için geleneksel sistemlere ilişkin bilgi artırılmalıdır.

b. Geleneksel bilgiye ilişkin bir tipoloji tespit sistemi ile bu konudaki örnekleri ve iyi uygulamaları içeren bir veri tabanı oluşturulmalıdır.

c. Bütünsel, mütecaviz olmayan ve sürdürülebilir bir yaklaşım ile, geleneksel ve modern teknik ve teknolojilerden dengeli biçimde yararlanılması desteklenmelidir.

3.3 Miras alanlarına ve toplulukları ve insanları koruyan karar süreçlerine saygı

a. Geleneksel bilginin korunması için bireyler, topluluklar, yayıncılar ve geleneksel tekniklerin geliştiricileri tarafından uygulanabilecek olası yöntemler değerlendirilmelidir.

b. İklim değişikliği, doğal afetler, göç ve yoksulluk gibi küresel sorunlar ve riskler ile baş etmek için dayanıklı geleneksel teknikler desteklenmeli ve bunların her ülkede kullanımları yaygınlaştırılmalıdır. Dayanıklı teknolojiler tespit edilmeli, enerjinin etkin kullanımını ve karbondiyoksit emisyonlarının azaltılmasını sağlamak için geleneksel bilginin kullanımı teşvik edilmelidir.

c. Doğa ve insan kaynaklı risklere daha fazla maruz olan miras alanlarını ve kültür varlıklarını daha iyi koruyabilmek için, felaketlerin önlenmesine yönelik yapıcı’ toplu tepkilerin ve katılımcı eylemlerin gelişimi teşvik edilmelidir.

d. Öğrenim sistemleri ve mevzuat ile desteklenen sürdürülebilir politikaların ve programların oluşturulması için iletişim ve yorumlama imkanları sağlanmalıdır.

4. Toplum odaklı koruma ve yereli güçlendirme
4.1 Mirasın zenginleştirilmesinde toplumun sürece katılması

a. Topluluklar ile mirasları arasındaki bağ tanınmalı, bir topluluğun kendi mirasında bulunan değerleri ve bilgi sistemlerini belirleme hakkına saygı gösterilmelidir. Miras alanları, ister sit ister peyzaj olsunlar, ilişkili oldukları çeşitli topluluklar için farklı değerler taşıyabilir ve değer tespit süreci her grubu göz önüne almalıdır.

b. Miras ile ilgili meseleleri ele almak ve yenilikçi sinerjiler yoluyla yeni değer dizgileri yaratmak amacıyla, çok sayıda paydaş arasında farklı düzeylerde işbirliği ağları kurulmalıdır.

c. Miras koruma programlarının uzun vadeli sosyal etkilerini değerlendirmek için dinamik, esnek, kapsayıcı ve bütünleşik ilişki kurma süreçleri harekete geçirilmelidir.

4.2 Mirasın korunmasında ve yönetiminde ‘tabandan yukarıya’ yaklaşım

a. Formal planlama/yönetim sistemleri içerisinde topluluklara aktif bir rol vererek, korumaya dair karar-verme süreçlerinde bu toplulukların söz hakkı olmasını sağlamak önemlidir.

b. Koruma alanındaki profesyonellerin rolü, topluluk-güdümlü koruma girişimlerine teknik danışmanlık sağlamak ve bir topluluğun mirası ile ilişkisinde kopukluklar olduğunda bu kopukluğu onarıcı olarak kabul edilmelidir.

c. Yaratıcı tabandan-yukarı yaklaşımların temeli olacak şekilde, kalkınmanın ‘insan’ ölçeği yeniden öne çıkarılmalıdır.

4.3 Miras korumanın sürdürülebilir yerel sosyo-ekonomik gelişme ile bağlantısını kurmak

a. Miras koruma, sürdürülebilir gelişme hedeflerine katkıda bulunmalıdır.

b. (Ölçülebilir göstergelere dayalı) iyi uygulamalar desteklenmeli, mirasın refaha, sosyal bütünleşmeye ve sürdürülebilir ekonomik gelişmeye katkısı ile ilişkilendirilmelidir.

c. Arzulanan gelecek tahayyüllerini gerçeğe dönüştürmek için, ‘kitlesel fonlama’ (c) gibi yenilikçi yaklaşımlar ve araçlar, topluluk ağları için pro-aktif bir rol geliştirmek için kullanılmalıdır.

5. Koruma uygulamaları için gelişmekte olan araçlar
5.1 Kültürel miras hedefleri yeni araçların gelişimini yönlendirmeli, bunun tersi olmamalı, böylece kültürel mirasın merkezi konumu pekiştirilmelidir

a. Yeni araçlar ve teknolojiler, kendi içinde bir amaç olarak değil, koruma sürecinin çeşitli aşamalarını destekleyen yöntemler olarak görülmeli, kültürel mirasın bir insan hakkı olarak sahip olması gereken merkezi konumu gözetilmelidir.

b. Koruma çalışmalarında özgünlüğün gözetilmesi amacıyla, teorik ve metodolojik hedeflere ve uygulamalara yönelik rehber ilkeler ve ilişki ağları oluşturulmalı ve paylaşılmalıdır.

c. Teknoloji uzmanları ve miras alanındaki uygulamacılar, bilginin yöneticileri ve kullanıcıları arasındaki – teknolojik ama özellikle kültürel – kopuklukları gidermek için işbirliğini esas alan, disiplinlerarası araştırmalara (finansman politikaları ile ilgili olanlar dahil) yönelik rehber ilkeler geliştirilmelidirler.

5.2 Ortak kültürel gelişme için erişilebilir ve herkesi kapsayıcı yeni teknolojiler geliştirilmelidir

a. Kültürler, bilgi, malzemeler, geleneksel ve yenilikçi teknolojiler arasında adil ve kazançlı bir denge sağlanması için yerel ve geleneksel bilgiye saygı duyulmalıdır.

b. Korumada elde edilen sonuçları iyileştirmek için, hükümet dışı kuruluşların stratejik ortaklıklardaki kilit rolü tanınmalıdır.

c. Kültürel ve sosyal eşitsizliklerin aşılması için bilginin yayılmasına yönelik platformlar ve araçlar sağlamlaştırılmalı ve paylaşılmalıdır.

d. Mesleki çevrelerdeki tartışmalar aracılığıyla, koruma süreçlerindeki iyi uygulamaların alışverişine aktif katkı sağlanmalı, bu esnada mükerrer çabalardan kaçınılmasına dikkat edilmelidir.

5.3 İşlemlerin ve araçların işbirliğe yönelik standartlaşması ve sadeleşmesi sağlanmalıdır

a. Sonuçlarının kesinliği, güvenilirliği ve doğrulanabilirliğinden emin olunan, ve hem coğrafyalar arasında hem de zaman içinde karşılaştırmalı analizlere imkan sağlanması için uluslararası düzeyde kabul edilen ve uygulanabilir araçlar geliştirilmelidir.

b. Kültürel mirası belgeleme, koruma ve izleme işlerinde kullanılabilecek araçların, verimli bir döngünün parçası olarak benimsenebilmesi için, kullanıcı-dostu ve düşük-maliyetli teknolojilere öncelik verilmelidir.

c. Kültürel mirası koruma pratiğindeki standartlara ve prosedürlere demokratik bir biçimde erişim sağlanması için, öncelikli olarak çevrimiçi araçlar ve ‘açık kaynak’(d) platformlar geliştirilmelidir.

d. Teknolojilerin kültürel miras konusuna uyarlanmasında iyi tanımlanmış anahtar hedeflere karşılık gelmesi ve böylece koruma pratiğini iyileştirmeden sadece teknoloji sektöründe ilerlenmesi riskinden kaçınılması sağlanmalıdır. Floransa, 14 Kasım 2014

Türkiye’deki Seri Katiller

0

Türkiye’deki Seri Katiller isimli eser Mustafa Kaygısız tarafından 2008 yılında kaleme alınmıştır. Eser, Seçkin Yayınları tarafından okuyucu ile buluşturulmuştur. 

Kitap, gördüğü yoğun ilgi sonucunda, art arda ek baskılar yapmış, sonraki baskılarda ayrıca güncellenmiştir. Mesleği gereği, birçok adli vaka ile karşılaşan ve kolluk kuvvetlerinin eğitiminde de yer alan yazar, Türkiye’deki seri cinayetler konusunu bilimsel açıdan ele almaktadır. Kitap, polis tutanakları ve gerçek olaylarla konuya odaklanmaktadır.

Yazarın ayrıca, Temel Kriminalistik, Temel Adli BilimlerTürkiye’nin Siyasi Kriminal Tarihi, Dedektif Sizsiniz, Cinayetlerin Şifresive Suikastların Şifresi isimli eserleri bulunmaktadır. 

Türkiye’deki Seri Katiller, isimli çalışmada öldürmenin özel niteliği olan ve birbiri ile yakın bağlantısı olan çoklu öldürmeleri içine alan seri cinayet failleri ve seri katil kavramları anlatılmakta ve seri katiller hakkında geniş bilgi verilmektedir. Bilgisi verilen 70 gerçek olay arasında bir dönem çok ses getiren Palu ailesine de yer verilmiştir. Kriminoloji bilimi bakımından sıra dışı nitelik taşıyan eser; seri katiler, seri cinayetler, paralel cinayetler konusunda bilgi edinmek isteyen herkese hitap etmektedir.

Kitabın Konu Başlıkları:

  • Cinayet ve Seri Katiller
  • Seri Katillerin Özellikleri
  • Seri Katil Profilleri
  • Seri Katilin Cinayete Doğru Aşamaları
  • Paralel Cinayetler ve Katilleri
  • Türkiye Seri Katil Profilleri
  • Katili Bulunamayan Kurbanlar
  • Katilini Arayan Kurbanlar
  • Kimliğini Bulamayan Cesetler
  • Polis Dosyalarından Türkiye’den 50 Seri Katil
  • Türkiye’den Vaka Dosyaları

Bu görselin Alt özniteliği boş. Dosya adı: Seri-Katiller-Mustafa-Kaygisiz.jpg

İçindekiler

Dördüncü Baskıya Önsöz …6
Önsöz …9
Giriş …15
SERİ CİNAYET–SERİ KATİLLER …19
ÖLDÜRME/CİNAYET …19
SERİ CİNAYET SERİ KATİLLER …21
SERİ KATİL TANIMLAMASI …23
SERİ KATİLLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ …25
TÜRKİYE’DE SERİ KATİL …31
TÜRKİYE SERİ KATİL PROFİLLERİ …31
SERİ KATİLİN ÇOCUKLUĞU …33
SUÇ/SUÇLU PROFİLLEME …33
CİNAYET EYLEMCİSİNİN PSİKOLOJİSİ …35
SERİ KATİL TİPLERİ …35
SUÇ İŞLEMELERİNE GÖRE SERİ KATİLLER …36
SERİ KATİLİN CİNAYETE DOĞRU AŞAMALARI …38
KADIN SERİ KATİLLER …39
TERÖRİST VE KATLİAMCI SERİ KATİLLER …41
SERİ KATİLLER …45
(1) FORSA HALİL (Osmanlı’da Seri Katil) …45
(2) HİRİSTO ANASTADİYADİS AHİLYA (Kasımpaşalı Hirisantos) …47
(3) ABDULLAH AKSOY (Çumra Canavarı) …52
(4) Kasımpaşa Canavarı …59
(5) YAVUZ YAPICIOĞLU (Avcılar Sapığı) …62
(6) ADNAN ÇOLAK (Baltacı Katil – Artvin Canavarı) …71
(7) SÜLEYMAN AKTAŞ (Çivici Katil) …77
(8) SEYİT AHMET DEMİRCİ (Mobilyacı Seri Katili) …82
(9) ORHAN AKSOY (Kolici Seri Katil) …94
(10) AYHAN KARTAL (İzmir Canavarı) …110
(11) HAMDİ KAYAPINAR (Kayseri Kanal Boyu Avcı Seri Katili) …114
(12) ALİ KEMAL TUFAN (Sapık Seri Katil) …129
(13) MURAT YALMAN (Af Sonrası Kayseri Seri Katili) …136
(14) HAKAN KARAYAVUZ (Alanya Sapığı) …142
(15) YÜKSEL AKTİN (Yakın Atış Katili) …147
(16) OSMAN BORA ÇUHACI (Zevk Peşinde Koşan Seri Katil) …151
(17) YUSUF CİHAN BİLGİ (Asansör Seri Katili) …160
(18) ERDAL SANSA (Tornavidalı Sapık Katil) …165
(19) SADIK BATMAZ (Testereli Katil) …169
(20) TUFAN DOĞANAY (Sapık Bekçi) …173
(21) DENİZ YAĞMUR (Güvenlikçi Seri Katil) …179
(22) NURİ ÇALIŞIR (Adana Katili) …186
(23) ALİ KAYA (Bebek Yüzlü Katil) …190
(24) HALİL AY (Göl Katili) …194
(25) MAHMUT İLGİ – ÖMER EROL (Travesti Katilleri) …200
(26) YİĞİT BEKÇE – MEHMET KARAHASAN (Otoyolu Katilleri) …204
(27) ÖZGÜR DENGİZ (Ankaralı Hannibal) …211
(28) KAZIM TÜRE (Testereli Katil) …220
(29) ZEKİ DAĞLI (Aile Katliamcısı Seri Katil) …226
(30) MEHMET SİNAN DEMİR (Aşiret Seri Katili) …232
(31) Bilinmiyor (Kesik Bacak Cinayetleri) …238
(32) UFUK SALİH HANTAL (Tarikat Seri Katili) …243
(33) DURMUŞ ANUÇİN (Kiralık Seri Katil) …250
(34) SATANİST KATİLLER (Ömer Çelik – Engin Arslan – Zinnur Gülşah Dinçer) …256
(35) ERDİNÇ TÜMER (Eşi Ortağı) …262
(36) TARKAN SİTEMKÂR UYSAL (Depremzede Katil) …265
(37) TUNCER USTAEL (Aile Kriminali ‘Palu–Ustael–Tanhal’ Ailesi) …266
(38) ÖZKAN ZENGİN (Kuyucu Katil) …277
(39) UĞUR VELİ GÜLIŞIK (Bayram Şekeri Çocukları Katili) …281
(40) ATALAY FİLİZ (Zeki Çocuk) …290
(41) YUNUS KAHRAMAN (Tanıdıklarının Katili) …299
(42) BEKİR ÇİFTÇİ (Isparta Yaşlı Kadınlar Katili) …304
(43) ÖZGÜR ARDUÇ (Ceren Özdemir–Psikopat Seri Katil) …308
(44) MEHMET ALİ ÇAYIROĞLU (Akkuş Canavarı) …313
(45) OKTAY TAYFUN BÖLGE (Kırkağaç Seri Katili) …321
PARALEL CİNAYETLER …325
(46) GÖKHAN ÖZGÖKMEN (Ankara Marketçi Seri Katiller) …327
(47) YENER YERMEZ (Üzeyir Garih Cinayeti) …333
(48) SELİM AKKURT (Tetikçi) …341
(49) KENAN ÖNER (Günlükten Çıkan Aile Cinayeti) …343
(50) ABDULLAH PALAZ (Haksızlıkların Cinayetleri) …349
(51) MEHMET GÖKER (Ankara–İzmir) …352
(52) HAMDİ AYRİ (İzmir Kokulu Katili) …354
(53) ETHEM SAKİN (Osmaneli Katili) …357
(54) MUSTAFA BALABAN (Aile Katliamcısı) …360
(55) YUSUF TURHAN– MEHMET TURHAN (Seri Katil Kardeşler) …362
(56) GÖKHAN ARMAĞAN (Aile Katliamcısı) …368
(57) DENİZ ŞAHİN (Kriminal Tırmanış) …370
(58) MOHAMAD OMAR YUSUFİ (Afgan Seri Katil) …373
KADIN SERİ KATİLLER …377
(59) HANZADE (Baltalı Hanza) …377
(60) HAMDİYE YAVUZ (Tıbbi Cinayetler) …379
(61) GALYALI LOCUSTA (Zehirli Katil) …382
(62) ELİZABETH BATHORY (Kanlı Kontes) …384
(63) MARY ANN COTTON (Kara Dul) …385
(64) JOLLY JANE TOPPAN …386
(65) MYRA HİNDLEY (Sevgili Seri Katiller) …388
(66) IRMA GRESE …389
KATİLİ BULUNAMAYAN CİNAYETLER – KATİLİNİ ARAYAN CESETLER – KİMLİKSİZ CESETLER …391
(67) MUSTAFA GÜNGÖR (Meclis Lojman Cinayeti) …392
KURBANLAR KATİLİNİ BULAMAZ …395
(68) AYDIN KARDEŞLER (Okul Önlüklü Çocuklar) …395
(69) AİLE KATLİAMLARI …397
İSTATİSTİK KURBANLARI …399
(70) KATHLEEN FOLBİGG (İstatistik Kurbanı) …400
(71) SALLY CLARK (Meadow Yasası Kurbanı) …403
Sonuç …405
Kaynaklar …409
İndeks …411

13 Kasım – Hukuk Takvimi / Hukuk Tarihinde Bugün

0

13 Kasım – Hukuk Takvimi – Hukuk Tarihinde Bugün

354 
Modern batı düşüncesinin öncülerinden filozof Aurelius Augustinus, dünyaya geldi. (Doğumu: 13 Kasım 354 – Ölümü: 28 Ağustos 430) Aziz Augustinus ya da Hippo’lu Augustinus olarak da bilinmektedir. 
Bu görselin Alt özniteliği boş. Dosya adı: Aurelius-Augustinus-e1731495169856.jpg
1770
George Grenville öldü. (14 Ekim 1712 – 13 Kasım 1770) Oxford’da okudu. Milletvekili ve bakan olarak siyasette yer aldı. Hukuk eğitimi alan Büyük Britanya Başbakanlarından biri olarak 16 Nisan 1763 – 10 Temmuz 1765  tarihleri arasında görev yaptı. 
1828
Fransız hukukçu ve politikacı André-Joseph, Kont Abrial yaşamını yitirdi. (19 Mart 1750 – 13 Kasım 1828) Paris Üniversitesinde eğitim aldı. Bir süre avukatlık yaptı. Napolyon döneminde Adalet Bakanı olarak görev yaptı. Yargı sistemini yeniden düzenledi, Napolyon Yasası’nın Fransa’da ve yurtdışında geliştirilmesinde ve uygulanmasında rol aldı. 1802’de Senator oldu. Senato’nun bireysel özgürlükleri denetlemek üzere görevlendirdiği komisyonda görev yaptı.
Bu görselin Alt özniteliği boş. Dosya adı: Andre-Joseph-Abrial.jpg
1856
ABD’li hukukçu, avukat ve yargıç Louis Dembitz Brandeis (13 Kasım 1856- 5 Ekim 1941) dünyaya geldi. Ailesi Çek göçmeni Yahudi idi. Harvard Hukuk Okuluna gitti. 1878’de Missouri barosuna kabul edildi. Harvard Hukuk Dergisi’nde makaleleri yayınlandı. 1916’dan 1939’a kadar Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesinde yardımcı yargıç olarak görev yaptı. Mahremiyet Hakkı kavramının geliştirilmesine katkı sundu. 
1914
Caresse Crosby tarafından geliştirilen sutyenin patenti alındı.
1920
Milletler Cemiyeti‘nin Cenevre’deki açılışına 41 ülkeden 5 bin temsilci katıldı.
1940
Amerikalı filozof ve mantıkçı Saul Aaron Kripke (13 Kasım 1940 – 15 Eylül 2022) dünyaya geldi. 
1942
Devlet memurlarına, parasız elbise ve ayakkabı verilmesine ilişkin kanun kabul edildi.
Bu görselin Alt özniteliği boş. Dosya adı: Devlet-memurlarina-parasiz-elbise-ve-ayakkabi-verilmesine-iliskin-kanun-Ulus-Gazetesi-habari.jpeg
1945
Charles De Gaulle, Fransa Cumhurbaşkanı seçildi.
1954
Nazi Komutanlarından Paul Ludwig Ewald von Kleist Sovyet esir kamplarında öldü. (8 Ağustos 1881- 13 Kasım 1954) İkinci Dünya Savaşı sırasında, Polonya, Fransa ve Ukrayna işgallerinde görev aldı. Kafkasya ve Stalingrad’da kuşatmalarında çatışmalara katıldı. 1945 yılının Nisan ayı sonlarında Bavyera’da ABD birlikleri tarafından tutuklandı ve İngiliz Ordusu’na teslim edildi. Eylül 1946’da Yugoslavya’ya iade edildi ve yargılamanın ardından savaş suçlarından on beş yıl hapis cezasına çarptırıldı. 1948’de Sovyetler Birliği’ne iade edildi ve burada savaş suçlarıyla suçlandı. Bir duruşmadan sonra 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 13 Kasım 1954’te, Vladimir Merkez Hapishanesi’nde kalp yetmezliğinden öldü. Sovyetler Birliği’ndeki Alman savaş esirleri arasında Rus esaretinde ölen en kıdemli askerdi.
1956
ABD Yüksek Mahkemesi, Alabama eyaletinde otobüslerde siyah-beyaz ayrımcılığı yapılmasına neden olan yasayı iptal etti. 
1960
27 Mayıs Askeri Darbesinin arından göreve gelen Millî Birlik Komitesi‘nin 14 üyesi, komiteden atıldı. Bu kişiler yurt dışına gönderildi.
1965
Sovyetlerin ihracat malları karşılığı Türkiye’de kuracağı tesislerle ilgili ilk çalışmalar tamamlandı. Yedi proje ile ilgili anlaşma Dışişleri Bakanlığı’nda imzalanan protokolle tespit edildi. 
1968 
Türkiye İşçi Partisi Kongresi’nde, hukukçu Mehmet Ali Aybar yeniden Genel Başkan seçildi.
1968
360 derneğin bağlı olduğu yaklaşık 60 bin üyesi bulunan Din Görevlileri Yardımlaşma Federasyonu, yayınladığı bildiri ve bültenlerde “Dini politikaya alet ettiği” gerekçesiyle Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla kapatıldı.
1970
Birinci Dünya Savaşı sırasında ilan edilen Iğdır Cumhuriyeti’nin kurucusu Hacı Ali Ekber Tufan yaşamını yitirdi. 
1972
Dev-Genç Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, Genel Sayman Zafer Kutlu ile Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Oğuzhan Müftüoğlu ve Oktay Etiman’ın Askeri Mahkeme’de yargılanmalarına başlandı.
   
1976
Uluslararası Af Örgütü’nün, Türkiye’de siyasi tutuklulara işkence yapıldığı, işkencenin rutin hale geldiğine yönelik tespitlerinin Nisan’da bir mektupla Başbakan Demirel’e iletildiği bildirildi. Af Örgütü’nün Nisan 1976’da yazılan çalışma raporu ile Demirel’e iletilen mektubunun bazı bölümleri Tutuklu ve Mahkumlarla Dayanışma Derneği (TUMAD-DER) tarafından basına açıklandı.
1976
BM Genel Kurulu, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin başvurusu üzerine, Kıbrıs’taki bütün yabancı askerlerin çekilmesini ve mültecilerin yerlerine dönmesini öngören tasarıyı kabul etti. Karar, adadaki tüm yabancı askerlerin geri çekilmesi, Ada’nın. iç işlerine tüm askerî müdahalelerin durdurulması, arzu eden tüm göçmenlerin emniyet içinde evlerine dönmeleri ve toplumlararası görüşmelerin acilen başlaması çağırışında bulunmaktaydı.
1977
TRT Müzik Dairesi Türk Hafif Müziği Denetleme Kurulu Cem Karaca’nın 10 eserinin TRT’de çalınmasını yasakladı.
1980
Alparslan Türkeş ve Necmettin Erbakan seçim yasasına muhalefetten 2’şer ay hapse mahkûm oldu.   
1987
Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi (European Convention for the Protection of Pet Animals ETS125) 13 Kasım 1987 tarihinde Strasbourg’da imzalandı.
   
   
1994
Sulak Alanların Korunması’na ilişkin Ramsar Sözleşmesi, Türkiye bakımından yürürlüğe girdi.
1995
İçişleri Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı’nca Kürt kökenli 193 iş adamına devlet ihalelerine girme yasağı getirildiğini doğruladı. 
1996
6 Kasım’daki YÖK protestosunda Beyazıt Meydanı’nda dövülen öğrenciler İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. 
2000
Avrupa’nın savunması için 52 yıl önce kurulan Batı Avrupa Birliği (BAB) kendi kendini feshetti. Yerini Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği’ne bıraktı. BAB Asamblesi ise artık AGSK Asamblesi olarak görev yapacak.
2002
Irak, silah denetçilerinin ülkeye dört yıl aradan sonra dönmesini öngören ve ülkenin silahsızlandırılmasıyla ilgili 1441 sayılı BM kararını kabul etti.
2005
Van Kapalı Cezaevinde Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın ile aynı koğuşta kalan Üniversitenin Genel Sekreter Yardımcısı Enver Arpalı intihar etti. Rahatsızlanan Rektör Aşkın ise Tıp Fakültesi Hastanesinin Kalp ve Damar Cerrahisi Servisi’nde yoğun bakıma alındı.
2006
Eski Milletvekili Sedat Edip Bucak, hakkındaki beraat kararının bozulmasının ardından yargılandığı ”Susurluk Davası” kapsamında İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesince, 1 yıl 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Bucak’ın cezası ertelendi.
2008
AİHM, 12 Eylül darbecileri için 1999’daki suç duyurusu işleme konulmayan, 2000 yılında Kenan Evren hakkında hazırladığı iddianameden dolayı ise 2003’de meslekten men cezasına çarptırılan eski Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu’nun başvurusunda Türkiye’yi 41 bin Euro tazminata mahkum etti.
İnsan Hakları Amerikalılararası Komisyonu İçtüzüğü kabul edildi. 
2015
Paris’te akşam saatlerinde konser salonu, stadyum, restoran ve barlara yönelik koordineli şekilde düzenlenen İŞİD terör saldırılarında 132 kişi öldü.
   
2020
İngiliz seri katil Peter William Sutcliffe öldü. (2 Haziran 1946, İngiltere – 13 Kasım 2020, İngiltere) Genellikle Yorkshire Karındeşeni olarak bilinen İngiliz seri katil. 1981 yılında 13 kadını öldürmekten ve 7 kişiyi de öldürmeye teşebbüs etmekten suçlu bulundu. Kendisine paranoid şizofreni teşhisi kondu. 20 yılı Yüksek Güvenlikli Broadmoor Hastanesi’nde tedavi olacak şekilde ömür boyu hapis cezası aldı. 13 Kasım 2020’de Durham’da cezaevindeyken COVID-19 nedeniyle 74 yaşında öldü. 
2023
Tutuklu TİP Milletvekili Avukat Can Atalay hakkında hak ihlali kararı veren AYM üyeleri için suç duyurusunda bulunan ve AYM kararına uyulmamasına karar veren Yargıtay 3. Ceza Dairesine karşı CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın 13 Kasım 2023’te, Çağlayan Adliyesinde Adalet Nöbeti başlattı. Nöbet 29 Kasım’a kadar devam etti. Aradan geçen sürede  Yargıtay 4. Ceza Dairesinin itirazları reddetmesi dışında hukuki durumda herhangi bir değişiklik olmadı
2024
Norveç Parlamentosu, yerli halk Samiler ve azınlıkların asimile edilmesine yönelik geçmişte uygulanan “Norveçlileştirme” politikası nedeniyle bu gruplardan resmi olarak özür diledi.
2024
Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 12 sanığın yargılandığı, Muharrem İnce’ye yönelik ‘kumpas’ davasında ara karar açıklandı. Mahkeme, “sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle hakaret edilmesi suçu”na yönelik ön ödeme getirilmesine ilişkin maddenin yer aldığı “9. Yargı Paketi”nin Resmi Gazete’de yayımlanmasının beklenilmesine ve bunun üzerinden resen inceleme yapılmasına karar verdi.
2024
  • ABD’de, Ukrayna’daki savaşla ilgili çok gizli askeri belgeleri sızdırmaktan suçlu bulunan bir Massachusetts Hava Ulusal Muhafız üyesi 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
  • Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği konserlerle ilgili inceleme başlatıldı.
2024
  • Düzce’de üniversite bölgesinde uyuşturucu ticareti yaptıkları ve bunun için günlük kiralık evleri kullandıkları tespit edilen 5 şüpheli tutuklandı.
  • Kocaeli merkezli 4 ilde, sahte fiş ve fatura basıp vergi kaybına neden olan suç örgütüne yönelik operasyonda gözaltına alınan 57 şüpheliden 41’i tutuklandı.
  • Çankırı’da düzenlenen hırsızlık operasyonunda yakalanan 3 kişi tutuklandı.
  • Termal ilçesindeki bir otele ücretsiz tatil vaadiyle getirilen kişilere devre mülk hissesi sattıkları ancak çeşitli bahanelerle tatil yapmalarına izin vermedikleri, aidat ödemek istemeyenleri icra ile tehdit ettikleri öne sürülen 10’u tutuklu 38 sanık hakkında iddianame hazırlandı. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca 10’u tutuklu 38 sanığa yönelik “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık”, “rüşvet vermek”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçlarından başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan 602 sayfalık iddianame, Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede, sanıklardan 34’ü hakkında 936’şar yıl, 4’ü için de 948’er yıl hapis cezası istendi. 
2024
  • Kamuoyunda “etki ajanlığı” olarak bilinen, muhalefetin, gazetecilerin ve sivil toplum kuruluşlarının yoğun eleştirilerde bulunduğu, Noterlik Kanunu’nda değişiklik yapılmasıyla ilgili kanun teklifinin 16. maddesindeki yasa maddesi teklifi geri çekildi.
  • İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosunca AKUT’un kurucusu ve eski başkanı Nasuh Mahruki hakkında sosyal medya paylaşımlarında kullandığı ifadeler nedeniyle ‘yanıltıcı bilgiyi alenen yayma‘ ve ‘yargı organlarını alenen aşağılama‘ suçlarından soruşturma başlatıldı.
  • Depremin yıldönümünü anmak için bir araya geldikten sonra gözaltına alınan 11 trans aktivistin 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet suçlamasıyla yargılandığı dava İstanbul Anadolu Adliyesi 54. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanıkların tamamı beraat etti.
2024
Yargıtay Eski Üyesi Seyfettin Çilesiz‘in, TÜİK’in verileri baz alınarak yapılan emekli aylığı zamlarının enflasyon karşısında düşük kaldığını ve kendi emekli maaşının da eridiğini belirterek TÜİK hakkında açtığı davada Türkiye İstatistik Kurumu savunma verdi. Kurum, emekli yargıcın enflasyon verileri nedeniyle zarara uğramadığını savundu.
2024
İspanya’da 13 ton kokain yakalanmasından sonra başlatılan soruşturma kapsamında Dolandırıcılık ve Kara Para Aklama ile Mücadele biriminin başındaki polis memuru Óscar Sánchez Gil ve sevgilisi gözaltına alınarak tutuklandı.. Gil’in evinin duvarlarının içine gizlenmiş 20 milyon euro yakalandı. Gil ve sevgilisine ‘uyuşturucu kaçakçılığı, yolsuzluk ve suç örgütü üyeliği’ suçlamaları yöneltildi. Şahsın 5 yıldan bu yana uyuşturucu kaçakçıları ile birlikte çalıştığı bildirildi. 




13 Kasım - Hukuk Takvimi / Hukuk Tarihinde Bugün
13 Kasım – Hukuk Takvimi / Hukuk Tarihinde Bugün

Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi

0

Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi (European Convention for the Protection of Pet Animals ETS125) 13 Kasım 1987 tarihinde Strasbourg’da imzalanmıştır.

Türkiye, sözleşmeyi 18 Kasım 1999’da imzalamış, 28 Kasım 1999’da onaylamış, 20 Ekim 2003 tarihli Resmi Gazete’de yayınlayarak sözleşme şartları gereğince 1 Haziran 2004 tarihinde yürürlüğe sokmuştur. 

Sözleşmenin amacı, evcil hayvanların refahını ve korunmasını artırmaktır. Avrupa Konseyi üyesi ülkeler arasında işbirliği geliştirmek ve koruma standartlarını oluşturmak temel amaçlardandır. Sözleşme, evcil hayvanlar için daha iyi yaşam koşulları sağlanmayı teşvik ederek uygulamayı kontrol edecek hukuki ve idari düzenlemeler getirmektedir.

Getirilen temel prensipler ile;

Hayvanların fiziksel ve zihinsel ihtiyaçlarını karşılayacak uygun bakım ve yaşam koşullarının sağlanması,

  • Kötü muamele ve istismarın önlenmesi,
  • Hayvanların uygun koşullarda yetiştirilmesi ve ticaretinin denetlenmesi
  • Hayvanlara zarar verme amacıyla yapılan deneylerin sınırlanması,
  • Hayvanların acı çekmesini önleyecek veteriner hizmetlerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir.

Sözleşmedeki Bazı Önemli Konular 

  • Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi, hayvan refahını sağlamak için imzalanmıştır. Sözleşme, hayvan sahiplerine önemli sorumluluklar yüklemektedir.
  • Bu sözleşme, ev hayvanlarının korunmasını ve iyi muamele görmesini amaçlamaktadır.
  • Ev hayvanlarının terk edilmesini önlemek için kapsamlı hükümler içermektedir.
  • Avrupa Sözleşmesi, hayvan sahiplerinin bilinçli davranmasını ve hayvanların yaşam koşullarını iyileştirmeyi hedeflemektedir.
  • Sözleşme, hayvanların sağlığını tehdit eden uygulamaları yasaklamaktadır.
  • Ev hayvanlarının refahı için uluslararası bir standart sunmaktadır.
  • Evcil hayvan sahiplerinin sorumluluklarını yasal güvence altına almaktadır.

Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi

GİRİŞ

İşbu Sözleşmeyi imzalayan Avrupa Konseyi üyesi devletler,

Avrupa Konseyi’nin amacının üyeleri arasında daha sıkı bir birlik gerçekleştirmek olduğunu dikkate alarak,

İnsanın yaşayan tüm canlılara ahlaki bir yükümlülüğünün olduğunu tanıyarak ve insan ile ev hayvanları arasında mevcut özel ilişkileri hatırda tutarak,

Ev hayvanlarının yaşam kalitesine olan katkılarını ve bunun sonucu olarak da toplum için taşıdığı önemi dikkate alarak,

İnsan tarafından bakılan hayvanların geniş çeşitliliğinden kaynaklanan güçlükleri dikkate alarak,

Hayvanların, aşırı nüfuslarına bağlı olarak, insan ve diğer hayvanların hijyen, sağlık ve güvenlikleri açısından taşıdıkları riskleri dikkate alarak,

Yabani fauna örneklerinin ev hayvanı olarak muhafaza edilmelerinin desteklenmemesi gerektiğini dikkate alarak,

Ev hayvanlarının elde edilmesi, muhafaza edilmesi, ticari veya ticari olmadan üretilmesi, başkalarına devredilmesi ve ticaretini etkileyen farklı şartların bilincinde olarak,

Ev hayvanlarının muhafaza edilme koşullarının her zaman sağlıklarını ve refahlarını geliştirmeye izin vermediğinin bilincinde olarak,

Bilgi veya bilinç noksanlığı nedeniyle, bazen, ev hayvanlarına karşı davranışların önemli ölçüde değiştiğini kaydederek,

Ev hayvanları sahiplerinin sorumluluğu sonucunda doğacak temel müşterek davranış ve uygulama standardının sadece arzu edilen değil, aynı zamanda gerçekçi bir hedef olduğunu dikkate alarak,

Aşağıdaki hususlarda anlaşmışlardır:

BÖLÜM I-GENEL HÜKÜMLER
Madde 1
Tanımlar

1. Ev hayvanı, insan tarafından özellikle evde, özel zevk ve refakat amacıyla muhafaza edilen veya edilmesi tasarlanan her türlü hayvanı ifade eder.

2. Ev hayvanlarının ticareti, kar amacıyla yapılan, ev hayvanlarının sahipliğinin değişmesine yol açan önemli miktarlardaki tüm düzenli ticari işlemleri ifade eder.

3. Ticari üretme ve barındırma, kar amacıyla ve önemli miktarda yapılan üretme ve barındırmayı ifade eder.

4. Hayvan barınağı, çok sayıda ev hayvanının muhafaza edilebileceği, kar amacı gütmeyen bir tesisi ifade eder. Ulusal mevzuat ve/veya idari tedbirler izin verdiğinde, bu gibi tesisler başıboş hayvanları da kabul edebilir.

5. Başıboş hayvan, evi olmayan veya sahibinin veya bakıcısının evinin sınırları dışında bulunan ve herhangi bir sahibinin ya da bakıcının kontrolü veya doğrudan denetimi altında bulunmayan ev hayvanını ifade eder.

6. Yetkili makam, üye ülke tarafından tayin edilen makamı ifade eder.

Madde 2
Amaç ve Uygulama

1. Tarafların her biri;

a) Bir kişi veya kurum tarafından evde ya da ticari üretme ve barındırma kuruluşlarında ve hayvan barınaklarında muhafaza edilen en hayvanları,
b) Uygun hallerde başıboş hayvanlar, konularında İşbu Sözleşme’nin hükümlerine işlerlik kazandırılması için gerekli tedbirleri almayı taahhüt eder.

2. Bu Sözleşme’nin hiçbir hükmü hayvanların korunması veya tehdit altındaki yabani türlerin korunması konusundaki belgelerin uygulanmasını etkilemez.

3. İşbu Sözleşme’nin hiçbir hükmü, Tarafların ev hayvanlarının korunmasına yönelik daha sıkı tedbirleri kabul etme hürriyetine veya bu belgede yer alan hükümlerin işbu belgede özellikle belirtilmeyen hayvan sınıflarına da uygulanması hakkını etkilemez.

BÖLÜM II-EV HAYVANLARININ MUHAFAZA EDİLMESİ İÇİN KURALLAR
Madde 3

Hayvanların refahı için temel kurallar

1. Hiç kimse bir ev hayvanının, gereksiz acı, sıkıntı veya ısdırap çekmesine sebep olamaz.

2. Hiç kimse bir ev hayvanını terk edemez.

Madde 4

Muhafaza Etme

1. Bir ev hayvanını muhafaza eden veya bakımını kabul eden kişi, hayvanın sağlığı ve refahından sorumludur.

2. Bir ev hayvanını muhafaza eden veya onunla ilgilenen kişi, hayvanın cinsi ve ırkına bağlı olarak davranış gereksinimlerini dikkate alan barınak, dikkat ve ihtimamı sağlayacaktır. Özellikle;

a. Yeterli ve uygun gıda ve su verecek,
b. Hareketi için uygun imkanları sağlayacak,
c. Kaçışını önleyecek tüm makul tedbirleri alacaktır.

3. Bir hayvan;

a. Yukarıdaki 2’nciparagrafta belirtilen şartlar yerine getirilmediği veya
b. Belirtilen şartlar yerine getirilmesine rağmen hayvan esarete alışamazsa
ev hayvanı olarak muhafaza edilemez.

Madde 5
Üretim

Bir ev hayvanını üretmek için seçen bir kişi, o hayvanın, dişinin veya yavruların sağlık ve refahını risk altına sokabilecek anatomik, psikolojik ve davranış özelliklerini göz önünde bulundurmaktan sorumlu olacaktır.

Madde 6
Ev Hayvanı Edinmede Yaş Sınırı

Hiçbir ev hayvanı ebeveynlerinin veya ebeveyn sorumluluğu taşıyan diğer şahısların açık rızası olmaksızın 16 yaşın altındaki kimselere satılamaz.

Madde 7
Eğitim

Hiçbir ev hayvanı, sağlığına ve refahına zarar verecek şekilde, özellikle doğal gücünü ve kapasitesini aşacak biçimde ya da yaralanmasına veya gereksiz ağrı, acı, sıkıntı veya ızdırap çekmesine yol suni yardımlar kullanarak eğitilemez.

Madde 8
Ticaret, Ticari Üretim ve Barındırma, Hayvan Barınakları

1. Sözleşme yürürlüğe girdiği tarihte ev hayvanlarının ticaretini, ticari amaçla üretimini yapan veya barındıran veya hayvan barınağı işleten her kişi, her Tarafça belirlenecek uygun süre içerisinde bu faaliyetlerini yetkili makama bildirecektir.

2. Bu bildirim,

a. Bu faaliyetlere dahil olan veya olacak ev hayvanı türlerini,
b. Sorumlu kişi ve onun bilgi düzeyini,
c. Kullanılan veya kullanılacak mülkün ve ekipmanın tanımını, belirtmelidir.

3. Yukarıda belirtilen faaliyetler ancak,

a. Profesyonel eğitim veya ev hayvanları konusunda yeterli deneyim sonucunda sorumlu kişinin faaliyette bulunmak için gerekli bilgi ve kapasiteye sahip olması,
b. Faaliyet için kullanılacak mülk ve ekipmanın 4’üncü maddede belirtilen şartları yerine getirmesi, durumunda gerçekleştirebilir.

4. Yetkili makam, 1’inci paragrafta belirtilen hükümler çerçevesinde yapılan bildirim temelinde,

3’üncü paragrafta belirtilen şartların yerine getirilip getirilmediğini tesbit eder. Şayet şartlar gerektiği şekilde sağlanmamışsa, tedbirler tavsiye eder ve gerekiyorsa, hayvanların refahı için, faaliyetin başlatılmasını veya devam etmesini yasaklar.

5. Yetkili makam, ulusal mevzuat ile uyumlu olarak, yukarıda belirtilen şartların yerine getirilip getirilmediğini denetler.

Madde 9
Reklam, Eğlence, Sergi, Yarışma ve benzeri faaliyetler

1. Aşağıdaki şartlar sağlanmadıkça ev hayvanları reklam, eğlence, sergi, yarışma ve benzeri faaliyetlerde kullanılamaz.

a. Organizatörün bu hayvanlara, 4’üncü maddenin 2’inci fıkrasındaki koşullara uygun olarak davranılmasını sağlayacak gerekli şartları oluşturması ve
b. Ev hayvanlarının sağlık ve refahının risk altına sokulmaması.

2.

a) Yarışma esnasında veya,
b) Hayvanın sağlık ve refahını risk altına sokabilecek diğer zamanlarda, ev hayvanının doğal performans düzeyini arttırmak veya azaltmak amacıyla ona hiçbir madde verilemez, tedavi uygulanamaz veya cihaz tatbik edilemez.

Madde 10

Cerrahi Operasyonlar

1. Bir ev hayvanının dış görünüşünü değiştirmeye yönelik veya diğer tedavi edici olmayan cerrahi müdahaleler yasaktır. Özellikle;

a) Kuyruğunun kesilmesi,
b) Kulaklarının kesilmesi,
c) Ses tellerinin alınması,
d) Tırnak ve dişlerin sökülmesi.

2. Bu yasaklamalara sadece aşağıdaki durumlarda müsaade edilecektir.

a) Bir veteriner hekimin, veterinerlikle ilgili tıbbi sebepler veya özel bir hayvanın yararı için gerektiğinde tedavi edici olmayan müdahaleyi gerekli görmesi,
b) Üremenin önlenmesi.

3.

a) Hayvanın şiddetli acı çekeceği veya çekmesi muhtemel operasyonlar sadece anestezi uygulanarak ve bir veteriner hekim tarafından veya onun gözetiminde gerçekleştirilecektir.

b) Anestezi gerektirmeyen operasyonlar, ulusal mevzuata uygun olarak, yetkili bir kişi tarafından
gerçekleştirilebilir.

Madde 11
Öldürme

1. Veteriner hekim veya diğer bir yetkilinin yardımının hızlı bir şekilde temin edilemediği veya ulusal mevzuat kapsamında bir hayvanın acısını ortadan kaldırmaya yönelik acil veya ulusal mevzuatla öngörülen diğer tüm acil durumlar dışında, bir ev hayvanı ancak bir veteriner hekim veya diğer bir yetkili tarafından öldürülebilir. Tüm öldürmeler şartların gerektirdiği asgari düzeyde fiziksel ve manevi acı verecek şekilde gerçekleştirilecektir. Seçilen yöntem, acil durumlar dışında:

a) ani şuur kaybı ve ölümü gerçekleştirecek ya da
b) derin genel anestezi ile başlayacak, bunu kesin ve mutlak ölümü sağlayacak işlem izleyecektir.

Öldürmeden sorumlu kişi, hayvanın cesedi yok edilmeden önce o hayvanın öldüğünden emin olacaktır.

2. Aşağıda belirtilen öldürme yöntemleri yasaktır.

a) 1.b paragrafında kaydedilen etkilerin gerçekleşmemesi durumunda, boğma veya nefessiz kalmasına neden olacak diğer yöntemler,
b) 1’inci paragrafta belirtilen etkileri sağlayacak, dozu ve uygulaması kontrol edilemeyen herhangi bir zehirli madde veya ilaç kullanımı,
c) Ani şuur kaybı meydana getirmeden yapılan elektrikle öldürme.

BÖLÜM III-HAYVANLAR İÇİN EK TEDBİRLER
Madde 12
Sayılarının Azaltılması

Taraflardan biri, başıboş hayvan sayısının sorun yarattığını düşünürse, gereksiz ağrı, acı ve ızdırap çekmelerine sebep vermeyecek şekilde sayılarını azaltmak için uygun yasal ve/veya idari tedbirleri alacaktır.

a) Bu tedbirler aşağıdaki şartları karşılayacaktır;

i. Bu hayvanlar yakalanacak ise, bunun hayvana fiziksel ve manevi olarak en az seviyede acı verecek şekilde gerçekleştirilmesi,
ii. Yakalanan hayvanların muhafaza edilmesi veya öldürülmesi işlemlerinin bu Sözleşme’de belirtilen prensiplere uygun olarak gerçekleştirilmesi.

b) Taraflar,

i. Köpek ve kedilere damgalama gibi az acı veren ya da hiç ağrı, acı ve ızdırap çektirmeyen uygun bir yönetemle aynı zamanda sahiplerinin isim ve adresleri ile birlikte numaraları kayda geçirilerek daimi kimlik sağlamayı,
ii. Kedi ve köpeklerin plansız üremelerini azaltmak için bu hayvanların kısırlaştırılmalarını teşvik etmeyi,
iii. Başıboş kedileri ve köpekleri bulan kişilerin, bu konuda yetkili makama bilgi vermelerini teşvik etmeyi, değerlendirmeyi taahhüt eder.

Madde 13
Yakalama, muhafaza etme ve öldürme için istisnalar

Başıboş hayvanların yakalanmaları, muhafaza edilmeleri ve öldürülmeleri konularında bu Sözleşme’de yer alan prensiplere sadece hastalıkların kontrolüne yönelik Hükümet programları kapsamında kaçınılmaz hallerde istisna getirilebilir.

BÖLÜM IV-BİLGİLENDİRME VE EĞİTİM
Madde 14
Bilgilendirme ve Eğitim Programları

Taraflar, ev hayvanlarının muhafaza edilmesi, üretilmesi, eğitimi, ticareti ve barındırılmaları ile ilgili kurum ve bireyleri bu Sözleşme’nin hükümleri ve prensipleri hakkında bilinçlendirme ve bilgilendirmenin yaygınlaştırılması amacıyla bilgilendirme ve eğitim programları geliştirilmesini desteklemeyi taahhüt ederler.

Bu programlarda özellikle aşağıda belirtilen noktalara dikkat çekilmelidir:

a) Ev hayvanlarının, yarışma amacıyla uygun bilgi ve beceriye sahip kişiler tarafından ticaret veya eğitilmelerinin gerekliliği,
b) Aşağıdaki hususların engellenmesi gerekliliği:

i. Ebeveynlerinin veya ebeveyn sorumluluğu taşıyan diğer şahısların açık rızası olmadıkça 16 yaşından küçüklere ev hayvanlarının hediye olarak verilmesi,
ii. Ev hayvanlarının ödül , hediye veya ikramiye olarak verilmesi,
iii. Ev hayvanlarının plansız üretilmesi.

c) Yabani hayvanların ev hayvanı olarak alınması veya kabul edilmesinin, bu hayvanların sağlık ve refahına olumsuz sonuçları olabileceği,

d) Sorumsuz şekilde ev hayvanları edinmenin, istenmeyen ve terk edilen hayvan sayısının artmasına yol açma riski getirdiği.

BÖLÜM V-ÇOKTARAFLI MÜZAKERELER
Madde 15
Çok Taraflı müzakereler

1. Taraflar, Sözleşme’nin yürürlüğe girmesinden sonraki beş yıl içerisinde ve bundan sonraki her beş yılda bir ve Tarafların ekseriyetinin talep ettiği her zaman Sözleşme’nin uygulanmasını ve Sözleşme’nin gözden geçirilmesinin veya bazı hükümlerinin daha kapsamlı hale getirilmesinin uygunluğunu incelemek üzere Avrupa Konseyi bünyesinde çok taraflı müzakereler yapacaklardır. Bu müzakereler, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’nin daveti üzerine gerçekleştirilecek toplantılarda yapılacaktır.

2. Tarafların her biri bu müzakerelere katılmak üzere bir temsilci görevlendirme hakkına sahiptir. Sözleşme’ye taraf olmayan Avrupa Konseyi üyesi herhangi bir ülke, toplantılarda bir gözlemci ile temsil edilme hakkına sahiptir.

3. Taraflar her müzakereden sonra, müzakere ve Sözleşme’nin işleyişi hakkında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne bir rapor sunacaklar ve gerekli gördükleri takdirde, Sözleşme’nin 15 ila 23’üncü maddelerine değişiklik teklif edebileceklerdir.

4. Taraflar, Sözleşme hükümlerine bağlı kalarak, müzakerelerin işleyiş kurallarını belirleyeceklerdir.

BÖLÜM VI-DEĞİŞİKLİKLER
Madde 16
Değişiklikler

1. Taraf bir ülke veya Bakanlar Komitesi tarafından Sözleşme’nin 1 ila 14’üncü maddelerine getirilecek değişiklik önerileri, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirilecek ve bu öneriler Genel Sekreter tarafından Avrupa Konseyi’ne üye devletlere, her taraf ülkeye ve Sözleşme’nin 19’uncu maddesi hükümleri gereği Sözleşme’ye katılmaya davet edilen her devlete gönderilecektir.

2. Bir önceki paragraf hükümlerine göre yapılan her değişiklik önerisi, Genel Sekreter’e gönderildiği tarihten itibaren iki aydan az olmayan bir süre içerisinde, düzenlenecek çok taraflı müzakerede incelenecek ve taraf ülkelerin üçte iki oy çokluğu ile kabul edilebilecektir. Kabul edilen metin taraf ülkelere gönderilecektir.

3. Herhangi bir ülke itirazda bulunmadığı takdirde her değişiklik, çok taraflı müzakerede kabul edilmesinden 12 ay sonra, yürürlüğe girecektir.

BÖLÜM VII-SONUÇ HÜKÜMLERİ
Madde 17

İmza, onay, kabul, uygun bulma

Bu Sözleşme Avrupa Konseyi’ne üye devletlerin imzasına açıktır. Sözleşme onay, kabul ve uygun bulma işlemlerine tabidir. Onay, kabul veya uygun bulma belgeleri Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tevdi edilecektir.

Madde 18
Yürürlüğe girme

1. Sözleşme, Avrupa Konseyi’ne üye dört devletin, 17’nci maddenin hükümlerine uygun olarak, Sözleşme ile bağlı olduklarını bildirme tarihini takip eden altı aylık sürenin bitiminden sonraki ayın birinci günü yürürlüğe girer.

2. Sözleşme ile bağlı olduklarını daha sonra bildirecek her devlet için Sözleşme onay, kabul veya uygun bulma belgelerinin tevdi edildiği tarihi takip eden altı aylık sürenin bitiminden sonraki ayın birinci günü yürürlüğe girer.

Madde 19
Üye olmayan devletlerin katılımı

1. Bu Sözleşme’nin yürürlüğe girmesinden sonra, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Statüsü’nün 20/d maddesinde belirtilen çoğunlukla ve taraf devletlerin Bakanlar Komitesi’nde bulunma hakkına sahip temsilcilerinin oybirliği ile alınan karar ile Avrupa Konseyi’ne üye olmayan her devleti Sözleşme’ye katılmaya davet edebilir.

2. Sözleşme, katılan her devlet için katılım belgesinin Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tevdi edildiği tarihi takip eden altı aylık sürenin bitiminden sonraki ayın birinci günü yürürlüğe girer.

Madde 20
Bölgesel Hüküm

1. Her devlet, imza sırasında veya onay, kabul, uygun bulma veya katılma belgesini tevdi ederken Sözleşme’nin uygulanacağı ülke ve ülkeleri belirleyebilir.

2. Her taraf, daha sonraki bir tarihte Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne göndereceği bir beyan ile Sözleşme’nin uygulama alanını, bildirimde belirteceği başka ülkelere genişletebilir. Sözleşme, bu ülkeler için, Genel Sekreter tarafından beyanın alınmasını takip eden altı ayın birinci gününde yürürlüğe girer.

3. Önceki iki paragraf çerçevesinde belirlenen bölgelere ilişkin yapılan her beyan Genel Sekreter’e yapılacak bir bildirim ile geri çekilebilir. Geri çekme, bildirimin Genel Sekreter tarafından alınmasını takip eden altı aylık sürenin bitiminden sonraki ayın birinci günü yürürlüğe girer.

Madde 21
Çekinceler

1. Her Devlet, Sözleşme’yi imzaladığı veya onay, kabul, uygun görme veya katılma belgelerini teslim ettiği sırada, 6’ncı madde ile 10’uncu maddenin 1’inci paragraf, 1(a) alt paragrafına bir veya daha fazla çekince koyduğunu beyan edebilir. Bunun dışında başka bir çekince konulamaz.

2. Önceki paragrafa göre çekince koyan her Taraf, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne göndereceği bir bildiri ile bu çekinceyi kısmen veya tamamen geri çekebilir. Ger çekme bildirinin Genel Sekreter tarafından alındığı tarihten itibaren geçerlilik kazanır.

3. Sözleşme’nin bir hükmüne çekince koyan bir Taraf, bu hükmün diğer bir Tarafça uygulanmasını talep edemez; ancak bu çekince şayet kısmi veya şarta bağlı ise, hükmün, kendi kabul ettiği şekilde uygulanmasını talep edebilir.

Madde 22
Fesih

1. Her Taraf, herhangi bir zaman, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bir bildirimde bulunarak, bu Sözleşme’den ayrılabilir.
2. Fesih, buna ilişkin bildirimin Genel Sekreter tarafından alındığı tarihten itibaren altı aylık sürenin bitiminden sonraki ayın birinci günü geçerlilik kazanır.

Madde 23
Bildirimler

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Konsey üyesi devletlere ve bu Sözleşme’ye katılan veya katılmaya davet edilen devlete;

a. her imza,
b. her onay, kabul, uygun bulma veya katılma belgesinin tevdii,
c. Sözleşme’nin, 18’inci, 19’uncu ve 20’nci maddeler uyarınca yürürlüğe girdiği tarih,
d. İşbu Sözleşme ile ilgili diğer her karar, bildirim veya bilgilendirme,

Hakkında bildirimde bulunacaktır.

13 Kasım 1987 tarihinde Strazburg’da her iki metin aynı şekilde geçerli olmak üzere, İngilizce ve Fransızca Avrupa Konseyi arşivine tevdi edilecek şekilde tek bir suret olarak düzenlenmiştir.

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Avrupa Konseyi üyesi olan devletler ile Sözleşme’ye katılmaya davet edilen her devlete aslına uygunluğu onaylanmış bir suretini gönderecektir.

Nahçıvan Anlaşması – Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi

0

Nahçıvan Anlaşması, 3 Ekim 2009’da imzalanan ve Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’ni(TDKÜİK) kuran antlaşmadır.

“Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin Kurulmasına İlişkin Nahçıvan Anlaşması” işbirliğini kurumsallaştırmak amacıyla düzenlenmiştir. Nahçıvan’da 3 Ekim 2009 tarihinde gerçekleştirilen 9. Zirve’de Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan tarafından imzalanmıştır.

15-16 Eylül 2010’da İstanbul’da toplanan 10. Türk Dili Konuşan Devletler Zirvesi’nde “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’ kurulmuştur.

İşbirliği,1992 yılında Türkiye’nin girişimiyle başlamıştır. Bu kapsamda şimdiye kadar düzenli olarak “Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesi’ gerçekleştirilmiştir.

3 Kasım 2023 tarihinde Kazakistan’ın başkenti Astana’da gerçekleştirilen Zirvede, Ortak Bildiri ve Astana Senedi imzalanmıştır.

Türk Devletleri Teşkilatı

Uluslararası bir örgüt olan Türk Konseyi, 12 Kasım 2021 tarihinde yen organizasyon şemasını oluşturmuştur. Türk dili konuşan ülkeler arasında kapsamlı işbirliğini teşvik etmek amacıyla 3 Ekim 2009’da kurulan Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Teşkilatı’nın devamıdır. 2021 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen Türk Konseyi Devlet Başkanları VIII. Zirvesi’nde Kuruluşun adı Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) olarak değiştirilmiştir.

Kurucu üyeler Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye’dir. Gözlemci üyeler ise Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir. Özbekistan 2019 yılında Türk Devletleri Teşkilatı’na katılan son asil üyedir.

Teşkilat’ta, Devlet Başkanları Konseyi, Dışişleri Bakanları Konseyi, Kıdemli Memurlar Komitesi, Aksakallar Konseyi ve Sekretarya bulunmaktadır.

TDT’NİN BAĞLI VE İLİŞKİLİ KURUMLARI

  • Uluslararası Türk Akademisi – twesco.org
  • Türk Kültür ve Miras Vakfı – itchf.org
  • Türk Yatırım Fonu
  • Türk Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) – turkicstates.org
  • TURKPA (Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi) – turkpa.org
  • TURKSOY (Uluslararası Türk Kültür Teşkilatı) – turksoy.org
Teşkilatın, kurucu belgesi olan Nahçıvan Anlaşması’naa  göre Kuruluş’un temel amaç ve görevleri şu şekildedir: 
  • Taraflar arasında karşılıklı güvenin güçlendirilmesi;
  • Bölge ve bölge dışında barışın korunması;
  • Dış politika konularında ortak tutum benimsenmesi;
  • Uluslararası terörizm, ayrılıkçılık, aşırılık ve sınır aşan suçlarla mücadelede gerekli koordinasyonun sağlanması
  • Ortak amaçlara dair etkili bölgesel ve ikili işbirliğinin her alanda geliştirilmesi;
  • Ticaret ve yatırım için uygun koşulların yaratılması;
  • Bilim, teknoloji, eğitim ve kültür alanlarında etkileşimin genişletilmesi;
  • Medya ve kitle iletişim araçları arasındaki etkileşimin teşvik edilmesi

TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER İŞBİRLİĞİ KONSEYİ’NİN KURULMASINA DAİR NAHÇIVAN ANLAŞMASI

Bundan böyle “Taraflar” olarak anılacak Türk Dili Konuşan Ülkeler, halkları arasındaki tarihi bağları, ortak dil, kültür ve gelenekleri temel alarak, kapsamlı işbirliğinin daha da derinleştirilmesini arzu ederek,
Siyasi çok kutupluluk ile ekonomi ve bilginin küreselleşmesi süreçleri çerçevesinde bölgede barışın güçlendirilmesine, güvenlik ve istikrarın teminine ortak katkıda bulunmayı arzu ederek,
Müşterek bir yapı içerisinde etkileşimin, iyi komşuluk, birlik ve devletler ile halklar arasındaki işbirliği açısından mevcut olan geniş potansiyelin ortaya çıkmasını kolaylaştırdığını göz önünde bulundurarak,
Karşılıklı güven, ortak çıkar, eşitlik, karşılıklı danışmalar, kültürel farklılıklara saygı ve Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirveleri’nde tesis edilen müşterek kalkınma isteği ruhundan hareket ederek,
Birleşmiş Milletler Şartı‘nın amaç ve ilkeleri ile uluslararası barış ve güvenlik, iyi komşuluk ve dostane ilişkilerin kurulmasını ve devletler arasında işbirliğini hedefleyen egemen eşitlik, toprak bütünlüğü ve uluslararası tanınmış sınırların ihlal edilemezliği dahil olmak üzere, uluslararası hukukun evrensel düzeyde kabul görmüş ilke ve normlarına bağlılıklarını teyit ederek, aşağıda belirtilen hususlar üzerinde mutabakata varmışlardır:
Madde 1

Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi

Taraflar uluslararası bir kuruluş şekline sahip “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (bundan böyle TDKÜİK olarak anılacaktır) isimli işbirliği mekanizması kurmuşlardır.

Madde 2

Amaçlar ve görevler

TDKÜİK’nın temel amaç ve görevleri:

Taraflar arasında karşılıklı güvenin, dostluk ve iyi komşuluğun güçlendirilmesi,

Bölgede ve dünya genelinde barışın sağlanması, güvenlik ve emniyetin güçlendirilmesi,

Uluslararası örgütler ve uluslararası forumlar çerçevesindekiler de dahil olmak üzere, ortak çıkarların söz konusu olduğu dış politika meselelerinde ortak tutum belirlemeye çalışılması,

Uluslararası terörizm ve ayrılıkçılık, aşırı akımlar, insan kaçakçılığı, yasadışı uyuşturucu ticareti ile narkotik ve psikotropik maddelerle uluslararası mücadelede eşgüdümün sağlanması,

Siyasi, ticari ve ekonomik konular ile kanunu uygulama, çevre, kültür, bilimselteknik, askeri-teknik, eğitim, enerji, ulaştırma, kredi ve finans alanları ve ortak çıkarları ilgilendiren diğer alanlardaki etkin bölgesel ve ikili işbirliğinin teşvik edilmesi,

Ticaret ve yatırım açısından elverişli koşulların yaratılması, gümrük ve mallar ile hizmetlerin ve sermayenin dolaşımına imkan sağlayan düzenlemelerin basitleştirilmesi, mali sistem ve bankacılık işlemlerinin kolaylaştırılması,

Tarafların halklarının yaşam koşullarının hızla iyileştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla, eşit ortaklığa dayalı müşterek icraatlarda bölgede kapsamlı ve dengeli bir ekonomik büyüme, sosyal ve kültürel gelişimin sağlanması,

Uluslararası hukuk tarafından umumiyetle tanınan ilke ve normlara uygun olarak, hukukun üstünlüğü, iyi yönetişim, insan haklan ve temel özgürlüklerin güvence altına alınması konularının ele alınması,

bilim ve teknoloji, eğitim, sağlık, kültür, spor ve turizm alanlarında etkileşimin genişletilmesi,

Türk halklarının sahip oldukları zengin kültür ve tarihi mirasın değerlendirilmesi, kitlelere tanıtılması ve yayılmasında Tarafların basın ve iletişim araçları arasındaki etkileşimin özendirilmesi,

karşılıklı hukuki yardımlaşmanın ve hukukun muhtelif alanlarındaki işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla hukuki bilgi değişimi hususlarının ele alınmasıdır.

Madde 3

Yapı

İşbu Anlaşmada yer alan amaç ve görevleri yerine getirmek üzere aşağıda belirtilen yapılar teşkil edilecektir:

Devlet Başkanları Konseyi

  • Dışişleri Bakanları Konseyi
  • Kıdemli Memurlar Komitesi
  • Aksakallar Konseyi Sekretarya
Madde 4

Diğer işbirliği türleri

21 Kasım 2008 tarihli İstanbul Anlaşmasıyla işlerlik kazanan Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi, Türk Dili Konuşan Ülkelerin parlamentoları arasındaki işbirliğini derinleştirmek amacıyla faaliyet göstermektedir.

Taraflar; bilim, eğitim, kültür ve sanat alanlarında işbirliğinin geliştirilmesi, Türk dünyasının ortak değerlerinin uluslararası seviyede tanıtılması ve kitlelere yayılması, Türk Dili konuşan ülkeler arasındaki kültürel bağların derinleştirilmesi amacıyla TÜRKSOY çerçevesinde işbirliği yapmaktadır.

Madde 5

Devlet Başkanları Konseyi

Devlet Başkanları Konseyi (DBK), Tarafların Devlet Başkanlarının aşağıda belirtilen çerçevede bir araya geldikleri düzenli toplantılarla faaliyetlerini sürdürür:

  • Güncel uluslararası sorunların çözümüne ilişkin olarak Taraflar arasındaki etkileşimin değerlendirilmesi,
  • TDKÜİK kapsamında öncelikli işbirliği alanlarının belirlenmesi, TDKÜİK’nın faaliyetlerinin değerIendirilmesi.

DBK toplantıları yılda bir kez yapılır. Tarafların onayına bağlı olarak olağanüstü DBK toplantıları düzenlenebilir.

Bir sonraki DBK toplantısının yeri, kural olarak Tarafların İngilizce adlarının alfabetik sırasına göre belirlenir. Olağanüstü DBK toplantısının yeri Taraflar arasında sağlanacak mutabakat uyarınca tespit edilir.

Madde 6

Dışişleri Bakanları Konseyi

Dışişleri Bakanları Konseyi (DİBK) yetkileri çerçevesinde,

TDKÜİK’mn gündemdeki faaliyetleriyle ilgili konulan değerIendirir,  DBK toplantılarında ele alınacak güncel uluslararası meseleleri tespit eder;  Sekretaryanın personel yapısını ve mali raporunu onaylar.

DİBK, gerektiğinde Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi adına beyanatta bulunabilir.

DİBK toplantıları, kural olarak DBK toplantılarının yapıldığı yerde DBK toplantıları öncesinde yapılır.

Tarafların mutabakatıyla, olağanüstü DİBK toplantıları düzenlenebilir. Olağanüstü DİBK toplantısının yeri Taraflar arasında sağlanacak uzlaşıyla belirlenir.

Madde 7

Kıdemli Memurlar Komitesi

Kıdemli Memurlar Komitesi’nde (KMK) Tarafların asgari bir temsilcisi yer alır.

KMK yetkileri çerçevesinde,

  • Sekretaryanın faaliyetlerinin koordine eder,
  • Sekretarya tarafından hazırlanan taslak belgelerin DİBK’nın tasvibine sunumundan ve DBK’nın onaylamasından önce değerlendirir ve onay verir.

KMK toplantıları, kural olarak DİBK toplantıları öncesinde düzenlenir.

Madde 8

Dönem Başkanlığı

DBK’nın olağan toplantılarına ev sahipliği yapan Taraf, bir sonraki DBK toplantısına kadar Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin dönem başkanlığım yürütür.

Madde 9

Aksakallar Konseyi

Türk Dili Konuşan Ülkeler Aksakallar Konseyi (Aksakallar Konseyi), TDKÜİK’in himayesinde faaliyet gösteren daimi bir danışma teşekkülüdür.

Mali hususlar dahil olmak üzere, Aksakallar Konseyi’nin faaliyetlerinin teferruatları, DİBK tarafından kabul edilen, Aksakallar Konseyi’nin Yönetmeliği başlıklı ayrı bir belgeyle tanımlanır.

Aksakallar Konseyi’nin faaliyetleri işbu Anlaşma ve yukarıda bahse konu Yönetmelik çerçevesinde belirlenir.

Madde 10

Sekretarya

Taraflar, TDKÜİK’in amaç ve görevlerinin icrasına yardımcı olmak üzere, daimi bir yürütme organı olan Sekretarya'” kurmuşlardır.

Sekretarya’nın görevleri arasında;
  • DBK, DİBK, ve KMK’nın toplantıları İle TDKÜİK nezdinde gerçekleştirilecek diğer toplantıların düzenlenebilmesi amacıyla ihtiyaç duyulacak İdari, örgütsel, protokoler ve teknik önlemlerin alınması, Taslak belgelerin hazırlanması,
  • Belgelerin tasnif ve arşivlenmesi,
  • Taraflar ve diğer uluslararası teşkilatlar ile forumlar tarafından iletilen belge ve bilgilerin takas bürosu olarak faaliyet göstermesi,
  • TDKÜİK ile ilgili genel mahiyetli bilginin yayımlanması,
  • DBK, DİBK, KMK tarafından verilecek diğer görevlerin yerine getirilmesi,
  • Görevlendirilecek personelin tespit edilerek KMK’nın onayına sunulması,
  • Gerçekleştirilen mali faaliyetlerle ilgili olarak KMK’ya rapor sunulması

bulunmaktadır.

Sekretarya DİBK’in önerisi üzerine DBK tarafından onaylanan Genel Sekreter tarafından yönetilecektir. Genel Sekreter’in uyruğunda bulunduğu ülke hariç olmak üzere, Tarafların her birinden bir Genel Sekreter Yardımcısı atanacaktır.

G. Sekreter, Tarafların İngilizce resmi ülke adlarının sıralamasına göre rotasyon temelinde üç yıl süreyle atanacak ve görev süresinin uzatılması hakkı bulunmayacaktır.

Genel Sekreter Yardımcıları, Tarafların vatandaşları arasından DBK tarafından üç yıl süreyle atanacak ve görev sürelerinin uzatılması hakları bulunmayacaktır. Sekretarya görevlileri Tarafların kendi ulusal mevzuatları uyarınca, kendi vatandaşları arasından atanacaktır.

Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcıları ve Sekretarya’nın diğer görevlileri, görevlerini ifa ederlerken herhangi bir Taraftan veya üçüncü taraflardan talimat istemeyecekler ve almayacaklardır. DBK’ya karşı sorumlu olan uluslararası görevliler olarak konumlarım etkileyebilecek her türlü davranıştan kaçınacaklardır.

Taraflar, Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcıları ve Sekretarya görevlilerinin ifa ettikleri görevlerin uluslararası mahiyetine saygı göstermeyi ve sözkonusu görevlileri etki altında bırakmamayı kabul ederler.

Sekretarya’nın merkezi İstanbul’da (Türkiye Cumhuriyeti) olacaktır.

Taraflar, Sekretarya’nın Türkiye’deki konumu ve tabi olacağı şartlar hususlarında Sekretarya’ya DİBK’mn önceden onayını almak koşulu İle Türkiye Cumhuriyeti İle uluslararası bir anlaşma İmzalama yetkisi tanıyacaklardır.

TDKÜİK Sekretaryası, TDKÜİK’in görev ve sorumluluklarını yerine getirmek üzere Tarafların ülkelerinde gerekli olan hükmi şahsiyete sahip olacaktır.

Sekretarya, özellikle aşağıda belirtilen amaç ve görevleri yerine getirmek üzere, uluslararası hükmi yetkiye sahip olacaktır:

  • Tarafların tümünün onayıyla anlaşmalar imzalamak,
  • Mülk satın almak ve satmak,
  • Davacı ve davalı olarak mahkemelere çıkmak,

Banka hesapları açmak ve nakit varlıklar üzerinden sözleşmeler akdetmek.

Madde 11

Bütçe

Sekretarya, Taraflar arasında ayrıca imzalanacak uluslararası bir anlaşma çerçevesinde belirlenecek kendi bütçesine sahip olacaktır.

TDKÜİK nezdinde düzenlenecek etkinliklere katılacak uzman ve temsilcilerin giderleri gönderen ülke tarafından karşılanacaktır.

Madde 12

Ayrıcalıklar ve Muafiyetler

TDK, DİBK, KMK ve Aksakallar Kurulu toplantılarına katılacak heyetlerin üyeleri ve Sekretarya görevlileri, ev sahibi ülke tarafından uluslararası hukuk çerçevesinde diplomatik misyon mensuplarına sağlanan ayrıcalık ve muafiyetlerden yararlanacaklardır.

Madde 13

Daimi Temsilciler

Taraflar, Sekretarya nezdinde milli mevzuatları uyarınca daimi temsilciler atayacaklardır.

Madde 14

Diğer toplantılar

Taraflar, özel veya teknik nitelikli bir konuyu görüşmek üzere, ilgili Bakanlıkların, kurumların ve teşkilatların Başkanlarının toplantılarını düzenlemeyi kararlaştırabilirler.

Madde 15

Uluslararası Teşkilatlar ve Forumlarla İlişkiler

TDKÜİK, özel işbirliği alanları da dahil olmak üzere, uluslararası teşkilatlar ve forumlarla temas ve diyalog tesis edebilir.

Madde 16

Gözlemciler

TDKÜİK tarafından, devletlere, uluslararası teşkilatlara ve uluslararası forumlara gözlemcilik statüsü verilebilir.

Söz konusu statünün veriliş usul ve esasları TDKÜİK Yönetmeliği tarafından belirlenir.

Madde 17

Diller

TDKÜİK’in çalışma lisanı, Tarafların devlet dilleri ve İngilizcedir.

Madde 18

Yönetmelik

İdari düzenlemeler, DİBK tarafından belirlenecek ve DBK’nın onayına sunulacak TDKÜİK Yönetmeliği uyarınca belirlenecektir.

Madde 19

Diğer Anlaşmalardan Kaynaklanan Yükümlülükler

İşbu Anlaşma, Tarafların daha önce imzalamış oldukları uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerine halel getirmez.

Madde 20

Anlaşmazlıkların Çözümü

İşbu anlaşmanın yorumlanmasından veya uygulamasından kaynaklanacak anlaşmazlıkları, Taraflar istişareler ve müzakereler yoluyla çözüme kavuşturacaktır.

Madde 21

Tadilatlar

Taraflar arasında varılacak karşılıklı mutabakat çerçevesinde, Anlaşma’nın ayrılmaz parçası olarak değerlendirilecek olan ayrı protokoller vasıtasıyla işbu Anlaşma’ya tadilat ve ilaveler yapılabilecek ve mezkur değişiklikler işbu Anlaşma’nın 22. Maddesinde belirtilen şekilde yürürlüğe girecektir.

Madde 22

Geçerlilik Süresi, Yürürlüğe Giriş ve Katılım

İşbu Anlaşma süresiz olarak akdedilmiştir.

Anlaşma Tarafların onayına tabi olup, Taraflardan üçünün, Anlaşma’nın yürürlüğe girmesi için gerekli olan iç onay sürecini tamamladığına dair depozitöre yapacakları bildirimi takip eden 30. günün sonunda yürürlüğe girecektir.

İşbu Anlaşma yürürlüğe girmesinin ardından, Türk Dili Konuşan Ülkelerin katılımına açık olacaktır.

İşbu Anlaşma, onay sürecinin tamamlandığına dair depozitöre yapılacak bildirimi takip eden 30. Günün sonunda katılımcı ülke açısından yürürlüğe girecektir,

Madde 23

Depozitör

İşbu Anlaşma’nın depozitörü olarak Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tayin edilmiştir.

2009 senesinin, Ekim ayının üçüncü günü, her bir eşit derecede geçerli olmak üzere; Azerice, Kazakça, Kırgızca, Türkçe ve İngilizce olarak tek nüsha halinde imzalanmıştır.

Anlaşmam asıl nüshası depozitör tarafından muhafaza edilecek, Taraflara onaylı bir sureti gönderilecektir.

Halkların Barış Hakkına Dair Bildiri

0
Hukuk ve Demokrasi Günleri
Halkların Barış Hakkına Dair Bildiri, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 12 Kasım 1984 tarihli ve 39/41 sayılı Kararıyla onaylanmıştır.

Hakların Barış Hakkında Dair Bildiri, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 12 Kasım 1984 tarihli ve 39/41 sayılı Kararıyla onaylanmıştır.

Halkların Barış Hakkına Dair Bildiri

Genel Kurul,

Birleşmiş Milletlerin asıl amacının uluslararası barış ve güvenliği sürdürmek olduğunu yeniden teyit ederek,

Birleşmiş Milletler Şartı’nda belirtilen temel hukuk prensiplerini akılda tutarak,

Savaşın insanoğlunun yaşamından silinmesi ve, her şeyden önce dünya çapında bir nükleer maceranın önlenmesi konusunda bütün halkların iradesini ve bilincini ifade ederek,

Savaşsız bir dünyanın, ülkelerin maddi anlamda ilerlemeleri ve gelişmeleri ile Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen insan haklarının ve temel özgürlüklerin uygulanması için öncelikli bir uluslararası ön koşul olduğuna kanaat getirerek,

Nükleer çağda, insan uygarlığının korunması ve insanlığın idame ettirilmesi için öncelikli şartının dünyada devamlı bir özgürlüğün kurulması olduğunun farkında bulunarak,

Halkların barışçıl bir yaşam sürdürmelerini sağlamanın her Devletin kutsal bir görevi olduğunu kabul ederek,

1. Gezegenimizde yaşayan halkların kutsal barış hakları bulunduğunu ilan eder;

2. Halkların barış hakkını korumanın ve bu hakkın uygulanmasını sağlamanın her Devlet için temel bir yükümlülük oluşturduğunu beyan eder;

3. Halkların barış haklarını kullanmalarını sağlamanın, Devletlerin politikalarını her türlü savaş tehdidinin, özellikle nükleer savaş tehdidin tasfiye edilmesine uluslararası ilişkilerde zor kullanmaktan kaçınmaya ve uluslararası anlaşmazlıkları Birleşmiş Milletler Şartı’na dayanarak barışçıl vasıtalarla çözmeye doğru yöneltmelerini gerektirdiğini vurgular;

4. Bütün Devletleri ve uluslararası örgütleri, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde gerekli tedbirleri alarak, halkların barış haklarını uygulamaya yardım etmek için ellerinden geleni yapmaya çağırır.

12 Kasım – Hukuk Takvimi

0
12 Kasım – Hukuk Takvimi
1815 Amerikalı yazar ve aktivist Elizabeth Cady Stanton doğdu. (Ölümü: 26 Ekim 1902)  Kadınlara oy hakkı için yürüttüğü çalışmalar ve kölelik karşıtlığıyla tanındı. 1848’de New York’ta imzalanan Declaration of Sentiments’le(Haklar ve Duyurular Bildirgesi) Amerika Birleşik Devletleri’nde kadın hakları hareketinin temellerini attı. İki gün süren  ve dünyada  ilk kadın hakları kongresi olarak bilinen Seneca Falls Convention’ı tertip etti ve tahminen 300 kadın ve erkek bu toplantıya katıldı. 19. yüzyılın ortalarından sonlarına kadar ABD’deki kadın hakları hareketinin liderlerinden biri oldu. 1868’de kadın hakları için çalışmak üzere The Revolution adlı bir gazete çıkardı. Kadınlara oy hakkı verilmesi için mücadele etti. History of Woman Suffrage isimli eserin en önemli yazarlarından biri idi.
1908 Amerikalı hukukçu Harry Andrew Blackmun doğdu. (Ölümü: 4 Mart 1999) Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nden mezun oldu. Özel hukuk müşaviri, avukat ve öğretim görevlisi olarak bir süre çalıştı. 1959’da Amerika Birleşik Devletleri Temyiz Mahkemesine yargıç olarak atandı ve 21 Eylül 1959 – 8 Haziran 1970 arasında bu görevi yürüttü. Daha sonra Başkan Richard Nixon tarafından Yüksek Mahkeme’ye atandı. 14 Mayıs 1970 ile 3 Ağustos 1994 tarihleri arasında Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi’nde Yargıç olarak görev yaptı. Mahkemede liberal görüşleri ile meşhur oldu. Eyaletlerde kürtaj yasağı getirilmesini kısıtlayan Roe v. Wade kararının yazarı olarak tanınmaktadır. 22 Şubat 1999’da evinde düşerek kalçasını kırdı, tam olarak iyileşemedi ve 4 Mart’ta 90 yaşında iken hayata gözlerini yumdu. 
1912

Hukukçu ve felsefeci, İspanya Başbakanı José Canalejas y Méndez (31 Temmuz 1854 – 12 Kasım 1912), suikaste uğrayarak yaşamını yitirdi. Her iki dalda doktora derecesi bulunuyordu.

1918 Avusturya’da Cumhuriyet ilan edildi.
1927

Çinli hukukçu, akademisyen ve insan hakları aktivisti Zhang Sizhi, dünyaya geldi. (Doğumu: 12 Kasım 1927 – Ölümü. 24 Haziran 2022) Çin’de insan haklarının korunması ve hukuk alanında yaptığı mücadelelerden ötürü, Heinrich Böll Vakfı tarafından verilen Petra Kelly Ödülü’nü 2008 yılında aldı

1933 Iraklı hukukçu ve eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani(Jalal Talabani) doğdu. (Ölümü: 3 Ekim 2017) Bağdat Üniversitesi Hukuk Fakültesine 1953 yılında başladı, Kürt Talebe Birliği’nin faaliyetlerine karıştığı için tutuklanmamak amacıyla 1956’da Suriye’ye sürgüne gitmek zorunda kaldı, daha sonra Irak’a döndü ve 1959’da mezun olarak diplomasını aldı. Hem siyasetçi, hem de gerilla lideri olarak hareket etti.  Siyasi kariyerine KDP’ye bağlı Kürdistan Öğrenci Birliğinin kurucu üyesi ve lideri olarak 1950’lerde başladı. 1963 yılında Cumhurbaşkanı Abdüsselam Arif hükûmetiyle yürütülen görüşmelerde Kürt delegasyonunun liderliğini yürüttü. Kuzey Irak’taki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) liderliğini uzun yıllar sürdürdü. 6 Nisan 2005’te Irak Ulusal Meclisi tarafından Cumhurbaşkanı seçildi, ve 24 Temmuz 2014 tarihine kadar Irak Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.  Irak’ın Arap olmayan ilk cumhurbaşkanı idi.
1935 Türkiye ile Yunanistan Arasında 26 Eylül 1935 tarihinde Atina’da imzalanan Kliring Anlaşması, 12 Kasım 1935 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.
1942 11 Kasım 1942 tarihinde mecliste kabul edilerek yasalaşan Varlık Vergisi Hakkında Kanun, 12 Kasım 1942’de resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi.
1948 İranlı hukukçu, siyasetçi ve din adamı, Hasan Ruhani doğdu. Tahran Üniversitesinde hukuk eğitimi gördü. Glasgow Caledonian Üniversitesinde hukuk alanında yüksek lisans ve doktorasını tamamladı. İran İslamcı hareketinin başlangıcında Ayetullah Ruhullah Humeyni’yi takip ederek siyasi faaliyetlerine başladı. Birçok kez tutuklandı ve kamuya açık konuşmalar yapmaktan men edildi. 1980’de İran Meclisine seçildi. 2013 yılındaki İran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde % 50’nin üzerinde oy alarak İran’ın yedinci Cumhurbaşkanı oldu.
1948 Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi öğretim üyeleri Pertev Naili Boratav, Behice Boran ve Niyazi Berkes’in derslerinde ve okul dışında solculuk ve komünistlik propagandası yapma iddiasıyla yargılandığı davada milliyetçi öğrenciler hocaları aleyhinde tanıklık yaptı. Dava 10 Şubat 1950’de bitti, Pertev Naili Boratav beraat etti, Behice Boran ile Niyazi Berkes 3’er ay hapis ve memuriyetten men cezasına çarptırıldı. Karar temyiz edildi, 30 Haziran 1950’de Behice Boran ve Niyazi Berkes aleyhine verilen 3’er aylık hapis cezası veren mahkeme kararı Yargıtay tarafından bozuldu.
1948 Tokyo’da kurulan Uzak Doğu Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi(Tokyo Savaş Suçları Mahkemesi), başbakanlık da yapmış olan ve ikinci dünya savaşı sırasında Japonya Savaş Bakanlığını yürüten general Hideki Tojo’nun da bulunduğu bazı Japon askeri ve sivil yetkilileri İkinci Dünya Savaşı sırasındaki eylemlerinden ötürü ölüm cezasına çarptırdı. Tjo, 23 Aralık 1948 tarihinde asılarak idam edildi.

Uzak Doğu Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi, yargılama sırasında.
1949 Tayvanlı hukukçu ve diplomat Shen Lyu-shun yaşamını yitirdi. (12 Kasım 1949 – 6 Ocak 2023),
1966 Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı ve hukukçu Mehmet Ali Aybar “Uluslararası Savaş Suçluları Mahkemesi” toplantısına katılmak için Londra’ya giderken havaalanında 400 kadar üniversite öğrencisi tarafından uğurlandı.
1967 Hukukçu ve Türk toplumu lideri Rauf Denktaş,  adaya gizlice girerken tutuklandıktan sonra Türkiye’nin baskıları sonucunda Kıbrıs Hükûmeti tarafından serbest bırakıldı. Serbest bırakılıp Ankara’ya dönen Denktaş‘ın yasal yollardan adaya girmesi 13 Nisan 1968’de mümkün oldu.
1969 İstanbul Üniversitesindeki Atatürk Anıtı’na bomba koyduğu iddiasıyla gözaltına alınan Cihan Alptekin ile 22 öğrenci serbest bırakıldı.
1970 Adana/Bossa Fabrikasında eylem yapan DİSK/Tekstil üyesi işçilerden 160’ı gözaltına alındı.
1974 Sıkıyönetim askeri savcısı 256 sanıklı THKP-C davasında Ertuğrul Kürkçü ve 8 arkadaşı  hakkında ölüm cezası, 80 sanık için de 5-15 yıl arası hapis cezası istedi.
1976 İstanbul Üniversitesi süresiz olarak kapatıldı.
1979 TÖB-DER’in 25 şube başkanı hakkında Askeri Ceza Mahkemesi tarafından gıyabi tutuklama kararı çıkarıldı.
1981 Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği’nin (TMMOB) feshine ilişkin yasa tasarısı Milli Güvenlik Konseyi tarafından hazırlanarak Danışma Meclisi’ne iletildi.
1984 Halkların Barış Hakkına Dair Bildiri Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 12 Kasım 1984 tarihli ve 39/41 sayılı Kararıyla onaylandı. Bildiri, “Gezegenimizde yaşayan halkların kutsal barış hakları bulunduğunu ve halkların barış hakkını korumanın ve bu hakkın uygulanmasını sağlamanın her Devlet için temel bir yükümlülük oluşturduğunu” ilan etti.
1987 Ankara DGM Savcılığı, seçim gezisi sırasında Kur’an-ı Kerim dağıtan Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) Genel Başkanı Alparslan Türkeş hakkında Siyasi Partiler Kanununun 87. maddesi gereğince; din ve dince kutsal sayılan şeylerin istismar edildiği gerekçesiyle ve TCK’nın 163. maddesini ihlalden soruşturma başlattı.
1990 Cumhuriyet gazetesi yazarı İlhan Selçuk’un bir yazısında, çizeri Necdet Şen’in de Hızlı Gazeteci adlı karikatür bandında Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a hakaret ettikleri iddiasıyla haklarında dava açıldı.
1990 Uşak’ta Atatürk’ün ‘Ulusun hayatı tehlikede olmadıkça savaş cinayettir’ özdeyişli İHD afişleri Valilikçe yasaklandı. Yasaklama kararı Mahkeme tarafından yerinde bulundu.
1990 Banaz’da bürosunun camına ‘Savaşa hayır’ yazısını astığı için tutuklanıp kefaletle serbest bırakılan muhasebeci V. Sümercan’ın yargılanmasına başlandı.
1990 Avukat Medet Serhat İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi iken 1959’da başlayan 49’lar Davası sanıklarındandır. Avukat Medet Serhat 12 Kasım 1994 tarihinde İstanbul’da uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV) kurucu üyesiydi.
1995 Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası (Azərbaycan Respublikasının Konstitusiyası), 12 Kasım 1995 tarihli referandumda kabul edilerek 27 Kasım 1995 tarihinde yürürlüğe girdi.

Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası
1998
  • Ankara’nın Fazilet Partili Belediye Başkanı Melih Gökçek DGM tarafından gözaltına alındı. Gökçek hakkında şeriatçı Muradiye Vakfı’na belediye olanaklarını usulsüz olarak aktarmak, bu amaçla çete oluşturmak ve ihaleye fesat karıştırmak suçlamaları yöneltildi.
  • PKK lideri Abdullah Öcalan, Roma Havalimanında yakalandı. Daha sonra serbest bırakıldı. 
1999 Uzun yıllar yurdundan ayrı kalan ve 18.İstanbul Kitap Fuarı’nın “onur konuğu” olarak katıldığı ödül töreninde bir konuşma yapan Anayasa Hukuku uzmanı Prof. Server Tanilli’ye, törene katılamayan Melih Cevdet Anday ile eşi Suna Anday bir mektup yazdı.
2003 Jose Marti Küba Dostluk Derneği ve Küba büyükelçiliğinin davetiyle Türkiye’ye gelen Che’nin oğlu Camilo Guevara March:”Küba’da bir yasa, tasarı halindeyken önce halka sunuluyor. Bu geri besleme mekanizması sayesinde yönetenler halkın beklentilerini öğrenmiş oluyor” dedi.
2003 Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin idam cezasının kaldırılmasını öngören 6’ncı protokolünü onayladı.
2003 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 30 Kasım 1993 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan Sosyalist Türkiye Partisi yöneticilerinin başvurusunda Türkiye’yi haksız buldu. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin örgütlenme hakkıyla ilgili 11. maddesinin ihlal edildiğine karar verdi.
2007 İltica Hakkı’na İlkesel Bakış başlıklı bildiri ile Başörtüsü Sorunu ve İlkesel Tutumlar başlıklı bildiri 12 Kasım 2007 tarihinde İnsan Hakları Derneği tarafından ilan edildi.
2008 12 Kasım 2008 tarih ve 27052 sayılı Resmi Gazete’de “Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin Azaltılmasına İlişkin Yönetmelik” yayımlandı.
2011
  • Türk Tabipler Birliğinin çağrısıyla Ankara’da toplanan “Türkiye (Büyük) Hekim Meclisi”, AKP hükümetinin kamu sağlık hizmetlerinin piyasaya açılması, ticarileştirilmesi, özelleştirilmesi hedefiyle 2 Kasım’da çıkardığı 663 sayılı KHK’yı oy birliğiyle reddetti ve “yok hükmünde” olduğunu ilan etti.
  • Uluslararası bir örgüt olan Türk Konseyi, 12 Kasım 2021 tarihinde yeni organizasyon şemasını oluşturdu. Teşkilat, Türk dili konuşan ülkeler arasında kapsamlı işbirliğini teşvik etmek amacıyla 3 Ekim 2009’da imzalanan Nahçıvan Antlaşması ile kurulan Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Teşkilatı’nın devamıdır. 2021 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen Türk Konseyi Devlet Başkanları VIII. Zirvesi’nde Kuruluşun adı Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) olarak değiştirilmiştir.
2024
  • Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü’nün (AOSSÖ) yargılandığı davada, yerel mahkemenin verdiği ilk mahkumiyet kararını kaldıran ve “yargı görevini örgütün çıkarları için kullanmakla” suçlanan istinaf mahkemesi üyeleri, Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nde yargılanmak üzere hakim karşısına çıktı. İlk derece mahkemesi sıfatıyla  Yargıtay’da görülen duruşmada, bozma kararını veren eski İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi Başkanı Reyhan Yaman ile üyeler Ahmet Mahnaoğlu ve Derya Bayburtluoğlu, savunma yaptı. Yeni duruşma günü 4 Şubat 2025 olarak belirlendi. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 84’ü tutuklu 215 sanığa verdiği mahkumiyet kararlarını usülden bozan istinaf mahkemesi kararının ardından, 68 sanık tahliye olmuş, tahliye olan 68 kişiden 61’i hakkında yeniden tutuklama kararı çıkarılmış, 11 sanık ise firar etmişti.
  • Ekvador’da Penitenciaria del Litoral’daki cezaevlerinde çıkan çatışmalarda 15 kişi öldürüldü. 12 bin mahkumun bulunduğu hapishane, ülkedeki çete çatışmalarının merkezlerinden biri olarak biliniyor.
  • TBMM Genel Kurulu’nda yapılan 4. tur oylamada Kamu Başdenetçiliği‘ne (Ombudsman) eski Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca seçildi.

Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası

12 Kasım – Hukuk Takvimi

Başörtüsü Sorunu ve İlkesel Tutumlar

0

Başörtüsü Sorunu ve İlkesel Tutumlar başlıklı bildiri, 12 Kasım 2007 tarihinde İnsan Hakları Derneği tarafından yayınlanmıştır.

Başörtüsü Sorunu ve İlkesel Tutumlar

İnsan Hakları Derneği açısından türban yasağı ya da genel olarak kişilerin “kılık ve kıyafet”ine yönelik ya da bunlarla ilgili baskılar, kişinin özel yaşamına müdahale ve ayrımcılık yasağına aykırılık oluşturur.

Kişilerin seçtiği giyim tarzına karışmak, kamunun yetkisi dahilinde değildir. Kişilerin seçtiği giyim ya da görünüş nedeniyle bazı kamu hizmetlerinden yasaklanması, onlara giyim ya da görünüşleri nedeniyle ayrımcılık uygulanması anlamına gelir.

Türban yasağı olarak adlandırılan uygulamalar, belirli bir kadın ya da kız çocuğu grubunun, seçtikleri giyim tarzı nedeniyle,

i) hem devlet okullarına hem de özel okullara girişini ya da bu okullarda öğrenim görmelerini,

ii) siyasal yaşama ve kamu yaşamının belirli yönlerine katılımlarını,

iii) belirli mesleklerde, bu mesleğin gerektirdiği formasyona sahip olmalarına rağmen çalışmalarını önleyen uygulamalardır.

Bu anlamda, bu tür uygulamalar, ayrıca kadına karşı ayrımcılık niteliği taşımakta; kadınların toplum içinde eşit rollere sahip olmalarını, toplumsal yaşama eşit olarak katılmalarını önlemektedir.

Her ne kadar bu uygulamalar,

a) bu giyim tarzının belirli bir dinsel ya da ideolojik görüşü temsil ettiği,

b) bu giyim tarzını seçenlerin, farklı giyim tarzlarını seçen kadınlara bu nedenle “hoşgörü” göstermeyecekleri ya da onlara baskı uygulayacakları

Savlarıyla haklı gösterilmeye çalışılıyorsa ve bu görüşlerde, bütün genellemelerin genel aksaklıklarına rağmen, doğruluk payı olan durumlar söz konusu olsa da, bu:

İnsan hakları bakımından,

Kişinin özel yaşamına ve kişisel tercihlerine dayalı olarak baskı görmesine ya da eğitim ve çalışma hakları gibi temel haklar ya da kamusal ve siyasal yaşama katılım hakkı ayrımcılığa uğramasına izin vermez.

i) Devletin insan haklarını koruma yükümlülüğünün yerine getirilmesi, onun adına davranan hükümetin ve görevlilerinin varlığının ve eylemlerinin meşruiyetinin nihai ölçütüdür.

ii) Kişinin özel yaşamıyla ve kamu yaşamında nasıl görüneceğine ilişkin tercihlerine müdahale etmek ya da bu tercihleri değiştirmesi için baskı yapmak, hükümetin ya da kamunun yetkisinde değildir; hükümetler, kişinin özel yaşamını ya da kamu yaşamındaki görünüşünü belirlemek üzere düzenlemeler yapamaz.

iii) Hükümet ve görevlileri, sadece kişinin bu tür tercihlerinden dolayı görebileceği zararları ve ayrımcı muameleyi önlemekle yükümlüdür.

iv) Eğitim hakkı, çalışma hakkı, kişisel yaşama müdahale yasağı ve kamusal yaşama katılma hakkı dahil olmak üzere temel hakların korunması ya da gerçekleştirilmesi, hiçbir istisnaya tabi değildir.

v) İnsan haklarının ya da yurttaş haklarının kişinin belirli bir siyasal görüşe ya da dine mensup olması nedeniyle kısıtlanması, bütün devletleri bağlayan ayrımcılık yasağına aykırıdır.

vi) Kız çocuklarının ve kadınların belirli bir giysiyi giymeleri nedeniyle, örtünmeleri ya da örtünmemeleri nedeniyle eğitim hakkından, çalışma hakkından ve kamusal yaşama katılma hakkından mahrum bırakılması, devletin onların kişisel gelişimlerinin önündeki engelleri kaldırma yükümlülüğüne, kadınlara karşı ayrımcılık yasağına ve kadınların insan hakları konusundaki çalışmaların amacına aykırıdır.

Siyasal ve toplumsal bakımdan ise, İHD,

i) Bu tür uygulamaların toplumda yarattığı kutupsallaşma ve gerginlikten kaygılıdır.

ii) Bu uygulamanın ve benzeri uygulamaların “Milli Güvenlik” konsepti içerisinde değerlendirildiğini gözlemlemektedir.

iii) Devletin yürütme birimlerinin taraf olduğu böyle bir siyasal ve toplumsal kutupsallaşmada yargının, insan haklarını ve hukukun genel kurallarını gözetecek bir tavır içerisinde olamadığını; bu durumun da, hukukun üstünlüğü ilkesini zayıflattığını gözlemlemektedir. Türkiye’de hukukun ilerlemesi, hukukun üstünlüğü ilkesinin yaşama geçmesi ile olanaklıdır.

iv) Bu tür uygulamalar etrafında yaratılan kutuplaşmanın, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı, çoğulcu bir demokrasi umudunu aşındırmakta olduğunu da gözlemlemektedir.”

İnsan Hakları Derneği

İltica Hakkı’na İlkesel Bakış

0

İltica Hakkı’na İlkesel Bakış başlıklı bildiri 12 Kasım 2007 tarihinde İnsan Hakları Derneği tarafından ilan edilmiştir.

İltica Hakkı’na İlkesel Bakış

1. İltica hakkı, kişinin bedensel ve zihinsel bütünlüğüyle ilgili temel bir haktır; temel haklar sisteminin bütünlüğü içinde değerlendirilmelidir. Uluslararası koruma ve devletlerin koruma rejimleri, insan haklarının dünyanın her yerinde, her koşulda bütün kişiler için korunması anlayışına dayanmalıdır.

2. Mülteci, temel hakları yurttaşı olduğu devlet tarafından korunmayan; bu devletin sınırlarının dışında bulunan ve ülkesine dönmesi halinde temel haklarının devlet görevlileri ya da belirli bir yer ve zamanda kişi üzerinde iktidar kurma olanağına sahip başka grup ya da kişiler tarafından ihlal edilmesi söz konusu olan kişidir.

3. Mülteci konumunun kişiye getirdiği hakların anlaşılmasında, Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi, Sözleşmenin Başlangıç kısmında Evrensel Bildirgeye yapılan gönderme de dikkate alınarak, ve Mültecilerin Hukuk Statüsüne İlişkin 1967 Protokolü, şu belgelerle birlikte değerlendirilmelidir: Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi, İşkenceye Karşı Uluslararası Sözleşme ve Çocuk Hakları Uluslararası Sözleşmesi.

4. İnsan haklarının korunmasında uluslararası sorumluluk, koşulsuz ve mutlaktır; devletler, yalnızca kendi yurttaşlarının insan haklarını korumakla yetinemez, insanlığa karşı sorumlulukları ve hukuksal açıdan da, yetki alanlarında bulunan her kişinin temel haklarını koruma yükümlülükleri vardır.

5. İltica hakkı, bir devlette temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınamadığı durumda, insan hakları ihlallerini önleyici son çaredir; ancak, söz konusu devlette insan haklarının herkes için korunmasının yerine geçirilemez.

6. İltica hakkının uygulanmasında ve diğer temel hakların mültecilerin durumunda korunmasında kişiler ya da gruplar arasında, ırksal, ulusal, cinsel, dinsel ya da başka bir ölçüte göre ayrımcılık yapılamaz.

7. Hiçbir devlet, savaş suçu ve insanlığa karşı suç dahil hiçbir gerekçeyle, kişileri temel haklarının tehdit altında olduğu bir ülkeye gitmeye zorlayamaz. Özellikle, savaş suçluları ve insanlığa karşı suç işleyenler dahil hiçbir kişi:
ölüm cezası ya da yaşam hakkına yönelik bir tehdidin söz konusu olabileceği bir ülkeye gitmeye zorlanamaz,
işkence ya da kötü muamele görme riski olan bir ülkeye gitmeye zorlanamaz.

8. Bir kişinin güvenli üçüncü ülke olarak değerlendirilen bir ülkeye gönderilmesi, bu ülke devletinin uluslararası hukuk bağlamında tanınmış olmasına, temel haklara ilişkin uluslararası belgeleri onaylamış ve pratikte uyguluyor olmasına ve iltica hakkına ilişkin güvencelerin yeterli olmasına bağlıdır.

9. Her devlet, bir ülkede temel hakları tehdit altında olan her kişinin kendi sınırlarına, geçerli kimlik ya da seyahat belgeleri olmasa bile, girebilmesini mümkün kılacak önlemleri almalı; bu tür kişilerin sınırdan girişi ve iltica prosedürlerine erişimleri asla engellenmemelidir.

10. Hiçbir devlet, ülkelerarası kara, hava ve deniz taşıyıcılarına, geçerli kimlik belgesi ve seyahat belgesi olmayan kişileri taşımalarını engelleyecek yaptırımlar getirmemelidir; bu önlemler, insan kaçakçılığına yol açmakta ve mültecilerin hayatını tehdit etmektedir.

11. Devletler, insan kaçakçılığının önlenmesi konusunda uluslararası ve bölgesel işbirliği yapmalı ve bu alandaki önlemleri, herkesin bulunduğu ülkeyi terk etme hakkını da göz önünde bulundurarak, iltica hareketlerini kolaylaştırıcı ve iltica hakkına ilişkin usulleri verimli hale getirici önlemlerle desteklemelidir.

12. Savaş, iç çatışma, yaygın şiddet hareketleri, etnik temizlik ve diğer insani felaketlerde kitlesel nüfus hareketlerinin olması durumunda, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin yerinde çözüm ve insani yardım çalışmaları desteklenmeli; ancak bu tür operasyonlar, ancak objektif koşullarda varolan en optimal çözüm olduğu gösterilebiliyorsa düzenlenmeli, iltica hakkının yerini almamalı ya da kitlesel sığınmayı engellemeye yönelik olarak yapılmamalıdır.

13. Her devlet, bütün sınır ve diğer giriş kapılarında, ayrıca sınır bölgelerinde bulunan güvenlik birimlerinde, yasal ya da yasadışı giriş yapan kişilerin iltica hakkı talep edip etmeyeceğini doğru sorularla saptayabilecek ve onları yetkili bir birime yönlendirebilecek bilgi düzeyine sahip görevliler atamalıdır.

14. Her devlet, iltica hakkına ilişkin talepleri ve prosedürleri, insan hakları temelinde, hukukun üstünlüğü ilkesine dayalı olarak etkin bir şekilde işletebilecek yetkin bir merkezi kuruluş oluşturmalı; iltica talebinin esasına ilişkin görüşmeler ve işlemler bu kuruluş tarafından yapılmalıdır.

15. İltica talebinde bulunan kişilerle yapılacak görüşmeler, insan hakları, sosyal hizmet, hukuk ve psikoloji eğitimi görmüş kişilerce yapılmalıdır.

16. İltica talebinde bulunan kişinin acil sağlık ve sosyal gereksinimleri, ilgili merkezi kuruluş tarafından değerlendirilmeli ve derhal karşılanmalıdır.

17. İltica talebinde bulunan kişilerin hakları, kişinin temel haklarını eksiksiz güvence altına alacak şekilde belirlenmelidir.
Mülteci statüsü konusunda karar vermekle yetkili görevliler, talepte bulunan kişinin durumuna ilişkin herhangi bir şüpheyi, aksi kanıtlanıncaya kadar, mültecinin lehine yorumlamalıdır.

18. İltica talebine ilişkin bütün işlemler, şeffaf olmalı ve yargı denetimine açık olmalıdır.

19. Savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlediği konusunda iddialar bulunan kişilere, bu suçlardan uluslararası yargı yerlerince aklanmadıkları sürece, iltica hakkı tanınamaz.

20. Mültecinin geldiği ülkede ilticaya neden olan koşulların ortadan kalktığına ve/veya kişinin ya da belirli bir grubun ülkesine geri dönebileceğine karar verilmesinde, değişikliğin dönmesi söz konusu olan kişiler için etkin olduğunun hem iltica devleti hem de kişilerin geri döneceği devlet tarafından güvence altına alınmış olması gerekir.

21. Kişilerin ülkelerine yeniden yerleştirilmeleri, uluslararası koruma sistemi çerçevesinde gerçekleştirilmelidir.

22. İltica talebi uygun bulunmayarak ülkesine geri gönderilen ya da ilticaya neden olan koşulların ortadan kalktığı belirlenerek ülkesine geri gönderilen kişilerin insan hakları ihlallerine uğraması halinde, kişiyi geri gönderen ya da kişiye geri dönebileceğini bildiren aktörler, ihlale katılmış sayılırlar.

İnsan Hakları Derneği

11 Kasım – Hukuk Takvimi

0
11 Kasım – Hukuk Takvimi
1620

Mayflower Sözleşmesi imzalandı. Dünya tarihinin en eski evrensel hukuki metinlerinden olan ve Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen sözleşme, bugünkü ABD Anayasasının şekillenmesinde ilham kaynağı olan çalışmalardan olmuştur. Mayflower isimli gemi ile 1620 yılında Kuzey Amerika’ya göç eden İngilizler; bu kıtaya sonradan göç edecek diğer insanlarla birlikte ortak yaşamın mümkün olabilmesi için kıtaya sonradan geleceklerin de katılabileceği bu sözleşmeyi akdederek asgari bir konsensüs oluşturmuşlardır.

Mayflower gemisinin William Halsall tarafından yapılan temsili resmi (1882)
1889 Washington, 42. eyalet olarak ABD’ye katıldı.
1897

Hukukçu Sıddık Sami Onar, doğdu. (Ölümü: 9 Ağustos 1972) İstanbul Hukuk Mektebini bitirdi, Paris Üniversitesi Hukuk Fakültesinde bir süre öğrenim gördü. İstanbul Ticaret Mahkemesinde yargıçlık görevinde bulundu, Mülkiye Mektebi ile Galatasaray Lisesinde öğretmenlik yaptı.  1933 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nde idare hukuku profesör ve 1934 yılında aynı üniversitede ordinaryüs profesör oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nde uzun üre dekanlık görevi yürüttü. Akademik özgürlükten yana görüşleri Türkiye’de ilkleri gerçekleştirmesine neden oldu ve yaşamı boyunca üniversitede yönetim özerkliğini savundu. Türkiye’de, İdare Hukukunun kurucusu olarak bilindi.

Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar
1821

Suç ve Ceza’nın yazarı Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, Moskova’da doğdu.(Ölümü: 9 Şubat 1881, Sankt-Peterburg) Dostoyevski, 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklanarak 10 ay hapishanede kalmış, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz arkadaşı ile birlikte affedilmiş, cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürülmüştü.

Dostoyevski’nin ünlü eseri Suç ve Ceza
1855 Danimarkalı filozof, Soren Aabye Kierkegaard, yaşamını yitirdi.  (Doğumu: 5 Mayıs 1813) Varoluşçuluk felsefesinin öncülerinden kabul edilmektedir.

Søren Kierkegaard
1864

Alman Barış Derneği’nin (Deutsche Friedensgesellschaft ) kurucularından olan ve dünya çapında barış sağlamak için modern bir organizasyon kurma fikrinin(BM) öncülerinden Alfred Hermann Fried doğdu. (Ölümü: 5 Mayıs 1921) 1911 yılında Hollandalı avukat Tobias Asser ile birlikte Nobel Barış Ödülü kazanmıştı.

Alfred Hermann Fried
1864

Alman asıllı Amerikalı anarşist ve işçi birliği aktivisti Adolph Fischer, 27 yaşında idam edilerek öldürüldü. (Doğumu: 1858, Bremen, Almanya) Haymarket Ayaklanması‘na katılması nedeniyle yargılandıktan sonra af dilemeyi reddetti ve 11 Kasım 1887’de Spies, Parsons ve George Engel ile birlikte Şikago’da asıldı. Son sözleri, “Yaşasın anarşi! Bu hayatımın en mutlu anı!” oldu.

Adolf Fischer
1904

Amerikalı avukat ve casus Alger Hiss doğdu. (Ölümü: 15 Kasım 1996) 1729’da Almanya’dan göç etmiş bir ailenin çocuğu idi. Johns Hopkins Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenim gördü. Bir yıl boyunca mahkemede katip olarak görev yaptı. Daha sonra hükümet avukatı oldu. 1939’dan 1944’e kadar  Stanley Hornbeck’in asistanlığını yaptı. ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi ve BM yetkilisi olarak Birleşmiş Milletler’in kuruluşunda yer aldı. Daha sonraki yaşamında öğretim görevlisi ve yazar olarak çalıştı. 1948’de Sovyetler Birliği için casusluk yapmakla suçlandı ve 25 Ocak 1950’de suçlu bulunarak beş yıl hapis cezasına çarptırıldı.  Üç yıl sekiz ay yattı ve 27 Kasım 1954’te hapisten tahliye oldu. Hapis hayatından sonra barodan atıldı ve  bir kırtasiye firmasında satış elemanı olarak çalıştı. 

Avukat Alger Hiss, Lewisburg Federal Hapishanesinde mahkum sıfatıyla

1918  Alman İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında ateşkes antlaşması imzalaması sonucunda Birinci Dünya Savaşı sona erdi
1918

Polonya toprakları 123 yıl sonra tekrar bir araya geldi ve ulusal birlik sağlandı. 11 Kasım Polonya Bağımsızlık Günü olarak kutlanmaktadır. 

1923 Münih’te, “Birahane Darbesi” başarısızlığa uğrayan Adolf Hitler tutuklandı
1938

10 Kasım 1938’de Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatı üzerine boşalan Cumhurbaşkanlığı makamına İsmet İnönü, TBMM tarafından oy birliğiyle seçildi.

Atatürk ve İnönü bir arada
1942

Varlık Vergisi Hakkında Kanun mecliste kabul edildi. Kanun, 11 Kasım 1942 tarihinde mecliste kabul edildikten 1 gün sonra 12 Kasım 1942’de resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. İkinci Dünya Savaşı döneminde olağanüstü kazanç ve servete sahip olan kişilerden bir defaya mahsus olmak üzere vergi alınması öngörmüştür. Verginin miktarı ve oranı kanun ile belirlenmemiş, miktarlarının belirlenmesi ve toplanması amacıyla her ilde vergi tespit komisyonları kurulmuştur. Bu komisyonlar şehrin en yetkili mülki amirleri ve mal memurlarından oluşmuştur. Kanun ile verilen yetki kapsamına komisyonların belirlediği vergilerin tahsili için mükelleflere 15 gün süre verilmiştir. 15 gün içinde belirlenen vergileri ödemeye mükellefler teminat vermek zorundadır.

Dönemin İstanbul defterdarı Faik Ökte’nin “Varlık Vergisi Faciası” isimli kitabı
1944

Hukukçu, diplomat ve devlet adamı Mehmet Münir Ertegün, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1883) İstanbul Üniversitesi hukuk bölümünden mezûn oldu. Hâriciye Nezâreti’nde memur olarak göreve başladı sonrasında Bâb-ı Âli hükûmetinin hukuk danışmanlığına atandı. I. Dünya Savaşı sırasında İttifak Devletleri ile Rusya arasında yapılan Brest Litovsk Antlaşması’na katılan Osmanlı delegasyonunda yer aldı. Dışişleri Bakanlığı baş hukuk danışmanlığına atandı. Lozan Antlaşması‘na katılan Türk delegasyonunda hukuk danışmanı olarak bulundu. Paris ve Londra’da Büyükelçilik görevini yerine getirdi. 1934 yılında Washington, DC Büyükelçiliği görevine atandı ve 1944 yılında kalp krizinden dolayı hayatını kaybedene kadar bu göreve devam etti.

Mehmet Münir Ertegün
1947 Türkiye Uluslararası Para Fonu’na (IMF) üye oldu.
1950

Hukukçu ve devlet başkanı, Alexandros Diomidis yaşamını yitirdi. (Doğumu: 3 Ocak 1875) Atina Üniversitesinde  hukuk ve ekonomi okudu. Berlin Üniversitesi’nden doktora unvanı aldı. 1905 yılında Atina Ulusal ve Kapodistrian Üniversitesi’nde profesör oldu. Atina Bilim Akademisi üyeliğine seçildi. 1909’da Attika ve Boeotia Eyaletinin valisi oldu. 1910’da Liberal Parti’den Yunan Meclisi’ne seçildi. 1912-1915 yılları arasında ve 1922’de Maliye Bakanlığı yaptı. 1923’te Yunanistan Merkez Bankası Başkanlığı görevinde bulundu. 1949 yılında Themistoklis Sophoulis’in ölümünden sonra Yunanistan başbakanı seçildi. Görev yaptığı kısa dönemde (28 Haziran 1949 – 6 Ocak 1950) Yunan İç Savaşı sona erdi. Ulaşım Bakanı Hatzipanos’un adının geçtiği bir skandaldan sonra istifa etmek zorunda kaldı. Aynı yıl yaşamını yitirdi. (11 Kasım 1950).

Aleksandros Diomidis
1959

Akis dergisi yazarları Kurtul Altuğ ve Doğan Avcıoğlu, İran Şahı Rıza Pehlevi’ye yayın yoluyla hakaret suçundan 3 ay 15’er gün hapis cezası aldı.

1965  Afrika’daki son Birleşik Krallık sömürgesi Rodezya, bağımsızlığını ilan etti.
1970

İnsanlığa Karşı Savaş Suçlarının Zaman Aşımına Uğramazlığı hakkında Avrupa Sözleşmesi yürürlüğe girdi. Türkiye, sözleşmeyi onaylamadı.

1973 Mısır ile İsrail ateşkes anlaşması imzaladı.
1975 Portekiz’in sömürgesi olan Angola bağımsızlığını kazandı, Angola  Halk Cumhuriyeti kuruldu.
1976 Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında 10 yıl süreyle elektrik alışverişini düzenleyen anlaşma imzalandı.
1980

İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı İlhan Selçuk’un ‘Kemalizm İdeolojisi Muz mudur?’ başlıklı köşe yazısında Atatürk’e hakaret edildiği gerekçesiyle  Cumhuriyet gazetesinin yayınına son verdi.

İlhan Selçuk’un 11 Kasım 1980 tarihinde yazdığı “Kemalizm İdeolojisi Muz mudur?” başlıklı yazısı nedeniyle gazete on gün süreyle kapatıldı. İlhan Selçuk, yazısında Atatürk’e dil uzatmakla suçlandı. Gazete, on gün sonra yeniden yayımlanmaya başladı.

1989

Beyoğlu Adliyesinde çok sayıda sinema filmi, video-kaset ve fotoğraf müstehcen ve sakıncalı oldukları gerekçesiyle yakıldı.

1992

Danıştay 10. Dairesi, memur sendikalarının kurulmasını yasadışı oldukları gerekçesiyle engelleyen 28 Şubat 1991 tarihli İçişleri Bakanlığı Genelgesini iptal etti.

2003

Almanya’nın Baden Württemberg eyaleti okullarda ve kamu kuruluşlarında başörtüsünü yasakladı.

2004

TBMM Dış İşleri Komisyonu, Terörizmin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi Tadil Protokolünün onaylanmasına ilişkin yasa tasarısını 11 Kasım 2004’te kabul etti. Sözleşmeye göre, uçak kaçırma, adam kaçırma, bomba, el bombası ve ateşli silahlarla işlenen suçlarla bu suçların işlenmesine yardımcı olma fiilleri artık siyasi suç kapsamına girmektedir.

2013

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İyi İdare Yasası, KKKC Cumhuriyet Meclisi’nin 11 Kasım 2013 tarihli genel kurulunda kabul edildi. Kamu yönetiminin gerektiği hızda ve adalet ölçülerinde çalışmasını temin etmek, yurttaşlara yardımcı olmak, dilekçe hakkının etkin şekilde kullanımını ve yasanın denetimini sağlamak üzere Başbakanlık Halk Danışmanlık Merkezi kuruldu. Ayrıca, kadın sığınma evlerinin kurulması kararı alındı.

2019

Hukukçu ve Anayasa hukuku profesörü Mümtaz Soysal yaşamını yitirdi. (Doğumu: 15 Eylül 1929) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. 1955 yılında Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü’ne asistan olarak atandı. Aynı yıl Birleşmiş Milletler bursuyla London School of Economics’te araştırmalarda bulundu. 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra göreve gelen Kurucu Mecliste 1961 Anayasasını hazırlamakla görevlendirilen Anayasa Komisyonu üyeliğine seçildi ve 6 Ocak 1961 – 29 Ekim 1961 tarihleri arasında bu görevi yürüttü. 15 Kasım 1963’te Anayasa Hukuku doçenti oldu. 24 Haziran 1969 tarihinde ‘Dinamik Anayasa Anlayışı Anayasa Diyalektiği Üzerine Bir Deneme’ adlı çalışmasıyla Anayasa Hukuku profesörü oldu. 1971 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi dekanı olarak atandı, dekanlık görevi sona erdikten sonra bilimsel çalışmalarına devam etti. Siyasal Bilgiler Fakültesinden 14 Nisan 1992 tarihinde emekli oldu.

Prof. Dr. Mümtaz Soysal
2020

Güney Afrikalı hukukçu, avukat ve siyasetçi  Mongameli Bobani yaşamını yitirdi. (Doğumu: 12 Temmuz 1968) 2002’de Birleşik Demokratik Hareket için orantılı temsil meclis üyesi olarak atandı. Birleşik Demokratik Hareket’in Nelson Mandela Körfezi konseyindeki komitesinin lideriydi. Belediye Başkan Yardımcısı ve Kamu Hizmetleri Belediye Başkanlığı Komisyonu Üyeliği yaptı. 2018’den 2019’a kadar Büyükşehir Belediyesinin İcracı Belediye Başkanı olarak görev yaptı. 2020 de Covid-19 hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti.

Avukat Mongameli Bobani
2021

Nelson Mandela ile birlikte Nobel Barış Ödülü kazanan hukukçu Frederik Willem de Klerk  yaşamını yitirdi. (Doğumu: 18 Mart 1936, Johannesburg) Potchefstroom Üniversitesinde hukuk okudu. Bir süre bağlı çalışan avukat olarak görev yaptıktan sonra kendi hukuk bürosunu kurdu. Yoğun sivil toplum çalışmalarında ve siyasi faaliyetlerde bulundu. 1072’de parlamentoya girdi. 1978’de, Sosyal Refah ve Emeklilik Bakanı oldu. 1981’de, hükümetteki çalışmaları nedeniyle Üstün Hizmet Nişanı ile ödüllendirildi. 1984-89 yılları arasında eğitim bakanlığı yaptı. 15 Ağustos 1989 – 10 Mayıs 1994 tarihleri arasında Güney Afrika’nın 7. Devlet Başkanı olarak görev üstlendi. 10 Mayıs 1994 – 30 Haziran 1996 tarihlerinde ise Mandela’nın yardımcılığını yaptı. Yaşamı boyunca insan haklarını savundu ve ırkçılığa karşı savaştı.

Frederik de Klerk ve Nelson Mandela
2024

Önceki yıl gerçekleşen maç sonunda hakem Halil Umut Meler’e yumrukla saldıran MKE Ankaragücü Eski Başkanı Faruk Koca, 3 yıl 7 ay 22 gün hapis cezasına çarptırıldı.

2024

Ünlü şarkıcı Serdar Ortaç, Mehmet Ali Erbil ve bazı sosyal medya fenomenlerinin de aralarında bulunduğu 20 şüpheli hakkında, yasa dışı bahis kanununa muhalefet suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu’nda savcıya veren şüphelilerden Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç, tutuklanmaları talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Erbil ve Ortaç’a ev hapsi(konutu terk etmeme) verildi ve adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Şüphelilerden Sefa Caner Sarıçam, İbrahim Yılmaz, Esma Sözen ile Muzaffer Zorbey Erkoçkar tutuklandı.

11 Kasım – Hukuk Takvimi

Mayflower Sözleşmesi

0
Mayflower gemisinin William Halsall tarafından yapılan temsili resmi (1882)

Mayflower Sözleşmesi, Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya çıkan ilk genel hukuk metinlerinden biridir ve bugünkü ABD Anayasasının şekillenmesinde ilham kaynağı olan çalışmalardandır.

Mayflower isimli gemi ile 1620 yılında Kuzey Amerika’ya göç eden İngilizler; bu kıtaya sonradan göç edecek diğer insanlarla birlikte ortak yaşamın mümkün olabilmesi için kıtaya sonradan geleceklerin de katılabileceği bu sözleşmeyi akdederek asgari bir konsensüs oluşturmuşlardır.

Sözleşmenin hazırlandığı toplumsal koşulları anlatan “Saints & Strangers” isimli bir TV Dizisi 2015 yılında yayınlanmıştır.

Koloniler Dönemi-17. Yüzyıl ABD

Koloniler Dönemi, İnsan Hakları Gelişmeleri ve Sivil Toplum

Mayflower Sözleşmesi ile kolonilerde düzenlenecek kanunların koloninin ortak faydası çerçevesinde yapılması gerektiği kural altına alınarak yapılacak örgütlenmelerin yada kurulacak devletlerin ortak çıkarlara hizmet etmesi amaçlanmıştır. Kolonilerdeki gelişmenin her aşamasında, İngiltere’nin denetleme etkisi bulunmayışı çarpıcı bir özellik oluşturmuştur. Georgia dışındaki tüm koloniler, ya hisseli şirketler ya da Saray tarafından verilen imtiyazlara dayalı feodal mülk sahiplikleri olarak ortaya çıkmıştır ancak bu durum Amerika’daki kolonicilerin dış denetlemelerden kurtulmuş olduğu anlamına gelmemektedir. Koloniler, hiçbir zaman İngiltere sarayına tabi olduklarını düşünmemişler ve özerk davranmışlardır.

İngilizlerin siyasal özgürlük yolundaki uzun süreli mücadele geleneklerinin mirasçısı kolonicilerdir. Koloniciler, özgürlük kavramlarını Virginia’nın ilk imtiyaz belgesine işlemişler, Magna Carta ile örf ve adet  hukukunun tanıdığı  hakları takip etmişlerdir.

New England’da, diğer kolonilere oranla, yıllar boyunca daha belirgin bir özyönetim uygulaması görülmüştür.

Mayflower gemisiyle gelen Pilgrimler; “daha iyi yönetilmemizi ve güvencede olmamızı sağlamak amacıyla  bir siyasal kuruluşta toplanmak…ve bu kuruluş aracılığıyla,…koloninin genel yararı için gerekli ve uygun olacağı düşünülen adil ve eşit yasaları, kararnameleri, tüzükleri, anayasaları ve makamları kabul etmek, kurmak ve düzenlemek…” için şeklindeki,  “Mayflower Sözleşmesi” denilen belgeyi kabul etmişlerdir.

Pilgrimlerin, kendi kendini yönetme sistemi geliştirmelerinin yasal bir dayanağı olmamakla birlikte, bu harekete karşı çıkan olmamış ve Plymouth’taki yerleşimciler; sözleşme uyarınca, dışarıdan müdahale olmaksızın uzun yıllar kendi işlerini kendileri yürütmüşlerdir. Koloni meclisleri, İngiltere Parlamentosuna benzer iki belirgin güç elde etmişler, böylelikle kendi kendini yönetme hakkını geliştirmişler, 18. Yüzyılda daha belirgin özerklik elde etmişlerdir.

Mayflower Sözleşmesi Metni

“Tanrı’nın adıyla, amin!

Aşağıda imzası bulunan bizler, dinimizin koruyucusu, İrlanda, Fransa ve Büyük Britanya’nın hürmete layık kralı James’in sadık bendeleri, Tanrı’nın inayetiyle;

Ülkemizin ve Kralımızın şerefi, hıristiyanlık inancının ilerlemesi ve Tanrı’nın zaferi için ant içerek Virginia’nın kuzey kısmındaki ilk koloniyi kurmak için seyahate çıkmayı; bu vaadlerimizi tek başımıza ya da karşılıklı olarak Tanrı’nın huzurunda yerine getirmeyi; dirlik ve düzenimiz için ve yukarıda bahsedilen amaçların yerine getirilmesi için sivil bir örgüt çatısı altında bir araya gelmeyi; adil ve eşit kanunları, emirleri ve anayasaları koloninin genel çıkarlarına uygun olacak bir şekilde çıkarmayı bütün alçakgönüllülük ve itaatimizle vaad ediyoruz.”

Amerika Birleşik Devletleri Anayasası

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İyi İdare Yasası

0

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İyi İdare Yasası, KKKC Cumhuriyet Meclisi’nin 11 Kasım 2013 tarihli genel kurulunda kabul edilmiştir.

İyi İdare Yasası, KKTC Anayasasının 94’üncü gereğince Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından Resmi Gazete’de yayımlanarak ilan edilmiş ve yürürlüğe girmiştir.

İyi İdare Yasası çerçevesinde, kamu yönetiminin gerektiği hızda ve adalet ölçüleri içerisinde çalışmasını temin etmek, yurttaşlara yardımcı olmak, dilekçe hakkının etkin şekilde kullanımını ve yasanın denetimini sağlamak üzere Başbakanlık Halk Danışmanlık Merkezi kurulmuştur. Ayrıca, kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla Kadın Sığınma Evi kurulması kararlaştırılmıştır. 

İyi İdare Yasası İçdüzeni

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İyi İdare Yasası

       Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:
Kısa İsim
 
1.
Bu Yasa, İyi İdare Yasası olarak isimlendirilir.
 
                                BİRİNCİ KISIM
                                  Genel Kurallar
Tefsir
2.
Bu Yasada, metin başka türlü gerektirmedikçe;
 
“Birel İşlem”, idarenin yalnızca bir veya daha fazla gerçek veya tüzel kişiye yönelmiş idari işlemlerini anlatır.
 
“Düzenleyici İşlem”, idarenin genel ve soyut kural koyan idari işlemlerini anlatır.
 
“İdare”, Devlet, yerel yönetimler ve özerk birimler dahil her tür ve düzeydeki kamu tüzel kişilerini ve kamu yararına hareket eden veya kamu hizmeti sunan bir idarenin ayrıcalıklarını kullanan özel hukuk tüzel kişilerini anlatır.
 
“İdari Eylem”, idare tarafından yapılan, temelinde bir idari işlem olmayan, maddi alanda bir değişiklik meydana getirmeye yönelen her türlü iş, hareket ve çalışmayı anlatır.
 
“İdari İhmal”, idarenin hukuken yapmakla yükümlü olduğu bir idari işlem ya da eylemi, bu konuda herhangi bir karar almaksızın yapmamasını anlatır.
 
“İdari İşlem”, idarenin kamu gücü ayrıcalıklarını kullanarak yaptığı bireysel ve düzenleyici işlemleri anlatır.
 
“Kamu Personeli”, hangi yasa altında istihdam edildiğine ve istihdam şekline bakılmaksızın, Devletin, yerel yönetimlerin ve özerk birimler dahil her tür ve düzeydeki kamu tüzel kişilerinin personelini anlatır.
 
“Özel Kişi”, idarenin faaliyetlerine tabi olan gerçek ve tüzel kişileri anlatır. Bu Yasa kapsamında, bir kamu tüzel kişisinin idari işlem, ihmal veya eylemi dolayısıyla meşru menfaati doğrudan doğruya ihlal edilen diğer kamu tüzel kişileri de “özel kişi” kabul edilirler.
 
Amaç
3. Bu Yasanın amacı, özel kişileri kamu gücü ayrıcalıklarını kullanma yetkisine sahip idareye karşı korumak ve bu kişilerin idari işlem, eylem ve ihmallere karşı başvurabilecekleri hukuki yolları düzenlemektir.
 
Kapsam
4. Bu Yasa, iyi idarenin sağlanabilmesi için, özel kişilerle ilişkilerinde idarece uyulacak ilke ve kuralları kapsar.
 
                                İKİNCİ KISIM
                             İyi İdarenin İlkeleri
 
Hukuka Uygun
5.
(1)
İdare, Anayasaya ve yasalara uygun faaliyette bulunur.
Davranma Yükümlülüğü
(2)
İdare, Anayasa ve yasalar yanında, tüzüklere, yönetmeliklere ve diğer düzenleyici işlemlere de uygun davranma yükümlülüğü altındadır. Bu Yasa kapsamında “idare” olarak kabul edilen özel hukuk kişileri, bunların yanında kendi iç düzen kurallarına da uymakla yükümlüdürler.
 
(3)
İdare, yetkilerini ancak kamu yararı amacına uygun biçimde kullanabilir.
 
(4)
İdareye mevzuatta takdir yetkisi tanınması, keyfi karar alma olanağı vermez. Mevzuatta idareye takdir yetkisi tanınan durumlarda, idare, bu yetkisini, eşitlik ilkesine, kamu yararına ve kamu hizmetinin gereklerine uygun olarak kullanır.
 
Eşitlik İlkesi ve Ayrımcılık
6.
(1)
İdare, eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına uygun davranmakla yükümlüdür.
Yasağı
(2)
İdare, din, dil, ırk, renk, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, siyasi ve felsefi düşünce, mezhep, etnik köken, doğum yeri veya başka herhangi bir sebeple ayrımcılık yapamaz.
 
Tarafsızlık İlkesi
7.
(1)
İdare, eylem ve işlemlerinde tarafsız ve nesnel davranma yükümlülüğü altındadır.
 
(2)
İdare, görevlilerinin faaliyetlerini, kişisel inanç ve çıkarlarından bağımsız olarak, tarafsız biçimde yerine getirmelerini sağlar.
 
Orantılılık
8.
(1)
İdare orantılılık ilkesine uygun faaliyette bulunur.
İlkesi
(2)
İdare, özel kişilerin hak ve çıkarlarını etkileyen önlemlere ancak gerekli olduğunda ve amacın gerektirdiği ölçüde başvurur.
 
(3)
İdare, takdir yetkisi kullandığında, kararının özel kişilerin hak ve çıkarları üzerinde yaratacağı her türlü olumsuz etki ile takip edilen amaç arasında uygun bir denge bulunmasını gözetir. Amaca, özel kişilerin hak ve çıkarlarını daha az kısıtlayarak ulaşmak mümkünken, aynı amaca bu hak ve çıkarlar daha fazla kısıtlanarak ulaşma sonucu veren eylem ve işlemler yapılamaz.
 
Hukuki Kesinlik ve
9.
(1)
İdare, idari işlemlerini kazanılmış hakları ihlal edecek biçimde geri yürütemez.
Kazanılmış Haklara Saygı İlkesi
(2)
Özel kişilere yeni yükümlülükler getiren düzenlemeler söz konusu olduğunda, kamu yararı ve kamu hizmetinin gerekleri aksini zorunlu kılmıyorsa, düzenlemenin yürürlüğü ertelenir veya geçiş kuralları getirilir.
 
Makul Süre İçinde Faaliyette Bulunma İlkesi
 
10.
İdare yükümlülüklerini makul süre içinde yerine getirir.
 
Katılım İlkesi
11.
(1)
İdare, özel kişilere, hak ve çıkarlarını etkileyen idari işlemlerin hazırlığına ve uygulanmasının denetlenmesine uygun araçlarla katılma olanağı tanır.
 
(2)
Çevre ve imarla ilgili konularda, ilgili bölgede ikamet eden özel kişilerin tamamına açık danışma toplantıları düzenlenmeden idari işlem yapılamaz.
 
Özel Hayatın Gizliliğine
12.
(1)
İdare, kişisel verilerin işlenmesinde, özel hayatın gizliliği ilkesine uyar.
Saygı İlkesi
(2)
Kişisel veri ve dosyaların özellikle elektronik ortamda işlenmesi yetkisi bulunduğunda idare, özel hayatın gizliliğini güvence altına alan tüm gerekli önlemleri alır.
 
(3)
Kişisel verilerin korunmasına ilişkin kurallar, özellikle kişisel verilere erişim ve hatalı veriler ile tutulmaması gereken verilerin düzeltilmesi veya silinmesine ilişkin kurallar idare tarafından işlenen verilere de uygulanır.
 
Açıklık İlkesi
13.
(1)
İdare açıklık ilkesine uygun faaliyette bulunur.
 
(2)
İdare, özel kişileri, idari işlemlerinden, Resmi belgelerin yayınlanması da dahil olabilecek şekilde, uygun araçlarla haberdar eder. İdare, işlemden doğrudan doğruya etkilenecek özel kişilere işlemi tebliğ etmekle yükümlüdür.
 
(3)
İdare, kişisel verilerin korunmasına ilişkin kurallara uygun olarak, Resmi belgelere erişim hakkını tanır.
 
(4)
Açıklık ilkesi, yasayla korunmuş gizliliğe zarar veremez.
 
 
 
                    ÜÇÜNCÜ KISIM
          İdari İşlemleri Düzenleyen Kurallar
 
İdarenin İşlem Yapmak İçin Harekete Geçmesi
14. İdari işlemler, idare tarafından, kendiliğinden veya özel kişilerin istemi üzerine yapılır.
 
Özel Kişilerin İstemleri
15.
(1)
Özel kişiler, kendileri veya kamu ile dilek ve şikayetleri hakkında, tek başına veya topluca, yetkili makamlara yazı ile başvurma ve idareden yetkisi içindeki bir konuda birel işlem yapmasını isteme hakkına sahiptir. İdare, kendisine yazı ile başvuran kişi ya da kişilere, üzerinde tarih bulunan bir alındı belgesi verir.
(2)
İstem, yetkili olmayan bir idareye yöneltilirse, kendisinden istemde bulunulan makam, istemi en geç beş iş günü içerisinde yetkili makama iletir ve istem sahibini yazılı olarak durumdan haberdar eder.
(3)
İdare, istemle ilgili kararını, en geç otuz gün içinde, gerekçeli olarak, başvuran kişiye veya kişilere yazılı olarak bildirir. Otuz günlük süre, istemin yetkili makama ulaşmasından itibaren hesaplanır. İdare, bu süre içerisinde yazılı ve gerekçeli yanıt vermeyi ihmal ederse, bundan dolayı doğacak zararları bu Yasadaki kurallar çerçevesinde gidermekle yükümlüdür.
(4)
İdare, yazılı ve gerekçeli bildirimde, kararına karşı, hangi süreler içinde, hangi hukuki yollara başvurulabileceğini belirtir.
Birel İşlemlerde Özel Kişilerin Dinlenilme
16. İdare, birel işlem yapmadan önce, yaptığı işlemden hakları etkilenecek olan özel kişilere dinlenilme hakkı tanır. Özel kişiler bu haklarını kullanırken yanlarında avukat bulundurma hakkına sahiptirler.
Hakkı
 
İdari İşlemlerin Şekli
17.
(1)
İdari işlemler, basit, açık ve anlaşılır bir dille ve gerekçeli olarak yazılır.
 
(2)
Yasalarda açıkça belirlenen durumlar dışında idare sözlü idari işlem yapamaz.
 
(3)
İdare, işlemden doğrudan doğruya etkilenecek özel kişilere yapacağı tebligatlarda, kararına karşı, hangi süreler içinde, hangi hukuki yollara başvurulabileceğini belirtir.
 
Birel İdari İşlemlerin Geri Alınması
18. İdare, hukuka aykırı birel idari işlemlerini, başvuru üzerine ya da kendiliğinden geri alır.
       Ancak, yok hükmündeki, hile ile yapılan ve yükümlendirici birel işlemler hariç, hukuka aykırı kazandırıcı bir birel işlem, tebliğ edildiği tarihten itibaren yetmiş beş gün geçtikten sonra geri alınamaz.
 
 
 
DÖRDÜNCÜ KISIM
İdari İşlem ve İhmallere Karşı Dava Açılmasına İlişkin Kurallar
 
İdari İşlemlere Karşı İptal Davası Açılması
19.
(1)
İdarenin birel işlemlerine ve düzenleyici işlemlerine karşı, meşru menfaatleri olumsuz yönde ve doğrudan doğruya etkilenen kişiler tarafından, bu işlemlerin öğrenilmesinden itibaren yetmiş beş gün içerisinde iptal davası açılabilir.
 
(2)
Resmi Gazete’de yayımlanan düzenleyici işlemlerde öğrenme tarihi, Resmi Gazete’de yayım tarihidir.
 
(3)
Düzenleyici işlemin uygulanması üzerine, uygulama işlemi yüzünden meşru menfaati olumsuz yönde ve doğrudan doğruya etkilenen kişi, uygulama işlemini öğrenme tarihinden itibaren yetmiş beş gün içerisinde, hem uygulama işlemin, hem de düzenleyici işlemin iptali için dava açabileceği gibi, yalnızca uygulama işlemin iptali için de dava açabilir.
 
İdari İhmallere Karşı İhmalin Sonlandırılması Davası
20. İdarenin idari ihmallerine karşı, meşru menfaatleri olumsuz yönde ve doğrudan doğruya etkilenen kişiler tarafından, ihmalin öğrenilmesinden itibaren yetmiş beş gün içerisinde ihmalin sonlandırılması davası açılabilir.
Açılması
Dava Açmadan Önce İdareye Başvurulması
21.
(1)
Özel kişiler, idari dava açmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması veya yeni bir işlem yapılması, gerekçesiz işlemin gerekçesinin bildirilmesi ya da idari ihmalin sonlandırılması talebiyle üst makama, üst makam yoksa kararı veren ya da ihmalde bulunan makama, dava açma süresi içinde başvurabilirler. Üst makam varken kararı vermiş olan makama yapılan başvurular, kararı vermiş olan makam tarafından üst makama iletilir.
 
(2)
Yukarıdaki (1)’inci fıkraya uygun başvuru dava açma süresini durdurur. Başvurulan makam talebi reddeder ya da otuz gün içinde bir yanıt vermezse, dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam eder.
 
Mali Sorumluluk
22.
(1)
İdare, kendi işlem, ihmal ve eylemlerinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.
 
(2)
İdare, zarar görenin zararını giderdikten sonra, kusurlu işlem ya da eylemiyle zararın doğmasına sebebiyet veren kamu personeline, mahkeme tarafından tespit edilen kusur oranında rücu eder.
 
Yargı Kararlarına
23.
(1)
İdare, yargı kararlarının gereklerini en geç otuz gün içerisinde yerine getirir.
Uyma Zorunluluğu
(2)
Yargı kararlarının gereklerini en geç otuz gün içinde yerine getirmeyen idare, bundan doğacak zararı gidermekle yükümlüdür.
 
(3)
İdare, zarar görenin zararını giderdikten sonra, kusurlu işlem ya da eylemiyle zararın doğmasına sebebiyet veren kamu personeline, mahkeme tarafından tespit edilen kusur oranında rücu eder.
 
(4)
Yargı kararlarını kasten yerine getirmeyen kamu personeline  karşı, bundan doğan zararın giderilmesi istemiyle tazminat davası açılabilir.
 
 
 
BEŞİNCİ KISIM
Son Kurallar
 
Yürütme
24. Bu Yasayı Bakanlar Kurulu yürütür.
Yetkisi
 
Yürürlüğe Giriş
25. Bu Yasa, Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten iki ay sonra yürürlüğe girer.

10 Kasım – Hukuk Takvimi

0
10 Kasım Hukuk Takvimi
10 Kasım – Hukuk Takvimi

1284 Brabantlı Siger kilise tarafından idam edildi.

Brabantlı Siger
Brabantlı Siger
1730 İrlandalı hukukçu, İrlanda’lı şair ve roman yazarı. Oliver Goldsmith doğdu. (Ölümü: 4 Nisan 1774)  Dublin’de teoloji ve hukuk eğitimi gördü. Edinburgh ve Leiden Üniversitelerinde tıp eğitimi aldı.Londra’nın yoksul semtlerinde doktorluk yaparken, çocuklar için kitaplar yazdı. 1774 yılında sefalet içinde hayatı son buldu.
1759 Alman filozof, tarihçi ve şair Johann Christoph Friedrich von Schiller doğdu.  (Ölümü: 9 Mayıs 1805) Tıp ve hukuk eğitimi aldı. “İnsanın vahşi doğası ve ruhu ile ilişkisi üzerine deney” adlı doktora tezi yazdı. Yasa ve özgürlük çatışmasını öne çıkaran Der Räuber isimli eseri 1781’de yayımlandı. Fransa tarafından Fahri Vatandaşlık verildi. 45 yaşında hayata veda etti ve geride sayısız eser bıraktı.
1887 Alman anarşist Louis Lingg, idamından bir gün önce intihar ederek yaşamına son verdi. (Doğumu: 9 Eylül 1864, Almanya, Mannheim) Haymarket Olayı’nda kışkırtma suçuyla yargılanıp ölüm cezasına çarptırıldı, infazından bir gün önce, 10 Kasım 1887 günü hücresinde intihar etti.1886’da, Chicago’da toplanan Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu, 8 saatlik iş günü için 1 Mayıs’ı grev ve 8 saat uygulamasını fiili olarak hayata geçirme günü olarak belirlemişti. Grev ve gösterilere yarım milyon işçi katıldı.1 Mayıs 1886’da Kentucky’de (ABD) başlayan işçi grevleri devam etti ve 4 Mayıs’ta yine aynı şehirdeki Haymarket Alanında büyük bir eylem gerçekleştirildi. Irklar arasındaki dayanışma da o gün en yüksek noktaya ulaştı. Louisville, Kentucky’de 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi birlikte yürüdü. Olaylar sonucunda yüzlerce işçi tutuklandı. Tutuklanan işçilerden sekizi; Albert R. Parsons, August Spies, Samuel J. Fielden, Michael Schwab, Adolph Fischer, George Engel, Louis Lingg ve Oscar Neebe. yargılanmak üzere seçildi. Aralarından en gençleri Louis Lingg idi. Diğer altı arkadaşı ile birlikte idam cezasına çarptırıldı. İdamından bir gün önce intihar etti. 1889’da toplanan İkinci Enternasyonal’de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs gününün tüm dünyada Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olarak kutlanmasına karar verildi.
1908 Kız çocuklarının eğitimi için çalışacak olan Cemiyet-i Hayriye-i Nisvaniye, Selanik‘te Zekiye Hanım tarafından kuruldu.
1920 Fransız filozof, aktivist, yazar ve gazeteci Maurice Clavel, doğdu.  (Ölümü: 23 Nisan 1979) Cezayir Bağımsızlık Savaşı‘nı destekledi. 11 yıl süreyle sol eğilimli haftalık Le Nouvel Observateur dergisinde yazar olarak görev aldı. L’Essor adlı bir gazete kurdu. Yazılarında Latin Amerika‘daki faşizme suskun kalan Vatikan hükümetini dahi eleştiren Clavel, 23 Nisan 1979’da bir kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
1938

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk saat 09:05’te yaşamını yitirdi. Bütün yurtta yas ilan edildi.

Mustafa Kemal Atatürk Onuncu Yıl Nutkunu Okurken
1946 Adana hapishanesinden 10 mahkum duvarı delerek firar etti.
1953 Atatürk’ün naaşı törenle Anıtkabir’e nakledildi.
1966 İzmir Cumhuriyet meydanındaki Atatürk heykeline balta ile saldıran çiftçinin yargılandığı davanın duruşmaları başladı. Deli olmadığı doktor raporuyla saptanan sanık, ‘Atatürk’ü cennetlik yapmak için heykeli kırmaya teşebbüs ettim’ dedi.
1968 30 Ekim’de Samsun’da başlayan “Tam bağımsızlık için Mustafa Kemal yürüyüşü” gençlerin Anıtkabir’e çelenk koymasıyla sonuçlandı. Deniz Gezmiş ve İstanbul barosu eski başkanlarından Kazım Kolcuoğlu‘nun da aralarında olduğu yaklaşık 300 genç SBF’de toplanıp Anıtkabir’e gitti, çelenk koydu, saygı duruşunda bulundu.
1969 İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde 10 Kasım nedeniyle yapılan saygı duruşuna katılmayıp yürüyen sakallı-cüppeli bir öğrenci ‘Atatürk’e hakaret ettiği’ şikayetiyle savcılığa sevk edildi. Savcılıkta ifadesi alınıp serbest bırakıldı.
1969 Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 31’inci yılı münasebetiyle, ‘Türkiye’nin Kalbi, Ankara’ adlı  Sovyetler Birliği yapımı belgeselin TRT’deki gösterimi sırasında yayın, ‘Komünizm propagandası yapılıyor’ gerekçesiyle kesildi. 1969- Sovyet yönetmen Sergey Yutkeviç’in çektiği “Türkiye’nin Kalbi Ankara” filmi TRT Ankara Televizyonu’nda yayınlandı. 1934 yılı Sovyet yapımı “Türkiye’nin Kalbi Ankara” adlı belgesel TRT’de gösterimdeyken Genel Müdür Öztrak’ın sözlü talimatıyla gece yayından kaldırıldı. Film 1933’de Cumhuriyet’in 10.yıldönümü için Atatürk’ün isteğiyle Sovyetler’e ısmarlanmış, yapımı 1 yıl sürmüştü. TRT Genel Müdürü Adnan Öztrak, “Türkiye’nin Kalbi Ankara”yı yayınlayan Televizyon Dairesi Program Müdürü Mahmut Tali Öngören hakkında idari soruşturma başlatıp görevden aldı. Öngören 15 Kasım’da TRT Yönetim Kurulu kararıyla görevine iade edildi.
1972 Haftalık ‘Toplum Dergisi”, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından süresiz olarak kapatıldı.
1979 TÖB-DER Genel Başkanı Gültekin Gazioğlu ile 5 yönetici Dernekler Yasası’na aykırılık ve komünizm propagandası iddiasıyla tutuklandı.
1980 Polonya’da, Lech Walesa liderliğinde 31 Ağustos 1980’de kurulan Dayanışma Sendikası, tescil edilerek yasallık kazandı.
1981 Devlet Mezarlığı Hakkında Kanun yürürlüğe girdi. Anıtkabir’de Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü dışında kimsenin kabrinin muhafaza edilemeyeceği ilan edildi.
1983 Yeni kısıtlamalar getiren Basın Kanunu kabul edildi. Milli Güvenlik Konseyi aynı gün Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, TRT Kanununu da kabul etti. Yasaya göre başbakana gerekirse TRT’de haber ve yayın yasaklayabilme yetkisi verildi.
1986 İstanbul’da YÖK’ü protesto için 3 gündür açlık grevi yapan öğrenciler geceyi yine Bilgesu Erenus’un evinde geçirdikten sonra eylemi sonlandırdı.
1990 İHD İstanbul Şube üyeleri, işyerinin camına “Savaşa Hayır” yazısı astığı gerekçesiyle tutuksuz yargılanacak olan Vedat Sümercan için Banaz 1.Sulh Ceza Mahkemesi’ne Sirkeci Büyük Postane’den topluca protesto telgrafı çektiler.
1991 Bayrampaşa Cezaevi önünde toplanan mahpus yakınları, Eskişehir Özel Tip Cezaevi’ne yapılan sevklerde hak gaspları yapıldığını açıkladı. 
1992 Gözaltında kaybedilen 8 gencin aileleri ve avukatları İstanbul Adliyesi Postanesi’nden Başbakan Demirel’e mektup göndererek DYP-SHP koalisyon hükümetinin harekete geçmesini istedi.
1992 Savaş Karşıtları Derneği kapatıldı. Savcılığın iddianamesine göre gösterilen kapatılma sebebi derneğin amaç maddesindeki militarizme karşı olmasının ne anlama geldiğinin açıklanmaması olarak belirtildi.
2000 Avukat, profesör ve Yunanistan eski Başbakanı Adamantios Androutsopoulos yaşamını yitirdi. (Doğumu: 20 Ağustos 1919) Atina Üniversitesi‘nde hukuk okudu. Yunanistan ‘da, Messenia’da doğdu. Atina Üniversitesi’nde ve Chicago Üniversitesi’nde okudu fakat Chicago’dan mezun olamadı. 1967-1974 yılları arasında Albay Yorgo Papadopulos’un kurduğu askeri rejimi sırasında Maliye Bakanı (21 Nisan 1967 – 26 Ağustos 1971) ve İçişleri Bakanı (26 Ağustos 1971 – 10 Mayıs 1973) idi. 1973’te Papadopulos, Yannides tarafından devrildiğinde, Başbakanlığa getirildi ve 25 Kasım 1973 – 23 Temmuz 1974 tarihleri arasında görev yaptı.
Fransız hukukçu ve Başbakan Jacques Michel Pierre Delmas, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 7 Mart 1915) Lakanal Lisesinde öğrenim gördü ve Paris Hukuk Fakültesi‘nden mezun oldu. Hukuk lisansının ardından Kamu Hukuku ve Ekonomi Politik alanında eğitimini tamamladı. 1933’te gazeteciliğe başladı. İkinci Dünya Savaşı’nda Fransa’nın bağımsızlığı için Charles de Gaulle ile beraber hareket etti. 1944’te de Gaulle tarafından tuğgeneralliğe getirildi ve en genç general unvanı alan isimlerden oldu. 1946’da Gironde milletvekili seçildi ve bu görevini 1997’ye kadar sürdürdü. 1954’te ve 1955’te Ulaştırma ve Turizm Bakanlığı, 1954’te Konut Bakanlığı, 1956-1957 yılları arasında Devlet Bakanlığı, 1957-1958 yılları arasında Milli Savunma Bakanlığı yaptı. Bordeaux belediye başkanlığı görevini üstendi. Fransız Milli Meclisi’nin başkanlığını üç defa üstlendi; ve 2 tarihlerinden bu görevi yürüttü. Fransa Başbakanı olarak görev yatı. Avrupa Yerel Yönetimler Konferansı’nın toplanmasını sağladı ve bu konferans sonucunda Avrupa Konseyi’nin en önemli kurumlarından biri oluştu. Avrupa Birliği Meclisi Üyeliği(1979-1990), AGİT Parlamenterler Meclisi üyeliği (1990-1997) ve Avrupa Parlamentosu üyeliğini)(1961-1969 ve 1973-1979) yürüttü. Philippe Séguin tarafından onursal meclis başkanı unvanı verildi. Hakkında birçok kitap yazıldı. Heykeli dikilmiş az sayıdaki hukukçudan biridir.

Bordeaux’daki Jacques Chaban-Delmas heykeli
2004 İstanbul Tabip Odası üyeleri Aile Hekimliği Yasa Tasarısı’nın geri çekilmesi talebiyle Kadıköy’de gösteri yaptı.
2005 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) türban taktığı için üniversiteye alınmayan Leyla Şahin davasında Türkiye’deki türban yasağının demokratik bir toplumda gereklilik olduğu yönünde karar verdi.
2006

Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde Umut Kitabevi’nin bombalanması davasında, sanık iki astsubayın ardından, PKK itirafçısı Veysel Ateş’e de 39 yıl 10 ay 27 gün hapis cezası verildi. Daha sonraki süreçte, askeri mahkeme ben yargılayacağım diyerek  dosyayı devir aldı ve sivil mahkemede ağır cezalar alan sanıkları tahliye etti.

2008 Güney Afrikalı şarkıcı ve sivil haklar eylemcisi Miriam Makeba(Mamma), İtalya’da yaşamını yitirdi.  (Doğumu: 4 Mart 1932, Johannesburg) 1956 yılında ilk şarkısını yazdı. Apartheid yönetimine muhalif bir belgesel filmde oynadı ve Mandela’ya destek verdi. Devrimci düşüncelerinden ötürü 1960 yılında ülkesinde “tehlikeli” ilan edilerek pasaportu iptal edildi ve vatandaşlıktan çıkarıldı. 9 ayrı ülkeden pasaport aldı ve 10 ülke kendisine fahri vatandaşlık payesi verdi. Güney Afrika’ya 30 yıl sonra dönebildi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na iki kez Gine Hükümeti’nin temsilcisi olarak katıldı.
2015 Sınır Tanımayan Avukatlar Derneği, 10 Kasım 2015 tarihinde Avukat Doçent Dr. Öykü Didem Aydın ve arkadaşları tarafından kuruldu. STAD, sahadaki insan hakları avukatlarına ve savunucularına destek vermek, kişisel veya mesleki bütün hayat alanlarında insan hakları odaklı yaklaşım geliştirmek isteyen gençleri yetiştirmek, bununla sınırlı olmadan herkeste, hayatın her alanında insan hakları duyarlılığı geliştirmek ve örselenebilir kesimlere mensup bireyleri ve insan hakları ihlallerinin mağdurlarını korumak ve savunmak amacıyla kurulmuş bir dernektir. İnsanları birleştiren davalar için bir araya gelen STAD avukatlar, hiçbir siyasal gündemin insan haklarına saygı prensibinden vazgeçmeyi haklı çıkarmayacağını savunmaktadır.
2020 Libyalı kadın hakları savunucusu ve aktivist Hanane El-Barassi, Bingazi’de öldürüldü (Doğumu:. 1974) Libya’nın doğusunda zengin bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmişti. Muammer Kaddafi’nin 2011’deki ölümünden sonra Libya’nın savaşla yerle bir olduğu yıllarda ülke çapında hüküm süren silahlı gruplara yönelik sert eleştirilerde bulundu. Yolsuzluklara karşı meydan okudu. Halife Hafter’in paralı askerleri tarafından sürekli ölümle tehdit edildi.Bingazi şehrinde yolsuzluk, tecavüz ve cinsel saldırı olaylarına karşıda mücadele etti. Susturuldu, 46 yaşında katledildi ve mezarı yıkıldı. Libya Barosu, güvenlik güçlerinin suikastçılara El-Barassi’yi “susturun” talimatı verdiğini açıklamıştı.

Hanane El-Barassi

10 Kasım – Hukuk Takvimi

Tarihi Kentsel Peyzaja İlişkin Tavsiye Kararı

0

Tarihi Kentsel Peyzaja İlişkin Tavsiye Kararı, 9 Kasım 2011 tarihinde  UNESCO Genel Konferansı’nda kabul edilmiştir. Tarihi kentsel peyzaja ilişkin tavsiyeler, fiziki çevrenin korunması korumanın yanında somut ve somut olmayan tüm kültürel miras ile birlikte insan çevreni korumayı hedeflemektedir. Tarihi Kentsel Peyzaja İlişkin Tavsiye Kararı, Türkçe’ye, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Sektör Uzmanı Sema Dinçer ve UTMK Kültürel İfadelerin Çeşitliliği İhtisas Komitesi Raportörü Yeliz Özay tarafından kazandırılmış, çevirinin, Fransızca metin ile uyumluluk denetimi UTMK Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz tarafından yapılmıştır.

TARİHÎ KENTSEL PEYZAJA İLİŞKİN TAVSİYE KARARI 

Gerekçe

Tarihî kentsel alanların nesiller tarafından şekillendirilen ortak kültür mirasımızın en zengin ve çeşitli tezahürleri arasında yer aldığını ve zaman ve mekân içinde insanlığın çabalarının ve emellerinin önemli bir tanıklığını oluşturduklarını dikkate alarak,

Kentsel mirasın birbirinin ardılı olan ve yaşayan kültürlerin ürettiği değerlerin tarihsel bir katmanı tarafından belirlenen insanlık için sosyal, kültürel ve ekonomik birer değer olduğunu ve kendi çeşitliliği içinde kabul görmüş gelenek ve deneyimlerin birikimi olduğunu yeniden dikkate alarak,

Kentleşmenin insanlık tarihinde benzeri görülmemiş bir ölçekte ilerlemekte olduğunu ve bunun yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde kullanılması gereken dünya çapında bir sosyo­ekonomik değişim ve gelişime neden olduğunu da göz önünde bulundurarak,

Yaşayan kentlerin dinamik doğasını kabul ederek,

Ancak, toplumsal değerler üzerindeki derin etkisiyle kentsel mirasın parçalanmasına ve bozulmasına sebep olabilecek şekilde hızlı ve çoğu zaman kontrolsüzce ortaya çıkan gelişmelerin dünyanın her yerinde kentsel alan ve ortamları dönüştürdüğünü saptayarak,

Böylece, doğal ve kültürel mirasın korumasını desteklemek amacıyla tarihî kentsel alanların korunması, yönetimi ve planlama stratejilerini yerel gelişim süreçlerine ve kentsel planlamaya entegre edilmesi gerektiğini, örneğin çağdaş mimari ve altyapı geliştirme süreçlerinin bir peyzaja uygulanması yaklaşımının kentsel kimliğin sürdürülebilmesine yardımcı olacağını dikkate alarak,

Sürdürülebilir kalkınma ilkesinin mevcut kaynakların korunmasını sağladığını, kentsel mirasın etkin korumasının ve sürdürülebilir yönetimin gelişmenin ön koşulu olduğunu dikkate alarak,

Tarihsel alanların korunmasına ilişkin hâlâ geçerli olan sözleşmeler, tavsiye kararları ve bildirgelerin oluşturduğu bir dizi standart belirleme belgelerini bir kez daha teyit ederek,

Ancak, demografik değişimler, küresel piyasaların serbestleşmesi ve merkezi yönetimden uzaklaşmanın yanı sıra kitle turizmi, mirasın piyasa tarafından sömürülmesi ve iklim değişiklikleri süreçleri altında koşulların değiştiğini ve kentlerin 1976’da tarihi alanlarla ilgili son UNESCO tavsiye kararının ( Tarihî Alanların Korunması ve Çağdaş Rolleri Konusunda Tavsiye Kararı) kabul edildiği zaman var olmayan gelişme baskılar ve değişimlere maruz kaldığını saptayarak,

Dünya çapındaki politika ve uygulamalara yön verilmesinde yararlı olan, yerel girişimcilerin ve uluslararası toplantıların ortak aklı sayesinde, kültür ve miras kavramlarının ve bunların yönetimi konusundaki yaklaşımların evrimini de saptayarak,

Mevcut uluslararası enstrümanlarda belirtilen standartlar ile prensiplerin uygulanmasını desteklemeyi ve geliştirmeyi isteyerek,

Oturumda bir gündem maddesi olarak beliren, tarihî kentsel tasarımın kentsel mirasın korunmasında bir yaklaşım olması konusundaki öneriler daha önce yapılarak,

Otuz beşinci oturumunda, bu konunun Üye Devletlere Tavsiye Kararı olarak sunulmasına karar vererek,

(9 Kasım 2011) tarihinde işbu Tavsiye Kararını kabul etmiştir. Genel Konferans, Üye Devletlerin Tavsiye Kararı’nda ortaya konan ilke ve normları, kendi egemenlik sınırlarında ve yargı yetkileri altında uygun hukukî kurumsal çerçeve ve tedbirlerle kanunlaştırmasını önerir.

Genel Konferans, Üye Devletlerin yerel, ulusal ve bölgesel otoriteler ile kentsel alanların ve bu alanların içerisinde bulunduğu daha geniş coğrafi ortamın korunması ve yönetimiyle ilgili kurum, yerel hizmet birimleri, kuruluşlar, örgütler ve derneklerin dikkatini bu Tavsiye Kararına çekmesini önerir.

Giriş
  1. Bizim zamanımız, tarihteki en büyük insan göçünün şahididir. Bugün, dünya nüfusunun yarıdan fazlası kentsel alanlarda yaşamaktadır. Kentsel alanların; büyüme motorları, girişimcilik ve yaratıcılık merkezleri olarak önemi her geçen gün artmaktadır. Kentler, istihdam ve eğitim fırsatları sağlamakta, insanların gelişen ihtiyaçlarına ve isteklerine cevap vermektedirler.
  2. Bununla birlikte, hızlı ve kontrolsüz kentleşme çoğu zaman sosyal ve alansal bölünmüşlük, kentsel ortamın ve bunu çevreleyen kırsal çevrenin kalitesinin ciddi bir şekilde bozulmasıyla sonuçlanmaktadır. Bu durum özellikle aşırı inşaat yoğunluğundan, standartlaşmış ve aynı tarz binalardan, kamu alanı ve donatılarının kaybından, yetersiz altyapıdan, aşırı yoksulluktan, sosyal soyutlanmadan ve iklime dayalı felaketler riskinin artmasından kaynaklanmaktadır.
  3. Somut ve somut olmayan bileşenleriyle kentsel miras, kentsel alanların yaşanabilirliğini arttırmada temel bir kaynak oluşturur ve değişen küresel çevrede ekonomik kalkınma ile sosyal uyumu pekiştirir. İnsanlığın geleceği, kaynakların etkin planlaması ve yönetimine dayalı olduğundan kaynakları koruma, kentsel büyüme ile yaşam kalitesi arasında sürdürülebilir temelde bir dengeyi yakalamaya çalışan bir strateji olmuştur.
  4.  Son elli yılda, kentsel mirasın korunması, bütün dünyada, önemli bir kamu sektörü politikası olarak ortaya çıkmıştır. Bu, paylaşılan değerlerin korunması ve tarihî mirastan yararlanma ihtiyacına bir cevap niteliğindedir. Bununla birlikte, mimari eserlere dair vurgunun kentsel değerlerin korunmasındaki sosyal, kültürel ve ekonomik süreçlerin önemine ilişkin daha geniş bir farkındalığa kayması, mevcut politikaları uyarlamak ve bu vizyona hitap edecek yeni araçları oluşturmak için bir eylemle eşleştirilmelidir.
  5.  Bu Tavsiye Kararı, bütün sürdürülebilir kalkınmanın daha geniş hedefleri içinde, kentsel mirasın korunması stratejilerinin daha iyi bir şekilde entegre edilmesi ve düzenlenmesi ihtiyacına hitap eder ki bunun amacı insanların yaşadığı çevreyi korumayı ve kalitesini geliştirilmeyi amaçlayan kamusal ve özel etkinliklerin desteklenmesidir. Tavsiye Kararı, tarihsel alanların fiziksel formlarındaki karşılıklı ilişkileri, uzamsal düzenleme ve bağlantıyı, doğal özellikleri ve yerleşimlerini ve kendi sosyal, kültürel ve ekonomik değerlerini göz önünde bulundurularak, kendi geniş kentsel bağlamlarında tarihsel alanları ayırt edecek, koruyacak ve yönetecek bir peyzaj yaklaşımı önerir.
  1.  Bu yaklaşım, kentsel gelişim sürecinde rolü bulunan çok sayıda yerel, ulusal, bölgesel ve uluslararası, kamusal ve sivil aktörleri içeren politikacılar ile yönetişim çevrelerine hitap etmektedir.
  2.  Bu Tavsiye Kararı; kavramlarının, ilkelerinin ve koruma uygulamasının önemini ve geçerliliğini kabul etmiş önceki dört UNESCO Tavsiye Kararına bağlı olarak inşa edilmiştir. Bunun yanında, çağdaş temel koruma sözleşmeleri ve bildirgeleri, kültürel ve doğal miras konusunun birçok boyutuna hitap etmekte ve işbu Tavsiye Kararına temel teşkil etmektedir.

 

Tanımlama
  1.  Tarihî kentsel peyzaj, daha geniş bir kentsel bağlam ve coğrafi mekânı kapsayabilmesi için “tarihî merkez” ya da “külliye” kavramının ötesine uzanan, tarihsel düzlemin kültürel ve doğal değerleri ve nitelikleri sonucu anlaşılan kentsel alandır.
  2.  Bu geniş tanım, özellikle alanın topografisini, jeomorfolojisini, hidrolojisini ve doğal özelliklerini; çevresindeki tarihî ve çağdaş yapılaşmaları; yer altı ve yerüstü altyapısını; açık alanları ve bahçeleri; arazi kullanımını ve alanın organizasyonunu; algılar ve görsel ilişkiler ile kentsel yapının diğer tüm unsurlarını içermektedir. Bunun yanında, sosyal ve kültürel uygulamalar ve değerleri, ekonomik süreçler ile çeşitliliği ve kimliğe ilişkin mirasın somut olmayan boyutlarını da içerir.
  3.  Bu tanım, sürdürülebilir kalkınma çerçevesi içerisinde tarihî kentsel peyzajların belirlenmesi, değerlendirilmesi, korunması ve yönetimi için kapsamlı ve bütünleştirilmiş bir yaklaşıma temel sağlamaktadır.
  4.  Tarihî kentsel peyzaj yaklaşımı, kentsel alanların dinamik karakterlerini kabul ederken üretken ve sürdürülebilir kullanımını artırıp sosyal ve fonksiyonel çeşitliliğini geliştirerek insanların yaşadığı çevrenin kalitesini korumayı amaçlar. Kentsel mirasın korunmasına ilişkin hedeflerle sosyal ve ekonomik gelişme hedeflerini entegre eder. Bu yaklaşım, kentsel ve doğal çevre ve bugünün ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarıyla geçmişten gelen miras arasındaki dengeli ve sürdürülebilir ilişkinin temeline dayanmaktadır.
  5.  Tarihî kentsel peyzaj yaklaşımı, kültürel çeşitliliğin ve yaratıcılığın insani, sosyal ve ekonomik gelişme için temel değerler olduğunu kabul eder. Fiziksel ve sosyal değişimi sağlayacak ve günümüz müdahalelerinin tarihî mekân mirasıyla uyumlu olup bölgesel bağlamları göz önünde bulundurmasını teminat altına alacak araçlar sağlar.
  6.  Tarihî kentsel peyzaj yaklaşımı, ulusal ve uluslararası toplulukların değerlerine saygı gösterirken, yerel toplumların geleneklerinden ve bakış açılarından bilgi edinmektedir.
Tarihî Kentsel Peyzajın Zorlukları ve Fırsatları
  1.  Mevcut UNESCO Tavsiye Kararı, tarihî alanların modern toplumlardaki önemli rolünün farkındadır. Bu Tavsiye Kararı, ayrıca, tarihî alanların korunması konusunda karşılaşılan sorunları tespit etmiş ve bu sorunların üstesinden gelmek için gereken genel prensipleri, politikaları ve rehber ilkeleri belirlemiştir.
  2.  Tarihî kentsel peyzaj yaklaşımı, politika yapıcılarının ve yöneticilerinin karşılaştığı yeni zorluklar ve fırsatlarla etkin bir şekilde mücadele etmelerine imkân sağlayan, kentsel mirasın korunmasına ilişkin disiplin ve uygulamaların son birkaç on yılda giderek daha çok geliştiği gerçeğini yansıtmaktadır. Tarihî kentsel peyzaj yaklaşımı, toplumların gelişme ve uyum arayışlarını; tarihleri, kolektif hafızaları ve çevrelerine bağlı özellikler ve değerlerin sürdürülmesini desteklemektedir.
  3.  Son yıllarda, dünya kent nüfusunda görülen hızlı artışlar, gelişme ölçeği ve hızıyla değişen ekonomi yüzünden kentsel yerleşkeler ve bunların tarihsel alanları dünyanın birçok bölgesinde ekonomik büyümenin merkezleri ve öncüleri hâline gelmiş; sosyal ve kültürel hayat üzerinde yeni bir rol oynamaya başlamıştır. Bunun sonucu olarak, aşağıda belirtilen bir yığın yeni baskılara maruz kalmışlardır.
Kentleşme ve Küreselleşme
  1.  Kentlerin büyümesi, birçok tarihî kentsel alanını köklü değişime uğratmaktadır. Küresel süreçlerin, toplumların kentsel alanlara ve ortamlarına atfettiği değerler ile yerleşenler ve kullananların algıları ve gerçekleri üzerinde derin etkileri bulunmaktadır. Kentleşme, bir yandan, yaşam kalitesini ve kentsel alanların geleneksel özelliklerini arttıran ekonomik, sosyal ve kültürel fırsatlar sunmakta; diğer yandan, kentlerin büyümesi ve nüfus yoğunluğuyla ortaya çıkan yönetilememiş değişimler yer duygusunu, kentsel yapının bütünlüğünü ve toplumların kimliğini zedeleyebilmektedir. Bazı tarihî alanlar işlevselliklerini, geleneksel rollerini ve nüfuslarını kaybetmektedirler. Tarihî kentsel peyzaj yaklaşımı, bu tür etkileri azaltmada ve yönetmede yardımcı olabilir.
Kalkınma
  1.  Birçok ekonomik süreç kentsel yoksulluğun hafifletilmesi ve sosyal ve insani gelişimin sağlanması için çeşitli yollar ve yöntemler sunmaktadır. İletişim teknolojisi, sürdürülebilir planlama, tasarım ve inşaat uygulamaları gibi birçok yeniliğin hazır hâle gelmesi kentsel alanları geliştirebilmekte ve böylece yaşam kalitesini yükseltebilmektedir. Tarihî kentsel peyzaj yaklaşımıyla uygun bir şekilde yönetildikleri zaman, hizmetler ve turizm gibi yeni işlevler önemli ekonomik yeniliklerdir. Bu yenilikler, ekonomik ve sosyal çeşitlilik ve ikamet işlevini üstlenirken, toplumların refahına ve tarihî kentsel alanların korunmasına katkıda bulunan önemli ekonomik inisiyatifler hâline gelmektedir. Bu fırsatların yakalanmasında başarısız olmak, sürdürülemez ve yaşanamaz kentlere sebep oluyor ki bu, tıpkı gelecek nesiller adına miras değerlerinin yok edilmesi ve yeri doldurulamaz kayıplarla sonuçlanan yetersiz ve uygunsuz tarzdaki bir uygulama gibidir.
Çevre
  1.  İnsan yerleşimleri devamlı olarak felaketleri de içeren iklim ve çevre koşullarındaki değişmelere uyum sağlamıştır. Bununla birlikte, günümüzdeki değişimlerin yoğunluğu ve hızı karmaşık kentsel çevremizde birtakım sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Kentsel hayat kalitesi ile yaşanabilirliği güçlendirmeyi hedefleyen ve ekolojik duyarlılığı olan politikalara, uygulamalara dayalı ve çevreyle ilgili, özellikle su ve enerji tüketimine ilişkin endişe, kentsel yaşam için yeni yaklaşımları ve modelleri gerekli kılmaktadır. Bu yeniliklerin birçoğunun, yine de sürdürülebilir kalkınmanın kaynakları olarak doğal ve kültürel mirası entegre etmesi gerekmektedir.
  2.  Tarihî kentsel alanlardaki değişimler, beklenmeyen felaketler ve silahlı çatışmalar nedeniyle de ortaya çıkabilmektedir. Bunlar kısa süreli olabilir, ancak, etkileri kalıcıdır. Tarihî kentsel peyzaj yaklaşımı bu tür etkilerin yönetilmesine ve azaltılmasına yardımcı olabilmektedir.
Politikalar
  1.  Kentleri korumaya ilişkin modern politikalar, mevcut uluslararası sözleşme ve tavsiye kararlarında yer aldığı gibi, tarihî kentsel alanların korunması için gereken ana hatları ortaya koymuştur. Ancak, var olan ve ileride ortaya çıkabilecek zorluklar, tarihsel düzlemin ve kentsel ortamlarda yer alan kültürel ve doğal değerler dengesinin tanımlanması ve korunmasına ilişkin yeni nesil kamu politikalarının belirlenmesini ve uygulanmasını gerekli kılmaktadır.
  2.  Kentsel mirasın korunması, genel politika planlanması ve uygulanması ile entegre edilmelidir. Politikalar, kısa ve uzun vadede koruma ve sürdürülebilirliği dengeleyen mekanizmalar içermelidir. Tarihî kentsel doku ile çağdaş girişimler arasındaki uyumlu entegrasyona özel bir vurgu yapılmalıdır. Özellikle, farklı katılımcıların üstlenmesi gereken sorumluluklar aşağıda belirtilmiştir.
    1. Üye Devletler, kentsel mirası koruma stratejilerini tarihî kentsel peyzaj yaklaşımına uygun olarak ulusal kalkınma planları ve gündemleriyle entegre etmelidirler. Bu çerçevede, yerel otoritelerin, arazi ve diğer miras değerlerini ve bunlarla ilgili özellikleri içerecek şekilde bölgenin tüm değerlerini hesaba katan kentsel gelişim planları hazırlamaları gerekmektedir.
    2. Kamu katılımcıları ve sivil katılımcılar, tarihî kentsel peyzaj yaklaşımının başarılı bir şekilde uygulanmakta olduğundan emin olmak üzere ortaklıklar kurarak işbirliği yapmalıdır.
    3. Sürdürülebilir kalkınma süreçleriyle ilgilenen uluslararası organizasyonlar, tarihî kentsel peyzaj yaklaşımının stratejilerini, planlarını ve operasyonlarını entegre etmelidirler.
    4. Ulusal ve uluslararası sivil toplum örgütleri tarihî kentsel peyzaj yaklaşımının uygulanması için gerekli olan araçların ve en iyi uygulamaların geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasında katılımcı bir rol üstlenmelidirler.
  1.  Her düzeydeki yönetim – yerel, ulusal/federal, bölgesel – sorumluluklarının farkında olarak, kentsel mirası koruma politikalarının belirlenmesine, tanımlanmasına, geliştirilmesine ve uygulanmasına katkıda bulunmalıdır. Bu politikalar, tüm tarafların katılımcı yaklaşımına dayalı olmalı ve hem kurumsal hem de sektörel bir bakış açısıyla koordine edilmelidir. 
Araçlar
  1.  Tarihî kentsel peyzaja dayalı yaklaşım; geleneksel ve yenilikçi araçların yerel ortamlara uygulanmasını içermektedir. Farklı katılımcıları içine alan sürecin bir parçası olarak geliştirilmesi gereken bu araçların bir kısmı aşağıdaki konuları içerebilmektedir:
    1.  Sivil katılım araçları, birbirinden farklı ve birbiriyle bağlantılı katılımcıları içermeli ve miraslarını korumak ve sürdürülebilir kalkınmayı geliştirmek için kendi kentsel alanlarındaki temel değerleri tespit etmeleri, çeşitliliklerini yansıtan vizyonlar geliştirmeleri, hedef belirlemeleri ve eylemlerde ortak karar almaları konusunda yetkilendirilmelidir. Kentsel yönetim dinamiklerinin ayrılmaz bir parçasını oluşturan bu araçlar, farklı toplumların tarihleri, gelenekleri, değerleri, ihtiyaçları ve arzularıyla ilgili bilgi edinerek çatışan çıkarlar ve gruplar arasında görüşmeler yapmak ve aracılık sağlamak yoluyla kültürlerarası diyalogu geliştirmelidir.
    2. Bilgi ve planlama araçları, kentsel mirasın özelliklerine uygun bütünlüğün ve otantikliğin korunmasına yardımcı olmalıdır. Aynı zamanda, kültürel önemin ve çeşitliliğin tanınmasına izin vermeli ve kentsel alanlardaki yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik değişimin gözetim ve yönetimine de imkân sağlamalıdır.
    3. Düzenleme sistemleri yerel koşulları yansıtmalıdır ve sosyal, çevresel, kültürel değerler dâhil olmak üzere kentsel mirasın somut ve somut olmayan özelliklerine ilişkin yasama işlerini ve denetim tedbirleri içerebilmelidir. Geleneksel ve alışılagelmiş sistemler tanınmalı ve gereğince güçlendirilmelidir.
    4. Finansal araçlar, kapasite geliştirilmeyi amaçlamalı kökü geleneklere uzanan, yenilikçi gelir sağlama gelişimini desteklemelidir. Hükümetlerin ve uluslararası kuruluşların sağlayacağı küresel fonlara ek olarak, finansal araçlar, özel yatırımların mikro düzeyde etkin bir şekilde kullanılmasına katkıda bulunmalıdır. Ortaklıkların yanı sıra yerel girişimleri destekleyen mikro kredi ile diğer esnek finansmanlar büyük bir öneme sahiptir.
Kapasite Oluşturma, Araştırma, Bilişim ve İletişim
  1.  Kapasite oluşturma, tarihî kentsel peyzaj yaklaşımının daha iyi anlaşılmasını pekiştirmek için topluluklar, karar vericiler, profesyoneller ve yöneticilerden meydana gelen esas katılımcıları içermelidir. Etkin kapasite oluşturma işlemi, sözü edilen esas katılımcıların aktif işbirliğine dayanmaktadır. Bu işbirliği, Tavsiye Kararının bölgesel bağlamlarda uygulanmasını amaçlar ki bu da, yerel strateji ve hedeflerin; eylem çerçevelerinin ve kaynakları harekete geçirme planlarının tanımlanmasını ve belirginleşmesini sağlar.
  2.  Araştırma, değerleri belirlemek, bunların toplum için neyi ifade ettiğini anlamak ve bunları kapsamlı bir şekilde ziyaretçilere sunmak için kentsel yerleşimin karmaşık yapısını hedef seçmelidir. Akademik kuruluşlar ve üniversiteler ile diğer araştırma merkezlerinin tarihî kentsel peyzaj yaklaşımının çeşitli yönleri üzerinde bilimsel araştırmalar geliştirmek ve yerel, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde işbirliğine gitmek üzere teşvik edilmeleri gerekmektedir. Değişime ilişkin önerilerin değerlendirilmesi, koruyucu ve yönetici bilgi, beceri ve süreçlerin geliştirilmesi amacıyla kentsel alanların ve bu alanlardaki değişimin belgelendirilmesi çok önemlidir.
  3.  Bilişim ve iletişim teknolojilerinin kentsel alanların ve tamamlayıcı unsurlarının karmaşık yapılarının belgelendirilmesi, anlaşılması ve sunulmasında kullanılmak üzere teşvik edilmesi gerekir. Bu verilerin toplanması ve analiz edilmesi kentsel alanlara ilişkin bilgilerin önemli bir bölümüdür. Katılımlarını sağlamak için toplumun tüm kesimlerine, özellikle, gençlere ve temsil edilmeyen gruplara ulaşmak önem taşımaktadır.
Uluslararası İşbirliği
  1.  Bilgi paylaşım ağını ve kapasite oluşturmayı güçlendirmek için, dünyanın çeşitli yerlerindeki en iyi uygulamaların ve edinilen deneyimlerin yaygınlaştırılması yoluyla, Üye Devletlerin, uluslararası yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının, tarihî kentsel peyzaj yaklaşımının kamu tarafından anlaşılmasına ve uygulanmasına katkıda bulunmalarına imkân sağlamalıdır.
  2.  Üye Devletler, yerel yönetimler arasındaki çok uluslu işbirliğini teşvik etmelidir.
  3.  Üye Devletlerdeki uluslararası kalkınma ve işbirliği ajanslarının, sivil toplum kuruluşlarının ve vakıfların, tarihî kentsel peyzaj yaklaşımının kentsel alanlarla ilgili destekleyici program ve projelerle uyumlaştırılmasını hesaba katacak metotları geliştirmeleri konusunda teşvik edilmeleri gerekmektedir.

 

GÖZDEN GEÇİRİLMİŞ TAVSİYE KARARINA EK 1: TANIMLAR Tarihî Alan/Şehir (UNESCO’nun 1976 Tavsiye Kararından alıntıdır)

“Tarihî ve mimari (dönemsel yapılar dâhil) alanlar” arkeolojik ve paleontolojik siteleri içeren her türlü bina, yapı ve açık alanlar grubu olarak kabul edilebilir. Bu siteler, kentsel ya da kırsal alanda yerleşim yerlerini ve mimari, tarih öncesi, tarihî, estetik ya da sosyokültürel bakış açısıyla kabul edilmiş uyum ve değeri oluşturur. Doğası gereği zengin bir çeşitlilik gösteren bu “alanlar” arasında, özellikle tarih öncesi siteler, tarihî kentler, eski kentsel mahaller, köyler, köy evleri ile birlikte, kural olarak hiçbir değişime uğratılmadan korunması gereken homojen yapıdaki anıtsal grupların dikkate alınması gerekmektedir.

Tarihi kentsel alan (ICOMOS’tan alıntıdır, Washington Sözleşmesi)

İrili ufaklı tarihî kentsel alanlar, şehirler, kasabalar, tarihî merkezler ve mahaller, doğal veya insan eliyle inşa edilen çevrelerdir. Bu alanlar, tarihî belge olmalarının ötesinde geleneksel kent kültürlerinin değerlerini içlerinde barındırmaktadırlar.

Kentsel Miras (SUIT’ten alıntıdır, Avrupa Birliği)
Kentsel miras üç temel kategoriden oluşmaktadır:
  •  Seçkin kültürel değeri bulunan anıtsal miras
  •  Uyumlu bir şekilde ve göreceli olarak çok sayıda var olan ve istisnai olmayan miras unsurları
  • Yeni kentsel unsurları göz önünde tutarak (örneğin)

Bu özellikleri içeren kentsel yapılar:

  •  Açık alanlar: caddeler, kamuya açık alanlar
  •  Kentsel altyapı, maddi örgün yapılar ve donatılar
Kentsel Koruma

Kentsel koruma tek tek binaların korunmasıyla sınırlı değildir. Mimariyi bütün kentsel yerleşimin tek bir unsuru olarak görmektedir ki bu da onu karmaşık ve çok yönlü bir disiplin yapar. Tanımı itibarıyla, Kentsel Koruma, kentsel planlamanın tam kalbine yerleşen kavramdır.

İnşa Edilmiş Çevre

İnşa edilmiş çevre; binalar, parklar, caddeler ve diğer donatılar gibi, insanların faaliyetlerini desteklemek amacıyla, insan eliyle oluşturulmuş (doğal çevrenin aksine) kaynaklar ile altyapıyı ifade eder.

Peyzaj Yaklaşımı (IUCN’den ve WWF’den alıntıdır)

Peyzaj yaklaşımı, peyzaj düzeyli koruma kararlarının alınmasıyla ilgili bir çerçevedir. Peyzaj yaklaşımı, (yeni bir yol yapımı, yeşillendirme gibi) belirli girişimlerin kararlarının alınmasına yardım eder ve peyzajın tümüne ilişkin etkinliklerin planlaması ve görüşülmesine imkân sağlar.

Tarihî Kentsel Peyzaj

( 9. Paragraftaki Tanıma bakınız)

Ortam (ICOMOS Xi’an Deklarasyonu)

Bir miras yapısının, sitesinin ya da bölgesinin ortamı, söz konusu yapının içerisinde bulunduğu, bir parçası olduğu, etrafında yer alan, belirgin niteliklerine ve önemine katkıda bulunan unsurların bütünü olarak tanımlanmaktadır.

Kültürel önem (ICOMOS Avusturya Burra Sözleşmesinden alıntıdır)

Kültürel önem geçmişteki, bugünkü veya gelecek nesiller için estetik, tarihî, bilimsel, sosyal ve ruhsal değerler demektir. Kültürel önem, mekânın kendisinde, örüntüde, ortamda, kullanımında, bağlantılarda, anlamlarda, kayıtlarda ve ilgili yerlerle nesnelerde varlık bulmaktadır. Mekânlar, farklı bireyler ve gruplar için çok çeşitli değerlere sahip olabilir.

Yükseköğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi

0

Yükseköğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi, Yüksek Öğretim Kurulu tarafından (YÖK) 9 Kasım 2015’te kabul edilerek 8 Mart 2016 tarihinde yayımlanmıştır.

Tutum Belgesi, kavramın farklı algılara yol açtığı gerekçesiyle 2019 yılı Şubat ayında geri çekilerek YÖK’ün resmi web sayfasından kaldırılmıştır.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi Hakkında TTB Etik Kurul Görüşü

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ TUTUM BELGESİ

Yükseköğretim Kurulu bünyesinde yer alan üniversiteler ve diğer bütün kurumlar çerçevesinde toplumsal cinsiyet eşitliği ve adaletine duyarlı bir anlayışı ortaya koymak amacını güden bu belge, ülkemizin 1985 yılında imzalamış olduğu CEDAW (Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi), 2011 yılında imzalamış olduğumuz İstanbul Sözleşmesi (Kadına Karşı Şiddetin ve Aile içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi) ve Anayasamızın başta 10. maddesi olmak üzere diğer ilgili maddelerine, ilgili mevzuata ve Yükseköğretim Kurulunun 28.05.2015 tarihli Genel Kurul kararına dayanılarak hazırlanmış olup, Yükseköğretim Kurulunun bütün bileşenlerinde toplumsal cinsiyet eşitliği ve adaletine duyarlı olarak hareket edileceğini taahhüt etmektedir.

Bu bağlamda Yükseköğretim Kurumları, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin temel bir problem olarak mevcut olduğundan hareket ederek, bünyelerinde toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin dersler konulup, bilgilendirme toplantılarının yapılmasına; bu konunun genel kabul görmesini sağlanmasına; yöneticiler, idari ve akademik personel ve öğrencilere toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışını kazandıracak faaliyetlerde ve düzenlemelerde bulunulmasına ve güvenli bir yaşam çevresi yaratılması ve bununla ilgili cinsel taciz ve cinsel saldırı dâhil her türlü taciz ve şiddete hiçbir şekilde müsamaha edilmemesine ilişkin çalışmalar yaparlar.

Bu amaç çerçevesinde Yükseköğretim Kurumları aşağıda belirtilen faaliyetlerde bulunmayı taahhüt ederler:

1. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve adaletine ilişkin farkındalığı arttırmak amacıyla çalışmalar yapmak,

2. “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” dersinin aynı veya farklı bir adla yetkili kurullarınca alınacak karar doğrultusunda programlarında zorunlu veya seçmeli ders şeklinde yer almasını ya da buna ilişkin bilgilendirici çalışmaların yapılmasını sağlamak,

3. Yerleşkelerde güvenli yaşamın sağlanması için cinsel taciz ve cinsel saldırıyla ilgili bilgilendirme, ulaşılabilir başvuru yerleri ve diğer gerekleri (aydınlatma, ulaşım vb.) yerine getirmek,

4. Yöneticilerin, akademik ve idari personelin ve öğrencilerin toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin eğitimler almalarını sağlayıcı çalışmaları teşvik etmek,

5. Toplumsal cinsiyet eşitliğini izlemeye ilişkin çalışmalarda bulunmak,

6. Bu amaçları yerine getirmede işbirliği içinde çalışacak olan Üniversitelerdeki Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezleri ve benzeri birimler ile SKS daire başkanlıklarının çalışma biçimi ve işlevselliklerinin güçlendirilmesini sağlayıcı çalışmalarda bulunmak,

7. Bu merkezlerin bulunmadığı üniversitelerde kurulmalarını teşvik etmek.

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARINCA TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNİN SAĞLANABİLMESİ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER I. YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI EĞİTİMDE TOPLUMSAL CİNSİYET
EŞİTLİĞİ DERSİNE NASIL YER VEREBİLİR?

1.Yetkili kurullarınca alınacak karar doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliği dersini zorunlu ders olarak müfredata ekleyebilir.

2. Yetkili kurullarınca alınacak karar doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliği dersini seçmeli ders olarak müfredata ekleyebilir.

3. Ders açılamaması durumunda her yarıyıl toplumsal cinsiyet eşitliği konusuyla ilgili her yarıyıl öğrenci katılımlı bir bilimsel etkinlik (seminer, çalıştay, konferans, kongre gibi) yapılması zorunludur.

4. Yükseköğretim Kurumları ders vereceklerin ve etkinliklerde konuşmacı olarak yer alacak olanların toplumsal cinsiyet konusunda uzman olmalarını gözetir. Akademik kadrolarında bu uzmanlık dalında öğretim elemanlarının bulunmaması durumunda, YÖK’te kurulan “Akademide Kadın Çalışmaları Birimine” başvurarak, Yükseköğretim Kurumlarından tedariki sağlanır.

5. Dersin yürütülmesinde uzman öğretim elemanlarının bulunmaması durumunda, örgün eğitim kapsamında uzaktan öğretime dayalı e-ders olarak verilebilir.

II. YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI KURUMLARINDA TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNİN GENEL KABUL GÖRMESİ İÇİN NELER YAPILABİLİR?

1. Eğitim çalışmaları ve bilgilendirme toplantıları yapar.

2. Yerleşkelerde, güvenliği sağlayıcı aydınlatma ve ulaşımı sağlama, yurtların uzak yerde yapılmaması gibi tedbirler alır. Kreşler açar ve emzirme odaları tahsis eder.

3. Senatoları tarafından kabul edilen toplumsal cinsiyet eylem planı hazırlar.

4. Toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığının ve adalet zemininin geliştirilmesi için bir taraftan üniversite içinde, diğer taraftan da topluma yönelik kamu spotları düzenler. Üniversitelerin web sayfalarında toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin duyurulara yer verir.

5. Üniversitelerde kurulmuş ve kurulacak olan Kadın Araştırma Merkezlerinin ve benzeri birimlerin mekânsal koşullarının geliştirir ve kaynak sağlar.

6. Kadın Araştırma Merkezleri ve benzeri birimler düzenli aralıklarla üniversitelerinde toplumsal cinsiyet eşitliği konusuyla ilgili oluşumlar, faaliyetler, kararlar konusunda rapor hazırlayarak ve toplumsal cinsiyet eşitliği veri tabanı oluşturarak her yıl Yükseköğretim Kurumuna bilgi verir.

7. Kadın Araştırma Merkezlerine sertifikalı eğitim program yapmaları için destek sağlar.

8. Kadın akademisyenlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesine (kariyer ve aile dengesinin kurulabilmesi açısından) ilişkin çalışmalarda bulunur.

9. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının hazırladığı Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planında üniversitelere verilen görevleri yerine getirir.

III. YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARININ YÖNETİCİLERİNE, İDARİ VE AKADEMİK PERSONELİNE VE ÖĞRENCİLERİNE TOPLUMSAL CİNSIYET EŞİTLİĞİ FARKINDALIĞI KAZANDIRMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

1. Karar mekanizmalarına atamalarda toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetir.

2. Toplumsal cinsiyetle ilgili lisans üstü düzeyde çalışmalar yapılmasını teşvik eder.

3. Hizmet içi eğitim programlarında toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimine yer verir. Bu eğitimler, aktif katılıma dayalı, görsel çalışmalar ve farkındalığı sağlamaya yönelik diğer metotlarla birlikte yapılmasını sağlar.

4. Toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili projeler hazırlanmasını teşvik eder.

5. Akademik personeli ve öğrencileri toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili broşürler, afişler, filmler hazırlamaya ve yayınlarda bulunmaya teşvik eder.

6. Kadın Araştırma Merkezlerinin hazırlayacağı sertifika programlarından idari ve akademik personelin ve öğrencilerin yararlanmasını sağlar.

7. Yöneticilere ilişkin bilgilendirme toplantıları veya çalıştaylar yaparak toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığını sağlar.

8. Eğitimlerde kullanılmak üzere kitapçıkların hazırlanmasını Kadın Araştırma Merkezlerinin yapmasını ve bu konuda uzman olan diğer merkezlerle işbirliğine girmelerini sağlar.

IV. YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI CİNSEL TACİZ VE CİNSEL SALDIRIYA KARŞI NELER YAPABİLİR?

1. Cinsel taciz ve cinsel saldırıya hiçbir şekilde müsamaha gösterilmeyeceğini açıkça belirtir. Bunu politika belgesi hazırlayarak, stratejik planlarına dahil ederek veya üniversitenin ilkeleri arasına alarak yapabilir.

2. Toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili hazırlanan kitaplarda ve açılacak derslerde cinsel taciz ve cinsel saldırıya ilişkin konulara yer verilmesini sağlar.

3. Cinsel taciz ve cinsel saldırıya karşı farkındalık sağlamak için bilgilendirme toplantıları yapar, özellikle hazırlık ve birinci sınıf öğrencilerine bu yönde bilgi verilmesini sağlar.

4. Yapılacak bilgilendirme çalışmasında cinsel taciz ve cinsel saldırının tanımı, bu durumlarda neler yapılması gerektiği ve cinsel taciz ve cinsel saldırıya yol açmayacak şekilde davranmanın nasıl mümkün olacağı konusunda bilgilendirme yapar.

5. Konu ile ilgili, afişler, broşürler, el kitapları, filmler vb.ni hazırlar.

6. Cinsel taciz ve cinsel saldırı iddialarına karşı gerekli incelemeyi yapmak üzere kolay erişilir şikayet mekanizmaları kurar. Bu şikayet mekanizmalarının, ivedilik, güven, gizlilik, adalet ve özen gösterme ilkelerine uygun olarak çalışmasını sağlar.

7. Cinsel taciz ve cinsel saldırıyla ilgili yapılacak soruşturmalarda mağdurun ikinci kez mağduriyetine yol açacak işlemlerin yapılmamasını ve kesinlikle arabuluculuğa gidilmemesini sağlar.

8. Bu iddialarının üstünü kapatan, soruşturma açılmasını engelleyen veya yeterince soruşturma yapmayan ilgililer hakkında soruşturma yapar.

9. Cinsel taciz ve cinsel saldırıya maruz kalanlara hukuki, psikolojik ve tıbbi destek verilmesini sağlar. Cinsel taciz ve cinsel saldırıya uğrayan öğrenci ise bu kişilere ayrıca durumun özelliğine göre barınma ve maddi destek verilmesini de sağlamaya çalışır.

10. Cinsel taciz ve cinsel saldırıya uğrayanları misilleme ve/veya mobbingden korumak için gerekli tedbirleri (örneğin yer değiştirme, danışmanın değiştirilmesi, ders veren öğretim elemanının değiştirilmesi gibi) alır.

11. Cinsel taciz ve cinsel saldırıya karşı kadınlar için güvenli bir ortam yaratılması için özen gösterir. Bunun için şunları yapar:

  • Aydınlatmayı sağlar.
  • Ulaşımın güvenli bir şekilde yapılması için servisler koyar ve bunları kontrol eder.
  • Bunun için ilgili belediyelerle işbirliği yapar.
  • Yerleşke içerisinde ring sayılarını arttırır.
  • Kadın güvenlik elemanlarının da olduğu güvenlik memurlarının gezici araçlarla yerleşke içinde dolaşmasını sağlar.
  • Derhal ulaşılacak acil telefon hatları koyar.
  • Kadın öğrenci yurtlarının yerleşke içinde veya yakınında olmasını sağlar.
  • Güvenlik personeli ve servislerde çalışanlara cinsel taciz ve cinsel saldırıya karşı farkındalık eğitimini verir.

12. Aralarında hiyerarşik ilişki bulunan kişiler arasında (öğretim üyesi-öğrenci, araştırma görevlisi-öğrenci gibi) rızaya dayalı birlikteliklerin hoş karşılanmayacağı konusunda akademik ve idari personele tavsiyede bulunur.

9 Kasım – Hukuk Takvimi

0
9 Kasım - Hukuk Takvimi
9 Kasım – Hukuk Takvimi – Hukuk Tarihinde Bugün
 1856

Fransız hukukçu felsefeci, ütopik sosyalist ve kuramcı Étienne Cabet yaşamını yitirdi. (Doğumu: 1 Ocak 1788) Hukuk eğitimi alarak avukatlık yaptı. Bir süre öğretmenlik görevinde de bulundu fakat devletin o dönemlerdeki baskıcı ve denetimci yönetimine karşı çıkarak öğretmenlik görevinden ayrıldı. Bastia kentine başsavcı olarak atandı ama cumhuriyetçi görüş ve düşüncelerinden ötürü Mayıs 1831 yılında görevinden alındı. 1833 yılında Popularie Gazetesi’ni kurdu. 1834 yılında basın suçu işlemekten ötürü iki yıl hapis cezasına mahkûm edildi.

Hukukçu ve filozof Étienne Cabet
1877 Hakim, gazeteci, siyasetçi ve İtalya Cumhuriyeti’nin 1. Cumhurbaşkanı Enrico Roberto De Nicola doğdu (Ölümü: 1 Ekim 1959)  University of Naples Federico  Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra ceza avukatı olarak görevine başladı ve bu alanda ün yapmış isimlerden biri oldu. 1920-1924 yılları arasında Meclis Başkanı olarak görev yaptı. Benito Mussolini başbakan olunca siyasetten çekildi. 1948 tarihinde  cumhurbaşkanı oldu.   1951-1952 yılları arasında Senato Başkanı olarak görev yaptı. 1955 yılında Anayasa Mahkemesine üye seçildi ve 1956 yılında mahkeme başkanı oldu.
1917

Sovyetler Kongresi’nde ‘Toprak Kararnamesi’ kabul edildi. Toprak üzerindeki mülkiyetler hiç bir tazminat ödenmeksizin kaldırıldı, malikaneler ile Çarlığın ve Kilise’nin malı olan topraklar Kurucu Meclis toplanıncaya kadar bölge komiteleri ve köylü  Sovyetlerin emrine verildi.

1918 Almanya’da Cumhuriyet ilan edildi.
1926

Hapishane Defterleri’nin ünlü yazarı, filozof Gramsci, Faşist Musolini hükumetinin bir saldırıyı gerekçe göstererek olağanüstü hal ilan etmesinin ardından milletvekili dokunulmazlığına rağmen 9 Kasım 1926 tarihinde tutuklandı. Yapılan yargılama sırasında davanın savcısı “Yirmi yıl bu beynin işlemesini durdurmalıyız” ifadesini kullandı. Önce 5 yıl ve sonra da yıl 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Antonio Gramsci
1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi yürürlüğe girdi. Sözleşme, 20 Temmuz 1936 tarihinde; Türkiye Cumhuriyeti ile Avustralya, Birleşik Krallık, Bulgaristan, Fransa, Japonya, Romanya, Sovyetler Birliği, Yugoslavya ve Yunanistan arasında, İsviçre kantonu olan Vaud’nun, Vevey bölgesindeki Montreux’da imzalanmıştı. Türk Boğazlarından yabancı gemilerin geçiş rejimini ve boğazlar bölgesinin güvenliğini düzenlemektedir.
1964

Hukukçu ve eski Japonya Başbakanı, Ikeda Hayato‘nın görev süresi sona erdi. (Doğumu: 1899, Ölümü:13 Ağustos 1965) Hayato, 1925’te Kyoto İmparatorluk Üniversitesi Hukuk Okulu’nu bitirdi ve Maliye Bakanlığında çalışmaya başladı. Maliye bakanı yardımcılığı yaptıktan sonra, 1949’da Temsilciler Meclisi’ne seçildi. Aynı yıl, Shigeru Yoshida hükûmetinde maliye bakanlığına getirildi. 19 Temmuz 1960’ta başbakan oldu, 9 Kasım 1964’e kadar bu görevi yürüttü. İzlediği politikalarla Japonya’nın II. Dünya Savaşı sonrasındaki ekonomik kalkınmasına katkıda bulundu.

1980

Milli Birlik ve Hürriyet Bayramı olarak kutlanan 27 Mayıs gününün kutlamasına son verildi.  27 Mayıs, 3 Nisan 1963 tarihinden 1982 Anayasasının yürürlüğe girdiği 9 Kasım 1982 tarihinde kadar yirmi yıla yakın bir süre Türkiye’nin resmî bayramlarından biri olarak kutlanmıştı.

1982

12 Eylül Anayasası yürürlüğe girdi. Buna göre Milli Güvenlik Konseyi ve Devlet Başkanlığını yürüten Kenan Evren Cumhurbaşkanı ilan edildi.

1988

İHD’nin 25 Nisan 1987’de Adana’da düzenlediği ‘İnsan Hakları ve Demokrasi’ konulu panelinde konuşan İlhan Selçuk, Akın Birdal ve Muzaffer İlhan Erdost halkı yasalara karşı itaatsizliğe tahrik ve teşvik ettikleri iddiasıyla Malatya DGM’de açılan davada beraat ettiler.

1989

Demokratik Alman Cumhuriyeti Berlin Duvarını açtı. Herkese istedikleri sınır kapısından yurt dışına çıkış vizesi verileceği açıklandı.

1990 Hukukçu ve diplomat Mary Robinson, İrlanda’nın yedinci ve ilk kadın Cumhurbaşkanı oldu. Robinson; Dublin Trinity College, King’s Inns ve Harvard Hukuk Fakültesinde öğrenim görmüş ve 25 yaşında Tirinity College’in en genç hukuk profesörü olmuştu. 3 Aralık 1990 – 12 Eylül 1997 tarihlerinde Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı. Görevden ayrıldıktan sonra 1997-2002 arasında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği görevine getirildi. 1999 yılı Erasmus Ödülü, 2004 yılı Uluslararası Af Örgütü Vicdan Temsilcisi Ödülü ve 2009 yılı ABD Başkanlık Özgürlük Madalyası kazandı.

Mary Robinson ve Başkan Obama bir arada
1991 Türkiye, Azerbaycan’ın bağımsızlığını tanıdı. Azerbaycan’ı tanıyan ilk ülke Türkiye oldu.
1992 Türkiye Gazetesi yazarı Yaşar Aktay, 9 Kasım 1992 tarihinde Hani’de öldürüldü.
1995

Özgür Ülke Gazetesinde yayınlanan bir yazısı ve bir kitabından dolayı 2 ayrı davadan toplam 30 yıl hapsi istenen Avukat Eren Keskin tahliye edildi.

1998

Yargıtay 9.Ceza Dairesince bozulan Kalemli Çete Davasının Ankara 2 No’lu DGM’de yeniden görülen duruşmasında, daha önce toplam 96 yıl hapis cezasına çarptırılan 9 öğrenci bu kez toplam 48 yıl 7 ay 10 gün hapis 7.8 milyar TL para cezasına çarptırıldı. Ankara Üniversiteleri Öğrenci Koordinasyonu üyesi Kalemli Çete Davasının sanıkları; Ankara Terörle Mücadele Şubesi’nin Ankara DGM Savcılığı ile birlikte yürüttüğü bir operasyon çerçevesinde, 17 Nisan 1996 tarihinden itibaren gözaltına alınmış ve gözaltına alınanlardan yedisi tutuklanmıştı. Tutuklanan bu yedi öğrenci daha sonra medyada “Kalemli Çete” olarak anılmaya başlandı.

Kalemli Çete Davası’na ilişkin bir gazete haberi
2001

İtalyan hukukçu ve siyasetçi Giovanni Leone yaşamını yitirdi. (Doğumu: 3 Kasım 1908) Napoli Üniversitesinde hukuk okudu. 1933’te Camerino Üniversitesi hukuk fakültesinde ücretsiz hukuk ve ceza muhakemesi eğitimi aldı.  1946 yılında Anayasa hazırlamakla görevli olan kurucu meclise seçildi. 1948 yılında Hristiyan-Demokrat Parti’den Temsilciler Meclisi’ne seçildi. 1955-1963 arası Meclis Başkanlığı yaptı. 1971 yılında parlamento tarafından kullanılan 996 oyun 518’ini sağ kanadın desteğiyle alarak  İtalya’nın 6. Cumhurbaşkanı oldu.

2002

Yargıtay 9.Ceza Dairesi, 1978’de Bahçelievler’de 7 TİP’li gencin öldürülmesi davasında her genç için ayrı olmak üzere 36’şar yıl ağır hapis cezasına çarptırılan ülkücü Mahmut Korkmaz hakkındaki yerel mahkeme kararını onadı.

2002

Hakimlerin Mesleki Davranışlarını Düzenleyen İlke ve Kurallar; Avrupa Hakimleri Danışma Konseyinin (CCJE) başta etik, uygunsuz davranışlar ve tarafsızlık olmak üzere, hakimlerin mesleki davranışlarını düzenleyen ilke ve kurallar hakkında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin dikkatine sunduğu 3 sayılı Görüş olarak 9 Kasım 2002  tarihinde kabul edildi.

2004

Eski Bayındırlık ve İskan Bakanı Koray Aydın TBMM’de dokuza karşı 408 oyla Yüce Divan’a sevkedildi.

2006

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda, 5555 Sayılı Vakıflar Kanunu 31’e karşı 241 oyla kabul edildi. Cemaat Vakıflarına mal iadesi için 1936 beyannamesinde kayıtlı olma, 18 ay içinde başvuru yapma ve Vakıflar Meclisi’nden onay alma şartı getirildi.

2006 Tarihi Kentsel Peyzaja İlişkin Tavsiye Kararı, 9 Kasım 2011 tarihinde  UNESCO Genel Konferansı’nda kabul edildi. Tarihi kentsel peyzaja ilişkin tavsiyeler, fiziki çevrenin korunması korumanın yanında somut ve somut olmayan tüm kültürel miras ile birlikte insan çevreni korumayı hedeflemektedir.
2011 Yükseköğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi, 9 Kasım 2015’te kabul edilerek 8 Mart 2016 tarihinde yayımlanmıştır. Kavramın farklı algılara yol açtığı gerekçesiyle 2019 yılında YÖK’ün resmi web sayfasından kaldırılmıştır. 
2024
  • Müfettiş hal kağıtlarının, performans değerlendirme notlarının ve sicil fişlerinin kendisine verilmemesi üzerine Yargıç Mustafa Polat tarafından Hâkimler ve Savcılar Kurulu aleyhine açılan dava kabul edildi. Kararda, bilgi edinme hakkına vurgu yapıldı.
  • 10Haber muhabiri Gazeteci Furkan Karabay, haberleri ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek tutuklandı. Karabay’a, ‘terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme’, ‘kamu görevlisine hakaret’, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alanen yayma’ suçlamaları yöneltildi.
2024
  • ABD’nin Wisconsin eyaletinde, 1974 yılında işlenen bir kadın cinayetinin şüphelisi, olaydan 50 yıl sonra tespit edildi. Winsconsin’in Spring Brook bölgesindeki bir kavşakta 15 Şubat 1974 tarihinde ölü bulunan 25 yaşındaki Mary K. Schlais’in ölümünden şüpheli bulunan 84 yaşındaki şahıs Genetik soy biliminden de faydalanılarak tespit edildi.
  • Maraş’ta 19 yıldır kayıp olan Fatma Alıç ile kardeşi Gülcan Alıç’ın öldürüldüğü ortaya çıktı. Cinayet Büro Amirliği’nde kurulan özel ekip kardeşlerin, Mevlüt D. ve Behçet Y. tarafından öldürüldüğü belirledi. Şahıslar gözaltına alındı.

9 Kasım – Hukuk Takvimi

8 Kasım – Hukuk Takvimi

0

8 Kasım – Hukuk Takvimi – Hukuk Tarihinde Bugün 

MS: 30

Roma’da kendisinden sonra göreve gelecek kişiyi aile bağlarına bağlı kalmaksızın belirleyen ilk imparator olan Marcus Cocceius Nerva dünyaya geldi. (Doğumu: 8 Kasım 30/35 / – Ölümü: 27 Ocak 98) İki yıl Roma İmparatoru olarak görev yaptı ve en kısa görevde kalanlardan oldu. Vatana ihanet suçlarını serbest bıraktı ve af kanunları çıkardı.

1527

Danimarka Kralı, II. Christian’ın emriyle İsveçli soylulara karşı Stockholm Katliamı gerçekleşti. 80’den fazla soylu idam edildi. 

1848

Modern matematiksel mantığın ve analitik felsefenin kurucusu, matematikçi, mantıkçı ve filozof, Aristo’dan sonraki zamanların en büyük mantıkçı Friedrich Ludwig Gottlob Frege dünyaya geldi. (8 Kasım 1848 – 26 Temmuz 1925) Wismar‘da doğdu. 1869’da Jena Üniversitesi‘nde öğrenime başladı ve iki yıl sonra, 1873’te Felsefe Doktoru unvanını aldı. Matematik alanında 1879’da doçent ve 1896’da profesör oldu. 1925’te Bad Kleinen‘de yaşamını yitirdi. Bu görselin Alt özniteliği boş. Dosya adı: Friedrich-Ludwig-Gottlob-Frege-e1731341555794.jpg

1855 Hukukçu ve Yunanistan eski başbakanı Nikolaos Triantafyllakos dünyaya geldi. Atina Üniversitesi’nde hukuk okudu ve eğitimine Berlin ve Paris’te devam etti . Yunanistan’a döndüğünde siyasetle uğraştı. Milletvekilliği ve Adalet Bakanlığı yaptı. 1922’deki savaş yıllarında kısa bir süre başbakan oldu. 
1887

Gramofonun patenti, Alman kâşif Emile Berliner tarafından alındı.

1892

Hukukçu Grover Cleveland, ABD Başkanı seçildi.

1908 Amerikalı ilk kadın savaş muhabiri Martha Ellis Gellhorn doğdu. (Ölümü: 15 Şubat 1998)
   
1928

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, Millet Mektepleri‘nin Genel Başkanlığını ve Başöğretmenliğini kabul etti.

1937 Orman İşletme Talimatnamesi, Ziraat ve Maliye Bakanlıkları tarafından müştereken hazırlanarak 7762 Kararname numarasıyla 8 Kasım 1937’de kabul edildi 1 Aralık 1937’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Talimatnamenin dayanağı, Orman Kanunu, Orman Koruma Teşkilât Kanunu ve Orman Umum Müdürlüğü Teşkilât Kanunu’dur.
1939 George Elser, 8 Kasım 1939’da Hitler’e ilk suikastı düzenledi. Hitler‘in Bürgerbraukeller Biraevi’nde konuşma yapacağını haber alınca, oraya bomba yerleştirdi, ancak Hitler olay mahallinden 13 dakika önce ayrıldığı için saldırı başarılı olmadı.
1941 İtalyan hukukçu siyaset bilimci, gazeteci ve bürokrat. Gaetano Mosca yaşamını yitirdi. (Doğumu : 1 Nisan 1858) Palermo Üniversitesi‘nde hukuk öğrenimi gördü. Roma ve Torino Üniversitelerinde anayasa hukuku öğretim üyeliği yaptı. 1908-1919 arasında milletvekilliği yaptı. 1919’da kral tarafından ömür boyu senatörlüğe yükseltildi. 1926’ya kadar bu görevi aktif olarak sürdürdü. Faşizmin yükselişi sırasında emekli oldu ve 1936’ya kadar Roma Üniversitesi’nde siyasal kuramlar tarihi üzerine dersler verdi. Yönetici Sınıflar (Political Class) teziyle elitizm teorisinin gelişmesine yardımcı oldu. Vilfredo Pareto ve Robert Michels ile birlikte elitizmin İtalya’da savunucularından biridir.
   
1951 Hukuk felsefesi ve bilgiye açık erişim konularında uzmanlaşmış felsefeci Peter Dain Suber doğdu. 1973 yılında Earlham Üniversitesi‘nden mezun oldu. Felsefe alanında doktorasını 1978’de, hukuk alanındaki doktorasını ise 1982 yılında Northwestern Üniversitesi‘nde tamamladı. Ayrıca, komedyen olarak 1976’dan 1981’e kadar çalıştı. 1982 yılında Northwestern Üniversitesi’nden hukuk doktorasını aldı. Felsefe alanında kıdemli araştırma profesörü olarak Earlham College’da çalıştı. 1982’den 2003’e kadar felsefe, hukuk, mantık ve Kant’ın saf aklın eleştirisi derslerini verdi. Peter, Berkman Center for Internet & Society akademi üyesi ve Harvard Office for Scholarly Communication and the Harvard Open Access Project (HOAP) direktörü olarak çalıştı.  mıştır.1976’da The Tonight Show Starring Johnny Carson adlı programada çıkmıştır.Suber Erlham College’de  profesör olarak 1982’den 2003’e kadar felsefe,hukuk,mantık,Kant’ın saf aklın eleştirisi derslerini verdi. Suber, bilime açık erişim hakkında birçok makale yazdı.
   
1971 27 sanıklı TKP davasında Harun Karadeniz’in de aralarında olduğu 5 sanık tahliye edildi.
1976 AET Parlamento Komisyonu’nda Türkiye aleyhine karar çıktı. Türk işçilerinin AET ülkelerinde serbest dolaşım hakkından yararlanamayacağı açıklandı. 
1982 Cumhuriyet gazetesi yazarı Oktay Akbal ile Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Okay Gönensin hakkında Sıkıyönetim Askeri Savcılığınca bir yazıda ‘Anayasa Referandumu için halka telkinde bulunulduğu’ gerekçesiyle dava açıldı.
1984 Barış Derneği davasında Mahkeme Askeri Yargıtay’ın ‘bozma’ kararına uymayarak tutuklu sanıklardan 6’sının tahliyesine karar verdi.
1984 Derse baş örtülü giren Doç. Dr. Nebahat Koru’nun üniversitedeki görevine 8 Kasım 1984’te son verildi.
1989 Doğu Alman hükümetinin iki Almanya arasında seyahati serbest bırakması üzerine, binlerce kişi Berlin Duvarı’nı aşarak Batıya geçmeye başladı. 
1988 Ankara’da Dev-Yol duruşmasında slogan atıp pankart açtıkları için gözaltına alınan 4 Yunan vatandaşı DGM’ce tutuklanarak cezaevine gönderildi.
1988 Olağanüstü Hal’in 19 Kasım’dan itibaren İstanbul’da kaldırılıp 8 ilde 4 ay daha uzatılması Meclis’te kabul edildi.
1990 Diyarbakır eski Belediye Başkanı Mehdi Zana ‘Duruşmada Kürtçe savunma yaptığı’ gerekçesiyle açılan davadan beraat etti.
1995 Avukat Eşber Yağmurdereli, 1991’deki şartlı salıverme sonrası aldığı 1 yıl 8 aylık hapis cezasını çekmek üzere yakalandı ve tevkif edildi. 
1996 Şubat ayında Üniversite harçlarına yapılan zammı protesto etmek için TBMM Genel Kurulu’na dinleyici olarak girerek ‘Paralı Eğitime Hayır‘ pankartı açıp slogan atan 11 öğrenciden 8’i 1 yıl 3’er ay hapis, 3 milyon 750’şer bin TL para cezasına çarptırıldı, hapis cezaları ertelendi. 
2000 Türkiye’nin AB yolunu belirleyen Katılım Ortaklığı Belgesi açıklandı. Türkiye, Kıbrıs konusunda son anda konulan değişikliğe çekince koydu.
2004

Güney Pasifik’teki 47 nüfuslu Pitcaim Adası’nın 214 yıllık tarihinde ilk kez bir kadın başkan seçildi.

2004 Küba devlet başkanı Fidel Castro, ABD doları ile yapılacak alış veriş işlemlerinin yasakladı. Yıllarca yasak olan dolar kullanımı,1993’te yeniden serbest bırakılmıştı.
2005 Fransa’da isyan, Paris’in banliyölerinden ülkeye yayıldı. 1955’deki Cezayir savaşı yıllarından sonra ilk kez olağanüstü hal ilan edildi. Hükümet, 12 gün olan olağanüstü hal ilan yetkisini uzatabilmek için yasa tasarısı hazırladı. Orleans ve Amiens kentlerinde 18 yaş altı gece sokağa çıkma yasağı kondu.
2006 ABD’de yapılan seçimler sonucu Demokrat Keith Ellison, Kongre’nin ilk Müslüman üyesi seçildi. 
2016 Kazandığı yüksek tazminatlı kamu davalarıyla bilinen ünlü Çek avukat Altner 8 Kasım 2016’da 69 yaşında öldü. 
2016 6755 sayılı “Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun” kabul edildi. Kanun, 24 Kasım 2016’da resmi gazetede yayınlandı. 
2024 Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komitesi, 142. Oturumunu bir basın toplantısı ile değerlendirdi: “Yeni hakim ve savcı atamaları Birleşmiş Milletler belgelerinde belirtilen uluslararası standartlara uygun olmalı; ihraç kararlarına karşı etkili hukuk yolları olmalı; terörle itham edilen kişilere uygun yasal ve usuli güvenceler sağlanmalı; terörizmin yasal tanımı netleştirilmeli ve daraltılmalı; çrgütlenme özgürlüğü konusunda mevzuatın ve uygulamalar, uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmeli; yargı bağımsızlığı sağlanmalı, atamalarda liyakat kriteri gözetilmeli; Avrupa Anayasa Mahkemesi ve İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı nitelikteki kararları uygulanmalı”
2024

Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü, bir cinayetin zanlılarını 19 yıl sonra yakaladı. ‘Kasten öldürme’ suçundan haklarında dava açılan sanıklar Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk duruşmaya çıktı. Sanıklar, tahliye edildi. 

2024

Balıkesir, Bandırma’da 3 kadın ve 1 erkek, G.E. isimli kadını kaçırdıkları, “İşkence”, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve “gasp” suçlarını işledikleri gerekçesiyle tutuklandı.

   

Tunceli Vilâyetinin İdaresi Hakkında Kanun

0

Tunceli Vilâyetinin İdaresi Hakkında Kanun,25 Aralık 1935 tarihinde mecliste kabul edilmiş ve 2 Ocak 1936’da Resmî Gazete’de yayınlanmıştır. Geçici süre ile yürürlükte kalması öngörülen kanunun 37. maddesi gereğince 1 Ocak 1940 tarihinde uygulamadan kaldırılması öngörülmüşse de 1947’ye kadar özel yönetim bölgesi olarak kalmıştır.

1926 yılında dağıtılan Dersim vilayetinin bir bölümü Elazığ’a, bir bölümü de Erzincan’a bağlanmış, 7 Kasım 1935’te Meclis’e sunulan tasarıda Munzur Vilayeti olması öngörülen vilayeti yeni ismi, tasarının 2884 sayılı Tunceli Vilâyetinin İdaresi Hakkında Kanun adıyla yasalaşması ile sırasında Tunceli olarak değiştirilmiştir. 2885 sayılı Yasa ile; Artvin, Hakkari, Bitlis ve Bingöl illeri de kurulmuş ve il sayısı 62’ye çıkarılmıştır.

Kanun, cezai soruşturma ve kovuşturmalarda olağanüstü hukuk yolları getirmiş; ilk tahkikata ve ilk tahkikat sırasında verilen tutuklama kararına itiraz edilememesi, ilk tahkikat sonunda iddianamelerin iki gün içinde yazılması mecburiyeti, iddianamelerin tebliğ edilmemesi kuralı ve ağrı ceza işlerinde tutukluluğun esas alınması gibi kurallar konulmuş, olağan ceza hukuku kuralları askıya alınmıştır.

Kanunun Gerekçesi 

Yasa tasarısının genel gerekçesinde, kuruluş amacına ilişkin herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. TBMM’deki müzakereler sırasında içişleri Bakanı Şükrü Kaya, gerekçeyi şu şekilde açıklamıştır: “Tunçeli adı ile şimdi teşkil edilecek vilayetin ve o bölgenin eski ismi Dersim’dir. Dersim, eski zamanda da muayyen bir mıntıkaya verilmiş bir isim değildir. Fakat bu günkü idare bakımına göre Dersim’in mesahai sathiyesi, uzunluk itibarı ile 90, genişlik itibarı ile 60 olarak heyeti umumiyesi 450 – 500 kilometredir. Yüksek dağları, derin dereleri ve geniş vadileri vardır. Bu bölgenin kısmı azamı taşlık ve kayalıktır, sakinleri 65-70 bin nüfustan ibarettir. Aslen Türk unsuruna mensup bir kitledir. Bu bölgenin ilk Türk tarihinde resmi olarak teması Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selimin muharebeleri zamanına tesadüf ediyor. Ondan sonra memleketin bir çok kısımlarındaki usulü idare gibi o da yerli ağalara ve beylere verilerek idare olunuyordu. Tanzimatta vilayet teşkilatı yapıldığı zaman burada da vilayet teşkil ediliyor. Fakat her nasılsa, ihmal, Dersim’i olduğu gibi bırakıyor. Bu gün oranın içtimai teşkilatı kurumu vüstai bir teşkilattır. Yani bir takım parçalara ayrılmıştır. Bunlar, hususatı medeniye, hukukiye ve hatta cezaiyelerini kendi aralarında görürler. Bu gün burası 91 aşirete münkasemdir. 1876 dan bu güne kadar muhtelif zamanlarda Dersim üzerine 11 harekatı askeriye yapılmıştır. Halkı cahil, bir az da toprağın fakirliği dolayısıyla halkı fakir olur ve eli de silahlı bulunursa tabii böyle bir yerde vukuat eksik olmaz. Böyle yerler her medeni memlekette bulunabilir. Fransa’da, İtalya’da, Yunanistan’da da böyle yerler vardır. Aşağı yukarı her memleketin elinde böyle geri kalmış yerleri vardır. Burada zuhur eden vukuatlar müteaddit harekatı askeriyeyi icap ettirmiş, yukarıda da arz ettiğim gibi 1876 senesinden beri bu güne kadar muhtelif tarihlerde muhtelif kuvvetlerle on bir harekatı askeriye yapılmıştır. Fakat bu harekatı askeriye muayyen bir gayeyi istihdaf ettiği için asker geri alınmış, asıl harekatı askeriyeyi icap ettiren hastalık, ne tahlil ve ne de tedavi edilmiştir. Yalnız hafifletilmiştir. Cumhuriyet devrinin, şiarı, memleketin esaslı ihtiyaçlarını esasından tedavi etmek ve asıl hastalığı tedavi eylemek olduğu için burada da medeni usullerle bir tedbir düşündü ve bu programı ile memleketin her yerinde olduğu gibi buraların da Cumhuriyetin feyizlerinden istifade etmesini temin edecektir. Şimdi müzakere edilecek kanun bu kanundur. Orada anormal bir şey yoktur. Efkan umumiyeye arz etmek isterim ki, memleketimizde anormal bir vaziyet yoktur.” 

Tunceli ve İlçelerini Gösteren Harita

Tunceli Vilâyetinin İdaresi Hakkında Kanun

ÎDARI KISIM
BİRİNCİ MADDE

Tunceli vilâyetine ordu ile irtibatı baki kalmak ve rütbesinin salâhiyetini haiz bulunmak üzere korkomutan rütbesinde bir zat vali ve kumandan seçilir.

Vali ve kumandan usulü veçhile Millî Müdafaa vekâletinin muvafakati alınmak şartile Dahiliye1 vekilinin inhası ve Tcra Vekilleri Heyetinin kararile tayin olunur.

Bu vali ve kumandan teşkil edilen Dördüncü umumi müfettişliğin de umumî müfettişidir.

İKİNCİ MADDE

Vali ve kumandan vilâyet umur ve muamelâtında ve vilâyet memurları hakkında, vekillerin kanunen haiz oldukları bütün salâhiyetleri haizdir.

Vali ve kumandan lüzum gördüğü takdirde vilâyeti teşkil eden kaza ve nahiyelerin hudud ve merkezlerini değiştirir ve keyfiyeti Dahiliye vekâletine bildirir.

ÜÇÜNCÜ MADDE

Bu vilâyetin kaza kaymakamları ve nahiye müdürleri usulü dairesinde Millî Müdafaa vekâletinin muvafakati alındıktan sonra vali ve kumandanın inhası ve Dahiliye vekilinin tasvibi üzerine kararname ile ve orduya irtibatları baki kalmak şartile muvazzaf subaylardan dahi tayin olunabilir.

Bunların ve vilâyet kadrosunda iş gören subayların hak ve kıdemleri mahfuzdur. Buradaki hizmetleri askerî hizmetten sayılır ve maaşları rütbelerine göre Millî Müdafaa vekilliği bütçesinden verilir.

Dördüncü MADDE

Tayini valive kumandana aid memurların ve müstahdemlerin harcırahları geldikleri yerden memur oldukları mahalle kadar verilir

BEŞİNCİ MADDE

Vali ve kumandan vilâyette kullanılan asker memurlar hakkında inzibatî bakımdan askerî kanunların  kendisine verdiği disiplin salâhiyetini kullanır.

Diğer memurlar hakkında da ihtar vetevbih cezalarından başka kanunların inzıbat komisyonlarına verdiği maaş katı. kıdem tenzili salâhiyetlerini de resen kullanır ve bu cezalar sicile geçer. Sınıf tenzili ve memuriyetten ihraç cezaları inzibat komisyonu kararile tatbik edilir.

Hâkimler kanunu hükümleri mahfuzdur. Ancak vali ve kumandan adliye memur ve kâtibleri hakkında hâkimler kanunu hükümlerine göre bunların âmirler tarafından verilebilecek cezaları dahi tatbika salahiyetlidir.

ALTINCI MADDE

Bu vilâyette umumî meclis vazifesini valinin veya tevkil edeceği zatın riyaseti altında vilâyet idare heyeti azalarile kaza kaymakamlarından mürekkeb bir heyet görür. Daimi encümen işini valinin veya tevki edeceği zatın riyaseti altında defterdar, maarif müdürü, Nafıa başmühendis veya bunların vazifelerini görenlerden mürekkeb bir heyet görür. İdarei hususiye vilâyet kanununun diğer hükümleri meridir.

YEDİNCİ MADDE

Vali ve kumandan lüzum gördüğü belediyelerde reislik vazifesini kaymakamlara ve nahiye müdürlerine verebilir.

ADLİ KISIM
Birinci fasıl
Hazırlık tahkikatı
SEKİZİNCİ MADDE

Hazırlık tahkikatında Cumhuriyet müddeiumumileri şahidleri celpname ile davet ederler. Davete itaat etmiyenlerin kanunî akıbetleri dahi celpnamede gösterilir. Acele olan mevkııflu işlerde Cumhuriyet müddeiumumisi celpname tebliğ ettirmeksizin mahkemenin kurulduğu merkez haricinde bulunan şahidler için ihzar müzekkeresi verebilirler. Şu kadar ki bu müzekkere ile ihzar edilenlere Cumhuriyet müddeiumumiliğince celpname ile gelen şahidler hakkındaki muamele tatbik olunur.

DOKUZUNCU MADDE

Cumhuriyet müddeiumumileri hazırlık tahkikatında hâkimlerin haiz oldukları salâhiyetleri kullanırlar.

ONUNCU MADDE

Hazırlık tahkikatında Cumhuriyet müddeiumumileri, maznunları ve şahidleri ayrı, ayrı veya toplu olarak birbirlerile yüzleştirebilirler.

İkinci fasıl
Amme hukuku davası
ON BİRİNCİ MADDE

Cumhuriyet müddeiumumileri ilk tahkikata tâbi tutmaya lüzum görmedikleri işleri iddianame ile doğrudan doğruya mahkemeye verebilirler. İlk tahkikat icabı kanunen mecburî olan suçlarda dahi müddeiumumiler bu salâhiyeti istimal edebilirler.

ON İKİNCİ MADDE
Dava açılması izne bağlı olan işlerde izin verme salâhiyeti vali ve kumandanındır.
Üçüncü fasıl
İlk tahkikat
ON ÜÇÜNCÜ MADDE

Hâkimiu reddine dair olan dileğin kabul edilmemesine aid olan kararlar katidir.

ON DÖRDÜNCÜ MADDE

Hazırlık tahkikatında Cumhuriyet muddeiumumileri tarafından kâtib huzurile yapılan tahkik işleri ilk tahkikatta tekrarlanmaz.

ON BEŞİNCİ MADDE

İlk tahkikatın açılması kararı aleyhine itiraz edilemez.

ON ALTINCI MADDE

10 nen maddedeki salâhiyeti sorgu hâkimi de haizdir.

ON YEDİNCİ MADDE

Cumhuriyet müddeiumumileri ilk tahkikat sonunda iddianamelerini iki gün içinde yazmağa mecburdurlar.

ON SEKİZİNCİ MADDE

İddianame maznuna tebliğ edilmez.

ON DOKUZUNCU MADDE

Ağır cezayı müstehzim suçların tahkikatı mevkufen yapılır ve bu mevkufların duruşmadan evvel tahliyelerine dair olan kararlar ancak valinin muvafakati ile icra olunur. Bu tahliye kararlarının tasdikına karşı itiraz edilemez.

YİRMİNCİ MADDE

Eski hale getirme talebinin reddine dair olan kararlar katidir.

YİRMİ BİRİNCİ MADDE

İlk tahkikat sırasında verilen tevkif kararlarına maznun tarafından itiraz edilemez.

Dördüncü fasıl
Duruşma
YİRMİ İKİNCİ MADDE

Suçların tcsbitine dair olan zabıt varakaları:

1 – Hangi senenin hangi ay ve gününde nerede tanzim olunduğunu ve yazanların resmî sıfat ve hüviyetlerini,
2 – Vaka ve delilleri ve suçu vücude getiren eşya ve âlet ve sairenin mahiyet ve miktar ve vasıflarını ve nerede ve ne suretle görülüb zabtedilmiş olduklarını,
3 – Maznunun isim ve hüviyet ve sıfat ve mahalli ikameti ile ifadesini muhtevi olmak lâzımdır.

Zabıt varakası tanzim eden memur ile maznun ve hariçten hazır bulunan en az iki kimse tarafından imza edilir. Bu şartları tamamen haiz olan zabıt varakaları sahteliği sabit oluncaya kadar muteberdir.

Maznun zabıt varakasını imzadan çekinirse sebebini el yazısı ile varakanın altına yazıb imza eder. Yazı bilmezse çekinme sebebi hazır olanlar tarafından yazılarak imza edilir. Sebebsiz istinkâf halinde de keyfiyet bu veçhile tesbit olunur. Sebeb bildirilirse mahkeme o sebeblerin mahiyetinc göre tetkikat yapabilir. Bu zabıt varakasının sahteliğini iddia eden maznun mahkemeye sahtelik hakkında kanaat verecek deliller göstermeğe mecburdur. Maznunun iddiasını haklı gösterecek sebebi er karsısında zabıt varakasını imza etmiş olan şahidler dinlenir ve iktiza eden diğer deliller de toplanır, işi sürüncemede bırakmak kasdi ile sahtelik iddiasında bulunanlara yol gösterenlerden 100 liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezası alınır. Bu kimseler avukat veya dava vekili iseler haklarında mercilerince ayrıca inzibatî ceza da tatbik olunur.

YİRMİ ÜÇÜNCÜ MADDE

13, 19 ve 21 nci maddeler hükümleri duruşma da da tatbik olunur.

YİRMİ DÖRDÜNCÜ MADDE

Gecikmesinde zaruret bulunan haller dışında mahkeme icab eden tebliğleri yaptırarak iddianamenin verilmesinden itibaren nihayet beş gün içinde duruşma yapar.

Maznun subut delili erile birlikte mahkemeye verilirse hemen duruşma yapılarak hüküm verilir. Mâni sebebler olmadıkça duruşma bir celsede bitirilir. Cümhuriyet müddeiumumisi de iddiasını ayni celsede beyan etmeye mecburdur.

YİRMİ BEŞİNCİ MADDE

Talik veya tehir müddetleri zaruret olmadıkça beş günü geçemez.

YİRMİ ALTINCI MADDE

Cumhuriyet müddeiumumisinin muvafakatile şahidlerin Cumhuriyet müddeiumumileri veya sorgu hâkimi tarafından zabtedilmiş olan ifadelerinin okunmasile iktifa olunabilir.

YÎRMİ YEDİNCİ MADDE

Delillerin toplanmasından sonra Cumhuriyet müddeiumumisi iddiasını hemen bildirir. Duruşmanın müteaddid celseler sürmüş olması ve evrakın tetkika muhtaç bulunması gibi sebeblerile iddiasını serdetmek için Cumhuriyet müddeiumumisine nihayet beş gün müsaade edilebilir.

YİRMİ SEKİZİNCİ MADDE

Maznun ve müdafiine müdafaalarını hazırlamaları için nihayet iki gün müsaade olunabilir. Hüküm, duruşmanın hitamından itibaren nihayet üç gün içinde bildirilir.

YİRMİ DOKUZUNCU MADDE

İlbaylık içindeki ceza mahkemelerinde verilen hükümler temyize tâbi olmayıb katidir.

OTUZUNCU MADDE

Menkul ayın davaları ve icar müddeti biten mecurun tahliyesi davaları ve üç yüz lirayı geçmeyen alacak davaları üzerine verilen hükümler katî olub temyize tâbi değildir.

Beşinci fasıl
Türlü hükümler
OTUZ BİRİNCİ MADDE

Vali ve kumandan emniyet ve asayiş noktasından lüzumlu görürse vilâyet halkından olan ferdleri ve aileleri vilâyet içinde bir yerden diğer yere nakletmeğe ve bu gibilerin vilâyet içinde oturmalarını menetmeğe salahiyetlidir.

OTUZ İKİNCİ MADDE

Vali ve kumandan herhangi bir şahıs hakkındaki takibatın tehirine ve cezaların teciline salahiyetlidir. Bu tehir veya tecil müruru zamanın işlemesine mâni olmaz.

OTUZ ÜÇÜNCÜ MADDE

İdam hükümlerinin vali ve kumandan tarafından tecile lüzum görülmediği takdirde infazı emrolunur.

OTUZ DÖRDÜNCÜ MADDE

Tunceli vilâyeti içinde oturanlardan biri tarafından Elâziz, Malatya, Sivas, Erzincan, Erzurum, Gümüşane, Bingöl vilâyetlerine geçerek buralarda Türk ceza kanununun ikinci kitabının birinci babının, ikinci ve yedinci babının birincive 455 nci madde hariç kalmak üzere 9 ncu babının birinci ve onuncu babının ikinci fasıllarında yazılı suçları işleyenler, bunların ortak ve yatakları ve yukarıda isimleri geçen komşu vilâyetlerde işlenmiş olub Tunceli vilâyeti içinde işlenen suçlarla irtibatı olan suçlar Tunceli vilâetindeki salahiyetli makam ve mahkemelerce bu kanundaki usule göre takib ve muhakeme olunur.

OTUZ BEŞİNCİ MADDE

Bu kanunun hükümleri makabline şamildir. Ancak bu kanun meriyete girdiği tarihe kadar Temyiz hakkını kullanmış olanların evrakı Temyiz mahkemesince tetkik olunur.

OTUZ ALTINCI MADDE 

Tunceli vilâyeti merkezinde bir ağır ceza mahkemesi ile asliye mahkemeleri ve kazalarda birer asliye mahkemesi kurulur.

OTUZ YEDİNCİ MADDE

Bu kanun neşri tarihinden 1 kanunusani 1940 tarihine kadar meri olacaktır.

OTUZ SEKİZİNCİ MADDE

Bu kanun hükümlerini İcra Vekilleri Heyeti yerine getirir.

Cumhuriyet Reisliğine yazılan tezkerenin tarih ve numarası : 26 – XII -1935 ve 1/304

Bu kanunun neşir ve ilânının Başvekilliğe bildirildiğine dair Cumhur Reisliğinden gelen tezkerenin tarih ve numarası : 31 – XII -1935 ve 4/1353

7 Kasım – Hukuk Takvimi

0
7 Kasım – Hukuk Takvimi – Hukuk Tarihinde Bugün 
1878

Mekteb-i Hukuk-ı Şâhâne, Birinci Meşrutiyetin ve Kanunu Esasinin ilanının hemen ardından 7 Kasım 1878 tarihinde kuruldu. Sultanahmet ve Ayasofya Camileri arasında, Adliye Nezareti’nin bahçesindeki binası iki yıl içinde inşa edildi ve 17 Haziran 1880 Perşembe günü eğitime başladı. Türkiye’deki modern hukuk eğitiminin ve hukuk fakültelerinin temeli bu okul ile atıldı. Bu okulun arından Selânik, Konya, Bağdat, Beyrut ve Ankara hukuk mektepleri açıldı. Mekteb-i Hukuk’un mirası İstanbul Hukuk Fakültesi’nde devam etti. 

   
1879

Hukukçu ve devrimdi Lev Troçki dünyaya geldi. Matematik ve hukuk alanında yüksek öğrenim yapmıştı. Rusça, Ukraynaca, İbranice, Almanca, İngilizce, Fransızca ve İspanyolca dillerini konuşabiliyordu.  Troçki, sürgünde yaşadığı Meksika’da Stalin’in bir ajanı tarafından suikasta uğradı ve ertesi gün 21 Ağustos 1940’ta öldü. 1929-1933 yılları arasında İstanbul Büyükada’da yaşadı. Adalar ilçesinde anma günleri yapılmaktadır. 

1893 ABD’nin Colorado eyaletinde kadınlara oy verme hakkı tanındı.
1895 Dördüncü dönem için seçilen Osmanlı Dönemi Danıştay (Şuray-ı Devlet) başkanlarından Ahmet Arifi Paşa’nın görevi 7 Kasım 1895’da sona erdi. Daha önce 19 Ekim 1879-12 Eylül 1880, 30 Kasım -2 Aralık 1882, ve 25 Eylül 1885-4 Eylül 1891 tarihleri arasında görev yapmıştı.
1913

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Fransız filozof Albert Camus, yaşamını yitirdi. (Doğumu:7 Kasım 1913) 

1921 İtalya’da Mussolini, kendisini Ulusal Faşist Parti’si lideri ilan etti.
1922

Babıali’deki başbakanlık dairesi resmen boşaltıldı ve 1831’den beri yayın yapan Takvim-i Vekayi‘nin (Resmi Gazete) yayınına son verildi.

1935

Türk- Sovyet Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması 10 yıl süreyle uzatıldı. Tarafsızlık ve saldırmazlık içeren antlaşmaya bağlı üç protokol bulunuyordu. SSCB antlaşmayı 7 Kasım 1945’te feshetti.

1935

1926 yılında dağıtılan Dersim vilayetinin bir bölümü Elazığ’a, bir bölümü de Erzincan’a bağlanmıştı. 7 Kasım 1935’te Meclis’e sunulan tasarı ile Dersim’in adının Munzur Vilayeti olması öngörüldü. Vilayeti yeni ismi, tasarının 2884 sayılı Tunceli Vilâyetinin İdaresi Hakkında Kanun adıyla yasalaşması sırasında Tunceli olarak değiştirilmiştir. 2885 sayılı Yasa ile; Artvin, Hakkari, Bitlis ve Bingöl illeri de kurulmuş ve il sayısı 62’ye çıkarılmıştır. 

1944 ABD’nin hukukçu başkanlarından Franklin Delano Roosevelt seçimleri dördüncü kez kazandı. (Doğumu: 30 Ocak 1882 – Ölümü: 12 Nisan 1945) En uzun süre görev yapan ABD başkanı olan FDR, iki dönemden fazla görev yapan tek başkandır. 
1944 Rus casus Richard Sorge (4 Ekim 1895; 7 Kasım 1944) Japonlar tarafından 7 Kasım 1944 günü asılarak idam edildi. Sovyetler Birliği tarafından 1964 yılına kadar Sorge’a sahip çıkılmamış daha sonra kahraman ilan edilmiştir. 
1962
  • Güney Afrika’da Nelson Mandela, ülkeyi yasa dışı yollardan terk etmek suçundan 5 yıl hapse mahkûm edildi.
  • İnsan Hakları Bildirisi’ne büyük katkılar sağlayan Eleanor Roosevelt (11 Ekim 1884 – 7 Kasım 1962) yaşamını yitirdi. ABD’nin 32. Başkanı Franklin D. Roosevelt’in eşi idi. Başkan Truman döneminde Birleşmiş Milletler temsilciliği yapmıştır. .
1962 Evliliğe Rıza Gösterilmesi, Asgari Evlenme Yaşı ve Evliliğin Tesciline Dair Sözleşme imzalandı. Türkiye bu sözleşmeyi onaylamadı. (Convention on Consent to Marriage, Minimum Age for Marriage and Registration of Marriages
1964 Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, ömür boyu hapse mahkûm eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ı affetti.
1966 Üst üste 2 yıl sınıfta kalanların okuldan atılmasına karşı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenciler boykot ilan edip derslere girmedi.
   
   
1972 ABD’nin hukukçu başkanlarından Richard Nixon seçimleri kazandı. 
   
1980
  • Toplu suçlarda gözaltı süresini 30 günden 90 güne çıkaran değişiklik MGK’ca onaylandı. TCK 141-142 (Komünizm propagandası-faaliyeti), 145/1 (Bayrağa saygısızlık) ve 163. (laikliğe aykırı faaliyetler) madde davalarına Sıkıyönetim Askeri Mahkemeleri’nin bakmasına karar verildi. 
  • Yayıncı İlhan Erdost, Mamak Askeri Cezaevi’nde, dayak sonucu öldürüldü. Sahibi oldukları İlkyaz Basımevi’nde yasak yayın bulundurdukları iddiasıyla 31 Ekimde gözaltına alınan yayıncı İlhan Erdost ile ağabeyi Muzaffer Erdost Mamak Askeri Cezaevi’nde bir cemse içinde ve avluda askerlerce uzun süre dövüldü; fenalaşan İlhan Erdost (36) hayatını kaybetti. 27 Ekim 1983’te Yayıncı İlhan Erdost’u askeri cezaevine götürürken asker dayağı ile öldürülmesi davası sona erdi. 3 er ve bir astsubay “ölüme sebebiyet vermekten” 10’ar yıl hapse mahkum edildi.
  • 34’ü tutuklu bulunan 44 eski milletvekili hakkında dava açıldı. 
1982 1982 Darbe Anayasası için halk oylaması yapıldı. Anayasa, %91,37 oranıyla kabul edildi. Kenan Evren, Türkiye’nin 7. Cumhurbaşkanı oldu.
1985
 Kolombiya’da Yüksek Mahkemeye Baskın 

Kolombiya’da, Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri’ne bağlı solcu gerillalar Adalet Sarayını ele geçirdi.35 M-19 gerillası bir kamyonun içinde, adalet sarayının bodrum katından içeri sızdı. Kolombiya Yüksek Mahkemesi Kuşatması, Kolombiya’nın başkenti Bogotá’da, 6-7 Kasım 1985 tarihinde gerçekleşen bir olaydır. Kolombiya tarihinde önemli bir yer tutan bu olay, ülkenin siyasi ve güvenlik dinamiklerinde derin etkiler bırakmıştır. Olaylar esnasında 25 Yüksek Mahkeme Yargıcı öldürülmüştür.

1988 Hukukçu, Tunus Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk devlet başkanı Habib bin Ali Burgiba (3 Ağustos 1903, 6 Nisan 2000, Munastır), dır (1957-1987) görevden alındı. 
1988

Cezaevlerinde yaklaşık bin kişinin bir süredir açlık grevi yaptığı açıklandı. Grev, tek tip elbise ve sevk zinciri takılması uygulamalarına karşı yapılıyordu.

1990

İkinci Dünya İklim Konferansı Bakanlar Bildirisi kabul edildi. 

1991

Hukukçu ve Fransız siyasetçi Gaston Monnerville yaşamını yitirdi. (2 Ocak 1897 – 7 Kasım 1991) Toulouse Üniversitesi’nde hukuk ve edebiyat eğitimi gördü. 1918’de Toulouse Barosu’na kaydoldu ve avukatlık yapmaya başladı. Radikallerden milletvekili seçildi ve 2 hükûmette görev aldı. II. Dünya Savaşı süresince Vichy hükûmetine karşı direnişçiler arasında bulundu. Vichy Hükûmetinden sonraki geçiş dönemi hükûmetinde Sömürgelerden sorumlu Devlet Sekreteri olarak çalıştı. 1946 yılında Cumhuriyet Konseyi’nin(Senato) başkanlığına getirildi. 1958 yılından 1968 yılına kadar Senato Başkanlığı yaptı. Demokratik Sol Grubun üyesi olarak 1946-1974 yıllarında Senatörlük yaptı. 1974 yılında Senato Başkanı Alain Poher tarafından Anayasa Konseyi’ne üye olarak atandı ve 1983 yılına kadar bu görevini sürdürdü. 1983 yılında Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand tarafından kendisine Légion d’honneur ödülü verildi. 1991 yılında kanser nedeniyle yaşamını yitirdi. 

1991

7 Kİstanbul Üniversitesi bahçesindeki YÖK protestosunda ve gözaltında polis dayağına maruz kaldıklarını söyleyen 35 öğrenci suç duyurusunda bulunup Adli Tıp’a başvurdu. 

   
1995 Avukat Eşber Yağmurdereli, 7 kasım 1995 tarihinde Ümraniye Cezaevi’ne konuldu.
1998 Hapis cezası nedeniyle Danıştay tarafından görevden alınma yazısı bildirilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yerine İstanbul Valiliği, Başkan Vekilliği’ne Büyükşehir Belediye Meclisi 1.Başkanvekili Ali Müfit Gürtuna’yı atadı.
2000 ABD’de Başkanlık seçimlerinde Demokrat aday Al Gore ile Cumhuriyetçi aday George W. Bush yarıştı. Bush, ABD Yüksek Mahkemesi’nin kararıyla, 12 Aralık 2000’de Başkan ilan edildi.
2002

Cebelitarık’ta yapılan referandumda, halkın yüzde 99’u Birleşik Krallık’ın sömürgesi Cebelitarık’ın egemenliğinin İspanya ile paylaşılmasına ilişkin öneriyi reddetti.

2002 İrlanda Anayasasında değişiklik yapıldı. Devletin, Nice Antlaşması’nı onaylamasına izin verildi. 
2002 AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP Milletvekili İdris Naim Şahin’in de aralarında bulunduğu 18 kişi hakkında açılan tabela yolsuzluğu davası başladı. 
2007

Çanakkale ve Balıkesir’den 17 belediyenin katılımıyla Burhaniye’de yapılan toplantıda, Kaz Dağları ve Madra Dağı‘ndaki altın arama çalışmalarına karşı güç birliğine yönelik “Kaz Dağları ve Madra Belediyeler Birliği” kuruldu.

2009 Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından affedilerek cezası ertelenen kanser hastası mahpus Güler Zere Adana’dan uçakla İstanbul Tıp Fakültesi’ne nakledildi.
2011 Ünlü şarkıcı Michael Jackson’ın doktoru Conrad Murray, Jackson’a güçlü bir anestezi ilacı olan “propofol”den aşırı dozda vererek ölümüne neden olmaktan suçlu bulundu.
2013

İspanya’da 4 asra yakın geçmişi olan boğa güreşleri resmen kültürel miras olarak tanındı.

2014

İstanbul Barosu ve İstanbul Üniversitesi işbirliği ile iki yılda bir geleneksel olarak düzenlenen Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi (HFSA)  toplantılarının 8.si sona erdi.

   
2016 HDP Hakkari Milletvekili Nihat Akdoğan tutuklandı.
2016 1993-2001 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri Başsavcısı olarak görev yapan Amerikalı hukukçu ve siyasetçi Janet Wood Reno (21 Temmuz 1938 – 7 Kasım 2016) yaşamını yitirdi.  Ülkenin ilk kadın başsavcısı
2019

İtalyan filozof Remo Bodei yaşamını yitirdi. (3 Ağustos 1938 – 7 Kasım 2019) Kaliforniya’daki UCLA Üniversitesi’nde felsefe tarihi profesörüydü. 18 ve 19 yy. ütopya düşünürleri ve çağdaş politik düşünce alanında 200 den fazla yayını vardır. 

2023 Rusya, AKKA Antlaşmasından çekildi.(Avrupa’da Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Hakkında Antlaşma) Rusya, ABD’nin NATO’yu genişletme çabalarının anlaşmadaki kısıtlamaları anlamsız kıldığını, Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya alınması ile anlaşmanın fiilen sona erdiğini açıklayarak anlaşmadan 7 Kasım 2023 tarihinde resmi olarak çekilmiş, 3 Kasım 1990 tarihli Budapeşte Anlaşması ile birlikte 31 Mayıs 1996 tarihli ek belgenin de geçerliliğini yitirdiği ilan etmiştir. 
2024 Ülke gündeminde yerini koruyan ve basın etiği ilkeleri bakımından medyanın kötü bir sınav verdiği Narin Güran cinayeti davasının ilk duruşması yapıldı. 
2024 9. Yargı Paketi, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, ile TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.
2024

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde, Gebze Belediyesi’ne ait Sokak Hayvanları Rehabilitasyon Merkezi’nde 45 hayvanın öldürüldüğü iddiasıyla 30 köpek, 14 kedi ve 1 karganın iğneyle zehirlenip öldürüldüğü iddiası üzerine Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 4 köpek ve 3 kediye Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü’nde otopsi yapıldı.

   
   
   

6 Kasım – Hukuk Takvimi / Hukuk Tarihinde Bugün

0

 

6 Kasım – Hukuk Takvimi / Hukuk Tarihinde Bugün

Dünya Savaş ve Silahlı Çatışma Çevre Sömürüsünü Önleme Günü

 

1835 – Cesare Lombroso Doğdu 

İtalyan kriminoloji biliminin öncülerinden Cesare Lombroso dünyaya geldi. (Doğumu: 6 Kasım 1835, Verona – Ölümü: 9 Ekim 1909, Torino)  İtalyan Pozitivist Kriminoloji Okulu’nun kurucusudur. Kriminolojinin babası olarak bilinir.  Lombroso, Padua , Viyana ve Paris üniversitelerinde eğitim gördü. 1862’den 1876’ya kadar Pavia Üniversitesi’nde psikiyatri profesörlüğü yaptı. 1871’de Pesaro’daki akıl hastanesinin müdürü oldu ve 1876’da Torino Üniversitesi’nde adli tıp profesörü oldu. Lombroso, 1896’dan sonra psikiyatri ve 1906’dan itibaren de suç antropolojisi alanında çalıştı. 

Bu görselin Alt özniteliği boş. Dosya adı: Cesare-Lombroso.jpg

1841- Clément Armand Fallières Doğdu 

Hukukçu ve 1906-1913 yılları arasında Fransa Cumhurbaşkanlığı yapan Clément Armand Fallières dünyaya geldi. (Doğumu: 6 Kasım 1841, Mézin – Ölümü: 22 Haziran 1931, Loupillon, Fransa)

1860 – Hukukçu Abraham Lincoln, ABD başkanı seçildi.

1913 – Hint lider Mahatma Gandhi tutuklandı.

1919 – Zyatkiv Anlaşması imzalandı.

Zyatkiv Anlaşması, Batı Ukrayna Halk Cumhuriyetine (BUHC) bağlı Galiçya Ordusu ile Güney Rusya Silahlı Kuvvetleri arasında imzalanan ateşkes ve askeri ittifak anlaşmadır.

1917 – Finlandiya, Rus İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını ilan etti.

1922- TBMM Rüştünü İspatlıyor 

Türkiye Büyük Millet meclisi tarafından kabul edilen kanunlar, İstanbul ve Trakya’da uygulanmaya başlandı.

1936 – Londra Protokolü

Denizaltı gemilerinin savaş kurallarına dair 6 Kasım 1936 tarihli Londra Protokolü kabul edildi. 

1937 – İtalya, Almanya ile Japonya arasındaki anti-komünist pakta katıldı.

1975- ABD – Türkiye Davası 

1.5 milyar liralık buğday ithali konusunda Amerika ile Türkiye mahkemelik oldu. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 500 bin ton buğday alımı için Amerika ile yaptığı anlaşmaya Maliye Bakanlığı “Bu yıl buğday ürünü yüksek rekoltede” gerekçesiyle karşı çıkarak ithal için gerekli parayı vermedi. Bu gelişme üzerine Amerika, “Satış sözleşmesinin haksız yere feshedildiği” gerekçesiyle Londra’da Türkiye aleyhine açtığı tazminat davasını kazandı. Amerika’ya ödenecek tazminat miktarı açıklanmadı.

1976- Şah Turna’dan Özel Af Talebi 

Adana Kapalı Cezaevi Kadınlar Koğuşu’nda 4 yıllık hapis cezasını çekmekte olan görme engelli kadın ozan Şah Turna, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ten Anayasa’nın 97. maddesindeki “sürekli sakatlık” hükmünü uygulamasını talep etti.

1981 – Millî Güvenlik Konseyi, Devlet Mezarlığı Hakkında Kanun’u kabul etti.

Kanunun amacı; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanları ve Başbakanlar ile Cumhuriyetin kuruluşuna hayat veren Ulu Önder Atatürk’ün en yakın silah arkadaşları olan İstiklal Harbi Komutanları (Kahramanları) için, Ankara’da bir “Devlet Mezarlığı” tesisi ve bunun idame ve muhafazası ile ilgili hususları düzenlemektir

1981 – Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Kanunu yürürlüğe girdi. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) kuruldu.

1982- Yunanistan, Avrupa Birliği’nin Schengen bölgesine dahil oldu. 

1982-Hukukçu Mahmut Şerafettn Dikerdem’e Salvador Allende Madalyası

Emekli büyükelçi ve hukukçu Mahmut Dikerdem’e Salvador Allende madalyası verildi. Barış Derneği davasından tutuklu olan ve İstanbul Barosu Başkanı Orhan Adi Apaydın ile birlikte yargılanmakta olan Dikerdem madalyasını alamadı. Portekiz eski Cumhurbaşkanı K.Gomez, Mahmut Dikerdem’e verilmek üzere ”Dünya Barış Konseyi” adına Dikerdem’in oğluna Lizbon’da düzenlenen törenle madalyasını teslim etti.

Bu görselin Alt özniteliği boş. Dosya adı: Mahmut-Dikerdem-1.jpg

1985 – Kolombiya’da Yüksek Mahkemeye Baskın 

Kolombiya’da, Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri’ne bağlı solcu gerillalar Adalet Sarayını ele geçirdi.35 M-19 gerillası bir kamyonun içinde, adalet sarayının bodrum katından içeri sızdı. Kolombiya Yüksek Mahkemesi Kuşatması, Kolombiya’nın başkenti Bogotá’da, 6-7 Kasım 1985 tarihinde gerçekleşen bir olaydır. Kolombiya tarihinde önemli bir yer tutan bu olay, ülkenin siyasi ve güvenlik dinamiklerinde derin etkiler bırakmıştır. Olaylar esnasında 25 Yüksek Mahkeme Yargıcı öldürülmüştür.

1992- Sosyalist Türkiye Partisi Kuruldu 

6 Kasım 1992 tarihinde kuruluşunu resmen tamamlayan partinin kurucuları; Ali Önder Öndeş, Kemal Okuyan ve Aydemir Güler’dir. 30 Kasım 1993 tarihinde Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatılmıştır. Sosyalist Türkiye Partisi, 30 Kasım 1993 tarihinde Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatılmış, kapatma kararının gerekçesi 9 Temmuz 1994 tarihli resmi gazetede yayınlanmıştır. Kapatma gerekçesi olarak; Sosyalist Türkiye Partisi programının, Anayasa ile Siyasî Partiler Yasası’na aykırı olması gösterilmiş ve partinin temelli kapatılarak tüm mallarının 2820 sayılı Yasa’nın 107. maddesi uyarınca Hazine’ye geçmesine karar verilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2003 yılında ihlal kararı vermiştir. Partinin kapatılmasından sonra, Sosyalist İktidar Partisi çatısı altında siyasi faaliyetler devam etmiş, 2001 yılından itibaren bu partinin ismi değiştirilerek Türkiye Komünist Partisi  adını almıştır. 

1997 –Yolsuzlukla Mücadelede Yirmi Temel İlke

Yolsuzlukla Mücadelede Yirmi Temel İlke Kararı (20 Guiding Principles for the Fight against Corruption), Avrupa Konseyi tarafından 6 kasım 1997 tarihinde kabul edilmiştir.

1997 – Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi İmzalandı 

Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi(Avrupa Uyrukluk Sözleşmesi-European Convention on Nationality), 6  Kasım 1997 tarihinde Strazburg’ta kabul edilmiştir. Sözleşmesi, Avrupa Konseyi’nin Vatandaşlık Hukuku hakkındaki ilke ve kurallarını belirlemiştir. 

1998- Gazi Davası Duruşması 

Trabzon’da görülen Gazi Davası’nda, 2 polisten birinin daha tahliyesiyle tutuklu tek sanık polis kaldı. Davayı izlemek için Trabzon’a giden aileler, ölen yakınlarının fotoğraflarının basılı olduğu tişörtlerle duruşmaya girmelerine izin verilmeyince dışarıda kaldı.

2002- Avrupa Sosyal Forumu, İtalya’nın Floransa kentinde başladı.

2002 – Yargıtay Kararı

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, adında ve tüzüğünde “Alevi-Bektaşi” kelimelerine yer verdiği gerekçesiyle 2000’de kurulan Alevi Bektaşi Kuruluşları Birliği Kültür Derneği hakkında mahkemece verilen kapatma kararını bozdu.

2003- Yargıtay 11. Ceza Dairesi, toplam 1243 kişinin yargılandığı Devrimci Sol ana davasını bozdu.

2004- Pinochet Dönemi Sorumluluk 

Şili’de ordu, Augusto Pinochet’nin askeri diktatörlüğü döneminde yapılan insan hakları ihlallerinde sorumluluğu olduğunu ilk kez kabul etti. 1973’teki darbeden 1990’a kadar devam eden Pinochet diktatörlüğünde, muhalif 30 bin kişi öldürüldü, kayboldu ya da işkenceden geçti.

2007 – İlerleme Raporu

Avrupa Komisyonu, Türkiye İlerleme Raporu’nu yayınladı.

2008 – Çevre Hakkı Tutum Belgesi

Çevre Hakkı Tutum Belgesi, İnsan Hakları Derneği tarafından hazırlanarak 6 Kasım 2008  tarihinde  yayınlanmıştır.

2008 – Hüseyin Üzmez’e Çorum’dan Protesto 

Çorum Kadın Platformu üyeleri, 14 yaşındaki B.Ç.’ye cinsel istismardan dolayı gözaltına alınan Vakit yazarı Hüseyin Üzmez’in İstanbul Adli Tıp’ın “mağdurenin fiziksel ve ruhsal sağlığının bozulmadığı” yönündeki raporu doğrultusunda tahliye edilmesini protesto etti.

2008 – Skylar Deleon’a İdam Cezası 

ABD’de bir zamanların çocuk yıldızı Skylar Deleon cinayet suçlamasıyla yargılandığı mahkemede idama mahkûm oldu.

2012 – Yeniden Obama 

Hukukçu Barack Obama, ABD Başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti’nin adayı olarak ikinci kez zafer elde etti. 

2016- Sebahat Tuncel Tutuklandı 

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, “silahlı terör örgütüne üye olmak” iddiasıyla tutuklandı.

2018 – Aşı Karşıtlığı Konusunda Etik Kurul Görüşü

Aşı Konusunda Yaşanan Tereddütler, Aşı Reddi ve Aşı Karşıtlığı Konusunda Etik Kurul Görüşü, Türk Tabipler Birliği Etik Kurulu tarafından 6 Kasım 2018 tarihinde kabul edilmiştir.

2024 – Çevre Kirliliğine Ceza

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne atık su kirliliğine neden olduğu ve Tire’de vahşi depolama yapıldığı gerekçesiyle 3 milyon 854 bin 237 TL ceza verdi.

2024 – ABD Temsilciler Meclisinde İlk Trans Birey

ABD’de resmi olmayan sonuçlara göre, Demokrat aday Sarah McBride, Temsilciler Meclisi’ne seçilen ilk açık kimlikli trans oldu.

2024- Emsal Karar

Pınarbaşı Sulh Ceza Hakimliği seçimde görevli avukata verilen hız cezasını iptal etti. 

2024- Çember-24′ Operasyonları: 4 bin 244 suçlunun yakalandı

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, yurt genelinde son 1 haftada düzenlenen ‘Çember-24’ operasyonlarında haklarında yakalama kararı verilmiş 4 bin 244 suçlunun yakalandığını açıkladı. “0-5 yıldır aranmakta olan 4 bin 158 şüpheli şahıs, 5-10 yıldır aranmakta olan 31 şüpheli şahıs, 10 yıl ve üzeri aranmakta olan 55 şüpheli şahıs yakalandı. Bunların 689’u hırsızlıktan, 374’ü dolandırıcılıktan, 151’i yağmadan, 62’si kasten öldürmeden, 125’i cinsel suçlardan, 717’si narkotik suçlarından, 73’ü terör suçlarından, 474’ü kaçakçılık ve organize suçlardan, 216’sı siber suçlardan ve 1363’ü diğer suçlardan olmak üzere toplam 4 bin 244 şüpheli şahıs yakalandı.

2024 – Ortak Türk Alfabesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aksakalların koordinasyonunda 2022 yılında başlatılan ortak dili geliştirmek amacıyla ortak alfabe oluşturulması çalışmasının, Eylül 2024’te tamamlandığını ve 34 harften oluşan ‘Ortak Türk Alfabesi’ projesine ilişkin açıklamada bulundu olarak Türkiye’nin hazır olduğunu söyledi.

Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi

0
Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi

Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi(Avrupa Uyrukluk Sözleşmesi-European Convention on Nationality), 6  Kasım 1997 tarihinde Strazburg’ta kabul edilmiştir.

Sözleşmesi, Avrupa Konseyi’nin Vatandaşlık Hukuku hakkındaki ilke ve kurallarını belirlemiştir.

Sözleşme, 1 Mart 2000 tarihinde 3 ülke tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girmiştir. Üye Devletlerin ve üyelik hazırlığında olan devletlerin imzasına açık tutulmuştur. Sözleşme, yeni bir vatandaşlık kazanmayı ve eski vatandaşlığa yeniden alınmayı, vatandaşlığın gerekçeli bir şekilde kaybedilmesini ve keyfi olarak iptal edilememesini sağlamak için düzenlenmiştir. Her devlet, vatandaşlık başvurularına uygulanan kuralları adil, tarafsız ve yargısal denetime açık olarak düzenlemek zorundadır.

Sözleşmeye göre, vatansız kalma tehdidi devletler tarafından ortadan kaldırılmalıdır. Sözleşme, Avrupa Konseyinin ve Avrupa Birliğinin vatandaşlık hukuku alanındaki düşüncelerini uluslararası bir anlaşma haline dönüştürmüştür.  Vatansızlığın önlenmesi, cinsiyet, din, ırk, renk, ulusal veya etnik köken ve benzeri  ayrımcılık yasağı, ilgili bölgelerde yerleşik olarak ikamet eden kişilerin haklarına saygı duyulması, sözleşmenin temel ilkeleridir.

Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlık Kanunu Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesini dikkate alarak hazırlanmış, kanun gerekçesinde sözleşmeye atıf yapılmıştır.

Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi
Strazburg, 6.11.1997
Başlangıç

Avrupa Konseyi Üye Devletleri ve bu Sözleşmeye imzacı olan diğer Devletler,

Avrupa Konseyinin hedefinin, kendi üyeleri arasında daha büyük bir birliğe ulaşmak olduğunu düşünerek;

Vatandaşlık, çok vatandaşlık ve vatansızlıkla ilgili olan sayılı uluslararası belgeleri göz önünde tutarak;

Vatandaşlıkla ilgili sorunlarda, Devletlerin ve kişilerin meşru çıkarlarının her ikisinin de hesaba katılması gerektiğini kabul ederek;

İç hukuklarında kabul ettikleri kadarıyla, vatandaşlıkla ilgili hukuk ilkelerinin iyiye giden gelişimini ilerletmek arzusuyla ve mümkün olduğu kadarıyla, vatansızlık olaylarından kaçınmak arzusuyla;

Vatandaşlıkla ilgili sorunlarda ayrımcılıktan kaçınmak arzusuyla;

İnsan Haklarını ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleşmenin 8. maddesinde kapsandığı kadarıyla aile yaşamına saygı hakkının bilincinde olarak;

Çok vatandaşlık sorununa yönelik çeşitli Devlet yaklaşımlarını dikkate alarak ve her bir Devletin, kendi vatandaşının bir diğer vatandaşlığı kazanması veya sahiplenmesi olgusuna iç hukukunda hangi sonucun bağlanacağına karar vermede özgür olmasını tanıyarak;

Çok vatandaşlığın, özellikle de çok vatandaşlık sahibi kişilerin hak ve ödevlerinin sonuçlarına uygun çözümler bulmanın arzulanabilirliği üzerinde anlaşarak;

Birden fazla Taraf Devlet vatandaşlığa sahip olan kişilerden, bu Tarafların yalnızca birine bağlı olarak askeri yükümlülüklerini tamamlamalarını istemenin, arzu edilen gereklilik olduğunu düşünerek;

Vatandaşlık sorunlarından sorumlu ulusal makamlar arasındaki uluslararası işbirliğinin ilerletilmesi ihtiyacını düşünerek;

Aşağıdaki hususlarda anlaşmışlardır:

I. Bölüm – Genel hükümler
1. Madde – Sözleşmenin amacı

Bu sözleşme taraf devletlerin uyacakları, birden çok vatandaşlık sahibi kişilerin askeri yükümlülükleri ile ilgili kuralları ve gerçek kişilerin vatandaşlıkları ile ilgili kural ve ilkeleri düzenler.

2. Madde – Tanımlar
Bu Sözleşmenin amaçlarıyla ilgili olarak:

a. “Vatandaşlık” kişinin etnik kökenini ifade etmeyen kişi ile Devlet arasındaki yasal bir bağ anlamına gelir;

b. “Çok vatandaşlık” aynı kişinin aynı zamanda iki veya daha fazla vatandaşlığa sahip olması anlamına gelir;

c. “Çocuk” 18 yaşın altındaki herhangi bir kişi anlamına gelir, meğer ki çocuklara uygulanan hukuk uyarınca daha erken reşit olunsun;

d. “İç hukuk” bağlayıcı uluslararası belgelerden çıkan kuralların yanı sıra, anayasayı, kanunu, yönetmelikleri, kararnameleri, içtihatları, örf kurallarını ve uygulamalarını içeren ulusal hukuk sisteminin bütün hükümleri, anlamına gelir.

II. Bölüm – Vatandaşlığa ilişkin genel ilkeler
3. Madde – Devletin yetkileri

1. Her bir Devlet, kendi hukuku altında kimin vatandaşı olduğunu belirler.

2. Bu hukuk, vatandaşlık hakkındaki uygulanabilir olan uluslararası sözleşmelere, uluslararası örfe ve hukukun tanınmış genel ilkelerine uygun olduğu sürece, diğer Devletler tarafından kabul edilir.

4. Madde – İlkeler

Her bir Taraf Devletin vatandaşlığına dair kuralları aşağıdaki ilkeleri temel alır.

a. Herkes vatandaşlık hakkına sahiptir;

b. Vatansızlıktan kaçınılmalıdır;

c. Hiç kimse keyfî olarak vatandaşlığından mahrum edilemez;

d. Bir Taraf Devlet vatandaşı ile yabancı arasında ne evlilik, ne evliliğin sona ermesi, ne de evlilik sırasında eşlerden birisinin vatandaşlığını değiştirmesi, kendiliğinden diğer eşin vatandaşlığına etki eder.

5. Madde – Ayrımcılık Yasağı

1. Taraf Devletin vatandaşlığa dair kuralları fark gözeten ibarelere yer veremez veya cinsiyet, inanç, ırk, renk ya da ulusal veya etnik köken temelinde ayrımcılığa varan herhangi bir uygulamayı içeremez.

2. Vatandaşlığını doğumla veya sonradan kazanmış olan vatandaşları arasındaki ayrımcılığı yasaklayan ilke, Taraf Devletlerin her birini yönlendirir.

III. Bölüm – Vatandaşlığa ilişkin kurallar
6. Madde – Vatandaşlığın kazanımı

1. Her Taraf Devlet kendi iç hukukunda kendi vatandaşlığının, aşağıdaki kişiler tarafından kanunen (ex lege) kazanılmasını sağlar:

a. Yurtdışında doğan çocuklar bakımından Taraf Devletin iç hukukunca sağlanan herhangi bir istisnaya tabi olmakla birlikte, doğumları sırasında ebeveynlerinden birisinin bu Taraf Devletin vatandaşlığına sahip olduğu çocuklar. Tanıma, mahkeme kararı veya benzer bir usulle kurulan çocukların soybağı ile ilgili olarak, her Taraf Devlet, kendi iç hukuku tarafından belirlenen usulü izleyerek çocukların kendi vatandaşlığını kazanmalarını sağlar.

b. Aksi halde vatansız kalacak olan, Taraf Devlet topraklarında bulunmuş çocuklar.

2. Her Taraf Devlet kendi iç hukukunda kendi vatandaşlığının, kendi topraklarında doğan ve doğum sırasında başka bir vatandaşlığı kazanmamış olan çocuklar tarafından kazanılmasını sağlar. Bu tür bir vatandaşlık aşağıdaki şekilde tanınır:

a. doğum anında kanunen (ex lege); veya

b. sonradan, Taraf Devletin iç hukukunda belirtildiği biçimde, uygun makama yapılan vatansız kalan çocuğun veya onun adına başka bir ilgilinin başvurusu üzerine vatansız kalan çocuğa tanınır. Bu tür bir başvuru, başvurunun yapılmasından hemen önceki beş yılı aşmayan bir dönem için Taraf Devlet topraklarında hukuken ve mutaden ikamet şartına tabi kılınabilir.

3. Her Taraf Devlet kendi iç hukukunda kendi topraklarında hukuken ve mutaden ikamet eden kişilerin vatandaşlığa alınmasını sağlar. Vatandaşlığa alma koşullarını belirlerken, başvuru yapılmadan önceki ikamet şartı on yılı aşamaz.

4. Her Taraf Devlet kendi iç hukukunda aşağıdaki kişiler için kendi vatandaşlığının kazanımını kolaylaştırır:

a. kendi vatandaşlarının eşleri;

b. 6. maddenin 1. paragrafının 1. bendi dışında kalan, kendi vatandaşlarının çocukları;

c. kendi vatandaşlığını kazanan veya kazanmış olan kişinin çocukları;

d. kendi vatandaşı tarafından evlat edinilen çocuklar;

e. kendi topraklarında doğan ya da orada hukuken ve mutaden ikamet eden kişiler;

f. kendi topraklarında 18 yaş öncesinden beri ilgili Taraf Devletin belirlediği bir dönem boyunca hukuken ve mutaden ikamet eden kişiler;

g. kendi topraklarında hukuken ve mutaden ikamet eden mülteci tanımlı kişiler ve vatansızlar.

7. Madde – Kanunen (ex lege) ya da Taraf Devletin kararıyla vatandaşlığın kaybı

1. Taraf Devlet kendi iç hukukunda aşağıdaki istisnaî haller dışında kanunen ya da Taraf Devletin kararıyla vatandaşlığın kaybı hakkında hükümler koyamaz:

a. Başka bir vatandaşlığın gönüllü olarak kazanılması;

b. Başvurana yüklenebilecek herhangi bir ilgili olgu hakkında bilgi gizleme, yanlış bilgi verme veya hileli davranış yoluyla Taraf Devletin vatandaşlığını kazanmak;

c. Yabancı bir silahlı kuvvetlerinde gönüllü hizmette bulunmak;

d. Taraf Devletin önemli menfaatlerine ciddi surette zarar veren fiillerde bulunmak;

e. Taraf Devlet ile yurt dışında hukuken ikamet etmekte olan vatandaş arasındaki gerçek bağ eksikliği;

f. çocuğun küçüklüğü sırasında kabul edilen, Taraf Devletin vatandaşlığının kanunen (ex lege) kazanımına yol açan iç hukuk tarafından düzenlenen ön koşulların tamamlanamayacak olması;

g. Çocuğun, kendisini evlat edinen ebeveynlerin birinin veya ikisinin de yabancı vatandaşlığını kazanması veya buna sahip olması durumunda, çocuğun evlat edinmesi.

2. 1. paragrafın c ve d bentlerince kapsanan olaylar dışında, Taraf Devlet, vatandaşlığı kaybeden ebeveynlere sahip çocuğun vatandaşlığının kaybını düzenleyebilir. Ancak ebeveynlerinden birisi bu vatandaşlığa sahipse çocuk bu vatandaşlığı kaybetmez.

3. Eğer ilgili kişi bu maddenin 1. ve 2. paragraf hükümleri nedeniyle vatansız kalacaksa Taraf Devlet bu hükümler altındaki vatandaşlığın kaybını sağlayamaz; bu maddenin 1. paragrafının b. bendinde anılan olaylar istisnadır.

8. Madde – Kişinin kararıyla vatandaşlığın kaybı

1. Her Taraf Devlet, ilgili kişinin bu yüzden vatansız kalmaması kaydıyla, vatandaşlıktan çıkmasına izin verir.

2. Ancak, Taraf Devlet kendi iç hukukunda, çıkmanın yalnızca yurt dışında mutaden ikamet eden vatandaşlara etki edeceğini düzenleyebilir.

9. Madde – Yeniden vatandaşlığa alınma

Her Taraf Devlet, hukuken ve mutaden kendi topraklarında ikamet eden eski vatandaşlarının yeniden vatandaşlığa alınmalarına getirilen kendi iç hukukundaki koşullar altında ve vatandaşlığa yeniden alınma olaylarında kolaylık sağlar.

IV. Bölüm – Vatandaşlığa ilişkin usul
10. Madde – Başvuruların işleme konması

Her Taraf Devlet, kendi vatandaşlığının kazanımına, elde tutumuna, kaybına, yeniden alımına ya da onayına ilişkin başvuruların makul bir zamanda işleme konulmasını temin eder.

11. Madde – Kararlar

Her Taraf Devlet, kendi vatandaşlığının kazanımına, elde tutumuna, kaybına, yeniden alımına ya da onayına ilişkin kararların yazılı gerekçeler içermesini temin eder.

12. Madde – Kararların yeniden gözden geçirilmesi hakkı

Her Taraf Devlet, kendi vatandaşlığının kazanımına, elde tutumuna, kaybına, yeniden alımına ya da onayına ilişkin kararların kendi iç hukukuna uygun biçimde idari ve yargısal gözden geçirmeye açık olmasını temin eder.

13. Madde – Harçlar

1. Her Taraf Devlet, kendi vatandaşlığının kazanımına, elde tutumuna, kaybına, yeniden alımına ya da onayına yönelik harçların makul olmasını temin eder.

2. Her Taraf Devlet, idarî ve yargısal gözden geçirme harçlarının başvurana engel teşkil etmemesini temin eder.

V. Bölüm – Çok vatandaşlık
14. Madde – Çok vatandaşlık olayları

1. Taraf Devlet şunlara izin verir:

a. Çocukların kendiliğinden doğum anında farklı vatandaşlıklar kazanarak bu vatandaşlıkları elinde bulundurmalarına;

b. Kendi vatandaşlarının diğer bir vatandaşlığı evlilik yolu ile kendiliğinden kazandığı durumlarda bu diğer vatandaşlığa sahip olmalarına.

2. 1. paragrafta anılan vatandaşlığın elde bulundurulması, bu Sözleşmenin 7. maddesindeki ilgili hükümlere tabidir.

15. Madde – Olası diğer çok vatandaşlık olayları

Bu Sözleşmenin hükümleri, aşağıdaki hususları iç hukuklarında belirlemek için Taraf Devletin haklarını sınırlandırmaz:

a. Diğer bir Devletin vatandaşlığına sahip ya da bunu kazanmış olan kendi vatandaşının Taraf Devletin vatandaşlığını elinde bulundurmasını veya kaybetmesini;

b. Kendi vatandaşlığının kazanımının veya elde tutumunun diğer vatandaşlığın kaybına veya diğer vatandaşlıktan çıkmaya tabi olmasını.

16. Madde – Önceki vatandaşlığın muhafazası

Taraf Devlet, çıkmanın ya da kaybın mümkün olmadığı veya makul olarak istenemeyeceği durumlarda, kendi vatandaşlığının kazanımı veya elde tutumu için diğer bir vatandaşlıktan çıkma veya bu diğer vatandaşlığın kaybı şartını koyamaz.

17. Madde – Çok vatandaşlığa ilişkin hak ve ödevler

1. Taraf Devletin başka bir vatandaşlığa da sahip olan vatandaşı, ikamet ettiği bu Taraf Devlet topraklarında, bu Taraf Devletin diğer vatandaşları ile aynı hak ve ödevlere sahiptir.

2. Bu bölümdeki hükümler aşağıdakilere etki etmez:

a. Eşzamanlı olarak başka bir vatandaşlığa sahip olan Taraf Devlet vatandaşı lehine Taraf Devletçe sağlanan diplomatik ve konsüler korumayla ilgili uluslararası hukuk kurallarına;

b. Her bir Taraf Devletin çok vatandaşlık olaylarındaki uluslararası özel hukuk kurallarının uygulanışına

VI. Bölüm – Devlet halefiyeti ve vatandaşlık
18. Madde – İlkeler

1. Devlet halefiyeti olaylarındaki vatandaşlık sorunlarında ilgili her Taraf Devlet, hukukun üstünlüğü ilkesine, insan haklarıyla ilgili olan kurallara ve bu Sözleşmenin 4. ve 5. maddeleri ile bu maddenin 2. paragrafı içerisinde kapsanan ilkelere – özellikle de vatansızlıktan kaçınma amacıyla – saygı gösterir.

2. Devlet halefiyeti olaylarında vatandaşlığın tanıma ve elde tutma hakkında karar verirken, ilgili Taraf Devlet özellikle şu hususları hesaba katar:

a. İlgili kişinin Devletle arasındaki gerçek ve etkili bağı;

b. İlgili kişinin Devlet halefiyeti esnasındaki mutad ikameti;

c. İlgili kişinin iradesini;

d. İlgili kişinin ülkesel kökenini.

3. Vatandaşlık kazanımının yabancı bir vatandaşlığın kaybına tabi olduğu durumlarda, bu Sözleşmenin 16. maddesinin hükümleri uygulanır.

19. Madde – Uluslararası anlaşma yoluyla dostane çözüm

Devlet halefiyeti olaylarında, ilgili Taraf Devletler, kendi aralarında, ve gerekirse ilgili diğer Devletlerle olan bağlantıları yolu ile, vatandaşlığa ilişkin sorunları düzenlemek için gayret sarf ederler. Bu tür anlaşmalarda, bu bölümde kapsanan veya bu bölüme gönderme yapılan ilke ve kurallara saygı gösterilir.

20. Madde – Vatandaş olmayanlarla ilgili ilkeler

1. Her Taraf Devlet aşağıdaki ilkelere saygı gösterir:

a. Üzerindeki egemenliğin Halef devlete geçtiği topraklarda mutaden ikamet eden ve Halef Devlet vatandaşlığını kazanamamış olan Selef Devlet vatandaşı bu Devlette kalmaya devam eder;

b. a. bendinde sayılan kişiler sosyal ve ekonomik haklar bakımından Halef Devlet vatandaşları ile aynı muameleyi görür. 2. Her Taraf Devlet egemenlik gücünün kullanımının dahil olduğu kamu hizmetinde çalışmaktan 1. paragraf altında sayılan kişileri mahrum bırakabilir.

VII. Bölüm – Çok vatandaşlık olaylarındaki askeri yükümlülükler
21. Madde – Askeri yükümlülüklerin tamamlanması

1. İki veya daha fazla Taraf Devletin vatandaşlığına sahip kişilerden bu taraf Devletlerin yalnızca birisine bağlı olarak kendi askeri yükümlülüklerini tamamlaması istenir.

2. 1. paragrafın uygulama biçimi, Taraf Devletler arasındaki özel anlaşmalar ile belirlenebilir.

3. Özel bir anlaşmanın aksine koşullar öngördüğü veya öngörebileceği durumlar dışında, aşağıdaki hükümler iki veya daha Taraf Devletin vatandaşlığına sahip kişiler için uygulanır:

a. Bu kişilerden herhangi biri, muteden ikamet ettiği toprakların sahibi olan Taraf Devlete bağlı olarak askeri yükümlülüklere tabidir.

Bununla birlikte, bu kişiler vatandaşı olduğu bir diğer Taraf Devlete bağlı biçimde gönüllü olarak askeri yükümlülüklere itaat etmek amacıyla, önceki Taraf Devletçe istenen etkin askeri hizmetin toplam ve etkili dönemine en azından eşit olan bir dönem için 19 yaşına kadar seçim yapmakta özgürdür;

b. Vatandaşı olmadıkları Taraf Devlet topraklarında veya Taraf olmayan bir Devletin topraklarında mutaden ikamet eden kişiler, vatandaşı oldukları Taraf Devletlerden herhangi birisinin topraklarında askeri hizmetlerini icra etmek için seçim yapabilirler;

c. a. ve b. bentlerinde yer alan kurallara uygun biçimde bir Taraf Devlete bağlı olarak, bu Taraf Devletin hukukunda öngörüldüğü biçimde, askeri yükümlülüklerini tamamlayacak olan kişiler, diğer Taraf Devletlerden herhangi birine veya vatandaşı oldukları Taraf Devletlere bağlı olarak askerlik yükümlülüklerini tamamlamış sayılırlar;

d. Vatandaşı oldukları Taraf Devletlerin arasında bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinin öncesinde bu Taraf Devletlerden birisine bağlı olarak kendi asker, yükümlülüklerini, bu Taraf devlet hukukuna uygun biçimde tamamlamış olan kişiler, diğer Taraf Devletlerden herhangi birine veya vatandaşı oldukları Taraf Devletlere bağlı olarak aynı yükümlülüklerini tamamlamış sayılırlar;

e. a. bendine uygun olarak, vatandaşı oldukları Taraf Devletlerin birisine bağlı biçimde etkin askerlik yükümlülüğünü icra etmiş olan ve sonradan mutad ikametlerini vatandaşı oldukları diğer bir Taraf Devlet topraklarına nakleden kişiler, yalnızca ikinci Taraf Devlete bağlı biçimde kalan askerlik yükümlülüklerinden sorumlu olurlar;

f. Bu maddenin uygulaması, herhangi bir bakımdan, ilgili kişilerin vatandaşlıklarına halel getirmez;

g. Herhangi bir Devletçe ilan edilen seferberlik durumunda, bu madde hükmü altında doğan yükümlülükler, bu Taraf Devlet için bağlayıcı olmaz.

22. Madde – Askerî yükümlülüklerden muafiyet veya seçimlik sivil hizmetler

Özel bir anlaşmanın aksine koşullar öngördüğü veya öngörebileceği durumlar dışında, aşağıdaki hükümler iki veya daha Taraf Devletin vatandaşlığına sahip kişiler için uygulanır:

a. Bu Sözleşmenin 21. maddesinin 3. paragrafındaki c. bendi, askerî yükümlülüklerden muaf tutulan veya onun yerine seçimlik olarak sivil hizmetleri tamamlayan kişilere uygulanır;

b. Zorunlu askerî hizmet aramayan Taraf Devletin vatandaşı olan kişiler, bu Taraf Devlet topraklarında mutaden ikamet ettikleri zaman, askerî yükümlülüklerini yerine getirmiş olarak farz edilirler. Bununla birlikte sözü edilen mutad ikamet, ilgili Taraf Devletlerin her birinin onay, kabul veya katılım belgelerini tevdi ettikleri zaman ya da imza anında bildirecekleri belirli bir yaşa kadar sürdürülmedikçe askeri hizmetin arandığı durumlarda, vatandaşı oldukları Taraf Devletlere veya Taraf Devlete bağlı olarak, bu kişiler askerî yükümlülüklerini yerine getirmemiş sayılırlar;

c. Zorunlu askerî hizmet aramayan Taraf Devletin vatandaşı olan kişiler ayrıca, mutaden ikamet edip etmediklerine bakılmaksızın, vatandaşı oldukları Taraf Devletin veya Taraf Devletlerin etkin askerî hizmeti dönemine en azından eşit olan toplam ve etkili dönem için zorunlu askerî hizmet aramayan Taraf Devletin silahlı kuvvetlerine gönüllü olarak yazıldıkları zaman, askerî yükümlülüklerini yerine getirmiş olarak farz edilirler.

VIII. Bölüm – Taraf Devletler arasındaki işbirliği
23. Madde – Taraf Devletler arasındaki işbirliği

1. Taraf Devletlerin arasındaki işbirliğini kolaylaştırmak amacıyla, Taraf Devletlerin yetkili makamları:

a. Vatansızlık ve çok vatandaşlık örneklerini ve Sözleşmenin uygulanmasındaki gelişmeleri içeren vatandaşlık alanındaki kendi iç hukukları hakkında, Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne bilgi sağlarlar;

b. Vatandaşlık alanındaki kendi iç hukukları ve Sözleşmenin uygulanmasındaki gelişmeleri hakkında talep üzerine diğerlerine bilgi sağlarlar.

2. Taraf Devletler, ilgili tüm sorunlarla uğraşmak ve ilişkili sorunlarla ve vatandaşlıkla ilgili hukuk ilkelerinin iyiye giden gelişimini ilerletmek amacıyla, kendi aralarında ve Avrupa Konseyi’nin uygun hükümetlerarası organının yapısı içerisindeki Avrupa Konseyi’nin diğer üye Devletleri ile işbirliği yaparlar

24. Madde – Bilgi takası

Veri koruması ile ilgili uygulanan hukuka tabi olarak, her Taraf Devlet, aynı bildirgeyi yayımlayan diğer Taraf Devletlerin herhangi birini diğer Taraf Devlet vatandaşları tarafından gönüllü vatandaşlık kazanımı hakkında bilgilendireceğini herhangi bir anda bildirebilir. Bu tür bir bildirge, altında Taraf Devletin bu bilgiyi vereceği koşulları içerebilir. Bu bildirge herhangi bir anda geri alınabilir.

IX. Bölüm – Sözleşmenin uygulanışı
25. Madde – Bu Sözleşmenin uygulanışı ile ilgili bildirgeler

1. Her Taraf Devlet, VII. Bölümün, Sözleşme uygulamasının dışında tutulacağını, imza anında ya da onay, kabul, uygun bulma veya katılım belgelerinin tevdii anında bildirebilir.

2. VII. Bölüm hükümleri, hangi Taraf Devletler için yürürlükte ise, bu Taraf Devletlerin arasındaki ilişkiler için uygulanabilir.

3. Her Taraf Devlet, Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne, imza anında ya da onay, kabul, uygun bulma veya katılım belgesinin tevdii anında Sözleşme uygulamasının dışında tutulan VII. Bölüm hükümlerinin uygulanacağını, daha sonradan bildirebilir. Bu bildirim, tebliğ tarihinden itibaren etkili olacaktır.

26. Madde – Bu Sözleşmenin etkileri

1. Bu Sözleşmenin hükümleri, vatansızlığa dair daha lehe olan hakların kişilere uyarlandığı veya uyarlanabileceği, yürürlükte olan ve yürürlüğe girebilecek, iç hukukun ve bağlayıcı uluslararası belgelerin hükümlerine halel getirmez.

2. Bu Sözleşme, aşağıdaki belgeler ile bağlanan Taraf Devletler arasındaki ilişkilerde bu belgelerin uygulamasına halel getirmez:

a. 1963 Çok Vatandaşlık Olaylarının Azaltılması ve Çok Vatandaşlık Olaylarındaki Askerî Yükümlülükler Hakkında Sözleşme’nin ve Protokollerinin;

b. Bu Sözleşme ile uyuştuğu ölçüde, diğer bağlayıcı uluslararası belgelerin.

X. Bölüm – Son hükümler
27. Madde – İmza ve yürürlüğe giriş

1. Bu Sözleşme, Avrupa Konseyi üye Devletlerinin ve bu titiz çalışmaya katılmış olup da üye olmayan Devletlerin imzalarına açıktır.

Bu Devletler bağlanmaya dair kendi rızalarını aşağıdaki şekillerle ifade edebilirler:

a. Onay, kabul, uygun bulma bakımından çekincesiz olarak imzalamak; veya

b. Onay, kabul, uygun bulma şartıyla imzalamak

Onay, kabul veya uygun bulma belgeleri Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’nde saklanır.

2. Sözleşme, Avrupa Konseyi’nin üç üye Devletinin bir önceki paragrafın hükümleri doğrultusunda Sözleşmeyle bağlı olma rızasını ifade ettiği tarihten sonraki üç aylık dönemin bitimi izleyen ayın ilk günü, Sözleşmeyle bağlı olma rızasını ifade etmiş olan tüm Devletler için, yürürlüğe girer.

3. Sözleşmeyle bağlı olma rızasını sonradan ifade eden herhangi bir Devlet bakımından Bu Sözleşme, imza tarihinden ya da onay, kabul veya uygun bulma belgesinin tevdii tarihinden sonraki üç aylık dönemin bitimini izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girer.

28. Madde – Katılım

1. Bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi bu titiz çalışmaya katılmamış olup Avrupa Konseyi’ne üye olmayan herhangi bir Devleti bu sözleşmeye katılmaya davet edebilir.

2. Herhangi bir katılımcı Devlet bakımından, katılım belgesinin Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne tevdii tarihinden sonraki üç aylık dönemin bitimini izleyen ayın ilk günü bu Sözleşme yürürlüğe girer.

29. Madde – Çekinceler

1. Bu Sözleşmenin I., II. ve VI. Bölümlerinde kapsanan herhangi bir hükme çekince konamaz. Herhangi bir Devlet, imza anında ya da onay, kabul, uygun bulma veya katılım belgelerinin tevdii anında, bu Sözleşmenin amacı ve hedefine uygun oldukları ölçüde, Sözleşmenin diğer hükümlerine bir ya da daha fazla çekince koyabilir.

2. Bir ya da daha fazla çekince koyan herhangi bir Devlet, Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne iç hukukun ilgili içeriğini ya da herhangi bir ilgili bilgiyi bildirir.

3. 1. paragraf doğrultusunda bir ya da daha fazla çekince koyan Devlet, koşullar kesinleşir kesinleşmez, bunları kısmen ya da tamamen geri çekmeyi göz önünde tutar. Bu geri alım, Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne gönderilen bildirim yolu ile gerçekleştirilir ve tebliğ tarihinden itibaren etkili olur.

4. Bu Sözleşmenin uygulamasını, 30. maddenin 2. paragrafında belirtildiği gibi bildirgede anılan bir bölgeye doğru genişleten herhangi bir Devlet, önceki paragraflar doğrultusunda ilgili bölge bakımından bir ya da daha fazla çekince koyabilir.

5. Sözleşmenin VII. Bölümü hükümlerin herhangi biri bakımından çekince koyan bir Taraf Devlet, bu hükümleri kabul ettiği ölçüde koruyan diğer bir Devlet tarafından sözü edilen hükümlerin uygulanmasını talep edemez.

30. Madde – Bölgesel uygulama

1. Herhangi bir Devlet, bu Sözleşmenin uygulanacağı bölge ya da bölgeleri, imza anında ya da onay, kabul, uygun bulma veya katılım belgelerinin tevdii anında, belirtebilir.

2. Herhangi bir Devlet Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne gönderilen bildirge ile, Sözleşmenin uygulamasını, uluslararası ilişkilerde sorumlusu olduğu veya bu bölgeler adına yükümlülük üstlenmeye yetkili olduğu ve bildirgede belirtilmiş olan diğer bir bölgeye, daha sonraki bir zamanda genişletebilir. Bu bölge bakımından, Sözleşme bu bildirgenin Genel Sekreterlik’e tebliğ edildiği tarihten sonraki üç aylık dönemin bitimini izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girer.

3. Önceki iki paragraf uyarınca yayımlanan herhangi bir bildirge, bu bildirgede belirtilen bir bölge bakımından Genel Sekreterlik’e gönderilen bir bildirim ile geri alınabilir. Geri alım, bildirimin Genel Sekreterlik’e tebliğ edildiği tarihten sonraki üç aylık dönemin bitimini izleyen ayın ilk günü etkili olur.

31. Madde – Çıkma

1. Herhangi bir Devlet, herhangi bir zamanda Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne gönderilen bildirim vasıtasıyla bu Sözleşmeden tamamen ya da yalnızca VII. Bölümden çıkabilir.

2. Bu çıkma, bildirimin Genel Sekreterlik’e tebliğ tarihinden sonraki üç aylık dönemin bitimini izleyen ayın ilk günü etkili olur.

32. Madde – Bildirimler

Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği, Sözleşmeye katılmış olan Avrupa Konseyi üye Devletlerine, herhangi bir İmzacıya, herhangi bir Tarafa veya diğer bir Devlete şunları bildirir:

a. Herhangi bir imzayı;

b. Onay, kabul, uygun bulma ya da katılma belgelerin tevdi edilmesini;

c. Bu Sözleşmenin 27. ya da 28. maddesi doğrultusunda bu Sözleşmenin yürürlüğe giriş tarihlerini;

d. Bu Sözleşmenin 29. maddesi uyarınca gerçekleştirilen herhangi bir çekinceyi ya da çekincenin geri alımını;

e. Bu Sözleşmenin 23., 24., 25., 27., 28., 29., 30. ve 31. maddelerinin hükümleri uyarınca yapılan bildirimi ya da bildirgeyi;

f. Bu Sözleşmeye bağlı herhangi bir diğer eylemi, bildirimi ya da iletişimi.

Aşağıda imzası bulunanlar, usulüne uygun biçimde yetkilendirilmiş olarak, bu Sözleşmeyi imzalamışlardır.  6 Kasım 2001 tarihinde Strazburg’ta, eşit ölçüde geçerli olmak üzere İngilizce ve Fransızca olarak yazılan bu metinler, tek bir nüsha halinde Avrupa Konseyi arşivinde saklanır. Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği, her Avrupa Konseyi Ülkesine, bu Sözleşmenin titiz çalışmasına katılmış olup da üye olmayan her bir Devlete ve bu Sözleşmeye katılması için davet edilen herhangi bir Devlete onaylı bir örnek iletilir.

5 Kasım – Hukuk Takvimi

0
5 Kasım – Hukuk Takvimi
1739 Avusturya Arşidüklüğü ile Osmanlı Devleti arasında 5 Kasım 1739 antlaşması imzalandı.
1918 İttihat ve Terakki Fırkası kendi kendisini feshetti.
1922

“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 308 nolu “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, hukuku hâkimiyet ve hükümraninin mümessili hakikisi olduğuna dair” kararın ardından 5 Kasım’da Ankara hükumetinin İstanbul’daki temsilcisi Refet Paşa (Bele); tüm bakanlık müsteşarlarını Divanyolu’ndaki Şark Mahfilinde toplayarak her türlü faaliyete son vermelerini tebliğ etti.

1925 İtalya’da Benito Mussolini  bütün sol partileri kapattı.
1925

Ankara Adliye Hukuk Mektebi, Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’un girişimiyle kuruldu ve 5 Kasım 1925 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk tarafından açıldı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin temellerini atıldı. Atatürk, Hukuk Mektebinin kurulmasını, Hukuk Devriminin başlangıcı olarak görmüş; Ankara Adliye Hukuk Mektebi, Cumhuriyetin ilk yüksek öğretim kurumu olmuş, eğitimin başlamasıyla “profesör“ unvanı Türk yüksek öğretim tarihinde ilk defa kullanılmıştır.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
1930

İtalyan hukukçu ve siyasetçi, Luigi Facta yaşamını yitirdi. (Doğumu: 16 Kasım 1861) Turin Üniversitesinde hukuk okudu.  Koalisyon kabinesinde adalet ve içişleri bakanlıklarının müsteşarlığını yaptı. 1910’dan 1914’e ve 1920’den 1921’e kadar İtalya Maliye Bakanı olarak görev yaptı. 1922’de Başbakan olarak atandı. Genel nüfus Facta’nın Mussolini’yi ve Faşizmin yükselişini durdurmada  aktif bir rol üstlenemeyecek kadar zayıf ve Kral’a sadık olduğuna inanıyordu.

1930
  • İtalyan hukukçu ve siyasetçi, Luigi Facta yaşamını yitirdi. (Doğumu: 16 Kasım 1861) Turin Üniversitesinde hukuk okudu. Adalet ve içişleri bakanlıklarında müsteşarlık yaptı. 1910’dan 1914’e ve 1920’den 1921’e kadar İtalya Maliye Bakanlığını yürüttü. 1922’de Başbakan olarak atandı. 
  • İran-Türkiye Dostluk Antlaşması 5 Kasım 1932 tarihinde imzalandı.
1949

Paris toplantısı yapıldı. Avrupa Konseyi üyesi devletlerin kendi aralarında kültür anlaşmaları akdetmelerine ilişkin tavsiye kararı alındı. 

1957 Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Hikmet Kıvılcımlı dini siyasete alet ederek komünizm propagandası yapma suçundan tutuklandı.
1986

Askeri Yargıtay, Türkiye İşçi Köylü Partisi (TİKP) yöneticileri hakkındaki 5 ile 8 yıl arasındaki hapis cezalarını onayladı.

1988

Ankara’daki Devrimci Yol Davası’ında ‘Politik tutuklulara özgürlük, Genel Af ve Dev-Yol’ pankartları açarak slogan attıkları için gözaltına alınan 22’si Yunanistan 6’sı Federal Almanya yurttaşı 28 kişiden 24’ü sınırdışı edildi.

1992

Avrupa Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı, 5 Kasım 1992 tarihinde Strazburg’da imzaya açıldı ve şartın beş ülkede uygulamaya konulması ile 1 Mart 1998’de yürürlüğe girdi. Bugüne dek 24 ülke tarafından imzalanan Şart 11 ülkede uygulanmaktadır. Türkiye bu Şartı imzalamamıştır. Bölgesel ya da Azınlık Dilleri Avrupa Şartı’nın denetim organı, Bölgesel ya da Azınlık Dilleri Komitesi‘dir.

1992

Hukukçu, diplomat, akademisyen ve yazar Adile Ayda yaşamını yitirdi. (Doğumu: 7 Mart 1912) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1932’de Dışişleri Bakanlığı giriş sınavını kazandı ve Türkiye’nin ilk kadın diplomatı oldu. Kadın diplomatların dış ülkelere tayin edilemeyecekleri hakkında bir yönetmelik çıkarılması üzerine 1934’te görevinden istifa etti. Akabinde, Ankara Devlet Konservatuvarı’nda, Maarif Cemiyeti Koleji’nde ve Ankara Kız Lisesi’nde Fransızca öğretmenliği yaptı. 1943’te doçent oldu. 1957 yılında fakültedeki görevinden istifa etti ve kadın diplomatlar için “Dış ülkelere tayin edilemezler” kaydını kaldırmış olan Dışişleri’ne döndü. 1958’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na delege, 1959’da Lahey ve 1961’de  Belgrad Büyükelçilikleri müsteşarı, 1963’te Kültür İşleri Genel Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Genel müdür vekilliği yaptığı 1966 yılında, İtalya devletinden Liyakat Nişanı aldı ve 1967’de, elçi olarak Roma’ya tayin edildi.

1998

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 10 aylık hapis cezasının kesinleşmesi üzerine Danıştay tarafından belediye başkanlığı düşürüldü.

2006

Irak lideri Saddam Hüseyin, hakkında açılan 148 Şii’nin öldürüldüğü ‘Duceyl davasında’ insanlığa karşı suç işlediği gerekçesiyle asılarak idama mahkum edildi. Saddam Hüseyin’in kendisi de bir hukukçu idi.

2006

Eski Başbakan, gazeteci ve şair Mustafa Bülent Ecevit, doktorların karşı çıkmasına rağmen Mustafa Yücel Özbilgin‘in 19 Mayıs 2006 tarihindeki cenaze törenine katıldı ve sonrasında rahatsızlanarak beyin kanaması geçirdi, uzun süre yoğun bakımda kaldıktan sonra 5 Kasım 2006’da vefat etti. (Doğumu: 28 Mayıs 1925) Robert Kolejinden mezun oldu. Önce Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, sonra da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İngiliz Filolojisi bölümüne kayıt yaptırmasına rağmen yüksek öğrenimine devam etmedi. İngiltere’de bulunduğu yıllarda Londra Üniversitesine kayıt yaptırdı. Burada İngiliz dili ve edebiyatı, Sanskritçe, Bengalce ve sanat tarihi üzerine eğitim aldı ancak eğitimini tamamlamadı. Çalışma ve sosyal güvenlik bakanı, devlet bakanı ve başbakan yardımcısı görevlerinde bulundu. 1974–2002 yılları arasında dört kez  başbakanlık görevini üstlendi.

2013

Silopi/Görümlü’de 1993’de 6 köylünün gözaltında öldürülmesiyle ilgili dönemin Jandarma Sınır Tugay Komutanı dahil 5 subayın yargılanmasına başlandı.

2016 Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarları hakkında “PKK/KCK ve FETÖ/PDY terör örgütlerine müzahir oldukları” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu ile Kadri Gürsel, Musa Kart, Güray Öz, Mustafa Kemal Güngör, Turhan Günay, Bülent Utku, Önder Çelik ve Eser Sevinç tutuklandı.
2024

Beyoğlu’nda, sokakta yürüyen kadını taciz eden iki sanık hakkında, “beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve “nitelikli cinsel saldırı” suçlarından 10 yıl 6’şar aydan 30’ar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istemiyle iddianame düzenlendi. Sanıklar 4 Ekim 2024‘te tutuklanmıştı.

 2024

Esenyurt, Mardin ve Batman belediyeleri hakkında verilen kayyım kararlarından sonra Diyarbakır Valiliği’nin eylem ve etkinlikleri yasaklamasına ilişkin karar hakkında Diyarbakır Barosu tarafından yürütmenin durdurulması talepli iptal davası açıldı.

 2024

BM’nin Filistin topraklarındaki insan hakları durumuyla ilgili Özel Raportör Francesca Albanese, İsrail’in saldırıları sebebiyle can kaybının 43 bin 400’e dayandığını açıkladı. Gazze’deki duruma ilişkin, “Buna ‘savaş’ demeyin. Bu bir soykırımdır” dedi.

 2024

ABD’de Amerikan Ulusal Başsavcılar Birliği‘ne(The National Association of Attorneys General (NAAG)) mensup 51 başsavcı, oy verme işleminin sürdüğü ülkede ‘barışçıl bir görev devri’ çağrısında bulundu ve demokratik ilkelere bağlılığın önemini vurguladı.

 2024

Bağcılar’da, evine giren iki kadın hırsızı merdivende kovalayan ve apartmanın girişinde üzerine atlayıp yere düşürerek yakalayan kişi saçından tuttuğu hırsızı olay yerine gelen polis ekiplerine teslim etti. Hırsızlar ev sahibi hakkında darp nedeniyle şikayetçi oldu. 

 2024

Samsun’un Salıpazarı ilçesinde eşiyle mesajlaştığı için akrabasını öldüren şahsa verilen 25 yıl hapis cezası ‘haksız tahrik’ indirimi yapılmadığı istinaf mahkemesince kaldırılmıştı. Yerel mahkeme bu defa sanığı 15 yıl hapis cezasına çarptırdı.

 2024

Sinema oyuncusu İlyas Salman’ın Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiği iddiasıyla İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davada esas hakkında mütalaa açıklandı. Savcılık, Salman’ın ‘cumhurbaşkanına alenen hakaret’ suçundan 4 yıl 8 aya kadar hapis cezasına çarptırılmasını talep etti.

 2024

Danimarkalı aşırı sağcı Sıkı Yön Partisi (Stram Kurs) lideri Rasmus Paludan, İsveç’in Malmö kentinde 2022’de Kur’an yaktığı esnada Müslümanlara hakaret ettiği gerekçesiyle nefret suçundan 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Paludan, karara itiraz ederek davayı bir üst mahkemeye taşıyacağını, ayrıca İsveç’e de bir daha gitmeyeceğini açıkladı.

 2024

Adalet Bakanlığı 1000 Hakim ve savcı yardımcısı alımına ilişkin ilan yaptı.

 2024

“21 Soruda FETÖ’nün Siyasi Ayağı” kitapçığının hazırlanması ve dağıtımında sorumluluğu bulunan eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya hakkında Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde davada mahkeme “görevsizlik” kararı vererek dosyayı Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Kitapçık, daha önce mahkeme kararıyla toplatılmıştı.

5 Kasım – Hukuk Takvimi

Türkiye-İtalya Ankara Sözleşmesi

0
Türkiye-İtalya Ankara Sözleşmesi

Türkiye-İtalya Ankara Sözleşmesi, 4 Kasım 1932 günü Ankara’da imzalanmıştır. Sözleşme; Meis adasının yakınındaki birkaç adacıkla birlikte Bodrum yakınlarındaki Karaada’nın durumunu düzenlemektedir.

Ege Denizi Haritası

Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasından sonra imzalanan barış sözleşmelerinden biri olan Ankara Sözleşmesini İtalyan elçisi Pompeo Aloisi ile Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras imzalamıştır.

1921 yılından beri Ege Denizi’ndeki adaların kontrolü elinde tutan İtalyan hükümeti bu sözleşmeye konu olan; Çatal Ada, Uvendire, Furnakya, Katovolo, Praşudi, Tchatallota, Pighi, Nissi-Tis Pighi, Recif Agrecelia, Prousseclisse, Pano Makri, Kato Makri, Marathi, Rocci Vutchaki, Dasya, Prassoudi, Alimentaria ve Karavola adacıklarında Türkiye’nin egemenliğini tanımıştır.

ANADOLU KIYISI İLE MEİS (Castellorize) ADASI ARASINDA KARASULARININ SINIRLANDIRILMASI VE BODRUM KARŞISINDAKİ KARA ADANIN EGEMENLİĞİ KONUSUNDA SÖZLEŞME
Ankara, 4 Kasım 1932

Dışişleri Bakanı ve İzmir Milletvekili Dr. Tevfik Rüştü Beyefendi tarafından temsil edilen Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bir yandan ve Türkiye’de Büyükelçi ve Olağanüstü Temsilci Baron Pompeo Aloisi tarafından temsil edilen İtalya Krallık Hükümeti öte yandan, aralarında mutluluk verici içten dostluk ilişkilerini sürdürmek ve onu güçlendirmek özlemiyle, Anadolu kıyıları ile Kastellorizo [Meis] Adası arasındaki adacıklar ve Kara Ada üzerindeki egemenlik konusunda Türkiye ile İtalya arasında çıkan uyuşmazlığı doğrudan doğruya çözerek ortadan kaldırmağı ve Lozan Andlaşmasının ilgili hükümlerinin yorumu sonucu kime ilintili bulunduğu noktasında aralarında bir uyuşmazlık doğuran sözkonusu adacıkların çevresindeki karasularının sınırlandırılmasına karar vermişlerdir.

Aşağıda imzası bulunan Temsilciler, yöntemine uygun olduğu görülen yetki belgelerini sunduktan sonra, şu noktalarda anlaşmışlardır.

MADDE 1

İtalya Hükümeti aşağıda yazılı adacıklar üzerinde Türkiye’nin egemenliğini tanır:

Volo (Çatal Ada), Oehendra (Uvendire), Fournachia (Furnakya). Kato Volo (Katovolo), Prasouid (Praşudi), (Katavolo Adasının Güney Doğusunda) ve Tchatallota, Pighi, Nissi-Tis Pighi, Recif Agrecelia, Prousseclisse (Kaya), Pano Makri, Kato Makri (Kayalıklarla birlikte), Marathi, Roccie Voutzaky (Rocci Vutchaki) Dacia (Dasya), Nissi – Tis- Dacia, Prassoudi (Dasyanın Kuzeyinde) Alimentarya (Alimentaria), Caravola (Karavola) Adacıkları.

MADDE 2

Bodrum Körfezindeki Kara Ada da Türkiye’nin olacaktır.

MADDE 3

Buna karşılık, Türkiye Hükümeti, merkezi Kastellorizo Kenti kilisesinin kubbesi ve yarı kutru ve bu merkez ile San Stephano burnu (Pointe du Vent) arasındaki uzaklık olan bir daire ile çevrilecek bölge içinde bulunan Psoradia, Polyphados, St. Georges (Güneyde St. Georges, Kuzeyde Agrielaia diye adlandırılan ve 236 sayılı İngiliz haritasında gösterilen iki ada), Psomi (Strongyle, 236 saydı İngiliz haritası), Cutsumbora (Kutsumboras), (Kayalıklar), Mavro Poinaki (Mavro Poinchi), Mavro Poinis (Mavro Poini) adacıkları üzerinde İtalya egemenliğini tanır.

Yukarıda sözü geçen daire içindeki bu adacıklardan başka St. Georges (Rho), Dragonera, Ross ve Hypsili (Stronghyli) adacıkları da İtalya’nın olacaktır.

MADDE 4

Şurası kararlaştırılmıştır ki, işbu sözleşmede tanımlanan suların ayrıldığı çizginin iki yanındaki tüm adalar, adacıklar ve kayalıklar, adları orada yazılı olsun ya da olmasın, bu adalar, adacık ve kayalıkların bulunduğu bölgenin kendi egemenliği altında olduğu Devlete ilintilidir.

MADDE 5

Bağıtlı Yüksek Taraflar kara sularının sınırlandırılmasını aşağıda gösterildiği üzere yapmakta anlaşmışlardır.

Doğuda:

San Stephano (Poiııte du Vent) burun ile Gata burnuna yarı uzaklıktaki bir noktadan;
Oradan düz çizgi olarak, Psomi ve Proussecliss (Prusekli)’ya yarı uzaklıktaki bir noktaya;

Bu noktadan, düz çizgi olarak, Mavro – Poinis ve Proussecliss’ye yarı uzaklıktaki bulunan bir noktaya;

Bu noktadan, düz çizgi olarak, Niphtis burnu ile Proussecliss kayasına yarı uzaklıktaki bir noktaya;

Bu son noktadan, düz çizgi olarak, Hyspili (Stronghyli) adasının kuzey doğu kıyısı ile Nissi – Tis – Dacia adasının güney-batı kıyısına yarı uzaklıkta bulunan bir noktaya;

Bu noktadan, düz çizgi olarak, Tugh burnunun üç mil güneyindeki bir noktaya.

Güneyde:

Bu noktadan sonra çizgi, Hypsili adasının güney burnunun üç mil güneyindeki bir noktaya dek uzayarak, üzerinde tartışma bulunmayan deniz sınırı ile birleşir.

Kuzeyde:

Çizgi, San Stephano (Pointe de vent) burnu ile Gata burnuna yarı uzaklıkta bulunan noktadan, düz çizgi olarak, San Stephano (Pointe du vent) burnu ile Vathy burnuna yarı uzaklıkta bulunan bir noktaya gider;
Bu noktadan, düz çizgi olarak, Limenari burnu ile Voutzaki kayalarına (Rocci Vutehaki) yarı uzaklıkta bulunan bir noktaya,

Bu son noktadan Dragonera adası ile Voutzaki kayalarına (Roeei Vutchaki) yarı uzaklıkta bulunan bir noktaya;

Bu son noktadan, çizgi, St. Georges (Rho) adasının kuzey doğu noktası ile bu adanın kuzeyinde Anadolu kıyısının en yakın noktasına yarı uzaklıkta bulunan bir noktaya dek kuzeye geçer;

Bu noktadan, Prassoudi ile St. Georges (Rho) adasının güney-batı noktası arasındaki uzaklığın ortasında bulunan bir noktaya;

Bu son noktadan, çizgi, üzerinde tartışma bulunmayan sınır ile birleşmek üzere, düz olarak, Volo adasının üç mil güneyindeki bir noktaya ulaşır.

Bu Madde ile açıklanmış olup iki tarafındaki adalar ve adacıkların kime ilintili bulunduğunu belirlemek üzere, Bağıtlı Yüksek Taraflarca saptanan ayırım çizgisi doğuda Tugh burnu güneyindeki 3 mil uzaklıktaki bir noktada ve batıda Volo adasının güneyinden 3 mil uzaklıktaki öbür noktada, Türkiye ile İtalya arasında hiç tartışma konusu bulunmayan genel deniz sınırı ile birleşir.

MADDE 6

Yukarıda yazılı yerlerin adları (624) sayılı İtalyan, (5551) sayılı Fransız, (236) sayılı İngiliz haritalarından alınmıştır.

Bağıtlı Yüksek Taraflar, işbu Sözleşmenin metni ile ona bağlı haritalar arasında fark ortaya çıkarsa, metnin geçerli olacağında anlaşmışlardır.

MADDE 7

İşbu Sözleşme onaylanacak ve onay belgeleri, olanaklı olur olmaz, Roma’da verişilecektir.

Sözleşme, onay belgelerinin verişiminden 15 gün sonra yürürlüğe girecektir.

Bu hükümlere olan inançla, Bağıtlı Yüksek Tarafların Temsilcileri işbu Sözleşmeyi imza etmişler ve ona mühürlerini basmışlardır.

Ankara’da, 4 Kasım 1932 günü iki örnek olarak düzenlenmiştir.

DR. TEVFİK RÜŞTÜ
ALOISI

4 Kasım – Hukuk Takvimi

0
4 Kasım – Hukuk Takvimi
1795

ABD, Osmanlı İmparatorluğu ile antlaşma yapmayı kabul etti. ABD’yi yıllık vergiye bağlayan Trablus Antlaşması metni 4 Kasım 1796’de tamamlanarak, Cezayirli Gazi Hasan Paşa ve Joseph Donaldson tarafından imzalandı. Antlaşma 22 maddeden oluşmaktaydı. ABD’nin bir devlete vergi ödemeyi kabul ettiği ve başka dilde imzaladığı tek antlaşmadır. Bu anlaşmaya göre ABD, Cezayir’deki esirlerin iadesi, Atlas Okyanusu’nda ve Akdeniz’de ABD sancağı taşıyan hiçbir gemiye dokunulmaması karşılığında, tek seferlik 642.000 altın ve yılda 12.000 Osmanlı altını (21.600 dolar) ödeyecekti. ABD, 1818 yılına kadar antlaşmaya bağlı kaldı.

1816

Amerikalı hukukçu Stephen Johnson Field doğdu. (Ölümü: 9 Nisan 1899) Williams Koleji’nde hukuk eğitimi gördü. 1848 yılına kadar avukatlık yaptı. 1857’de Kaliforniya Eyaleti Yüksek Mahkemesi’ne seçildi. 1859’da Kaliforniya Yüksek Mahkemesi’nin beşinci başyargıcı oldu ve May 20, 1863 – 12 Eylül 1859 arasında bu görevi yürüttü. 6 Mart 1863 tarihinde Abraham Lincoln tarafından ABD Yüksek Mahkemesi yargıçlığına atandı ve aşırı derecede yaşlanmasına rağmen 1 Aralık 1897 tarihine kadar bu göreve devam etti. Stanford Üniversitesi mütevelli heyetinde yer aldı. Çinli göçmenlere karşı ayrımcılık yapan yasalara karşı görüşler ileri sürdü.  1879’da Çinlilere karşı ayrımcılık olarak kabul edilen ve Han Çinlilerinin eski bir geleneğini yasaklamak için çıkarılan Pigtail Yönetmeliği’ni iptal etti. Kararlarında, ABD yargı bölgelerinde doğan çocukların soylarına bakılmaksızın ABD vatandaşı olduklarını savundu. ABD Yüksek Mahkeme Yargıcı olacak David Josiah Brewer’ın amcasıydı.

Stephen Johnson Field
1920

TBMM, Bakanlar Kurulunun (İcra Vekilleri Heyeti) seçim yönteminde değişiklik yaptı. Bakanları meclis gizli oyla seçmesi yöntemi değiştirilerek T.B.M.M. Başkanınca gösterilen adaylar arasından seçim yapılması esası getirildi. 

1922

İmparatorluk döneminde 54 yıl görev yapan Danıştay’ın faaliyeti, 4 Kasım 1922 tarihinde İstanbul’daki bütün merkez kuruluşlarının TBMM Hükümetinin idaresine geçmesi üzerine sona erdi. Cumhuriyet devrinde 23 Kasım 1925 tarihli 669 Sayılı Şûrayi Devlet Kanunu ile Danıştay yeniden kurulup, 6 Temmuz 1927 tarihinde çalışmaya başladı.

1922

1 Kasım 1922’de “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 308 nolu “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, hukuku hâkimiyet ve hükümraninin mümessili hakikisi olduğuna dair” kararın alınması ve Saltanat’ın resmen kaldırılmasının ardından  Sadrazam Tevfik Paşa başkanlığında 4 Kasım 1922 günü son toplantısını yapan Osmanlı hükûmeti istifasını padişaha sundu. 5 Kasım’da Ankara hükumetinin İstanbul’daki temsilcisi Refet Paşa (Bele); tüm bakanlık müsteşarlarını Divanyolu’ndaki Şark Mahfilinde toplayarak her türlü faaliyete son vermelerini tebliğ etti. 7 Kasım’da Babıali’deki başbakanlık dairesi resmen boşaltıldı ve 1831’den beri yayın yapan Takvim-i Vekayi‘nin(Resmi Gazete) yayınına son verildi. Hıyanet-i Vataniye Kanunu‘nda, saltanatın kaldırılmasına dair kararnameye karşı muhalefet etmek ve yeni kurulan millet meclisine karşı düşünce veya uygulamalarıyla veya yazdıkları yazılarla muhalefet ve bozgunculuk etmek vatan hainliği kapsamına alınmıştı.

1932

Türkiye-İtalya Ankara Sözleşmesi, 4 Kasım 1932 günü Ankara’da imzalandı. Sözleşme, Meis adasının yakınındaki birkaç adacıkla birlikte Bodrum yakınlarındaki Karaada’nın durumunu düzenlemekteydi. Sözleşmeyi İtalyan elçisi Pompeo Aloisi ile Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras imzaladı. 1921 yılından beri Ege Denizi’ndeki adaların kontrolü elinde tutan İtalyan hükümeti bu sözleşmeye konu olan; Çatal Ada, Uvendire, Furnakya, Katovolo, Praşudi, Tchatallota, Pighi, Nissi-Tis Pighi, Recif Agrecelia, Prousseclisse, Pano Makri, Kato Makri, Marathi, Rocci Vutchaki, Dasya, Prassoudi, Alimentaria ve Karavola adacıklarında Türkiye’nin egemenliğini tanıdı.

Türkiye-İtalya Ankara Sözleşmesi
1947 Bulgaristan Halk Cumhuriyeti ilan edildi.
1950 İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi, 4 Kasım 1950’de Roma’da imzalandı. Sözleşmenin denetim organı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’dir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, daha sonra aynı çerçevede düzenlenen 200’den fazla sözleşme ile büyük bir siyasi, hukuki, idari ve yargısal sistem oluşturuldu.
1969 Cumhuriyet Senatosu 27 Mayıs 1960’da siyasi hakları ellerinden alınan eski Demokrat Partililerin haklarını iade etti.
1977 Birleşmiş Milletler, Güney Afrika’ya silah satışını yasakladı.
1980

Askeri Yargıtay 3. Daire, Erdal Eren hakkında verilen ölüm cezası kararını TCK‘nın 50. maddesine göre hafifletici sebeplerle hapis cezası uygulanmadığı gerekçesiyle bozdu. Bu karara daha sonra itiraz edilmiş ve karar onanmıştı. Eren, 18 yaşından küçük olmasına rağmen 13 Aralık 1980’de Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi’nde infaz edildi.

Erdal Eren
1981 12 Eylül Darbecileri tarafından kurulan Milli Güvenlik Konseyi, Yüksek Öğretim Kanununu onayladı. Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) bu kanuna göre kurulmuştu.
1985 Adıyaman Vali Yardımcısı İdris Kurtkaya hakkında, PKK’yı övücü konuşmalar yaptığı gerekçesiyle dava açıldı.
1990

İHD Genel Kurulu’nda Kürtçe konuştuğu için 8 gündür gözaltında olan Diyarbakır delegesi Vedat Aydın ile konuşmayı Türkçeye çeviren Avukat Ahmet Zeki Okçuoğlu milli duyguları zayıflatmayı amaçlayan propaganda yaptıkları iddiasıyla Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından tutuklandı.

1994

SEKA’nın İzmit Müessesindeki 2200 işçinin, toplu sözleşme ücret farklarını 6 ay ertelemesi nedeniyle hükümet aleyhine açtıkları dava sonuçlandı. Mahkeme işçilere, en yüksek işletme faizi esas alınarak gecikme faizi ödenmesine karar verdi.

1994
  • Cumhuriyet Gazetesinde 5 Ağustos 1993’de yayınlanan ‘Tarikat Liseleri’ başlıklı haber nedeniyle Yazı İşleri Müdürü Celal Başlangıç ile muhabirler Ahmet Şık, Gündüz İmşir ve Levent Gencelli aleyhine Fethullah Gülen’in açtığı davada 200 milyon TL’lik tazminat talebi reddedildi.
  • Cumhuriyet Gazetesi Yayın Koordinatörü Hikmet Çetinkaya’nın Fethullah Gülen hakkında 15 Ekim 1993’de yayınlanan ”Engerek Yuvaları” başlıklı yazısı nedeniyle Gülen’in açtığı 200 milyon TL tazminat istemli davada ise, Hikmet Çetinkaya 5 milyon TL tazminat ödemeye mahkum oldu.
1995 İHD-Düşünce Suçuna Karşı Girişim Hareketi tarafından TÜYAP Kitap Fuarı girişine konulan “Utanç Anıtı” açıldı.
1997 Çankırı Cezaevi’nde bulunan Avukat ve yazar Eşber Yağmurdereli’nin “Akrep” adlı oyunu Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde sahnelenmeye başlandı. Oyunun başında ve sonunda Yağmurdereli’nin cezaevinden gönderdiği mesaj okundu.

Avukat Eşber Yağmurdereli
1999 Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Sözleşmesi, Avrupa Konseyi tarafından 4 Kasım 1999 tarihinde Strazburg’da kabul edilmiştir. Sözleşmenin uygulanması ve denetiminin “Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu(GRECO) tarafından yürütülmesi kararlaştırılmıştır. Türkiye, yolsuzlukla mücadele alanında faaliyet gösteren Avrupa Konseyinin Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubuna (GRECO) 2004 yılında üye olmuştur. Avrupa dışındaki ülkelere de açık olan GRECO’nun sonradan gelen katılımlarla üye sayısı 50’ye ulaşmıştır.
1999 Anayasa Hukuk Profesörü Server Tanilli, askeri darbeden sonra, 1981 yılında ayrıldığı Türkiye’ye 18 yıl sonra TÜYAP Kitap Fuarı’nın konuğu olarak geldi. Tanilli; “Demokrasisiz bir devrimin soluğu kesilir; ama laik cumhuriyete arkasını dönmüş bir demokrasi de kolayca yozlaşır ve nereye götüreceği belli olmayan rezil bir oyuna dönüşür.” dedi.

Prof. Dr. Server Tanilli
1999 BM Özel Raportörü ve hukukçu Sir Nigel Rodley, 4 Kasım 1999’da BM Genel Kuruluna İşkencenin Önlenmesi hakkındaki prensiplerini sundu.
2002 Seçimde tek başına iktidara gelen AKP’nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 4 ayrı yolsuzluk davasında toplam 32 yıl hapsi istendi.
2005 aser Arafat ile birlikte Nobel Barış Ödülü kazanan İsrail Başbakanı İzak Rabin fanatik dinci bir yahudi genci tarafından  öldürüldü.
2006

Uluslararası Küresel Isınmaya Karşı Hareket Günü’nde dünyanın çeşitli ülkelerinde milyonlarca çevreci eylem yaptı ve Küresel ısınmaya karşı önlem içeren Kyoto Anlaşması’nın uygulanmasını istedi.

2008 ABD’de, Demokrat aday Barack Obama başkanlığı kazandı ABD’nin ilk siyah başkanı oldu. Obama aynı zamanda hukukçudur.

Harvard Hukuk mezunları Barack ve Michelle Obama
2011 94 meslek örgütü tarafından kurulan “Gazetecilere Özgürlük Platformu” üyeleri bir kez daha tutuklu arkadaşları için yürüdü.
2011

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Susurluk Davası’nda Mehmet Ağar hakkında verdiği 5 yıl hapis cezasının gerekçeli kararında ‘Kurulan silahlı örgütün yöneticisi olduğu, Abdullah Çatlı’nın yakalanmaması ve yasal takipten kurtulması için belge temin ettiği’ belirtildi.

2011 13 yaşındayken 26 kişinin cinsel istismarına uğrayan N.Ç. için ‘rızası vardı’ yönündeki yerel mahkeme kararını Yargıtay onadı. Onama kararı 11 kadın örgütünce Çağlayan Adliyesi önünde protesto edildi.
2012 Ankara Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz’ün öldürülmesinden 4 kez ölüm cezası istemiyle yargılanıp 1984’de beraat eden İbrahim Çiftçi, MHP’nin 10.Olağan Büyük Kurultayı’nda 6.kez Genel Başkan seçilen Devlet Bahçeli’nin listesinde yer alıp MYK’ya seçildi.
2014 İstanbul Barosu ve İstanbul Üniversitesi işbirliği ile iki yılda bir geleneksel olarak düzenlenen Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi (HFSA)  toplantılarının 8.si ‘Hukuka Felsefi ve Sosyolojik Bakışlar” bağlığı altında 4-7 Kasım 2014 tarihlerinde Beyazıt’taki İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlendi.

Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi(HFSA)
2015

Hukukçu ve şair, Gülten Akın Cankoçak, Ankara’sa yaşamını yitirdi. (Doğumu: 23 Ocak 1933, Yozgat) Yozgat’ın Sorgun ilçesinde ilköğrenimini tamamladı. 1940’lı yıllarda memleketi Yozgat’tan Ankara’ya göç etti, ortaöğrenimini Ankara Atatürk Anadolu Lisesi’nde, yükseköğrenimini ise 1955’te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. 1956’da Yaşar Cankoçak’la evlendi; kaymakam olan eşinin görevi nedeniyle 1958-1972 arasında Anadolu’nun çeşitli ilçelerinde yaşadı. Gevaş, Alucra, Gerze, Saray ilçelerinde ve Kahramanmaraş’ta avukatlık ve öğretmenlik yaptı. İnsan Hakları Derneği, Halkevleri, Dil Derneği gibi örgütlerde kurucu ve yönetici olarak görev aldı.  Metin Altıok Şiir Ödülü’ne layık görüldü.

Gülten Akın
2016  HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile 7 milletvekili tutuklandı.
 2016 Paris İkilim Anlaşması, 5 Ekim 2016 itibariyle, küresel sera gazı emisyonlarının %55’ini oluşturan en az 55 tarafın anlaşmayı onaylaması koşulunun karşılanması sonucunda, 4 Kasım 2016 itibariyle yürürlüğe girdi.
 2021 Suriye’de yakılarak öldüren iki Türk askerinin infaz emrini verdiği iddia edilen Suriyeli sözde İşid Kadısı Jamal Alwi hakkında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dava açıldı.
2022 Kobanî davasının 18. duruşmalarına Sincan Cezaevi Kampüsündeki Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi.
2023 Dilan ve Engin Polat çiftinin sorgusu tamamlandı: 6 saatte 66 sayfalık soru soruldu.
2023 Dilan ve Engin Polat çiftinin sorgusu tamamlandı: 6 saatte 66 sayfalık soru soruldu.
2023 Gazze’de sivillerin sığındığı okul bombalandı.
2024
  • Esenyurt’un ardından Mardin, Batman ve Halfeti’de seçilmiş belediye başkanları görevden alınarak yerlerine kayyım atandı. Ahmet Türk’ün avukatları müvekkilleri hakkında bir soruşturmanın bulunmadığını açıkladı.
  • Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ile Sezai Temelli, kayyım atamasının önünü açan kanunun iptali ve yeniden düzenlenmesi için Meclis Başkanlığı’na kanun teklifi verdi.
2024 Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde, Özgür Ölçek’i sokak ortasında tabancayla vurup, ardından silahın kabzasıyla defalarca başına vurarak öldüren Serdar Varol, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Katilin, 10 gün önce şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşandığı eşiyle ilişkisi olduğunu düşündüğü için cinayeti işlediğini söylediği öğrenildi.
2024 Kira sözleşmelerinin e-Devlet Kapısı üzerinden hazırlanmasına ilişkin hizmet kullanıma açıldı
2024 Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nu şikayeti üzerine Ankara 37’nci Asliye ceza Mahkemesi’nde açılan ‘hakaret’ davasından beraat etti. Çelik davaya konu olan açıklamasında ‘müptezel’ ifadesini kullanmıştı.
2024 CHP, Esenyurt’ta Adalet Nöbeti başlatacağını açıkladı.
2024 Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında Ebru Gündeş konseri için 69 milyon TL ödendiği iddiaları çerçevesinde iç soruşturma başlatıldığı açıklandı.
2024

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener ve Yüksek Seçim Kurulu Üyesi Ali Ürker’in, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yapılacak olan başkanlık seçimini izlemek üzere Washington’a gideceği açıklandı.

2024
Dolandırıcılık Furyası
  • Antalya’da kendilerini ağır ceza hakimi olarak tanıtıp vatandaşları dolandırdığı tespit edilen 2 şüpheli yakalanarak çıkarıldıkları hakimlik tarafından tutuklandı.
  • Batman merkezli 7 ilde yasa dışı bahis ve sanal kumar operasyonunda gözaltına alınan 30 şüpheliden 3’ü tutuklandı. Şüphelilerin bir kısmının, internette yasa dışı bahis ile sanal kumar oynatan ve elde edilen paraları aklamak için bazı banka hesaplarını ücret karşılığında kiralayan kişiler olduğu öğrenildi.
  • Afyonkarahisar merkezli 3 ilde sahte çek kullanarak araç alımında dolandırıcılık yapıldığı iddiasıyla düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 2 kişi tutuklandı.
  • Sosyal medya platformlarında sahte bungalov tatil sayfaları açarak 300 vatandaşı 15 milyon TL dolandıran 6 şüpheli eş zamanlı operasyonla yakalandı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 4’ü tutuklandı, diğer iki kişi ise adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.
  • Suç örgütü kurmak suçu gerekçesiyle 150 yıl hapsi istenen Ayhan Bora Kaplan’ın (ABK), “örgütsel faaliyet kapsamında zincirleme şekilde suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama” suçlamasıyla Ankara 77. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan 38 sanıklı davanın ilk duruşması Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan büyük mahkeme salonunda görüldü. Dava, MASAK Davası olarak da biliniyor.

Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi(HFSA)

4 Kasım – Hukuk Takvimi

3 Kasım – Hukuk Takvimi

0

3 Kasım – Hukuk Takvimi – Hukuk Tarihinde Bugün

1793
Fransız oyun yazarı, gazeteci ve feminist Olympe de Gouges giyotinle idam edildi. 1780’lerde oyun yazarı olarak başladığı kariyerinde siyasi yazılarıyla ünlendi. Fransız Devrimi sırasında çok aktifti. Ölüm cezasının kaldırılması, mahkemelerde halk jürilerinin kurulması, Fransız sömürgelerindeki kölelerin özgürleştirilmesi, gayri meşru çocukların tanınması ve evlat edinilmesi, gelir vergilerinin adaletsizliği, yoksulluk konularında mücadele etti. Erkeklerin kadınlar üzerindeki tiranlığının tüm eşitsizlik biçimlerinin kaynağı olduğunu düşünmekteydi. Meclisin çıkardığı Erkek ve Yurttaş Hakları Bildirgesi‘ne cevaben 1791 yılında Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi‘ni yayımladı. 3 Kasım 1793’te giyotinle idam edildi.

Olympe de Gouges
1839
Tanzimat Fermanı, 3 Kasım 1839 yılında ilan edildi. Dönemin padişahı olan Sultan Abdülmecid fermanı imzaladı, Hariciye nazırı Koca Mustafa Reşit Paşa ise Gülhane parkında fermanı ilan etti. Ferman Türk Anayasa Hukuku Tarihi bakımından önemli bir metin ve tarihsel vesikadır. Orijinal adı Gülhane Hatt-ı Hümayunu’dur.

Hayat Tarih Gazetesi Gazetesinin Tanzimat Fermanına ilişkin haberi 
1845
Amerikalı hukukçu ve politikacı Edward Douglass White Jr. doğdu. (Ölümü: 19 Mayıs  1921) Louisiana Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra New Orleans’ta avukatlık yaptı. Louisiana Senatörü olarak Kongre’de çalıştıktan sonra 9. ABD Yüksek Mahkeme Baş Yargıcı olarak görev aldı. Antitröst hukukunun Akıl Kuralı standardını formüle etmesiyle tanındı.
1888
Londra’daki seri katil Karındeşen Jack(Jack the Ripper), son kurbanına kıydı.
1908
İtalyan hukukçu ve  siyasetçi Giovanni Leone doğdu. (Ölümü: 9 Kasım 2001) Napoli Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim gördü. 1946 yılında Anayasa hazırlamakla görevli olan kurucu meclise seçildi. 1948 yılında Hristiyan-Demokrat Parti’den Temsilciler Meclisi’ne seçildi. 1955-1963 arası Meclis Başkanlığı yaptı. 1963 ve 1968 yıllarında iki defa başbakanlık görevini yürüttü. 1971 yılında parlamento tarafından kullanılan 996 oyun 518’ini alarak İtalya’nın 6. Cumhurbaşkanı oldu. 1978’de Lockheed Rüşvet Skandalı’nda ilgisi olduğu tespit edilince istifaya zorlandı.
1918
Polonya, Rusya’dan bağımsızlığını ilan etti.
1920
28 Nisan 1920’de İstanbul Hükümeti tarafından Anadolu’daki Yönetimi Büyük Millet Meclisi’nden geri alarak padişahın yönetimini yeniden kurmak amacıyla yayınlanan kararname uyarınca faaliyete geçen “Anadolu Fevkalade Müfettiş-i Umumiliği isimli örgüt 3 Kasım 1920’de kaldırıldı.
1926
Mustafa Kemal’e karşı planlanan İzmir Sûikastını tertipleyenler arasında yer aldığı gerekçesiyle suçlu bulunan Rüştü Paşa idam edildi. İstiklâl Madalyası sahibi idi. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası mensubuydu. İdam edildiğinde 54 yaşındaydı. İdam edildiği gün, Refet Bele milletvekilliğinden istifa ederek tepki gösterdi. 
1940
İspanyol hukukçu, siyaset ve devlet adamı Manuel Azaña Díaz yaşamını yitirdi. (Doğumu: 10 Ocak 1880)  Zaragoza Üniversitesi‘nde Hukuk eğitimi gördü. 3 Nisan 1990’da üstün nitelikli Hukuk Doktoru unvanını alarak Kalabalığın Sorumluluğu başlıklı tezini sundu. Ağustos 1930’da Kral XIII. Alfonso’nun tahttan indirilmesi çağrısında bulunan cumhuriyetçiler, sosyalistler ve Katalan solunun ittifak belgesi olan San Sebastian Paktı’nı imzalayanlar arasında yer aldı.  1931’de, çok sert bir yasa olan Cumhuriyeti Koruma Yasası’nı çıkartarak karışıklıkları şiddetle bastırdı. Bir bölümü uzun zamandır beklemekte olan reformları hızla uygulamaya koyuldu. Sürgün olarak gittiği Fransa’da yaşamını yitirdi.
1941
İlk Basın Konseyi olan Türk Basın Birliği’nin kongresi toplandı.
1961
Birmanyalı diplomat U Thant, Birleşmiş Milletler genel sekreteri seçildi. Thant, 22 Ocak 1909’da doğdu. 1931-1952 yılları arasında ülkesinde çeşitli kamu görevlerinde bulundu. 1952-53 yıllarında BM’deki Birmanya temsilcileri arasında yer aldı. 1957’de Birmanya’nın BM’deki daimi temsilcisi oldu. 1959’da BM Genel Kurulu başkan yardımcılığına getirildi. BM Genel Sekreteri Dag Hammarskjöld’ün ölümünden sonra ABD ve Sovyetler Birliği tarafından genel sekreter vekilliğine aday gösterildi. 1961’de bu göreve seçildi. 1962’de daimi genel sekreter oldu. 1966’da da beş yıl için yeniden aynı göreve seçildi. 1971 yılına kadar görevini sürdürdü. 25 Kasım 1974’de yaşamını yitirdi.
1964
Şilili hukukçu ve  siyasetçi Eduardo Frei Montalva 3 Kasım 1964 tarihinde Şili’nin 27. başkanı olarak göreve geldi. 3 Kasım 1970 tarihine kadar görev yaptı.
1971
Yurtdışındaki TKP ile ilişki kurdukları gerekçesiyle tutuklu olarak yargılananlardan Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat ve Vedat Günyol tahliye edildi.
1980
Sansür Kurulu’nca yasaklanan ve daha sonra Danıştay kararıyla serbest kalan, senaryosu Yılmaz Güney’e yönetmenliği ise Zeki Ökten’e ait ‘Düşman’ filmi gösterime girdi. Film Berlin Film Şenliği’nde 2 ödül kazandı.
1981
Cumhuriyet Halk Partisi eski Genel Başkanı Bülent Ecevit hakkında uluslararası bir ajansa demeç verdiği gerekçesiyle Sıkıyönetim Askeri Mahkemesince 4 ay hapis cezasına hükmedildi.
1982
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 20 Temmuz 1982 tarihinde, 2809 Sayılı Kanun ile kuruldu ve 3 Kasım 1982 tarihinde öğretime başladı.
1982
Mehmet Ali Ağca’nın suç ortağı olarak aranan Musa Serdar Çelebi Almanya’da tutuklandı.
1983
İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Günsel Koptagel-İlal 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu gerekçe gösterilerek görevden alındı. 1985 yılında Almanya’ya gitti. 2000 yılında yeniden İstanbul Üniversitesi’ne döndü. Akademik yaşamı boyunca insan haklarından taviz vermedi. Türban yasakları sırasında “bir insana başörtünü çıkar demekle, külotunu çıkar demek arasında fark yoktur” dedi.
1985
1983’te kurulan Halkçı Parti‘nin(HP) 3 Kasım 1985 yılında olağanüstü kurultayda kendini feshederek SHP’ye katıldı. SHP Genel Başkanlığına Erdal İnönü seçildi.
1985
Fransa gizli servisine mensup iki ajan, Greenpeace gemisi Rainbow Warrior’u Yeni Zelanda’da batırmaktan suçlu bulundu.
1988
SHP’nin Beşiktaş’ta düzenlediği “referandumda hayır” gecesinde içinde Kürtçe sözcüklerin bulunduğu türküler söyleyip halaylar çektikleri gerekçesiyle haklarında dava açılan Grup Yorum’un 7 üyesi beraat etti.
1988
Federal Almanya’da düzenlenen “Yılmaz Güney’e ve Eserlerine Özgürlük” toplantısıyla ilgili olarak İstanbul DGM Savcılığı’nca açılan soruşturmada, toplantıya katılan yazar Demirtaş Ceyhun ve oyuncu İlyas Salman’ın ifadesi alındı.
1988
57 ülkede şubeleri bulunan PEN Yazarlar Kulübü’nün 1980 Askeri Darbecileri tarafından kapatılan Türkiye şubesi, Türk PEN Yazarlar Derneği adıyla 14 yazarın İstanbul Valiliği’ne başvurusuyla yeniden kuruldu. Kurucular Kurulu’nun toplantısında Dernek başkanlığına Yaşar Kemal seçildi.
1989
İdam cezasının kaldırılması için Türkiye Yazarlar Sendikası öncülüğünde imza kampanyası başlatıldı. Kampanyaya dair TYS’nin İstanbul Tünel binasında bir basın toplantısı düzenlendi.
1990
Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından 3 Kasım 1990’da iki Almanya birleşti.
1990
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı” Genel Merkezi İstanbul Harbiye’de hizmete açıldı.
1992
Demokrat Carol Moseley Braun, ABD Senatosuna seçilen ilk siyahi kadın oldu.
1993
22 Kasım 1992’de bir konferansta yaptığı konuşmada ‘Türk milleti sahtekardır’ diyerek ‘Türklüğü alenen tahkir ettiği’ iddiasıyla yargılanan Aziz Nesin, tek celsede beraat etti.  Nesin mahkemede, ‘Türk milleti sahtekardır şeklinde bir sözün üslubuna uygun olmadığını, ancak devlet sahtekarlığından, din ve eğitim konusunda yapılan sahtekarlıklardan bahsetmişimdir’ dedi.

Yazar Aziz Nesin
1994
Türkiye ile İsrail arasında “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İsrail Devleti Hükümeti Arasında Uyuşturucu ve Psikotrop Madde Kaçakçılığı ve Kullanımı, Terörizm ve Diğer Ağır Suçlarla Mücadelede İşbirliği Anlaşması” Kudüs’te imzalandı.
1994
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, müftülerin nikah kıymasını isteyerek, “Vatandaşlar resmi nikahtan sonra imam nikahı da kıydırıyor, bu zahmet çözülmeli” dedi.
1996
Literatürüne “Susurluk Skandalı” veya “Susurluk Kazası” olarak geçen kaza gerçekleşti. Mercedes’i kullanan İstanbul eski Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ, üzerinde Mehmet Özbay kimliği bulunan Ülkü Ocakları Birliği eski başkanı ve 1977 Bahçelievler Katliamı sanığı Abdullah Çatlı ve Melahat Özbay sahte kimlikli eski güzellik kraliçesi Gonca Us öldü. DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Bucak yaralı olarak kurtuldu. “Susurluk Olayı” adıyla anılan olaydaki arabanın içinde susturuculu silahlar bulundu.  Kazanın soruşturulması boyunca devletin gizli güvenlik güçleri. politikacılar ve organize suç örgütleri arasındaki karanlık ilişkiler ağı ortaya çıktı. Kamuoyu baskısı sonucunda araştırmalar yapıldı. Kutlu Savaş Raporu ile tüm ilişkiler ağı resmi olarak açıklandı.
1996
Türkiye’nin yakın tarihini işkence görmüş bir tiyatrocunun gözüyle irdeleyen ‘Tiyatrocu’ adlı oyunda emniyet güçlerini alenen tahkir ettikleri gerekçesiyle Ankara Birlik Tiyatrosu yönetmeni ve idarecisi hakkında Bursa 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nce dava açıldı.
2003
Hindistan’da Yüksek Mahkeme, Yeni Delhi’de resmi binaları basan Kutsal Makak Maymunlarını kentten sürme kararı aldı.
2003
Sinan Kayış’ın öldürülmesiyle ilgili davada yargılanan 2 sanıktan biri 16 yıl 3 ay, diğeri 11 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı. Duruşmanın ardından pankart açarak Adliye’den Eminönü İlçe’ye yürümek isteyen ÖDP’lilere polis copla müdahale etti. Olayda 3 avukat yaralandı.
2008
Eğitim-Sen’li kadınlar 14 yaşındaki kız çocuğunu tacizden tutuklu yargılanmakta olan Hüseyin Üzmez’in tahliyesi edilmesini protesto etti.
2016
Türkiye’de yürütülen soruşturmalar nedeniyle hakkında yakalama kararı bulunan Cumhuriyet gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’a, Almanya tarafından geçici pasaport verildiği öğrenildi.
2017
HDP Hakkari Milletvekili Selma Irmak‘ın yargılandığı davada karar verildi. Silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütü propagandası yapma suçlarından 10 yıl hapis cezasına hükmedildi.
2019
İsrail sınır polisinin silahsız bir Filistinliyi sırtından sünger uçlu mermiyle vurduğunu gösteren bir buçuk yıl öncesine ait görüntüler ortaya çıktı.

İsrail – Filistin Topraklarının Tarihsel Değişimini Gösteren Harita
2021
Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile üniversitelerdeki görevlerinden ihraç edilen ‘Barış Bildirisi’ imzacısı akademisyenlerin OHAL Komisyonu’na yaptıkları başvurularına ‘ret’ kararları verilmeye devam etti. “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisi imzacısı 5 akademisyen hakkında ‘ret’ kararı veren OHAL Komisyonu, Ankara Üniversitesi’ndeki görevlerinden 1 Eylül 2016 tarihinde ihraç edilen Araştırma Görevlisi Dr. Onur Can Taştan ve 6 Ocak 2017’de ihraç edilen Süreyya Karacabey hakkında da ‘ret’ kararı verdi.
2021
Taksiciler Odası Başkanı Eyüp Aksu‘nun, taciz suçu işleyen şoförlerin mesleğe geri dönebilmesini istediği ve Toplu Ulaşım Hizmetleri Kalitesi Değerlendirme Sistemi’nde (TUDES) değişiklik için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) açtığı davada, ‘taciz suçu işleyen şoförlerin taksicilik yapmasının engellenmesi’ maddesinin kaldırılmasının istendiği ortaya çıktı.
2021
Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2018 yılındaki bir twitter paylaşımı nedeniyle  “cumhurbaşkanına hakaret” ile suçlanan şair ve yazar Yılmaz Odabaşı’nın yargılandığı davada 11 ay 20 gün hapis cezası verilmesine hükmetti. Ceza ertelenmedi.

Yılmaz Odabaşı
2021
Festus Okey  cinayeti yargılamasında, İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 17 Mart 2021 tarihindeki 3. kararında sanık Cengiz Yıldız’ı “Olası kastla öldürme” suçundan iyi hal indirimi yaparak 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırmasının ardından sanık polisin avukatları ile cumhuriyet savcısının temyizi sonucu karar bozuldu. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 3 Kasım 2021 tarihli kararında, polis memuru Yıldız’ın “Olası kast” ile değil, “Taksir ile öldürmek” suçundan cezalandırılması gerektiğine karar verdi.
2022
Yargıtay tarafından, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olduğuna hükmedilen Sanasaryan Hanı hakkında Anayasa Mahkemesi kararı açıklandı: Mülkiyet hakkı ihlal edildi.
2022
Singapur Gıda Otoritesi (Singapore Food Agency/SFA) tarafından yapılan kamuoyu duyurusunda bir Türk firmasına ait sumak, tatlı biber ve tavuk baharatı ürünlerinde, gıdalarda kullanılması yasaklı olan kanserojen maddelerin bulunduğu ve bu firma ürünlerinin toplatıldığı bildirildi. Prof. Dr. Mehmet Köksal, yıllardır kullandığı baharatların yasaklı kanserojen madde içerdiğini ileri sürerek iki firmaya 35 bin liralık manevi tazminat davası açtı.
2022
Alaattin Çakıcı hakkında 2017 yılında cezaevinde hükümlü bulunduğu sırada “görevi yaptırmamak için direnme” suçunu işlediği iddiasıyla açılan davada, Keskin Asliye Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu 15 Ekim 2022 tarihli 9 ay 10 günlük hapis cezasına Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinde yapılan itiraz reddedildi. Karar, cezanın infazı için Keskin Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Ancak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı Kanun Yolları Bürosu, 25 Kasım’da Çakıcı’nın kesinleşen cezasına karşı istisna bir yol olan “kanun yararına bozma” talebiyle Yargıtay’a başvurdu, infaz aynı gün durduruldu.
2023
13 Kasım 2019’da görevden alınan ve yerine kayyım atanan Mazgirt’e bağlı Akpazar Belde Belediye Başkanı Orhan Çelebi Ankara 17’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada verilen karar gereğince Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nden tahliye edildi.
2024
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, Yenidoğan Çetesi soruşturmasını yürüten savcının görevden alındığına yönelik haberlerle ilgili “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “yargı organlarında görev yapan kamu görevlilerine karşı hakaret” ve “iftira” kapsamında soruşturma başlatıldı. Halk TV Haber Müdürü Dinçer Gökçe ve Gazete Pencere Yazı İşleri Müdürü Nilay Can  gözaltına alındı. Gökçe ve Can, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan Avukat İrem Çiçek tutuklamaya sevk edilmesinin ardından çıkarıldığı SCH tarafından verilen kararla, konutu terk etmeme tedbiri(ev hapsi) ile serbest bırakıldı.
2024
Uluslararası Af Örgütü, Osman Kavala’nın tutukluluğunun yedinci yıldönümü nedeniyle açıklama yaptı ve imza toplamayı sürdüreceğini açıkladı. Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, “Türkiye’yi, Osman Kavala ve dört Gezi tutuklusunu serbest bırakmaya çağırmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi. Yargıtay, Osman Kavala’ya yönelik ömür boyu hapis cezası ile Çiğdem Mater, Can Atalay, Mine Özerden ve Tayfun Kahraman hakkında 18’er yıl hapis cezalarını onamıştı.

3 Kasım – Hukuk Takvimi

Bahri Savcı

0
Prof. Dr. Bahri Savcı

Prof. Bahri Savcı, 26 Temmuz 1914 tarihinde Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde doğdu. İstanbul Erkek Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Mezuniyetinin ardından çeşitli memuriyetlerde bulundu. Doktora yapmaksızın doçent unvanını kazanmış, 1942 yılında asistan olarak girdiği SBF’de, 1954 yılında profesör oldu.

Bahri Savcı
Prof. Dr. Bahri Savcı

1961 Anayasasını hazırlamakla görevli Kurucu Meclis‘in Temsilciler Meclisi‘ne üye seçilen ve Anayasa Komisyonu‘nda görev aldı.

Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu’na başkanlık etti.

Türk kamuoyuna insan hakları kavramını tanıtmada öncülük etti  ve SBF’de İnsan Hakları Merkezi’nin kurulmasını sağladı.

12 Mart Dönemi‘nde TRT’de yapılan bir açık oturumda direnme hakkına ilişkin sözleri üzerine gözaltına alınarak 1 ay tutuklu kaldı. Hakkında açılan davada beraat etti.

1983 yılında yaş haddinden emekli olmasına 4 ay kala Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı’nın 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu‘na dayanarak verdiği emir üzerine öğretim üyeliği görevine son verildi.

Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucu üyesi olan Bahri Savcı 2 Kasım 1997 tarihinde yaşama veda etti.

MAKALELERİ VE KİTAPLARI

Prof. Bahri Savcı, mesleki dergilerde, günlük ve haftalık basın organlarında insan hakları, hukuk devleti, demokrasi, laiklik ve çağdaşlaşma konularına yönelik çok sayıda makale yayımladı.

İnsan Haklarının Kanun Yoluyla Korunması (1953), Laik Düşünce ve Hareketin Gerilemesindeki Tehlike (1958), Türkiye’de İnsan Haklarının Gelişimi (1959), Demokrasimiz Üzerine Düşünceler (1963), Batılı İlkeler Altında Demokrasileşme (1975), Bir Çağcıl Demokrasi Anlayışı (1976), Yaşam Hakkı ve Boyutları (1980), Atatürk Düşününün Özündeki Temel Öğeler (1981), Türk Devriminde Siyasal Hukuk Alanında Olanlar (1981) ve 1982’nin Getirdikleri (1983) yazmış olduğu kitapların bazılarıdır.

Mülkiyeliler Birliği Vakfı Bahri Savcı’ya Armağan (1986) adıyla çeşitli konulardaki incelemelerden oluşan ve onun Türk siyasal ve anayasal yaşamı hakkındaki incelemelerin oluşan kapsamlı bir kitap yayımladı.

Prof. Dr. Bahri Savcı Bibliyografyası 

Kitabın PDF formatını okuyabilirsiniz

Uluslararası Demokratik Avukatlar Birliği

0
Uluslararası Demokratik Avukatlar Birliği

Uluslararası Demokratik Avukatlar Birliği(IADL), ECOSOC ve UNESCO’ya danışma statüsü olan bir dünya çapında bir Sivil Toplum Örgütüdür. Örgüt, 1946 yılında Paris’te, faşizme karşı savaştan kurtulan ve Nuremberg Duruşmalarına katılan avukatların toplanmasıyla kurulmuştur.

IADL üyeleri bireysel avukatlar ve hakimler ile bölgesel ve ülkesel bağlantılı hukuk örgütlerinden oluşmaktadır. Birliğin üyeleri arasında doksan ülkeden avukatlar ve katılımcı hukuk dernek ve örgütleri bulunmaktadır.

Örgütün tüzüğü Haziran 2009’da yapılan Vietnam’daki XVII. Kongresi’nde yeniden düzenlenmiştir.

Birliğin Cenevre’de, Viyana’da ve Newyork’ta Daimi Temsilcisi ve BM Temsilciliği bulunmaktadır.

Uluslararası Demokratik Avukatlar Birliği, 1946 yılında Paris’te, faşizme karşı savaştan kurtulan ve Nuremberg Duruşmalarına katılan avukatların toplanmasıyla kurulmuştur.

Örgütün Amacı ve Çalışma Alanı

Uluslararası Demokratik Avukatlar Birliği, tüm ülkelerin avukatları ve avukat dernekleri arasında işbirliğini ve görüş alışverişini kolaylaştırmak, Birleşmiş Milletler Şartındaki amaçlara ulaşmak ve Avukatların ortak hareketlerini sağlamak için 1946 yılında kurulmuştur.

Örgüt, hukuk alanında, milletler arasında barış ve işbirliğinin sürdürülmesini teşvik etmek, demokrasi ilkelerinin uygulanmasını sağlamak, demokratik hak ve özgürlükleri savunmak ve geliştirmek ve insan haklarını savunmak ve teşvik etmeyi temel amaç edinmiştir.

Yargı bağımsızlığı ve hukuk mesleği için mücadele etmek örgütün en önemli çalışma alanlarındandır. Dünyadaki toplumların kalkınma haklarını ve ekonomik eşitliklerini korumak, bilimsel ilerlemeyi teşvik ve doğal kaynakları korumak diğer amaçlardır. Ayrıca, ekolojinin, doğanın ve insan sağlığının korunmasını sağlamak örgütün temel prensiplerindendir.

Örgütün Yaptığı Çalışmalar 

Uluslararası Demokratik Avukatlar Birliği, kurulduğu 1946 yılından itibaren insan haklarını ve uluslararası barışı baz alan çalışmalar yapmıştır. Birlik üyeleri, birçok ülkede ırkçılık, sömürgecilik, ekonomik ve politik adaletsizliği protesto etmişler ve hukuk mücadelesi yürütmüşlerdir.

Uluslararası Demokratik Avukatlar Birliği(IADL) birçok kampanya yürütmüş, BM organları ve uluslararası mahkemelerde kendi kaderini tayin hakkının ve ulusal insan haklarının korunmasının öneminin evrensel kabulü konularında etkilerde bulunmuştur.

Uluslararası Demokratik Avukatlar Birliği(IADL), ayrımcılık ve ırkçılıkla mücadele etmiş, BM’nin kitlesel ve kurumsallaşmış insan hakları ihlallerine müdahale etmesini sağlayacak etkinlikte çalışmalar yapmıştır. Bu çerçevede bir çok Birleşmiş Milletler Bildirisi ve Sözleşme hazırlanarak ülkelerin imzasına açılmıştır.

Örgüt,ırkçılığın insanlığa karşı bir suç olarak ilan edilmesini de içeren uluslararası ve iç hukukun temel kavramlarını oluşturmaya yardımcı olmuştur. Kadın ve çocukların tanınan yasal hakları; ve neredeyse evrensel kamu politikası, ırksal, dini, ekonomik ve kültürel ayrımcılık ve zulüm için yasal hukuk yolları olması gerektiğini kabul etmektedir.

Uluslararası Demokratik Avukatlar Birliğinin Bazı Faaliyetleri

Uluslararası Demokratik Avukatlar Birliği, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Nükleer silahların yasaklanmasını desteklemiş, Nükleer silahların küresel düzeyde yayılmasını önlemek ve uluslararası uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözümünü desteklemiştir.

Örgüt, 1951 yılında İran Şahının baskıcı rejimini kınamış, Afrika Ulusal Kongresi’ni desteklemiş, Adaletsiz Yasalara Karşı Direniş Kampanyası başlatmış, 1955 Afrika Ulusal Kongresi Özgürlük Anlaşmasını, 1960 yılında tüm dünyadaki IADL üyeleri, Sharpeville katliamını protesto etmişler, 1961’de Budapeşte’de toplanan IADL Kongresi, ABD’nin Vietnam’dan çekilmesini istemiştir.

Uluslararası Demokratik Avukatlar Birliği,1966’da Nelson Mandela ve diğer sanıkların serbest bırakılması için çalışmış, sonraki yıllarda petrol üreten ülkelerin uluslararası hukuka göre kendi doğal kaynaklarını kontrol etme haklarını savunmuştur. IADL,70’li yıllarda Güney Afrika, Angola, Gine Bissau, Kenya, Mozambik, Namibya, Kuzey İrlanda, Porto Riko ve dünyanın başka yerlerindeki halkların kurtuluş hareketlerini ve mücadelelerini desteklemiş, 1979 Camp David Anlaşmaları’na karşı çıkmıştır.

Uluslararası Demokratik Avukatlar Birliği, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını tanıyan adil ve kalıcı bir barışı desteklemek için kampanya başlatmış, 1982 yılında Ortadoğu’da Filistin ve Barış Avukatları Daimi Komisyonu kurmuştur. Birlik, 1984 yılında Nelson Mandela‘ya Özgürlük Kampanyasını Organize etmiş, 1989 yılında Namibya’da yapılan ilk demokratik seçimlere Yasal Gözlemci olmuştur. İADL heyeti 1995 yılında Pekin’deki BM Kadın Hakları Konferansı’na katılmıştır. Bu konferansta BİRLEŞMİŞ MİLLETLER PEKİN DEKLARASYONU (Dünya Kadın Konferansı) ıyor.

Uluslararası Demokratik Avukatlar Birliği’nin kuruluşunun 50. yılında XIV. Kongresi yapılmış, 1996 yılında Güney Afrika’nın Capetown şehrinde yapılan kongreye beş kıtadan avukatlar, hukukçular ve hukuk profesörleri, Nelson Mandela’nın himayesinde yapılan 50. yıl kongresine katılmışlardır.

Birlik Üyesi Kuruluşlardan Bazıları 

Bangladeş Demokratik Avukatlar Birliği

Hindistan Avukatlar Birliği

Endonezya Avukatlar Birliği

Japon Avukatlar Uluslararası Dayanışma Organizasyonu

Nepal Profesyonel Avukatlar Derneği

Pakistan Demokratik Avukatlar Derneği

Filipinler Halk Avukatlar Ulusal Birliği

Vietnam Avukatlar Birliği

Bask Avukatlar Demokrasi ve İnsan Hakları Derneği

Belçika Avukatlar Birliği

Bulgar Hukukçuları Birliği

Sol Kanat Avukatlar Forumu

İspanya Demokratik Avukat Ağı

Haldane Sosyalist Avukatlar Derneği

Arap Avukatlar Derneği

Küba Hukukçular Birliği

Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Avukatlar Birliği

Amerika Birleşik Devletleri Siyah Avukatlar Ulusal KonferansıFilistin İnsan Hakları MerkeziFilistin Barolar Birliği

Türkiye Çağdaş Avukatlar Derneği

Amerikan Hukukçular Derneği

COLAP (Asya ve Pasifik Avukatları Konfederasyonu)

Avrupa Demokrasi ve Dünya İnsan Hakları Avukatlar Birliği

2 Kasım – Hukuk Takvimi

0
2 Kasım - Hukuk Takvimi

2 Kasım – Hukuk Takvimi – Hukuk Tarihinde Bugün

1791
Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi’nde kadın yurttaşların göz ardı edildiğini ileri sürerek Fransız Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisi‘ni yazan Olympe de Gouges Gouges, tüm insanlığı erkeklerden ibaret görenlere karşı; “Titreyin, çağdaş Tiranlar! Mezarımın derinliklerinden duyulacak sesim. Cesaretim, sizin daha barbar davranmanıza neden oluyor.” dedi. Olympe de Gouges, ertesi gün giyotinle idam edilecekti.

Olympe de Gouges
1917
Yahudi halkının yeniden doğuş hakkını ifade eden 2 Kasım 1917 tarihli Balfour Deklarasyonu ilan edildi. Deklarasyon, Lloyd George‘un başbakanlığındaki Britanya hükümeti dışişleri bakanı olan Arthur James Balfour‘un girişimiyle hazırlandı. Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulmasını amaçlıyordu.

Arthur James Balfour
1918
Haklarında arama ve tutuklama kararı çıkarılması üzerine; Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa, beraberindekilerle birlikte, bir Alman gemisi ile firar etti.
1922
TBMM’nin gizli oturumunda Lozan Konferansı’na katılacak heyetin Hükümetçe belirlenmesi kararı alındı.
1929
Pakistanlı hukukçu ve 9. cumhurbaşkanı Muhammad Rafiq Tarar, doğdu. 1955 yılında Lahor Hukuk Okulu‘ndan hukuk diploması aldı. 1971 yılında Pencab İş Mahkemesi Başkanı oldu ve 1974 yılında Lahor Yüksek Mahkemesi üyeliğine seçildi. 1989 yılında yüksek mahkemenin başkanlığına getirildi ve 28. Başyargıç oldu. Pakistan Seçim Komisyonu üyeliği görevini  üstlendi. 1991’de Pakistan Yüksek Mahkemesi üyeliğine seçildi ve 1994 yılında yaş haddinden emekli oldu. Mahkemeden emekli olduktan sonra Pakistan Müslüman Birliği’ne davet edildi ve 1997 seçimlerinde Pakistan Senatosu üyeliğine seçildi. 31 Aralık 1997 tarihinde mevcut cumhurbaşkanının görev süresinin dolması nedeniyle yapılan seçimlerde parlamento üyelerinin büyük çoğunluğunun oyunu alarak cumhurbaşkanı oldu. Düşük profilli bir görev yürüttü ve, kendi döneminde Cumhurbaşkanının yetkilerini kısıtlayan Anayasa değişikliklerini onayladı.

Muhammad Rafiq Tarar
1934
Atatürk Soyadı  Mustafa Kemal’e 2 Kasım 1934 tarihinde verildi. Atatürk Soyadının verilmesine ilişkin 2587 Sayılı KEMAL ÖZ ADLI CÜMHUR REİSİMİZE VERİLEN SOY ADI HAKKINDA KANUN 27 Kasım 1934 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi.
1936
İtalyan diktatör Benito Mussolini Roma-Berlin anlaşmasını ilan etti, Mihver Devletleri bloğunun temelleri atıldı.
1938
Hukukçu, gazeteci, yazar, siyasetçi ve fikir adamı Mehmet Celâl Nuri İleri yaşamını yitirdi.  (Doğumu: 15 Ağustos 1881, Gelibolu)  Yüksek öğrenimini İstanbul Hukuk Mektebi’nde tamamladı. Hukuk öğrenimi devam ederken Fransızcasını ilerletmek amacıyla Hariciye Nezareti Tahrirât-ı Hariciye Kalemi’ne devam etti. II. Meşrutiyet’in ilanından önce aynı okulda kamu hukuku alanında doktorasını tamamladı. Çalışma hayatına avukat olarak başladı ancak gazeteciliği ile öne çıktı. Le Courrier d’OrientJeune TurcTaninİkdam gibi Türkçe ve Fransızca pek çok gazetede ve İçtihatTürk YurduResimli Kitap gibi dergilerde makaleler yayımladı. 50 civarında kitap ve 2200’den fazla makale yayımladı. Yazılarında meşrutiyetin hukuki boyutunu, Osmanlı Devleti’nin çöküş sebeplerini tartışarak II. Abdülhamit’i ve devrin hükümetlerini eleştirdi. Osmanlı Devleti’nden Cumhuriyet’e geçişte önemli figürlerden ve cumhuriyetin fikrinin mimarlarından oldu. Çok sayıda ülkeye seyahat etti ve gezileri hakkında yazılar yazdı. Hukuk profesörü Suphi Nuri Bey’in ağabeyidir.

Celâl Nuri İleri
1953
Pakistan Kurucu Meclisi aldığı bir kararla ülkenin adını Pakistan İslam Cumhuriyeti olarak değiştirdi.
1960
Birleşik Krallık’ta kurulu Penguin Books Yayınevi, basmış olduğu ‘Lady Chatterley’in Sevgilisi adlı kitabın müstehcenlik içerdiği iddiasıyla yargılandığı davadan beraat etti. Bir Lady ile bir koru bekçisi arasındaki tutku dolu ilişkiyi anlatan roman, yayımlandığı pek çok ülkede büyük tartışmalar doğurdu. Yazar, David Herbert Richards Lawrence’ın eseri, ölümünden otuz yıl sonra, 1960 yılında sansürsüz olarak yayınlanabilmişti.

Lady Chatterley’in Sevgilisi
1963
Vietnamlı hukukçu ve devlet başkanı, Ngo Dinh Diem, öldürüldü. (Doğumu: 3 Ocak 1901) 1918’de Vietnam’da bürokrat yetiştiren bir Fransız okulu olan Kamu Yönetimi ve Hukuk Okuluna girdi. 28 yaşında 300 köyden sorumlu olduğu tuần phủ pozisyonuna getirildi. 1929’da Bình Thuận ilinin valisi oldu ve komünistlerce organize edilen köylü isyanlarının bastırılmasında Fransız güçlerine yardım etti. 1933 yılında içişleri bakanı olarak görev yaptı. Fransız yönetimi Vietnam’da parlamento kurulması da dahil olmak üzere sunduğu siyasi reform önerilerini reddedince göreve gelişinden üç ay sonra istifa etti. Daha sonra ülkeden kaçma zorunda kaldı.1954’te Güney Vietnam’da ABD desteğinde kurulan hükûmetin başına geçmek üzere sürgünden döndü. 26 Kasım 1955 – 2 Kasım 1963 tarihlerinde Güney Vietnam devlet başkanlığını yürüttü. 1 Kasım 1963’te gerçekleştirilen ve ABD’nin de gizlice desteklediği darbeden bir gün sonra öldürüldü.

Ngo Dinh Diem, 4 Nisan 1955 tarihinde Time Dergisi kapağına konu olmuştu.
1965
Norman Morrison isimli ABD vatandaşı Vietnam Savaşı’nı protesto etmek için ABD Savunma Bakanlığı binasının önünde kendini ateşe verdi.
1976
Sansür Kurulu tarafından üç kez yasaklandıktan sonra  Danıştay 12. Dairesi tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararı sonucunda gösterime girebilen ‘Kara Çarşaflı Gelin’ İstanbul’da bazı ülkücü grupların tehditleri nedeniyle başta Beyazıt’taki Marmara Sineması olmak üzere birçok sinemada gösterim  yapamadı. Filmin yönetmenliğini Süreyya Duru ve senaristliğini ise Vedat Türkali yapmıştı.
1978
Ferhat Tüysüz ve Veli Can Oduncu’nun da aralarında olduğu 13 “ülkücü” Sağmalcılar Cezaevi’nden firar etti.
1982
Milli Eğitim Bakanlığı yatılı öğrenciler için yemekten sonra, ‘Tanrımıza hamdolsun, milletimiz var olsun’ deneceği yönünde bir karar aldı.
1987
Mehmet Emin Artuk, 2 Kasım 1987 tarihinde Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde “Mukayeseli Çocuk Muhakemesi Hukuku” adlı çalışmasıyla doçentliğe atandı ve Ceza ve Ceza Usulü Hukuku Doçenti unvanını kazandı. Artuk, 21 Eylül 1993 tarihinde Hukuk Profesörü oldu.

Prof. Dr. Mehmet Emin Artuk
1988
Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde derse sokulmayan baş örtülü kız öğrenciler ölüm orucuna başladı.
1989
Kadın örgütleri, cinsel tacize dikkat çekmek için ‘Bedenimiz Bizimdir, Cinsel Tacize Hayır’ kampanyası başlattı. Karaköy-Kadıköy vapurunda yapılan basın açıklaması sonrası kadınlara mor iğne dağıtıldı. Kampanya, ‘Mor İğne’ adıyla duyuldu.
1991
Dev-Sol tutuklularının firarının ardından Ankara Merkez Cezaevi’nde baskıların arttığı gerekçesiyle bir grup mahpus açlık grevine başlaması üzerine cezaevindeki 38 mahpus Eskişehir Özel Tip Cezaevi’ne nakledildi.
1992
Son 1 yıl içinde çeşitli tarihlerde gözaltına alındıktan sonra kaybedilen yedi kişinin yakınları açlık grevine başladı.
1994
Beşiktaş, Sarıyer, Beykoz ve Üsküdar’da hukuk dışı imar imkanı sağlayan Dalan dönemine ait Boğaziçi planları mahkeme kararıyla durduruldu. Dönemin RP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve bazı inşaat şirketlerinin itirazları Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedildi.
1997
Prof. Dr. Bahri Savcı, 1914 yılında Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde doğdu. İstanbul Erkek Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Mezuniyetinin ardından çeşitli memuriyetlerde bulundu. 1942 yılında asistan olarak girdiği SBF’de, 1954 yılında profesör oldu. 1961 Anayasasını hazırlamakla görevli Anayasa Komisyonu‘nda görev aldı. Türk kamuoyuna insan hakları kavramını tanıtmada öncülük etti ve SBF’de İnsan Hakları Merkezi’nin kurulmasını sağladı. 12 Mart Dönemi‘nde direnme hakkına ilişkin sözleri üzerine gözaltına alınarak 1 ay tutuklu kaldı. Hakkında açılan davada beraat etti. 1983 yılında yaş haddinden emekli olmasına 4 ay kala öğretim üyeliği görevine son verildi. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucu üyesi oldu. Çok sayıda eser bıraktı.

Prof. Dr. Bahri Savcı
1990
Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın(TİHV) Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 15.02.1990 tarihli, E:1989/797, K:1990/90 sayılı kararıyla kurulmasına Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılan itiraz Yargıtay 6.Hukuk Dairesi’nce reddedildi, TİHV, yargı kararıyla tüzel kişilik kazandı.
2000
Aynı zamanda hukukçu olan Leon Troçki’nin İstanbul’daki sürgün yıllarını anlatan “Büyükada’da Sürgün” belgeseli Milano Uluslararası Film Festivali’nde birinci oldu.
2001
Unesco Kültürel Çeşitlilik Evrensel Bildirgesi 2 Kasım 2001 tarihinde kabul ve ilan edildi. 21 Mayıs Diyalog ve Kalkınma için Dünya Kültürel Çeşitlilik Günü ise (World Day for Cultural Diversity for Dialogue and Development) 2002 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 57/249 sayılı kararı ile kutlanmaya başlandı.
2004
Anayasa Mahkemesi, 11 yıl aradan sonra Yüce Divan sıfatıyla yargılama yaptı. ANAP’lı Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanları Cumhur Ersümer ve Zeki Çakan’ı yargılamaya başladı.
2011
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu; 6 Nisan 2011 tarihli ve 6223 sayılı Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak, Bakanlar Kurulu tarafından 26 Eylül 2011 tarihinde kararlaştırıldı ve 2 Kasım 2011 tarih, 28103 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanan “660 sayılı Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile resmen kuruldu. uluslararası gelişmelerin gereği olarak Türk Ticaret Kanunu ile öngörülen bağımsız denetim alanını düzenlemek ve finansal raporların uluslararası standartlarla uyumlu olarak düzenlenerek denetlenmesini sağlayacak standartlar koymak ve etkin bir kamu gözetimini gerçekleştirmek amacıyla kurulan KGK, idari özerkliğe sahip bir Üst Kuruldur.

Kamu Gözetimi Kurumu
2013
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu,  2 Kasım gününü Gazetecilere Karşı Suçlarda Cezasızlıkla Mücadele Uluslararası Günü (International Day to End Impunity for Crimes Against Journalists) olarak ilan etti.
2016
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’a, terör örgütü propagandası suçundan verilen 10 aylık hapis cezasını onadı.
2021
Prof. Dr. Hüseyin Ali Nesin, Cumhurbaşkanı’na “Tımarhane Müdürü” demesi nedeniyle Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinde Cumhurbaşkanına Hakaret suçunda yargılandığı davada beraat etti.  Nesin, “Benim paylaşımımda Cumhurbaşkanına bir hakaret yok. Tımarhane müdürleri akıllıların arasından seçilir.” dedi.
2023
Nepal’de Türkiye’deki depremzedeler için para topladıklarını iddia eden ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in imzasını kullanan bir dolandırıcılık çetesi ortaya çıkarıldı.Suruchi Bhujel adlı kadının, hem Türkiye’deki depremzedelere yardım topladığını iddia ederek hem de Türkiye’de istihdam vaat ederek 90 kişiyi 2.5 milyon rupi (yaklaşık 530 bin TL) dolandırdığı açıklandı. Suruchi Bhujel’in gözaltına alındığı, aynı soruşturma kapsamında eşi Binod Shrestha ve erkek kardeşi Sujan Bhujel hakkında arama kararı çıkarıldığı açıklandı.
2023
Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışmak amacıyla yazdığı makalede örgüt propagandası” yaptığı iddiasıyla hakkında açılan davada verilen 1 yıl 3 ay hapis cezası onanan Yazar Dilşa Kocakaya yakalanarak cezaevine gönderildi.
2023
Kısa Dalga yazarı, Gazeteci Cengiz Erdinç gözaltına alındı. Erdinç’in gözaltına alındığını avukatı Vural Ergül, sosyal medya hesabından duyurdu. Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde bulunan evinden gözaltına alınan Erdinç’in Ankara’ya götürüldüğü, bilgisayarına ve cep telefonuna el konulduğu öğrenildi.
2023
birgun.net Yayın Koordinatörü Uğur Koç, Uğur Şahin ve İsmail Arı hakkında “Yağmaya fren’ başlığıyla yayımlanan haberlerde ‘dezenformasyon’ olduğu gerekçesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı açıklandı.
2023
Avukat Erdal Çelik, Sultangazi’de bulunan evinin önünde motosikletli, kar maskeli 2 kişinin silahlı saldırısına uğradı. Çelik ve yanında bulunan kızı saldırıdan yara almadan kurtulurken, üç mermi araçlarına isabet etti.
2023
İstanbul Barosu, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen Can Atalay’ı tahliye etmeyerek dosyayı Yargıtay’a gönderen  13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı’nı HSK’ye şikayet etti. Mahkeme, 28 çuvaldan oluşan dava dosyasını Yargıtay’a gönderdi.

Yargı Kurumlarını Hukuk Devletine Bağlı Olmaya ve Saygı Duymaya Davet Ediyoruz
2023
Karabük’te, Fiyos Çayı’nda cansız bedeni bulunan 17 yaşındaki Gabonlu öğrenci Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga’nın cinayet şüphelisi hakkında Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ‘kısıtlılık kararı’ alarak yürüttüğü soruşturma tamamlanarak iddianame hazırlandı. Sanık D.A.’nın ‘çocuğun cinsel istismarına teşebbüs’ suçundan 15 yıla kadar, ‘kendini savunamayacak durumda olan kişiyi suçu gizlemek ya da yakalanmamak amacıyla kasten öldürme’ suçundan ise ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi. Cinayetle ilgili gözaltına alınan 7 kişi hakkında ise takipsizlik kararı verildiği anlaşıldı. İddianame Karabük Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
2023
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından, T24 sitesi yazarı Tolga Şardan’ın “MİT’in Cumhurbaşkanlığı’na sunduğu ‘yargı raporu’nda neler var?” başlıklı yazısı hakkında erişimin engellenmesi kararı verildi.
2023
Suç işlemek maksadıyla örgüt kurmak, kara para aklamak ve vergi kanununa muhalefet suçlarıyla haklarında yakalama kararı çıkarılarak gözaltına 17 kişi le birlikte gözaltına alınarak malvarlıklarına tedbir konulan Dilan Polat-Engin Polat çiftine ait ev ve işyerlerindeki lüks araçlar çekicilere yüklenerek İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

2023
  • İsrail’in, Gazze’de Cibaliye ile Bureij mülteci kamplarını bombaladığı, en az 44 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. CNN’de çatışmalara ilişkin açıklamalarda bulunan ve dili sürçen İsrail Başbakanlık Sözcüsü Tal Heinrich, “İsrail sivillerden başkasını hedef almıyor” ifadelerini kullandı.
  • Halk TV Özel Haber Muhabiri Dinçer Gökçe, “Çete lideri T.D. ve E. D’ye tahliye kararı” haberi ile ilgili olarak gözaltına alındı. Gökçe, Bakırköy Cumhuriyet Savcılığında ifade verdikten sonra çıkarıldığı hakimlik tarafından adli kontrol kaydı ile serbest bırakıldı.
2024
Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, 9 aylık bebeğin cinsel istismar edildiği iddiasıyla başlatılan soruşturmada tutuklanan babanın cezaevinde intihar ettiği açıklandı.
2024
Şişli’de 6 yaşındaki çocuğu öldüren M.Ö. tutuklandı.
2024
İstanbul İdare Mahkemeleri’nde açılan davalarda, Vakıf üniversitelerinde çalışan asistan hekimlerin  kamu hastanelerindekilerle aynı ücretin verilmesi gerektiğine hükmedildi. Talepleri haklı bulan mahkemeler, hekimlerin geçmişe yönelik farkları da alabileceğine hükmetti. 
2024
Bir sokak röportajında Kürt meselesine ilişkin konuşurken “Ben Türk değilim” demesi nedeniyle sosyal medyada gündem olarak gözaltına alınan ve silahlı örgüt propagandası yapmakla suçlanan Kürd Öncüleri Derneği Başkanı Ali Çeven Çağlayan Adliyesinde sevk edildiği hakimlik tarafından tutuklandı.

2 Kasım – Hukuk Takvimi

Saltanatın Kaldırılması

0

Saltanatın Kaldırılması, 1 Kasım 1922 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 308 nolu “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, hukuku hâkimiyet ve hükümraninin mümessili hakikisi olduğuna dair” adlı kararname ile gerçekleşmiştir. Bu kararnameden 1 gün önce kabul edilen 307 nolu kararname ise “Osmanlı imparatorluğunun inkıraz bulup Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti teşekkül ettiğine dair” çıkarılmıştır. Arka arkaya çıkarılan iki kararname sonucunda Osmanlı İmparatorluğu resmen sona ermiş, saltanat kaldırılmış ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti teşekkül etmiştir.

Loader Loading...
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Mustafa Kemal Atatürk saltanatın kaldırılması ile ilgili olarak; “Milletin saltanat ve hâkimiyet makamı yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Ve bu makamı hâkimiyetin hükümetine, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti derler. Bundan başka bir makamı saltanat, bundan başka bir heyeti hükümet yoktur ve olamaz.” demiştir.

Hıyanet-i Vataniye Kanunu‘nda, saltanatın kaldırılmasına dair kararnameye karşı muhalefet etmek ve yeni kurulan millet meclisine karşı düşünce veya uygulamalarıyla veya yazdıkları yazılarla muhalefet ve bozgunculuk etmek vatan hainliği kapsamına alınmıştır.

Kararnamenin ilanından sonra sadrazam Tevfik Paşa başkanlığında 4 Kasım günü son toplantısını yapan Osmanlı hükûmeti istifasını padişaha sunmuştur. 5 Kasım’da Ankara hükumetinin İstanbul’daki temsilcisi Refet Paşa (Bele); tüm bakanlık müsteşarlarını Divanyolu’ndaki Şark Mahfilinde toplayarak her türlü faaliyete son vermelerini tebliğ etmiştir. 7 Kasım’da Babıali’deki başbakanlık dairesi resmen boşaltılmış ve Osmanlı Devleti’nin resmî gazetesi olan Takvim-i Vekayinin yayınına son verilmiştir.

Son padişah Mehmed (Vahideddin) 17 Kasım sabahı Boğaziçi’nde demirli bulunan İngiliz zırhlısı HMS Malaya aracılığıyla Malta’ya sığınmıştır.  19 Kasım’da TBMM, veliaht Abdülmecid Efendi’yi halife ilan etmiş, 3 Mart 1924’te çıkarılan 431 sayılı Hilafetin İlgasına ve Hanedan-ı Osmani’nin Türkiye Cumhuriyeti Memalik-i Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun ile halifelik kaldırılmış ve tüm Osmanlı Hanedanı mensupları yurt dışına sürgün edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin, hukuku hâkimiyet ve hükümraninin mümessili hakikisi olduğuna dair
Kararname No: 308

Bir kaç asırdır Saray ve Babıâlinin cehalet ve sefaheti yüzünden Devlet azîm felâketler içinde müthiş bir surette çalkandıktan sonra nihayet tarihe intikal etmiş bulunduğu bir anda Osmanlı İmparatorluğunun müessis ve sahibi hakikisi olan Türk milleti Anadolu’da hem haricî düşmanlarına karşı kıyam etmiş, hem de o düşmanlarla birleşip millet aleyhine harekete gelmiş olan Saray ve Babıâli aleyhine mücahedeye atılarak Türkiye’de Büyük Millet Meclisi ve onun Hükümeti ve ordularını bitteşkil haricî düşmanlar, Saray ve Babıâli ile fiilen ve müsellehan ve malûm müşkülâtı şedide ve mahrumiyeti elime içinde cidale girişmiş, bugünkü halâs gününe vasıl olmuştur.

Türk milleti Saray ve Babıâlinin hıyanetini gördüğü zaman Teşkilâtı Esasiye kanununu ısdar ederek onun birinci maddesiyle hâkimiyeti Padişah’tan alıp bizzat millete ve ikinci maddesiyle icraî ve teşriî kuvvetleri onun yedi kudretine vermiştir. Yedinci madde ile de harp ilânı, sulh akdi gibi bütün hukuku hükümraniyi milletin nefsinde cemeylemiştir.

Binaenaleyh; o zamandan beri eski Osmanlı İmparatorluğu tarihe intikal edip yerine yeni ve millî bir Türkiye Devleti, yine o zamandan beri Padişahlık merfu olup yerine Türkiye Büyük Millet Meclisi kaim olmuştur. Yani bugün İstanbul’da bulunan heyet mevcudiyetini usulen himaye edecek hiç bir meşru ve gayriecnebi kuvvete ve müzahereti milliyeye malik olmayıp bir zilli zail halindedir. Millet şahsi hükümranlık ve saray halkı ve etrafının sefahati esası üzerine müessis bir Saltanat yerine asıl halk kütlesinin ve köylünün hukukunu himaye ve saadetini tekeffül eden bir halk Hükümeti idaresi tesis ve vazetmiştir. Hal böyle iken İstanbul’da düşmanlarla teşriki mesai etmiş olanların elan hukuku Hilâfet ve Saltanat ve hukuku Hanedandan bahseylemelerini görmekle müstağrakı hayret bulunuyoruz. Tevfik Paşanın telgrafı kadar garip ve acip ve hilafı mevâka bir vesika tarihte nadir görülmüştür.

Binaenaleyh Türkiye Büyük Millet Meclisi berveçhiati mevaddı neşir ve ilâna karar vermiştir:

1. Teşkilâtı Esasiye kanuniyle Türkiye halkı, hukuku hâkimiyet ve hükümranisinin mümessili hakikisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin şahsiyeti mâneviyesinde gayrikabili terk ve tecezzi ve ferağ olmak üzere temsile ve bilfiil istimale ve iradei milliyeye istinat etmiyen hiç bir kuvvet ve heyeti tanımamağa karar verdiği cihetle misakı millî hudutları dahilinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinden başka şekli Hükümeti tanımaz. Binaenaleyh Türkiye halkı hâkimiyeti şahsiyeye müstenit olan İstanbul’daki şekli Hükümeti 16 Mart 1336 dan itibaren ve ebediyen tarihe müntakil addeylemiştir.

2. Hilâfet, Hanedanı Âli Osmana ait olup; Halifeliğe Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bu Hanedanın ilmen ve ahlâkan erşet ve eslâh olanı intihap olunur. Türkiye Devleti Makamı Hilâfetin istinatgahıdır. (Cilt: 24 – Sayfa: 328)      1/2 teşrinisani 1338

Osmanlı imparatorluğunun inkıraz bulup Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti teşekkül ettiğine dair
Kararname No: 307

Osmanlı İmparatorluğunun münkariz olduğuna ve Büyük Millet Meclisi Hükümeti teşekkül ettiğine ve yeni Türkiye Hükümetinin Osmanlı İmparatorluğu yerine kaim olup onun hududu millî dahilinde yeni vârisi olduğuna ve Teşkilâtı esasiye kanuniyle hukuku hükümrani milletin nefsine verildiğinden İstanbul’daki Padişahlığın madum ve tarihe müntakil bulunduğuna ve İstanbul’da meşru bir Hükümet mevcut olmayıp İstanbul ve civarının Büyük Millet Meclisine ait ve binaenaleyh oraların umu m idaresinin de Büyük Millet Meclisi memurlarına tevdi edilmesine ve Türk Hükümetinin hakkı meşruu olan Makamı hilâfeti esir bulunduğu ecnebilerin elinden kurtaracağına karar verildi (Cilt: 24 – Sayfa: 311)   30 teşrinievvel 1338

Kimse ifade özgürlüğünü kullandığı için sınır dışı edilemez

0

“Kimse ifade özgürlüğünü kullandığı için sınır dışı edilemez” başlığını taşıyan bildiri; sosyal medyada yayımlanan bir sokak röportajında Suriyeli mültecilerin hedef alınmasına tepki göstermek amacıyla muz yeme görüntülerinin paylaşılması üzerine bazı Suriyelilerin sınır dışı edilmesi kararına karşı 16 kurum ve sivil toplum örgütü tarafından 1 Kasım 2021 tarihinde açıklanmıştır.

Kimse ifade özgürlüğünü kullandığı için sınır dışı edilemez

Bir sokak röportajında, mültecilerin muz yediği fakat Türkiyeli vatandaşların yiyemediği söylemi üzerine mülteciler, sosyal medya kanalları üzerinden tepki videoları paylaşmışlardır.

Yıllardır özellikle siyasilerin ve medyanın hedef göstermesi sonucunda derinleşen ekonomik krizin tüm sorumlusunun mülteciler olarak görülmesi kutuplaşmayı arttırmıştır. Bir arada yaşama yönelik bir söylemin hâlâ oluşturulmamış olması ise, bugünkü çatışmaların kaynağını oluşturmaktadır.

Göç İdaresi Başkanlığı, 27 Ekim 2021 tarihinde yaptığı basın açıklamasında, bu söyleme tepki veren kişileri “provakatör” olarak belirtmiş ve 7 kişi hakkında sınır dışı kararı verileceğini duyurmuştur. Daha sonra, konuyla ilgili “provakatör” paylaşım yapan 11 kişinin gözaltına alındığına ve bu “provakatör” videoları paylaşan 31 kişinin de kimliğinin belirlendiğine dair haberler medyada yer almıştır.

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraftır ve sözleşmenin 10. Maddesi “Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamları tarafından müdahale edilmeksizin ve ulusal sınırlar dikkate alınmaksızın, görüş sahibi olma, bilgi ve düşüncelerini edinme ve yayma özgürlüğünü içerir” der.

Ayrıca, 1951 Mültecilerin Hukuku Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesi’nin 33. Maddesine göre “Hiçbir taraf devlet, bir mülteciyi, ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına, her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade etmeyecektir”; bu maddeye ülkelerin çekince koyma hakkı tanınmamaktadır.

6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54. Maddesi kimlerin sınır dışı edilebileceğini belirtir. Şiddet içermeyen, şiddeti özendirmeyen, muz yiyerek bir tepki ortaya koyan eylem, YUKK 54. Maddenin hiçbir bendinde sınır dışı nedeni olarak belirtilmemektedir. Böyle bir eylemin “kamu düzeni veya kamu güvenliğine tehdit olması” ihtimali ise, ifade özgürlüğüne ağır bir darbe anlamına gelir. YUKK 54. Madde ile birlikte düşünülmek zorunluluğu olan, 55. Madde ve amir hüküm niteliğindeki 4. Madde de, muz yeme videosu paylaşımı veya şiddet içermeyen herhangi bir paylaşım veya ifade nedeniyle, bir kişi hakkında sınır dışı kararı alınamayacağına açık bir biçimde hükmeder. Bir suç varsa, şiddet içermeyen bir tepkiyi tetikleyen ve bu tepkiye karşı, mültecilere yönelik ayrımcılık ve nefret söylemini körükleyen paylaşımlardır.

Mültecilerin sosyal medyada verdiği tepki tamamıyla ifade özgürlüğü kapsamındadır ve kimse ifade özgürlüğünü kullandığı için sınır dışı edilemez. Türkiye’yi ulusal mevzuatına uymaya ve uluslararası sözleşmelerde verdiği sözü tutmaya davet ediyoruz ve öncelikle söz konusu paylaşımları yapan mülteciler için sınır dışı işlemlerinin bir an önce durdurulmasını talep ediyoruz. Ayrıca, her an, mültecilere yönelik ayrımcı ve nefret söylemi üretenlere karşı gerekli yargısal önlemlerin alınmasını talep ediyoruz.

BİLDİRİYE İMZA ATAN KURULUŞLR 

Eşitlik Çalışmaları Derneği
Fikir ve Sanat Derneği Çocuk Hakları Merkezi (FİSA)
Göç Araştırmaları Derneği (GAR)
Hak İnisiyatifi
Halkların Köprüsü Derneği
İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM)
İnsan Hakları Derneği (İHD)
İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD)
İzmir Barosu
Kaos-GL
Konak Kent Konseyi Mülteci Meclisi
Medya ve Göç Derneği
Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der)
Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV)
Van Barosu Göç ve İltica Komisyonu
Yurttaşlık Derneği

1 Kasım – Hukuk Takvimi

0

1 Kasım – Hukuk Takvimi

1530

Modern siyaset biliminin temellerini atan Fransız yazar, düşünür, yargıç ve siyasetçi Etienne de La Boétie doğdu. Orléans Üniversitesi’nden hukuk fakültesi diploması aldı.(Ölümü: 18 Ağustos  Kasım 1563) Orléans Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. II. Henri’nin onayıyla Bordeaux Parlamentosu’nda danışman olarak görev yaptı. Danışmanlığın yanında diplomatik arabuluculuk işleri yürüttü. Ksenofon ve Plutarkhos’un eserlerini Fransızcaya çevirdi. Hukuk ve siyaset felsefesi ile ilgili çalışmalar yürüttü. Pierre de Ronsard’un da içinde bulunduğu bir şair topluluğuyla yakın ilişkiler kurdu ve şiirler yazdı. Mutlak monarşiye ve otoriterliğe karşı çıktı. En önemli eseri olan Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev, bazı Protestan düşünürler için esin kaynağı oluşturdu ve sonraki nesiller için sarsıcı etkiler bıraktı. Montaigne’in en yakın dostu olarak bilinmektedir. 33 yaşında ölmesine rağmen ardılları tarafından referans gösterildi. Hakkında birçok kitap yazıldı.

Étienne de La Boétie
1762

İngiliz hukukçu ve devlet adamı, Spencer Perceval doğdu. (Ölümü: 11 Mayıs 1812) Trinity College‘da eğitim gördü. 1786’da, hukuk eğitimi veren bir kuruluş olan Lincoln’s Inn’in kararıyla baroya kabul edildi. 1796’da kralın danışmanı oldu. Aynı yıl Parlamento’ya girdi. 1801’de başsavcı yardımcılığına atandı. 1802’de başsavcı oldu. 1807’de maliye bakanlığına getirildi. 4 Ekim 1809’da Portland dükünün yerine başbakan oldu. 4 Ekim 1809–11 Mayıs 1812 tarihleri arasında başbakanlık yaptı. Kendisinden önceki hükûmetlerin yıkılmasına yol açan dinsel hoşgörü politikasını terk eden Perceval, hükûmete karşı kişisel bir şikayette bulunmak için kendisine başvuran ve yanıt alamayan John Bellingham adlı bir akıl hastası tarafından Avam Kamarası’nda vurularak öldürüldü. Suikast sonucu yaşamını yitiren ilk ve tek Birleşik Krallık başbakanıdır.

İngiltere’nin hukukçu başkanlarından Spencer Perceval
1831

İlk Resmi Gazete olan Takvim-i Vekayi, Osmanlı Devleti döneminde 1 Kasım 1831 (25 Cemâziyelevvel 1247) tarihinde yayınlanmaya başladı. Gazete, Padişah adına Fransız gazeteci Alexandre Blacque tarafından yayına hazırlandı. Gazete ilk yıllarda devletin resmi propaganda aracı olan yayın kullanıldı. Zamanla bugünkü hüviyetine kavuştu.

Takvim-i Vekayi (Resmi Gazete)
1922

623 yıl süren Osmanlı Saltanatı sona erdi ve son Osmanlı padişahı VI. Mehmet tahtını terk etti. Saltanatın kaldırılması, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1 Kasım 1922’de kabul ettiği 308 numaralı ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, hukuku hâkimiyet ve hükümraninin mümessili hakikisi olduğuna dair’ kararname ile gerçekleşti.

1928

1 Kasım 1928 tarihinde 1353 sayılı ‘Yeni Türk harflerinin kabul ve tatbiki hakkında Kanun‘ un kabul edilmesi ile ‘Harf Devrimi’ gerçekleşti. Arap alfabesi terk edildi.

1956

Akis dergisi sahibi Metin Toker, İstanbul Milletvekili Mükerrem Sarol’a yayın yoluyla hakaret ettiği gerekçesiyle 7 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sarol ise, Yassıada’da yargılanarak mahkûm olmuş, 1964 affıyla özgürlüğüne kavuşmuştur.

1973

Türkiye’nin Ege’nin açık sularında petrol araması yapmak üzere Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na ruhsat vermesi ve Yunanistan’ın bu ruhsatı geçersiz sayması üzerine iki ülke arasında Kıta Sahanlığı konusunda anlaşmazlık çıktı.

1980

Askeri Yargıtay Daireler Genel Kurulu, Erdal Eren hakkında Sıkıyönetim Mahkemesi’nce verilen ölüm cezasını bozan Askeri Yargıtay 3. Dairesi’nin kararını geri çevirdi.

1983 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilâtı Kanunu, TBMM’de kabul edildi. Kanun, 3 Kadım 1983’te resmi gazetede yayınlandı.
1990

Ankara 2.İş Mahkemesi, Eğitim-İş Sendikası’nın kapatılması talebiyle Ankara Valiliği’nce açılan dava dosyasını esastan reddetti.

1990

İlyas Salman hakkında, Bursa’nın Keles İlçesi’ndeki bir piknikte yaptığı konuşmada bölücü propaganda yaptığı iddiasıyla 10 yıl hapis istemiyle Devlet Güvenlik Mahkemesinde dava açıldı.

1991

11 yıldır süren 1.243 sanıklı İstanbul Devrimci Sol Ana Davası sonuçlandı. Tahliye ve firarlar sonrasında 12 sanığın tutuklu kaldığı davada 1 kişiye idam, 41 kişiye müebbet, 553 kişiye 2 yıl 9 ay ile 20 yıl arası hapis cezası verildi, 582 sanık beraat etti, 66’sının davası düştü.

1993 Maastricht Antlaşması yürürlüğe girdi Avrupa Birliği resmen kurulmuş oldu. Avrupa Ekonomik Topluluğunun(AET) adı değiştirildi. Avrupa Birliği’nin üç temel sütunu olan; Ekonomik ve Parasal Birlik, Ortak Güvenlik ve Dış Politika ile İçişleri ve Hukuk alanında işbirliği güçlendirildi.
1996 Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) İstanbul temsilcisi Şükran Akın, izinsiz işkence tedavi merkezleri açmak ve tedavi olanların isimlerini savcılığa bildirmemek suçlamalarından yargılandığı davanın ilk duruşmasında beraat etti.

1997 1990/1991 yılları arasındaki Zonguldak maden işçilerinin grevi ve Büyük Ankara Yürüyüşü’nü konu alan ve “İş-Ekmek-Özgürlük” üçlemesinin ikinci filmi olan “Ekmek”, Kültür Bakanlığı tarafından yasaklandı.
2001 Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer Bakanlar Kurulu’nun Afganistan’a asker gönderme kararını onayladı.
2002 Türkiye İnsan Hakları Kurumu Vakfı (TİHAK) kurucu üyesi ve arkeolog Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal yaşamını yitirdi. 
2003 BM Genel Kurulu, ilk kez yolsuzluklarla mücadeleyi öngören uluslararası sözleşmeyi kabul etti. Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi, Sözleşme,10 Aralık 2003’te imzalandı ve 14 Aralık 2005’te yürürlüğe girdi. Yolsuzluğa karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi olarak da anılmaktadır. Sözleşme rüşvet, zimmete para geçirme, karapara aklamayı suç sayarak bu yolla elde edilen malvarlıklarına el konulmasını öngörmektedir. ABD, özel sektör ve sanayi sektöründe verilebilecek rüşvetlerin kapsam dışında bırakılmasını sağladı.

Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi 10 Aralık 2003
2006 Türkiye’nin ilk Sümerologlarından 92 yaşındaki Muazzez İlmiye Çığ, ‘Vatandaşlık Tepkilerim’ adlı kitabında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılamak” suçu işlediği gerekçesiyle yargılandığı ve 25 avukat tarafından temsil edildiği davanın ilk celsesinde beraat etti. Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 92 yaşındaki Çığ hakkındaki beraat kararını “suçun yasal unsurları oluşmadığı” gerekçesine dayandırdı.

Muazzez İlmiye Çığ’ın yargılandığı davaya hukuk, sanat ve medya dünyası yoğun ilgi göstermişti.
2007 Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantısında alınan bir kararla, 2008 yılında başlamak üzere, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratmak ve sorunlara çözüm bulmak amacıyla, her yıl 2 Nisan tarihi Dünya Otizm Günü olarak kabul edildi.
2011 Operasyonla gözaltına alınan bilim insanı Prof. Dr. Büşra Ersanlı, Belge Yayınları sahibi, yazar Ragıp Zarakolu ve BDP MYK üyesi Mustafa Avcı’nın da aralarında bulunduğu 44 kişi silahlı terör örgütüne üyelikten tutuklandı.

Prof. Dr. Büşra Ersanlı
2015 Amerikalı hukukçu, siyasetçi ve oyuncu Fred Thompson, yaşamını yitirdi. (Doğumu: 19 Ağustos 1942) Memphis Üniversitesi’nde felsefe ve siyaset bilimi okudu.  Hukuk Lisansını  1967 yılında Vanderbilt Law School’dan aldı. 1994-2003 yılları arasında Cumhuriyetçi Parti üyesi olarak girdiği ABD Senatosu’nda Tennessee eyaletini temsil etti. Oyunculuğunda  genellikle devlet görevlisi rollerini tercih etti. 2002’den itibaren Law & Order televizyon dizisinde ki savcı Arthur Branch rolüyle ün kazandı.

Fred Thompson
2017 Suriye İnsan Hakları Ağı, Suriye’de 7 yılda 634 gazetecinin öldürüldüğünü açıkladı.
2020  

Anayasa hukukçusu, akademisyen ve siyasetçi Burhan Kuzu öldü. (Doğumu: 1 Ocak 1955) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nde okudu. Üniversiteden mezun olduktan sonra hakimlik ve kaymakamlık sınavını kazandı. Tekirdağ’da kaymakamlık stajına başladı. 1976 yılında üniversitede asistan kadrosuna alınınca akademisyen olmayı tercih etti. Yüksek lisans ve doktora eğitimini İstanbul Üniversitesi’nde tamamladı. Anayasa hukuku alanında çalıştı. 1980-1982 yılları arasında Paris Sorbonne Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Avrupa Konseyi bursuyla araştırmalar yaptı. 1998 yılında profesör unvanı aldı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Anayasa Hukuku Anabilim Dalı öğretim üyeliği ve başkanlığı görevlerini yürüttü. Hukuk alanında makale ve kitaplar yayımladı. Uzun süre Polis Okulları’nda ders verdi. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında üyelik ve yöneticilik yaptı. Bir süre Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde öğretim üyeliği yaptı. Zirve Üniversitesi Hukuk Fakültesinde misafir öğretim üyesi olarak ders verdi. Milletvekilliği ve Adalet Komisyonu başkanlığı yaptı. Zindaşti suç örgütü ve başkaca oluşumlarla ilgili olarak nüfuz ticareti ve adli yargıyı etkileme suçundan hakkında soruşturma yapılmakta iken 1 Kasım 2020 tarihinde COVID-19 ‘a bağlı olarak hayatını kaybetti.

Burhan Kuzu
2021 “Kimse ifade özgürlüğünü kullandığı için sınır dışı edilemez” başlığını taşıyan bildiri; sosyal medyada yayımlanan bir sokak röportajında Suriyeli mültecilerin hedef alınmasına tepki göstermek amacıyla muz yeme görüntülerinin paylaşılması üzerine bazı Suriyelilerin sınır dışı edilmesi kararına karşı 16 kurum ve sivil toplum örgütü tarafından 1 Kasım 2021 tarihinde açıklanmıştır.
2024

Çanakkele’de restoratör Tuğba Yavaş’ın balkondan düşerek ölümüne ilişkin cinayet şüphesiyle gözaltına alınan eşi Prof. Dr. Alptekin Yavaş emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.

2024 Avrupa Birliği ile Japonya arasında savunma ve güvenlik paktı imzalandı. AB tarihinde ilk kez bir Hint-Pasifik ülkesi ile askeri konuları da kapsayan çok yönlü bu antlaşma, Çin, Kuzey Kore ve Rusya konusunda endişelerin arttığı bir dönemde gerçekleşti. Tokyo’da imzalanan anlaşma, askeri alanda iş birliği yapılmasını, askeri tatbikatları, savunma sanayisi ile ilgili konularda bilgi alışverişi, uzay güvenliği ve benzeri pek çok konuyu kapsıyor.
2024 İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, Ekol TV’ye hayırlı olsun ziyareti gerçekleştirdi. Başsavcı Gürlek, Ekol TV binasını, Haber Merkezini ve stüdyoları gezdikten sonra kanala yayın hayatında başarılar diledi ve Ekol Medya Yönetim Kurulu Başkanı Emrah Doğru’ya bir hediye takdim etti.
2024
  • Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 28 Temmuz 2023 günü internet sitesinde yayınladığı ilan ile Munzur ve Pülümür vadilerinin vadi tabanları ve Munzur Gözeleri’nin bulunduğu alanı “1. Derece Doğal Sit Alanı” olan Munzur Gözeleri‘nin koruma statüsünü düşürüldü “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olarak tescillemesi üzerine Türk Mühendisleri ve Mimarları Odası (TMMOB)  tarafından kararın iptali için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı aleyhine Erzincan İdare Mahkemesi‘nde açtığı dava kapsamında mahkeme heyeti tarafından keşif gerçekleştirildi. Keşifte, çevre mühendisi, hidrojeoloji mühendisi, jeomorfolog, ekolog ve peyzaj mühendisi de hazır bulundu. Keşfe katılan yüzlerce kişi Munzur’un yeniden ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ olarak tescil edilmesini istedi.
  • Narlıdere Belediyesi ve Litvanya’nın Trakai İlçe Belediyesi, iklim değişikliği ile mücadele alanında iş birliği yapılmasını içeren mutabakat imzaladı.

2024 Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında ‘Cumhurbaşkanına alenen hakaret’ ve ‘iftira’ suçlarından suç duyurusunda bulundu ve 1 milyon liralık manevi tazminat davası açtı. Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında ise, Esenyurt’ta yaptığı konuşmada kendisine yönelik ‘iftira içeren asılsız ithamlarda’ bulunduğu gerekçesiyle 1 milyon liralık manevi tazminat davası açtı.
2024

Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde 9 aylık erkek bebeğe cinsel istismarda bulunulduğu iddiasına ilişkin gözaltına alınan anne ve baba tutuklandı. Bebek ise devlet korumasına alındı.

2024 Boydak Holding eski yönetim kurulu üyeleri ve aile bireylerinin de aralarında olduğu 11 sanığın yargılandığı Kayseri 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın karar duruşmasında sanıkların Türkiye Finans Katılım Bankası’nda bulunan yüzde 22.34’lük hisselerinin müsaderesine karar verildi.
2024

Denizli’de kendilerini savcı olarak tanıtarak yaşlı bir kadını çok sayıda mülkünü sattırarak yaklaşık 33 milyon lira dolandırdıkları suçlamasıyla haklarında soruşturma başlatılan ve 6 ay süren teknik ve fiziki takip sonucunda yakalanan 19 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi.

 

Anti Doping Sözleşmesi

0
Anti Doping Sözleşmesi

Anti Doping Sözleşmesi (Anti-Doping Convention), 16 Kasım 1989 tarihinde Strasbourg’ta imzalanmıştır. Sözleşme, Dopingle Mücadele Sözleşmesi olarak da bilinmektedir.

Türkiye, Dopingle Mücadele Sözleşmesini 3885 sayılı kanun ile 11 Mart 1993 tarihinde kabul etmiş ve onaylamıştır.

Sözleşmenin Temel Hedefleri ve İlkeleri

Anti Doping Sözleşmesi, sporcuların performans artırıcı maddeler kullanmalarını engellemek amacıyla oluşturulmuş uluslararası bir anlaşmadır. Sporun dürüstlük, adalet ve sağlık ilkelerine dayanmasını sağlamak ve sporcuların eşit şartlarda mücadele etmesini güvence altına almak için imzalanmıştır.

Sözleşme, sporcuların doping kullanımını engellemek için kurallar, yaptırımlar ve çeşitli tedbirler öngörmektedir. Anti Doping Sözleşmesi’nin ana amacı, sporun temiz kalmasını sağlamak ve sağlık risklerini azaltmaktır. Sözleşme, doping maddelerinin ve yöntemlerinin listesini, yasaklı maddeleri kullanmanın cezalarını ve yasaklı yöntemlerle ilgili kuralları tanımlamaktadır.

Anti Doping Sözleşmesi – Dopingle Mücadele Sözleşmesi

Giriş

Bu Sözleşmeyi imzalayan Avrupa Konseyi üyesi Devletler, Avrupa Kütür Sözleşmesine Taraf Devletler ve diğer Devletler,

Avrupa Konseyinin amacının üyeleri arasında, ortak mirasları olan ülkü ve ilkelerini gerçekleştirilmesi ve korunması ve ekonomik ve sosyal alanlarda ilerlemelerinin kolaylaştırılması amacıyla daha sıkı bir birliğin sağlanması olduğunu göz önünde tutarak;

Sporun sağlığın korunmasında, manevi ve fizikî eğitimde ve uluslararası anlayışın geliştirilmesinde önemli bir rol oynaması gerektiğinin bilincinde olarak;

Doping maddelerinin ve metotlarının sporcular tarafından gittikçe artan bir şekilde kullanılmasının, sporcuların sağlığı ve sporun geleceği üzerindeki etkilerinden endişe duyarak;

Bu sorunun Olimpiyat Şart’ında, UNESCO Spor ve Fizikî Eğitim Uluslararası Şartında ve Avrupa Konseyinin “Herkes için Spor Şartı” olarak bilinin (7&)41 sayılı Kararında mündemiç ahlakî ilkeleri ve eğitimsel değerleri tehlikeye soktuğunu dikkate alarak;

Uluslararası spor kuruluşları tarafından benimsenmiş olan ve dopingle mücadele konusundaki kurallar politikalar ve deklarasyonları göz önünde bulundurarak;

Spor müsabakalarında, adil oyun prensibi ışığında, usulüne uygun yöntemin sağlanması ve sporcuların sağlığının korunması bakımından, kamu makamları ile gönüllü spor kuruluşlarının dopingle mücadelede birbirini tamamlayıcı sorumluluğa sahip oldukları bilincini taşıyarak;

Söz konusu makam ve kuruluşların, bu amaçlarla, uygun her düzeyde işbirliği yapmaları gerektiğini onaylayarak,

Spordan sorumlu Avrupa Bakanlarının Konferanslarında dopingle mücadele konusunda kabul edilen kararları ve özellikle 1989’da Reykjavik’te yapılan 6. Konferansta kabul edilen 1 sayılı kararı göz önünde bulundurarak, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin kabul etmiş olduğu, Atletlerin Doping Kullanmasıyla ilgili (67)2 sayılı Kararı; Sporda Doping konulu R(79)8 sayılı Tavsiye Kararını, “Spor için Avrupa Anti-doping Şartı” başlıklı R(84)19 sayılı tavsiye Kararını ve Müsabakalardan önce Haber Vermeden Doping Kontrolü Sisteminin Yerleştirilmesi konulu R(88)12 sayılı Tavsiye Kararını göz önünde tutarak;

UNESCO tarafından Moskova’da (1988) düzenlenen, Spor ve Fizikî Eğitimden Sorumlu Bakan ve Yüksek Düzeyli Görevliler 2. Uluslararası Konferansında kabul edilmiş 5 sayılı tavsiye kararını dikkate alarak;

Yukarıda belirtilen belgelerde yer alan ahlakî değerler ve pratik önlemlerin ışığında sporda doping kullanımının azaltılması ve sonuçta ortadan kaldırılması için daha ileri düzeyde ve güçlü işbirliği yapmaya kararlı olarak;

Aşağıda yazılı bulunan hususlarda anlaşmışlardır:
Madde 1
Sözleşmenin Amacı

Akit Taraflar, sporda doping kullanımının azaltılması ve sonuçta ortadan kaldırılması amacıyla, anayasalarının çizdiği sınırlar çerçevesinde, bu Sözleşme hükümlerinin uygulamaya konulması için gerekli düzenlemeyi yapmayı üstlenirler.

Madde 2
Sözleşmenin Tanımı ve Kapsamı

1. Bu Sözleşmede kullanılan:

a. Sporda Doping” tabiri sporculara farmakolojik sınıf doping maddeleri verilmesini ve doping metotları uygulanmasını veya bu maddeler ve metotların sporcular tarafından kullanılmasını ifade eder.
b. “Farmakolojik Sınıf doping Maddeleri veya Doping Metotları” tabiri, aşağıdaki 2. fıkra çerçevesinde, ilgili uluslararası spor kuruluşları tarafından yasaklanmış olan ve 11. Maddenin 1. fıkrasının (b) bendi çerçevesinde Gözlem Grubu tarafından kabul edilmiş listelerde yer alan doping maddelerini ve doping metotlarını ifade eder.
c. “Sporcu” tabiri düzenlenmiş spor faaliyetlerine düzenli biçimde katılan kişileri ifade eder.

2. 11. maddenin 1. fıkrasının (b) bendi hükmü uyarınca, farmakolojik sınıf doping maddeleri ve doping metotlarını ihtiva eden liste Gözlem Grubu tarafından kabul edilinceye ‘ kadar, bu Sözleşmeye Ek referans listesi uygulanacaktır.

Madde 3
Ülke içi eşgüdüm

1. Akit Taraflar sporda doping kullanımıyla mücadele konusuyla ilgili devlet daireleri ve diğer kamu kuruluşlarının politikaları ve faaliyetlerinde eşgüdüm sağlayacaklardır.

2. Akit taraflar, bu Sözleşmenin bazı hükümlerinin uygulanmasında, gerektiği haller de resmî veya Hükümet dışı bir spor makamını veya bir spor kuruluşunu yetkili kılmak suretiyle, bu Sözleşmenin uygulanmasını ve özellikle 7. Maddede yer verilmiş şartların yerine getirilmesini gözeteceklerdir.

Madde 4
Yasaklanmış doping maddeleri ve metotlarının temini ve kullanımını sınırlayıcı tedbirler

1. Akit Taraflar, yasaklanmış doping maddeleri ve metotlarının ve özellikle anabolik steroidlerin teminini ve kullanımını sınırlamak üzere (bunların el değiştirmesinin elde edilmesinin, ithalinin, dağıtımının ve satışının kontrol edilmesine imkân veren hükümler ve dahil olmak suretiyle) gerekli mevzuatı, kuralları ve idarî önlemleri sağlayacaklardır.

2. Bu amaçla, Akit Taraflar veya ilgili Hükümet dışı kuruluşlar, spor kuruluşlarına yardımda bulunmadan önce bunların dopingle mücadele mevzuatını etkili biçimde uygulayıp uygulamadıklarını bir kıstas olarak bulunduracaklardır.

3. Ayrıca Akit Taraflar,

a. Spor kuruluşlarının yapılacak doping kontrolü ve tahlili, doğrudan verilecek subvansiyonlar veya karşılıksız yardımlarla veya bu kuruluşlara verecekleri genel subvansiyonlar veya karşılıksız yardımlarda doping kontrol ve analiz çalışmalarının getireceği masrafları göz önünde bulundurmak suretiyle destekleyeceklerdir.
b. Doping kullanmaları nedeniyle spor yapmaları geçici bir süre yasaklanmış olan sporculara, bu yasak süresi içerisinde, eğitim amaçlarıyla, kamu fonlarından yardımda bulunulmaması için gerekli önlemleri alacaklardır.
c. Uluslararası alanda yetkili spor kuruluşlarınca istenen doping kontrollerinin spor kuruluşları tarafından müsabakalar sırasında veya dışında, yapılmasını teşvik edecekler ve gerekirse kolaylaştıracaklardır.
d. Spor kuruluşları tarafından, bunların üyelerinin diğer ülkelerde yetkili doping kontrol kurulları tarafından muayene edilmesine izin verecek anlaşmaların müzakeresini teşvik edecekler ve kolaylık göstereceklerdir.

4. Akit Taraflar, bu Sözleşmenin ilgili hükümleriyle uyumlu olduğu sürece, sorumluluk kendilerine ait olmak üzere dopingle mücadele kuralları tespit etme ve doping kontrolleri düzenleme hakkını mahfuz tutarlar.

Madde 5
Laboratuarlar

1. Her Akit Taraf,

a – Ya, uluslararası alanda ilgili spor kuruluşlarınca benimsenmiş ve 11 . maddenin 1. paragrafının (b) bendi çerçevesinde Gözlem Grubu tarafından onaylanmış ölçütlere uygun olarak, ülkelerinde, resmen tanınabilecek nitelikte bir veya birden fazla doping. kontrol laboratuarı kurmayı veya kurulmasına yardımcı olmayı, veya

b-  spor kuruluşlarına başka bir Tarafın topraklarında böyle bir laboratuara ulaşmaları için yardımcı olmayı taahhüt ederler.

2. Bu Laboratuarlar,

a İstihdam ve mesleki eğitim, nitelikli personel yetiştirilmesi ve bunların mesleki eğitimi.
b. Çeşitli maddelerin insan vücudundaki etkileri ve bunların atletik performans üzerindeki sonuçları hakkında daha iyi fikir edinebilmek için analitik, biyokimya, farmakoloji ve sporda kullanılan veya kullanılması düşünülen doping maddeleri ve metotları üzerinde uygun araştırma ve geliştirme programları uygulanması, ve
c. Araştırma sonucu elde edilen yeni verilerin derhal dağıtılması ve yayınlanması hususlarında teşvik edileceklerdir.

Madde 6
Eğitim

1. Akit Taraflar, gerekirse ilgili spor kuruluşları ve basınla yayın organlarıyla işbirliği yaparak, dopingin insan sağlığına tehlikesini ve sporda gözetilmesi gereken ahlaki değerlere vereceği zararı vurgulayan eğitim programları ve bilgilendirme kampanyaları geliştirecekler ve uygulayacaklardır. Söz konusu kampanya ve programlar okul çağındaki gençlik ve spor kulüplerinin yanı sıra ebeveynlere, yetişkin sporculara, spor yetkililerine, antrenörlere ve eğitimcilere de yönelik olacaktır. Tıpla uğraşanlara yönelik olan eğitim programları tıpta ahlaki değerlere saygı gösterilmesi gereğini vurgulayacaktır.

2. Akit Taraflar, ilgili bölgesel, ulusal ve uluslararası spor kuruluşlarının işbirliğiyle, insanî değerlere saygı temeli üzerine kurulu, bilimsel nitelikte psikolojik ve psikolojik eğitim programları geliştirilmesi için araştırma yapılmasını teşvik edeceklerdir.

Madde 7
Spor kuruluşlarıyla, alınan önlemler üzerinde işbirliği

1. Akit Taraflar spor kurutuşlarını ve onların aracılığıyla uluslararası spor kuruluşlarını, sporda doping kullanımının önlenmesi için kendi yetki alanları içerisinde gerekli tüm önlemleri almaya ve uygulamaya teşvik edeceklerdir.

2. Bu amaçla, spor kuruluşları, karşılıklı haklarını, yükümlülüklerini ve görevlerini açıkça belirlemeleri ve
uyumlaştırmaları, bu uyum sağlama faaliyetlerini özellikle aşağıdaki hususlarda gerçekleştirmeleri için teşvik edileceklerdir.

a. uluslararası alanda ilgili spor kuruluşlarınca benimsenmiş kurallar üzerine geliştirilmiş, dopingle mücadele kuralları,
b. uluslararası alanda ilgili spor kuruluşlarınca benimsenmiş listeler üzerine geliştirilmiş yasak farmakolojik doping maddeleri ve doping metotları listeleri,
c. doping kontrol usulleri,
d. uluslararası düzeyde kabul edilen adil ilkeleri uygulayarak ve şüphe edilen sporcuların temel haklarına saygı göstererek saptanacak disiplin usulleri; ki bu ilkeler şu hususları kapsayacaktır,

i. Rapor veren organ ile disiplin organının birbirinden ayrı olması,
ii. suçlanan kişilerin, adil muhakeme ve yardım alma veya temsil edilme hakkına sahip olmaları,
iii. Verilen kararın temyizine imkân sağlayan açık ve kesin hükümler bulunması,
e. Sporcuların dopingle mücadele kurallarını ihlalinde müdahil olan yetkililer, doktorlar, veterinerler, antrenörler, fizyoterapistler ve diğer kişiler için etkili cezalara ilişkin usuller,
f. aynı ülkede veya diğer ülkelerde bulunan spor kuruluşları tarafından uygulanan spordan geçici süre men ve diğer cezaları karşılıklı olarak tanıyan usuller.

3. Ayrıca, Akit Taraflar, spor kuruluşlarını,

a. Karşılaşmalar dışında da uygun bir zamanda, önceden haber vererek veya vermeksizin, etkili biçimde doping kontrolleri yapmaya teşvik edecekler, bu kontroller bütün sporcular için adil şekilde ve uygun görülürse muayeneye ve yeniden muayeneye tabi tutulacak kişilerin gelişigüzel seçilmesi yoluyla yapılacaktır.
b. Diğer ülkelerin spor kuruluşlarıyla, yurtdışında bulunan sporcularının bulundukları ülkede yetkili doping kontrol kurulları tarafından test edilmelerine imkân veren anlaşmaları müzakere etmelerini destekleyeceklerdir.
c. Antidoping ölçütlerini de dikkate alarak spor karşılaşmalarına katılmaya ilişkin yeterlilik kurallarını açıkça belirlemeleri ve bunların uyumlaştırmalarını teşvik edeceklerdir.
d. Sporcuların, uluslararası spor kuruluşlarının dopingle mücadele çalışmalarına aktif biçimde katılmalarını teşvik edeceklerdir.
e. Spor karşılaşmaları sırasında veya dışında, 5. Maddede öngörülen laboratuarlardaki doping analiz imkânlarının tam ve etkili biçimde kutlanılmasını teşvik edeceklerdir.
f. Spor yapmaya elverişli her yaşta sporcuyu korumak amacıyla her spor için gerekli bilimsel eğitim yöntemlerini araştırmalarını teşvik edeceklerdir.

Madde 8
Uluslararası işbirliği

1 Akit Taraflar bu Sözleşmenin kapsadığı konularda yakın işbirliği geliştirecekler ve aynı şekilde spor kuruluşları arasında benzer işbirliğini teşvik edeceklerdir.

2. Akit Taraflar;

a. Spor kuruluşlarını, bağlı oldukları bütün ilgili uluslararası spor kuruluşlarının faaliyetleri çerçevesinde tasdikli bir negatif doping kontrol raporu mevcut olmadığı takdirde bölge ve dünya rekorlarının kayda geçirilmemesi hususu da dahil olmak üzere, bu Sözleşmenin hükümlerinin uygulamasını daha da geliştirecek bir şekilde hareket etmeye teşviki,
b. 5. Madde çerçevesinde kurulmuş bulunan doping kontrol laboratuarları personeli arasında işbirliği geliştirmeye teşviki,
c. 4.Maddenin 1. fıkrasında belirtilen amaçlar doğrultusunda, ilgili şubeleri, makamları ve kuruluşları arasında ve uluslararası düzeyde ikili ve çok taraflı işbirliğini başlatma yükümlülüğünü üstlenirler.

3. 5. Madde uyarınca laboratuarlar açmış olan veya halihazırda işleyen laboratuarları bulunan Akit Taraflar, diğer Akit Tarafların kendi laboratuarlarını kurabilmeleri için gerekli deneyim, uzmanlık ve teknikleri elde etmelerine yardımcı olacaklardır.

Madde 9
Bilgi verme

Her Akit Taraf, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine, Avrupa Konseyinin resmî dillerinden birini kullanmak suretiyle, bu Sözleşmenin hükümlerine uyulması amacıyla aldığı yasal ve diğer önlemler hakkında gerekli bilgiyi verir.

Madde 10
Gözlem Grubu

1. Bu Sözleşmenin uygulanmasını izlemek üzere bir Gözlem Grubu kurulacaktır.
2. Herhangi bir Akit Taraf Gözlem Grubunda bir veya birden fazla sayıda delege ile temsil edilebilir. Her Akit Taraf bir oy hakkına sahip olacaktır.
3. 14. Maddenin 1. paragrafında belirtilen bu Sözleşmeye taraf olmayan her hangi bir devlet Gözlem Grubunda bir gözlemci ile temsil edilebilir.
4. Gözlem Grubu bu Sözleşmeye taraf olmayan ve Avrupa Konseyi üyesi bulunmayan herhangi bir Devleti ve herhangi bir spor veya profesyonel kuruluşunu, bir veya birden fazla toplantısına gözlemci göndermeye oybirliği ile davet edebilir.
5. Gözlem Grubu Avrupa Konseyi Genel Sekreterinin çağrısı üzerine toplanacaktır. Gözlem Grubu ilk toplantısını mümkün olan en kısa süre içerisinde ve her halükarda Sözleşmenin yürürlüğe girmesini takiben bir yıl içinde yapacaktır. Grup, bilahare, gerekli görüldüğü zamanlarda Âktı Taraflardan birinin veya Genel Sekreterin çağrısı üzerine toplanacaktır.
6. Akit Taraflardan çoğunluğun temsili, Gözlem Grubunun toplanabilmesi için gerekli nisabı oluşturacaktır.
7. Gözlem Grubu toplantılarını kamuoyuna kapalı olarak yapacaktır.
8. Gözlem Grubu, bu Sözleşmenin hükümlerine bağlı olarak, kendi iç Tüzüğünü hazırlayacak ve oybirliğiyle kabul edecektir.

Madde 11

1. Gözlem Grubu bu Sözleşmenin uygulanmasını gözetleyecektir. Grup özellikle;

a. Bu Sözleşmenin hükümlerini devamlı olarak gözden geçirerek değişiklik yapılıp, yapılmamasına gerek olup olmadığını inceleyecektir,
b. 2.Maddenin 1. ve 2. fıkraları uyarınca belirtilen, ilgili uluslararası spor kuruluşlarınca yasaklanmış farmakolojik doping maddeleri ve metotları listeleri ve bunlarda yapılacak değişiklikleri; 5. Maddenin 1. fıkrasının (a) fıkrası uyarınca doping kontrol laboratuarlarına yetki verilmesi konusunda ilgili spor kuruluşlarınca kabul edilmiş olan ölçütleri ve bunlarda yapılacak değişiklikleri ve ilgili kararların yürürlüğe giriş tarihlerinin tespitini onaylamakla yetkili olacaktır,
c. İlgili spor kuruluşlarıyla danışmalarda bulunacaktır,
d. Bu Sözleşmenin amaçlarının gerçekleşmesi bakımından alınabilecek önlemlere dair Akit Taraflara tavsiyelerde bulunacaktır,
e. Kamuoyunun ve ilgili uluslararası kuruluşların, Sözleşme tavsiyede bulunacaktır, çerçevesinde yapılan faaliyetler hakkında bilgi sahibi kılınmaları için alınması gerekli önlemleri hakkında
f. Avrupa Konseyi üyesi olmayan Devletlerin Sözleşmeye katılmaya davet edilmeleri hususunda Bakanlar komitesine tavsiyelerde bulunacaktır,
g. her türlü öneride bulunabilecektir. Bu Sözleşmenin daha etkili bir şekilde uygulanabilmesi için

2. Gözlem Grubu, görevlerini yerine getirebilmek için, uzmanlar grubu toplantıları düzenleyebilecektir.

Madde 12

Gözlem Grubu, her toplantısından sonra, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine, çalışmaların ve Sözleşmenin işleyişi hakkında bir rapor verecektir.

Madde 13
Sözleşmenin Maddelerinde Değişiklik Yapılması

1. Akit Taraflardan her biri, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi veya Gözlem Grubu bu Sözleşmenin maddelerinde değişiklik önerilebilir.
2. Verilen her değişiklik önerisi, Genel sekreter tarafından, 14. Maddede belirlenen Devletlere ve 16. Maddenin hükümleri uyarınca Sözleşmeye katılmış olan veya katılmaya davet dilen Devletlere iletilir.
3. Akit Taraflardan biri veya Bakanlar Komitesi tarafından yapılan herhangi bir değişiklik önerisi, Gözlem Grubunun bu öneriyi görüşmek üzere yapacağı toplantıdan en az 2 ay önce Gruba iletilir. Gözlem Grubu, gerekli görürse ilgili spor kuruluşlarıyla da istişare edilerek, değişiklik önerisi üzerinde benimseyeceği görüşü Bakanlar Komitesine sunacaktır.
4. Bakanlar Komitesi degişiklik önerisi Gözlem Grubunun görüşü ile birlikte inceler ve uygun görürse değişikliği kabul eder.
5. Bu Maddenin 4 üncü fıkrası uyarınca, Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilmiş olan herhangi bir değişiklik metni Akit Tarafların kabulüne sunulur.
6. Bu Maddenin 4. fıkrası uyarınca kabul edilmiş olan herhangi bir değişiklik, bütün Akit Tarafların kabulünün Genel Sekretere bildirilmesinden sonra geçecek bir aylık süreyi takip eden ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

Nihai hükümler
Madde 14

1. Bu Sözleşme Avrupa Konseyi üyesi Devletlerin, Avrupa Kültür Sözleşmesine taraf olan diğer Devletlerin ve Sözleşmenin hazırlık çalışmalarına katılmış olan, Avrupa Konseyi üyesi bulunmayan Devletlerin imzasına açık olacaktır.

Bu devletler, Sözleşmeyi,

a. Onay, kabul! veya uygun bulma şartına bağlı olmaksızın veya,
b. Onay, kabul veya uygun bulma şartına bağlı olarak imza edebilirler.

2. Onay, kabul veya tasvip belgeleri Genel Sekretere tevdi edilir.

Madde 15

1. Sözleşme, Dördü Avrupa Konseyi üyesi olmak üzere Beş devletin, 14. Madde hükmüne uygun olarak Sözleşmeye bağlı olma niyetlerini beyan etmelerini müteakiben geçecek bir aylık süreyi takip eden ayın ilk günü yürürlüğe girer.

2. Yürürlüğe girdikten sonra bağlı olma niyetini beyan eden herhangi bir imzacı Devlet bakımından Sözleşme, imzalandığı veya onay, kabul veya tasvip belgelerinin verildiği tarihten sonra geçecek bir aylık süreyi takip eden ayın ilk günü yürürlüğe girer.

Madde 16

1. Bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Akit Taraflarla istişarelerde bulunduktan sonra, Avrupa Konseyi Statüsünün (20.d) maddesinde öngörülen çoğunluk ve Komitede bulunan Akit Taraf temsilcilerinin oybirliğiyle alınacak bir kararla, Avrupa Konseyi üyesi olmayan bir Devleti Sözleşmeye katılmaya davet edebilir.

2. Sözleşme, bu şekilde katılan Devlet bakımından, katılma belgesinin Genel sekretere tevdi edildiği tarihi müteakiben geçecek bir aylık süreyi izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girer.

Madde 17

1. Her Akit Taraf imza sırasında veya onay, kabul, tasvip veya katılma belgesinin tevdii sırasında Sözleşmenin uygulanacağı toprak veya toprakları belirleyebilir.

2. Herhangi bir Akit Taraf, daha sonraki herhangi bir tarihte, Genel Sekretere yapılacak bir beyan ile, Sözleşmenin uygulanmasını öteki herhangi bir toprağa da teşmil edebilir. Sözleşme, söz konusu toprak bakımından Genel Sekreterin yukarıda belirtilen nitelikteki beyanı aldığı tarihi müteakiben geçecek bir aylık süreyi izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girer.

3. Yukarıdaki iki fıkra çerçevesinde herhangi bir toprak için daha önce yapılmış olan bir beyan, Genel sekretere gönderilecek bir beyan ile geri çekilebilir. Geri çekme, bildirimin Genel Sekretere ulaştığı tarihi müteakip geçecek altı aylık süreyi izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girer.

Madde 18

1. Herhangi bir Akit Taraf, Genel Sekretere yapacağı bir bildirimle istediği zaman Sözleşmeyi feshedebilir.
2. Fesih, bildirimin Genel Sekretere ulaştığı tarihi müteakip geçecek altı aylık süreyi izleyen ayın ilk günü yürülüğe girer.

Madde 19

Genel Sekreter Akit Taraflara, Avrupa Konseyi üyesi diğer Devletlere, Avrupa Kültür Sözleşmesine taraf diğer Devletlere,

Sözleşmenin hazırlık çalışmalarına katılmış Konsey üyesi olmayan Devletlere ve Sözleşmeye katılmış veya katılmaya davet edilmiş herhangi bir Devlete:

a. 14. Madde uyarınca Sözleşmeyi imzalayan Devletleri,
b. 14 ve 16. Maddeler uyarınca onay, kabul, tasvip veya katılma belgelerini tevdi eden Devletleri,
c. 15 ve 16. Maddeler uyarınca Sözlezmenin yürürlüğe girdiği tarihi,
d. 9.Madde hükümleri uyarınca verilen her türlü bilgiyi,
e. 12.Madde hükümleri uyarınca hazırlanan her türlü raporu,
f. Her degişiklik önerisini veya 13.Madde uyarınca kabul edilmiş her değişikliği ve bu değişikliğin yürürlüğe giriş tarihini,
g. 17. Madde hükümleri uyarınca yapılan her türlü beyanı,
h. 18 . Madde hükümleri uyarınca yapılan ber türlü bildirimi ve çekilmenin geçerli olacağı tarihi,
i. Sözleşme ile ilgili olarak yapılan herhangi bir işlem, bildirim veya yazışmayı bildirmekle mükelleftir.

Usulüne göre yetkili kılınmış, aşağıda imzaları bulunan temsilciler bu Sözleşmeyi imzalamışlardır.

Avrupa konseyi arşivlerinde saklanacak her iki metin de aynı derecede geçerli olmak üzere İngilizce ve Fransızca dillerinde 16 Kasım 1989 tarihinde Strasbourg’da imzalanmış olup onaylanmış kopyalar Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından her bir üye devlete, bu Sözleşmenin hazırlanmasına iştirak eden üye olmayan devletlere ve bu Sözleşmeyi onaylamak üzere davet edilmiş olan herhangi bir devlete gönderilecektir.

EK1

Farmakolojik sınıf doping maddeleri ve doping metotları referans listesi

I. Yasaklanmış madde sınıfları:

A. Stimülanlar
B. Narkotikler
C. Anabolik steroidler
D. Beta Blokerler
E. Diuretikler
F Peptide hormonları ve benzerleri

II. Yasaklanan metotlar

A. Kan dopingi
B Farmakolojik, kimyasal ve fiziksel uygulama

III. Belirli sınırlamalara tabi ilaç sınıfları

A. Alkol
B. Marijuana
C. Kısmî anestesikler
D. Corticosteroidler
E. Beta-Bloklayıcılar
I. Yasaklanmış madde sınıfları:
A. Stimülanlar
B. Narkotikler
C. Anabolik steroidler
D. Diuretikler
E. Peptide hormonları ve benzerleri
A. Stimülanlar

A sınıfına dahil yasaklanmış maddeler arasında aşağıdaki örnekler bulunmaktadır:

Amineptine, amifenazole, amphetamine, bromantan, caffeine*, cocaine, ephedrine, fencamfamine, mesocarb, pentylentetrazol, pipradol, salbutamol**, salmeterol**, terbutaline**, ve bunlarla ilgili maddeler.

* Kafein için tanımlama, idrarda kafein konsantrasyonunun pozitif sonuç vermesine bağlıdır. İdrardaki yoğunluk mililitrede 12 micro-gramı aşamaz.
** Sadece inhaler ile kullanılabilir ve müsabakadan önce mutlaka ilgili tıbbi makama yazılı olarak beyan edilmelidir.

Not: Bütün imidazole preparatları belirgin yerlerde kullanılabilir; örneğin, oxymetazoline. Vasoconstrictorlar (örneğin adrenaline) lokal anasthetic maddelerle verilebilir. Belirgin phenylphrine preparatlara (Nasal veya ophtalmolojik) izin verilir.

B. Narkotikler

(B) sınıfında yasak edilen maddeler arasında aşğıdaki örnekler vardır: dextromoramide, diamorphine (eroin), methadone, morphine, pentazocine, pethidine ve ilgili maddeler.

Not: codeine, dextromethorphan, dextropopoxyphen, dihydrocodeine, diphenoxylate, thylmorphine, pholcodine ve proxyphene’ izin vardır.

C. Anabolic Maddeler

Anabolic sınıf aşağıdakileri içerir:
1) anabolic andrejenik streoidler ve
2) beta-2 agonistler.

(C) sınıfında yasaklanmış maddeler arasında aşağıdaki örnekler vardır:

1. Anabolic androjenik stroidler
Clostebol, dehyroepiandrosterone (DHEA), fluoxymesterone, metandienone, metonolone, nandrolone, oxandorolone, stanozolol, tetosterone, ve ilgili maddeler.
2. Beta-2 agonistler
Sistematik olarak uygulandığında beta-2 agonistler güçlü anabolik etki yaratırlar.
Clenbuterol, feneterol, salbutamol, salmeterol, terbutaline ve ilgili maddeler.

D. Diuritikler

(D) sınıfında yasaklanmış maddeler arasında aşağıdaki örnekler vardır:
acetazolamide, bumetanide, chlorthalidone, ethacrynic acid, furosemide,hydro-chlorothiazide, mannitol*, mersalyl, spironolactone, triamterene, and ilgili maddeler.
* damar içine enjeksiyonu yasaktır.

E. Peptide and glycoprotein hormonları and benzerleri

(E)sınıfında yasaklanmış maddelerin örnekleri::
1 . Chorionic Gonadotrophin (hCG – human chorionic gonadotrophin) ;
2. Corticotrophin (ACTH) ;
3. Growth hormone (hGH – somatotrophin);
Yukarıdaki maddelerin bütün türevleri yasaktır.
4. Erythropoietin (EPO)

II. Yasaklanmış yöntemler

Aşağıdaki yöntemler yasaklanmıştır. :
Kan dopingi
Kan dopingi, kan, kırmızı kan hücreleri ve bunlarla ilgili kan ürünlerinin atlete verilmesidir. Bu yöntemden önce atletten kan alınabilir ve atlet azalmış kan ile antremana devam etmek zorunda kalır.
Farmasötik, kimyasa ve fizikî manüpilasyon:
Farmasötik, kimyasa ve fizikî manüpilasyon, doping kontrollarında kullanılan idrar örneklerinin geçerliğini ve doğruluğunu değiştiren veya değiştirmesi beklenen madde ve yöntemlerin kullanılmasıdır. Daha başkaları da olabileceği gibi bunlar arasında, katerizasyon, idrar değiştirilmesi ve/veya böbrek faaliyetlerine karışmak, kısıtlamak ve böbrek ifrazatını probenecid and ve benzer bileşimle azaltmak ve testosterone epitestosterone ölçümlerini, sepitestosterone uygulaması veya bromantan verilmesi suretile değiştirmek.

Yasak madde veya yöntemlerin başarılı olup olmaması önemli değildir. İhlalin vaki olması için söz konusu madde veya yöntemlerin kullanılmış olması veya buna teşebbüs edilmesi yeterlidir.

III. Belirli kısıtlamalara tabi madde sınıfları

A. Alkol
Uluslararası Spor Federasyonları ve sorumlu makamlarla mutabık kalınarak ethanol testleri yapılabilir. Sonuçlar zorlayıcı tedbirlere neden olabilir.
B. Marijuana
Uluslararası Spor Federasyonları ve sorumlu makamlarla mutabık kalınarak cannbinoidler (örneğin: Marijuana, esrar) testleri yapılabilir. Sonuçlar zorlayıcı tedbirlere neden olabilir.
C. Lokal anastezi
Lokal anasteji için aşağıdaki enejsiyonlara izin verilir:
a) bupivacaine, lidocaine, mepivacaine, procaine, etc. Kullanılabilir fakat cocaine kullanılamaz. Vasoconstrikör maddeler (örneğin . adrenaline) local anastetiklerle birlikte kullanılabilir.
b) sadece lokal or intra-artiküler enjeksionlar yapılabilir..
c) sadece tıbben caiz görüldüğü (teşhis tafsilatı dahil) doz ve veriliş şekli müsabakadan önce veya müsabaka sırasında verilmiş ise bunu takiben derhal yetkili tıbbi mercie sunulacaktır.
D. Corticosteroidler
Aşağıdakiler hariç Corticosteroillerin kullanılması yasaktır:
a) Yerel kullanım (aural, dermatolojik and ophtalmolojik) yalnız rektal hariç
b) inhalasyon ile;
c) intra-artiküler veya lokal enjeksiyon.
Corticostreoidlere local ve intra-artiküler enjeksiyon veya inhalasyon suretile vermek isteyen ekip müsabakadan önce ilgili tıbbi makama yazılı olarak ihbarda bulunmalıdır.
E. Beta-bloklayıcılar
Beta-blokyacıların bazı örnekleri şunlardır:
Acebutolol, alprenolol, atenolol, labetalol, metoprolol, nadolol, oxprenolol, pro- pranolol, sotalol ve benzer maddeler..
Spor Federasyonlarının kurallarına uygun biçimde, bazı sopr olayarında, sorumlu makamların takdirine bağlı olarak testler yapılabilecektir.

Yasaklanmış maddelerin örnek listesi:

Dikkat : Bu liste yasaklanmış maddelerin tamamını ihtiva etmemektedir. Bu listede görülmeyen pek çok madde “benzer maddeler” kapsamında olarak yasaklanmıştır.

Stimulantlar
Amineptine, amfepramone, amiphenazole, amphetamine, bromantan caffeine, cathine, cocaine, cropropamide, crotethamide ephedrine, etamivan, etilamphe- tamine, etilefrine, fencamfamine, fenetylline, fenfluramine, heptaminol, methyl- endioxyamphetamine, mefenorex, mephentermine mesocarb methampheta- mine, methoxyphenamine, methylephedrine, methylphenidate nikethamide, norfenfluramine,parahydroxyamphetamine, pemoline, pentylentetrazol, phen- dimetrazine, phentermine, phenylpropanolamine pholedrine, pipradol, prolin- tane, propylhexedrine, pseudoephedrine, salbutamol, salmeterol, strychnine, terbutaline,

Narkotikler
Dextromoramide, diamorphine (heroin), hydrocodone, methadone, morphine, pentazocine, pethidine. Anabolik ajanlar Boldenone, clenbuterol, clostebol, danazol, dehydrochlormethyltestosterone, dehydroepiandrosterone (DHEA), dihydrotestosterone, drostanolone, fenoterol, fluoxymesterone, formebolone, mesterolone, metandienone, metenolone, methandriol, methyltestosterone, mibolerone, nandrolone, norethandrolone, oxandrolone, oxymesterone,oxymetholone, salbutamol, salmeterol, stanozolol, terbutaline, testosterone, trenbolone,

Diuretikler
Acetazolamide, bendroflumethiazide, bumetanide, canrenone, chlortalidone, ethacrynic acid, furosemide,
hydrochlorothiazide, indapamide, mersalyl, spiro- nolactone, triamterene,

Maskeleme ajanları
Bromantan, epitestosterone, probenecid,

Peptide hormonlar
ACTH, erythropoietin (EPO), hCG, hGH,

Beta blocklayıcılar
Acebutolol, alprenolol, atenolol, betaxolol, bisoprolol, bunolol, labetalol, metoprolol, nadodol, oxprenolol, propranolol,sotalol.

İnsan Kökenli Tedavi Maddelerinin Değişimine İlişkin Avrupa Antlaşması

0

İnsan Kökenli Tedavi Maddelerinin Değişimine İlişkin Avrupa Antlaşması, 15 Aralık 1958 tarihinde Paris’te imzalanmıştır. (European Agreement on the Exchange of Therapeutic Substances of Human Origin)

İnsan Kökenli Tedavi Maddelerine İlişkin Avrupa Anlaşması, Avrupa Konseyi tarafından kabul edilmiştir. İnsan kökenli tedavi maddelerinin güvenli ve etik bir şekilde kullanılmasını düzenlemeye yönelik bir uluslararası sözleşmedir. Bu maddeler, genellikle doku, hücre, kan ve organ gibi insan kaynaklı biyolojik materyallerdir. Bu maddelerin ticari amaçla kullanılmaması, kar sağlanmaması gerekmekte, uluslararası yardımlaşma prensibigetirilmektedir. Sözleşme, tedavi, araştırma veya ilaç geliştirme gibi alanları düzenlemekte, uluslararası standartlara vurgu yapmaktadır. Bu bağlamda, tedavi maddelerinin toplanması, depolanması, taşınması ve dağıtılması süreçlerinde izlenmesi gereken kuralları belirlemektedir. Taraf ülkeler arasında tedavi maddelerinin paylaşımı ve bilgi alışverişi teşvik edilmekte; tedaviye ihtiyaç duyan hastaların daha hızlı ve etkin bir şekilde bu maddelere ulaşması amaçlanmaktadır.

1 Ocak 1983’te düzenlenen ve 1 Ocak 1985’te yürürlüğe giren İnsan Kökenli Tedavi Maddelerine ilişkin Avrupa Anlaşmasına Ek Protokole (AAS 109) (Additional Protocol to the European Agreement on the Exchange of Therapeutic Substances of Human Origin (ETS No. 109) göre “Avrupa Ekonomik Topluluğu bu Anlaşmaya imza suretiyle Taraf olabilir. Avrupa Ekonomik Topluluğu bakımından Anlaşma bu imzayı takip eden ayın il gününde yürürlüğe girecektir.”

İnsan Kökenli Tedavi Maddelerine İlişkin Avrupa Anlaşması

Önsöz

Bu anlaşmanın imzacıları olan hükümetler Avrupa Konseyinin üyesi olduklarından,

İnsan kökenli, tedavi amaçlı maddelerin doğaları sonucu bir insan tarafından verildiği için hudutsuz miktarlarda elde edilmesi mümkün olmadığını dikkate alarak;

Üye ülkelerin, Avrupa dayanışma ruhu içerisinde, bu tedavi maddelerinin ihtiyaç duyulduğu hallerde tedariki için bir birlerine yardım etmelerinin son derece arzu edilir olduğunu dikkate alarak;

Bu yardımın ancak, bu tedavi maddelerinin nitelikleri ve kullanımlarının üye devletler tarafından müştereken konulacak kurallara bağlı kılınmasına ve gerekli ithalat kolaylıkları ile muafiyetlerin tanınması şartı ile mümkün olacağını dikkate alarak,

Aşağıdaki hususlarda anlaşmışlardır:
Madde 1

Bu Anlaşmanın amaçları bakımından “insan kökenli tedavi maddeleri” deyimi insan kanı ile türevlerini ifade etmektedir.

Bu Anlaşmanın hükümleri iki ve daha fazla Anlaşmacı Taraf arasında mektup değişimi ile insan kaynaklı başka tedavi maddelerini de kapsayacak şekilde genişletilebilir.

Madde 2

Anlaşmacı Taraflar, ellerinde yeteri kadar insan kökenli madde stoku bulunmak şartıyla, bu maddeleri acil ihtiyaç duyan diğer Tarafların emrine sunmayı ve sadece, toplama, işleme ve taşınma için yapılan masrafları talep etmeyi taahhüt ederler.

Madde 3

İnsan kökenli tedavi maddeleri diğer Anlaşmacı Taraflara, bunlar üzerinden herhangi bir kâr sağlamamak, bunları sadece tıbbi amaçlar için kullanmak ve ancak ilgili hükümetin tayin ettiği mercie teslim edilmek şartlarına uyulmak üzere verilebilir.

Madde 4

Anlaşmacı Taraflar, insan kökenli tedavi maddelerinin nitelikleri ile ilgili asgari gereksinimlere, ve bu Anlaşmanın Protokolünde gösterilen etiketleme, ambalajlama ve sevkiyat ile ilgili düzenlemelere riayet edildiğini belgeleyeceklerdir.

Bu alanda katıldıkları uluslararası standartlarla ilgili olarak bütün kurallara riayet edeceklerdir.

İnsan kökenli tedavi maddelerinin her sevkiyatı ile birlikte, bunların Protokoldeki şartnamelere uygun olarak hazırlandığını belirten bir belge eklenecektir. Bu belge Protokole Ek 1’de bulunan modele göre olacaktır.

Protokol ve ekleri, bu Anlaşmaya Taraf olan hükümetler tarafından değiştirilebilir veya bunlara ekleme yapılabilir.

Madde 5

Anlaşmacı Taraflar, başka Taraflarca kendilerine sunulan tedavi maddelerinin her türlü gümrük vergisinden
muaf kılınması için bütün gerekli önlemleri alacaklardır.

Ayrıca bütün bu maddelerin bu Anlaşmanın 3. Maddesinde adı geçen alıcılara en kısa yoldan süratle teslim
edilmelerini sağlamak için bütün gerekli tedbirleri alacaklardır.

Madde 6

Anlaşmacı Taraflar, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri vasıtasıyla birbirlerine, bu Anlaşmanın 4. Maddesinde
belirlenen belgeleri vermeye yetkili kılınan kuruluşların listesini göndereceklerdir.

Madde 7

Bu Anlaşma Avrupa Konseyi üyelerinin imzasına açık olacak ve bunlar aşağıdaki işlemlerden birini yaparak
Anlaşmaya taraf olabileceklerdir:

a – onay konusunda bir çekince konmadan imza; veya
b – onay ile ilgili çekince konularak ve daha sonra onaylamak suretiyle.

Onay belgeleri Avrupa Konseyi Genel Sekreterine tevdi edilecektir.

Madde 8

Bu Anlaşma, Avrupa Konseyinin üyesi tarafından, 7. Maddeye göre onay çekincesi olmadan imzalanması veya onaylanmasından sonraki ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

Anlaşmayı daha sonra onayla ilgili çekince koymadan imzalayan veya onaylayan Avrupa Konseyinin herhangi bir üyesi bakımından Anlaşma, imzayı veya katılım belgesinin tevdiini takip eden ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.

Madde 9

Avrupa Bakanlar Komitesi üye olmayan herhangi bir devleti var olan karara katılmaya davet edebilir bu
katılma ayın ilk gününde Avrupa Konseyi Genel Sekreteri ile gerçekleşmelidir.

Madde 10

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Konsey üyesi ülkelere ve katılımcı Devletlere:

a – Bu Anlaşmanın yürürlüğe giriş tarihi ile Anlaşmayı onay için çekince koymadan imzalayan veya
onaylayan üyelerin isimlerini;
b – 9. Maddeye herhangi bir katılım belgesinin tevdi edilmesini;
c –  11. Maddeye göre alınan herhangi bir bildiriyi ve bunun etkili olma tarihini;
d – 4 Maddenin 4. Fıkrası gereğince Protokolde veya eklerinde yapılan değişiklikleri bildirecektir.

Madde 11

Bu Anlaşma süresiz olarak yürürlükte kalacaktır.

Anlaşmacı Taraflardan herhangi biri, Anlaşmanın kendi bakımından uygulanmasını, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bir yıllık ihbarda bulunmak suretiyle son verebilir.

Usulüne göre yetkili kılınmış olan, aşağıda imzaları bulunan temsilciler bu Protokolü imzalamışlardır.

Avrupa Konseyi arşivinde saklanacak her iki metin de aynı derecede geçerli olmak üzere, İngilizce ve Fransızca dillerinde 15 Aralık 1958 tarihinde Paris’te imzalanmış olup onaylanmış kopyalar Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından her bir üye devlete, bu Protokolün hazırlanmasına iştirak eden üye olmayan devletlere ve bu Protokolü onaylamak üzere davet edilmiş olan herhangi bir devlete gönderilecektir.

Mondros Ateşkes Antlaşması

0
Mondros Ateşkes Antlaşması

Mondros Ateşkes Antlaşması, Birinci Dünya Savaşının yenilenleri arasında olan Osmanlı Devleti ile Müttefik Devletler adına hareket eden İngiltere arasında 30 Ekim 1918’de Mondros’ta imzalanmıştır. Mondros Ateşkes Antlaşması, Silah Bırakışımı Sözleşmesidir. Sözleşme, 1919 yılından itibaren başlayan Kurtuluş hareketi sonrasında geçerliliğini yitirmiş, 1922 yılında  Mudanya Ateşkes Antlaşması ile yeni Silah Bırakışımı Sözleşmesi imzalanmıştır.

100 yıl önce Mondros Mütarekesi’ni imzalamaya giden Osmanlı heyeti. Solda oturan heyet başkanı Bahriye Nazırı Rauf Bey (Orbay), sağda oturan Hariciye Müsteşarı Reşat Hikmet Bey. Arkada sağda heyet katibi Ali Bey (Türkgeldi), ortada Yzb. Tevfik, solda yaver Yz Sait

Mondros Ateşkes Antlaşması; Müttefik Devletlerin yetkili kıldığı İngiltere Hükümeti adına Akdeniz Donanması Başkomutanı Oramiral Sir Arthur Cough Calthorpe ile, Osmanlı Devleti adına Donanma Bakanı Sayın Hüseyin Rauf(Orbay), Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Reşat Hikmet Bey ve Yarbay Sadullah Bey tarafından  Limni Adasının Mondros Limanında Agamemnon Zırhlısında imzalanmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu Dönemi Antlaşmaları arasında yer alan Mondros Ateşkes Antlaşması 25 maddeden oluşmaktadır. Ağır şartlar taşıyan Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devleti açısından 1. Dünya Savaşı sona ermiş, silahlı çatışmalar durdurulmuştur. Sözleşme, Osmanlı Devleti’nin yıkılışını ve neredeyse tüm toprakların işgalini hukuki altyapıya kavuşturmuş, imparatorluk fiilen sona ermiştir.

Mondros Ateşkes Antlaşması 

Mondros, 30 Ekim 1918

İngiltere Hükümetinin, Müttefikleriyle anlaşmış olarak, yetkili kıldığı İngiltere’nin Akdeniz Donanması Başkomutanı Sayın Oramiral Sir Arthur Cough Calthorpe ile, Türk Hükümetinin yetkili kıldığı Donanma Bakanı Sayın Rauf Bey, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Sayın Reşat Hikmet Bey ve Genelkurmay’dan Yarbay Sadullah Bey arasında kararlaştırılıp bağıtlanan Silah Bırakışımı koşulları:

1. Çanakkale ve Karadeniz Boğazlarının açılması ve Karadeniz’e geçişin sağlanması; Çanakkale ve Karadeniz Boğazları kalelerinin Müttefiklerce işgal edilmesi.
2. Türk sularındaki tüm mayın tarlalarının, torpido kovanlarının ve öteki engellerin yerlerinin gösterilmesi ve bunların taranması ya da kaldırılması için, istemde bulunulunca, yardım edilmesi.
3. Karadeniz’deki mayınlara ilişkin eldeki tüm bilgilerin verilmesi.
4. Müttefik savaş tutsakları ve gözaltında bulundurulan ya da tutsak olan Ermenilerin tümünün İstanbul’da toplanarak, hiç bir koşula bağlı olmaksızın, Müttefiklere teslim edilmesi.
5. Sınırların denetlenmesi ve iç güvenliğin sağlanması için gerekli olan askeri birlikler dışında, Türk Ordusunun gecikmeksizin terhis edilmesi (Birliklerin insan gücü ve konuşu, daha sonra, Müttefiklerce, Türk Hükümetine danışılarak, saptanacaktır).
6. Türk karasularında ya da Türkiye’nin işgalindeki sularda bulunan tüm savaş gemilerinin teslim edilmesi; Türk karasularında kolluk ya da benzeri amaçlar için gerekli görülebilecek belirli küçük gemiler dışında, anılan gemilerin gösterilecek Türk limanında ya da limanlarında gözaltına alınması.
7. Müttefiklerin, kendi güvenliklerini tehdit edecek herhangi bir durum ortaya çıkarsa, herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkı bulunması.
8. Şu sırada Türk işgali altında olan tüm limanların ve barınakların Müttefik gemilerince özgürce kullanılması ve düşman tarafından kullanılmasının önlenmesi, özdeş koşullar, ticaret ve Ordunun terhisi amaçları için Türk sularında bulunan Türk ticaret gemilerine de uygulanacaktır.
9. Tüm Türk limanlarında ve tersanelerinde her türlü gemi onarımı kolaylıklarından yararlanılması.
10. Toros tünel sisteminin Müttefiklerce işgali.
11. Kuzey – batı İran’daki Türk Birliklerinin gecikmeksizin savaş öncesi sınırların gerisine çekilmeleri için daha önce verilmiş bulunan buyruk yerine getirilecektir.
Kafkasların [Trans – Caucasia, Maverai Kafkas) bir bölgesinin Türk Birliklerince boşaltılması daha önce buyrulmuş bulunmaktadır; bu bölgenin geri kalan bölümünün boşaltılmasına, oradaki durum Müttefiklerce incelendikten sonra, gerek görülürse, girişilecektir.
12. Türk makamlarının haberleşmeleri dışında, tüm telsiz telgraf ve kablo istasyonlarının Müttefiklerce denetim altına alınması.
13. Denizciliğe, askerliğe ve ticarete ilişkin her türlü gereçlerin yok edilmesinin önlenmesi.
14. Ülkenin gereksinimleri karşılandıktan sonra, Müttefiklere Türk kaynaklarından kömür, akaryakıt ve deniz gereçleri satın alma kolaylıkları gösterilmesi.
Bu nesnelerden hiçbiri ihraç edilmeyecektir.
15. Kafkasya demiryollarının şu sırada Türk .denetimi altında bulunan bölümlerini de kapsamak üzere, tüm demiryollarında, halkın gereksinimleri gereği gibi göz önünde tutulmak koşuluyla, Müttefik makamlarının bunları tümüyle diledikleri gibi kullanabilmeleri amacıyla, Müttefik Denetleme görevlilerinin yerleştirilmesi.
Bu hüküm Batum’un Müttefiklerce işgalini de kapsar. Türkiye, Bakü’nun Müttefiklerce işgaline hiçbir biçimde karşı çıkmayacaktır.
16. Hicaz’da, Asir’de, Yemen’de, Suriye’de ve Irak’da tüm garnizonların en yakın Müttefik komutanına teslim olmaları ve, 5. Maddede öngörülen düzenin korunması için gerekenler dışında, tüm Birliklerin Kilikya’dan çekilmesi.
17. Trablus ve Bingazi’deki tüm Türk Subaylarının en yakın İtalyan garnizonuna teslim olmaları. Bunlar teslim olma buyruğuna uymazlarsa, Türkiye, bu Subaylara ikmal gönderilmesini ve kendileriyle haberleşmenin kesilmesini sağlamayı yükümlenir.
18. Mısrata’yı da kapsamak üzere, Trablus ve Bingazi’de işgal edilen tüm limanların en yakın Müttefik garnizonuna teslimi.
19. Denizci, asker ve sivil tüm Almanların ve Avusturyalıların bir ay içinde Türk ülkelerinden çıkartılması; uzak bölgelerdekilerin de olanaklı en erken bir tarihte çıkartılması.
20. Beşinci Madde uyarınca terhis edilecek Türk Ordusunun, taşıtlarıyla birlikte, araç ve gereçlerinin, silahlarının ve cephanesinin kullanılış biçimi konusunda verilebilecek buyrukların yerine getirilmesi.
21. Müttefiklerin çıkarlarını korumak için Türk Donatım [İaşe] Bakanlığına bir Müttefik temsilcinin atanması. Bu temsilciye, işbu amacın gerektirdiği tüm bilgilerin verilmesi.
22. Türk tutsaklarının Müttefik Devletler buyruğunda tutulması. Askerlik çağı dışındaki Türk sivil tutsakların salıverilmesi konusu göz önünde tutulacaktır.
23. Türkiye bakımından Merkez Devletleri [Almanya, Avusturya] ile tüm ilişkilerin kesilmesi zorunluğu.
24. Altı Ermeni ilinde [Vilayatı sitte] karışıklık çıkarsa, Müttefikler bu illerin herhangi bir bölümünü işgal etme hakkını ellerinde tutarlar.
25. Müttefiklerle Türkiye arasında düşmanca eylemler 31 Ekim 1918 Perşembe günü, yerel saatle öğleden başlamak üzere, duracaktır.
Limni’de, Mondros limanında, İngiltere Kırallığının Agamemnon Savaş Gemisinde, 30 Ekim 1918’de, iki örnek olarak, imzalanmıştır.

ARTHUR CALTHORPE

HÜSEYİN RAUF,
REŞAD HİKMET,
SADULLAH

Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalandığı Agamemnon zırhlısı

ILO-2 No’lu İşsizlik Sözleşmesi

0

ILO-2 No’lu İşsizlik Sözleşmesi, 29 Ekim 1919 tarihinde Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) tarafından kabul edilmiş, Türkiye sözleşmeyi 916.02.1950 tarihinde 5543 sayılı yasa ile onaylamıştır. Sözleşmenin onaylandığına dair yasa Resmi Gazetenin 18.02.1950 tarihli sayısında yayınlanarak sözleşme yürürlüğe girmiştir. Sözleşme, merkezi bir makamın kontrölüne tabi resmi parasız iş bulma büro sistemi kurulmasını öngörmüştür.

ILO-2 No’lu İşsizlik Sözleşmesi

Kabul Tarihi: 29 Ekim 1919

Kanun Tarih ve Sayısı: 16.02.1950 / 5543

Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 18.02.1950 / 7346

Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti tarafından 29 Ekim 1919 da Washington’a davet olunan Milletler Cemiyetinin Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Konferansı,

Washington Toplantısı gündeminin iknci maddesini teşkil eden “İşsizliği önleme ve onun sonuçlarına bir çare bulma araçlarına müteallik” bazı tekliflerin kabulünü ve

Bu tekliflerin Milletlerarası bir sözleşme şeklinde kaleme alınmasını ve kararlaştırıldıktan sonra,

Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyeleri tarafından, 28 Haziran 1919 tarihli Versay ve 10 Eylül 1919 tarihli Sen-Jermen Antlaşmalarının çalışmaya ait kısmı hükümleri gereğince onanmak üzere, aşağıdaki Sözleşme tasarısını kabul eder.

MADDE 1

Bu sözleşmeyi onayan her üye, üç ayı geçmemesi gereken, mümkün mertebe kısa fasılalarla, işsizliğe karşı savaşma hususunda alınmış ve alınacak tedbirlere dair her türlü bilgiler dahil, işsizliğe müteallik olarak elde mevcut bütün malumat, istatistik ve saireyi, Milletlerarası Çalışma Bürosuna gönderecektir.Buna imkan bulunduğu her defa , bu malumat, onların taalluk ettiği devreyi takibeden üç ay zarfında gönderilmeleri kabil olacak şekilde toplanılmalıdır.

MADDE 2

Bu Sözleşmeyi onayan her üye, merkezi bir makamın kontrölüne tabi bir resmi parasız iş bulma büro sistemi kurulmalıdır. Patron ve işçilerin temsilcilerini de ihtiva eylemesi gereken komiteler tayin edilecek ve bu büroların işlemesine müteallik her hususta mütalaaları alınacaktır.

Parasız resmi ve özel iş bulma büroları aynı zamanda mevcut olduğu takdirde, bu büroların işlerinin milli bir plan dahilinde koordine edilmesi için tedbirler alınmalıdır. Türlü milli sistemlerin işleme tarzları, ilgili memleketlerle müteabık kalınmak suretiyle, Milletlerarası Çalışma Bürosu tarafından koordine edilecektir.

MADDE 3

Bu Sözleşmeyi onamış olup da, işsizliğe karşı bir sigorta sistemi kurmuş bulunan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı üyeleri, ilgili üyelerle anlaşmak suretiyle, tesbit edilecek şartlar içinde, bu üyelerden birinin uyruğu olan işçilerden kedni toprağı içinde çalışanlara, kendi uyruğu işçilerin aldıkları miktara eşit sigorta ödeneği almak imkanını verecek tedbirler sağlamalıdırlar.

MADDE 4

Bu Sözleşmenin 28 Haziran 1919 tarihli Versay ve 10 Eylül 1919 tarihli Sen-Jermen Antlaşmalarının 13 üncü kısmında derpiş edilen şartlar içinde kesin şekilde onanmalarına müteallik belgeler, Milletler Cemiyeti Genel Sekreterliğine gönderilecek ve onun taarafından tescil edilecektir.

MADDE 5

Bu Sözleşmeyi onayan Milletlerarası Çalışma Teşkilatının her üyesi, onu kendi kendisini idare etmeyen sömürgelerine veya hakimiyetlerine tabi, yahut himayeleri altındaki memleketlere, aşağıdaki ihtirazı kayıtlarla uygulamayı taahhüt eder.

Sözleşme hükümleri ,mahalli şartlar yüzünden uygulanamaz halde bulunmalıdır.

Sözleşmeyi mahalli şartlara uydurmak için lüzumlu olan değişiklikler bu Sözleşmede yapılabilmelidir.

Her üye kendi kendini tamamen idare etmeyen sömürgeleri veya hakimiyetlerine tabi, yahut himayeleri altındaki memleketler hakkındaki kararını Milletlerarası Çalışma Bürosuna bildirmelidir.

MADDE 6

Milletlerarası Çalışma Teşkilatının üç üyesinin onama belgeleri Sekreterlikte tescil edilmesi akabinde, Milletler Cemiyeti Genel Sekreteri keyfiyeti, Milletlerarası Çalışma Teşkilatının bütün üyelerine tebliğ edecektir.

MADDE 7

Bu Sözleşme, Milletler Cemiyeti Genel Sekreteri tarafından bu tebliğin yapıldığı tarihte yürürlüğe girecektir. Sözleşme, ancak onama belgelerini Sekreterlikte tescil ettiren üyeleri bağlayacaktır.

Daha sonra; bu Sözleşme, diğer herhangi bir üye hakkında bu üyenin onama belgesi Sekreterlikte tescil edildiği tarihte yürürlüğe girecektir.

MADDE 8

Bu Sözleşmeyi onayan her üye, onun hükğmlerini en geç, 1 Temmuz 1921 de uygulamayı ve bu hükümlerin fiil alanına geçmesi için gerekli tedbirleri almayı taahhüt eder.

MADDE 9

Bu Sözleşmeyi onayan her üye, onun ilk yürürlüğe giriş tarihinden itibaren onyıl geçtikten sonra, Milletler Cemiyeti Genel Sekreterliğine göndereceği ve bu sekreterliğin tescil edeceği bir ihbarname ile feshedilebilir. Fesih, Sekreterlikte tescilinden ancak bir yıl sonra muteber olur.

MADDE 10

Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulunun, en az her on yılda bir defa. Bu Sözleşmenin uygulanma durumu hakkında Genel Konferansa bir rapor vermesi ve Sözleşmenin yeniden gözden geçirilmesi veya tadili meselesinin konferans gündemine alınıp alınmaması gerektiği hususunda bir karar alması lazımdır.

MADDE 11

Bu Sözleşmenin Fransızca ve İngilizce metinlerinin her ikisi muteber olacaktır.